İSLÂM ÂLİMLERİ ANSİKLOPEDİSİ

HİCRİ BİRİNCİ ASIR
ÖNSÖZ İlmi arttıkça görüş açısı büyüyen ve bilgisi dışındaki konular hakkında hüküm vermekten kaçınan, bildiklerinin doğruluğunu devamlı tetkik eden büyük İslâm âlimleri adetâ unutuldu. “Alimin uykusu ibadettir.” “Kıyâmet günü, şehîdlerin kanını, âlimlerin mürekkebi ile tartarlar. Mürekkep ağır gelir.” “Alimler Peygamberlerin vârisleridir.” hadîs-i şerîfleri ile medh edilen binlerce İslâm âlimi ve eserleri kütüphane köşelerinin tozlu raflarına okunmamaya, öğrenilmemeye, hatırlanmamaya âdeta terk edilmiştir. İlim, âlimle beraber bulunursa herkes ondan istifade eder. Alimin olmadığı ve kitaplarının hakkıyla tetkik edilip öğrenilmediği yerde ilimden söz edilemez. Âlimin, dolayısıyla ilmin olmadığı milletlerde peşin hükümler, bâtıl i’tikâdlar, derme çatma bilgiler, hüküm sürer. Milletlerin günlük hayatlarında dînin, örf ve âdetlerin önemli bir yeri vardır. Dînî bilgiler Peygamber efendimizden itibaren hiç bozulmadan esas şekliyle hakîki İslâm âlimleri tarafından günümüze kadar nakledilmiştir. Millete istikamet veren bu bilgiler aslından uzaklaştırılıp hurafeler haline geldiği zaman sosyal hayatta büyük yaralar açılarak mâzi ile kopukluk meydana gelir. Bu duruma düşmemek için târihin derinliklerine kol atmış, cemiyete nizam, intizam ve huzur sağlamış ana kaynaklar bilinmeli, âlimler tanınmalı ve onlardan istifâde edilmelidir. Bindörtyüz seneden beri İslâmiyeti kabul eden milletlerde, bilhassa Türklerin kurdukları devletlerde onlara yön veren âlimler o kadar çok ki; hiçbir şeyden çekinmeyerek doğruyu ve hakkı söyleyen, savaş meydanlarında en güç zamanlarda kumandanlara, askerlere kuvvet ve azimle çarpışma şevki veren bu büyük insanlardır. Her birinin hayatında târih ve açılan her sayfada âb-ı hayat gibi ilim vardır. Peygamber efendimizden günümüze kadar bütün müslümanları kucaklayan, ilimleri ile amel eden, örnek olmuş âlimlerden bir kısmının hayatını tanıtmayı bir vazife bildik. Hicrî her asırda yaşıyan âlimlerden meşhûr olanlarının hayatını, ilmini, insanlara hak ve hakikati anlatan hikmetli sözlerini, menkıbelerini ihtisas sahibi geniş bir heyete hazırlattık. Her maddenin sonunda da o âlimin hayatına ait kaynaklar yazıldı. Başta mübârek Peygamber efendimiz olmak üzere, Eshâb-ı kirâmın ve onları takip eden İslâm âlimlerinin sözleri ve kitapları, ana kaynaklarımız olmuştur. Hiçbir milletin bu şekilde âlimlerle iç içe yaşayışı ve müşterek kültürleri yoktur. Sağlam karakterler, sağlam istikametler maziden güç alarak kazanılır. Alimin ve ilmin bulunduğu milletlerde unutulmaz târihî sanat eserleri de vardır. İlim ve sanat iç içedir. Bu bakımdan yüzyıllardır medeniyetler kurmuş Türk-İslâm devletlerinin bırakmış oldukları sanat eserlerini âlimlerin hayatları ile beraber resimleyeceğiz. En büyük hazinenin doğru bilgi olduğu düşünüldüğünde, bilginin kaynağı olan âlimlerin ehemmiyeti daha iyi anlaşılır. Bu bakımdan Hicrî asırlara göre âlimleri anlatan bu 18 ciltlik eserimizin müracaat kaynağı olacağı daha iyi anlaşılır. Okuyunca sizler de buna hak vereceksiniz. Bütün neşriyatımızda hedef mükemmel olanı takdim etmektir. En büyük yardımcımız Cenabı Haktır. Saygılarımızla

MUHAMMED “ALEYHİSSELÂM”
Allahü teâlânın bütün dünyâdaki insanlar arasında, her bakımdan, en üstün, en güzel, en şerefli olarak yarattığı ve bütün insanlara peygamber olarak seçip gönderdiği, son ve en üstün peygamber. Her şey O’nun hürmetine yaratıldı. O, Allahü teâlânın resûlü, son peygamberidir. Allahü teâlâ bütün peygamberlerine ismi ile hitap ettiği hâlde, O’na Habîbim (sevgilim) diyerek hitap etmiştir. Allahü teâlâ bir hadîs-i kudsîde: “Sen olmasaydın, sen olmasaydın, hiç bir şeyi yaratmazdım!” buyurdu. Bütün mahlûkatı O’nun şerefine yaratmıştır. Allahü teâlâ kullarına râzı olduğu yolu göstermek için çeşitli kavimlere -1-

zaman zaman peygamberler göndermiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise son Peygamber olarak bütün insanlara ve cinlere gönderdi. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.) “Hatem-ül-enbiyâdır.” Her peygamber, kendi zamanında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Muhammed “aleyhisselâm” ise, her zamanda, her memlekette, yani dünyâ yaratıldığı günden, kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünü, en fazîletlisidir. Hiçbir kimse hiç bir bakımdan O’nun üstünde değildir. Allahü teâlâ her şeyden önce Muhammed “aleyhisselâm”ın nurunu yarattı. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah bin Câbir (r.a.) (Yâ Resûlallah, Allahın her şeyden evvel yarattığı şey nedir, bana söyler misin?) deyince; Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her şeyden evvel senin peygamberinin yani benim nurumu kendi nûrundan yarattı. O zaman ne Levh, ne kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne sema (gökler) ne arz (yeryüzü), ne güneş, ne ay, ne insan, ne de cin vardı.” Âdem “aleyhisselâm” yaratılınca Arş-ı A’lâda nûr ile yazılmış, “Ahmed” ismini gördü. “Yâ Rabbi bu nûr nedir?” diye sorunca Allahü teâlâ “Bu, senin zürriyetinden bir peygamberin nurudur ki, onun ismi göklerde (Ahmed) ve yerlerde (Muhammed)’dir. Eğer O, olmasaydı, seni yaratmazdım.” buyurdu. Âdem (a.s.) yaratılınca alnına Muhammed aleyhisselâmın nuru kondu ve o nur, onun alnında parlamaya başladı. Âdem (a.s.)’dan itibaren babadan oğula intikâl ederek asıl sahibi Muhammed aleyhisselâma ulaştı. Muhammed aleyhisselâm hicretten 53 sene evvel Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi, sabaha karşı, Mekke’de doğdu. Târihçiler, bugünün milâdî sene ile 571 senesinin Nisan ayının yirmisine rastladığını söylüyor. Doğmadan birkaç ay önce babası, altı yaşında iken de annesi vefât etti. Bu sebepten Peygamber efendimize Dürr-i Yetim (Yetimlerin incisi) lâkabı da verilmiştir. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kaldı. Sekiz yaşında iken dedesi de vefât edince, amcası Ebû Tâlib’in yanında kaldı. Yirmibeş yaşında iken Hadîce-tül-Kübrâ ile evlendi. Bu hanımından doğan ilk oğlunun adı Kâsım idi. Bundan dolayı Peygamberimize Ebü’l Kâsım (Kâsım’ın babası) da denildi. Araplarda böyle künye ile anılmak âdetti. Kırk yaşında iken, bütün insanlara ve cinne peygamber olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi. Üç sene sonra herkesi îmâna çağırmağa başladı. Elli iki yaşında iken Mi’râc vuku buldu. Milâdın 622 yılında 53 yaşında olduğu hâlde, Mekke’den Medine’ye hicret etti. Yirmiyedi kerre muharebe yaptı. 11 (m. 632) senesinde Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi günü öğleden evvel 63 yaşında iken vefât etti. SOYU Muhammed aleyhisselâmın nuru, Âdem aleyhisselâmdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek gelmiştir. Kur’ân-ı kerîmde Şu’arâ sûresi ikiyüzondokuzuncu (219) âyetinde, “Sen, ya’ni Senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” buyurulmaktadır. Hadîs-i şerîfte de: “Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücûda getirdi. Sonra, bu kısımlarından en iyisini Arabistan’da yetiştirdi. Beni bunlardan vücûda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip, beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde, benim ruhum ve cesedim mahlûkların en iyisidir. Benim silsilem, ecdadım en iyi insanlardır.” buyuruldu. Yaratılan ilk insan olan Âdem aleyhisselâm, Muhammed aleyhisselâmın zerresini taşıdığı için alnında onun nuru parlıyordu. Bu zerre Hz. Havva’ya ondan da Şît aleyhisselâma ve böylece, temiz erkeklerden temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti. Muhammed aleyhisselâmın nuru da, zerre ile birlikte alınlardan alınlara geçti. Melekler ne zaman Âdem aleyhisselâmın yüzüne baksalar alnında Muhammed aleyhisselâmın nurunu görürler ve ona salevât okurlardı. Yani: “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed” derlerdi. Âdem (a.s.) vefât edeceği zaman oğlu Şît aleyhisselâma dedi ki: (Yavrum! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nurudur. Bu nuru, mü’min, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyyet et!). Muhammed aleyhisselâma gelinceye kadar, bütün babalar, oğullarına böyle vasiyyet etti. Hepsi bu vasiyyeti yerine getirip, en asil ve en kibar kızlar ile evlendiler. Nur, temiz alınlardan, temiz kadınlardan geçerek sahibine ulaştı. Resûlullahın (s.a.v.) dedelerinden birinin iki oğlu olsa, yahut bir kabile iki kola ayrılsa Muhammed aleyhisselâmın soyu, en şerefli ve hayırlı olan tarafta bulunurdu. Her asırda O’nun dedesi olan zât, yüzündeki nurdan belli olurdu. O’nun nurunu taşıyan seçilmiş bir soy vardı ki, her asırda bu soydan olan zâtın yüzü pek çok güzel ve nurlu olurdu. Bu nûr ile kardeşleri arasında belli olur, içinde bulunduğu kabile başka kabilelerden daha üstün, daha şerefli olurdu. Âdem (a.s.)’dan beri evlâttan evlâda geçerek gelen bu nûr İbrâhîm aleyhisselâma, ondan da oğlu İsmâil aleyhisselâma geçmiştir. Onun da alnında sabah yıldızı gibi parlayan nur, evlâtlarından Adnan’a, Ondan da (Me’âdd) ve (Nizâr) a intikal etmiştir. Nizâr doğunca babası Me’âdd, oğlunun alnındaki nuru görüp sevinmiş, büyük bir ziyafet vererek böyle oğul için, bu kadar ziyafet az bir şey dediği için oğlunun adı Nizâr (az birşey) kalmıştır. Bundan sonra da nûr oğuldan oğula intikal ederek asıl sahibi sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma ulaştı. Peygamberimizin (s.a.v.) soyu Adnan’a kada şöyledir: -2-

Muhammed Aleyhisselâm, Abdullah bin Abdülmuttalib, Abdülmuttalib (Şeybe), Hâşim (Amr), Abdü Menaf (Mugîre), Kuseyy (Zeyd) Kilâb, Mürre, Kâ’b, Lüveyy, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Mudrike (Âmir), İlyâs, Mudar, Nizâr, Me’âdd, Adnân. Peygamberimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîfte şöyle buyurdu: “Ben, Abdullah, Abdülmuttalib, Hâşim, Abdü Menaf, Kuseyy, Kilâb, Mürre, Kâ’b, Lüveyy, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike, İlyâs, Mudar, Nizâr, Me’âdd, Adnan oğlu Muhammedim. Mensûb olduğum topluluk, ne zaman ikiye ayrılmış ise, Allah beni muhakkak onların en hayırlı olan tarafında bulundurmuştur. Ben câhiliyyet, ahlâksızlıklarından hiçbir şey bulaşmaksızın ana ve babamdan meydana geldim. Ben, Âdemden babama ve anneme gelinceye kadar, hep nikâhlı anne babadan meydana geldim. Ben ana ve baba itibariyle en hayırlınızım.” Başka bir hadîs-i şerîfte de, “Allahü teâlâ, İbrâhîmoğullarından İsmâil’i seçti. İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını seçti. Kinâneoğullarından Kureyşi seçti. Kureyşten Hâşimoğullarını seçti. Hâşimoğullarından Abdülmuttaliboğullarını seçti. Abdülmuttaliboğullarından da beni seçti.” buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundandır. Babası Abdullah’dır. Abdullahın babası Abdülmuttalib, annesi de Fâtımâ binti Amr’dır. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, Mekke’nin hakimi ve Arapların şeref itibariyle en üstün kabilesi olan Kureyş kabilesine mensûbtu. Abdülmuttalib’in alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parladığından Kureyş kavmi onunla bereketlenirdi. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, oğulları arasında en çok Abdullah’ı severdi. Çünkü onun alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parlıyordu. Abdullah babası Adülmuttalib’e şöyle derdi: “Babacığım, her nereye gitsem belimden bir nûr çıkıyor. Sonra toplanıp, başımın üstünde bulut gibi duruyor. Tekrar gelip belime giriyor. Ne zaman bir yere otursam yer bana diyor ki: Ey Abdullah, sana selâm olsun. Muhammed’in (s.a.v.) nuru sende emanettir. Ne zaman bir kuru ağaç altına otursam, derhal yeşerip bana gölge oluyor. Kalkıp gidince de yine kuru oluyor. Ey babacığım bu hal nedir? Abdülmuttalib: Ey oğlum, sana müjdeler olsun ki, insanların ve cinlerin efendisi ve Peygamberi senin sulbünden gelse gerektir, demiştir. Abdullah’ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu. Alnındaki nurdan dolayı iki yüze yakın kız, onunla evlenmek arzusu ile Mekke’ye gelmişti. Abdülmuttalib ise Onu her yönüyle ona denk olan bir kız ile evlendirmek istiyordu. Bunun için Benî Zühre kabilesinin büyüğü Vehb bin Abd-i Menaf’ın kızı Âmine’yi oğlu Abdullah’a istedi. Vehb’in kızı Âmine, hem güzellik, hem ahlâk, hem de neseb itibariyle Kureyş kızlarının en üstünü idi. Ayrıca soy bakımından Abdullah ile bir kaç batın yukarıda birleşmekte idi. Abdülmuttalib, Vehb’in kızını oğlu Abdullah’a isteyince Vehb şöyle dedi: (Ey amcam oğlu, biz bu teklifi sizden önce aldık. Âmine’nin annesi bir rüya gördü. Anlattığına göre evimize bir nûr girmiş aydınlığı yeri ve gökleri tutmuş. Ben de bu gece rüyamda dedemiz İbrâhîmi (a.s.) gördüm. Bana; “Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’la kızın Âmine’nin nikâhlarını ben kıydım. Sen de onu kabul et” dedi. Bugün sabahtan beri bu rüyanın tesiri altındayım. Acaba ne zaman gelecekler, diye merak ediyordum.) Bu sözleri duyan Abdülmuttalib sevincinden (Allahü Ekber! Allahü Ekber!) diyerek tekbir getirdi. Nihayet oğlu Abdullah’ı Vehb’in kızı Âmine ile evlendirdi. Abdullah, Âmine ile evlenince alnında parlayan nur, Hz. Âmine’ye intikal etti. Abdullah’ın evlendiği geceye Türkiye’de ve birçok İslâm memleketlerinde bir asırdan beri Regâib kandili ismi verilmekte ise de bu yanlıştır. Regâib gecesi, Recep ayının ilk Cum’a gecesidir. Allahü teâlâ bu gecede, mü’min kullarına, ragîbetler, yani ihsanlar yapar. Bu gece yapılan ibadetlere kat kat sevab verilir. Muhammed aleyhisselâm’ın nuru ise Hz. Âmine’ye Cemâz-il-âhır ayında intikâl etmiştir. Cahiliyye devrinde ve İslâmiyetin ilk yıllarında, Arapların harbi harâm saydıkları aylarda, harb etmek istedikleri zaman ayların ismini ve sırasını değiştirmeleri, yani Cemâz-il-âhır ayına o sene Receb demeleri, Recep ayını bir ay ileri almaları, sebebiyle, halk içinde bu yanlışlık yayılmışsa da dinen ve ilmen bir kıymeti yoktur. Peygamberimizin (s.a.v.) nurunun Âmine validemize intikali şimdiki Cemâz-il-âhır ayındadır. Regâib gecesinde değildir. Hz. Âmine’nin, Muhammed aleyhisselâma hamile olduğu sırada Kureyş kabilesinde büyük bir darlık, kıtlık ve pahalılık olup, çok sıkıntı içerisinde idiler. Muhammed aleyhisselâmın ana rahmine düşmesiyle birlikte, onun hürmetine Allahü teâlâ Kureyş kabilesinin bağ ve bahçelerine, mahsullerine öyle bereket verdi ki, hepsi zengin oldular. Araplar o seneye (Senet-ül-feth ve’l ibtihâc) yani sevinç ve bolluk yılı dediler. Hz. Âmine hamile iken kocası Abdullah ticâret için Şam’a gitmişti. Dönüşünde hastalanıp Medine’ye geldiği sırada dayılarının yanında onsekiz yaşında iken vefât etti. Bu haber Mekke’de duyulunca çok büyük bir üzüntüye sebep oldu. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Abbas (r.a.) şöyle bildirmiştir: “Peygamberimizin (s.a.v.) babası Abdullah, oğlu doğmadan önce vefât edince melekler, (Ey Rabbimiz, Resûlün yetim kaldı) dediler. Allahü teâlâ; Onun koruyucusu ve yardımcısı benim, buyurdu.” Muhammed aleyhisselâmın doğmasına iki ay kadar zaman varken Fil vak’ası meydana geldi, insanların her taraftan akın akın gelip Kâ’beyi ziyâret etmesine engel olmak isteyen Yemen valisi Ebrehe, -3-

Bizans İmparatorunun da yardımı ile San’a da büyük bir kilise yaptırdı. İnsanların bu kiliseyi ziyâret etmelerini istedi. Araplar ise eskiden beri Kâ’beyi ziyâret etmekte olup, Ebrehe’nin yaptırdığı kiliseye hiç itibar etmediler. Hatta hakaret gözüyle baktılar, içlerinden biri de o kiliseyi kirletti. Bu hâdiseye kızan Ebrehe, Kâ’beyi yıkmaya karar verdi ve bu maksatla büyük bir ordu hazırlayıp Mekke üzerine yürüdü. Ebrehe’nin ordusu Mekke’ye yaklaşınca, Kureyşin mallarını yağma etmeye başladı. Abdülmuttalib’e ait ikiyüz deveye de el koymuşlardı. Abdülmuttalib, Ebrehe’ye gidip develerini istedi. Ebrehe ben sizin mukaddes Kâ’benizi yıkmaya geldim. Sen onu korumak istemiyorsun da develerini mi istiyorsun? dedi. Abdülmuttalib; “Ben develerin sahibiyim. Kâ’benin sahibi Allah’tır. Onu O korur” dedi. Ebrehe bana karşı onu koruyacak yoktur dedi ve Abdülmuttalib’e develerini verip gönderdi. Sonra Kâ’beyi yıkmak için ordusunu harekete geçirdi. Ebrehe’nin ordusunun önünde yürütülen ve böylece zafere kavuşulacağına inanılan (Mahmut) adında bir fil vardı. Ebrehe, Kâ’beye saldırmaya başlayınca bu fil yere çöküp asla yürümedi. Yönü Yemen’e çevrilince koşarak geri dönüyordu. Böylece Mekke’ye yaklaşıp hücum etmek istediği halde hücum edemeyen Ebrehe’nin ordusu üzerine Allahü teâlâ Ebâbil (Dağ Kırlangıcı) denilen kuşlardan bir sürü gönderdi. Ebâbil kuşlarının her biri, biri ağzında ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde üçer taş taşıyorlardı. Bu taşları Ebrehe’nin ordusu üzerine bıraktılar. Taşlar başlarından girip altlarından çıkıyordu. Taş isabet eden her asker, anında yere düşüp ölüyordu. Ebrehe kaçmak istedi. Taşlardan ona da isabet edip, kaçtıkça etleri parça parça dökülerek öldü. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Fil sûresinde bildirilmektedir. Böylece Kureyş kabilesi doğmak üzere olan Muhammed aleyhisselâmın hürmetine büyük bir düşmanın şerrinden kurtulmuştur. Muhammed aleyhisselâmın geleceği Adem aleyhisselâmdan itibaren her peygambere ve ümmetlerine müjdelene gelmiş ve doğması yaklaşınca birçok haberler ve müjdeler verilmiştir. Çeşitli hadîseler meydana gelmiştir. DOĞUMU Muhammed aleyhisselâm Hicret’ten 53 sene evvel Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Hâşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, miladî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan Alem nûr ile doldu. Kâinatın serveri, Mahbûb-ı Rabbilâlemîn (Allahın sevgilisi) Muhammed aleyhisselâm doğmuştu. Peygamber efendimizin (s.a.v.) doğduğu geceye “Mevlid Gecesi” denir. Mevlid doğum zamanı demektir. Bu gece Kadir Gecesi’nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gecede O, doğduğu için sevinenler affolunur. Bu gece Peygamberimizin (s.a.v.) doğduğu sırada görülen halleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevabtır. Peygamberimiz (s.a.v.) kendi de anlatırdı. Eshâb-ı kirâm da bu gece bir yere toplanırlar, okurlar ve anlatırlardı. Dünyanın her tarafındaki müslümanlar, her sene bu geceyi, Mevlid kandili olarak kutlamaktadır. Her yerde Mevlid kasîdeleri okunarak Resûlullah (s.a.v.) hatırlanılmaktadır. Her Peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştı. Bugün de, müslümanların bayramıdır. Neş’e ve sevinç günüdür. Peygamberimizin (s.a.v.) doğmasını annesi Hz. Âmine şöyle anlatıyor: (Doğum anı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bende korku ve ürperti kalmadı. O anda çok susamıştım. Hararetten yanıyordum. Yanımda süt gibi beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, evim o kadar nûrlandı ki, o nurdan başka birşey görmüyordum. O sırada çok hatunlar gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hatunlar, Abdi Menâf kabilesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökden yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm. Dediler ki, Onu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuşlar peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Bütün yer yüzünü doğudan batıya kadar gördüm. Üç alem (bayrak) dikilmişti. Onların biri maşrıkta (doğuda), biri magribte (batıda) biri de Kâ’benin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Muhammed (s.a.v.) doğar doğmaz, mübârek başını secdeye koydu ve şehâdet parmağını kaldırdı ve âniden gökden bir parça beyaz bulut indi, onu kapladı. Bir ses işittim: (Ona magribden maşrıka kadar her yeri gezdirin. Tâ ki, cümle Alem onu ismiyle cismiyle ve sıfatıyla görsünler) diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammedi (s.a.v.) bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada üç kişi gördüm ki, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. Muhammed’i (s.a.v.) o leğenin içine koydular. Mübârek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübârek başına güzel koku sürdüler, mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.) Muhammed aleyhisselâmın doğduğu sırada Hz. Âmine’nin yanında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa hatun, Osman bin Ebül-Âs’ın annesi Fâtıma hatun ve Peygamberimizin halası Safiye hatun vardı. -4-

Bunlar da gördükleri nuru ve diğer hadîseleri haber verdiler. Şifa hatun şöyle anlatıyor: (Ben, o gece Âmine’nin yanında yardımcı olarak bulunuyordum. Muhammed aleyhisselâm doğar doğmaz düâ ve niyaz ettiğini işittim. Gâibden (Yerhamüke Rabbüke) diye söylendi. Sonra bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü...) Bundan başka bir çok hadîseye şahit olan Şifa hatun: (Ne zaman ki, ona peygamberliği bildirildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân edenlerden biri de ben oldum.) demiştir. Safiye hatun da şöyle anlatmıştır: (Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada her tarafı bir nûr kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübârek başını kaldırıp açık bir dil ile (Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah) dedi. O’nu yıkamak istediğimde biz onu yıkanmış olarak gönderdik denildi. Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş olarak görüldü. O’nu kundağa sarmak istediğimde sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle birşeyler söylüyordu, kulağımı mübârek ağzına yaklaştırdım “Ümmetî, Ümmetî” (Ümmetim, ümmetim) diyordu. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, Muhammedin (s.a.v.) doğduğu sırada Kâ’bede Allah’a yalvarıp duâ etmekte iken müjde verdiler. Muhammed aleyhisselâmın doğduğu günde bir çok hâdiseler gören Abdülmuttalib böyle bir müjdeyi alınca çok sevinip onu görmeye gitti ve (Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır) dedi. Abdülmuttalib torununu görmeye Âmine’nin evine gitti. Hz. Âmine olan hadîseleri anlattı. Üç gün kimsenin göremeyeceğini söyleyince Abdülmuttalib çok ısrar etti. Onun üzerine Âmine validemiz, falan yerdedir dedi. Abdülmuttalib gitti. Fakat evin önünde yalın kılıç bekleyen bir zat gördü. İçeri girmek isteyince, Abdülmuttalib’in üzerine yürüdü. Abdülmuttalibe “Geri dön hiç bir kimse üç günden önce göremez. Zira bütün melekler onu ziyâret edecek. Bu ise üç gün sürer” dedi. Abdülmuttalib bu hâli Kureyşe anlatmak istedi. Fakat dili tutuldu ve yedi gün hiç bir şey konuşamadı. Abdülmuttalib böylesine büyük bir mutluluğu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifade etmesi için bıraktı. Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere “MUHAMMED” ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere: (Allah’ın ve insanların onu methetmelerini, övmelerini istediğim için) cevabını verdi. Annesi de O’na “AHMED” ismini koydu. Muhammed aleyhisselâm doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyâya teşrif etmesine alâmet olarak birçok hadîseler meydana gelmiştir. O zamanın meşhûr kimseleri daha Peygamberimiz (s.a.v.), doğmadan önce rüyalar görmüşlerdi. Bu rüyalarını kâhinlere ve zamanın meşhûr âlimlerine tâbir ettirdiklerinde hepsi de bu rüyalarının Muhammed aleyhisselâmın geleceğini gösterdiğini söylemişlerdir. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatmıştır: (Bir defasında uykuya dalmıştım. Bir rüya gördüm ve büyük ürpertiyle uyandım. Hemen bir kâhine gidip, rüyamı anlatıp, ta’bir ettirmek istedim. Yüzüme bakıp, ey Kureyşin reisi sana ne oldu. Yüzünde bambaşka bir hâl görülüyor. Yoksa mühim bir hadîse mi seni sarstı, dedi. Evet henüz hiç kimseye anlatmadığım dehşetli bir rüya gördüm, dedim. Sonra yanına oturup anlatmaya başladım. Bu gece uyurken bir rüya gördüm. Şöyle ki, çok büyük bir ağaç bir ucu semaya yükselmiş dalları doğuya ve batıya yayılmıştı. O ağaçtan öyle bir nûr saçılıyordu ki güneş yanında çok hafif kalır. Ba'zan gözüküyor, ba’zan gözden kayboluyordu. İnsanlar ona yönelmişti. Her an nuru artıyordu. Kureyş kabilesinden bir kısmı o ağacın dallarına tutunuyor, diğer bir kısmı da ağacı kesmeye çalışıyordu. Bir genç de onu kesmek isteyenlere mâni oluyordu. Öyle güzel yüzlü idi ki, şimdiye kadar öylesini görmedim. Üzerinden de etrafa hoş kokular yayılıyordu. Ben de o ağacın bir dalına tutunmak için elimi uzattım, fakat ulaşamadım, dedim. Ben rüyamı anlatıp bitirince kâhinin yüzü değişti. Benzi sarardı. Sonra dedi ki: Ondan senin nasîbin yok! Kimin nasîbi var? dedim. O ağacın dalına tutunur gördüklerin dedi. Senin sulbünden bir peygamber gelecek her tarafa mâlik olacak. İnsanlar Onun dinine girecekler dedi. Sonra yanımda bulunan oğlum Ebû Tâlib’e dönüp bu herhalde onun amcası olacak dedi. Ebû Tâlib bu hadîseyi, Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirilince, “İşte o ağaç Ebul Kâsım, el-Emin Muhammed (s.a.v.)” diye anlatırdı... Muhammed aleyhisselâmın dünyâya geldiği gece bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi âlimleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu anlamışlardır. Eshâb-ı kirâmdan Hassan bin Sâbit (r.a.) anlatır. Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahudinin biri hey yahudiler! diye çığlık atarak koşuyordu, Yahudiler ne var, ne yırtınıyorsun diyerek yanına toplanınca şöyle bağırıyordu: (Haberiniz olsun Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyâya geldi...) Muhammed aleyhisselâm doğduğu gece Kâ’be’de bulunan putlar yüzüstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: “Kureyşden bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına vardıklarında putu yüzüstü vere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defa tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: (Bir kimse doğdu. Yer yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa -5-

hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi.) Bu hadîse tam Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu. Medayin şehrindeki İran Kisrâsının sarayının ondört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anlamışlardı. Yine o gece Mecûsîlerin (ateşe tapanların) bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi. O ateşin söndüğü târihi not ettiler, Kisrânın sarayından burçların yıkıldığı geceye isabet ediyordu. O zaman insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi. Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave nehri vadisi o gece su ile dolup taşarak akmaya başladı. Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceden itibaren şeytan artık Kureyş kâhinlerine hadîselerden haber veremez oldu. Kehânet sona erdi... Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gece ve daha sonra o zamana kadar görülmemiş bu hadîselerden başka birçok hadîseler vuku bulmuş olup, son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın doğduğuna işaret olmuştur. İSİMLERİ VE KÜNYELERİ Peygamberimizin (s.a.v.) en çok söylenilen ismi (MUHAMMED)’dir. Bu isim, Kur’ân-ı kerîmde Âl-i İmrân sûresi 144. âyette, Ahzab sûresi 40. âyette, Fetih sûresi 29. âyette, Muhammed sûresi 22. âyetinde olmak üzere dört defa geçmektedir. Saf sûresi 6. âyette ise Hz. Îsâ’nın ümmetine Ahmed ismiyle haber vermiş olduğu bildirilmektedir. Kur’ân-ı kerîmde (Muhammed) ve (Ahmed) isminden başka, Resûl, Nebî, Şâhid, Beşîr, Nezîr, Mübeşşir, Münzir, Dâî ilallah, Sırac-ı münir, Rauf, Rahim, Musaddık, Müzekkir, Müdessir, Abdullah, Kerîm, Hak, Mübin, Nûr, Hatemün-Nebîyyîn, Rahmet, Ni’met, Hâdi, Tâhâ, Yâsin... diye anılmıştır. Bundan başka yine bir kısmı Kur’ân-ı kerîmde ve bir kısmı da hadîs-i şerîflerde, bir kısmı da daha önceki peygamberlere gönderilen mukaddes kitaplarda geçmiştir. Daha önceki peygamberlere indirilmiş olan kitaplarda geçen isimlerinin çoğu, sıfat olup, mecazen isim sayılan kelimelerdendir. Bunlardan bazıları da şöyledir: Dahûk, Hamyata, Ahid, Baraklit, Mazmaz, Müşaffah, Münhamennâ, Muhtar, Rûhul-Hak, Mukîmüssünneh, Mukaddes, Hırz-ul-Ümmiyyîn, Mâlum... Peygamberimizin ismi İncil’de “Ahmed” (Baraklit). Tevrat’ta ise “Münhamennâ” olarak geçmiş olup, Süryanicede (Muhammed) ismi karşılığıdır. İncil’de Peygamberimizin geleceği müjdelenip (Paraclete) kelimesiyle de ifade edilmiştir ki, Ahmed ve Muhammed manasınadır. İncil tahrip edilince bu kelimeler de kasden değiştirilmiştir. Peygamberimizin (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde ise Mâhi, Haşir, Âkıb, Mukaffi, Nebîyyür-Rahme, Nebîyyüt-Tevbe, Nebîyy-ül-Melâhim, Kattâl, Mütevekkil, Fâtih, Hâtem, Mustafa, Ümmî, Kusem (Her hayrı kendinde toplayan) isimleri geçmektedir. Bir hadîs-i şerîfde Peygamberimiz (s.a.v.) “Bana mahsus beş isim vardır “Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im, Ben Mâhi’yim ki, Allah benimle küfrü yok eder. Ben, Hâşirim ki halk, kıyâmet günü benim izimce haşr olunacaktır. Ben, Âkıb’im ki benden sonra peygamber yoktur.” buyurdu. Peygamberimize (s.a.v.) Muhammed ve Ahmed ismi annesinin hamile iken gördüğü bir rüyada (Sen insanların en hayırlısına, bu ümmetin Efendisine hamilesin! Doğunca ona Muhammed, Ahmed ismini koy!) denildi. Dedesi Abdülmuttalib ve annesi tarafından bu isimler konuldu. Dedesine de rüyasında böyle bildirilmişti. Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Hatice’den doğan ve küçük yaşta vefât eden oğlu Kâsım’dan dolayı kendisine Ebû’I Kâsım künyesi verilmiştir. Yine peygamberliğinden önce ondaki doğruluk, itimat, emin, güvenilir olması gibi sayılamayacak kadar üstün meziyetlerinden dolayı Kureyş kabilesi ona “El-Emin” ismini vermişlerdir. Kur’ân-ı kerîmde Ahzab sûresi 56. âyetinde: “Gerçekten Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler (Şeref ve şanını yüceltirler). Ey îmân edenler! Siz de ona salât edin (Allahümme salli alâ Muhammed, deyin) ve gönülden teslim olun.” buyurulmaktadır. Peygamberimizin (s.a.v.) ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken ona salevât getirmek hürmete ve sevab kazanmaya sebep olmaktadır. Salevât getirmek “Aleyhisselâm”, “Sallallahü aleyhi ve sellem”, “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed”, “Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Resûlallah”, “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm.” “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmâîn.”, “Aleyhissalâtü vesselamü vettehiyye”, “Aleyhi ve alâ cemî’i minessalavâti etemmühâ ve -6-

minnettehiyyâti eymenühâ.” gibi duâları söylemekle olur. Bunlardan başka salevât getirmek için okunacak duâlar “Delâil ü hayrat” ve “Câliyet-ül-ekdâr” kitaplarında bildirilmektedir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Vefâtımdan sonra, kim bana salât ü selâm gönderirse, Cebrâil aleyhisselâm bana der ki: - Yâ Resûlallah, ümmetinden falan kimsenin sana selâmı var! Cevap olarak derim ki: - Benden de ona selâm olsun! Allahü teâlânın rahmet ve bereketi onun üzerine olsun!” Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Cebrâil aleyhisselâm gelip: “Zelîl olsun, yanında Hazret-i Nebîyyi ekremin ism-i şerîfi söylendiğinde salevât getirmeyen, zelîl olsun!” dedi. Ben de âmin dedim.” “Bir kimse yazdığı bir şeyde, bana da salevât yazarsa, benim ismim o kitapta (yazılan yerde) kaldığı müddetçe, melekler onun için istiğfâr ederler.” İstiğfâr, günahların bağışlanmasını Allahü teâlâdan istemektir. “Yer yüzünde dolaşan (seyahat eden) melekler, ümmetimin selâmını tebliğ ederler.” “Ümmetimin salevâtı bana hediyedir. Benim ümmetime hediyem kıyâmet günü onlara şefâatimdir.” ÇOCUKLUĞU Peygamberimiz (s.a.v.) doğduktan sonra üç gün kadar annesi Hz. Âmine tarafından emzirildi. Sonra da Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe Hatun bir müddet emzirdi. O zaman Mekke halkının çocuklarını bir süt annesine vermeleri âdetti. Mekke’nin havası çok sıcak olduğundan, çocukları havası iyi, suyu tatlı olan civar yerlerdeki yaylalara gönderirler, çocuklar bir müddet oralarda, verildikleri süt annelerinin yanında kalırdı. Her sene bu maksatla Mekke’ye birçok süt anaları gelir, birer çocuk alıp giderlerdi. Çocukları büyütüp teslim edince de çok ücret ve hediyeler alırlardı. Peygamberimizin (s.a.v.) doğduğu sene de yaylalarda yaşayan Benî Sa’d kabilesinden bir çok süt analar Mekke’ye geldi. Her biri emzirmek üzere birer çocuk almıştı. Benî Sa’d kabilesi Mekke civarındaki kabileler arasında şerefte, cömertlikte, mertlik ve tevâzuda ve Arapçayı düzgün konuşmakta meşhûrdu. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri çocuklarını daha çok bu kabileye vermek isterlerdi. O sene Beni Sa’d kabilesinin yurdunda şiddetli bir kuraklık ve kıtlık olmuştu. Bu sebeble ücretle çocuk emzirip sıkıntılarını gidermek üzere her senekinden daha çok süt annesi Mekke’ye gelmişti. Bilhassa zengin ailelerin çocuklarını alıyorlardı. Gelen kadınların her biri birer çocuk almışlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) yetim olduğu için fazla ücret alamama düşüncesiyle, ona talip olan çıkmamıştı. Gelen kadınlar içinde iffeti, temizliği, hilmi (yumuşaklık), hayası ve güzel ahlakıyla tanınmış Halime hatun adında bir kadın vardı. Binek hayvanları zayıf olduğu için diğerlerinden daha sonra Mekke’ye ulaşmışlardı. Kocası ile Mekke’de dolaşarak zengin ailelerin çocuklarının alınmış olduğunu görünce eli boş dönmemek için bir çocuk arıyorlardı. Nihayet görünüşü ile hürmet celbeden ve siması çok sevimli olan bir zat ile karşılaştılar, Bu zat Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib idi. Onunla torununu almak üzere anlaştılar; Abdülmuttalib, Halime hatunu Hz. Âmine’nin evine götürdü. Halime hatun şöyle anlatır: (Çocuğun başucuna vardığımda yünden beyaz bir kundağa sarılı, yeşil ipekten bir örtünün üstünde mışıl mışıl uyuyordu. Etrafa misk kokusu yayılıyordu. Hayret içinde kalıp bir anda ona öylesine ısındım ki, uyandırmaya bile gönlüm râzı olmadı. Elimi göğsüne koydum, uyandı ve bana bakıp öyle bir tebessüm etti ki, kendimden geçtim. Annesi böylesine güzel ve mübârek çocuğu bana vermez korkusuyla derhal yüzünü örtüp kucağıma aldım. Sağ mememi verdim emmeğe başladı. Sol mememi verdim emmedi. Abdülmuttalib, bana dedi ki: (Sana müjdeler olsun ki, hanımlar içinde senin gibi nimete kavuşan olmadı.) Âmine hatun da bana çocuğunu verdikten sonra; (Ey Halime, üç gün evvel bir nida işittim ki, “Senin oğluna süt verecek kadın Beni Sa’d kabilesinden Ebî Zeybe soyundandır) diyordu. Ben`de dedim ki; Ben, Benî Sa’d kabilesindenim ve babamın künyesi Ebî Zeybe’dir.) Halime hatun yine şöyle anlatmıştır: Âmine hatun bana daha nice vak’aları anlattı ve vasiyette bulundu. Ben de Mekke’ye gelmeden önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda bana, (Ey Halime, Mekke’ye var, orada çok faydalanırsın. Sana bir nur, arkadaş olur. Bu rüyayı henüz kimseye anlatma, gizle!) denildi. Mekke’ye gelirken de sağımdan solumdan sesler duyardım ve bana gaibden (Sana müjdeler olsun ey Halime, o parlak nuru emzirmek sana nasîb olacak) diye seslenildi. Halime hatun şahit olduğu daha nice hadîseleri anlatmıştır. Hâlime hatun der ki: (Muhammed’i (s.a.v.) alıp Hz. Âmine’nin evinden ayrıldım. Kocamın yanına gelince kocam onun yüzüne bakıp kendinden geçti: (Ey Halime bu güne kadar böyle güzel yüz görmedim) dedi. Onu yanımıza alır almaz kavuştuğumuz bereketleri görünce de, (Ey Halime bilmiş ol ki, sen çok mübârek bir çocuk almışsın) dedi. Halime de (Vallahi, ben de zaten böyle dilerdim) dedi. -7-

Halime hatun, kocası ile birlikte Muhammed aleyhisselâmı büyütmek üzere Mekke’den alıp yola çıktıkları andan itibaren onun bereketine kavuşmaya başladılar. Çelimsiz ve hızlı gidemeyen merkebleri öylesine hızlı yürüyordu ki, beraber geldikleri kafile onlardan önce yola çıkıp çok uzaklaşmış olmasına rağmen kafileye yetişip onları geçip gitmişti. Benî Sa’d yurduna vardıktan sonra görülmemiş bir bolluğa ve berekete kavuştular. Sütü az olan hayvanları bol bol süt veriyor. Bunu gören komşuları hayret edip, bunun emzirmek için aldıkları çocuk sebebiyle olduğunu açıkça anlamışlardı. Kuraklık sebebiyle çok sıkıntıya düşünce yağmur duâsına çıktılar. Onu yanlarında götürüp duâ ederek onun hürmetine bol yağmura ve berekete kavuştular. Peygamberimiz (s.a.v.) süt annesi Halime hatunun sağ memesini emer, sol memesini emmezdi. Onu da süt kardeşi emerdi. İki aylık iken emekledi. Üç aylık olunca ayakta durur, dört aylık iken duvara tutunarak yürürdü. Beş aylık iken yürüdü, altı aylık iken çabuk yürümeye başladı. Yedi aylık iken her tarafa gider oldu. Sekiz aylık iken anlaşılacak şekilde, dokuz aylık iken gayet açık konuşmaya başladı. On aylık iken ok atmaya başladı. Halime hatun şöyle anlatmıştır: (İlk konuşmaya başladığında “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber. Velhamdülillahi rabbil âlemin” dedi. O günden sonra (Bismillah) demeden hiç bir şeye elini uzatmazdı. Sol eliyle bir şey tutmazdı. Gece gündüz belli zamanlarda bevl ederdi. Yürümeye başladığında çocukların oynadıkları yerden uzak dururdu ve onlara (Biz, bunun için yaratılmadık) derdi. Her gün O’nu güneş ışığı gibi bir nûr kaplar ve yine açılırdı. İki yaşına girdiğinde gelişmiş gösterişli bir çocuk olmuştu. Üzerinde beyaz bir bulut daima onunla birlikte hareket eder, onu gölgelerdi. Bir gün Halime hatun farkında olmadan süt kardeşi Şeyma ile öğlenin yakıcı sıcağında kuzuların yanına gitmişti. Halime hatun, onu yanında göremeyince hemen arayıp buldu. Şeyma’ya niçin sıcakta dışarı çıktınız? dedi. Şeyma, anneciğim! Kardeşimin başı üzerinde bir bulut onu daima gölgeliyor, dedi. Süt kardeşleri ve hiç kimse ondan asla incinmemiştir. Halime hatun şöyle anlatmıştır: (Muhammed (s.a.v.) iki yaşına girince onu sütten kestim. Sonra Onu annesi Âmine hatuna vermek üzere kocamla Mekke’ye gittik. Fakat Onun öyle bereketlerine kavuştuk ki, ondan ayrılmak, mübârek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu. Onun hallerini annesine anlattım. Âmine hatun, “Benim oğlumun büyük şanı vardır” dedi. Ben: “Vallahi, bundan daha mübârek bir kimse görmedim.” dedim. Sonra, Âmine hatuna, bir çok bahaneler söyleyerek biraz daha yanımızda kalmasını istedim. Nihayet biraz daha yanımızda kalması için izin aldım. Tekrar yanımıza alıp kabilemize döndük. Onun bereketiyle malımız mülkümüz ve şanımız arttı. Her işimizde nimetlere kavuştuk.) Bir gün süt kardeşi Abdullah ile evlerinin yakınında bulunan kuzuların arasına gitmişlerdi. Süt kardeşi koşarak eve gelip, “Beyaz elbiseli iki kişi, Kureyşli kardeşimi yere yatırıp karnını yardılar, ellerini karnına soktular!” dedi. Halime hatun ile kocası Hâris, hemen süratle koşup yanına geldiler. Baktılar ki, rengi değişmiş, semaya bakıyor ve tebessüm ediyor. Sana ne oldu yavrucuğum? diye sorduklarında şöyle anlattı: (Yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi kar dolu bir tas vardı. Beni tutup, göğsümü yardılar. Kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan pıhtısı çıkardılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler ve kapatıp kayboldular), dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) üç yaşında iken olan bu hadîseye (Şakk-ı sadır=göğsünün yarılması) denir. (Bu husus Kur’ân-ı kerîmde inşirah sûresinin birinci âyetinde bildirilmektedir). Muhammed aleyhisselâma peygamberliği bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâmdan bazıları: Yâ Resûlallah, bize kendinizden bahseder misiniz? deyince “Ben ceddim İbrâhîm’in duâsıyım. Kardeşim Îsâ’nın müjdesiyim! Annemin ise rü’yâsıyım. O bana hamile iken Şam saraylarını aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştü... Ben Sa’d bin Bekroğulları yanında emzirilip büyütüldüm. Bir gün süt kardeşim ile birlikte evimizin arkasında kuzuları otlatıyorduk. O sırada yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi karla dolu bir altın tas vardı. Beni tuttular, göğsümü yardılar, kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan parçası çıkarıp bir yana attılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler.” buyurdu. Halime hatun, dört yaşından sonra O’nu Mekke’ye götürüp annesine verdi. Dedesi Abdülmuttalib, Halime hatuna çok büyük hediyeler verip ihsanda bulundu. Halime hatun onu Mekke’ye bırakınca sanki canım ve gönlüm de onunla birlikte kaldı demiştir. Muhammed aleyhisselâm altı yaşına kadar da annesinin yanında büyüdü. Altı yaşında iken annesi Ümmî Eymen adındaki cariye ile birlikte akrabalarını ve babası Abdullah’ın mezarını ziyâret etmek için Medine’ye gittiler. Medine’de bir ay kaldılar. Bu sırada Muhammed aleyhisselâm Beni Neccar kuyusu denilen havuzda yüzmeyi öğrendi. Bu sırada Medine’deki bir yahudi bilgin ondaki nübüvvet alâmetlerini gürdü. Yanına yaklaşıp ismini sordu. “Ahmed”dir deyince, yahudi bilgin (Bu çocuk âhır zaman Peygamberi olacaktır!) diye bağırdı. Gene orada diğer yahudi âlimlerinden bazıları da ondaki peygamberlik alâmetini görmüşler ve peygamber olacağını anlamışlardır. Bunu birbirleriyle konuşup anlatmışlardır. Onların bu sözlerini duyan Ümmî Eymen durumu Hz. Âmine’ye haber verince, Hz. Âmine ona bir zarar gelmesinden çekinerek onu alıp, Mekke’ye dönmek üzere yola çıktı. Ebvâ denilen yere geldiklerinde Hz. -8-

Gözümü kapadım. O budur. Benim nâmım kalır daim dillerde. söylediklerini ve böylece bu ümmetten de olduklarını bildirmişlerdir. Sıfatları şöyle. sevilen. Muhammed aleyhisselâmın babası ve annesi İbrâhîm aleyhisselâmın dininde idi. Bunun üzerine Abdülmuttaliboğullarına: (Kardeşinizin oğlu hakkında söylenileni işitin de. Kelime-i şehâdeti işittiklerini. saçlarının taranmış olduğunu görürlerdi. Mekke’de vuku bulan ku-9- . ölür yaşayan.v. mert ve cömert idi. bir kaç gün süren yolculuktan sonra Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib’in yanına bıraktı. çok mübâreksin!) derdi. Abdülmuttalib vefâtı yaklaşınca oğullarını toplayıp Peygamberimize (s. O’nu kendi çocuklarından çok sever. Âmine vefât ettiğinde yirmi yaşında idi. hatta aç. Dedesi Abdülmuttalib Mekke’de sevilen ve çeşitli işleri idare eden bir zat olup. bu amcalarından hangisinin yanında kalmak istersin) deyince. İslâm âlimleri. Biraz sonra vefât etti. Ramazan ayında Hira dağında inzivaya çekilmeyi âdet edinmişti.v. O zamanki şairler bu hadîseyi şiirler yazarak dile getirmişlerdir. ne de susuzluktan şikâyet ettiğini görmedim. Orada defn edildi. Necranlı rahib: “Biz kitaplarda okuduğumuza göre O’nun babasının sağ olmaması lâzım!” dedi. saygı gösterilen ve sözü dinlenilen bir zat idi. var mı genç kalan. okşar. ayaklarına baktı ve heyecanla: “İşte. Bundan sonra da vefât etti. O’nun şanı yücedir!) derdi. Bir defasında.) dadısı Ümmî Eymen’e. Muhammed aleyhisselâmı yanına alıp. Hastalığı artıp sık sık kendinden geçiyordu. onların İbrâhîm aleyhisselâmın dininde olduklarını ve Muhammed aleyhisselâm’a Peygamberliği bildirildikten sonra da onun ümmetinden olmaları için diriltilip. Kendisine yemek yedirmek istediğimizde “İstemem tokum” derdi. bu ümmetin peygamberi olacak diyorlar) dedi. sırtına. Abdülmuttalib. yanına almadan uyumaz.v. Duâsı kabul olundu ve bol yağmur yağdı. içim pek rahat. (Allahım. Ona büyük bir sevgi ve şefkat gösterirdi. Peygamberimiz yanlarına gelmişti. O elini uzatmadan yemeğe başlamaz.a. Onu daimâ öper. Ebû Tâlib’in fazla malı yoktu ve ailesi de kalabalıktı. Bu sırada.) büyük bir sevgi ve şefkat gösterdi. Muhammed aleyhissselâmı himayesine aldıktan sonra bolluğa ve berekete kavuştu. Peygamberimizi (s. bir yere gitmez ve (Sen çok hayırlısın. O’nun hakkında nice rüyalar görüp bir çok hadîselere şahit oldu. Ümmî Eymen demiştir ki.) dedesi Abdülmuttalib oğlu Ebû Tâlib’e bıraktı ve O’na iyi bakmasını önemle vasiyet etti. O zaman Mekke’de Ebû Tâlib de babası Abdülmuttalib gibi Kureyş’in ileri gelenlerinden. O’nu dikkatle seyretmeye başladı.Âmine hastalandı. tek farkım şudur: Seni ben doğurdum. Babası daha O doğmadan. Fakîrleri doyurur. oğlumun oğludur. ahlâkı dürüst. oraya gelen misafirleri ağırlardı. gördüğü bir rüya üzerine Muhammed aleyhisselâmın elinden tutup Ebû Kubeys dağına çıkıp. Mekke’de kuraklık ve kıtlık olmuştu.” Abdülmuttalib uyurken ve odasında yalnızken. rahib “Şimdi doğru söyledin” dedi. O’na iyi bakmasını önemle tenbih eder (Oğluma iyi bak! Ehl-i kitab. Kâ’be’nin gölgesinde kendisine mahsus olan minderinde onunla beraber oturur. Allah’a ve ahirete inanırdı. susuz kalan hayvanlara bile yiyecek verirdi. Tükenir çok olan. (Onun çocukluğunda ne açlıktan. Senin sevgin yaşar hep gönüllerde. Abdülmuttalib oğlumdur! deyince. Yani mü’min idiler.a. annesi hamile iken ölmüştü) deyince. Geride bıraktım hayırlı evlât. O da Peygamberimize (s. Muhammed aleyhisselâmı bağrına basıp gece gündüz yanından ayırmadı. Burası (Mekke) O’nun doğum yeridir. bir gün Kâ’be’nin yanında otururken. Başında duran oğlu Muhammed aleyhisselâma bakarak şu beyitleri söyledi: Eskir yeni olan.v. heybetli. Peygamberimizin (s. yemeğin en iyisini ve en lezzetlisini O’na yedirir ve O gelmeden sofraya oturmazdı. Sonra da yaklaşıp gözlerine. Ben de öleceğim. Bazen de ona ayrı sofra kurdururdu. Bu çocuk senin neslinden midir?” dedi. sabırlı. haksızlığa engel olur. Hz. O’nun yanında kalmak istediğini söyledi. Sofrada onu yanına alır dizine oturtur. Necranlı bir rahib yanına gelip onunla konuşmaya başlamıştı. bu çocuk hakkı için. şerefim budur. benim oğlum hakkında. sözlerinden ve hareketlerinden son derece hoşlanırdı. koşup amcası Ebû Tâlib’in kucağına oturdu. Bir ara “Biz İsmâiloğullarından en son gelecek olan peygamberin sıfatlarının kitaplarda yazılı olduğunu okuduk. şöyledir!” diyerek birer birer saymağa başladı.a. cahiliyye devrinin çirkin âdetlerinden uzak duran bir zat idi. Ümmî Eymen. bizi bereketli bir yağmur ile sevindir!) diyerek duâ etti. Çocukları seven ve şefkat sahibi olan Abdülmuttalib. Sabahları uyandığında yüzünün pırıl pırıl parladığını. Abdülmuttalib (O. Abdülmuttalib. Necranlı rahib. O’nu iyi koruyun!) dedi. önce onun başlamasını isterdi. mâni olmak isteyenlere (Bırakın oğlumu. Mekke’de zulme.a. Kötülüklerden sakınan. Sabahleyin bir yudum zemzem içerdi. Muhammed aleyhisselâm sekiz yaşına kadar da dedesinin yanında büyüdü. Peygamberimiz sekiz yaşından sonra amcası Ebû Tâlib’in yanında kalmaya başladı ve O’nun himayesinde büyüdü.) (Yavrum. ondan başkasının yanına girmesine müsaade etmezdi.

Ebû Tâlib. bu sefer Allah adına yemin edip sormaya başladı. Muhammed aleyhisselâmı daha da çok sevdi. insanlara görülmemiş bir şekilde iyi davranması. mübârek bedenine bir zarar verirler. Mallarını Busra’da ucuz fiyata satıp Mekke’ye döndü. Kuraklıktan ve kıtlıktan kurtuldular. daha gençliği sırasında Mekke halkı arasında diğerlerinden farklı olarak çok sevilmiştir. Bunun hakkında çok ahd ve misak olmuştur.) sırtını açmasını rica etti. O’nun bereketiyle bol yağmur yağdı. Yemekten sonra hallerine işlerine dair bir çok sualler sordu.v. Bu seferde de nice harikulade halleri görüldü. zina.) dedi. Peygamberimize (s. (Ben şehâdet ederim ki sen Allahın Resûlüsün) dedi. Çünkü kardeşinin oğlunda büyük bir hâl vardır. Gelir gelmez dikkatle ona bakmaya. Kureyş kervanı uzaktan göründüğü sırada kervanın üstünde beyaz bir bulutun da onlarla birlikte akıp geldiğini görmüştü. aralarında puta tapmak.a. Mekke’ye döndüklerinde O’nun bu halleri anlatıldı ve Kureyş kabilesi arasında (Bunun şanı pek yüce olacak) diye söylenmeye başlandı. kumar. Muhammed aleyhisselâm . Kureyş kervanında bulunanlar Muhammed aleyhisselâmı mallarının yanında beklemek üzere bırakıp rahib Bahîra’nın yanına gittiler. içinizden yemeğe gelmeyen var mı?) diye sorunca. sakinliği. faiz ve daha bir çok çirkin işler yaygınlaşmıştı. içki. Ebû Tâlib misak nedir? dedi. İnsanlar arasında fevkalade farklılığı ile herkes O’na hayran olmuştur. Sonra sırtını açıp nübüvvet mührünü de görünce Ebû Tâlib’e (Bu çocuk senin neslinden midir?) dedi.) dönüp.raklık sebebiyle halk sıkıntıya düştüklerinde Ebû Tâlib O’nu Kâ’be’nin yanına götürüp duâ etti.) dedi. Hemen bir sofra hazırlatıp. Rahib Bahîra ısrarla onun da çağrılmasını isteyince gidip çağırdılar. Bahîra’nın bu sözleri üzerine Şam’a gitmekten vazgeçti. Çünkü Kureyşliler geldiği halde bulut duruyordu. Ebû Tâlib bir defasında Şam’a ticâret için giderken.a. Sonra da ısrarla şöyle dedi: (Kardeşinin oğlunu hemen memleketine geri götür. Muhammed aleyhisselâmı da. Bahîra gelenlere dikkatle bakıp (Ey Kureyş topluluğu. Ebû Tâlib oğlum deyince Bahîra (Kitaplarda bu çocuğun babasının sağ olmayacağı yazılı. Peygamberimiz (s. Gözlerinden yaş boşandı. Bu sefer Ebû Tâlib (O benim kardeşimin oğludur.. Uyur musun. babası onun doğmasına yakın bir sırada öldü cevabını alan Bahîra. Ömrü boyunca O’nu daima korudu ve her işinde O’na yardımcı oldu. dokuz veya oniki yaşında bulunduğu sırada yanında götürdü.v. Babası ne oldu deyince. Ebû Tâlib. Bu sırada Yemen’e ticâret için giden amcası Zübeyr. bir kişi var dediler. Araplar koyu bir câhiliyyet devri yaşamakta olup. yumuşaklığı ve diğer üstün halleriyle sevilmişti. Kervan konaklayınca da Muhammed aleyhisselâmın altına oturduğu ağacın dallarının üzerine doğru eğildiğini de görerek iyice heyecanlanmıştı. Çünkü o. Gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz buyurdu. Bu. Mekke halkı. Bahîra’dan işittikleri şeylerden sonra. annesi ne oldu? dedi. onyedi yaşına girmişti. bu çocuğun gözlerindeki kırmızılık devamlı mıdır? dedi. benim fark ettiklerimi onlar da fark ederlerse O’na bir zarar vermeğe kalkışırlar. Peygamberimizin gençliği sırasında. O’nu hasetçi yahudilerden koru! Vallahi yahudiler bu çocuğu görüp. Ticâret kervanı uzun bir yolculuktan sonra Busra’da Hıristiyanlara mahsus bir manastırın yakınında konakladı. putlar adına yemin verdi ve soracaklarıma cevap ver dedi. Bahîra daha birçok sual sorup cevap aldı. incelemeye başladı. dedi. Bu bulut Muhammed aleyhisselâmı gölgelemekteydi. mübârek sırtını açtı. Rahib Bahîra’ya bu defa bir hâl olmuştu ve heyecanla irkilip yerinden fırlamıştı.v. Bahîra dedi ki: (Allahü teâlâ bütün peygamberlerden ve en son da Îsâ aleyhisselâmdan ümmetlerine âhir zaman peygamberinin geleceğini bildirmeleri üzerine söz almıştır) dedi. Bahîra nübüvvet mührünü görünce kitaplarda okuduğu mühim alâmetlerden olduğunu anladı. Bu manastırda “Bahîra” adında bir rahib kalmakta idi. (Doğru söyledin). Muhammed aleyhisselâm da cevap verdi. ticâretinin bereketli olması için O’nu da yanında götürdü. evet.). O da öldü deyince (doğru söyledin) diyen Bahîra. Sonra Peygamberimize (s. Bulut gelmeyince kervanda davete gelmeyen olduğunu anladı.a. acele ile bir de davetçi göndererek Kureyş kervanında bulunanların hepsini yemeğe davet etti. Her haliyle fazîletler ve güzellikler sahibi müstesna bir insan olarak büyümekte olan Muhammed aleyhisselâm. Bahîra. Bunun getireceği din bütün yeryüzüne yayılacaktır. Her sabah manastırın damına çıkıp kafilelerin geldiği yöne bakarak merakla bir şey beklerdi.) Bahîra’ya putların ismiyle yemin verme. dedi. Bahîra gördüğü alâmetlerin ve aldığı cevapların hepsi için âhır zamanda gelecek olan peygamberin sıfatları hakkında bildiklerine tam uyduğunu gördü. Güzel ahlâkı.. Sonra Ebû Tâlib’e. Önceden yahudi âlimlerinden iken sonradan hıristiyan olan bu bilgili rahibin yanında elden ele geçerek saklanan bir kitap bulunmakta ve birçok şeyler ondan sorulmakta idi. evet hiç kaybolmaz dedi. GENÇLİĞİ Her bakımdan insanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm. Ben onlardan nefret ederim. O senin oğlun değildir. Sakın bu çocuğu Şam’a götürme. Ebû Tâlib arzusunu yerine getir deyince. Nübüvvet mührünü öptü. O’nda gördükleri şaşılacak derecedeki doğru sözlülük ve güvenilirlikten dolayı da O’na “El-emin=Güvenilir” dediler ve gençliğinde bu isimle meşhûr oldu. Kureyş kervanı daha önceki yıllarda buradan defalarca gelip geçmesine rağmen hiç ilgilenmemişti.10 - . peygamberlerin sonuncusu olacak. Ebû Tâlib.

Daha önce Fazl adında iki kişi ve Fudayl adında biri tarafından da böyle bir cemiyet kurulmuştu. Artık zulmün had safhaya ulaştığını dile getiren bu tip hadîseler üzerine.v. Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâma anlatıp: “Abdullah bin Cedan’ın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Îsâ aleyhisselâmdan sonra o ağaç altında kimse oturmadı.) halası Atîke hatun önce peygamberimizle (s. Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşında iken Ebû Bekir (r. Onların önceden kurdukları cemiyete izafeten bu isim verilmiştir. uzun boylu ve beyazlar giyinmiş biri peyda oldu. Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığamasından sonra.11 - . Çocukluğunda ve gençliğinde kendine ait koyunları Ciyâd dağında ve civarında güderdi. sakın o puta el sürme! diye haykırdı. Sonra da durumu Hz. Bu hadîse üzerine Yemenli. Bu işe büyük bir memnuniyet gösteren Hz. Bu cemiyet. Muhammed aleyhisselâmın amcası Ebû Tâlib de ticâretle uğraşıyordu. Ancak son peygamber olacak kimse oturacaktır) demiştir. her senenin belli bir gününde toplanırlardı. Yerli. Busra denilen yere vardıklarında. her kötülüklerinden dâimâ uzak dururdu.” Bana: “Yâ Muhammed! Geri çekil. Manastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden rahib Nastura yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin . Sonra O’nu benzi sararmış bir halde bulup. Âs bin Vâil adında bir Mekkeli tarafından zorla elinden alınıp gasp edilmişti.a. Peygamberimizin (s. Sana ne oldu? dediklerinde: “Bana bir fenalık gelmesinden korkuyorum” dedi. Bir taraftan da çok bozulmuş olan cemiyetten bu münasebetle de uzak dururdu. Mekke’de bozulmuş olan asayişi yeniden kurdu. zulme mani olmaya ve haksızlığa uğramış olanların haklarını almaya karar verdiler ve bu maksatla bir adalet cemiyeti kurdular.) ile Şam’a ticârete gitti. Onlar da. sende çok iyi hasletler ve meziyetler var.) Amcası Ebû Tâlib’in de tavsiyesi üzerine Hz. Haklarını almak için müracaat edecek bir merci de bulamıyorlardı. Böylece geçimini sağlardı. Bu sırada ticâret maksadıyla Mekke’ye gelen Yemenli bir tüccarın malları. Tesiri uzun müddet devam etti. ticâret için ve Kâ’be’yi ziyâret maksadıyla gelen yabancılar haksızlığa ve zulme uğruyorlardı.a. Muhammed aleyhisselâmın genç yaşta katıldığı ve kuruluşunda da çok tesirli olduğu bu cemiyete Hılf-ul-Fudul cemiyeti denildi. Ebû Bekir. Bahîra. son peygamberdir.” Bu vakadan sonra da asla putların yanına yaklaşmadı ve diğer kötülüklerden de daima uzak durdu. O’nun yerine Nastura adında başka bir rahib geçmişti. O’nu son derece sevip şanının çok yüce olacağını anlamışlardı. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. Hatice işitmişti.a. Mekkeliler öteden beri ticâretle uğraşarak geçimlerini sağlarlardı. Muhammed aleyhisselâmın oturduğu ağacı göstererek (O ağacın altında oturan kimdir?) diye sordu.” buyurdu. Ben şöyle işittim ki. Gitmekten şiddetle kaçınmasına rağmen halaları büyük bir ısrarla tutup götürdüler. Bir defasında Eshâb-ı kirâma “Koyun gütmeyen hiç bir peygamber yoktur” buyurmuştu: (Yâ Resûlallah sen de güttün mü?) dediklerinde “Evet ben de güttüm” buyurdu. Eğer mallarımı satmak üzere götürürse ona başkalarına vereceğim ücretten daha fazlasını veririm dedi. Zulüm son derece yaygınlaşıp mal. Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşlarında bulunduğu sıralarda Mekke’de asayiş tamamen bozulmuştu. Mekke’de üstün ahlâkı ve meziyetleri ile tanınan ve Tahire (çok temiz) lakabıyla anılan Hatice hatun da ticâret için mal göndermek istiyordu. (Allah sana kötülük eriştirmez. Hatice’nin mallarını götürüp satmak üzere bu ticâret kafilesine katıldı. Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında bulunduğu sıralarda Mekke’de geçim sıkıntısının iyice artması üzerine Mekkeliler Şam’a gitmek üzere büyük bir ticâret kervanı hazırlamıştı.v. oradaki manastırın yakınında bu seferde de konaklamışlardı. Hz. yabancı hiç kimseye zulüm ve haksızlık yapılmamasına. Gördüğü birçok alâmetlerden O’nun son peygamber olacağını anlayıp söyleyen rahib Bahîra ölmüş. birdenbire ortadan kaybolduğunu gördüler. Putlar için kesilen kurbanların etlerinden hiç yemedi. merasim yapmak âdetleriydi. Söyle bakalım sen ne gördün?) dediler. Hatice kölesi Meysere’yi de O’nun yanına yardımcı olarak vermişti.) bu iş için görüştü. Kervanda bulunanlar yolculuk sırasında Muhammed aleyhisselâmın üzerinde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin O’nunla birlikte sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler. Bütün Mekke halkı O’nun bu halini bilirler ve hayret ederlerdi. Fakat putun yanına vardıklarında Muhammed aleyhisselâmın. O zaman Kureyş müşrikleri. Bu seferinde de Bahîra adlı rahibin bulunduğu manastırın yakınında konakladıklarında. Bu ticâret seferi üç ay sürdü. Haşim ve Zühreoğulları ve diğer kabilelerin ileri gelenleri Abdullah bin Cedan’ın evinde toplandılar. Fakat bu iş için güvenilir bir kimse arıyordu. Bu müjdeyi duyan Hz. Ebû Bekir Bahîra’dan yiyecek birşeyler almaya gitmişti. can ve namus emniyeti kalmamıştı. Muhammed aleyhisselâmı o günden sonra daha da çok sevmiştir. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm şöyle cevap verdi: “Ben bu putun yanına yaklaştığım zaman. Şimdi de böyle bir meclise çağrılsam icâbet ederim.onların bu bozuk hallerinden son derece nefret eder. Yine böyle bir günde Peygamberimizin halaları O’nu da götürmek için çok zorladılar. kırmızı tüylü develere (servete) sahip olmaktan daha sevimlidir. Bence o yeminleşme. Buvane adlı bir putun yanında kurbanlar kesip. Putlardan şiddetle nefret ettiği için asla yanlarına yaklaşmazdı.v. Ebû Kubeys dağına çıkıp feryad ederek hakkının alınması için kabilelerden yardım istemişti. develerin birden süratlenmesi gibi nice hallerini görünce. zulmü önleyip. Mekke’nin yerli halkı. Bu toplantılarda. Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib’dir cevâbını alan Bahîra (Vallahi O.a.

Hz. 20 yaşında Hz. Fâtıma da Muhammed aleyhisselâmdan altı ay sonra vefât etti. Senin zamanında ona vahiy gelir. Bu maksadla Hz. Kureyş kabilesinin Esedoğulları kolundan kırk yaşında ve dul idi. nesebi. Vallahi bu zat peygamber olacak bir kimsedir ki. Ebû Tâlib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. Fâtıma’dan başka bütün kızları da O’ndan önce vefât ettiler. o da hayrete düşüp: (Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki. Ne olaydı ben O’nun peygamber gönderilerek emr olunduğu zamana ulaşsaydım) dedi. Kureyş kervanı ticâretini tamamlayıp Mekke’ye dönmüştü. Ebû Bekir dükkânının önünde oturuyordu. şüphesiz Muhammed. üstün ahlâkını ve hakkında duyduğu. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular. O da (Âhir zaman peygamberi vücuda gelmiştir. İslâmiyet geldikten sonra da “Hadîcet-ül-Kübra” ismiyle meşhûr olmuştu. yakınlarının araya girmesiyle evlenmeleri kararlaştırıldı. duyduğu ve okuduğu alâmetlerin aynını görüp. Diğer zevcelerinden çocuğu olmadı. Fâtıma Peygamberimiz (s.v.) lâzım olduğu kadar alıp nikâh için gerekli hazırlığı yaptı..) yanına yaklaşınca üzüntülü görüp. Rukıyye. Hatice mallarını Şam tarafına götürüp Busra’da satan Muhammed aleyhisselâmın adaletini. EVLENMESİ Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında iken ilk olarak Hz. cemâli. Zeynep. Böylece Hz.v. Ticâret seferi sırasında vuku bulan harikulâde hallerin kölesi Meysere tarafından teker teker anlatılması üzerine.a. O zaman da samimi bir arkadaşı olan Hz.v. sebebini sordu. Ali ile evlenmişti. Erkek evlâtları küçük yaşta vefât ettikleri gibi. Bu hadîseden kısa bir süre sonra. dedi. Muhammed aleyhisselâmın bu evliliği Hz. Ümmü Gülsüm. 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile Yemen’e. .) kırk yaşında iken doğdu.) bu sırada evlenecek kadar parası ve malı yoktu. Hasan ve Hz. Durumu anlayınca kasasını açıp. Zeynep. Sen O’na en önce îmân eden olursun. Şimdi benden ne taleb ederse bol bol vereyim diye karar verdi. Nastura bildiği. Varaka bin Nevfel putlara tapmayan okumuş ve çok bilgili.. koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlattığını görmüştü. Hatice’nin evinde kuruldu. Muhammed aleyhisselâm.a. Muhammed aleyhisselâm hakkında işittiklerini ve gördüklerini Hatice hatuna bir bir anlattılar. Hatice hatun daha önceden de rüyasında gökten ayın indiğini. Fakat. Hatice hayatta iken başkası ile hiç evlenmemişti. Hz. şahit olduğu hadîseler sebebiyle onu son derece takdir etmişti. Ebû Bekir’in dükkânına gitti. Hatice hatun mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed aleyhisselâmın bereketiyle iyi kâr getirdiğini görerek çok memnun olmuştu.a. Kâsım. Sen O’nun hanımı olursun. Yüksek ahlâkı ve üstün vasıfları sebebiyle Kureyş arasında Tâhire (çok temiz). Hz. Hatice. En küçük kızı Fâtıma babasının en sevgilisiydi. Zamanının emsalsiz bir kadını olan Hz. Bunlar. Bu zaman onun tam zamanıdır) dedi. Muhammed aleyhisselâmın Hz. Hz. Peygamberimiz (s. Mâriye’den de İbrâhîm adlı oğlu olmuştu. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. O peygamber Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundan olacak. Hatice’nin mallarını satmak üzere Şam’a olmak üzere dört defa seyahate çıktı. Peygamberliği sırasında evlendiği Hz. Hatice’nin sevgisi ve itimadı daha da arttı. Hz. iffet ve edebi pek fazla bir hatun idi. Muhammed aleyhisselâmı göstererek: (Îsâ aleyhisselâm’a İncil’i indiren Allah hakkı için bu zat son peygamber olacaktır. dördü kız olmak üzere altı çocuğu oldu. Peygamberimizi (s. malı.) demişti Hatice hatun bu defa kölesi Meysere’nin anlattığı şeyleri de Varaka bin Nevfel’e söyleyince. âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfını bulmuşlardır. Hatice ile evlendi. Hatice’den ikisi erkek. Muhammed aleyhisselâmın soyu Hz. bir de Muhammed aleyhisselâmın yüzüne bakıyor. bu Ümmetin peygamberi olacak. Muhammed aleyhisselâm Busra pazarında Hatice hatunun mallarını satarken de O’nunla pazarlık yapan bir yahudi inanmadığı için (Lat ve Uzzâya (iki put ismi) yemin et ki inanayım) deyince Muhammed aleyhisselâmın “Ben o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümü başka tarafa çevirerek geçerim” cevabını alınca O’ndaki diğer alâmetleri de gören yahudi: (Söz senin sözündür. Peygamber efendimizin (s. kızlarının en büyüğü idi. Muhammed aleyhisselâm 12 yaşında iken amcası Ebû Tâlib ile ticâret için Busra’ya kadar. Nikâh meclisi Hz. baktıkça da hayrete düşüyordu. Fâtıma evlâdı. Ebû Bekir ile Şam’a ve 25 yaşında iken Hz. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı. ilmi.. Bu seyahatlerinden başka hiç bir yere seyahat yapmadı. Peygamber efendimiz (s.) diyerek hayranlığını açıklamıştır. Kervanı karşıladığı sırada da Muhammed aleyhisselâmı gölgeleyen iki meleği görmüştü.a. amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gitti. Hz. ilk zevcesi Hz.v. Bu rüyasını da Varaka bin Nevfel’e anlatmıştı. Bir elinde bulunan sahifede yazılı olanlara. Hz.a. buyur istediğin kadar al dedi.) uzaktan görünce bu gelen benim samimi dostum ve çok sevdiğim arkadaşımdır. Ben zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Ebû Bekir’e gidip borç istemeyi düşündü. yaşlı bir hıristiyan idi. Bunun onbeş senesi bi’setten önce on senesi bi’setten sonra idi.12 - . şerefi. aklı..v. evlilik hayatı boyunca Muhammed aleyhisselâma daima hizmet edip yardımcısı oldu. Fâtıma ve Abdullah (Tayyib)’dır. Kervanda bulunan ve Hatice hatunun akrabası olan Zübeyr ve kölesi Meysere. Hatice’nin vefâtına kadar yirmibeş sene sürdü. Hüseyin ile devam etti. Hz.oturmasıyla birlikte yeşermesini görerek elinde bir kitap sahifesi ile koşup geldi. Hatice.

Saib bin Abdullah ile ortaklık şeklinde yürütürdü. Sürünerek. Ebû Bekir’den ve Hz. Resûlullah (s. dinini dünyâya değişmişti. kadın.v. Bu suretle. Bu mühim hizmeti kolaylaştırmak ve Hz.) teklif ettim. Osman birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular. Necâşîye mektûb yazıp. her üçü ve başkaları yanında iken.a. Müslümanlara çeşitli şeyler sorup. Ümmî Habîbe’nin dininin kuvvetini ve başına gelen çok acı hali işitti.) o zamanlarda. siyasî sebeplerle veya merhamet ve ihsan ederek nikâh etti. Müslümanlara çok iyilik yaptı. Resûlullah (s.). Cennetin en yüksek derecesi ile müjdelenmiş oldu ki. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılamayacak bir dereceye geldikte. dinî. yetimlere ve fakîrlere yardım ederlerdi.v. Ümm-i Habîbe. Görülüyor ki.v. Hz. çok evlenmek yükünü de omuzlarına aldı. Resûlullah (s. (Evet. hatta herkese doğru söylememiz farz olduğundan. Resûlullah (s. kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için. (Yâ Ömer. (oradaki Ümm-i Habîbe ile evleneceğim. hediyye ve ihsanlarda bulundu. Bu suretle. Mektuba çok hürmet edip.v.v. oradaki müslümanları sarayına davet ederek. Hicretin yedinci yılında nikâh yapılıp.a. Ümm-i Habîbe. Resûlullah (s.a. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi. karısı Ümm-i Habîbeyi de (r. Diğerlerini. kâfirlerin iftiralarının ne kadar yanlış ve çürük olduğunu bildirdiği gibi. Bunu satın alıp âzâd ederek.v. mübârek zevcesi Hz. orada zengin ve rahat oldu.) kızı Hafsa (r.a. kadınların yabancı erkeklerle oturmaları. Osman’a kızımı alır mısın dedikde.) daha iyi birisine versem ister misin?).a. oradaki müslümanlar da rahat etti. kadınlar da gelir. Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu ve bunlar.) ailesinin. . annemizin akrabasını cariye olarak. Ömer’in (r.) aklının. Necâşî daha önce müslüman olmuştu. Bunların hepsi dul olup. kabilenin reisi Hârisin kızı idi. Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. imânının mükâfatına kavuşarak. Fakat.a. istifade ederlerdi. Hepsi. düşüneyim. Ömer.a. sebebi nedir?) diye sordu. İmânı zayıf olan Ubeydullah bin Cahş. biz. fakîrlikten kurtulmak için. Muhammed aleyhisselâm Hz. oturur.a. sefaletten ölmesini bekliyordu.anha) bu hali her zaman söyleyerek öğünürdü. ellibeş yaşında iken. Bu nikâh.v. papazlara aldanıp mürted olmuş. Âişe’nin yükünü hafifletmek için lâzım olduğu kadar hanımı nikâh etti.Resûlullah (s. Hicretin üçüncü yılında. bütün kadınların ondan sorması güç ve hatta imkânsız olurdu. hicretin beş veya altıncı senesinde. şerî’ati (İslâm dinini) bildirmek içindi. Âişe’den sonra. zekâsının. kadınlar da Resûlullaha gelip. hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz dedi. onu kölelikten âzâd etti.anha) dinden çıkıp zengin olmağa cebr ve teşvik etti ise de. Âişe (r.anha) Cüveyriyye’den daha hayırlı. esirlerini âzâd etti. çoğu yaşlı idi. Mekke’deki kâfirlerin. Hz. Hz. ölünceye kadar. Hicab âyeti gelmeden.a. sekiz sene onunla yaşadı.anha) ile nikâhlanıp. müslüman kadınlarına. Zevceleri bir olsaydı. Hz. Eshâb-ı kirâmın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişti.) ikinci defa olarak.a.v. (Yâ Ömer! Kızını. Aişe’den sorup öğrenmelerini emir eyledi. Osman’dan daha iyi kimse olmadığını biliyordu. konuşmaları yasak edilince. Resûlullah (s. Ebû Bekir’in ve Hz. Resûlullah (s. Ona. Bu nikâh. Allahü teâlânın dinini tam olarak bildirmek için. herkesin düşüncesini. Ebû Süfyân’ın ilerde müslüman olmakla şereflenmesini hazırlayan sebeplerden birisi oldu. ona hizmetçi oldu ve Hz. Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti. yüzlerce esirin âzâd olmasına sebep oldu. hep Hz. Ticâreti. Cüveyriyye (r. bunu boşadı. Hatice’nin kölesi Zeydi himayesine alıp. Ebû Bekir’in (r. yabancı kadınları kabul etmedi. çok çetin muharebelerle uğraşıyordu ve Ebû Süfyân. (Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum. Habeş padişahı Necâşî Hıristiyan idi. kızını bana ver!) buyurdu. Üçüncü bir misal. Onun sayesinde. demişlerdi. (Yâ Resûlallah (s. Bunu Haticet-ül-Kübra’nın vefâtından bir yıl sonra.13 - . dinler. Hafsa (r. İslâmiyeti yok etmek için son gayreti ile çarpışıyordu. Resûlullah (s.anha) dul kalmıştı. kureyş orduları ile. Cennetde. Beni Mustalak kabilesinden alınan yüzlerce esir arasında.anha). Ömer de. hepsine cevap yetiştirmeğe vakit bulamıyordu. Gelip soranların çokluğundan. bu nikâh.v. Âişe (r. bu müjde yanında pek küçük kalır. Onların.a. Resûlullahın (s. aldığı olgun cevaplara hayran kalarak imâna geldi.v. derdi. bilmediklerini sorar.) birinin evine gitse.) en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden.a.a. Mekke’deki Kureyşin o zamanki baş kumandanı Ebû Süfyân’ın kızı idi. almadılar) gibi cevap verdi. Muhammed aleyhisselâm yine bu sıralarda Hz. Ömer şaşırdı. Hz. öğrenirlerdi. dehasının. Âişe.v. az zamanda kendi öldü. Ebû Bekir’e ve Hz.v.) kızı. O zaman küçük yaşta bulunan Hz. Hz. Hz.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r. mübârek zevceleri yolu ile bildirdi. Cüveyriyye (r.a. Hz.)’ın çok evlenmesinin mühim bir sebebi de. bilmediklerini. dünyânın bütün zevk ve nimetleri. Lüzum görürse sorardı. ihsanının ve merhametinin derecesini de göstermektedir.) halasının oğlu olan bu mel’ûn. Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdvân) hepsi.a.) de. yani kadınların örtünmeleri emir olunmadan önce. Hatice ile evlendikten sonra da Mekke’de ticâretle meşgul oldu.). Ebû Bekir ve Hz.anha). hemen buyurdu ki. Resûlullahın (s. onları sevindirmek için. Ali’yi de yanına alıp evladı gibi yetiştirmiştir. bir bakışta anlardı. Kadınlara ait yüzlerce nazik bilgileri. daha bereketli bir kadın görmedim. Meselâ. fakîrliğe ve ölüme râzı olacağını fakat Muhammed aleyhisselâmın dininden çıkmayacağını söyleyince. İkinci misâl olarak. Kazançlarıyla misafirleri ağırlarlar. Hicâb âyeti gelip. kendilerine nikâh edince. Bir gün. Nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder!) şeklinde talepte bulundu. üç sene sonra da Medine’de evlendi. Çünkü. Ömer ve Hz. ziyafet verdi.a. yâ Resûlallah!) dedi.

Bu halini gören Mekkeliler (Muhammed (s. Pazartesi gecesi.. Vahiy gelmesi yaklaşınca “Ya Muhammed” diye sesler işitirdi. Kâ’beyi tavaf ettikten sonra evine giderdi. (İşte El-Emin onun hükmüne razıyız) dediler. Sonra da yarım kalmış olan duvarları yaparak tamamladılar. Güzel huylu ve iyi ahlaklısın.. dinleyiniz. her ağacın (Esselâmü Aleyke Yâ Resûlallah) dediğini işitiyordu. Bİ’SETİ (PEYGAMBERLİĞİ) Muhammed aleyhisselâm daha otuzyedi yaşında iken gaibden “Yâ Muhammed” diye nida olunduğunu duyardı. Dağın ortasına geldiği sırada bir ses duydu. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler. “Oku!” dedi.” Muhammed aleyhisselâm otuzdokuz yaşında iken sadık rüyalar görmeye başladı. Bu işin büyük bir şeref olduğunu bilen kabileler Hacer-ül-esved taşını yerine koyma hususunda anlaşamadılar. çok kitap okumuş ve dinler hakkında bilgi sahibi olan Varaka bin Nevfel’e durumu anlattılar. Gölgesi başınızın üstüne geldi. Başını kaldırıp etrafa baktığı sırada ikinci defa bir ses işitti ve her tarafı birdenbire bir nûr kapladığını gördü. Senin bu ümmetin peygamberi olacağını umarım. Bu durum üzerine Kureyş kabilesi Kâ’beyi İbrâhîm (a.. “Ben okumuş değilim” cevabını verdi.) gelen . Hz. İbraniceyi bilen.s. Cebrâil aleyhisselâm üçüncü defa tutup sıktı ve sonra bıraktı ve “Oku! Her şeyi yaratan Rabbinin ismiyle ki.. üstün ahlâkını son derece takdir ettikleri ve El-Emin (güvenilir) dedikleri Muhammed aleyhisselâmın geldiğini gördüler.. Sonra bu durumu sormak üzere Hz.s.14 - .” diyordu.. senden evvel Musa’ya (a. Bu sırada Abdulmuttalibin dayısı ve yaşlı bir zat olan Huzeyfe’nin (Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek üzere.)’ın yaptığı temele kadar yıkıp yeniden yapmaya başlamıştı. ben de Cibrîlim. Yine. Durum Muhammed aleyhisselâma anlatılınca bir örtü istedi. Ukkaz panayırında deve üzerinde büyük bir kalabalığa karşı okuduğu hutbede onun geleceğini müjdelemişti.. o zamanın meşhûr edîblerinden Kus bin Sa’de. Muhammed aleyhisselâm da onunla beraber okudu. İkinci defa sıktı ve “Oku!” dedi. Muhammed aleyhisselâm kırk yaşında iken yine bir Ramazan ayında Hira Dağı’ndaki mağaraya çekilmiş ve tefekküre dalmıştı. Bundan sonra yalnızlığı sevip insanlardan uzaklaşarak Hira Dağında bir mağarada tefekküre dalardı. Evine dönünceye kadar yanından geçtiği her taşın.) hem sesini duydu.s. Kulak veriniz iyi dinleyiniz? Gökte haber var. Otuzsekiz yaşında iken de bir takım nurlar görmeye başladı... ölen fena bulur. Bazen Mekke’ye gelir.a. Hatice “Biliyorum ki sen doğru sözlüsün. Allahın indinde bir din. Varaka bin Nevfel Muhammed aleyhisselâmın anlattıklarını dinledikten sonra “Müjde yâ Muhammed! Allaha yemin ederim ki sen Îsâ’nın (a. şu kapıdan ilk girecek zatı aranızda hakem yapın) diyerek Kâ’beye açılan Benî Şeybe kapısına işaret etti. insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku! ki senin Rabbin kalemle yazı yazmayı öğreten... Bu hutbeyi dinleyenler arasında Muhammed aleyhisselâm da bulunmuştu. Cebrâil aleyhisselâm “Yâ Muhammed. Sonra da kendisi taşı kucaklayıp yerine koydu. Biraz istirahat ettikten sonra gördüklerini Hz. Nihayet kapıdan. Muhammed aleyhisselâm Peygamberlik vazifesinin mes’ûliyetini düşünerek büyük bir ürperti ve heyecanla Hira Dağı’ndaki mağaradan çıkıp aşağıya inmeye başladı. Hatice’ye anlatırdı. Mekke’de çıkmak üzere olan büyük bir harbin böylece önlendiğini gören kabileler. Sonra Cebrâil aleyhisselâm karşısına geldi. Cebrâil’in (a. bekleyiniz. Her kabile böyle bir şerefe sahip olmak istediğinden aralarında gittikçe artan büyük bir anlaşmazlık çıktı.Otuzbeş yaşında bulunduğu sırada Kâ’be hakemliği yaptı..” cevabını verdi. Taşı konulacağı yere kadar kaldırttı.) haber verdiği son peygambersin! Sana görünen melek. O zaman melek Muhammed aleyhisselâmı tutup takatı kesilinceye kadar sıktı ve “Oku!” dedi. gece yarısından sonra kendisini adıyla çağıran bir ses işitti. gelmesi pek yakın oldu. Muhammed aleyhisselâma peygamberliğin bildirilmesi yaklaştığı bu sırada. Hacer-ül-esved’i bir örtü üzerine koyup (Her kabileden bir kişi bir ucundan tutsun) dedi. insana bilmediğini öğreten bol kerem ve ihsan sahibidir.. Hatice’nin amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gittiler. ona îmân edip de o dahi ona hidâyet eyleye. Ne mutlu o kimseye ki. “Ben okumuş değilim” dedi. yaşayan ölür. onun bu hareketinden çok memnun oldular. Bundan sonra evine gelip “Beni örtünüz” buyurarak ürpermesi geçinceye kadar bir miktar yattı. Emanete riâyet edersin. Hatice’ye anlattı. İlk vahiy bu suretle başladı ve bütün cihanı aydınlatan İslâm güneşi doğdu. olacak olur. Rüyasında ne görürse aynen çıkardı. “Ben okumuş değilim. doğruluğunu. ibret alınız.. Bu halini sadece Hz. Kus bin Sa’de bu meşhûr hutbesinin bir bölümünde şöyle demiştir: “Ey insanlar! Geliniz.s. Ve Allahın gelecek olan bir peygamberi vardır ki. Bu hal altı ay devam etti. O.. Ramazanın 17.) Rabbine âşık oldu) demişlerdi. O zaman yağmur ve seller sebebiyle Kâ’be’nin duvarları iyice yıpranmış. Evinde bir müddet kalıp yanına biraz yiyecek alarak yine Hira Dağı’nda mağaraya gidip tefekkür ve ibadetle meşgul olurdu.. hem de kendisini gördü. Orada bulunanlar bu teklifi kabul ettiler ve Benî Şeybe kapısına bakarak ilk girecek ve işin en nazik anında bu işi halledecek kimseyi beklemeye başladılar.” dedi. yerde ibret alacak şeyler var.” meâlindeki Alâk sûresinin ilk beş âyetini getirdi. Vay ona isyan ve muhalefet eden bedbahta! Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen Ümmetlere!. Dört beş gün süren bu anlaşmazlık sebebiyle neredeyse kan dökülecekti.v. Sen Allahın Resûlüsün.. bir yangın sebebiyle de tahribata uğramıştı.

Yine Kur’ân-ı kerîmde şöyle buyurulmaktadır. Muhammed aleyhisselâm Mekkelileri açıktan açığa İslâm’a davet etmeye başladı. Muhammed aleyhisselâm “Ümmi” idi. Bu hususu Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde şöyle bildiriyor: “Sen bu kitap gelmeden önce. bir kitap okumazdın. Abdurrahman bin Avf. Muhammed aleyhisselâm akrabasını dine davet etmek üzere Hz. Ali de müslüman oldu.Cebrâil’dir. “O hevadan (kendi nefsinden) söylemiyor. hicretin altıncı senesinde Rum. Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitaplarda bulunan bilgilerden. İran ve Habeş hükümdarlarına ve diğer Arap padişahlarına mektûblar gönderdi. Muhammed aleyhisselâm Cebrâil aleyhisselâmdan öğrendiği gibi abdest almayı ve kıldıkları iki rekât namazı Hz. Azâb ile korkut” şeklinde emri ilâhinin gelmesi üzerine insanları îmân etmeye davete başladı. Başını kaldırıp baktığında Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Zübeyr bin Avvam.) insanları İslâm’a davet işine başladığında gayet ihtiyatlı davranıp önce yakınlarını ve samimi dostlarını davet etti. (elbisesine) bürünen Peygamber! Kalk da (kavmini Allahın âzâbı ile) korkut. MEKKE DEVRİ Muhammed aleyhisselâm vahyin bir müddet kesilmesinden sonra yine Hira Dağına çıkmıştı. eski dostu ve yakın arkadaşı Hz. Cebrâil aleyhisselâm ilk vahyi getirdiği sıralarda Peygamberimize abdestin nasıl alınacağını öğretti.” buyuruldu.” buyurulmaktadır (Ankebut-48). üzüntüsünü yatıştırırdı. Onları bu şekilde namaz kılarken gören Hz. Hz. Bundan sonra da onunla birlikte iki rekât namaz kıldı. 10 senesi de Medine’de geçti. belli kimseler arasında yetişip. Hatice oldu. yani “İlk Müslümanlar” denir.a. Gelenler bu mu’cize karşısında şaşıp kalmışlardı. Hatice’den sonra müsIüman olan bu sekiz kişiye “Sâbıkûn-i İslâm”.” (Necm-3-4) Muhammed aleyhisselâma ilk vahyin gelip. başkalarından öğrendin diyebilirlerdi. bir müddet kesilmesi ve sonra “Kalk insanları inzar (irşad) et. Ebû Bekir. onları hak dine çağır. Rabbini tenzih et. ondan yüz çevirdiler ve düşman kesildiler. Hadîs-i şerîfde de: “Ben Ümmî Peygamber Muhammedim. Seni Mekke’den çıkardıkları zamana yetişseydim de sana yardım etseydim!” dedi. Bu sırada Cebrâil aleyhisselâm Müddessir sûresinin “Ey.v. Hz. Peygamberimiz (s. 22 sene 2 ay 22 gün süren bir müddet içerisinde vahyedilip tamamlandı. İnsanlar birer ikişer müsIüman oluyordu. Sa’d bin Ebî Vakkas. Talha bin Ubeydullah ilk müslüman olanlardır. Bu sırada Peygamberimiz (s. ancak vahiy olunur. Yemekten sonra Muhammed aleyhisselâm. Dağdan aşağı inerken bir ses duydu. Benden sonra peygamber yoktur. Elbiseni de (daima) temiz tut. Sadece sabah ve ikindide iki vakit namaz kılınıyordu. Kur’ân sâde bir vahiydir. yazı yazmamış. Fakat vahiy getirmedi.. Tevrat’ta ve İncil’de.s. İlk sıralarda îmân edenler az oldu. Âzâba sebep olan şeyleri terk etmekte sebat et. (Îmân etmezlerse âzâba uğrayacaklarını kendilerine haber ver).v. . İbadetlerini evlerinde yapıyorlar ve Kur’ân-ı kerîmin nazil olan âyetlerini gizlice okuyorlardı. onları Ebû Tâlib’in evine çağırdı. Mekke’de doğup büyüyüp. Ali’den sonra azatlı kölesi Zeyd bin Hârise. Allahü teâlâya ibâdet edilmesini emreden âyetler gelince bunları işiten Kureyş kavmi. hak din olan İslâm’ı kabul etmelerini söylüyordu. Hatice’ye de öğretti. İslâmiyeti bildirmek için. Hizmetine altmıştan ziyade yabancı elçi gelmiştir. îmân etmeyenler de önce ondan alâkalarını kesmediler.15 - .” âyet-i kerîmesi nazil olunca. Ona imam olup bu iki rekât namazı kıldırdı. Muhammed aleyhisselâmın doğru sözlü ve yüksek ahlâk sahibi olduğunu bildikleri halde. Peygamberliğinin ilk üç yılında insanları gizlice İslâm’a davet etti. Hatice’den ve Hz. bu âyette: “Sana emr olunan şeyi açıkla. Muhammed aleyhisselâma ilk vahiy geldikten sonra üç sene vahiy gelmedi. Mübârek kalbi çarparak ve ürpererek evine dönüp “Beni örtünüz” dedi ve örtündü. Kur’ân-ı kerîm âyetleri.. baş ağrıtırcasına anlat.” meâlindeki ilâhi emir gelince. Bi’setin dördüncü yılında Hicr sûresi 94. Bu ilk yıllarda müslümanların sayısı ancak otuza ulaşmıştı. Okur yazar olsaydın. Ali’yi göndererek. Önce kendisi besmele ile başlayıp gelen akrabasına buyurun dedi. Önlerine bir kişiye yetecek kadar bir tabak yemek ve bir tas süt koydu. âyeti nazil olunup. Muhammed aleyhisselâm. hadîselerden haber verdi. Yazı yazmadın. kimseden bir ders görmemişti. Osman. Hz. seyahat etmemiş iken. İlk îmân eden Hz. Vahy olunan âyetleri açıkça okuyor ve herkese.” meâlindeki ilk âyetlerini getirdi. Bir müddet sonra da: “Yakın akrabanı Allahın azâbı ile korkutarak.a.) adındaki melek gelip bazı şeyler öğretti. Yani kitap okumamış. Ah! Ne olurdu! Genç olsaydım. İlk vahyin gelmesiyle Peygamberliği başlayan Muhammed aleyhisselâmın tebliğinin 13 senesi Mekke’de. Bundan sonra artık Vahiy aralıksız devam etti. müşriklere aldırma. Bu sırada henüz beş vakit namaz emredilmemişti. Bu arada Mikâil (a.) üzüldükçe Cebrâil aleyhisselâm gözüküp “Ey Muhammed! Sen Allah’ın Peygamberisin!” der. Gelenler kırk kişi kadar olmasına rağmen o yemek ve süt Muhammed aleyhisselâmın mu’cizesi ile hepsini doyurdu ve hiç eksilmedi.

(Sen emr olunduğun şeye devam et! Seni korumaktan geri durmayacağım.) dedi. Bu hadîseden kısa bir müddet sonra akrabasını tekrar davet etti. Yine bir gün Allahü teâlânın “Emredildiğin şeyi. (Ey Muhammed-ül-emîn! Bizi buraya niçin topladın. “Size asla yalan söylemiyorum ve doğruyu bildiriyorum. bu sözler karşısında çirkin konuşmalarına devam edince.. (Evet inanırız. çünkü sende şimdiye kadar doğruluktan başka birşey görmedik. öleceksiniz. Ondan başka ilâh yoktur) diyerek îmân etmeye davet ediyorum. İşte O peygamber. toplanınız size mühim bir haberim var” diye seslendi. Muhammed aleyhisselâm insanların bu inkârcı tutumu karşısında onları daima imâna davet ediyordu. başkaları onun elini tutup mani olmadan önce siz ona mani olun!.. ailesine haber vermek üzere koşan ve düşmanın kendisinden önce ailesine ulaşıp zarar vermesinden korkarak Yâ Sabâhâh (Ey topluluklar) diye haykıran bir kimsenin haline benzer. Muhammed aleyhisselâm bu umumi hitâbtan sonra.” diye başlayan “Tebbet” sûresi nâzil oldu. Amcası Ebû Leheb düşmanlık ederek. Ebû Tâlib bu sözleri dinledikten sonra. (Biz bugünkü gibi bir sihir görmedik. Aralarında konuşarak dağıldılar. Muhammed aleyhisselâm yemekten sonra ayağa kalkıp: (Hamd. Herkes büyük bir dikkatle dinliyordu. Ona inanır.. onları çatlatırcasına bildir. uykuya daldığınız gibi. Ebû Leheb’e kızarak (Ey korkak! Vallahi biz sağ oldukça. Onlara şöyle hitâb etti:.) gibi daha birçok çirkin sözler söyledi. âhiret azâbı ile ilk korkuttuğum kimseler sizlersiniz” dedi. Muhammed aleyhisselâm bu sözlerini üç defa tekrarladı. Önceki gibi yine önlerine yemek kondu. Bunlar da ya Cennette ebedi kalmak veya Cehennemde ebedi kalmaktır..akrabalarını İslâm’a davet etmek için söze başlamak üzere idi. Vallahi siz. Mekkelilerden bir kısmı îmân ile şerefleniyordu. Ebû Tâlib. Ey Kureyş topluluğu. ben size şu dağın ardında bir düşman ordusu var. Muhammed aleyhisselâma da: (Ey kardeşimin oğlu! İnsanları Rabbine imâna davet etmek istediğin zamanı bilelim. Muhammed aleyhisselâm “Ey Kureyş kabileleri” hitabıyla konuşmaya başladı. yerden aldığı taşı Muhammed aleyhisselâma attı. Ebû Leheb’in gösterdiği inkâr ve düşmanlık üzerine daha sonra “Ebû Leheb’in elleri kurusun.” şeklinde sayarak: “Ben size önümüzdeki şiddetli azabın bildiricisiyim. silâhlanıp seninle birlikte ortaya çıkarız!) dedi. bütün Kureyş kabilelerinin ismini “Ey Hâşimoğulları! Ey Abd-i Menafoğulları! Ey Abdulmuttaliboğulları!.” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti. başlarını önlerine eğdiler. Ben sizi dile kolay gelen. Diğerleri ise hayret içinde ve alaylı alaylı gülerek dağıldılar. her ne kadar bunların yaşça en küçüğü isem de sana ben yardımcı olurum!. Ebû Leheb’e (Ey kardeşim! Kardeşimin oğlunu ve Onun dinini yardımsız bırakmak sana yakışır mı? Vallahi bugün yaşayan âlimler. Hayretle ve merak içinde beklemeye başladılar. Allahü teâlâ bana: “En yakın akrabalarını âhıret azâbı ile korkut” emrini verdi. Ben de onun kulu ve Resûlüyüm.” emrine uyarak.. Ebû Leheb..) dediler. iyiliklerinizin karşılığında mükâfat.. Ali yine hepsini çağırmıştı. Kimseden ses çıkmadı. Uykudan uyandığınız gibi de diriltileceksiniz ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. Sizi Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerike leh (Allah birdir. Ali ayağa kalkıp üçüncü defasında “Yâ Resûlallah. Şüphesiz bilir ve bildiririm ki Allahdan başka ilâh yoktur. Yardımı ancak ondan isterim. Diğerlerinden o anda böyle bir muhalefet gelmedi. Abdulmuttalibin soyundan bir peygamberin geleceğini bildiriyorlar. Eğer buna îmân ederseniz Cennete gideceksiniz. kötülüklerinizin karşılığında da ceza göreceksiniz. . mîzânda ağır basan iki kelimeyi söylemeye davet ediyorum ki o da: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlühû” yani Allahdan başka ilah olmadığına ve Muhammedin Onun kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim demenizdir.” dedi. Sizi bir olan ve ondan başka ilâh olmayan Allaha îmân etmeye davet ediyorum. Ali’nin elinden tuttu. Bunun üzerine kabileler merakla koşup orada toplandılar. Siz (Lâ ilâhe illallah) demedikçe ben size ne dünyâda bir faide ne de ahirette bir nasîb sağlayabilirim?” dedi. O halde hanginiz benim bu davetimi kabul eder ve bu yolda yardımcım olur? “dedi. Senin yalan söylediğini hiç işitmedik!. Safa tepesi üzerine çıktı. Her söyleyişinde Hz. üzerinize hücum etmek üzeredir desem bana inanır mısınız?” dedi. Ebû Leheb hariç orada bulunan diğer amcaları ve akrabasının hepsi yumuşak konuştular. Zaten kurudu.” “Allahü teâlâ sizi buna davet etmemi emretti. Ben Onun size ve bütün insanlığa gönderdiği Peygamberiyim. Fakat Ebû Leheb. Onun bu sözleri üzerine Muhammed aleyhisselâmın halası. Araplar içinde. Ona dayanırım. Fakat eski dinimden ayrılmak hususunda nefsimi bana boyun eğer bulmadım. budur!) dedi. benim size getirdiğim. yalnız Allaha mahsustur. Onun eşi ve ortağı yoktur. dünyâ ve ahiretiniz için hayırlı olan şeyden (yani bu dinden) daha üstününü ve daha hayırlısını kavmine getirmiş bir kimse yoktur. O birdir.. Dinleyen kabileler arasından Ebû Leheb (Bizi buraya bunun için mi topladın?) diyerek.16 - . (Benimle sizin haliniz düşmanı görünce. (Ey Abdulmuttaliboğulları. Arkadaşınız sizi bir sihirle büyüledi) diyerek sözlerine hakaretle devam etmesi üzerine davetliler dağıldılar.. ona yardımcı ve koruyucuyuz!) dedi. Yüksek ve gür bir seda ile: “Ey Kureyş topluluğu buraya geliniz. İnsanlardan. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm Hz. neyi haber vereceksin?) diye sordular. Sonra Muhammed aleyhisselâm tekrar söze başlayıp “Ey Abdulmuttaliboğulları! Vallahi. Hz.

taşkınlık. tam bir cahiliyyet. O zaman dünyâ üzerinde göze çarpan belli başlı devletlerden Bizans. Bu hareketlerinden dolayı da en ufak bir vicdan azâbı duymuyorlardı. zina. Cahiliyye devrindeki Kâ’be duvarına asılan en meşhûr şiirlere “Muallakat-ı Seb’a (yedi askı)” denilmiştir. Velîd bin . fakat insandan bir peygamberin geleceğini kabul etmiyordu. Müşriklerin her birinin evinde bir put bulunurdu. insanları açıkça İslâm’a davet etmesi emredildiği zaman. Bunlar Allahü teâlâya inanır ve putlardan uzak dururlardı. Hindistan. Netice itibariyle o zamanın insanları arasında şefkat. Bu korkunç telâkki o dereceye çıkmıştı ki. coğrafî ve ticârî bakımdan mühim bir yer tutan Arabistan’da da durum diğer yerlerden farksızdı. Âlem öylesine kararmış ve zulmet öyle kesifleşmişti ki. edebiyatın. Bunlar ne yaptıklarını bilmeyen azgınlar haline gelmişti. Mısır. Mekke’nin dışında bir yerde merkebinden inince ayağına diken battı. ruhî. Kâ’be’ye de 360 put konulmuştu. Bunlar arasında. Cebrâil aleyhisselâm da başını tutup altına oturduğu ağaca çarparak helâk etti. merhamet. Yıldızlara. Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü. Muayyen zamanlarda panayırlar kurulur. iyilik ve adalet gibi güzel hasletler yok olmuş gibiydi. kumar. güçlünün güçsüze karşı kullandığı en amansız ve tüyleri ürpertici bir vasıta olarak başvuruluyor. onları dalâletten hidâyete kavuşturmak üzere peygamber olarak gönderildiği sırada cahiliyye devri yaşayan Mekke’liler. Müşriklerden bilhassa beş kişi. Güçlü bir şair hem kendisi hem de kabilesi için itibar sağlardı. kendilerinin îmân etmeye davet edilmesi üzerine ilk önce çoğu lakayt (ilgisiz). İnsanları sınıflara ayırmışlar. içki. ateşe. ne kadar ilâç yaptılarsa da çare bulamadılar. Esved bin Muttalib Mekke’nin dışında bir ağaç altında otururken birdenbire gözleri kör oldu. Âs bin Vâil. Bir kısmı da kız çocuklarının doğmasını bir felâket ve yüz karası sayıyorlardı. İbrâhîm’in bildirdiği din üzere olan ve “Hanifler” denilen. İskenderiye. kadın elde basit bir mal gibi alınıp satılıyordu. Devamlı çekişme halinde bulunan bu kabileler. zulüm. Birinci gelenlerin şiirleri veya hitâbeleri Kâ’be duvarına asılırdı. Bu beş müşrikten Âs bin Vâil bir gün merkebe binmişti. Su içe içe çatlayıp öldü. Kur’ân-ı kerîm âyetleri nazil olmaya başlayınca ondaki eşsiz belâgatı gören nice kimseler de bu sebeple müslüman oldu. Âs bin Vâilin ayağının tabanına. Bir kısmı ise Allaha ve âhıret gününe inanıyor. İran. Müşriklerin bu düşmanlıkları önce alay etme tarzında olup. insanlar her şeyin yaratıcısı olan Allaha îmân ve ibadet etmek yerine kâinatta cereyan eden hadîselere ve Allahü teâlânın yarattığı eşyaya tapıyorlardı. ictimaî ve siyâsî bakımlardan yaygın bir karanlık. Cahiliyye devri denilen bu zamanda Arabistan’da insanlar genellikle göçebe hayatı yaşıyorlardı ve kabilelere bölünmüşlerdi. bütün insanlık âlemi dinî. Müşriklerden bu beş kişi önlerinden geçerken Cebrâil aleyhisselâm. kimseler de vardı. Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip (Muhammed’in Allah’ı beni öldürdü) diye feryat ede ede öldü. Bir defasında Peygamberimiz (s. Velîdin inciğine. küçük kız çocuklarını. Esved bin Yagvesin başına. Çin ve benzerlerinde yaşayan insanlar inançsızlık veya bâtıl inançlar içinde çırpınıyordu. baskın ve yağmacılığı adeta kendileri için bir geçim vasıtası kabul etmişlerdi. daha sonra işkence safhasına girdi. Esved bin Muttalib’in gözüne. Bir kısmı da Allaha inanıyor âhirete inanmıyordu. Esved bin Muttalib. Esved bin Abdi Yagves ve Velîd bin Mugîre vardı. Mezopotamya. Diğer büyük bir kısmı da Allaha şirk koşup putlara tapıyordu. Evine gelip kapısını çalınca evindekiler onu tanıyamadılar ve içeri almadılar. yalan ve ahlâksızlık namına ne varsa alabildiğine yaygınlaşmıştı. Muhammed aleyhisselâm insanlara ebedî se’âdeti bildirmek.. O da.v.. içtimai bir düzen de yoktu. belâgatın ve fesahatin çok yaygınlaşarak zirveye ulaşmış olmasıydı. Aralarında zulmün ve yağmacılığın yaygınlaştığı kabilelerden meydana gelen Arabistan’da siyâsi bir nizam.) dedi. kuvvetliler zayıfları korkunç bir tahakkümle eziyordu. Dünya üzerinde siyâsî. Bir kısmı tamamen inançsız ve dünyâ hayatından başka birşey kabul etmiyordu. Bütün bunlardan başka Hz. Sonra açıkça düşmanlık göstermeye başladılar.a. kayıtsız davrandı. azgınlık ve sapıklık içerisinde bulunmakta idi. sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı çok üzmekte ve alay etmekte idiler. bunu büyük bir iftihar vesîlesi sayarlardı. Dikenin battığı yer şişti. Şaire ve şiire çok önem verirler. Yine bu sırada dünyânın diğer yerlerinde olduğu gibi Arabistan’da da ahlâksızlık son haddine ulaşmıştı.Muhammed aleyhisselâm bütün insanlara ve cinne peygamber olarak gönderilip.17 - . Zulme. Hâris bin Kays da tuzlu balık yemişti. hırsızlık. O zaman Arabistan’da insanlar inanç bakımından bazı değişiklikler gösteriyordu. Öyle bir hararete tutuldu ki ne kadar su içtiyse kanmadı. Hâris’in karnına birer işaret koydu ve (Yâ Muhammed! Allahü teâlâ bunların şerrinden seni halâs eyledi. Bunlardan sonra da ticârî ve diğer bütün münasebetleri kesme ve şiddet gösterme devresi başladı. Burada iken yüzü ve gövdesi simsiyah oldu. elleriyle yonttukları taştan ve tahtadan putlara zavallı insanlık “İlâh” diye secde ediyordu. Yakında bunların her biri bir belâya mübtelâ olarak helâk olacaklardır. Cebrâil aleyhisselâm da gelmişti. Korkunç bir cahiliyye devri yaşayan Araplar arasında dikkate değer bir husus vardı. Şiir ve hitâbet yarışmaları açılırdı. sonra hakaret şekline. Esved bin Abdi Yagves de Mekke’den çıkıp Bad-ı semûm denilen yere gitmişti. kumlar üzerinde açtıkları çukurlara diri diri yatırıp (Babacığım! Babacığım!) diyerek boyunlarına sarılmalarına ve acı acı feryat etmelerine hiç kulak asmadan üzerlerini toprakla kapatarak ölüme terk ediyorlardı.) Kâ’benin yanında oturmakta iken.

Ya Allahü teâlâ bu dîni bütün cihana yayar. şeytana ve kendileri gibi sapık insanlara aldanarak se’âdetten mahrum kaldılar.. sihirbaz da değil! Biz sihirbazları gördük. O. nefislerinin isteklerine. çok kan kaybetti ve (Muhammedin Allah’ı beni öldürdü) diye feryat ederek öldü. sonra da hepsine ağır işkenceler yapmaya başladılar.)’in boynuna sarılarak (işine devam et. Hakiki kurtuluşun Allahü teâlâya îmân etmekte olduğunu. O şair de değildir. Ebû Tâlib’in yeğenini her şeye rağmen koruyacağını ve asla yalnız bırakmayacağını anlayan müşrikler... deli de değildir. zulümlerine. Sokaklarda. Bir araya toplanıp Ona kâhin.v. Dar bir sokak içinde. Müşriklerin zulüm ve baskıyı arttırması üzerine Muhammed aleyhisselâm Eshâb-ı kirâmdan Erkam bin Ebul Erkamın evini emniyetli bir yer olarak seçti. İnsanları ebedî se’âdete kavuşturmak için ve rahmet olarak gönderilen Muhammed aleyhisselâm. şair. Sabah olunca da birbirlerini görüp şaşırırlardı. ne de uydurma şeylerdir. bildirmekten vazgeçmem. buna mani olmak için ilk defa başvurdukları şeylerin neticesiz kaldığını gördüler. istediğini yap! Vallahi. İleri gelenleri toplanıp Peygamberimizin (s. kâhinleri gördük. vazifem biter veya bu yolda canımı fedâ ederim.a. Peygamberimiz (s. Baldırı yara olup. nefse uymaktan. Ancak ertesi gece gene birbirinden habersiz gidip bir köşeye saklanarak yine dinlerlerdi. Hükümdar olmak istiyorsan seni kendimize hükümdar yapalım.) müşriklere şöyle cevap verdi: “Sizin söylediğiniz. îmân ederseniz Cennetle müjdele. beni. bir daha böyle yapmayalım derlerdi. önce alay etmeye başladılar. Nefislerine. İslâm nurunun günden güne yayılması üzerine iyice azgınlaşan müşrikler. Bütün bu bozuk.a. Peygamberimiz (s.. Bunların hiç birinin Muhammed aleyhisselâmda bulunmadığını yine kendileri itiraf ediyorlar ve Ona bir şeyler söylemek için toplandıklarında müşriklerden Velîd bin Mugîre şöyle diyordu: (Hayır o kâhin değildir.v. size mallarınızı istemek. verelim. Ebû Tâlib. Ben. Ya onu bildirdiği şeylerden vazgeçirirsin veya iki taraftan birisi yok oluncaya kadar onunla da seninle de çarpışırız. Muhammed sihirbaz diye bağırdılar. mecnun.a. Bir çok Mekkeli bu evde müslüman oldular. Bana bir kitap da indirdi. işlerine son verileceğini görerek Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerini inkâr ettiler ve ona düşman kesildiler. Bir daha böyle yapmamak üzere yemin ederek ayrılırlar. Yeter ki bu davandan vazgeç) dediler. inanmayın diyerek taşkınlık gösterirlerdi. Muhammed aleyhisselâmın kapısının önüne pislik dökmeye. Onun okuduğu ne kâhin fısıltısıdır. Güneşi sağ elime. sihirbaz diyelim şeklinde karar almak istediler.a. Safa tepesinin doğusunda bulunan bu ev giriş çıkış için ve gelip gidenleri kontrol etmeye elverişli bir yerdi.v. birbirinden habersiz olarak gece Kur’ân-ı kerîmi dinlemeye geldiklerini gören müşriklerin ileri gelenleri birbirlerini ayıplarlar. Bütün bunlarla da insanların îmân etmelerine engel olamadıklarını bilakis İslâm’ın günden güne yayıldığını gören müşrikler her yola başvurdular. Peygamberimiz (s. Muhammed aleyhisselâmın okuduğu âyet-i kerîmeleri dinlemekten men ederlerdi. Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerine îmân etmeyen ve ona düşmanlık gösteren müşrikler. onda böyle bir hal yoktur. Mekke halkını. İlk müslüman olanlardan önce zayıf ve kimsesiz olanlara. O mecnun. Bundan vazgeçsin ne isterse vereceğiz.” dedi. size Peygamber olarak gönderdi. şeylerin hiç birisi bende yoktur. Kendileri ise geceleri gizlice Muhammed aleyhisselâmın bulunduğu evin yanına gelerek bir köşeye saklanıp dinlerlerdi.) dediler. kapısına kan sürmeye. Ay’ı da sol elime verseler (her ne vaad ederlerse etsinler) ben asla bu dinden ve onu insanlara tebliğ etmekten.. peşinde dolaşıp yalan söylüyor. Bir kısmı da kendileri gibi aciz ve fâni insanların ayıplamalarından sakınarak îmân etmediler. bundan da bir netice alamadıklarını görerek bizzat Muhammed aleyhisselâmı çağırıp şöyle dediler. müslümanlara işkence yapmaya başladılar. şehvetlerine uyanlar. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm “Ey amca! Şunu bil ki. Deliliğin ne olduğunu biliriz.v.) amcası Ebû Tâlib’e giderek (Ey Ebû Tâlib! Biz senden kardeşinin oğlunu susturmanı. Üstelik başkalarına da mani oldular. Bu sözleri dinleyen Ebû Tâlib. haksızlık ve ahlâksızlıklarına kesinlikle son vereceğini gören. yalan da söyler. Fakat bütün bunlara rağmen müşriklerin ileri gelenleri çeşitli hilelerle ve zulümle insanların îmân etmesine mani oluyorlardı. fakat bundan kendilerini alıkoyamazlardı. zulümden haksızlıktan ve bütün çirkin işlerden uzaklaşmakla olacağını bildirince. Mekke’de cahiliyye devri yaşamakta olan insanları açıkça İslâm’a çağırdı. Sabah olup ortalık aydınlanmaya başlayınca. Kâhinler doğru da. Onun okudukları sihirbazların okuyup üfürmelerine ve düğümleyip bağlamalarına hiç benzemiyor). geçeceği yollara diken dökmeye başladılar.18 - .) dedi. seni asla herhangi bir şeyden dolayı kimseye teslim etmeyeceğim. Biz. müşriklerin söylediklerini Muhammed aleyhisselâma nakletti. ona engel olmanı istiyoruz. Onun okudukları bunlardan hiçbirine benzemez. Mekke’ye dışardan gelenlere İslâm’ı anlatırken. Biz şiirin her çeşidini iyi biliriz. Bir merkez olarak seçilen bu eve (Dâr’ül İslâm) adı verilmişti.. Menfaatleri sebebiyle putlara tapan ve İslâmiyetin.Mugîre’nin ise baldırına bir okçu dükkânı önünde demir parçası battı. (Eğer sen mal toplamak istiyorsan sana istediğin kadar verelim. üstünlük taslayarak ve diğer müşriklerin kendilerini ayıplamalarından çekinerek ve daha bir çok boş düşüncelere kapılarak îmân etmediler. üzerinize hükümdar olmak için gelmedim. deli. Fakat Allah.) İslâmiyeti burada anlatıyor ve müslümanlar oraya toplanıyordu. müşrikler. içinizde şeref ve şan kazanmak. zayıfları ezenler ve iyice azgınlaşmış olanlar karşı çıktılar. Ancak nefislerine uyup. Biz Muhammed’de hiç bir yalan görmedik. Daha her ne istiyorsan yapalım. artık alay etmekten de öteye.

. emanetleri yerine getirmeyi.) Medine’ye hicret edince onlar da Medine’ye geldiler.a. aramızdan en üstün ve en emin ve en şerefli olan Muhammed aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi. Onlara sebebini sordu. Daha sonra Peygamber efendimiz (s.v. Bu anlaşmalarını bir kâğıda da yazarak Kâ’be içine astılar. Size öğüt de verdim. büyük bir korkuyla perişan bir halde geri kaçtı. Bunun üzerine Necâşî müslümanları çağırdı. kan dökmekten ve günahlardan sakınmayı emretti. Müslümanlar ise Şı’b-i Ebî Talib (Ebû Tâlib mahallesi) denilen yerde toplanmışlardı. seni destekleyeceğiz” demişlerdi.” Habeş hükümdarı Necâşî bunları dinledikten sonra kendini tutamayıp. Ebû Cehil birkaç kere böyle yapmak istemişse de aynı durumla karşılaşmıştır. Ona imân ettik. Elleri taşı tutamaz oldu ve taş elinden yere düştü. Her türlü kötülüğü işlerdik. Ömer’in müslüman olması üzerine müslümanların durumu kuvvetleniyor ve İslâmiyet günden güne yayılıyordu. başta ticârî ve diğer münasebetleri tamamen kesmek üzere karar aldılar.a. Yapılan işkencelere dayanamayarak şehîd olan ilk müslüman Yasîr (r. bir kısmı ise düşmanlıkta ısrar ediyorlardı. Sonra müşriklerin elçilerine dönüp. Bi’setin altıncı yılında Hz. Yasîr (r. “Vallahi bu aynı kandilden fışkıran bir nurdur ki. başını yaraladıkları oluyordu. Akrabamızla münasebeti keser. Putlara tapardık. Bu ve buna benzer mu’cizeleri görenlerden bir kısmı îmân ediyor. komşularımıza kötülük yapardık. Mûsâ da. Ertesi günü beklediler ve Muhammed aleyhisselâm Kâ’beye gelerek namaza durup secdeye kapandığı sırada Ebû Cehil kocaman bir taşı alıp yanına yaklaştı.. Peygamberimiz müşriklerin baskı ve işkencelerine maruz kalan müslümanlardan ikinci bir kafileyi de Bi’setin yedinci yılında Habeşistan’a gönderdi. Müslümanlara hiçbir şey satmamaya ve onlardan hiçbir şey satın almamaya yemin ettiler. Bundan başka müşriklerin Muhammed aleyhisselâma saldırdıkları ve bazan da mübârek yüzünü.. Kuvvetli olanlarımız. Müşrikler bu hicrete de mani olmak için harekete geçtiler. Hz. Allahü teâlâ bize. Cafer bin Ebû Tâlib şöyle cevap verdi.yici. Allah sizi orada ferahlığa kavuşturur ve sizi yine toplar. ben onları size asla teslim etmem.v. dedi. Muhammed aleyhisselâma kastetmeye karar verdiler.) çeşitli şeyler soruyorlar. Hicret eden müslümanların peşinden adamlarını gönderdiler.” dedi.v. senin himayene geldik. Bu hali gören ve merakla seyreden müşrikler ne oldu sana dediklerinde Ebû Cehil: Bir benzerini görmediğim zapt edilmez bir arslan beni parçalamak üzere üstüme yürüdü. dedi.” İnkârlarında ısrar eden müşrikler bu teşebbüslerinden de netice alamayınca işi zulüm ve işkence safhasına döktüler.)’ın hanımı Sümeyye hatundur. Müşrikler bu mahalleye yiyecek. Oradan bir şey satın almak üzere çıkmak isteyene ve oraya yiyecek .a...a. Biz de yurdumuzu bırakarak. Başları Ebû Cehil şöyle demişti: “Yarın kaldırabileceğim kadar kocaman bir taşı alıp. Yardımını ummaktayız.a. HABEŞİSTAN’A HİCRET Peygamberimiz (s. “Ey hükümdar! Biz cahil bir millettik. komşularla iyi geçinmeyi. Günden güne müslümanların sayısı arttıkça bunu engellemek için çeşitli yollar deneyen müşrikler. zayıf olanlarımızı ezerdi.” buyurdu. İşte bu yüzden kavmimiz bize düşman kesildi.) ve Ebû Cehil tarafından karnına mızrak saplanarak şehîd edilen. Size tebliğ ettim. 5’i kadın olmak üzere 15 kişilik bir kafile Mekke’den ayrılarak Habeşistan’a hicret ettiler. Bi’setin beşinci yılında Eshâb-ı kirâmdan 10’u erkek.) ilk müslümanların ağır işkencelere ve zulüm altında zor duruma düşmeleri üzerine “Siz Habeş ülkesine gidiniz. Daha yaklaşır yaklaşmaz. Doğru sözlü olmayı. nâzil olan âyetler okundukça aldıkları cevaplar ve gördükleri mu’cizeler karşısında şaşırıyorlardı.. Müşrikler bu hicrete hiç tahammül edemedi. bu defasında müslümanları muhasara altına almaya. taşları terk etmemizi söylüyor. sabretmek ve buna katlanmak benim vazifemdir. hadi çekip gidiniz.19 - . Tebliğ ettiği şeylere tâbi olduk. Fakat hicret edenler süratle uzaklaştıkları için engelleyemediler. Onu reddederseniz Yüce Allah aramızda hükmü verinceye kadar tebliğ etmek.. sonra da Hz. içecek hiç bir şey sokmuyorlardı.. Biz de Onu tasdîk ettik. Necâşî sebebini sorunca yalan söylediler. Necâşî Müslümanlara çok yardım etti. Hamza’nın. Bu arada İslâmiyetin yayılmasına mani olmak için her yola başvuran müşrikler. 10’u kadından meydana gelen bu kafile de Habeşistan’a hicret etti. dünyâda ve ahirette nasîbiniz ve se’âdetiniz olur. 80’i erkek. Bizi Allahü teâlâya ibadet etmekten vazgeçirmeye kalkıştılar. Size getirip tebliğ ettiğim şeyi alır kabul ederseniz o.” Diğer müşrikler de “Sen istediğini yap. akrabalık haklarını gözetmeyi. O secdeye kapandığı zaman başının üzerine bırakacağım. Peygamberimize (s. Diğer taraftan müslüman olanlara yaptıkları işkenceler görülmemiş bir vahşet halini almıştı. Şimdiye kadar taptığımız putları. Hz. O peygamber Allahü teâlâya imân etmeye ve ona ibadete çağırıyor. isyanınızdan dolayı da azâbla korkutucu olmamı Allah bana emretti. Müşriklerin gönderdikleri kişiler Habeş hükümdarı Necaşî’nin yanına varıp Müslümanları kendilerine teslim etmesini istediler. Ben de Rabbimin bana vahy ettiklerini size tebliğ ettim.. Habeşistan’a hicret eden ilk kafilenin hükümdar Necâşî tarafından iyi karşılanması üzerine. Habeşistan’a hicret eden müslümanlar orada yedi yıl kaldılar. Bunun için bize her çeşit işkenceyi yaparak zulmettiler. Sonra kendisi de müslüman oldu. Îsâ da bunu bildirmiştir.

Peygamberimiz (s.) amcası Ebû Tâlib ve ondan birkaç gün sonra da hanımı Hz. Yine Bi’setin onuncu yılında Peygamberimizin (s. Ancak bu da kâfi gelmemişti. Rebîaoğullarından Utbe ve Şeybe adında zengin iki kardeşti. dedi. Resûlullah: “Sen neredensin?” buyurdu.a. Alay ettiler. Bu sebeple müslümanlar fazla bir şey satın alamıyorlardı. Muhammed aleyhisselâm bu durumu amcası Ebû Tatib’e bildirince. sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm cahiliyye devrinin zulmetinde bunalan insanları kurtarmaya çalışıyor ve hakiki se’âdete kavuşturuyordu.a. yuhaladılar. Besmeleyi işitince şaşırdı. (Yıllarca buralardayım. Resûlullah: “Yunus aleyhisselâmın memleketinden imişsin” buyurdu. Yakınlarında bulunan bağın sahibi.içecek satmak için gitmek isteyen hiçbir satıcıya fırsat vermiyorlardı.) üzümü yerken besmele çekti.) görüp. Allahü teâlâ. yorgun geri dönerken mübârek bacakları yaralandı. Kâ’be’ye gidip astıkları sahifeyi.) ve Zeydi (r.) dedi. Peygamberimizin kendilerini İslâma davet etmesi üzerine büyük bir şevkle sevinç gözyaşları dökerek müslüman oldular. Sadece hac mevsiminde dışarı çıkabiliyorlar. Peygamberimiz (s. . Addâs: Sen Yunus’u nereden tanıyorsun? Onu. Bu mahallede muhasara altına alınan müslümanlar ise dışardan fazla bir şey satın alamadıkları için şiddetli kıtlıkla karşı karşıya kalmışlardı. Hicretden bir yıl önce. onun himayesinden çekinen müşrikler. yaralarının kanlarını sildiler. Zeyd bin Hârise’yi alarak Taif’e gitti. sakalları gözyaşları ile ıslandı. Ümitsiz. MÎ’RÂC Mekke ehâlisi îmân etmiyor. ancak Mekke’ye gelen tüccarlardan bir şey satın almak istediklerinde müşrikler. O da. Bu vefât hadîselerine çok sevinen müşrikler.v.20 - . Zeyd’in başı kan içinde kaldı.) vahiyle bildirildi. Tâif’den uzaklaştılar.. Üzümü getiren köle Addas Hıristiyan idi. Bu se’âdet ile şereflenen insanlar da kavuştukları büyük nimete şükrediyorlar. Resûlullah çok üzüldü. Kimseden böyle söz duymadım. Bunlar daha önce Habeşistan’a hicret eden müslümanlardan İslâmiyet ile ilgili duydukları şeyleri bizzat mahallinde görmek ve araştırmak üzere Mekke’ye gelmişlerdi. o vefât edince. gerçekten bir güve kurdunun yiyip bitirdiğini gördüler. Ard arda vuku bulan bu ölüm hadîselerinden dolayı bu seneye Senet-ul-hüzün (Hüzün yılı) denildi. Hatice vefât etti. Habeşistan’dan yirmi kişi kadar Hıristiyan Ruhban Mekke’ye gelmişti. Bu hadîse karşısında şaşıran müşrikler bazı ileri gelen kimselerin de böyle bir uygulamadan vaz geçtiklerini bildirmeleri üzerine Bi’setin onuncu yılında bundan tamamen vazgeçmek zorunda kaldılar.) ve müslümanlara karşı öncekinden daha şiddetli davranmaya başladılar. Halbuki İslâmiyet süratle yayılıyor.a. O sahifede “Bismike Allahümme” ibaresi hariç diğer kısmını tamamen yiyip bitirdi. Kâ’be’ye gidip bakınız. Addâs: Nineveliyim. Peygamberimizi (s.. Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğinin onuncu yılında büyük oğlu Kâsım ve bir müddet sonra da diğer oğlu Abdullah küçük yaşta iken vefât ettiler. Bu nasıl sözdür?) dedi. Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. Çok sıcak bir saatte yorgun bir halde yol kenarında oturdular.v. üzüntülü. Küçük çocuklar açlıktan feryat ediyordu. Hiç kimse îmân etmedi. Sorduktan her soruya verilen cevaplar karşısında son derece memnun kalıp. müşriklerin anlaşmalarını yazarak Kâ’be içine astıkları sahifeye bir güve kurdu musallat etti.v. benim gibi Peygamber idi” buyurdu.a. Muhammed aleyhisselâma ve müslümanlara yaptıkları tecavüzleri kat kat arttırdılar. Kur’ân âyetlerini dinlediler ve o kadar ağlaştılar ki. dedi. Kâ’be yanında Peygamberimizle görüşen bu Hıristiyan kafilesi. akrabalarla münasebeti kesme ve iftira olarak yazılı diğer kısmı yiyip bitirmiştir. Tâif halkına bir ay nasîhat etti. Ebû Tâlib müşriklere gidip (Kardeşimin oğlunun bana haber verdiğine göre Allah sizin Kâ’be’de astığınız sahifeye bir kurt musallat etmiş ve (Allah) lâfzı hariç o sahifede zulüm. buralarda kimse bilmez. Bu hallerini görerek kendilerine çeşitli hakarette bulunan Ebû Cehile ve diğer müşriklere asla aldırış etmediler (Bize yaptığımız cahilliği biz size yapamayız ve bize nasip olan hak dinden asla dönmeyiz) dediler. köleleri Addas ile iki salkım üzüm gönderdiler. İslâmın hızla yayıldığını görerek iyice çıldırmışlardı. Bir bağ yanında istirahat edip.a.v. Bu zulüm ve kötü davranışınızdan vazgeçiniz. Müşriklerin müslümanlara uyguladıkları üç senelik ablukanın sona ermesinden sonra. işkence yaptılar. Müslümanlar içinde zengin olanlar sıkıntıya düşenlerin ihtiyacını karşılamak için bütün mallarını harcamışlardı. Çocuklar taşa tuttular. tüccarlardan fiyatlarını çok yüksek tutmalarını istiyorlardı. Fakat düşmanlıklarını gün geçtikçe şiddetlendirip İslâmiyetin yayılmasına mani olmak için her türlü yola başvurdular. Bu husus Peygamberimize (s.v. Öyle ki bazıları yiyecek bulamadıkları için ağaç yapraklarını yiyerek açlıklarını gideriyordu. Ebû Tâlib hayatta iken. elliiki yaşında idi. İşkenceyi arttırıp işi azdırmışlardı. Üç sene süren bu hadîse üzerine ümitlenen müşrikler. müşriklerin hakaretleri ve işkenceleri karşısında asla yılmıyorlardı.a. Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerini ve müslümanların dinlerindeki sebatını gören nice gönüller İslâm nuru ile aydınlanıyordu. Resûlullah: “O benim kardeşimdir.

Git! Habîbimi getir! Cennetimi. Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde orada . Kavmin hakkında ne dilersen ona emredebilirsin) dedi. üzüntülü idi. Yokta bir hata mı ettim. O zaman bana gel.v. Allahü teâlâ.a. O cinnîler kavimlerine gidip bunu bildirince. asil. Peygamberimiz (s. dedi. yine bana yalvarıyor. Cebrâil aleyhisselâma: Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Gelen misafire ikrâm etmek.v. Mübârek bedenini. Bu hadîseden sonra Mekke’ye yürüdüler. üstünlükler kaynağı olan şerefli peygamber! Rabbin sana selâm ediyor.): Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi. Karanlıkta Mekke’ye girdiler. Zemzem suyu ile yıkadı. soğuk dudakları. Müslüman oldu. size hizmetle şereflenmek.) okuduğu Kur’ân âyetlerini duydular ve durup dinlediler.) “Yiyecek. başının üzerinde kendisini gölgeleyen bir bulutu ve biraz sonra da Cebrâil aleyhisselâmı gördü. evin etrafında dolaşmağa başladı. kulların îmâna gelmesi.s.21 - . aç. hiçbirşey düşünmüyor. af dilemeğe.v. yâ Resûlallah. yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azapları görsün. Hiç iyi tarafları yok. iyilikler menbaı. Resûlullah’ı uyandırdı. Mekke’ye yürüdüler. Doğruca amcası Ebû Tâlib’in kızı Ümm-i Hânî’nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. nazik kalbini çok incittim. Bir evdeki misafire zarar gelmesi. Cebrâil (a. Herkesin hakkını yiyorlar. Abdest alıp. Uyandırmağa kıyamadı.). Şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar. Kalbi. ev sahibi için büyük yüzkarası olurdu. Muhammed aleyhisselâm onlara “Kavminize varınca benim îmâna davetimi onlara da söyleyin. bu yalancılara kölelik ediyorum. Gidilecek bir yer yoktu. (Şu melek. teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz. adımı her yerde İşitirsin. Seni kendine davet ediyor. Hiçbiri gözümde yok. O’nu ben teselli edeceğim. Mışıl mışıl uyuyor gördü. misafir geldim. Resûlullah. Bunun Mekke’de düşmanları çok. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Cin sûresinde bildirilmektedir. Hatta öldürmek isteyenler var. Allaha şirk koşmayacak bir nesil çıkarması için duâ ederim” buyurdu. bir hasır. buyurdu. kanı olmadığı için. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım nimetleri görsün.)’i hemen tanıdı ve (Ey Cebrâil kardeşim. dedi. o zaman imân etmemişti.) ile görüşüp müslüman oldular. Sonra Peygamberimiz (s. ibrik verdi. Sen Allah’ın Resûlüsün. Rabbine yalvarmağa. Ben inandım ki. Resûlullah’ı (s. Birkaç ay Mekke’de çok sıkıntılı geçti. Allahü teâlânın bu müşriklerin sulbünden îmân edecek. Babasının kılıcını alıp. Cebrâil (a. Orada.a. dedi. Her taraf düşman idi. o gün çok incinmişti.) Tâif’den Mekke’ye döndüğü sırada Mekke’ye varmadan Nahle adındaki bir yerde bir müddet istirahat etti. Yine yerine koydu. bir anda Resûlullah’ın yanına geldi. Yalnız. yalvarmak için bir yer bana yetişir” buyurdu. Kabul edersen.a.s.a. Bir müddet İstirahat edip. ahmakların size yapacağı saygısızlıklara hedef olmak.) Sonra bir melek göstererek. Muhammed aleyhisselâm “Hayır! Ben insanlara rahmet olarak gönderildim. cahillerin.v. Mübârek ayağının altını öptü. Cehennemimi göster. Dünyalık toplamak. Cebrâil (a. Ümm-i Hânî: Senin gibi doğru sözlü. Çok yorgun. Bu halde. Ey peygamberlerin efendisi. emin. Rabbime ibadet etmek. O’nun nazik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.) kayayı parmağı ile deldi. Ümm-i Hânî. Muhammed aleyhisselâm Mekke’ye doğru gitmekte iken. Kalbini çıkardı. bir kimse geldi. Resûlullah (s. mübârek vücudunuzu korumak için fedâ olmak istiyorum. Nusaybin cinlerinden bir grup oradan geçerken Peygamberimizin (s. Kâ’be yanına geldiler. kavuşturayım) dedi. Cebrâil (a. Böyle vakitsiz niçin geldin. birşeyler hazırlardım.a. Burak’ı oraya bağladı.” buyurdu. Şimdi yedirecek birşeyim yok. Resûlullah. içecek istemem. Buyur. leğen. Resûlullah (s.s. O anda. şerefli misafire can fedâ olsun. Allahü teâlâ kavminin sana ne söylediklerini işitti. Cebrâil aleyhisselâm (Yâ Muhammed. Benden başka. işiten cinnîlerin hepsi îmân ettiler.” buyurdu. dedi. sabaha kadar onu gözeteyim dedi. Dağlara müvekkil melek: Mekkenin iki tarafında bulunan Ebû Kubeys ve Kuaykın dağını göstererek (Yâ Muhammed! Eğer şu iki yalçın dağın Mekkeliler üzerine kapanıp birbirine kavuşmasını istersen. Sonra Cennetten gelen Burak adındaki beyaz hayvana binip. onu düşmandan korumak. tebessüm buyurdu: “Şimdi efendilerinin yanında kal!” Az zaman sonra. İnsan şeklinde idi. emret. Şerefimi korumak için.) “Amcan oğlu Muhammedim. O’na inanmıyanlara. Mescid-i Aksa’ya geldiler.v. sözleri. Ümm-i Hânî. gidelim.) içeri alıp. Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. Kimdir o dedi. Göğsünü yardı. onları îmâna davet edin” buyurdu. bir anda Kudüs’de.a. Herkesi aldatıyorlar.Addâs: Bu güzel yüzün. yıllarca bu zalimlere. dedi. Lütfen kalk. bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz.v. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi. şüphesiz ki. Allahü teâlânın dağları emrine verdiği melektir. se’âdete kavuşmaları için duâya başladı.s. Bu sırada namaza durmuştu. Sizinle birlikte gitmek. Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?) buyurdu ve Rabbinin darılacağından çok korktu. Onlardan nefret ediyorum. Ümm-i Hânî düşündü.

Sidret-ül-müntehâ.a. gibi şeyler sordular. imtihan etmeğe yeltendiler. sayıyordum.v.a. Yâ Muhammed (s. Resûlullah (s. Akıllı. kaç penceresi var. Bir aydan fazla.v. Namazdan sonra. Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur. imânı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. Kâfirler bu söze sevindi. Ebû Bekir: İyi biliyorum. O’nun çevresinde pervane gibi toplanmalarına dayanamadılar. Sabah olunca. Mü’minlerin kuvvetli imânına. yedi kat gökleri geçtiler. Gülerek.) Bi’setin onuncu yılında hac mevsiminde Akabede Medine’den gelen altı kişiyle karşılaştı.a. Bu hâl mü’minlerin imânını kuvvetlendirdi. Mekke’den Kudüs’e gitmek gelmek. hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Ebû Bekir’e sevgi.) Cenneti. senin gibi büyük Peygambere.).a. Muhammed aklını kaçırmış.v. Buyururdu ki. İbrâhîm (a. Şüpheye düşen. anlatılamıyan şekilde. Resûlullah (s. Kapıya çıkınca hemen sordular: Ey Ebû Bekir! Sen çok kere Kudüs’e gidip geldin. hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı. Dışarda dolaşan Ümm-i Hanî uyuklamış. Medine’deki Hazrec . Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi. Mübârek yüzünü görmekle.v. sıfatsız olarak Rabbi ile konuştu. dediler. leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. bunun akıllı.) Resûlullah’ın mübârek adını işitince. Ebû Bekir’e sihir yapmış) diyorlardı. saygı ve itimâd gösterdiler. Halbuki.a. Nuh (a. tecrübeli adamın sözü böyle olur. Mescid-i Aksa’yı gözümün önüne getirdi. İşiten kâfirler alay etti. kalbleri alan. Cebrâil (a. Ebû Bekir (r. yakından gelenlerle dolup taşardı. Muhammed ne yaman büyücü imiş.v.) Mi’râca ruh ve bedeni. özür dilediler.v. Habîbullahı ileri sürdü. Mescidin kaç kapısı. Hicretten bir yıl önce Receb ayının 27’sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mu’cizeye Peygamberimizin (s. Hazret-i Ebû Bekir. yüksek sesle (Yâ Resûlallah! Miracınız mübârek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki. (Eğer O söyledi ise inandım. Cebrâil (a. Çarşamba günü güneş batarken. Hiçbir mahlûkun bilemeyeceği. hayasından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı.) Mi’râc gecesinde nice ilâhi hakikatler gösterildi ve beş vakit namaz bu gecede farz kılındı. Kudüs’e ve oradan Mekke-i Mükerreme’ye.idi. Yolda. bir anda. Senin efendin. artık iyice sapıttı diyerek.a.s. onlarla görüştü. yok olurum dedi. Bir anda gidip gelmiştir) deyip içeri girdi.a. yıkıldı. Kâ’be yanına gidip Miracını anlattı. zamansız. pencerelerini görüyor. Kâfirler neye uğradıklarını anlayamadı. anlayamayacağı nimetlere kavuşup. Müşrikler ise hep mani olmak için uğraşırlardı. AKABE BÎATLARI Peygamberimiz (s. dedi. Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Cemaatle namaz için Âdem (a.) Tâiften Mekke’ye döndükten sonra da müşriklerin şiddetle karşı çıkmalarına rağmen bütün güçlüklere ve sıkıntılara katlanarak insanları İslâma davet etti. yanar. Peygamberimize (s.) o gün Ebû Bekir’e (Sıddîk) dedi. Resûlullah (s.) edebinden. Mi’râc Kur’ân-ı kerîmde İsra sûresinde ve Hadîs-i şerîflerde bildirilmektedir.a. O anda Cebrâil (a.22 - .v. Mekke’ye gelen Arap kabilelerine İslâmı anlatır ve onları îmâna davet ederdi. inşâallah Çarşamba günü gelirler buyurdu. Ümm-i Hânî’nin evine geldi.v. Canım sana fedâ olsun!) dedi. mescidten çıkıp bilinmeyen bir Miraç ile. bilinmeyen. ne kadar zaman sürer dediler. Bu adı almakla derecesi bir kat daha yükseldi. Birkaçı sevinerek Ebû Bekir’in evine geldi.a. öyledir yâ Resûlullah derdi. bizleri. mağlup etmek için. dedi. Kâfirlerin düşmanlığını arttırdı.v. Büyük kalabalık arasında. Hepsine cevap verirken. Fırtına eser gibi olduğunu bir devenin yıkıldığını söylediler. anlaşılmayan. hemen cevap veriyordum). altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. cihetsiz. Ebû Bekir’in sözleri kâfirleri şaşırttı. inandım.) Kudüs’e gittim diyorsun. Kâfirler bu hâle çok kızdı. Sorularına. Ebû Bekir hemen giyinip. Resûlullah’ın yanına geldi. Sorduklarını görmemiştim. Resûlullah (s. Böylece İslâmiyet günden güne yayılıyor: Müslüman olanlar çoğalıyordu. alay ederek ve Ebû Bekir’in de kendileri gibi düşüneceğini zannettiler.v. kervan Mekke’ye geldi.) peygamberlere. Yattığı yer henüz soğumamış. iyi bilirsin. Çünkü. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar. ile uyanık iken çıktı.s. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. Peygamberimiz (s. bir anda. Müslüman olmağa niyetli olanlar da vazgeçti. Resûlullah’ı mahcup.a. Hiçbiri kabul etmedi. Peygamberimiz (s. Kervandaki bir deve ürktü. Cehennemi. sayısız şeyleri görüp. Söyle bakalım.s. Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. Önlerine bakıp gidiyor ve (Vay canına.) Mi’râcı denir. Arş ve Ruh alemlerini geçip. başkası imam olamaz. Sen varken. Mekke hac mevsiminde uzaktan. iyice sapıtmış dediler.v.s.) bu mevsimde kurulan panayırlara gider.a.s. imam olmalarını sıra ile söyledi.). Kudüs’ten Mekke’ye gelirken Kureyş’in kervanına rastladı.). develi yolcular gördüğünü söyledi.) Sidre’de kaldı ve kıl kadar ilerlesem. (Mescid-i Aksa’da etrafıma bakmamıştım. Onlara Kur’ân-ı kerîm okudu ve İslâma davet etti. Peygamberin (s.). Mekansız. tecrübeli. birşeyden haberi olmamıştı.a.s.) her sözüne hemen inanmalarına.

buyurunca. kimseye iftira etmeyeceklerine.23 - .) Medine’de İslâmın bu şekilde süratle yayıldığını haber alınca çok sevinip bu seneye (sevinç yılı) denildi. Yesribi (Medine’yi) size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt yaptı.v. Nihayet Mekke’de Hz. Diğer taraftan Medineliler (Ensâr). Bu hadîselere ilk Akabe bîatları denilmiştir. benim onun Resûlü olduğuma îmân ederek dînin emirlerini yerine getireceğinize bana itâat edeceğinize hiç bir şeyden çekinmeden Allah yolunda Allah için hakkı söyleyeceğinize. Bunu seve seve kabul ettiklerini bildiren Medineliler (Ya Resûlallah. Bu sıralarda Medinedeki müslümanların sayısı kırka ulaşmıştı. Mus’ab bin Ümeyrin üstün gayretleri ile Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabilelerinden hemen hemen müslüman olmayan kalmamıştı.) izin vermesi ve tavsiye etmesi üzerine Müslümanlar Medine’ye peyderpey hicret etmeye başladılar.kabilesinden olan bu altı kişi Peygamberimizi dinledikten sonra hemen îmân ettiler. mümkün olduğu kadar gizli hareket ediyorlardı. Neden sonra işin farkına varan müşrikler.” buyurdu. Mekke’den hicret için müsâade istediler. gücü yettiklerini hapis etmeye ve çeşitli cefalar çektirmeye başladılar.a. Peygamberimiz (s. Bunlar Medine’nin ileri gelenlerinden idi.a. senin uğrunda ölürsek bize ne var?) diye sordular. bizi Muhammed aleyhisselâmın sevgisiyle ve ona İmân etmekle şereflendirdi.v. Bu temsilciler (Allaha hamd olsun ki. Oraya hicret ediniz” ve “Orada Müslüman kardeşlerinizle birleşin. Orası Yesrib (Medine)’dir.v. Bu arada Hz.” Böylece Hz.a. Daha sonra Eshâb-ı kirâmdan diğerleri de hicrete devam ettiler.” buyurdu. Peygamberimiz (s. Allahın ve Resûlünün davetini kabul ettik. Beklemeye başladı. hicret etmek üzere yola çıkan müslümanlardan görebildiklerini yoldan çevirmeye. dinledik ve boyun eğdik. Peygamberimiz bu bîat edenler içinden okuma yazma bilen 12 kişiyi temsilci olarak seçti. hastalar. Hz. Bir gün Peygamberimiz (s. Sekizyüz dirhem vererek hemen iki deve satın aldı. ihtiyarlar ve müşriklerin hapsettiği kimseler kaldı. Aradan bir müddet geçmişti. (Mi’râc ikinci Akabe bi’atından sonra vuku buldu. çocuklarını yetim bırakmak. Bu altı kişi ilk Medineli müslümanlardır. Ömer ve yanında yirmi kadar müslüman güpegündüz açıktan Medine’ye doğru yola çıktılar. misafir ettiler. Medine’ye ilk hicrette bulunan. müşriklerin dikkatini çekmemek için küçük gruplar halinde yola çıkıyor. Resûlullah onlara “Allah’dan başka ilâh olmadığını. Resûlullah’ın (s. zinâdan. Müslümanlar için Mekke’de kalmak tahammül edilemeyecek derecede güçleşmişti.a. “Evet vardır” buyurunca sevindi. hırsızlıktan sakınacaklarına. Resûlullah “Sabreyle. Beraber hicret ederiz.a. Karısını dul. Fakat bir iç harbin patlak vermesinden korktukları için öldürmeye cesaret edemediler.) durumlarını arz ederek. Onları dinlerinden döndürmek için her türlü eziyeti yaptılar. Allaha şirk koşmayacaklarına. kız çocuklarını öldürmeyeceklerine. Hz. Ancak Müslümanlar da her fırsattan istifade ederek Medine’ye hicrete devam ettiler. Ömer de bir gün kılıcını kuşandı. Medinelilerin yaptıkları bu bîat büyük bir önem taşıyordu. Resûlullah da.) Bu seneden sonra yine hac mevsiminde Medine’den 73 erkek 2 kadın olmak üzere 75 kişi Akabede gece yarısı gizlice Peygamberimizle görüştüler. kendi nefsinizi ve namusunuzu koruduğunuz gibi bana yardımcı olacağınıza söz veriyor musunuz?” buyurdu.) sevinçli bir halde Eshâb-ı kirâmın yanına gelip “Sizin hicret edeceğiniz yer bana bildirildi. Allahü teâlâ onları size kardeş yaptı.) “Sizin hicret edeceğiniz yurdun. Bundan bir sene sonra Bi’setin onbirinci yılında yine hac mevsiminde 12 Medineli Peygamberimizin (s. yanına oklarını Ve mızrağını alıp Kâ’beyi açıkça yedi defa tavaf etti.v. O’nun korkusundan bu kafileye hiç kimse dokunamadı. anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. Bu arada Hz. Peygamberimiz bu bîatlerde bulunanlara İslâmı anlatmak ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmek üzere Eshâb-ı kirâmdan Mus’ab bin Umeyri muallim olarak onlarla birlikte Medine’ye gönderdi.a. kadınları kocalarından ayırmaya. Allahü teâlâ bana da izin verir. Az zamanda İslâmiyet Medine’de yayıldı. iki kara taşlık arasında hurmalık bir şehir olduğu bana gösterildi” buyurdu.v.) diyerek sevinçlerini ve teslimiyetlerini ifade ettiler. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: “İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. Böyle ihtimal var mıdır? diye sordu. Peygamberimize (s. fakîrler. Peygamberimiz (s. Allaha ve Resûlüne itâat edeceklerine dair kesinlikle söz verdiler. Hz. Resûlullah. İkinci Akabe bîatini duyan Mekkeli müşriklerin müslümanlara tutumları çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hâl almıştı.) davetini kabul ederek müslüman oldular.v. Ali. Ebû Bekir: Anam babam sana fedâ olsun. hicret eden Mekkeliler’i (Muhacirler) çok iyi karşılayıp. hicret edenlere son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmalarını sıkı sıkı tenbih ediyordu. müşriklerden çok eziyet görmüş olan Ebû Seleme’dir. HİCRET Son Akabe bîatıyla Medine müslümanlar için rahat edecekleri ve sığınacakları bir yer olmuştu.). Resûlullah’ın da hicret edip müslümanların başına geçeceği ihtimaliyle Mekkeli müşrikler telâşa kapıldılar. . Ümidim odur ki. Resûlullahın elini tutarak bîat ettiler.a. Ebû Bekir.. Müslümanlar.v. Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi. Resûlullah “Cennet var”. Ebû Bekir de hicret için izin istedi.

