İSLÂM ÂLİMLERİ ANSİKLOPEDİSİ

HİCRİ BİRİNCİ ASIR
ÖNSÖZ İlmi arttıkça görüş açısı büyüyen ve bilgisi dışındaki konular hakkında hüküm vermekten kaçınan, bildiklerinin doğruluğunu devamlı tetkik eden büyük İslâm âlimleri adetâ unutuldu. “Alimin uykusu ibadettir.” “Kıyâmet günü, şehîdlerin kanını, âlimlerin mürekkebi ile tartarlar. Mürekkep ağır gelir.” “Alimler Peygamberlerin vârisleridir.” hadîs-i şerîfleri ile medh edilen binlerce İslâm âlimi ve eserleri kütüphane köşelerinin tozlu raflarına okunmamaya, öğrenilmemeye, hatırlanmamaya âdeta terk edilmiştir. İlim, âlimle beraber bulunursa herkes ondan istifade eder. Alimin olmadığı ve kitaplarının hakkıyla tetkik edilip öğrenilmediği yerde ilimden söz edilemez. Âlimin, dolayısıyla ilmin olmadığı milletlerde peşin hükümler, bâtıl i’tikâdlar, derme çatma bilgiler, hüküm sürer. Milletlerin günlük hayatlarında dînin, örf ve âdetlerin önemli bir yeri vardır. Dînî bilgiler Peygamber efendimizden itibaren hiç bozulmadan esas şekliyle hakîki İslâm âlimleri tarafından günümüze kadar nakledilmiştir. Millete istikamet veren bu bilgiler aslından uzaklaştırılıp hurafeler haline geldiği zaman sosyal hayatta büyük yaralar açılarak mâzi ile kopukluk meydana gelir. Bu duruma düşmemek için târihin derinliklerine kol atmış, cemiyete nizam, intizam ve huzur sağlamış ana kaynaklar bilinmeli, âlimler tanınmalı ve onlardan istifâde edilmelidir. Bindörtyüz seneden beri İslâmiyeti kabul eden milletlerde, bilhassa Türklerin kurdukları devletlerde onlara yön veren âlimler o kadar çok ki; hiçbir şeyden çekinmeyerek doğruyu ve hakkı söyleyen, savaş meydanlarında en güç zamanlarda kumandanlara, askerlere kuvvet ve azimle çarpışma şevki veren bu büyük insanlardır. Her birinin hayatında târih ve açılan her sayfada âb-ı hayat gibi ilim vardır. Peygamber efendimizden günümüze kadar bütün müslümanları kucaklayan, ilimleri ile amel eden, örnek olmuş âlimlerden bir kısmının hayatını tanıtmayı bir vazife bildik. Hicrî her asırda yaşıyan âlimlerden meşhûr olanlarının hayatını, ilmini, insanlara hak ve hakikati anlatan hikmetli sözlerini, menkıbelerini ihtisas sahibi geniş bir heyete hazırlattık. Her maddenin sonunda da o âlimin hayatına ait kaynaklar yazıldı. Başta mübârek Peygamber efendimiz olmak üzere, Eshâb-ı kirâmın ve onları takip eden İslâm âlimlerinin sözleri ve kitapları, ana kaynaklarımız olmuştur. Hiçbir milletin bu şekilde âlimlerle iç içe yaşayışı ve müşterek kültürleri yoktur. Sağlam karakterler, sağlam istikametler maziden güç alarak kazanılır. Alimin ve ilmin bulunduğu milletlerde unutulmaz târihî sanat eserleri de vardır. İlim ve sanat iç içedir. Bu bakımdan yüzyıllardır medeniyetler kurmuş Türk-İslâm devletlerinin bırakmış oldukları sanat eserlerini âlimlerin hayatları ile beraber resimleyeceğiz. En büyük hazinenin doğru bilgi olduğu düşünüldüğünde, bilginin kaynağı olan âlimlerin ehemmiyeti daha iyi anlaşılır. Bu bakımdan Hicrî asırlara göre âlimleri anlatan bu 18 ciltlik eserimizin müracaat kaynağı olacağı daha iyi anlaşılır. Okuyunca sizler de buna hak vereceksiniz. Bütün neşriyatımızda hedef mükemmel olanı takdim etmektir. En büyük yardımcımız Cenabı Haktır. Saygılarımızla

MUHAMMED “ALEYHİSSELÂM”
Allahü teâlânın bütün dünyâdaki insanlar arasında, her bakımdan, en üstün, en güzel, en şerefli olarak yarattığı ve bütün insanlara peygamber olarak seçip gönderdiği, son ve en üstün peygamber. Her şey O’nun hürmetine yaratıldı. O, Allahü teâlânın resûlü, son peygamberidir. Allahü teâlâ bütün peygamberlerine ismi ile hitap ettiği hâlde, O’na Habîbim (sevgilim) diyerek hitap etmiştir. Allahü teâlâ bir hadîs-i kudsîde: “Sen olmasaydın, sen olmasaydın, hiç bir şeyi yaratmazdım!” buyurdu. Bütün mahlûkatı O’nun şerefine yaratmıştır. Allahü teâlâ kullarına râzı olduğu yolu göstermek için çeşitli kavimlere -1-

zaman zaman peygamberler göndermiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise son Peygamber olarak bütün insanlara ve cinlere gönderdi. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.) “Hatem-ül-enbiyâdır.” Her peygamber, kendi zamanında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Muhammed “aleyhisselâm” ise, her zamanda, her memlekette, yani dünyâ yaratıldığı günden, kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünü, en fazîletlisidir. Hiçbir kimse hiç bir bakımdan O’nun üstünde değildir. Allahü teâlâ her şeyden önce Muhammed “aleyhisselâm”ın nurunu yarattı. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah bin Câbir (r.a.) (Yâ Resûlallah, Allahın her şeyden evvel yarattığı şey nedir, bana söyler misin?) deyince; Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her şeyden evvel senin peygamberinin yani benim nurumu kendi nûrundan yarattı. O zaman ne Levh, ne kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne sema (gökler) ne arz (yeryüzü), ne güneş, ne ay, ne insan, ne de cin vardı.” Âdem “aleyhisselâm” yaratılınca Arş-ı A’lâda nûr ile yazılmış, “Ahmed” ismini gördü. “Yâ Rabbi bu nûr nedir?” diye sorunca Allahü teâlâ “Bu, senin zürriyetinden bir peygamberin nurudur ki, onun ismi göklerde (Ahmed) ve yerlerde (Muhammed)’dir. Eğer O, olmasaydı, seni yaratmazdım.” buyurdu. Âdem (a.s.) yaratılınca alnına Muhammed aleyhisselâmın nuru kondu ve o nur, onun alnında parlamaya başladı. Âdem (a.s.)’dan itibaren babadan oğula intikâl ederek asıl sahibi Muhammed aleyhisselâma ulaştı. Muhammed aleyhisselâm hicretten 53 sene evvel Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi, sabaha karşı, Mekke’de doğdu. Târihçiler, bugünün milâdî sene ile 571 senesinin Nisan ayının yirmisine rastladığını söylüyor. Doğmadan birkaç ay önce babası, altı yaşında iken de annesi vefât etti. Bu sebepten Peygamber efendimize Dürr-i Yetim (Yetimlerin incisi) lâkabı da verilmiştir. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kaldı. Sekiz yaşında iken dedesi de vefât edince, amcası Ebû Tâlib’in yanında kaldı. Yirmibeş yaşında iken Hadîce-tül-Kübrâ ile evlendi. Bu hanımından doğan ilk oğlunun adı Kâsım idi. Bundan dolayı Peygamberimize Ebü’l Kâsım (Kâsım’ın babası) da denildi. Araplarda böyle künye ile anılmak âdetti. Kırk yaşında iken, bütün insanlara ve cinne peygamber olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi. Üç sene sonra herkesi îmâna çağırmağa başladı. Elli iki yaşında iken Mi’râc vuku buldu. Milâdın 622 yılında 53 yaşında olduğu hâlde, Mekke’den Medine’ye hicret etti. Yirmiyedi kerre muharebe yaptı. 11 (m. 632) senesinde Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi günü öğleden evvel 63 yaşında iken vefât etti. SOYU Muhammed aleyhisselâmın nuru, Âdem aleyhisselâmdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek gelmiştir. Kur’ân-ı kerîmde Şu’arâ sûresi ikiyüzondokuzuncu (219) âyetinde, “Sen, ya’ni Senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” buyurulmaktadır. Hadîs-i şerîfte de: “Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücûda getirdi. Sonra, bu kısımlarından en iyisini Arabistan’da yetiştirdi. Beni bunlardan vücûda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip, beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde, benim ruhum ve cesedim mahlûkların en iyisidir. Benim silsilem, ecdadım en iyi insanlardır.” buyuruldu. Yaratılan ilk insan olan Âdem aleyhisselâm, Muhammed aleyhisselâmın zerresini taşıdığı için alnında onun nuru parlıyordu. Bu zerre Hz. Havva’ya ondan da Şît aleyhisselâma ve böylece, temiz erkeklerden temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti. Muhammed aleyhisselâmın nuru da, zerre ile birlikte alınlardan alınlara geçti. Melekler ne zaman Âdem aleyhisselâmın yüzüne baksalar alnında Muhammed aleyhisselâmın nurunu görürler ve ona salevât okurlardı. Yani: “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed” derlerdi. Âdem (a.s.) vefât edeceği zaman oğlu Şît aleyhisselâma dedi ki: (Yavrum! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nurudur. Bu nuru, mü’min, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyyet et!). Muhammed aleyhisselâma gelinceye kadar, bütün babalar, oğullarına böyle vasiyyet etti. Hepsi bu vasiyyeti yerine getirip, en asil ve en kibar kızlar ile evlendiler. Nur, temiz alınlardan, temiz kadınlardan geçerek sahibine ulaştı. Resûlullahın (s.a.v.) dedelerinden birinin iki oğlu olsa, yahut bir kabile iki kola ayrılsa Muhammed aleyhisselâmın soyu, en şerefli ve hayırlı olan tarafta bulunurdu. Her asırda O’nun dedesi olan zât, yüzündeki nurdan belli olurdu. O’nun nurunu taşıyan seçilmiş bir soy vardı ki, her asırda bu soydan olan zâtın yüzü pek çok güzel ve nurlu olurdu. Bu nûr ile kardeşleri arasında belli olur, içinde bulunduğu kabile başka kabilelerden daha üstün, daha şerefli olurdu. Âdem (a.s.)’dan beri evlâttan evlâda geçerek gelen bu nûr İbrâhîm aleyhisselâma, ondan da oğlu İsmâil aleyhisselâma geçmiştir. Onun da alnında sabah yıldızı gibi parlayan nur, evlâtlarından Adnan’a, Ondan da (Me’âdd) ve (Nizâr) a intikal etmiştir. Nizâr doğunca babası Me’âdd, oğlunun alnındaki nuru görüp sevinmiş, büyük bir ziyafet vererek böyle oğul için, bu kadar ziyafet az bir şey dediği için oğlunun adı Nizâr (az birşey) kalmıştır. Bundan sonra da nûr oğuldan oğula intikal ederek asıl sahibi sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma ulaştı. Peygamberimizin (s.a.v.) soyu Adnan’a kada şöyledir: -2-

Muhammed Aleyhisselâm, Abdullah bin Abdülmuttalib, Abdülmuttalib (Şeybe), Hâşim (Amr), Abdü Menaf (Mugîre), Kuseyy (Zeyd) Kilâb, Mürre, Kâ’b, Lüveyy, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Mudrike (Âmir), İlyâs, Mudar, Nizâr, Me’âdd, Adnân. Peygamberimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîfte şöyle buyurdu: “Ben, Abdullah, Abdülmuttalib, Hâşim, Abdü Menaf, Kuseyy, Kilâb, Mürre, Kâ’b, Lüveyy, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike, İlyâs, Mudar, Nizâr, Me’âdd, Adnan oğlu Muhammedim. Mensûb olduğum topluluk, ne zaman ikiye ayrılmış ise, Allah beni muhakkak onların en hayırlı olan tarafında bulundurmuştur. Ben câhiliyyet, ahlâksızlıklarından hiçbir şey bulaşmaksızın ana ve babamdan meydana geldim. Ben, Âdemden babama ve anneme gelinceye kadar, hep nikâhlı anne babadan meydana geldim. Ben ana ve baba itibariyle en hayırlınızım.” Başka bir hadîs-i şerîfte de, “Allahü teâlâ, İbrâhîmoğullarından İsmâil’i seçti. İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını seçti. Kinâneoğullarından Kureyşi seçti. Kureyşten Hâşimoğullarını seçti. Hâşimoğullarından Abdülmuttaliboğullarını seçti. Abdülmuttaliboğullarından da beni seçti.” buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundandır. Babası Abdullah’dır. Abdullahın babası Abdülmuttalib, annesi de Fâtımâ binti Amr’dır. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, Mekke’nin hakimi ve Arapların şeref itibariyle en üstün kabilesi olan Kureyş kabilesine mensûbtu. Abdülmuttalib’in alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parladığından Kureyş kavmi onunla bereketlenirdi. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, oğulları arasında en çok Abdullah’ı severdi. Çünkü onun alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parlıyordu. Abdullah babası Adülmuttalib’e şöyle derdi: “Babacığım, her nereye gitsem belimden bir nûr çıkıyor. Sonra toplanıp, başımın üstünde bulut gibi duruyor. Tekrar gelip belime giriyor. Ne zaman bir yere otursam yer bana diyor ki: Ey Abdullah, sana selâm olsun. Muhammed’in (s.a.v.) nuru sende emanettir. Ne zaman bir kuru ağaç altına otursam, derhal yeşerip bana gölge oluyor. Kalkıp gidince de yine kuru oluyor. Ey babacığım bu hal nedir? Abdülmuttalib: Ey oğlum, sana müjdeler olsun ki, insanların ve cinlerin efendisi ve Peygamberi senin sulbünden gelse gerektir, demiştir. Abdullah’ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu. Alnındaki nurdan dolayı iki yüze yakın kız, onunla evlenmek arzusu ile Mekke’ye gelmişti. Abdülmuttalib ise Onu her yönüyle ona denk olan bir kız ile evlendirmek istiyordu. Bunun için Benî Zühre kabilesinin büyüğü Vehb bin Abd-i Menaf’ın kızı Âmine’yi oğlu Abdullah’a istedi. Vehb’in kızı Âmine, hem güzellik, hem ahlâk, hem de neseb itibariyle Kureyş kızlarının en üstünü idi. Ayrıca soy bakımından Abdullah ile bir kaç batın yukarıda birleşmekte idi. Abdülmuttalib, Vehb’in kızını oğlu Abdullah’a isteyince Vehb şöyle dedi: (Ey amcam oğlu, biz bu teklifi sizden önce aldık. Âmine’nin annesi bir rüya gördü. Anlattığına göre evimize bir nûr girmiş aydınlığı yeri ve gökleri tutmuş. Ben de bu gece rüyamda dedemiz İbrâhîmi (a.s.) gördüm. Bana; “Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’la kızın Âmine’nin nikâhlarını ben kıydım. Sen de onu kabul et” dedi. Bugün sabahtan beri bu rüyanın tesiri altındayım. Acaba ne zaman gelecekler, diye merak ediyordum.) Bu sözleri duyan Abdülmuttalib sevincinden (Allahü Ekber! Allahü Ekber!) diyerek tekbir getirdi. Nihayet oğlu Abdullah’ı Vehb’in kızı Âmine ile evlendirdi. Abdullah, Âmine ile evlenince alnında parlayan nur, Hz. Âmine’ye intikal etti. Abdullah’ın evlendiği geceye Türkiye’de ve birçok İslâm memleketlerinde bir asırdan beri Regâib kandili ismi verilmekte ise de bu yanlıştır. Regâib gecesi, Recep ayının ilk Cum’a gecesidir. Allahü teâlâ bu gecede, mü’min kullarına, ragîbetler, yani ihsanlar yapar. Bu gece yapılan ibadetlere kat kat sevab verilir. Muhammed aleyhisselâm’ın nuru ise Hz. Âmine’ye Cemâz-il-âhır ayında intikâl etmiştir. Cahiliyye devrinde ve İslâmiyetin ilk yıllarında, Arapların harbi harâm saydıkları aylarda, harb etmek istedikleri zaman ayların ismini ve sırasını değiştirmeleri, yani Cemâz-il-âhır ayına o sene Receb demeleri, Recep ayını bir ay ileri almaları, sebebiyle, halk içinde bu yanlışlık yayılmışsa da dinen ve ilmen bir kıymeti yoktur. Peygamberimizin (s.a.v.) nurunun Âmine validemize intikali şimdiki Cemâz-il-âhır ayındadır. Regâib gecesinde değildir. Hz. Âmine’nin, Muhammed aleyhisselâma hamile olduğu sırada Kureyş kabilesinde büyük bir darlık, kıtlık ve pahalılık olup, çok sıkıntı içerisinde idiler. Muhammed aleyhisselâmın ana rahmine düşmesiyle birlikte, onun hürmetine Allahü teâlâ Kureyş kabilesinin bağ ve bahçelerine, mahsullerine öyle bereket verdi ki, hepsi zengin oldular. Araplar o seneye (Senet-ül-feth ve’l ibtihâc) yani sevinç ve bolluk yılı dediler. Hz. Âmine hamile iken kocası Abdullah ticâret için Şam’a gitmişti. Dönüşünde hastalanıp Medine’ye geldiği sırada dayılarının yanında onsekiz yaşında iken vefât etti. Bu haber Mekke’de duyulunca çok büyük bir üzüntüye sebep oldu. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Abbas (r.a.) şöyle bildirmiştir: “Peygamberimizin (s.a.v.) babası Abdullah, oğlu doğmadan önce vefât edince melekler, (Ey Rabbimiz, Resûlün yetim kaldı) dediler. Allahü teâlâ; Onun koruyucusu ve yardımcısı benim, buyurdu.” Muhammed aleyhisselâmın doğmasına iki ay kadar zaman varken Fil vak’ası meydana geldi, insanların her taraftan akın akın gelip Kâ’beyi ziyâret etmesine engel olmak isteyen Yemen valisi Ebrehe, -3-

Bizans İmparatorunun da yardımı ile San’a da büyük bir kilise yaptırdı. İnsanların bu kiliseyi ziyâret etmelerini istedi. Araplar ise eskiden beri Kâ’beyi ziyâret etmekte olup, Ebrehe’nin yaptırdığı kiliseye hiç itibar etmediler. Hatta hakaret gözüyle baktılar, içlerinden biri de o kiliseyi kirletti. Bu hâdiseye kızan Ebrehe, Kâ’beyi yıkmaya karar verdi ve bu maksatla büyük bir ordu hazırlayıp Mekke üzerine yürüdü. Ebrehe’nin ordusu Mekke’ye yaklaşınca, Kureyşin mallarını yağma etmeye başladı. Abdülmuttalib’e ait ikiyüz deveye de el koymuşlardı. Abdülmuttalib, Ebrehe’ye gidip develerini istedi. Ebrehe ben sizin mukaddes Kâ’benizi yıkmaya geldim. Sen onu korumak istemiyorsun da develerini mi istiyorsun? dedi. Abdülmuttalib; “Ben develerin sahibiyim. Kâ’benin sahibi Allah’tır. Onu O korur” dedi. Ebrehe bana karşı onu koruyacak yoktur dedi ve Abdülmuttalib’e develerini verip gönderdi. Sonra Kâ’beyi yıkmak için ordusunu harekete geçirdi. Ebrehe’nin ordusunun önünde yürütülen ve böylece zafere kavuşulacağına inanılan (Mahmut) adında bir fil vardı. Ebrehe, Kâ’beye saldırmaya başlayınca bu fil yere çöküp asla yürümedi. Yönü Yemen’e çevrilince koşarak geri dönüyordu. Böylece Mekke’ye yaklaşıp hücum etmek istediği halde hücum edemeyen Ebrehe’nin ordusu üzerine Allahü teâlâ Ebâbil (Dağ Kırlangıcı) denilen kuşlardan bir sürü gönderdi. Ebâbil kuşlarının her biri, biri ağzında ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde üçer taş taşıyorlardı. Bu taşları Ebrehe’nin ordusu üzerine bıraktılar. Taşlar başlarından girip altlarından çıkıyordu. Taş isabet eden her asker, anında yere düşüp ölüyordu. Ebrehe kaçmak istedi. Taşlardan ona da isabet edip, kaçtıkça etleri parça parça dökülerek öldü. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Fil sûresinde bildirilmektedir. Böylece Kureyş kabilesi doğmak üzere olan Muhammed aleyhisselâmın hürmetine büyük bir düşmanın şerrinden kurtulmuştur. Muhammed aleyhisselâmın geleceği Adem aleyhisselâmdan itibaren her peygambere ve ümmetlerine müjdelene gelmiş ve doğması yaklaşınca birçok haberler ve müjdeler verilmiştir. Çeşitli hadîseler meydana gelmiştir. DOĞUMU Muhammed aleyhisselâm Hicret’ten 53 sene evvel Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Hâşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, miladî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan Alem nûr ile doldu. Kâinatın serveri, Mahbûb-ı Rabbilâlemîn (Allahın sevgilisi) Muhammed aleyhisselâm doğmuştu. Peygamber efendimizin (s.a.v.) doğduğu geceye “Mevlid Gecesi” denir. Mevlid doğum zamanı demektir. Bu gece Kadir Gecesi’nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gecede O, doğduğu için sevinenler affolunur. Bu gece Peygamberimizin (s.a.v.) doğduğu sırada görülen halleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevabtır. Peygamberimiz (s.a.v.) kendi de anlatırdı. Eshâb-ı kirâm da bu gece bir yere toplanırlar, okurlar ve anlatırlardı. Dünyanın her tarafındaki müslümanlar, her sene bu geceyi, Mevlid kandili olarak kutlamaktadır. Her yerde Mevlid kasîdeleri okunarak Resûlullah (s.a.v.) hatırlanılmaktadır. Her Peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştı. Bugün de, müslümanların bayramıdır. Neş’e ve sevinç günüdür. Peygamberimizin (s.a.v.) doğmasını annesi Hz. Âmine şöyle anlatıyor: (Doğum anı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bende korku ve ürperti kalmadı. O anda çok susamıştım. Hararetten yanıyordum. Yanımda süt gibi beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, evim o kadar nûrlandı ki, o nurdan başka birşey görmüyordum. O sırada çok hatunlar gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hatunlar, Abdi Menâf kabilesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökden yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm. Dediler ki, Onu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuşlar peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Bütün yer yüzünü doğudan batıya kadar gördüm. Üç alem (bayrak) dikilmişti. Onların biri maşrıkta (doğuda), biri magribte (batıda) biri de Kâ’benin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Muhammed (s.a.v.) doğar doğmaz, mübârek başını secdeye koydu ve şehâdet parmağını kaldırdı ve âniden gökden bir parça beyaz bulut indi, onu kapladı. Bir ses işittim: (Ona magribden maşrıka kadar her yeri gezdirin. Tâ ki, cümle Alem onu ismiyle cismiyle ve sıfatıyla görsünler) diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammedi (s.a.v.) bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada üç kişi gördüm ki, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. Muhammed’i (s.a.v.) o leğenin içine koydular. Mübârek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübârek başına güzel koku sürdüler, mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.) Muhammed aleyhisselâmın doğduğu sırada Hz. Âmine’nin yanında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa hatun, Osman bin Ebül-Âs’ın annesi Fâtıma hatun ve Peygamberimizin halası Safiye hatun vardı. -4-

Bunlar da gördükleri nuru ve diğer hadîseleri haber verdiler. Şifa hatun şöyle anlatıyor: (Ben, o gece Âmine’nin yanında yardımcı olarak bulunuyordum. Muhammed aleyhisselâm doğar doğmaz düâ ve niyaz ettiğini işittim. Gâibden (Yerhamüke Rabbüke) diye söylendi. Sonra bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü...) Bundan başka bir çok hadîseye şahit olan Şifa hatun: (Ne zaman ki, ona peygamberliği bildirildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân edenlerden biri de ben oldum.) demiştir. Safiye hatun da şöyle anlatmıştır: (Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada her tarafı bir nûr kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübârek başını kaldırıp açık bir dil ile (Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah) dedi. O’nu yıkamak istediğimde biz onu yıkanmış olarak gönderdik denildi. Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş olarak görüldü. O’nu kundağa sarmak istediğimde sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle birşeyler söylüyordu, kulağımı mübârek ağzına yaklaştırdım “Ümmetî, Ümmetî” (Ümmetim, ümmetim) diyordu. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, Muhammedin (s.a.v.) doğduğu sırada Kâ’bede Allah’a yalvarıp duâ etmekte iken müjde verdiler. Muhammed aleyhisselâmın doğduğu günde bir çok hâdiseler gören Abdülmuttalib böyle bir müjdeyi alınca çok sevinip onu görmeye gitti ve (Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır) dedi. Abdülmuttalib torununu görmeye Âmine’nin evine gitti. Hz. Âmine olan hadîseleri anlattı. Üç gün kimsenin göremeyeceğini söyleyince Abdülmuttalib çok ısrar etti. Onun üzerine Âmine validemiz, falan yerdedir dedi. Abdülmuttalib gitti. Fakat evin önünde yalın kılıç bekleyen bir zat gördü. İçeri girmek isteyince, Abdülmuttalib’in üzerine yürüdü. Abdülmuttalibe “Geri dön hiç bir kimse üç günden önce göremez. Zira bütün melekler onu ziyâret edecek. Bu ise üç gün sürer” dedi. Abdülmuttalib bu hâli Kureyşe anlatmak istedi. Fakat dili tutuldu ve yedi gün hiç bir şey konuşamadı. Abdülmuttalib böylesine büyük bir mutluluğu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifade etmesi için bıraktı. Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere “MUHAMMED” ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere: (Allah’ın ve insanların onu methetmelerini, övmelerini istediğim için) cevabını verdi. Annesi de O’na “AHMED” ismini koydu. Muhammed aleyhisselâm doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyâya teşrif etmesine alâmet olarak birçok hadîseler meydana gelmiştir. O zamanın meşhûr kimseleri daha Peygamberimiz (s.a.v.), doğmadan önce rüyalar görmüşlerdi. Bu rüyalarını kâhinlere ve zamanın meşhûr âlimlerine tâbir ettirdiklerinde hepsi de bu rüyalarının Muhammed aleyhisselâmın geleceğini gösterdiğini söylemişlerdir. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatmıştır: (Bir defasında uykuya dalmıştım. Bir rüya gördüm ve büyük ürpertiyle uyandım. Hemen bir kâhine gidip, rüyamı anlatıp, ta’bir ettirmek istedim. Yüzüme bakıp, ey Kureyşin reisi sana ne oldu. Yüzünde bambaşka bir hâl görülüyor. Yoksa mühim bir hadîse mi seni sarstı, dedi. Evet henüz hiç kimseye anlatmadığım dehşetli bir rüya gördüm, dedim. Sonra yanına oturup anlatmaya başladım. Bu gece uyurken bir rüya gördüm. Şöyle ki, çok büyük bir ağaç bir ucu semaya yükselmiş dalları doğuya ve batıya yayılmıştı. O ağaçtan öyle bir nûr saçılıyordu ki güneş yanında çok hafif kalır. Ba'zan gözüküyor, ba’zan gözden kayboluyordu. İnsanlar ona yönelmişti. Her an nuru artıyordu. Kureyş kabilesinden bir kısmı o ağacın dallarına tutunuyor, diğer bir kısmı da ağacı kesmeye çalışıyordu. Bir genç de onu kesmek isteyenlere mâni oluyordu. Öyle güzel yüzlü idi ki, şimdiye kadar öylesini görmedim. Üzerinden de etrafa hoş kokular yayılıyordu. Ben de o ağacın bir dalına tutunmak için elimi uzattım, fakat ulaşamadım, dedim. Ben rüyamı anlatıp bitirince kâhinin yüzü değişti. Benzi sarardı. Sonra dedi ki: Ondan senin nasîbin yok! Kimin nasîbi var? dedim. O ağacın dalına tutunur gördüklerin dedi. Senin sulbünden bir peygamber gelecek her tarafa mâlik olacak. İnsanlar Onun dinine girecekler dedi. Sonra yanımda bulunan oğlum Ebû Tâlib’e dönüp bu herhalde onun amcası olacak dedi. Ebû Tâlib bu hadîseyi, Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirilince, “İşte o ağaç Ebul Kâsım, el-Emin Muhammed (s.a.v.)” diye anlatırdı... Muhammed aleyhisselâmın dünyâya geldiği gece bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi âlimleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu anlamışlardır. Eshâb-ı kirâmdan Hassan bin Sâbit (r.a.) anlatır. Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahudinin biri hey yahudiler! diye çığlık atarak koşuyordu, Yahudiler ne var, ne yırtınıyorsun diyerek yanına toplanınca şöyle bağırıyordu: (Haberiniz olsun Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyâya geldi...) Muhammed aleyhisselâm doğduğu gece Kâ’be’de bulunan putlar yüzüstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: “Kureyşden bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına vardıklarında putu yüzüstü vere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defa tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: (Bir kimse doğdu. Yer yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa -5-

hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi.) Bu hadîse tam Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu. Medayin şehrindeki İran Kisrâsının sarayının ondört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anlamışlardı. Yine o gece Mecûsîlerin (ateşe tapanların) bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi. O ateşin söndüğü târihi not ettiler, Kisrânın sarayından burçların yıkıldığı geceye isabet ediyordu. O zaman insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi. Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave nehri vadisi o gece su ile dolup taşarak akmaya başladı. Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceden itibaren şeytan artık Kureyş kâhinlerine hadîselerden haber veremez oldu. Kehânet sona erdi... Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gece ve daha sonra o zamana kadar görülmemiş bu hadîselerden başka birçok hadîseler vuku bulmuş olup, son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın doğduğuna işaret olmuştur. İSİMLERİ VE KÜNYELERİ Peygamberimizin (s.a.v.) en çok söylenilen ismi (MUHAMMED)’dir. Bu isim, Kur’ân-ı kerîmde Âl-i İmrân sûresi 144. âyette, Ahzab sûresi 40. âyette, Fetih sûresi 29. âyette, Muhammed sûresi 22. âyetinde olmak üzere dört defa geçmektedir. Saf sûresi 6. âyette ise Hz. Îsâ’nın ümmetine Ahmed ismiyle haber vermiş olduğu bildirilmektedir. Kur’ân-ı kerîmde (Muhammed) ve (Ahmed) isminden başka, Resûl, Nebî, Şâhid, Beşîr, Nezîr, Mübeşşir, Münzir, Dâî ilallah, Sırac-ı münir, Rauf, Rahim, Musaddık, Müzekkir, Müdessir, Abdullah, Kerîm, Hak, Mübin, Nûr, Hatemün-Nebîyyîn, Rahmet, Ni’met, Hâdi, Tâhâ, Yâsin... diye anılmıştır. Bundan başka yine bir kısmı Kur’ân-ı kerîmde ve bir kısmı da hadîs-i şerîflerde, bir kısmı da daha önceki peygamberlere gönderilen mukaddes kitaplarda geçmiştir. Daha önceki peygamberlere indirilmiş olan kitaplarda geçen isimlerinin çoğu, sıfat olup, mecazen isim sayılan kelimelerdendir. Bunlardan bazıları da şöyledir: Dahûk, Hamyata, Ahid, Baraklit, Mazmaz, Müşaffah, Münhamennâ, Muhtar, Rûhul-Hak, Mukîmüssünneh, Mukaddes, Hırz-ul-Ümmiyyîn, Mâlum... Peygamberimizin ismi İncil’de “Ahmed” (Baraklit). Tevrat’ta ise “Münhamennâ” olarak geçmiş olup, Süryanicede (Muhammed) ismi karşılığıdır. İncil’de Peygamberimizin geleceği müjdelenip (Paraclete) kelimesiyle de ifade edilmiştir ki, Ahmed ve Muhammed manasınadır. İncil tahrip edilince bu kelimeler de kasden değiştirilmiştir. Peygamberimizin (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde ise Mâhi, Haşir, Âkıb, Mukaffi, Nebîyyür-Rahme, Nebîyyüt-Tevbe, Nebîyy-ül-Melâhim, Kattâl, Mütevekkil, Fâtih, Hâtem, Mustafa, Ümmî, Kusem (Her hayrı kendinde toplayan) isimleri geçmektedir. Bir hadîs-i şerîfde Peygamberimiz (s.a.v.) “Bana mahsus beş isim vardır “Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im, Ben Mâhi’yim ki, Allah benimle küfrü yok eder. Ben, Hâşirim ki halk, kıyâmet günü benim izimce haşr olunacaktır. Ben, Âkıb’im ki benden sonra peygamber yoktur.” buyurdu. Peygamberimize (s.a.v.) Muhammed ve Ahmed ismi annesinin hamile iken gördüğü bir rüyada (Sen insanların en hayırlısına, bu ümmetin Efendisine hamilesin! Doğunca ona Muhammed, Ahmed ismini koy!) denildi. Dedesi Abdülmuttalib ve annesi tarafından bu isimler konuldu. Dedesine de rüyasında böyle bildirilmişti. Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Hatice’den doğan ve küçük yaşta vefât eden oğlu Kâsım’dan dolayı kendisine Ebû’I Kâsım künyesi verilmiştir. Yine peygamberliğinden önce ondaki doğruluk, itimat, emin, güvenilir olması gibi sayılamayacak kadar üstün meziyetlerinden dolayı Kureyş kabilesi ona “El-Emin” ismini vermişlerdir. Kur’ân-ı kerîmde Ahzab sûresi 56. âyetinde: “Gerçekten Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler (Şeref ve şanını yüceltirler). Ey îmân edenler! Siz de ona salât edin (Allahümme salli alâ Muhammed, deyin) ve gönülden teslim olun.” buyurulmaktadır. Peygamberimizin (s.a.v.) ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken ona salevât getirmek hürmete ve sevab kazanmaya sebep olmaktadır. Salevât getirmek “Aleyhisselâm”, “Sallallahü aleyhi ve sellem”, “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed”, “Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Resûlallah”, “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm.” “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmâîn.”, “Aleyhissalâtü vesselamü vettehiyye”, “Aleyhi ve alâ cemî’i minessalavâti etemmühâ ve -6-

minnettehiyyâti eymenühâ.” gibi duâları söylemekle olur. Bunlardan başka salevât getirmek için okunacak duâlar “Delâil ü hayrat” ve “Câliyet-ül-ekdâr” kitaplarında bildirilmektedir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Vefâtımdan sonra, kim bana salât ü selâm gönderirse, Cebrâil aleyhisselâm bana der ki: - Yâ Resûlallah, ümmetinden falan kimsenin sana selâmı var! Cevap olarak derim ki: - Benden de ona selâm olsun! Allahü teâlânın rahmet ve bereketi onun üzerine olsun!” Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Cebrâil aleyhisselâm gelip: “Zelîl olsun, yanında Hazret-i Nebîyyi ekremin ism-i şerîfi söylendiğinde salevât getirmeyen, zelîl olsun!” dedi. Ben de âmin dedim.” “Bir kimse yazdığı bir şeyde, bana da salevât yazarsa, benim ismim o kitapta (yazılan yerde) kaldığı müddetçe, melekler onun için istiğfâr ederler.” İstiğfâr, günahların bağışlanmasını Allahü teâlâdan istemektir. “Yer yüzünde dolaşan (seyahat eden) melekler, ümmetimin selâmını tebliğ ederler.” “Ümmetimin salevâtı bana hediyedir. Benim ümmetime hediyem kıyâmet günü onlara şefâatimdir.” ÇOCUKLUĞU Peygamberimiz (s.a.v.) doğduktan sonra üç gün kadar annesi Hz. Âmine tarafından emzirildi. Sonra da Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe Hatun bir müddet emzirdi. O zaman Mekke halkının çocuklarını bir süt annesine vermeleri âdetti. Mekke’nin havası çok sıcak olduğundan, çocukları havası iyi, suyu tatlı olan civar yerlerdeki yaylalara gönderirler, çocuklar bir müddet oralarda, verildikleri süt annelerinin yanında kalırdı. Her sene bu maksatla Mekke’ye birçok süt anaları gelir, birer çocuk alıp giderlerdi. Çocukları büyütüp teslim edince de çok ücret ve hediyeler alırlardı. Peygamberimizin (s.a.v.) doğduğu sene de yaylalarda yaşayan Benî Sa’d kabilesinden bir çok süt analar Mekke’ye geldi. Her biri emzirmek üzere birer çocuk almıştı. Benî Sa’d kabilesi Mekke civarındaki kabileler arasında şerefte, cömertlikte, mertlik ve tevâzuda ve Arapçayı düzgün konuşmakta meşhûrdu. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri çocuklarını daha çok bu kabileye vermek isterlerdi. O sene Beni Sa’d kabilesinin yurdunda şiddetli bir kuraklık ve kıtlık olmuştu. Bu sebeble ücretle çocuk emzirip sıkıntılarını gidermek üzere her senekinden daha çok süt annesi Mekke’ye gelmişti. Bilhassa zengin ailelerin çocuklarını alıyorlardı. Gelen kadınların her biri birer çocuk almışlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) yetim olduğu için fazla ücret alamama düşüncesiyle, ona talip olan çıkmamıştı. Gelen kadınlar içinde iffeti, temizliği, hilmi (yumuşaklık), hayası ve güzel ahlakıyla tanınmış Halime hatun adında bir kadın vardı. Binek hayvanları zayıf olduğu için diğerlerinden daha sonra Mekke’ye ulaşmışlardı. Kocası ile Mekke’de dolaşarak zengin ailelerin çocuklarının alınmış olduğunu görünce eli boş dönmemek için bir çocuk arıyorlardı. Nihayet görünüşü ile hürmet celbeden ve siması çok sevimli olan bir zat ile karşılaştılar, Bu zat Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib idi. Onunla torununu almak üzere anlaştılar; Abdülmuttalib, Halime hatunu Hz. Âmine’nin evine götürdü. Halime hatun şöyle anlatır: (Çocuğun başucuna vardığımda yünden beyaz bir kundağa sarılı, yeşil ipekten bir örtünün üstünde mışıl mışıl uyuyordu. Etrafa misk kokusu yayılıyordu. Hayret içinde kalıp bir anda ona öylesine ısındım ki, uyandırmaya bile gönlüm râzı olmadı. Elimi göğsüne koydum, uyandı ve bana bakıp öyle bir tebessüm etti ki, kendimden geçtim. Annesi böylesine güzel ve mübârek çocuğu bana vermez korkusuyla derhal yüzünü örtüp kucağıma aldım. Sağ mememi verdim emmeğe başladı. Sol mememi verdim emmedi. Abdülmuttalib, bana dedi ki: (Sana müjdeler olsun ki, hanımlar içinde senin gibi nimete kavuşan olmadı.) Âmine hatun da bana çocuğunu verdikten sonra; (Ey Halime, üç gün evvel bir nida işittim ki, “Senin oğluna süt verecek kadın Beni Sa’d kabilesinden Ebî Zeybe soyundandır) diyordu. Ben`de dedim ki; Ben, Benî Sa’d kabilesindenim ve babamın künyesi Ebî Zeybe’dir.) Halime hatun yine şöyle anlatmıştır: Âmine hatun bana daha nice vak’aları anlattı ve vasiyette bulundu. Ben de Mekke’ye gelmeden önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda bana, (Ey Halime, Mekke’ye var, orada çok faydalanırsın. Sana bir nur, arkadaş olur. Bu rüyayı henüz kimseye anlatma, gizle!) denildi. Mekke’ye gelirken de sağımdan solumdan sesler duyardım ve bana gaibden (Sana müjdeler olsun ey Halime, o parlak nuru emzirmek sana nasîb olacak) diye seslenildi. Halime hatun şahit olduğu daha nice hadîseleri anlatmıştır. Hâlime hatun der ki: (Muhammed’i (s.a.v.) alıp Hz. Âmine’nin evinden ayrıldım. Kocamın yanına gelince kocam onun yüzüne bakıp kendinden geçti: (Ey Halime bu güne kadar böyle güzel yüz görmedim) dedi. Onu yanımıza alır almaz kavuştuğumuz bereketleri görünce de, (Ey Halime bilmiş ol ki, sen çok mübârek bir çocuk almışsın) dedi. Halime de (Vallahi, ben de zaten böyle dilerdim) dedi. -7-

Halime hatun, kocası ile birlikte Muhammed aleyhisselâmı büyütmek üzere Mekke’den alıp yola çıktıkları andan itibaren onun bereketine kavuşmaya başladılar. Çelimsiz ve hızlı gidemeyen merkebleri öylesine hızlı yürüyordu ki, beraber geldikleri kafile onlardan önce yola çıkıp çok uzaklaşmış olmasına rağmen kafileye yetişip onları geçip gitmişti. Benî Sa’d yurduna vardıktan sonra görülmemiş bir bolluğa ve berekete kavuştular. Sütü az olan hayvanları bol bol süt veriyor. Bunu gören komşuları hayret edip, bunun emzirmek için aldıkları çocuk sebebiyle olduğunu açıkça anlamışlardı. Kuraklık sebebiyle çok sıkıntıya düşünce yağmur duâsına çıktılar. Onu yanlarında götürüp duâ ederek onun hürmetine bol yağmura ve berekete kavuştular. Peygamberimiz (s.a.v.) süt annesi Halime hatunun sağ memesini emer, sol memesini emmezdi. Onu da süt kardeşi emerdi. İki aylık iken emekledi. Üç aylık olunca ayakta durur, dört aylık iken duvara tutunarak yürürdü. Beş aylık iken yürüdü, altı aylık iken çabuk yürümeye başladı. Yedi aylık iken her tarafa gider oldu. Sekiz aylık iken anlaşılacak şekilde, dokuz aylık iken gayet açık konuşmaya başladı. On aylık iken ok atmaya başladı. Halime hatun şöyle anlatmıştır: (İlk konuşmaya başladığında “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber. Velhamdülillahi rabbil âlemin” dedi. O günden sonra (Bismillah) demeden hiç bir şeye elini uzatmazdı. Sol eliyle bir şey tutmazdı. Gece gündüz belli zamanlarda bevl ederdi. Yürümeye başladığında çocukların oynadıkları yerden uzak dururdu ve onlara (Biz, bunun için yaratılmadık) derdi. Her gün O’nu güneş ışığı gibi bir nûr kaplar ve yine açılırdı. İki yaşına girdiğinde gelişmiş gösterişli bir çocuk olmuştu. Üzerinde beyaz bir bulut daima onunla birlikte hareket eder, onu gölgelerdi. Bir gün Halime hatun farkında olmadan süt kardeşi Şeyma ile öğlenin yakıcı sıcağında kuzuların yanına gitmişti. Halime hatun, onu yanında göremeyince hemen arayıp buldu. Şeyma’ya niçin sıcakta dışarı çıktınız? dedi. Şeyma, anneciğim! Kardeşimin başı üzerinde bir bulut onu daima gölgeliyor, dedi. Süt kardeşleri ve hiç kimse ondan asla incinmemiştir. Halime hatun şöyle anlatmıştır: (Muhammed (s.a.v.) iki yaşına girince onu sütten kestim. Sonra Onu annesi Âmine hatuna vermek üzere kocamla Mekke’ye gittik. Fakat Onun öyle bereketlerine kavuştuk ki, ondan ayrılmak, mübârek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu. Onun hallerini annesine anlattım. Âmine hatun, “Benim oğlumun büyük şanı vardır” dedi. Ben: “Vallahi, bundan daha mübârek bir kimse görmedim.” dedim. Sonra, Âmine hatuna, bir çok bahaneler söyleyerek biraz daha yanımızda kalmasını istedim. Nihayet biraz daha yanımızda kalması için izin aldım. Tekrar yanımıza alıp kabilemize döndük. Onun bereketiyle malımız mülkümüz ve şanımız arttı. Her işimizde nimetlere kavuştuk.) Bir gün süt kardeşi Abdullah ile evlerinin yakınında bulunan kuzuların arasına gitmişlerdi. Süt kardeşi koşarak eve gelip, “Beyaz elbiseli iki kişi, Kureyşli kardeşimi yere yatırıp karnını yardılar, ellerini karnına soktular!” dedi. Halime hatun ile kocası Hâris, hemen süratle koşup yanına geldiler. Baktılar ki, rengi değişmiş, semaya bakıyor ve tebessüm ediyor. Sana ne oldu yavrucuğum? diye sorduklarında şöyle anlattı: (Yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi kar dolu bir tas vardı. Beni tutup, göğsümü yardılar. Kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan pıhtısı çıkardılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler ve kapatıp kayboldular), dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) üç yaşında iken olan bu hadîseye (Şakk-ı sadır=göğsünün yarılması) denir. (Bu husus Kur’ân-ı kerîmde inşirah sûresinin birinci âyetinde bildirilmektedir). Muhammed aleyhisselâma peygamberliği bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâmdan bazıları: Yâ Resûlallah, bize kendinizden bahseder misiniz? deyince “Ben ceddim İbrâhîm’in duâsıyım. Kardeşim Îsâ’nın müjdesiyim! Annemin ise rü’yâsıyım. O bana hamile iken Şam saraylarını aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştü... Ben Sa’d bin Bekroğulları yanında emzirilip büyütüldüm. Bir gün süt kardeşim ile birlikte evimizin arkasında kuzuları otlatıyorduk. O sırada yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi karla dolu bir altın tas vardı. Beni tuttular, göğsümü yardılar, kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan parçası çıkarıp bir yana attılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler.” buyurdu. Halime hatun, dört yaşından sonra O’nu Mekke’ye götürüp annesine verdi. Dedesi Abdülmuttalib, Halime hatuna çok büyük hediyeler verip ihsanda bulundu. Halime hatun onu Mekke’ye bırakınca sanki canım ve gönlüm de onunla birlikte kaldı demiştir. Muhammed aleyhisselâm altı yaşına kadar da annesinin yanında büyüdü. Altı yaşında iken annesi Ümmî Eymen adındaki cariye ile birlikte akrabalarını ve babası Abdullah’ın mezarını ziyâret etmek için Medine’ye gittiler. Medine’de bir ay kaldılar. Bu sırada Muhammed aleyhisselâm Beni Neccar kuyusu denilen havuzda yüzmeyi öğrendi. Bu sırada Medine’deki bir yahudi bilgin ondaki nübüvvet alâmetlerini gürdü. Yanına yaklaşıp ismini sordu. “Ahmed”dir deyince, yahudi bilgin (Bu çocuk âhır zaman Peygamberi olacaktır!) diye bağırdı. Gene orada diğer yahudi âlimlerinden bazıları da ondaki peygamberlik alâmetini görmüşler ve peygamber olacağını anlamışlardır. Bunu birbirleriyle konuşup anlatmışlardır. Onların bu sözlerini duyan Ümmî Eymen durumu Hz. Âmine’ye haber verince, Hz. Âmine ona bir zarar gelmesinden çekinerek onu alıp, Mekke’ye dönmek üzere yola çıktı. Ebvâ denilen yere geldiklerinde Hz. -8-

bu çocuk hakkı için. Yani mü’min idiler. haksızlığa engel olur. Mekke’de vuku bulan ku-9- . Bu çocuk senin neslinden midir?” dedi.a. Kendisine yemek yedirmek istediğimizde “İstemem tokum” derdi. ölür yaşayan. saygı gösterilen ve sözü dinlenilen bir zat idi. şöyledir!” diyerek birer birer saymağa başladı. Abdülmuttalib. saçlarının taranmış olduğunu görürlerdi. var mı genç kalan.Âmine hastalandı. Geride bıraktım hayırlı evlât. Duâsı kabul olundu ve bol yağmur yağdı. Sabahları uyandığında yüzünün pırıl pırıl parladığını. söylediklerini ve böylece bu ümmetten de olduklarını bildirmişlerdir. bir yere gitmez ve (Sen çok hayırlısın. yemeğin en iyisini ve en lezzetlisini O’na yedirir ve O gelmeden sofraya oturmazdı. Fakîrleri doyurur. Ebû Tâlib’in fazla malı yoktu ve ailesi de kalabalıktı. Abdülmuttalib vefâtı yaklaşınca oğullarını toplayıp Peygamberimize (s. Muhammed aleyhisselâmı yanına alıp. Necranlı bir rahib yanına gelip onunla konuşmaya başlamıştı.v. (Onun çocukluğunda ne açlıktan.a. Bunun üzerine Abdülmuttaliboğullarına: (Kardeşinizin oğlu hakkında söylenileni işitin de. O budur. Bir defasında. Dedesi Abdülmuttalib Mekke’de sevilen ve çeşitli işleri idare eden bir zat olup. Kötülüklerden sakınan. Hz. O’na iyi bakmasını önemle tenbih eder (Oğluma iyi bak! Ehl-i kitab.a. sabırlı. O’nu iyi koruyun!) dedi.a.) dedesi Abdülmuttalib oğlu Ebû Tâlib’e bıraktı ve O’na iyi bakmasını önemle vasiyet etti. Peygamberimizin (s. ayaklarına baktı ve heyecanla: “İşte. Başında duran oğlu Muhammed aleyhisselâma bakarak şu beyitleri söyledi: Eskir yeni olan. Hastalığı artıp sık sık kendinden geçiyordu. önce onun başlamasını isterdi. Muhammed aleyhisselâmı bağrına basıp gece gündüz yanından ayırmadı. Tükenir çok olan. Ümmî Eymen. oğlumun oğludur. Necranlı rahib: “Biz kitaplarda okuduğumuza göre O’nun babasının sağ olmaması lâzım!” dedi.) (Yavrum. Bir ara “Biz İsmâiloğullarından en son gelecek olan peygamberin sıfatlarının kitaplarda yazılı olduğunu okuduk. Abdülmuttalib oğlumdur! deyince. oraya gelen misafirleri ağırlardı.v. gördüğü bir rüya üzerine Muhammed aleyhisselâmın elinden tutup Ebû Kubeys dağına çıkıp. bu amcalarından hangisinin yanında kalmak istersin) deyince. koşup amcası Ebû Tâlib’in kucağına oturdu. bir gün Kâ’be’nin yanında otururken. ondan başkasının yanına girmesine müsaade etmezdi. Benim nâmım kalır daim dillerde. Ben de öleceğim. O’nun yanında kalmak istediğini söyledi. Kelime-i şehâdeti işittiklerini. Peygamberimiz yanlarına gelmişti. O’nu dikkatle seyretmeye başladı. benim oğlum hakkında.v. Bu sırada. Senin sevgin yaşar hep gönüllerde. ne de susuzluktan şikâyet ettiğini görmedim. Abdülmuttalib (O. Bazen de ona ayrı sofra kurdururdu. (Allahım. rahib “Şimdi doğru söyledin” dedi.) dadısı Ümmî Eymen’e. hatta aç. mert ve cömert idi. sırtına. Bundan sonra da vefât etti. sevilen. O’nun hakkında nice rüyalar görüp bir çok hadîselere şahit oldu. O zamanki şairler bu hadîseyi şiirler yazarak dile getirmişlerdir. O zaman Mekke’de Ebû Tâlib de babası Abdülmuttalib gibi Kureyş’in ileri gelenlerinden.” Abdülmuttalib uyurken ve odasında yalnızken. çok mübâreksin!) derdi. bir kaç gün süren yolculuktan sonra Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib’in yanına bıraktı. tek farkım şudur: Seni ben doğurdum. annesi hamile iken ölmüştü) deyince. Babası daha O doğmadan. cahiliyye devrinin çirkin âdetlerinden uzak duran bir zat idi. Gözümü kapadım. Abdülmuttalib.) büyük bir sevgi ve şefkat gösterdi. okşar. bu ümmetin peygamberi olacak diyorlar) dedi. sözlerinden ve hareketlerinden son derece hoşlanırdı. Âmine vefât ettiğinde yirmi yaşında idi.v. Muhammed aleyhisselâmın babası ve annesi İbrâhîm aleyhisselâmın dininde idi. Kâ’be’nin gölgesinde kendisine mahsus olan minderinde onunla beraber oturur. O da Peygamberimize (s. Onu daimâ öper. mâni olmak isteyenlere (Bırakın oğlumu. Ramazan ayında Hira dağında inzivaya çekilmeyi âdet edinmişti. şerefim budur. O’nun şanı yücedir!) derdi. içim pek rahat. Sofrada onu yanına alır dizine oturtur. susuz kalan hayvanlara bile yiyecek verirdi. Burası (Mekke) O’nun doğum yeridir. Muhammed aleyhisselâm sekiz yaşına kadar da dedesinin yanında büyüdü. Ümmî Eymen demiştir ki. Çocukları seven ve şefkat sahibi olan Abdülmuttalib. Necranlı rahib. Peygamberimizi (s. Sıfatları şöyle. onların İbrâhîm aleyhisselâmın dininde olduklarını ve Muhammed aleyhisselâm’a Peygamberliği bildirildikten sonra da onun ümmetinden olmaları için diriltilip. Allah’a ve ahirete inanırdı. bizi bereketli bir yağmur ile sevindir!) diyerek duâ etti. Mekke’de zulme. Biraz sonra vefât etti. Mekke’de kuraklık ve kıtlık olmuştu. İslâm âlimleri. Peygamberimiz sekiz yaşından sonra amcası Ebû Tâlib’in yanında kalmaya başladı ve O’nun himayesinde büyüdü. Muhammed aleyhissselâmı himayesine aldıktan sonra bolluğa ve berekete kavuştu. Orada defn edildi. O elini uzatmadan yemeğe başlamaz. yanına almadan uyumaz. heybetli. O’nu kendi çocuklarından çok sever. Ona büyük bir sevgi ve şefkat gösterirdi. Sabahleyin bir yudum zemzem içerdi. ahlâkı dürüst. Sonra da yaklaşıp gözlerine.

O’nun bereketiyle bol yağmur yağdı. dedi. mübârek bedenine bir zarar verirler. Peygamberimizin gençliği sırasında. Ömrü boyunca O’nu daima korudu ve her işinde O’na yardımcı oldu. Muhammed aleyhisselâm da cevap verdi. Bahîra’dan işittikleri şeylerden sonra. Gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz buyurdu. Çünkü o. Gözlerinden yaş boşandı. Sonra Peygamberimize (s. Babası ne oldu deyince. mübârek sırtını açtı. Bu bulut Muhammed aleyhisselâmı gölgelemekteydi. Kureyş kervanı uzaktan göründüğü sırada kervanın üstünde beyaz bir bulutun da onlarla birlikte akıp geldiğini görmüştü. Araplar koyu bir câhiliyyet devri yaşamakta olup.) Bahîra’ya putların ismiyle yemin verme.10 - . Muhammed aleyhisselâmı da. yumuşaklığı ve diğer üstün halleriyle sevilmişti. Bu sırada Yemen’e ticâret için giden amcası Zübeyr. Kervan konaklayınca da Muhammed aleyhisselâmın altına oturduğu ağacın dallarının üzerine doğru eğildiğini de görerek iyice heyecanlanmıştı. Sonra sırtını açıp nübüvvet mührünü de görünce Ebû Tâlib’e (Bu çocuk senin neslinden midir?) dedi. Ebû Tâlib bir defasında Şam’a ticâret için giderken.) dedi. Ebû Tâlib. bu çocuğun gözlerindeki kırmızılık devamlı mıdır? dedi. evet. insanlara görülmemiş bir şekilde iyi davranması.) sırtını açmasını rica etti. Ebû Tâlib. Peygamberimize (s. Peygamberimiz (s. Mekke’ye döndüklerinde O’nun bu halleri anlatıldı ve Kureyş kabilesi arasında (Bunun şanı pek yüce olacak) diye söylenmeye başlandı. evet hiç kaybolmaz dedi. Bahîra dedi ki: (Allahü teâlâ bütün peygamberlerden ve en son da Îsâ aleyhisselâmdan ümmetlerine âhir zaman peygamberinin geleceğini bildirmeleri üzerine söz almıştır) dedi..v. (Ben şehâdet ederim ki sen Allahın Resûlüsün) dedi. O senin oğlun değildir. O da öldü deyince (doğru söyledin) diyen Bahîra. Çünkü kardeşinin oğlunda büyük bir hâl vardır. Çünkü Kureyşliler geldiği halde bulut duruyordu. benim fark ettiklerimi onlar da fark ederlerse O’na bir zarar vermeğe kalkışırlar. Mallarını Busra’da ucuz fiyata satıp Mekke’ye döndü.). Bahîra nübüvvet mührünü görünce kitaplarda okuduğu mühim alâmetlerden olduğunu anladı. Nübüvvet mührünü öptü. zina.a.v. Bu seferde de nice harikulade halleri görüldü. Ebû Tâlib oğlum deyince Bahîra (Kitaplarda bu çocuğun babasının sağ olmayacağı yazılı. acele ile bir de davetçi göndererek Kureyş kervanında bulunanların hepsini yemeğe davet etti. Yemekten sonra hallerine işlerine dair bir çok sualler sordu. dokuz veya oniki yaşında bulunduğu sırada yanında götürdü. Rahib Bahîra’ya bu defa bir hâl olmuştu ve heyecanla irkilip yerinden fırlamıştı.) dönüp. (Doğru söyledin). Sonra da ısrarla şöyle dedi: (Kardeşinin oğlunu hemen memleketine geri götür. Ebû Tâlib arzusunu yerine getir deyince. ticâretinin bereketli olması için O’nu da yanında götürdü. Sakın bu çocuğu Şam’a götürme.a. daha gençliği sırasında Mekke halkı arasında diğerlerinden farklı olarak çok sevilmiştir. babası onun doğmasına yakın bir sırada öldü cevabını alan Bahîra. Bahîra daha birçok sual sorup cevap aldı. Gelir gelmez dikkatle ona bakmaya. Kuraklıktan ve kıtlıktan kurtuldular. Bahîra gelenlere dikkatle bakıp (Ey Kureyş topluluğu. Kureyş kervanı daha önceki yıllarda buradan defalarca gelip geçmesine rağmen hiç ilgilenmemişti. Bahîra gördüğü alâmetlerin ve aldığı cevapların hepsi için âhır zamanda gelecek olan peygamberin sıfatları hakkında bildiklerine tam uyduğunu gördü. Bunun hakkında çok ahd ve misak olmuştur. Ebû Tâlib misak nedir? dedi. kumar.v. GENÇLİĞİ Her bakımdan insanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm. sakinliği. Ben onlardan nefret ederim. Uyur musun. Rahib Bahîra ısrarla onun da çağrılmasını isteyince gidip çağırdılar. Her sabah manastırın damına çıkıp kafilelerin geldiği yöne bakarak merakla bir şey beklerdi. Muhammed aleyhisselâmı daha da çok sevdi. Muhammed aleyhisselâm . Bu manastırda “Bahîra” adında bir rahib kalmakta idi. incelemeye başladı. Bahîra’nın bu sözleri üzerine Şam’a gitmekten vazgeçti. Kureyş kervanında bulunanlar Muhammed aleyhisselâmı mallarının yanında beklemek üzere bırakıp rahib Bahîra’nın yanına gittiler. Mekke halkı. Önceden yahudi âlimlerinden iken sonradan hıristiyan olan bu bilgili rahibin yanında elden ele geçerek saklanan bir kitap bulunmakta ve birçok şeyler ondan sorulmakta idi. Her haliyle fazîletler ve güzellikler sahibi müstesna bir insan olarak büyümekte olan Muhammed aleyhisselâm. Bunun getireceği din bütün yeryüzüne yayılacaktır. bir kişi var dediler. Güzel ahlâkı. Bahîra. Hemen bir sofra hazırlatıp. içinizden yemeğe gelmeyen var mı?) diye sorunca. dedi. Ebû Tâlib. Bu sefer Ebû Tâlib (O benim kardeşimin oğludur.a. İnsanlar arasında fevkalade farklılığı ile herkes O’na hayran olmuştur.) dedi. onyedi yaşına girmişti. Sonra Ebû Tâlib’e. bu sefer Allah adına yemin edip sormaya başladı. Bulut gelmeyince kervanda davete gelmeyen olduğunu anladı. Ticâret kervanı uzun bir yolculuktan sonra Busra’da Hıristiyanlara mahsus bir manastırın yakınında konakladı. annesi ne oldu? dedi. Bu. içki. aralarında puta tapmak. faiz ve daha bir çok çirkin işler yaygınlaşmıştı. O’nu hasetçi yahudilerden koru! Vallahi yahudiler bu çocuğu görüp. O’nda gördükleri şaşılacak derecedeki doğru sözlülük ve güvenilirlikten dolayı da O’na “El-emin=Güvenilir” dediler ve gençliğinde bu isimle meşhûr oldu.raklık sebebiyle halk sıkıntıya düştüklerinde Ebû Tâlib O’nu Kâ’be’nin yanına götürüp duâ etti.. peygamberlerin sonuncusu olacak. putlar adına yemin verdi ve soracaklarıma cevap ver dedi.

Fakat bu iş için güvenilir bir kimse arıyordu. Bu sırada ticâret maksadıyla Mekke’ye gelen Yemenli bir tüccarın malları.a. uzun boylu ve beyazlar giyinmiş biri peyda oldu. Mekkeliler öteden beri ticâretle uğraşarak geçimlerini sağlarlardı. her senenin belli bir gününde toplanırlardı.a. Çocukluğunda ve gençliğinde kendine ait koyunları Ciyâd dağında ve civarında güderdi. birdenbire ortadan kaybolduğunu gördüler.v. Ben şöyle işittim ki.v. Gitmekten şiddetle kaçınmasına rağmen halaları büyük bir ısrarla tutup götürdüler. Bu müjdeyi duyan Hz. Muhammed aleyhisselâmın oturduğu ağacı göstererek (O ağacın altında oturan kimdir?) diye sordu. Yerli. sende çok iyi hasletler ve meziyetler var. Artık zulmün had safhaya ulaştığını dile getiren bu tip hadîseler üzerine. Ancak son peygamber olacak kimse oturacaktır) demiştir. O’nun yerine Nastura adında başka bir rahib geçmişti. Bu seferinde de Bahîra adlı rahibin bulunduğu manastırın yakınında konakladıklarında. sakın o puta el sürme! diye haykırdı. Ebû Kubeys dağına çıkıp feryad ederek hakkının alınması için kabilelerden yardım istemişti.) Amcası Ebû Tâlib’in de tavsiyesi üzerine Hz.) halası Atîke hatun önce peygamberimizle (s. Bütün Mekke halkı O’nun bu halini bilirler ve hayret ederlerdi. Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib’dir cevâbını alan Bahîra (Vallahi O. Ebû Bekir. Onların önceden kurdukları cemiyete izafeten bu isim verilmiştir. Hz. Manastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden rahib Nastura yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin . Îsâ aleyhisselâmdan sonra o ağaç altında kimse oturmadı. yabancı hiç kimseye zulüm ve haksızlık yapılmamasına. Kervanda bulunanlar yolculuk sırasında Muhammed aleyhisselâmın üzerinde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin O’nunla birlikte sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler. Busra denilen yere vardıklarında. Muhammed aleyhisselâmın genç yaşta katıldığı ve kuruluşunda da çok tesirli olduğu bu cemiyete Hılf-ul-Fudul cemiyeti denildi. Putlardan şiddetle nefret ettiği için asla yanlarına yaklaşmazdı. Zulüm son derece yaygınlaşıp mal. Bir defasında Eshâb-ı kirâma “Koyun gütmeyen hiç bir peygamber yoktur” buyurmuştu: (Yâ Resûlallah sen de güttün mü?) dediklerinde “Evet ben de güttüm” buyurdu. (Allah sana kötülük eriştirmez.a. Bu toplantılarda.v. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.” Bana: “Yâ Muhammed! Geri çekil. her kötülüklerinden dâimâ uzak dururdu. O’nu son derece sevip şanının çok yüce olacağını anlamışlardı. Muhammed aleyhisselâmı o günden sonra daha da çok sevmiştir. ticâret için ve Kâ’be’yi ziyâret maksadıyla gelen yabancılar haksızlığa ve zulme uğruyorlardı. Bu işe büyük bir memnuniyet gösteren Hz. son peygamberdir. Fakat putun yanına vardıklarında Muhammed aleyhisselâmın. Âs bin Vâil adında bir Mekkeli tarafından zorla elinden alınıp gasp edilmişti. Buvane adlı bir putun yanında kurbanlar kesip. Bu hadîse üzerine Yemenli. Hatice işitmişti. Şimdi de böyle bir meclise çağrılsam icâbet ederim. Mekke’de üstün ahlâkı ve meziyetleri ile tanınan ve Tahire (çok temiz) lakabıyla anılan Hatice hatun da ticâret için mal göndermek istiyordu. Sonra da durumu Hz. Eğer mallarımı satmak üzere götürürse ona başkalarına vereceğim ücretten daha fazlasını veririm dedi. Bir taraftan da çok bozulmuş olan cemiyetten bu münasebetle de uzak dururdu. Hatice’nin mallarını götürüp satmak üzere bu ticâret kafilesine katıldı. Söyle bakalım sen ne gördün?) dediler.” buyurdu. zulme mani olmaya ve haksızlığa uğramış olanların haklarını almaya karar verdiler ve bu maksatla bir adalet cemiyeti kurdular. Böylece geçimini sağlardı. Mekke’nin yerli halkı. O zaman Kureyş müşrikleri. Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşlarında bulunduğu sıralarda Mekke’de asayiş tamamen bozulmuştu. Mekke’de bozulmuş olan asayişi yeniden kurdu. Onlar da. Yine böyle bir günde Peygamberimizin halaları O’nu da götürmek için çok zorladılar. Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığamasından sonra. Bu cemiyet. Haşim ve Zühreoğulları ve diğer kabilelerin ileri gelenleri Abdullah bin Cedan’ın evinde toplandılar. Gördüğü birçok alâmetlerden O’nun son peygamber olacağını anlayıp söyleyen rahib Bahîra ölmüş. Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşında iken Ebû Bekir (r. Sonra O’nu benzi sararmış bir halde bulup. can ve namus emniyeti kalmamıştı. Haklarını almak için müracaat edecek bir merci de bulamıyorlardı. Bahîra. Muhammed aleyhisselâmın amcası Ebû Tâlib de ticâretle uğraşıyordu. Hatice kölesi Meysere’yi de O’nun yanına yardımcı olarak vermişti. merasim yapmak âdetleriydi. oradaki manastırın yakınında bu seferde de konaklamışlardı.onların bu bozuk hallerinden son derece nefret eder.) ile Şam’a ticârete gitti. Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında bulunduğu sıralarda Mekke’de geçim sıkıntısının iyice artması üzerine Mekkeliler Şam’a gitmek üzere büyük bir ticâret kervanı hazırlamıştı. Peygamberimizin (s. zulmü önleyip. Bu ticâret seferi üç ay sürdü. kırmızı tüylü develere (servete) sahip olmaktan daha sevimlidir.) bu iş için görüştü. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm şöyle cevap verdi: “Ben bu putun yanına yaklaştığım zaman.11 - . Daha önce Fazl adında iki kişi ve Fudayl adında biri tarafından da böyle bir cemiyet kurulmuştu. Tesiri uzun müddet devam etti. Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâma anlatıp: “Abdullah bin Cedan’ın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Ebû Bekir Bahîra’dan yiyecek birşeyler almaya gitmişti. Sana ne oldu? dediklerinde: “Bana bir fenalık gelmesinden korkuyorum” dedi. Bence o yeminleşme. develerin birden süratlenmesi gibi nice hallerini görünce.” Bu vakadan sonra da asla putların yanına yaklaşmadı ve diğer kötülüklerden de daima uzak durdu. Putlar için kesilen kurbanların etlerinden hiç yemedi.

Muhammed aleyhisselâmın soyu Hz.v. Muhammed aleyhisselâm. ilk zevcesi Hz. EVLENMESİ Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında iken ilk olarak Hz. ilmi. duyduğu ve okuduğu alâmetlerin aynını görüp.. Hz. Zeynep. Muhammed aleyhisselâm hakkında işittiklerini ve gördüklerini Hatice hatuna bir bir anlattılar.. Hatice mallarını Şam tarafına götürüp Busra’da satan Muhammed aleyhisselâmın adaletini. Hz. Muhammed aleyhisselâmı göstererek: (Îsâ aleyhisselâm’a İncil’i indiren Allah hakkı için bu zat son peygamber olacaktır. Hz. Ümmü Gülsüm. Hz. Peygamber efendimiz (s. Fâtıma Peygamberimiz (s. malı. Durumu anlayınca kasasını açıp. Kureyş kervanı ticâretini tamamlayıp Mekke’ye dönmüştü. baktıkça da hayrete düşüyordu. O zaman da samimi bir arkadaşı olan Hz. Kâsım.. Sen O’na en önce îmân eden olursun. cemâli. kızlarının en büyüğü idi. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı.a. Bu maksadla Hz. Kervanı karşıladığı sırada da Muhammed aleyhisselâmı gölgeleyen iki meleği görmüştü.a. Kureyş kabilesinin Esedoğulları kolundan kırk yaşında ve dul idi. Muhammed aleyhisselâmın bu evliliği Hz. Hatice’nin vefâtına kadar yirmibeş sene sürdü. Diğer zevcelerinden çocuğu olmadı. bu Ümmetin peygamberi olacak. Hz.a. Vallahi bu zat peygamber olacak bir kimsedir ki. bir de Muhammed aleyhisselâmın yüzüne bakıyor.a. Şimdi benden ne taleb ederse bol bol vereyim diye karar verdi. üstün ahlâkını ve hakkında duyduğu.oturmasıyla birlikte yeşermesini görerek elinde bir kitap sahifesi ile koşup geldi. 20 yaşında Hz. En küçük kızı Fâtıma babasının en sevgilisiydi. Peygamber efendimizin (s. Yüksek ahlâkı ve üstün vasıfları sebebiyle Kureyş arasında Tâhire (çok temiz). Peygamberimizi (s. Ebû Bekir’in dükkânına gitti. Rukıyye. Ebû Bekir dükkânının önünde oturuyordu. Hatice hayatta iken başkası ile hiç evlenmemişti. evlilik hayatı boyunca Muhammed aleyhisselâma daima hizmet edip yardımcısı oldu.. Fâtıma’dan başka bütün kızları da O’ndan önce vefât ettiler. Ebû Bekir ile Şam’a ve 25 yaşında iken Hz. Hatice’nin sevgisi ve itimadı daha da arttı.) diyerek hayranlığını açıklamıştır.a. Hatice’nin mallarını satmak üzere Şam’a olmak üzere dört defa seyahate çıktı.v.v. Bir elinde bulunan sahifede yazılı olanlara. Ebû Tâlib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. Erkek evlâtları küçük yaşta vefât ettikleri gibi. Peygamberliği sırasında evlendiği Hz. şerefi. Hatice’nin evinde kuruldu. Hüseyin ile devam etti. aklı. Hz. Bu zaman onun tam zamanıdır) dedi. o da hayrete düşüp: (Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki. âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfını bulmuşlardır. 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile Yemen’e. Bu hadîseden kısa bir süre sonra.) bu sırada evlenecek kadar parası ve malı yoktu. Hz. Senin zamanında ona vahiy gelir. Nikâh meclisi Hz. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. Ali ile evlenmişti. Ben zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Fâtıma ve Abdullah (Tayyib)’dır. şahit olduğu hadîseler sebebiyle onu son derece takdir etmişti. Bunlar.v.) uzaktan görünce bu gelen benim samimi dostum ve çok sevdiğim arkadaşımdır. iffet ve edebi pek fazla bir hatun idi. Bu seyahatlerinden başka hiç bir yere seyahat yapmadı. Zamanının emsalsiz bir kadını olan Hz. İslâmiyet geldikten sonra da “Hadîcet-ül-Kübra” ismiyle meşhûr olmuştu. Muhammed aleyhisselâm Busra pazarında Hatice hatunun mallarını satarken de O’nunla pazarlık yapan bir yahudi inanmadığı için (Lat ve Uzzâya (iki put ismi) yemin et ki inanayım) deyince Muhammed aleyhisselâmın “Ben o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümü başka tarafa çevirerek geçerim” cevabını alınca O’ndaki diğer alâmetleri de gören yahudi: (Söz senin sözündür. yakınlarının araya girmesiyle evlenmeleri kararlaştırıldı. Kervanda bulunan ve Hatice hatunun akrabası olan Zübeyr ve kölesi Meysere. Varaka bin Nevfel putlara tapmayan okumuş ve çok bilgili. Muhammed aleyhisselâm 12 yaşında iken amcası Ebû Tâlib ile ticâret için Busra’ya kadar. Hatice. Hatice hatun mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed aleyhisselâmın bereketiyle iyi kâr getirdiğini görerek çok memnun olmuştu. dördü kız olmak üzere altı çocuğu oldu. şüphesiz Muhammed. Fakat. Ne olaydı ben O’nun peygamber gönderilerek emr olunduğu zamana ulaşsaydım) dedi. koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlattığını görmüştü. amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gitti. Ebû Bekir’e gidip borç istemeyi düşündü. Mâriye’den de İbrâhîm adlı oğlu olmuştu. O da (Âhir zaman peygamberi vücuda gelmiştir. sebebini sordu. Hz. Bunun onbeş senesi bi’setten önce on senesi bi’setten sonra idi.) kırk yaşında iken doğdu. Sen O’nun hanımı olursun.) demişti Hatice hatun bu defa kölesi Meysere’nin anlattığı şeyleri de Varaka bin Nevfel’e söyleyince. dedi. Zeynep. Fâtıma da Muhammed aleyhisselâmdan altı ay sonra vefât etti. buyur istediğin kadar al dedi.) lâzım olduğu kadar alıp nikâh için gerekli hazırlığı yaptı. Hatice hatun daha önceden de rüyasında gökten ayın indiğini.) yanına yaklaşınca üzüntülü görüp. Hatice ile evlendi. Hasan ve Hz. yaşlı bir hıristiyan idi. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular. Hatice.v.12 - . Muhammed aleyhisselâmın Hz. Peygamberimiz (s. Bu rüyasını da Varaka bin Nevfel’e anlatmıştı. O peygamber Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundan olacak. Nastura bildiği. nesebi. Ticâret seferi sırasında vuku bulan harikulâde hallerin kölesi Meysere tarafından teker teker anlatılması üzerine. Fâtıma evlâdı. . Hatice’den ikisi erkek. Böylece Hz.

oradaki müslümanlar da rahat etti. biz. İkinci misâl olarak. Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti. sefaletten ölmesini bekliyordu. Ömer’in (r. Muhammed aleyhisselâm yine bu sıralarda Hz. Cennetin en yüksek derecesi ile müjdelenmiş oldu ki. Hafsa (r. Fakat. Resûlullah (s. Hepsi.). Çünkü.) birinin evine gitse. Hz. (Yâ Ömer. şerî’ati (İslâm dinini) bildirmek içindi. Ebû Bekir ve Hz. Kazançlarıyla misafirleri ağırlarlar. aldığı olgun cevaplara hayran kalarak imâna geldi. yüzlerce esirin âzâd olmasına sebep oldu. Hicab âyeti gelmeden. Hz. zekâsının. Ümm-i Habîbe. hicretin beş veya altıncı senesinde. Zevceleri bir olsaydı. hepsine cevap yetiştirmeğe vakit bulamıyordu. sekiz sene onunla yaşadı.v. Ali’yi de yanına alıp evladı gibi yetiştirmiştir. (Evet. ziyafet verdi.v. Bir gün. yetimlere ve fakîrlere yardım ederlerdi. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılamayacak bir dereceye geldikte.anha). Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi. Ümm-i Habîbe.v.a. kâfirlerin iftiralarının ne kadar yanlış ve çürük olduğunu bildirdiği gibi.Resûlullah (s. annemizin akrabasını cariye olarak. Ömer.) daha iyi birisine versem ister misin?). Osman’a kızımı alır mısın dedikde. ellibeş yaşında iken. Meselâ.). Diğerlerini. O zaman küçük yaşta bulunan Hz. Habeş padişahı Necâşî Hıristiyan idi. Bunu Haticet-ül-Kübra’nın vefâtından bir yıl sonra. Nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder!) şeklinde talepte bulundu. Mektuba çok hürmet edip. yani kadınların örtünmeleri emir olunmadan önce. dinini dünyâya değişmişti. yabancı kadınları kabul etmedi. Cüveyriyye (r. Hz. Ticâreti. bilmediklerini sorar.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r. Lüzum görürse sorardı.) teklif ettim. Kadınlara ait yüzlerce nazik bilgileri.)’ın çok evlenmesinin mühim bir sebebi de. Resûlullah (s. Ona. ona hizmetçi oldu ve Hz. Onun sayesinde.v.anha) dinden çıkıp zengin olmağa cebr ve teşvik etti ise de. Resûlullahın (s. onu kölelikten âzâd etti. Ebû Süfyân’ın ilerde müslüman olmakla şereflenmesini hazırlayan sebeplerden birisi oldu.a. (Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum. sebebi nedir?) diye sordu. Ebû Bekir’den ve Hz. Onların. Osman’dan daha iyi kimse olmadığını biliyordu. dünyânın bütün zevk ve nimetleri. hep Hz. kadınlar da gelir. oturur. bunu boşadı.a. .13 - .v. Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu ve bunlar. konuşmaları yasak edilince.) aklının. Müslümanlara çok iyilik yaptı.anha) ile nikâhlanıp.anha). bu müjde yanında pek küçük kalır. Saib bin Abdullah ile ortaklık şeklinde yürütürdü. Hicretin yedinci yılında nikâh yapılıp.a. Âişe’nin yükünü hafifletmek için lâzım olduğu kadar hanımı nikâh etti. Resûlullahın (s.v. fakîrlikten kurtulmak için. bilmediklerini. Hatice ile evlendikten sonra da Mekke’de ticâretle meşgul oldu.) de.) o zamanlarda. Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. (Yâ Ömer! Kızını. mübârek zevcesi Hz. herkesin düşüncesini. Osman birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular. Ömer ve Hz. daha bereketli bir kadın görmedim. almadılar) gibi cevap verdi. Bu suretle. Resûlullah (s.v.) kızı. Sürünerek. Ömer de. kadınlar da Resûlullaha gelip. Hicâb âyeti gelip.) ikinci defa olarak. Hz. Resûlullah (s. esirlerini âzâd etti. üç sene sonra da Medine’de evlendi. hediyye ve ihsanlarda bulundu. Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdvân) hepsi. Cennetde. demişlerdi. Bu mühim hizmeti kolaylaştırmak ve Hz. Müslümanlara çeşitli şeyler sorup. onları sevindirmek için. yâ Resûlallah!) dedi. Necâşî daha önce müslüman olmuştu. (Yâ Resûlallah (s. Resûlullah (s.v. oradaki müslümanları sarayına davet ederek. hemen buyurdu ki. imânının mükâfatına kavuşarak. ihsanının ve merhametinin derecesini de göstermektedir. Ebû Bekir’e ve Hz. Cüveyriyye (r. Bunu satın alıp âzâd ederek. Hz. çok çetin muharebelerle uğraşıyordu ve Ebû Süfyân. Bu nikâh. Âişe. Bu suretle. orada zengin ve rahat oldu. Allahü teâlânın dinini tam olarak bildirmek için. dehasının. Ümmî Habîbe’nin dininin kuvvetini ve başına gelen çok acı hali işitti. müslüman kadınlarına. Hicretin üçüncü yılında. bir bakışta anlardı.a. az zamanda kendi öldü. Mekke’deki Kureyşin o zamanki baş kumandanı Ebû Süfyân’ın kızı idi. Ebû Bekir’in (r.anha) Cüveyriyye’den daha hayırlı. mübârek zevceleri yolu ile bildirdi. kadın.anha) dul kalmıştı. öğrenirlerdi. siyasî sebeplerle veya merhamet ve ihsan ederek nikâh etti. kureyş orduları ile. bu nikâh. Âişe (r. Hatice’nin kölesi Zeydi himayesine alıp.v. Resûlullah (s. Bu nikâh. çok evlenmek yükünü de omuzlarına aldı. Hz.a.) kızı Hafsa (r. dinler. bütün kadınların ondan sorması güç ve hatta imkânsız olurdu. kızını bana ver!) buyurdu.) halasının oğlu olan bu mel’ûn.anha) bu hali her zaman söyleyerek öğünürdü. düşüneyim. derdi. Eshâb-ı kirâmın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişti. papazlara aldanıp mürted olmuş. Bunların hepsi dul olup. dinî.a. karısı Ümm-i Habîbeyi de (r. Hz. Necâşîye mektûb yazıp. (oradaki Ümm-i Habîbe ile evleneceğim. ölünceye kadar.a.a. Resûlullah (s. kadınların yabancı erkeklerle oturmaları. kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için. hatta herkese doğru söylememiz farz olduğundan.a. Gelip soranların çokluğundan. Muhammed aleyhisselâm Hz. İslâmiyeti yok etmek için son gayreti ile çarpışıyordu.a.v.a.v. Âişe’den sonra. Beni Mustalak kabilesinden alınan yüzlerce esir arasında. hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz dedi. her üçü ve başkaları yanında iken. Âişe (r. Ömer şaşırdı. kabilenin reisi Hârisin kızı idi. Resûlullah (s. çoğu yaşlı idi. Üçüncü bir misal. Görülüyor ki. kendilerine nikâh edince. Hz.a.a.a. Ebû Bekir’in ve Hz.a.) en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden. Aişe’den sorup öğrenmelerini emir eyledi.) ailesinin. fakîrliğe ve ölüme râzı olacağını fakat Muhammed aleyhisselâmın dininden çıkmayacağını söyleyince. Mekke’deki kâfirlerin. İmânı zayıf olan Ubeydullah bin Cahş.v. istifade ederlerdi.

Ne mutlu o kimseye ki. Cebrâil’in (a. olacak olur. Bu sırada Abdulmuttalibin dayısı ve yaşlı bir zat olan Huzeyfe’nin (Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek üzere. bekleyiniz. bir yangın sebebiyle de tahribata uğramıştı. Ve Allahın gelecek olan bir peygamberi vardır ki. Dört beş gün süren bu anlaşmazlık sebebiyle neredeyse kan dökülecekti. üstün ahlâkını son derece takdir ettikleri ve El-Emin (güvenilir) dedikleri Muhammed aleyhisselâmın geldiğini gördüler. İlk vahiy bu suretle başladı ve bütün cihanı aydınlatan İslâm güneşi doğdu.. Güzel huylu ve iyi ahlaklısın. Mekke’de çıkmak üzere olan büyük bir harbin böylece önlendiğini gören kabileler. Biraz istirahat ettikten sonra gördüklerini Hz. “Oku!” dedi.. (İşte El-Emin onun hükmüne razıyız) dediler.” dedi. Hatice “Biliyorum ki sen doğru sözlüsün.. Sonra bu durumu sormak üzere Hz.. Bundan sonra yalnızlığı sevip insanlardan uzaklaşarak Hira Dağında bir mağarada tefekküre dalardı. Vay ona isyan ve muhalefet eden bedbahta! Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen Ümmetlere!. Ramazanın 17. Bu halini sadece Hz. o zamanın meşhûr edîblerinden Kus bin Sa’de. “Ben okumuş değilim.s.s. yerde ibret alacak şeyler var. Kus bin Sa’de bu meşhûr hutbesinin bir bölümünde şöyle demiştir: “Ey insanlar! Geliniz.” cevabını verdi. Pazartesi gecesi.. Otuzsekiz yaşında iken de bir takım nurlar görmeye başladı. gelmesi pek yakın oldu. gece yarısından sonra kendisini adıyla çağıran bir ses işitti.. hem de kendisini gördü. insana bilmediğini öğreten bol kerem ve ihsan sahibidir. Vahiy gelmesi yaklaşınca “Ya Muhammed” diye sesler işitirdi. Taşı konulacağı yere kadar kaldırttı. Bu hutbeyi dinleyenler arasında Muhammed aleyhisselâm da bulunmuştu. onun bu hareketinden çok memnun oldular. Bİ’SETİ (PEYGAMBERLİĞİ) Muhammed aleyhisselâm daha otuzyedi yaşında iken gaibden “Yâ Muhammed” diye nida olunduğunu duyardı.v. Evinde bir müddet kalıp yanına biraz yiyecek alarak yine Hira Dağı’nda mağaraya gidip tefekkür ve ibadetle meşgul olurdu. Cebrâil aleyhisselâm “Yâ Muhammed.. Hz. “Ben okumuş değilim” cevabını verdi. insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku! ki senin Rabbin kalemle yazı yazmayı öğreten. Muhammed aleyhisselâma peygamberliğin bildirilmesi yaklaştığı bu sırada.. Cebrâil aleyhisselâm üçüncü defa tutup sıktı ve sonra bıraktı ve “Oku! Her şeyi yaratan Rabbinin ismiyle ki. Emanete riâyet edersin. İkinci defa sıktı ve “Oku!” dedi. Dağın ortasına geldiği sırada bir ses duydu. Kâ’beyi tavaf ettikten sonra evine giderdi. yaşayan ölür.a. Hacer-ül-esved’i bir örtü üzerine koyup (Her kabileden bir kişi bir ucundan tutsun) dedi. ona îmân edip de o dahi ona hidâyet eyleye. Hatice’nin amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gittiler. Hatice’ye anlatırdı. ben de Cibrîlim..) gelen . Orada bulunanlar bu teklifi kabul ettiler ve Benî Şeybe kapısına bakarak ilk girecek ve işin en nazik anında bu işi halledecek kimseyi beklemeye başladılar. Hatice’ye anlattı. Yine.... Bu durum üzerine Kureyş kabilesi Kâ’beyi İbrâhîm (a..) haber verdiği son peygambersin! Sana görünen melek. Evine dönünceye kadar yanından geçtiği her taşın.s. ibret alınız. Varaka bin Nevfel Muhammed aleyhisselâmın anlattıklarını dinledikten sonra “Müjde yâ Muhammed! Allaha yemin ederim ki sen Îsâ’nın (a.” Muhammed aleyhisselâm otuzdokuz yaşında iken sadık rüyalar görmeye başladı. Kulak veriniz iyi dinleyiniz? Gökte haber var. O.s. Nihayet kapıdan. çok kitap okumuş ve dinler hakkında bilgi sahibi olan Varaka bin Nevfel’e durumu anlattılar. Sonra da kendisi taşı kucaklayıp yerine koydu. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler. O zaman yağmur ve seller sebebiyle Kâ’be’nin duvarları iyice yıpranmış. Bundan sonra evine gelip “Beni örtünüz” buyurarak ürpermesi geçinceye kadar bir miktar yattı. Bazen Mekke’ye gelir. Sonra Cebrâil aleyhisselâm karşısına geldi. Bu işin büyük bir şeref olduğunu bilen kabileler Hacer-ül-esved taşını yerine koyma hususunda anlaşamadılar. dinleyiniz.) Rabbine âşık oldu) demişlerdi. Sonra da yarım kalmış olan duvarları yaparak tamamladılar.. Senin bu ümmetin peygamberi olacağını umarım.. Bu halini gören Mekkeliler (Muhammed (s.. her ağacın (Esselâmü Aleyke Yâ Resûlallah) dediğini işitiyordu. şu kapıdan ilk girecek zatı aranızda hakem yapın) diyerek Kâ’beye açılan Benî Şeybe kapısına işaret etti. Muhammed aleyhisselâm Peygamberlik vazifesinin mes’ûliyetini düşünerek büyük bir ürperti ve heyecanla Hira Dağı’ndaki mağaradan çıkıp aşağıya inmeye başladı. İbraniceyi bilen. Muhammed aleyhisselâm kırk yaşında iken yine bir Ramazan ayında Hira Dağı’ndaki mağaraya çekilmiş ve tefekküre dalmıştı.14 - .)’ın yaptığı temele kadar yıkıp yeniden yapmaya başlamıştı. Başını kaldırıp etrafa baktığı sırada ikinci defa bir ses işitti ve her tarafı birdenbire bir nûr kapladığını gördü. Her kabile böyle bir şerefe sahip olmak istediğinden aralarında gittikçe artan büyük bir anlaşmazlık çıktı. O zaman melek Muhammed aleyhisselâmı tutup takatı kesilinceye kadar sıktı ve “Oku!” dedi. Rüyasında ne görürse aynen çıkardı. Muhammed aleyhisselâm da onunla beraber okudu.Otuzbeş yaşında bulunduğu sırada Kâ’be hakemliği yaptı. Bu hal altı ay devam etti. senden evvel Musa’ya (a. Ukkaz panayırında deve üzerinde büyük bir kalabalığa karşı okuduğu hutbede onun geleceğini müjdelemişti. Durum Muhammed aleyhisselâma anlatılınca bir örtü istedi. “Ben okumuş değilim” dedi. Allahın indinde bir din.. doğruluğunu. ölen fena bulur.” diyordu. Sen Allahın Resûlüsün. Gölgesi başınızın üstüne geldi.) hem sesini duydu.” meâlindeki Alâk sûresinin ilk beş âyetini getirdi.

seyahat etmemiş iken. onları Ebû Tâlib’in evine çağırdı. Ebû Bekir. Seni Mekke’den çıkardıkları zamana yetişseydim de sana yardım etseydim!” dedi. Sa’d bin Ebî Vakkas. müşriklere aldırma. baş ağrıtırcasına anlat. Tevrat’ta ve İncil’de. Mübârek kalbi çarparak ve ürpererek evine dönüp “Beni örtünüz” dedi ve örtündü. Benden sonra peygamber yoktur. Okur yazar olsaydın. Bu sırada henüz beş vakit namaz emredilmemişti.) adındaki melek gelip bazı şeyler öğretti. ancak vahiy olunur. İlk sıralarda îmân edenler az oldu. onları hak dine çağır. Abdurrahman bin Avf. Muhammed aleyhisselâm akrabasını dine davet etmek üzere Hz. Bir müddet sonra da: “Yakın akrabanı Allahın azâbı ile korkutarak. “O hevadan (kendi nefsinden) söylemiyor. hak din olan İslâm’ı kabul etmelerini söylüyordu. Hz.) insanları İslâm’a davet işine başladığında gayet ihtiyatlı davranıp önce yakınlarını ve samimi dostlarını davet etti. Hatice’ye de öğretti. hicretin altıncı senesinde Rum. Yazı yazmadın. Ali de müslüman oldu. Kur’ân-ı kerîm âyetleri. Bundan sonra da onunla birlikte iki rekât namaz kıldı. Gelenler bu mu’cize karşısında şaşıp kalmışlardı. Hizmetine altmıştan ziyade yabancı elçi gelmiştir. Bi’setin dördüncü yılında Hicr sûresi 94. Hz. Ali’yi göndererek. yani “İlk Müslümanlar” denir. bir kitap okumazdın.15 - . MEKKE DEVRİ Muhammed aleyhisselâm vahyin bir müddet kesilmesinden sonra yine Hira Dağına çıkmıştı. Hatice’den ve Hz. âyeti nazil olunup. Ona imam olup bu iki rekât namazı kıldırdı. Zübeyr bin Avvam. Cebrâil aleyhisselâm ilk vahyi getirdiği sıralarda Peygamberimize abdestin nasıl alınacağını öğretti. İran ve Habeş hükümdarlarına ve diğer Arap padişahlarına mektûblar gönderdi. Fakat vahiy getirmedi.a. Ah! Ne olurdu! Genç olsaydım. Muhammed aleyhisselâm Cebrâil aleyhisselâmdan öğrendiği gibi abdest almayı ve kıldıkları iki rekât namazı Hz.. Mekke’de doğup büyüyüp.” âyet-i kerîmesi nazil olunca. îmân etmeyenler de önce ondan alâkalarını kesmediler. kimseden bir ders görmemişti. Hz. Bu sırada Cebrâil aleyhisselâm Müddessir sûresinin “Ey. Hatice oldu.” meâlindeki ilk âyetlerini getirdi. eski dostu ve yakın arkadaşı Hz.a.v. Peygamberimiz (s. (elbisesine) bürünen Peygamber! Kalk da (kavmini Allahın âzâbı ile) korkut. İlk îmân eden Hz. Hadîs-i şerîfde de: “Ben Ümmî Peygamber Muhammedim.) üzüldükçe Cebrâil aleyhisselâm gözüküp “Ey Muhammed! Sen Allah’ın Peygamberisin!” der. Kur’ân sâde bir vahiydir. Ali’den sonra azatlı kölesi Zeyd bin Hârise. Âzâba sebep olan şeyleri terk etmekte sebat et. Sadece sabah ve ikindide iki vakit namaz kılınıyordu. Allahü teâlâya ibâdet edilmesini emreden âyetler gelince bunları işiten Kureyş kavmi. Muhammed aleyhisselâm Mekkelileri açıktan açığa İslâm’a davet etmeye başladı. Yani kitap okumamış.” buyurulmaktadır (Ankebut-48). İlk vahyin gelmesiyle Peygamberliği başlayan Muhammed aleyhisselâmın tebliğinin 13 senesi Mekke’de. Gelenler kırk kişi kadar olmasına rağmen o yemek ve süt Muhammed aleyhisselâmın mu’cizesi ile hepsini doyurdu ve hiç eksilmedi. İnsanlar birer ikişer müsIüman oluyordu.v. Muhammed aleyhisselâma ilk vahiy geldikten sonra üç sene vahiy gelmedi. Muhammed aleyhisselâmın doğru sözlü ve yüksek ahlâk sahibi olduğunu bildikleri halde. Muhammed aleyhisselâm. Yine Kur’ân-ı kerîmde şöyle buyurulmaktadır. ondan yüz çevirdiler ve düşman kesildiler. Vahy olunan âyetleri açıkça okuyor ve herkese. Bu arada Mikâil (a. Yemekten sonra Muhammed aleyhisselâm. üzüntüsünü yatıştırırdı. bir müddet kesilmesi ve sonra “Kalk insanları inzar (irşad) et. Peygamberliğinin ilk üç yılında insanları gizlice İslâm’a davet etti. (Îmân etmezlerse âzâba uğrayacaklarını kendilerine haber ver). belli kimseler arasında yetişip. Bu ilk yıllarda müslümanların sayısı ancak otuza ulaşmıştı. Azâb ile korkut” şeklinde emri ilâhinin gelmesi üzerine insanları îmân etmeye davete başladı. 10 senesi de Medine’de geçti. bu âyette: “Sana emr olunan şeyi açıkla. Önce kendisi besmele ile başlayıp gelen akrabasına buyurun dedi.” meâlindeki ilâhi emir gelince. Bu hususu Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde şöyle bildiriyor: “Sen bu kitap gelmeden önce.s. Rabbini tenzih et.” (Necm-3-4) Muhammed aleyhisselâma ilk vahyin gelip. Başını kaldırıp baktığında Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Osman. İbadetlerini evlerinde yapıyorlar ve Kur’ân-ı kerîmin nazil olan âyetlerini gizlice okuyorlardı. Önlerine bir kişiye yetecek kadar bir tabak yemek ve bir tas süt koydu. Onları bu şekilde namaz kılarken gören Hz. Talha bin Ubeydullah ilk müslüman olanlardır.Cebrâil’dir.. Dağdan aşağı inerken bir ses duydu. hadîselerden haber verdi. Hatice’den sonra müsIüman olan bu sekiz kişiye “Sâbıkûn-i İslâm”. Bundan sonra artık Vahiy aralıksız devam etti. . başkalarından öğrendin diyebilirlerdi.” buyuruldu. 22 sene 2 ay 22 gün süren bir müddet içerisinde vahyedilip tamamlandı. İslâmiyeti bildirmek için. Elbiseni de (daima) temiz tut. yazı yazmamış. Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitaplarda bulunan bilgilerden. Muhammed aleyhisselâm “Ümmi” idi. Bu sırada Peygamberimiz (s.

. Ali yine hepsini çağırmıştı. Ali ayağa kalkıp üçüncü defasında “Yâ Resûlallah.. Ebû Leheb’e kızarak (Ey korkak! Vallahi biz sağ oldukça.. Aralarında konuşarak dağıldılar. Amcası Ebû Leheb düşmanlık ederek.. yalnız Allaha mahsustur. Siz (Lâ ilâhe illallah) demedikçe ben size ne dünyâda bir faide ne de ahirette bir nasîb sağlayabilirim?” dedi.. Kimseden ses çıkmadı. Muhammed aleyhisselâm bu umumi hitâbtan sonra. O halde hanginiz benim bu davetimi kabul eder ve bu yolda yardımcım olur? “dedi. (Biz bugünkü gibi bir sihir görmedik. başlarını önlerine eğdiler. bütün Kureyş kabilelerinin ismini “Ey Hâşimoğulları! Ey Abd-i Menafoğulları! Ey Abdulmuttaliboğulları!.” diye başlayan “Tebbet” sûresi nâzil oldu. Ebû Leheb. Eğer buna îmân ederseniz Cennete gideceksiniz. Zaten kurudu. Muhammed aleyhisselâm yemekten sonra ayağa kalkıp: (Hamd. Ebû Leheb hariç orada bulunan diğer amcaları ve akrabasının hepsi yumuşak konuştular.” “Allahü teâlâ sizi buna davet etmemi emretti. benim size getirdiğim. “Size asla yalan söylemiyorum ve doğruyu bildiriyorum. Dinleyen kabileler arasından Ebû Leheb (Bizi buraya bunun için mi topladın?) diyerek. (Ey Abdulmuttaliboğulları.) dediler. üzerinize hücum etmek üzeredir desem bana inanır mısınız?” dedi. Ondan başka ilâh yoktur) diyerek îmân etmeye davet ediyorum. ailesine haber vermek üzere koşan ve düşmanın kendisinden önce ailesine ulaşıp zarar vermesinden korkarak Yâ Sabâhâh (Ey topluluklar) diye haykıran bir kimsenin haline benzer. Ebû Leheb’e (Ey kardeşim! Kardeşimin oğlunu ve Onun dinini yardımsız bırakmak sana yakışır mı? Vallahi bugün yaşayan âlimler. her ne kadar bunların yaşça en küçüğü isem de sana ben yardımcı olurum!. Senin yalan söylediğini hiç işitmedik!. Onun eşi ve ortağı yoktur.) dedi. Onlara şöyle hitâb etti:. Uykudan uyandığınız gibi de diriltileceksiniz ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. Allahü teâlâ bana: “En yakın akrabalarını âhıret azâbı ile korkut” emrini verdi.” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti. neyi haber vereceksin?) diye sordular. Muhammed aleyhisselâma da: (Ey kardeşimin oğlu! İnsanları Rabbine imâna davet etmek istediğin zamanı bilelim.. Yüksek ve gür bir seda ile: “Ey Kureyş topluluğu buraya geliniz. mîzânda ağır basan iki kelimeyi söylemeye davet ediyorum ki o da: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlühû” yani Allahdan başka ilah olmadığına ve Muhammedin Onun kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim demenizdir.” dedi. Ebû Tâlib bu sözleri dinledikten sonra. Ben de onun kulu ve Resûlüyüm.. Sizi bir olan ve ondan başka ilâh olmayan Allaha îmân etmeye davet ediyorum. uykuya daldığınız gibi. (Ey Muhammed-ül-emîn! Bizi buraya niçin topladın. Önceki gibi yine önlerine yemek kondu. Şüphesiz bilir ve bildiririm ki Allahdan başka ilâh yoktur. Arkadaşınız sizi bir sihirle büyüledi) diyerek sözlerine hakaretle devam etmesi üzerine davetliler dağıldılar. Bunun üzerine kabileler merakla koşup orada toplandılar. çünkü sende şimdiye kadar doğruluktan başka birşey görmedik. (Evet inanırız. İnsanlardan.16 - . Yine bir gün Allahü teâlânın “Emredildiğin şeyi. Bu hadîseden kısa bir müddet sonra akrabasını tekrar davet etti. başkaları onun elini tutup mani olmadan önce siz ona mani olun!.) gibi daha birçok çirkin sözler söyledi. Vallahi siz. öleceksiniz. Mekkelilerden bir kısmı îmân ile şerefleniyordu. (Sen emr olunduğun şeye devam et! Seni korumaktan geri durmayacağım. Sonra Muhammed aleyhisselâm tekrar söze başlayıp “Ey Abdulmuttaliboğulları! Vallahi. Onun bu sözleri üzerine Muhammed aleyhisselâmın halası. İşte O peygamber. Herkes büyük bir dikkatle dinliyordu. Ona dayanırım. . kötülüklerinizin karşılığında da ceza göreceksiniz. yerden aldığı taşı Muhammed aleyhisselâma attı.. Ben sizi dile kolay gelen.” emrine uyarak. Her söyleyişinde Hz. O birdir. toplanınız size mühim bir haberim var” diye seslendi. Fakat eski dinimden ayrılmak hususunda nefsimi bana boyun eğer bulmadım. Safa tepesi üzerine çıktı. âhiret azâbı ile ilk korkuttuğum kimseler sizlersiniz” dedi. silâhlanıp seninle birlikte ortaya çıkarız!) dedi. bu sözler karşısında çirkin konuşmalarına devam edince. Muhammed aleyhisselâm “Ey Kureyş kabileleri” hitabıyla konuşmaya başladı. Yardımı ancak ondan isterim. Ali’nin elinden tuttu. Abdulmuttalibin soyundan bir peygamberin geleceğini bildiriyorlar. budur!) dedi. Hayretle ve merak içinde beklemeye başladılar. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm Hz. Hz. Araplar içinde. Ebû Leheb’in gösterdiği inkâr ve düşmanlık üzerine daha sonra “Ebû Leheb’in elleri kurusun. iyiliklerinizin karşılığında mükâfat. ona yardımcı ve koruyucuyuz!) dedi. (Benimle sizin haliniz düşmanı görünce..” şeklinde sayarak: “Ben size önümüzdeki şiddetli azabın bildiricisiyim. Sizi Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerike leh (Allah birdir. Diğerlerinden o anda böyle bir muhalefet gelmedi. Muhammed aleyhisselâm bu sözlerini üç defa tekrarladı. Ey Kureyş topluluğu. Bunlar da ya Cennette ebedi kalmak veya Cehennemde ebedi kalmaktır. Ben Onun size ve bütün insanlığa gönderdiği Peygamberiyim. dünyâ ve ahiretiniz için hayırlı olan şeyden (yani bu dinden) daha üstününü ve daha hayırlısını kavmine getirmiş bir kimse yoktur. Muhammed aleyhisselâm insanların bu inkârcı tutumu karşısında onları daima imâna davet ediyordu.akrabalarını İslâm’a davet etmek için söze başlamak üzere idi. Fakat Ebû Leheb. ben size şu dağın ardında bir düşman ordusu var. onları çatlatırcasına bildir. Ona inanır. Diğerleri ise hayret içinde ve alaylı alaylı gülerek dağıldılar. Ebû Tâlib.

Öyle bir hararete tutuldu ki ne kadar su içtiyse kanmadı. Müşriklerden bu beş kişi önlerinden geçerken Cebrâil aleyhisselâm. ateşe.Muhammed aleyhisselâm bütün insanlara ve cinne peygamber olarak gönderilip. Sonra açıkça düşmanlık göstermeye başladılar. Mezopotamya. Cahiliyye devrindeki Kâ’be duvarına asılan en meşhûr şiirlere “Muallakat-ı Seb’a (yedi askı)” denilmiştir. içki. Bir kısmı da Allaha inanıyor âhirete inanmıyordu.17 - . O da. Müşriklerin bu düşmanlıkları önce alay etme tarzında olup. ne kadar ilâç yaptılarsa da çare bulamadılar. O zaman dünyâ üzerinde göze çarpan belli başlı devletlerden Bizans. daha sonra işkence safhasına girdi. hırsızlık. Esved bin Muttalib’in gözüne. Hindistan. içtimai bir düzen de yoktu.) Kâ’benin yanında oturmakta iken. fakat insandan bir peygamberin geleceğini kabul etmiyordu. kumar. Muayyen zamanlarda panayırlar kurulur. kumlar üzerinde açtıkları çukurlara diri diri yatırıp (Babacığım! Babacığım!) diyerek boyunlarına sarılmalarına ve acı acı feryat etmelerine hiç kulak asmadan üzerlerini toprakla kapatarak ölüme terk ediyorlardı.. Şiir ve hitâbet yarışmaları açılırdı. Bir kısmı tamamen inançsız ve dünyâ hayatından başka birşey kabul etmiyordu. İnsanları sınıflara ayırmışlar. insanları açıkça İslâm’a davet etmesi emredildiği zaman. Dikenin battığı yer şişti. Şaire ve şiire çok önem verirler. kuvvetliler zayıfları korkunç bir tahakkümle eziyordu. Âs bin Vâil. elleriyle yonttukları taştan ve tahtadan putlara zavallı insanlık “İlâh” diye secde ediyordu. Âlem öylesine kararmış ve zulmet öyle kesifleşmişti ki.a. Yıldızlara. Güçlü bir şair hem kendisi hem de kabilesi için itibar sağlardı. Bir kısmı ise Allaha ve âhıret gününe inanıyor. Birinci gelenlerin şiirleri veya hitâbeleri Kâ’be duvarına asılırdı. merhamet. Devamlı çekişme halinde bulunan bu kabileler. Muhammed aleyhisselâm insanlara ebedî se’âdeti bildirmek. Yine bu sırada dünyânın diğer yerlerinde olduğu gibi Arabistan’da da ahlâksızlık son haddine ulaşmıştı. belâgatın ve fesahatin çok yaygınlaşarak zirveye ulaşmış olmasıydı. kayıtsız davrandı. tam bir cahiliyyet. azgınlık ve sapıklık içerisinde bulunmakta idi. Mekke’nin dışında bir yerde merkebinden inince ayağına diken battı. Bir defasında Peygamberimiz (s. Bir kısmı da kız çocuklarının doğmasını bir felâket ve yüz karası sayıyorlardı. kimseler de vardı. İskenderiye. Bunlardan sonra da ticârî ve diğer bütün münasebetleri kesme ve şiddet gösterme devresi başladı. Âs bin Vâilin ayağının tabanına.. güçlünün güçsüze karşı kullandığı en amansız ve tüyleri ürpertici bir vasıta olarak başvuruluyor. İran. coğrafî ve ticârî bakımdan mühim bir yer tutan Arabistan’da da durum diğer yerlerden farksızdı. Bu hareketlerinden dolayı da en ufak bir vicdan azâbı duymuyorlardı. kadın elde basit bir mal gibi alınıp satılıyordu. Evine gelip kapısını çalınca evindekiler onu tanıyamadılar ve içeri almadılar. sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı çok üzmekte ve alay etmekte idiler. Velîd bin . onları dalâletten hidâyete kavuşturmak üzere peygamber olarak gönderildiği sırada cahiliyye devri yaşayan Mekke’liler. Hâris’in karnına birer işaret koydu ve (Yâ Muhammed! Allahü teâlâ bunların şerrinden seni halâs eyledi. bunu büyük bir iftihar vesîlesi sayarlardı. ruhî. Bu beş müşrikten Âs bin Vâil bir gün merkebe binmişti. Aralarında zulmün ve yağmacılığın yaygınlaştığı kabilelerden meydana gelen Arabistan’da siyâsi bir nizam. Esved bin Abdi Yagves de Mekke’den çıkıp Bad-ı semûm denilen yere gitmişti. iyilik ve adalet gibi güzel hasletler yok olmuş gibiydi. O zaman Arabistan’da insanlar inanç bakımından bazı değişiklikler gösteriyordu. Kur’ân-ı kerîm âyetleri nazil olmaya başlayınca ondaki eşsiz belâgatı gören nice kimseler de bu sebeple müslüman oldu. Müşriklerin her birinin evinde bir put bulunurdu. Zulme. kendilerinin îmân etmeye davet edilmesi üzerine ilk önce çoğu lakayt (ilgisiz). sonra hakaret şekline. Bunlar arasında. Cahiliyye devri denilen bu zamanda Arabistan’da insanlar genellikle göçebe hayatı yaşıyorlardı ve kabilelere bölünmüşlerdi. zina. Esved bin Muttalib.v. Mısır. Cebrâil aleyhisselâm da başını tutup altına oturduğu ağaca çarparak helâk etti. edebiyatın. Esved bin Yagvesin başına. Diğer büyük bir kısmı da Allaha şirk koşup putlara tapıyordu. Su içe içe çatlayıp öldü. Korkunç bir cahiliyye devri yaşayan Araplar arasında dikkate değer bir husus vardı. Velîdin inciğine. Esved bin Abdi Yagves ve Velîd bin Mugîre vardı. Esved bin Muttalib Mekke’nin dışında bir ağaç altında otururken birdenbire gözleri kör oldu. Burada iken yüzü ve gövdesi simsiyah oldu. baskın ve yağmacılığı adeta kendileri için bir geçim vasıtası kabul etmişlerdi. küçük kız çocuklarını. İbrâhîm’in bildirdiği din üzere olan ve “Hanifler” denilen. Hâris bin Kays da tuzlu balık yemişti. yalan ve ahlâksızlık namına ne varsa alabildiğine yaygınlaşmıştı. Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü. taşkınlık. Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip (Muhammed’in Allah’ı beni öldürdü) diye feryat ede ede öldü. Cebrâil aleyhisselâm da gelmişti. ictimaî ve siyâsî bakımlardan yaygın bir karanlık. Yakında bunların her biri bir belâya mübtelâ olarak helâk olacaklardır.) dedi. Kâ’be’ye de 360 put konulmuştu. zulüm. Bunlar ne yaptıklarını bilmeyen azgınlar haline gelmişti. Çin ve benzerlerinde yaşayan insanlar inançsızlık veya bâtıl inançlar içinde çırpınıyordu. Müşriklerden bilhassa beş kişi. insanlar her şeyin yaratıcısı olan Allaha îmân ve ibadet etmek yerine kâinatta cereyan eden hadîselere ve Allahü teâlânın yarattığı eşyaya tapıyorlardı. Bütün bunlardan başka Hz. bütün insanlık âlemi dinî. Netice itibariyle o zamanın insanları arasında şefkat. Bu korkunç telâkki o dereceye çıkmıştı ki. Dünya üzerinde siyâsî. Bunlar Allahü teâlâya inanır ve putlardan uzak dururlardı.

a. Onun okudukları sihirbazların okuyup üfürmelerine ve düğümleyip bağlamalarına hiç benzemiyor). verelim. önce alay etmeye başladılar. deli de değildir. İnsanları ebedî se’âdete kavuşturmak için ve rahmet olarak gönderilen Muhammed aleyhisselâm. müslümanlara işkence yapmaya başladılar. Mekke’de cahiliyye devri yaşamakta olan insanları açıkça İslâm’a çağırdı. Peygamberimiz (s. Güneşi sağ elime. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm “Ey amca! Şunu bil ki. Ebû Tâlib. Bir çok Mekkeli bu evde müslüman oldular. Peygamberimiz (s.” dedi. Hakiki kurtuluşun Allahü teâlâya îmân etmekte olduğunu. kapısına kan sürmeye. sihirbaz diyelim şeklinde karar almak istediler. O şair de değildir. Ebû Tâlib’in yeğenini her şeye rağmen koruyacağını ve asla yalnız bırakmayacağını anlayan müşrikler.. zayıfları ezenler ve iyice azgınlaşmış olanlar karşı çıktılar. bir daha böyle yapmayalım derlerdi. üstünlük taslayarak ve diğer müşriklerin kendilerini ayıplamalarından çekinerek ve daha bir çok boş düşüncelere kapılarak îmân etmediler. Üstelik başkalarına da mani oldular. (Eğer sen mal toplamak istiyorsan sana istediğin kadar verelim. îmân ederseniz Cennetle müjdele. istediğini yap! Vallahi. Fakat bütün bunlara rağmen müşriklerin ileri gelenleri çeşitli hilelerle ve zulümle insanların îmân etmesine mani oluyorlardı. Muhammed sihirbaz diye bağırdılar. Bir kısmı da kendileri gibi aciz ve fâni insanların ayıplamalarından sakınarak îmân etmediler. Safa tepesinin doğusunda bulunan bu ev giriş çıkış için ve gelip gidenleri kontrol etmeye elverişli bir yerdi. üzerinize hükümdar olmak için gelmedim. işlerine son verileceğini görerek Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerini inkâr ettiler ve ona düşman kesildiler.a. Biz şiirin her çeşidini iyi biliriz. Bunların hiç birinin Muhammed aleyhisselâmda bulunmadığını yine kendileri itiraf ediyorlar ve Ona bir şeyler söylemek için toplandıklarında müşriklerden Velîd bin Mugîre şöyle diyordu: (Hayır o kâhin değildir.. Kâhinler doğru da. Sokaklarda. şair.v. Muhammed aleyhisselâmın okuduğu âyet-i kerîmeleri dinlemekten men ederlerdi.)’in boynuna sarılarak (işine devam et. Muhammed aleyhisselâmın kapısının önüne pislik dökmeye. Onun okuduğu ne kâhin fısıltısıdır. fakat bundan kendilerini alıkoyamazlardı. haksızlık ve ahlâksızlıklarına kesinlikle son vereceğini gören. beni. zulümlerine.) dediler. Daha her ne istiyorsan yapalım. içinizde şeref ve şan kazanmak. seni asla herhangi bir şeyden dolayı kimseye teslim etmeyeceğim. Dar bir sokak içinde. Baldırı yara olup.v. kâhinleri gördük. Ya Allahü teâlâ bu dîni bütün cihana yayar.. çok kan kaybetti ve (Muhammedin Allah’ı beni öldürdü) diye feryat ederek öldü. artık alay etmekten de öteye.. Hükümdar olmak istiyorsan seni kendimize hükümdar yapalım. Bütün bu bozuk. Yeter ki bu davandan vazgeç) dediler. Ay’ı da sol elime verseler (her ne vaad ederlerse etsinler) ben asla bu dinden ve onu insanlara tebliğ etmekten. Bu sözleri dinleyen Ebû Tâlib.18 - . size Peygamber olarak gönderdi.a. müşrikler. size mallarınızı istemek. mecnun.) dedi.v. şeylerin hiç birisi bende yoktur. onda böyle bir hal yoktur. O. sonra da hepsine ağır işkenceler yapmaya başladılar. bildirmekten vazgeçmem. deli. Bir araya toplanıp Ona kâhin. müşriklerin söylediklerini Muhammed aleyhisselâma nakletti. Ancak ertesi gece gene birbirinden habersiz gidip bir köşeye saklanarak yine dinlerlerdi. nefislerinin isteklerine. İslâm nurunun günden güne yayılması üzerine iyice azgınlaşan müşrikler. ne de uydurma şeylerdir. Mekke halkını.. Menfaatleri sebebiyle putlara tapan ve İslâmiyetin. Müşriklerin zulüm ve baskıyı arttırması üzerine Muhammed aleyhisselâm Eshâb-ı kirâmdan Erkam bin Ebul Erkamın evini emniyetli bir yer olarak seçti. sihirbaz da değil! Biz sihirbazları gördük. Kendileri ise geceleri gizlice Muhammed aleyhisselâmın bulunduğu evin yanına gelerek bir köşeye saklanıp dinlerlerdi. Ancak nefislerine uyup. Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerine îmân etmeyen ve ona düşmanlık gösteren müşrikler.v. inanmayın diyerek taşkınlık gösterirlerdi. şeytana ve kendileri gibi sapık insanlara aldanarak se’âdetten mahrum kaldılar. buna mani olmak için ilk defa başvurdukları şeylerin neticesiz kaldığını gördüler. Biz.Mugîre’nin ise baldırına bir okçu dükkânı önünde demir parçası battı. Onun okudukları bunlardan hiçbirine benzemez. Bana bir kitap da indirdi. şehvetlerine uyanlar. Bundan vazgeçsin ne isterse vereceğiz. vazifem biter veya bu yolda canımı fedâ ederim. Ben. geçeceği yollara diken dökmeye başladılar. Bir merkez olarak seçilen bu eve (Dâr’ül İslâm) adı verilmişti..) müşriklere şöyle cevap verdi: “Sizin söylediğiniz. Bütün bunlarla da insanların îmân etmelerine engel olamadıklarını bilakis İslâm’ın günden güne yayıldığını gören müşrikler her yola başvurdular. Fakat Allah. zulümden haksızlıktan ve bütün çirkin işlerden uzaklaşmakla olacağını bildirince.) İslâmiyeti burada anlatıyor ve müslümanlar oraya toplanıyordu. O mecnun. Deliliğin ne olduğunu biliriz. yalan da söyler.a. bundan da bir netice alamadıklarını görerek bizzat Muhammed aleyhisselâmı çağırıp şöyle dediler. Mekke’ye dışardan gelenlere İslâm’ı anlatırken. nefse uymaktan. birbirinden habersiz olarak gece Kur’ân-ı kerîmi dinlemeye geldiklerini gören müşriklerin ileri gelenleri birbirlerini ayıplarlar. Peygamberimiz (s. Nefislerine. Biz Muhammed’de hiç bir yalan görmedik. Sabah olup ortalık aydınlanmaya başlayınca. İleri gelenleri toplanıp Peygamberimizin (s. ona engel olmanı istiyoruz. Bir daha böyle yapmamak üzere yemin ederek ayrılırlar. Sabah olunca da birbirlerini görüp şaşırırlardı. İlk müslüman olanlardan önce zayıf ve kimsesiz olanlara. Ya onu bildirdiği şeylerden vazgeçirirsin veya iki taraftan birisi yok oluncaya kadar onunla da seninle de çarpışırız.) amcası Ebû Tâlib’e giderek (Ey Ebû Tâlib! Biz senden kardeşinin oğlunu susturmanı. peşinde dolaşıp yalan söylüyor.

Günden güne müslümanların sayısı arttıkça bunu engellemek için çeşitli yollar deneyen müşrikler. sonra da Hz. emanetleri yerine getirmeyi. O secdeye kapandığı zaman başının üzerine bırakacağım.) ilk müslümanların ağır işkencelere ve zulüm altında zor duruma düşmeleri üzerine “Siz Habeş ülkesine gidiniz. Allah sizi orada ferahlığa kavuşturur ve sizi yine toplar. Sonra kendisi de müslüman oldu. Daha yaklaşır yaklaşmaz. Doğru sözlü olmayı. Yasîr (r. Yardımını ummaktayız.a. dünyâda ve ahirette nasîbiniz ve se’âdetiniz olur. Onlara sebebini sordu. zayıf olanlarımızı ezerdi. Biz de yurdumuzu bırakarak. “Vallahi bu aynı kandilden fışkıran bir nurdur ki. Akrabamızla münasebeti keser.. Putlara tapardık..a. bu defasında müslümanları muhasara altına almaya. büyük bir korkuyla perişan bir halde geri kaçtı.) Medine’ye hicret edince onlar da Medine’ye geldiler. Ertesi günü beklediler ve Muhammed aleyhisselâm Kâ’beye gelerek namaza durup secdeye kapandığı sırada Ebû Cehil kocaman bir taşı alıp yanına yaklaştı. Cafer bin Ebû Tâlib şöyle cevap verdi.. Ben de Rabbimin bana vahy ettiklerini size tebliğ ettim. kan dökmekten ve günahlardan sakınmayı emretti. Size tebliğ ettim. Habeşistan’a hicret eden ilk kafilenin hükümdar Necâşî tarafından iyi karşılanması üzerine. Habeşistan’a hicret eden müslümanlar orada yedi yıl kaldılar. Bu arada İslâmiyetin yayılmasına mani olmak için her yola başvuran müşrikler.19 - . Hz. Size öğüt de verdim. Tebliğ ettiği şeylere tâbi olduk. Fakat hicret edenler süratle uzaklaştıkları için engelleyemediler. hadi çekip gidiniz. Daha sonra Peygamber efendimiz (s. akrabalık haklarını gözetmeyi. Mûsâ da. Müşrikler bu hicrete hiç tahammül edemedi. başta ticârî ve diğer münasebetleri tamamen kesmek üzere karar aldılar. Yapılan işkencelere dayanamayarak şehîd olan ilk müslüman Yasîr (r. Bu hali gören ve merakla seyreden müşrikler ne oldu sana dediklerinde Ebû Cehil: Bir benzerini görmediğim zapt edilmez bir arslan beni parçalamak üzere üstüme yürüdü.v. Müşrikler bu hicrete de mani olmak için harekete geçtiler. taşları terk etmemizi söylüyor. Bi’setin altıncı yılında Hz.” İnkârlarında ısrar eden müşrikler bu teşebbüslerinden de netice alamayınca işi zulüm ve işkence safhasına döktüler.v. senin himayene geldik.. Bi’setin beşinci yılında Eshâb-ı kirâmdan 10’u erkek. Diğer taraftan müslüman olanlara yaptıkları işkenceler görülmemiş bir vahşet halini almıştı. içecek hiç bir şey sokmuyorlardı. Biz de Onu tasdîk ettik. Peygamberimize (s.” buyurdu. seni destekleyeceğiz” demişlerdi. 80’i erkek. Müşriklerin gönderdikleri kişiler Habeş hükümdarı Necaşî’nin yanına varıp Müslümanları kendilerine teslim etmesini istediler.. Ebû Cehil birkaç kere böyle yapmak istemişse de aynı durumla karşılaşmıştır.a. 5’i kadın olmak üzere 15 kişilik bir kafile Mekke’den ayrılarak Habeşistan’a hicret ettiler. Necâşî Müslümanlara çok yardım etti. Hz. Şimdiye kadar taptığımız putları. İşte bu yüzden kavmimiz bize düşman kesildi. başını yaraladıkları oluyordu...v.” Diğer müşrikler de “Sen istediğini yap.yici. Bu anlaşmalarını bir kâğıda da yazarak Kâ’be içine astılar.) ve Ebû Cehil tarafından karnına mızrak saplanarak şehîd edilen. Necâşî sebebini sorunca yalan söylediler. komşularla iyi geçinmeyi. dedi. Îsâ da bunu bildirmiştir. Bunun üzerine Necâşî müslümanları çağırdı.” dedi. dedi. Elleri taşı tutamaz oldu ve taş elinden yere düştü. Müslümanlar ise Şı’b-i Ebî Talib (Ebû Tâlib mahallesi) denilen yerde toplanmışlardı. Muhammed aleyhisselâma kastetmeye karar verdiler. Ömer’in müslüman olması üzerine müslümanların durumu kuvvetleniyor ve İslâmiyet günden güne yayılıyordu. sabretmek ve buna katlanmak benim vazifemdir.) çeşitli şeyler soruyorlar. Onu reddederseniz Yüce Allah aramızda hükmü verinceye kadar tebliğ etmek. O peygamber Allahü teâlâya imân etmeye ve ona ibadete çağırıyor. Müslümanlara hiçbir şey satmamaya ve onlardan hiçbir şey satın almamaya yemin ettiler. Oradan bir şey satın almak üzere çıkmak isteyene ve oraya yiyecek . Allahü teâlâ bize. Hamza’nın. Sonra müşriklerin elçilerine dönüp. “Ey hükümdar! Biz cahil bir millettik. Bu ve buna benzer mu’cizeleri görenlerden bir kısmı îmân ediyor. Size getirip tebliğ ettiğim şeyi alır kabul ederseniz o. HABEŞİSTAN’A HİCRET Peygamberimiz (s. Müşrikler bu mahalleye yiyecek.. ben onları size asla teslim etmem. Ona imân ettik. komşularımıza kötülük yapardık.” Habeş hükümdarı Necâşî bunları dinledikten sonra kendini tutamayıp. Bunun için bize her çeşit işkenceyi yaparak zulmettiler.a. 10’u kadından meydana gelen bu kafile de Habeşistan’a hicret etti.)’ın hanımı Sümeyye hatundur. Kuvvetli olanlarımız.. nâzil olan âyetler okundukça aldıkları cevaplar ve gördükleri mu’cizeler karşısında şaşırıyorlardı.a. Peygamberimiz müşriklerin baskı ve işkencelerine maruz kalan müslümanlardan ikinci bir kafileyi de Bi’setin yedinci yılında Habeşistan’a gönderdi. aramızdan en üstün ve en emin ve en şerefli olan Muhammed aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi. Başları Ebû Cehil şöyle demişti: “Yarın kaldırabileceğim kadar kocaman bir taşı alıp. bir kısmı ise düşmanlıkta ısrar ediyorlardı. isyanınızdan dolayı da azâbla korkutucu olmamı Allah bana emretti. Her türlü kötülüğü işlerdik. Bundan başka müşriklerin Muhammed aleyhisselâma saldırdıkları ve bazan da mübârek yüzünü. Hicret eden müslümanların peşinden adamlarını gönderdiler. Bizi Allahü teâlâya ibadet etmekten vazgeçirmeye kalkıştılar.

Kimseden böyle söz duymadım. Bu zulüm ve kötü davranışınızdan vazgeçiniz. Bu se’âdet ile şereflenen insanlar da kavuştukları büyük nimete şükrediyorlar. köleleri Addas ile iki salkım üzüm gönderdiler. Resûlullah: “Sen neredensin?” buyurdu. . Sadece hac mevsiminde dışarı çıkabiliyorlar. O sahifede “Bismike Allahümme” ibaresi hariç diğer kısmını tamamen yiyip bitirdi. Muhammed aleyhisselâm bu durumu amcası Ebû Tatib’e bildirince.içecek satmak için gitmek isteyen hiçbir satıcıya fırsat vermiyorlardı.a. sakalları gözyaşları ile ıslandı. gerçekten bir güve kurdunun yiyip bitirdiğini gördüler.a.a. Resûlullah: “O benim kardeşimdir. (Yıllarca buralardayım. Yakınlarında bulunan bağın sahibi. Bu vefât hadîselerine çok sevinen müşrikler. Bunlar daha önce Habeşistan’a hicret eden müslümanlardan İslâmiyet ile ilgili duydukları şeyleri bizzat mahallinde görmek ve araştırmak üzere Mekke’ye gelmişlerdi. ancak Mekke’ye gelen tüccarlardan bir şey satın almak istediklerinde müşrikler.) dedi. Ancak bu da kâfi gelmemişti. elliiki yaşında idi. Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğinin onuncu yılında büyük oğlu Kâsım ve bir müddet sonra da diğer oğlu Abdullah küçük yaşta iken vefât ettiler. Zeyd’in başı kan içinde kaldı. Bu nasıl sözdür?) dedi. İşkenceyi arttırıp işi azdırmışlardı.) görüp. Bu hadîse karşısında şaşıran müşrikler bazı ileri gelen kimselerin de böyle bir uygulamadan vaz geçtiklerini bildirmeleri üzerine Bi’setin onuncu yılında bundan tamamen vazgeçmek zorunda kaldılar. Habeşistan’dan yirmi kişi kadar Hıristiyan Ruhban Mekke’ye gelmişti. MÎ’RÂC Mekke ehâlisi îmân etmiyor. Alay ettiler. Addâs: Sen Yunus’u nereden tanıyorsun? Onu. Bu mahallede muhasara altına alınan müslümanlar ise dışardan fazla bir şey satın alamadıkları için şiddetli kıtlıkla karşı karşıya kalmışlardı. Üzümü getiren köle Addas Hıristiyan idi. dedi. üzüntülü. Halbuki İslâmiyet süratle yayılıyor. dedi.v. Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerini ve müslümanların dinlerindeki sebatını gören nice gönüller İslâm nuru ile aydınlanıyordu. yaralarının kanlarını sildiler. akrabalarla münasebeti kesme ve iftira olarak yazılı diğer kısmı yiyip bitirmiştir. Peygamberimiz (s. Müşriklerin müslümanlara uyguladıkları üç senelik ablukanın sona ermesinden sonra. Tâif’den uzaklaştılar. Bu sebeple müslümanlar fazla bir şey satın alamıyorlardı. Çok sıcak bir saatte yorgun bir halde yol kenarında oturdular. Bir bağ yanında istirahat edip. Müslümanlar içinde zengin olanlar sıkıntıya düşenlerin ihtiyacını karşılamak için bütün mallarını harcamışlardı. Addâs: Nineveliyim. Hicretden bir yıl önce. Fakat düşmanlıklarını gün geçtikçe şiddetlendirip İslâmiyetin yayılmasına mani olmak için her türlü yola başvurdular. İslâmın hızla yayıldığını görerek iyice çıldırmışlardı. o vefât edince.a. işkence yaptılar. Resûlullah: “Yunus aleyhisselâmın memleketinden imişsin” buyurdu. Ebû Tâlib hayatta iken.) vahiyle bildirildi. Hatice vefât etti. benim gibi Peygamber idi” buyurdu. Bu hallerini görerek kendilerine çeşitli hakarette bulunan Ebû Cehile ve diğer müşriklere asla aldırış etmediler (Bize yaptığımız cahilliği biz size yapamayız ve bize nasip olan hak dinden asla dönmeyiz) dediler. Rebîaoğullarından Utbe ve Şeybe adında zengin iki kardeşti. Allahü teâlâ..v. Kâ’be’ye gidip bakınız. yuhaladılar.v. Resûlullah çok üzüldü. Kâ’be yanında Peygamberimizle görüşen bu Hıristiyan kafilesi. Üç sene süren bu hadîse üzerine ümitlenen müşrikler.. Küçük çocuklar açlıktan feryat ediyordu.v.20 - .a. Muhammed aleyhisselâma ve müslümanlara yaptıkları tecavüzleri kat kat arttırdılar. Peygamberimizi (s. Ebû Tâlib müşriklere gidip (Kardeşimin oğlunun bana haber verdiğine göre Allah sizin Kâ’be’de astığınız sahifeye bir kurt musallat etmiş ve (Allah) lâfzı hariç o sahifede zulüm. Ümitsiz. Tâif halkına bir ay nasîhat etti.v.) amcası Ebû Tâlib ve ondan birkaç gün sonra da hanımı Hz. Ard arda vuku bulan bu ölüm hadîselerinden dolayı bu seneye Senet-ul-hüzün (Hüzün yılı) denildi. Kâ’be’ye gidip astıkları sahifeyi. Peygamberimizin kendilerini İslâma davet etmesi üzerine büyük bir şevkle sevinç gözyaşları dökerek müslüman oldular. Hiç kimse îmân etmedi. Kur’ân âyetlerini dinlediler ve o kadar ağlaştılar ki. sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm cahiliyye devrinin zulmetinde bunalan insanları kurtarmaya çalışıyor ve hakiki se’âdete kavuşturuyordu.) üzümü yerken besmele çekti. yorgun geri dönerken mübârek bacakları yaralandı. Bu husus Peygamberimize (s.) ve müslümanlara karşı öncekinden daha şiddetli davranmaya başladılar. O da. Sorduktan her soruya verilen cevaplar karşısında son derece memnun kalıp. müşriklerin anlaşmalarını yazarak Kâ’be içine astıkları sahifeye bir güve kurdu musallat etti. Çocuklar taşa tuttular. Yine Bi’setin onuncu yılında Peygamberimizin (s. Peygamberimiz (s. buralarda kimse bilmez.) ve Zeydi (r. Besmeleyi işitince şaşırdı. Öyle ki bazıları yiyecek bulamadıkları için ağaç yapraklarını yiyerek açlıklarını gideriyordu. Zeyd bin Hârise’yi alarak Taif’e gitti.a. müşriklerin hakaretleri ve işkenceleri karşısında asla yılmıyorlardı. tüccarlardan fiyatlarını çok yüksek tutmalarını istiyorlardı. Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. onun himayesinden çekinen müşrikler.

Şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar. Bir müddet İstirahat edip. yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azapları görsün. Onlardan nefret ediyorum.v. aç. Kimdir o dedi. yâ Resûlallah. Mübârek bedenini. birşeyler hazırlardım. dedi. Hiç iyi tarafları yok. teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz. yine bana yalvarıyor. Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?) buyurdu ve Rabbinin darılacağından çok korktu. Yine yerine koydu. Zemzem suyu ile yıkadı. içecek istemem. Kâ’be yanına geldiler. Rabbime ibadet etmek. Ümm-i Hânî. bir anda Kudüs’de. Resûlullah. asil. ev sahibi için büyük yüzkarası olurdu. Kavmin hakkında ne dilersen ona emredebilirsin) dedi.).) içeri alıp. Benden başka. Allahü teâlânın dağları emrine verdiği melektir. işiten cinnîlerin hepsi îmân ettiler. Ben inandım ki. dedi. Göğsünü yardı.v. ahmakların size yapacağı saygısızlıklara hedef olmak. Cebrâil (a. Muhammed aleyhisselâm Mekke’ye doğru gitmekte iken. Git! Habîbimi getir! Cennetimi. üstünlükler kaynağı olan şerefli peygamber! Rabbin sana selâm ediyor. Şerefimi korumak için. leğen. se’âdete kavuşmaları için duâya başladı. Cehennemimi göster. Kalbini çıkardı. üzüntülü idi. Kabul edersen. cahillerin. şerefli misafire can fedâ olsun. yıllarca bu zalimlere. emret. Birkaç ay Mekke’de çok sıkıntılı geçti. Allahü teâlâ. Yokta bir hata mı ettim. yalvarmak için bir yer bana yetişir” buyurdu. soğuk dudakları. Sen Allah’ın Resûlüsün. (Şu melek. emin. o gün çok incinmişti. Ey peygamberlerin efendisi. O’nu ben teselli edeceğim. Herkesin hakkını yiyorlar. Mışıl mışıl uyuyor gördü. Çok yorgun.” buyurdu. gidelim. dedi.” buyurdu. Cebrâil (a. Sonra Peygamberimiz (s.): Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi. o zaman imân etmemişti. Peygamberimiz (s. Gidilecek bir yer yoktu. sözleri. Bu hadîseden sonra Mekke’ye yürüdüler. onu düşmandan korumak. O’nun nazik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.s. af dilemeğe. Resûlullah (s. O zaman bana gel. nazik kalbini çok incittim.) okuduğu Kur’ân âyetlerini duydular ve durup dinlediler. Şimdi yedirecek birşeyim yok. Herkesi aldatıyorlar.a. Lütfen kalk. Rabbine yalvarmağa. kavuşturayım) dedi. başının üzerinde kendisini gölgeleyen bir bulutu ve biraz sonra da Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Müslüman oldu. Allaha şirk koşmayacak bir nesil çıkarması için duâ ederim” buyurdu. O cinnîler kavimlerine gidip bunu bildirince. Mübârek ayağının altını öptü.a. Resûlullah’ı (s. bir hasır. Allahü teâlânın bu müşriklerin sulbünden îmân edecek. Ümm-i Hânî: Senin gibi doğru sözlü. onları îmâna davet edin” buyurdu. Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. bir anda Resûlullah’ın yanına geldi. Resûlullah’ı uyandırdı.a. Ümm-i Hânî düşündü. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.a.v. bir kimse geldi.)’i hemen tanıdı ve (Ey Cebrâil kardeşim. dedi. Resûlullah (s. Allahü teâlâ kavminin sana ne söylediklerini işitti. Muhammed aleyhisselâm onlara “Kavminize varınca benim îmâna davetimi onlara da söyleyin.) Tâif’den Mekke’ye döndüğü sırada Mekke’ye varmadan Nahle adındaki bir yerde bir müddet istirahat etti. Cebrâil aleyhisselâma: Sevgili Peygamberimi çok üzdüm.s. evin etrafında dolaşmağa başladı.) “Yiyecek. Uyandırmağa kıyamadı. Yalnız. Abdest alıp. Mescid-i Aksa’ya geldiler. size hizmetle şereflenmek. İnsan şeklinde idi. Ümm-i Hânî. Cebrâil (a. Karanlıkta Mekke’ye girdiler. Seni kendine davet ediyor.) “Amcan oğlu Muhammedim. kulların îmâna gelmesi. Muhammed aleyhisselâm “Hayır! Ben insanlara rahmet olarak gönderildim. O anda. Gelen misafire ikrâm etmek. Hatta öldürmek isteyenler var. Bir evdeki misafire zarar gelmesi. iyilikler menbaı. Buyur.21 - . Sizinle birlikte gitmek. Dağlara müvekkil melek: Mekkenin iki tarafında bulunan Ebû Kubeys ve Kuaykın dağını göstererek (Yâ Muhammed! Eğer şu iki yalçın dağın Mekkeliler üzerine kapanıp birbirine kavuşmasını istersen. Mekke’ye yürüdüler.v.s. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Cin sûresinde bildirilmektedir.) kayayı parmağı ile deldi. Babasının kılıcını alıp. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım nimetleri görsün. Orada. O’na inanmıyanlara. Bu halde. şüphesiz ki. Cebrâil aleyhisselâm (Yâ Muhammed. misafir geldim.s. buyurdu. ibrik verdi. adımı her yerde İşitirsin. Bunun Mekke’de düşmanları çok. Nusaybin cinlerinden bir grup oradan geçerken Peygamberimizin (s. sabaha kadar onu gözeteyim dedi.) Sonra bir melek göstererek. Böyle vakitsiz niçin geldin. Hiçbiri gözümde yok. Resûlullah. kanı olmadığı için. Her taraf düşman idi. bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz. Sonra Cennetten gelen Burak adındaki beyaz hayvana binip. Doğruca amcası Ebû Tâlib’in kızı Ümm-i Hânî’nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. mübârek vücudunuzu korumak için fedâ olmak istiyorum. dedi.a. tebessüm buyurdu: “Şimdi efendilerinin yanında kal!” Az zaman sonra.) ile görüşüp müslüman oldular.a. Bu sırada namaza durmuştu. Cebrâil (a. Dünyalık toplamak. bu yalancılara kölelik ediyorum.v.Addâs: Bu güzel yüzün. Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde orada . Burak’ı oraya bağladı. hiçbirşey düşünmüyor.v. Kalbi.

v. Hiçbir mahlûkun bilemeyeceği. Kâ’be yanına gidip Miracını anlattı.a. Ebû Bekir’e sevgi. Sorduklarını görmemiştim. Resûlullah’ın yanına geldi. saygı ve itimâd gösterdiler. Senin efendin. bunun akıllı. Ebû Bekir: İyi biliyorum. Cemaatle namaz için Âdem (a. Kâfirlerin düşmanlığını arttırdı. ne kadar zaman sürer dediler. yıkıldı. Ebû Bekir’in sözleri kâfirleri şaşırttı. Ebû Bekir (r.v. anlaşılmayan. hizmetçi yapmakla şereflendirdi. leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. Onlara Kur’ân-ı kerîm okudu ve İslâma davet etti. Mekke hac mevsiminde uzaktan. Hiçbiri kabul etmedi. anlayamayacağı nimetlere kavuşup. hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı. senin gibi büyük Peygambere.v. imânı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. Mekansız. Yattığı yer henüz soğumamış. iyice sapıtmış dediler.) Mi’râca ruh ve bedeni.idi.) edebinden. artık iyice sapıttı diyerek. dedi. İbrâhîm (a. imtihan etmeğe yeltendiler. Bu adı almakla derecesi bir kat daha yükseldi. AKABE BÎATLARI Peygamberimiz (s. Cebrâil (a. Kapıya çıkınca hemen sordular: Ey Ebû Bekir! Sen çok kere Kudüs’e gidip geldin.v. Buyururdu ki. Resûlullah (s. develi yolcular gördüğünü söyledi. mağlup etmek için. O’nun çevresinde pervane gibi toplanmalarına dayanamadılar. yedi kat gökleri geçtiler. Sidret-ül-müntehâ. Mekke’ye gelen Arap kabilelerine İslâmı anlatır ve onları îmâna davet ederdi. tecrübeli adamın sözü böyle olur.). hayasından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı. Hicretten bir yıl önce Receb ayının 27’sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mu’cizeye Peygamberimizin (s. Nuh (a. inşâallah Çarşamba günü gelirler buyurdu. Söyle bakalım. iyi bilirsin.a. İşiten kâfirler alay etti. Mi’râc Kur’ân-ı kerîmde İsra sûresinde ve Hadîs-i şerîflerde bildirilmektedir. dedi.s. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. Resûlullah (s. Bu hâl mü’minlerin imânını kuvvetlendirdi.v. altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. Mescid-i Aksa’yı gözümün önüne getirdi. gibi şeyler sordular. Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur. Hepsine cevap verirken.22 - . Kudüs’ten Mekke’ye gelirken Kureyş’in kervanına rastladı. öyledir yâ Resûlullah derdi.) Tâiften Mekke’ye döndükten sonra da müşriklerin şiddetle karşı çıkmalarına rağmen bütün güçlüklere ve sıkıntılara katlanarak insanları İslâma davet etti.a.) Bi’setin onuncu yılında hac mevsiminde Akabede Medine’den gelen altı kişiyle karşılaştı.a. bizleri. Fırtına eser gibi olduğunu bir devenin yıkıldığını söylediler. bilinmeyen. Akıllı. başkası imam olamaz. imam olmalarını sıra ile söyledi. ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. (Mescid-i Aksa’da etrafıma bakmamıştım. Kervandaki bir deve ürktü. Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. yakından gelenlerle dolup taşardı. O anda Cebrâil (a. Şüpheye düşen.) Cenneti. Peygamberimize (s.). Ümm-i Hânî’nin evine geldi. Birkaçı sevinerek Ebû Bekir’in evine geldi. Mekke’den Kudüs’e gitmek gelmek. özür dilediler. sayısız şeyleri görüp. sıfatsız olarak Rabbi ile konuştu. Peygamberimiz (s.).) Sidre’de kaldı ve kıl kadar ilerlesem.) Mi’râcı denir. tecrübeli. onlarla görüştü. Mü’minlerin kuvvetli imânına. ile uyanık iken çıktı. kaç penceresi var. cihetsiz. Halbuki. Resûlullah (s. anlatılamıyan şekilde. Sabah olunca. Bir anda gidip gelmiştir) deyip içeri girdi.v. Ebû Bekir’e sihir yapmış) diyorlardı. Muhammed aklını kaçırmış.s.s. Mübârek yüzünü görmekle. Kâfirler neye uğradıklarını anlayamadı. Müslüman olmağa niyetli olanlar da vazgeçti.) Resûlullah’ın mübârek adını işitince. Peygamberimiz (s.) Mi’râc gecesinde nice ilâhi hakikatler gösterildi ve beş vakit namaz bu gecede farz kılındı. Gülerek.v. bir anda. Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi. Habîbullahı ileri sürdü. Resûlullah (s.) her sözüne hemen inanmalarına.a.v. kervan Mekke’ye geldi. Ebû Bekir hemen giyinip.). sayıyordum. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar.) Kudüs’e gittim diyorsun. Bir aydan fazla. Kudüs’e ve oradan Mekke-i Mükerreme’ye.s. Peygamberin (s. yok olurum dedi. Cehennemi.v.) o gün Ebû Bekir’e (Sıddîk) dedi. Canım sana fedâ olsun!) dedi.a. inandım. Hazret-i Ebû Bekir. Muhammed ne yaman büyücü imiş. Arş ve Ruh alemlerini geçip. birşeyden haberi olmamıştı. Çarşamba günü güneş batarken.s.) peygamberlere. alay ederek ve Ebû Bekir’in de kendileri gibi düşüneceğini zannettiler. yanar.a. Sorularına.a. Cebrâil (a. bir anda. Büyük kalabalık arasında.) bu mevsimde kurulan panayırlara gider. mescidten çıkıp bilinmeyen bir Miraç ile.s. Namazdan sonra.a.v. zamansız. (Eğer O söyledi ise inandım. hemen cevap veriyordum). Müşrikler ise hep mani olmak için uğraşırlardı. Yâ Muhammed (s. Sen varken.v. Kâfirler bu hâle çok kızdı. Önlerine bakıp gidiyor ve (Vay canına. Mescidin kaç kapısı. Yolda.a. Resûlullah’ı mahcup.a. Çünkü.a. kalbleri alan. Dışarda dolaşan Ümm-i Hanî uyuklamış. Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. Böylece İslâmiyet günden güne yayılıyor: Müslüman olanlar çoğalıyordu. pencerelerini görüyor. Kâfirler bu söze sevindi. Medine’deki Hazrec . yüksek sesle (Yâ Resûlallah! Miracınız mübârek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki. dediler.

Yesribi (Medine’yi) size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt yaptı. Bu sıralarda Medinedeki müslümanların sayısı kırka ulaşmıştı. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: “İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum.a. HİCRET Son Akabe bîatıyla Medine müslümanlar için rahat edecekleri ve sığınacakları bir yer olmuştu. iki kara taşlık arasında hurmalık bir şehir olduğu bana gösterildi” buyurdu. Fakat bir iç harbin patlak vermesinden korktukları için öldürmeye cesaret edemediler. Beraber hicret ederiz. Müslümanlar için Mekke’de kalmak tahammül edilemeyecek derecede güçleşmişti. (Mi’râc ikinci Akabe bi’atından sonra vuku buldu. Ancak Müslümanlar da her fırsattan istifade ederek Medine’ye hicrete devam ettiler. Ömer de bir gün kılıcını kuşandı. Peygamberimize (s. benim onun Resûlü olduğuma îmân ederek dînin emirlerini yerine getireceğinize bana itâat edeceğinize hiç bir şeyden çekinmeden Allah yolunda Allah için hakkı söyleyeceğinize. müşriklerden çok eziyet görmüş olan Ebû Seleme’dir. hastalar. Resûlullah’ın (s. Karısını dul. Bunu seve seve kabul ettiklerini bildiren Medineliler (Ya Resûlallah.v. Mus’ab bin Ümeyrin üstün gayretleri ile Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabilelerinden hemen hemen müslüman olmayan kalmamıştı. anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. zinâdan. Resûlullah.” buyurdu. Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi. Az zamanda İslâmiyet Medine’de yayıldı.” Böylece Hz.) Medine’de İslâmın bu şekilde süratle yayıldığını haber alınca çok sevinip bu seneye (sevinç yılı) denildi.a.) Bu seneden sonra yine hac mevsiminde Medine’den 73 erkek 2 kadın olmak üzere 75 kişi Akabede gece yarısı gizlice Peygamberimizle görüştüler.v. Peygamberimiz (s. Resûlullah “Cennet var”. Bunlar Medine’nin ileri gelenlerinden idi. hırsızlıktan sakınacaklarına. kimseye iftira etmeyeceklerine. misafir ettiler. Ebû Bekir de hicret için izin istedi. O’nun korkusundan bu kafileye hiç kimse dokunamadı. Resûlullah da.) “Sizin hicret edeceğiniz yurdun. Müslümanlar.a. Peygamberimiz bu bîat edenler içinden okuma yazma bilen 12 kişiyi temsilci olarak seçti. kadınları kocalarından ayırmaya.) izin vermesi ve tavsiye etmesi üzerine Müslümanlar Medine’ye peyderpey hicret etmeye başladılar. müşriklerin dikkatini çekmemek için küçük gruplar halinde yola çıkıyor.v.” buyurdu. hicret etmek üzere yola çıkan müslümanlardan görebildiklerini yoldan çevirmeye. Onları dinlerinden döndürmek için her türlü eziyeti yaptılar. Bu arada Hz. Orası Yesrib (Medine)’dir. Beklemeye başladı. Hz. Hz. çocuklarını yetim bırakmak. Medinelilerin yaptıkları bu bîat büyük bir önem taşıyordu.a. Oraya hicret ediniz” ve “Orada Müslüman kardeşlerinizle birleşin. kendi nefsinizi ve namusunuzu koruduğunuz gibi bana yardımcı olacağınıza söz veriyor musunuz?” buyurdu. Peygamberimiz (s.a. Allaha şirk koşmayacaklarına. ihtiyarlar ve müşriklerin hapsettiği kimseler kaldı. Ümidim odur ki. Böyle ihtimal var mıdır? diye sordu. Resûlullah’ın da hicret edip müslümanların başına geçeceği ihtimaliyle Mekkeli müşrikler telâşa kapıldılar.23 - . Daha sonra Eshâb-ı kirâmdan diğerleri de hicrete devam ettiler. Medine’ye ilk hicrette bulunan. bizi Muhammed aleyhisselâmın sevgisiyle ve ona İmân etmekle şereflendirdi. Peygamberimiz (s. Bundan bir sene sonra Bi’setin onbirinci yılında yine hac mevsiminde 12 Medineli Peygamberimizin (s. Resûlullah “Sabreyle.) sevinçli bir halde Eshâb-ı kirâmın yanına gelip “Sizin hicret edeceğiniz yer bana bildirildi.v. Peygamberimiz bu bîatlerde bulunanlara İslâmı anlatmak ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmek üzere Eshâb-ı kirâmdan Mus’ab bin Umeyri muallim olarak onlarla birlikte Medine’ye gönderdi. Neden sonra işin farkına varan müşrikler. Bu hadîselere ilk Akabe bîatları denilmiştir.). fakîrler. Ebû Bekir: Anam babam sana fedâ olsun. İkinci Akabe bîatini duyan Mekkeli müşriklerin müslümanlara tutumları çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hâl almıştı. hicret edenlere son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmalarını sıkı sıkı tenbih ediyordu. “Evet vardır” buyurunca sevindi.) davetini kabul ederek müslüman oldular. gücü yettiklerini hapis etmeye ve çeşitli cefalar çektirmeye başladılar.) diyerek sevinçlerini ve teslimiyetlerini ifade ettiler. kız çocuklarını öldürmeyeceklerine.v. Allahü teâlâ bana da izin verir.a. Bu temsilciler (Allaha hamd olsun ki. yanına oklarını Ve mızrağını alıp Kâ’beyi açıkça yedi defa tavaf etti.) durumlarını arz ederek. mümkün olduğu kadar gizli hareket ediyorlardı. . Ebû Bekir. Hz. Mekke’den hicret için müsâade istediler. Nihayet Mekke’de Hz. Resûlullahın elini tutarak bîat ettiler. Allahü teâlâ onları size kardeş yaptı. senin uğrunda ölürsek bize ne var?) diye sordular. dinledik ve boyun eğdik. Diğer taraftan Medineliler (Ensâr). Sekizyüz dirhem vererek hemen iki deve satın aldı.v.kabilesinden olan bu altı kişi Peygamberimizi dinledikten sonra hemen îmân ettiler. buyurunca. Ali. Ömer ve yanında yirmi kadar müslüman güpegündüz açıktan Medine’ye doğru yola çıktılar. Bu altı kişi ilk Medineli müslümanlardır. Allahın ve Resûlünün davetini kabul ettik.a. hicret eden Mekkeliler’i (Muhacirler) çok iyi karşılayıp. Bir gün Peygamberimiz (s. Bu arada Hz. Resûlullah onlara “Allah’dan başka ilâh olmadığını. Aradan bir müddet geçmişti.. Allaha ve Resûlüne itâat edeceklerine dair kesinlikle söz verdiler.v.

a. Mekke’de duyduklarını.a.s. ilk iş olarak Kubâ mescidini yaptı. Böylece kimin öldürdüğü belli olmaz. Bir saatlik mesafedeki Sevr dağında bulunan mağaranın önüne geldiler. Konuşmalarını dinledi.a. Peygamber efendimiz (s. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah. Resûlullah (s. Ebû Bekir’i her yerde aramalarına rağmen bulamayan müşrikler âdeta çılgına dönmüşlerdi.v.) ve Hz. Bu senenin Mayıs ayının 16 cı Cum’a gününe tesadüf eden Muharrem ayının birinci günü de müslümanların hicrî kameri yılının başlangıcı olması. her tedbiri bozar. gömleğini parçalayarak kapattı.Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri Dârü’n-Nedve’de toplandılar. Rebiülevvelin 12. Mekke’nin fethinden sonra müslüman olmuştur.) emri ile geri döndü.v.” buyurdu.v. öğle vakti olmuştu. Sürâka şaşkına dönüp af diledi ve kurtulması için duâ istedi.) başını Hz. bir örümceğin mağaranın ağzını örmüş ve bir güvercinin de yuva yapmış olduğunu gördüler. Ebû Bekir’in azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Âmir bin Füheyre ise geceleri süt getiriyor ve izleri yok ediyordu. Peygamber efendimize yaklaşınca Peygamber efendimiz (s. Müşriklerin hiçbiri onu göremedi. canım yandı.a. Mağarada Peygamber efendimiz (s.) ve Hz. Nihayet bir benzeri . Şeyhi Necdi kılığında.a. Ebû Bekir’in dizine koyarak bir miktar uyumuştu ki. Ebû Bekir (r. Her biri ellerinde kılıçları ile Muhammedin (s.v. Peygamberimiz (s.) gelerek müşriklerin kararını ve o gece yatağında yatmamasını bildirdi. Ali’yi görünce şaşırdılar. Şeytan.v. Ömer’in hilâfeti zamanında söz birliği ile kabul edildi. Ebû Bekir’i müşriklerin kötülüklerinden korudu.v. Başka çare düşününüz” diyerek fikrini söyledi. her kabileden bir kuvvetli kimse seçelim.) yollarına devam ederek milâdın 622 ci senesi Eylülünün yirminci ve Rebiülevvel’in sekizinci Pazartesi günü Medine yakınlarındaki Kubâ köyüne vardılar. Çeşitli teklifler öne sürüldü. Çünkü O’nun öyle güler yüzü tatlı dili vardır ki. Rânûna vadisinden geçerken. Hemen Peygamberimiz yılanın soktuğu yere mübârek tükrüğünü sürdü ve Allahü teâlânın izniyle Hz.v. “Yâ Ebâ Bekir! Seni ağlatan şey nedir?” diye sorunca. Açık kalan bir deliği de ayağı ile kapayıp Peygamber efendimizi içeri davet etti. Biz de O’nun diyetini verir.a.a. Yollara düşüp. Mağara’ya Resûlullahtan (s.) ve Ebû Bekir’i (r. Hiçbiri beğenilmedi.) ve Hz. bu mucize ile Peygamberini ve O’nun arkadaşı Hz.a.v. Izdırapla gözlerinden yaş aktı. haber veriyor. ufuklara bakarak günlerce beklemişlerdi.24 - . Cebrâil (a. Hz. Geceleyin Yâsin sûresinin ilk sekiz âyetini okuyarak. Sürâka’nın atının ayakları dizlerine kadar kuma gömüldü. Ebû Bekir girdi. Hz. Kureyşin reisi ve en azılı İslâm düşmanı olan Ebû Cehil: En doğru fikir şudur ki.a.v. Mekke ve civarında tellâllar bağırtarak Peygamberimizi (s. bu sıkıntıdan kurtuluruz dedi. ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. geceleyin mağaraya gelip.) uykudan uyanıp.a. Sabaha kadar evin çevresinde bekleyen müşrikler sabahleyin içerde Hz. her tarafı aramaya başladılar. Allahü teâlâ. Rebiülevvelin birinci Pazartesi günü mağaradan ayrılarak Medine’ye doğru yola çıkan Resûlullah’ı (s. Ebû Bekir’i Peygamberimiz teselli etdi ve Ona”Sen üzülme.) ve Hz.a.a. Bunlardan biri de Sürâka idi. Safer ayının yirmiyedinci Perşembe günü. Ebû Bekir’in delik üzerine koyduğu ayağını ısırdı.a. Ebû Bekir iyileşti. Namazdan sonra her ikisi ve yanındakiler develerine bindi ve Medine’nin yolunu tuttular. yılan ve akrep çıkmaması için.) içeri girmesinden sonra Allahü teâlâ’nın emriyle bir örümcek kapıya ağını ördü ve bir çift güvercin yuva yaparak yumurtladı.a. Peygamberimiz (s.v.a. Sürâka. Birkaç gün burada kalan Peygamberimiz (s.) teşrifini büyük bir heyecan ile bekliyordu.a.v. Cum’a günü Medine şehrine doğru yola çıktı. Allah bizimle beraberdir” buyurdu. ihtiyar bir Necdli şeklinde müşriklerin yanına geldi. onlara “Sizin düşündüklerinizin hiçbiri O’na karşı çare değildir. Şeyhi Necdi kılığında aralarına katılan Şeytan da bu fikri beğendi ve hararetle tasdîk etti. Bu durum karşısında Resûlullah (s. Sonra şeytan da söze karışıp. Ebû Bekir de “Ayağımı birşey ısırdı.) ona bir nazar etti. Resûlüne hicret emri verdi. Eshâb-ı kirâm. Ayaklarının ucuna baksalardı her ikisini de göreceklerdi. “Bu gece yatağımda yat uyu. Ona kavuşma şevkiyle yanıyorlardı.) için endişelenen Hz. Kılıç vurup kanını döksünler. Peygamberimiz (s. Peygamber efendimizin (s. Onun bu vaadini duyan ve mala tamah eden baza kimseler silâhlarını alıp atlarına atlayıp yola düştüler. kendisini öldürmek için evini sarmış kâfirlerin üzerine bir avuç toprak saçtı ve evinden çıktı.v. Sürâka kurtuldu ve Peygamber efendimizin (s.) tebessüm ederek duâ etti. bir yılan Hz. içeriyi dikkatlice gözden geçirdi.) izin alarak önce Hz.).) bulup getirenlere ve yerlerini bildireceklere 100 deve vaad ediyordu. Bu gün müslümanların hicrî güneş yılının başlangıcı oldu. Fakat anam. Zaruri olarak diyete râzı olurlar.) yatağında bulamayan müşrikler.v. bir kılavuz ile birlikte yola çıktılar. yâ Resûlallah!” dedi.a.v.) üzerine saldırsın. Peygamber efendimizin saçtığı topraktan o gün kime isabet ettiyse daha sonra Bedir Savaşında öldürüldü.v.a. Onlar bunun hazırlığı içindeyken Allahü teâlâ. En azılıları olan Ebû Cehil. Resûlullah’ın (s.v. Hz. Gördüğü çok sayıdaki delikleri.v. Hz. Ali’yi kendi yatağında yatmasını ve bıraktığı emanetleri sahiplerine vermesini söyledi. Hz.v. babam sana fedâ olsun.a.). Ebû Bekir’in evine gittiler orada da bulamadılar. şu hırkamı da üzerine ört! Korkma sana hiç bir zarar gelmez. Resûlullah’ı (s. Burada ilk Cum’a namazını kıldı ve ilk hutbeyi okudu. İçeriye bakmadan geri döndüler. Ebû Bekir yanlarına bir miktar yiyecek alarak. iz takip ederek Sevr dağındaki mağaranın önüne geldiklerinde. Peygamberimiz (s.a. Ebû Bekir üç gün üç gece bu mağarada kaldı.

Nitekim Allahü teâlâ “Ancak mü’minler kardeştirler.v. Mekke’den gelen müslümanlardan birini evine aldı.a. Peygamberimiz (s. Mekkeli müslümanların gelip Medine’de bulunan müslümanlarla her bakımdan yardımlaşmak üzere kardeşlik kurmaları ile Medine’nin havası değişmişti.v. Mâ de’allahü dâ Eyyühel-meb’ûsü fina.) hazretlerinin evine en yakındı. Evi. gerçek sevgi ve samimiyetin maddî menfaatle değil.) Medine’ye teşrif etti.) Hz. mülklerinden yer verdi ve her yardımı yaptı. Âişe ile evlendi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.a. Yine bu sene Peygamberimiz (s.v. Bunlara “Eshâb-ı Suffa” denildi.) dayıları olan Neccâroğullarından Ebû Eyyûb-i Ensârî (r. O gün sevinç sedaları Medine semalarına yükseldi. şükretmek lâzım bu nimete! Ey bize gönderilen yüce Peygamber! İtâat etmemiz gereken bir emirle geldin bize!” Herkes Peygamberimize (s. Her Medineli müslüman. Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Hicretten sonra Müslümanlığın kolayca ve süratle yayılması sağlanmış. İslâmiyeti iyice öğrenirlerdi.)” diyerek.v. malına ortak etti.v. Daha sonra Resûlullahın Medine’ye ilk geldikleri gün devesinin çöktüğü arsa satın alınarak oraya bir mescid. “Tale’al-bedrü aleynâ. yeni çareler arıyorlardı.daha görülmemiş ve görülmeyecek mutluluğa kavuştular. Cihad emri. yâ Resûlallah (s. tatlı bir hayat başlamıştı. Medinede ve . Müslümanlar bir devlet olmuşlardı.v. Eski sıkıntılı ve korkulu günler arkada kalmış. Eshâb-ı kirâm sevinç gözyaşları döktü.) etrafında toplanarak ve İslâm dininin esaslarına uyarak yeni bir nizam ve mes’ûd bir hayat kuruyorlardı.a.) devesini serbest bıraktı. Kadınlar ve çocuklar şiirler söylüyordu.) kalmakta olduğu Eshâb-ı kirâmdan Ebû Eyyûbi Ensârî Hâlid bin Zeyd’in (r. bu zâta misafir oldu. İslâm târihinde büyük önemi vardır. Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından Enes bin Mâlik hazretleri Resûlullahın (s. Ayrıca Mekkeli müşriklerin Şam ticâret yolu da Medine yakınından geçiyordu. söylediklerini ezberler. Biraz yürüdükten sonra ikinci olarak başka bir yere çöktü. MEDİNE DEVRİ Peygamberimizin (s. Allah’a her duâ ettikde.a. Bunlar Peygamberinizin (s. Ensâr ve Muhâcirîn bu yeni İslâm merkezinde el ele vererek İslâm dininin kuvvetlenmesi için her fedâkârlığa katlanıyorlar. milâdî 622 senesinde Medine’ye Hicreti ile on sene süren Medine devri başladı. Peygamberimiz.) bulunduğu her yerde cemaatla namaz kılınıyordu.v. Burası Peygamber efendimizin (s. Bu sırada Medine’de Yemen’den gelip yerleşmiş olan Evs ve Hazrec kabileleri ve Benî Kaynuka.a. Medine’ye hicretin. Bu çeşit fedâkârlık ancak İslâm kardeşliğinde vardır.v.a. evlerine davet ediyorlardı.) yanından ayrılmaz. ailesi olmayan yetmişden fazla fakîr müslüman da mescidin avlusunda yapılan sofada ikamet ettiler. Resûlullah’ın (s.v.a. Ensâr (Medineli Müslümanlar) dîni için vatanını terk eden Muhâcir kardeşlerini barındırdı. Deve ilk defa iki yetime ait bir arsaya çöktü ve çok durmadan kalktı.a. İslâm dininin merkezi Mekke’den Medine’ye nakledilmiş oldu. Resûlullah için de bu mescide bitişik odalar yapıldı.a. burada geldi. inançlarından dolayı insanlara işkence yapan müşriklerin eza ve cefâ veren ellerinin uzanamayacağı Medine’de hürriyet ve emniyet havası içinde sakin. Yine bu arada Peygamberimiz (s. evlerinde misafir etti. Mekkeli müşrikler. iş buldu.v. îmân ve inançla var olabileceğini buyurmuştur. Her sene hac mevsiminde çevreden Kâ’bedeki putlara tapmak için gelen Arab kabilelerinden kazanç sağlayan müşrikler bu kazancın ellerinden kaçması endişesine kapıldılar.a.) Medine-i münevvereye girdiği günden daha güzel ve neşeli bir gün görmedim buyurmuştur.a.a. Benî Kureyza adında üç Yahudi kabilesi bulunuyordu. Bu yolun da kapanmasından korkan müşrikler. Bu da bu derecede açıkça Ensâr ve Muhâcirînin arasında görülmektedir.a.) mallarını. mülklerini Mekke’de bırakarak hicret eden müslümanlar ile Medineli müslümanlar arasında kardeşlik kurdu. Ebû Bekir’in kızı Hz. Hicretin birinci yılında Medine’de mescid yapıldıktan sonra günde beş vakit ezan okunmaya başlandı.) Bi’setin onüçüncü yılında 12 Rebî’ul-evvelde. karşılandı. Medine dışındaki yerlere İslâmiyyeti öğretmek üzere bunlardan muallimler gönderilirdi.v. İlk zamanlarda Medine’de bir mescid olmadığı için Peygamberimizin (s. Beni Nadir. Medine’deki kabileler arasındaki kin ve düşmanlık kalktı.) “Bize buyurun.) evinden mescidin bitişiğinde yapılan bu odalara taşındı (Bkz. Hicretten sonra Medine’de birleşen müslümanların karşısında.v.25 - .a. Şu mısraları yüksek sesle terennüm ettiler.” buyurarak. ci’te bil-emr-il-mutâ” “Veda yokuşundan ay doğdu üzerimize. min seniyyât-ül-veda’ Vecebe’ş-şükrü aleynâ. Ebû Eyyub-i Ensârî). bütün ihtiyaçları burada.v. Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra da müşrikler düşmanlıklarını devam ettirdiler.

Bu hadîse Mekke’den ve Medine’den bir çok kimsenin müslüman olmasına sebep oldu.v. Günden güne İslâmiyyet yeni vak’alarla yayıldı. başında bulunmadığı askerî harekâta da “Seriyye” adı verildi. Peygamberimiz (s. Yahudiler kendi dinlerinde serbest kalacak. Hazret-i Ömer’in kızı Hafsa’yı kendi nikâhlarına aldılar. müslümanları güçlü bir duruma getirdi. okuma yazma bilenleri de Medineli 10 çocuğa okuma yazma öğretmek şartıyla serbest bıraktı. Yine imân etmeyip düşmanlık yapmalarına sabrederek. sonra da haktan kaçınanlara cihad emriyle savaş yaptı. daha önce Kudüs’e karşı namaz kılınmakta iken Allahü teâlânın Kâ’be’ye yönelerek namaz kılmayı emretmesi ile kıble değişti. ancak Medine’ye dışardan yapılacak her türlü düşman saldırısına karşı müslümanlarla birlikte vatanlarını müdafaa edeceklerdi. Muhtemel düşman saldırılarına karşı nöbet tutuluyordu.) yaptıkları vatandaşlık anlaşmasını bozarak harbe karar verdiler.26 - . Peygamberimiz (s.) bu esirlerin bir kısmını fidye karşılığı. Hazret-i Hasan dünyâya geldi Şevval ayında Uhud gazvesi yapıldı.) tarafından yeni tedbirler alındı. Hac sûresi 39. Diğer taraftan Mekkeli müşrikler ise Müslümanlar üzerine saldırmak için devamlı hazırlık yapıyorlar ve savaş için bahaneler arıyorlardı. Münafıklarla birleşen Benî Kaynuka Yahudileri.v. Peygamberimizin bizzat idare ettiği savaşlara “Gazâ”. Bedir Savaşında Müslümanların galip gelmesi. Cihada izin verilmesi Kur’ân-ı kerîmde Hicr sûresi 39-41 âyetlerinde. düşmanların durumunu kontrol etmek için de devriyeler tertipledi. Hazret-i Ali’nin oğlu. Hicretin ikinci yılında cihada. Bu anlaşmaya göre. Peygamberimizle (s. Medine dışında Bedir denilen yerde Bedir Savaşı yapıldı. düşmanla harbe izin verildi. Sa’d bin Ebî Vakkas’ın komuta ettiği seriyye olmak üzere üç seriyye hazırlanmıştı. 192 ve 193. Müşriklerle yapılan bu ilk savaşta Müslümanlar ilk parlak zaferi kazandılar. Zeyd bin Hârise Seriyyesi. BEDİR SAVAŞI Muhammed aleyhisselâm Medine’ye hicret ettikten sonra. Muhammed aleyhissselâm müşriklere önce İslâm’ı anlatarak ve nasîhat ederek imân etmelerini bildirdi. âyetlerinde bildirilmektedir.a. Bekara sûresi 190. onları daima îmân etmeye çağırdı.a. Medine’de bütün işleri ve münâsebetleri belli bir tertibe koyup.) Medine’nin asayişini korumak. Bunun üzerine yapılan Benî Kaynuka gazasında yenilip teslim olan Yahudiler Medine’den çıkarıldı. Peygamberimiz müşriklerin bu saldırısına karşı 1000 kişilik bir ordu ile düşmanı Uhud dağında karşı. Hicretin ikinci yılı olaylarından müdafaa için cihada izin verilmesinin yanında bir diğer hadîse de. Mekkelilerin Şam ticâret yolu kapatıldı. Böylece İslâmiyet her geçen gün yayılıyor ve müslümanlar da kuvvetleniyordu. Peygamberimiz (s. âyetinde. Yahudi kabileleri ile de bir anlaşma yapıldı. Hz.v. Necd gazvesi. Hamza’nın.ve çevresinde bulunan Yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanları vardı.a. Yine bir kısım ileri gelenleri olmak üzere 70’i esir alındı.v. Önce yalnız müdafaa etmek suretiyle izin verilmesi üzerine ilk gazâlar yapılmaya başlandı. Nihayet Allahü teâlânın önce müdafaa. Hicretin ikinci yılında Zilhicce ayında da Kurban kesmek ve bayram namazı kılmak vacip oldu. Hicretin üçüncü yılında meydana gelen başlıca hadîseler şunlardır: Sevik gazvesi. Düşman hücum etmedikçe ve tecavüze uğramadıkça savaş yapmamak üzere hazırlanan bu keşif kollarına (seriyye) denir. Bundan başka Mekke civarında bulunan diğer kabileler ile sulh antlaşması yaptı. Medine devrinde yapılan gazâların sayısı yirmidir.a. UHUD SAVAŞI Bedir savaşında yenilen müşrikler bir yıl sonra da 3000 kişilik bir kuvvetle Medine üzerine yürüdüler. Yine bu sene Ramazan ayında teravih namazı kılınmaya başlandı ve sadaka-yı fıtr vermek vacip oldu. Başta Ebû Cehil olmak üzere müşriklerin ileri gelenleri öldürüldü. Bu savaşlardan ilki olan Bedir Savaşında müşrikler ağır bir yenilgiye uğradı. Muhammed hin Mesleme Seriyyesi yapıldı. Böylesine mühim ve tehlikeli bir durum karşısında Peygamberimiz (s.) kızı Ümmü Gülsüm’ü. Medine’de bulunan müslümanların ilk nüfus sayımı yapılıp binbeşyüz civarında bulunan müslümanlar için nüfus defteri tutuldu. günü Bedir gazâsından bir ay önce oruç farz oldu. Medine’de bulunan Yahudileri endişelendirmişti. Kıblenin değiştiğini. Seriyyeler ise daha fazladır.a. Kıblenin Kâ’be olmasından bir ay ve hicretten 18 ay sonra Şaban ayının 10. Beş ile dörtyüz kişi arasında değişen bu seriyyeler Hz. Kâ’be’ye yönelerek namaz kılınmasını emreden Bekara sûresi 144. Ubeydetübni Hâris’in ve Hz. Müslümanlar ise artarak kuvvetlendi. Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki anlaşmazlıkları düzeltip onları birbirine dost yaptı. Hicretin ikinci senesinde Ramazan ayında zekât vermek de farz oldu. âyeti nazil olunca Müslümanların kıblesi Kâ’be oldu. Hazret-i Osman ile evlendirdi. Nihayet miladî 624 ve hicretin ikinci yılında müşriklerin bin kişilik bir orduyla Medine’ye yürümeleri üzerine. Resûlullahın hakemliğini kabul edeceklerdi. Yahudilerle müslümanlar arasında bir anlaşmazlık çıkarsa. Bu bakımdan tehlike daha çok artmıştı. Bu savaşta Müslümanların sayısı 313 kişi idi.v.

) suikast yapmaya kalkışarak anlaşmayı bozdular.v. Mısır. Bu yılda vuku bulan mühim hadîselerden biri de Hayber’in fethidir.) Hendek Savaşından Medine’ye dönünce Eshâb-ı kirâma silahlarını çıkarmadan Hendek.a. Savaşı sırasında ihânet ederek müşrikler ile birleşip müslümanları arkadan vurmak isteyen Benî Kureyza Yahudileri üzerine hareket emri verdi. İslâmiyet Arap yarımadasında süratle yayılmaya başladı ve düşmanlar oldukça tesirsiz hale getirildi. Onlar da gittikleri yerlerde İslâmiyeti anlatıyor.27 - . Bu hadîse Kur’ân-ı kerîmde Ahzab sûresi 9. Mekkeli müşriklerin İslâmiyeti resmen bir devlet olarak tanımak zorunda kaldıkları Hudeybiye antlaşması da bu yılda yapıldı.) “Artık nöbet sizindir.a.a. Reci denilen yere vardıklarında 200 kişilik bir düşman hücumuna uğrayan bu heyetten 8 kişi şehîd oldu.) anlaşma yapan Yahudi kabilelerinden Beni Nadir kabilesi Uhud Savaşından sonra Peygamberimize (s. Habeş.v. Medine civarında bulunan iki kabile Peygamberimize (s.) bütün insanlara Peygamber olarak gönderildiğini bildirmek ve İslâmiyeti her tarafa yaymak için Bizans. İran. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Şarap (içki) içmeyi harâm kılan âyet-i kerîme de hicretin dördüncü yılında indi. bu kabile Medine’den çıkarıldı. Bu istek üzerine Eshâb-ı kirâmdan on kişi gönderildi.a.a. Beni Nadir Yahudileri ve müşriklerin beraberce hazırladıkları onbin kişilik bir orduya karşı Peygamberimiz (s.v. Peygam. Daha önceden Peygamberimizle (s. Medine’den çıkarılan Yahudiler ve münafıklar çok tehlikeli bir hal almışlar. Bundan sonra Kureyş sizin üzerinize gelemez” buyurdu.v.v.) yaptıkları anlaşmayı bozarak müslümanları arkadan vurmaya kalkıştılar. Peygamberimiz (s.) bu düşmanlara karşı korunma ve savunma tedbirleri aldı.v. Hicretin altıncı yılında Mekke dışındaki müşrikler ile Müreysi Gazası yapıldı. Müşriklerin Medine üzerine yaptıkları üçüncü ve son saldırı olan bu savaş. Peygamberimiz (s. sonra da vefât etmişti. Necidliler verdikleri teminata rağmen ihânet ederek üzerlerine gönderdikleri bir ordu tarafından yetmişini de şehîd ettiler.a.v. Bu hadîseye “Reci vakası” denir.v. Bir ay süren kuşatmada Medine’de bulunan Benî Kureyza Yahudileri de Peygamberimizle (s.a.” Bu savaştan sonra Peygamberimiz (s.) Medine’nin etrafına geniş ve derin bir hendek kazdırıp üçbin kişilik bir ordu ile düşmana karşı durdu. Yemame Beyi ise boş ve mânâsız tekliflerde bulundu. Hamza şehîd edildi.v.) mübârek dişi kırıldı. Peygamberimizin (s.v.v.v.) bu yılda Hz.) bu daveti karşısında Habeş Hükümdarı müslüman oldu. İran Şahı ve Gassan Beyi ise elçilere hakaret ederek sert davrandılar. mübârek yüzü kanadı ve mübârek dudağı yaralandı. Gassan ve Yemame hükümdarlarına elçiler göndererek onları İslâma davet etti. Münafıkların kendilerini destekleyeceklerini söylemeleri üzerine anlaşmayı yenilemeye yanaşmayan Beni Nadir kabilesi ile yapılan savaşta. Peygamberimiz (s.) ihtiyar ve çocukları olan Hz. Peygamberimiz (s. Neticede teslim olan bu kabileye haklarında verilen hüküm uygulandı. Bu yahudi kabilelerinden Beni Nadir kabilesi Hayber’e yerleşmişti.a. Eshâb-ı Suffa’dan olan bu irşad heyeti “Bir-i Mâûne” denilen yere vardıklarında. Bir müdafaa savaşı olan Uhud Savaşında Peygamberimizin (s. Bir taraftan da İslâmiyyeti yaymak için çevrede bulunan kabilelere Eshâb-ı kirâmdan heyetler gönderiyordu. Hani ordular saldırmıştı da. âyetinde şöyle bildirilmektedir: “Ey îmân edenler! Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayınız.) hediyeler gönderdi. Yine Necid şeyhi Ebû Bera’nın Medine’ye gelip kendilerini irşad için muallimler istemesi üzerine irşad için Eshâb-ı kirâmdan 70 kişilik bir heyet gönderilmişti. Teyemmüm âyeti ve haccın farz olduğunu bildiren âyet de hicretin beşinci yılında nazil oldu.) elçi göndererek kendilerine İslâmiyeti öğretmek üzere muallim (öğretmen) istediler. Ümmî Seleme’nin kocası Uhud Savaşında yaralanmış. Uhud Savaşından sonra hicretin dördüncü yılında Beni Nadir gazâsı yapıldı.a.a. her fırsatta saldırmaya hazırlanıyorlardı. Hicretin dördüncü yılında müşrikler.a. Ümm-i Seleme ile evlendi.) Medine’ye hicret etmesinden sonra antlaşma yaptığı Yahudi kabileleri daha sonra bu antlaşmayı bozarak Mekkeli müşriklerle birleşip müslümanlara ihânet etmeleri sebebiyle birer birer Medine’den çıkarılmışlardı. HENDEK SAVAŞI Hicretin beşinci yılında Hendek Savaşı yapıldı. Peygamberimizin (s. Mısır valisi Peygamberimize (s. Bizans İmparatoru elçiye iyi muamele yaptı. Neticede kuvvetli bir fırtınaya ve şiddetli yağmura tutularak darmadağın olan düşman ordusu perişan bir halde paniğe kapılarak Mekke’ye döndü.a.a. Hz. biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz (meleklerden) ordular göndermiştik. Hz.v. insanları îmân etmeye davet ediyorlardı.v. Bundan başka Muhâcir ve Ensâr’dan yetmiş sahâbî şehîd oldu.v.a.a. Ümmü Seleme’yi kendisine nikâhlayarak zor durumdan kurtarıp himayesine aldı.ladı. Hicretin yedinci senesinde. Bu hadîse de “Bir-i Mâûne faciası” adı ile bilinmektedir. Böylece müslümanların Medine’deki durumu daha da kuvvetlendi.

) Mekke devrinde müşrikler.) gelen bu heyetler.) Tâif’i 20 gün kuşatma altında tuttuktan sonra muhasarayı kaldırdı. İslâm ordusu Tebük’e geldiği sırada müslümanların bu hazırlığını işiten Bizanslılar savaşmaktan çekinip geri dönmüşlerdi. Bunlardan müşrikler ve yahudilerle yaptığı savaşlar neticesinde onları mağlup ederek düşmanlıklarına son verdi. şerefi her tarafta duyuldu.a.) 12 bin kişilik bir ordu ile üzerlerine gidip bu müttefik müşrik ordusunu mağlup etti. Böylece hicretin dokuzuncu yılında İslâm’ın belli başlı düşmanlarının karşı durma ve engelleme güçleri çok mühim bir derecede sona erdirildi. Hicretin dokuzuncu yılı İslâmiyet’in Arap yarımadasında büyük bir süratle yayıldığı bir yıl oldu. İslâm’ın beş şartından biri olan hac da hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı. Peygamberimiz (s. Kâ’be’deki putlar kırılıp Kâ’be putlardan temizlendi. Bu bakımdan bu yıla “Senet-ül-Vüfûd=Elçiler yılı denildi. Hicretten önce îmân etmemiş olan ve hicretin sekizinci yılında Taif muhasarası sırasında Peygamberimize (s. Bu yılın mühim bir hadîsesi de çevreden Medine’ye akın akın heyetlerin gelmesidir.a.) karşı çıkan Taifliler de hicretin dokuzuncu yılında Tebük seferinden sonra herkesten önce heyet göndererek müslüman oldular.) tarafından yıktırıldı Bu hadîseden iki ay sonra da münafıklar. Mekke’nin fethinden sonra Hevazin ve Sakif kabileleri. “Temeli takva üzerine atıldı” buyurulan Kubâ mescidi karşısında Mescid-i Dırar’ı yapmalarıdır. Peygamberimiz (s.a. Peygamberimiz (s.v. Yirmi yıldan beri müslümanlara amansız düşmanlık yapan müşriklerin de gücü tamamen kırıldı.) ordusuyla Tebük’te 20 gün kaldı.v.a. Âl-i İmrân sûresinin 96 ve 97. Bu hazırlıkta Eshâb-ı kirâm mallarını da vererek fiilen büyük bir fedâkârlık gösterdi.v.) bunu Eshâb-ı kirâma bildirdi.a. Münafıkların Kubâ mescidinin cemaatini bölmek gibi birçok bozuk ve nifak düşüncelerle yaptıkları bu mescit.a.) bu durumu haber alınca otuzbin kişilik bir ordu hazırladı.) Eshâb-ı kirâmdan ikibin kişi ile Mekke’ye gidip Kâ’be’yi tavaf etti. MEKKENÎN FETHİ Hicretin sekizinci yılında vuku bulan hadîselerin başında Mekke’nin fethi yer alır. Bu savaştan geri çekilmek zorunda kalan Rumların müslümanlara karşı olan tutumu iyice kırıldı.) Medine’ye hicreti sırasında yaptırdığı.a. O sene Hz. Tevbe sûresi 107 ve 108.v. Peygamberimiz (s.a. Peygamberimize (s. yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanla karşılaştı. Peygamberimiz (s.v. Bu münafıkların müslümanlara yaptıkları gizli düşmanlıklardan biri de. Bir sene sonra da Taifliler kendi istekleriyle müslüman oldular.a. Ebû Bekir’i üç yüz kişilik bir kafileye Hac emiri tayin etti.)’in affına kavuşup. Bu sırada çevrede İslâm’ın yayılmasını engellemek isteyen devletler vardı.28 - . İslâm’ın ilk yıllarında Mekke’den Habeşistan’a hicret eden müslümanlar da bu yılda Medine’ye geldiler. Peygamberimiz müslüman olan bu kabilelere İslâmiyet’i öğretmek.) Kureyşlilerden yapılan antlaşmaya uymalarını istedi.v.) binaltıyüz kişilik bir ordu ile Hayber üzerine gitti ve bir hafta süren kuşatmadan sonra Hayber feth edildi. müslümanlar arasına fitne sokmak maksadıyla Peygamberimizin (s. Böylece yahudi tehlikesi ve fitnesi ortadan kaldırıldı. Arap yarımadasında puta tapıcılığın merkezi olan Mekke feth edildi. kendisi de 40 bin kişilik bir ordu toplayarak Medine üzerine yürümeye hazırlanmıştı. Peygamberimiz (s.a.a. Medine devrinde ise müşrikler. Sa’doğulları gibi bazı küçük kabileleri de yanlarına alarak 20 bin kişilik bir ordu ile harekete geçtiler.a.v. Bunlardan biri de o zamanın en güçlü devletleri arasında yer alan Bizans’dı. çoğu müslüman oldu. Yenilen bu düşman kabileler Taif’e sığınarak yeniden savaşa hazırlanmaya başladılar. Hıristiyan Arapların ve diğer bir takım kabilelerin de desteğini alıp.v. Böylece Bizans’ın mukavemeti iyice kırılmış oldu ve İslâmiyetin şanı. Heraklius. Hicretin sekizinci yılında Mûte Savaşı yapıldı. Münafıklar ise düşmanlıklarına sinsice ve gizlice devam ediyorlardı.v. Bizans Kayseri Heraklius Mûte Savaşı’ndan beri Arap yarımadasını istilâ ederek İslâmiyetin yayılmasına son vermek istiyordu. daha iki yıl geçmeden antlaşmayı bozdular. Müşrikler buna yanaşmayınca Peygamberimiz (s.) onbin kişilik bir kuvvet ile Mekke üzerine yürüdü. Peygamberimizin (s. yüzbin kişilik Rum ordusuna karşı üçbin müslümanın çok büyük kahramanlıklar gösterdiği bir savaştı.) gönderdiği bir elçinin şehîd edilmesi üzerine yapılan bu savaş.a.v. Peygamberimiz (s.a.v. başları Abdullah bin Übey’in ölmesi ile dağıldı ve müslümanlara karşı düşmanlık faaliyetleri sona erdi.v.berimiz (s.v.v. Ebû Bekir’in . âyetleri nazil olunca Peygamberimiz (s. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Bu kafilede bulunan Eshâb-ı kirâm Hz.v.a. Şam’da bulaşıcı bir hastalık olan Tâûn (veba) salgını olduğunu duyunca Medine’ye döndü. ya müslüman olmak için veya müslüman olduklarını bildirmek üzere yahut da kabul ettikleri İslâmiyet’in esaslarını öğrenmek için geliyorlardı.a. âyetlerinin nazil olması üzerine Peygamberimiz (s. bir taraftan da İslâmiyeti kabul eden kabilelerin dînî ve idari işlerini yürütmek için çevreye memurlar ve valiler gönderiliyordu. Mekkeliler üzerinde büyük bir tesir bırakan bu ziyâret üzerine bir çok meşhûr kimse müslüman oldu.a.v.v. işlerini yürütmek üzere muallimler ve valiler gönderdi. Peygamberimiz (s. Bir taraftan bölük bölük insanlar Medine’ye gelip müslüman oluyor.) ile on sene müddetle Hudeybiye antlaşmasını imzalayan Kureyşliler.

Hac ibadetini anlattı. Peygamber efendimiz (s. Bu dört hususu şöyle bildirdi: 1. 3. Artık Arabistan’da müslümanlara karşı duracak hiç bir kuvvet kalmamış.a. Arafat vadisinin ortasında öğleden sonra “Kusvâ” adındaki devesinin üstünde Veda Hutbesini okudu. Bu hususlar bildirildikten sonra müşriklerden çoğu müslüman oldu. O zaman Araplar arasında yaygın olan bir geleneğe göre bir antlaşma yapılır veya yapılmış olan bir antlaşma bozulursa bunu bizzat yapan veya onun tayin ettiği bir akrabası tarafından ilân olunurdu. diyerek söze başladı ve Berâe sûresinin ilk âyetlerini okudu. günü Mekke’ye vardılar. Peygamberimiz (s.v.v.v.a. Arabistan’ın her tarafından insanlar Medine’ye geliyor.) bu iş için Hz. günü Mina’ya.) gönderdi. Hazırlıklar tamamlanınca Peygamberimiz (s. Yemen’den ve diğer beldelerden hac yapmak üzere gelenlerin de katılmasıyla müslümanların sayısı 124 bine ulaştı. namuslarınız da öyle mukaddestir. Peygamberimiz (s.a.v.emirliğinde Mekke’ye gitti. O gün Eshâb-ı kirâm ile vedalaştı. Ebû Bekir ve Hz. ebedî se’âdete kavuşmak için birbirleriyle yarış ediyorlardı.a.) hicretin onuncu yılında Hâlid bin Velîd’i dörtyüz mücâhid ile Yemen civarında bulunan Hâris bin Ka’boğullarını İslâm’a davet etmek üzere gönderdi.v. Ali yanlarındaki Eshâb-ı kirâm ile Medine’ye döndüler. Bundan sonra hiç bir müşrik için ahd ve himaye yoktur. O günden sonra hiç bir müşrik Kâ’be’yi tavaf etmeye gelmedi ve hiç kimse çıplak olarak Kâ’be’yi tavaf etmedi.a. .v. Eshâb-ı kirâmdan üçyüz kişi ile birlikte Yemen’de bulunan Medlec kabilesini İslâm’a davet etmek için gönderildi. Ali de Mina’da “Cemre-i Akabe” denilen yerde bir hutbe okudu. yılında yaptı.) Necranlı Hıristiyanlar ile sulh anlaşması yaptı.a. Hz. VEDA HACCI Hicretin onuncu senesinde Peygamber efendimiz (s.) bunu bildirmek üzere Hz. Sevgili Peygamberimiz (s.) bu sene İslâmiyet’in yayıldığı bütün beldelere valiler ve zekât toplamak üzere görevliler (amil.) hac için hazırlanıp. Hâlid bin Velîd (r. Önce karşı durdular ise de neticede bu kabile de müslüman oldu.a. Bu sene Hz.a. İslâmiyet her tarafa hakim olmuştu. Ali de.v.Hiçbir kimse Kâ’be’yi çıplak tavaf etmeyecek (O zaman müşrikler Kâ’be’yi çıplak oldukları halde tavaf ederlerdi. Ali’yi de Mekke’ye gönderdi. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise.) emri üzerine bu kabileyi üç gün üst üste İslâm’a davet etti. Peygamberimiz (s. Medine dışında bulunan müslümanlara da haber gönderdi. Bundan sonra ben size dört şeyi bildirmeye memurum dedi. VEDA HUTBESİ Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum.Mü’minlerden başka hiç kimse Cennete giremez.v. Sai) gönderdi.) ile antlaşması varsa. Bu Hıristiyanlardan bir kısmı daha sonra kendiliklerinden müslüman oldu. bu şehriniz (Mekke) nasıl mübârek bir şehir ise. Onlar da davete icâbet ederek müslüman oldular.) Veda haccını da hicretin 10.a. Bunlar dışındakilere dört ay mühlet tanınmıştır. müslüman olmakla şereflenmek. Hac farizası yerine getirildikten sonra Hz. 10 gün süren yolculuktan sonra Zilhicce ayının 4. Hz.Bu seneden sonra hiç bir müşrik Kâ’be’ye yaklaşamayacak. günü (Arefe günü) Arafat’a gitti. Bu haber üzerine binlerce müslüman Medine’de toplandı.v. belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemiyeceğim. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Ali’yi Hac kafilesinin arkasından Mekke’ye gönderdi. 9.a.) Zilka’de ayının 25. Bu sırada “Berâe” sûresinin ilk âyetleri nazil oldu.a. mallarınız. müddeti bitinceye kadar muteber olacak.) Zilhicce’nin 8. 2. bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise. bulunmayanlara bildirsin. Ali de kafileye yetişip Mekke’ye girdiler. günü 40 bin kişilik bir kafile ile öğle namazından sonra Medine’den hareket etti. canlarınız. Ebû Bekir bir hutbe okudu. 100 tane de kurbanlık deve götürdü. Olabilir ki bildirilen kimse.v. Her türlü tecavüzden korunmuştur. Eshâb-ı kirâm öğretilen esaslara göre hac yaptılar. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar. Sadece bazı Yahudi ve Hıristiyan kabileleri müslüman olmamıştı. Hicretin onuncu yılında İslâmiyet bütün Arap yarımadasına yayıldı. Bu âyetlerde muahede hakkındaki bazı hükümler bildirildi. burada bulunup işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur. Peygamberimiz (s. Bu hutbesinde: “Ey insanlar beni size Resûlullah (s. Medine’deki müslümanlara da hac için hazırlanmalarını emir buyurdu.a. Hac ibadeti eda edilirken Hz.v.v.a.) 4.) Resûlullahın (s.29 - .Her kimin Resûlullah (s. Eshâbım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.

bu gibi insanların ne tevbelerini. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz. Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. Bu. Allah emaneti olarak aldınız.a. Eshâb-ı kirâm ağlamasının sebebini sorunca (Bu âyet.v. ne diyeceksiniz! Eshâb-ı kirâm (Allah’ın dinini tebliğ ettin.a. küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir.a. Babanız da birdir. aile mahremiyetinizi sizin hoşlanmadığınız hiç bir kimseye çiğnetmemeleridir. Veda Haccından sonra Eshâb-ı kirâm geldikleri yerlere gidip.v. ne de adalet ile şehâdetlerini kabul eder. Hz.v. Ey Mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki. Resûlullahın (s. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız.a. Eğer râzı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa. ilk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. topraktandır. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır.a. Bir sene helâl olarak kabul ettikleri (bir ayı) öbür sene harâm olarak ilân ederler. Meğer ki. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız! Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.) mübârek şehâdet parmağını kaldırıp.a. “Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim. Ebû Bekir ağlamaya başladı. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. ne de zulme uğrayınız. Peygamberimizin (s.) bu âyet-i kerîmeyi Eshâb-ı kirâma okuyunca.v. Müseyleme üzerine Hâlid bin Velîd kumandasında bir ordu gönderdi. Hiç şüphe yok ki. Peygamberimiz (s. Siz kadınları.a. kâfirlerin kendisiyle dalâlete düşürüldükleri bir şeydir. Ey mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz! müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün müslümanlar kardeştir. Zina eden için mahrumiyet vardır. ayağımın altındadır. takvası çok olanınızdır. “Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!” buyurdu. meleklerin ve bütün müslümanların lânetine uğrasın! Cenab-ı Hak.) Veda Hutbesini okuduğu gün. onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Varise vasiyete lüzum yoktur. diye şehâdet ederiz. Mâide sûresinin üçüncü âyeti. meşru bir şekilde. bu kaldırdığım şeyler dışında. Ey insanlar! Harb edebilmek için harâm ayların yerlerini değiştirmek. Âdem ise. Size din olarak İslâm dinini seçtim” meâlindeki âyet-i kerîme nazil oldu. gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun. Hicretin onuncu yılında vuku bulan bir hadîse de Peygamberlik iddiasında bulunan yalancıların ortaya çıkmasıdır. onların. helâl kıldığını da harâm ederler. Eshâbım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.).v. Bize vasiyet ve nasîhatte bulundun. şüphesiz ki küfürde çok ileri gitmektir. Veda Haccını yaptı ve Veda Tavafı yaparak Medine’ye döndü.v. Üzerinize nimetimi tamamladım.) vefâtından sonra Ebû Bekir (r. Bunlardan birisi Yemen’de ortaya çıkan Esved-i Ansîdir. Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Allah yanında en kıymetliniz. Peygamberimiz (s. sonra cemaat üzerine çevirip indirerek. başkasına helâl değildir. Eshâbım! Nefsinize (kendinize) de zulm etmeyiniz. Diğeri de Müseylemet-ülKezzab’dır. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz. Üstünlük ancak takva iledir. Peygamberimiz (s. Arabın arab olmayana bir üstünlüğü yoktur.30 - . Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları. Resûlullahın bildirdiği ve emrettiği şeyleri oralarda anlattılar. ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Onun için ağlıyorum. zaman Allahü teâlâ’nın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür. Cahiliyyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Onlar Allah’ın harâm kıldığını helâl.) Mekke’de 10 gün kalıp. Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyetini kurma gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir.) buyurdu. Fakat siz.v. O emanet Allah’ın kitabı Kur’ân-ı kerîmdir.a. Kaldırdığım ilk kan dâvası Abdulmuttalib’in torunu (amcamoğlu) Rebîa’nın kan davasıdır. onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir. Cenab-ı Hakkın helâl ve harâm kıldıklarının sayısına uydurmak için bunu yaparlar.) vefâtının yakın olduğuna delâlet ediyor. onların da sizin üzerinizde hakları vardır. dediler).Eshâbım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. . Ne zulmediniz. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız. Müseyleme de öldürüldü. Bunun üzerine Resûl-i ekrem efendimiz (s. Peygamberimizin (s. hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Vazifeni yerine getirdin.) emri üzerine Esved-i Ansî Yemen’deki müslümanlar tarafından evinde öldürüldü. Ey insanlar! Allahü teâlâ her hak sahibine hakkını (Kur’an’da) vermiştir. Allah’ın gazabına. yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankördür. Kendinizin de üzerinizde hakkı vardır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir.

vefâtından kısa bir zaman önce müslümanlar için büyük bir tehlike olan Bizans üzerine gönderilmek üzere Üsame bin Zeyd komutasında bir ordu hazırladı. Cebrâil aleyhisselâm Peygamber Efendimize (s.v. Vefâtına üç gün kala bir yatsı vaktinde namaz için ezan okunmuştu. muhakkak aldanırlar. günahlardan sakınsın. Vefât edeceği sene iki kere gelip Kur’ân-ı kerîmi iki defa baştan sona okudu. istersen dünyâda bakî ol. Peygamberimiz (s.a.) her sene o zamana kadar nazil olan âyetleri okumak üzere de bir kere gelirdi. Sonra minberden inerek Hz. Resûlullahın sözleriyle vefâtına işaret buyurduğunu anlayarak ağlamaya başladı. Minberin alt basamağına durup Eshâb-ı kirâma son hutbesini okudu ve vasıyyetini yaparak şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler. Ey Eshâbım! Allah kullarından birini dünyâ hayatıyla âhıret hayatını seçmekte serbest bıraktı. Ebû Bekir üç gün cemaate namaz kıldırdı.a. Onlar benim has cemaatimdir. Ebû Bekir’in halifeliğinin ilk günlerinde Bizans üzerine gidip parlak zaferler kazandı. Eshâbım! İlk muhacirlere de hürmet etmenizi vasiyyet ederim. .) bu hutbeden sonra minberden indi ve Eshâbdan ayrılıp odasına çekildi. aranızdan ayrılmam yaklaştı. Fâtıma’ya “Ağlama zira benim ehlimden bana ilk kavuşan sen olacaksın” buyurdu. Minbere oturup hamd ve senâdan sonra. Herşey Allah’ın iradesine bağlıdır. Size gelen elçilere benim yaptığım gibi ikrâm ve ihsanda bulununuz. Resûlullah (s.” buyurdu. tesbih et! O’ndan af dile! Çünkü O. sonra Cennete git. Bütün muhacirler birbirlerine hayırlı olsunlar.” Daha önce Hz.a. bilmiş olunuz ki. Hz.) vefâtından önce Humma hastalığına tutuldu. Allah’ın takdir buyurduğu zaman ne öne alınır.v. Ali’nin ve Fâzıl bin Abbas’ın kollarına girerek tekrar mescide teşrif etti. Her kim benimle Kevser Havzı kenarında buluşmak isterse elini ve dilini korusun. Ordu hareket etmek üzere iken Resûlullahın hastalığının artması üzerine hareket etmedi. Ebû Bekir’den memnuniyetini belirttiği gibi bu hutbede de Hz. Resûlullah (s. Benim yanımda sevgili olan benden hakkını istesin veya helâl etsin ki.) “Ağlama Ya Ebâ Bekir” buyurarak onu teselli etti ve “Bana her bakımdan en faydalı olanınız Ebû Bekir’dir.” Vefâtından beş gün önce hastalığı biraz hafifledi ve mescide teşrîf edip. Rabbime ve rahmetine bunları ödemiş olarak kavuşayım.” buyurdu.v.Peygamberimiz (s.v.) hastalığının arttığı günlerde Eshâb-ı kirâma yaptığı vasiyetlerden biri de şöyledir: “Müşrikleri Arabistan’dan çıkarınız. Bakî mezarlığında iken yanında bulunan Ebû Müveyhib’e dönerek: “Ey Ebû Müveyhib! Ben dünyâ hazineleri ile âhiret nimetlerini seçmede serbest bırakıldım.a. Dünyada hiç kimse kalmaz. Bu ordu daha sonra Hz.) Veda Haccında Mina’da bulunduğu sırada. Allah’ın emrine uymak istemeyenler. minbere çıkarak Eshâb-ı kirâma: “Ey Eshâbım.) söyleyin namazı kıldırsın” buyurdu.” meâlindeki en son nazil olan Nasr sûresi indiğinde Peygamberimiz (s. ne de o zamandan kaçılır.” buyurdu.a. Resûlullah cemaate gitmek istedi. Ali ve Fazl bin Abbas kollarına girerek mescide teşrif etti. Aişe’nin odasına döndü.) hicretin onbirinci yılında hastalanıp. Bunun üzerine Eshâbdan biri kalkıp üç dirhem alacağı olduğunu söyleyince hemen ödedi. Muhakkak ki siz de Rabbinize kavuşacaksınız. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın vefâtı da bu yılda oldu. Hastalığının ikinci günü Hz. Kimin bende hakkı varsa benden istesin. Sizinle buluşacağımız yer. Ömer’den memnuniyetini belirtti ve “Ömer benimledir. Eshâb-ı kirâm çok üzülüp ağlamaya başladı.a. Cemaate gidecek takat bulamayınca “Ebû Bekir’e (r. Peygamberimiz (s.a. her hususta sizi nefslerine tercih ettiler. Aişe’nin odasında geçirdi.v.” Hz. Kevser Havzının başıdır.31 - . Biliniz ki. hiç bir peygamber ümmeti içinde ebedi olarak yaşamadı. Peygamberimiz (s. Her iş Allah’ın izni ile olur.a. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. Peygamberimiz (s.v.) bu emrini üç defa tekrarladı. Bu müddetin son 8 gününü Hz.a. “Allah’ın yardımı ve Zafer günü gelip insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce. ben de Rabbime kavuşacağım.” ve “Mescide açılan kapılardan Ebû Bekir’inki hariç hepsini kapatınız.v.a. Hastalığının ilk günlerinde ve ateşi düştüğü sıralarda mescide çıkıp Eshâbına namaz kıldırıyordu. Fâtıma’yı çağırıp “Bana kendi vefâtım haber verildi. Fakat bu kul âhıret hayatını seçti. Ebû Bekir.a.a.v. ben de onunlayım. istersen Likaullah (Allah’a kavuşmak) hasıl olup Cennete gir dediler. size Ensâr hakkında hayırlı olmanızı vasiyyet ederim.) vefât etmeden bir müddet önce Bakî mezarlığında ve Uhud’da bulunan müslümanların kabrini ziyâret ederek onlar için duâ ve istiğfâr etti. Onlar sizi evlerinde misafir edip. Resûlullah (s.” buyurdu. Rabbini överek. Bu hastalık 13 gün sürdü.” buyurdu. tevbeleri daima kabul eder. Benden sonra hak Ömer’le beraberdir.) namazın kılınıp kalınmadığını sorunca. (Cemaat sizi bekliyor yâ Resûlallah!) denildi. Allah’ın iradesine karşı çıkanlar sonunda mağlup olurlar.) kızı Hz.v.v. Namazdan sonra tekrar minbere çıkıp namazdan önce buyurduğunu tekrar etti.a. “Ey Eshâbım. VEFÂTI Peygamberimiz (s.v. Sonra minberden inip öğle namazını kıldırdı.) Hz.v. Bunun üzerine ağlamaya başlayan Hz. Ben Likaullahı ve sonra Cenneti seçtim.

Böylece Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Hz. Sonra şöyle dedi: “Her kim Muhammed’e (s.) buyurdu ve sonra Âl-i imrân sûresinin yüzkırkdördüncü “Muhammed (s.) vefât ettiği günün sabah namazı vaktinde mescide açılan odanın kapısındaki perdeyi kaldırdı. (Yâ Resûlallah Allahü teâlâ beni senin huzuruna gönderdi. yoksa dönüp gideyim) dedi. Bu sırada ağlayıp gözyaşı döken Hz. Resûl-i ekrem efendimiz (s.a. İnsanlar dünyâyı istedikleri vakit sen ahireti seçesin” buyurdu. Resûlullah (s. ebedidir. Resûlullahın vefâtı üzerine pek çok üzülüp gözyaşı döktüler. temiz ve ne güzeldir!) dedi.) kızı Hz. Eshâbına bakıp onların namazda saf tutup durduklarını görünce sevinerek tebessüm etti. Hayy (diri) ve Bâkî’dir. Allahü teâlâya hamd ve sena etti ve Resûl-i Ekrem efendimize (s. siz dininizden. Bir daha öpüp (Ah dost) dedi. Takva üzere olun. mübârek ruhunu kabz etti. Sakın onu ödemeyi unutma.) “Ey Azrâil vazifeni yap” buyurması üzerine. yahut öldürülürse. Kızı Hz. Ali’yi yanına çağırıp mübârek başını Hz.Peygamberimiz (s. benim ruhum kabz olacak.a.v. Bundan sonra da istemez. Ben bu dâr-ı dünyâdan ayrılırım. Ebû Bekir cemaate sabah namazını kıldırıyordu. Sonra ikinci defa birşeyler söyleyince Hz.a. Allahü teâlâ sana hiç kimseye verilmeyen çok şeyler ihsan etti. Her kim Allahü teâlâya tapıyorsa O. Hz. Sonra mübârek pazusunu öpüp ağladı. onlara şefkatle bakarak alınlarından öptü.a. Bu sırada Peygamberimizin (s. (Yâ Resûlallah.v. Allahü teâlâ sana müştakdır) dedi. Ey Fâtıma gelen her musîbete bir karşılık verilir” buyurdu. Ey Ahmed. Sonra da Hz. Şemsî seneye göre 61 yaşında idi. Senin emrinden dışarı çıkmamamı buyurdu.v.a.v.) vasiyyetini tamamladıktan sonra hâli değişti ve yatağına yatırdılar. (Ah Sâfi) dedi. Ali’nin koluna dayayarak oturup. Namazdan sonra Eshâb-ı kirâma dönüp: “Ey insanlar! Siz Allahü teâlânın hıfzındasınız ve sizi Allahü teâlâya emânet ettim. Âişe’nin hücresine girip yattığı sırada. Fâtıma’yı yanına çağırıp kulağına birşeyler söyledi. zimmetimde filan Yahudinin şu kadar malı vardır. Zira Hamele-i Arş (melekler) senin ağlaman üzerine ağlaşırlar. Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Ebû Bekir Resûlullahın yanına girip mübârek yüzünden örtüyü kaldırarak mübârek alnından öptü. Resûlullahın (s.” buyurdu. Eshâb-ı kirâm.a. Bundan sonra Peygamber efendimizin (s. Ali’ye. Fâtıma’nın gözyaşını sildi.v. Azrâil aleyhisselâm içeri girip selâm verdi ve sonra. Bu.v. Yâ Resûlallah Melek-ül-Mevt kapıda beklemektedir.a.a. Hz.) izin verdi. Şimdiye kadar kimseden izin istememiştir. Vefât ettiğinde Kamerî seneye göre 63.v.) de kendinden önce geçen Resûller gibi Resûldür.a. Bir müddet mübârek gözlerini kapayıp sonra “Bundan sonra babana üzüntü ve gussa (keder.a. yahut cihaddan. Sonra dışarı çıktı. Cebrâil aleyhisselâm: (Ey Habîbullah. ağlama. mübârek alnından tekrar öpüp. (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’ûn) diyesin. Zira fâni âlemden ve mihnet yerinden kurtuluyor” buyurdu. Fâtıma sevinip güldü. Resûlullah (s. eski halinize dö.v. ölmez.) Hicretin onbirinci yılında (milâdî 632) Rebî’ul-evvel ayının 12’sinde Pazartesi günü öğleden evvel vefât etti. Resûlullah (s. Benden sonra sana çok zarar gelir. Ebû Bekir mihrabdan çekilmek üzere iken Resûlullah eliyle yerinde durması için işaret edip oturduğu yerde Hz. Resûl-i Ekrem vefât edeceği sırada Hz. Fâtıma’ya “Kızım bir miktar sabreyle.v.v. Sonra da mescide girdi. Sonra başını kaldırıp. Sonra da “Sana müjde olsun ki bütün ehlimden önce sen bana kavuşursun” buyurdu.) 23 senelik Peygamberlik müddetinde son olarak hazırladığı Suriye tarafında Bizans üzerine gidecek olan orduya kumandan tayin ettiği Üsâme bin Zeyde hareket etmesini buyurdu.v. Allahü teâlâdan korkun. Hasan ve Hz. O gün hastalığı hafiflemişti. (Anam babam sana fedâ olsun! dirin ve ölün tayyib.) salât okudu. Kıyâmet günü sen râzı oluncaya kadar ümmetini bağışlar.v. Huri ve Rıdvan donandı.) teşrifini fark eden Hz. Elbette zimmetimi kurtarırsın ve Kevser Havzı başına benimle görüşeceklerin birincisi sensin. Sonra selâm verip veda ederken (Ey Muhammed. Hz. şöyle buyurdu: “Yâ Ali. Allahü teâlânın emrini tutun ve itâat edin. bizi Rabbinin katında hatırla) dedi.) îmân etmişse bilsin ki Muhammed aleyhisselâm vefât etti. Fâtıma ağlamaya başladı. Cennetleri süslediler.) hastalığı şiddetlendi. Hz. Sonra hanımlarına nasîhat buyurdu. Eğer sen bizi men etmeseydin. Ve (Eğer ihtiyarımız elimizde olsaydı canlarımızı yoluna fedâ ederdik. Fâtıma ağladı. Fâtıma güldü. Rebî’ul-evvel ayının onikisinde Pazartesi günü öğleden evvel Cebrâil aleyhisselâm gelip (Yâ Resûlallah. Mescidde minbere çıkarak Eshâb-ı kirâma bir hutbe okudu. Benim maksudum ve matlubum sen idin yâ Resûlallah!) dedi.v. Âişe’ye vasiyyette ve nasîhatta bulundu.a. Üsâme bin Zeyd huzuruna geldi. tasa) olmaz. içeri girmeğe izin ister.) dedi. bundan sonra vahiy için bir daha gelmem ve Hak teâlânın haberini yer yüzüne getirmem. Hüseyin’i yanına alıp. Salât ü selâm okuyup. Kevser Havzı Makam-ı Mahmud ve Şefâat-i Ümmet verdi. Sonra torunları Hz. Eğer O vefât eder.a. Sonra mescidden odasına geçti. Dilersen şerefli ruhunu kabz edip ulvi âleme yükselteyim. Ebû Bekir’e uyarak sabah namazını kıldı.32 - .a. Teselli verip Allahü teâlâdan sabır vermesini diledi ve “Ey kızım. Bunun üzerine Hz.” buyurdu. Eshâb-ı kirâmın Resûlullahı son görüşü oldu. gözlerimizden pınarları akıtırdık. sabır edesin. Asker hazırlamak için almıştım.) Hz. Çoğunun dili tutulup bir müddet konuşamaz oldular. Fâtıma’ya vefât edeceğini söyleyince Hz.

orta yeri bir miktar yüksekti. Muhammed aleyhisselâmın görünen bütün uzuvlarının şekli. Zengibar halkına zenci denir. Ümmetinin günâhlarını düşünüp ağlardı. gönülleri alırdı ve ruhları kendine çekerdi. Mübârek ağzı küçük değildi. Resûlullah (s. sıfatları. İmâm-ı Tirmizî’nin “Eş-Şemail’ür-Resûl” adlı eseri ve Kâdı İyâd’ın “Şifa-i şerîfi” İmâm-ı Beyhekî’nin ve İsfehanî’nin “Delâil’ül-Nübüvve” adlı kitapları meşhûrdur. Sevgili Peygamberimizin (s. Mübârek yüzü bir miktar yuvarlaktı. dişleri arasından nûr saçılırdı. Kahkaha ile gülmediği gibi. Bunları isbât eden yüzlerce hadîse kitaplarda yazılıdır.a. Nitekim babası Abdullah’ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu ve alnındaki nurdan dolayı ikiyüze yakın kız evlenmek için Mekke’ye gelmişti. Ebû Bekir Eshâb-i kirâmı ve Ehl-i beyti teselli etti. Bir yoldan geçtiği. Peygamberimizin mübârek kolları etli. Göğsü genişti.) efendimiz. Söz söylediği zaman.33 - . Bıyıklarının uzunluğu ve şekli. gayet güzel ve sevimliydi.v.a. Ba’zan iyi anlaşılması için üç kere tekrar ederdi. kırmızı ile karışık beyaz benizli olup.v. Dişleri beyazdı. Güzel huyların hepsi Resûlullah’ta . Resûlullah efendimiz (s. Önceleri kâkül bırakırdı. azalarından ve seslerinden daha güzeldi. kirpikleri uzundu. ayakları ve parmakları uzundu.v. Allahü teâlâ’nın kulları arasında. yüksek sesle de ağlamazdı. Bu ise yanlıştır. Bıyığını kısaltırdı. Arab idi. ayaklarının altı çok yüksek olmayıp yumuşaktı. Saçlarını ba’zan uzatır. Omuz başının kemikleri iriydi. lügatte güzel demektir.a. duvarlar üzerine Işık verirdi. Oturduğu zaman omuzu. Sevindiği alnından belli olurdu. Bunlara (Siyer) kitapları denir. onunla evlenmek Âmine’ye nasip olmuştu. Alnı açıktı. Mısır halkı esmer. Bunlara habeş denir. Ayak parmakları iriydi. Cennette Muhammed (s. kaşları kadardı. Siyah değildi. göğsünün sesi işitilirdi. Peygamberimiz önüne bakarak. Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’ân-ı kerîmi işitince ve ba’zen de namaz kılarken ağlardı.) çok uzun boylu olmayıp.v. Peygamberimizin (s. Hadîs-i şerîflerden ve Eshâb-ı kirâmın bildirdiği haberlerde Sevgili Peygamberimizin (s. Mübârek saçını ve sakalını tararken aynaya bakardı. Yana ve geriyi bakacağı zaman bütün bedeni ile dönüp. ondan daha fasîh ve tatlı sözlü kimse görülmedi. kısa da değildi Yanına uzun bir kimse gelse. miskten ve çiçekten daha güzel kokardı. Sakalını bir tutam uzatırdı. Arab. Başının büyüklüğü gayet normaldi. Mübârek sesi. bütün uzuvları ve sesi bütün insanların yüzlerinden. kendine zarar eder. göğsü ile karnı beraberdi. Mübârek gözleri büyük. Ebû Bekir’i halife seçtiler. Mübârek saçları ve sakallarının kılı kıvırcık ve çok düz değil. Habeşistan halkı siyahtır. gülmesi gibi hafifti. Hz.a. Tebessüm ederek gülerdi. Önünde olanları gördüğü gibi arkasında olanları da görürdü. Fakat. Bedeni hem yumuşak.a. Mübârek sözleri gayet kolay anlaşılır. Ön dişleri seyrekti. Saçları uzundu. Bu bilgiler bizzat Peygamberimizin kendi beyanları olan hadîs-i şerîflerinden ve Eshâbının bildirdiği haberlerden toplanmıştır. Mübârek karnı geniş olup. Peygamberimiz.) gibi konuşulacakdır. Mübârek kaşları ince ve arası açıktı.” âyetini okudu. Ebû Bekir’i dinleyince kendine geldi. Güldüğü zaman. Avuçlarının içi genişti. dişleri arasından çıkan nûru. İslâm ve sebatta şükredenlere muhakkak mükâfat verecektir. güzel kokusundan belli olurdu. oturanların hepsinden yukarı olurdu. kısaltırdı. İki kaşı arasında olan damar. Bunlar kendilerini Anadolu’da Arab diye tanıttıkları için siyah denmektedir. kelimeleri inci gibi dizilirdi. hayatının tamamı bütün incelikleri ile çok geniş ve açık olarak İslâm âlimleri tarafından senetleri. HİLYE-İ SEÂDET Sevgili Peygamberimiz. hem de kuvvetliydi. O. Bir kimse saymak istese. Hususi berberleri vardı.) Hilye-i se’âdeti şöyle. Gözlerinde bir miktar kırmızılık vardı.v. yaratılışta ondüleydi. hiddetlenince kabarırdı. Mübârek burnu gayet güzel olup. Arabistanlı olduğu için Arab denilmektedir.a. Çünkü O’nun mübârek teri.necek misiniz? Böyle değişen. Allahü teâlâya zarar vermez. Bunlar da siyahtır. Fakat mübârek gözlerinden yaş akar.) vefât ettiği gün Eshâb-ı kirâm yapılan umûmi bir bi’atle Hz. ondan uzun görünürdü.) Hilye-i se’âdetini bildiren en meşhûr kitaplar. misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı. güzel huyları. Hz. Sonradan ikiye ayırır oldu. Geceleri gözlerine sürme çekerdi. süratle yürürdü. Neşeli olduğu zaman yüzü ay gibi nurlanırdı. Ağlaması da. Gülerken mübârek dişleri görünürdü. Ömer. Söz söylediği zaman. Saç ve sakalını boyamazdı. kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi. Peygamber efendimiz güler yüzlüydü. Binlerce siyer kitabı arasında Peygamber efendimizin (s. kelimeler sayılmak mümkündü. Kolları. Gündüz nasıl görürse gece de öyle görürdü.) mübârek yüzü. bildirilmektedir. ba’zan da keser. Gözlerinin karası gayet siyahtı.a. bakardı. İlk ânda acı haber üzerine çok şaşıran Hz.v.v. vesikaları ile yazılmıştır. parmakları iriydi. Bütün vücudunun kokusu miskten güzeldi.

a. Ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlüydü. Müslüman olmayanlar. ihlâsları ve O’na olan muhabbetleri kadar derece derece görmekte ve anlayabilmektedirler.a. Bunlardan zahir âlimleri O’nun zâhiri vasıflarını. batın âlimleri de batınî güzelliklerini görebildikleri kadar dile getirmişlerdir.) sadece idareciliği.a.) toplanmıştı.) mübârek nalınlarının kayışlarını çıkarıyordu. ilim adamlarının.v.) efendimiz günümüzde de bütün dünyâ milletlerinin. Bana doğru bakıp. Arap şiirlerini ve hesap ilmini çok iyi bilirdi.(s. Hediye getirene karşılık olarak kat kat fazlasını verirdi.) methetmekten aciz olduklarını beyan etmişlerdir.v. Güzel huyları. Ben de iplik eğiriyordum.v. peygamberlik hallerinden.” “Eğer Mısır’dakiler. benim seni sevindirmemden çoktur dedi. Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup.) aşkı ile yanıp tutuşmuşlar. ediplerin.v. Halbuki kendisi hayasının çokluğundan mübârek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı.” diye arz etmişti. Yani bütün mallarını. güzellik ve yüksekliklerini idrak ederek. iyi muamele de bulunurdu.” buyurmuştur. Ya’ni senin beni sevindirmen.) severek.) gelmektedir. Bunları yazanlar içinde şöhretleri ve sanatları bütün dünyâyı ve asırları kaplamış olanları dahi. böyle dalgın duruyorsun” buyurdu.a.34 - . Onun (Peygamber efendimizin) yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı. Mübârek ruhu. Hz. fakat hediye alırdı.v. onun yanaklarını görebilmek. târihçi ve askerî şahsiyetlerin alâkasını çekmekte bunların her biri O’nu biraz inceledikten sonra hayranlık ve şaşkınlıklarını.a. Ulemâ-i Rasihîn’in büyüklerinden olan Seyyid Abdülhakim-i Arvâsî hazretleri. Herkesin hediyesini kabul ederdi.v. kasîde ve diğer eserler yazılmıştır. Âişe âlim.a. dedim. Mübârek yüzüne baktım. devlet.v. her tarafa nûr saçıyordu. içine girip nasîbi kadar derine inenlerin hepsi.v. akıllı.” Gene Hz. Ulema-i rasihîn denilen hem zahir ve hem de batın bilgilerinde üstad ve Peygamberimize (s. Resûlullah (s. Bir keresinde hâlini “Yâ Resûlallah! Nereye baksam sizi görüyorum. O’na aşık olmakta öyle ileri gitmiştir ki. Âişe buyuruyor ki “Bir gün Resûlullah (s. müctehid. yakınına gelenler.a. dehası. seni sevindiremedim” buyurdu. Bunların en başında Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Parlak alnından ter damlıyordu. sizin bir sehvinize (yanılmanıza) değişirim” demişti. melekler âlemindeydi. Şaşakaldım. Eshâbına ve hizmetçilerine tevazu ederek. sözünü işitmeye takat. her baktığı yerde Resûlullah’ı görürdü.) parlak alnını görselerdi ellerinin yerine kalblerini keserlerdi de acısını duymazlardı. uzaktan görenler.) kalkıp yanıma geldi. Akrabasına. dile getirmektedirler. Hazret-i Âişe’nin mübârek gözlerinin arasını öpmesi.a. O’nun üstünlük. Peygamberimizin (s. Müslümanlar Peygamber efendimizin (s. “Sana ne oldu ki. utanıyorum. Zelihâyı (Yûsuf aleyhisselâma âşık oldu diyerek) kötüleyen kadınlar Resûlullah’ın (s. Âişe söylemiştir: “Ve lev semi’ü fî mısre evsâfe haddihî. Gayet belîğ ve fasîh konuşurdu. Allah için intikam alırdı.) metheden şu iki beyti Hz. Lemâ bezelû fî sevmi Yûsüfe min nakdin.) her an.a. çocuklarını kucağına alırdı.a. Hastaları ziyârete gider.a. güç getiremezdi. (Ey benim muhabbet deryamın dalgıcı olan habibim) demektir.a. Zekât malı almaz.v.v.a. Ter damlası. siyaset ve fikir adamlarının. Eshâbının işlerine yardım eder. Resûlullah’ın (s.v. Resûlullahı (s. Resûlullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. O’na peygamber gözüyle bakmadıkları için O’nu tanımaktan ve anlamaktan çok uzak kalmaktadırlar.) güzelliğini en iyi görüp anlayan ve anlatanlardan biri de zevcât-ı mutahhareden.) nübüvvet nurunu görmekte. askerî. içli gözyaş. Gördükleri fevkalâde ve hiçbir insanda görülmemiş üstünlükler karşısında acze düşmekle beraber.a.a. helâl ve harâmları.v. hiçbir zaman lanet etmemiş ve asla mübârek eli ile kimseyi döğmemiştir.) Kur’ân-ı kerîmde geçen isimlerinden biri de Kur’ân-ı kerîmin kalbi olan “Yâsin” sûresindeki “Yâsin” kelimesidir. asla kimse yanında oturamaz. Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a. karşımdasınız.v. Kur’ân-ı kerîmin mânâlarını. Resûlullah’daki (s.) gibi olamamıştır. Yâ Resûlallah! Mübârek yüzündeki nurların parlaklığına ve mübârek alnındaki ter danelerinin saçtıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim.) varis olan yüksek İslâm âlimleri ise O’nu bütün güzellikleriyle görmüş ve aşık olmuşlardır. Bu deryanın ismini duyanlar. Fakat kalbi bunlarla meşgul değildi. başka hiçbir kimse Ebû Bekr-i Sıddîk (r.v. Levîmâ Zelîhâ lev reeyne cebînehû Le âserne bilkat’il külûbi alel eydi. “Yâsin”. Kendi için hiçbir şeyden intikam almamıştır. çalışarak sonradan kazanmış değildi. ömürlerinin her safhasında Resûlullahın (s. Peygamber Efendimizi (s. edib idi.a.a. Gözlerimi kamaştırıyordu. Kendisi yumuşak davranmasaydı. Gözlerimin arasını (alnını) öptü ve “Yâ Âişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi.v. Resûlullahı (s.) güzellik ve üstünlüklerini ilimleri. yalnız bunlara bakarak O’nu tanımaya çalışmaktadırlar. Resûlullahı (s. yanık feryatlar. (Güzelliği dillere destan olan) Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. Bir keresinde de “Bütün iyiliklerimi.) metheden onbinlerce kitap. Resûlullah’ın (s. cenâzelerde bulunurdu. Resûlullah (s. Bir müslümanın ismini söyleyerek. Helada bile. sosyal ve diğer yönlerini görmekte.v. Âişe idi. mü’minlerin annesi Hz. O.a. zekî. için saklarlardı. O’nun cemâlini anlayarak gördüğü için aferin ve takdir olmaktadır.

huzur isteyen. hiçbir işinde. ikrâmı. O’nun mübârek kalbini okşarken. Fakat. Fakîrle. çatık kaşlı değildi. Kâ’be kavseyn tahtının sultânı sen.v. Dostunu öven âşıkların bülbülü. Güler yüzlü. yumuşaklığı. afvı. Önüne konulan şeyi. Bunların içinde en büyük ve meşhûrlarından olan ve bu muhabbet deryasından büyük pay sahibi olan Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de Resûlullaha (s. susuz kalmış. Herkesle iyi geçinirdi. küçükle karşılaşınca.v. iki cihanın efendisine tam uymaya sebep olur. hiçbir sözünde. ben bir hiçim. gizli şeyleri bulunmak. Fakat.a. Çoğu dinlerini bırakıp müslüman oldu ve dîn-i İslâm yolunda babalarına ve oğullarına karşı harb etdi. Mübârek başı hep önüne eğik idi. büyükle. Huluk-ı azim demek. Rahmetin bana da yağsa. hafif. Üzüntülü görünürdü. alçak tabiatlı değildi. Ebû Sa’îd-i Hudrî hazretleri buyurdu ki. kendisine güzel huylar verdiğini de saymakta. büyük her müslümanı doğrudan doğruya Resûlullahın sevgisine götüren ehli sünnet âlimleri ve kitapları bu bereketlerin senetleridir.v. kanlarını akıtdı. o kadar çokdu ki. O serverin sevgisi bir gönüle yerleşirse. yurtlarını fedâ edip. inadçı insanlar arasında gelip. kaba değildi.a. hiçbir kusur görülmemişdir. İkrime (r. ihsanları sayarak.) güzel ahlâkı sebep oldu. çağrılan yere giderdi. tatlı sözlü idi. Bu sevgi ile Allahü teâlânın habibine ikrâm ettiği sonsuz ve tarife sığmaz nimetlere ve bereketlere kavuşmakla şereflenilir. Köleyi. Çok kimselerin İslâm dinine girmesine. o ân olur beharım. tercümanım. Hiçbir hareketinde. Arabistan yarımadasında. insanlar ile de güzel huylu olmak demektir. Bu kadar mucizelerinin en kıymetlisi. Küçük. Sözleri gayet tatlı olup gönülleri alır. Güzel huyu. zenginle. sevgili Peygamberine (s. çok güzel idare ederek ve cefâlarına sabrederek. Evini süpürürdü.) verdiği iyilikleri. Onun uğrunda mallarını. yanarım! Her nerede olsam. “Sen güzel huylu olarak yaratıldın” buyurmaktadır. Hizmetçisi ile birlikte yerdi. Herşey cihanda senin şerefine yaratıldı. mübârek elini önce uzatırdı. Deveyi bağlardı. Koyunun sütünü sâğardı. önce selâm verirdi. Se’âdet tâcı giydirildi. edebli olması ve güzel huyları idi.) buyuruyor ki. Herkes Kâ’be’yi tavaf için geliyor Hicaz’a. Resûlullah’ı sevmek. ey Câmi! Divânında şu yazılar. aşağı görmezdi. bütün müslümanlara farz-ı ayndır. Hâlbuki. Allahü teâlâ ile sır. uyuz bir köpek gibi.) olan muhabbet ve aşkını dile getirdiği kasîdelerinden birinde şöyle yazmaktadır: Server-i âlem. Nazik idi. sert. imânın ve İslâm’ın tadına doyulmaz zevkine ermek. Bunlarla müsâfeha etmek için.a. faydasız yere birşey vermezdi. ihsanı. Kendisi için kimseye gücenmediği hâlde. İyilik etmesini sever idi. Söylerken gülmezdi. Misafirinim dememi saygısızlık sayarım. efendiyi.a. sana âşık olup da. Resûlullahın (s.ları ve yakıcı mısralarla bu aşklarını dile getirmişlerdir. herkesi hayran bırakırdı. Ayakkabısının söküğünü dikerdi. Fakat. Cömert idi. beyi. az olsa da. rûhları cezb ederdi. israf etmez. dost düşman herkes de bunu söyledi. Dili sarkmış. çok kolay olur. din düşmanlarına. böyle şeylere alışık değildiler. Se’âdet. Kur’ân-ı kerîmin bildirdiği ahlâktır.v. Aşağı gönüllü idi. siyahı ve beyazı bir tutardı. Her kim olursa olsun. . hayvana ot verirdi. hiçbir çirkinlik. Abdullah İbni Abbâs’dan işittim: Bu âyet-i kerîmedeki (Huluk-ı azim) yani güzel huylar. Kimseden birşey beklemezdi. Senin ihsan denizinden bir damla arzularım. Heybetli idi. Fakat. Ayağın toprağı serpildi yüzüme sanırım. torba içinde eve getirirdi. Pazardan öte beri alıp. Bu sevgi. İslâmiyeti yaşamak. Güzel huylu idi. O’nun gibi olmalıdır. Muhammed aleyhisselâmın bin mu’cizesi göründü. onları yumuşaklığa ve itâ’ate getirdi. Hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca ona yardım ederdi. Herkese acır idi. oluyor. o güzel cemâlin ararım. Âyet-i kerîmede “Sen huluk-ı azim üzeresin” buyuruldu.35 - .). ben dağları aşarım. sabrı. Akşamdan sabaha ve sabahdan akşama yemek bırakmazdı. Sana kavuşmak şevkîle. Yani saygı ve korku hasıl ederdi. rü’yâda başıma. dîne dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi. Resûlullah (s. Görenler ve işitenler seve seve müslüman olurdu. MUHAMMED ALEYHÎSSELÂMIN YÜKSEK AHLÂKI Allahü teâlâ. Çamaşırını yamardı. hiçbir zeman.a. Aklı o kadar çokdu ki.

Resûl “aleyhisselâm” sabah namazından çıkınca.) az konuşurdu. Resûl aleyhisselâmın o anda başka elbisesi yokdu. yeri kaldı. Beni bir gün. âlemlere rahmet. Kış ve soğuk su olsa da. Namaz vakti gelince.) diyor ki.a. bir hizmetçi kızın ağladığını gördü. bana kim bir gömlek verir diyordu.v. faydasız şey söylememesi. Bunun yarısını size vereyim.a.). olan biteni anlatıp. Resûlullahın yanına gelip.a. mübârek elini ondan ayırmazdı. (Resûlullaha (s.) buyuruyor ki.a.a. namazdan sonra. Evet gidiyorum yâ Resûlallah (s. entariyi eline alınca. Resûl “aleyhisselâm”. susması lâzımdır. Allahü teâlâ. Huzurunda müslüman olayım) dedi. gidecektim. Câbir bin Sümre (r.v. Yahudi. Kızcağız. Bana bir kerre uf demedi. (Yâ Resûlallah (s.v.v. Yine Enes (r. Biz de her şeyimizi fakîrlere dağıtalım dediler.v. Bir kimsenin yanında otururken iki diz üzerinde oturur.) dedim).36 - . elbisesiz mescide gidemedi.) diyor ki. Çocuklar sokakta oynuyordu.Enes bin Mâlik (r. Resûl . yakasından öyle çekti ki. niçin böyle ağlıyorsun) buyurdu. Yani. parçaları da misk gibi güzel kokardı. her birine mübârek parmağını sokar. son dirhemini kıza verdi.v. İki gözü hemen açıldı. Yuları bir ip olan eşek üzerinde idi. Bunun. evine götür” buyurdu. misk gibi güzel koku duydu.a. Yani Yemen kumaşından bir palto vardı. Resûl “aleyhisselâm”. Yahudi kapıyı açıp. bunu niçin yapmadın buyurmadı).a. Resûl aleyhisselâmın bir kere giydiği her şey. Yahudiye. (Kızım. Enes bin Mâlik (r. la’net etmek için. Önce habibine.) diyor ki. (Resûlullah (s. Kızını Resûl aleyhisselâma gönderdi. namazda örtünecek bir elbise gönder diye yalvardı. Şimdi ne yapacağımı şaşırdım dedi. Medine çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler. kıza birşey yapmaması için şefâat buyurdu. o kimse elini çekmedikçe. gönüllerini yapardı).) arkamdan geliyordu.a. A’mâ. çoluk çocuğuma nafaka yapmak için sekiz dirhem gümüş ödünç almıştım. bir a’mâ oturmuş Allah rızâsı için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için. (Resûl aleyhisselâmdan birşey istenip de yok dediği işitilmedi). eskiyip dağılsa bile. (Binlerce insanın baş tacı olan. (Resûl “aleyhisselâm” hastayı ziyârete gider. o kadına gönderdi. (Bir gazada.a.) hayası.)! Bugün. yüzünü çevirmedikçe.v. Eshâb-ı kirâm. Bir dirhem ile yiyecek satın almaya giderken. cenâze arkasında yürür. Resûl “aleyhisselâm” o kadar cömertlik yapıyor ki. A’mâ duâ ederek. Resûl aleyhisselâmın ayaklarına kapandı. kâfirlerin yok olması için duâ buyurmasını söyledik. Enes bin Mâlik diyor ki. Bana imânı. Enbiyâ sûresinin yüzyedinci âyetinde (Seni.) insanların en güzel huylusu idi. (Resûlullah (s. Yine (Mesâbîh) de. İslâmı öğret. benim gözlerimi aç) dedi. “Korkma! Seninle birlikte gelir. Onların yanından geçerken arkama baktım. Resûlullahı (s. her müslümanın (Mâlâya’nî). müşkülünü hallederdi). Fakat. (Bir küçük kız.) Allahü teâlâ.a. (Resûlullah (s. sonra da. herkese iyilik etmek için. (Yâ Rabbi! Bu gömlek hürmetine. Enes bin Mâlik buyuruyor ki. Yâ Resûlallah! Bu kızı senin şerefine âzâd ettim. Resûl “aleyhisselâm”. Mübârek arkasındaki antâriyi çıkarıp. hemen İsrâ sûresinin yirmidokuzuncu âyetini gönderdi.a. Câbir (r. Hem şişe. eve geç kaldığım için yahudinin beni döğeceğinden korkuyorum dedi. mübârek yüzünü ondan çevirmezdi.a.) buyurdu ki. Ebû Hüreyre (r. “Bununla şişe ve yağ al. hasislik etme. Eve gelip. çağrılan yere giderdi. Ben.) buyuruyor ki. bakire İslâm kızlarının hayalarından daha çoktu). Mübârek parmağını içine sokmasını dilerlerdi. paltonun yakası mübârek boynunu çizdi. gömleksiz kalıp. insanların huzura kavuşması için gönderildim” buyurdu. Resûl aleyhisselâmın komşusu bir ihtiyar kadın vardı.a. Resûl aleyhisselâm oradan ayrıldı. (Resûl “aleyhisselâm” ile birlikde gidiyordum. O gün.) bir kimse ile müsâfeha edince. Ebû Sa’îd-i Hudrî (r. Elimden düştü. O kimse.a. iki dirhem ile bir entari satın aldı. Bir yahudinin hizmetcisiyim. Arkadan bir köylü gelip. Resûl “aleyhisselâm” çarşıya çıkıp. emrini yapmak için beklediği ey koca Peygamber! Bir hizmetçi kız için. Bundan anlaşılıyor ki. Yarım dirhem ile bir şişe ve yarım dirhem ile de yağ satın al dedi.) diyor ki. insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. hem de yağ gitti. Üzerinde bürd-i Necrânî vardı. benim gibi bir miskînin kapısını şereflendirdin. Almış olduğu entariyi bu a’mâya verdi.) görünce şaşırıp kaldı. Bana. Hz. Geri kalan iki dirhem ile yiyecek almağa giderken gördü ki.a. Eşeğe de binerdi.a.) on sene hizmetçilik ettim. gayet açık ve metodlu konuşur ve kolay anlaşılırdı. kapıyı çaldılar. Ona birşey verilmesi için emir buyurdu). sana “birşey yapmamasını söylerim” buyurdu. onun bu hâline güldü.a.) diyor ki. Bunları alıp gidiyordum.a. Mübârek sözlerinde tertîl ve tersîl vardı. birşey vermemezlik yapma buyurup. Resûl aleyhisselâmın mübârek elinden geldiğini anladı. Çünkü. Bana bir dirhem verdi. sıkıntıya düşecek ve namazı kaçırarak. üzülecek kadar da dağıtma! Sadakada ortalama davran buyurdu. (Resûlullah’ın (s. birlikte gider. Mübârek yüzü gülüyordu. “Yâ Enes! Dediğim yere gittin mi?” buyurdu. Resûlullah (s.v. bu hâli işitince. ona saygı olmak için mübârek bacağını dikip oturmazdı). binlerce arslanın. Enes bin Mâlik (r. mescide cemaate gelemiyor. iyilik için gönderdik) buyuruyor. Ali (r. Şunu niçin böyle yaptın. (Ben. Kendinize entari alınız) dedi. Vallahi gitmem dedim.v. Emrini yapmak için dışarı çıktım. Namaz kılmak için örtünecek bir elbisem yok. Resûlullahın ayaklarına kapanıp. bir yere gönderdi. Lüzumlu olduğu zaman veya birşey sorulunca söylerdi). Bir dirhem ile bir entari satın aldı. Resûl aleyhisselâmı Hayber gazasında gördüm. Resûl aleyhisselâmın elini tutup bir iş için götürseydi.

sabrı. Hasta yoksa. tevâzû’u. onu sorardı. keremi. Müslüman oldu. koyunlarını kendi de sağar. Eshâbına hizmet eder. kabrine kadar giderdi.Sabah namazlarını kıldırdıktan sonra. bazan da. Yemekte.Eshâbının oturdukları yere gelince. zühdü. baş tarafa geçmezdi. Bir başkası. “Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi. aklı. Diğeri. şefkati. bazan tımar da ederdi. Çoluğuna çocuğuna anlattı. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. etrafına kollarını sararak oturduğu da görülmüştür. iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem. ben derisini yüzerim dedi. Resûlullaha on sene hizmet ettim. emâneti. hayvanlarına kendi de yem verirdi. bir yaya görünce. Evine girdi. “Evet! Sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum.v. hep Resûlullahın (s. “Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyâretine gidelim!” derdi. Su kabını eliyle tutarak doymalarını beklerdi. benim için ayağa kalkmayınız! Ben de. 6. fehmi. 8. Medine’nin âdetine uyarak. cenâzelerde bulunurdu. tâbir edelim!” derdi. arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez” buyurdu. benim ona yaptığımdan çok idi. hizmetçilerine yardım ederdi. kâfirlerin ve münafıkların hastalarını da ziyâret ederdi. Bana incindiğini. Resûlullah da. Elinde bastonu olarak. Onların işlerine yardım ederdi. Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik diyor ki. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için. 14. onlarla elele verip yürürdü. sizin gibi bir insanım. Sessizce tebessüm ederdi. ben odun toplarım deyince.Eshâbından birini üç gün görmese. Allahü teâlâ.Çok zaman diz çökerek otururdu. ikanı. Çarşıdan satın aldığını eve kendisi götürürdü. Yolculuğa gitmiş ise. Hiçbirine karşılık vermezdi.) şu duâyı çok okurdu: (Allahümme innî es’elükessıhhate velâfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ erhamerrâhimîn). şehirde ise. 10. Bunun manâsı (Yâ Rabbî! Senden. takvası bütün Peygamberlerden daha çoktu. bir koyun kebabı yapılacağı zaman.Söküklerini. görenler ayağa kalktılar. Fakat. Yolculukta hayvanlarına yem verir. zekâsı. yıkanmasında. 12. Diz çöküp otururdu.Her çağırana lebbeyk (efendim) diyerek cevâb verirdi. gayreti.37 - . Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları. Biz zavallılar da. Gönül almak için. Cenâze olursa. dünyâda ve ahirette felaketlerden. Kalkıp odun toplamaya gitti. Gördüğü aralığa otururdu. hayası. Bunlar. afiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Her müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır. dişlerini kırdıkları zaman. “Yâ Rabbî! Bunları affet! Câhilliklerine bağışla” buyurmuştur. Resûlullah efendimiz (s. Hayvan üzerinde giderken. sıkıntılardan kurtulmak ve o iki cihan efendisinin şefâatine kavuşmak nasîb olur. Yâ Resûlallah! Sen istirahat buyur! Biz toplarız dediler. 3. 11. Yorulunca. 7.v. mehabeti. ona müslümanlığı öğretti. sıhhat. Herkes gibi yerim.Yolda karşılaştığı müslümana önce kendi selâm verirdi. Resûl aleyhisselâmın güzel huyları pek çoktur. sövdüğü hiç görülmedi. . melâheti. biri ben keserim dedi. hamiyyeti. Dizlerini dikip.a.) güzel huylarının bereketi ile oldu. sert söylediğini hiç görmedim. ben pişiririm dedi.Hastaları ziyâret eder. ulu ve şanlı Peygamberimiz gibi duâ etmeliyiz! RESÛL-İ EKREMİN GÜZEL AHLÂKINDAN VE ÂDETLERİNDEN BAZILARI 1. hizmet edenidir” buyururdu.Resûlullahın ilmi. sadâkati. Bunları bazan yalnız yapar. 4. 5.Bazı kimselerin hizmetçileri gelip kendisini çağırdıklarında. Kimseyi dövdüğü. Uhud gazasında kâfirler yanağını kanatıp. 9. eziyyetleri af ederdi. bunu yapanlar için. arkasına bindirirdi. “Bir topluluğun en üstünü.“aleyhisselâm”. irfanı. “Rüya gören varsa anlatsın! Dinleyelim. vera’ı. “Cenâzesi olan var mı? Yardıma gidelim!” derdi.Kendisini kimseden üstün tutmazdı. şecâ’ati. hayır duâ eder. cemaate karşı oturup.Şefkati pek çoktu. iffeti.Misafirlerine. 13. otururum” buyurdu. bunları bana ver!) demektir. belâgati. fesahati. fetâneti. yırtıklarını kendi de yamar. Hayvanlara su verir. insâfı. cömertliği. Bir yolculukta. giymekte ve her şeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Hepsi müslüman oldu.Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. bir gün sokağa çıktıkta. Böylece. ziyâretine giderdi. kefenlenmesinde yardım eder. 2.a. namazını kıldırır. Bazan gülerken mübârek ön dişleri görünürdü. Bindiği atın yüzünü ve gözünü silerdi. Cenâze yoksa. Onun bana yaptığı hizmet.

bir şeye dayanmadan yerdi. (Ya Rabbi! Bize incinip de. karpuzu. akşam yerdi.Hep düşünceli. zekât malı ve sadaka almazdı.Günde bir kere yerdi. 30. yok denirse. Rigâne yerinden hareket etmezdi. Namaza dururken. kısa. çorba ile veya zeytin yağına batırıp yerdi. İyi anlaşılması için ba’zan üç kere tekrar ederdi.38 - . Var ise verir. Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmağa utanırdı. ganimet toplamak için dağılıp. Etin kol tarafını severdi. Et suyu yiyen bir kadıncağızın oğluyum” derdi. 34. havada bulut görünce. meyva ile. Fakat bunlar Allahü teâlâyı bir an unutmasına sebep. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yemedi. Kâfirler. Bir kaç defa oldu. Lâzım olunca. Sığır derisi üstünde ayakta durup.Allahü teâlâ. 28. Konuşmağa tebessüm ederek başlardı. bir demir zırh ceketi. kavunu. beğenmediğini yemez ve birşey söylemezdi. Bunlar pamuktan. Yemek yerken. Yemeğe besmele. 32. “Sıkılma! Ben melik değilim. çok ağlardınız) der. sütü. az söylerdi. (Ya Rabbi! Bu bulutla bize azâb gönderme!) derdi. Nice katı kalbli kâfirler. kabağı. 26. oruç tutardı. zâlim değilim. Hediyyeyi kabul ederdi. az güler. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman. arkasından söylemezdi. Eve gelince (yiyecek var mı?) der. ağlayan kimsenin içini çektiği gibi. Ekmeği katıksız olarak veya hurma ile. ceylân. 18. kendisine birşey bırakmazdı. dünyâ servetini istemedi.Kalbinin kuvveti.Dokuz zevcesine ve birkaç hizmetçisine bazan bir senelik arpa ve hurma ayırır. Resûlullaha. bir yahudide rehin bırakılmış bulundu. yalnız hurma yediği aylar da olmuştur. İki üç gün birşey yemediği de olurdu. 21. Yanlışlık oldu. üç dört kimse ile kalmıştı. üzüntülü görünür.(İçinizde Allahü teâlâyı en iyi anlayan ve Ondan en çok korkan benim) derdi. sonunda (Elhamdülillah) der ve duâ ederdi. şecaati şaşılacak kadar çoktu. öldürme.Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı.Bir yemeği beğenmediği işitilmedi.Giymesi caiz olanlardan her bulduğunu giyerdi.Çok cömert idi. güreş edelim. İlk kapışmada.Kendisinden birşey istendikte yok dediği hiç işitilmedi. otuz kilo arpa için. Herkes kolayca yanına gelip derdini söylerdi. besmele ile başlayarak üç yudumda içer. Kur’ân-ı kerîm okurken de böyle olurdu. faydalı ve mânâsı açık olarak söylerdi.Hayası çoktu. 23. imâna gelirim dedi. ekmek yapılmayıp. 17. 25. göğsünden ses işitilirdi. tavşan. 19. Asla gerilemedi. (Benim gördüğümü görseydiniz. derdini söylemeye başlardı. Rüzgâr esince. 22. acaba neden böyle yapıyorlar?) derdi. Huneyn gazasında. Vefât ettiği zaman. 31. Evde iki üç ay yemek pişmeyip. Rigâne sırt üstü yıkıldı. Fakat senin kuvvetinin çokluğunu pek beğendim diyerek sürüsünü Resûlullaha hediyye etti. Azâbını gönderme.Bekçileri. tekrar güreşelim dedi. (iste vereyim) buyurmuşken. Tavuk. yok ise sükût ederdi. Yüzlerle deve ve koyunlar bağışlar. et suyunu. Resûlullah onlara karşı durup kaçırdı. Elleri ile tutup ısırarak yerdi. Adamın korkusu gidip. Doyuncaya kadar yediği görülmedi. müslümanlar. Ekseriya karşılığını verirdi.Yabancı ile ve tanıdıklarla ve çocuklarla ve ihtiyar kadınlarla ve mahrem kadınlarıyla latife. İkinci kapışmada yine yıkıldı. balı. Kimseden şikâyet etmez.Yemekler arasında koyun etini. (Ya Rabbi! bize hayırlı rüzgâr gönder!) derdi.15. bu ihsanlarını görerek imâna gelmişlerdir. deve. Bazan sabah. Seninle alay etmiştim. 33. balık ve pastırma etleri ve peynir de yerdi. 29. tatlıları. olmazdı.Her Peygamber gibi. Sağ eli ile yerdi. yünden veya kıldan do. bundan fakîrlere de sadaka verirdi. kapıcıları yoktu. Afiyet ihsan eyle!) derdi. hurmayı. Gök gürleyince. Beğendiğini yer.Lüzumsuz ve faydasız birşey söylemezdi. Ekseriya süt veya hurma yerdi. diz çöker.Suyu yavaş yavaş. Üçüncüde de sırtı yere gelince: Ben imân etmem. 20. 16. peştamal sarınır.Kâfirlerden Rigâne isminde bir çoban çok kuvvetli idi. (bazı kimseler. beni yatırırsan. Kalın kumaştan ihram edilmiş dikilmemiş şeylerle örtünür. Birisi gelip mübârek yüzüne bakınca terlerdi. üzümü ve hıyarı severdi. sirke ile. on kuvvetli kişi deriyi etrafından çeker deri parçalanır. şaka yapardı. kaymağı. okuyarak başlardı.Heybetinden kimse yüzüne bakamazdı. Sırtımın yere geleceği hatırımdan bile geçmemişti. 27. 24. gömlek ve cübbe de giyerdi. hemen hücum ettiler.

39. onun ismini Arşa.Basra şehrine yakın bir nehirde tutulan balığın sağ tarafında Allah. 5. Yalnız.) ismi de söylenirdi. bazı sûreler okuyup uyurdu. güzel kokulu yağ sürerdi.a. 36. alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru bulunduğu için idi. Namazın lezzeti. melekler tarafından sünnet edilmiştir.Dünyaya gelince. makas. 42. sağ elini yanağı altına kor. Allahü teâlâ her yerde altın ve gümüş yığınları yanımda bulundurur) buyurdu.v. Sarığını takkesiz sarar. Yani.Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır. Allahü teâlâ.Üzüntülü zamanlarında sakalını tutar.Her işinde sağdan başlamayı. misvak. yüzüne misk veya başka kokular sürer. Yolculukta bunları beraberinde götürürdü. İçi yünle dolmuş bir yatak getirdiklerinde. Sağ yanına yatar. 37.Mümkün olduğu kadar her işini tek sayıda yapardı. üstünlük demektir. döşek. Dikilmiş elbise giydiği de olurdu. ilk gördüğü. Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır. meleklerden haber çalamaz oldular. tarak.Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır. sonra sabah namazına kadar ibâdet yapardı. iğne. 38.Başkasını çekiştirenin sözünü asla dinlemezdi. kendinin Mahmûd isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine isim koymuştur. 45. sağ eliyle yapmayı severdi. yünden dokunmuş keçe veya kuru toprak üzerinde de yatardı. Üstünlüklerinden sekseniki adedi aşağıda bildirilmiştir: 1. sol eliyle taharetlenirdi. Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa. dabağlanmış deriden idi.Yatsıdan sonra gece yarısına kadar uyuyup. Sarığı çok büyük ve pek küçük olmayıp. 7. yeşil.Üzüldüğü zaman. 6. Kollarını bileklerine kadar. 46. üç buçuk metre kadar uzundu.Dünyaya geleceği zaman.Ekseriya beyaz. safâsı ile gamı giderdi. ona îmân etmeleri için ümmetlerinize de emrediniz! 9. kendi isimlerinden Raûf ve Rahîm isimlerini Habîbine de vermiştir. 10. 43. hemen namaza başlardı. bazan yeşil giyerdi. 35. 40. cübbeler. siyah da giyerdi. düşünürdü. Bunlara benzeyen vak’alar çoktur. şeytanlar göke çıkamaz. içi hurma iplikleri ile dolu. ud ağacı. eğer istesem.Adem aleyhisselâm zamanında namaz için okunan ezanda. mübârek ayaklarını baldırın yarısına kadar örterdi. Saçlarına özel olarak hazırlanmış. 3. iplik eksik olmazdı. 4. bazan siyah tülbent başına sarıp.Evinde ayna. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı.Arabistandaki âdete uyarak saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır.39 - . Fazîlet.kunmuştu. 47.Her gece gözlerine üç kerre sürme çekerdi. 41.Dünyaya geldiği zaman. bazan sarıksız ak fitilli takke giyerdi.Yatağı. sürme kabı. sol tarafında Muhammed yazılı görülmüştür. Cum’a ve bayramlarda ve yabancı elçiler geldikte ve cenk zamanlarında kıymetli gömlekler. Târih ve mevlid kitaplarında yazılıdır.Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emir etti ki.Meleklerin hazret-i Âdeme karşı secde etmeleri için emir olunması. tahta. 12. kâfurî ile buhurlanırdı.Hindistânda yetişen bir gülün yapraklarında (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) yazılıdır. . 2. 8.Tevratta.Tefe’ül ederdi. MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ Muhammed aleyhisselâmın fazîletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır. Bazan hasır. hazret-i Muhammedin (s. fazlasını kestirirdi. kırmızı. 44. çok büyük alâmetler görülmüştür. 11. kabul etmedi ve (Ya Âişe! Allaha yemin ederim ki. İncilde ve Zeburda Muhammed aleyhisselâmın ve dört halifesinin ve eshâbından ve ümmetinden bazılarının isimleri bildirilmiş ve medh olunmuşlardır. Ekseriya beyaz. ucunu bir karış kadar arkasına sarkıtırdı. birdenbire gördüğü şeyleri hayra yorardı.Allahü teâlâ.Ellerine. başına. Allahü teâlâ.

Her yürüdüğü zaman. evi misk gibi kokardı. Bütün Peygamberler de böyle idi. Bebeklere süt gibi gıda oldu. namazdaki teşehhüdde. Bu hâl. 29.İnsanlar ve melekler içinde en çok ilim Ona verildi.Çamaşırlarını ne kadar çok giyse.Beşiğini melekler sallardı.(Sana. Bunun için.40 - . Onu medhedecek kelime bulamadım demiştir. uzun kimselerin yanında iken. 40.Çocuk iken.Önünden gördüğü gibi. 26. arkasından melekler gelirdi. bütün üstünlükleri ahkâm-ı İslâmiyyeyi. Büyük şair Ömer İbnil Farıda (Resûlullahı niçin medhetmedin) dediklerinde. Habîbullah olmasıdır. sıkıntılı zamanlarda. Bütün Peygamberler de böyle idi. Bir ânda tekrar evine getirildi.Teri gül gibi güzel kokardı. ikâmetde. 31. 25. Allahü teâlânın Peygamberine bütün ilimleri. yeryüzündeki bütün putlar. sol kürekteki deri üzerinde kalbi hizasında idi. 33. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı. 28. arkamı meleklere bırakın derdi. yani kimseden birşey öğrenmemiş iken. (İbrâhîmi Halil yaptım ise. tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler. kalbi uyanık olurdu. Allahü teâlâyı baş gözü ile gördü. her melekten daha çok sevmiştir. Açıkta abdest bozduğu zaman.Beşikte iken konuşmağa başladı. 24. göğsünü kapadığı zaman Cennetten getirdiği mühür ile sırtını mühürlemişti. 37. başına sürünce. arkasından da görürdü. yeter deyinceye kadar) her dilediğini (vereceğim) âyeti. 30. Muhammed aleyhisselâmın ise.Gözleri uyurken. 35.13. yer yarılıp bevl ve benzerleri toprak içinde kalırdı. onlardan yüksek görünürdü. birçok duâlarda. bazı ibâdetlerde ve hutbelerde.Orta boylu olduğu halde. Onu herkesden. nasîhat yapmakta. 27. Mi’râc mu’cizesi başka hiçbir Peygambere verilmedi. 36. Burak denilen Cennet hayvanı ile Mekke’den Kudüse götürüldü. (Cehennem ateşi onu yakmaz) buyurdu.Ömründe hiç esnemedi.Beşikte iken gökdeki ay ile konuşurdu. düşmanlarına karşı yardım ve galebe ve ümmetine fetihler. 20.Büyük bir mu’cizesi de. seni kendime Habîb yapdım) buyurmuştur.Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. hiç kirlenmezlerdi. başı hizasında bir bulut da birlikde hareket ederek gölge yapardı. mahşerde. cisimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi. Ümmî olduğu halde. kabirde. Onu kendisine sevgili. râzı oluncaya kadar. Bunu işitince.İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi ona ihsan olundu.Aklı.Hacamat kanından içenler oldu. 17. Âdem aleyhisselâma her şeyin ismi bildirildiği gibi. kendisinden yardım istemişti. taşta ayağının izi kalırdı. Cebrâil aleyhisselâm kalbini yıkayıp. Hastalara şifâ verdi. 19. Bütün Peygamberler de böyle idi.Dünyaya geldiği zaman. 15.Ümmetinin isimleri.Üstünlüklerinin en üstünü. Kendisine acaip şeyler gösterildi. karanlıkta da görürdü. Evi (güzel kokulu ev) adı ile meşhûr oldu. Cennette ve her mahlûkun lisanında Allahü teâlâ. 38.Taş üstüne basınca. 32. yüzüne.Güneş ve ay ışığında yürüyünce.Tükürüğü acı suları tatlı yaptı. Oradan etrafa güzel kokular yayılırdı. O kız. zaferler ve kıyâmette her türlü şefâat ve tecelliler ihsan edeceği. sivri sinek ve başka böcekler konmazdı.Üç yaşında iken ve kırk yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve elliiki yaşında mi’râca götürülürken. 39. 34. O ânda verecek şeyi yoktu. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar. Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti. dost yapmıştır. Allahü teâlâ ona her şeyi bildirmiştir. 21. Oradan göklere ve Arşa götürüldü. melekler göğsünü yardı.Kelime-i şehâdette. 16. mi’râca götürülmesidir. Küçük bir şişeye terinden koyup verdi. açıklarda gezerken. Mübârek parmağı ile işaret ettiği tarafa meyl ederdi. Allahü teâlâ. 22. bütün insanların aklından daha çoktur. gölgesi yere düşmezdi.Bedenine ve elbisesine sinek.Aydınlıkta gördüğü gibi. Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur. Bir fakîr kimse. kızını evlendirirken. ezanda. Onu medhetmeğe gücüm yetmeyeceğini anladım. Ona her şeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir. 23. Eshâbını önden yürütür. 18. 14.