Hemen Peygamberimiz yılanın soktuğu yere mübârek tükrüğünü sürdü ve Allahü teâlânın izniyle Hz.) başını Hz. Ebû Bekir girdi. Ali’yi görünce şaşırdılar.a. Allah bizimle beraberdir” buyurdu.) üzerine saldırsın.v.v. Hiçbiri beğenilmedi. Gördüğü çok sayıdaki delikleri. haber veriyor. Şeyhi Necdi kılığında aralarına katılan Şeytan da bu fikri beğendi ve hararetle tasdîk etti. Şeytan. yâ Resûlallah!” dedi. Şeyhi Necdi kılığında.) ve Hz.v. Hz. Namazdan sonra her ikisi ve yanındakiler develerine bindi ve Medine’nin yolunu tuttular. Başka çare düşününüz” diyerek fikrini söyledi.) ve Hz. Hz. Bu durum karşısında Resûlullah (s.a.v. Peygamberimiz (s. Çeşitli teklifler öne sürüldü.) uykudan uyanıp. Sürâka kurtuldu ve Peygamber efendimizin (s.v. Ebû Bekir’in delik üzerine koyduğu ayağını ısırdı.” buyurdu. Kılıç vurup kanını döksünler.v. canım yandı. Sürâka şaşkına dönüp af diledi ve kurtulması için duâ istedi.v.a. Peygamber efendimize yaklaşınca Peygamber efendimiz (s. Ebû Bekir’i her yerde aramalarına rağmen bulamayan müşrikler âdeta çılgına dönmüşlerdi.v.a.v. Ebû Bekir (r. Birkaç gün burada kalan Peygamberimiz (s.v.) bulup getirenlere ve yerlerini bildireceklere 100 deve vaad ediyordu.Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri Dârü’n-Nedve’de toplandılar. Ebû Bekir yanlarına bir miktar yiyecek alarak. Geceleyin Yâsin sûresinin ilk sekiz âyetini okuyarak. her tarafı aramaya başladılar. öğle vakti olmuştu. Mağarada Peygamber efendimiz (s.v.a. Peygamberimiz (s. Bu gün müslümanların hicrî güneş yılının başlangıcı oldu. Sabaha kadar evin çevresinde bekleyen müşrikler sabahleyin içerde Hz.a.) ona bir nazar etti. bu sıkıntıdan kurtuluruz dedi. Peygamberimiz (s.) yollarına devam ederek milâdın 622 ci senesi Eylülünün yirminci ve Rebiülevvel’in sekizinci Pazartesi günü Medine yakınlarındaki Kubâ köyüne vardılar. Ali’yi kendi yatağında yatmasını ve bıraktığı emanetleri sahiplerine vermesini söyledi. Rebiülevvelin birinci Pazartesi günü mağaradan ayrılarak Medine’ye doğru yola çıkan Resûlullah’ı (s.a.) içeri girmesinden sonra Allahü teâlâ’nın emriyle bir örümcek kapıya ağını ördü ve bir çift güvercin yuva yaparak yumurtladı. her tedbiri bozar. Hz.v. Zaruri olarak diyete râzı olurlar. Peygamberimiz (s.a. her kabileden bir kuvvetli kimse seçelim. Hz. “Bu gece yatağımda yat uyu. İçeriye bakmadan geri döndüler. kendisini öldürmek için evini sarmış kâfirlerin üzerine bir avuç toprak saçtı ve evinden çıktı. yılan ve akrep çıkmaması için.s.) ve Ebû Bekir’i (r. Sürâka’nın atının ayakları dizlerine kadar kuma gömüldü.) teşrifini büyük bir heyecan ile bekliyordu.a. Resûlüne hicret emri verdi. Mekke’nin fethinden sonra müslüman olmuştur. Ona kavuşma şevkiyle yanıyorlardı. ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. Ebû Bekir üç gün üç gece bu mağarada kaldı. içeriyi dikkatlice gözden geçirdi. Böylece kimin öldürdüğü belli olmaz. Resûlullah (s. ilk iş olarak Kubâ mescidini yaptı.) için endişelenen Hz.a. Ebû Bekir’in azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Âmir bin Füheyre ise geceleri süt getiriyor ve izleri yok ediyordu.) tebessüm ederek duâ etti. Her biri ellerinde kılıçları ile Muhammedin (s. Ömer’in hilâfeti zamanında söz birliği ile kabul edildi.v.24 - . ihtiyar bir Necdli şeklinde müşriklerin yanına geldi. En azılıları olan Ebû Cehil. şu hırkamı da üzerine ört! Korkma sana hiç bir zarar gelmez.) gelerek müşriklerin kararını ve o gece yatağında yatmamasını bildirdi. Sürâka.v. Peygamber efendimizin saçtığı topraktan o gün kime isabet ettiyse daha sonra Bedir Savaşında öldürüldü.a. Onlar bunun hazırlığı içindeyken Allahü teâlâ. Konuşmalarını dinledi.a. Peygamber efendimiz (s. Eshâb-ı kirâm. Cebrâil (a. Ayaklarının ucuna baksalardı her ikisini de göreceklerdi. Resûlullah’ı (s. bu mucize ile Peygamberini ve O’nun arkadaşı Hz.a. Biz de O’nun diyetini verir. ufuklara bakarak günlerce beklemişlerdi. Mekke ve civarında tellâllar bağırtarak Peygamberimizi (s. Yollara düşüp. Açık kalan bir deliği de ayağı ile kapayıp Peygamber efendimizi içeri davet etti.). Burada ilk Cum’a namazını kıldı ve ilk hutbeyi okudu. Resûlullah’ın (s. Rebiülevvelin 12. bir yılan Hz. bir örümceğin mağaranın ağzını örmüş ve bir güvercinin de yuva yapmış olduğunu gördüler.) yatağında bulamayan müşrikler.) ve Hz. Mekke’de duyduklarını.v.a.v. Çünkü O’nun öyle güler yüzü tatlı dili vardır ki.a. babam sana fedâ olsun. Onun bu vaadini duyan ve mala tamah eden baza kimseler silâhlarını alıp atlarına atlayıp yola düştüler. onlara “Sizin düşündüklerinizin hiçbiri O’na karşı çare değildir. bir kılavuz ile birlikte yola çıktılar. Ebû Bekir iyileşti.a. Izdırapla gözlerinden yaş aktı.a.v.). Cum’a günü Medine şehrine doğru yola çıktı.a.v. “Yâ Ebâ Bekir! Seni ağlatan şey nedir?” diye sorunca. Rânûna vadisinden geçerken.) izin alarak önce Hz. Bunlardan biri de Sürâka idi. Ebû Bekir’in evine gittiler orada da bulamadılar. Mağara’ya Resûlullahtan (s. Ebû Bekir de “Ayağımı birşey ısırdı. Müşriklerin hiçbiri onu göremedi. Ebû Bekir’i Peygamberimiz teselli etdi ve Ona”Sen üzülme. Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah. Peygamber efendimizin (s. Bir saatlik mesafedeki Sevr dağında bulunan mağaranın önüne geldiler. geceleyin mağaraya gelip. Bu senenin Mayıs ayının 16 cı Cum’a gününe tesadüf eden Muharrem ayının birinci günü de müslümanların hicrî kameri yılının başlangıcı olması.) ve Hz.) emri ile geri döndü. Ebû Bekir’in dizine koyarak bir miktar uyumuştu ki. Allahü teâlâ. Safer ayının yirmiyedinci Perşembe günü. Kureyşin reisi ve en azılı İslâm düşmanı olan Ebû Cehil: En doğru fikir şudur ki.a. gömleğini parçalayarak kapattı. Nihayet bir benzeri . Ebû Bekir’i müşriklerin kötülüklerinden korudu.a. Sonra şeytan da söze karışıp. iz takip ederek Sevr dağındaki mağaranın önüne geldiklerinde. Fakat anam.

Her Medineli müslüman. Mekkeli müslümanların gelip Medine’de bulunan müslümanlarla her bakımdan yardımlaşmak üzere kardeşlik kurmaları ile Medine’nin havası değişmişti. şükretmek lâzım bu nimete! Ey bize gönderilen yüce Peygamber! İtâat etmemiz gereken bir emirle geldin bize!” Herkes Peygamberimize (s.) Medine’ye teşrif etti. Ayrıca Mekkeli müşriklerin Şam ticâret yolu da Medine yakınından geçiyordu. bu zâta misafir oldu.)” diyerek. Medine dışındaki yerlere İslâmiyyeti öğretmek üzere bunlardan muallimler gönderilirdi. Bu sırada Medine’de Yemen’den gelip yerleşmiş olan Evs ve Hazrec kabileleri ve Benî Kaynuka. gerçek sevgi ve samimiyetin maddî menfaatle değil. karşılandı. Eshâb-ı kirâm sevinç gözyaşları döktü. Sevgili Peygamberimiz (s. Bu çeşit fedâkârlık ancak İslâm kardeşliğinde vardır. Mekkeli müşrikler. Hicretten sonra Müslümanlığın kolayca ve süratle yayılması sağlanmış.v.” buyurarak. bütün ihtiyaçları burada.a.a. söylediklerini ezberler. ailesi olmayan yetmişden fazla fakîr müslüman da mescidin avlusunda yapılan sofada ikamet ettiler. tatlı bir hayat başlamıştı. Cihad emri. Bu yolun da kapanmasından korkan müşrikler.) kalmakta olduğu Eshâb-ı kirâmdan Ebû Eyyûbi Ensârî Hâlid bin Zeyd’in (r. Nitekim Allahü teâlâ “Ancak mü’minler kardeştirler. Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra da müşrikler düşmanlıklarını devam ettirdiler.) bulunduğu her yerde cemaatla namaz kılınıyordu. Deve ilk defa iki yetime ait bir arsaya çöktü ve çok durmadan kalktı. O gün sevinç sedaları Medine semalarına yükseldi. burada geldi.a.v. Medine’deki kabileler arasındaki kin ve düşmanlık kalktı. Eski sıkıntılı ve korkulu günler arkada kalmış.) Medine-i münevvereye girdiği günden daha güzel ve neşeli bir gün görmedim buyurmuştur. Bunlar Peygamberinizin (s.) yanından ayrılmaz. Evi. Bunlara “Eshâb-ı Suffa” denildi.a.v.a.a. yeni çareler arıyorlardı.v.v.25 - . evlerinde misafir etti. mülklerinden yer verdi ve her yardımı yaptı.) Hz. min seniyyât-ül-veda’ Vecebe’ş-şükrü aleynâ.daha görülmemiş ve görülmeyecek mutluluğa kavuştular.) Bi’setin onüçüncü yılında 12 Rebî’ul-evvelde.a.) mallarını. Yine bu sene Peygamberimiz (s.) hazretlerinin evine en yakındı.) evinden mescidin bitişiğinde yapılan bu odalara taşındı (Bkz.a.a. İslâm dininin merkezi Mekke’den Medine’ye nakledilmiş oldu.v. Daha sonra Resûlullahın Medine’ye ilk geldikleri gün devesinin çöktüğü arsa satın alınarak oraya bir mescid.) etrafında toplanarak ve İslâm dininin esaslarına uyarak yeni bir nizam ve mes’ûd bir hayat kuruyorlardı.v. Kadınlar ve çocuklar şiirler söylüyordu. mülklerini Mekke’de bırakarak hicret eden müslümanlar ile Medineli müslümanlar arasında kardeşlik kurdu. Âişe ile evlendi. Yine bu arada Peygamberimiz (s. Burası Peygamber efendimizin (s.v. Ebû Eyyub-i Ensârî). Ebû Bekir’in kızı Hz. Ensâr (Medineli Müslümanlar) dîni için vatanını terk eden Muhâcir kardeşlerini barındırdı. Peygamberimiz. Biraz yürüdükten sonra ikinci olarak başka bir yere çöktü. İslâm târihinde büyük önemi vardır. Ensâr ve Muhâcirîn bu yeni İslâm merkezinde el ele vererek İslâm dininin kuvvetlenmesi için her fedâkârlığa katlanıyorlar. Medine’ye hicretin. Beni Nadir.v. ci’te bil-emr-il-mutâ” “Veda yokuşundan ay doğdu üzerimize. Hicretten sonra Medine’de birleşen müslümanların karşısında.v. Bu da bu derecede açıkça Ensâr ve Muhâcirînin arasında görülmektedir. evlerine davet ediyorlardı.v.a. inançlarından dolayı insanlara işkence yapan müşriklerin eza ve cefâ veren ellerinin uzanamayacağı Medine’de hürriyet ve emniyet havası içinde sakin.a. malına ortak etti. Allah’a her duâ ettikde. Benî Kureyza adında üç Yahudi kabilesi bulunuyordu. “Tale’al-bedrü aleynâ. Peygamberimiz (s. milâdî 622 senesinde Medine’ye Hicreti ile on sene süren Medine devri başladı. MEDİNE DEVRİ Peygamberimizin (s. yâ Resûlallah (s. Resûlullah için de bu mescide bitişik odalar yapıldı.) “Bize buyurun.) devesini serbest bıraktı.a. Hicretin birinci yılında Medine’de mescid yapıldıktan sonra günde beş vakit ezan okunmaya başlandı.v.a. Resûlullah’ın (s. Medinede ve . İslâmiyeti iyice öğrenirlerdi. Şu mısraları yüksek sesle terennüm ettiler.v. iş buldu. Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından Enes bin Mâlik hazretleri Resûlullahın (s. Mekke’den gelen müslümanlardan birini evine aldı. îmân ve inançla var olabileceğini buyurmuştur.a. Her sene hac mevsiminde çevreden Kâ’bedeki putlara tapmak için gelen Arab kabilelerinden kazanç sağlayan müşrikler bu kazancın ellerinden kaçması endişesine kapıldılar. Resûl-i Ekrem efendimiz (s.a. İlk zamanlarda Medine’de bir mescid olmadığı için Peygamberimizin (s. Müslümanlar bir devlet olmuşlardı. Mâ de’allahü dâ Eyyühel-meb’ûsü fina.) dayıları olan Neccâroğullarından Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.

Münafıklarla birleşen Benî Kaynuka Yahudileri. Günden güne İslâmiyyet yeni vak’alarla yayıldı. Peygamberimiz müşriklerin bu saldırısına karşı 1000 kişilik bir ordu ile düşmanı Uhud dağında karşı. Medine devrinde yapılan gazâların sayısı yirmidir. Yine bir kısım ileri gelenleri olmak üzere 70’i esir alındı. Yahudilerle müslümanlar arasında bir anlaşmazlık çıkarsa. Diğer taraftan Mekkeli müşrikler ise Müslümanlar üzerine saldırmak için devamlı hazırlık yapıyorlar ve savaş için bahaneler arıyorlardı. Önce yalnız müdafaa etmek suretiyle izin verilmesi üzerine ilk gazâlar yapılmaya başlandı.) Medine’nin asayişini korumak. Hicretin ikinci yılında cihada. Bedir Savaşında Müslümanların galip gelmesi. Peygamberimizle (s.ve çevresinde bulunan Yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanları vardı. Hazret-i Osman ile evlendirdi.) yaptıkları vatandaşlık anlaşmasını bozarak harbe karar verdiler. onları daima îmân etmeye çağırdı. Peygamberimiz (s. Medine’de bütün işleri ve münâsebetleri belli bir tertibe koyup. Muhammed hin Mesleme Seriyyesi yapıldı.a. Bu savaşlardan ilki olan Bedir Savaşında müşrikler ağır bir yenilgiye uğradı. Düşman hücum etmedikçe ve tecavüze uğramadıkça savaş yapmamak üzere hazırlanan bu keşif kollarına (seriyye) denir. âyetlerinde bildirilmektedir. Hamza’nın. Hicretin üçüncü yılında meydana gelen başlıca hadîseler şunlardır: Sevik gazvesi. Bu bakımdan tehlike daha çok artmıştı. BEDİR SAVAŞI Muhammed aleyhisselâm Medine’ye hicret ettikten sonra. sonra da haktan kaçınanlara cihad emriyle savaş yaptı. Müşriklerle yapılan bu ilk savaşta Müslümanlar ilk parlak zaferi kazandılar. Kıblenin Kâ’be olmasından bir ay ve hicretten 18 ay sonra Şaban ayının 10. Seriyyeler ise daha fazladır.v. Yahudi kabileleri ile de bir anlaşma yapıldı.a. Peygamberimiz (s. Peygamberimizin bizzat idare ettiği savaşlara “Gazâ”.) tarafından yeni tedbirler alındı. Necd gazvesi. Böylesine mühim ve tehlikeli bir durum karşısında Peygamberimiz (s. Mekkelilerin Şam ticâret yolu kapatıldı. Bekara sûresi 190. Hazret-i Ali’nin oğlu. Kıblenin değiştiğini. Medine’de bulunan Yahudileri endişelendirmişti. Sa’d bin Ebî Vakkas’ın komuta ettiği seriyye olmak üzere üç seriyye hazırlanmıştı. Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki anlaşmazlıkları düzeltip onları birbirine dost yaptı. Medine dışında Bedir denilen yerde Bedir Savaşı yapıldı. Böylece İslâmiyet her geçen gün yayılıyor ve müslümanlar da kuvvetleniyordu. Cihada izin verilmesi Kur’ân-ı kerîmde Hicr sûresi 39-41 âyetlerinde. Bu savaşta Müslümanların sayısı 313 kişi idi. düşmanların durumunu kontrol etmek için de devriyeler tertipledi. Bu hadîse Mekke’den ve Medine’den bir çok kimsenin müslüman olmasına sebep oldu. başında bulunmadığı askerî harekâta da “Seriyye” adı verildi.v.) bu esirlerin bir kısmını fidye karşılığı. daha önce Kudüs’e karşı namaz kılınmakta iken Allahü teâlânın Kâ’be’ye yönelerek namaz kılmayı emretmesi ile kıble değişti. Hazret-i Ömer’in kızı Hafsa’yı kendi nikâhlarına aldılar. Hicretin ikinci senesinde Ramazan ayında zekât vermek de farz oldu. Medine’de bulunan müslümanların ilk nüfus sayımı yapılıp binbeşyüz civarında bulunan müslümanlar için nüfus defteri tutuldu. Resûlullahın hakemliğini kabul edeceklerdi. Hicretin ikinci yılı olaylarından müdafaa için cihada izin verilmesinin yanında bir diğer hadîse de.v. 192 ve 193. UHUD SAVAŞI Bedir savaşında yenilen müşrikler bir yıl sonra da 3000 kişilik bir kuvvetle Medine üzerine yürüdüler. Hazret-i Hasan dünyâya geldi Şevval ayında Uhud gazvesi yapıldı. Nihayet miladî 624 ve hicretin ikinci yılında müşriklerin bin kişilik bir orduyla Medine’ye yürümeleri üzerine. düşmanla harbe izin verildi. günü Bedir gazâsından bir ay önce oruç farz oldu. ancak Medine’ye dışardan yapılacak her türlü düşman saldırısına karşı müslümanlarla birlikte vatanlarını müdafaa edeceklerdi. Hicretin ikinci yılında Zilhicce ayında da Kurban kesmek ve bayram namazı kılmak vacip oldu. Nihayet Allahü teâlânın önce müdafaa.a. âyetinde. Zeyd bin Hârise Seriyyesi.a. Yine bu sene Ramazan ayında teravih namazı kılınmaya başlandı ve sadaka-yı fıtr vermek vacip oldu. Bundan başka Mekke civarında bulunan diğer kabileler ile sulh antlaşması yaptı.a. Muhammed aleyhissselâm müşriklere önce İslâm’ı anlatarak ve nasîhat ederek imân etmelerini bildirdi. Başta Ebû Cehil olmak üzere müşriklerin ileri gelenleri öldürüldü. Yine imân etmeyip düşmanlık yapmalarına sabrederek. Muhtemel düşman saldırılarına karşı nöbet tutuluyordu. müslümanları güçlü bir duruma getirdi. Müslümanlar ise artarak kuvvetlendi. Yahudiler kendi dinlerinde serbest kalacak. Peygamberimiz (s. Beş ile dörtyüz kişi arasında değişen bu seriyyeler Hz. Bu anlaşmaya göre. Hz.v.v. Kâ’be’ye yönelerek namaz kılınmasını emreden Bekara sûresi 144. Bunun üzerine yapılan Benî Kaynuka gazasında yenilip teslim olan Yahudiler Medine’den çıkarıldı. okuma yazma bilenleri de Medineli 10 çocuğa okuma yazma öğretmek şartıyla serbest bıraktı.26 - .) kızı Ümmü Gülsüm’ü. Ubeydetübni Hâris’in ve Hz. Hac sûresi 39. âyeti nazil olunca Müslümanların kıblesi Kâ’be oldu.

Neticede teslim olan bu kabileye haklarında verilen hüküm uygulandı. biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz (meleklerden) ordular göndermiştik.a.) bu yılda Hz. Ümm-i Seleme ile evlendi. Savaşı sırasında ihânet ederek müşrikler ile birleşip müslümanları arkadan vurmak isteyen Benî Kureyza Yahudileri üzerine hareket emri verdi. Bir ay süren kuşatmada Medine’de bulunan Benî Kureyza Yahudileri de Peygamberimizle (s.v.v. Bir taraftan da İslâmiyyeti yaymak için çevrede bulunan kabilelere Eshâb-ı kirâmdan heyetler gönderiyordu.) mübârek dişi kırıldı. Peygam. Yine Necid şeyhi Ebû Bera’nın Medine’ye gelip kendilerini irşad için muallimler istemesi üzerine irşad için Eshâb-ı kirâmdan 70 kişilik bir heyet gönderilmişti. Onlar da gittikleri yerlerde İslâmiyeti anlatıyor.a.) bütün insanlara Peygamber olarak gönderildiğini bildirmek ve İslâmiyeti her tarafa yaymak için Bizans. Müşriklerin Medine üzerine yaptıkları üçüncü ve son saldırı olan bu savaş. Hz. Uhud Savaşından sonra hicretin dördüncü yılında Beni Nadir gazâsı yapıldı. İran. Böylece müslümanların Medine’deki durumu daha da kuvvetlendi.a.v.v. Yemame Beyi ise boş ve mânâsız tekliflerde bulundu. her fırsatta saldırmaya hazırlanıyorlardı. Mısır.v. Hicretin altıncı yılında Mekke dışındaki müşrikler ile Müreysi Gazası yapıldı. Mısır valisi Peygamberimize (s. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. bu kabile Medine’den çıkarıldı.) suikast yapmaya kalkışarak anlaşmayı bozdular. Peygamberimizin (s. İslâmiyet Arap yarımadasında süratle yayılmaya başladı ve düşmanlar oldukça tesirsiz hale getirildi. İran Şahı ve Gassan Beyi ise elçilere hakaret ederek sert davrandılar.a.) hediyeler gönderdi. Necidliler verdikleri teminata rağmen ihânet ederek üzerlerine gönderdikleri bir ordu tarafından yetmişini de şehîd ettiler.v.v.” Bu savaştan sonra Peygamberimiz (s. Mekkeli müşriklerin İslâmiyeti resmen bir devlet olarak tanımak zorunda kaldıkları Hudeybiye antlaşması da bu yılda yapıldı. Peygamberimizin (s. Hamza şehîd edildi. Peygamberimiz (s.) Medine’ye hicret etmesinden sonra antlaşma yaptığı Yahudi kabileleri daha sonra bu antlaşmayı bozarak Mekkeli müşriklerle birleşip müslümanlara ihânet etmeleri sebebiyle birer birer Medine’den çıkarılmışlardı. Gassan ve Yemame hükümdarlarına elçiler göndererek onları İslâma davet etti.) bu daveti karşısında Habeş Hükümdarı müslüman oldu. Medine’den çıkarılan Yahudiler ve münafıklar çok tehlikeli bir hal almışlar. Ümmü Seleme’yi kendisine nikâhlayarak zor durumdan kurtarıp himayesine aldı. Medine civarında bulunan iki kabile Peygamberimize (s.a.) anlaşma yapan Yahudi kabilelerinden Beni Nadir kabilesi Uhud Savaşından sonra Peygamberimize (s.a. Daha önceden Peygamberimizle (s.) Medine’nin etrafına geniş ve derin bir hendek kazdırıp üçbin kişilik bir ordu ile düşmana karşı durdu. Münafıkların kendilerini destekleyeceklerini söylemeleri üzerine anlaşmayı yenilemeye yanaşmayan Beni Nadir kabilesi ile yapılan savaşta.) yaptıkları anlaşmayı bozarak müslümanları arkadan vurmaya kalkıştılar. Peygamberimiz (s.a.a.a.a. sonra da vefât etmişti.v.a. Bu istek üzerine Eshâb-ı kirâmdan on kişi gönderildi. Habeş.v.v. Peygamberimiz (s.v. Reci denilen yere vardıklarında 200 kişilik bir düşman hücumuna uğrayan bu heyetten 8 kişi şehîd oldu.a. insanları îmân etmeye davet ediyorlardı. Bizans İmparatoru elçiye iyi muamele yaptı. Bundan başka Muhâcir ve Ensâr’dan yetmiş sahâbî şehîd oldu. Eshâb-ı Suffa’dan olan bu irşad heyeti “Bir-i Mâûne” denilen yere vardıklarında.a. Hz. Ümmî Seleme’nin kocası Uhud Savaşında yaralanmış.v. Bu yahudi kabilelerinden Beni Nadir kabilesi Hayber’e yerleşmişti. Bundan sonra Kureyş sizin üzerinize gelemez” buyurdu. Bu hadîse de “Bir-i Mâûne faciası” adı ile bilinmektedir.a. Neticede kuvvetli bir fırtınaya ve şiddetli yağmura tutularak darmadağın olan düşman ordusu perişan bir halde paniğe kapılarak Mekke’ye döndü. mübârek yüzü kanadı ve mübârek dudağı yaralandı.) “Artık nöbet sizindir.) ihtiyar ve çocukları olan Hz. Bu yılda vuku bulan mühim hadîselerden biri de Hayber’in fethidir.) elçi göndererek kendilerine İslâmiyeti öğretmek üzere muallim (öğretmen) istediler. Bu hadîseye “Reci vakası” denir. âyetinde şöyle bildirilmektedir: “Ey îmân edenler! Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayınız. Hicretin yedinci senesinde.) Hendek Savaşından Medine’ye dönünce Eshâb-ı kirâma silahlarını çıkarmadan Hendek. HENDEK SAVAŞI Hicretin beşinci yılında Hendek Savaşı yapıldı. Teyemmüm âyeti ve haccın farz olduğunu bildiren âyet de hicretin beşinci yılında nazil oldu.ladı. Bu hadîse Kur’ân-ı kerîmde Ahzab sûresi 9.v. Beni Nadir Yahudileri ve müşriklerin beraberce hazırladıkları onbin kişilik bir orduya karşı Peygamberimiz (s.v. Bir müdafaa savaşı olan Uhud Savaşında Peygamberimizin (s.a.v. Şarap (içki) içmeyi harâm kılan âyet-i kerîme de hicretin dördüncü yılında indi.) bu düşmanlara karşı korunma ve savunma tedbirleri aldı. Peygamberimiz (s.27 - . Hani ordular saldırmıştı da. Hicretin dördüncü yılında müşrikler.

a.) bunu Eshâb-ı kirâma bildirdi.v. Bu savaştan geri çekilmek zorunda kalan Rumların müslümanlara karşı olan tutumu iyice kırıldı. Âl-i İmrân sûresinin 96 ve 97. başları Abdullah bin Übey’in ölmesi ile dağıldı ve müslümanlara karşı düşmanlık faaliyetleri sona erdi.v. Peygamberimiz (s. Bizans Kayseri Heraklius Mûte Savaşı’ndan beri Arap yarımadasını istilâ ederek İslâmiyetin yayılmasına son vermek istiyordu.v.v.a.a.) onbin kişilik bir kuvvet ile Mekke üzerine yürüdü. Ebû Bekir’i üç yüz kişilik bir kafileye Hac emiri tayin etti.a.a.) Tâif’i 20 gün kuşatma altında tuttuktan sonra muhasarayı kaldırdı.a. Yenilen bu düşman kabileler Taif’e sığınarak yeniden savaşa hazırlanmaya başladılar. Mekke’nin fethinden sonra Hevazin ve Sakif kabileleri. Peygamberimiz (s.v. Arap yarımadasında puta tapıcılığın merkezi olan Mekke feth edildi. Bir taraftan bölük bölük insanlar Medine’ye gelip müslüman oluyor. Medine devrinde ise müşrikler. Ebû Bekir’in . Hicretten önce îmân etmemiş olan ve hicretin sekizinci yılında Taif muhasarası sırasında Peygamberimize (s. Bunlardan müşrikler ve yahudilerle yaptığı savaşlar neticesinde onları mağlup ederek düşmanlıklarına son verdi. O sene Hz.a. Böylece hicretin dokuzuncu yılında İslâm’ın belli başlı düşmanlarının karşı durma ve engelleme güçleri çok mühim bir derecede sona erdirildi. âyetlerinin nazil olması üzerine Peygamberimiz (s.) Medine’ye hicreti sırasında yaptırdığı. “Temeli takva üzerine atıldı” buyurulan Kubâ mescidi karşısında Mescid-i Dırar’ı yapmalarıdır. MEKKENÎN FETHİ Hicretin sekizinci yılında vuku bulan hadîselerin başında Mekke’nin fethi yer alır. Bu kafilede bulunan Eshâb-ı kirâm Hz.) binaltıyüz kişilik bir ordu ile Hayber üzerine gitti ve bir hafta süren kuşatmadan sonra Hayber feth edildi. Sa’doğulları gibi bazı küçük kabileleri de yanlarına alarak 20 bin kişilik bir ordu ile harekete geçtiler.a.berimiz (s.v. Münafıkların Kubâ mescidinin cemaatini bölmek gibi birçok bozuk ve nifak düşüncelerle yaptıkları bu mescit. Tevbe sûresi 107 ve 108. Bu sırada çevrede İslâm’ın yayılmasını engellemek isteyen devletler vardı.v. Yirmi yıldan beri müslümanlara amansız düşmanlık yapan müşriklerin de gücü tamamen kırıldı.a. âyetleri nazil olunca Peygamberimiz (s.) gelen bu heyetler.) karşı çıkan Taifliler de hicretin dokuzuncu yılında Tebük seferinden sonra herkesten önce heyet göndererek müslüman oldular. İslâm’ın ilk yıllarında Mekke’den Habeşistan’a hicret eden müslümanlar da bu yılda Medine’ye geldiler.a.) Mekke devrinde müşrikler.)’in affına kavuşup. Bu bakımdan bu yıla “Senet-ül-Vüfûd=Elçiler yılı denildi. Peygamberimiz müslüman olan bu kabilelere İslâmiyet’i öğretmek. Bu yılın mühim bir hadîsesi de çevreden Medine’ye akın akın heyetlerin gelmesidir.a.) tarafından yıktırıldı Bu hadîseden iki ay sonra da münafıklar. Heraklius. Peygamberimiz (s. şerefi her tarafta duyuldu. yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanla karşılaştı.) 12 bin kişilik bir ordu ile üzerlerine gidip bu müttefik müşrik ordusunu mağlup etti. Hicretin dokuzuncu yılı İslâmiyet’in Arap yarımadasında büyük bir süratle yayıldığı bir yıl oldu.v. Bir sene sonra da Taifliler kendi istekleriyle müslüman oldular.v. Böylece yahudi tehlikesi ve fitnesi ortadan kaldırıldı. Peygamberimize (s.a.) Kureyşlilerden yapılan antlaşmaya uymalarını istedi.a. daha iki yıl geçmeden antlaşmayı bozdular.v. Münafıklar ise düşmanlıklarına sinsice ve gizlice devam ediyorlardı.) ile on sene müddetle Hudeybiye antlaşmasını imzalayan Kureyşliler.a. Peygamberimizin (s.v. kendisi de 40 bin kişilik bir ordu toplayarak Medine üzerine yürümeye hazırlanmıştı. Peygamberimiz (s. Böylece Bizans’ın mukavemeti iyice kırılmış oldu ve İslâmiyetin şanı.) ordusuyla Tebük’te 20 gün kaldı. Peygamberimiz (s. yüzbin kişilik Rum ordusuna karşı üçbin müslümanın çok büyük kahramanlıklar gösterdiği bir savaştı. işlerini yürütmek üzere muallimler ve valiler gönderdi. Mekkeliler üzerinde büyük bir tesir bırakan bu ziyâret üzerine bir çok meşhûr kimse müslüman oldu. Bunlardan biri de o zamanın en güçlü devletleri arasında yer alan Bizans’dı. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Peygamberimiz (s. İslâm ordusu Tebük’e geldiği sırada müslümanların bu hazırlığını işiten Bizanslılar savaşmaktan çekinip geri dönmüşlerdi.a.) gönderdiği bir elçinin şehîd edilmesi üzerine yapılan bu savaş.v.a. Bu hazırlıkta Eshâb-ı kirâm mallarını da vererek fiilen büyük bir fedâkârlık gösterdi.) Eshâb-ı kirâmdan ikibin kişi ile Mekke’ye gidip Kâ’be’yi tavaf etti. Müşrikler buna yanaşmayınca Peygamberimiz (s. müslümanlar arasına fitne sokmak maksadıyla Peygamberimizin (s. Hıristiyan Arapların ve diğer bir takım kabilelerin de desteğini alıp. İslâm’ın beş şartından biri olan hac da hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı. çoğu müslüman oldu.v. Peygamberimiz (s. Peygamberimiz (s.v.) bu durumu haber alınca otuzbin kişilik bir ordu hazırladı. Hicretin sekizinci yılında Mûte Savaşı yapıldı. ya müslüman olmak için veya müslüman olduklarını bildirmek üzere yahut da kabul ettikleri İslâmiyet’in esaslarını öğrenmek için geliyorlardı.v.a. Bu münafıkların müslümanlara yaptıkları gizli düşmanlıklardan biri de.28 - . Şam’da bulaşıcı bir hastalık olan Tâûn (veba) salgını olduğunu duyunca Medine’ye döndü.v. Kâ’be’deki putlar kırılıp Kâ’be putlardan temizlendi.v. bir taraftan da İslâmiyeti kabul eden kabilelerin dînî ve idari işlerini yürütmek için çevreye memurlar ve valiler gönderiliyordu.

VEDA HUTBESİ Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum. O gün Eshâb-ı kirâm ile vedalaştı. Olabilir ki bildirilen kimse. Bunlar dışındakilere dört ay mühlet tanınmıştır. Eshâb-ı kirâmdan üçyüz kişi ile birlikte Yemen’de bulunan Medlec kabilesini İslâm’a davet etmek için gönderildi. bulunmayanlara bildirsin.v. günü (Arefe günü) Arafat’a gitti. ebedî se’âdete kavuşmak için birbirleriyle yarış ediyorlardı. Bu âyetlerde muahede hakkındaki bazı hükümler bildirildi. Peygamberimiz (s.a.a.a.v.v.) emri üzerine bu kabileyi üç gün üst üste İslâm’a davet etti. Ali’yi de Mekke’ye gönderdi. Bu haber üzerine binlerce müslüman Medine’de toplandı.a. O zaman Araplar arasında yaygın olan bir geleneğe göre bir antlaşma yapılır veya yapılmış olan bir antlaşma bozulursa bunu bizzat yapan veya onun tayin ettiği bir akrabası tarafından ilân olunurdu. Bundan sonra hiç bir müşrik için ahd ve himaye yoktur. bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise. Bu Hıristiyanlardan bir kısmı daha sonra kendiliklerinden müslüman oldu. Ebû Bekir ve Hz.) Necranlı Hıristiyanlar ile sulh anlaşması yaptı. Bu hutbesinde: “Ey insanlar beni size Resûlullah (s. Ali yanlarındaki Eshâb-ı kirâm ile Medine’ye döndüler.Mü’minlerden başka hiç kimse Cennete giremez. Ebû Bekir bir hutbe okudu. Medine’deki müslümanlara da hac için hazırlanmalarını emir buyurdu. namuslarınız da öyle mukaddestir. belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemiyeceğim. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Bu sırada “Berâe” sûresinin ilk âyetleri nazil oldu. Eshâb-ı kirâm öğretilen esaslara göre hac yaptılar.) Resûlullahın (s. Bu sene Hz.a. Hac farizası yerine getirildikten sonra Hz.) Zilka’de ayının 25. Arabistan’ın her tarafından insanlar Medine’ye geliyor. Medine dışında bulunan müslümanlara da haber gönderdi.v.29 - .) Veda haccını da hicretin 10.v. VEDA HACCI Hicretin onuncu senesinde Peygamber efendimiz (s. İslâmiyet her tarafa hakim olmuştu.a. diyerek söze başladı ve Berâe sûresinin ilk âyetlerini okudu. burada bulunup işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur. Hac ibadeti eda edilirken Hz.v.) bu sene İslâmiyet’in yayıldığı bütün beldelere valiler ve zekât toplamak üzere görevliler (amil.) hicretin onuncu yılında Hâlid bin Velîd’i dörtyüz mücâhid ile Yemen civarında bulunan Hâris bin Ka’boğullarını İslâm’a davet etmek üzere gönderdi. günü 40 bin kişilik bir kafile ile öğle namazından sonra Medine’den hareket etti. Sadece bazı Yahudi ve Hıristiyan kabileleri müslüman olmamıştı. yılında yaptı. Peygamberimiz (s. 3.a.) bu iş için Hz.a. Ali de. Önce karşı durdular ise de neticede bu kabile de müslüman oldu. Hac ibadetini anlattı.) ile antlaşması varsa. Onlar da davete icâbet ederek müslüman oldular. günü Mekke’ye vardılar.Bu seneden sonra hiç bir müşrik Kâ’be’ye yaklaşamayacak.v. 9. Peygamberimiz (s. O günden sonra hiç bir müşrik Kâ’be’yi tavaf etmeye gelmedi ve hiç kimse çıplak olarak Kâ’be’yi tavaf etmedi. Hazırlıklar tamamlanınca Peygamberimiz (s. bu şehriniz (Mekke) nasıl mübârek bir şehir ise. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar. canlarınız.emirliğinde Mekke’ye gitti.v. mallarınız. Peygamber efendimiz (s. 10 gün süren yolculuktan sonra Zilhicce ayının 4.a.a.v. Bundan sonra ben size dört şeyi bildirmeye memurum dedi.v. Hz. Sai) gönderdi.Hiçbir kimse Kâ’be’yi çıplak tavaf etmeyecek (O zaman müşrikler Kâ’be’yi çıplak oldukları halde tavaf ederlerdi.Her kimin Resûlullah (s. Arafat vadisinin ortasında öğleden sonra “Kusvâ” adındaki devesinin üstünde Veda Hutbesini okudu.) bunu bildirmek üzere Hz. Her türlü tecavüzden korunmuştur.) 4. Ali’yi Hac kafilesinin arkasından Mekke’ye gönderdi. Hz. müddeti bitinceye kadar muteber olacak. Ali de kafileye yetişip Mekke’ye girdiler. günü Mina’ya. Ali de Mina’da “Cemre-i Akabe” denilen yerde bir hutbe okudu. Eshâbım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.v. Yemen’den ve diğer beldelerden hac yapmak üzere gelenlerin de katılmasıyla müslümanların sayısı 124 bine ulaştı. 2. 100 tane de kurbanlık deve götürdü. Bu dört hususu şöyle bildirdi: 1.a. Hâlid bin Velîd (r. Peygamberimiz (s.v. Artık Arabistan’da müslümanlara karşı duracak hiç bir kuvvet kalmamış.) hac için hazırlanıp. müslüman olmakla şereflenmek. Sevgili Peygamberimiz (s.) Zilhicce’nin 8.) gönderdi.a. .a. Bu hususlar bildirildikten sonra müşriklerden çoğu müslüman oldu. Hicretin onuncu yılında İslâmiyet bütün Arap yarımadasına yayıldı.

Bu. küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Allah yanında en kıymetliniz. Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyetini kurma gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir.) Mekke’de 10 gün kalıp. Hz. . başkasına helâl değildir. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. bu gibi insanların ne tevbelerini. onların. Üzerinize nimetimi tamamladım. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. ne de adalet ile şehâdetlerini kabul eder. ne diyeceksiniz! Eshâb-ı kirâm (Allah’ın dinini tebliğ ettin. Cahiliyyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. Müseyleme de öldürüldü. zaman Allahü teâlâ’nın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür. Bunun üzerine Resûl-i ekrem efendimiz (s. Eshâb-ı kirâm ağlamasının sebebini sorunca (Bu âyet.) buyurdu. Veda Haccından sonra Eshâb-ı kirâm geldikleri yerlere gidip. Cenab-ı Hakkın helâl ve harâm kıldıklarının sayısına uydurmak için bunu yaparlar. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz. Fakat siz. Veda Haccını yaptı ve Veda Tavafı yaparak Medine’ye döndü. Peygamberimiz (s. onların da sizin üzerinizde hakları vardır.) vefâtının yakın olduğuna delâlet ediyor. Arabın arab olmayana bir üstünlüğü yoktur. dediler). Ey Mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki.) mübârek şehâdet parmağını kaldırıp. takvası çok olanınızdır. Âdem ise. Bize vasiyet ve nasîhatte bulundun. Eshâbım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Bir sene helâl olarak kabul ettikleri (bir ayı) öbür sene harâm olarak ilân ederler. Ne zulmediniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları. Resûlullahın bildirdiği ve emrettiği şeyleri oralarda anlattılar. sonra cemaat üzerine çevirip indirerek. diye şehâdet ederiz. “Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim.v. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız! Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankördür. Onlar Allah’ın harâm kıldığını helâl. meşru bir şekilde. Üstünlük ancak takva iledir. ilk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Meğer ki. Zina eden için mahrumiyet vardır. Müseyleme üzerine Hâlid bin Velîd kumandasında bir ordu gönderdi. Siz kadınları.v. Varise vasiyete lüzum yoktur. onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Kaldırdığım ilk kan dâvası Abdulmuttalib’in torunu (amcamoğlu) Rebîa’nın kan davasıdır. Eshâbım! Nefsinize (kendinize) de zulm etmeyiniz.) emri üzerine Esved-i Ansî Yemen’deki müslümanlar tarafından evinde öldürüldü. Peygamberimiz (s. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız.a. Ey mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz! müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün müslümanlar kardeştir.v.v. bu kaldırdığım şeyler dışında.). Mâide sûresinin üçüncü âyeti. meleklerin ve bütün müslümanların lânetine uğrasın! Cenab-ı Hak. kâfirlerin kendisiyle dalâlete düşürüldükleri bir şeydir. O emanet Allah’ın kitabı Kur’ân-ı kerîmdir. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir.a.) Veda Hutbesini okuduğu gün.Eshâbım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Vazifeni yerine getirdin. ayağımın altındadır.a. Peygamberimizin (s. ne de zulme uğrayınız. Diğeri de Müseylemet-ülKezzab’dır. Size din olarak İslâm dinini seçtim” meâlindeki âyet-i kerîme nazil oldu.a. Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Ey insanlar! Harb edebilmek için harâm ayların yerlerini değiştirmek. Allah’ın gazabına. Babanız da birdir. şüphesiz ki küfürde çok ileri gitmektir. Ey insanlar! Allahü teâlâ her hak sahibine hakkını (Kur’an’da) vermiştir.30 - . aile mahremiyetinizi sizin hoşlanmadığınız hiç bir kimseye çiğnetmemeleridir. Hiç şüphe yok ki.a.v.v.v. topraktandır. Hicretin onuncu yılında vuku bulan bir hadîse de Peygamberlik iddiasında bulunan yalancıların ortaya çıkmasıdır. Allah emaneti olarak aldınız. “Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!” buyurdu.a. Peygamberimizin (s.a. Eğer râzı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa. gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun. Kendinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bunlardan birisi Yemen’de ortaya çıkan Esved-i Ansîdir.a. Onun için ağlıyorum.) bu âyet-i kerîmeyi Eshâb-ı kirâma okuyunca. Resûlullahın (s. Peygamberimiz (s. Ebû Bekir ağlamaya başladı. her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir. ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz. helâl kıldığını da harâm ederler.) vefâtından sonra Ebû Bekir (r.

Kimin bende hakkı varsa benden istesin.) vefât etmeden bir müddet önce Bakî mezarlığında ve Uhud’da bulunan müslümanların kabrini ziyâret ederek onlar için duâ ve istiğfâr etti. VEFÂTI Peygamberimiz (s. Allah’ın iradesine karşı çıkanlar sonunda mağlup olurlar. ben de onunlayım.” Daha önce Hz. Biliniz ki.a. Ömer’den memnuniyetini belirtti ve “Ömer benimledir. Vefât edeceği sene iki kere gelip Kur’ân-ı kerîmi iki defa baştan sona okudu. Dünyada hiç kimse kalmaz. sonra Cennete git. Minbere oturup hamd ve senâdan sonra.” buyurdu.) Veda Haccında Mina’da bulunduğu sırada. Aişe’nin odasında geçirdi. Ebû Bekir’in halifeliğinin ilk günlerinde Bizans üzerine gidip parlak zaferler kazandı.v.” Hz. tevbeleri daima kabul eder.) söyleyin namazı kıldırsın” buyurdu. Bu hastalık 13 gün sürdü. (Cemaat sizi bekliyor yâ Resûlallah!) denildi. “Ey Eshâbım. Ey Eshâbım! Allah kullarından birini dünyâ hayatıyla âhıret hayatını seçmekte serbest bıraktı.a.) Hz.” ve “Mescide açılan kapılardan Ebû Bekir’inki hariç hepsini kapatınız.) namazın kılınıp kalınmadığını sorunca.” buyurdu.a. Ebû Bekir üç gün cemaate namaz kıldırdı. Bütün muhacirler birbirlerine hayırlı olsunlar. Bu ordu daha sonra Hz.v.a. her hususta sizi nefslerine tercih ettiler. tesbih et! O’ndan af dile! Çünkü O. Onlar sizi evlerinde misafir edip.a. istersen dünyâda bakî ol.v.v. Hz. Bu müddetin son 8 gününü Hz.Peygamberimiz (s. Hastalığının ikinci günü Hz.” buyurdu.31 - . Eshâbım! İlk muhacirlere de hürmet etmenizi vasiyyet ederim.) bu emrini üç defa tekrarladı.a.v.a. hiç bir peygamber ümmeti içinde ebedi olarak yaşamadı. “Allah’ın yardımı ve Zafer günü gelip insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce. Ebû Bekir’den memnuniyetini belirttiği gibi bu hutbede de Hz.) hastalığının arttığı günlerde Eshâb-ı kirâma yaptığı vasiyetlerden biri de şöyledir: “Müşrikleri Arabistan’dan çıkarınız. Sonra minberden inerek Hz. Vefâtına üç gün kala bir yatsı vaktinde namaz için ezan okunmuştu. Bakî mezarlığında iken yanında bulunan Ebû Müveyhib’e dönerek: “Ey Ebû Müveyhib! Ben dünyâ hazineleri ile âhiret nimetlerini seçmede serbest bırakıldım.” Vefâtından beş gün önce hastalığı biraz hafifledi ve mescide teşrîf edip. Fâtıma’ya “Ağlama zira benim ehlimden bana ilk kavuşan sen olacaksın” buyurdu. Benden sonra hak Ömer’le beraberdir. Resûlullah cemaate gitmek istedi.” buyurdu. Ebû Bekir. . Rabbini överek. Peygamberimiz (s. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın vefâtı da bu yılda oldu. Hastalığının ilk günlerinde ve ateşi düştüğü sıralarda mescide çıkıp Eshâbına namaz kıldırıyordu.a.) hicretin onbirinci yılında hastalanıp. Cebrâil aleyhisselâm Peygamber Efendimize (s.a. Rabbime ve rahmetine bunları ödemiş olarak kavuşayım. Allah’ın emrine uymak istemeyenler. Resûlullah (s.) bu hutbeden sonra minberden indi ve Eshâbdan ayrılıp odasına çekildi. Ben Likaullahı ve sonra Cenneti seçtim. muhakkak aldanırlar. Allah’ın takdir buyurduğu zaman ne öne alınır.” buyurdu. Herşey Allah’ın iradesine bağlıdır. Ali ve Fazl bin Abbas kollarına girerek mescide teşrif etti.” meâlindeki en son nazil olan Nasr sûresi indiğinde Peygamberimiz (s.v.a. istersen Likaullah (Allah’a kavuşmak) hasıl olup Cennete gir dediler. ne de o zamandan kaçılır. Eshâb-ı kirâm çok üzülüp ağlamaya başladı. Fâtıma’yı çağırıp “Bana kendi vefâtım haber verildi. Size gelen elçilere benim yaptığım gibi ikrâm ve ihsanda bulununuz.a. Minberin alt basamağına durup Eshâb-ı kirâma son hutbesini okudu ve vasıyyetini yaparak şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler. Ordu hareket etmek üzere iken Resûlullahın hastalığının artması üzerine hareket etmedi. minbere çıkarak Eshâb-ı kirâma: “Ey Eshâbım. Resûlullah (s. Her kim benimle Kevser Havzı kenarında buluşmak isterse elini ve dilini korusun.) vefâtından önce Humma hastalığına tutuldu. aranızdan ayrılmam yaklaştı. size Ensâr hakkında hayırlı olmanızı vasiyyet ederim.) her sene o zamana kadar nazil olan âyetleri okumak üzere de bir kere gelirdi.v. Bunun üzerine ağlamaya başlayan Hz.v.v. Resûlullah (s. Onlar benim has cemaatimdir. Sonra minberden inip öğle namazını kıldırdı.v.a. Peygamberimiz (s. Fakat bu kul âhıret hayatını seçti. vefâtından kısa bir zaman önce müslümanlar için büyük bir tehlike olan Bizans üzerine gönderilmek üzere Üsame bin Zeyd komutasında bir ordu hazırladı. Namazdan sonra tekrar minbere çıkıp namazdan önce buyurduğunu tekrar etti. Aişe’nin odasına döndü.v. ben de Rabbime kavuşacağım. Resûlullahın sözleriyle vefâtına işaret buyurduğunu anlayarak ağlamaya başladı.a. Benim yanımda sevgili olan benden hakkını istesin veya helâl etsin ki. Her iş Allah’ın izni ile olur. Muhakkak ki siz de Rabbinize kavuşacaksınız. Ali’nin ve Fâzıl bin Abbas’ın kollarına girerek tekrar mescide teşrif etti.) “Ağlama Ya Ebâ Bekir” buyurarak onu teselli etti ve “Bana her bakımdan en faydalı olanınız Ebû Bekir’dir. bilmiş olunuz ki. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. Kevser Havzının başıdır. Bunun üzerine Eshâbdan biri kalkıp üç dirhem alacağı olduğunu söyleyince hemen ödedi. Cemaate gidecek takat bulamayınca “Ebû Bekir’e (r.v. Peygamberimiz (s. Sizinle buluşacağımız yer. günahlardan sakınsın.) kızı Hz. Peygamberimiz (s.

v. Sakın onu ödemeyi unutma.v.” buyurdu.a. Ebû Bekir Resûlullahın yanına girip mübârek yüzünden örtüyü kaldırarak mübârek alnından öptü. Resûlullahın vefâtı üzerine pek çok üzülüp gözyaşı döktüler. O gün hastalığı hafiflemişti. Âişe’ye vasiyyette ve nasîhatta bulundu. Çoğunun dili tutulup bir müddet konuşamaz oldular. Fâtıma sevinip güldü. Elbette zimmetimi kurtarırsın ve Kevser Havzı başına benimle görüşeceklerin birincisi sensin. Fâtıma ağladı. Fâtıma’ya “Kızım bir miktar sabreyle. Resûl-i Ekrem efendimiz (s. İnsanlar dünyâyı istedikleri vakit sen ahireti seçesin” buyurdu.) izin verdi. (Anam babam sana fedâ olsun! dirin ve ölün tayyib. Senin emrinden dışarı çıkmamamı buyurdu. Ebû Bekir cemaate sabah namazını kıldırıyordu. Kızı Hz. onlara şefkatle bakarak alınlarından öptü.a. Fâtıma ağlamaya başladı. ebedidir. Kıyâmet günü sen râzı oluncaya kadar ümmetini bağışlar. Sonra hanımlarına nasîhat buyurdu. Asker hazırlamak için almıştım. Allahü teâlânın emrini tutun ve itâat edin. Sonra torunları Hz.) salât okudu. Yâ Resûlallah Melek-ül-Mevt kapıda beklemektedir.v. Hz. benim ruhum kabz olacak. Sonra da mescide girdi. Ve (Eğer ihtiyarımız elimizde olsaydı canlarımızı yoluna fedâ ederdik. Sonra dışarı çıktı. Allahü teâlâya hamd ve sena etti ve Resûl-i Ekrem efendimize (s.a.v.) dedi.v.) îmân etmişse bilsin ki Muhammed aleyhisselâm vefât etti. Fâtıma güldü. Resûlullah (s. Hz. içeri girmeğe izin ister. Zira fâni âlemden ve mihnet yerinden kurtuluyor” buyurdu. tasa) olmaz. Hz.a. Allahü teâlâ sana hiç kimseye verilmeyen çok şeyler ihsan etti.Peygamberimiz (s.) 23 senelik Peygamberlik müddetinde son olarak hazırladığı Suriye tarafında Bizans üzerine gidecek olan orduya kumandan tayin ettiği Üsâme bin Zeyde hareket etmesini buyurdu. Resûlullah (s. Şemsî seneye göre 61 yaşında idi. Bu sırada ağlayıp gözyaşı döken Hz. Takva üzere olun. mübârek alnından tekrar öpüp. Zira Hamele-i Arş (melekler) senin ağlaman üzerine ağlaşırlar. Sonra selâm verip veda ederken (Ey Muhammed. Cennetleri süslediler. yahut cihaddan. Fâtıma’yı yanına çağırıp kulağına birşeyler söyledi. Allahü teâlâdan korkun. Ey Fâtıma gelen her musîbete bir karşılık verilir” buyurdu. (Yâ Resûlallah. Fâtıma’ya vefât edeceğini söyleyince Hz.32 - . yoksa dönüp gideyim) dedi.a.a.v. Ali’yi yanına çağırıp mübârek başını Hz. yahut öldürülürse. mübârek ruhunu kabz etti. Benden sonra sana çok zarar gelir. Sonra mescidden odasına geçti. Hayy (diri) ve Bâkî’dir. Sonra ikinci defa birşeyler söyleyince Hz. Resûlullah (s. Bir müddet mübârek gözlerini kapayıp sonra “Bundan sonra babana üzüntü ve gussa (keder.” buyurdu. Bundan sonra Peygamber efendimizin (s.v.a. Sonra da Hz. Eshâb-ı kirâm.a.v.) vefât ettiği günün sabah namazı vaktinde mescide açılan odanın kapısındaki perdeyi kaldırdı. sabır edesin.) Hicretin onbirinci yılında (milâdî 632) Rebî’ul-evvel ayının 12’sinde Pazartesi günü öğleden evvel vefât etti.v.v. Resûl-i Ekrem vefât edeceği sırada Hz. Üsâme bin Zeyd huzuruna geldi. Sonra da “Sana müjde olsun ki bütün ehlimden önce sen bana kavuşursun” buyurdu. (Ah Sâfi) dedi.) kızı Hz. zimmetimde filan Yahudinin şu kadar malı vardır. Eğer sen bizi men etmeseydin. (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’ûn) diyesin. Azrâil aleyhisselâm içeri girip selâm verdi ve sonra. Sonra şöyle dedi: “Her kim Muhammed’e (s. Bir daha öpüp (Ah dost) dedi. bizi Rabbinin katında hatırla) dedi. Böylece Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Vefât ettiğinde Kamerî seneye göre 63. Rebî’ul-evvel ayının onikisinde Pazartesi günü öğleden evvel Cebrâil aleyhisselâm gelip (Yâ Resûlallah.v. Bunun üzerine Hz.v. Ali’nin koluna dayayarak oturup.a. eski halinize dö.) “Ey Azrâil vazifeni yap” buyurması üzerine. Ebû Bekir’e uyarak sabah namazını kıldı. ağlama. Hz. Hüseyin’i yanına alıp. Ebû Bekir mihrabdan çekilmek üzere iken Resûlullah eliyle yerinde durması için işaret edip oturduğu yerde Hz. Benim maksudum ve matlubum sen idin yâ Resûlallah!) dedi.) buyurdu ve sonra Âl-i imrân sûresinin yüzkırkdördüncü “Muhammed (s.a.) hastalığı şiddetlendi.a. Hasan ve Hz. Eğer O vefât eder. temiz ve ne güzeldir!) dedi. ölmez.) vasiyyetini tamamladıktan sonra hâli değişti ve yatağına yatırdılar. Sonra mübârek pazusunu öpüp ağladı. şöyle buyurdu: “Yâ Ali.) de kendinden önce geçen Resûller gibi Resûldür.v. Ben bu dâr-ı dünyâdan ayrılırım. Şimdiye kadar kimseden izin istememiştir.) teşrifini fark eden Hz. Resûlullahın (s. (Yâ Resûlallah Allahü teâlâ beni senin huzuruna gönderdi. Fâtıma’nın gözyaşını sildi. Resûl-i ekrem efendimiz (s. Bundan sonra da istemez. Her kim Allahü teâlâya tapıyorsa O. Bu sırada Peygamberimizin (s. Namazdan sonra Eshâb-ı kirâma dönüp: “Ey insanlar! Siz Allahü teâlânın hıfzındasınız ve sizi Allahü teâlâya emânet ettim. Teselli verip Allahü teâlâdan sabır vermesini diledi ve “Ey kızım. Eshâb-ı kirâmın Resûlullahı son görüşü oldu. Sonra başını kaldırıp. Huri ve Rıdvan donandı. Allahü teâlâ sana müştakdır) dedi.) Hz. gözlerimizden pınarları akıtırdık. Cebrâil aleyhisselâm: (Ey Habîbullah. Hz. Ey Ahmed. bundan sonra vahiy için bir daha gelmem ve Hak teâlânın haberini yer yüzüne getirmem. Dilersen şerefli ruhunu kabz edip ulvi âleme yükselteyim.a.a. siz dininizden. Mescidde minbere çıkarak Eshâb-ı kirâma bir hutbe okudu. Ali’ye. Salât ü selâm okuyup. Kevser Havzı Makam-ı Mahmud ve Şefâat-i Ümmet verdi. Âişe’nin hücresine girip yattığı sırada. Eshâbına bakıp onların namazda saf tutup durduklarını görünce sevinerek tebessüm etti. Bu.

göğsü ile karnı beraberdi. kelimeleri inci gibi dizilirdi. duvarlar üzerine Işık verirdi. Bunlara habeş denir.v.) vefât ettiği gün Eshâb-ı kirâm yapılan umûmi bir bi’atle Hz. gayet güzel ve sevimliydi. kelimeler sayılmak mümkündü. Geceleri gözlerine sürme çekerdi. Habeşistan halkı siyahtır. Gündüz nasıl görürse gece de öyle görürdü. orta yeri bir miktar yüksekti. Tebessüm ederek gülerdi. Peygamber efendimiz güler yüzlüydü. parmakları iriydi. kaşları kadardı. Ayak parmakları iriydi. Başının büyüklüğü gayet normaldi. Bedeni hem yumuşak. Gözlerinin karası gayet siyahtı. Söz söylediği zaman. oturanların hepsinden yukarı olurdu.v. Bıyıklarının uzunluğu ve şekli.v. Kolları. Dişleri beyazdı.a.a. Sevgili Peygamberimizin (s. güzel huyları. İslâm ve sebatta şükredenlere muhakkak mükâfat verecektir. hem de kuvvetliydi.v. Resûlullah (s. Peygamberimiz. Ba’zan iyi anlaşılması için üç kere tekrar ederdi. Peygamberimizin mübârek kolları etli. O. Mübârek sözleri gayet kolay anlaşılır. gülmesi gibi hafifti. dişleri arasından çıkan nûru. Gülerken mübârek dişleri görünürdü.” âyetini okudu. HİLYE-İ SEÂDET Sevgili Peygamberimiz. Ebû Bekir Eshâb-i kirâmı ve Ehl-i beyti teselli etti. Bıyığını kısaltırdı. Önceleri kâkül bırakırdı. Mübârek karnı geniş olup. yaratılışta ondüleydi. Yana ve geriyi bakacağı zaman bütün bedeni ile dönüp. Mübârek burnu gayet güzel olup. gönülleri alırdı ve ruhları kendine çekerdi. Allahü teâlâ’nın kulları arasında. Fakat mübârek gözlerinden yaş akar. Saç ve sakalını boyamazdı. Nitekim babası Abdullah’ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu ve alnındaki nurdan dolayı ikiyüze yakın kız evlenmek için Mekke’ye gelmişti.v. Sakalını bir tutam uzatırdı.) Hilye-i se’âdetini bildiren en meşhûr kitaplar.) gibi konuşulacakdır. sıfatları.a. İki kaşı arasında olan damar.a. İmâm-ı Tirmizî’nin “Eş-Şemail’ür-Resûl” adlı eseri ve Kâdı İyâd’ın “Şifa-i şerîfi” İmâm-ı Beyhekî’nin ve İsfehanî’nin “Delâil’ül-Nübüvve” adlı kitapları meşhûrdur. Arab idi. Avuçlarının içi genişti. kısaltırdı. Peygamberimizin (s. Omuz başının kemikleri iriydi. güzel kokusundan belli olurdu. Siyah değildi. Ebû Bekir’i halife seçtiler.) mübârek yüzü.a. hayatının tamamı bütün incelikleri ile çok geniş ve açık olarak İslâm âlimleri tarafından senetleri. Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’ân-ı kerîmi işitince ve ba’zen de namaz kılarken ağlardı. Cennette Muhammed (s. Arab. Alnı açıktı. Bir kimse saymak istese. ayaklarının altı çok yüksek olmayıp yumuşaktı. Bir yoldan geçtiği. kendine zarar eder. Sonradan ikiye ayırır oldu. kırmızı ile karışık beyaz benizli olup. Ön dişleri seyrekti. Güldüğü zaman. onunla evlenmek Âmine’ye nasip olmuştu. Ömer. Allahü teâlâya zarar vermez.) efendimiz. Hz. Ağlaması da. İlk ânda acı haber üzerine çok şaşıran Hz. Binlerce siyer kitabı arasında Peygamber efendimizin (s. Bunları isbât eden yüzlerce hadîse kitaplarda yazılıdır. Çünkü O’nun mübârek teri. Fakat. Mübârek kaşları ince ve arası açıktı. göğsünün sesi işitilirdi. vesikaları ile yazılmıştır. Güzel huyların hepsi Resûlullah’ta . Bunlara (Siyer) kitapları denir. Söz söylediği zaman. dişleri arasından nûr saçılırdı. Mübârek ağzı küçük değildi. Gözlerinde bir miktar kırmızılık vardı. azalarından ve seslerinden daha güzeldi. Sevindiği alnından belli olurdu. Hz. yüksek sesle de ağlamazdı. Kahkaha ile gülmediği gibi.33 - .) Hilye-i se’âdeti şöyle.a. kirpikleri uzundu. Peygamberimiz önüne bakarak.necek misiniz? Böyle değişen. Neşeli olduğu zaman yüzü ay gibi nurlanırdı. Zengibar halkına zenci denir. Saçları uzundu.v. Oturduğu zaman omuzu. miskten ve çiçekten daha güzel kokardı. Bütün vücudunun kokusu miskten güzeldi. Mübârek saçları ve sakallarının kılı kıvırcık ve çok düz değil. Mübârek yüzü bir miktar yuvarlaktı. Arabistanlı olduğu için Arab denilmektedir. süratle yürürdü. Mübârek saçını ve sakalını tararken aynaya bakardı. lügatte güzel demektir. kısa da değildi Yanına uzun bir kimse gelse. ayakları ve parmakları uzundu. Bu ise yanlıştır. hiddetlenince kabarırdı. Göğsü genişti. bakardı. Mübârek sesi. ondan daha fasîh ve tatlı sözlü kimse görülmedi. bütün uzuvları ve sesi bütün insanların yüzlerinden. Hususi berberleri vardı. ba’zan da keser. Resûlullah efendimiz (s. Saçlarını ba’zan uzatır. Ümmetinin günâhlarını düşünüp ağlardı.v. ondan uzun görünürdü. Bu bilgiler bizzat Peygamberimizin kendi beyanları olan hadîs-i şerîflerinden ve Eshâbının bildirdiği haberlerden toplanmıştır. kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi.) çok uzun boylu olmayıp. Mısır halkı esmer. Bunlar kendilerini Anadolu’da Arab diye tanıttıkları için siyah denmektedir.a. misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı. Hadîs-i şerîflerden ve Eshâb-ı kirâmın bildirdiği haberlerde Sevgili Peygamberimizin (s. Ebû Bekir’i dinleyince kendine geldi. bildirilmektedir. Önünde olanları gördüğü gibi arkasında olanları da görürdü. Bunlar da siyahtır. Muhammed aleyhisselâmın görünen bütün uzuvlarının şekli. Mübârek gözleri büyük.

Ulema-i rasihîn denilen hem zahir ve hem de batın bilgilerinde üstad ve Peygamberimize (s. müctehid. benim seni sevindirmemden çoktur dedi. Hazret-i Âişe’nin mübârek gözlerinin arasını öpmesi. Gözlerimin arasını (alnını) öptü ve “Yâ Âişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi. ihlâsları ve O’na olan muhabbetleri kadar derece derece görmekte ve anlayabilmektedirler. Eshâbına ve hizmetçilerine tevazu ederek. askerî. Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup. O’nun cemâlini anlayarak gördüğü için aferin ve takdir olmaktadır. Ter damlası. dehası. güç getiremezdi. Bu deryanın ismini duyanlar.v. Kur’ân-ı kerîmin mânâlarını. ilim adamlarının. iyi muamele de bulunurdu. Parlak alnından ter damlıyordu. utanıyorum. O’nun üstünlük.) her an.) metheden onbinlerce kitap. çalışarak sonradan kazanmış değildi. Eshâbının işlerine yardım eder.v. asla kimse yanında oturamaz. Hediye getirene karşılık olarak kat kat fazlasını verirdi. “Sana ne oldu ki.) güzelliğini en iyi görüp anlayan ve anlatanlardan biri de zevcât-ı mutahhareden.a. Halbuki kendisi hayasının çokluğundan mübârek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı. Şaşakaldım.v. dedim.(s.a. ediplerin.a.) metheden şu iki beyti Hz. Kendi için hiçbir şeyden intikam almamıştır. Hz. Resûlullah’ın (s. Lemâ bezelû fî sevmi Yûsüfe min nakdin.v.v. yakınına gelenler.a. her baktığı yerde Resûlullah’ı görürdü.) nübüvvet nurunu görmekte. Levîmâ Zelîhâ lev reeyne cebînehû Le âserne bilkat’il külûbi alel eydi. Bir keresinde hâlini “Yâ Resûlallah! Nereye baksam sizi görüyorum.v. Yâ Resûlallah! Mübârek yüzündeki nurların parlaklığına ve mübârek alnındaki ter danelerinin saçtıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim.v.) gibi olamamıştır. Müslüman olmayanlar. Resûlullahı (s. Resûlullahı (s.) severek. Resûlullah’ın (s. zekî.) methetmekten aciz olduklarını beyan etmişlerdir. Mübârek yüzüne baktım.a. dile getirmektedirler.) sadece idareciliği. devlet.a. Fakat kalbi bunlarla meşgul değildi. Arap şiirlerini ve hesap ilmini çok iyi bilirdi. (Güzelliği dillere destan olan) Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. için saklarlardı. Ben de iplik eğiriyordum. Onun (Peygamber efendimizin) yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı. (Ey benim muhabbet deryamın dalgıcı olan habibim) demektir. Zelihâyı (Yûsuf aleyhisselâma âşık oldu diyerek) kötüleyen kadınlar Resûlullah’ın (s. Gözlerimi kamaştırıyordu.v. edib idi.v. Ya’ni senin beni sevindirmen.a.a. Bunları yazanlar içinde şöhretleri ve sanatları bütün dünyâyı ve asırları kaplamış olanları dahi.a. sözünü işitmeye takat. Âişe söylemiştir: “Ve lev semi’ü fî mısre evsâfe haddihî. Peygamberimizin (s.34 - .a. Mübârek ruhu. yalnız bunlara bakarak O’nu tanımaya çalışmaktadırlar. Akrabasına. Resûlullah (s. O’na aşık olmakta öyle ileri gitmiştir ki. karşımdasınız.) varis olan yüksek İslâm âlimleri ise O’nu bütün güzellikleriyle görmüş ve aşık olmuşlardır. içine girip nasîbi kadar derine inenlerin hepsi.) efendimiz günümüzde de bütün dünyâ milletlerinin. akıllı. her tarafa nûr saçıyordu. Resûlullah (s.a.v. fakat hediye alırdı. Resûlullahı (s. Resûlullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. Helada bile. sosyal ve diğer yönlerini görmekte.v.a.v. Bana doğru bakıp. hiçbir zaman lanet etmemiş ve asla mübârek eli ile kimseyi döğmemiştir. peygamberlik hallerinden. cenâzelerde bulunurdu.a. onun yanaklarını görebilmek. Âişe âlim. Allah için intikam alırdı.” buyurmuştur. Kendisi yumuşak davranmasaydı. melekler âlemindeydi.” “Eğer Mısır’dakiler. Ebû Bekr-i Sıddîk (r. sizin bir sehvinize (yanılmanıza) değişirim” demişti.v. ömürlerinin her safhasında Resûlullahın (s. Âişe idi. Zekât malı almaz.) parlak alnını görselerdi ellerinin yerine kalblerini keserlerdi de acısını duymazlardı. Güzel huyları. Bir keresinde de “Bütün iyiliklerimi.) Kur’ân-ı kerîmde geçen isimlerinden biri de Kur’ân-ı kerîmin kalbi olan “Yâsin” sûresindeki “Yâsin” kelimesidir. Hastaları ziyârete gider. O’na peygamber gözüyle bakmadıkları için O’nu tanımaktan ve anlamaktan çok uzak kalmaktadırlar.v. batın âlimleri de batınî güzelliklerini görebildikleri kadar dile getirmişlerdir.v. uzaktan görenler. siyaset ve fikir adamlarının.v.a. Resûlullah’daki (s. kasîde ve diğer eserler yazılmıştır. içli gözyaş.a. çocuklarını kucağına alırdı. Herkesin hediyesini kabul ederdi. Bunlardan zahir âlimleri O’nun zâhiri vasıflarını. başka hiçbir kimse Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Gördükleri fevkalâde ve hiçbir insanda görülmemiş üstünlükler karşısında acze düşmekle beraber.a.) mübârek nalınlarının kayışlarını çıkarıyordu.) toplanmıştı. Bir müslümanın ismini söyleyerek. Ulemâ-i Rasihîn’in büyüklerinden olan Seyyid Abdülhakim-i Arvâsî hazretleri. Ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlüydü.” diye arz etmişti. böyle dalgın duruyorsun” buyurdu. târihçi ve askerî şahsiyetlerin alâkasını çekmekte bunların her biri O’nu biraz inceledikten sonra hayranlık ve şaşkınlıklarını. Yani bütün mallarını. Peygamber Efendimizi (s. Âişe buyuruyor ki “Bir gün Resûlullah (s.) aşkı ile yanıp tutuşmuşlar. güzellik ve yüksekliklerini idrak ederek.) gelmektedir.a. helâl ve harâmları. seni sevindiremedim” buyurdu.a. Gayet belîğ ve fasîh konuşurdu.) kalkıp yanıma geldi. Müslümanlar Peygamber efendimizin (s.” Gene Hz.a. yanık feryatlar. “Yâsin”. Bunların en başında Ebû Bekr-i Sıddîk (r. mü’minlerin annesi Hz. O.) güzellik ve üstünlüklerini ilimleri.

aşağı görmezdi. ihsanı.) güzel ahlâkı sebep oldu. Kendisi için kimseye gücenmediği hâlde. Üzüntülü görünürdü. Resûlullahın (s. Güzel huyu. Küçük. O’nun mübârek kalbini okşarken. Bu kadar mucizelerinin en kıymetlisi. Deveyi bağlardı. MUHAMMED ALEYHÎSSELÂMIN YÜKSEK AHLÂKI Allahü teâlâ. “Sen güzel huylu olarak yaratıldın” buyurmaktadır. ikrâmı. Görenler ve işitenler seve seve müslüman olurdu.) olan muhabbet ve aşkını dile getirdiği kasîdelerinden birinde şöyle yazmaktadır: Server-i âlem. Fakîrle. Bu sevgi.35 - . Herkese acır idi. Evini süpürürdü. Koyunun sütünü sâğardı. Çok kimselerin İslâm dinine girmesine. o ân olur beharım. Muhammed aleyhisselâmın bin mu’cizesi göründü. siyahı ve beyazı bir tutardı. Herşey cihanda senin şerefine yaratıldı. torba içinde eve getirirdi. o güzel cemâlin ararım. İslâmiyeti yaşamak. Köleyi. tatlı sözlü idi. Âyet-i kerîmede “Sen huluk-ı azim üzeresin” buyuruldu. imânın ve İslâm’ın tadına doyulmaz zevkine ermek. o kadar çokdu ki. Çoğu dinlerini bırakıp müslüman oldu ve dîn-i İslâm yolunda babalarına ve oğullarına karşı harb etdi. az olsa da. oluyor. hiçbir işinde. zenginle.v. Dostunu öven âşıkların bülbülü.a.v. Güler yüzlü. inadçı insanlar arasında gelip. dîne dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi. yumuşaklığı. rü’yâda başıma. Herkes Kâ’be’yi tavaf için geliyor Hicaz’a. Bunlarla müsâfeha etmek için. hayvana ot verirdi. Akşamdan sabaha ve sabahdan akşama yemek bırakmazdı. ihsanları sayarak. çok güzel idare ederek ve cefâlarına sabrederek.). beyi. Senin ihsan denizinden bir damla arzularım. kendisine güzel huylar verdiğini de saymakta. afvı. Allahü teâlâ ile sır. israf etmez. önce selâm verirdi. Kur’ân-ı kerîmin bildirdiği ahlâktır. Misafirinim dememi saygısızlık sayarım. dost düşman herkes de bunu söyledi.) buyuruyor ki. Dili sarkmış. ben dağları aşarım. sert. susuz kalmış. Se’âdet.a. Yani saygı ve korku hasıl ederdi. Cömert idi. Rahmetin bana da yağsa. Aklı o kadar çokdu ki. Bu sevgi ile Allahü teâlânın habibine ikrâm ettiği sonsuz ve tarife sığmaz nimetlere ve bereketlere kavuşmakla şereflenilir. sana âşık olup da. Hâlbuki. Fakat. kaba değildi.) verdiği iyilikleri. Kimseden birşey beklemezdi. Ebû Sa’îd-i Hudrî hazretleri buyurdu ki. edebli olması ve güzel huyları idi. Hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca ona yardım ederdi. küçükle karşılaşınca.v. huzur isteyen. Mübârek başı hep önüne eğik idi. tercümanım. O’nun gibi olmalıdır. din düşmanlarına. Fakat.a. Fakat. iki cihanın efendisine tam uymaya sebep olur. Söylerken gülmezdi. Ayağın toprağı serpildi yüzüme sanırım. yurtlarını fedâ edip.v. herkesi hayran bırakırdı. hiçbir sözünde. Nazik idi. Onun uğrunda mallarını. onları yumuşaklığa ve itâ’ate getirdi. hiçbir zeman. Hizmetçisi ile birlikte yerdi. sevgili Peygamberine (s. Herkesle iyi geçinirdi. Çamaşırını yamardı. Sana kavuşmak şevkîle. bütün müslümanlara farz-ı ayndır.a. böyle şeylere alışık değildiler. hafif. Abdullah İbni Abbâs’dan işittim: Bu âyet-i kerîmedeki (Huluk-ı azim) yani güzel huylar. sabrı.ları ve yakıcı mısralarla bu aşklarını dile getirmişlerdir. çatık kaşlı değildi. Güzel huylu idi.a. Aşağı gönüllü idi. Arabistan yarımadasında. İyilik etmesini sever idi. Ayakkabısının söküğünü dikerdi. insanlar ile de güzel huylu olmak demektir. büyük her müslümanı doğrudan doğruya Resûlullahın sevgisine götüren ehli sünnet âlimleri ve kitapları bu bereketlerin senetleridir. çok kolay olur. İkrime (r. Resûlullah’ı sevmek. Heybetli idi. Sözleri gayet tatlı olup gönülleri alır. efendiyi. Se’âdet tâcı giydirildi. rûhları cezb ederdi. alçak tabiatlı değildi. Önüne konulan şeyi. ben bir hiçim. hiçbir çirkinlik. ey Câmi! Divânında şu yazılar. uyuz bir köpek gibi. . O serverin sevgisi bir gönüle yerleşirse. Kâ’be kavseyn tahtının sultânı sen. çağrılan yere giderdi. gizli şeyleri bulunmak. Resûlullah (s. Hiçbir hareketinde. Bunların içinde en büyük ve meşhûrlarından olan ve bu muhabbet deryasından büyük pay sahibi olan Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de Resûlullaha (s. mübârek elini önce uzatırdı. hiçbir kusur görülmemişdir. faydasız yere birşey vermezdi. Pazardan öte beri alıp. yanarım! Her nerede olsam. Her kim olursa olsun. Huluk-ı azim demek. kanlarını akıtdı. Fakat. büyükle.

insanların huzura kavuşması için gönderildim” buyurdu. misk gibi güzel koku duydu. Resûlullahın ayaklarına kapanıp.) on sene hizmetçilik ettim. Kızcağız. Resûl aleyhisselâmı Hayber gazasında gördüm. binlerce arslanın.a. Enes bin Mâlik (r. (Resûlullah (s. Yahudi kapıyı açıp. Önce habibine.v. (Resûlullaha (s. onun bu hâline güldü. Geri kalan iki dirhem ile yiyecek almağa giderken gördü ki. Bunun yarısını size vereyim.a. Yâ Resûlallah! Bu kızı senin şerefine âzâd ettim. (Resûl “aleyhisselâm” ile birlikde gidiyordum. niçin böyle ağlıyorsun) buyurdu. olan biteni anlatıp. sonra da.a. Resûl “aleyhisselâm” o kadar cömertlik yapıyor ki.) diyor ki. İslâmı öğret. parçaları da misk gibi güzel kokardı. Vallahi gitmem dedim. Fakat.a. gönüllerini yapardı). Resûl “aleyhisselâm” çarşıya çıkıp. Namaz kılmak için örtünecek bir elbisem yok. Resûlullah (s. Bir yahudinin hizmetcisiyim. iki dirhem ile bir entari satın aldı. İki gözü hemen açıldı. (Resûlullah’ın (s. (Binlerce insanın baş tacı olan. son dirhemini kıza verdi. iyilik için gönderdik) buyuruyor. Şunu niçin böyle yaptın. Ben. (Resûlullah (s.a. herkese iyilik etmek için. Yine (Mesâbîh) de. Yarım dirhem ile bir şişe ve yarım dirhem ile de yağ satın al dedi. (Kızım. Bir dirhem ile yiyecek satın almaya giderken.a. Yani. Mübârek sözlerinde tertîl ve tersîl vardı. Allahü teâlâ. hasislik etme. o kimse elini çekmedikçe. susması lâzımdır. evine götür” buyurdu. benim gözlerimi aç) dedi.v.) insanların en güzel huylusu idi. bir a’mâ oturmuş Allah rızâsı için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için. (Yâ Resûlallah (s. Yuları bir ip olan eşek üzerinde idi. faydasız şey söylememesi.v.) buyuruyor ki. kapıyı çaldılar. Elimden düştü.a. (Bir gazada. çağrılan yere giderdi.36 - . Yahudiye. Ebû Hüreyre (r. Kızını Resûl aleyhisselâma gönderdi. Bana bir kerre uf demedi. Mübârek parmağını içine sokmasını dilerlerdi. Resûlullahın yanına gelip. “Yâ Enes! Dediğim yere gittin mi?” buyurdu. Câbir (r.v. o kadına gönderdi. A’mâ duâ ederek. bu hâli işitince. elbisesiz mescide gidemedi.a. Resûl aleyhisselâmın o anda başka elbisesi yokdu. A’mâ. birlikte gider. yakasından öyle çekti ki. mescide cemaate gelemiyor. ona saygı olmak için mübârek bacağını dikip oturmazdı). Resûl aleyhisselâmın elini tutup bir iş için götürseydi. entariyi eline alınca. “Korkma! Seninle birlikte gelir. müşkülünü hallederdi). Lüzumlu olduğu zaman veya birşey sorulunca söylerdi). bir hizmetçi kızın ağladığını gördü.a.) buyuruyor ki.) diyor ki.a. (Bir küçük kız. Yine Enes (r. O kimse. her müslümanın (Mâlâya’nî). (Resûl “aleyhisselâm” hastayı ziyârete gider.a.) diyor ki. yüzünü çevirmedikçe. Çünkü. Mübârek yüzü gülüyordu. gömleksiz kalıp. bakire İslâm kızlarının hayalarından daha çoktu).a. Beni bir gün. sana “birşey yapmamasını söylerim” buyurdu. sıkıntıya düşecek ve namazı kaçırarak. Kış ve soğuk su olsa da. Evet gidiyorum yâ Resûlallah (s. Kendinize entari alınız) dedi. Eshâb-ı kirâm. Yani Yemen kumaşından bir palto vardı. Resûl aleyhisselâmın bir kere giydiği her şey. (Ben. Ali (r. O gün. Şimdi ne yapacağımı şaşırdım dedi. Bunun.Enes bin Mâlik (r. Câbir bin Sümre (r.a. Resûl “aleyhisselâm”. emrini yapmak için beklediği ey koca Peygamber! Bir hizmetçi kız için. Resûlullahı (s. (Yâ Rabbi! Bu gömlek hürmetine. Resûl . Çocuklar sokakta oynuyordu. bana kim bir gömlek verir diyordu. Resûl aleyhisselâmın ayaklarına kapandı. bir yere gönderdi. “Bununla şişe ve yağ al. Enbiyâ sûresinin yüzyedinci âyetinde (Seni. Bana bir dirhem verdi.) görünce şaşırıp kaldı. Namaz vakti gelince.v. Üzerinde bürd-i Necrânî vardı. Ona birşey verilmesi için emir buyurdu). namazdan sonra.) hayası. (Resûlullah (s. Resûl aleyhisselâmın komşusu bir ihtiyar kadın vardı. Resûl aleyhisselâm oradan ayrıldı.a. (Resûl aleyhisselâmdan birşey istenip de yok dediği işitilmedi). Resûl “aleyhisselâm” sabah namazından çıkınca. Almış olduğu entariyi bu a’mâya verdi. Mübârek arkasındaki antâriyi çıkarıp. mübârek yüzünü ondan çevirmezdi. âlemlere rahmet. Arkadan bir köylü gelip. Biz de her şeyimizi fakîrlere dağıtalım dediler. Bir dirhem ile bir entari satın aldı. eve geç kaldığım için yahudinin beni döğeceğinden korkuyorum dedi. Yahudi. eskiyip dağılsa bile.) arkamdan geliyordu.v. Enes bin Mâlik (r. Huzurunda müslüman olayım) dedi.)! Bugün.) diyor ki. Resûl aleyhisselâmın mübârek elinden geldiğini anladı. Resûl “aleyhisselâm”.) dedim).v. paltonun yakası mübârek boynunu çizdi. Bana imânı.) diyor ki. bunu niçin yapmadın buyurmadı). Bir kimsenin yanında otururken iki diz üzerinde oturur. her birine mübârek parmağını sokar. Onların yanından geçerken arkama baktım.) az konuşurdu. insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. namazda örtünecek bir elbise gönder diye yalvardı. Eşeğe de binerdi. üzülecek kadar da dağıtma! Sadakada ortalama davran buyurdu. kâfirlerin yok olması için duâ buyurmasını söyledik.a.a.a. Ebû Sa’îd-i Hudrî (r.) buyurdu ki. hemen İsrâ sûresinin yirmidokuzuncu âyetini gönderdi. Bana.a. Enes bin Mâlik buyuruyor ki.). çoluk çocuğuma nafaka yapmak için sekiz dirhem gümüş ödünç almıştım. Bundan anlaşılıyor ki.v. benim gibi bir miskînin kapısını şereflendirdin. la’net etmek için. birşey vermemezlik yapma buyurup.) Allahü teâlâ. Hem şişe. Emrini yapmak için dışarı çıktım. cenâze arkasında yürür. gidecektim. mübârek elini ondan ayırmazdı.v. hem de yağ gitti. Resûl “aleyhisselâm”. Hz. yeri kaldı.) bir kimse ile müsâfeha edince. gayet açık ve metodlu konuşur ve kolay anlaşılırdı. Enes bin Mâlik diyor ki. Eve gelip. Medine çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler. Bunları alıp gidiyordum. kıza birşey yapmaması için şefâat buyurdu.

Bunun manâsı (Yâ Rabbî! Senden. emâneti. Resûlullah efendimiz (s. Bunlar. 10. hayır duâ eder. ziyâretine giderdi. Kimseyi dövdüğü. Bir yolculukta. . “Yâ Rabbî! Bunları affet! Câhilliklerine bağışla” buyurmuştur. cenâzelerde bulunurdu. arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez” buyurdu. arkasına bindirirdi. ulu ve şanlı Peygamberimiz gibi duâ etmeliyiz! RESÛL-İ EKREMİN GÜZEL AHLÂKINDAN VE ÂDETLERİNDEN BAZILARI 1. dişlerini kırdıkları zaman.“aleyhisselâm”. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. giymekte ve her şeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Gönül almak için. Hasta yoksa. aklı. Yâ Resûlallah! Sen istirahat buyur! Biz toplarız dediler. namazını kıldırır.37 - . insâfı. hep Resûlullahın (s. Bir başkası.Şefkati pek çoktu.) şu duâyı çok okurdu: (Allahümme innî es’elükessıhhate velâfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ erhamerrâhimîn). Allahü teâlâ. eziyyetleri af ederdi.Her çağırana lebbeyk (efendim) diyerek cevâb verirdi. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için. iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem. “Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyâretine gidelim!” derdi. Kalkıp odun toplamaya gitti.Söküklerini. dünyâda ve ahirette felaketlerden. hamiyyeti. Herkes gibi yerim. Eshâbına hizmet eder. vera’ı. melâheti. Hayvanlara su verir. iffeti.Bazı kimselerin hizmetçileri gelip kendisini çağırdıklarında. biri ben keserim dedi. ben derisini yüzerim dedi. Biz zavallılar da. onu sorardı. koyunlarını kendi de sağar. Bunları bazan yalnız yapar. Çoluğuna çocuğuna anlattı. 8. fetâneti. “Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi. 11. Yolculuğa gitmiş ise. cömertliği. sadâkati. fesahati. ikanı. hayvanlarına kendi de yem verirdi. 7. Her müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır. Bazan gülerken mübârek ön dişleri görünürdü. yırtıklarını kendi de yamar. Su kabını eliyle tutarak doymalarını beklerdi. Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları.a. cemaate karşı oturup.Yolda karşılaştığı müslümana önce kendi selâm verirdi. Sessizce tebessüm ederdi.Hastaları ziyâret eder. Hayvan üzerinde giderken. takvası bütün Peygamberlerden daha çoktu. tâbir edelim!” derdi. şehirde ise. kefenlenmesinde yardım eder. Resûl aleyhisselâmın güzel huyları pek çoktur. Hepsi müslüman oldu. şecâ’ati. bunları bana ver!) demektir. keremi. zühdü.Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Fakat. “Evet! Sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum. Yorulunca. bir koyun kebabı yapılacağı zaman. “Cenâzesi olan var mı? Yardıma gidelim!” derdi. sıhhat.Çok zaman diz çökerek otururdu. Uhud gazasında kâfirler yanağını kanatıp. mehabeti. 4. benim ona yaptığımdan çok idi.Kendisini kimseden üstün tutmazdı. bunu yapanlar için. 2. belâgati. sizin gibi bir insanım. hizmetçilerine yardım ederdi. sert söylediğini hiç görmedim. Müslüman oldu. Onların işlerine yardım ederdi.Misafirlerine. yıkanmasında. bazan da. kabrine kadar giderdi. Medine’nin âdetine uyarak. Cenâze olursa. Elinde bastonu olarak. zekâsı. Resûlullaha on sene hizmet ettim. benim için ayağa kalkmayınız! Ben de. bazan tımar da ederdi. Hiçbirine karşılık vermezdi.v.Eshâbından birini üç gün görmese. Bindiği atın yüzünü ve gözünü silerdi. fehmi. ona müslümanlığı öğretti. otururum” buyurdu. 12. Böylece. irfanı. 5. 13. görenler ayağa kalktılar. baş tarafa geçmezdi. Resûlullah da. 3.Sabah namazlarını kıldırdıktan sonra. sövdüğü hiç görülmedi. Yemekte. ben odun toplarım deyince. hizmet edenidir” buyururdu. Diz çöküp otururdu. kâfirlerin ve münafıkların hastalarını da ziyâret ederdi. “Rüya gören varsa anlatsın! Dinleyelim. hayası. afiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. “Bir topluluğun en üstünü. Cenâze yoksa. Yolculukta hayvanlarına yem verir. etrafına kollarını sararak oturduğu da görülmüştür. 14.Resûlullahın ilmi. bir yaya görünce. ben pişiririm dedi.Eshâbının oturdukları yere gelince. onlarla elele verip yürürdü. şefkati. Onun bana yaptığı hizmet.v. Gördüğü aralığa otururdu. sıkıntılardan kurtulmak ve o iki cihan efendisinin şefâatine kavuşmak nasîb olur. sabrı.a. Çarşıdan satın aldığını eve kendisi götürürdü. Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik diyor ki. 6. Bana incindiğini. 9.) güzel huylarının bereketi ile oldu. gayreti. Dizlerini dikip. Diğeri. bir gün sokağa çıktıkta. tevâzû’u. Evine girdi.

karpuzu. meyva ile. 29. Bazan sabah. bir şeye dayanmadan yerdi. Beğendiğini yer.Kalbinin kuvveti. Eve gelince (yiyecek var mı?) der. Fakat bunlar Allahü teâlâyı bir an unutmasına sebep. kendisine birşey bırakmazdı. 23. derdini söylemeye başlardı. Tavuk. zâlim değilim. gömlek ve cübbe de giyerdi. Vefât ettiği zaman. otuz kilo arpa için. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. bir yahudide rehin bırakılmış bulundu. az söylerdi. diz çöker. sirke ile.Yemekler arasında koyun etini. Sırtımın yere geleceği hatırımdan bile geçmemişti. üzüntülü görünür. Var ise verir. tavşan. tatlıları. beni yatırırsan. 17. acaba neden böyle yapıyorlar?) derdi. 25. 21.Çok cömert idi. ekmek yapılmayıp. (Ya Rabbi! Bize incinip de. balı. Üçüncüde de sırtı yere gelince: Ben imân etmem. bir demir zırh ceketi. Hediyyeyi kabul ederdi.38 - . yok denirse.Bekçileri. 26. Resûlullah onlara karşı durup kaçırdı. (bazı kimseler. Yemek yerken.Giymesi caiz olanlardan her bulduğunu giyerdi. dünyâ servetini istemedi. Nice katı kalbli kâfirler.Hep düşünceli. kaymağı. İyi anlaşılması için ba’zan üç kere tekrar ederdi. İlk kapışmada. İki üç gün birşey yemediği de olurdu. peştamal sarınır. 30. şaka yapardı. Huneyn gazasında.Yabancı ile ve tanıdıklarla ve çocuklarla ve ihtiyar kadınlarla ve mahrem kadınlarıyla latife. Kimseden şikâyet etmez. çorba ile veya zeytin yağına batırıp yerdi. Rüzgâr esince. Resûlullaha. balık ve pastırma etleri ve peynir de yerdi. yalnız hurma yediği aylar da olmuştur.Kendisinden birşey istendikte yok dediği hiç işitilmedi. Azâbını gönderme. (Ya Rabbi! Bu bulutla bize azâb gönderme!) derdi. Konuşmağa tebessüm ederek başlardı. 16.(İçinizde Allahü teâlâyı en iyi anlayan ve Ondan en çok korkan benim) derdi.Dokuz zevcesine ve birkaç hizmetçisine bazan bir senelik arpa ve hurma ayırır. 31. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman. kabağı. ceylân. tekrar güreşelim dedi. yok ise sükût ederdi. Evde iki üç ay yemek pişmeyip. yünden veya kıldan do. öldürme.Bir yemeği beğenmediği işitilmedi. 24.Her Peygamber gibi. şecaati şaşılacak kadar çoktu. deve. Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmağa utanırdı. Ekseriya karşılığını verirdi. Gök gürleyince.15. Kalın kumaştan ihram edilmiş dikilmemiş şeylerle örtünür. oruç tutardı. Kâfirler. 22. (Ya Rabbi! bize hayırlı rüzgâr gönder!) derdi. (iste vereyim) buyurmuşken. ganimet toplamak için dağılıp. 18. çok ağlardınız) der. üzümü ve hıyarı severdi. güreş edelim.Heybetinden kimse yüzüne bakamazdı. akşam yerdi. Ekseriya süt veya hurma yerdi. Kur’ân-ı kerîm okurken de böyle olurdu. Bunlar pamuktan. Doyuncaya kadar yediği görülmedi. Rigâne yerinden hareket etmezdi. Yüzlerle deve ve koyunlar bağışlar. 20. beğenmediğini yemez ve birşey söylemezdi. Fakat senin kuvvetinin çokluğunu pek beğendim diyerek sürüsünü Resûlullaha hediyye etti. Herkes kolayca yanına gelip derdini söylerdi. Yemeğe besmele. Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yemedi. arkasından söylemezdi. 33. göğsünden ses işitilirdi. Sağ eli ile yerdi. Namaza dururken. İkinci kapışmada yine yıkıldı. kısa. olmazdı. bu ihsanlarını görerek imâna gelmişlerdir.Kâfirlerden Rigâne isminde bir çoban çok kuvvetli idi.Hayası çoktu. et suyunu. 32. 28. okuyarak başlardı. Seninle alay etmiştim. 34. Lâzım olunca. sonunda (Elhamdülillah) der ve duâ ederdi. havada bulut görünce. hurmayı. Sığır derisi üstünde ayakta durup. imâna gelirim dedi. zekât malı ve sadaka almazdı. on kuvvetli kişi deriyi etrafından çeker deri parçalanır.Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Afiyet ihsan eyle!) derdi. Et suyu yiyen bir kadıncağızın oğluyum” derdi. Yanlışlık oldu. bundan fakîrlere de sadaka verirdi. ağlayan kimsenin içini çektiği gibi. 19. Bir kaç defa oldu.Suyu yavaş yavaş.Lüzumsuz ve faydasız birşey söylemezdi. Asla gerilemedi. kavunu. “Sıkılma! Ben melik değilim. 27. az güler. Ekmeği katıksız olarak veya hurma ile. üç dört kimse ile kalmıştı. sütü. (Benim gördüğümü görseydiniz. müslümanlar. besmele ile başlayarak üç yudumda içer. faydalı ve mânâsı açık olarak söylerdi. Adamın korkusu gidip. Etin kol tarafını severdi. kapıcıları yoktu. Rigâne sırt üstü yıkıldı.Allahü teâlâ.Günde bir kere yerdi. Elleri ile tutup ısırarak yerdi. hemen hücum ettiler. Birisi gelip mübârek yüzüne bakınca terlerdi.

Târih ve mevlid kitaplarında yazılıdır. 5. dabağlanmış deriden idi.Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır. Cum’a ve bayramlarda ve yabancı elçiler geldikte ve cenk zamanlarında kıymetli gömlekler. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı.a. 47. yünden dokunmuş keçe veya kuru toprak üzerinde de yatardı. şeytanlar göke çıkamaz. tarak. sonra sabah namazına kadar ibâdet yapardı. sağ eliyle yapmayı severdi. sağ elini yanağı altına kor. Sarığını takkesiz sarar.Dünyaya geldiği zaman. 41.Dünyaya geleceği zaman. 45. Ekseriya beyaz. 36. 42. Namazın lezzeti.Dünyaya gelince. 37. Üstünlüklerinden sekseniki adedi aşağıda bildirilmiştir: 1. 6. mübârek ayaklarını baldırın yarısına kadar örterdi. üstünlük demektir.Evinde ayna.Üzüldüğü zaman.Hindistânda yetişen bir gülün yapraklarında (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) yazılıdır.Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emir etti ki. bazan yeşil giyerdi. 39. birdenbire gördüğü şeyleri hayra yorardı. bazı sûreler okuyup uyurdu. makas. 35. hemen namaza başlardı. sol tarafında Muhammed yazılı görülmüştür. bazan sarıksız ak fitilli takke giyerdi. Allahü teâlâ her yerde altın ve gümüş yığınları yanımda bulundurur) buyurdu.Başkasını çekiştirenin sözünü asla dinlemezdi. Yalnız. Bazan hasır.Tefe’ül ederdi.39 - . Dikilmiş elbise giydiği de olurdu. Sarığı çok büyük ve pek küçük olmayıp. 12. sürme kabı. 38. 43. Fazîlet. Bunlara benzeyen vak’alar çoktur. kırmızı. meleklerden haber çalamaz oldular. cübbeler.Yatağı. 2. 40. Saçlarına özel olarak hazırlanmış. onun ismini Arşa. İçi yünle dolmuş bir yatak getirdiklerinde. siyah da giyerdi. 46. Sağ yanına yatar. Yolculukta bunları beraberinde götürürdü. Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır. . kâfurî ile buhurlanırdı. 10.Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır.Meleklerin hazret-i Âdeme karşı secde etmeleri için emir olunması. melekler tarafından sünnet edilmiştir. Kollarını bileklerine kadar. bazan siyah tülbent başına sarıp. Yani. içi hurma iplikleri ile dolu. hazret-i Muhammedin (s. fazlasını kestirirdi. döşek.Adem aleyhisselâm zamanında namaz için okunan ezanda. 4. tahta. kabul etmedi ve (Ya Âişe! Allaha yemin ederim ki.Allahü teâlâ.Mümkün olduğu kadar her işini tek sayıda yapardı.Yatsıdan sonra gece yarısına kadar uyuyup. İncilde ve Zeburda Muhammed aleyhisselâmın ve dört halifesinin ve eshâbından ve ümmetinden bazılarının isimleri bildirilmiş ve medh olunmuşlardır. ucunu bir karış kadar arkasına sarkıtırdı.Her gece gözlerine üç kerre sürme çekerdi. ilk gördüğü. iğne.Basra şehrine yakın bir nehirde tutulan balığın sağ tarafında Allah. başına.) ismi de söylenirdi. 11. Allahü teâlâ. Allahü teâlâ. alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru bulunduğu için idi.v. iplik eksik olmazdı. 7. misvak. ud ağacı. çok büyük alâmetler görülmüştür.kunmuştu. güzel kokulu yağ sürerdi. safâsı ile gamı giderdi. ona îmân etmeleri için ümmetlerinize de emrediniz! 9. MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ Muhammed aleyhisselâmın fazîletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır. 44. sol eliyle taharetlenirdi. kendinin Mahmûd isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine isim koymuştur.Arabistandaki âdete uyarak saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır.Üzüntülü zamanlarında sakalını tutar.Tevratta. yeşil. düşünürdü. kendi isimlerinden Raûf ve Rahîm isimlerini Habîbine de vermiştir.Ellerine. yüzüne misk veya başka kokular sürer. eğer istesem. 8.Her işinde sağdan başlamayı. 3. Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa. üç buçuk metre kadar uzundu.Ekseriya beyaz.

Aklı. Cebrâil aleyhisselâm kalbini yıkayıp.Dünyaya geldiği zaman. başına sürünce. ikâmetde.Her yürüdüğü zaman. Küçük bir şişeye terinden koyup verdi. melekler göğsünü yardı. karanlıkta da görürdü. Bunun için. bütün üstünlükleri ahkâm-ı İslâmiyyeyi. 14. zaferler ve kıyâmette her türlü şefâat ve tecelliler ihsan edeceği. 27. tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler.Orta boylu olduğu halde. 15. Cennette ve her mahlûkun lisanında Allahü teâlâ. Bütün Peygamberler de böyle idi.Beşikte iken gökdeki ay ile konuşurdu. Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur. yüzüne. 17.Tükürüğü acı suları tatlı yaptı.Gözleri uyurken. sivri sinek ve başka böcekler konmazdı. başı hizasında bir bulut da birlikde hareket ederek gölge yapardı. ezanda. namazdaki teşehhüdde. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar. uzun kimselerin yanında iken. Onu herkesden. 18. hiç kirlenmezlerdi.Kelime-i şehâdette.Teri gül gibi güzel kokardı.Üstünlüklerinin en üstünü.Aydınlıkta gördüğü gibi. Evi (güzel kokulu ev) adı ile meşhûr oldu.İnsanlar ve melekler içinde en çok ilim Ona verildi. 35. sol kürekteki deri üzerinde kalbi hizasında idi.Beşikte iken konuşmağa başladı.Çocuk iken.Hacamat kanından içenler oldu. evi misk gibi kokardı. Allahü teâlâ ona her şeyi bildirmiştir. Bir fakîr kimse.Taş üstüne basınca. her melekten daha çok sevmiştir. 34. 39.Bedenine ve elbisesine sinek. Habîbullah olmasıdır. Mi’râc mu’cizesi başka hiçbir Peygambere verilmedi. seni kendime Habîb yapdım) buyurmuştur. kendisinden yardım istemişti. 20.13. Onu medhedecek kelime bulamadım demiştir. 40. gölgesi yere düşmezdi. yeter deyinceye kadar) her dilediğini (vereceğim) âyeti.Ömründe hiç esnemedi. arkamı meleklere bırakın derdi. 36. O kız. Bütün Peygamberler de böyle idi. (Cehennem ateşi onu yakmaz) buyurdu. Mübârek parmağı ile işaret ettiği tarafa meyl ederdi. onlardan yüksek görünürdü.(Sana. arkasından melekler gelirdi. Bebeklere süt gibi gıda oldu. Âdem aleyhisselâma her şeyin ismi bildirildiği gibi. O ânda verecek şeyi yoktu. yer yarılıp bevl ve benzerleri toprak içinde kalırdı. taşta ayağının izi kalırdı. nasîhat yapmakta. Oradan etrafa güzel kokular yayılırdı. Bir ânda tekrar evine getirildi. yani kimseden birşey öğrenmemiş iken. 24. yeryüzündeki bütün putlar. Ona her şeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir. 28. mahşerde. Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti. bütün insanların aklından daha çoktur. Büyük şair Ömer İbnil Farıda (Resûlullahı niçin medhetmedin) dediklerinde. düşmanlarına karşı yardım ve galebe ve ümmetine fetihler.Çamaşırlarını ne kadar çok giyse. 21. mi’râca götürülmesidir. Eshâbını önden yürütür. Onu medhetmeğe gücüm yetmeyeceğini anladım. Allahü teâlâ. 23. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı. kabirde. cisimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi. Bu hâl. râzı oluncaya kadar.İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi ona ihsan olundu.Üç yaşında iken ve kırk yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve elliiki yaşında mi’râca götürülürken. Bütün Peygamberler de böyle idi. kalbi uyanık olurdu. birçok duâlarda. 22. 30. Allahü teâlâyı baş gözü ile gördü.Önünden gördüğü gibi.40 - .Ümmetinin isimleri. (İbrâhîmi Halil yaptım ise. göğsünü kapadığı zaman Cennetten getirdiği mühür ile sırtını mühürlemişti. sıkıntılı zamanlarda. dost yapmıştır. Burak denilen Cennet hayvanı ile Mekke’den Kudüse götürüldü. 19. Kendisine acaip şeyler gösterildi. arkasından da görürdü. 31.Beşiğini melekler sallardı. 16.Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Bunu işitince. Hastalara şifâ verdi. Muhammed aleyhisselâmın ise. kızını evlendirirken. Oradan göklere ve Arşa götürüldü. 29. 38. açıklarda gezerken. Onu kendisine sevgili. Açıkta abdest bozduğu zaman.Güneş ve ay ışığında yürüyünce. 25.Büyük bir mu’cizesi de. 37. Allahü teâlânın Peygamberine bütün ilimleri. bazı ibâdetlerde ve hutbelerde. Ümmî olduğu halde. 32. 33. 26.

üçüncüsü.Allahü teâlâ. yolda önüne geçmek harâm edilmiştir. Eshâbına farzı kıldırmak için mescide giderdi. dördüncüsü de. Onlardan daha üstün ve daha şereflidirler. Sana. Hz.(Ümmetimin dalâlet üzerinde bileşmemelerini Rabbimden diledim.Muhammed aleyhisselâm ma’sum idi. belli bir memlekette Peygamberlik yaptı.Allahü teâlâ. ondan sonra Eshâbına nasîhat ve irşâd etmeğe giderdi. Meleklerin de. İslâm. “Allah beni çok güzel yetiştirdi” buyurdu. yüzüne kimse bakamazdı. dört hadîsle bildirmiştir. Cennete gideceklerin üçte ikisinin bu ümmetten olacağı. Allahü teâlâ cevap vererek. 46. uykuda iken. kırk yaşından evvel ve sonra.Resûlullaha verilecek sevablar. imânı kâmil olmaz).Gece.Kendisini ismi ile çağırmak. kısaca bütün mahlûkların Peygamberi olduğunu bildiren âlimler de vardır. her Peygamberi ismi ile bildirmiştir. 44-Az kelimelerle çok şey anlatırdı. ey Resûlüm. yanında yüksek sesle konuşmak. 45.Rütbeyi. başka peygamberlerin ümmetlerinin sayıları toplamından daha çoktur. husûmât. uzaktan kendisine seslenmek. Bu hâl hasâis-i peygamberidir. 54.41 - . harâm meydandadır. 47. gündüz. Bu dört hadîsten birincisi. ağlarken. Dünyadaki vazifelerini yapabilmek için zevcesi Hz. cansızların da. İşitenler hayran olurlardı. Arabî lisanının her lehçesi ile konuşurdu. Onun müdafaasını yapmıştır. 48. Kabul eyledi) hadîsi meşhûrdur. Ona îmân etmeyenlere dünyâda azâb yapılmadı. ikincisi. 50. dünyâda azaplar yapılır. 53. yâni adalet işlerinin ve siyâset bilgilerinin.Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin sayısı. İstersen her elini sürdüğün taş altın olsun. Bir gün Cebrâil aleyhisselâma (Allahü teâlâ. bu müthiş korkudan kurtuldum. 52. Başka Peygamberlerin zamanındaki kâfirlere. kâfirlerin iftiralarına kendileri cevap vermiştir. Mü’minlere faydası meydandadır. yok edilirlerdi. Sabah namazının sünnetini evinde kılıp.ni vaad etmektedir. Yüzbinden ziyâde hâdis-i şerîfi. gümüş olsun. saltanatı istememiş. dehşeti karşısında sonumun nasıl olacağından korku içindeyim. kendine istediğini. uyanık iken. çoklukta iken. benim âlemlere rahmet olduğumu bildirdi. 41. mübârek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi. diğer Peygamberlere verilecek sevablardan kat kat ziyadedir. nebatların da. Resûlullah üç kere (Kul olarak Peygamberlik istiyorum) dedi.Bütün varlıklara rahmeti. Benim rahmetimden sana da nasîb oldu mu?) dedi. zümrüt olsun. din kardeşi için de istemedikçe. fakîrliği dilemiştir. Bazı âlimler dediler ki. 43. 42. Peygamberliği. hayvanların da. Muhammed aleyhisselâma selâm vermeleri emr olundu. hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir. Namazda başka bir Peygambere ve meleklere karşı söylemek caiz olmadı. 49. Cebrâil aleyhiselâma bakarak. Bir sabah Cebrâil aleyhisselâm ile konuşurken bu gece evimizde yiyecek bir lokmamız yoktu buyurdu.) ve (Davacının şâhid göstermesi ve dâvâlının yemin etmesi lâzımdır) ve (Bir kimse. ey Peygamberim diyerek bildirmiştir. Âişe’nin yanına gelip. kolay anlaşılır olarak konuşurdu. gülerken.Başka Peygamberler. Bandan büyük rahmet olur mu?) dedi. (Ey Âişe! Biraz benimle konuş da kendime geleyim) der. Muhammed aleyhisselâm.Müslümanların namazda otururken (Esselâmû aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak. (Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına râzı olmam) buyurdu. Bu âyet geldiği zaman. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevâb verirdi. Muhammed aleyhisseIâmın râzı olmasını istemiştir. Muhammed aleyhisselâma yapılan iftiralara ise. muamelât bilgilerinin. Muhammed aleyhisselâmı ise. kendilerini isimleri ile çağırırlardı. hiçbir günâh işlememiştir. Muhammed aleyhisselâm ise. Hz. ilâhi tecellilerden ve nurlardan dolayı. yolculukta iken. İstersen melik olarak Peygamberlik yap) dedi. Âişe ile bir miktar konuştuktan sonra. Cebrâil de (Allah’ın büyüklüğü. yer yüzündeki bütün insanlara ve cinne kıyâmete kadar Peygamber olarak gönderilmiştir. (Ameller niyyete göre değerlendirilir ve (Halâl meydandadır. yalnız iken.Gayet açık. Onun (Cevâmi-ul-kelim) olduğunu göstermektedir. Aişe ile konuşmadan dışarı çıksa idi. 51. O ânda. . dininin dört temelini. İsrâfil aleyhisselâm gelip (Allahü teâlâ söylediğini işitti ve beni gönderdi. âdâb ve ahlâk bilgilerinin temelidir. Bilerek ve bilmeyerek büyük ve küçük. 55. Kur’ân-ı kerîmde. harbde iken. emin olduğumu bildiren âyeti getirince. Başka Peygamberlerin ümmetleri. faydası yayılmıştır. ibâdet bilgilerinin.Başka Peygamberler belli bir zamanda. evde iken. Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir.

Başka Peygamberlerin zevceleri kendilerine ya zararlı olmuş veya fâidesiz olmuşlardır. Azrâil aleyhisselâm insan şeklinde geldi. “Ehl-i beytime düşmanlık eden münafıktır” buyurmuştur. 76. her işi doğrudur. Okuyana sevab verilir. Başka ibâdetler için de böyledir. zevcelerini başkalarının nikâhla almaları harâm edilmiş.Mübârek ruhunu almak için. Bu şeytan kâfirdir. namaz kılar. Kur’ân-ı kerîmde “Bana uyarsanız. Her ictihâdı. 60. bana düşman olmaktır. 64. bütün insanların en üstünleridir. başka Peygamberlerle ve meleklerle caiz değildir. bin rekât sevabı yazılır. Başka Peygamberlerden en çok olarak Mûsâ aleyhisselâma. gökde Cebrâil (a. dinine.Onun her sözü. kabrine gelip haber verirler. “Allahı seven. Ömer’dir. Beni inciten de. Bunlar. “Benden sonra Eshâbıma düşmanlık etmeyiniz! Onları sevmek. Kabirde Kur’ân-ı kerîm okur. 71. Haremeynden birinde ölen bir mü’min. 77. 57. kızı Fâtıma’dandır. kendi arkadaşı olan cinnîyi imâna getirmiştir. kendisine yardımcı olmuşlar. Kabri ile minber arası. gökde iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır. 68. Rabbin kimdir denildiği gibi.Nesep ve sebep bakımından. 61.42 - . içeri girmek için izin istedi.Kabrinin içindeki toprak.).Her insanın cinden bir arkadaşı vardır. Allahü teâlâ. yoluna.Allahü teâlâya Muhammed aleyhisselâm ile and vermek caiz olup.Onu sevmek herkese farzdır.Erkek. Onları inciten. Kabrini hergün binlerce melek ziyâret eder.Resûlullahın kızları. Şehirleri olan Mekke-i mükerreme ve sonra Medine-i münevvere.Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. zekât alması harâm olan akrabasıdır. 69. her yerden ve Kâ’beden (ve Cennetlerden) daha efdaldir.Allahü teâlâ. Allahü teâlâ tarafından doğrulanır. Resûl aleyhisselâm.s. . büyük yaşta vefât eden herkese kabrinde Muhammed aleyhisselâm sorulacaktır. 62. beni incitmiş olur. imânını almağa. Cafer Tayyarın ve Abbâsın soyundan olanlardır. Allah sizi sever” demesi emir olundu. günah yaptırmağa çalışır. Peygamberin kimdir de denilecektir. Bunları yapanları da görür. vesvese vererek. kendisini incitene azap yapar” buyurdu. “Öldükten sonra beni ziyâret eden. Mescid-i şerîfinde kılınan bir rekât namaza. insanı aldatarak.Onun ismini taşıyan mü’minler Cehenneme girmeyecektir. zevceleri ve dedesi Hâşimin soyundan olan mü’minlerdir ki.Muhammed aleyhisselâmın hadîs-i şerîflerini okumak ibâdettir. kıyâmet günü emin olarak diriltilir” buyurdu. 74.Onun ehl-i beytini sevmek vaciptir. Ebû Bekir ve Hz. bilmediğimiz bir hayatla diridir. Ehl-i beyt. kadın. Başka Peygamberlere yalnız Cebrâil aleyhisselâm gelmiştir. günah işleyenlerin af olmaları için duâ eder. 66.Kabirde.s. Onu sevmenin alâmeti. Resûlullahın akrabası bundan müstesnadır. 72. bu bakımdan mü’minlerin anneleri oldukları bildirilmiştir. Ukaylin. beni sever” buyurmuştur. Muhammed aleyhisselâmın zevceleri ise.) ve yerde ise Hz.56. fakîrliğe sabretmişler. Bütün Peygamberler de böyledir. 75. 67. Cennet bahçesi gibi kıymetlidir. dörtyüz kerre gelmiştir.Muhammed aleyhisselâmdan sonra. dünyâ ve âhiret işlerinde. Başka hiçbir Peygambere melek şeklinde görünmemiştir. yani kan ve nikâh bakımından olan akrabalığın kıyâmetde faydası yoktur. diri iken etmiş gibidir. 59. Hazret-i Muhammed aleyhisselâmın soyu ise. 65.Eshâbının hepsini sevmek vâcibdir.İsrâfil aleyhisselâm da Muhammed aleyhisselâma çok kerre gelmiştir. Onlara düşman olmak. Peygamberlerden başka. 63. Eshâbının hepsi de.Dünyanın her yerinde Resûlullaha salevât okuyan müslümanların selâmlarını işiten melekler. 58.Kendisine Cebrâil aleyhisselâm yirmidörtbin kerre gelmiştir. Alinin. sünnetine ve ahlâkına uymakdır. 70. beni sevmektir.Cebrâil aleyhisselâmı melek şeklinde iki kere görmüştür. Mikâil (a. Mekke ve Medine şehirlerine (Haremeyn) denir. 73. Muhammed aleyhisselâma. yer yüzünün en kıymetli yerleridir. şükür etmişler ve İslâmiyeti yaymakta çok hizmet etmişlerdir. zevceleri. Bunlar. Allahı incitir. dünyâ kadınlarının en üstünleridir.Herkesin soyu oğlundan ürer.

82. başka kelime arayanlar bulamamışlardır. Dördüncüsü.Diri iken olduğu gibi. Bunlardan birincilere. İncil ise. bin sene beklemekten. vefâtından sonra da. melahide ve karamita denilen müslüman ismini taşıyan zındıklardan Kur’ân-ı kerîmi değiştirmeğe.78. Hazret-i Ali ve Hazret-i Hüseyin bu ilimlerden çoğunu bildiklerini haber vermişlerdir. Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır.Kıyâmet günü kabirden ilk önce Resûlullah kalkacaktır. Fâtıma sıratdan geçerken (Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor) denecektir. bu dallardan gelecektir. kerâmetler. sevabı ve günâhı müsavi olup. Altıncısı. Allahın varlığını. bi’setden vefâtına kadar olan zaman içindekilerdir. Kur’ân-ı kerîmin nazmında ve mânâsında âciz ve hayran kalmışlardır. Bütün mu’cizeler o kadar çokdur ki. azâb çekmesi lâzım olanları azaptan kurtaracaktır. dünyânın her yerinde. tadına doyamıyorlar. Zeburda ve İncilde bulunan ilimlerin ve esrarın hepsi Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiştir. sonra Nuh. Bugüne kadar gelen bütün şairler. Onun ümmetinden olmak istedikleri için. bozmaya ve benzerini söylemeye çalışanlar olmuş ise de. Muhammedin peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedirler.v. kalbleri yumuşamış îmâna gelmişlerdir. daha doğrusu. hiçbir şeyi yaratmazdım.43 - . Önce Âdem. görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mu’cizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar. saymak mümkün olmamıştır. lafzındaki ve mânâsındaki güzellik bozuluyor. Üçüncüsü. insanlar tarafından her zaman değiştirilmiş ve yine değiştirilmektedir. İkinci kısımdaki mu’cizelerin üçbin kadar olduğu bildirilmiştir. Allahü teâlâ. Yorulsalar da. Beşincisi.Altı yerde şefâat yapacaktır. erbabı anlayabilmektedir. sonra İbrâhîm ve Mûsâ ve Îsâ Peygamberlere gidip. “Sen olmasaydın. Onun izinde gidenlerde hâsıl olmaktadır. İ’cazı ve belâgatı insan sözüne benzemiyor.” buyurdu. Bir kelimesinin yerine koymak için. zaman bakımından üçe ayrılmıştır: Birincisi mübârek ruhu yaratıldığından başlayarak Peygamberliğinin bildirildiği (bi’set) zamanına kadar olanlardır. Hattâ. Çünkü. Burak üzerinde mahşer (toplantı) yerine gidecektir. 80. Onun ümmetinin hesabı görülecek. Bütün tefsîrler. usanmıyorlar. günahı çok olan mü’minleri. Semavi kitapların hepsinde. Hz. şefâat etmeyeceklerdir. çok kimseyi Cennete sokacaktır. Kur’ân-ı kerîmi okumak çok büyük bir ni’mettir. hepsi Onun nurundan yaratıldıkları için. Üçüncüsü. Nazmı Arab şairlerinin şiirlerine benzemiyor. MU’CİZELERİ Hz. varlıkların başlangıcı ve sonu hakkında bilgiler.Kabrini ziyâret etmek. Onların mu’cizeleri de Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerinden sayılır. Muhammed aleyhisselâmın mu’cizeleri. Nice azılı İslâm düşmanları Kur’ân-ı kerîmi dinlemekle. Sonra. Her biri. yalnız tenhâ zamanlarda ziyâret etmeleri caizdir. Burası Cennetin en yüksek derecesidir. (Araf) denilen yerde bekliyenlerin Cennete gitmelerine şefâat edecektir. İkincisi. vefâtından kıyâmete kadar olmuş ve olacak şeylerdir. kadınlara da müstehabdır. Bunlardan meşhûr olan kırküç adedi aşağıdadır. sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır. birer özür bildirerek. Ümmetinin Evliyâsında hâsıl olan kerâmetler. hesaba başlanması için şefâat etmelerini dileyeceklerdir. İslâm düşmanlarından ve muattala. Yani. birliğini gösterdikleri gibi. Okuması ve işitmesi. Tevrat. Başka kabirleri ise. Kapalı olanlarını. insanlara faydalı ve zararlı olan şeylerin hepsi Kur’ân-ı kerîmde açıkça veya kapalı olarak bildirilmiştir. Her biri de ayrıca. Elinde (Livaülhamd) denilen bayrak olacaktır. Tevratta. Her gittiği yeri nurlandıracaklardır. Hepsi. çok sıkılacaklardır. duâ edecek ve şefâati kabul olacaktır. Önce. 1. 79. her zaman Ona tevessül edenlerin. başlangıçlar denir. Birincisi (Makâm-ı Mahmûd) denilen şefâati ile. Resûlullaha gelip yalvaracaklardır. Bütün varlıklar. Allahtan utandıklarını. Cennette bulunan herkese birer dal yetişecek olan (sidretülmüntehâ) ağacın kökü oradadır. en önce sırattan geçecekler ve Cennete gireceklerdir. Ona tâbi olanlarda. Bunun için Kur’ân-ı kerîm okunan yere toplanıp dinlerler. korktuklarını söyleyecekler. bu ni’meti habibinin (sevgili peygamberinin) Ümmetine ihsan etmiştir. şefâati. Hz. yani Onun hatırı ve hürmeti için istiyenlerin duâsını Allahü teâlâ kabul eder. hiçbiri arzularına kavuşamamıştır. sınırlamak. bu sebepten ölenler bile görülmüştür. Bir âyetin benzerini söyleyememişlerdir. Allahü teâlâ. Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber vermektedir. hep Onun mu’cizeleridir. Muhammedin (s. Cennettekilere her nimet. İşitenler ve okuyanlar. edebiyatçılar. Kur’ân-ı kerîmdeki ilimlerden . Melekler bu ni’metten mahrumdurlar.Resûlullahın Cennette bulunduğu makamın ismi (Vesîle)’dir. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. bütün Peygamberler. Bütün ilimler ve tecrübe ile bulunamayacak güzel şeyler iyi ahlak ve insanlara üstünlük sağlayan meziyetler. bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense.a.) Allahın Peygamberi olduğunu açıklayan şâhidler sayılamayacak kadar çoktur. Cennette olanların derecelerinin yükselmesine şefâat edecektir. 81. Cehennemden çıkaracaktır. bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır: İkincisi. İşitenlerin kalblerine dehşet ve korku çökenler. Secde edip.Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerinin en büyüğü Kur’ân-ı Kerîm’dir. (irhâs) ya’nî. dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşturacak iyilikler.

Muhammed aleyhisselâm minbere çıkıp Kur’ân-ı kerîm okuyunca. yâ Resûlallah. bunu kuyuya döktürdü. ayın ikiye ayrılmasıdır. başka hiçbir Peygambere nasîb olmamıştır. üzerlerini ihramı ile örterek. ayı ikiye böldü. Muhammed aleyhisselâm “Ey put. Allahü teâlâ. bazan üçyüz. O tarafa bakıp. Resûlullah. Eshâbı ile yediler. kendisinden mu’cize isteyenlere karşı. her zaman okumuşlar ve dileklerine kavuşmuşlardır. suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. üç kerre. Bu duâyı müslümanlar. Geyik (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve enneke Resûlullah) dedi ve gitti. Mübârek elini sudan çıkarınca akması durmuştur. Ağaç. Saçları uzamaya başladı. Resûlullah. Yarısı bir dağın. direğin yanına gitmedi. onları doyurup geleyim dedi. dedi. Bana hiçbir şey söylemedi. Sen Resûlullahsın dedi. bu sudan iç!” buyurdu. îmân eder misin?) dedi. Sonra. Beni salıver! Gidip. abdest alıp duâ etti. gelmezsem Allah’ın azâbı benim üzerime olsun. 10. Ellerini kaldırıp duâ etti. Biraz sonra geldi. “Kemikleri kırmayınız” dedi. Muhammed aleyhisselâm herkesin ve hele tanıdıklarının.44 - . senden istiyorum. Yanında bir adam uyuyordu. çok susadığını söyledi. bütün cemaat işittiler. Yâ Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefâatçi eyle! Onun hürmetine duâmı kabul et!” duâsını okumasını söyledi. “Kuyuya atın” buyurdu. 13. 4. kabul edip. Adam. dinleyenler bütün ilimlerini ve sırlarını anlayacaklardır. mescidde dikili bir odun vardı. Odundan ağlama seslerini. ben zehirliyim) sesi işitildi. 3. benim ayrılığımdan kıyâmete kadar ağlayacaktı” buyurdu. diğer yarısı başka bir dağın üzerinde göründü. Resûlullah. Rabbime yalvarıyorum.Muhammed aleyhisselâmın meşhûr mu’cizelerinin en büyüklerinden birisi de. 6.Hudeybiye seferinde susuz bir kuyunun yanına kondular. parmakları arasından su akarak. “Kusursuz bir abdest al! Sonra yâ Rabbî! Sana yalvarıyorum.Amcası Ebû Tâlib ile bir çölde gidiyordu. Minberden inip direğe sarıldı. akrabasının îmân etmelerini çok istiyordu. “Bu geyiği âzâd et!” buyurdu. Kemikleri toplayıp. Hutbe okurken. Su çıktı. Bu mu’cize. Askerler susuzluktan şikâyet ettiler. 8. gözlerim açılsın dedi. Ebû Tâlib. yâ Resûlallah! Duâ et. Sesi kesildi. bazı gazalarında susuz kalındığı zaman. O da. îmân etmediler. Bir kova su istedi. Resûl aleyhisselâm “Sözünü tutar mısın. gidip yerine dikildi. bir emrin mi var dedi. ben kimim?” deyince. (Yâ Resûlallah) sesini işitti. “Yâ Rabb! Bu amcamı ve Ehl-i beytimi örttüğüm gibi. (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh) dedi. söylemez (konuşmayan) bir çocuk getirdiler. 7. Muhammed aleyhisselâm elli iki yaşında iken.Câbir bin Abdullah bir koyun pişirdi. köklerini sürüyerek gelip selâm verip. Allahü teâlâ koyunu diriltti. Hemen gözleri açıldı. “Eğer sarılmasaydım. 5. gelir misin” dedi. Adam uyanıp. 12. Kıyâmet günü. 16. ben buna elli senedir ibâdet ediyorum. sen de. önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında (Yâ Resûlallah! Beni yeme.Birgün elinde put bulunan kimseye. Geyiğe ne istediğini sordu. Minber yapılınca.çok azını bildirmektedirler.Bir kadın.Bir gün amcası Abbâs’ın evine gidip. Allah için söz veriyorum. Cehennem ateşinden kendilerini koru” dedi. Adam geyiğin ipini çözüp bıraktı. Muhammed bir çayırda giderken.Resûlullaha. Bazan seksen. Ölünceye kadar konuştu. Şifâ buldu. 11. (Put bana söylerse. bu avcı beni avladı. Kuyunun su ile dolduğunu gördüler. hemen imâna geldi. En çok sevdiğim peygamberim Hazret-i Muhammed! Seni vesîle ederek. bazan binbeşyüz.Tirmizî ve Nesâînin (Sünen) kitaplarında diyor ki. Karşıdaki tepede iki yavrum var.Medinede.Hayber gazasında. Evet dedikte. elini suya sokmuş. mübârek ellerini üstüne koyup duâ etti.Birgün. mübârek elleri ile başını sıvadı. uzaktaki bir ağacı çağırdı. Sana nasıl söyler? dedi. 14. yetmişbin kimsenin hepsi ve hayvanları bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. iki gözü âmâ (kör) bir kimse gelip.Hz.Muhammed aleyhisselâm. Bir ok verip. . Kâfirler. Sevgili peygamberin Muhammed aleyhisselâmı araya koyarak. Adam. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. 15. 2. (Ben kimim) dedi. İçinden abdest alıp ve tükürüp. Duvarlardan üç kerre âmin sesi işitildi. Tebük Gazasında ise. 9. Resûlullah geyiği bıraktı. mübârek ayaklarının ökçesini yere vurdu. bu direğe dayanırdı.Eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi tesbih ettikleri çok görülmüştür. hayvandan yere inip “Susadın mı?” dedi. “Amcam. Putun sahibi. bir kel oğlunu getirdi. (Sen Allah’ın peygamberisin) sesi işitildi. (Muhammed bize sihir yaptı) dediler. onu ve evlâdını yanına oturtup. Mekke’de Kureyş kâfirlerinin elebaşıları yanına gelip (peygamber isen ayı ikiye ayır) dediler. bağlı bir geyik gördü.

a. ölünceye kadar hiç açlık duymadı. Bunların hepsi Abdullah bin Abbas’ın soyundan oldu. . Allahü teâlânın kudreti ile. 28.Kendi kızı Fâtıma. o gazada bulunacağını haber verdi. Hz. Osman halife iken müslümanlar. Nâbiga yüz yaşına gelmişti.Bir kadın. Peygamberimiz. Hz. Ellerini kaldırıp. Osman zamanında Şam’da yirmi sene valilik. Yâ Resûlallah! (s. 21.a. Bu hanım da beraber idi. Bir gün yanılarak balı başka kaba koydular. Onlar arasında Seffah. hediye olarak bal gönderdi. bir gün yanına geldi. yâ Resûlallah! Susuzluktan çocuklarımız. Dişleri ak ve berrak.Medinede minberde hutbe okurken.Amcasının oğlu Abdullah bin Abbas’ın alnına mübârek elini koyup. Elini onun göğsüne koyup. yâ Resûlallah! Yağmurdan helâk olacağız deyince. Bereketli olmaları için duâ buyurdu. Bulutlar açılıp.) zamanına kadar hep yedim. (Dördüncüsünü de kabul ettim. İslâm memleketleri bunun talebeleri ile doldu. Gördüğün bal.17. imdadımıza yetiş dedi. Hz. Zaman geçtikçe malları.v. yâ Rabbî! Habîbinin benim için yaptığı duâlardan üçünü kabul ettin. 26. bulutlar toplandı. Yine minberde okurken o kimse. balı evine götürdü.Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmî Hirâm ismindeki kadının. Abbas. Kadın gelerek.Abdullah İbni Abbas’ın annesine bakıp. hak üzere hüküm ederdim. hayvanlarımız. 18. Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir” dedi. bana gelen şikâyetçilerden doğru olanı hemen anlar.Eshâb-ı kirâmdan Ebû Hüreyre(r. “Yâ Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir. Resûlullah (s. hikmet sahibi eyle! Kur’ân-ı kerîmin bilgilerini kendisine ihsan eyle!” dedi. bir kimse. Hz. ihsan ettin! Dördüncüsü olan günahlarımın affedilmesi acaba nasıl olacak deyince. 22. kap bal ile dolu olarak geri geldi. Resûl aleyhisselâm tebessüm etti ve “Yâ Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!” dedi. Çocuğu getirdiklerinde. Bir kaç gün devam etti. Hz. Muâviye’ye. Kadın sevinerek. 19.) birkaç hurma getirdim. “Yâ Rabbi! Bunun malını ve çocuklarını çok eyle.v. 25. tarlalarımız helâk oluyor. 20.a.Eshâbından çok kimseye hayır duâlar etmiş. Yüzon sene yaşadı. mübârek tükürüğünden ağzına sürdü.Hizmetçilerinden Enes bin Mâlik’e. Hep doğru söylemek nasîb eyle!” buyurdu. bunu işitip.a. Çocuğun babası olan Hz. iyilik yapanlara mükâfat et! Kötülük edenleri de af eyle!” dedi. “Gönderdiğim kabda kalsaydı.v. Doğduğu zaman bana getir!” dedi. “Senin bir oğlun olacak. Hurmaların bulunduğu çantaları gece gündüz yanımdan ayırmayıp. Bunu Resûlullaha haber verdiler. Resûlullaha (s. Osman (r. “Ey açları doyuran Rabbim! Muhammed’in (s. İsmini Abdullah koyup annesinin kucağına verdi. “Senin hediyeni kabul ettik. sonra yirmi sene de halifelik yaptı. Ömrünü uzun eyle. götür!” dedi. Hemen yağmur başladı. gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb ettiler. Bundan sonra bütün ilimlerde ve bilhassa tefsîr. Yüzden ziyâde çocuğu oldu. Günâhlarını af eyle!” duâsını yaptı. Ali diyor ki. (Tercümân-ül-Kur’ân). güneş göründü. Orada şehîd oldu. mübârek ellerini yüzüne sürmeden. Muâviye. Fâtıma’nın hemen yüzü kanlandı. Hatırını hoş tut!) sesini işitti. Bu çocuk halifelerin babasıdır.” dedi. duâ eyledi.Nâbiga ismindeki meşhûr şair. Yanımdakilere de yedirdim ve avuç doluları sadakalar verdim.) diyor ki. Ömrünün sonunda. Oradan yiyerek bitirdiler. (Ya Resûlallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?) dedi. Çoluk çocuğu ile aylarca yediler. Hz. Ağaçları. mahkemede hüküm vermesini bilmiyorum dedim. hiç eksilmezdi” buyurdu. dünyâ durdukça yerlerdi. gelip sorunca “Evet. böyle söyledim.45 - . 27. Balı kabul edip boş kabı geri gönderdi. inci gibi dizilmiş dururdu. Hiç eksilmedi. Arablar arasında meşhûr olan “Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!” duâsını söyledi. Osman’ın şehîd olduğu gün zayi oldular. bağları her sene meyve verdi.a. mülkleri çoğaldı.) beni Yemen’e kadı (hâkim) olarak göndermek istedi. “Halifelerin babasını al. Açlıktan benzi sararmıştı. Gökte hiç bulut yokken. (Bahr-ül-ilim) ve (Reîs-ül-Müfessirîn) isimleriyle meşhûr. 23. şiirlerinden birkaçını okuyunca. oldu. hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir. “Yâ Rabbi! Bunu dinde derin âlim yap. Mehdî ve Îsâ aleyhisselâmla namaz kılan bir kimse bulunacaktır. kulağına ezan ve ikâmet okuyup. Allah’a yemin ederim ki. “Birgün ümmetimin üzerine hâkim olursan. Mübârek elini göğsüme koyup.Hz.) Ben kadılık yapmasını.v. 24. canlandı. Abbasîyye devletinin başına çok halifeler geldi. hadîs ve fıkıh bilgilerinde zamanının” bir tanesi oldu.a. Bunlara bereket verilmesi için duâ etmesini söyledim.) kızı Fâtıma’yı aç bırakma!” dedi.Acem padişahı Kisrâ’nın ve Rum padişahı Kayser’in memleketlerinin müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi. Sahâbe ve tâbi’în her şeyi bundan öğrenirdi.

v. 32. 39.” buyurdu. Resûlullah (s. Resûl aleyhisselâm (Kattan) gazvesinde bir ağaç dibinde yalnız yatarken.v. tam zamanıdır diyerek bıçakla üzerine yürümek isterken. Yıkılıp kılıç elinden düştü. Ölünceye kadar. Ömer halife iken. Binaltıyüz gram çekmez dedi. mülkü de kalmadı. (s. Hz. bir kuş geldi. Mübârek elleri ile ikiyüz doksandokuz hurma ağacı dikti. 35. O’nu melekler gök’e kaldırdılar.) bunu işitti.) en büyük düşmanı idi.a. Arkadaşları.v. Bunu müslümanlar işitip.) bir alâmet istedi. “Sağ el ile ye!” dedi. Kavmini imâna davet için Resûlullahtan (s. Mekke’de îmâna gelmişti. hak din aramak için. Bunu bir yerde yakalayıp. Hemen îmâna geldi. Resûl aleyhisselâm bunu işitince çok üzüldü ve “Yâ Rabbî! Benim mektubumu parçaladığı gibi. onun mülkünü parçala!” dedi.) mübârek yüzünü sildiği bir mendili vardı. 31. bununla yüzünü siler. arkaya dönüp. Ebû Bekrin kölesi iken âzâd ettiği ve ilk îmân edenlerden Âmir bin Füheyre’yi süngülediklerinde. Resûlullaha (s. Muhammed ile aramızda ateş dolu bir hendek gördüm. Bunu sahibine götür dedi. Bugünden sonra. 37.v.) sorduklarında.v. Beni kurtaracak. senden daha hayırlı kimse yoktur diye yalvardı. nûr yüzünden gitti. Tufeyl. Dâsür isminde bir pehlivan kâfir. Çok korktum dedi. Ömer dikmişti. bunu çıkarıp mübârek elleri ile tekrar dikti. Bir adım atsaydım. yâ Rabbî! Bu alâmeti yüzümden giderip başka yerime koy. çarşıda emr-i mâruf ve nehy-i münker ederken. Acem memleketinin hepsini müslümanlar fethedip. 30.) iki omuzunda birer yılan görerek taş elinden düştü ve kaçtı. Kabilesindekiler zamanla imâna geldiler.) hayatta iken Hüsrev’i oğlu Şiruye hançerle parçaladı.Resûl aleyhisselâm. Yarısı da. Resûlullah’ın arkasından gelerek. kâfirin göğsüne vurdu. Büyük bir taşı mübârek başına vurmak için kaldırdığında. Selmân. Mübârek ellerine alıp tekrar Selmân’a verdi. sol eliyle yemek yiyordu.29.v. 41. ateşe bırakırdı. 38. onun bu çirkin hâlini görünce. nasîhat verirken.a. mübârek elleri ile yakaladı.Resûl aleyhisselâm. Resûl aleyhisselâm kılıcı eline alıp.a. yine alçak Ebû Cehil.v.) Habeş Padişahı Necâşî’ye ve Rum İmparatoru Herakliyus’a ve Şam’daki Valisi Hârise ve Umman Sultanı Semâme’ye mektûblar göndererek. hicretten önce. Resûlullah. “Onu Cennet melekleri defn ettiler ve ruhunu Cennete götürdüler.Sahâbeden Enes bin Mâlik’de Resûlullahın (s.Kâ’be yanında namaz kılarken. “Allah’ın melekleri. Resûlullahın (s. çok kimselerin imâna gelmesine sebep oldu.46 - .a.a. Bunu Resûlullaha (s.Resûl aleyhisselâm. Birkaç sene sonra 300 hurma ağacı ile binaltıyüz dirhem altın ödemek şartı ile âzâd edilmesine söz kesildi. Alçak Hüsrev mektubu parçaladı ve getiren elçiyi şehîd eyledi.a. 33.a. Îmâna gelip. Bu da hemen meyve verdi. insan şeklinde görünüp. 34. Sağ kolum hareket etmiyor diye yalan söyledi “Sağ elin artık hareket etmesin!” buyurdu. Af buyurup serbest bıraktı. Sonra kuş. (s. Cebrâil ismindeki melek. Yarısı ile efendisine olan borcunu ödedi. kendi dinlerinden çıktığım için cezalandırıldığımı zannederler dedi. hemen geri dönüp kaçtı. Ölünceye kadar.v.Hicretin yedinci senesinde Resûlullah. Resûlullah (s. kirlendiği zaman. bu gayet azdır. ganimet alınan. Elindeki kamçının ucunda kandil gibi parladı.) “Allah kurtarır” dedikte.Allahü teâlâ habîbini belâlardan korurdu. Enes. Kirler yanar mendil yanmaz. “Kendini gösterdiğin şekilde kal” buyurdu. ayakkabı giyerken. kadar altını Selmân’a verdiler. Bunlar arasında Hz. mestlerinden birini giyip.v.) haber verdiklerinde. bir gün abdest alıp. mesti yere bıraktı.Dost kabilesinin reîsi Tufeyl. Bir gazada. yüzü gözü oynak kaldı.a. hepsini . Bir daha gelip namazı bozdurmıyacağına dair ondan söz alıp serbest bıraktı. niçin korktun dediklerinde.Selmân-ı Fârisî. Medineli bir Yahudiye köle olarak sattılar. İçinden bir yılan düştü.Hicretin üçüncü senesinde. iki kaşı arasında bir nûr parladı. Bunu yüzümde görenlerden bazısı. 40.a. Ebû Cehil. önce silkelemek sünnet oldu. Resûl aleyhisselâm. sağ elini ağzına götüremez oldu.(Bîr-i Maûne) denilen muharebede kâfirler verdikleri sözü bozarak yetmiş Sahâbeyi şehîd ettiler. Bu ağaç meyve vermedi. elinde kılıçla gelip. Duâsı kabul olup.v. böylece alay ederdi. Birçok kimse beni bekliyorlardı.Acem padişahı Hüsrev Pervîze îmân etmesi için mektûb gönderdi. kâfirlerin gözü önünde. Hicrette Resûlullah. tertemiz olurdu. Hüsrev’in nesli de. yumurta. Bu mesti kapıp havada silkti. Resûlullaha (s.Bir kimse. Selmân’a kaldı. Medine’ye girerken karşılaştılar. yakalayıp ateşe atacaklardı.a. seni benden kim kurtarır? dedi. bir gün namaz kılarken şeytan gelip namazını bozmak istedikte. Resûlullah. Resûlullahın (s. onu yakalayıp parçalayacaklardı” buyurdu.v. İran’dan çıkıp dünyâyı dolaşmaya başladı. gözlerini açıp kapar ve yüzünü buruşturur. Mervan’ın babası olan Hakem bin Âs ismindeki alçak. 36. “Seni benden kim kurtarır?” dedi.) gelip. Birini Hz. “Yâ Rabbi! Buna bir âyet ihsan eyle!” buyurdu.a. Ağaçlar o gün meyve vermeye başladı. ikincisine elini uzatırken. Tufeyl kabilesine gidince.

Allahü teâlânın oğlu diyor. Îsâ ile Muhammed. bu iki itâati ayrı görenlerden şikâyet buyurarak “Kâfirler.a. Yahudiler diyor ki.a. Bu yola (Dîn-i İslâm) denir. Hayber gazasında. gün ortasında bir parça uyuması. Mübârek parmaklarına tükürüp. birçok geceleri ibâdetle geçirmekten kat kat daha kıymetlidir. Meselâ O’nun dîni emir ettiği için. “Yâ Rabbi! Gözünü güzel eyle!” dedi. dünyânın hepsinin kıymet ve ehemmiyyeti nedir ki. çok acı azapları hazırladık. İmân etmek.Îyâs bin Seleme diyor ki. O hâlde. Bunlar. sıkıntı çekip ve mücâhede edip nefslerini körletiyor ise de. Ali’yi istedi. Resûlullah (s. harâmlardan kaçınmak. İslâmiyetden sapıtmış olanlar. sonra farzları eda edip. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın yolunu bildiren. meselâ çöpçüye benzer ki.) beni gönderip Hz. hadîs-i şerîflerden murâd-ı peygamberiyi çıkaran bu büyük âlimlerdir. İslâmiyet’e uygun olan amel. yâ’ni O’na uymak. sonra müslümanlığı iyice öğrenmek. Eshâb dediler ki. Bütün insanlara önce lazım olan şey. mardîsidir. Eğer bu çalışmalarına ücret hâsıl olursa. Ertesi sabah. yalnız Îsâ aleyhisselâma inanıp.a.” diye bildirdi. Kur’ân-ı kerîmin gösterdiği yoldur. Meselâ. Ali’nin gözlerine sürdü. Halife Ömer bin Abdülazîz’in yanına gelmişti. Allahü teâlâ O’nu. Halbuki. bir sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra. lâtif cevahir ve kıymetli elmaslar ile meşgul olan mücevherciler gibidir. dağ kadar altın sadaka vermekten daha efdaldir. aleyhisselâma inanmayız. beğenmez.).) mübârek eli ile gözünü yerine koymuş olduğu zâtın torunu olduğunu bildirdi. dünyâda birkaç menfaatden ibaret kalır. geceleri sabaha kadar ibâdet ediyor. O’nun dininde bulunmayıp senelerce tutulan oruçlardan daha kıymetlidir. Nisâ sûresi.) Seni. Ebû Katâde’nin torunlarından biri. kendisine itâat etmek olduğunu bildiriyor. gittikleri yerin dillerini bilmiyorlardı. önce imân etmek. Allahü teâlâ. dünyâdaki bütün insanları se’âdete davet için gönderdi ve Sebe’ sûresi. söylemeye başladılar. ona hâşâ. Bunların hepsine Cehennem azabını. kendisine ziyâde. Bu inanışları ve dinleri kıymetsizdir. Mektupları götüren elçiler. MUHAMMED ALEYHİSSELÂMA TABİ’ OLMAK O’na tâbi’ olmak. Emîr-ül-Mü’mînîn Ömer (r. buna zekât denir. anlayıp. O’na uyan bir kimsenin. Çok zamandır açılamayan kapıyı Hz. sizi sevmesini istiyorsanız bana tâbi’ olunuz! Allahü teâlâ bana tâbi’ olanları sever” buyuruyor.a. eğer Allahü teâlâyı seviyorsanız ve Allahü teâlâ’nın da. Çünkü. güçlükle getirdim. bunun bir kaçının itibarı olsun. Belki şimdi uyku bastırmıştır.) getirdiler. O’na uymaksızın. Muhammed aleyhisselâma itâat etmenin. çöpçüler herkesden daha çok çalışır ve yorulur. yüzkırkdokuzuncu âyet-i kerîmede. Allahü teâlânın kudreti ile. “Elbette muhakkak böyledir.a. Sen kimsin? dedi. Bazan bir saatlik çalışmaları yüzbinlerce senenin kazancını hâsıl eder Bunun sebebi şudur ki. (Kaylûle etmek) yani öğleden önce biraz yatmak âdet-i şerîfesi idi. İslâmiyet’e tâbi’ olanlar ise.Uhud gazasında Ebû Katâde’nin bir gözü çıkıp yanağı üzerine düştü. dünyâdaki bütün insanlara ebedî se’âdeti müjdelemek ve bu se’âdet yolunu göstermek için. yirmisekizinci âyetinde. Emîr-ül-Mü’mînîn buyurdu ki. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında bildirdikleri gibi. Bu gözü. çok beğenir.47 - . Hıristiyanlar ise.a. o dilleri bilip. “Ey sevgili Peygamberim (s. Bunun pek kat’î ve kuvvetli olduğunu bildirmek için. O’na uymak için. İslâmiyete uygun yapmadıklarından kıymetsizdir ve hakirdir. Mübârek eli ile gözünü yerine koyup. daha sonra. ona tâbi’ olmağa başlamak ve se’âdet kapısından içeri girmek demektir. (Keşki bütün gece uyuyup da. Ücretleri de herkesten aşağıdır. O’nun Resûlüne (s. Hak teâlânın makbulüdür. bir îmân ve i’tikâd edinmektir. O’nun dininin emri ile fakîre verilen az bir şey ki.v. 43. Ali yerinden sökerek. beşeriyyete gönderiyorum.) itâat edilmedikçe. bayram günü oruç tutmamak ve yiyip içmek. sünnetleri yapıp mekruhlardan kaçınmak lâzımdır Bunlardan sonra. O’nun yolu. daha iyi olurdu). kendi arzusu ile. biz Mûsâ aleyhisselâma inanırız. Kıyâmetde . Hepsi kâfirdir.” buyurdu. Kur’ân-ı kerîmden murâd-ı ilâhiyi anlayan. mubahlarda da O’na uymağa çalışmalıdır. yetmişikinci âyetinde. Bir beyt okuyarak Resûlullahın (s.v. O’nun gittiği yolda yürümektir. Meselâ.” buyurdu ve bazı doğru düşünmeyenlerin. Böyle olduğunu kendi kitabının çok yerinde bildirmiştir. Elinden tutup. diğerinden güzel oldu. beğenilmeyen şeye sevab verilir mi? Belki cezaya sebep olur. O’na itâat edilmiş olmaz. İmrân sûresi otuzbirinci âyetinde: “Ey sevgili Peygamberim! Onlara de ki. cemaate bakıp. âyet-i kerîmede.v. Resûlullaha (s. Eshâb-ı kirâm kaleye girdiler. 42.v. bir kimseyi göremeyince sordu. Hayber kapısında döğüşmeye gönderdi. kazançlar pek çoktur. Cenâb-ı Hak. Halife bu beytleri işitince. sabah namazını cemaatle kılsaydı. İslâmiyet’e uymayan şeylerin hiç birisini Hak teâlâ sevmez. yine Nisâ sûresinde.îmâna davet etti. Allahü teâlânın emirleri ile Peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyor. Ali’nin gözleri ağrıyordu. Kur’ân-ı kerîmde. Ondan daha kuvvetli görürdü. Bunların işi az. ikrâm ve ihsanda bulundu. Sevilmeyen.v. Sancağı eline verip. bu iki itâati birbirinden ayrı görmelerine meydan bırakmadı.

(Ehl-i sünnet) âlimleridir. Bunlar da.v.a. Allahü teâlâdan. Altıncısı. sünnetleri bulup yapışmak ve bid’at deryasından kurtulmak.v. (İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe Nu’mân bin Sâbit)’dir. Resûlullaha (s. merhamet ederek. Allahü teâlânın çok sevdiklerine mahsustur ve lütf ile ele geçmez. salihlerini büyük bilip.a. din ve sünnet olamaz.v. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. Bunların nefsleri îmân etmemiştir. Cem’i zıddeyn muhaldir. Bid’atler. iki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde. (Ulemâ-i râsihîn) denilen büyüklere mahsustur.a. Bu derece. kurtuluş umulur. Muhabbete müdâhene. ahkâm-ı İslâmiyyeye inanarak. Burada.) mahbubiyyet ve ma’şûkıyyet kemâlâtına tâbi’ olmaktır ki. hakir ve aşağı tutmaktır. bir arada yerleşemez. bunların gösterdiği yoldur. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe gibi bir zât bulunsaydı. Bu dünyâ ni’metleri geçicidir ve aldatıcıdır. Âhirette ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyâda iken kazanılır. O’na tâbi’ olmak için îmân etmek ve Ahkâm-ı İslâmiyyeyi öğrenmek ve yapmak lâzımdır. iyilik şeklinde görünen. Muhammed aleyhisselâma tam ve kusursuz tâbi’ olabilmek için. büyük peygamberler ve bu ümmetin pek az büyükleridir. tasavvufun (Vilâyet-i hâssa) dediği makamda ele geçer. dünyâyı bid’at kaplamış. Hepsinin nefsleri imân etmiş. yarın başkasınındır. se’âdet-i ebediyye.kurtuluş yolu. imkân haricinde kalmıştır. ancak ve yalnız. bunlar yahudiliğe ve hıristiyanlığa dönmezdi. dünyâda kalır ve âhiretin harap olmasına sebep olur. hakîki ve kusursuz olur.v. herşey hiçtir.) bütün sözlerini ve âdetlerini yapmak ve kalbi kötü huylardan temizlemektir. Tasavvuf yolunda yürüyenler bu derecededir. geçiren. Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin mânâlarını ve işaretlerini anlar. Bugün. sanki Resûlullah (s. Böyle tâbi’ olmak. âhirette işe yarar. seve seve yapmak ve O’nun emirlerini ve İslâmiyetin kıymet verdiği. O’na uymadıkça. Bugün senin ise.v. âhirette ele birşey geçmez. emirleri yapmakla beraber. onlara aykırı birşey yapamaz. Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmağa bağlıdır. Âşıklar. Allahü teâlâ.48 - . Halbuki âdetler ne kadar yerleşmiş ve yayılmış olsalar ve ne kadar güzel görünseler de. sevgililerinin divânesi olup. Allahü teâlânın Peygamberine tabi’ olmayanların yaptığı her iyilik. aldırış etmeyenleri zelîl. onu tam ve kusursuz sevmek lâzımdır. Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olarak geçirilirse. muhabbet lâzımdır. Dünyada yapılan bütün iyilikler.) yolunda bulunmak şartı ile. Dördüncüsü. hâller ve bütün ilimler Resûlullah’ın (s. insan vücudunun her zerresinin tâbi’ olmasıdır. aynı kaynaktan. tâbi’ olmaklık aradan kalkar. Ehl-i sünnetin reisi ve kurucusu.a. ya tasavvuf ve vilâyet yolundan ilerleyenlere veya bütün sünnetlere yapışarak bid’atlerin hepsinden kaçanlara nasîb olur. O’nun düşmanlarından uzak durmaktır. O’nu beğenmeyenleri sevmemektir. yüksekliklere tâbi’ olmaktır. ibâdetler gibi bütün hayırlı işler hakîkî ve kusursuz olmaktır.) tâbi’ olmak yedi derecedir: Birincisi. âdet hâlini almıştır.) mahsus kemalâta. eğer dünyâ ve âhiretin en kıymetli insanı olan. bunları öğrenmek ve yapmaktır. Beşincisi. Bu derece. dünyâ ve âhiretin efendisi olan. İkincisi. .) bulunan hâllere. Bu birkaç günlük hayat. iyilik. beğenmeyenleri. yalnız kalbin imânını kabul etmektedir.v.a. bütün. Resûlullaha (s. Ancak. Evliyânın büyüklerinden Sehl bin Abdullah Tüsterî (rahmetullahı aleyh) diyor ki. Resûlullahın (s.) gibi. Yoksa. Resûlullahın (s. üstün tuttuğu şeyleri ve âlimlerini. yani gevşeklik sığmaz. Bu rasîh ilimli âlimler. yalnız Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olanlara mahsustur.” Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmak (Ahkâm-ı İslâmiyye)’yi beğenip. nefs de îmân ve itâat eder ve bütün ibâdetler. Yedinci derece. burada kalır. değiştirilmekten ve bozulmaktan koruyan.v. Üçüncüsü. mutmainne olmuştur. Bugün. Allah’ın Peygamberinin ve O’nun Eshâbının yolunu kitaplara. birer istidrâcdan başka birşey olamaz. bütün keşfler. Bu kemâlât. Tam ve olgun sevginin alâmeti de. her yapılan hayır.a. zevklere ve kalbe doğan şeylere de tâbi’ olmaktır. sonsuz necat. Resûlullahda (s.a. “Eğer Mûsâ ve Îsâ aleyhimesselâmın ümmetlerinde. Âhirette Cehennem’den kurtulmak. Bütün peygamberlerin eshâbı böyle idi. herşeyi alır. lütf ve ihsan ile gelir. Tâbi’ metbû’a o kadar benzer ki. hürmet etmektir ve O’nun dinini yaymağa uğraşmak demektir ve dinine uymak istemeyenleri. bu derecededir. Bütün müslümanların ve âlimlerin ve zâhidlerin ve âbidlerin tâbi’ olması. Yani. ilim ve ibâdet ile ele geçemez. sünnetler gayb olmuştur. Yoksa O’na tâbi’ olmadıkça. Bu derecede olanlar. İki cihan se’âdetine kavuşmak.