Bu dört hadîsten birincisi. belli bir memlekette Peygamberlik yaptı. kısaca bütün mahlûkların Peygamberi olduğunu bildiren âlimler de vardır.) ve (Davacının şâhid göstermesi ve dâvâlının yemin etmesi lâzımdır) ve (Bir kimse. Meleklerin de. Muhammed aleyhisselâm ise. Bir gün Cebrâil aleyhisselâma (Allahü teâlâ. üçüncüsü. yer yüzündeki bütün insanlara ve cinne kıyâmete kadar Peygamber olarak gönderilmiştir. Yüzbinden ziyâde hâdis-i şerîfi. “Allah beni çok güzel yetiştirdi” buyurdu. Kur’ân-ı kerîmde. Dünyadaki vazifelerini yapabilmek için zevcesi Hz. 55. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevâb verirdi. harâm meydandadır. Hz. Muhammed aleyhisselâma selâm vermeleri emr olundu. Bazı âlimler dediler ki. cansızların da. uykuda iken. diğer Peygamberlere verilecek sevablardan kat kat ziyadedir.Başka Peygamberler. harbde iken. Aişe ile konuşmadan dışarı çıksa idi. yâni adalet işlerinin ve siyâset bilgilerinin. yanında yüksek sesle konuşmak. ağlarken. kendine istediğini. hiçbir günâh işlememiştir. 53. Onun müdafaasını yapmıştır. İstersen her elini sürdüğün taş altın olsun. Bandan büyük rahmet olur mu?) dedi. Eshâbına farzı kıldırmak için mescide giderdi. Cebrâil aleyhiselâma bakarak. 49. 44-Az kelimelerle çok şey anlatırdı. dininin dört temelini. Cennete gideceklerin üçte ikisinin bu ümmetten olacağı. emin olduğumu bildiren âyeti getirince. Başka Peygamberlerin zamanındaki kâfirlere. İsrâfil aleyhisselâm gelip (Allahü teâlâ söylediğini işitti ve beni gönderdi. Başka Peygamberlerin ümmetleri. gümüş olsun. 42. hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir. O ânda.Gece. Ona îmân etmeyenlere dünyâda azâb yapılmadı. 43. 54. 51.Muhammed aleyhisselâm ma’sum idi. (Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına râzı olmam) buyurdu. 52.Başka Peygamberler belli bir zamanda.ni vaad etmektedir.Müslümanların namazda otururken (Esselâmû aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak. . çoklukta iken. ey Resûlüm. (Ey Âişe! Biraz benimle konuş da kendime geleyim) der. dehşeti karşısında sonumun nasıl olacağından korku içindeyim. ibâdet bilgilerinin.41 - . ikincisi. Bu âyet geldiği zaman. Muhammed aleyhisselâm. Sana. Mü’minlere faydası meydandadır. gündüz. Onun (Cevâmi-ul-kelim) olduğunu göstermektedir. husûmât. fakîrliği dilemiştir. (Ameller niyyete göre değerlendirilir ve (Halâl meydandadır. Muhammed aleyhisselâmı ise. Hz. yalnız iken.Rütbeyi. nebatların da. âdâb ve ahlâk bilgilerinin temelidir. Cebrâil de (Allah’ın büyüklüğü. ondan sonra Eshâbına nasîhat ve irşâd etmeğe giderdi. 50. mübârek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.Allahü teâlâ. dünyâda azaplar yapılır. saltanatı istememiş. başka peygamberlerin ümmetlerinin sayıları toplamından daha çoktur. 47. zümrüt olsun. kâfirlerin iftiralarına kendileri cevap vermiştir. Arabî lisanının her lehçesi ile konuşurdu. muamelât bilgilerinin.Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin sayısı. 46.Gayet açık. din kardeşi için de istemedikçe. Muhammed aleyhisseIâmın râzı olmasını istemiştir. Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir. gülerken. uyanık iken. her Peygamberi ismi ile bildirmiştir. yolculukta iken. İslâm. hayvanların da. Âişe’nin yanına gelip.Kendisini ismi ile çağırmak. Bir sabah Cebrâil aleyhisselâm ile konuşurken bu gece evimizde yiyecek bir lokmamız yoktu buyurdu.Allahü teâlâ. bu müthiş korkudan kurtuldum. Kabul eyledi) hadîsi meşhûrdur. Bilerek ve bilmeyerek büyük ve küçük. yüzüne kimse bakamazdı. İşitenler hayran olurlardı. yok edilirlerdi.Bütün varlıklara rahmeti. 48. dördüncüsü de. Resûlullah üç kere (Kul olarak Peygamberlik istiyorum) dedi. 45. Allahü teâlâ cevap vererek. Peygamberliği. uzaktan kendisine seslenmek. 41. kolay anlaşılır olarak konuşurdu. Bu hâl hasâis-i peygamberidir. ilâhi tecellilerden ve nurlardan dolayı. kırk yaşından evvel ve sonra. Sabah namazının sünnetini evinde kılıp. İstersen melik olarak Peygamberlik yap) dedi. yolda önüne geçmek harâm edilmiştir. Muhammed aleyhisselâma yapılan iftiralara ise. Onlardan daha üstün ve daha şereflidirler. imânı kâmil olmaz). benim âlemlere rahmet olduğumu bildirdi. ey Peygamberim diyerek bildirmiştir. dört hadîsle bildirmiştir. Benim rahmetimden sana da nasîb oldu mu?) dedi. Namazda başka bir Peygambere ve meleklere karşı söylemek caiz olmadı.Resûlullaha verilecek sevablar. evde iken. faydası yayılmıştır. kendilerini isimleri ile çağırırlardı. Âişe ile bir miktar konuştuktan sonra.(Ümmetimin dalâlet üzerinde bileşmemelerini Rabbimden diledim.

Onu sevmek herkese farzdır. Onları inciten.Cebrâil aleyhisselâmı melek şeklinde iki kere görmüştür. zevcelerini başkalarının nikâhla almaları harâm edilmiş. Mekke ve Medine şehirlerine (Haremeyn) denir.Kendisine Cebrâil aleyhisselâm yirmidörtbin kerre gelmiştir. 65.56. kabrine gelip haber verirler. Eshâbının hepsi de. 62.İsrâfil aleyhisselâm da Muhammed aleyhisselâma çok kerre gelmiştir. Hazret-i Muhammed aleyhisselâmın soyu ise. “Allahı seven. Muhammed aleyhisselâma. zevceleri ve dedesi Hâşimin soyundan olan mü’minlerdir ki.Allahü teâlâya Muhammed aleyhisselâm ile and vermek caiz olup.Nesep ve sebep bakımından. Bütün Peygamberler de böyledir. 58. 69. kızı Fâtıma’dandır. Mikâil (a. Ömer’dir. Şehirleri olan Mekke-i mükerreme ve sonra Medine-i münevvere. beni sevmektir.Herkesin soyu oğlundan ürer.) ve yerde ise Hz. vesvese vererek. Ukaylin. dinine. bilmediğimiz bir hayatla diridir.Muhammed aleyhisselâmın hadîs-i şerîflerini okumak ibâdettir. gökde Cebrâil (a. Rabbin kimdir denildiği gibi. dünyâ kadınlarının en üstünleridir. 60. 57. zekât alması harâm olan akrabasıdır.Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir.Resûlullahın kızları. 59.Kabrinin içindeki toprak. Onlara düşman olmak. günah işleyenlerin af olmaları için duâ eder. . 73. Allahü teâlâ. yani kan ve nikâh bakımından olan akrabalığın kıyâmetde faydası yoktur. Allahü teâlâ tarafından doğrulanır. 63. bin rekât sevabı yazılır. Bunlar. Allah sizi sever” demesi emir olundu. Haremeynden birinde ölen bir mü’min. diri iken etmiş gibidir. 70. Başka hiçbir Peygambere melek şeklinde görünmemiştir. “Ehl-i beytime düşmanlık eden münafıktır” buyurmuştur. Başka Peygamberlerden en çok olarak Mûsâ aleyhisselâma.s. büyük yaşta vefât eden herkese kabrinde Muhammed aleyhisselâm sorulacaktır. kendi arkadaşı olan cinnîyi imâna getirmiştir.Dünyanın her yerinde Resûlullaha salevât okuyan müslümanların selâmlarını işiten melekler. gökde iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır. Başka Peygamberlerin zevceleri kendilerine ya zararlı olmuş veya fâidesiz olmuşlardır. Başka Peygamberlere yalnız Cebrâil aleyhisselâm gelmiştir. 68.s. bu bakımdan mü’minlerin anneleri oldukları bildirilmiştir. Her ictihâdı. Ebû Bekir ve Hz.Her insanın cinden bir arkadaşı vardır.Onun ismini taşıyan mü’minler Cehenneme girmeyecektir. Alinin.Muhammed aleyhisselâmdan sonra. namaz kılar. 64. günah yaptırmağa çalışır. 77.Onun ehl-i beytini sevmek vaciptir. Kur’ân-ı kerîmde “Bana uyarsanız. Allahı incitir. 61.Mübârek ruhunu almak için. Bu şeytan kâfirdir. Kabri ile minber arası. kıyâmet günü emin olarak diriltilir” buyurdu. bütün insanların en üstünleridir. bana düşman olmaktır. Okuyana sevab verilir.Erkek. Başka ibâdetler için de böyledir. kadın.Kabirde. her yerden ve Kâ’beden (ve Cennetlerden) daha efdaldir.Eshâbının hepsini sevmek vâcibdir. Kabrini hergün binlerce melek ziyâret eder. Peygamberlerden başka. sünnetine ve ahlâkına uymakdır. beni sever” buyurmuştur. Peygamberin kimdir de denilecektir.Onun her sözü. 76. 71. başka Peygamberlerle ve meleklerle caiz değildir. fakîrliğe sabretmişler. “Benden sonra Eshâbıma düşmanlık etmeyiniz! Onları sevmek. Cennet bahçesi gibi kıymetlidir. zevceleri. Onu sevmenin alâmeti. Bunlar. kendisini incitene azap yapar” buyurdu. şükür etmişler ve İslâmiyeti yaymakta çok hizmet etmişlerdir. Mescid-i şerîfinde kılınan bir rekât namaza. 72. yoluna. “Öldükten sonra beni ziyâret eden. beni incitmiş olur. 74. yer yüzünün en kıymetli yerleridir.42 - . dünyâ ve âhiret işlerinde. imânını almağa. Muhammed aleyhisselâmın zevceleri ise.). Bunları yapanları da görür. 75. insanı aldatarak. Ehl-i beyt. 67.Allahü teâlâ. 66. Kabirde Kur’ân-ı kerîm okur. Resûlullahın akrabası bundan müstesnadır. kendisine yardımcı olmuşlar. Resûl aleyhisselâm. Azrâil aleyhisselâm insan şeklinde geldi. dörtyüz kerre gelmiştir. Cafer Tayyarın ve Abbâsın soyundan olanlardır. her işi doğrudur. Beni inciten de. içeri girmek için izin istedi.

Bütün varlıklar. Tevrat. İkincisi. Bir âyetin benzerini söyleyememişlerdir. Bunlardan birincilere. Yani.Kıyâmet günü kabirden ilk önce Resûlullah kalkacaktır. Zeburda ve İncilde bulunan ilimlerin ve esrarın hepsi Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiştir. İncil ise. Başka kabirleri ise. Burak üzerinde mahşer (toplantı) yerine gidecektir. Onun ümmetinin hesabı görülecek. Onun izinde gidenlerde hâsıl olmaktadır. bu sebepten ölenler bile görülmüştür. Her biri de ayrıca. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Beşincisi. bin sene beklemekten. Allahtan utandıklarını. usanmıyorlar. zaman bakımından üçe ayrılmıştır: Birincisi mübârek ruhu yaratıldığından başlayarak Peygamberliğinin bildirildiği (bi’set) zamanına kadar olanlardır. Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber vermektedir. (Araf) denilen yerde bekliyenlerin Cennete gitmelerine şefâat edecektir. Kur’ân-ı kerîmdeki ilimlerden . saymak mümkün olmamıştır. sonra İbrâhîm ve Mûsâ ve Îsâ Peygamberlere gidip. bu ni’meti habibinin (sevgili peygamberinin) Ümmetine ihsan etmiştir. sonra Nuh.v. Hattâ. yani Onun hatırı ve hürmeti için istiyenlerin duâsını Allahü teâlâ kabul eder. Üçüncüsü. edebiyatçılar. Ona tâbi olanlarda. insanlar tarafından her zaman değiştirilmiş ve yine değiştirilmektedir. Allahü teâlâ. Nazmı Arab şairlerinin şiirlerine benzemiyor. Elinde (Livaülhamd) denilen bayrak olacaktır. görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mu’cizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Kur’ân-ı kerîmi okumak çok büyük bir ni’mettir. Fâtıma sıratdan geçerken (Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor) denecektir. sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır. Cennette bulunan herkese birer dal yetişecek olan (sidretülmüntehâ) ağacın kökü oradadır. Allahın varlığını. dünyânın her yerinde.Resûlullahın Cennette bulunduğu makamın ismi (Vesîle)’dir. bozmaya ve benzerini söylemeye çalışanlar olmuş ise de. Bütün tefsîrler. sınırlamak. Hepsi. Bugüne kadar gelen bütün şairler. bi’setden vefâtına kadar olan zaman içindekilerdir. 82. vefâtından sonra da. Ümmetinin Evliyâsında hâsıl olan kerâmetler. Melekler bu ni’metten mahrumdurlar. İ’cazı ve belâgatı insan sözüne benzemiyor. şefâat etmeyeceklerdir. Önce Âdem. birliğini gösterdikleri gibi. hepsi Onun nurundan yaratıldıkları için. hiçbiri arzularına kavuşamamıştır. kerâmetler. İşitenler ve okuyanlar. birer özür bildirerek.a. Bunlardan meşhûr olan kırküç adedi aşağıdadır. Altıncısı. azâb çekmesi lâzım olanları azaptan kurtaracaktır. Bunun için Kur’ân-ı kerîm okunan yere toplanıp dinlerler. günahı çok olan mü’minleri. “Sen olmasaydın. Allahü teâlâ. Birincisi (Makâm-ı Mahmûd) denilen şefâati ile. duâ edecek ve şefâati kabul olacaktır. Muhammedin (s. Yorulsalar da. Bir kelimesinin yerine koymak için. Onların mu’cizeleri de Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerinden sayılır. hiçbir şeyi yaratmazdım. 81. Önce. vefâtından kıyâmete kadar olmuş ve olacak şeylerdir.Altı yerde şefâat yapacaktır. bu dallardan gelecektir. Üçüncüsü.Kabrini ziyâret etmek. Bütün ilimler ve tecrübe ile bulunamayacak güzel şeyler iyi ahlak ve insanlara üstünlük sağlayan meziyetler. şefâati. 79. bütün Peygamberler. Kur’ân-ı kerîmin nazmında ve mânâsında âciz ve hayran kalmışlardır. korktuklarını söyleyecekler.Diri iken olduğu gibi. Kapalı olanlarını. Burası Cennetin en yüksek derecesidir. kalbleri yumuşamış îmâna gelmişlerdir. dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşturacak iyilikler. Her biri. İşitenlerin kalblerine dehşet ve korku çökenler. Cennette olanların derecelerinin yükselmesine şefâat edecektir. kadınlara da müstehabdır. tadına doyamıyorlar. Nice azılı İslâm düşmanları Kur’ân-ı kerîmi dinlemekle.78. melahide ve karamita denilen müslüman ismini taşıyan zındıklardan Kur’ân-ı kerîmi değiştirmeğe. en önce sırattan geçecekler ve Cennete gireceklerdir. Okuması ve işitmesi. sevabı ve günâhı müsavi olup. 1. Sonra.” buyurdu. Tevratta. daha doğrusu. bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır: İkincisi.43 - . Secde edip. Hz. başlangıçlar denir. Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. (irhâs) ya’nî. Hazret-i Ali ve Hazret-i Hüseyin bu ilimlerden çoğunu bildiklerini haber vermişlerdir. 80. MU’CİZELERİ Hz. insanlara faydalı ve zararlı olan şeylerin hepsi Kur’ân-ı kerîmde açıkça veya kapalı olarak bildirilmiştir. Dördüncüsü. Muhammed aleyhisselâmın mu’cizeleri. çok kimseyi Cennete sokacaktır. hesaba başlanması için şefâat etmelerini dileyeceklerdir.Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerinin en büyüğü Kur’ân-ı Kerîm’dir. Resûlullaha gelip yalvaracaklardır. çok sıkılacaklardır. varlıkların başlangıcı ve sonu hakkında bilgiler.) Allahın Peygamberi olduğunu açıklayan şâhidler sayılamayacak kadar çoktur. hep Onun mu’cizeleridir. Bütün mu’cizeler o kadar çokdur ki. Muhammedin peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedirler. Cehennemden çıkaracaktır. yalnız tenhâ zamanlarda ziyâret etmeleri caizdir. Çünkü. İslâm düşmanlarından ve muattala. erbabı anlayabilmektedir. Onun ümmetinden olmak istedikleri için. Cennettekilere her nimet. Hz. İkinci kısımdaki mu’cizelerin üçbin kadar olduğu bildirilmiştir. Her gittiği yeri nurlandıracaklardır. Semavi kitapların hepsinde. lafzındaki ve mânâsındaki güzellik bozuluyor. başka kelime arayanlar bulamamışlardır. bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense. her zaman Ona tevessül edenlerin.

bir kel oğlunu getirdi. Putun sahibi. Muhammed aleyhisselâm minbere çıkıp Kur’ân-ı kerîm okuyunca. abdest alıp duâ etti. hemen imâna geldi. “Bu geyiği âzâd et!” buyurdu. bunu kuyuya döktürdü. Kıyâmet günü. ben zehirliyim) sesi işitildi. onu ve evlâdını yanına oturtup. Bu duâyı müslümanlar. Su çıktı. En çok sevdiğim peygamberim Hazret-i Muhammed! Seni vesîle ederek. 15. bu sudan iç!” buyurdu. Sevgili peygamberin Muhammed aleyhisselâmı araya koyarak. ayın ikiye ayrılmasıdır. Minber yapılınca. köklerini sürüyerek gelip selâm verip. ben buna elli senedir ibâdet ediyorum.Resûlullaha. Hutbe okurken. 6. elini suya sokmuş. bu direğe dayanırdı. (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh) dedi. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Sesi kesildi. yetmişbin kimsenin hepsi ve hayvanları bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. yâ Resûlallah! Duâ et. sen de. Muhammed aleyhisselâm elli iki yaşında iken. Bu mu’cize. Muhammed aleyhisselâm herkesin ve hele tanıdıklarının. 8. iki gözü âmâ (kör) bir kimse gelip. üç kerre. Kâfirler. Adam uyanıp. Bana hiçbir şey söylemedi. bir emrin mi var dedi.çok azını bildirmektedirler. (Yâ Resûlallah) sesini işitti. İçinden abdest alıp ve tükürüp. kabul edip. suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. ben kimim?” deyince. îmân etmediler. 2. her zaman okumuşlar ve dileklerine kavuşmuşlardır. Saçları uzamaya başladı. Ebû Tâlib. “Amcam. O da. Mübârek elini sudan çıkarınca akması durmuştur. onları doyurup geleyim dedi. bütün cemaat işittiler. Bir ok verip.Eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi tesbih ettikleri çok görülmüştür.Câbir bin Abdullah bir koyun pişirdi. Odundan ağlama seslerini.Bir gün amcası Abbâs’ın evine gidip. Geyiğe ne istediğini sordu. 11. Minberden inip direğe sarıldı. mübârek ellerini üstüne koyup duâ etti. parmakları arasından su akarak. gelir misin” dedi. “Kusursuz bir abdest al! Sonra yâ Rabbî! Sana yalvarıyorum. Duvarlardan üç kerre âmin sesi işitildi. Allah için söz veriyorum. kendisinden mu’cize isteyenlere karşı. . senden istiyorum. benim ayrılığımdan kıyâmete kadar ağlayacaktı” buyurdu. Biraz sonra geldi. bazan binbeşyüz. Yanında bir adam uyuyordu. Sana nasıl söyler? dedi. üzerlerini ihramı ile örterek. yâ Resûlallah. îmân eder misin?) dedi. diğer yarısı başka bir dağın üzerinde göründü. ayı ikiye böldü. Resûlullah geyiği bıraktı. Rabbime yalvarıyorum. Tebük Gazasında ise. 3.Muhammed aleyhisselâmın meşhûr mu’cizelerinin en büyüklerinden birisi de. Cehennem ateşinden kendilerini koru” dedi. başka hiçbir Peygambere nasîb olmamıştır.Medinede. mübârek ayaklarının ökçesini yere vurdu. Ağaç. dedi. 9. 4. “Eğer sarılmasaydım. gelmezsem Allah’ın azâbı benim üzerime olsun. bu avcı beni avladı. 14. Allahü teâlâ. uzaktaki bir ağacı çağırdı. Allahü teâlâ koyunu diriltti. Askerler susuzluktan şikâyet ettiler. (Sen Allah’ın peygamberisin) sesi işitildi. Muhammed bir çayırda giderken. Adam.Birgün elinde put bulunan kimseye. Adam. Resûlullah. Adam geyiğin ipini çözüp bıraktı. akrabasının îmân etmelerini çok istiyordu. bazı gazalarında susuz kalındığı zaman. bazan üçyüz. Şifâ buldu. Kuyunun su ile dolduğunu gördüler. Beni salıver! Gidip. dinleyenler bütün ilimlerini ve sırlarını anlayacaklardır. önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında (Yâ Resûlallah! Beni yeme. “Kemikleri kırmayınız” dedi. Sen Resûlullahsın dedi. gidip yerine dikildi. Eshâbı ile yediler. Ölünceye kadar konuştu. Ellerini kaldırıp duâ etti.Hudeybiye seferinde susuz bir kuyunun yanına kondular.Hayber gazasında. Geyik (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve enneke Resûlullah) dedi ve gitti. Resûl aleyhisselâm “Sözünü tutar mısın. 12.Tirmizî ve Nesâînin (Sünen) kitaplarında diyor ki. çok susadığını söyledi. söylemez (konuşmayan) bir çocuk getirdiler. Muhammed aleyhisselâm “Ey put. mescidde dikili bir odun vardı. “Yâ Rabb! Bu amcamı ve Ehl-i beytimi örttüğüm gibi. direğin yanına gitmedi. (Ben kimim) dedi. (Muhammed bize sihir yaptı) dediler.Amcası Ebû Tâlib ile bir çölde gidiyordu. Karşıdaki tepede iki yavrum var.Birgün. “Kuyuya atın” buyurdu. Yarısı bir dağın. Evet dedikte. Bir kova su istedi.Muhammed aleyhisselâm. Yâ Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefâatçi eyle! Onun hürmetine duâmı kabul et!” duâsını okumasını söyledi. 10. 7. Resûlullah. 13. (Put bana söylerse. gözlerim açılsın dedi. hayvandan yere inip “Susadın mı?” dedi. 5. Mekke’de Kureyş kâfirlerinin elebaşıları yanına gelip (peygamber isen ayı ikiye ayır) dediler. mübârek elleri ile başını sıvadı. 16.44 - . O tarafa bakıp. Resûlullah. bağlı bir geyik gördü. Kemikleri toplayıp. Sonra.Bir kadın. Bazan seksen.Hz. Hemen gözleri açıldı.

a.Hz. 22. Osman (r.” dedi. Hiç eksilmedi. Gördüğün bal. Yanımdakilere de yedirdim ve avuç doluları sadakalar verdim. Çocuğun babası olan Hz. Günâhlarını af eyle!” duâsını yaptı. Orada şehîd oldu. Ellerini kaldırıp. dünyâ durdukça yerlerdi. Osman zamanında Şam’da yirmi sene valilik. 25. güneş göründü. hadîs ve fıkıh bilgilerinde zamanının” bir tanesi oldu. yâ Resûlallah! Yağmurdan helâk olacağız deyince. mübârek ellerini yüzüne sürmeden. Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir” dedi. Kadın gelerek. imdadımıza yetiş dedi. Kadın sevinerek. inci gibi dizilmiş dururdu. Hep doğru söylemek nasîb eyle!” buyurdu. ihsan ettin! Dördüncüsü olan günahlarımın affedilmesi acaba nasıl olacak deyince.v.Amcasının oğlu Abdullah bin Abbas’ın alnına mübârek elini koyup. canlandı. Dişleri ak ve berrak. Ağaçları.) Ben kadılık yapmasını. Açlıktan benzi sararmıştı.v. Hz. Bulutlar açılıp. bunu işitip.) diyor ki. Yâ Resûlallah! (s.a. bir gün yanına geldi. gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb ettiler. Muâviye’ye. Hz. hayvanlarımız. Gökte hiç bulut yokken. (Tercümân-ül-Kur’ân). hak üzere hüküm ederdim.Nâbiga ismindeki meşhûr şair. Yine minberde okurken o kimse.45 - . Doğduğu zaman bana getir!” dedi. (Bahr-ül-ilim) ve (Reîs-ül-Müfessirîn) isimleriyle meşhûr.Eshâb-ı kirâmdan Ebû Hüreyre(r. . Bunların hepsi Abdullah bin Abbas’ın soyundan oldu.a. “Yâ Rabbi! Bunun malını ve çocuklarını çok eyle. Peygamberimiz. götür!” dedi.a. Ömrünü uzun eyle. Hz. mülkleri çoğaldı. şiirlerinden birkaçını okuyunca. “Halifelerin babasını al. “Gönderdiğim kabda kalsaydı. mahkemede hüküm vermesini bilmiyorum dedim. 28. “Yâ Rabbi! Bunu dinde derin âlim yap. kap bal ile dolu olarak geri geldi. Osman’ın şehîd olduğu gün zayi oldular. 23.Acem padişahı Kisrâ’nın ve Rum padişahı Kayser’in memleketlerinin müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi. Abbasîyye devletinin başına çok halifeler geldi. o gazada bulunacağını haber verdi.Eshâbından çok kimseye hayır duâlar etmiş. Mübârek elini göğsüme koyup. bir kimse. ölünceye kadar hiç açlık duymadı. (Dördüncüsünü de kabul ettim. Yüzon sene yaşadı. hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir.) zamanına kadar hep yedim. 18. Resûl aleyhisselâm tebessüm etti ve “Yâ Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!” dedi. “Birgün ümmetimin üzerine hâkim olursan.Medinede minberde hutbe okurken.) beni Yemen’e kadı (hâkim) olarak göndermek istedi. Hz. Bunu Resûlullaha haber verdiler. Resûlullah (s.v.) birkaç hurma getirdim. Zaman geçtikçe malları. bağları her sene meyve verdi. sonra yirmi sene de halifelik yaptı. Allahü teâlânın kudreti ile. Mehdî ve Îsâ aleyhisselâmla namaz kılan bir kimse bulunacaktır. Çoluk çocuğu ile aylarca yediler. Allah’a yemin ederim ki. 26. Nâbiga yüz yaşına gelmişti. “Senin bir oğlun olacak. Fâtıma’nın hemen yüzü kanlandı. Balı kabul edip boş kabı geri gönderdi. İslâm memleketleri bunun talebeleri ile doldu. Yüzden ziyâde çocuğu oldu. “Ey açları doyuran Rabbim! Muhammed’in (s. Hurmaların bulunduğu çantaları gece gündüz yanımdan ayırmayıp. Hatırını hoş tut!) sesini işitti. “Yâ Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir.Hizmetçilerinden Enes bin Mâlik’e. (Ya Resûlallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?) dedi.Abdullah İbni Abbas’ın annesine bakıp. Bundan sonra bütün ilimlerde ve bilhassa tefsîr. 27. Çocuğu getirdiklerinde. böyle söyledim. Onlar arasında Seffah. Oradan yiyerek bitirdiler. Bu hanım da beraber idi. “Senin hediyeni kabul ettik. Hz. Osman halife iken müslümanlar.Kendi kızı Fâtıma. Abbas. kulağına ezan ve ikâmet okuyup. 19. bana gelen şikâyetçilerden doğru olanı hemen anlar. bulutlar toplandı. Arablar arasında meşhûr olan “Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!” duâsını söyledi. hikmet sahibi eyle! Kur’ân-ı kerîmin bilgilerini kendisine ihsan eyle!” dedi.17. tarlalarımız helâk oluyor. Ali diyor ki. mübârek tükürüğünden ağzına sürdü. iyilik yapanlara mükâfat et! Kötülük edenleri de af eyle!” dedi. Ömrünün sonunda. Bir gün yanılarak balı başka kaba koydular. Hz. yâ Rabbî! Habîbinin benim için yaptığı duâlardan üçünü kabul ettin. oldu.a. Bunlara bereket verilmesi için duâ etmesini söyledim. Bu çocuk halifelerin babasıdır. duâ eyledi. gelip sorunca “Evet. hediye olarak bal gönderdi. 20. 21. Bir kaç gün devam etti. Resûlullaha (s. Bereketli olmaları için duâ buyurdu.Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmî Hirâm ismindeki kadının.v. 24.) kızı Fâtıma’yı aç bırakma!” dedi.a. Muâviye. yâ Resûlallah! Susuzluktan çocuklarımız. İsmini Abdullah koyup annesinin kucağına verdi. balı evine götürdü. Elini onun göğsüne koyup.Bir kadın. Sahâbe ve tâbi’în her şeyi bundan öğrenirdi. hiç eksilmezdi” buyurdu. Hemen yağmur başladı.

36. hepsini . Bunu Resûlullaha (s. Ölünceye kadar. “Kendini gösterdiğin şekilde kal” buyurdu. “Allah’ın melekleri. 38. çarşıda emr-i mâruf ve nehy-i münker ederken. 34. Büyük bir taşı mübârek başına vurmak için kaldırdığında. İran’dan çıkıp dünyâyı dolaşmaya başladı. gözlerini açıp kapar ve yüzünü buruşturur. Mübârek ellerine alıp tekrar Selmân’a verdi. Medineli bir Yahudiye köle olarak sattılar. Sağ kolum hareket etmiyor diye yalan söyledi “Sağ elin artık hareket etmesin!” buyurdu. senden daha hayırlı kimse yoktur diye yalvardı. Yarısı da. “Onu Cennet melekleri defn ettiler ve ruhunu Cennete götürdüler. Kabilesindekiler zamanla imâna geldiler. kâfirin göğsüne vurdu.Hicretin yedinci senesinde Resûlullah. bununla yüzünü siler. Selmân’a kaldı. Ebû Bekrin kölesi iken âzâd ettiği ve ilk îmân edenlerden Âmir bin Füheyre’yi süngülediklerinde. ganimet alınan. sol eliyle yemek yiyordu. seni benden kim kurtarır? dedi.a. hak din aramak için.a. Muhammed ile aramızda ateş dolu bir hendek gördüm. hemen geri dönüp kaçtı. Mübârek elleri ile ikiyüz doksandokuz hurma ağacı dikti. Beni kurtaracak. onu yakalayıp parçalayacaklardı” buyurdu.Kâ’be yanında namaz kılarken. Bu mesti kapıp havada silkti.46 - . 41. 32. Ömer dikmişti.a. ateşe bırakırdı. Hz. Bunu müslümanlar işitip.Acem padişahı Hüsrev Pervîze îmân etmesi için mektûb gönderdi. Bunu yüzümde görenlerden bazısı. ikincisine elini uzatırken. (s. önce silkelemek sünnet oldu.) bunu işitti. Hemen îmâna geldi. ayakkabı giyerken. Bir daha gelip namazı bozdurmıyacağına dair ondan söz alıp serbest bıraktı. Birini Hz. Selmân. Tufeyl kabilesine gidince.” buyurdu. Resûlullahın (s. sağ elini ağzına götüremez oldu. Resûlullaha (s.) en büyük düşmanı idi.v. 35. Enes. hicretten önce. Resûlullah. 39. yumurta. insan şeklinde görünüp. Ebû Cehil.) Habeş Padişahı Necâşî’ye ve Rum İmparatoru Herakliyus’a ve Şam’daki Valisi Hârise ve Umman Sultanı Semâme’ye mektûblar göndererek. iki kaşı arasında bir nûr parladı.v.29. onun bu çirkin hâlini görünce.v.Resûl aleyhisselâm. Resûlullah (s. 33. 40.Bir kimse. elinde kılıçla gelip. yakalayıp ateşe atacaklardı. Kirler yanar mendil yanmaz. Tufeyl. Kavmini imâna davet için Resûlullahtan (s.) gelip. Resûl aleyhisselâm bunu işitince çok üzüldü ve “Yâ Rabbî! Benim mektubumu parçaladığı gibi. Resûl aleyhisselâm. mestlerinden birini giyip. Duâsı kabul olup. Yarısı ile efendisine olan borcunu ödedi. Yıkılıp kılıç elinden düştü.v. “Yâ Rabbi! Buna bir âyet ihsan eyle!” buyurdu. 31. nûr yüzünden gitti.a. Birkaç sene sonra 300 hurma ağacı ile binaltıyüz dirhem altın ödemek şartı ile âzâd edilmesine söz kesildi. bir gün namaz kılarken şeytan gelip namazını bozmak istedikte. Alçak Hüsrev mektubu parçaladı ve getiren elçiyi şehîd eyledi. Arkadaşları. Hüsrev’in nesli de. tam zamanıdır diyerek bıçakla üzerine yürümek isterken. Resûl aleyhisselâm kılıcı eline alıp.Hicretin üçüncü senesinde. Cebrâil ismindeki melek. 30.Dost kabilesinin reîsi Tufeyl.) sorduklarında.) mübârek yüzünü sildiği bir mendili vardı. Elindeki kamçının ucunda kandil gibi parladı. Acem memleketinin hepsini müslümanlar fethedip.v.a. kirlendiği zaman. yâ Rabbî! Bu alâmeti yüzümden giderip başka yerime koy. yüzü gözü oynak kaldı.a.a. “Sağ el ile ye!” dedi.a.a. Dâsür isminde bir pehlivan kâfir. Ağaçlar o gün meyve vermeye başladı.Resûl aleyhisselâm. arkaya dönüp. çok kimselerin imâna gelmesine sebep oldu.a.Resûl aleyhisselâm. bunu çıkarıp mübârek elleri ile tekrar dikti.Allahü teâlâ habîbini belâlardan korurdu.Sahâbeden Enes bin Mâlik’de Resûlullahın (s. Resûlullahın (s. Resûlullaha (s. Resûlullah. bir gün abdest alıp. tertemiz olurdu. Mekke’de îmâna gelmişti. Bir gazada. Bunu bir yerde yakalayıp. İçinden bir yılan düştü. Bir adım atsaydım.v.v.) hayatta iken Hüsrev’i oğlu Şiruye hançerle parçaladı. bir kuş geldi. kendi dinlerinden çıktığım için cezalandırıldığımı zannederler dedi. Ömer halife iken. kadar altını Selmân’a verdiler. kâfirlerin gözü önünde. Bunlar arasında Hz.) iki omuzunda birer yılan görerek taş elinden düştü ve kaçtı. “Seni benden kim kurtarır?” dedi. onun mülkünü parçala!” dedi.v. mülkü de kalmadı. Resûlullah (s.a. Çok korktum dedi. Bu da hemen meyve verdi. Mervan’ın babası olan Hakem bin Âs ismindeki alçak. Bugünden sonra. O’nu melekler gök’e kaldırdılar.v. niçin korktun dediklerinde. Bu ağaç meyve vermedi. Medine’ye girerken karşılaştılar. Sonra kuş. bu gayet azdır.v. Bunu sahibine götür dedi.Selmân-ı Fârisî. Ölünceye kadar. Af buyurup serbest bıraktı.) bir alâmet istedi. yine alçak Ebû Cehil. 37.) “Allah kurtarır” dedikte. nasîhat verirken. böylece alay ederdi. Birçok kimse beni bekliyorlardı.(Bîr-i Maûne) denilen muharebede kâfirler verdikleri sözü bozarak yetmiş Sahâbeyi şehîd ettiler. Binaltıyüz gram çekmez dedi.) haber verdiklerinde. mesti yere bıraktı. Resûl aleyhisselâm (Kattan) gazvesinde bir ağaç dibinde yalnız yatarken. mübârek elleri ile yakaladı. Hicrette Resûlullah. Resûlullah’ın arkasından gelerek. (s. Îmâna gelip.v.

“Elbette muhakkak böyledir. Hayber gazasında. o dilleri bilip. 42. dağ kadar altın sadaka vermekten daha efdaldir. Belki şimdi uyku bastırmıştır. Kur’ân-ı kerîmden murâd-ı ilâhiyi anlayan. Allahü teâlânın oğlu diyor. İslâmiyetden sapıtmış olanlar. diğerinden güzel oldu. biz Mûsâ aleyhisselâma inanırız. İmân etmek. Nisâ sûresi. mubahlarda da O’na uymağa çalışmalıdır. Bütün insanlara önce lazım olan şey. Bunun pek kat’î ve kuvvetli olduğunu bildirmek için. yâ’ni O’na uymak. gün ortasında bir parça uyuması.” buyurdu. O’na uymak için. ona tâbi’ olmağa başlamak ve se’âdet kapısından içeri girmek demektir. buna zekât denir.Îyâs bin Seleme diyor ki. Böyle olduğunu kendi kitabının çok yerinde bildirmiştir. Resûlullah (s. yetmişikinci âyetinde.” buyurdu ve bazı doğru düşünmeyenlerin. (Keşki bütün gece uyuyup da. bunun bir kaçının itibarı olsun. Çünkü. Ali yerinden sökerek. Mübârek eli ile gözünü yerine koyup. MUHAMMED ALEYHİSSELÂMA TABİ’ OLMAK O’na tâbi’ olmak.) Seni. Sancağı eline verip.” diye bildirdi.a. Halbuki. çok beğenir. anlayıp.) getirdiler. O’nun dininde bulunmayıp senelerce tutulan oruçlardan daha kıymetlidir. dünyânın hepsinin kıymet ve ehemmiyyeti nedir ki. Elinden tutup. sıkıntı çekip ve mücâhede edip nefslerini körletiyor ise de.v. yalnız Îsâ aleyhisselâma inanıp. O’nun Resûlüne (s. daha iyi olurdu).). Allahü teâlâ O’nu. bu iki itâati birbirinden ayrı görmelerine meydan bırakmadı. Meselâ. Kur’ân-ı kerîmin gösterdiği yoldur. söylemeye başladılar. Kıyâmetde . Meselâ O’nun dîni emir ettiği için. Allahü teâlânın emirleri ile Peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyor. Çok zamandır açılamayan kapıyı Hz. Sen kimsin? dedi. Resûlullaha (s.) itâat edilmedikçe. bir kimseyi göremeyince sordu. âyet-i kerîmede.a. geceleri sabaha kadar ibâdet ediyor. lâtif cevahir ve kıymetli elmaslar ile meşgul olan mücevherciler gibidir. Ali’nin gözlerine sürdü. O’na uyan bir kimsenin. Bazan bir saatlik çalışmaları yüzbinlerce senenin kazancını hâsıl eder Bunun sebebi şudur ki. Mektupları götüren elçiler. Ebû Katâde’nin torunlarından biri. Ali’yi istedi. “Ey sevgili Peygamberim (s. Eğer bu çalışmalarına ücret hâsıl olursa. O’na itâat edilmiş olmaz. kazançlar pek çoktur. aleyhisselâma inanmayız. hadîs-i şerîflerden murâd-ı peygamberiyi çıkaran bu büyük âlimlerdir. Halife Ömer bin Abdülazîz’in yanına gelmişti.a. kendisine ziyâde. Bunların hepsine Cehennem azabını. bayram günü oruç tutmamak ve yiyip içmek. sonra müslümanlığı iyice öğrenmek. Cenâb-ı Hak.v. sizi sevmesini istiyorsanız bana tâbi’ olunuz! Allahü teâlâ bana tâbi’ olanları sever” buyuruyor. daha sonra. Ondan daha kuvvetli görürdü. Ali’nin gözleri ağrıyordu. Bu gözü. dünyâdaki bütün insanları se’âdete davet için gönderdi ve Sebe’ sûresi. Bunların işi az. Emîr-ül-Mü’mînîn Ömer (r.47 - . eğer Allahü teâlâyı seviyorsanız ve Allahü teâlâ’nın da.v.) beni gönderip Hz. güçlükle getirdim.v. Eshâb dediler ki. Muhammed aleyhisselâma itâat etmenin. meselâ çöpçüye benzer ki. Ücretleri de herkesten aşağıdır. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın yolunu bildiren. gittikleri yerin dillerini bilmiyorlardı. 43. sünnetleri yapıp mekruhlardan kaçınmak lâzımdır Bunlardan sonra. Ertesi sabah. mardîsidir. İslâmiyet’e uymayan şeylerin hiç birisini Hak teâlâ sevmez. önce imân etmek. Allahü teâlânın kudreti ile. birçok geceleri ibâdetle geçirmekten kat kat daha kıymetlidir. harâmlardan kaçınmak.a. Mübârek parmaklarına tükürüp. bu iki itâati ayrı görenlerden şikâyet buyurarak “Kâfirler.a. (Kaylûle etmek) yani öğleden önce biraz yatmak âdet-i şerîfesi idi. Emîr-ül-Mü’mînîn buyurdu ki.) mübârek eli ile gözünü yerine koymuş olduğu zâtın torunu olduğunu bildirdi. Eshâb-ı kirâm kaleye girdiler. ona hâşâ. Kur’ân-ı kerîmde. O’nun dininin emri ile fakîre verilen az bir şey ki. Bunlar. dünyâda birkaç menfaatden ibaret kalır. beğenmez. Allahü teâlâ. O’nun gittiği yolda yürümektir. Halife bu beytleri işitince. çok acı azapları hazırladık. O’nun yolu. bir sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra. İslâmiyete uygun yapmadıklarından kıymetsizdir ve hakirdir. yirmisekizinci âyetinde. Hıristiyanlar ise. dünyâdaki bütün insanlara ebedî se’âdeti müjdelemek ve bu se’âdet yolunu göstermek için.v. beşeriyyete gönderiyorum. beğenilmeyen şeye sevab verilir mi? Belki cezaya sebep olur. kendi arzusu ile. Hayber kapısında döğüşmeye gönderdi. Meselâ. İslâmiyet’e uygun olan amel. Hepsi kâfirdir. O’na uymaksızın. ikrâm ve ihsanda bulundu. Îsâ ile Muhammed. İslâmiyet’e tâbi’ olanlar ise. kendisine itâat etmek olduğunu bildiriyor. “Yâ Rabbi! Gözünü güzel eyle!” dedi. Bir beyt okuyarak Resûlullahın (s. Sevilmeyen. çöpçüler herkesden daha çok çalışır ve yorulur. yüzkırkdokuzuncu âyet-i kerîmede. Hak teâlânın makbulüdür. cemaate bakıp. sabah namazını cemaatle kılsaydı. İmrân sûresi otuzbirinci âyetinde: “Ey sevgili Peygamberim! Onlara de ki. Bu yola (Dîn-i İslâm) denir. Bu inanışları ve dinleri kıymetsizdir. Yahudiler diyor ki.Uhud gazasında Ebû Katâde’nin bir gözü çıkıp yanağı üzerine düştü. bir îmân ve i’tikâd edinmektir. sonra farzları eda edip. O hâlde.a.îmâna davet etti. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında bildirdikleri gibi. yine Nisâ sûresinde.

Tam ve olgun sevginin alâmeti de. Tâbi’ metbû’a o kadar benzer ki.v. Allahü teâlâdan. Dördüncüsü. yalnız Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olanlara mahsustur.v.” Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmak (Ahkâm-ı İslâmiyye)’yi beğenip. din ve sünnet olamaz.a. onlara aykırı birşey yapamaz. burada kalır. Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmağa bağlıdır.v. hakîki ve kusursuz olur. lütf ve ihsan ile gelir. ya tasavvuf ve vilâyet yolundan ilerleyenlere veya bütün sünnetlere yapışarak bid’atlerin hepsinden kaçanlara nasîb olur. sonsuz necat. insan vücudunun her zerresinin tâbi’ olmasıdır. Bugün senin ise. herşey hiçtir. Resûlullaha (s. Allahü teâlânın çok sevdiklerine mahsustur ve lütf ile ele geçmez. Beşincisi. iyilik. hâller ve bütün ilimler Resûlullah’ın (s. bütün. muhabbet lâzımdır. sevgililerinin divânesi olup. (İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe Nu’mân bin Sâbit)’dir. Bu dünyâ ni’metleri geçicidir ve aldatıcıdır. Bu derece. (Ulemâ-i râsihîn) denilen büyüklere mahsustur. Aykırı gidenlerle uyuşamaz.a.a. Bid’atler. . İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe gibi bir zât bulunsaydı.) mahsus kemalâta. Bütün müslümanların ve âlimlerin ve zâhidlerin ve âbidlerin tâbi’ olması. O’na tâbi’ olmak için îmân etmek ve Ahkâm-ı İslâmiyyeyi öğrenmek ve yapmak lâzımdır.v. Evliyânın büyüklerinden Sehl bin Abdullah Tüsterî (rahmetullahı aleyh) diyor ki. Bu derecede olanlar. Bugün. iki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde. her yapılan hayır. O’nu beğenmeyenleri sevmemektir. Hepsinin nefsleri imân etmiş. Böyle tâbi’ olmak. Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olarak geçirilirse.a. Yedinci derece. Allahü teâlâ.48 - . bu derecededir. değiştirilmekten ve bozulmaktan koruyan. Yoksa O’na tâbi’ olmadıkça. bunları öğrenmek ve yapmaktır. büyük peygamberler ve bu ümmetin pek az büyükleridir. hürmet etmektir ve O’nun dinini yaymağa uğraşmak demektir ve dinine uymak istemeyenleri. birer istidrâcdan başka birşey olamaz. Âhirette ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyâda iken kazanılır. sünnetler gayb olmuştur. üstün tuttuğu şeyleri ve âlimlerini. âhirette ele birşey geçmez. imkân haricinde kalmıştır. Altıncısı. Tasavvuf yolunda yürüyenler bu derecededir. yarın başkasınındır. Bu kemâlât. (Ehl-i sünnet) âlimleridir. sanki Resûlullah (s. se’âdet-i ebediyye. salihlerini büyük bilip. Âhirette Cehennem’den kurtulmak. Bunlar da. aldırış etmeyenleri zelîl. İkincisi. Bu derece.v. Allahü teâlânın Peygamberine tabi’ olmayanların yaptığı her iyilik. Resûlullahda (s. yalnız kalbin imânını kabul etmektedir. Dünyada yapılan bütün iyilikler.a. zevklere ve kalbe doğan şeylere de tâbi’ olmaktır. nefs de îmân ve itâat eder ve bütün ibâdetler. Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin mânâlarını ve işaretlerini anlar. Resûlullahın (s.v. Ancak. âdet hâlini almıştır. ancak ve yalnız. sünnetleri bulup yapışmak ve bid’at deryasından kurtulmak. Bugün. ibâdetler gibi bütün hayırlı işler hakîkî ve kusursuz olmaktır. tasavvufun (Vilâyet-i hâssa) dediği makamda ele geçer. O’na uymadıkça. dünyâda kalır ve âhiretin harap olmasına sebep olur. beğenmeyenleri. kurtuluş umulur. dünyâyı bid’at kaplamış.) yolunda bulunmak şartı ile. Bu rasîh ilimli âlimler. bütün keşfler. eğer dünyâ ve âhiretin en kıymetli insanı olan. herşeyi alır. tâbi’ olmaklık aradan kalkar. Bütün peygamberlerin eshâbı böyle idi.v. aynı kaynaktan.kurtuluş yolu. âhirette işe yarar. bunların gösterdiği yoldur. Resûlullahın (s. Yani.) bulunan hâllere. seve seve yapmak ve O’nun emirlerini ve İslâmiyetin kıymet verdiği.) mahbubiyyet ve ma’şûkıyyet kemâlâtına tâbi’ olmaktır ki. Allah’ın Peygamberinin ve O’nun Eshâbının yolunu kitaplara.) bütün sözlerini ve âdetlerini yapmak ve kalbi kötü huylardan temizlemektir.a. Üçüncüsü. Muhammed aleyhisselâma tam ve kusursuz tâbi’ olabilmek için. Resûlullaha (s. yani gevşeklik sığmaz. Cem’i zıddeyn muhaldir. emirleri yapmakla beraber. yüksekliklere tâbi’ olmaktır. mutmainne olmuştur. onu tam ve kusursuz sevmek lâzımdır. Yoksa. Halbuki âdetler ne kadar yerleşmiş ve yayılmış olsalar ve ne kadar güzel görünseler de. ilim ve ibâdet ile ele geçemez. merhamet ederek. bunlar yahudiliğe ve hıristiyanlığa dönmezdi. İki cihan se’âdetine kavuşmak. geçiren. ahkâm-ı İslâmiyyeye inanarak. “Eğer Mûsâ ve Îsâ aleyhimesselâmın ümmetlerinde. O’nun düşmanlarından uzak durmaktır. Bunların nefsleri îmân etmemiştir. Bu birkaç günlük hayat.a.) gibi. Muhabbete müdâhene. dünyâ ve âhiretin efendisi olan.) tâbi’ olmak yedi derecedir: Birincisi. bir arada yerleşemez. hakir ve aşağı tutmaktır. Âşıklar. Burada. Ehl-i sünnetin reisi ve kurucusu. iyilik şeklinde görünen.

Ondan sonra Ömer.” .” “Müslümanlık beş şey üzerine kurulmuştur: Birincisi. Hatâ ederse. rahmet-i ilâhîdir. ondan sonra Osman.” “Ümmetimin müctehidleri arasındaki ayrılık.v.” “Âdem ve bütün peygamberler benimle öğündüğü gibi ben de ümmetim içinde.) olacaksın. Resûlullah (s. Ömer’i. Allahü teâlâya ve Muhammed aleyhisselâmın O’nun Peygamberi olduğuna inanmak. onları yoldan çıkmaktan. Benden sonra. ümmetimin ışığı olacaktır.” Ali (r. onları kötü bilmeyiniz. orucu. harâm. PEYGAMBERİMİZİN (s. İkincisi. âlimlerin azalması ile olur. Câhil din adamları. zekâtı farz ettiği gibi.” “Benî İsrâil. ismi Nu’man olan bir kimse ile öğünürüm ki.a. cehâlet karanlığına düşmekten koruyacaktır. dördüncüsü Ramazan-ı şerîf ayında her gün oruç tutmak. Hepsini Rabbimiz bildirmiştir. hidâyete kavuşursunuz. İlmi başkalarına faydalı olmayan. benim ve Eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir.) bana buyurdu ki: “Benden sonra halîfe Ebû Bekir olacaktır.49 - .a.” “Eshâbımı incitmekte Allahü teâlâdan korkunuz. helâl.” Eshâb-ı kirâm bu fırkanın kimler olduğunu sorduk da. Beni inciten de Allahü teâlâya eziyyet etmiş olur ki.) dedi ki. zekât vermek. sapıklıktır. bir sevab verilir. üçüncüsü senede bir kerre malın kırkda birini müslüman olan fakîrlere. isabet ederse buna on sevab verilir. deyiniz.” “Kıyâmete yakın ilim azalır. emir. Onlardan bir karşılık beklemeyeceklerdir.” “Sözlerin en iyisi Allahü teâlânın kitabıdır. Yetmişbiri Cehenneme gitmiştir. Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmişüç kısma ayrılır.” “Allahü teâlâ size namazı. İnsanları doğru yoldan saptırırlar. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip. ondan sonra da sen (r. soy adı Ebû Hanîfe. Bunlardan yetmişikisi Cehenneme gidip.a.” “Bir müctehid âyet-i kerîmeden ve hadîs-i şerîften bir hüküm çıkarırken. Kur’ân-ı kerîm yedi harf üzerine nazil oldu. bir harf. her gün beş vakit namaz kılmak. ilmini dünyâlık ele geçirmek için kullananlara kıyâmette Cehennem ateşinden yular vurulacaktır. Onları inciten beni incitendir. İnsanlık meziyeti ve şerefi O’na tâbi’ olmaktır. Resûlullaha (s. bana düşmanlık etmiş olur. yetmişbir fırkaya ayrılmıştı. Eshâbım gökteki yıldızlar gibidir. dilemesi ile olduklarına inanmakdır. Böyle olan insana denizdeki balıklar ve yeryüzündeki hayvanlar ve havadaki kuşlar duâ edeceklerdir. Birincileri ilimleri ile insanlara faydalı olacaktır.” “Allahü teâlânın en üstün dediği kimse dinde fakîh olan kimsedir. Bunlardan helâli helâl biliniz! Haramı harâm biliniz! Emir edilenleri yapınız! Yasak edilenlerden sakınınız! Misâl ve kıssa olanlardan ibret alınız. İşlerin en kötüsü bu yolda yapılan değişikliklerdir. muhkem.a. cehâlet artar ve ilmin azalması. beşincisi. Yolların en iyisi. “Cehennemden kurtulan fırka. Bid’atlerin hepsi dalâlettir. yalnız bir fırkası kurtulur. Ebû Bekri. Allah’a ve meleklere ve kitâblara ve peygamberlere ve kıyâmet gününe ve hayrın şerrin Allah’ın takdiri ile.a. Onları seven beni sevdiği için sever. yani kelime idi ve bir şeyi bildirirlerdi. Onlara düşmanlık eden. Nâsâra da yetmişiki fırkaya ayrılmıştı.v. Eshâbımın birbirinden ayrılıkları rahmettir.” “İlim Çin’de de olsa alınız.) HADİS-İ ŞERÎFLERİNDEN BAZILARI “İmân. müteşabih ve misâller. ancak bir fırkası kurtulmuştur.” “Namaz dinin direğidir. Muhkem olanlara uyunuz! Müteşabih olanlara inanınız. Muhammed aleyhisselâmın gösterdiği yoldur. buna azâb eder.O’na uymanın ufak bir zerresi bütün dünyâ nimetlerinden ve âhiret se’âdetlerinden kat kat üstündür. Namaz kılan kimse dinini kuvvetlendirir. Bunlara inandık. Hangisine uyarsanız. Yedi şey bildirilmektedir: Zecr.” “Önce inen kitâblar.v. Osman’ı ve Ali’yi sevmeyi de farz eyledi. Mekke-i mükerreme’ye giderek ömründe bir kere hac etmek.) uymak için müslümanların Ehl-i sünnetin dört hak mezhebinden birinde olmaları temel şarttır.” “Namaz kılmayan elbette dinini yıkar.” “Bu ümmetin âlimleri iki türlü olacaktır. kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar.” “Allah’ın kitabında ve benim sünnnetimde bulamadıklarınızı Eshâbımın sözlerinden alınız.

Dördüncüsünde istirahat eder ve mubah olan şeylerle kendisini eğlendirip harâm şeyleri yapmaz ve onlara gitmez. kiminin kanını akıtmıştır. Haklarını ödemeden önce sevabları biterse. her şeyi bir sebep altında yaratır. Hepsine bunun sevablarından verilir. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü teâlânın yaratmasını beklemek lâzımdır. Hakkı. müslümanlara duyurmayanlara Allahü teâlâ ve melekler ve bütün insanlar lanet eylesin.” Hurma ağaçlarını nasıl aşılamalarının uygun olacağını soran Eshâb-ı kirâma. Çoban sürüsünü koruduğu gibi. Niyyetsiz amel kabul olmaz.” “İki gün aynı hâlde bulunan” yani her gün ilerlemeyen. İkincisinde. Bu ise îmânın en aşağısıdır. Ramazan ayında oruç tutar. aldandı ziyan etti.” “Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek.” “Amelsiz söz kabul olmaz. birincisinde yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. Siz de âhiret için yaratıldınız. yalvarır. parası. yani doğru yolu bildiği hâlde. Kızını evlendirmek. kimini dövmüştür. Allahü teâlâ bu kimsenin farzlarını ve nafile ibâdetlerini kabul etmez. hak sahiplerinin günâhları alınarak buna yüklenir. en faydalısı. düşman şerrinden böyle kurtulursunuz. davetine gitmek ve aksırıp elhamdülillah diyene.” “Müslümanların en iyisi.” . kılmayıp kazası olan kimse.” “Yâ Ebâ Hüreyre! Allah’dan başka hiçbir şeye ümid bağlama! Allah’a tevekkül eyle. Hangisi daha iyi hurma verirse. hastalıktan önce sıhhatin kıymetini. her zaman o usûl ile yapın. Bu kimse kazasını ödemedikçe. cenâzesinde bulunmak. cenâze hizmetlerini çabuk yapmak.” “Beş şeyi yapan kadın Cehennemden kurtulur: Beş vakit namazını kılar. öğretmez iseniz mes’ûl olacaksınız.” “Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz.“Namaz. ihtiyarlamadan gençliğin kıymetini.” “Acele etmek şeytandandır. “ “Ticâret yapınız! Rızkın onda dokuzu ticârettedir. babalarınızın usûlü ile. kıyâmet günü namazları ile. bir şey öğrenmeyen.” “Dünya sizin için yaratıldı. Bunu da yapamaz iseniz. Allahü teâlâ en kötünüzü başınıza musallat eder ve duâlarınızı kabul etmez. Âhirette ise Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur.” “Mü’min tüccara benzer. Bunun gibi farzı. başka ağaçları da Yemen’de öğrendiğiniz usül ile aşılayın. mü’minin miracıdır. günâh yapınca hemen tevbe etmek. Dünya sıkıntılarına sabreder. Fakat kimisine sövmüştür. zevcesine karşı iyi ve faydalı olandır. zevcini. yerhamükellâh diyerek cevap vermek. borcunu ödemek. Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz. Beş şey bundan müstesnadır. Yüzünü ve saçlarını yabancı erkeklere göstermez. “Ümmetimden müflis şu kimsedir ki. boş yere zahmet çekmiş olur.50 - . bilgisini müslümanlara duyursun. “Tecrübe edin: Bir kısım ağaçları.” “Beş şey gelmeden evvel beş şeyin kıymetini biliniz: Ölmeden önce hayâtın kıymetini. Sünnete uygun olmazsa hiçbiri kabul olmaz.” buyurmuştur. babasını üzmez. Buna kuvvetiniz yetmezse söz ile mâni olunuz. biliyor musunuz?” buyurdu.” “Akıllı şu kimsedir ki. “Yabancı dil öğrenin. oruçları ile ve zekâtları ile gelir. misafiri doyurmak. kiminin malını almıştır. Bir arzun varsa Allahü teâlâ hazretlerinden iste! Allahü teâlânın âdeti ilâhiyyesi şöyle carî olmuştur ki.” “Birbirinize müslümanlığı öğretiniz. fakîrlikten evvel zenginliğin kıymetini. Allahü teâlâ onun namazlarını kabul etmez.” “Günâh işleyeni eliniz ile men ediniz.” “Yarın ölecekmiş gibi âhirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâ işlerine çalışınız. (Bizim bildiğimiz müflis. anasını. Tüccar sermayesini kurtaramadıkça kâr edemez. dünyâda âhireti kazanmanın kıymetini. Tevekkül de bundan ibarettir. hastasını yoklamak. Sonra Cehenneme atılır. kazâsını kılmadan nafile kılarsa. siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız.” “Fitne veya bid’at yayıldığı ve Eshâbım kötülendiği zamanda hakkı bilen. Üçüncüsünde bir sanatta veya ticârette çalışıp helâl para kazanır. günü dörde ayırıp. malı olmayan kimsedir) dediler. Emr-i marufu bırakır iseniz. Allahü teâlâya münacaat eder.” “Müflis kimdir. kalbiniz ile beğenmeyiniz.

iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim.” “İslâmiyet garip. Son zamanlarda başladığı gibi garip olarak geri döner.” “Şefâatime inanmayan O’na kavuşamaz.” “İnsanın dîni arkadaşının dîni gibidir. bütün organlar kötü olur.” “Allahü teâlâ. kavuşmayı sever. Bazısı da bozuk olarak çıkar. belâ ile imtihan eder. insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. insanların huzura kavuşması için gönderildim. ateşte yanmak korkusundan daha çok olur.” “Şirkten sakınınız. İslâm dîni hasta olmamak yolunu göstermiştir.” “Şüphe edilen altını.v.” “Evliyâ ol kimsedir ki. ömürlerini ve rızıklarını takdir etmiştir. O zamanda îmânı olanlara müjdeler olsun. Allahü teâlânın emirlerinden onda dokuzunu yapıp.” “Cennet ana-babanın ayağı altındadır. Allah ismi ile olur.” “İbâdetlerini ihlâs ile yap.a. iyi huy da hatâları eritir. İhlâs ile yapılan az amel kıyâmet günü sana yetişir. Bu iyi olursa. birini yapmazsanız. acıkmadıkça birşey yemez ve sofradan doymadan önce kalkar. dokuzunu bıraksalar. başka bir iş yapmayarak yalnız ziyâret edene kıyâmette şefâat etmek bende hakkı olur. Allahü teâlâ. nefse uyup Allah’tan af ve merhamet beklemektir.“Sonra yaparım diyenler helâk oldu.” “İyi huyları tamamlamak. o belâ gelirken korur. tedbir ile.” “Bir kimse Allahü teâlâya kavuşmayı severse. Bunu uyandırana Allah lâ’net eylesin!” “Üç kimse imânın tadını bulur: Allah’ı ve Resûlünü (s. Yalnız Allah’ın sevdiği kimseleri sever. Eshâbım temizliğe çok dikkat eder. Bana selâm verene ben de selâm veririm. kötü huy. İkincisi dil ile anlatılan zahir bilgileridir. ecellerini. Fakat kabul olan duâ. ateşle muayene ettikleri gibi.” “Zikrin en kıymetlisi (Lâ ilâhe illallah) demektir. lâ’net etmek için. Bu dîni kuvvetlendirir.” “Ben.) herşeyden daha çok sever. onlar görülünce Allah hatırlanır. Sirke balı bozduğu gibi. o zamanın mü’minleri emirlerin birini yapabilip. Bu kalbdir. Ahmaklık alâmeti. sakınmakla değişmez.” “Eshâbım hasta olmaz.” “Din bilgisi iki kısımdır: Biri kalbde olan faydalı bilgilerdir. insanları dertle. İmâna kavuştuktan sonra kâfir olmaktan korkması. yumuşak olur.” “Günahına tevbe eden hiç günâh yapmamış gibidir.” “Fitne uykudadır.” “Her yüz senede bir müceddit gelir. insanları yaratırken. zorluk çıkarmayınız.” “Allahü teâlâ harâm olan şeylerde size şifâ yaratmamıştır. Allahü teâlâ da ona. kimsesiz olarak başladı. Cehennemden kurtulurlar. Şirk karıncanın ayak sesinden daha gizlidir. hayratı ve hasenatı yok eder.” “Vatan sevgisi îmândandır.” “Kolaylaştırınız. Bir zaman gelecek ki. Cehenneme gidersiniz.” .” “Aklın alâmeti nefse galip ve hâkim olmak ve öldükten sonra lâzım olanları hazırlamaktır. helâk olursunuz. “ “Beni ziyâret için gelip.” “Kader.” “Kişi sevdiği ile beraberdir. Yemin.” “Allahı en iyi tanıyanınız ve O’ndan en çok korkanınız benim.” “Sıcak su buzu erittiği gibi. Bazısı belâ ateşinden hâlis olarak çıkar.” “Mü’min vekâr sahibi olur.” “Baba hakkı için diyerek yemin etmeyiniz. Ben herkese iyilik etmek için.” “İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu kötü olursa. Garip olan müslümanlara müjdeler olsun. bütün uzuvlar iyi olur.51 - .” “Ey eshâbım! Siz öyle bir zamanda geldiniz ki.

memleketininin hurafelerine ve putlarına kahramanca saldırıp onları parçalaması.) kendisinden evvel gelmiş olan İbrâhîm. Bir manevî ilhamın gücü de onun meydana getirdiği eser ile orantılıdır. (alçak gönüllülüğü) sözünü dâima tutması. Arapların yanına sokulan aryenler. İslâm dinini ve Kur’ân-ı kerîmi inceledikten sonra şunları söylemiştir: “İslâm dîni yalancı bir din değildir. yalanda da doğruluğun kudreti bulunmaz.v. İslâmiyet’in çok süratle yayılması. Çünkü yalancı peygamberlik iki yüzlülüktür. ölümünden sonra da devam eden şan ve şerefi. yakınlarına ve müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlığı yüzünden İslâm dîni birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir. İki yüzlülükte inandırma kuvveti yoktur. Fakat Hazret-i Muhammed aleyhisselâm gelince bu kuru kum dolu çöl. Bunun çok samimi ve çok inandırıcı olması gerekir. Bu kadar çok şey taşıyan.a. zaferleri O’nun hiçbir zaman bir yalancı peygamber olmadığını. Hintlilerin bu dîni saygı ile incelemelerini isterim. hakîkî Îsâ dînini bozarak onlara Allah. O’nun etrafındaki bütün insanlar. O’nun hayatı. şarkın sulh ve huzurunu tamamen bozuyorlardı. Mekanikte bir cisim atıldığı zaman onun varabileceği yer. Mûsâ ve Îsâ’nın Allah’ını Araplara tanıttı.” MAHATMA GANDHÎ Hindistan’ı İngiliz sömürgesi olmaktan kurtaran Hintli lider. uğraşmaları. hemşehrileri arasında türlü hâdiseler çıkartmak ve kendini adetâ kurban yerine koymak gibi hâllere tahammül etmesi. Aksine herşeyden evvel sadeliği. CARLYLE Dünyanın tanıdığı en büyük ilim adamlarından biri olan İskoçyalı Thomas Caryle diyor ki: Hazret-i Muhammed aleyhisselâm gelmeden evvel Arapların bulundukları yerlere kocaman bir ateş parçası sıçramış olsaydı kuru kum üzerinde kaybolup gidecek ve hiç iz bırakmayacaktı. İslâm dininin Peygamberinin ve O’nun yakınında bulunanların nasıl hayat sürdüklerini bildiren kitapları okudum. kazanacağına olan itimadı. aynı zamanda kıymetli bir devlet adamı olarak geçen Fransa İmparatoru Napoleon şöyle diyor: “Allah’ın varlığını ve birliğini. mantıkî olması ve peygamberinin büyük tevazuu. böyle birkaç Allah’a tapmanın puta tapmaktan kalan saçma bir âdet olduğunu anlattı. Türkiye Târihi adlı eserinde Muhammed aleyhisselâm için şöyle diyor: “Hazret-i Muhammed bir yalancı peygamber miydi? O’nun eserlerini ve târihini inceledikten sonra bunu düşünemeyiz.v. çok üstün düşman kuvvetleriyle yaptığı savaşlar. Îsâ’dan altı asır sonra Muhammed (s. İsmâil.“Müslümanlık.) ve İslâm dîni hakkındaki sözleri şöyledir: NAPOLEON Târihe dünyânın en büyük askerî dehalarından biri. en büyük felâket zamanında bile duyduğu insan üstü güvence. Arabistan tamamiyle putperest olmuştu. Bu büyük zât sanki bir şimşekti.” LAMARTİNE Dünyaca tanınmış büyük Fransız edibi ve devlet adamı. puta tapan çoğunluğun hiddetlerine karşı koymak ataklığı.” PROF. kimsenin anlayamayacağı doğmaları yapmaya çalışıyor. Allah’la mukaddes konuşmaları. kitaplar bittiği zaman bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm. Rûhulkudüs gibi. . Mûsâ kendi milletine. Allahü teâlânın emirlerini büyük bilmek ve Allahü teâlânın mahluklarına acımaktır. Îsâ Romalılara. sözlerini kabul ettirme hırsı.” Müslüman olmayan bazı meşhûrların Hazret-i Muhammed (s.a. O’nun ne babası ne de oğlu bulunmadığını. zaferde bile gösterdiği sabır ve tevekkül.a. fakat Muhammed bütün eski dünyâya bildirdi. sonsuz ibâdeti. Onlar da İslâmiyet’i benim gibi seveceklerdir. kılıç yüzünden olmamıştır. ölümü. O’ndan ateş alan parlayıcı maddeler hâline dönüştüler. Ben. Delhi’den Granada’ya kadar bütün yerler birdenbire semâya yükselen alevler hâline geldi. 13 sene Mekke’de buna dayanması. fırlatma gücü ile orantılıdır. Ben şu kanaate vardım ki. durmadan yaptığı teşvikler ve verdiği vaazlar. Medine’ye hicreti.52 - . kendine saldırdıkları hâlde. Allah’ın oğlu. Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki. tam aksine büyük bir imâna sahip bulunduğunu gösterir. Muhammed (s. sanki bir barut fıçısına döndü. bu kadar uzaklara kadar yayılan ve bu kadar uzun zaman aynı kudrette devam eden bir “Fikir” (Yani İslâmiyet) yalan olamaz. Araplara yalnız bir tek Allah olduğunu.v.) onlara doğru yolu gösterdi.

İttifak etdi. haşretmez çıplak.a. ânı hem. Dahî.) budur! İnsanların büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün mikyaslarla ölçülsün. hâlis ak idi. Hâtip. kanun koyucu. en mükemmel insan kimdir. Eder Hak. acaba O’ndan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz!” Bu arada son yıllarda Avrupa ve Amerikalı çeşitli araştırıcılar tarafından yapılan târih boyunca en büyük insan kimdir. Hilye-i Nebîyi. Başlarız. Günâh etmiş ise de. Mübârek yüzü. hilye-i Resûli. Gül gibi. gibi araştırmalarında. kırmızımtırak idi. Denildi ki. Kırmızı beyazdı. peygamber. gerek insan zihni vasıtasıyla ve gerekse kompüterlerle yapılsın daima “Hazret-i Muhammed’dir (s. Rabb-i celle. Fahri âlem dedi. yeni doğmalar koyan ve yirmi büyük dünyâ İmparatorluğu ile bir büyük İslâm devleti kuran kişi: İşte Muhammed (s. her işi. Gördükde. Ağrı çekmez hiç. ânı Hak. Beni görmeği etse arzu Kalbi.v. ona oldukça imkân. Âhıretde azâbdan kurtulur. Cehennem cismine. benden sonra. sevgimle olsa dolu. Hilye-i pâkimi. yüzümü görmüş gibi. Sığınarak zülcelâle. Belâ ile dolsa. güç iken beyân.53 - . HİLYE-İ SE’ÂDET Eshâbına nasîhatdan sonra.Filozof. Hakkın mülhak. Resûlü görenlerle. Dünyâda. Vasfederiz âcizane. Olur o.v. Fahr-i âlem. İnci gibi. bu adam.a. Hastalık görmez. rûy-i zemin. birinin eli. insan düşüncelerini etkileyici. Dünyâda. Cenneti eder ikrâm. Severek yazsa. olur harâm. dünyâda teni. hubbu hâsıl olsa. ona harâm. Olur gufranına. cenkçi. onu korkudan emin.)” hükmü ile neticelendiğini de unutmamak gerekir. Cehennem olur. yüzündeki teri. bu sözde ümem. görse biri. Rabbim. . bütün bedeni. Ya’nî hüsnüme âşık olsa. kolay olur. Haşreyler.

mübârek yüzü. güzel gözleri. Cism-i pâki de dönerdi bile. Akı. az yuvarlakdı. Dalgalanırdı sanki. Başa tâbi’ ederdi cesedi. Mâlikle Ebû Hâle. . gündüz gibi. cism idi. Ön dişleri. beyaz idi. Kuvve-i bâsıra-i Mustafavî. iki cihan serveri. hem de parlakdı. güzel cevheri. Resûl-i ekrem. Parlardı. pek afif. Her tarafı. çok latif. kaplardı bir nur. hem sevimli idi. Yandan bakınca. Geniş. Mübârek yüzü. O menba’ı sürür.54 - . gayetle. Gümüş gibi görünürdü. Bakmak arzu etseydi. etdikçe zuhur. herşeyin peygamberi. sanki inci sırası. Resûl. Meth eyledi Rabbi. olurdu kavi. âyetle. Nur saçardı hep. Görünürdü gözü. ayan. Hilâl gibi. ona. Derisi. O’nu tam ta’rif. Güzel. Ortası. bir yere. Hakka çok. Bir idi. her zemân. Terleyince. berrak. Resûl. söyledi. rûh-i mücessem desem. yüksekçe görünürdü. değildi ufak. Bunu terk etmemişdi ebedi. sevgili idi. Kıblesi idi. Gece.Pek hoş eylerdi. Gülse idi. bahr-i nûr. Edemez gören. mübârek burnu. Çok güzel idi. dâim sürmeli. güzel ve latifdi gözü. dişlerinin arası. bütün cihanın. Canlı cansız. yakınla uzak. Hem. Yaraşır. Siyahı anın. Siyah kaşları mihrabı ânın. açık kaşlı idi. Seyrek idi. Görünürdü ön dişleri. Dolu dâneleri gibi. Kalbleri çekerdi. çekme ve latif. İki kaşı arası.

mevzun. istihyâ. Aşıkı oldu yüzbin sahâbî. on yedi kıl. Mübârek sakalından. bileler. ebedî. Açılsaydı. mübârek sinesi. mahall-i teşrif. Bir kerrecik görenler. Resûl-i cenâb. Dediler. Bilir elbet bunu.İbni Abbâs der. o sadr-ı kebir. Gönüller aldı. İlm-i ledün. Aşka olunca. yüzün ak. ederdi her ân. Her uzvu gibi idi. Boynunun nuru. dünyâda. Habîb-i Huda. geniş idi. leme’an. Hem güzel yanakları. Feyz saçardı. Eshâb içinden. Fahr-i cihan. Karnı. Sanırdı görenler. Anın etmişdi. Kahkaha etmedi derler. Odlara yakmışdı. göğsiyle. Yassı kürekliydi. O güzel Nebî. Ne kıvırcıkdır. mahcûb idi. çok ehl-i edeb. dînin senedi. tenevvüründen. Ağarmışdı ancak. alnın. pir-ü civan. diyeler. Nurlu idi. Nâzik. iyi bil. yuvarlak aya. ilim hazinesi. rü’yâda. Saçları arasında. cenâb-ı Halık. açık. ne de uzun. ona inmiş idi. Hem hayasından O. birdi dedi. o sadr-ı şerîf?. Başka olur mu. bedr-i münlr. Yüzü benzerdi. eyler idi.55 - . Ateş-i aşk-ı zât-ı ezeli. Fazla etli değildi. hep o vech-i hasen. Severek. Bakılmazdı. Gülmeğe. yüce Mevlâya. bakmağa hicâb. böyle zevk yok. hep. Mübârek sinesi. Gerden-i pâk-i Resûl-i âfak. Zâtı aynaydı. Gayet ak idi ve gayet berrak. Dâim eyler idi. Ak ve berrakdı. . O Güzeli.

elbet. kılcağızlar. hoş kokusundan.56 - . Sureti. Belli olurdu. Bildirdi bize. Taze gül gibi latif ve mahbûb. etli idi. Uygun yaratılmışdı hem. hikmetini. göğsünde. Etrâfına çevirmiş. mübârek eller. Çok hoş idi. birine eğer. Mübârek a’zâsının her biri. o şerîf. Bir iki gün. O âlî nesebi. merdâne idi. Sırtında idi. Kerem sahibi. geçseydi aradan.Sırtı ortası hem. Dostu seyr etmek için. Elleri ayası. sanki hatlar. Âyetleri gibi. Göz olmuşdu. dahi ânın. O kimse. karaydı. İrice mühr-i nübüvvet vardı. mühr-i şerîf. iri kemikliydi Nebî. . sarıya yakın. Hallâk göstermişdi. letafet vardı. O sultânın. ol pehlûyu. karnında asla. Peygamber. Güvercin yumurtası kadardı. nâzik mergûb. Tebessüm ederdi hep. Sağ tarafına yakındı. Çok mevzun idi. her uzvu ânın. adamlar arasından. Nice medh edeyim. Yokdu. Bir büyük ben idi. mühr-i nübüvvet. Geniş ve pâk idi. edenler ta’rif. kavi. nâzik teni. O kerâmetli. Rengi. Kemâl üzereydi. bir aydan. Ayakları altı. der ehl-i nazar. Kur’ân’ın. bütün cism-i latif. sîreti şahaneydi. Göğsü ortasından aşağı yalnız. devletli idi. Her kemik iri. Gümüş teninde. Anlatanlar. sanki gümüş levha. Hattâ uzasaydı da. Selâm verseydi. ten-i bîmûyu. Billur gibiydi. Hiçbir kıl. Dedi. Birbirine bitişik.

mübârek bedeninde. Gençlikde gibi. Seyreden mu’cize-i kâmetini. ne de pek etli idi. hem huyu. ol beden sarayın üstâd. Şanlı. dediler ehl-i derûn. Orta boylu idi. İftihar eylerdi. uzun olsa idi. o er. Yolda giderken. bir yokuşdan iner gibi. Etmiş. Ne zaif. Adl-ü dâd ile. O Sidre mekân. Onun ile buldu nizâm. olur elbet a’lâ. az eğilirdi. izzetle. rûh-ı Halil. esâsın bünyâd.Bir sıra kıl. Hem dahi. Bütün ömründe kalmışdı. . kâinatın sultânı. şerefli idi. medhedip hazretini. Deriz. Nura gark olmuşdu.57 - . Dâim önüne. Uzun boylu olandan O cevher. Ne kadar. Zan eyleme ki. sinn-i Nebevî. Ortalık. Ya’ni. eğer bir kimse. Orta boylu iken. dizilmişdi. Hoşdu. hilâfsız. Bir zâtı ki. eğilirdi önüne. murâd ede Huda. Hızlı yürür idi. O Celîl. hem yüzü güzel. Mu’tedil. mübârek a’zâ. Ansızın. el ayası kadar. Uzun kimseyle yürüseydi. Bir siyah hat. Dedi hep. pak teni. Görmedik böyle. İlerledikçe. Boyu. keza. gonca gibi. ola pek yağlı. Lâhmı. şahmı. Birbirinden. bütün bedeni. hem pek kuvvetli idi. Tazelenirdi hep. Her a’zâsı. ne ziyâdeydi. vasf-ı şerîfinde yine. gül yüzlü güzel. İ’tidâl üzere idi. Yine yüksek görünürdü. gayetle. Resûlullahı görse. Nebî. Peygamber. Bir yola gitseydi. ne dûn. hâle gibi. ay çevresinde. Yüksek idi. Yürürken.

Sagîr) 19) Beyhekî (Sünen) 20) Umdet-ül-kâri 21) Sîret-i İbn-i Hişâm 22) Ravd-ül-ünf (Süheylî) 23) Megâzî (Vakidî) 24) Tabakât-ı İbn-i Sa’d 25) Ensâb-ül-Eşrâf (Belezûrî) 26) Târîh-üt-Taberî (Târîh-ül-ümem vel-mülûk) 27) El-Kâmil fi’t-târîh (İbn-ül-Esir) 28) El-Vefâ bi ahvâl-i Mustafa 29) Hasâis-ül-Kübra (İmâm-ı Süyûtî) 30) İnsan-ul-uyun (İbrâhîm Halebî) 31) Siyer-i alam-ün-nubela 32) Siyer-i Halebî 33) Es-Sire (Zeyni Dahlan) 34) Huccetullahı al’el âlemîn (Yusuf Nebhanî) 35) Medaricûn nübüvve (Abdulhak-ı Dehlevî) 36) Mearicûn nübüvve (Altı parmak) 37) Mevahibu ledünniyye ve Zerkânî şerhi 38) Envar-ül-Muhammediyye 39) Şifa-i şerîf (Kâdı lyaz) 40) Delâil-ün-nübüvve (Ebû Nuaym) 41) Şemail’l-ür-Resûl (Tirmizî) 42) Delail’ün-nübüvve (Beyhekî) 43) Hamîs (Diyar-ı Bekrî) 44) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 45) Eshâb-ı Kirâm 46) Delâil-ül-hayrat . Resûlullahın. bî misl-ü bedel. Hâsılı. Hüsn-i ahlâkla. ey Şâh-ı iklim-i vefâ.58 - . Hallâk-ı ezel. müdâm. Nebî ile. Sohbet ederek. Yaratıldık hep. kabul etse Resûl. senin hürmetine. herşey fedâ! 1) Tefsîr-i Taberî (Câmi-ül-beyan) 2) Tefsîr-i Kurtubî 3) Tefsîr-i Mazharî 4) Tefsîr-i Şeyhzâde (Beydavî hâşiyesi) 5) Tefsîr-i Kebîr (Mefatih-ül-gayb) 6) Tefsîr-i Ebus-Suûd 7) Tefsîr-i Hüseynî 8) Ahkam-ül-Kur’an (Cessâs) 9) Sahîh-i Buhârî 10) Sahîh-i Müslim 11) Sünen-i Ebî Dâvûd 12) Sünen-i Tirmizî 13) Sünen-i Nesâî 14) Sünen-i İbn-i Mâce 15) Muvatta 16) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel 17) Hakim Müstedrek 18) Taberanî Mu’cem (Kebîr. ol. Yüksekliğinden. söylese kelâm. Etmişdi Onu.Korku düşerdi. Yâ Resûlallah! gücüm yok medhine. kalbine ânın. Sana canım da fedâ. Hem de biri. Kul olurdu. Sözlerindeki lezzet ile. Evsat.

Hz. Ebû Bekir’e baksın” buyurması bunun bir alâmetidir. Büyük bir tüccardı. Gördüğü rüyasının tabirini Bahîra’dan istemiş ve şu cevabı almıştı.a.)’ın Resûlullah efendimize fevkalâde sadâkat ve sevgisi vardı. annesi. Ebû Bekir. Bütün malını.) Aşere-i Mübeşşerenin yani Cennetle müjdelenen on sahabenin birincisidir. Müslüman olmadan önce adı. putlara tapmamış. Ebû Bekir’in (r.) zihnini kurcalamaya devam etmiş. Babasının adı Osman olup. yolu rahib Bahîra’nın diyarına uğramıştı.) ayrıldığından duyduğu aşırı üzüntüsü. gammı ve hasreti sebep olmuştur. sana müjdeler olsun ki. evini barkını Resûlullah’ın uğrunda harcadı.a. O’nu tatmin etmemişti.) evine düşen parça ise. EBÛ BEKR-İ SlDDÎK Peygamberlerden sonra. 38 yaşında müslüman olmakla şereflenen Hz. Ebû Bekir. O’nun için bizzat kendisine “Sen Allahü teâlânın Cehennemden atîki (yâni azâd ettiği kimse)sin” ve “Cehennemden atîk olan (âzâd edilmiş kimse) görüp sevinmek isteyen kimse. Asıl adı Abdullah bin Ebû Kuhâfe bin Âmir bin Amr bin Ka’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre’dir. Hz. sonra bu parçalar bir araya gelerek gök yüzüne yükselmişti. müslümanlıkla şereflenen hür erkektir. Oradakilerin hepsi bunu duydular. Ebû Bekir (r. böyle bir şerefe nâil olmamıştır. Hz. Âişe’nin babasıdır. sh-235 HZ.a. Peygamber Efendimizden 2 yıl 3 ay küçüktür.).) hemen evin kapısını kapamış sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu. Hadiseyi gören Ebû Bekir (r. Şöyle ki.v.a. Bahîra: “Sen neredensin?” . Ebû Bekir’in annesi Ümmül Hayr-ı Selmâ’nın bir iki evladı olmuş ise de hiçbirisi yaşamamış olduğundan. Bu sebeple de Atîk ismini verdiler. Annesinin adı ise Selmâ binti Sahr’dır. Vasiyeti üzerine. Peygamber efendimizin kayınpederi. Ebû Bekir’e Resûl-i Ekrem (s. hemen. soy ve sopunda ayıp ve kusur sayılabilecek herhangi bir şey görülmediği için bu lâkabı vermişlerdir. Bundan dolayı bir zaman sonra ticâretlerinden birinde. Kavmi arasında sevilen ve saygı gösterilen birisi olup. Ebû Bekir. kölelerden Zeyd bin Hârise ve çocuklardan Hz. Ali’dir. hurafelerden kaçınmış.47) Caliyet-ül-ektar 48) Mevlid-i şerîf risâlesi (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî) yazma 49) Mektûbât (İmam-ı Rabbânî) 50) İsbat-ün-nübüvve (İmâm-ı Rabbânî) 51) Kısas-ı Enbiyâ (Ahmed Cevdet Paşa) 52) Eşî’ât-ül-lemeât (Abdulhak-ı Dehlevî) 53) Ecdâd-ı Peygamberî (Seyyid Abdülhakîm Arvasî) yazma 54) Herkese Lâzım Olan Îmân 55) Kitab-ul-iber (İbni Haldun) 56) Rehber Ansiklopedisi cild-12. yahûdinin cevabı. onun için tabir edilmez” demişti. denildi.a. Dürüst bir tüccardı. 15 gün hasta olarak yattıktan sonra vefât etti.a. Peygamberliğini bildirip müslüman olmasını teklif ettiği zaman. fakîrlere yardım eder.v. bir rüya görmüştü: “Gökten dolunay inip.a. 63 yaşında iken hicretin 13 (m. her türlü sapıklıktan. Hz. O’nun müslüman oluşu hakkında bildirilen haberler çeşitlidir. Kuhâfe lakabıyla meşhûrdur. çocukları ve torunları da müslümanlığı kabul etti.a.59 - .) çok severdi. Ebû Bekir. Vefâtına. Fakat bu rüya. rüyasını anlatmıştı. Peygamberimizden (s. Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş. Eshâb-ı kirâmın ve insanların en üstünü. Hilâfeti 2 sene 3 ay 10 gün sürdü. parçalardan her biri. Kâ’be’nin her yanında “Yâ Emetellah.a. Ebû Bekir’i (r. Peygamber efendimizin vefât ettiği gün halife seçildi. Ebû Bekir (r. Yahud. İslâmiyeti kabul etmesine kadar geçen 38 senelik hayatında asla içki kullanmamış. Herkesin ona sonsuz bir itimadı vardı. Çünkü O’na karşı olan. Bir rivâyette de. sabah olunca. Peygamberimize (s. Kadınlardan ilk imâna gelen Hz. 634) yılında Cemaziyelâhir ayının yedisinde Pazartesi günü hastalandı. Babası. Hz. Peygamberimizi görüp Eshâb-ı kirâmdan olmakla şereflendiler. Hadîce. Müslüman olmadan evvel. hiç tereddüt etmeden İslâmiyeti kabul etmişti. Eshâb-ı kirâmdan hiçbiri. Peygamber efendimiz de. Ebû Bekir doğduğu zaman.). annesi kucağına alıp. Ümmül-Hayr lakabıyla tanınmaktadır.) arkadaşı idi.v. O âlim cevabında: “Bu karışık rüyalardan biridir. Peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu Hücre-i Se’âdete defn edildi.v. İslâmiyeti kabul etmeden yirmi sene önce. sevgisi ve bağlılığı kelimelerle tarif edilemiyecek kadar çoktur. çocuğun yaşayacak. Ebû Bekir (r. 573 yılında dünyâya gelmiştir. muhtaç olanları gözetirdi. Kâ’be-i muazzama’ya gelmiş ve sonra parça parça olmuş.” Ebû Bekir (r.) îmân ettikten sonra O’nun ismini “Abdullah” olarak değiştirdi. Cenâze namazını Hz. ilk imâna gelen. Ebû Bekir’in (r. iffetiyle ve güzel ahlâkı ile tanınmış bir kişiydi. seni pek sevindirecek Tevrat’da adı Sıddîk olarak bildirildi” nidası geldi.a. yahûdi âlimlerinden birisine koşup.a. Ömer kıldırdı. Hz.) heyecanla rüyadan uyanmış. gök yüzüne yükselmemişti. Kâ’beye götürmüş ve yaşaması için “Allahım bu çocuğu ölümden Âzâd edip bana bağışla!” diye duâ eyleyince.a. Abdüluzzâ veya Abdulkâ’be idi. gençliğinde de Resûlullah’ın (s. hanımı Esma yıkadı. Fil vak’asından sonra m.

Peygamber efendimiz (s. nice zorlukları kolaylığa çevirir.a.) “Ben Hak teâlânın peygamberiyim. diğeri ihtiyardır. Ebû Cehil.a. sana geliyordum.) da: “Ben de.a.) buna çok sevinip. Ebû Bekir (r. (s. Ebû Tâlib’in yetimi. göbeği üzerindeki siyah beni görünce.). Zannederim ki. Çok belâları giderir. Kureyşten ileri gelen kimseler. Ebû Bekir’e (r.a. Peygamber efendimize peygamberlik gelmeden önce ticâret maksadıyla Yemen’e gitmişlerdi. Peygamber efendimiz (s. Sen O’nun iyi dostusun. itibar edilmez dedi. Ebû Bekir. bir fikir sormak için yanınıza geliyordum” dedi.a.) ile.v. şimdi O’na ulaş. Sonra Bahîra rahib doğru tabir etti.) şöyle söze başlamışlar: “Bir meşveret için. O’na. Yarın. Hz. “Peygamberlerin. buyurdular. Yemen’de bulunan. Ebû Bekir’e (r.” “Bundan maksadın nedir. Ebû Bekir (r. “Mekke halkındansın” deyince. Hz. yolda karşılaşmışlar.v. O’na şöyle demişti: “Çabuk.a. Şimdi ise bu sözü işittim” dedi. Peygamber efendimiz kendilerini karşılayınca: “Yâ Muhammed (s. oradan ayrılmış. Muhammed’den (s.v.a.) İslâmiyyeti anlattılar.dedi.) bu cevaba çok hayret etmişti. öyledir” demiş ve aralarında şu konuşma geçmişti.) Hadîce’nin (r. Biri genç.)’da bunları ezberlemişti. Peygamber efendimiz (s. O âlim karışık rüyadandır. vedalaşmak. senin hakkında söylenilenler nedir?” demiş. Ebü’l Bühterî gibi.a.): “Ben Yemen’de pek çok ihtiyar ve genç gör.a. Peygamber efendimizin (s. sen Allahü teâlânın resûlüsün ve senin peygamberliğin hakdır ve cihanı aydınlatan bir nurdur. hiç uygun değildir.anha) evinde olduğunu öğrenip. Mekke’nin her yerine ulaşacak. dün gece sabaha kadar bu fikirde idim. o kimse sensin.a.a. sen hayatında O’nun veziri. Ezd kabilesinden. Ebû Bekir (r.v. O ihtiyar kişi ise. bana bir melek görünüp.). Zira. bir yahûdi âlimden tabirini istedin. bu hâli arz edeyim.” Ebû Bekir (r. Peygamber efendimiz (s. mü’minlerin serdârı oldu. Îmân getir ki.) da şöyle düşünüyordu: “Baba ve dedelerimizin seçtiği din. Mûsâ aleyhisselâmın da Rabbi olan Allah hakkı için. Cevaplarında: “Bundan daha garip bir hâdise olur mu ki. Resûlullah (s. Bunun için. “Şehâdet ederim ki. o rüyadır ki.) “Evet. bu işi kime açıklayabilirim” diye düşünmüştü. O’nu tasdîk edip müslüman olmuştu.v. Mekke’de bir Peygamber gelir.a. göreyim” dedi.v. Ebû Bekir’e bakıp: “Zannederim ki sen. “Bir alâmet daha kaldı. iki kimse yardımcı olur.) hemen Peygamber efendimize koşup. Ayrıca Ebû Bekir (r.) varmak ve bu sırrı O’na açmak maksadıyla evden çıkmıştı. olgun ve akıllı.” diyerek.60 - .a. Peygamber efendimiz. peygamberliklerine delilleri vardır. Ebû Bekir (r. peygamberliğini açıklayınca. Ebû Bekir.). Peygamber efendimiz (s.) seferden Mekke-i mükerreme’ye dönünce.a. Sabahleyin. bu işi sen hallet demişlerdi. Zira.” Nedir? diye sormuşlar “Karnını aç. Ben endişede kaldım. İslâm dinine davet ederim.a.v. Ebû Bekir’e bir çok vasiyetlerde bulunmuştu. Bahîra: “Mekke’de bir peygamber ortaya çıkıp hidâyet nuru. çok kitap okumuş ve ömrü üçyüzdoksan yıla ermiş bulunan bir ihtiyara rastlamıştı. Ebû Bekir (r. işini bitirince. Ebû Bekir (r. O’nu bu zamana kadar sağ bırakmazdık.a. Sana ve bütün Âdemoğullarına gönderildim. akıllıca bir iş değildir. peygamberlik dâvası ediyor ve sizler.) buna delil nedir? deyince.) sabahlamış.) çok akıllı ve doğruyu görüp seçebilmesiyle de meşhûrdu. ziyâret için O’na varayım.): “İslâmiyete önce beni kabul eyle! Çünkü.a. önce sen söyle!” dediler.a. bâtıl dindensiniz diyor. Eğer hatırın olmasaydı. Ebû Bekir (r.v. Ebû Bekir (r. için ihtiyarın huzuruna varmış.a. Bu ihtiyar Hz. Ebû Bekir “Kureyştenim” diye cevap verince. Ebû Bekir (r. şu şekilde de ifâde edilmiştir: Muhammed aleyhisselâma peygamberlik emri geldiğinde. hiçbir zarar ve fayda vermeye kadir olmayan bir heykele ibâdet etmek.a. oniki beyt okumuş.v.a.a. “Bu sırrı kime söyleyebilirim. Peygamber efendimiz hakkında bir kaç beyit söylemesini ondan istemiş. Yerin ve göğün yaratıcısı buna râzı olmaz. Şeybe. birbirlerine karşı “Sözleşmeden birleştik” demişlerdi.a. Bu seferlerinde.” buyurmuştu.) hitaben: “Ey Ebû Bekir! Seni Hüdâya ve Resûlüne davet ederim. Peygamber efendimiz (s.) cevabında: “Bu nübüvvetime delil. söyle?” “Kitaplarda okudum ki.a. Ebû Bekir (r. Diğer bir rivâyette ise Hz. beyaz benizli. Ebû Bekir (r. halifesi olacaksın” deyince Ebû Bekir (r. Peygamber efendimizin.) da kabul edip. O gece. Şu anda vahy geldi. Ne dersin?” buyurdular.a. Ebû Bekir (r.a.” buyurarak. Hak teâlâdan (Halkı dine davet eyle!) diye emir getirdi.) bu rüyasını ve tabirlerini. Bugün sana geldim. O’nu ziyârete evine gelmişlerdi.): “Sen her işte öndersin. varıp kapıyı çalmış.a. öyle amel edeyim!” Bu düşünce ile Ebû Bekir (r.a. karnı üzerinde bir siyah ben vardır. Ebû Bekir’e (r. Yemen’de gördüğün ihtiyarın hikâyesi delildir”.) “O.a. Peygamber efendimiz: “Dün.) peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti. Ebû Bekir’in müslüman oluşu. Ebû Bekir onlara hitaben: “Aranızda hiçbir hâdise oldu mu?” buyurmuş.) nübüvvet sırrını O’na açmayı tasarlamıştı.a.) da açmış. Ebû Bekir (r.a. bunun üzerine ihtiyar. senin delilin nedir?” diye suâl etmişti. Bu düşünceyi ise. yakın arkadaşlığı ve bu sebeple de O’na karşı pek fazla sevgisi vardı. Seni.a. ihtiyar: “Sen Kureyşten misin?” “Evet!” “Benî Temimden misin?” Evet!.v. Peygamber efendimize varmak için evden çıkıp.a. Hatta rahib. ince belli olup. Bunun üzerine Hz. O ne derse. doğru görüşlü olduğu tecrübe edilmiştir.v. Peygamber efendimiz böyle düşünürken. göreyim. baba ve dedeleriniz. Karnını aç. Genç olanı.a. Hak teâlânın rızâsına vâsıl olasın ve canını Cehennemden koruyasın” buyurdular. “Vallahi o kimse sensin” deyip. Resûl-i Ekrem (s. Ukbe İbni Ebû Mu’ayt. vefâtından sonra da.) onlardan özür dileyerek.) “Söyle yâ Ebâ Bekir” buyurdular.) başkasına arz etmek lâyık değildir.v. herkesten önce îmân eyle!” Ebû Bekir (r. Ebû Bekir (r.

Allah’tan dileğim.” buyurulmuştur. ne de bir şey içerim!” dedi.” dedi.düm” dedi. hemen çok sevdiği arkadaşlarına gitti. Sarılıp öptü. senden Abdullah’ın oğlu Muhammed’i (s. Sa’d İbni Vakkâs. Hz. Kabilesinden olan kişiler bitkin ve perişan bir hale gelen Hz. Annesi Ümm-ül-Hayr. şimdi biraz bekle.) yüzüne çarpa çarpa yüzünü gözünü kanlar içinde bıraktı. müslüman olmaları için ikna etti. Benî Teym kabilesine mensûb olan kişiler yetişip ayırmasaydılar öldürünceye kadar dövmeye devam edeceklerdi.a. Hatta herkesin itiraz ettiği meseleleri bile itirazsız kabullenirdi. Herkes uyuyup. Onu senin hürmetine Cehennem ateşinden kurtarır” dedi. müşrikler hep birden Ebû Bekir’e ve arkadaşlarına saldırdılar. Ebû Bekir’i böyle perişan bir vaziyette. cevabında. Ebû Bekir. Hz. Ebû Bekir’in yanına geldiler. Annesi de hidâyete kavuşup müslümanlığı kabul etti. Başta Hz. Annesi: “Sen. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah. iyice sapıtmış. Hz. Ebû Bekir’in ve arkadaşlarının arzularının çokluğundan onları kıramadı. alt üst ettiler. tenhalaşınca annesi ona: “Ne yersin.) bu hali. Resûlullahı gidip görmedikçe.) bunu sana kim haber verdi. Müslüman kardeşleriyle kucaklaştı. Ebû Bekir ayağa kalktı. Ve Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” diyerek müslüman olmuştur.v. Talha bin Ubeydullah. Hz. Peygamber efendimiz (s. anam sana fedâ olsun! O azgın adamın. Henüz açıkça tebliğ edilmek emri verilmemişti.) cevabında: “O ihtiyar ki. bilinmez hale getirdi. yeni müslüman olanlardan birkaçı ile Erkam bin Erkam’ın (r. Ebû Bekir. Zübeyr bin Avvâm. Tekrar “Şimdi o nerededir?” diye sordu.61 - . Ancak akşama doğru kendine gelebildi.). Hz.) soruyor. yaralar ve bereler içinde görünce. Ebû Bekir: “Yâ Resûlallah! Babam. demirli ayakkabılarını Ebû Bekir’in (r. Ebû Bekir’in (r. tereddütle bakardı.” dedi. beni bilinmez hâle getirmesinden başka bir üzüntüm yok! Bu yanımdaki de. Ebû Bekir’in yemeğe ve içmeğe ne isteği vardı. Ebû Ubeyde bin Cerrâh gibi yüksek şahsiyetler onun tavsiyesi ile müslüman olmuşlardır. gözlerini açar açmaz. deyince. Bunu söyler söylemez. Hz. Ebû Bekir. Allahü teâlâ. elini bana ver deyip. Ebû Bekir. Selmâ’nın müslüman olması için Allahü teâlâya yalvardı. yemin olsun ki. Ona: “Burada annen var. kalkıp Ümmü Cemil’in yanına gitti ve: “Oğlum Ebû Bekir. Kâ’be yanına gidip Mekkelilere Mi’râcı anlattı. Babası ve Benî Teym’liler. ezik bir sesle: “Resûlullah ne yapıyor? O. “Olur” deyince. Utbe bin Rebîa. Hemen Mescid-i Haram’ın bir tarafına topluca oturdular. itiraz etmez hemen kabul ederdi.) duâsı kabul olunmuştu. Acaba ne haldedir?” Ümmü Cemil de: “Benim ne Muhammed (s. hakaret etmişlerdi” diyebilmişti. sana oniki beyit emânet verdi ve bana gönderdi” diyerek o beyitlerin hepsini okudu. yüksek bir sevinçle evine müslüman olarak dönmüştür. “Benden evvelki peygamberlere gelen melek haber verdi” buyurdular. O sırada müşrikler de orada toplu halde bulunuyorlardı. biz de Utbe’yi gebertiriz!” dediler ve yine Hz. Ebû Bekir (r. ortalık tenhalaşınca. Birgün Resûlullah efendimiz. Ebû Bekir de: “Ondan sana bir zarar gelmez. kendisini tutamıyarak çığlık kopardı ve: “Sana bunu yapan bir kavim. Hz. Hayatında ilk defa duyduğu.a. Annesi Ümm-ül-Hayr’a dediler ki: “Sor bakalım. Ümm-ül-Hayr. ne yapıyor?” dedi. Ebû Bekir’in yanına gittiler. Umulur ki. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden ve Cennetle müjdelenenlerden olan Osman bin Affân. yüzümü gözümü yerlere sürtüp. Ebû Bekir’i fena halde tartaklayıp dövdüler. Resûlullah efendimiz. Peygamber efendimiz de: “Ey Ebû Bekir! Bizim sayımız henüz az. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: “Her kime imânı arz ettiysem. Ümmü Cemîl. Peygamber efendimiz ne söylerse. herkes uykuya dalsın!” dedi. Yumruk ve tekmelerle ortalığı. ne içersin?” diye sordu. uzun bir süre kendine gelemedi.a. ne haldedir?” diye sordu. yüzünü buruşturur. onların cezâsını bulmalarıdır. Ebû Bekir (r.a. Ümmü Cemil’e: “Resûlullah ne yapıyor. mübârek elini tutmuş. İşiten kâfirler. Abdurrahman bin Avf. Ebû Bekir.v.a. Hz. Bunun üzerine Peygamberimiz. Ümmü Cemîl: “Hayattadır. hali iyidir” dedi.a. muhakkak azgın ve taşkındır. ne haldedir? Ona da dil uzatmışlar. beni dünyâya getiren annem Selmâ’dır.) imânı kabul etmekte hiç tereddüt ve duraklama etmedi. alay etti. kalktılar. Müslüman . dediler. Hz. söylediğimi işitir” dedi. Onun hakkında duâ buyurmanızı istirham ediyorum. Ebû Bekir: “Vallahi. Ebû Bekir’i bir çarşafın içine koyarak evine götürdüler. Hemen geri dönüp Kâ’beye geldiler: “Eğer Ebû Bekir ölecek olursa. Ümmü Cemîl: “Erkâm’ın evindedir. müslüman olunca.): “Hattâb’ın kızı Ümmü Cemil’e git. sırrını yaymaz” deyince. Ebû Bekir gözlerini açtı ve “Resûlullah ne haldedir. bunu gördükleri halde aldırış etmediler. Muhammed aklını kaçırmış. Mi’râc’tan dönüp sabah olunca. Resûlullah’ın (s.a. Hz. Annesi. ne yemek yerim. İslâmiyeti kabul eden Hz.a. bir ipe bağlayıp işkence etmeye başladı. Ebû Bekir’i dininden vazgeçirmek için Kureyş müşriklerinin azılı pehlivanlarından Nevfel bin Adviye. ne de bir gücü! Ev. Hz. Bu işe yetmeyiz” buyurdu ise de. Ancak Ebû Bekr-i Sıddîk (r. annesine ve Ümmü Cemîl’e dayanarak. Resûlullah’ı ondan sor!” dedi. Ebû Bekir olmak üzere. O’nu ayıltmak için çok uğraştılar. hepsi bu yeni dinin müşriklere açıklanmasını arzuladıklarını bildirdiler. Ümmü Cemîl.a. Allahü teâlâya ve O’nun Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inanmanın lâzım olduğunu anlatmaya başlayınca. Putlardan yüz çevirip.) Safa tepesindeki evinde oturuyorlardı. yavaş yavaş Resûlullah’ın yanına vardı.v. birşey yer veya içer mi?” Hz.a. Kendi kabilesi olan Benî Teym. Onları da. Hz. Peygamber efendimizi çok üzdü. ne de Ebû Bekir hakkında bir bilgim var! İstersen seninle birlikte gidelim?” dedi. “Vallahi arkadaşın hakkında hiçbir bilgim yok!” dedi. Böylece ilk müslümanlardan biri olmakla şereflendi. Hz. Meselâ Peygamberimizin Mi’râc mucizesini kabul etmeleri böyle oldu.v.

iftira etmiş olur. Önlerine bakıp gidiyor ve “Vay canına. ikisi bir deveye binerek yolculuk ettiler. Biz onun ayağına giderdik” diye iltifat buyurdu. sancaktarlık görevini yürütmüştür. Medine’deki mescid yapılırken O’nunla beraber çalıştı. Osman ve Hz. Hz.v. Hz. Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur. Ebû Kuhâfe’nin müslüman olmasıyla Hz. Resûlullah (s.v. bir kat daha yükseldi. Ali (r. kalbleri alan. Muhammed ne yaman büyücü imiş. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti içinde hiçbir aileye nasip olmayan büyük bir şeref ve fazîlete erişti. Peygamberimizin vefâtı üzerine Eshâb-ı kirâmın sözbirliğiyle halife seçilmiştir. yeni müslümanların bîatini kabul ediyordu. Hendek’te müşriklere karşı büyük kahramanlıklar göstermiştir. halifelikleri sırası gibidir. diğer ikisinden üstün olduğunu Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiîn hazretlerinin hepsi söylemişlerdir. Kâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı. Hz. Resûlullahın yanına geldi. Efendimize karşı bedenini siper etmiştir. İslâmın zuhurundan 21 yıl sonra Mekke şehri. Ebû Kuhâfe’nin kabul etmesi üzerine. Gülerek. Ebû Bekir. Resûlullahın mübârek adını işitince. oğlu Ebû Bekir’in halife olduğu günleri gördü. ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. Ebül-Hasen-i Eş’âri buyuruyor ki “Hz. Resûlullah efendimizle birlikte bütün harplerde bulunmuş. Ebû Bekr-i Sıddîkdır”.a. dedi. hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı. Hiçbir hizmetten. Şüpheye düşen. Bir aydan fazla”. seni Resûlullah’ın yanına götüreyim dedi. İyi bilirsin. Kâfirler bu söze sevindiler. Ebû Bekir ile Hz. Onların bu beraberliği. Mekke’den Medine’ye hicrette de devam etti. Bunlardan ilk ikisinin.) son hastalıklarında üç gün imamlık görevinde bulunup. Hz. inandım.v.a. fedâkârlıktan geri kalmadı. Ebû Bekir hicretin dokuzuncu (m. Ebû Kuhâfe. O’na mağara arkadaşı oldu. “Yâ Resûlallah! Mi’râcınız mübârek olsun! Allâhü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki.a. Mağâra’da üç gün kaldıktan sonra. Birkaçı sevinerek Ebû Bekir’in evine geldi. Bedir’de. Ömer’den üstün tutan. Tebük harbinde. Resûlullah’ın en yakın dostu idi. Hz. Hz. Ebû Bekir’e sihir yapmış” diyorlardı. İnandım. Hz. Hz. Ebû Bekir (r. Bu dördünün üstünlük sıraları.). kâfirleri şaşırttı. Ebû Bekir’e “Sıddîk” dedi. Senden sonra halife. Çünkü bir ailede dört kuşak müslümanlık ve sahabîlik tacını başlarına giymiş oldular. bizleri. 632) senesinde. Medine’ye varıncaya kadar Resûlullah’ın bütün hizmetini O gördü. Ebû Bekir: “İyi biliyorum. Hz. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar.a. iki cihanın efendisi Muhammed aleyhisselâmın huzuruna getirdi. alay ederek ve Ebû Bekir’in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek: “Senin efendin. diğer bütün ümmetten üstün olduğu muhakkaktır.) dedi ki: Peygamber (s. Ebû Bekir olacaktır. imânı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. Ömer’in hilâfeti devrinde îmânlı olarak âhirete göç etti. Ebû Bekir ile Hz. Ebû Bekir. Ebû Bekir. Ebû Bekir hemen giyinip. Akıllı. Ebû Kuhâfe.a. Peygamber onları görünce ayağa kalktı ve muhabbet dolu bir sesle: “Ey Ebû Bekir! İhtiyar babana niçin zahmet verdin? Onu buralara kadar yordun. “Eğer O söyledi ise. Ebû Bekir “Yâ Resûlallah! Babamın sizin ayağınıza gelmesi daha uygundur” dedi. senin gibi büyük Peygambere. Ömer.62 - . Ondan sonra da sırası ile Hz. Melekler dedi ki: Yâ Muhammed Allahü teâlânın dilediği olur. İftira edenleri dövdükleri gibi.” dedi.) buyuruyor ki: “Beni. Haydi.a.” Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri de (Gunyet-üt-Talîbîn) kitabında buyuruyor ki Peygamberimiz (s. Peygamberin huzuruna gelerek İslâm’ı kabul etmeye başladılar. Hz. ondan sonra da Sen (r. Hz.v. Parlıyan yüzünü görmekle.). benden sonra Ali (r.a. Ebû Bekir’in ailesi. Safa tepesine oturmuş. Bu adı almakla. tecrübeli. dediler. Buna inanmıyan ya cahildir veya inatçıdır” Hz. Ondan hiç ayrılmazdı. artık iyice sapıttı” diyerek. Peygamber. Ebû Bekir ile Hz. bir kısmında ordu kumandanlığı vazifesi kendisine verilmiştir. İhlâs. Ebû Bekir’e (r. Mekke halkı Hz. gayet ihtiyardı ve gözleri de görmüyordu. 631) senesinde Hac kafilesi başkanlığında görev yapmıştır.) bana dedi ki: “Benden sonra halife Hz. onyedi vakit namaz kıldırmış. Bir anda gidip gelmişdir” deyip içeri girdi. Hz.a. Büyük kalabalık arasında yüksek sesle. hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Bu sözbirliğini bütün din âlimleri haber vermektedir. takva ve sadakat güneşi Hz. Abdülkâdir-ı Geylânî yine buyurdu ki: Ali (r. Ondan sonra Ömer. Uhud’da. Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. yani Hz. onu döverim.) uyarak arkasında namaz kılmışlardır.olmaya niyeti olanlar da vaz geçti. müslümanlar tarafından feth edildi. Kapıya çıkınca hemen sordular: “Ey Ebû Bekir! Sen çok kerre Kudüs’e gittin geldin.) olacaksın!” .) buyurdu ki: “Allahü teâlâdan istedim ki.a. babasının koluna girerek onu. Ebû Bekir. Çok şiddetli muharebelerde. Ömer’in (Şeyhaynın). Canım sana fedâ olsun. Peygamber efendimizin (s.v. ondan sonra Osman. yani Peygamberimizin vekili ve müslümanların reisi. Hz. Mekke’den Kudüs’e gidip gelmek ne kadar zaman sürer” dediler.a. 10 (m. Ali halife olmuşlardır. saygı ve güven gösterdiler.) o gün Hz. Peygamber efendimizin muhâfızlığını yapmış. Ebû Bekir’in sözleri. Ebû Bekir’e sevgi. tecrübeli adamın sözü böyle olur. Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed aleyhisselâmdan sonra müslümanların halifesi. Ebû Bekir babasının yanına gelerek: “Babacığım! Artık İslâm’ı kabul etme zamanı geldi. üç vaktinde de Peygamberimiz (s. Ebû Bekr-i Sıddîk olmuştur.a. Ömer’in. Çünkü bunun akıllı.) halife olsun.

Hâlid bin Velîd’i (r. Mescid-i şerîfe gelip. Eshâb-ı kirâmın arasına girdi. Herkes. Müslümanlar başsızlıktan.a. Ömer kılıcı eline alıp. cesaretini muhafaza ederek. çeşitli muharebelerle. Bütün bu zaferler. Ebû Bekir. Baş kumandan Hz. Medine’de ordu toplayıp. “Ey Resûlün halifesi! Nereye gidiyorsun? Sana Resûlullahın Uhud muharebesinde söylediğini söylerim. muharebe ve zaferlerle Suriye’ye geldi.a. İslâm düşmanları bu hareketi görüp korktular. Sizin zayıfınız.) vefât ettiler. Derhal halife seçimi yapıldı. Mübârek eliyle Üsâme’ye bir de bayrak vermişlerdi.a. O gün sana (Kılıcını kınına sok! Ölümünle bizi yakma!) buyurmuştu. Ebû Bekir Pazartesi günü halife seçilince. Minbere çıktı. yine bayrağını Resûl-i Ekrem’in (s.) bu halinden korktuğu halde. . Eshâb-ı kirâm arasında yayılınca herkesin aklı başından gitti. Yemâme’de. Hz. Halife. Allahü teâlâya istiğfâr ederse Allahü teâlâyı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur buyurmaktadır” dedi.) Umman ve Bahreyn’de birleşip. “Resûlullah öldü” diyenin kellesini uçururum.v. Medine’ye hücuma hazırlanan düşman üzerine. Doğruluk emanettir. Hâlid bin Velîd’i imdada gönderdi. sizin en iyiniz değilim.) halifenin devesinin yularını tutup. Yermük’de 46. Yüzbinden ziyâde Rum askeri öldürüldü. Sonra Yezîd bin Ebû Süfyân’ı Şam’a yardımcı gönderdi.) Bahreyn’de çetin muharebeler yapıp mürtedleri dağıttı. Onlara Resûlullah’ın da öleceğini. Sonra.v.a. Herakliyüs’ün 240 000 askeri ile uzun ve çetin savaşlar yapıp galip geldi. Müslümanlar ne yapacaklarını şaşırdılar. Resûl-i Ekrem (s.a. Hâlid. Eshâbı topladı. üzüntüden ve Ömer’in (r. kurtlar gelip çoluk çocuğumuzu evden çekip götürmeye kalkışsalar. Eğer iyilik yaparsam bana yardım ediniz. pişman olur.63 - . Kuvvetine güveneniniz ise.a. Mürtedlerle (dinden ayrılanlar) muharebeyi göze aldı.a. Hâlid. Sonra. Hürmüz kumandasındaki İran ordusunu bozdu. Allahü teâlâ hepinize iyilik versin. Onun hakkını kurtarırım.) mübârek eliyle verdiği Üsâme’nin (r. doğru yoldan saparsam. sabaha kadar savaştı.a. bence zayıftır. Hz. bence çok kıymetlidir. Üsâme’nin sefere gidip gitmemesi hakkında ihtilaf edilmişti.) Irak tarafına gönderdi.a. Bu muharebede İslâm kadınları da harp etti.) buyuruyor ki: Ebû Bekir (r. Hîre’de yüzbin altın cizye aldı.Hz. te’sîrli sözler söyleyerek nasîhat etti. Resûlullah (s. Huzâ’a kabilesini hidâyete getirdi. Her tarafa birlikler gönderdi. Basra’da otuzbin kişilik orduyu perişan etti. sana bir hâl olur ise. Talha ve Sücâh ve Mâlik bin Nüveyre’yi perişan edip. Halife seçiminden sonra. siz de bana itâat ediniz. Salı günü. Hz. Ondan işittim ki. Bunun üzerine halife hazretleri Medine-i münevvere’ye döndü. Ali’yi tasdîk etti.) vefât edince. müslümanlar. büyük şehirler aldı. İnşa Allahü teâlâ. bu kadar kuvveti uzağa göndermezlerdi. namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse. Hz. gece şiddetli bir çıkış yaparak. Cihadı terk edenler zelîl olur. abdest alıp. Ali (r. Eshâb-ı kirâm arasında Hz. sonra pişman olup. deyip ortaya çıktı. Muhacirler ve ensar (r. Fakat. Hz. dağınıklıktan kurtarıldı.) bu kuvvetin Şam’a gönderilmemesini istiyorlardı. Medine ve Tâiften başka bütün Arabistan halkı İslâmiyetten ayrıldılar.) da. birçok. Onbin mürted öldürdüler. İslâm askerleri birleşerek Ecnadin’de büyük Rum ordusunu yendiler. Yirmibin mürted öldürdü. Üçbin müslüman şehîd oldu.a. Ebû Bekir. Müslümanlar kuvvetli olmasaydı. dediler. Muâviye kumandasında. Allahü teâlâ.a. senden sonra düzen bulmaz” dedi. zamân-ı seâdetteki gelişmeyi hiç değiştirmemeye ve Resûlullahın niyetlerini yerine getirmeye kararlı idi.a. (r. hiçbiriniz cihadı terk etmesin. Müseyleme’nin kırkbin askerine karşı gelemedi. mürtedleri bozdular. Resûlullahın halifesi. Resûlullah efendimiz (s.v. Hâlid bin Velîd’in ve Hz. Halbuki. Bunlardan Hz.) vefât ettiği haberi. Mürtedlerin sayısı yanında müslümanlar pek az idi. Resûl-i Ekrem (s. bana doğru yolu gösteriniz. Yanındaki askerlerle birlikte. Hamd ve senadan sonra: “Ey Müslümanlar! Sizin üzerinize halife ve emir oldum. Hz. Nisâ sûresi yüzdokuzuncu âyetinde: Biri günah işler veya kendine zulüm eder. Ben Allah’a ve Resûlüne itâat ettikçe. Hâlid bin Velîd’i de Irak’dan Şam’a gönderdi. “Kuvvetimiz olmadığını her tarafın boş olduğunu görerek. İkibine yakın müslüman şehîd oldu. diğer tarafdan mürted ve münafıklar dine saldırıyorlardı. Hz. Hz. Fena bir iş yaparsam. askerin bir kısmını Müseynâ’ya bırakıp. uzakdaki mürtedlerle muharebeye gitmek üzere devesine bindi. Hz. Halife. Hz. Çünkü ondan başkasının hakkını alırım.a.v. kardeşi Yezîd’e yardımcı gönderdi. Amr İbni Âs’ı (r. Sonra.000 İslâm askeri. Huzeyfe. Yemen’deki ve başka yerlerdeki memurlar geri gelmeye.) da Filistin’e gönderdi. İkrime’nin şaşılacak kahramanlıkları görüldü. Hz. namaz kılalım. Ordu henüz Medine’den çıkmamıştı. Fakat. İkrime emrindeki asker. Ebû Ubeyde kumandasında Şam taraflarına. Hz. İslâmiyetten ayrılma tehlikesi birdenbire büyüdü. Resûlullah’ın (s. sizin de bana itâat etmeniz lazım gelmez. onbir kabileye bölükler gönderdi. Çünkü Allahü teâlâ. Halkı sükûna ve huzura kavuşturdu. o günahı elbette af eder.a. Bu kadar kuvveti kendimizden uzak tutarsak halimiz ne olur! diyorlardı.) Üsâme’yi sekizbin kişilik bir kuvvetle Şam tarafına göndermişti. Yalancılık hıyânettir.) doğru sözlüdür. Mekke. kara haberler getirmeğe başladılar. Kalkınız. Âlâ bin Hadremi (r.) “Günah işleyen biri. Sonra asker toplayıp. bir taraftan yahudi ve hıristiyanlar.a. Arfece ve İkrime. Vallahi. Çünkü. O’nun da bir insan olduğunu bildiren âyet-i kerîmeyi okuyup.a.v. Eshâb-ı kirâmın hepsi.” dedi. Medine’ye dönmüştü. Yemâme’de de büyük zafer kazandı.a.v. Ali (r. Eğer ben Allah’a ve Resûlüne âsi olur. İmdada gelen büyük ordudan yetmişbin kâfir öldürüldü. Halife. Her tarafı dehşet bürüdü. Hepsini dağıttı.) ordusunu Şam’a göndereceğim” buyurup hemen gönderdi. Amr İbn-i Âs (r.

) dün size bir şey anlatıyordu.) ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirtip. Altı tane daha Mushaf yazdırıp. Resûlullah Kur’ân-ı kerîm’in hepsinin tefsîrini Eshâbına bildirmiştir. Resûlullahın (s.a. Ömer Peygamber olurdu” buyurdu.). Her ilimde müracaat kaynağı olmuştur. bütün Kur’ân-ı kerîm’i kâğıt üzerine yazdırdı. İslâm devlet idaresinin temelleri sağlamlaşmış. Yemen. Ebû Bekir’in ilmi o kadar yüksekti ki. iki kerre gelip. Arap dilinin belâgatına da vâkıftı.a. Hz. Ebû Bekir’e anlatılan tefsîrini anlıyamadı. Resûl-i Ekrem’in (s. Resûlullah’a sorardı. Bugün.) vefâtından sonra hemen hilâfet işlerine başlaması ve meşguliyetinin çok olması ve her işittiğini rivâyet edecek kadar uzun yaşamamış olması sebebiyle rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin sayısı azdır. Huzeyfet-ülYemânî. Çünkü Hz. Böyle yüksek olduğu halde ve Arabiyi çok iyi bildiği halde. halife Ebû Bekir (r. Âhireti teşrif edeceği sene. Ebû Bekir’in en büyük hizmetlerinden biri de. Ömer’in de teklifi ile Kur’ân-ı kerîm’in bir kitap halinde toplanması kararlaştırılıp. öğrenelim” dediler. Eshâb-ı kirâm ve Tâbiînin âlimleri. “Yâ Ömer. sûreleri birbirinden ayırdı. Ebû Bekir’in derecesi. Resûlullah (s.v.v. Hz. Hz.) Ebû Bekir Sıddîk’a (r.64 - . Sonra. Levh-ilMahfuz’daki sırasına göre okur. ondan çok daha yüksekti. hep bu yedisinden yazılıp. Bunların 142 adet olduğu kaynak eserlerde zikredilmektedir. Böylece O. başkaları da. Peygamber efendimizin Hz. Yanlarına gidip dinledi. çoğalmıştır. Çünkü o daima. Resûlullahtan (s. Resûlullah (s. Hz.v. Hz.anhüm. Zeyd bin Sâbit’in başkanlığındaki bir hey’ete. o ana kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîm’i.halifenin cesareti. bu görev Zeyd bin Sâbit’e (r. Eshâb-ı kirâmın (r. Ebû Bekir’i sağına. bütün dünyâda bulunan mushaflar. halife Medine’de vefât etti. Cenab-ı Hakk’ın rızasına kavuşmağa vesîledir. dehası. Bize de söyle.) efendimiz dinler ve tekrar ederdi. Ebû Bekir seviyesinde anlattığı şeyleri anlayamazdı. “Benden duyduklarınızı. sonra da diğer Sahâbîlerin görüşlerine yer verirdi.) birşey anlattığını gördü.a.a. Hz. Ebû Bekir’in hadîs ilminde de üstün bir hizmeti olmuştur. Hz. Böylece.) herkesin derecesine göre anlatıyordu.a. Peygamber (s.) çok feyizlere kavuşmuş. birşey anlıyamadım” dedi. Kur’ân-ı kerîm’in tefsiri için lâzım olan bütün ilimler.) görünce.a. Mürtedlerle yapılan bu harplerden Yemâme’de. Bahreyn. İslâmî ilimlerin bütün meselelerini bilirdi. Abdurrahman bin Avf. Bağdâd. Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Ömer bin Hattâb. Eshâb-ı kirâm. Cebrâil aleyhisselâm her sene bir kerre gelip.) en yükseklerinden olan Hz. esrarını.a. Ömer. Bir meselede Eshâb-ı kirâm ile istişare ederken Hz. “Ben Peygamberlerin sonuncusuyurn. Ömer (r. Muhammed aleyhisselâmdan sonra insanların en üstünü oldu. Kur’ân-ı kerîm’in bir hükmü dışına çıkılmadığı gibi.a. Üçüncü halife Osman (r. Hicrette O’nun yol arkadaşı idi. Otuzüçbin Sahâbî bu Mushaf’ın her harfinin. Görülecek mesele hususunda. birçok âyet-i kerîmelerin tefsîrini O’ndan alıp bildirmişlerdir. Hayatı boyunca Peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmadı. Mekke ve Medine’ye gönderdi. Zeyd bin Sâbit (r.” . birçok kısımlarını yazmışlardı. tam yerinde olduğuna söz birliği ile karar verdi. tamamını okudular. Eğer. Ebû Bekir’in kalbine akıttım” buyurmuştur. Resûlullah ona anlatıyordu. yerlerini sıraladı.) Kur’ân-ı kerîm’den anlayamadığı bir âyetin mânâsını sormuş.a.v. birçok meselede Resûlullah’ın nasıl hareket ettiğini Ebû Bekir’den (r. Âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i şerîflerin mânâ ve hakikatlarına hakkıyla muttali (öğrenmiş) idi. Ömer. Abdullah İbni Ömer. Abdullah İbni Mes’ûd. Kur’ân-ı kerîm’in Hz. Abdullah İbni Abbas.) o kadar yüksek idi ki. Basra. birçok hâfız şehîd olmuştu. “Dün Ebû Bekir (r. Kendisinden. Ömer’i de soluna oturturdu. Aliyyü’l-Mürtezâ. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâbından çoğu. Bir saat dinledim. Ömer’i (r. Mağarada beraber idiler.) verildi. Hz.” “İmamlar (halîfeler) Kureyştendir.) soruyordu. Ömer bir gün geçerken. benden sonra Peygamber gelseydi. Çünkü Resûlullah (s. görüşünü sorar. Mıshaf veya Mushaf denilen bir kitap meydana geldi. Kur’ân-ı kerîm’i tamamen ezberlemişti.” “Allahü teâlâ’dan ömrünüzün başında ve sonunda afiyet ve yakîn isteyeniz. güzel idaresi ve bereketi ile oldu. Hz. Osman bin Affân. Onun devrinde.a.a. Kur’ân-ı kerîm’den hüküm çıkarmak hususunda üstün bir kudret ve maharet sahibi idi. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsını. Ebû Bekir’de mevcuttu. Muhammed aleyhisselâm ahirete teşrif ettiği sene.v. Nitekim Resûlullah efendimiz O’nun hakkında “Allahü teâlânın kalbime akıttıklarını. gelip dinlemeğe çekindiler.a. Yermük savaşı yapılırken. Ertesi gün. Çünkü Ebû Bekir’in yüksek derecesine göre anlatıyordu.) ve daha birçok Sahâbî hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. hatta Cebrâil aleyhisselâm dahi. Aralarında bir nokta farkı bile yoktur. Fakat. Eshâb-ı kirâmın en çok ilim sahibi olanlarındandı. din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!” buyururdu. Her işinde O’nun veziri oldu. bu da. Ebû Bekir.) hicretin yirmibeşinci senesinde. Resûlullah efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin bazıları şunlardır: “Misvak ağzı temizlemeğe.a.a. Hz.v. Kur’ân-ı kerîmi kitap halinde toplatması olmuştur. Bazıları da bazı kısımları ezberlemiş. Şam. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsına ve hakikatine ait bütün bilgileri bizzat O’ndan almıştır. gördü ise de. önce bu ikisinin reyini. Yaşadığı zamanda Kureyş’in âlimi olarak tanınırdı.v. Resûlullah’ın her haline ve her işine pek yakından vâkıf bulunuyordu.a.a. dinden ayrılmak isteyenlere fırsat verilmemiştir. Gayet güzel konuşur. Sûreler belli değildi.

Bu hicret Allahü teâlânın izni ile idi.) gönderdi. Ebû Bekir’in fazîletleri. Resûlullah (s. Ebû Bekir Sıddîk’dır.a. Ebû Bekir idi. Allahü teâlâ. bunlardan razıdır. İslâmî ilimlerin her meselesini bilirdi (ve hükümlerinin hepsine hakkıyla vâkıftı).v. Müslümanlar. Resûlullah’ın kalbine akıtılan feyizlerin. tetkik ve tahkik edip).a. Onların bıraktıkları sadakadır. O ise.” buyurdu.) âzâd edince. sâdık. Nitekim Resûlullah (s. İnsanların yaratılışları ayrı ayrı olduğu için tasavvuf yolları da ayrılmıştır. Hz. Bir saat geçti.a. Hepsini sever. Hz. başkalarının önünde bulunmasıdır.a. Ebû Bekr-i Sıddîk (r. sıddîk. bu korkulu yerde onunla arkadaşlığı tercih etti.v. Hz. yani düşmanlarla şiddetli mücadele etmek ve şânını. iki taraf hücum etmişti. nübüvvet yolunun bütün marifetlerine. Allahü teâlâ elbette râzıdır” müjdesine. Feth sûresi onsekizinci âyetinde. O’nun hakemliğine ve kararlarına itirazları olmazdı.) kâfirlerden mağarada saklanınca.) Resûlullah’dan (s.) Neseb ilminde de yükselmişti. “Ağaç altında. Allahü teâlâdan razıdır. Müslümanların sorularına cevap vermek suretiyle.” Ebû Bekr-i Sıddîk’ın (r. şerefini kaybetmekte. onun için indirilmiştir ve yine Tevbe sûresinin yüzüçüncü âyetinde.).v. bindörtyüz kişi idi.a. zira bunlar Cehenneme götürür. Resûlullah’tan sonra Allahü teâlâyı en iyi tanıyan ve en çok ibadet eden O’dur. hem de Medine’de bunları karşılayıp. Aralarındaki kan davalarını halleder. ruhunun kabz olunduğu yere (vefât ettikleri yere) defin olunurlar. Eshâb-ı kirâmın en büyük fakîhlerindendi. tasavvuf ilminin bütün yüksek marifetlerine kavuşmuştu. atını sürerken. Sonra. başka akraba ve yakınlarını değil. sana söz veren mü’minlerden. fıkhî (dini meseleleri araştırıp.) şerefini ve diğerlerinden üstün olduğunu göstermektedir. Ebû Bekir (r. Bu ümmet içinde. Halini bildiği için.) sonra olma se’âdetinin sahibi. fıkıh ilminde üstün bir yeri vardır. öncelerin öncesi odur. Eshâb-ı kirâmın hepsi. “İftâ makamı” (fetva makamı) idi. O’nun gösterdiği yoldan ayrılmamaktır. Resûlullahın (s. hem de. önde olanlardan ve iyilikte bunların izinde gidenlerden Allahü teâlâ razıdır. malının çoğunu ve canını fedâ etmekte ve her türlü hizmette. diğeri de vilâyet yoludur. Bu özellik Ebû Bekir’in (r. İslâmiyetin zimmîlere (gayri müslim vatandaşlara) tanıdığı bütün haklar eksiksiz yerine getirilmekteydi. Demek ki. Resûlullah (s.v. Bunların her biri. marifetlerin hepsi O’na da verilmişti. Bu ümmetin sonra gelen evliyâsı. Allahü teâlâ. Ebû Zer. Yedinci olarak Bilâl-i Habeşî’yi (r. senin mübârek yüzünü görmekle hafifliyor. zira bu ikisi Cennete götürür. “Yanımdan ayrılma ya Ebâ Bekir! Bedenime ve kalbime gelen her sıkıntı. Çünkü dîni kuvvetlendirmek ve Peygamberlerin efendisine yardım etmek için. hakkında Leyl sûresi onyedinci: “Takva sahibi olan Cehennem ateşinden uzaklaştırılacaktır” âyet-i kerîmesi indirildi.a.a.) yardımcı gönderdi. kılıcını çekip.) elinden tutup.anhüm) kumanda yerinde oturmuştu.v.v. Bedir Gazasında. Ömer’i (r. Ebû Bekir’e: “Sen benim havuz başında ve mağarada arkadaşımsın” buyurdu.) de dahildir. İbni Ömer (r. imâna gelmekte. Ebû Bekr-i Sıddîk.a. Ebû Bekir. hadîs-i şerîflerin ve Eshâb-ı kirâm ile diğer din âlimlerinin haber vermesiyle anlaşılmıştır.65 - . Sa’d ve Sa’îd’i (r. Birisi nübüvvet yolu. . Fetvalarının adedi itibarıyla bunların mutavassıtlarındandı? Kendi hilafeti devrinde kurulan dîni müesseselerden (kuruluşlardan) biri de.a. Hadid sûresinin onuncu âyetinde: “Mekke-i Mükerreme’nin fethinden önce malını veren ve cihâd eden kimseye. Sa’d ve Sa’îd ile (r.a. hem onlara faydalı olunuyor. Ramazan-ı şerîfin onyedinci Cuma günü. muhlis mü’minlerdendi.) izinde bulunmak. sıkıntının azalmadığını görerek. Ömer. Onlar da.a.” “Peygamberler. Eshâb-ı kirâmın içinde “fukahâ-ı seb’a” adı ile meşhûr olan yedi büyük âlimden biri de Hz. Bunlar.) gönderdi. cihad etmekte.a. üstünlükleri çoktur. fetihden sonra malını dağıtan ve cihâd edenden daha büyük derece vardır. Temmuz ayının öğle sıcağında.a. Sonra Ebû Zer’i (r. Resûl-i Ekrem’in zamanında bile fetva verirdi. onlara Cenneti hazırladı. Cennette sonsuz kalacaklardır” buyuruldu. “Önce imâna gelenlerden.” “Peygamberler miras bırakmazlar. Ebû Bekir Sıddîk’ın (r.v.“Doğruluğa ve iyiliğe dikkat edin. ilmin gelişmesi temin ediliyordu (sağlanıyordu). özellikle Hz. Resûl-i Ekrem (s. Resûlullah’tan yayılan bütün ilimlere ve feyizlere ayna olmuştu. Seninle kalbim kuvvetleniyor. dînî hükümlerde icma’ın (birliğin) hâsıl olmasına çalışmaktı. Tasavvuf.a.a. Peygamberimizden (s. Bu kuruluşun en önemli görevi.a. yardım eden Ensârdan. her fazîlette öne geçenlerden.). Allahü teâlâ hepsine Cenneti va’d etti” âyet-i kerîmesi. Allahü teâlâ. nurlara iki yoldan kavuşmuştur. malını dağıtmakta.a. gizli ve aleni herşeyine vâkıf olan sadece Ebû Bekir idi. Hz. Resûlullah’tan gelen feyizlere. Hicretten evvel altı köle âzâd etmiştir. Habîbine. Yalandan ve kötülükten sakının.) diğer müslümanların en üstünü olmasının sebebi. Allahü teâlâya bu yoldan kavuştular.) Ebû Bekir. Çünkü. Ebû Bekir vasıtası ile kavuşmuşlardır. Arapların soylarına ait vak’aları (olaylar) en iyi bilendi.) bildirdi.v. İslâm askeri sıkıntı çekiyordu. Resûlullah (s. Bu sözleşmeye “Bi’at-ür-Rıdvân” denir. Kur’ân-ı kerîm’in.a.) de “Ağaç altında benimle sözleşenlerden hiçbiri Cehenneme girmez!” buyurdu. Ebû Bekir Sıddîk’ı arkadaş etti. hem Mekke’den gelen Muhacirlerden.

“Allah için. Habîbimin yüzüğüne Ebû Bekir ismini yaz. terledi.) götürürken Hak teâlâ Cebrâil aleyhisselâma. Halbuki fazla yazılmış hikmeti nedir? diye sordular. Ayağını çekince heybetli ve zehirli bir yılan çıktı. Bunlar hep O’na en yakın olma delilleridir. müslüman olunca Allahü teâlânın rızası. Ebû Bekir’i Kur’ân-ı kerîm’de bilhassa bildiriyor ve: “O vakit Peygamber. bir elem gelmesin” dedi ve içeri girdi. Bu mağarayı şereflendireceğinizi biliyordum. Bedir’de de O’nun ikincisidir. Ebû Bekir’e bu yüzüğün üstüne yalnız Lâ ilâhe illallah yazılması söylenmişti. Resûlullah (s. Ebû Bekir için son derece üstünlük vardır.v.a. Ebû Bekir yüzüğü alıp kuyumcuya götürdü. Birçokları bu çağrıyı kabul etti. Resûlullah insanları imâna davet etti. canını. mübârek zâtınıza bir keder. “Ey Allahın Habîbi. Her savaşta Resûlullahın yanında idi.v. sırdaşıma eziyyet etmeğe Allahü teâlâdan korkup.) içeri girdi ve mübârek başını Ebû Bekir’in kucağına koyup uyudu. hepsi âşıktır. Namaz vakitleri haricinde göğsüne kadar tandıra girer.). Ben de Habîbimin isminden Ebû Bekir’in ismini ayırmağı uygun görmedim” buyurdu. (s. Ebû Bekir Sıddîk) yazılı idi. Fakat Sıddîk. Resûlullah (s. Hz. Hz. Ebû Bekir’e.a. ben yazdırdım. Resûlullah hastalanınca. Hz. Ebû Bekir insanları Allah’a ve Resûlüne imâna çağırdı.) bir gümüş yüzük hediye getirmişlerdi Hz. siz de güneşi getirdiniz. içerde zararlı bir şey varsa. Tevbe sûresi kırkıncı: “Mekke kâfirleri onu Mekke’den çıkardıklarında ikinin ikincisi. Resûlullahı o kadar severdi ki.Hazerde ve seferde Resûlullahdan hiç ayrılmadı. Resûlullah uyanır korkusuyla. Gözyaşı Resûlullahın mübârek yüzüne damlayınca: “Ne oldu yâ Ebâ Bekir?” buyurdu. kırkbini de aşikâre vermişti. öne geçti. dedi. Sonra eski bir mutaf (keçi kılından dokunmuş elbise) eline geçti. Arkasına giydi.) özürünü kabul etti. hayvanlar. bana gelsin. dediler. Ebû Bekr-i Sıddîk îmân edenlerin birincisi oldu. bu yüzüğü bir kuyumcuya götür. Hz. bir gün ve gecelik ameli gibi olmasını isterdim. Üzerine (Lâ ilâhe illallah) yazılsın.v. malını. insanların. kuşlar. Hz. Onun için çok zamandan beri bu sıkıntılı mağarada gece gündüz demeyip yolunuzu bekliyordum. Habîbim üzülmesin buyurduğunu söyledi ve olanları anlattı. mübârek yüzük Hz.) dördüncü gün sabah namazından sonra Eshâb-ı kirâma dönerek.a. Sana yalnız insanlar değil. Ebû Bekir çok utandı. Ömer şöyle dedi: “Ömrümdeki bütün amelimin Hz. Hemen iyi oldu. sizi görmeme mani olunca benden korku ve haya kalktı. Ebû Bekir’in yarasına mübârek tükrüğünden sürdü.) yüzüğü Sultân-ı enbiyâya teslim etti. Resûlullahın ikincisi kıldı. Allahü teâlânın kendisiyle olduğu bir kimse ise. cinnin Peygamberi.) ile birlikte mağaraya gitti. Böylece davette de ikincisi oldu. İçeriyi süpürüp temizledi. Ebû Bekir’in kendi adının yazıldığından haberi yoktur. “Yâ Atik. Resûlünün arkadaşı olarak.a.) yüzüğe baktılar.a. Sonra Ebû Bekir (r. Hz. Ebû Bekir ayağım ile kapattığım delikten bir yılan ayağımı soktu. şüphesiz. Resûlullah (s. Fakat Allahü teâlânın ism-i şerîfi ile Resûl-i Ekrem’in ism-i şerîfinin ayrı olmasını uygun görmemişti. hiç hareket etmedi. Üçüncüleri Allahü teâlâ idi. sabredip. O’nun yerine insanlara imam olup.a. Ebû Bekir’in ismi geçince. Hak teâlânın selâmını söyledikten sonra. “Ey utanmaz yılan. Hz. dedi. Böylece üç gün geçti. Resûlullah (s. Bu yüzüğün üzerine “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” yaz. Resûl-i Ekrem (s. Acaba hasta mıdır. Yüzüğün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah. delikleri kapadı. Bu hususta da ikinci oldu. Resûlullah (s. Yılan. Cebrâil aleyhisselâm derhal yetişip. Hz.v. Ebû Bekir’in söylediği gibi yazdı. Ayağımı çekersem çıkıp size zarar vereceğinden korkuyorum. Ebû Bekir’in. karıncalar. Bundan sonra giyecek elbisesi bile kalmamıştı.) ayağını çek buyurdular. benden utanmıyor musun?” buyurdu. büyüklerimizden yüksek vasıflarınızı dinlemiş.” buyurdu. Böylece imânda O’nun ikincisi oldu. bu karanlık mağaraya sabahı. Allahü teâlâ onu. Hz. Ebû Bekir kuyumcudan alıp.v. Kuyumcu Hz. “Ebû Bekir Sıddîk üç gündür mescide gelmiyor. O . Ebû Bekir. böyle emretmemişdi. Ebû Bekir’in elinde iken ve haberi yok iken yüzüğe Ebû Bekir ismini yazdı. gidip hatırını soralım” buyurdular. hep yanında bulundu.a. çoğu zaman Resûlullahın yanında idi. Namazları evinde kılardı. içeri girmesini söyledi. Resûlullaha (s. Hz. Bunda Hz. Sonra Hz. mübârek yüzünüzü görmeğe âşık olmuştur.a. çünkü Ebû Bekir benim ismim ile Habîbimin isminin ayrı olmasını uygun bulmadı. mahzun olma!” diyordu” buyuruyor.66 - . şeref ve fazîlet yönünden diğerlerinden üstündür. O’nun o mes’ûd gecesi ki. Ebû Bekir. arkadaşına. Sıddîk. Sağında solunda bir çok irili ufaklı delikler gördü. Hattâ bu köleniz gözü yaşlı.v. Resûlullah (s. yâ Resûlallah içeri girmeyin! Ben gireyim. Bir iki delik kaldı.” diyerek özür diledi. (ya’ni Hz. Bir cevap vermeden Cebrâil aleyhisselâm gelip. Habîbullahın aşkı için seksenbin altın fakîrlere sadaka verdi. Bu küstahlığa cesaret ettim. Peygamberimize.a. mutafı arkasına alırdı. benim mağara arkadaşıma. Hırkasını parçalayıp. Kırkbin altını gizli. O’nun arkadaşı olduğunun açık delilidir.v.v. Ayağını yılan soktu. Bu da Resûlullaha olan sevgisinin doğruluğunu. yılanlar. Onları da ayakları ile kapayıp. Resûlullahdan sonra O’nun türbesine defin olunmada da ikincisi oldu.a. Allahü teâlâ. Hz. her şeyini O’nun için fedâ etmiş ve her an fedâya hazır halde idi. Ebû Bekir) ile mağaradaydılar” âyeti ile. sonra Resûlullaha. “Çabuk git.v. Mağaraya varınca. Bazı âlimler.

Hz.) beraber bir yolda giderken. dedi. Hz. Yâ Resûlallah.)” sonra da kendisinin olduğunda ittifak vardır.a. beraber evine gidelim!” buyurdu. Ebû Bekir’in imânı ağır gelir” buyuruldu. Ebû Bekir arkada yürürlerdi.a. Ebû Bekir’den başka hiç kimse Cebrâil aleyhisselâmdan vahiy işitmemiştir.a. Hz. bu zatı hangi şey ağlatıyor. Ebû Bekir’e bir elbise gönderilmesini emir buyurduğunu haber verdi. O da (Yâ Rabbî! Dünyâda beni sevenleri bana bağışla.” buyurduğundan. “Bir daha böyle yaptığında. Eshâb-ı kirâmın hiçbirinin fazla elbisesi yoktu. Yâ Resûlallah! Hz. Bir hadîs-i şerîfte: “Ebû Bekir’in imânı.) geldi.a.” Diline hâkim olmak. Ebû Bekir’in bir saat ibâdeti yetmiş yıllık ibâdet yerini tutar. Ebû Bekir’e olan muhabbetleri daha çok arttı.67 - . Evde ne yapıyordun diye sordu. “Ebû Bekir’den başka herkese vardır. diğer bütün kapıları kapattırdı. Neden bu şekilde giydiler diye sorunca. bizi hiç davet etmez” dediler. Ebû Bekir’den şikâyet için gelip. Ebû Bekir’e gönderdi. “Ey Ebû Bekir. (Buyur! Hesapsız Cennete gir!) denilecektir. Hz. pişen kendi ciğerimdir. Hz.) Ona. Mi’râc gecesi Cebrâil aleyhisselâma: “Ümmetimin hepsine sual.a. Resûlullah. dar bir yere geldiler. Bütün Eshâb-ı kirâm da musâfeha edip. o da Allahü teâlâ katında olanı seçti. O da. Sonunda bir Sahâbî başka birisinden bir elbise bulup. Ebûdderdâ önde. dedi. Resûl-i ekrem Cebrâil aleyhisselâmı görünce rengi değişti. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir’e duâ ettiler.) hutbe okuyordu. “Onun kapısında nûr görüyorum. “Ey Ömer evine ne kadar mal bıraktın!” buyurdu. Hz. Birgün Resûlullah efendimiz. Ebû Bekir hepimizden fazla sadaka verirdi.sırada Cebrâil aleyhisselâm siyah mutaf giymiş vaziyette geldi. ben ciğer kebabı yemiyorum. Ebû Bekir’in mescide açılan kapısı hariç. dünyâ ile kendi katında olan arasında serbest bıraktı. dedi. âlimler. Hz. bu kendisinden sonra onun halifeliğine işarettir.) Hz. Ey kardeşim Cebrâil bu ne haldir? diye sordular. Birgün haber verdiler.a. Hiç bir şey bırakmadım dedi. Resûl-i ekrem. yanına oturttu.) çağırmasını emir buyurdu. Resûlullah. Her ikisini de dolduraca. Hz. Ali’den (r. Hz. cevaplarınız arasındaki fark kadardır. Henüz huzura varmadan Cebrâil aleyhisselâm gelip. Habîbine dost eyledi. kırkbini de aşikâre olarak seksenbin altın sadaka verdi. Bu sefer de ben en fazla vereyim düşüncesiyle malımın yarısını götürdüm. Ebû Bekir’i edinirdim. Ebû Bekr-i Sıddîk bizim en âlimimiz idi. Ebû Bekir o elbiseyi giyip. bana haber verin. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Ebû Sa’îd-i Hudrî (r. Resûlullah (s. bu kadar nimetin şükrünü yapabilir miyim. “Kimde bir fazla elbise varsa versin! Hak teâlâ ona çok sevab verip. Ona. Ebû Bekir’i karşıdan görünce. O sırada. Birgün Eshâb-ı kirâm Resûlullaha.) bildirir: “Bu ümmetin Resûlullahdan sonra en üstünü Ebû Bekir. Ebû Bekir bunu duyunca ağladı. Fakat İslâm kardeşliği ve muhabbeti vardır.v. Resûlullahın (s. Resûl-i Ekrem (s. Resûlullah (s. Resûlullah efendimiz.v. Hak teâlâ sana selâm edip. bize de var mıdır?” buyurdu. Hz.) herkesin sadaka getirmesini emir buyurmuştu. Ebûdderda’ya hitaben: “Neden Ebû Bekir’in önünde yürüyorsun! Onun daha üstün olduğunu bilmiyor musun? Böyle gitmek edebe aykırı değil midir?” buyurdu. Yâ Resûlallah gökteki bütün melekler böyle giydiler.v. Hatırıma şu gelmişti: “Hak teâlâ Cenneti ve Cehennemi yarattı. “Yâ Ebâ Bekir. hesap var mıdır?” diye sordu.a.a. “Yâ Resûlallah! Hz. Cebrâil aleyhisselâm geldi.a. Firdevs Cennetinde bana komşu yapacaktır. sonra Ömer.a.) O’na da. hemen yola çıktı.a. Ömer anlatır: “Tebük gazasında.” buyurdu. bunun nasıl olduğunu sorunca: “Hak teâlâ.a. bana İslâm Dinini nasîb etti. Hz. Eshâb-ı kirâmın. Hz. ağlama! Arkadaşlığı ve malı bana Ebû Bekir’den daha bereketli olan yoktur. “İkinizin arasındaki fark. O esnada.a.) eshâbına. hepsi candan Hz. Resûl-i Ekrem’in huzuru ile şereflenmek için yola çıktı. Hutbelerinde: “Allahü teâlâ bir kulunu dünyâ ile kendi katında olan arasında serbest bıraktı. Bunun kadar da evimde var dedim. Hz. “Evine ne kadar mal bıraktın!” buyurdu. Hz. Kulunu Allahü teâlâ. Allahü teâlâ katında olanı seçti” buyurdu. Ebû Bekir’e haber gidince. birşey söylemeyip. Kendi kendime. Bilâl’e Ebû Bekir’i (r. Bunu işitince.” buyurdu.” Hz. kokusunu duyarız.v. diye korktuğumdan. hemen kalkıp. Ebû Bekir ile Ebûdderdâ (r. dedi. Acaba kıyâmet gününde hâlim ne olur. Ebûdderdâ (r. Resûl-i Ekrem’e. Hiç giyeceği kalmadığı için üç gündür mescide gelemedi. Eğer ümmetimden dost edinseydim. İbni Münzir. sen ciğer kebabı yiyor muşsun.v. Resûlullah Hz. odasında yalnız başına ciğer kebabı yer. O sırada benim de malım çok idi. Her zaman Hz.) hatasını anlayıp tevbe etti. Hz. karşılayıp. karşıdan Resûl-i Ekrem parlak ay gibi göründü. Resûlullah (s. Hz. onlarla birlikte Cennete girelim) diyecektir. kırkbini gizli.) şöyle bildiriyor: Birgün Resûlullah (s. Ebû Bekir’i karşılamanızı emir buyurdu. Mecbur olmadıkça asla dünyâ kelâmı söylemezdi. Ebû Bekir’in evine gitti. Eshâbı ile mescidde otururken. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ sana selâm edip. lüzumsuz hiçbir söz söylememek için mübârek ağzına taş koyardı. Hz. Ebû Bekir. dediler. sonra Osman’dır (r. Ateş ve kebap yoktu. Ebû Bekir Hak teâlânın rızası ve senin dinin uğruna. bütün mü’minlerin imânları ile tartılsa.v. Eshâb-ı kirâm arasında büyük yer verdi. Resûl-i Ekrem. Ebû Bekir’e karşı çıkıp musâfeha etti. ciğerim kebap oluyor” cevabını verdi.

hayır duâ ettiler. Hak teâlâdan. Senin iyiliklerin. en sıkıntılı zamanlarında yardımcı oldun. yerde halk arasında Sıddîk olduğunu haber verdiler” buyurdu. Resûlullaha herkes yalancı derken sen. bizim Seyyidimiz. iki yanında. Sonra: “İçinizden kim. Hak teâlâ hazretleri. sana. Ebû Bekir. benim bir kız kardeşim var. İkrâmda. dünyâda vezirlerin. Resûlullahın huzurunda. dedi. Uyandım. Onlar da aynı sesi işittiklerini söylediler. Eshâb-ı kirâma anlattım. “İçinizde kim. Resûlullahın sevgilisi. Hz. Hz. vefâtın zamanında yardımcıların. seni çok özledik. Senin imânın. Hak teâlâya kavuşma zamanında kendisine iftira edilmesini istemez ve müslümanları aldatmayı uygun bulmaz” buyurdu. Resûl-i Ekrem selâm verip musafeha etmekle beni şereflendirdi. boyda. Söyleyeceklerini söyle dediler. Bana senin isminin gökte melekler arasında. bugün cenâzede bulundu?” buyurdu. parlamağa başladı. Allahü teâlâ seni. Kulağıma. Hiçbir akıllı kimse de. O sırada elbiseler yeşil olup.) işitince. Mübârek elini göğsüme koydu. Ömer: “Hz. Hz. O elbiselerin eteklerini ben tutuyordum. Böylece hem Hak teâlânın takdiri yerine gelmiş. nûr elbiseli ve bakanlara neşe veren iki kimse vardı. dert ortağı. Resûlullahın vefâtından sonra. Ebû Bekir (r. Artık müşavereye lüzum kalmamıştı. O’nun yanında idin. kavuşma zamanı yaklaştı” buyurdu. Hakikaten vefâtından sonra. Sonradan bana söylediler. Medine’de herkes ağladı. dedim. hepimizin sohbetinden daha iyi idi. Fakat ben Hak teâlânın dostuyum. O’na.): “Bu kadar hasletlerin bulunduğu kimse. kıyâmette ikrâmda bulunacak. Orada bulunan Eshâb-ı kirâm. Allah’dan korkun daha büyük oldu. Hak teâlâdan. evdekiler baş ucumda ağlıyordu. Resûl-i Ekrem bir gün: “Bu gün içinizde oruçlu olan var mıdır?” buyurunca. son hastalığında: “Halifeliği kime bırakacağım hususunda tekrar istihare ettim. O’nun ümmetinin halifesi. sen İslâm dinine kuvvet verdin.). iki kız olarak ısmarladı. Hz. bugün hasta yokladı?” buyurdu. Dost edinseydim. hicretin onüçüncü yılında vefât edince. her geçen gün biraz daha zayıflıyordu. hanımının bir kızı oldu. Resûlullaha en şefkatli. iki oğlan. ben verdim cevabını verdi. Ebû Bekir. hayırlımızdır. sen oldun. Cennete girmekten maksat. O halde uyumuşum.a. ben oruçluyum. Hatta mescidde namaz kılanlar da.) bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: “Bize her nimet verene. denilmiştir. herkesten daha cömert sen idin. Ebû Bekir. Ebû Bekir. Senin yakînin. Habîb-i Ekrem’in yanına defn ettiler. büyüğümüz. ihsanda. Herkes şaşırdı. Birgün kızı Âişe-i Sıddîka hazretleri bu zayıflamanın sebebini sordu. “Bunlar Cebrâil ve Mikâil’dir” buyurdular. Üzüntüm gitti. kötü işlere yapılan cezayı görmeden. sen oldun. evdekiler uyanmışlar. Resûlullaha. vücudumu Cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim. Sulhda. Ebû Bekir. “Dostu dosta kavuşturun” diye bir ses geldi. bu iki kişiyi tanıyamadım ve onlar gibi kimse de görmedim. gayet güzel yüzlü. en yardımcı. Ömer’i) halife seç!” buyurdular. Resûlullah ile sohbetin. Ebû Bekir (r. sırdaşı ve müşâviri idin. Âişe’ye. O’na en yakın. ey Allah’ın Resûlünün halifesi! Senin doğruluğunda şüphemiz yoktur. mükâfatını verecektir. Kapı önünde durup: Yâ Ebâ Bekir! Sen. daha kuvvetli. inandım dedin.” Hz. O’nun kulağı ve gözü gibi idin.v. “Hanımım hâmiledir. anam babam sana fedâ olsun. ben bulundum.v. senin derecen en yüksek oldu. ikrâmının karşılığını veremedik. uzun boylu. Hz. Bana Ebû Bekir’in malının verdiği fayda gibi hiç kimsenin malının faydası olmadı. Sen. hem de bütün insanlar Cehennem korkusundan kurtulmuş olurlar cevabını verdi. sâdık. Allahü teâlâ. yaşda. O’nun dininin koruyucusu idin. “Yâ Ebâ Bekir. yalan söylemem. Resûl-i Ekrem’i rüyada gördüm. Ebû Bekir. O’na. yâ Resûlallah dedim. Kur’ân-ı kerîmde (sıdk) ismi ile şereflendirdi. hepimizin imânından daha saf oldu. Yâ Resûlallah. doğru söylüyorsun.ğını diledi (takdir etti). Hz. hesapsız Cennete girmektir. zamanın en temiz olan Fârûk’u (Hz.a. Kızı olacağını zan ediyorum” buyurdu. Fakat Ebû Bekir’in iyiliğinin. Ebû Bekir. Hz. çok mükâfat versin ki. Resûl-i Ekrem’e hepimizden çok sevgilidir” buyurmuştur. Eshâb-ı kirâm nereye defn edelim diye tereddüde düştüler. ikincisi hangisidir? diye sordu. Cevabında: “Beni. Ben de seni özledim. Bilirsiniz. Şöyle buyurdu: Gecenin sonuna doğru uyumuşum. bugün bir fakîre yemek verdi?” buyurdu. Uyandım. arkadaşı. Yine: “İçinizden kim. Her iyilikte ileridesin. Ebû Bekir’in bu yüksek arzulu duâsını çok beğenip. Ebû Bekir’i edinirdim. Uykuda o kadar ağlamışım ki. Âişe anlatır: Babam vefât edince. Bakanların gözlerini alırdı. O’nun huzurunda. işittik dediler. Câhiller dinden çıkarken. “Bu ümmet için âdil.a.68 - . muhakkak Cennete girer” buyurdu. yerde ve gökte herkesin rızasını kazanmış. Hz. Eshâb-ı kirâm. güzel huylarda. ağlayarak geldi ve “Hilâfet bugün tamam oldu” buyurdu.) ölüm hastalığında çocuklarını Hz. Hz. Hz. Cennette komşularındır. Muhammed aleyhisselâmın ayrılığı böyle zayıflattı” buyurdu.a. sen idin. O’na en çok benzeyen. iyilik edene mükâfatını verdik. harplerde. Yüzüm gözyaşlarımdan ıslanmış. Âişe. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s. Yanındakileri göstererek: “Bunlar. hepimizinkinden çoktur. Hz. rızâsına uygun olmasını diledim. Hayır sahiplerinin birincisi sensin. Herkesten zengin. Resûlullah efendimiz (s. Önce İslâma gelen sensin.a. ben yokladım dedi. Sonra gittiler. İki beyaz elbise giymişti. dedi. Ali (r. Hz.

İslâm’dan sonra af ve afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir. her işin temizdi. doğruyu bildirmek idi. Her işin sonunu.) yolunu tuttun. Zira ben. kapılarını açacaktır. Allahü teâlânın. Göklerde. bilmeden yaptım. Sen rüzgarların oynatamıyacağı bir dağ gibi idin.a. mü’minlere karşı çok merhametli ve ince kalbli davransın!” Oğlu Abdurrahman’ı. müslümanlara kolaylaştırdın. kendisini. Allah yanında büyüktür. sen yerine getirdin. midesini boşalttı ve sonra şöyle duâ etti: “Allahım.” “Ne söyleyeceğine ve ne zaman söyleyeceğine dikkat et!” Ordu kumandanlarını bir yere gönderdiği zaman. meyvalı ağacı kesmeyiniz. en önde yalan gelir. dinleyenin ve okuyanın kalbine tesir etmektedir. Hakka asî olmak ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. sapıtmaktan korusun” buyurdu. imâna sen kuvvet oldun. yoldan çıkanların size zararı olmaz” (Mâide sûresi 105) âyet-i celîlesini okuyorsunuz. deveyi çöktürür alırdı. Siz. hüngür hüngür ağladı. Resûl-ı Ekrem’den şöyle buyurduğunu işittim: “İnsanlar kötülüğü görüp mani olmadıkları zaman. senin derecen çok büyüktür. başka mânâda kullanıyorsunuz. onların hepsini azâba uğratmasından korkulur” dedi. sessizce. Sen mü’minlere sığınak. dayanak ve gölge idin. ma’mur yerleri tahrip etmeyiniz. komşu ile dedikodu yapma! Şu gördüğün insanlar dağılır gider ve sen yine komşunla başbaşa kalırsın” dedi. Allah’ın dinini. ihtiyarlara tecâvüz etmeyiniz. korkmayınız ve gıdadan başka bir maksatla koyun ve deve kesmeyiniz ve manastırlarına çekilmiş insanlara zarar vermeyiniz” diye emirler ve nasîhatler verdi. hasat zamanında pişman olur. Çıkarabildiğim kadarını çıkardım. O’nun her sözü. Hak dinin ağacını diktin. ihtiyacınızdan fazlasını almayınız!” . Yâ Ebâ Bekir! Resûlullahdan ayrılık acısından sonra. bize senin vefâtından daha acı bir musîbet gelmedi. Buyurdu ki: “Takva akıllıca yapılan işlerin en güzelidir. Küfür ve mürtedlik ateşini söndürdün. melekler arasında.ğı zaman. her buluşun doğru. verin demez. bozuk inançların kökünü kazıdın. dünyâyı istemekten alıkoyar ve bütün insanlardan uzaklaşır.” “Allahü teâlâdan. Nasıl olsa gelecek. “Allah sevgisini hâlis olarak tadanı. “ Bir defasında bilmeden şüpheli birşey yiyip hemen anlayınca zorla istifra edip.” “Müslümanlardan hiçbiri. kesilir. tarlaya tohum ekme vaktini kaçırmış olur.69 - . diğerini hakir görmesin! Zira müslümanların küçüğü. Sonunda şöyle buyurdu: “Ey kardeşim. Eshâb-ı kirâmın hepsi. ilim idi. af edici baba idin.v. fakat onu yerine koymuyor. Sonunda hepsi. Bir hutbesinde buyurdu ki: “Ey insanlar! Allah’tan af ve afiyet isteyiniz. senden sonra. komşusu ile münâkaşa ederken gördü ve oğluna gücenerek: “Oğlum.” Çok kerre dilini parmağıyla tutar ve: “Başıma gelen herşey bunun yüzündendir” derdi. Muhacirler ve Ensâr arasında. Herkes dağılırken sen Muhammed Mustafa’nın (s. çocuklara dokunmayınız. Her sözün. Ve çok ağladı. Verdiği elemleri kabul ettik. Mü’minlere şefkatli. İslâm’ın hakkını herkes elden kaçırırken. azmaktan. edîbi sen idin. Yine bir hutbesinde: Ey insanlar! Allahü teâlânın “Ey imân edenler. ilk İslâm’a gelen ve en önce Resûlullah (s. Ali’nin sözlerini dinledi. yakînin hepimizden sağlam idi. Allahü teâlâ. Çünkü mü’mine. sen doğrulttun. Sözün mertçe. Hıyânet olarak da. Sonra: “Allahü teâlânın kaza ve kaderine râzı olduk.) ile kıbleye karşı namaz kılan Ebû Bekir’dir” buyurdu. Sebebini sordular. Vaktinde tohum ekmeyen ise.a. Bir gün Eshâb-ı kirâma hitaben buyurdu ki: “Allahü teâlâ size dünyâyı fethettirecek. siz kendinize bakınız. Beni bundan ve damarlarımda kalanlardan sorguya çekme!” Birine nasîhat veriyordu. İslâm’ın ağır yükünü sen taşıdın. Hz. seni Muhammed aleyhisselâmın huzuruna kavuştursun! Bize. insanlardan birşey isteme diye emretti” buyurdu. İşin doğruluk idi. senden ayrılık yarası çok derindir) buyurdu. “Resûlullah bana. onlara: “Kadınları öldürmeyiniz. Gerici düşüncelerin. siz doğru yolda bulundukça. haddi tecâvüz etmeyiniz.” “Ömrünü faydasız. senden ayrılma acısı için sabırlar ve ecirler versin! Bizleri. sen kükremiş arslan gibi ortaya çıktın. geri kalmışları İslâma sokarak aydınlatırdın. Münafıklara karşı çok sert ve ateşli idin.v. Güçlükleri. Binekte iken devesinin yuları düşse. Eshâbın az konuşanı ve en belîği. boş şeylerle geçiren. Ali. İslâma. bu sevgi. önceden görür. Yine Hz. sana yaptığım tavsiyeyi aklında tut ve kaybolmamasına dikkat et! Ölümü özüne sevdir. Verilen emâneti yerine getirmek en üstün doğruluk sayılır. Gönlün herkesten kuvvetli. kıyâmet gününde cehennem ateşiden korumasını isteyen bir kimse. Mübârek gözlerinden yaşlar aktı.

Bununla beraber Allah dilediğini bağışlayabilir. Biz seni onların başına bekçi göndermedik. İşte. sabah namazını kılan kimse. “Mahşer gününde herkes. Ey insanlar! Çalışın ve nefislerinizi.. yücelt! Bizleri. Allah’a uymuş demektir.” “Kişinin kelâmı. Ey îmân edenler! Siz de o Yüce Peygamber’e salât ve selâm edin. sh-28 3) Câmi’u Kerâmât-il-Evliyâ cild-1. bu onların bileceği bir şeydir. O’ndan af niyaz eder. O. Bütün hayırlar O’nun elindedir.a. O’nu bütün insanlığa bir rahmet ve bütün insanlık için bir dayanak ve delil olarak göndermiştir. O tektir ve şeriki yoktur.” (Tevbe 33). ne yapabilir. Şunu bilin ki. Dilediğini yüceltir. Bütün varağımla inanırım ki. size zor gelen durumlarda da hakikate sarılın. yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi de. O halde ey îmân edenler! Allah’a ve O’nun Resûlüne tam uyun! Allahü teâlâ: “Resûle uyan. O gönderildiği zaman insanlar. Allah kullarını çok esirgeyicidir. Önünüzde çözümü zorlaşan şeyleri Allah’ın ilmine havale edin. Allah’tan başka ilâh yoktur.) O’nun kulu ve Peygamberidir. ona gönül verenler arasında haşr et! Bizleri onun havzından su içen bahtiyarlardan kıl! Allah’ım. Ağır olduğu kadar da acıdır. doğru söz dışında hiçbir kelâm hayır ve yarar getirmez. Topraktan yaratılıp. Allah’ın dürüst yürümeyi nasip ettiği kişi dosdoğru yol alır. sürekli olarak O Yüce Peygamber’e salât ve selâm getirirler. hamd O’nadır. Bütün varlığımla inanırım ki. Allahü teâlâ hakikat dînini Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm ile azîz kıldı..“Bilmiş ol ki. sana boyun eğmemiz hususunda bize yardımcı ol! Bizleri düşmanlarımız karşısında muzaffer kıl!.” “Allahü teâlâya olan hâlis sevginin zevkine varan. Allah’ın himayesindedir. Dirilten de öldüren de O’dur. kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsun. Eğer tavsiyeme uyarsan.” Yine bir hutbesinde buyurdu ki: Bütün hamd ve senalar Allahü teâlâya mahsustur. “O’nu hak ve hakikat olan dîni tebliğ vazifesiyle göndermiştir ki. Putperestler beğenmeseler de bu böyledir. yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsız!. Sizi oradan çıkaran O oldu. Mülk ve saltanat O’nundur.. O’na güvenirim. dünyâda hayır ve kötülük olarak yaptığı her şeyi hazır bulacak ve isteyecek ki. O’nun dışında hiçbir güç.” (Al-i İmrân-30). bunu yapan ise. hiç ölmeyen diridir. Hoşunuza giden işler kadar. “Muhakkak Allah ve melekler. Kendinizi iyi tanıyın. davetleri yalan ve sahte idi. ne de bir mürşid bulabilir. Dinleri uydurma. Hak din diğer dinlere galip gelsin. O’na inanır. Vasiyetime uymazsan da gaybda olan ölümden daha çok buğz ettiğin bir şey olmaz. O’nun nimeti sayesinde sizler kardeş haline geldiniz.” Hz. her durumda Allahü teâlâdan korkmanızı nasîhat ederim. Ve unutmayın ki. dilediğini alçaltır. Ömer’e şöyle tavsiye buyurdu: “Hak ağırdır. zira yüzüstü seni Cehenneme atar. Allah size işaretlerini böyle apaçık gösterir ki. onun saptırdığı ise ne bir dost. Yalan söyleyen. (Nisa.) salât ve selâmların en seçkiniyle salât ve selâm et! Bizleri de o âlemlerin Efendisine salât ve selâm etmekle şereflendir. sapıklık düşüklük. Bilgisizlik karanlıklarına gömülmüş durumdaydılar. henüz erişemediğin ve mutlak surette sana ulaşacak olan ölümden sevimli bir şey senin için olamaz. içinde yer alacakları ölüm ötesi için hazırlayın. ne demek oluyor? Bugün var. şüphe ve körlükten O’na sığınırım. ne bozabilir. O halde. Halbuki onu önlemeğe gücün yetmez. Ey îmân edenler! Size her işte. Bâtıl ise hafif ve aynı zamanda belâlı ve zararlıdır. Ey insanlar! Büyüklenmekden sakının. O’nun emir ve yasaklarına iyice kulak verin. 26 .” (Ahzâb. aklının beyânı. sh-169 2) Hilyet-ül-Evliyâ cild-1. dünyâlıktan vazgeçer ve bütün insanlardan yüz çevirir. helâk olmuştur. Ve aynı zamanda faydalıdır. 56) Allah’ım! Kulun ve Peygamberin Muhammed Mustafa’ya (s. fazîletinin tercümanıdır. Allah size kendinden korkmanızı emreder. doğru yola kavuşabilirsiniz. Ey mü’minler.” buyurmaktadır. Muhammed Mustafa (s. Sizden önce gelip geçenlerden de ibret alın. sadece kendi noksanlarınızla meşgul olun. Daha önceleri bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz.a. Çünkü Allahü teâlâ. oraya vardığınızda karşınıza çıksın. sh-75 4) Târîh-i Hulefâ sh-3. Allah’ın hakkını küçümseme. Hidayeti Allah’tan bekler. yaradılış hikmetini saptırmış. 1) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-3. Rabbinizin huzuruna mutlaka çıkarılacak ve küçük-büyük bütün davranışlarınızın karşılığını bulacaksınız. Ve O. 80).v. O bağışlayıcı ve affedicidir.70 - . Allah sizin gönüllerinizi birbirinize ısındırdı. Yardım istenilecek tek kudret sahibi Allahü teâlâdır. Eğer yüz çevirirlerse ey Peygamberim.v. her şeye gücü yetendir. O’ndan yardım dilerim. olabilecekleri hallerin en kötüsü içindeydiler. Allah’tan korkun. O’na hamd eder. Öbür âleme geçmeden önce bir şey hazırlayın ki.

Peygamberimiz (s. Çok heybetli. Fakat Ömer bin Hâttâb çok kuvvetli. yazıyı sakladılar. Dokuzuncu dedesi olan Ka’b’da soyu Peygamberimizin (s.) “Yüksek söyle yâ Ömer işitemiyorum” buyururdu. Ömer bin Hâttâb yerinden fırladı. Eğere dokunmadan ata binerdi. Habbâb’ı gizlediler. dedi. kardeşi kardeşe düşman eden Muhammed’i öldürmeğe gidiyorum) dedi. Onu alkışladılar. O’na birşey olmasın diye titreşiyorlar. bunu yazdırıp. İleri gelenleri toplandılar: (Muhammedin adamları çoğalıyor. (Bu şiddet.a. sh-1 16) Sahîh-i Müslim Fedâil-üs-Sahâbe 17) Tuhfe-i İsnâ Aşeriyye sh-28 18) Hucec-i katiyye sh-8 19) İkd-ül-ferîd. Daha sonra ticâretle meşgul olmuş ve çeşitli memleketlere gitmiştir. Kılıncını çekerek yola düştü. Kızması artarak. Onların müslüman olduğuna inanmadı. sh-142 HZ. Kapıyı çok sert çaldı.a. değil yalnız Ömer bin Hattâb. yere atdı. sh-1 8) Kâmûs-ul-a’lâm cild-1. Yüzünden kan akmaya başladığını görünce. (Bu işi.a. Böylece. Kureyş ikiye bölünecek. Ömer müslüman olmakla şereflendi.a.) peygamber olduğunun bildirildiği günün altıncı yılında. 15) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel. Kardeşini merak edip hemen evlerine gitti. Ömer ile Ebû Cehil bir yerde oturmuşlar. (Haydi Hâttâb oğlu! Görelim seni) dediler. O’nun Eshâb’ı çevresinde.a. cesur ve öfkeli olduğundan bunları düşünememişti. pervane gibi dolaşıyor. (işittiğim doğru imiş. Bu iş Kureyş kâfirlerine güç geldi. hayasından Resûlullahın huzurunda o kadar yavaş konuşurdu ki. Birbiri ile çarpışacaktı. git sor! Anlarsın) dedi. Ebû Cehil (Muhammed’i öldürmekten başka çâre yoktur. İçeri girince (Ne okuyordunuz?) dedi. kılınca sarıldı. Ömer bin Hâttâb. Sol elini sağ eli gibi iyi kullanırdı. (Birşey yok) dediler. (soy kütüğü) iyi bilirdi. (Eğer inanmazsan. kapıdan bunların sesini duydu.v. ÖMER-ÜL-FÂRÛK: Hz Ebû Bekir’den sonra Eshâb-ı kirâmın en büyüğü ve Peygamberimizin ikinci halifesi. dedi. cild-2. Sa’îd ile Fâtıma. s-243 13) El-Îsâbe cild-2.) soyu ile birleşir. müslümanlar çok kuvvetlendi. siz de O’nun sihrine aldanmışsınız).v. O gece Resûlullah (s. Fâtıma’nın canı yandı. Hz. O’nun bu sözlerine çok kızdı. O da (Millet arasına ikilik sokan.a. Bu işi başarırsa. Çok sevindiler. İslâmdan önceki Mekke toplumunda doğup büyüyen Hz. (Yoksa. cesur ve çok kuvvetli idi. Sa’îd’i yakasından tutup. din ayrılığı ortadan kalkacak. fakat Arapların âdeti olan kan davası hâsıl olacaktı. sh-696 9) Savâik-ul-Muhrika sh-9 10) El-Kâmil fi’t-târîh cild-2. kardeşine acıdı.71 - . onun yüzüne de öfkeli bir tokat indirdi. Ömer’in Müslüman Olması: Bi’setin yani Resûlullaha (s. Hülefa-i Raşidinden ve Aşere-i mübeşşereden yani Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. zevci Sa’îd bin Zeyde git ki. Peygamberimiz (s. Fâtıma kurtarayım derken.v. Habbâb bin Eret adındaki sahâbîyi evlerine getirmiş. sh-341 14) Sahîh-i Buhârî Babül-hicre. Ayrıca hitâbetinin üstünlüğü ve ata binmekteki mahareti ile meşhûr olmuştur.) bir gün gördü ki Hz.v. cild-1. sende mi onlardan oldun? önce senin işini bitireyim) diye. Künyesi Ebû Hafs’dır. Hâttâb oğlundan başka yapacak yoktur) dedi. Hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. O’nu. okuyorlardı. Babasının koyunlarını güderdi. kılıç belinde. bütün Hattâboğulları öldürülecekti. Ömer nesep ilmini. (Ya Ömer! Güç bir işe gidiyorsun. Sonra kapıyı açtılar. Gençliğinde ata biner ve güreş yapardı. Aynı zamanda Kureyş’in sefiri yani elçisi idi. gizli gizli bir şeyler konuşuyorlardı. O anlarda (Tâhâ) sûresi yeni gelmiş. ikisi de müslüman oldu).) “Yâ Rabbî bu İslâm Dinini Ömer ile yahut Ebû Cehil ile kuvvetlendir” diyerek duâ etti. bu kadar da altın veririm) dedi. sh-102 7) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1.v. sh-160 11) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk cild-4. Hicaz bölgesinin o zaman en meşhûr ve en büyük panayırı olan Ukaz panayırında defalarca güreşte birinci oldu. bu hiddetle nereye yâ Ömer?) dedi. O’nu öldürsen bile Abdulmuttaliboğullarının elinden yakanı nasıl kurtarabilirsin?) dedi. Bunu yapana şu kadar deve.5) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. (Yâ Ömer! Niçin Allah’dan utanmazsın? Âyetler ve mu’cizeler ile gönderdiği . annesi Hanteme bint-i Hişam Ebû Cehil’in kızkardeşi idi. Nu’aym bin Abdullah’a rastladı. kızgın görünce. kendisini harekete getirip. sh-315 6) El-Al’âm cild-4. îmân kuvveti. Edebinden. O’na yaklaşmak çok zordur. Her biri birşey söyledi. Kana boyandı ise de. Bunu önlemeğe çare bulalım) dediler.v. Allahü teâlâya sığınarak.) duâsı üzerine Hz. (Yâ Ömer! Beni bırak! Kardeşin Fâtıma ile. Peygamberimizin (s. sh-46 12) El-İstiâb cild-2. Resûlullahın amcası Hazret-i Hamza îmâna gelince. Babası Hâttâb Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden.

Ömer Kardeşlerimiz ne kadardır?) dedi. Kur’ân-ı kerîmin fesahati. yere oturdu. Ömer’i kolundan tutup (İmâna gel yâ Ömer!) buyurdu. Ömer.a. Resûlullahın sevgisi ile yanmağa başladı. Hiçbirinin. Kureyşin ileri gelenleri. süpürdü. Hz. Ali.Peygambere inanmazsın? işte ben ve zevcim. zekî. zevk ve neşe içinde halden hale dönüyorlardı. Medine’ye daha önce varıp Resûlullah’ın (s. arkasında öteki Sahâbîler yürüyerek Harem-i şerîfe gittiler. O’nun kılıçla geldiği görüldü. “Sen abdest veya gusül abdesti almadıkça onu sana vermem” dedi. (Yâ Rabbi! Bu dinî. Bu savaşa Hz. şaşkınlığı arttı.a. Habbâb bu sözü işitince. Ömer’in kabilesinden sadece 12 kişi iştirak etmiştir. taşdan oymalı. Ehl-i İslâm. (Müjde yâ Ömer! Resûlullah Allahü teâlâya duâ ederek. Tâhâ sûresini okumağa başladı. Bilmeyen bilsin ki. (Yâ Fâtıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar. güzel okuma bilirdi. ne diyeceğini şaşırdı. Kalbi. O zamana kadar gizli îmâna gelirlerdi. bu se’âdet sana nasip oldu) dedi.v. Fâtıma. Ömer’i tebessüm buyurarak karşıladı ve (Bırakınız. Cebrâil (a. Benî Adîy kabilesi Hz. ancak (O’ndan beklenir.) daha önce Hz. (Beni bilen bilir. Hicreti şöyle oldu. öyle ya! Şüphe mi var?) dedi. Ömer rüyada ezan okunmasını görüp Peygamberimize (s. İşte bu devlet.a. Hz. Hz. tapılmaz. Hz. Hz. Açıkça okuyalım!) dedi. çocuklarını yetim bırakmak isteyen. Hz. Abdullah bin Zeyd bin Sa’Iebe ve Hz.v. Ömer’in îmân ettiğini. yanına oklarını ve mızrağını alıp Kâ’be’yi açıkça 7 defa tavaf etti. (Öyle ise. Eshâb-ı kirâm. Herşey. Hz. İlk olarak meydanda namaz kıldılar. yeryüzünde bir şeyi yok!) diyerek. sevinçlerinden yüksek sesle tekbir getirdi. anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. (Hakikaten. Eshâb-ı kirâm Mekke’den Medine’ye gizli hicret ederken Hz. kuvvetli olduğundan. Bu âyet-i kerîme ve bu duâ. Resûlullah. Kuba’ya yerleşip Peygamberimizi karşıladı. cin fikirli olduğundan. solunda Hz. Bırakdılar. senin izinde gidenler yetişir. Eshâb-ı kirâm. Önde Hz. Sonsuz lezzet. yolda olduğunu haber vermişti. yanından ayrılınız) buyurdu. Hicretten sonra Eshâb-ı kirâm arasında yapılan kardeşlikte Hz. (O’ndan başkasına.72 - .) söylediler. Sevindiler. gümüşten.) yanından ayrılmadı. mânâları ve üstünlükleri kalbini çok yumuşattı.s. tunçdan. içeri gelsin!) buyurdu. ruhlarını ferahlatıyorlardı. Ondan sonra Kur’an sahifesini Fâtıma getirdi. Resûlullahın etrafını sardı. Biraz daha okudu. Ömer müslüman olduktan sonra hicrete kadar Resûlullah’ın (s.) yanında bulundu. Kılıcını kuşandı. Ömer açıkça hicret etti. Ömer’i buraya getirdiler. yerinden kıpırdasın!) dedi. orada Hz.) teşrif etmekte olduğunu müjdeledi. derin derin düşünceye daldı.v. Muhammedîleri toplamış getiriyor dediler. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: “İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. ondan sonra Resûlullah. müslümanlar kuvvetlendi. Hazret-i Hamza (Ömer’den çekinecek ne var. Hattâb oğlu Ömer’im. ötekiler tetikte olarak içeri girdi. Hz. Dona kaldı. Hazret-i Ömer bunlara dönerek. o günden sonra dayısı Ebû Cehle ve kâfirlerin ileri gelenlerine meydan okudu. belâgatı. Ömer’den müjde bekliyorlardı. tatlı tesirli sözlerini işitmekle kalblerini cilalıyor. Ömer’in müslüman olması ile. Ömer bu savaşta Kureyş’in kumandanlarından olan dayısı Âs bin Hâşim’i kendi eliyle öldürmüştür. Bedir ve Uhud savaşında devamlı Resûlullahın (s. Kardeşi (Evet. Hamza. onun nurlu cemâlini görmekle. O da temiz kalb ile kelime-i şehâdeti söyledi. Ömer.” meâlindeki Enfâl sûresi altmışdördüncü âyeti indi. Yoksa o kılıncını çekmeden ben onun başını yere düşürürüm) derken. Hergün biri nöbetleşe Resûlullahın huzurunda bulunur. (Resûlullah nerede?) dedi. Resûlullahın önünde diz çökdü. Başımızı kessen. süslü heykellerimiz var. Hz. Biri sağında. Hazret-i Ömer hiç aldırış etmeden (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah) dedi. Ebû Bekir. Müşriklerin safha safha ilerlettikleri düşmanlıkları ve işkenceleri karşısında dikilip kahramanca mücadele etti. Eshâb-ı kirâm toplanmış. Resûl-i ekrem (s. Ömer abdest aldı. Ebû Cehil.v. iyilik ile geldi ise. Resûlullah Hz. Resûlullah (s. Hemen.) bunu beğenip namaz vakitlerinde okunmasını emir buyurdu. Ömer’in korkusundan savaşa iştirak etmemiştir. Heybetli. Ömer. sağında Hz. (Hele şu okuduğunuz kitabı çıkarınız) dedi. Karısını dul. İleri varıp (Yâ Ömer! Bu ne?) dedi. Hazret-i Ömer.) Safa tepesi yanında.a. yerinden fırladı. bel bağlanmaz. O gün. (Seninle kırk olduk) dediler. Ebû Cehil ile yâhud Ömer ile kuvvetlendir) buyurdu.v. Ömer. biri solunda. Harem-i şerîfde saf olup. duyduklarını birbirine naklederlerdi. hoş geldi. Resûlullah kabul buyurdu. ne duruyoruz? Haydi çıkalım. Resûlullah (Yol verin. En güzel isimler O’nundur) âyetini düşündü. bundan dönmeyiz) dedi ve kelime-i şehâdeti okudu. .a. Yumuşak sesle. Harem-i şerîfe gidelim. Karısını dul çocuklarını yetim bırakmak. O da diğer müslümanlarla birlikte İslâmiyetin yayılmasında hizmet etti. bu gelişi beğenmedi. Hz. Hepsi geriye çekilip dağıldılar. müslüman olmakla şereflendik. ne kadar doğru) dedi. Erkam’ın evinde Eshâbına nasîhat veriyordu. hep sizin tapdığınız Allahın mıdır?) dedi. Ömerin kalbindeki düşmanlığı sildi. Tekbîr getirdikten sonra.” Böylece yanında 20 müslüman ile açıkça Medine’ye hicret etti. (Yâ Fâtıma! Bizim binbeşyüz kadar altundan. Ömer bütün savaşlarda bulundu. Hamza’nın ve üç gün onra Hz. Ömer müslüman olunca “Ey Peygamberim sana Allah ve mü’minlerden. Ömer de Utban İbni Mâlik ile kardeşlik kurmuştu. Ebû Cehil. (Göklerde ve yer yüzünde ve bunların arasında ve toprağın altındaki şeyler hep O’nundur) âyetini okuyunca. yüksek sesle tekbir aldı. sonra Hz. Hz. Bedir savaşına Kureyş’in bütün kabileleri iştirak ettiği halde. O’na verdi.a.v.

Kur’ân-ı kerîm’de İslâm dinini öteki dinler üzerine üstün kılacağını va’d ettiğinden dinini yükseltecek ve dine yardım edenleri sevinçli kılacaktır. geri kalanın gazilere taksim edilmesini istiyorlardı. satıcıları kontrol eden. Hendek Savaş’ından sonra Peygamberimiz (s. Zamanında 1036 büyük şehir zapt edildi.) Hz. Ömer’dir. Ben hayrı istedim. kadılarından ve diğer istihdam ettiği memurlarından mal beyannâmesi isterdi. Sevâd arazisi feth edilince Eshâb-ı kirâm’la istişare etti. Hz. Hicaz’ı. Buraların idaresini verdiği valilerin. şımarmasınlar. Ömer hutbesini bitirince Eshâb-ı kirâm hep birden Cihad arzusuyla yanmaya başladı ve Irak taraflarına Cihada gittiler. Dörtbin kilise harap oldu. Devleti idâri bölgelere ayırdı. On sene altı ay ve yedi gün dünyâda hiç görülmemiş bir adaletle halifelik yaptı. Her bir idâri bölgenin başına bir vali tayin etti.Uhud savaşında ise Resûlullah’ın yanından bir an dahi ayrılmamıştır. Haşr sûresi 7. Mısır. Bu ilk vakıflardan biri oldu. Hz. Bu bölgelerin en başta gelenleri Hicaz. 9. Hz. O’na itâat edin! Hayrı araştırmada kusur etmedim. Ömer’i halife seçtiğini Eshâb-ı kirâma bildirip yazdırdığı vasiyyetini de okuyunca Eshâb-ı kirâm “Kabul ettik ve itâat ettik” dediler. hücum eden düşmana mâni olmuştur. Hz.73 - . sizden sonra geleceklere bir şey kalmaz. Hendek savaşında hendeğin önemli bir yerini emrindeki askerlerle tutmuş. O zaman henüz toplanmamış sahifeler halinde bulunan Kur’ân-ı kerîm’in bir kitap haline getirilip iki kapak arasında toplanmasını ilk önce Hz. ancak bu şekilde tutabilirler. Resûlullahın (s.” (Ben Ömer İbni Hattâb’ı halife seçtim. Önce besmele yazıldı. Hicazlılar. Bu hususta da adaletle hizmet etmiştir. yollar boyunca misafirhaneler. Veda Haccında da bulunan Hz. köprüler inşaa edilip. zulme duçar olmasınlar” diye nasîhat ederdi. Horasan ve Kirman bölgeleri idi. Basra. memur ve diğer görevlilerin seçiminde ve denetiminde son derece titiz davranırdı. Ancak hayvanlar için otlak arayacak bir yurttur.v. Bu hususta Hz. Beyt-ül-mal için ayrı bir yer ve yürütülmesini sağlayacak memurlar tayin edildi. Hafsa ile evlendi. Osman’ı çağırarak yaz buyurdu.a. yani mâliye vekili Hz. suç ve zabıta işlerine bakan. Yemen Nerân’ındaki Yahudileri Irak Necran’ına yerleştirdi ve onlara emân verdi. Müslümanları dövmeyiniz ki. Servet ve mal bir kaç kişinin arasında kalır. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn savaşına katıldı. O’nu dinleyin. kuvvetliler zayıfları ezmesinler. vefâtına kadar O’nun hizmetinde bulundu. 10. Tebük seferinde bütün malının yarısını orduya verdi. irtidat (dinden dönme) olaylarının önlenmesinde büyük hizmetler yaptı. halkın birbiriyle olan günlük münasebetlerini düzenleyen teşkilâtlar kurdu. Hz. Binaenaleyh müslümanların hukukunu gözetiniz. Ebû Bekir kendinden sonra Hz. saltanat sürmek. Ömer’in kızı Hz. Halifeliği sırasında o zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sâ’sâni İmparatorluklarının hâkimiyeti altında bulunan Suriye. Müslümanlar size uyacaktır. Filistin. adlî teşkilâtlar. zorbalık yapmak için tayin etmedim. Mısır.a. su kanalları açılmıştı. Ömer ilk defa Emîr-ül-Mü’minîn ismini aldı. Davalara bakması için mahkemeler. Ebû Bekir’in halife seçilmesinde ilk bîat eden Hz. Bu tahkikatı Muhammed bin Mesleme tarafından yaptırırdı. Onlara dolgun maaş verirdi. Ebû Bekir vefâtına yakın.a.) ileri gelenlerini çağırıp görüştükten sonra. Allah’ın salih kulları nerede?” Hz. Irak ve İran’ı İslâm Devleti’nin sınırları içine aldı. Dörtbin Câmi yapıldı. Sonra: “Bu Allah’ın Resûlünün (s. Yazılı muamelelerde karışıklığı önlemek için Peygamberimizin (s. Bundan sonra araziyi eski sahiplerine . Ömer ise. Onları haksız yere methetmeyiniz ki.a. hanlar yapılıp. Allahü teâlâ’ya hamd u senâ’dan sonra buyurdu ki: “Hicaz size yerleşilecek bir yer değildir. Hz. Ebû Bekir Kur’ân-ı kerîm âyetlerini kitap halinde bir araya toplattı.. Hz. Üsâme ordusunun Suriye’ye gönderilmesinde. Ömer istemiştir..v. zillete duçar olmasınlar. İlk defa para bastırdı. Yanılmışsam gaybı ancak Allah bilir. “Eğer araziyi taksim edersem. Yüce Allah. O da yazmağa başladı. Kendisine bîat edildiği ilkgün hutbeye çıktı. Yeni feth edilen bölgelerde yerleşim merkezleri kurulup buralar imâr edildi. Siz hidâyete götüren rehber olacaksınız. âyetlerini delil getirerek. Eshâb-ı kirâmın (r. Ömer’i halife tayin etti.v. Kendinizi müslümanlardan üstün görmeyiniz ki. Valilerin aylık maaşı 1000 dinar idi. Kûfe. Filistin. Hz. Hz. İran.) vefâtından sonra Hz.) yazdırdı.v. Kuzey Afrika’dan Türkistan’a Azerbaycan’dan Yemen’e kadar uzanan ve iki milyon kilometre kareden büyük olan İslâm Devleti’ni. 8. Yani Hicaz’ın korunması için seferler ederek kendilerine otlak aramaları gerekir. kasaba merkezlerine ayırdı. Yollar. Valiler hakkında yapılan şikâyetleri tahkik ederdi. Uhud’da müslümanları arkadan çevirmek isteyen müşrikleri geri püskürtmüş idi. Hayberin fethinden sonra askerler arasında taksim edilen araziden kendine düşen kısmı vakfetti. Tayin ettiği Valilere “Sizi insanlara tahakküm etmek. Ömer hicretin onüçüncü yılında halife oldu. Kapılarınızı yüzlerine kapatmayınız ki. kuyular açılmıştı. Böylece Resûlullah’ın akrabası olmakla şereflendi. Bölgeleri de vilâyet. Suriye El-Cezîre. Hz. Allah’ın va’dini getireceği zamanlarda Muhacirler nerede? Allah’ın size miras bırakmak üzere va’d ettiği yerlere yürüyünüz. Ebû Bekir ile görüştükten sonra. kurduğu mükemmel müesseselerle gayet muntazam bir şekilde idare etti.” dedi. Bundan sonra da her işinde halifeye yardım edip. Mekke’de hacılar için. Ömer idi. Ömer valilerinden. Ebû Bekir’e devamlı yardımcı oldu.) hicreti başlangıç olan takvim kararlaştırıldı. ahiretteki ilk gününün vasiyetidir. Mekke’nin fethinde de bulundu. Eshâb-ı kirâm’ın bazıları arazinin 1/5’i Beyt-ül-mâle ayrıldıktan sonra.a.) halifesi Ebû Bekir’in dünyâdaki son günü.. Ebû Bekir devrinin Beytül-mal emini. Ömer. Eğer sabır ve adalet eylerse beni tasdîk etmiş olur. nahiye. Hz.

Ömer müftüleri tayin eder. Bütün müslümanlar. zevahir. görünene göredir. pek mühim olup. zaif olanlar da adaletinden me’yûs. ilmin yayılmasına. Dünyevi hükümler. seni hakka dönmekten men etmesin. (beyyinesini ikâme edecek kadar) bir müddet ver. mevki’ sahipleri senden tarafgirlik ümidine düşmesinler. Cabir bin Abdullah. adalet huzurunda insanları eşit tut. Böyle bir müddet verilmesi. Ya’nî insanların gizli şeylerini araştırıp ona göre hüküm vermekle mükellef değilsiniz. anla. fakîr olanlara Beyt-ül-maldan un ve yiyecek verilmesi şeklinde nafaka bağlanmıştır. Hz. kalben kırık olmasınlar. haklılığa. Hz. insanların bilmedikleri meseleler. insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve feth edilen yerlerde İslâmiyet’in yayılması. bunlardan başkasının şehâdetleri kabul olunur. Hz. âdildirler. ya’nî onu korur. Zeyd bin Sâbit. ona göre hareketini tanzim edebilirdi. Hz. Çünkü hak kadimdir. Müslümanların arasında sulh yapılması caizdir.74 - . Herhangi bir kimse. Hak teâlâ ve tekaddes hazretlerinin. hak uğrunda kendi aleyhine de olsa. yol bulduğun takdirde. kendisinin müsaadesini kazanamayanları fetvadan men’ ederdi. vereceği hükümden dolayı bir tehlûkeye ma’rûz kalmaz. fâide yerine zarar vereceğinden. sabırsızlıktan. malûmat elde edebilmeleri için müftüler tayin etmişti. insanlar arasında rüsvâ eder. Ebû Mûsâ Eş’arîye yazdığı aşağıdaki mektûb hukuk usûlü bakımından şaheserdir. doğruluğa. Yâ’ni ictihâdın değişerek evvelce vermiş olduğun bir hüküm de isabetsizliğine kani’ olursan. Abdullah İbn-i Abbas. halâli harâm kılacak bir sulh caiz değildir. Bunlarda gizlilik açık olanlara tâbidir. hukukî bilgileri müftülerden sorup Öğrenerek. Kur’ân-ı kerîm ve Hadîs-i şerîflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı muallimler tayin edilmişti. yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarf ederdi. bir biri hakkında. iki tarafın sözlerini güzelce dinle. Ayrıca miskînlere. ya’nî kendisinde gerçekten bulunmıyan bir fazîletle. Bir hâdise (olay. muhtaç olduğu dîni. İslâm’ın adaletini bütün dünyâya tanıtan Hz. Karşında. Mısır valisi Âmr İbn-ül-Âs. Yâni da’vâcı şahid bulamazsa. bir husus ve samimiyetle insanlara karşı süslenecek olursa. Uhrevî hükümlerde ise. Osman. Fetva ve insanları irşâd vazifesi. Beyyine (delil) ve şahit getirme da’vâcıya yemin etmek de da’vâyı inkâr edene âittir.bıraktı ve haraç vergisi koydu. mazeret hususunda pek belîğ ve şübhenin izâlesi. Hakka dönmek. isteği üzere da’vâlıya yemin tevcih edilir. zahire. Ömer. Bunların saklandığı yere de divan adı verilmiştir. Ebû Hüreyre. “Kaza Da’vâları hal ve değiştirmesi ve bozulması caiz olmıyan bir farizadır ve uyulması icâb eden bir sünnettir. bâtılda sebat etmekten hayırlıdır. Bu müddet içinde beyyinesini izhar ederse. (hükmü yerine getir). Ebüdderda gibi Eshâb-ı kirâmın büyükleri bulunuyordu. Diğerlerini etmez. bir hak ikrar ve itiraf edilince. hilafını Allahü teâlânın bildiği bir sıfatla. kalb ızdırabından ve müteezzî (üzülmekten) olmaktan hazer et-kaçın! Ya’nî muhakemeyi sabır ile. ibâdetlerden. Ali. Abdurrahman bin Avf. bunları birbiriyle kıyâs et Bunlardan Hak teâlâya daha sevimli. doğruya daha benzer olanı ihtiyar eyle (seç). Muâz bin Cebel. nefsine müracaatla. Çünkü infaz edilmiyecek olan hak bir sözün sadece söylenmesi fayda vermez. ancak halisane olanları kabul eder. Her kim niyyetini kendisi ile Allahü teâlâ arasında hâlis kılarsa. Da’vâcıya. hakkını alır. Bu haraç vergisinin miktarlarını tesbit etti. kendisine sevâb vereceği ve ebedi mükâfat ihsan buyuracağı hak mevkilerinde kızmaktan. Sizin yapacağınız şey. Übey İbni Ka’b. Muhakeme esnasında. . için de pek açık bir esastır. serâire tâbidir. hükme rabt et (bağla) tenfiz eyle. Zamanında fetva verme vazifesini gören zâtlar. Ancak harâmı halâl. sizin gizli işlerinizden (yüz çevirmiş) beyyineler sebebi ile sizden mes’uliyeti kaldırmışdır. Abdullah İbn-i Mes’ûd. edemezse aleyhine hüküm verilmesi icâb eder. Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayacak bir kanal açmak için teşebbüse geçmek üzere izin istediğinde. Sünnette bulamadığın mes’eleler hakkında güzelce imâl-i fikr et (düşün). meclisinde. gizliler asıldır. vak’a) hakkında sana baş vurulunca. teenni ile yürüt. meselâ hâkim. daha yakın ve hakka. Kalbini çalıştırıp hükümlerini Kur’ân’da. Yine Eshâb-ı kirâma maaş verilmesi için bir dereceleme yapıp her birinin derecesi divan denilen defterde tesbit edilmişti. sonra bu gibi şeylerin benzerini bul. hükümler hakkında. Ömer adli teşkilatın temellerini kurdu. kendisiyle insanlar arasında işlerine kifâyet eder. Hz. Mahkeme usulünü tesbit etti. Kazfden (Bir müslüman’a iftiradan dolayı) hakkında had cezası tatbik edilmiş olan. Hazret-i Ömer. benzeri bir hâdise hakkında yeni ictihâdına göre hüküm vermekliğine mâni’ olmasın. Çünkü Allahü teâlâ. Çünkü Hak teâlâ. yahud velâ ve karabet sebebiyle (velilik veya akrabalık) kendisinde menfeati celb. (çeken) mazarratı (zararları) def töhmeti bulunan veyahud yalan yere şâhidlikte bulundukları tecribe ile anlaşılan kimseler müstesna. Dünkü gün vermiş olduğun bir hüküm. Hak teâlâ onun. Herkes. Yine O’nun zamanında zımmîlerden alınan Cizye vergisinin miktarı daha sonraki asırlarda aynen tatbik edilmiştir. Allahü teâlâ onu. Tâ ki. bunun ehli olmayan kimseler tarafından yapılması. o hükmün. Ömer ona gerekli izni vermiştir. beyyinelere göre hüküm yermektir.

Kâdı Şüreyh şu hükmü verdi. Ömer’in bu sözüne râzı olmayıp. Adaletiyle de herkes tarafından takdir edilen Hz. Allahü teâlâ. senden alınan miktar fazla değildir) dedi.” Hz. İhtiyacı olduğu zaman borç alır. Ey müslümanlar. onları arttırırım. Sa’îd olan başkasının nasîhat ve öğüdünü kabul eder. zafer bulup.” Bu sözüyle ehl-i sünnetin temel delillerini ortaya koymuş oluyordu. Ömer’e arka arkaya altı darbe vurdu. Ömer Hicretin 23. Bizden dalâleti. âbid. Allah’tan başka hiç bir mahluktan karşılık ve teşekkür beklemeyiniz. . emrettiğim gibi kullanırsanız. askerleri üç kıtayı titreten İslâm halifesini görmeye gelenleri hayrette bırakmıştı. Hz.a. Ömer’e kastetmeyi plânladı. Kur’ân-ı kerîm’in emirlerine uyunuz. Ölünceye kadar bütün İslâm âleminin Resûlullah’ın (s. safa ve rahatlık içinde yaşamasını temin etti. Ömer evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp (Katilim kimdir?) dedi. kuru arpa ekmeği yer. Bu şanı. aşağı gönüllü olup. büyüklenmedi. Ömer bir defasında at satın almak istemişti.“Hak teâlânın dünyâda vereceği rızık ve rahmetinden. düşmanlık gösteren Firuz. Çünkü çok hazırlıklı. Mısır’dan Medine’ye deniz yoluyla ilk defa gıda maddeleri O’nun zamanında geldi.75 - . Hükmünde hak’dan ayrılma. adaleti. elinizden alır. Hz. Ordusunun mağlup olduğu görülmemiştir. böylece kalblerinizi ve nefislerinizi temizlersiniz. Sîzlere kendisinden başka her şey fâni olan. Kuvveti. Beyt-ül-mala bakmağa memur etmişti. kalın kumaşlardan elbise giyerdi. sabah namazı vaktinde mescide girdi. Makam-ı İbrâhîm’i bugünkü yerine koydu. Zira böyle yapmamız. doğru yol üzeredir. Ömer zamanında ilk defa nüfus sayımı yapıldı. Ömer ile görüştüğü günden bir gün sonra elbisesi içine bir hançer saklayıp.. çok merhametli. bunları beğenmezseniz. Kur’ân-ı kerîmde buyuruyor ki: “Nimetlerimin kıymetini bilir. eline geçince öder. Hz. Mübârek. Ömer tatbik etti. bu büyük nimete hamd ediniz. Ömer (Bu kazançlı mesleklere göre. Firuz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti. sapıklığı kaldırdı. Hz.) zamanındaki gibi huzur. 645) yılının son ayında Ebû Lü’lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehîd edildi. Buğz ve adavetten. Zira O’nda dertlere deva ve sevâb vardır.” Hz. Hz. Fakat atın sahibi râzı olmadı. Eslemî. Diğer bir hizmeti de müslümanların artmasıyla küçük gelmeye başlayan Mescid-i Harâm’ı ve Mescid-i Nebevî’yi genişletip tamir ettirmesidir. Ömer.v. Firuz yerinden fırlayıp Hz. Marangozluk ve demircilik yaptığını. Ebû Lü’lü Firuz olduğu söylenince (Allah’a şükürler olsun ki bir müslüman tarafından vurulmadım. Ömer’e gelip efendisinin kendinden aldığı verginin çok olduğunu iddia etti. İslâmiyete. Çocuklara maaş verildi. Hz. Kudüs’e giderken deveye kölesi ile nöbetleşe biniyordu. Ömer safları düzeltip tekbir alarak namaza durur durmaz. Ömer atı almaktan vazgeçerek sahibine iade etmek istedi. Allahü teâlâ.) dedi. kendi oğlu günah işleyince. O’na itâat eden evliyâsından olur. O’na isyan edenin ahireti yok olur. Şayet orada istediğini bulamazsan hadîs-i şerîflere müracaat et. o. Allahü teâlânın emri kadar had vurulmasını emretti. Hz. Hz. Darbelerden biri karnına isabet etti. Hz. Sonu üzüntü. fakîrlerle yaşar idi.” Yine Kâdı Şüreyh’e yazdığı mektubda da şöyle buyurdu: “Hükümlerini Kur’ân-ı kerîm’e istinad ettir. O’nun zamanında sekizbin câmide Cum’a namazı kılınıyordu. sağ salim olarak ganimetle dönerdi. at da binici tarafından kazaya uğratılmıştı. asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın” (Kehf 17). Ona göre hareket et. Ömer ona ne kadar vergi ödediğini ve ne iş yaptığını sordu. dilediğini yapar. Eslemî’den. şöhreti O’nun yemesini içmesini değiştirmedi. Bu mesele Kâdı Şüreyh’e intikal etti. Şehre girerken deveye binme sırası kölesine geldiği için devenin önünde yürüyordu. mükâfatını Cenâb-ı Hak’dan bekle. Ömer çok âdil. ayrılık ve tefrikadan uzaklaştırdı. nimetin artmasına sebep olur. O’nun zamanında posta teşkilâtı geliştirildi. Kıymetini bilmez. Bu köle Hz. Akıllı olan dinini muhafaza eder. Aksi takdirde iade edilmez. tedbirli ve adaletli hareket ederdi. Zamanında çok fetihler oldu. Resûlullah’ın sünnetine yapışınız. Muhammed aleyhisselâm ile doğru yolu gösterdi. Hz. Şaşırttığı kimse için de. kendisi Baki olan. Ey insanlar mallarınızın zekâtını veriniz. Hz. Hz. günde iki dirhem vergi ödediğini söyleyince. Geceleri bekçi koyup asayişin teminini ilk defa Hz. Satıcıların. şiddetli azâb ederim” Yine buyuruyor ki: “Allah’ın hidâyet ettiği kimse.. Öğütlerimi iyi anlayınız. Allahü teâlâdan korkmanızı tavsiye ederim. Bu da seni tatmin etmezse ictihâd et. dedi. Hz. Ömer “Hak ve Adalet budur” buyurdu ve atın bedelini verdi. Her nereye asker gönderse. tüccarların müşterileri aldatmalarına mâni olmak için hisbe denilen belediye teşkilâtını kurdu. Ömer öyle adaletli idi ki. Hazret-i Ömer Beyt-ül-maldan birşeyler alıyor mu? diye sordular. Mescid-i Haram etrafına da duvar çektirdi. Atı tecrübe etmek için bir biniciye vermiş. Beklemeye başladı. O her şeye kadirdir. kalbine kibir gelmedi. pişmanlık olan iş yapmadı. “Şayet at sahibinin rızası ile tecrübe edildiyse sahibine iade edilebilir. hazînelerinden ihsan buyuracağı mükâfat hakkında ne düşünüyorsun? (Ya’nî bunun derecesi sonsuzdur. bizi İslâm dîni ile şerefli kıldı. Kudüse geldiğinde orada bir hutbe okudu ve buyurdu ki: “Hamd ve sena Allahü teâlâ’ya mahsustur. (m. Orada da istediğini bulamazsan icma-i ümmet’e göre hüküm ver. esnafın.

öyle şerefli.a. O gün. Hz. Hz. Resûlullahın (s. Ömer’in bildirmediği meselelerde. Hz. Üzerinde toz toprak. Tefsîr ilminde çok yüksek idî.) efendimizin mübârek dizleri üzerine koydu. Bunlar (Hz. Peygamber efendimizin hadîs-i şerîflerine en iyi vâkıf olanlardan idi. Abdullah bunu Hz. mü’minlerin emiri değilim.) dedi.” Hz. Bazılarının bu sözü anlamayarak durakladıklarını görünce (ilimden maksadım Allahü tââlâyı bilmektir. ruhlara gıda olan. hakkı Ömer’in diline ve kalbine yerleştirmiştir. kıyâmete kadar gelecek İslâm âlimlerini güç durumdan kurtarmıştır. Ömer fıkıh ilmine çok büyük hizmet etmiştir. Ömer. Her haliyle dost ve düşmanın hayran kaldığı adaleti dillere destan olan Hz. Fıkıh usûlünün birçok kaidelerini tesbit etmiş. görüp bildiğimiz kimselerden değildi. Âişe’ye git ve O’na Ömer İbni Hattab’ın selâmını söyle. kendisinden rivâyet edilen fetvaların adedi binlere ulaşmıştır. yanında bulunmakla şereflenmek.a. mahzun etti.s. Zübeyr.) buyurdu ki. Resûlullahın (s.v. Hadîs-i şerîf rivâyetinde çok titiz davranırdı. Ömer (r.a. Osman. Ömer kendinden sonra halife olacak kimsenin tayini için Eshâb-ı kirâmdan. Ömer elbette peygamber olurdu.v. Hz. Ömer. Ömer.Hz.” Hadîs-i şerîfi yüksekliğini anlatmaya yetişir.” “Allahü teâlâ. Dört hak mezhebin hiç ihtilaf etmedikleri fıkıh ilmine dair bilgiler. Resûl-i ekrem (s.) yanına defn edildi. Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti.76 - . “Ben Peygamberlerin sonuncusuyum. Ömer çeşitli Hadîs-i şerîflerle meth edildi. Talha. Ondan sonra Hz.) veriyorum. Peygamberimizin (s.) sorarak yâ Resûlallah! Bana İslâmiyet’i.anhüm) idi. sahibinin yanına defn edilmek için izin istiyor de!” buyurdu. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Cebrâil (a. Âişe’ye söyleyince. Sa’d İbni Ebî Vakkas ve Abdurrahman bin Avf (r. Ali bildirmiştir. Ömer’dir. Ömer bu haberi duyunca “Bu benim en büyük dileğimdi” buyurarak çok memnun oldu. Resûlullah’a (s. ben bugün.v. Kur’ân-ı kerîm’in bir çok âyeti.a.) 573 hadîs-i şerîf nakletmiştir. Eğer benden sonra peygamber gelseydi. Yaralandıktan yirmidört saat sonra vefât etti. Hz. Benden sonra Peygamber gelmeyecektir. Sahâbe-i kirâma dedi ki: (ilmin onda dokuzu. Hz. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hz. Bunlarda hiçbir şüphe bırakmadı. Osman. Hz. Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini bizzat Resûlullah’tan dinlemiş ve öğrenmiştir. O gün. .) ile beraber öldü). Yani. Hz. saçları pek siyah idi. Diğer bilgiler değildir.) bana gelip dedi ki “Ömer’in ölümü üzerine bütün İslâm âlemi ağlayacaktır.a. Âişe “O yeri kendim için ayırmıştım. O vakit. Ömer bütün ilimlerde Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerinden idi. Ömer’i metheden hadîs-i şerîflerin çoğunu Hz.v. Ömer şehîd olunca Abdullah İbni Ömer. Ebû Bekir’dir. fakat gönül hoşluğu ile orayı Ömer’e (r. Bu sebeple Hz. Resûlullahın sohbetinde. Eshâb-ı kirâm’ın müşkillerini hallederdi. Hz. Hz.) Eshâbı olan bizlerden hiçbirimiz onu tanımıyorduk. ay doğar gibi. Hz. Peygamber efendimizin devrinde de kadılık yapardı. Eshâb-ı kirâmdan birkaçımız Resûlullah (s.) efendimizin huzurunda ve hizmetinde bulunuyorduk.a.v.” “Şeytan. Ebû Bekr zamanında açıklanmamış meselelerin hepsini bir icmâya bağlamıştır. müslümanlığı anlat dedi. Şehîd olduğunda 63 yaşında idi. bir zat yanımıza geldi.v.v.” dedi. Resûlullah’ın söylemediği şeylerin hadîs diye nakledilmemesi için insanları korkutmuştur. Resûlullah’ın sünnetlerini itina ile tesbite çalışmış.a. Umre için Resûlullahtan izin isteyince Resûlullah “Yâ ahi! (Ey kardeşim) duânda bizi de unutma!” buyurdu. mübârek dizlerine yanaştırdı. O’nun ictihâdına uygun olarak nazil olmuştur. üstünlüğünü ve kıymetini bildirmek için hakkında din âlimleri ve müslüman olmayan kimseler tarafından ciltlerle kitap yazıldı. Mu’âviye buyurdu ki: “Ömer bin Hattab’ın bildirdiği hadîslere iyi sarılınız. Dizlerini.a. Elbisesi çok beyaz. o günden bu güne kadar söz birliği olmadı. canlara zevk ve safa veren cemâlini görmek nasîb olmuştu. Cebrâil aleyhisselâm geldi ve “Melekler birbirlerine Ömer’in Müslüman olduğunu müjdelediler” dedi. o saat.v. Ömer. Hz. öyle kıymetli ve hiç ele geçmez bir gün idi. Resûlullah’a isnadı kuvvetli bir delil ile sabit olmayan hadîs-i şerîf ile amel etmezdi. Ömer İbni Hattab’ı gördüğü zaman. Ellerini Resûl-i ekrem (s. Onun rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bir kısmı şöyledir: Öyle bir gün idi ki. Fazîletini. Bu fetvaların 1000 kadarı fıkhın mühim meselelerinin temelini teşkil etmiştir. Ali. heybetinden yüzüstü yere düşer.” “Şu dört kişiyi ancak münafık olan kimse sevmez: Ebû Bekir. Peygamber efendimizden (s. Hz.) huzurunda oturdu. Çünkü O. Ömer’in icmâ hususundaki bu gayreti. ter gibi yolculuk alâmetleri görünmüyordu. Bundan sonra oğlu Abdullah’a “Mü’minlerin annesi Hz. Hz. mü’minlerin emiri deme. O’nu metheden hadîs-i şerîflerden bir kısmı şunlardır: Hz. O’na Ömer. Ali. “Ömer Cennet ehlinin ışığı ve İslâm’ın nurudur. Ömer îmân ettiği gün.a. Ömer’in vefâtı Eshâb-ı kirâmı ve diğer müslümanları son derece üzdü. Ömer zamanında icma edilen meselelerdir. “İslâm’ın şartlarından birincisi Kelime-i şehâdet getirmek (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh) demektir.a.

Hz. (Beşincisi) Âhiret gününe inanmaktır. Bunun doksanı. ömründe bir kere hac etmesidir. Elçinin geldiğini haber verdiler. Ben uzun bir müddet Resûlullah’ın (s. Sizlere dîninizi öğretmek için geldi” buyurdu. hakikatini ve mahiyetini bana bildir dedi. Kabul buyurmadı.).a. Çünkü. Ömer Medine’de Cuma hutbesi okuyordu.v. Bir zaman sonra elçi dönünce İmparatorun gözlerinin kör olduğunu gördü. Resûlullah (s. (Altıncısı) kadere. Parmakların çamuru gözlerinin üzerinde kaldı. Sariye ordusu ile mağlup olmak üzere idi. O’nun dîni gerçekten hak dindir. Biz dinleyiciler. söndürdüğüm lamba Beyt-ül-malındır. Efendim. Hz. Ömer’in ordusunun İran’ı fethettiği gece Hz. Hz. Daha sonra da Hz. . Sabaha karşı uzaklaşıp gittiklerini görünce içlerinden biri takibe başladı. Bana buyurdu ki: “Yâ Ömer o soranın kim olduğunu biliyor musun?” Ben Allah ve Resûlü bilir. Bu zât yine sorarak yâ Resûlallah.77 - . îmânın ne olduğunu. (Doğru söyledin yâ Resûlallah) dedi. (Üçüncüsü) Allahü teâlânın bildirdiği kitaplarına inanmaktır. birbirlerine selâm vererek müsâfehalaşırsa. Hz. başka bir lâmba yakmasının sebebini sorunca. onun iki gözünü çıkarırdım buyurdu. dediler. hem de verilen cevabın doğru olduğunu tasdîk ediyordu. Ömer bu kervandan haberdar olup. Onlar sabah aç çıkar akşama tok olarak döner. Hz. Osman’ın selamına cevap verip konuşmaya başladıktan sonra. Sonra O zât gitti. (Beşincisi) gücü yetenin. Mektubu yazıp bitirince yanmakta olan lambayı söndürüp. hem soruyor.” buyurdu.” Hazret-i Ömer. Eshâb-ı kirâmdan Abdurrahman bin Avf’ı (r. Bizans elçisi Medine-i münevvere’ye geldi Hazret-i Ömer ihtiyar bir kadının duvarını yaptırıyordu.a. “O (Cibrîl) Cebrâil idi. (Îmânın altı temelinden ikincisi) Allahü teâlânın meleklerine inanmaktır. Hz. Hz. Allahü teâlâ onun fahrini ve ihtiyaçlarını gözünün önüne getirir ve en sevdiği şeyden onu uzaklaştırır. Elçiyi çağırdılar.v. Allahü teâlâ zenginliği onun kalbine yerleştirir.. halifeliği zamanında Bizans İmparatoruna elçi gönderip dîne davet etti.a. Kendilerini bekleyen bu kişinin kim olduğunu merak ettiler. iki çamurlu parmak gelip.” “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez” “Eğer siz hakkıyla Allah’a tevekkül etseydiniz. silmek mümkün olmadı. Sonra iyileriniz duâ etmeğe yönelir. Kervandakiler onun Müslüman olmayanlara yardımı böyle olursa.. önce Allahü teâlâya inanmaktır” buyurdu. yahud Allahü teâlâ sizin kötülerinizi size musallat eder. sabaha kadar kervanın etrafında dolaşarak onlara herhangi bir zarar gelmemesi için bekledi. Arkasını dağa verip bir cepheden düşman ile karşılaşmak suretiyle zafere ulaştı. parmağı ile işaret edince. Ömer’in huzuruna gidip hepsi Müslüman oldular. Hazret-i Ömer ile geçen hadîseyi de anlatınca hepsi hayret ettiler. Kervanda bulunanlar ancak sabaha karşı bundan haberdar oldular. Her kimin de niyyeti âhıret olursa. Ömer zamanında bir ticâret kervanı gelip Medine’nin yakınında konaklamıştı. onun bu sözüne şaşdık.) yanında kaldım.” “İnsanlara karşı büyüklük taslayanı (kibirleneni) Allah zelîl kılar. sizin de rızkınızı verirdi. Arap padişahı bu mudur? Böyle olduğunu bilsem gelmezdim ve Bizans İmparatoru da beni göndermezdi dedi. (Dördüncüsü) Allahü teâlânın peygamberlerine inanmaktır. “İki Müslüman karşılaştıklarında. Osman huzuruna girip selâm vermişti. Buraya gelsin buyurdu. Osman lâmbayı söndürüp.(İslâm’ın ikinci şartı) vakit gelince namazı kılmaktır. dedim. (Üçüncüsü) malın zekâtını vermektir. Resûlullah buyurdu ki.) da yanına alıp.” O zât Resûlullahdan bu cevapları işitince. aralarına yüz rahmet iner. Çok yorgun oldukları için hepsi derin bir uykuya dalmıştı. onun Müslümanların halifesi olduğunu öğrenip kervanda bulunanlara giderek hâdiseyi anlattı. (Îmân. kayıplarını bir araya toplar ve en çok kaçınacağı şeyden onu uzaklaştırır. onu ise müsâfeha eden ikinci şahsadır. Bu sırada Hz. Sariye işitip ordusunu dağa çekti. Hazret-i Ömer çamurlu mübârek iki parmağı ile işaret ederek. fakat duâlar kabul olmaz.” “Kimin niyeti dünyâlık olursa. eğer göndermeseydi. önce selâm verip müsâfehalaşana. Sebebini araştırdı. (Dördüncüsü) Ramazan-ı şerîf ayında her gün oruç tutmaktır. Ömer acele mektûb yazıyordu. Ömer’in mescide girip namaz kıldırmasından sonra merakla bu zat kimdir diye soran kimse. ellerinizi yıkayıp bir yere otursanız nasıl olur? dediler. Bana ait değildir. Ömer’in bu hadîseyi görmesi ve sesini duyurması onun kerâmetlerinden biridir. kuşların rızkını verdiği gibi. Hazret-i Ömer. hayır ve şerlerin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır. Bizans İmparatorunun gözlerini kör eyledi. kimbilir Müslümanlara şefkati ve yardımı ne kadar çoktur. Hutbe arasında “Dağa yaslan yâ Sariye. dağa yaslan yâ Sariye” diye bağırdı. İran’a gönderdiği orduya kumandan tayin ettiği Hz. Hz.” “Ya ma’rufu (iyiliği) emreder ve münkerden (kötülükten) nehyedersiniz. başka bir lamba yaktı.

Ömer dayanamadı.” dedi. Halife kocamı harbe gönderdi. Bir genç. Hak teâlâ da yardım etsin. Ömer de bu genci sevmişti.” âyet-i kerîmesini okudu. Yâ Ömer! senin halifeliğin zamanında benim Eshâbım elbiselerini değiştirdiler sonra kalbleri değişti. Kulak verdi. azarlar diye korktum. Ömer’in huzuruna geldi “Yâ Emirel-mü’minin! Bu gece teheccüde kalktığım zaman karanlık olduğu için misvakımı arayıp bulamadım. Ne yaptınız? diye sual bile sormadı. Hz. bir kocakarıya başvurdu. Hz. yanına gitmezdi. Zamanında kurt koyuna zarar vermeğe cesaret edemezdi. Sana ancak bu hileyi yaparak kavuştum. bir kaç bin askeri harbe göndermişti. Ömer zamanında Şam şehri civârında bir kal’a muhasara edildi. Hz. yine kadına iltifat etmedi. Yol üzerinde bulunan kocakarının evinin önünden geçerken.” diyerek genci kuvvetle tuttu. onların işini görmek için yazdığım mektûb bitti. Harbe gidenlerin evlerine adam gönderip. Bir saat sonra kal’a fetholundu. Ömer. Ömer”in şehîd olduğunu anladım. İslâm askeri karşısında bu kadar dayanamazdı. uzun müddet gencin arkasına düştüğü halde. Niçin manî olmadın? diye hitâb eder. endişe ettiğim tehlike ortadan kalktı. Ömer’in huzuruna vardıklarında halife İslâm ordusuna hiç bakmadı. Çoban: “Hz.” buyurdu. kendisini gence sevdiremedi. İslâm askerini huzuruna çağırdı. Hz. Âhirette bunlar benden sorulacaktır. Kocakarı: “Seni bu gece o gençle bir araya getirirsem. hayır duâlar etti. tutamıyorum. Hz. Ömer. Hz. kapıyı kilitleyip gencin ayaklarına sarılarak yalvarmağa başladı: “Ne zamandan beri senin derdinle yanıyorum. Abdullah’ın işaretiyle gidip elbiselerini değiştirdiler. Genç. fakat genç râzı olmaz. Çocukları kaldırıp yedirdi. Hz. Halifenin bu muamelesi Eshâb-ı kirâm’a çok ağır geldi. Genç bu söze inanıp evden içeri girdi. ağlayan bir kadın sesi duydu. yüzüne bakmadı. Çoban: “(Hemen feryâd ederek. İkinci görüşmemizde çok iyi karşıladınız. Hak teâlâ beni bunlara bakmağa memur etti. İşlerini de kendim görmem iyi olur. Ömer’in akıllara hayret veren tevazu ve adaleti karşısında mahcup olup. Hz. Hz. her zaman haber göndererek evine çağırtır. Kadın. Hz. evine dönüyordu. Sizin aradığınız hata benim bu hatâmdır. Hz. hatırını sordu. elbiselerinizi değiştirmiş görünce kendi kendime: “Eshâb-ı güzîn benim hayâtımda elbiselerini değiştirdiler. bana ne ikrâmda bulunursun?” dedi. kocakarıdan feryadının sebebini sordu. Bu sefer Hz.78 - . Ömer her selâm verişinde.) kavuşunca.” buyurdu. Bu kadın. Kadın genci çok övdüğü hâlde. Hz. İran’ın süslü elbiselerinden giymişlerdi. Kiliseleri câmi. Kadın. Genç bu feryadı duyunca. bana yardım et. Bir gece şehri dolaşıyordu. Öğleye kadar kal’a feth edilmedi. Şimdiye kadar sizin halinizi bilmiyordum. Ömer bunları iyi karşılayıp her birinin ayrı ayrı hâlini. Ömer Irak’a İslâm ordusunu gönderip. bakmağa bile cesaret edemezdi. Ömer’in şehîd olduğu gün. Gence aşık olan kadın. Yarın çocukları götürüp halifenin kapısına bırakacağım diyordu.” (dedi ve ağladı. Ömer’in zamanında kurt koyuna değil saldırmak.Onu Müslümanların işini görmek için yakmıştım. gadaba geldi. hallerini sorması ve geceleri kendisinin şehri gezmesi adeti idi. O sırada bir kişi ağlayarak Hz.) Vah Hz.” buyurdular. Ömer ile kılardı. kısa zamanda Allahü teâlâ’nın yardımıyla zafer kazandılar. tevbe ve istiğfâr etmeğe başladılar.” dedi. Kocakarı: “Bir koyun kaçırdım.” diye feryâd etti. bunun için de kendime ait olan lambayı yaktım buyurdu. “Yâ Emire’lmü’minin! Niçin siz zahmet çekiyorsunuz! Birine emir buyurun bağlasın. Biz burada aç-susuz kaldık. kocakarı: “Bana yardım edene. Yarın kıyâmet gününde Resûlullah’a (s. beş vakit namazı Hz. Bunun sebebi nedir?” diye sordu. Kadın: “Bu işi yaparsan. Ömer’in huzuruna vardılar.) “İnnâ lillah ve innâ. Kocakarı evinde otururken. İslâm askeri hayret edip. Hz. sana çok şeyler vereceğim. Dünyâyı sevmeleri artar. . bir çoban koyunların yanında dururken bir kurt koyuna saldırdı. İhtiyacınız olursa. puthâneleri mescid yaptılar. kadının evine getirdi. Aramızda birisi bir hatâ yapmış olmasın” buyurdu. Abdullah: “Babamın huzuruna bu elbiselerinizle mi çıktınız?” dedi. Şimdi kurdun koyuna saldırdığını gördüm. Hz. Hz. Size iyi muamelede bulundum. fakîrlerin hakkıdır. Ömer halifelik müddetince kendinden evvel hiç kimsenin yapamadığını ve sonra da kimsenin yapamayacağı şekilde adalet üzere hareket etmiştir. Ömer’in irtihâl ettiğini (vefâtını) nereden bildin?” diye sordular.” dediler. Sağ salim ve ganimetlerle döndüler. Ömer. Fakat elhamdülillah elbiselerinizi değiştirince. Bir güzel kadın bu gence aşık olup.” dedi. Kâfirler. zekât olarak Beyt-ül-mala alınan develeri bağlardı. Meğer İslâm ordusu. Böylece Hz.. genci arkasında görürdü. Hz.. Hz.a. Birkaç gün sonra Allah korusun kalplerini değiştirirler. Ömer’in oğlu Abdullah’ı mescidde görüp halifenin onlara karşı alâkasızlığından şikâyet ettiler. Eshâb-ı kirâm.v. bana hiç vefâ etmiyorsun. Eshâb-ı güzinden birisi cesaret edip. Ömer öğle sıcağında soyunup. Çobanlar ona: “Hz. Ömer: “Bunlar. Misvaksiz namaz kıldım. Âteş yakıp yemek pişirdi. hemen bize bildirin diyerek ayrıldı.” dedi. “Kal’a henüz feth edilemedi. Ömer: “Sizi. Bir evin önünden geçerken. Gidip bir miktar yağ ve bir çuval unu sırtına alıp. Hz. Ömer: “Tevbe ve istiğfâr etmeğe devam et. kalktı: “Yâ Emirel-mü’minin ilk görüşmemizde bize hiç iltifat etmediniz. Şimdi seninle şahsi işim için konuşuyoruz. Hz.” Onun için İran’ın süslü elbiselerini giydiğiniz zaman her biriniz gözüme bir belâ dikeni gibi göründünüz. genç yatsı namazını kılmış. Sonra kadından özür diledi.

Hz. Hz. Onun için sizi çağırdım. ellerini. (Sonra genci yanına çağırdı) “Senin hakkında iyi düşünürüm. Kadın “Yâ bana yaklaş arzumu yerine getir veya feryâd eder bütün mahalle halkını buraya toplarım. Ömer “Allahü teâlâ’dan başka kimse bilemez. Kadın da oraya gelmiş. gencin ellerini çözüp. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecelli eder ve onu konuşurlar. mübârek kalbini dünyâya bağlamazdı. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Bir kadın: (Kızına evi içinde) “süte biraz su kat. Emin olanlar. sana daha güzeli ile karşılıkta bulunsun.” dedi. Herkes çocuklarına yeni elbiseler alıyordu. Beyt-ül-mâlın eminini çağırdı. Bütün mahalle halkı evin etrafına toplandılar. oğluna şefkat edip acıyarak. zayıflık göstermeksizin yumuşak ol. Dürüst ve samimi arkadaşlar. Ömer burada yok ise. Ömer’in huzuruna getirdiler. bu adam gelip bana tecavüz etmek istedj. Dünyâ işlerinde gadaplanmaz. senin için bir kız buldum.” . Ömer (Kalkıp. O kızı oğlu Âsım’a aldı. feryadı ayyuka çıkıyordu. Genç: Âhirette rüsvây olacağıma burada olurum. işlerini Allah’dan korkanlara danış ve onlarla istişare et.” diyordu. Kadın: “Bunu kalbimden dahi geçirmeğe cesaretim yoktu.” dedi. Beyt-ül-mâl emini: “Yâ Emirel-mü’minin. kardeşim Yûsuf aleyhisselâmın kendini Zeliha’dan sakladığı gibi. Hak teâlâ doğru kullarının yardımcısıdır. darlıkta yardımcı. Genci hiçbir yolla aldatamıyan kadın. Ömer (O evi işaret etti. buyurdu. Kocakarı söyleyince. genci dövdü.” dedi. Ömer’in oğlu.) Kızını oğluma ver. Acaba hasta mı oldu. Allahü teâlâdan korkanlardır. Hz.” buyurdu. Oğlunun ağlama sebebini anlattıktan sonra.79 - . Hz. Ömer “Kızının bir sözü çok hoşuma gitti. Abdülazîz’in oğlu Ömer bin Abdülazîz halife oldu. Ömer Medine-i Münevvere’de geziyordu. Hz. lüzumunda. genişlikte süs ve zinetdirler. yaşayacağınızı muhakkak biliyor musunuz ki. Bu çirkin işi senin yapacağını zannetmiyordum. Hz. Ömer’in heybetine dayanamayıp. Genç. buyurdu. Ömer’in huzuruna götürdüler. her dosta bel bağlama. Düşmanlarından uzaklaş.” dedi. Hz.) Evine gelip oğluna. para için bu işi. Allahü teâlâ çocuğunun kalbine bir yolla teselli verip. Rabbi bizi görür. Ömer halife iken bir bayram gelmişti. o genci görememişti.” dedi.” “Allah’a itâat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin. Kadın: “Emir burada yok. Buyurdu ki: “Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın.) Allahü teâlâ’ya hamd olsun ki. hak etmediğiniz paradan istiyorsunuz?” dedi. (Ertesi günü kadının evine gitti. söylediğine pişman olup. bağlayarak. Gencin sırtını okşayarak hayır duâ etti. ancak emin olanları seç. Bayram günü çocuklar. Hz. Hz.genç yine kadının yüzüne bakmıyordu. feryâd etmeğe başladı. hayır duâ buyurdu. Resûl-i Ekrem’in “Ümmetimden. onu sana alayım. Kız: “Emîr-üll-mü’minin süte su katmayınız buyurmamış mıydı?” dedi. hattâ başını birkaç yerden yarıp.” “İyilik kolay bir şeydir. Kız: “Hz. yaptığını ikrar etti. yoksa başka bir şey mi oldu diye düşünürken birtakım insanların arasında genci gördü. Kocakarıyı Hz. Hz. Bir gece Hz. Hepsi bir yerde gizlenen gencin önünden geçtiler. Genç: “Evet tanırım. Sonunda bir kocakarı hilesiyle beni evine çağırdı. Hz. Hz. rüsvây olursun. Fakat bu gadabı din için. gelecek`ayın maaşından bir miktar vermesini istedi. Korkma. Ömer.” “Şiddet göstermeksizin kuvvetli. Ömer’in oğlunun elbisesi eski idi. Genç. ne almanız size yakışır. sabah namazını kıldıktan sonra.” dedi. hile yapan kocakarıyı tanıdı. Mahalle halkı içeri girip. Onun zamanında da kurd kuzu ile gezerdi. ağlayarak babasının yanına geldi. ne de bizim vermemiz makûl olur. İslâm gayreti içindi. Genç: “Bu kadın bana bir kaç yıldır âşık olmuştu. eski elbiseli olan halifenin çocuklarıyla alay etmeğe başladılar. Çok kere haber gönderdiği halde râzı olmamıştım. âşık olan kadın ne yaptıklarını anlattı. Ömer: “O kocakarıyı görünce tanır mısın?” buyurdu.” buyurdu. Ömer. Âsım’ın kızından Abdülazîz oldu. Hz. Hz.” buyurdu. onlardan kötülük öğrenirsin. Varlık onun yanında yoklukla bir. Ömer’in heybetinden çok korkardı. Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki. Onun için geldim. Şehirdeki bütün kocakarıların dışarı çıkmaları emir edildi. Ondan sonraki hadîseleri de birer birer anlattı. “O zaman Yâ Halife! Yaşayacağınızı bilmedikten sonra. Beyt-ül-mâl emininin sözünü beğendi. Onlara sırrını verme ifşa ederler. Hz. yakın gel. mendili ile başının kanını silip bağladı. hattâ yokluk daha kıymetli idi. Ömer genci o halde görünce: “Yâ Rabbi! Bu gence hüsn-i zannım vardır. Ömer.” dedi.” buyurdu. Resûlünün hürmeti için beni bu zannımdan döndürme!” diye duâda bulundu. her biri safâyı kalb ile gittiler. Kötü insanlarla düşüp kalkma. Ömer gadaba gelince vücudundaki kıllar dikilirdi. dedi. Hz. Kadın: “Bu gece kapımı kilitleyip yatarken. yabancı kadınlardan muhafaza eden sıddîklar çıkacaktır” hadîs-i şerîfi bizim zamanımızda bu gence nasîb oldu.

Zira onlarla beraber bulunmak kalbi daha fazla yumuşatır.” “Hakkımda hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemediğim için darlık (fakîrlik) ve bolluk (zenginlik) günlerimin hiçbirine aldırış etmedim.” Hz.” “Allahım.” “Tevbe edip de tevbesi kabul olunanlarla beraber bulunun. yetimlere sırtında un taşırdı. Böylesi sizin için daha hayırlıdır. sh-78 .” “İnsanın elbisesini temiz kullanması şerefi icabıdır.” “Dinini bilmeyen tüccar pazarımızda satış yapmasın. özür kabul etmeyenin özrünü kabul etmez. sh-266 6) El-Îsâbe cild-2. Çünkü. gece kılınan namaza bu ayda verilen sadakaya. Çok konuşan çok yanılır. Şükürden maksad.” “Tevbe edenlerle oturun. bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selamı senin vermen. Ömer bir defasında Şam’a gitmişti. dünyâya ait işlerde zarar ediniz. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür. Ev sahibine. Şaka yapan eğlenceye alınır.” “Mescidler yer yüzünde Allahü teâlâ’nın evleridir.” “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. bir mecliste en geride oturmaya râzı olman ve şöhretten uzak durmandır. orada durur ve: “İşte hırsla sarıldığımız dünyâ” derdi. Orada giydiği eski elbiselerden dolayı söz edildiğini duyunca “Biz İslâmiyet ile izzet bulduk.” Dul kadınlara. aczini itiraf edip kulluğu bilmektir. Gündüz tutulan oruca. izzeti.” “Yemekten sonra misvak kullanmak iki hizmetçi kullanmaktan iyidir. cild-10. ekseriya.” “Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. sh-160 2) Tefsîr-i Kurtûbî cild-8. Allahü teâlâ’nın huzurunda bulunuyor demektir.” “Mescidde oturan kimse. ancak misafirlere hizmet düşer.” “Tevazunun başı. Amel-i salihte bulunmaktan maksad. affetmeyeni affetmez. sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.80 - . Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” buyurdu. sh-2 11) Tabakât-ül-huffâz sh-3 12) Hulâsat-ü tehzîb-il kemâl sh-239 13) Tabakât-ı Şirâzî sh-38 14) El-İber cild-1. Allahü teâlâ kat kat sevab verir. bana senin yolunda şehîd olmayı nasîb et.” “ “Helâlin onda dokuzunu harâma düşmek korkusu ile terk ederdik. şerefi başka yerde aramayız. “Alay. Bu halini gören biri: Bırakın biz taşıyalım deyince. onların kalbleri yumuşak olur.” Yolu bir mezbeleden geçse.” “Ramazan ayı çok hayırlı ve mübârek bir aydır.” “İstiğfâr her derde devadır. Mescidde namaz kılanlar Allahü teâlâ’nın misafirleridir. sh-27 15) En-Nûcûm-üz-zâhire cild-1.” “Bana ayıplarımı.” “Tevbe’den maksad günahı bilip yapmamaktır.” 1) Tefsîr-i Taberî. Peygamberinin şehrinde ölmeyi kısmet et.” “İnsanların en cahili. Zira insanın şerefini kırar. Hayası azalan şüpheli şeylerden az kaçınır.” “Allahü teâlâ başkasına acımayana acımaz. şaka ve mizah etmekten kaçınınız. hataya düşer. kusurlarımı söyleyen kimse Allahü teâlânın merhametine kavuşsun. sh-58 8) Üsûd-ul-gâbe cild-4. sh-58 9) İzâlet-ül-hafâ cild-1. kendini beğenmemektir. sh-518 7) El-İstiâb cild-2. Amelleriniz tartılmadan önce tartınız.. “Amellerin efdali farzları yapıp harâmlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyyetdir. Hazret-i Ömer “Ya kıyâmet günü günahımı kim taşır” buyurdu. sh-579 10) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. ahiretini başkasının dünyâsı için satandır.“Çok gülenin heybeti azalır. vakarını azaltır. Böyle kimsenin hayâsı azalır. sh-170 3) Târîh-ul-hulefâ sh-101 4) Savaik-ül-muhrika sh-89 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. “Âhiret işlerinde zarar etmektense.

)’in yanına gittim. sh-242 25) Müslim. büyük bir şevk ve teslimiyetle “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh” deyip müslüman oldu. Zengin bir tüccar olup. Hz. Osman.” diye nida eden bir ses işittik. Ebû Bekir (r. sh-329 29) El-A’lâm cild-5. Kureyş kabilesinin Benî Ümeyye kolundandı.” O zaman teyzem dedi ki: “Muhammed bin Abdullah’a peygamberlik geldi. sh-9 32) Miftâh-u Kunuz-üs-sünne.a. aramızda büyük bir dostluk vardı. Osman da onun teşviki ile müslüman oldu.) temiz nesebi ile birleşir. Hak teâlâ Osman’a Doğru yolu gösterdi. Osman’a (r.v. Peygamberimiz. Bana dedi ki: “Sana bir hatun nasîb olacak ki. Babası Affan olup. Hz. “Doğru söylüyorsun.a.81 - .) huzuruna götürdü. iki gün sonra hemen Ebû Bekir (r. OSMAN-I ZİNNÛREYN: Eshâb-ı kirâm’ın en büyüklerinden ve Peygamberimizin (s. Hz. Ebû Bekir müslüman olduktan sonra. 139 19) Kitab-ul-harâc sh-73 20) Kitâb-ul-emvâl sh-77 21) İbn-i Âbidîn cild-3. Bir ara orada uyumuşduk. Hiç görmez ve işitmez ve bir şeye fayda ve zarar vermez olan bir kaç taş ilâhlığa nasıl lâyık olur?” Ben. Mekke’ye gelince de sizin Peygamber olarak gönderildiğinizi öğrendik. şehirde hiç duyulmadı. sh-364. fedâil-üs-Sahâbe 26) Sünen-i Tirmizî cild-2.a. Halkı dine davet eder. sh-192 17) İbn-i Hişâm cild-1.” Ben teyzemin bu sözüne hayret ettim. sh-182 27) Târîh-ul-hamîs cild-1. ne de o.) damadı. ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun. Hz. Yine bana dedi ki: “Bir peygamber geldi. iş hususunda da görüşüp konuşurlardı. Ebû Bekir. Uyanın. Osman Resûlullah’ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip. Abd-i Menafta Peygamberimizin (s. Müslüman olmadan önce ticâret ile uğraşırdı. sh-38 31) Bedâi-üs-sanâi cild-7. Hak teâlâ seni Cennete misafirliğe davet eder.v. O’na karşı gelenin başı kesilir. Osman’a şöyle buyurdu: “Yâ Osman. Bu meseleyi görüşmek üzere. Güzel yüzlü ve zahide bir hatun olup. sh-208. Endişeye düştüm. teyzemin sözü gerçektir” dedim. sh-49 22) El-Evâil sh-78/b 23) Kitab-ul-harâç (Yahyâ bin Âdem) sh-169 24) Sahîh-i Buhârî cild-4.a. sh-45 30) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. böyle bir sır. Hz.v.16) Târîh-ul-Ümem-i ve’l-mülûk cild-3. senden önce bir erkek görmüş olur. O da Hz. Sözlerim sebebiyle.a. Bir gün onun evine varmıştım. İslâmiyet gelmeden önce Hz. Çok zaman geçmez ki. üçüncü halifesi. Sen de icâbet eyle! (Kabul et) Ben bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim” Hz. hidâyet verdi ona.v.) bana dedi ki: “Ya Osman! Sen akıllı bir kimsesin.a. bir büyük Peygamber kızı olsa gerektir. ilk müslüman olanların beşincisidir. Osman’ın soyu. Ona karşı içten bir sevgi duyar. O sırada “Ey uyuyanlar. Ebû Bekir gibi cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuştur. mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi. Ebû Bekir (r. 577 senesinde Mekke’de doğdu. Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır: “Benim kâhin bir teyzem vardı. Hz. O’nun dîni ile âlem nurlanır. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biridir.) İslâmiyeti anlattıktan sonra O’nu Resûlullah’ın (s. müslüman olduğumu duyunca çok sevinip aşağıdaki şiiri okuyarak yanıma geldi. Kabilesi arasında geniş bir çevresi ve büyük itibarı vardı. O’na gökten vahy nazil oldu. bana çok tesir etti.a.a.) Mekke’de zuhur etti. Hz. sh-364 18) El-Kâmil fi’t-târih cild-2. Kendi fikrini bırak. Teyzemin söylediklerini O’na söyledim. Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi. Rukıyye’den Abdullah isminde bir oğlu olmuş ve bu sebeble Ebû Abdullah künyesi ile de tanınmıştır. uy Resûlün fikrine. cild-2. O halde bu sözü açık söyle. .” Teyzem. Ömer maddesi 33) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1056 34) Eshâb-ı Kirâm sh-383 35) Herkese Lâzım Olan İmân sh-1 HZ. Hz. Sonra da daha önce Şam’a gittiği sırada gördüğü bir rüyayı şöyle anlattı: “Yâ Resûlallah! Biz Muan ile Zerka denilen yer arasında idik. Birbirimizden hiç ayrılmazdık. sh-333 28) İnsân-ul-uyûn cild-1. Ahmed (s.” Teyzemin bu sözleri.” Ben dedim ki: “Ey teyzem.) ile.

Osman’dır.a.a. Hz. Müslümanlar Hz. Peygamberimiz. .v. Hz. diğer müslümanlar gibi o da çeşitli işkencelere uğradı. Peygamberimiz (s. Hz. Medine’ye hicret ettiği ilk günlerde şehirde su sıkıntısı çekiliyordu.) sıkıntıya düşürmek istediler. Osman idi. Hz. Yahudinin nöbetinde kuyunun yanına uğramazdı. Müslüman olduktan sonra. Peygamberimizin (s. Ufukda mecz olan ayla güneş gibi oldu. Hudeybiye andlaşmasında Mekke’ye elçi olarak gönderildi. Müslüman olduğu için amcası.v. âhiret gününe inanan.) mescidi dar gelmeye başlamıştı. Hz.a. Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp. yılında (m. “Yâ Resûlallah. Bu ikinci hicretten sonra Mekke’ye dönüp. Daima Kur’ân-ı kerîm okur. Hz.v. Osman. onu ip ile belinden ağaca bağlayıp.) kızı Rukıyye ile evlendi. Osman kuyuya varıp. Böylece Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan biri de Hz.a. Peygamberimizin kızı olan. se’âdete kavuşması için Allah yolunda harcadı. Rukıyye.a.): “Rume kuyusunu. onu da sana verirdim” buyurdu.v. Osman Bedir Savaşı hariç bütün savaşlarda bulundu. Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum” dedi.a. Hz. Yahudi ile pazarlık etti. iki kızını nikâhladı ona. bir gün Yahudinin olmak üzere yarısını satın aldı. Osman’dır. Allaha. namaz kılan. malım mülküm sana fedâ olsun. Bunun üzerine vahiy gelerek Rukıyye Hz.a. Bilhassa amcası tarafından çok işkence yapıldı. hanımı Hz. hicretin dördüncü yılında altı yaşında vefât etti. Zafer haberi geldiği gün hazret-i Rukıyye vefât etti. İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır. Osman’ın Hz. müşrikler tarafından yapılan işkencelere uzun zaman tahammül edip. son olarak Medine’ye hicret etti.” buyurdular. Resûlullah’ın kızlarını almaktan vazgeçtiler. işimi bozdun” deyince Hz. Ömer’in halifeliği sırasında seçtiği altı kişilik hususi şûra azalarından biri de Hz.v. Osman. Ayrıca Hud aleyhisselâmdan sonra ailesi ile birlikte ilk hicret edenlerden oldu. Osman tarafından yazılıp hazırlandı.v.) yanından ayrılmazdı. Yahudi. Veda Haccı’nda da Resûlullah (s. Rukıyyeden. nöbetinde suyu para ile satardı. Osman’ın nöbetinde iki günlük sularını alır. yoruluncaya kadar kırbaç ile döverdi.a.v.Her sözü doğru olan.) Hz. Osman müslüman olduktan sonra. ikinci yarısını sekizbin dirheme aldı. Osman’a nikâh edildi. (İlk yarısını onikibin dirheme almıştı. Bunun üzerine Resûlullah (s. Sonra: “Yâ Osman. Peygamberimizin (s. Peygamberimizin vefâtından sonra Hz. Osman müslüman olunca. Peygamberimizin (s. bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donattı. ondan çeşitli meseleler çıkarırdı. Yahudinin işi böylece bozuldu. Bütün malını İslâmiyetin yayılması. Hz. İslâmiyet yayılmaya başlayınca. Bunun üzerine “Allahın mescidlerini ancak. Hepsini sebil etti.) “Bizim mescidimizi bir zira’ olsun genişleten Cennete gider” buyurdu. Bedir Savaşı yapıldığı sırada.): “Ya Osman bir kızım daha olsaydı. güzel konuşur ve çok kuvvetli bir hatîb idi. Ayrıca bin altın da para yardımında bulundu. Güzel yazar. Eshâb-ı kirâm ona bîat ettiler. Böylece hicretin 24. Osman kendi nöbet gününde kuyuyu müslümanlara serbest bırakırdı. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm de vefât edince Peygamberimiz (s. Peygamberimizin kızları Rukıyye ve Ümmü Gülsüm daha önce Ebû Leheb’in oğulları Utbe ve Uteybe ile nişanlanmışlardı. Ebû Leheb düşmanlık etmeye başladı. Böylece dîni uğruna üç kere hicret etti.a. Namazda bir rek’atte bütün Kur’ân-ı kerîmi okuyan dört kişiden biri de Hz. kendi kovasını müslümanların kovası ile beraber tutarsa. Osman’a nikâh edildi. ikinci olarak tekrar Habeşistan’a hicret etti.) vahiy kâtiblerinden idi. Bu şûra Hz. Hak dîni ile gönderilen. Çok okuduğu için iki mushaf elinde eskimiştir. Rukıyye’nin ağır hasta olması sebebiyle.anha) ile Habeşistan’a hicret etti. Allahın Resûlüne. Abdullah adında bir oğlu olup. Hz. Mescidi kırk zıra’ (20 metre) genişletti ve bütün masraflarını karşıladı. Resûlullah (s.a. Bu bakımdan O’na Peygamberimizin (s. Oğulları da düşmanlık edip.v. Osman kuyunun diğer yarısını da aldı.) ile beraber bulundu. Böylece Resûlullahı (s. Ebû Bekir’in kendisinden sonra Hz. Tebük seferinde onbin kişilik İslâm ordusunun.v. O bütün işkencelere sabreder hep kelime-i şehâdet okurdu. Bedr Savaşı’ndan sonra vefât edince. Ömer’in şehîd edilmesinden sonra Hz. Osman’ı halife seçti. Yahudi kuyunun hepsini satmadı. Bu kuyu ise bir Yahudiye ait olup suyunu satardı. kızı Rukıyye’nin vefâtından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz. insanların kurtulması. Ekseriyetle Peygamberimizin (s. kim satın alır.v. hanımı Rukıyye (r. Osman ile evlendirdi.a.” meâlindeki Tevbe sûresi onsekizinci âyeti nazil oldu. Cennetteki kovası bundan hayırlı olur. Hz. Bedir Savaşına katılmasına izin verilmedi. Rume kuyusundan başka içecek su yoktu. Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm de Hz. 644) senesinde Muharrem ayının birinci günü hilafet makamına geldi.v. Osman da.). Ömer’in hâlife olmasını bildirdiği ahidnâme. Habeşistan’a hicret etmeye izin verilince.82 - .) iki kızıyla evlenme nimetine kavuşmuş olduğu için iki nûr sahibi manasına “Zinnûreyn” denilmiştir. zekât veren ve yalnız Allahdan korkan kimseler tamir eder. nöbetleşe bir gün kendisinin. insanları müslüman olmaya davete başlayınca. her taraftan müslümanlar çoğalıp Medine’ye geliyordu. Kur’ân-ı kerîmi hıfzı (ezberi) çok kuvvetli idi.