) dedi ki.v. zekâtı farz ettiği gibi.” “Müslümanlık beş şey üzerine kurulmuştur: Birincisi. muhkem.) olacaksın.” . Bid’atlerin hepsi dalâlettir. kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. onları yoldan çıkmaktan. emir.” “Namaz dinin direğidir. ilmini dünyâlık ele geçirmek için kullananlara kıyâmette Cehennem ateşinden yular vurulacaktır. ancak bir fırkası kurtulmuştur. hidâyete kavuşursunuz. müteşabih ve misâller.” “Benî İsrâil. İşlerin en kötüsü bu yolda yapılan değişikliklerdir. üçüncüsü senede bir kerre malın kırkda birini müslüman olan fakîrlere. zekât vermek. Yolların en iyisi. onları kötü bilmeyiniz. dördüncüsü Ramazan-ı şerîf ayında her gün oruç tutmak. ümmetimin ışığı olacaktır. cehâlet artar ve ilmin azalması. yetmişbir fırkaya ayrılmıştı.” “Allahü teâlânın en üstün dediği kimse dinde fakîh olan kimsedir. Bunlardan yetmişikisi Cehenneme gidip. Bunlardan helâli helâl biliniz! Haramı harâm biliniz! Emir edilenleri yapınız! Yasak edilenlerden sakınınız! Misâl ve kıssa olanlardan ibret alınız. buna azâb eder.) HADİS-İ ŞERÎFLERİNDEN BAZILARI “İmân.” Eshâb-ı kirâm bu fırkanın kimler olduğunu sorduk da. Osman’ı ve Ali’yi sevmeyi de farz eyledi.” Ali (r. Ömer’i. âlimlerin azalması ile olur. harâm. İnsanlık meziyeti ve şerefi O’na tâbi’ olmaktır. orucu.a. “Cehennemden kurtulan fırka. dilemesi ile olduklarına inanmakdır. Allah’a ve meleklere ve kitâblara ve peygamberlere ve kıyâmet gününe ve hayrın şerrin Allah’ın takdiri ile. İkincisi.49 - . Câhil din adamları. Muhkem olanlara uyunuz! Müteşabih olanlara inanınız. Onları inciten beni incitendir.) bana buyurdu ki: “Benden sonra halîfe Ebû Bekir olacaktır. Muhammed aleyhisselâmın gösterdiği yoldur.O’na uymanın ufak bir zerresi bütün dünyâ nimetlerinden ve âhiret se’âdetlerinden kat kat üstündür. Allahü teâlâya ve Muhammed aleyhisselâmın O’nun Peygamberi olduğuna inanmak. Yedi şey bildirilmektedir: Zecr. yani kelime idi ve bir şeyi bildirirlerdi.” “Kıyâmete yakın ilim azalır. Eshâbım gökteki yıldızlar gibidir. Beni inciten de Allahü teâlâya eziyyet etmiş olur ki.” “Namaz kılmayan elbette dinini yıkar. benim ve Eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir. Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmişüç kısma ayrılır. Onlardan bir karşılık beklemeyeceklerdir. ondan sonra da sen (r.” “Sözlerin en iyisi Allahü teâlânın kitabıdır. Hepsini Rabbimiz bildirmiştir. soy adı Ebû Hanîfe. Bunlara inandık. beşincisi. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip. Böyle olan insana denizdeki balıklar ve yeryüzündeki hayvanlar ve havadaki kuşlar duâ edeceklerdir. her gün beş vakit namaz kılmak.” “Bu ümmetin âlimleri iki türlü olacaktır.” “Önce inen kitâblar.” “Ümmetimin müctehidleri arasındaki ayrılık. yalnız bir fırkası kurtulur.” “İlim Çin’de de olsa alınız. Onlara düşmanlık eden. ismi Nu’man olan bir kimse ile öğünürüm ki. Nâsâra da yetmişiki fırkaya ayrılmıştı. Yetmişbiri Cehenneme gitmiştir. PEYGAMBERİMİZİN (s. Ondan sonra Ömer. Eshâbımın birbirinden ayrılıkları rahmettir. deyiniz.) uymak için müslümanların Ehl-i sünnetin dört hak mezhebinden birinde olmaları temel şarttır. sapıklıktır. Birincileri ilimleri ile insanlara faydalı olacaktır. Kur’ân-ı kerîm yedi harf üzerine nazil oldu. Hangisine uyarsanız.a. Resûlullah (s.a.” “Eshâbımı incitmekte Allahü teâlâdan korkunuz.a. Onları seven beni sevdiği için sever. ondan sonra Osman. İlmi başkalarına faydalı olmayan. Namaz kılan kimse dinini kuvvetlendirir. İnsanları doğru yoldan saptırırlar.v. Benden sonra.” “Âdem ve bütün peygamberler benimle öğündüğü gibi ben de ümmetim içinde.” “Bir müctehid âyet-i kerîmeden ve hadîs-i şerîften bir hüküm çıkarırken. isabet ederse buna on sevab verilir. helâl.v. rahmet-i ilâhîdir. Ebû Bekri.a. bir harf. Mekke-i mükerreme’ye giderek ömründe bir kere hac etmek. Hatâ ederse.” “Allah’ın kitabında ve benim sünnnetimde bulamadıklarınızı Eshâbımın sözlerinden alınız. bir sevab verilir.” “Allahü teâlâ size namazı. Resûlullaha (s. cehâlet karanlığına düşmekten koruyacaktır. bana düşmanlık etmiş olur.

parası. Tüccar sermayesini kurtaramadıkça kâr edemez. Tevekkül de bundan ibarettir. Bunun gibi farzı. her şeyi bir sebep altında yaratır. Emr-i marufu bırakır iseniz.” Hurma ağaçlarını nasıl aşılamalarının uygun olacağını soran Eshâb-ı kirâma. biliyor musunuz?” buyurdu.” “İki gün aynı hâlde bulunan” yani her gün ilerlemeyen. hak sahiplerinin günâhları alınarak buna yüklenir. en faydalısı. Hakkı. mü’minin miracıdır.” “Müslümanların en iyisi. Çoban sürüsünü koruduğu gibi. Dördüncüsünde istirahat eder ve mubah olan şeylerle kendisini eğlendirip harâm şeyleri yapmaz ve onlara gitmez. her zaman o usûl ile yapın. hastasını yoklamak. kalbiniz ile beğenmeyiniz. “Tecrübe edin: Bir kısım ağaçları. Bu kimse kazasını ödemedikçe. Buna kuvvetiniz yetmezse söz ile mâni olunuz. Allahü teâlâya münacaat eder.” “Müflis kimdir.” “Beş şey gelmeden evvel beş şeyin kıymetini biliniz: Ölmeden önce hayâtın kıymetini. Bu ise îmânın en aşağısıdır. Hepsine bunun sevablarından verilir. anasını. babalarınızın usûlü ile. kiminin malını almıştır. Niyyetsiz amel kabul olmaz.” . Sünnete uygun olmazsa hiçbiri kabul olmaz. Ramazan ayında oruç tutar. Kızını evlendirmek.” “Acele etmek şeytandandır. ihtiyarlamadan gençliğin kıymetini.” “Dünya sizin için yaratıldı. babasını üzmez. kimini dövmüştür. yalvarır. Beş şey bundan müstesnadır. hastalıktan önce sıhhatin kıymetini. bilgisini müslümanlara duyursun. siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız. bir şey öğrenmeyen. malı olmayan kimsedir) dediler.” “Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek. borcunu ödemek. müslümanlara duyurmayanlara Allahü teâlâ ve melekler ve bütün insanlar lanet eylesin. birincisinde yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder.” “Yarın ölecekmiş gibi âhirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâ işlerine çalışınız. Bunu da yapamaz iseniz. oruçları ile ve zekâtları ile gelir. Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz.” “Mü’min tüccara benzer. Dünya sıkıntılarına sabreder.” “Birbirinize müslümanlığı öğretiniz. misafiri doyurmak. kazâsını kılmadan nafile kılarsa. Hangisi daha iyi hurma verirse. “Ümmetimden müflis şu kimsedir ki. aldandı ziyan etti.” “Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. boş yere zahmet çekmiş olur. Âhirette ise Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur. İkincisinde. zevcini.“Namaz. yani doğru yolu bildiği hâlde. “Yabancı dil öğrenin. Fakat kimisine sövmüştür. düşman şerrinden böyle kurtulursunuz. zevcesine karşı iyi ve faydalı olandır. (Bizim bildiğimiz müflis. yerhamükellâh diyerek cevap vermek. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü teâlânın yaratmasını beklemek lâzımdır. kıyâmet günü namazları ile. Bir arzun varsa Allahü teâlâ hazretlerinden iste! Allahü teâlânın âdeti ilâhiyyesi şöyle carî olmuştur ki. kılmayıp kazası olan kimse.” buyurmuştur. Siz de âhiret için yaratıldınız. başka ağaçları da Yemen’de öğrendiğiniz usül ile aşılayın. Haklarını ödemeden önce sevabları biterse. “ “Ticâret yapınız! Rızkın onda dokuzu ticârettedir. Yüzünü ve saçlarını yabancı erkeklere göstermez.” “Beş şeyi yapan kadın Cehennemden kurtulur: Beş vakit namazını kılar. Allahü teâlâ bu kimsenin farzlarını ve nafile ibâdetlerini kabul etmez.” “Akıllı şu kimsedir ki. davetine gitmek ve aksırıp elhamdülillah diyene. Allahü teâlâ en kötünüzü başınıza musallat eder ve duâlarınızı kabul etmez. Sonra Cehenneme atılır. öğretmez iseniz mes’ûl olacaksınız. günâh yapınca hemen tevbe etmek.” “Fitne veya bid’at yayıldığı ve Eshâbım kötülendiği zamanda hakkı bilen. Allahü teâlâ onun namazlarını kabul etmez. fakîrlikten evvel zenginliğin kıymetini. kiminin kanını akıtmıştır. günü dörde ayırıp.” “Günâh işleyeni eliniz ile men ediniz. cenâzesinde bulunmak. Üçüncüsünde bir sanatta veya ticârette çalışıp helâl para kazanır.” “Amelsiz söz kabul olmaz. dünyâda âhireti kazanmanın kıymetini. cenâze hizmetlerini çabuk yapmak.” “Yâ Ebâ Hüreyre! Allah’dan başka hiçbir şeye ümid bağlama! Allah’a tevekkül eyle.50 - .

” “Fitne uykudadır. birini yapmazsanız.” “Baba hakkı için diyerek yemin etmeyiniz.” “Kader. Şirk karıncanın ayak sesinden daha gizlidir. kötü huy. Eshâbım temizliğe çok dikkat eder.” “Allahü teâlâ. lâ’net etmek için. O zamanda îmânı olanlara müjdeler olsun. ömürlerini ve rızıklarını takdir etmiştir. iyi huy da hatâları eritir. onlar görülünce Allah hatırlanır.” .” “İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Garip olan müslümanlara müjdeler olsun. Yalnız Allah’ın sevdiği kimseleri sever. Bu kalbdir.” “Din bilgisi iki kısımdır: Biri kalbde olan faydalı bilgilerdir.” “Ben. ecellerini. sakınmakla değişmez.” “Vatan sevgisi îmândandır.v.” “Her yüz senede bir müceddit gelir.” “Eshâbım hasta olmaz. Ben herkese iyilik etmek için.a. bütün organlar kötü olur.” “Mü’min vekâr sahibi olur. Son zamanlarda başladığı gibi garip olarak geri döner. nefse uyup Allah’tan af ve merhamet beklemektir. Bu kötü olursa. başka bir iş yapmayarak yalnız ziyâret edene kıyâmette şefâat etmek bende hakkı olur. acıkmadıkça birşey yemez ve sofradan doymadan önce kalkar. Allahü teâlânın emirlerinden onda dokuzunu yapıp. o belâ gelirken korur. Bu dîni kuvvetlendirir. Cehennemden kurtulurlar. Bir zaman gelecek ki.” “İnsanın dîni arkadaşının dîni gibidir.” “Bir kimse Allahü teâlâya kavuşmayı severse. bütün uzuvlar iyi olur.” “Ey eshâbım! Siz öyle bir zamanda geldiniz ki. Sirke balı bozduğu gibi.” “Sıcak su buzu erittiği gibi. yumuşak olur. Ahmaklık alâmeti.” “İslâmiyet garip.” “Allahı en iyi tanıyanınız ve O’ndan en çok korkanınız benim. İslâm dîni hasta olmamak yolunu göstermiştir.” “İyi huyları tamamlamak.) herşeyden daha çok sever. Yemin. “ “Beni ziyâret için gelip. hayratı ve hasenatı yok eder.” “Günahına tevbe eden hiç günâh yapmamış gibidir.” “Şüphe edilen altını.” “Kolaylaştırınız.” “İbâdetlerini ihlâs ile yap.” “Aklın alâmeti nefse galip ve hâkim olmak ve öldükten sonra lâzım olanları hazırlamaktır. tedbir ile. insanları dertle. dokuzunu bıraksalar. ateşte yanmak korkusundan daha çok olur. İhlâs ile yapılan az amel kıyâmet günü sana yetişir. Fakat kabul olan duâ. zorluk çıkarmayınız. Allahü teâlâ. insanları yaratırken.” “Şirkten sakınınız. Cehenneme gidersiniz.” “Zikrin en kıymetlisi (Lâ ilâhe illallah) demektir. İmâna kavuştuktan sonra kâfir olmaktan korkması.” “Şefâatime inanmayan O’na kavuşamaz. insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. helâk olursunuz. İkincisi dil ile anlatılan zahir bilgileridir. Bana selâm verene ben de selâm veririm.” “Kişi sevdiği ile beraberdir.“Sonra yaparım diyenler helâk oldu. Bazısı da bozuk olarak çıkar. kimsesiz olarak başladı. o zamanın mü’minleri emirlerin birini yapabilip. belâ ile imtihan eder. Allah ismi ile olur. Bunu uyandırana Allah lâ’net eylesin!” “Üç kimse imânın tadını bulur: Allah’ı ve Resûlünü (s. insanların huzura kavuşması için gönderildim. ateşle muayene ettikleri gibi. Bazısı belâ ateşinden hâlis olarak çıkar.” “Allahü teâlâ harâm olan şeylerde size şifâ yaratmamıştır.” “Cennet ana-babanın ayağı altındadır. Bu iyi olursa.51 - . kavuşmayı sever. iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim. Allahü teâlâ da ona.” “Evliyâ ol kimsedir ki.

İslâm dinini ve Kur’ân-ı kerîmi inceledikten sonra şunları söylemiştir: “İslâm dîni yalancı bir din değildir. kılıç yüzünden olmamıştır. O’nun hayatı. Fakat Hazret-i Muhammed aleyhisselâm gelince bu kuru kum dolu çöl. Mekanikte bir cisim atıldığı zaman onun varabileceği yer. kitaplar bittiği zaman bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm. Arapların yanına sokulan aryenler. zaferleri O’nun hiçbir zaman bir yalancı peygamber olmadığını. Bunun çok samimi ve çok inandırıcı olması gerekir. yalanda da doğruluğun kudreti bulunmaz. fakat Muhammed bütün eski dünyâya bildirdi.a. Muhammed (s. çok üstün düşman kuvvetleriyle yaptığı savaşlar. Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki. Îsâ Romalılara. . Onlar da İslâmiyet’i benim gibi seveceklerdir. en büyük felâket zamanında bile duyduğu insan üstü güvence. (alçak gönüllülüğü) sözünü dâima tutması.) kendisinden evvel gelmiş olan İbrâhîm.52 - . CARLYLE Dünyanın tanıdığı en büyük ilim adamlarından biri olan İskoçyalı Thomas Caryle diyor ki: Hazret-i Muhammed aleyhisselâm gelmeden evvel Arapların bulundukları yerlere kocaman bir ateş parçası sıçramış olsaydı kuru kum üzerinde kaybolup gidecek ve hiç iz bırakmayacaktı.) ve İslâm dîni hakkındaki sözleri şöyledir: NAPOLEON Târihe dünyânın en büyük askerî dehalarından biri.v. Rûhulkudüs gibi. O’nun etrafındaki bütün insanlar. kendine saldırdıkları hâlde. memleketininin hurafelerine ve putlarına kahramanca saldırıp onları parçalaması. hemşehrileri arasında türlü hâdiseler çıkartmak ve kendini adetâ kurban yerine koymak gibi hâllere tahammül etmesi. uğraşmaları. Aksine herşeyden evvel sadeliği. böyle birkaç Allah’a tapmanın puta tapmaktan kalan saçma bir âdet olduğunu anlattı. sözlerini kabul ettirme hırsı. Bir manevî ilhamın gücü de onun meydana getirdiği eser ile orantılıdır. Allahü teâlânın emirlerini büyük bilmek ve Allahü teâlânın mahluklarına acımaktır. kimsenin anlayamayacağı doğmaları yapmaya çalışıyor. İslâm dininin Peygamberinin ve O’nun yakınında bulunanların nasıl hayat sürdüklerini bildiren kitapları okudum.” MAHATMA GANDHÎ Hindistan’ı İngiliz sömürgesi olmaktan kurtaran Hintli lider.) onlara doğru yolu gösterdi. İslâmiyet’in çok süratle yayılması. Araplara yalnız bir tek Allah olduğunu. Çünkü yalancı peygamberlik iki yüzlülüktür.a. tam aksine büyük bir imâna sahip bulunduğunu gösterir. Bu kadar çok şey taşıyan. aynı zamanda kıymetli bir devlet adamı olarak geçen Fransa İmparatoru Napoleon şöyle diyor: “Allah’ın varlığını ve birliğini. O’nun ne babası ne de oğlu bulunmadığını. sonsuz ibâdeti. Îsâ’dan altı asır sonra Muhammed (s. ölümü. hakîkî Îsâ dînini bozarak onlara Allah. durmadan yaptığı teşvikler ve verdiği vaazlar.a.” Müslüman olmayan bazı meşhûrların Hazret-i Muhammed (s.” PROF. zaferde bile gösterdiği sabır ve tevekkül. Medine’ye hicreti. Delhi’den Granada’ya kadar bütün yerler birdenbire semâya yükselen alevler hâline geldi. kazanacağına olan itimadı. ölümünden sonra da devam eden şan ve şerefi.“Müslümanlık. O’ndan ateş alan parlayıcı maddeler hâline dönüştüler. Türkiye Târihi adlı eserinde Muhammed aleyhisselâm için şöyle diyor: “Hazret-i Muhammed bir yalancı peygamber miydi? O’nun eserlerini ve târihini inceledikten sonra bunu düşünemeyiz. fırlatma gücü ile orantılıdır. İsmâil. İki yüzlülükte inandırma kuvveti yoktur. şarkın sulh ve huzurunu tamamen bozuyorlardı.” LAMARTİNE Dünyaca tanınmış büyük Fransız edibi ve devlet adamı. Mûsâ ve Îsâ’nın Allah’ını Araplara tanıttı. yakınlarına ve müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlığı yüzünden İslâm dîni birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir. Ben.v. 13 sene Mekke’de buna dayanması. Allah’ın oğlu. puta tapan çoğunluğun hiddetlerine karşı koymak ataklığı. Hintlilerin bu dîni saygı ile incelemelerini isterim. Arabistan tamamiyle putperest olmuştu. Bu büyük zât sanki bir şimşekti. Mûsâ kendi milletine. Ben şu kanaate vardım ki. Allah’la mukaddes konuşmaları. mantıkî olması ve peygamberinin büyük tevazuu. sanki bir barut fıçısına döndü. bu kadar uzaklara kadar yayılan ve bu kadar uzun zaman aynı kudrette devam eden bir “Fikir” (Yani İslâmiyet) yalan olamaz.v.

bütün bedeni. yeni doğmalar koyan ve yirmi büyük dünyâ İmparatorluğu ile bir büyük İslâm devleti kuran kişi: İşte Muhammed (s. Fahri âlem dedi. yüzündeki teri.a. Resûlü görenlerle. İttifak etdi. Hakkın mülhak. ânı hem. acaba O’ndan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz!” Bu arada son yıllarda Avrupa ve Amerikalı çeşitli araştırıcılar tarafından yapılan târih boyunca en büyük insan kimdir. Cehennem olur. Ağrı çekmez hiç. peygamber.53 - . ona oldukça imkân. benden sonra. Âhıretde azâbdan kurtulur. hubbu hâsıl olsa. olur harâm. Belâ ile dolsa. Eder Hak. ona harâm. yüzümü görmüş gibi. İnci gibi. Gül gibi. Hilye-i pâkimi. rûy-i zemin. kırmızımtırak idi. Mübârek yüzü. Vasfederiz âcizane. dünyâda teni. en mükemmel insan kimdir. Hilye-i Nebîyi. Kırmızı beyazdı.v.Filozof.v. bu sözde ümem. sevgimle olsa dolu. kanun koyucu. Başlarız. Hastalık görmez. Rabbim. haşretmez çıplak. her işi.a. Dünyâda.)” hükmü ile neticelendiğini de unutmamak gerekir. Fahr-i âlem. hâlis ak idi. Denildi ki.) budur! İnsanların büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün mikyaslarla ölçülsün. ânı Hak. HİLYE-İ SE’ÂDET Eshâbına nasîhatdan sonra. gerek insan zihni vasıtasıyla ve gerekse kompüterlerle yapılsın daima “Hazret-i Muhammed’dir (s. gibi araştırmalarında. Haşreyler. Sığınarak zülcelâle. Cehennem cismine. . Beni görmeği etse arzu Kalbi. Dahî. onu korkudan emin. görse biri. kolay olur. Severek yazsa. güç iken beyân. Dünyâda. hilye-i Resûli. Günâh etmiş ise de. Ya’nî hüsnüme âşık olsa. cenkçi. Olur gufranına. Rabb-i celle. bu adam. Olur o. Cenneti eder ikrâm. Hâtip. birinin eli. insan düşüncelerini etkileyici. Gördükde.

herşeyin peygamberi. mübârek yüzü. sanki inci sırası. dişlerinin arası. gündüz gibi. yakınla uzak. iki cihan serveri. açık kaşlı idi. güzel gözleri. gayetle. Bunu terk etmemişdi ebedi. O’nu tam ta’rif. İki kaşı arası. Görünürdü gözü. bir yere. Kalbleri çekerdi. Görünürdü ön dişleri. Kıblesi idi. güzel cevheri. güzel ve latifdi gözü. O menba’ı sürür. Yandan bakınca.54 - . Başa tâbi’ ederdi cesedi. Siyah kaşları mihrabı ânın. Çok güzel idi. bahr-i nûr. ayan. . değildi ufak. Her tarafı. Dolu dâneleri gibi. etdikçe zuhur. Resûl. yüksekçe görünürdü. ona. âyetle. Terleyince. Mübârek yüzü. Ortası. Bakmak arzu etseydi. Hakka çok. Dalgalanırdı sanki. her zemân. Güzel. berrak. Edemez gören. Cism-i pâki de dönerdi bile. cism idi. Geniş. mübârek burnu. hem sevimli idi. sevgili idi. Seyrek idi. Resûl-i ekrem. Hilâl gibi. kaplardı bir nur. çekme ve latif. bütün cihanın. Siyahı anın. Hem. Kuvve-i bâsıra-i Mustafavî. Yaraşır. Canlı cansız. Nur saçardı hep. olurdu kavi. çok latif. Gülse idi. söyledi. Mâlikle Ebû Hâle. Resûl. Parlardı. pek afif. Meth eyledi Rabbi. dâim sürmeli. Gece.Pek hoş eylerdi. hem de parlakdı. az yuvarlakdı. beyaz idi. Ön dişleri. Akı. rûh-i mücessem desem. Gümüş gibi görünürdü. Bir idi. Derisi.

eyler idi. birdi dedi. Mübârek sakalından. yuvarlak aya. Eshâb içinden. göğsiyle. mahcûb idi. açık. Aşıkı oldu yüzbin sahâbî. Hem hayasından O. Başka olur mu. mevzun. Severek. ilim hazinesi. Nurlu idi. tenevvüründen. Zâtı aynaydı. Her uzvu gibi idi. O güzel Nebî. rü’yâda. o sadr-ı şerîf?. Bilir elbet bunu. Ak ve berrakdı. böyle zevk yok. bedr-i münlr. Habîb-i Huda. ederdi her ân. Saçları arasında. Ne kıvırcıkdır. İlm-i ledün. Dâim eyler idi. bileler. Dediler. yüzün ak. dînin senedi. Hem güzel yanakları. Bir kerrecik görenler. Yüzü benzerdi. Odlara yakmışdı. Kahkaha etmedi derler. Yassı kürekliydi. Aşka olunca. ne de uzun. hep. diyeler. Gülmeğe. iyi bil. Feyz saçardı. on yedi kıl. Gerden-i pâk-i Resûl-i âfak. Sanırdı görenler. çok ehl-i edeb. o sadr-ı kebir. Açılsaydı. . Anın etmişdi. Karnı. istihyâ. pir-ü civan.55 - . O Güzeli. Gönüller aldı. leme’an. Ağarmışdı ancak. Fazla etli değildi. ebedî. Ateş-i aşk-ı zât-ı ezeli. Mübârek sinesi. Gayet ak idi ve gayet berrak. Nâzik. hep o vech-i hasen. dünyâda. Boynunun nuru. yüce Mevlâya. Bakılmazdı. Fahr-i cihan. Resûl-i cenâb. alnın. mübârek sinesi. cenâb-ı Halık. bakmağa hicâb. geniş idi. mahall-i teşrif. ona inmiş idi.İbni Abbâs der.

Güvercin yumurtası kadardı. Hattâ uzasaydı da. mübârek eller. O âlî nesebi. sanki hatlar. Kerem sahibi. karaydı. Etrâfına çevirmiş. der ehl-i nazar. göğsünde. devletli idi. dahi ânın. İrice mühr-i nübüvvet vardı. nâzik teni. karnında asla. bütün cism-i latif. Rengi. Bir büyük ben idi. Belli olurdu. Göz olmuşdu. letafet vardı. Çok hoş idi.56 - . Hiçbir kıl. Sağ tarafına yakındı. edenler ta’rif. Geniş ve pâk idi. Dostu seyr etmek için. Tebessüm ederdi hep. sarıya yakın. . o şerîf. nâzik mergûb. her uzvu ânın. Mübârek a’zâsının her biri. Gümüş teninde. ol pehlûyu. Yokdu. Âyetleri gibi. mühr-i şerîf. bir aydan. Göğsü ortasından aşağı yalnız. iri kemikliydi Nebî. hoş kokusundan. Sırtında idi. Anlatanlar.Sırtı ortası hem. hikmetini. adamlar arasından. elbet. sîreti şahaneydi. O sultânın. O kimse. Sureti. Selâm verseydi. geçseydi aradan. O kerâmetli. Elleri ayası. Uygun yaratılmışdı hem. Billur gibiydi. Bir iki gün. kılcağızlar. Bildirdi bize. Peygamber. Kur’ân’ın. mühr-i nübüvvet. Hallâk göstermişdi. Birbirine bitişik. Nice medh edeyim. birine eğer. sanki gümüş levha. merdâne idi. Ayakları altı. ten-i bîmûyu. etli idi. Dedi. Her kemik iri. kavi. Taze gül gibi latif ve mahbûb. Çok mevzun idi. Kemâl üzereydi.

medhedip hazretini. mübârek bedeninde. Peygamber. mübârek a’zâ. Yüksek idi. Bir yola gitseydi. rûh-ı Halil. Dâim önüne. Uzun boylu olandan O cevher. olur elbet a’lâ.Bir sıra kıl. dizilmişdi. hem yüzü güzel. Gençlikde gibi. Uzun kimseyle yürüseydi. Hem dahi. Her a’zâsı. şerefli idi. Görmedik böyle. ol beden sarayın üstâd. az eğilirdi. Dedi hep. Yolda giderken. eğilirdi önüne. ne ziyâdeydi. Nebî. Ya’ni. Nura gark olmuşdu. el ayası kadar. Boyu. ne dûn. Resûlullahı görse.57 - . şahmı. vasf-ı şerîfinde yine. murâd ede Huda. o er. İ’tidâl üzere idi. Ansızın. keza. hem pek kuvvetli idi. Şanlı. hem huyu. sinn-i Nebevî. Birbirinden. Lâhmı. İftihar eylerdi. izzetle. Orta boylu iken. . Zan eyleme ki. Seyreden mu’cize-i kâmetini. gonca gibi. ola pek yağlı. hâle gibi. bir yokuşdan iner gibi. bütün bedeni. Hoşdu. Tazelenirdi hep. Orta boylu idi. gayetle. kâinatın sultânı. dediler ehl-i derûn. hilâfsız. Bütün ömründe kalmışdı. Mu’tedil. Yine yüksek görünürdü. Onun ile buldu nizâm. Deriz. Ne zaif. pak teni. uzun olsa idi. gül yüzlü güzel. Ortalık. ne de pek etli idi. Adl-ü dâd ile. O Sidre mekân. esâsın bünyâd. Bir siyah hat. ay çevresinde. O Celîl. Ne kadar. İlerledikçe. Bir zâtı ki. eğer bir kimse. Hızlı yürür idi. Yürürken. Etmiş.

ol. ey Şâh-ı iklim-i vefâ. Hüsn-i ahlâkla.58 - . Sagîr) 19) Beyhekî (Sünen) 20) Umdet-ül-kâri 21) Sîret-i İbn-i Hişâm 22) Ravd-ül-ünf (Süheylî) 23) Megâzî (Vakidî) 24) Tabakât-ı İbn-i Sa’d 25) Ensâb-ül-Eşrâf (Belezûrî) 26) Târîh-üt-Taberî (Târîh-ül-ümem vel-mülûk) 27) El-Kâmil fi’t-târîh (İbn-ül-Esir) 28) El-Vefâ bi ahvâl-i Mustafa 29) Hasâis-ül-Kübra (İmâm-ı Süyûtî) 30) İnsan-ul-uyun (İbrâhîm Halebî) 31) Siyer-i alam-ün-nubela 32) Siyer-i Halebî 33) Es-Sire (Zeyni Dahlan) 34) Huccetullahı al’el âlemîn (Yusuf Nebhanî) 35) Medaricûn nübüvve (Abdulhak-ı Dehlevî) 36) Mearicûn nübüvve (Altı parmak) 37) Mevahibu ledünniyye ve Zerkânî şerhi 38) Envar-ül-Muhammediyye 39) Şifa-i şerîf (Kâdı lyaz) 40) Delâil-ün-nübüvve (Ebû Nuaym) 41) Şemail’l-ür-Resûl (Tirmizî) 42) Delail’ün-nübüvve (Beyhekî) 43) Hamîs (Diyar-ı Bekrî) 44) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 45) Eshâb-ı Kirâm 46) Delâil-ül-hayrat . bî misl-ü bedel. senin hürmetine. Etmişdi Onu. Yüksekliğinden. Kul olurdu. kalbine ânın. Nebî ile. Hâsılı. herşey fedâ! 1) Tefsîr-i Taberî (Câmi-ül-beyan) 2) Tefsîr-i Kurtubî 3) Tefsîr-i Mazharî 4) Tefsîr-i Şeyhzâde (Beydavî hâşiyesi) 5) Tefsîr-i Kebîr (Mefatih-ül-gayb) 6) Tefsîr-i Ebus-Suûd 7) Tefsîr-i Hüseynî 8) Ahkam-ül-Kur’an (Cessâs) 9) Sahîh-i Buhârî 10) Sahîh-i Müslim 11) Sünen-i Ebî Dâvûd 12) Sünen-i Tirmizî 13) Sünen-i Nesâî 14) Sünen-i İbn-i Mâce 15) Muvatta 16) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel 17) Hakim Müstedrek 18) Taberanî Mu’cem (Kebîr. Sana canım da fedâ. Resûlullahın. müdâm.Korku düşerdi. söylese kelâm. Evsat. kabul etse Resûl. Hallâk-ı ezel. Sohbet ederek. Sözlerindeki lezzet ile. Hem de biri. Yaratıldık hep. Yâ Resûlallah! gücüm yok medhine.

v. annesi kucağına alıp. Dürüst bir tüccardı. Çünkü O’na karşı olan. 634) yılında Cemaziyelâhir ayının yedisinde Pazartesi günü hastalandı. Yahud. Kadınlardan ilk imâna gelen Hz. Ebû Bekir’e baksın” buyurması bunun bir alâmetidir. Ebû Bekir’e Resûl-i Ekrem (s. Abdüluzzâ veya Abdulkâ’be idi.a. bir rüya görmüştü: “Gökten dolunay inip.a. Annesinin adı ise Selmâ binti Sahr’dır. ilk imâna gelen. böyle bir şerefe nâil olmamıştır. Eshâb-ı kirâmdan hiçbiri. Şöyle ki. evini barkını Resûlullah’ın uğrunda harcadı.) ayrıldığından duyduğu aşırı üzüntüsü.) çok severdi. Eshâb-ı kirâmın ve insanların en üstünü. Kâ’beye götürmüş ve yaşaması için “Allahım bu çocuğu ölümden Âzâd edip bana bağışla!” diye duâ eyleyince. sevgisi ve bağlılığı kelimelerle tarif edilemiyecek kadar çoktur. iffetiyle ve güzel ahlâkı ile tanınmış bir kişiydi. 63 yaşında iken hicretin 13 (m. Ebû Bekir. 38 yaşında müslüman olmakla şereflenen Hz. yahûdinin cevabı.47) Caliyet-ül-ektar 48) Mevlid-i şerîf risâlesi (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî) yazma 49) Mektûbât (İmam-ı Rabbânî) 50) İsbat-ün-nübüvve (İmâm-ı Rabbânî) 51) Kısas-ı Enbiyâ (Ahmed Cevdet Paşa) 52) Eşî’ât-ül-lemeât (Abdulhak-ı Dehlevî) 53) Ecdâd-ı Peygamberî (Seyyid Abdülhakîm Arvasî) yazma 54) Herkese Lâzım Olan Îmân 55) Kitab-ul-iber (İbni Haldun) 56) Rehber Ansiklopedisi cild-12. İslâmiyeti kabul etmeden yirmi sene önce. Ebû Bekir (r. Bu sebeple de Atîk ismini verdiler. Kavmi arasında sevilen ve saygı gösterilen birisi olup. Ebû Bekir’in (r.v. muhtaç olanları gözetirdi. Hz. O âlim cevabında: “Bu karışık rüyalardan biridir. Fil vak’asından sonra m. Herkesin ona sonsuz bir itimadı vardı. Peygamber efendimiz de. Ömer kıldırdı.) Aşere-i Mübeşşerenin yani Cennetle müjdelenen on sahabenin birincisidir.) zihnini kurcalamaya devam etmiş. gençliğinde de Resûlullah’ın (s. O’nun için bizzat kendisine “Sen Allahü teâlânın Cehennemden atîki (yâni azâd ettiği kimse)sin” ve “Cehennemden atîk olan (âzâd edilmiş kimse) görüp sevinmek isteyen kimse. Hz.a.) îmân ettikten sonra O’nun ismini “Abdullah” olarak değiştirdi.a. Ebû Bekir. Müslüman olmadan evvel. sabah olunca.) hemen evin kapısını kapamış sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu. rüyasını anlatmıştı. 573 yılında dünyâya gelmiştir. Hz. sh-235 HZ. Peygamber Efendimizden 2 yıl 3 ay küçüktür. hiç tereddüt etmeden İslâmiyeti kabul etmişti. Babası. Peygamberliğini bildirip müslüman olmasını teklif ettiği zaman. Bütün malını. çocuğun yaşayacak. Vefâtına. yolu rahib Bahîra’nın diyarına uğramıştı. Âişe’nin babasıdır. müslümanlıkla şereflenen hür erkektir. annesi. her türlü sapıklıktan. Ebû Bekir (r. Kuhâfe lakabıyla meşhûrdur.” Ebû Bekir (r. Ebû Bekir’in annesi Ümmül Hayr-ı Selmâ’nın bir iki evladı olmuş ise de hiçbirisi yaşamamış olduğundan.) heyecanla rüyadan uyanmış. O’nun müslüman oluşu hakkında bildirilen haberler çeşitlidir. Ali’dir. Peygamber efendimizin kayınpederi. Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş.v. yahûdi âlimlerinden birisine koşup.a. Bahîra: “Sen neredensin?” . fakîrlere yardım eder. Kâ’be’nin her yanında “Yâ Emetellah. Ümmül-Hayr lakabıyla tanınmaktadır. Ebû Bekir’in (r. Peygamberimize (s.a. Asıl adı Abdullah bin Ebû Kuhâfe bin Âmir bin Amr bin Ka’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre’dir. denildi.a. hurafelerden kaçınmış. hanımı Esma yıkadı. Hadiseyi gören Ebû Bekir (r.) evine düşen parça ise. Kâ’be-i muazzama’ya gelmiş ve sonra parça parça olmuş.a.). Peygamber efendimizin vefât ettiği gün halife seçildi. Ebû Bekir. soy ve sopunda ayıp ve kusur sayılabilecek herhangi bir şey görülmediği için bu lâkabı vermişlerdir. Peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu Hücre-i Se’âdete defn edildi. Bundan dolayı bir zaman sonra ticâretlerinden birinde.59 - .) arkadaşı idi.).a. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir’i (r.a. Oradakilerin hepsi bunu duydular. sana müjdeler olsun ki. O’nu tatmin etmemişti. 15 gün hasta olarak yattıktan sonra vefât etti. EBÛ BEKR-İ SlDDÎK Peygamberlerden sonra.a. Büyük bir tüccardı. onun için tabir edilmez” demişti. Peygamberimizi görüp Eshâb-ı kirâmdan olmakla şereflendiler. Bir rivâyette de. Gördüğü rüyasının tabirini Bahîra’dan istemiş ve şu cevabı almıştı. Babasının adı Osman olup. Hilâfeti 2 sene 3 ay 10 gün sürdü.v. parçalardan her biri. kölelerden Zeyd bin Hârise ve çocuklardan Hz. Hadîce. Hz. Cenâze namazını Hz. seni pek sevindirecek Tevrat’da adı Sıddîk olarak bildirildi” nidası geldi.a. gammı ve hasreti sebep olmuştur. Peygamberimizden (s. Müslüman olmadan önce adı. Hz. sonra bu parçalar bir araya gelerek gök yüzüne yükselmişti. hemen. Vasiyeti üzerine. çocukları ve torunları da müslümanlığı kabul etti. Hz. Ebû Bekir. putlara tapmamış. İslâmiyeti kabul etmesine kadar geçen 38 senelik hayatında asla içki kullanmamış. Ebû Bekir doğduğu zaman.)’ın Resûlullah efendimize fevkalâde sadâkat ve sevgisi vardı. gök yüzüne yükselmemişti. Fakat bu rüya.

a. Ebû Cehil. Yarın. Ukbe İbni Ebû Mu’ayt. Ebû Bekir’e (r. sana geliyordum.60 - . senin delilin nedir?” diye suâl etmişti.a. bu işi sen hallet demişlerdi. vefâtından sonra da. baba ve dedeleriniz.) bu rüyasını ve tabirlerini. iki kimse yardımcı olur. Şu anda vahy geldi. Mekke’nin her yerine ulaşacak. Ebû Bekir’e (r.a. beyaz benizli. karnı üzerinde bir siyah ben vardır. Resûl-i Ekrem (s.) da: “Ben de.v. sen Allahü teâlânın resûlüsün ve senin peygamberliğin hakdır ve cihanı aydınlatan bir nurdur.) buna çok sevinip. Hak teâlâdan (Halkı dine davet eyle!) diye emir getirdi.): “Sen her işte öndersin. Peygamber efendimiz hakkında bir kaç beyit söylemesini ondan istemiş. Çok belâları giderir.) “Evet.) “Ben Hak teâlânın peygamberiyim. “Peygamberlerin. Seni. Ebû Bekir. “Bu sırrı kime söyleyebilirim.a.) hitaben: “Ey Ebû Bekir! Seni Hüdâya ve Resûlüne davet ederim. oniki beyt okumuş.a.v. bir yahûdi âlimden tabirini istedin.a. Diğer bir rivâyette ise Hz. Hz. Zira. Karnını aç. “Mekke halkındansın” deyince.a. O’nu bu zamana kadar sağ bırakmazdık. Cevaplarında: “Bundan daha garip bir hâdise olur mu ki.a. Hz.) onlardan özür dileyerek.) Hadîce’nin (r. Ayrıca Ebû Bekir (r.” “Bundan maksadın nedir.a.) “Söyle yâ Ebâ Bekir” buyurdular. hiç uygun değildir.) da kabul edip.). Bugün sana geldim. Peygamber efendimize peygamberlik gelmeden önce ticâret maksadıyla Yemen’e gitmişlerdi. Ebû Bekir (r.a. “Bir alâmet daha kaldı.) başkasına arz etmek lâyık değildir.a. Hak teâlânın rızâsına vâsıl olasın ve canını Cehennemden koruyasın” buyurdular. oradan ayrılmış. Bunun üzerine Hz. birbirlerine karşı “Sözleşmeden birleştik” demişlerdi. Ebû Bekir’e bir çok vasiyetlerde bulunmuştu. bu işi kime açıklayabilirim” diye düşünmüştü. ince belli olup. şu şekilde de ifâde edilmiştir: Muhammed aleyhisselâma peygamberlik emri geldiğinde. göreyim.v.v.a.v. varıp kapıyı çalmış.a. Sana ve bütün Âdemoğullarına gönderildim. peygamberliğini açıklayınca. itibar edilmez dedi. bir fikir sormak için yanınıza geliyordum” dedi.) peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti.” buyurarak. Ezd kabilesinden. Ben endişede kaldım.anha) evinde olduğunu öğrenip. Genç olanı.a. Sabahleyin. Peygamber efendimiz: “Dün.a. Ebû Bekir’e bakıp: “Zannederim ki sen. Yerin ve göğün yaratıcısı buna râzı olmaz. öyledir” demiş ve aralarında şu konuşma geçmişti. Ebû Bekir (r. Mekke’de bir Peygamber gelir. peygamberlik dâvası ediyor ve sizler. göbeği üzerindeki siyah beni görünce. Biri genç. Ebû Bekir.) buna delil nedir? deyince. Peygamber efendimizin.): “İslâmiyete önce beni kabul eyle! Çünkü. Ebû Tâlib’in yetimi. akıllıca bir iş değildir. O gece. Peygamber efendimiz kendilerini karşılayınca: “Yâ Muhammed (s. O’nu tasdîk edip müslüman olmuştu. söyle?” “Kitaplarda okudum ki. Ebü’l Bühterî gibi.v.) cevabında: “Bu nübüvvetime delil. ihtiyar: “Sen Kureyşten misin?” “Evet!” “Benî Temimden misin?” Evet!. mü’minlerin serdârı oldu. Ebû Bekir (r. dün gece sabaha kadar bu fikirde idim. şimdi O’na ulaş.v. Sonra Bahîra rahib doğru tabir etti. Ebû Bekir’e (r. Ebû Bekir (r.a.a. Ebû Bekir (r.a. Ebû Bekir’in müslüman oluşu. Ne dersin?” buyurdular.dedi.a. Peygamber efendimize varmak için evden çıkıp. herkesten önce îmân eyle!” Ebû Bekir (r.) seferden Mekke-i mükerreme’ye dönünce. O’na. buyurdular. Hatta rahib. Eğer hatırın olmasaydı. “Vallahi o kimse sensin” deyip. Peygamber efendimiz.v.). nice zorlukları kolaylığa çevirir. bunun üzerine ihtiyar.a.a.) hemen Peygamber efendimize koşup. bu hâli arz edeyim. Bahîra: “Mekke’de bir peygamber ortaya çıkıp hidâyet nuru.v. Ebû Bekir (r.) bu cevaba çok hayret etmişti. Peygamber efendimiz (s.) varmak ve bu sırrı O’na açmak maksadıyla evden çıkmıştı. Zannederim ki. Ebû Bekir (r. “Şehâdet ederim ki. Yemen’de bulunan. o rüyadır ki. İslâm dinine davet ederim. Ebû Bekir (r.a.a. Peygamber efendimizin (s. O ihtiyar kişi ise. Bu ihtiyar Hz. bana bir melek görünüp. öyle amel edeyim!” Bu düşünce ile Ebû Bekir (r. ziyâret için O’na varayım. halifesi olacaksın” deyince Ebû Bekir (r. O âlim karışık rüyadandır. işini bitirince. Peygamber efendimiz böyle düşünürken.)’da bunları ezberlemişti. O ne derse. Peygamber efendimiz (s.) “O. Şimdi ise bu sözü işittim” dedi. peygamberliklerine delilleri vardır.) da açmış. Muhammed’den (s.a.a. olgun ve akıllı. Ebû Bekir (r.a. Sen O’nun iyi dostusun. Ebû Bekir (r. vedalaşmak. Zira. göreyim” dedi.a. Şeybe.) şöyle söze başlamışlar: “Bir meşveret için. Bu düşünceyi ise.v.” diyerek.a. Ebû Bekir “Kureyştenim” diye cevap verince. için ihtiyarın huzuruna varmış. Ebû Bekir (r. Peygamber efendimiz (s.” Ebû Bekir (r. Peygamber efendimiz (s.a.) da şöyle düşünüyordu: “Baba ve dedelerimizin seçtiği din.) çok akıllı ve doğruyu görüp seçebilmesiyle de meşhûrdu.v.a. diğeri ihtiyardır. Mûsâ aleyhisselâmın da Rabbi olan Allah hakkı için. hiçbir zarar ve fayda vermeye kadir olmayan bir heykele ibâdet etmek. sen hayatında O’nun veziri. senin hakkında söylenilenler nedir?” demiş.a. Kureyşten ileri gelen kimseler. yakın arkadaşlığı ve bu sebeple de O’na karşı pek fazla sevgisi vardı.) nübüvvet sırrını O’na açmayı tasarlamıştı. O’nu ziyârete evine gelmişlerdi. çok kitap okumuş ve ömrü üçyüzdoksan yıla ermiş bulunan bir ihtiyara rastlamıştı. Ebû Bekir (r. Îmân getir ki.): “Ben Yemen’de pek çok ihtiyar ve genç gör. Ebû Bekir (r.a. O’na şöyle demişti: “Çabuk.). Ebû Bekir onlara hitaben: “Aranızda hiçbir hâdise oldu mu?” buyurmuş.a.) İslâmiyyeti anlattılar.” buyurmuştu. Yemen’de gördüğün ihtiyarın hikâyesi delildir”. Ebû Bekir (r. doğru görüşlü olduğu tecrübe edilmiştir.) sabahlamış. önce sen söyle!” dediler.” Nedir? diye sormuşlar “Karnını aç. Peygamber efendimiz (s. bâtıl dindensiniz diyor.) ile. yolda karşılaşmışlar. Bu seferlerinde. o kimse sensin. Bunun için.a. Peygamber efendimiz (s. Resûlullah (s. (s.v.

Umulur ki. cevabında. yüzünü buruşturur.): “Hattâb’ın kızı Ümmü Cemil’e git. ortalık tenhalaşınca.a. ezik bir sesle: “Resûlullah ne yapıyor? O. hemen çok sevdiği arkadaşlarına gitti. Ebû Ubeyde bin Cerrâh gibi yüksek şahsiyetler onun tavsiyesi ile müslüman olmuşlardır. Ebû Bekir (r. mübârek elini tutmuş. Hz. Resûlullahı gidip görmedikçe. kalktılar. ne de Ebû Bekir hakkında bir bilgim var! İstersen seninle birlikte gidelim?” dedi. sana oniki beyit emânet verdi ve bana gönderdi” diyerek o beyitlerin hepsini okudu.a. Onun hakkında duâ buyurmanızı istirham ediyorum. Ancak Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Ebû Bekir’i böyle perişan bir vaziyette. Bunun üzerine Peygamberimiz.). Henüz açıkça tebliğ edilmek emri verilmemişti.v.) Safa tepesindeki evinde oturuyorlardı.a. Ebû Bekir. Annesi de hidâyete kavuşup müslümanlığı kabul etti. bunu gördükleri halde aldırış etmediler. Ebû Bekir’i fena halde tartaklayıp dövdüler. biz de Utbe’yi gebertiriz!” dediler ve yine Hz. alt üst ettiler. yavaş yavaş Resûlullah’ın yanına vardı. müslüman olunca. elini bana ver deyip. söylediğimi işitir” dedi. Kâ’be yanına gidip Mekkelilere Mi’râcı anlattı. kalkıp Ümmü Cemil’in yanına gitti ve: “Oğlum Ebû Bekir. Hz.) bu hali. anam sana fedâ olsun! O azgın adamın. Ebû Bekir’in ve arkadaşlarının arzularının çokluğundan onları kıramadı.a. Bu işe yetmeyiz” buyurdu ise de. Annesi Ümm-ül-Hayr.) bunu sana kim haber verdi. Peygamber efendimiz (s. beni dünyâya getiren annem Selmâ’dır. yüksek bir sevinçle evine müslüman olarak dönmüştür. Yumruk ve tekmelerle ortalığı. Müslüman . uzun bir süre kendine gelemedi. Muhammed aklını kaçırmış. Hz.düm” dedi. Annesi Ümm-ül-Hayr’a dediler ki: “Sor bakalım. Resûlullah’ı ondan sor!” dedi. şimdi biraz bekle. Annesi: “Sen. annesine ve Ümmü Cemîl’e dayanarak. muhakkak azgın ve taşkındır. senden Abdullah’ın oğlu Muhammed’i (s. onların cezâsını bulmalarıdır. kendisini tutamıyarak çığlık kopardı ve: “Sana bunu yapan bir kavim. Putlardan yüz çevirip. Ebû Bekir gözlerini açtı ve “Resûlullah ne haldedir. Ümmü Cemîl: “Erkâm’ın evindedir. sırrını yaymaz” deyince. İslâmiyeti kabul eden Hz.a.v. gözlerini açar açmaz. Annesi. Bunu söyler söylemez. yeni müslüman olanlardan birkaçı ile Erkam bin Erkam’ın (r. Ve Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” diyerek müslüman olmuştur. Peygamber efendimiz ne söylerse. tereddütle bakardı. Sa’d İbni Vakkâs. Babası ve Benî Teym’liler. Ebû Bekir: “Vallahi. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: “Her kime imânı arz ettiysem. Ümmü Cemil’e: “Resûlullah ne yapıyor. hakaret etmişlerdi” diyebilmişti. Herkes uyuyup.a. Hz. İşiten kâfirler. Sarılıp öptü.) duâsı kabul olunmuştu. Ebû Bekir olmak üzere. Başta Hz. “Olur” deyince. Ebû Bekir’i dininden vazgeçirmek için Kureyş müşriklerinin azılı pehlivanlarından Nevfel bin Adviye. Hatta herkesin itiraz ettiği meseleleri bile itirazsız kabullenirdi. hepsi bu yeni dinin müşriklere açıklanmasını arzuladıklarını bildirdiler. Allahü teâlâya ve O’nun Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inanmanın lâzım olduğunu anlatmaya başlayınca. Ümm-ül-Hayr. Abdurrahman bin Avf. bir ipe bağlayıp işkence etmeye başladı.) cevabında: “O ihtiyar ki. tenhalaşınca annesi ona: “Ne yersin. yüzümü gözümü yerlere sürtüp. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden ve Cennetle müjdelenenlerden olan Osman bin Affân. Ebû Bekir. Ebû Bekir (r. Onları da. Selmâ’nın müslüman olması için Allahü teâlâya yalvardı. ne yapıyor?” dedi. Hz.) yüzüne çarpa çarpa yüzünü gözünü kanlar içinde bıraktı. Kendi kabilesi olan Benî Teym. O’nu ayıltmak için çok uğraştılar. beni bilinmez hâle getirmesinden başka bir üzüntüm yok! Bu yanımdaki de. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Birgün Resûlullah efendimiz.a. Ebû Bekir’in yemeğe ve içmeğe ne isteği vardı. Hz. dediler. Hz. Hemen Mescid-i Haram’ın bir tarafına topluca oturdular.) soruyor. Böylece ilk müslümanlardan biri olmakla şereflendi.) imânı kabul etmekte hiç tereddüt ve duraklama etmedi. Ona: “Burada annen var. Ebû Bekir de: “Ondan sana bir zarar gelmez. Onu senin hürmetine Cehennem ateşinden kurtarır” dedi. Ümmü Cemîl. O sırada müşrikler de orada toplu halde bulunuyorlardı. “Vallahi arkadaşın hakkında hiçbir bilgim yok!” dedi. Hz. “Benden evvelki peygamberlere gelen melek haber verdi” buyurdular. Zübeyr bin Avvâm.” buyurulmuştur. Utbe bin Rebîa. Allahü teâlâ.61 - . Ancak akşama doğru kendine gelebildi. Mi’râc’tan dönüp sabah olunca.” dedi. hali iyidir” dedi. Ebû Bekir’in yanına geldiler. Hz. Peygamber efendimizi çok üzdü. Ebû Bekir’in (r. itiraz etmez hemen kabul ederdi. Acaba ne haldedir?” Ümmü Cemil de: “Benim ne Muhammed (s.a.v. Resûlullah’ın (s. iyice sapıtmış. Hayatında ilk defa duyduğu. alay etti.a. ne içersin?” diye sordu. Resûlullah efendimiz. Hemen geri dönüp Kâ’beye geldiler: “Eğer Ebû Bekir ölecek olursa. Ebû Bekir’i bir çarşafın içine koyarak evine götürdüler. Ebû Bekir: “Yâ Resûlallah! Babam. Tekrar “Şimdi o nerededir?” diye sordu. demirli ayakkabılarını Ebû Bekir’in (r. ne haldedir? Ona da dil uzatmışlar. Talha bin Ubeydullah. Allah’tan dileğim. müşrikler hep birden Ebû Bekir’e ve arkadaşlarına saldırdılar. Ebû Bekir.a. deyince. Hz. yemin olsun ki. müslüman olmaları için ikna etti. Hz. Ebû Bekir’in yanına gittiler. herkes uykuya dalsın!” dedi. Ebû Bekir. Kabilesinden olan kişiler bitkin ve perişan bir hale gelen Hz. Peygamber efendimiz de: “Ey Ebû Bekir! Bizim sayımız henüz az. ne haldedir?” diye sordu. ne yemek yerim. Hz. Ebû Bekir. bilinmez hale getirdi. Ümmü Cemîl: “Hayattadır.” dedi. Hz. yaralar ve bereler içinde görünce. Ümmü Cemîl. Müslüman kardeşleriyle kucaklaştı.v. Benî Teym kabilesine mensûb olan kişiler yetişip ayırmasaydılar öldürünceye kadar dövmeye devam edeceklerdi. Meselâ Peygamberimizin Mi’râc mucizesini kabul etmeleri böyle oldu. birşey yer veya içer mi?” Hz. ne de bir şey içerim!” dedi. ne de bir gücü! Ev. Ebû Bekir ayağa kalktı.

Ebû Bekir’e sevgi. yani Peygamberimizin vekili ve müslümanların reisi. Çünkü bir ailede dört kuşak müslümanlık ve sahabîlik tacını başlarına giymiş oldular. Ebû Kuhâfe. Ebû Bekir olacaktır. Mağâra’da üç gün kaldıktan sonra.) buyurdu ki: “Allahü teâlâdan istedim ki. Hz. Resûlullahın yanına geldi.v. Hz. İslâmın zuhurundan 21 yıl sonra Mekke şehri. “Eğer O söyledi ise. Ebû Bekir (r. Çünkü bunun akıllı. Mekke’den Medine’ye hicrette de devam etti. Hz. gayet ihtiyardı ve gözleri de görmüyordu. tecrübeli. Ondan hiç ayrılmazdı. Önlerine bakıp gidiyor ve “Vay canına. Akıllı. Bu sözbirliğini bütün din âlimleri haber vermektedir. takva ve sadakat güneşi Hz. Osman ve Hz. Bir aydan fazla”. Bedir’de.olmaya niyeti olanlar da vaz geçti.v. onyedi vakit namaz kıldırmış. Peygamber efendimizin (s. Ebû Bekir. Büyük kalabalık arasında yüksek sesle. Ebû Bekir’e sihir yapmış” diyorlardı. ondan sonra da Sen (r. Ebû Bekir. Ebû Bekr-i Sıddîk olmuştur. saygı ve güven gösterdiler. oğlu Ebû Bekir’in halife olduğu günleri gördü. Kapıya çıkınca hemen sordular: “Ey Ebû Bekir! Sen çok kerre Kudüs’e gittin geldin. Uhud’da. Medine’ye varıncaya kadar Resûlullah’ın bütün hizmetini O gördü. Ebû Kuhâfe’nin müslüman olmasıyla Hz. Mekke’den Kudüs’e gidip gelmek ne kadar zaman sürer” dediler. Hz. Ondan sonra da sırası ile Hz. Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Ali halife olmuşlardır. Resûlullah’ın en yakın dostu idi. diğer ikisinden üstün olduğunu Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiîn hazretlerinin hepsi söylemişlerdir. İyi bilirsin. Bunlardan ilk ikisinin. Parlıyan yüzünü görmekle.a. Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur.62 - . O’na mağara arkadaşı oldu.a. yani Hz. Gülerek. üç vaktinde de Peygamberimiz (s. Hz.a. Melekler dedi ki: Yâ Muhammed Allahü teâlânın dilediği olur. Peygamber efendimizin muhâfızlığını yapmış. Bu dördünün üstünlük sıraları. hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı.a. Ebû Bekir ile Hz. Ebû Kuhâfe.v. inandım. alay ederek ve Ebû Bekir’in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek: “Senin efendin. Ebû Bekir. Peygamber. Ali (r. Ebû Bekir: “İyi biliyorum. Canım sana fedâ olsun. Onların bu beraberliği. Ebû Bekir’in ailesi. Ömer’in hilâfeti devrinde îmânlı olarak âhirete göç etti. onu döverim.a. 632) senesinde. ondan sonra Osman. Hz. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar. Kâfirler bu söze sevindiler.) bana dedi ki: “Benden sonra halife Hz. Biz onun ayağına giderdik” diye iltifat buyurdu. Haydi. Hz. dedi. Resûlullah efendimizle birlikte bütün harplerde bulunmuş. İhlâs. Mekke halkı Hz.a. Efendimize karşı bedenini siper etmiştir.a. Senden sonra halife. Peygamberimizin vefâtı üzerine Eshâb-ı kirâmın sözbirliğiyle halife seçilmiştir. Hiçbir hizmetten. Bir anda gidip gelmişdir” deyip içeri girdi. fedâkârlıktan geri kalmadı. ikisi bir deveye binerek yolculuk ettiler. Şüpheye düşen. Hz. Ebû Kuhâfe’nin kabul etmesi üzerine.v. Tebük harbinde. Bu adı almakla.) halife olsun. tecrübeli adamın sözü böyle olur. İftira edenleri dövdükleri gibi. Ebû Bekir hemen giyinip. Ömer’den üstün tutan.) dedi ki: Peygamber (s. Ömer’in (Şeyhaynın). 631) senesinde Hac kafilesi başkanlığında görev yapmıştır.a.” dedi. iftira etmiş olur. Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed aleyhisselâmdan sonra müslümanların halifesi. Ebû Bekir’e (r. babasının koluna girerek onu. dediler. seni Resûlullah’ın yanına götüreyim dedi.a. Ebû Bekir.).) o gün Hz.” Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri de (Gunyet-üt-Talîbîn) kitabında buyuruyor ki Peygamberimiz (s. Ömer. Ebû Bekir “Yâ Resûlallah! Babamın sizin ayağınıza gelmesi daha uygundur” dedi. senin gibi büyük Peygambere. Peygamberin huzuruna gelerek İslâm’ı kabul etmeye başladılar. İnandım. Hz. Ebû Bekir’in sözleri. diğer bütün ümmetten üstün olduğu muhakkaktır. imânı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. kalbleri alan.v. ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. bir kat daha yükseldi. Birkaçı sevinerek Ebû Bekir’in evine geldi. yeni müslümanların bîatini kabul ediyordu.) uyarak arkasında namaz kılmışlardır. Ebû Bekir babasının yanına gelerek: “Babacığım! Artık İslâm’ı kabul etme zamanı geldi. Resûlullahın mübârek adını işitince. Hz. Hz. Ebû Bekir’e “Sıddîk” dedi. iki cihanın efendisi Muhammed aleyhisselâmın huzuruna getirdi. Peygamber onları görünce ayağa kalktı ve muhabbet dolu bir sesle: “Ey Ebû Bekir! İhtiyar babana niçin zahmet verdin? Onu buralara kadar yordun.a. Resûlullah (s. Kâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı. bizleri.) son hastalıklarında üç gün imamlık görevinde bulunup. Çok şiddetli muharebelerde. sancaktarlık görevini yürütmüştür. müslümanlar tarafından feth edildi.). Hz. Hz. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti içinde hiçbir aileye nasip olmayan büyük bir şeref ve fazîlete erişti. Ebû Bekir ile Hz. Ebû Bekir hicretin dokuzuncu (m. Ömer’in. Hendek’te müşriklere karşı büyük kahramanlıklar göstermiştir. Abdülkâdir-ı Geylânî yine buyurdu ki: Ali (r. Safa tepesine oturmuş. Buna inanmıyan ya cahildir veya inatçıdır” Hz. Ebû Bekr-i Sıddîkdır”. kâfirleri şaşırttı. halifelikleri sırası gibidir. Medine’deki mescid yapılırken O’nunla beraber çalıştı. benden sonra Ali (r.) buyuruyor ki: “Beni. 10 (m. Ebül-Hasen-i Eş’âri buyuruyor ki “Hz. hizmetçi yapmakla şereflendirdi. artık iyice sapıttı” diyerek. Ondan sonra Ömer. bir kısmında ordu kumandanlığı vazifesi kendisine verilmiştir.a.) olacaksın!” . Ebû Bekir ile Hz. Muhammed ne yaman büyücü imiş. “Yâ Resûlallah! Mi’râcınız mübârek olsun! Allâhü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki.

) Üsâme’yi sekizbin kişilik bir kuvvetle Şam tarafına göndermişti. Hz. bir taraftan yahudi ve hıristiyanlar. Fena bir iş yaparsam. Hâlid.v.) buyuruyor ki: Ebû Bekir (r. İkrime’nin şaşılacak kahramanlıkları görüldü. Herkes. O gün sana (Kılıcını kınına sok! Ölümünle bizi yakma!) buyurmuştu. Allahü teâlâ.” dedi. Kuvvetine güveneniniz ise. mürtedleri bozdular. Hz. Huzâ’a kabilesini hidâyete getirdi. Sonra. muharebe ve zaferlerle Suriye’ye geldi. Muhacirler ve ensar (r.) vefât ettiği haberi. Hepsini dağıttı. Amr İbn-i Âs (r. İslâm düşmanları bu hareketi görüp korktular. yine bayrağını Resûl-i Ekrem’in (s. Hâlid bin Velîd’i (r. birçok.a.) doğru sözlüdür. Mürtedlerin sayısı yanında müslümanlar pek az idi. Muâviye kumandasında. Yemâme’de. Ebû Ubeyde kumandasında Şam taraflarına. sizin de bana itâat etmeniz lazım gelmez. Eğer iyilik yaparsam bana yardım ediniz. Üçbin müslüman şehîd oldu. İkibine yakın müslüman şehîd oldu. namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse. (r. Minbere çıktı. Resûlullahın halifesi. Müslümanlar ne yapacaklarını şaşırdılar.) ordusunu Şam’a göndereceğim” buyurup hemen gönderdi. kardeşi Yezîd’e yardımcı gönderdi. Bu kadar kuvveti kendimizden uzak tutarsak halimiz ne olur! diyorlardı. Yüzbinden ziyâde Rum askeri öldürüldü. Medine’ye hücuma hazırlanan düşman üzerine. İslâmiyetten ayrılma tehlikesi birdenbire büyüdü.) bu kuvvetin Şam’a gönderilmemesini istiyorlardı. kurtlar gelip çoluk çocuğumuzu evden çekip götürmeye kalkışsalar. Ondan işittim ki. Ebû Bekir Pazartesi günü halife seçilince. Yemen’deki ve başka yerlerdeki memurlar geri gelmeye. Yanındaki askerlerle birlikte.a. Yalancılık hıyânettir. Bunun üzerine halife hazretleri Medine-i münevvere’ye döndü. doğru yoldan saparsam. Fakat. Ebû Bekir. Hâlid. O’nun da bir insan olduğunu bildiren âyet-i kerîmeyi okuyup. Ebû Bekir. İmdada gelen büyük ordudan yetmişbin kâfir öldürüldü. siz de bana itâat ediniz.) “Günah işleyen biri. Çünkü Allahü teâlâ. Ali (r. Mescid-i şerîfe gelip. bana doğru yolu gösteriniz. Yirmibin mürted öldürdü. müslümanlar. namaz kılalım. Mübârek eliyle Üsâme’ye bir de bayrak vermişlerdi. Onbin mürted öldürdüler. gece şiddetli bir çıkış yaparak.) Irak tarafına gönderdi. İslâm askerleri birleşerek Ecnadin’de büyük Rum ordusunu yendiler. Cihadı terk edenler zelîl olur. o günahı elbette af eder. Hamd ve senadan sonra: “Ey Müslümanlar! Sizin üzerinize halife ve emir oldum. Hz. Eshâb-ı kirâm arasında yayılınca herkesin aklı başından gitti. Resûlullah (s. Eshâb-ı kirâm arasında Hz. Medine’de ordu toplayıp. Mürtedlerle (dinden ayrılanlar) muharebeyi göze aldı. Medine’ye dönmüştü. sabaha kadar savaştı.) vefât edince. . Baş kumandan Hz. Arfece ve İkrime. Huzeyfe. Amr İbni Âs’ı (r. Talha ve Sücâh ve Mâlik bin Nüveyre’yi perişan edip.a. Medine ve Tâiften başka bütün Arabistan halkı İslâmiyetten ayrıldılar. Bütün bu zaferler.a. Halkı sükûna ve huzura kavuşturdu. “Resûlullah öldü” diyenin kellesini uçururum. Hâlid bin Velîd’i de Irak’dan Şam’a gönderdi. Bunlardan Hz. Herakliyüs’ün 240 000 askeri ile uzun ve çetin savaşlar yapıp galip geldi.a. Ali’yi tasdîk etti. bu kadar kuvveti uzağa göndermezlerdi. Üsâme’nin sefere gidip gitmemesi hakkında ihtilaf edilmişti.v. Müseyleme’nin kırkbin askerine karşı gelemedi. pişman olur.v. Onlara Resûlullah’ın da öleceğini.a. Resûlullah efendimiz (s.v. Hâlid bin Velîd’in ve Hz. Salı günü. Hz.Hz. te’sîrli sözler söyleyerek nasîhat etti. Sonra.a. Çünkü. Allahü teâlâya istiğfâr ederse Allahü teâlâyı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur buyurmaktadır” dedi. Hz. üzüntüden ve Ömer’in (r. Halife. Resûlullah’ın (s. hiçbiriniz cihadı terk etmesin. Allahü teâlâ hepinize iyilik versin.63 - .) da. Çünkü ondan başkasının hakkını alırım.) halifenin devesinin yularını tutup. çeşitli muharebelerle. Müslümanlar başsızlıktan.a. Resûl-i Ekrem (s. Halife. Sonra asker toplayıp.a. Ali (r. deyip ortaya çıktı. Derhal halife seçimi yapıldı. Hz. Halife. Yemâme’de de büyük zafer kazandı. askerin bir kısmını Müseynâ’ya bırakıp. Vallahi. Hz. Halife seçiminden sonra. Hz.a. Nisâ sûresi yüzdokuzuncu âyetinde: Biri günah işler veya kendine zulüm eder. Resûl-i Ekrem (s. bence zayıftır.a. cesaretini muhafaza ederek. bence çok kıymetlidir. Yermük’de 46.000 İslâm askeri. Hz.) da Filistin’e gönderdi. Kalkınız.a.a. senden sonra düzen bulmaz” dedi. Sonra Yezîd bin Ebû Süfyân’ı Şam’a yardımcı gönderdi. büyük şehirler aldı. Basra’da otuzbin kişilik orduyu perişan etti. Hz.a. Bu muharebede İslâm kadınları da harp etti. Her tarafa birlikler gönderdi. Her tarafı dehşet bürüdü.) mübârek eliyle verdiği Üsâme’nin (r.a. zamân-ı seâdetteki gelişmeyi hiç değiştirmemeye ve Resûlullahın niyetlerini yerine getirmeye kararlı idi.) vefât ettiler. Eshâbı topladı. İkrime emrindeki asker. Âlâ bin Hadremi (r. onbir kabileye bölükler gönderdi.) bu halinden korktuğu halde. diğer tarafdan mürted ve münafıklar dine saldırıyorlardı.a. “Kuvvetimiz olmadığını her tarafın boş olduğunu görerek. Müslümanlar kuvvetli olmasaydı. sizin en iyiniz değilim. “Ey Resûlün halifesi! Nereye gidiyorsun? Sana Resûlullahın Uhud muharebesinde söylediğini söylerim. Hâlid bin Velîd’i imdada gönderdi. sonra pişman olup.v. Sizin zayıfınız.) Umman ve Bahreyn’de birleşip. Hz. Sonra. Eğer ben Allah’a ve Resûlüne âsi olur.a. Hîre’de yüzbin altın cizye aldı. Hz. Halbuki. abdest alıp. Mekke. Fakat. İnşa Allahü teâlâ.v. Ben Allah’a ve Resûlüne itâat ettikçe. uzakdaki mürtedlerle muharebeye gitmek üzere devesine bindi. Ömer kılıcı eline alıp. Ordu henüz Medine’den çıkmamıştı. kara haberler getirmeğe başladılar. Hürmüz kumandasındaki İran ordusunu bozdu. Eshâb-ı kirâmın arasına girdi. Onun hakkını kurtarırım.) Bahreyn’de çetin muharebeler yapıp mürtedleri dağıttı. Doğruluk emanettir. dağınıklıktan kurtarıldı. dediler. sana bir hâl olur ise. Eshâb-ı kirâmın hepsi.

Hz. Kur’ân-ı kerîm’in bir hükmü dışına çıkılmadığı gibi. Resûlullah’ın her haline ve her işine pek yakından vâkıf bulunuyordu. Her ilimde müracaat kaynağı olmuştur.” “Allahü teâlâ’dan ömrünüzün başında ve sonunda afiyet ve yakîn isteyeniz. birçok âyet-i kerîmelerin tefsîrini O’ndan alıp bildirmişlerdir.a. bu da. İslâm devlet idaresinin temelleri sağlamlaşmış. Ömer bin Hattâb.a. Zeyd bin Sâbit (r.” “İmamlar (halîfeler) Kureyştendir.v.) o kadar yüksek idi ki.a. Eshâb-ı kirâmın en çok ilim sahibi olanlarındandı. benden sonra Peygamber gelseydi. Ebû Bekir’in ilmi o kadar yüksekti ki. Her işinde O’nun veziri oldu. Ömer bir gün geçerken. Ebû Bekir’de mevcuttu. Sûreler belli değildi. Yaşadığı zamanda Kureyş’in âlimi olarak tanınırdı. bütün dünyâda bulunan mushaflar.a. görüşünü sorar. Hayatı boyunca Peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmadı. Osman bin Affân.a.a.) vefâtından sonra hemen hilâfet işlerine başlaması ve meşguliyetinin çok olması ve her işittiğini rivâyet edecek kadar uzun yaşamamış olması sebebiyle rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin sayısı azdır. Ebû Bekir’in hadîs ilminde de üstün bir hizmeti olmuştur. Ertesi gün. “Ben Peygamberlerin sonuncusuyurn. Ömer. Hz.a. Resûlullahtan (s. Ebû Bekir’in en büyük hizmetlerinden biri de. Çünkü Resûlullah (s. Abdullah İbni Ömer. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsını. Eshâb-ı kirâm ve Tâbiînin âlimleri.v.64 - .a.) herkesin derecesine göre anlatıyordu. Bazıları da bazı kısımları ezberlemiş. başkaları da.) Kur’ân-ı kerîm’den anlayamadığı bir âyetin mânâsını sormuş. Yermük savaşı yapılırken. güzel idaresi ve bereketi ile oldu.a. Bir saat dinledim.v. Mürtedlerle yapılan bu harplerden Yemâme’de.” . çoğalmıştır. Nitekim Resûlullah efendimiz O’nun hakkında “Allahü teâlânın kalbime akıttıklarını. Bahreyn. Eshâb-ı kirâm. Resûlullahın (s. Ebû Bekir seviyesinde anlattığı şeyleri anlayamazdı. Resûlullah (s. bütün Kur’ân-ı kerîm’i kâğıt üzerine yazdırdı.a. Hz.v. iki kerre gelip. Eshâb-ı kirâmın (r. halife Ebû Bekir (r. dehası.). Bugün. Levh-ilMahfuz’daki sırasına göre okur. birçok hâfız şehîd olmuştu. Mekke ve Medine’ye gönderdi. Abdullah İbni Abbas. Ömer’in de teklifi ile Kur’ân-ı kerîm’in bir kitap halinde toplanması kararlaştırılıp. Ömer’i de soluna oturturdu. Ömer Peygamber olurdu” buyurdu. Kur’ân-ı kerîm’i tamamen ezberlemişti. Cenab-ı Hakk’ın rızasına kavuşmağa vesîledir. Kur’ân-ı kerîmi kitap halinde toplatması olmuştur.a. Böylece O. Fakat.) birşey anlattığını gördü. Ebû Bekir’in derecesi. birçok meselede Resûlullah’ın nasıl hareket ettiğini Ebû Bekir’den (r. Resûlullah’a sorardı. bu görev Zeyd bin Sâbit’e (r. Muhammed aleyhisselâm ahirete teşrif ettiği sene.a. Resûlullah (s. Resûlullah Kur’ân-ı kerîm’in hepsinin tefsîrini Eshâbına bildirmiştir. Eğer. Onun devrinde.a. Muhammed aleyhisselâmdan sonra insanların en üstünü oldu. Hz. yerlerini sıraladı.) hicretin yirmibeşinci senesinde.) dün size bir şey anlatıyordu. Hz. Ömer (r. Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Ebû Bekir. Basra. Ebû Bekir’in kalbine akıttım” buyurmuştur. birşey anlıyamadım” dedi. Mağarada beraber idiler.) verildi.) ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirtip.anhüm. Gayet güzel konuşur. Böylece. Hz. Ömer’i (r.v. Böyle yüksek olduğu halde ve Arabiyi çok iyi bildiği halde. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâbından çoğu. Bize de söyle. sûreleri birbirinden ayırdı. İslâmî ilimlerin bütün meselelerini bilirdi. Bunların 142 adet olduğu kaynak eserlerde zikredilmektedir. Peygamber efendimizin Hz. tam yerinde olduğuna söz birliği ile karar verdi. Resûl-i Ekrem’in (s. Ebû Bekir’i sağına. Bağdâd. Huzeyfet-ülYemânî. Şam. Âhireti teşrif edeceği sene. Zeyd bin Sâbit’in başkanlığındaki bir hey’ete. “Dün Ebû Bekir (r. Hz. Hicrette O’nun yol arkadaşı idi. Kur’ân-ı kerîm’in Hz.a. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsına ve hakikatine ait bütün bilgileri bizzat O’ndan almıştır. Hz.) efendimiz dinler ve tekrar ederdi. “Benden duyduklarınızı. Çünkü Hz.halifenin cesareti. Kendisinden. Abdurrahman bin Avf. esrarını. Üçüncü halife Osman (r.) en yükseklerinden olan Hz. Âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i şerîflerin mânâ ve hakikatlarına hakkıyla muttali (öğrenmiş) idi. Yemen. Bir meselede Eshâb-ı kirâm ile istişare ederken Hz.) Ebû Bekir Sıddîk’a (r. Aliyyü’l-Mürtezâ. hatta Cebrâil aleyhisselâm dahi. Arap dilinin belâgatına da vâkıftı. Çünkü Ebû Bekir’in yüksek derecesine göre anlatıyordu.) soruyordu. Çünkü o daima. hep bu yedisinden yazılıp.a. gelip dinlemeğe çekindiler. Cebrâil aleyhisselâm her sene bir kerre gelip. Hz. öğrenelim” dediler. Sonra.) çok feyizlere kavuşmuş. Resûlullah efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin bazıları şunlardır: “Misvak ağzı temizlemeğe. Aralarında bir nokta farkı bile yoktur.) ve daha birçok Sahâbî hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir.a. tamamını okudular. Yanlarına gidip dinledi. Resûlullah ona anlatıyordu. o ana kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîm’i.) görünce. birçok kısımlarını yazmışlardı. din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!” buyururdu. Ömer. halife Medine’de vefât etti. Mıshaf veya Mushaf denilen bir kitap meydana geldi. önce bu ikisinin reyini. gördü ise de. Abdullah İbni Mes’ûd. Kur’ân-ı kerîm’in tefsiri için lâzım olan bütün ilimler. “Yâ Ömer.v. Ebû Bekir’e anlatılan tefsîrini anlıyamadı.v. sonra da diğer Sahâbîlerin görüşlerine yer verirdi. Görülecek mesele hususunda. Hz. ondan çok daha yüksekti. Altı tane daha Mushaf yazdırıp. Otuzüçbin Sahâbî bu Mushaf’ın her harfinin. Kur’ân-ı kerîm’den hüküm çıkarmak hususunda üstün bir kudret ve maharet sahibi idi. Peygamber (s. dinden ayrılmak isteyenlere fırsat verilmemiştir.

) Neseb ilminde de yükselmişti. fetihden sonra malını dağıtan ve cihâd edenden daha büyük derece vardır. İslâmî ilimlerin her meselesini bilirdi (ve hükümlerinin hepsine hakkıyla vâkıftı). Ebû Bekir vasıtası ile kavuşmuşlardır. Ebû Bekir idi.” Ebû Bekr-i Sıddîk’ın (r. hakkında Leyl sûresi onyedinci: “Takva sahibi olan Cehennem ateşinden uzaklaştırılacaktır” âyet-i kerîmesi indirildi. Resûl-i Ekrem’in zamanında bile fetva verirdi. fıkhî (dini meseleleri araştırıp. Ebû Bekir Sıddîk’ı arkadaş etti.a. Bedir Gazasında. Habîbine.v. tetkik ve tahkik edip). Hz. Çünkü. “Ağaç altında. nurlara iki yoldan kavuşmuştur. hem de. Resûlullah (s. Allahü teâlâ elbette râzıdır” müjdesine. Bu hicret Allahü teâlânın izni ile idi.a. İslâmiyetin zimmîlere (gayri müslim vatandaşlara) tanıdığı bütün haklar eksiksiz yerine getirilmekteydi. sana söz veren mü’minlerden. sıkıntının azalmadığını görerek. Müslümanlar.) diğer müslümanların en üstünü olmasının sebebi. Onlar da. Bunların her biri. onlara Cenneti hazırladı. Resûlullah (s. ruhunun kabz olunduğu yere (vefât ettikleri yere) defin olunurlar. Eshâb-ı kirâmın içinde “fukahâ-ı seb’a” adı ile meşhûr olan yedi büyük âlimden biri de Hz.). Allahü teâlâ. Ebû Bekir’e: “Sen benim havuz başında ve mağarada arkadaşımsın” buyurdu. atını sürerken. fıkıh ilminde üstün bir yeri vardır. Ebû Bekir. başka akraba ve yakınlarını değil. Fetvalarının adedi itibarıyla bunların mutavassıtlarındandı? Kendi hilafeti devrinde kurulan dîni müesseselerden (kuruluşlardan) biri de. Temmuz ayının öğle sıcağında.v. Kur’ân-ı kerîm’in. Ebû Bekr-i Sıddîk (r.v. Bir saat geçti.a. imâna gelmekte. Hz.v.a. Nitekim Resûlullah (s. O ise. O’nun hakemliğine ve kararlarına itirazları olmazdı. marifetlerin hepsi O’na da verilmişti. dînî hükümlerde icma’ın (birliğin) hâsıl olmasına çalışmaktı.a. Bu sözleşmeye “Bi’at-ür-Rıdvân” denir.” “Peygamberler. Bu ümmetin sonra gelen evliyâsı.a. cihad etmekte.v. muhlis mü’minlerdendi. tasavvuf ilminin bütün yüksek marifetlerine kavuşmuştu.) gönderdi. Ramazan-ı şerîfin onyedinci Cuma günü. ilmin gelişmesi temin ediliyordu (sağlanıyordu). yardım eden Ensârdan.a. Arapların soylarına ait vak’aları (olaylar) en iyi bilendi. Bunlar.v.a.a. Ebû Bekir Sıddîk’dır.a. Çünkü dîni kuvvetlendirmek ve Peygamberlerin efendisine yardım etmek için. onun için indirilmiştir ve yine Tevbe sûresinin yüzüçüncü âyetinde. “Yanımdan ayrılma ya Ebâ Bekir! Bedenime ve kalbime gelen her sıkıntı. her fazîlette öne geçenlerden. Ömer’i (r. Allahü teâlâ.).) sonra olma se’âdetinin sahibi. Allahü teâlâya bu yoldan kavuştular. Onların bıraktıkları sadakadır. Demek ki.” buyurdu. Aralarındaki kan davalarını halleder. O’nun gösterdiği yoldan ayrılmamaktır. malının çoğunu ve canını fedâ etmekte ve her türlü hizmette.a. Halini bildiği için. İnsanların yaratılışları ayrı ayrı olduğu için tasavvuf yolları da ayrılmıştır.a.a.) kâfirlerden mağarada saklanınca.) şerefini ve diğerlerinden üstün olduğunu göstermektedir. Bu ümmet içinde. Ebû Bekr-i Sıddîk.) elinden tutup. özellikle Hz.65 - .anhüm) kumanda yerinde oturmuştu. “Önce imâna gelenlerden. Resûlullah’tan gelen feyizlere. Müslümanların sorularına cevap vermek suretiyle. İbni Ömer (r. malını dağıtmakta.) Ebû Bekir.a. diğeri de vilâyet yoludur. Ömer. Ebû Bekir’in fazîletleri. başkalarının önünde bulunmasıdır. sıddîk.) yardımcı gönderdi. Eshâb-ı kirâmın en büyük fakîhlerindendi. sâdık. Ebû Zer. Hz. şerefini kaybetmekte.a. Sa’d ve Sa’îd ile (r. Sonra Ebû Zer’i (r. Resûlullahın (s. .a. senin mübârek yüzünü görmekle hafifliyor.“Doğruluğa ve iyiliğe dikkat edin. önde olanlardan ve iyilikte bunların izinde gidenlerden Allahü teâlâ razıdır. zira bunlar Cehenneme götürür. kılıcını çekip.) de “Ağaç altında benimle sözleşenlerden hiçbiri Cehenneme girmez!” buyurdu.a. Ebû Bekir Sıddîk’ın (r. Allahü teâlâ hepsine Cenneti va’d etti” âyet-i kerîmesi. “İftâ makamı” (fetva makamı) idi. Ebû Bekir (r. Resûlullah’tan sonra Allahü teâlâyı en iyi tanıyan ve en çok ibadet eden O’dur. Resûl-i Ekrem (s.) bildirdi. Bu kuruluşun en önemli görevi. Bu özellik Ebû Bekir’in (r. iki taraf hücum etmişti. hem de Medine’de bunları karşılayıp. Peygamberimizden (s. Seninle kalbim kuvvetleniyor.” “Peygamberler miras bırakmazlar. Cennette sonsuz kalacaklardır” buyuruldu. hem Mekke’den gelen Muhacirlerden.) Resûlullah’dan (s.) gönderdi. Sa’d ve Sa’îd’i (r.) âzâd edince. İslâm askeri sıkıntı çekiyordu. Feth sûresi onsekizinci âyetinde.) de dahildir. Tasavvuf.v. Allahü teâlâdan razıdır. yani düşmanlarla şiddetli mücadele etmek ve şânını. öncelerin öncesi odur. Yedinci olarak Bilâl-i Habeşî’yi (r. nübüvvet yolunun bütün marifetlerine. Allahü teâlâ. Resûlullah’ın kalbine akıtılan feyizlerin.a. Eshâb-ı kirâmın hepsi. Yalandan ve kötülükten sakının. hem onlara faydalı olunuyor. Resûlullah’tan yayılan bütün ilimlere ve feyizlere ayna olmuştu. Hepsini sever. zira bu ikisi Cennete götürür. hadîs-i şerîflerin ve Eshâb-ı kirâm ile diğer din âlimlerinin haber vermesiyle anlaşılmıştır. Hicretten evvel altı köle âzâd etmiştir. gizli ve aleni herşeyine vâkıf olan sadece Ebû Bekir idi. bunlardan razıdır. Sonra. bu korkulu yerde onunla arkadaşlığı tercih etti. Hadid sûresinin onuncu âyetinde: “Mekke-i Mükerreme’nin fethinden önce malını veren ve cihâd eden kimseye. üstünlükleri çoktur. Resûlullah (s. bindörtyüz kişi idi.) izinde bulunmak. Birisi nübüvvet yolu.v. Hz.

Resûlullah (s. hepsi âşıktır. kuşlar. (s. Ebû Bekir’e. Ebû Bekir Sıddîk) yazılı idi. Ebû Bekir’i Kur’ân-ı kerîm’de bilhassa bildiriyor ve: “O vakit Peygamber. Resûlullaha (s. dediler. Ebû Bekir’in. mahzun olma!” diyordu” buyuruyor.a. Böylece imânda O’nun ikincisi oldu. Gözyaşı Resûlullahın mübârek yüzüne damlayınca: “Ne oldu yâ Ebâ Bekir?” buyurdu.) dördüncü gün sabah namazından sonra Eshâb-ı kirâma dönerek. Sıddîk. sizi görmeme mani olunca benden korku ve haya kalktı. Bu da Resûlullaha olan sevgisinin doğruluğunu. Resûlullah (s.Hazerde ve seferde Resûlullahdan hiç ayrılmadı. Resûlullah uyanır korkusuyla.) ayağını çek buyurdular. sonra Resûlullaha.66 - . Hattâ bu köleniz gözü yaşlı. Namaz vakitleri haricinde göğsüne kadar tandıra girer. Sana yalnız insanlar değil.v. Kırkbin altını gizli. Bu hususta da ikinci oldu. Ebû Bekir. Sonra Hz. Ömer şöyle dedi: “Ömrümdeki bütün amelimin Hz.v.a. yâ Resûlallah içeri girmeyin! Ben gireyim. hayvanlar. Habîbim üzülmesin buyurduğunu söyledi ve olanları anlattı. O’nun arkadaşı olduğunun açık delilidir. dedi. öne geçti. Hz. hep yanında bulundu. canını.a.) yüzüğü Sultân-ı enbiyâya teslim etti. Ebû Bekir insanları Allah’a ve Resûlüne imâna çağırdı. Namazları evinde kılardı. Resûlullah insanları imâna davet etti. Resûlullah (s.a. Hz. Bu yüzüğün üzerine “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” yaz. ben yazdırdım. siz de güneşi getirdiniz. Ebû Bekir. cinnin Peygamberi. Resûlullahı o kadar severdi ki. Ebû Bekir kuyumcudan alıp. Ebû Bekr-i Sıddîk îmân edenlerin birincisi oldu. Bir iki delik kaldı. Sonra eski bir mutaf (keçi kılından dokunmuş elbise) eline geçti. Peygamberimize. Ayağını çekince heybetli ve zehirli bir yılan çıktı. O . her şeyini O’nun için fedâ etmiş ve her an fedâya hazır halde idi. Allahü teâlânın kendisiyle olduğu bir kimse ise.v. Bazı âlimler. sabredip. Hz. Ebû Bekir’e bu yüzüğün üstüne yalnız Lâ ilâhe illallah yazılması söylenmişti. Ebû Bekir) ile mağaradaydılar” âyeti ile. Ebû Bekir’in söylediği gibi yazdı. Ebû Bekir için son derece üstünlük vardır.a. Böylece davette de ikincisi oldu. Ebû Bekir’in kendi adının yazıldığından haberi yoktur. Acaba hasta mıdır. Sağında solunda bir çok irili ufaklı delikler gördü.) bir gümüş yüzük hediye getirmişlerdi Hz. benim mağara arkadaşıma. “Allah için. Ebû Bekir ayağım ile kapattığım delikten bir yılan ayağımı soktu. “Çabuk git.a. Yılan. Habîbullahın aşkı için seksenbin altın fakîrlere sadaka verdi.v. büyüklerimizden yüksek vasıflarınızı dinlemiş. karıncalar. Fakat Sıddîk.v.) içeri girdi ve mübârek başını Ebû Bekir’in kucağına koyup uyudu. Ebû Bekir’in ismi geçince. Ebû Bekir’in elinde iken ve haberi yok iken yüzüğe Ebû Bekir ismini yazdı.v. Halbuki fazla yazılmış hikmeti nedir? diye sordular. sırdaşıma eziyyet etmeğe Allahü teâlâdan korkup. Allahü teâlâ onu. Allahü teâlâ. Bundan sonra giyecek elbisesi bile kalmamıştı. içeri girmesini söyledi. Hz. Cebrâil aleyhisselâm derhal yetişip. Ebû Bekir yüzüğü alıp kuyumcuya götürdü. çoğu zaman Resûlullahın yanında idi. mübârek yüzünüzü görmeğe âşık olmuştur. içerde zararlı bir şey varsa.a.v. Onun için çok zamandan beri bu sıkıntılı mağarada gece gündüz demeyip yolunuzu bekliyordum. Sonra Ebû Bekir (r. delikleri kapadı. O’nun o mes’ûd gecesi ki. Bu küstahlığa cesaret ettim. Tevbe sûresi kırkıncı: “Mekke kâfirleri onu Mekke’den çıkardıklarında ikinin ikincisi. Bunda Hz. gidip hatırını soralım” buyurdular. Yüzüğün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah. Resûlullahdan sonra O’nun türbesine defin olunmada da ikincisi oldu. arkadaşına. müslüman olunca Allahü teâlânın rızası. Resûl-i Ekrem (s. Bunlar hep O’na en yakın olma delilleridir. Ebû Bekir’in yarasına mübârek tükrüğünden sürdü. Kuyumcu Hz. Böylece üç gün geçti.a. “Yâ Atik. mutafı arkasına alırdı. terledi.” diyerek özür diledi. bana gelsin. Bu mağarayı şereflendireceğinizi biliyordum. bu karanlık mağaraya sabahı. (ya’ni Hz. şüphesiz. benden utanmıyor musun?” buyurdu. bir elem gelmesin” dedi ve içeri girdi. Onları da ayakları ile kapayıp. dedi. Hz. Üzerine (Lâ ilâhe illallah) yazılsın. insanların. Hz. Her savaşta Resûlullahın yanında idi.) özürünü kabul etti. “Ebû Bekir Sıddîk üç gündür mescide gelmiyor.a.v.” buyurdu.v. Birçokları bu çağrıyı kabul etti. Mağaraya varınca. Resûlullahın ikincisi kıldı. yılanlar. Hz. İçeriyi süpürüp temizledi. “Ey Allahın Habîbi. Habîbimin yüzüğüne Ebû Bekir ismini yaz.) götürürken Hak teâlâ Cebrâil aleyhisselâma. Ayağımı çekersem çıkıp size zarar vereceğinden korkuyorum. Hz.) yüzüğe baktılar. Bedir’de de O’nun ikincisidir. Bir cevap vermeden Cebrâil aleyhisselâm gelip. Resûlullah (s. Resûlünün arkadaşı olarak. çünkü Ebû Bekir benim ismim ile Habîbimin isminin ayrı olmasını uygun bulmadı. Resûlullah (s. Hırkasını parçalayıp.). malını. Hz. Fakat Allahü teâlânın ism-i şerîfi ile Resûl-i Ekrem’in ism-i şerîfinin ayrı olmasını uygun görmemişti. Ebû Bekir çok utandı. Hemen iyi oldu. Resûlullah (s. O’nun yerine insanlara imam olup. Resûlullah hastalanınca. Üçüncüleri Allahü teâlâ idi. Hz. bir gün ve gecelik ameli gibi olmasını isterdim. Ben de Habîbimin isminden Ebû Bekir’in ismini ayırmağı uygun görmedim” buyurdu. mübârek zâtınıza bir keder. Hak teâlânın selâmını söyledikten sonra. mübârek yüzük Hz. şeref ve fazîlet yönünden diğerlerinden üstündür. Arkasına giydi. bu yüzüğü bir kuyumcuya götür. kırkbini de aşikâre vermişti. hiç hareket etmedi. Hz. Ayağını yılan soktu. böyle emretmemişdi.a.) ile birlikte mağaraya gitti. “Ey utanmaz yılan.

“Evine ne kadar mal bıraktın!” buyurdu. Ebû Bekir’e bir elbise gönderilmesini emir buyurduğunu haber verdi. Hutbelerinde: “Allahü teâlâ bir kulunu dünyâ ile kendi katında olan arasında serbest bıraktı. Ebûdderda’ya hitaben: “Neden Ebû Bekir’in önünde yürüyorsun! Onun daha üstün olduğunu bilmiyor musun? Böyle gitmek edebe aykırı değil midir?” buyurdu. cevaplarınız arasındaki fark kadardır. Sonunda bir Sahâbî başka birisinden bir elbise bulup. Ebû Bekir’i karşıdan görünce. Firdevs Cennetinde bana komşu yapacaktır. bana İslâm Dinini nasîb etti.a. pişen kendi ciğerimdir. Resûl-i Ekrem. Hak teâlâ sana selâm edip. Yâ Resûlallah gökteki bütün melekler böyle giydiler. Ebû Bekir bunu duyunca ağladı.67 - .v. “Yâ Resûlallah! Hz. o da Allahü teâlâ katında olanı seçti. bunun nasıl olduğunu sorunca: “Hak teâlâ. hesap var mıdır?” diye sordu. Hiç bir şey bırakmadım dedi.sırada Cebrâil aleyhisselâm siyah mutaf giymiş vaziyette geldi. Ebû Bekir’e haber gidince. diğer bütün kapıları kapattırdı.)” sonra da kendisinin olduğunda ittifak vardır. Hz. Fakat İslâm kardeşliği ve muhabbeti vardır. O da (Yâ Rabbî! Dünyâda beni sevenleri bana bağışla. O sırada benim de malım çok idi. Resûl-i ekrem. birşey söylemeyip. lüzumsuz hiçbir söz söylememek için mübârek ağzına taş koyardı. Mecbur olmadıkça asla dünyâ kelâmı söylemezdi. Ebû Bekir Hak teâlânın rızası ve senin dinin uğruna.) beraber bir yolda giderken. O sırada.a. Ebû Bekir’in imânı ağır gelir” buyuruldu. Birgün Resûlullah efendimiz. Ebû Bekir ile Ebûdderdâ (r.a.) Hz.) O’na da. Hz. Ebûdderdâ önde. kırkbini de aşikâre olarak seksenbin altın sadaka verdi. dediler. bizi hiç davet etmez” dediler. Ebûdderdâ (r.) hutbe okuyordu. “Onun kapısında nûr görüyorum.v. Birgün Eshâb-ı kirâm Resûlullaha. odasında yalnız başına ciğer kebabı yer. (Buyur! Hesapsız Cennete gir!) denilecektir. bu kendisinden sonra onun halifeliğine işarettir. Ebû Bekir hepimizden fazla sadaka verirdi. sonra Ömer.v. Resûlullah Hz. Habîbine dost eyledi. Bu sefer de ben en fazla vereyim düşüncesiyle malımın yarısını götürdüm. ağlama! Arkadaşlığı ve malı bana Ebû Bekir’den daha bereketli olan yoktur. âlimler. Bilâl’e Ebû Bekir’i (r. Her ikisini de dolduraca. kırkbini gizli. Eshâb-ı kirâm arasında büyük yer verdi. dedi. ciğerim kebap oluyor” cevabını verdi. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ sana selâm edip. Ey kardeşim Cebrâil bu ne haldir? diye sordular.a.) hatasını anlayıp tevbe etti. Resûlullah (s.a.) herkesin sadaka getirmesini emir buyurmuştu. Ebû Bekir’e gönderdi. “Ey Ebû Bekir. Hz. “Kimde bir fazla elbise varsa versin! Hak teâlâ ona çok sevab verip. Yâ Resûlallah! Hz. Resûl-i Ekrem’in huzuru ile şereflenmek için yola çıktı. “Ey Ömer evine ne kadar mal bıraktın!” buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm geldi. bu kadar nimetin şükrünü yapabilir miyim.” buyurdu.) şöyle bildiriyor: Birgün Resûlullah (s. onlarla birlikte Cennete girelim) diyecektir. Hz. Ebû Bekir’den şikâyet için gelip. Hatırıma şu gelmişti: “Hak teâlâ Cenneti ve Cehennemi yarattı. Resûlullah (s. Kulunu Allahü teâlâ. Ebû Bekir’in evine gitti. Ebû Bekir. bize de var mıdır?” buyurdu.) geldi.a. Ebû Bekir o elbiseyi giyip. Eshâbı ile mescidde otururken.a. yanına oturttu. Yâ Resûlallah. Hz.” buyurdu. Hz. Ona. Resûl-i ekrem Cebrâil aleyhisselâmı görünce rengi değişti. Eshâb-ı kirâmın. bütün mü’minlerin imânları ile tartılsa. Ebû Bekir’in mescide açılan kapısı hariç. Eshâb-ı kirâmın hiçbirinin fazla elbisesi yoktu.a. Hz. Ebû Bekir (r. Bütün Eshâb-ı kirâm da musâfeha edip. hemen kalkıp. Hz.v. Resûlullah efendimiz. Ömer anlatır: “Tebük gazasında.) bildirir: “Bu ümmetin Resûlullahdan sonra en üstünü Ebû Bekir. Ebû Bekir’i karşılamanızı emir buyurdu. Hz. beraber evine gidelim!” buyurdu. Resûlullah. “İkinizin arasındaki fark. Hz. Hz. Resûlullah (s. “Bir daha böyle yaptığında. Ebû Bekr-i Sıddîk bizim en âlimimiz idi.a. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Ebû Sa’îd-i Hudrî (r. Birgün haber verdiler. dedi. dedi.a. “Ebû Bekir’den başka herkese vardır. Ebû Bekir’e duâ ettiler. Hz.) Ona. Resûlullah.v. Hz.) çağırmasını emir buyurdu. Resûlullahın (s.v. Kendi kendime. Bunun kadar da evimde var dedim. Hz. O esnada. bu zatı hangi şey ağlatıyor. Allahü teâlâ katında olanı seçti” buyurdu. Neden bu şekilde giydiler diye sorunca. Ali’den (r. Ebû Bekir’i edinirdim. Hz. sonra Osman’dır (r. Ebû Bekir’e olan muhabbetleri daha çok arttı. O da. karşılayıp. Ebû Bekir’den başka hiç kimse Cebrâil aleyhisselâmdan vahiy işitmemiştir. sen ciğer kebabı yiyor muşsun.) eshâbına.a.a. Her zaman Hz. kokusunu duyarız.” Hz. Resûl-i Ekrem’e. ben ciğer kebabı yemiyorum. dedi.” buyurduğundan. hemen yola çıktı. bana haber verin. Ebû Bekir’in bir saat ibâdeti yetmiş yıllık ibâdet yerini tutar. Mi’râc gecesi Cebrâil aleyhisselâma: “Ümmetimin hepsine sual. Hz. Resûl-i Ekrem (s. Ateş ve kebap yoktu. Eğer ümmetimden dost edinseydim. Bir hadîs-i şerîfte: “Ebû Bekir’in imânı. Henüz huzura varmadan Cebrâil aleyhisselâm gelip. Ebû Bekir’e karşı çıkıp musâfeha etti. dünyâ ile kendi katında olan arasında serbest bıraktı. Acaba kıyâmet gününde hâlim ne olur. Evde ne yapıyordun diye sordu.a. dar bir yere geldiler. karşıdan Resûl-i Ekrem parlak ay gibi göründü. Hiç giyeceği kalmadığı için üç gündür mescide gelemedi. diye korktuğumdan. hepsi candan Hz. Ebû Bekir arkada yürürlerdi. İbni Münzir. Bunu işitince.” Diline hâkim olmak. Hz. “Yâ Ebâ Bekir.

kavuşma zamanı yaklaştı” buyurdu. Hz. Hak teâlâ hazretleri.a. Ömer’i) halife seç!” buyurdular. sen İslâm dinine kuvvet verdin. Resûl-i Ekrem bir gün: “Bu gün içinizde oruçlu olan var mıdır?” buyurunca. Resûl-i Ekrem’i rüyada gördüm. hicretin onüçüncü yılında vefât edince. Fakat ben Hak teâlânın dostuyum. her geçen gün biraz daha zayıflıyordu. herkesten daha cömert sen idin.a. en sıkıntılı zamanlarında yardımcı oldun. ihsanda. O’na en yakın. iki yanında. güzel huylarda. dedi. parlamağa başladı. hayır duâ ettiler. Uyandım. sen oldun. Câhiller dinden çıkarken. Birgün kızı Âişe-i Sıddîka hazretleri bu zayıflamanın sebebini sordu. Habîb-i Ekrem’in yanına defn ettiler. evdekiler uyanmışlar. bugün bir fakîre yemek verdi?” buyurdu. hepimizin imânından daha saf oldu. büyüğümüz. Hz. Hz. Resûl-i Ekrem’e hepimizden çok sevgilidir” buyurmuştur. kıyâmette ikrâmda bulunacak. Ebû Bekir. uzun boylu. evdekiler baş ucumda ağlıyordu. Her iyilikte ileridesin. ben bulundum. Uykuda o kadar ağlamışım ki. ey Allah’ın Resûlünün halifesi! Senin doğruluğunda şüphemiz yoktur. “Yâ Ebâ Bekir. Hakikaten vefâtından sonra. Ömer: “Hz. yâ Resûlallah dedim. arkadaşı. Bana Ebû Bekir’in malının verdiği fayda gibi hiç kimsenin malının faydası olmadı. Eshâb-ı kirâm. Ebû Bekir. İki beyaz elbise giymişti. sana. iki oğlan.): “Bu kadar hasletlerin bulunduğu kimse. Hz.” Hz. doğru söylüyorsun. Hak teâlâya kavuşma zamanında kendisine iftira edilmesini istemez ve müslümanları aldatmayı uygun bulmaz” buyurdu. “İçinizde kim. Resûl-i Ekrem selâm verip musafeha etmekle beni şereflendirdi.68 - . harplerde. Hz. Eshâb-ı kirâm nereye defn edelim diye tereddüde düştüler. Resûlullahın vefâtından sonra. yerde ve gökte herkesin rızasını kazanmış. inandım dedin. ağlayarak geldi ve “Hilâfet bugün tamam oldu” buyurdu. O’nun ümmetinin halifesi. hanımının bir kızı oldu. Resûlullah ile sohbetin. benim bir kız kardeşim var.ğını diledi (takdir etti). ben oruçluyum. Dost edinseydim. Herkes şaşırdı. Hayır sahiplerinin birincisi sensin. Hz.) ölüm hastalığında çocuklarını Hz. İkrâmda. senin derecen en yüksek oldu. Yâ Resûlallah. bu iki kişiyi tanıyamadım ve onlar gibi kimse de görmedim. “Dostu dosta kavuşturun” diye bir ses geldi. vefâtın zamanında yardımcıların. Cennette komşularındır. Resûlullah efendimiz (s. Böylece hem Hak teâlânın takdiri yerine gelmiş. son hastalığında: “Halifeliği kime bırakacağım hususunda tekrar istihare ettim. Senin iyiliklerin. Cevabında: “Beni. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir. Hz. Resûlullaha. gayet güzel yüzlü. Orada bulunan Eshâb-ı kirâm. Ebû Bekir. Hatta mescidde namaz kılanlar da. sen idin. Fakat Ebû Bekir’in iyiliğinin. hem de bütün insanlar Cehennem korkusundan kurtulmuş olurlar cevabını verdi. Resûlullaha en şefkatli. Bakanların gözlerini alırdı. Resûlullahın sevgilisi. zamanın en temiz olan Fârûk’u (Hz. Ebû Bekir. Âişe anlatır: Babam vefât edince. hayırlımızdır. Mübârek elini göğsüme koydu. Önce İslâma gelen sensin. boyda. işittik dediler.) işitince. dedi. Söyleyeceklerini söyle dediler. Hz. ikrâmının karşılığını veremedik. Kapı önünde durup: Yâ Ebâ Bekir! Sen. Sonra: “İçinizden kim. en yardımcı. hepimizinkinden çoktur. bugün cenâzede bulundu?” buyurdu. Ben de seni özledim. Yanındakileri göstererek: “Bunlar. ben verdim cevabını verdi. Ali (r. Hz.) bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: “Bize her nimet verene. sırdaşı ve müşâviri idin. Eshâb-ı kirâma anlattım. kötü işlere yapılan cezayı görmeden. O halde uyumuşum. Kur’ân-ı kerîmde (sıdk) ismi ile şereflendirdi. ben yokladım dedi. Üzüntüm gitti. Yüzüm gözyaşlarımdan ıslanmış. nûr elbiseli ve bakanlara neşe veren iki kimse vardı. vücudumu Cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim. Kızı olacağını zan ediyorum” buyurdu. bugün hasta yokladı?” buyurdu. dedim. Şöyle buyurdu: Gecenin sonuna doğru uyumuşum. “Hanımım hâmiledir. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s. Âişe. dert ortağı. ikincisi hangisidir? diye sordu. O elbiselerin eteklerini ben tutuyordum. Sonra gittiler. Cennete girmekten maksat. sen oldun. O’nun huzurunda. Bilirsiniz. O’na. iki kız olarak ısmarladı. daha kuvvetli. Sulhda. Resûlullaha herkes yalancı derken sen. Sonradan bana söylediler. anam babam sana fedâ olsun. Onlar da aynı sesi işittiklerini söylediler. Uyandım.a. Resûlullahın huzurunda. Hak teâlâdan. “Bu ümmet için âdil. “Bunlar Cebrâil ve Mikâil’dir” buyurdular.v. Ebû Bekir’in bu yüksek arzulu duâsını çok beğenip. Bana senin isminin gökte melekler arasında. mükâfatını verecektir. O’na en çok benzeyen. O’nun yanında idin.). Allahü teâlâ seni. O sırada elbiseler yeşil olup. sâdık. muhakkak Cennete girer” buyurdu.a. Yine: “İçinizden kim. Hz. iyilik edene mükâfatını verdik. hepimizin sohbetinden daha iyi idi. Artık müşavereye lüzum kalmamıştı. Senin yakînin. Hak teâlâdan. O’nun dininin koruyucusu idin. O’na. Herkesten zengin. Senin imânın. Hz. dünyâda vezirlerin. Allahü teâlâ. yerde halk arasında Sıddîk olduğunu haber verdiler” buyurdu. Ebû Bekir.v. bizim Seyyidimiz. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir’i edinirdim. Medine’de herkes ağladı. Sen. yaşda. Hz. Hiçbir akıllı kimse de. O’nun kulağı ve gözü gibi idin. hesapsız Cennete girmektir. Muhammed aleyhisselâmın ayrılığı böyle zayıflattı” buyurdu. Ebû Bekir. denilmiştir. Kulağıma. Âişe’ye. yalan söylemem. Allah’dan korkun daha büyük oldu. çok mükâfat versin ki.a. rızâsına uygun olmasını diledim. seni çok özledik.

İslâm’ın ağır yükünü sen taşıdın. Verdiği elemleri kabul ettik. sana yaptığım tavsiyeyi aklında tut ve kaybolmamasına dikkat et! Ölümü özüne sevdir. Allahü teâlânın. “Resûlullah bana. kesilir. Gerici düşüncelerin. Sonunda şöyle buyurdu: “Ey kardeşim. siz doğru yolda bulundukça. onların hepsini azâba uğratmasından korkulur” dedi. tarlaya tohum ekme vaktini kaçırmış olur.v. Beni bundan ve damarlarımda kalanlardan sorguya çekme!” Birine nasîhat veriyordu. komşusu ile münâkaşa ederken gördü ve oğluna gücenerek: “Oğlum.ğı zaman. Eshâbın az konuşanı ve en belîği. Küfür ve mürtedlik ateşini söndürdün.” “Allahü teâlâdan. dinleyenin ve okuyanın kalbine tesir etmektedir. Binekte iken devesinin yuları düşse. Eshâb-ı kirâmın hepsi. ihtiyacınızdan fazlasını almayınız!” . “ Bir defasında bilmeden şüpheli birşey yiyip hemen anlayınca zorla istifra edip. komşu ile dedikodu yapma! Şu gördüğün insanlar dağılır gider ve sen yine komşunla başbaşa kalırsın” dedi. doğruyu bildirmek idi. boş şeylerle geçiren. deveyi çöktürür alırdı. bize senin vefâtından daha acı bir musîbet gelmedi. sen doğrulttun.) ile kıbleye karşı namaz kılan Ebû Bekir’dir” buyurdu. Hak dinin ağacını diktin. Hakka asî olmak ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir.69 - . Sen mü’minlere sığınak. bozuk inançların kökünü kazıdın. kıyâmet gününde cehennem ateşiden korumasını isteyen bir kimse.” “Müslümanlardan hiçbiri. diğerini hakir görmesin! Zira müslümanların küçüğü. Göklerde. senin derecen çok büyüktür. imâna sen kuvvet oldun. Her işin sonunu. seni Muhammed aleyhisselâmın huzuruna kavuştursun! Bize. Sonunda hepsi. Mü’minlere şefkatli. başka mânâda kullanıyorsunuz. mü’minlere karşı çok merhametli ve ince kalbli davransın!” Oğlu Abdurrahman’ı. Mübârek gözlerinden yaşlar aktı. sen yerine getirdin. Hz. Nasıl olsa gelecek. en önde yalan gelir. senden ayrılık yarası çok derindir) buyurdu.” “Ömrünü faydasız. Ve çok ağladı. Siz. Muhacirler ve Ensâr arasında. Sen rüzgarların oynatamıyacağı bir dağ gibi idin. Resûl-ı Ekrem’den şöyle buyurduğunu işittim: “İnsanlar kötülüğü görüp mani olmadıkları zaman. Münafıklara karşı çok sert ve ateşli idin. senden ayrılma acısı için sabırlar ve ecirler versin! Bizleri. korkmayınız ve gıdadan başka bir maksatla koyun ve deve kesmeyiniz ve manastırlarına çekilmiş insanlara zarar vermeyiniz” diye emirler ve nasîhatler verdi. Ali. çocuklara dokunmayınız. Herkes dağılırken sen Muhammed Mustafa’nın (s. “Allah sevgisini hâlis olarak tadanı. Yine bir hutbesinde: Ey insanlar! Allahü teâlânın “Ey imân edenler. Bir hutbesinde buyurdu ki: “Ey insanlar! Allah’tan af ve afiyet isteyiniz. Allah’ın dinini. O’nun her sözü. Buyurdu ki: “Takva akıllıca yapılan işlerin en güzelidir.a. yoldan çıkanların size zararı olmaz” (Mâide sûresi 105) âyet-i celîlesini okuyorsunuz. Bir gün Eshâb-ı kirâma hitaben buyurdu ki: “Allahü teâlâ size dünyâyı fethettirecek. af edici baba idin. bilmeden yaptım.v. kapılarını açacaktır. Sözün mertçe. ma’mur yerleri tahrip etmeyiniz. midesini boşalttı ve sonra şöyle duâ etti: “Allahım. geri kalmışları İslâma sokarak aydınlatırdın. Vaktinde tohum ekmeyen ise. müslümanlara kolaylaştırdın. İslâm’dan sonra af ve afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Sebebini sordular. onlara: “Kadınları öldürmeyiniz. ilim idi. Ali’nin sözlerini dinledi. yakînin hepimizden sağlam idi. İslâm’ın hakkını herkes elden kaçırırken. her buluşun doğru. önceden görür. sen kükremiş arslan gibi ortaya çıktın. Allah yanında büyüktür. Verilen emâneti yerine getirmek en üstün doğruluk sayılır. Her sözün. ihtiyarlara tecâvüz etmeyiniz. siz kendinize bakınız. Zira ben. fakat onu yerine koymuyor. kendisini. Yine Hz. meyvalı ağacı kesmeyiniz. edîbi sen idin. hüngür hüngür ağladı.a.” “Ne söyleyeceğine ve ne zaman söyleyeceğine dikkat et!” Ordu kumandanlarını bir yere gönderdiği zaman.” Çok kerre dilini parmağıyla tutar ve: “Başıma gelen herşey bunun yüzündendir” derdi. Çünkü mü’mine. insanlardan birşey isteme diye emretti” buyurdu. İşin doğruluk idi. azmaktan. dünyâyı istemekten alıkoyar ve bütün insanlardan uzaklaşır. haddi tecâvüz etmeyiniz. Güçlükleri. ilk İslâm’a gelen ve en önce Resûlullah (s. her işin temizdi. melekler arasında. Hıyânet olarak da. Yâ Ebâ Bekir! Resûlullahdan ayrılık acısından sonra. Gönlün herkesten kuvvetli. İslâma. Allahü teâlâ. verin demez. senden sonra.) yolunu tuttun. Sonra: “Allahü teâlânın kaza ve kaderine râzı olduk. hasat zamanında pişman olur. bu sevgi. Çıkarabildiğim kadarını çıkardım. dayanak ve gölge idin. sessizce. sapıtmaktan korusun” buyurdu.

sh-169 2) Hilyet-ül-Evliyâ cild-1. Ey mü’minler. Eğer yüz çevirirlerse ey Peygamberim. O’nun dışında hiçbir güç. Allahü teâlâ hakikat dînini Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm ile azîz kıldı. sürekli olarak O Yüce Peygamber’e salât ve selâm getirirler. Hak din diğer dinlere galip gelsin. 1) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-3.a. O’ndan af niyaz eder.“Bilmiş ol ki. Allah size kendinden korkmanızı emreder.” buyurmaktadır. O’na güvenirim. Allah kullarını çok esirgeyicidir. Dirilten de öldüren de O’dur. yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsız!. Şunu bilin ki. Vasiyetime uymazsan da gaybda olan ölümden daha çok buğz ettiğin bir şey olmaz. şüphe ve körlükten O’na sığınırım. Allah sizin gönüllerinizi birbirinize ısındırdı. O’nun nimeti sayesinde sizler kardeş haline geldiniz. (Nisa. Topraktan yaratılıp. aklının beyânı. Ve O. Allah’tan başka ilâh yoktur. Ve aynı zamanda faydalıdır. Kendinizi iyi tanıyın. O’ndan yardım dilerim. 80). Dilediğini yüceltir. Allah’ın himayesindedir.” Yine bir hutbesinde buyurdu ki: Bütün hamd ve senalar Allahü teâlâya mahsustur. sh-75 4) Târîh-i Hulefâ sh-3. “Muhakkak Allah ve melekler. Ey insanlar! Büyüklenmekden sakının. “O’nu hak ve hakikat olan dîni tebliğ vazifesiyle göndermiştir ki. “Mahşer gününde herkes. Hoşunuza giden işler kadar. dünyâda hayır ve kötülük olarak yaptığı her şeyi hazır bulacak ve isteyecek ki. ne yapabilir. yücelt! Bizleri. kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsun. Yalan söyleyen. sana boyun eğmemiz hususunda bize yardımcı ol! Bizleri düşmanlarımız karşısında muzaffer kıl!. Allah’ın hakkını küçümseme. oraya vardığınızda karşınıza çıksın. yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi de. sadece kendi noksanlarınızla meşgul olun. bu onların bileceği bir şeydir.v. Allah size işaretlerini böyle apaçık gösterir ki. hamd O’nadır.) O’nun kulu ve Peygamberidir. dünyâlıktan vazgeçer ve bütün insanlardan yüz çevirir. dilediğini alçaltır. Ey insanlar! Çalışın ve nefislerinizi. olabilecekleri hallerin en kötüsü içindeydiler. onun saptırdığı ise ne bir dost. 26 .” (Al-i İmrân-30). O halde.” “Kişinin kelâmı. O tektir ve şeriki yoktur. fazîletinin tercümanıdır. henüz erişemediğin ve mutlak surette sana ulaşacak olan ölümden sevimli bir şey senin için olamaz. zira yüzüstü seni Cehenneme atar. Hidayeti Allah’tan bekler. size zor gelen durumlarda da hakikate sarılın. Eğer tavsiyeme uyarsan. doğru yola kavuşabilirsiniz. Halbuki onu önlemeğe gücün yetmez. Çünkü Allahü teâlâ. ne de bir mürşid bulabilir. her şeye gücü yetendir. Bütün varağımla inanırım ki. O. Sizi oradan çıkaran O oldu. O halde ey îmân edenler! Allah’a ve O’nun Resûlüne tam uyun! Allahü teâlâ: “Resûle uyan.” “Allahü teâlâya olan hâlis sevginin zevkine varan. ona gönül verenler arasında haşr et! Bizleri onun havzından su içen bahtiyarlardan kıl! Allah’ım. Ağır olduğu kadar da acıdır. helâk olmuştur.” (Tevbe 33). Bununla beraber Allah dilediğini bağışlayabilir.a.. sapıklık düşüklük. Önünüzde çözümü zorlaşan şeyleri Allah’ın ilmine havale edin. bunu yapan ise. sabah namazını kılan kimse. sh-28 3) Câmi’u Kerâmât-il-Evliyâ cild-1. her durumda Allahü teâlâdan korkmanızı nasîhat ederim.) salât ve selâmların en seçkiniyle salât ve selâm et! Bizleri de o âlemlerin Efendisine salât ve selâm etmekle şereflendir. Ve unutmayın ki. içinde yer alacakları ölüm ötesi için hazırlayın. Ey îmân edenler! Size her işte. Mülk ve saltanat O’nundur.” (Ahzâb. Sizden önce gelip geçenlerden de ibret alın. Yardım istenilecek tek kudret sahibi Allahü teâlâdır. davetleri yalan ve sahte idi. O’na hamd eder. ne bozabilir. O’na inanır. Öbür âleme geçmeden önce bir şey hazırlayın ki. Allah’a uymuş demektir. O’nu bütün insanlığa bir rahmet ve bütün insanlık için bir dayanak ve delil olarak göndermiştir. Bâtıl ise hafif ve aynı zamanda belâlı ve zararlıdır. Rabbinizin huzuruna mutlaka çıkarılacak ve küçük-büyük bütün davranışlarınızın karşılığını bulacaksınız.. Bütün hayırlar O’nun elindedir. Putperestler beğenmeseler de bu böyledir. Muhammed Mustafa (s. Ey îmân edenler! Siz de o Yüce Peygamber’e salât ve selâm edin. O gönderildiği zaman insanlar. Ömer’e şöyle tavsiye buyurdu: “Hak ağırdır. Biz seni onların başına bekçi göndermedik. Bilgisizlik karanlıklarına gömülmüş durumdaydılar. 56) Allah’ım! Kulun ve Peygamberin Muhammed Mustafa’ya (s. Bütün varlığımla inanırım ki.70 - . yaradılış hikmetini saptırmış.. hiç ölmeyen diridir. ne demek oluyor? Bugün var. O’nun emir ve yasaklarına iyice kulak verin. İşte. Dinleri uydurma. Allah’ın dürüst yürümeyi nasip ettiği kişi dosdoğru yol alır.v. Daha önceleri bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz.” Hz. doğru söz dışında hiçbir kelâm hayır ve yarar getirmez. Allah’tan korkun. O bağışlayıcı ve affedicidir.

Bunu önlemeğe çare bulalım) dediler. sh-341 14) Sahîh-i Buhârî Babül-hicre. Birbiri ile çarpışacaktı. O’na yaklaşmak çok zordur.) “Yâ Rabbî bu İslâm Dinini Ömer ile yahut Ebû Cehil ile kuvvetlendir” diyerek duâ etti. 15) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel.) duâsı üzerine Hz. Onların müslüman olduğuna inanmadı. sh-696 9) Savâik-ul-Muhrika sh-9 10) El-Kâmil fi’t-târîh cild-2. O’nu.a. Habbâb bin Eret adındaki sahâbîyi evlerine getirmiş. İçeri girince (Ne okuyordunuz?) dedi. (Bu şiddet. sh-46 12) El-İstiâb cild-2. O da (Millet arasına ikilik sokan. (soy kütüğü) iyi bilirdi.a.v.a. ÖMER-ÜL-FÂRÛK: Hz Ebû Bekir’den sonra Eshâb-ı kirâmın en büyüğü ve Peygamberimizin ikinci halifesi. Her biri birşey söyledi. Kureyş ikiye bölünecek. Bunu yapana şu kadar deve. Hâttâb oğlundan başka yapacak yoktur) dedi. Hz. Daha sonra ticâretle meşgul olmuş ve çeşitli memleketlere gitmiştir.5) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5.) peygamber olduğunun bildirildiği günün altıncı yılında. kapıdan bunların sesini duydu. îmân kuvveti. O’nun Eshâb’ı çevresinde. hayasından Resûlullahın huzurunda o kadar yavaş konuşurdu ki. Sa’îd’i yakasından tutup.71 - .a. Kardeşini merak edip hemen evlerine gitti. değil yalnız Ömer bin Hattâb.v. (Haydi Hâttâb oğlu! Görelim seni) dediler. Hülefa-i Raşidinden ve Aşere-i mübeşşereden yani Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Bu işi başarırsa. Çok sevindiler. O’na birşey olmasın diye titreşiyorlar. İslâmdan önceki Mekke toplumunda doğup büyüyen Hz. Nu’aym bin Abdullah’a rastladı. fakat Arapların âdeti olan kan davası hâsıl olacaktı. bunu yazdırıp. Hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. Yüzünden kan akmaya başladığını görünce. Böylece. kardeşi kardeşe düşman eden Muhammed’i öldürmeğe gidiyorum) dedi. Peygamberimiz (s. sh-102 7) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1. O anlarda (Tâhâ) sûresi yeni gelmiş. sende mi onlardan oldun? önce senin işini bitireyim) diye. Ömer bin Hâttâb yerinden fırladı. Babası Hâttâb Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden.v. Peygamberimiz (s. O gece Resûlullah (s.) bir gün gördü ki Hz. cild-1. Ömer müslüman olmakla şereflendi. din ayrılığı ortadan kalkacak. zevci Sa’îd bin Zeyde git ki. ikisi de müslüman oldu). Ömer’in Müslüman Olması: Bi’setin yani Resûlullaha (s. okuyorlardı. kılıç belinde. Sa’îd ile Fâtıma. O’nu öldürsen bile Abdulmuttaliboğullarının elinden yakanı nasıl kurtarabilirsin?) dedi. (Bu işi. kardeşine acıdı. Fâtıma’nın canı yandı. (Birşey yok) dediler.a. (Yâ Ömer! Beni bırak! Kardeşin Fâtıma ile. bu hiddetle nereye yâ Ömer?) dedi.a. s-243 13) El-Îsâbe cild-2. yazıyı sakladılar. dedi. Sonra kapıyı açtılar. yere atdı. kılınca sarıldı. (Ya Ömer! Güç bir işe gidiyorsun. Gençliğinde ata biner ve güreş yapardı. (Yâ Ömer! Niçin Allah’dan utanmazsın? Âyetler ve mu’cizeler ile gönderdiği . İleri gelenleri toplandılar: (Muhammedin adamları çoğalıyor. Çok heybetli. Ebû Cehil (Muhammed’i öldürmekten başka çâre yoktur. sh-142 HZ. Ayrıca hitâbetinin üstünlüğü ve ata binmekteki mahareti ile meşhûr olmuştur. onun yüzüne de öfkeli bir tokat indirdi. sh-315 6) El-Al’âm cild-4.) soyu ile birleşir. (Eğer inanmazsan. bu kadar da altın veririm) dedi. Kızması artarak.v. git sor! Anlarsın) dedi. Babasının koyunlarını güderdi. Resûlullahın amcası Hazret-i Hamza îmâna gelince. cesur ve çok kuvvetli idi.v. kızgın görünce. pervane gibi dolaşıyor. Eğere dokunmadan ata binerdi. cesur ve öfkeli olduğundan bunları düşünememişti. Fakat Ömer bin Hâttâb çok kuvvetli. Ömer bin Hâttâb. Bu iş Kureyş kâfirlerine güç geldi. kendisini harekete getirip. Hicaz bölgesinin o zaman en meşhûr ve en büyük panayırı olan Ukaz panayırında defalarca güreşte birinci oldu. Sol elini sağ eli gibi iyi kullanırdı. müslümanlar çok kuvvetlendi. Habbâb’ı gizlediler. Onu alkışladılar.v.) “Yüksek söyle yâ Ömer işitemiyorum” buyururdu. Edebinden. Allahü teâlâya sığınarak. sh-1 8) Kâmûs-ul-a’lâm cild-1. Künyesi Ebû Hafs’dır. O’nun bu sözlerine çok kızdı. dedi. Kılıncını çekerek yola düştü. bütün Hattâboğulları öldürülecekti. gizli gizli bir şeyler konuşuyorlardı. annesi Hanteme bint-i Hişam Ebû Cehil’in kızkardeşi idi. cild-2. Ömer nesep ilmini. (Yoksa. Ömer ile Ebû Cehil bir yerde oturmuşlar. Peygamberimizin (s. Fâtıma kurtarayım derken. Aynı zamanda Kureyş’in sefiri yani elçisi idi. Dokuzuncu dedesi olan Ka’b’da soyu Peygamberimizin (s. Kana boyandı ise de. Kapıyı çok sert çaldı. sh-160 11) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk cild-4. siz de O’nun sihrine aldanmışsınız). (işittiğim doğru imiş. sh-1 16) Sahîh-i Müslim Fedâil-üs-Sahâbe 17) Tuhfe-i İsnâ Aşeriyye sh-28 18) Hucec-i katiyye sh-8 19) İkd-ül-ferîd.

cin fikirli olduğundan. Ömer bütün savaşlarda bulundu. kuvvetli olduğundan. Ömer’i kolundan tutup (İmâna gel yâ Ömer!) buyurdu. Muhammedîleri toplamış getiriyor dediler. Hemen. Ömer müslüman olunca “Ey Peygamberim sana Allah ve mü’minlerden. Hazret-i Ömer. bel bağlanmaz. duyduklarını birbirine naklederlerdi. Hz. Ehl-i İslâm.) teşrif etmekte olduğunu müjdeledi. çocuklarını yetim bırakmak isteyen. Biraz daha okudu. belâgatı. Tâhâ sûresini okumağa başladı. (Öyle ise.v. (Hele şu okuduğunuz kitabı çıkarınız) dedi. İlk olarak meydanda namaz kıldılar.) Safa tepesi yanında. (Göklerde ve yer yüzünde ve bunların arasında ve toprağın altındaki şeyler hep O’nundur) âyetini okuyunca. Kardeşi (Evet.) daha önce Hz.v. yeryüzünde bir şeyi yok!) diyerek. ne kadar doğru) dedi. Ömer bu savaşta Kureyş’in kumandanlarından olan dayısı Âs bin Hâşim’i kendi eliyle öldürmüştür. Önde Hz. Bedir savaşına Kureyş’in bütün kabileleri iştirak ettiği halde. O’nun kılıçla geldiği görüldü. Ömer müslüman olduktan sonra hicrete kadar Resûlullah’ın (s.v. Herşey. iyilik ile geldi ise. Açıkça okuyalım!) dedi. Hz. onun nurlu cemâlini görmekle. Resûlullahın önünde diz çökdü. Bedir ve Uhud savaşında devamlı Resûlullahın (s. yerinden kıpırdasın!) dedi. ötekiler tetikte olarak içeri girdi. Ömer’in îmân ettiğini. Harem-i şerîfde saf olup. Harem-i şerîfe gidelim. bundan dönmeyiz) dedi ve kelime-i şehâdeti okudu. Heybetli. Hamza’nın ve üç gün onra Hz. hep sizin tapdığınız Allahın mıdır?) dedi. Resûlullah. Başımızı kessen. Biri sağında.) yanında bulundu. ruhlarını ferahlatıyorlardı. güzel okuma bilirdi. İleri varıp (Yâ Ömer! Bu ne?) dedi.) bunu beğenip namaz vakitlerinde okunmasını emir buyurdu. Karısını dul çocuklarını yetim bırakmak. tapılmaz. Tekbîr getirdikten sonra. (Seninle kırk olduk) dediler. En güzel isimler O’nundur) âyetini düşündü. müslüman olmakla şereflendik. yanından ayrılınız) buyurdu. zekî. O zamana kadar gizli îmâna gelirlerdi. .v. süpürdü. sevinçlerinden yüksek sesle tekbir getirdi. Kılıcını kuşandı. Hattâb oğlu Ömer’im. Ömer Kardeşlerimiz ne kadardır?) dedi. Ebû Cehil ile yâhud Ömer ile kuvvetlendir) buyurdu. Resûlullahın etrafını sardı. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: “İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. (Beni bilen bilir. Resûlullah (Yol verin. Erkam’ın evinde Eshâbına nasîhat veriyordu.a. anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. tunçdan. Hz. Cebrâil (a. solunda Hz. Ömer. Bu âyet-i kerîme ve bu duâ. Eshâb-ı kirâm. Resûl-i ekrem (s. Bilmeyen bilsin ki. yüksek sesle tekbir aldı.a. Ömer’in korkusundan savaşa iştirak etmemiştir.) söylediler. O da temiz kalb ile kelime-i şehâdeti söyledi. Ömer’i buraya getirdiler. Hepsi geriye çekilip dağıldılar. Ömerin kalbindeki düşmanlığı sildi. Ali. Ömer’in müslüman olması ile. yolda olduğunu haber vermişti. Ömer abdest aldı. Ömer’in kabilesinden sadece 12 kişi iştirak etmiştir. Sevindiler. süslü heykellerimiz var. bu gelişi beğenmedi. yanına oklarını ve mızrağını alıp Kâ’be’yi açıkça 7 defa tavaf etti. (Yâ Rabbi! Bu dinî. Hz. Hamza. İşte bu devlet. ne diyeceğini şaşırdı. O da diğer müslümanlarla birlikte İslâmiyetin yayılmasında hizmet etti. Fâtıma.Peygambere inanmazsın? işte ben ve zevcim. Eshâb-ı kirâm toplanmış. orada Hz. Hz. Ömer’i tebessüm buyurarak karşıladı ve (Bırakınız. ondan sonra Resûlullah. Hazret-i Ömer hiç aldırış etmeden (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah) dedi. Eshâb-ı kirâm Mekke’den Medine’ye gizli hicret ederken Hz. derin derin düşünceye daldı. müslümanlar kuvvetlendi. Kur’ân-ı kerîmin fesahati. Kureyşin ileri gelenleri. gümüşten. tatlı tesirli sözlerini işitmekle kalblerini cilalıyor. Ömer. sonra Hz. Hicreti şöyle oldu. Müşriklerin safha safha ilerlettikleri düşmanlıkları ve işkenceleri karşısında dikilip kahramanca mücadele etti. (O’ndan başkasına. Hz. Hz. o günden sonra dayısı Ebû Cehle ve kâfirlerin ileri gelenlerine meydan okudu. Ebû Bekir. ancak (O’ndan beklenir.72 - . (Resûlullah nerede?) dedi. Hz. yere oturdu. Kalbi. Resûlullah Hz.) yanından ayrılmadı. Medine’ye daha önce varıp Resûlullah’ın (s. Ömer de Utban İbni Mâlik ile kardeşlik kurmuştu. “Sen abdest veya gusül abdesti almadıkça onu sana vermem” dedi. Ömer’den müjde bekliyorlardı. Ömer rüyada ezan okunmasını görüp Peygamberimize (s. Hiçbirinin. Sonsuz lezzet. biri solunda. Bu savaşa Hz. arkasında öteki Sahâbîler yürüyerek Harem-i şerîfe gittiler. hoş geldi. Hazret-i Ömer bunlara dönerek. sağında Hz. Hz. Yumuşak sesle. Yoksa o kılıncını çekmeden ben onun başını yere düşürürüm) derken. senin izinde gidenler yetişir. Ebû Cehil.a.v. Ömer. Eshâb-ı kirâm.” meâlindeki Enfâl sûresi altmışdördüncü âyeti indi. Kuba’ya yerleşip Peygamberimizi karşıladı. (Yâ Fâtıma! Bizim binbeşyüz kadar altundan. Hz. Resûlullah kabul buyurdu.a. Hergün biri nöbetleşe Resûlullahın huzurunda bulunur. (Müjde yâ Ömer! Resûlullah Allahü teâlâya duâ ederek. (Hakikaten.a. Abdullah bin Zeyd bin Sa’Iebe ve Hz. Ondan sonra Kur’an sahifesini Fâtıma getirdi. O gün. Dona kaldı. Karısını dul. içeri gelsin!) buyurdu. bu se’âdet sana nasip oldu) dedi. Ebû Cehil. Bırakdılar. Hicretten sonra Eshâb-ı kirâm arasında yapılan kardeşlikte Hz. yerinden fırladı. Habbâb bu sözü işitince. taşdan oymalı. öyle ya! Şüphe mi var?) dedi. Benî Adîy kabilesi Hz. Hazret-i Hamza (Ömer’den çekinecek ne var. Hz.s.v. (Yâ Fâtıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar. mânâları ve üstünlükleri kalbini çok yumuşattı. Resûlullah (s. zevk ve neşe içinde halden hale dönüyorlardı.” Böylece yanında 20 müslüman ile açıkça Medine’ye hicret etti. Ömer.a. Resûlullahın sevgisi ile yanmağa başladı. ne duruyoruz? Haydi çıkalım. şaşkınlığı arttı. O’na verdi. Ömer açıkça hicret etti.

Onları haksız yere methetmeyiniz ki. Yollar.. Bu bölgelerin en başta gelenleri Hicaz.) vefâtından sonra Hz. Veda Haccında da bulunan Hz. Hendek Savaş’ından sonra Peygamberimiz (s. ahiretteki ilk gününün vasiyetidir. Ömer hutbesini bitirince Eshâb-ı kirâm hep birden Cihad arzusuyla yanmaya başladı ve Irak taraflarına Cihada gittiler. Allah’ın va’dini getireceği zamanlarda Muhacirler nerede? Allah’ın size miras bırakmak üzere va’d ettiği yerlere yürüyünüz. Valilerin aylık maaşı 1000 dinar idi. Eshâb-ı kirâmın (r. Resûlullahın (s. su kanalları açılmıştı. Hayberin fethinden sonra askerler arasında taksim edilen araziden kendine düşen kısmı vakfetti. “Eğer araziyi taksim edersem. Dörtbin kilise harap oldu. O zaman henüz toplanmamış sahifeler halinde bulunan Kur’ân-ı kerîm’in bir kitap haline getirilip iki kapak arasında toplanmasını ilk önce Hz. Hz. O’na itâat edin! Hayrı araştırmada kusur etmedim.) ileri gelenlerini çağırıp görüştükten sonra. Hicaz’ı. Kûfe. Tebük seferinde bütün malının yarısını orduya verdi. Ömer istemiştir.73 - . Kendinizi müslümanlardan üstün görmeyiniz ki. satıcıları kontrol eden. Yazılı muamelelerde karışıklığı önlemek için Peygamberimizin (s. Ancak hayvanlar için otlak arayacak bir yurttur. âyetlerini delil getirerek. Önce besmele yazıldı. Mısır. vefâtına kadar O’nun hizmetinde bulundu. 10. O da yazmağa başladı. Böylece Resûlullah’ın akrabası olmakla şereflendi. Servet ve mal bir kaç kişinin arasında kalır. Ömer ilk defa Emîr-ül-Mü’minîn ismini aldı.a. Hz. Filistin. Dörtbin Câmi yapıldı. hanlar yapılıp.Uhud savaşında ise Resûlullah’ın yanından bir an dahi ayrılmamıştır. zorbalık yapmak için tayin etmedim. Ömer idi. On sene altı ay ve yedi gün dünyâda hiç görülmemiş bir adaletle halifelik yaptı.v. Ömer’i halife tayin etti. Her bir idâri bölgenin başına bir vali tayin etti. Binaenaleyh müslümanların hukukunu gözetiniz. Eshâb-ı kirâm’ın bazıları arazinin 1/5’i Beyt-ül-mâle ayrıldıktan sonra. Sevâd arazisi feth edilince Eshâb-ı kirâm’la istişare etti. Osman’ı çağırarak yaz buyurdu.) Hz. zillete duçar olmasınlar. kuyular açılmıştı. Ebû Bekir vefâtına yakın. Allahü teâlâ’ya hamd u senâ’dan sonra buyurdu ki: “Hicaz size yerleşilecek bir yer değildir. Mısır. Hz. Zamanında 1036 büyük şehir zapt edildi. kasaba merkezlerine ayırdı. Mekke’de hacılar için.. Halifeliği sırasında o zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sâ’sâni İmparatorluklarının hâkimiyeti altında bulunan Suriye. Ebû Bekir Kur’ân-ı kerîm âyetlerini kitap halinde bir araya toplattı. Mekke’nin fethinde de bulundu. O’nu dinleyin. Hicazlılar. Haşr sûresi 7. Uhud’da müslümanları arkadan çevirmek isteyen müşrikleri geri püskürtmüş idi. Ömer. Filistin. Hendek savaşında hendeğin önemli bir yerini emrindeki askerlerle tutmuş. Üsâme ordusunun Suriye’ye gönderilmesinde.” (Ben Ömer İbni Hattâb’ı halife seçtim. Ömer’i halife seçtiğini Eshâb-ı kirâma bildirip yazdırdığı vasiyyetini de okuyunca Eshâb-ı kirâm “Kabul ettik ve itâat ettik” dediler. Kuzey Afrika’dan Türkistan’a Azerbaycan’dan Yemen’e kadar uzanan ve iki milyon kilometre kareden büyük olan İslâm Devleti’ni. Ebû Bekir devrinin Beytül-mal emini. Basra. Hz. nahiye. köprüler inşaa edilip. Hz. Beyt-ül-mal için ayrı bir yer ve yürütülmesini sağlayacak memurlar tayin edildi. memur ve diğer görevlilerin seçiminde ve denetiminde son derece titiz davranırdı. Müslümanları dövmeyiniz ki. Buraların idaresini verdiği valilerin. Hz.) halifesi Ebû Bekir’in dünyâdaki son günü. ancak bu şekilde tutabilirler. Hafsa ile evlendi. Horasan ve Kirman bölgeleri idi.v. Kendisine bîat edildiği ilkgün hutbeye çıktı. Yeni feth edilen bölgelerde yerleşim merkezleri kurulup buralar imâr edildi. zulme duçar olmasınlar” diye nasîhat ederdi. suç ve zabıta işlerine bakan. İran. Tayin ettiği Valilere “Sizi insanlara tahakküm etmek. Bu tahkikatı Muhammed bin Mesleme tarafından yaptırırdı. Ebû Bekir’e devamlı yardımcı oldu. Suriye El-Cezîre. irtidat (dinden dönme) olaylarının önlenmesinde büyük hizmetler yaptı. saltanat sürmek.a. Davalara bakması için mahkemeler. Yanılmışsam gaybı ancak Allah bilir. Ömer hicretin onüçüncü yılında halife oldu. Ömer valilerinden. Yemen Nerân’ındaki Yahudileri Irak Necran’ına yerleştirdi ve onlara emân verdi.) hicreti başlangıç olan takvim kararlaştırıldı. Kapılarınızı yüzlerine kapatmayınız ki. hücum eden düşmana mâni olmuştur.a. kurduğu mükemmel müesseselerle gayet muntazam bir şekilde idare etti. Ebû Bekir ile görüştükten sonra. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn savaşına katıldı. Valiler hakkında yapılan şikâyetleri tahkik ederdi. kadılarından ve diğer istihdam ettiği memurlarından mal beyannâmesi isterdi. Bu hususta Hz. Müslümanlar size uyacaktır.. Hz. yani mâliye vekili Hz.) yazdırdı. şımarmasınlar. kuvvetliler zayıfları ezmesinler.v. halkın birbiriyle olan günlük münasebetlerini düzenleyen teşkilâtlar kurdu.v. Ebû Bekir’in halife seçilmesinde ilk bîat eden Hz. geri kalanın gazilere taksim edilmesini istiyorlardı. Onlara dolgun maaş verirdi. Bundan sonra araziyi eski sahiplerine . Bu ilk vakıflardan biri oldu. sizden sonra geleceklere bir şey kalmaz. Ömer’in kızı Hz. Hz. yollar boyunca misafirhaneler. Hz. Ebû Bekir kendinden sonra Hz. Bundan sonra da her işinde halifeye yardım edip. Allah’ın salih kulları nerede?” Hz. Ben hayrı istedim.a. Ömer ise. İlk defa para bastırdı. Siz hidâyete götüren rehber olacaksınız. Devleti idâri bölgelere ayırdı. Hz. Yüce Allah. Kur’ân-ı kerîm’de İslâm dinini öteki dinler üzerine üstün kılacağını va’d ettiğinden dinini yükseltecek ve dine yardım edenleri sevinçli kılacaktır. Yani Hicaz’ın korunması için seferler ederek kendilerine otlak aramaları gerekir. Hz.a. adlî teşkilâtlar.” dedi. Irak ve İran’ı İslâm Devleti’nin sınırları içine aldı. Eğer sabır ve adalet eylerse beni tasdîk etmiş olur. Sonra: “Bu Allah’ın Resûlünün (s. 9. Bölgeleri de vilâyet. Bu hususta da adaletle hizmet etmiştir. Ömer’dir. 8.

insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve feth edilen yerlerde İslâmiyet’in yayılması. Abdullah İbn-i Abbas. Çünkü Allahü teâlâ. Yâni da’vâcı şahid bulamazsa. bir hak ikrar ve itiraf edilince. zahire.bıraktı ve haraç vergisi koydu. o hükmün. Çünkü infaz edilmiyecek olan hak bir sözün sadece söylenmesi fayda vermez. Fetva ve insanları irşâd vazifesi. teenni ile yürüt. Ya’nî insanların gizli şeylerini araştırıp ona göre hüküm vermekle mükellef değilsiniz. muhtaç olduğu dîni. sonra bu gibi şeylerin benzerini bul. ya’nî onu korur. gizliler asıldır. Çünkü hak kadimdir. Cabir bin Abdullah. görünene göredir. serâire tâbidir. Bunlarda gizlilik açık olanlara tâbidir. yol bulduğun takdirde. pek mühim olup. Hz. (çeken) mazarratı (zararları) def töhmeti bulunan veyahud yalan yere şâhidlikte bulundukları tecribe ile anlaşılan kimseler müstesna. Ömer adli teşkilatın temellerini kurdu. Yâ’ni ictihâdın değişerek evvelce vermiş olduğun bir hüküm de isabetsizliğine kani’ olursan. malûmat elde edebilmeleri için müftüler tayin etmişti. vak’a) hakkında sana baş vurulunca. Karşında. beyyinelere göre hüküm yermektir. âdildirler. Mısır valisi Âmr İbn-ül-Âs. Bunların saklandığı yere de divan adı verilmiştir. Kur’ân-ı kerîm ve Hadîs-i şerîflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı muallimler tayin edilmişti. Ali. Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayacak bir kanal açmak için teşebbüse geçmek üzere izin istediğinde. Hz. “Kaza Da’vâları hal ve değiştirmesi ve bozulması caiz olmıyan bir farizadır ve uyulması icâb eden bir sünnettir. Dünyevi hükümler. Hz. Çünkü Hak teâlâ. bunun ehli olmayan kimseler tarafından yapılması. seni hakka dönmekten men etmesin. sizin gizli işlerinizden (yüz çevirmiş) beyyineler sebebi ile sizden mes’uliyeti kaldırmışdır. haklılığa. Allahü teâlâ onu. Bütün müslümanlar. Hakka dönmek. Herkes. yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarf ederdi. meclisinde. hakkını alır. kendisine sevâb vereceği ve ebedi mükâfat ihsan buyuracağı hak mevkilerinde kızmaktan. Abdurrahman bin Avf. Sizin yapacağınız şey. Ayrıca miskînlere. Kalbini çalıştırıp hükümlerini Kur’ân’da. Kazfden (Bir müslüman’a iftiradan dolayı) hakkında had cezası tatbik edilmiş olan. ancak halisane olanları kabul eder. hukukî bilgileri müftülerden sorup Öğrenerek. hilafını Allahü teâlânın bildiği bir sıfatla. Hz. bâtılda sebat etmekten hayırlıdır. Müslümanların arasında sulh yapılması caizdir. kalben kırık olmasınlar. meselâ hâkim. nefsine müracaatla. Muhakeme esnasında. isteği üzere da’vâlıya yemin tevcih edilir. Zeyd bin Sâbit. Bu müddet içinde beyyinesini izhar ederse. adalet huzurunda insanları eşit tut. edemezse aleyhine hüküm verilmesi icâb eder. Ömer müftüleri tayin eder. İslâm’ın adaletini bütün dünyâya tanıtan Hz. Ebû Hüreyre.74 - . fâide yerine zarar vereceğinden. ibâdetlerden. Ömer ona gerekli izni vermiştir. bir husus ve samimiyetle insanlara karşı süslenecek olursa. Mahkeme usulünü tesbit etti. Yine O’nun zamanında zımmîlerden alınan Cizye vergisinin miktarı daha sonraki asırlarda aynen tatbik edilmiştir. insanların bilmedikleri meseleler. Bir hâdise (olay. ya’nî kendisinde gerçekten bulunmıyan bir fazîletle. Tâ ki. (hükmü yerine getir). Dünkü gün vermiş olduğun bir hüküm. . Ömer. Zamanında fetva verme vazifesini gören zâtlar. Hak teâlâ onun. Her kim niyyetini kendisi ile Allahü teâlâ arasında hâlis kılarsa. Hz. anla. Yine Eshâb-ı kirâma maaş verilmesi için bir dereceleme yapıp her birinin derecesi divan denilen defterde tesbit edilmişti. doğruluğa. Böyle bir müddet verilmesi. Da’vâcıya. (beyyinesini ikâme edecek kadar) bir müddet ver. Sünnette bulamadığın mes’eleler hakkında güzelce imâl-i fikr et (düşün). ilmin yayılmasına. Übey İbni Ka’b. Osman. vereceği hükümden dolayı bir tehlûkeye ma’rûz kalmaz. bir biri hakkında. iki tarafın sözlerini güzelce dinle. halâli harâm kılacak bir sulh caiz değildir. daha yakın ve hakka. kendisinin müsaadesini kazanamayanları fetvadan men’ ederdi. zevahir. hükümler hakkında. ona göre hareketini tanzim edebilirdi. doğruya daha benzer olanı ihtiyar eyle (seç). için de pek açık bir esastır. Ancak harâmı halâl. Diğerlerini etmez. bunları birbiriyle kıyâs et Bunlardan Hak teâlâya daha sevimli. kendisiyle insanlar arasında işlerine kifâyet eder. Bu haraç vergisinin miktarlarını tesbit etti. hak uğrunda kendi aleyhine de olsa. Ebû Mûsâ Eş’arîye yazdığı aşağıdaki mektûb hukuk usûlü bakımından şaheserdir. mazeret hususunda pek belîğ ve şübhenin izâlesi. zaif olanlar da adaletinden me’yûs. Beyyine (delil) ve şahit getirme da’vâcıya yemin etmek de da’vâyı inkâr edene âittir. Hak teâlâ ve tekaddes hazretlerinin. Muâz bin Cebel. yahud velâ ve karabet sebebiyle (velilik veya akrabalık) kendisinde menfeati celb. hükme rabt et (bağla) tenfiz eyle. Abdullah İbn-i Mes’ûd. insanlar arasında rüsvâ eder. benzeri bir hâdise hakkında yeni ictihâdına göre hüküm vermekliğine mâni’ olmasın. sabırsızlıktan. Ebüdderda gibi Eshâb-ı kirâmın büyükleri bulunuyordu. bunlardan başkasının şehâdetleri kabul olunur. Herhangi bir kimse. kalb ızdırabından ve müteezzî (üzülmekten) olmaktan hazer et-kaçın! Ya’nî muhakemeyi sabır ile. Hazret-i Ömer. mevki’ sahipleri senden tarafgirlik ümidine düşmesinler. Uhrevî hükümlerde ise. fakîr olanlara Beyt-ül-maldan un ve yiyecek verilmesi şeklinde nafaka bağlanmıştır.

böylece kalblerinizi ve nefislerinizi temizlersiniz. at da binici tarafından kazaya uğratılmıştı. Hz. dilediğini yapar. Hz.. Ebû Lü’lü Firuz olduğu söylenince (Allah’a şükürler olsun ki bir müslüman tarafından vurulmadım. hazînelerinden ihsan buyuracağı mükâfat hakkında ne düşünüyorsun? (Ya’nî bunun derecesi sonsuzdur. Allahü teâlâ. Her nereye asker gönderse. Mübârek. Ömer (Bu kazançlı mesleklere göre. nimetin artmasına sebep olur. Orada da istediğini bulamazsan icma-i ümmet’e göre hüküm ver.) zamanındaki gibi huzur. büyüklenmedi. bunları beğenmezseniz. Kudüs’e giderken deveye kölesi ile nöbetleşe biniyordu. Bu da seni tatmin etmezse ictihâd et. Geceleri bekçi koyup asayişin teminini ilk defa Hz. Makam-ı İbrâhîm’i bugünkü yerine koydu. Ömer’in bu sözüne râzı olmayıp. âbid. İhtiyacı olduğu zaman borç alır. düşmanlık gösteren Firuz. emrettiğim gibi kullanırsanız. Kur’ân-ı kerîm’in emirlerine uyunuz. Allahü teâlâdan korkmanızı tavsiye ederim. O’nun zamanında sekizbin câmide Cum’a namazı kılınıyordu. Zira O’nda dertlere deva ve sevâb vardır. Mescid-i Haram etrafına da duvar çektirdi. Hz. Hz. Ömer öyle adaletli idi ki. Firuz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti.v. tedbirli ve adaletli hareket ederdi. senden alınan miktar fazla değildir) dedi. adaleti.” Hz. Ömer “Hak ve Adalet budur” buyurdu ve atın bedelini verdi. Hz. Sa’îd olan başkasının nasîhat ve öğüdünü kabul eder. kendisi Baki olan. O her şeye kadirdir. Bu şanı. Bu köle Hz. O’nun zamanında posta teşkilâtı geliştirildi. Marangozluk ve demircilik yaptığını. . Kâdı Şüreyh şu hükmü verdi. ayrılık ve tefrikadan uzaklaştırdı. “Şayet at sahibinin rızası ile tecrübe edildiyse sahibine iade edilebilir. dedi. Ömer tatbik etti.” Bu sözüyle ehl-i sünnetin temel delillerini ortaya koymuş oluyordu. Akıllı olan dinini muhafaza eder. Mısır’dan Medine’ye deniz yoluyla ilk defa gıda maddeleri O’nun zamanında geldi. kuru arpa ekmeği yer. O’na itâat eden evliyâsından olur. Zira böyle yapmamız. Hükmünde hak’dan ayrılma. kalbine kibir gelmedi. Ömer’e kastetmeyi plânladı. Diğer bir hizmeti de müslümanların artmasıyla küçük gelmeye başlayan Mescid-i Harâm’ı ve Mescid-i Nebevî’yi genişletip tamir ettirmesidir. Kur’ân-ı kerîmde buyuruyor ki: “Nimetlerimin kıymetini bilir. bu büyük nimete hamd ediniz. şiddetli azâb ederim” Yine buyuruyor ki: “Allah’ın hidâyet ettiği kimse. pişmanlık olan iş yapmadı. Şehre girerken deveye binme sırası kölesine geldiği için devenin önünde yürüyordu. Ey müslümanlar. Ömer. Ey insanlar mallarınızın zekâtını veriniz. Aksi takdirde iade edilmez. Kuvveti. Çocuklara maaş verildi. Kıymetini bilmez. Ölünceye kadar bütün İslâm âleminin Resûlullah’ın (s. Firuz yerinden fırlayıp Hz. fakîrlerle yaşar idi. Allahü teâlânın emri kadar had vurulmasını emretti. İslâmiyete. Ömer ona ne kadar vergi ödediğini ve ne iş yaptığını sordu. asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın” (Kehf 17). Adaletiyle de herkes tarafından takdir edilen Hz. Fakat atın sahibi râzı olmadı. Ordusunun mağlup olduğu görülmemiştir. Ona göre hareket et. Ömer’e gelip efendisinin kendinden aldığı verginin çok olduğunu iddia etti. kalın kumaşlardan elbise giyerdi. Ömer bir defasında at satın almak istemişti. askerleri üç kıtayı titreten İslâm halifesini görmeye gelenleri hayrette bırakmıştı. zafer bulup. Hazret-i Ömer Beyt-ül-maldan birşeyler alıyor mu? diye sordular. Ömer safları düzeltip tekbir alarak namaza durur durmaz. Hz. Ömer evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp (Katilim kimdir?) dedi. bizi İslâm dîni ile şerefli kıldı. Buğz ve adavetten. sağ salim olarak ganimetle dönerdi. mükâfatını Cenâb-ı Hak’dan bekle. günde iki dirhem vergi ödediğini söyleyince. Hz. Çünkü çok hazırlıklı. Hz. Eslemî. Hz. Sîzlere kendisinden başka her şey fâni olan. sabah namazı vaktinde mescide girdi. Allahü teâlâ. Atı tecrübe etmek için bir biniciye vermiş.” Hz. şöhreti O’nun yemesini içmesini değiştirmedi. elinizden alır. Eslemî’den. Şayet orada istediğini bulamazsan hadîs-i şerîflere müracaat et. onları arttırırım. Beklemeye başladı. aşağı gönüllü olup. Bizden dalâleti. o.a. Hz. Darbelerden biri karnına isabet etti. 645) yılının son ayında Ebû Lü’lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehîd edildi. çok merhametli.“Hak teâlânın dünyâda vereceği rızık ve rahmetinden. Ömer çok âdil. (m. Öğütlerimi iyi anlayınız. Kudüse geldiğinde orada bir hutbe okudu ve buyurdu ki: “Hamd ve sena Allahü teâlâ’ya mahsustur. Hz. Muhammed aleyhisselâm ile doğru yolu gösterdi.75 - . Ömer Hicretin 23.) dedi. safa ve rahatlık içinde yaşamasını temin etti. doğru yol üzeredir. Hz. sapıklığı kaldırdı. tüccarların müşterileri aldatmalarına mâni olmak için hisbe denilen belediye teşkilâtını kurdu.. eline geçince öder. Ömer atı almaktan vazgeçerek sahibine iade etmek istedi. Şaşırttığı kimse için de. Satıcıların. Sonu üzüntü.” Yine Kâdı Şüreyh’e yazdığı mektubda da şöyle buyurdu: “Hükümlerini Kur’ân-ı kerîm’e istinad ettir. Ömer’e arka arkaya altı darbe vurdu. Resûlullah’ın sünnetine yapışınız. kendi oğlu günah işleyince. O’na isyan edenin ahireti yok olur. Ömer zamanında ilk defa nüfus sayımı yapıldı. Beyt-ül-mala bakmağa memur etmişti. Zamanında çok fetihler oldu. Bu mesele Kâdı Şüreyh’e intikal etti. Ömer ile görüştüğü günden bir gün sonra elbisesi içine bir hançer saklayıp. Hz. Allah’tan başka hiç bir mahluktan karşılık ve teşekkür beklemeyiniz. esnafın.

a. Bunlarda hiçbir şüphe bırakmadı. Fazîletini. Hz. Bunlar (Hz. Peygamber efendimizden (s. Hz.) dedi. Ömer bütün ilimlerde Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerinden idi. Hadîs-i şerîf rivâyetinde çok titiz davranırdı.” dedi. Resûlullahın sohbetinde. ben bugün.” Hadîs-i şerîfi yüksekliğini anlatmaya yetişir. Abdullah bunu Hz. mü’minlerin emiri değilim. Onun rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bir kısmı şöyledir: Öyle bir gün idi ki. Ömer îmân ettiği gün. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Cebrâil (a.) yanına defn edildi. O’na Ömer. O gün. hakkı Ömer’in diline ve kalbine yerleştirmiştir. heybetinden yüzüstü yere düşer. Ömer şehîd olunca Abdullah İbni Ömer. Kur’ân-ı kerîm’in bir çok âyeti.76 - . Elbisesi çok beyaz.a. mübârek dizlerine yanaştırdı. Resûlullah’a (s.a.a. Tefsîr ilminde çok yüksek idî. saçları pek siyah idi.” “Şu dört kişiyi ancak münafık olan kimse sevmez: Ebû Bekir.) bana gelip dedi ki “Ömer’in ölümü üzerine bütün İslâm âlemi ağlayacaktır. Ömer İbni Hattab’ı gördüğü zaman. Mu’âviye buyurdu ki: “Ömer bin Hattab’ın bildirdiği hadîslere iyi sarılınız. Her haliyle dost ve düşmanın hayran kaldığı adaleti dillere destan olan Hz. Hz. o saat. canlara zevk ve safa veren cemâlini görmek nasîb olmuştu. Osman.v.a. Peygamber efendimizin hadîs-i şerîflerine en iyi vâkıf olanlardan idi.) buyurdu ki. Ömer. Ömer (r. fakat gönül hoşluğu ile orayı Ömer’e (r. Diğer bilgiler değildir. Hz.” Hz. Hz. Hz. Resûlullahın (s.) 573 hadîs-i şerîf nakletmiştir. Ömer’dir.anhüm) idi.) veriyorum.) sorarak yâ Resûlallah! Bana İslâmiyet’i. Eshâb-ı kirâmdan birkaçımız Resûlullah (s. Ali. Ömer fıkıh ilmine çok büyük hizmet etmiştir.a. Hz. ay doğar gibi. O gün. Sahâbe-i kirâma dedi ki: (ilmin onda dokuzu. kıyâmete kadar gelecek İslâm âlimlerini güç durumdan kurtarmıştır. Talha. Üzerinde toz toprak.Hz. Ali. Sa’d İbni Ebî Vakkas ve Abdurrahman bin Avf (r.a.v. Yani. Ömer bu haberi duyunca “Bu benim en büyük dileğimdi” buyurarak çok memnun oldu. Hz. Âişe “O yeri kendim için ayırmıştım. Âişe’ye söyleyince.” “Şeytan. Fıkıh usûlünün birçok kaidelerini tesbit etmiş.v. Resûlullah’ın söylemediği şeylerin hadîs diye nakledilmemesi için insanları korkutmuştur. Ömer. Bu fetvaların 1000 kadarı fıkhın mühim meselelerinin temelini teşkil etmiştir. O’nu metheden hadîs-i şerîflerden bir kısmı şunlardır: Hz. Resûlullah’a isnadı kuvvetli bir delil ile sabit olmayan hadîs-i şerîf ile amel etmezdi. mahzun etti. Zübeyr. Hz.v. “İslâm’ın şartlarından birincisi Kelime-i şehâdet getirmek (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh) demektir. Ömer kendinden sonra halife olacak kimsenin tayini için Eshâb-ı kirâmdan.s. müslümanlığı anlat dedi. “Ömer Cennet ehlinin ışığı ve İslâm’ın nurudur. Resûl-i ekrem (s. Resûlullahın (s. Benden sonra Peygamber gelmeyecektir. Hz. Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti. kendisinden rivâyet edilen fetvaların adedi binlere ulaşmıştır. öyle kıymetli ve hiç ele geçmez bir gün idi. görüp bildiğimiz kimselerden değildi. Hz. O vakit. Peygamberimizin (s.v. Şehîd olduğunda 63 yaşında idi. Eğer benden sonra peygamber gelseydi. Ömer. öyle şerefli. Resûlullah’ın sünnetlerini itina ile tesbite çalışmış.v.) Eshâbı olan bizlerden hiçbirimiz onu tanımıyorduk.) efendimizin mübârek dizleri üzerine koydu. Hz. Dört hak mezhebin hiç ihtilaf etmedikleri fıkıh ilmine dair bilgiler.a. Ömer çeşitli Hadîs-i şerîflerle meth edildi. Ömer elbette peygamber olurdu. “Ben Peygamberlerin sonuncusuyum. Ömer’i metheden hadîs-i şerîflerin çoğunu Hz. Hz. Ali bildirmiştir. Yaralandıktan yirmidört saat sonra vefât etti. Ömer’in icmâ hususundaki bu gayreti. ruhlara gıda olan. yanında bulunmakla şereflenmek. Ebû Bekir’dir. Ömer’in bildirmediği meselelerde. üstünlüğünü ve kıymetini bildirmek için hakkında din âlimleri ve müslüman olmayan kimseler tarafından ciltlerle kitap yazıldı. Ömer.a. Peygamber efendimizin devrinde de kadılık yapardı. O’nun ictihâdına uygun olarak nazil olmuştur. Cebrâil aleyhisselâm geldi ve “Melekler birbirlerine Ömer’in Müslüman olduğunu müjdelediler” dedi.) huzurunda oturdu. o günden bu güne kadar söz birliği olmadı. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hz. sahibinin yanına defn edilmek için izin istiyor de!” buyurdu. Ondan sonra Hz.a. Ellerini Resûl-i ekrem (s. ter gibi yolculuk alâmetleri görünmüyordu.” “Allahü teâlâ. Eshâb-ı kirâm’ın müşkillerini hallederdi. Bundan sonra oğlu Abdullah’a “Mü’minlerin annesi Hz. . Bazılarının bu sözü anlamayarak durakladıklarını görünce (ilimden maksadım Allahü tââlâyı bilmektir. Ebû Bekr zamanında açıklanmamış meselelerin hepsini bir icmâya bağlamıştır. Âişe’ye git ve O’na Ömer İbni Hattab’ın selâmını söyle.) ile beraber öldü). Osman. Bu sebeple Hz. mü’minlerin emiri deme. Ömer zamanında icma edilen meselelerdir. Dizlerini. Çünkü O. Umre için Resûlullahtan izin isteyince Resûlullah “Yâ ahi! (Ey kardeşim) duânda bizi de unutma!” buyurdu. Ömer’in vefâtı Eshâb-ı kirâmı ve diğer müslümanları son derece üzdü.) efendimizin huzurunda ve hizmetinde bulunuyorduk. Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini bizzat Resûlullah’tan dinlemiş ve öğrenmiştir.v. bir zat yanımıza geldi.v. Hz.