Resûl-i Ekrem “Seni susuz bıraktılar. Kurduğu gizli teşkilâtla. Buhara ve Türkistan. bol para verip onu satın alan ve millete vakf eden ben değil miyim? Şimdi siz ondan. emirleri. İslâm memleketlerinin hepsinde dînî hükümler uygulandı ve İslâm dünyâsı çok genişledi. Hasan ve Hüseyin ile Talha (r. Bahreyn. Kıbrıs adası ve kuzey Afrika’nın bir çok yerleri. Burada fitnenin ilk tohumlarını atıp. Muhasara.) bana giydirdiği elbiseyi. Osman herkese lâyık olduğu vazifeyi verirdi. Daha sonra Medine’ye gelip. Fas. sebeiyye fırkasını ortaya çıkardı. Kuyular kazdırıp. (Server-i âlemin (s. Hz. Katif. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Abdullah bin Selâm hazretleri buyuruyor ki: “Muhasarada bulunan Hz. Hatta soğukluğunu göğüsümde duyarcasına kandım. idrâk şekilleri arasında ayrılık baş göstermişti. Resûl-i Ekrem Medine’ye geldiği vakit. Onun tayin ettiği valileri.) evini saran adamların karşısına çıktı ve onlara “Sizi benim üzerime teşvik ve tahrik eden o iki kişiyi getirin göreyim” dedi. milyonları aşmıştı. Kafkasya. elimle çıkarmam) buyurdu. Hayve. Cezayir.v. Ömer’in (r. İslâmiyeti içerden yıkmak için faaliyete geçen Abdullah İbni Sebe. halifeye. İslâm memleketinin bir parçası olmuş. Arabistan’ın kuru toprakları onun zamanında en bereketli yerler gibi olmuştu. fitne ve fesadı yaymak teşebbüsüne geçtiler. Sonra Resûl-i Ekrem bana “İstersen seni onlara galip getirelim. bütün Arabistan ve Afrika’nın büyük bir kısmı. bunlara bağlı olarak gelişmişti. Osman. Âsîlerden onüçbin kişi.” buyurduğu vakit.) hilâfeti zamanı olan on sene ile Osman’ın (r.) devirlerinin bir devamıydı. ziraat aletleri de temin ederek çalıştırır. Yine onun halifeliği sırasında Şam’da valilik yapan Hz. hatta bir bardak . Osman’ı ziyâret etmek üzere yanına gittim.83 - . Müslüman şekline giren münafıkların körüklemesi ile halifeye karşı çıkan isyan yüzünden. bütün Irak. Bilhassa halifeliğinin ilk yılları. Dimyat. Sahâbe-i kirâmın ve Tabi’în-i kirâmın hepisinin ictihâdları da böyle idi. hilâfetden çekilmesini teklif etmişlerdir. Semerkand. Hatta. Hz. Mısır’a kaçtı. Osman’ın evinden ayrıldıktan sonra Osman (r. Fitnenin ve fesadın en büyük kaynağı Mısır’da idi.) ise. Cennetteki kovası bundan hayırlı olur. Bu bereketi ve huzuru gören Eshâb-ı kirâm. Hadremut. çalışkanlıkta en seçme kimselerdi. Emniyet ve huzur da böylece kendiliğinden meydana gelmişti. Bu kadar genişlik ve çokluk sebebiyle fikirlerde ayrılık çoğalmış. Hz. bağ yetiştirmeyen kimse kalmadı. Hicaz’daki ve Irak’daki bakımsız yerleri.a.a. Devrinde bir çok fetihler yapılmıştır. meyve bahçeleri yetiştirdi. “Kardeşim bu gece rüyamda şu pencereden Resûl-i Ekrem’i gördüm bana “Osman seni muhasara ettiler öyle mi?” diye sordu. Trablusgarb. Fizan. fitnenin yayılması için her yola başvuruyordu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem bana bir bardak su verdi ve ben de o suyu içtim. Hanlar. öylemi?” diye tekrar sordular. Merakeş. millete çok toprak kazandırarak ziraatı geliştirip. Osman (r. Osman. Yemenli bir Yahudi olan Abdullah İbni Sebe adındaki bir münafık yapıyordu. Kafkasya İslâmın idaresi altına girerek. cesur idi. büyük İslâm merkezlerine göndermesidir. Ticâret ve nakliyatta kolaylık da. Hz. Hazenü’l-Kuşeyrî diyor ki: Abdullah bin Selâm. servet artıp iş hayatı canlandı. Zeyyad. Hz. Aden. askerlikte ve memleketleri feth etmekte. refah ve rahatlıkla geçerek. kendi kovasını müslümanların kovası ile beraber tutarsa. Tunus. Hz. Ebû Bekir’in bir araya toplattığı Kur’ân-ı kerîm nüshasından.)’ın hilâfetinin son altı senesi karışık ve gürültülü geçti. San’â. az sonra Hz. “Hindistan ve Sind.a.a.a. çeşitli ihtilaflar çıkararak. Hiçbir felâket karşısında sarsılmamıştır.a. Fakat. Hz. misafirhaneler yapılmıştı. Rûme kuyusundan başka içilecek tatlı su bulunmadığı için “Rûme kuyusunu kim satın alır.a. Selâm verdim. Oturdum. Onun devrinde İslâm topraklarına katılmıştır. kanallar açtırdı. Horasan. Mısır’da yıkıcı faaliyetlerini devam ettirmek üzere.a. Hz. Medine-i münevvere şehrini sarmağa kâdar ileri gidip. Osman.12 sene hilâfet makamında kalan Hz.) halifenin kapısında nöbet tuttular. Ben de “Evet yâ Resûlallah” dedim. Bingazi. Çin. orada bir takım fitne ve karıştırıcılık faaliyeti göstermek istedi ise de. güvendiği kimselere ve yakınlarına verir. Feth edilen memleketlerin ahalisi de seve seve müslüman olmakla şereflendiklerinden İslâm nüfusu pek artmış.) oniki senesinden ilk altısı.) karşısına çıktı. Onun zamanında Medine’de tarla sürmeyen. Hindistan. Asir. bağlar. tutunamayıp. İslâm orduları denizde ve karada büyük zaferlere ulaştı. Osman selâmımı aldı. Yahudiler ve diğer İslâm düşmanları. Ben de “Evet yâ Resûlallah” dedim. Mal. Muâviye komutasındaki ordu Kıbrıs adasını alarak Akdeniz’de önemli bir mevki elde etti. Necd. istersen iftarı bizim yanımızda yap” buyurdu. Kızıl deve veya eşek gibi iki adam Osman’ın (r. Maverâünnehir. İstanbul surlarının önüne kadar götürülmüştü. Onun zamanında İslâm memleketleri batıda İspanya’ya kadar. doğuda Kâbil ve Belhe kadar genişletildi. Osman’ı çok takdir ettiler. Bunun için halifeliği de başarılı geçmiştir. âsiler ikna edilemedi. Bu bakımdan Ona Nâşir-ül-Kur’ân (Kur’ânın yayıcısı) denilmiştir. cahil ve başı boş Mısır kıbtilerini aldatarak bir çapulcu alayı topladı. Hicretin otuzbeşinci senesinde Medine’ye gelerek. İslâm târihinde altın bir devir teşkil eden Ebû Bekir ve Ömer (r. altı nüsha daha yazdırıp. İran. kendisi gibi fitneci kimseleri etrafına topladı Ve faaliyete geçti. kırk gün devam etti. Osman’ın evini kuşattılar. önce Basra ve Kûfe’de gizli teşkilât kurdu. düşünüş tarzları. Buradaki fitne hareketini. onu sevmekte ve emirlerini yapmakta. İslâm sancağı.a. Osman (r. Osman’ın hizmetlerinden biri de Hz. Hz. Her tarafa yerleştirdiği adamları ile temas halinde olup. Osman: “Size Allah ve Resûlüne yemin verdirerek soruyorum. Ben de Resûl-i Ekrem’in yanında iftarı tercih ettim” dedi.

v. Hz. Ona da izin verdiler ve mübârek baldırları açık olarak yattıkları vaziyette sohbet ediyorlardı.) bildirdiği ve Eshâb-ı kirâmın tabi olduğu doğru yoldan ayrılmayan müslümanlar ise. Ebû Bekir kapıya gelip izin istedi.a. Osman: “Allah ve İslâmiyet adına yemin verdirerek soruyorum: Resûl-i Ekrem. Bunun hikmeti nedir? Cevabında: “Meleklerin haya ettiği bir kimseden ben haya etmez meyim?” buyurdular. Daha sonra âsiler. Ömer ve benimle Şebir dağında otururken.a. Peygamberimizin (s. yani topuğu ile dizi arası açık yatıyordu.” buyurmuştur.v. dedi. Abdullah bin Selâm diyor ki: “Hz.” Yine buyurdu: “Bütün melekler benim ile iftihar . delillerini gösterdi. Âsiler Hz. Sonra yine Hz. ahlakı bana en çok benzeyen o’dur.a. Hz. “Evet” buyurdular. Hz. Bir rivâyette ise Resûlullah (s. O sırada kendini örtmüş bir kişi geçiyordu. Eshâbım arasında.) rivâyeti ile Resûl-i Ekrem: Hz. Doğru yoldan asla sapmadılar. Osman zamanında çıkacak fitneyi zikr ettikten sonra Hz. Sonra Hz. Fitne hareketine birtakım ithamlarla başlayan âsilerin her türlü bozuk iddialarına. Hz. Osman’ın şehîd edilme haberi.a. Ebû Bekir.v.) şehîd olunca. bana kavuşasıya kadar sakın onu çıkarma” buyurulmuştur. Birgün Resûlullah (s. kıyâmete kadar müslümanlar bir araya gelemezdi. Dediler ki: Hz. Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Server-i âlem: “O fitne günü bu şahıs hidâyet üzere olacaktır. iyi gördüm. ikna edici cevaplar verip. Ben de Osman bin Affan ile iftihar ederim.acı sudan olsun beni men’ ediyorsunuz” dedi. dağ sallanıp taşı yuvarlandığı ve Resûl-i Ekrem taşı ayağıyla itip: “Ey Şebirdağı dur. Resûl-i Ekrem: “Cennette daha hayırlısını almak üzere falancanın arsasını kim alıp mescide ilâve eder?” buyurduğu vakit onu satın alıp mescide katan ben değil miyim? Böyle iken.) hadîs-i şerîfde: “Bütün peygamberler. “Ey canım kızım. Hadîs-i şerîflerde Hz. Bu arada.a. İslâm düşmanları fitneyi çıkarmışlar.a. Fakat âsilerin maksadı karışıklık çıkarmak ve fitne yaymak olduğundan Hicret’in 35’nti yılında Hz.anha)’nın da parmakları kesildi. Yine hasen hadîs olarak İbni Ömer (r. Rivâyet eden diyor ki: “O şahsı Resûl-i Ekrem’e göstererek “Yâ Resûlallah! Bu mudur?” dedim.” buyurdu. doğrudur” dediler. Resûl-i Ekrem oturdu ve örtündü.) İçeri girdi.a. Hz.v. Bu hadîs-i şerîf sebebiyle Hz.) “Osman çok haya sahibi bir kimsedir. Bunun üzerine Hz. Hz. Osman: “Allah ve İslâmiyet adına size yemin verdiriyorum. Ömer gelip izin istedi. kinlerini kusmuşlardı.) idi. Resûlullah (s. Ali’yi halife seçtiler. Yine aynı hususta hasen hadîs olarak Âişe-i Sıddîka’dan (r. Hz. Osman’a çok saygı göster.a. Ömer içeri girince yine aynı vaziyette durdunuz.a. Hepsi gittikten sonra Server-i âleme sordum: Babam Ebû Bekir (r. Abdullah bin Selâm. Hz. Osman (r. bir sıddîk ve iki şehîdden başka kimse yoktur. Eğer münafıklar onu soymak isterlerse. Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu. Eğer o halde izin verseydim içeri girip söyleyeceğini anlatmazdı.) yakında meydana gelecek fitneleri zikir ediyordu.) oruçlu olup. Osman bin Affan (r. Hz.v. mescid müslümanlara dar geldiği vakit. Hayırlı. Âişe buyuruyor ki: Resûlullah (s. Osman içeri girince doğrulup oturdunuz ve elbisenizi düzelttiniz. hanımı Naile (r. Hz. Osman’ı işaret ederek “O fitnede bu. Osman daima adaletli davrandı. Hz. Habîb-i ekrem izin verdiler. Zira senin üzerinde bir peygamber.” Resûlullah kızı Rukıyye’yi Osman’a verdikten bir zaman sonra kızına “Osman bin Affanı nasıl buldun” dedi.) evinde mübârek baldırları. Osman’ın üzerine saldırıp şehîd ettiler. Onlar: “Vallahi doğru söylüyorsun” dediler. hiç hareket etmediniz. Onlar: “Evet doğrudur.anha) rivâyet edilen hadîs-i şerîfte “Yâ Osman! Allah sana (hilâfet denen) bir gömlek giydirecek.) ve onyedi kişi cenâze namazını kıldıktan sonra. Medine-i Münevvereyi kana buladılar.” dediler. Osman’ın (r.” buyurmuştur. Osman: “Allah ve İslâmiyet hakkı için size soruyorum: Darda olan İslâm ordusunu tamamiyle kendi servetimden techîz etmedim mi?” diye sordu. Osman’ı şehîd ettiler. Müslümanların rahatı için büyük titizlik gösterdi. Devlet hazînesi olan beyt-ül-mâlı da yağma ettiler.84 - .a. Hz. Benim arkadaşım da Osman’dır. Osman’ın şehîd edildiği esnada yanında bulunanlara “Hz. bütün müslümanlar Hz. Hallerini değiştirmediler. hayatlarında bir kimse ile iftihar etmiştir. Her tarafta büyük bir huzursuzluk ve hüzün başladı. Osman o şekilde duâ etmeseydi. Osman hakkında buyuruldu ki “Her peygamberin Cennetde bir arkadaşı vardır. Onlar: “Evet. Osman’ın şehîd edildiği zamana kadar tam bir birlik içinde olan müslümanlar arasında bazı kimseler ayrılarak harici ve sebeiyye gibi fırkalara bölündüler. Onlar “Evet doğrudur” dediler. Halifenin cenâzesi üç gün defn edilmedi Nihayet Zübeyr bin Avvâm (r.a. Çünkü.” buyurdular: Kalkıp o şahsa baktım. İslâm ülkesinde geniş üzüntüler uyandırdı. Osman şehîd olduğu zaman 82 yaşında bulunuyorlardı. Osman (r. Baki mezarlığına defn ettiler.” Asiler. Osman “Allahü Ekber” diye tekbir aldıktan sonra: “Kâ’be’nin Rabbi hakkı için şahid olun ki.” buyurmadı mı? dedi.a. Osman muhasara edildiği zaman kendisi halifelikten çekilmemiştir. fitneyi yok etmek için büyük gayretler gösterdiler.) evini soydular. ben şehîdim” dedi. Osman “Yâ Rabbi Ümmet-i Muhammed arasındaki tefrikayı kaldır ve kendilerini birleştir” diye üç kere duâ etti. şimdi siz benim mescidde namaz kılmama mâni oluyorsunuz” dedi. Osman gelip izin isteyince. mazlum olarak katl edilir. komşu duvarından aşarak içeriye girdiler.

Osman: “Biraz daha çek” deyince genç: “Siz kıyâmet gününü düşünerek korktunuz.s. peygamberi Îsâ bin Meryem’e (a. Habîb-i Ekrem: “Herkes dostunun yanına varsın. Genç. Hz. ahiret (azabın)’dan korkarak.) anlatır. Halifeliği sırasında adalet ile davranmaya çok dikkat ederdi. “Osman’ın şefâati sayesinde. Hz. hesabsız Cennete girecektir.a.” Abdullah bin Ömer’in bildirdiği hadîs-i şerîfte “Osman ümmetimin en hayırlısı ve en çok ikrâm edenidir.) rivâyet ediyor. Muhtac olanlara bol bol yemek yedirir. münafıklar mahzun oldular. o. kendisi de evde sirke ile zeytinyağı yerdi. Ali ile Hz. Cehenemi hak etmiş yetmişbin kişi. Osman’a buğz eden bir kimsenin cenâze namazını kılmamıştır. Ali.a. Aramızda Ebû Bekir. .” buyurdu.” buyuruldu. Yiyecek bitti. “Osman’dan Allah’ın Resûlüne hediyyedir” dedi. Âişe’nin evine götürdü.) Resûlullah’ı (s. Osman’ın evine doğru yola çıktılar. Seyyid-i Kâinatın (s.) vermiştir.v. Herkes sevdiğinin yanına gitti. haya sahibi idi. Hz. Gencin kulağı acıyıp şöyle dedi: “Efendim. Hz.) buyurdukları. kıyamda durur bir halde tâat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahibleridir ki (bunlar) hakkıyla düşünür. Hz. Hiç paylaştırmasın çünkü ben onlara da bunların aynısını gönderdim. İkincisi: Zühd ve Hicrettir. Âişe’ye şöyle dedi: “Ey mü’minlerin annesi. diğer hanımları arasında paylaştıracağını zannediyorum. bir miktar bal ve bir çuval un alıp. Peygamberimiz farkına varıp. Osman’ın kulağını çekti. doğru olması lazımdır. Allahü teâlânın halîli ve kerîm olan babamız İbrâhîm aleyhisselâma benzetiyoruz. peygamberlerinden Zekeriyya ve Yahyâ’ya (a. Osman. Talha. İbni Mes’ûd (r. Askeri üzüntü.” diye düşünüp yiyecek bulmağa çalıştı. Hz. Bir gazâda Resûlullah (s.” Bu söz Hz. ona rahatlık ver. Bir hadîs-i şerîfde de. Resûl-i Ekrem de Hz. aşikâr bütün günahlarını affet” diyerek duâ etti. Gündüzleri de orucla geçirirdi.) bir hadîs-i şerîfte: “Ben Allahü teâlânın huzurunda. Bilâl-i Habeşî’yi (r.v.) evine davet etti. Peygamberlere (aleyhimüsselâm) verdiği fazîletler ve güzel menâkıbdan bazılarını Hz. Hz.a. Müfessirlerin çoğu bu âyet-i kerîmenin Hz.” Resûlullah.s.85 - .” dedi. Osman’a da vermiştir. O bizim birçok sıkıntımızı gidermiştir. gecikmeden yerine gelince mü’minler sevindiler. Zübeyr. deveye binince kölesini de arkaya alır. Biz Muhacirlerden bir cemaat Resûlullahın huzurunda idik. Hz.” Buyurulmuştur. Ben de Osman bin Affan ile öğünürüm. Birincisi: Şehîd olmaktır. Osman hakkında indirildiğini bildirmişlerdir. Üçüncüsü: Cömertliktir. Davetten sonra bütün kölelerini âzâd etti. Resûl-i Ekrem bu hâle vakıf oldu. sonra ibadete kalkardı. Bu âyet-i kerîmede: “Yoksa. sıkıntı kapladı. Yine buyurdu ki: “Biz Osman bin Affanı. Hz.” buyurduğunu bildirmiştir. Osman’ı yanına aldı.” Hz. “Ey genç sen de. Peygamberimiz (s.” buyurdu. Osman bu sözünü işitince: “Resûl-i Ekrem’in her sözünün muhakkak. onlara karşıyım. Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır. Gecenin bir kısmında uyur. “Yâ Resûlallah! Her adımınıza bir köle âzâd olsun” dedi. Hemen bir semiz koyun. gizli.” dedi. Resûlullah: “Yalnız beni mi davet ediyorsun? buyurdular.a.a. Birgün bir gencin kulağını çekti. Hak teâlâ bu fazîleti peygamberi İbrâhîm’e (a. Osman’ın davetine gelmeleri için haber vermekle vazifelendirdi. Kendileri Hz. Peygamberimizin mübârek adımlarını sayıyordu. Osman bir defasında Resûlullahın evinde hiç yiyecek kalmadığını işitmişti. Abdullah bin Abbas.) vermiştir.a. Bir yerde ondört deve yükü yiyecek buldu. Kabristana uğradığı zaman oturur. böyle yaptığı için çekinmez sıkılmazdı. ağlardı. Osman’a çok tesir`etti.s. “Allahü teâlâ size.a.) vermiştir. Hak teâlâ.” buyurdu. Halîfe iken. Resûlullahın: “Ya Rabbi! Osman’ı kıyâmet gününün sıkıntılarından kurtar.a. Sa’d bin Ebî Vakkas (r.) bütün Eshâb-ı kirâma. Ömer.a. Osman’ın düşmanlarının hasmıyım.) cömert. Resûl-i Ekrem’in bunu. Hz. benim kulağımı çek ödeşelim.v. Osman’ın menkıbelerinden bazıları şöyledir: Birgün Osman bin Affan (r. Server-i âlem hazretleri mübârek ellerini açıp: “Yâ Rabbi! Osman’a çok ecir ver” diyerek hayır duâ buyurdular. Hz. Hak teâlâ Zümer sûresinin dokuzuncu âyet-i kerîmesini Hz. herkesin birbirinden hakkını alacağı kıyâmet gününü düşününüz.ederler.” buyurdu. Allahü teâlâ. güneş batmadan rızk gönderecektir.) da vardı. Fazla fiat ile alıp dokuz yükünü güneş batmadan Habîb-i Ekrem’in huzuruna getirdi: “Yâ Osman! Bunlar nedir?” diye sordular. sebebini sordu. Eshâb-ı kirâmdan Cabir (r. Osman. Öyle ki sakalı ıslanırdı.a.) ile beraberdim. Osman: “Eshâb-ı kirâm da gelsinler Yâ Resûlallah” dedi.) eve gelip durumu öğrenince “Yâ Rabbi! Osman’ın geçmiş gelecek. Ben de o günkü hesaptan korkuyorum.a. Resûlullah (s. Osman (r. “Sen dünyâda ve âhırette benim sevdiğimsin” buyurdu. Abdurrahman bin Avf.v.v. Osman veya Ebû Bekir veya Ömer veya devamlı ita’at eden her mü’min için indirmiştir. Allahü teâlâ.

Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı olduğu gibi. Hz. âhıret için üzülmek ise kalbe nurdur. Hz. sabah namazını cemaat ile kılan ise gecenin tamamını ibadet ile geçirmiş sayılır.” Ebû Hüreyre (r. Hz. Ali’nin zırhını tanıdı. Hak teâlâ hayayı Hz. Kalbi havf ve recâ.” . mü’min Allah’ın nuru ile bakar” buyurmuştur.” Buyurdu ki: “Dünya için üzülmek kalbe zulmet. Ali’ye gönderdi ve şöyle haber yolladı. Dellal dörtyüzdirhem istiyor dedi. Osman’ın huzuruna gidiyordu. Gel parasını verip alayım dedi.) damadı olmakla şeref kazanmıştır ve Cennette onun arkadaşıdır. Hz. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Kıyâmet günü üç sınıf insan şefâat eder: Bunlar. vasıyyetini almak farzdır. isteği günahları ve dünyâyı terk ve rıza üzerine olmaktır. onlara uymak farz. Nitekim Resûl-i Ekrem: “Mü’minin firasetinden kaçınınız. o kimse zararlardan korunur.v. onlardan iyi alıcı olan. fazlasının ise hesabı vardır.86 - . Biz bu buğdayı bire yediyüz verip alana verdik” dedi. Fâtıma ile evleneceği zaman düğün masrafı yapmak üzere zırhını satılması için pazara göndermişti. Osman sizden daha iyi alıcım var ve sizden daha fazla veren var.” “İbadetin tadını dört şeyde buldum: Allahın farz kıldıklarını yapmada. Ebû Bekir’e bildirip bundan üzüldüklerini söylediler. Bir defasında Medine’de kıtlık vardı. Hz. Siz onun sözünü yanlış anladınız beraber gidelim” buyurdu. dünyâyı terk edendir. vahy inmez. Kıtlık zamanında böyle yapması uygun olur mu? dediler. Yüz deveyi de kesip fakîrlere yedirdi. dili hamd ve sena. kabir ziyâreti fazîlet.s.” “Yatsı namazını (cemaatla) kılan.” “Ezan okunurken sükût edip dinleyene iki. Ebû Bekir yanına gidip. Onlar bire yedi veriyor. O sırada Hz. Çünkü. Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medine’de bulunan fakîrlere. dışı fazîlet. avret yerini örtecek kadar elbisede ve kendini saklayacak evde.a. “Resûlullah’dan sonra vahy iner mi?” diye sordu. Hz. Hz. Hz. Evine gittiler. Osman’da toplamıştır.a. Eshâb-ı kirâma bedava dağıttı. Dellalı çağırıp bu zırhın sahibi buna ne kadar para istiyor? diye sordu. içine girmeden önce kendi kabrini en güzel yapandır. (Bismillâhillezî la yedurru maasmihi şey’ün fil ardı ve lâ fissemai ve hüvessemiulalîm). Âdem ve Muhammed (a. hasta ziyâreti fazîlet. “O halde evladınıza ikrâm edin. gece yarısına kadar ibadet etmiş. Hak teâlâ ihtiyarlığı peygamberi Nuh (a..) Resûlullahın (s. peygamberler. Bu dörtyüz dirhemi de düğününe harca bizi ma’zur gör.s. Rabbine kavuşmadan önce.Dördüncüsü: İhtiyarlıktır. yasaklarından sakınmada.)’a vermiştir.” “İnsanların en iyisi. Allahdan sevâb bekleyerek emr-i ma’rûf yapmada ve Allahın gadabından kaçınarak nehy-i münker etmede. dedi. ona vereceğim dedi. âlimler ve şehîdlerdir.a. dünyâ onu terk etmeden. Osman (r.): Yâ Emir-el-Mü’minîn. cevabında: Hayır. yalnız sükût edene ise bir ecir vardır. evladınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır. Peygamberimizden (s. Osman. içi farzdır: Sâlihlerle düşüp kalkmak fazîlet.) 146 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Beşincisi: Haya etmek üstünlüğüdür.) bir gün Hz. Eshâb-ı kirâm senin bir sözüne üzülmüşler deyip durumu anlattı. Eshâb-ı kirâm durumu Hz. Ali.a.” “En hayırlınız Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir. Osman’ın alnından öptü.” “Bir kul her gün sabah ve akşam şu duâyı üç defa okursa. “Evet ey Resûlullahın halifesi. Yâ Osman. Rabbini kendinden râzı edendir. Rabbini kendinden râzı eden.a. Ebû Bekir. Buna karşılık duyduğu halde konuşana iki. Ebû Bekir bu işe çok sevinip. Sonra bu zırhın yanına dörtyüz dirhem para koyup Hz. uzakta olduğu için duymayıp konuşana da bir günah vardır. zırhı alıp parasını verdi. Hz.” “Adem oğlunun ancak üç şeyde hakkı vardır: Belini doğrultacak kadar yemekte.” buyurdu. Osman pazardan geçerken Hz. “Bu zırh senden başkasına lâyık değildir. fakat mü’minin firaseti doğrudur. gözü yaşlı ve hayâlı. Yolda bir kadına gözü ilişti ve baktı.” “Dört şey vardır ki. Hak teâlâ bu üstünlükleri Hz. onunla amel farz. İnsanların en iyisi Rabbine kavuşmadan önce. Osman. Hz. Ebû Hüreyre (r. Huzura varınca Hz. Eshâb-ı kirâm satın almak için yanına gittiler. Osman: “Sana ne oldu? Gözlerinizde zina eseri görüyorum. kabir için hazırlanmak farz. Kur’ân okumak fazîlet.” “Arifin alâmetlerindendir. bire yediyüz veriyor..)’a vermiştir. Osman’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmişti.v.

460. Resûlullah ona “İslâma gelmezsen. amel edilmeyen ilim. Ali’nin babası Ebû Tâlib’in.). yüzünde salihler siması olur. Küçük yaşta müslüman olmuş ve Nebîyy-i zi-Şân’ın yüksek nazarlarına. Ali. 976. işlerin takdirle olduğunu bilip. Seni bu dîne davet ederim.87 - .“Ölümü bilip gülene. 18. Resûlullahın huzuruna gelerek “Yâ Resûlallah. dünyâyı isteyenin içindeki zühd ilmi.” “Beş vakit namazı vaktinde devam üzere kılana dokuz şey ikrâm edilir. sh-245 HZ. Her birimiz bir oğlunu alalım”. 1055 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2. Onun Resûl-i Ekrem (s. amcası Ebû Tâlib tarafından kabulü ile Hz. bir gün Resûlullah (s. kullanılmayan silâh. ALİYYÜL MÜRTEZA: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. sh-210 4) Târîh-ul-hamîs cild-2. çok fedâkâr idi. Ali. 329. muhabbetlerine mazhar olduğundan dolayı kendisinde harikulade meziyyetler tecelli edip durmuş.a.) uğrunda gösterdiği fedâkârlık ve O’nu kendine tercih etmesi. 40 (m. teklifinde bulundu.a. Allahü teâlâ onu Cehennemden korur. Bu teklifin. sh-451 9) Eshâb-ı Kirâm sh-9. ahlaken vârisi olmuştur. 209. On şey çok zayi olmuştur. sh-462 14) El-İstiâb cild-3. Allahü teâlâ “Onlar için korku ve üzüntü yoktur” zümresine onu ilhak eyler.” diye cevap verdi. Hiç puta tapmadan müslüman olduğu için “Kerremallahü vecheh”. Resûl’ün yanından hiçbir suretle ayrılmamış. geliri az. kardeşinin çoluk çocuğu çok olmakla masrafı da çoktur. Ayrıca takdir-i ilâhiyyeye gösterdiği tam rızadan dolayı da “Mürteza” denilmiştir. kahramanlığı ve çok cesur olmasından dolayı “Kerrâr” “Esedullah-il gâlib” lâkabları verilmiştir. Müslüman olması şöyle olmuştur: Daha on yaşında iken. . Peygamberimizin (s. istediği olmayınca üzülene. amcası Abbas’a (r. infâk edilmeyen mal. Bir künyesi de Peygamberimizin (s. Allahü teâlâ birdir. Lât ile Uzzâ isimli putları terk etmeni emrederim. 15. Hz. Ali Cennetle müjdelenen on sahâbîden dördüncüsü ve Ehl-i beytin birincisidir.): “Önce bir babama danışayım. sıratı parlak şimşek gibi geçer.v.) amcası Ebû Tâlib’in oğludur. 19.) iltifat buyurarak söylediği “Ebû Türâb”dır.v. 982.) ile Hz. melekler onu korur. Hicret’ten yirmiüç sene önce (m. Peygamberimizin (s. 43. Hz. sh-55 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. bedeni sağlam olur. 26. Hadîce’nin beraber namaz kıldığını gördü. metaneti. Hayatının sonuna kadar Hz. Ali beş yaşından itibaren Resûlullah ile yaşamış. Ali (r.v. Kur’ânın zevkine doyulmazdı. Çocuklar arasında ilk defa Muhammed aleyhisselâmın Peygamberliğini tasdîk edenlerdendir. Resûl-i Ekrem’in tâlim ve terbiyesinde yetişmiş. Buna mukabil geliri azdır. fedâil-üs-sahâbe 6) Kâmûs-ül-a’lâm cild-4. ailesi kalabalıktı.v. Ona yardımcı olmak lâzımdır.a. dünyânın fani olduğunu bilip ona rağbet edene. O sıralarda Mekke’de bir kıtlık hüküm sürdüğünden Peygamber efendimiz (s. Cehenneme inanıp günah işleyene.” dedi. Resûl-i Ekrem’in ilmen. 48. ortağı yoktur. Müslüman olanların üçüncüsüdür. 579) senesinde Mekke’de doğdu. Sual sorulmayan âlim.v. Hz. O yüce irfan hazinesinin feyzinden kana kana içmiştir. 724. 21. Şecaati.” 1) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Allahü teâlâya inanıp dünyâ ile rahatlayana.): “Bu Allahü teâlânın dinidir. kabul edilmeyen doğru görüş. bu sırrı kimseye söyleme!” buyurdu.): “Ey amca. Aile geçimindeki yükünü hafifletelim. 58. Namazdan sonra. Allah onu sever. ona itâat edene çok şaşarım! Eğer gönüller manevî pisliklerden temiz olsaydı. sh-69 15) Buhârî fedâil-üs-sahâbe 16) İzâlet-ül-hafâ cild-1. bana İslâmı arz eyle” diyerek müslüman oldu. sh-3124 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-43. 368 10) Savâik-ul-muhrika sh-104 11) Târîh-ül-hulefâ sh-138 12) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1.a. 665.a. Onu can kulağıyla dinlemiştir. binilmeyen vasıta. Ali ertesi sabah.) damadı ve dördüncü halîfesidir. sh-254 5) Müslim. Allahü teâlâ kalbini yumuşatır. evine bereket iner. Hz. sh-53 3) El-A’lâm cild-4. 306. “Bu nedir?” diye sordu Resûl-i Ekrem (s.a. her türlü takdirlerin üstündedir. hesaba inanıp mal toplayana.a. okunmayan mushaf. cesareti eşsizdi. 660)’da şehîd edildi. sh-57 13) El-Îsâbe cild-2. “Allah’ın arslanı!” diye tanınmıştı. hiç bir vakit haddi aşmazdı. 44.a. içinde namaz kılınmayan mescid. Güzel ahlâkın canlı timsali idi.a.v. içinde âhiret yolculuğu için azık edinilmeyen uzun ömür.v. daima meclislerinde bulunmuş. şeytanı düşman bilip. Künyesi Eb’ül-Hüseyin’dir. Hz.

Nevfel hakkında Peygamber efendimiz (s. Hz. Ali’yi.)’da ayak ucunda oturup duâ ederlerdi. Ali “Bilmem” dedi.) yatağında gördüler. Hz. Hz. Bir diyeceğiniz var mı? Ben burada iken söyleyin” buyurdu. fedâkâr amca-zâdesini kucaklamış. Resûlullah’ın (s. Tekrar hâne-i se’âdetin mübârek yüklerini kaldırıp yola koyuldu. Akşama doğru. Hamza’yı gördü. Hz. bizzat kendisi teşrif etmiş.88 - . Derhâl cân-ı gönülden kabul edip Müslüman oldu. Hz. İsrâfil (a. “Geri dön. Ali. Hz. Hz. Allahü teâlâ tarafından emredilmişti. Hatta Hz. Ali’yi şehirden dışarı çıkarmayacaklarına karar aldılar. Mikâil ve İsrâfil (a. Herkes gelip nişanını söyleyerek emânetini aldı. “Amcacığım. Ali’nin başucunda. Hak teâlânın izniyle onlara galip geldi.v.” buyurdu. Resûl-i Ekrem’in saâdethânesindeki eşyaları toplayıp yola koyuldu. Hz. seninle cenk ederiz. Hz. Mel’ûn Şeytan: “Binlerce senedir uyku gözüme girmemişken.v. Hüseyin uğrunda. Resûlullah’ın (s. Abbas’a yalvardılar. “Kardeşinin oğluna söyle Muhammed’in evini kaldırmasın. Hicret gecesi kâfirler. Yoluma çıkan olursa cenk ederim. Medine-i Münevvere’de. Mikdâd bin Esved’in (r. Mekke-i Mükerreme’de kalan Eshâb-ı Güzin. yoksa aramız açılır”. Ali’yi görünce hâline acımış. Ali oradan ayrılınca Ebû Cehil kalktı: “Ey Kureyş’in büyükleri! Muhammed. Resûl-i Ekrem bunların hepsini Hz. nazik ayakları okşamış. Şeytan da aralarında idi. Resûlullah’ın saâdethâneleri Mekke’de olduğu müddetçe Hz.s. Ali de orada kaldı. Hak teâlâ’dan hicret emrini aldığı zaman. Ali’nin sözlerini Kureyş kâfirlerine söyleyince canları sıkıldı. geceleri yaya olarak yürüdüğü bu yolculuğun sonunda Peygamberimizin huzuruna gidemiyecek bir halde idi. Yüksek sesle: “Vay! Muhammed kaçtı. Ali ile vuruşmaya başladı. fevkalâde gayret ve kahramanlıklar göstermiştir. Bütün emânetlerini sahiplerine teslim etti. Hz. o hak yolunda binlerce meşakkate katlanmış olan narin. yarın inşâallah Resûl-i Ekrem’in evindeki eşyayı götüreceğim.s.)’a “Kafirler belki bir anda.) şişmiş olan ayaklarından kanlar akar vaziyette. Hepsi başlarını eğip hiçbir şey söylemediler. Hz. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve bahadırlarındandır. iki taraf da birbirine karışmıştı. Mikâil (a. Hak teâlâ. Kâfirler aramak için dışarıya çıktılar.) bir oğlu. Ali Bedir savaşında birçok azılı müşriki öldürmüştür. Ebû Bekir ile beraber evden çıktılar. Hiçbir kâfir. Ertesi gün o kadar kâfirin arasında. Kureyş’den dört beş kişi atlı olarak Hz. Ali’ye emânet etmişti. Kum tepesinin üzerinde zırhlara bürünmüş müşriklerden birisi. Hz. Mescid-i Nebevî’nin inşaasında çok çalışmış. Hz. Yolda. Daha savaşın başlarında mübârezede Velîd bin Ukbe’yi bir kılıç darbesiyle öldürdü. Uhud ve Hendek harbleri olmak üzere. Hz.a. Ali yükleri indirip bunların üzerine yürüdü. yoksa. Allah’ın arslanı Hz. sevgili.” âyet-i celîlesinin nazil olduğu rivâyet edilir.) Hz. Ali. Ali.a. Ali’nin de Resûl-i Ekrem’in yatağında yatacağı. Sabah oldu. Ali. Resûlullahın bütün gazvelerinde bulunarak. dediler. müşrikin darbesini kalkanı ile karşıladı ve müşrikin kılıcı kalkana saplanıp kaldı. Ali’ye gelmişti. böyle yaparız. Mikdâd hazretleri. Göğsüne çıkıp imâna davet buyurdu. Hz. Böylece Hz. Hz.a.Peygamber efendimiz. Kararım kat’îdir. Sonra Hz.v. o zaman henüz îmân etmemiş olan Mikdâd bin Esved. Kerbelâ’da canını fedâ edip şehîd olmuştur. Resûlullah’a (s. Başta Bedir. Medine-i Münevvere’ye getirilmesini emir buyurdu. Hz. Hz. mübârek iki eliyle. Kureyş kâfirlerinin toplandıkları yere gitti.v. Ali. Şeytan. Resûlullah’ın (s. Kâfirlerin her biri şöyle yaparız. gelsin benden alsın!” diye nida ettirdi. Sa’d bin Hayseme’yi şehîd etmişti. Kuba’da yetişmişti.a. şeytân dahil bütün kâfirlere bir uyku verdi. buna mâni olmalıyız”. Ali’ye bir hatada bulunurlar. “Resûl-i Ekrem’de kimin hakkı var ise. Bir zaman sonra Resûl-i Ekrem evinin. Hz. Hz. bizzat sırtında taş ve toprak taşımıştır.v. Bir zaman sonra (mel’ûn) Şeytan uyandı. Ali.) Kâ’be-i şerîfte devamlı oturdukları makama Hz. Ali’nin korkusundan Eshâb-ı kirâmın hiçbirine eziyyet edemedi. Gündüzleri saklanıp. Hz. Ali o esnada arkasında bir kılıcın parladığını ve şakıdığını görünce başını eğdi. Ali hiçbir söz söyletmeden bir vuruşta yere yıktı. kâfirlere insan suretinde görünürdü. Sizler behemehal Ali’nin yanına yetişin?’ buyurdu. Abbas. Hz.a. Ali’ye söyledi. Resûl-i Ekrem efendimiz bunu haber alınca. kendisine afiyeti için duâ buyurmuştu. Yine bu savaşta Nevfel bin Huveylid ile karşılaştı. Hz. Ali’nin karşısına çıktı. Resûl-i Ekrem’in evlerindeki emânetleri yerine ulaştırmak için ve Mekke’de kalan Eshâb-ı kirâm üzerine vekili oluyordu. Bu iki büyük melek. Müşrik atından indi ve Hz. Kılıcı parlatan “Al buda ben Abdülmuttalib’in oğlundan!” derken müşrikin kellesi. Bunun üzerine bütün kâfirler Resûl-i Ekrem’in evine hücum ettiler. Ali’nin yolunu kestiler. O’na yaklaştı. Zırhını enlemesine biçince müşrik titredi ve sarsıldı. “İnşâallahü teâlâ yarın Medine-i Münevvere’ye gidiyorum. Allah’ın rızâsı için nefsini fedâ eder. Ali dönüp arkasına baktığı zaman. dediler. Ali’nin bu fedâkârlığı üzerine: “İnsanlardan öyleleri vardır ki. Hz. Hz. Hz. Hz. Ali’nin kanadı altına sığındılar. miğferiyle birlikte yere yuvarlandı. Abbas bu sözleri Hz.) buyurdu ki: “Yâ Rabbi! Nevfel bin Huveylide karşı bana yardımcı ol! O’nun hakkından gel!” diye . Hamle sırası Hz. Ali’nin yanına geldiler.” dedi.a. Ali. Resûl-i Ekrem’in nerede olduğunu sordular. Bunlar uykuda iken Resûl-i Ekrem. evi burada olduğu müddetçe bize düşmanlık etmez. Hz. bu gece Muhammed’in yaptığı sihirle uyuyakalmışım” dedi.) saâdethânelerinin etrafını sarmışlardı.s. dedi. Kâfirler mel’ûna: “Ne biliyorsun?” dediler. Hak teâlâ. Ali.” dediler. Ali oturdu. Ali kılıcı ile müşrikin göğsüne doğru çaldı.

buyurdu. Ali: “İkinci isteğim bu iki kuvveti hallerine bırakıp. Hz.v. Ali bir fırsatını bulup. uzun boyundan endişe etme. tepeden tırnağa kadar silâhlanmış.) tekbir getirip: “Ali’nin Amr bin Abdûd ile bir kere karşılaşması. Ali. geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir” diye şiir söyleyerek Merhab’ın karşısına dikildi. Ali’nin gözleri ağrıyordu. yalnız Ebû Bekr. Bir harpte düşmanını altına almış. “Yâ Amr! Duydum ki sen Kâ’be’nin karşısında ahd etmişsin ki. Resûlullah (s. Ali sadece Uhud gazvesinde onaltı kılıç darbesi almıştı. Amr “Evet öyle söz verdim” dedi. Hz. her yaptığı işi. Kureyş’den bir kişi senden iki şey istese birini yaparmışsın. ordu başkomutanlığı yapmıştır.v. Allah için öldürecektim.” dedi. merhamet ve diğer yüksek fazîletleri öğülmüştür. Hz. Kılıcını kuşandı. müslümanlara büyük hizmet etti. kerem. Yüzüme tükürünce. kılıcı ile boğazlamak üzereydi. Ben” Hak teâlâ’dan sana yardım etmesi için. Bir daha meydan okudu. Tebük harbinde bulunmayıp. Sizi.v. Nefsimin isteğine uymamak için vazgeçtim. Bu. huzuruna oturttu: “Yâ Ali! Benim atıma bin. Senden iki şey isteyeceğim.a. Çok cesurdu.) efendimiz. Merhab’ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini kesti. diyerek geriye dönmüş gelirken. Hz. Allah’ın birliğine ve Resûlünün Hz. ben senin başını kesmek istemem. Amr: Yâ Ali! Sen henüz gençsin. O anda düşmanı. Hz. Amr bin Abdûd adlı müşriklerin en azılılarından biri. Ali: “Biliyorsun ben Kureyşdenim. Ali’yi çağırdı. kendi kopmuş bacağını Hz. O’nunla evlendirmişti. ikiye ayırdı. Ali’nin gözlerinde bir ağrı sızı kalmadı. Bu savaşta Hz. Hayber kalesinin fethinde. buyurdu. gelip çatan harplerin tutuştuğu. Amr bin Abdûd’un önüne yiğitçe. Hakkında birkaç âyet-i kerîme nazil olmuş. alçak gönüllü idi. Sonra Peygamber efendimize (s. senin elinle Müslümanların. “Allahü ekber” diye tekbir getirdi ve “Allahü teâlâ O’nun hakkında duâmı kabul etti” buyurdu. “Ben Allahü teâlânın yardımı ve Resûlünün duâsı ile senin başını kesmek isterim” buyurdu. Ömer ve Osman (r. Yedincide Resûlullah (s. İbn-i Esir’in rivâyetine göre Hz.) olduğunu ikrâr ve tasdîk etmendir”. Ali’nin bu sözü üzerine Amr. çok kerîmdi. başka ne istiyorsun?” dedi. Hz. Bu şiir Merhab’a o gece gördüğü rüyayı hatırlattı. Bu dinin emirlerindeki büyüklüğü anlayan müşrik hemen müslüman oldu.” dedi. Ali. Altındaki düşman. Hz. Hz. Mekke’i Mükerreme’ye gitmendir” buyurdu. insanlığın iyiliğini düşünerek yapardı. Ali hemen geri dönüp Amr’ın başını kesti. Hz.a. kalkan olarak kullanmıştır.v. Pek çok hadîs-i şerîflerde meth edilmiştir. kılıcımı al.a. Hz.)ın başlarını keserim. Hz. Avını gözetliyerek giden bir arslan gibi. kalenin kapısını koparıp. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem. Ali.a. o gün yahudilerin en namlı kişilerinden sekizini öldürmüştür. Amr: “Bunu kabul etmiyorum. Hendek savaşında da müşriklerin en azılıları ile savaştı. Hz. Merhab’ın başına inen kılıncın çıkardığı ses o kadar fazla idi ki. Ali’ye fırlattı.a. cesaret ve kahramanlığı denenmiş Merhab’ımdır. kâh kılıçla vurup yere sermişimdir” diyerek müslümanlardan er diledi. Hayber karargâhında bulunan Ümm-i Seleme “Merhab’ın dişlerine kadar inen kılıcın sesini ben de işittim” demiştir.a. ümmetimin kıyâmete kadar olan ibâdetinden hayırlıdır. onun bu savaşta kılıcıyla önce bacaklarını sonra kafasını kopardı.) pek çok severdi. Ben. Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Rabbi! Ali’yi bana tekrar göstermedikçe beni öldürme!” diye duâ bu.” dedi. cömertlik. Ali. Yedi kere böyle oldu. var gücü ile Hz.) tarafından Ehl-i beytin muhafazası için Medine’de bırakılmıştır.89 - . Merhab’la karşı karşıya geldiğinde. Peygamber efendimiz. Hz. Çok şefkatli ve merhametliydi. Buna rağmen çok cömert. Amr’ın uyluğunu bir kılıç darbesiyle kopardı. Ali de bunların arasında bulunuyordu. Bunun üzerine öldürmekten vazgeçti.v. Son derece mütevazı. Ali. kerâmetler hazinesi ve evliyânın reisidir. Hz. sancağı Hz. cesaretle var. Birbirlerine hamle ettiler. Amr. Muhammed (s. Onun heybetinden. Ehl-i sünnetin gözbebeği. Birçok harplerde Resûlullah (s.) efendimiz.v. Bir gün Eshâb-ı kirâmdan bir zümre gazâ için yola çıkmışlardı. “Ben O’yum ki: Anam bana Haydar (Arslan) adını takmıştır! Ben. Ali de atından indi.a. Müslümanlardan kimse Amr’ın davetini kabul etmedi. Yemen savaşında. kızıştığı zamanlarda. Hz. Yine hiçbir müslüman çıkmadı. Bedir savaşında müşriklerin başlarını ağaçlardan meyva düşürür gibi düşürüyordu. Muharebenin iyice şiddetlendiği yirmiikinci gün. Ali’ye vermiştir. Ali. Hz. Aliyyü’l-Murtazâ’yı (r. kendi nefsim için öldüreceğimden korktum. Artık işi bitti. Resûlullah (s. heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir.) Nevfeli öldürdüğünü haber verdi. servet sahibi değildi. Resûlullah (s. adalet. Fâtıma’yı.) O’nu çağırtarak gözlerine üfledi ve şifa bulması için Allahü teâlâya duâ etti. atından inip Hz. Hiç olmazsa birini kabul et”. Birinci isteğim. Bunun üzerine Hz. Hz.” buyurdu. Hendek kenarlarına gelip meydana er istedi. Başını.a. Bedir savaşına katıldığında 25 yaşında idi. Ali. kılıç. “Biraz önce seni. Bu savaşta. Hz. yahudilerin meşhûr pehlivanı Merhab: “Hayber halkı iyi bilir ki: Ben. Ali hakkındaki iltifât-ı Nebevînin en yüksek bir nişanesiydi. Hz.” buyurdu. Hz. Bedir’de ayrıca Âs bin Sa’îd’i de katlederek. Ali’nin yüzüne tükürdü. Ali. dünyânın tadını almamışsın. bunun şerrinden kurtulmaları için duâ ediyorum” buyurdu. Ali atına bindi. Amr’ın önüne vardı. niçin öldürmediğini sorunca. Ali: “Ey ahmak! Benim başımı kesmeden onların başını nasıl kesersin?” buyurdu.duâ etmişti. Sevgili kerîmesi (kızı) Hz. kükreyerek geldikleri zaman aslanları bile kâh mızrakla. ormanların. Amr “Bunu kabul ettim. Ali’ye doğru yürüdü. Merhab’ın tepesine öyle bir kılıç indirdi ki. Savaşlarda düşmanlarının ölümüne bile acırdı.a. Rüyasında kendisini bir arslanın parçaladığını görmüştü. Ali şecaat ve kahramanlığı ile tanınmasına rağmen.v. düşmanlarıyla döğüşürken onlara acır ve haddi tecavüz etmezdi.

Hz.a. Resûlullah (s.. hakikatlerine herkesten daha ziyâde vâkıftı. Ali. Falan dağdaki tepeye geldiğin zaman üzerine çık. Ali vahy kâtiblerindendi. Hz. Bir hadîs-i şerîfte de Aliyyü’l-Murtazâ’ya hitaben: “Seni ancak mü’min olan sever. beşâret ve kerâmet sayılacak şeylerden almış olur. Ali ile. kan ile boyandığı zaman nasıl sabır edecektin?” buyurarak mübârek elleriyle onun başını. Hüseyin ve Ümmü Gülsüm (r. Kur’ân-ı kerîm lisânına herkesten daha ziyâde âşinâ idi. ey ağaçlar! Allahın Resûlü size selâm ediyor. i’câzına. hem de Sahîh-i Müslimde vardır. Hudeybiye anlaşmasını da o yazmıştı. sana ancak münafık olan buğz eder. orada vücuduna bir kılıç ağzı isabet eder” demiş.v. o gündeki gibi böyle nefsine bir kötülük geleceğini haber veren bir muhârib görmedim. Ali.a. nazil olduğunu bilmiyeyim!. Hz. dediler. Kâdılık ahkâmını bilmem” dedi.) O’nun ziyâretine gelmiş: “Yâ Ali. Hacc-ı Ekberln. onun rivâyeti tercih edilmiştir. Hz. Ali’ye hitaben Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Ali. âlîcenâbtı (cömertti).” diye cevap vermiştir. Bu şerefe nâil olamadığından dolayı me’yûs (üzüntülü) görünen Hz. Kitâbullah’dan bana sorunuz. gündüzde mi kırda mı. Ali. Ali buyuruyor ki. İşte bu Ehl-i beyt. Hz. Onu seveni sev.a.) isimlerinde üç evlâdı olmuştur. Hattâ bir gün hutbe irâd ederken cemâate hitaben: “Sorunuz! Bana ne sorar iseniz. Nerede olursa olsun hakkı. Taşlar ve ağaçlar Resûl-i Ekrem’in selâmına: “Salât ve selâm. Hz. Zamanının en kudretli hatîblerinden biri idi. Bir gün Kur’ân-ı kerîm’in yanlış okunduğunu duymuş. Ali.) mübârek abaları ile örterek: “İşte.” buyurmuştur. Peygamberin mektûblarını da yazardı. şu buyurduğun hal benim hakkımda tahakkuk edince o. Uhud harbinde Eshâb-ı kirâmdan bir çok kişi şehîd düşmüştü. hakkında birçok rivâyet olup anlaşılması güç mes’elerde. Ona yardım edene yardımcı ol.v. Abdullah bin Selâm (r.) Eshâb-ı kirâm arasında iki defa kardeşlik akd edilmesini buyurdukları halde. kaynağı sayılırdı.v. sabredilecek şeylerden delil. 15 hadîs-i şerîf Müslim’de tamamı da Ahmed bin Hanbel’in “Müsned” adlı kitabında vardır. şehâdet senin arkandadır. bir başkası arasında akd buyurmayınca. Hz. Ali’nin nezih ruhu idi. Halledilemeyen konular ona havale edilirdi. Hâsılı Hz. bu hali görünce. bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!” buyurdukları bildirilmiştir. uğultu koptu.). Bunlar. Bu vazifeyi herkesten fazla muvaffakiyetle ifâ ederdi.) dönerek: “Ben mü’minlere nefslerinden daha sevgili. Ali oraya gidip selâmı tebliğ edince. Hz.a. Peygamber efendimiz onu Yemen’e kadı olarak gönderdi. Hasan ve Hüseyin’i (r. Allah’ın Resûlünün üzerine olsun” diye cevap verdiler. yakın değil miyim?” buyurdular. Resûl-i Ekrem’den yayılan feyizlerin nurlarına en evvel kavuşmuş olan Hz. Onun en büyük bir müfessir olduğunda kimse şüphe etmezdi. Hz. Ali de: “Evet! Allaha yemin ederim ki.a. her namaz ve duâda yâd olunurlar.” diye duâ buyurdu. Mübârek sözlerine devamla: “Yâ Rabbi! O’na düşmanlık edene düşmanlık et. Ali de. bunlardan biridir. Irak’a giderken. onun efendisidir.yurdu. Hasan. hiç birinde Hz. Halkın seni karşıladıklarını göreceksin. fevkalâde belîğ. “Yâ Resûlallah! Ben âlim değilim. ben onun gecede mi. Ali’dir. Ali de “Yâ Resûlallah. Bu sebepten. . Onu aşağı tutanı zelîl et. bunu bana Resûlullah haber vermiştir” diye mukabelede bulunmuştu. dünyâda ve ahirette benim kardeşimsin” buyurdu. Ehl-i beytten olması sebebiyle.) veda haccından dönerken “Gadîr-Hum” denilen yerde namaz kıldıktan sonra Eshâb-ı kirâma (r. Resûl-i Ekrem (s. kıyâmete kadar her mü’min tarafından. “Âl-i Nebî” namıyla. doğru söylerdi. Ali. fakîrlere yardım ederdi.v. Bu hususta herkesin müracaat kapısı idi. Vallahi bir âyet yoktur ki. Ali’nin elinden tutup: “Ben kimin efendisi isem. Irak’a gitme. Ali ile Fâtıma. korkarım ki.a.v. Arap lisânının ilk kaidelerini koyan zât da Hz. Hz. Fâtıma’dan.a. Sonra Hz. Yâ Rabbi. “Kurban Bayramı” olduğuna dâir olan rivâyeti. doğruyu ona bildir!” buyurdular. diye söyle)” buyurdu. benim Ehl-i beytim bunlardır.a. size cevâbını veririm.” buyurdular. Her nutku bir şaheserdir. Kendisi 586 hadîs-i şerîf bildirmiştir.v. yeryüzünde bir gürültü. Ali’nin Kur’ân-ı kerîme büyük bir vukûfiyeti vardı.)’den sonra Aliyyü’l-Murtazâ derecesinde belîğ hutbe tertip ve irâd eden bir zât görülmemiştir. Resûl-i Ekrem (s.a. Eshâb-ı kirâmın en büyük fıkıh âlimlerinden idi. Bundan başka 9 hadîs-i şerîf Buhârî’de. müttekîleri severdi. sakalını okşamıştı.) “Yâ Ali! Benim deveme binip Yemen’e git. Resûlullah (s. Hz. hem Sahîh-i Buhârî’de. Hz.” diye buyurmuştu. Ebü’l-Esved diyor ki: “Ben. İslâmiyetin yayılmasında görülen hizmeti büyüktür. Bunlardan 20 tanesi. fasîh konuşurdu. Hz. Fâtıma ile evlenmiş ve Peygamber (s.90 - .) efendimize damat olmuştur. Eshâb-ı kirâm tasdîk ederek “Evet yâ Resûlallah! Öylesin”. Kur’ân-ı kerîm’in belâgatine.a. bunun üzerine Arap gramerinin ana hatlarını ortaya koyarak buna mâni olmuştu. O tepede bulunanlar. Hz. Dindarları. Mübârek elini göğsüne koyup: “Yâ Rabbi! Kalbine hidâyet. bundan sonra ben asla iki kimse arasında hüküm vermekten şüpheye düşmedim. Ali’nin “Beni unuttunuz mu?” suâline Peygamberimiz “Sen. diline doğruluk ver. Peygamber efendimizin sünnetine herkesten daha fazla vâkıf idi. O zaman (Ey taşlar. İlmin menbaı. Resûlullah (s. hepsi birden îmân ettiler. dağda mı.

şu içinde bulunduğun halden daha hayırlıdır. Askerlerinden yirmibeşbin. Medine’den ayrılırken. Hz. Çok hadîs-i şerîf ile övüldü. Ali hakkında söylenmiş hadîs-i şerîflerden ba’zıları: . halîfeye gözükmeden Basra’ya gitmeye. İki gün sonra altmışüç yaşında iken. Ali bu vak’adan sonra. gece karanlığında grubu ile birlikte Basralılar üzerine saldırdı. Buyurdu ki: “İşte bunlar melelekler ile nebîler cemâati. Kûfe olarak tesbit etti. Sakalı sık idi. gerek kendisi ve gerekse oğulları Hz. Hatta Hz. Ali’nin İslâmiyetin yayılmasındaki hizmeti büyüktür. Osman’ın da halifeliğine bîat edip. Aişe(r.anha)’nın ictihâdında olan Basralılarla anlaştılar. oğlu Hz. Muâviye. Talha. diye buyuruyor. Hz. geceleyin gizlice iki taraftan birine saldırarak. Hz. Hasan tarafından yapılmış ve namazı eda olunduktan sonra Kûfe’nin kabristanı sayılan Necef’e defn edilmiştir. yahudîler tarafından başlatılmış ve halîfenin şehîd edilmesine kadar varmıştı. bu hususta acele edilmemesini. Ortalık kızıştı ve savaş başladı. Amr İbni zi-Mürr el-Hemadânî şöyle rivâyet ediyor: Hz. Osman’ı korumak için gerekli tedbirleri almıştır. iki tarafı muharebeye tutuşturmaya karar verdiler. Ali ise. Ali. Hicretin kırkıncı yılının Ramazan-ı şerîf ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbni Mülcem adlı bir harici tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularak yaralandı. Hz. Osman’ın şehîd olmasına sebep olan bütün bu fitnelerin başı olan İbni Sebe. Hz. Ali: “Kızım sükut et! Eğer benim gördüklerimi görecek olsan ağlamazsın” dedi. Medine-i Münevvere’de. Hz. Ömer helâk olurdu. Güzel ahlâkın canlı bir timsali idi. kendi askerleri arasında bulunan kardeşi Muhammed bin Ebî Bekir ile Medine’ye gönderdi. halifenin emrini dinlemedi. mâni olmaya çalıştığı halde bir türlü önüne geçemediği elim şehâdet vak’ası üzerine Hicrî 35 yılının zilhicce ayında. Ömer buyurdu ki: “Şayet Hz. halifenin danışmanı ve hâkimliğini yaptı. Ali: “Evet sizden ayrılmaktayım” dedi. Hz. Halife olmasında hiç bir itirâz olmadığından icmâ-ı ümmet ile hilâfet makamına geldi. Hem ilim. Hz.) ile Âişe (r. Medine’de kalmasını emretti. tarafsız kalmayı.) vefât edince. buğday benizli. Memurları murakabe eder. Ali olmasaydı. işte bu da Muhammed aleyhisselâm! Yâ Ali. Birşey yok. hükümet idaresinde Hz. Osman’ı şehîd edenlerin cezâlandırılması hususunda Eshâb-ı kirâm arasında üç ayrı ictihâd oldu. hafif bir yaradan ibaret. her işin emniyet ve istikamet dairesinde yapılmasını ister. Techîz ve tekfîni. Hz. Karşı taraftan gelen sulh teklifini kabul edince. Ömer’in halifeliğine de bîat edip. Yoksulları Beyt-ül-mâldan geçindirirdi. İslâm birliğini bozmaya çalışan ve Hz. hilâfet işlerinde onun vezirliğini yaptı.Peygamber efendimiz (s. Üç gün süren savaş sonunda. Cemel vak’asından bir sene sonra Sıffîn denilen yerde Hz. suçluların hemen cezalandırılmasını. Muâviye’nin ordusu ile yüz günde doksan meydan muharebesi yaptı. dedim. teveccüh etmekte bulunduğun hâl. Sahâbîlerden bir kısmı.anha) Basra’ya gittiler. O yıkayıp kefenledi. onlarla anlaşmak üzere.anha) esir alınınca. perişan etti. Hz. Son zamanlarında saçı ve sakalı pamuk gibi beyaz olmuştu. Sakalını muharebe zamanlarında sünnet olandan fazla uzatır ve omuzlarına kadar yayılırdı. Hz. Kendi komiteci arkadaşlarıyla gizli toplantı yapıp. Ali. İslâm devletinin merkezini de. adaletin tatbikinde dikkatli ve tedbirli hareket edilmesini ve başka bir fitneye sebep olmaması için. Başını birşey ile sarmıştı. Osman zamanında fitne. iri ve siyah gözlü. ortalığın durulmasından sonra cezalandırılmasını ictihâd etmişlerdi. halka karşı şefkat gösterirdi.” Hz. şehîd oldu.a. Definden sonra. Hz. karşı taraftan kırkbeşbin kişi şehîd oldu. Ali’nin hilâfeti zamanında da devam etti. Ali hürmet ve ikrâm edip. Abdullah İbni Sebe’ye. Elçi gönderip. Bu son mübârek vazife. Basra’ya yakın bir yerde ordugâh kurdular. orta boylu. Hz. Basra’ya yola çıktı. Hz. beş sene süren hilafet zamanlarında sükun ve huzur bulamamış. halife seçildi. güler yüzlü. Dedim ki: “Ey mü’minlerin emiri! Yarayı bana gösterir misin? Hemen sargıyı açtı.91 - . yahudisi. Osman’ın şehîd olmasından evvel. Hz. Ali suçluları hemen cezalandırmayınca. Kûfe’ye gitti.a. Her tarafta askeri birer merkez vücuda getirdi. Talha ve Zübeyr (r. Basra’ya bir vali tayin ederek oradan ayrıldı. ne görüyorsun?” diye sordum. Allah korkusundan hemen her gün ağlardı. Hz. “Cemel (Deve) vak’ası” olarak bilinen bu hâdisede Âişe-i Sıddîka (r. Bunlara “Hârici” denildi. ona nasîb oldu. geniş göğüslü. ona devlet işlerinde yardımcı oldu ve kadılık (hâkimlik) görevlerinde bulundu. halife seçilen Ebû Bekir’e (r. Âişe ve Şam’da bulunan Hz. Her iki taraf. Osman’ın şehâdetini duyunca da oğullarının yüzüne karşı: “Siz yaşarken onun şehîd düşmesine nasıl imkân bıraktınız?” diye büyük bir teessürle hitap etmiştir.” Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadelede bulunduğundan. iki taraftan onbin kişi şehîd düştüler. ordusundan yedibin kişi ayrıldı. hem de amel bakımından en yüksek derecede olduğu halde. Beyt-ül-mâlı muhafaza yolunda gerekli teşkilâtı kurdu. suçluların. Bunların üzerine yürüyüp.a. Abdullah bin Sebe. Bir daha Medine’ye dönmeyip. Ali. “Yâ Emir-el-Mü’mimîn. Hatife. Kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başlamıştı. Gece karanlığında kimse ne olduğunu anlayamadı. Kûfe’de kılıç darbesini aldıktan sonra huzuruna girdim. Ali. Hz. Hz. Ömer’in yolunu tutmuştur. Hz.v. anlaşma oldu diye rahatça uykuya varınca. Hz. iri yapılı idi. müjde sana. uzun gerdanlı.) bîat edip. Baktım. Zübeyr.

her iyilikte önde olan. “Bu bayrak Melik-i Gâlibin Ali bin Ebî Tâlib’e hediyesidir. Sırat üzerinde benimledir. Ali’ye.” buyurdu. Ebû Bekir: (Geri çekilip) Yâ Ali! Sen buyur. Havuz ve kevser yanında benimledir. pişman olup. Resûlullah (s.” Hz. Hz. Çünkü.v. Nisâ sûresi 109. Ben de. Onu çok severim. Ali onlardandır ve Ebû Zer. kıyâmet günü benim yanımdadır. Ali: -Senin önünden geçemem çünkü. âyetinde: (Biri günah işler veya kendine zulm eder.) da geldi. Allahü teâlâyı görürken benimledir. Olmayan helâk olur. önce gir yâ Ali! Resûlullah’a daha yakın sensin.) “Âdem aleyhisselâmın hilm sıfatını ve Yûsuf aleyhisselâmın güzel ahlâkını.s. Onlara tabi’ olan selâmet bulur.” “Ali. “Ali onardandır. Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir. gir dedi. Ali: -Senin önünden giremem. onun nafile namazlarını kabul etmez. Ebû Bekir: -Senin önüne nasıl geçebilirim? Çünkü.) rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır: “Günah işleyen biri pişman olur. İçeri gireceği sırada. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem. erkeklerin en iyisine verdim. Ali: -Yâ Ebâ Bekir! Sen önce gir ki.)” “İmânın alâmetleri vardır: Birinci alâmeti Ali’yi sevmektir.” “Kadınların en iyisini. Ona yardım edene. Ben de onları seviyorum. Cennet üç kimseye âşıktır.” Eshâb-ı kirâm birbirlerini çok severlerdi. senin önüne nasıl geçebilirim ki. sonra. Allahü teâlâ’ya istiğfâr ederse. Resûlullah (s.v. Ebû Bekir: Ben.a. Hz. Ali: Ben senin önüne nasıl geçerim.) Hayber’de: “Yarın sancağı öyle bir kimseye veririm ki. Onu bütün mü’minler sever. o şehrin kapısı Ali’dir.” “Kızım Fâtıma’yı Ali’ye vermeyi.) evine geldi.) “Yâ Rabbi! Beni en çok seven ve Eshâbımın en iyisi kimdir?” dedi.s. abdest alıp namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse (bağışlanmasını dilerse).a.” Bunlar kimlerdir? denildikte.) Ebû Bekir Sıddîktır” buyurdu. kazasını kılmadan nafile kılarsa. Hz. O da cevap verip. âhirette de benim kardeşimdir. Ona sıkıntı vermeye uğraşanın kendisi perişan olur. Bir gün Ebû Bekir Sıddîk (r.a. Çünkü Resûlullah (s. Ali’yi inciten beni incitmiş gibidir.a. Hz. boş yere zahmet çekmiş olur. herkesi geçen sensin.a.a. buyurdu. Cenâb-ı Hak: “Yâ Muhammed (a. Resûl aleyhisselâm “Cennetin kapıları üzerinde “Ebû Bekir Habîbullah” yazılıdır buyurdu. Osman ve Ali (r. dünyâda da. Resûlullah (s. Hz. Ali iyilerin rehberidir. Cennette benimledir.v. Hz. senin önüne geçemem! Resûl (a.” “Üzerinde farz borcu olan kimse. Hz. bayrağı sana verip.” buyurdu.a.a. Çünkü Resûlullah’tan işittim.92 - .a. Allahü teâlâ her peygamberin sülâlesini kendinden.v. Selmân’a ve Ammâr’a. Allahü teâlâ’yı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur) buyurmaktadır. ben de ondanım. “Ümmetimden Ebû Bekir’den daha üstün bir kimsenin üzerine güneş doğmadı” buyurdu. Çünkü Allahü teâlâ. erkeklerin en iyisine verdim” buyurdu. Hz.” “Münâfıkların kalbinde dört kimsenin muhabbeti toplanmaz: Ebû Bekir.a. benim sülâlemi de Ali’den yaratmıştır.“Allahü teâlâ bana dört kişiiyi sevmemi emretti. . Allahü teâlâ Onu sever.) kızı Fâtımat-üz-Zehrâ’yı sana verdiği gün “Kadınların en iyisini. Ali bin Ebî Talib (r.) Resûlullah’ın (s. “Ali.” “Ben ilmin şehriyim. Ali: Ben senin önüne geçemem. Çünkü. Allahü teâlâ. yardım edilir. Hz. Hz. Ebû Bekir: -Sen. Rabbim bana emr eyledi.v. Ömer. Resûl aleyhisselâm Hayber gazâsında. aşağıdaki uzun konuşma oldu: Hz. aralarında. Bu kimse kazasını ödemedikçe. Ebû Bekir: Ben. Ali onlardandır. her hayırlı işte ileri olan. Mikdat ve Selmân’dır. Cennette sabah yıldızı gibi parlar.v.) “İbrâhîm aleyhisselâmı görmek isteyen Ebû Bekir’in yüzüne baksın”. Ali’nin (r.” “Ali bendendir. Allahü teâlâ o günahı elbette affeder. görmek isteyen Ali Mürtezâ’ya baksın” buyurdu.” “Ali’ye bakmak ibâdettir.” “Ehl-i beytim.” “Ali.) Peygamberimizden (s.

Hz. Hz. Ebû Bekir’in bütün kusurlarını af etsin. Cennete girin!” Hz. Çünkü O. fukara ve muhtaç olanlara yardımı severdi. yerdeki ve yedi kat göklerdeki melekler sizi dinlemektedir. Cennetin anahtarını getirir. yüzbinlerle lanet olsun!” buyurdu. Ebû Bekir -Senin önünden gidemem! Çünkü. Ali kardeşimin düşmanlarına şefâat etmem.” demiştir. Ebû Bekir’in imânı ağır gelir. bu hangi Peygamberdir? derler.” buyurdu. Çünkü. ibadet eder ve ağlardı. Cennette. Allahü teâlâ yanındaki kıymetinizi anlatamazsınız” ikisi bir birine sarılıp.) bu iki sevgilisi. Ebû Bekir.” Hz. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü. ikinize de yüzbinlerle rahmet etsin. Muâviye. Ali Cennet hayvanlarından birine binmiş olarak gelir. Fâtımatüz-Zehrâ’dır. Biri. Ebû Bekir. Senin kardeşin Ali bin Ebî Tâlib ne güzel kardeştir. bir topraktanız.). dört kimse ile bezerim. kapıda böyle konuşurlarken. Bilâl-i Habeşî’yi.a.a. Hz. Yâ Muhammed! Cennetin ve Cehennemin anahtarlarını. Hz. her davayı hakkaniyetle hallederdi.” buyurdu. Ali: -Senin önüne geçemem! Çünkü.” Hz. Ebû Bekir Sıddîk’a ver.s. Ali de: Ben senin düşmanlarını sırat üzerinden geçirmem. Ebû Bekir: -Senin önünden gidemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Allahü teâlâ. Ali’ye buyurdular ki: “Yâ Ali altıyüzbin koyun mu istersin.): Ben. Hz. ilim ve hikmetin feyyaz bir kaynağı idi. bunun kapısıdır. birlikte Resûlullah’ın (s. Ali: -Senin önünden nasıl yürüyebilirim? Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben sâdıklığın şehriyim.Hz. Allahü teâlâyı görürken. Ali de dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben de Ebû Bekir kardeşimin düşmanlarına şefâat etmem ve başını kılıç ile bedeninden ayırırım.s.a. Ali.v. Sözün doğrusunu söyler. ey Cennet! Senin dört köşeni. benimledir.) gelip. Allahü teâlâ. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü. dünyâ. Biri. Sonra Cebrâil (a. Hicrette bana yardımcı oldu. istediğini Cennete. bütün mü’minlerin imânları yekûnu ile tartılsa. Ebû Bekir Sıddîk dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben. Ali: -Senin önünden gidemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben ve Ebû Bekir. Resûl aleyhisselâm: “Yâ Ebâ Bekir! Sen benim. kendileri içeriden dinliyordu. buyurdu: Hz. benimledir. Resûl aleyhisselâm: “Ben bir ağaca benzerim. Ali bir güzel ata bindirilir. Çünkü.v. Üçüncüsü. Hz. Ebû Bekir: -Senin önünden giremem.“Allahü teâlâ. yahut altıyüzbin altın mı veyahut altıyüzbin nasîhat mı istersin?” Hz. Allah’dan korkanların üstünü Ali’dir. Görenler acaba.).) huzuruna girdiler. Ali bunun kapısıdır. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü.” buyurdu. Ebû Bekir: -Senin önüne nasıl geçebilirim? Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben ilmin şehriyim. Ali dedi ki: “Altıyüzbin nasî.a. Tekrar bir olacağız” buyurdu. Hz. Hasan ve Hüseyin. Bana verir. Ali Hakkında: “Hz. Hz. Hz.” Hz. Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ebû Bekir’in imânı. Kıyâmete kadar birbirinizi övseniz. Dördüncü köşesindeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir. Ali (r. Hepiniz. düşünür. Ali’nin sözünü kesip içeriden buyurdu ki: “Ey kardeşlerim Ebû Bekir ve Ali! (r.” buyurdu. Şeytan. Ali: -Senin önünden nasıl girebilirim? Çünkü. Ali: -Senden önce giremem. benim için alıp âzâd etti. Peygamber efendimiz (s. Ali: -Senin önüne geçemem! Çünkü.) artık içeri girin! Cebrâil aleyhisselâm gelip dedi ki. Ebû Bekir (r. Kendisi dünyâ ziynetlerinden ve şatafatlarından nefret eder. hiçbir vakit onu aldatamadı. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Sekiz Cennetten şöyle ses gelir: Ey Ebû Bekir! Sevdiklerinle birlikte gel. Ali son derece âlîcenâb bir insandı. bu Ali bin Ebî Tâlib’tir buyurur. kızı Âişe’yi bana verdi. gören gözüm ve bilen gönlüm yerindesin!” buyurdu.” Hz. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Allahü teâlâ.a. benimledir. Dindar ve muttaki olanlara. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem. Hz.). (a.93 - . Havz ve kevser yanında. kadınların üstünü. Hz. Cennet Meleklerinin reisi olan Rıdvan adındaki Melek Cennete girer.” Resûlullah’ın (s. Resûlullah efendimiz: . Sırat üzerinde benimledir. Ali: -Senin önüne nasıl geçebilirim. Fâtıma bunun kökü. Cenâb-ı Hak buyurur ki: Yâ Muhammed aleyhisselâm! Senin baban İbrâhîm Halil. gövdesi.v. senin düşmanlarına Kevser havzından su vermem. gecenin karanlığında mescidin mihrabına gelir. Peygamberlerin üstünü Muhammed’dir. Çünkü. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Ali kıyâmet günü benim yanımdadır. meyvesidir. yüzbinlerle rahmet etsin ve düşmanlarınıza da.a. ne güzel babadır. buyurdu. dilediğini Cehenneme göndersin der.” Hz. Hz. ikinizi sevenlere de.

Eshâb-ı kirâm: “Yine iyilik ederiz” dediler. Hz.” buyurdu. Tesbih. Ali’nin huzuruna geldi. Biz kitaplarımızda okuyoruz. Üzerinde bir taş vardır. Bir kısmı da hayvanlarını sudan geçirmeğe uğraştı.v. Ali’yi çağırmaya gitti. yolda susayan askeri için.s. Rahib. Namazını kılmayanlar selâm verinceye kadar güneş kaldı. o size karşılık olarak kötülük yapsa ne yaparsınız?” buyurdular. bayıltan ilaç vermeli ki ancak o zaman demir çekilir. Hz. Cerrâh da Emir Hazretlerinin mübârek ayağını yarıp demiri çıkardı. Yoksa. Sultan-ı Kâinat efendimiz vahyin ağırlığından kurtulunca: “Yâ Ali! İkindi namazını kıldın mı?” diye sordular.a. sen farzları ifâ et. dedi.) Hz.a. beni unutulmuşlardan değil.hat isterim. Ali için güneşi iki kere batarken geri çevirmiştir. Esma bint-i Ümeys. Esma binti Umeys (r.) namaza durunca âlem altüst olsa haberi olmazdı. Ali (r. tehlîl ve istiğfâr ettiler. Ali gelmeden Eshâbına: “Ey Eshâbım! Siz birisine iyilik etseniz. Hz. kitabında zikr edilenlerden eyledi?” buyurdu. dine uygun kazan. bu kiliseyi. namaza durunca çıkarın” buyurdu. sen kendi ayıplarını ara. Güneş batıncaya kadar kaldıramadı. burada bir pınar vardır. Herkes. bir kısmı ile kendileri ikindi namazını kıldılar. Allahü teâlâ. Hz. Hz.) rahibe: “Sen bu yaşa kadar kendi dinini yaşamışsın. Ali’ye “Yâ Ali! Sen birisine iyilik etsen.a. Râhib elini ver ki müslüman olayım dedi.a. Yarayı sardı.a. O kilisenin rahibi bu hali oradan gördü. Hz. Ali geldi. biraz sabredin. Habîbullah güneşe emir buyurdular. sen ne yaparsın!” buyurdular. sünnetleri. Ali: “İyilik yaparım” dedi. Ali duâ buyurdu. ihlâslı olmasına dikkat et!” Hz. Sonra: “Allahü teâlâ’ya hamd olsun ki. Server-i âlem: “Varın Ali’yi çağırın!” buyurdular.a. Resûl-i -Ekrem: “Tekrar size kötülükte bulunursa. Birisi Resûlullah’ın (s. Âlimlerimizden de duyduk ki. Hz. Herkes dünyâ ile meşgul olurken. Ne sebeple şimdi bizim dinimize girdin?” diye’sordu. Bu yüzden okun demirini çekemediler.a. Ali namazını kıldı.a. “Herkes nafilelerle meşgul olurken.) vahy getirdi. Hz.a. müstehabları ifâ et! 2. Ali (r. Ümmü Seleme. İkindi namazı vakti idi. vâcibleri. demir kısmı kemiğe işlemişti.v. dine uygun harca! 3. sen Allahü teâlâyı hatırla. Ali imâ ile kıldım. sen Hakkın rızâsını gözet. Bu hâdisenin geçtiği yerin yakınında bir kilise vardı. Güneş geriye dönerek dağın üzerinde durdu. Âli (r. Emir’ül-Mü’minîn bu sözü işitince ağladı. Hz.” 1. Eshâb-ı kirâmdan birisi Hz.94 - .” dediler.” Resûlullah’tan (s. “Hayır ben son Peygamber Muhammed bin Abdullah’ın (s. sen dinini imâr et. Herkes halka yaklaşmak için vâsıta ararken. Ali namaza başladı. Emîr’ül-Mü’minin: “Bayıltıcı ilâca ne lüzum var. Allahtan başkasının ibâdete hakkı olmadığına. Ali’yi çok sevmelerinin sebebini sordular. Beraberindekilerin.v. huzurlarında Hz. Râhib: “Ey Emir’ül-mü’minin. birçoklarının kaldıramadığı bir taşı tek başına kaldırdı. dünyâyı imâr ederken. bunun ağrısına tahammül edilemez” dedi. ne yaparsınız?” buyurunca “Eshâb-ı kirâm başlarını aşağı indirdiler. halkın rızâsını gözetirken.” Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki: “Şu altı nasîhata uyarsan. Hz. Hz. namaza giderken şehîd etmeği tercih etmişti. Ali’nin Eshâbı korktular. Bunlar ikindi namazını kılamadılar. Hz. Senin bu taşı kaldırdığını görünce. Namaz vakti geldi. bir cevâb veremediler. Sonra korkunç bir ses çıkararak battı. Hz.v. O taşı Peygamber veya peygamber vârisi kaldırabilir.) diyor ki: “Güneş ikinci defa batarken testere sesi gibi bir ses işitildi. Ali Sıffîn harbine giderken. Yani din ile meşgul ol. Gözlerinin yaşından sakalı ıslandı. Derler ki: Bir harbde mübârek ayağına ok gelmiş. Ali olduğu halde evlerinde idiler.a. Resûl-i Ekrem’i rahatsız etmemek için yerinden kalkmadı.” dedi. Birgün Eshâb-ı kirâm Resûlullah’dan (s.) namazını oturduğu yerde imâ ile kıldı.) zaman-ı şerîflerinde idi.) halîfesiyim” buyurdu. Hz. Câbir bin Abdullahı’l-Ensârî ve Ebû Saîdi’lHudrî (r. namaz vakti gelsin. o sana kötülük yapsa. aldılar götürdüler. Herkes çok amel işlerken. Kendi ayıplarınla meşgul ol! 4. Muhammed’in (s.) sonra Hz. Ali Bâbil’e giderken Fırat nehrinden geçmek icab etti. Sen Peygamber misin? diye sordu. Cerrâha gösterdiler. Yani farzlardaki rükünleri. altından leziz su çıktı. Habîb-i Ekrem. İbni Mülcem. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken. . bu taşı kaldıran için yapmışlardır. Ali. Güneş tekrar yerine gitti. Allahü teâlâya yaklaştıran sebep ve vâsıtaları ara! 6. Peygamber efendimiz. Hak teâlâ güneşi geriye getirdi. Cebrâil (a. Ali: “Hiç farkına varmadım. Resûl-i Ekrem “O kimse yine size kötülük yaparsa ne yaparsınız?” buyurdular. altıyüzbin nasîhata uymuş olursun. Cerrâh: “Sana aklı gideren.v. arzuma kavuştum ve yıllardır beklediğim şeyi buldum” dedi.a. Resûl-i Ekrem. Ali’nin bu hâlini bildiği için. İçtiler. zînetlendir. Hz. Güneş battı. Ali (r. Cerrâh: “Evet çıkardım. Hz.) elini uzattı. Ali (r. namazını bitirince cerraha: “Demiri çıkardın mı?” buyurdu. Hemen aşağı inip.a.) rivâyet ettiler. su bulamayınca. Ali’nin dizine koydu. Resûl-i Ekrem vahyin ağırlığından mübârek başını Hz. sen amelinin çok olmasına değil.) o taşı yine yerine koydu. 5.) Allahın Resûlü olduğuna ve senin de Resûlün vârisi olduğuna şehâdet ederim dedi. Eshâb-ı kirâm: “Tekrar iyilik yaparız. dine uygun yaşa.

“Bari gidip Resûlullah’ın (s. Fâtıma kadınların seyyidesi. hesapsız Cennete girmesinden daha hayırlıdır.anhâ) Hz. Babalarının ellerini boş görünce ağlamaya başladılar. dedi. Ali “Allah ve Resûlü bilir. Sonra ilâve ederek “O kimseye ben iyilik yaptıkça. O şahıs: “Sana veresiye veririm” dedi. Biraz da meyve alırsın” dedi. borçlu müslümanı sıkıntıdan kurtardı. Hak teâlâ bize kâfidir. o bana hep kötülükte bulunsa yine ben ona iyilik yaparım” dedi. Yanındaki altı akçeyi vererek. Yiyecek ve meyveler aldı. elhamdülillah.” “İnsanlar arasında. Hz.” dedi. bir Müslümanın yakasına yapışmış.) tesiri katı ve çabuk bir ilaç gibi olan mübârek ayaklarının tozuna yüz sürmeye gitti. Ali “Kabul ettim.” “Allahü teâlâya yemin ederim ki.v. satın alan da. Fâtıma’ya: “Ben. ibretlerle dolu sözleri çoktur. Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız. Ali’ye: “Bu deveyi bana satar mısın?” dedi. leştir. beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğz eder. Ali: (Kendi kendine) “Müslümanı bu sıkıntıdan kurturayım. nefsinin hevasına uymak ve uzun emelli olmak gelir. Ali üzüntüsünü sezip. Ali bunların çekişmelerini görünce yanlarına vardı: “Münâkaşanız kaç para içindir?” buyurdu. yanında Eshâb-ı kirâm oldukları hâlde. Yolda bir kimse gördü. Bir de Hasan.) mübârek yüzünü göreyim de.v. Hz. Resûlullah (s. Babalarının meyve getireceğini ümid ediyorlardı. Hz. Hz. çok acıktım” buyurdu. Fâtıma: “Çok iyi yaptın.” dedi.” dedi. İkincisi ise âhireti unutturur. Hz. bir tanesi ertesi güne kalsın demez. Borçlu adam. ya hakkımı ver veya yürü mahkemeye gidelim dediğini.v. hataya devamı bırakmak. Hz. küçükken ölüp.” “Sizin için korktuğum şeylerin en başında. aldanmamaktır. Çok fakîr oldu.a.” buyurdu. Hikmetli. İsrâfil aleyhisselâm idi. iki oğlunun da ağladıklarını görünce gönlünde bir kırıklık hissetti. Deve de Cennet develerinden idi” O müslümanı sıkıntıdan kurtardığın için Hak teâlâ dünyâda bire elli hasene (sevab) verdi. edendir. Ali. Ali mes’eleyi anlattı.a. Resûlullah (s. Meselâ bugün eline bin altın geçse. O kimse: “Üçyüz akçeye bana verir misin?” dedi. bir şey demez. Ali “Kaça veriyorsun?” buyurdu.” dedi. Ali: “Olur veririm. Hz.95 - . Ali’ye cömertlerin sultanı mânâsına. Babalarının getirdiği yiyecek ve meyveleri yemeğe koyuldular. Ali. bu sevgiye lâyık olduğunu gördük” dediler ve Hz. Sonunda nasıl olsa Hz. Ali “Şimdi param yoktur” dedi. Ali. Deveyi o şahsa sattı. Hz. yalnız altı akçenin olduğunu söyleyerek: “Bu akçeler ile çarşıdan yiyecek al.” . Ali’yi çok sevmenizin sebebini anladık. Bir adama rastladı. Bir gün Hz. Hz. Ondan birşey isteyen köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalı.v. Hz. Hz. Fâtıma’ya ne söyliyeyim diye düşünceye daldı. Hz. Bunun üzerine Eshâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Hz. onu çok sevendir. Kalblere tesir eden kıymetli sözlerinden bazıları şunlardır: Buyurdu ki: “Kişi dili altında saklıdır.v. Hz. diyorsa da yakasına yapışan: “Hayır ben de sıkıntıdayım. Ali altı akçeyi alıp çarşıya çıktı. “Sultân-ül-Eshıyâ” buyurdular.” “İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi. kime sattın?” buyurdu.” diye cevap verdi. Ali bu hadîs-i şerîfi Habîb-i Ekrem’den (s.” diye düşündü. Hz. hepsini fakîrlere dağıtırdı.” “Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. Üçyüz akçeyi peşin alınca doğru çarşıya gitti.” “Takvâ. Fatimat-üzZehrâ (r.a. Hz. Âhirette vereceğinin hesabını ise kendisinden başka kimse bilmez” buyurdu.v. Hz.a.a. Hz. Birincisi hak yoldan alıkor. Hz. diyerek eli boş eve döndü. O şahıs da “Peki ben de kabul ettim. Hz. alır mısın?” dedi.v. rastladı. bu üzüntüden kurtulayım” diye düşündü. Ali’ye: “Ey yiğit! Bu deveyi satıyorum.) “Yâ Ali! Deveyi kimden alıp. Ali deveyi almış.a. Fâtıma’ya: “Verdiğin altı akçe ile bir müslümanı hapisten kurtardım. Zira Resûlullah’ın (s. Elinde besili bir deve vardı. Ali’den bu yiyecekleri nereden aldığını sordu. kalbinde sürûr ve safa hâsıl olurdu. Fakat. Resûlullah’ın kızıdır. O şahıs “Yüz akçeye veririm”. Yolda giderken bir kimsenin. Resûl-i Ekrem. yakasını bırakmadığını gördü. Ali’ye duâ ettiler. Bu elem ile dışarı çıktı. Fâtıma evde bir şey olmadığını. Hz. Ali’ye teslim etti. Allah’ı en iyi bilen. mübârek hâtır-ı şerîfleri biraz mahzun oldu. tam ta’zîm.Resûl-i Ekrem aynı soruyu yedi kere tekrarladı.) mübârek yüzüne bakan kimsenin her üzüntüsü gittiği gibi. Resûl-i Ekrem: “Yâ Ali! Sana deveyi satan Cebrâil aleyhisselâm.a. Evine girince çocuklar sevindiler.). biraz gitmişti.) işitince dünyâya hiç kıymet vermedi. Hz. Fâtıma’ya bir cevâb bulurum. Fâtıma’ya: “Evde yiyecek bir şey var mı. “Altı akçedir” dediler.” “Dünya bir cîfedir. Meğer Resûl-i Ekrem (s. Bir zaman Hz. Hz. bir müslümanı hapisten kurtarmışsın. bir saat bile bekleyecek hâlde değilim” diyordu.) bir hadîs-i şerîfte: “Fakîrlikle öğünürüm” buyurdu. Ali “Evet satarım” buyurdu. Bunun için Hz. Ali hepsinde: “Yine iyilik yaparım. Yemeklerini yiyip Allahü teâlâ’ya hamd ü sena ettikten sonra Hz. Hz. Hüseyin meyve istemişlerdi.” dedi. Hz. Resûlullah’ın (s. Deveyi. nasılsa Hz. Yolda Resûl-i Ekrem’e. Hasan ve Hüseyin kapıya koştular. bana birkaç gün daha müsâade et. Hz. Ali ve Fâtıma’yı görmeğe geliyorlarmış. Resûl-i Ekrem’in sohbetine gidiyorum” diyerek evden çıktı.

edep gibi miras. halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir. cild-1. biri de olmayacak şeyi istemek. sh-61 17) El-İstiâb cild-3. sh-135 16) Hilyet-ül-evliyâ cild-1.” “Kendinize Allah yolunda kardeşler edininiz. sh-11 9) Tabakât-ül-Kurrâ Libnü’l-Cezerî. son sözü “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” oldu. sen iyilik yap! Zira o. Çünkü onlar dünya için de. Allahü teâlâ ona elli sıddîk sevâbı verir. müslümanlara yardım eden ve faydalı olandır. kişilerin arzularına uymadıkça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak. sh-10 6) Hulâsat ü Tezhib-il-Kemâl sh-232 7) Şecerât-üz-Zeheb cild-1. fâsıka kızar ve Allah’ın yasaklarının hududu çiğnendiği zaman öfkelenirse. günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir. cildi-4.” “Öksüzü ağlatmak zulümdür. cild-1.” “Ahir zamanda bir mü’min. benim için bir köle azad etmekten daha sevimlidir. “Müslümanların hayırlısı. sh-5 15) Ravzât-üs-safa cild-2. nefsin seni yenip de caydırmasın. Cehennem ehlinin “Artık bizim için. sh-30 12) El-İber cild-1. cild-1. ilim gibi şeref olmaz.” 1) Üsûd-ül-gâbe. ne de candan bir dost yok. ne şefâatçiler.” “Danışmadan (istişâre etmeden) doğruya ulaşılamaz. mukâbilinde teşekkür edene yapılan iyilikten mîzânda daha ağır basar. Allahü teâlâ da o kulunun lehine gadablanır. sh-91 2) El-Îsâbe. sh-546 10) Tabakât-üş-Şirâzî sh-41 11) Tabakât-ül-Kurrâ li’z-Zeheb. dili tutmaktır.“Kalbler kablara benzer. Biri acele etmek.” “İki şey aklı ve tedbiri bozar. hayırla dolu olanıdır. Hayırlı olan.” (Şuarâ.” “İlimsiz yapılan ibâdette.” “İleride öyle zamanlar gelecek ki. tefekküre götürmiyen Kur’ân-ı kerîm okumakta hayır yoktur. sh-119 14) Tabakât-ül-huffâz. anlayış vermiyen ilimde.” “Öyle zamanlar gelecek ki münkeri inkâr edenlerin sayısı insanların onda birinden az olacaktır.” “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Şiddeti de ni’meti de geçicidir. çılgınlık ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak. Allah yolunda yeni bir kardeş edindi mi. kıtâl ve zulümsüz hükümdarlık etmeğe yol bulunmayacak. sh-46 13) En-nüûm-üz-zâhire. Bu zamana kim yetişecek olur da sohbet ve metânet gösterir ve kendisini korursa. 100-101) sözlerini işitmiyor musunuz? Hadîs-i şerîfte de şöyle gelmiştir: “Bir kul.” “Her fenalıktan uzak kalmanın yolu. sh-506 3) Târih-i Bağdâd. ahiret için de lâzımdır. sh-254 20) Tam İlmihâl.96 - . Sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimse bulunmaz. iyi huy gibi dost. cild-1. cild-2.” Vefâtında.” “Akıl gibi mal. sh-133 4) Tarîh-ül-hülefâ.” “Sizin hayırlılarınız. cild-1. Allahü teâlâ da Cennette onun için bir derece ihdas eder.” “Her kim kötüyü yasaklar. sh-49 8) Tabakât-ü İbni sa’d cild-3. sh-166 5) Tezkiret-ül-Huffâz. Se’âdet-i Ebediyye sh-984 21) Eshâb-ı Kirâm sh-311 22) Savâik-ul-Muhrikâ sh-115 .” “Arkadaşlarımdan bir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem. cild-1. sh-26 18) Miftâh-un-necât sh-48 19) İzâlet-ül-hafâ cild-1.” “Dünya hayatı kimseye bâki değildir.” “Hayra niyet edince acele et ki.” “Tembellik insanı vaktinden önce yıpratır.” “İyilik bilmez birisi de olsa.

Uhud savaşı esirlerinden 30 tanesini azad ettirdi ve her birine 1000 altın dağıttı.): “Ebû Cehil’i hanginiz öldürdü?” diye suâl etti. Abdurrahman bütün harplerde bulundu.97 - .a. Peygamber efendimiz döndüğü zaman ikinci rekâtte ona uydular ve namazın sonunda “Bir peygamber sâlih bir kimenin arkasında namaz kılmadıkça ruhu kabz olmaz” buyurarak Abdurrahman bin Avf’ın kıymetini ifâde ettiler. Bunlardan İbrahim. 653) Medine’de vefât etti. Erkek çocuklarından bazılarının isimleri. Mekke’de iken ticâret yapardı.HZ. Babası Avf. öteye beriye telaşla giden şu şahıs. sabah namazı geçiyor diye Abdurrahman bin Avf’ı imamete geçirdiler. Talha ve Zübeyir (r. O da “Bana haber verildiğine göre. Muhammed. Osman. Buyurdu ki: “Taşa uzansam. O. Cahiliye devrinde Gamisâ adındaki yerde Fâkih bin Mugîre ve Affan bin Ebi’l-Âs ile beraber Cüzeyme kabilesi tarafından katl edilmiştir. Saîd o kadar iyi kalbli. cömert bir zât idi ki. Resûlullah efendimizle görüşmek şerefine kavuşmuştur. Resûlullah efendimizin. Abdurrahman bunu istememiş ve teşekkür ederek. Âişe (r.v. Onlar da: “Hayır silmedik” diye cevap verdiler. Sonra dönüp Resûlullah’ın huzuruna geldiler. Oğlu İbrâhîm.a. bütün mal ve servetini Hz. Cennete diz üstü girer. Peygamberimiz Hz. Ebû Cehil’i ne yapacaksın?” diye sordum. Hz. Bunlardan biri “Ben öldürdüm” dedi. Annesi Şifâ binti Avf’dır. Abdurrahman bin Avf (r. Adı. bana o sorup tanımak istediğiniz Ebû Cehil’dir” dedim.a. öldürünceye veya kendim ölünceye kadar asla ondan ayrılmayacağım. 580) yılında doğdu ve Hicretten 31 sene sonra (M.” Hz. Ben: “Gençler. birinci defa 4000 dirhem. Abdurrahman İslâmiyeti kabul edince diğer müslümanlar gibi eziyyet ve işkencelere maruz kaldı. Ömer. Osman. Ebû Seleme. Allah’a yemin ederim ki onu bir görürsem. Allah sana ve çoluk çocuğuna bereket ihsan etsin. ikincide 40 000 dirhem ve üçüncüde de 40 000 altın sadaka olarak Allah yolunda dağıttı. malını çoğaltsın! Sen bana çarşının yolunu göster ben orada biraz alış veriş ile meşgul olup ihtiyaçlarımı karşılarım. Resûlullah (s. Abdurrahman’ın böyle söylediğini duyunca. Üç kere malının yarısını verdi. Abdurrahman bin Avf. civarında) altın para verilmesini vasiyet etti. Zeyd. Abdurrahman bin Avf bin Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusey’dir. Ben de: “Evet tanırım” dedim ve “Ey kardeşimin oğlu. Hz.v. . Onlar da hemen kılıçlarına sarıldılar ve Ebû Cehil’i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular.v.) “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” deyince. Bu sırada gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben de Ebû Cehil’i görmüştüm. Abdurrahman ile paylaşmak istemişti. kendi malından 400 dirhem (2 kg. Hicretten 44 sene önce (m. Hz. Habeşistana hicret eden müslümanlarla beraber bu memlekete gitti. ABDURRAHMAN BİN AVF (r. Ve hâdiseyi arz ettiler.a. Hameyd. Hz. Muhammed. Bedir harbinde şahit olduğu bir hadîseyi şöyle anlatıyor: “Bedir’de harp saflarında durup sağıma soluma baktığım zaman Ensâr’dan iki genç delikanlı gözüme ilişti. Mus’ab. Bedir harbinde bulunup da sağ kalanların her birine. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü sonra bana dönerek: “Ey amca! Ebû Cehil’i tanır mısın?” diye sordu. Fakat Hz. anhüm) hazretlerinin anneleri ile birlikte müslüman olmuştu.” buyurduğunu bildirince.” dedi. yirmibiri erkek olmak üzere yirmisekiz çocuğu olmuştur. Soyu. Ebû Cehil Resûlullah’a sövermiş.): Eshâb-ı Kirâmın büyüklerinden ve Cennetle müjdelenen on kişiden biri. İbrahim. bir rivayette de Abdülka’be veya Abdülhâris olup. Resûlullah (s. İslâma geldiğinde Peygamber efendimiz tarafından ismi değiştirilip “Abdurrahman” olmuştur. Künyesi Ebû Muhammed’dir. Misver’dir. Çok geçmeden Peygamber efendimizin Medine-i münevvereye hicretinden sonra Medine’ye gelerek Resûlullaha katıldı. “Azîz kardeşim. Süheyl. Kureyş” askeri içinde hiç durmadan ileri geri dönüp duruyordu.a. Ebû Bekir’in teşviki ile.) Uhud’da iki müşrik öldürdü ve yirmibir yerinden yaralandı. Hz. O’nun tavsiyesine uyarak en önce îmân edenlerin beşincisidir. Bedir’de kahramanlıkları çok oldu. Peygamber efendimiz (s.anha).” Bu iki gençten diğeri de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. Birgün buğday. O sıra Eshâb-ı kirâm.) onu Medine’de Hz. develerin hepsini yükleriyle birlikte Allah yolunda dağıtacağını söz verip onu şahit tutmuştur. İltifat ve tebrik ederek: “İkiniz öldürmüşsünüz” buyurdu. un ve çeşitli zahire yüklü yediyüz devesi ile Medine’ye girdiğinde Hz. Tebük harbinden dönüşte Peygamber efendimiz bir yere gitmişlerdi. o taşın altında ya altına veya gümüşe rastladığımı görürüm. kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için gençlerin kılıçlarını tetkik edip. Hz. Bunlardan en kuvvetli ve vurucu olanı ile bulunmak istedim. Abdurrahman bin Avf. Böylece vatanını terk ile hicrete mecbur oIdu. Ayağından aldığı bir yaradan hafif topal kaldı. Hameyd ve Zeyd’in annesi Ümmü Gülsüm’dür. Tebük seferi için 500 at ve 500 yüklü deve verdi. gözden geçirdi. Ebû Seleme’nin annesi ise Tümadır’dır. Birçok defa evlenmiştir. Ayrıca 12 tane dişi kırıldı. yedinci dedesi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah efendimiz ile birleşmektedir. Ebû Bekir. İslâmiyetten önce adı Abd-i Amr.” demişti. O’na hayır duâ etti. Vasiyeti hemen yerine getirildi. Yedisi kız. Kardeşlerinden Esved ve Abdullah da müslüman olmakla şereflenmişlerdir. Kaynuka çarşısında ticâret yaparak kısa zamanda çok zengin olmuştu. Bir gencin heyecan halinde söylediği kat’i bu söze doğrusu hayret ettim. “Abdurrahman bin Avf. Saîd bin Rebîi ile kardeş yapmıştı. Resûlullahın sağlığında Allah yolunda çok mal harcadı.

adaleti ile meşhûr.a. Abdurrahman bin Avf’a bir yerde yemek ikrâm olunmuştu.a. Roma ve İran ordularını perişan eden. gece Medine’nin dışında kondu. Abdurrahman yüksek ahlâk. O’nun en samimi müşavirlerinden idi. Yanında bulunanların bazısı. 31 (m. İbn-i Ömer. Hz. ayaklarını örtersek başı açık kalıyordu. Osman devrinde son derece sakin bir hayat yaşadı. dedi. benden çok hayırlı olan Mus’ab bin Umeyr şehîd düştü. Cabir bin Abdullah Enes bin Mâlik. Hiç bir müşteriyi boş çevirmedim. Abdarrahman. Sonra Abdurrahman bin Avf’ı (r. “Allahü teâlâ’nın kaderinden kaçmıyalım” dedi. namusunu korur. çok iyi ve çok temiz seciyeli bir insandı. Abdurrahman bin Avf’ın (r. şehre girmiyelim. Bir ip bir dirhem gümüş değerinde idi. Bulunduğunuz yerde veba görüldüğü vakit kaçarcasına oradan uzaklaşmayınız. Hepsi seve seve müslüman oldu. Korkarım. Halife de. Dûmet-ül-Cendel’e giden orduya Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı: Birinci Halife Hz.) den işittim: “Vebâ olan yere girmeyiniz ve veba olan bir yerden başka bir yere gitmeyiniz. doğruluk ve iffetle. Hz. oradan kaçmayınız” buyurmuştu.” Eshâb-ı kirâm: “Biz ona hazırlanmışız” dediler. Samda tâ’ûn (yani veba hastalığı) olduğu işitildi. Nimetleri devamlıdır. Onu bir kumaş parçasına kefenledik. bu servet ile hayırlı amel işleyenler müstesna. Onun kalbi. O da benden hayırlı idi. Abdurrahman’ın kalbinde Allah korkusu o kadar yer etmişti ki.” Hz.a. Birinizin bir çayırı ile. Irmakları devamlı akar. Cennette üzüntü ve keder yoktur. Ne yazık ki. Yabancıların. Sonra dünyâ bize açıldı. Abdurrahman. Kazancım ise bin dirhem olmuştu. Hz. Binaları kuvvetlidir. Gelip arkadaşlarına anlattı. Yalnız dizlerindeki ipler kâr kalmıştı. Orada Huriler vardır. Cennet’te tehlike diye birşey yoktur. İçlerinden bir genç uyumamıştı. o kadar müteessir olmuştu ki. Osman halife seçildi ve önce kendisi bîat etti. Halife Ömer. bunları koruyalım” dedi. Allah korkusu ile Resûl-i Ekrem’e muhabbetle. Sabaha kadar bekleyip sabah namazında mescide gittiler. Veba bulunan yerden dışarı çıkmanın yasak edilmesine sebep. Ancak Allah’ın fakîr kullarına verip.a. benim sözüm hadîs-i şerîfe uygun oldu” deyip Şam’a girmediler. Resûlullah (s. Hz. Eşyaları çoktur ve kıymetlidir. kızkardeşinin oğlu Abdullah bin Âmir. Gel.a. 651) senesinde 75 yaşında iken vefât etti. yolcuların.a. Allah yolunda malını dağıtmaktan zevk alırdı. “Bir yerde veba hastalığının çıktığını duyduğunuz vakit oraya gitmeyiniz.98 - . Abdurrahman bir hatırasını anlatmağa başladı: “Uhud günü. bu gibiler azdır. beyaz tenli. Allahü teâlânın takdiri ile göndermiş olur” buyurdu. O gün develerin yem parasını ben vermiştim. Soruşturup. etrafa yayılan bir kokudur. bir çıplak kayalığı olsa.Hz. Fakat O. yüce halifenin.v.) Şam’a gidiyordu. Abdurrahman bin Avf’ın takvasını (haramlardan kaçışını) çok iyi göstermektedir. Resûlullah’dan bizzat rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Dikkat edin. Kendisinden.” “Bir kadın beş vakit namazını kılar.” “Serveti çoğaltanlar helâk oldu. şehri dolaşırken bunları gördü. Abdurrahman. yakışıklı bir zat idi. bizim hayır ve hasenat devrimiz geçmiş olsun” demiş ve ağlamaya başlamıştı.” Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf’a (r.) evine gelip. Tam iftar edeceği zaman. Nitekim aşağıdaki vak’a Hz. İri yapılı. bol ve kemâle ermiş meyva yeridir. Hamza da şehîd oldu. Fakat bize sığınmışlar. önündeki iftarını unutmuştu. Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâ’be’nin Rabbine yemin olsun ki. Birgün Hz. Şam’a girmiyelim. sen eminsin” buyurdu. Başını örttüğümüz zaman ayakları çıplak kalıyor. Buyurdu ki: “Çok az kâra da râzı oldum. bunları soymasından korkuyorum. Hz. Hatta birgün bin deveyi sermayesine satmıştım. Halife de: “Elhamdülillah. Abdullah İbn-i Abbâs. 65 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.) çağırıp sen ne dersin? buyurunca Resûlullah (s. Kendisi oruçlu idi. fazîlet ve kemâl sahibi. Halife Ömer (r. Ramazan orucunu tutar. Cennet parlayan bir nur. Hamid ve Ebû Seleme. Hz. Bir kısmı da. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: “İnşaallah deyiniz” buyurdu ve cihadı anlattı. Arkalarından gitti. kendi hakkından feragat ederek hakem oldu. Ebû Bekir O’na son derece hürmet eder ve her işte onunla istişare ederdi (danışırdı).) onun hakkında “Göktekiler ve yerdekiler katında. Abdurrahman. Türlü türlü nimetlere kavuştuk. bu merhamet ve şefkatini görerek İslâmiyetin hak din olduğunu anladılar. Mâlik bin Evs ve birçok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır. Hz. zevcine itâat ederse dilediği kapıdan Cennete girer. sağlam olanlar çıkın. Cübeyr bin Mut’im ve oğulları İbrâhîm.): “Bu büyük serveti nasıl kazandın?” dediler. Hz. Âlicenaptı (cömertti). dedi. rahmet ve şefkatle dolu idi.v. Ebû Bekir devrinde Hz. kendilerine bekçilik eden şahsın halife Ömer olduğunu öğrendi. tam müslüman olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştu. “Bu gece bir kervan gelmiş. Hz. Ömer’in halîfeliği zamanında bir ticâret kervanı gelip. sürüsünü hangisine gönderirse. Sonra o gün Hz. Ömer vefât ederken halifeliğe aday olarak gösterdiği 6 kişiden biri de Abdurrahman bin Avf’dır. kendisi hiç bir vakit dünyâsını dinine tercih etmemiş. hayatta servet ve mal sahibi olmaya ehemmiyet vermemiş. Hepsi kâfirdir. binlerce şehir almış olan. Yorgunluktan hemen uyudular. “Allahü teâlânın kaderinden. yine O’nun kaderine kaçalım.

kendi kendime.99 - . “Resûlullah efendimiz Abdurrahman bin Avf’ı (r. Hayır.v. Hz. hastalara bakacak kimse kalmaz.a) yanına çağırıp ona: “Hazırlan! Ben. kendilerini takib ettim. dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak Peygamberlerin âdetidir” buyurmaktadır. Biz sonumuzun hayırlı olup olmıyacağını bilmiyoruz.) yola çıktılar. Acaba Resûl-i Ekrem’e bir hal mi oldu? diyerek büyük bir korku ile ilerledim. Ali ise Resûlullahdan duydum. Abdurrahman servet sahibi olmasının ona ahirette bir noksanlık vermemesini düşünüyordu.a. fakat kendisi ve ehli arpa ekmeğinden bir defa olsun doyunca yemedi. hizmeti. helâk olurlar. bunlar için binlerce dinar sarf etmişti. yâ Resûlallah secdeye kapandınız ve secdeniz o kadar uzadı ki size bir hal olmasından endişe ettim. kaçanlar hastalıktan kurtulamaz ve hastalığı başka yerlere götürmüş. Bize bir tepsi getirdi. veba basilleri). Abdurrahman son derece kerîm idi. Hicretin altıncı yılında Şaban ayında gönderilmiştir.) mü’minlerin annesi olan Resûlullahın hanımlarına çok iyilik ve ikrâmda bulunurdu. Resûl-i Ekrem başlarını kaldırdılar. şunu müjdeledi: “Yâ Muhammed! Kim ki. Çünkü Abdurrahman bin Avf (r. Ömer: “Abdurrahman müslümanların büyüklerinden biridir” buyurdu. servetiyle birçok köleleri azad ettirmiş. Resûlullaha şöyle dedi: “İbni Avf’e söyle. Aişe der ki.” Muhyiddin-i A’rabî: “Belâlardan.a. Hz.” Dûmet-ül-cendel’e giden orduya. Tebük şehrinin yakınında olup büyük bir panayır ve ticâret merkezi idi. Âişe’nin (r. seni bugün veya yarın sabah inşaallah. (Abdurrahman bin Avf’ın oğlu olup.v. Abdurrahman malının yarısı olan 4 bin dirhemi hemen dağıtmış ve binlerce altınını hayır işlerine vakfeylemişti. Vebalı yerde kirli hava. Çünkü takat getirilemeyen. Ümmü Seleme’ye şu sözleri söylemişti: “Malın çokluğu helake sebep olur. Fakîrleri doyursun! Kendisinden birşey isteyen muhtaçları boş çevirmesin! Bunları yaparsa içinde bulunduğu durumuna (yani zenginliğinin hakkını vermeğe) keffaret olur. Onun için bir gün. Abdullah bin Ömer der ki. Abdurrahman bin Avf’a: “Göktekiler ve yerdekiler katında sen emînsin” buyurdu. aldığı yaralardan anlaşılmaktadır. tehlikeden gücünüz yettiği kadar sakınınız. Resûl-i Ekrem (s. Sonra Cebrâîl aleyhisselâm geldi. Hz. Resûl-i Ekrem’in en yakın Eshâbındandı. O’nun yolunda fedâkârlığı bitip tükenmezdi. “Sen kimsin” buyurdular. Cennete emekliye emekliye girer” buyurdu. (yani mikroplu hava. Çünkü sözün akışı. Sonra Hz. Abdurrahman bin Avf. Hz. “Veba hastalığı bulunan yerden kaçmak. cömertti. Resûlullahın huzuruna vardı ve: “Allaha karz-ı hasen (borç) ver! Bu sayede ayakların çözülür” emrini aldı. hanımlarının geçimi ile ilgili idi. ileri gelenlerinden birinin kızı ile . Hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki. geceleyin Dûmet-ülCendele hareket etmesini ve oranın halkını İslâmiyyete davet eylemesini Abdurrahman bin Avf’a emretti ve buyurdu ki: “Cenâb-ı Hak sana Dûmen’in fethini nasîb ederse. misafir ağırlasın. “Bir şey mi oldu?” buyurdular. Resûlullah hanımlarına: “Benden sonraki haliniz beni düşündürüyor. büyük günahtır. muharebede kâfir karşısından kaçmak gibi. Dûmet-ül-cendel. askerî birliğin başında göndereceğim” buyurdu. Hz. seni ağlatan nedir? dedik. Hurmalık bir yere girdiler ve yere kapanarak secdeye vardılar. insanlar size nasıl davranırlar. sana.anha) bildirdiğine göre. Hz. Berâe sûresi nazil olup Eshâb-ı kirâm sadaka ve hayrata teşvik olundukları zaman. Âişe Ebû Seleme bin Abdurrahman’a. salât ve selâm getirirse Cenâb-ı Hakkın mağfiret ve selâmına nâil olur” dedi. Hz. Sizin geçiminizi üslenecek olanlar sabırda kâmil olan ve sıddîklığı huy edinenlerdir. O’nun Resûl-i Ekrem’e muhabbeti. Hz.” Resûlullah efendimiz: “Abdurrahman bin Avf. Ebû Seleme ise ona şu cevabı vermişti: “Fakat Allah yolunda sarf olunan mal böyle değildir. “Resûlullah sabır ediciler ve sıddîklar” sözünden. Hz. Uhud muharebesinde Resûlullahı müdafaa için kendisini nasıl fedâya hazır olduğu. Bunu duyduktan sonra hep korkardı. Ey Ebû Muhammed. Ağladı. Aman Yâ Rabbî! dedim. Ne hoş sohbet bir zât idi. cömertliği de o nisbette artmaya devam ediyordu. Abdurrahman. Abdurrahman bin Avf. Hz. İçinde ekmek ve et vardı. Tâbiînin büyüklerinden olan Ebû Seleme’ye) teşekkür ve kadirşinaslık olarak: “Allahü teâlâ babanı Cennetteki Selsebil pınarlarından içirsin” diye duâ etti.” buyurdu. O’nun sohbetinden mahrum olduktan sonra kendisi için dünyânın hiçbir kıymeti kalmadığını söylerdi. hepsini onlara hediye etmişti. “Ben Abdurrahman’ım” dedim. Dedi ki: “Resûlullah vefât etti. O’nun serveti arttıkça. Kendisine yaklaştım ve yanına oturdum. Birgün bizi evine götürdü. Bundan endişe ediyorum” Hz. Hz.a. Ben de bu müjdeye karşı secde-yi şükrana kapandım. Sabah namazını mescidde kıldıktan sonra Peygamberimiz.” Nevfel bin İyas el-Hüzeli anlatır: Abdurrahman bin Avf bizimle oturuyordu. Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı. Hz.ca. Abdurrahman kendisi naklediyor: Peygamber Efendimiz (s. Benden sonra ne olursunuz.) buyurdu ki: “Cibrîl-i Emin geldi. Bir bağını kırkbin altına satıp. bulaştırmış olurlar. Resûlullahın âhirete teşriflerinden sonra O’nunla geçirdiği günleri hatırlayarak daima ağlar. Bu secdeleri o kadar uzadı ki. sadaka verenler ve iyilik edenleri kastetmiştir. herkesin içine yerleşince.

) canlarını . Ebû Bekir’in vasıtasıyla imâna gelenlerin onuncusudur. Uhud’da Resûlullah’ın mübârek yanağına batan iki demir halkayı dişleri ile çekip çıkardı.a) babasıyla karşılaştı. Ebû Ubeyde ile Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerini ön safta çarpışanlara kumandan olarak seçti. cild-4. “Ebû Bekir Cennettedir.v. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Bedir gazasında. cild-2. Peygamberimizin huzuruna getirdi. sh-313 4) El-Îsâbe. cild-3. bunları sevmezler. Allah’a karşı küfür edenlerle çarpışınız!” buyurarak onu uğurladı. Böyle olan mü’minleri Cennete. Addurrahman bin Avf’ın geri kaldığını görünce: “Arkadaşlarından niçin geri kaldın?” diye sordu. Bir fırsatını bulup kılıcıyla babasının başını gövdesinden ayırıp. oğulları. 18 (m. Hz. okuyla. Dûmet-ül-Cendel’e gelince üç gün kaldı. Tümadır. Ömer Cennettedir. Sa’d bin Muaz ile kardeş yaptı. Bunlar seher vakti. vefâtına kadar malıyla. büyük fıkıh âlimlerindendir. O günden. Âmir bin Abdullah bin Cerrâh bin Kâ’b bin Dabbe bin Hars bin Fehr’dir. Abdurrahman bin Avf. Sonra Medine’ye hicret edince Peygamberimiz (s.” Mekke’deyken kâfirlerin ezâ ve cefâlarının çoğalmasıyla Peygamber efendimizin izniyle Habeşistan’a hicret etti.a. “Ümmetin Emîni” lakabıyla övülen yüce Sahâbînin asıl ismi. Savaş bütün şiddetiyle. Hz. cild-1. O kâfirler ve münafıklar.evlen!” Bu ordu yediyüz kişi idi. Kendisi Hıristiyan olup Dümet-ül-Cendel halkının kralı idi. Bunun üzerine Abdurrahman bin Avf. Cennet ile müjdelenen on sahabîden biri. Peygamberimiz mektuba verdiği cevapta Asbağ’ın kızı Tümâdır’la evlenmesini yazdı. cild-2.) babasıyla. babaları. Hz. sh-393 6) Metâli-ün-nücüm. Sarığın ucunu onun omuzunun ortasından sarkıttı. Daha sonra Asbağ bin Amr el-Kelbî. Kâfirleri. kesik başı Hz. Talha Cennettedir. Ebû Ubeyde Uhud cenginde de büyük kahramanlık gösterdi. durumu Peygamber efendimize mektûb yazarak bildirdi. Çok kahraman idi. Onlar “Biz kılıçtan başka bir şey vermeyiz” dediler. Ebû Seleme. Ve “Ey İbni Avf! İşte sarığını böyle sar!” buyurdu. İslâmiyeti kabul etmekten kaçındılar. Ebû Ubeyde İbni’l Cerrâh Cennettedir. Âyeti). Rumlar ile olan muharebelerde. Adaleti ile Rum halkını hayrette bıraktı. başına siyah. Babası oğlunu öldürmek için saldırınca Hz.” buyurdu (Mücâdele sûresi 22. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir. cild-1. Tümadır’la evlendi. sarığını eliyle çözüp tekrar sardı. sh-416 5) El-İstiâb. Ömer tarafından Şam ordularına başkumandan yapıldı. Peygamber efendimiz dahi düşmanı geriletecek şekilde yayıyla. İslâm için çarpışıyordu. Zübeyr Cennettedir. kılıcıyla çarpışıyordu. Sevgili Peygamberimizin yanında bütün gazalarda bulundu.100 - . sh-87 2) Herkese Lâzım Olan İmân sh-98 3) Üsûd-ül-gâbe. Abdurrahman bin Avf Medine’den hareket edip. mü’minlerin anaları. Abdurrahman İbni Avf Cennettedir. Asbağ müslüman olduktan sonra kavminden çok kimseler de müslüman oldular. Osman Cennettedir. Ali Cennettedir. Medine dışında. devam ederken Ebû Ubeyde (r. Şamlıların seve seve îmân etmelerine sebep oldu. Peygamber efendimizin kumanda ettiği bu gazaya melekler de katılmış.a. halife Hz. düşman saflarında babası da bulunuyordu. Abdurrahman bin Avf. senelerce nefer olarak savaşırken. Halkı İslâmiyete davet etti.a. konuşmamın sizinle olmasını istedim. Abdurrahman bin Avf’ın oğlu Ebû Seleme’nin annesidir. Peygamber efendimizin şu hadîs-i şerîfleriyle şereflendi. cild-3. Ebû Ubeyde “Yâ Allah” diyerek babasıyla mücadeleye başladı. Yolculuk elbisem üzerimdedir” dedi. Bu yazıyı Râfi bin Mükeys’le Medine’ye gönderdi. en son görüşmemin. pamuklu kalın bezden gelişi güzel bir bez sarmıştı. Eshâb-ı kirâm (r. Peygamberimiz. Daha sonra Resûlullah efendimiz eline bir sancak vererek ve “Ey İbni Avf! Hepiniz Allah yolunda harp ediniz. Bedir gazasında pederini öldürdü. Peygamberimiz bu hali görünce çok sevindi. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmezler. sh-239 7) Kâmûs-ul-a’lâm. Peygamberimiz onu önüne oturtturup. insan şekline girerek ellerindeki kılıç ile kâfirlerle çarpışıyordu. Cürüfteki karargahlarında toplandılar. Peygamberimiz. Abdurrahman bin Avf: “Yâ Resûlallah. İmâna geldiğinde 31 yaşındaydı. müslüman oldu. koyacağım. Saad İbni Ebî Vakkas Cennettedir. mevkisiyle ve canıyla İslâmiyeti yaymak için çalıştı. sh-190 10) Buhârî Fedâil-üs-sahabe 11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-978 HZ. Ve Allahü teâlâ bu hâdise üzerine: “Allahü teâlâya ve kıyâmet gününe îmân edenler. sh-3072 3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. EBÛ UBEYDE BİN CERRÂH: Sağ iken. kardeşleri ve başka yakınları olsa da. 639) yılında 58 yaşında Kudüs ile Remle arasında tâ’undan vefât etti. Bütün gazalarda bulundu.) onu Hz. merkezde bulunan Sevgili Peygamberimize yaklaştırmamak için bütün güçleri ile savaştılar. Daha sonra birliğinin başında. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan Ebû Ubeyde (r. Hz. yeni zevcesi Tümadır’la Mekke’ye döndü.

100 bin Rum öldürüldü. Ömer ve Hz. Hz.) ve diğer Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvan” hazretleri Hz. Peygamberimiz de yemin edip. Ömer ve Hz. Eshâb-ı kirâm emîn olarak kimin şerefleneceğini merak ediyorlardı. (m. Eğer. ibadetlerinizde . bir müddet konuşamadılar.) “Ey Ensâr! Başlangıçta. Hz. Talha. Bu muharebede İslâm kadınları da harb etti.)! Senden razıyız ne istersen sana verelim.a. zafere yaklaşılmıştı. Üçü birdenbire meydana çıkınca. Ebû Bekir. Acele gelip bu işi hallediniz” dedi. Düşman ordusu 240 bin.) yardım için Hz. ensardan biri kalkıp. Ömer tarafından oldu. 632) yılında Resûlullah (s. Ebû Bekir ile Hz.a. Sevgili Peygamberimizin mübârek dişleri şehîd oldu. Çoğunun dili tutulup.) emirlerini bildirdi. Muhacirler bize sığındı. Ebû Dücane.) miğferin demirini dişleriyle çekip. onlardan cizye’yi almak üzere Ebû Übeyde’yi (r. Zafer müjdesi halifeye bildirildi. Hz. Hz. vergilerimizi ona verelim!” dediler. Ebû Bekir.a.a.a. insanların da İslâmiyetle şereflenmeleri için gönderdi. Ömer konuştu sonra da Ebû Ubeyde (r. Hz. Bu zafer bütün Şam beldesinin fethine sebep oldu. Ebû Ubeyde “Fıhl” mevkiinde 80 bin Rum ile çarpıştılar. Ürdün ve Filistin’i feth etmek ve oradaki. Hâlid bin Velîd’i gönderdi. Vazifesini çok güzel yapmış dönüşünde hazineyi altınla doldurmuştu. Hâlid bin Velîd (r.) “Kalk yâ Ebâ Ubeyde!” buyurdu. Ömer “Yâ Ebâ Bekir. Ve “Yâ Muhammed (s.a. Hz. Sonra Hz. bu dine hizmet eden sizlerdiniz.v. hidâyete gelip müslüman oldu.v.. İbn-i Kamia denilen müşrik. Hz. “Gayet emin bir kimseyi sizinle gönderirim” buyurdu. Eshâb-ı kirâm tekrar toparlanıp kâfirlere saldırdı. Ebû Ubeyde’nin baş kumandan olarak yine fetihlere devam etmesini emr etti. Sonra Hz. bunların ne söyleyeceğini bekliyordu.) için de “Bu ümmetin eminidir” buyururdu.dişlerine takmışlar Peygamberimizin etrafında pervane olmuşlardı. Hz. Zafer sevinciyle yerlerini terk eden Eshâb-ı kirâmın bulundukları yerden. Ebû Bekir vefât edince yerine geçen Halife Hz. Şam. bizler.a. Ömer. sağ yanına Hz. İslâm ordusu 40 bin civarında idi.) ordusuyla Humus’a hareket etti. Humus. Halife Hz. “Medineliler. Ebû Ubeyde gözyaşlarını tutamıyordu. Hamza şehîdlerin serdarı olarak yanlarına yeğeni Abdullah bin Cahş ile aynı kabre defn edildiler. Uzun konuşmalardan sonra Resûlullah’ın (s. Bir karışıklık çıkabilir.a. 9 (m. Ebû Ubeyde’yi (r. Hz.v. düşman süvarileri saldırıya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular. kimin halife olacağını konuşuyorlar. Hâlid bin Velîd’in. Ebû Bekir. oraya Hızır gibi yetiştiler. çıkarırken iki ön dişi kırıldı. Ebû Bekir’i halife seçtiler. Ömer ve Ebû Ubeyde hazretleri yetişmeseydi müslümanlar parçalanacaktı.a. Her ikisi de çekindiler: “Hz.) orduyu biner kişilik alaylara bölüp her birine alay kumandanı tayin etti. Bizans ordusuna saldırıya geçildi. diğer kumandanları sağ ve sol kanatlara yerleştirdi. Ebû Bekir Halife olunca Ebû Ubeyde’yi (r. Müslümanlar arasında büyük bir ayrılık baş göstermek üzere idi. Peygamberin ileri geçirdiği kimsenin önüne kim geçebilir!” dediler. Resûlullah’a yardım ettik. Hz. Halbuki Resûlullah (s. Hâyber gazalarında görülmemiş şekilde cenk etti. Eshâb-ı kirâm. daha sonra da Eshâb-ı kirâmın (r. Ebû Ubeyde (r. İslâm ordusunun önce galibiyeti. Uhud.) emrine uyarak bu şehri de aldık.) merkeze. Bahreyn ile sulh yaptığında. Bu savaş. Hicrî 11. Ali.) Peygamber olduğunu kabul ettiler. Pek çok Eshâb-ı kirâm çarpışa çarpışa şehîd oldu. Hâlid bin Velîd ve Hz.) başkumandan tayin etti. düşmanı Peygamberimizin yanından uzaklaştırdılar. Rum Kayseri Herakliyüs’ün büyük ordularını perişan eden İslâm askerlerinin başkumandanı Ebû Ubeyde bin Cerrâh. Humus şehrini alınca da “Ey Rumlar! Allah’ın yardımı ile ve halifemiz Ömer’in (r. Hz. Ebû Ubeyde. Uzun ve Çetin savaşların neticesinde koca Rum ordusu yenilerek dağıldı. sol yanına Hz. Ebû Übeyde’yi gösterdi. 97 kadar şehîd verildi. Ebû Bekir’i. “Ümmetimin emini budur” diyerek beraber gönderdi.) Peygamberimizi korumaya çalışıyorlardı. Ebû Ubeyde. sonra. Herkes. Sonra Hz. Sevgili Peygamberimiz. Ebû Ubeyde.v.a. düşmanın hücûmu. Halife bizden olmalıdır diyordu. İşte böyle dar ve tehlikeli bir anda.) vazifelendirdiler. Hz. Ebû Ubeyde (r. pek çok üzülüp gözyaşı döktüler.a. Sulh ile Humus’u aldı. O da müslümanların safında Bizanslılarla savaştı. Sa’d bin Ebî Vakkas.101 - . Hendek. Belli bir kimseyi daha seçemediler. miğferin demiri mübârek yanağına saplandı. Bu üç eshâbın hizmeti kıyâmete kadar unutulmayacaktır.a. Ebû Ubeyde’ye (r. 630) senesinde Peygamberimizin huzuruna Necran’dan bir Hıristiyan heyeti geldi. Umeyr. Hz. Onları da akşama kadar süren bir savaşta mağlub ettiler. Hz. O anda. Hz. İslâm ordusunda ise 3 bin yiğit şehâdete kavuştu. sanki Resûlullah kalkmış oraya gelmiş gibi oldu. Ebû Ubeyde (r. Ürdün Ve Filistin’e giden kuvvetleri toplayıp onları “Yermük” de karşıladı.a. Ubeyde bin Cerrâh. Ebû Bekir. Herkes kendi kabilesinin reisini seçmeyi istiyor. Bizanslıların Suriye’yi kurtarmak için büyük bir Haçlı ordusu toplandığını öğrenince Şam. Hz. İçerde Cenâze hazırlıklarını yaparlarken kapı vuruldu: “Ebû Bekir ve Ömer burada mı?” diye sorulunca “Evet buradayız” dediler.a. Resûlullah (s.a.) düşmanı kovalamasıyla neticelendi. Benî Sa’îde Konağında toplandılar. Hepiniz ticâretenizde. işinizde. Ebû Ubeyde (r.v. Hz.a. Ömer’i alır. Elini uzat! Ben seni halîfe seçtim” dedi ve ilk bîat Hz. Hz. Düşman gerilemişti. Hamza. Bunların içinde Hz. Hz.a. “Allah’ın kılıcı” lakabını duyarak. Ebû Ubeyde bu müjdeye kavuşunca sevincinden ağladı. “Size şu iki zâtı aday yaptım.) Rebî’ul-evvel ayının 12’sinde Pazartesi günü öğleden evvel vefât ettiler.a. Resûlullah seni hepimizin önüne geçirdi. Sakın işi önce bozan da sizler olmayasınız” dedi.) her yerde. sonra da Hz. Hz. Savaş bütün hızıyla devam ederken Bizans generallerinden Yorgi. birini seçiniz” diyecek. uzun bir konuşma yaptı.a. Mekke’nin fethinde de Peygamber efendimizin yanlarında bulundu. Eshâbından bir emîn kimseyi bizimle beraber gönder. Zübeyr gibi Eshâb-ı kirâm (r. Resûlullah’ın mübârek başına kılıcını vurdu. Bütün Eshâb-ı kirâm kan ağlıyor ve devasız derdi çekiyordu. Hz. zafer kazandığı her şehirde adamlarını bağırtarak Rumlara halife Ömer’in (r.

canınıza. Sadakanızı veriniz. Haccınızı yapınız. feth edilen yerlere. bugün siz öyle bir kimseyi kaybettiniz ki. her hakkınız gözetilecektir.a.a. Sa’d (Ka’ka)ı dörtbin mücâhidle yardıma gönderdi. Onu karşılayanlara “Kardeşim Ebû Ubeyde nerede?” diye sordu.a. Ömer. fazîletlerin timsali bir zâttı. Menbic. “Kinnesrin”e Hz. Elçi. canını fedâdan çekinmezdi. Ebû Ubeyde Kurs. Hz. Dünyaya aldanmayınız. Kudüslü’lerle sulh yapıldı. Halife. Hz. Kendi arzuları ile Rum ordularına karşı İslâm askerine casusluk yaptılar. tebaasına hep iyiliği ve birbirlerini sevmeyi emreden bu mübârek Ebû Ubeyde hazretlerine hakkınızı helâl edin ve duâ ediniz” buyurdu. Ondan daha dinine bağlı. Askerlerine ve tebaasına çok şefkatli bir baba idi. Ebû Ubeyde Şam’ın Cezîre ile irtibatını keserek Haçlı ordusunun üzerine yüklendi. Ona “Nerede senin eşyan? Burada bir keçe. senelerden beri Rum İmparatorlarından çektikleri zulümlerden ve işkencelerden kurtuldukları için bayram yaptılar. Ömer. bu parayı ne yapacak?” diye tenbih etmişti. Dışardan gelen düşmana karşı müslümanları koruduğumuz gibi. Banyas. Humus Rumları. Hepinize Allahü teâlânın selâmı ve rahmetini.) bildirdiler. Hz. Büyük bir haçlı ordusu hazırladı. Ömer’e arz edildi. Hz. bu parayı Ona götürecek elçiye “Dikkat et. selâmlaştılar.102 - . Buna karşılık. sizi korumağı söz vermiştim. 18 (m. çok müslümanın ölümüne sebep olmuştu. Riabe’yi fethederek Fırat nehrine kadar ilerledi. Hz. daha temiz ve merhametli bir kimse görmedim. bu karardan vaktinde haberdar olup. Ali’yi vekil tayin ederek Kudüs’e geldi. Herakliyus ile gazâ edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. dörtbin dirhem göndermiş. Hz. Herakliyüs’ün. Ebû Ubeyde’nin (r. Zühd ve takva sahibi ve pek merhametli idi. Halebi fethederek. Malınıza.) hazretleri cemaate bir hutbe okudu. Ebû Ubeyde. Bu emri yerine getiren Hz. Orucunuzu tutunuz.) böylece. Peygamberimize muhabbeti pek ziyade idi. yerine Muaz bin Cebel’i (r.serbestsiniz. Hz.) yardım etmesini bildirdi. Size hizmet etmemizi ve sizden cizye almamızı Allahü teâlâ emretmektedir” dedi. Herakliyus ordularının her hareketini günü gününe haber alırdı. Sonra da “Ey kardeşim Ebû Ubeyde. Ebû Ubeyde Ona: “Buyurunuz yâ Emir-el-mü’minin” diyerek evine götürmüştü. sizi de koruyacağız. Ona: “Haydi senin evine gidelim” deyince Hz. halifemiz Hz. Ebû Ubeyde de bu salgına yakalandı. Haydi. Kudüs muhasara edildi. Rum Kayseri Herakliyus kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçti. bir kırba gibi şeylerden başka bir şey yok. Birbirinize iyilik yapınız.” demişti. bütün memleketden asker toplayarak Antakya’ya hücuma hazırlandığı haberi alınınca. Allahü teâlânın emirlerinden dışarı çıkmazdı. şehirde memurlar bağırtıp: “Ey hıristiyanlar! Size hizmet etmeği. sizden cizye almıştım. Çoğu seve seve müslüman oldu. yalnız seni değiştiremedi” buyurmuştu.). .) halifeye durumu bildiren bir rapor gönderdi. Ebû Ubeyde bu parayı aldıktan sonra onu hemen askerleri arasında taksim etmişti. isimleriniz ve verdikleriniz defterimizde yazılıdır” dedi. İslâm kuvvetlerinin yerleştirilmesini emretti. Hz. Ebû Ubeyde’nin şahsına. senin burada yiyecek bir şeyin yok mu?” dediğinde. Antaritus. Delul. Ebû Ubeyde (r. müslümanların bu adaletini. Ömer. 639) senesinde 58 yaşında vefât etti. Ömer yerine Hz. Hz. İran’la harb etmekte olan Hz. Hz. Hz.a. ırzınıza kimse dokunmıyacaktır. Sen Emirsin. cizyelerini seve seve getirip. Hz. Ömer ağlamıştı. Ömer de “Hamd olsun ki müslümanlar arasında böyle insanlar var. Sevinçlerinden ağladılar.a. aynen size de tatbik edilecek. Hıristiyanlar. Hz. Sa’d’a emir gönderek Ebû Ubeydeye (r. Humus şehrindeki askerin de merkezdeki kuvvetlere katılmasına karar verildi.a. Ömer. Ömer’den aldığım emir üzerine. Ebû Ubeyde hazretleri.a. Lazkiye. Ebû Ubeyde’yi gösterdiler. Âlimlere ve büyüklerinize itâat ediniz. Şam’a gittiği zaman. durumu halifeye bildirerek nasıl hareket edeceğini sordu. Antakya da zaptedildi. öleceğini anlayınca orada hazır bulunanlara bir vasiyetinin olduğunu bildirdi. Cennet ile müjdelenen iki sevgili. Size verdiğim sözde duramıyacağım. Hz. Durum Halife Hz. bu şefkatini görünce. Hz. Bir defa Hz.) evinde bir şey görememiş. Ebû Ubeyde (r. geri dönünce hâdiseyi anlatmış. Şimdi ise. ordusunu toplayarak Antakya’ya hareket etti.) vekil etmişti. Dünyaya hiç meyletmeyen. senede bir kere cizye vermenizi istiyoruz. Maarra. cizyelerinizi geri alınız. Fethettiği yerlere memurlar tayin ederek Kudüs’e geldi. lütuf ve bereketini niyaz ederim. Bu hizmetimize karşılık olmak üzere. Kendisi Halebe geldi. “Geliyor efendim” diyerek gelmekte olan Hz. İnsanların en akıllısı Allahü teâlânın emirlerini yerine getirenlerdir. Hz. Bunun için hepiniz Beyt-ül-mala gelip. Burada “Yemin ederim ki. Suriye şehirlerinin çoğunda da böyle oldu.a. müslümanlardan hayvan zekatı ve uşr aldığımız gibi sizden de. Kısa zamanda haçlı ordusunu perişan ederek büyük bir zafer daha kazandı. Ömer. Hâlid bin Velîd’i gönderdi. Antakya’yı muhasara etti. Selemiye’yi zaptederek gidiyordu. Muaz bin Cebel (r. Sağlığında. 18 (m. yâ Muaz (r. Vasiyetinde: “Namazınızı kılınız. 639) senesinde Şam’da veba hastalığı salgın halde olup. Ömer sulhdan sonra Medine’ye döndüler. Peygamber efendimizden aldığı bir emri yerine getirmek için. Ebû Ubeyde bin Cerrâh. Ömer’in de bulunmasını yoksa sulh yapmıyacaklarını Ebû Ubeyde’ye (r. Ebû Ubeyde. Kudüslüler sulh yapmak istediklerini yalnız bu sulhda Hz. Beyt-ül-mal emini Habîb bin Müslim’e teslim ettiler. İslâmiyetin adaleti. cemaate namazı kıldır” diyerek gözlerini yummuş. dünyâ herkesi değiştirdi. Başkumandan Hz. Ebû Ubeyde Ona bir zenbil getirerek bir kaç lokma çıkardığında Hz. bakalım.

): Necran’dan gelen Hıristiyan kafilesinden. Ebû Ubeyde’dir. Babasının adı yerine künyesi kullanılmaktadır. Sonra bu hurma da tükenince onun yokluğunun acısını tattık. Müslüman olmadan önce bir rüya görür. İsmi Sa’d. (Bunu deniz sahile atmıştı). Bu sefere 300 Eshâb-ı kirâm katılmıştı. Yanınızda varsa bize de yediriniz!” buyurdular. Bu hurma ile Ebû Ubeyde (r. Nihayet bu da sona ermişti. SA’D BİN EBÎ VAKKAS: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve İran’ı zapt eden ordunun kumandanı. herkesin payına günde birer hurma düşüyordu. Ebû Bekir.a. birdenbire her tarafı aydınlatan parlak bir ay doğar. Ebû Ubeyde bin Cerrâhın hayatı Cihadı fî sebîlillah ile serhat boylarında geçtiği için pek fazla hadîs-i şerîf rivâyet edememiştir.) birleşir. hem de anne tarafından Peygamber efendimizle (s. gülümseyerek onlara: “Öyle sanıyorum ki siz.a. “Bu deniz muhlûkunun etinden yiyiniz. Gördüğü bu rüyadan üç gün sonra Hz. Hz. Ebû Ubeyde. Bir derecede ki. Ali ve Hz. Peygamberimizin (s. Ebû Ubeyde bin Cerrâhı. akılları.a. Annesi.v. Ebû Ubeyde bize. sh-172 3) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1002 4) Müsnedi İmâm-ı Ahmed cild-1.a. yüzleri en güzel yüz.v.) götürdü. Onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu. sh-100 HZ. hayatını hep İslâma hizmetle geçirmiş. Hz. Yalnız 14 hadîs-i şerîfin râvisidir. Yolun bir kısmında bulunduğumuz sıra azığımız tükendi. Onlar da “Şimdi” diye cevap verirler. künyesi Ebû İshâk’dır. Hz. müslüman oldu.” Resûlullah (s.v. Fil vak’asından 23. der ki: “Biz yola çıktık. Ebû Bekir onu Peygamberimize (s. Getirilen erzakı bir araya topladı ki. Bunlardan: Resûlullah Efendimiz (s.). en metin kalbdir.a. Osman ve Hz.a. Bunlar Hz.103 - . bu toplanan erzak iki dağarcık hurmadan ibaretti. Zühreoğullarından .v. Câbir. sh-252 8) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Peygamber efendimiz de: “Kalk yâ Ebâ Ubeyde İbn-i Cerrâh!” buyurdu. kalbleri. Peygamber Efendimiz de: “Azîz Mücâhidler. Onlar da: “Evet yâ Resûlallah” diye tasdîk ettiler.” dedi. Rüyasında kendisi zifiri bir karanlığın içinde iken. Bunun üzerine Hz. Ebû Ubeyde’nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz.v. Peygamberimiz de yedi. bir de ne görelim? Deniz sahilinde kocaman bir balık bulunuyordu. sh-111 2) Sahîh-ül-Buhârî cild-7. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ nimetlerinin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların birbirlerine haset ettikleri ve nefsaniyet güttükleri gibi sizin de birbirlerinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir. Ebû Bekir’in kendisine İslâmiyeti anlatması üzerine.) mücâhidlere yanlarında ne kadar erzak varsa getirmelerini emretti. fakîr olacağınızdan korkmam.” buyurdular. İlk müslüman olanların yedincisidir. Biz de yedik Medine’ye dönüp Resûlullah efendimizin yanına geldiğimizde bu vakayı arz ettik. sh-409 7) El-A’lâm cild-3. sh-196-385 5) Herkese Lâzım Olan İmân sh-99 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3.) sahil tarafına bir sefer düzenleyip Hz. 1) El-Îsâbe cild-4. Resûlullah (s. Cizye mallarını alarak Bahreyn’den Medine’ye gediği işitilince (ki. emin bir kimseyi bizimle gönderir misin? denilince. karşılamaya çıktılar.) eshâbını bu halde görünce.a.) huzurunda îmân edip. Ebû Ubeyde’yi (r. Ömer’in oğlu Abdullah (r. Kabr-i Şerîfi Şam’dadır.v.): “Şad olunuz ve sizi sevindirecek nimetleri (bundan böyle her zaman) umunuz! Vallahi (bundan sonra) sizin. Kendilerine “Siz ne zaman buraya geldiniz?” diye sorar. Askerden bazıları o balık etinin pastırmasından bir parça Resûlullaha getirdi.a. Bunun üzerine Ebû Ubeyde (r. Babası Mâlik bin Üheyb bin Abdi Menaf bin Zühre bin Kilâb-i Kureyşi’dir. Ayın aydınlattığı yolu takip ederken aynı yolda Zeyd bin Hâris. en selîm akıl.) hergün azar azar vererek bizi geçindiriyordu. Onyedi yaşında iken Hazret-i Ebû Bekir’in vasıtasıyla müslüman oldu. Bunun üzerine Resûlullah (s. Ebû Ubeyde bin Cerrâh.a. Hicret’ten 30 yıl önce Mekke’de doğdu.v. O da ayağa kalkınca: “İşte bu gördüğünüz sima. Resûlullah (s.) der ki: “Kureyş halkının içinde üç kişi vardır ki. Sonra deniz sahiline vardık.Hz. Hz. Nesebi hem baba tarafından.a. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on sahabîden biridir. Peygamber efendimize. insanların ebedî seadete kavuşmaları için çırpınmıştır. İslâm ümmetinin eminidir.) Bahreyn’e gönderdi.” Hz. yiyiniz! Allahü teâlâ onu denizden rızıklanmanız için çıkarmıştır. Emir tayin etti.a.v. Babasının adı Mâlik ve künyesi Ebû Vakkas’dır. Ebû Bekir’in önünden ilerlediğini görür. Hz. o anda sabah namazı kılınıyordu). kalbinde İslâmiyete karşı bir sevgi hasıl oldu.a. Müslüman oluş hâdisesi şöyle rivâyet edilir.

v. bir çok birliklere de kumandanlık etmiştir. hangi hallerde tâbi olmayacağını bildiren Ânkebût sûresi. “At yâ Sa’d! Anam. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. Hazret-i Sa’d.) sancağını taşımıştır.) bütün kalbiyle inanmış ve bağlanmış olduğundan bu îmân kuvveti üstün geldi. sâlih bir kimse beni korumağı üzerine alsaydı!” buyurdu. Hudeybiye antlaşmasında bulunmuş.v. din düşmanları ona bir sıkıntı ve eziyet verirler dedi. düşmana karşı savaşmıştır. şöyle dedi: “Ey Anne. Peygamberimiz ok atarken Ona. Annesinin yiyip içmediğini ve bunda inat ettiğini görünce. birkaç müşrikle beraber yanlarına gelerek onların namazlarıyla alay etmeye ve kötülemeye başladılar.” Bunun üzerine Resûlullah ona duâ etti ve uyudu.104 - . müslümanların sıkışık durumlarında büyük bir metanetle çarpışmış. ben yine dînimden vaz geçmem. Hazret-i Sa’d ok atmakta çok maharetliydi. Bunun üzerine birbirlerine girdiler. Hazret-i Sa’d ilk müslüman olan Sahâbîlerden birkaçı ile beraber. Sa’d bin Ebî Vakkas” dedi. düşman tarafında bulunan. Bunun için O’nu korumağa ve hizmetine geldim.v. Peygamberimiz zamanında Hicaz’da. her ok atışında “İlahî bu senin okundur. Peygamberiniz “Seni buraya hangi şey getirdi” yâni buraya niçin geldin? buyurdu. ilk yıllarında müslümanlar müşriklerden çok eza ve cefâ görüyorlardı. sekizinci âyet-i kerîmesini göndererek. Şecaatta (cesarette). halife seçilince ilk bîat edenler arasında olmuştur. Sen de bu yüzden anne katili olarak insanlarca ayıplanacaksın. Ali. Medine şehrinin emniyetinin sağlanmasında önemli görevlerde bulunmuş. Hazret-i Sa’d da çok eziyet çekmişti. Birden bir silâh sesi duyduk. babam sana fedâ olsun!” diye duâ etmiş.v. Hazret-i Sa’d: “İçimden bir ses Resûlullah yalnızdır. Yemeye ve içmeye tekrar başladı.) yanından hiç ayrılmayıp. Peygamber efendimiz. ister yeme. Bunu gören diğer müşrikler korkuya kapılıp kaçtılar. Eshâb-ı kirâm ibâdetlerini serbestçe yapamıyorlardı. Allah yolunda ilk ok atan Sahâbî olup. ilk kâfir kanı döken Sahâbî oldu. Hazret-i Âişe (r. Annesi oğlunun müslüman olduğunu duyunca çok sinirlenip. Eshâb-ı kirâm arasında en cesur ve kahraman olanlardandır. şahid olarak anlaşmayı imza etmiştir. eline geçirdiği bir deve kemiğiyle bir müşriğin başını yardı. (s.anhâ) anlatır: Resûlullah (s. Atışını doğrult. sana hısım ve akraba ile ilgilenmeyi. anne babaya daima iyilik etmeyi emrettiğini söyleyen sen değilmisin?” der.a.” Annesi Hazret-i Sa’d’ın dinine bağlılığını.” “Allahım sana duâ ettiğinde Sa’d’ın duâsını kabul eyle” diye duâ etmiştir. “Bu kimdir?” buyurdu.Hamne binti Ebû Süfyân’dır. Hz. geceleyin Medine’ye dönüp geldiğinde “Ne olurdu. Her attığı ok isabet ediyordu. Peygamberimizin (s. Allah yolunda.) Buvat Seferine katılmış. Hazret-i Sa’d da “Evet” dedi. Uhud Harbinde. Artık ister ye.” O güne kadar annesinin her isteğine boyun eğmiş. hakkında bilgi sahibi olmadığın (ilah tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşmak için sana emrederlerse. müslümanların bayraktarlığını yapmıştır. Ebû Bekir.v. Allahü teâlâ ve Resûlüne (s. bir dediğini iki etmemişti.) hayatında “Anam. korkarım ki.a. bu seferde Peygamberimizin (s. Resûlullah efendimizle (s.a.) gazvelerin birinde. Savaşlarda çok kahramanlıklar gösterdi. Bununla beraber. İslâmiyette. okçuların (kemankeşlerin) reisiydi. düşmana karşı şiddette en ileri Eshâb-ı kirâm arasında Hz. sen Muhammed’in getirdiklerini inkâr etmedikçe. babam sana fedâ olsun” diye sadece Hazret-i Sa’d için duâ etmiş. Mekkeli müslümanların üç bayrağı bulunuyordu. “Biz insana.a. Bedir Harbinde. 1000’den fazla ok attı. ana ve babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. annesinin isteğini kabul etmedi. Hazret-i Sa’d bütün gazalarda ve bir çok seriyelerde bulundu. Mekke’de Ebû Düb denilen bir vadide namaz kılmakta idiler. Hz. Ömer. Oğlu Sa’d’ın kendisine karşı saygısını ve bağlılığını bildiğinden İslâm dîninden döndürebilmek için. Peygamberimiz tarafından. büyük iltifatlara ve duâlara mazhar oldu. Bunlardan biri kendisine verilmiş. . Böylece Hazret-i Sa’d. “Benim. o sırada henüz müslüman olmamıştı). Bunun üzerine annesi asıl maksadını bildirmek için şöyle söyledi: “Yâ Sa’d! Vallahi.a. ben açlık ve susuzluktan helâk oluncaya kadar ağzıma bir şey almayacağım. imânındaki sebatını görünce şaşırdı. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri ile annesi arasında geçen bu hâdiseden sonra Allahü teâlâ evladın anne ve babaya hangi hallerde tâbi olacağını. Onu İslâm dininden döndürebilmek için çeşitli yollara müracaat etti. Zübeyr bin Avvam ve Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleriydi.a. bunun dışında hiçbir kimseye böyle duâ etmediğini Hz. Hz. senin yüz canın olsa ve her birini İslâmiyeti bırakmam için versen.v. çaresiz kaldı. (Ebû Süfyân. artık onlara (bu hususta) itâat etme! Dönüşünüz ancak banadır. Ali bildirmiştir. “Allah’ın. büyük kahramanlık göstermiş. Uhud Harbinde de. Müşriklerin ileri gelenlerinden Ebû Süfyân. Ben de yaptığınızı (amellerinizin karşılığını) size vereceğim” buyurdu. müşriklerin en başta gelen kumandanı ve en azılı din düşmanlarından olan Sa’d bin el-As’ı öldürmüştür. Sa’d bin Ebî Vakkas. İslâmiyetin. el-Harrar mevkiine gönderilen seriyyeye kumandanlık yapmıştır.

ya cizye verirsiniz veya cenge hazır olursunuz diye haber gönderdi. Bu savaşta melekler onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı. Allahü teâlâ onların toprağını bize verdi” dediler.Hazret-i Ömer zamanında. onlar da. siz de tekbir alır silâhlanırsınız. Atik nehri kıyısında ordugâh kurdu. Dördüncü gün harp başladı. İran Ordusu da gelip. Kaçışmaya başladılar. hem bu olayları önlemek. İranlıları İslâma davet ettiler. ya cizye verirsiniz veya harp edersiniz” diye şart ileri sürdüler. başka birisinin kumandanlığa getirilmesini istiyordu. Sa’d bin Ebî Vakkas bu fethi şu mektubla Halife-i Müslimîne bildirdi: Rahman ve Rahim olan Allahü teâlânın adıyla: Irak valisi Sa’d bin Ebî Vakkas’tan. Çünkü Allahü teâlâ îmân edenlerin yardımcısıdır. eşi benzeri olmayan Allahü teâlâya hamd eder. Bundan sonra ne yapacağımız hususunda. İslâm Ordusuna Sa’d bin Ebî Vakkas (r.) Medine’ye çağırarak. Ancak kullukla Allah katında karşılık bulur. Onlar üç gün içinde bunları kabul etmediler. “Bende sizin için başka şey yok.a. 120 bin kişi olan İran Ordusu’nun 30 bini zırhlı ve birbirinden ayrılmaması için zincirle bağlı idiler. cümlenizi Kadisiye hendeğine gömmek için Rüstem’i göndermek üzereyim. hem de düşmana bir ders vermek için bir İslâm Ordusu hazırlandı. Bunun üzerine Hazret-i Ömer. İran Kisrası buna sinirlenerek “Eğer benden önce elçi öldüren bir melik olsaydı. İran Kisrası Yezd-i Cürd ile görüştüler. anlaşma ile işi halletmek istiyordu. Yine elçi göndererek kendilerine üç gün süre tanıdıklarını bu üç gün içinde ya müslüman olursunuz.” dedi.a.” . Bu ordunun başına kimin geçirilmesi gerektiği yapılan şûrada görüşüldü. O’nun habibi olan Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm ederim. İslâm Ordusu ile İran Ordusu arasında oldu. İslâm askerinin Medayine hareket ettiğini İran Kisrası Yezd-i Cürd duyunca korkudan şehri terk etti. Allah ile kul arasında kulluktan başka bir bağ yoktur. Ömer’in emriyle Sâsâni Devleti’nin başşehri ve İran Kisrası’nın bulunduğu Medayin şehrine hareket edildi. sevâb kazanırlar. İslâm askerleri. Allahü teâlânın selâmı bütün müslümanların üzerine olsun. Bunun üzerine elçiler arasında bulunan Âsım bir Arar kalkıp toprağı yüklendi. ben ikincisi olup. Müslümanlar büyük bir zafer kazandılar. Hz. esir olarak ele geçirildi. Harpden önce İran’ın başşehri Medayine elçiler gönderildi. Kisra’nın yurdunun büyük bir kısmını ele geçirdik Ordu kumandanlarının çoğunu öldürdük.” dedi. Yezd-i Cürd kaçtı. İranlıların tamamına yakını öldürüldü. İslâm Ordusu Medayin şehrine kolayca girerek burayı fethetti. Mü’minlerin emiri Ömer-ül-Fârûk’a: “Allah’ın selâmı üzerine olsun.)’ın emrine dörtbin asker verdi. İran Ordusuna da Rüstem kumanda ediyordu. Allah onların Rabbi. Daha sonra Hz. sizi öldürürdüm” dedikten sonra bir miktar toprak getirtti. Gözün görmediği meydanlarda at koşturmayı nasîb etti. ilkinde siz de tekbir alırsınız. Onun kullarıdır. Üçüncü tekbirde siz de tekbir alıp. Kadisiye Muharebesi. Eshâb-ı kirâm verilen bu bir parça toprağın daha sonra İran toprağının tamamının verileceğine dair Allahü teâlânın bir müjdesi olduğuna inandılar. ikinci tekbirde. Bak Allah’ın Resûlü ne yapıyor idiyse sen de öyle yap ve sabrı elden bırakma. Bir kısmı da bunun çeşitli sebeplerle uygun olmayacağını. Ömer bu şekilde nasîhat ettikten sonra Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Sa’d bu askerlerle Medine’den çıktı.a. Fırat nehrinin bir kolu olan Atik nehrinin Kadisiye denilen yerinde ordugâh kurdu. Medayin şehrinde emirlerinizi bekliyorum. İran topraklarında bulunan İslâm askerleri ile birleşerek meşhûr Kadisiye Meydan Muharebesi’ni kazandı.a. harbe hazır olursunuz. Harp başlamadan önce Hazret-i Sa’d askerlerine şöyle hitap etti: “Mevkilerinizde sebat ediniz. önce İran Ordusu komutanları öldürüldü. Arkadaşlarıyla beraber Hazret-i Sa’d’ın yanına döndüler ve “Yâ Sa’d müjde. Bazıları bizzat bu ordunun başına kumandan olarak Halife Hz. Allahü teâlâ. askeri harp için coşturursunuz. öğle namazından sonra ben dört tekbir alacağım. Sa’d bin Ebî Vakkas’ı (r. kalanlar da esir edildi. Bu harbde müslümanlar 2000 şehîd verdi. Bu sırada İran taraflarındaki olaylar büyüyünce. En büyüğünüz kimse bunu yüklensin de reisinize götürsün ve biliniz ki.) ismini duyan Eshâb-ı kirâmın hepsi ittifakla Hazret-i Ömer’e: “İşte aradığın kimseyi buldun” dediler. Hevazin bölgesine zekât toplamak için gönderilmişti.). Allahü teâlâ kötülüğü ancak iyilik ile yok eder. İslâm Ordusu. dördüncü tekbirde düşman üzerine hücum ediniz ve “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” deyiniz. Fakat ölürken ki son durumları ve bu son nefeste ettikleri son sözleri bakımından birbirlerinden üstün olurlar. Allahü teâlâ bize ihsanı ile muamele etti. şeytana uyan bir kavme karşı bize zaferi ihsan etti. Kaçmaya çalışanların çoğu da nehre düşerek boğuldu. İlk gün şiddetli çarpışmalar oldu. Îmân etmeyenlerin yardımcısı yoktur. Ömer’in getirilmesini istiyorlardı. İran Ordusu’nun baş komutanı Rüstem de öldürülünce ordu dağıldı. Bu sırada Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin Hevazinden mektubu geldi.105 - . O’na: Ey Sa’d! Sana Resûlullahın dayısı ve eshâbı dediklerine bakıp da gururlanma. Kızı. İran Ordusu beraberinde getirdikleri fillerle karşılık verdiler. İslâm Ordusu ise 34 bin kişi idi. O’nu İslâm ordularına başkumandan tâyin etti. Ayrıca İran Ordûsu’nun ön saflarına filler yerleştirilmişti. Hz. Hazret-i Sa’d. Sonraki günlerde İslâm Orduları uyguladıkları dahiyane taktiklerle İran Ordusu’nu bozguna uğrattılar. Sa’d bin Ebî Vakkas’ın (r. dışarı çıktılar. bildirilen emirle düşmana hücum ettiler. Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan. “Ya müslüman olursunuz.

Zira müslümanlar onun malını. Her kim muharebeden önce davetine icâbet eder de müslüman olursa. onlardan sonra geleceklere bir şey kalmaz. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri 270 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Şureyh bin Hâni (r. Hayatının sonlarına doğru. Arazi ve nehirleri işleyicilerine bırak ki. 675) yılında vefât etti. Peygamber efendimiz de “Hayır! Sen bizden geri kalamazsın! Burada kalır da Sâlih ameller işlersen. Hazret-i Osman halife seçilince Hazret-i Ömer’in tavsiyesine uyarak. şifâ buldu. Âmir. cesur.v.a. Veda Haccı’ndan sonra hastalandığında. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Kisra’nın sarayları ve hazineleri müslümanların eline geçmişti.a. esmer tenli. Sa’d hazretleri hastalığı şiddetlendiğinden duâ almak için Peygamberimize “Yâ Resûlallah siz Medine’ye döneceksiniz de ben burada ölüp dostlarımdan geriye mi kalacağım?” dedi. Medine’ye yakın Akik denilen yerde hastalandı ve orada 65 (m. Namazını Medine Valisi Mervan kıldırdı. cimrilikten sana sığınıyorum. Bunun üzerine iyileşti. İşte bu benim emrim ve sana yollanan ahdimdir. heybetli. Bu kararı Hz. benim söyleyebileceğim bir kelime öğret. Bunun üzerine Hazret-i Ömer. havasının ve suyunun askerlere iyi gelmediğini anlayan Hazret-i Sa’d. Böyle bir dayısı olan varsa bana göstersin” diyerek iltifatlarda bulunurdu. Mal.Hz. “Allah birdir. Kûfe şehrinin ilk valisi tayin edildi. onlar bütün müslümanların atiyyelerine dahil olsun: Çünkü. Resûlullah efendimiz (s. Müslümanlar için yapılması lâzım olan hak ve vecibeler onun için de tahakkuk etmiştir. Hazret-i Sa’d-ı tekrar Kûfe valiliğine tayin etti. sözü. karşılaştığın kimseleri.106 - . dedi. Ömer. Hz. Peygamber Efendimiz kendisini ziyârete gelmişti. Sa’d da Kûfe şehrini kurdu. Zübeyr Cennettedir. bir takım kavimler faydalanacak.a. . Hazret-i Sa’d. senden. ederse o da müslümanlardan bir ferttir. Onları müslümanlardan hazır bulunanlara bölüştür.v. Ahnef bin Kays. Aliyi kendine seçerek “Yâ Ali! Sen benim dünyâda da âhirette de kardeşimsin” buyururdu. harpten önce İslâma davet etmeni emretmiştim. 8. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: Resûlullah (s. Talha Cennettedir. hayvan ve eşya olarak insanların sana celbettikleri ganimetleri topla. Mus’ab.)’a bildirdi: Mektubunu aldık. özü doğru büyük bir zattı.” buyurdu. Haşr sûresi 7. dünyânın ve kabrin imtihanından sana sığınıyorum. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. Kadisiye Harbi ve Medayin’in fethinde büyük ganimet elde edilmiş. halife seçilmezse ona bir vezirlik verilmesini de vasiyet etmişti.v. elbette onunla derecen artar.v.a. Medayin şehrinin. Ömer. Ömer şu mektubla Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Eğer Sa’d.v. Abdurrahman İbn-i Avf Cennettedir.a. sadeliği severdi. Hazret-i Sa’d.)’ın mektubunu aldı. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. o kimse müslümanlardan bir fert sayılır. ncu âyetlerini delil getirerek. onun misli kadar günahını da Allahü teâlâ yok eder. Bildirmiş olduğu altı kişiden biri de Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleriydi.) bir köylü gelerek. 9.) Eshâb-ı kirâm arasında kardeşlik tesis ettikleri zaman. Sa’d İbn-i Ebî Vakkas Cennettedir. İbni Abbas. Medine’de bulunan Eshâb-ı kirâm ile uzun uzun istişare etti.) her namazın ardından muhakkak şöyle duâ ederdi: “Allahım. bir takımları da mahrum kalacak” dedi.). Her kim harp ve hezimetten sonra İslâm davetine icâbet. Hz. arazinin eski sahiplerinde kalmasına ve araziye haraç vergisi konulmasına karar verildi. Medine’ye döndü. Umarım ki: Sen uzun zaman yaşayacaksın! Öyle ki.a. Ve “Ya Rab! Eshâbımın Mekke’den Medine’ye dönüşünü tamamla” diyerek duâ etti. Mübârek cesedi Medine-i Münevvere’ye götürüldü. eğer sen onları yani arazi ve nehirleri halen orada bulunanlara taksim edersen. Osman Mehdî Alkame bin Kays. orta boyda. Lâkin onun malı müslümanlarındır. Muhammed. Benim mektubum sana ulaşınca meseleye nazar et ve eğil. Hazret-i Ömer’e durumu bildirdi. Çok cömert olup. yeni bir şehir tesis edilmesini emretti. Orada. Cennetle müjdelenen on sahâbîden (aşere-i mübeşşereden) en son vefât edendir. 10. Peygamber Efendimiz (s. Ben sana.) ve daha bir çokları hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. o İslâm olmazdan önce elde etmişlerdir.” Resûlullah (s. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir.) yine bir hadîs-i şerîflerinde “Ebû Bekir Cennettedir. Sa’d bin Ebî Vakkas’dan oğulları İbrâhîm. elde ettikleri ganimetleri ve Allahü teâlânın fey olarak kendilerine ihsan ettiği malları kendileri arasında taksim etmeni istemişler. Onun da İslâmda bir hissesi (sehmi) vardır. merteben yükselir. Vasiyetine uyularak Bedr Harbinde giymiş olduğu elbisesi ile defn edildi. Rezil bir hayata düşmekten. bildirdiğine göre. Âişe-i Sıddîka. Böyle yaparsa bin sevab kazandığı gibi. şehîd olmadan önce kendisinden sonra yerine geçecek halifeyi seçmek için altı kişilik bir şûra teşkil edilmesini vasiyet etmişti.” “Sizden kim hergün bin tane sevab kazanmak isterse 100 defa tesbihte bulunsun. korkaklıktan.a. gaziler senden. Bunun için Peygamberimiz ona “Bu benim dayımdır. Peygamberimize annesi tarafından dayı olurdu. Hazret-i Ömer. Resûlullah’a (s.a.

Bu halde iken Mekke’ye gelmişti. cild-3. Allah her şeyden yücedir. sh-499 4) Tehzîb-ut-tehzîb cild-2. sh-13ti 7) El-İsitâb cild-2. benim yanımda öylesin. 583. melekler ona akşama kadar duâ eder. Kişiye ailesine yedirdiği lokmadan muhakkak sevab verilir. sh-32 .a. Ömrünün sonlarına doğru. Âlemlerin Rabbi olan Allahın şanı ne yücedir.Bunlar Rabbim içindir.) “Müslümanın müslümanla üç günden fazla dargın durması helâl değildir. sh-290 16) Sahîh-i Buhârî cild-4. Rab olarak Allah’ı. 992. râzı oldum derse günahları bağışlanır.” Yine buyurdular ki: “Bir kimse gündüz hatim okursa.) Peygamberimizin (s. Abdullah bin es-Sâib anlatır. sh-2570 13) Taberî cild-2. dünyâ fitnesinden yani deccâl’ın fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım. kendin için duâ etsen de gözlerin açılsa olmaz mı?” dedim. ise.” Köylü: . Resûl-i ekrem (s. benden sonra Peygamber gelmeyecektir.” “Peygamber Efendimiz şöyle duâ edilmesini emrederdi: “Allahümme inni eûzü bike minel buhli ve eûzü bike minel cûbni ve eûzübike en urudde ila erzel-il-umrî ve eûzü bike min fitnet-id-dünyâ ya’ni fitnet-ed-deccâl ve eûzü bike min azâb-il-kabrî. sh-92 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. ikincisi Hazret-i Osman’ın şehîd edildiği zaman. “Ben genç idim. Mekke halkı etrafına toplanıp. sh-212 17) Umdet-ül-Kârî cild-4. sen de. Musa’nın yanında Hârûn nasıl idi. Muhammed aleyhisselâmın O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim.)i ve din olarak İslâmiyeti seçip. korkaklıktan.a.v. bana duâ et deyince hepsine duâ ediyordu. Peygamber olarak Muhammed (s. daha güzeldir” buyurdu. muhtaç olanlardan esirgerse.v. sh-60. sh-30 9) Müslim Bab-ı Fedâil-üs-sahâbe 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-550. Bütün hamdlerin hepsi Allah’a mahsusdur. de” buyurdu. Beni tanıdı ve “Sen Mekke’nin en iyi okurlarından birisin” dedi. Günahtan kaçmaya kuvvet.” “Kur’ân-ı kerîm okurken ağlayın. üçüncüsü de Hakka sığınırken ağladım.” 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. tek ve ortağı olmayan Allahdan başka hiçbir ilâhın bulunmadığına.) duâsını aldığından her duâsı kabul olurdu. sh-106 8) El-Îsâbe cild-2.” “Yâ Ali. çok korkarlardı.” Duâsının kabul edilmesi için duâ istendiğinde Peygamber Efendimiz (s. “Her kim ihtiyacından fazla bir suyu.a. sh-483 5) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. herkese duâ edip duruyorsun.” (Yâ Rabbi! Cimrilikten.O’ndan başka hiç bir ilâh yoktur ve O’nun ortağı da yoktur. Sa’d gülümseyerek “Oğlum Allahü teâlânın benim hakkımdaki takdiri (gözümün görmemesi).” “Kim müezzinin okuduğu ezanı dinler de. erzel-i ömür denilen ihtiyarlıktan. bir ara O’na yaklaştım ve kendimi tanıtmağa çalıştım.) vefât ettiği zaman. Kıyâmet gününde Allahü teâlânın kerem ve ihsanına kavuşamaz.a. Bana hidâyet ver ve rızıklandır. sh-293 14) Fütûh-uI-Büldan sh-255 15) Üsüd-ül-gâbe cild-2.” “Kişinin aile fertlerine harcadığı sadakadır. Bunun için. müslümanlar O’nun duâsını almaya çalışırlardı. ibâdet yapmaya kudret ancak azîz ve hâkim olan Allahın yardımı iledir de. 1059 11) Herkese Lâzım Olan İmân sh-98 12) Kâmûs-ul-A’lâm cild-1. gözümün görmesinden.) “Duâ kabul olmak için helâl lokma yiyin” buyurdu. Ben de “Evet” dedikten sonra bir ara: “Amca senin duân makbul. eğer ağlamazsanız.): “Allahım beni bağışla ve koru. Yalnız şu fark var ki. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri buyurdu ki: Hayatımda üç gün ağladım. her attığı ok isabet ettiğinden.a. “Bana duâ et. Gece okursa sabaha kadar duâ eder. gözleri görmez olmuştu. Ya kendim için ne söyleyeyim? dedi. Düşmanlar da. Bunlardan biri.v. bunaklıktan.a. ağlamaya çalışın.v. sh-168 2) El-A’lâm cild-3.107 - . Resûl-i ekrem’in (s.v. sh-87 3) Târîh-ül-hamîs cild-1. 926.

cennettedir. düşmanlığı silindi. Hz. Oğlu Sa’îde de sık sık “Bir Allah’a mı. sh-95 .a. Bunun üzerine Ömer (r. Kays bin Ebû Hazım ve başkaları hâl ve sözlerinden rivâyet etmiştir. bunu en iyi şekilde yerine getirirdi. nevindendir. tesiri altında kaldı.v.” der. Bunun için kendisini kırmaktan herkes çekinirdi. cild-3.v.” cevabını verdi. Fih Muharebesi’nde piyade birliklerine kumanda etti. onlara kesilen kurbanların etinin yenemiyeceğini düşünürdü. Osman cennettedir ve Ali. Makam ve mevkiyi hiç düşünmez. Ali. Şam’ın muhasarasına katılıp.) Muhahammed’in (s. Hadîs kitablarının en kıymetlisi olan Buharî ve Müslim bunu böylece bildirmektedir. Mekke’de su-i kast. Ömer hilâfeti (13/m. Annesi Fâtıma binti Ba’ce İbni Halef el-Huzariyyedir. putperestliğin şirk olduğunu. Allahü teâlâ’nın kendine verdiği ilham ile putlara tapan insanların haline şaşar. SAÎD BİN ZEYD: Aşare-i mübeşşereden. Cenâzesini Sa’d bin Ebî Vakkas (r. ancak kendisine bir vazife verilirse. Hz. diğer Eshâb-ı kirâm gibi müşriklerden çok eziyet çekip.a.a. gösterişi hiç sevmezdi. Ebû Bekir halife olunca.a.) yanına gidip îmân etmekle şereflendi.a. Ganimetten pay ayrıldı. belâgatı.v. Dünya ve dünyâ nimetlerinden daha çok âhireti düşünürdü. Kız çocuklarının çoğunun ölümden kurtulmalarına sebep oldu.” “Kim başkasına ait olan bir karış yeri haksız olarak.v.) kendisine Müslüman olmasını söyleyince. Ömer’in.) O’nun oklarını attılar. Saîd’e Peygamber efendimiz (s. Künyesi Ebû Aver ve Ebû Sevir idi. Osman. Ebû Bekir cennettedir. İslâmiyetten önce Peygamberimizle görüşürdü. Habbab bin Eret evlerine gelip. Sa’d.HZ. kanını.) ile nesebi birleşir. Ömer’in hem eniştesi hem de kayınbiraderidir. Saîd. ehlini. Bedir Gazâ’sında bulunmadıysa da. mânâları ve üstünlüklerine hayran kalıp.) bütün gazvelerine katıldı.a.v.). Muhammed (s. Nesebi Sa’îd bin Zeyd bin Amr bin Nüfeyl bin Rezâh bin Adivy bin Kâ’b bin Lüey idi. Peygamber efendimizin (s. Kur’ân-ı kerîm’i okuyup.) ile Abdullah bin Ömer kabre indirerek defn edildi. Sahâbe-i kirâm: “Yâ Resûlallah onuncusu kimdir?” diye sorunca Resûlullah (s. Saîd bin Zeyd.v. “Saîd bin Zeyd Cennettedir. onu Allah’a inanmaya teşvik ederdi.” 1) El-A’lâm.s.a. Ubeyde bin Cerrâh.a. Suyu gözlere şifâdır. Kâ’b bin Lüey’de Peygamberimiz Muhammed (s. Talha bin Ubeydullah ile beraber Suriye tarafında araştırma ve oralardakilerin hâllerini inceleme vazifesiyle gönderildi. Bu sebeple kendine yeni bir din bulmak için Suriye taraflarına gidip Hz. ilk inananların arasına girdi. Cennetle müjdelendiği hâdise ve hadîs-i şerîf “On kişi Cennettedir.v. sustu. Saîd İbni Müseyyeb. Sonra Medine’ye geldi. Peygamber efendimizden kırksekiz hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.” “Kırmızı beyaz mantar (Kem’e) kudret helvası. sh-94 2) Hilyet-ül-evliyâ. Peygamberimiz bu dokuz kişiyi zikr edip. Hz. İbrâhîm (a.) müslüman olunca Mekke’de. Dedesi Amr Hz. Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf (r. onun kızkardeşi Fâtıma binti Hattab da kendisinin hanımı idi. Ömer. Ebû Bekir. 634-23/m.a. Ömer. yoksa bin ilâha (putlara) mı inanayım. Duâsı kabul olanlardan idi.) müsaadesi ile Habeşistan’a hicret etti.v. 644) zamanında 13 (m. techîz etti. yani dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbî’den biri.anhüm)’ın Resûlullah katındaki yeri bir idi. Cihadı çok sever. kendi mülküne dahil ederse kıyâmet gününde arzın yedi katı halka gibi boynuna geçirilir. Talha. Sâid bin Habîb der ki: Hz. Hz. Sa’d bin Vakkas (r. Talha. 671) senesinde Medine’ye yakın yeşilliği bol ve güzel bir yer olan Akîk’te yetmiş yaşlarında vefât etti. O’na bîat etti.a. Muharebede onun önünde. işkence.) dinine girerek Haniflerden oldu.anhüm).a. Saîd bin Zeyd hazretleri zamanını devamlı ibadetle geçirirdi. Zübeyr. işkence gördüler. dinini. Amr İbni Hâris. Kızkardeşi Âtike binti Amr. 636)’da Yermük Muharebesine katıldı.a. 51 (m. Mekke’ye döndüğünde cahiliyye âdetlerinden olan kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerle mücadele etti. Peygamber efendimiz (s. Abdurrahman bin Avf. Saîd bin Zeyd hazretlerinin babası Zeyd bin Amr. Ebû Süfyân’ın başkanlığındaki kervanın durumunu araştırdı. Ömer İbni Hattab’ın amcasıdır. korumak uğrunda öldürülürse o şehîddir. Hicret-i Nebevî’den sonra. Kur’ân-ı kerîm okurdu.108 - . Medine’de Baki Kabristanlığına Eshâb-ı kirâmın omuzları üstünde getirilip. Sa’d bin Ebî Vakkas Cennettedirler” (r. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Kim malının yanında. şehrin fethinde bulundu.a. Hz. Bu sebepledir ki. Osman halîfe seçildiğinde O’na bîat etti. Bu vazifedeyken. zulüm ve tazyikler artınca Peygamber efendimizin (s. 634)’de Ecnâdeyn muharebelerinde süvari kuvvetlerine. 15 (m. fesahati. Abdullah bin Ömer (r. Saîd bin Zeyd hanımı Fâtıma ile birlikte hemen Müslüman oldu. Saîd bin Zeyd (r. Fâtıma binti Hattab’a. tâbiînin büyüklerinden Ebû Osman Hindi. Hz. Resûlullah’ın (s.a. cild-1.) namazını kıldırdı. Osman’ın şehâdetine çok üzüldü.) yıkayıp. Hz.) İslâm Dîni’ni tebliğe başladığında ilk katılanlardan olup. Ebûttufeyl. namazda arkasında idiler.v. Ömer bin Hattab da Saîd bin Zeyd’in evinde okunan Kur’ân-ı kerîm’den kalbi yumuşayıp. Hz.) emriyle Hz. O’na Kûfe’de iktâ olarak bir miktar arazi verdi. Osman. Eshâb-ı kirâm’dan Abdullah bin Ömer.

a. Talha: “Evet. İlk îmân edenlerin sekizincisidir. Hz. Talha’yı Hz. Orada. sh-46 HZ.) zuhur etti mi!” diye sordu. O peygamberlerin sonuncusudur. İslâmiyeti kabul etmiş müslüman olmuştur. Sâlih olup. Hz. Hz. Cennette komşularımdır” hadîs-i şerîfi” ile medh edildi.s. Hz. Talha (r. Ali buna çok üzüldü. Sonra birlikte Resûlullah’a gidip. ile Zübeyr. Peygamberimiz (s. Bedir’den başka bütün gazalarda Peygamberimiz (s.) müslüman olduğu zaman Mekkeli müşriklerden pek çok eza ve cefa gördü. Ebû Bekir ile Hz.a. Hz. Yahyâ. Bir müddet sonra Es’âd bin Zürare’yi (r. gördüğü bir hâdiseyi şöyle nakleder: Safa ile Merve arasında dolaşırken. Evlerine hapsedilmiş. Şu’be ve Meryem’dir. Mes’ûd bin Hıraş. Bedir gazasında. İslâmı tanımadan önce de ticâretle uğraştığı için sık sık Mekke dışına çıkardı. içlerinde Mekke’den gelen var mı?” diye seslendi. Talha. Talha “Ahmed kimdir?” diye sordu. Onun Kim olduğunu sordum. Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıttı. Ebû Bekr-i Sıddîkın dedesinin kardeşidir. Es’ad bin Zürare’nin (r. Hz.” dedi. Diğer gazalarda bulundu. müslüman oldu. lâkabı Feyyaz ve Hayyir (Çok hayır işleyen)’dir. Soyu. namazını kendi kıldırdı. Bunun üzerine rahib.v. taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir. TALHA BİN UBEYDULLAH: İlk îmâna gelenlerden ve aşere-i mübeşşereden.v.109 - . Kardeşi Osman da Hz. Rivâyet olunur ki. Nevfel bin Huveylid bin Adeviyye adamları ile birlikte Hz. Peygamberin orada olduğunu öğrenince kervandaki mallarından vazgeçip Mekke’ye gitmedi Ve Medine’de kaldı.) bütün bu akıl almaz işkencelere göğüs geriyor. Mûsâ. Kendisi Harem-i şerîften çıkarılacak. Talha. Bunun üzerine Hz. Ali tarafında değil idi. Bunun üzerine doğruca Hz. Temimoğulları da onlara sahip çıkmadı: Bu hâdiseden dolayı Hz. Ondan müslüman olduğu cevabını alınca. Rahibin sözlerini Peygamber efendimize (s. Ebû Bekir. Dönerken Medine’ye uğramıştı. Bütün gazalarda Allahü teâlâ’nın dînine hizmet ve şehîdlik mertebesine ulaşmak için kahramanca savaşmış. ben Mekkeliyim” dedi.v. İsmâil. 131 4) Üsüd-ül-gâbe. Ebû Bekir’in kızı Ümmü Gülsüm ve Ûmmü Ebbân binti Utbe ile evlenmiş ve onu erkek. Dedesi. Talha bin Ubeydullah (r.) de anlattı ve Resûlullah tebessüm ettiler. Ebû Kuhafe’nin oğlu da “Hz. ona uydu. Humne binti Cahş. Çok cesur idi.a. kızları ise Ümmü İshâk. Bu gencin annesidir dediler. Medine’de Muhacîrin ile Ensâr arasında kardeşlik tesis olunduğunda Peygamber efendimiz (s.v. Talha’nın kalbine yer etti. Rahibin sözleri Hz. cild-2.a. ok ile şehîd oldu. Übeyy bin Kâ’b ile kardeş yapmıştı. “Talha. sh-379 6) Tam İlmihâl. Gencin peşi sıra çirkin sözler söyleyerek onu takib eden bir de kadın vardı. Ebû Bekire rahibin söylediklerini anlattı. cild-2. Ebû Bekir ve Talha’ya (r. Beni öldürseniz de dînimden dönmem diye karşılık veriyordu. sh-2 9) El-Îsâbe.) Mekke’ye gönderip ailesini Medine’ye getirtti. Atalarının yolundan saptı. hurmalık. Yakub.a.v.v. İshâk. Etrafındakilere bu gencin suçunun ne olduğunu sorduğumda bana: Bu Talha bin Ubeydullah’tır. Şam tarafında vazifeli idi. “Ahmed (a. Resûlullah (s. Hicretten yirmidört yıl önce Mekke’de dünyâya geldi.) ile birleşir: Babası Ubeydullah.3) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk. Aişe. Talha ticâret için Şam’a gitmişti. sh-306 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. cild-2. dördü kız ondört çocuğu olmuştur.) misafiri oldu. Hz.a) bitişikler mânâsına gelen “karînân” dendi. Talha. Zekeriyyâ. diye cevap verdiler.a.a. Hz. Îsâ. elleri boynuna bağlı ve kalabalık bir gurup tarafından takib edilen bir delikanlı gördüm.). Rahib: “Abdullah bin Abdülmuttalibin oğludur. Oğulları Muhammed. Ebû Bekir’le Medîne-i münevvereye hicret buyurduğu zaman Hz. Fakat Talha (r. Hele namazlarını eda edecekleri zaman çektikleri sıkıntı ve kendilerine reva görülen işkence tahammülü mümkün olmayan cinstendi.) peygamberliğini ilân ettiği zaman hayatta idi.) ile beraber bulunmuştur. Künyesi Ebû Muhammed. Hz. Ebû Bekir onuncu babada ise Resûlullah (s. Orası O’nun zuhûr edeceği şehirdir. İslâmdan dönmesi için günlerce aç ve susuz bırakılmıştır.a. pek çok defalar Peygamberimizin medhine kavuşmuş ve Cennet ile müjdelenmiştir. cild-3. Hz. Deve Harbinde Hz. Talha vasıtasıyla îmân etmiş. “Evet var.). 1060 7) Eshâb-ı Kirâm. bu işkencelere o da tabi tutulmuştur.a.) babasının vefâtından evvel Hz.” dediler. Bu seyahatlerinden birinde Şam yakınlarında Busra kasabasında bir panayıra gelmişti. Kureyş müşrikleri Resûlullah ve müslümanları ortadan kaldırmak için güçlenmek ve para temin etmek maksadıyla Ebû Süfyân başkanlığında Suriye’ye (Şam’a) . sh-15. Talha en yakın akrabaları dahil olmak üzere Mekke müşriklerinden de işkence gördü. Talha’yı yakalayarak onları iple bağladılar ve işkence yaptılar. Abdullahın oğlu Muhammed-ül-Emin peygamber olduğunu iddia etti. Ebû Bekir vasıtasıyla îmân edenlerin beşincisidir. İmrân. altıncı babada Hz. Bir rahib: “Panayıra gelenlere sorun. Hz. Oradan acele ayrılıp Mekkeye geldi ve “olan biten bir şey var mı?” diye sordu. Ağlıyarak mübârek eli ile yüzünden toprağı sildi. cild-2. Ebû Bekir’in yanına gitti.a. Talha’nın ismi Talha bin Ubeydullah bin Osman bin Amr bin Kâ’b olup. Hz. 390 8) El-İstiâb. Ebû Bekirin tavsiyesine uyarak.a. Hz.

Bu sebeple onlar Medine’den uzak kalıp Bedir gazâsından haberdar olmayıp. daha sonra Resûlullah (s.a.v. Hz. Bedir’e katılmadılar.a. Resûlullah (s.v. Din-i İslâmda her türlü iyilik ve fazîlette ümmetin en önünde olan Eshâb-ı kirâm cihad.a. Peygamberimizin (s. Resûlullahın yanında çarpışmak için dizildikleri zaman. Aynı şekilde çarpışa çarpışa şehâdet şerbetini içti. Eshâbın en iyi okçularından elli kişinin büyük kısmı.) görmüş ve O’nun halini şöyle haber vermişti: “Hz. ölüm kalım Savaşı olan Uhud’da kahramanlık destanları yazmıştır.).)’dan kıyâmetin kopmasına kadar gelmiş geçmiş ve gelecek olan insanların en üstünü.) etrafında toplanmışlar canlarını siper edip Resûlullahı muhafaza etmeye çalışıyorlardı. Peygamber (s.a. Resûlullahın yanından ayrılmamıştı.) tarafından bildirilmiştir. Peygamberimiz “Gelen şu müşriklere kim karşı koyar” buyurdu.) yanında Hz.a. Peygamberimizin (s.) “Ey Allahın kulları.a.) “Haydi onları sen karşıla” buyurdular. Müşrikler Peygamberimizi (s. Talha bin Ubeydullah bir an bile geri çekilmemiş. Bir kısım Eshâb da Peygamberimizin (s. İşte Hz. askerî bir birlik gibi. Peygamberimiz (s.) aynı şekilde onu da gönderdi.) önce keşif ve araştırma yapmak üzere Talha ve Saîd bin Zeyd (r. “Ben” dedi. Peygamberimiz (s. inandıkları.v.v. Peygamberimiz (s.) “Senin gibi daha kim var” diye sordu.v. hatta bazıları birbirlerine kılıç vurmuşlardı. Hatta müslümanlar.a. O müthiş günde müslümanlar ne olduğunu anlayamamışlar. kim durdurur” buyurdular. en tatlı sözlüsü olan Peygamberimiz (s. Bu sırada Peygamberimiz (s.a. Ey Allahın kulları. müşrikler yenildi.)’in yanına bazı sahâbîler yetiştiler. en güzeli. Yine Hz. Resûlullahın (s. Hele harp meydanında Resûlullahın (s.” buyurmuşlardı. düşmanın en şiddetli saldırıları karşısında Resûlullah’ın bir karış bile gerilediğini görmedim. Peygamberimiz (s. Talha bin Ubeydullah hazretlerinin de içlerinde bulunduğu onüç sahâbî ile bir köşeye çekildiler. O zât da gitti. Müşriklerden başka bir grup daha geldi.v. Birçok kâfiri Cehenneme gönderdi ise de sayıca çok olan müşrikler nihayet onu şehîd ettiler.a. Ensârdan bir zât “Ben” dedi. Burada bulunan on kadar sahâbîyi şehîd ettiler ve müslümanları arkadan vurdular. Canını Peygamber efendimizi korumak için tehlikeden tehlikeye attı. Ali’ye vermişti.a.v.) öldürüldü haberi Eshâb-ı kirâmı kalblerinden hançerlemişti.v. Bana doğru geliniz.)’ı Medine dışına göndermişti.)’dır. anlaşılmamış herkes yeise düşmüştü. Eshâb-ı kirâm burada akıllara durgunluk verecek.v. Hz.a.) tarafından gönderildikleri için Bedir ehlinden sayılmışlar.) aynı şekilde sordu. ganimetlerden de kendilerine hisse verilmiştir. Eshâb-ı kirâmın bazıları geri dönmek icâb ettiğini. diyerek bulundukları yerleri terk ettiler. müşriklerin ordugâhına girip ganimet toplamağa başlamışlardı.) müşrikler tarafından kuşatılmıştı. Burada bulunan muhacirlerden birisi Talha bin Ubeydullah (r. Talha yine atıldı.) bu sancağı Hz. O zât gitti müşriklerin üzerine bir aslan gibi atıldı.v.) Uhud geçidine koyduğu ve hiç bir surette ayrılmamalarını emir buyurdukları. Mus’ab bin Umeyr şehîd olmuş sancak düşüyorken. Bedir’de bulunanlar gibi kendilerine sevab verildiği Peygamberimiz (s. Müşrikler Peygamberimiz (s.v.) önünde çarpışa çarpışa can verdiler.a. Mikdâd (r. Âdem (a.büyük bir kervan çıkardılar. fedâ eder” buyurduğu sırada ensardan beş sahâbî sıçrayıp ayağa kalktılar. şehîd oldular. Yine Ensârdan bir zât “Ben” dedi.a. Bir kısmını öldürdü.a. Peygamberimiz ona “Haydi sen karşıla” buyurdu. Peygamberimiz “Şunlara kim karşı koyar” buyurdular.) yanında bulunan ensardan oniki sahâbî bu şekilde şehâdet şerbetini içtiler.v.a. en yumuşak huylusu. Peygamberimiz “Senin gibi daha kim var” diye sordular.a. Resûlullah (s. Fakat gazâ ile vazifeli olarak Resûlullah (s. Bunların son şehîd olanı ondört yerinden yaralanmış yere düşünce Peygamberimiz “Onu bana yaklaştırınız. Bu mübârek şehîd.a.110 - .v. îmân ettikleri Allahü teâlâya ve kendilerine vâd olunan sonsuz Cennet nimetlerine kavuştular. Peygamberimiz (s. Bedir’den sonra İslâmın en büyük gazası.v.a.) “Kim Allah yolunda vücûdunu bize verir. Kendisini. Ne olduğu. Ensârdan bir zât “Ben” dedi. Müslümanların şaşkınlık içinde bulunup dağıldıkları zaman Peygamberimiz (s.v. Bana doğru geliniz!” diyerek seslene seslene ancak otuz sahâbî toplayabilmişti. Resûlullah (s. O da şehîd oldu.a.a.) Uhud gazasında bulunmuştu. Hz.a.a. Yine müşriklerden bir grup Peygamberimize doğru gelmeye başladı.v.v.v. Müşrik ordusu bunu fark edince Uhud Dağını dolaşarak geçide geldiler. Yanlarında otuz kırk kadar muhâfızları da vardı.) “Şunları kim karşılar.) Mus’ab bin Umeyr’ın taşıdığı sancağın altında idi. Peygamber efendimizi (s. Resûlullah (s.) kastederek yine hücum ettiler. .a.v. biz de ölünceye kadar kâfirlerle harb edip O’na hemen kavuşuruz diyorlardı. Resûlullahın (s. Talha “Ben” buyurdu ve gitti çarpışmaya başladı.s. gözlerin bir daha göremeyeceği kahramanlıklar gösteriyorlardı.a.v.a.) ve onüç Sahâbîyi yok etmek için üzerlerine yürüdüler. Hz. Hz.v. Eshâb-ı kirâm. Talha atıldı ise de Peygamberimiz yine “Senin gibi daha kim var” diye sordu. Talha. Talha. şecaat ve kahramanlıkta da en önde olduklarını isbât eden canlı misaller ortaya koyuyorlardı.a. yedisi ensardan olmak üzere on dört Sahâbî de onunla birlikte sabır ve sebat gösterdiler.v.v. Resûlullah (s. Gözleri yaşartan kahramanlıklar gösterdi.a. Talha bin Ubeydullah’dan başka kimse kalmadı. Mus’ab suretinde bir melek sancağı almış.” İşte bu şiddetli günde yedisi muhacirlerden.v.v. bazıları Resûlullah madem ki öldü. “Ben” buyurdu. hak din ve hak bir kitapla peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki. Her fazîlet ve üstünlükleri kendisinde toplayan her bakımdan Hz. Resûlullah tıpkı.a.v.a. Gaza başlamış müşriklerin sancaktarları öldürülünce müşrik ordusu bozulmuş idi. Hz.) burada şecaat ve kahramanlığın en güzel ve en üstün misalini gösteriyorlardı.) ellerinde şehâdet şerbetini içdi. sebat etmekte yerinden ayrılmamakta idi.

Talha (r. Hz. Hemen başını kaldırdı ve yüzüne su serpti. attığını vuran bir okçu vardı. Ok elini parçaladı.)’e çaldı.) önünden mi. Uhud’un bu anında vücûdunun her yeri heyecandan ve Resûlullaha (s. Talha ayıldı.” Buyurdu. Talha kan kaybı sebebiyle de bayılmıştı. Peygamber (s. Resûlullah yine cevap vermedi. Elinin kemikleri kırıldı.a. Ebû Bekir.) öldürmeğe yemin etmiş idi.a.v. candan çok ötelere yükselmiş bir aşkın. insanların gözü önünde Cennete giderdi. Nihayet dağıldılar.a. Resûlullaha (s.a.a.a.v. iki cihanın sultanı Hz.a.) her taraftan kuşattılar. Talha bu halden sonra da bir hayli yara aldı.) kalkan yapıp koruduğunu gördüm.a. miğferlerinin iki halkası mübârek yanaklarına battı.v. Kılıç darbesiyle mübârek omuzları yaralandı. kemâle gelmiş bir imânın. arkasından mı.” deyince Talha (r.) doğru geliyordu. sağından mı.v. Bu hain Peygamberimize (s. Bedevî “Benim yâ Resûlallah! Buradayım” dedi.) hücum etti ve kılıcını âlemlerin Efendisi Hz. bu muhabbet. Bedevî de bunu Resûlullaha (s. Talha’nın.) şehîd olmayı bekleyenlerin kimler olduğunu sor.v.v. onlardan olmayanların verdiği Uhud Dağı kadar altın sadakadan daha kıymetli olmuştur.v.a. Üzerimde yeşil elbise vardı. melekler seni göklere yükseltirdi.a. muhabbet ile yanan. Ebû Bekir’e hemen Hz. “Resûlullah iyidir.) yanına döndüğümüz zamanlar Hz.a. Yine “Uhud günü yer yüzünde sağımda Cebrâil. Müşrikler hücum ettiler ve Resûlullahı (s.v. Bunu gören Peygamberimiz (s. Parmaklarının bütün sinirleri kesildi. Muhammed Mustafa (s. Dirâr bin Hattab onun başına şiddetli iki kılıç darbesi indirmiş ve Hz. Eshâb-ı kirâmdan birçoğu bazı anlar Resûlullah (s. Uylukları kılıçla parçalanmış.a. Ayılır ayılmaz ilk sorduğu soru “Resûlullah ne yapıyor” olmuştur. Talha (r.v. Uhud günü İbni Kâmia kâfiri Peygamberimizi (s.) nişan alıp bir ok attı. parmakları çolak olmuş idi. Hz. Ebû Bekir onu baygın bir vaziyette buldu.v. O sağ olduktan sonra her musîbet hiçtir. bir ata binmiş (Ben Ebû Zâtülyed’im.a. Başında da miğfer bulunuyordu.” buyurmuşlardır. Hz.a. Hz. Ona kuvvet ver” diye duâ buyurdular.v. Hemen Resûlullahın mübârek ellerinden tutarak Talha bin Ubeydullah da doğrultarak Peygambe.) şehîd olmayı bekliyen kimselerdendi.) biraz sonra sapa sağlam kalktı ve düşmanla yine harbetmeye başladı.) “Eğer Bismillah deseydin insanlar sana bakışırken.a. yoksa solundan mı gelen taarruzlara karşı duracağımı bilemiyordum.111 - . Peygamberimiz (s. Eshâb-ı kirâmda bu aşk.v.)’ın bütün vücûdunu mübârek elleriyle mesh ettiler ve ellerini açıp “Allahım ona şifâ ver.a.a. at kuyruğunu iki bacağı arasına sokup çöktü. Resûlullaha (s. Talha bin Ubeydullah’ın (r. Talha (r.a.a. Muhammed (s.a.) beni görünce: “Şehîd olmayı bekliyenlerin kimler olduğunu soran kimse`nerede” diye sordu. bu îmân olduğu için. Resûlullahın (s. her yerde Onu (s.v.) soramıyorlardı. Bu Mâlik bin Zübeyr idi. vücûdunda yaralanmayan ve kana bulunmayan bir yer kalmamış idi. Resûlullaha (s. Müşriklerden Ebû Zâtülyed.v. Bu haliyle dahi cihâda devam ediyordu.) elini açarak oka karşı tuttu.) üzerinde iki zırh vardı. O Uhud günü Resûlullah’a (s.” buyurdu.a. Bir önden gelenlere bir arkadan gelenlere koştum onları uzaklaştırdım.) çukura düştü.v. Bedevî birine. Bedevî tekrar sordu.a. Yaraları yetmişbeşi aştı.) ilk defa yetişen Hz. Bu sırada müşriklerden Ebû Âmir tarafından müslümanları düşürmek için kazılmış çukura kadar gelinmişdi.)’ın yanından ayrıldıkları halde Hz. onun için onların verdiği bir avuç arpa sadaka.a.v. Resûlullahın (s.) onun önünü kesti.a.) arıyordu. dediler.” Başka bir rivâyette ise Talha’ya (r.) buyurdu ki: “Gördüm ki.) sordu.a. Peygamber (s.” Hz.v.) başına doğru gelen bu oka başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Talha (r. Resûlullah cevap vermedi.v.a.v. Müşriklerden çok keskin nişancı.) “Eğer (Talha oka elini beni korumak için tutarken) Bismillah deseydi. Hz.v. solumda Talha bin Ubeydullah’dan başka bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm” buyurmuşlardır.) her yeri kılıç ve ok darbeleriyle delik deşik olmuş.a. Diğer bir kılıç darbesi ile Hz.” buyurmuştur. Eshâb-ı kirâm dağıldı. Ali oldu. O gün vücûdunda altmışaltı büyük yara açılmıştı.a.Talha bin Ubeydullah (r.) beni göstererek “İşte bu şehîd olmayı bekliyen kişilerdendir.a.) oraya teşrif ettiler. Bana Muhammed’i gösteriniz) diye bağırarak Resûlullah’a (s.) yanına gelen Hz.a.a.a. Talha buyurdu ki: Eshâb-ı kirâm “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki.) bir zarar gelir korkusundan tir tir titriyordu.)’da mızrağını bu müşrikin göz bebeğine sapladı ve onu bağırtarak öldürdü.v. Küçükler ise vücûdunda sayılamıyacak kadar çokdu. Hz. Talha bir an ayrılmamış idi. Atılan oka elini tutması. bir kısım ise şehîd olmayı bekliyor” (Ahzab 23) âyet-i kerîmesinde bekliyenlerin kim olduklarını merak ediyorlar fakat edeblerinden de bir türlü Resûlullaha (s. Resûlullaha böyle gönül verdikleri için Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olmuşlar. Sonra ben.v. Allah ile olan ahidlerine (harp meydanlarında sebat) gösterirler. anlatılamayan hakiki bir sevginin fiili olarak ortaya çıkmasıdır. İbni Kamia.) bu hali haber verdikten sonra: “Biz Resûlullahın (s. Mızrağını atın arka bacaklarına vurunca. Resûlullah (s. mescidin kapısından çıktım.a.v. Onların bir kısmı ahdini yerine getirdi (şehîd oldu).) “Allahü teâlâya sonsuz şükürler olsun. Böylece sevgi ve bağlılığın en güzelini göstermiştir.a. İşte bu sırada âlemlerin efendisi.v. Beni sana O gönderdi. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Talha (r. Talha’yı hep O’nun etrafında dönerek çarpıştığını ve kendisini Resûlullaha (s.a. Talha (r.) bir zarar gelmemesi için en çok uğraşan en fazla canını hiçe sayanlardan idi. Peygamberimizin (s. Talha’ya yardıma koşmasını emrettiler. Sadece başında dört büyük kılıç yarası vardı.v.a.

Ali de isyancıların Medine’ye hâkim olduklarını bir müddet sonra kendilerine bağlı bir ordu kurulduğu zaman isyancıların ve katillerin cezasının verileceğini beyan etti.) ayrılmadı. Huneyn’deki gayret hizmet ve kahramanlıklarından ve bilhassa cömertliğinden dolayı da Talhat-ül-Cûd lâkabı Resûlullah (s.a. fitnesi söndürüldü. tenha bir köşeye çekilip ağlamıştır. Osman’ı şehîd edenlerin derhal cezalarının verilmesini ve kısas yapılmasını istedi. Ömer’in bu ictihâdından başka şekilde ictihâd edenler oldu ise de Hz. Uhud gazasının sonuna kadar da Resûlullah’dan (s.) Huneyn savaşında tam yirmi düşman askeri öldürmüştür.a. Ali “sözünde durmadı” diye bağırarak fitne çıkardılar ve çok müslüman kanının dökülmesine sebep oldular. Kayalıklara gelince Peygamberimiz (s.) çukurdan çıkardılar. Hz.a. Ömer’e bıraktım dersin)” buyurmuşlardır. Ömer her hususta Onun reyine müracaat ederdi. münafıklık eden bu hainlerin üzerine yıkıp yakmalarını emr buyurdu. Hz.a. Ebû Talha (r.a. Hz. Casum mevkiindeki evine gitmelerini ve evi. Talha burada şehîd oldu. Zübeyr gibi oğullarını gönderdi.a. beni buradan çıkar da başka yere defn et”.v. Hz.anha) sözünde durmadı. Keşke yirmi yıl önce öleydim” buyurdu.) ile birlikte Mekke’ye giden Hz. Tebük gazvesinde herkes elinden gelen gayretle orduyu techîz etmek. Hz. Ganimete dahil değildir” buyurmuşlardı.) “Kim bir düşman öldürürse düşmanın nesi varsa öldürene aiddir. Ali ordusuna Âişe (r. Bir defasında şûra meclisinde fetholunan arazinin mücâhidler arasında taksim olunması veya olunmaması durumu görüşülüyordu. Hz. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. pek çok ağladı. münafıklar. (Cenâb-ı Hak sana müslümanların işini kime terk ettin) derse açık bir alınla ve müsterih olarak. Hz.v. Ali ile karşılarındaki müslümanlar arasında kan dökülmemesi için Hz. Uhud Harbi’nden Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde yapılan bütün gazvelere katılmıştır.v. Ali halife seçilince O’na bîat etti.v.a. diye tenbih buyurdu. Âişe arabulucu olarak gelmişti.) haber verildi ki. Âişe bu vaka esnasında bir deve üzerinde olduğundan bu vak’aya cemel vakası denildi. Ömer’i uygun görmüş ve “Hz. Ali harp meydanını gezerken Hz. Talha ile istişare etmiş ve Hz. Hz.) tarafından verilmiştir.) bir kayanın üzerine çıkmak istedi.v.) vefâtından çok müteessir olup. Hz.)’dır.v. Veda hutbesini dinledikten sonra Medine’ye dönmüş ve bir müddet orada kalmıştır. Hz. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn gazvesinde düşmanın okları karşısında gerileyen ordu içinde sebat edenlerdendir. İşte bundan dolayı Feyyaz lâkabını almıştır. Resûlullah’ın (s. Hz. Ali ve Hz. Hz. Hz.a. İslâm Hukuku’nda bu ictihâd esas kabul edildi. Her iki taraf anlaştılar. Osman’a verdi. ayağı kırıldı ve münafıkların. yahudi Saveylim’in evinde toplanmışlardı. Âişe. çok. Resûlullah (s.v.a.a. Ömer’in teklif ettiği şekilde kabul olundu.v. Osman şehîd edilince Hz. Ali. Hz. Sonra Hz.) vermiştir. hemen ona bîat etmiştir. Hz. Hz. Talha O’nu korumak amacıyla Hz. Talha kuvvetli deliller ortaya koyunca. Talha kendi namzetliğinden feragat etti. O zaman Resûlullah (s. Hz. Bunun üzerine kızı Âişe çok üzüldü ve akrabalarından bazılarını alarak .) “Talha Resûlullaha yardım ettiği zaman cennet ona vacib oldu” buyurdular. Mekke’de haccı eda edip. yerine kimin halife olmasını Hz. Hz. Talha ve Zübeyr’in bulunduğu tarafta da Hz. Fakat bunu öğrenen Abdullah bin Sebe yahudisi ve ona tabi olan isyancılar gece her iki orduya da hücum ederek. Bunun üzerine Talha (r.) Talha bin Ubeydullah’ı bazı sahabîlerle Saveylim’in. Talha buna çok üzüldü. ilk 6 yıl sakin geçti ve sessiz bir hayat yaşandı. Hz. Talha işte bu Uhud günü Talhat-ül-Hayr (hayırlı Talha) lâkabı ile şereflendi ki ona bu lâkabı Resûlullah (s. Ömer zamanında şûra meclisi üyesi idi. Talha’yı gördü ve Ona “Yâ Aişe kabrimin bir tarafından sızan su bana eziyyet veriyor.a. Bu arada Hudeybiye’de biât-ı Rıdvan’da da bulunmuştur. Ömer’in vefât etmeden önce halife seçilmek üzere namzet gösterdiği altı zattan birisi de Talha bin Ubeydullah (r. Hz. Hz. Âişe validemizin yanına daha sonra Basra’ya gitti.v.v. Talha çok üzüldü. beni kalbimden vurdu. Sonra Hz. (donatmak) için uğraşırken O da herkesle yarışırcasına bütün varını yoğunu sarf etmiştir.a.v.a. Talha. Hz.v. Osman âsiler tarafından muhasara edildiğinde. (Hz. Mekke’ye Hz. Münafıklardan Dahhâk bin Halife evin arkasından atladı. Talha bu emri derhal yerine getirdi. Osman devrinde. Hz. Resûlullahı (s.) sırtına alarak Uhud kayalığına taşıdı.a. Hz. Vefâtından yirmi yıl sonra kızı Âişe bir gece rüyasında Hz.) taşın üzerine çıktı. Talha da onu cânı gönülden destekledi. Resûlullaha (s. Ebû Bekir’in hilâfeti zamanında da bütün savaşlara katılmıştır. Ebû Bekir’in halife seçildiğini görüp. Hz. Talha.a. Ömer dağıtılmamasını istiyor ve arazinin yalnız Onu fetheden mücâhidlere ait olmayıp ondan sonra gelecek nesillere de ait olduğunu beyan buyurmuştu.) altına oturdu ve Resûlullah (s. Talha’yı maktuller (ölenler) arasında görünce çok üzüldü. Hz. Ömer bu makama en çok lâyık olan zâttır. Talha’nın namazını kendi kıldırdı. mes’ele Hz.a.112 - . Müslümanları Tebük seferinden geri çevirmek istiyorlardı. Ebû Bekir hastalandığında. Hz. Fakat gayet zayıflamış ve üst üste iki zırh giymiş ve kendisine yetmişten ziyade kılıç vurulmuş olduğundan takat getiremedi. Osman halife seçilince.v. Hz. reyini Hz. Hz. Kucağına aldı.rimizi (s. Oğlu Muhammed şiddetli şekilde âsilere mukabelede bulundu. Enes buyuruyor ki: “Huneyn savaşında Peygamber efendimiz (s. Yüzündeki toprakları sildi ve “Ey Ebû Muhammed (Talha) semânın yıldızları altında seni toprağın üzerinde serilmiş olarak görmek bana pek ağır geldi.

v. Talha araziyi Hz.kabr-i şerîflerini açtılar. herşeyde Onun yardımcısı olmuşlardır.) “Yeryüzünde Cennetlik bir kimse görmek isteyen Talha bin Ubeydullah’a baksın” buyurdu.” Hz. bindörtyüz kişi idi.a. Talha. Bütün malını ve parasını emirlerine amade kılmıştı. israf ve aşırılığa kaçmadan iyi giyinirdi.) ile bi’at edip Onun için ölmeğe hâzır olduklarını söz veren kahramanlardır. geniş göğüslü. Sonra Talha bin Ubeydullah içeri girdi. Öksüzleri gözetir. Resûlullah (s. Bunların da üstünü. evinden çıkarken mütebessim olarak çıkar. Bu muhabbeti aşk derecesinden de çok ötelerde idi. Onun için harb etmiş. Sebebi sorulduğu zaman: “Onun ahlâkını bilirim.) buyuruyorlar ki: (Ehl-i sünnete göre. Talha ahlâk. Talha çok büyük bir zenginliğin içinde bulunmasına rağmen gayet az yer. Talha: “Senin olsun. Ey insanlar ben Ömer. Teymoğullarının bütün muhtaçları.” diye cevap vermiş ve Hz. birinci vazifeleri olmuş.a. ilk müslüman olan kırk kişidir ki. bir arazisinin olduğunu ve isterse onu almasını.v. Allahü teâlâ mübârek etsin! Birisi benden birşey umarsa onun umudunu boşa çıkarmaktan Allahü teâlâdan utanırım. Abdurrahman bin Avf. son derece sade giyinirdi.113 - .v. Talha’ya vermek isteyince Hz. Talha bin Ubeydullah (r. Talha’ya gelerek akrabalık iddiasında bulunarak yardım istedi. fakîrlerin ihtiyaçlarını görür. başka Peygamberlerin ümmetlerinden daha üstündür.” buyurdu. Fakat Hz. Sa’d. üzerinde güzel bir maşlah (yünlü harmani) ile yolda giderken adamın biri maşlahını omuzlarından kaptı. Medine-i münevverede ise ziraatle meşgul olmuş ve büyük çiftlikler sahibi idi. Bir gün Hz. Zübeyr bin Avvâm. Evine girerken güler yüzle girer. Sa’îd ve Abdurrahman bin Avfdan razıyım. Talha. Talha bu akrabalık bağının çok önemli olduğunu söyleyerek. Günlük geliri bin altın idi. isterse satıp parasını vermeyi teklif etti. Fakat O hiç birisini kabul etmedi. Hz. kırkıncısı. Ebû Bekr. Sızan sudan dolayı vücûdunun bir tarafı hafif yeşillenmiş ise de. Kalbi Allahü teâlâ’nın korkusuyla ve Resûlünün muhabbetiyle doluydu. Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrâhdır. kendisine bir iyilik yapıldığı zaman teşekkür eder. Bunların da üstünü. Ondan önce kimseye böyle Atik ismi vermemişti. biçarelere yardım eder. Bunu ona bildirin. Başka bir kabre naklettiler.a. Talha’nın bu bütün üstünlük ve fâziletlerden sadece kavuşmadığı Hulefa-i râşidîn derecesi olmuştur. Bedr muharebesinde bulunanlardır ki. ondan sonra Osman. Hz. Hulefâ-i râşidîn. Âişe anlatır: Ebû Bekir Sıddîk bir gün Resûlullahın (s. Osman. bunların da üstünü Ebû Bekr. Günyet-üt Talibin (1322 Mısır Baskısı) seksendördüncü sahifesinde Abdülkadir Geylânî (k. Kendisinden istenildiğinde verir. Talha. Medine’ye gelenler onun evinde misafir edilirdi. Ali.a. hepsi Ona tâbi’ olmuş. Son derece sevimli idi. Bu ümmetin de üstünü. Bunların da üstünü. yakışıklı bir zattı. ya’nî dört halife olup. Ali. Oradakiler maşlahı adamdan geri aldılar. Onun emrini yapmak. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti. Bunu onlara bildirin.v. İsraf etmez ve israf edenleri sevmezdi. Zübeyr. diğer yerleri yeni defn edilmiş ve bir kılına dahi zarar gelmemiş olduğu halde buldular. ondan sonra Ali’dir). Bunlar. Hz.) teklifte bulununca kabul etti. Ona îmân ederek mübârek yüzünü görmekle şereflenen Eshâb-ı kirâmdır ki. Ömer.s. altısı kadındır.v. Resûlullah’ın (s. onun yardımları altında idi. Bunların otuzdördü erkek. Ömer “radıyallahü anh”dır. Resûlullah (s. Eshâb-ı kirâmdan bir çok zât Ümmî Ebân hatunla evlenmek için teklifte bulunmuşlardı. Orta boylu. Talha bin Ubeydullah hazretlerinin üstünlükleri ve fazîletleri pek çoktur. Talha maşlahı adama iade ettirdi. Onun uğruna canlarını. Onun ahlâkının güzelliğine bir misâl olarak şu kıssa zikredilebilir. O zaman kuyu satın almak ve vakfetmek büyük bir cömertlik idi. paraya ihtiyacı olanlara para verirdi. edeb ve fazîlet bakımından çok yüksek idi. Resûlullah ona “Yâ Ebâ Bekir sen Allahü teâlânın Cehennemden âzâd ettiği kişisin” buyurdu. Talha ile evlenmişti. Hâlid bin Sa’îd’in rivâyet etmiş olduğu hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.v. Kendisinden bir şey beklendiğinde onu yerine getirmediği görülmemiştir. Sa’îd bin Zeyd. Peygamberimiz (s.) yanına girmişti. Ayrıca Zü’l-usra gazvesinde savaşa katılanları tek başına doyurmuştur. Bu Eshâbın da en üstünü Hudeybiyede. Bedevî parasını almayı isteyince.) ona “Ey Talha sen de şehîd olmayı bekleyenlerdensin” buyurdu. sonra Ömer. Hz.a.) vefâtından sonra Ümm-ül-mü’minîn olan ezvac-ı tâhîratın hizmetine koşmuşdu.a. Bir kusur görünce affeder. Bunların da en üstünü. Adam utanarak Hz. Talha ticâretle meşgul olurdu. bunlar. Bunlar. Hz. Osman. Ey insanlar Allahü teâlâ .a.) buyuruyor ki: “Ey insanlar ben Ebû Bekir’den razıyım. mallarını fedâ etmişdir. Sa’d İbni Ebî Vakkâs. Hz. Hz. O bu aşkının en güzel isbâtını Uhud ve diğer gazalarda göstermiştir. Talha bunların dullarını evlendirir. Tâlûtun askeri gibi üçyüzonüç kişi idi. Osman’a satıp parasını Bedevî’ye verdi. (Aşere-i mubesşere) ya’nî Cennete gidecekleri müjdelenen on kişidir. Bazen de çok güzel elbiseler giyerdi. Bir gün bir Bedevî. Kendisinin Hayber’de ve Irak’ta çok arazileri vardı. borçlularının borçlarını öderdi. Zi’l-Karede gazvesinde mücâhidlerin susuz kalmaması için bir kuyu satın alıp onu mü’minlere vakfetmiş idi.

ZÜBEYR BİN AVVÂM: Sağlığında Cennet ile müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan.v.v. aralarında Hz. Talha ve Sa’d bin Ebî Vakkâs aynı yılda doğmuşlardır. yapılan bütün işkencelere büyük bir sabır ve metanetle tahammül ederdi. Peygamberimizden(s. Nesebi. Hadîce’nin erkek kardeşinin ve Resûlullah’ın (s. Dördüncü olarak imâna geldi.v. Gelip Resûlullah’a söyledi: “O Abdullahdır. Hiç biriniz onlardan hak taleb etmesin.. Deve Vak’asında Hz. “Allahım bu ayı. Ömer. Kim Allah için tevazu ederse Allahü teâlâ onu yükseltir.) “Sakin ol ey Hira. Peygamber efendimiz O’nu görünce “Ey Zübeyr! Ne var?” diye sordular. Ey hilâl benim ve senin Rabbin Allahü teâlâdır.a. Mekke’nin yukarı taraflarında bulunan. Bu yüzden onu. Ebû Bekir ve Ömer) ve damadlarım (Hz. bütün malını Allah için dağıtdı.) “Ben tevâzuyu severim. Ali. Peygamberimizin (s. öldürüldü!” diye vehimlendi ve hemen kalıcını sıyırıp. Hz. bir hasıra sarar. Bunun üzerine Peygamber efendimiz. Talha ve Hz. sallanmaya başladı. Ali tarafında değildi. Çünkü o haklar öyle haklardır ki. Huveylid bin Esed bin Abduluzzâ bin Kusey torunudur. Bir gün.v.a. altmışyedi yaşında şehîd edildi.a.a.” Ebû Hureyre (r.a. Ebû Bekir’in damadı idi. sizi yine toplar!” buyurdu. Orası doğruluk yurdudur. sh-216 11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1075 HZ. Eshâb-ı kirâma sorduğu sorulara olgun cevaplar alınca müslüman oldu. Hz. Ey insanlar Eshâbım kayınpederlerim (Hz. Âişe ile birlikde. yarın kıyâmet günü bağışlanmazlar.a. Habeş hükümdarının yurdunda hiç kimse zulme uğramaz.a. Bunun üzerine. Zübeyr bin Avvâm (r. Gadâbını çeken şeylerden (haramlardan da) muhafaza eyle. durup dururken “Redûlullah yaralandı.a. 36 (m. selâmet. sizi belki orada ferahlığa kavuşturur!” buyurdu. Her gece ruhları bedenleri ile buluşur. Eshâb-ı kirâm şehîd olunca yetimlerine vasî olur. iyilik. Allahü teâlâ.). îmân ve İslâmımızın devamıyla geçirmemizi nasip eyle. Zengin olup. bari yer yüzüne dağılın!.Bedr ehlini ve Hudeybiye ehlini bağışladı. 656) yılında.” Hadîs-i şerîflerini haber verdi.” “Allahü teâlâ güzel ahlâkı sever kötü ahlâkı sevmez.) yeni ayı. Namazını kendi kıldırdı. Allah yolunda kılıç sıyıranlardan ilki idi. Kabirden Kur’ân sesi işitti. Eshâb-ı kirâm da (r. Peygamberimiz (s. O da “Seni yakaladılar. Bunun üzerine Resûlullah (s.a. Bütün gazalarda bulundu.” Yine Talha (r. Harbden çekilip namaz kılarken. “İşte oraya Habeş ülkesine gitseniz iyi olur. sh-229 7) El-İstiâb cild-2. Allahü teâlâ. sh-269 6) El-Îsâbe cild-2. râzı olduğun ve sevdiğin işlerde. Mısır’ın fethinde de bulundu.114 - . bir zarar yaptılar diye içime doğdu” dedi.) mübârek eliyle Habeş ülkesinin bulunduğu tarafa işaret ederek. Ali. Rahat ve huzurlarını sağladı. Peygamber efendimiz (s. gelen muhacirlere çok iyi davrandı.” buyurmuşlardır. İbni Mende Talha bin Ubeydullah’dan haber veriyor: Talha bir gece Abdullah bin Amr bin Hirâm’ın kabrini ziyâret etti. müşriklere (puta tapanlara) duyurmadan Mekke’den ayrıldılar.” “Allahü teâlâ cömerttir.) halası olan Hz.v. İbn-i Cermuz tarafından.). “Siz. sh-87 10) Metâli-un nücûm cild-1. Zübeyr bin Avvâm’ın da bulunduğu 15 kişilik ilk Muhâcir kafilesi.a. Çok yaralandı. Habeşistan hükümdarı Necâşî.v.a. Safiyye’nin oğludur.): “Yâ Resûlallah! Nereye gidelim?” dediler.) yanına koşarak geldi. Zübeyr. Hz. İman ettiği zaman. . Hz.) Ebû Bekir.” diye buyurdu. Talha ve Zübeyr ile birlikte Hira dağının üzerinde bulunuyorlardı. Ali bunu işitince çok üzüldü. Dağ sarsılmaya.” Hadîs-i şerîfi için “Benim kulağım Resûlullahın mübârek ağızlarından kelimesi kelimesine bu hadîs-i şerîfi işitmiştir. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir.a.) Sahâbîlerinin işkenceler altında kıvrandıklarını görünce. sh-214 9) Hilyet-ül-evliyâ cild-1.v. Hz. amcası çok kızmıştı. Yüce Allah.” buyurdu. O ise “Asla küfre dönmem (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) der.v. 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. Osman. sh-219 8) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. sh-376 3) Buhârî fedâil-ül-Sahâbe 4) Müslim fedâil-üs-Sahâbe 5) Medâric-ün nübüvve cild-2. Osman ve Ali) Hakkında bana riâyet ediniz. onları beslerdi.. ateşe sokar çıkarır ve küfre dönmesini putlara tapmasını isterdi. Peygamber efendimiz (s.) buyurdu ki: Resûlullah (s. senin üzerinde ancak bir peygamber yahut sıddîk yahut şehîdler bulunmaktadır. şehîdlerin ruhlarını Cennete koyar. Sabah olunca yine Cennette olurlar. sh-160 2) Sünen-i Tirmizî cild-1. “Talha ve Zübeyr Cennette benim komşularımdır. İman edenler arttıkça Mekke’de müşriklerin müslümanlara yaptıkları işkenceler çok şiddetlendi. hilâli görünce. ona ve kılıcına duâ buyurdular. Cömertleri sever.

Elimdeki mızrağımı hemen onun gözüne sapladım. Pek çok Eshâb-ı kirâm çarpışa çarpışa şehîd oldu. Peygamber efendimizi ok yağmuruna tutunca. Savaş Nil nehrinin öbür tarafında oluyordu. O “Ben Ebû Zât-ül-Kerîş’im.a. Eshâb-ı kirâm hemen toplandı. düşman süvarileri saldırıya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular. Zübeyr bin Avvâm. Zübeyr bin Avvâm ve arkadaşları. Her iki taraf bütün güçleriyle saldırıya geçti. Safiyye “Bana . O baştan ayağa kadar zırha bürünmüş. Bunun üzerine Hz. bozguna uğrattılar. üzerine yürüdü.v. müslümanların yaşı en genç olanı idi. Zübeyr bin Avvâm. Deve üzerindeki bu mücâdele devam ederken. Safiyye hatun hemen Uhud’a hareket etti.a. Peygamber efendimizin vefâtı şayiası Medine’ye ulaşınca. Mekkeli müşrikler Resûlullahı (s. Zübeyr. Onların yanında hazır bulundu. biner süvariye denk tutulurdu. Hz.a. Durum çok kritikdi.) başına sarı bir sarık sardı. Fakat mızrağımın iki tarafı eğilmişti. Zübeyr’in oğlu Urve der ki: “Hz. Atılan oklar Peygamber efendimizin sağından solundan geçiyor. Hz. Çünkü o hükümdar olsaydı bize hayat hakkı tanımazdı. Mekkeli süvarileri karşılayıp.a.a.). sağ kanada kumandan tayin etti ve “Melekler. Herkesin kendisinden çekindiğini. Düşman gerilemişti. Vücudunda yaralanmadık bir yer kalmamıştı. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved. Bu muharebede fedâkârlık gösterenlerin en meşhûrları arasında Hz.) ortalarına aldılar. Peygamber efendimiz: “Allahım! Şu bir avuç İslâm cemaati helâk olursa. Zafer sevinciyle yerlerini terk eden sahabenin (r. Ali’yi görüp. Teke tek mücadelelerden sonra savaş iki tarafın hücumuyla başladı.v. Hz.a. Necâşî. Uhud muharebesi başlarken. Zübeyr bilhassa üç kılıç darbesi almıştı. ben çıkacaktım. Yara o kadar derin bir iz bırakmıştı ki. Peygamber efendimiz “Onu yere düşür” buyurdu.) bulundukları yerden.a. zafere yaklaşılmıştı. Ubeyde yıkılıp öldü.115 - .Hz. Çocukluktan beri büyük karınlı olduğu için kendisine (Ebû zât-ül-keriş=karın babası) denirdi.a. kâfirin boğazına sarıldı. Ebû Dücane de bulunuyordu. müşriklerden (puta tapanlardan) deve üzerinde bir adam meydana çıktı. müşriklerin sancaktarı. durmadan Allahü teâlâdan yardım diliyor ve O’na yalvarıyordu. Necâşî zafere erişti ve Allahü teâlâ onun düşmanını helâk etti ve ona memleketinde kalmaya kudret verdi. artık sana yer yüzünde hiç ibadet olunmaz” diyor. Peygamber efendimiz.) yanında şehîd oluncaya kadar ayrılmamak üzere yemin ettiler. Medine’ye hicret ettiği zaman. Peygamberimiz (s. Hz.a. Sonra Eshâb-ı kirâm. Bunun üzerine Zübeyr bin Avvâm (r. Zübeyr bin Avvâm’ı. sakındığına bakıp. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved. Mekke’li müşrikler 1000 kişi idi. Zübeyr bin Avvâm o müşriki yere düşürdü.) buyurdu ki: “Bedir günü ben müşriklerden Ubeyde bin Sâid’le karşılaştım. içine parmağımı sokabiliyordum. Ben Ebû Zât-ülKeriş’im” diye meydan okuyordu. Necâşî’nin galip gelmesini istiyorduk. O adamın. Fakat Hz. Peygamber efendimizin etrafında pervane gibi dönerek. Zübeyr bin Avvâm’a bir su tulumu şişirdiler ve göğsüne astılar. Koşuyordu.v. Eshâb-ı kirâm Peygamber efendimizi (s. Ayağımı yanağına bastım olanca kuvvetimle mızrağımı çekip çıkardım. Resûlullah’ın (s. O. Necâşî için düşmana galip gelmesi ve O’na memleketinde kalması için kudret vermesine duâ ettik. Bedir muharebesinde Hz. Mekkeli müşrikler bu yenilgiyi unutamamış bir yıl sonra tekrar Medine’ye hareket etmişlerdir. Hz. Zübeyr bin Avvâm (r. Mekke’den Medine’ye hicret edince biz de Habeşistan’dan hicret ettik. Zübeyr bin Avvâm “Ben giderim!” deyince “Peki. geri durduğunu görünce.) uzaktan göründü. gözlerinden başka bir yeri görünmüyor ve at üzerinde bulunuyordu.” buyurdu. Uhud meydanına gelince. Şimdiye kadar onun gibi sevindiğimizi bilmiyorum.” Bedir muharebesi müslümanların galibiyetiyle neticelenip. oğlu Hz.) yanına gelene kadar biz onun yanında güzel bir hayat sürdük. Zübeyr’in Bedir harbi esnasında gösterdiği kahramanlık çok büyüktü.) yaralandı. Bu savaşta müslümanlar 313 kişi.v. Ümmü Seleme diyor ki.) halini sordu. Sonra Nil’in üzerinde yüzdü ve orduların karşılaştığı Nil’in öteki tarafına geçti. Hicretten iki yıl sonra Mekke’li müşriklerle Bedir savaşı yapıldı. Bunlardan biri boynunda idi. Hz. Saltanatını elinden almak istedi. 70 müşrik öldürüldü. Hz. Eshâbdan bazıları: “Kim savaş cephesine gidip bize haber getirecek” deyince. Uhud gazâsı hicretin üçüncü senesinde vuku buldu. Zübeyr bin Avvâm’ı. gelen oklara. onun karşısına çıkmasaydı. Hz.v. Necâşî’ye üstün gelmesinden korkuyorduk ve çok üzüldük. Zübeyr’i ve Hz. dileğini üç kere tekrarladı. halkın çekindiğine.a. Ensâr’dan Ka’b bin Mâlik ile kardeş yaptı. sen git” dediler. Peygamber efendimiz (s.) her yandan kuşattılar. Birden devenin üzerine sıçrayıp. Mekke’ye. Müşriklerin okçuları. alâmetli ve nişanlıdırlar. Biz durumun ne olacağını beklerken Zübeyr (r.” Peygamber efendimiz (s.” Savaş çok şiddetli geçiyordu. kılınclara vücutlarını siper ettiler. 14 Eshâb-ı kirâm şehîd oldu.v. başına sarı bir sarık sararak meydana yürüdü. Necâşî de onun. Uhud’da iki ordu yine karşılaştı. ya önüne düşüyor veya arkasından aşıp geçiyordu.v. Hz. Biz ise Allahü teâlâya.a. Üstüne çöküp boynunu kesti. önce Resûlullahın (s. “Biz Habeşistanda huzur içinde yaşarken Necâşî’nin üzerine Habeş’ten bir adam geldi.v.a. Allahü teâlânın izniyle o kâfiri mağlup ederek sağ salim sarayına döndü. Çarpışmak için er diledi. olan Kilâb’ı öldürdü ve 7 arkadaşı ile Peygamber efendimizin (s. Zübeyr ile Hz. neticede savaş tekrar müslümanların lehine döndü. Hz. Hz. Hz. Muharebe bitmişti. Ali “Hamd olsun iyidir” deyince ferahladı. O elbisesiyle işaret ediyor ve şöyle sesleniyordu: Müjde.) “Eğer. siz de kendinize birer alâmet ve nişan yapınız!” buyurdular.

Bundan sonra Mekke’yi fethetmek için hazırlıklar yapıldı. Abdullah bin Cahş’ı da koydular. Mekke’li müşrikler ile birleşerek Medine’ye kadar gelip Peygamber efendimize saldırdılar.a. Zübeyr bin Avvâm.v. hasmının kellesini uçurdu. Peygamber efendimiz (s. müşriklerin geleceklerini haber alıp. serbest bırakınız. Ali çıkarak Merhabı öldürdü. Seleme’nin oğlu Amr ile nöbetleşe birbirimizin omuzuna çıkıyor ve muharebeyi seyrediyorduk.a. Ben arkadaşımın omuzuna çıktıkça babam Zübeyr bin Avvâm’ın (r. Gidip onların tutum ve davranışlarını öğrenip geldi. zaten ben kardeşimin cesedinin kesilip biçildiğini öğrenmiş bulunuyorum. gider. Benî Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?” diye sordular.) arkadan saldırarak anlaşmayı bozdular. Sâre adındaki bu kadın.a.v.a. Ali. orada. Hz. Hz.a. Bunun üzerine Resûlullah (s.” Şeklinde arz etti. Hz. Merhab’ın katlinden sonra O’nun oğlu Yasir. hemen atını sürerek onu karşıladı ve ikisi de şiddetli bir muharebeye tutuştular.a.v. Safiyye. (Hah. Eshâb-ı kirâma (r. Peygamberimiz (s. kalelerini tamir. gizlice Mekke’ye gönderildiğini Cebrâil aleyhisselâm haber verdi.” Hz. Zübeyr bin Avvâm idi. Hz. Zübeyr.) Hendek savaşından sonra Hayber üzerine yürüdüler. gelip bunu bildirince. Yine Zübeyr bin Avvâm: “Ben. Zübeyr ve Hz. Hz. Ve: “Yâ Resûlallah (s. Hz. Sonra onu lütfederek öldürmemişti.116 - . Peygamber efendimiz yolda münafıklardan Ebû Azzeel Cumehi’yi yakaladı. Ali. boynunu vur” o da boynunu vurdu. Benim havârim Zübeyr’dir” buyurdu.v. Safîyye.onu göster” deyince. Peygamberimiz (s. Oğlunun bu hareketini seyreden Hz.) “Ben. yanında bir mektub bulunan hayvan üzerinde bir kadın bulacaksınız.v. (m. Neticede Hayber kalesi de alındı. Hz. Gidip onların tutum ve davranışlarını öğrenip geldi.v. kardeşinin cesedini görmesin” buyurdu. Hicretin 5. getiriniz! Kadını. Peygamberimiz de savaşdan sonra.s.a. Zübeyr bin Avvâm kabre indirdiler.) onu Bedir’de esir etmişti. Safiyye: “Eğer ona yapılanı bana göstermemek için geri döneceksem. O. Hayberde.v.).). Hamza’nın cesedinin yanına oturup sessizce ağlamaya başladı. Peygamber efendimiz (s. Ömer. Resûl-i Ekrem’in bu beyanından bir kaç dakika sonra Hz. Hz. Zübeyr.) Onları. Peygamber efendimizin gönderdiği kişilerin ilki Hz. üzerinden saçlarını bölükler halinde örerek mektubu gizledi ve Kureyşlilere teslim etmek üzere yola çıktı. Onunla.v. Ebû Bekir.) “Bize. Hz.a. İnşaallah sabredip. Zübeyr’in oğlu Abdullah şöyle anlattı: “Biz çocuk idik ve savaş esnasında Peygamberimizin hanımlarının bulunduğu yerdeydik. hayvanlarını derleyip toparlıyorlardı. Hamza’nın durumunu da görmek istiyordu. Peygamberimizin sağ olduğuna şükretti. Hz.a.a.v. Benî Kureyza Yahudilerinin tutum ve davranışlarını gözetlemek ve öğrenmek üzere. başına yerleştirdikten sonra. onları Medine’den çıkardılar. Zübeyr bin Avvâm anlatır: “Annem yanında getirdiği iki hırkayı çıkarıp: “Bunları. Zübeyr bin Avvâm (r. katlanacağız” dedi. Aynı kabre. harp tâlimleri ve manevraları yaparken gördüm.a. gider. Mektubu vermek istemezse. Medine korularındandır) .a. Resûl-i Ekrem de “Hayır” buyurdu. Mektubu ondan alınız ve bana.v. öğrenir.a. Hz.v.) “Anneciğim! Resûlullah (s. bu mektubu. Hz. Resûl-i Ekrem’e (s. boynunu vurunuz” buyurdu. Ali ve Hz. Hamza’yı kefenlediler ve Hz.v.) yaklaşıp “Yâ Resûlallah! Oğlum şehîd oluyor mu?” diye sordu.) “Her peygamberin bir havarisi (samimi dostu) vardır. Hz. kardeşim Hamza için getirdim.a. Resûlullah (s.) geri dönmenizi emrediyor” deyince. Peygamber efendimiz de sessizce ağladılar. Ayrıca.a.) Hayber savaşında da büyük kahramanlıklar gösterdi. Zübeyr bin Avvâm (r.v. Câbir bin Abdullah der ki: “Hendek günü iş ağırlaşınca Resûlullah (s. Ey Zübeyr. “Bana karşı gelecek var mı?” diye bağırdı. Yahudiler Hayber kalesine toplandılar. Medine’de oturan Yahudiler. Hz.) iki kere hile ettim diyemiyeceksin. Sevabını Allahü teâlâ’dan bekliyeceğiz. babasının intikamını almak için meydana çıkarak. Hz. Yine işler ağırlaşınca Resûlullah (s. Safiyye. baba-anne bir kardeşi olan. Peygamberimiz (s.). öğrenir gelirim” dedi.v. Mekke’yi fethetmek için hazırlık yaptığını bildiren bir mektubun. Mikdâd bin Esved’e “Acele gidiniz! Hah bahçesine vardığınızda.) şöyle buyurdu: “Vallahi bundan sonra artık sen Mekke’de ellerini okşayıp Muhammed’e (a. Benî Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?” diye sordular Zübeyr bin Avvâm (r. O şöyle dedi: “Yâ Resûlallah (s. Uhud’dan dönüşte. bir kadın vasıtası ile. Hz.) beni bırak.a.) Hz. Medine ile Mekke arasında bir yer olup.a. Hendek savaşında da müşrikler bozguna uğradılar. Onu bunlara sarınız” dedi. Peygamber efendimizin (s. Biz Allah yolunda bundan daha beter olanlarına da razıyız. Hz. 626) yılında yahudilerin fesadı ve devamlı tahrikleri ile bütün müşrik arablar.) harbettiğini görüyordum. Medine’nin etrafına hendek kazdırdılar. onun gibi şehîd olan.a.” Resûlullah da (s. Peygamberimiz yaralı idi.) “Bize. Zübeyr bin Avvâm’a: “Anneni geri çevir.a. Hz.) “Öyle ise bırak görsün” buyurdu.v. Safiyye’nin gelmekte olduğunu görünce. bu musîbete Allah yolunda uğramış bulunuyor. Hz.a. meşhûr yahudi Cengaveri Merhab kaleden çıkarak er diledi. Peygamber efendimizi işaretle gösterdi. gelirim” dedi.

Mekke’nin fethinden sonra Huneyn vadisinde Hevazin müşrikleriyle savaşıldı. Abdullah. silâhına hassasiyet gösterirdi. O. Taif Muhasarasına. Ümm-ül-Hasen ve Aişe isimli çocukları doğmuştur. Mısır’ın kalbi olan Fustat şehrini zaptetmek için Amr İbn’il-Âs (r. babası ile Yermük muharebesine katıldığı en büyük oğlu olduğu ve Medine’de doğan ilk Muhâcir çocuğu olduğu için husûsî bir yeri vardı. bu hareket esnasında Resûl-i Ekrem’in sancağını taşıyordu. Ticâret ve ziraat ile meşgul olurdu. Zübeyr bin Avvâm. Hz. Hz. oradan çıkartıp uzaklaştırıncaya kadar onlarla cenk etti. Hâlid. Onun için yerinizde sıkı durunuz ayrılmayınız. Mekke’li müşrikler Mekke’yi harpsiz teslim ettiler. bir çok sahabe.Hz. beyaz tenli. Ali “Resûlullah (s. Zübeyr bin Avvam’dır (r. Hz. Ümmü Gülsüm binti Ukke olup ondan yalnız Zeyneb isminde bir kızı olmuştur. Zübeyr’in vefâtına çok üzülmüş olup.a. Ali ve arkadaşları.) askerlerini Zî Tuva denilen yerde bölüklere ayırdı.) bize. Ali. Hz. Ya mektubu çıkarırsın veya tepene kılıcı indiririm” buyurdu. Hz. Zübeyr bin Avvâm. Yetişip. Kadın: “Benim yanımda mektûb falan yok” dedi. Kadını emir gereğince serbest bıraktılar. hassasiyet gösterirdi. Bu itibarla kılıcının kabzasını gümüşten yaptırmıştı. bunlar: Hz. Sonra İskenderiyye üzerine yürüyerek burasının da alınmasında büyük rol oynamıştır. İstediği kimseden birşey alsın veya almasın böyledir.” Hz. senin yanında mektub olduğunu söyledi. cenâze namazını bizzat kendisi kıldırdı. Ali ve arkadaşlarının işi sıkı tuttuğunu anlayınca. Kadın: “Yüzünü başka tarafa çevir” dedi. çocuklarını da Zübeyr bin Avvâm’a (r. Âişe’nin ordusunda çarpıştı. Ömer Ona dört kişi göndermiştir ki. Zübeyr. Sevde ve Hind isimlerindeki çocukları olmuştur.) kumandasında hareket eden binlerce Mücâhid Mekke’ye doğru ilerledi.). Şehîd olduğunda 67 yaşında bulunuyordu. yedi aylık muhasaradan sonra Fustat şehrini zabtetmeye muvaffak olmuştur. Hz. Kadın yeminler ederek. Urve. Mesleme bin Muhalled’dir. 36. Peygamberimiz (s. Hz. Ömer. Zübeyr bin Avvâm.a. Hz.” . Kadının eşyalarını aradılar. Medine’nin en zenginlerinden sayılırdı. Ondan da. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden: “Birinizin ipi alıp odun yüklenerek satması ve Allah’ın onun yüzünü ak etmesi dilencilikten hayırlıdır. Üçüncü hanımı. Hz. Haticet’-ül-Kübra. onlara saldırdı. Esma binti Ebû Bekir idi.v.a.) emânet ederlerdi. inkâra devam ettiyse de.a.v. Emânete son derece riâyet eder. Ancak. Hz. Bu yüzden Hz.v. Hz. Ömer’den dörtbin kişilik kuvvet istediğinde Hz. 656) târihinde yapılan Deve vak’asında Hz. İkinci hanımı.a. Ali yüzünü çevirince kadın mektubu çıkardı.) emrine vererek Mekke’nin Kudâ tarafından girmelerini emir buyurdular. Hz. Ali’nin karşı tarafında bulundu. o iki dağ arasındaki tepelik yerin dibine vardı. Hz. Zübeyr bin Avvâm. gelenlere sordu: “Geriye bakın neler görüyorsunuz” Onlar da: “Uylukları uzunca bir süvari görüyoruz mızrağını omuzu üzerine koymuş ve başına bir kırmızı sarık bağlamıştır. namaz kılarken İbn-i Cermuz tarafından şehîd edildi. sade yemek yer ve zinet eşyasına iltifat etmezdi. mektubu bulamayınca geri dönecek oldular.a. Zübeyr bin Avvâm kendisine emânet edilen şeyleri saklamak için ne yapacağını şaşırırdı.” Bunun üzerine Mâlik bin Avf şöyle dedi: “İşte o. Zeyneb binti Beşîr idi. Nihayet beşinci hanımı. Kabilenin ileri gelenlerinden Mâlik bin Avf gitti ve iki dağ arasında yüksek bir mevzide arkadaşlarına: “Durunuz ki zayıflarınız yürüsün ve geride kalanlar bize yetişsinler” dedi.a. Münzir. Zekâtını zamanında ve muntazaman verirdi. Dördüncü hanımı ise. son derece sade yaşardı.” “Bilmediğini hadîs olarak söyleyen. Hatîbe. Sade giyinir. Hz. Mâlik. Mikdâd bin Esved. Ondan da Ubeyde. Ali tarafında olmayıp. Cehennemde azâb görecektir. uzun boylu. Bütün servetine ve zenginliğine rağmen. Sonra harbden çekilen Hz. Ali kadına: “Yanında götürmekte olduğun mektûb nerede?” diye sordu. Hamza ve Remle isimlerindeki çocukları olmuştur. Hevazinliler onu gördüler. Zübeyr bin Avvâm (r. Zübeyr bin Avvâm. Zübeyr bin Avvâm beş defa evlendi ve bu evliliklerinden onsekiz çocuğu oldu. servetinin üçte birini ona bırakmıştı. Kadın orada idi. Bir kısmını Zübeyr bin Avvâm’ın (r. Zübeyr bin Avvâm. (m. Cafer ve Hafsa isimlerindeki çocukları oldu. Fetih hazırlıkları tamamlanınca Hicretin sekizinci senesinde Resûl-i Ekrem’in (s.117 - . Putlara yemin ederim ki elbette o size ulaşır. mallarından başka. Kûfe ve Mısır’da da bir hayli emlâkı vardı. zarif (kibar) bir kimse idi. İlk hanımı. Hz. Nitekim. Tebük seferine ve Veda Haccı’na iştirak etmiştir. Rebab binti Uneyfdir. Borç para isteyene borç para verir. Ümmü Hâlid bin Saîd idi.). Ondan Mus’ab. Etrafındaki fakîrlerin hepsinin maişetini temin etmek hususunda büyük gayretler sarf etmiştir. Mektubu Peygamber efendimize getirdiler. Zübeyr. Hezimete uğrayanlar gelip onlara kavuşuncaya kadar orada durdular.) Hz. Zübeyr bin Avvâm’ın çocukları içinde Abdullah’ın. Talha da Hz.a. Ubâde bin Sâmit ve Hz. Bu savaşta Hevazin kabilesi mağlup olarak geriye çekilmeye başladı. Ondan. cihâd’a gitmek isteyenleri Allah rızası için techîz ederdi (donatırdı). Medine etrafındaki arsalardan başka Basra. durmadan at koşturarak Hah bahçesine vardılar.

anne tarafından Lüey sulâlesiyle birleşmektedir. Resûllullah’a (s. Rukiyye. Kureyş kabilesinin kibar ve asil bir ailesine mensûbtur. mülkünü O’nun uğruna fedâ etti. mü’minlerin annelerinden. Muhammed’in son peygamber olduğunu müjdelemesi. Güzel huylu ve iyi ahlâklısın. koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlatması idi. sh-89 3) Târîh’-ül-hamîs cild-1..a. “Biliyorum ki. şüphesiz Muhammed bu ümmetin peygamberi olacak. Daha önce gördüğü bir rüyası da gökten inen ayın. Ebû Talib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. Hadîce’nin evinde kuruldu. bölgenin iyi tanınmış şâir ve bilginlerinden amcasıoğlu Varaka bin Nevfel’e anlattı.a. kâtibleri ve köleleri vardı. sh-43 2) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Kâsım ve Abdullah’tı.s. Muhammed ise yirmibeş yaşında idi. Hz.a.) yirmidört sene hiç incitmeden sadâkatle hizmet etti. Mûhammed’in (s. Peygamber olduğunu bildirince.) Hz. sh-2411 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Hadîce. Abdullah vefât edince. yolda yürüyemiyecek derecede yorulup. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular. Hadîce’ye söyledi.1) El-A’lâm cild-3. şerefi. Bütün malını. Kızlarının adları Zeynep. Muhammed’in üstün ahlâk vasıflarını ve “emin” lakabına itimad ederek. Seferden dönüşte Hz. Hadîce’ye Hz. Muhammede (s. Resûlullah’a gayret ve teselli verirdi.. Hz. HADÎCE-TÜL KÜBRÂ: Peygamberimizin ilk hanımı. Hz. Kâsım’dan dolayı Resûlullah’a (Ebül-Kâsım) denildi. O’nu bir kerre bile üzmedi. büyük tüccarlarındandı. Busra’daki Manastır yanındaki kuru ağacın altına oturmasıyla yeşermesi ve rahib Nastura’nın yeminle Hz. hallerini de hayretle şöyle anlattı: “Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki. sh-164 11) Sahîh-i Buhârî. Hz. Hz. mallarını satmak üzere teslim ettiği Hz. dul idi.) ilk vahyi getirip. Nübüvvetten sonra doğup memede iken vefât etti. 619) Ramazan ayı başında Mekke’de vefât eti. Muhammed’i gölgeleyen iki meleği bizzat görmesinden çok etkilendi. Muhammed’in. sen doğru sözlüsün. Ticâret ile uğraşan. Hadîce. Hadîce’nin vefâtına çok üzüldü. keder yılı mânâsında “Senet-ül-Hüzn” denildi. Emânete riâyet edersin.) ile baba tarafından Kusay. Hadîce. Bu zaman O’nun tam zamanıdır. Tayyib ve Tahir de denilir. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Hadîce’nin sevgi ve itimadı daha da arttı. Fâtıma.v. sh-275 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089. Nikâh meclisi Hz. kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığmasından sonra.a. Hz. malı. Hadîce’nin Peygamber efendimizle olan bu evliliğinden dört kızı ve iki oğlu olmak üzere altı çocuğu oldu. Hacun mezarlığında defn edildi.. yanına kölesi Meysere’yi de verdi. Fedâil-üs-sahâbe 12) Sahîh-i Müslim. alay ve eziyetlerine karşı.” diye tâbir edip. Seferde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin devamlı üzerinde bulunması. Hz. Nübüvvetden önce Mekke’de dünyâya geldi! Onyedi aylık iken vefât etti. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. Memurları. Bundan dolayı bu seneye üzüntü. Kevser süresi gelerek. Ümmü Gülsüm.v.a.v. Tevrat ve İncil’i okumasını bilen. Şam ticâret seferi üç ay sürdü. putlara tapmayıp. Nesebi Hadîce binti Hüveylid bin Esad bin Abd-ül-uzza bin Kusay bin Kilâb bin Mürre bin Ka’b bin Lüey bin Galib idi. Hadîce. Muhammed’in bereketiyle iyi kâr etmesi ve bunlardan ziyade kervanı karşıladığı sırada Hz. devrin. Senin zamanında O’na vahiy gelir. develerin birden süratlenmesi. O peygamber Kureyş kabilesinin Haşimoğulları kolundan olacak.118 - . sh-100 7) İzâlet-ül-hafâ cild-1. Sen O’nun hanımı olursun. Hadîce’nin evlenmesini kararlaştırdılar. Bu sefer esnasında Hz. Muhammed’in şahsında harikulade haller görüldü. Fedâil-üs-sahâbe HZ.) bildirdiklerine hiç tereddüt etmeden hemen îmân ederek inanan ilk hür kadın oldu. Hıristiyan olan. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı. Âs bin Vâil (Muhammed ebter oldu) yani soyu kesildi dedi.v.v.. 1090 9) Eshâb-ı Kirâm sh-416 10) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. annesinin ki Fâtımadır.anhâ) olan son çocuk Abdullah’tır. sh-172 4) Sıfat-üs-safve cild-1. Ben. Varaka bin Nevfel rüyayı “Âhir zaman peygamberi vücûda gelmiştir. Hz. zaten bu ümmetten bir peygamber çıkacağını biliyor ve O’nu bekliyordum. Ticâreti adamları veya ortaklık suretiyle yapardı. Hz. İki taraftan elçiler Hz. Babasının adı Hüveylîd. Muhammed (s. anlatılanlar. sh-132 5) Kâmûs-ul-a’lâm cild-4. bu halleri. Cahiliye devrinde lakabı Tâhire idi. Senin bu ümmetin peygamberi olacağını umarım” dedi. Hz. Muhammed ile Hz. herkesten daha fazla ücret vermek vâ’dıyla O’nu Şam ticâret kafilesine kattı.) Cebrâil (a. Busra Pazarı’nda Yahudi ile pazarlık esnasında Meysere’nin Peygamberlik vasıflarını teşhis etmesi halleri meydana geldi. . iffeti ve edebi pek fazla idi. Sen O’na en önce îmân eden olursun.. Hadîce-tül-Kübra’dan (r. Muhammed’in bu hallerini akrabası Zübeyr ve kölesi Meysere bir bir anlattılar. bunu ilk Hz. ilk îmân eden hür kadın. Âs kâfirine Allahü teâlâ cevab verdi. Hadîce’nin ilmi. Nesebi Peygamber efendimiz (s. erkekleri ise. Bu esnada kırk yaşında olup.” deyince Hz. Kâfirlerin inatlıkları. Hadîce altmışbeş yaşında Hicret’ten üç sene önce (m. Hz.

a. En küçük kızları idi. bütün kadınların en üstünüdür.v.) “Hayır. o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek yemek yemeden ikinci günün orucuna başladılar.v. Yâ Resûlallah! Ehl-i Beyt kimlerdir? O esnada.v. Cebrâil “Aleyhisselâm” idi.v. hâdiseyi O’na anlattı. Peygamberimiz (s. Ne buyurursa itiraz etmeden kabul ederdi Bu her zaman böyle oldu.v. evlâdına. Hz.) pek düşmandılar.v.) Hz. Hadîce hakkında çok ve pek kıymetli bilgiler verir. Bütün malını Resûlullah’a bağışladı. Peygamberimiz (s. Peygamberimiz dışarıdayken. menkıbe ve çeşitli kitaplar Hz. O zaman Hz.a. Hatice binti Hüveylid ve Fâtıma binti Muhammed.a. onları unutmaz. Firavn’ın îmân etmiş hanımı Asiye. Resûl-i ekreme (s. sh-279 4) Mevâhib-i ledünniyye cild-1. Meryem binti İmrân. 214 5) Eshâb-ı Kirâm sh-229 6) El-A’lâm cild-2.v.a.) küçük iken hastalanmışlardır.) karşı çok hürmetkâr idi. Hz. Peygamber efendimize.a. FATlMA-TÜZ ZEHRA: Resûlullah’ın (s. takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlâkı ile bütün insanlara çok güzel bir örnektir. Fâtıma’dan olan Hz.v. müslümanlara ve insanlara çok şefkatliydi. Ali yirmibeş. külfetli şeyler bulunmayacaktır.s. İlk imâna gelen hür kadındır. Fâtıma da onbeş yaşına gelmiş idi.) buyurdu ki: “Senin gördüğün ve beni sormak istediğin o zâtın kim olduğunu biliyor musun? O. altmışbeş yaşında Mekke’de vefât eti. Alî. zekâsı. Peygamberimiz başka bir kadınla evlenmedi.a. Mübârek paltosu altına aldılar. Hz. mükemmel iş görürdü. akıllı idi. Ali ile evlendirildi.) vefâtından sonra güldüğü hiç görülmemiştir. Cebrâil (a. Hz. veya (Âl-i Aba) denir. Hadîce. Hüseyin. Ev işlerini iyi bilip. (Betül). Onu da öbür tarafına alarak “İşte bunlar. hemen hediye göndererek. Fâtıma. Âişe dayanamayıp. Resûlullah’ın (s. sh-14. Meryem’den sonra. Zühd ve dünyâdan kesilmekte en ileri olduğu içindir ki. o bana inandı.v. Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. Hz. Fâtıma. günü vefât etti.). Muhsin küçük yaşta vefât etti. O akşamın iftarlığını da. sh-281 3) El-İstiâb cild-4.” Eshâb-ı kirâm sordular.) Peygamberliği bildirildiği sene dünyâya teşrif etmişlerdir. Hadîce’ye göründü. Resûlullah (s. Hz. benim Ehl-i Beyt’imdir.” buyurdular. Hz. Hz. Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (Zehra) denildi. Tabii orada böyle üzüntülü. onu aramak için çıkmıştı. Üzüntülerimi giderdi. geri eve döndü. Hz. Şunu da sana bildirmemi söyledi ki. Çok temiz demişlerdir.v. Ehl-i Beyt’e buyuruyor ki “Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor.a. aramaktaydı.a. Hicretten üç yıl önce. Fâtıma-tüz-Zehra da geldi.a. Birinci gün.a. Fâtıma’nın Hasan. Hadîce Resûlullah’ın (s. Hasan ve Hüseyin’e (r. Eline mal geçtiğinde. Peygamberimize (s.119 - . Aklı.) (Ehl-i Beyt. Herkes bana eziyet verirken. İmâm-ı Hüseyin geldi.” buyurdu. Resûlullah’a (s. hüsnü cemâli (güzelliği) zühdü (dünyâya düşkün olmaması).v. O bana yâr oldu. Müşrik Araplar.a. Peygamberimiz yine onun ve diğer üstün hatunlar hakkında buyurdu: “Dört hatunun fazîletleri bütün dünyâ hatunlarının fazîletlerinden üstündür.) onu her zaman medh ederdi. Bu mübârek insanlara Âl-i Âba ve Âl-i Resûl denir. sh-301 9) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1008 HZ.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. iftar için hazırladıkları yemeği. “Cenâb-ı Hak size daha iyisini verdi” dedi. Hz. soyu yalnız Hz. Hadîce O’na Peygamberimizi sormak istediyse de. düşmanlardan olma ihtimâlini hesaba katarak sormayıp. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. Herkes bana yalancı dediği günlerde. sh-36. Hasan ve Hüseyin’le devam etti. İmâm-ı Ali geldi. Hatta bir gün yine O’nu medh ederken. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de. sh-302 7) Ed-Dürr-ül-mensûr sh-180 8) Târîh-ül-hamîs cild-1. sıkıntılı ve zahmetli. ondan iyisi verilmedi. O’nun akrabalarını gördüğü zaman hemen ayağa kalkar.” Peygamberimize vahiy gelmesinden sonra idi.) bir insan kıyafetinde Hz.a. Hadîce çok zengin ve âlim. Peygamberimizden sonra altı ay daha yaşayıp onbirinci yılda Ramazan-ı Şerîf’in 3. Hz. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin (r.Siyer. Cennette senin için incilerden yapılmış bir bina hazırlanmıştır. Hz. Muhsin isminde üç oğlu ile iki kızı oldu. Hadîce hayattayken.) ilk zevcesidir (hanımıdır). târih. Hadîce Resûlullah’ı (s. Hicretin ikinci yılında Hz. Annesi Hz. yine o saatde kapıya gelip (Allah için bir şey .a. unutmadığını hatırladığını belirtirdi. Hadîce-tül Kübrâ’dan olan dört kızından en çok sevdiği. Hz. Resûlullah’ın (s. 52 2) El-Îsâbe cild-4.a. Resûlullah da (s. onları karşılar ve yanlarına oturturdu.v. O’nun selâmını sana bildirmemi söyledi. İmâm-ı Hasan geldi Onu da bir yanına. çocuklar iyi olunca üçü de hasta iken adadıkları orucu tuttular. Onu da yanına aldılar.) bu hususta O’nun için “Hem çocuk annesi hem de ev işi tanzim eden hatun” buyurdu. Pederleri ve valideleri Fâtıma-tüz-Zehra ve hizmetçileri Fıdda. Fâtıma annesi vefât ettiği zaman 10 yaşlarında idi. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ile medh olundu. Hz. Peygamberimizi evde görünce.) devamlı koruyup.