Hazret-i Ömer çamurlu mübârek iki parmağı ile işaret ederek. Hz. Osman huzuruna girip selâm vermişti. (Üçüncüsü) malın zekâtını vermektir.” “İnsanlara karşı büyüklük taslayanı (kibirleneni) Allah zelîl kılar. Ömer zamanında bir ticâret kervanı gelip Medine’nin yakınında konaklamıştı. söndürdüğüm lamba Beyt-ül-malındır.” Hazret-i Ömer. Ömer Medine’de Cuma hutbesi okuyordu. Ömer’in huzuruna gidip hepsi Müslüman oldular. Hz. onun iki gözünü çıkarırdım buyurdu.77 - . Ömer’in ordusunun İran’ı fethettiği gece Hz. Sabaha karşı uzaklaşıp gittiklerini görünce içlerinden biri takibe başladı. Kendilerini bekleyen bu kişinin kim olduğunu merak ettiler. Parmakların çamuru gözlerinin üzerinde kaldı. aralarına yüz rahmet iner. kimbilir Müslümanlara şefkati ve yardımı ne kadar çoktur. yahud Allahü teâlâ sizin kötülerinizi size musallat eder. hayır ve şerlerin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır. Bunun doksanı.. Sariye işitip ordusunu dağa çekti. Onlar sabah aç çıkar akşama tok olarak döner. Çok yorgun oldukları için hepsi derin bir uykuya dalmıştı. Sonra O zât gitti. Bu sırada Hz. Hz. Bizans İmparatorunun gözlerini kör eyledi. Bizans elçisi Medine-i münevvere’ye geldi Hazret-i Ömer ihtiyar bir kadının duvarını yaptırıyordu. Allahü teâlâ zenginliği onun kalbine yerleştirir. Hz. Sizlere dîninizi öğretmek için geldi” buyurdu. Bir zaman sonra elçi dönünce İmparatorun gözlerinin kör olduğunu gördü. Eshâb-ı kirâmdan Abdurrahman bin Avf’ı (r. Daha sonra da Hz. Hz.) yanında kaldım. Sebebini araştırdı. başka bir lamba yaktı. (Dördüncüsü) Allahü teâlânın peygamberlerine inanmaktır. dedim. (Beşincisi) Âhiret gününe inanmaktır.v. îmânın ne olduğunu. birbirlerine selâm vererek müsâfehalaşırsa. onun bu sözüne şaşdık. (Îmânın altı temelinden ikincisi) Allahü teâlânın meleklerine inanmaktır. Kabul buyurmadı. Ömer’in mescide girip namaz kıldırmasından sonra merakla bu zat kimdir diye soran kimse. onun Müslümanların halifesi olduğunu öğrenip kervanda bulunanlara giderek hâdiseyi anlattı.. “O (Cibrîl) Cebrâil idi. Efendim. Resûlullah (s. eğer göndermeseydi. fakat duâlar kabul olmaz. Ömer acele mektûb yazıyordu.v. (Dördüncüsü) Ramazan-ı şerîf ayında her gün oruç tutmaktır. Osman lâmbayı söndürüp. Hutbe arasında “Dağa yaslan yâ Sariye. Sariye ordusu ile mağlup olmak üzere idi. (Üçüncüsü) Allahü teâlânın bildirdiği kitaplarına inanmaktır. Ben uzun bir müddet Resûlullah’ın (s. Hz. (Altıncısı) kadere. Resûlullah buyurdu ki.). ömründe bir kere hac etmesidir. Elçinin geldiğini haber verdiler. (Îmân. Sonra iyileriniz duâ etmeğe yönelir. O’nun dîni gerçekten hak dindir. Buraya gelsin buyurdu.a.” buyurdu. “İki Müslüman karşılaştıklarında. Hz. parmağı ile işaret edince. Ömer bu kervandan haberdar olup. Ömer’in bu hadîseyi görmesi ve sesini duyurması onun kerâmetlerinden biridir. Arap padişahı bu mudur? Böyle olduğunu bilsem gelmezdim ve Bizans İmparatoru da beni göndermezdi dedi.a. Hazret-i Ömer ile geçen hadîseyi de anlatınca hepsi hayret ettiler. (Beşincisi) gücü yetenin. kuşların rızkını verdiği gibi. . önce Allahü teâlâya inanmaktır” buyurdu. hem de verilen cevabın doğru olduğunu tasdîk ediyordu. Mektubu yazıp bitirince yanmakta olan lambayı söndürüp. dağa yaslan yâ Sariye” diye bağırdı. (Doğru söyledin yâ Resûlallah) dedi. Kervanda bulunanlar ancak sabaha karşı bundan haberdar oldular. Bana ait değildir. önce selâm verip müsâfehalaşana. Osman’ın selamına cevap verip konuşmaya başladıktan sonra.a.” “Kimin niyeti dünyâlık olursa. Allahü teâlâ onun fahrini ve ihtiyaçlarını gözünün önüne getirir ve en sevdiği şeyden onu uzaklaştırır.” “Ya ma’rufu (iyiliği) emreder ve münkerden (kötülükten) nehyedersiniz. Arkasını dağa verip bir cepheden düşman ile karşılaşmak suretiyle zafere ulaştı.” O zât Resûlullahdan bu cevapları işitince.) da yanına alıp.(İslâm’ın ikinci şartı) vakit gelince namazı kılmaktır. kayıplarını bir araya toplar ve en çok kaçınacağı şeyden onu uzaklaştırır. iki çamurlu parmak gelip. Elçiyi çağırdılar. sizin de rızkınızı verirdi. Bana buyurdu ki: “Yâ Ömer o soranın kim olduğunu biliyor musun?” Ben Allah ve Resûlü bilir. Hazret-i Ömer. Her kimin de niyyeti âhıret olursa. onu ise müsâfeha eden ikinci şahsadır. Çünkü. hem soruyor.” “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez” “Eğer siz hakkıyla Allah’a tevekkül etseydiniz. ellerinizi yıkayıp bir yere otursanız nasıl olur? dediler. dediler. sabaha kadar kervanın etrafında dolaşarak onlara herhangi bir zarar gelmemesi için bekledi. Bu zât yine sorarak yâ Resûlallah. İran’a gönderdiği orduya kumandan tayin ettiği Hz. halifeliği zamanında Bizans İmparatoruna elçi gönderip dîne davet etti. başka bir lâmba yakmasının sebebini sorunca. Hz. Kervandakiler onun Müslüman olmayanlara yardımı böyle olursa. hakikatini ve mahiyetini bana bildir dedi. silmek mümkün olmadı. Biz dinleyiciler.

Zamanında kurt koyuna zarar vermeğe cesaret edemezdi. Ömer’in zamanında kurt koyuna değil saldırmak. Hz. İhtiyacınız olursa. genci arkasında görürdü. Biz burada aç-susuz kaldık. Ömer halifelik müddetince kendinden evvel hiç kimsenin yapamadığını ve sonra da kimsenin yapamayacağı şekilde adalet üzere hareket etmiştir. Halifenin bu muamelesi Eshâb-ı kirâm’a çok ağır geldi. tevbe ve istiğfâr etmeğe başladılar. Sonra kadından özür diledi. Ne yaptınız? diye sual bile sormadı. bana yardım et.” buyurdu. Yol üzerinde bulunan kocakarının evinin önünden geçerken. Şimdiye kadar sizin halinizi bilmiyordum. kapıyı kilitleyip gencin ayaklarına sarılarak yalvarmağa başladı: “Ne zamandan beri senin derdinle yanıyorum. Ömer: “Tevbe ve istiğfâr etmeğe devam et. Meğer İslâm ordusu. beş vakit namazı Hz. Âhirette bunlar benden sorulacaktır. kendisini gence sevdiremedi. Sağ salim ve ganimetlerle döndüler. Genç. Halife kocamı harbe gönderdi. Sizin aradığınız hata benim bu hatâmdır. kalktı: “Yâ Emirel-mü’minin ilk görüşmemizde bize hiç iltifat etmediniz. yüzüne bakmadı.” Onun için İran’ın süslü elbiselerini giydiğiniz zaman her biriniz gözüme bir belâ dikeni gibi göründünüz. kısa zamanda Allahü teâlâ’nın yardımıyla zafer kazandılar. Hak teâlâ beni bunlara bakmağa memur etti. Birkaç gün sonra Allah korusun kalplerini değiştirirler. Gidip bir miktar yağ ve bir çuval unu sırtına alıp. Genç bu feryadı duyunca. Hz. Hz. Kulak verdi. puthâneleri mescid yaptılar. Şimdi seninle şahsi işim için konuşuyoruz.v. hemen bize bildirin diyerek ayrıldı. Kocakarı evinde otururken. Ömer’in şehîd olduğu gün.a. Çoban: “Hz. fakat genç râzı olmaz. Size iyi muamelede bulundum. bana hiç vefâ etmiyorsun. Hz.78 - .” (dedi ve ağladı. Kadın: “Bu işi yaparsan.” dedi. azarlar diye korktum. Dünyâyı sevmeleri artar. hallerini sorması ve geceleri kendisinin şehri gezmesi adeti idi. Öğleye kadar kal’a feth edilmedi. Çocukları kaldırıp yedirdi. Fakat elhamdülillah elbiselerinizi değiştirince. bir kaç bin askeri harbe göndermişti. Hz. Kadın genci çok övdüğü hâlde. Hz. bir kocakarıya başvurdu. Bir evin önünden geçerken. Abdullah: “Babamın huzuruna bu elbiselerinizle mi çıktınız?” dedi. Hz. Kiliseleri câmi. bakmağa bile cesaret edemezdi. Hz.) kavuşunca. Misvaksiz namaz kıldım. fakîrlerin hakkıdır. Ömer: “Bunlar. Ömer’in huzuruna vardılar.” buyurdu. Niçin manî olmadın? diye hitâb eder. onların işini görmek için yazdığım mektûb bitti. Ömer öğle sıcağında soyunup.” buyurdular. endişe ettiğim tehlike ortadan kalktı. Bir saat sonra kal’a fetholundu. “Yâ Emire’lmü’minin! Niçin siz zahmet çekiyorsunuz! Birine emir buyurun bağlasın.) “İnnâ lillah ve innâ. İran’ın süslü elbiselerinden giymişlerdi. tutamıyorum. kadının evine getirdi. Ömer. Hz. Genç bu söze inanıp evden içeri girdi. İkinci görüşmemizde çok iyi karşıladınız. yine kadına iltifat etmedi. Yâ Ömer! senin halifeliğin zamanında benim Eshâbım elbiselerini değiştirdiler sonra kalbleri değişti. bana ne ikrâmda bulunursun?” dedi. Ömer her selâm verişinde. Bunun sebebi nedir?” diye sordu. ağlayan bir kadın sesi duydu.. Hz. . Bu sefer Hz. Bir güzel kadın bu gence aşık olup. Ömer dayanamadı. Kadın. Ömer de bu genci sevmişti. sana çok şeyler vereceğim. Hz. İşlerini de kendim görmem iyi olur. Sana ancak bu hileyi yaparak kavuştum..” diyerek genci kuvvetle tuttu. bunun için de kendime ait olan lambayı yaktım buyurdu.Onu Müslümanların işini görmek için yakmıştım.” âyet-i kerîmesini okudu. Hz.” dedi. elbiselerinizi değiştirmiş görünce kendi kendime: “Eshâb-ı güzîn benim hayâtımda elbiselerini değiştirdiler.” dediler. Hz. uzun müddet gencin arkasına düştüğü halde. yanına gitmezdi.” dedi. Aramızda birisi bir hatâ yapmış olmasın” buyurdu. Eshâb-ı kirâm. Kâfirler. Böylece Hz. Ömer”in şehîd olduğunu anladım. Bir genç. Kocakarı: “Bir koyun kaçırdım. evine dönüyordu. Yarın kıyâmet gününde Resûlullah’a (s. hayır duâlar etti. Ömer. O sırada bir kişi ağlayarak Hz. Kadın. gadaba geldi. Âteş yakıp yemek pişirdi. Şimdi kurdun koyuna saldırdığını gördüm. her zaman haber göndererek evine çağırtır. Bir gece şehri dolaşıyordu. “Kal’a henüz feth edilemedi. Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ı mescidde görüp halifenin onlara karşı alâkasızlığından şikâyet ettiler. kocakarıdan feryadının sebebini sordu. Eshâb-ı güzinden birisi cesaret edip. Ömer’in huzuruna vardıklarında halife İslâm ordusuna hiç bakmadı. kocakarı: “Bana yardım edene. Hz. Harbe gidenlerin evlerine adam gönderip. İslâm askerini huzuruna çağırdı. Ömer Irak’a İslâm ordusunu gönderip. Ömer bunları iyi karşılayıp her birinin ayrı ayrı hâlini. Kocakarı: “Seni bu gece o gençle bir araya getirirsem. Hz. genç yatsı namazını kılmış. İslâm askeri karşısında bu kadar dayanamazdı. Hz. Ömer’in akıllara hayret veren tevazu ve adaleti karşısında mahcup olup. Hz. Çobanlar ona: “Hz. hatırını sordu. Çoban: “(Hemen feryâd ederek. Ömer zamanında Şam şehri civârında bir kal’a muhasara edildi. Hz. zekât olarak Beyt-ül-mala alınan develeri bağlardı. Ömer’in huzuruna geldi “Yâ Emirel-mü’minin! Bu gece teheccüde kalktığım zaman karanlık olduğu için misvakımı arayıp bulamadım.) Vah Hz. Ömer. İslâm askeri hayret edip. Bu kadın. Ömer: “Sizi. Ömer ile kılardı.” dedi. Gence aşık olan kadın. Yarın çocukları götürüp halifenin kapısına bırakacağım diyordu.” diye feryâd etti. Abdullah’ın işaretiyle gidip elbiselerini değiştirdiler. Ömer’in irtihâl ettiğini (vefâtını) nereden bildin?” diye sordular. Hak teâlâ da yardım etsin. bir çoban koyunların yanında dururken bir kurt koyuna saldırdı.

Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecelli eder ve onu konuşurlar. Ömer “Allahü teâlâ’dan başka kimse bilemez. İslâm gayreti içindi. Korkma. Kadın: “Bunu kalbimden dahi geçirmeğe cesaretim yoktu. Gencin sırtını okşayarak hayır duâ etti. Genci hiçbir yolla aldatamıyan kadın. eski elbiseli olan halifenin çocuklarıyla alay etmeğe başladılar.” dedi. Kocakarı söyleyince. Ömer Medine-i Münevvere’de geziyordu. Hz. Ömer: “O kocakarıyı görünce tanır mısın?” buyurdu. Resûl-i Ekrem’in “Ümmetimden.” dedi. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Bütün mahalle halkı evin etrafına toplandılar. Hepsi bir yerde gizlenen gencin önünden geçtiler. rüsvây olursun. hile yapan kocakarıyı tanıdı. Kadın: “Emir burada yok. Hz. Ömer. Ömer burada yok ise. senin için bir kız buldum.) Kızını oğluma ver. Hz. Onun zamanında da kurd kuzu ile gezerdi. Ömer.” buyurdu. Dürüst ve samimi arkadaşlar. sana daha güzeli ile karşılıkta bulunsun. buyurdu. söylediğine pişman olup. Onlara sırrını verme ifşa ederler. Beyt-ül-mâlın eminini çağırdı. Ömer (O evi işaret etti. gencin ellerini çözüp. Ömer. ağlayarak babasının yanına geldi.” “Şiddet göstermeksizin kuvvetli. Fakat bu gadabı din için. Onun için geldim.” buyurdu. genci dövdü. hak etmediğiniz paradan istiyorsunuz?” dedi. Sonunda bir kocakarı hilesiyle beni evine çağırdı. yoksa başka bir şey mi oldu diye düşünürken birtakım insanların arasında genci gördü. Kız: “Emîr-üll-mü’minin süte su katmayınız buyurmamış mıydı?” dedi. Mahalle halkı içeri girip. Genç. darlıkta yardımcı. Dünyâ işlerinde gadaplanmaz.” dedi.” . hattâ başını birkaç yerden yarıp. buyurdu. Ömer’in oğlunun elbisesi eski idi. Kötü insanlarla düşüp kalkma. Hz.” dedi. Bir gece Hz. onlardan kötülük öğrenirsin. ne almanız size yakışır. para için bu işi. Çok kere haber gönderdiği halde râzı olmamıştım. Kadın “Yâ bana yaklaş arzumu yerine getir veya feryâd eder bütün mahalle halkını buraya toplarım. Hz. bağlayarak. ellerini. Ömer’in oğlu. işlerini Allah’dan korkanlara danış ve onlarla istişare et. Hz. Ömer’in huzuruna götürdüler. Kadın da oraya gelmiş. “O zaman Yâ Halife! Yaşayacağınızı bilmedikten sonra. yaptığını ikrar etti. âşık olan kadın ne yaptıklarını anlattı. Hz. dedi. Herkes çocuklarına yeni elbiseler alıyordu. yakın gel. Ömer’in huzuruna getirdiler. Bu çirkin işi senin yapacağını zannetmiyordum. hattâ yokluk daha kıymetli idi.” dedi. zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” diyordu. hayır duâ buyurdu. Bir kadın: (Kızına evi içinde) “süte biraz su kat. Ondan sonraki hadîseleri de birer birer anlattı. Hz. onu sana alayım. Bayram günü çocuklar. Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki. Hz. Hz. O kızı oğlu Âsım’a aldı. o genci görememişti. Ömer’in heybetine dayanamayıp. Ömer genci o halde görünce: “Yâ Rabbi! Bu gence hüsn-i zannım vardır. Hz. Ömer “Kızının bir sözü çok hoşuma gitti.genç yine kadının yüzüne bakmıyordu. yabancı kadınlardan muhafaza eden sıddîklar çıkacaktır” hadîs-i şerîfi bizim zamanımızda bu gence nasîb oldu. Hz. mübârek kalbini dünyâya bağlamazdı. Hz. Ömer gadaba gelince vücudundaki kıllar dikilirdi. Beyt-ül-mâl emininin sözünü beğendi. Genç: “Evet tanırım. kardeşim Yûsuf aleyhisselâmın kendini Zeliha’dan sakladığı gibi. Abdülazîz’in oğlu Ömer bin Abdülazîz halife oldu.” “İyilik kolay bir şeydir. her biri safâyı kalb ile gittiler. Oğlunun ağlama sebebini anlattıktan sonra.79 - . genişlikte süs ve zinetdirler.” buyurdu. yaşayacağınızı muhakkak biliyor musunuz ki.) Evine gelip oğluna. Hz. Varlık onun yanında yoklukla bir. ne de bizim vermemiz makûl olur. Şehirdeki bütün kocakarıların dışarı çıkmaları emir edildi.” dedi. ancak emin olanları seç. Genç. Ömer (Kalkıp. feryâd etmeğe başladı.” “Allah’a itâat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin. Hz. Ömer’in heybetinden çok korkardı. Rabbi bizi görür. feryadı ayyuka çıkıyordu. Allahü teâlâdan korkanlardır. Hak teâlâ doğru kullarının yardımcısıdır. her dosta bel bağlama.) Allahü teâlâ’ya hamd olsun ki. Düşmanlarından uzaklaş. Acaba hasta mı oldu. Allahü teâlâ çocuğunun kalbine bir yolla teselli verip. Kız: “Hz. Buyurdu ki: “Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Kadın: “Bu gece kapımı kilitleyip yatarken. Resûlünün hürmeti için beni bu zannımdan döndürme!” diye duâda bulundu. Beyt-ül-mâl emini: “Yâ Emirel-mü’minin.” dedi. sabah namazını kıldıktan sonra. (Ertesi günü kadının evine gitti.” buyurdu. Onun için sizi çağırdım. Emin olanlar. Ömer halife iken bir bayram gelmişti. Kocakarıyı Hz. lüzumunda. gelecek`ayın maaşından bir miktar vermesini istedi. mendili ile başının kanını silip bağladı. Genç: “Bu kadın bana bir kaç yıldır âşık olmuştu. bu adam gelip bana tecavüz etmek istedj. Hz. Genç: Âhirette rüsvây olacağıma burada olurum. oğluna şefkat edip acıyarak. Âsım’ın kızından Abdülazîz oldu. (Sonra genci yanına çağırdı) “Senin hakkında iyi düşünürüm.

sh-27 15) En-Nûcûm-üz-zâhire cild-1. vakarını azaltır.” “Hakkımda hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemediğim için darlık (fakîrlik) ve bolluk (zenginlik) günlerimin hiçbirine aldırış etmedim. orada durur ve: “İşte hırsla sarıldığımız dünyâ” derdi. ancak misafirlere hizmet düşer. Çünkü. aczini itiraf edip kulluğu bilmektir. sh-2 11) Tabakât-ül-huffâz sh-3 12) Hulâsat-ü tehzîb-il kemâl sh-239 13) Tabakât-ı Şirâzî sh-38 14) El-İber cild-1. bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selamı senin vermen.” “Tevbe’den maksad günahı bilip yapmamaktır.” “İnsanların en cahili. Mescidde namaz kılanlar Allahü teâlâ’nın misafirleridir. Orada giydiği eski elbiselerden dolayı söz edildiğini duyunca “Biz İslâmiyet ile izzet bulduk. ekseriya. sh-266 6) El-Îsâbe cild-2. Şaka yapan eğlenceye alınır. şaka ve mizah etmekten kaçınınız.” “İstiğfâr her derde devadır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” “Allahü teâlâ başkasına acımayana acımaz.” “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Amel-i salihte bulunmaktan maksad. Amelleriniz tartılmadan önce tartınız. cild-10.. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Yolu bir mezbeleden geçse. Hayası azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. sh-78 . Zira insanın şerefini kırar.” “İnsanın elbisesini temiz kullanması şerefi icabıdır. hataya düşer. özür kabul etmeyenin özrünü kabul etmez. sh-170 3) Târîh-ul-hulefâ sh-101 4) Savaik-ül-muhrika sh-89 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Peygamberinin şehrinde ölmeyi kısmet et. yetimlere sırtında un taşırdı. bir mecliste en geride oturmaya râzı olman ve şöhretten uzak durmandır. Hazret-i Ömer “Ya kıyâmet günü günahımı kim taşır” buyurdu. Allahü teâlâ’nın huzurunda bulunuyor demektir. Ömer bir defasında Şam’a gitmişti.” buyurdu.” “Mescidde oturan kimse. sh-518 7) El-İstiâb cild-2. sana iyilik yapayım derken zararı dokunur. ahiretini başkasının dünyâsı için satandır.” “Allahım. Zira onlarla beraber bulunmak kalbi daha fazla yumuşatır.” “Tevbe edip de tevbesi kabul olunanlarla beraber bulunun. onların kalbleri yumuşak olur.” Dul kadınlara. Böyle kimsenin hayâsı azalır. izzeti.“Çok gülenin heybeti azalır.” Hz. Gündüz tutulan oruca.” “Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. sh-160 2) Tefsîr-i Kurtûbî cild-8. kendini beğenmemektir. sh-58 9) İzâlet-ül-hafâ cild-1.” “Dinini bilmeyen tüccar pazarımızda satış yapmasın. “Amellerin efdali farzları yapıp harâmlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyyetdir.80 - . kusurlarımı söyleyen kimse Allahü teâlânın merhametine kavuşsun. gece kılınan namaza bu ayda verilen sadakaya.” “Tevazunun başı. affetmeyeni affetmez. sh-579 10) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1.” “Bana ayıplarımı. “Alay.” “Mescidler yer yüzünde Allahü teâlâ’nın evleridir.” “Tevbe edenlerle oturun. bana senin yolunda şehîd olmayı nasîb et.” “ “Helâlin onda dokuzunu harâma düşmek korkusu ile terk ederdik. Allahü teâlâ kat kat sevab verir. Çok konuşan çok yanılır. şerefi başka yerde aramayız. “Âhiret işlerinde zarar etmektense.” “Ramazan ayı çok hayırlı ve mübârek bir aydır. dünyâya ait işlerde zarar ediniz. Şükürden maksad. Bu halini gören biri: Bırakın biz taşıyalım deyince.” 1) Tefsîr-i Taberî. Böylesi sizin için daha hayırlıdır. sh-58 8) Üsûd-ul-gâbe cild-4.” “Yemekten sonra misvak kullanmak iki hizmetçi kullanmaktan iyidir. Ev sahibine.

OSMAN-I ZİNNÛREYN: Eshâb-ı kirâm’ın en büyüklerinden ve Peygamberimizin (s. bana çok tesir etti. şehirde hiç duyulmadı. İslâmiyet gelmeden önce Hz. Abd-i Menafta Peygamberimizin (s. aramızda büyük bir dostluk vardı. Kabilesi arasında geniş bir çevresi ve büyük itibarı vardı.v. Endişeye düştüm. mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi. Ebû Bekir müslüman olduktan sonra.a.a. Hak teâlâ Osman’a Doğru yolu gösterdi. sh-208. iki gün sonra hemen Ebû Bekir (r. Çok zaman geçmez ki. Bu meseleyi görüşmek üzere. böyle bir sır.) ile. Osman. O sırada “Ey uyuyanlar.) bana dedi ki: “Ya Osman! Sen akıllı bir kimsesin. Bir gün onun evine varmıştım.” diye nida eden bir ses işittik. sh-364.” O zaman teyzem dedi ki: “Muhammed bin Abdullah’a peygamberlik geldi. Ebû Bekir gibi cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuştur. Osman’ın soyu. senden önce bir erkek görmüş olur. Osman da onun teşviki ile müslüman oldu.v. ne de o. sh-242 25) Müslim. Kureyş kabilesinin Benî Ümeyye kolundandı.” Teyzemin bu sözleri. Hak teâlâ seni Cennete misafirliğe davet eder.)’in yanına gittim. sh-49 22) El-Evâil sh-78/b 23) Kitab-ul-harâç (Yahyâ bin Âdem) sh-169 24) Sahîh-i Buhârî cild-4. O’na karşı gelenin başı kesilir. iş hususunda da görüşüp konuşurlardı. Müslüman olmadan önce ticâret ile uğraşırdı. Hz. Babası Affan olup. sh-9 32) Miftâh-u Kunuz-üs-sünne. cild-2. Sonra da daha önce Şam’a gittiği sırada gördüğü bir rüyayı şöyle anlattı: “Yâ Resûlallah! Biz Muan ile Zerka denilen yer arasında idik. Hz. O’nun dîni ile âlem nurlanır. Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır: “Benim kâhin bir teyzem vardı. O halde bu sözü açık söyle. Kendi fikrini bırak.) Mekke’de zuhur etti. Hz. Hz. O’na gökten vahy nazil oldu. 577 senesinde Mekke’de doğdu. Ebû Bekir (r.16) Târîh-ul-Ümem-i ve’l-mülûk cild-3. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Bir ara orada uyumuşduk.” Ben dedim ki: “Ey teyzem. sh-192 17) İbn-i Hişâm cild-1.81 - . Sen de icâbet eyle! (Kabul et) Ben bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim” Hz. Hiç görmez ve işitmez ve bir şeye fayda ve zarar vermez olan bir kaç taş ilâhlığa nasıl lâyık olur?” Ben. üçüncü halifesi.) huzuruna götürdü. Ebû Bekir (r. Hz. Rukıyye’den Abdullah isminde bir oğlu olmuş ve bu sebeble Ebû Abdullah künyesi ile de tanınmıştır. ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun. Ahmed (s. “Doğru söylüyorsun. 139 19) Kitab-ul-harâc sh-73 20) Kitâb-ul-emvâl sh-77 21) İbn-i Âbidîn cild-3. Osman’a (r. Birbirimizden hiç ayrılmazdık. Halkı dine davet eder. Teyzemin söylediklerini O’na söyledim. Güzel yüzlü ve zahide bir hatun olup. Hz. bir büyük Peygamber kızı olsa gerektir. Mekke’ye gelince de sizin Peygamber olarak gönderildiğinizi öğrendik. Yine bana dedi ki: “Bir peygamber geldi.) temiz nesebi ile birleşir. Zengin bir tüccar olup. O da Hz. Hz. sh-45 30) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. uy Resûlün fikrine. Bana dedi ki: “Sana bir hatun nasîb olacak ki. Sözlerim sebebiyle. sh-329 29) El-A’lâm cild-5. Peygamberimiz. teyzemin sözü gerçektir” dedim. sh-38 31) Bedâi-üs-sanâi cild-7. Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi.” Ben teyzemin bu sözüne hayret ettim.a. sh-182 27) Târîh-ul-hamîs cild-1. Osman Resûlullah’ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip. ilk müslüman olanların beşincisidir.v. büyük bir şevk ve teslimiyetle “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh” deyip müslüman oldu. Uyanın.) damadı.” Teyzem.a. sh-333 28) İnsân-ul-uyûn cild-1. Ömer maddesi 33) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1056 34) Eshâb-ı Kirâm sh-383 35) Herkese Lâzım Olan İmân sh-1 HZ. sh-364 18) El-Kâmil fi’t-târih cild-2.v.a. Ebû Bekir. Ona karşı içten bir sevgi duyar.) İslâmiyeti anlattıktan sonra O’nu Resûlullah’ın (s. Osman’a şöyle buyurdu: “Yâ Osman. Hz. fedâil-üs-Sahâbe 26) Sünen-i Tirmizî cild-2.a. .a. müslüman olduğumu duyunca çok sevinip aşağıdaki şiiri okuyarak yanıma geldi.a. hidâyet verdi ona.

Ufukda mecz olan ayla güneş gibi oldu. Allahın Resûlüne. Hz. Bunun üzerine Resûlullah (s. Bu ikinci hicretten sonra Mekke’ye dönüp. Böylece dîni uğruna üç kere hicret etti. işimi bozdun” deyince Hz.): “Ya Osman bir kızım daha olsaydı. Bu şûra Hz. Müslüman olduğu için amcası. Peygamberimizin vefâtından sonra Hz.Her sözü doğru olan. güzel konuşur ve çok kuvvetli bir hatîb idi. Yahudinin nöbetinde kuyunun yanına uğramazdı. Hz. Müslümanlar Hz.a. Allaha.v. onu ip ile belinden ağaca bağlayıp. Osman’dır. yılında (m. Ayrıca Hud aleyhisselâmdan sonra ailesi ile birlikte ilk hicret edenlerden oldu.” buyurdular. Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum” dedi.anha) ile Habeşistan’a hicret etti.) “Bizim mescidimizi bir zira’ olsun genişleten Cennete gider” buyurdu. Bunun üzerine vahiy gelerek Rukıyye Hz. Böylece hicretin 24. .): “Rume kuyusunu. Osman’ın Hz. Osman Bedir Savaşı hariç bütün savaşlarda bulundu. hanımı Hz. yoruluncaya kadar kırbaç ile döverdi.v. Peygamberimizin (s. Osman kendi nöbet gününde kuyuyu müslümanlara serbest bırakırdı.82 - . İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır. Habeşistan’a hicret etmeye izin verilince.) sıkıntıya düşürmek istediler. Hepsini sebil etti. Ebû Leheb düşmanlık etmeye başladı.v. Hz. Ebû Bekir’in kendisinden sonra Hz. (İlk yarısını onikibin dirheme almıştı. Ayrıca bin altın da para yardımında bulundu.v. Peygamberimiz (s.a.v. Osman müslüman olunca. Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm de Hz. Osman’ı halife seçti.v. Zafer haberi geldiği gün hazret-i Rukıyye vefât etti.a. Bedir Savaşı yapıldığı sırada. Peygamberimizin (s. Osman kuyuya varıp. nöbetinde suyu para ile satardı. Hz.) Hz. Peygamberimizin (s. Hz. Tebük seferinde onbin kişilik İslâm ordusunun.a. Bilhassa amcası tarafından çok işkence yapıldı. Bu kuyu ise bir Yahudiye ait olup suyunu satardı.a. zekât veren ve yalnız Allahdan korkan kimseler tamir eder. Resûlullah (s. Ekseriyetle Peygamberimizin (s. malım mülküm sana fedâ olsun. Rukıyyeden.a. O bütün işkencelere sabreder hep kelime-i şehâdet okurdu. kendi kovasını müslümanların kovası ile beraber tutarsa.a. Namazda bir rek’atte bütün Kur’ân-ı kerîmi okuyan dört kişiden biri de Hz. Ömer’in hâlife olmasını bildirdiği ahidnâme. Peygamberimizin kızları Rukıyye ve Ümmü Gülsüm daha önce Ebû Leheb’in oğulları Utbe ve Uteybe ile nişanlanmışlardı.v. bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donattı. insanları müslüman olmaya davete başlayınca. Osman.) kızı Rukıyye ile evlendi. hicretin dördüncü yılında altı yaşında vefât etti. Osman da. Güzel yazar.a. Rukıyye. Peygamberimiz.” meâlindeki Tevbe sûresi onsekizinci âyeti nazil oldu. Hz. müşrikler tarafından yapılan işkencelere uzun zaman tahammül edip. Yahudinin işi böylece bozuldu. Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp. kim satın alır. “Yâ Resûlallah. Daima Kur’ân-ı kerîm okur.v. Hz. iki kızını nikâhladı ona. se’âdete kavuşması için Allah yolunda harcadı. Yahudi. Osman’ın nöbetinde iki günlük sularını alır.) iki kızıyla evlenme nimetine kavuşmuş olduğu için iki nûr sahibi manasına “Zinnûreyn” denilmiştir. diğer müslümanlar gibi o da çeşitli işkencelere uğradı. Osman müslüman olduktan sonra. Osman ile evlendirdi. Ömer’in halifeliği sırasında seçtiği altı kişilik hususi şûra azalarından biri de Hz. Cennetteki kovası bundan hayırlı olur. Sonra: “Yâ Osman. Medine’ye hicret ettiği ilk günlerde şehirde su sıkıntısı çekiliyordu. Osman’dır. namaz kılan.) yanından ayrılmazdı. Bunun üzerine “Allahın mescidlerini ancak. Osman tarafından yazılıp hazırlandı. Yahudi ile pazarlık etti. Veda Haccı’nda da Resûlullah (s. Hz. Bu bakımdan O’na Peygamberimizin (s. Ömer’in şehîd edilmesinden sonra Hz. Resûlullah’ın kızlarını almaktan vazgeçtiler. Mescidi kırk zıra’ (20 metre) genişletti ve bütün masraflarını karşıladı. Osman’a nikâh edildi. ondan çeşitli meseleler çıkarırdı.v. Rukıyye’nin ağır hasta olması sebebiyle.a.a. her taraftan müslümanlar çoğalıp Medine’ye geliyordu. bir gün Yahudinin olmak üzere yarısını satın aldı. Bedr Savaşı’ndan sonra vefât edince. Bütün malını İslâmiyetin yayılması. onu da sana verirdim” buyurdu. Böylece Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan biri de Hz. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm de vefât edince Peygamberimiz (s. Osman. hanımı Rukıyye (r. Kur’ân-ı kerîmi hıfzı (ezberi) çok kuvvetli idi. ikinci olarak tekrar Habeşistan’a hicret etti.). Bedir Savaşına katılmasına izin verilmedi. Osman idi. âhiret gününe inanan. Eshâb-ı kirâm ona bîat ettiler. Peygamberimizin kızı olan.) vahiy kâtiblerinden idi. Osman’a nikâh edildi.a. son olarak Medine’ye hicret etti. Müslüman olduktan sonra.) ile beraber bulundu.v. ikinci yarısını sekizbin dirheme aldı. Çok okuduğu için iki mushaf elinde eskimiştir. Böylece Resûlullahı (s. Hz. 644) senesinde Muharrem ayının birinci günü hilafet makamına geldi. İslâmiyet yayılmaya başlayınca. Abdullah adında bir oğlu olup. nöbetleşe bir gün kendisinin.v. insanların kurtulması. Oğulları da düşmanlık edip. Yahudi kuyunun hepsini satmadı. Rume kuyusundan başka içecek su yoktu. Hak dîni ile gönderilen. kızı Rukıyye’nin vefâtından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz.) mescidi dar gelmeye başlamıştı. Hudeybiye andlaşmasında Mekke’ye elçi olarak gönderildi. Osman kuyunun diğer yarısını da aldı. Hz.

Buhara ve Türkistan. Zeyyad. Fitnenin ve fesadın en büyük kaynağı Mısır’da idi. Hicretin otuzbeşinci senesinde Medine’ye gelerek. Hicaz’daki ve Irak’daki bakımsız yerleri. Onun zamanında Medine’de tarla sürmeyen. Ben de “Evet yâ Resûlallah” dedim. Hz. bağlar. bütün Irak. Kafkasya. Onun devrinde İslâm topraklarına katılmıştır. az sonra Hz. Ticâret ve nakliyatta kolaylık da. Aden. bağ yetiştirmeyen kimse kalmadı. Bu bakımdan Ona Nâşir-ül-Kur’ân (Kur’ânın yayıcısı) denilmiştir.a. Bu kadar genişlik ve çokluk sebebiyle fikirlerde ayrılık çoğalmış. hilâfetden çekilmesini teklif etmişlerdir. altı nüsha daha yazdırıp. düşünüş tarzları. Osman: “Size Allah ve Resûlüne yemin verdirerek soruyorum. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem bana bir bardak su verdi ve ben de o suyu içtim. “Hindistan ve Sind. Hasan ve Hüseyin ile Talha (r.a. Onun zamanında İslâm memleketleri batıda İspanya’ya kadar. askerlikte ve memleketleri feth etmekte.a. Oturdum.) bana giydirdiği elbiseyi. İran. Muhasara. Semerkand. Mısır’da yıkıcı faaliyetlerini devam ettirmek üzere. İslâm orduları denizde ve karada büyük zaferlere ulaştı. kendisi gibi fitneci kimseleri etrafına topladı Ve faaliyete geçti. Necd. Osman’ın evini kuşattılar. Bu bereketi ve huzuru gören Eshâb-ı kirâm. Hiçbir felâket karşısında sarsılmamıştır. Devrinde bir çok fetihler yapılmıştır. Sonra Resûl-i Ekrem bana “İstersen seni onlara galip getirelim. meyve bahçeleri yetiştirdi.a. büyük İslâm merkezlerine göndermesidir. Fizan. kanallar açtırdı. misafirhaneler yapılmıştı. Emniyet ve huzur da böylece kendiliğinden meydana gelmişti. Âsîlerden onüçbin kişi.) hilâfeti zamanı olan on sene ile Osman’ın (r. çalışkanlıkta en seçme kimselerdi. Hatta soğukluğunu göğüsümde duyarcasına kandım. Resûl-i Ekrem Medine’ye geldiği vakit.a. İslâm memleketinin bir parçası olmuş. İslâmiyeti içerden yıkmak için faaliyete geçen Abdullah İbni Sebe. Osman. cahil ve başı boş Mısır kıbtilerini aldatarak bir çapulcu alayı topladı. Merakeş. (Server-i âlemin (s. önce Basra ve Kûfe’de gizli teşkilât kurdu.a. cesur idi.a. Osman. Hindistan. refah ve rahatlıkla geçerek. emirleri. Feth edilen memleketlerin ahalisi de seve seve müslüman olmakla şereflendiklerinden İslâm nüfusu pek artmış. Osman selâmımı aldı. Osman’ı ziyâret etmek üzere yanına gittim.) devirlerinin bir devamıydı. Kafkasya İslâmın idaresi altına girerek. “Kardeşim bu gece rüyamda şu pencereden Resûl-i Ekrem’i gördüm bana “Osman seni muhasara ettiler öyle mi?” diye sordu. onu sevmekte ve emirlerini yapmakta. Çin. İslâm sancağı.” buyurduğu vakit. Sahâbe-i kirâmın ve Tabi’în-i kirâmın hepisinin ictihâdları da böyle idi. Fas. Hatta. Yine onun halifeliği sırasında Şam’da valilik yapan Hz. Osman’ı çok takdir ettiler. Medine-i münevvere şehrini sarmağa kâdar ileri gidip. servet artıp iş hayatı canlandı. Mısır’a kaçtı.12 sene hilâfet makamında kalan Hz. Trablusgarb. Yemenli bir Yahudi olan Abdullah İbni Sebe adındaki bir münafık yapıyordu. fitne ve fesadı yaymak teşebbüsüne geçtiler. Hz. tutunamayıp.) ise. Osman’ın evinden ayrıldıktan sonra Osman (r. orada bir takım fitne ve karıştırıcılık faaliyeti göstermek istedi ise de. Hz. Bilhassa halifeliğinin ilk yılları. Dimyat. Muâviye komutasındaki ordu Kıbrıs adasını alarak Akdeniz’de önemli bir mevki elde etti. Asir. milyonları aşmıştı. Hanlar.) oniki senesinden ilk altısı. elimle çıkarmam) buyurdu. Hz. Daha sonra Medine’ye gelip. Yahudiler ve diğer İslâm düşmanları. idrâk şekilleri arasında ayrılık baş göstermişti. Hz. Bingazi. Onun tayin ettiği valileri. Osman (r. Müslüman şekline giren münafıkların körüklemesi ile halifeye karşı çıkan isyan yüzünden. âsiler ikna edilemedi. Buradaki fitne hareketini. Bunun için halifeliği de başarılı geçmiştir.) karşısına çıktı. kırk gün devam etti. Hayve. Hadremut. Bahreyn.v. güvendiği kimselere ve yakınlarına verir. İstanbul surlarının önüne kadar götürülmüştü.a. ziraat aletleri de temin ederek çalıştırır. Arabistan’ın kuru toprakları onun zamanında en bereketli yerler gibi olmuştu. kendi kovasını müslümanların kovası ile beraber tutarsa. Kızıl deve veya eşek gibi iki adam Osman’ın (r. Ben de Resûl-i Ekrem’in yanında iftarı tercih ettim” dedi. San’â. Hz. sebeiyye fırkasını ortaya çıkardı. Katif. Hazenü’l-Kuşeyrî diyor ki: Abdullah bin Selâm. millete çok toprak kazandırarak ziraatı geliştirip. Fakat. bol para verip onu satın alan ve millete vakf eden ben değil miyim? Şimdi siz ondan. bütün Arabistan ve Afrika’nın büyük bir kısmı.83 - . fitnenin yayılması için her yola başvuruyordu. Tunus. istersen iftarı bizim yanımızda yap” buyurdu. Horasan. Kıbrıs adası ve kuzey Afrika’nın bir çok yerleri. Hz. Ebû Bekir’in bir araya toplattığı Kur’ân-ı kerîm nüshasından. İslâm târihinde altın bir devir teşkil eden Ebû Bekir ve Ömer (r. Mal. doğuda Kâbil ve Belhe kadar genişletildi.) halifenin kapısında nöbet tuttular. Maverâünnehir. çeşitli ihtilaflar çıkararak. hatta bir bardak . Osman. İslâm memleketlerinin hepsinde dînî hükümler uygulandı ve İslâm dünyâsı çok genişledi. Cezayir. Rûme kuyusundan başka içilecek tatlı su bulunmadığı için “Rûme kuyusunu kim satın alır. Cennetteki kovası bundan hayırlı olur. halifeye. Kurduğu gizli teşkilâtla.) evini saran adamların karşısına çıktı ve onlara “Sizi benim üzerime teşvik ve tahrik eden o iki kişiyi getirin göreyim” dedi. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Abdullah bin Selâm hazretleri buyuruyor ki: “Muhasarada bulunan Hz.)’ın hilâfetinin son altı senesi karışık ve gürültülü geçti. Osman’ın hizmetlerinden biri de Hz.a. Her tarafa yerleştirdiği adamları ile temas halinde olup. Ömer’in (r. Hz. Osman herkese lâyık olduğu vazifeyi verirdi. bunlara bağlı olarak gelişmişti. Resûl-i Ekrem “Seni susuz bıraktılar. Burada fitnenin ilk tohumlarını atıp. Ben de “Evet yâ Resûlallah” dedim. öylemi?” diye tekrar sordular. Osman (r. Hz. Kuyular kazdırıp. Selâm verdim.

Fakat âsilerin maksadı karışıklık çıkarmak ve fitne yaymak olduğundan Hicret’in 35’nti yılında Hz. Hepsi gittikten sonra Server-i âleme sordum: Babam Ebû Bekir (r. Eğer münafıklar onu soymak isterlerse.a. Ebû Bekir. kıyâmete kadar müslümanlar bir araya gelemezdi. Benim arkadaşım da Osman’dır. delillerini gösterdi. ahlakı bana en çok benzeyen o’dur.) ve onyedi kişi cenâze namazını kıldıktan sonra. ikna edici cevaplar verip.” Resûlullah kızı Rukıyye’yi Osman’a verdikten bir zaman sonra kızına “Osman bin Affanı nasıl buldun” dedi. Hz. yani topuğu ile dizi arası açık yatıyordu. Onlar “Evet doğrudur” dediler. Osman o şekilde duâ etmeseydi. Osman (r. hanımı Naile (r. mescid müslümanlara dar geldiği vakit.v. Bunun hikmeti nedir? Cevabında: “Meleklerin haya ettiği bir kimseden ben haya etmez meyim?” buyurdular. fitneyi yok etmek için büyük gayretler gösterdiler.) “Osman çok haya sahibi bir kimsedir.a.) hadîs-i şerîfde: “Bütün peygamberler. Hz. Dediler ki: Hz.v.” buyurmuştur. Peygamberimizin (s. hiç hareket etmediniz. kinlerini kusmuşlardı.” dediler. Osman’ın (r. Abdullah bin Selâm. Bunun üzerine Hz. Sonra yine Hz. Eğer o halde izin verseydim içeri girip söyleyeceğini anlatmazdı. Osman içeri girince doğrulup oturdunuz ve elbisenizi düzelttiniz. Resûlullah (s. iyi gördüm. Âişe buyuruyor ki: Resûlullah (s.) yakında meydana gelecek fitneleri zikir ediyordu. Daha sonra âsiler. Onlar: “Evet doğrudur. Müslümanların rahatı için büyük titizlik gösterdi.) şehîd olunca. Osman zamanında çıkacak fitneyi zikr ettikten sonra Hz. Osman (r. Devlet hazînesi olan beyt-ül-mâlı da yağma ettiler. O sırada kendini örtmüş bir kişi geçiyordu. Ebû Bekir kapıya gelip izin istedi. Eshâbım arasında. Habîb-i ekrem izin verdiler.a. Osman’ın şehîd edilme haberi. komşu duvarından aşarak içeriye girdiler.anha)’nın da parmakları kesildi. Medine-i Münevvereyi kana buladılar.) bildirdiği ve Eshâb-ı kirâmın tabi olduğu doğru yoldan ayrılmayan müslümanlar ise.” buyurmadı mı? dedi. Resûl-i Ekrem oturdu ve örtündü. mazlum olarak katl edilir. Server-i âlem: “O fitne günü bu şahıs hidâyet üzere olacaktır.a. Osman “Yâ Rabbi Ümmet-i Muhammed arasındaki tefrikayı kaldır ve kendilerini birleştir” diye üç kere duâ etti.a. Hz.v.a. Osman daima adaletli davrandı. Abdullah bin Selâm diyor ki: “Hz. Doğru yoldan asla sapmadılar. Hz. İslâm düşmanları fitneyi çıkarmışlar. Hz. “Ey canım kızım. Ali’yi halife seçtiler. hayatlarında bir kimse ile iftihar etmiştir. Hz. Rivâyet eden diyor ki: “O şahsı Resûl-i Ekrem’e göstererek “Yâ Resûlallah! Bu mudur?” dedim.acı sudan olsun beni men’ ediyorsunuz” dedi. Hadîs-i şerîflerde Hz.a. Osman’ı şehîd ettiler.) rivâyeti ile Resûl-i Ekrem: Hz. Hz. Hz. Bu arada. Osman’a çok saygı göster. dedi. Osman: “Allah ve İslâmiyet adına yemin verdirerek soruyorum: Resûl-i Ekrem. bütün müslümanlar Hz. Osman’ın üzerine saldırıp şehîd ettiler. Resûl-i Ekrem: “Cennette daha hayırlısını almak üzere falancanın arsasını kim alıp mescide ilâve eder?” buyurduğu vakit onu satın alıp mescide katan ben değil miyim? Böyle iken. Ömer gelip izin istedi. Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu.anha) rivâyet edilen hadîs-i şerîfte “Yâ Osman! Allah sana (hilâfet denen) bir gömlek giydirecek.v.” buyurmuştur. bana kavuşasıya kadar sakın onu çıkarma” buyurulmuştur. Ömer ve benimle Şebir dağında otururken.v. Hz.a. Osman gelip izin isteyince.) idi. bir sıddîk ve iki şehîdden başka kimse yoktur.” buyurdu. Zira senin üzerinde bir peygamber. Osman muhasara edildiği zaman kendisi halifelikten çekilmemiştir.” Yine buyurdu: “Bütün melekler benim ile iftihar . Yine hasen hadîs olarak İbni Ömer (r. Halifenin cenâzesi üç gün defn edilmedi Nihayet Zübeyr bin Avvâm (r. Kur’ân-ı kerîm okuyordu. İslâm ülkesinde geniş üzüntüler uyandırdı. Osman “Allahü Ekber” diye tekbir aldıktan sonra: “Kâ’be’nin Rabbi hakkı için şahid olun ki. Sonra Hz.a.) oruçlu olup. ben şehîdim” dedi. Osman hakkında buyuruldu ki “Her peygamberin Cennetde bir arkadaşı vardır. Osman’ın şehîd edildiği esnada yanında bulunanlara “Hz.) evinde mübârek baldırları. Her tarafta büyük bir huzursuzluk ve hüzün başladı. Osman bin Affan (r. Osman: “Allah ve İslâmiyet hakkı için size soruyorum: Darda olan İslâm ordusunu tamamiyle kendi servetimden techîz etmedim mi?” diye sordu. Ben de Osman bin Affan ile iftihar ederim. Âsiler Hz. Osman: “Allah ve İslâmiyet adına size yemin verdiriyorum. Hallerini değiştirmediler. dağ sallanıp taşı yuvarlandığı ve Resûl-i Ekrem taşı ayağıyla itip: “Ey Şebirdağı dur. Bu hadîs-i şerîf sebebiyle Hz. Osman’ı işaret ederek “O fitnede bu. Osman şehîd olduğu zaman 82 yaşında bulunuyorlardı. Çünkü. Baki mezarlığına defn ettiler.) İçeri girdi. Hz.a. Hayırlı.84 - . Bir rivâyette ise Resûlullah (s.a. doğrudur” dediler. Ömer içeri girince yine aynı vaziyette durdunuz.a. Hz. Osman’ın şehîd edildiği zamana kadar tam bir birlik içinde olan müslümanlar arasında bazı kimseler ayrılarak harici ve sebeiyye gibi fırkalara bölündüler. Ona da izin verdiler ve mübârek baldırları açık olarak yattıkları vaziyette sohbet ediyorlardı. Fitne hareketine birtakım ithamlarla başlayan âsilerin her türlü bozuk iddialarına. “Evet” buyurdular. Onlar: “Evet. Hz.” buyurdular: Kalkıp o şahsa baktım.) evini soydular.” Asiler. şimdi siz benim mescidde namaz kılmama mâni oluyorsunuz” dedi. Birgün Resûlullah (s. Yine aynı hususta hasen hadîs olarak Âişe-i Sıddîka’dan (r. Onlar: “Vallahi doğru söylüyorsun” dediler.

a. Genç. Muhtac olanlara bol bol yemek yedirir. Kendileri Hz.a. Cehenemi hak etmiş yetmişbin kişi. haya sahibi idi. Gecenin bir kısmında uyur. Seyyid-i Kâinatın (s. Hz. ona rahatlık ver.a. Osman’ın menkıbelerinden bazıları şöyledir: Birgün Osman bin Affan (r. Âişe’nin evine götürdü. İkincisi: Zühd ve Hicrettir.) vermiştir. Osman: “Biraz daha çek” deyince genç: “Siz kıyâmet gününü düşünerek korktunuz. “Allahü teâlâ size.” dedi. Hz. Hz. Resûlullah: “Yalnız beni mi davet ediyorsun? buyurdular.” diye düşünüp yiyecek bulmağa çalıştı. “Ey genç sen de.s. Osman’ı yanına aldı.) ile beraberdim. aşikâr bütün günahlarını affet” diyerek duâ etti. Abdurrahman bin Avf. Osman’ın düşmanlarının hasmıyım. Bir hadîs-i şerîfde de. deveye binince kölesini de arkaya alır. İbni Mes’ûd (r. hesabsız Cennete girecektir.) da vardı.) vermiştir.v. ağlardı. kendisi de evde sirke ile zeytinyağı yerdi. Yiyecek bitti.) bir hadîs-i şerîfte: “Ben Allahü teâlânın huzurunda. Ben de Osman bin Affan ile öğünürüm. Habîb-i Ekrem: “Herkes dostunun yanına varsın.v.” dedi. Bilâl-i Habeşî’yi (r. Osman.” Bu söz Hz.) eve gelip durumu öğrenince “Yâ Rabbi! Osman’ın geçmiş gelecek.) anlatır. Eshâb-ı kirâmdan Cabir (r.a. Hemen bir semiz koyun.85 - . Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas (r.) buyurdukları. Birgün bir gencin kulağını çekti.v.” buyurdu.” buyurdu. Üçüncüsü: Cömertliktir. Osman’ın kulağını çekti. Bu âyet-i kerîmede: “Yoksa. Server-i âlem hazretleri mübârek ellerini açıp: “Yâ Rabbi! Osman’a çok ecir ver” diyerek hayır duâ buyurdular. Resûlullah (s.) vermiştir. sıkıntı kapladı. peygamberlerinden Zekeriyya ve Yahyâ’ya (a.a. Osman: “Eshâb-ı kirâm da gelsinler Yâ Resûlallah” dedi. münafıklar mahzun oldular.a. güneş batmadan rızk gönderecektir. Allahü teâlâ. gizli. O bizim birçok sıkıntımızı gidermiştir. Osman (r. Fazla fiat ile alıp dokuz yükünü güneş batmadan Habîb-i Ekrem’in huzuruna getirdi: “Yâ Osman! Bunlar nedir?” diye sordular. kıyamda durur bir halde tâat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahibleridir ki (bunlar) hakkıyla düşünür. Peygamberimizin mübârek adımlarını sayıyordu. Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır. Hak teâlâ bu fazîleti peygamberi İbrâhîm’e (a. ahiret (azabın)’dan korkarak.) cömert. Osman bir defasında Resûlullahın evinde hiç yiyecek kalmadığını işitmişti.ederler. Osman.) evine davet etti.s. Abdullah bin Abbas.” buyurduğunu bildirmiştir. sebebini sordu. “Sen dünyâda ve âhırette benim sevdiğimsin” buyurdu. Ömer.” buyurdu. Gencin kulağı acıyıp şöyle dedi: “Efendim.a.” Resûlullah.a. Herkes sevdiğinin yanına gitti. Ali ile Hz.) bütün Eshâb-ı kirâma. Hz.) rivâyet ediyor. “Yâ Resûlallah! Her adımınıza bir köle âzâd olsun” dedi.” Abdullah bin Ömer’in bildirdiği hadîs-i şerîfte “Osman ümmetimin en hayırlısı ve en çok ikrâm edenidir. Osman veya Ebû Bekir veya Ömer veya devamlı ita’at eden her mü’min için indirmiştir. Kabristana uğradığı zaman oturur. Öyle ki sakalı ıslanırdı. Resûl-i Ekrem’in bunu. “Osman’ın şefâati sayesinde. Peygamberimiz farkına varıp. Allahü teâlâ. Hz. sonra ibadete kalkardı. Ben de o günkü hesaptan korkuyorum. Hz. Peygamberlere (aleyhimüsselâm) verdiği fazîletler ve güzel menâkıbdan bazılarını Hz. o. bir miktar bal ve bir çuval un alıp. doğru olması lazımdır. Zübeyr. Halîfe iken. Biz Muhacirlerden bir cemaat Resûlullahın huzurunda idik.a. böyle yaptığı için çekinmez sıkılmazdı.” Hz. Osman’ın davetine gelmeleri için haber vermekle vazifelendirdi. Askeri üzüntü.v. Aramızda Ebû Bekir. Müfessirlerin çoğu bu âyet-i kerîmenin Hz. Osman’ın evine doğru yola çıktılar.a. Bir gazâda Resûlullah (s. Hz. Bir yerde ondört deve yükü yiyecek buldu. Osman hakkında indirildiğini bildirmişlerdir.a. Osman’a da vermiştir. diğer hanımları arasında paylaştıracağını zannediyorum. Talha. Hak teâlâ Zümer sûresinin dokuzuncu âyet-i kerîmesini Hz.) Resûlullah’ı (s. . Davetten sonra bütün kölelerini âzâd etti.” buyurdu. Gündüzleri de orucla geçirirdi. Halifeliği sırasında adalet ile davranmaya çok dikkat ederdi. Hak teâlâ. Birincisi: Şehîd olmaktır. Resûl-i Ekrem de Hz. Ali. gecikmeden yerine gelince mü’minler sevindiler. Osman’a buğz eden bir kimsenin cenâze namazını kılmamıştır.s. Osman’a çok tesir`etti. Hiç paylaştırmasın çünkü ben onlara da bunların aynısını gönderdim. Âişe’ye şöyle dedi: “Ey mü’minlerin annesi. Osman bu sözünü işitince: “Resûl-i Ekrem’in her sözünün muhakkak. benim kulağımı çek ödeşelim.” buyuruldu. peygamberi Îsâ bin Meryem’e (a. Hz. Hz. herkesin birbirinden hakkını alacağı kıyâmet gününü düşününüz. Resûl-i Ekrem bu hâle vakıf oldu. Allahü teâlânın halîli ve kerîm olan babamız İbrâhîm aleyhisselâma benzetiyoruz. Yine buyurdu ki: “Biz Osman bin Affanı. onlara karşıyım. “Osman’dan Allah’ın Resûlüne hediyyedir” dedi. Resûlullahın: “Ya Rabbi! Osman’ı kıyâmet gününün sıkıntılarından kurtar.v. Hz.” Buyurulmuştur. Peygamberimiz (s.

Evine gittiler. Osman’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmişti. mü’min Allah’ın nuru ile bakar” buyurmuştur. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Kıyâmet günü üç sınıf insan şefâat eder: Bunlar. Allahdan sevâb bekleyerek emr-i ma’rûf yapmada ve Allahın gadabından kaçınarak nehy-i münker etmede. Hz. Kur’ân okumak fazîlet. Buna karşılık duyduğu halde konuşana iki. Hz. Hak teâlâ ihtiyarlığı peygamberi Nuh (a. Osman sizden daha iyi alıcım var ve sizden daha fazla veren var. Ebû Bekir bu işe çok sevinip. Hz.Dördüncüsü: İhtiyarlıktır. gece yarısına kadar ibadet etmiş. Hz. Hak teâlâ hayayı Hz. Ebû Hüreyre (r.” “İbadetin tadını dört şeyde buldum: Allahın farz kıldıklarını yapmada. Peygamberimizden (s. Fâtıma ile evleneceği zaman düğün masrafı yapmak üzere zırhını satılması için pazara göndermişti. uzakta olduğu için duymayıp konuşana da bir günah vardır. “Resûlullah’dan sonra vahy iner mi?” diye sordu.” “Arifin alâmetlerindendir. Biz bu buğdayı bire yediyüz verip alana verdik” dedi. Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medine’de bulunan fakîrlere. fakat mü’minin firaseti doğrudur. Ali’ye gönderdi ve şöyle haber yolladı. “O halde evladınıza ikrâm edin.” “Adem oğlunun ancak üç şeyde hakkı vardır: Belini doğrultacak kadar yemekte. Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı olduğu gibi. Siz onun sözünü yanlış anladınız beraber gidelim” buyurdu. o kimse zararlardan korunur.a. Nitekim Resûl-i Ekrem: “Mü’minin firasetinden kaçınınız. Rabbine kavuşmadan önce. Eshâb-ı kirâma bedava dağıttı. kabir için hazırlanmak farz.a. kabir ziyâreti fazîlet. Osman: “Sana ne oldu? Gözlerinizde zina eseri görüyorum. Ali.)’a vermiştir.): Yâ Emir-el-Mü’minîn. Bu dörtyüz dirhemi de düğününe harca bizi ma’zur gör. İnsanların en iyisi Rabbine kavuşmadan önce. dünyâyı terk edendir. Dellalı çağırıp bu zırhın sahibi buna ne kadar para istiyor? diye sordu.) bir gün Hz. âhıret için üzülmek ise kalbe nurdur.. dili hamd ve sena.a. avret yerini örtecek kadar elbisede ve kendini saklayacak evde. hasta ziyâreti fazîlet. Yâ Osman. Osman’ın alnından öptü. Hz. gözü yaşlı ve hayâlı. Dellal dörtyüzdirhem istiyor dedi. dışı fazîlet. O sırada Hz.” Ebû Hüreyre (r.” “Yatsı namazını (cemaatla) kılan. Çünkü.” “En hayırlınız Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir. “Evet ey Resûlullahın halifesi. vasıyyetini almak farzdır. Osman. sabah namazını cemaat ile kılan ise gecenin tamamını ibadet ile geçirmiş sayılır. Osman pazardan geçerken Hz. Kıtlık zamanında böyle yapması uygun olur mu? dediler.) damadı olmakla şeref kazanmıştır ve Cennette onun arkadaşıdır. Hz.” “Bir kul her gün sabah ve akşam şu duâyı üç defa okursa. içine girmeden önce kendi kabrini en güzel yapandır. dedi. Ebû Bekir’e bildirip bundan üzüldüklerini söylediler. Eshâb-ı kirâm durumu Hz. Hz.s. içi farzdır: Sâlihlerle düşüp kalkmak fazîlet.” “Ezan okunurken sükût edip dinleyene iki. Onlar bire yedi veriyor. dünyâ onu terk etmeden..a.” Buyurdu ki: “Dünya için üzülmek kalbe zulmet. Ali’nin zırhını tanıdı. Osman (r. fazlasının ise hesabı vardır. onlardan iyi alıcı olan. Hak teâlâ bu üstünlükleri Hz.” buyurdu.s. âlimler ve şehîdlerdir. Osman.v. Eshâb-ı kirâm satın almak için yanına gittiler.v.) 146 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Âdem ve Muhammed (a. Beşincisi: Haya etmek üstünlüğüdür. Gel parasını verip alayım dedi. Yüz deveyi de kesip fakîrlere yedirdi. Bir defasında Medine’de kıtlık vardı. ona vereceğim dedi. yasaklarından sakınmada. Osman’da toplamıştır.” “Dört şey vardır ki. Hz.86 - . onlara uymak farz. vahy inmez.)’a vermiştir. cevabında: Hayır. Yolda bir kadına gözü ilişti ve baktı. isteği günahları ve dünyâyı terk ve rıza üzerine olmaktır. Ebû Bekir.a. yalnız sükût edene ise bir ecir vardır. peygamberler. bire yediyüz veriyor.” . evladınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır. Hz. onunla amel farz. (Bismillâhillezî la yedurru maasmihi şey’ün fil ardı ve lâ fissemai ve hüvessemiulalîm). Rabbini kendinden râzı eden. Eshâb-ı kirâm senin bir sözüne üzülmüşler deyip durumu anlattı. “Bu zırh senden başkasına lâyık değildir. Sonra bu zırhın yanına dörtyüz dirhem para koyup Hz. Hz. Ebû Bekir yanına gidip. Osman’ın huzuruna gidiyordu.” “İnsanların en iyisi. Rabbini kendinden râzı edendir. Kalbi havf ve recâ. Huzura varınca Hz.) Resûlullahın (s. zırhı alıp parasını verdi.

v. kabul edilmeyen doğru görüş. sh-462 14) El-İstiâb cild-3.) uğrunda gösterdiği fedâkârlık ve O’nu kendine tercih etmesi.) iltifat buyurarak söylediği “Ebû Türâb”dır.” 1) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Ali beş yaşından itibaren Resûlullah ile yaşamış. sh-451 9) Eshâb-ı Kirâm sh-9.v. ahlaken vârisi olmuştur. bedeni sağlam olur. amel edilmeyen ilim.a. 21.a.) damadı ve dördüncü halîfesidir.” diye cevap verdi. Hayatının sonuna kadar Hz.” “Beş vakit namazı vaktinde devam üzere kılana dokuz şey ikrâm edilir. sh-210 4) Târîh-ul-hamîs cild-2. sh-3124 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-43. ona itâat edene çok şaşarım! Eğer gönüller manevî pisliklerden temiz olsaydı. O sıralarda Mekke’de bir kıtlık hüküm sürdüğünden Peygamber efendimiz (s. Namazdan sonra. Hz. evine bereket iner. geliri az.” dedi. sh-53 3) El-A’lâm cild-4. Onun Resûl-i Ekrem (s. Ali ertesi sabah. dünyâyı isteyenin içindeki zühd ilmi. okunmayan mushaf. Allahü teâlâ “Onlar için korku ve üzüntü yoktur” zümresine onu ilhak eyler. Şecaati. Resûl-i Ekrem’in tâlim ve terbiyesinde yetişmiş. Onu can kulağıyla dinlemiştir. 976. Ali.a. 58. Künyesi Eb’ül-Hüseyin’dir. 329. Küçük yaşta müslüman olmuş ve Nebîyy-i zi-Şân’ın yüksek nazarlarına. fedâil-üs-sahâbe 6) Kâmûs-ül-a’lâm cild-4. Hadîce’nin beraber namaz kıldığını gördü. Ali (r. Lât ile Uzzâ isimli putları terk etmeni emrederim. infâk edilmeyen mal. kullanılmayan silâh. sh-55 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Resûl’ün yanından hiçbir suretle ayrılmamış. 982.v. Ali’nin babası Ebû Tâlib’in. “Allah’ın arslanı!” diye tanınmıştı. 40 (m. 660)’da şehîd edildi. Çocuklar arasında ilk defa Muhammed aleyhisselâmın Peygamberliğini tasdîk edenlerdendir. teklifinde bulundu. şeytanı düşman bilip. On şey çok zayi olmuştur.): “Bu Allahü teâlânın dinidir.v.a. Ali Cennetle müjdelenen on sahâbîden dördüncüsü ve Ehl-i beytin birincisidir. 1055 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2. Allah onu sever. sh-245 HZ. Allahü teâlâ kalbini yumuşatır. dünyânın fani olduğunu bilip ona rağbet edene. daima meclislerinde bulunmuş. cesareti eşsizdi. her türlü takdirlerin üstündedir. Cehenneme inanıp günah işleyene. kahramanlığı ve çok cesur olmasından dolayı “Kerrâr” “Esedullah-il gâlib” lâkabları verilmiştir. Resûlullahın huzuruna gelerek “Yâ Resûlallah.). . çok fedâkâr idi. hesaba inanıp mal toplayana.a. yüzünde salihler siması olur. 209. O yüce irfan hazinesinin feyzinden kana kana içmiştir. Buna mukabil geliri azdır. bana İslâmı arz eyle” diyerek müslüman oldu. içinde âhiret yolculuğu için azık edinilmeyen uzun ömür. Bir künyesi de Peygamberimizin (s. 579) senesinde Mekke’de doğdu. Hz. metaneti. Bu teklifin.) amcası Ebû Tâlib’in oğludur.): “Önce bir babama danışayım. Hicret’ten yirmiüç sene önce (m. Ali. ALİYYÜL MÜRTEZA: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. istediği olmayınca üzülene. Allahü teâlâ birdir. Sual sorulmayan âlim. ailesi kalabalıktı. Aile geçimindeki yükünü hafifletelim. “Bu nedir?” diye sordu Resûl-i Ekrem (s. 724. içinde namaz kılınmayan mescid.a. amcası Abbas’a (r. 460.v. kardeşinin çoluk çocuğu çok olmakla masrafı da çoktur. Hiç puta tapmadan müslüman olduğu için “Kerremallahü vecheh”. melekler onu korur. Müslüman olanların üçüncüsüdür. bu sırrı kimseye söyleme!” buyurdu. bir gün Resûlullah (s. Hz. Peygamberimizin (s. Hz. sh-57 13) El-Îsâbe cild-2. Allahü teâlâya inanıp dünyâ ile rahatlayana. 48. Her birimiz bir oğlunu alalım”. sh-69 15) Buhârî fedâil-üs-sahâbe 16) İzâlet-ül-hafâ cild-1. Resûlullah ona “İslâma gelmezsen. 306. muhabbetlerine mazhar olduğundan dolayı kendisinde harikulade meziyyetler tecelli edip durmuş. 368 10) Savâik-ul-muhrika sh-104 11) Târîh-ül-hulefâ sh-138 12) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. hiç bir vakit haddi aşmazdı. ortağı yoktur. 43.) ile Hz.a. Ona yardımcı olmak lâzımdır. Kur’ânın zevkine doyulmazdı. 665. 19.v. Peygamberimizin (s. 15. Allahü teâlâ onu Cehennemden korur. Hz. işlerin takdirle olduğunu bilip. amcası Ebû Tâlib tarafından kabulü ile Hz. 26. Resûl-i Ekrem’in ilmen. 44. Ayrıca takdir-i ilâhiyyeye gösterdiği tam rızadan dolayı da “Mürteza” denilmiştir. Müslüman olması şöyle olmuştur: Daha on yaşında iken.87 - . binilmeyen vasıta.): “Ey amca.“Ölümü bilip gülene. 18. Güzel ahlâkın canlı timsali idi. sıratı parlak şimşek gibi geçer.a. sh-254 5) Müslim. Seni bu dîne davet ederim.v.a.

fevkalâde gayret ve kahramanlıklar göstermiştir.a. Hicret gecesi kâfirler. Hz. Kureyş kâfirlerinin toplandıkları yere gitti. mübârek iki eliyle. Kılıcı parlatan “Al buda ben Abdülmuttalib’in oğlundan!” derken müşrikin kellesi. Resûl-i Ekrem bunların hepsini Hz. Mikdâd hazretleri. Ali. Resûl-i Ekrem’in evlerindeki emânetleri yerine ulaştırmak için ve Mekke’de kalan Eshâb-ı kirâm üzerine vekili oluyordu.v. Ali kılıcı ile müşrikin göğsüne doğru çaldı. Ali’ye emânet etmişti. kâfirlere insan suretinde görünürdü. Hz. Ali oradan ayrılınca Ebû Cehil kalktı: “Ey Kureyş’in büyükleri! Muhammed. Ali Bedir savaşında birçok azılı müşriki öldürmüştür. Hak teâlânın izniyle onlara galip geldi. Bir zaman sonra (mel’ûn) Şeytan uyandı. dediler. bu gece Muhammed’in yaptığı sihirle uyuyakalmışım” dedi. yoksa. Ali. Hz. Ali’nin sözlerini Kureyş kâfirlerine söyleyince canları sıkıldı. Kureyş’den dört beş kişi atlı olarak Hz.88 - . bizzat sırtında taş ve toprak taşımıştır. Ali’yi şehirden dışarı çıkarmayacaklarına karar aldılar. bizzat kendisi teşrif etmiş. O’na yaklaştı. Hak teâlâ. Ali. Ali’nin kanadı altına sığındılar. Hz. Hz. Abbas bu sözleri Hz. Tekrar hâne-i se’âdetin mübârek yüklerini kaldırıp yola koyuldu. Allah’ın arslanı Hz.a. Sa’d bin Hayseme’yi şehîd etmişti. Allah’ın rızâsı için nefsini fedâ eder. “Resûl-i Ekrem’de kimin hakkı var ise. Ali oturdu. Hz. Hz.” buyurdu. böyle yaparız. Hüseyin uğrunda. Hz. iki taraf da birbirine karışmıştı. Bunlar uykuda iken Resûl-i Ekrem. Abbas. buna mâni olmalıyız”. Ali’ye bir hatada bulunurlar. “Geri dön. Hz. Hz. “İnşâallahü teâlâ yarın Medine-i Münevvere’ye gidiyorum. Mekke-i Mükerreme’de kalan Eshâb-ı Güzin.Peygamber efendimiz. Ali’nin başucunda. miğferiyle birlikte yere yuvarlandı. Resûlullahın bütün gazvelerinde bulunarak. Zırhını enlemesine biçince müşrik titredi ve sarsıldı. dediler. Hz. Hz.) bir oğlu. Ali. Mikâil (a. “Kardeşinin oğluna söyle Muhammed’in evini kaldırmasın. Resûlullah’ın (s. Kuba’da yetişmişti. seninle cenk ederiz. Hak teâlâ. Hz.” âyet-i celîlesinin nazil olduğu rivâyet edilir. Ali. Ali’nin karşısına çıktı. Kâfirler mel’ûna: “Ne biliyorsun?” dediler. gelsin benden alsın!” diye nida ettirdi. Ali dönüp arkasına baktığı zaman. şeytân dahil bütün kâfirlere bir uyku verdi. nazik ayakları okşamış.) yatağında gördüler. o zaman henüz îmân etmemiş olan Mikdâd bin Esved. Sizler behemehal Ali’nin yanına yetişin?’ buyurdu. Resûlullah’ın (s. Resûlullah’ın saâdethâneleri Mekke’de olduğu müddetçe Hz.” dedi. Hz. Hz. Uhud ve Hendek harbleri olmak üzere. Yoluma çıkan olursa cenk ederim. Göğsüne çıkıp imâna davet buyurdu. Hz. Bir zaman sonra Resûl-i Ekrem evinin. yarın inşâallah Resûl-i Ekrem’in evindeki eşyayı götüreceğim. Ali o esnada arkasında bir kılıcın parladığını ve şakıdığını görünce başını eğdi. o hak yolunda binlerce meşakkate katlanmış olan narin. Hz.a.)’da ayak ucunda oturup duâ ederlerdi. Yüksek sesle: “Vay! Muhammed kaçtı. Medine-i Münevvere’de. Kum tepesinin üzerinde zırhlara bürünmüş müşriklerden birisi.) Kâ’be-i şerîfte devamlı oturdukları makama Hz. Ali ile vuruşmaya başladı. Hiçbir kâfir. Bir diyeceğiniz var mı? Ben burada iken söyleyin” buyurdu.) şişmiş olan ayaklarından kanlar akar vaziyette. Hatta Hz. Nevfel hakkında Peygamber efendimiz (s. Bunun üzerine bütün kâfirler Resûl-i Ekrem’in evine hücum ettiler.v.a. Sabah oldu. Derhâl cân-ı gönülden kabul edip Müslüman oldu. Hz.) Hz. Hz. Ali.s. Ertesi gün o kadar kâfirin arasında. Herkes gelip nişanını söyleyerek emânetini aldı. Abbas’a yalvardılar. Böylece Hz. Ali’nin korkusundan Eshâb-ı kirâmın hiçbirine eziyyet edemedi. Hz. Hak teâlâ’dan hicret emrini aldığı zaman. Ali’ye söyledi.)’a “Kafirler belki bir anda.s. Mikdâd bin Esved’in (r. Ali’nin yolunu kestiler. Hz. sevgili. Başta Bedir. Ali’yi görünce hâline acımış. “Amcacığım. Hz. Ali de orada kaldı. Kâfirler aramak için dışarıya çıktılar.a. Resûlullah’ın (s. Allahü teâlâ tarafından emredilmişti. Hz. Hz.s. Bu iki büyük melek. Hz. İsrâfil (a. Ali’ye gelmişti. Resûl-i Ekrem’in saâdethânesindeki eşyaları toplayıp yola koyuldu. Sonra Hz. Ali “Bilmem” dedi. Yolda. Kâfirlerin her biri şöyle yaparız. Ali yükleri indirip bunların üzerine yürüdü. Akşama doğru. Mikâil ve İsrâfil (a.v. Hamle sırası Hz. müşrikin darbesini kalkanı ile karşıladı ve müşrikin kılıcı kalkana saplanıp kaldı. Şeytan da aralarında idi.” dediler. Hz. Ebû Bekir ile beraber evden çıktılar. Mel’ûn Şeytan: “Binlerce senedir uyku gözüme girmemişken. Kararım kat’îdir. Yine bu savaşta Nevfel bin Huveylid ile karşılaştı. geceleri yaya olarak yürüdüğü bu yolculuğun sonunda Peygamberimizin huzuruna gidemiyecek bir halde idi. Hamza’yı gördü. Ali’nin bu fedâkârlığı üzerine: “İnsanlardan öyleleri vardır ki. yoksa aramız açılır”. Gündüzleri saklanıp. Hz. Ali. Ali hiçbir söz söyletmeden bir vuruşta yere yıktı.) saâdethânelerinin etrafını sarmışlardı. Resûl-i Ekrem efendimiz bunu haber alınca.a. Ali’nin de Resûl-i Ekrem’in yatağında yatacağı. Medine-i Münevvere’ye getirilmesini emir buyurdu. Bütün emânetlerini sahiplerine teslim etti. Ali’nin yanına geldiler. Daha savaşın başlarında mübârezede Velîd bin Ukbe’yi bir kılıç darbesiyle öldürdü. Resûl-i Ekrem’in nerede olduğunu sordular. fedâkâr amca-zâdesini kucaklamış. Hz. evi burada olduğu müddetçe bize düşmanlık etmez. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve bahadırlarındandır.v.) buyurdu ki: “Yâ Rabbi! Nevfel bin Huveylide karşı bana yardımcı ol! O’nun hakkından gel!” diye . Müşrik atından indi ve Hz. Ali. Hepsi başlarını eğip hiçbir şey söylemediler. Kerbelâ’da canını fedâ edip şehîd olmuştur. kendisine afiyeti için duâ buyurmuştu. Resûlullah’a (s. Mescid-i Nebevî’nin inşaasında çok çalışmış. Ali’yi. dedi. Şeytan.v.

Hayber kalesinin fethinde. Bu. Hendek kenarlarına gelip meydana er istedi. Ehl-i sünnetin gözbebeği. Bu dinin emirlerindeki büyüklüğü anlayan müşrik hemen müslüman oldu. Resûlullah (s. Bu şiir Merhab’a o gece gördüğü rüyayı hatırlattı. sancağı Hz. Ali’ye doğru yürüdü. kalenin kapısını koparıp.a. Allah’ın birliğine ve Resûlünün Hz. Yedi kere böyle oldu. kılıcı ile boğazlamak üzereydi. Amr “Bunu kabul ettim. Hendek savaşında da müşriklerin en azılıları ile savaştı. var gücü ile Hz. Peygamber efendimiz. Hiç olmazsa birini kabul et”. Ali: “Biliyorsun ben Kureyşdenim. ordu başkomutanlığı yapmıştır. Amr: Yâ Ali! Sen henüz gençsin. Ali. uzun boyundan endişe etme.) tarafından Ehl-i beytin muhafazası için Medine’de bırakılmıştır. Birçok harplerde Resûlullah (s. Hz. Ali: “Ey ahmak! Benim başımı kesmeden onların başını nasıl kesersin?” buyurdu. Ali’ye fırlattı. Amr’ın önüne vardı. Ali hemen geri dönüp Amr’ın başını kesti. Birinci isteğim. Ali. Merhab’la karşı karşıya geldiğinde. Sevgili kerîmesi (kızı) Hz.a.duâ etmişti. Hz. Merhab’ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini kesti. Avını gözetliyerek giden bir arslan gibi. “Ben O’yum ki: Anam bana Haydar (Arslan) adını takmıştır! Ben. Bu savaşta. Son derece mütevazı. Ali de atından indi. Ali’nin bu sözü üzerine Amr.v. kerem.a. diyerek geriye dönmüş gelirken. cömertlik. Muhammed (s. Ali de bunların arasında bulunuyordu. Hz. düşmanlarıyla döğüşürken onlara acır ve haddi tecavüz etmezdi. Ali atına bindi. Kureyş’den bir kişi senden iki şey istese birini yaparmışsın.) olduğunu ikrâr ve tasdîk etmendir”.v. Bu savaşta Hz. Hakkında birkaç âyet-i kerîme nazil olmuş. Hz. Bunun üzerine öldürmekten vazgeçti. Onun heybetinden. Ali’nin gözlerinde bir ağrı sızı kalmadı. Hz. servet sahibi değildi. Ben” Hak teâlâ’dan sana yardım etmesi için. Yedincide Resûlullah (s. Hayber karargâhında bulunan Ümm-i Seleme “Merhab’ın dişlerine kadar inen kılıcın sesini ben de işittim” demiştir. Çok şefkatli ve merhametliydi. buyurdu. çok kerîmdi. Amr. Bedir savaşına katıldığında 25 yaşında idi. Sizi. heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir. Bunun üzerine Hz. atından inip Hz.a. Mekke’i Mükerreme’ye gitmendir” buyurdu. dünyânın tadını almamışsın. Bir harpte düşmanını altına almış. cesaret ve kahramanlığı denenmiş Merhab’ımdır. Amr “Evet öyle söz verdim” dedi. Ali bir fırsatını bulup. ben senin başını kesmek istemem. Ali. İbn-i Esir’in rivâyetine göre Hz. Birbirlerine hamle ettiler. Ben. müslümanlara büyük hizmet etti. Hz. gelip çatan harplerin tutuştuğu. Ali. ormanların. kalkan olarak kullanmıştır. Merhab’ın başına inen kılıncın çıkardığı ses o kadar fazla idi ki. Amr bin Abdûd’un önüne yiğitçe. O’nunla evlendirmişti.” buyurdu. Allah için öldürecektim. kâh kılıçla vurup yere sermişimdir” diyerek müslümanlardan er diledi.” dedi. Hz. Ali. yahudilerin meşhûr pehlivanı Merhab: “Hayber halkı iyi bilir ki: Ben. kendi nefsim için öldüreceğimden korktum. Ali’nin gözleri ağrıyordu. alçak gönüllü idi.a. Nefsimin isteğine uymamak için vazgeçtim. niçin öldürmediğini sorunca. bunun şerrinden kurtulmaları için duâ ediyorum” buyurdu. “Yâ Amr! Duydum ki sen Kâ’be’nin karşısında ahd etmişsin ki. Senden iki şey isteyeceğim. onun bu savaşta kılıcıyla önce bacaklarını sonra kafasını kopardı. Ali’yi çağırdı. Tebük harbinde bulunmayıp.a.v. “Allahü ekber” diye tekbir getirdi ve “Allahü teâlâ O’nun hakkında duâmı kabul etti” buyurdu. adalet. Hz. Bir daha meydan okudu. yalnız Ebû Bekr. Hz. Resûlullah (s.) efendimiz. Buna rağmen çok cömert. ümmetimin kıyâmete kadar olan ibâdetinden hayırlıdır. kızıştığı zamanlarda. kükreyerek geldikleri zaman aslanları bile kâh mızrakla. Hz. başka ne istiyorsun?” dedi. kerâmetler hazinesi ve evliyânın reisidir. Ali şecaat ve kahramanlığı ile tanınmasına rağmen. senin elinle Müslümanların. buyurdu. ikiye ayırdı. Hz.” buyurdu. cesaretle var. Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Rabbi! Ali’yi bana tekrar göstermedikçe beni öldürme!” diye duâ bu. Merhab’ın tepesine öyle bir kılıç indirdi ki. Resûlullah (s.) tekbir getirip: “Ali’nin Amr bin Abdûd ile bir kere karşılaşması.) efendimiz. Muharebenin iyice şiddetlendiği yirmiikinci gün. kılıcımı al. geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir” diye şiir söyleyerek Merhab’ın karşısına dikildi. Ali.v. Hz. Başını. Amr bin Abdûd adlı müşriklerin en azılılarından biri. Ali. Yine hiçbir müslüman çıkmadı. her yaptığı işi. Ali’ye vermiştir. Pek çok hadîs-i şerîflerde meth edilmiştir. o gün yahudilerin en namlı kişilerinden sekizini öldürmüştür.” dedi. Hz. Ali: “İkinci isteğim bu iki kuvveti hallerine bırakıp.)ın başlarını keserim. Ali. Hz.89 - . Sonra Peygamber efendimize (s. kılıç. Bir gün Eshâb-ı kirâmdan bir zümre gazâ için yola çıkmışlardı. Hz. Hz. Hz. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem. Hz. Ali sadece Uhud gazvesinde onaltı kılıç darbesi almıştı.a. Aliyyü’l-Murtazâ’yı (r. Çok cesurdu.a. Fâtıma’yı. “Ben Allahü teâlânın yardımı ve Resûlünün duâsı ile senin başını kesmek isterim” buyurdu. Amr’ın uyluğunu bir kılıç darbesiyle kopardı.) Nevfeli öldürdüğünü haber verdi. Rüyasında kendisini bir arslanın parçaladığını görmüştü. Ali’nin yüzüne tükürdü. Ali hakkındaki iltifât-ı Nebevînin en yüksek bir nişanesiydi.) pek çok severdi. huzuruna oturttu: “Yâ Ali! Benim atıma bin. Altındaki düşman. Müslümanlardan kimse Amr’ın davetini kabul etmedi. Amr: “Bunu kabul etmiyorum.a.) O’nu çağırtarak gözlerine üfledi ve şifa bulması için Allahü teâlâya duâ etti. kendi kopmuş bacağını Hz. Kılıcını kuşandı. Ömer ve Osman (r.v. Savaşlarda düşmanlarının ölümüne bile acırdı. Artık işi bitti. Hz.” dedi. “Biraz önce seni. tepeden tırnağa kadar silâhlanmış. Yüzüme tükürünce. Bedir savaşında müşriklerin başlarını ağaçlardan meyva düşürür gibi düşürüyordu.v. merhamet ve diğer yüksek fazîletleri öğülmüştür. Hz.v. O anda düşmanı. Yemen savaşında. Bedir’de ayrıca Âs bin Sa’îd’i de katlederek. insanlığın iyiliğini düşünerek yapardı.

bunlardan biridir. Hz. Hâsılı Hz. yakın değil miyim?” buyurdular. diye söyle)” buyurdu. Hz.. Dindarları. Ali. Bunlar.)’den sonra Aliyyü’l-Murtazâ derecesinde belîğ hutbe tertip ve irâd eden bir zât görülmemiştir. Falan dağdaki tepeye geldiğin zaman üzerine çık. Bir hadîs-i şerîfte de Aliyyü’l-Murtazâ’ya hitaben: “Seni ancak mü’min olan sever. Ali oraya gidip selâmı tebliğ edince. Hz. kıyâmete kadar her mü’min tarafından. “Âl-i Nebî” namıyla. Resûl-i Ekrem (s. orada vücuduna bir kılıç ağzı isabet eder” demiş. Mübârek sözlerine devamla: “Yâ Rabbi! O’na düşmanlık edene düşmanlık et. Ali. Sonra Hz. Ali’nin “Beni unuttunuz mu?” suâline Peygamberimiz “Sen. 15 hadîs-i şerîf Müslim’de tamamı da Ahmed bin Hanbel’in “Müsned” adlı kitabında vardır. Kendisi 586 hadîs-i şerîf bildirmiştir.” diye buyurmuştu. Hz. Hz. Eshâb-ı kirâmın en büyük fıkıh âlimlerinden idi.) veda haccından dönerken “Gadîr-Hum” denilen yerde namaz kıldıktan sonra Eshâb-ı kirâma (r. Ali ile Fâtıma. sakalını okşamıştı. diline doğruluk ver. ben onun gecede mi. Kur’ân-ı kerîm’in belâgatine. Irak’a gitme.) mübârek abaları ile örterek: “İşte. fevkalâde belîğ. Peygamberin mektûblarını da yazardı. Bu sebepten. hakikatlerine herkesten daha ziyâde vâkıftı.) “Yâ Ali! Benim deveme binip Yemen’e git. uğultu koptu.v.yurdu. Irak’a giderken.90 - . Ali. İslâmiyetin yayılmasında görülen hizmeti büyüktür. bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!” buyurdukları bildirilmiştir. her namaz ve duâda yâd olunurlar. Resûlullah (s. doğruyu ona bildir!” buyurdular. bir başkası arasında akd buyurmayınca. Ali vahy kâtiblerindendi. hem Sahîh-i Buhârî’de. beşâret ve kerâmet sayılacak şeylerden almış olur.) Eshâb-ı kirâm arasında iki defa kardeşlik akd edilmesini buyurdukları halde. sana ancak münafık olan buğz eder.v. onun efendisidir. . Hasan ve Hüseyin’i (r. Vallahi bir âyet yoktur ki.a. bu hali görünce. o gündeki gibi böyle nefsine bir kötülük geleceğini haber veren bir muhârib görmedim.a.” diye cevap vermiştir. Hz. Onu seveni sev.) dönerek: “Ben mü’minlere nefslerinden daha sevgili.v. Ali’nin nezih ruhu idi.a.a. Taşlar ve ağaçlar Resûl-i Ekrem’in selâmına: “Salât ve selâm.a. i’câzına.a. dünyâda ve ahirette benim kardeşimsin” buyurdu. Abdullah bin Selâm (r. Hasan.) efendimize damat olmuştur. Resûlullah (s. Ona yardım edene yardımcı ol. bunun üzerine Arap gramerinin ana hatlarını ortaya koyarak buna mâni olmuştu. korkarım ki. Onu aşağı tutanı zelîl et.v. fasîh konuşurdu.” diye duâ buyurdu. ey ağaçlar! Allahın Resûlü size selâm ediyor. Fâtıma’dan.v. Allah’ın Resûlünün üzerine olsun” diye cevap verdiler. Resûlullah (s. Resûl-i Ekrem (s.) isimlerinde üç evlâdı olmuştur. müttekîleri severdi.” buyurmuştur. Ali buyuruyor ki. Arap lisânının ilk kaidelerini koyan zât da Hz. şehâdet senin arkandadır. hepsi birden îmân ettiler.a. Kâdılık ahkâmını bilmem” dedi. Eshâb-ı kirâm tasdîk ederek “Evet yâ Resûlallah! Öylesin”. “Kurban Bayramı” olduğuna dâir olan rivâyeti. Halkın seni karşıladıklarını göreceksin. Hz.a. kaynağı sayılırdı. Yâ Rabbi. O tepede bulunanlar. Ali’nin elinden tutup: “Ben kimin efendisi isem. Bundan başka 9 hadîs-i şerîf Buhârî’de. Bir gün Kur’ân-ı kerîm’in yanlış okunduğunu duymuş. Ali’ye hitaben Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Ali. Hz. Nerede olursa olsun hakkı. Bu şerefe nâil olamadığından dolayı me’yûs (üzüntülü) görünen Hz. âlîcenâbtı (cömertti). Hacc-ı Ekberln. İlmin menbaı. Her nutku bir şaheserdir. Hz. Zamanının en kudretli hatîblerinden biri idi. benim Ehl-i beytim bunlardır. İşte bu Ehl-i beyt. O zaman (Ey taşlar. Onun en büyük bir müfessir olduğunda kimse şüphe etmezdi. Hz. yeryüzünde bir gürültü. kan ile boyandığı zaman nasıl sabır edecektin?” buyurarak mübârek elleriyle onun başını. Hudeybiye anlaşmasını da o yazmıştı.v. dağda mı.a.).) O’nun ziyâretine gelmiş: “Yâ Ali. size cevâbını veririm. bunu bana Resûlullah haber vermiştir” diye mukabelede bulunmuştu. Ehl-i beytten olması sebebiyle. Bu vazifeyi herkesten fazla muvaffakiyetle ifâ ederdi. nazil olduğunu bilmiyeyim!. Hz. Mübârek elini göğsüne koyup: “Yâ Rabbi! Kalbine hidâyet. Hz. Resûl-i Ekrem’den yayılan feyizlerin nurlarına en evvel kavuşmuş olan Hz. Ali de “Yâ Resûlallah. Ali’dir. hem de Sahîh-i Müslimde vardır.” buyurdular. Uhud harbinde Eshâb-ı kirâmdan bir çok kişi şehîd düşmüştü. Hz. sabredilecek şeylerden delil. doğru söylerdi. Kitâbullah’dan bana sorunuz. Hattâ bir gün hutbe irâd ederken cemâate hitaben: “Sorunuz! Bana ne sorar iseniz. fakîrlere yardım ederdi. şu buyurduğun hal benim hakkımda tahakkuk edince o. “Yâ Resûlallah! Ben âlim değilim. dediler. onun rivâyeti tercih edilmiştir. Ali. Bu hususta herkesin müracaat kapısı idi. Peygamber efendimizin sünnetine herkesten daha fazla vâkıf idi. hiç birinde Hz. Fâtıma ile evlenmiş ve Peygamber (s. Hüseyin ve Ümmü Gülsüm (r. Ali’nin Kur’ân-ı kerîme büyük bir vukûfiyeti vardı. hakkında birçok rivâyet olup anlaşılması güç mes’elerde. Ali. Ali de. gündüzde mi kırda mı. Ali de: “Evet! Allaha yemin ederim ki. bundan sonra ben asla iki kimse arasında hüküm vermekten şüpheye düşmedim.a. Peygamber efendimiz onu Yemen’e kadı olarak gönderdi. Ali ile. Ebü’l-Esved diyor ki: “Ben. Hz. Halledilemeyen konular ona havale edilirdi. Kur’ân-ı kerîm lisânına herkesten daha ziyâde âşinâ idi. Bunlardan 20 tanesi.

Hasan tarafından yapılmış ve namazı eda olunduktan sonra Kûfe’nin kabristanı sayılan Necef’e defn edilmiştir. Hz. geniş göğüslü. “Yâ Emir-el-Mü’mimîn. Hz. buğday benizli. Ali olmasaydı. Her iki taraf. suçluların.) ile Âişe (r. şehîd oldu. ona nasîb oldu. Buyurdu ki: “İşte bunlar melelekler ile nebîler cemâati. Sakalı sık idi. Her tarafta askeri birer merkez vücuda getirdi. Kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başlamıştı. Ali: “Kızım sükut et! Eğer benim gördüklerimi görecek olsan ağlamazsın” dedi. halife seçildi. Osman’ın şehîd olmasından evvel. perişan etti. Hz. Basra’ya yola çıktı. tarafsız kalmayı. Ali’nin İslâmiyetin yayılmasındaki hizmeti büyüktür. Ali. Osman’ın şehîd olmasına sebep olan bütün bu fitnelerin başı olan İbni Sebe. Hz.) vefât edince. Medine-i Münevvere’de. Hz. Yoksulları Beyt-ül-mâldan geçindirirdi.anha)’nın ictihâdında olan Basralılarla anlaştılar. geceleyin gizlice iki taraftan birine saldırarak. Zübeyr. iki taraftan onbin kişi şehîd düştüler. hem de amel bakımından en yüksek derecede olduğu halde. Osman zamanında fitne.” Hz. Ali’nin hilâfeti zamanında da devam etti.” Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadelede bulunduğundan. Ali suçluları hemen cezalandırmayınca. güler yüzlü. Ali hakkında söylenmiş hadîs-i şerîflerden ba’zıları: . ona devlet işlerinde yardımcı oldu ve kadılık (hâkimlik) görevlerinde bulundu. Başını birşey ile sarmıştı. Ali hürmet ve ikrâm edip. Hz. Ömer’in yolunu tutmuştur. gerek kendisi ve gerekse oğulları Hz. Hem ilim. Hz. Hz. Ali ise. Dedim ki: “Ey mü’minlerin emiri! Yarayı bana gösterir misin? Hemen sargıyı açtı. iki tarafı muharebeye tutuşturmaya karar verdiler. dedim. halka karşı şefkat gösterirdi. Memurları murakabe eder. Abdullah İbni Sebe’ye. Ali. Baktım. Karşı taraftan gelen sulh teklifini kabul edince. Basra’ya bir vali tayin ederek oradan ayrıldı.Peygamber efendimiz (s. Güzel ahlâkın canlı bir timsali idi.anha) Basra’ya gittiler. Osman’ın da halifeliğine bîat edip. Sakalını muharebe zamanlarında sünnet olandan fazla uzatır ve omuzlarına kadar yayılırdı. şu içinde bulunduğun halden daha hayırlıdır.v. Osman’ın şehâdetini duyunca da oğullarının yüzüne karşı: “Siz yaşarken onun şehîd düşmesine nasıl imkân bıraktınız?” diye büyük bir teessürle hitap etmiştir.) bîat edip. Hz. Hz. Osman’ı şehîd edenlerin cezâlandırılması hususunda Eshâb-ı kirâm arasında üç ayrı ictihâd oldu. Hz. Kûfe olarak tesbit etti. Medine’de kalmasını emretti. O yıkayıp kefenledi. Hatife. Hz. ne görüyorsun?” diye sordum. Allah korkusundan hemen her gün ağlardı. Son zamanlarında saçı ve sakalı pamuk gibi beyaz olmuştu. suçluların hemen cezalandırılmasını. Kûfe’de kılıç darbesini aldıktan sonra huzuruna girdim. orta boylu. adaletin tatbikinde dikkatli ve tedbirli hareket edilmesini ve başka bir fitneye sebep olmaması için. Ömer buyurdu ki: “Şayet Hz. onlarla anlaşmak üzere. Âişe ve Şam’da bulunan Hz. Amr İbni zi-Mürr el-Hemadânî şöyle rivâyet ediyor: Hz. Kûfe’ye gitti. Hatta Hz. Hz. ordusundan yedibin kişi ayrıldı. iri yapılı idi. müjde sana. Beyt-ül-mâlı muhafaza yolunda gerekli teşkilâtı kurdu. Ortalık kızıştı ve savaş başladı. gece karanlığında grubu ile birlikte Basralılar üzerine saldırdı. Hicretin kırkıncı yılının Ramazan-ı şerîf ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbni Mülcem adlı bir harici tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularak yaralandı. mâni olmaya çalıştığı halde bir türlü önüne geçemediği elim şehâdet vak’ası üzerine Hicrî 35 yılının zilhicce ayında. Bir daha Medine’ye dönmeyip. Hz. Abdullah bin Sebe. Askerlerinden yirmibeşbin.a. Hz. kendi askerleri arasında bulunan kardeşi Muhammed bin Ebî Bekir ile Medine’ye gönderdi. halifenin emrini dinlemedi. uzun gerdanlı. “Cemel (Deve) vak’ası” olarak bilinen bu hâdisede Âişe-i Sıddîka (r. Sahâbîlerden bir kısmı. Ali bu vak’adan sonra. Hz. Basra’ya yakın bir yerde ordugâh kurdular. Üç gün süren savaş sonunda. beş sene süren hilafet zamanlarında sükun ve huzur bulamamış. yahudîler tarafından başlatılmış ve halîfenin şehîd edilmesine kadar varmıştı. Techîz ve tekfîni. her işin emniyet ve istikamet dairesinde yapılmasını ister. hafif bir yaradan ibaret. Elçi gönderip. Bu son mübârek vazife. Ömer helâk olurdu. Halife olmasında hiç bir itirâz olmadığından icmâ-ı ümmet ile hilâfet makamına geldi. Hz. anlaşma oldu diye rahatça uykuya varınca. Talha ve Zübeyr (r. diye buyuruyor. Gece karanlığında kimse ne olduğunu anlayamadı. Talha.anha) esir alınınca. Birşey yok. Bunlara “Hârici” denildi. Muâviye. teveccüh etmekte bulunduğun hâl. Ömer’in halifeliğine de bîat edip. oğlu Hz. İki gün sonra altmışüç yaşında iken. Çok hadîs-i şerîf ile övüldü. ortalığın durulmasından sonra cezalandırılmasını ictihâd etmişlerdi.a. Aişe(r. Bunların üzerine yürüyüp. Definden sonra.91 - . karşı taraftan kırkbeşbin kişi şehîd oldu. Medine’den ayrılırken. halifenin danışmanı ve hâkimliğini yaptı. bu hususta acele edilmemesini. halîfeye gözükmeden Basra’ya gitmeye. halife seçilen Ebû Bekir’e (r. hilâfet işlerinde onun vezirliğini yaptı. Ali: “Evet sizden ayrılmaktayım” dedi. İslâm devletinin merkezini de. Osman’ı korumak için gerekli tedbirleri almıştır. hükümet idaresinde Hz. Ali. Muâviye’nin ordusu ile yüz günde doksan meydan muharebesi yaptı. yahudisi. Hz. işte bu da Muhammed aleyhisselâm! Yâ Ali. Hz. iri ve siyah gözlü. Cemel vak’asından bir sene sonra Sıffîn denilen yerde Hz. Hz. İslâm birliğini bozmaya çalışan ve Hz.a. Ali. Kendi komiteci arkadaşlarıyla gizli toplantı yapıp.

O da cevap verip. Allahü teâlâyı görürken benimledir.“Allahü teâlâ bana dört kişiiyi sevmemi emretti.” Eshâb-ı kirâm birbirlerini çok severlerdi.v. Ebû Bekir: -Senin önüne nasıl geçebilirim? Çünkü.a. Ben de.” Hz.) “İbrâhîm aleyhisselâmı görmek isteyen Ebû Bekir’in yüzüne baksın”. “Ali.” “Ali. Ali iyilerin rehberidir. Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir. pişman olup. Ali’nin (r. Hz. İçeri gireceği sırada. bayrağı sana verip.” “Üzerinde farz borcu olan kimse. gir dedi. aşağıdaki uzun konuşma oldu: Hz. Hz. Çünkü. Çünkü.) “Âdem aleyhisselâmın hilm sıfatını ve Yûsuf aleyhisselâmın güzel ahlâkını. Ebû Bekir: -Sen. abdest alıp namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse (bağışlanmasını dilerse). erkeklerin en iyisine verdim. Ali’ye.a. Ebû Bekir: (Geri çekilip) Yâ Ali! Sen buyur.) kızı Fâtımat-üz-Zehrâ’yı sana verdiği gün “Kadınların en iyisini. her hayırlı işte ileri olan. Resûlullah (s. Çünkü Resûlullah (s. Ben de onları seviyorum. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem.) Hayber’de: “Yarın sancağı öyle bir kimseye veririm ki. Osman ve Ali (r. Bu kimse kazasını ödemedikçe. Sırat üzerinde benimledir. Ömer. Selmân’a ve Ammâr’a. görmek isteyen Ali Mürtezâ’ya baksın” buyurdu. ben de ondanım. Onu bütün mü’minler sever.v.” buyurdu. Hz. Ali: -Senin önünden giremem. Resûlullah (s. aralarında. Mikdat ve Selmân’dır.) Resûlullah’ın (s.s.” “Ali’ye bakmak ibâdettir. Ali onlardandır. Cennette sabah yıldızı gibi parlar. Çünkü Resûlullah’tan işittim. erkeklerin en iyisine verdim” buyurdu.” “Ali bendendir.v.” “Münâfıkların kalbinde dört kimsenin muhabbeti toplanmaz: Ebû Bekir.) “Yâ Rabbi! Beni en çok seven ve Eshâbımın en iyisi kimdir?” dedi.a.a. kazasını kılmadan nafile kılarsa. Hz. Ali: -Senin önünden geçemem çünkü.a. “Ümmetimden Ebû Bekir’den daha üstün bir kimsenin üzerine güneş doğmadı” buyurdu.92 - . dünyâda da.a. Allahü teâlâ. Rabbim bana emr eyledi. Ali bin Ebî Talib (r. önce gir yâ Ali! Resûlullah’a daha yakın sensin.a. Allahü teâlâ’yı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur) buyurmaktadır. herkesi geçen sensin. Resûlullah (s.) evine geldi. Hz. Ebû Bekir: Ben. Onlara tabi’ olan selâmet bulur.a.v.” “Kadınların en iyisini. Olmayan helâk olur. senin önüne geçemem! Resûl (a. Hz. Allahü teâlâ Onu sever. Cennette benimledir. Ali onlardandır ve Ebû Zer. Bir gün Ebû Bekir Sıddîk (r. Çünkü Allahü teâlâ. Ali: Ben senin önüne nasıl geçerim. Cenâb-ı Hak: “Yâ Muhammed (a.a. benim sülâlemi de Ali’den yaratmıştır. Resûl aleyhisselâm “Cennetin kapıları üzerinde “Ebû Bekir Habîbullah” yazılıdır buyurdu. “Bu bayrak Melik-i Gâlibin Ali bin Ebî Tâlib’e hediyesidir. “Ali onardandır.v.” Bunlar kimlerdir? denildikte.) da geldi. her iyilikte önde olan. o şehrin kapısı Ali’dir. Ali: -Yâ Ebâ Bekir! Sen önce gir ki.)” “İmânın alâmetleri vardır: Birinci alâmeti Ali’yi sevmektir.v.s. onun nafile namazlarını kabul etmez. Hz. senin önüne nasıl geçebilirim ki. kıyâmet günü benim yanımdadır. Allahü teâlâ’ya istiğfâr ederse. Havuz ve kevser yanında benimledir. . Ona sıkıntı vermeye uğraşanın kendisi perişan olur.a.” buyurdu.” “Kızım Fâtıma’yı Ali’ye vermeyi. Nisâ sûresi 109. sonra. Ali’yi inciten beni incitmiş gibidir. Hz.) Peygamberimizden (s. Hz. Allahü teâlâ o günahı elbette affeder. yardım edilir. Resûl aleyhisselâm Hayber gazâsında.” “Ben ilmin şehriyim. Onu çok severim. Hz. Ona yardım edene.) Ebû Bekir Sıddîktır” buyurdu. Ali: Ben senin önüne geçemem. Cennet üç kimseye âşıktır. âyetinde: (Biri günah işler veya kendine zulm eder. Allahü teâlâ her peygamberin sülâlesini kendinden. âhirette de benim kardeşimdir. buyurdu. Ebû Bekir: Ben.) rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır: “Günah işleyen biri pişman olur. boş yere zahmet çekmiş olur.” “Ehl-i beytim.” “Ali.

” buyurdu. Allahü teâlâyı görürken. dünyâ. dilediğini Cehenneme göndersin der. gecenin karanlığında mescidin mihrabına gelir. Resûl aleyhisselâm: “Ben bir ağaca benzerim. Ali: -Senin önüne nasıl geçebilirim. Ali: -Senin önünden nasıl girebilirim? Çünkü.) artık içeri girin! Cebrâil aleyhisselâm gelip dedi ki.a. Hz. Ebû Bekir’in imânı ağır gelir. Kendisi dünyâ ziynetlerinden ve şatafatlarından nefret eder. Dördüncü köşesindeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir. Ebû Bekir. Ali Cennet hayvanlarından birine binmiş olarak gelir. Havz ve kevser yanında. (a. kadınların üstünü. Görenler acaba.Hz. ikinize de yüzbinlerle rahmet etsin. benim için alıp âzâd etti. Çünkü O. Çünkü.” Hz. Senin kardeşin Ali bin Ebî Tâlib ne güzel kardeştir. Allahü teâlâ. Ali bunun kapısıdır. Ebû Bekir: -Senin önünden giremem. Tekrar bir olacağız” buyurdu. Ebû Bekir (r.). Üçüncüsü. gövdesi. senin düşmanlarına Kevser havzından su vermem. yüzbinlerle lanet olsun!” buyurdu.” Resûlullah’ın (s. Ebû Bekir -Senin önünden gidemem! Çünkü. Ebû Bekir.” Hz. ibadet eder ve ağlardı. bir topraktanız. Ali (r. Allahü teâlâ yanındaki kıymetinizi anlatamazsınız” ikisi bir birine sarılıp. Cennette.“Allahü teâlâ. benimledir. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Sekiz Cennetten şöyle ses gelir: Ey Ebû Bekir! Sevdiklerinle birlikte gel. Cennet Meleklerinin reisi olan Rıdvan adındaki Melek Cennete girer. benimledir. benimledir. Ali dedi ki: “Altıyüzbin nasî. Hz. Ebû Bekir Sıddîk’a ver. Yâ Muhammed! Cennetin ve Cehennemin anahtarlarını. Cenâb-ı Hak buyurur ki: Yâ Muhammed aleyhisselâm! Senin baban İbrâhîm Halil. Resûl aleyhisselâm: “Yâ Ebâ Bekir! Sen benim. Allah’dan korkanların üstünü Ali’dir.a. Çünkü. Hepiniz. ey Cennet! Senin dört köşeni. buyurdu. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü.” Hz. bunun kapısıdır. Cennetin anahtarını getirir.” buyurdu. Fâtıma bunun kökü.) gelip.) huzuruna girdiler. Hz. Muâviye.a. birlikte Resûlullah’ın (s. Ali Hakkında: “Hz. Dindar ve muttaki olanlara. Hz. gören gözüm ve bilen gönlüm yerindesin!” buyurdu. Ali’nin sözünü kesip içeriden buyurdu ki: “Ey kardeşlerim Ebû Bekir ve Ali! (r.a. meyvesidir.” buyurdu. Ali: -Senin önüne geçemem! Çünkü.v. Hasan ve Hüseyin. yahut altıyüzbin altın mı veyahut altıyüzbin nasîhat mı istersin?” Hz. Ebû Bekir Sıddîk dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben. Ali de: Ben senin düşmanlarını sırat üzerinden geçirmem. Ebû Bekir’in bütün kusurlarını af etsin. yerdeki ve yedi kat göklerdeki melekler sizi dinlemektedir.): Ben. Hicrette bana yardımcı oldu.) bu iki sevgilisi. hiçbir vakit onu aldatamadı.). Sonra Cebrâil (a. Şeytan. Hz. Hz. Ali: -Senin önüne geçemem! Çünkü. Ali: -Senin önünden nasıl yürüyebilirim? Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben sâdıklığın şehriyim. Ali son derece âlîcenâb bir insandı. buyurdu: Hz. yüzbinlerle rahmet etsin ve düşmanlarınıza da. Ali de dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben de Ebû Bekir kardeşimin düşmanlarına şefâat etmem ve başını kılıç ile bedeninden ayırırım. bütün mü’minlerin imânları yekûnu ile tartılsa. Kıyâmete kadar birbirinizi övseniz. Ali. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem. ikinizi sevenlere de. istediğini Cennete. Cennete girin!” Hz. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü. Hz. Çünkü.” Hz. Fâtımatüz-Zehrâ’dır. Ali’ye buyurdular ki: “Yâ Ali altıyüzbin koyun mu istersin. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü. Ali bir güzel ata bindirilir. düşünür. Peygamber efendimiz (s. Peygamberlerin üstünü Muhammed’dir. Sırat üzerinde benimledir. Hz. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Allahü teâlâ. Hz.” buyurdu. Hz.” Hz. bu hangi Peygamberdir? derler. her davayı hakkaniyetle hallederdi.a.). Ali: -Senin önünden gidemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben ve Ebû Bekir. Ebû Bekir: -Senin önüne nasıl geçebilirim? Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben ilmin şehriyim. Biri. Resûlullah efendimiz: . kapıda böyle konuşurlarken.” demiştir. Bana verir. bu Ali bin Ebî Tâlib’tir buyurur. Sözün doğrusunu söyler. Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ebû Bekir’in imânı. Hz. Hz. dört kimse ile bezerim. kızı Âişe’yi bana verdi.v. ne güzel babadır. Bilâl-i Habeşî’yi. Biri.v. Ebû Bekir: -Senin önünden gidemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Allahü teâlâ.s. ilim ve hikmetin feyyaz bir kaynağı idi.s.93 - . Ali kardeşimin düşmanlarına şefâat etmem. fukara ve muhtaç olanlara yardımı severdi.a. kendileri içeriden dinliyordu. Ali: -Senden önce giremem. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Ali kıyâmet günü benim yanımdadır.

Ali namaza başladı. Hz. Resûl-i Ekrem’i rahatsız etmemek için yerinden kalkmadı. Allahü teâlâya yaklaştıran sebep ve vâsıtaları ara! 6. Herkes. Ali Sıffîn harbine giderken. tehlîl ve istiğfâr ettiler. Hz.s. Câbir bin Abdullahı’l-Ensârî ve Ebû Saîdi’lHudrî (r. Birgün Eshâb-ı kirâm Resûlullah’dan (s.” Resûlullah’tan (s.a.) zaman-ı şerîflerinde idi. Esma bint-i Ümeys.v. Senin bu taşı kaldırdığını görünce. Ali: “İyilik yaparım” dedi. Hak teâlâ güneşi geriye getirdi. Ali’nin bu hâlini bildiği için. İkindi namazı vakti idi. Hz.v. sen Allahü teâlâyı hatırla. Peygamber efendimiz.” buyurdu. Ali Bâbil’e giderken Fırat nehrinden geçmek icab etti. Bu yüzden okun demirini çekemediler. Namaz vakti geldi. Server-i âlem: “Varın Ali’yi çağırın!” buyurdular. Hz. Ali geldi. dine uygun kazan. Hz.a.) rivâyet ettiler. O kilisenin rahibi bu hali oradan gördü. Hz. O taşı Peygamber veya peygamber vârisi kaldırabilir. Ali’nin dizine koydu. Hemen aşağı inip. Herkes dünyâ ile meşgul olurken. “Hayır ben son Peygamber Muhammed bin Abdullah’ın (s.) vahy getirdi.a. Güneş batıncaya kadar kaldıramadı. Âli (r. Sen Peygamber misin? diye sordu. Hz. Resûl-i Ekrem. beni unutulmuşlardan değil.94 - . Beraberindekilerin.a. dünyâyı imâr ederken. Hz. Eshâb-ı kirâmdan birisi Hz. Namazını kılmayanlar selâm verinceye kadar güneş kaldı. zînetlendir. müstehabları ifâ et! 2.a.) halîfesiyim” buyurdu. İçtiler. sen amelinin çok olmasına değil. Ali’yi çağırmaya gitti.v.) namazını oturduğu yerde imâ ile kıldı. namazını bitirince cerraha: “Demiri çıkardın mı?” buyurdu. huzurlarında Hz. sen farzları ifâ et.) rahibe: “Sen bu yaşa kadar kendi dinini yaşamışsın. Cerrâh: “Sana aklı gideren. Eshâb-ı kirâm: “Yine iyilik ederiz” dediler. .a.) diyor ki: “Güneş ikinci defa batarken testere sesi gibi bir ses işitildi. yolda susayan askeri için. Esma binti Umeys (r.) elini uzattı. Yani din ile meşgul ol. ihlâslı olmasına dikkat et!” Hz. dedi. arzuma kavuştum ve yıllardır beklediğim şeyi buldum” dedi.) namaza durunca âlem altüst olsa haberi olmazdı. Ali.a. Herkes çok amel işlerken. Ümmü Seleme. Ali için güneşi iki kere batarken geri çevirmiştir. namaz vakti gelsin. Güneş battı. Ali’nin Eshâbı korktular. Ali imâ ile kıldım. Resûl-i Ekrem “O kimse yine size kötülük yaparsa ne yaparsınız?” buyurdular. Gözlerinin yaşından sakalı ıslandı. Yoksa. Resûl-i Ekrem vahyin ağırlığından mübârek başını Hz. Ali gelmeden Eshâbına: “Ey Eshâbım! Siz birisine iyilik etseniz. bir kısmı ile kendileri ikindi namazını kıldılar. Ali olduğu halde evlerinde idiler. Ali (r. Rahib.” 1. sen Hakkın rızâsını gözet. Hz. Bunlar ikindi namazını kılamadılar. Bu hâdisenin geçtiği yerin yakınında bir kilise vardı. Birisi Resûlullah’ın (s.” dedi. burada bir pınar vardır. aldılar götürdüler. o size karşılık olarak kötülük yapsa ne yaparsınız?” buyurdular. Hz. biraz sabredin. Ali’nin huzuruna geldi.a. dine uygun harca! 3. Cerrâh: “Evet çıkardım.v. Habîbullah güneşe emir buyurdular. su bulamayınca. Güneş geriye dönerek dağın üzerinde durdu. sünnetleri. Hz.) o taşı yine yerine koydu. Herkes halka yaklaşmak için vâsıta ararken. altıyüzbin nasîhata uymuş olursun. Bir kısmı da hayvanlarını sudan geçirmeğe uğraştı. Muhammed’in (s. Cerrâh da Emir Hazretlerinin mübârek ayağını yarıp demiri çıkardı. Yarayı sardı. dine uygun yaşa. bu kiliseyi. “Herkes nafilelerle meşgul olurken. Sonra korkunç bir ses çıkararak battı.hat isterim. Kendi ayıplarınla meşgul ol! 4.a.) Allahın Resûlü olduğuna ve senin de Resûlün vârisi olduğuna şehâdet ederim dedi. Hz. halkın rızâsını gözetirken. Ali (r.a. Ali’ye “Yâ Ali! Sen birisine iyilik etsen. Derler ki: Bir harbde mübârek ayağına ok gelmiş. Âlimlerimizden de duyduk ki. namaza durunca çıkarın” buyurdu. vâcibleri. sen ne yaparsın!” buyurdular. Üzerinde bir taş vardır. Tesbih. Hz.a. Hz. Sultan-ı Kâinat efendimiz vahyin ağırlığından kurtulunca: “Yâ Ali! İkindi namazını kıldın mı?” diye sordular. bu taşı kaldıran için yapmışlardır. Güneş tekrar yerine gitti. Râhib elini ver ki müslüman olayım dedi. Hz. Ali’yi çok sevmelerinin sebebini sordular. bir cevâb veremediler. ne yaparsınız?” buyurunca “Eshâb-ı kirâm başlarını aşağı indirdiler.v. Resûl-i -Ekrem: “Tekrar size kötülükte bulunursa. Habîb-i Ekrem. Hz. Ali duâ buyurdu. Ne sebeple şimdi bizim dinimize girdin?” diye’sordu. sen dinini imâr et.a. Biz kitaplarımızda okuyoruz. Cerrâha gösterdiler. Allahü teâlâ. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken. birçoklarının kaldıramadığı bir taşı tek başına kaldırdı.” dediler.” Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki: “Şu altı nasîhata uyarsan.) sonra Hz. Yani farzlardaki rükünleri. demir kısmı kemiğe işlemişti. o sana kötülük yapsa. namaza giderken şehîd etmeği tercih etmişti. altından leziz su çıktı. Sonra: “Allahü teâlâ’ya hamd olsun ki. sen kendi ayıplarını ara. 5. kitabında zikr edilenlerden eyledi?” buyurdu. Râhib: “Ey Emir’ül-mü’minin. İbni Mülcem. Emîr’ül-Mü’minin: “Bayıltıcı ilâca ne lüzum var. Ali (r. Ali: “Hiç farkına varmadım. bunun ağrısına tahammül edilemez” dedi. Cebrâil (a. bayıltan ilaç vermeli ki ancak o zaman demir çekilir. Emir’ül-Mü’minîn bu sözü işitince ağladı. Eshâb-ı kirâm: “Tekrar iyilik yaparız. Ali namazını kıldı. Allahtan başkasının ibâdete hakkı olmadığına.) Hz. Ali (r.

Fakat. Birincisi hak yoldan alıkor. Hak teâlâ bize kâfidir. Fâtıma’ya: “Evde yiyecek bir şey var mı. Ali bunların çekişmelerini görünce yanlarına vardı: “Münâkaşanız kaç para içindir?” buyurdu. yakasını bırakmadığını gördü. Hz. “Bari gidip Resûlullah’ın (s. Hz. Ali’ye: “Ey yiğit! Bu deveyi satıyorum. Borçlu adam.a.v. Fâtıma’ya ne söyliyeyim diye düşünceye daldı. Fâtıma evde bir şey olmadığını. Zira Resûlullah’ın (s. Meğer Resûl-i Ekrem (s.” “İnsanlar arasında.v. Yolda Resûl-i Ekrem’e. Fatimat-üzZehrâ (r. Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız. Yolda bir kimse gördü. yanında Eshâb-ı kirâm oldukları hâlde. Ali’ye duâ ettiler. Fâtıma’ya: “Verdiğin altı akçe ile bir müslümanı hapisten kurtardım. küçükken ölüp. Ali: (Kendi kendine) “Müslümanı bu sıkıntıdan kurturayım. Ali altı akçeyi alıp çarşıya çıktı. çok acıktım” buyurdu. Hz. Hasan ve Hüseyin kapıya koştular. Yiyecek ve meyveler aldı. leştir. Ali: “Olur veririm. Hz. nasılsa Hz. Ali. Deveyi o şahsa sattı. edendir. bu sevgiye lâyık olduğunu gördük” dediler ve Hz. Babalarının ellerini boş görünce ağlamaya başladılar. Yanındaki altı akçeyi vererek. hataya devamı bırakmak. Biraz da meyve alırsın” dedi. Bu elem ile dışarı çıktı.95 - . Fâtıma kadınların seyyidesi. Ali deveyi almış. diyorsa da yakasına yapışan: “Hayır ben de sıkıntıdayım. Ali “Kabul ettim. Âhirette vereceğinin hesabını ise kendisinden başka kimse bilmez” buyurdu. Hz. Bir gün Hz. Fâtıma: “Çok iyi yaptın. Hz. bir saat bile bekleyecek hâlde değilim” diyordu.” “Sizin için korktuğum şeylerin en başında. borçlu müslümanı sıkıntıdan kurtardı. O şahıs: “Sana veresiye veririm” dedi. Hz. Bunun için Hz. Elinde besili bir deve vardı. Hz.” buyurdu. Ali hepsinde: “Yine iyilik yaparım. iki oğlunun da ağladıklarını görünce gönlünde bir kırıklık hissetti. Babalarının getirdiği yiyecek ve meyveleri yemeğe koyuldular. bir şey demez. Ali’ye: “Bu deveyi bana satar mısın?” dedi.a. bu üzüntüden kurtulayım” diye düşündü. Hz.a. bana birkaç gün daha müsâade et. Bir de Hasan.v. o bana hep kötülükte bulunsa yine ben ona iyilik yaparım” dedi.a.” .” “Takvâ. beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğz eder. Bunun üzerine Eshâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Hz.v. Hz. Resûl-i Ekrem. Hz.anhâ) Hz.) tesiri katı ve çabuk bir ilaç gibi olan mübârek ayaklarının tozuna yüz sürmeye gitti.” diye düşündü. Ali. Fâtıma’ya bir cevâb bulurum.” dedi. tam ta’zîm. Hz. Hz. elhamdülillah. hesapsız Cennete girmesinden daha hayırlıdır. hepsini fakîrlere dağıtırdı.v. ibretlerle dolu sözleri çoktur.” dedi.) mübârek yüzünü göreyim de. Resûlullah’ın (s. Ali üzüntüsünü sezip.a. O şahıs da “Peki ben de kabul ettim. Ali “Kaça veriyorsun?” buyurdu.” dedi. Meselâ bugün eline bin altın geçse. Resûlullah (s.) “Yâ Ali! Deveyi kimden alıp. Ondan birşey isteyen köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalı. satın alan da. “Sultân-ül-Eshıyâ” buyurdular. İsrâfil aleyhisselâm idi. Resûlullah (s.” “Dünya bir cîfedir. İkincisi ise âhireti unutturur. Deveyi. O kimse: “Üçyüz akçeye bana verir misin?” dedi. Bir adama rastladı. Fâtıma’ya: “Ben. Hz. diyerek eli boş eve döndü. Hz. Ali ve Fâtıma’yı görmeğe geliyorlarmış. bir Müslümanın yakasına yapışmış. Resûl-i Ekrem: “Yâ Ali! Sana deveyi satan Cebrâil aleyhisselâm. bir müslümanı hapisten kurtarmışsın. Ali “Şimdi param yoktur” dedi. Yemeklerini yiyip Allahü teâlâ’ya hamd ü sena ettikten sonra Hz. Hüseyin meyve istemişlerdi. mübârek hâtır-ı şerîfleri biraz mahzun oldu. Çok fakîr oldu. Hz. dedi. aldanmamaktır. Hz. rastladı.” dedi.v. Ali. nefsinin hevasına uymak ve uzun emelli olmak gelir.” diye cevap verdi.) işitince dünyâya hiç kıymet vermedi. alır mısın?” dedi. onu çok sevendir. bir tanesi ertesi güne kalsın demez. Üçyüz akçeyi peşin alınca doğru çarşıya gitti. Yolda giderken bir kimsenin. Babalarının meyve getireceğini ümid ediyorlardı. Sonra ilâve ederek “O kimseye ben iyilik yaptıkça.a. Hz. Resûlullah’ın kızıdır.) bir hadîs-i şerîfte: “Fakîrlikle öğünürüm” buyurdu. Ali’yi çok sevmenizin sebebini anladık. Ali “Allah ve Resûlü bilir. kime sattın?” buyurdu. kalbinde sürûr ve safa hâsıl olurdu.) mübârek yüzüne bakan kimsenin her üzüntüsü gittiği gibi. Ali mes’eleyi anlattı. ya hakkımı ver veya yürü mahkemeye gidelim dediğini. Hz.a.v. Hz. Resûl-i Ekrem’in sohbetine gidiyorum” diyerek evden çıktı. Ali’ye teslim etti. Ali “Evet satarım” buyurdu. O şahıs “Yüz akçeye veririm”.” dedi.Resûl-i Ekrem aynı soruyu yedi kere tekrarladı.” “Allahü teâlâya yemin ederim ki. Allah’ı en iyi bilen.” “Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. Hz. Hz. Ali bu hadîs-i şerîfi Habîb-i Ekrem’den (s.” “İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi. Evine girince çocuklar sevindiler. Hz. Bir zaman Hz. yalnız altı akçenin olduğunu söyleyerek: “Bu akçeler ile çarşıdan yiyecek al. Sonunda nasıl olsa Hz. Hz. Kalblere tesir eden kıymetli sözlerinden bazıları şunlardır: Buyurdu ki: “Kişi dili altında saklıdır.). Ali’den bu yiyecekleri nereden aldığını sordu. Ali’ye cömertlerin sultanı mânâsına. Deve de Cennet develerinden idi” O müslümanı sıkıntıdan kurtardığın için Hak teâlâ dünyâda bire elli hasene (sevab) verdi. Hz. “Altı akçedir” dediler. biraz gitmişti. Hikmetli.

sh-166 5) Tezkiret-ül-Huffâz. cild-1.” “İyilik bilmez birisi de olsa. Se’âdet-i Ebediyye sh-984 21) Eshâb-ı Kirâm sh-311 22) Savâik-ul-Muhrikâ sh-115 . sh-46 13) En-nüûm-üz-zâhire. Hayırlı olan. cild-2. sh-119 14) Tabakât-ül-huffâz.” “Danışmadan (istişâre etmeden) doğruya ulaşılamaz.” “Her kim kötüyü yasaklar. kişilerin arzularına uymadıkça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak. sh-10 6) Hulâsat ü Tezhib-il-Kemâl sh-232 7) Şecerât-üz-Zeheb cild-1. Çünkü onlar dünya için de. nefsin seni yenip de caydırmasın. sh-61 17) El-İstiâb cild-3. cildi-4.” “Her fenalıktan uzak kalmanın yolu. cild-1. sh-26 18) Miftâh-un-necât sh-48 19) İzâlet-ül-hafâ cild-1.” “İleride öyle zamanlar gelecek ki. sen iyilik yap! Zira o. tefekküre götürmiyen Kur’ân-ı kerîm okumakta hayır yoktur. Cehennem ehlinin “Artık bizim için. ahiret için de lâzımdır. ne de candan bir dost yok.96 - .” “Tembellik insanı vaktinden önce yıpratır. Şiddeti de ni’meti de geçicidir. Allahü teâlâ da Cennette onun için bir derece ihdas eder. sh-506 3) Târih-i Bağdâd. sh-135 16) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. fâsıka kızar ve Allah’ın yasaklarının hududu çiğnendiği zaman öfkelenirse.” “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” “İki şey aklı ve tedbiri bozar. sh-133 4) Tarîh-ül-hülefâ. sh-5 15) Ravzât-üs-safa cild-2. hayırla dolu olanıdır. halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir. Allahü teâlâ ona elli sıddîk sevâbı verir. cild-1. son sözü “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” oldu. biri de olmayacak şeyi istemek. sh-546 10) Tabakât-üş-Şirâzî sh-41 11) Tabakât-ül-Kurrâ li’z-Zeheb.” “Arkadaşlarımdan bir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem. çılgınlık ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak. Allah yolunda yeni bir kardeş edindi mi.” “Hayra niyet edince acele et ki.” “Öyle zamanlar gelecek ki münkeri inkâr edenlerin sayısı insanların onda birinden az olacaktır.” “Dünya hayatı kimseye bâki değildir.” “Ahir zamanda bir mü’min. Sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimse bulunmaz. kıtâl ve zulümsüz hükümdarlık etmeğe yol bulunmayacak. ne şefâatçiler.” “Kendinize Allah yolunda kardeşler edininiz. 100-101) sözlerini işitmiyor musunuz? Hadîs-i şerîfte de şöyle gelmiştir: “Bir kul.” “Öksüzü ağlatmak zulümdür. cild-1. müslümanlara yardım eden ve faydalı olandır. cild-1. sh-91 2) El-Îsâbe.“Kalbler kablara benzer. dili tutmaktır. iyi huy gibi dost. Biri acele etmek. sh-30 12) El-İber cild-1. Bu zamana kim yetişecek olur da sohbet ve metânet gösterir ve kendisini korursa. sh-49 8) Tabakât-ü İbni sa’d cild-3. “Müslümanların hayırlısı.” Vefâtında. cild-1. Allahü teâlâ da o kulunun lehine gadablanır. mukâbilinde teşekkür edene yapılan iyilikten mîzânda daha ağır basar.” “İlimsiz yapılan ibâdette.” 1) Üsûd-ül-gâbe.” (Şuarâ. sh-11 9) Tabakât-ül-Kurrâ Libnü’l-Cezerî. sh-254 20) Tam İlmihâl. edep gibi miras. ilim gibi şeref olmaz. benim için bir köle azad etmekten daha sevimlidir. günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir.” “Akıl gibi mal.” “Sizin hayırlılarınız. anlayış vermiyen ilimde.

Ben: “Gençler. Habeşistana hicret eden müslümanlarla beraber bu memlekete gitti. Resûlullah (s. Bu sırada gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben de Ebû Cehil’i görmüştüm. Peygamber efendimiz (s. Hz.): “Ebû Cehil’i hanginiz öldürdü?” diye suâl etti. O’nun tavsiyesine uyarak en önce îmân edenlerin beşincisidir. Muhammed. Üç kere malının yarısını verdi. Mus’ab. Annesi Şifâ binti Avf’dır. Abdurrahman’ın böyle söylediğini duyunca.anha). Tebük harbinden dönüşte Peygamber efendimiz bir yere gitmişlerdi. Misver’dir. bir rivayette de Abdülka’be veya Abdülhâris olup. Bedir harbinde bulunup da sağ kalanların her birine. yirmibiri erkek olmak üzere yirmisekiz çocuğu olmuştur. O da “Bana haber verildiğine göre. Mekke’de iken ticâret yapardı. Hicretten 44 sene önce (m. . Abdurrahman bin Avf (r.v. Oğlu İbrâhîm. Onlar da hemen kılıçlarına sarıldılar ve Ebû Cehil’i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular.” demişti.) “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” deyince.a. Buyurdu ki: “Taşa uzansam. kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için gençlerin kılıçlarını tetkik edip. Ayağından aldığı bir yaradan hafif topal kaldı. Peygamberimiz Hz. Soyu. develerin hepsini yükleriyle birlikte Allah yolunda dağıtacağını söz verip onu şahit tutmuştur.a. Abdurrahman ile paylaşmak istemişti. Adı. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz. İbrahim.” Bu iki gençten diğeri de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. Allah’a yemin ederim ki onu bir görürsem. Hz. Muhammed.a. bana o sorup tanımak istediğiniz Ebû Cehil’dir” dedim. Abdurrahman bin Avf. malını çoğaltsın! Sen bana çarşının yolunu göster ben orada biraz alış veriş ile meşgul olup ihtiyaçlarımı karşılarım. İltifat ve tebrik ederek: “İkiniz öldürmüşsünüz” buyurdu. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü sonra bana dönerek: “Ey amca! Ebû Cehil’i tanır mısın?” diye sordu. Onlar da: “Hayır silmedik” diye cevap verdiler. Kaynuka çarşısında ticâret yaparak kısa zamanda çok zengin olmuştu. Ben de: “Evet tanırım” dedim ve “Ey kardeşimin oğlu. kendi malından 400 dirhem (2 kg. yedinci dedesi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah efendimiz ile birleşmektedir. Peygamber efendimiz döndüğü zaman ikinci rekâtte ona uydular ve namazın sonunda “Bir peygamber sâlih bir kimenin arkasında namaz kılmadıkça ruhu kabz olmaz” buyurarak Abdurrahman bin Avf’ın kıymetini ifâde ettiler.” dedi. 580) yılında doğdu ve Hicretten 31 sene sonra (M. Ebû Seleme. Hz. Bedir harbinde şahit olduğu bir hadîseyi şöyle anlatıyor: “Bedir’de harp saflarında durup sağıma soluma baktığım zaman Ensâr’dan iki genç delikanlı gözüme ilişti.) onu Medine’de Hz. Talha ve Zübeyir (r. Abdurrahman bunu istememiş ve teşekkür ederek. Künyesi Ebû Muhammed’dir.a.” buyurduğunu bildirince. Saîd o kadar iyi kalbli. Bunlardan İbrahim. Süheyl. Vasiyeti hemen yerine getirildi. Ebû Bekir. ABDURRAHMAN BİN AVF (r. Çok geçmeden Peygamber efendimizin Medine-i münevvereye hicretinden sonra Medine’ye gelerek Resûlullaha katıldı. Bedir’de kahramanlıkları çok oldu.97 - . Sonra dönüp Resûlullah’ın huzuruna geldiler. Hz. Âişe (r. Ömer. Bir gencin heyecan halinde söylediği kat’i bu söze doğrusu hayret ettim. Ebû Seleme’nin annesi ise Tümadır’dır. İslâmiyetten önce adı Abd-i Amr.) Uhud’da iki müşrik öldürdü ve yirmibir yerinden yaralandı. öteye beriye telaşla giden şu şahıs. cömert bir zât idi ki. O’na hayır duâ etti. Hameyd. Cennete diz üstü girer. İslâma geldiğinde Peygamber efendimiz tarafından ismi değiştirilip “Abdurrahman” olmuştur.” Hz. Ayrıca 12 tane dişi kırıldı. Abdurrahman İslâmiyeti kabul edince diğer müslümanlar gibi eziyyet ve işkencelere maruz kaldı. Yedisi kız. O sıra Eshâb-ı kirâm. Abdurrahman bin Avf. Tebük seferi için 500 at ve 500 yüklü deve verdi. Resûlullahın sağlığında Allah yolunda çok mal harcadı. Cahiliye devrinde Gamisâ adındaki yerde Fâkih bin Mugîre ve Affan bin Ebi’l-Âs ile beraber Cüzeyme kabilesi tarafından katl edilmiştir.v. un ve çeşitli zahire yüklü yediyüz devesi ile Medine’ye girdiğinde Hz. ikincide 40 000 dirhem ve üçüncüde de 40 000 altın sadaka olarak Allah yolunda dağıttı. Osman. gözden geçirdi. anhüm) hazretlerinin anneleri ile birlikte müslüman olmuştu. Babası Avf.HZ. Fakat Hz. Abdurrahman bütün harplerde bulundu. Ebû Cehil’i ne yapacaksın?” diye sordum. Saîd bin Rebîi ile kardeş yapmıştı. Ebû Bekir’in teşviki ile. Kureyş” askeri içinde hiç durmadan ileri geri dönüp duruyordu. Hameyd ve Zeyd’in annesi Ümmü Gülsüm’dür.a. Hz. Ve hâdiseyi arz ettiler. Zeyd. “Abdurrahman bin Avf. sabah namazı geçiyor diye Abdurrahman bin Avf’ı imamete geçirdiler. Erkek çocuklarından bazılarının isimleri. O. Resûlullah efendimizle görüşmek şerefine kavuşmuştur. Resûlullah (s. Ebû Cehil Resûlullah’a sövermiş. öldürünceye veya kendim ölünceye kadar asla ondan ayrılmayacağım.v. Allah sana ve çoluk çocuğuna bereket ihsan etsin. bütün mal ve servetini Hz. o taşın altında ya altına veya gümüşe rastladığımı görürüm. Hz. Osman. Birçok defa evlenmiştir. Abdurrahman bin Avf bin Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusey’dir. “Azîz kardeşim.): Eshâb-ı Kirâmın büyüklerinden ve Cennetle müjdelenen on kişiden biri. Uhud savaşı esirlerinden 30 tanesini azad ettirdi ve her birine 1000 altın dağıttı. 653) Medine’de vefât etti. Böylece vatanını terk ile hicrete mecbur oIdu. civarında) altın para verilmesini vasiyet etti. Kardeşlerinden Esved ve Abdullah da müslüman olmakla şereflenmişlerdir. Resûlullah efendimizin. Bunlardan biri “Ben öldürdüm” dedi. birinci defa 4000 dirhem. Bunlardan en kuvvetli ve vurucu olanı ile bulunmak istedim. Birgün buğday.

Hz. Arkalarından gitti. “Bir yerde veba hastalığının çıktığını duyduğunuz vakit oraya gitmeyiniz. Nitekim aşağıdaki vak’a Hz. Cübeyr bin Mut’im ve oğulları İbrâhîm. Onun kalbi. Hamid ve Ebû Seleme. Abdurrahman bin Avf’ın takvasını (haramlardan kaçışını) çok iyi göstermektedir. Yabancıların. bunları soymasından korkuyorum. Osman devrinde son derece sakin bir hayat yaşadı. şehri dolaşırken bunları gördü. İri yapılı. zevcine itâat ederse dilediği kapıdan Cennete girer. kendilerine bekçilik eden şahsın halife Ömer olduğunu öğrendi. İçlerinden bir genç uyumamıştı. bir çıplak kayalığı olsa. binlerce şehir almış olan. Hz. Bir kısmı da.a. Kazancım ise bin dirhem olmuştu. Ancak Allah’ın fakîr kullarına verip. Yanında bulunanların bazısı. bu servet ile hayırlı amel işleyenler müstesna.” “Serveti çoğaltanlar helâk oldu. Kendisi oruçlu idi. Abdarrahman.” Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf’a (r. yüce halifenin. dedi.): “Bu büyük serveti nasıl kazandın?” dediler. tam müslüman olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştu. çok iyi ve çok temiz seciyeli bir insandı.) çağırıp sen ne dersin? buyurunca Resûlullah (s. Türlü türlü nimetlere kavuştuk. sen eminsin” buyurdu.” Hz. Hepsi seve seve müslüman oldu. Fakat O. Abdurrahman’ın kalbinde Allah korkusu o kadar yer etmişti ki. benim sözüm hadîs-i şerîfe uygun oldu” deyip Şam’a girmediler. namusunu korur. Ramazan orucunu tutar. Hatta birgün bin deveyi sermayesine satmıştım. Osman halife seçildi ve önce kendisi bîat etti. Orada Huriler vardır. Abdurrahman. Hamza da şehîd oldu.a. şehre girmiyelim. bu merhamet ve şefkatini görerek İslâmiyetin hak din olduğunu anladılar. doğruluk ve iffetle. Allah korkusu ile Resûl-i Ekrem’e muhabbetle. Samda tâ’ûn (yani veba hastalığı) olduğu işitildi.a. hayatta servet ve mal sahibi olmaya ehemmiyet vermemiş. Abdurrahman bin Avf’ın (r. Bulunduğunuz yerde veba görüldüğü vakit kaçarcasına oradan uzaklaşmayınız. Abdurrahman bir hatırasını anlatmağa başladı: “Uhud günü. Hz. yine O’nun kaderine kaçalım. Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâ’be’nin Rabbine yemin olsun ki. Sonra dünyâ bize açıldı. Abdurrahman. Halife Ömer (r. Şam’a girmiyelim. Buyurdu ki: “Çok az kâra da râzı oldum. O gün develerin yem parasını ben vermiştim. oradan kaçmayınız” buyurmuştu. Birgün Hz. Eşyaları çoktur ve kıymetlidir. Yalnız dizlerindeki ipler kâr kalmıştı. Sabaha kadar bekleyip sabah namazında mescide gittiler.” “Bir kadın beş vakit namazını kılar. “Bu gece bir kervan gelmiş.) Şam’a gidiyordu. fazîlet ve kemâl sahibi. Bir ip bir dirhem gümüş değerinde idi. Gel.a.a. 651) senesinde 75 yaşında iken vefât etti. rahmet ve şefkatle dolu idi. yakışıklı bir zat idi. kızkardeşinin oğlu Abdullah bin Âmir. Onu bir kumaş parçasına kefenledik. Allahü teâlânın takdiri ile göndermiş olur” buyurdu.) den işittim: “Vebâ olan yere girmeyiniz ve veba olan bir yerden başka bir yere gitmeyiniz. “Allahü teâlâ’nın kaderinden kaçmıyalım” dedi. Mâlik bin Evs ve birçok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır. sürüsünü hangisine gönderirse. Roma ve İran ordularını perişan eden. Korkarım. bizim hayır ve hasenat devrimiz geçmiş olsun” demiş ve ağlamaya başlamıştı. O da benden hayırlı idi. Hz. Ebû Bekir devrinde Hz.a. Tam iftar edeceği zaman. Sonra o gün Hz.) evine gelip. dedi. ayaklarını örtersek başı açık kalıyordu. Nimetleri devamlıdır. İbn-i Ömer. Kendisinden. Halife de: “Elhamdülillah. Ömer vefât ederken halifeliğe aday olarak gösterdiği 6 kişiden biri de Abdurrahman bin Avf’dır. önündeki iftarını unutmuştu. Hz. Halife Ömer. Hz. Birinizin bir çayırı ile. Irmakları devamlı akar. Resûlullah (s. adaleti ile meşhûr. Abdullah İbn-i Abbâs. Allah yolunda malını dağıtmaktan zevk alırdı. Ömer’in halîfeliği zamanında bir ticâret kervanı gelip. bunları koruyalım” dedi.” Eshâb-ı kirâm: “Biz ona hazırlanmışız” dediler. Binaları kuvvetlidir. yolcuların. O’nun en samimi müşavirlerinden idi. bu gibiler azdır. kendisi hiç bir vakit dünyâsını dinine tercih etmemiş. bol ve kemâle ermiş meyva yeridir. Hz. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: “İnşaallah deyiniz” buyurdu ve cihadı anlattı. kendi hakkından feragat ederek hakem oldu. Abdurrahman bin Avf’a bir yerde yemek ikrâm olunmuştu. Hz. Cabir bin Abdullah Enes bin Mâlik. Dûmet-ül-Cendel’e giden orduya Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı: Birinci Halife Hz. Abdurrahman yüksek ahlâk. Ne yazık ki. Başını örttüğümüz zaman ayakları çıplak kalıyor.) onun hakkında “Göktekiler ve yerdekiler katında. Sonra Abdurrahman bin Avf’ı (r. etrafa yayılan bir kokudur. Hiç bir müşteriyi boş çevirmedim. 31 (m. Veba bulunan yerden dışarı çıkmanın yasak edilmesine sebep. benden çok hayırlı olan Mus’ab bin Umeyr şehîd düştü. Resûlullah’dan bizzat rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Dikkat edin. Halife de.Hz. beyaz tenli. Fakat bize sığınmışlar. Yorgunluktan hemen uyudular. o kadar müteessir olmuştu ki. Hepsi kâfirdir. “Allahü teâlânın kaderinden.98 - . Soruşturup. Cennet parlayan bir nur. Ebû Bekir O’na son derece hürmet eder ve her işte onunla istişare ederdi (danışırdı).v. Cennet’te tehlike diye birşey yoktur. 65 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Âlicenaptı (cömertti). sağlam olanlar çıkın. Cennette üzüntü ve keder yoktur. Hz. Gelip arkadaşlarına anlattı.v. gece Medine’nin dışında kondu. Abdurrahman.

“Ben Abdurrahman’ım” dedim.” buyurdu. misafir ağırlasın. cömertliği de o nisbette artmaya devam ediyordu. seni bugün veya yarın sabah inşaallah. “Veba hastalığı bulunan yerden kaçmak.a) yanına çağırıp ona: “Hazırlan! Ben. Ağladı. Çünkü Abdurrahman bin Avf (r. kendi kendime. Tâbiînin büyüklerinden olan Ebû Seleme’ye) teşekkür ve kadirşinaslık olarak: “Allahü teâlâ babanı Cennetteki Selsebil pınarlarından içirsin” diye duâ etti. ileri gelenlerinden birinin kızı ile . Sonra Cebrâîl aleyhisselâm geldi. yâ Resûlallah secdeye kapandınız ve secdeniz o kadar uzadı ki size bir hal olmasından endişe ettim. Kendisine yaklaştım ve yanına oturdum. Resûl-i Ekrem (s. Abdurrahman bin Avf. Çünkü takat getirilemeyen. O’nun serveti arttıkça. tehlikeden gücünüz yettiği kadar sakınınız. bunlar için binlerce dinar sarf etmişti. Abdullah bin Ömer der ki. büyük günahtır. Dûmet-ül-cendel.v. Hz. Ali ise Resûlullahdan duydum. kendilerini takib ettim. cömertti. hastalara bakacak kimse kalmaz. Hz. İçinde ekmek ve et vardı. (yani mikroplu hava. Abdurrahman. O’nun Resûl-i Ekrem’e muhabbeti. geceleyin Dûmet-ülCendele hareket etmesini ve oranın halkını İslâmiyyete davet eylemesini Abdurrahman bin Avf’a emretti ve buyurdu ki: “Cenâb-ı Hak sana Dûmen’in fethini nasîb ederse. Abdurrahman kendisi naklediyor: Peygamber Efendimiz (s.99 - . Bunu duyduktan sonra hep korkardı. Fakîrleri doyursun! Kendisinden birşey isteyen muhtaçları boş çevirmesin! Bunları yaparsa içinde bulunduğu durumuna (yani zenginliğinin hakkını vermeğe) keffaret olur. Bu secdeleri o kadar uzadı ki. Hz. Resûlullaha şöyle dedi: “İbni Avf’e söyle. Hicretin altıncı yılında Şaban ayında gönderilmiştir. Abdurrahman servet sahibi olmasının ona ahirette bir noksanlık vermemesini düşünüyordu. Uhud muharebesinde Resûlullahı müdafaa için kendisini nasıl fedâya hazır olduğu. Birgün bizi evine götürdü. (Abdurrahman bin Avf’ın oğlu olup.a.” Dûmet-ül-cendel’e giden orduya. Bir bağını kırkbin altına satıp. hanımlarının geçimi ile ilgili idi. Sizin geçiminizi üslenecek olanlar sabırda kâmil olan ve sıddîklığı huy edinenlerdir. şunu müjdeledi: “Yâ Muhammed! Kim ki. servetiyle birçok köleleri azad ettirmiş.” Muhyiddin-i A’rabî: “Belâlardan. Resûlullah hanımlarına: “Benden sonraki haliniz beni düşündürüyor. Ben de bu müjdeye karşı secde-yi şükrana kapandım. Abdurrahman bin Avf. sadaka verenler ve iyilik edenleri kastetmiştir. salât ve selâm getirirse Cenâb-ı Hakkın mağfiret ve selâmına nâil olur” dedi. fakat kendisi ve ehli arpa ekmeğinden bir defa olsun doyunca yemedi. Hz. Ömer: “Abdurrahman müslümanların büyüklerinden biridir” buyurdu. Biz sonumuzun hayırlı olup olmıyacağını bilmiyoruz.v. Hz. O’nun sohbetinden mahrum olduktan sonra kendisi için dünyânın hiçbir kıymeti kalmadığını söylerdi. Vebalı yerde kirli hava. hizmeti. Dedi ki: “Resûlullah vefât etti. Aman Yâ Rabbî! dedim. Ümmü Seleme’ye şu sözleri söylemişti: “Malın çokluğu helake sebep olur. hepsini onlara hediye etmişti. Ey Ebû Muhammed. sana. Sonra Hz. Hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki. Âişe Ebû Seleme bin Abdurrahman’a. Acaba Resûl-i Ekrem’e bir hal mi oldu? diyerek büyük bir korku ile ilerledim. insanlar size nasıl davranırlar. “Resûlullah sabır ediciler ve sıddîklar” sözünden. Âişe’nin (r. Hz. aldığı yaralardan anlaşılmaktadır.) mü’minlerin annesi olan Resûlullahın hanımlarına çok iyilik ve ikrâmda bulunurdu. Abdurrahman bin Avf’a: “Göktekiler ve yerdekiler katında sen emînsin” buyurdu. Hurmalık bir yere girdiler ve yere kapanarak secdeye vardılar.” Resûlullah efendimiz: “Abdurrahman bin Avf. Ne hoş sohbet bir zât idi. herkesin içine yerleşince. Bundan endişe ediyorum” Hz. Berâe sûresi nazil olup Eshâb-ı kirâm sadaka ve hayrata teşvik olundukları zaman.anha) bildirdiğine göre. O’nun yolunda fedâkârlığı bitip tükenmezdi. bulaştırmış olurlar. Abdurrahman malının yarısı olan 4 bin dirhemi hemen dağıtmış ve binlerce altınını hayır işlerine vakfeylemişti. Hz. helâk olurlar. Benden sonra ne olursunuz. Bize bir tepsi getirdi. Tebük şehrinin yakınında olup büyük bir panayır ve ticâret merkezi idi. Cennete emekliye emekliye girer” buyurdu.a. Hayır. “Sen kimsin” buyurdular. Resûl-i Ekrem’in en yakın Eshâbındandı. veba basilleri). “Resûlullah efendimiz Abdurrahman bin Avf’ı (r. kaçanlar hastalıktan kurtulamaz ve hastalığı başka yerlere götürmüş. seni ağlatan nedir? dedik. Abdurrahman son derece kerîm idi. Resûlullahın huzuruna vardı ve: “Allaha karz-ı hasen (borç) ver! Bu sayede ayakların çözülür” emrini aldı. Çünkü sözün akışı.) yola çıktılar. “Bir şey mi oldu?” buyurdular. Resûlullahın âhirete teşriflerinden sonra O’nunla geçirdiği günleri hatırlayarak daima ağlar. Hz. dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak Peygamberlerin âdetidir” buyurmaktadır. Resûl-i Ekrem başlarını kaldırdılar. Hz.) buyurdu ki: “Cibrîl-i Emin geldi. Hz.” Nevfel bin İyas el-Hüzeli anlatır: Abdurrahman bin Avf bizimle oturuyordu. Onun için bir gün. Hz. askerî birliğin başında göndereceğim” buyurdu. muharebede kâfir karşısından kaçmak gibi. Ebû Seleme ise ona şu cevabı vermişti: “Fakat Allah yolunda sarf olunan mal böyle değildir. Aişe der ki.a.ca. Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı. Sabah namazını mescidde kıldıktan sonra Peygamberimiz. Hz.

mevkisiyle ve canıyla İslâmiyeti yaymak için çalıştı. Babası oğlunu öldürmek için saldırınca Hz.evlen!” Bu ordu yediyüz kişi idi. cild-3. Saad İbni Ebî Vakkas Cennettedir.v.a. Hz. Osman Cennettedir. kesik başı Hz. devam ederken Ebû Ubeyde (r. büyük fıkıh âlimlerindendir. Ebû Ubeyde Uhud cenginde de büyük kahramanlık gösterdi. İslâm için çarpışıyordu. Tümadır. insan şekline girerek ellerindeki kılıç ile kâfirlerle çarpışıyordu. Bunun üzerine Abdurrahman bin Avf. Ebû Bekir’in vasıtasıyla imâna gelenlerin onuncusudur. Addurrahman bin Avf’ın geri kaldığını görünce: “Arkadaşlarından niçin geri kaldın?” diye sordu. kardeşleri ve başka yakınları olsa da. senelerce nefer olarak savaşırken. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmezler. Dûmet-ül-Cendel’e gelince üç gün kaldı.” buyurdu (Mücâdele sûresi 22. İmâna geldiğinde 31 yaşındaydı. Peygamberimiz mektuba verdiği cevapta Asbağ’ın kızı Tümâdır’la evlenmesini yazdı.a) babasıyla karşılaştı. 639) yılında 58 yaşında Kudüs ile Remle arasında tâ’undan vefât etti. sh-393 6) Metâli-ün-nücüm. Peygamber efendimiz dahi düşmanı geriletecek şekilde yayıyla. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir.100 - . Ebû Seleme. okuyla. bunları sevmezler. Peygamber efendimizin şu hadîs-i şerîfleriyle şereflendi.) babasıyla. sarığını eliyle çözüp tekrar sardı.) canlarını . Bunlar seher vakti. Ebû Ubeyde İbni’l Cerrâh Cennettedir. Sonra Medine’ye hicret edince Peygamberimiz (s. EBÛ UBEYDE BİN CERRÂH: Sağ iken. Peygamberimiz. Âmir bin Abdullah bin Cerrâh bin Kâ’b bin Dabbe bin Hars bin Fehr’dir. Kendisi Hıristiyan olup Dümet-ül-Cendel halkının kralı idi. Cennet ile müjdelenen on sahabîden biri.a. O günden. Peygamberimiz onu önüne oturtturup. Talha Cennettedir. Daha sonra Resûlullah efendimiz eline bir sancak vererek ve “Ey İbni Avf! Hepiniz Allah yolunda harp ediniz. babaları. Bedir gazasında. başına siyah. Ömer tarafından Şam ordularına başkumandan yapıldı. Cürüfteki karargahlarında toplandılar. cild-2. konuşmamın sizinle olmasını istedim. O kâfirler ve münafıklar. Abdurrahman İbni Avf Cennettedir. Bu yazıyı Râfi bin Mükeys’le Medine’ye gönderdi. Peygamberimiz. Abdurrahman bin Avf’ın oğlu Ebû Seleme’nin annesidir. cild-1. Ebû Ubeyde “Yâ Allah” diyerek babasıyla mücadeleye başladı. Tümadır’la evlendi. Kâfirleri. Sarığın ucunu onun omuzunun ortasından sarkıttı. Zübeyr Cennettedir. Rumlar ile olan muharebelerde. 18 (m. Ve Allahü teâlâ bu hâdise üzerine: “Allahü teâlâya ve kıyâmet gününe îmân edenler. Çok kahraman idi. Onlar “Biz kılıçtan başka bir şey vermeyiz” dediler. Daha sonra birliğinin başında. en son görüşmemin. Sevgili Peygamberimizin yanında bütün gazalarda bulundu. pamuklu kalın bezden gelişi güzel bir bez sarmıştı. Uhud’da Resûlullah’ın mübârek yanağına batan iki demir halkayı dişleri ile çekip çıkardı. Hz. kılıcıyla çarpışıyordu. Adaleti ile Rum halkını hayrette bıraktı. mü’minlerin anaları. müslüman oldu. “Ümmetin Emîni” lakabıyla övülen yüce Sahâbînin asıl ismi.” Mekke’deyken kâfirlerin ezâ ve cefâlarının çoğalmasıyla Peygamber efendimizin izniyle Habeşistan’a hicret etti. Hz. Ebû Ubeyde ile Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerini ön safta çarpışanlara kumandan olarak seçti. Allah’a karşı küfür edenlerle çarpışınız!” buyurarak onu uğurladı.a. Abdurrahman bin Avf. halife Hz. sh-416 5) El-İstiâb. merkezde bulunan Sevgili Peygamberimize yaklaştırmamak için bütün güçleri ile savaştılar. durumu Peygamber efendimize mektûb yazarak bildirdi. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Peygamber efendimizin kumanda ettiği bu gazaya melekler de katılmış. Peygamberimiz bu hali görünce çok sevindi. Asbağ müslüman olduktan sonra kavminden çok kimseler de müslüman oldular. Sa’d bin Muaz ile kardeş yaptı. cild-1. Şamlıların seve seve îmân etmelerine sebep oldu. koyacağım. “Ebû Bekir Cennettedir. Bir fırsatını bulup kılıcıyla babasının başını gövdesinden ayırıp. Abdurrahman bin Avf Medine’den hareket edip. Âyeti). Bütün gazalarda bulundu. cild-4. vefâtına kadar malıyla. Ve “Ey İbni Avf! İşte sarığını böyle sar!” buyurdu. Daha sonra Asbağ bin Amr el-Kelbî. Eshâb-ı kirâm (r. Peygamberimizin huzuruna getirdi. sh-87 2) Herkese Lâzım Olan İmân sh-98 3) Üsûd-ül-gâbe. Yolculuk elbisem üzerimdedir” dedi. yeni zevcesi Tümadır’la Mekke’ye döndü. düşman saflarında babası da bulunuyordu. Halkı İslâmiyete davet etti. Ömer Cennettedir. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan Ebû Ubeyde (r. Bedir gazasında pederini öldürdü. Böyle olan mü’minleri Cennete. İslâmiyeti kabul etmekten kaçındılar. sh-3072 3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. sh-239 7) Kâmûs-ul-a’lâm. oğulları. Medine dışında. sh-190 10) Buhârî Fedâil-üs-sahabe 11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-978 HZ. cild-2. Ali Cennettedir.) onu Hz. Hz. sh-313 4) El-Îsâbe. Abdurrahman bin Avf. cild-3. Savaş bütün şiddetiyle. Abdurrahman bin Avf: “Yâ Resûlallah.

a.a. Acele gelip bu işi hallediniz” dedi. İbn-i Kamia denilen müşrik. Zafer müjdesi halifeye bildirildi.a. 630) senesinde Peygamberimizin huzuruna Necran’dan bir Hıristiyan heyeti geldi. Eshâb-ı kirâm. 100 bin Rum öldürüldü.a. Halife bizden olmalıdır diyordu. onlardan cizye’yi almak üzere Ebû Übeyde’yi (r. vergilerimizi ona verelim!” dediler. pek çok üzülüp gözyaşı döktüler. bu dine hizmet eden sizlerdiniz. Ali. diğer kumandanları sağ ve sol kanatlara yerleştirdi. Ürdün ve Filistin’i feth etmek ve oradaki.a. Bir karışıklık çıkabilir. Ömer “Yâ Ebâ Bekir. Halbuki Resûlullah (s. Hicrî 11. Ömer ve Ebû Ubeyde hazretleri yetişmeseydi müslümanlar parçalanacaktı. Hz.) “Ey Ensâr! Başlangıçta.) “Kalk yâ Ebâ Ubeyde!” buyurdu. Hz. Hâlid bin Velîd ve Hz. Onları da akşama kadar süren bir savaşta mağlub ettiler. Her ikisi de çekindiler: “Hz.) miğferin demirini dişleriyle çekip. kimin halife olacağını konuşuyorlar.)! Senden razıyız ne istersen sana verelim. Eshâb-ı kirâm tekrar toparlanıp kâfirlere saldırdı. Hz.) ve diğer Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvan” hazretleri Hz.a. Ebû Bekir.a. Eshâb-ı kirâm emîn olarak kimin şerefleneceğini merak ediyorlardı. sağ yanına Hz. Ebû Ubeyde (r. Ürdün Ve Filistin’e giden kuvvetleri toplayıp onları “Yermük” de karşıladı.101 - .v. Hâlid bin Velîd’i gönderdi. Sakın işi önce bozan da sizler olmayasınız” dedi. “Gayet emin bir kimseyi sizinle gönderirim” buyurdu. Ebû Bekir vefât edince yerine geçen Halife Hz. Bütün Eshâb-ı kirâm kan ağlıyor ve devasız derdi çekiyordu. Ömer konuştu sonra da Ebû Ubeyde (r. Ebû Ubeyde bu müjdeye kavuşunca sevincinden ağladı. oraya Hızır gibi yetiştiler. Ebû Übeyde’yi gösterdi. sanki Resûlullah kalkmış oraya gelmiş gibi oldu. Hz. Peygamberimiz de yemin edip. Halife Hz. Sonra Hz.) Peygamber olduğunu kabul ettiler. Düşman gerilemişti. Pek çok Eshâb-ı kirâm çarpışa çarpışa şehîd oldu.v. düşman süvarileri saldırıya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular. Hz. hidâyete gelip müslüman oldu. Ebû Ubeyde’yi (r. 9 (m. Hz. Ubeyde bin Cerrâh.a. Hz.v. (m. Ebû Ubeyde. Hz. Resûlullah’ın mübârek başına kılıcını vurdu. bizler. Hz.) merkeze. düşmanın hücûmu. Hz. Ebû Bekir’i. Ebû Ubeyde. bunların ne söyleyeceğini bekliyordu. Uhud.a. Bu zafer bütün Şam beldesinin fethine sebep oldu. Hz. Zübeyr gibi Eshâb-ı kirâm (r. Ebû Ubeyde (r. Müslümanlar arasında büyük bir ayrılık baş göstermek üzere idi. Vazifesini çok güzel yapmış dönüşünde hazineyi altınla doldurmuştu. ensardan biri kalkıp. Ebû Bekir ile Hz. Resûlullah (s. uzun bir konuşma yaptı. Umeyr. Herkes.) yardım için Hz. Hz. sol yanına Hz.a. Hz.a. Bizans ordusuna saldırıya geçildi. Çoğunun dili tutulup. Ebû Ubeyde (r. “Allah’ın kılıcı” lakabını duyarak.) orduyu biner kişilik alaylara bölüp her birine alay kumandanı tayin etti.a. Ömer tarafından oldu.) düşmanı kovalamasıyla neticelendi. Hâyber gazalarında görülmemiş şekilde cenk etti. insanların da İslâmiyetle şereflenmeleri için gönderdi. “Medineliler.a.a.v. Resûlullah’a yardım ettik. Hz. işinizde. Humus.) vazifelendirdiler. Ebû Bekir Halife olunca Ebû Ubeyde’yi (r. çıkarırken iki ön dişi kırıldı. Eshâbından bir emîn kimseyi bizimle beraber gönder. İçerde Cenâze hazırlıklarını yaparlarken kapı vuruldu: “Ebû Bekir ve Ömer burada mı?” diye sorulunca “Evet buradayız” dediler. Ebû Ubeyde (r.) ordusuyla Humus’a hareket etti. Zafer sevinciyle yerlerini terk eden Eshâb-ı kirâmın bulundukları yerden. Sevgili Peygamberimiz. 97 kadar şehîd verildi. Peygamberin ileri geçirdiği kimsenin önüne kim geçebilir!” dediler. İslâm ordusunda ise 3 bin yiğit şehâdete kavuştu. Şam.a.v.) emirlerini bildirdi. Sonra Hz. Ömer ve Hz. Eğer. daha sonra da Eshâb-ı kirâmın (r. Hâlid bin Velîd’in. Ebû Bekir. Hz. zafere yaklaşılmıştı.) Rebî’ul-evvel ayının 12’sinde Pazartesi günü öğleden evvel vefât ettiler.) başkumandan tayin etti.a. Ömer’i alır. “Ümmetimin emini budur” diyerek beraber gönderdi. O da müslümanların safında Bizanslılarla savaştı. Bu üç eshâbın hizmeti kıyâmete kadar unutulmayacaktır. Ebû Ubeyde gözyaşlarını tutamıyordu. Ebû Dücane. Bahreyn ile sulh yaptığında. Muhacirler bize sığındı. 632) yılında Resûlullah (s. Hamza. Hz.) için de “Bu ümmetin eminidir” buyururdu. Ve “Yâ Muhammed (s. Hz. Bu savaş. Sonra Hz. Belli bir kimseyi daha seçemediler. miğferin demiri mübârek yanağına saplandı. İslâm ordusunun önce galibiyeti.a. Ebû Ubeyde “Fıhl” mevkiinde 80 bin Rum ile çarpıştılar. “Size şu iki zâtı aday yaptım. Sa’d bin Ebî Vakkas. Talha. ibadetlerinizde .) her yerde. Elini uzat! Ben seni halîfe seçtim” dedi ve ilk bîat Hz.) emrine uyarak bu şehri de aldık. Benî Sa’îde Konağında toplandılar. Humus şehrini alınca da “Ey Rumlar! Allah’ın yardımı ile ve halifemiz Ömer’in (r. sonra. İşte böyle dar ve tehlikeli bir anda. Bunların içinde Hz. Hepiniz ticâretenizde. Ebû Bekir’i halife seçtiler. Ebû Ubeyde’nin baş kumandan olarak yine fetihlere devam etmesini emr etti. düşmanı Peygamberimizin yanından uzaklaştırdılar. O anda. Düşman ordusu 240 bin. Üçü birdenbire meydana çıkınca. Rum Kayseri Herakliyüs’ün büyük ordularını perişan eden İslâm askerlerinin başkumandanı Ebû Ubeyde bin Cerrâh. zafer kazandığı her şehirde adamlarını bağırtarak Rumlara halife Ömer’in (r. İslâm ordusu 40 bin civarında idi. Resûlullah seni hepimizin önüne geçirdi. Ebû Ubeyde. Hz.a.) Peygamberimizi korumaya çalışıyorlardı. Ebû Ubeyde’ye (r. Herkes kendi kabilesinin reisini seçmeyi istiyor. Savaş bütün hızıyla devam ederken Bizans generallerinden Yorgi.a. birini seçiniz” diyecek. Ömer. sonra da Hz. Ebû Bekir. bir müddet konuşamadılar. Hz. Hamza şehîdlerin serdarı olarak yanlarına yeğeni Abdullah bin Cahş ile aynı kabre defn edildiler. Bizanslıların Suriye’yi kurtarmak için büyük bir Haçlı ordusu toplandığını öğrenince Şam. Hendek. Sevgili Peygamberimizin mübârek dişleri şehîd oldu. Uzun konuşmalardan sonra Resûlullah’ın (s. Bu muharebede İslâm kadınları da harb etti. Mekke’nin fethinde de Peygamber efendimizin yanlarında bulundu. Hz. Hâlid bin Velîd (r.dişlerine takmışlar Peygamberimizin etrafında pervane olmuşlardı. Sulh ile Humus’u aldı. Ömer ve Hz. Ebû Bekir. Hz.. Uzun ve Çetin savaşların neticesinde koca Rum ordusu yenilerek dağıldı.

durumu halifeye bildirerek nasıl hareket edeceğini sordu. “Geliyor efendim” diyerek gelmekte olan Hz. bir kırba gibi şeylerden başka bir şey yok. Hz. Sevinçlerinden ağladılar. Muaz bin Cebel (r. Askerlerine ve tebaasına çok şefkatli bir baba idi. Sa’d (Ka’ka)ı dörtbin mücâhidle yardıma gönderdi. Haccınızı yapınız. Peygamber efendimizden aldığı bir emri yerine getirmek için. Malınıza. Hz. Allahü teâlânın emirlerinden dışarı çıkmazdı. müslümanlardan hayvan zekatı ve uşr aldığımız gibi sizden de. Dünyaya aldanmayınız. bakalım. İnsanların en akıllısı Allahü teâlânın emirlerini yerine getirenlerdir. Ebû Ubeyde’nin (r. canınıza. senelerden beri Rum İmparatorlarından çektikleri zulümlerden ve işkencelerden kurtuldukları için bayram yaptılar. müslümanların bu adaletini. Ebû Ubeyde (r.a. 639) senesinde 58 yaşında vefât etti. “Kinnesrin”e Hz. Ebû Ubeyde (r. lütuf ve bereketini niyaz ederim. Ebû Ubeyde bu parayı aldıktan sonra onu hemen askerleri arasında taksim etmişti. her hakkınız gözetilecektir. Herakliyüs’ün. Maarra. Ömer ağlamıştı. Vasiyetinde: “Namazınızı kılınız. Buna karşılık. Riabe’yi fethederek Fırat nehrine kadar ilerledi. Fethettiği yerlere memurlar tayin ederek Kudüs’e geldi. Hepinize Allahü teâlânın selâmı ve rahmetini. Humus şehrindeki askerin de merkezdeki kuvvetlere katılmasına karar verildi. Humus Rumları. Hıristiyanlar. Ömer’den aldığım emir üzerine. Antakya da zaptedildi. Ömer sulhdan sonra Medine’ye döndüler. Peygamberimize muhabbeti pek ziyade idi. cemaate namazı kıldır” diyerek gözlerini yummuş.a. Ondan daha dinine bağlı.a. Sağlığında. Ömer. bu parayı Ona götürecek elçiye “Dikkat et. Âlimlere ve büyüklerinize itâat ediniz.serbestsiniz. Ebû Ubeyde’nin şahsına.102 - . Hz. sizden cizye almıştım. Antaritus. halifemiz Hz. Ömer. Şimdi ise. Sadakanızı veriniz. Rum Kayseri Herakliyus kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçti. ordusunu toplayarak Antakya’ya hareket etti. Kendisi Halebe geldi. .) hazretleri cemaate bir hutbe okudu.a. Hz. şehirde memurlar bağırtıp: “Ey hıristiyanlar! Size hizmet etmeği. çok müslümanın ölümüne sebep olmuştu. öleceğini anlayınca orada hazır bulunanlara bir vasiyetinin olduğunu bildirdi. İslâmiyetin adaleti. sizi de koruyacağız. Size verdiğim sözde duramıyacağım. Birbirinize iyilik yapınız. Ebû Ubeyde Ona: “Buyurunuz yâ Emir-el-mü’minin” diyerek evine götürmüştü. Hz. Ömer. Hz. canını fedâdan çekinmezdi. aynen size de tatbik edilecek. Bu hizmetimize karşılık olmak üzere. Sen Emirsin. feth edilen yerlere. Hz. Halebi fethederek. Kudüslü’lerle sulh yapıldı. bugün siz öyle bir kimseyi kaybettiniz ki. Burada “Yemin ederim ki.) böylece. Ebû Ubeyde bin Cerrâh. dörtbin dirhem göndermiş. Ebû Ubeyde Kurs. senede bir kere cizye vermenizi istiyoruz. Halife.) halifeye durumu bildiren bir rapor gönderdi. bütün memleketden asker toplayarak Antakya’ya hücuma hazırlandığı haberi alınınca. İslâm kuvvetlerinin yerleştirilmesini emretti. daha temiz ve merhametli bir kimse görmedim. Ebû Ubeyde hazretleri. Ona: “Haydi senin evine gidelim” deyince Hz. Hz. Hz.) evinde bir şey görememiş. Ebû Ubeyde Şam’ın Cezîre ile irtibatını keserek Haçlı ordusunun üzerine yüklendi.” demişti. Sa’d’a emir gönderek Ebû Ubeydeye (r. bu parayı ne yapacak?” diye tenbih etmişti. Hz. Kudüs muhasara edildi. Delul. yalnız seni değiştiremedi” buyurmuştu. Dışardan gelen düşmana karşı müslümanları koruduğumuz gibi.) bildirdiler. fazîletlerin timsali bir zâttı. Ebû Ubeyde de bu salgına yakalandı. geri dönünce hâdiseyi anlatmış. Elçi. Banyas. cizyelerini seve seve getirip. Ebû Ubeyde.) yardım etmesini bildirdi. Size hizmet etmemizi ve sizden cizye almamızı Allahü teâlâ emretmektedir” dedi. Ömer.). Ömer’in de bulunmasını yoksa sulh yapmıyacaklarını Ebû Ubeyde’ye (r.a.a. Onu karşılayanlara “Kardeşim Ebû Ubeyde nerede?” diye sordu. yâ Muaz (r. Selemiye’yi zaptederek gidiyordu. selâmlaştılar. Büyük bir haçlı ordusu hazırladı. İran’la harb etmekte olan Hz. cizyelerinizi geri alınız. Şam’a gittiği zaman. Ömer’e arz edildi. Hz. Kendi arzuları ile Rum ordularına karşı İslâm askerine casusluk yaptılar. Ömer.a. dünyâ herkesi değiştirdi. Menbic. Cennet ile müjdelenen iki sevgili. Hz. 18 (m. Kısa zamanda haçlı ordusunu perişan ederek büyük bir zafer daha kazandı. bu karardan vaktinde haberdar olup. Ömer de “Hamd olsun ki müslümanlar arasında böyle insanlar var. Lazkiye. Bunun için hepiniz Beyt-ül-mala gelip. Hâlid bin Velîd’i gönderdi. Durum Halife Hz. Hz. Antakya’yı muhasara etti. tebaasına hep iyiliği ve birbirlerini sevmeyi emreden bu mübârek Ebû Ubeyde hazretlerine hakkınızı helâl edin ve duâ ediniz” buyurdu. Ömer yerine Hz. Haydi. Orucunuzu tutunuz. Ebû Ubeyde Ona bir zenbil getirerek bir kaç lokma çıkardığında Hz. Ebû Ubeyde. Suriye şehirlerinin çoğunda da böyle oldu. Herakliyus ordularının her hareketini günü gününe haber alırdı. Kudüslüler sulh yapmak istediklerini yalnız bu sulhda Hz.a. Hz. Hz. Bu emri yerine getiren Hz. Bir defa Hz. Çoğu seve seve müslüman oldu. Ebû Ubeyde’yi gösterdiler. Hz. Zühd ve takva sahibi ve pek merhametli idi. 639) senesinde Şam’da veba hastalığı salgın halde olup. bu şefkatini görünce. Dünyaya hiç meyletmeyen. 18 (m. senin burada yiyecek bir şeyin yok mu?” dediğinde. sizi korumağı söz vermiştim. Ali’yi vekil tayin ederek Kudüs’e geldi. isimleriniz ve verdikleriniz defterimizde yazılıdır” dedi. Herakliyus ile gazâ edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. Ona “Nerede senin eşyan? Burada bir keçe. Başkumandan Hz. Sonra da “Ey kardeşim Ebû Ubeyde. yerine Muaz bin Cebel’i (r. ırzınıza kimse dokunmıyacaktır.) vekil etmişti. Beyt-ül-mal emini Habîb bin Müslim’e teslim ettiler.

a. Müslüman olmadan önce bir rüya görür. Emir tayin etti.a.) Bahreyn’e gönderdi.). Getirilen erzakı bir araya topladı ki.” Hz. İsmi Sa’d.a. Resûlullah (s. Zühreoğullarından .v. fakîr olacağınızdan korkmam. Babasının adı Mâlik ve künyesi Ebû Vakkas’dır. Onlar da: “Evet yâ Resûlallah” diye tasdîk ettiler. Peygamberimizin (s. Yalnız 14 hadîs-i şerîfin râvisidir. Onyedi yaşında iken Hazret-i Ebû Bekir’in vasıtasıyla müslüman oldu. SA’D BİN EBÎ VAKKAS: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve İran’ı zapt eden ordunun kumandanı.a. Bunun üzerine Ebû Ubeyde (r. Bu hurma ile Ebû Ubeyde (r.a.) der ki: “Kureyş halkının içinde üç kişi vardır ki. der ki: “Biz yola çıktık. Nihayet bu da sona ermişti. Bunun üzerine Hz. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ nimetlerinin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların birbirlerine haset ettikleri ve nefsaniyet güttükleri gibi sizin de birbirlerinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir. Ayın aydınlattığı yolu takip ederken aynı yolda Zeyd bin Hâris. Yanınızda varsa bize de yediriniz!” buyurdular. İslâm ümmetinin eminidir. Cizye mallarını alarak Bahreyn’den Medine’ye gediği işitilince (ki.” buyurdular. Bunlar Hz. Ebû Ubeyde. hayatını hep İslâma hizmetle geçirmiş. Kendilerine “Siz ne zaman buraya geldiniz?” diye sorar. Fil vak’asından 23. Müslüman oluş hâdisesi şöyle rivâyet edilir. Hz.v.v. O da ayağa kalkınca: “İşte bu gördüğünüz sima. yiyiniz! Allahü teâlâ onu denizden rızıklanmanız için çıkarmıştır. Onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu.a. Babası Mâlik bin Üheyb bin Abdi Menaf bin Zühre bin Kilâb-i Kureyşi’dir.) götürdü. Ebû Ubeyde bin Cerrâhı. Nesebi hem baba tarafından.a. Ebû Bekir. Bunlardan: Resûlullah Efendimiz (s. sh-196-385 5) Herkese Lâzım Olan İmân sh-99 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3.v. hem de anne tarafından Peygamber efendimizle (s. Ebû Ubeyde’yi (r. sh-409 7) El-A’lâm cild-3. akılları. Peygamber efendimize. karşılamaya çıktılar. yüzleri en güzel yüz. o anda sabah namazı kılınıyordu). Hz. Ebû Bekir’in kendisine İslâmiyeti anlatması üzerine.) mücâhidlere yanlarında ne kadar erzak varsa getirmelerini emretti. Peygamberimiz de yedi. Yolun bir kısmında bulunduğumuz sıra azığımız tükendi. Onlar da “Şimdi” diye cevap verirler.v. künyesi Ebû İshâk’dır. Ebû Ubeyde bin Cerrâh. Bu sefere 300 Eshâb-ı kirâm katılmıştı.) huzurunda îmân edip.a. bir de ne görelim? Deniz sahilinde kocaman bir balık bulunuyordu.a.) hergün azar azar vererek bizi geçindiriyordu.v. Peygamber efendimiz de: “Kalk yâ Ebâ Ubeyde İbn-i Cerrâh!” buyurdu.” dedi. Ebû Bekir’in önünden ilerlediğini görür. Biz de yedik Medine’ye dönüp Resûlullah efendimizin yanına geldiğimizde bu vakayı arz ettik.103 - . Hz.” Resûlullah (s.a. kalbinde İslâmiyete karşı bir sevgi hasıl oldu. Bunun üzerine Resûlullah (s. Ebû Ubeyde bize. en selîm akıl. Ebû Ubeyde’dir. Askerden bazıları o balık etinin pastırmasından bir parça Resûlullaha getirdi. müslüman oldu. emin bir kimseyi bizimle gönderir misin? denilince. Ebû Ubeyde bin Cerrâhın hayatı Cihadı fî sebîlillah ile serhat boylarında geçtiği için pek fazla hadîs-i şerîf rivâyet edememiştir. kalbleri. (Bunu deniz sahile atmıştı). Dünyada iken Cennetle müjdelenen on sahabîden biridir. Bir derecede ki. Hz.) eshâbını bu halde görünce. Ebû Ubeyde’nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz. Ali ve Hz. bu toplanan erzak iki dağarcık hurmadan ibaretti.a. Hz. herkesin payına günde birer hurma düşüyordu. “Bu deniz muhlûkunun etinden yiyiniz. Hicret’ten 30 yıl önce Mekke’de doğdu. Rüyasında kendisi zifiri bir karanlığın içinde iken. Gördüğü bu rüyadan üç gün sonra Hz. Ebû Bekir onu Peygamberimize (s.v. Osman ve Hz.) sahil tarafına bir sefer düzenleyip Hz. birdenbire her tarafı aydınlatan parlak bir ay doğar.a. Peygamber Efendimiz de: “Azîz Mücâhidler. insanların ebedî seadete kavuşmaları için çırpınmıştır. sh-111 2) Sahîh-ül-Buhârî cild-7. sh-172 3) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1002 4) Müsnedi İmâm-ı Ahmed cild-1.v. 1) El-Îsâbe cild-4.): Necran’dan gelen Hıristiyan kafilesinden. Resûlullah (s. gülümseyerek onlara: “Öyle sanıyorum ki siz.) birleşir. Sonra bu hurma da tükenince onun yokluğunun acısını tattık. İlk müslüman olanların yedincisidir. Ömer’in oğlu Abdullah (r. Babasının adı yerine künyesi kullanılmaktadır. Annesi. sh-100 HZ.Hz. Câbir. sh-252 8) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Sonra deniz sahiline vardık.): “Şad olunuz ve sizi sevindirecek nimetleri (bundan böyle her zaman) umunuz! Vallahi (bundan sonra) sizin. Kabr-i Şerîfi Şam’dadır. en metin kalbdir.

“At yâ Sa’d! Anam. büyük kahramanlık göstermiş. müslümanların bayraktarlığını yapmıştır. Hazret-i Âişe (r. babam sana fedâ olsun” diye sadece Hazret-i Sa’d için duâ etmiş. ben yine dînimden vaz geçmem. geceleyin Medine’ye dönüp geldiğinde “Ne olurdu. bu seferde Peygamberimizin (s. Atışını doğrult. “Allah’ın. müslümanların sıkışık durumlarında büyük bir metanetle çarpışmış. ister yeme. Hazret-i Sa’d da “Evet” dedi. el-Harrar mevkiine gönderilen seriyyeye kumandanlık yapmıştır. Peygamber efendimiz. “Bu kimdir?” buyurdu. halife seçilince ilk bîat edenler arasında olmuştur.anhâ) anlatır: Resûlullah (s. korkarım ki. Savaşlarda çok kahramanlıklar gösterdi. Mekkeli müslümanların üç bayrağı bulunuyordu. Hazret-i Sa’d da çok eziyet çekmişti. Peygamberimiz zamanında Hicaz’da. büyük iltifatlara ve duâlara mazhar oldu. Hz. Ali.” O güne kadar annesinin her isteğine boyun eğmiş.a. müşriklerin en başta gelen kumandanı ve en azılı din düşmanlarından olan Sa’d bin el-As’ı öldürmüştür. artık onlara (bu hususta) itâat etme! Dönüşünüz ancak banadır. Eshâb-ı kirâm arasında en cesur ve kahraman olanlardandır. ilk yıllarında müslümanlar müşriklerden çok eza ve cefâ görüyorlardı. Uhud Harbinde.) bütün kalbiyle inanmış ve bağlanmış olduğundan bu îmân kuvveti üstün geldi. düşman tarafında bulunan. imânındaki sebatını görünce şaşırdı. Hazret-i Sa’d bütün gazalarda ve bir çok seriyelerde bulundu.a. babam sana fedâ olsun!” diye duâ etmiş.104 - . ben açlık ve susuzluktan helâk oluncaya kadar ağzıma bir şey almayacağım.) sancağını taşımıştır. “Biz insana. Hazret-i Sa’d ok atmakta çok maharetliydi. Birden bir silâh sesi duyduk. Ömer.v.v. Peygamberiniz “Seni buraya hangi şey getirdi” yâni buraya niçin geldin? buyurdu. Hazret-i Sa’d: “İçimden bir ses Resûlullah yalnızdır. Hazret-i Sa’d. Bunun için O’nu korumağa ve hizmetine geldim. Hudeybiye antlaşmasında bulunmuş. Sen de bu yüzden anne katili olarak insanlarca ayıplanacaksın. . anne babaya daima iyilik etmeyi emrettiğini söyleyen sen değilmisin?” der. ilk kâfir kanı döken Sahâbî oldu. İslâmiyetin.v. Bunun üzerine annesi asıl maksadını bildirmek için şöyle söyledi: “Yâ Sa’d! Vallahi. din düşmanları ona bir sıkıntı ve eziyet verirler dedi. Allah yolunda.a. Oğlu Sa’d’ın kendisine karşı saygısını ve bağlılığını bildiğinden İslâm dîninden döndürebilmek için. Mekke’de Ebû Düb denilen bir vadide namaz kılmakta idiler. (Ebû Süfyân. Hz.a. Allah yolunda ilk ok atan Sahâbî olup.” Bunun üzerine Resûlullah ona duâ etti ve uyudu. o sırada henüz müslüman olmamıştı). Her attığı ok isabet ediyordu. çaresiz kaldı. Medine şehrinin emniyetinin sağlanmasında önemli görevlerde bulunmuş. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. Hazret-i Sa’d ilk müslüman olan Sahâbîlerden birkaçı ile beraber. Bunlardan biri kendisine verilmiş. bir dediğini iki etmemişti.) Buvat Seferine katılmış. Peygamberimiz ok atarken Ona.” “Allahım sana duâ ettiğinde Sa’d’ın duâsını kabul eyle” diye duâ etmiştir. senin yüz canın olsa ve her birini İslâmiyeti bırakmam için versen. Eshâb-ı kirâm ibâdetlerini serbestçe yapamıyorlardı. Peygamberimizin (s. Annesinin yiyip içmediğini ve bunda inat ettiğini görünce.v.” Annesi Hazret-i Sa’d’ın dinine bağlılığını. Sa’d bin Ebî Vakkas” dedi. Bunun üzerine birbirlerine girdiler.) yanından hiç ayrılmayıp. Ali bildirmiştir. Zübeyr bin Avvam ve Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleriydi. hangi hallerde tâbi olmayacağını bildiren Ânkebût sûresi. hakkında bilgi sahibi olmadığın (ilah tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşmak için sana emrederlerse. 1000’den fazla ok attı. Şecaatta (cesarette).) hayatında “Anam. Uhud Harbinde de.v. Sa’d bin Ebî Vakkas.Hamne binti Ebû Süfyân’dır. okçuların (kemankeşlerin) reisiydi. Allahü teâlâ ve Resûlüne (s. şahid olarak anlaşmayı imza etmiştir. birkaç müşrikle beraber yanlarına gelerek onların namazlarıyla alay etmeye ve kötülemeye başladılar.a. Böylece Hazret-i Sa’d. Yemeye ve içmeye tekrar başladı. sekizinci âyet-i kerîmesini göndererek. sana hısım ve akraba ile ilgilenmeyi. “Benim. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri ile annesi arasında geçen bu hâdiseden sonra Allahü teâlâ evladın anne ve babaya hangi hallerde tâbi olacağını. eline geçirdiği bir deve kemiğiyle bir müşriğin başını yardı. her ok atışında “İlahî bu senin okundur. annesinin isteğini kabul etmedi. Resûlullah efendimizle (s. şöyle dedi: “Ey Anne. Hz. Bunu gören diğer müşrikler korkuya kapılıp kaçtılar. bir çok birliklere de kumandanlık etmiştir. düşmana karşı şiddette en ileri Eshâb-ı kirâm arasında Hz. Ebû Bekir. Onu İslâm dininden döndürebilmek için çeşitli yollara müracaat etti. Müşriklerin ileri gelenlerinden Ebû Süfyân. Artık ister ye.v. Peygamberimiz tarafından. düşmana karşı savaşmıştır. Annesi oğlunun müslüman olduğunu duyunca çok sinirlenip. Ben de yaptığınızı (amellerinizin karşılığını) size vereceğim” buyurdu. sâlih bir kimse beni korumağı üzerine alsaydı!” buyurdu. Bedir Harbinde. Bununla beraber. ana ve babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. (s.a. bunun dışında hiçbir kimseye böyle duâ etmediğini Hz.) gazvelerin birinde. İslâmiyette. sen Muhammed’in getirdiklerini inkâr etmedikçe.

Ömer’in getirilmesini istiyorlardı. Allah ile kul arasında kulluktan başka bir bağ yoktur.a. Allahü teâlâ kötülüğü ancak iyilik ile yok eder. önce İran Ordusu komutanları öldürüldü. Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan. Dördüncü gün harp başladı. İranlıların tamamına yakını öldürüldü. İran Ordusu da gelip. En büyüğünüz kimse bunu yüklensin de reisinize götürsün ve biliniz ki. Sa’d bin Ebî Vakkas’ı (r. Onun kullarıdır. şeytana uyan bir kavme karşı bize zaferi ihsan etti. Sa’d bin Ebî Vakkas’ın (r. Ömer bu şekilde nasîhat ettikten sonra Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Bunun üzerine elçiler arasında bulunan Âsım bir Arar kalkıp toprağı yüklendi. Sa’d bu askerlerle Medine’den çıktı. İranlıları İslâma davet ettiler. dışarı çıktılar. İslâm Ordusu Medayin şehrine kolayca girerek burayı fethetti. Yine elçi göndererek kendilerine üç gün süre tanıdıklarını bu üç gün içinde ya müslüman olursunuz. Arkadaşlarıyla beraber Hazret-i Sa’d’ın yanına döndüler ve “Yâ Sa’d müjde. Bazıları bizzat bu ordunun başına kumandan olarak Halife Hz. İran Ordusu’nun baş komutanı Rüstem de öldürülünce ordu dağıldı. 120 bin kişi olan İran Ordusu’nun 30 bini zırhlı ve birbirinden ayrılmaması için zincirle bağlı idiler. Müslümanlar büyük bir zafer kazandılar. dördüncü tekbirde düşman üzerine hücum ediniz ve “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” deyiniz. bildirilen emirle düşmana hücum ettiler. İran Kisrası Yezd-i Cürd ile görüştüler. Hazret-i Sa’d. İslâm Ordusu. İran topraklarında bulunan İslâm askerleri ile birleşerek meşhûr Kadisiye Meydan Muharebesi’ni kazandı. sizi öldürürdüm” dedikten sonra bir miktar toprak getirtti. İslâm Ordusuna Sa’d bin Ebî Vakkas (r. esir olarak ele geçirildi. İslâm Ordusu ise 34 bin kişi idi. İran Kisrası buna sinirlenerek “Eğer benden önce elçi öldüren bir melik olsaydı. öğle namazından sonra ben dört tekbir alacağım. Üçüncü tekbirde siz de tekbir alıp. “Bende sizin için başka şey yok. Allahü teâlânın selâmı bütün müslümanların üzerine olsun. Bu ordunun başına kimin geçirilmesi gerektiği yapılan şûrada görüşüldü. Bu sırada İran taraflarındaki olaylar büyüyünce. Kaçışmaya başladılar. Ancak kullukla Allah katında karşılık bulur. Bir kısmı da bunun çeşitli sebeplerle uygun olmayacağını. Gözün görmediği meydanlarda at koşturmayı nasîb etti. Eshâb-ı kirâm verilen bu bir parça toprağın daha sonra İran toprağının tamamının verileceğine dair Allahü teâlânın bir müjdesi olduğuna inandılar. Çünkü Allahü teâlâ îmân edenlerin yardımcısıdır.a. Bundan sonra ne yapacağımız hususunda. onlar da.) Medine’ye çağırarak. Hz. İran Ordusu beraberinde getirdikleri fillerle karşılık verdiler. Yezd-i Cürd kaçtı.” dedi.a. “Ya müslüman olursunuz. Bunun üzerine Hazret-i Ömer. O’nun habibi olan Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm ederim. askeri harp için coşturursunuz. Hz. Onlar üç gün içinde bunları kabul etmediler. İran Ordusuna da Rüstem kumanda ediyordu. Medayin şehrinde emirlerinizi bekliyorum. O’na: Ey Sa’d! Sana Resûlullahın dayısı ve eshâbı dediklerine bakıp da gururlanma. Daha sonra Hz. Bu savaşta melekler onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı. ben ikincisi olup. Mü’minlerin emiri Ömer-ül-Fârûk’a: “Allah’ın selâmı üzerine olsun. cümlenizi Kadisiye hendeğine gömmek için Rüstem’i göndermek üzereyim. hem de düşmana bir ders vermek için bir İslâm Ordusu hazırlandı. İslâm askerinin Medayine hareket ettiğini İran Kisrası Yezd-i Cürd duyunca korkudan şehri terk etti.). ya cizye verirsiniz veya cenge hazır olursunuz diye haber gönderdi. Fakat ölürken ki son durumları ve bu son nefeste ettikleri son sözleri bakımından birbirlerinden üstün olurlar. Fırat nehrinin bir kolu olan Atik nehrinin Kadisiye denilen yerinde ordugâh kurdu. Allahü teâlâ. Allah onların Rabbi. ilkinde siz de tekbir alırsınız. Hevazin bölgesine zekât toplamak için gönderilmişti. Ayrıca İran Ordûsu’nun ön saflarına filler yerleştirilmişti.105 - . Sonraki günlerde İslâm Orduları uyguladıkları dahiyane taktiklerle İran Ordusu’nu bozguna uğrattılar. O’nu İslâm ordularına başkumandan tâyin etti. anlaşma ile işi halletmek istiyordu. harbe hazır olursunuz. İslâm askerleri. Allahü teâlâ bize ihsanı ile muamele etti. eşi benzeri olmayan Allahü teâlâya hamd eder. Îmân etmeyenlerin yardımcısı yoktur. Allahü teâlâ onların toprağını bize verdi” dediler. ya cizye verirsiniz veya harp edersiniz” diye şart ileri sürdüler. sevâb kazanırlar.)’ın emrine dörtbin asker verdi. kalanlar da esir edildi. Kisra’nın yurdunun büyük bir kısmını ele geçirdik Ordu kumandanlarının çoğunu öldürdük. hem bu olayları önlemek.” . Kaçmaya çalışanların çoğu da nehre düşerek boğuldu. Kızı. Bu harbde müslümanlar 2000 şehîd verdi. Sa’d bin Ebî Vakkas bu fethi şu mektubla Halife-i Müslimîne bildirdi: Rahman ve Rahim olan Allahü teâlânın adıyla: Irak valisi Sa’d bin Ebî Vakkas’tan. siz de tekbir alır silâhlanırsınız. ikinci tekbirde.a. İlk gün şiddetli çarpışmalar oldu. başka birisinin kumandanlığa getirilmesini istiyordu. Atik nehri kıyısında ordugâh kurdu. Kadisiye Muharebesi.Hazret-i Ömer zamanında. Bu sırada Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin Hevazinden mektubu geldi. Harpden önce İran’ın başşehri Medayine elçiler gönderildi.) ismini duyan Eshâb-ı kirâmın hepsi ittifakla Hazret-i Ömer’e: “İşte aradığın kimseyi buldun” dediler.” dedi. İslâm Ordusu ile İran Ordusu arasında oldu. Harp başlamadan önce Hazret-i Sa’d askerlerine şöyle hitap etti: “Mevkilerinizde sebat ediniz. Bak Allah’ın Resûlü ne yapıyor idiyse sen de öyle yap ve sabrı elden bırakma. Ömer’in emriyle Sâsâni Devleti’nin başşehri ve İran Kisrası’nın bulunduğu Medayin şehrine hareket edildi.

Peygamber efendimiz de “Hayır! Sen bizden geri kalamazsın! Burada kalır da Sâlih ameller işlersen. karşılaştığın kimseleri. halife seçilmezse ona bir vezirlik verilmesini de vasiyet etmişti. bir takımları da mahrum kalacak” dedi. Osman Mehdî Alkame bin Kays. cimrilikten sana sığınıyorum.) Eshâb-ı kirâm arasında kardeşlik tesis ettikleri zaman.106 - . Kadisiye Harbi ve Medayin’in fethinde büyük ganimet elde edilmiş. cesur. heybetli. Kisra’nın sarayları ve hazineleri müslümanların eline geçmişti. orta boyda. Bunun üzerine Hazret-i Ömer.a. Peygamber Efendimiz kendisini ziyârete gelmişti. Hazret-i Sa’d. Umarım ki: Sen uzun zaman yaşayacaksın! Öyle ki. Her kim harp ve hezimetten sonra İslâm davetine icâbet. Rezil bir hayata düşmekten. Sa’d bin Ebî Vakkas’dan oğulları İbrâhîm. Arazi ve nehirleri işleyicilerine bırak ki. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: Resûlullah (s. esmer tenli. arazinin eski sahiplerinde kalmasına ve araziye haraç vergisi konulmasına karar verildi. sözü. dedi. Bu kararı Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. özü doğru büyük bir zattı. onun misli kadar günahını da Allahü teâlâ yok eder. Her kim muharebeden önce davetine icâbet eder de müslüman olursa. Bunun için Peygamberimiz ona “Bu benim dayımdır. Hz. Cennetle müjdelenen on sahâbîden (aşere-i mübeşşereden) en son vefât edendir. Namazını Medine Valisi Mervan kıldırdı. Medine’ye döndü.v. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. harpten önce İslâma davet etmeni emretmiştim. Talha Cennettedir. 10.) ve daha bir çokları hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir.a. Hazret-i Sa’d.a. Medine’ye yakın Akik denilen yerde hastalandı ve orada 65 (m.)’ın mektubunu aldı.v. Şureyh bin Hâni (r. Ömer. ederse o da müslümanlardan bir ferttir.). sadeliği severdi. 675) yılında vefât etti. onlar bütün müslümanların atiyyelerine dahil olsun: Çünkü. bildirdiğine göre. Abdurrahman İbn-i Avf Cennettedir. merteben yükselir. Ve “Ya Rab! Eshâbımın Mekke’den Medine’ye dönüşünü tamamla” diyerek duâ etti. benim söyleyebileceğim bir kelime öğret. Lâkin onun malı müslümanlarındır.a. senden.” buyurdu. İbni Abbas.Hz. Aliyi kendine seçerek “Yâ Ali! Sen benim dünyâda da âhirette de kardeşimsin” buyururdu. elbette onunla derecen artar.” “Sizden kim hergün bin tane sevab kazanmak isterse 100 defa tesbihte bulunsun. Ömer şu mektubla Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Eğer Sa’d. Bunun üzerine iyileşti. yeni bir şehir tesis edilmesini emretti.v. ncu âyetlerini delil getirerek. şifâ buldu. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Sa’d hazretleri hastalığı şiddetlendiğinden duâ almak için Peygamberimize “Yâ Resûlallah siz Medine’ye döneceksiniz de ben burada ölüp dostlarımdan geriye mi kalacağım?” dedi. Mübârek cesedi Medine-i Münevvere’ye götürüldü. Mal. Muhammed. bir takım kavimler faydalanacak.a.a. Mus’ab.” Resûlullah (s. Zira müslümanlar onun malını.)’a bildirdi: Mektubunu aldık. şehîd olmadan önce kendisinden sonra yerine geçecek halifeyi seçmek için altı kişilik bir şûra teşkil edilmesini vasiyet etmişti. havasının ve suyunun askerlere iyi gelmediğini anlayan Hazret-i Sa’d. Sa’d İbn-i Ebî Vakkas Cennettedir. 9. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri 270 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hazret-i Ömer. Veda Haccı’ndan sonra hastalandığında. Ahnef bin Kays. Resûlullah’a (s. 8. Medayin şehrinin. elde ettikleri ganimetleri ve Allahü teâlânın fey olarak kendilerine ihsan ettiği malları kendileri arasında taksim etmeni istemişler. o kimse müslümanlardan bir fert sayılır. Zübeyr Cennettedir. gaziler senden.a.) her namazın ardından muhakkak şöyle duâ ederdi: “Allahım. Âmir. onlardan sonra geleceklere bir şey kalmaz. . İşte bu benim emrim ve sana yollanan ahdimdir. Hz. Ömer. Böyle yaparsa bin sevab kazandığı gibi. “Allah birdir. Onları müslümanlardan hazır bulunanlara bölüştür.v. Böyle bir dayısı olan varsa bana göstersin” diyerek iltifatlarda bulunurdu. Medine’de bulunan Eshâb-ı kirâm ile uzun uzun istişare etti. Bildirmiş olduğu altı kişiden biri de Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleriydi. hayvan ve eşya olarak insanların sana celbettikleri ganimetleri topla.v. korkaklıktan.) yine bir hadîs-i şerîflerinde “Ebû Bekir Cennettedir. Ben sana. Peygamber Efendimiz (s. Orada. Benim mektubum sana ulaşınca meseleye nazar et ve eğil. Resûlullah efendimiz (s.) bir köylü gelerek. Hazret-i Sa’d-ı tekrar Kûfe valiliğine tayin etti. Hayatının sonlarına doğru. Haşr sûresi 7.a. Çok cömert olup. Vasiyetine uyularak Bedr Harbinde giymiş olduğu elbisesi ile defn edildi. Hazret-i Ömer’e durumu bildirdi. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir. o İslâm olmazdan önce elde etmişlerdir. Peygamberimize annesi tarafından dayı olurdu. Sa’d da Kûfe şehrini kurdu. Müslümanlar için yapılması lâzım olan hak ve vecibeler onun için de tahakkuk etmiştir. Hazret-i Osman halife seçilince Hazret-i Ömer’in tavsiyesine uyarak. Âişe-i Sıddîka. Kûfe şehrinin ilk valisi tayin edildi. dünyânın ve kabrin imtihanından sana sığınıyorum. Onun da İslâmda bir hissesi (sehmi) vardır. eğer sen onları yani arazi ve nehirleri halen orada bulunanlara taksim edersen.

Rab olarak Allah’ı.a.a. daha güzeldir” buyurdu. Beni tanıdı ve “Sen Mekke’nin en iyi okurlarından birisin” dedi. melekler ona akşama kadar duâ eder. sh-290 16) Sahîh-i Buhârî cild-4.” “Kişinin aile fertlerine harcadığı sadakadır. gözleri görmez olmuştu.v. Bütün hamdlerin hepsi Allah’a mahsusdur. sh-30 9) Müslim Bab-ı Fedâil-üs-sahâbe 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-550. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. sh-293 14) Fütûh-uI-Büldan sh-255 15) Üsüd-ül-gâbe cild-2. Muhammed aleyhisselâmın O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim. ağlamaya çalışın. cild-3. ibâdet yapmaya kudret ancak azîz ve hâkim olan Allahın yardımı iledir de. 926.a.” “Kim müezzinin okuduğu ezanı dinler de.) Peygamberimizin (s. Ömrünün sonlarına doğru. Günahtan kaçmaya kuvvet. sh-32 .Bunlar Rabbim içindir. sh-13ti 7) El-İsitâb cild-2.” Yine buyurdular ki: “Bir kimse gündüz hatim okursa. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri buyurdu ki: Hayatımda üç gün ağladım. sen de.) “Duâ kabul olmak için helâl lokma yiyin” buyurdu. sh-106 8) El-Îsâbe cild-2.v.” Duâsının kabul edilmesi için duâ istendiğinde Peygamber Efendimiz (s.) “Müslümanın müslümanla üç günden fazla dargın durması helâl değildir. tek ve ortağı olmayan Allahdan başka hiçbir ilâhın bulunmadığına.” 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. sh-92 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. sh-483 5) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. eğer ağlamazsanız. de” buyurdu. Mekke halkı etrafına toplanıp. Düşmanlar da.v. benim yanımda öylesin.v. sh-499 4) Tehzîb-ut-tehzîb cild-2. Kıyâmet gününde Allahü teâlânın kerem ve ihsanına kavuşamaz. Gece okursa sabaha kadar duâ eder. sh-2570 13) Taberî cild-2. Resûl-i ekrem’in (s. Yalnız şu fark var ki. çok korkarlardı. Sa’d gülümseyerek “Oğlum Allahü teâlânın benim hakkımdaki takdiri (gözümün görmemesi).)i ve din olarak İslâmiyeti seçip. râzı oldum derse günahları bağışlanır. sh-212 17) Umdet-ül-Kârî cild-4. bunaklıktan.” “Kur’ân-ı kerîm okurken ağlayın. Musa’nın yanında Hârûn nasıl idi.” “Peygamber Efendimiz şöyle duâ edilmesini emrederdi: “Allahümme inni eûzü bike minel buhli ve eûzü bike minel cûbni ve eûzübike en urudde ila erzel-il-umrî ve eûzü bike min fitnet-id-dünyâ ya’ni fitnet-ed-deccâl ve eûzü bike min azâb-il-kabrî.” “Yâ Ali. Resûl-i ekrem (s. ise. sh-168 2) El-A’lâm cild-3. müslümanlar O’nun duâsını almaya çalışırlardı. Bana hidâyet ver ve rızıklandır. herkese duâ edip duruyorsun. erzel-i ömür denilen ihtiyarlıktan. bir ara O’na yaklaştım ve kendimi tanıtmağa çalıştım. Allah her şeyden yücedir.v. her attığı ok isabet ettiğinden. üçüncüsü de Hakka sığınırken ağladım. Âlemlerin Rabbi olan Allahın şanı ne yücedir. muhtaç olanlardan esirgerse. benden sonra Peygamber gelmeyecektir. 992. dünyâ fitnesinden yani deccâl’ın fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım.) duâsını aldığından her duâsı kabul olurdu.) vefât ettiği zaman. “Bana duâ et. Bunlardan biri.): “Allahım beni bağışla ve koru. Bu halde iken Mekke’ye gelmişti. bana duâ et deyince hepsine duâ ediyordu. sh-60.O’ndan başka hiç bir ilâh yoktur ve O’nun ortağı da yoktur.a. Ben de “Evet” dedikten sonra bir ara: “Amca senin duân makbul. “Ben genç idim.” Köylü: . Ya kendim için ne söyleyeyim? dedi. korkaklıktan. Kişiye ailesine yedirdiği lokmadan muhakkak sevab verilir.” (Yâ Rabbi! Cimrilikten. Peygamber olarak Muhammed (s.a. gözümün görmesinden. 583.a. 1059 11) Herkese Lâzım Olan İmân sh-98 12) Kâmûs-ul-A’lâm cild-1. ikincisi Hazret-i Osman’ın şehîd edildiği zaman. Abdullah bin es-Sâib anlatır. Bunun için. sh-87 3) Târîh-ül-hamîs cild-1.107 - . kendin için duâ etsen de gözlerin açılsa olmaz mı?” dedim. “Her kim ihtiyacından fazla bir suyu.

Hz.v. Eshâb-ı kirâm’dan Abdullah bin Ömer. Ömer’in.v. İslâmiyetten önce Peygamberimizle görüşürdü. Resûlullah’ın (s. Talha.) bütün gazvelerine katıldı. Ömer hilâfeti (13/m. Oğlu Sa’îde de sık sık “Bir Allah’a mı. 671) senesinde Medine’ye yakın yeşilliği bol ve güzel bir yer olan Akîk’te yetmiş yaşlarında vefât etti.) İslâm Dîni’ni tebliğe başladığında ilk katılanlardan olup. Allahü teâlâ’nın kendine verdiği ilham ile putlara tapan insanların haline şaşar. Sa’d bin Vakkas (r.a. Osman cennettedir ve Ali. Hadîs kitablarının en kıymetlisi olan Buharî ve Müslim bunu böylece bildirmektedir. Saîd. Peygamber efendimizden kırksekiz hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. bunu en iyi şekilde yerine getirirdi. işkence gördüler.) yanına gidip îmân etmekle şereflendi. düşmanlığı silindi. 636)’da Yermük Muharebesine katıldı. Zübeyr.v. Kur’ân-ı kerîm’i okuyup. Osman’ın şehâdetine çok üzüldü. ancak kendisine bir vazife verilirse. Cennetle müjdelendiği hâdise ve hadîs-i şerîf “On kişi Cennettedir. Muharebede onun önünde. Cenâzesini Sa’d bin Ebî Vakkas (r. cild-3. Abdurrahman bin Avf. Ali.” cevabını verdi. Bu sebepledir ki. belâgatı.a. Hicret-i Nebevî’den sonra.) Muhahammed’in (s. Peygamber efendimizin (s. Talha bin Ubeydullah ile beraber Suriye tarafında araştırma ve oralardakilerin hâllerini inceleme vazifesiyle gönderildi.a.) ile nesebi birleşir. dinini. Sâid bin Habîb der ki: Hz. yoksa bin ilâha (putlara) mı inanayım. korumak uğrunda öldürülürse o şehîddir. O’na Kûfe’de iktâ olarak bir miktar arazi verdi. Osman halîfe seçildiğinde O’na bîat etti.) müslüman olunca Mekke’de. Abdullah bin Ömer (r. diğer Eshâb-ı kirâm gibi müşriklerden çok eziyet çekip. yani dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbî’den biri.v. Ebûttufeyl. Saîd İbni Müseyyeb. Ömer İbni Hattab’ın amcasıdır. O’na bîat etti.v. Suyu gözlere şifâdır. Kays bin Ebû Hazım ve başkaları hâl ve sözlerinden rivâyet etmiştir. Peygamberimiz bu dokuz kişiyi zikr edip.) O’nun oklarını attılar. Mekke’ye döndüğünde cahiliyye âdetlerinden olan kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerle mücadele etti. Hz. Ebû Bekir. SAÎD BİN ZEYD: Aşare-i mübeşşereden. Ömer bin Hattab da Saîd bin Zeyd’in evinde okunan Kur’ân-ı kerîm’den kalbi yumuşayıp. kendi mülküne dahil ederse kıyâmet gününde arzın yedi katı halka gibi boynuna geçirilir.a. işkence.” 1) El-A’lâm. Ubeyde bin Cerrâh. Kur’ân-ı kerîm okurdu.v. Hz.) ile Abdullah bin Ömer kabre indirerek defn edildi. Habbab bin Eret evlerine gelip. Kız çocuklarının çoğunun ölümden kurtulmalarına sebep oldu. Bunun üzerine Ömer (r.a.) müsaadesi ile Habeşistan’a hicret etti. Ömer.v. Mekke’de su-i kast. Amr İbni Hâris. nevindendir. techîz etti.a. Peygamber efendimiz (s. cennettedir. Osman. Saîd bin Zeyd hanımı Fâtıma ile birlikte hemen Müslüman oldu. Dünya ve dünyâ nimetlerinden daha çok âhireti düşünürdü. Sa’d bin Ebî Vakkas Cennettedirler” (r. Hz. Bu sebeple kendine yeni bir din bulmak için Suriye taraflarına gidip Hz.anhüm). 634)’de Ecnâdeyn muharebelerinde süvari kuvvetlerine. zulüm ve tazyikler artınca Peygamber efendimizin (s.” der. Kâ’b bin Lüey’de Peygamberimiz Muhammed (s. Dedesi Amr Hz. Fih Muharebesi’nde piyade birliklerine kumanda etti.v. Muhammed (s. Hz. onu Allah’a inanmaya teşvik ederdi. Kızkardeşi Âtike binti Amr.) kendisine Müslüman olmasını söyleyince. şehrin fethinde bulundu.” “Kim başkasına ait olan bir karış yeri haksız olarak. Sonra Medine’ye geldi. Hz. Hz. Fâtıma binti Hattab’a. namazda arkasında idiler.108 - . “Saîd bin Zeyd Cennettedir. mânâları ve üstünlüklerine hayran kalıp.a. 634-23/m.a. sustu. Duâsı kabul olanlardan idi. Sa’d.s. Ömer. Ebû Süfyân’ın başkanlığındaki kervanın durumunu araştırdı.v. tesiri altında kaldı. Sahâbe-i kirâm: “Yâ Resûlallah onuncusu kimdir?” diye sorunca Resûlullah (s. Saîd bin Zeyd hazretleri zamanını devamlı ibadetle geçirirdi.).) yıkayıp. Hz.a. Ebû Bekir halife olunca. tâbiînin büyüklerinden Ebû Osman Hindi. Cihadı çok sever. Makam ve mevkiyi hiç düşünmez. onun kızkardeşi Fâtıma binti Hattab da kendisinin hanımı idi. fesahati. Saîd bin Zeyd. İbrâhîm (a.HZ. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Kim malının yanında. Ömer’in hem eniştesi hem de kayınbiraderidir.a. Künyesi Ebû Aver ve Ebû Sevir idi.a. Annesi Fâtıma binti Ba’ce İbni Halef el-Huzariyyedir. 644) zamanında 13 (m. Nesebi Sa’îd bin Zeyd bin Amr bin Nüfeyl bin Rezâh bin Adivy bin Kâ’b bin Lüey idi. Saîd bin Zeyd (r. ehlini. Şam’ın muhasarasına katılıp. Osman. sh-95 . Bedir Gazâ’sında bulunmadıysa da. 15 (m. Ebû Bekir cennettedir.anhüm)’ın Resûlullah katındaki yeri bir idi. Saîd bin Zeyd hazretlerinin babası Zeyd bin Amr.a.) namazını kıldırdı. Bunun için kendisini kırmaktan herkes çekinirdi. sh-94 2) Hilyet-ül-evliyâ. Ganimetten pay ayrıldı.) emriyle Hz. kanını. Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf (r. gösterişi hiç sevmezdi.) dinine girerek Haniflerden oldu. Talha.a. Medine’de Baki Kabristanlığına Eshâb-ı kirâmın omuzları üstünde getirilip. Saîd’e Peygamber efendimiz (s. 51 (m. cild-1. putperestliğin şirk olduğunu.a.” “Kırmızı beyaz mantar (Kem’e) kudret helvası. Bu vazifedeyken. onlara kesilen kurbanların etinin yenemiyeceğini düşünürdü. ilk inananların arasına girdi.

v. Ebû Bekir’le Medîne-i münevvereye hicret buyurduğu zaman Hz. Talha bin Ubeydullah (r.) ile birleşir: Babası Ubeydullah. 131 4) Üsüd-ül-gâbe.) peygamberliğini ilân ettiği zaman hayatta idi. Oğulları Muhammed.109 - . Ebû Bekir ile Hz.). Talha’nın kalbine yer etti. Bunun üzerine doğruca Hz. İslâmiyeti kabul etmiş müslüman olmuştur. Fakat Talha (r.” dedi. Bir müddet sonra Es’âd bin Zürare’yi (r. Abdullahın oğlu Muhammed-ül-Emin peygamber olduğunu iddia etti. Ebû Bekir ve Talha’ya (r. Rahibin sözlerini Peygamber efendimize (s. Talha: “Evet. Oradan acele ayrılıp Mekkeye geldi ve “olan biten bir şey var mı?” diye sordu.a. namazını kendi kıldırdı.) de anlattı ve Resûlullah tebessüm ettiler. Bunun üzerine rahib.a. Ondan müslüman olduğu cevabını alınca.v. Talha (r. Hz. İslâmı tanımadan önce de ticâretle uğraştığı için sık sık Mekke dışına çıkardı. Çok cesur idi.a. hurmalık. cild-3. Kardeşi Osman da Hz. dördü kız ondört çocuğu olmuştur. Talha ticâret için Şam’a gitmişti. Yahyâ. Hz. Talha “Ahmed kimdir?” diye sordu. sh-379 6) Tam İlmihâl. Şam tarafında vazifeli idi. altıncı babada Hz. Künyesi Ebû Muhammed.a. müslüman oldu. Kendisi Harem-i şerîften çıkarılacak.a. Aişe.” dediler. Hz. Ebû Bekirin tavsiyesine uyarak. İslâmdan dönmesi için günlerce aç ve susuz bırakılmıştır. Ebû Bekir vasıtasıyla îmân edenlerin beşincisidir.). Zekeriyyâ. Ebû Bekir’in yanına gitti. taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir. sh-2 9) El-Îsâbe. pek çok defalar Peygamberimizin medhine kavuşmuş ve Cennet ile müjdelenmiştir. Îsâ. Hz. 1060 7) Eshâb-ı Kirâm. Gencin peşi sıra çirkin sözler söyleyerek onu takib eden bir de kadın vardı. diye cevap verdiler. Hz. Diğer gazalarda bulundu.a. Übeyy bin Kâ’b ile kardeş yapmıştı. Dedesi. Evlerine hapsedilmiş.) babasının vefâtından evvel Hz. “Evet var. Soyu.v. Ali buna çok üzüldü. Resûlullah (s. cild-2. Hz.) misafiri oldu. Talha’nın ismi Talha bin Ubeydullah bin Osman bin Amr bin Kâ’b olup. Hz. Talha’yı yakalayarak onları iple bağladılar ve işkence yaptılar. O peygamberlerin sonuncusudur.a. Ebû Bekir. Bir rahib: “Panayıra gelenlere sorun. Hz. Hele namazlarını eda edecekleri zaman çektikleri sıkıntı ve kendilerine reva görülen işkence tahammülü mümkün olmayan cinstendi. Bu gencin annesidir dediler. Temimoğulları da onlara sahip çıkmadı: Bu hâdiseden dolayı Hz. Beni öldürseniz de dînimden dönmem diye karşılık veriyordu. Bu seyahatlerinden birinde Şam yakınlarında Busra kasabasında bir panayıra gelmişti. Talha vasıtasıyla îmân etmiş.a. Ağlıyarak mübârek eli ile yüzünden toprağı sildi. Bedir’den başka bütün gazalarda Peygamberimiz (s. içlerinde Mekke’den gelen var mı?” diye seslendi. Ebû Bekir’in kızı Ümmü Gülsüm ve Ûmmü Ebbân binti Utbe ile evlenmiş ve onu erkek. Atalarının yolundan saptı. İshâk.v. ok ile şehîd oldu. cild-2. sh-306 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıttı.v. kızları ise Ümmü İshâk. Cennette komşularımdır” hadîs-i şerîfi” ile medh edildi. Mûsâ. Ebû Kuhafe’nin oğlu da “Hz. Peygamberimiz (s. Yakub. ile Zübeyr. elleri boynuna bağlı ve kalabalık bir gurup tarafından takib edilen bir delikanlı gördüm.) ile beraber bulunmuştur.) Mekke’ye gönderip ailesini Medine’ye getirtti. ona uydu. Ebû Bekir onuncu babada ise Resûlullah (s. Nevfel bin Huveylid bin Adeviyye adamları ile birlikte Hz. Hz. Onun Kim olduğunu sordum. sh-46 HZ. Rivâyet olunur ki. Sâlih olup.s. Ebû Bekire rahibin söylediklerini anlattı. Şu’be ve Meryem’dir. Rahib: “Abdullah bin Abdülmuttalibin oğludur. Hicretten yirmidört yıl önce Mekke’de dünyâya geldi. Orada. Rahibin sözleri Hz. sh-15. Ali tarafında değil idi. Orası O’nun zuhûr edeceği şehirdir. “Ahmed (a. Talha.a) bitişikler mânâsına gelen “karînân” dendi. Talha. lâkabı Feyyaz ve Hayyir (Çok hayır işleyen)’dir. “Talha. Mes’ûd bin Hıraş. bu işkencelere o da tabi tutulmuştur. Deve Harbinde Hz.3) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk. ben Mekkeliyim” dedi. Sonra birlikte Resûlullah’a gidip.) zuhur etti mi!” diye sordu. cild-2.) müslüman olduğu zaman Mekkeli müşriklerden pek çok eza ve cefa gördü.a.) bütün bu akıl almaz işkencelere göğüs geriyor.a. İsmâil. cild-2. Dönerken Medine’ye uğramıştı. Medine’de Muhacîrin ile Ensâr arasında kardeşlik tesis olunduğunda Peygamber efendimiz (s. İmrân. İlk îmân edenlerin sekizincisidir. Ebû Bekr-i Sıddîkın dedesinin kardeşidir. Peygamberin orada olduğunu öğrenince kervandaki mallarından vazgeçip Mekke’ye gitmedi Ve Medine’de kaldı. Es’ad bin Zürare’nin (r. 390 8) El-İstiâb.v. Bunun üzerine Hz. Talha. Talha’yı Hz. Talha en yakın akrabaları dahil olmak üzere Mekke müşriklerinden de işkence gördü. Hz. Kureyş müşrikleri Resûlullah ve müslümanları ortadan kaldırmak için güçlenmek ve para temin etmek maksadıyla Ebû Süfyân başkanlığında Suriye’ye (Şam’a) .a. gördüğü bir hâdiseyi şöyle nakleder: Safa ile Merve arasında dolaşırken. Bütün gazalarda Allahü teâlâ’nın dînine hizmet ve şehîdlik mertebesine ulaşmak için kahramanca savaşmış. TALHA BİN UBEYDULLAH: İlk îmâna gelenlerden ve aşere-i mübeşşereden. Bedir gazasında. Humne binti Cahş. Hz. Hz. Etrafındakilere bu gencin suçunun ne olduğunu sorduğumda bana: Bu Talha bin Ubeydullah’tır. Hz.

inandıkları. daha sonra Resûlullah (s.v. Bedir’de bulunanlar gibi kendilerine sevab verildiği Peygamberimiz (s.v.v.)’dır.a.s.v. Talha. Ensârdan bir zât “Ben” dedi.)’in yanına bazı sahâbîler yetiştiler. müşriklerin ordugâhına girip ganimet toplamağa başlamışlardı. düşmanın en şiddetli saldırıları karşısında Resûlullah’ın bir karış bile gerilediğini görmedim.) müşrikler tarafından kuşatılmıştı.a.v. Müşrikler Peygamberimiz (s. Mus’ab suretinde bir melek sancağı almış. Talha atıldı ise de Peygamberimiz yine “Senin gibi daha kim var” diye sordu.) yanında bulunan ensardan oniki sahâbî bu şekilde şehâdet şerbetini içtiler. ölüm kalım Savaşı olan Uhud’da kahramanlık destanları yazmıştır.) kastederek yine hücum ettiler. ganimetlerden de kendilerine hisse verilmiştir. hak din ve hak bir kitapla peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki. Hz.v. Resûlullah (s. Talha yine atıldı.a. Talha.a.a. Bana doğru geliniz. “Ben” buyurdu. Eshâb-ı kirâmın bazıları geri dönmek icâb ettiğini. Hz.” İşte bu şiddetli günde yedisi muhacirlerden. Âdem (a.a.) öldürüldü haberi Eshâb-ı kirâmı kalblerinden hançerlemişti. Ensârdan bir zât “Ben” dedi.a. Müşriklerden başka bir grup daha geldi.a. Hele harp meydanında Resûlullahın (s. Talha bin Ubeydullah’dan başka kimse kalmadı.büyük bir kervan çıkardılar. Eshâb-ı kirâm.a. en yumuşak huylusu. Gaza başlamış müşriklerin sancaktarları öldürülünce müşrik ordusu bozulmuş idi. O zât gitti müşriklerin üzerine bir aslan gibi atıldı.a.” buyurmuşlardı.a. Mikdâd (r. Canını Peygamber efendimizi korumak için tehlikeden tehlikeye attı.) Mus’ab bin Umeyr’ın taşıdığı sancağın altında idi.v. yedisi ensardan olmak üzere on dört Sahâbî de onunla birlikte sabır ve sebat gösterdiler. O müthiş günde müslümanlar ne olduğunu anlayamamışlar. biz de ölünceye kadar kâfirlerle harb edip O’na hemen kavuşuruz diyorlardı.) tarafından bildirilmiştir. gözlerin bir daha göremeyeceği kahramanlıklar gösteriyorlardı. Resûlullahın yanında çarpışmak için dizildikleri zaman. İşte Hz. Resûlullah (s. .a. Peygamberimizin (s.v.v. Talha bin Ubeydullah bir an bile geri çekilmemiş.a. Resûlullahın (s. Yine müşriklerden bir grup Peygamberimize doğru gelmeye başladı. Burada bulunan on kadar sahâbîyi şehîd ettiler ve müslümanları arkadan vurdular. Ali’ye vermişti. Resûlullah (s.). Eshâbın en iyi okçularından elli kişinin büyük kısmı. Hz.) burada şecaat ve kahramanlığın en güzel ve en üstün misalini gösteriyorlardı. sebat etmekte yerinden ayrılmamakta idi. en tatlı sözlüsü olan Peygamberimiz (s.a.v.v.v. Ey Allahın kulları. Müşrik ordusu bunu fark edince Uhud Dağını dolaşarak geçide geldiler.a.v. anlaşılmamış herkes yeise düşmüştü. Gözleri yaşartan kahramanlıklar gösterdi. Burada bulunan muhacirlerden birisi Talha bin Ubeydullah (r. Bedir’den sonra İslâmın en büyük gazası. Peygamberimiz “Senin gibi daha kim var” diye sordular. Yanlarında otuz kırk kadar muhâfızları da vardı.) önce keşif ve araştırma yapmak üzere Talha ve Saîd bin Zeyd (r. Peygamberimiz (s.v.v.a.a. Bir kısmını öldürdü.v.) “Ey Allahın kulları.) ve onüç Sahâbîyi yok etmek için üzerlerine yürüdüler. Peygamberimiz (s. O zât da gitti. Peygamberimiz (s. Bunların son şehîd olanı ondört yerinden yaralanmış yere düşünce Peygamberimiz “Onu bana yaklaştırınız.) önünde çarpışa çarpışa can verdiler. Bir kısım Eshâb da Peygamberimizin (s.v.) Uhud geçidine koyduğu ve hiç bir surette ayrılmamalarını emir buyurdukları.v. Resûlullah (s. Resûlullahın (s.110 - . Bu sebeple onlar Medine’den uzak kalıp Bedir gazâsından haberdar olmayıp.) “Senin gibi daha kim var” diye sordu. bazıları Resûlullah madem ki öldü.a. Yine Hz.v. en güzeli. Resûlullah tıpkı.a.v. Bana doğru geliniz!” diyerek seslene seslene ancak otuz sahâbî toplayabilmişti.v. Resûlullah (s.a. askerî bir birlik gibi. Peygamberimiz (s. Peygamber efendimizi (s. Hatta müslümanlar.) “Şunları kim karşılar. Bedir’e katılmadılar. Kendisini. diyerek bulundukları yerleri terk ettiler.) ellerinde şehâdet şerbetini içdi.)’ı Medine dışına göndermişti.v. O da şehîd oldu. Resûlullahın yanından ayrılmamıştı. Peygamberimiz ona “Haydi sen karşıla” buyurdu. şehîd oldular.a.) “Kim Allah yolunda vücûdunu bize verir.a.v.a. Ne olduğu. fedâ eder” buyurduğu sırada ensardan beş sahâbî sıçrayıp ayağa kalktılar. Yine Ensârdan bir zât “Ben” dedi. Bu mübârek şehîd.) görmüş ve O’nun halini şöyle haber vermişti: “Hz. îmân ettikleri Allahü teâlâya ve kendilerine vâd olunan sonsuz Cennet nimetlerine kavuştular. Hz. Talha bin Ubeydullah hazretlerinin de içlerinde bulunduğu onüç sahâbî ile bir köşeye çekildiler. Peygamberimiz “Şunlara kim karşı koyar” buyurdular. Bu sırada Peygamberimiz (s. Din-i İslâmda her türlü iyilik ve fazîlette ümmetin en önünde olan Eshâb-ı kirâm cihad. Müşrikler Peygamberimizi (s.) tarafından gönderildikleri için Bedir ehlinden sayılmışlar. Birçok kâfiri Cehenneme gönderdi ise de sayıca çok olan müşrikler nihayet onu şehîd ettiler.a.v.) yanında Hz. Mus’ab bin Umeyr şehîd olmuş sancak düşüyorken.a. Talha “Ben” buyurdu ve gitti çarpışmaya başladı. Hz.a.a. Peygamberimiz “Gelen şu müşriklere kim karşı koyar” buyurdu. Fakat gazâ ile vazifeli olarak Resûlullah (s. müşrikler yenildi. Eshâb-ı kirâm burada akıllara durgunluk verecek. Peygamberimizin (s. Aynı şekilde çarpışa çarpışa şehâdet şerbetini içti. “Ben” dedi. Peygamber (s. hatta bazıları birbirlerine kılıç vurmuşlardı.) aynı şekilde sordu. Müslümanların şaşkınlık içinde bulunup dağıldıkları zaman Peygamberimiz (s. Her fazîlet ve üstünlükleri kendisinde toplayan her bakımdan Hz.) aynı şekilde onu da gönderdi.) bu sancağı Hz.)’dan kıyâmetin kopmasına kadar gelmiş geçmiş ve gelecek olan insanların en üstünü.) Uhud gazasında bulunmuştu.) “Haydi onları sen karşıla” buyurdular. kim durdurur” buyurdular. Hz. şecaat ve kahramanlıkta da en önde olduklarını isbât eden canlı misaller ortaya koyuyorlardı.a.v.) etrafında toplanmışlar canlarını siper edip Resûlullahı muhafaza etmeye çalışıyorlardı.v.a. Peygamberimiz (s.

v.” buyurmuştur. Küçükler ise vücûdunda sayılamıyacak kadar çokdu.)’e çaldı. Atılan oka elini tutması.) oraya teşrif ettiler.” Buyurdu. Talha’yı hep O’nun etrafında dönerek çarpıştığını ve kendisini Resûlullaha (s. bir kısım ise şehîd olmayı bekliyor” (Ahzab 23) âyet-i kerîmesinde bekliyenlerin kim olduklarını merak ediyorlar fakat edeblerinden de bir türlü Resûlullaha (s. melekler seni göklere yükseltirdi. Parmaklarının bütün sinirleri kesildi. Talha bin Ubeydullah’ın (r. insanların gözü önünde Cennete giderdi. candan çok ötelere yükselmiş bir aşkın. Müşrikler hücum ettiler ve Resûlullahı (s.a.)’ın bütün vücûdunu mübârek elleriyle mesh ettiler ve ellerini açıp “Allahım ona şifâ ver.” Hz.) “Eğer (Talha oka elini beni korumak için tutarken) Bismillah deseydi. Peygamberimiz (s.” buyurmuşlardır. Bir önden gelenlere bir arkadan gelenlere koştum onları uzaklaştırdım.a. iki cihanın sultanı Hz. Talha’ya yardıma koşmasını emrettiler. Talha kan kaybı sebebiyle de bayılmıştı. Talha’nın. onlardan olmayanların verdiği Uhud Dağı kadar altın sadakadan daha kıymetli olmuştur. onun için onların verdiği bir avuç arpa sadaka.) hücum etti ve kılıcını âlemlerin Efendisi Hz. Talha (r.a. Müşriklerden Ebû Zâtülyed. bir ata binmiş (Ben Ebû Zâtülyed’im.a.) biraz sonra sapa sağlam kalktı ve düşmanla yine harbetmeye başladı. İşte bu sırada âlemlerin efendisi.) her yeri kılıç ve ok darbeleriyle delik deşik olmuş.) çukura düştü. muhabbet ile yanan.Talha bin Ubeydullah (r. Başında da miğfer bulunuyordu.a. Kılıç darbesiyle mübârek omuzları yaralandı. Hz.v.) “Allahü teâlâya sonsuz şükürler olsun. Talha (r.) her taraftan kuşattılar.a. Hz.a.v.a. at kuyruğunu iki bacağı arasına sokup çöktü.) bir zarar gelir korkusundan tir tir titriyordu. Peygamber (s.v. Talha bir an ayrılmamış idi. Bunu gören Peygamberimiz (s.” deyince Talha (r.v. Uylukları kılıçla parçalanmış. Resûlullahın (s. Resûlullah yine cevap vermedi.) kalkan yapıp koruduğunu gördüm. Ali oldu. Bedevî tekrar sordu. Bu Mâlik bin Zübeyr idi.v.) başına doğru gelen bu oka başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Talha (r. Peygamber (s. Üzerimde yeşil elbise vardı. miğferlerinin iki halkası mübârek yanaklarına battı.a. Peygamberimizin (s.) yanına gelen Hz.a. Mızrağını atın arka bacaklarına vurunca.a.) beni göstererek “İşte bu şehîd olmayı bekliyen kişilerdendir. bu muhabbet. Talha (r.v.) bu hali haber verdikten sonra: “Biz Resûlullahın (s.a.a. Bana Muhammed’i gösteriniz) diye bağırarak Resûlullah’a (s. Talha bu halden sonra da bir hayli yara aldı. Resûlullah cevap vermedi.) nişan alıp bir ok attı. Onların bir kısmı ahdini yerine getirdi (şehîd oldu).v. İbni Kamia. attığını vuran bir okçu vardı. Sonra ben. Bu hain Peygamberimize (s. Muhammed Mustafa (s. Nihayet dağıldılar. Hz. mescidin kapısından çıktım. dediler. Resûlullaha (s. Muhammed (s. O sağ olduktan sonra her musîbet hiçtir.) şehîd olmayı bekliyen kimselerdendi. Diğer bir kılıç darbesi ile Hz. Ebû Bekir’e hemen Hz.a.)’ın yanından ayrıldıkları halde Hz. Beni sana O gönderdi.v. anlatılamayan hakiki bir sevginin fiili olarak ortaya çıkmasıdır.v.v.v. Hemen başını kaldırdı ve yüzüne su serpti. Hz.a.v. Hz. Resûlullahın (s. Bu haliyle dahi cihâda devam ediyordu.a. Eshâb-ı kirâm dağıldı.a.a.a. Resûlullaha (s.) bir zarar gelmemesi için en çok uğraşan en fazla canını hiçe sayanlardan idi.v. Uhud günü İbni Kâmia kâfiri Peygamberimizi (s. O gün vücûdunda altmışaltı büyük yara açılmıştı.) buyurdu ki: “Gördüm ki. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Müşriklerden çok keskin nişancı.a. arkasından mı.a.) elini açarak oka karşı tuttu.a. Yine “Uhud günü yer yüzünde sağımda Cebrâil. bu îmân olduğu için. Bedevî birine.v. yoksa solundan mı gelen taarruzlara karşı duracağımı bilemiyordum.v.a. vücûdunda yaralanmayan ve kana bulunmayan bir yer kalmamış idi.) doğru geliyordu.a.) sordu.” buyurdu. sağından mı.a.a.v.v.) arıyordu. Elinin kemikleri kırıldı.a.v. Sadece başında dört büyük kılıç yarası vardı. Hz. Dirâr bin Hattab onun başına şiddetli iki kılıç darbesi indirmiş ve Hz.) onun önünü kesti. Resûlullah (s.v. Böylece sevgi ve bağlılığın en güzelini göstermiştir. Uhud’un bu anında vücûdunun her yeri heyecandan ve Resûlullaha (s. Talha ayıldı.a.) beni görünce: “Şehîd olmayı bekliyenlerin kimler olduğunu soran kimse`nerede” diye sordu.a. Eshâb-ı kirâmdan birçoğu bazı anlar Resûlullah (s. Allah ile olan ahidlerine (harp meydanlarında sebat) gösterirler.) ilk defa yetişen Hz.111 - .a.a.v. parmakları çolak olmuş idi.) önünden mi.v.)’da mızrağını bu müşrikin göz bebeğine sapladı ve onu bağırtarak öldürdü.) yanına döndüğümüz zamanlar Hz. Talha (r. Hemen Resûlullahın mübârek ellerinden tutarak Talha bin Ubeydullah da doğrultarak Peygambe. Ok elini parçaladı. Ayılır ayılmaz ilk sorduğu soru “Resûlullah ne yapıyor” olmuştur. Resûlullaha böyle gönül verdikleri için Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olmuşlar. O Uhud günü Resûlullah’a (s. Talha (r. Bedevî de bunu Resûlullaha (s.) üzerinde iki zırh vardı. Eshâb-ı kirâmda bu aşk.) öldürmeğe yemin etmiş idi. Resûlullaha (s.a.) “Eğer Bismillah deseydin insanlar sana bakışırken. Bedevî “Benim yâ Resûlallah! Buradayım” dedi. Ona kuvvet ver” diye duâ buyurdular. kemâle gelmiş bir imânın. Yaraları yetmişbeşi aştı. Bu sırada müşriklerden Ebû Âmir tarafından müslümanları düşürmek için kazılmış çukura kadar gelinmişdi.v. Ebû Bekir.a.) soramıyorlardı. solumda Talha bin Ubeydullah’dan başka bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm” buyurmuşlardır.a.v.v. “Resûlullah iyidir. Talha buyurdu ki: Eshâb-ı kirâm “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki.a.a. Ebû Bekir onu baygın bir vaziyette buldu.” Başka bir rivâyette ise Talha’ya (r.) şehîd olmayı bekleyenlerin kimler olduğunu sor. her yerde Onu (s.

Enes buyuruyor ki: “Huneyn savaşında Peygamber efendimiz (s. Vefâtından yirmi yıl sonra kızı Âişe bir gece rüyasında Hz. Keşke yirmi yıl önce öleydim” buyurdu. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a. Ebû Bekir’in halife seçildiğini görüp. Ömer’in vefât etmeden önce halife seçilmek üzere namzet gösterdiği altı zattan birisi de Talha bin Ubeydullah (r. (Cenâb-ı Hak sana müslümanların işini kime terk ettin) derse açık bir alınla ve müsterih olarak. Hz. ilk 6 yıl sakin geçti ve sessiz bir hayat yaşandı. Talha ile istişare etmiş ve Hz. Hz.a. beni kalbimden vurdu. (donatmak) için uğraşırken O da herkesle yarışırcasına bütün varını yoğunu sarf etmiştir. (Hz. Ömer’in teklif ettiği şekilde kabul olundu. münafıklık eden bu hainlerin üzerine yıkıp yakmalarını emr buyurdu.a. Osman’a verdi.a.) vermiştir.a.a. Bu arada Hudeybiye’de biât-ı Rıdvan’da da bulunmuştur.a. Hz. Resûlullaha (s. Hz. Talha’nın namazını kendi kıldırdı. hemen ona bîat etmiştir. diye tenbih buyurdu. Ganimete dahil değildir” buyurmuşlardı.) taşın üzerine çıktı.a. Bunun üzerine kızı Âişe çok üzüldü ve akrabalarından bazılarını alarak . Hz.) Huneyn savaşında tam yirmi düşman askeri öldürmüştür. Münafıklardan Dahhâk bin Halife evin arkasından atladı. Hz. Hz.) ayrılmadı. Huneyn’deki gayret hizmet ve kahramanlıklarından ve bilhassa cömertliğinden dolayı da Talhat-ül-Cûd lâkabı Resûlullah (s.) Talha bin Ubeydullah’ı bazı sahabîlerle Saveylim’in.) sırtına alarak Uhud kayalığına taşıdı.) çukurdan çıkardılar.v. Müslümanları Tebük seferinden geri çevirmek istiyorlardı. Talha O’nu korumak amacıyla Hz.)’dır.a.rimizi (s. Talha bu emri derhal yerine getirdi. Osman âsiler tarafından muhasara edildiğinde.v. Ebû Bekir hastalandığında. Sonra Hz.v. Oğlu Muhammed şiddetli şekilde âsilere mukabelede bulundu. Ali ile karşılarındaki müslümanlar arasında kan dökülmemesi için Hz. Hz. Ömer’in bu ictihâdından başka şekilde ictihâd edenler oldu ise de Hz. Osman halife seçilince.v.) vefâtından çok müteessir olup. Mekke’de haccı eda edip. Ali ve Hz. Talha işte bu Uhud günü Talhat-ül-Hayr (hayırlı Talha) lâkabı ile şereflendi ki ona bu lâkabı Resûlullah (s. Talha’yı gördü ve Ona “Yâ Aişe kabrimin bir tarafından sızan su bana eziyyet veriyor.) altına oturdu ve Resûlullah (s.a.v. Ali. Hz. İşte bundan dolayı Feyyaz lâkabını almıştır. Resûlullah’ın (s.v. Ali harp meydanını gezerken Hz.) ile birlikte Mekke’ye giden Hz.anha) sözünde durmadı. Uhud gazasının sonuna kadar da Resûlullah’dan (s. ayağı kırıldı ve münafıkların. Ali “sözünde durmadı” diye bağırarak fitne çıkardılar ve çok müslüman kanının dökülmesine sebep oldular. Hz. Hz.v. beni buradan çıkar da başka yere defn et”. Talha. Hz. Hz. Hz. Ömer her hususta Onun reyine müracaat ederdi. Ebû Talha (r. Talha burada şehîd oldu. Talha da onu cânı gönülden destekledi. Bir defasında şûra meclisinde fetholunan arazinin mücâhidler arasında taksim olunması veya olunmaması durumu görüşülüyordu. Hz. Talha. Ömer dağıtılmamasını istiyor ve arazinin yalnız Onu fetheden mücâhidlere ait olmayıp ondan sonra gelecek nesillere de ait olduğunu beyan buyurmuştu.) “Kim bir düşman öldürürse düşmanın nesi varsa öldürene aiddir. reyini Hz. Uhud Harbi’nden Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde yapılan bütün gazvelere katılmıştır. tenha bir köşeye çekilip ağlamıştır.a.v. Kucağına aldı. Hz. Hz. Zübeyr gibi oğullarını gönderdi. Osman şehîd edilince Hz. Osman devrinde. Resûlullahı (s. Hz. Kayalıklara gelince Peygamberimiz (s. Her iki taraf anlaştılar. Ali ordusuna Âişe (r. Ali halife seçilince O’na bîat etti. Hz. Ebû Bekir’in hilâfeti zamanında da bütün savaşlara katılmıştır. O zaman Resûlullah (s. Tebük gazvesinde herkes elinden gelen gayretle orduyu techîz etmek. mes’ele Hz. Mekke’ye Hz. Hz. Talha çok üzüldü.) bir kayanın üzerine çıkmak istedi. pek çok ağladı. Talha’yı maktuller (ölenler) arasında görünce çok üzüldü. yahudi Saveylim’in evinde toplanmışlardı. Hz.a. Hz.v.a. Fakat gayet zayıflamış ve üst üste iki zırh giymiş ve kendisine yetmişten ziyade kılıç vurulmuş olduğundan takat getiremedi. Hz.a. Hz. Bunun üzerine Talha (r. Yüzündeki toprakları sildi ve “Ey Ebû Muhammed (Talha) semânın yıldızları altında seni toprağın üzerinde serilmiş olarak görmek bana pek ağır geldi.112 - .) “Talha Resûlullaha yardım ettiği zaman cennet ona vacib oldu” buyurdular.v.) tarafından verilmiştir. Osman’ı şehîd edenlerin derhal cezalarının verilmesini ve kısas yapılmasını istedi. Ömer zamanında şûra meclisi üyesi idi. Ömer’i uygun görmüş ve “Hz. Ömer bu makama en çok lâyık olan zâttır. Hz. Casum mevkiindeki evine gitmelerini ve evi. çok. fitnesi söndürüldü. Ali de isyancıların Medine’ye hâkim olduklarını bir müddet sonra kendilerine bağlı bir ordu kurulduğu zaman isyancıların ve katillerin cezasının verileceğini beyan etti. Hz. Talha buna çok üzüldü. Talha kendi namzetliğinden feragat etti. Hz. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn gazvesinde düşmanın okları karşısında gerileyen ordu içinde sebat edenlerdendir. münafıklar. Fakat bunu öğrenen Abdullah bin Sebe yahudisi ve ona tabi olan isyancılar gece her iki orduya da hücum ederek.v. Resûlullah (s. Ömer’e bıraktım dersin)” buyurmuşlardır. Veda hutbesini dinledikten sonra Medine’ye dönmüş ve bir müddet orada kalmıştır. Âişe validemizin yanına daha sonra Basra’ya gitti.v. Âişe. Âişe bu vaka esnasında bir deve üzerinde olduğundan bu vak’aya cemel vakası denildi. İslâm Hukuku’nda bu ictihâd esas kabul edildi.a.) haber verildi ki. Hz. Hz. Âişe arabulucu olarak gelmişti. yerine kimin halife olmasını Hz.v. Sonra Hz.a. Talha kuvvetli deliller ortaya koyunca. Talha ve Zübeyr’in bulunduğu tarafta da Hz.

edeb ve fazîlet bakımından çok yüksek idi. Onun emrini yapmak.a. borçlularının borçlarını öderdi. (Aşere-i mubesşere) ya’nî Cennete gidecekleri müjdelenen on kişidir. Zübeyr bin Avvâm. Bir gün Hz.a. Ebû Bekr. Bu muhabbeti aşk derecesinden de çok ötelerde idi.) ile bi’at edip Onun için ölmeğe hâzır olduklarını söz veren kahramanlardır. Talha’nın bu bütün üstünlük ve fâziletlerden sadece kavuşmadığı Hulefa-i râşidîn derecesi olmuştur. Ayrıca Zü’l-usra gazvesinde savaşa katılanları tek başına doyurmuştur. Hz. Ömer. Bedr muharebesinde bulunanlardır ki. bunlar.a. diğer yerleri yeni defn edilmiş ve bir kılına dahi zarar gelmemiş olduğu halde buldular. Bedevî parasını almayı isteyince. mallarını fedâ etmişdir. Fakat Hz. Bunlar. Talha bunların dullarını evlendirir. Abdurrahman bin Avf. onun yardımları altında idi. Resûlullah (s. herşeyde Onun yardımcısı olmuşlardır. Ebû Ubeyde bin Cerrâhdır. Medine’ye gelenler onun evinde misafir edilirdi. Ondan önce kimseye böyle Atik ismi vermemişti. Günyet-üt Talibin (1322 Mısır Baskısı) seksendördüncü sahifesinde Abdülkadir Geylânî (k. Hz. Bütün malını ve parasını emirlerine amade kılmıştı. yakışıklı bir zattı.a. Hz. Orta boylu. Oradakiler maşlahı adamdan geri aldılar.v. Hâlid bin Sa’îd’in rivâyet etmiş olduğu hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.” Hz. Bunlar. Adam utanarak Hz. bunların da üstünü Ebû Bekr. evinden çıkarken mütebessim olarak çıkar. Bunların da en üstünü.) buyuruyorlar ki: (Ehl-i sünnete göre. Kalbi Allahü teâlâ’nın korkusuyla ve Resûlünün muhabbetiyle doluydu.v. Talha ticâretle meşgul olurdu. Talha bin Ubeydullah hazretlerinin üstünlükleri ve fazîletleri pek çoktur.113 - . kırkıncısı. Ey insanlar Allahü teâlâ . Teymoğullarının bütün muhtaçları. Onun ahlâkının güzelliğine bir misâl olarak şu kıssa zikredilebilir.a.) yanına girmişti. Bunların otuzdördü erkek. Talha. Resûlullah ona “Yâ Ebâ Bekir sen Allahü teâlânın Cehennemden âzâd ettiği kişisin” buyurdu. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti. Başka bir kabre naklettiler. üzerinde güzel bir maşlah (yünlü harmani) ile yolda giderken adamın biri maşlahını omuzlarından kaptı. Ey insanlar ben Ömer. bindörtyüz kişi idi. Talha ile evlenmişti. Osman. Sa’îd ve Abdurrahman bin Avfdan razıyım. Bu ümmetin de üstünü. geniş göğüslü. bir arazisinin olduğunu ve isterse onu almasını.v. Bunların da üstünü.) ona “Ey Talha sen de şehîd olmayı bekleyenlerdensin” buyurdu. Bu Eshâbın da en üstünü Hudeybiyede. Hz. Talha çok büyük bir zenginliğin içinde bulunmasına rağmen gayet az yer. Sonra Talha bin Ubeydullah içeri girdi. Resûlullah’ın (s. Kendisinden bir şey beklendiğinde onu yerine getirmediği görülmemiştir. Ali.a. Fakat O hiç birisini kabul etmedi. Hulefâ-i râşidîn.kabr-i şerîflerini açtılar. ondan sonra Ali’dir). Evine girerken güler yüzle girer. Bazen de çok güzel elbiseler giyerdi. Tâlûtun askeri gibi üçyüzonüç kişi idi. Osman. Talha. Bunu onlara bildirin.a. Talha bu akrabalık bağının çok önemli olduğunu söyleyerek. Zi’l-Karede gazvesinde mücâhidlerin susuz kalmaması için bir kuyu satın alıp onu mü’minlere vakfetmiş idi. Bunu ona bildirin. Hz.s. sonra Ömer.v. Talha ahlâk. İsraf etmez ve israf edenleri sevmezdi. Sa’îd bin Zeyd. Sebebi sorulduğu zaman: “Onun ahlâkını bilirim. Hz.) teklifte bulununca kabul etti. Kendisinin Hayber’de ve Irak’ta çok arazileri vardı. Bunların da üstünü. kendisine bir iyilik yapıldığı zaman teşekkür eder. paraya ihtiyacı olanlara para verirdi. Ona îmân ederek mübârek yüzünü görmekle şereflenen Eshâb-ı kirâmdır ki. Peygamberimiz (s. O bu aşkının en güzel isbâtını Uhud ve diğer gazalarda göstermiştir. Talha: “Senin olsun. Talha. Sızan sudan dolayı vücûdunun bir tarafı hafif yeşillenmiş ise de. Allahü teâlâ mübârek etsin! Birisi benden birşey umarsa onun umudunu boşa çıkarmaktan Allahü teâlâdan utanırım. Bir gün bir Bedevî.v. ilk müslüman olan kırk kişidir ki.v. Talha araziyi Hz. Medine-i münevverede ise ziraatle meşgul olmuş ve büyük çiftlikler sahibi idi. Talha’ya vermek isteyince Hz. Talha bin Ubeydullah (r. son derece sade giyinirdi. israf ve aşırılığa kaçmadan iyi giyinirdi. Zübeyr. altısı kadındır. Sa’d.” buyurdu. biçarelere yardım eder. O zaman kuyu satın almak ve vakfetmek büyük bir cömertlik idi. Talha maşlahı adama iade ettirdi. Hz. Ali. Resûlullah (s. hepsi Ona tâbi’ olmuş. Kendisinden istenildiğinde verir. Bir kusur görünce affeder.) vefâtından sonra Ümm-ül-mü’minîn olan ezvac-ı tâhîratın hizmetine koşmuşdu.) buyuruyor ki: “Ey insanlar ben Ebû Bekir’den razıyım. Son derece sevimli idi. Hz. Sa’d İbni Ebî Vakkâs. Günlük geliri bin altın idi. Osman’a satıp parasını Bedevî’ye verdi. ya’nî dört halife olup. Onun uğruna canlarını. Öksüzleri gözetir. Talha’ya gelerek akrabalık iddiasında bulunarak yardım istedi. ondan sonra Osman. Ömer “radıyallahü anh”dır. Eshâb-ı kirâmdan bir çok zât Ümmî Ebân hatunla evlenmek için teklifte bulunmuşlardı. başka Peygamberlerin ümmetlerinden daha üstündür. fakîrlerin ihtiyaçlarını görür. Bunların da üstünü.” diye cevap vermiş ve Hz. Onun için harb etmiş. Âişe anlatır: Ebû Bekir Sıddîk bir gün Resûlullahın (s.) “Yeryüzünde Cennetlik bir kimse görmek isteyen Talha bin Ubeydullah’a baksın” buyurdu. isterse satıp parasını vermeyi teklif etti. birinci vazifeleri olmuş.

sallanmaya başladı. Talha ve Zübeyr ile birlikte Hira dağının üzerinde bulunuyorlardı. “Talha ve Zübeyr Cennette benim komşularımdır.a. sh-216 11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1075 HZ. selâmet. Osman ve Ali) Hakkında bana riâyet ediniz. Ali bunu işitince çok üzüldü. Peygamberimizden(s.) yanına koşarak geldi. Bu yüzden onu. Huveylid bin Esed bin Abduluzzâ bin Kusey torunudur.a. sh-229 7) El-İstiâb cild-2. Çünkü o haklar öyle haklardır ki. Âişe ile birlikde.v. Allahü teâlâ. Mısır’ın fethinde de bulundu. Kabirden Kur’ân sesi işitti. O ise “Asla küfre dönmem (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) der. Ali. 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. sh-376 3) Buhârî fedâil-ül-Sahâbe 4) Müslim fedâil-üs-Sahâbe 5) Medâric-ün nübüvve cild-2. îmân ve İslâmımızın devamıyla geçirmemizi nasip eyle. Zübeyr bin Avvâm’ın da bulunduğu 15 kişilik ilk Muhâcir kafilesi. bir hasıra sarar. Osman.a. Ebû Bekir ve Ömer) ve damadlarım (Hz. 656) yılında.) yeni ayı.) “Ben tevâzuyu severim. Peygamberimizin (s. “Allahım bu ayı.v.a. Ömer. Peygamber efendimiz (s. sh-160 2) Sünen-i Tirmizî cild-1. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir.). Bunun üzerine.. Cömertleri sever. Eshâb-ı kirâm şehîd olunca yetimlerine vasî olur.a. amcası çok kızmıştı.” Ebû Hureyre (r. Hz. Dördüncü olarak imâna geldi. Habeş hükümdarının yurdunda hiç kimse zulme uğramaz.” diye buyurdu. Yüce Allah.) halası olan Hz. Talha ve Hz. ateşe sokar çıkarır ve küfre dönmesini putlara tapmasını isterdi. iyilik. “İşte oraya Habeş ülkesine gitseniz iyi olur.” Hadîs-i şerîflerini haber verdi.a.v. Eshâb-ı kirâm da (r.. İbn-i Cermuz tarafından.a. Bütün gazalarda bulundu.v. sizi yine toplar!” buyurdu.” Yine Talha (r. Ey hilâl benim ve senin Rabbin Allahü teâlâdır. Hz. Rahat ve huzurlarını sağladı. Safiyye’nin oğludur. sh-214 9) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. yarın kıyâmet günü bağışlanmazlar.” “Allahü teâlâ güzel ahlâkı sever kötü ahlâkı sevmez. Namazını kendi kıldırdı.): “Yâ Resûlallah! Nereye gidelim?” dediler.a. İman edenler arttıkça Mekke’de müşriklerin müslümanlara yaptıkları işkenceler çok şiddetlendi.Bedr ehlini ve Hudeybiye ehlini bağışladı. ona ve kılıcına duâ buyurdular. Ali. Sabah olunca yine Cennette olurlar. sh-269 6) El-Îsâbe cild-2. Zübeyr bin Avvâm (r.a. bütün malını Allah için dağıtdı. bari yer yüzüne dağılın!. aralarında Hz. sizi belki orada ferahlığa kavuşturur!” buyurdu. . senin üzerinde ancak bir peygamber yahut sıddîk yahut şehîdler bulunmaktadır. Allah yolunda kılıç sıyıranlardan ilki idi. Eshâb-ı kirâma sorduğu sorulara olgun cevaplar alınca müslüman oldu. Peygamber efendimiz (s. İbni Mende Talha bin Ubeydullah’dan haber veriyor: Talha bir gece Abdullah bin Amr bin Hirâm’ın kabrini ziyâret etti. İman ettiği zaman.).a. sh-219 8) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Gadâbını çeken şeylerden (haramlardan da) muhafaza eyle. Gelip Resûlullah’a söyledi: “O Abdullahdır. Ali tarafında değildi.v. 36 (m. Ey insanlar Eshâbım kayınpederlerim (Hz.” Hadîs-i şerîfi için “Benim kulağım Resûlullahın mübârek ağızlarından kelimesi kelimesine bu hadîs-i şerîfi işitmiştir. râzı olduğun ve sevdiğin işlerde. bir zarar yaptılar diye içime doğdu” dedi. hilâli görünce. Ebû Bekir’in damadı idi.” buyurmuşlardır. Harbden çekilip namaz kılarken. Deve Vak’asında Hz.) Ebû Bekir. Habeşistan hükümdarı Necâşî. Mekke’nin yukarı taraflarında bulunan. altmışyedi yaşında şehîd edildi. ZÜBEYR BİN AVVÂM: Sağlığında Cennet ile müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan. Kim Allah için tevazu ederse Allahü teâlâ onu yükseltir. Talha ve Sa’d bin Ebî Vakkâs aynı yılda doğmuşlardır.v. Zübeyr.a.) “Sakin ol ey Hira. gelen muhacirlere çok iyi davrandı.v. Bunun üzerine Resûlullah (s. “Siz. yapılan bütün işkencelere büyük bir sabır ve metanetle tahammül ederdi. Hiç biriniz onlardan hak taleb etmesin. Zengin olup. Her gece ruhları bedenleri ile buluşur. Bir gün. Hz. Nesebi. Hz.v. Hz. şehîdlerin ruhlarını Cennete koyar.a. Peygamberimiz (s. müşriklere (puta tapanlara) duyurmadan Mekke’den ayrıldılar. Orası doğruluk yurdudur. Peygamber efendimiz O’nu görünce “Ey Zübeyr! Ne var?” diye sordular. O da “Seni yakaladılar. Hadîce’nin erkek kardeşinin ve Resûlullah’ın (s.) buyurdu ki: Resûlullah (s.” “Allahü teâlâ cömerttir.114 - . durup dururken “Redûlullah yaralandı. Bunun üzerine Peygamber efendimiz.) mübârek eliyle Habeş ülkesinin bulunduğu tarafa işaret ederek. Allahü teâlâ. onları beslerdi. Dağ sarsılmaya. sh-87 10) Metâli-un nücûm cild-1. öldürüldü!” diye vehimlendi ve hemen kalıcını sıyırıp.” buyurdu.) Sahâbîlerinin işkenceler altında kıvrandıklarını görünce. Çok yaralandı.

Herkesin kendisinden çekindiğini. Vücudunda yaralanmadık bir yer kalmamıştı. Peygamber efendimizin vefâtı şayiası Medine’ye ulaşınca. üzerine yürüdü. başına sarı bir sarık sararak meydana yürüdü. Uhud’da iki ordu yine karşılaştı. Ebû Dücane de bulunuyordu. Mekkeli süvarileri karşılayıp. gözlerinden başka bir yeri görünmüyor ve at üzerinde bulunuyordu. “Biz Habeşistanda huzur içinde yaşarken Necâşî’nin üzerine Habeş’ten bir adam geldi. 70 müşrik öldürüldü.) “Eğer. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved. Deve üzerindeki bu mücâdele devam ederken.a. Hz. Mekke’ye. O.v. Zübeyr’in Bedir harbi esnasında gösterdiği kahramanlık çok büyüktü. oğlu Hz.) başına sarı bir sarık sardı. zafere yaklaşılmıştı.a. O adamın. Zübeyr bilhassa üç kılıç darbesi almıştı. Bu savaşta müslümanlar 313 kişi. Zafer sevinciyle yerlerini terk eden sahabenin (r. Peygamber efendimiz. Çünkü o hükümdar olsaydı bize hayat hakkı tanımazdı. Bu muharebede fedâkârlık gösterenlerin en meşhûrları arasında Hz. Allahü teâlânın izniyle o kâfiri mağlup ederek sağ salim sarayına döndü.) halini sordu. Zübeyr ile Hz.) yanında şehîd oluncaya kadar ayrılmamak üzere yemin ettiler. Safiyye “Bana . önce Resûlullahın (s. Eshâbdan bazıları: “Kim savaş cephesine gidip bize haber getirecek” deyince. Zübeyr bin Avvâm’ı. Bunlardan biri boynunda idi.a. ben çıkacaktım. Biz durumun ne olacağını beklerken Zübeyr (r. Zübeyr’i ve Hz. sağ kanada kumandan tayin etti ve “Melekler. Teke tek mücadelelerden sonra savaş iki tarafın hücumuyla başladı. Zübeyr bin Avvâm ve arkadaşları. Ubeyde yıkılıp öldü. Zübeyr bin Avvâm. Eshâb-ı kirâm hemen toplandı. O baştan ayağa kadar zırha bürünmüş. Elimdeki mızrağımı hemen onun gözüne sapladım.” buyurdu. Yara o kadar derin bir iz bırakmıştı ki. Çocukluktan beri büyük karınlı olduğu için kendisine (Ebû zât-ül-keriş=karın babası) denirdi. Ben Ebû Zât-ülKeriş’im” diye meydan okuyordu. kâfirin boğazına sarıldı.v.) ortalarına aldılar.) yaralandı. Hz. Hz. Hz.) bulundukları yerden.” Bedir muharebesi müslümanların galibiyetiyle neticelenip.a. Zübeyr bin Avvâm’ı. Onların yanında hazır bulundu. Mekkeli müşrikler bu yenilgiyi unutamamış bir yıl sonra tekrar Medine’ye hareket etmişlerdir. Eshâb-ı kirâm Peygamber efendimizi (s. dileğini üç kere tekrarladı. Koşuyordu. Peygamber efendimizi ok yağmuruna tutunca.a. Saltanatını elinden almak istedi. Müşriklerin okçuları. Fakat mızrağımın iki tarafı eğilmişti. 14 Eshâb-ı kirâm şehîd oldu. Hz. Necâşî de onun. Zübeyr bin Avvâm “Ben giderim!” deyince “Peki. O “Ben Ebû Zât-ül-Kerîş’im. Mekkeli müşrikler Resûlullahı (s. Atılan oklar Peygamber efendimizin sağından solundan geçiyor. geri durduğunu görünce.a. Ali’yi görüp. içine parmağımı sokabiliyordum. Uhud meydanına gelince.a. Üstüne çöküp boynunu kesti. ya önüne düşüyor veya arkasından aşıp geçiyordu. Necâşî zafere erişti ve Allahü teâlâ onun düşmanını helâk etti ve ona memleketinde kalmaya kudret verdi. Ali “Hamd olsun iyidir” deyince ferahladı. Fakat Hz. Düşman gerilemişti. Pek çok Eshâb-ı kirâm çarpışa çarpışa şehîd oldu. sakındığına bakıp. Zübeyr. Hz. artık sana yer yüzünde hiç ibadet olunmaz” diyor.v.Hz. Medine’ye hicret ettiği zaman. Ayağımı yanağına bastım olanca kuvvetimle mızrağımı çekip çıkardım.v. Hz. Uhud muharebesi başlarken. O elbisesiyle işaret ediyor ve şöyle sesleniyordu: Müjde. neticede savaş tekrar müslümanların lehine döndü. Zübeyr bin Avvâm.a. Bunun üzerine Zübeyr bin Avvâm (r.v. Zübeyr bin Avvâm (r. Peygamber efendimiz: “Allahım! Şu bir avuç İslâm cemaati helâk olursa.v. Durum çok kritikdi. gelen oklara. Hz. Her iki taraf bütün güçleriyle saldırıya geçti.115 - . Bunun üzerine Hz. kılınclara vücutlarını siper ettiler. Muharebe bitmişti. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved. müşriklerin sancaktarı.a.a. Şimdiye kadar onun gibi sevindiğimizi bilmiyorum. Hz.” Savaş çok şiddetli geçiyordu. Peygamber efendimiz “Onu yere düşür” buyurdu. Hicretten iki yıl sonra Mekke’li müşriklerle Bedir savaşı yapıldı. Birden devenin üzerine sıçrayıp. Safiyye hatun hemen Uhud’a hareket etti. Çarpışmak için er diledi. alâmetli ve nişanlıdırlar.a.v. Zübeyr bin Avvâm o müşriki yere düşürdü. Uhud gazâsı hicretin üçüncü senesinde vuku buldu. Hz.) uzaktan göründü. Savaş Nil nehrinin öbür tarafında oluyordu. Ensâr’dan Ka’b bin Mâlik ile kardeş yaptı. biner süvariye denk tutulurdu.” Peygamber efendimiz (s.v. Ümmü Seleme diyor ki. Bedir muharebesinde Hz. Resûlullah’ın (s.). Zübeyr bin Avvâm’a bir su tulumu şişirdiler ve göğsüne astılar. Sonra Nil’in üzerinde yüzdü ve orduların karşılaştığı Nil’in öteki tarafına geçti. müşriklerden (puta tapanlardan) deve üzerinde bir adam meydana çıktı.) buyurdu ki: “Bedir günü ben müşriklerden Ubeyde bin Sâid’le karşılaştım. olan Kilâb’ı öldürdü ve 7 arkadaşı ile Peygamber efendimizin (s. onun karşısına çıkmasaydı.a. durmadan Allahü teâlâdan yardım diliyor ve O’na yalvarıyordu. Mekke’den Medine’ye hicret edince biz de Habeşistan’dan hicret ettik. Necâşî’ye üstün gelmesinden korkuyorduk ve çok üzüldük. Hz. Necâşî için düşmana galip gelmesi ve O’na memleketinde kalması için kudret vermesine duâ ettik. Mekke’li müşrikler 1000 kişi idi. Necâşî’nin galip gelmesini istiyorduk. sen git” dediler. Hz. halkın çekindiğine. düşman süvarileri saldırıya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular. Peygamber efendimizin etrafında pervane gibi dönerek. müslümanların yaşı en genç olanı idi. siz de kendinize birer alâmet ve nişan yapınız!” buyurdular. bozguna uğrattılar. Sonra Eshâb-ı kirâm. Zübeyr’in oğlu Urve der ki: “Hz. Biz ise Allahü teâlâya.) yanına gelene kadar biz onun yanında güzel bir hayat sürdük. Necâşî.) her yandan kuşattılar. Peygamberimiz (s. Peygamber efendimiz (s.

O. serbest bırakınız. Hz. Câbir bin Abdullah der ki: “Hendek günü iş ağırlaşınca Resûlullah (s. öğrenir gelirim” dedi.a. Seleme’nin oğlu Amr ile nöbetleşe birbirimizin omuzuna çıkıyor ve muharebeyi seyrediyorduk.) onu Bedir’de esir etmişti. Hz. Resûl-i Ekrem’in bu beyanından bir kaç dakika sonra Hz.a. Zübeyr bin Avvâm kabre indirdiler. İnşaallah sabredip.). onları Medine’den çıkardılar. Medine’nin etrafına hendek kazdırdılar. Hz. Hz.) “Bize.v.onu göster” deyince. yanında bir mektub bulunan hayvan üzerinde bir kadın bulacaksınız.) Hayber savaşında da büyük kahramanlıklar gösterdi. Ayrıca. Peygamberimizin sağ olduğuna şükretti.a. Onunla.) yaklaşıp “Yâ Resûlallah! Oğlum şehîd oluyor mu?” diye sordu. gizlice Mekke’ye gönderildiğini Cebrâil aleyhisselâm haber verdi. Sâre adındaki bu kadın. Hz. Benî Kureyza Yahudilerinin tutum ve davranışlarını gözetlemek ve öğrenmek üzere. O şöyle dedi: “Yâ Resûlallah (s. Safîyye. Ali ve Hz.). Hayberde. 626) yılında yahudilerin fesadı ve devamlı tahrikleri ile bütün müşrik arablar. zaten ben kardeşimin cesedinin kesilip biçildiğini öğrenmiş bulunuyorum. Peygamber efendimizin (s. Peygamber efendimiz (s. Hz. başına yerleştirdikten sonra. bu musîbete Allah yolunda uğramış bulunuyor. Hz. Sonra onu lütfederek öldürmemişti. Hz.). Hz. Peygamber efendimiz (s. kardeşinin cesedini görmesin” buyurdu.) Hz. Onu bunlara sarınız” dedi. Benî Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?” diye sordular. Medine ile Mekke arasında bir yer olup. Safiyye. gider. Zübeyr bin Avvâm (r. Hendek savaşında da müşrikler bozguna uğradılar. Peygamber efendimiz yolda münafıklardan Ebû Azzeel Cumehi’yi yakaladı. Zübeyr’in oğlu Abdullah şöyle anlattı: “Biz çocuk idik ve savaş esnasında Peygamberimizin hanımlarının bulunduğu yerdeydik. Bunun üzerine Resûlullah (s.v.v. Bundan sonra Mekke’yi fethetmek için hazırlıklar yapıldı.a. Safiyye: “Eğer ona yapılanı bana göstermemek için geri döneceksem.v. Resûl-i Ekrem’e (s. Ben arkadaşımın omuzuna çıktıkça babam Zübeyr bin Avvâm’ın (r.) arkadan saldırarak anlaşmayı bozdular.a. hemen atını sürerek onu karşıladı ve ikisi de şiddetli bir muharebeye tutuştular. Peygamberimiz (s. Ali.v.) “Ben. Medine korularındandır) .a. hayvanlarını derleyip toparlıyorlardı.v. Peygamber efendimizin gönderdiği kişilerin ilki Hz. Hz.” Hz. Peygamberimiz (s.) “Bize. Zübeyr ve Hz. hasmının kellesini uçurdu. “Bana karşı gelecek var mı?” diye bağırdı. Zübeyr bin Avvâm. Yine Zübeyr bin Avvâm: “Ben. Hz. Hamza’nın cesedinin yanına oturup sessizce ağlamaya başladı.) “Anneciğim! Resûlullah (s. müşriklerin geleceklerini haber alıp.a.a. Aynı kabre.s. (Hah. Zübeyr.) “Öyle ise bırak görsün” buyurdu.v. Abdullah bin Cahş’ı da koydular. gider.v. gelirim” dedi. Peygamberimiz yaralı idi. Oğlunun bu hareketini seyreden Hz.v. Safiyye’nin gelmekte olduğunu görünce. onun gibi şehîd olan. Hamza’nın durumunu da görmek istiyordu. Benî Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?” diye sordular Zübeyr bin Avvâm (r.) Onları.) iki kere hile ettim diyemiyeceksin.116 - . kardeşim Hamza için getirdim.) “Her peygamberin bir havarisi (samimi dostu) vardır. Hz. Zübeyr bin Avvâm (r. Biz Allah yolunda bundan daha beter olanlarına da razıyız.v.a. Mikdâd bin Esved’e “Acele gidiniz! Hah bahçesine vardığınızda. Zübeyr bin Avvâm’a: “Anneni geri çevir.a. Ali çıkarak Merhabı öldürdü. boynunu vur” o da boynunu vurdu. Ali.a.a. katlanacağız” dedi. Mekke’yi fethetmek için hazırlık yaptığını bildiren bir mektubun. Ebû Bekir. Resûl-i Ekrem de “Hayır” buyurdu. Hicretin 5.a. Neticede Hayber kalesi de alındı. Benim havârim Zübeyr’dir” buyurdu.) geri dönmenizi emrediyor” deyince. Zübeyr. getiriniz! Kadını.” Resûlullah da (s. Safiyye. Mektubu ondan alınız ve bana.a. Peygamber efendimiz de sessizce ağladılar. Gidip onların tutum ve davranışlarını öğrenip geldi. boynunu vurunuz” buyurdu. Peygamberimiz (s.) beni bırak. meşhûr yahudi Cengaveri Merhab kaleden çıkarak er diledi.a. Gidip onların tutum ve davranışlarını öğrenip geldi.a. (m. Uhud’dan dönüşte.” Şeklinde arz etti. gelip bunu bildirince. öğrenir. Yine işler ağırlaşınca Resûlullah (s. Eshâb-ı kirâma (r.v. Ömer.v. Zübeyr bin Avvâm idi. Hz. Hz.) şöyle buyurdu: “Vallahi bundan sonra artık sen Mekke’de ellerini okşayıp Muhammed’e (a. bir kadın vasıtası ile. Mekke’li müşrikler ile birleşerek Medine’ye kadar gelip Peygamber efendimize saldırdılar.a. Hz. bu mektubu.) harbettiğini görüyordum. Ey Zübeyr.) Hendek savaşından sonra Hayber üzerine yürüdüler. Ve: “Yâ Resûlallah (s. baba-anne bir kardeşi olan. Medine’de oturan Yahudiler. Resûlullah (s. Mektubu vermek istemezse. kalelerini tamir. Peygamberimiz de savaşdan sonra.v. Hz. harp tâlimleri ve manevraları yaparken gördüm. Peygamber efendimizi işaretle gösterdi.a. babasının intikamını almak için meydana çıkarak. Hz. üzerinden saçlarını bölükler halinde örerek mektubu gizledi ve Kureyşlilere teslim etmek üzere yola çıktı. Yahudiler Hayber kalesine toplandılar. Merhab’ın katlinden sonra O’nun oğlu Yasir.a. Hamza’yı kefenlediler ve Hz. Sevabını Allahü teâlâ’dan bekliyeceğiz.v. Zübeyr bin Avvâm anlatır: “Annem yanında getirdiği iki hırkayı çıkarıp: “Bunları. Hz. orada. Hz.a.v.

Urve. Hamza ve Remle isimlerindeki çocukları olmuştur. Ticâret ve ziraat ile meşgul olurdu. Zekâtını zamanında ve muntazaman verirdi. cihâd’a gitmek isteyenleri Allah rızası için techîz ederdi (donatırdı). Emânete son derece riâyet eder. Ali ve arkadaşları.) Hz. Hz. Mesleme bin Muhalled’dir. Zübeyr bin Avvâm.v. Zübeyr bin Avvâm. Ali ve arkadaşlarının işi sıkı tuttuğunu anlayınca. Âişe’nin ordusunda çarpıştı. servetinin üçte birini ona bırakmıştı.Hz. Zübeyr bin Avvâm (r. Dördüncü hanımı ise. Kadın: “Benim yanımda mektûb falan yok” dedi. Ancak. Zübeyr.” Bunun üzerine Mâlik bin Avf şöyle dedi: “İşte o. İkinci hanımı. Mikdâd bin Esved. durmadan at koşturarak Hah bahçesine vardılar. Bir kısmını Zübeyr bin Avvâm’ın (r. Putlara yemin ederim ki elbette o size ulaşır. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn vadisinde Hevazin müşrikleriyle savaşıldı. Münzir. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden: “Birinizin ipi alıp odun yüklenerek satması ve Allah’ın onun yüzünü ak etmesi dilencilikten hayırlıdır. Taif Muhasarasına. yedi aylık muhasaradan sonra Fustat şehrini zabtetmeye muvaffak olmuştur. Zübeyr bin Avvâm kendisine emânet edilen şeyleri saklamak için ne yapacağını şaşırırdı. Sonra harbden çekilen Hz.) emânet ederlerdi. Bu yüzden Hz. Hezimete uğrayanlar gelip onlara kavuşuncaya kadar orada durdular. Bu savaşta Hevazin kabilesi mağlup olarak geriye çekilmeye başladı. cenâze namazını bizzat kendisi kıldırdı. Mâlik. Hz. Ümmü Hâlid bin Saîd idi. Ömer Ona dört kişi göndermiştir ki. Mekke’li müşrikler Mekke’yi harpsiz teslim ettiler. Zübeyr bin Avvâm. bunlar: Hz. Sade giyinir. O. Zübeyr bin Avvâm beş defa evlendi ve bu evliliklerinden onsekiz çocuğu oldu. 36. Ali tarafında olmayıp. Talha da Hz. Medine etrafındaki arsalardan başka Basra. (m. İlk hanımı. çocuklarını da Zübeyr bin Avvâm’a (r. Hz.a. Hz. Cafer ve Hafsa isimlerindeki çocukları oldu. babası ile Yermük muharebesine katıldığı en büyük oğlu olduğu ve Medine’de doğan ilk Muhâcir çocuğu olduğu için husûsî bir yeri vardı. Medine’nin en zenginlerinden sayılırdı. Üçüncü hanımı. Ubâde bin Sâmit ve Hz.) emrine vererek Mekke’nin Kudâ tarafından girmelerini emir buyurdular. Hz.” . Abdullah. Ümm-ül-Hasen ve Aişe isimli çocukları doğmuştur.) kumandasında hareket eden binlerce Mücâhid Mekke’ye doğru ilerledi.v. Etrafındaki fakîrlerin hepsinin maişetini temin etmek hususunda büyük gayretler sarf etmiştir. Ömer’den dörtbin kişilik kuvvet istediğinde Hz. Tebük seferine ve Veda Haccı’na iştirak etmiştir. Kadın yeminler ederek. Hatîbe. Bu itibarla kılıcının kabzasını gümüşten yaptırmıştı. bu hareket esnasında Resûl-i Ekrem’in sancağını taşıyordu. onlara saldırdı. Ömer. Şehîd olduğunda 67 yaşında bulunuyordu. namaz kılarken İbn-i Cermuz tarafından şehîd edildi.” Hz. Ya mektubu çıkarırsın veya tepene kılıcı indiririm” buyurdu. Kûfe ve Mısır’da da bir hayli emlâkı vardı. Ali “Resûlullah (s. Yetişip.) bize. Hz.a.” “Bilmediğini hadîs olarak söyleyen. Kabilenin ileri gelenlerinden Mâlik bin Avf gitti ve iki dağ arasında yüksek bir mevzide arkadaşlarına: “Durunuz ki zayıflarınız yürüsün ve geride kalanlar bize yetişsinler” dedi. Hz. Hz. Mektubu Peygamber efendimize getirdiler. Haticet’-ül-Kübra. mallarından başka. hassasiyet gösterirdi. o iki dağ arasındaki tepelik yerin dibine vardı. Ali yüzünü çevirince kadın mektubu çıkardı. zarif (kibar) bir kimse idi. Kadın: “Yüzünü başka tarafa çevir” dedi. Onun için yerinizde sıkı durunuz ayrılmayınız. sade yemek yer ve zinet eşyasına iltifat etmezdi. Hz. oradan çıkartıp uzaklaştırıncaya kadar onlarla cenk etti. Zübeyr bin Avvâm. senin yanında mektub olduğunu söyledi. silâhına hassasiyet gösterirdi. Bütün servetine ve zenginliğine rağmen. Ondan da Ubeyde. Ondan. Esma binti Ebû Bekir idi. Ali. Hâlid. Hz. Hevazinliler onu gördüler. Cehennemde azâb görecektir.) askerlerini Zî Tuva denilen yerde bölüklere ayırdı.). Zeyneb binti Beşîr idi. Zübeyr bin Avvâm. mektubu bulamayınca geri dönecek oldular. Peygamberimiz (s.117 - . Kadını emir gereğince serbest bıraktılar. beyaz tenli.v. inkâra devam ettiyse de. Zübeyr’in vefâtına çok üzülmüş olup. Sonra İskenderiyye üzerine yürüyerek burasının da alınmasında büyük rol oynamıştır. Sevde ve Hind isimlerindeki çocukları olmuştur. 656) târihinde yapılan Deve vak’asında Hz. Ondan da. son derece sade yaşardı. Nitekim. Ali kadına: “Yanında götürmekte olduğun mektûb nerede?” diye sordu. Hz. Zübeyr bin Avvam’dır (r. bir çok sahabe.a. Zübeyr. Hz. Zübeyr bin Avvâm’ın çocukları içinde Abdullah’ın. Hz. Ümmü Gülsüm binti Ukke olup ondan yalnız Zeyneb isminde bir kızı olmuştur. uzun boylu. Kadının eşyalarını aradılar. Nihayet beşinci hanımı.a. Fetih hazırlıkları tamamlanınca Hicretin sekizinci senesinde Resûl-i Ekrem’in (s. Ali’nin karşı tarafında bulundu.a.a. gelenlere sordu: “Geriye bakın neler görüyorsunuz” Onlar da: “Uylukları uzunca bir süvari görüyoruz mızrağını omuzu üzerine koymuş ve başına bir kırmızı sarık bağlamıştır. Rebab binti Uneyfdir. Hz.a. Mısır’ın kalbi olan Fustat şehrini zaptetmek için Amr İbn’il-Âs (r. Borç para isteyene borç para verir. Ondan Mus’ab.a. Kadın orada idi. İstediği kimseden birşey alsın veya almasın böyledir.). Hz. Zübeyr bin Avvâm.

sh-164 11) Sahîh-i Buhârî. Hadîce’nin Peygamber efendimizle olan bu evliliğinden dört kızı ve iki oğlu olmak üzere altı çocuğu oldu.s. develerin birden süratlenmesi. Rukiyye.a. Hz.v. Nesebi Hadîce binti Hüveylid bin Esad bin Abd-ül-uzza bin Kusay bin Kilâb bin Mürre bin Ka’b bin Lüey bin Galib idi. Hadîce’nin evlenmesini kararlaştırdılar.v. O peygamber Kureyş kabilesinin Haşimoğulları kolundan olacak. 1090 9) Eshâb-ı Kirâm sh-416 10) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. sh-2411 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. annesinin ki Fâtımadır. Hz. Hz. bölgenin iyi tanınmış şâir ve bilginlerinden amcasıoğlu Varaka bin Nevfel’e anlattı. Hadîce altmışbeş yaşında Hicret’ten üç sene önce (m. Sen O’nun hanımı olursun.anhâ) olan son çocuk Abdullah’tır. Hadîce’nin sevgi ve itimadı daha da arttı. sen doğru sözlüsün. Mûhammed’in (s.118 - . Kevser süresi gelerek. İki taraftan elçiler Hz. Kâfirlerin inatlıkları. Resûllullah’a (s. Ticâreti adamları veya ortaklık suretiyle yapardı. Hıristiyan olan. Ticâret ile uğraşan. Hz. Hadîce. Muhammed ise yirmibeş yaşında idi. bunu ilk Hz. Hz. Fedâil-üs-sahâbe HZ. sh-132 5) Kâmûs-ul-a’lâm cild-4. Nübüvvetten sonra doğup memede iken vefât etti.) Cebrâil (a. Muhammed (s. Fâtıma. sh-89 3) Târîh’-ül-hamîs cild-1.) ile baba tarafından Kusay. anne tarafından Lüey sulâlesiyle birleşmektedir. Muhammed’in bereketiyle iyi kâr etmesi ve bunlardan ziyade kervanı karşıladığı sırada Hz. şüphesiz Muhammed bu ümmetin peygamberi olacak. Busra’daki Manastır yanındaki kuru ağacın altına oturmasıyla yeşermesi ve rahib Nastura’nın yeminle Hz. O’nu bir kerre bile üzmedi. Sen O’na en önce îmân eden olursun. Muhammed’i gölgeleyen iki meleği bizzat görmesinden çok etkilendi. Ebû Talib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı.v. Emânete riâyet edersin. Hadîce’ye söyledi.) ilk vahyi getirip. mülkünü O’nun uğruna fedâ etti. mü’minlerin annelerinden. Muhammede (s.a. Varaka bin Nevfel rüyayı “Âhir zaman peygamberi vücûda gelmiştir.. Ben. Hz. Hz. mallarını satmak üzere teslim ettiği Hz. Hadîce-tül-Kübra’dan (r. Kâsım ve Abdullah’tı.. Bu zaman O’nun tam zamanıdır. hallerini de hayretle şöyle anlattı: “Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki. zaten bu ümmetten bir peygamber çıkacağını biliyor ve O’nu bekliyordum. Muhammed’in şahsında harikulade haller görüldü. Resûlullah’a gayret ve teselli verirdi. Muhammed’in bu hallerini akrabası Zübeyr ve kölesi Meysere bir bir anlattılar. anlatılanlar. sh-100 7) İzâlet-ül-hafâ cild-1. bu halleri. kâtibleri ve köleleri vardı. Daha önce gördüğü bir rüyası da gökten inen ayın. yolda yürüyemiyecek derecede yorulup. Hz. Âs kâfirine Allahü teâlâ cevab verdi. Bundan dolayı bu seneye üzüntü. Tevrat ve İncil’i okumasını bilen.” diye tâbir edip. yanına kölesi Meysere’yi de verdi. 619) Ramazan ayı başında Mekke’de vefât eti. Nübüvvetden önce Mekke’de dünyâya geldi! Onyedi aylık iken vefât etti. devrin. Hadîce’nin ilmi.) yirmidört sene hiç incitmeden sadâkatle hizmet etti. Hadîce’nin vefâtına çok üzüldü.) Hz. alay ve eziyetlerine karşı. Hadîce. kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığmasından sonra. Güzel huylu ve iyi ahlâklısın. putlara tapmayıp. Muhammed’in üstün ahlâk vasıflarını ve “emin” lakabına itimad ederek. Senin zamanında O’na vahiy gelir. erkekleri ise. Tayyib ve Tahir de denilir. Muhammed’in.1) El-A’lâm cild-3. “Biliyorum ki.a. büyük tüccarlarındandı. Muhammed’in son peygamber olduğunu müjdelemesi. . herkesten daha fazla ücret vermek vâ’dıyla O’nu Şam ticâret kafilesine kattı. Seferde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin devamlı üzerinde bulunması. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı. Şam ticâret seferi üç ay sürdü. Bu esnada kırk yaşında olup. Nesebi Peygamber efendimiz (s. Senin bu ümmetin peygamberi olacağını umarım” dedi. Hz. dul idi.) bildirdiklerine hiç tereddüt etmeden hemen îmân ederek inanan ilk hür kadın oldu. Ümmü Gülsüm. Babasının adı Hüveylîd. Hadîce. Âs bin Vâil (Muhammed ebter oldu) yani soyu kesildi dedi. Kızlarının adları Zeynep.v. Seferden dönüşte Hz.a. koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlatması idi. Busra Pazarı’nda Yahudi ile pazarlık esnasında Meysere’nin Peygamberlik vasıflarını teşhis etmesi halleri meydana geldi.. Cahiliye devrinde lakabı Tâhire idi. Peygamber olduğunu bildirince.v. Kâsım’dan dolayı Resûlullah’a (Ebül-Kâsım) denildi.” deyince Hz. Nikâh meclisi Hz. Bu sefer esnasında Hz. Hadîce’nin evinde kuruldu. iffeti ve edebi pek fazla idi. sh-172 4) Sıfat-üs-safve cild-1. Abdullah vefât edince. Bütün malını. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. Hz.. keder yılı mânâsında “Senet-ül-Hüzn” denildi. Hadîce.a. sh-43 2) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. sh-275 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089. malı. Hz. Memurları. Kureyş kabilesinin kibar ve asil bir ailesine mensûbtur. HADÎCE-TÜL KÜBRÂ: Peygamberimizin ilk hanımı. Hadîce’ye Hz. şerefi. ilk îmân eden hür kadın. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular.. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Hacun mezarlığında defn edildi. Muhammed ile Hz. Fedâil-üs-sahâbe 12) Sahîh-i Müslim.

) ilk zevcesidir (hanımıdır).a. yine o saatde kapıya gelip (Allah için bir şey . Annesi Hz. Hz. Hatice binti Hüveylid ve Fâtıma binti Muhammed.v. hemen hediye göndererek.) “Hayır. külfetli şeyler bulunmayacaktır. evlâdına. Pederleri ve valideleri Fâtıma-tüz-Zehra ve hizmetçileri Fıdda. sh-14. 52 2) El-Îsâbe cild-4. Resûlullah’ın (s.v. târih. Hadîce. Hz. günü vefât etti. O zaman Hz. sh-302 7) Ed-Dürr-ül-mensûr sh-180 8) Târîh-ül-hamîs cild-1.a. Cennette senin için incilerden yapılmış bir bina hazırlanmıştır.a. Âişe dayanamayıp. Resûlullah’ın (s. Hicretin ikinci yılında Hz. Peygamberimiz dışarıdayken.) bu hususta O’nun için “Hem çocuk annesi hem de ev işi tanzim eden hatun” buyurdu. aramaktaydı. Herkes bana eziyet verirken. geri eve döndü. hüsnü cemâli (güzelliği) zühdü (dünyâya düşkün olmaması). Hicretten üç yıl önce. Alî. o bana inandı.v. Cebrâil (a. Bu mübârek insanlara Âl-i Âba ve Âl-i Resûl denir. Hz. FATlMA-TÜZ ZEHRA: Resûlullah’ın (s. unutmadığını hatırladığını belirtirdi. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. Fâtıma’nın Hasan. Meryem’den sonra. Şunu da sana bildirmemi söyledi ki. O akşamın iftarlığını da. bütün kadınların en üstünüdür. sh-279 4) Mevâhib-i ledünniyye cild-1. Fâtıma annesi vefât ettiği zaman 10 yaşlarında idi. Herkes bana yalancı dediği günlerde. mükemmel iş görürdü. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de. sh-301 9) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1008 HZ. onları karşılar ve yanlarına oturturdu.) pek düşmandılar. o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek yemek yemeden ikinci günün orucuna başladılar.” buyurdu. Peygamberimiz yine onun ve diğer üstün hatunlar hakkında buyurdu: “Dört hatunun fazîletleri bütün dünyâ hatunlarının fazîletlerinden üstündür.) küçük iken hastalanmışlardır. Hz. Aklı. 214 5) Eshâb-ı Kirâm sh-229 6) El-A’lâm cild-2. menkıbe ve çeşitli kitaplar Hz. Fâtıma da onbeş yaşına gelmiş idi. Firavn’ın îmân etmiş hanımı Asiye.) Peygamberliği bildirildiği sene dünyâya teşrif etmişlerdir. (Betül). iftar için hazırladıkları yemeği.) onu her zaman medh ederdi. düşmanlardan olma ihtimâlini hesaba katarak sormayıp. Ne buyurursa itiraz etmeden kabul ederdi Bu her zaman böyle oldu.v.).a. Mübârek paltosu altına aldılar. Peygamber efendimize. Fâtıma. Muhsin küçük yaşta vefât etti.v. Birinci gün.” Peygamberimize vahiy gelmesinden sonra idi. takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlâkı ile bütün insanlara çok güzel bir örnektir.v. ondan iyisi verilmedi.) karşı çok hürmetkâr idi. Peygamberimizden sonra altı ay daha yaşayıp onbirinci yılda Ramazan-ı Şerîf’in 3. İmâm-ı Hüseyin geldi. soyu yalnız Hz. müslümanlara ve insanlara çok şefkatliydi. Hz. Zühd ve dünyâdan kesilmekte en ileri olduğu içindir ki. Hz. Üzüntülerimi giderdi. Muhsin isminde üç oğlu ile iki kızı oldu.a. sıkıntılı ve zahmetli. sh-36. İmâm-ı Hasan geldi Onu da bir yanına. Ehl-i Beyt’e buyuruyor ki “Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor. Hadîce çok zengin ve âlim. Hadîce Resûlullah’ın (s. Meryem binti İmrân. O’nun akrabalarını gördüğü zaman hemen ayağa kalkar. altmışbeş yaşında Mekke’de vefât eti.v.v. Tabii orada böyle üzüntülü. O bana yâr oldu.) buyurdu ki: “Senin gördüğün ve beni sormak istediğin o zâtın kim olduğunu biliyor musun? O. Peygamberimizi evde görünce. Hadîce’ye göründü. Eline mal geçtiğinde. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ile medh olundu. İmâm-ı Ali geldi. Hz. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin (r.v. Hz. Hz.Siyer. Ali ile evlendirildi. Fâtıma-tüz-Zehra da geldi. Ali yirmibeş. onu aramak için çıkmıştı.) Hz.v.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.119 - . İlk imâna gelen hür kadındır. Peygamberimiz başka bir kadınla evlenmedi. Peygamberimiz (s. Hz. Resûlullah da (s. Peygamberimiz (s. Fâtıma’dan olan Hz. benim Ehl-i Beyt’imdir. Hadîce Resûlullah’ı (s. Yâ Resûlallah! Ehl-i Beyt kimlerdir? O esnada. Hadîce hakkında çok ve pek kıymetli bilgiler verir. Onu da öbür tarafına alarak “İşte bunlar.” buyurdular. onları unutmaz.a. Çok temiz demişlerdir. En küçük kızları idi.a. Onu da yanına aldılar. çocuklar iyi olunca üçü de hasta iken adadıkları orucu tuttular. hâdiseyi O’na anlattı. Hadîce O’na Peygamberimizi sormak istediyse de. O’nun selâmını sana bildirmemi söyledi.a. Hasan ve Hüseyin’le devam etti. Resûlullah (s.a. Hadîce hayattayken.a. Cebrâil “Aleyhisselâm” idi. Hadîce-tül Kübrâ’dan olan dört kızından en çok sevdiği. veya (Âl-i Aba) denir. Hüseyin. Resûl-i ekreme (s. sh-281 3) El-İstiâb cild-4. Hz.a. Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. Ev işlerini iyi bilip.a. Peygamberimize (s. akıllı idi.) devamlı koruyup. Fâtıma.s.” Eshâb-ı kirâm sordular. Bütün malını Resûlullah’a bağışladı. “Cenâb-ı Hak size daha iyisini verdi” dedi. Hz. Hz.v.) vefâtından sonra güldüğü hiç görülmemiştir. Resûlullah’a (s.) (Ehl-i Beyt. Hasan ve Hüseyin’e (r.) bir insan kıyafetinde Hz.a. Hatta bir gün yine O’nu medh ederken.a. Müşrik Araplar.v. zekâsı. Hz. Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (Zehra) denildi.

selâmet bulur. Onu en iyi şekilde yetiştirip terbiye etti. O kadar ki. sana nasîb olur. kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. Fâtıma bulûğ çağına erdikte Kureyşten çok kimseler istedi.) den halk buyurmuştur.) katında bir mertebedesin ki.) Kureyşe bedduâ ettiğini asla işitmedim. son nefeste selâmete kavuşmağa sebep olur. Server-i âlem (s.)’dan rivâyet olunmuştur ki: Hz. Allahı ve Resûlünü (s. Umeyye ve Amr’ı ise parça parça ettiler. Ammar ve Velîd’i çok feci şekilde öldürüp Cehenneme gönderdiler. gelen o kimsedir ki. Fâtımayı (r. onu Hâce-i âlem secdede iken üstüne koydu. hepsini katl edip.a. İmâm-ı Ali’nin evine gittiler.a. Hiç kimseye iltifat olunmadı. Talep etmediği küçük olduğundandır.v. İbni Mes’ûd (r. hiç kimseye nasîb olmamıştır. hanesine geldi Peygamberimiz (s.) kimdir ki hakkında böyle şehâdet edersin? Resûlullah (s.) Yâ Ali! her hayırlı işte sen öndersin ve Resûl-i ekrem (s.) bunu işitince.verin!) diyen fakîr ve miskînlere verdiler.anhâ) gelip onu Resûl-i ekremin üzerinden kaldırdı.) bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki: “Ehl-i beytim. Nikahları hicretin ikinci senesinde vâki oldu. âhirete imân ile gitmeğe. her Peygamberin sülâlesini kendinden. İmâm-ı Ali’ye nasip olur. Sevde (r. Eğer fakîrliği özür ederse.) devesini çözdü. Üçü mescidden çıkıp.anha) herkes talep etti. Karşılayıp hallerini suâl etti.) der ki: Allah hakkı için onları Bedir günü gördüm. Gelin varalım. kim götürüp.a. hanımı Sevde. İbni Mes’ûd (r.) buyurdu ki: “Kapıyı aç.v. kızları Ümmü Gülsüm ve Hz. O akşam dahi. Hz.v. Onları gördü.v. kapılarına gelen fakîri boş çevirmemek için. Sizden karşılık olarak bir teşekkür.) Ümmü Seleme’nin (r.120 - .v.a. Fâtıma (r.anha) Resûlullah (s. Muhammed (s. onlara şerâb-ı tahûr içirdi.” Bir hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: “Kızım Fâtımayı.” Abdullah İbni Mes’ûd (r. adaklarını yerine getirdiler. Evlenme çağına eriştiğini müşahede ettiler. öyle zannediyoruz ki.a. Fâtıma’ya haber verdi. Ali’den gayri herkes istediler. Az kaldı. Ebû Bekir (r. Kimseye iltifat olunmadı) Hazret-i Sıddîk dedi ki: (Zannederim ki.) mübârek nazarları kerîmelerine ilişti.” Ehl-i beyti nebeviyi sevmek.a.) der ki. Nikâhlanmaları: Fâtıma-üz-Zehra’nın (r. Fâtımayı getirmeleri için.a. Bunun için Cenâb-ı Hak.a.) secdeye inince arkasına koyar) dedi. Birgün Hz.) sever.a.v. mübârek gözleri yaşla doldu. bu çirkin işe girişip. Ali’ye vermeği Rabbim bana emr eyledi. Ali (r.a.a.) Sa’d (r. (Süratle kapıya gittim.a. Fâtıma-tüz-Zehra. gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler.) “Kardeşim ve amcamoğlu Ali’dir” buyurdu. Buna fakîrlik mâni olamaz.) namazdan kalkınca üç kare “Yâ Rabbi! Kureyşi sana havale ediyorum” buyurdu. Hak teâlânın buyruğuna bağlıdır” buyurdu. O sırada bir kimse gelip ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı.anhâ) küçük yaşta iken. yetim ve esirlere verdiler. annesi Hadîce-tül-Kübra (r. Geri kalan helâk olur.) zevcesi Ümmü Eymen’i ve oğlu Üsâme’yi (r.a. Allahü teâlânın emriyle hicret ettikten sonra. Resûlullah (s.a.a.a. yüzüm üzere düşecektim. Nihayet bir kimse Hz.) secdeden kalkmadı. biz sana arkadaş olalım) dedi. iftarlıklarını ona verdiler.) der ki: Resûlullahın (s. Ümmü Seleme ve Selmân (r. İmâm-ı Ali (r.anha) Yâ Resûlallah (s. Onların içinde en ziyâde bedbaht Ukbe bin Ebî Muit.a. O gece de yemek yemeden. gelip kapıyı çaldı. Peygamberimiz (s.a. Medine-i Münevvere’ye.) (Böyle söyleme. İmâm-ı Ali (r. Ben hareme girmeyince içeri girmedi. O bedbahtlar gülüştüler. (Yâ Ebâ Bekir ateşimi ziyâde ettin.a.a. Kapıyı açtım.v.” Ümmü Seleme (r. Resûl aleyhisselâm kimsenin sözüne iltifat etmeyip “Onun işi. Var talep eyle dedi. Ebû Cehil.a. Uzun ve sürekli olan kıyâmet gününden korktukları için.) mescidde oturup dediler ki: (Hazret-i Fâtımayı. benim sülâlemi ise. Sen kalk.) (Yâ Ebû Bekir.v. İmâm-ı Ali’yi ziyâret edelim.a. Biz bunları.v. Yalnız bir gün Kâ’be-i şerîf yanında namaz kılıyordu. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Allahü teâlânın rızâsı için yedirdik. Resûlullahın (s.v. Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir. Ebû Cehil. Allahü teâlâ ve Resûlünün yanında dünyâ bir şey değildir.v. Birgün Ebû Bekir. üçüncü günün orucuna başladılar. “Bunlar. birşey beklemedik.anha) vefât ettiği için. Bunun üzerine âyeti kerîme geldi ve Allahü teâlâ buyurdu ki. Bu meseleyi açalım. Ali (r. Onlar da onu severler.) devesini alıp hurmalığa gitmiş.v.a.) huzuruna girmişti.) bulûğ yaşına kadar yanından ayırmadı.anha) evinde idi. Resûlullah (s.v. Nalınını giyip. sen hep hayır yaparsın.v. Onlara tâbi olan. ona yardım edelim. Onlara 500 dirhem gümüş ile iki deve verdi. bir şey istemeyiz dediler.a. Hicretleri: Resûlullah (s.) alıp beraber Medine’ye geldiler. Niçin talep etmezsin? Hz. ayaklarından sürüyerek Bedir kuyusuna bıraktılar. Allahü teâlâ. ensârdan bir kimsenin hurmalığına su verir idi. Fâtıma bir hizmet için Resûl-i ekremin (s. Zeyd bir Hârise ile Ebû Râfî’i Mekke’ye gönderdi. Hazret-i Resûlullahın kızları Ümmü Gülsüm. Zeyd ile Ebû Râfi Mekke’ye gittiler.a. Ömer ve Sa’d İbni Muaz (r. Bir rivâyette isimlerini söyleyip “Yâ Rabbi! Sana bırakıyorum” buyurdu. Sonra girip: .a. çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskîn.anha) Zeyd’in (r. Lâkin elimin darlığı buna mânidir) dedi. (Bu kan ile bulaşmış işkembeyi.v. Ben uzaktan bakardım.a.a. Ebû Bekir (r.).a. Ümmü Seleme’ye (r.