Onları gördü. onlara şerâb-ı tahûr içirdi.) kimdir ki hakkında böyle şehâdet edersin? Resûlullah (s.anha) Resûlullah (s. Ebû Cehil.a. Ben hareme girmeyince içeri girmedi. birşey beklemedik.v.a.a. O akşam dahi. İmâm-ı Ali’ye nasip olur. O bedbahtlar gülüştüler. Nikahları hicretin ikinci senesinde vâki oldu. kızları Ümmü Gülsüm ve Hz. ensârdan bir kimsenin hurmalığına su verir idi.a. Hiç kimseye iltifat olunmadı.a.anhâ) küçük yaşta iken. Fâtıma bulûğ çağına erdikte Kureyşten çok kimseler istedi. Var talep eyle dedi. O sırada bir kimse gelip ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı. Hak teâlânın buyruğuna bağlıdır” buyurdu. Zeyd ile Ebû Râfi Mekke’ye gittiler. Ali’den gayri herkes istediler.” Abdullah İbni Mes’ûd (r.a.v. İmâm-ı Ali’nin evine gittiler. Resûlullahın (s.v. Onlara 500 dirhem gümüş ile iki deve verdi. Eğer fakîrliği özür ederse. Sevde (r. Onlara tâbi olan.). bir şey istemeyiz dediler. Evlenme çağına eriştiğini müşahede ettiler.anhâ) gelip onu Resûl-i ekremin üzerinden kaldırdı. Zeyd bir Hârise ile Ebû Râfî’i Mekke’ye gönderdi.a.) secdeye inince arkasına koyar) dedi.) (Böyle söyleme. İmâm-ı Ali’yi ziyâret edelim. hiç kimseye nasîb olmamıştır.120 - . Kimseye iltifat olunmadı) Hazret-i Sıddîk dedi ki: (Zannederim ki. sen hep hayır yaparsın.a.v.) der ki: Resûlullahın (s. iftarlıklarını ona verdiler. Ali (r.v. annesi Hadîce-tül-Kübra (r.) bulûğ yaşına kadar yanından ayırmadı. Allahü teâlâ ve Resûlünün yanında dünyâ bir şey değildir.) Ümmü Seleme’nin (r. Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir. Allahü teâlâ. Az kaldı.) bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki: “Ehl-i beytim. Birgün Hz. selâmet bulur.v. Bir rivâyette isimlerini söyleyip “Yâ Rabbi! Sana bırakıyorum” buyurdu. Kapıyı açtım.verin!) diyen fakîr ve miskînlere verdiler. İbni Mes’ûd (r. bu çirkin işe girişip. İmâm-ı Ali (r. Server-i âlem (s.” Ehl-i beyti nebeviyi sevmek. Fâtıma (r.v.a. yetim ve esirlere verdiler. son nefeste selâmete kavuşmağa sebep olur. “Bunlar. Üçü mescidden çıkıp.v. Fâtıma bir hizmet için Resûl-i ekremin (s. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Umeyye ve Amr’ı ise parça parça ettiler.a.) Yâ Ali! her hayırlı işte sen öndersin ve Resûl-i ekrem (s. Ebû Bekir (r. Ümmü Seleme’ye (r. (Yâ Ebâ Bekir ateşimi ziyâde ettin. Bunun için Cenâb-ı Hak. gelen o kimsedir ki.) den halk buyurmuştur. O kadar ki. onu Hâce-i âlem secdede iken üstüne koydu.a. Resûlullah (s. Karşılayıp hallerini suâl etti.v. İbni Mes’ûd (r. hanımı Sevde. öyle zannediyoruz ki.a. Bu meseleyi açalım. Allahı ve Resûlünü (s.a.a.v. Peygamberimiz (s. kim götürüp.v. Onların içinde en ziyâde bedbaht Ukbe bin Ebî Muit. ayaklarından sürüyerek Bedir kuyusuna bıraktılar. (Süratle kapıya gittim. Sizden karşılık olarak bir teşekkür. Bunun üzerine âyeti kerîme geldi ve Allahü teâlâ buyurdu ki.a. sana nasîb olur. Fâtıma’ya haber verdi. Hz.) alıp beraber Medine’ye geldiler.) namazdan kalkınca üç kare “Yâ Rabbi! Kureyşi sana havale ediyorum” buyurdu. Allahü teâlânın rızâsı için yedirdik.a. Biz bunları.a. hanesine geldi Peygamberimiz (s.” Ümmü Seleme (r. Buna fakîrlik mâni olamaz. Hicretleri: Resûlullah (s.anha) herkes talep etti. Ben uzaktan bakardım. Ümmü Seleme ve Selmân (r.anha) evinde idi. Ebû Bekir (r. Ali’ye vermeği Rabbim bana emr eyledi. biz sana arkadaş olalım) dedi. Geri kalan helâk olur. ona yardım edelim. mübârek gözleri yaşla doldu.a. Allahü teâlânın emriyle hicret ettikten sonra.) zevcesi Ümmü Eymen’i ve oğlu Üsâme’yi (r.a.) mescidde oturup dediler ki: (Hazret-i Fâtımayı. Medine-i Münevvere’ye.a. Onu en iyi şekilde yetiştirip terbiye etti. Muhammed (s. Gelin varalım. Lâkin elimin darlığı buna mânidir) dedi.a. adaklarını yerine getirdiler. Sen kalk.v. Ömer ve Sa’d İbni Muaz (r. hepsini katl edip.v. O gece de yemek yemeden. benim sülâlemi ise. üçüncü günün orucuna başladılar.) bunu işitince. her Peygamberin sülâlesini kendinden. Ebû Cehil. kapılarına gelen fakîri boş çevirmemek için.) buyurdu ki: “Kapıyı aç. İmâm-ı Ali (r.)’dan rivâyet olunmuştur ki: Hz.) devesini çözdü.a.anha) vefât ettiği için. Fâtımayı (r.anha) Zeyd’in (r. âhirete imân ile gitmeğe.a. Yalnız bir gün Kâ’be-i şerîf yanında namaz kılıyordu. gelip kapıyı çaldı.a. Resûl aleyhisselâm kimsenin sözüne iltifat etmeyip “Onun işi. Birgün Ebû Bekir. Nikâhlanmaları: Fâtıma-üz-Zehra’nın (r.” Bir hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: “Kızım Fâtımayı. Nihayet bir kimse Hz. Hazret-i Resûlullahın kızları Ümmü Gülsüm. yüzüm üzere düşecektim.) mübârek nazarları kerîmelerine ilişti. Resûlullah (s. Sonra girip: .) der ki. Ali (r. (Bu kan ile bulaşmış işkembeyi. çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskîn. Onlar da onu severler. Nalınını giyip.v.) (Yâ Ebû Bekir. Talep etmediği küçük olduğundandır.v.a.) “Kardeşim ve amcamoğlu Ali’dir” buyurdu.) Kureyşe bedduâ ettiğini asla işitmedim.) secdeden kalkmadı. Niçin talep etmezsin? Hz.a. Uzun ve sürekli olan kıyâmet gününden korktukları için.) der ki: Allah hakkı için onları Bedir günü gördüm. Fâtıma-tüz-Zehra.) katında bir mertebedesin ki.anha) Yâ Resûlallah (s.) Sa’d (r. gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler.) sever. kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı.) huzuruna girmişti. Fâtımayı getirmeleri için.) devesini alıp hurmalığa gitmiş.a. Ammar ve Velîd’i çok feci şekilde öldürüp Cehenneme gönderdiler.a.a.

senin ile Fâtıma arasında akd-i nikâh etti. Bunlar olduktan sonra.a. babamdan ve anamdan görmedim. Yâ Cebrâil sen de vekâletin hasebiyle kabul et” buyurdu.) “Yâ Resûlallah! anam ve babam sana fedâ olsun.a. Ey melekler! Siz de şâhid olun.) Hak teâlâ sana selâm etti. Resûlullah (s. Şimdi ricam odur ki.a. “Dörtbin altın” emir olunduğunu haber verdi. Deven bineğindir.” dedi. Habîbim de Eshâbı arasında nikâh etsin. Sinilerin birinde. Ben de Fâtıma’nın vekili olayım.” buyurduğunu haber verdi” Resûlullah (s. Hak teâlâ yine emir buyurdu.” buyurdu.) böyle deyince tebessüm etti ve buyurdu ki: “Hiç evlenmeğe lâzım olan nesnen var mıdır?” İmâm-ı Ali (r. Hazret-i Ali’nin (r.) bu sözleri duyunca şükür secdesi etti. Resûl-i ekrem (s.v.v.121 - . İmâm-ı Ali mahcup vaziyette başını aşağı eğip oturdu. çeşitli zinetlerle süslendi. Bir kılıcım. Cebrâil aleyhisselâm: “Yâ Resûlallah (s. Senin hizmetinle.v. Fâtıma dörtyüz akçeye râzı olmuyorsa.v. elbiselerini Cennetten temin edip. Arş-ı A’zamda nikâh ettim. Resûlullah (s.anhâ) râzı olmadı. Eshâb-ı kirâmın toplanmasını emir buyurdu. Anlatılamıyan güzellikte esen tatlı bir rüzgârın.“Esselamû aleyke yâ Resûlallah ve berekâtüh” dedi. Hazretine mâlumdur ki. şeref bulduk. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Muradım budur. Diğer sinilerde. Resûl-i Ekrem (s. Müjdeciler. Onun da arkasından aynı şekilde Azrâil aleyhisselâm geldi.) buyurdu ki: “Yâ Ali! Öyle zannederim ki bir muradın var. Çünkü zahide idi. babam Ebû Tâlib ve anam Fâtıma binti Esed beni senin hizmetine verip. mü’minlerin günahkârlarından ne kadar kimseye şefâat edersen. Seninle cübbeye anlaşalım ve sana müjdeler olsun.anhâ) dörtbin altına da râzı olmadı.” Hazret-i Fâtıma bunu kabul etmedi. Senin bereketinle. Cennet kuşları da nağmeye başladılar.” dedi. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp. Cebrâil aleyhisselâm anlatmaya başladı: “Hak teâlâ emir buyurdu.) bu müjdeyi işitince yine şükür secdesi etti.anha) der ki: “Resûlullah’a (s.anha) müjde götürdüler.a.a.) buyurdu ki: “Kılıcın gazaya lâzımdır. Beni zahiren ve bâtınen terbiye ettin. Fâtıma’yı (r. şimdi çeyizini hazırlamış idi.a. Cebrâil aleyhisselâm bir daha nâzil oldu. Resûl-i ekrem (s. Fâtımaya giydirsin. Maksûdun hasıl olur” İmâm-ı Ali (r.): “Yâ Resûlallah! Benim halimi senden gayri kimse bilmez. Resûlullah (s.a. Îmâm-ı Ali (r.a. “Ben Habîbimin kızı Fâtımayı.) yerine hiç kimsenin vekil olmamasını. (Ya’ni dünyâya düşkün değildi. Hicâb etme. Cebrâil aleyhisselâma: “Kızım benim hatırımı kırmaz.) huzuruna koydular. Onlar ile de Eshâbına ziyafet versin.) “Ve aleykesselâm ve rahmetullahi ve berekâtüh” diye cevap buyurdu. hiç bir munisim ve dert ortağım yoktur. Bunları tekrar Cennete geri götür.v.” Ümmü Seleme (r. bu siniler nedir?” diye sordu. Gayri nesnem yoktur. Derhal Cebrâil aleyhisselâm gelerek Hak teâlânın: “Habîbime selâmımı söyle. Yâ Resûlallah! (s.v. Cennet kapıları açıldı.v. Cennet elbiseleri vardır.) Ayrıca. hiç merak etmesin.v. Hemen Cebrâil aleyhisselâm geldi. Benim hayatımın sermayesi sensin. düşüncesi geldi. Resûlullah (s.a. Ali’ye verdim.a.a. Fâtıma-tüz-Zehra (r.v. küstahlığa cüret edip.v. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ bu sefer senin bizzat gidip Fâtıma’nın maksadının ne olduğunu öğrenmeni emir buyurdu. Hazret-i Fâtıma’ya (r.v. Bana aynen anlat” buyurdu. Elinde bohça ile örtülmüş bir altın sini ve yanında bin Kerûbiyûn meleği vardı. Lâkin söylemeğe hicab edersin. Hazret-i Fâtıma “Babacığım. Tuba ağacının gölgesinde toplandılar. Yine râzı olmadı. Arkasında Mikâil aleyhisselâm elinde üzeri bohça ile örtülü bir altın tepsi ve ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile geldi. Resûlullah (s. bana bu hâli haber verdi.v.) temiz kerîmesinin yanına vardı. Dörtyüz akça mehr ile nikâh yapıldı. “Ey kardeşim Cebrâil! Hak teâlânın emri nedir.v. Sinileri Server-i âlemin (s.” Peygamberimizin mübârek kalblerine “Eğer “Fâtıma’nın annesi hayatta olsa idi.) kızının . maksadını sordu. ol. Derhal Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah (s.v. Bir duraklama olmuştu. ben de onların hanımlarına şefâat etmek istiyorum. dörtbin akçe olsun. Cennet ağaçlarının yapraklarını bir birine dokundurarak çıkardığı ses. nikâhda bizzat kendisinin bulunmasını emir buyurdu. Eshâb-ı kirâm toplanmış kimlerin vekil olacağını merak ediyorlardı. Kızı Fâtıma hazretlerine muhabbeti fazla idi.” dedi. Senden önce melek gelip. Hazretinden gördüğüm ihsanı. Fâtıma’yı. Yedi kat yerde ve gökte olan bütün melekler. Bunlardan sonra Hâk teâlâ cemâlini arz buyurdu. Ali’ye zevceliğe verdim. Her ne dilersen söyle.a.) Sana da Eshâbını toplayıp nikâh yapman emir buyuruldu. dinliyenlerin aklını durdurdu. bir de devem vardır.a.a.) bunları gördü. Bir müddetten beri hatırımdadır ki.) baktım. Bu Cennet elbiselerini dünyâda giymeğe değmez. Arş-ı A’zamın gölgesinde. Bana: “Yâ Cebrâil! Sen Arslanım Ali’nin vekili.anha) talep edeyim. Cehennem kapıları kapandı. Hemen akabinde ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile bohça ile örtülü altın tepsi ile İsrâfil aleyhisselâm geldi. yakında mü’min ve sâdık bir kuluma vereceğim” buyurduğunu haber verdi. annesi Hadîce-tül-Kübrâ’ya çok benzerdi. “Ey kardeşim Cebrâil! Nikâhın nasıl yapıldığını merak ediyorum.a. Cennet yemekleri vardır. kıyâmet günü sen. Hak teâlâ semâvâtta.a. tekrar geri döndü. âba ve ecdadımın tuttukları bâtıl yoldan halasla sırat-ı müstakim üzere olmama sebep oldun. “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ buyuruyor ki. sana teslim eyledi.) bunu duyunca bir daha şükür secdesi etti.a. Kerîmesi Fâtıma’nın bütün ihtiyaçlarını.) Hak teâlâ sana selâm ediyor. Cebrâil aleyhisselâm tekrar geldi.a. Orada nikâh oldu. yanında yer gösterdi.” dedi.

a.isteğini Cebrâil aleyhisselâma söyledi. bize bir endişe olmaz idi” dedi. Ebû Bekir (r. “Fâtıma’nın cehizi için sarf edersin. Dışarı çıkıp Cebrâil aleyhisselâma Fâtıma (r. Elinde bir beyaz ipek vardı. Sana müjdeler olsun ki. Üçyüzaltmış dirhem geldi. (s.a. Paradan bir miktar alıp. cübbeyi ve parasını alıp.a. Parayı saydım. Bu hususta mecliste hiç konuşulmadı.v. tasdîk etti ve bütün malını benim yoluma sarf etti.anhâ) cehizini o para ile gördüm.a.anhâ) bu hâli Ümmü Seleme’ye (r.a.v. Fâtıma’ya arzusunun kabul edilliğini. parasını bana getir” buyurdu. Ümmü Eymen dedi ki: “Bu husus için sizin gelmeniz lâzım değildir.anhâ) getirdi. Fâtıma’ya (r. Peygamber (s. size haber veririz. Buyurdu ki. “Kıyâmet günü günahkâr mü’min kadınlara Fâtıma kulumu şefâatçi.) kızı Fâtıma’yı bana tezvîc etti. onu benden ayırmayıp.122 - .” buyurdu. Resûl-i ekrem. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna çıkıp geldi. Sana bunu hediye ettim. Ali (r. Hz. Bu hüccet elinde bâki kalsın” yazılı idi. “Bu cübbeye sen benden daha lâyıksın.a. Hazret-i İmâm-ı Ali buyurdu ki.anhâ) bu senedi görünce.v. Dediler ki. Osman. İçi yün dolu bir döşek aldım.) “Benim de muradım odur.a. Durumu anlattı. Hayatında Hak teâlâ bana emretti ki. Hz.anhâ)’nın âhirette günahkâr kadınlara şefâat edeceğine senet istediğini bildirdi” Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp. Ali. Hz.a.anhâ) söyledi. Osman (r. Resûlullah (s.a. Hz. onun da hesap günü şefâat edeceğini bildirdiğini söyledi.anhâ) zikr etti.v.) hitab edip. Sonra Habîbullaha işaretle dedi ki: “Resûlullah (s.” buyurdu. biz henüz mescide varamadan. Hak teâlâ. Kaide-i hutbeyi yerine getir. topraktan birkaç kap kacak aldım. Onun mehri benim cübbemdir. Fâtıma’nın arzusunu kabul ettiğini.” Bir aydan sonra İmâm-ı Ali (r. Selmân ile Bilâl’i (r.a.anhüm) beraber gönderdi “Taşınacak şey olursa siz taşıyın” buyurdu. Görünce mübârek gözlerinden yaşlar aktı ve “Yâ Rabbi! En iyi kabları toprak çanak olan bu kullarına bereket ver” diye duâ eylediler. Nikahtan sonra. ahırette şefâat edeceğini müjdeledi. Mübârek cemâli güneş gibi parlıyordu.a.) sevinip Hz. Peygamberimiz (s. Sizler de bu akde şâhid olun. Fâtıma-tüz-Zehra (r.) odasına geldi Ali’ye (r.a. Habîb-i Rabb-il-âlemine salevât getirdi.” . İçi hurma lifiyle dolu bir yastık.a. “Yâ Ali! Bu cübbe benim oldu mu?” Hz. Resûlullah (s.v.a.a.) der ki: Dışarı çıktım.a. “Sonra İmâm-ı Ali’ye dönüp: “Yâ Ali! Kalk.v. Resûlullah (s.v. Resûlullah (s.) dedi ki: “Yâ Ali! Bu akd-i izdivâc ile mesrûr olduk.anhâ) söze başlayıp.)’ın kardeşi Ukayl (r. Peygamberimiz (s.) “Evet şahit olun” buyurdu. Vasiyet etti ki.) o kâğıdı yine ipeğe sarıp. Sonra Resûlullah (s. Fâtıma’nın (r. sana söylerim” buyurdu. Ali “Evet” dedi.) o cübbeyi dörtyüzseksen dirheme sattı. Ben buna râzı oldum.a. Biz ezvac-ı tahirat ile ittifak edip. Hadîce’ye müjde ver ki: Cennette Onun için zümrütten bir köşk yapılmıştır.a. Etraftan Allahü teâlâ mübârek etsin dediler. lâkin hicâb ederim. Ben de hicabımdan (utandığımdan) ağzımı açamadım. Lütfen kabul eyle” dedi.a. Ebû Bekir ve Ömer (r.) cariyesi Ümmü Eymen (r.) İmâm-ı Ali’nin (r. Cümlesi mescidi şerîfte toplandılar. Lâkin muradım odur ki. “Bunun üzerinden bir ay geçti.v. Bilâl’e (r.) kalkıp.) ağladı ve buyurdu ki: “Hadîce gibi hâtûn hani? Halk beni tekzip ettikte.) arkamızdan yetişti. “Senin hâtûnun ne iyi hatundur. kabrime koyun.v. Eshâbın arasında bu akd-i tecdîd edip şahitler huzurunda akd-i nikâh edeyim.)’in önüne geldi. Ayın ondördüne benzer idi. Fâtıma (r. Hadîce’yi (r.v. Osman’a hayır duâ eyledi. Ne ferman buyurursa.) hanesine geldiler. Resûl aleyhisselâmın huzurundan gayet sürûr ile çıkıp mescide vardı. Hücre kapısında Resûlullahın (s. Muhâcirîn ve Ensâra hitaben buyurdu ki: “Ey müslümanlar. Fâtıma bu senedi vefâtına kadar sakladı. Peygamberimizin (s. Ümmü Seleme de hoş koku aldı. Hz.” Ukayl (r. biliniz ki.v. melâikeyi Beyt-i mamura cem’ edip buyurdu ki: “Fâtıma binti Muhammed’i Kulum Ali İbni Ebî Talib’e verdim ve akd ettim. O senedi çok iyi sakladı.a.) “Ey Ciğerparem! Cenâb-ı Hakka murâdını arz edeyim.) belîğ bir hutbe okudu. bu iki mes’ûd birbirine.anhâ) rast geldiler.v. Onlar da meclise gittiler. Resûlullah (s.a. Amma bazen beni tenhâda görüp buyururlardı ki.anhâ): “Yâ Resûlallah! Senin âhirette şefâat edeceğine Kur’ân-ı kerîmin âyet-i kerîmeleri delildir. tayin ettim. Buyuruyorlar ki. Hak teâlâya hamd ve sena eyledi.” Eshâb-ı kirâm buyurdular ki: “Yâ Resûlallah! Bu şekilde tezvic buyurdunuz mu? Biz şâhid olalım mı? Peygamberimiz (s.a. Allah hakkı için. Peygamber aleyhisselâm ricamı kabul etti. âlemdeki hâtunların seyyidesidir.a.) cübbeyi aldı ve dedi ki.anhüm) Ne haber getirdin? diye suâl ettiler. Muhâcirîn ve Ensârı cem etmesini toplamasını emretti.” İmâm-ı Ali (r. Hz. Geri kalan dirhemleri Ümmü Seleme (r. Ali (r.” Bana da emretmiş ki.anhâ)’ya teslim ettim.) “Şimdi var. “Eğer o hayatta olsaydı. Ahvâli ona söylediler. Ümmü Eymen (r.v.) Hz. Dîn-i İslâma çok yardım etti. Hamd ve sena eyledikten sonra. hemen geri döndü. nikâha râzı oldu. Ali kabul edip.) minbere çıktı. Zira bu hususta hâtûnların kelâmı (sözü) dinlenir. Ümmü Seleme (r.v. kardeşim Cebrâil (aleyhisselâm) gelip haber verdi. Kıyâmette bu yazıyı hüccet edip şefâat edeyim. yakın olalar.a. cübbeni sat. Diğer ezvâc-ı tahirat Hazret-i Aişe’nin hanesine geldiler.) elini tutup. Resûl aleyhisselâma getirdim. Ebû Bekir’e verdi. O. Hazret-i Peygamebere getirdi.a. Hak teâlânın. Benim şefâat edeceğimin delili nerede?” diye sordu.

) geldi mecliste olan hâtûnlar kalkıp gittiler. Yoksa hizmetçi mi ihsan edeyim?” Fâtıma (r.v.” Bunları söyleyip. beni üzmüş olursun” buyurdu. ikisini de Allahü teâlâya ısmarladı. Ali başını önüne eğip oturdu. Ali “beş dirhemle hurma dört dirhemle yağ aldım. Öyle yaptı.) kızına nasîhat ettikten sonra Ali’yi (r. Fâtıma’ya benden suâl eyledi.) anlatıyor. taam (yemek) yesinler” dedi. bana bazı işlerimde yardımcı olur. O iki cevheri birbirine kavuşturasın. onu zevcesi ile bir araya getiresin.v. Resûl-i Ekrem (s.) murâd eder ki.v. Asla emrine muhalefet etmedi. Resûlullah (s.) O gayet mahcubdur. Fâtıma. Resûlullah (s. erkek ve kadından yediyüz kimse yemek yemişler ve doymuşlar idi. bereket ile duâ eyledi ve çıkıp gitti.a. Hepsi yüz kelimedir. Fâtıma’yı zevce yaptı. İmâm-ı Ali (r. Biri baban ve biri helâlindir. Yine su getirdim.) buyurdu ki: “Hergün otuzüç kerre (Sübhanallah). Hesab ettiler.” Tekrar “Su getir” buyurdu. Resûlullahın huzuruna getirdim. kefelerin asıldığı demiri ve benden sonra gelen halifeler orta demirdir.a.” Sonra bana dedi ki: “Yâ Ali! Su getir. Allahü teâlânın hakkı için erin sahabenin evvelidir. Mîzân’da hasenatın ağır gelir. Hazret-i Fâtıma’ya da “Erin iyi erdir” dedi. Fâtıma (r.123 - .a.anhâ) ısmarladı. Beni memnun edersiniz” dedi.) bir eliyle İmâm-ı Ali’yi ve bir eliyle Fâtıma’yı (r. Ali’ye bir miktar para verip hurma ve yağ almasını söyledi. Ali (r. Bu terazi ile dostlarımızın amelini tartarlar” buyurdu.” dedi. O cihetten izhâr etmez.a. Dışarısının hizmetini de Ali (r. Ali’yi da’vet etmesini emretti.): “Zevceni ister misin ya Ali?” buyurdu. bazı Kureyş hâtûnları bana “Senin erin fakîrdir” diyorlar. Ey kızım! Allahü teâlâ Ehl-i beytten iki kimse ihtiyar etti. Ey kızcağızım. Hak teâlâ yerini Cennet eyledi. Fâtıma (r. Hepsini davet etti ve içeri girip.v. Allahü teâlânın katında makbul olanı kabul ettim. “Yâ Ali! Fâtıma’nın hatırına riâyet eyle. çok insanlar gördü.) buyurdu ki: “Ey Ümmü Seleme! Ali bana bu sözü izhâr etmedi.): “Ben ilmin terazisiyim. Yine bir hadîs-i şerîfte “Yâ Ali! Allahü teâlâ sana. Ali de Fâtıma’nın gönlünü.a. Resûlullah buyurdu ki: “Ey Fâtıma! Sana hizmetçiden daha iyi bir şey mi in’âm edeyim. Fâtıma’yı (r.” Ümmü Seleme (r. Yeryüzünü ona mehr kıldı. Kabul etmedim.a. Hazret-i Ali’ye teslim etti ve “Zevcen iyi zevcedir” buyurdu. Bana yaptığı gibi.) mübârek yüzü ayın ondördünden daha parlak olduğu halde yanımıza geliyordu. kıracak bir harekette bulunmadı. Hz.) buyurdu ki: “Ey kızım! Senin baban ve helâlin fakîr değildir. Kıyâmette bin hasene (iyilik) bulursun. Ona da Fâtıma’yı (r.)’ın bildirdiği hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.a. Hazret-i Ali buyurdu ki: “Resûlullahın (s. Alnından öptü. otuzüç herre (Allahü ekber) bir kerre de (Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh.v. İslâm’da büyüğüdür. bütün kemal sıfatlar kendisinde mevcuttur.a.v. Fâtıma (r.) server-i âlemi karşıladı. Bir miktar kalsın” dedi.a. Resûlullah (s. Fâtıma’ya münasip kimse bulunmazdı.Ümmü Seleme (r. Hz. gerdekten dört gün geçmiş idi.) üzecek ve gadap verecek bir şey yapmadı.a.): “Onları onar onar içeri getir. İmâm-ı Ali dışarı çıktı. Bütün yer ve gök hazine ve definelerini bana arz ettiler. Fâtıma’ya (r. Bana bir câriye ihsan ederseniz. “Öyle yaptım. Kalan suyu başıma ve göğsüme serpti. . Hurma.) hanemize teşrif buyurduğu gün. Sana buğz ederek yeryüzünde yürüyen kimsenin. Resûlullah (s.v. İlmde en derinidir.v. Bilâl-i Habeşî (r. Bir hadîs-i şerîfte: “Eğer Ali yaratılmasa idi.” Resûlullah (s. Hz. Ali’yi (r. Bir gün Resûlullah (s. Eğer onu üzersen.a.v. kimi bulursan getir” dedi.v.” buyurmuştur.v. Sonra mübârek eliyle kapının iki kanadını tutup. Hz. Hz.a. Abdurrahman bin Avf (r. Resûlullah (s. Mübârek elini yeninden çıkardı. Hasan ve Hüseyin ipleri. Abdullah İbni Abbas (r. Fâtıma.v.) görür.” “Kalktım su getirdim. Lâkin.) emir buyurdu. yağ ve yoğurdu karıştırıp bir çeşit yemek yaptı ve “Yâ Ali! var.): “Evet yâ Resûlallah! Anam ve babam sana fedâ olsun” dedi. Lehülmülkü ve lehül hamdü ve nüve alâ külli şey’in kadir” söyle. Deriden bir sofra istedi.anha)’nın velimesi tamam olup. Zinhar ona isyan eyleme ve emrine muhalefet etme. Peygamberimiz (s. Her ikisini Hak teâlâya ısmarladı. Ali bu terazinin kefeleri. bu yürümesi harâmdır” buyurdu.v.) Ümmü Eymen’e Hz.a.a. Resûlullah (s. Sonra kalkıp gitmeğe azimet etmişti ki: Fâtıma (r. dünyâ senin nazarında hor ve aşağı olurdu.anhâ) dedi ki.anhâ) “Yâ Resûlallah (s. Eğer benim bildiğimi. Babacığım. anam sana fedâ olsun yâ Resûlallah! Bu ne nurdur?” dedi. Onu hoş tut. Şimdi amcan oğlu Ali (r.a. “Yâ Resûlallah! Halk çoktur” dedi. otuzüç kerre (Elhamdülillah).a.anhâ) bağrına bastı.a.anha) “Hizmetçiden iyisini ihsan eyle” dedi.a.” dedi.” Bir âyet-i kerîme okudu ve “Bu sudan biraz iç.a. sen bilseydin. Bizimle sohbet eyledi.anhâ) “Yâ Resûlallah! İçerinin hizmetini ben görürüm.anhâ) “Yâ Resûlallah! Hadîce’den zikr buyurdun.a. “Babam.anhâ)’nın cehizini tamam ettiler. O benden bir parçadır.) davet etti.anhâ) da yaptı.anhâ) alıp evlerine götürdü.a. se’âdetle gittiler. evimizden çıkıp. Sonra beni dışarı gönderdi.a.

a. Resûlullah (s.v.a. Fâtıma. Sebebini sordu. Resûlullah (s.” buyurdu. koyuldular. sizi sevmeği. Dördüncü köşedeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir” buyurduğunu bildirmektedir. Allahü teâlâ onları muhafaza etmek için iki melek tayin etmiştir. Allahü teâlânın sevgilisidir.) haber verin dediler. Ali (r. Ali. Allahın peygamberi. Fâtıma-tüz-Zehra (r.a..v. benim Asbâ adındaki deveme biner. Hz.) da evde yok ki gidip onları çağırsın. Cehennemden uzak olmuştur” diye yazılmıştır.a.v. İmâm-ı Şâfiî bunu çok güzel bildiriyor.) meleği hissetmeyip. sizi evine davet ediyor”. Fâtıma’yı. Buyurdu ki: “Hasan ve Hüseyin’dir. Ali bin Ebî Talib de Cennet develerinden birine biner. Cennetin sahibi olan Rıdvan adındaki meleğe Tuba ağacını sallamasını emir buyurdu. dedi. yoksa Eshâbımla beraber mi çağırıyor” buyurdu. Osman davet etti. Ben kendi bineğim olan Burak üzerine binerim. hidâyet rehberin ile evine getir” diye duâ buyurdular. ni’metler ver!” diye duâ etti. Fâtıma-tüz-Zehra (r.124 - . dedi. nineleri Hadîce-tül-Kübrâ’dır.v. Hak teâlâ lütfederek tencereyi yemekle doldurdu. Sâlih (aleyhisselâm) devesi üzerine biner. Ali ziyafetten çıkıp eve geldi Hz.a. Çünkü dedeleri. Fâtıma ağlayarak geldi: “Babacığım! Hasan ve Hüseyin evden çıkmışlardı. Resûlullah: “Yâ Ebâ Eyyüb! Bunlar dünyâda mükerrem. ukbâda muhteremdirler. İbni Abbâs (r.): “Yalnız beni mi.) Onlar dünyâdakilerin büyüklerindendir. Hemen Cebrâil (aleyhisselâm) geldi: “Yâ Resûlallah! Kızın Fâtıma. Üçüncüsü kadınların üstünü. Fâtıma odasına girip Hak teâlâya şükür secdesi etti.” Sonra: “Baba ve anneleri bakımından insanların en üstününü haber vereyim mi?” buyurdular. Fâtıma: “O.) bir hadîs-i şerîfte buyurdular ki: “Kıyâmet günü halk aç. diye duâ etti.v. Resûlullah (s. Hz. Enes bin Mâlik (r. Hak teâlâ O’na yemek verir”. Eshâb-ı kirâma hitaben: “Size dede ve nine bakımından insanların en şereflilerinin kimler olduğunu haber vereyim mi?” buyurdu. Anneleri bunlardan daha üstündür” buyurdu. hangi yemekleri veririz?” dedi. Resûl (aleyhisselâm) o bahçeye doğru yola.a.) huzurunda idim. anneleri Fâtıma binti Resûl (s. Hz.) “Babaları Ali bin Ebî Talib.a. Habîbin ve Eshâbı bu miskînîn evini şereflendirdiler. Fâtıma-tüz-Zehra’dır. Yâ Resûlullah! (s. Hazret-i Fâtıma’nın evine teşrif ettiler.) Eshâb-ı ile kalkıp. Hz.) “Bu Cennet yemeklerindendir.a. Hz. O senetlerde “Resûlümü ve Ehl-i beytimi halis sevenler. Biri Peygamberlerin üstünü Muhammed’dir (aleyhisselâm). Anneleri daha yüksektir.): “Bu kardeşim. Cenabınızın yükünü hafifleteyim” dedi.anha): “Biz de davet edelim” dedi.Resûlullah (s. Hasan ve Hüseyin’i melek ile beraber alarak eve dönerken. Her meleğe o senetlerden birer tane verdi. diyor ki: “Ey! Ehl-i beyt-i Resûl.v. Eshâb-ı kirâm ile beraber yediler.a. Resûlullahı (s. Uzun zaman geçti.a. Hâlâ gelmediler. Hz. Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah! (s.v. Allahü teâlâ. Bizim dostlarımız sayısınca senetler saçıldı. Allahü teâlâ. Ebû Eyyûb (r. Bir tenceresi vardı. Fâtıma. Resûlullah (s. “Allahü teâlâ ey Cennet! Senin dört köşeni. Ali: “Ey Habîbullahın kerîmesi! Ne ikrâm ederiz. Sen onlara ihsan.v. Ali’ye tezvic ettiği zaman. Sonra: “Yâ Rabbi! Eğer iki torunum denizde iseler inâyet kayığın ile sahile ilet. Hazret-i Ali: “Eshâb-ı kirâm da beraber buyursunlar” dedi. Rıdvan salladı. Resûlullahın huzuruna vardı: “Yâ Resûlallah! Kerîmeniz Fâtıma. Biri Allah’tan korkanların üstünü Ali’dir. Kur’ân-ı . Allahü teâlâ onları muhafaza eder” buyurdu. dedi. Allahü teâlâ nurdan melekler yarattı.). ancak âyet-i kerîme ile anlaşılmaktadır. amcam oğlu ve damadım hakkında Rabbimden gelen müjdedir. Hak teâlâ sana selâm söyledi ve “Fâtıma’nın evine gelen yüz erkek ve yüz kadından her birinin her adımına Cehennemden bir kişiyi azad etti” buyurduğunu haber verdi.) rivâyet etmiştir: Resûlullah (s. Eshâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Buyurun dediler. Bu gün Hz.a. Onların kıymetleri ve büyüklükleri. Onlara ikrâm edecek bir şeyim yok. Onları anlatmağa. “Yâ Fâtıma! Üzülme. ikrâm et. Ali “Yâ Fâtıma! Biz de biraz zengin olup da. Hz. Bu ümmetin günahkârlarından bir kısmının Cehennem ateşinden âzâd edilmesini istiyorum. Ali’yi üzüntülü gördü.) olan Hasan ve Hüseyin’dir” buyurdular.anha): “Yâ Rabbi! Biliyorsun. ümmetinin günahkârları için münâcaat etti.v. Ehl-i beyti nebevinin fazîlet ve kemalâtı pek çoktur. “Yâ Rabbi! Kölem yok ki âzâd edeyim. dört kimse ile süslerim.a. Hazret-i Fâtıma bu yemeği Resûlullahın huzuruna götürdü. Ocağa koydu.) bildiriyor ki: Resûlullahın (s. Ebû Eyyüb Ensârîye (r.a. Kanatları ile onları örterler. Osman.v. Eğer sahrada iseler. şimdi ne yapacağız?” dedi. Hz. Hz.) rastladılar.” Ebû Bekr Sıddîk (r. Resûlullaha (s.v. susuz ve çıplak iken biz dört kişi binek üzerinde oluruz. Saymakla bitmez.) ziyafet vermişti: Hz. iki torununu da beraber götürdüğünü zannederek “Yâ Resûlallah! birini bana verin. medh etmeğe insan gücü yetişmez.a.a.v.) davet etseydik.a. buyurdu.a. Üzülmeyin Neccâroğullarının bahçesinde emniyettedirler.a.

v. Bu sene iki kerre arz etti. Habîb-i Ekrem: “Yâ Ali! Bu kadar sevgiyi bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?” buyurdu. Hazret-i Ali bu cevâbı Resûlullaha (s.) buyurdu ki: “Bundan sonra babana üzüntü ve gussa olmaz. Âişe. kavuşursun. Ağlama. Sonra birşey daha söyledi. Ey Fâtıma. kulakların işitmediği. Fâtıma. Hz.v.a.a.v. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. cevahirle süslü elbiseler giyip geldiler. Resûl-i ekremin önüne oturdu.): “Bu meyve ancak Peygamberlik ağacından alınmıştır. Bir köylü kapıda durup izin ister. yüksek derecenizi gösteriyor.a. Ali bir cevap veremiyeceğini söyledi. Azrâil aleyhisselâm. Hüseyin’in yüzünü mübârek sinesine koydu. Sen bana ondan daha azîzsin. Namazlarında size duâ etmeyenlerin namazlarının kabul olmaması. Hz.v. Beni sevmen nefsin içindir. mübârek ağzını. Kızının bu halini görünce Onu teselli etmek için “Babanın çekeceği sıkıntı.anha) “Oğlum Hasan ve Hüseyin’i getir” buyurdular. yâ Fâtıma cevap ver dedi. . Son nefeste îmân ile gitmeğe sebep olur. Ali de: “Evet” dedi. mübârek göğsüne koydu. Ondan cevap gelmedi. Başka hiç bir sıkıntı görmez” buyurdu. Fâtıma (r. Zira fani âlemden ve mihnet yerinden kurtuluyor. Hak teâlâ Azrâil aleyhisselâma “Git. Habibimden izin iste. Server-i âlem (s. Melek-ül-mevt ve lezzetleri yıkıcıdır. O vakit Hz.) karşı buyurdu ki: “Fâtıma bana senden daha sevgilidir. (Yâni benden bir parçadır). Fâtıma’yı istedi.) kulağına getirip Ey! babacığım dedi. Sonra mübârek gözlerini kapadı.v.a. Allahü teâlâdan sabır vermesini istediler ve “Ey kızım. için ağlaşırlar” buyurdu.a. Hz.) yastığı kenarında oturur idi.anha) Bu hâdiseyi bildirir. kabul etmedi. dedi. Resûl-i ekrem.a. “Beni sever misin?” buyurdu.a. Geldiklerinde. Hemen Hz. “Yâ Ali! Hak teâlâ bir kuluna ikrâm etmek.a.v. Fâtıma.v. Kurân-ı kerîmde sizleri selâmlıyor. zira Hamele-i Arş. Resûlullahın (s. Hz. O zaman Resûlullah (s. Ali’ye: “Yâ Ali! Allahü teâlâ hazretlerini sever misin?” diye sordu.v. ne kadar özür dilediysek.a. Fâtıma (r.anha) bunu işitip: Vah Medine harâb oldun dedi. Fâtıma (r.a.anha) ağladı.v. bir miktar sabr eyle. Ali ileri geçip. hiç kimsenin hatırına gelmediği şeyi verir” buyurdu. Çok ağladı. Resûlullah (s.” Ebû Hureyre (r. Bana bak ve bir söz söyle” dedi. bir anda hem üzülmek. senin ağlaman. yani kıymetlisin!” Bir gün. Allahü teâlâ. Ali dizlerinin üzerine kalkıp başını toprağa koydu.” Fâtıma ile konuşma tamâm olunca Hz. Hz. onu kızdıran.) İmâm-ı Ali’ye (r.anha)’dandır. Allahü teâlâ size rahmet eylesin”. Eğer izin verirse. Ali “Evet severim”.” dedi. Hz. Hasan ve Hüseyin’i sevmen tabiatındandır. Fâtıma’ya durumu anlatınca: “Bunda düşünecek ve üzülecek ne var? Hak teâlâyı ve Resûlünü (s.v. Yani bu cevap senden değil Fâtıma (r. Azrâil aleyhisselâm köylü kıyafetinde hücre kapısında durup: “Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytinnübüvveti ve ma’denirrisâleti izin var mıdır içeri girmeğe. Âişe (r. Bir zaman mübârek gözlerini açmadı. “Hasan ve Hüseyin’i sever misin?” buyurdu. yardımcılarından bin melek ile.a. der ki: (Ey Fâtıma.a.) ahirete gittikten sonra.) Hz. dedi. mübârek ruhunu kabzeyle.v. Babam şimdi haliyle meşguldür. Peygamberimiz (s. Yine tekrar izin istedi. Resûlullah (s. İçeri girmek müyesser değildir” dedi. Titremeğe başladılar.) Hz. Resûlullah (s.) yüksek huzurlarında bulunuyorduk.): “O köylü değildir. Hz. Resûlullahın vefâtı günü.a. Ta’zim ve tekrim etti. Ali yine: “Evet severim” dedi.) kendinden geçmiş idi. anam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah! Köle efendisinden mükerrem mufaddal olur mu?” dedi.v. benim ruhum kabz olacak. ancak bu kadardır.” Ehl-i beyti sevmek her mü’mine farzdır. Sonra bana: “Ehl-i beytimden en önce sen bana gelir.a. Üçüncüde.v.” diyerek mersiyeler söyledi. beni incitir.) söyledi. Gelince sinesine çekip. o kuluna gözlerin görmediği. kulağına bir söz söyledi.a. Fâtıma’nın gözlerinin yaşını sildiler. Resûlullah (s. izin vermezse geri dön” buyurdu. diye sordum. Alınlarını öptü. Yine evvelki cevâbı verdi. geride bir yerde oturdu. Şerefiniz ne kadar büyüktür ki.anha) kapıya gelip “Allahü teâlâ senin gelişine ecirler versin. Vahy kime getirilir? Yâ Rabbi! Benim canımı al da Resûlün ile olayım.” buyurdular. Sevindi. Teselli verip. Hz. “Babam.kerîmde emr ediyor.125 - . Uyanınca “Ne oluyor?” buyurdu. Hz. Anladığım ecelim yaklaşmıştır. Resûlullahı bu halde görünce o kadar ağlaştılar ki mecliste bulunanların yürekleri yandı.) hastalığı şiddetlenince. Ali’yi çağırdı.” buyurdu. Bütün Ehl-i beyt onun heybetinden korktular. Bunun sebebi nedir?) Resûlullahın sırrını beyan etmek caiz değildir. Cebrâil aleyhisselâm kime gelir.) mübârek gözünü açıp: “Kızım. Hz. Ali gelip. Hazır olanlar. o sözler ne idi. dedi.) vefât edince “Ey benim babam. dediler. Fâtıma’ya (r. mübârek ruhunun kabz olunduğunu sandılar.v. Resûlullah Onlara şefkatle baktı. Enes bin Mâlik (r. hem de sevinmek görmedik.” Ben bundan ağladım.a. Resûl-i ekrem (s. “Canım sana fedâ olsun. Fâtıma âh! babacığım.) sevmen imândandır.a. Âişe’yi çağırarak nasîhat ettiler. Fâtıma’nın elini tutup. Resûlullah (s.) yüzünü mübârek yüzüne koydu.v. Resûlullah (s.a. Hz.v. demek istediler.) anlatıyor: Resûlullahın (s. Hz. “Yâ Ali! Allahü teâlâ seni benim üzerime dört haslet ile mükerrem kıldı” buyurdu. onu üstün yapmak isterse.a. Fâtıma.” buyurdu onun için sevindim” dedi. Sonra. Sonra mübârek eliyle Hz. Cevabında: “Resûlullah (s.a. yüksek sesle izin istedi. dedi.) diyor ki: Peygamberimiz (s.) bana buyurdu ki: “Cebrâil aleyhisselâm her sene bana bir kerre Kur’ân-ı kerîmi arz ederdi.a. Resûlullahın (s. diyesin. Hz. Hasan’ın (r. gelen her musîbete bir karşılık verilir” buyurdu. Hz.v. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Fâtıma benim bir cüzümdür. kıymetinizi.

) Ehl-i beytden birkaç kişi ile cenâze namazını kılıp. Fâtıma.a. 306. senin çocuklarına da azâb etmiyecektir. 974. O zaman kadınları tabuttan kefene sarılı olarak perdesiz çıkarmak âdet idi.v. Hz. gece defn olunmasını vasiyet ettiğini. yıka. Esma binti Ümeyr.” “Dikkat ediniz.a. Hizmetini görürdük. Ali’nin oğlu olup. Hz. Ali de bulunsun. Hazret-i Fâtıma’nın çok hadîs-i şerîf rivâyet ettiğini bildirmişlerdir.v.v. Hz. Hz.anha) buyuruyor ki: “Habeşistan’da iken hurma dallarını çadır gibi ördüklerini görmüştüm” dedim. âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ Onun duâsını kabul buyurarak dileğini verir.v. Başka haberlere göre. İşte bunun için Hz. 1005 11) Sahîh-i Buhârî Fedâil-i Ehl-i Beyt 12) Sahîh-i Müslim Fedâil-i Ehl-i Beyt 13) Sevâik-ul-Muhrika sh-226 HZ. kalk Rabbinin rızkına hazırlan. Resûlullahın (s. sh-594 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-58. sh-373 4) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. Oniki imamın da ikincisi. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Salı gecesi akşam ile yatsı arasında vefât etmiştir. dikkat et. ismini “Hasan” koydu. Zira âlemleri rızıklandıran Cenâb-ı Hak insanların rızıklarını şafağın sökmesiyle güneşin doğması arasında dağıtır. Resûlullah (s.) vefât ettikten sonra güldüğü hiç görülmemişti.a. Ali’nin evine geldiler. Ömer Fârûk ve bir çok sahâbî hasta ziyâreti için.126 - . özür diledi. Gündüzleri oruç tutarak geceleri ibâdetle geçirmiştir. Esma yaparak gösterdi. Hz. 924. Ehl-i beytin dördüncüsü.” buyurdu. Hz. Hz.a. Resûlullah (s. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler: Râvîler. İslâm halifelerinin beşincisi.a. 975. Ehl-i beyt-i Nebî eteğine. vasiyeti yerine getirmek için böyle yapıldığını söyliyerek. kendisinden başkasına kabahat bulup kötülemesin. gece defn ettiler. sh-377 3) El-İstiâb cild-4. HASAN BİN ALÎ: Resûlullahın torunu.) efendimizin verdiği müjde zamanını bekler olmuştur. sh-19 9) Medâric-ün-Nübüvve cild-2. öldükten sonra beni sen. sh-282 8) Şevâhid-ün-Nübüvve cild-7. Vefât edeceğine yakın: “Ölünce beni erkekler arasına perdesiz çıkaracaklarını düşünerek çok utanıyorum” buyurmuştu. Bunlardan bazıları: “Kızım Fâtıma.v.v. Künyesi Ebû Muhammed olup.a. çok hoşuna gitti ve duâ etti. bütün mü’min kadınların veya bu Muhammed ümmeti kadınlarının büyüğü olmana râzı değil misin?” “Ey benim kızcağızım. İlâhi! Fâtıma evlâdı hatırına. Yedinci günü akîka olarak.) kulağına ezan ve ikâmet okuyup. 469. Muhammed (s. Abbas (r.” buyurdular. Ali cenâzesine kimseyi çağırmadı. sh-269 6) Mektûbat-ı İmâm-ı Rabbâni cild-2. “Hadîd. 839.) vefâtından altı ay sonra. diyerek üzüldüklerini bildirdiler. gâfil olma. Fâtıma “Bunu yanımda yap da göreyim” dedi. 59 7) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. (r. Ensâb-ül-eşrâf cild-1. lâkabı Müctebâ’dır. sh-19 2) El-Îsâbe cild-4. ertesi gün Ebû Bekr-i Sıddîk. Vâkıa ve Rahman surelerini okumağa devam eden kimse yerde ve göklerde “Firdevs Cenneti yerlisi” diye anılır. mek.) kızı Fâtıma-tüz-Zehra annesidir. sh-39 5) Belezûri. Ali kendisini erkeklerin görmemesi için.) vefât ettikten sonra hiç gülmemiştir.” “Kızım Fâtıma Allahü teâlâ şüphesiz sana azâp etmiyeceği gibi. Muhammed’in (s. Ramazan-ı şerîfin 3. Son sözüm kelime-i tevhid ile ola! Eğer bu duâmı edersen red ya kabul! Sarıldım. 625) senesinin Ramazan ayı ortasında doğdu. iki koç . Anlayınca bize niçin haber vermedin? Namazını kılardık. Vefâtında yirmidört yaşında idi. Bir habere göre.a. bir kimsenin eli bulaşık olduğu halde yatıp sabah kalktığında o yüzden kendine bir bela ve rahatsızlık gelirse.FÂTIMA-TÜZ ZEHRA’NIN VEFÂTI Hazret-i Fâtıma.” “Cuma gününde öyle bir saat vardır ki: Mü’min ve müslüman olan bir kimse tam o saatte Cenâb-ı Haktan bir şey dilerse. Başka kimse içeri girmesin diye vasiyet etti. Medine’de 3 (m. Ayrılık ateşi ile daima yanmış ve Resûlullah (s.

Hasan sessizce duâ etti. O da mübârek sakalları ile oynardı.) O’na işaret ederek. Kûfe’deyken “Hasan’a kız vermeyiniz.a. Medine. “Ey Ehl-i Beytim! Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor. büyüdü. Mısır ve Şam ahalisi Hz.v. Hz.v. Bir gün Hz. Onu sevenleri de sev!” Yine Hz.) bir mucizesiydi. Hz. kin tuttu.) yanına defn edilmesi için Hz. 40 (m. yazınız ve evlerinize götürünüz. fakat çok büyük şeref ve se’âdetti. Babası Hz.) anlatır: “Hasan’ı gördüğümde hep gözlerim yaşlarla dolar.v. Hüseyin.) Hz. sonra da annesi Hz. Ali tebessüm etti. Resûlullah’ın (s. Hz. Allahü teâlâ O’nun vasıtasıyla iki tarafın arasını bulur” buyurması. Bunlar benim dünyâda öpüp. Bir hurmalıkta dinlendiler. “Bir günde.s. halife Hz.). Hasan için bu. Hz.v. Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.kesti. Onu omuzlarına aldı.a. Hz.) huzuruna girmiştim. Resûlullah (s. Fâtıma-tüz-Zehra babasına: Yâ Resûlallah! Hz.a. Hz. Hasan babası Hz. Mekke ve Yemen ahalisi de bîat etti. Hz. “Yâ Fâtıma! Cebrâil (a. Zira boşar” deyince Kûfeliler kızlarının Resûlullah’ın torununun nikâhıyla şereflenmeleri için. Bir ağaç hemen yeşerip. “Biz. Ali. Sekiz yaşında 11 (m. Irak. Halbuki. Hasan beyaz ve güzel yüzlü olup. Hasan’ı halef göstermesi üzerine Ca’de’ye. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden.) terbiyesiyle yetiştirilip.v.a. Onbeş erkek ve sekiz kız evladı vardı. Adamın münâcâtında istediğini gönderdi. Ebû Bekir. Muâviye kendisinden sonra Hz.” cevabını verdiler. bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?” dediklerinde “Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz. Hüseyin. küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir? deyince. Hasan’ı çok sever. aceleyle evine gitti.a. Âişe’den izin istedi. 661) senesi Ramazan ayı sonunda halife oldu! Kendisine kırkbin kişi bîat etti. Kızına ve yeğenlerine şöyle nasîhat ederdi. Hz.v. “Ben bunu çok seviyorum. Onlardan nefret edenleri sen de sevme!” Peygamberimiz (s. Fâtıma ve Ali’yi (r. Horasan. Aldığı her kadın ise Hz. Hz. Hüseyin O’nu Baki Kabristanı’na götürdü. Kendilerine. sabır ve kerem (cömertlik) sahibiydi Fitne çıkıp. Hasan ile Hüseyin’i kast ederek buyurdular ki: “Allahım ben bu ikisini seviyorum. müslüman kanı dökülmemesi için. Fâtıma-tüz-Zehra vefât edince yetim kaldı. Hz. “Seni ben alacağım.) anlatır: “Birgün Resûlullahın (s. aldanmak aklın ve malın noksan olmasıdır. Ezber zorunuza gidiyorsa. yüzü Resûlullah (s. Ahzâb sûresi otuzüçüncü âyet-i kerîmesini okuyup. Hz. hakladığım iki reyhanımdır!” buyurdu. Muhammed (s.a. Fakat Ca’de binti Eş’as boşanmaktan çok korkup.)’ın yüzüne çok benzeyen yedi kişiden biridir. sihir değil.v.) tarafından pek çok hadîs-i şerîf ile iltifata mazhar oldu. Hasan’ı çok sevip. Hz.) torunu Hz. Hasan yirmibeş kerre yaya olarak Hacca gitti. Hz. Aldığı bir hediyeye değerinden fazla karşılık verirdi. Aişe izin verdiyse de fitne korkusundan Mervan bin Hakem izin vermedi. Ne kadar çok versek yine azdır. Hz. Resûlullah (s. Hasan küçük iken Resûlullah (s. ona şefkatle muamele ederdi. Hasan soyundan gelenlere “Şerîf” denir. Hasan’ın halife olmasına karar verdi. Hz. 632) senesinde. Medine-i Münevvere’de Baki Kabristanlığı’na defn edildi. binlerce dirhem sadaka veriyorsunuz da. Ali’nin (r. ölüm hastalığındayken. Hz. boşanırdı. “Yâ Resûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun dedim.a. Bu çok az kimseye nasip olan.) terbiyesinde büyüdü. Ali’nin şehîd edilmesiyle. Muâviye’nin oğlu Yezîd. Hasan.a.a. Sen de bunları sev.v. Bir kişinin münâcâtında. O’na istediği kızı veririz. Basra.” Sonra. Şam’dan zehir ile. Muhammed (s. Hz. saçını da kestirip. Medine’de 49 (m. Fakat. “Allahım! Benim Ehl-i beytim bunlardır. Hasan âlemlere rahmet olarak yaratılan. Hasan. âşık olurdu.” Hz.” haberini gönderdi. Resûlullahın huzurunda güreşiyorlardı.a. Orada bulunanlar bu sihirdir.” “Nasıl sevmem. Hz. Resûlullah (s. Sünnet ettirip. Hz.a.a. Hz. Zirâ bugünkü gibi hatırlıyorum. Ümid ederim ki.v. hurma ile doldu. Hasan’ın yanına gitti. 669) senesinde vefât etti. ucuz almaya çalışırlardı. henüz akıl baliğ olmayan ve Resûlullaha bîat eden çocuklardandı. Hasan’ı teşvik buyurdu.v.) Onu kucağına oturturdu. babasının Hz. “Bu oğlum Seyyiddir. Muhammed’in (s. Sen de sev. Hz.v. Hasan büyüktür. Mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Muâviyeye bıraktı. Abdullah bin Zübeyr “Ağaçta hurma olsaydı. alış-verişte. İki defa herşeyini Allah rızası için dağıttı.v. “Yâ Rabbi! Bana onbin altın ihsan eyle” dediğini işitince. İlme çalışınız.) Hüseyin’e yardım ediyor” buyurdular. en fazla hadîs-i şerîf nakleden Ebû Hureyre (r. Birgün Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı.127 - .a. Hasan hilm (yumuşaklık) rızâ. Namazını Saîd bin Âs kıldırdı. Peygamberimiz Hz. Hz. “Hayır. Hasan zehirlendi. hilâfeti Hz.) üç kerre şöyle buyurdular. Hasan’ın hilâfetten çekilmesiyle müslüman kanı dökülmedi Hz. Hasan. Hz.a. Resûlullah’ın (s.). Sadaka vermeden edemezdi. Muâviye’ye bîat etti. Hasan ve kardeşi Hz.” buyurdu. Resûlullaha bundan daha çok benzeyen kimse yoktu. ağırlığınca gümüş sadaka verildi. İran. hep onun tarafını tutuyorsunuz. dediler. Hüseyin ile her aldıklarında pazarlık eder. Ali’ye dönerek. “Ali’ye değil de tıpkı Peygamber efendimiz’e benziyor” buyurunca. tepeden tırnağa kadar mal. iyi olurdu” dedi. Muâviye ile anlaştıkdan sonra Medine-i Münevvere’ye geldi. Kûfe. Hasan ile Hüseyin önünde oynuyorlardı. çok evlenir.” buyurdu. Hz. Resûlullahın torununun kabul olan duâsı ile Cenâb-ı Hak yaratmıştır. Hilâfetin yedinci ayında Bağdâd yanında iki tarafın ordusu harbe hazır iken. süs eşyası içine koyacağım. Ağaçlar kurumuştu.” buyururlardı. Ca’de aldandı.a.a. Fakat. İster alıkoysun ister boşasın. Bundan sonra babası Hz. Hicaz.anhüm) örtü içine alıp. ikindi namazını kıldıktan sonra yolda oynayan Hz. Hasan. Osman’ın evi sarıldığında imdadına gitti. Allahü teâlâ’nın Resûlü (s.v. önce dedesi Hz.

Onu da öbür tarafına alarak. Ali “İçerde” dedi. Hz.) dışarı çıkıp. Ali’nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. 626) doğdu.a. sh-470 8) Süyûtî. Fâtıma da.yurdu ki: “İçinizden en hayırlısı Ali. Oniki imâmın üçüncüsü ve Ehl-i Beytin beşincisidir.a. Hüseyin dünyâya geldi. bir gece Peygamber aleyhisselâmı gördüğünü ve onun: “Bunlar benim oğullarımdır. 168 5) Târîhi’l-İslâm cild-3. Hz. Hz. Peygamberimiz Hz.v. Ali.) bunu şöyle açıkladı. Yâ Resûlallah! Ehl-i beyt kimlerdir? O esnada. Hz. Ay Ali’dir. Bunun üzerine Resûlullah (s. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan) nereye niçin gittiklerini anlıyamadılar.a.a. Her biri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi” dedi. Hicretin altıncı yılında (m. Allahü teâlâ Hüseyin’i seveni sever” buyurmuştu. el-Hâşimî’dir. 331 11) İbni Hacer-i Mekkî. “İyi görmüşsün. Ali’ye meleklerin sayısını nasıl bildin? diye sordular. yalnız dörtyüzyirmidörtbin melek geldi” dedi. sh-8 3) El-İstiâb cild-3. İmâm-ı Ail geldi. Ali’nin evine gitti.v. 174 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1011 HZ.) sözünden taaccüb (hayret) edip durdu. sizlerden ricsi.a. çok korkdum” diye arz ettiğimde “Ne gördün?” buyurdular. İmâm-ı Hüseyin geldi. sh-66 6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. Hüseyin’in nesebi. Ali’nin evine gittiler.a.a. cild-4. “Bir rüya gördüm.) tarafından verildi. el-Kureyşi. Ümmü Hâris (r. “Sizin vücûdunuzdan bir parça kesdiler. Benim içeri girmememi sana emir etti mi? deyince “Hayır. yıldızdır. melekler tebrik etmek için gelmişlerdi.) gelen rivâyete göre: Resûlullah (s.a. Onu da kaybederse yıldıza başvursun. sen de onları sev ve onları sevenleri de sev” dediğini rivâyet etmektedir. Hüseyin adı.anha) anlatır: “Bir gün Resûlullahın (s.v. Hz. Ali.). sh-279 2) Üsûd-ül-gâbe cild-2. sh-194.) sonra bütün Eshâb-ı kirâm içeri girdiler.v. Onu da bir yanına.128 - . İbni Abbas’dan (r. “Güneş benim. Ali’den Resûlullahın (s.a. Ehl-i beyte.” Eshâb-ı kirâm bu hadîs-i şerîfin izahını isteyince Resûlullah (s. Savâ’ık-ul-Muhrika sh-135 12) Muhtasar-ı tuhfe sh-193.a. Onu da yanına aldılar. Ebû Bekir (r. sh-19. Hüseyin. Hz. Bir gün sabah namazından sonra yüzlerini döndürmeden Hz. Resûlullah efendimiz (s. Resûlullahın iki mübârek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmektedir. ikisi Hz.): “Allah aklını ziyade etsin yâ Ali” buyurdular.” Eshâb-ı kirâm sordular. Ebû Bekir duramayıp. Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib bin Abd’ül-Muttalib bin Haşim. Bir ara Resûlullah (s. sh-136. Bu âyet-i kerîme ve ilgili hadîs-i şerîfler.a. benim Ehl-i beytim” buyurdular. buyuruyor ki: “Allahü teâlâ. Babaları onlardan efdaldir. benim yanıma eklediler” dedim. Hz. Ali’nin ikinci oğlu. ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor. Bir müddet sonra Hz.a. Kuzey kutbuna yakın olan o iki yıldız ise Hasan ile Hüseyin’dir. “Melekler grup grup geliyorlardı. ben Hüseyindenim. Hz. Beraber mescidden çıktılar. Önce Ebû Bekir (r.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. sh-104 10) El-Îsâbe cild-1. Ömer. Hz. Hz.) Hz. kızımın oğullarıdır.) sonra Osman (r. “İzin verirsen ben de göreyim” dedi.” “Hasan ile Hüseyin Cennet gençlerinin büyüğüdürler.) ve bütün Eshâb-ı kirâm. “İşte bunlar. Hüseyin doğmuş.a. herkesin içeri girmesini emr ettiler. sh-164.a. Ali’ye kapıda durup. gençlerin arasında en hayırlıları Hasan ile Hüseyin. ben onları seviyorum.v. Hz.” “Kim güneşi kaybederse aya başvursun. HÜSEYİN BİN ALİ: Resûlullahın (s. Ali’yi çağırdılar.v. Allahım. Hz. Üsâme bin Zeyd.a.v. Fâtıma’nın evine gittiler. Mübârek hırkâsının altına aldılar.) huzuruna vardım.) nerede olduğunu sordu. Hz. Resûlullah (s. Künyesi. sh-9. kulağına: “O Cennet çocuklarının efendisi (seyyidi)’dir. Fâtıma-tüz-Zehrâ da geldi.” diye seslenmişti. sh-108 7) Târîh-ul-hâmis cild-1.v. “Allah’ın Resûlü meşguldür” dedi. daha bir çok hadîs-i şerîflerle medh edildi.a. kimseyi içeri sokmamasını emr etmişlerdi. Ali (r. Ebâ Abdullah’dır.) her sabah namazını kıldıktan sonra mübârek yüzünü Eshâb-ı kirâma çevirirlerdi Üzüntülü kimseler yüzünü görseler mesrûr (sevinçli) olurlardı. Resûlullah’a (s. Lakabı Seyyid ve Şehîddir.v. ona Resûlullah efendimiz (. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de.) selâm verdiler.). Hz. 168 4) A’lâm-ün-nübelâ cild-3.v. sh-338. Ebû Bekir (r. cild-3. cild-8.a. İmâm-ı Hasan geldi.a. Târîh-ul-hulefa sh-188-193 9) Sahîh-i Buhârî cild-2. Bir defasında da “Hüseyin benden. Hüseyin doğduğu zaman. Fâtıma’nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacakdır” buyurdular. Sonra Ömer (r. Kadınların da en hayırlısı Fâtıma’dır. Osman ve bütün Eshâb-ı kirâma aynı şeyleri söyledi.v.) torunu. Tekrar dönerler diye oturdular. .).

Hak teâlâ yine beni gönderir. Hz.a. Sizi Dıhye (r. Bir zaman sonra kadının kocası geldi. Beş çocuğu oldu.Hz. Resûlullah duâ buyurdu.).) gönderdi. Birgün Hz. Ona doğru gittiler. Ancak bu hâl. çok sürmedi. ovanın ortasında bir karartı gördüler.a. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken. Kadına “Medine-i Münevvereye geldiğinde muhakkak bize uğra.anha) teheccüd namazını kılarken Hak teâlâ beni gönderir. Çok kerre sefere çıkar. Resûlullah efendimizin yanında idi. Birisi sağdı.) kesti pişirdi.) dedemizin yanında oturuyor. Bunların hepsini kadına bağışladı.a.a. Sen birini seç dedi. kocası ile Medine-i Münevvereye birşeyler alıp satmak için gittiler. Üçü beraber yediler. bir kadın vardı. Hüseyin buyurdu ki: Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Ellerini Cebrâil aleyhisselâmın koynuna soktular. Bize süt ikrâm etmiştin.) şeklinde gelirdi.a. Resûlullah: “Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için Hüseyin bin Ali.) isminde birisi vardır. Hüseyin’i sağ dizine. Siyah bir çadır. yâ Resûlallah! Göklere ve yere senden başka süs var mıdır? dedi. Hemen kardeşinin yanına koşarak: “Dıhye (r.) huzuruna Dıhye (r. Bunlara çok ikrâm da bulundu: Yanında fazla bir şeyi olmadığından. anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım. haydi gidelim” dedi.129 - . Ubeyy bin Kâ’b hazretleri.a. içinde ise. Eğer İbrâhîm giderse. bin dirhem gümüş ve yüz koyun borç istedi. Şimdi ne yapacağız?” diyerek kadını azarladı.) zannedip.) eve gidinceye kadar.a. “Bizi mazur görün” buyurdu. Sahrada olduklarından yiyecek bir şey alınacak yerde olmayıp açlık ve susuzluktan iyice bunaldılar. Abdullah bin Ca’fer (r. göklerin tabakalarıdır” buyurdu. İyi karşıladı. Resûlullahın yanına her gelişinde onu öper ve “Selâmet ve se’âdet o kimseye ki. “Evet” dediler.a. Ali Asgar.a. Atlarına bindiler. Fâtıma ve Sekîne. Bana: “Merhaba. Abdullah (r. ey göklerin ve yerin süsü!” diye hitâb etti. Çünkü. Kadın: “Allahü teâlâ rahîmdir. Kadın: “Hayır” dedi. kullarını aç bırakmaz. Resûlullah (s. oğlu İbrâhîm’i sol dizine aldı.): “İki İmâm’a uğradınız mı?” buyurdu. Hz. onları misafir etmeden göndermek insafa sığmaz” dedi.)’dan biri Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Hâşimîlerdeniz” diyerek yola koyuldular. bunların beşiklerini sallardım. Hüseyin (r. ağlamazlardı. Daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. Hasan (r.) torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip. “Biliyorsun o keçiden başka bir şeyimiz yok.a.v. bunlar ağlardı. Hava yağmurlu idi.v. Her dönüşünde bunlara hediyye getirir. Keçiyi göremeyince ne oldu diye sordu. Benim üzüntümü. Kadına selâm verdiler. Çocukların bu hareketini bana karşı edebsizlik saymayın. Eshâbımdan Dıhye (r. en çok ben üzülürüm.) “Ey kardeşim Cebrâil! Şimdi bir şey yapmadılar. ellerini koynunuza soktular” buyurdu. Ali Ekber.a. Daha sonra kadın. Sonra “Allaha. Bir gün Cebrâil (aleyhisselâm) Fahri âlem (s. yeryüzünün merkezinin süsüdür. onların üzüntüsüne tercih ediyorum buyurdular.) kadını ve kocasını huzuruna çağırttı. Fâtıma (r.).v. Ubeyy bin Kâ’b da huzurunda idi.) gönderdi. Abdullah bin Cafer’e (r. Biraz ilerlemişlerdi ki. Bu karı-kocanın yanlarına adam vererek. Ca’fer. Annesine gitmek istiyordu. Resûlullah (s. Eshâb-ı kirâmdan Dıhye (r. Allahü teâlâya hamd ettiler. Resûlullahın mahcûb olduğunu görünce dedi ki: “Ya Resûlallah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fâtıma (r. Hak teâlâ. Koşup mescide girdiler. benim canım yandığı gibi.) hazretlerinin huzurunda bulunuyordu. Hüseyin de bunları iyi karşılayıp. bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı. yağmur ara verdi. Kocası üzüldü. Kendiniz sağın için” dedi. Yanlarına adam verip. Bir keçim var. Ondan ziyâde süs.a. O zaman henüz küçük olan Hasan ve Hüseyin (r. Onların yanında dünyâ malı bulunmaz.a. Her biri birer çanak içtiler. Hüseyin’in ilk çocukluğu Resûlullah efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. ey Ebû Abdullah. Getirdiler. Cebrâil aleyhisselâm gelip. Kadın selâmlarını aldı. Kadın olup biteni anlattı. Cebrâil aleyhisselâmın dizlerine oturdular. tevekkül ettik” diyerek yoldan saptılar. Bunlar imâmların yaptıkları ikrâmları söylediler. Bu üç zatın dünyâya rağbetleri olmadığını anladı. yanında bulunduğu kadar ikrâm etti. Cebrâil aleyhisselâm: . Bâb-ı selâm önünden geçerken rastladılar. Hüseyin. Biz seyyidlerdeniz. Kadın: “Keçiyi kesin yiyin” dedi. oğlum İbrâhîm’i ona fedâ ettim” buyururdu.a. Kadına: “Beni tanıdın mı?” dedi.) devamlı ticâret için sefere gider gelirdi.a. Böyle güzel yiğitler gelip te. bu ikisinden birini alacaktır. Cebrâil (aleyhisselâm) çok defa Resûlullahın (s.) da ikibin dirhem gümüş ve dörtyüz koyun verdi. belki sıkıntı çekmişlerdir” dedi. İmâm-ı Hasan ve Hüseyin ile Abdullah bin Ca’fer (r. ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur. Onlardan biri benim” dedi.a. Hüseyin (r. Bir de keçini kesmiştik.anhüm) Medine-i Münevvere’ye giderlerken yiyecekleri kalmadı.v. Hasan’a. Hikmet-i ilâhi Hz.” dedi.anha) rahatça namazını kılardı. Sırası ile. Abdullah (r. Mezkûr karı-koca yediyüz koyun ve dörtbin dirhemi alıp sevinerek evlerine döndüler. Beyt-ülmâl emînine adam gönderip. Birgün Resûlullah efendimiz. Fazla olmadığından Beyt-ül-mal emîninden bin dirhem gümüş ve ikiyüz koyun borç istedi. “Bir zamanlar senin evine üç kişi gelmiştik. Hüseyin (r. Hepsini kadına verip özür diledi. mani olmak istedi. Cebrâil (aleyhisselâm). Üç gün sonra oğulları İbrâhîm vefât etti.a. Hüseyin’e (r. Ali’nin ve Fâtıma’nın da canları yanar. Hz. Sonra kadına: “Başka yiyeceğin var mı? diye sordular. Bunların yanıma gelip. Çok güzel yüzlü idi. Kadına: “hiç yiyeceğin var mı? diye sordular. Eğer Hüseyin vefât ederse. “Keşke daha önce bana uğrasaydınız.a.a.

“Oturduğun yerde gözlerini kapa.) tut yâ Hasan (r. Peygamberimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Kişinin İslâmının güzelliği mâlâyaniyi terk etmesidir. 681) yılında Muharremin onuncu günü Kerbelâ’da şehîd etti.) de “Sen yeğenin Abdullah bin Zübeyr’i kendine evlâd edinirsin.) yüksek yaratılışlı torunları vermek istediğinde Cebrâil (aleyhisselâm) mâni oldu. Kûfeliler kendisini çağırıp halife yapmak istedi.” Yine İbnî Abbâs (r.” Hz. Peygambere bunu arz etmiş ve Peygamberimiz (s. Yanında bulunanlara da tekrar tekrar teslim olun denildi ise de. sh-82 10) El-Kâmil fi’t Târîh cild-4. Hz. kendisi binmezdi. Âişe’nin çocuğu yoktu. Sinan bin Enes Nehaî.) “İşte Cebrâil (aleyhisselâm) tut yâ Hüseyin! diyor”. Araplarda künyeye çok ehemmiyet verilirdi. Hasan ile Hz.” 1) El-İstiâb cild-1. 72’si de şehîd oluncaya kadar savaşa devam etti. Bu âlemde bir mü’min kardeşinin iyiliğini. Resûlullah (s. Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever. sh-378 2) Üsüd-ül-gâbe cild-2.) derdi.v. unvanı Ümm-ül-Mü’minindir. Yaya olarak yirmibeş defa hacca gitti. buyurdular. sh-48 11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. Aişe üzülürdü. Mübârek oğlu Zeynel’âbidin küçük olduğu için öldürülmedi.a. Mısır’da Karâfe kabristanında medfundur.” “Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever.” “Genç olarak Cennete girenlerin seyyidi Hasan ve Hüseyin’dir. Bunun için künyesi de yoktu.a. Sa’d İbni Ebî Vakkâs’ın oğlu Ömer’in kumandasında bir ordu gönderdi. Hz.a. “Yâ Resûlallah! O dilenci şeytandır. Muâviye’nin vefâtında Yezîd’e bi’at etmedi. Birgün Hz. Yani Ebû Bekir (r.a.a. Hasan ve Hüseyin meyvesidir. Aişe yeğeni Abdullah bin Zübeyr’e izafeten Ebû Abdullah diye künyelendi. İsmi Aişe binti Ebû Bekir’dir. Bir gün Hz.” Bundan sonra Hz.a.a. hep babasının yanında idi. cimri hor olur. bunun kökü. Hz.a. İbni Ömer. kendinden önce düşünen.” diye hitap geldi. AİŞE-İ SIDDÎKA: Peygamberimizin (s. İbni Abbâs ve daha nice Eshâb-ı kirâm (r.a. Hüseyin’in yüzü. Hazret-i Hüseyin ile ilgli olarak Peygamberimiz (s. Cennet meyvaları ona harâm iken hile ile yemek istedi. Hz. Ali gövdesi. karanlık gecede etrafını aydınlatırdı.v. Fâtıma. “Ey Ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?” dedi. sh-192 7) Refâkât-ı Hüseyn sh-3 8) Ikd-ül-ferîd cild-2. Künyesi Ümmü Abdullah. Bu da. geri dönmesini bildirdi ise de. Beraberindekiler bineklere binse de. elini Cennete sok.) mübârek zevcelerinden.) buyurdular ki: “Ben bir ağaca benzerim. Hicret’in 61 (m. Hüseyin’i güreştirdiler. Hüseyin’i.). öbür âlemde daha iyisini bulur. nasîhatlerini dinlemeyip. Kardeşi Muhammed bin Hanefiyye. imâm kabul etmeyip harp etti. Cebrâil (aleyhisselâm) ellerini Cennete saldı. Güreşmeye başlayınca. Kûfe’ye sokma dedi.” “Bahil (cimri) o kimsedir ki yanında ismim anıldığında bana salat ve selâm getirmez. sh-242 12) Sahîh-i Müslim cild-7. Târîh cild-2. Hazret-i Fâtıma yâ Resûlallah! Yalnız Hasan’a mı diyorsun? Resûlullah (s. sh-130 HZ. Babası şehîd olunca. Bunun için Hz. Buyurdular ki: “Cömerd efendi olur.“Yâ Rabbi! Beni Habîbinin (s.a.)’ın kızıdır. Hasan üzümü. Hüseyin torunlardan bir torundur. Bunları yerlerken bir dilenci geldi. . Mübârek başı.130 - . Bir yeşil salkım üzüm. Medine’ye geldi. sh-219 9) Ensâb-ül-eşrâf cild-4.v.) yanında utandırma” diye duâ etti. yetmişiki kişi ile Mekke’den Irak’a yola çıktı.) anlatmıştır.) yoldan geçen bir yahudinin cenâzesi için ayağa kalktı ve buyurdu ki: “Kokusu beni rahatsız etti.” “Hüseyin benden. Irak valisi Ubeydullah bin Ziyâd’a emir gönderip.) mâni oldular ise de. sh-18 3) Taberî. ben de Hüseyin’denim. bir kırmızı nar eline geldi.v. sh-272 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1015 5) Eshâb-ı Kirâm.” “Resûlullah (s. Annesi Ümmü Ruman binti Âmir İbni Uveymir’dir. Hz.a. Şam’dan bunu haber alınca. İbni Ömer. Yezîd.” Hüseyin (r.v. lâkabı Sıddîka. eline ne gelirse al.a. Hüseyin de narı aldı.`Resûlullah’ın (s. Kadınlar ve imâmın mübârek başı ile Şam’a gönderildi.v.v. sh-348 6) Kısâs-ı Enbiya cüz-7.v. Onun ismine izafeten de künye alırsın.a.

Peygamberimiz: “Hayır ona kötü söyleme. Mina mevkiinden Beyd’a denilen yere ulaştıkları zaman Hz.) Hz.) bunu Hz. Hz. Peygamber hicretine müsaade buyurulduğu gün. öğle vakti sıcakta hiç gelmediği bir saatte başını sarmış olduğu halde Hz.v. Hz. (Mescid-i şerîf) yapılırken. Ebû Bekir’in evine geldi ve Hz.) ikinci defa olarak. hanımı Ümmü Rumân ve beni ve kız kardeşim Esmâ’yı develere bindirerek göndermesini. Aişe validemiz küçük yaşta iken okuma-yazma öğrenmiş olup. Yine Hz. Hicret’ten sekiz sene önce Mekke-i Mükerreme’de doğdu. birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Eshâb-ı kirâm. Sonra.) Peygamberimize yeşil bir ipek içinde Hz. Bir melek ipek kumaşa sarmış (Bu senin hatunundur) dedi.v.) Hz. Peygamberimizin Hz.a.v. Ebû Bekir’in ev halkı ile birlikte indim. Peygamberi (s. Âişe de hastalandı. Âişe validemiz buyuruyor ki: “Medine’ye hicret edip geldiğimiz zaman burası hastalığı bol olan bir yer idi. Ebû Bekir’in (r.) öldürmek üzere karar almışlardı.” O zaman Mescid-i Nebevî ve etrafındaki odalar yapılmıştı. Ebû Bekir’in evinde bir müddet ikâmet buyurdular. Hz. Namazını Medine valisi olan Ebû Hureyre (r. (Cezb-ül-kulûb) kitabında. Âişe ile nikâhlarının vuku bulduğu Şevval ayı içerisinde evlendi. Nihayet Medine’ye geldik. Âişe validemiz Hz. Resûlullah “Mehirdir” buyurdu. sekiz sene onunla yaşadı. ihtiyaç oldukça bir oda yapılarak. Hz. Çok akıllı.a.) vefâtından birkaç gün önce. Ben Hz. Ebû Bekir. Mekke’den gelen Resûlullahın ev halkı kendi odalarının önünde indi. Peygamberi öldürmelerini tavsiye etmiş ve Hz. Aişe.v. Cebrâil (a.) kıldırdı. Peygamberimiz (s. Aişe ve Sevde (r. 614).v. Hz. Abdülhak-ı Dehlevî. Her bir hâdise üzerine hemen bir şiir söylemesi onun zekâsına bir delildir. Aişe (r.anha) ile evlendi. zekî. Aişe o güne kadar sevincinden ağlayan hiç bir insan görmediğini söylemiştir.s. Hz.v.anha) için birer oda yapıldı. Odalar mescidin cenûb. Fâtıma ile Hz. Ya’ni eğer rüya rahmani ise Allahü teâlâ müyesser kılsın demektir. yâ . 676) senesinin Ramazan ayının 17.a. Bütün Eshâb-ı kirâm hastalığa tutuldular. Bu hastalıktan ancak Resûlullah (s. Annem de yanımdaydı. Ben Mahfe’nin içindeydim. hurma dalından idi. oğlu Abdullah bin Ebû Bekre mektûb yazarak emretti. Âişe. şeytan Necdli bir şeyh kılığında gelmiş. Resûlullaha mehr parası gönderdi. Annem “Eyvah kızcağızım. 57 (m. Hz. Âişe’nin odaları arasında kapı vardı. “Hz.” buyurdu. adedleri dokuz oldu.a. fârisi olarak diyor ki.v. Aişe. Çoğunun kapısı mescide açılırdı.Hz.a. Medine’yi şereflendirince azadlı kölesi Zeyd bin Hârise ile Ebû Râfi’i iki deve ve ihtiyaçları olabilecek şeyleri satın almak üzere 500 dirhem harçlıkla bize gönderdi. “Öğret. Bunun üzerine Resûlullah Hz. âlime. Arab âdeti üzere. Âyet-i kerîme ile medh edildi. eyvah gelinciğim” diyerek çırpınıyordu. Âişe’nin suretini getirdi ve “Bu senin dünyâda ve âhirette hatunundur” buyurdu. Kafileye Talha bin Ubeydullah (r.) Hz. Onu okuduğun zaman Allahü teâlâ onu senden giderir.) da katıldı.) kızı. Âişe “Anam Babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah hummadır. Kubeyd mevkiinde Hz. Peygamberin arzusuyla değil. Odalar. Kapılarında yalnız perde asılı idi.a. Öğrendiği ve ezberlediği bir şeyi katiyyen unutmazdı. Ebû Bekir bir gün Resûlullaha “Yâ Resûlallah ehlinle evlenmekten seni alıkoyan nedir?” diye sordu. Hz. Resûlullah (s. Üstleri kıldan keçe ile örtülü idi. Resûlullah (s. Aişe buyuruyor ki: “Devem kaçtı. Zeyd 500 dirhemle üç deve daha satın aldı.a. şark ve şimal taraflarında idi. Hz. Ben de yüzünü açtım ve “Eğer Allah tarafından ise Cenâb-ı Hak imza eylesin” dedim.) Allahü teâlânın korumasıyla kurtuldu. Ebû Bekir sevincinden ağladı. orta boylu insan boyundan bir karış fazla idi. (m. Ebû Bekir de Abdullah bin Ureykıt’ı iki üç deve ile onların yanına katıp. Ebû Bekir’in evine uğraması âdet-i şerîfleri idi.a. Âişe’nin bildirdiğine göre: Peygamberimiz (s. Vasiyyeti üzerine geceleyin Baki Kabristanına defn edildi.131 - . (Müşrikler Dar’ün-Nedvede toplanmışlar. müşriklere Hz. Ebû Bekir’e Allahü teâlânın hicret için izin verdiğini ve Hz. Âişe’ye “Sende gördüğüm nedir” diye sorunca Hz. vazifelidir. ellibeş yaşında iken. Allah onu kahretsin” dedi. annesi Ümmü Rumân ve Resûlullahın kerîmelerinden Hz. Aişe ile evlenmelerinde en önemli husus nikâh akdinin Hz. Ebû Bekir’den başka Eshâb odalarının mescide açılan kapılarını kapattırdı. Hz. Salı günü Medine-i Münevvere’de vefât etti. Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti. Peygambere (s. istersen sana bir duâ öğreteyim. Hz. Buhârî ve Müslim’in rivâyetlerinde ve Mevâhib-i Ledünniyye’de Peygamberimiz (s. Aişe buyuruyor ki: “Resûlullah Medine’ye hicret ettiği zaman bizi ve kızlarını geride Mekke’de bırakmıştı. Allahü teâlâ devemize sükûnet verdi ve bizi kurtardı.a.) haber verdi ve hicretine Allahü teâlânın müsâde buyurduğunu bildirdi. Hz. edibe ve afife ve sâliha idi. Zeyneb hariç diğerleri ile kafile olarak yola çıktı. Bu haber üzerine Hz.v.” Hz. Tavanlarının yüksekliği. O. Bunu. Âişe’nin devesi kaçtı.s. Hâfızası pek kuvvetli olduğu için. Aişe’ye şöyle buyurdu: “Seni üç gece rüyada gördüm. Ebû Bekir’in de kendisi ile beraber olacağını haber verdi.a. Kerpiçden yapılmış olanı da vardı.a. çok zekî ve kabiliyetli idi. ölünceye kadar. Allahü teâlânın emri ile olmasıdır. Tirmizî’nin beyanına göre: Cebrâil (a. Hadîce-i kübrânın vefâtından bir yıl sonra.) hergün ya akşam ya sabah vakitlerinde Hz.

Hz. Söylemedi. Resûlullahın mübârek yüzünü yıkamış. (Deveye bin) dedi. Güzel olan ve zevci tarafından çok sevilen her kadın için böyle şeyler söylerler” dedi. Ali ile Üsâmeyi (r. Uzaklaşarak. Gelip beni uykuda görünce. O gece. Resûlullah (s. Cephelerde eline kılıç alıp.v. iftira sözlerini bana anlattı. Âişe’ye iftira edenlerin Cehenneme gideceklerini bildirdi. dillerde dolaşan sözleri şimdi işitdi demiş. Hz. İftira söylentileri her yere yayılmış. Ganimete kavuşmak için. Allahü teâlâ. Resûlullah. Me’aric-ün-nübüvve de buyuruluyor ki: Resûlullah gazaya giderken.a. buldum. Onu yanağından öptü: “Sevgili yavrucuğum nasılsın” diye halini sordu. Âişe ve Ümmü Süleym kırba ile su taşıyorlar. kan durmayınca yünden hasır yakmış ve külünü âlemlere rahmet olarak gelen Peygamberimizin mübârek yüzüne basarak. Tepemden duman çıktı zannettim. Çadırla deveye bindirirlerdi. Bindim. Yerime gelince. Bu gazada kendilerine yapılan iftira ile ilgili olarak Hz.a. Gitmişler. Annem de. Ebû Bekir. Hazret-i Ömer’in bu sözü Resûlullahın hoşuna gitti.) ise susuzlara su veriyordu. Babamın evine gitmek için Resûlullah’dan izin istedim. Geri gittim.Resûlallah” dedi. Arada bir uyurdu.v. Arkalarında kırbalarla koşa koşa su taşıyorlar. izin verdi. Hz. Hz. senin üzerine sinek kondurmuyor. Müslümanlardan Hassan bin Sâbit ve Mistah da onlara uymuşdu. Kanlı savaşdan sonra beşbin koyun ile onbin deve ve yediyüzden ziyade esir alındı. askerden uzaklaşmışdım.a. çok sayıda münâfık da gelmişti. Ona soruldu.) diyor ki.) bir gün evinde üzüntülü oturuyordu. Hz. . bu gazaya bin kişi ile gitmişti. Babam başka odada Kur’ân-ı kerîm okuyordu.a. Şaşırdım kaldım. O zaman az yirdim. “Yavrum sabret! Allahü teâlâdan ne âyet geleceğini bekleyelim” dedi.) buna müsâde buyurmamıştır. onun ne düşündüğünü sordu. Âişe validemiz. bağırmış. Hz. Âişe buyururdu ki: (Bana karşı yapılan iftiranın yalan olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi). onu birlikte götürürdü. Beni bulamayınca ararlar diyerek.v. Üsâme.a. Aklım gitti. “Uhud gazasında müslümanlar bozulup. Çirkin şeyler söyleşdiler. Âişe validemiz Medine’de Resûlullah’ın (s. Âişe’nin izzeti ve şerefinin yüksekliği bu âyet-i kerîmelerle de anlaşıldı. Ömer’i koydu. Önce münafıklara rastladık. Hemen geldim.v. Ağızlarda dolaşanlar doğru olsaydı. onu sana bildirirdi” dedi. Fakat. Sebebini anlıyamıyordum. “Allaha yemin ederim ki. Ömer-ül-Fârûk hazretleri geldi. Hz. Düşdüm. Onda hiçbir ayb görmedim. (Yâ Resûlallah! Biz senin zevcenin yalnız iyi olduğunu biliriz) dedi. Niçin söğersin? dedim. Hastalığım hemen arttı. Resûlullah. Seher vakti göç sesleri işitildi. Etekleri ayağına sarılarak düşdü. Babam da ağladı. Seni az bir pislikden saklıyan Allah. Nur süresindeki onyedi âyeti göndererek. Uyumuşum.v. Hz. Sesden uyandım. sabaha kadar uyumadım.” Kadınların Uhud Savaşına katılmasına müsaade edilmesinin sebebi yaralıları tedavi için idi. Hangisinin adı çıkarsa. Aişe’yi.v. Gazadan dönüşde. yüzümü örttüm. Peygamber (s. kanı durdurmuştu. pisliklerin en kötüsünden elbet saklar” dedi. un ile hamur yapıp yerdi. Oğlu Mistah’a la’net etti. askeri göremedim. Ümmü Seleme gitmişti. Safvân yuları tuttu.v.a. Anneme sordum: “Yavrum hiç üzülme! Senin işin kolaydır.) çağırıp. Ateşim yükseldi. onda bir ayb görmedim. askere yetişdik. Onları İbni Ebî Selûl kışkırtıyordu. Abdest için. Resûlullah (s. Şaşırdım. kan içinde kalmıştı. mübârek yüzü müşriklerin attığı taşla yaralanıp. Koyun gelince. cariyesi olan Büreyde’den sor!) dedi. Âişe validemiz hasta yatarken babası Hz. büyük hizmetler görmüştür. Onu görünce. Hz. Ey Aişe! Onun ne söylediklerini işitmedin mi? dedi.a. Allahü teâlâ. Hz. Aradım. Sıcak basınca. Âişe buyuruyor ki. Bu muharebeye (Beni mustalık) gazvesi de denir. “Bu işin sonu neye varacak?” dedi. Annemden sormuş. Devesini çökdürdü. Aklım başıma gelince evime geldim. Sordum. Allahü teâlâ sana yeryüzünü dar eylemedi.) yaralanmış. Mistah’ın annesi ile ihtiyaç için dışarı çıkdım. Çok ağladım. Resûlullahın yanından dağıldıkları zaman. çarpışmayı istemiş ise de Resûlullah (s. sonra senin üstünü kirletmesin diye muhafaza ediyor. Fâtıma validemiz. Âişe ile Hz. yaralıların ağızlarına boşaltıyorlardı. Âişe’ye iftira. Ne olduğunu öğrenmek istiyordum. zevceleri arasında kur’a çekerdi. Resûlullah (s. hasta oldum. Meselâ Uhud günü Hz. Gözlerimin yaşı dinmedi. Resûlullah beni eskisi gibi aramıyor. Hazret-i Ali de. Hamne (r.132 - . Bu gazaya da Hz. Âişe ile Ümmü Seleme’yi de götürmüştü.a. Bir gece.) askerin önüne Hz. Sonra yanıma gelip. Benî Mustalık (veya Müreysi) gazasına da katılmıştı. Peygamber duâyı öğretince humma geçti. Benim haberim yokdu. Âişe ile Ümmü Süleym bint-i Milhân’ı gördüm. (Yeryüzünde kadın çok. Hicret’in beşinci yılında (Müreysi) gazvesinde olmuştu. Hatta bunu söyleyerek öğünürdü. “Yâ Resûlallah! İyi biliyorum ki münafıklar yalan söylüyorlar. Hz. Gerdanlığımı bulamadım. Ondört yaşında idim.) Safvânın arkadan gelmesini emr eylemişti. Hz.a. Enes bin Mâlik (r.) gazalarına katılmış diğer Sahâbî hâtûnları gibi yaralıların tedavisi ve onların bakımıyla meşgul olmuş. Mübârek yüzü güldü. Bir murdar yere konup da. oturup bekledim. Zaîf idim.” Resûlullah (s. Beni çadırın içinde sanıp deveye yükletmişler. Hz. hastalığımı da yoklamıyordu. Birkaç kerre sordum. Medine’ye yakın konmuşduk. Medine’ye gelince. (Kadınların örtünmesi için âyet gelmişti.a. Âişe validemiz de sırtında yiyecek ve içecek su taşıyarak Uhud’a gelmişti. Bana bir çadır yapdılar.). Böyle sözler acaba Resûlullahın mübârek kulağına da gitmiş midir? Babam da duymuş mudur diye üzüldüm. Kırbaları boşaldıkça koşarak gidiyor doldurunca koşarak geliyor yine yaralılara su veriyorlardı. Allahü teâlâ. Çok zaman onun yanında bulundum. Sesimi duymuş.

senin için bana şöyle söylediler. vahy edip. mü’minlerin kalblerindeki şübheler kalkdı. Sizinle nemâz kılıyorduk. iftiradır. benim için âyet-i kerîme okunacağını aklıma sığdıramıyordum. Allahü teâlâdan başkasına şükr etmem! Çünkü. Evimiz İslâm ışığı ile aydınlandı. Siz nemâz içinde iken mübârek na’lınızı çıkardınız. Mübârek evine pislik sokmasını hoş görür mü?” dedi. Babam hemen “Kalk yâ kızım! Resûlullaha çabuk teşekkür et!” dedi. âyet-i kerîme göndereceğini hiç ümîd etmiyordum. Hazret-i Osman’ı çağırdı. Sonra anneme döndüm. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Babama dönüp. Resûlullah. Eğer bir günâh hâsıl oldu ise. Bu sözler büyük iftiradır” demiş. (Bu sözü münafıkların yaydığından ve yalan olduğundan şübhem yoktur. “Allah için. Gül ile kırmızı yüzünden. dedim. Kıyâmete kadar her yerde. “Na’lınlarınızı niçin çıkardınız” dediniz. Hiç kimse bizim kadınlarımıza böyle birşey söyliyemezdi. kendimden emindim. Ya’kûb “aleyhisselâm” diyeceğim yerde. Resûlullaha ne diyeyim?” dedi. Resûlullahın mübârek sesini işitince. Suçum yokdu. İnsan heykellerine tapınırlar. Bu sözden de. Nur sûresinin yirmiikinci âyetini gönderdi. Gelen âyet-i kerîmeleri okudu. Hepsi iftiradır. Hz.anhâ) hakkında bu âyet-i kerîme gelmeden önce. bu âyet-i kerîmeyi işitince. dîni bizden daha bütün iken. “Allahü teâlânın beni afv etmesini severim” dedi. Resûlullah’a (s. Babam bu hâli görünce. ibâdet etmesini bilmezlerdi. oturduğu yerden daha kalkmamışdı ve kimse odadan dışarı çıkmamışdı. Fakat. Allahü teâlâ. Resûlullâhı sevindirdi. Annem ve babam yanımda oturuyorlardı. seni temize çıkardı. Hemen Hz. vahy geldiğini anladı. “sallallahü aleyhi ve sellem”. Sonra Hz. Allahü teâlâ. inci gibi parlıyan terleri. Sonra yüzümü çevirip dayandım. kendime iftira etmiş olurum. bu sözleri söyliyenlere “Kazf” haddi vurulmasını emr buyurdu. cevâb vermesini söyledim. Hâlidin tam bu sözü gibi âyet-i kerîme göndermişdir. mübârek yüzünden örtüyü kaldırdı. mübârek zevcelerinize böyle pislik yapılmasına izin verir mi? Böyle birşey olsaydı. Mübârek kalbin üzülmesin. “Sabr etmek iyidir. temiz olduğumu ne kadar söylesem. Ben de. Çünkü. Yapmadığım birşeye evet dersem. dedikleri gibi değil isen. Hz. Allah hakkı için doğru söylüyorum ki. Hz. Sonra Resûlullah. “Ben şaşırdım kaldım. Hak teâlâ da. yakında senin doğru olduğunu bildirir. Allahü teâlânın büyüklüğünü ve kendi aşağılığımı bildiğim için. Vahy gelmesi bitince. bu sözler yalandır. mübârek elleri ile sildi. Âişe (r. Size uymak için dedik. Şehâdet kelimesini okudu. Ali’yi çağırıp sordu. “Ey Âişe. Rabbim benim için âyet-i kerîme indirdi” dedim. Fakîr idi.) ne cevap vereyim. Münafıkların uydurmasıdır. Ebû Bekir’in akrabası idi. benim birşeyden haberim yokdur. Ne söyliyeceğimi bilmiyorum. Resûlullah oturunca. Oturanların hepsi. Dedim ki: “Allahü teâlâya yemîn ederim ki. Hz Ebû Eyyûb Hâlidin zevcesi.anha) diyor ki: O gün ben durmadan ağlıyordum. Ebû Bekir. Dört kişiye seksen değnek vurdular. Hâlid de “Âişe. Nur sûresinin onbirinci âyetinden başlıyarak. “vallahi kalkmam. Bir ay geçmişti. Hz. bana inanmazsınız. Hâlidden sormuş. O da. Âişenin temiz olduğunu bildiren âyet-i kerîmeler gelince. günâhına tövbe edenlerin tevbesini kabul eder” buyurdu. Na’lında necaset bulaşığı olduğunu bana haber verdi. Bizim kavmimiz cahiliyet devrinde putperest idi. . Sonra.Sonra. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Onların söyledikleri şey için. Ebû Bekr-i Sıddîk’în evine teşrif buyurdu. Allah hakkı için hep bekliyordum. Hâlid de. Yalnız Yûsuf aleyhisselâmın dediğini derim ki. Bunun üzerine. Hz. bunu da hemen haber verirdi. O da. onun geçinmesine yardım ederdi. Ona da sordu. Yastığı Resûlullahın mübârek başının altına koydu. “Cebrâil aleyhisselâm geldi. Sen cevâb ver. Âişe (r. Yalnız günahsız olduğumu.v. Allahü teâlâ. Size uyarak biz de çıkardık. Gülümsiyerek “Müjdeler olsun sana ey Âişe! Allahü teâlâ. Hz. “Hâşâ yapmam” deyince. ona yardım etmemeğe yemîn etdi. yâhud habîs bir kişinin. Mübârek yüzünde vahy alâmetleri göründü. Bir yemeni çarşaf ile üzerini örtdü. Eğer sen. Vallahi başka diyeceğim yokdur. Namaz içinde bile vahy ederek seni pislikden koruyan Allahü teâlâ. (Me’âric) kitabının yazısı temam oldu. Hz. deriden bir yastık vardı. Ben. mübârek kalbi ferahladı. bu işte münafıklarla bir olunca. Herkes bizim için böyle söylüyorlar. Mistâh. O zamandan beri yanıma hiç gelmemişti. “Bu sözler yalandır. on âyet-i kerîme okudu. Mistah’a eskisi gibi yardım etdi. mübârek kulağınıza gelmiş olan lâfların hepsi yalandır. mübârek zevcenizin pak olduğunu elbette size bildirir” dedi. Bana dönüp. Yanımda oturdu. Bu söz de.” Şaşkınlığımdan. Onun için çıkardım” buyurmuşdunuz.a. Allahü teâlâ biliyor ki. benim için. Ensârdan bir hanım gelmiş o da ağlıyordu. ağlamakdan vazgeçdim. Resûlullaha karşı böyle şey yapmış olabilir mi? Biz böyle söylemedik. Şimdi elhamdülillah kalblerimiz İslâm nuru ile parladı. Allahü teâlâya hamd ü sena eyledi. o gölgeye basmasını önlüyor. hemen Eshâbını mescide topladı. senin gölgeni yere düşürmüyor. “Âişe için ağızlarda dolaşan sözlere ne dersin?” diyerek. Yûsuf “aleyhisselâm” dedim. Allahü teâlânın benim için âyet-i kerîme göndereceğini sanmıyordum. Allahü teâlâ. “Vallahi bilmem ki. Hiç vahy inmemişdi.133 - . Ebû Bekir Sıddîk. Rabbimin beni temize çıkaracağını. Mübârek gölgenin bile pis bir yere düşmesini. Ansızın Resûlullah gelip selâm verdi. Sen bana karşı böyle kötülük yapar mısın?” demiş. Mistah. Âyet-i kerîmenin bereketi ile. Hz. Siz de. Birisi kadın idi ve Resûlullahın baldızı idi. Senin pak olduğuna şâhid oldu” buyurdu. kalbimin temizliğini Peygamberine rü’yâda bildirir veya kalb-i şerîfine ilham eder diyordum. Allahü teâlâdan yardım beklerim. tevbe istiğfâr eyle! Allahü teâlâ. Babam hemen kalkıp başımı öpdü. ben söze başladım. Eğer onlara inanmış iseniz. Sen söyle” dedi.

134 - . sizin temiz olduğunuzu bildirdi: “O iftira edenlerden her biri için kazandıkları günâh kadar cezalar vardır. Diğer ezvâc-ı tahirât gelerek Resûlullahın hizmetine koyuldular. Hz Ömer buraya defn edildi. eşkiyâ sana yaklaşamaz. Halîfeyi de Basra’ya gitmeğe zorladılar. Acele etmeyiniz” buyurdu. Hz.a. Hz. Bu odada 11 (m. Âişe’ye iftira edenlere. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin ve Abdullah bin Ca’fer Tayyar ve Abdullah bin Abbâs gibi Sahâbîler. Siz bu iftirayı kendiniz için kötülük sanmayın! Bu sizin için hayırlıdır. İslâm askerlerinin toplanma yerleri olan Irak ve Basra taraflarına gitmeği uygun gördüler. Gelip döşeğe yattı. Kısas yapılmadıkça ve zâlimlerin cezası verilmedikçe. Hz. bunu haber alınca. Osman (r. Meymûne’ye uğradığı gündü. Âişeye “Fitne kalkıp. Resûlullah ve Hz. ilk fırsatda. habîs kelâm yakışır” buyuruldu. Burada Resûlullahın (s. Giderken mübârek ayakları yeri sürüyordu. Ka’b bin Acre ve başkaları bu hâle çok üzüldüler’. Hz. mü’min erkek ve kadınlar. müslimânların rahat etmesi için ve Resûlullahın Eshâbını korumak için. Vefât ettiği yere.anhüm) o alçakların söylediklerinden uzakdırlar. fitneyi basdırıncaya kadar. meydânda bir yalan ve iftiradır demelidirler”. Eşkıya ise. bunun için de. Ona herkesden daha yakın ve daha sevgilisin. zelîl oldu. kendi ailelerine iyi gözle bakmalı. Hz. Hac etmek için Mekkeye gelmiş olan Hz. eşkıyaya yüz veriyor.) Hz. Görülüyor ki. bu sahâbîleri de şehîd etmeğe karar verdiler. Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini. kötüleyenin kâfir olduğuna ve tevbesinin kabul olmıyacağına.) hilafetinin son zamanlarında Kûfe ve Mısır’da isyancılar Medine’ye yürüdüler ve Hz. alçak demekdedir. Hz.v.) vefâtından sonra da Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvan” Hz. Âişe validemiz Resûlullahın. Âişe’nin odasına defn edildi. Hz.a. şerefiniz artdı. Âişe. Resûlullahın (s. Yâ Rabbi bundan böyle beni Onun ihsan ve iyilikleri için ayakta tutma” buyurdu. “Halîfe. Zübeyr. kendilerini haklı gösteren sözleri her tarafa yaymağa başladılar. eşkıyaya karşı korurduk” dediler. “Bu iftirayı işitince. O gün Resûlullahın Hz. Hz. Alî’yi bu eşkıyanın elinden kurtarmak için uzakdan yardım ediniz. mağfiret ve Cennetde ni’metler vardır. Abdullah İbni Abbâs hazretleri fetva vermiştir. katilleri arayıp kısas yapmak için gecikdirmeği uygun gördü. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Talha. Habîs adamlara. münafıkların sözüne aldanmamasını söylediler ise de. Halîfenin etrafını sarmış olan ve birçok işlere karışmakda olan katiller. Âişe’nin sözlerini beğendiler. Alîye başka türlü anlatdılar. Âişe’nin odasına gitdi.” buyurmuşlardı.) hastalığı arttı. Hz. Bunlar da Mekke-i mükerremeye gitdiler. Âişe ve Safvân (r.) bunda o derece ileri gitti ki. Âişe validemize Ümm-ül-Mü’minin. kazf cezasının iki katıdır. Meymûne’nin evinde oldu. sizin şânınız. “İşin sonunun böyle olacağını bilseydik. halîfeyi aranıza alıp eşkiyâ üzerine yürüyünüz. Bizimle beraber bulun! Bize kuvvet ol!” diye yalvardılar. Onikinci âyet-i kerîmede. Peygamberimiz de “Ey benim zevcelerim ma’zûr görün takatim yoktur ki evlerinizi dolaşayım. Abdullah bin Ebî Selûl hakîr.a. Abbas ve Hz. bundan yüz buldu. Büyük iftirayı icâd edip. Hassan. Resûlullahın mübârek zevcelerinden birini (Kazf) edenin. Katilleri yakalayıp kısas yapmak kolay olur. Emir hazretlerini Basra’ya götürdüler. eşkiyâ ağır basarak. Osman’ı şehîd etdiler. Hz. Osmanı söğüp. Âişe de. Âişe’ye kötü demek. Osmanı.) ilk hastalığı Hz.a. Âişeye anlatıp ona sığındılar. mü’minlerin annesi olarak hürmetleri. onlarla birlikde Basra’ya hareket etdi. zâlimlere ders vermiş olursunuz! Bu iş şimdi kolay değildir. (Hasâis-ul-habîb) kitabında diyor ki. çok çirkin şeyi söyliyenlere dünyâda ve âhiretde büyük azâb vardır” Bunlara had vuruldukdan sonra. (Bu iftira sebebi ile çok sevâb kazandınız. sizden birkaç kişidir. Ömer bana çok iyilik etti.a. Mü’minlerin kötü olarak anılmasını sevenlere. Âişe buyurdu ki: Resûlullahın (s. Taşkınlığa devam etdiler. Onların yalanı meydâna çıkdığından.) verdi. Hz. Âişe için gelen onyedi âyet-i kerîmeden birincisinin tefsîrini (Mevâkib tefsîri) şöyle bildiriyor: “Âişe “radıyallahü anhâ” ya iftira edenler. önce katillerin ya. sizin Medîneye gitmeniz doğru olmaz. Âyet-i kerîme. Önce Ka’ka’ adında birini gönderip. Allahü teâlâ.v. Katiller. 632) senesinde Rebî’ ûl evvel ayının onikinci Pazartesi günü Öğleden önce mübârek başı Hz. ondokuzuncu âyet-i kerîmede.v.a. halîfeye acele etmemesini. Hz. Ali’nin omuzlarına dayanıp Hz.Hz. ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizi himaye et! Sen Müslümanların annesisin ve Resûlullahın muhterem zevcesisin. Eshâb-ı kirâm. Nu’mân bin Beşîr. Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek olur. Hele. işkencelerini artdırıyorlar. Resûlullah (s. Âişe validemiz Hz. Onlar için afv. kabr-i şerîfi yanında kendisi için ayırmış olduğu yeri Hz. halife olunca. Ömer (r.v. Seni herkes saydığı için. habîs adamlara lâyıkdır. Şimdilik emin bir yere gidiniz işin sonunu bekleyiniz. Hatta bu hususta Hz. Hz. Hz. Âişe’nin yanında bulunanların düşüncelerini sordu. Ali. kan dökmemin önüne geçilemiyecekdir” dediler. Onlar da şımararak düşmanlıklarını. Hz. Bunun küfr olduğu sözbirliği ile bildirilmişdir. “Bu şakîler Medînede kaldıkça ve Emîrü’l-mü’minînin etrâfını sardıkça. ikrâmları ve izzetleri çok fazla idi. Mistah’ın eli çolak oldu. bana orada hizmet edersiniz. Bu. dünyâda ve âhiretde acı azablar vardır ve yirmialtıncı âyet-i kerîmede “Habîs söz söylemek.a. bu haberi Hz. Böylece kıyâmete kadar. ölünceye kadar kör oldu. Âişe: “Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Ömer’e (r. İzin verirseniz Âişe’nin evine gideyim. Âişe validemizin göğsünde olduğu halde vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan birinin annesine kötü diyenin cezası da. Osman zamanında da dîn-i İslâmı öğretmekle meşgul oldu. Hz. Onlara çok acı azablar vereceğini bildirmektedir.

Sevde vardı. Deve vak’ası böyle patlak verdi. Böylece.” Eshâb-ı kirâm. sanki Hadîce’den başka kadın vermedi mi. kadınlara mahsus hallere dair fıkhî hükümler kendisinden sorulurdu. Fakat zevceler. Bunu görünce. Ya’ni. İctihâdı Hz.” Hz. Ali Hz.135 - . harb etmek için olmayıp ıslâh etmek. çok akıllı ve üstâd idi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Bir süvari birliği ile de. karşı tarafa saldırdılar. Aişeyi çok sevdiği için. Resûhullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Böylece harb başladı. Ümm-i Seleme’yi Resûlullaha gönderip (Eshâbına emr buyur. düzgün konuşanı görmedim. Levîmâ Zelîhâ lev re eyne cebînehû. o şöyle idi. Hz. Le âserne bilkat’il kulûbi alel eydi. Eshâb hakkında. Tirmüzî’de Mûsâ bin Talha diyor ki. Hâlbuki. çocukları arasında Hz. Bunun çâresini sordular. Resûlullah buyurdu ki. böyle idi ve ondan çocuklarım oldu” buyurdu. Hadîceye (r. Fâtıma’hın zevcini buyurdu. Safiyye. Zelihâ’yı kötüliyen kadınlar. Hz. onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lâzım geldiğini bildirdi. hangi zevce yanında iseniz.anhâ)`buyurdu ki. Hz. Resûlullahın zevceleri arasında. Âişe’yi sev!” buyurdu. Ali’nin de annesi makamında olduğu. sana.kalanması lâzım geldiğini söylediler. Eshâb-ı kirâmdan ve Tâbiînden çok kimse. onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Çok fasîh ve belîğ konuşurdu. Ehl-i beyti arasında. Resûlullaha. Mısırdakiler. Hz. Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. bütün mallarını. zevceleri arasında. Âlimlerin çoğuna göre. Âişe buyuruyor ki. Şaşkına döndüler. onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı. böylece sevgisini kazanmağa yarışırlardı. Cevabında “Ey kızım. Ali’yi. edîb. sayılamıyacak kadar çokdur. dilini tutmalı. Ne vakt bir koyun kesip dağıtsa mutlaka bir parçasını da Hadîce’nin akrabasına yollardı. onun parlak alnını görselerdi ellerinin yerine kalblerini keserlerdi (de acısını duymazlardı). Bütün İslâm ilimlerinde çok büyük derecesi vardı. Âişe’nindir: Ve lev semi’û ehl-ü Mısre evsâfe haddihî.anha) ile de haber gönderdiler. Buluşma saati yaklaşınca. (Aişeyi) buyurdu. Hz. Âişe haber verdi. Cevâbında “O hâlde. karşı tarafdan imiş gibi “Halife sözünde durmadı. Erkeklerden kimi? dediler. fitneyi basdırmak içindi. dediğine pişman olup. Hz. Resûlullaha en çok kimi seviyorsun denildikde. hediyyelerini. tevbe ve afv diledi. Çünkü Hz. Çünkü (Ali’yi sevmek imândandır) hadîs-i şerîfini. Hz. hem de dinlerini öğrenecekleri bir müftî müctehide idi. ölmüş olduğu hâlde. Âişe hem mü’minlerin annesi. Âişe’ye izzet ve ikrâmda bulunmuş ve kendisini Medine-i Münevvere’ye göndermiştir. Eshâb-ı kirâma fetva verirdi. Hadîs-i şerîfde (Dîninizin üçde birini Humeyrâdan öğreniniz!) buyuruldu. Âişe’den daha çok bilen kimse görmedim. Eshâbı arasında ise.anhâ) gayret etdiğim gibi başkasına gıbta etmedim. Zevceler. Başkanları olan Abdullah bin Sebe’ yahûdisinin etrâfında toplandılar. Hz. Baskına uğradık” deyiniz. Âişeden işitdikleri hadîs-i şerîfleri haber vermişlerdir. katiller haber aldı. “Evet. hiç caiz değildir. Her iki tarafdaki Müslümanlar sevindiler. Fâtıma (r. Âişe haber vermiştir. Âişe-i Sıddîka hazretlerinin fazîletleri. Baskına uğradık” diye bağırdılar. Hz. Hediyye getirmek isteyen. Âişe’nin şân ve şereflerinden birisi de Resûlullahın sevgilisi olmasıdır. Fâtıma’yı severdi dedi. fıkh bilgilerinin dörtde birini Hz. ona (Humeyrâ) derdi.anha) Deve vak’asına çıkması. onun adını çok söylüyordu. Birkaç gün evvel gönderdikleri ajanlar da. oraya getirsin!) dediklerinde. Âişe’nin (r. Hz. Âişe mü’minlerin annesidir ve Resûlullahın zevcesidir. Ebû Bekir’i en çok severdi. İkincisi. Resûlullah en çok kimi severdi. Deve vak’ası sonunda Hz. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar. Fâtıma “Elbet severim” dedi. Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir. üstünlükleri. Erkeklerden en çok kimi severdi dediler. Hz. Bunlar. bir defa (Allahü teâlâ. sen sevmez misin?” buyurdu. Âişe’den daha fasîh. Hz. Urvetübni Zübeyr hazretleri buyuruyor ki “Kur’ân-ı kerîmin ma’nâlarını ve halâl ve harâmları ve Arab şiirlerini ve neseb ilmini Hz. Âişe hakkında incitmeyiniz! Cebrâil “aleyhisselâm” bana. Ali’yi çok severdi. Âişe’nin evinde getirip. Fâtıma’yı. başka kadınlarım oldu. Lemâ bezelû fî sevmi Yûsufe min nakdin. Hz. Son çaremiz bu gece halîfenin askerlerine hücum ediniz ve hemen halifeye gidip “Âişe’nin yanındakiler sözlerinde durmadı. benim sevdiğimi. Âyet-i kerîme ile medh ve sena olundu. onu çok severdi.” Ümm-i Seleme. Resûlullahı medh eden şu iki beyt Hz. “Beni. bu isteklerini uygun buldu. Halife. Âişe. Âişe’ye sordular ki. Âişe (r. Ya’ni en çok Hz. iki grup idi. Ebû Bekir’i sevdiğini bildirdi. Aişe’yi. hep onu söylüyorsun) dedim. Âişe müctehid idi. Hz. Hz. Hz. onu görmemişdim. Hz. Fakat. (Birgün Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” mübârek nalınlarının ka. Her müslüman. Seyyid Ahmed bin Ali Rıfâî buyuruyor ki “Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” arasında olan olaylar üzerine aşırı konuşmak fikir yürütmek. Ali’nin ictihâdına uymadı. Bilhassa. yalnız Aişenin yanında iken geldi. o büyüklerin hep iyiliklerini söyleyip. Bundan anlaşılıyor ki. Çünkü. Âişe tarafında Hafsa. Alim. Ümm-i Seleme ve ötekiler idi. “Âişenin babasını” buyurdu. Çünkü onlar birbirlerini severlerdi. hepsini sevmeli övmelidir. Ali şehîd edilince pek çok ağladı ve üzüldü.

ayaklarımı çekerdim.” 8.anhâ) buyuruyor ki. Ömer. 2. Resûlullahı severek onun cemâlini anlıyarak gördüğü için aferin ve takdir olmaktadır. Parlak alnından ter damlıyordu.a. Âişe’nin hadîslerini (253) sahife içinde toplamıştır.136 - .v.) Âişe’nin (r.“Ezvâc-ı Tâhirât içerisinde. Abdullah İbn-i Abbâs (r. ezvâc-ı tâhiratın hepsinden daha üstün olduğunu söyliyerek. Hadimi merhum.a.) kılarlardı. Çoğu zaman Hz. günde iki kere yidirmek lâzım olduğu meydandadır. Şaşa kaldım. Ali. görüşü. benim resmimi getirip gösterdi ve bu senin zevcendir dedi.“Resûlullah vefât ederken mübârek başları benim göğsümde idi. Gözlerimi kamaşdırıyordu. Kendisinden de Eshâb ve Tâbiîn’den birçokları hadîs-i şerîf nakletmişlerdir.) birazcık üzgün görse teselli etmek için elinden gelen her şeyi yapardı.) efendimizden 2210 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Mübârek yüzüne bakdım. Zeyd bin Sâbit (r.a.v. İslâm Dininde pek yüksek makam sahibi olup. Beyt: Ne iyi o gözler ki.a. Dîni mes’elelerin hallinde.v. onun yatağında iken bana vahy gelmekdedir” buyurmuşdu. beni incitmeyiniz! Biliniz ki. (Fukahâ-i Seb’a) yedi fıkıh âlimi demektir ki. Bana doğru bakdı.a.v. Resûlullah (s. “Âişe’yi üzerek.) bazı zevcelerine.) ve Abdullah İbn-i Ömer (r. öğünürdü: Bunlardan da bazıları şunlardır: 1. Ne tâli’li o kalb ki.a. Hz.“Resûlullah gece namazı kılıyordu. günde ikinci defa yemek yiyordum. acıkmadan yediğini anlayarak böyle buyurmuşdu. Ahmed İbn-i Hanbel.a. bunlar. Bazan da (Allahü teâlânın ve göklerde olanların sevdiklerinin sevgilisi diyor ki) derdi. Peygamberle (s. Allahü teâlânın ni’metlerini sayar. İbn-i Mes’ûd (r. Hz. Âişe (r. Ben yanında yatmış idim. Hz.a. Âişe’ye yemek yiyip yemediğini sordular.). burayı şöyle açıklıyor (Resûlullah (s. Secdede. Ter damlası. Gözlerimin arasını öpdü ve “Yâ Aişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi. (Tirmizî-Zühd) Resûl-i Ekrem (s. Âişe’nin fetvaları ile doludur.a.anhâ) ikinci yemeği.a. Âişe (r. israf edenleri sevmez” buyurdu. Allahü teâlâ. Fıkıh ve ictihâdda.“Resûlullahın (s.) zevceleri arasında benden başka hiçbirinin hem babası. Hz. Hz. “Sana ne oldu ki. “Yâ Resûlallah! Mübârek yüzünüzdeki nurların parlaklığına ve mübârek alnınızdaki ter danelerinin saçdıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim” dedim. onun için yanmaktadır! Tâbiînin büyüklerinden olan imâm-ı Mesrûk.“Allahü teâlâ benim hakkımda Berâat âyetini nazil eyledi” 7. Fıkıh ilminin kurucularındandır. keffâretler için. Ya’ni. güzele bakmakdadır. Âişe validemiz Resûlullahın rızasına kavuşmak için gecesini gündüzüne katardı. hem de annesi hicret etmiş değildir. mübârek elleri ayaklarıma değince. yalnız benim yanımda iken vahiy geldi.v.a. daha sonra da nasslardan (âyet ve hadîs) çıkan ahkâma kıyas ederek ictihâd ederlerdi. hadîs ve fıkıh âlimlerince takdir ve sitayişle anılanların başında gelmektedir. Daima oruç tutarlardı. Âişe’nin mübârek gözlerinin arasını öpmesi. keskin ve kuvvetli idi. benim seni sevindirmemden çokdur.” 9. Âişe’nin ilmini en ziyade neşreden hemşiresi Esma’nın oğlu Urve İbn-üz-Zübeyr ve birâder-zâdesi Kâsım bin Muhammed bin Ebû Bekir’dir. Sıddîka buyuruyor ki) diyerek söze başlardı.yışlarını çakıyordu.“Benim odam Resûlullahın türbesi olmuştur.” derdi. onlara karşı da her türlü iyiliği yapardı. Yoksa.“Resûlullah benim evimde vefât buyurdu.v.“Resûlullah beni istemeden önce. “Yâ Âişe! Yalnız mi’deni doyurmak sana her işden daha tatlı mı geliyor? Günde iki kere yimek de israfdandır. Hz.” 4. Hatta Resûlullahın akrabalarını da gözetir. Teheccüd namazını hiç terk etmezlerdi. Cebrâil aleyhisselâm. benden başka koca görmeden Resûlullah ile evlenen olmamıştır. senin beni sevindirmen. O’nu (s. önce Kur’ân-ı kerîm’e sonra hadîs-i şerîflere başvurur.v. “Hiç bir zaman doyasıya yemedim” buyurdular ve ağladılar.anhâ) kendisinin. böyle dalgın duruyorsun” buyurdu.)’dır.” 3. (Müsnet)’inde Hz.). Resûlullah (s.” 6. Resûlullah kalkıp yanıma geldi. Âişe’den gelen bir haberi bildirirken (Resûlullahın sevgilisi ve Ebû Bekir Sıddîkın kerîmesi olan Hz. .” Hz. Âişe. Ben de iplik iğriyordum. Bu hâl yalnız bana mahsûsdu (diyerek öğünürdü). O devrin belli başlı âlimlerinden ve fukahâ-i seb’adan biridir.) görünce. Sahih hadîs kitapları Hz. her tarafa nûr saçıyordu. 5. dedi. seni sevindiremedim” buyurdu.“Resûlullahın zevceleri içinde.) Resûlullahın vefâtından sonra Hz.