“Esselamû aleyke yâ Resûlallah ve berekâtüh” dedi. Seninle cübbeye anlaşalım ve sana müjdeler olsun. İmâm-ı Ali mahcup vaziyette başını aşağı eğip oturdu. dinliyenlerin aklını durdurdu.” buyurduğunu haber verdi” Resûlullah (s. Cennet ağaçlarının yapraklarını bir birine dokundurarak çıkardığı ses. yanında yer gösterdi. Beni zahiren ve bâtınen terbiye ettin. Onlar ile de Eshâbına ziyafet versin. Hazret-i Fâtıma’ya (r. Fâtımaya giydirsin.): “Yâ Resûlallah! Benim halimi senden gayri kimse bilmez. “Ben Habîbimin kızı Fâtımayı. Bunları tekrar Cennete geri götür. Bunlardan sonra Hâk teâlâ cemâlini arz buyurdu.v.) Sana da Eshâbını toplayıp nikâh yapman emir buyuruldu. Lâkin söylemeğe hicab edersin.v. Bunlar olduktan sonra.v. Şimdi ricam odur ki. nikâhda bizzat kendisinin bulunmasını emir buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm bir daha nâzil oldu.a. elbiselerini Cennetten temin edip. Cennet yemekleri vardır. şeref bulduk.a. Yâ Cebrâil sen de vekâletin hasebiyle kabul et” buyurdu. Resûl-i Ekrem (s.a. Fâtıma’yı (r.a.v. Resûlullah (s. Ali’ye verdim. mü’minlerin günahkârlarından ne kadar kimseye şefâat edersen.) temiz kerîmesinin yanına vardı. Cehennem kapıları kapandı. “Ey kardeşim Cebrâil! Nikâhın nasıl yapıldığını merak ediyorum.a. Fâtıma dörtyüz akçeye râzı olmuyorsa. Cebrâil aleyhisselâm: “Yâ Resûlallah (s. “Dörtbin altın” emir olunduğunu haber verdi.v. Bana: “Yâ Cebrâil! Sen Arslanım Ali’nin vekili. bir de devem vardır. Hazretine mâlumdur ki.a. Cebrâil aleyhisselâma: “Kızım benim hatırımı kırmaz. Hicâb etme.a. Resûl-i ekrem (s.) buyurdu ki: “Kılıcın gazaya lâzımdır.a. Deven bineğindir. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Cennet elbiseleri vardır. şimdi çeyizini hazırlamış idi.121 - . dörtbin akçe olsun. Maksûdun hasıl olur” İmâm-ı Ali (r.) yerine hiç kimsenin vekil olmamasını. Müjdeciler. Ben de Fâtıma’nın vekili olayım.) huzuruna koydular.a. Resûlullah (s. yakında mü’min ve sâdık bir kuluma vereceğim” buyurduğunu haber verdi.” dedi. Senin bereketinle. Onun da arkasından aynı şekilde Azrâil aleyhisselâm geldi. Sinileri Server-i âlemin (s. Bir duraklama olmuştu. Bu Cennet elbiselerini dünyâda giymeğe değmez. annesi Hadîce-tül-Kübrâ’ya çok benzerdi. Kızı Fâtıma hazretlerine muhabbeti fazla idi. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp.” dedi.a. düşüncesi geldi. Hazret-i Ali’nin (r. Resûlullah (s. Resûl-i ekrem (s. Cennet kapıları açıldı. Bir kılıcım. Cennet kuşları da nağmeye başladılar. âba ve ecdadımın tuttukları bâtıl yoldan halasla sırat-ı müstakim üzere olmama sebep oldun.) bunu duyunca bir daha şükür secdesi etti. Derhal Cebrâil aleyhisselâm gelerek Hak teâlânın: “Habîbime selâmımı söyle.a. bu siniler nedir?” diye sordu.) Ayrıca. Arş-ı A’zamın gölgesinde.) Hak teâlâ sana selâm ediyor. Bana aynen anlat” buyurdu. Hazretinden gördüğüm ihsanı.” Peygamberimizin mübârek kalblerine “Eğer “Fâtıma’nın annesi hayatta olsa idi. kıyâmet günü sen. Gayri nesnem yoktur.v. hiç merak etmesin. ben de onların hanımlarına şefâat etmek istiyorum. Dörtyüz akça mehr ile nikâh yapıldı.) “Yâ Resûlallah! anam ve babam sana fedâ olsun. babam Ebû Tâlib ve anam Fâtıma binti Esed beni senin hizmetine verip. Resûlullah (s. Hak teâlâ yine emir buyurdu. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ bu sefer senin bizzat gidip Fâtıma’nın maksadının ne olduğunu öğrenmeni emir buyurdu. maksadını sordu. Orada nikâh oldu.anhâ) dörtbin altına da râzı olmadı.a. Kerîmesi Fâtıma’nın bütün ihtiyaçlarını. Cebrâil aleyhisselâm tekrar geldi.anhâ) râzı olmadı.) “Ve aleykesselâm ve rahmetullahi ve berekâtüh” diye cevap buyurdu. Yedi kat yerde ve gökte olan bütün melekler. çeşitli zinetlerle süslendi. Yâ Resûlallah! (s.a. Çünkü zahide idi. senin ile Fâtıma arasında akd-i nikâh etti. “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ buyuruyor ki. sana teslim eyledi.) bu sözleri duyunca şükür secdesi etti. Muradım budur.v. tekrar geri döndü. Îmâm-ı Ali (r.anha) müjde götürdüler. Benim hayatımın sermayesi sensin. Hemen akabinde ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile bohça ile örtülü altın tepsi ile İsrâfil aleyhisselâm geldi.v. Fâtıma’yı. “Ey kardeşim Cebrâil! Hak teâlânın emri nedir. hiç bir munisim ve dert ortağım yoktur. Yine râzı olmadı.a. Eshâb-ı kirâm toplanmış kimlerin vekil olacağını merak ediyorlardı. Hemen Cebrâil aleyhisselâm geldi. Derhal Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah (s.v.v. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Arkasında Mikâil aleyhisselâm elinde üzeri bohça ile örtülü bir altın tepsi ve ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile geldi. Resûlullah (s.) Hak teâlâ sana selâm etti. Tuba ağacının gölgesinde toplandılar. Senden önce melek gelip. Bir müddetten beri hatırımdadır ki.” buyurdu. Diğer sinilerde. Her ne dilersen söyle.) böyle deyince tebessüm etti ve buyurdu ki: “Hiç evlenmeğe lâzım olan nesnen var mıdır?” İmâm-ı Ali (r. Anlatılamıyan güzellikte esen tatlı bir rüzgârın. Hazret-i Fâtıma “Babacığım.a. Cebrâil aleyhisselâm anlatmaya başladı: “Hak teâlâ emir buyurdu.) bunları gördü. babamdan ve anamdan görmedim.) bu müjdeyi işitince yine şükür secdesi etti. bana bu hâli haber verdi. Sinilerin birinde.a.a.v. (Ya’ni dünyâya düşkün değildi. ol.” dedi. Arş-ı A’zamda nikâh ettim.v.v.” dedi.anha) der ki: “Resûlullah’a (s. Habîbim de Eshâbı arasında nikâh etsin. Ey melekler! Siz de şâhid olun. Elinde bohça ile örtülmüş bir altın sini ve yanında bin Kerûbiyûn meleği vardı.) kızının .” Hazret-i Fâtıma bunu kabul etmedi. Eshâb-ı kirâmın toplanmasını emir buyurdu. Hak teâlâ semâvâtta.anha) talep edeyim. Senin hizmetinle.” Ümmü Seleme (r.) baktım.a. Ali’ye zevceliğe verdim. küstahlığa cüret edip.v.) buyurdu ki: “Yâ Ali! Öyle zannederim ki bir muradın var.

Resûlullah (s. Ebû Bekir’e verdi.v. Hazret-i İmâm-ı Ali buyurdu ki. “Yâ Ali! Bu cübbe benim oldu mu?” Hz. kabrime koyun.122 - . Fâtıma’nın arzusunu kabul ettiğini.a. İçi hurma lifiyle dolu bir yastık. âlemdeki hâtunların seyyidesidir.) İmâm-ı Ali’nin (r. Resûlullah (s.a.) “Evet şahit olun” buyurdu. “Senin hâtûnun ne iyi hatundur.anhâ): “Yâ Resûlallah! Senin âhirette şefâat edeceğine Kur’ân-ı kerîmin âyet-i kerîmeleri delildir. biliniz ki. O senedi çok iyi sakladı.anhâ) zikr etti.v. kardeşim Cebrâil (aleyhisselâm) gelip haber verdi. Mübârek cemâli güneş gibi parlıyordu. lâkin hicâb ederim.anhâ) bu hâli Ümmü Seleme’ye (r.anhâ)’nın âhirette günahkâr kadınlara şefâat edeceğine senet istediğini bildirdi” Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp. Sonra Resûlullah (s. Cümlesi mescidi şerîfte toplandılar. Ebû Bekir ve Ömer (r. Ebû Bekir (r. Selmân ile Bilâl’i (r.anhüm) beraber gönderdi “Taşınacak şey olursa siz taşıyın” buyurdu.a. Diğer ezvâc-ı tahirat Hazret-i Aişe’nin hanesine geldiler. cübbeni sat. hemen geri döndü.a.a. Üçyüzaltmış dirhem geldi.) hitab edip. Bu hüccet elinde bâki kalsın” yazılı idi. Parayı saydım. Hak teâlâ. Onun mehri benim cübbemdir.v. Hadîce’ye müjde ver ki: Cennette Onun için zümrütten bir köşk yapılmıştır.a.anhâ) söze başlayıp. Ben buna râzı oldum.a. Resûlullah (s.isteğini Cebrâil aleyhisselâma söyledi.” Eshâb-ı kirâm buyurdular ki: “Yâ Resûlallah! Bu şekilde tezvic buyurdunuz mu? Biz şâhid olalım mı? Peygamberimiz (s. Eshâbın arasında bu akd-i tecdîd edip şahitler huzurunda akd-i nikâh edeyim. Onlar da meclise gittiler.a. Buyurdu ki. (s.v. Ali (r. Hz.v.a. Resûl aleyhisselâmın huzurundan gayet sürûr ile çıkıp mescide vardı.) odasına geldi Ali’ye (r. Ben de hicabımdan (utandığımdan) ağzımı açamadım.) minbere çıktı. Sana müjdeler olsun ki.a.) cübbeyi aldı ve dedi ki.v. “Kıyâmet günü günahkâr mü’min kadınlara Fâtıma kulumu şefâatçi. Resûlullah (s. nikâha râzı oldu.) o kâğıdı yine ipeğe sarıp. Ali kabul edip. Peygamberimiz (s. bize bir endişe olmaz idi” dedi. Osman’a hayır duâ eyledi. Peygamber (s. Peygamber aleyhisselâm ricamı kabul etti. Sizler de bu akde şâhid olun. Hz. cübbeyi ve parasını alıp.anhâ)’ya teslim ettim. Amma bazen beni tenhâda görüp buyururlardı ki. Ümmü Eymen dedi ki: “Bu husus için sizin gelmeniz lâzım değildir. Görünce mübârek gözlerinden yaşlar aktı ve “Yâ Rabbi! En iyi kabları toprak çanak olan bu kullarına bereket ver” diye duâ eylediler.) cariyesi Ümmü Eymen (r. melâikeyi Beyt-i mamura cem’ edip buyurdu ki: “Fâtıma binti Muhammed’i Kulum Ali İbni Ebî Talib’e verdim ve akd ettim. Bilâl’e (r.) arkamızdan yetişti. ahırette şefâat edeceğini müjdeledi. Dışarı çıkıp Cebrâil aleyhisselâma Fâtıma (r.) kızı Fâtıma’yı bana tezvîc etti.anhâ) cehizini o para ile gördüm. Muhâcirîn ve Ensâra hitaben buyurdu ki: “Ey müslümanlar. size haber veririz.) “Ey Ciğerparem! Cenâb-ı Hakka murâdını arz edeyim. topraktan birkaç kap kacak aldım.) kalkıp.) belîğ bir hutbe okudu. Hak teâlânın. Ali (r. Hz.a. biz henüz mescide varamadan.anhâ) söyledi.) Hz. Ümmü Seleme (r. Ümmü Seleme de hoş koku aldı. Sonra Habîbullaha işaretle dedi ki: “Resûlullah (s.anhâ) bu senedi görünce. bu iki mes’ûd birbirine. Peygamberimizin (s.a.) elini tutup.a.a.anhüm) Ne haber getirdin? diye suâl ettiler. Ali.” Bana da emretmiş ki. Paradan bir miktar alıp.a.)’ın kardeşi Ukayl (r. Hamd ve sena eyledikten sonra.v. Ümmü Eymen (r.) hanesine geldiler. Lâkin muradım odur ki. parasını bana getir” buyurdu. Kıyâmette bu yazıyı hüccet edip şefâat edeyim.a.anhâ) rast geldiler. Muhâcirîn ve Ensârı cem etmesini toplamasını emretti.v. Hayatında Hak teâlâ bana emretti ki.a. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna çıkıp geldi. “Sonra İmâm-ı Ali’ye dönüp: “Yâ Ali! Kalk.v. “Fâtıma’nın cehizi için sarf edersin. Fâtıma bu senedi vefâtına kadar sakladı. Hz.v. Fâtıma-tüz-Zehra (r. tayin ettim. Geri kalan dirhemleri Ümmü Seleme (r. Elinde bir beyaz ipek vardı.) “Şimdi var.v.a. Fâtıma’ya arzusunun kabul edilliğini. onun da hesap günü şefâat edeceğini bildirdiğini söyledi.a. Ahvâli ona söylediler.v.” . Vasiyet etti ki. Osman (r. Dediler ki.anhâ) getirdi. Kaide-i hutbeyi yerine getir. Durumu anlattı. Lütfen kabul eyle” dedi. onu benden ayırmayıp. Hz. Hadîce’yi (r. Ayın ondördüne benzer idi. tasdîk etti ve bütün malını benim yoluma sarf etti. Habîb-i Rabb-il-âlemine salevât getirdi.” buyurdu. Sana bunu hediye ettim.” İmâm-ı Ali (r.) der ki: Dışarı çıktım. İçi yün dolu bir döşek aldım. Benim şefâat edeceğimin delili nerede?” diye sordu. Fâtıma’nın (r. Hak teâlâya hamd ve sena eyledi.” buyurdu. Nikahtan sonra.” Ukayl (r. Allah hakkı için. Ne ferman buyurursa.a. Resûl-i ekrem. Osman.v. Biz ezvac-ı tahirat ile ittifak edip.a. O.v. Fâtıma’ya (r.a. Buyuruyorlar ki.a. “Eğer o hayatta olsaydı. Dîn-i İslâma çok yardım etti.a. Peygamberimiz (s.)’in önüne geldi.) “Benim de muradım odur. Hazret-i Peygamebere getirdi. “Bunun üzerinden bir ay geçti. Hz. sana söylerim” buyurdu. yakın olalar. Fâtıma (r.) sevinip Hz. Hücre kapısında Resûlullahın (s. Etraftan Allahü teâlâ mübârek etsin dediler.” Bir aydan sonra İmâm-ı Ali (r.a.) dedi ki: “Yâ Ali! Bu akd-i izdivâc ile mesrûr olduk. “Bu cübbeye sen benden daha lâyıksın. Resûlullah (s. Resûl aleyhisselâma getirdim.) ağladı ve buyurdu ki: “Hadîce gibi hâtûn hani? Halk beni tekzip ettikte.) o cübbeyi dörtyüzseksen dirheme sattı. Ali “Evet” dedi. Bu hususta mecliste hiç konuşulmadı. Zira bu hususta hâtûnların kelâmı (sözü) dinlenir.

bu yürümesi harâmdır” buyurdu.) buyurdu ki: “Ey kızım! Senin baban ve helâlin fakîr değildir. Kalan suyu başıma ve göğsüme serpti.) Ümmü Eymen’e Hz.v.anhâ)’nın cehizini tamam ettiler.) anlatıyor.) murâd eder ki.a.” Ümmü Seleme (r.) server-i âlemi karşıladı.v.” dedi.)’ın bildirdiği hadîs-i şerîfte Resûlullah (s. Biri baban ve biri helâlindir. kimi bulursan getir” dedi. Resûlullah (s. Hz. Resûlullah (s.) buyurdu ki: “Ey Ümmü Seleme! Ali bana bu sözü izhâr etmedi. Kabul etmedim. Beni memnun edersiniz” dedi.) hanemize teşrif buyurduğu gün.anha)’nın velimesi tamam olup.anhâ) “Yâ Resûlallah! İçerinin hizmetini ben görürüm. ikisini de Allahü teâlâya ısmarladı. Hepsi yüz kelimedir. Yoksa hizmetçi mi ihsan edeyim?” Fâtıma (r. Eğer onu üzersen. Babacığım.a.v. Ali’yi (r.123 - . Hazret-i Ali’ye teslim etti ve “Zevcen iyi zevcedir” buyurdu. O iki cevheri birbirine kavuşturasın. Ali “beş dirhemle hurma dört dirhemle yağ aldım.” “Kalktım su getirdim.) davet etti. Ali’ye bir miktar para verip hurma ve yağ almasını söyledi. kefelerin asıldığı demiri ve benden sonra gelen halifeler orta demirdir. Resûlullah (s.anhâ) dedi ki. Sana buğz ederek yeryüzünde yürüyen kimsenin.anhâ) da yaptı. Resûl-i Ekrem (s. Yine su getirdim.a. Ali’yi da’vet etmesini emretti.v. Mübârek elini yeninden çıkardı.) mübârek yüzü ayın ondördünden daha parlak olduğu halde yanımıza geliyordu.a. Bana yaptığı gibi.anhâ) “Yâ Resûlallah (s. Sonra mübârek eliyle kapının iki kanadını tutup. O benden bir parçadır.a.a.v. “Yâ Resûlallah! Halk çoktur” dedi. Fâtıma. İslâm’da büyüğüdür. İlmde en derinidir. Bu terazi ile dostlarımızın amelini tartarlar” buyurdu. çok insanlar gördü.v. evimizden çıkıp. Asla emrine muhalefet etmedi. Resûlullah (s. O cihetten izhâr etmez. Resûlullahın huzuruna getirdim.a. dünyâ senin nazarında hor ve aşağı olurdu. . Kıyâmette bin hasene (iyilik) bulursun.” buyurmuştur.a. Bilâl-i Habeşî (r.anhâ) “Yâ Resûlallah! Hadîce’den zikr buyurdun. Resûlullah (s.v.v. Resûlullah (s. Ali bu terazinin kefeleri.” Bir âyet-i kerîme okudu ve “Bu sudan biraz iç.anhâ) ısmarladı. se’âdetle gittiler. bereket ile duâ eyledi ve çıkıp gitti.): “Zevceni ister misin ya Ali?” buyurdu. Bizimle sohbet eyledi. Onu hoş tut.a.a. Ona da Fâtıma’yı (r.) üzecek ve gadap verecek bir şey yapmadı. “Öyle yaptım.a.) görür.a. “Babam. Eğer benim bildiğimi. Yine bir hadîs-i şerîfte “Yâ Ali! Allahü teâlâ sana. Fâtıma (r.): “Ben ilmin terazisiyim. Ey kızcağızım. Deriden bir sofra istedi. Resûlullah buyurdu ki: “Ey Fâtıma! Sana hizmetçiden daha iyi bir şey mi in’âm edeyim.) kızına nasîhat ettikten sonra Ali’yi (r. Hazret-i Fâtıma’ya da “Erin iyi erdir” dedi. Allahü teâlânın katında makbul olanı kabul ettim. yağ ve yoğurdu karıştırıp bir çeşit yemek yaptı ve “Yâ Ali! var. İmâm-ı Ali dışarı çıktı. Zinhar ona isyan eyleme ve emrine muhalefet etme.anhâ) alıp evlerine götürdü. kıracak bir harekette bulunmadı. Hak teâlâ yerini Cennet eyledi. Hesab ettiler.a. Şimdi amcan oğlu Ali (r. Hz. Hz. Hz. bütün kemal sıfatlar kendisinde mevcuttur.a.): “Onları onar onar içeri getir.a.” Tekrar “Su getir” buyurdu.a. “Yâ Ali! Fâtıma’nın hatırına riâyet eyle.a. Bütün yer ve gök hazine ve definelerini bana arz ettiler.” Sonra bana dedi ki: “Yâ Ali! Su getir. otuzüç herre (Allahü ekber) bir kerre de (Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh.a. Mîzân’da hasenatın ağır gelir. Sonra kalkıp gitmeğe azimet etmişti ki: Fâtıma (r.v. onu zevcesi ile bir araya getiresin. Fâtıma (r. Öyle yaptı. Alnından öptü. Ali de Fâtıma’nın gönlünü.) O gayet mahcubdur. Bir hadîs-i şerîfte: “Eğer Ali yaratılmasa idi. Lâkin.anhâ) bağrına bastı. Fâtıma’ya münasip kimse bulunmazdı. Hz. Peygamberimiz (s. Hepsini davet etti ve içeri girip. Abdullah İbni Abbas (r. Bir gün Resûlullah (s.a. bazı Kureyş hâtûnları bana “Senin erin fakîrdir” diyorlar. Sonra beni dışarı gönderdi. Fâtıma’ya (r. Hurma.a. taam (yemek) yesinler” dedi.a. Yeryüzünü ona mehr kıldı. Ali başını önüne eğip oturdu. Allahü teâlânın hakkı için erin sahabenin evvelidir. otuzüç kerre (Elhamdülillah). Lehülmülkü ve lehül hamdü ve nüve alâ külli şey’in kadir” söyle. Hazret-i Ali buyurdu ki: “Resûlullahın (s. beni üzmüş olursun” buyurdu. Fâtıma (r. Her ikisini Hak teâlâya ısmarladı. Dışarısının hizmetini de Ali (r.a.Ümmü Seleme (r.” Bunları söyleyip. gerdekten dört gün geçmiş idi.” dedi. Fâtıma’yı zevce yaptı.) buyurdu ki: “Hergün otuzüç kerre (Sübhanallah). İmâm-ı Ali (r. Ali (r.) emir buyurdu.anha) “Hizmetçiden iyisini ihsan eyle” dedi.v.) bir eliyle İmâm-ı Ali’yi ve bir eliyle Fâtıma’yı (r. anam sana fedâ olsun yâ Resûlallah! Bu ne nurdur?” dedi. sen bilseydin.): “Evet yâ Resûlallah! Anam ve babam sana fedâ olsun” dedi.” Resûlullah (s. Fâtıma’ya benden suâl eyledi. Fâtıma.v. Abdurrahman bin Avf (r.) geldi mecliste olan hâtûnlar kalkıp gittiler. Hasan ve Hüseyin ipleri. Bir miktar kalsın” dedi. Bana bir câriye ihsan ederseniz. erkek ve kadından yediyüz kimse yemek yemişler ve doymuşlar idi.v.v. Ey kızım! Allahü teâlâ Ehl-i beytten iki kimse ihtiyar etti. Fâtıma’yı (r. bana bazı işlerimde yardımcı olur.

a. Allahü teâlâ nurdan melekler yarattı. Resûl (aleyhisselâm) o bahçeye doğru yola. Sen onlara ihsan. Onları anlatmağa.v. Hazret-i Ali: “Eshâb-ı kirâm da beraber buyursunlar” dedi. Resûlullah (s. Hz.v. hangi yemekleri veririz?” dedi.a. diyor ki: “Ey! Ehl-i beyt-i Resûl. benim Asbâ adındaki deveme biner.v. Yâ Resûlullah! (s. Hak teâlâ O’na yemek verir”. ikrâm et. dört kimse ile süslerim.anha): “Yâ Rabbi! Biliyorsun. amcam oğlu ve damadım hakkında Rabbimden gelen müjdedir. Buyurdu ki: “Hasan ve Hüseyin’dir. Ali’yi üzüntülü gördü. Ali: “Ey Habîbullahın kerîmesi! Ne ikrâm ederiz. Resûlullah (s. Hz. Anneleri bunlardan daha üstündür” buyurdu.) Onlar dünyâdakilerin büyüklerindendir. Anneleri daha yüksektir.v. iki torununu da beraber götürdüğünü zannederek “Yâ Resûlallah! birini bana verin.” buyurdu. Hz. Dördüncü köşedeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir” buyurduğunu bildirmektedir.Resûlullah (s.a. nineleri Hadîce-tül-Kübrâ’dır. Allahü teâlâ. dedi. Sebebini sordu. İmâm-ı Şâfiî bunu çok güzel bildiriyor. Bu ümmetin günahkârlarından bir kısmının Cehennem ateşinden âzâd edilmesini istiyorum. Habîbin ve Eshâbı bu miskînîn evini şereflendirdiler. Hz. medh etmeğe insan gücü yetişmez.a. Sâlih (aleyhisselâm) devesi üzerine biner. “Yâ Fâtıma! Üzülme. ni’metler ver!” diye duâ etti. Her meleğe o senetlerden birer tane verdi.a.) bildiriyor ki: Resûlullahın (s. Fâtıma. Resûlullahı (s.) “Babaları Ali bin Ebî Talib.) davet etseydik.a. Hz. Ali’ye tezvic ettiği zaman.a. ümmetinin günahkârları için münâcaat etti. Allahın peygamberi. Resûlullah: “Yâ Ebâ Eyyüb! Bunlar dünyâda mükerrem. Fâtıma ağlayarak geldi: “Babacığım! Hasan ve Hüseyin evden çıkmışlardı. Allahü teâlâ onları muhafaza eder” buyurdu. Fâtıma-tüz-Zehra (r.124 - .): “Bu kardeşim. Ehl-i beyti nebevinin fazîlet ve kemalâtı pek çoktur. Bir tenceresi vardı. Hasan ve Hüseyin’i melek ile beraber alarak eve dönerken.) olan Hasan ve Hüseyin’dir” buyurdular. Osman davet etti. Biri Peygamberlerin üstünü Muhammed’dir (aleyhisselâm). dedi.) bir hadîs-i şerîfte buyurdular ki: “Kıyâmet günü halk aç.v. Fâtıma-tüz-Zehra (r.” Ebû Bekr Sıddîk (r. Biri Allah’tan korkanların üstünü Ali’dir.a.) haber verin dediler.). Bizim dostlarımız sayısınca senetler saçıldı. susuz ve çıplak iken biz dört kişi binek üzerinde oluruz. İbni Abbâs (r.v. O senetlerde “Resûlümü ve Ehl-i beytimi halis sevenler. Cennetin sahibi olan Rıdvan adındaki meleğe Tuba ağacını sallamasını emir buyurdu.a.a. Hz. Cehennemden uzak olmuştur” diye yazılmıştır.) “Bu Cennet yemeklerindendir. buyurdu. Ebû Eyyûb (r. Ali. Kur’ân-ı .a. Onların kıymetleri ve büyüklükleri. Resûlullahın huzuruna vardı: “Yâ Resûlallah! Kerîmeniz Fâtıma. Ali bin Ebî Talib de Cennet develerinden birine biner. diye duâ etti.a. Bu gün Hz. Kanatları ile onları örterler. “Allahü teâlâ ey Cennet! Senin dört köşeni. Resûlullah (s.v.. ancak âyet-i kerîme ile anlaşılmaktadır. Hz.a. Eshâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Buyurun dediler.) ziyafet vermişti: Hz. Hak teâlâ lütfederek tencereyi yemekle doldurdu.) huzurunda idim.v. Hazret-i Fâtıma bu yemeği Resûlullahın huzuruna götürdü. şimdi ne yapacağız?” dedi. Enes bin Mâlik (r. Eshâb-ı kirâm ile beraber yediler. Fâtıma-tüz-Zehra’dır. Eshâb-ı kirâma hitaben: “Size dede ve nine bakımından insanların en şereflilerinin kimler olduğunu haber vereyim mi?” buyurdu. Osman. Fâtıma: “O.v.a.v. Hâlâ gelmediler. Çünkü dedeleri. Cenabınızın yükünü hafifleteyim” dedi. hidâyet rehberin ile evine getir” diye duâ buyurdular.” Sonra: “Baba ve anneleri bakımından insanların en üstününü haber vereyim mi?” buyurdular. Ali (r.v. Allahü teâlânın sevgilisidir.) da evde yok ki gidip onları çağırsın. Sonra: “Yâ Rabbi! Eğer iki torunum denizde iseler inâyet kayığın ile sahile ilet. Eğer sahrada iseler. Üzülmeyin Neccâroğullarının bahçesinde emniyettedirler. koyuldular. Allahü teâlâ. Onlara ikrâm edecek bir şeyim yok.) rivâyet etmiştir: Resûlullah (s. Saymakla bitmez. Rıdvan salladı. Hak teâlâ sana selâm söyledi ve “Fâtıma’nın evine gelen yüz erkek ve yüz kadından her birinin her adımına Cehennemden bir kişiyi azad etti” buyurduğunu haber verdi. Ebû Eyyüb Ensârîye (r.anha): “Biz de davet edelim” dedi. Uzun zaman geçti. Ben kendi bineğim olan Burak üzerine binerim.a. Üçüncüsü kadınların üstünü. anneleri Fâtıma binti Resûl (s.a. Fâtıma.) Eshâb-ı ile kalkıp.) meleği hissetmeyip.a.a. Resûlullaha (s. Fâtıma odasına girip Hak teâlâya şükür secdesi etti. “Yâ Rabbi! Kölem yok ki âzâd edeyim. Ali ziyafetten çıkıp eve geldi Hz. Ocağa koydu.v. Hazret-i Fâtıma’nın evine teşrif ettiler. yoksa Eshâbımla beraber mi çağırıyor” buyurdu. Hz. Ali “Yâ Fâtıma! Biz de biraz zengin olup da. sizi evine davet ediyor”. Allahü teâlâ onları muhafaza etmek için iki melek tayin etmiştir. dedi. Resûlullah (s. Hz.): “Yalnız beni mi. sizi sevmeği. Fâtıma’yı.) rastladılar. Hemen Cebrâil (aleyhisselâm) geldi: “Yâ Resûlallah! Kızın Fâtıma. ukbâda muhteremdirler. Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah! (s.

Hz. yüksek sesle izin istedi. beni incitir.a. Ali bir cevap veremiyeceğini söyledi. Bütün Ehl-i beyt onun heybetinden korktular. Bunun sebebi nedir?) Resûlullahın sırrını beyan etmek caiz değildir. Yani bu cevap senden değil Fâtıma (r. O zaman Resûlullah (s. Alınlarını öptü.” buyurdu onun için sevindim” dedi. Sonra mübârek gözlerini kapadı. ne kadar özür dilediysek. Enes bin Mâlik (r. Sonra birşey daha söyledi. Ali gelip. dedi. Fâtıma. der ki: (Ey Fâtıma.) bana buyurdu ki: “Cebrâil aleyhisselâm her sene bana bir kerre Kur’ân-ı kerîmi arz ederdi.) anlatıyor: Resûlullahın (s. mübârek ruhunun kabz olunduğunu sandılar.a. Fâtıma’ya (r.anha) ağladı. bir anda hem üzülmek.v. Titremeğe başladılar. zira Hamele-i Arş.v.a. (Yâni benden bir parçadır). Resûlullahın (s.a. Ağlama. Fâtıma.) diyor ki: Peygamberimiz (s. kulakların işitmediği. Âişe (r. Resûlullah (s.) karşı buyurdu ki: “Fâtıma bana senden daha sevgilidir. Yine evvelki cevâbı verdi. Bana bak ve bir söz söyle” dedi. kavuşursun. Hüseyin’in yüzünü mübârek sinesine koydu. onu kızdıran. Allahü teâlâ size rahmet eylesin”.” Ben bundan ağladım.) kendinden geçmiş idi. Azrâil aleyhisselâm köylü kıyafetinde hücre kapısında durup: “Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytinnübüvveti ve ma’denirrisâleti izin var mıdır içeri girmeğe.anha) kapıya gelip “Allahü teâlâ senin gelişine ecirler versin.a.v. Sevindi. Cebrâil aleyhisselâm kime gelir. senin ağlaman.a. kıymetinizi. Teselli verip. Resûlullah (s.a.) ahirete gittikten sonra. cevahirle süslü elbiseler giyip geldiler. Resûl-i ekremin önüne oturdu. Fâtıma âh! babacığım. onu üstün yapmak isterse. Resûlullah Onlara şefkatle baktı.v. Bir köylü kapıda durup izin ister. için ağlaşırlar” buyurdu. “Beni sever misin?” buyurdu. diyesin.anha) “Oğlum Hasan ve Hüseyin’i getir” buyurdular.a.v. Ali’ye: “Yâ Ali! Allahü teâlâ hazretlerini sever misin?” diye sordu. Ondan cevap gelmedi.a.v. Son nefeste îmân ile gitmeğe sebep olur. Fâtıma’nın elini tutup.v. Kızının bu halini görünce Onu teselli etmek için “Babanın çekeceği sıkıntı. Resûlullah (s. Hz.” diyerek mersiyeler söyledi. Ali’yi çağırdı. Hz.v.): “Bu meyve ancak Peygamberlik ağacından alınmıştır. ancak bu kadardır. “Yâ Ali! Allahü teâlâ seni benim üzerime dört haslet ile mükerrem kıldı” buyurdu. hem de sevinmek görmedik.) vefât edince “Ey benim babam. Eğer izin verirse.a. benim ruhum kabz olacak.” buyurdu. Beni sevmen nefsin içindir. Hazır olanlar. gelen her musîbete bir karşılık verilir” buyurdu. “Babam. Anladığım ecelim yaklaşmıştır.): “O köylü değildir. Fâtıma’ya durumu anlatınca: “Bunda düşünecek ve üzülecek ne var? Hak teâlâyı ve Resûlünü (s. Habîb-i Ekrem: “Yâ Ali! Bu kadar sevgiyi bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?” buyurdu. Yine tekrar izin istedi. “Yâ Ali! Hak teâlâ bir kuluna ikrâm etmek. Kurân-ı kerîmde sizleri selâmlıyor. Sonra bana: “Ehl-i beytimden en önce sen bana gelir. Çok ağladı. Habibimden izin iste. Sonra mübârek eliyle Hz. Fâtıma’yı istedi. Üçüncüde. Hz.v.125 - .) Hz. o sözler ne idi. Âişe’yi çağırarak nasîhat ettiler.a. “Canım sana fedâ olsun. “Hasan ve Hüseyin’i sever misin?” buyurdu.a.a.” Ehl-i beyti sevmek her mü’mine farzdır. Resûlullah (s. Ey Fâtıma.anha) bunu işitip: Vah Medine harâb oldun dedi. mübârek ruhunu kabzeyle. Ali de: “Evet” dedi. Hasan ve Hüseyin’i sevmen tabiatındandır.) sevmen imândandır.v. Bu sene iki kerre arz etti. Fâtıma (r. Hz. Hz.v. Azrâil aleyhisselâm. Namazlarında size duâ etmeyenlerin namazlarının kabul olmaması. Hz. Allahü teâlâ.a. Resûl-i ekrem. Fâtıma (r.anha)’dandır. izin vermezse geri dön” buyurdu.v. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Fâtıma benim bir cüzümdür. kabul etmedi. Hz. Ali “Evet severim”. Sen bana ondan daha azîzsin. diye sordum. Allahü teâlâdan sabır vermesini istediler ve “Ey kızım.) yastığı kenarında oturur idi. Hz. yardımcılarından bin melek ile. dedi. kulağına bir söz söyledi. Hz. o kuluna gözlerin görmediği.” Fâtıma ile konuşma tamâm olunca Hz.v. bir miktar sabr eyle. Server-i âlem (s.a. Resûlullah (s. Ali dizlerinin üzerine kalkıp başını toprağa koydu. . demek istediler. Hak teâlâ Azrâil aleyhisselâma “Git.) yüksek huzurlarında bulunuyorduk. Babam şimdi haliyle meşguldür.) mübârek gözünü açıp: “Kızım. Âişe. yüksek derecenizi gösteriyor.a.a.v. Zira fani âlemden ve mihnet yerinden kurtuluyor. Ta’zim ve tekrim etti. Geldiklerinde. Hz.” buyurdular.) söyledi. Resûlullah (s. Sonra. Melek-ül-mevt ve lezzetleri yıkıcıdır.kerîmde emr ediyor.a.) yüzünü mübârek yüzüne koydu.a. Ali ileri geçip. geride bir yerde oturdu. dedi. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. İçeri girmek müyesser değildir” dedi. Peygamberimiz (s. Hazret-i Ali bu cevâbı Resûlullaha (s. Hemen Hz. anam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah! Köle efendisinden mükerrem mufaddal olur mu?” dedi.a. Hasan’ın (r. Şerefiniz ne kadar büyüktür ki.v. mübârek göğsüne koydu. Ali yine: “Evet severim” dedi.) hastalığı şiddetlenince.” dedi. Fâtıma. dediler.v. Fâtıma’nın gözlerinin yaşını sildiler. Vahy kime getirilir? Yâ Rabbi! Benim canımı al da Resûlün ile olayım. O vakit Hz.) Hz. Uyanınca “Ne oluyor?” buyurdu. Cevabında: “Resûlullah (s. Resûlullahın (s.” Ebû Hureyre (r. Fâtıma (r. yani kıymetlisin!” Bir gün. Gelince sinesine çekip. yâ Fâtıma cevap ver dedi. Hz.a. Resûlullahın vefâtı günü.) kulağına getirip Ey! babacığım dedi. mübârek ağzını. Bir zaman mübârek gözlerini açmadı.) buyurdu ki: “Bundan sonra babana üzüntü ve gussa olmaz.anha) Bu hâdiseyi bildirir. Resûl-i ekrem (s. Resûlullahı bu halde görünce o kadar ağlaştılar ki mecliste bulunanların yürekleri yandı. Başka hiç bir sıkıntı görmez” buyurdu.) İmâm-ı Ali’ye (r. Hz.v. hiç kimsenin hatırına gelmediği şeyi verir” buyurdu. Hz. dedi.

” “Cuma gününde öyle bir saat vardır ki: Mü’min ve müslüman olan bir kimse tam o saatte Cenâb-ı Haktan bir şey dilerse. Oniki imamın da ikincisi. Bir habere göre.v. sh-19 2) El-Îsâbe cild-4. 306. sh-19 9) Medâric-ün-Nübüvve cild-2. Ali’nin oğlu olup. Zira âlemleri rızıklandıran Cenâb-ı Hak insanların rızıklarını şafağın sökmesiyle güneşin doğması arasında dağıtır. İlâhi! Fâtıma evlâdı hatırına. Medine’de 3 (m.a. 1005 11) Sahîh-i Buhârî Fedâil-i Ehl-i Beyt 12) Sahîh-i Müslim Fedâil-i Ehl-i Beyt 13) Sevâik-ul-Muhrika sh-226 HZ. Başka kimse içeri girmesin diye vasiyet etti. “Hadîd.) vefâtından altı ay sonra. Başka haberlere göre. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler: Râvîler. Ali de bulunsun. vasiyeti yerine getirmek için böyle yapıldığını söyliyerek. Ensâb-ül-eşrâf cild-1. HASAN BİN ALÎ: Resûlullahın torunu. Muhammed (s.” “Dikkat ediniz. Fâtıma. Hz. yıka. mek. senin çocuklarına da azâb etmiyecektir. âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ Onun duâsını kabul buyurarak dileğini verir. 974. gâfil olma. Ömer Fârûk ve bir çok sahâbî hasta ziyâreti için.126 - . Hz. Resûlullah (s. özür diledi.) efendimizin verdiği müjde zamanını bekler olmuştur. Resûlullahın (s. öldükten sonra beni sen. Hz. Ehl-i beyt-i Nebî eteğine. Son sözüm kelime-i tevhid ile ola! Eğer bu duâmı edersen red ya kabul! Sarıldım. sh-39 5) Belezûri. Vefâtında yirmidört yaşında idi.” buyurdular. sh-594 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-58. 625) senesinin Ramazan ayı ortasında doğdu. sh-269 6) Mektûbat-ı İmâm-ı Rabbâni cild-2. Ayrılık ateşi ile daima yanmış ve Resûlullah (s. Abbas (r.” “Kızım Fâtıma Allahü teâlâ şüphesiz sana azâp etmiyeceği gibi. (r. Ehl-i beytin dördüncüsü. İşte bunun için Hz. gece defn ettiler.anha) buyuruyor ki: “Habeşistan’da iken hurma dallarını çadır gibi ördüklerini görmüştüm” dedim. Vâkıa ve Rahman surelerini okumağa devam eden kimse yerde ve göklerde “Firdevs Cenneti yerlisi” diye anılır. lâkabı Müctebâ’dır.) vefât ettikten sonra güldüğü hiç görülmemişti. Künyesi Ebû Muhammed olup.v.v. bir kimsenin eli bulaşık olduğu halde yatıp sabah kalktığında o yüzden kendine bir bela ve rahatsızlık gelirse.FÂTIMA-TÜZ ZEHRA’NIN VEFÂTI Hazret-i Fâtıma. kalk Rabbinin rızkına hazırlan. Yedinci günü akîka olarak.a. 924.a. Hizmetini görürdük. gece defn olunmasını vasiyet ettiğini. kendisinden başkasına kabahat bulup kötülemesin.v. sh-377 3) El-İstiâb cild-4. Ali’nin evine geldiler. Ramazan-ı şerîfin 3.) kızı Fâtıma-tüz-Zehra annesidir. diyerek üzüldüklerini bildirdiler.a.a. sh-373 4) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. Vefât edeceğine yakın: “Ölünce beni erkekler arasına perdesiz çıkaracaklarını düşünerek çok utanıyorum” buyurmuştu. Muhammed’in (s.) kulağına ezan ve ikâmet okuyup. bütün mü’min kadınların veya bu Muhammed ümmeti kadınlarının büyüğü olmana râzı değil misin?” “Ey benim kızcağızım. çok hoşuna gitti ve duâ etti. ertesi gün Ebû Bekr-i Sıddîk. Hz. Ali kendisini erkeklerin görmemesi için. 975. O zaman kadınları tabuttan kefene sarılı olarak perdesiz çıkarmak âdet idi. Hz. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.) vefât ettikten sonra hiç gülmemiştir. Ali cenâzesine kimseyi çağırmadı. ismini “Hasan” koydu. Hazret-i Fâtıma’nın çok hadîs-i şerîf rivâyet ettiğini bildirmişlerdir.a.v. Esma yaparak gösterdi.a. Gündüzleri oruç tutarak geceleri ibâdetle geçirmiştir.” buyurdu. Salı gecesi akşam ile yatsı arasında vefât etmiştir. 59 7) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. sh-282 8) Şevâhid-ün-Nübüvve cild-7. Resûlullah (s. 469. İslâm halifelerinin beşincisi. Bunlardan bazıları: “Kızım Fâtıma. dikkat et. Fâtıma “Bunu yanımda yap da göreyim” dedi. Anlayınca bize niçin haber vermedin? Namazını kılardık. iki koç . Esma binti Ümeyr. Hz. Hz. 839.v.) Ehl-i beytden birkaç kişi ile cenâze namazını kılıp.

ağırlığınca gümüş sadaka verildi. binlerce dirhem sadaka veriyorsunuz da. Hasan ile Hüseyin’i kast ederek buyurdular ki: “Allahım ben bu ikisini seviyorum. Muhammed (s. yazınız ve evlerinize götürünüz. Hasan zehirlendi.a. küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir? deyince. Hz. hep onun tarafını tutuyorsunuz. Hz. Resûlullahın torununun kabul olan duâsı ile Cenâb-ı Hak yaratmıştır. fakat çok büyük şeref ve se’âdetti. “Bu oğlum Seyyiddir.127 - . önce dedesi Hz. Osman’ın evi sarıldığında imdadına gitti. Zirâ bugünkü gibi hatırlıyorum. Bu çok az kimseye nasip olan. henüz akıl baliğ olmayan ve Resûlullaha bîat eden çocuklardandı. Sekiz yaşında 11 (m. “Bir günde. Kızına ve yeğenlerine şöyle nasîhat ederdi. Muâviye ile anlaştıkdan sonra Medine-i Münevvere’ye geldi. büyüdü. ölüm hastalığındayken.” buyurdu. Muâviyeye bıraktı. Hasan. Hüseyin. Hz. İlme çalışınız. Birgün Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı. Ağaçlar kurumuştu.) torunu Hz. O da mübârek sakalları ile oynardı. Horasan. “Allahım! Benim Ehl-i beytim bunlardır. Ezber zorunuza gidiyorsa.a.” cevabını verdiler. Hz. aceleyle evine gitti. aldanmak aklın ve malın noksan olmasıdır. Hasan ve kardeşi Hz. sonra da annesi Hz.a. Onbeş erkek ve sekiz kız evladı vardı.) anlatır: “Birgün Resûlullahın (s. Onu omuzlarına aldı. Abdullah bin Zübeyr “Ağaçta hurma olsaydı. Hz. Sadaka vermeden edemezdi. Resûlullah (s. Hz. hurma ile doldu.) üç kerre şöyle buyurdular. Hz. Hz. Aldığı her kadın ise Hz. Resûlullah’ın (s. Zira boşar” deyince Kûfeliler kızlarının Resûlullah’ın torununun nikâhıyla şereflenmeleri için. Hz. Kûfe. Hilâfetin yedinci ayında Bağdâd yanında iki tarafın ordusu harbe hazır iken.v. Sünnet ettirip. âşık olurdu. Bir hurmalıkta dinlendiler. “Ali’ye değil de tıpkı Peygamber efendimiz’e benziyor” buyurunca. “Biz. Bir gün Hz. alış-verişte.)’ın yüzüne çok benzeyen yedi kişiden biridir.v. Muâviye’nin oğlu Yezîd.a.s. İki defa herşeyini Allah rızası için dağıttı.) huzuruna girmiştim. Hasan için bu.” buyururlardı.) bir mucizesiydi.v. Hasan’ı teşvik buyurdu. Irak. Sen de bunları sev. Ali’ye dönerek.v. çok evlenir. Fakat. Hasan sessizce duâ etti.a. Hasan’ın yanına gitti. tepeden tırnağa kadar mal.” buyurdu. 661) senesi Ramazan ayı sonunda halife oldu! Kendisine kırkbin kişi bîat etti. Hasan küçük iken Resûlullah (s. hakladığım iki reyhanımdır!” buyurdu. Hasan’ın halife olmasına karar verdi. Muâviye’ye bîat etti. Resûlullaha bundan daha çok benzeyen kimse yoktu. “Ben bunu çok seviyorum. Hasan hilm (yumuşaklık) rızâ. Hz.a. Kûfe’deyken “Hasan’a kız vermeyiniz. Hz. Aişe izin verdiyse de fitne korkusundan Mervan bin Hakem izin vermedi. Hz.a. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. hilâfeti Hz. dediler. Medine’de 49 (m. Onlardan nefret edenleri sen de sevme!” Peygamberimiz (s.). Hz. Hasan âlemlere rahmet olarak yaratılan.a. ikindi namazını kıldıktan sonra yolda oynayan Hz. Mekke ve Yemen ahalisi de bîat etti. Hz. Hasan babası Hz. 669) senesinde vefât etti. Hasan.a.v. Şam’dan zehir ile. Hz.v. Hasan. Bir kişinin münâcâtında.) terbiyesiyle yetiştirilip. Âişe’den izin istedi. “Yâ Resûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun dedim. en fazla hadîs-i şerîf nakleden Ebû Hureyre (r. Kendilerine. Muhammed’in (s. Sen de sev. iyi olurdu” dedi. Fâtıma-tüz-Zehra vefât edince yetim kaldı. Hasan’ı çok sever.a. Ebû Bekir. Hüseyin O’nu Baki Kabristanı’na götürdü. halife Hz.kesti. Muâviye kendisinden sonra Hz. Peygamberimiz Hz. saçını da kestirip. Fakat.” haberini gönderdi. Hasan’ı halef göstermesi üzerine Ca’de’ye. sabır ve kerem (cömertlik) sahibiydi Fitne çıkıp. müslüman kanı dökülmemesi için. babasının Hz.” Sonra. Ali. İster alıkoysun ister boşasın. Hasan soyundan gelenlere “Şerîf” denir. Muhammed (s. Babası Hz.) Onu kucağına oturturdu. Bunlar benim dünyâda öpüp.v.) Hz. Hasan yirmibeş kerre yaya olarak Hacca gitti.v. Ali’nin (r. Hasan’ı çok sevip. boşanırdı. Hz. Hz. Namazını Saîd bin Âs kıldırdı.a. Ümid ederim ki. Hüseyin ile her aldıklarında pazarlık eder. Orada bulunanlar bu sihirdir. Hüseyin.” Hz.a. yüzü Resûlullah (s. Hz. Hz. Allahü teâlâ O’nun vasıtasıyla iki tarafın arasını bulur” buyurması. 40 (m. Hasan. O’na istediği kızı veririz.v. Hz.a.) Hüseyin’e yardım ediyor” buyurdular. Hz. “Hayır. “Yâ Rabbi! Bana onbin altın ihsan eyle” dediğini işitince. 632) senesinde.) tarafından pek çok hadîs-i şerîf ile iltifata mazhar oldu. Resûlullah’ın (s. Allahü teâlâ’nın Resûlü (s.). “Seni ben alacağım.anhüm) örtü içine alıp. sihir değil. Bir ağaç hemen yeşerip. ona şefkatle muamele ederdi. süs eşyası içine koyacağım. “Yâ Fâtıma! Cebrâil (a.a. Medine-i Münevvere’de Baki Kabristanlığı’na defn edildi. Bundan sonra babası Hz. Halbuki.v. Hasan büyüktür. Mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Ali tebessüm etti. Medine. Mısır ve Şam ahalisi Hz. Hasan beyaz ve güzel yüzlü olup. Fakat Ca’de binti Eş’as boşanmaktan çok korkup.) O’na işaret ederek. Hicaz.a. Ca’de aldandı. kin tuttu. Resûlullah (s.” “Nasıl sevmem.v. Ne kadar çok versek yine azdır. Fâtıma ve Ali’yi (r. Fâtıma-tüz-Zehra babasına: Yâ Resûlallah! Hz. Hasan ile Hüseyin önünde oynuyorlardı. Hz.a. Basra.) yanına defn edilmesi için Hz. Hz.v. bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?” dediklerinde “Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz. Resûlullahın huzurunda güreşiyorlardı. Resûlullah (s. Ali’nin şehîd edilmesiyle.) anlatır: “Hasan’ı gördüğümde hep gözlerim yaşlarla dolar. Ebû Eyyûb-i Ensârî (r. Aldığı bir hediyeye değerinden fazla karşılık verirdi. “Ey Ehl-i Beytim! Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.v.) terbiyesinde büyüdü. Onu sevenleri de sev!” Yine Hz. ucuz almaya çalışırlardı. Hasan’ın hilâfetten çekilmesiyle müslüman kanı dökülmedi Hz. Ahzâb sûresi otuzüçüncü âyet-i kerîmesini okuyup. Adamın münâcâtında istediğini gönderdi. İran. Hz.

331 11) İbni Hacer-i Mekkî.v. Peygamberimiz Hz. sh-164.a. Allahım.) Hz. Hüseyin doğmuş. “Melekler grup grup geliyorlardı. Hz. Tekrar dönerler diye oturdular. Ebâ Abdullah’dır. HÜSEYİN BİN ALİ: Resûlullahın (s. sh-136.128 - . Ali. Her biri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi” dedi. ikisi Hz.a. Bu âyet-i kerîme ve ilgili hadîs-i şerîfler. Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib bin Abd’ül-Muttalib bin Haşim. Babaları onlardan efdaldir. Hüseyin dünyâya geldi.a. sh-108 7) Târîh-ul-hâmis cild-1. Kuzey kutbuna yakın olan o iki yıldız ise Hasan ile Hüseyin’dir. Hüseyin’in nesebi. “İyi görmüşsün. Ali “İçerde” dedi. Resûlullah efendimiz (s. Hz. Ehl-i beyte.” diye seslenmişti. Allahü teâlâ Hüseyin’i seveni sever” buyurmuştu. buyuruyor ki: “Allahü teâlâ. Ali’ye kapıda durup. Ali (r. Önce Ebû Bekir (r.a.” “Hasan ile Hüseyin Cennet gençlerinin büyüğüdürler. bir gece Peygamber aleyhisselâmı gördüğünü ve onun: “Bunlar benim oğullarımdır. Hz. “Allah’ın Resûlü meşguldür” dedi. İmâm-ı Hüseyin geldi.a. Ali’nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. ben Hüseyindenim. el-Hâşimî’dir. Hz. 168 5) Târîhi’l-İslâm cild-3. Bir ara Resûlullah (s.). çok korkdum” diye arz ettiğimde “Ne gördün?” buyurdular. ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor.a.v. Hz. Savâ’ık-ul-Muhrika sh-135 12) Muhtasar-ı tuhfe sh-193. sh-470 8) Süyûtî.v. kimseyi içeri sokmamasını emr etmişlerdi. Resûlullahın iki mübârek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmektedir. cild-4.” “Kim güneşi kaybederse aya başvursun. kulağına: “O Cennet çocuklarının efendisi (seyyidi)’dir. Ali’ye meleklerin sayısını nasıl bildin? diye sordular. yıldızdır. benim Ehl-i beytim” buyurdular. Ali’nin evine gittiler. sh-338. Onu da yanına aldılar.a. İmâm-ı Hasan geldi. Ali’nin evine gitti. Hüseyin.) tarafından verildi. daha bir çok hadîs-i şerîflerle medh edildi. Hz. “Güneş benim. Ebû Bekir (r. “İzin verirsen ben de göreyim” dedi. Hz. Lakabı Seyyid ve Şehîddir. sh-8 3) El-İstiâb cild-3. Benim içeri girmememi sana emir etti mi? deyince “Hayır.v.): “Allah aklını ziyade etsin yâ Ali” buyurdular. Hicretin altıncı yılında (m. İmâm-ı Ail geldi.v. Ali. Onu da kaybederse yıldıza başvursun. sh-19.a. Fâtıma da. 626) doğdu. Üsâme bin Zeyd. cild-8.” Eshâb-ı kirâm sordular. Hz.a. sh-194.v. Bir müddet sonra Hz. Kadınların da en hayırlısı Fâtıma’dır. melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hüseyin adı. “İşte bunlar.v. Ay Ali’dir. sh-66 6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. Ebû Bekir (r.v. cild-3. Ömer.a.). Künyesi.) sonra Osman (r. ben onları seviyorum. ona Resûlullah efendimiz (.a. yalnız dörtyüzyirmidörtbin melek geldi” dedi. Yâ Resûlallah! Ehl-i beyt kimlerdir? O esnada. Târîh-ul-hulefa sh-188-193 9) Sahîh-i Buhârî cild-2. sizlerden ricsi.) nerede olduğunu sordu. Bir defasında da “Hüseyin benden.a. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de. Fâtıma-tüz-Zehrâ da geldi. sen de onları sev ve onları sevenleri de sev” dediğini rivâyet etmektedir. İbni Abbas’dan (r. “Sizin vücûdunuzdan bir parça kesdiler. Hz.v.) torunu. kızımın oğullarıdır.a. Hz. Mübârek hırkâsının altına aldılar. 168 4) A’lâm-ün-nübelâ cild-3.) sözünden taaccüb (hayret) edip durdu. Onu da bir yanına.” Eshâb-ı kirâm bu hadîs-i şerîfin izahını isteyince Resûlullah (s. 174 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1011 HZ.) ve bütün Eshâb-ı kirâm. “Bir rüya gördüm. Resûlullah’a (s. Oniki imâmın üçüncüsü ve Ehl-i Beytin beşincisidir. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan) nereye niçin gittiklerini anlıyamadılar. Onu da öbür tarafına alarak. Osman ve bütün Eshâb-ı kirâma aynı şeyleri söyledi. Ali’yi çağırdılar. Hz.) her sabah namazını kıldıktan sonra mübârek yüzünü Eshâb-ı kirâma çevirirlerdi Üzüntülü kimseler yüzünü görseler mesrûr (sevinçli) olurlardı. benim yanıma eklediler” dedim. Bunun üzerine Resûlullah (s.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. Ebû Bekir duramayıp. herkesin içeri girmesini emr ettiler. sh-9. Ali’nin ikinci oğlu.) gelen rivâyete göre: Resûlullah (s.) huzuruna vardım.a. Bir gün sabah namazından sonra yüzlerini döndürmeden Hz. Hz. Fâtıma’nın evine gittiler. Resûlullah (s. el-Kureyşi. Hz.yurdu ki: “İçinizden en hayırlısı Ali. Ali’den Resûlullahın (s.) selâm verdiler.) sonra bütün Eshâb-ı kirâm içeri girdiler.a.) dışarı çıkıp. Beraber mescidden çıktılar. Hüseyin doğduğu zaman. sh-104 10) El-Îsâbe cild-1.v. Ümmü Hâris (r. Fâtıma’nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacakdır” buyurdular.a.a.v. Hz.) bunu şöyle açıkladı. .).anha) anlatır: “Bir gün Resûlullahın (s. gençlerin arasında en hayırlıları Hasan ile Hüseyin. Sonra Ömer (r. sh-279 2) Üsûd-ül-gâbe cild-2.a.

yanında bulunduğu kadar ikrâm etti. Cebrâil (aleyhisselâm).) “Ey kardeşim Cebrâil! Şimdi bir şey yapmadılar. Çok güzel yüzlü idi.) devamlı ticâret için sefere gider gelirdi.129 - . Kadın: “Hayır” dedi. Daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. Bunların hepsini kadına bağışladı. Eğer İbrâhîm giderse.) eve gidinceye kadar. Siyah bir çadır.” dedi.a. Ubeyy bin Kâ’b hazretleri.).a. Bunlar imâmların yaptıkları ikrâmları söylediler. onların üzüntüsüne tercih ediyorum buyurdular. Kadın selâmlarını aldı. Ancak bu hâl. haydi gidelim” dedi. Bunların yanıma gelip. Beş çocuğu oldu. anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım. Bir keçim var. oğlu İbrâhîm’i sol dizine aldı. Koşup mescide girdiler.Hz. “Bir zamanlar senin evine üç kişi gelmiştik. İmâm-ı Hasan ve Hüseyin ile Abdullah bin Ca’fer (r. Resûlullah: “Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için Hüseyin bin Ali. oğlum İbrâhîm’i ona fedâ ettim” buyururdu. Getirdiler. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken. en çok ben üzülürüm. Abdullah bin Ca’fer (r. Hepsini kadına verip özür diledi. Hüseyin’i sağ dizine. Cebrâil (aleyhisselâm) çok defa Resûlullahın (s. Hak teâlâ. Eğer Hüseyin vefât ederse. Resûlullah efendimizin yanında idi.) da ikibin dirhem gümüş ve dörtyüz koyun verdi. Birgün Resûlullah efendimiz. kullarını aç bırakmaz. “Evet” dediler. Bir de keçini kesmiştik. Mezkûr karı-koca yediyüz koyun ve dörtbin dirhemi alıp sevinerek evlerine döndüler.a. Sırası ile. Kadın: “Allahü teâlâ rahîmdir. Hava yağmurlu idi. Biraz ilerlemişlerdi ki. Hüseyin de bunları iyi karşılayıp. Hak teâlâ yine beni gönderir. Sonra “Allaha. Abdullah (r. Ali’nin ve Fâtıma’nın da canları yanar.) hazretlerinin huzurunda bulunuyordu. bunların beşiklerini sallardım. Hz. Kadın olup biteni anlattı. Hüseyin’in ilk çocukluğu Resûlullah efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Bâb-ı selâm önünden geçerken rastladılar. Fâtıma (r.) gönderdi. Hüseyin’e (r. “Biliyorsun o keçiden başka bir şeyimiz yok. Resûlullahın yanına her gelişinde onu öper ve “Selâmet ve se’âdet o kimseye ki. Resûlullah duâ buyurdu. Şimdi ne yapacağız?” diyerek kadını azarladı.v. Cebrâil aleyhisselâm gelip. Çocukların bu hareketini bana karşı edebsizlik saymayın. Ca’fer. Cebrâil aleyhisselâmın dizlerine oturdular. bunlar ağlardı. Fazla olmadığından Beyt-ül-mal emîninden bin dirhem gümüş ve ikiyüz koyun borç istedi. “Keşke daha önce bana uğrasaydınız.a. belki sıkıntı çekmişlerdir” dedi. Ellerini Cebrâil aleyhisselâmın koynuna soktular. Hüseyin.a.a. Bu karı-kocanın yanlarına adam vererek. Hasan (r. “Bizi mazur görün” buyurdu. Bize süt ikrâm etmiştin. Bunlara çok ikrâm da bulundu: Yanında fazla bir şeyi olmadığından. Atlarına bindiler.) kesti pişirdi.a.a. Çünkü.) zannedip. Cebrâil aleyhisselâm: .a. Ali Asgar.a. Resûlullah (s. Sonra kadına: “Başka yiyeceğin var mı? diye sordular. Ondan ziyâde süs.) gönderdi. Böyle güzel yiğitler gelip te. Hüseyin buyurdu ki: Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım.a. bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı.) şeklinde gelirdi. Sahrada olduklarından yiyecek bir şey alınacak yerde olmayıp açlık ve susuzluktan iyice bunaldılar. Kadına selâm verdiler. çok sürmedi. Hüseyin (r. Kadın: “Keçiyi kesin yiyin” dedi. Kadına “Medine-i Münevvereye geldiğinde muhakkak bize uğra. Bu üç zatın dünyâya rağbetleri olmadığını anladı.) dedemizin yanında oturuyor. ey Ebû Abdullah. Hüseyin (r. Hikmet-i ilâhi Hz. Onlardan biri benim” dedi.a. kocası ile Medine-i Münevvereye birşeyler alıp satmak için gittiler. bir kadın vardı. Hz. yeryüzünün merkezinin süsüdür. Fâtıma ve Sekîne. Benim üzüntümü. Sizi Dıhye (r.) isminde birisi vardır.v. Hasan’a. onları misafir etmeden göndermek insafa sığmaz” dedi. Üç gün sonra oğulları İbrâhîm vefât etti. Hemen kardeşinin yanına koşarak: “Dıhye (r.)’dan biri Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Hz. Kadına: “hiç yiyeceğin var mı? diye sordular. Resûlullahın mahcûb olduğunu görünce dedi ki: “Ya Resûlallah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fâtıma (r.a. Birisi sağdı. Her dönüşünde bunlara hediyye getirir. Kocası üzüldü. ağlamazlardı.anha) teheccüd namazını kılarken Hak teâlâ beni gönderir. Annesine gitmek istiyordu. bu ikisinden birini alacaktır. tevekkül ettik” diyerek yoldan saptılar. Ona doğru gittiler. Kendiniz sağın için” dedi. Eshâbımdan Dıhye (r.) kadını ve kocasını huzuruna çağırttı. Beyt-ülmâl emînine adam gönderip. ey göklerin ve yerin süsü!” diye hitâb etti. Ubeyy bin Kâ’b da huzurunda idi. Çok kerre sefere çıkar. Hâşimîlerdeniz” diyerek yola koyuldular. göklerin tabakalarıdır” buyurdu. Eshâb-ı kirâmdan Dıhye (r. Daha sonra kadın. Abdullah bin Cafer’e (r. Hüseyin (r. Onların yanında dünyâ malı bulunmaz. Her biri birer çanak içtiler. yağmur ara verdi.a. Abdullah (r. Kadına: “Beni tanıdın mı?” dedi. Biz seyyidlerdeniz. ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur. Bir gün Cebrâil (aleyhisselâm) Fahri âlem (s. Resûlullah (s. Üçü beraber yediler. mani olmak istedi. O zaman henüz küçük olan Hasan ve Hüseyin (r.a. ellerini koynunuza soktular” buyurdu.a.) huzuruna Dıhye (r.) torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip.a. Allahü teâlâya hamd ettiler.v. Birgün Hz. ovanın ortasında bir karartı gördüler. benim canım yandığı gibi.).v.a. içinde ise. Sen birini seç dedi.): “İki İmâm’a uğradınız mı?” buyurdu. Keçiyi göremeyince ne oldu diye sordu. Bana: “Merhaba.a.anha) rahatça namazını kılardı. İyi karşıladı. yâ Resûlallah! Göklere ve yere senden başka süs var mıdır? dedi.anhüm) Medine-i Münevvere’ye giderlerken yiyecekleri kalmadı. bin dirhem gümüş ve yüz koyun borç istedi. Bir zaman sonra kadının kocası geldi. Yanlarına adam verip. Ali Ekber.

” 1) El-İstiâb cild-1.” “Genç olarak Cennete girenlerin seyyidi Hasan ve Hüseyin’dir.a. geri dönmesini bildirdi ise de. Sa’d İbni Ebî Vakkâs’ın oğlu Ömer’in kumandasında bir ordu gönderdi. sh-48 11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4.a. Hasan ile Hz. sh-130 HZ. sh-272 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1015 5) Eshâb-ı Kirâm. Mübârek oğlu Zeynel’âbidin küçük olduğu için öldürülmedi. Kûfeliler kendisini çağırıp halife yapmak istedi. nasîhatlerini dinlemeyip. Bunları yerlerken bir dilenci geldi.” “Hüseyin benden.v. Yezîd.) tut yâ Hasan (r. Güreşmeye başlayınca. Buyurdular ki: “Cömerd efendi olur.) derdi. kendinden önce düşünen. bir kırmızı nar eline geldi. imâm kabul etmeyip harp etti. Şam’dan bunu haber alınca. İbni Ömer.) anlatmıştır. Cennet meyvaları ona harâm iken hile ile yemek istedi. Kûfe’ye sokma dedi.a. Hüseyin’i. Cebrâil (aleyhisselâm) ellerini Cennete saldı. eline ne gelirse al.)’ın kızıdır.” “Bahil (cimri) o kimsedir ki yanında ismim anıldığında bana salat ve selâm getirmez. Aişe üzülürdü. Babası şehîd olunca. 72’si de şehîd oluncaya kadar savaşa devam etti. sh-18 3) Taberî.” Yine İbnî Abbâs (r.v. kendisi binmezdi. Peygamberimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Kişinin İslâmının güzelliği mâlâyaniyi terk etmesidir. öbür âlemde daha iyisini bulur. Araplarda künyeye çok ehemmiyet verilirdi. Bu âlemde bir mü’min kardeşinin iyiliğini. Târîh cild-2.a. Hüseyin’in yüzü. lâkabı Sıddîka. sh-378 2) Üsüd-ül-gâbe cild-2. buyurdular. Muâviye’nin vefâtında Yezîd’e bi’at etmedi. Hüseyin torunlardan bir torundur.130 - . Bu da.) buyurdular ki: “Ben bir ağaca benzerim. Kadınlar ve imâmın mübârek başı ile Şam’a gönderildi.v.” diye hitap geldi.) mâni oldular ise de.a.a.) “İşte Cebrâil (aleyhisselâm) tut yâ Hüseyin! diyor”. Hicret’in 61 (m. “Ey Ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?” dedi.” “Resûlullah (s.) yanında utandırma” diye duâ etti. sh-219 9) Ensâb-ül-eşrâf cild-4. Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever. Hz.`Resûlullah’ın (s.).v. Yanında bulunanlara da tekrar tekrar teslim olun denildi ise de. yetmişiki kişi ile Mekke’den Irak’a yola çıktı. 681) yılında Muharremin onuncu günü Kerbelâ’da şehîd etti. Annesi Ümmü Ruman binti Âmir İbni Uveymir’dir.v. Hz. İbni Ömer.” Hüseyin (r. . Hz. Onun ismine izafeten de künye alırsın. unvanı Ümm-ül-Mü’minindir. Ali gövdesi. hep babasının yanında idi. Mübârek başı.a. Hazret-i Fâtıma yâ Resûlallah! Yalnız Hasan’a mı diyorsun? Resûlullah (s. Mısır’da Karâfe kabristanında medfundur.” Bundan sonra Hz. Hasan ve Hüseyin meyvesidir. Hasan üzümü. Hüseyin’i güreştirdiler. Medine’ye geldi. sh-82 10) El-Kâmil fi’t Târîh cild-4.a. Peygambere bunu arz etmiş ve Peygamberimiz (s.) mübârek zevcelerinden.) yüksek yaratılışlı torunları vermek istediğinde Cebrâil (aleyhisselâm) mâni oldu.v. Künyesi Ümmü Abdullah. bunun kökü. karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Aişe yeğeni Abdullah bin Zübeyr’e izafeten Ebû Abdullah diye künyelendi.a. Hazret-i Hüseyin ile ilgli olarak Peygamberimiz (s. Fâtıma. “Oturduğun yerde gözlerini kapa. sh-348 6) Kısâs-ı Enbiya cüz-7. Yani Ebû Bekir (r. Bunun için künyesi de yoktu. sh-242 12) Sahîh-i Müslim cild-7. Bir yeşil salkım üzüm. Âişe’nin çocuğu yoktu. Bir gün Hz. elini Cennete sok. Hüseyin de narı aldı. Birgün Hz. Yaya olarak yirmibeş defa hacca gitti. Irak valisi Ubeydullah bin Ziyâd’a emir gönderip.a. sh-192 7) Refâkât-ı Hüseyn sh-3 8) Ikd-ül-ferîd cild-2.” Hz. İsmi Aişe binti Ebû Bekir’dir. cimri hor olur.” “Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever. Bunun için Hz.a. Kardeşi Muhammed bin Hanefiyye.) de “Sen yeğenin Abdullah bin Zübeyr’i kendine evlâd edinirsin. Resûlullah (s. Beraberindekiler bineklere binse de.v. İbni Abbâs ve daha nice Eshâb-ı kirâm (r.) yoldan geçen bir yahudinin cenâzesi için ayağa kalktı ve buyurdu ki: “Kokusu beni rahatsız etti. Sinan bin Enes Nehaî.“Yâ Rabbi! Beni Habîbinin (s. AİŞE-İ SIDDÎKA: Peygamberimizin (s. Hz. ben de Hüseyin’denim. Hz.v. “Yâ Resûlallah! O dilenci şeytandır.a.a.

a. zekî. Abdülhak-ı Dehlevî. Aişe (r. Peygambere (s.s. Bu haber üzerine Hz. Aişe. (Cezb-ül-kulûb) kitabında. çok zekî ve kabiliyetli idi. Ben Mahfe’nin içindeydim. Peygamberimizin Hz. Hz.v.) Hz. Hz.” Hz. Hz. Âişe “Anam Babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah hummadır.) kızı. (m. Hz.” O zaman Mescid-i Nebevî ve etrafındaki odalar yapılmıştı. Ebû Bekir bir gün Resûlullaha “Yâ Resûlallah ehlinle evlenmekten seni alıkoyan nedir?” diye sordu. şark ve şimal taraflarında idi. Aişe’ye şöyle buyurdu: “Seni üç gece rüyada gördüm. fârisi olarak diyor ki.) bunu Hz. Ebû Bekir’in evine geldi ve Hz. orta boylu insan boyundan bir karış fazla idi. Hz. Odalar mescidin cenûb. yâ . Hz.) kıldırdı. Resûlullaha mehr parası gönderdi. müşriklere Hz. Aişe ile evlenmelerinde en önemli husus nikâh akdinin Hz. Resûlullah (s. Âişe’nin odaları arasında kapı vardı. Öğrendiği ve ezberlediği bir şeyi katiyyen unutmazdı. Tavanlarının yüksekliği. hurma dalından idi. Peygamberi öldürmelerini tavsiye etmiş ve Hz. Çok akıllı. Bunun üzerine Resûlullah Hz. Tirmizî’nin beyanına göre: Cebrâil (a. Âişe’nin bildirdiğine göre: Peygamberimiz (s. Allahü teâlâ devemize sükûnet verdi ve bizi kurtardı. Namazını Medine valisi olan Ebû Hureyre (r. Allahü teâlânın emri ile olmasıdır.v. Âişe’nin devesi kaçtı. Medine’yi şereflendirince azadlı kölesi Zeyd bin Hârise ile Ebû Râfi’i iki deve ve ihtiyaçları olabilecek şeyleri satın almak üzere 500 dirhem harçlıkla bize gönderdi. Peygamber hicretine müsaade buyurulduğu gün. Hicret’ten sekiz sene önce Mekke-i Mükerreme’de doğdu. Aişe. Hz. Ebû Bekir de Abdullah bin Ureykıt’ı iki üç deve ile onların yanına katıp.s. oğlu Abdullah bin Ebû Bekre mektûb yazarak emretti. Ebû Bekir’den başka Eshâb odalarının mescide açılan kapılarını kapattırdı.a. Âişe validemiz buyuruyor ki: “Medine’ye hicret edip geldiğimiz zaman burası hastalığı bol olan bir yer idi. birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Bütün Eshâb-ı kirâm hastalığa tutuldular.) hergün ya akşam ya sabah vakitlerinde Hz.a.) Peygamberimize yeşil bir ipek içinde Hz. istersen sana bir duâ öğreteyim. O. Vasiyyeti üzerine geceleyin Baki Kabristanına defn edildi. Ebû Bekir’in de kendisi ile beraber olacağını haber verdi. Yine Hz.a. Âişe ile nikâhlarının vuku bulduğu Şevval ayı içerisinde evlendi. Bir melek ipek kumaşa sarmış (Bu senin hatunundur) dedi. Ebû Bekir.v.) da katıldı. Kerpiçden yapılmış olanı da vardı. Âişe’ye “Sende gördüğüm nedir” diye sorunca Hz. (Mescid-i şerîf) yapılırken. vazifelidir.v. Resûlullah (s. Kafileye Talha bin Ubeydullah (r. Üstleri kıldan keçe ile örtülü idi. Peygamberimiz (s. 676) senesinin Ramazan ayının 17. Hz. Aişe validemiz küçük yaşta iken okuma-yazma öğrenmiş olup. Ebû Bekir’in evine uğraması âdet-i şerîfleri idi. Fâtıma ile Hz. Peygamberin arzusuyla değil. Ebû Bekir’in evinde bir müddet ikâmet buyurdular. Odalar. Nihayet Medine’ye geldik.a. 57 (m. Ebû Bekir’e Allahü teâlânın hicret için izin verdiğini ve Hz. adedleri dokuz oldu. 614). Hz. Resûlullah “Mehirdir” buyurdu.v.a. Aişe ve Sevde (r. annesi Ümmü Rumân ve Resûlullahın kerîmelerinden Hz. Zeyneb hariç diğerleri ile kafile olarak yola çıktı. “Öğret. Âyet-i kerîme ile medh edildi. Aişe o güne kadar sevincinden ağlayan hiç bir insan görmediğini söylemiştir. “Hz.anha) ile evlendi. Buhârî ve Müslim’in rivâyetlerinde ve Mevâhib-i Ledünniyye’de Peygamberimiz (s. Ebû Bekir sevincinden ağladı. Annem de yanımdaydı. eyvah gelinciğim” diyerek çırpınıyordu. Bu hastalıktan ancak Resûlullah (s.) ikinci defa olarak. şeytan Necdli bir şeyh kılığında gelmiş. Sonra. Her bir hâdise üzerine hemen bir şiir söylemesi onun zekâsına bir delildir. hanımı Ümmü Rumân ve beni ve kız kardeşim Esmâ’yı develere bindirerek göndermesini. Ebû Bekir’in ev halkı ile birlikte indim. Peygamberi (s. ölünceye kadar. ellibeş yaşında iken. Âişe. Âişe de hastalandı.v. ihtiyaç oldukça bir oda yapılarak. Allah onu kahretsin” dedi.) Hz. Kubeyd mevkiinde Hz.a. Kapılarında yalnız perde asılı idi. Onu okuduğun zaman Allahü teâlâ onu senden giderir. Ben de yüzünü açtım ve “Eğer Allah tarafından ise Cenâb-ı Hak imza eylesin” dedim. Hz. Peygamberimiz: “Hayır ona kötü söyleme. Aişe buyuruyor ki: “Devem kaçtı.) vefâtından birkaç gün önce.v.) Allahü teâlânın korumasıyla kurtuldu. Ben Hz.Hz. Âişe validemiz Hz.) haber verdi ve hicretine Allahü teâlânın müsâde buyurduğunu bildirdi. Salı günü Medine-i Münevvere’de vefât etti. Ebû Bekir’in (r. Hz.anha) için birer oda yapıldı. Çoğunun kapısı mescide açılırdı. Hadîce-i kübrânın vefâtından bir yıl sonra. öğle vakti sıcakta hiç gelmediği bir saatte başını sarmış olduğu halde Hz.131 - . (Müşrikler Dar’ün-Nedvede toplanmışlar. Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti.) öldürmek üzere karar almışlardı. Hz.a. Arab âdeti üzere. Hâfızası pek kuvvetli olduğu için. Eshâb-ı kirâm.a. Zeyd 500 dirhemle üç deve daha satın aldı.a. âlime. Âişe’nin suretini getirdi ve “Bu senin dünyâda ve âhirette hatunundur” buyurdu. Cebrâil (a. Ya’ni eğer rüya rahmani ise Allahü teâlâ müyesser kılsın demektir.v.a. Aişe buyuruyor ki: “Resûlullah Medine’ye hicret ettiği zaman bizi ve kızlarını geride Mekke’de bırakmıştı. Annem “Eyvah kızcağızım. Mina mevkiinden Beyd’a denilen yere ulaştıkları zaman Hz.) Hz. sekiz sene onunla yaşadı.” buyurdu. Mekke’den gelen Resûlullahın ev halkı kendi odalarının önünde indi. Bunu. edibe ve afife ve sâliha idi.

Âişe ile Hz. Resûlullahın yanından dağıldıkları zaman.v. Âişe buyururdu ki: (Bana karşı yapılan iftiranın yalan olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi). Hz. Annem de. Hz. Çok ağladım. Etekleri ayağına sarılarak düşdü.) bir gün evinde üzüntülü oturuyordu. Arada bir uyurdu.v. Hz. Önce münafıklara rastladık. Hz. Gelip beni uykuda görünce. oturup bekledim. Bir murdar yere konup da. Ali ile Üsâmeyi (r. Enes bin Mâlik (r. Âişe ve Ümmü Süleym kırba ile su taşıyorlar. Niçin söğersin? dedim. Allahü teâlâ. Hastalığım hemen arttı. İftira söylentileri her yere yayılmış. Kanlı savaşdan sonra beşbin koyun ile onbin deve ve yediyüzden ziyade esir alındı. Ümmü Seleme gitmişti. Ondört yaşında idim. Gazadan dönüşde.a.v. Seni az bir pislikden saklıyan Allah. Üsâme. Mistah’ın annesi ile ihtiyaç için dışarı çıkdım. Ağızlarda dolaşanlar doğru olsaydı. Âişe validemiz. Âişe ile Ümmü Süleym bint-i Milhân’ı gördüm. Uyumuşum. Sonra yanıma gelip. Hamne (r. Sesimi duymuş. “Uhud gazasında müslümanlar bozulup. Koyun gelince. Sordum. Abdest için. Medine’ye yakın konmuşduk. Cephelerde eline kılıç alıp.v.a. buldum. Onda hiçbir ayb görmedim. cariyesi olan Büreyde’den sor!) dedi. Ganimete kavuşmak için. Âişe’nin izzeti ve şerefinin yüksekliği bu âyet-i kerîmelerle de anlaşıldı. Oğlu Mistah’a la’net etti. Güzel olan ve zevci tarafından çok sevilen her kadın için böyle şeyler söylerler” dedi. dillerde dolaşan sözleri şimdi işitdi demiş. Bu gazaya da Hz. Babam başka odada Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Hz. Tepemden duman çıktı zannettim. Nur süresindeki onyedi âyeti göndererek. Ömer’i koydu. Allahü teâlâ sana yeryüzünü dar eylemedi.a. Resûlullah (s. Böyle sözler acaba Resûlullahın mübârek kulağına da gitmiş midir? Babam da duymuş mudur diye üzüldüm. sabaha kadar uyumadım. kan durmayınca yünden hasır yakmış ve külünü âlemlere rahmet olarak gelen Peygamberimizin mübârek yüzüne basarak. Düşdüm. Bana bir çadır yapdılar. Allahü teâlâ.) çağırıp. Şaşırdım. Hatta bunu söyleyerek öğünürdü. Hz.a. Hz. hastalığımı da yoklamıyordu. Hangisinin adı çıkarsa. Hz.a. Çadırla deveye bindirirlerdi. Aklım gitti.a. “Yâ Resûlallah! İyi biliyorum ki münafıklar yalan söylüyorlar. Resûlullah.Resûlallah” dedi.v.) ise susuzlara su veriyordu. (Deveye bin) dedi.) askerin önüne Hz. Fâtıma validemiz. onu birlikte götürürdü.” Resûlullah (s. askere yetişdik. Sesden uyandım. Ona soruldu. onda bir ayb görmedim. Âişe’ye iftira edenlerin Cehenneme gideceklerini bildirdi. mübârek yüzü müşriklerin attığı taşla yaralanıp. Hicret’in beşinci yılında (Müreysi) gazvesinde olmuştu. Resûlullahın mübârek yüzünü yıkamış. Benî Mustalık (veya Müreysi) gazasına da katılmıştı. Aklım başıma gelince evime geldim. Onu görünce. Mübârek yüzü güldü. askerden uzaklaşmışdım.a. Çok zaman onun yanında bulundum.) yaralanmış. Şaşırdım kaldım. Âişe’ye iftira. Gitmişler. Hazret-i Ömer’in bu sözü Resûlullahın hoşuna gitti. çok sayıda münâfık da gelmişti. Resûlullah (s. (Kadınların örtünmesi için âyet gelmişti.v.) gazalarına katılmış diğer Sahâbî hâtûnları gibi yaralıların tedavisi ve onların bakımıyla meşgul olmuş.a. Ne olduğunu öğrenmek istiyordum. senin üzerine sinek kondurmuyor.a. Meselâ Uhud günü Hz. Bindim. Resûlullah (s.) buna müsâde buyurmamıştır. Medine’ye gelince. izin verdi. Babam da ağladı. Fakat. Yerime gelince. Onları İbni Ebî Selûl kışkırtıyordu.a. Hz. Aradım. Ömer-ül-Fârûk hazretleri geldi. iftira sözlerini bana anlattı. kanı durdurmuştu. Benim haberim yokdu.” Kadınların Uhud Savaşına katılmasına müsaade edilmesinin sebebi yaralıları tedavi için idi. Hemen geldim. Söylemedi. Çirkin şeyler söyleşdiler. (Yâ Resûlallah! Biz senin zevcenin yalnız iyi olduğunu biliriz) dedi. Âişe validemiz hasta yatarken babası Hz. Devesini çökdürdü. Beni çadırın içinde sanıp deveye yükletmişler. Safvân yuları tuttu. un ile hamur yapıp yerdi. Ey Aişe! Onun ne söylediklerini işitmedin mi? dedi. Hz. kan içinde kalmıştı. O gece. Hz. Kırbaları boşaldıkça koşarak gidiyor doldurunca koşarak geliyor yine yaralılara su veriyorlardı. Gerdanlığımı bulamadım. Birkaç kerre sordum. bu gazaya bin kişi ile gitmişti. “Allaha yemin ederim ki. onun ne düşündüğünü sordu. Aişe’yi. Annemden sormuş. Bir gece. askeri göremedim.v. Ateşim yükseldi. (Yeryüzünde kadın çok. Uzaklaşarak. Gözlerimin yaşı dinmedi. Peygamber (s. Seher vakti göç sesleri işitildi. Âişe buyuruyor ki. . Onu yanağından öptü: “Sevgili yavrucuğum nasılsın” diye halini sordu. Zaîf idim.) diyor ki. Peygamber duâyı öğretince humma geçti. Geri gittim. sonra senin üstünü kirletmesin diye muhafaza ediyor. Hz. Resûlullah. yaralıların ağızlarına boşaltıyorlardı. büyük hizmetler görmüştür. Arkalarında kırbalarla koşa koşa su taşıyorlar. Müslümanlardan Hassan bin Sâbit ve Mistah da onlara uymuşdu. çarpışmayı istemiş ise de Resûlullah (s.) Safvânın arkadan gelmesini emr eylemişti. Ebû Bekir. hasta oldum. bağırmış. Resûlullah beni eskisi gibi aramıyor.). Babamın evine gitmek için Resûlullah’dan izin istedim. O zaman az yirdim. pisliklerin en kötüsünden elbet saklar” dedi.132 - . “Bu işin sonu neye varacak?” dedi. Âişe validemiz Medine’de Resûlullah’ın (s. Bu muharebeye (Beni mustalık) gazvesi de denir. Sebebini anlıyamıyordum. Allahü teâlâ. Hz. yüzümü örttüm. Beni bulamayınca ararlar diyerek. “Yavrum sabret! Allahü teâlâdan ne âyet geleceğini bekleyelim” dedi. Bu gazada kendilerine yapılan iftira ile ilgili olarak Hz. Sıcak basınca. Anneme sordum: “Yavrum hiç üzülme! Senin işin kolaydır. zevceleri arasında kur’a çekerdi. onu sana bildirirdi” dedi. Me’aric-ün-nübüvve de buyuruluyor ki: Resûlullah gazaya giderken. Âişe ile Ümmü Seleme’yi de götürmüştü. Âişe validemiz de sırtında yiyecek ve içecek su taşıyarak Uhud’a gelmişti. Hazret-i Ali de.

Allah hakkı için hep bekliyordum. dedikleri gibi değil isen. Vahy gelmesi bitince.Sonra. O zamandan beri yanıma hiç gelmemişti. o gölgeye basmasını önlüyor. Yalnız günahsız olduğumu. Yanımda oturdu. Allahü teâlâdan başkasına şükr etmem! Çünkü. Gelen âyet-i kerîmeleri okudu. Bizim kavmimiz cahiliyet devrinde putperest idi. Size uyarak biz de çıkardık. ağlamakdan vazgeçdim. Ensârdan bir hanım gelmiş o da ağlıyordu. Allahü teâlâ. Ona da sordu. mü’minlerin kalblerindeki şübheler kalkdı. Siz nemâz içinde iken mübârek na’lınızı çıkardınız. mübârek zevcelerinize böyle pislik yapılmasına izin verir mi? Böyle birşey olsaydı. mübârek elleri ile sildi. Bu söz de. Oturanların hepsi. Hâlid de “Âişe. on âyet-i kerîme okudu. Babam bu hâli görünce. ibâdet etmesini bilmezlerdi. Birisi kadın idi ve Resûlullahın baldızı idi. bana inanmazsınız. Nur sûresinin onbirinci âyetinden başlıyarak. Onun için çıkardım” buyurmuşdunuz. senin için bana şöyle söylediler. bu işte münafıklarla bir olunca. kalbimin temizliğini Peygamberine rü’yâda bildirir veya kalb-i şerîfine ilham eder diyordum.anha) diyor ki: O gün ben durmadan ağlıyordum. Sonra. “Cebrâil aleyhisselâm geldi. kendimden emindim. seni temize çıkardı. bunu da hemen haber verirdi. temiz olduğumu ne kadar söylesem. senin gölgeni yere düşürmüyor. Hz. Na’lında necaset bulaşığı olduğunu bana haber verdi. Allahü teâlânın büyüklüğünü ve kendi aşağılığımı bildiğim için. O da. Sen söyle” dedi. Âişe (r. Bir yemeni çarşaf ile üzerini örtdü. Fakat. Âişe (r.) ne cevap vereyim. Sonra anneme döndüm. Yalnız Yûsuf aleyhisselâmın dediğini derim ki. Yapmadığım birşeye evet dersem. onun geçinmesine yardım ederdi. Münafıkların uydurmasıdır. Hâlidin tam bu sözü gibi âyet-i kerîme göndermişdir. Sonra Resûlullah. Şehâdet kelimesini okudu. mübârek kalbi ferahladı. Allahü teâlâdan yardım beklerim. bu sözleri söyliyenlere “Kazf” haddi vurulmasını emr buyurdu. Mübârek yüzünde vahy alâmetleri göründü. Hz. Sen bana karşı böyle kötülük yapar mısın?” demiş. Eğer onlara inanmış iseniz. cevâb vermesini söyledim. Sizinle nemâz kılıyorduk. Vallahi başka diyeceğim yokdur. Size uymak için dedik. Ya’kûb “aleyhisselâm” diyeceğim yerde. Sen cevâb ver. iftiradır. Namaz içinde bile vahy ederek seni pislikden koruyan Allahü teâlâ. Evimiz İslâm ışığı ile aydınlandı. Hz. benim için. benim için âyet-i kerîme okunacağını aklıma sığdıramıyordum. Resûlullahın mübârek sesini işitince. “Bu sözler yalandır. Nur sûresinin yirmiikinci âyetini gönderdi. hemen Eshâbını mescide topladı. Yûsuf “aleyhisselâm” dedim. Ben. bu âyet-i kerîmeyi işitince. Ansızın Resûlullah gelip selâm verdi. dîni bizden daha bütün iken. yakında senin doğru olduğunu bildirir. Mistâh. Hz. Rabbim benim için âyet-i kerîme indirdi” dedim. mübârek zevcenizin pak olduğunu elbette size bildirir” dedi. Hazret-i Osman’ı çağırdı. Rabbimin beni temize çıkaracağını. Babam hemen kalkıp başımı öpdü. Dedim ki: “Allahü teâlâya yemîn ederim ki. Resûlullâhı sevindirdi.v. Bana dönüp. Dört kişiye seksen değnek vurdular. “Na’lınlarınızı niçin çıkardınız” dediniz. Siz de. benim birşeyden haberim yokdur. Mistah’a eskisi gibi yardım etdi. oturduğu yerden daha kalkmamışdı ve kimse odadan dışarı çıkmamışdı. Allah hakkı için doğru söylüyorum ki. Eğer bir günâh hâsıl oldu ise. Allahü teâlânın benim için âyet-i kerîme göndereceğini sanmıyordum. İnsan heykellerine tapınırlar. ben söze başladım. Gülümsiyerek “Müjdeler olsun sana ey Âişe! Allahü teâlâ. Onların söyledikleri şey için. Resûlullah. Ebû Bekr-i Sıddîk’în evine teşrif buyurdu. Ne söyliyeceğimi bilmiyorum. Ebû Bekir.133 - . Hz. Çünkü. Allahü teâlâ. vahy edip. Babama dönüp. ona yardım etmemeğe yemîn etdi. “Allah için. Hâlidden sormuş. Mistah. mübârek yüzünden örtüyü kaldırdı. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. “Ey Âişe. Hz. kendime iftira etmiş olurum. Hz. Mübârek gölgenin bile pis bir yere düşmesini. Âyet-i kerîmenin bereketi ile. Allahü teâlâ. Mübârek evine pislik sokmasını hoş görür mü?” dedi. Herkes bizim için böyle söylüyorlar. Hiç vahy inmemişdi. Bunun üzerine. Sonra Hz. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. “Allahü teâlânın beni afv etmesini severim” dedi. Hiç kimse bizim kadınlarımıza böyle birşey söyliyemezdi. Resûlullah oturunca.” Şaşkınlığımdan. mübârek kulağınıza gelmiş olan lâfların hepsi yalandır. vahy geldiğini anladı. Bu sözden de. Kıyâmete kadar her yerde. Hak teâlâ da. günâhına tövbe edenlerin tevbesini kabul eder” buyurdu. Hz. Ebû Bekir Sıddîk. (Me’âric) kitabının yazısı temam oldu. Şimdi elhamdülillah kalblerimiz İslâm nuru ile parladı. Hz Ebû Eyyûb Hâlidin zevcesi. Gül ile kırmızı yüzünden. “Âişe için ağızlarda dolaşan sözlere ne dersin?” diyerek. Allahü teâlâ. Annem ve babam yanımda oturuyorlardı. Resûlullah’a (s. “vallahi kalkmam. Hemen Hz. Eğer sen. deriden bir yastık vardı. Ben de. (Bu sözü münafıkların yaydığından ve yalan olduğundan şübhem yoktur. “Vallahi bilmem ki. Sonra yüzümü çevirip dayandım. tevbe istiğfâr eyle! Allahü teâlâ. “Ben şaşırdım kaldım. âyet-i kerîme göndereceğini hiç ümîd etmiyordum. Allahü teâlâ biliyor ki. dedim. Resûlullaha karşı böyle şey yapmış olabilir mi? Biz böyle söylemedik. Babam hemen “Kalk yâ kızım! Resûlullaha çabuk teşekkür et!” dedi. inci gibi parlıyan terleri. bu sözler yalandır. O da.anhâ) hakkında bu âyet-i kerîme gelmeden önce. Resûlullaha ne diyeyim?” dedi. Ali’yi çağırıp sordu. “Hâşâ yapmam” deyince. “sallallahü aleyhi ve sellem”. Hâlid de. Hepsi iftiradır. Bu sözler büyük iftiradır” demiş. “Sabr etmek iyidir. Yastığı Resûlullahın mübârek başının altına koydu. Âişenin temiz olduğunu bildiren âyet-i kerîmeler gelince. Bir ay geçmişti. Allahü teâlâya hamd ü sena eyledi. Ebû Bekir’in akrabası idi. . yâhud habîs bir kişinin. Mübârek kalbin üzülmesin. Fakîr idi.a. Senin pak olduğuna şâhid oldu” buyurdu. Suçum yokdu.

eşkıyaya karşı korurduk” dediler.a. Eşkıya ise. sizin Medîneye gitmeniz doğru olmaz. habîs kelâm yakışır” buyuruldu. Hz.) Hz. sizin temiz olduğunuzu bildirdi: “O iftira edenlerden her biri için kazandıkları günâh kadar cezalar vardır. işkencelerini artdırıyorlar. bu sahâbîleri de şehîd etmeğe karar verdiler. Âişe’nin odasına gitdi. Hassan. kabr-i şerîfi yanında kendisi için ayırmış olduğu yeri Hz. Hz. Ali. eşkıyaya yüz veriyor.) hastalığı arttı. Gelip döşeğe yattı. kazf cezasının iki katıdır. Bizimle beraber bulun! Bize kuvvet ol!” diye yalvardılar. Ona herkesden daha yakın ve daha sevgilisin. Hz. Resûlullah ve Hz. Siz bu iftirayı kendiniz için kötülük sanmayın! Bu sizin için hayırlıdır. Osmanı söğüp. Burada Resûlullahın (s. “İşin sonunun böyle olacağını bilseydik. Âişe validemiz Hz. Böylece kıyâmete kadar. Hz. Alî’yi bu eşkıyanın elinden kurtarmak için uzakdan yardım ediniz. bana orada hizmet edersiniz. Âişe’ye iftira edenlere. kan dökmemin önüne geçilemiyecekdir” dediler. ilk fırsatda.) bunda o derece ileri gitti ki.134 - . habîs adamlara lâyıkdır.” buyurmuşlardı.) hilafetinin son zamanlarında Kûfe ve Mısır’da isyancılar Medine’ye yürüdüler ve Hz. Ömer bana çok iyilik etti. eşkiyâ ağır basarak. mağfiret ve Cennetde ni’metler vardır. Kısas yapılmadıkça ve zâlimlerin cezası verilmedikçe. Hz. Âişe. ölünceye kadar kör oldu. Önce Ka’ka’ adında birini gönderip. Hz. Alîye başka türlü anlatdılar. halife olunca. mü’min erkek ve kadınlar. Onlara çok acı azablar vereceğini bildirmektedir. Onların yalanı meydâna çıkdığından. Hz. Resûlullahın mübârek zevcelerinden birini (Kazf) edenin. Osman’ı şehîd etdiler. Mü’minlerin kötü olarak anılmasını sevenlere. Ali’nin omuzlarına dayanıp Hz. Diğer ezvâc-ı tahirât gelerek Resûlullahın hizmetine koyuldular. Hz.a.a. (Hasâis-ul-habîb) kitabında diyor ki. önce katillerin ya. Bu odada 11 (m. Hz Ömer buraya defn edildi. bu haberi Hz. Bunun küfr olduğu sözbirliği ile bildirilmişdir. Vefât ettiği yere. sizden birkaç kişidir. Âişe validemiz Resûlullahın. Meymûne’ye uğradığı gündü. İzin verirseniz Âişe’nin evine gideyim. kötüleyenin kâfir olduğuna ve tevbesinin kabul olmıyacağına. Âişe ve Safvân (r. bunun için de. çok çirkin şeyi söyliyenlere dünyâda ve âhiretde büyük azâb vardır” Bunlara had vuruldukdan sonra.v. Âişe buyurdu ki: Resûlullahın (s. “Bu iftirayı işitince. Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek olur.a. Peygamberimiz de “Ey benim zevcelerim ma’zûr görün takatim yoktur ki evlerinizi dolaşayım. fitneyi basdırıncaya kadar. bundan yüz buldu.v. Osman (r. Âişe’nin odasına defn edildi. ikrâmları ve izzetleri çok fazla idi. Nu’mân bin Beşîr. Ka’b bin Acre ve başkaları bu hâle çok üzüldüler’. zelîl oldu. halîfeye acele etmemesini. Hz. Hele. kendilerini haklı gösteren sözleri her tarafa yaymağa başladılar. Hz. Âişe için gelen onyedi âyet-i kerîmeden birincisinin tefsîrini (Mevâkib tefsîri) şöyle bildiriyor: “Âişe “radıyallahü anhâ” ya iftira edenler. Onlar da şımararak düşmanlıklarını. mü’minlerin annesi olarak hürmetleri.anhüm) o alçakların söylediklerinden uzakdırlar. Bu.v. bunu haber alınca. Eshâb-ı kirâm. Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini. Emir hazretlerini Basra’ya götürdüler. eşkiyâ sana yaklaşamaz. Resûlullahın (s. Hz. Âişe’nin yanında bulunanların düşüncelerini sordu. Katilleri yakalayıp kısas yapmak kolay olur. Bunlar da Mekke-i mükerremeye gitdiler. Âişeye anlatıp ona sığındılar. müslimânların rahat etmesi için ve Resûlullahın Eshâbını korumak için.v. Hz. Taşkınlığa devam etdiler. Onlar için afv. Mistah’ın eli çolak oldu. Ömer (r. Hac etmek için Mekkeye gelmiş olan Hz. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Talha. Resûlullah (s. Giderken mübârek ayakları yeri sürüyordu. “Bu şakîler Medînede kaldıkça ve Emîrü’l-mü’minînin etrâfını sardıkça. Hatta bu hususta Hz. Âyet-i kerîme. Âişe validemize Ümm-ül-Mü’minin. alçak demekdedir. Meymûne’nin evinde oldu.) ilk hastalığı Hz. Âişe validemizin göğsünde olduğu halde vefât etti. Seni herkes saydığı için. şerefiniz artdı. dünyâda ve âhiretde acı azablar vardır ve yirmialtıncı âyet-i kerîmede “Habîs söz söylemek. Âişe: “Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Acele etmeyiniz” buyurdu. ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizi himaye et! Sen Müslümanların annesisin ve Resûlullahın muhterem zevcesisin. 632) senesinde Rebî’ ûl evvel ayının onikinci Pazartesi günü Öğleden önce mübârek başı Hz.a. Şimdilik emin bir yere gidiniz işin sonunu bekleyiniz. Âişe’nin sözlerini beğendiler. Habîs adamlara. Onikinci âyet-i kerîmede. Abbas ve Hz. Zübeyr. İslâm askerlerinin toplanma yerleri olan Irak ve Basra taraflarına gitmeği uygun gördüler. sizin şânınız. Halîfenin etrafını sarmış olan ve birçok işlere karışmakda olan katiller. Allahü teâlâ. katilleri arayıp kısas yapmak için gecikdirmeği uygun gördü. O gün Resûlullahın Hz. Eshâb-ı kirâmdan birinin annesine kötü diyenin cezası da. münafıkların sözüne aldanmamasını söylediler ise de. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin ve Abdullah bin Ca’fer Tayyar ve Abdullah bin Abbâs gibi Sahâbîler. “Halîfe. Âişe’ye kötü demek. Âişe de. Yâ Rabbi bundan böyle beni Onun ihsan ve iyilikleri için ayakta tutma” buyurdu. Halîfeyi de Basra’ya gitmeğe zorladılar. Büyük iftirayı icâd edip.a. meydânda bir yalan ve iftiradır demelidirler”. Görülüyor ki. halîfeyi aranıza alıp eşkiyâ üzerine yürüyünüz. Abdullah İbni Abbâs hazretleri fetva vermiştir.Hz. Hz. Hz. onlarla birlikde Basra’ya hareket etdi.) vefâtından sonra da Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvan” Hz. kendi ailelerine iyi gözle bakmalı. Hz. Abdullah bin Ebî Selûl hakîr. Osman zamanında da dîn-i İslâmı öğretmekle meşgul oldu. Hz.) verdi. (Bu iftira sebebi ile çok sevâb kazandınız. zâlimlere ders vermiş olursunuz! Bu iş şimdi kolay değildir. Ömer’e (r. Âişeye “Fitne kalkıp. Osmanı. ondokuzuncu âyet-i kerîmede.a. Katiller.

“Evet. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Hz. Sevde vardı. Resûlullahın zevceleri arasında. Şaşkına döndüler. (Aişeyi) buyurdu. Le âserne bilkat’il kulûbi alel eydi. Ya’ni en çok Hz. Başkanları olan Abdullah bin Sebe’ yahûdisinin etrâfında toplandılar. hem de dinlerini öğrenecekleri bir müftî müctehide idi. Âişe. Safiyye. çok akıllı ve üstâd idi. Hz. Âişe’ye izzet ve ikrâmda bulunmuş ve kendisini Medine-i Münevvere’ye göndermiştir. Âişe haber vermiştir. bütün mallarını. böyle idi ve ondan çocuklarım oldu” buyurdu.” Eshâb-ı kirâm. Hz. benim sevdiğimi. Çünkü Hz. bu isteklerini uygun buldu. Âişe-i Sıddîka hazretlerinin fazîletleri.anha) Deve vak’asına çıkması. Ümm-i Seleme ve ötekiler idi. Ali’nin ictihâdına uymadı. ona (Humeyrâ) derdi. Çok fasîh ve belîğ konuşurdu. Âişe’nin evinde getirip. Mısırdakiler. karşı tarafa saldırdılar. hangi zevce yanında iseniz. Buluşma saati yaklaşınca. Ümm-i Seleme’yi Resûlullaha gönderip (Eshâbına emr buyur. Ne vakt bir koyun kesip dağıtsa mutlaka bir parçasını da Hadîce’nin akrabasına yollardı. Hz. Ali’nin de annesi makamında olduğu. Âyet-i kerîme ile medh ve sena olundu. Deve vak’ası sonunda Hz. Resûhullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. fıkh bilgilerinin dörtde birini Hz. o büyüklerin hep iyiliklerini söyleyip. oraya getirsin!) dediklerinde. Her iki tarafdaki Müslümanlar sevindiler.” Ümm-i Seleme. onun parlak alnını görselerdi ellerinin yerine kalblerini keserlerdi (de acısını duymazlardı). Eshâb-ı kirâmdan ve Tâbiînden çok kimse. Bilhassa. Âişe (r. Hediyye getirmek isteyen.” Hz. Çünkü. sanki Hadîce’den başka kadın vermedi mi. Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir. Hadîs-i şerîfde (Dîninizin üçde birini Humeyrâdan öğreniniz!) buyuruldu. sen sevmez misin?” buyurdu. Âişe haber verdi. Çünkü onlar birbirlerini severlerdi. Fâtıma (r. Ali Hz. Eshâbı arasında ise. Eshâb hakkında. Fakat zevceler. Halife. Zelihâ’yı kötüliyen kadınlar. Deve vak’ası böyle patlak verdi. Ali şehîd edilince pek çok ağladı ve üzüldü. Âişe mü’minlerin annesidir ve Resûlullahın zevcesidir. Ebû Bekir’i sevdiğini bildirdi. Bir süvari birliği ile de. Cevâbında “O hâlde. Urvetübni Zübeyr hazretleri buyuruyor ki “Kur’ân-ı kerîmin ma’nâlarını ve halâl ve harâmları ve Arab şiirlerini ve neseb ilmini Hz. Âişe’yi sev!” buyurdu. başka kadınlarım oldu. Hz. onu çok severdi. Fâtıma’hın zevcini buyurdu. böylece sevgisini kazanmağa yarışırlardı. Âlimlerin çoğuna göre. Baskına uğradık” diye bağırdılar. Hz. bir defa (Allahü teâlâ. karşı tarafdan imiş gibi “Halife sözünde durmadı. ölmüş olduğu hâlde. Böylece harb başladı. Âişe’ye sordular ki. Bundan anlaşılıyor ki. edîb. Bunun çâresini sordular. Ya’ni. Hz. onun adını çok söylüyordu. Hz. çocukları arasında Hz. Baskına uğradık” deyiniz. Hz. Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. Seyyid Ahmed bin Ali Rıfâî buyuruyor ki “Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” arasında olan olaylar üzerine aşırı konuşmak fikir yürütmek. Bunu görünce. Âişe’den daha fasîh. Âişe’den daha çok bilen kimse görmedim.anhâ)`buyurdu ki. onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lâzım geldiğini bildirdi. Âişe’nin (r. Tirmüzî’de Mûsâ bin Talha diyor ki. Bunlar. katiller haber aldı. Resûlullah buyurdu ki. Fakat. Fâtıma’yı severdi dedi. Âişe müctehid idi. hep onu söylüyorsun) dedim. harb etmek için olmayıp ıslâh etmek. Hz. fitneyi basdırmak içindi. “Âişenin babasını” buyurdu. Fâtıma “Elbet severim” dedi. Âişe hakkında incitmeyiniz! Cebrâil “aleyhisselâm” bana. Hz. yalnız Aişenin yanında iken geldi. Resûlullaha en çok kimi seviyorsun denildikde.kalanması lâzım geldiğini söylediler. Bütün İslâm ilimlerinde çok büyük derecesi vardı. Lemâ bezelû fî sevmi Yûsufe min nakdin. Hz. Âişe tarafında Hafsa. dilini tutmalı. sana. hepsini sevmeli övmelidir. hiç caiz değildir. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar. İkincisi. iki grup idi. o şöyle idi. Resûlullaha. Ali’yi çok severdi. Eshâb-ı kirâma fetva verirdi. düzgün konuşanı görmedim. Hz. Erkeklerden kimi? dediler. Hz. Aişe’yi. tevbe ve afv diledi.anhâ) gayret etdiğim gibi başkasına gıbta etmedim. Cevabında “Ey kızım. Böylece. Levîmâ Zelîhâ lev re eyne cebînehû. Hz. Resûlullah en çok kimi severdi. Son çaremiz bu gece halîfenin askerlerine hücum ediniz ve hemen halifeye gidip “Âişe’nin yanındakiler sözlerinde durmadı. Hz. Âişe buyuruyor ki. Çünkü (Ali’yi sevmek imândandır) hadîs-i şerîfini. zevceleri arasında. Birkaç gün evvel gönderdikleri ajanlar da. Hâlbuki. onu görmemişdim. üstünlükleri. onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Âişe’nin şân ve şereflerinden birisi de Resûlullahın sevgilisi olmasıdır. Aişeyi çok sevdiği için. Hz. onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı. Zevceler. “Beni. Hadîceye (r. dediğine pişman olup. Her müslüman. Erkeklerden en çok kimi severdi dediler. Ehl-i beyti arasında.anha) ile de haber gönderdiler. Âişe’nindir: Ve lev semi’û ehl-ü Mısre evsâfe haddihî. Resûlullahı medh eden şu iki beyt Hz. Ali’yi. (Birgün Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” mübârek nalınlarının ka. Fâtıma’yı. sayılamıyacak kadar çokdur. İctihâdı Hz. hediyyelerini. kadınlara mahsus hallere dair fıkhî hükümler kendisinden sorulurdu. Âişe hem mü’minlerin annesi. Âişeden işitdikleri hadîs-i şerîfleri haber vermişlerdir.135 - . Alim. Ebû Bekir’i en çok severdi.

Gözlerimin arasını öpdü ve “Yâ Aişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi.“Allahü teâlâ benim hakkımda Berâat âyetini nazil eyledi” 7.anhâ) ikinci yemeği. Hadimi merhum. benden başka koca görmeden Resûlullah ile evlenen olmamıştır. Hz.“Benim odam Resûlullahın türbesi olmuştur. dedi.” 9. Âişe’den gelen bir haberi bildirirken (Resûlullahın sevgilisi ve Ebû Bekir Sıddîkın kerîmesi olan Hz.) kılarlardı. Bana doğru bakdı.v. onun için yanmaktadır! Tâbiînin büyüklerinden olan imâm-ı Mesrûk. öğünürdü: Bunlardan da bazıları şunlardır: 1.“Resûlullah gece namazı kılıyordu.” 6. önce Kur’ân-ı kerîm’e sonra hadîs-i şerîflere başvurur. Ben yanında yatmış idim. Yoksa. Ahmed İbn-i Hanbel. Âişe’nin fetvaları ile doludur. Âişe (r.anhâ) kendisinin. Fıkıh ve ictihâdda.v. acıkmadan yediğini anlayarak böyle buyurmuşdu.yışlarını çakıyordu. Allahü teâlânın ni’metlerini sayar. senin beni sevindirmen. Ben de iplik iğriyordum. israf edenleri sevmez” buyurdu.a.a. Mübârek yüzüne bakdım. Resûlullah (s. güzele bakmakdadır. Âişe validemiz Resûlullahın rızasına kavuşmak için gecesini gündüzüne katardı.” Hz. (Müsnet)’inde Hz.anhâ) buyuruyor ki. yalnız benim yanımda iken vahiy geldi. Resûlullah (s.a. Bu hâl yalnız bana mahsûsdu (diyerek öğünürdü).“Ezvâc-ı Tâhirât içerisinde. O’nu (s.v.). Çoğu zaman Hz. böyle dalgın duruyorsun” buyurdu. Ne tâli’li o kalb ki. Âişe’nin ilmini en ziyade neşreden hemşiresi Esma’nın oğlu Urve İbn-üz-Zübeyr ve birâder-zâdesi Kâsım bin Muhammed bin Ebû Bekir’dir. günde iki kere yidirmek lâzım olduğu meydandadır. Beyt: Ne iyi o gözler ki. Cebrâil aleyhisselâm. günde ikinci defa yemek yiyordum. Hatta Resûlullahın akrabalarını da gözetir. Peygamberle (s. (Tirmizî-Zühd) Resûl-i Ekrem (s. Zeyd bin Sâbit (r. “Âişe’yi üzerek. görüşü. hadîs ve fıkıh âlimlerince takdir ve sitayişle anılanların başında gelmektedir. Âişe. Allahü teâlâ. benim seni sevindirmemden çokdur. Âişe (r.v.“Resûlullah benim evimde vefât buyurdu. Âişe’nin hadîslerini (253) sahife içinde toplamıştır.a. Abdullah İbn-i Abbâs (r.136 - . (Fukahâ-i Seb’a) yedi fıkıh âlimi demektir ki. Ali.” 8.a.).) bazı zevcelerine. onlara karşı da her türlü iyiliği yapardı.“Resûlullah beni istemeden önce.v. Ya’ni.“Resûlullahın (s. Gözlerimi kamaşdırıyordu.a. Secdede. 2. benim resmimi getirip gösterdi ve bu senin zevcendir dedi. hem de annesi hicret etmiş değildir. daha sonra da nasslardan (âyet ve hadîs) çıkan ahkâma kıyas ederek ictihâd ederlerdi. Hz. Teheccüd namazını hiç terk etmezlerdi. “Hiç bir zaman doyasıya yemedim” buyurdular ve ağladılar. Fıkıh ilminin kurucularındandır. ayaklarımı çekerdim. her tarafa nûr saçıyordu.) Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Şaşa kaldım.a. Âişe’nin mübârek gözlerinin arasını öpmesi. ezvâc-ı tâhiratın hepsinden daha üstün olduğunu söyliyerek. Hz.) efendimizden 2210 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Dîni mes’elelerin hallinde. Âişe’ye yemek yiyip yemediğini sordular. Daima oruç tutarlardı.“Resûlullahın zevceleri içinde. “Sana ne oldu ki.” derdi. Parlak alnından ter damlıyordu.a. Sıddîka buyuruyor ki) diyerek söze başlardı. Ter damlası.a. . “Yâ Âişe! Yalnız mi’deni doyurmak sana her işden daha tatlı mı geliyor? Günde iki kere yimek de israfdandır.) zevceleri arasında benden başka hiçbirinin hem babası. bunlar. Bazan da (Allahü teâlânın ve göklerde olanların sevdiklerinin sevgilisi diyor ki) derdi. İbn-i Mes’ûd (r. seni sevindiremedim” buyurdu. keskin ve kuvvetli idi.) birazcık üzgün görse teselli etmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Resûlullahı severek onun cemâlini anlıyarak gördüğü için aferin ve takdir olmaktadır.v. Ömer. onun yatağında iken bana vahy gelmekdedir” buyurmuşdu. keffâretler için. Hz.v.a. beni incitmeyiniz! Biliniz ki. Resûlullah kalkıp yanıma geldi. İslâm Dininde pek yüksek makam sahibi olup.) Âişe’nin (r. mübârek elleri ayaklarıma değince.) görünce.) ve Abdullah İbn-i Ömer (r. 5. burayı şöyle açıklıyor (Resûlullah (s.” 4.a.” 3.)’dır. “Yâ Resûlallah! Mübârek yüzünüzdeki nurların parlaklığına ve mübârek alnınızdaki ter danelerinin saçdıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim” dedim. Kendisinden de Eshâb ve Tâbiîn’den birçokları hadîs-i şerîf nakletmişlerdir. Hz.“Resûlullah vefât ederken mübârek başları benim göğsümde idi. Sahih hadîs kitapları Hz. O devrin belli başlı âlimlerinden ve fukahâ-i seb’adan biridir. Hz.

Abdurrahman bin Avf (r. birşey verirse. kendilerine dedim ki: . Aişe (r.anhâ) bir gün Resûlullah efendimize. yumuşak ol. Lehül mülkü velehülhamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir) tesbihini okursan hac etmiş sayılırsın!” Tâbiînden gençler Hz. Hz.” “Ey Âişe.a.” buyururdu. Ebû Mûs’el Eş’arî (r.” “Resûlullahın (s. Kur’ân-ı kerîmi hatmetmiş. âyet-i kerîmelere vâkıf ve sebeb-i nüzûllerini bilen. Âişe’den ferâize ait şeyler sorar ve öğrenirlerdi.” Urve bin Zübeyr: “Ne fıkıhda ne tıbda. Hz. Âişe’ye geldiler ve Resûlullahın (s. hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Ey Âişe hiç hayâsız söz söylediğimi gördün mü? Kıyâmet gününde Allah katında en kötü insan. Hoş görmediğini kendisi de hoş görmez ve kaçınırdı. zühd ve verâ sahibi çok cömerd bir zevce-i Resûlullah idi.Mü’minleri kendinden hoşnud etmeden. şerrinden kaçarak insanların terk ettiği kimsedir. 3.) hazretlerinin oğlu Ebû Selem: “Sünnet-i Resûlullahı Hz.” “Resûlullah (s.a. ferâiz ilminde mâhir olan bir kimseyi görmedim” buyurmuştur.137 - .” Hz. Bunlardan biri imâm Münâvî’nin Ebî Şeybe’den bildirdiği “Âişe cennetde de benim zevcemdir.” “Ey Âişe bilmez misin. Buyurdu ki: “O’nun ahlâkı Kur’ân idi. Çünkü O Ümm-ül-Mü’minîn idi. çünkü o. şefâatımıza kavuşmuş. mü’minleri kendinden hoşnud etmiş. Allahü teâlâ onun secde yerini yedi kat yerin sonuna kadar tertemiz kılar. o iki işin en kolayını alırdı -günâh olmadıkça. Yalnız Allah’ın emri çiğnendiği zaman müstesna. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden bir çoğu gelir Hz. “Her gün yirmi kerre ölümü düşünen kimse. şehîdlerin derecesini bulur. isâbet-i rey bakımından en ileri gelen bir kimse idi” buyurmuştur. 2. Âişe’den daha çok ilmi bulunan kimse yoktu” buyurmuştur. önce mü’minlerin ve sonra da kendi affını dilersen.a. Allah kullarına lütf ile muamele edicidir. Râmuz-ül-ehâdis’de kendisine hitaben buyurulduğu bildirilen.v. Âişe Ferâiz ilminden bir şeyler bilir miydi. “Şehîdlerin derecesine yükselen olur mu?” diye sorunca. Hiç bir zaman Allah’ın Resûlü (s.” Buyurdu ki: “Allaha yemin ederim ki.Benim ve diğer peygamberlerin şefâatlerine kavuşmadan.a.Kur’ân-ı kerîm hatim etmeden. Onun vefâtında bütün müslümanlar ağladı.) buyurdu ki: “Bizler (Eshâb-ı kirâm) müşkül bir mesele ile karşılaşınca gider Hz. Bana dört şeyi yapmamı emrediyorsun. Âişe validemiz bütün İslâm ilimlerine vâkıf. Aişe’ye sorardık. bir araya toplansa. 4. babam.anha) hakkında bir çok hadîs-i şerîfler vardır. Kur’ân-ı kerîmin hoş gördüğünü kabul edip râzı olurdu.Hac etmeden!” Bunları söyledikten sonra namaza durdu. Her işte yumuşak davranılmasını sever. kabul et. edîb. ondan herkesten çok uzaklaşırdı. Namazını bitirip de yanıma geldiğinde.) yatağı. canım sana fedâ olsun. sana birisi istemeden. Ata bin Ebî Rebâh “Hz. “Ey Âişe! Geceleri şu dört şeyi yapmadan uyuma!” 1.v. Âişe Eshâb içinde en çok fıkıh bilen. (Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh. ne şiirde Hz.a. kul secde ettiği zaman.” “Ey Âişe. Hz.” “Ey Âişe.Ey iki cihanın güneşi olan Efendim! Annem. içi hurma lifi dolu deri idi” . Âişe (r. Âişe’den dahâ iyi bilen dinde tebahhur etmiş (derya gibi geniş ilme sâbib olmuş). Ben bunları bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim? Tebessüm ederek buyurdular ki: “Yâ Âişe! Ondan kolay ne var? Üç İhlâs-ı şerîfi ve bir Fatiha sûresini okursan.” İmâm-ı Zührî: “Eğer zamanının bütün âlimleri ve Peygamberimizin diğer zevcelerinin ilmi. Âişe’nin ilmi yine çok olurdu.günah olduğu zaman.) ahlâkını sordular. müctehid.” Hadîs-i şerîfleridir.v. Âişe’nin ilmi pek çoktu. bana ve diğer peygamberlere salevât getirirsen.) kendi nefsi için intikam almaya kalkışmamıştır.” buyurmuşlardır. Hz.) iki şey arasında muhayyer kılındığı zaman. Allahü teâlânın sana gönderdiği bir rızıktır.Tâbiînden Mesrûk’a soruldu “Hz. zirâ Allahü teâlâ bir kuluna iyilik murâd ederse onlara rıfk (yumuşaklık) kapısını gösterir.v.a.

anha) bildiriyor ki.v. sh-43 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. 27. Bab-19 19) Nesâî: Nikâh Bab-29 20) İbn-i Mâce: Nikâh Bab-13 .).anha)nın bildirdiği hadîs-i şerîfde. sh-501 12) Fâideli Bilgiler sh-68.a. Âişe (r. Âişe maddesi 16) Sahîh-i Müslim: Nikâh. onun yüzünden ve iki ellerinden başka. sh-61 10) Tabakât-ül-Huffâz cild-1. gülerek karşılayıp iltifat eyledi.v. Hz. 202 13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. 184.)’e biri geldi. sh-27 9) Şezerât-üz-zeheb cild-1. Ya’ni. zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayan kimsedir” buyurdu. “İnsanların en kötüsü. kardeşlerime. vezn ve kâfiye. O. 69. Âişe’den (r. Ben refah bir hayat yaşamaktan haya ediyorum. sh-359 6) El-İstiâb cild-4. 76. yerlerini erkeklere göstermemesi lâzımdır” buyurdu.” buyurdu. 78. Resûlullahın türbesinin tavanını deliniz buyurdu.” Allahü teâlânın. yalvardılar. Çok yağmur yağdı. namaz kılacak yaşa geldiği zaman. Onu uzakdan görünce.a.Ey Âişe. 310 5) El-Îsâbe cild-4. sh-8 11) Üsüd-ül-gâbe. Resûlullah (s. Mübârek yüzünü çevirdi ve “Yâ Esma! Bir kadın. gündüz orucundan alıkoymazdı. (Beyân ve Şi’r) babında diyor ki. Müslümanları onun şerrinden korumak için müdârâ buyurdu.138 - .)’e Peygamberlikle birlikte şehîdlik derecesini de vermiş olduğu. meyvelerini ve refah hayatını isterdi. bu sebeple Rableri onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir şekilde yaptı. Derisinin rengi belli oluyordu. “Şi’r. sh-29 14) Sahîh-i Buharî Kitab-un-nikah Bab-38. 47. Hz.) baldızına bakmadı. cild-5. Kabr-i şerîf ıslandı. 10. O zehrin te’sîri ile ebher (aort) damarım şimdi çalışmıyacak hâle geldi. Odaya girince. Hz.v. 76.) karnı (hiçbir zaman) yemek ile doymamıştır. Âişe’ye “Dinde fırkalara ayrıldılar âyet-i kerîmesi bu ümmette meydana gelecek olan bid’at sahiplerini ve nefslerine uyanları haber veriyor.v. “Resûlullah (s. bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler. Bu hususta hiç kimseye yakınmamıştır. Âişe (r.” Ebû Dâvud. “Kabilesinin en kötüsüdür” buyurdu. Âişe-i Sıddîka’nın haber vermiş olduğu şu hadîs-i şerîften anlaşılmaktadır. sh-366 7) Medâric-ün-Nübüvve cild-2. Çünkü böyle bir hayat beni onlardan geri bırakır. Âişe (r. İhtiyaç. Medine’de kaht (kuraklık) oldu.a. Resûlullahın yanına geldi.) bütün gece tek bir âyetle namaz kıldı. “Hayberde yidiğim zehirli etin acısını duymaktayım.a.anha) dedi ki: Bu sözlerinden bir ay sonra (fazla) kalmadı vefât etti (s. 22. bir sözü çirkinleştirmez. İsteseydi Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini. onun için zenginlikten daha iyi idi. Resûlullah (s.a. ma’nâsıdır. “Yâ Rabbi! Beni. sh-58 3) El-A’lâm cild-3. Muhammed (s. Hz. kız kardeşim Esma. Arkasında ince elbise vardı. Bütün gece açlıktan kıvransa bile.“Peygamberin (s. 153.a. Öyle yaptılar. And olsun ki. 1) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. Benim için en güzel ve sevimli şey. sevablarını arttırdı. insanların en üstünü olan Hz.v.v. O’nun bu durumu. dünyâ benim neyime! Ulû’l azm’den olan peygamber kardeşlerim. sh-97 8) Tezkiret-ül-Huffaz cild-1. dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır” buyurdu. Fakat o halleri ile yaşayışlarına devam ettiler. müslümanların başında bulunan bir münafık idi.v. 59 15) Miftah u kunûz-üs-sünne.) tenbellikden Allahü teâlâya sığınmış. 70. Resûlullah (s. 39. sh-240 4) Eshâb-ı Kirâm sh-9. 72. Rablerine kavuştular.a.a. Hz. Ömer’in haber verdiği hadîs-i şerîfde Resûlullah (s.) Hz. Bab-32 18) Tirmüzî: Nikâh. Hz. iyisi iyi olan. çirkini çirkin olan sözdür” buyuruldu. Elimle karnını sıvazlardım ve derdim ki: “Canım sana fedâ olsun! Sana güç verecek şu dünyâdan bazı menfâatler (yiyecek ve içecekler) temin etsen olmaz mı?” “. O’nun o halini gördüğüm zaman acırdım ve ağlardım. Gidince.anha) sebebini sordu. (Eşî’ât-ül-leme’ât) da. keselden koru!” diye duâ ettiğini. Şi’ri çirkin yapan. anha) ve Enes bin Mâlik (Buhârî) ve (Müslim) de bildirmişlerdir. 72 17) Ebû Dâvud: Nikâh.v. Âişe (r. Âişe’ye gelip.

Sevde.v.) Medine’ye hicretinden önce îmân ederek müslüman olmuşlardı. alçak gönüllülüğü.v. Hz.21) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-983 HZ.a. Sevde’ye evlilik teklif etti. Sekran (r. Sevde. mübârek ayaklarını Sevde’nin omuzuna koymuşlardı. bu yolda başını ortaya koyması.v. Kendisine gelen bütün hediyeleri fakîrlere verir. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Hz.anha) îmân edip müslüman olduğu zaman. çevresi üzerinde çok büyük tesir yapmıştı. Peygamberimize (s. Hz. “Vefâtımdan sonra bana ilk kavuşacak . Rüyayı dinleyen Sekran (r. Nesebi (silsilesi). Ben öyle inanıyorum ki. bütün zorluklara rağmen İslâm Dîni’nden dönmemesi.) ile evleneceğine bir işarettir. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. O ise bunu sevinerek kabul etti.a.) ile evlenmesini duyan kardeşi Abdullah bin Zem’a çok üzüldü. Bunlar dinî. Sevde. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhlandıktan sonra yaptı.) şakalarıyla sevindirmiş ve duâsını almıştır.). onların sevinmesinden çok zevk duyardı.a. emirlerini titizlikle yerine getirirdi.v. Hz. Sevde de. Sevde kocasının vefâtı ile çok üzüldü. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. Hz. bol sadaka dağıtmasıyla tanınırdı. İslâmiyetin geldiği ilk yıllarda. Sekran’ın vefâtında 50 yaşlarında idi. Peygamberimiz (s. kocası Hz.anha) bil ki. Nitekim Sevde (r. senin de Hz.) bu rüyayı da dinledi ve şöyle dedi: “Ey Sevde (r.) karşı çok itâatkâr idi. Sekran’a anlatmıştı. Hz. Bu sırada Mekkeli müşriklerin müslümanlara yaptıkları eza ve cefâlar dayanılmaz. Sevde’nin îmân bütünlüğü. el-Âmiridir. O’nun İslâmiyetten aldığı güzel ahlâkı. Sevde. akıllara durgunluk verecek halde idi. Sevde (r. gülünç ve aşağı duruma düştüğümü hiç hatırlamıyorum” demiştir. Daha sonra bu yaptıklarından pişman olduğunu şöyle anlatmıştır: “Zem’a’nın kızı Sevde’nin Resûlullah’a nikâhlandığını duyunca.v.a. Hz.v. Gerçekten de Hz. Çok şakacı ve latifeyi severdi. Sevde’nin vefâtı ise Hz. kocası Sekran İbn-i Amr ile îmân ederek müslüman oldular. Hz.a. “Yâ Resûlallah. onlara su taşıyarak çok büyük hizmetler etmişti. O’nun vefâtından sonra bir daha hac ve umreye gitmemiştir. başıma ve yüzüme topraklar serptiğim zamanki kadar.s)’ın Allahü teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur. Sekran Mekke’ye dönüşünden kısa bir müddet sonra vefât etti.) yaşlı ve dul olan Hz. kocası Sekran ile birlikte ikinci Habeşistan hicretine katılarak oraya gitmişlerdi. oradaki birçok müslümanın yarasını sarmış. amcasının oğlu Sekran İbn-i Âmir ile ilk evliliğini yapmıştı. Birçok kerre Peygamberimizi (s. gördüğü bu güzel rüyasını da kocası Hz. çevresinde bulunan kardeşleri ve yeğenlerine çok tesir etmişti.a.v.v. Fakat Hz. Eline yüzüne üzüntüsünden toprak serpmişti. Saçını başını yolmaya başladı. Peygamber (s. Hz. Sekran’ın vefâtından önce şöyle bir rüya görmüştü: Rüyada Peygamberimiz (s. Hz. Peygamberimiz (s.) üzerinde çok derin bir tesir bırakmıştı.a.a.a. artık benim ölümüm yaklaşmıştır. edebi ve terbiyesi.) dedi ki: “Ey Sevde. Sevde.” Sevde (r.) ile birlikte diğer hanımları gibi sırası geldiğinde savaşlara iştirak ederdi. Daha sonra Habeşistan’dan Mekke’ye döndüler. Uhud Savaşına katılarak. Her yerde O’nunla beraber olmayı ve O’na hizmetle şereflenmeyi canla başla isterdi. SEVDE BİNTİ ZEM’A: Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri. Hz.139 - . Sekran bu rüyadan bir kaç gün sonra vefât etti. Yakınlarının hepsi Peygamberimizin (s. Ömer’in halifeliğinin son yıllarına rastlamaktadır. Hz. eli açıklığı.) müslümanların Habeşistan’a hicretine izin vermişlerdi.anha) ile olan evlenme de böyledir. Sekran’a anlattı. O’na karşı edeb ve terbiyesinde hiç kusur etmez. Hz. Şemmûs bint-i Kays İbn-i Zeyd İbn-i Amr İbn-i Âmiriye’dir.) de. kocası Hz. sen gerçekten böyle bir rüya gördünse. O’nun imânındaki sadakati. Böylece üzüntüsü ve kederi gitmiş. Hiçbir sahabenin üzülmesine ve kalbinin kırılmasına dayanamayan Peygamberimiz (s. saçımı yolduğum. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir.anha) birkaç gün sonra başka bir rüya daha gördü: Kendisini bir yastığa yaslanmış.a.a. Onların müslüman olmasına sebep olarak İslâmiyeti ilk kabul edenler safına sokmuştu.anha). Sevde. Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini.v. hepsi Cebrâil (a. gök yüzünden inen ay başının etrafında dönmüştü. Sevde’nin. Bir gün Peygamber efendimizin hanımları huzura toplanarak Ona sordular.v. Peygamberimizle (s. bizim içimizden hangimiz size en önce kavuşacak dersiniz?” Bunun üzerine Peygamberimiz (s.v.a. Annesinin ismi ise. Onlara devamlı hareket ve sözleriyle İslâmiyetin üstünlük ve büyüklüğünü anlatırdı. babası Zem’a ile kardeşi Abdullah henüz İslâm Dîni’ni kabul etmemişlerdi.) son veda haccında bulunmuş.v. Sevde de gördüğü bu rüyasını. bu benim mutlaka öleceğime. el-Kureyşi. Sevde (r.a. Peygamberimiz (s. yaradılmışların en şereflisine eş olma se’âdeti gelmişti.a. benim ölümümden sonra mutlaka evleneceksin” dedi. Sevde binti Zem’a bin Kays bin Abdişems bin Abdivüdd bin Nasr bin Mâlik bin Hasel bin Âmir. sanki kolu kanadı kırılmış gibiydi. kocası Hz.

anha). Hz. Peygamberimiz (s. Senenin çoğunu oruçlu geçirirdi.a. sonra Medine’ye hicret etti. Genç yaşta dul kaldı. Bedir ve Uhud gazvelerine katılıp. buyurdu.) oturarak tesbih namazı (nafile) kıldığını görmedim.a. vefâtından bir sene önce tesbih namazlarını oturarak kılmaya başladı” buyurdu. Peygamberimiz (s. Bunlar. herkese doğru söylememiz farz olduğundan. Ebû Bekir ve Hz. Zeyneb binti Cahş vefât etti.a.) kendisine hitaben. Hârise bin Vehb. (Evet Yâ Resûlallah) dedi.) nikâhıyla şereflendikten sonra dînî pek çok hususlara bizzat şâhid oldu.).) Hz. Abdullah bin Ömer. kızını bana ver!” buyurdu.) vefâtından sonra hanımlarının içinde en çok sadaka dağıtan ve cömert olan Hz. Safiye binti Ebû Ubeyde. Çünkü Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r.” Peygamber efendimiz (s. Peygamber efendimizin (s. Müslim. Hz. Mekke’de müslüman oldu. sh-145 2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-8.v. ona hizmetçi oldu. Nesâî ve İbn-i Mâce hadîs nakletmişlerdir.v. Peygamberimiz vefât edince. Medine’de şehit oldu.) teklif ettim.v. Cebrâil (a. Lüzum görürse sorardı.a.anha) Hz. önce Habeşistan’a.a.v. Âsım bin Ömer.)ın işaretiyle tekrar nikâhına aldı. 45 (m. Dîni vecibeleri hakkıyla yerine getirirdi.) birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular. Huneys ile ilk muhacirlerden olup. iradesi kuvvetli. Yine Hz.a. Peygamberimizin (s. Ömer. Altmış hadîs-i Şerîf bildirdi. Hafsa. Ebû Bekir’in ve Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu. Tirmizî.s. sh-52 3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6 sh-429 HZ.v. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi. Hafsa. Hafsa.) herkesin düşüncesini.olan kolu uzun olanınızdır” buyurduğunu Sevde (r.a. Ebû Hureyre (r. almadılar diye cevap verdi. hattâ. Peygamberimizden (s. Ona. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: . en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden. haber verdi. Ömer bin Hattab’ın (r. Sevde’nin (r.a.a. Hafsa’yı bir ara boşadıysa da.) kızı olup. Çok bilgili idi.v. “Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum. özü sözü bir idi. Resûlullah (s. “Ey Hafsa! Şakın çok konuşma! Allah’ı anmadan çok konuşmak. hakkında hâdîs-i şerîf söylendi. Bir gün. Ümmü Mübeşşir.) daha yüksek ve daha iyi kimse olmadığını biliyordu. Ancak.a. Ömer! Kızını. Peygamber efendimizin (s.v. Geceleri ibâdetle geçirir.) 60 hadîs-i şerîf rivâyet etmiş.) bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler dört-beş taneyi geçmemektedir. Ömer’in halife olacağını bildirdi. Hafsa (r. demişlerdi.a. genç yaşında dul kalınca.a.v.a. Ömer’in halifeliğinin son zamanlarında vefât etmesi de. “Yâ Ömer.a. Abdurrahman bin Hâris talebeleri olup. pek çok hususu rivâyet edip.a. Peygamberimizden (s. Kâ’be’nin Kureyş tarafından yapıldığında. HAFSA BİNTİ ÖMER: Resûlullah’ın mübârek hanımlarından. Hz.a.a.anha) rivâyet etmiştir. Resûlullah (s. Ömer de. Hz. Huneys.v.) daha iyi birisine versem ister misin?” Ömer şaşırdı. Ebû Bekir’e ve Hz. Hamza bin Abdullah. Babası şehit olurken. Yâ Resûlallah (s. 1) El-A’lâm cild-3. tabutunu bırakmadı. Hz. Hz. hemen buyurdu ki: “Yâ. 665) senesi Şaban ayında Medine-i Münevvere’de vefât etti. onları sevindirmek için. Hamza bin Abdullah kabre koyup. Ebû Bekir ve Osman (r. Bakî Kabristanlığı’nda Abdullah bin Ömer. Âişe. Âişe ile ikisine “Allah’a tevbe ederseniz. Biset’ten beş sene önce doğdu. Hz. Ebû Dâvud. Hafsa’ya hususi olarak kendisinden sonra.v.v. az hadîs rivâyetinde bulunduğunu doğrulamaktadır. Resûlullah da (s.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r. bilgili. “Hafsa tam mânâsıyle babasının kızıydı. Peygamberimizin (s.) diğer hanımları ise yukarıdaki hadîs-i şerîfin mânâsını ancak o zaman anlayabilmişlerdi.) sabah namazı için kalktığında abdest aldıktan sonra evinde sabahın sünnetini kıldığını haber vererek hadîs kitaplarına geçirdi.v.) Hz. Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r.). gündüzleri oruç tutardı.v.v.a. kalbi öldürür. Bu suretle. düşüneyim. O’nun hakkında. İslâmiyeti kabul edince. Hz. anlardı.a. Cenâze namazını Mervan Âmil kıldırdı. Beyt-ülmal’dan tahsisat ayrıldı. Hafsa âyet-i kerîme içinde geçip. bir bakışta. her üçü ve başkaları yanında iken. kendisinden de Buhârî. kalbleriniz meyl eder” buyurdu. Osman’a kızımı alır mısın dedikde. Osman’ın hilâfetinde Kur’ân-ı kerîm’in çoğaltılması esnasında muhafaza ettiği nüshayı halifeye teslim etti.) de cenâzeyi Bugayre’nin evinden kabristanlığa kadar sırtında taşıyıp. Ömer hicretin üçüncü yılında.a. Allah’ın zikri ile çok konuşmak ise kalbi diriltir” buyurdu. Hz. Huneys bin Huzafe ile evlendi. annesinin ismi Zeyneb binti Mad’un’dur. Ebû Bekir’in toplatmış olduğu Kur’ân-ı kerîm’i muhafaza etmekle vazifelendirildi.140 - . Hafsa’ya. sebebi nedir?” diye sordu. “Peygamber efendimizin (s. Uhud’da yaralanıp. babası Hz. Hz. Ömer’in hilâfetinde ise kendisine divandan onbin dirhem tahsisat bağlanarak geçindi. defn ettiler. Hz. Sâlim bin Abdullah.

İlk önce.a. Osman (r.a) gelip izin istedi.a.a. Eline geçen mal ve parayı bekletmeden hemen sadaka olarak dağıtır.) namazını kıldırdıktan sonra Onu Medine’nin Baki Kabristanına defn etti. sağ eliyle içer. Zeyneb önce Hz.“Peygamber efendimiz (s. Zeyneb ile evlendi. Zikr-i Hafsa 9) Zerkânî.a.) geldi. Peygamber efendimiz (s. 1) El-Îsâbe cild-4.a. çok sadaka verirdi.” “Birgün Resûl-i ekrem (s.) nikâhı ile şereflendikten sekiz ay kadar kısa bir zaman sonra 4 (m. sh-721 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1009 11) Eshâb-ı Kirâm sh-342 HZ. Hz. ilk önce Tufeyl bin Hâris’in hanımı idi. Zeyneb binti Huzeyme. Resûlullah’ın (s. Peygamberimiz hayatta iken yalnız Hz. Daha sonra Hz. Medine’de 57 (m. Ömer ve Dürre isimlerinde dört çocuğu doğdu. Mekke’de Bi’setten onbeş sene kadar önce doğduğu tahmin edilmektedir.a. Abdullah bin Cahş ile evli idi.) yataklarına yattıkları zaman mübârek sağ ellerini başlarının altına koyar ve şöyle duâ ederdi: “Rabbi kınî azâbeke yevme teb’asü bâdeke” “Yâ Rabbi insanların ba’s olunacakları günde beni azabdan koru” (3 defa). Elbisesini düzelttiler. almaya ve vermeye sağdan başlardı.” “Peygamber efendimiz (s. Peygamber efendimiz sağ eliyle yer. giyinmeye. halasının oğlu Ebû Seleme bin Abdulesad ile evlendi.v. Çok ibadet yapar. Hadîce ve Hz.a. ÜMMÜ SELEME: Peygamberimizin mübârek hanımlarından. Ömer ve diğer Eshâb-ı kirâm geldiler.) vefâtından sonra ise hanımları arasında ilk vefât eden Hz. abdeste. yiyip içmeyi keser. elbisenizi düzelttiniz” deyince. Resûlullah “Meleklerin bile haya ettiği Osman’dan haya etmeyeyim mi?” buyurdu. Sonra Hz. Babası Ebû Umeyye Süheyl bin Mugîre bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum. Uhud Savaşı’nda şehit oldu.a. Resûlullah’ın halası Ümeyme’nin oğlu idi. Ebû Bekir (r. sh-283 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.) Hz. Ebû Bekir. bizzat fakîr ve düşkünleri arar.141 - . Onlara da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Diğer rivâyete göre. Hz. Habeşistan’a hicret etti.” 1) El-İstiâb sh-734 2) Üsûd-ül-gâbe cild-5.v. Mekke’ye tekrar geldilerse de. Resûlullah (s.v. Künyesiyle meşhûrdur. Habîb-i Ekrem izin verdiler. sh-81 6) El-Îsâbe cild-6. Mü’minlerin annesi Hz. iki rekât namaz kılardı. Zeyneb binti Cahş’dır. Mevâhib-i ledünniyye şerhi cild-3. İsmi Hind’dir. 626) senesi Rebiulâhir ayında otuz yaşlarında vefât etti. 768 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. Künyesi Ümmü Seleme’dir. sh-315 2) El-İstiâb cild-4.a. Hepsi gittikten sonra Resûlullah’a “Ey Allah’ın Resûlü. sh-115 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089 HZ. Sonra Hz. ZEYNEB BİNTİ HUZEYME: Resûlullahın mübârek hanımlarından.) Ramazan’da müezzin ezan okuyunca. annesi Âtıke binti Âmir’dir. onlara daima yemekler yedirip sadakalar verdiği için “Ümmül mesâkin” (Fakîrlerin annesi) lakabıyla tanınırdı. Abdullah. Zeyneb. Osman gelip izin isteyince Resûl-i Ekrem hemen toparlandı. Bir grup Eshâb-ı kirâm da gelip izin istedi. Kendisine dörtyüz dirhem mehr verdi. Durumunuzu değiştirmediniz. bulur ve onlara yardım ederdi.v. Ona da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Ömer (r. kâfirlerin müslümanlara zulümleri neticesinde Bisetin onbirinci senesinde . Zeyneb vefât ettiler. Lâkabı “Ümmül mesâkin”dir. Habeşistan’da Zeyneb. sh-314 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Hz. Nesebi.) elbisesini diz kapaklarının altına kadar sıvayıp istirahat ediyordu. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir hâl alınca. sh-725. sh-273 7) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. sh-421. İslâmiyetten önceki devirde fakîr.) gelip izin istedi. Hallerini değiştirmediler.v. yoksul ve muhtaçlara çok merhamet ettiği ve şefkatli davrandığı. Kocasıyla beraber İslâmiyeti ilk kabul edenlerdendir. Mekke’deki kâfirlerin. Hz. Zeynep binti Huzeyme bin Abdillah bin Amr bin Abdimenaf bin Hilâl bin Âmir bin Şa’saa el-Hilâliyye’dir. Hz. 667) senesinde vefât etti. O da Bedir Savaşı’nda şehîd oldu. 425 3) Sahîh-i Buhârî cild-2. Hafsa’dan sonra hicretin üçüncü senesi Ramazan ayında Hz.v. Tufeyl boşayınca kardeşi Ubeyde bin Hâris ile evlendi. Peygamberimizin (s.v. sh-50 8) Sünen-i Ebû Dâvûd. Seleme. Bundan başka işlere soldan başlardı.

ömrünün sonuna kadar Resûlullah’a hizmet etmek şartıyla kölesini azat etti. Ümmü Seleme. Ebû Bekir sonra da Hz. benden daha hayırlı. Perşembe ve Cuma günlerinde oruç tutardı. benden sonra evlen. O kimsenin de sıkıntısı giderdi. Ümmü Seleme. Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf çok miktarda mal ve servetinin biriktiğini. Peygamber efendimize (s. Medine yolunda da eziyet ile karşılaştılar. buyurup. sözünü dinlemek için danıştım. önce Hz. Ümmü Seleme. Kendisi hizmetini yaptığı gibi. Hz. Ebû Seleme Medine’ye gidince. Uğranılan musîbetime karşılık daha hayırlısını bedel kıl! diye duâ edene. Bereketlenmek niyyetiyle Peygamberimizin mübârek sakalından bir kaç teli gümüş kutuda saklardı. Medine-i Münevvere’de Baki’ Kabristanlığına defn edildi.” Yine “Allahım! Kalbimi temizlemeni ve edeb yerimi korumanı senden dilerim. müslümanlardan. Hz. Uhud Gazvesine katılıp yara aldı. sen evlen”. Ebû Seleme’nin şehîdliğini haber verip. kendisi çocuklarına bakacağını bildirince.a. ondan daha hayırlı. Allah. çocuklara çok şefkatliydi. Allahü teâlâ onu da Cennete hanımı ile beraber götürecek. kıskançlığını. Peygamber efendimiz ile 4 (m. hayret etmesine rağmen emrini yerine getirdi. Ümmü Seleme. Muhammed (s.v. Ebû Va’il. Ebû Seleme. Her ayın ilk Pazartesi. Abdullah bin Râfi’. Ömer talip olup. Namazın fazîletlerine ve vaktine çok dikkat ederdi.) öğle namazını erken kılardı. daha güzel. Ebû Seleme’nin sevinçli geldiğin de “Resûlullahtan bir söz işittim. bir bedel ihsan et” duâsını öğrenip.” deyince. Müşfik bir anne olup. daha güzel bir bedel ihsan eyle!” diye ettiği duâ kabul olarak. kardeşi Âmir. Eshâb-ı kirâm’dan birinin bir sıkıntısı olursa. kabul etmedi. Kendisinden çocukları Ömer. senden sonra evleneyim. Öğle namazını geciktirenlere. çocuklarını ve şahid olarak velisinin bulunmadığını bildirdi. İnsanlara merhametli. Pek çok hâdiseye şahit olup. onu hor görmiyecek.a. yeğeni Mus’ab bin Abdullah. bunun mükafatını verir”. çok sevab olduğu cevabını aldı. Kendisi cömerd olduğu gibi başkalarını da teşvik ederdi. “Yâ Rabbi! Beni ve onu afv eyle! Bana onun ardından. Hz. kölelerinden Benhan. Meymûne de oradaydı. Safine.v. . harcayıp dağıtmasını tavsiye etti. Urve bin Zübeyr. Ebû Bekir bin Abdurrahman. dünürcü Hâtib bin Ebî Beltaa’ya. Ümmü Seleme kocasına. İbni Hişam. “Ben vefât edince. azadlı cariyesi Hayre ve oğlu Hasan. Ebû Seleme. hadîs ilminde üstün olduğu gibi. Bu hususta Peygamberimizin (s.” Peygamber efendimize çok hürmetkâr olup. ondan daha hayırlı. deri yüzlü ve içi hurma lifi dolu bir yastık ile içi hurma lifi dolu bir döşek verdi.v. nasıl duâ edeceğim. Süleymân bin Yaser hadîs-i şerîf rivâyet etti. Peygamber efendimizin Veda Haccı dahil vefâtına kadar yanında kaldı. Medine’de 57 (m. “Zât-ı Se’âdetleri Hz. kocası vefât eden Cennetlik bir kadın. Medine’ye kocasının yanına gitmesine müsaade ettiler. nikâh kıyıldı. gözü de görmez. O halde. kocasından ve çocuklarından ayırdılar.142 - . Niçin çekilelim?” diye sebebini sorunca: “O görmüyorsa siz de mi görmüyorsunuz?” cevabını aldıklarını nakletti. Safiye binti Şeybe.) ile nikâhlanmak nasip oldu.v. başkasıyla evlenmezse. Hz.a. İbni Sefîne. “Bunlara gösterdiğim şefkat karşılığı ben ne kadar sevab elde edeceğim” diye sorunca. ne de ben. “Allahım! Ümmü Seleme’ye. üzerine sabit kıl. Resûlullah (s. çanak. onun her şeyi ile bereketlenmek isterdi. Kûba’da kocasıyla buluştu. Ona sevindim. Mihr ve cehiz olarak.v. muhakkak. Ebtah’ta bir yıla yakın ağladı. Zeyneb. musîbete uğradığı zaman “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun” der ve sonra da “Yâ Rabbi! Uğradığım bu musîbetimde bana ecir ihsan et. Ebû Seleme. Hayreti ise.Medine’ye hicret etmek istediler. Çocuğunu da yanına alıp. Ebû Osman Ahdî. akrabalarına Ümmü Seleme’nin acı hâlini anlattı. musîbete uğrayan bir kimse. buyurduğunu rivâyet etti. 626) senesinde Şevval ayının sonunda evlendi. Hayatını zühd. bir gün Resûlullahın huzuruna girmek için müsaade istedi. Sa’d bin Müseyyib.) isteyince de. tutamayacağını sorunca: “Ben sana itâat etmek. dul kaldı. Cennetlik kocası başkasıyla evlenmezse.” Bu cevap üzerine Ebû Seleme.a. diye sual buyurunca. benden sonra. Kadınların namahreme yani yabancılara görünmemesi hususunda da şu hadîs-i şerîfi nakletti: “İbn-i Ümmü Mektûm a’mâ (gözleri görmeyen) olup. Ümmü Seleme “Yâ Rabbi! Beni ve Ebû Seleme’yi afv eyle! Bana O’nun ardından. benden sonra gözleri bir şey görmez. Resûl-i Ekrem (s. dağılıp gideceğini söyleyince. Uhud Gazvesi’nden sonra şehîd olunca. hakikaten sözünü tutup. istediyse de. Hind binti Hâris Feasiye. Ne sen.” Yine Peygamber efendimizin şöyle duâ ettiğini rivâyet etti: “Ey kalbleri hâlden hâle inkılâb ettiren! Kalbimizi senin dînin. Muhammed (s.) hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurunca hanımları “Bu gelenin iki. o kimsenin yüzüne sürerdi. Yine Cennetlik kadın vefât edince. Kubeyse binti Durayb.) Hz. ilk kocasından olan çocukları hakkında Resûlullaha. Bunların da üçyüzyetmişsekizini rivâyetle müslümanlara intikâl ettirdi. incitmiyecek bir koca nasip et!” diye duâ etti. gel seninle sözleşelim. Resûlallah da. Ebû Seleme. Ebû Seleme ile Medine’ye geldi.a. Ebû Kesir. birer adet de su testisi.) bir hadîs-i şerîfini de rivâyet etti: “Benim sahâbîlerim içinde öyle kimseler vardır ki. iki hurma da olsa boş göndermezdi. Hamid bin Abdurrahman. Allahü teâlânın kıskançlığı gidereceğini. Abdurrahman İbni Hâris. Fakîrlerin ihtiyacını karşılayıp. Peygamber efendimizin en son vefât eden mübârek hanımıdır. bir kâse su getirip. Yolları tutulup. hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. İddet müddeti bitince. 667) senesinde vefât etti. “İşittiğime göre. Allahü teâlâ onu Cennette kocasıyla bir araya getirecek.a. Amcasıoğlu insafa gelip. Resûlullah’a hürmetlerini arz ettikten sonra. Eshâb-ı kirâm kadınlarının içinde fıkhı en iyi bilenlerdendi. Ümmü Seleme ve Hz. takva ve ibâdetle geçirdi. sakal-ı şerîfi suya daldırır.v. hayırlının kim olduğudur. iki adet el değirmeni. Siz ise ikindiye bırakıyorsunuz” diyerek geç kılmamalarını tavsiye ederdi.

evlâtlıkların zevceleriyle evlenme yasağını ortadan kaldırmak isteyerek. Hz. “Yâ Rabbi! Senin Resûlün beni istiyor. Zeyd’den (r. Allah ile muahede ederek aldınız ve Allah adı ile onları kendinize helâl ettiniz. 1012. Zeyd bin Hârise(r.” “Bir kimse insanlar kendisine baksın diye tefahur (öğünmek) için giymek üzere bir elbise alırsa. halasının kızının durumuna üzülüp. 623) yılında nikâhlandı. (namaza devam edin).) Hz. o elbiseyi çıkarıncaya kadar.v. sh-885 3) Sahîh-i Buhârî cild-2. sevmiyenler selâmete erecek. 371 8) Eshâb-ı Kirâm sh-403 9) Mevâhib-i Ledünniyye cild-1. aynı zamanda bir cahiliyye âdeti olan.a.” 1) Kâmûs-ül-al’âm cild-1. yumuşaklık. fakat kabul edip onlara uyanları Allah rahmetinden mahrum kılacaktır. İnkâr edenler beraat edecek..İsyandan kendisini alıkoyacak takva ve Allah korkusu. sevincinden iki rekât namaz kılıp.) azadlı kölesi olan Zeyd bin Hârise’ye 2 (m. Mescid-i Aksa’dan hac veya umre niyetine ihrama girerse. sh-458 11) El-İstiâb cild-4. Haramdan alıkoyacak takva. sefîhe uymaktan menedecek hilm. ZEYNEB BİNTİ CAHŞ: Peygamber efendimizin mübârek hanımlarından.Kötüye karşı susmasını bildirecek hilim. Zira Melâike dediğinize “âmin” der. Zeyneb ilk îmân edenlerdendi. Burre Îmân etmediği için Cahş denildi.” “Kendisinde üç haslet veya bunlardan biri bulunmayanın hiç bir ameline kıymet vermeyiniz: 1.Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Namaz. Zeyneb (r. Mekke’de Bi’setten yirmi sene önce doğup. Mekke’den Medine’ye hicret etti.” “Akşamın farzından sonra altı rekât namaz kılan kimse. Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun. İsmi Zeyneb. Resûl aleyhisselâm.” “Bir kimsede üç şeyden biri bulunmazsa ameli kıymet ifade etmez ve hesaba değmez. sh-454 HZ.” “Kendinize bedduâ etmeyin. Medine’de 20 (m. bir azadlı tarafından zevceliğe lâyık görülmemiş bir duruma düşmesini düşünüp. Zeyneb.. ona nazar etmez. ancak hayırlı duâ edin.a. üzülüyordu. Allah. Onları.İnsanlarla geçim sağlayacak güzel huy.v. sh-86 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079. 640) yılında vefât etti. tam bir sene nafile ibadet etmiş sevabını alır veya Kadir gecesini ihya etmiş sayılır. halk arasında hüsnü muamele ile yaşayacağı bir ahlâk. 2.” “Bir kimse.” “Kendisinden kocası râzı olduğu halde ölen her (müslüman) kadın Cennet’e girer.anha) bunu işitince. Eliniz altında bulunanlara güçlerinden fazla iş teklif etmeyin. (Allahtan korkun onlara iyi muamelede bulunun). Resûlullah (s.) “Hayır!. Hz. asıl kuvvet gadap ânında nefse hâkim olmaktır. anasından doğduğu gibi temiz olur.a. Eğer onun zevceliği ile şereflenmemi takdir buyur. bazı emirlerini kabul edecek. Künyesi Ümmü Hakem’di. sh-1069 2) Üsûd-ül-gâbe cild-5. Denildi ki (Yâ Resûlallah) Onlarla harp etmeyelim mi? Resûlullah (s.” “İleride bir takım âmirler başınıza gelecektir ki. onun şerefini iade etmek. sh-289 5) İbn-i Hişâm cild-3 sh-644 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.143 - .” “İçinizde kim hilâl-i Zilhicceyi görüp de Kurban kesmek niyetinde bulunursa kurban kesinceye kadar vücudundaki saç ve kılları ile tırnakları kesmekten vazgeçsin. sh-218 10) El-Îsâbe cild-4. 3. Namaz kıldıkları sürece harb etmeyiniz. Zeyneb’i nikâh etmek istedi. onlar sizin elinizde (bir nevi) hürriyetlerini kaybetmişlerdir.) ayrıldıktan sonra geçen bir kaç ay içinde.” “Bir kimse “Allahümmağfirli ve lil mü’minîne vel mü’minat” derse her mü’min adedince sevab alır.a. 308 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. Zeyneb’in hakkını gözetemediğinden bir yıl sonra hicretin üçüncü senesinde ayrıldılar. sh-306. bazılarını inkâr edeceksiniz. Hz. Bekârdı.” “Kuvvet ve bahadırlık güreşçilik değil. Beni Esad kabilesinden Burre’nin kızı olup. annesi Resûlullah’ın halası Ümeyme’dir.

Ömer. İşlediği şeyleri ve eline geçen herşeyi akrabasına ve fakîrlere verirdi. 564 . O’na duâ etti.” dedi.v. Enes bin Mâlik’in (r. cild-4. Ahmed’in ağlamasını işitince “Ey Ahmed.a. Zeyneb. Nebîsini onunla evlenmeye sevk eyleyip. Hicretin yirminci yılında elliüç yaşında Medine’de vefât etti. Ahzâb sûresinin otuzyedinci âyet-i kerîmesi gelerek “Zeyd.) zevceleri içinde Zeyneb’den başka kimse. beni ona sen ver” diye duâ etti. Hak teâlâ. en önce vefât eden budur. Cenâze namazını Halife Hz. Sultan ikinci Abdülhamid Hân. oruç tutan ve ibâdetle vakit geçiren bir hatundu. şiir düzerek bir tiyatro kitabı yazmıştır. Allahü teâlâ nikâhladı. Hür kimse ile köleyi aynı seviyede tutmuştur.” 1) Tabakât İbn-i Sa’d cild-8. Bütün davetliler yediği halde.a.v.anhünne) arasında. Ümmü Seleme de. Zeyneb’i zevceliğe kabul buyurmasını. Zeyneb. Hz. Zeyneb’in düğün gecesi Peygamber efendimizin bir mucizesi daha görüldü. Hz. “Allahım. Zeyneb binti Cahş’a rahmet eyleye. Hz. Resûlullah (s. sh-563. Hz. Zeyneb’in nikâhını Allahü teâlâ yapdığı için. bundan sonra bana Ömer’in atiyyesini nasîb etme” buyurdu. onun hakkında istediğini yapdıktan sonra (yani Zeyneb’i boşadıktan sonra). Lâkin kadını zevcine karşı dört ay on gün teessürünü ifâde eder. Duâsının bereketiyle az yemek çoğaldı. bana en önce kavuşacak olanı. eli uzun olanıdır” Peygamber efendimizin (s. Bunlardan biri.” buyurdu. biz. Meselâ önceleri halk zannederdi ki.” buyurdu. Peygamberimizin Serir’i üzerine konularak taşınmasını vasiyet ettiğinden. Zeyneb’i kimin kabre koyabileceğini sordu. iğrenç yazısı. Tabutu Baki’ Kabristanlığına getirilirken kardeşi Ahmed bin Cahş âmâ haliyle ağlıyordu. Hz. onun vefâtı üzerine.) “Üçyüz kişi kadar yediği halde Peygamberimiz yemeği kaldır buyurmasıyla kabtaki yemeğin ortaya koyduğum zamanda mı çoktu. yüksek makamlara sahip oldu. Ömer’den hediyye gelince. Ahmed ise. Na’şının. Defn edileceği esnada Hz. Hz. “Buna benden daha fazla ihtiyaç sahipleri vardır. isterse cömertlik ve fedâkârlık olsun. sh-463. Onbir hadîs-i şerîf nakil etti. zat-ı se’âdetlerine yakınlık bakımından benimle boy ölçüşemez.v. Fransız’ların edebsiz şâiri Volter. aşağılıklardan kurtarmışdır.a. Fransa ve İngiltere hükûmetlerine ültimatom vererek hemen önlemiş. Hz. târihlere.dun ise.” ve tekrar “Allahü teâlâ. sh-313 4) El-İstiâb cild-4. “Yâ Ömer! Bu her türlü hayır ve bereketi sayesinde kazandığımız kız kardeşimizdir. Nesilden nesile intikal eden bir menkıbede Hz. kendisini okşayıcı mektub yazmıştır. halife Ömer (r. Ömer. Hz.144 - . dağıtırdı. Hz. bulunan kimse. kendi öz evlâdı hükmünü almaktadır. Üsâme bin Zeyd.) ayrıca nikâh yapmadı. Cenâb-ı Hak. Onu şuraya koyun. Abdullah bin Ubey. Edebiyat ve fikir adamına yakışmayan bu çirkin. Zevcâtı Tâhirâta. Zeyd bin Hârise ile nikâhlanıp evlenmesi ile. Bu ağıt yüreğimdeki ateşi soğutuyor. Hz. Muhammed bin Abdullah bin Cahş. Kur’ânın bazı ahkâmını indirmiştir” buyurdu. Sonra da elini kaldırarak. Hakikaten o sene vefât etti.) annesi Ümmü Süleym’in gönderdiği yemek hiç azalmadı. Bunlar hep yakın akrabasıydı. Zeyneb’in vefâtını şu hadîs-i şerîf ile haber verdi: “Zevcelerim arasında. Zeyneb’in. Hz. yüz kızartıcı. Çok hassastı. “Allahü teâlâya ve âhiret gününe îmân eden bir kadının zevcinden başka bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. kendisini aforoz etmiş olan. Duâsı kabul olup. derdi.a. tabuttan uzaklaş! Cemâat seni sıkıştırmasın. sadakayı pekçok severdi. bu piyesin sahnede oynatılacağını işitince. Hz. ister sıla-i rahm olsun. Zeyneb. Hakikaten dünyâda onun mertebesinde hiç bir hatun yoktu. adî ve alçak iftiralarla. Hz. O’nun hakkında “İster dînî muameleler olsun. Müslümanların halifesi. büyük düşmanı papanın hoşuna gitmiş. Zeyneb’in tabutunu taşımak için kalabalık fazlalaşıyor” buyurdu. Beni ise. Hz. Sadaka ve ihsanı o kadar çoktur ki. Bunu alır almaz hepsini sadaka eder. sh-313 5) Târîh-i hamîs cild-1. Hz. Zeyd gibi bir köleyi. Resûlullahın (s. sh-101 2) Üsüd-ül-gâbe cild-5. O zaman otuzsekiz yaşında idi. Resûlullahdan sonra. Kuvvetli bir edebiyatçıydı. ihsanı. Zevcât-ı tâhirât (r.) pek çok iltifatına kavuşarak. ister takva ve sadâkat olsun.” Yine “Resûlullahın (s. vak’a ve haberlere taban tabana zıd ve uydurma. bütün insanlığı. El işlerinde de mâhir idi. Sağlığında O’nu görmek. kabrine de onlar girer.a. Zeyneb hakkında: “Zeyneb salih. 464 3) El-Îsâbe. Benî Hâşim ile aynı seviyeye getirmiştir. Resûlullah. son Peygamberi vasıtasıyla amelen bu hususu değiştirmiş ve ortadan kaldırmıştır. Ömer kıldırdı. Âişe. Hz. Eshâb-ı kirâm arasında hâlâ devam eden bir çok örf ve âdetlerin (gelenek görenek) ortadan kalkması sağlanmıştır. Zeyneb’i çok medh ve sena ederdi. “O se’âdetli ve iyi hatun aramızdan gitti. üzerini örtün” sonra kendisinin bir peçesini parçalayarak onu kese yaptı ve bu keselerle parayı akrabalarından muhtaç olanlara ve yetimlere dağıttı. Âişe.a. Yetimler ve dullar hamisiz kaldılar. Resûlullah’ın vefâtından sonra. Hz.) Ezvâc-ı Mutahherâtın her birine onikibin dirhem verirdi. indirirler!” Cevâbı üzerine. Zeyneb bununla her an öğünür ve her kadını babası evlendirir. onu sana zevce eyledik” buyuruldu. Ahmed bin Cahş ve Muhammed bin Talha kabre indirdiler. öyle yapıldı. Enes bin Mâlik. (r. yoksa kaldırdığım zamanda mı? anlıyamadım” buyurdular. Aradaki imtiyazı ortadan silip atmıştır.) Hz. kimlere helâl ise.a. evlâd edinilmiş.v. Zeyneb’den daha iyi hiçbir hatun yoktur.

152 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 34.a. Bu hal yüzlerce esirin âzâd olmasına vesîle oldu. ilâh yoktur ve sen Onun elçisisin.a. Cüveyriyye (r. Sâbit bin Kays’a düştü. öğle üzeri tekrar geldiler ve yine ben aynı zikir ile meşgul idim. “Sübhanallahi adede halkıhî (3 defa) Sübhanallahi zînete Arşihî (3 defa). Resûlullah bir haceti (ihtiyacı) için dışarı çıktılar. Nesebi (silsilesi). İslâm târihinde de. Bunların içinde çok iyi cins olan iki deveye kıyamayıp.) huzuruna geldiğinde. Resûl-i Ekrem’in (s. Aynı zamanda çok ibâdet ederdi.anha) izzet-i îmân sahibi metanetli bir hatun idi. Cüveyriyye (r. Tekrar “İstersen sana bir kaç kelime öğreteyim de bu kelimeleri söyleyesin ve hem senin nafile ibâdetlerin yerine geçe” buyurdular ve şu duâyı öğrettiler.a. 25. Mervân bin Hakem tarafından namazı kılınıp.” Bu ciheti takdir eden Âişe (r. Cüveyriyye’den (r. Cüveyriyye oruçluydu.a. Kendisinden.anha) bu hali söyliyerek her zaman öğünürdü. Resûlullah’ın (s. 1089 HZ. Esirlerin taksiminde Cüveyriyye (r. annemizin akrabalarını hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz” dediler. 626) yapılan Benî Mustalak (veya Benî Müreysî) gazvesinde esir alınmıştı.6) Sahîh-i Buhârî cild-6.) develeri alıp. Tekrar “Dün oruçlu mu idin?” diye sordular. Bakî’ Kabristanlığına defn edilmiştir.) ailesinin.v. 26 7) Sahîh-i Müslim cild-4. ağabeyleri ve kabilesinden birçok insandan sonra. Sâbit tarafından satılığa çıkarıldığında babası Hâris kızını almak için bir sürü deve getirdi. Cüveyriyye binti Hâris bin Ebî Dırâr bir Hubeyd bin Cudeyme elMustalakî olduğu gibi bu silsilenin devamı olarak.v. Cüveyriyye (r. fakat.v.145 - . O gün Hz. Buyurdular ki: “Sen hep böyle mi yaparsın?” “Evet” dedim.) O’nunla evlendikten sonra.v. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Hâris.).) “Falan yerde sakladığın iki deveyi getir” buyurdu. CÜVEYRİYYE BİNTÜ’L-HÂRİS: Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri.v. Peygamber efendimiz. Cüveyriyye. Berr olan ismini Cüveyriyye’ye çevirdi.anha) “Ben Cüveyriyye kadar kavmine hayrı dokunan kadın görmedim.anha) müslüman oldu. Bunun üzerine Resûlullah “Öyle ise iftar et (orucunu boz)” buyurdular. 975.v. sh-149.a.” demiştir. bu duruma çok şaşırdı. evlenmelerinin hepsini Âişe (r.a.” Hicrî 56 (m. Mustalakoğullarından yüzlerce kişi Cüveyriyye sayesinde esirlikten kurtulmuştur. Sübhanallahi midâde Kelimâtihî (3 defa). .s. baskı. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan). Cüveyriyye. kızı ve kabilesinden 600 kişi esir düşmüştü. kelime-i tevhid söyler bulurdu. sh-122.) ile birlikte.a. Hatta denildi ki: “Cüveyriyye (r. 1088. kendilerine nikâhladılar ve 400 dirhem mehir takdir ettiler.anha)’yı Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. (Bkz.anha) Resûlullah efendimiz babasından isteyip. Bu gazvede babası kaçarak canını kurtarmış. Yirmi yaşlarında müslüman olan Cüveyriyye’yi (r. sh-334.) uğradığında Sübhanallah zikrini yapıyordum. Bunlar dînî.v. Ebû Eyyûb’ün Cüveyriyye (r. Peygamberimiz (s. İbn-i Abbas.anha)’nın mehri bütün Mustalak kabilesinin âzâd edilmesi oldu. Muhammed aleyhisselâm).anha) nikâhladığını duyunca: “Biz Resûlullah’ın (s. Resûlullah (s. Hâris. Resûlullah (s. Böylece iki oğlu ve kabilesinden birçok insanla beraber müslüman oldu. sırası geldiğinde zaman zaman muhtelif gazvelere iştirak etmiştir. Hârise kızını geri verdi. Babası. Resûlullah efendimiz (s. Resûlullah (s. hepsi Cebrâil (a.anha) “Hayır yâ Resûlallah” diye cevap verdi. Cüveyriyye (r. Peygamber efendimiz. 576) yılında Medine’de vefât etmiştir. Peygamber efendimiz O’nun yanına geldiklerinde O’nu çok zikir yapar. “Şehâdet ederim ki. Resûlullah (s. Cüveyriyye (r.anha) şöyle rivâyet etti: “Bir sabah câmide ibâdetle meşgul idim. diğer hanımları gibi.anha)’nın yanına gelmişlerdi. Hz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem.anha) ile olan evlenme de böyledir.a.a.” Hz.) Cüveyriyye’yi (r. Allahtan başka kimsenin bundan haberi yok idi” dedi. bin Âmr İbni Rebîa bin Hârise bin Âmr el-Muzâiyye elMustalâkiyye’dir. Cüveyriye.anha) Hz. Hicretin beşinci yılında (m. bu isimle anılmaya başlandı. (r.anha) “Hayır” diye cevap verdi. anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte “Bir Cuma günü.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. Peygamber efendimiz O’na “Yarın oruç tutacak mısın?” diye sordular. Sübhanallahi ridâ nefsihî (3 defa). İbn-i Ömer. Nitekim Cüveyriyye (r. Allah’tan başka tapılacak kulluk edilecek hak bir mabud. Ubeyd İbn-i Sibik hadîs-i şerîf nakletmişlerdir.a.v. İbn-i Abbas (r.v.)’den bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler yedi tanedir. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Benî Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dırâr’ın kızıdır. şehir dışında sakladı.

sürünerek ölmesini bekledi. fakîrliğe. Atlahü teâlâ kıyâmet günü O’na ateşten bir elbise giydirir. ölüme râzı olacağını.v.a.a. Ümmü Habîbe’nin dîninin kuvvetini ve başına gelen acı hâli işitti. Bi’setten onyedi sene önce Mekke’de doğdu. Peygamberimizin (s. Kocası dînini dünyâya değişince. bütün dünyâya değişmeyeceğini bildirdi. Resûlullah’ın isteğini bildirdi.anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki: “Erkeklerden kim ipek elbise giyerse. Kocasıyla İslâmiyeti kabul eden ilk müslümanlardandır. dünyânın bütün zevk ve nimetleri. Peygamber efendimiz (s. Mekke kâfirlerinin başkumandanı Ebû Süfyân ile mücadele ediyordu. bîat etti.a. haline çare aradı.v. Habeşistan’da doğup. îmânın mükafatına kavuşarak orada zengin ve rahat oldu. O’nun sayesinde Habeşistan’daki müslümanlar da çok rahat etti. İsmi Remle’dir. Ümmü Habîbe’nin (r. 429 12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-995 HZ. bu müjde yanında pek küçük kalır. Necâşî. sh-1854 9) Mevahib-i Ledünniyye cild-1. Kendisi de. Ebû Süfyân daha sonra Mekke’nin fethinde müslüman oldu. Habeşistan hükümdarı iki gümüş gerdanlık. Hz. sh-324. kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için. kocası hıristiyan olduğunu söyleyip. Ümmü Habîbe (r.v. Ümmü Habîbe (r. ilk önce Resûlullah’ın halasının oğlu Ubeydullah bin Cahş ile evlendi.) hanımı olan kızı Ümmü Habîbe’nin odasına girdiğinde. Kocası Ubeydullah bin Cahş. sh-398 8) Kâmûs-ül-A’lâm cild-3. “Sen de hıristiyan ol” dedi. Ümmü Habîbe (r. hemen hazırlıklara başladı. O. Peygamberimiz (s. sh-358 4) Üsûd-ül-gâbe cild-5. Mekke’deki kâfirlerin. sh-265 3) El-İstiâb cild-4. Necâşî.). anlaşmayı yenilemek istediler. sh 218 10) Envâr-ül-Muhammediyye sh-155 11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. ferah yaşadı.a.anha) Peygamberimizi (s. Ümmü Habîbe de bulunup. ÜMMÜ HABÎBE: Resûlullah’ın mübârek hanımlarından. ileride müslüman olmasını hazırlayan sebeplerdendir. “Oradaki Ümmü Habîbe ile evleneceğim.v.anha). sh-116 2) El-Îsâbe cild-4.) ile evlenmesi. Dînini bıraktı. Ebû Süfyân kızından bu sözleri işitince. Kızı Habîbe.146 - . Muâviye kızkardeşi Ümmü Habîbe’nin kucağına başını koymuş yaslanır gördü ve hanımı Ümmü Habîbe’ye “Sen Muâviye’yi (kardeşini) çok mu seviyorsun” buyurdu. Ümmü Habîbe “Evet. sh-420 5) El-Â’Iâm cild-2. Amr bin Ümeyye ile gönderdi. Zaten kocasının mürted olacağını rüyasında görmüştü. Ümmü Habîbe.” şeklinde talepte bulundu. annesi Hind’dir. mücevherat. Mekke-i Mükerreme’nin feth edildiği gün Resûlullahın (s. yâ Resûlallah” cevâbını verince “O’nu Allah ve Resûlü de çok seviyor” buyurdu.a. Cennette. kapkara olduğunu gördü. Cennetin en yüksek derecesi ile de müjdelenmiş oldu ki. Rüyasının sabahı da tabir etmek için düşünürken.) hicretin yedinci senesinde mektûb yazıp. dünyâ malına kavuşmak için mürted oldu.Ümmü Osman’ın Cüveyriyye (r. Nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder. Ubeydullah bin Cahş.v. Deveye binip Medine’ye geldi. sh-148 6) Sıfat-üs-safve cild-2.a. Ümmü Habîbe’yi boşayıp. Mektupda. Ebû Süfyân. Rüyada. papasların propagandalarına aldanıp. sh-26 7) İbn-i Hişâm cild-4. 664) senesinde vefât etti. Mu’âviye’nin kız kardeşidir. kendisi de bu isimle meşhûr oldu. Medine’de 44 (m. Ümmü Habîbe.v. Babası Ebû Süfyân bin Harb bin Ümeyye.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.a. O’nun dînine bağlılığına hayret etti.) mektubuna çok hürmet edip. zengin olmaya zorladı.v. Ümmü Habîbe.v. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir dereceye geldiğinde Habeşistan’a hicret etti. Peygamberimizin her zaman oturduğu mindere oturmak üzere iken kızı Ümmü Habîbe “Sen bu mübârek yere oturmaya lâyık değilsin” diyerek oturmasına mâni oldu.) bir gün evine geldiğinde Hz. babası Ebû Süfyân’ın kalbinin yumuşayıp. kocasının suratı gayet çirkinleşip.a.) kadınlar ile sözleşmesinde Hz. Muhâcir ve müslümanları sarayına davet etti ve Resûlullah (s. Resûlullah’ın nikâhına girmeyi kabul edince.v. İmân kuvvetine hayran kalıp. Bu iş için o zaman henüz müslüman olmamış olan Ebû Süfyân’ı Medine’ye gönderdiler.a. fakat “Muhammed aleyhisselâmın dînini ve sevgisini. Mekkeli müşrikler Hudeybiye antlaşmasını bozduktan sonra endişeye kapılıp. fakîrlikten kurtularak. .anha) muhacirlerle Necâşî’nin temin ettiği iki gemiye binip Car Limanında indiler. yüzükler ve bilezikler hediyye etti. Cariyesini gönderip. Müslüman olan Habeşistan hükümdarı Necâşî’ye Peygamberimiz (s.) ile Ümmü Habîbe’nin nikâhını kıydı. Fakat kendisi içki âlemlerine dalıp az zaman sonra sarhoşken öldü.) çok severdi.anha) Resûlullah (s. Peygamberimizin (s. Ümmü Habîbe’yi de İslâmiyetten çıkıp.

Eğer her ne suretle olursa olsun.Peygamberimizin (s. Hasta yatağında Hz. kocası için. Medine’de 50 (m. Mu’âviye’nin (r.v.” Hz. cild-6. Peygamberimizden pek çok hâdiseye şehâdet edip. Resûlullah’ın nikâhıyla şereflendi.147 - . Kabri Medine-i Münevvere’dedir. Ay’ın onun odasına düştüğünü görmüştü. Kinâne. Babası Huyey bin Ahtab. 629) senesinde feth etti.” Yine “Her kim her gün oniki rekât nafile namaz kılarsa.anha) çağırtıp.) Akife binti Süfyân. Aişe’yi (r. Safiyye binti Huyey İsrâiliye’nin. ezanı bitinceye kadar tekrar ederdi. kendisi de esir edildi. sh-316 4) El-Îsâbe.a.anha) kizı Habîbe binti Ubeydullah. Medine-i Münevvere’de 44 (m. Safiye binti Şeybe.) vefâtından sonra Eshâb-ı kirâm Ümmü Habîbe’ye (r.anha) “Resûlullah gece seninle beraber uyuduğu elbiseyle namaz kılarmıydı?” diye sordu. Âişe bu söz üzerine duâ edip. dört rek’at öğleden evvel. “Sen beni memnun etmişsin. Hz. o kimse için Cennette bir ev hazırlanır. kâmil birisiydi. SAFİYYE BİNTİ HÜYEY: Peygamber efendimizin hanımlarından. Îmân edince. kavun ve hurma velime olarak verildi. sh-68. “Adem oğlunun her sözü kendi aleyhinedir. Gözü morardı. Yeğeni Ebû Süfyân İbni Sa’îd’e.a. Babası Ebû Süfyân bin Harb (r. aramızda hatâen bir şey geçmiş ise senden afv etmeni isterim. sh-75 6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. Kinâne ile evliyken rüyasında.) vefât ettikten bir müddet sonra güzel kokular sürünüp. Ömer.anha) çok hürmet gösterdi. Safiyye Hayber’de. sh-365 3) Siyer-i a’lam-in-nübelâ cild-1. Bu rüyasını kocasına anlatınca. abdestli bulunmayı tavsiye edip. Hz.anha) “Evet. cild-2. “Her kim bir şey pişirecek olursa abdest alması iyidir. Esirler bölüşülünce Safiyye de âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber efendimiz Muhammed’in (s. anne tarafından da Safiyye binti Berre binti Semvân idi. Muhammed (s. Elbisesinde bir necaset bulunmadıkça namaz kılardı. 611) senesinde doğduğu tahmin edilmektedir. otuz hadîs-i şerîf rivâyet etti. sh-327 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079 9) Eshâb-ı Kirâm sh-402 HZ. cild-2. Urve bin Zübeyr. Nesebi Safiyye binti Huyey bin Ahtab bin Âmir bin Ubeyd bin Kâ’b bin Hazra bin Ebî Habîb bin Nudayr bin Nahham bin Meyhum.” buyurdu. sh-584.v. 664) senesinde yetmişüç yaşında vefât etti. Ümmü Habîbe’ye (r. Ümmü Habîbe (r. Hayber’in en meşhûr kalesi Şemmus Kalesi’nin kumandanı çok zengin Kinâne bin Hakîk ile evlendi. “Sen ancak Hicaz’ın Meliki Muhammed’i istiyorsun” deyip. yüzüne bir tokat attı.) hilâfeti zamanında hastalandı. güzelliği iyi ahlâk ve namusluluğu ile herkesçe beğenilirdi.) Safiyye’yi âzâd etdi. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Hak teâlâ da seni memnun kılsın. Hz. Etrafındakilere Peygamber efendimizin (s. Ümmü Habîbe kardeşi Hz. “Ben bunu işittikten sonra. Hadîs-i şerîflere çok dikkat ederdi. bunun müddeti dört ay ve on gündür. iki rek’at öğleden sonra.a. 96.” “Hergün farzlardan başka oniki rek’at nafile (sünnet) kılan kimseler için Cennet’de bir ev inşaa edilir. Ancak emr-i ma’rûf. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: Peygamber efendimiz (s. (Onlar) iki rek’at sabahtan evvel. Afv eyle ve hayır duâ ile yâd edip benim için mağfiret talep et” deyince Hz. cild-8. “Benimle senin ve diğerlerinin aramızda münasebetler vardı. 586. Sâlih Semman da (r. iyi ve yeni elbise giymişti. Sehba mevkiinde düğünü yapılıp. Annesi Berre’nin babası Semran Arabistan’da şecaat ve cesareti ile şöhretliydi. Ancak.” Ümmü Habîbe’nin (r.a.v. Ümmülmü’minîn yani müslümanların annesi oldu. dört rek’at da akşamdan sonra kılınan sünnetlerdir. Hayber’de (m. Sâlim bin Abdullah bin Cerrâh. 327 7) Sahîh-i Buhârî. Hârûn bin İmrân (a. yeğeni Ebû Süfyân bin Sa’îd bin Mugayre. kardeşi Mu’âviye bin Süfyân (r. Müslümanlar Hayber’i 7 (m. dört rek’at ikindiden evvel.v. Safiyye’nin babası ve kocası öldürülüp. o namazları hep kıldım” buyurdu. Bu hususta kendisine danışılırdı. O’na geçimini sağlaması için yıllık maaş bağladı. neslinin üstünlüğü. 587 5) El-İstiâb. Hz. şu hadîs-i şerîfi rivâyet etti. Hayber’de ilk önce meşhûr bir şâir ve kumandan olan Yahudi Sellâm bin Mişkem el-Kuradı ile nişanlandı. 70.) bu hadîs-i şerîfi rivâyet ettiler.” buyurdu. Abdullah bin Utbe bin Ebû Süyfân. Hz. Gözünün morarmasına . Arabistan’daki bütün Yahudilerin başı sayılırdı.a. Bundan ayrılarak. sh-325.s.a.) neslindendir.) hissesine düştü.) şu hadîs-i şerîfini de nakl etti: “İmân sahibi bir kadın için her hangi bir şekilde üç günden fazla matemli bulunmak caiz değildir.v. 99 2) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-1. Muâviye. cild-2. Ümmü Habîbe çok fazıl.” hadîs-i şerîfini rivâyet ettikten sonra. Zeyneb binti Ümmü Seleme.a.a.a.) müezzin ezan okuduğu zaman. nehy-i münker ve bir de Allahü teâlâyı zikretmek müstesnadır. 671) senesinde altmış yaşında vefât etti. Baba tarafından Benî Nudayr ve anne tarafından da Yahudiler’in Beni Kureyza aşiretinin ileri gelenlerindendi.

Osman dışarı çıkamıyordu.v.a. Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında. . Hz. Abbâs. Hz.a. Hz. Resûlullahın nikâhı ile şereflenerek son hanımı oldu. Sen şu üzerimize gelen Arap Melikinin hanımı olmaya göz dikmişsin. annesinin ismi Hind binti Avf idi.v. Hz. o metanetini bozmadı.v.v. Mekke’de Benî Hilâl kabilesinden idi. Hz. Fedakârlık yapardı.) Mekke’de umreyi tamamladıktan sonra Medine’ye dönerlerken Şerîf mevkiine gelince Hz. Hz. Vaktini ibâdet ve zikir ile geçirirdi.v. Müslim İbn-i Safvan. Safiyye’nin yanında bulunan kadın bağırıp. Yine anlatırlar. Nesebi ise. Hz. Bu işin gereğinin yapılmasını da ablası Ümmü’l Fadl’a.) kendisine dünür olduğu haberini deve üzerinde iken alınca “Deve de. acılarınızı ben çekseydim” buyururdu. sh-337 6) El-Îsâbe cild-4. Hakkında şu hâdise anlatılır. “Nedir bu iz?” buyurunca. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Ebû Rafı ile Ensâr’dan bir zatı Mekke’ye dünürlüğe gönderdi. “Bunları sana kim öğretti?” diye sorunca “Şeytan” cevabını aldı.) hanımlarından. vasiyeti yerine getirildi.v. daima fedâkârlıklarda bulunurdu.v.) değiştirerek “Meymûne” yaptı. O da.) dedi. Bu husus Hz. Emlâkının üçte birini yeğenine. Peygamberimiz bundan sonra bir daha evlenmedi. “Yâ Nebîyyallah! Keşke sizin bütün ağrılarınızı. başına toprak attı.a. Eline geçenleri dağıtırdı. Hz. evine gitmek istedi. Varisleri başka dinden olduğundan vefâtından sonra vasiyetinde mesele çıktı. Meymûne ilk önce cahiliyyet devrinde Mes’ûd bin Amr bin Umeyr es-Sekatî ile evlenmişti. “Bir gece rüyamda sanki ay gökten inip. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.a. Yahudiler ile münasebetime gelince onlar benim akrabamdır. Hatta geçerken kocasının cesedini de gördü. Peygamberimizden (s.a.v. sh-337 5) El-İstiâb cild-4. Meymûne. Ben sıla-i rahmi terk etmem. istifini bile bozmadı. Safiyye durumuna çok üzülüp. Kocam Kinâne’ye anlattım. selime ve ağır başlıydı. cariyesi O’nu şikâyet etti: “Safiyye’de daha hâlâ Yahudilik âdetleri var. kendisine mesele danışırlardı. öğrenirlerdi. koynuma girmiş gördüydüm.a. üzerindeki de Resûlullah’ındır (s. Peygamberimiz’e (s. Peygamberimizin yanına getirilirken. Safiyye akıllı.) bağışladı. İsmi daha önce “Birre” iken Resûlullah (s. Cumartesi gününe hürmet edip. Osman’ın evi sarılmıştı. Burada düğün merasimi de yapıldı. Bu da vefât edince dul kaldı. Abbas. bindiği katıra Ester Nehai saldırınca. Hasan’ı gönderdi. Hz. çağırarak. İmâm-ı Zeynel Abidin.) hastalığında bütün hanımları görmeye gelirlerdi. sh-346 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1060 8) Eshâb-ı Kirâm sh-389 HZ. Başkalarının yardımına da koşardı. Cuhfe’de bulunduğu sırada Hz. Böylece Hz. sh-86 2) Üsûd-ül-gâbe cild-4.) Hicretin yedinci senesi Hayber’in fethinden sonra Zilka’de ayında umre niyyeti ile yola çıktı. halime. Meymûne’yi Resûlullaha nikâhladı.Resûlullah (s. Hz. Yanına çok kimseler gelip. 35 (m. Safiyye’nin vasiyetini yerine getiriniz. Onu kendine hanımlığa alsan olmaz mı?” diye teklifte bulundu.). Hz. İslâmiyetle şereflenince çok samimi bir müslüman oldu. 53 (m. Safiyye çok büyük üstün fazîletlerinin yanında ilim hazinesiydi.a. Hz.” Hz. Meymûne binti Hâris bin Hazn bin Büceyr bin el-Hezm bin Ruveybe bin Abdillah bin Hilâl bin Âmir bin Sa’saa el-Hilâliye’dir. Zînet eşyası fazla olduğundan bunu Peygamber efendimizin hanımları arasında paylaştırdı. Peygamber efendimiz’in (s. o da kocası Hz. Safiyye’den hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. 655) senesinde fitne çıkıp. Vefâtında bir evi kalmıştı. bıraktı. “Ey Halk! Allah’tan korkunuz. Yahudiler ile münâsebet kuruyor. kendisine ilmî meseleler sorup. Âişe’ye suâl edildi. bana Cumartesi yerine Cuma’yı inayet kıldıktan sonra Cumartesine hürmet göstermeme ne lüzum var. Safiyye cariyesini çağırıp.” Hz. Abbâs’a. Hac mevsiminde taşralı kadınlar gelip. Osman’ın evine gelirken.a. Resûlullah (s. Ömer meseleyi öğrenmek için O’na sorunca buyurdu ki: “Hak teâlâ. İshâk İbn-i Abdullah. Meymûne’nin nikâhlanmasında vekil oldu. 671)’de vefât etti. Safiyye de geldiğinde. Künyesi Ümmülfadl.v. Kinane ve Yezîd İbn-i Mûteb ve başkaları Hz. Fakat. sh-546 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-3. Hz.) dörtyüz dirhem mehr alarak Hz. Hz. Abbâs ile buluşunca.a. Çok yardımsever olup. Yeğeni Mûseviydi. Meymûne. Safiyye çok cömertti. Abbas: “Yâ Resûlallah! Meymûne binti Hâris dul kaldı. diyerek yüzüme bir tokat vurup. döndü.) karşı çok büyük muhabbeti vardı. sh-490 3) Sahîh-i Müslim cild-1. Resûlullah’ın (s.a. Kendisini Peygamber efendimize (s. Cariyyeye birşey demeyip onu âzâd etti. kalanı da fakîrlere sadaka olarak tasadduku vasiyet etti.v.” buyurunca. Yahudilerin cesedlerinin bulunduğu yerden geçmek zorunda kalındı. MEYMÛNE BİNTİ HÂRİS: Peygamberimizin (s. Safiyye.a. Hayber’i müslümanlar feth edip.148 - . Hz. Fakat. Ondan ayrılınca Ebû Rühm bin Abdiluzza ile nikâhlandı. izi kaldı” diyerek rüyasını arz etti. akrabaları ve ahalisi esir edilmişti. Resûlullah (s.v.

v. Orada Mukavkıs’ı bulamayınca. Şu mektubu sevabı Allahü teâlâdan ödenmek üzere.) mektubunu saygı ile açtırdı ve okuttu. seni yüce İslâm Dînine. müslüman olmaya davet ediyorum! Müslüman ol. Kendisini çıkardıkları zaman. Peygamberimiz’in. Bir ara çok borçlanmıştı.) gönderilmişti. nesebi (silsilesi) ve doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. sana ahirette sevab ve mükafatını iki kat versin! Şayet. Mısır Mukavkısı. Cenâzesi kaldırılacağı zaman şöyle dedi. Abdullah bin Şeddâd.) bu duâyı aldıktan sonra mektubu Peygamberimizden (s. Ömer’in halifeliğinin son yıllarında 16 (m. (s.a.) “Ben götürürüm!” dedi.anhüm) toplayarak: “Ey müslümanlar! Ey bütün ecr ve sevabların karşılığını Allahü teâlâdan bekliyenler. Kur’ân-ı kerîmin Âl-i İmrân sûresinin altmışdördüncü (64) âyet-i kerîmesi ile son buluyordu: (Resûlüm)..v.. Cenâzeyi fazla sarsmayın ve edeble yola devam edin. Peygamber efendimiz Hatîb bin Ebî Beltea’nın (r. Elçi olarak da Sahâbîden Hâtıb bin Ebî Beltea (r. Mukavkıs.” O Resûlullah’ın (s.a. önce Mısır’a uğradı.a. Mektupda şöyle buyuruyordu: Bismillahirrahmanirrahîm. 629) Medine’de vefât etti. hakkında hayırlı ve mübârek kılsın” diyerek duâ buyurdu. İskenderiye’ye geçti. sh-132 3) El-İstiâb cild-4.) aldı. “Bu Resûlullah’ın hanımıdır.v. O’na hiçbir şeyi . imânının verdiği heyacanla hemen ayağa kalktı ve Peygamberimize (s. sh-366 5) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1036 HZ.) Mısır ve İskenderiye Meliki Mukavkıs’a! Hidayete kavuşan ve huzuru. Hz. MÂRİYE: Peygamber efendimizin cariyesi iken îmân eden kadın Sahâbî.) son nikâhlısı olduğu gibi. Peygamber efendimiz. dedi.” buyururdu.a. Peygamberimizin (s.a.a. hanımlarının da en son vefât edeni idi.) mektubu. Bunlardan 7 tanesi Buhârî ve Müslimde. diye devam eden Peygamberimizin (s.a. “Ey kitab ehli (olan Hıristiyan ve Yahudiler)! Bizimle sizin aranızda müsâvi (eşid ve ortak) bir kelimeye gelin şöyle ki: Allahü teâlâdan başkanına tapmıyalım. Abdullah bin Abbâs kıldırdı. bütün Kıbtîlerin günahı senin boynuna olsun!.) Mekke’deki Kureyş müşrikleriyle Hudeybiye’de on yıl çarpışmamak üzere barış anlaşması imzaladı. Ailesi ile de vedalaşarak yola çıktı. doğru yolu görüp tutanlara selâm olsun! Şimdi ben. Mâriye (r.149 - . İskenderiye valisine hanginiz götürür?” diye Sahâbîlere sorunca. Allahü teâlâ. Bakî’ Kabristanlığına defn edildi. Peygamberimiz (s.v. Allahü teâlânın kulu ve Resûlü Muhammed’den (s. Abdurrahman bin Sâib. diğerleri de çeşitli hadîs ve fıkıh kitaplarında vardır.Kendisinden 46 hadîs-i şerîf veya başka bir rivâyete göre 76 hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. sh-404 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. Resûlullah’a nikâhı yapılmış olduğu yerde vefât etti.) mektubunu buradaki sarayda bulunan Mukavkıs’a takdim etti. Hazret-i Âişe onun hakkında: “Meymûne bizim hepimizden fazla Allahü teâlâdan korkan ve sıla-i rahmi (yakın akrabaları) gözeten bir hatun idi.v. kurtuluşu bul da Allahü teâlâ. Hazret-i Meymûne’den hadîs-i şerîf rivâyet eden zatlardan bazıları şunlardır: Hazret-i Abdullah bin Abbâs. Veda ederek evine gitti.”. ondan uzak durursan.a. Cenâze namazını yeğeni Hz.a. Mısırİskenderiye’nin hükümdarı Mukavkıs’tan hediye olarak gönderildiği için.a. Daha sonra Eshâb-ı kirâmı (r. İslâmiyete davet etmek için hükümdarlara ve valilere mektûblar yazıp hazırladı.a. sh-411 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Meymûne 53 (m. İslâmiyeti duyurmak ve tebliğ etmek üzere elçilerle mektûblar gönderdi. Orada bulunan Hatîb bin Ebî Beltea. sen bu davetimi kabul etmez. Bu mektûb ve elçilerden birisi de Mısır Mukavkıs’ı ismi ile adlandırılan Bizans’ın İskenderiye valisine yazılmıştı. Hz.v.v..” buyurdu.. Bundan sonra en yakından en uzağa kadar olan komşu hükümdar ve kabile başkanlarına. Allahü teâlâ onun borcunu öder. Hatîb bin Beltea (r. de ki.) buyurdu ki: “Herkes iyi niyetle borçlanırsa.) bu davranış ve cevabına çok sevinerek! “Ey Hatîb! Senin kabul ettiğin bu vazifeni. 671) senesinde Mekke’de hastalandı: “Beni Mekke’den çıkarınız! Çünkü Resûlullah benim Mekke’nin dışında vefât edeceğimi haber verdi.a. Bazan borç alır ve hayır işlerine harcardı. Dînî emir ve yasaklara da son derece dikkat ederdi.v. Ubeydullah el-Hulânî. 1) El-Îsâbe cild-4.v.anha). bunu nasıl ödeyeceğini sordukları zaman “Resûlullah (s.

“seni kutlarım” diyerek yanına çağırdı.v.a.v.a. süt anneye verildi.) “Buyurunuz konuşalım” dedi. bütün müslümanların annesi olarak herkesin saygısını kazanmıştı. Peygamberimiz (s. Peygamberimizin (s.) bu halini gören yanındaki arkadaşı Abdurrahman bir Avf (r. Buna O saygıyı ve şerefi kazandıran Peygamberimizi (s.a. Allahü teâlâyı bırakıp da birbirimizi Rab’lar edinmiyelim” Eğer kitap ehli bu kelimeden yüz çevirirlerse.” Mâriye (r.) sünneti olarak Müslümanlar arasında bugün de devam etmektedir.v.) O’na Şu şekilde cevap verdi: “Sen Îsâ’nın (a.) ise O’nun bu davranışından ve îmân ederek müslüman oluşundan çok memnun oldu. Mâriye’yi (r. düldül isminde bir katır v.a.anhâ) Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. öyle bir Peygamberse. Bakî kabristanlığına defn edildi. Saçlarını okşamaya başladı. sen işi ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olansın.) “Ben sizi ağlamaktan menetmem. Hadîce’den sonra çocuğu olan ikinci hanımı olma şerefine de kavuşmuş oldu. Bu sırada gözlerinden damla damla yaşlar akıyordu.). Fakat Mukavkıs müslüman olmadı.a.a.v.a.): “Hayırlı olsun. Medine dışında bulunan Avali isminde bir köyde. Hediyeler.v. Bir müddet sustu. Bu durum hâlâ Peygamberimizin (s.v. üst baş yırtmadan. Peygamberimizin (s. Hatîb bin Ebî Beltea (r.v.) mektubunu alıp.a.) okunan bu mektubundan sonra O’nun elçisi Hatîb bin Ebî Beltea’ya (r.) İbrâhîm adında bir oğlu dünyâya geldi. “Senin bana mektubunu getirdiğin efendin Peygamber değil mi?” Hatîb bin Ebî Beltea (r.s.a.v..a. Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini Âişe’yi (r.a.anhâ) kendisine nikâhlıyarak diğer hanımları arasına kattı. hepsi Cebrâil (a.a. Bunlar dîni.v. siz de mi ağlıyorsunuz” demesine karşılık Peygamberimiz (s.): “Evet. Ama gayri ihtiyari gözyaşı dökülür ve mahzun olunur” buyurmuştur. Mâriye ve Sirîn isminde iki cariye.a. söyliyecek söz bulamadı.s. söylemeyiz” buyurdu. (o halde) şöyle deyin: “Şahid olun.v. elbise yapımında kullanılacak bir miktar Mısır kumaşı.) görür görmez Allahü teâlâya imân edip müslüman olmasıdır. Peygamberimiz (s. O’nu bulunduğu dünyâ üzerinden gök yüzüne yükselteceğine. Allahü teâlâ. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Câriye olan Mâriye (r.150 - . Koruduğu malı ve saltanatının hiçbirisi kendisinde kalmayacak” buyurdu. Bu ise. onun sohbetine.a. fildişinden güzel bir kutu içine kendi eli ile koydu ve ağzını mühürleterek özel hizmetçisine koruması için teslim etti. hayran kalıp hemen müslüman oldu.) bizzat Mukavkıs’tan gelen mektubu kendisi açtı ve okuttuktan sonra: “Kötü ve akılsız adam! Saltanatından vazgeçemedi. Peygamberimize (s. Oğlunun ruhunu teslim etmek üzere olduğunu görür görmez O’nu.) Mâriye’den (r. bu cevâbı alınca.a. Peygamberimiz (s. kendi doğup büyüdüğü öz yurdundan çıkarılıp.a.v. (Bkz.a. Kabrinin üzerini hafifçe açarak su döktü. vefât edenler için bağırıp çağırmadan. Birkaç dakika sonra İbrâhîm vefât edince: “Yâ İbrâhîm! Ölümüne çok üzüldük.) oğlu İbrâhîm. kalbimiz sızlıyor. yerli yerince konuşuyorsun.) Allahü teâlânın Resûlü olduğuna inanırsın değil mi? İsa (a. “Çok güzel konuştun. fakat nasîb olmadığı dereceye. Mukavkıs’ın Peygamberimize gönderdiği mektûb.): “Yâ Resûlallah. Baş tarafına ise büyükçe bir taş koydu. biz gerçek müslümanlarız.a. iradesinde değildir. Mukavkıs.) hanımları içinde Hz. Allahü teâlânın kulu ve Resûlüdür” dedi.anhâ) da herkesin arzu ettiği.anhâ) ile olan evlenmeleri de böyledir. Peygamberimiz (s.v.v.v. siyasî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Onun da kavmi. Bu sebeple de Peygamberimizin (s. Peygamberimizin (s. Mukavkıs. “Peki O.. Hatîb bin Ebî Beltea’ya şöyle dedi. alçak gönüllülüğüne. Peygamber efendimiz sık sık bu köye oğlunu ziyârete gider O’nu şefkat ve merhametle severdi. İsa (a. îmân etmesiyle yükselmiş.a.anhâ) Peygamberimizle (s.s.a.v.” Mukavkıs. başka bir yurda sığınma zorunda bırakılan kavmine niçin bedduâ da bulunmadı?” diye sorunca Hatîb (r.v. o insanın elinde. Oğlu İbrâhîm’i ziyârete gitti.) elçisi. . Peygamberimizin (s. Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem.) Allahü teâlânın Peygamberi olduğuna göre.s. Yine bir gün aynı köye. Allahü teâlâya karşı şirk koşmayacak durumda üzülmenin serbest olduğunun müslümanlara güzel bir şekilde izahı olmuştur. O.a.) Mukavkıs tarafından hediye olarak gönderilen Cariyelerden Mâriye (r. Bunlar Allahü teâlânın rızasına muhaliftir (uygun değildir). Fakat Rabbimizi gücendirecek herhangi bir söz.) kavminin yok olması için Allahü teâlâya bedduâ etse olmaz mıydı?” deyince: Mukavkıs.a. Ama sesli ağlamaktan ve feryat etmekten ve cahiliye âdetlerinden men ederim.) tarafından kabul edildi.) konuştuktan sonra. Çünkü sen böyle vasıfları taşıyan birinin yanından geliyorsun!” dedi: Hatîb bin Ebî Beltea (r.) ile Mukavkıs’ın arasında geçen bu güzel konuşmadan sonra Mukavkıs. Peygamberimizin (s.ortak koşmayalım.a. Gözlerimiz ağlıyor. kendisini yakalayıp çarmıha asmak istedikleri zaman. gibi hediyelerle Medine’ye döndü. “Benim anlamak ve sormak istediğim bazı konular var ne dersiniz?” deyince: Hatîb bin Ebî Beltea (r. hemen bağrına bastı.a. Daha sonra Peygamberimizin (s.) aynı gün oğlu İbrâhîm’in cenâze namazını kendi kıldırdı.s.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. güzel konuşmasına.

Abdulmuttalibin en küçük oğludur. Abbas’ın soyundandır. 631) Medine’de vefât etti. temiz karaktere sahip. Uzun boylu. Reyhâne (r. Kendisi için ve kardeşlerinin oğulları Ukayl ve Nevfel bin Hâris için para verip kurtuldular. sh-212 5) El-İstiâb cild-4. Medînede bulunan Yahudilerin Beni’Kureyza kabilesindendir. Nesebi (silsilesi). Mâriye (r.anhâ) de: “Ben kendi dinimde kalmak istiyorum diye Peygamberimize (s. Kendilerini. sh-242 2) El-Îsâbe cild-4.anha) sakin. muhasara ve kuşatmadan sonra Müslümanların eline geçti. Bunu gören herkes. İçinde bulunan Yahudiler malları. Bedir gazasında düşman askeri arasında idi. Bunu duyan Resûl-i Ekrem efendimiz. Peygamber efendimizden önce vefât ettiği için naklettiği hadîs-i şerîf yoktur. Bakî kabristanlığına defn edilmiştir. (m. Peygamberimiz (s.anhâ) ile de olan evlenme böyledir. dilerse müslüman olmak hususunda serbest bırakmışlardı.v. mülkleri. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Reyhâne (r. Peygamber efendimiz. REYHÂNE: Peygamber efendimizin cariyesi iken müslüman olan muhterem hanımlarından. Mâriye (r. müslümanların bir çok İslâmi konularda uyarılmasına. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı.” Reyhâne (r. Mekke ve Huneyn gazalarında Resûlullahın yanında bulundu. Müslümanların eline esir düştü. Reyhâne (r. yumuşak huylu bir hanımefendi idi. Ganimetler taksim edilip. Reyhâne (r. 626) senesinde Medine’nin dışında bulunan ve bir kaleye sığınan Beni Kureyza Yahudilerinin üzerine yürüdü. kendisinden hadîs rivâyeti olmamıştır.a.anhâ) da.) Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. O yıl îmân etti. 1) Mevâhib-i Ledünniye cild-1. Peygamber efendimiz Hendek Savaşı’ndan sonra 5 (m.” Reyhâne (r. sh-70 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.a. 32 (m. Peygamber efendimizden üç yaş büyüktür. “Ay ve Güneş. bizzat Mehir vererek. en çok sevdiği amcalarından. Ben böyle münasip (uygun) görüyorum. Ayrı bir ev açarak hanımları arasına koydular.anhâ)’ya şöyle buyurdular: “Sen Allahü teâlânın ve O’nun Resûlünün yolunu tutmak ister misin.anhâ) da Peygamber efendimizin hissesine düşmüştü.anhâ) da savaş esirleri arasında bulunuyordu. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. sh-410 6) Envâr-ul-Muhammediyye 158 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1020 HZ.) daha sonra Reyhâne (r. sh-129 2) El-İstiâb cild-4.v. O zaman Yahûdilik dinine inanan Reyhâne’yi (r. hepsi Cebrâil’in (a.) arz etmişti. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. 652)’de 88 yaşında vefât etti.a. Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu kale.) oğlu İbrâhîm’in ölümüne yormuştu. evlenmelerinin hepsini Hz.” dedi. Mâriye ve oğlu İbrâhîm’in hayatı. beyaz ve güzel idi.v. Hz. Peygamber efendimiz bu davranışından sonra Reyhâne’yi (r. Peygamberimizin (s.v. sh-405 3) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. sessiz ve kendi halinde olduğu için.a. Kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar” buyurmuşlar ve bu olayın tabiî bir hâl olduğunu Eshâb-ı kirâma açıklamışlardı. nikâhına aldılar.s. Abbasî halifeleri Hz.anhâ) dilerse kendi dininde kalmak.a): Peygamber efendimizin (s. sıra esirlere gelmişti. Doğum târihi kesin olarak belli değildir. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. sebep olmuştur. Halife Hz.a. Bunlar dînî. Bakî’de medfundur. Peygamberimiz’den (s. Benî Kureyzâdan alınan savaş ganimetleri ve esirleri müslümanlar arasında İslâm dinine uygun bir şekilde taksim edildi. Ömer’in halifeliğinin son yıllarında 16 (m. sh-309. Çünkü bunlar orada devamlı huzursuzluk kaynağı oluyorlardı. “Evet. (İbrâhîm’in defn edildiği gün) güneş tutulmuş her taraf kararmıştı.Yine aynı gün. 310 3) El-Envâr-ül-Muhammediyye sh-158 ABBÂS BİN ABDULMUTTALİB (r. En son hicret eden budur.151 - . (Bkz.) önce 10. .anhâ). 637)’de vefât etmiştir.). Peygamberimiz bu hareket ve davranışıyla İslâm dinine girmek için zorlamak yoktur hükmünü bizzat kendileri tatbik etmişlerdir.anhâ) çok sakin. Allahü teâlânın âyetlerinden ikisidir.v. Reyhâne binti Şem’ûn İbn-i Yezîd veya Reyhâne binti Zeyd İbn-i Amr İbn-i Hanefe bin Şem’ûn bin Yezîd’tir. çocukları ve kadınları ile birlikte ganimet olarak alındılar.anhâ) âzâd (hür serbest) ettiler.

Abbâs da. gençlik devresinde. “Senin müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Ümmül Fadl’a “Bu seferde başıma ne geleceğini bilemiyorum. Doğru söylüyorsun Allah sana elbette onun ecrini verir. beni tatmin edecek sağlam bir söz vermeniz lâzımdır. Medineliler ise: “Biz. Bunun.a. Muhammedin. Hz. Muhammedi de esir ettiler ve dediler ki: (Muhammedi biz öldürmeyelim. için gelen bu topluluğa şöyle hitâb etti. herkesten. Çocukluğunda bir defa kaybolmuştu. O bizim aramızda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşamaktadır. Abbâs: “Allahım! Sen onların. Muhammed (s.v. Hz. O bütün bunlara rağmen. Haccac doğruca Mekke’ye gelmiş müşriklere “Ey Arab kabileleri! Toplanın size mühim haberim var. Bedir savaşı sonunda Hz. “Ey Medineliler! Bu kardeşimin oğludur. Peygamber efendimizin yanında bulunup. Peygamber efendimiz ona: “Ey Abbâs. O da “Hangi altınları” dedi. “Yâ Resûlallah. Hz. yoksa vermezler.) malımız ve canımız pahasına koruyacağız. ticâretle uğraştı ve çok zengin oldu. onlara karşı koyacak kadar savaş gücüne sahipseniz bu işe karar veriniz.” buyurdular. kendin. Hz. tesirli konuşmalar yaptı.) bîat ettiler. Peygamber efendimiz. bulunması halinde.) “Hani sen Mekke’den çıkacağın gün. şu kadarı Kusem içindir” dediğin altınlar” buyurunca Hz. Hz. Hz. Yok. bütün Arab kabilelerinin birleşip üzerinize hücum ettiğinde. Bu hususu aranızda iyice görüşüp konuşunuz. Kureyşin ileri gelenlerinden ve reislerinden idi. Abbâs: “Senin Allahü teâlânın Resûlü olduğuna ve doğru söylediğine şehâdet ederim” deyip kelime-i şehâdet getirdi. Allah’tan getirdiklerine inanıyor ve beraberinizde alıp götürmek istiyorsanız.) bizdendir. Biz. Bulununca da adağını annesinin yerine getirdiği çocukluğuna ait bilinen tek vak’adır. bir benzerini işitmediğiniz bir şekilde yenilgiye uğradı. Abbâs şaşırdı ve “Yemin ederim ki ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu. Ticâret icabı yaptığı seyahatlerin birisinde. Kardeşimin oğlunu sana emanet ediyorum yâ Rabbi” diyerek duâ etti. yurdunda şerefiyle korunmuş halde yaşasın” dedi. Siz. insanların içinde en çok sevdiğim O’dur.v. yanımda ganimet olarak aldığınız 800 dirhemden başka servetim yok” deyince. 7 (m. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler” dedi. Hz. Eğer siz. Abbâs. orada bulunanların müslüman olmalarını teşvik edici. Peygamber efendimiz: “Yâ Abbâs! Ya o altınları niçin söylemiyorsun?” buyurunca. O’nu O’na inanmıyan kimselerden koruduk. şimdiden bu işten vazgeçiniz ki. sonradan ayrılığa düşmeyiniz.a. Hz. 628) senesinde Peygamber efendimiz Hayber Yahudilerine karşı savaş ilân etti ve bu savaşın neticesinde müslümanlar galip geldiler. Müslüman olunca.v. Fakat senin işin görünüş itibariyle aleyhimizdedir. Bunu nereden biliyorsunuz?” dedi. Abbâs. Bir de sizin hakkınızda uygun olmayan sözler söylemek icâb edecektir. Hz. Abbâs ve kardeşleri hac mevsiminde zemzem kuyusu önünde dururlar. Peygamberimiz (s. Hz. esirlerle beraber Medineye getirilince. Mekke’den çıktıktan sonra O’nu yalnız bırakacaksanız. Mekke’de bulunan müslümanlara yardımcı olurdu. Hz. Uygun görür müsünüz?” deyince Peygamberimiz izin verdiler. şu kadarı Ubeydullah için. Abbâs muhalefet etmeyip. Mekke’ye gönderelim de Mekkeliler öldürsün) dedi. isteyenlere kuyudan su çekip verirlerdi. Abbâs’a atası gibi davrandı ve onu babasının yarısı olarak kabul etti. Peygamber efendimizin huzuruna gelip: “Yâ Resûlallah! Benim Mekke’de bazı kimselerde ve hanımımda mallarım var. Hayber Zaferi’nden sonra. müslüman olduğumu da bilmemeleri lâzım.a. Mescid-i Haram’ın tamiratı ve gelen hacılara su dağıtmak (Sıkaye) vazifesini yürütürdü. Abbâs’ı Mekke’de vazifelendirdi. bîat etmek. Bunu işiten Mekkeliler çok sevindiler.v. sizinle beraber gitmeğe karar vermiş bulunmaktadır. Allahü teâlâya şükür olarak.a. Abbâs müslüman olduğunu hiç kimseye söylemedi. annesinin vefâtından sonra dedesinin yanına yerleştiğinde. Yemen’e giderken beraberinde Peygamber efendimizi götürdüğü rivâyet edilmiştir. Çünkü sen. su kadarı Fadl içindir. Abbâs Akabe bîatinde müslüman olmadığı halde. Abbâs. Mekke’den müşriklere ait haberleri Peygamber efendimize bildirip. Müslüman olduktan sonra da bu vazifeyi devam ettirdi. annesi Kâ’be-i Muazzama örtüsünü değiştirmeyi nezretmişti. Sen kurtulmalık akçeni ödemen lâzımdır” buyurdu. hanımın Hâris’in kızı Ümmül Fadl’a verdiğin altınlar! Onları verirken yanınızda sizden başka kimse yoktu. Resûlullahı (s. Haccac bin İlâtüssülem. Abbâs. akrabalık şefkatinden dolayı Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu. size katılıp. Onu düşmanlarından koruyabilecek misiniz? Bunu lâyıkıyla yapabilirseniz ne âlâ. Medine’den müslüman olmak için gelenler Akabe’de Peygamberimizle buluştular. Mek. Nevfel bin Hâris için kurtulmalık akçesi ödeyiniz. Biz. Peygamber efendimiz: “Allahü teâlâ haber verdi’’ buyurduğunda Hz. bu sözümüzde sâdıkız” dediler ve Resûlullah efendimize (s. Resûlullah. Hz. Eğer. Bir mektubunda Peygamberimizin yanına gelmek istediğini bildirdiğinde Resûlullah efendimiz Ona ”Senin bulunduğun yerdeki cihadın daha güzel ve faydalıdır. Sen.Peygamber efendimiz. şu kadarı Abdullah için. Eshâbı. verdiğiniz sözde durup. ben müslümanım. zenginsin” buyurdu. Bildiğiniz gibi. Bunları alıp size getirmek istiyorum. Kardeşlerinin içinde en zengini oydu. Ve Haccac’a alacaklarını hemen fazlasıyla verdiler. Peygamber efendimiz İslâmiyyeti anlatmaya başlayınca Hz. kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib. Mekkeye gidersem. Böyle olmakla beraber Peygamber efendimiz. yeğenim hakkında verdikleri sözü yerine getirip onu korumak için ettikleri yemini işiten ve görensin. Sonra Hz. Abbâs ile çocukluktan itibaren beraber büyümüşlerdir. yüz çevirmiş.152 - . Eğer bir felâkete duçar olup da dönemezsen şu kadarı senindir. O’nu tasdîk edip. üzerine. “Yâ Resûlallah.

bu hususta senin bildiğin bir şey var mıdır?” deyince. Abbâs ve oğulları su döküp. Mekke’in fethinde Peygamber efendimizin yanında bulundu.) vefât etmiştir. Ehl-i Beyt ve Eshâbı kirâm. amcası Hz. Ömer “yok” dedi.) vefât etti. Bir kısmı da esir alındı. . Mekke’nin kan dökülmeden feth edilmesi için çok çalıştı. Haccac’ın yaptığı hileyi söyledi ve “Kardeşimin oğlu Hayber’i fethetti. Yahudilerin elebaşlarının boynunu vurdurdu” deyince müşrikler şaşkına döndüler. sevince boğuldular.a. Peygamberimizin mübârek vücudu şerîflerinin huzuruna gelip.a. Hz. Hz. Hz. Abbâs. Abbâs sevincinden Hz. Onu. Hiç kimsenin inanası gelmiyordu. sen de Öleceksin. âyet 30-31) Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki.v. katırın dizginini. Ali de yıkadı. Peygamberimizin yanından ayrılmayıp geri dönmediler.a.a. kılıcını ve mızrağını alıp. daha önceden oraya gelmişti ve vadinin her iki yanında gizlenip pusu kurmuşlardı. Eshâb-ı kirâm “Hayır duymadık” dediler. Hz. Kapının önünde biriken müslümanların da ciğerleri paralandı.a.Abbas’ın evine gelip: “Müjde.) “Ben vefât etmiyeceğim” diye bir sözünü duydunuz mu?” dedi. Ey Ebül-Fadl.a.a.a. Abbâs bu haberi işitince bayıldı.v.) Hevazin kabilesinin arasına dalmasına mani olmaya çalıştılar. Ömer’e dönerek “Yâ Ömer. Müslümanlar toparlandılar ve şiddetli. Hz. Müslümanlar tam oraya geldiklerinde. Resûlullah (s. ilk kaldırdığı faizin. Bağırdığı zaman sesi çok uzaklardan duyulduğu için O da “Ey Medineliler. Hz.. Ondan izin alarak buraya mallarımı almaya geldim. İslâm ordusu. Abbâs olup Ebû Süfyânı. Abbâs’ın faizi olduğunu bildirdiler. Abbâs. Ebû Bekir ve Hz. Bunu şimdilik kimseye söyleme. Ebû Bekir ve bir kaç kahraman ölmeği göze alıp. O. İçindeki ganimet mallarını da Eshâbına paylaştırdı. O zaman. fetihden az bir zaman önce Medineye hicret etti. Sâlih odaya girip kapıyı kapadılar. Sonra üç parça kefen ile kefenledikten sonra. yalnız Hz. Ancak düşman ordusu.v. Peygamberimizin yanına getirip müslüman olmasına da sebeb oldu. Abbâs.v. mübârek cenâzelerini yıkamak üzere Hz. Eshâb-ı kirâmın çoğu dağıldığında. Hz. Müslümanlar ne olduğunu anlıyamadılar. Nihayet o da bizler gibi insandır” dedi. Abbâs “Hiç bir kimse. Abbâs’dan bahsettiler. Dağılmayınız” diye bütün gücüyle bağırdı. Kardeşim Ömer’in dediği doğruysa. bir muharebeden sonra. Resûlullah (s. Abbâs mescide gidip: “Ey insanlar Resûlullahın (s. düşman askerlerinin çoğu öldürüldü. Hz. “Fetihden sonra hicret yoktur” hadîs-i şerîfi ile. Haccac’ın alnından öpüp.v. sola döndürdüler. veda hutbelerinde. Abbâs bu konuda Eshâb-ı kirâmla konuştular. Allahü teâlâ Onu. artık Mekke’de kalmasını lüzumlu bulmayıp. İslâmiyetin bütün hükümlerini tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı. Resûlullah (s. bazı Eshâb hayvanlarını geri döndüremediler. Hz. Peygamber efendimizi. Bunu işiten Eshâb-ı kirâm geri dönmek istedilerse de binek hayvanları öyle ürkmüşlerdi ki. Abbâs iri yapılı ve heybetli idi. Resûlullah (s.v. Hz. Peygamber efendimizin ölmeyeceğini söyleyemez. Resûlullah (s. Ali. Ben Mekke’den çıktıktan üç gün sonra istediğine söyleyebilirsin” deyince Hz. Süfyân bin Hâris de üzengisini tutup hızını kesmeğe ve Resûlullahın. Hz. Peygamber efendimiz. Hz. Haccac Mekkeden çıktıkdan üç gün sonra Hz. Peygamber efendimizin yanından ayrılmadı. Defin işlerini bir an önce yapalım. en son hicret eden sahâbî Hz. Yıkadıkça evin içine misk kokusu ve benzerini daha görmedikleri çok güzel bir koku yayıldı. Hz.ke’de bulunan Hz. Abbas. Evine zor taşıdılar. düşman etraftan saldırmaya başladılar. Abbâs Mekke’nin fethine dâir yapılan hazırlıkların son safhada olduğunu haber alınca. hiç şüphesiz.) katırını düşmanın üzerine sürmek istedi. vefât edince Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdvan) aklı başından gitti. 10.v.). kabr-i şerîfine koymamıza da engel olmayınız. Hz. Resûlullah öldü derse kılıcımla boynunu vururum” dedi. kapının açık tutulmasını emredip üzüntüsünü kâfirlere belli etmemeğe çalıştı. Haccac. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn gazasında da. Hz. Abbas müşriklerin toplandığı yere varıp Hz. Hz.) Hayber’de zafere kavuştu. Sonra. Bir an için karışıklık oldu. Hz. Peygamber efendimizin vefât ettiğine kanaat getirdiler. Zırhını. Üsâme bin Zeyd ve Hz. Peygamber efendimiz. Allahü teâlânın dininin yok olacağına üzüldüğünden: “Yâ Abbâs! Sen onlara: “Ey Medineliler! Ey Semüre ağacının altında bîat eden sahâbîler!” diyerek seslen” buyurdu.) Eshâbıyla Veda Haccına gittiler. Ey Semüre ağacının altında Peygamberimize söz veren eshâb! Buraya toplanınız. onlar da öleceklerdir. Allahü teâlâya yemin ederim ki.v. Hz. on köle âzâd etti. (s. Fethin öncesinde ve fetih sırasındaki üstün gayretleriyle başarıya ulaşıldı. Abbâs kölesine “Haccac’a git. Abbâs.) ölümü tadmış bulunmaktadır: Allahü teâlâ O’na şöyle buyurdu: “Muhakkak. gömleği üzerinde olduğu halde yıkamağa başladılar. Peygamber efendimizin.a. Peygamber efendimizi sağa. Peygamber efendimiz (s. hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye duruşacaksınız” (Zümer sûresi.v. Hz. Bunun üzerine Hz. binek hayvanlarından kendilerini atmak zorunda kaldılar. fakat baygınlığı çok ağır” deyip mübârek yüzünü örterek dışarı çıkıp “Her kim.a. Acele bize gelsin” diye emretti. Ömer. mübârek yüzüne bakıp: “Resûlullah bayılmış. Mescidde ağlaşmaya başladılar. kabrinin üzerindeki toprağı giderek yanımıza tekrar göndermekten aciz değildir. sabah gün ışımadan çukur ve geniş bir vadiden aşağı iniyorlardı.153 - . Peygamber efendimizin (s.). (m. Abbâs’ın oğulları Fadl ve Kusem. Hz. Hz. Hz. mahzun oldular. Ebû Bekir de buna benzer bir konuşma yaptı. Faizin yasak olduğunu.v.. Hz. Ayıldığında. Hz. Müslümanlar da tasalı ve kaygılı halden çıkıp. 632) senesinde Resûlullah efendimiz (s.

küçüğünü. İkrâm ve ihsanları çok idi. onu istediğin zaman. ayakta olduğun hâlde.154 - . Abbâs duâ edip. Mescid-i Nebevî’nin genişletilmesini istedi. Oğulları. Hz. Öyle ki. Abbâs’a hisse ayırırdı.vefât ettiği yere kabr-i şerîfi kazılıp. Uzun boylu. Rükûya eğilince bunu on defa söylersin. ayda bir defa kıl. Ömer. ağzın temiz kalmasına ve Rabbimizin râzı olmasına sebebtir. Yâ Resûlallah” deyince. askeri idare etmek. dört rekâtte üçyüz eder. Çok zengin olan Hz. Abbâs ise evini hediye olarak verdi. Bir muharebede Hz.. Hz. sayılır hürmet edilir bir zât idi. Bunların içinde Hz. size duâ edeceğim” buyurdu. Abbâs’ın kız çocukları içinde Hz. İslâm ordusunun techizi için çok yardım etti. Hz. onların haklarını yerine getirmeğe çok dikkat eder. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Rab olarak Allah. Fadl. hiç günahları kalmasın. Allahü teâlânın da rahmetini üzerimize eşit miktardaki yaymasına işaret olarak. yenisini ve eskisini.v. Ömer bu evi satın almak istedi. Hz. bunu hergün yapmağa kimin gücü yeter?” deyince Peygamber efendimiz de “Hergün kılmağa gücün yetmezse. Peygamber efendimiz: “Ben. Bu. Abbâs’ın duâ etmesini istedi. Hz. Peygamber efendimiz’den sonra.” buyurdu. Abbâs. Baki kabristanına defn edildi. Ömer. orada on defa söylersin. Köleleri satın alıp. Abdullah. Çok cömert idi. fetihlerden elde edilen ganimetlerden. Artık senin günahlarının Alic’in (yürümekle dört gecede katedilen kumluk bir yer) kumlarının sayısı kadar da olsa. Abbâs’ın. Ömer. Abbâs da kabre girerek. Hz. Abbâs’ın evi vardı. Ubeydullah. Diğer Eshâb-ı kirâm da yapılacak işlerde kendisiyle istişare ederlerdi. kasıtlısını ve kasıtsızını. Ümmü Gülsüm binti Abbâs bazı hadîs-i şerîfler rivâyet etmiştir. Medine-i münevvere’de vefât etti. duâsı bereketiyle yağmur yağdı ve toprak yeşillendi. Dört rek’at namaz kılarsın. oğullarını meydana gelecek afv et ve belâlardan koru. Hz. kabr-i şerîfine koydular. Ma’bed.anhüm)..” diye duâ etti. Avn ve Temâm’dır (r. Secdeden kalkıp oturduğunda on defa söylersin. 652) de. Cenâze namazını Hz. Kesir. Kızlarından başka on erkek evladı vardı.v. bunu on defa söylersin sonra secdeye varır. Peygamber efendimiz (s. sakin ve sade bir hayat yaşadı. “Yâ Resûlallah. Abbâs gelince. Âbbâs’a “Yarın sabah (ki pazartesi günüdür) sen ve çocukların bana gelin. Peygamber efendimize yakınlığı ve fazîletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından sevilir.a. Yakın akrabayı ziyâret etmeğe. Rükûdan ayağa kalktığında. Fâtıma binti Cüneyd bin Amr ve Ümm-ül-Fadl Lübâbet-ül-Kübrâ isimlerinde iki hanımı bilinmektedir. Abbâs. Ömer. Ömer. Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesîledir. çünkü misvak.a. Abdurrahman. Her rek’atda Fâtiha’dan sonra bir sûre okuyup ayakta iken onbeş defa (Sübhânallahi velhamdülillahi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber) dersin. Ömer. Hz.v. “Hz. Yetmiş köle âzâd ettiği meşhûrdur. Hâris. Hz. Hz. Herkes kendisine imrenirdi. sana bir şey öğreteyim ki. ilimde çok yüksek idi.) efendimizi. Hz. Allahü teâlâ. gizlisini ve açığını bağışlasın. Kendisinin hususi yakınları olduğumuza ve hepimizin bir kişi gibi olduğumuza. Din olarak İslâm. Hz. Abbâs bin Abdulmuttalib (r. Hz. Hz. Sonra secdeden başını kaldırıp oturduğun halde on defa daha söylersin. Peygamber efendimiz kendisini çok severdi. Abbâs. Sabah olunca beraberce Resûlulullah’ın (s.s.” . kendi abasını üzerimize örttü. lahd şekline getirildi. Allahü teâlâ seni bağışlar. Ömer de bu fikri kabul etmişti. ordunun başında bulunmak için cepheye gitmek istemişti. âzad eder ve böyle yapmayı çok severdi. Osman kıldırdı. Sonra ikinci rekâta kalkarsın. Kusem. Bundan sonra Hz. Medineye yerleştikten sonra yapılan bütün muharebelerde ve hususen Bizans’a karşı gerçekleştirilen seferde. muhtaç olanlara yardım ederdi. Hz. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel. Peygamber efendimiz. O da “Evet. her Cuma bir defa kıl. Hz. Peygamber olarak da Muhammed’i (a.) huzuruna gittik. Her Cuma kılamazsan. Mescidin hemen yanında Hz. Hz. Medine’de kuraklık olunca. Osman gibi büyük zâtlar.a. Ömer’in Medine’de kalmasının daha yerinde olduğu. kumandan olarak başka birinin gitmesinin daha uygun olacağı şeklindeki fikrini beyan etmiş. büyüğünü.a.) ömrünün sonunda göremez oldu. Abbas. Hz. Hz. her rek’atta yetmişbeş. senin günahının evvelini ve âhirini. Birinci rekâttaki gibi dört rekâtı da kılarsın.) bir gün Hz. Bunu her gün bir defa kılmağa gücün yeterse kıl” buyurdu.) kabul eden kimse imânın tadını tatmıştır. Resûlullah (s. hürmetlerinden ve tevâzularından ayağa kalkarlardı. 88 yaşında idi. bir gün Hz. Ayda bir defa kılamazdan senede bir defa kıl Senede bir defa kılamazsan ömründe bir defa olsun kıl” buyurdu. 32 (m. Sonra: “Ey Allahım Abbas’ı ve oğullarını mağfiret eyle ve bağışla.” “Misvak kullanın. Yâ Rabbi onu. Abbâs’a “Ey Abbas sana bir ihsanda bulunayım mı? Sana akrabalık hakkını ödeyip faydalı olayım mı?” buyurdular. beyaz benizli güzel bir zât idi. Abdullah bin Abbâs. Tekrar secdeye vardığında on defa söylersin.

Gece olunca buluştular ve aralarında anlaştılar. istediğin takdirde. kim O’nunla konuşursa. dünyânız ve ahiretiniz için hayırdır” deyince arkadaşları da: “Biz Peygamberimizi. 223. Ubade bin Nadle bin Mâlik bin Aclan bin Zeyd bin Ganem bin Sâlim bin Avf bin Amr bin Avf bin Hazrec’dir. Mesâcid bab 187 11) El-İstiâb cild-8.) ayrılmamış. Peygamberimiz (s. sh-206 6) Sünen-i Ebî Davûd cild-2. sh-867 ABBÂS BİN UBÂDE (r. Medine’den. O’na işkence yapmak için fırsat kolluyorlardı. Bundan sonra sıra ile müsâfeha ederek bîat ettiler (Müslüman olarak itâat ettiler). Ben Abbâs’danım” “Abbâs.” 1) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-970 2) Eshâb-ı Kirâm sh-279 3) El-A’lâm cild-3. Abbas bin Ubâde: “Yâ Resûlallah. Eğer.” buyurdular. yalan söylememek.v. “Cennet” buyurdular. Ondan hiçbir zaman ayrılmayız. seslenene de “Ey Allahü teâlânın düşmanı! İşimi bitirince senin hakkından gelirim.155 - . ağacın yaprakları düşer gibi günahları dökülür. Eğer da’vet ettiği şeyde. Peygamberimize Hicret ..v. ümmetimin başına geçecekler. Peygamberimizle gece Akabe’de görüşmek üzere söz aldılar. oniki kişi olarak Mekke’ye geldiler. Peygamberimiz. Mina’da bulunan kâfirlerin üzerine kılıçlarımızla eğilir. benim vasim ve varisimdir. Peygamber efendimizle yapılan anlaşmayı pekiştirmek için arkadaşlarına “Ey Hazrecliler! Peygamber efendimizi niçin kabul ettiğinizi biliyor musunuz?” deyince onlar da: “Evet” cevabını verdiler.): İkinci Akabe bîatında müslüman olmakla şereflenen Eshâb-ı kirâmdan. eğer böyle birşey yaparsanız dünyâda ve ahirette helâk olursunuz. Peygamber efendimizi devamlı takip ediyorlar. biz bu ahdimizi yerine getirirsek bize ne vardır?” diye sual ettiler. nesebi. Biat eden Medinelilere de “Siz hemen konak yerlerinize dönün” buyurdu. sh-32 7) Sahîh-i Buhârî İstiska bab 3 8) Sahîh-i Müslim cild-3. sh-207 14) Târîh-i Dimaşk cild-7. Şimdilik siz yerlerinize dönünüz” buyurdu. mallarınızın gitmesine ve yakın akrabalarınızın öldürülmesine rağmen Peygamberimize vefâ etmeyi aklınız kesiyorsa. Abbas bin Ubâde. cesur ve kahramanlığıyla meşhûr olmuştur.” “Abbâs. Ölmek var. bu ses için: “Bu Akabe’nin Şeytanıdır” dedikten sonra. Peygamberimiz ise. O’nu tutunuz.“Allah korkusundan mü’minin kalbi ürperdiği vakit. Beni korumuştur. sh-262 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1 sh-221.) şu hususlarda bizden söz aldı. Bunu öğrenen Medineliler. sh-271 5) El-Menhel-ül-Azb-ül-mevrûd cild-7. çocuklarımızı öldürmemek. Allahü teâlâ dîni onlarla azîz ve hâkim kılacak. O zamanlar.) Uhud gazasında şehîd olmuştur. hem sulh. Mekke’de kalmıştır.a. Hz. bunu şimdiden yapınız. (puta tapanlar) çok eza ve cefâ ediyorlardı. Medinelilerin Peygamber efendimize bîat ettiği sırada Akabe tepesinden bir ses: “Ey Mina’da konaklayanlar! Peygamber ile müslüman olan Medineliler sizlerle savaşmak üzere anlaştılar” diye bağırdı. Hz. Sonra Peygamber efendimize dönerek “Yâ Resûlallah.” Biz de hepsini kabul ettik. Birinci Akabe bîatında müslüman olan altı Medineli. yarın sabah. Abbas bin Ubâde (r. hırsızlık etmemek. onların hepsini kılıçtan geçiririz” dedi. Mekke’de müslüman olanlara müşrikler.” “Bu Abdulmuttalib oğlu Abbâs’dır. iftira etmemek.. sh-226 15) Ensâb-ül-eşrâf cild-1. sh-1398 9) Sünen-i Tirmizî Menâkıb bab 28 10) İbn-i Mâce Mukaddime bab 11. Medineli olup Hazrec kabilesine mensûbtu. henüz bu şekilde hareket etmemiz emrolunmadı. Bunun üzerine “Siz Onu.a. sh-602. mallarınıza bir zarar gelince. akraba ve yakınlarınız helâk olunca Peygamberimizi yalnız ve yardımsız bırakacaksanız. amcamdır. zina etmemek. yakınlarımız öldürülse de yine tutarız. Doğum târihi ve kaç yaşında vefât ettiği bilinmeyen Abbas bin Ubâde (r. Peygamber efendimizin sevgisini kazanmakla şereflenmiş. İsmi Abbas. cild-3. Kureyşde en cömert ve akrabalık bağlarına en saygılı olandır.) Akabe’de bîat ettikten sonra Peygamberimizden (s. hayırlı işlere muhalefet etmemek . cild-2.” “Abbâs. Hz. “Allahü teâlâ’ya hiç birşeyi ortak tutmamak. Ona eza eden bana eza etmiş olur. sh-271 13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2.a. Vallahi bu. bendendir.” “Abbâsoğullarından melikler olacak. hem de savaş zamanları için kabul edip O’na tâbi oluyorsunuz. mallarımız ziyan olsa da. Peygamber efendimiz memnun oldular. yemin ederim ki.a. ikinci sene yanlarına altı arkadaş daha alıp. Peygamber efendimizin Peygamberliğini duyunca müslüman olmak için koşarak gelen ilk 12 kişiden biri olmakla şereflendi.a. Vallahi. fakat “Bize.” dediler. sh-94 12) El-Îsâbe cild-2. dönmek yok.

Abdullah İbn-i Abbas henüz küçük yaşta iken Peygamber efendimizi sık sık görüp. Hicretten bir kaç sene önce Mekke’de doğdu. 223. Medineli müslümanları birbirlerine kardeş yaptılar.anhüm) dağılmakta olduğunu görünce yanına Hz.a.) Uhud’da şehîd olan Eshâb-ı kirâm için “Vallahi. Peygamberimiz (s. sh-3060 2) El-İstiâb cild-3.a. Akşam üzeri onu.a. Evs’i alarak dağılan Eshâb-ı kirâma şöyle bağırdı: “Ey kardeşlerim! Bu uğradığımız musîbet. Bazı geceler de orada kalırdı. Babası Hz.a.v. Aklı.) mübârek yüzünü görebilmek heyecanıyla. sh-220. sh-100 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1.a. Onları te’vil ve tefsîr edebilsin. Hz.” dediler. “Allahın insan oğluna ihsan ettiğin her ilim ve her hikmet bu güzel göğüste toplansın.” “Ben.) ve Zeyd bin Sâbit’e (r.) ezberini .a. Abbas önceden müslüman olduğu halde gizli tutup. Peygamberimiz (s.v. Resûlullaha bir zarar gelmesine sebep olursak artık Rabbimizin katında bizim için ileri sürülecek bir mazeret bulunmaz!” diyerek iki arkadaşıyla ileri atıldılar. Namaz kılmayı abdest almayı bizzat Peygamberimizden görerek öğrenmiştir. Abbas’dır. Annesi ilk müslüman olanlardandır.) yanına giderdi.) zamanında Kur’ân-ı kerîmin bir kısmını ezberlemişti. Peygamberimiz. yolları kaplamış ve bayram sevinci yaşıyorlardı. Peygamberimizin (s. Mekke’nin fethinde açıklamıştır. Medineliler Peygamberimizin (s.) damağına sürdü ve “Allahım onu dinde fakîh kıl ve kitabını ona öğret. diyerek kasîdeler söylüyorlardı. “Allah Allah” nidalarıyla önlerine gelenle döğüşmeye başladılar. herkes: “Bize buyurun. Peygamberimiz de çok sevinçliydi. Uhud gazasında Hz. sh-43. ağzının suyundan parmağına alıp. Abbas bin Ubâde hazretleri ve Sâlim bin Avfoğulları Kusvâ’ın önüne gerilerek: “Yâ Resûlallah! Bizim yanımızda kal! Sayıca çokluk.) onlara gülümsediler “Allahü teâlâ.) mübârek elini Abdullah İbn-i Abbas’ın başına koyarak şöyle duâ etmiştir: “Allahım bütün ilim ve hikmeti bu başa ver. Peygamberimize görülmemiş bir tezahüratta bulunuyor. Peygamber efendimiz (s.a.v.a. Teyzesi Meymûne binti Hâris (r. Binbir meşakkat ile Medine yakınlarında Kuba’ya geldiler. el-Haşîmî’dir.v. Eshâbımla birlikte ben de şehîd olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim.” diyerek duâ etti.” buyurmuştur. Abdullah İbn-i Abbas. Tefsîr.a.) amcası Hz. Allahü teâlânın yolunda hakîki şehîd olduklarına kıyâmet gününde şahidlik edeceğim” buyurdular. Bu sebeple kendisine “Ensârın Muhaciri” denilmiştir.) kucağına alıp.) abdest suyunu hazırlamış. çabuk kavrayışlılığı ile dikkati çekiyor ve seviliyordu. Peygamberimiz önde. Kuba’da Cuma namazını kıldıktan sonra Kusva ismindeki devesine binerek Medine’ye doğru yola çıktılar.a.izni gelince O da Medine’ye hicret etmiştir.v. cild-2. 687) senesinde Taifte vefât etti. sh-551 ABDULLAH BİN ABBÂS (r.156 - . koruyucuların yanında yer almaz da. Peygamberimiz (s.) zevcesi olduğu için bu sebeple de çok kerre Peygamberimizin evine gidip gelmiştir.a. Peygamberimiz (s. zekâsı.v.a.v. düşmanlarına karşı seni koruyup savunacak kuvvet ve kudret bizde var.” Bir başka gün de mübârek elini onun göğsü üzerine koyup.a.” Kusvâ adındaki develeri sağa sola baka baka ilerlerken. Hazrec ile Hz. Babası Peygamberimizin (s. mal ve silahça hazırlık. cild-3.): Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından. Medine halkı. 68 (m. Abbas bin Ubâde’yi de Hz. birlikte namaz kılmıştır. onları size hayırlı ve mübârek kılsın! Devenin yolunu açınız! Nereye çökeceği Ona bildirilmiştir” buyurdular. bunların.a.v. Abbas bin Ubâde hazretleri. Bir defasında Peygamber efendimiz (s. O’nu korumak için şehîd oluncaya kadar kahramanca çarpıştılar.) ile Medineye hareket ettiler. Peygamberimizin mübârek dişinin şehîd olduğunu ve Eshâb-ı kirâmın (r. Yâ Resûlallah diyerek evlerine davet ediyorlardı. Mekke’nin fethinden sonra Medine’ye hicret etmiştir. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Allaha her duâ’da şükretmek bize vâcib oldu”. Bütün Medine halkı. Ebû Bekir (r. Osman bin Maz’ûn ile din kardeşi yaptılar. fıkh ilimlerinde ve diğer ilimlerde büyük âlimdir. Abdullah İbn-i Abbas doğduğunda babası onu Peygamberimize götürmüştür. Bundan sonra Kur’ân-ı kerîmi tamamen ezberleyip. Peygamber efendimizin uğrunda. Ebû Bekir arkasında ve dedesi Hz. karşılamaya çıktılar.anhâ) Resûlullahın (s. Mekke’den gelen Muhacirlerle.v.v. 1) Kâmûs-ul-A’lâm cild-4. Dağılmayınız! Peygamberimizin etrafına geliniz! Eğer bizler.v. İsmi Abdullah bin Abbas bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abd-i Menaf el-Kureyşi.a. Devenin yularını başına dolayarak serbest bıraktılar.v.) Mekkeden Hz.) vefât ettiği sırada Abdullah İbn-i Abbas 13 veya 15 yaşında bulunuyordu. Annesi Lübabet-ül-Kübrâ binti Hârisi Hilâliyye’dir.a. Medine’ye hicret ettikten sonra Abdullah İbn-i Abbas ailesi ile birlikte hicretin sekizinci senesine kadar Mekke’de kalmıştır. Peygamberimize karşı isyanımızın neticesidir. kanlar içinde şehîd olmuş buldular. Bu sıralarda henüz 11-12 yaşlarında bulunuyordu. Übey bin Ka’b’a (r. Hz. Abdülmuttalib’in dayısı Neccâroğullarının yiğitleri de çevresinde olduğu halde Medine’ye girdiler. hadîs. Peygamberimiz (s. nübüvvet kaynağından feyz almıştır.a. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan: “Bizim üzerimize Veda yokuşundan bir ay doğdu. Bu duâ bereketiyle ilimde çok yüksek derecelere ulaştı. Daha küçük yaşta iken Peygamberimizin (s. Peygamber efendimiz.

her meseleyi açıklardı. Daha sonra Eshâb-ı kirâmın en üstünlerinin meclisinde bulunup.) Eshâb-ı kirâm arasında ilminin üstünlüğü ile tanınmıştır. Tefsîr.a. Hz. Osman ve diğer Eshâb tarafından çok iltifat görmüştür. (ilimde derya) ismi verilmiştir.Mücâhid bin Cebir tariki. Hz.a. O sırada yapılan Afrika seferine katılmıştır. o da Sa’îd bin Cübeyr’den. Abdullah İbn-i Abbas (r. Ömer. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Bu vasfından dolayı ona “Tercüman-ül-Kur’ân” lâkabı verilmiştir. Ömer’in o hususta verdikleri hükümleri araştırırdı. Hiç bir meselede tereddüte düşmemiştir.a. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r.Dahhak tariki.a. hadîs. feyze ve marifete kavuştu. ilim öğrenmek üzere çok kimse onun etrafında toplanmıştır.) tariki. kendisine sorulan meseleleri çok isabetli bir şekilde cevaplandırmıştır. Onun Peygamberimizden (s.” buyurmuştur. Osman’ın emriyle yerine hac emirliği yapmıştır.v. Peygamber efendimizden 1660 kadar hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. 3.) benim için duâ etti. 2. İslâm âlimleri tefsîr kitaplarını onun rivâyetleriyle süslemişlerdir. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri üzerinde ders verirken herkesi doyuracak şekilde izahlar yapardı. hizmetleri olmuştur. fıkıh ilimlerinden başka lisan. bu zat Ata bin es-Saib’den. Bu sebeple müşkillerini sormak üzere kendisine çok sayıda müracaat eden oluyordu. Ebû Bekir’in ve sonra Hz. Osman şehîd edilmişti. Ali’nin halifeliği sırasında Basra valiliği yapmıştır. Daha sonra Mekke’ye yerleşmiştir. Bunlardan en meşhûrları şunlardır: 1. dinletmiştir. o da Abdullah İbn-i Abbas’dan (r.a. Mekke’de yetişen fukaha onun vasıtasıyla yetişmiştir. Fetvaları ciltler dolduracak kadar çoktur. Abdullah İbn-i Abbas. fıkıh ilimlerinde ayrıca şiir ve edebiyat gibi diğer mevzularda çok iyi bir şekilde yetişmiştir.157 - . Hz. Bu iltifatlar karşısında asla hâlini değiştirmemiş hep tevazu göstermiştir. Hz.a. Din hususunda sorulan her soruya geniş cevap verir. Tefsîre dair muhtelif rivâyetleri vardır.Sa’îd İbn-i Zübeyr tariki.a. Abdullah İbn-i Abbas fıkıh ilminin en mühim bir kolu olan feraiz (mîrâs) hukuku ilminde yüksek derecede idi.a. Hangi gün ne iş yapacağını önceden tesbit eder ve onlara aynen riâyet ederdi. Osman devrinde de fetva vermeye devam etmiştir. fetva vermiştir. İbn-i Mes’ûd (r. Hz. Kendisine havale edilen meselelere gayet açık ve isabetli cevaplar vermesiyle meşhûr olmuştur.arz edip. Abdullah İbn-i Abbas. fikri kuvvetini ve ilmini görerek şaşırmışlardır. Osman’ın halifelikleri sırasında müftülük yapmış. O da bunlara tatmin edinceye kadar izahat yaparak cevaplandırırdı. Ebû Bekir’in halifeliği sırasında ilim öğrenmekle meşgul oldu.” demiştir. Bunlarda da bulamazsa kendi ictihâdıyla cevap verirdi. Hz. Ömer’in sohbetlerine ve ilim meclisine devam edip. edebiyat. sahihtir. Onun hakkında “Bu Arapların mütebahhir (en derin) âlimidir” demişlerdir. Tâbiînden Ebû Sâlih (r.) rivâyet etmiştir. 4Ali bin Ebî Talha el-Hâşimî tariki. Afrika’da hükümdarlık eden Cercis ile görüşmüştür. feyz almıştır.) Kur’ân-ı kerîm hakkındaki ilmini isteyen ve soranlara öğretirdi. Ömer zor meselelerin ona sorulmasını ve alınan cevabın kendisine bildirilmesini istemiştir. zekâsını. Çok meth edildiği zaman “Bana bu nimeti ihsan eden Allahü teâlâdır. Onun derslerinde her ilim okutulurdu. Garib-ülKur’ân hakkındaki izahları ona dayanmaktadır. yakın. Hz. tahrir gibi mevzular işlenirdi. Ömer’in ve Hz.a. Müstakil derslerden başka namazlardan sonra va’z u nasîhat yapar. Bu seferde İslâm Ordusu adına kendisine elçilik vazifesi verilmiştir. Çünkü Resûlullah (s. şiir. Hz. İlminin genişliğinden dolayı “Hibril Ümme (Ümmetin Âlimi) ve Bahr (deniz). Abdullah İbn-i Abbas’ın müstakil bir tefsîr kitabı yoktur. Bütün bu mevzularda derin ilme sahipti. hadîs. Fetvaları fıkıh ilminin en kuvvetli temellerinden olup.) onun hakkında “O Sultan-ül-Müfessirîn’dir” buyurdu. bilhassa Kur’ân-ı kerîm’in tefsîri ve âyet-i kerîmelerin izahında yüksek bir ilme sahipti. daima ilme teşvik ederdi.a. Ömer. 5.) bir ders halkası vardı. Çünkü o daha küçük yaşta Peygamberimizin (s. Onun tefsîre dair rivâyetleri çeşitli yollarla nakledilmiştir. Ömrünün sonuna doğru Mekke’de yerleştiği sırada da uzaktan. Hz. Kur’ân-ı kerîm âyetlerinin bir araya toplanmasında ve neşrinde çok. Suâl sormak için gelenlerin çok kalabalık olması sebebiyle gelenleri ellişer kişilik grublar halinde yanına alıp meselelerine cevap verirdi. Onu ilim meclisinde bulundurur. Abdullah İbn-i Abbas (r.) yanında bulunup. Yine bu sırada Eshâb-ı kirâmın büyüklerinin meclisinde bulunmuştur.İkrime (Mevla İbn-i Abbas (r. Fıkh ilminin temel direklerindendir. Böylece henüz daha gençlik çağında ilimde yüksek dereceye ulaşmıştır. sorardı. Bu tarik İmâm-ı Buhârî ve İmâm-ı Müslimin şartlarına uygun olup. Hadîs ilminde de derin bilgisi vardı. Sorulan meselelere cevap verirken önce Kur’ân-ı kerîme bakar açıkça bulamazsa. Hz. Bir âyet-i kerîmeyi anlayamayan veya bir müşkili olan kimse ona müracaat edip.a.v. hutbeler okurdu.) nakledile gelen rivâyetlerinden bir kısmını Furuzâbadi “Tenvir-ülMikyas Tefsîr-i İbn-i Abbas” adlı bir kitapta toplamıştır. 7. Bu hac emirliğinden döndüğünde Hz. Hz.Ebû İshâk tariki.v. İlim ve hikmet niyazında bulundu. belli bir plân dahilinde idi. Çalışmaları son derece muntazam olup.) aldığı ilme.Kays tariki. 6. Cercis ve adamları onun aklını.) “İbn-i Abbas’ın ilim meclisi ile bütün Kureyş iftihar etse değer. Onun derslerinde tefsîr. ilim öğrenmiştir. Ya doğrudan ders alarak veya dolaylı olarak onun ilminden istifade etmişlerdir.

Ayrıca babası Hz.” “Allahü teâlâ’nın size verdiği sayısız ni’metler için Onu seviniz. Allahü teâlâ tevbe edenlerin tevbesini kabul eder. Ömrünün sonuna doğru gözleri görmez olmuştu.” “Sirkenin balı bozduğu gibi kötü ahlâk da ameli bozar. İslâm devletinin sınırları genişleyince çeşitli beldelere seyahat yapmıştır. Merved bin Mahreme. hicretin 68. senesinde ömrünün son günlerinde 7-8 gün hasta yattıktan sonra vefât etti. Ebû Zer Gıfârî’den ve diğer bir çok sahâbîden hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.” “Tevbe ve istiğfâra devam eden kimseye Allahü teâlâ her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik verir ve ummadığı yerden kendisini rızıklandırır. Dirilerin de ölülere hediyesi. Ali bin Abdullah. onlar için duâ ve istiğfâr etmektir. müjdeleyiniz. Hz. annesinden. ölülere dağlar gibi çok rahmet verir. Kendisine bir duâ gelince. Hz. Dilimde ve kalbimde o nûr devam ediyor. imdad diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer. Boğulmak üzere olan kimse. Hz. yoksulluk gelmeden zenginliği. İhtiyarlık gelmeden gençliği. Ebû İmame bin Sehl.a. Uzun boylu. derslerini dinlerlerdi. Abdullah İbn-i Abbas. Abdullah bin Ma’bed. Hz.” . Rivâyetleri Kütüb’üs-Sittede (altı hadîs kitabı) yer almaktadır.” Peygamber efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır: “Kur’ân-ı kerîme saygı göstermek. Cenâze namazını Hz. güzel beyaz yüzlü. Muaz bin Cebel’den. Karnını (ağzını) ancak bir avuç toprak doldurur. kendisini kurtaracak birini beklediği gibi. hastalık gelmeden sıhhati.” “Beş şeyden önce beş şeyi fırsat ve ganimet bil. Hz. Abdullah İbn-i Abbas (r. Ebu’l Tufeyl. Buralarda Arapça bilmeyen müslümanlara tercümanlar vasıtasıyla va’z ve nasîhatler yapmıştır.” “Kur’ân-ı kerîmi kendi arzusuna (görüşüne) göre tefsîr eden Cehennemdeki yerine hazırlansın. bütün geceyi ibadetle geçirmekten daha sevimlidir.” “Kızdığın zaman sükût et.a.) çok âlim yetiştirmiştir. dünyânın hepsi kendisine verilmiş gibi sevinmekten daha çok sevinir. azgın cezasını bulacaktır” ve “İçinde harâm olanın.” Abdullah İbn-i Abbas (r.) kıldırdı ve “Bu gün bu ümmetin en Rabbânî âlimi vefât etti” buyurdu.) buyurdular ki: “Dağlar dahi birbirine karşı azsa. Abdurrahman bin Avf’dan Hz.” “Ölünün mezardaki hali. Hz.” “İnsanoğlunun iki vâdi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister. ganimet bil!” “Öğretiniz. Bunlar bozulursa insanlar da bozulur. iri vücutlu bir zât idi. meyyit de babasından. Ömer’den. Abbas’tan. anasından.” “İşitmek görmek gibi değildir. Şa’be bin Hakem. Ali’den.” “Ümmetimden iki sınıf düzgün olursa bütün insanlar düzgün olur. Abdullah İbn-i Abbas (r. Bunun için şu beyti söylemişti: “Allah gözlerimden görme nurunu aldıysa. Osman’dan. Çok ağlama sebebiyle yanaklarında gözyaşlarının bıraktığı izler görünürdü. Sakalını kına ile boyardı. Onun vefâtı müslümanları çok üzdü. Sa’îd bin Müseyyeb ve diğer âlimler. Ali’nin oğlu Muhammed bin el-Hanifiyye (r. Abdullah bin Ömer. güçleştirmeyiniz.) Peygamberimizden bizzat işiterek hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Bu iki sınıf âmirler ve âlimlerdir. Öğrenen ve hadîs-i şerîf rivâyet eden pekçok âlimden bir kısmı şunlardır: Kendi oğulları Muhammed bin Abdullah.dan çok kimse yanına gelerek onu ziyâret edip. meşgûliyyet gelmeden rahatı ve ölüm gelmeden hayatı. Ondan ilim.a.a. yâni harâm yiyenin namazını Allahü teâlâ kabul etmez. Ebû Bekir’den. Allahü teâlâ. yaşayanların duâları sebebi ile. kardeşlerinin oğulları Abdullah bin Ubeydullah. Beni de Allahü teâlâyı sevdiğiniz için seviniz.” “Benim için gecenin az bir vaktini ilme ayırmak. E’ûzü okuyarak başlamakla olur ve Kur’ân-ı kerîm’in anahtarı besmeledir. kardeşinden arkadaşından gelecek bir duâyı gözler.” “Bid’at sahibi bid’at işlemekten vazgeçmedikçe Allahü teâlâ onun hiç bir ibadetini kabul etmez.158 - .

Peygamberimiz Abdullah olarak değiştirdi. cild-1. sh-141 11) İzâlet-ül-hafâ cild-1. Hanımı Peygamberimizin amcası oğlu.a. yaşının küçük olması sebebiyle katılamadı. Bunun dokuzyüz derece fazîleti vardır. Kur’ân-ı kerîmi çok okurdu. Gece sabahlara kadar namaz kılar. Annesi.a. Allahü teâlâ seni daima görmektedir. ibâdet ve zühdü çok olan bir zâtdı. sen de ona o şekilde muamele et. babası Amr bin Âs’dan 12 yaş küçüktü. Filistin ve Mısır’da da denilmiştir.) Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Abdullah bin Abbâs’ın (r. Ömrünün tamâmını ibâdet yapmakla geçirmişti.a. Babasından önce îmân etmekle şereflendi.a. Tâif. İşleyeceğin bir yanlış işin fırsatını kaçırınca. Bu sevinmen. Abdullah bin Amr (r. Bu halin. fakîre ihânet eden mel’undur. Eshâb-ı kirâm arasında büyük âlim.” “Resûlullah (s. Yaklaşık 100 yaşında iken 65 (m. Mekke. zararından da emin değilsin. Vefât târihi ve yeri hakkında değişik rivâyetler bulunup. çünkü bu fuzûlî bir iştir. günahların en büyüğüdür. Müslüman olmadan önce adı. Abdullah.” “Kıyâmet günü Cennete ilk davet edilecek olanlar her halükârda Allahü teâlâya hamd edenlerdir. sh-295 ABDULLAH BİN AMR BİN AS (r. Resûlullah (s. Abdullah bin Amr bin Âs bin Vâil bin Hâşim bin Sa’îd bin Sehm bin Amr bin Hâris bin Ka’b bin Lüey el Kureyşî’dir. yaptığın hatâdan daha fenadır.) oğlu. Bunun altıyüz derece sevabı vardır. İkincisi harâmlardan ve yasak edilen şeylerden sakınma hususunda sabır. İslâm binasının temeli de güzel ahlâktır. bunlar eğerlenmiş ve binmek için bekletilen bir arab atından (en kıymetli şeyden) benim için daha sevimlidir.” Mücâhid bin Cebir (r. sh-3103 10) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1. Çok kere faydalı söz yerini bulmaz da kaybolur gider. Ondan oğlu Muhammed dünyâya geldi. Halbuki bu üzüntün. Tanıdığın kimse yanından ayrıldığı zaman.a. Râita binti Münebbih bin Haccâc bin Âmir bin Huzeyfe bin Sa’d bin Zehm’dir. Sen hatâdasın.anha) idi. Annesi.). ömrünün sonuna doğru görmez olmuştu. onun ayrı bir yerde seni nasıl anmasını istersen.v. sh-95 2) Hilyet-ül-evliyâ. Ağlamaktan gözleri hastalanmış. emin olma.): Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Amr bin Âs’ın (r. Bir hatalı işde başarı kazanır. üzüntü duyarsın.a.” “Her binanın bir temeli vardır. geceleri lâmbayı söndürür.” 1) El-A’lâm cild-4. Gülmektesin. Sen af edilmeni istediğin hususlarda.” “Zengine ikrâm edip. gündüzleri de oruç tutardı. yaptığın hatadan daha büyüktür. Ebû Muhammed veya Ebû Abdurrahman’dır.” “Sabır üç çeşittir. sh-350 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. Çünkü halim kalbinden sana buğz eder.v.a. sh-276 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-975 9) Kâmûs-ul-a’lâm cild-4. Hatta o kadar ki.“İnsanlara hayrı öğretenler için. ona verirdi. denizdeki balıklara varıncaya kadar herşey onun için Allahü teâlâdan mağfiret diler. Suçlu olarak yakalanıp ihsan ile mükâfât görenin ameli gibi amel et. sh-330 4) El-İstiâb cild-2. Yerini bulmadıkça lüzumlu olan sözü de konuşma. ama başına neler geleceğini anlamıyorsun. o hatâdan daha tehlikelidir. Bu görüş kalbini titretmez. Ahmak ve âdi kimseler dili ile sana eziyyet ederler. Bu halin. Kardeşinin sana ne şekilde muamele yapmasını istersen. sevinirsin. sen de onu öyle an. Bedir ve Uhud harbinden başka bütün harplerde Hz. musîbetin ilk geldiği anda gösterilen sabırdır. Adı. ahmak kimselerle mücadele etme. Peygamberimiz zamanında . onu da afv et. Peygamberimizin yanında bulunmuştur. Kur’ân-ı kerîm’in tamâmını ezberleyen hâfızlardandı. sh-314 3) El-Îsâbe cild-2.a. İlk iki harbe. Âs idi.159 - .) şöyle buyurduğunu nakleder: “Beş hafif şey var ki. bu hususta bir âyet nazil olacağını zannederdik. Künyesi. Üçüncüsü ilk sarsıntıda.. Ne halim (yumuşak) ne de sefîh. Abdullah bin Amr için göz ilâcı ve sürme yapar. Birincisi farzların yapılmasında güçlüklere sabretmek. sh-365 6) Eshâb-ı Kirâm sh-177 7) Tehzîb-üt-tehzîb cild-4.) efendimizden çok hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.) misvak kullanmak hususunda bize öyle emirler verirdi ki. 684) yılında Şam’da vefât etmiştir. daima ağlardı.) kızı Umre (r. Bunun üçyüz derece sevabı vardır.” “Üzerine gerekmeyen ve sana faydası dokunmayan şeyler hakkında konuşma.” “Ey çok günah işleyen! Yaptığın işin şerli sonucu seni bekliyor.

v. Peygamberimize müracaat ederek. Amr bin Dînâr ve daha bir çok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuştur. Resûlullah efendimiz. Fakat Abdullah bin Amr. Yakûb İbn-i Âsım bin Urve bin Mes’ûd es-Sekafî. davarlarımızdan ibarettir. birçok hadîs-i şerîfte. O’ndan işittiği her şeyi yazmak için izin istemiş ve aldığı müsâade üzerine pekçok hadîs-i şerîf yazmıştır. Resûlullah’tan her işittiğini yazdığını gören Eshâb-ı kirâmın ileri gelenleri. bu muharebede ordu kumandanı idi. Kostantiniyye (İstanbul) ve Roma şehirlerinden hangisinin daha evvel feth edileceği soruldu. Hayseme bin Abdurrahman elCa’fi.160 - . Urve bin Zübeyr.v. onun harbe katılacak askerleri ta’lim ile harbe hazırlamak gibi mühim vazifeleri ifâ ettiği anlaşılmaktadır.birçok gazalara ve seriyyelere süvari olarak katıldı. Sâlim bin Ebî’l Ca’d. Ata bin Yesâr. bir koyun karşılığında alıyoruz. Abdullah bin Rebâh el-Ensârî. Abdullah bin Amr’ın ilminden en çok istifade eden muhitten biri de. Abdullah bin Amr bin Âs. Resûlullah efendimizin vefâtından sonra Hz.a. Ebû’z-Zübeyr el-Mekkî. bazan da sevinçlilik halinde bulunup söz söylemektedir. herkesten evvel. Abdullah bin Amr bin Âs’ın (r. Basra’dır. Yahut bir deveyi. Onun ilminin çokluğunu itiraf buyurarak: “Resûlullah’ın (s. Ebû Seleme bin Abdurrahman. 240 000 kişilik Bizans ordusuna karşı. Abdullah bin Amr. Abdullah bin Amr (r. İbni Ebî Müleyka. Orada.) bazan gazab. hemen dağıtır ve herkesi memnun ederdi. Enes bin Mâlik. yazıyordu. birkaç inek karşılığında veriyoruz. benden çok ezberleyen ve rivâyet eden olmamıştır. Halbuki Resûl-i Ekrem (s. Resûl-i Ekrem (s.) etrafında oturmuş. Abdullah suâli dinledikten sonra bir sandık getirtmiş ve şu cevabı vermişti: “Bir gün Resûlullah’ın (s.” Buna benzer birçok harplere iştirak edip.) buyurdu ki: “En önce Herakliyus’ün şehri olan Kostantiniyye (İstanbul) feth olunacaktır. Ebü’l Hayr Mürsed bin Abdullah el-Yezenî.) arz etmişti.anhüm) ve daha bir çok Eshâb-ı kirâmdan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.000 kişilik bir İslâm ordusu kısa zamanda zafer kazanmıştı. Humeyd bin Abdurrahman bin Avf. bu hususta şu rivâyeti nakletmektedir. açıklayıcı geniş bilgi bulunmamakla beraber. “Sahife-i Sâdıka” adı verilen bir mecmuada (kitapta) toplamıştır. Amr bin Hâris ez-Zebidî şöyle bildiriyor: “Abdullah bin Amr ile karşılaştığımda Ona şöyle sordum: “Ey Ebû Muhammed! Biz öyle bir yerdeyiz ki. 46. Zir bin Hubeyş.a.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin bazıları şunlardır: . O’nun naklettiği ilimlerden istifade etmiştir. Onu dinledikten sonra. Hz. Sâbit bin İyâd el-Ahnef. Bu eserinde. bizzat Peygamber efendimizin mübârek ağızlarından işiterek çok ilim almıştır. Fakat bunların hepsi müddetle mukayyettir.v.a.” Resûlullah’tan işittiği bütün hadîs-i şerîfleri.v. Kendisinden de.a.) efendimiz. İkrime. Muâz bin Cebel’den. Bir ineği bir müddet için. bağlıdır. Âmir bin Şerâhil Şa’bî. yaya kaldıklarını söyledim. bana şu cevabı verdi: “İyi ki.) bu muharebeye iştirak ederek. Peygamberimizden birçok ilimleri öğrenmeye aşırı derecede meraklı idi. idare mevkiinde vazife aldığı anlaşılmaktadır. büyük kahramanlıklar göstermiştir. Sa’îd bin Müseyyeb.) hadîs-i şerîflerini. dişi develer satın al ve askerlere binek temin et!” Ben de bir erkek deve karşılığında üç dişi deve satın alarak askerlerin gideceği yere gitmelerini temin ettim.a. Bunlardan birisi hakkında.” dediler.a. Abdullah bin Amr’ın (r.). Hadîs-i şerîf râvîlerinden (rivâyet edenler) Ebû Kubeyl. at ve kısrak alıyoruz. Allahü teâlâya yemin ederim ki. bizzat Resûlullah’dan işiterek aldığı hadîs-i şerîfler mevcuttur.) bana şöyle buyurdu: “Zekât olarak gelen erkek develer karşılığında. Abdurrahman bin Cübeyr. Eshâb-ı kirâmdan en çok hadîs-i şerîf rivâyet eden Ebû Hüreyre(r.v. burada nakit para olarak hiçbir şey yoktur. Bütün müslümanlar. gerçek) olandan başka bir şey çıkmamıştır. Deve karşılığında da. Abdullah bin Amr’ın (r. Kendisine bir suâl sorulduğunda.v.a. olarak tayin edilenler O’nun derslerine koşuyorlardı.v. Bunlarda dinî bir mahzur var mıdır?” Hz. Hz. hadîs-i şerîf yazıyorduk. Ebû Zur’a bin Amr bin Cerîr. Derken Resûl-i Ekrem’e şöyle soruldu: Kostantiniyye veya Roma şehirlerinden hangisi daha evvel feth edilecek? Resûlullah (s. Mücâhîd bin Cebr. Abdullah bin Hâris bin Nevfel.)’den işiterek hadîs-i şerîf rivâyet ettiği gibi. Ömer’den.” Hz. yazdığı bu mecmuayı çıkararak bakıp cevap verirdi. Abdullah bin Amr bin Âs.a.a.v. bana sordun. Ebû Umâme. Surâka bin Mâlik bin Ca’şem’den (r. Şam fatihi olan babası Amr bin Âs (r. Bunları birbirleriyle değiştirerek alış-veriş ediyoruz. kızgınlık halinde. oğlu Muhammed bin Abdullah bin Amr bin Âs. Resûlullah (s. şehre vali. Babası ile birlikte. Ebû’d-Derdâ’dan. Tavûs Keysân. Sehl İbn-i Hanîf. Develerin askerlere kâfi gelmeyeceğini gördüm.a. istemediği halde Sıffîn harbinde de bulunmuştur. işittiklerini yazı ile kaydetmek hususunda tereddütte kalmış ve meseleyi Resûl-i Ekrem’e (s.). buyurdular ki: “Yazmaya devam et! Çünkü. benden daha çok ezberlemiştir.) yanında bulunuyorduk. Cübeyr bin Nüfeyr. ağzımdan hak (yani doğru. Mesrûk bin Ecdâ. Kendisine.a. Ebû Kebeşe es-Selûli.a. Ben yazmamıştım” dedi. Ebü’l Abbâs es-Saib bin Funûh.a. Bütün malımız. Hz. O’na: “Sen Resûlullah’tan her şeyi yazıyorsun. Amr bin Üveys es-Sekafî. Ebû Abdurrahman el-Hablî. Katıldığı harpler hakkında. Son derece cömert olduğundan eline geçen herşeyi. Abdullah. bizzat Resûlullah (s. bundan başka Hz. bazı askerlerin bineksiz. Çünkü o. Abdullah bin Amr’ın katıldığı en mühim muharebelerden biri Yermük harbidir.).a. Bunun üzerine Hz. yanımda bulunan develere askerleri bindirerek bir tarafa i’zam etmemi (yollamamı-göndermemi) emir buyurmuştu. Abdurrahman bin Avf’dan.

) çok ibâdet yapardı. Hz. fazla tutma!” buyurdu. Bunun üzerine Resûlullah (s.” “Cemâatle namaz kılmak için yola çıkan kimsenin. bütün sene orucu demektir. bir kısmında da namaz kıl. “ “Cehennemden uzaklaşıp. Cennete giremez. iki dargın kimsenin arasını bulmaktır. Buyurdu ki: “Fakîrlere yemek yedirmek. kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. Resûlullah efendimiz cevabında buyurdu ki: “En makbul oruç. sadaka veriniz. O da: “Evet yâ Resûlallah! Öyledir” dedi. sözün doğrusunu söylemek. Zühd ve takvası çoktu.v.” “Kul hakkından başka şehîdin bütün günahları affolur. onları ağlattığın gibi güldür. Geride ana ve babamı ağlar bıraktım.” Resûl-i Ekrem ona “Geri dön. Resûl-i Ekrem emretti: “Dön ve onlara bak.a.” “Müslüman.161 - . bazı günlerde iftar et.” “Namazı şartlarına uygun olarak kılanlara. tanıdığına ve tanımadığına selâm vermektir. baban) hayatta mı?” Gelen adam: “Evet” dedi. Allaha ve âhiret gününe inanan. en sevgili olanınızın kim olduğunu haber vereyim mi? En iyi huylularınızdır. Çünkü şu bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. her ayda üç gün oruç tutmak sana kâfidir. gözünün de bir hakkı vardır. Cennet’e girmek isteyen son nefeste kelime-i şehâdet söylesin ve kendisine yapılmasını arzu ettiği şeyleri başkasına yapsın. Abdullah da: “Yâ Resûlallah! Ben bundan daha fazla ibâdet etmek için kendimde kuvvet buluyorum” dedi. attığı her adımda bir günahı silinir ve amel defterine bir sevab yazılır. O’na devam etmeyenler kıyâmet günü perişan olurlar.” “Sadakanın en fazîletlisi. israfsız ve tekebbürsüz (kibirsiz) giyininiz. böyle davranmalarının mükafatı olarak inciden minber üzerinde otururlar.” buyurdu. hanımının bir hakkı vardır.” “Mü’min. yahut sussun. komşusuna hürmet etsin. kardeşim Dâvûd aleyhisselâmın oru.“İlmin azalması. Allaha ve âhiret gününe îmân eden. Cahil din adamları. hayrı söylesin. her ayın üç gün orucu.” “Kalbinde kibrin zerresi bulunan.” “Allaha ve âhiret gününe îmân eden.” “İnsanlara merhamet edene.” “Dünyada adaleti gözetenler. bu hakların hepsini yerine getirerek. evlendiği zaman.): “Böyle yapma! Bazı günlerde oruç tut.” “Sizin kıyâmet günü bana en yakınınızın. Binâenaleyh. “Öyle ise Dâvûd aleyhisselâmın orucu gibi oruç tut.a. günlerce hanımının yanına varmadı.” “Cebrâil bana komşu haklarından o kadar çok bahsetti ki. emaneti muhafaza etmek. mü’minlerin canları ve malları hususunda emin oldukları kimsedir.” “Dört sıfata sahip olduktan sonra dünyâdan başka bir şey kazanamadığına ehemmiyet verme! Bunlar. Birisi Resûl-i Ekrem’e gelip. Amr bin Âs. afif olmak.” “Yiyiniz. âlimlerin azalması ile olur. komşunun da bir hakkı vardır. oruç tutma! Gecenin bir kısmında uyu. İnsanları doğru yoldan saptırırlar.” buyurmuş ve bi’atını kabul etmemişti.” Abdullah bin Amr bin Âs (r. Onun bu halini Resûlullah (s. cihad için müsâade istemişti. komşunun komşuya mirasçı olacağını zannettim.v. O kadar ibâdet yapma arzusu vardı ki. bu durumu Resûlullah’a arz ederek. Hatta bu hâli sebebiyle. Her yapılan iyiliğe ve her hayır ve ibadete karşılık olarak on misli sevab ve mükâfat verileceğine göre.) efendimize haber verdiklerinde. O da: “Dâvûd peygamberin orucu ne kadardır?” diye sordu.” “Bize karşı silah taşıyan bizden değildir. içiniz. kıyâmette.” Resûlullah’a “amellerin en efdali hangisidir” diye soruldu. Resûl-i Ekrem sordu: “Senin ebeveynin (annen. Babası Hz. Allahü teâlâ merhamet eder. evlilikten de nasîbini almasını istemişti.a. insanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. Bütün hayatını ibâdet etmeye vakfetmişti. Ona: “Ey Abdullah! Her gün oruç tuttuğun bütün gece namaz kıldığın bana haber verilmedi mi sanırsın!” buyurdu. misafirine ikrâm etsin. o namaz kıyâmet günü delil ve kurtuluş olur.” Birisi Resûl-i Ekrem’e geldi ve “Sana bi’at için geldim. güzel huylu olmak. Cenâb-ı Hak ni’metlerinin kul üzerinde görülmesini ister. büyüğümüze hürmet etmeyen bizden değildir.” “Küçüğümüze acımayan. hayatta bulundukça her gün oruç tutmak ve her gece namaz kılmak üzere Allah’a yemin ederek nezirde (adakta) bulundu. Resûlullah.

kötülüğü düşünmeyen kalb ve itâat eden hanımdır. sh-337.” Kendisi şöyle bildiriyor: “Bir gün Resûl-i Ekrem’e (s. derslerine devam ederler ve O’ndan ayrılmazlardı.cudur. ilimde ve fazîlette yüksek kimseler toplanıyordu.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin sayısı 700 civarındadır. şeytanın çoğalıp yayıldığı zamanlardır. Allahü teâlânın gazabına sebep olur. Abdullah’ın talebeleri.” “Bir kadının varlıklı zamanında kocasının yüzüne gülmesi. bir gün tutardı. fakat yokluğu zamanında ona hıyânette bulunması. Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim’de müşterek olarak nakledilmektedir. Ayrıca İmâm-ı Buhârî bunlardan 8 tanesini.” “Faydasız söz söylemeyiniz.): “Yâ Resûlallah! Müslümanın hangisi hayırlıdır?” diye sordum. O’nun etrafında kurulan ilim meclisinde. Hz. Buyurdular ki: “Çarşıya erken girip. Bir gün birisi gelip Abdullah bin Amr’ı (r.) görmek ve O’nun yanına gitmek için safları yararak yürümeye başlamıştı. Bir gün yer. bunu bizzat Resûl-i Ekrem’in mübârek ağzından işiterek topladım. Cehennemlik olduğunun alâmetidir. onlara: “Bırakınız. kendisini son derece severlerdi. gelsin!” buyurdu. cild-5. Kendisinden ilim öğrenmek için çok uzak yerlerden gelirlerdi. Abdullah bin Amr bin Âs’ın hikmetli sözleri çoktur. O’nun etrafında oturup ders dinlerken kimsenin kendilerini rahatsız etmelerini istemezlerdi. sh-64. Hz. Abdullah bin Amr. 482.” Hz. Abdullah da. onu durdurmaya teşebbüs ettiklerinde. sh-158 10) Sahîh-i Buhârî Kitâb-ul-ilm sh-39 . Resûlullah (s. Hz. Resûlullah efendimizin şöyle buyurduğunu bildirdi: “Müslüman. Muhâcir de. Aksi halde şeytanın oyuncağı olursun!” “Çok ağlayın! Ağlayamazsanız.” 1) Üsûd-ül-gâbe cild-3. elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kimsedir.a.” Birgün kendisine.” “Müzevvirlik (ara bozuculuk) ve iki dostun arasını açmak.” “Aklınızın ermediği şeyleri terk ediniz.a.) mübârek ağızlarından işiterek topladığı hadîs-i şerîf mecmuasına.) ihtiyarlayıp da. Hadîs-i şerîf tahsili için. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel. fena kalb ve itâat etmiyen hanımdır. Allahü teâlâya yemin vererek adak verdiği için ömrünün sonuna kadar böyle ibâdet yapmıştır. Abdullah bin Amr bin Âs’ın (r. sh-41 6) El-A’lâm cild-4. sh-261.) efendimiz. sh-111 7) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-4. ağlamaklı bir halde bulunun. Hz. Resûlullah’tan duyup ezberlediği bir meseleyi söylemesini istedi. Fakat bu hadîs-i şerîf mecmualarından birini okumak istediğimiz zaman. son derece titizlik gösterirdi. 338 3) Tabakât-ül-Kübrâ cild-2. O şahıs gelip.” Bu konuda birkaç rivâyet bildirilmektedir. sh-261 8) El-Îsâbe cild-2. mâni olmazdı. O’na. Kâfirlerin ruhları da yedi kat yerin dibindedir. “Ölünce mü’minlerin ruhları nerededir?” diye sorulduğunda buyurdu ki.162 - .” Kendisine. Resûl-i Ekrem’in emrine uygun hareket etmiştir.a. eskisi gibi ibâdet yapmaya vücudunda kudret kalmayınca “Keşke. Onu bütün dünyâya değişmem” derdi.v. “Arşın gölgesinde.a. beyaz kuşların kursağında asılıdır. İmâm-ı Müslim de 20 tanesini ayrı ayrı nakletmektedirler. Allahü teâlânın yasak ettiği herşeyi terk eden kimsedir. sesiniz kesilinceye kadar ağlar ve beliniz kırılıncaya kadar namaz kılardınız. Abdullah’ın talebeleri.a. Ona son derece itina gösterir ve bize: “Ben.v. O’ndan çok hadîs-i şerîf rivâyet etmektedir. sh 494 4) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-4. kabul etmiş olsaydım” demiştir. son çıkanlardan olma! Zira bu vakitler. Resûlullah’ın bahşettiği müsaadeyi. “Şerrin en fenası ve hayrın en iyisi hangisidir?” dediler. “Müsned”inde. Eğer siz benim bildiğime vakıf olsaydınız. Buyurdu ki: “Hayrın en iyisi doğru söz. Ders halkaları son derece genişti. İmâm-ı Mücâhid diyor ki: “Abdullah bin Amr’ın elinde bulunan kitaplarından herhangi birine bakmak istesek. sh-139 5) Tezkiret-ül-huffâz cild-1. cild-7. 234 2) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. tanıyıp tanımadığı her müslümana iltifat eden. Şerlerin de en fenası yalan söz. Eğer hakikati bilseydiniz. Abdullah bin Amr (r. sh-233. Resûlullah’ın (s. Bunlardan 17 tanesi. sh-361 9) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2.a. yaşadığı müddetçe. çok ağlardınız. uzak ve yakın yerlerden gelenler. sh-374. evlilik hayatında hanımına karşı vazifelerini eksiksiz yerine getirmesini emretti. Buyurdular ki: “Fakîrleri doyuran.v. cild-4.

Ailesi ile birlikte orada otururdu. Hicretin 5. Anlamak için: “Ey Ebû Râfi!” diye seslendim. “Bu feryat nedir. Bu sefer ona bir kılıç. darbesi daha yapıştırdım. Bu sırada. Ebû Râfi.) kendisi şöyle anlatıyor: “Ben de. kapıyı kilitledi ve anahtarları bir direğe astı. Burada yaşayan Evs ve Hazrec kabilelerinin tamamı İslâmiyeti kabul etmişler. kapıyı kapamak istiyorum!” dedi. yerinizde oturunuz! Ben. Hayber yahûdilerinin reisi olan Ebû Râfi’ Selâm bin Ebû Hukayk idi. Daha Peygamberimizin hicreti gerçekleşmeden müslüman olmakla şereflenenlerden biri de Hz.v. Bu suretle kaleye girebileceğimi sanıyorum. Resûlullaha düşmanlıkta çok ileri giden Ebû Râfi’nin öldürülmesi hizmetiydi. kendisine tâbi olanları Resûlullah (s. Hicretin 12.). Bir çok kapıdan geçtim. Onu öldürme teşebbüsünde bulunurdu. Medine’nin ilk müslümanlarından olmakla şereflenen sahâbî. O karanlık bir oda içinde aile fertleri arasında yatmıştı.ABDULLAH BİN ATÎK (r. kapıcısı: “Ey Allah’ın kulu! Kaleye girmek istiyorsan hemen gir! Çünkü ben. Meğer daha sona gelmemiş oldu. Anahtarları aldım. Ebû Râfi’nin kalesine yaklaştıklarında güneş yeni batmıştı. yahûdi reislerinden olup. Es’ad bin Zürâre’nin ve Peygamberimiz tarafından oraya Kur’ân-ı kerîmi ve İslâmiyeti öğretmek için gönderilen Hz. Bu sohbet. Bedir ve Uhud harplerinde Resûlullahın yanında birçok hizmetlerde bulunmuştur. kalenin.) efendimize düşmanlıkta çok ileri gidenlerden biri de. Halkın kaleye girmesi üzerine kapıcı. kalenin en üst katında bulunan bir yerde olurdu. Bu defa adamı öldürdüğümü anladım ve hemen kapıları birer birer açmaya Başladım. 627) yılında Medine’nin müdafaası için yapılan Hendek harbine de katılmıştır. akşamdan sonra adamları toplanıp sohbet yaparlardı.nci (m. sesin geldiği tarafa fırlayıp yaklaştım ve kılıcımla ilk vuruşu başardım. yalnız kadınlara ve çocuklarına dokunulmamasını emretti. yahûdilerin reisi Ebû Râfi’nin öldürülmesini.) müslüman oluşu hakkında kaynaklarda geniş bilgi yer almamaktadır. Adı Abdullah bin Atik bin Kays bin Esved bin Berâ bin Ka’b bin Ganem bin Seleme bin Hazrec-i Ensârî’dir. bu duruma çâre aramaya başladı. malları ile Resûlullah’a düşmanlık yapanlara yardım ederdi. Nihayet Ebû Râfi arkasına devrildi. 628) yılında. Odanın neresinde olduğunu kestiremedim. Öteden beri bunlara düşman olan yahûdilerin kini. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Burada yere erdiğimi sanarak ayağımı attım. Mekke’de müşriklerin zulmünden kurtulmak için Peygamberimiz ve müslümanlar Medine’ye hicret etmişlerdi.v. hicretin altıncı yılı Ramazan ayında. koyun ve sığır gibi hayvanlarını mer’ada otlatıp yeni dönüyorlardı. Abdullah bin Atik’in (r. Sonra paltosuna büründü. hemen odadan dışarı çıktım.” Kale kapısına yürüdü. Çünkü öldürememiştim. Hicretin altıncı (m.nci (m. eğer Ebû Râfi’nin adamları beni fark ederlerse herifi öldürünceye kadar.a.v.a. Arap kabilelerinin bir çoğunu kışkırtıp Hendek muharebesinin yapılmasına bu yahûdi reisi sebep olmuştu.a): Peygamberimizin Medine’ye hicretinden önce İslâmiyeti kabul edip.163 - . bana bu fırsatı bırakmazlardı. yâ Ebâ Râfi?” dedim. “Kim O? Ne istiyorsun?” diyerek cevap verdi. Ebû Râfi yahûdisi. Bundan sonrasını Abdullah bin Atik (r. Köy halkı da deve. Sanki bir ihtiyacını gideriyordu.a.a. Bu yahûdi reisi. Azılı bir İslâm düşmanı olan Ebû Râfi’yi öldürmek için Resûlullahdan izin istediler. Nihayet kapıya yaklaştı. Abdullah bin Atik ve arkadaşları. Hz. Ebû Katâde. Bunu. Ebû Râfi’nin kalesine gideyim ve kale kapıcısına nezaketle yaklaşayım. Hemen ben de. iyice yaraladım.) efendimizin aleyhine kışkırtırdı. Medine’de ilk müslüman Hz. Resûlullahı. Ben de. Bunlar. canlarından ve mallarından daha çok seven ve bu uğurda hiçbir fedâkârlıktan geri durmayan Eshâb-ı kirâm. Bu suretle. yüksek sesle haykırdı. hemen kaleye girdim ve merkeb ahırına saklandım. Abdullah bin Atik’i komutan tayin ederek. şunun için düşünmüştüm ki. Mus’ab bin Umeyr’in tebliğ hizmetleri sebebiyle birçok kimse îmân etmişti. 633) yılında Yemâme harbinde şehîd olmuştur. Kısa bir müddet bekleyip tekrar odaya girdim ve sesimi değiştirerek. Bu durum karşısında Abdullah bin Atik (r. zengin bir tüccar olup. oradan savuşup kale merdiveninin son basamağına varmıştım.) efendimiz.a. arkadaşlarına şu emri verdi: “Siz. Her kapıyı açtıkça iç tarafından sürgülüyordum. Abdullah bin Atik. bu beş kişinin başına Hz. Gece sohbeti sona erip. Resûlullah (s. Abdullah bin Atîk. birisi gelip beni oda içinde kılıçla yaraladı!” dedi. Bu vazife. Cevabında: “Canı Cehenneme! Sen seslenmeden önce. Resûlullahı sık sık rahatsız ettiği gibi müslümanları da daima tehdit eder.a. Abdullah bin Enis. Resûlullah (s. Ensârdan beş kişi ile birlikte bir seriyyede bulundu. Hemen kalktım. Hazrec kabilesine mensûb beş kişiye Ebû Râfl’yi öldürmek görevi verildi. dostları Ebû Râfi’nin yanından dağılıp yatınca. Soyu ve kardeşi Cebr bin Atik hakkında başka rivâyetler de bildirilmektedir. Esved bin Huzâi ve Mes’ûd bin Sinan hazretleriydi. Resûlullaha her hususta yardımcı olmuşlardı. Sonra kılıcın keskin ucunu karnına bastım. Fakat dehşet içinde kalmıştım. Abdullah bin Atik idi. Hicaz toprağında kendisinin müstahkem bir kalesi vardı. Fakat yine öldüremedim. İslâm düşmanlığı ile birleşmişti. Hz. kendisinin komutanlığında. Ebû Râfi’nin yanında. Bu suretle Ebû Râfi’nin yattığı odaya kadar vardım. hemen onun yanına çıktım.

ğumdan. Yemame harbindeki kahramanlığı da dillere destandır. kâfirler kendisine her türlü eza ve cefâyı yapmışlardı. Seni bir tarafa göndereceğim. Resûlullah efendimizin şehîdler için verdiği müjdeleri duyarak hep şehîd olmaya can atmıştır. artık arkadaşlarımın yanına döndüm ve onlara.a. Erkam’ın (r. Hz.v. Abdullah orta boylu. “Necdiye yolunu tut.a. Bunlar arasında Abdullah bin Atik de vardı. Onda buyurulana göre hareket et. Peygamberimizin hanımıdır. Ayağımın kırıldığını duyunca. Bu savaşta Hz. Hz. Nahle seferine memur edildiği .v. “Git. Resûlullah efendimizin uğrunda nice tehlikelere katlanmış ve en güzel kahramanlık örnekleri göstermiştir. Hâlid bin Velîd ile Müseylemet-ül-Kezzâb kuvvetleri arasında şiddetli çarpışmalar oldu. Abdullah bin Atik’in. büyük gayret ve fedâkârlık göstererek kısa zamanda birliğin ihtiyaçlarını temin etti. burada da büyük yararlıklar gösterdi. Hz. “Hicaz halkının taciri Ebû Râfi’nin öldüğünü bildiriyorum!. Abdullah bin Cahş (r. İlk müslüman olduğu yıllarda. Horozlar ötmeye başlayınca. sh-102 2) El-Îsâbe cild-2. Ben daha önce kapının önüne gelmiş. Tek Allah inancının yerleşmesinde ve putperestliğin ortadan kalkması hususunda da büyük hizmet etti. 1) El-A’lâm cild-4.” buyurarak bir mektûb verdi. merdivenden düştüm. müslümanları rahatsız ediyordu. insanların İslâmiyetten ayrılma hareketini teşvik ve idare ediyordu. Ali’nin kumandasında Benî Tayy kabilesinin putlarını kırıp parçalayarak. Sabah olunca mescide gittim. Hz. ok ve çantam üzerimde. sh-91 ABDULLAH BİN CAHŞ (r. Kapıya kadar varıp orada oturdum ve kendi kendime. Peygamber efendimiz. Allahü teâlânın rızası uğrunda şehâdet şerbetini içmiştir. Zeyneb. Hz.) Ensârdan meydana gelen 150 kişilik bir birliği Hz. Eshâb-ı kirâm arasında lâkabı. Bu sırada yalancı peygamber Müseyleme. şunu öldürüp öldürmediğimi iyice anlayıncaya kadar bu gece kaleden çıkmam. Hepsine de imânının verdiği güç ile mukabele etmiş. en çok arzu ettiği. birinin kalenin surlarına çıkıp. Abdullah bin Atik. kendisi için “. Baldır kemiğim kırıldı.a) Peygamber efendimizin (s. Rekiyeye. Ebû Bekir zamanında cereyan etti. savaşıyordu. Sonra hicretin sekizinci (m. Bütün gücü kuvveti kesilip dermanı kalmayıncaya kadar savaşmaya devam etti.a.) göndermek istemişti. gözetlemek üzere ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı (r. dedim.) halası Ümeyme ile Cahş’ın oğlu. Sanki hiç ağrı duymamış kimseye döndüm. kalkanım da yanımda idi. Ebû Râfi’yi öldürdü. Şehîd olduğunda 40 yaşlarında idi. Hicretin dokuzuncu senesinde (m. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi.. bu seriyyesinden sonra. Resûlullahın vefâtı haberi yayılır yayılmaz meydana gelen bu harp. Böylece müslümanları rahatsız ediyordu. Abdullah bin Atik memur edildi. eza ve cefâ’lara katlanmıştır. Yaralı iken. Bu birliğin silâh ve techîzat temini için de. Abdullah bin Atik. “El-Mücdü’fillah” yani “Allah yolunun fedâisi” idi. Ebû Bekir’in vasıtasıyla. Medine’ye hicret edince Âsım bin Sâbit (r. bana: “Ayağını uzat!” buyurdu. yayım.) İslâmiyeti heyecanla yaşayan zatlardandı. Ebû Ubeyde. Kılıcım. Bu muhabbet uğrunda canını fedâdan çekinmemiş.” diye ilân ettiğini duydum. Kırık tamamen iyileşti. müslüman olduktan sonra ömrünün tamamını İslâmiyete hizmette geçirmiştir. 634) senesinde. Mekke’ye gidelim!” dedim. Hz. Hz. 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Resûlullah efendimiz sabah namazını kıldırdıktan sonra evine döndü.a. “Artık kurtulduk. Eshâb-ı kirâmdan dörtyüz elli kişi şehîd düştü. Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde. çok yakışıklı bir zât idi.v. açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlananınızdır” buyurmuştur. Haydi yürüyünüz. şehîdlik mertebesine kavuşmuş ve böylece ebedî se’âdete nâil olmuştur. Abdullah bin Cahş der ki: O gün Resûlullah aleyhisselâm yatsı namazını kılınca beni yanına çağırdı: “Sabah vakti olur olmaz yanıma gel. Hz. Ben de. Hâlid bin Velîd başkanlığında bir ordu. Kızkardeşi Hz. Sonra yürüdüm. Çünkü O. Nahle’de Kureyş müşriklerini. Durumu arz ettim. Nihayet bu büyük Sahâbî. Hz.” buyurdu. Silahın da yanında bulunsun. Abdullah bin Atik. Harplerde en önde kahramanca çarpışmıştır.) ayağımı sıvazladı. bekliyordum. Hayber’in fethine katılarak. vücudundan kanlar fışkırırken kılıcını yere atmıyor. Uhud harbinde en büyük kahramanlığı göstererek. Bunun üzerine ben. kuyuya yönel!” buyurdu.) evine gelmeden önce kelime-i şehâdet getirerek ilk müslümanlardan olmak şerefine kavuştu. Muhacirlerden benimle birlikte gidecek bir kaç kişi buldu. Resûlullah (s. 630)’yılında Mekke’nin fethine ve Huneyn harbine katıldı ve çok hizmeti görüldü. Abdullah bin Atik de büyük kahramanlıklar gösterdi. hicretin 12 (m. cild-2. iki gece yol aldıktan sonra mektubu aç. Hz. Hz. Peygamberimizin ayrılığına dayanamıyarak ağlamaya başladı.164 - . Hemen bir sargı ile bu kırığı sardım. Allahü teâlâ. Eshâb-ı kirâmdan..” Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?” diye sordum. ayağımı uzattım. Hz. Artık müslümanları onlardan kurtarmak bir zaruret haline gelmişti. Nihayet Resûlullah’ın huzuruna vardık. “Seni bu kişilerin üzerine kumandan tayin ettim. 631) Peygamber efendimiz (s.a. onların üzerine gitti.a. Bunun üzerine O’nu göndermekten vazgeçti. sh-341.a. bu kavmi bu sapık âdet ve inançtan kurtarmak için vazifelendirdi.) ile kardeş oldu.

Zekî ve kabiliyetli bir genç olduğundan. Gelmek istemeyen dönüp gidebilir. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin de bulunduğu küçük ordu ile Hicaza doğru yol aldılar ve Nahle’ye geldiler. ben “âmin” diyeyim. sh-89 3) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Her tarafı kana boyandı. Allahü teâlâya. “Uhud’da savaşın çok şiddetli devam ettiği bir andı. Hz. O oldu. Ben şöyle duâ ettim: “Allahım. birisi atlı olduğu için ona yetişemediler.) davetiyle.) ile babasının Mekke’den Medine’ye hicretlerinde. Abdullah bin Cahş’ı ve dayısı “Seyyid-üş-şühedâ” ya’nî “Şehîdlerin efendisi” Hz. Sekiz veya oniki kişilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardıklarında mektubu açtı. Babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r. burnunu. Fakat o istediği ve önceden söz verdiğim için mecburen “Amin” dedim. savaşa devam etmesini buyurdu. Uhud harbinde Hz. Sevr Mağarası’na geldiğinde habercilik vazifesini yaptı. Abdullah bin Cahş. Kabul etmeyince çarpışma başladı. Daha sonra.” Emir-el-mü’minîn Hz. Mücâhidler. Arkadaşlarından hiçbirini. Esma (r. düşman saflarını tarumar ediyordu. Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. sen de “âmin” de! Ben de “Peki” dedim. babasının emir ve direktiflerini harfiyyen yerine getirirdi. Sevgili Peygamberimin de bulunduğu bir savaşta. Hicretin üçüncü senesinde yapılan Uhud harbinde büyük kahramanlıklar gösterdi. savaşa devam ettik. Hz. Kureyşîlerin kervanını gözetleyip ve denetleyesin. Bu sırada bir Kureyş kafilesi geçti. Kâfirlerin bütün malı mücahitlere kaldı. Abdullah bin Cahş’a danıştı. Bana şunları söyledi: “Şimdi burada sen duâ et. Bu mektubu gözden geçirdiğin zaman Mekke ile Taif arasındaki Nahle vâdisine ininceye kadar. Onlarla kıyasıya vuruşayım. başına koydu. Ben kanlar içinde senin huzuruna geleyim.a. Onların haberlerini bize bildiresin. En sonunda bir tanesi de beni şehîd etsin. geri döneyim. Hepsini öldüreyim. ilk müslümanlardan. Çarpışma sonunda birisini öldürdüler. Sonra kendisi duâ etmeye başladı: “Allahım. bu ganimet mallarının beşte birini Resûlullah efendimize ayırdı. Bundan sonra Bedir gazâsı oldu.165 - . Şehîd olunca kâfirler bu mübârek şehîdin cesedine hücum ederek burnunu. Sen bana “Abdullah.) ve Hz. Alınan esirler için Resûlullah efendimiz. küçük yaşta müslüman oldu. şehîd olmak için derin bir iştiyakla hücumlarını tazeliyordu. Abdullah bin Cahş yiğitliğin sembolüydü. Kureyş kafilesine yaklaşarak onları İslâma davet ettiler. cild-3. bana zorlu kâfirler gönder kıyasıya onlarla vuruşayım. müslümanların aldıkları ilk ganimetti. sh-10. ben onlarla çok kusur işledim. benimle gelsin. elimden tuttu ve beni bir kayanın dibine çekti. sh-108 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediye sh-975 ABDULLAH BİN EBÛ BEKR-İ SIDDÎK Eshâb-ı kirâmdan. Ebû Bekir . İlk öldürülen müşrik ve alınan esirler de bu Nahle seferindeydi.” dedi.” 1) El-Îsâbe cild-2. târihi bilinmemektedir. Oradan gelip geçen Kureyşîleri gözetlemeye başladılar. Develer yüklü idi. Sonra benim dudaklarımı burnumu.a. kulaklarımı kessin. Abdullah. dedi. işittim ve itâat ettim.). Nereye istersen. Muhammed (s. kulaklarını ne yaptın?” diye sorduğunda. dudaklarını. sh-286 2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-2.v. O anda Sevgili Peygamberimiz O’na bir hurma dalı uzatarak. Cihadın hakkını vereyim.zaman. Resûl aleyhisselâmın emrini yerine getireceğim. ikisini esir aldılar. Arkadaşları hep birden. Senin huzuruna getirmeye utandım. Mekke’de doğduğu tahmin edilmesine rağmen. Abdullah bin Cahş ile arasında geçen konuşmayı şöyle anlattı. İslâmda ilk tayin olunan “emir”. Birdenbire yanıma sokuldu. Mektubta şunlar yazılıydı: “Bismillahirrahmanirrahîm. ikimiz de önümüze geleni öldürüyorduk.a. kılıçlarımızı çektik. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri.” Benim yaptığım bu duâya bütün kalbiyle “âmin” dedi. “Allah Allah!” diye çarpışırken kılıcı kırıldı. Ben de duâ edeyim. O son derece bahadırâne harbediyor.v. Bu ganimet. Bir yere gizlendiler. Hz. Hz. babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Abdullah bin Cahş mektubu okuduktan sonra “Bizler Allahü teâlânın kullarıyız ve hep O’na döneceğiz. Allahım.” diye cevap verdiler. Gündüzleri Mekke’de Kureyşliler arasında bulunup. Allahü teâlânın ve sevgili Resûlünün emrini yerine getireceğim” diyerek mektubu öpüp. ilk defa “Emir-el-mü’minîn” sıfatı verildi. Gâzi olarak. hiç birinizi zorlayıcı değilim. Bu beşte bir hisse de ilk ayrılan beşte birdi. işittik. Hepsini öldüreyim. Bu dal bir mu’cize olarak kılıç oldu ve önüne geleni kesmeye başladı. dudaklarını ve kulaklarını kestiler. onların Peygamberimiz (s. Ebû Bekir. Ömer ve Hz. Hz. Savaşın sonuna doğru Ebül-Hakem isminde bir müşrikin attığı oklarla arzu ettiği şehâdete kavuştu. Düşmana hamle üstüne hamle ediyor. Muharebe bittikden sonra Hz. seninle birlikte gitmeye zorlamayasın! Nahle vadisindeki Kureyşîleri. bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. “Biz. Gelmezseniz ben tek başıma gidip. Bir çok düşmanı öldürdü.anha) ile anne bir kardeştir. Sonra arkadaşlarına dönerek “Hanginiz şehîd olmayı istiyor ve özlüyorsa. Allahü teâlânın bereketi üzere yürü. yerinde kullanamadım. Allahü teâlânın ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin. Gönlüm böyle bir duâya “Amin” demek arzu etmiyordu.a. Hamza’yı aynı kabre defn ettik. toza toprağa bulandım da öyle geldim” diyeyim”. annesi Katile binti Abdiluzza’dır.

O sırada Hz. Ömer bize akşam namazı kıldırdı. Abdullah bin Ebî Bekr-i Sıddîk (r. ikinci ve üçüncü rekâtte bir fatiha ve bir sûre okudu. heyettekilere göstererek: “İçinizde bu oku tanıyanınız var mı?” diye sordu. Gördüğüm rüyanın Hz. Sonra peşpeşe iki (secde-i sehv) yaptı ve selâm verdi. Abdullah bin Ebû Bekr. Sonra Resûlullahın tekfînine uygun görülmeyince.a. konuşmalarını akşam vakti Sevr Mağarası’na gelerek.) hilâfetinin başlarında hicretin onbirinci senesinin Şevval ayında Taifte aldığı yaranın iyileşmemesi sebebiyle vefât etti. Kabrine ise Hazret-i Ömer. hicret-i Nebevî’den sonra Mekke’den Medine’ye geldi. Aclânoğullarının kardeşi Hazret-i Sa’d bin Ubeyd: “Bu oku ben yonttum.a. ucunu ben sivrilttim. Hz. “Onlar benim sancağım etrafındadırlar. Birinci rekâtte hiç bir şey okumadı. Hanzala (r. 1) El-Îsâbe cild-2. Abdullah bin Hanzala. Ebû Süfyân” “Uykumdan uyandım. kendisine bunu kefen yaptırmadı. Huneyn’den kaçan Sakif ve Hevâzinliler’in toplanmalarına mani olmak için onların sığınıp. İkrime bin Ammâr. Abdullah bin Zübeyr’e bîat eden ehl-i Medine arasında meydana gelen Hara muharebesinde Zilhiccenin bitmesine üç gün kala Perşembe günü şehîd olmuştur. teberrüken kendine kefen için saklamıştı. senesinde Mekke’nin fethinde bulundu. hepsi şehîd olduktan sonra. Allah’ın himayesi geniştir” buyurdu. Ebû Bekir’in (r. Gasil-ül-melâike (öldüğünde melekler yıkamıştır) lakabıyla tanınmıştır.anha) ile evliydi. Abbâs bin Sehl ve bir çok âlim de Abdullah bin Hanzala (r. Abdullah bin Selâm ve Ka’b-ülAhbâr’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Peygamber efendimizin (s. Eshâbdan olup. Senin elinle ona şehîdlik şerbetini içiren. Ömer.) Peygamber efendimiz (s. tan yeri ağarmadan Mekke’ye dönerdi.) . Muhasarada ok isabet edip. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn Gazvesi’ne katıldı.) vefâtında yedi yaşında bulunup.a. Atike binti Zeyd bin Amr (r. onun eliyle seni öldürtmeyen Allah’a hamd olsun.a. Hz.a. 682) senesinde Yezîd bin Muâviye’nin askeriyle.a. Bunun üzerine Hz. Damdan bin Cevs. Ben tekrar “Ya senin eshâbın arkadaşların? Onlara ne oldu?” diye sordum.a. Ben burada serbest serbest dolaşıyor ve Cennet ni’metlerinden istediğimi yiyorum. Ebû Bekir’in yanındaydı.” diye cevap verdi. 63 (m.a.)’den. sh-3037. ertesi gün Uhud’da şehîd olmuştur.a.v.166 - .) ile âhıret kardeşi yaptı.) bütün bunları Medine-i Münevvere’de Minber-i se’âdetinde başından sonuna kadar haber verdiğini rivâyet etti. Ruhunu teslim edeceği sırada “bunda.a. İbn-i Ebî Müleyke. Abdullah bin Ebî Bekir’i şehîd eden oktur. Tâif şehîdlerinden sayılır. Cenâze namazını Hazret-i Ebû Bekir kıldırdı. fakat öldürülünce Rabbim beni karşıladı ve Cennetine koydu. sh-283 2) Sahîh-i`Buhârî Kitab-ul-Cihâd 133 3) Sahîh-i Müslim Fedail-üs-sahâbe Hadîs No: 1 4) Kâmûs-ül-A’lâm cild-4. Abdullah.) için hazırlanan hulleyi (elbise) yedi altına satın almıştı. 3100 ABDULLAH BİN HANZALA (r. Oku. Abdullah bin Ebî Süfyân dedi ki: Ben babamı şöyle derken işittim: Abdullah bin Hanzala’yı şehîd edildikten sonra rüyada çok güzel bir şekilde gördüm.a.) indirmişlerdir. Hz. hayır ve bereket olsa idi.a. Namazı tamamladı. bunu atan da benim” dedi. Önce sekiz oğlunu birer birer muharebeye çıkarıp. meşhûrlarından. Hanzala’ya sordum: “Ey Ebû Abdurrahman sen öldürülmedin mi?” “Evet. Medine’ye yaralı olarak döndü. Mûte Harbi’nde. Sakif heyeti geldi. Hâlid İbni Velîd’in kumandayı almasını ve Resûlullah’ın (s. (Böylece secde-i sehv farzın tehir edilmesinde de yapıldığı açıkça anlaşılmış oldu. Hz. Abdullah’ın ölümüne sebep olan ok.hakkında söylediklerini. İslâm Ordusu kumandanı Zeyd İbni Hârise’nin şehîd olmasını.v. Abdullah bin Hanzala’dan rivâyetle diyor ki: Hz.): Eshâb-ı kirâmın fazîletlilerinden.v.v. Babası da.) Uhud vak’ası gecesi evlenmiş. Talha ve kardeşi Abdurrahman bin Ebû Bekir (r. Ebû Bekir “Bu ok.” dedi.)’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Abdullah bin Hanzala için hayırlı olduğunu anladım” dedi. onun adını İslâm târihine geçirdi. saklandıkları Taif Kalesi’ni muhasara etti.v. Onun vefâtından bir müddet sonra Hazret-i Ebû Bekir’e. haber verirdi. tüyünü ben taktım. Resûlullah efendimiz tekfîn olunurdu” deyip. rüyet (görme) ve sohbete nâil olmuştur. Resûlullahın bu mucizesini haber vermesiyle rivâyeti kitaplara geçti. Resûlullah O’nu Âli bin Ebû Tâlib (r.) ile hicretin 8. Bu hizmeti. Ki sen bunu görüyorsun. sonra kumandan olan Ca’fer İbni Ebî Talib’in sancağı almasını bunun da şehîd olmasıyla Abdullah İbni Revâha’nın kumandayı alıp onun da şehîd olmasıyla. kılıcının kınını kırarak Yezîd’in askerlerinin içine dalmış. şehîd oluncaya kadar mücâdele etmiştir! Abdullah bin Hanzala Peygamberimiz (s. Annesi Cemile binti Abdullah’tır. Kays bin Sa’d İbni İbâde Esma binti Zeyd bin El-Hattâb. Resûlullah (s. yaralandı. Geceyi orada geçirip. Bir kaç hadîs-i şerîf bildirmiştir.

a. Hazret-i Abdullah: Resûlullah (s. Mekke’de ilk defa ve açıkça herkesin önünde Kur’ân-ı kerîm okuyan Sahâbî Abdullah İbni Mes’ûd’dur.). eshâbın seçilmişlerinden idi.” dediler.v.” diye cevap verdi. “Senden birşey öğrenmeye ihtiyacım yoktur. “Ben dinletirim!” buyurdu. Hz. sh-65 3) Târîh-üt-Taberî cild-2.v.) gençliğinde fakîr idi.a.” dedi. Sa’d bin Ubâde hazretlerinin oğlunun evine arkadaşlarıyla ziyârete gitmişti. tekme ve tokatlarla yüzünü.).) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş kıymetinde faiz yemek. Ebû Bekir ile karşılaştı. İbni Mes’ûd (r. “İbni Mes’ûd ve İbni Ümmi Abd” isimleriyle meşhûrdur.) ayakta Besmele-i şerîfe çekti ve “Errahmânü allemel Kur’âne.) in has müşaviri ve hizmetçisi olup.v. “Dinle de istersen alırsın istersen almazsın” dedi ve “Ey Hanzala’nın oğlu Allah’tan başkasından birşey isteme.a.a. Abdullah İbni Mes’ûd (r. Abdullah İbni Mes’ud (r.a.). İbni Hanzala.a. Sonra Peygamberimiz (s.v. Koyunun memeleri büzüldü. Fakat Abdullah İbni Mes’ûd (r.v.a.) hiç üzgün . Eshâb-ı kirâm bir gün tenha bir yerde toplanmışdı.) “Ey genç. 1) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel cild-4. sonra Hz. Her zaman Resûlullah (s.v. yara bere içerisinde eshâbın yanına döndü. imâm olmasını teklif ettiler. Babası Mes’ûd. Namaz vakti gelince ev sahibine. eski halini aldı. Kur’ân-ı kerîmi ve çok hadîs-i şerîf ezberledi. Biz öyle bir kimse istiyoruz ki icâb ettiği (gerektiği) zaman kendini müşriklerden koruyabilecek bir kavmi ve kabilesi bulunsun” dediler.) ın yanına geldi. gözü. Müşrikler birbirlerine “Ümmü Abd’in oğlu ne söylüyor. Kısa boylu. “Vallahi Resûlullah (s.Süfyân bin Selîm’in rivâyetine göre iblis Abdullah bin Hanzala’ya göründü ve “Dinle sana birşey öğreteyim” dedi. Yüzü. Eshâb-ı kirâm buna çok üzüldüler “Zaten biz senin bu akıbete uğrayacağından korkmuştuk. Fakat o tokat ve yumruklar altında okumaya devam etti.a. İki kerre Habeşistan’a ve Medine’ye hicret etti. Eshâb-ı kirâm. Abdullah bin Mes’ûd.v. Nihayet korktuğumuz başına geldi.” Diğer hadîs-i şerîf kitaplarında zikredilenlerinden: Abdullah bin Hanzala (r. Peygamber efendimiz hiç yavrulamamış bir koyunun memesini mübârek elleri ile sıvazladı ve bir duâ okudu.)’in getirdiği şeyleri okuyor” diyerek üzerine yürüdüler. Peygamberimiz (s. sh-402 4) İbn-ül-Esir cild-4. Ahmed İbni Hanbel (r.a. “Yâ Muhammed o söylediğin sözden bana da öğretir misin?” dedi.a. Kendisi içti. her zaman Peygamberimizin huzuruna hatta evine girmeye izin verilmiş.a. Makâm-ı İbrâhîm’e geldi.. O da misafirlerden birinin imâm olmasını istedi. sonra İbni Mes’ûd içti. Sen (hakkı) öğrenebilecek bir çocuksun” buyurdu.a. sh-99 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-710-975 ABDULLAH BİN MES’ÛD (r.v.): Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından. sahâbiyyedir. Bir gün koyun güderken Peygamberimiz (s. Herhalde Muhammed (s.) “Çekil.a. Peygamberimiz (s. gözünü her taraflarını morartarak belirsiz hale getirdiler.) ve Hz. Resûlullah (s. her istediğini Allahü teâlâdan iste. hafif esmer.) ın yanında bulunarak Kur’ân-ı kerîmi iyi öğrendiği gibi pek çok hadîs-i şerîf de dinlemiş ve ezberlemiştir. içmemiz için sütün var mı?” diye sordular. Genç iken îmân etti. Böylece altıncı olarak îmân etmiş ve Sâbikûn-el-evvelîn (ilk müslüman olanlardan) olmuştur. büzül” buyurdular.) İbni Mes’ûd’un başını sıvazladı ve “Allahü teâlâ sana rahmet etsin.a.a. Sizden kim gider de onlara açıktan Kur’ân-ı kerîm okuyup dinletebilir” dediler. Sen kızdığın zaman ben sana hakim olurum.” diyerek Rahman sûresini okumaya başladı. sh-87 5) El-Îsâbe cild-2.) onun içerisine süt sağdı.. Müşrikler de orada toplanmış bulunuyorlardı.a. sh-299 6) El-A’lâm cild-4. Koyunun memeleri derhal süt ile doldu. Peygamberimiz (s.a. sh-285 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-5. Resûlullah (s. Olmadığı cevabını alınca.) Müsnedinde Abdullah bin Hanzala’dan şu hadîs-i şerîfi rivâyet etmiştir. “Biz onların sana bir zarar vermelerinden korkarız. Şeytan. Bütün gazalarda ve Yermük muharebesinde bulundu.v.)’den başka şu Kureyş’e Kur’ân-ı kerîmi açıktan dinletebilen bir kimse olmadı.a.167 - . Yumruk. Ertesi gün kuşluk vakti. Bundan dolayı Ukbe bin Ebî Huayfın koyunlarını güderdi. Bundan sonra Abdullah bin Mes’ûd Resûlullah (s.): “Bir kimsenin kendi yatağında yatması. Cennetle müjdelendi.) hemen orada müslüman oldu. Ebû Bekir derince bir toprak çanak getirdi. ince ve zayıf bir bünyeye sahipti.v. Ebû Bekir içti.v.a. Künyesi Ebû Abdurrahmân veya (Ebû Abdillah)’dır. otuz zinadan daha çok günahtır. Allahü teâlâ beni onlardan muhafaza eder” buyurdu. hayvanına binmesi ve evinde imamlık etmesi evladır” buyurdu diye rivâyette bulundu. İbni Mes’ûd (r.v.a. annesi Ümmü Abdullah olup.a. İslâma gelenlerin altıncısıdır.” Bırakın gideyim. Kızdığında nasıl bir hâl aldığına bir bak. İbni Mes’ûd (r.

v. Ebû Zer (r. Sakalından tutup çekti ve “Ey Allahın düşmanı Allahü teâlâ nihayet seni hor ve hakir etti mi?” dedi.) Ebû Cehil’in başını kendi kılıcıyla kesemeyince.. İbni Mes’ûd (r. Ebû Cehil’in kılıcıyla. Hz. Muâz bin Afra ile Muâz bin Amr bin Cemûh yaralanmış olan Ebû Cehil’e kımıldamayacak bir hale gelinceye kadar kılıç vurdular.) vefâtından sonra Resûlullah’ın firak (ayrılık) ve hicran acısından insanlardan uzaklaşmış ve inzivaya (yalnızlığa) çekilmiş idi. Allah seni hor ve hakir etsin.a. Ağır hastalanmış vefâtı yaklaşmıştı. sana bu kadarı yeter. Fakat o bundan vazgeçmedi.) katıldığı bütün gazalara katılmıştır.). ölürsen seni kefenleyecek bir şeyim de yok” dedi. Bu cevap karşısında Ebû Zer (r. Abdullah bin Mes’ûd evinin Mescid-i Nebî’ye çok yakın olması sebebiyle sık sık Resûlullah’ın (s.a. Ömer Kûfe halkına yazdığı mektûbta. Ben ondan biraz büyükçe idim. Rebeze’de ikâmet etmişti.v. Osman zamanının ikinci yarısında Kûfe’de fitne yayılınca vazifeden alındı.” buyurdu. Peygamberimiz (s.) bütün bunların ihtiyaçlarını gayet güzel bir şekilde idare ve temin etmiş.) önüne koydu. O zaman İranlılarla. Aradılar bulamadılar. Ebû Zer (r. işkenceler yapmışlardır. Bedir gazasında küfrü ve imânsızlığı Firavun’dan daha şiddetli olan Ebû Cehil’i öldürmüştür.)’in kendisinin yalnız öleceğini ve bir kısım mü’minlerin gelip cenâzesini kaldıracaklarını haber verdiğini söyleyip. müşriklere dinletmiştir.a. Kendisini Resûlullah’a (s. isterseniz yarın sabah.a. Ey koyun çobanı. Onun üzerine dikildi ve “Allahü teâlâya hamd olsun ki seni zelîl ve hakir kıldı. İbni Mes’ûd (r. Dizlerinden birisi yaralandı ve bu yaranın izi dizinden kaybolmadı” buyurdu.a.a. orada ikâmet etmiştir.v. “Hayır. O’nun hakkında sözüm var.a. Biraz sonra Peygamberimiz (s. kesti ve silahını.) diğer Uhud.a. başını getirip Peygamberimiz (s.a. Resûlullah (s. “O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur” buyurdu.v.) kendi cüssesinden umulmayacak kahramanlık göstermiş ve Resûlullah’ın (s. Mübârek hanımı diğer bir rivâyetle de kızı yanında ağlıyordu.) ile birlikte Ebû Cehil’in ölüsünün yanına kadar gitti. Peygamberimizin (s. İbni Mes’ûd (r.) “Acaba Ebû Cehil ne yaptı. miğferini. Müşrikler O’nu kızgın kumlara yatırmışlar. “Yâ Resûlallah! Bu Allahü teâlânın düşmanı Ebû Cehil’in başıdır.v.) zahid (dünyâdan uzak) bir hayat yaşadığından Medine’de refah artınca. Orada hazine muhâfızlığı da yaptı.v.) gelip Ebû Cehil’i öldürdüklerini söylediler. Abdullah İbni Mes’ûd (r. İbni Mes’ûd’u (r. gurur ve kibirinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi. bilhassa Yermük gazasında harikulade cesaret göstererek harbin zaferle neticelenmesine çalışmıştır. Kalem sûresini ilk defa sesli olarak okuyan yine İbni Mes’ûd’dur. zırhını. Türkistanlılarla ve Bizanslılarla çarpışan bütün İslâm askerlerinin her türlü ihtiyaçları Kûfe’den tedarik edilirdi. “Ebû Cehil sen misin?” dedi.a.).a. Sonra kalkıp İbni Mes’ûd (r. Hz. Hiç olmazsa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün” diyerek küfrünün. Eshâb-ı kirâm. Siz onlara iktidâ edin (uyun) ve sözlerine itâat edin.a.).a. Peygamberimiz (s. İbni Mes’ûd (r. ictihâd buyurmuştur.a.) misafir olmuş. gönderdim. “Arayınız. Sıkışınca onu ittim.a. İkimiz de gençtik.) adayan Hz. Ömer zamanında yeniden başlayan fetihler ile İslâm mücâhidleri safına katılmış 15 (m. 651) yılında Kûfe kadılığına tayin olundu.” dedi.a. Hz.a. Osman zamanında Hicaz’a döndü. Sen çıkılması pek sarp bir yere çıkmışsın.) Hz.) üzülmemesini. “Ağlıyorum. Ebû Cehil. İbni Mes’ûd’u yanımda alıkoymayarak. bu ümmetin firavun’u idi. onlara bir o kadar daha dinletebilirim” buyurdu.” dedi. “Ey Ebû Cehil seni öldüreceğim” dedi. “Ben size Ammar İbn-i Yâser’i Emir (vali) ve Abdullah İbn-i Mes’ûd’u muallim ve vezir olarak.a.a.v. O azılı kâfirlere hoşlanmadıkları şeyi dinlettin” dediler. Peygamberimize (s.) in izni ile iki defa Habeşistan’a hicret etti.a.) ailesinin bir ferdi zannederdi.nci (m. teşkilât kurmaktaki kuvvetini ve idarecilikteki istidadını ortaya koymuştur. Abdullah İbni Mes’ûd (r. Fakat doğrusu senin beni öldürmen bana çok ağır geldi.) üzerine aldığı vazifeyi son derece liyâkat ve ehliyet ile ifâ etti. Peygamberimizin Medine-i münevvere’ye hicret etmesiyle O da Habeşistan’dan Medine-i münevvere’ye hicret etmiştir. Hendek gibi gazvelerde Resûlullah (s. Dizleri üzerine düştü.168 - .) ile birlikte bulundu. Bu kadılığı sırasında zuhur eden bir çok hadîselere fetva vermiş. Abdullah bin Mes’ûd (r. Eğer onu tanıyamazsanız dizindeki yara izine bakınız. Medine’de önce Muâz bin Cebel’e (r.a. sizi kendime tercih ettim” demiştir. Ebû Cehil’in miğferini kafasından çıkarırken.a.) bundan sonra da defalarca Kur’ân-ı kerîm okumuş.a. “Sen kavminin ulusunu öldürenlerin ilki değilsin. hanımına: “Sen kalk. İbni Mes’ûd (r.) hizmetine ve sohbetine koşardı.) tanımayan O’nu Resûlullahın (s.a. 636) senesinde Şam taraflarında bulunmuş. Boynuna ayağını bastı. Osman zamanında hem kadılık hem de beyt-ül-mâl eminliği (hazinedarlık) yaptı.v. Medine’yi terk etmiş. Hz. zekâsının. Bu.v. Bunlar Eshâb-ı Bedir’dendir. Bunun üzerine Abdullah İbni Mes’ûd Ebû Cehil’i aramağa gitti.v. “Zafer Allah ve Resûlünün tarafındadır. daha sonra Mescid-i Nebevî’nin yanında kendisi için küçük bir ev yapılmış.) niçin ağladığını sorduğunda. Bir gün ben ve o Abdullah bin Cüdanın ziyafetinde idik. Ebû Cehil. İbni Mes’ûd (r.a. ey Allah düşmanı.v. Peygamberimiz (s. “Allah düşmanlarını ben bugünkü kadar zayıf görmedim.v. yola bak dediğimin doğru . Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver” dedi.v. “Ne diye beni hor ve hakir edecek.) her gazada şehîd olmak gayretiyle harb eden eshâbdan idi.a. Hicretin 20. çünkü bir fâidem dokunmadıktan başka.a. O’nu yaralı olarak buldu ve tanıdı. ne oldu? Kim gidip bir bakar” buyurarak ölüler arasında onun araştırılmasını emretti.a.değildi.

bir namazı hatm ile kılmağı yasaklamamaktadır.. Halbuki namaz benim için nafile oruçtan daha kıymetlidir.v.a. Hadîs-i şerîf. Ebû Musel Eş’arî (r. Adalete çok dikkat ederdi. “Ben nafile oruç tutunca namaza zayıf kalıyorum. meclislerinde sık sık bulunurdu.) İbni Mes’ûd’dan fazla vahyi bilen bir kimse bırakmadığına inanıyor musun?” dedi. biz kabul olunmadığımız zaman o huzuruna kabul olunurdu” buyurmuştur. âyet-i kerîme olan. Ebû Zer (r. o da bu daveti büyük bir şevkle kabul etmişti. Ümmetimden Hazret-ı Ömer’in râzı olduğundan ben de razıyım. Techîz ve tekfîn işleri yapıldı. Seni de onların üzerine şâhid getireceğimiz zaman. EbülAhves demiştir ki: “Bir gün Ebû Mûsel Eş’âri’nin evinde bulunuyorduk.” âyet-i kerîmesine gelince. Âsım. Resûlullah (s. ben onun. Fakat kalkıp yola baktığında bir cemâatin geldiğini gördü. Abdullah bin Mes’ûd hadîs ilminde en büyük âlimlerdendi. Hadîs rivâyetinde çok büyük hassasiyet gösterirdi. mutlaka oraya çıkar giderim. İbni Mes’ûd okumaya başladı.) ve oğlu Abdullah techîz ve tekfîn etmişler ve bütün vasiyyetlerini yerine getirmişlerdir.)’ın hanımı da gelenleri Ebû Zer’e (r. “Kur’ân-ı kerîm size indi.) görmüş. Bunları yapan Abdullah İbni Mes’ûd (r. O derece ki Resûl-i Ekrem’in Ehl-i Beyt’inden olduğu sanılırdı. Dinleyelim” buyurdu.) Onun için. Sâlim.)ın hususi hizmetinden ve O’na yakınlığından meclisine müsâdesiz girerdi. Ebû Zer hazretlerinin hanımının yanına gelip.” buyurmuştur. ma’nâsını anlıyamaz” buyuruldu. Kâ’be’de 70 yıl ibâdet etse. Bunlar bir Mushafa bakıyorlardı.a. Her emrini yerine getirirdi.) götürdü. Buyururdu ki: “Zâlimi seven kimse. Çok namaz kılardı.) da kabre koymuştur. Abdullah bin Mes’ûd. Onlara hürmetinden çok güzel giyinirdi.a. Resûlullah onu kendi tarafına davet etmiş.a. Kimi aradıkları sorulunca da “Ebû Zer” dediler.a. Rüyasında Peygamberimizi (s.” . Hadîs-i şerîfde.v. İbni Mes’ûd. Ebû Zer (r. Resûlullah’ın mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. fıkıh ve tefsîr ilimlerinde de Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerindendi. Ubey bin Ka’b ve Muâz bin Cebel’den öğrenin!” buyururdu.olduğunu göreceksin” dedi. Abdullah (r. Resûlullah (s.v. O gün vefât etti. Onu Resûlullah’ın ailesinden zannederdim. kim hakkında ve nerede nazil olduğunu bilmiyeyim. Hac mevsimi ise zaten değildi.” Peygamber efendimizden bizzat işiterek bildirdiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “İktisâda riâyet eden fakîr olmaz.v. Resûl-i Ekrem Kur’ân-ı kerîm’i ondan dinlemeyi çok severdi. Resûl-i Ekrem. Bildirdiği hadîslerin tamamı Ahmed bin Hanbel’in Müsned adlı kitabında 82 sahifede toplanmıştır. yine de kıyâmet günü Allahü teâlâ onu o zâlim ile beraber bulunduracaktır. Abdullah bin Mes’ûd.169 - . Mecliste İbni Mes’ûd’un (r. Bundan çok az bir zaman sonra 32 (m. Resûlullah (s. Son derece misafirperverdi. Osman kıldırmış. 652)’de vefât etti.a. Cennet-ül-Baki kabristanında Osman bin Mazun (r. Kısâi. Peygamber efendimiz. “Sen muallim olacak bir gençsin” buyurmuştur.a.) sual edenlerin. Resûlullahın eşyalarını taşırdı.a.” “Sa’îd olan kimse başkalarından nasîhat alandır.) “Resûlullah’ın (s. Abdullah bin Mes’ûd. 41.a. Çünkü bulundukları yer pek ıssız idi. Kitâbullah’dan bir âyet yoktur ki. A’meş gibi meşhûr kırâat imamlarının silsilesi İbni Mes’ûd’da son bulmaktadır. Fakat ben Kur’ân-ı kerîmi başkasından dinlemeyi severim” buyurdu. “Burada yalnız yaşayan bir zât tanıyor musun?” diye sordular. “Evet öyledir.a. 70 sûreyi Resûlullahın mübârek ağızlarından işiterek ezberlemiştir.) arkadaşlarından bazıları da bulunuyordu. Hamza. Bizzat kendisi diyor ki: “Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan Zât’a yemin ederim ki. Resûlullah (s. Abdullah bin Mes’ûd’u Kur’ân-ı kerîm öğretenlerin başında sayardı.v. Halef. Bunun üzerine Ebû Mûsel Eş’âri: “Biz bulunmadığımız zaman o Resûlullah’ın yanında bulunur. Sesi çok güzel idi. Birgün “Nisâ sûresini oku.a.” derdi.. Resûlullahın huzurunda.a. Eğer Kitâbullah’ı benden daha iyi bilen bir kimsenin bulunduğu yeri haber alsam ve beni oraya rahibeler götürecek olsa. Resûlullahın sünnetine tamamen uyardı.)’ın hanımı buna pek inanmadı. Biz onu sizden okuduk ve sizden öğrendik” dedi.” “Allahü teâlâ doğruyu Hazret-i Ömer’in dili ve kalbi üzerine indirdi. “Kur’ân-ı kerîmi üç günden önce hatm eden. hâline ve işine uygun bir zamanda hatm etmesini emr buyururdu. Onu Resûlullah’ın yanında o kadar çok gördüm ki. Abdullah bin Mes’ûd altmış yaşları civarında hastalandı.v. Haftada bir defa Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi.) idi. “Kur’ân-ı kerîm’i. Abdullah bin Zübeyr (r. Cenâze namazını Hz. “Halleri ne olacak! Her ümmetten şahid getireceğimiz.) zamanında ezberliyen bahtiyarlardandı.a.): “Medine’de Resûlullah’ın hizmetinde en çok gördüğüm zattan biri İbni Mes’ûd idi.a.” Kûfe’de yaptığı vazifelerden biri de herkese dinini öğretmekti. İbni Mes’ûd Kur’ân-ı kerîmi. Hanefî mezhebinin temeli İbni Mes’ûd’a dayanır.a. İbni Mes’ûd.

iyi olur. Yalnız ölümün çaresi yoktur. Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anh” olup. Başka bir rivâyette: Resûl-i Ekrem’den 840 hadîs rivâyet etmiştir.” “Allahü teâlâ güzeldir. Sonra. Bunun talebesi Alkame bin Kays bu tohumu sulayarak. Allahü teâlâ. öbür arkadaşları yanında gizlice konuşmamalıdır. O da “Hayır. Çünkü bu konuşma onu mahzun eder. 120’sini Buhârî ile Müslim müştereken naklederler. ikincisi.“Günâhlardan tevbe eden hiç günâh işlememiş gibidir.” “Sen Cennet’te kuşlara bakarsın. güzeli sever. beni öldürünüz!” “Bir kimse sabah ve akşam. ondokuz harftir.” Bir gün.” “Siz üç kişi olunca içinizden ikisi. bir Bedevî gelerek “Ey İbn-i Mes’ûd! Bana bir şey öğret ki. Allahü teâlâ bir kimseye İslâm ilimlerini ihsan eder ve bu da her hareketini.” “Bir gün Peygamber (s. Birgün hitab ederlerken “Dünyâda büyük fenalık şirret-i lisandır (kötü dilli olmak).” “İnsana helaldan olan fakîrlik hali. Eğer eline bir şeyler geçerse istidracdır. hiç kurtulamayacağı fakîrlik ve doymak bilmeyen hırs. O halde. İbni Âbidin birinci cildin otuzbeşinci sahifesinde buyuruyor ki.” “Hayır eken büyük mahsul alır. bu hattın iki tarafına. imânın hakikatına vâsıl olamaz. harâmdan gelen zenginlikten hayırlı olmadıkça. Bir gün kendisine: “Ey İbn-i Mes’ûd! Emr bil-mâ’rûf ve nehy ani’l-münker’e riâyet etmeyenler helâk olur” demişlerdi.” “Her derdin bir dermanı vardır. doğru yolda yürümek isterse. Kalb vardır ki ikbâl şehvetine sahiptir.) bize bir doğru çizgi çizdi ve “Bu insanı Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan doğru yoldur” buyurdu. “Şerâb içen kimse.” “Sıkıntısı olan kimse.” Şeyh Muhyid-în en-Nevevî hazretlerinin rivâyetlerine göre Abdullah İbn-i Mes’ûd 848 hadîs-i şerîf rivâyet eylemiştir. buna imrenmek yerinde olur.a. Buyurdular ki: “Hâmil-i Kur’ân-ı kerîm olanlar (hâfizlar) halim ve cesur olmalı ve daima mahzun bir halde bulunmalıdırlar. Mecnûn üzerine okunursa. Bekara sûresini başından dört âyet ve âyetel-kürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa. Bunlara uygun olmıyanı kabul etme. eğik çizgiler çizip. birine çok mal verir. Şer eken nedamet biçer. Bu bilginin tohumunu eken. Dünyâda ve âhirette necat (kurtuluş) bulayım” dedi. medh ve zemm.” “Dünyayı âhirete tercih eden kimseye Allahü teâlâ üç tane belâ verir Kalbinden hiç çıkmayan sıkıntı. “Bunlar da. Bu kimse de malını Allahü teâlânın râzı olduğu. Birini canın arzu edince hemen pişmiş ve kızarmış olarak önüne gelir.” “Kişi sevdiği ile beraberdir. bir kimse Peygamberlere tabi’ olmadan.v. Eshâb-ı kirâmın (r. Âhireti ise ancak sevdiğine verir. çok istiğfâr okusun. mezarını açınız! Yüzünü kıbleye karşı görürseniz. muhakkak eğri yola sapar. kalbini ma’rûf ile doldurmayanlar helâk olur” cevabını vermişlerdir.) en fakîhi olup. Bir gün İbni Mes’ûd’a “Sizce hangi ilim makbuldür?” diye sual ettiler. “Kur’ân ilmi ile Sünnet ilmini çok severim. Bundan başka bunların 21’i yalnız Buhârî. Kendisi fevkalâde hâfiza kuvvetine ve aklî melekelere sahib idi. şeytanların saptırdığı yollardır” buyurdu.” buyurdular. Eshâb-ı kirâmın yükseklerinden ve en âlimlerinden idi. bilgisine uygun yapar. bütün menfaatlar onda toplanmış olsun. yani bu bilgileri bir araya toplamış.” “Kâmil insan. ekmek gibi. Ya’ni. beğendiği yerlerde harcar. evine şeytân girmez.170 - . Kur’ân-ı kerîme Peygamberimizin Sünnetine uy. bu ekini biçmiş. Siz kalbleri şehvet zamanında iğtinâm eyleyin” buyurmuşlardır. “Fıkıh bilgisi. yüksek ictihâd makamını elde etmiştir. ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrâhîm Nehai. Besmele okusun! Besmele. tevbesiz ölürse. 35’i de Sahîh-i Müslim’dedir.” “İki şeyden birine kavuşan insana gıbta etmek. sonu zarar ve ziyandır.” “Cehennemde azâb yapan ondokuz melekten kurtulmak isteyen.” diye cevap verdi. yanında müsavi olandır. balık kılçığı gibi. herkese lâzımdır. İbn-i Mes’ûd Bedevîye “Allahü teâlâya asla şirk (ortak) koşma. sevdiğine de sevmediğine de verir.” “Allahü teâlâ dünyâyı.a.

Arafat’ta dururken. mîzânda hepinizden ağırdır” buyurdular. Hammâd’dan. ihtiyatlı.) hakkında: “İbn-i Mes’ûd. Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerinin kız evlâdı çoktu. fıkıh ilmini. ilim ve fazîletçe büyük olmak münasebetiyle Hazret-i Ömer (r. bu da Resûl-i Ekrem (s. kendine kalmıyacak şekilde dağıtma!” buyuruldu. “Kızlarınıza ne bıraktınız? Onların maişetleri (geçimleri) dardır. benzeri az görülen bir şekilde öfkelendi ve sordu: “Yazıklar olsun sana! Kim o?” O kimse: “Abdullah İbn-i Mes’ûd” diye cevap verdi. Yâ erhamerrâhimîn! Beni afv ve mağfiret et” . böyle birşeye ondan daha lâyık birinin kaldığını zannetmiyorum.tır.) den işittim ki: “Her kim. darlığa düçar olmaz. “Ey mü’minlerin emiri! Ben Kûfe’den geldim. O zaman İsrâ sûresi yirmidokuzuncu âyetinde. Resûlullah (s. “Eğer ben bir kimseyi meşveret etmeksizin âmir tayin edecek olsa idim. bunları istedi. bilgisine sarılınız!” buyurmuştur. istediğin sana verilecektir!” Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerine Resûlullah sorulduğu zaman tir tir titrer ve ter içinde kalırdı. “Ey Habîbim! Malını.) hususî olarak yanına gelip. bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe öğütmüş. “Resûlullah (s.” cevabını vermiştir. Seher vaktinde şu duâyı okurlardı: “Ya Rabbi! Beni davet eyledin.): “İbni Mes’ûd.v.a.a.a.” Demesiyle “Ben onlara Vâkıa’ sûresini öğrettim.v.) onu dinlemeye başladı. ba’zı lüzumlu şeyleri saydı ve “Annem beni sana gönderip. Eshâb-ı kirâm’dan Ebû Musel-Eş’arî’nin (r. Bilâl-i Habeşî ezan okuyunca. gömleğini bana ver dedi.” Hanefî mezhebindeki ahkâm-ı şer’iyye.) bir gece Hz. Gelmeyince merak ettiler. Resûl-i Ekrem. akşamdan sonra. Alkama da Abdullah bin Mes’ûd’dan. “Bugün bende bunların hiçbiri yok” buyuruldukda. Ebû Yûsuf. Şimdi sana ondan bahsedeceğim” deyip konuşmaya başladı.a. Ömer’in kızgınlığı geçip eski haline dönünce: “Vallahi. ağır ağır ve sözlerini düşünüp tartarak konuşurdu. Bir de baktık ki tanımadığımız birisi mescidde Kur’ân-ı kerîm okuyordu. birgün eshâba hitaben: “Siz İbn-i Mes’ûd’un vücutça zayıf olduğuna bakmayın. Konuşurken gayet yavaş.a. Orada mushafları ezbere yazdıran birisi var.v. Ömer. cemaat her zaman olduğu gibi Resûlullahı beklediler.” Abdullah İbn-i Mes’ûd duâ etmek için oturunca. Daha sonra bize dönüp şöyle dedi: “Kim Kur’ân indiği andaki tazeliğiyle okumaktan hoşlanıyorsa.” dedi. Ya’ni bu bilgileri öğrenip dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşmaktadırlar. Hazret-i Osman’ın. ben de itâat ettim. Bana emreyledin. Hammâd da İbrâhîm Nehaî’den. vakt-i minnettir. içinizde iken bana sormayın” dediğini Buhârî zikretmektedir. Ebû Bekir’le müslümanların durumunu konuşuyordu. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Mes’ûd’dan (r. rahmet-i ilâhiyyeyi isterim” buyurdular.) İbn-i Mes’ûd (r.171 - . Câbir ve Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anhümâ” buyuruyorlar ki “Bir oğlan Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize gelip. Cüssece küçük. icâbet ettim. “Bir tabib getirelim mi?” deyince “Hacet yok. İbn-i Ümmü Abd (İbn-i Mes’ûd) gibi okusun. Allahü teâlâya kavuşma halin yakın iken neden şikâyet ediyorsunuz ve ne isteğiniz vardır?” dedi. beni hasta eden Tabîbdir” cevâbında bulunmuştur.v. Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde: “İbn-i Mes’ûd’un sözüne. mübârek arkasından gömleğini çıkarıp çocuğa verdi ve evinde gömleksiz kaldı. Hz. Ben Cenâb-ı Peygamber (s. Resûlullah da şöyle demeye başladı: “İste. geceleri. Hammâd-ı Kûfî bin Süleymân. Sonra hep birlikte dışarı çıkdık. Hz.)’den almıştır. Ben de onların yanındaydım. Diğer bir hadîs-i şerîflerinde ise. ya’nî bu bilgileri kısımlara ayırmıştır. Vâkıa’ sûresini tilâvet ederse fakîrliğe.a. Hastalandıkları zaman Hazret-i Osman (r. ilim doldurulmuş bir dağarcıktır” buyurmuştur. Vücudları çok zayıf. Hazret-i Ömer’in yanına gelen bir kimse ona şöyle dedi. bu da Alkama’dan. hamur yapmış ve İmâm-ı Muhammed pişirmişdir. Cevaben: “Günahımdan şikâyet ediyorum. Bu.) başlayan yol ile meydana çıkarılmıştır. elbette İbn-i Mes’ûd’u tayin ederdim” buyurmuşlardır. Çünkü O’nun hakkında yanlış bir şey söylemekten korkardı.a.a. Yani mezhebin reisi olan İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe. Böylece hazırlanan lokmaları insanlar yemektedir. Hemen. bacakları ince idi.a. Birkaçı evine bakıp gömleksiz olduğundan gelemediğini anladı.

sh-360 3) Târîh-i Bağdâd. Orada olan birisi manifaturacıya. Zamanındaki bazı kimseler bunu uygun görmezlerdi. rivâyet etmiştir.) İsmâil bin İbrâhîm’den rivâyetle Reca’ bin Ebî Seleme diyor ki: İbni Muhayrız elbise almak için bir manifaturacının dükkânına girdi. Ubâde bin Sâmit’ten. sh-5 12) Meşâhir-i Eshâb-ı Güzîn ve Terecim-i Ahvâl-i Fukahâ. Rivâyetleri Kutüb-i sitte denilen meşhûr hadîs kitaplarında yer almıştır. Sâ’id-ül-Hudrî’den. güvenilir) bir âlim olup. Ahmed bin Hanbel (r. onu parmağınızla gösterir ve beğenmiyecekleri bir şey olduğu zaman da gizlerseniz. Künyesi Ebû Muhayrız el-Mekkî’dir. zamanında Şam âlimi olarak meşhûr olmuştur. “Tâbi olmak için bir âlim arayan. Muâviye’den. O hadîs ilminde sika (sağlam. Bu üç haslet. nefislerinin arzuları peşinden koşmalarına çok üzülür ve bu şekilde onların hâlini şöyle açıklardı. Nasîhat istedim: “Eğer bu üç haslet sende bulunursa Allahü teâlâ bu hasletlerle sana iyilikler ihsan eder. Ümmü Derdâdan ve daha birçok âlimlerden hadîs-i şerîf dinleyip. “Sen bu zâtı tanıyor musun? Bu zât İbni Muhayrız’dır” dedi. Abdülmelik bin Ebî Mahzûre. cild-2. sh-458 8) Tabakât-üf-Şirâzî. 32 (m.” Çünkü Allahü teâlânın sevgili kullarının bulunduğu yere toplu belâ gelmez. Reca bin Hayve.a. İmâm-ı Evzâî. Abdullah bin Muhayrız son derece sabırlı ve mütevazı bir zât idi.” Hanımının dokuduğu elbiseleri giyerdi. 99 (m. Abdullah bin Sa’dî’den. Büsr bin Abdullah Hadramî. Muhammed bin Yahyâ. fazîletleriyle meth edilmiştir. sh-38 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Kudüs’te yaşamış olup. Bunu Allahü teâlâ . 652) târihinde. Biz de. İmâm-ı Evzâî selef içinde onu beş meşhûr âlimden biri saymış fazîletini zikretmiştir. O. “Ey Allahım benzim senin korkundan sararıp solmuş ve rengini kaybetmiş bir hale gelecek şekilde korkmayı nasip etmeni istiyorum” diye duâ eder ve ağlardı. Bu hali de Eshâb-ı kirâmın aleyhimürrıdvân haline tam uygun idi ki onlar kendilerini tanıyıp Eshâb’dan oldukları için normal fiyatından çok tenzilât yapanlardan birşey satın almazlardı. anneciğim diye söylemesi müstesnadır. sh-303 16) Fâideli Bilgiler. Mekhûl eş-Şâmî. sh-31 4) Hulâsat u Tezhîb-il Kemâl. Allah korkusundan beti benzi sararmış bir halde. onlara hürmetsizlik edilmesini istemezdi “Kim anne ve babasının önünde yürürse haklarına riâyet etmemiş olur. dinlemesini bil. insanların iki yüzlü olmasına. 60 yaşını geçmiş olduğu halde ebedi hayata kavuşmuştur. Ebû Mahzûre’den.” İbni Muhayrız dedi ki: Peygamberimizin (s. cild-1. Ben bunu hiç uygun bulmuyorum” dedi. sh-181 5) Şezerât-üz-zeheb.) ile görüştüm. sh-10-13 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye. sh-33 10) En-Nücûm-üz-Zâhire.” İbni Muhayrız vefât ettiği zaman Reca’ bin Hayve şöyle dedi: “Allahü teâlâya yemin ederim ki İbni Muhayrız’ın yaşamasını. Ancak babacığım.İbn-i Mes’ûd (r. sh-159 7) Tabakât-ül-Kurrâ (İbni’l-Cezerî) cild-1. cild-3. Bunun üzerine İbni Muhayrız: “Nefsimi temize çıkarmaktan Allahü teâlâya sığınırım” dedi. Anne babaya çok hürmet edilmesini emir ve tavsiye buyurur.172 - . O’nun da’veti üzerine Medine-i Münevvere’ye dönmüş. Arkadaşlarından Hâlid bin Düreyk Ona: “Sen hem zâhidlik yapıyorsun hem de bahillik (cimrilik). Şam’da Abdullah bin Muhayrız ile iftihar ederdik demiştir. 717) senesinde vefât etti. sh-43 9) Tabakât-ül-Kurrâ liz-Zehebî. cild-1 sh-89 11) Tabakât-ül-huffâz. cild-1. sh-49 ABDULLAH BİN MUHAYRIZ: Tâbiînden meşhûr hadîs âlimi. kendisinin dîn-i İslâmı yaşamadaki gayreti ve takvası için birşey verilmesini istemezdi. sh-975 14) Eshâb-ı Kirâm. sh-374-466 2) El-Îsâbe. Tanındığı zaman oradan uzaklaşırdı. Medineliler İbn-i Ömer’in ilimdeki yüksek derecesi ile iftihar ederlerdi. Kim anne ve babasını ismiyle veya lakabıyla çağırırsa edebsizlik etmiş olur. Abdullah bin Muhayrız’dan. Ebû Sarme el-Ensârî’den.v. Buyurdu ki: “İpek elbise giymek suretiyle harâm işlemektense. cild-1.) Hazret-i Osman’ın hilâfetine kadar Kûfe’de kalıp. Abdullah bin Muhayrız gibi âlimlere tabî olsun” demiştir. Doğum târihi bilinmemektedir. Bundan sonra Mısır kumaşından yapılmış beyaz iki elbise aldırdı ve o ikisini giymeye başladı. kendini ziyâret etmeyeni ziyâret et” buyurdu.a. Hz. İbni Muhayrız hemen kalktı ve “Biz paramızla bir şey almaya geldik.) Eshâbından Fudale İbn-i Ubeyd (r.a. Hâlid bin Düreyk. 1) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel cild-1. vücûdumun her yerinin Alaca (cilt hastalığı) olmasını daha çok severim. öğünür. “Eğer sizler iyi güzel şeyleriniz olduğu zaman insanlara gösteriş yapar. bulunduğu beldedeki insanlar için bir emân olarak sayıyordum.a. Ebû Bekir bin Hafs ve diğer hadîs âlimleri hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Ancak anne ve babasının yolu üzerindeki eza ve cefâ veren bir şeyi almak için öne geçmesinde bir mahzur yoktur. Allahü teâlâ böyle olanları kıyâmet günü Cehenneme atar ve onu yalancı diye adlandırır. dinimizle değil” diyerek oradan ayrıldı. Baki’ mezarlığına defn olunmuştur. Abdulazîz bin Abdülmelik. bilmediğini öğren.

annesi Zeynep binti Ma’un-i Cümeyhî’dir.a. İkincisi ise yapmış olduğu iyilik ve ibâdetleri çok gizler kimseye belli etmezdi. Resûlullah (s. Birincisi. İlk önce Hendek gazasında bulundu. Onbeş tane evladı vardı. Buyurdu ki: “Hayırlı şeyler gördüğünüz zaman Allahü teâlâya hamd ediniz. hadîs rivâyeti hususunda İbn-i Ömer kadar dikkat edeni yoktu. O’nun (s.v.v. Yine kabul etmedi.” Buyurdu ki: “Biz ameli ilimden daha efdal görürüz. Peygamberimizden (s. Bir münker gördüğünüz zaman hemen hiç vakit kaybetmeden Allahü teâlâdân bu belânın ümmet-i Muhammed’den kaldırılmasını isteyiniz. İbni Muhayrız. Veda Haccı’nda hep Resûlullah (s.” Birçok zühd ve verâ sahibi zât İbni Muhayrız hazretlerini görünce kendilerini onun yanında çok küçük görürlerdi.a. Bunlar namaz kılanın kelâmı. dördü kızdı. Künyesi Ebû Abdurrahman’dır.v. Osman’ın şehâdetinden sonra. Horasan ve Taberistan seferlerine katıldı. “İbni Ömer’den daha fakîh kimse görmedim” buyurdu. sh-116 ABDULLAH BİN ÖMER (r. inceleyici ve dikkatliydi. Mûte ve Yermük gazâlarıyla Mısır ve Kuzey Afrika’nın fethinde bulundu. Sıffîn muharebesinden sonra da hilâfeti söz konusu olup. Devlet kadrosunda vazife almaktan uzak durdu. Kabri Muhasseb’dedir. Hz. İbni Muhayrız’da çok az kimselerde bulunan iki haslet vardı. (Çünkü ilim unutuldu)” İbni Muhayrız yedi günde bir Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi. içlerinden birisi vefât ettiği zaman müslümanlar “Bizleri İslâm dîni üzere öldüren Allahü teâlâya hamd olsun” derler.a. Hz.) sonra hac mevsiminde ve diğer zamanlarda insanlara altmış sene fetva vermiştir. Allahü teâlânın beğendiği kadar çok cömert idi. Mekke-i Mükerreme’de hicretten ondört (m. “Cihâd. cild-6.) daima taklid ederdi. Fakat bugün ilme. Ömerü’l-Fârûk’un oğlu olup.): Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve fıkıh. dostlarını her işlerinde gözetir onlara yardım ederdi.v. “Abdullah bin Ömer. Peygamber efendimize çok bağlıydı.) yolunda gitmek.a. Muâviye’nin hilâfetinde Yezîd bin Muâviye ile Bizans seferine katıldı. çocuk yaşta müslüman oldu. Biat-ı Rıdvan’da babasından önce bîat ettiği rivâyet edilmektedir. Onbiri erkek. “Abâdîle’nin kavli” denilir. Kabul etmedi. müslümanlar arasında olmaz. bir yerde doğru olan ortaya çıkınca artık orada konuşmazdı. Eyyüb Sultan hazretleriyle İstanbul surları önünde Bizanslılar ile mücadele etti. Fetva verme hususunda pek ihtiyatlı hareket ederdi. sohbet ve gazalarda.v. Resûlullah (s.) O’nun (r. İslâm terbiyesiyle yetişti. Lüzum olmadıkça hadîs-i şerîf rivâyet etmezdi. cild-1. Babası İslâmiyetle şereflenince. O kökü Cennette olan cömertlik ağacına yapışmış. cild-5. sohbetinde bulunmak. Hz. Cihad.v.” Buyurdu ki: “Mescidde üç kelâm hariç her türlü kelâmı konuşmak caiz değildir. “O’nu (s. bu söyledikleri sözlerini hatırlarına getirirler. sh-22 2) Tezkiret-ül-huffâz. Eshâb-ı kirâm içinde en fazla hadîs-i şerîf rivâyet edenlerden oldu. iç hâdiselere karışmadı.a. Abdullah bin Abbâs. Şöyle diyordu: “ Anladım ki. Medine-i Münevvere’ye hicret etti.a.) görmek. hadîs ilminde en üstün olanlarından.) daima takib ederdi.) ile diğer gazalara katıldı. kendisine teklif edildi.) nerede namaz kılsa izini takip ederek oraya giderdi. Sonra bunu unuturlar. dünyâya düşkün olmaması örnek durumdaydı. kâfirlere ve gayr-i müslim memleketine karşıdır. ahlâkı ile ahaklanmak isterdi. İslâm ülkesinde. Huzur-u se’âdetinden ayrılmak istemezdi. 692) yılında vefât etti. Bu dört zât bir mes’elede ittifak edince. Helala ve harâma ait hadîs-i şerîflerin çoğunu O bildirmiştir. “Bir evden bir şehîd yeter” buyurdu. 608) sene önce doğup. Ne ölümü ne de. 1) Tehzîb-üt-tehzîb. Ancak fıkıh kitaplarında Abâdîle-i Abdullahlar . Fakat. ilmi hususiyetteki yüksek mertebesini ve muharebelerdeki kahramanlığı ileri sürülerek halife olması istendi.a. zikredenin kelâmı.) hakkında buyuruyor ki. Beraber namaz kılardı. Hadîs ve fıkıh âlimleri arasında Abdullah bin Ömer. Ehli sünnetin Mâlikî Mezhebinin imâmı İmâm-ı Mâlik (r. İlk imâna gelenlerdendir. fetvaları çok kıymetlidir. Sünnet-i seniyeyi yerine getirmek için Resûlullah’ı (s.a. O’na hizmet etme şerefine nâil olduğu ve fıtrâten üstün hâllere sahip olması sebebiyle bütün ilimlerde mâhir üstad idi. ilmi. Ömer’in oğlu olduğu.a. Hz. aynı yerde 73 (m. Abdullah bin Ömer. Mûsâ bin Ukbe diyor ki: İbni Muhayrız ile Remle’deki bir cenâzede beraber bulundum. Ali’ye bîat etti. tefsîr. sh-138 4) Şezerât-üz-zeheb. İmâm-ı Begâvî buyuruyor ki.v. Her işte çok araştırıcı. Yaşı küçük olduğundan Bedir ve Uhud gazâlarına götürülmedi. Allahü teâlânın dinini öğreten veya ondan birşey soranın kelâmı. Seçilmemek şartıyla Şûra üyeliğinde bulundu. Pek çok hâdiseye şâhid olup.) O’nun (r. cild-1.v. Müslümanların gözbebeği Hz. İbâdet. Resûlullah’ı (s.a. insanların ahde vefâ göstermelerini isterdi ki kendisi buna son derece dikkat ederdi. İşittiği hadîs-i şerîfleri yazardı.) hakkında.a.a. Mücâhiddi.” buyururdu. Abdullah İbn-i Zübeyr ile Abdullah İbni Amr İbni’l-As’a “Abâdile-i erbaa” (dört Abdullah) unvanı verilmiştir.) ile beraber bulundu. sh-68 3) Hilyet-ül-evliyâ. “Tâbiînden Mihrân (r. İbni Muhayrız son derece vefâ sahibi olup.Kur’ân-ı kerîmde haber vermektedir. amelden çok daha fazla ihtiyacımız var. Haram ve şüphelilerden sakınması.a. hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. Babası şehâdetinden önce kendisine veliahd olarak oğlunu göstermesini isteyenlere. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri hususunda sahabenin ileri gelenlerinden idi.173 - . Eshâb-ı fukahâdan olup.

Nâfi’e Hz. Hafsa benim bu rüyamı Resûlullah’a anlattı. gelmişti!” dediler. teheccüd namazı kılardı. Kaftanı ne yaptığını sorduk.” “Abdullah bin Ömer’le bir dostun evinde üç gün misafir kalınca bana “Kendi paramızdan harcamaya başla!” buyururdu.) binlerce dirhemini fakîr fukaranın ihtiyacına sarf ediyor da.” buyurdu. Abdullah bin Ömer. sadakayı. ruhunu teslim etmedi. “Abdullah ne iyi insandır! Keşke geceleri de namaz kılsa!” buyurdular.a. Mescide girip namaz kıldı. Hz. ihram için.a. “Aksaklar kimlerdir?” diye sorduklarında. Ev halkı: “Dünkü paradan yanında bir kuruş kalmadı. Hz. İyilik etmesini. O’nu onbin dirheme satın aldıktan sonra. Nâfi.a. bulamadı. artık almam dedi. Abdullah (r. o zamanın zenginlerinden Abdülazîz bin Hârûn. Geceleri kalkar. “Bugün onu gördüm. onu Allah rızâsı için.” Hz. Çok cömert. o târihten itibaren gece namazına başladı. “Seni Allah rızası için âzâd ettim. hayrı. Eyyûb bin Vâil. alçak elin de ancak alan el olduğunu sanıyorum. temizliği seven ve bu konuda titizlik gösteren bir sahâbîydi. Azadlılarından olan İmâm-ı Nâfi efendisi ile ilgili olarak buyurdular ki: “Abdullah bin Ömer. “Hz. hâlis ibâdet etti” yazılı idi. Bir gün Abdullah bin Ömer’in (r. “Beğendiklerinizden çıkarıp vermedikçe zinhar iyilik mertebesine erişemezsiniz!” âyet-i celîlesiyle amel ederdi.a. bir ihtiyacı olana verirdi. Abdullah’ın azâtlısıdır.denilince. Cuma namazına gitmeden önce mutlaka yıkanır ve güzel kokular sürünürdü.” “Abdullah bin Ömer (r.)’ın akşam yemeklerini yalnız yediği hiç vâki değildir. Allahü teâlânın bana sevk ettiği bir nimeti de geri çevirmem. gönlümün. Güya elimde ipekli bir kumaş parçası var ve ben Cennetden nereyi istiyorsam bu ipekli kumaş parçası sayesinde oraya uçuyorum. Kaftanı da dün omuzlarına alıp gitmişti. Bir gece sabah . şaşırdı.a. “Önce geçindirmekle yükümlü olduğun kişilere ver. Elbiselerinin daima tertemiz ve kokusunun güzel olmasına dikkat ederdi.a.) oğlu Hâlid’in âzâd ettiği Ebû Gâlib diyor ki: “Abdullah bin Ömer (r. köle azad etmesini çok severdi. ertesi gün onun çarşıda binek hayvanına veresiye yem aldığını görünce. Tam bu sırada bir fakîr geldi ve Hz. Mutlaka misafir arar. balığı o fakîre verdi. Senden herhangi bir isteğim yoktur. Köle ve cariyelerinden hangisini Allahü teâlâya ibâdet ederken görse. Abdullah.a. Alana helâl olsun dedi. Ömer ve oğlu Abdullah’dan başka içimizde dünyâya meyli olmıyan kimse yoktur. Ancak.174 - . Yüzüğünün taşında” Abede’l-lâhe lillah” “Allahü teâlâya Allah için.) dün dörtbin dirhem para ile bir kaftan gelmemiş miydi?” Ev halkı. Derhal karşılarına bir melek çıktı. “Her ne ihtiyacın varsa bana bildir”. bir sohbetinde.” “Bir şeyi fazla sevmeye başladı mı. Bazan bir ay geçerdi de bir parça et yemezdi.a. Eve döndüğü zaman sırtında yoktu. hâlim ve selim idi.) buyurdu ki: “Müslümanlıkla şereflendikten sonra en büyük sevinç ve neş’em. Abdullah bin Ömer’in (r. Abdullah’ın evindeki hayatı sorulduğunda şöyle anlattı: “Her namaz için abdest alır ve bunların arasında Kur’ân-ı kerîm okurdu. Ve bana “Korkma!” dedi. Cenâb-ı Peygamber. Abdullah’ın kendisi diyor ki: “Asr-ı se’âdette bir rüya görmüştüm.” Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (r. Bunun üzerine beni bıraktılar. Bu meyanda Allahü teâlânın.) ziyârete gitmiştim. Abdullah bin Ömer (r. kendi binek hayvanının yem ihtiyacını veresiye satın almak mecburiyetinde kalıyor” dedi. Derhal evine gidip sordu “Abdullah bin Ömer’e (r. Derken iki kişi beni tutup Cehenneme götürmek istediler. Hz. Yüksek elin ancak veren el. “Kıyâmet gününde aksaklar diye çağırılacak kişiler vardır” dedi.) bir gün dörtbin dirhem para ile kaftan getirilmişti. İyi ve güzel huylu olup. Ka’kaa bin Hakim’den rivâyet edildiğine göre. “Evet. Evinde bulunan eşyaların hepsine değer biçtim ve bütün bunların değerinin yüz dirhemi bulmadığını gördüm.) Mekke’ye geldiği zaman bize misafir olurdu. Mekke’ye giriş için ve Arafat’ta vakfe için de yıkanırdı. Hz. Bir fakîre hediyye ettiğini söyledi” dediler. Kızartıp önüne koydular. Dostlarından Eyyûb bin Vâil. Kölelerinin böyle görünerek kendisini aldattıklarını söylediklerinde “hayır için aldanmaktan iyi şey var mıdır?” buyurduğu pek meşhûrdur. Bayram namazları için de aynı şeyi yapardı. diye Abdullah bin Ömer’e mektûb yazmıştı. O’nun cömertliğine ve haline gıbta eden dostu. Bedelini peşin ödeyecek parası yoktu” dedi.a. bin kişi âzâd etmeyince. İbni Ömer’e (r. Âdem bin Ali’den rivâyet edildiğine göre. Nalınlarını giyip oraya giderken. Günde iki defa güzel koku sürünürdü. alçak elden hayırlıdır!” buyurduklarını işittim. Cemaat. yüksek el. herkesi peşinden koşturan bir takım istek ve arzulara meyletmemiş olmasıdır. Her işini ve her şeyini Allah için yapardı.a.” Dünya malına hiç gönül bağlamazdı. misafiri bulunduğu veya Ramazan-ı şerîfte yerdi.) devesi çalındı. Hz.) anlatır: “Abdullah bin Ömer’i (r. İbni Abbâs ve İbni Ömer hazretleri kasd edilir. Çok aradı. geri döndü ve helâl etmişdim. geri dönüp çarşı esnafına.)’ın canı balık istemişti. Nâfi’den şöyle rivâyet ediliyor. “Sağa sola bakmak ve hareketler yapmak suretiyle namazlarını eksilten ve aksatan kişilerdir” cevabını verdi. bulurdu. Geceleri çok namaz kılardı. Ona şu cevabî mektubu gönderdi: Resûlullah’dan. hemen onu âzâd etmek âdeti idi. ekseriya İbni Mes’ûd. Abdullah. Binek hayvanı için yem satın alıyordu. kötülükten uzaktı. Dostlarından imâm Meymûn bin Mihvan (r. Biri gelip deven şuradadır dedi. Câbir bin Abdullah der ki: “Hz. “Ey tacirler! Sizin haliniz nice olacaktır! İşte Hz.a.

tâbiîn dahil pek çok âlim hadîs-i şerîf rivâyet etti.” Bir genç ayağa kalktı ve “Yâ Resûlallah” dedi. O kimse. Peygamber (s. gusül abdesti alsın.” buyurdu. “Abdullah! Sabahladığın zaman akşam için kendini kaygılandırma ve akşamladığın zaman. Hz. su kullanmak israf olur. ezanı. işte en akıllıları onlardır!. abdestde fazla. Yâni çok az yerdi.v. Allah için darıl.” Hz. “Bir kimse.a.” “Canı gargaraya gelmedikçe kulun tevbesi kabul olur. Kendisinden Abdullah İbni Abbas. “Abdest alırken de israf olur mu?” dedik de. “İhlâs sûresi Kur’ân’ın üçte birine eşittir.” “Sizden biriniz Cuma namazına gelecek olsa.) de böyle yapmıştı” dedi. ikibinaltıyüzotuz hadîs-i şerîf rivâyet etti. mübârek yüzünün karşısına kadar başka duâlarda omuzları hizasına kadar kaldırırdı.” Bunun üzerine bana şu mukabelede bulundu. Bir gün de yolculukta önlerine bir arslan çıktı.” “Allahü teâlâya karşı sorumluluğunun şuuruna varan nice akıllı kişiler var ki. giyimli kuşamlı da vardır ki.v. “Hayır işitilmiyor” dedim.a. Allah’tan başka kimseden korkmazdı. yokluğu halinde bunu kabul edenden daha çok sevab kazanan değildir. “İnsanların en akıllısı kimdir?” Peygamber efendimiz şöyle buyurdular: “Ölümü en çok hatırlayan ve gelmeden önce ona en iyi hazırlananlar. o da bu serveti hak yolunda sarf etmiştir.” “Nasîhat olarak ölüm yeter.a.a. “Büyük nehirde de olsa.” “Allahım Senden sıhhat. Abdullah evinin kapısına varıncaya kadar onu dinledikten sonra adama dönerek. “Bu önemli bir ilâçtır! Sana Irak’tan getirdim” dedi.” “Kader.a. Acıkmayınca da bir şey yemezdi. velilik mertebesini ancak bununla elde edebilirsin. temizlensin. mübârek ellerini kaldırırdı. tanıdığının kabri yanından geçerken selâm verirse. bir yanımdan tutarak bana şöyle buyurdu: “Abdullah! Dünyada bir yabancı veya yolcu gibi ol ve kendini kabir halkından say!” Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki. Çünkü sen. şarkı söyler gibi okuyorsun” buyurdu. “Yâ Sa’d! Suyu niçin israf ediyorsun?” buyurdu. “Abdul. Hadîs okuttu.v. Diğerine de ilim vermiş o da ilmiyle amel etmiş ve başkalarına da öğretmiştir.a.) gülümsedi ve dostuna şu mukabelede bulundu: Hazmı kolaylaştırır mı? Ben hiç bir yemekten karnımı doyururcasına yemedim. Abdullah bin Ömer (r. Birisi İbni Ömer hazretlerinin yanına gelip.a. Hamza.namazı yaklaştığı zaman bana. kulağından tuttu ve onu yoldan kenara çektikten sonra: “Resûlullah’tan işittim. Allah’ın sırrı. afiyet ve güzel ahlâk isterim. meyyit bunu tanır ve selâmına karşılık verir.” “Varlığı halinde veren kimse. Abdullah.” Abdullah İbni Ömer (r. insanoğlu Allah’dan başkasından korkmazsa Allahü teâlâ ona hiçbir şeyi musallat etmez” buyurdu. Ben de “Allah için.” Tâbiînin büyüklerinden azadlısı Nâfi’ buyurdu ki: “Abdullah bin Ömer (r.a. Hz.) gördü.) Abdullah bin Ömer’e bir nasîhatinde buyuruyorlar ki: “Allah için sev. İbni Ömer (r. Dostlarından birisi ona bir ilâç hediye ederek. “Sabah yaklaştı.) abdest alırken. “Ney sesi daha işitiliyor mu?” dedi.) ile beraber gidiyorduk. Hz. Parmaklarını kulaklarından ayırdı. bu kısa zamanda Kur’ân’ın üçte birini okuyup yetiştiremem dedim. “Hazmı kolaylaştırır” deyince. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ve Peygamberimizden gördüklerinin bazıları şunlardır: Sa’d bin Ebî Vakkâsı (r..). Yağmur duâsında mübârek ellerini.” Resûlullah (s. Namazı ve orucu çok olsa bile bu minval üzere olmayan kişi imânın tadını alamaz..”. sabah için kendini kaygılandırma! Sağlığında hastalığın ve hayatında ölümün için (tedbir) al.). onu ifşâ etmeyin.) bunun için bir kabir yanından geçerken durup selâm verirdi.a. Yanındakiler çekinerek yürümediler. Oradan hızla uzaklaştık. Nâfi diyor ki.v. “Ben ve kardeşim Âsım kimseye sövmeyiz” buyurdu.) aslanın yanına gidip.” “Ancak iki kişiye gıbta edilir. Allah için bozul. Sa’îd bin Müseyyeb. Ney sesi işittik. Mûsâ bin Sa’d ve diğer Eshâb-ı kirâm ile oğullarından Sâlim.v. “Bu ilâç neye kullanılır?” diye sordu. Bunlardan birine Allah servet vermiş.a. tegannî ederek. Abdullah bin Ömer (r. seni çok seviyorum” deyince. Abdullah kötülüğe karşı iyilikle mukabele ederdi: Zeyd bin Eslem’den rivâyet edilmiştir: Bir kimse yolda Abdullah bin Ömer’e sövüp saymaya başladı. “Resûlullah (s.175 - . Benim hazım ilâcına ihtiyacım olacağını zannetmiyorum. Abdullah kulaklarını parmakları ile kapadı. ama yarın kurtulacaktır! Halk nazarında nice tatlı dilli. seni hiç sevmiyorum. Allah için anlaş. yarın kıyâmet gününde kurtulamıyacaktır!” “İstediğini ye. “Resûlullah (s. halk katında densiz ve değersizdir.a. “Kalkıp namaz kılmayacak mısın? Kur’ân’ın üçte birini okusan da olur!” Bu suâli üzerine.) duâ ederken. istediğini giyin! İnsanları yanlış yola götüren israf ve tekebbürdür. Resûlullah (s. Câbir bin Abdullah. “Duâ şeklini de şöyle anlattı. “Allah için.

“ 1) Sahîh-i Buhârî. zekâtı vermenizdir. Peygamber efendimiz: “Allahü teâlâ’dan başka ilâh olmadığına ve benim Resûlullah olduğuma şehâdet getirerek.” “Hikmet ondur. sh-192 14) Nüket-ül-Himyân sh-183 15) Tabakât-ı huffâz.a. sh-17 7) Hülâsâtu Tehzîb-il-Kemâl.v. sh-275. Abdullah bin Revâhâ. Hz. neşeli ve neşesiz zamanlarınızda sözlerimi dinliyeceğinize.) kabri yanına gelir. Onlar her hususta kavimlerinin benim ya.v. sh-9 16) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-976 17) Eshâb-ı Kirâm. İsmi Abdullah. cild-2 sh-32. mallarınızın zekâtını. sadakasını vereceğinize. sh-190. 191 20) El-İstiâb cild-2.” “Cenâb-ı Peygambere yaptığım bîati. Evs ve Hazrec kabilelerinden gelenlere hitaben Kur’ân-ı kerîm okudu.a.): “Böyle yaptığımız zaman bize ne var?” diye sordu. künyesi Ebû Muhammed. Abdullah bin Revâhâ bin Sa’lebe bin İmrul Kays bin Amr bin İmr-ul-Kays el-Ekber bin Mâlik el-Asgar bin Sa’lebe bin Ka’b bin Hazrec bin Hâris bin Hazrec elEkber. sh-49 11) Tabakât-ül-Kurrâ Libni’l-Cezerî. sh-83 13) En-Nücûm ü Zâhire cild-1.a. cild-1. iyiliği buyurup kötülüklerden sakındıracağınıza bîat etmeli.176 - . darlıkta da varlıkta da muhtaçlara yardımda bulunacağınıza. 3) Üsüd-ül-gâbe. unvanı Şâir-i Resûlullah’tır.v.” Abdullah bin Revâhâ (r. cild-3. cild-1. tekrar. Abdullah bin Revâhâ: “Biz. cild-1. kalbinle âhireti bul. sh-338 5) Târîh-i Bağdâd..a.a. emirlerime tamamıyla boyun eğeceğinize.): “İçinizden 12 kişi seçiniz.d. Peygamber efendimiz: “Cennet var” buyurdu. sh-181 9) Tabakâtü İbn-i Sa’d. Orada bulunanlar bu daveti kabul edip. sh-29 v. Hz. Nesebi. Abdullah bin Ömer hazretleri buyurdu ki: “Ey Ademoğlu! Bedeninle dünyâda ol. sh-175 8) Şezerât-üz-zeheb. Allah yolunda Allah için hakkı söyliyeceğinize.) ikinci Akabe gecesinde. şairlerden. cild-1. orada bulunanlar Peygamber efendimize bîat ettiler.v. Böyle söylediğini yüzden fazla gördüm.): “Allahü teâlâ’nın rızası ve Cennet var” buyurunca. Kebse binti Vakıd bin Amr bin Itnâbe’dir. Allahü teâlâ’dan ve O’nun Resûlünden geleni kabul ettik. biri de az konuşmaktır. Fitne ve kargaşalığa taraftar olan kişiye de bîat etmedim. hiç bir kınayıcının kınamasından korkmaksızın. Peygamberimiz (s. Hiç bir müslümanı rahat döşeğinden uyandırmadım (rahatsız etmedim). “Yâ Resûlallah (s.” dedi. Onlar da: “Râzı olduk ve kabul ettik” dediler. Onun hanedanı Hâris bin Hazrec’tir.a. esselâmü alâ Ebî” derdi. “Yâ Resûlallah! Sana nasıl bîat edelim. bana kesin söz vermelisiniz. sh-381 ABDULLAH BİN REVÂHA (r. Validesi. söz verelim” dediler. bugüne kadar bozmadım ve değiştirmedim.” Bunun üzerine. namazı kılmanız. Peygamber efendimiz (s. v. sh-171 6) Tezkiret-ül-huffâz. sh-437 12) El-İber. cild-2. Medineliler. cild-4.v. cild-1. sh-191 18) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. ikinci büyük Akabe bîatında müslüman oldu.a.” “Kendinden üsttekine hased. harâmdan kaçınmadıkça kabul olunmaz. cild-3. cild-1. Peygamber efendimiz (s. Abdullah’ın babasının ceddi ile annesinin ceddi birleşmektedir. cild-1. kendinizi. 592. Kendim için isteğim de: Allahü teâlâ’nın Resûlü olduğuma şehâdet etmeniz. eshâbı içinde çok sevdiği.d.” “İnsanın mâhiyeti arkadaşından anlaşılır.): Peygamber efendimizin. çocuklarınızı ve kadınlarınızı koruduğunuz şeylerden beni de korumanızdır.lah bin Ömer Resûlullah’ın (s. sh-340 4) El-Îsâbe. Onları İslâm’a davet ve teşvik ettikten sonra buyurdu ki: “Yüce Rabbim için şartım: O’na hiç bir şeyi eş ortak koşmaksızın ibâdet etmeniz.) Sana yaptığımız bu taahhüd karşısında bize ne var?” diye sordular. esselâmü alâ Ebî Bekir. namazı kılacağınıza. 2) Sahîh-i Müslim. dokuzu sükût. 113 19) İzâlet-ül-hafâ cild-2. Hz. aşağıdakine tahakküm eden ehl-i ilim sayılmaz. sh-105 10) Tabakât-üş-Şirâzî.” “Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız. “Esselâmü alennebiyy..

Abdullah bin Revâhâ: “Evet. Allahü teâlâ’dan. Abdullah bin Revâhâ’yı otuz kişinin başında Hayber tarafına göndermiş. onları da bîat’a hazırladılar. akıllı ve okuryazar olanlardandı. Hz. Abdullah bin Revâhâ. Hazrecliler 9. Esîr bin Zürâm’ın makamına vardıktan sonra. Esir bin Zürâm’ın vücudunu kaldırmak lâzım geldiğini anlatmış. yürüyerek Mekke’ye girdiler. Resûl-i Ekrem’in (s. kılıçlarını kuşanmış bir şekilde. Kusvâ adındaki devesinin üzerinde bulunduğu ve devenin yuları Hz. Hz. hınç ve kıskançlıkla dolu olarak. Peygamber. Hayber’in fethinde. Kuaykıan dağına çıkmışlardı. Hârisoğullarına nakib tayin edildi. Ey kâfirler! Kur’ân’ın. şüpheye düştüğünü söylediğinden iki taraf arasında şiddetli bir cenk başladı. Esir. O’na gönderdi Kur’ân. öldürüldü Bedir’de. Ev ev dolaşıp zaferi bildiriyorlardı. Abdullah bin Revâhâ 6 (m. Her sözüne inandım. Gerçek Resûlullahdır. Kusvâ’nın yularını çekerek Peygamber efendimizin önlerinde yürümekte ve: Ey kâfirler çekilin. Hz. daha sonra Hudeybiye andlaşmasının olduğu yıl yapılamıyan Umre haccını yapmak üzere Mekke’ye gitmişti. kadın. Hz. müjdeci olarak Medine’ye gönderdi. Abdullah bin Revâhâ bir taraftan. Hz.) bildirmişti. . bunun üzerine Hz.a.v. Esir bin Zürâm da daveti kabul ederek. Abdullah bin Revâhâ. Abdullah bin Revâhâ’nın (r.a. müslümanlar aleyhinde harekete geçirmek teşebbüslerinde bulunuyordu. Mikdâd bin Esved arasında kardeşlik tesis edildi. Bu temsilciler. Esir bin Zürâm geçmiş. yolda bir müddet ilerledikten sonra aklına bir takım şüpheler gelip. Akik mevkiine gelince ayrıldılar.” buyurdu.v. İndiğini siz inkâr eylediğiniz zaman. Abdullah bin Revâhâ.). Abdullah bin Revâhâ (r. Hz. onu Medine’ye davet etti.a. Var esirler içinde. Peygamber efendimiz (s. Esir bin Zürâm ile maiyetindekilerin hepsi imha edildi.a. Hz. Hz. bilgili. Gatfan kabilesini. 627) yılında Hudeybiye Musâlahasına katılarak bîat-ı Rıdvan’da bulundu. Esir bin Zürâm. yürekleri kin. size müjdelerim ki. Bunun üzerine. Abdullah. Bedir muharebesinde ve diğer muharebelerde bulunmuş. Hz. teşvik edici.a.). Medine’ye gitmekten ise Hayber’e dönmenin daha iyi olduğunu zannederek gerilemeye başladı. Allah’ın Peygamberi Müşrikler öldürüldü ve esir edildiler. maiyetindeki otuz kişi ile birlikte hareket ederek. Mekkeli erkek. kabul ettim yürekten. Hendek gazvesi sırasında Medine tarafına hendek kazılırken.v. Hz. Esir. Hz. Abdullah bin Revâhâ. “Ey Allah’ın düşmanı! Ne diye geriliyorsun?” dedi. Resûlullah (s. temsil ettikleri topluluklara İslâm’ı anlattılar. müslümanların aleyhinde tahriklere başlamıştı. Abdullah da Esir bin Zürâm’ın bütün ahvalini uzun uzadıya tetkik ederek vaziyeti Peygamber efendimize (s. şiirler söyliyerek.v. çok şöhretli kişiler. Sağ ve selâmettedir. Peygamber efendimizle Eshâbını seyretmek için Darünnedve’de sıralanmışlardı.). Rebîa ve Haccâc’ın oğulları bittamâm. Hz. Hz. Evsliler de 3 temsilci çıkardılar. Abdullah bin Revâhâ ve Hz. gelecektir!” buyurdu.) elinde olduğu halde ve sadık arkadaşları da çevrelerinde. Bu temsilciler. vallahi gerçektir! İnşâallah. Eshâb-ı kirâmı coşturmuş. Abdullah bin Revâhâ da vardı. Abdullah bin Revâhâ. Hazreclilerin temsilcileri arasında Hz. Ebû Cehil bin Hişâm diyerek yüksek sesle zaferi müjdeliyordu. Yahudilerin Reisi Ebû Rafî’nin katlinden sonra yahudilerin başına. Pazar günü kuşluk vakti. Abdullah bin Revâhâ ile Zeyd bin Hârise’yi. yarın Resûlullah da elleri bağlanmış bulunan esirlerle birlikte gelir. Müşriklerin ileri gelenleri. Hz. her müslümana karşı bir kişi olmak üzere otuz kişi alarak yola çıktı. Hz. hicretin altıncı senesi Ramazanında. Bedir muharebesi bitip zafer elde edilince. onu bu işle vazifelendirmişti. Peygamberin yolundan.a. Peygamber efendimizi gözetlemek için Handeme. Hz.) bu hareketten haberdâr olarak.v. en hayırlı ölüm de. onun bu halini gördükten sonra O’na. Bu din için ölmekdir. Hicretten sonra.nımda temsilcisi olsunlar. çalışmalarını hızlandırmıştır. Ki Allahü teâlâ.177 - . Medinelilerin ileri gelenlerinden. Abdullah bin Revâhâ: Ey Ensâr cemâati. Zeyd bin Hârise başka bir taraftan Medine’ye girdiler. Her hayır ve iyilik vardır O’nun dininde. kabul ettim şimdi ben. Peygamber efendimiz (s.) maiyetinde bulunmuş. Mûsâ da İsrailoğularından 12 temsilci almıştı. çoluk çocuklar da.a. Esir bin Zürâm’ın yurduna doğru yürüdü. Âsım bin Adiy: “Ey İbn-i Revâhâ! Söylediğin gerçek mi?” diye sordu.

daha çok tesirlidir.v.Nasıl indirdik ise. Cehenneme uğrarsam. yerine Cafer bin Ebî Talib geçsin. Hz. ağladı. Mücâhidler.a.a.) önünde ve Harem-i şerîfte nasıl şiir okuyabiliyorsun” deyince. kabul etmedikleri takdirde. Yoktur O’nun dininden. müslümanlara karşı harp yapacaklarını ilân etmişlerdi. müslümanlığı kabul ederlerse ne a’lâ. mağlub eden.v. Hz. Resûl-i Ekrem’in (s.). Resûl-i Ekrem (s. geçmesin cehennemden” İşittim bu âyeti.a. inanmazsanız eğer.v. dağıtan.a. yanındaki kumandan arkadaşlarıyla birlikte vedalaştıkları sırada. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s. Onun mânâsına da. İner aynı şekilde başınıza darbeler. Allahü teâlâ’nın yardımına güvenerek onlarla çarpışmasını tavsiye etti. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Cafer bin Ebî Talib şehîd olursa. lâ ilâhe illallah. Abdullah bin Revâhâ (r. Müslümanlar da onun söylediği gibi söylediler. Zeyd bin Hârise’yi kumandan tayin ettim!Zeyd bin Hârise şehîd olursa. Abdullah bin Revâhâ geçsin.” diye söylemeye başladı.): “Yâ Ömer! O’na mâni olma. Hâris bin Umeyr’in öldürüldüğü yere kadar gitmesini ve orada bulunanları İslâmiyyete davet etmesini. darbeleri aniden Ve nasıl ayırdıksa. bozguna uğratan da yalnız O’dur! de!” buyurdu. bu Kureyş müşriklerine ok yağdırmakdan daha çabuk. diye yine şiir okurdu. Peygamber efendimiz (s. Hz. Peygamber efendimiz (s. askerlerine güç veren. beyaz bir sancak bağlayıp Hz. Bunun üzerine Eshâb-ı kirâm ağlamaya başladılar. Zeyd bin Hârise’ye verdi. Hz. ismiyle O Allah’ın. Şöyle buyurmaktadır.a.v. özliyeceğim ben sizi. O’nun sözleri.v.) elçisine hüsn-i kabul göstereceklerine elçiyi katletmişler. Kur’ân-ı kerîminde. Ömer. Bunlar.a. Abdullah bin Revâhâ. Yoktur O’nun şeriki. başka dîn-i hakîkî. Ey İbn-i Revâhâ devam et” buyurdu. Va’dini gerçekleştiren O’dur! Bu kuluna yardım eden O’dur! Askerlerini güçlendiren O’dur! Toplanmış olan kabileleri. Ve yine başlarım ki. Resûlullah okurken. Ona “Ey Revâha’nın oğlu! Ne için ağlıyorsun?” diye sordular. Peygamber efendimiz (s. Rabbimiz bir âyette: “Muhakkak biliniz ki. Abdullah bin Revâhâ’ya: “Allahü teâlâ’dan başka ilâh yoktur! Bir olan O’dur. Peygamber efendimiz (s.v. O’dur müslümanların. Ömer sustu.) cevap vermeyip sustular. sizlerin içinizden Hiç bir kimse yoktur ki.) Busra reisi olan Emîre bir mektûb göndererek O’nu İslâmiyyete davet etmişti.178 - . “Yâ Resûlallah! Keşki sağ kalsalar da kendilerinden istifâde etseydik” dediler.v. Medine’den yola çıkacakları sırada. Peygamber efendimiz (s. Asıl sebep şudur ki.a. değil dünyâ sevgisi Ve değildir vallahi.a. mübârek ismiyle ki. mescidinde öğle namazını kıldırdıktan sonra oturdu.a. “Ey İbn-i Revâhâ! Sen Resûlullah’ın (s. diyerek kâfirleri kötüleyici şiirler söylemekte ve devamla: Başlarım O Allah’ın. Hz. Abdullah bin Revâhâ: Ağlamamın sebebi.) 3000 kişiden müteşekkil bir kuvvet hazırlamış onu Zeyd bin Hârise’nin kumandasına vermişti. . müslümanlar aralarında münasip birini seçsin ve onu kendilerine kumandan yapsın!” buyurdu. Muhammed hem kulu ve hem Resûlüdür O’nun. Hicretin sekizinci senesi Cemaziyelevvelinde. Ve O’dur kâfirleri.) da: “Allahü teâlâdan yoktur başka bir ilâh. nasıl sabrederim ben. başınızı gövdeden.a. Uğurlamak üzere Veda yokuşuna kadar mücâhidlerle beraber gitti.v. Abdullah bin Revâhâ da şehîd olursa. Peygamber efendimiz.): “Cihâda çıkacak olan şu insanlara.v. Mûte gazâsı vuku buldu. Eshâb-ı kirâm da oturdular.) biraz sonra Hz.

Abdullah bin Revâhâ Peygamber efendimizin yanına varıp vedalaştıktan sonra: “Yâ Resûlallah! Bana ezberliyeceğim ve aklımdan hiç çıkarmıyacağım bir şeyi emir ve tavsiye buyurur musunuz? dedi. hayvan üzerinde geri dönüp. Onların başlarını kılıçla koparınız! Siz. Mûte seferine çıktığında. namazları çoğalt!” buyurdu. “Yâ Resûlallah! Bana. hâdiselerinden kurtulmuş. en yakınların bile. ne yaşlanmış bir pîr-i fâni’yi öldürecek. Sahipsiz kalacaksın. Çünkü.): “Allahü teâlâyı dâima zikr et. Abdullah bin Revâhâ’nın terbiyesi altında yetişmiş bir yetimdim. götürürsen ileri. sakın onlara dokunmayınız! Onların dışında. Peygamber efendimiz (s.” buyurdu. (Bu seferde inşaallah şehîdlik nasîb olacaktır!) dedi. Kendisi. Ey Revâhâ’nın oğlu. Vâil. Cüzam.a. Orada. Son konakta mü’minler. yollarına devam ederek. geçti beni hız ile. bu harpte. bundan başka sefere. Nâşıma uğrayanlar desinler (Ne se’âdet.a. sâlihlerden olun!” diye duâ ettiler. Zeyd bin Erkam der ki: “Ben Hz. nasîhatini arttırır mısınız? dedi. orada secdeleri. Hz. Abdullah bin Revâhâ. Vallahi. Medine’ye dönerken. Eyvah! Arkada kaldı. geri dönmeyeceğim. Oradan da dört konak. Allah’ı zikr. sana ne zararı var? Allahü teâlâ. (Buyur!) dedim. ağaçlarla hurmalar” Kendisinden. sizi sevgili kulları zümresine ilhak etsin. ne de bir ev yıkacaksınız. dünyânın dertlerinden tasa ve üzüntülerinden. Allah’ın ve sizin Şam’da bulunan düşmanlarınızla çarpısınız! Orada nasrânîlerin kiliselerinde.179 - . Ben de. Şam topraklarından Maan’a varınca. Ben herhalde evime. Seniyyet’ül Vedâ’da mücâhidlerle vedalaştı. bir takım kimseler bulacaksınız. umduğuna ermende sana yardımcı olur” buyurdu.v. Sonra Hz. geride ne malım var? Hiç umurumda değil. ne bir ağaç yakacak veya kesecek. başlarında şeytanların yuvalandıkları daha bir takım kimseler de bulacaksınız. halktan ayrılmış kendilerini ibâdete vermiş. Peygamberimiz (s. şehîd olmuş nihayet) diyerek duâ etti. orada konakladılar. durumu görüşmek üzere. Selâmet orada kaldı. Bekr ve Beliy Hıristiyan Araplarından yüzbin kişilik bir kuvvetin de gelip onlara katıldığını haber aldılar. Eyvah! Uzakta kaldı.a.a. Allah’ın sevgilisi. yarın Allah’a pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın. Kan revan yerde yatan. ben şehîd düşeceğim.). yerine ulaşırsın.v. Müslümanlar “Allahü teâlâ. Hz. dostların hayırlısı. Peygamber efendimiz (s. ne süt emen bir çocuğu. “Ey yaramaz! Sana ne oluyor. Hz. bana şehîdlik nasîb ederse sen de. İslâm mücâhidleri. geceleyin biraz gidince. Hz. bunları işitince. Sonunda uzunca bir duâ yaptı ve bana (Ey çocuk) diye seslendi. Abdullah bin Revâhâ Peygamber efendimizi şu beytle selâmladı: Vedalaştım Nahil’de.v. beni de devesinin terkisine bindirmişti. Umarım ki.): Mağfiret diliyorum. Seni Hak teâlâya bırakıp da gittiler. Peygamber efendimiz O’na: “Sen. Zeyd bin Hârise . ne bir kadını. az sonra ona göre. Artık düşünmüyorum. Geceleyin inip iki rekât namaz kıldı. rahata kavuşmuş olurum!” dedi. mücâhidlerle vedalaşıp. Behrâ. Kayn. ağladım. rahman olan Rabbimden.). Kayser Heraklius’un. Kardeşlik bağlarını. O’nun şu beyitleri okuduğunu işittim: “Ey devem! Kumluktaki. Ordu gitmeğe hazırlandığı sırada. Allah’ın Resûlünden. “Haydi Allah’ın ismi ile gazâ ediniz. kopararak geçtiler. Abdullah bin Revâhâ (r. Çıkarmam artık seni. Vücûdum baştan başa kan olsun darbelerden. Maan’da iki gece kaldılar. Onlara. kuyuya eğer beni.Dedi. Rumlar’dan yüzbin askerle Belkâ topraklarından Maan’a gelip konduğunu ve Beliy kabilesinden Mâlik bin Zafile adında birinin kumandası altındâ Lahm. İslâm Mücâhidleri. Abdullah bin Revâhâ bana kamçısıyla dokunarak. O’ndan ayrılınca ben.

Sonra bedbaht olursun.) Peygamber efendimizin sancağını eline aldı. Hak teâlâ vadinden. Diğer mücâhidler ise. Uhud’da tek at ile. Abdullah bin Revâhâ’nın bu sözleri mücâhidleri cesaretlendirdi.). Cafer şehîd oldu.(r. yürüyün ileriye. Onlar şehîd oldular. yeşil ekinler üzerinde. Hz. sancağı koltuğunun altına kıstırdı. Yaptığını yaparsan. atına bindi. ey nefsim söyle bana. ganimetler elde etmek için yola çıkmadık. dönmez asla geriye. Yâ kabul ettiririm. Ey mü’minler! Öyleyse. Abdullah bin Revâhâ sancağı alınca. Mûte diye anılan köyün önüne çekildiler ve hemen savaş düzenine girdiler. mücâhidlerin bu yoldaki görüşlerini sordu. yâ şehâdet yâ zafer. Cafer bin Ebî Talib ve Zeyd bin Hârise’nin. Yâ sen kendiliğinden. Düşman askerlerinin üzerine yürüdüler. Vücudu. Sancağı elinde olduğu halde ilerledi. bizim kaderimizde. süvarice. İki taraf. bunu ben. Abdullah bin Revâhâ’ya verdi. Şehîdlik varsa eğer. İslâm Ordusunun Başkumandanı Zeyd bin Hârise (r. muhakkak iyilik var.” dediler. tereddüt edersiniz? Şehîd olmak kastiyle. Bazıları: “Rumlarla karşılaşmaktan vazgeçip memleketlere akın yap. Hz. diğer eline aldı. Hz. “Resûlullah aleyhisselâma yazı yazıp düşmanımızın sayısını bildirelim. Allahü teâlânın. atının üzerinde düşmanlara doğru ilerledi ve kendi kendine: Ey nefsim. konuşmuyordu. Bu cenkte galip gelmek. düşmanlar tarafından vurulup bir eli kesildi. Hiç ölmiyecekmisin. Cafer şehîd olunca. Rumlarla karşılaşmak için yola çıktık!” dedi. savaştık aslan gibi. Rumların mızrakları ile delik deşik edilip. vardı iki atımız. çarpışınız. düşmanların ortalarına kadar dalmış bulunuyordu. Hz. bana boyun eğeceksin elbette. Bize. “Vallahi Revâhâ’nın oğlu. Rumlar’ın kendileri için pek çok asker toplamış olduklarını haber verip. bize ihsan ettiği. Hz. Dolayı savaşmadık. Cafer bin Ebî Talib aldı. İslâm mücâhidleri.a. zorla sana.a. ona mızrağını sapladı ve Hz. Abdullah bin Revâhâ: “Biz. çokluk olduğumuzdan. cenge gelmedik mi biz? Silâhça. EbülYüsr Ka’b bin Umeyr sancağı alıp. Hz. bu hususta ne düşündüğünü sordu. Cafer. kanları saçılıncaya kadar çarpışmaktan geri durmadı ve en sonunda şehîd oldu. acele asker göndermesini veya bu yolda yapmak istediği şeyi bize emretmesini istiyelim. Abdullah bin Revâhâ. Halklarını esir al. Zeyd bin Hârise. kâfirlerle hiç bir an. Eğer öldürülmezsen. Sancağı Hz. Şu din kuvveti ile. varsa eğer kaderde. Zâten böyle va’d etti. Gidiniz.180 - . haydi atıl ileri. doğru söylüyor” dediler ve yollarına devam ettiler. . Hz. Bedir günü vallahi. Kavuşuruz cennette. ey nefsim durma geri. Meşârif köyünde rastladıkları düşman askerleri yaklaşmaya başlayınca. şehîd kardeşimize” dedi. Abdullah bin Revâhâ: “Ey kavmim ne sebepten. birbirleriyle amansızca çarpışmaya başladılar. O eli de kesilince. Hz.” dediler. Medine’ye geri dön. susuyor. râzı olursun buna. Bugün şehîd olurum. Allah ve Peygamber de. şayet sen bu savaşta. Sancağı. bil ki iyi edersin. Fakat. yemin ettim bu harpte. Çarpışırken. O sırada bir adam. pek azdı silâhımız. Hz. O’na. Bu hususta söz ve görüş birliğine vardılar. Bu işin neticesi. Zırh gömleğini giydi.

v. beni hüzün içinde bırakan şey. onu üç talakla boşadım. O şimdi Cennete girdi. Kahramanca çarpıştı. sh-234 8) Târîh-i Taberî. Abdullah bin Revâhâ. Hz. Peygamber efendimiz Eshâbını mescidte topladı. Elinde sancak olduğu halde düşmanlarla çarpıştı ve şehîd oldu ve Cennete girdi.a. cild-3. Ve kendi kendine. Çarpıştı ve nihayet o da şehîd oldu.a. mescidin dışında bir yerde bulunuyordu ve hemen olduğu yerde oturdu. Düşman ordularına saldırdı. “Cenâb-ı Hak. bunu ve de biraz güçlen” dedi. müslümanların bulundukları köşede bir kargaşalık oldu. Abdullah bin Revâhâ’yı çok sever. “Allahü teâlâya ve Resûlüne gösterdiğin itâatde Allahü teâlâ hırsını arttırsın” buyurdu. Bu durumu görünce: “Sen hâlâ bu dünyâdasın. Dünyada yiyip-içmekle uğraşıyorsun” diyerek nefsini kınadı ve hemen elindeki eti bıraktı. Bir ara düşman askerlerinden biri mızrağını Hz. Sonra sancağı Cafer bin Ebî Talib aldı. kanayan bir parmak değil misin? Bu kazaya da Allah yolunda uğramış bulunuyorsun. Hz. sh-87 3) Üsüd-ül-gâbe. Peygamberimiz. hiç kımıldamadan orada bekledi. Abdullah bin Revâha’ya rahmet eylesin. Cafer’den sonra sancağı Abdullah bin Revâhâ aldı. Peygamberimizin sâdık arkadaşları. Cennette karşılıklı tahtlar üzerinde oturmuş kardeşler olarak görünceye kadar devam etti. cild-3. Elimde geniş yüzlü bir Yemen Palası’ndan başka bir şey kalmamıştı. Elinin yaralı parmağını ayağının altına koyup.a.a.a. Peygamber efendimizin şâir ve hatîblerindendi. Ensârın büyüklerinden. Onların şehîd oldukları saatte. Abdullah bin Revâhâ (r. Hz. Abdullah bin Revâhâ. sh-157.) emirlerini ölüm pahasına da olsa yerine getirmekte eşine az rastlanırdı. Peygamber efendimiz de. Zeyd bin Hârise sancağı eline aldı. Cahiliyyet devrinde Husayn olan ismini Müslüman olunca Resûlullah (s. Hz. cild-2. Orada koşup duruyor. Peygamber efendimiz (s. Hicretten sonra müslüman oldu. Abdullah bin Revâhâ çarpışırken parmağı yaralanınca atından yere atladı. Bedir’den başlıyarak. onları. Cennetlik olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. Şiirleri. 1009. Müslüman oluşu ibretlidir. o sırada. kârım filanca hatundan mahrum kalmaktan ileri geliyorsa. sh-107 ABDULLAH BİN SELÂM (r. kölelerimi âzâd ettim. cild-4. Onlar. sakındıran hangi şeylerdir? Eğer. Onun bu hareketi. Bu hal.) “Yâ Resûlallah (s. cild-5. Kılıcını sıyırıp tekrar savaşa girdi. şehîd olduğu Mûte Savaşına kadar Peygamberimizin iştirak etmiş olduğu bütün savaşlarda bulunan Hz. kendileri hakkındaki haber Medine’ye gelmeden önce aynı günde müslümanlara haber verdi. amcasının oğlu kendisine pişirilmiş et getirdi ve: “Al. Peygamberimize ulaştırılınca. Hz.s. Cennette altından tahtlar üzerinde bana gösterildi. hurma bahçelerimi Allah ve Resûlullah’a bıraktım” dedi. Hz. onun şiirlerini beğenirdi ve bu şiirlerin düşmana ok atmadan daha tesirli olduğunu beyan ederdi. ancak. Hz. Kendisi “Vahiy kâtibiydi. Eshâbımın şehîd olmaları idi. “Sen.) nişan alarak fırlattı. sh-15 7) El-Kâmil fi’t-târîh. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. görülmedik şekilde bozguna uğrattılar. Hz. Allahü teâlâya ibâdet etmekte ve Peygamber efendimizin (s. Hz.a. Peygamber efendimiz.): Eshâb-ı kirâmdan.a. hutbe okurken cemaate “oturunuz” buyurduğunda. Etten bir defa ısırmıştı ki. Eshâbı (r. Hz. Melâike onun meclisi ile iftihar ederlerdi” buyurdu. “Bende gördüğünüz üzüntü.). “Ey Nefs!” şehîdlikten seni çekindiren.) sizde olan üzüntüyü gördüğümüzden beri duyduğumuz üzüntünün derecesini ancak Allahü teâlâ bilir” dediler. Abdullah bin Revâhâ çarpıştıktan sonra dönüp atından indiği sırada. cild-2. hemen istişare ederek aralarında Hz. 159 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-992. kumandanların şehîd edildiklerini. Peygamber efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar akarak. Çok arzu ettiği şehâdete kavuştu. 43 (m. hâl ve hatırını sorardı. 663)’de Medine’de vefât etti.v. 1088 5) Mevâhib-i Ledünniye. dinine son derece bağlı. Nihayet şehîd edildi. Yusuf (a. Düşmanları. Peygamber efendimiz (s.v.) “Abdullah” olarak değiştirdi.” Şairlikteki kudreti herkes tarafından bilinir ve takdir edilirdi. Bozguna uğrayan düşmana istedikleri gibi kılıç vurdular. Hâlid bin Velîd der ki: “O gün benim elimde dokuz kılıç parçalandı. hastalandığı zaman hemen ziyâretine gider. hutbe bitinceye kadar. Abdullah bin Revâhâ. cild-1 6) İbn-i Hişam.v. dünyâ malına ve rütbesine kıymet vermezdi.v.a. Nesebi Abdullah bin Selâm bin Hâris .) onun hakkında.diyerek hücuma geçti. Eshâb-ı kirâm tarafından hemen ezberlenerek ağızdan ağıza yayılırdı. şehîd olarak Cennete girdi ve yakuttan iki kanat ile dilediği gibi uçup duruyor.anhüm). Eshâb-ı kirâm (r. Hâlid bin Velîd kumandası ve sancağı altında hücuma geçtiler ve düşmanı bozguna uğrattılar. Abdullah bin Revâhâ’ya (r. sh-128 2) Sahîh-i Buhârî.” diyerek çekip kopardı. Peygamberimiz çok üzgündü.) soyundan ve Medine’deki Yahudi Benî Kaynuka kabilesinden idi.” buyurdu.” Peygamber efendimiz.) üç günden beri bir şey yememişti. Hâlid bin Velîd’i kumandan seçtiler. O. Hz.a. Abdullah bin Revâhâ müslümanlarla düşman safları arasında yere düştü. Bir defasında.181 - .

Abdullah bin Selâm îmân etmeden önce Yahudi âlimlerindendi. Hemen “Allahü Ekber” diyerek tekbir getirdim: O anda halam Hâlide binti Hâris. Bir gün âhir zamanda gelecek olan Peygamberin sıfatları. Resûlullah’ın (s. şu suâli sordu: “Ey Abdullah. kötülük yapan. Yahudiler. Bu sebeple O’nu gözleyip duruyordum. “O bizim en kötümüzdür ve en kötümüzün de oğludur! diyerek çeşitli kusurlar ve iftiralarda bulunarak. Hz. Arapların adamı geldi” diye bağırdığını duydum. Nâdiroğullarından birisinin “Bugün. Resûlullah’ın Medine yakınında Kubâ denilen yerdeki Amr bin Avfoğullarının evinde misafir olduğunu birinden öğreninceye kadar bu hâlimi yahudilerden saklayıp sustum. O’nu görür görmez: “O’nun yüzü yalancı bir yüz olamaz!” dedim.a. alâmetleri ve yapacağı işleri bana anlattı ve “Eğer o. yoksa tabi olmam!” dedi ve Resûlullah’ın (s. Resûlullah toplanan insanlara İslâmiyeti anlatıyor.) Yahudilere: “Eğer o müslüman olduysa siz buna ne dersiniz?” diye sordu. “Resûlullah geldi” denilince O’nu görmek için hemen halkın arasına karıştım. Tekbirimi işitince: “Allah seni umduğuna kavuşturmasın. Ben de “Evet. Onun peşinden bir grup Yahudi ileri gelenleri içeri girdi. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur.a. bugünden sonra başka bir ismimin olmasını istemem” dedim. Abdullah bin Selâm. Resûlullah (s.” buyurdu. elini boşa çıkarsın? Vallahi sen Mûsâ bin İmrân’ın geleceğini işitmiş olsaydın bundan fazla sevinmezdin!” diyerek bana çıkıştı. akla gelmeyen iftirada bulunur! Siz önce beni onlardan sorunuz!” dedim ve evin bir tarafına saklandım. Bu esnada Resûlullah (s. Yâ Resûlallah! Ben onların zâlim. “Resûlullah ismimi sordu. nasîhatler veriyordu.v. zâlim bir millettir.s. yaş hurma toplarken. Bunun üzerine Yahudiler. iftiracı bir millet olduğunu size haber vermemiş miydim? işte dediğim ortaya çıktı!” dedi. O sırada Hz. Hârûn evlâdından gelecek olursa ona tabi olurum.v.) Medine’ye hicret ettiği zaman halk etrafına toplandı. Yahudiler de “O bizim en yüksek âlimimiz ve en büyük âlimimizin de oğludur! İbni Selâm bizim en hayırlımız ve en hayırlımızın da oğludur!” dediler. Abdullah bin Selâm saklandığı yerden çıkıp: “Ey Yahudi topluluğu Allah’tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz. Ona dedim ki “Ey hala! O.” diyerek onu tasdîk etti. Hz. “Hayır.” Abdullah bin Selâm bu âyet-i kerîmeleri işitince Peygamberimize hemen: “Evet yâ Resûlallah! Doğru söylüyorsun. vallahi Mûsâ bin İmrân’ın kardeşidir ve O’nun gibi bir peygamberdir. Bir gün ben kendi hurma ağacımın üzerinde uğraşıp. Burada Resûlullah’tan işittiğim ilk hadîs-i şerîf şudur. “Selâmı aranızda yayınız. elinizdeki Tevrat’ta isminin ve sıfatlarının yazılı olduğunu gördüğünüz Allah’ın Resûlü budur. Abdullah bin Selâm: “Zâten korktuğum bu idi. insanlar uykuda iken namaz kılınız.a. Kendisi müslüman oluşunu şöyle anlatır: “Ben Tevrat’ı ve tefsîrini babamdan okumuş.s. Allah’a yemin ederim siz de bilirsiniz ki O. Allah onu böyle bir şeyden korusun! diye karşılık verdiler. Beni bir titreme tuttu. Bunun üzerine Resûlullah (s. Abdullah bin Selâm sözüne devam ederek. Abdullah’ı nübüvvet nuru ile tanıyıp: “Sen Medine âlimi İbni Selâm değil misin?” buyurdu.a.) İhlâs sûresini indirdi: “De ki: O Allah birdir.v. Onun dinindedir ve onun gönderildiği tevhid ile gönderilmiştir” dedim. Sen O’nun kulu ve Resûlüsün” diye kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu. O da: “Evet” deyince. yalancı. Muhammed (s. Kendisi çok yaşlı bir kadındı. Böylece Cennet’e selâmetle girersiniz. Ben “Husayn bin Selâm” dedim. muhakkak sizin yanınızda bana.Ebû Yûsuf el-İsrâilî el-Ensârî’dir. Resûlullah Yahudilere “Birinci şehâdetiniz bize kâfidir. ikincisi ise lüzumsuzdur.a. Hz. Bundan sonra devam ederek “Yâ Resûlallah! Yahudiler. Eğer sen benim seciye ve her hâlimi onlardan sorup öğrenmeden önce. Allah için söyle! Tevrat’ta benim Vasıflarımı okuyup öğrenmedin mi?” Abdullah dedi ki: “Allah’ın sıfatları nelerdir söyler misiniz?” Bu suale karşılık Resûlullah (a.182 - .v.” Diğer bir rivâyette Fahr-i âlem (s.) O’nun kulu ve resûlüdür. Hiçbir şey O’nun dengi (ve benzeri) değildir. asılsız isnad ve iftiralar eden.v. sıla-i rahm yapınız (yakın akrabaları ziyâret ediniz). şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur.a. Hz. Tevrat ve İncil’i iyi bilen Hz. Abdullah bin Selâm’ı kötülediler. Ab. Bunun üzerine bana: “Ey kardeşimin oğlu! Yoksa o kıyâmete yakın gönderileceği bize bildirilen Peygamber midir?” dedi. “Evet” dedim.) biraz bekledi ve Cebrâil (a. seni hak ile gönderen Zâta yemin ederim ki.) Yahudilere “Aranızdaki Husayn bin Selâm nasıl bir adamdır?” diye sordu.) Mekke’de nübüvvetini ilân ettiğini işittiğim vakit onun sıfatlarını ismini ve geleceği vakti biliyordum.a.v. insanı hayrete düşürecek kadar yalan söyleyen. “Öyleyse haklısın” dedi. Hz. Yine şehâdet ederim ki.v. Abdullah bin Selâm” buyurdu.). Peygamberimiz: “Yaklaş” buyurarak. aç kimseleri doyurunuz. hurma ağacının altında oturuyordu.) Medine’ye gelişinden önce öldü. öğrenmiştim. onlar benim müslüman olduğumu duyup öğrenirlerse.

” dediler.v.a.a.” buyurdu.” Tefsîr âlimlerine göre “İsrâiloğullarından bir şahit âyetinde Abdullah bin Selâm’ın kastedildiği rivâyet edilmektedir. Müslüman olunca. aklı yarattım. Fakat bazı Yahudi âlimleri: Muhammed’e yalnız bizim şerlilerimiz inandı..183 - . Melekler dediler ki: “Yâ Rabbi. Bana “Haydi bu direğe çık” denildi.. gölgesi gibi takip etmeye başladı. “Resûl-i ekrem bir defa: “Şu kapıdan ilk girecek olan. Peygamber (a. Hz. Üseyd bin Sa’ye.a. O kulp da çok sağlam olan (imân)’dır.” (Âl-i İmrân: 114) Abdullah bin Selâm’ın (r. Bana “Halkayı iyi tut. dinledikten sonra buyurdular ki: “Gördüğün bahçe İslâm dinidir. Eshâb-ı kirâm Resûlullah’ın bu müjdeli haberini kendisine bildirdiler ve hangi ameli ile bu dereceye kavuştuğunu sordular. Yukarısında da tutacak bir kulp. atalarının dinini bırakmazlardı. Hz. Böylece direğin kulpu elimde olarak uyandım. kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Resûlullah’a (s.v. Kur’ân-ı kerîmi benzerine (Tevrat’a) göre (bu da Allah kelâmıdır diye) şehâdet edip inandı da siz kibirlenmek istediyseniz (bu bir zulüm değil midir? Allah ise zâlimler topluluğuna asla hidâyet etmez.) zamanında bir rüya görmüştüm ve Resûlullah’a arz etmiştim. İşte onlar sâlihlerdendirler. Cennet ehlinden (Cennetliklerden) biridir” buyurdu. Bu durumu bize Aşere-i mübesşere’den olan Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.) Peygamberimizden 25 adet hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Eğer. Ehl-i kitabın içinde bir cemaat vardır ki. O bahçenin bir tarafında demirden bir direk vardı. Hatta Yahudi âlimlerden bazıları: “Araplar’dan peygamber çıkmaz. Bunlardan arş ve akıl hakkındaki uzun hadîs-i şerîfin son kısmı şöyledir: .” (Al-i İmrân-113) “Allah’a ve âhiret gününe inanırlar.”. Bundan başka (beni kurtaracağından ümitli olduğum) bir amelim (işim) yoktur” dedi. O’nun îmân etmesi Yahudileri çok kızdırdı. Ancak Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişi) arasında sayılmamıştır. Halası da dahil hepsi müslüman oldular. Arştan büyük bir şey yarattın mı?” Allahü teâlâ: “Evet..s. Benim en kuvvetli ümidim. buyurdu” Melekler: “Yâ Rabbi! O ne kadar büyüktür?” diye sordular. Bunun için kendisini sıkıştırmaya başladılar. bırakma!” diye tenbih edildi. Bu direğin bir ucu yerde.) rüyayı anlattım. Muhammedi (s.dullah hemen evine döndü. Allahü teâlâ: . Abdullah bin Selâm’a indiği bildirilen âyet-i kerîme şudur: “Resûlullah’ı inkâr edenlere de ki! (siz halinizi) Düşündünüz mü? Eğer Kur’ân Allah tarafından gönderilmiş olup da siz küfrettiyseniz (inanmayıp inkâr ettiyseniz) ve İsrâiloğullarından bir şahit. Çünkü O kendi milletine: “Hz. iyiliği emrederler. Peygamber efendimiz onun hakkında: “Cennetlik bir adama bakmak kimin hoşuna giderse.) ve ona inen Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek zulümdür?” diyerek müslüman olmuştur. Abdullah bin Selâm’ın Cennete gireceğini müjdelemiştir. Bunun üzerine direğin tâ tepesine kadar çıktım. onlar hayırlılarımızdan olsalardı. Her iki âyet-i kerîmede de Allahü teâlâ onu müşriklere karşı şahit göstermektedir. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi gelerek sırtımdaki elbisemi çıkardı. Abdullah. Abdullah bin Selâm (r.) haber vermiştir. Sen ölünceye kadar İslâm dîni üzerine yaşayacaksın (Cennetlik olacaksın!)” Yine başka bir rivâyette Muhammed bin Ka’b diyor ki.) anlattı: Hz. Abdullah bin Selâm’ı İslâmiyet’ten vazgeçirmeye kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar. hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. Biraz sonra Abdullah bin Selâm içeri girdi. Direk de İslâm dininin direği (tevhid)’dir. Ben de “Gücüm yetmez!” dedim. Bunun üzerine inen âyet-i kerîmelerde şöyle buyuruldu: “Onların (Ehl-i kitabın) hepsi bir değildir.)imân ettiğine ve fazîletine Kur’ân-ı kerîmin iki âyet-i kerîmesinin şehâdet ettiğini müfessirler ifade etmektedirler. senin adamın hükümdardır” diyerek. Kulpu tuttum. Esed bin Ubeyd ve bazı Yahudiler samimi olarak müslüman oldular.a. onlar gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar. bir çember vardı. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü rüyamda kendimi sanki bir bahçede gördüm. Öyle oldu ki. Abdullah bin Selâm (r. yani kimseye karşı içimde kötülük beslememem ve boş sözleri terk etmemdir. Ailesini ve akrabalarını İslâmiyet’e davet etti. “Ben zayıf bir kimseyim. bir ucu gökte idi. Hadîs-i şerîf kitaplarından Buhârî ve Müslim’de bildirildiğine göre de Peygamberimiz Hz. Allahü teâlâ: “Kumların sayısını bilir misiniz?” Melekler de: “Hayır Ya Rabbi bilemeyiz dediler. Abdullah bin Selâm’a baksın. Kur’ân-ı kerîme dört elle sarıldı ve Peygamber efendimizi. Hz. kalb selâmeti. Kendisi ile birlikte Sa’lebe bin Sa’ye. Musa’ya inen Tevrat’ı Allah kelâmı olarak kabul edip de Hz.a.

a. kendisine isyan edenler evini kuşattıkları zaman. Cennetlik olan on kişinin onuncusudur” buyurdu. bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince.a. senin de onun istediklerini yerine getirmendir. Osman’ın yanına gidip selâm verdi. Osman. kendisinin yanından ayrılmayıp sık sık sorular sorarak ilimde derinleşmesidir. Hz.) Veda Haccında bulunmuş. Osman zamanında Medine’de kalmış. Abdullah “Evet var ve bu işimi yaparlar.” Sonra Fudayl sözüne devam ederek “Bu benim sana anlattığım.) onun hakkında “O. ahlâk ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. Sonra bana: “İstersen seni onlara galip getirelim.v.a.) gelerek. O.. Abdullah (r.” Hz. Tevrat’ta hakikaten recm âyeti vardır” dediler. Nitekim başka bir hadîs-i şerîfte de: “Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren. Bunun üzerine bana bir bardak su verdi ve içtim. Onlar “Biz zina edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de döğülürler. Hz. O da: “Bura. çünkü Resûlullah (s. O da elini kaldırınca recm âyeti göründü. Acaba bu işi yapmak nefsime ağır gelecek mi? diye düşündüm.a. Bunun üzerine Resûlullah da bunların (zina yapanların) recm edilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.s.) hayattayken. Hz. Abdullah. Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına suya kandım.) de “Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz” diye sordu. Abdullah Peygamber efendimizin (s. Abdullah bin Selâm’ın (r.a. O da Hz. Yine bir gün. Hazret-i Muaz’ bin Cebel’in böyle söylemesinin sebebi.a. Hz. Osman: “Niçin geldin ey Abdullah bin Selâm?” diye sordu.” dedi. Bunun için de ona buna (kötü insanlara v. Bu verdiğin selamı. onu bu halde görenler kendisine: “Çocukların ve hizmetçilerin var. Abdullah bin Selâm’dan.” dediler.s. Benden sonra ilmi şu dört kişiden öğren: Abdullah bin Mes’ûd’dan. O zaman Yahudiler: “Ey Muhammed! Abdullah bin Selâm doğru söyledi. Eğer bende kibir varsa ondan kurtulmak istiyorum.) ihtiyacın olur. bu gece rüyamda şu pencereden Resûl-i Ekrem’i gördüm bana: “Yâ Osman.184 - . bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir buyurdu.) bu âyeti bizzat Resûlullah’a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı. istersen iftarı bizim yanımızda yap (yani istersen şehîd olarak yanıma gel) buyurdu. Osman” o gece gördüğü rüyayı anlattı: “Kardeşim. Fakat Abdullah bin Selâm (r. sakin ol! Bu. Hz.a. bazısına bir farak. Onlar hasta oldukları zaman. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım..a. Abdullah bin Selâm Yahudilere “Siz yalan söylüyorsunuz! Tevrat’ta recm âyeti vardır” dedi. yaptığın ziyâreti Allah rızâsı için yapmazsın. dünyâ sevgisinden dolayı onların ziyâretlerine gider.a. kimine iki tane. istedikleri yerlere sürüklerler.” dedi. Bir kimse de Fudayl’e “Ka’bın bu sözünü bana izah eder misin?” deyince Fudayl Tama’ insanın bir şeyi araması ve mukaddes değerlerini bu uğurda fedâ etmesi demektir. fakat ben kendimi tecrübe etmek istedim. Ebû Bekir devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katılmıştır. Kendisi zengin olduğu halde bazen Medine çarşısında sırtında bir yük odunla dolaştığı görülürdü. senin fikrin nedir?” diye sordu. tesadüf ettiğin zaman kendilerine selâm verirsin. Hz. Hz. Resûl-i Ekrem: “Seni susuz bıraktılar öyle mi?” diye sordu.a. içlerinden bir erkek ile bir kadının zina ettiğini anlattılar ve “Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler. Kimine bir tane.): “İlim benim vefâtımla kaybolmaz. Resûlullah (s.v. Yahudilerden birisi elini recm âyetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki âyetleri okumaya başladı. Ka’b: “Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır” dedi. onun müşavere heyeti (danışma kurulu) arasına girmişti.) ve Selmân-ı Fârisî’den (Başka bir rivâyete göre Ebüd-Derda’dan öğren” buyurdu. Osman’a “Sakin ol. Abdullah bin Ömer (r.a. Abdullah’a haber göndererek.) vefât edeceği sıralarda. Bunun üzerine Tevrat’ı getirip açtılar.a.v. ilmi senden öğrenmekteydim. Karşılığında: “Ben dünyâ için ağlamıyorum.) hakikaten.“İşte aklın da büyüklüğünü bilemezsiniz. İhtiyacını yerine getirenler de seni burnundan yakalamış olurlar (Yani seni emirleri altına alırlar). Hz.v.v.). Ben de evet öyle dedim. Ömer devrinde ise onun yanından ayrılmamıştır. onlar senin bu kadar işini göremiyorlar mı?” diye sorduklarında Hz. Hz. kimine üç-dört tane.a. öyle mi?” diye sordu. 18 (m. sen de onlara boyun eğersin. Bir gün Hz. nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmek için çalışırdı. Muaz bin Cebel (r. Hz. Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir (büyüklenme) bulunan kimse Cennete giremeyecektir” cevabını verdi. isbat eder!” cevabını verdi. Ben de: “Evet. Ömer’den (r. senin haklı olduğunu gösterir.) Resûlullah (a. Hırs ise nefisinin her şeyi istemesi. Abdullah bin Selâm ona: “Elini kaldır. filan ve falandan yüz hadîs-i şerîf rivâyet etmekten senin için daha hayırlıdır. 639)’da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshâb-ı kirâmdan Muaz bin Cebel (r. kibirden uzaklaşmıştır” buyurmuştur. Ka’b’a şöyle bir soru sordu: Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir? Hz.) buyuruyor ki: Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resûlullah’a (s. Bir defasında Yahudiler Tevrat’taki recm âyetini Resûlullah’tan (s.) saklamaya çalıştılar. Hz. başucunda ağlayan bir talebesine “Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu. durumu bildirdi: “Bu halde benim ne yapmamı tavsiye edersin. Eğer bu kimselere ihtiyaç göstermezsen senin için çok daha hayırlı olurdu. seni sardılar. öyle Yâ Resûlallah” dedim. Ben de iftarı Resûlullah’ın yanında yapmayı tercih ettim” dedi. Sonra Hz. Abdullah (r.

Bu arada. işkence yapılmış. babasına ve etrafındakilere asla hissettirmiyordu. m. gün geçtikçe güçlenmekte ve durumları iyiye doğru gitmekteydi.v. Abdullah bin Selâm. kendisini dinlemediler. Allahü teâlâ’nın sevgilisinin yanında.a. Abdullah bin Süheyl (r. Allah’a yemin ederim ki. Bu yüzden çok şiddetli eziyet ve sıkıntılara maruz kaldı. ruhunda yaşadığı ve tattığı lezzeti. iki ordu birbirine girmişti. Abdullah bin Süheyl’ (r.a. diğer Sahâbe-i kirâm (r. sh-517 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. Peygamberimizin (s. Onlar da: “Hz. sh-102 3) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-2. bütün techîzatını yerleştirmiş. savaşçı öldürülmüştür.185 - .v. onların kirli ve insanlıktan uzak dünyâsından. onun şehâdeti esnasında yanında bulunanlara: “Hz. Çaresiz kalarak babasının sözüne uymuş gibi göründü. Hz. Mübarezeler karşılıklı tek tek vuruşmalar bitmiş. Habeşistan’dan dönüşünde. Müşriklerin. Bana kalırsa bunlar seni mutlaka şehîd edecekler. öldürülen her peygamber için yetmişbin asker. 633) senesinde Yemâme’de şehîd oldu.a. Öldürülen her halife için de otuzbeşbin savaşçı öldürülmüştür. iç dünyâsında olup bitenleri. Osman rüyasında Resûlullah’ı gördüğü gün şehîd oldu. Hz. İslâm ordusu saflarına geçebilirdi.anhüm) gibi o da kahramanca savaştı.a. Resûlullah’a (s. babası. Konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Târihte. çaresiz olarak Mekke’de kalmıştı. Kimsenin onun durumundan haberi yoktu. sh-25 2) Sahîh-i Buhârî cild-4. müslümanlıktan vazgeçmeye zorlanmıştı.) öldürmekte acele etmeyiniz. şüphesi kalmamıştı. onlar için fena olur” dedi.” dediler.a. müslümanlar kıyâmete kadar bir araya gelemezlerdi” buyurdu. ümmet-i Muhammed’in (a. Süheyl bin Amr’dır. 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-5. Mısırlı âsilere karşı onları ikna edici bir konuşma yaptı. muharebeye hazır duruma gelmişti. dışarı. Bu. Babası onda kendine göre anormal bir durum. onu kim öldürürse kıyâmet günü Allahü teâlâ.) kavuşmak için bir müddet sabredecekti. hapsedilip.) fitnesini kaldır ve kendilerini birleştir” diye üç kere duâ etti. Sonunda müşriklerin şirk ordusu kahr u perişan oldu. Annesi.a. Yahudi” diye iki defa bağırdılar. Eğer şehîd ederlerse. kendisini eli kesik ve felçli olarak huzuruna çıkarır. Abdullah bin Süheyl (r. Abdullah bin Süheyl (r.v. Şirk ve küfür ordusu arasında bulunmak istemiyordu ama.da şehit oluncaya kadar veya Allahü teâlâ seni kurtarıncaya kadar durmak için geldim. sh-451. Arslanlar gibi. O.a. ruhu Resûlullah (s.a. Abdullah (r. Resûlullah’ın Cennet misali huzurlarına. Günler böyle geçti. cild-3.a. babası tarafından.) artık yerinde duramıyordu. Aslında. Osman (r. Halbuki o. ona “Benim senden istediğim. sh-252 5) Üsüd-ül-gâbe cild-3. Onun için bu ihtiyarı (Hz. çocukların babalarında hakları olduğu gibi. Hazret-i Osman. müşriklerden çok çok uzaklarda bulunmaktaydı. bu senin için hayırlı.) hicreti sırasında o. bu ihtiyarın da sizde hakkı vardır” dedi. 12 (m. Şimdi başka bir hava teneffüs etmeğe başlamıştı. Osman böyle duâ etmeseydi.a. duâ ile anılacakların arasına girmişti. cild-6. onun mübârek sohbetlerine. Şunu iyi bilin ki. İslâmiyet’e dair bir belirti göremediğinden.a. Resûlullah (s. Sonra Habeşistan’a hicret eden kafileye o da iştirak etti. şirk ordusunun üzerine atıldı Sanki önceki Süheyl değildi. kötülüklerine mani olmasıdır” buyurdu. sh-382 ABDULLAH BİN SÜHEYL (r. istemiyerek imânını gizlemişti.) ikinci Habeşistan hicretine kadar müslümanlığını gizledi. sh-320 10) El-İstiâb cild-2. artık onun hakkında. . sh-176 6) İnsân-ül-uyûn cild-2. sh-146 7) İrşâd-us-sârî cild-6. sh-108.) in işine yaramıştı. müslümanların o se’âdet ve mutluluk dünyâsına nasıl kavuşacağının planlarını yapmaktaydı. sh-162 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-976 9) El-Îsâbe cild-2. onunla yan yana cihad ediyordu. Abdullah bin Süheyl (r. Bu söz üzerine âsiler ayağa kalkarak “Yalan söylüyorsun.) ve müslümanlarla beraberdi. 594 veya 596 senesinde Mekke’de doğdu. Harb iyice kızışmıştı. onların karşısına çıktığın zaman Allahü teâlâ’dan senin sebebinle onları iyiliğe sevk edip. fakat Abdullah bin Süheyl. Künyesi Ebû Süheyl’dir. Mekke müşrikleri bunu bir türlü hazmedemiyorlar ve en kısa zamanda.).) sanki başka âlemde yaşamakta. babası kendisini zaman zaman kontrol ediyor.) ve müslümanların çoğunluğu Medine’de bir araya gelmişler. Bu. ruhlara hem gıda ve hem de şifa olan bir hava idi. müslümanlardan birkaç misli fazla olan küfür ve şirk ordusu Bedir’e varmış. Fahite binti Âmir. Hz. Osman: “Allahım.a. Abdullah bin Selâm (r. Abdullah bin Süheyl günlerden beri hayali ile yaşadığı dünyânın içine girmişti.): İlk müslüman olanlardan. Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu. Kıyâmete kadar hayırla. Bu yüzden Bedir Muharebesine büyük bir intikam hırsıyla hazırlanmışlardı. müslümanları ve İslâmiyeti yok etmek istiyorlardı.a.s. Bedeni müşrikler arasında ama.v.) için tam zamanı idi.) da: “Eğer Hz. Ne büyük se’âdetti. Bundan sonra Hz.

) Peygamberimizin (s. Peygamberimizin zamanında onüç defa Medine’de kalıp.a. Resûlullahın huzûrundaydılar. valilik ve imamlık yaptı.186 - . “Beni kurtar! Yâ Resûlallah” demişti. yoksa anlaşmayı yapmayacaklarını kesin bir dille beyan etmişlerdi. Ama.v. önce Hz. O kadar ihlâslı bir mü’min oldu ki. Veda Haccı’na katıldı. alâkalanmakta geç kaldı. Mekke’de kâfirlerin zulüm ve eziyetleri dayanılmaz hâle gelmesi ve Medineli müslümanlara dîni esasları öğretmek için Medîne-i Münevvere’ye hicret etti.a. Sohbet âşığıydı. onun kalbine bir hançer gibi saplanmış.a. Resûlullah O’nun eve girmesine müsaade ettikten sonra hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurdu. Kâfirler ile silahlı mücâdele başlayınca gazve ve seriyelerde vazife aldı.) Yemâme’de Cevas muharebesinde şehîd olmuştu. Bazı savaşlarda Peygamber efendimiz O’nu Medîne-i Münevvere’de vali olarak bırakırdı.) yanına geldi. Daha sonra.) İslâmiyeti anlatmaya başladığı ilk zamanlarda îmân ile şereflenerek müslüman oldu. kurtulmuş bilâhare sağ sâlim Medine’ye dönmüştür. Ebû Cendel’in bu sırada söylediği sözler bütün müslümanların gözlerini yaşartmıştı. Bunların arasında. Ömer yardım ederdi. Abdullah’ın bu istirhamını kabul etti.anha) da Hz. Abdullah bin Ümm-i Mektûm (r. Hz. Ancak bir yolunu bulup. cihadlara daima katılmak isterdi. Medine’de valilik ve imametle vazifelendirilmesi âmâ haliyle sefer ve muharebelere katılmasının güç olmasındandır. Mescide gelirken Hz. Evi Mescid-i Nebevî’ye uzakta olmasına rağmen daima gelirdi.a. sh-406 2) Üsüd-ül-gâbe cild-3.) ve diğer müslümanlar da mahzun olmuştu. Ümmü’l-Mü’minîn Hadîcetü’l-Kübrâ’nın (r.a. Niçin çekilelim?” diye suâl edince. Süheyl bin Amr hazretlerinin oğlu Abdullah bin Süheyl. gür sesiyle hutbeyi tekrarladı. Bütün taleblere rağmen. Bu yüzden Mekke’de zincire vurulup. Âmâ olup. sh-180 3) Müstedrek cild-3. sh-381 ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTÛM (r. Gözleri görmediği için . (r. daima gönlünü alırdı. Hatta Resûlullah (s. Hanımlar da “Bu adamın iki gözü de görmez. Resûlullah’ın ikinci müezzini ve Medine valisidir. Mekke’de bi’setten önce doğdu.a. Abdullah bin Süheyl’in küçük kardeşi Ebû Cendel müslüman olmuştu. Abdurrahman bin Ebî Leylâ. Resûlullah’ın (s. Abdullah bin Şeddad.v. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde bu anlaşmayı. Bir defasında yine Peygamber efendimizi ziyâret için evine gelmişti. babası Süheyl bin Amr müslüman oldu.a. halini hatırını sorardı. Peygamber efendimiz “Abdullah” olarak değiştirdi. Fakat bu anlaşma sırasında gördüğü manzara.) hazretleri Kur’ân-ı kerîmi ezbere bilenlerdendi. babası Süheyl’e (r.a.a. Resûlullah’ın huzuruna girmek için müsaade istedi. Ömer devrinde de İslâm ordusunda vazife aldı. Peygamberimiz “O görmüyorsa siz de görmüyor değilsiniz ya!” buyurdu. Ebû Cendel hazretleri de. İsminin Amr olduğu da rivâyet edilir. çok üzmüştü. Hz. hapsedilmişti. sonra İbni Ümm-i Mektûm (r.) ahirete teşrifleri sırasında konuşmaları ile. Feth-i Mübîn diye vasıflamıştır.) buyurduklarını unutmamak için devamlı sohbetlerinde hadîs-i şerîf rivâyet ederdi. Çünkü. Kureyş ve Mekke’nin ileri gelenleri. Babasına dayanamamış.a.a. Hudeybiye andlaşmasından iki sene sonra Abdullah bin Süheyl (r.v. Lâkabı Ümm-i Mektûm’dur. Âsım bin Rezin el-Esedi talebeleri arasındaydı.) bu anlaşmanın yapılmasını. Fakat.) Bedir’den sonra Uhud ve Hendek gazalarına katılmış. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3.) Mekke fethinde de bulundu.) Hz. iltifatını arttırdı. Resûlullah (s.v. Peygamberimiz Veda Hutbesi’ni okurken.): Eshâb-ı kirâmın ilk îmân edenlerinden. Babasının öldürülmemesi için teşebbüste bulundu. yanına oturtur. müslümanların lehine netice vermiş. Ebû Bekir. Sabah namazında. Resûlullah.Abdullah bin Süheyl (r. Mekke feth edilmiş öldürülecek olanların listesi yapılmıştı. Zevcât-ı tahirattan (Peygamberimizin mübârek hanımlarından) Ümm-i Seleme (r. Mücâhid olup. Peygamberimiz meşguliyetinden. oğlunun şehâdetinden dolayı. daha cevap vermeden Kur’ân-ı kerîm’in sekseninci sûresi olan Abese sûresinin ilk on âyet-i kerîmesi indi.) taziyede bulunmuşlardı.a. istiyorlardı. Sahâbelik şerefine nâil oldu. Resûlullah’ın (s.a.a. İbni Ümm-i Mektûm.anha) ve Hz. Hudeybiye anlaşmasında da hazır bulunmuştur. müşrikler tekliflerinden vazgeçmedi. Durum Resûlullah’a arz edildi. (r.v. İsmi önceden Husayn iken. birçok sebeplerden dolayı.) ezan okurdu. Bir defasında Resûlullah (s.v. Babasına bir emannâme verildi. Hz. Hane-i se’âdetine alıp.) insanlara dinimizin esaslarını anlatırken İbni Mektûm (r. İlâhi emir üzerine Peygamberimiz daha fazla alâkalanıp. kendisine çok iltifat edip.a.v. Hz. Başlangıcı müslümanların aleyhine gibi görünen Hudeybiye anlaşması daha sonra. Harblere katılıp. sesi çok gürdü. onunla sohbet ederdi. Resûlullah (s.a. Bilâl. Hatta O’na “Merhaba! Ey Rabbimin bana itab ve ikâzında bulunmasına sebep olan kişi!” diye iltifat edip. birçok kimsenin irtidadına (dinden dönmesine) mani oldu. Kur’ân-ı kerîmin kırâatini öğretirdi. Annesi Ümm-i Mektûm Âtike binti Abdullah el-Muhzûmiyye’dir. Hudeybiye anlaşması imzalanırken kendini Resûlullah’ın mübârek ayaklarının dibine atmış. Meymûne (r. Abdullah bin Süheyl’in babası da vardı. Fakat müşriklerin temsilcileri onun teslim edilmesi için ısrar etmişler. Ebû Bekir’in hilafetinde müezzinlik.anha) dayısı Kays’ın oğludur. gür sesiyle düşmanın moralini bozardı. kaçmış.

a. Biraz durduktan sonra. Hicretin birinci senesinde. sh-228 6) Medârik cild-3. Ümm-i Mektûm’un (r. aynı kelimeleri tekrar ederek sonuna doğru “Kad Kâmetis salâtü” cümlesini ilâve etti” Bunun üzerine. Yahudiler gibi boru çalınsın dedi. 234 8) İnsân-ül-uyûn cild-1. fakîrlere sadaka olarak dağıttı. sh-304. Ömer rüyada ezan okunmasını gördüler. Resûlullah (s. ilk ezanı öğretilen kelimelerle okudu. sıkıntı ve zaruret içinde yaşamayı tercih eder. Orada hayvanlarını besliyordu. sh-151. O gece. Cömertliği o kadar çoktu ki. müslümanları sevindirip kâfirleri de kahr ederdi. elinde sancak olduğu halde bir tepeye çıktı.) bu muharebede şehîd olduğu veya dönüşünde vefâtı rivâyet edilir. Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe (r.187 - .a.v. Bilâl’ın söylediği kelimeleri aynen rüyasında gördüğünü arz etti. Fakat hadîs imamı İbn-i Hacer-i Askalanî. katıldıklarında da gür sesiyle düşmanın moralini bozması. Eshâb-ı kirâmdan bir kısmı da aynı rüyayı görmüşlerdi. Hicretin dokuzuncu (m. Hicrî 15 (m.a.v. Kendisine sadece bir kısrak alıkoymuştu.v. Hz. Bundan önce. böylece ezan. Bu hac esnasında elinde bulunan bütün mallarını. 631) senesinde. Nasârâ gibi Nâkûs. Kimisi.” Kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle “Ezân”ın mübârek kelimelerini okudu. sadaka verirdi. Hz. Hicretin ikinci yılında (m. Peygamberimiz zamanında doğdu. Kimisi. Ebû Muhammed el-Medenî adı ile künyelenmiştir.a.): Ezân-ı Muhammediyye’nin okunuşunu rüyasında görüp haber vermesinden dolayı “Sâhibü’l-ezân” adı ile meşhûr olan sahâbî. Fakat.).v. Resûlullah. Eshâb-ı kirâma sordu. 624) yapılan Bedir muharebesine iştirak etmiş ve diğer bütün harplere katılarak. ezan sesini işitince koşa koşa Resûlullah efendimizin huzuruna geldi. Abdullah bin Zeyd taşıyordu. Adı. okusun!” Hz. Uhud harbinde şehîd olduğunu bildiren raviler var ise de. sh-361.a. hicretin 22 nci (m. Abdullah’ın arazisi pek azdı. O. Hz. Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım” deyince o zat dedi ki: “Ben sana daha hayırlısını tarif edeyim. Mekke’nin fethinde müslümanlar Mekke’ye girdikleri zaman. Resûlullah (s.) ve Hz. Bilâl de.) Resûlullah’a (s. Hz. Fakat çok kerre. Ona sordum: “Elindeki çanı satar mısın?” “Ne yapacaksın?” dedi.a. eline çan almış bir kişi gördüm. Gür sesiyle düşmanın moralini bozdu.ncu âyet-i kerîmesi nazil olmuş.v. O kelimeleri Bilâl’e öğret. Abdullah bin Zeyd. hayvanlarını. İranlılarla yapılan harblerden Kadisiyye Muharebesi’nde de bulundu. mescid-i şerîfin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak. 1) El-Îsâbe cild-2. İşte o günden itibaren. sh-198 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-4. Resûlullah efendimiz buyurdular ki: “Rüya haktır. Ömer. kendisi. büyük kahramanlıklar göstermiştir. Hz. Ezan ile ilgili hadîs-i şerîf hakkında bildirilen rivâyetler değişik olmakla beraber hepsinde bildirilen hüküm aynı olmuştur. . Cenâze namazını halife Hz.fiilen katılamamaktan çok üzülürdü. bu haber kat’î değildir. Hazrec kabilesinin Hârisoğulları kolunun bayrağını Hz.) îmân edip müslüman olmakla şereflenmiştir. 623) Medine’de başladı. her namaz vakti ezan okunması sünnet oldu.) gelip rüyasını anlattı: Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış. 524 2) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-1. Abdullah bin Zeyd (r. 644) yılında 64 yaşında iken vefât etti. bunları kabul etmedi. 636) senesinde yapılan Kadisiyye Meydan Muharebesi’nde. namaz vakitlerinde yalnız (Essalâtü Câmi’a) denilirdi. Osman kıldırdı.) ile beraber Veda Haccı’nda bulundu. Ezan okumak. vahiy ile de bildirilmiş oldu. 6 veya 7 hadîs-i şerîfin kendisinden rivâyet edildiğini bildirmiştir. Abdullah bin Zeyd’in Muhammed adında bir oğlu olup. beslediği hayvanlarını da fakîrlere dağıtır.) efendimizden “Ezan” ile ilgili hadîs-i şerîfi rivâyet etmekle meşhûrdur. sh-205 4) Ensâb-ül-eşrâf cild-1. hicretin birinci senesinde (m. Resûlullah (s. Kimisi de namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım dedi. namaz vakitlerini bildirmek için. 152 5) Ravd-ül-ünf cild-1. Abdullah bin Zeyd bin Abd-i Rabbih bin Sa’lebe bin Zeyd bin Hâris bin Hazrec el-Ensârî’dir. 305 ABDULLAH BİN ZEYD (r. Medîneli müslümanların Hazrec koluna mensûbtur. yani çan çalalım dedi. sh-523. Kendisinin.a.a. 362 7) Eshâb-ün-nüzûl sh-233. İmâm-ı Buhârî ve İmam-ı Tirmizî’ye göre kendisinden yalnız bir ezan hadîs-i şerîfi rivâyet edilmiştir. Akabe bî’atinde bulunarak Resûlullah’a (s. İşte bu sırada Cuma sûresi 9. mallarını Allah yolunda harcardı.a.

Muâviye 60 (m.) türbesini tamir ettirdi. sh-116 12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-173 ABDULLAH BİN ZÜBEYR (r. sh-150 10) Sahîh-i Müslim cild-2. Geceleri çok ibadet eden Hz. Bir insan yaşadığı müddetçe Allahı hatırından çıkarmayıp. 622) Medine yakınındaki Kuba’da dünyâya gelince Muhacirler çok sevinip rahatladılar. Çünkü. Bu hadiselerden iki yıl sonra Yezîd’in gönderdiği Müslim bin Ukbe. Hüseyin ile beraber Mekke’ye geldi. el-Esedî’dir. kuvvetli ve kahraman idi. Hüseyin’in Kûfe’ye gitmesini tavsiye edince kabul etti. O’na hep yalvarırsa ahirette merhametine sebeb olur. Yüzyirmibin düşman askeri ile yirmibin İslâm mücâhidi savaşırken. sh-223 7) Nasb-ür-râye cild-1. zaferin kazanılmasında büyük rol oynadı. Yalnız Mısır ve Şam bölgesi Emevîlerin elinde kaldı. sh-247 2) El-Îsâbe cild-2. Düşman kuvvetleri bozularak. Bu mübârek zâtın doğumu onların yalanlarını ortaya çıkararak hayal kırıklığına uğrattı. Kendisi de babasını savaşırken at üzerinden seyretti. Yahudiler “Biz Muhacirlere sihir yaptık. 649) senesinde Afrika’da Abdullah bin Sa’d ile Tunus harbine katıldı. Bu ordunun kumandanlığını Hz. 656)’da meydana gelen Cemel vakasında babasının yanında idi. . Bu sırada Kâ’be-i muazzama yanınca. Abdullah bin Zübeyr otuzuncu sene. sh-99 9) Sahîh-i Buhârî cild-1. Ertesi sene 36 (m. 683) senesi Muharrem ayında Hz. Yezîdin vefâtından sonra Hicaz. Osman tarafından Kur’ân-ı kerîm’in çoğaltılması için toplanan ilmî heyete davet edildi.a. Hz. Abdullah bin Zübeyr aynı zamanda çok cesur. Mekkeliler çok sıkıntı çektiler. Teyzesi. Hicretten yirmi ay sonra (veya birinci senede) (m. Medine’de muhacirlerden ilk önce dünyâya gelen çocuk budur. Diğer künyesi “Ebû Hubeyb” idi. Rebî’ül-evvel ayında Yezîd’in ölüm haberi gelince muhasarayı kaldırarak Şam şehrine geri döndüler. sh-266 vd. Sa’îd bin Âs kumandasındaki ordu ile Horasan seferinde bulundu. Zübeyr bin Avvâm onu sahabeden birine emanet ederek savaşa katıldı. Hicretin 29 (m. Dokuz sene Mekke’de halîfe oldu. Hz. künyesini de “Ebû Bekir” koydu. 680/681)’de Hz. Ebû Bekir devrinden sonra yavaş yavaş çocukluk hayatından çıkarak Hz. Bu orduyu mağlup ederek onu esir aldı. Ömer zamanında kendini göstermeye başladı. 680) senesinde vefât ettikten sonra yerine oğlu Yezîd iktidara geçti.): Eshâb-ı kirâmdan. Ebû Bekir-i Sıddîk’in kızı Esmâ’dır. ismini “Abdullah”.188 - . Hz. sh-312 3) El-İstiâb cild-2. Bu savaşta Medine halkından ve Eshâb-ı kirâmdan pek çok kimse şehîd oldu. Aşere-i mübeşşereden olan Zübeyr bin Avvâm’ın oğludur. Abdullah yeniden yaptırarak Hacer-ülesved’i de içeriye aldırdı. Yemen. Yedi yaşında iken babası tarafından Peygamberimize getirildiğinde O’na bîat etme şerefine kavuştu. çocukları olmayacak” diyorlardı. Bu hadîseler üzerine Mekke ve Medine halkı kendisine bîat etti. Abdullah bin Zübeyr’i Mekke’de altmış dört gün muhasara etti. İran ve Horasan halkı kendisine bîat edip halife olarak tamdılar. sh-43 5) Sünen-i Dârimî cild-1. Böylece 61 (m. Yine dört sene sonra 18 (m. Hz. Ancak Hz. o birkaç mücâhid ile Bizans ordusu kumandanı Roma asilzâdesi Gregor’u (Cercire) öldürdü. sh-268 6) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. 639)’de babası ile birlikte Hz. Irak. mü’minlerin annesi Âişe-i Sıddîka’dır. Bundan sonra Hz. Babası tarafından annesi (ninesi) Hz.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1. Annesi Hz. Bundan sonra Mekke üzerine giderken vefât edince. 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehîd olduğunu işittiği zaman Yezîdin adamlarını Hicazdan çıkartarak kendi namına hilafet ilân etti. Abdullah bütün Hicaz’a hakim oldu. Hz. Hz. sh-3 11) Sünen-i Ebû Dâvud cild-1. Harre savaşı sonunda Medine-i Münevvere’yi ele geçirdi.v. Hz. 636) senesinde oniki yaşlarında iken babası ile Yermük savaşına gitti.Buyurdular ki: “Dünyada olup ta âhıret hayatı yaşıyan insan se’âdet içindedir. Yezîd de hemen Abdullah bin Zübeyr üzerine bir ordu gönderdi. Abdullah bin Zübeyr ona bîat etmeyip Hz. Nesebi Abdullah bin Zübeyr bin Avvâm bin Huveylid bin Esed bin Abdil’uzza bin Kusayyel Kureyşî. Resûlullah efendimiz duâ edip. 14 (m. Safiyye Resûlullah’ın halası idi. Osman’ın şehîd olduğu gün onu büyük bir gayretle müdâfaa etti. Hz. Böylece âhıret hayatı yaşamış olur. Abdullah’ın baba bir kardeşi Amr bin`Zübeyr yapıyordu. Peygamberimizin (s. sh-311 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4.a. Amr İbn-il-Âs’ın kumandanlığında Mısır’ın fethine katıldı. Aynı sene Hz. yerine geçen Husayn bin Numeyr es-Sekûnî 64 (m.

Hacer-i esvedi eski yerine koydurup son şeklini verdi. Haccac 72 (m.” “Herhangi bir memlekette vefât eden Eshâbımdan biri. Abdullah’ın gösterdiği kahramanlık ve yiğitlik her türlü tarifin üstündedir. Bu esnada Hz. kardeşi Urve. Babası onun hakkında. Abdullah kahramanlık ve cesaretiyle birlikte çok ibadet ederdi. Hz. Abdullah hücum ettiği düşman kuvvetlerini darmadağın ediyordu.” “Peygamber efendimiz iftitâh tekbiri alırken parmaklarını kulak yumuşaklığına değdiriyordu. Ata.a.Hz. Ebû Ziban. Osmân’ın zamanında Kur’ân-ı kerîmi çoğaltma heyetinde bulundu. Ben senin galip veya mağlup olduğunu öğrenmedikçe ölmeyi arzu etmiyorum. Yalnız Zübeyr ismindeki oğlu yanında kaldı. Urve bin Amr-i Selmânî.” “Benim mescidimde kılınan namaz. kıyâmette mahşer yerine giderken. Abdullah’ın en yakın taraftarlarından ve lehine çalışan kumandanlarından Dahhak el-Fihri’nin Merdi Rahit savaşında mağlup olup şehîd edilmesi Emevîleri rahatlattı. Veheb bin Keysan. Mescid-i Haram hariç.). Ancak 65 (m. Haccac’ın karşısına çıkıp acı ve doğru sözler söyledi. Aişe’den. bir duvarı Abdülmelik yapısıdır. fakat çok yüksek kuvvetli bir imâna sahib olan o büyük sahabiyeye (teselli etmek için): “Ölümde rahatlık vardır” deyince o mübârek annesi de “Sen galiba benim ölümümü temenni ediyorsun. Muhasara altıbuçuk ay sürdü. Abdülmelik bin Mervan Kâ’benin bir duvarını yıktırarak yeniden yaptırdı. dalar giderdi.” Eshâb-ı kirâmın tefsîr. ben de bu acıya sabrederek mükafatını Allahü teâlâdan beklerim veya zafer kazanırsın ben de bununla sevinirim” diye karşılık verdi. Hz. Allah’dan başkasını dost edinseydim.” “Süt emen ve süt emilen biribirine namahrem değildir. Irak’a asker sevk edip İbni Zübeyr’in kardeşi Mus’ab bin Zübeyr’i öldürdü.” “Dünyada ipek giyen. burada (Peygamber mescidinde) kılınan 100 namazdan efdaldir.) bastırdı. Namazda o kadar huzura dalar giderdi ki. Mescid-i Haram’da (Kâ’be’de) kılınan bir namaz. Ancak o din kardeşim ve (hicret esnasında) mağaradaki arkadaşımdır. 692) senesinde şehîd olduğu zaman yetmişüç yaşında idi. Birkaç ay sonra da vefât etti. Ebî Kubeys Dağı üzerine mancınık kurup oradan Mescid-i Haram üzerine taşlar atarak şehri tahrib etti. Abdullah elinde bulunan yerlere. Sâbitî Bennânî ve diğer zatlar rivâyet etti.” “Allah yolunda bir gece bekçilik yapmak bin gündüzü oruçlu geçmekten efdaldir. Ali ve Süfyân bin Ebû Züheyr es-Sekafî’den hadîs-i şerîfler bildirdi. Rivâyet ettiği otuzüç hadîs-i şerîfin tamamı Ahmed bin Hanbel’in (r. Bu arada kendisi haricileri de sıkıştırdı.a. A’ma ve hasta bulunan. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Bulut ve meleklerin onun korkusundan kendisini tesbih ettiği Allahü teâlâ’yı noksan sıfatlardan tenzih ederim.a. Oğulları Âmir ve Ubbad. Bunların altı tanesi Buhârî’dedir. Abdülmelik bin Mervan 65’de Emevîlerin başına geçince Şam ve Mısır’da hükümeti kuvvetlendirdi. o memleketin müslümanlarına önder olur ve onların önlerini aydınlatır. Osman’dan teyzesi Hz. Kendisinden de. Hz. Secdeye varır. Peygamber efendimiz. Ayrıca babasından. diğer mescidlerde kılınan namazlardan efdaldir. Annesi Esma savaşa devam etmesini söyleyerek nasîhat ve duâ etti. Sonra Haccac bin Yusuf esSekafî’yi Hicaz’a gönderdi. Bu esnada alnına gelen bir mancınık taşı ile ağır şekilde yaralandı. Paranın bir yüzünde “Muhammedün Resûlullah” diğer yüzünde “Allah vefâkâr ve adaletli olmayı emretti” yazılı idi. Mekke-i Mükerreme’de Abdullah bin Zübeyr (r. yeğeni Muhammed bin Urve. 73 (m. Tavus. Her tarafını saran Haccac’ın askerleri üzerine atılıp şehîd ettiler. Emevîlerin iktidarı zayıfladı.” “Eğer ümmetimden. kendine sadık kimseleri göndererek hükümeti kuvvetlendirmeye başladı.189 - . Annesi. “İhsanların Ebû Bekir’i Sıddîk’a en çok benzeyenidir” buyurmuştur. Ebû Bekir. 684) yılında Hz. Bugünkü Kâ’benin üç duvarı Abdullah (r. Abdullah bin Zübeyr bir savaş esnasında bir gün annesini ziyârete gitti. Ömer ve Hz. Kendisinden Sahihayn’da (Buhârî ve Müslim) otuzüç hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Yüzünden kan akmaya başladı. Hz. Hz. 691)’de Mekke-i mükerreme’yi kuşattı. . Abdullah bin Zübeyr şehîd olmadan bir gün önce taraftarları dağıldı. Hz. Hz. Bu halde annesini tekrar ziyâret etti. Bir aralık “Makam” denilen mübârek yerde iki rekât namaz kıldı. Hayır. Amr bin Dinar. Gündüzleri oruç tutardı.” “Nikâhı ilân ediniz. hadîs ve fıkıh âlimlerinden ve Abâdile (dört Abdullah)’dan biridir.) Müsned adlı hadîs kitabında mevcuttur. Aralarında oğulları Hamza ve Hubeyb’in de bulunduğu onbin kadarı Haccac’a teslim oldu. Sen ya Allah yolunda şehîd olursun. İslâmiyette ilk olarak yuvarlak gümüş parayı. Peygamber efendimizden doğrudan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Tekrar savaş meydanına atılan Hz. Yeniden harbe girdi. Ebû Kuhâfe’nin oğlunu (Ebû Bekir’i) dost edinirdim. âhirette giyemez. kamış gibi dikilir kalırdı.

sh-3 ABÎDE BİN AMR (r. Onun derslerinde yetişen beş seçkin talebesinden biridir. Resûlullahın (s. Kendisine fıkhî meseleler sorulurdu.a.) mübârek saçından bir kıl var. Sonra en hayırlısı onlardan sonra gelenler. sika (güvenilir. sh-87 3) Kâmûs-ül-a’lâm cild-4. Hadîs ve fıkıh ilmini Eshâb-ı kirâmdan öğrendi. . sh-213 7) Müsnedi Ahmed bin Hanbel cild-4. 41) âyetine gelince. İbn-i Mes’ûd okumaya başladı. 72 (m. sh-84 4) Vefeyât-ül-a’yan cild-4. cesareti ve cömertliği ile şöhret bulmuştur. Peygamberimiz (s.v. 691) senesinde vefât etti.a. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden biri: Bir gün Resûlullah (s. sh-78 7) Tehzîb-ül-esmâ vel-luga cild-1. Muhammed bin Sîrîn.v. Bundan sonra Hz. İsmi Ubeyde bin Amr es-Selmânî el-Muradî olup. 630) senesinde müslüman oldu. Ebû Tarîf ismiyle tanınmıştır.) efendimiz Abdullah bin Mes’ûd’a “Nisâ sûresini oku dinleyelim” buyurdu.” Muhammed bin Abdullah Ensârî şöyle anlatmıştır. İbn-i Mes’ûd “Yâ Resûlallah! Kur’ân-ı kerîm size indi. sonra en hayırlısı onlardan sonra gelenlerdir. tâbiînin büyük fıkıh âlimlerinden meşhûr Kâdı Şüreyh derecesinde âlim idi.. 1) Tezkiret-ül-huffâz cild-1. Doğum târihi bilinmemektedir.a.) fıkıh ilmini Abdullah İbn-i Mes’ûd’dan (r.a.) öğrendi. Hz. İbn-i Sîrîn onun hakkında şöyle demiştir. dünyâ üzerinde bulunan değerli ve kıymetli ne varsa onlardan kat kat sevimlidir” dedi.) görmediği için sahâbî olamadı.a.a. Yine İbn-i Mes’ûd’dan rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte. Ali’nin sohbetlerinde devamlı bulunmakla meşhûr olmuştur..) hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hicrî 9 (m. Ömer’in halifeliği zamanında Medine’ye gelerek yerleşti. Hz. Hz. Ebû Hussân el-A’rac. Onlar bu konuda ne bildirmişlerse bu âyetin mânâsı da O’dur. Onun bir benzeri az bulunurdu. sağlam) bir âlimdir. Meşhûr şâir Hâtem’in oğludur. sh-182 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-6.” demiştir. Onlar şimdi yok. Eshâb-ı kirâmdan Hz.a.) hayatta iken.) mübârek saçından bir tel bulunması. harâmlardan sakınmasıyla da meşhûrdur. Ali’den İbn-i Mes’ûd (r. Eb’ul-Buhterî. Künyesi Ebû Amr el-Kûfî’dir. İbrâhîm Nehaî. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsını hakkıyla bilenler bizden önceydi. Hz. Enes bin Mâlik’ten kalmadır. Kâdı Şüreyh bazen kendisine derin fıkhî meseleler soranları ona gönderirdi. İlmindeki üstün derecesi yanında takvası. Fakat ben Kur’ân-ı kerîmi başkasından dinlemeyi severim” buyurdu. Bir gün kendisine