) yatağı. mü’minleri kendinden hoşnud etmiş. Âişe’ye geldiler ve Resûlullahın (s. Her işte yumuşak davranılmasını sever. şerrinden kaçarak insanların terk ettiği kimsedir. Namazını bitirip de yanıma geldiğinde. “Her gün yirmi kerre ölümü düşünen kimse.v. Hz. Yalnız Allah’ın emri çiğnendiği zaman müstesna. bir araya toplansa.anhâ) bir gün Resûlullah efendimize. Hz. bana ve diğer peygamberlere salevât getirirsen. 4. zirâ Allahü teâlâ bir kuluna iyilik murâd ederse onlara rıfk (yumuşaklık) kapısını gösterir.a. yumuşak ol.) hazretlerinin oğlu Ebû Selem: “Sünnet-i Resûlullahı Hz.v. isâbet-i rey bakımından en ileri gelen bir kimse idi” buyurmuştur. içi hurma lifi dolu deri idi” . ferâiz ilminde mâhir olan bir kimseyi görmedim” buyurmuştur. Hiç bir zaman Allah’ın Resûlü (s.” Urve bin Zübeyr: “Ne fıkıhda ne tıbda.” “Ey Âişe. Âişe’den daha çok ilmi bulunan kimse yoktu” buyurmuştur. Kur’ân-ı kerîmin hoş gördüğünü kabul edip râzı olurdu. Âişe Eshâb içinde en çok fıkıh bilen.Mü’minleri kendinden hoşnud etmeden. kul secde ettiği zaman. Âişe Ferâiz ilminden bir şeyler bilir miydi.” buyurmuşlardır.a. Bana dört şeyi yapmamı emrediyorsun.” Hadîs-i şerîfleridir.” Hz. Ben bunları bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim? Tebessüm ederek buyurdular ki: “Yâ Âişe! Ondan kolay ne var? Üç İhlâs-ı şerîfi ve bir Fatiha sûresini okursan. Âişe’nin ilmi yine çok olurdu. Râmuz-ül-ehâdis’de kendisine hitaben buyurulduğu bildirilen. “Şehîdlerin derecesine yükselen olur mu?” diye sorunca. 3. Âişe validemiz bütün İslâm ilimlerine vâkıf.günah olduğu zaman. o iki işin en kolayını alırdı -günâh olmadıkça. canım sana fedâ olsun. Âişe (r. babam. Âişe’den ferâize ait şeyler sorar ve öğrenirlerdi. Hz. Aişe’ye sorardık. sana birisi istemeden. hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Ey Âişe hiç hayâsız söz söylediğimi gördün mü? Kıyâmet gününde Allah katında en kötü insan. Abdurrahman bin Avf (r.Kur’ân-ı kerîm hatim etmeden. Hoş görmediğini kendisi de hoş görmez ve kaçınırdı.) buyurdu ki: “Bizler (Eshâb-ı kirâm) müşkül bir mesele ile karşılaşınca gider Hz.anha) hakkında bir çok hadîs-i şerîfler vardır. Lehül mülkü velehülhamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir) tesbihini okursan hac etmiş sayılırsın!” Tâbiînden gençler Hz.Tâbiînden Mesrûk’a soruldu “Hz.a.Benim ve diğer peygamberlerin şefâatlerine kavuşmadan.Ey iki cihanın güneşi olan Efendim! Annem. âyet-i kerîmelere vâkıf ve sebeb-i nüzûllerini bilen. Buyurdu ki: “O’nun ahlâkı Kur’ân idi. çünkü o. ne şiirde Hz. Âişe’nin ilmi pek çoktu. Hz.” “Resûlullah (s. zühd ve verâ sahibi çok cömerd bir zevce-i Resûlullah idi.” İmâm-ı Zührî: “Eğer zamanının bütün âlimleri ve Peygamberimizin diğer zevcelerinin ilmi.) ahlâkını sordular.) kendi nefsi için intikam almaya kalkışmamıştır.a. Âişe’den dahâ iyi bilen dinde tebahhur etmiş (derya gibi geniş ilme sâbib olmuş).” buyururdu. “Ey Âişe! Geceleri şu dört şeyi yapmadan uyuma!” 1. Onun vefâtında bütün müslümanlar ağladı.” “Ey Âişe. Çünkü O Ümm-ül-Mü’minîn idi.Hac etmeden!” Bunları söyledikten sonra namaza durdu. şehîdlerin derecesini bulur. müctehid.137 - .” “Resûlullahın (s. edîb.” Buyurdu ki: “Allaha yemin ederim ki.a. kendilerine dedim ki: .v. önce mü’minlerin ve sonra da kendi affını dilersen.v. şefâatımıza kavuşmuş.” “Ey Âişe. 2. Ata bin Ebî Rebâh “Hz. Bunlardan biri imâm Münâvî’nin Ebî Şeybe’den bildirdiği “Âişe cennetde de benim zevcemdir. birşey verirse. Allah kullarına lütf ile muamele edicidir. Allahü teâlânın sana gönderdiği bir rızıktır. ondan herkesten çok uzaklaşırdı. Allahü teâlâ onun secde yerini yedi kat yerin sonuna kadar tertemiz kılar. Aişe (r.a.) iki şey arasında muhayyer kılındığı zaman. kabul et. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden bir çoğu gelir Hz. (Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh. Ebû Mûs’el Eş’arî (r. Kur’ân-ı kerîmi hatmetmiş.” “Ey Âişe bilmez misin.

sh-8 11) Üsüd-ül-gâbe. onun için zenginlikten daha iyi idi. Hz. Muhammed (s.)’e biri geldi. Âişe (r. 39.v.) tenbellikden Allahü teâlâya sığınmış. 72. Hz. sh-43 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. bu sebeple Rableri onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir şekilde yaptı.) karnı (hiçbir zaman) yemek ile doymamıştır. 27. (Beyân ve Şi’r) babında diyor ki.” Ebû Dâvud. 22.v. Resûlullah (s. Müslümanları onun şerrinden korumak için müdârâ buyurdu. Bab-19 19) Nesâî: Nikâh Bab-29 20) İbn-i Mâce: Nikâh Bab-13 . kız kardeşim Esma.anha) sebebini sordu. And olsun ki. müslümanların başında bulunan bir münafık idi. sh-359 6) El-İstiâb cild-4.) baldızına bakmadı. gündüz orucundan alıkoymazdı.138 - . Medine’de kaht (kuraklık) oldu. Âişe (r. anha) ve Enes bin Mâlik (Buhârî) ve (Müslim) de bildirmişlerdir. Benim için en güzel ve sevimli şey. bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler. 310 5) El-Îsâbe cild-4. sh-240 4) Eshâb-ı Kirâm sh-9. onun yüzünden ve iki ellerinden başka. Hz. çirkini çirkin olan sözdür” buyuruldu. iyisi iyi olan. yalvardılar.). Bütün gece açlıktan kıvransa bile. 70.a. Resûlullah (s.v. Öyle yaptılar. Çok yağmur yağdı. 76. Hz. sevablarını arttırdı. Resûlullah (s. Hz. keselden koru!” diye duâ ettiğini. Âişe (r.” Allahü teâlânın. Resûlullahın türbesinin tavanını deliniz buyurdu. 153. 184. yerlerini erkeklere göstermemesi lâzımdır” buyurdu. 72 17) Ebû Dâvud: Nikâh. Kabr-i şerîf ıslandı. Ya’ni.v. 47. Odaya girince. Mübârek yüzünü çevirdi ve “Yâ Esma! Bir kadın. Âişe’den (r. Çünkü böyle bir hayat beni onlardan geri bırakır. sh-27 9) Şezerât-üz-zeheb cild-1. 78. (Eşî’ât-ül-leme’ât) da. Âişe-i Sıddîka’nın haber vermiş olduğu şu hadîs-i şerîften anlaşılmaktadır.v. namaz kılacak yaşa geldiği zaman.a. bir sözü çirkinleştirmez.v. Âişe (r. Âişe’ye gelip. 76.) Hz. Gidince.a. meyvelerini ve refah hayatını isterdi. “Resûlullah (s. 10. gülerek karşılayıp iltifat eyledi. O zehrin te’sîri ile ebher (aort) damarım şimdi çalışmıyacak hâle geldi. ma’nâsıdır. cild-5. sh-61 10) Tabakât-ül-Huffâz cild-1. sh-501 12) Fâideli Bilgiler sh-68.Ey Âişe. Rablerine kavuştular.a. sh-29 14) Sahîh-i Buharî Kitab-un-nikah Bab-38. sh-58 3) El-A’lâm cild-3. insanların en üstünü olan Hz.a. “İnsanların en kötüsü. kardeşlerime.a. O. Elimle karnını sıvazlardım ve derdim ki: “Canım sana fedâ olsun! Sana güç verecek şu dünyâdan bazı menfâatler (yiyecek ve içecekler) temin etsen olmaz mı?” “. Fakat o halleri ile yaşayışlarına devam ettiler. Âişe’ye “Dinde fırkalara ayrıldılar âyet-i kerîmesi bu ümmette meydana gelecek olan bid’at sahiplerini ve nefslerine uyanları haber veriyor. Bab-32 18) Tirmüzî: Nikâh. “Kabilesinin en kötüsüdür” buyurdu.” buyurdu.“Peygamberin (s. Derisinin rengi belli oluyordu.anha) bildiriyor ki. Ben refah bir hayat yaşamaktan haya ediyorum. Onu uzakdan görünce. “Yâ Rabbi! Beni. Şi’ri çirkin yapan. İsteseydi Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini. dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır” buyurdu. sh-97 8) Tezkiret-ül-Huffaz cild-1.anha)nın bildirdiği hadîs-i şerîfde. dünyâ benim neyime! Ulû’l azm’den olan peygamber kardeşlerim.anha) dedi ki: Bu sözlerinden bir ay sonra (fazla) kalmadı vefât etti (s. Arkasında ince elbise vardı. Ömer’in haber verdiği hadîs-i şerîfde Resûlullah (s. O’nun o halini gördüğüm zaman acırdım ve ağlardım. 1) Hilyet-ül-evliyâ cild-2.a. Bu hususta hiç kimseye yakınmamıştır.) bütün gece tek bir âyetle namaz kıldı.v. vezn ve kâfiye. “Hayberde yidiğim zehirli etin acısını duymaktayım. 69. “Şi’r. 59 15) Miftah u kunûz-üs-sünne. Âişe maddesi 16) Sahîh-i Müslim: Nikâh. Hz. 202 13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. sh-366 7) Medâric-ün-Nübüvve cild-2. zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayan kimsedir” buyurdu. İhtiyaç. Resûlullahın yanına geldi.a.v.)’e Peygamberlikle birlikte şehîdlik derecesini de vermiş olduğu. O’nun bu durumu.

v. Daha sonra Habeşistan’dan Mekke’ye döndüler. Sevde. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhlandıktan sonra yaptı.s)’ın Allahü teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur. “Vefâtımdan sonra bana ilk kavuşacak .a. “Yâ Resûlallah. Saçını başını yolmaya başladı. Böylece üzüntüsü ve kederi gitmiş. gördüğü bu güzel rüyasını da kocası Hz.v.a. Ömer’in halifeliğinin son yıllarına rastlamaktadır. Çok şakacı ve latifeyi severdi. Fakat Hz. kocası Hz. Sevde (r. Sevde’ye evlilik teklif etti.) dedi ki: “Ey Sevde. gök yüzünden inen ay başının etrafında dönmüştü. Sekran (r. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. Onlara devamlı hareket ve sözleriyle İslâmiyetin üstünlük ve büyüklüğünü anlatırdı. Sekran’ın vefâtında 50 yaşlarında idi.v. saçımı yolduğum. Sevde binti Zem’a bin Kays bin Abdişems bin Abdivüdd bin Nasr bin Mâlik bin Hasel bin Âmir. Yakınlarının hepsi Peygamberimizin (s. çevresi üzerinde çok büyük tesir yapmıştı. Hz. O’nun vefâtından sonra bir daha hac ve umreye gitmemiştir. Uhud Savaşına katılarak. amcasının oğlu Sekran İbn-i Âmir ile ilk evliliğini yapmıştı. Sevde’nin vefâtı ise Hz. Sevde de. Sekran’a anlattı. el-Kureyşi.) yaşlı ve dul olan Hz. Şemmûs bint-i Kays İbn-i Zeyd İbn-i Amr İbn-i Âmiriye’dir. Kendisine gelen bütün hediyeleri fakîrlere verir. onların sevinmesinden çok zevk duyardı. Peygamberimizle (s. Hz. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.) müslümanların Habeşistan’a hicretine izin vermişlerdi.a. O’nun imânındaki sadakati.anha) birkaç gün sonra başka bir rüya daha gördü: Kendisini bir yastığa yaslanmış. emirlerini titizlikle yerine getirirdi.).a.anha) bil ki. O’na karşı edeb ve terbiyesinde hiç kusur etmez.) karşı çok itâatkâr idi.v. Eline yüzüne üzüntüsünden toprak serpmişti.) şakalarıyla sevindirmiş ve duâsını almıştır.v. bizim içimizden hangimiz size en önce kavuşacak dersiniz?” Bunun üzerine Peygamberimiz (s. bol sadaka dağıtmasıyla tanınırdı. Hz.) bu rüyayı da dinledi ve şöyle dedi: “Ey Sevde (r. O’nun İslâmiyetten aldığı güzel ahlâkı. Sevde’nin. Peygamberimiz (s.v.v.) üzerinde çok derin bir tesir bırakmıştı.) de.) Medine’ye hicretinden önce îmân ederek müslüman olmuşlardı.21) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-983 HZ. Nesebi (silsilesi). Hz. kocası Hz.v.139 - . bütün zorluklara rağmen İslâm Dîni’nden dönmemesi. mübârek ayaklarını Sevde’nin omuzuna koymuşlardı. bu benim mutlaka öleceğime.a.anha).a. Sekran’a anlatmıştı. Peygamberimiz (s. Sevde kocasının vefâtı ile çok üzüldü. sanki kolu kanadı kırılmış gibiydi. Sevde. alçak gönüllülüğü. Peygamberimiz (s. bu yolda başını ortaya koyması. Sevde. onlara su taşıyarak çok büyük hizmetler etmişti. Hz. Hz. Sekran Mekke’ye dönüşünden kısa bir müddet sonra vefât etti. Sevde. Sekran’ın vefâtından önce şöyle bir rüya görmüştü: Rüyada Peygamberimiz (s.a. Hz. sen gerçekten böyle bir rüya gördünse. benim ölümümden sonra mutlaka evleneceksin” dedi.v.a. Hz. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Hz.” Sevde (r.) son veda haccında bulunmuş. kocası Hz. Nitekim Sevde (r. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Hz. akıllara durgunluk verecek halde idi. Bu sırada Mekkeli müşriklerin müslümanlara yaptıkları eza ve cefâlar dayanılmaz.a. kocası Sekran ile birlikte ikinci Habeşistan hicretine katılarak oraya gitmişlerdi. Hiçbir sahabenin üzülmesine ve kalbinin kırılmasına dayanamayan Peygamberimiz (s.a.) ile evleneceğine bir işarettir. Daha sonra bu yaptıklarından pişman olduğunu şöyle anlatmıştır: “Zem’a’nın kızı Sevde’nin Resûlullah’a nikâhlandığını duyunca.) ile birlikte diğer hanımları gibi sırası geldiğinde savaşlara iştirak ederdi. Annesinin ismi ise. çevresinde bulunan kardeşleri ve yeğenlerine çok tesir etmişti. oradaki birçok müslümanın yarasını sarmış. Sevde (r. Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini.a. Hz. Gerçekten de Hz.anha) ile olan evlenme de böyledir. başıma ve yüzüme topraklar serptiğim zamanki kadar. eli açıklığı.v. babası Zem’a ile kardeşi Abdullah henüz İslâm Dîni’ni kabul etmemişlerdi. hepsi Cebrâil (a. Hz. Rüyayı dinleyen Sekran (r. Onların müslüman olmasına sebep olarak İslâmiyeti ilk kabul edenler safına sokmuştu.v. el-Âmiridir. kocası Sekran İbn-i Amr ile îmân ederek müslüman oldular. Sekran bu rüyadan bir kaç gün sonra vefât etti. Sevde. O ise bunu sevinerek kabul etti. Bir gün Peygamber efendimizin hanımları huzura toplanarak Ona sordular. Birçok kerre Peygamberimizi (s. senin de Hz. Her yerde O’nunla beraber olmayı ve O’na hizmetle şereflenmeyi canla başla isterdi. Sevde. Peygamber (s. Hz. Peygamberimize (s.a. yaradılmışların en şereflisine eş olma se’âdeti gelmişti.anha) îmân edip müslüman olduğu zaman. artık benim ölümüm yaklaşmıştır. gülünç ve aşağı duruma düştüğümü hiç hatırlamıyorum” demiştir. İslâmiyetin geldiği ilk yıllarda. edebi ve terbiyesi. Ben öyle inanıyorum ki. Sevde de gördüğü bu rüyasını.) ile evlenmesini duyan kardeşi Abdullah bin Zem’a çok üzüldü.v. SEVDE BİNTİ ZEM’A: Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri.a. Bunlar dinî. Sevde’nin îmân bütünlüğü.

almadılar diye cevap verdi. vefâtından bir sene önce tesbih namazlarını oturarak kılmaya başladı” buyurdu. tabutunu bırakmadı. “Peygamber efendimizin (s.a. iradesi kuvvetli. en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden.a.140 - .anha) rivâyet etmiştir. demişlerdi. babası Hz. Allah’ın zikri ile çok konuşmak ise kalbi diriltir” buyurdu. Hafsa’ya hususi olarak kendisinden sonra. hakkında hâdîs-i şerîf söylendi. 45 (m. Peygamberimizin (s. Abdullah bin Ömer.a.anha) Hz.v. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi. kalbi öldürür. Bu suretle.v. onları sevindirmek için. Cebrâil (a.) oturarak tesbih namazı (nafile) kıldığını görmedim. hattâ. O’nun hakkında. Mekke’de müslüman oldu. haber verdi.) birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular. Hafsa. az hadîs rivâyetinde bulunduğunu doğrulamaktadır. Safiye binti Ebû Ubeyde. Âişe.). Kâ’be’nin Kureyş tarafından yapıldığında. kalbleriniz meyl eder” buyurdu.) herkesin düşüncesini.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r. Bir gün. Hafsa’yı bir ara boşadıysa da.v. Sevde’nin (r. 1) El-A’lâm cild-3. Hz. Ümmü Mübeşşir.a. Hz. Ebû Bekir’e ve Hz. Abdurrahman bin Hâris talebeleri olup. Yâ Resûlallah (s.” Peygamber efendimiz (s.a. Zeyneb binti Cahş vefât etti. Ömer bin Hattab’ın (r. “Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum.) Hz. Bunlar. 665) senesi Şaban ayında Medine-i Münevvere’de vefât etti.a.v.a.) daha yüksek ve daha iyi kimse olmadığını biliyordu.a.v. Peygamberimizden (s.) kendisine hitaben. Ebû Dâvud.a. Hafsa’ya. Biset’ten beş sene önce doğdu. “Ey Hafsa! Şakın çok konuşma! Allah’ı anmadan çok konuşmak. Osman’ın hilâfetinde Kur’ân-ı kerîm’in çoğaltılması esnasında muhafaza ettiği nüshayı halifeye teslim etti. hemen buyurdu ki: “Yâ.) kızı olup. Babası şehit olurken. Hz.) Hz. Hafsa.olan kolu uzun olanınızdır” buyurduğunu Sevde (r. Osman’a kızımı alır mısın dedikde. Hz. Peygamberimizden (s. Ömer’in hilâfetinde ise kendisine divandan onbin dirhem tahsisat bağlanarak geçindi.v.v. Ömer hicretin üçüncü yılında. Ömer. Hafsa âyet-i kerîme içinde geçip. Geceleri ibâdetle geçirir. defn ettiler. gündüzleri oruç tutardı. Peygamberimiz (s. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: . Ebû Bekir’in ve Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu. “Hafsa tam mânâsıyle babasının kızıydı.a. Huneys ile ilk muhacirlerden olup. Hz.a. Hz. Hz. Ebû Bekir ve Osman (r. Resûlullah (s. Tirmizî. Ömer de. Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. bir bakışta. (Evet Yâ Resûlallah) dedi.anha). Bakî Kabristanlığı’nda Abdullah bin Ömer. Âişe ile ikisine “Allah’a tevbe ederseniz.) de cenâzeyi Bugayre’nin evinden kabristanlığa kadar sırtında taşıyıp. Resûlullah (s. sh-52 3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6 sh-429 HZ.) vefâtından sonra hanımlarının içinde en çok sadaka dağıtan ve cömert olan Hz.) diğer hanımları ise yukarıdaki hadîs-i şerîfin mânâsını ancak o zaman anlayabilmişlerdi.a. Ömer’in halife olacağını bildirdi. Çünkü Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. İslâmiyeti kabul edince.) sabah namazı için kalktığında abdest aldıktan sonra evinde sabahın sünnetini kıldığını haber vererek hadîs kitaplarına geçirdi. Beyt-ülmal’dan tahsisat ayrıldı. “Yâ Ömer. Peygamberimiz vefât edince. sh-145 2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-8.v. Ebû Bekir ve Hz. sonra Medine’ye hicret etti.). Hârise bin Vehb. HAFSA BİNTİ ÖMER: Resûlullah’ın mübârek hanımlarından. her üçü ve başkaları yanında iken.) daha iyi birisine versem ister misin?” Ömer şaşırdı. Resûlullah da (s.a. Altmış hadîs-i Şerîf bildirdi. sebebi nedir?” diye sordu.a.a. Peygamber efendimizin (s.v.a. Müslim.) nikâhıyla şereflendikten sonra dînî pek çok hususlara bizzat şâhid oldu. Uhud’da yaralanıp. Hamza bin Abdullah kabre koyup.v. Nesâî ve İbn-i Mâce hadîs nakletmişlerdir.) teklif ettim. Senenin çoğunu oruçlu geçirirdi. Yine Hz. Cenâze namazını Mervan Âmil kıldırdı. düşüneyim. herkese doğru söylememiz farz olduğundan.a. Çok bilgili idi. pek çok hususu rivâyet edip. Hz.a. Bedir ve Uhud gazvelerine katılıp. Genç yaşta dul kaldı. Hafsa (r. genç yaşında dul kalınca. Ebû Bekir’in toplatmış olduğu Kur’ân-ı kerîm’i muhafaza etmekle vazifelendirildi.) 60 hadîs-i şerîf rivâyet etmiş. Ömer! Kızını.a. Âsım bin Ömer. Peygamberimizin (s. Hz. kendisinden de Buhârî. Lüzum görürse sorardı. özü sözü bir idi.v. bilgili. Ömer’in halifeliğinin son zamanlarında vefât etmesi de.) bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler dört-beş taneyi geçmemektedir. Sâlim bin Abdullah.v. Hamza bin Abdullah. anlardı.v. Hz.)ın işaretiyle tekrar nikâhına aldı. Ona. kızını bana ver!” buyurdu. Dîni vecibeleri hakkıyla yerine getirirdi.s.v. Hz. Peygamberimiz (s. ona hizmetçi oldu. buyurdu. Ancak. önce Habeşistan’a. Peygamber efendimizin (s. Huneys bin Huzafe ile evlendi. Ebû Hureyre (r. Huneys. Hafsa.a. annesinin ismi Zeyneb binti Mad’un’dur. Medine’de şehit oldu.

Zeyneb binti Cahş’dır. Resûlullah “Meleklerin bile haya ettiği Osman’dan haya etmeyeyim mi?” buyurdu. Habeşistan’da Zeyneb.) vefâtından sonra ise hanımları arasında ilk vefât eden Hz. Peygamber efendimiz (s. Peygamberimizin (s.) yataklarına yattıkları zaman mübârek sağ ellerini başlarının altına koyar ve şöyle duâ ederdi: “Rabbi kınî azâbeke yevme teb’asü bâdeke” “Yâ Rabbi insanların ba’s olunacakları günde beni azabdan koru” (3 defa). Kocasıyla beraber İslâmiyeti ilk kabul edenlerdendir. sh-315 2) El-İstiâb cild-4. Osman (r. Ömer (r. Mekke’de Bi’setten onbeş sene kadar önce doğduğu tahmin edilmektedir. Mevâhib-i ledünniyye şerhi cild-3.) Hz.“Peygamber efendimiz (s. 425 3) Sahîh-i Buhârî cild-2. Zeyneb önce Hz.) nikâhı ile şereflendikten sekiz ay kadar kısa bir zaman sonra 4 (m. Seleme. Mekke’deki kâfirlerin. Durumunuzu değiştirmediniz. Sonra Hz. sh-721 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1009 11) Eshâb-ı Kirâm sh-342 HZ. Hz. Ebû Bekir (r. Zikr-i Hafsa 9) Zerkânî. sh-273 7) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. Babası Ebû Umeyye Süheyl bin Mugîre bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum. Medine’de 57 (m. İlk önce. ÜMMÜ SELEME: Peygamberimizin mübârek hanımlarından. sh-283 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Ebû Bekir. Resûlullah’ın (s.” 1) El-İstiâb sh-734 2) Üsûd-ül-gâbe cild-5. bizzat fakîr ve düşkünleri arar. Onlara da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Abdullah. sh-81 6) El-Îsâbe cild-6. Ömer ve diğer Eshâb-ı kirâm geldiler. 1) El-Îsâbe cild-4. Zeyneb binti Huzeyme. yoksul ve muhtaçlara çok merhamet ettiği ve şefkatli davrandığı.v. 626) senesi Rebiulâhir ayında otuz yaşlarında vefât etti. giyinmeye. Ömer ve Dürre isimlerinde dört çocuğu doğdu.a. İslâmiyetten önceki devirde fakîr.” “Birgün Resûl-i ekrem (s.a. Çok ibadet yapar. sh-314 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.v. Zeyneb. Elbisesini düzelttiler. Lâkabı “Ümmül mesâkin”dir. almaya ve vermeye sağdan başlardı. Peygamberimiz hayatta iken yalnız Hz.” “Peygamber efendimiz (s. sh-725.v. Hallerini değiştirmediler. Künyesiyle meşhûrdur. Daha sonra Hz. Eline geçen mal ve parayı bekletmeden hemen sadaka olarak dağıtır. Bundan başka işlere soldan başlardı. Resûlullah (s. Uhud Savaşı’nda şehit oldu. sh-50 8) Sünen-i Ebû Dâvûd. Zeyneb ile evlendi.a. Hz. iki rekât namaz kılardı. O da Bedir Savaşı’nda şehîd oldu.a. Hepsi gittikten sonra Resûlullah’a “Ey Allah’ın Resûlü. Nesebi.) gelip izin istedi.v. onlara daima yemekler yedirip sadakalar verdiği için “Ümmül mesâkin” (Fakîrlerin annesi) lakabıyla tanınırdı. 768 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. Zeyneb vefât ettiler.a. bulur ve onlara yardım ederdi. ZEYNEB BİNTİ HUZEYME: Resûlullahın mübârek hanımlarından. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir hâl alınca.a. Abdullah bin Cahş ile evli idi. Hadîce ve Hz. ilk önce Tufeyl bin Hâris’in hanımı idi. sh-115 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089 HZ. Mekke’ye tekrar geldilerse de. elbisenizi düzelttiniz” deyince. Hafsa’dan sonra hicretin üçüncü senesi Ramazan ayında Hz. Hz. 667) senesinde vefât etti.) namazını kıldırdıktan sonra Onu Medine’nin Baki Kabristanına defn etti.141 - . Mü’minlerin annesi Hz.a. Künyesi Ümmü Seleme’dir.) Ramazan’da müezzin ezan okuyunca. sağ eliyle içer. Habeşistan’a hicret etti. Peygamber efendimiz sağ eliyle yer. Diğer rivâyete göre.v. kâfirlerin müslümanlara zulümleri neticesinde Bisetin onbirinci senesinde . Osman gelip izin isteyince Resûl-i Ekrem hemen toparlandı.v. halasının oğlu Ebû Seleme bin Abdulesad ile evlendi. İsmi Hind’dir.a. Resûlullah’ın halası Ümeyme’nin oğlu idi.) elbisesini diz kapaklarının altına kadar sıvayıp istirahat ediyordu.a) gelip izin istedi. Hz. Zeynep binti Huzeyme bin Abdillah bin Amr bin Abdimenaf bin Hilâl bin Âmir bin Şa’saa el-Hilâliyye’dir. yiyip içmeyi keser. Ona da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler.) geldi. çok sadaka verirdi. Habîb-i Ekrem izin verdiler. annesi Âtıke binti Âmir’dir.a.v. Hz. Sonra Hz. Bir grup Eshâb-ı kirâm da gelip izin istedi. Tufeyl boşayınca kardeşi Ubeyde bin Hâris ile evlendi. Kendisine dörtyüz dirhem mehr verdi. abdeste. sh-421.

benden daha hayırlı. Ebû Seleme. benden sonra.v. Ne sen. Medine’ye kocasının yanına gitmesine müsaade ettiler. Fakîrlerin ihtiyacını karşılayıp. daha güzel.) isteyince de.v. Hayreti ise. “İşittiğime göre. Safiye binti Şeybe. Ebtah’ta bir yıla yakın ağladı. Niçin çekilelim?” diye sebebini sorunca: “O görmüyorsa siz de mi görmüyorsunuz?” cevabını aldıklarını nakletti. Kadınların namahreme yani yabancılara görünmemesi hususunda da şu hadîs-i şerîfi nakletti: “İbn-i Ümmü Mektûm a’mâ (gözleri görmeyen) olup. Muhammed (s. Meymûne de oradaydı. kölelerinden Benhan. Mihr ve cehiz olarak. “Yâ Rabbi! Beni ve onu afv eyle! Bana onun ardından. Resûlallah da. onun her şeyi ile bereketlenmek isterdi.Medine’ye hicret etmek istediler. sakal-ı şerîfi suya daldırır. Ümmü Seleme ve Hz. üzerine sabit kıl. O kimsenin de sıkıntısı giderdi. dul kaldı. Allahü teâlâ onu Cennette kocasıyla bir araya getirecek. Hind binti Hâris Feasiye. çocuklara çok şefkatliydi.a. Ümmü Seleme.a.) öğle namazını erken kılardı. ne de ben. başkasıyla evlenmezse. Çocuğunu da yanına alıp. Zeyneb. İbni Sefîne. ömrünün sonuna kadar Resûlullah’a hizmet etmek şartıyla kölesini azat etti. çocuklarını ve şahid olarak velisinin bulunmadığını bildirdi. muhakkak. Uhud Gazvesi’nden sonra şehîd olunca.v. dünürcü Hâtib bin Ebî Beltaa’ya.a. 626) senesinde Şevval ayının sonunda evlendi. Ebû Bekir sonra da Hz. buyurduğunu rivâyet etti. dağılıp gideceğini söyleyince.) bir hadîs-i şerîfini de rivâyet etti: “Benim sahâbîlerim içinde öyle kimseler vardır ki. İddet müddeti bitince. Allah. Ebû Va’il. Kendisinden çocukları Ömer. Hz.” Yine Peygamber efendimizin şöyle duâ ettiğini rivâyet etti: “Ey kalbleri hâlden hâle inkılâb ettiren! Kalbimizi senin dînin. benden sonra evlen. istediyse de. hayırlının kim olduğudur. sen evlen”. gözü de görmez. tutamayacağını sorunca: “Ben sana itâat etmek. Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf çok miktarda mal ve servetinin biriktiğini. diye sual buyurunca.a. Perşembe ve Cuma günlerinde oruç tutardı. iki hurma da olsa boş göndermezdi. Urve bin Zübeyr. Ebû Seleme ile Medine’ye geldi. akrabalarına Ümmü Seleme’nin acı hâlini anlattı. Uğranılan musîbetime karşılık daha hayırlısını bedel kıl! diye duâ edene. Peygamber efendimiz ile 4 (m. Ebû Seleme. Abdurrahman İbni Hâris. Resûlullah (s. Ümmü Seleme. çanak. Ebû Seleme.a. Safine. Bu hususta Peygamberimizin (s.) Hz. Bereketlenmek niyyetiyle Peygamberimizin mübârek sakalından bir kaç teli gümüş kutuda saklardı. 667) senesinde vefât etti. Uhud Gazvesine katılıp yara aldı. kardeşi Âmir. Resûl-i Ekrem (s. Hz. İnsanlara merhametli. bunun mükafatını verir”. Sa’d bin Müseyyib. Ümmü Seleme. onu hor görmiyecek. Allahü teâlâ onu da Cennete hanımı ile beraber götürecek. bir gün Resûlullahın huzuruna girmek için müsaade istedi. kıskançlığını. “Zât-ı Se’âdetleri Hz. “Allahım! Ümmü Seleme’ye. bir kâse su getirip. buyurup. kocasından ve çocuklarından ayırdılar. iki adet el değirmeni. musîbete uğradığı zaman “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun” der ve sonra da “Yâ Rabbi! Uğradığım bu musîbetimde bana ecir ihsan et. Ebû Kesir. Cennetlik kocası başkasıyla evlenmezse. musîbete uğrayan bir kimse. İbni Hişam. Peygamber efendimizin en son vefât eden mübârek hanımıdır.” Yine “Allahım! Kalbimi temizlemeni ve edeb yerimi korumanı senden dilerim. Ona sevindim. yeğeni Mus’ab bin Abdullah. o kimsenin yüzüne sürerdi. çok sevab olduğu cevabını aldı. ondan daha hayırlı. Yine Cennetlik kadın vefât edince. Müşfik bir anne olup. benden sonra gözleri bir şey görmez. Her ayın ilk Pazartesi. sözünü dinlemek için danıştım. hakikaten sözünü tutup.v. azadlı cariyesi Hayre ve oğlu Hasan. Ebû Seleme’nin şehîdliğini haber verip. Ebû Osman Ahdî. ilk kocasından olan çocukları hakkında Resûlullaha. gel seninle sözleşelim. nasıl duâ edeceğim. O halde. Hamid bin Abdurrahman. Namazın fazîletlerine ve vaktine çok dikkat ederdi. Bunların da üçyüzyetmişsekizini rivâyetle müslümanlara intikâl ettirdi. senden sonra evleneyim. Pek çok hâdiseye şahit olup. Eshâb-ı kirâm kadınlarının içinde fıkhı en iyi bilenlerdendi. kocası vefât eden Cennetlik bir kadın. Peygamber efendimize (s. Eshâb-ı kirâm’dan birinin bir sıkıntısı olursa. hayret etmesine rağmen emrini yerine getirdi.) hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurunca hanımları “Bu gelenin iki. Kûba’da kocasıyla buluştu. Siz ise ikindiye bırakıyorsunuz” diyerek geç kılmamalarını tavsiye ederdi. hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. Ebû Seleme’nin sevinçli geldiğin de “Resûlullahtan bir söz işittim. Yolları tutulup. takva ve ibâdetle geçirdi. Ebû Bekir bin Abdurrahman.a. Allahü teâlânın kıskançlığı gidereceğini. Ebû Seleme. Ümmü Seleme “Yâ Rabbi! Beni ve Ebû Seleme’yi afv eyle! Bana O’nun ardından. Kendisi cömerd olduğu gibi başkalarını da teşvik ederdi. Medine yolunda da eziyet ile karşılaştılar. . Ümmü Seleme. Kubeyse binti Durayb. Hayatını zühd. Hz. Öğle namazını geciktirenlere.) ile nikâhlanmak nasip oldu. deri yüzlü ve içi hurma lifi dolu bir yastık ile içi hurma lifi dolu bir döşek verdi.142 - . Hz. harcayıp dağıtmasını tavsiye etti.v.” Bu cevap üzerine Ebû Seleme. Muhammed (s.v. Kendisi hizmetini yaptığı gibi. kabul etmedi. Ümmü Seleme kocasına. müslümanlardan. Peygamber efendimizin Veda Haccı dahil vefâtına kadar yanında kaldı. kendisi çocuklarına bakacağını bildirince. Ömer talip olup. Amcasıoğlu insafa gelip. Medine’de 57 (m. hadîs ilminde üstün olduğu gibi. Süleymân bin Yaser hadîs-i şerîf rivâyet etti. birer adet de su testisi. daha güzel bir bedel ihsan eyle!” diye ettiği duâ kabul olarak. incitmiyecek bir koca nasip et!” diye duâ etti. “Bunlara gösterdiğim şefkat karşılığı ben ne kadar sevab elde edeceğim” diye sorunca. “Ben vefât edince. Medine-i Münevvere’de Baki’ Kabristanlığına defn edildi.” Peygamber efendimize çok hürmetkâr olup.” deyince. önce Hz. Resûlullah’a hürmetlerini arz ettikten sonra. ondan daha hayırlı. Abdullah bin Râfi’. Ebû Seleme Medine’ye gidince. bir bedel ihsan et” duâsını öğrenip. nikâh kıyıldı.

halasının kızının durumuna üzülüp.. sevincinden iki rekât namaz kılıp.anha) bunu işitince.” “Akşamın farzından sonra altı rekât namaz kılan kimse. Hz.” “Bir kimse insanlar kendisine baksın diye tefahur (öğünmek) için giymek üzere bir elbise alırsa. “Yâ Rabbi! Senin Resûlün beni istiyor. Haramdan alıkoyacak takva..) Hz. sh-289 5) İbn-i Hişâm cild-3 sh-644 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Hz. Mekke’de Bi’setten yirmi sene önce doğup.a. 2. Zeyd’den (r. yumuşaklık.” “Kendinize bedduâ etmeyin. bazılarını inkâr edeceksiniz.a. Allah ile muahede ederek aldınız ve Allah adı ile onları kendinize helâl ettiniz. ZEYNEB BİNTİ CAHŞ: Peygamber efendimizin mübârek hanımlarından.) azadlı kölesi olan Zeyd bin Hârise’ye 2 (m. evlâtlıkların zevceleriyle evlenme yasağını ortadan kaldırmak isteyerek. Namaz kıldıkları sürece harb etmeyiniz. 1012. Beni Esad kabilesinden Burre’nin kızı olup. Mekke’den Medine’ye hicret etti. sh-86 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079. o elbiseyi çıkarıncaya kadar.” “İçinizde kim hilâl-i Zilhicceyi görüp de Kurban kesmek niyetinde bulunursa kurban kesinceye kadar vücudundaki saç ve kılları ile tırnakları kesmekten vazgeçsin. aynı zamanda bir cahiliyye âdeti olan. onun şerefini iade etmek. annesi Resûlullah’ın halası Ümeyme’dir. ancak hayırlı duâ edin.” “Bir kimse. sh-454 HZ. tam bir sene nafile ibadet etmiş sevabını alır veya Kadir gecesini ihya etmiş sayılır.” “İleride bir takım âmirler başınıza gelecektir ki. Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun. Denildi ki (Yâ Resûlallah) Onlarla harp etmeyelim mi? Resûlullah (s. fakat kabul edip onlara uyanları Allah rahmetinden mahrum kılacaktır. sevmiyenler selâmete erecek. bazı emirlerini kabul edecek. halk arasında hüsnü muamele ile yaşayacağı bir ahlâk. Bekârdı. onlar sizin elinizde (bir nevi) hürriyetlerini kaybetmişlerdir.” “Bir kimsede üç şeyden biri bulunmazsa ameli kıymet ifade etmez ve hesaba değmez. Medine’de 20 (m. Eğer onun zevceliği ile şereflenmemi takdir buyur. sh-1069 2) Üsûd-ül-gâbe cild-5.” 1) Kâmûs-ül-al’âm cild-1.İsyandan kendisini alıkoyacak takva ve Allah korkusu.” “Kendisinden kocası râzı olduğu halde ölen her (müslüman) kadın Cennet’e girer. sefîhe uymaktan menedecek hilm. 640) yılında vefât etti. Mescid-i Aksa’dan hac veya umre niyetine ihrama girerse. Resûlullah (s.) ayrıldıktan sonra geçen bir kaç ay içinde. ona nazar etmez. Zeyneb’in hakkını gözetemediğinden bir yıl sonra hicretin üçüncü senesinde ayrıldılar.Kötüye karşı susmasını bildirecek hilim.İnsanlarla geçim sağlayacak güzel huy. Allah. Hz. Zeyneb (r. Onları. Künyesi Ümmü Hakem’di.” “Kuvvet ve bahadırlık güreşçilik değil. Eliniz altında bulunanlara güçlerinden fazla iş teklif etmeyin. Zeyneb’i nikâh etmek istedi. sh-218 10) El-Îsâbe cild-4. (Allahtan korkun onlara iyi muamelede bulunun). İnkâr edenler beraat edecek. Zeyneb ilk îmân edenlerdendi.” “Kendisinde üç haslet veya bunlardan biri bulunmayanın hiç bir ameline kıymet vermeyiniz: 1.) “Hayır!.” “Bir kimse “Allahümmağfirli ve lil mü’minîne vel mü’minat” derse her mü’min adedince sevab alır.143 - . Zeyneb. sh-885 3) Sahîh-i Buhârî cild-2.a. sh-306. anasından doğduğu gibi temiz olur. üzülüyordu. Zeyd bin Hârise(r.v. asıl kuvvet gadap ânında nefse hâkim olmaktır. bir azadlı tarafından zevceliğe lâyık görülmemiş bir duruma düşmesini düşünüp.Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Namaz. Resûl aleyhisselâm. 308 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. 623) yılında nikâhlandı. sh-458 11) El-İstiâb cild-4.a. (namaza devam edin). 371 8) Eshâb-ı Kirâm sh-403 9) Mevâhib-i Ledünniyye cild-1. Zira Melâike dediğinize “âmin” der. İsmi Zeyneb. Burre Îmân etmediği için Cahş denildi.v. 3.

Eshâb-ı kirâm arasında hâlâ devam eden bir çok örf ve âdetlerin (gelenek görenek) ortadan kalkması sağlanmıştır. tabuttan uzaklaş! Cemâat seni sıkıştırmasın.) Hz. Zeyneb’i kimin kabre koyabileceğini sordu. biz. Hz. bütün insanlığı. Ahzâb sûresinin otuzyedinci âyet-i kerîmesi gelerek “Zeyd. kabrine de onlar girer. Resûlullah’ın vefâtından sonra. Hz. Fransa ve İngiltere hükûmetlerine ültimatom vererek hemen önlemiş. O’nun hakkında “İster dînî muameleler olsun.v. Onu şuraya koyun. kendi öz evlâdı hükmünü almaktadır.v. dağıtırdı. Zeyneb’i zevceliğe kabul buyurmasını. Duâsı kabul olup. Zeyneb’den daha iyi hiçbir hatun yoktur. onun vefâtı üzerine. Ömer kıldırdı.” dedi. yüz kızartıcı.) ayrıca nikâh yapmadı. Resûlullah (s. Hz. Ahmed’in ağlamasını işitince “Ey Ahmed. Bütün davetliler yediği halde. onu sana zevce eyledik” buyuruldu. Zeyneb’in düğün gecesi Peygamber efendimizin bir mucizesi daha görüldü.a. Ömer’den hediyye gelince. Zevcât-ı tâhirât (r.” 1) Tabakât İbn-i Sa’d cild-8. Zeyneb binti Cahş’a rahmet eyleye. Ahmed bin Cahş ve Muhammed bin Talha kabre indirdiler. Zeyneb. Sadaka ve ihsanı o kadar çoktur ki. Bunlar hep yakın akrabasıydı. Tabutu Baki’ Kabristanlığına getirilirken kardeşi Ahmed bin Cahş âmâ haliyle ağlıyordu. Meselâ önceleri halk zannederdi ki. adî ve alçak iftiralarla. Ahmed ise. Cenâze namazını Halife Hz. Hz. “Allahım. en önce vefât eden budur. Hz. kimlere helâl ise. yoksa kaldırdığım zamanda mı? anlıyamadım” buyurdular. El işlerinde de mâhir idi. Üsâme bin Zeyd. Bunu alır almaz hepsini sadaka eder. Zeyd gibi bir köleyi. Duâsının bereketiyle az yemek çoğaldı. Sağlığında O’nu görmek. bundan sonra bana Ömer’in atiyyesini nasîb etme” buyurdu.anhünne) arasında. târihlere. Onbir hadîs-i şerîf nakil etti.a. Âişe.v. Zevcâtı Tâhirâta. Hakikaten dünyâda onun mertebesinde hiç bir hatun yoktu. Hak teâlâ.) pek çok iltifatına kavuşarak. Hz. sh-463. Zeyneb’in vefâtını şu hadîs-i şerîf ile haber verdi: “Zevcelerim arasında. Defn edileceği esnada Hz.) Ezvâc-ı Mutahherâtın her birine onikibin dirhem verirdi. derdi. O’na duâ etti. Hz. cild-4. son Peygamberi vasıtasıyla amelen bu hususu değiştirmiş ve ortadan kaldırmıştır. yüksek makamlara sahip oldu. Fransız’ların edebsiz şâiri Volter. Zeyneb’in tabutunu taşımak için kalabalık fazlalaşıyor” buyurdu. Benî Hâşim ile aynı seviyeye getirmiştir. Sonra da elini kaldırarak. Zeyneb’in. sh-313 5) Târîh-i hamîs cild-1. Müslümanların halifesi. kendisini okşayıcı mektub yazmıştır. Lâkin kadını zevcine karşı dört ay on gün teessürünü ifâde eder. üzerini örtün” sonra kendisinin bir peçesini parçalayarak onu kese yaptı ve bu keselerle parayı akrabalarından muhtaç olanlara ve yetimlere dağıttı. Hicretin yirminci yılında elliüç yaşında Medine’de vefât etti.” ve tekrar “Allahü teâlâ.a. Edebiyat ve fikir adamına yakışmayan bu çirkin. (r. bulunan kimse. Muhammed bin Abdullah bin Cahş. ister sıla-i rahm olsun. onun hakkında istediğini yapdıktan sonra (yani Zeyneb’i boşadıktan sonra). Na’şının. “Buna benden daha fazla ihtiyaç sahipleri vardır. Cenâb-ı Hak. Zeyneb. Resûlullahın (s. Beni ise.a. Hz. “O se’âdetli ve iyi hatun aramızdan gitti. indirirler!” Cevâbı üzerine. oruç tutan ve ibâdetle vakit geçiren bir hatundu. Yetimler ve dullar hamisiz kaldılar. iğrenç yazısı.a. Peygamberimizin Serir’i üzerine konularak taşınmasını vasiyet ettiğinden. Abdullah bin Ubey. Resûlullahdan sonra. Kuvvetli bir edebiyatçıydı. Zeyneb hakkında: “Zeyneb salih. Hür kimse ile köleyi aynı seviyede tutmuştur.” Yine “Resûlullahın (s. ihsanı.a.v. Hz. İşlediği şeyleri ve eline geçen herşeyi akrabasına ve fakîrlere verirdi. O zaman otuzsekiz yaşında idi. Resûlullah. aşağılıklardan kurtarmışdır. Sultan ikinci Abdülhamid Hân. bu piyesin sahnede oynatılacağını işitince. isterse cömertlik ve fedâkârlık olsun.144 - .a. Enes bin Mâlik. sh-563. Hz. sadakayı pekçok severdi.) “Üçyüz kişi kadar yediği halde Peygamberimiz yemeği kaldır buyurmasıyla kabtaki yemeğin ortaya koyduğum zamanda mı çoktu. evlâd edinilmiş.) zevceleri içinde Zeyneb’den başka kimse. zat-ı se’âdetlerine yakınlık bakımından benimle boy ölçüşemez. Çok hassastı. Hakikaten o sene vefât etti.” buyurdu. Hz. Ömer. Hz.) annesi Ümmü Süleym’in gönderdiği yemek hiç azalmadı. Zeyneb’i çok medh ve sena ederdi. Zeyneb bununla her an öğünür ve her kadını babası evlendirir. halife Ömer (r. Zeyneb’in nikâhını Allahü teâlâ yapdığı için. vak’a ve haberlere taban tabana zıd ve uydurma. Bu ağıt yüreğimdeki ateşi soğutuyor. Nebîsini onunla evlenmeye sevk eyleyip. “Yâ Ömer! Bu her türlü hayır ve bereketi sayesinde kazandığımız kız kardeşimizdir. sh-313 4) El-İstiâb cild-4. ister takva ve sadâkat olsun. Kur’ânın bazı ahkâmını indirmiştir” buyurdu. Hz. Zeyd bin Hârise ile nikâhlanıp evlenmesi ile. öyle yapıldı. Nesilden nesile intikal eden bir menkıbede Hz.” buyurdu. Bunlardan biri. Allahü teâlâ nikâhladı. Âişe. Enes bin Mâlik’in (r. Ömer. kendisini aforoz etmiş olan. Hz. “Allahü teâlâya ve âhiret gününe îmân eden bir kadının zevcinden başka bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. 464 3) El-Îsâbe. bana en önce kavuşacak olanı. Ümmü Seleme de. sh-101 2) Üsüd-ül-gâbe cild-5. 564 . şiir düzerek bir tiyatro kitabı yazmıştır. büyük düşmanı papanın hoşuna gitmiş. Aradaki imtiyazı ortadan silip atmıştır. Hz. Hz.dun ise. beni ona sen ver” diye duâ etti. Zeyneb. Hz. eli uzun olanıdır” Peygamber efendimizin (s.

Peygamber efendimiz.a.a. Resûlullah’ın (s.anha) “Hayır” diye cevap verdi. Ebû Eyyûb’ün Cüveyriyye (r. Resûlullah (s. İbn-i Abbas (r. İslâm târihinde de. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Cüveyriyye’den (r. 975. sh-334. hepsi Cebrâil (a. Bakî’ Kabristanlığına defn edilmiştir. 626) yapılan Benî Mustalak (veya Benî Müreysî) gazvesinde esir alınmıştı.anha) şöyle rivâyet etti: “Bir sabah câmide ibâdetle meşgul idim. Resûlullah (s. kızı ve kabilesinden 600 kişi esir düşmüştü. Hicretin beşinci yılında (m. Mustalakoğullarından yüzlerce kişi Cüveyriyye sayesinde esirlikten kurtulmuştur. CÜVEYRİYYE BİNTÜ’L-HÂRİS: Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri.a. “Sübhanallahi adede halkıhî (3 defa) Sübhanallahi zînete Arşihî (3 defa). Cüveyriyye (r. “Şehâdet ederim ki.anha) Resûlullah efendimiz babasından isteyip.v. 1088.v. sırası geldiğinde zaman zaman muhtelif gazvelere iştirak etmiştir. Resûl-i Ekrem’in (s.) ailesinin.” Hz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. Sübhanallahi ridâ nefsihî (3 defa). anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte “Bir Cuma günü. Resûlullah (s. Mervân bin Hakem tarafından namazı kılınıp.a. Hz. Cüveyriye. Cüveyriyye (r. kendilerine nikâhladılar ve 400 dirhem mehir takdir ettiler. fakat. Hatta denildi ki: “Cüveyriyye (r. Peygamber efendimiz O’nun yanına geldiklerinde O’nu çok zikir yapar.) huzuruna geldiğinde. 576) yılında Medine’de vefât etmiştir.) develeri alıp.” Hicrî 56 (m.v. (r. Bunun üzerine Resûlullah “Öyle ise iftar et (orucunu boz)” buyurdular. Tekrar “İstersen sana bir kaç kelime öğreteyim de bu kelimeleri söyleyesin ve hem senin nafile ibâdetlerin yerine geçe” buyurdular ve şu duâyı öğrettiler. Cüveyriyye.a. Bu hal yüzlerce esirin âzâd olmasına vesîle oldu.s. Sâbit bin Kays’a düştü.” demiştir.a.anha) müslüman oldu. Böylece iki oğlu ve kabilesinden birçok insanla beraber müslüman oldu. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Cüveyriyye oruçluydu.v. O gün Hz. sh-122.anha) nikâhladığını duyunca: “Biz Resûlullah’ın (s. şehir dışında sakladı. Peygamber efendimiz O’na “Yarın oruç tutacak mısın?” diye sordular. Berr olan ismini Cüveyriyye’ye çevirdi. evlenmelerinin hepsini Âişe (r.anha) “Hayır yâ Resûlallah” diye cevap verdi. Buyurdular ki: “Sen hep böyle mi yaparsın?” “Evet” dedim.anha)’nın mehri bütün Mustalak kabilesinin âzâd edilmesi oldu.a.anha)’nın yanına gelmişlerdi.145 - .a. bu isimle anılmaya başlandı.6) Sahîh-i Buhârî cild-6. annemizin akrabalarını hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz” dediler.v. .anha)’yı Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. Hârise kızını geri verdi. bin Âmr İbni Rebîa bin Hârise bin Âmr el-Muzâiyye elMustalâkiyye’dir.v.v. Hâris.). Hâris. Kendisinden. İbn-i Ömer. Sübhanallahi midâde Kelimâtihî (3 defa). Cüveyriyye (r. bu duruma çok şaşırdı.a. Cüveyriyye (r. Resûlullah efendimiz (s. Peygamberimiz (s. Muhammed aleyhisselâm).) “Falan yerde sakladığın iki deveyi getir” buyurdu. Aynı zamanda çok ibâdet ederdi.) O’nunla evlendikten sonra. 26 7) Sahîh-i Müslim cild-4. Cüveyriyye. Resûlullah bir haceti (ihtiyacı) için dışarı çıktılar. İbn-i Abbas. Nitekim Cüveyriyye (r. Esirlerin taksiminde Cüveyriyye (r. baskı. Yirmi yaşlarında müslüman olan Cüveyriyye’yi (r. sh-149.anha) ile olan evlenme de böyledir.anha) Hz. Resûlullah (s. Benî Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dırâr’ın kızıdır. 1089 HZ. (Bkz.a.)’den bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler yedi tanedir.) ile birlikte. Bunlar dînî. ilâh yoktur ve sen Onun elçisisin. 25.) uğradığında Sübhanallah zikrini yapıyordum. Nesebi (silsilesi). Tekrar “Dün oruçlu mu idin?” diye sordular.” Bu ciheti takdir eden Âişe (r. Sâbit tarafından satılığa çıkarıldığında babası Hâris kızını almak için bir sürü deve getirdi. Bunların içinde çok iyi cins olan iki deveye kıyamayıp.) Cüveyriyye’yi (r. Allah’tan başka tapılacak kulluk edilecek hak bir mabud. diğer hanımları gibi. Babası.v. ağabeyleri ve kabilesinden birçok insandan sonra.anha) izzet-i îmân sahibi metanetli bir hatun idi. Cüveyriyye binti Hâris bin Ebî Dırâr bir Hubeyd bin Cudeyme elMustalakî olduğu gibi bu silsilenin devamı olarak. Allahtan başka kimsenin bundan haberi yok idi” dedi. kelime-i tevhid söyler bulurdu. Bu gazvede babası kaçarak canını kurtarmış. öğle üzeri tekrar geldiler ve yine ben aynı zikir ile meşgul idim. 152 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 34.anha) bu hali söyliyerek her zaman öğünürdü. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan).anha) “Ben Cüveyriyye kadar kavmine hayrı dokunan kadın görmedim. Ubeyd İbn-i Sibik hadîs-i şerîf nakletmişlerdir.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. Peygamber efendimiz.v. Cüveyriyye (r.

146 - .a. “Oradaki Ümmü Habîbe ile evleneceğim. Ebû Süfyân kızından bu sözleri işitince.a. sh-398 8) Kâmûs-ül-A’lâm cild-3. bu müjde yanında pek küçük kalır. dünyâ malına kavuşmak için mürted oldu. Ümmü Habîbe’nin dîninin kuvvetini ve başına gelen acı hâli işitti. Ümmü Habîbe de bulunup. Mekkeli müşrikler Hudeybiye antlaşmasını bozduktan sonra endişeye kapılıp. fakat “Muhammed aleyhisselâmın dînini ve sevgisini. dünyânın bütün zevk ve nimetleri. Kocası dînini dünyâya değişince. sh-358 4) Üsûd-ül-gâbe cild-5. Mekke kâfirlerinin başkumandanı Ebû Süfyân ile mücadele ediyordu. Peygamber efendimiz (s. Kızı Habîbe. Cennetin en yüksek derecesi ile de müjdelenmiş oldu ki.) ile evlenmesi. kocası hıristiyan olduğunu söyleyip. Medine’de 44 (m. Peygamberimiz (s. Habeşistan hükümdarı iki gümüş gerdanlık.v. . sh-116 2) El-Îsâbe cild-4.anha) Resûlullah (s. “Sen de hıristiyan ol” dedi.). Rüyasının sabahı da tabir etmek için düşünürken. Mektupda.v. Ümmü Habîbe’nin (r. sh-26 7) İbn-i Hişâm cild-4.a. annesi Hind’dir. sh-324. anlaşmayı yenilemek istediler. Ümmü Habîbe.) ile Ümmü Habîbe’nin nikâhını kıydı. Bu iş için o zaman henüz müslüman olmamış olan Ebû Süfyân’ı Medine’ye gönderdiler. yâ Resûlallah” cevâbını verince “O’nu Allah ve Resûlü de çok seviyor” buyurdu.a. zengin olmaya zorladı. Bi’setten onyedi sene önce Mekke’de doğdu. Necâşî. hemen hazırlıklara başladı. Kendisi de. ÜMMÜ HABÎBE: Resûlullah’ın mübârek hanımlarından. mücevherat.) mektubuna çok hürmet edip.) hanımı olan kızı Ümmü Habîbe’nin odasına girdiğinde.Ümmü Osman’ın Cüveyriyye (r.a. yüzükler ve bilezikler hediyye etti. haline çare aradı. Ümmü Habîbe’yi boşayıp. Ümmü Habîbe’yi de İslâmiyetten çıkıp.a.v. sh-1854 9) Mevahib-i Ledünniyye cild-1.v. Habeşistan’da doğup. O’nun sayesinde Habeşistan’daki müslümanlar da çok rahat etti. fakîrlikten kurtularak.anha).v.) çok severdi. Mu’âviye’nin kız kardeşidir. Müslüman olan Habeşistan hükümdarı Necâşî’ye Peygamberimiz (s. ölüme râzı olacağını. papasların propagandalarına aldanıp. fakîrliğe. babası Ebû Süfyân’ın kalbinin yumuşayıp. Ümmü Habîbe “Evet. Mekke’deki kâfirlerin. ferah yaşadı. Deveye binip Medine’ye geldi. Dînini bıraktı. Cariyesini gönderip. Amr bin Ümeyye ile gönderdi. bütün dünyâya değişmeyeceğini bildirdi.anha) Peygamberimizi (s. Ebû Süfyân daha sonra Mekke’nin fethinde müslüman oldu. kapkara olduğunu gördü. Peygamberimizin (s. Atlahü teâlâ kıyâmet günü O’na ateşten bir elbise giydirir. Resûlullah’ın isteğini bildirdi.v.) hicretin yedinci senesinde mektûb yazıp. Ubeydullah bin Cahş. sürünerek ölmesini bekledi.) kadınlar ile sözleşmesinde Hz. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir dereceye geldiğinde Habeşistan’a hicret etti. ilk önce Resûlullah’ın halasının oğlu Ubeydullah bin Cahş ile evlendi. sh-265 3) El-İstiâb cild-4.v. İmân kuvvetine hayran kalıp. Ümmü Habîbe. Kocasıyla İslâmiyeti kabul eden ilk müslümanlardandır. Babası Ebû Süfyân bin Harb bin Ümeyye. kocasının suratı gayet çirkinleşip.” şeklinde talepte bulundu. Nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder. ileride müslüman olmasını hazırlayan sebeplerdendir. Ümmü Habîbe (r. Peygamberimizin (s. İsmi Remle’dir. Kocası Ubeydullah bin Cahş. kendisi de bu isimle meşhûr oldu. Muâviye kızkardeşi Ümmü Habîbe’nin kucağına başını koymuş yaslanır gördü ve hanımı Ümmü Habîbe’ye “Sen Muâviye’yi (kardeşini) çok mu seviyorsun” buyurdu.v. Ümmü Habîbe.anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki: “Erkeklerden kim ipek elbise giyerse. Ümmü Habîbe (r. Resûlullah’ın nikâhına girmeyi kabul edince.) bir gün evine geldiğinde Hz. Cennette. O’nun dînine bağlılığına hayret etti.anha) muhacirlerle Necâşî’nin temin ettiği iki gemiye binip Car Limanında indiler. 664) senesinde vefât etti. Mekke-i Mükerreme’nin feth edildiği gün Resûlullahın (s. kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için. Peygamberimizin her zaman oturduğu mindere oturmak üzere iken kızı Ümmü Habîbe “Sen bu mübârek yere oturmaya lâyık değilsin” diyerek oturmasına mâni oldu. sh 218 10) Envâr-ül-Muhammediyye sh-155 11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. Rüyada. O. Ebû Süfyân. Fakat kendisi içki âlemlerine dalıp az zaman sonra sarhoşken öldü. sh-148 6) Sıfat-üs-safve cild-2.a.a. Necâşî. îmânın mükafatına kavuşarak orada zengin ve rahat oldu. Muhâcir ve müslümanları sarayına davet etti ve Resûlullah (s.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Zaten kocasının mürted olacağını rüyasında görmüştü.a. 429 12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-995 HZ. Ümmü Habîbe (r. bîat etti. Hz. sh-420 5) El-Â’Iâm cild-2.v.

Bundan ayrılarak. kâmil birisiydi. 96.anha) kizı Habîbe binti Ubeydullah. Hadîs-i şerîflere çok dikkat ederdi. Safiyye binti Huyey İsrâiliye’nin.a. 671) senesinde altmış yaşında vefât etti. yeğeni Ebû Süfyân bin Sa’îd bin Mugayre.) şu hadîs-i şerîfini de nakl etti: “İmân sahibi bir kadın için her hangi bir şekilde üç günden fazla matemli bulunmak caiz değildir.s. Âişe bu söz üzerine duâ edip. Peygamberimizden pek çok hâdiseye şehâdet edip.anha) “Resûlullah gece seninle beraber uyuduğu elbiseyle namaz kılarmıydı?” diye sordu. Mu’âviye’nin (r. 629) senesinde feth etti. cild-2. kardeşi Mu’âviye bin Süfyân (r. Arabistan’daki bütün Yahudilerin başı sayılırdı. cild-8. kocası için.) vefâtından sonra Eshâb-ı kirâm Ümmü Habîbe’ye (r. Hz. dört rek’at öğleden evvel. Ümmü Habîbe (r. Kabri Medine-i Münevvere’dedir. 327 7) Sahîh-i Buhârî.anha) çağırtıp. Ancak emr-i ma’rûf.v. sh-327 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079 9) Eshâb-ı Kirâm sh-402 HZ. Muâviye.) hilâfeti zamanında hastalandı. 586.anha) çok hürmet gösterdi. iyi ve yeni elbise giymişti.a.) vefât ettikten bir müddet sonra güzel kokular sürünüp. “Adem oğlunun her sözü kendi aleyhinedir.) Safiyye’yi âzâd etdi. Ancak. Bu rüyasını kocasına anlatınca. (Onlar) iki rek’at sabahtan evvel. Sâlim bin Abdullah bin Cerrâh. Bu hususta kendisine danışılırdı.Peygamberimizin (s. abdestli bulunmayı tavsiye edip. dört rek’at ikindiden evvel. Eğer her ne suretle olursa olsun. dört rek’at da akşamdan sonra kılınan sünnetlerdir.147 - .a. sh-584. Hz. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: Peygamber efendimiz (s.v.) bu hadîs-i şerîfi rivâyet ettiler.v. Ömer. Annesi Berre’nin babası Semran Arabistan’da şecaat ve cesareti ile şöhretliydi.) müezzin ezan okuduğu zaman. Gözü morardı.” hadîs-i şerîfini rivâyet ettikten sonra. Ümmü Habîbe’ye (r. 664) senesinde yetmişüç yaşında vefât etti. o namazları hep kıldım” buyurdu. yüzüne bir tokat attı. Esirler bölüşülünce Safiyye de âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber efendimiz Muhammed’in (s. SAFİYYE BİNTİ HÜYEY: Peygamber efendimizin hanımlarından.” Hz. 70. Medine’de 50 (m. Baba tarafından Benî Nudayr ve anne tarafından da Yahudiler’in Beni Kureyza aşiretinin ileri gelenlerindendi.) Akife binti Süfyân. Ümmü Habîbe kardeşi Hz. Safiye binti Şeybe.a. Hayber’in en meşhûr kalesi Şemmus Kalesi’nin kumandanı çok zengin Kinâne bin Hakîk ile evlendi. Îmân edince. Resûlullah’ın nikâhıyla şereflendi. Sâlih Semman da (r. 611) senesinde doğduğu tahmin edilmektedir.v.” Yine “Her kim her gün oniki rekât nafile namaz kılarsa. Sehba mevkiinde düğünü yapılıp. anne tarafından da Safiyye binti Berre binti Semvân idi.) neslindendir. “Benimle senin ve diğerlerinin aramızda münasebetler vardı. “Sen beni memnun etmişsin. bunun müddeti dört ay ve on gündür. ezanı bitinceye kadar tekrar ederdi.a. cild-6. Safiyye’nin babası ve kocası öldürülüp. Hz.” Ümmü Habîbe’nin (r. sh-325.anha) “Evet. Hayber’de ilk önce meşhûr bir şâir ve kumandan olan Yahudi Sellâm bin Mişkem el-Kuradı ile nişanlandı. Urve bin Zübeyr.) hissesine düştü. Aişe’yi (r.a. “Ben bunu işittikten sonra. güzelliği iyi ahlâk ve namusluluğu ile herkesçe beğenilirdi. cild-2. Ümmü Habîbe çok fazıl. neslinin üstünlüğü. Babası Huyey bin Ahtab. Hz. Hayber’de (m. Muhammed (s. sh-75 6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel.” buyurdu. Nesebi Safiyye binti Huyey bin Ahtab bin Âmir bin Ubeyd bin Kâ’b bin Hazra bin Ebî Habîb bin Nudayr bin Nahham bin Meyhum. şu hadîs-i şerîfi rivâyet etti. “Her kim bir şey pişirecek olursa abdest alması iyidir. Kinâne ile evliyken rüyasında. Müslümanlar Hayber’i 7 (m. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. O’na geçimini sağlaması için yıllık maaş bağladı. nehy-i münker ve bir de Allahü teâlâyı zikretmek müstesnadır.a.” buyurdu. Hârûn bin İmrân (a. Hz. 99 2) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-1.” “Hergün farzlardan başka oniki rek’at nafile (sünnet) kılan kimseler için Cennet’de bir ev inşaa edilir. 587 5) El-İstiâb.a. kendisi de esir edildi. Afv eyle ve hayır duâ ile yâd edip benim için mağfiret talep et” deyince Hz.v. o kimse için Cennette bir ev hazırlanır. Ay’ın onun odasına düştüğünü görmüştü. Zeyneb binti Ümmü Seleme. sh-316 4) El-Îsâbe. Babası Ebû Süfyân bin Harb (r. Hak teâlâ da seni memnun kılsın. “Sen ancak Hicaz’ın Meliki Muhammed’i istiyorsun” deyip. aramızda hatâen bir şey geçmiş ise senden afv etmeni isterim. sh-68. Medine-i Münevvere’de 44 (m. iki rek’at öğleden sonra. Kinâne. Etrafındakilere Peygamber efendimizin (s. Safiyye Hayber’de. kavun ve hurma velime olarak verildi. Hasta yatağında Hz. Yeğeni Ebû Süfyân İbni Sa’îd’e. cild-2. Elbisesinde bir necaset bulunmadıkça namaz kılardı. sh-365 3) Siyer-i a’lam-in-nübelâ cild-1. otuz hadîs-i şerîf rivâyet etti.a. Gözünün morarmasına . Abdullah bin Utbe bin Ebû Süyfân. Ümmülmü’minîn yani müslümanların annesi oldu.

) kendisine dünür olduğu haberini deve üzerinde iken alınca “Deve de. Cumartesi gününe hürmet edip. Fakat. Bu da vefât edince dul kaldı. Vefâtında bir evi kalmıştı. sh-337 5) El-İstiâb cild-4. Meymûne’yi Resûlullaha nikâhladı. Safiyye durumuna çok üzülüp. Abbas: “Yâ Resûlallah! Meymûne binti Hâris dul kaldı. Osman’ın evi sarılmıştı. sh-490 3) Sahîh-i Müslim cild-1. Kinane ve Yezîd İbn-i Mûteb ve başkaları Hz. Burada düğün merasimi de yapıldı. Abbâs. Meymûne. Meymûne ilk önce cahiliyyet devrinde Mes’ûd bin Amr bin Umeyr es-Sekatî ile evlenmişti.a. “Yâ Nebîyyallah! Keşke sizin bütün ağrılarınızı. Hz. Müslim İbn-i Safvan. Resûlullah (s.v. kendisine mesele danışırlardı. vasiyeti yerine getirildi. evine gitmek istedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Ebû Rafı ile Ensâr’dan bir zatı Mekke’ye dünürlüğe gönderdi. kalanı da fakîrlere sadaka olarak tasadduku vasiyet etti. Hz.) hastalığında bütün hanımları görmeye gelirlerdi.v. Kendisini Peygamber efendimize (s. öğrenirlerdi. İmâm-ı Zeynel Abidin.a.v. koynuma girmiş gördüydüm. Safiyye cariyesini çağırıp. izi kaldı” diyerek rüyasını arz etti. Peygamberimizden (s.) dörtyüz dirhem mehr alarak Hz. 671)’de vefât etti.) Hicretin yedinci senesi Hayber’in fethinden sonra Zilka’de ayında umre niyyeti ile yola çıktı.v. Abbas. akrabaları ve ahalisi esir edilmişti. Yanına çok kimseler gelip. Hakkında şu hâdise anlatılır. diyerek yüzüme bir tokat vurup. sh-337 6) El-Îsâbe cild-4. Yahudiler ile münâsebet kuruyor. Hz. Hz. istifini bile bozmadı. Hz. Ondan ayrılınca Ebû Rühm bin Abdiluzza ile nikâhlandı. o da kocası Hz. Nesebi ise. Bu husus Hz. Resûlullah’ın (s. Yahudiler ile münasebetime gelince onlar benim akrabamdır. Cuhfe’de bulunduğu sırada Hz. Kocam Kinâne’ye anlattım.v.) Mekke’de umreyi tamamladıktan sonra Medine’ye dönerlerken Şerîf mevkiine gelince Hz. Fakat. Onu kendine hanımlığa alsan olmaz mı?” diye teklifte bulundu. Osman’ın evine gelirken. Safiyye akıllı. Çok yardımsever olup. bindiği katıra Ester Nehai saldırınca.” Hz. Hz. Hz.) bağışladı. sh-86 2) Üsûd-ül-gâbe cild-4. Hz. Başkalarının yardımına da koşardı. Safiyye çok cömertti. sh-346 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1060 8) Eshâb-ı Kirâm sh-389 HZ. Yahudilerin cesedlerinin bulunduğu yerden geçmek zorunda kalındı. çağırarak.v.a. 53 (m. Safiyye’nin yanında bulunan kadın bağırıp. Bu işin gereğinin yapılmasını da ablası Ümmü’l Fadl’a. 655) senesinde fitne çıkıp. sh-546 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-3. üzerindeki de Resûlullah’ındır (s.v.a. MEYMÛNE BİNTİ HÂRİS: Peygamberimizin (s. Abbâs’a. Meymûne. İsmi daha önce “Birre” iken Resûlullah (s. İshâk İbn-i Abdullah. Safiyye de geldiğinde.) karşı çok büyük muhabbeti vardı. Hz. “Bir gece rüyamda sanki ay gökten inip. Sen şu üzerimize gelen Arap Melikinin hanımı olmaya göz dikmişsin.a. “Ey Halk! Allah’tan korkunuz. Safiyye. Safiyye’nin vasiyetini yerine getiriniz.” Hz.) değiştirerek “Meymûne” yaptı.) dedi. Vaktini ibâdet ve zikir ile geçirirdi. “Nedir bu iz?” buyurunca. kendisine ilmî meseleler sorup.a.a. Ben sıla-i rahmi terk etmem. Hac mevsiminde taşralı kadınlar gelip. Abbâs ile buluşunca. Hasan’ı gönderdi.a. halime. Peygamberimiz bundan sonra bir daha evlenmedi.148 - . . cariyesi O’nu şikâyet etti: “Safiyye’de daha hâlâ Yahudilik âdetleri var. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Yine anlatırlar. Safiyye’den hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hz. Zînet eşyası fazla olduğundan bunu Peygamber efendimizin hanımları arasında paylaştırdı. bana Cumartesi yerine Cuma’yı inayet kıldıktan sonra Cumartesine hürmet göstermeme ne lüzum var. Peygamberimizin yanına getirilirken.” buyurunca.v. başına toprak attı.Resûlullah (s. selime ve ağır başlıydı. Resûlullah (s. Böylece Hz.) hanımlarından. Peygamber efendimiz’in (s. O da. Emlâkının üçte birini yeğenine. 35 (m.a. Hatta geçerken kocasının cesedini de gördü. Hz.v. Künyesi Ümmülfadl. Hz. daima fedâkârlıklarda bulunurdu. Hz.a. Meymûne’nin nikâhlanmasında vekil oldu. Osman dışarı çıkamıyordu.v. Peygamberimiz’e (s. Hayber’i müslümanlar feth edip. Safiyye çok büyük üstün fazîletlerinin yanında ilim hazinesiydi. Cariyyeye birşey demeyip onu âzâd etti. “Bunları sana kim öğretti?” diye sorunca “Şeytan” cevabını aldı.a.v. bıraktı. annesinin ismi Hind binti Avf idi. Hz.). Ömer meseleyi öğrenmek için O’na sorunca buyurdu ki: “Hak teâlâ. o metanetini bozmadı. Fedakârlık yapardı. döndü. Ömer’in hilâfeti zamanında. Meymûne binti Hâris bin Hazn bin Büceyr bin el-Hezm bin Ruveybe bin Abdillah bin Hilâl bin Âmir bin Sa’saa el-Hilâliye’dir. Mekke’de Benî Hilâl kabilesinden idi. acılarınızı ben çekseydim” buyururdu. Yeğeni Mûseviydi. Âişe’ye suâl edildi. Varisleri başka dinden olduğundan vefâtından sonra vasiyetinde mesele çıktı. Eline geçenleri dağıtırdı. Hz. Resûlullahın nikâhı ile şereflenerek son hanımı oldu. İslâmiyetle şereflenince çok samimi bir müslüman oldu. Hz.

sh-411 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8..149 - . hanımlarının da en son vefât edeni idi.) Mekke’deki Kureyş müşrikleriyle Hudeybiye’de on yıl çarpışmamak üzere barış anlaşması imzaladı. Mâriye (r. Orada Mukavkıs’ı bulamayınca. sana ahirette sevab ve mükafatını iki kat versin! Şayet. müslüman olmaya davet ediyorum! Müslüman ol. Peygamberimiz’in. İslâmiyete davet etmek için hükümdarlara ve valilere mektûblar yazıp hazırladı. Ailesi ile de vedalaşarak yola çıktı. “Ey kitab ehli (olan Hıristiyan ve Yahudiler)! Bizimle sizin aranızda müsâvi (eşid ve ortak) bir kelimeye gelin şöyle ki: Allahü teâlâdan başkanına tapmıyalım. MÂRİYE: Peygamber efendimizin cariyesi iken îmân eden kadın Sahâbî.a. Bir ara çok borçlanmıştı. Daha sonra Eshâb-ı kirâmı (r. Peygamberimizin (s. sh-366 5) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1036 HZ.) son nikâhlısı olduğu gibi. kurtuluşu bul da Allahü teâlâ. Ubeydullah el-Hulânî. Cenâze namazını yeğeni Hz.v. Cenâzesi kaldırılacağı zaman şöyle dedi. sh-132 3) El-İstiâb cild-4. O’na hiçbir şeyi . Bu mektûb ve elçilerden birisi de Mısır Mukavkıs’ı ismi ile adlandırılan Bizans’ın İskenderiye valisine yazılmıştı.v. diye devam eden Peygamberimizin (s. Abdullah bin Abbâs kıldırdı.) mektubunu saygı ile açtırdı ve okuttu.) Mısır ve İskenderiye Meliki Mukavkıs’a! Hidayete kavuşan ve huzuru. Kendisini çıkardıkları zaman. İslâmiyeti duyurmak ve tebliğ etmek üzere elçilerle mektûblar gönderdi. Mukavkıs.. Abdullah bin Şeddâd.a. Hazret-i Meymûne’den hadîs-i şerîf rivâyet eden zatlardan bazıları şunlardır: Hazret-i Abdullah bin Abbâs. diğerleri de çeşitli hadîs ve fıkıh kitaplarında vardır.” O Resûlullah’ın (s. Resûlullah’a nikâhı yapılmış olduğu yerde vefât etti. İskenderiye valisine hanginiz götürür?” diye Sahâbîlere sorunca. “Bu Resûlullah’ın hanımıdır. bütün Kıbtîlerin günahı senin boynuna olsun!.) gönderilmişti. hakkında hayırlı ve mübârek kılsın” diyerek duâ buyurdu.a.v.v. imânının verdiği heyacanla hemen ayağa kalktı ve Peygamberimize (s.a. Cenâzeyi fazla sarsmayın ve edeble yola devam edin.v. Allahü teâlâ. (s. Meymûne 53 (m. Orada bulunan Hatîb bin Ebî Beltea. sh-404 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. dedi. Ömer’in halifeliğinin son yıllarında 16 (m.) “Ben götürürüm!” dedi.v.”. Dînî emir ve yasaklara da son derece dikkat ederdi.v. 671) senesinde Mekke’de hastalandı: “Beni Mekke’den çıkarınız! Çünkü Resûlullah benim Mekke’nin dışında vefât edeceğimi haber verdi. Bundan sonra en yakından en uzağa kadar olan komşu hükümdar ve kabile başkanlarına.) bu davranış ve cevabına çok sevinerek! “Ey Hatîb! Senin kabul ettiğin bu vazifeni. nesebi (silsilesi) ve doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Bakî’ Kabristanlığına defn edildi. Mektupda şöyle buyuruyordu: Bismillahirrahmanirrahîm. Allahü teâlânın kulu ve Resûlü Muhammed’den (s. Hz.. Hatîb bin Beltea (r. Şu mektubu sevabı Allahü teâlâdan ödenmek üzere. Kur’ân-ı kerîmin Âl-i İmrân sûresinin altmışdördüncü (64) âyet-i kerîmesi ile son buluyordu: (Resûlüm).” buyurdu.anha). 629) Medine’de vefât etti.” buyururdu.. Elçi olarak da Sahâbîden Hâtıb bin Ebî Beltea (r.a.v. seni yüce İslâm Dînine.a. de ki.a. Allahü teâlâ onun borcunu öder. ondan uzak durursan. önce Mısır’a uğradı. Bazan borç alır ve hayır işlerine harcardı.) buyurdu ki: “Herkes iyi niyetle borçlanırsa. Peygamber efendimiz Hatîb bin Ebî Beltea’nın (r.Kendisinden 46 hadîs-i şerîf veya başka bir rivâyete göre 76 hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Peygamber efendimiz.) mektubunu buradaki sarayda bulunan Mukavkıs’a takdim etti.anhüm) toplayarak: “Ey müslümanlar! Ey bütün ecr ve sevabların karşılığını Allahü teâlâdan bekliyenler.v. bunu nasıl ödeyeceğini sordukları zaman “Resûlullah (s. Abdurrahman bin Sâib.a. doğru yolu görüp tutanlara selâm olsun! Şimdi ben.a. Mısır Mukavkısı. Peygamberimiz (s.a.a. Bunlardan 7 tanesi Buhârî ve Müslimde. Hz. sen bu davetimi kabul etmez.) mektubu.a. 1) El-Îsâbe cild-4. Hazret-i Âişe onun hakkında: “Meymûne bizim hepimizden fazla Allahü teâlâdan korkan ve sıla-i rahmi (yakın akrabaları) gözeten bir hatun idi. İskenderiye’ye geçti. Veda ederek evine gitti.) aldı.) bu duâyı aldıktan sonra mektubu Peygamberimizden (s. Mısırİskenderiye’nin hükümdarı Mukavkıs’tan hediye olarak gönderildiği için.

v.v.a. Allahü teâlâyı bırakıp da birbirimizi Rab’lar edinmiyelim” Eğer kitap ehli bu kelimeden yüz çevirirlerse. . “Çok güzel konuştun. alçak gönüllülüğüne. söylemeyiz” buyurdu.a.s. Bunlar dîni. Onun da kavmi. düldül isminde bir katır v. Birkaç dakika sonra İbrâhîm vefât edince: “Yâ İbrâhîm! Ölümüne çok üzüldük. üst baş yırtmadan.anhâ) da herkesin arzu ettiği. Bakî kabristanlığına defn edildi. Peygamberimiz (s. Saçlarını okşamaya başladı.s. Çünkü sen böyle vasıfları taşıyan birinin yanından geliyorsun!” dedi: Hatîb bin Ebî Beltea (r. Peygamberimiz (s. Medine dışında bulunan Avali isminde bir köyde. Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. söyliyecek söz bulamadı. yerli yerince konuşuyorsun. İsa (a. Allahü teâlâ.150 - . onun sohbetine. “Peki O.a. Hadîce’den sonra çocuğu olan ikinci hanımı olma şerefine de kavuşmuş oldu. kalbimiz sızlıyor.v.s. Peygamberimize (s. Allahü teâlâya karşı şirk koşmayacak durumda üzülmenin serbest olduğunun müslümanlara güzel bir şekilde izahı olmuştur.a. Mukavkıs’ın Peygamberimize gönderdiği mektûb. “Senin bana mektubunu getirdiğin efendin Peygamber değil mi?” Hatîb bin Ebî Beltea (r. Baş tarafına ise büyükçe bir taş koydu. başka bir yurda sığınma zorunda bırakılan kavmine niçin bedduâ da bulunmadı?” diye sorunca Hatîb (r.) bizzat Mukavkıs’tan gelen mektubu kendisi açtı ve okuttuktan sonra: “Kötü ve akılsız adam! Saltanatından vazgeçemedi. Peygamberimizin (s.) mektubunu alıp.anhâ) kendisine nikâhlıyarak diğer hanımları arasına kattı.a.) Allahü teâlânın Peygamberi olduğuna göre.a. hayran kalıp hemen müslüman oldu.v.” Mâriye (r. Fakat Rabbimizi gücendirecek herhangi bir söz.) aynı gün oğlu İbrâhîm’in cenâze namazını kendi kıldırdı. Mâriye ve Sirîn isminde iki cariye.anhâ) Peygamberimizle (s.v. îmân etmesiyle yükselmiş.) konuştuktan sonra. Peygamberimizin (s. Allahü teâlânın kulu ve Resûlüdür” dedi.a. Peygamberimizin (s.v. Peygamberimizin (s. hepsi Cebrâil (a. Bu sebeple de Peygamberimizin (s. Gözlerimiz ağlıyor.) ile Mukavkıs’ın arasında geçen bu güzel konuşmadan sonra Mukavkıs. Peygamberimiz (s. süt anneye verildi.a. Koruduğu malı ve saltanatının hiçbirisi kendisinde kalmayacak” buyurdu. O.anhâ) ile olan evlenmeleri de böyledir. Ama gayri ihtiyari gözyaşı dökülür ve mahzun olunur” buyurmuştur.) ise O’nun bu davranışından ve îmân ederek müslüman oluşundan çok memnun oldu.v. (Bkz. biz gerçek müslümanlarız.) “Buyurunuz konuşalım” dedi.anhâ) Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. Kabrinin üzerini hafifçe açarak su döktü. siyasî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Peygamberimiz (s. kendisini yakalayıp çarmıha asmak istedikleri zaman.s. Mâriye’yi (r.) elçisi.v.v.a.a.) “Ben sizi ağlamaktan menetmem.a.. bu cevâbı alınca.) sünneti olarak Müslümanlar arasında bugün de devam etmektedir. Bu sırada gözlerinden damla damla yaşlar akıyordu. Oğlunun ruhunu teslim etmek üzere olduğunu görür görmez O’nu.s.) oğlu İbrâhîm. siz de mi ağlıyorsunuz” demesine karşılık Peygamberimiz (s. Buna O saygıyı ve şerefi kazandıran Peygamberimizi (s.v.a.) hanımları içinde Hz.v.): “Hayırlı olsun.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur.a.) tarafından kabul edildi.v. Oğlu İbrâhîm’i ziyârete gitti.a.a.) bu halini gören yanındaki arkadaşı Abdurrahman bir Avf (r. Peygamber efendimiz sık sık bu köye oğlunu ziyârete gider O’nu şefkat ve merhametle severdi. Bir müddet sustu.v. Peygamberimizin (s.a. fildişinden güzel bir kutu içine kendi eli ile koydu ve ağzını mühürleterek özel hizmetçisine koruması için teslim etti. kendi doğup büyüdüğü öz yurdundan çıkarılıp.a. hemen bağrına bastı.a. Hediyeler.a. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Câriye olan Mâriye (r.” Mukavkıs.ortak koşmayalım. Hatîb bin Ebî Beltea’ya şöyle dedi.).v.v. “Benim anlamak ve sormak istediğim bazı konular var ne dersiniz?” deyince: Hatîb bin Ebî Beltea (r. Ama sesli ağlamaktan ve feryat etmekten ve cahiliye âdetlerinden men ederim.) kavminin yok olması için Allahü teâlâya bedduâ etse olmaz mıydı?” deyince: Mukavkıs.) görür görmez Allahü teâlâya imân edip müslüman olmasıdır. fakat nasîb olmadığı dereceye. elbise yapımında kullanılacak bir miktar Mısır kumaşı.): “Yâ Resûlallah. gibi hediyelerle Medine’ye döndü. o insanın elinde.) okunan bu mektubundan sonra O’nun elçisi Hatîb bin Ebî Beltea’ya (r. Daha sonra Peygamberimizin (s. vefât edenler için bağırıp çağırmadan. Mukavkıs.a.) Mâriye’den (r.a. iradesinde değildir.) İbrâhîm adında bir oğlu dünyâya geldi.) O’na Şu şekilde cevap verdi: “Sen Îsâ’nın (a.. “seni kutlarım” diyerek yanına çağırdı. Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini Âişe’yi (r.v. Yine bir gün aynı köye. (o halde) şöyle deyin: “Şahid olun.) Mukavkıs tarafından hediye olarak gönderilen Cariyelerden Mâriye (r. sen işi ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olansın.) Allahü teâlânın Resûlü olduğuna inanırsın değil mi? İsa (a.a. öyle bir Peygamberse. Fakat Mukavkıs müslüman olmadı. güzel konuşmasına.a. Mukavkıs.a. Bu durum hâlâ Peygamberimizin (s. Bu ise.): “Evet. Bunlar Allahü teâlânın rızasına muhaliftir (uygun değildir). Hatîb bin Ebî Beltea (r. bütün müslümanların annesi olarak herkesin saygısını kazanmıştı. O’nu bulunduğu dünyâ üzerinden gök yüzüne yükselteceğine.

631) Medine’de vefât etti. kendisinden hadîs rivâyeti olmamıştır. Peygamber efendimiz bu davranışından sonra Reyhâne’yi (r. Peygamberimizin (s.a. Halife Hz. 637)’de vefât etmiştir.s. sh-309. O zaman Yahûdilik dinine inanan Reyhâne’yi (r. Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu kale.v. Peygamberimiz’den (s. Doğum târihi kesin olarak belli değildir. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. 652)’de 88 yaşında vefât etti. “Evet. müslümanların bir çok İslâmi konularda uyarılmasına. sebep olmuştur.anhâ) da savaş esirleri arasında bulunuyordu. yumuşak huylu bir hanımefendi idi. Abbasî halifeleri Hz. İçinde bulunan Yahudiler malları.a.anhâ)’ya şöyle buyurdular: “Sen Allahü teâlânın ve O’nun Resûlünün yolunu tutmak ister misin.v.a. muhasara ve kuşatmadan sonra Müslümanların eline geçti. Kendisi için ve kardeşlerinin oğulları Ukayl ve Nevfel bin Hâris için para verip kurtuldular. sıra esirlere gelmişti. Benî Kureyzâdan alınan savaş ganimetleri ve esirleri müslümanlar arasında İslâm dinine uygun bir şekilde taksim edildi.) oğlu İbrâhîm’in ölümüne yormuştu. sh-410 6) Envâr-ul-Muhammediyye 158 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1020 HZ. nikâhına aldılar. Nesebi (silsilesi). Mâriye (r. Abbas’ın soyundandır.v. REYHÂNE: Peygamber efendimizin cariyesi iken müslüman olan muhterem hanımlarından. (Bkz.a): Peygamber efendimizin (s. sessiz ve kendi halinde olduğu için. Kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar” buyurmuşlar ve bu olayın tabiî bir hâl olduğunu Eshâb-ı kirâma açıklamışlardı. (İbrâhîm’in defn edildiği gün) güneş tutulmuş her taraf kararmıştı. en çok sevdiği amcalarından. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Reyhâne (r. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. Bunlar dînî.Yine aynı gün. Mâriye (r.) daha sonra Reyhâne (r. Bunu duyan Resûl-i Ekrem efendimiz. Peygamber efendimiz Hendek Savaşı’ndan sonra 5 (m. Bakî’de medfundur. .anhâ) de: “Ben kendi dinimde kalmak istiyorum diye Peygamberimize (s. Mekke ve Huneyn gazalarında Resûlullahın yanında bulundu. Bakî kabristanlığına defn edilmiştir. bizzat Mehir vererek. (m.” Reyhâne (r.” dedi. En son hicret eden budur. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. çocukları ve kadınları ile birlikte ganimet olarak alındılar.151 - .anhâ) âzâd (hür serbest) ettiler. Müslümanların eline esir düştü. Peygamber efendimizden önce vefât ettiği için naklettiği hadîs-i şerîf yoktur. 32 (m. sh-212 5) El-İstiâb cild-4. Ayrı bir ev açarak hanımları arasına koydular. Peygamber efendimizden üç yaş büyüktür. Peygamberimiz bu hareket ve davranışıyla İslâm dinine girmek için zorlamak yoktur hükmünü bizzat kendileri tatbik etmişlerdir. Bunu gören herkes.anhâ) da. Mâriye ve oğlu İbrâhîm’in hayatı.a. sh-405 3) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. Abdulmuttalibin en küçük oğludur. mülkleri. Reyhâne (r.anhâ) ile de olan evlenme böyledir.” Reyhâne (r. Ganimetler taksim edilip. sh-129 2) El-İstiâb cild-4. Ömer’in halifeliğinin son yıllarında 16 (m. Reyhâne binti Şem’ûn İbn-i Yezîd veya Reyhâne binti Zeyd İbn-i Amr İbn-i Hanefe bin Şem’ûn bin Yezîd’tir. temiz karaktere sahip. Çünkü bunlar orada devamlı huzursuzluk kaynağı oluyorlardı.anhâ) da Peygamber efendimizin hissesine düşmüştü.) Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. Bedir gazasında düşman askeri arasında idi.) önce 10.anhâ). beyaz ve güzel idi. Ben böyle münasip (uygun) görüyorum.v. hepsi Cebrâil’in (a.anhâ) çok sakin. sh-70 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. 1) Mevâhib-i Ledünniye cild-1.) arz etmişti. Reyhâne (r. evlenmelerinin hepsini Hz. Uzun boylu. Medînede bulunan Yahudilerin Beni’Kureyza kabilesindendir. Kendilerini. 626) senesinde Medine’nin dışında bulunan ve bir kaleye sığınan Beni Kureyza Yahudilerinin üzerine yürüdü. Hz. “Ay ve Güneş. dilerse müslüman olmak hususunda serbest bırakmışlardı. O yıl îmân etti. 310 3) El-Envâr-ül-Muhammediyye sh-158 ABBÂS BİN ABDULMUTTALİB (r.a. Allahü teâlânın âyetlerinden ikisidir. sh-242 2) El-Îsâbe cild-4.). Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı.anhâ) dilerse kendi dininde kalmak.anha) sakin. Peygamberimiz (s. Reyhâne (r.v. Peygamber efendimiz.

Hz. Mekke’ye gönderelim de Mekkeliler öldürsün) dedi. Abbâs: “Allahım! Sen onların. su kadarı Fadl içindir. Hz. Kardeşimin oğlunu sana emanet ediyorum yâ Rabbi” diyerek duâ etti. sizinle beraber gitmeğe karar vermiş bulunmaktadır. Haccac bin İlâtüssülem. Allah’tan getirdiklerine inanıyor ve beraberinizde alıp götürmek istiyorsanız. Mekke’de bulunan müslümanlara yardımcı olurdu. Biz. bîat etmek. Bunları alıp size getirmek istiyorum. Doğru söylüyorsun Allah sana elbette onun ecrini verir. Mekkeye gidersem. Bulununca da adağını annesinin yerine getirdiği çocukluğuna ait bilinen tek vak’adır. zenginsin” buyurdu. Kureyşin ileri gelenlerinden ve reislerinden idi. 628) senesinde Peygamber efendimiz Hayber Yahudilerine karşı savaş ilân etti ve bu savaşın neticesinde müslümanlar galip geldiler. Eğer bir felâkete duçar olup da dönemezsen şu kadarı senindir.152 - . 7 (m. “Ey Medineliler! Bu kardeşimin oğludur. Abbâs. isteyenlere kuyudan su çekip verirlerdi. Abbâs’ı Mekke’de vazifelendirdi. Hz. Eğer siz. Bunun.) bîat ettiler. herkesten. Ve Haccac’a alacaklarını hemen fazlasıyla verdiler. Abbâs şaşırdı ve “Yemin ederim ki ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu.a. Yemen’e giderken beraberinde Peygamber efendimizi götürdüğü rivâyet edilmiştir. yoksa vermezler. yurdunda şerefiyle korunmuş halde yaşasın” dedi.) malımız ve canımız pahasına koruyacağız. Kardeşlerinin içinde en zengini oydu. bu sözümüzde sâdıkız” dediler ve Resûlullah efendimize (s. Hz. Abbâs: “Senin Allahü teâlânın Resûlü olduğuna ve doğru söylediğine şehâdet ederim” deyip kelime-i şehâdet getirdi. ben müslümanım. Abbâs da. “Yâ Resûlallah. yüz çevirmiş. annesi Kâ’be-i Muazzama örtüsünü değiştirmeyi nezretmişti. Yok. Abbâs muhalefet etmeyip.v. esirlerle beraber Medineye getirilince. Bildiğiniz gibi. Peygamberimiz (s. bulunması halinde. Hayber Zaferi’nden sonra. Hz. yanımda ganimet olarak aldığınız 800 dirhemden başka servetim yok” deyince. orada bulunanların müslüman olmalarını teşvik edici. bütün Arab kabilelerinin birleşip üzerinize hücum ettiğinde. Mek. Hz. Abbâs Akabe bîatinde müslüman olmadığı halde. müslüman olduğumu da bilmemeleri lâzım. Resûlullahı (s.a. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler” dedi. Ticâret icabı yaptığı seyahatlerin birisinde. Peygamber efendimizin yanında bulunup. kendin. Abbâs.v. Bir de sizin hakkınızda uygun olmayan sözler söylemek icâb edecektir. Allahü teâlâya şükür olarak. ticâretle uğraştı ve çok zengin oldu. “Yâ Resûlallah. şu kadarı Kusem içindir” dediğin altınlar” buyurunca Hz. Abbâs ile çocukluktan itibaren beraber büyümüşlerdir. Muhammedin. şu kadarı Abdullah için. onlara karşı koyacak kadar savaş gücüne sahipseniz bu işe karar veriniz.) “Hani sen Mekke’den çıkacağın gün. Ümmül Fadl’a “Bu seferde başıma ne geleceğini bilemiyorum. Biz. Haccac doğruca Mekke’ye gelmiş müşriklere “Ey Arab kabileleri! Toplanın size mühim haberim var. Eğer. Bunu işiten Mekkeliler çok sevindiler. Medineliler ise: “Biz. Böyle olmakla beraber Peygamber efendimiz. bir benzerini işitmediğiniz bir şekilde yenilgiye uğradı. Bir mektubunda Peygamberimizin yanına gelmek istediğini bildirdiğinde Resûlullah efendimiz Ona ”Senin bulunduğun yerdeki cihadın daha güzel ve faydalıdır. Fakat senin işin görünüş itibariyle aleyhimizdedir. O da “Hangi altınları” dedi. Muhammedi de esir ettiler ve dediler ki: (Muhammedi biz öldürmeyelim. Mekke’den çıktıktan sonra O’nu yalnız bırakacaksanız. Abbâs. Hz. Nevfel bin Hâris için kurtulmalık akçesi ödeyiniz. sonradan ayrılığa düşmeyiniz. Abbâs. Peygamber efendimiz. Mekke’den müşriklere ait haberleri Peygamber efendimize bildirip. Peygamber efendimiz: “Allahü teâlâ haber verdi’’ buyurduğunda Hz. “Senin müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Abbâs müslüman olduğunu hiç kimseye söylemedi. Hz. yeğenim hakkında verdikleri sözü yerine getirip onu korumak için ettikleri yemini işiten ve görensin. O bütün bunlara rağmen. insanların içinde en çok sevdiğim O’dur. Hz. şu kadarı Ubeydullah için. Müslüman olunca.” buyurdular. şimdiden bu işten vazgeçiniz ki. Peygamber efendimiz ona: “Ey Abbâs.) bizdendir. Resûlullah. hanımın Hâris’in kızı Ümmül Fadl’a verdiğin altınlar! Onları verirken yanınızda sizden başka kimse yoktu. Medine’den müslüman olmak için gelenler Akabe’de Peygamberimizle buluştular. beni tatmin edecek sağlam bir söz vermeniz lâzımdır. Abbâs ve kardeşleri hac mevsiminde zemzem kuyusu önünde dururlar. üzerine.a. O bizim aramızda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşamaktadır. için gelen bu topluluğa şöyle hitâb etti.v. tesirli konuşmalar yaptı. verdiğiniz sözde durup. Onu düşmanlarından koruyabilecek misiniz? Bunu lâyıkıyla yapabilirseniz ne âlâ. Uygun görür müsünüz?” deyince Peygamberimiz izin verdiler. Eshâbı. size katılıp. Hz. Peygamber efendimiz: “Yâ Abbâs! Ya o altınları niçin söylemiyorsun?” buyurunca. Muhammed (s. gençlik devresinde. O’nu tasdîk edip. Çünkü sen. Sen. Siz.a. Hz. Peygamber efendimiz İslâmiyyeti anlatmaya başlayınca Hz. Abbâs’a atası gibi davrandı ve onu babasının yarısı olarak kabul etti.Peygamber efendimiz. annesinin vefâtından sonra dedesinin yanına yerleştiğinde.v. Mescid-i Haram’ın tamiratı ve gelen hacılara su dağıtmak (Sıkaye) vazifesini yürütürdü. Peygamber efendimizin huzuruna gelip: “Yâ Resûlallah! Benim Mekke’de bazı kimselerde ve hanımımda mallarım var. akrabalık şefkatinden dolayı Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu. Sonra Hz. kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib. Müslüman olduktan sonra da bu vazifeyi devam ettirdi. Hz. Sen kurtulmalık akçeni ödemen lâzımdır” buyurdu. Bedir savaşı sonunda Hz. Bunu nereden biliyorsunuz?” dedi. O’nu O’na inanmıyan kimselerden koruduk. Bu hususu aranızda iyice görüşüp konuşunuz. Çocukluğunda bir defa kaybolmuştu.

Sâlih odaya girip kapıyı kapadılar.a. Hz. Abbâs’ın faizi olduğunu bildirdiler. Ali de yıkadı. Hz. katırın dizginini. bu hususta senin bildiğin bir şey var mıdır?” deyince. Ebû Bekir de buna benzer bir konuşma yaptı. Haccac’ın alnından öpüp. hiç şüphesiz.) vefât etmiştir. Hz. Ey Semüre ağacının altında Peygamberimize söz veren eshâb! Buraya toplanınız. Allahü teâlânın dininin yok olacağına üzüldüğünden: “Yâ Abbâs! Sen onlara: “Ey Medineliler! Ey Semüre ağacının altında bîat eden sahâbîler!” diyerek seslen” buyurdu. Yıkadıkça evin içine misk kokusu ve benzerini daha görmedikleri çok güzel bir koku yayıldı.a. Peygamber efendimizin ölmeyeceğini söyleyemez. Resûlullah (s. Hiç kimsenin inanası gelmiyordu. Abbâs.. bazı Eshâb hayvanlarını geri döndüremediler.a. Abbas.) vefât etti. on köle âzâd etti. gömleği üzerinde olduğu halde yıkamağa başladılar. Süfyân bin Hâris de üzengisini tutup hızını kesmeğe ve Resûlullahın. Nihayet o da bizler gibi insandır” dedi.a. Peygamber efendimiz (s. Haccac. İslâmiyetin bütün hükümlerini tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı. Ehl-i Beyt ve Eshâbı kirâm. Dağılmayınız” diye bütün gücüyle bağırdı. Hz. kabr-i şerîfine koymamıza da engel olmayınız. kabrinin üzerindeki toprağı giderek yanımıza tekrar göndermekten aciz değildir. mübârek yüzüne bakıp: “Resûlullah bayılmış. Resûlullah (s. Hz. ilk kaldırdığı faizin.v. (s. İçindeki ganimet mallarını da Eshâbına paylaştırdı. Hz. İslâm ordusu. Bir an için karışıklık oldu. fakat baygınlığı çok ağır” deyip mübârek yüzünü örterek dışarı çıkıp “Her kim. Ben Mekke’den çıktıktan üç gün sonra istediğine söyleyebilirsin” deyince Hz. Abbâs’dan bahsettiler. Resûlullah öldü derse kılıcımla boynunu vururum” dedi. Eshâb-ı kirâmın çoğu dağıldığında. Abbâs kölesine “Haccac’a git. Hz. Bağırdığı zaman sesi çok uzaklardan duyulduğu için O da “Ey Medineliler.v. Ey Ebül-Fadl. Abbâs iri yapılı ve heybetli idi. (m. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn gazasında da.v. Hz. mübârek cenâzelerini yıkamak üzere Hz.a.v. mahzun oldular. Ancak düşman ordusu. Abbâs. sola döndürdüler. Müslümanlar da tasalı ve kaygılı halden çıkıp. Abbâs Mekke’nin fethine dâir yapılan hazırlıkların son safhada olduğunu haber alınca.). Hz. Bir kısmı da esir alındı. Peygamberimizin mübârek vücudu şerîflerinin huzuruna gelip. Müslümanlar toparlandılar ve şiddetli.). Ebû Bekir ve Hz.ke’de bulunan Hz.a. Hz. Hz.) katırını düşmanın üzerine sürmek istedi. Allahü teâlâ Onu. Kardeşim Ömer’in dediği doğruysa. Müslümanlar tam oraya geldiklerinde. veda hutbelerinde. Peygamber efendimizin. Abbâs olup Ebû Süfyânı. Abbâs’ın oğulları Fadl ve Kusem. onlar da öleceklerdir. düşman etraftan saldırmaya başladılar.153 - . Peygamber efendimizi. Haccac’ın yaptığı hileyi söyledi ve “Kardeşimin oğlu Hayber’i fethetti. Mekke’nin kan dökülmeden feth edilmesi için çok çalıştı. vefât edince Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdvan) aklı başından gitti.) Eshâbıyla Veda Haccına gittiler. Peygamber efendimizi sağa.v. Peygamber efendimizin vefât ettiğine kanaat getirdiler.v. Hz. Hz. düşman askerlerinin çoğu öldürüldü. Hz. Abbâs sevincinden Hz. Ömer. Resûlullah (s. kapının açık tutulmasını emredip üzüntüsünü kâfirlere belli etmemeğe çalıştı. sabah gün ışımadan çukur ve geniş bir vadiden aşağı iniyorlardı. âyet 30-31) Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki.Abbas’ın evine gelip: “Müjde. Acele bize gelsin” diye emretti. bir muharebeden sonra. sen de Öleceksin. Hz. Peygamber efendimizin yanından ayrılmadı. Haccac Mekkeden çıktıkdan üç gün sonra Hz. Hz. Yahudilerin elebaşlarının boynunu vurdurdu” deyince müşrikler şaşkına döndüler. O zaman.a. Fethin öncesinde ve fetih sırasındaki üstün gayretleriyle başarıya ulaşıldı. Resûlullah (s. Hz. Abbâs bu haberi işitince bayıldı.) Hevazin kabilesinin arasına dalmasına mani olmaya çalıştılar. Abbâs bu konuda Eshâb-ı kirâmla konuştular. Peygamber efendimiz. Defin işlerini bir an önce yapalım.a. Ömer “yok” dedi.) ölümü tadmış bulunmaktadır: Allahü teâlâ O’na şöyle buyurdu: “Muhakkak. Abbâs. Mekke’in fethinde Peygamber efendimizin yanında bulundu. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Ömer’e dönerek “Yâ Ömer. Onu. fetihden az bir zaman önce Medineye hicret etti. Hz. Ayıldığında. Sonra üç parça kefen ile kefenledikten sonra. Evine zor taşıdılar.a. Sonra. 10. Bunu şimdilik kimseye söyleme. Peygamber efendimiz. Hz. Ondan izin alarak buraya mallarımı almaya geldim. Zırhını. Resûlullah (s. binek hayvanlarından kendilerini atmak zorunda kaldılar. kılıcını ve mızrağını alıp. . Kapının önünde biriken müslümanların da ciğerleri paralandı.a. amcası Hz. Bunu işiten Eshâb-ı kirâm geri dönmek istedilerse de binek hayvanları öyle ürkmüşlerdi ki. artık Mekke’de kalmasını lüzumlu bulmayıp. Hz. Peygamberimizin yanına getirip müslüman olmasına da sebeb oldu. Ebû Bekir ve bir kaç kahraman ölmeği göze alıp. Abbâs mescide gidip: “Ey insanlar Resûlullahın (s. hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye duruşacaksınız” (Zümer sûresi.v. Faizin yasak olduğunu. yalnız Hz. 632) senesinde Resûlullah efendimiz (s.v. en son hicret eden sahâbî Hz. Bunun üzerine Hz. Üsâme bin Zeyd ve Hz. sevince boğuldular. O. Müslümanlar ne olduğunu anlıyamadılar.v. Abbâs “Hiç bir kimse. “Fetihden sonra hicret yoktur” hadîs-i şerîfi ile.v. Peygamberimizin yanından ayrılmayıp geri dönmediler. Hz.. Ali. Eshâb-ı kirâm “Hayır duymadık” dediler.) “Ben vefât etmiyeceğim” diye bir sözünü duydunuz mu?” dedi. Hz. Abbâs. Mescidde ağlaşmaya başladılar. Peygamber efendimizin (s. Abbas müşriklerin toplandığı yere varıp Hz. Abbâs ve oğulları su döküp. Hz.) Hayber’de zafere kavuştu. Hz. daha önceden oraya gelmişti ve vadinin her iki yanında gizlenip pusu kurmuşlardı.

Ma’bed. Peygamber efendimiz kendisini çok severdi. Sabah olunca beraberce Resûlulullah’ın (s. Hz. Fâtıma binti Cüneyd bin Amr ve Ümm-ül-Fadl Lübâbet-ül-Kübrâ isimlerinde iki hanımı bilinmektedir. yenisini ve eskisini. fetihlerden elde edilen ganimetlerden.” “Misvak kullanın. Peygamber olarak da Muhammed’i (a. Fadl. Hz. Abbâs’a hisse ayırırdı. ayda bir defa kıl. Çok cömert idi.. Yetmiş köle âzâd ettiği meşhûrdur. bunu hergün yapmağa kimin gücü yeter?” deyince Peygamber efendimiz de “Hergün kılmağa gücün yetmezse.v. Hz. Ömer bu evi satın almak istedi. Resûlullah (s. ilimde çok yüksek idi. Avn ve Temâm’dır (r. Oğulları. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Rab olarak Allah.) efendimizi. Ömer. kabr-i şerîfine koydular. Abbâs gelince. Abbâs duâ edip. Diğer Eshâb-ı kirâm da yapılacak işlerde kendisiyle istişare ederlerdi. Ömer’in Medine’de kalmasının daha yerinde olduğu. Çok zengin olan Hz. ordunun başında bulunmak için cepheye gitmek istemişti. Peygamber efendimize yakınlığı ve fazîletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından sevilir. Abbâs da kabre girerek. askeri idare etmek. Baki kabristanına defn edildi. Hâris. Yakın akrabayı ziyâret etmeğe. çünkü misvak. Ömer. Hz. Allahü teâlâ seni bağışlar. oğullarını meydana gelecek afv et ve belâlardan koru. Ubeydullah. Bundan sonra Hz. Hz. Abbâs. Bu. Mescid-i Nebevî’nin genişletilmesini istedi. Ömer de bu fikri kabul etmişti. Secdeden kalkıp oturduğunda on defa söylersin. O da “Evet. ağzın temiz kalmasına ve Rabbimizin râzı olmasına sebebtir. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel. Sonra ikinci rekâta kalkarsın.anhüm). Hz. Osman kıldırdı.s. 88 yaşında idi. Abbas.. Hz. duâsı bereketiyle yağmur yağdı ve toprak yeşillendi. Kendisinin hususi yakınları olduğumuza ve hepimizin bir kişi gibi olduğumuza. Abbâs’ın kız çocukları içinde Hz.154 - . Allahü teâlâ.” diye duâ etti. Öyle ki. Köleleri satın alıp.” . Artık senin günahlarının Alic’in (yürümekle dört gecede katedilen kumluk bir yer) kumlarının sayısı kadar da olsa. onların haklarını yerine getirmeğe çok dikkat eder. Cenâze namazını Hz.) huzuruna gittik.a. âzad eder ve böyle yapmayı çok severdi. Sonra secdeden başını kaldırıp oturduğun halde on defa daha söylersin. Osman gibi büyük zâtlar. Peygamber efendimiz: “Ben. Yâ Rabbi onu. kumandan olarak başka birinin gitmesinin daha uygun olacağı şeklindeki fikrini beyan etmiş. kendi abasını üzerimize örttü. Abbâs. lahd şekline getirildi. Hz. Yâ Resûlallah” deyince. Hz. Medine-i münevvere’de vefât etti. Hz. sayılır hürmet edilir bir zât idi. büyüğünü. Abdullah bin Abbâs. Peygamber efendimiz. Bunu her gün bir defa kılmağa gücün yeterse kıl” buyurdu. Abbâs ise evini hediye olarak verdi. bunu on defa söylersin sonra secdeye varır. Ayda bir defa kılamazdan senede bir defa kıl Senede bir defa kılamazsan ömründe bir defa olsun kıl” buyurdu. Hz. Rükûya eğilince bunu on defa söylersin. dört rekâtte üçyüz eder. size duâ edeceğim” buyurdu. Ümmü Gülsüm binti Abbâs bazı hadîs-i şerîfler rivâyet etmiştir.” buyurdu. Peygamber efendimiz (s. Her Cuma kılamazsan. Abdurrahman. Âbbâs’a “Yarın sabah (ki pazartesi günüdür) sen ve çocukların bana gelin. ayakta olduğun hâlde. 652) de. Ömer. İkrâm ve ihsanları çok idi. Hz. Abbâs’a “Ey Abbas sana bir ihsanda bulunayım mı? Sana akrabalık hakkını ödeyip faydalı olayım mı?” buyurdular. Bunların içinde Hz. “Yâ Resûlallah. Din olarak İslâm. hiç günahları kalmasın. Abbâs. Kızlarından başka on erkek evladı vardı. her Cuma bir defa kıl. Uzun boylu. senin günahının evvelini ve âhirini. Hz. Dört rek’at namaz kılarsın. Ömer. Hz.vefât ettiği yere kabr-i şerîfi kazılıp. gizlisini ve açığını bağışlasın. Allahü teâlânın da rahmetini üzerimize eşit miktardaki yaymasına işaret olarak. kasıtlısını ve kasıtsızını. Hz. Sonra: “Ey Allahım Abbas’ı ve oğullarını mağfiret eyle ve bağışla. küçüğünü. Medineye yerleştikten sonra yapılan bütün muharebelerde ve hususen Bizans’a karşı gerçekleştirilen seferde. İslâm ordusunun techizi için çok yardım etti. Birinci rekâttaki gibi dört rekâtı da kılarsın. Bir muharebede Hz.v.a. Rükûdan ayağa kalktığında. hürmetlerinden ve tevâzularından ayağa kalkarlardı. muhtaç olanlara yardım ederdi. 32 (m. Herkes kendisine imrenirdi. Abbâs bin Abdulmuttalib (r. Abbâs’ın.) ömrünün sonunda göremez oldu. Kusem. Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesîledir. Hz. orada on defa söylersin. Peygamber efendimiz’den sonra.) bir gün Hz.) kabul eden kimse imânın tadını tatmıştır. onu istediğin zaman. Tekrar secdeye vardığında on defa söylersin. Ömer. Abbâs’ın evi vardı. Mescidin hemen yanında Hz. beyaz benizli güzel bir zât idi. bir gün Hz. Abdullah.v. Her rek’atda Fâtiha’dan sonra bir sûre okuyup ayakta iken onbeş defa (Sübhânallahi velhamdülillahi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber) dersin. Abbâs’ın duâ etmesini istedi.a. her rek’atta yetmişbeş. Ömer. Kesir. “Hz. Hz. Hz. Hz. Medine’de kuraklık olunca. sana bir şey öğreteyim ki.a. sakin ve sade bir hayat yaşadı.

dünyânız ve ahiretiniz için hayırdır” deyince arkadaşları da: “Biz Peygamberimizi. hem sulh..“Allah korkusundan mü’minin kalbi ürperdiği vakit. “Cennet” buyurdular. Peygamberimiz. Peygamber efendimizle yapılan anlaşmayı pekiştirmek için arkadaşlarına “Ey Hazrecliler! Peygamber efendimizi niçin kabul ettiğinizi biliyor musunuz?” deyince onlar da: “Evet” cevabını verdiler. dönmek yok. yakınlarımız öldürülse de yine tutarız. bendendir. mallarımız ziyan olsa da.” 1) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-970 2) Eshâb-ı Kirâm sh-279 3) El-A’lâm cild-3.v. mallarınıza bir zarar gelince. Eğer.155 - . Doğum târihi ve kaç yaşında vefât ettiği bilinmeyen Abbas bin Ubâde (r. sh-271 5) El-Menhel-ül-Azb-ül-mevrûd cild-7. sh-1398 9) Sünen-i Tirmizî Menâkıb bab 28 10) İbn-i Mâce Mukaddime bab 11. O’nu tutunuz. Hz. seslenene de “Ey Allahü teâlânın düşmanı! İşimi bitirince senin hakkından gelirim.v. Medineli olup Hazrec kabilesine mensûbtu..a. kim O’nunla konuşursa. onların hepsini kılıçtan geçiririz” dedi. hırsızlık etmemek. sh-271 13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2. 223. Hz. Şimdilik siz yerlerinize dönünüz” buyurdu.” “Bu Abdulmuttalib oğlu Abbâs’dır. cild-3. Kureyşde en cömert ve akrabalık bağlarına en saygılı olandır. bu ses için: “Bu Akabe’nin Şeytanıdır” dedikten sonra. cesur ve kahramanlığıyla meşhûr olmuştur. Ben Abbâs’danım” “Abbâs. Bundan sonra sıra ile müsâfeha ederek bîat ettiler (Müslüman olarak itâat ettiler). Bunun üzerine “Siz Onu. cild-2. Birinci Akabe bîatında müslüman olan altı Medineli. çocuklarımızı öldürmemek. sh-207 14) Târîh-i Dimaşk cild-7. Peygamberimiz (s. fakat “Bize.” “Abbâs. istediğin takdirde. bunu şimdiden yapınız. sh-262 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1 sh-221.a. nesebi. iftira etmemek. Abbas bin Ubâde (r. oniki kişi olarak Mekke’ye geldiler. hayırlı işlere muhalefet etmemek . Peygamberimizle gece Akabe’de görüşmek üzere söz aldılar.a. Peygamberimiz ise. Beni korumuştur. sh-94 12) El-Îsâbe cild-2.) ayrılmamış. sh-226 15) Ensâb-ül-eşrâf cild-1. ikinci sene yanlarına altı arkadaş daha alıp. benim vasim ve varisimdir. hem de savaş zamanları için kabul edip O’na tâbi oluyorsunuz. Peygamber efendimizin Peygamberliğini duyunca müslüman olmak için koşarak gelen ilk 12 kişiden biri olmakla şereflendi.a. Bunu öğrenen Medineliler. Vallahi bu. sh-867 ABBÂS BİN UBÂDE (r. eğer böyle birşey yaparsanız dünyâda ve ahirette helâk olursunuz. ümmetimin başına geçecekler. “Allahü teâlâ’ya hiç birşeyi ortak tutmamak.) şu hususlarda bizden söz aldı. O’na işkence yapmak için fırsat kolluyorlardı.” Biz de hepsini kabul ettik.” “Abbâs. Sonra Peygamber efendimize dönerek “Yâ Resûlallah. Biat eden Medinelilere de “Siz hemen konak yerlerinize dönün” buyurdu. Eğer da’vet ettiği şeyde. Mekke’de kalmıştır. O zamanlar. yemin ederim ki. Ubade bin Nadle bin Mâlik bin Aclan bin Zeyd bin Ganem bin Sâlim bin Avf bin Amr bin Avf bin Hazrec’dir. mallarınızın gitmesine ve yakın akrabalarınızın öldürülmesine rağmen Peygamberimize vefâ etmeyi aklınız kesiyorsa.” dediler. Peygamber efendimiz memnun oldular. Abbas bin Ubâde. sh-206 6) Sünen-i Ebî Davûd cild-2. Ondan hiçbir zaman ayrılmayız.) Akabe’de bîat ettikten sonra Peygamberimizden (s. Gece olunca buluştular ve aralarında anlaştılar. Medine’den.a. amcamdır. yarın sabah. (puta tapanlar) çok eza ve cefâ ediyorlardı. Ona eza eden bana eza etmiş olur. Medinelilerin Peygamber efendimize bîat ettiği sırada Akabe tepesinden bir ses: “Ey Mina’da konaklayanlar! Peygamber ile müslüman olan Medineliler sizlerle savaşmak üzere anlaştılar” diye bağırdı. Mina’da bulunan kâfirlerin üzerine kılıçlarımızla eğilir.) Uhud gazasında şehîd olmuştur. Peygamberimize Hicret . zina etmemek. Peygamber efendimizi devamlı takip ediyorlar. henüz bu şekilde hareket etmemiz emrolunmadı. biz bu ahdimizi yerine getirirsek bize ne vardır?” diye sual ettiler. sh-32 7) Sahîh-i Buhârî İstiska bab 3 8) Sahîh-i Müslim cild-3. ağacın yaprakları düşer gibi günahları dökülür. Vallahi. Hz. sh-602. Allahü teâlâ dîni onlarla azîz ve hâkim kılacak.): İkinci Akabe bîatında müslüman olmakla şereflenen Eshâb-ı kirâmdan. Mekke’de müslüman olanlara müşrikler. akraba ve yakınlarınız helâk olunca Peygamberimizi yalnız ve yardımsız bırakacaksanız. Peygamber efendimizin sevgisini kazanmakla şereflenmiş. yalan söylememek. İsmi Abbas. Abbas bin Ubâde: “Yâ Resûlallah.” buyurdular.” “Abbâsoğullarından melikler olacak. Mesâcid bab 187 11) El-İstiâb cild-8. Ölmek var.

Namaz kılmayı abdest almayı bizzat Peygamberimizden görerek öğrenmiştir.” diyerek duâ etti. Peygamberimizin (s. Hazrec ile Hz. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan: “Bizim üzerimize Veda yokuşundan bir ay doğdu. sh-3060 2) El-İstiâb cild-3. Mekke’nin fethinde açıklamıştır. sh-220.): Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından.izni gelince O da Medine’ye hicret etmiştir. Babası Hz. Bu sebeple kendisine “Ensârın Muhaciri” denilmiştir.) vefât ettiği sırada Abdullah İbn-i Abbas 13 veya 15 yaşında bulunuyordu.) damağına sürdü ve “Allahım onu dinde fakîh kıl ve kitabını ona öğret. Peygamberimiz (s.a. Peygamberimiz önde.” buyurmuştur.) onlara gülümsediler “Allahü teâlâ. Peygamberimiz (s. 1) Kâmûs-ul-A’lâm cild-4. sh-551 ABDULLAH BİN ABBÂS (r. karşılamaya çıktılar. İsmi Abdullah bin Abbas bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abd-i Menaf el-Kureyşi.v. Übey bin Ka’b’a (r. koruyucuların yanında yer almaz da.anhüm) dağılmakta olduğunu görünce yanına Hz. mal ve silahça hazırlık. O’nu korumak için şehîd oluncaya kadar kahramanca çarpıştılar. Bir defasında Peygamber efendimiz (s.a. Tefsîr. diyerek kasîdeler söylüyorlardı. Ebû Bekir (r. Abbas bin Ubâde hazretleri ve Sâlim bin Avfoğulları Kusvâ’ın önüne gerilerek: “Yâ Resûlallah! Bizim yanımızda kal! Sayıca çokluk.” Kusvâ adındaki develeri sağa sola baka baka ilerlerken. Abdullah İbn-i Abbas henüz küçük yaşta iken Peygamber efendimizi sık sık görüp. Daha küçük yaşta iken Peygamberimizin (s. bunların. Abbas bin Ubâde’yi de Hz.v. Abbas önceden müslüman olduğu halde gizli tutup. Hicretten bir kaç sene önce Mekke’de doğdu.” “Ben. Annesi ilk müslüman olanlardandır.” Bir başka gün de mübârek elini onun göğsü üzerine koyup. Hz. herkes: “Bize buyurun. Annesi Lübabet-ül-Kübrâ binti Hârisi Hilâliyye’dir. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. 687) senesinde Taifte vefât etti. sh-100 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında Kur’ân-ı kerîmin bir kısmını ezberlemişti.a. Peygamberimiz (s.a. yolları kaplamış ve bayram sevinci yaşıyorlardı. Aklı. Peygamberimize görülmemiş bir tezahüratta bulunuyor.) Mekkeden Hz. Babası Peygamberimizin (s. Bu sıralarda henüz 11-12 yaşlarında bulunuyordu. Akşam üzeri onu. Abbas’dır. Bundan sonra Kur’ân-ı kerîmi tamamen ezberleyip.) mübârek elini Abdullah İbn-i Abbas’ın başına koyarak şöyle duâ etmiştir: “Allahım bütün ilim ve hikmeti bu başa ver.) amcası Hz. Hz. Osman bin Maz’ûn ile din kardeşi yaptılar.) Uhud’da şehîd olan Eshâb-ı kirâm için “Vallahi. el-Haşîmî’dir. Peygamber efendimiz (s. Abbas bin Ubâde hazretleri.) abdest suyunu hazırlamış.a. Evs’i alarak dağılan Eshâb-ı kirâma şöyle bağırdı: “Ey kardeşlerim! Bu uğradığımız musîbet. cild-3. Medine halkı.v.a. Peygamberimiz (s. fıkh ilimlerinde ve diğer ilimlerde büyük âlimdir.) ile Medineye hareket ettiler. Medineli müslümanları birbirlerine kardeş yaptılar. Bu duâ bereketiyle ilimde çok yüksek derecelere ulaştı. Abdullah İbn-i Abbas. Resûlullaha bir zarar gelmesine sebep olursak artık Rabbimizin katında bizim için ileri sürülecek bir mazeret bulunmaz!” diyerek iki arkadaşıyla ileri atıldılar. Peygamber efendimizin uğrunda.v.v. zekâsı. Abdülmuttalib’in dayısı Neccâroğullarının yiğitleri de çevresinde olduğu halde Medine’ye girdiler. Peygamber efendimiz. “Allah Allah” nidalarıyla önlerine gelenle döğüşmeye başladılar.a. düşmanlarına karşı seni koruyup savunacak kuvvet ve kudret bizde var. Onları te’vil ve tefsîr edebilsin. onları size hayırlı ve mübârek kılsın! Devenin yolunu açınız! Nereye çökeceği Ona bildirilmiştir” buyurdular. Peygamberimizin mübârek dişinin şehîd olduğunu ve Eshâb-ı kirâmın (r. Allahü teâlânın yolunda hakîki şehîd olduklarına kıyâmet gününde şahidlik edeceğim” buyurdular. 223. Allaha her duâ’da şükretmek bize vâcib oldu”.v.” dediler. sh-43.a. cild-2.a. Medine’ye hicret ettikten sonra Abdullah İbn-i Abbas ailesi ile birlikte hicretin sekizinci senesine kadar Mekke’de kalmıştır. Mekke’nin fethinden sonra Medine’ye hicret etmiştir.anhâ) Resûlullahın (s. Devenin yularını başına dolayarak serbest bıraktılar.) yanına giderdi. “Allahın insan oğluna ihsan ettiğin her ilim ve her hikmet bu güzel göğüste toplansın.) ezberini .v. Peygamberimiz de çok sevinçliydi. Medineliler Peygamberimizin (s.a. Eshâbımla birlikte ben de şehîd olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim. Uhud gazasında Hz.v.a. hadîs. nübüvvet kaynağından feyz almıştır. Mekke’den gelen Muhacirlerle.156 - . çabuk kavrayışlılığı ile dikkati çekiyor ve seviliyordu. 68 (m. Bütün Medine halkı.a.) kucağına alıp.) mübârek yüzünü görebilmek heyecanıyla. Bazı geceler de orada kalırdı. kanlar içinde şehîd olmuş buldular. Dağılmayınız! Peygamberimizin etrafına geliniz! Eğer bizler. Binbir meşakkat ile Medine yakınlarında Kuba’ya geldiler.v. Ebû Bekir arkasında ve dedesi Hz. birlikte namaz kılmıştır.) zevcesi olduğu için bu sebeple de çok kerre Peygamberimizin evine gidip gelmiştir. Peygamberimize karşı isyanımızın neticesidir. Teyzesi Meymûne binti Hâris (r.a. Peygamberimiz.v.a.a. Kuba’da Cuma namazını kıldıktan sonra Kusva ismindeki devesine binerek Medine’ye doğru yola çıktılar. ağzının suyundan parmağına alıp. Abdullah İbn-i Abbas doğduğunda babası onu Peygamberimize götürmüştür.a.) ve Zeyd bin Sâbit’e (r. Yâ Resûlallah diyerek evlerine davet ediyorlardı.v.

a. Onun Peygamberimizden (s. fıkıh ilimlerinde ayrıca şiir ve edebiyat gibi diğer mevzularda çok iyi bir şekilde yetişmiştir. Hz. hutbeler okurdu. Tâbiînden Ebû Sâlih (r.a. Abdullah İbn-i Abbas’ın müstakil bir tefsîr kitabı yoktur.Kays tariki. 7.) nakledile gelen rivâyetlerinden bir kısmını Furuzâbadi “Tenvir-ülMikyas Tefsîr-i İbn-i Abbas” adlı bir kitapta toplamıştır. Mekke’de yetişen fukaha onun vasıtasıyla yetişmiştir. sorardı. dinletmiştir. o da Sa’îd bin Cübeyr’den. Ya doğrudan ders alarak veya dolaylı olarak onun ilminden istifade etmişlerdir. fikri kuvvetini ve ilmini görerek şaşırmışlardır.v. Müstakil derslerden başka namazlardan sonra va’z u nasîhat yapar. Tefsîr. İlminin genişliğinden dolayı “Hibril Ümme (Ümmetin Âlimi) ve Bahr (deniz).) benim için duâ etti.a.) “İbn-i Abbas’ın ilim meclisi ile bütün Kureyş iftihar etse değer. Bu vasfından dolayı ona “Tercüman-ül-Kur’ân” lâkabı verilmiştir. Onun tefsîre dair rivâyetleri çeşitli yollarla nakledilmiştir. 4Ali bin Ebî Talha el-Hâşimî tariki. Fıkh ilminin temel direklerindendir. Osman’ın halifelikleri sırasında müftülük yapmış. ilim öğrenmiştir. Yine bu sırada Eshâb-ı kirâmın büyüklerinin meclisinde bulunmuştur. Çok meth edildiği zaman “Bana bu nimeti ihsan eden Allahü teâlâdır.a. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri üzerinde ders verirken herkesi doyuracak şekilde izahlar yapardı. Hz. Ali’nin halifeliği sırasında Basra valiliği yapmıştır. Fetvaları ciltler dolduracak kadar çoktur. feyze ve marifete kavuştu. Ömrünün sonuna doğru Mekke’de yerleştiği sırada da uzaktan. 2.Dahhak tariki.) onun hakkında “O Sultan-ül-Müfessirîn’dir” buyurdu.” buyurmuştur. Sorulan meselelere cevap verirken önce Kur’ân-ı kerîme bakar açıkça bulamazsa. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. O da bunlara tatmin edinceye kadar izahat yaparak cevaplandırırdı.v. tahrir gibi mevzular işlenirdi. Hz. Garib-ülKur’ân hakkındaki izahları ona dayanmaktadır. (ilimde derya) ismi verilmiştir. Ömer. Çünkü Resûlullah (s.) bir ders halkası vardı. Onun hakkında “Bu Arapların mütebahhir (en derin) âlimidir” demişlerdir. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Onu ilim meclisinde bulundurur. Abdullah İbn-i Abbas (r. 5. Ömer’in sohbetlerine ve ilim meclisine devam edip. fıkıh ilimlerinden başka lisan. daima ilme teşvik ederdi. Din hususunda sorulan her soruya geniş cevap verir. Hiç bir meselede tereddüte düşmemiştir. fetva vermiştir. Osman’ın emriyle yerine hac emirliği yapmıştır.Ebû İshâk tariki. Hz. Bu sebeple müşkillerini sormak üzere kendisine çok sayıda müracaat eden oluyordu.) rivâyet etmiştir.arz edip. İbn-i Mes’ûd (r. Peygamber efendimizden 1660 kadar hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. hizmetleri olmuştur.157 - . Ömer zor meselelerin ona sorulmasını ve alınan cevabın kendisine bildirilmesini istemiştir.İkrime (Mevla İbn-i Abbas (r. belli bir plân dahilinde idi. Abdullah İbn-i Abbas.) tariki.) aldığı ilme. Abdullah İbn-i Abbas (r. Osman ve diğer Eshâb tarafından çok iltifat görmüştür. sahihtir. Daha sonra Eshâb-ı kirâmın en üstünlerinin meclisinde bulunup.a.” demiştir. Bütün bu mevzularda derin ilme sahipti. Hz. Ebû Bekir’in halifeliği sırasında ilim öğrenmekle meşgul oldu. Kur’ân-ı kerîm âyetlerinin bir araya toplanmasında ve neşrinde çok. her meseleyi açıklardı. Afrika’da hükümdarlık eden Cercis ile görüşmüştür. Osman şehîd edilmişti. Bir âyet-i kerîmeyi anlayamayan veya bir müşkili olan kimse ona müracaat edip. Cercis ve adamları onun aklını. Bu tarik İmâm-ı Buhârî ve İmâm-ı Müslimin şartlarına uygun olup. Abdullah İbn-i Abbas fıkıh ilminin en mühim bir kolu olan feraiz (mîrâs) hukuku ilminde yüksek derecede idi. 3.Mücâhid bin Cebir tariki. Hz. yakın. bu zat Ata bin es-Saib’den. Hz. Bu seferde İslâm Ordusu adına kendisine elçilik vazifesi verilmiştir.Sa’îd İbn-i Zübeyr tariki. zekâsını. Ömer. Hz. Böylece henüz daha gençlik çağında ilimde yüksek dereceye ulaşmıştır.a. Suâl sormak için gelenlerin çok kalabalık olması sebebiyle gelenleri ellişer kişilik grublar halinde yanına alıp meselelerine cevap verirdi. Çalışmaları son derece muntazam olup. Abdullah İbn-i Abbas. Bunlardan en meşhûrları şunlardır: 1. Bunlarda da bulamazsa kendi ictihâdıyla cevap verirdi.a. Bu hac emirliğinden döndüğünde Hz. feyz almıştır. ilim öğrenmek üzere çok kimse onun etrafında toplanmıştır. Hz.a. Tefsîre dair muhtelif rivâyetleri vardır. şiir. Osman devrinde de fetva vermeye devam etmiştir. Ömer’in ve Hz.) yanında bulunup. İlim ve hikmet niyazında bulundu.a.) Eshâb-ı kirâm arasında ilminin üstünlüğü ile tanınmıştır. İslâm âlimleri tefsîr kitaplarını onun rivâyetleriyle süslemişlerdir.) Kur’ân-ı kerîm hakkındaki ilmini isteyen ve soranlara öğretirdi. hadîs. Hz. hadîs.v. o da Abdullah İbn-i Abbas’dan (r. Çünkü o daha küçük yaşta Peygamberimizin (s. Ebû Bekir’in ve sonra Hz. Daha sonra Mekke’ye yerleşmiştir.a. Bu iltifatlar karşısında asla hâlini değiştirmemiş hep tevazu göstermiştir. edebiyat. Hadîs ilminde de derin bilgisi vardı.a. Onun derslerinde her ilim okutulurdu. bilhassa Kur’ân-ı kerîm’in tefsîri ve âyet-i kerîmelerin izahında yüksek bir ilme sahipti. Fetvaları fıkıh ilminin en kuvvetli temellerinden olup. Ömer’in o hususta verdikleri hükümleri araştırırdı. Onun derslerinde tefsîr. Kendisine havale edilen meselelere gayet açık ve isabetli cevaplar vermesiyle meşhûr olmuştur. 6. Hangi gün ne iş yapacağını önceden tesbit eder ve onlara aynen riâyet ederdi. O sırada yapılan Afrika seferine katılmıştır. Hz. kendisine sorulan meseleleri çok isabetli bir şekilde cevaplandırmıştır.

Bunun için şu beyti söylemişti: “Allah gözlerimden görme nurunu aldıysa. Rivâyetleri Kütüb’üs-Sittede (altı hadîs kitabı) yer almaktadır. Ondan ilim. Abdullah İbn-i Abbas.a. İhtiyarlık gelmeden gençliği. imdad diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer. Hz.” Abdullah İbn-i Abbas (r. annesinden. ganimet bil!” “Öğretiniz. E’ûzü okuyarak başlamakla olur ve Kur’ân-ı kerîm’in anahtarı besmeledir. Ebû İmame bin Sehl.) kıldırdı ve “Bu gün bu ümmetin en Rabbânî âlimi vefât etti” buyurdu. Cenâze namazını Hz. Hz.a. yâni harâm yiyenin namazını Allahü teâlâ kabul etmez.” “Ümmetimden iki sınıf düzgün olursa bütün insanlar düzgün olur. senesinde ömrünün son günlerinde 7-8 gün hasta yattıktan sonra vefât etti. Öğrenen ve hadîs-i şerîf rivâyet eden pekçok âlimden bir kısmı şunlardır: Kendi oğulları Muhammed bin Abdullah. Ali bin Abdullah.” “Sirkenin balı bozduğu gibi kötü ahlâk da ameli bozar. Beni de Allahü teâlâyı sevdiğiniz için seviniz. Abdullah İbn-i Abbas (r.” Peygamber efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır: “Kur’ân-ı kerîme saygı göstermek. güçleştirmeyiniz. Sa’îd bin Müseyyeb ve diğer âlimler. Muaz bin Cebel’den. hicretin 68. Osman’dan. Buralarda Arapça bilmeyen müslümanlara tercümanlar vasıtasıyla va’z ve nasîhatler yapmıştır.a. Ayrıca babası Hz.158 - .” “Kızdığın zaman sükût et. Merved bin Mahreme. Ebû Zer Gıfârî’den ve diğer bir çok sahâbîden hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.” . Allahü teâlâ. Ömrünün sonuna doğru gözleri görmez olmuştu.” “Kur’ân-ı kerîmi kendi arzusuna (görüşüne) göre tefsîr eden Cehennemdeki yerine hazırlansın.) çok âlim yetiştirmiştir. iri vücutlu bir zât idi. Dirilerin de ölülere hediyesi. bütün geceyi ibadetle geçirmekten daha sevimlidir. Şa’be bin Hakem.” “Benim için gecenin az bir vaktini ilme ayırmak. Ömer’den. Boğulmak üzere olan kimse. güzel beyaz yüzlü. Abdullah bin Ma’bed. yaşayanların duâları sebebi ile. Onun vefâtı müslümanları çok üzdü. Ebû Bekir’den. Abdullah İbn-i Abbas (r. Ali’den. Abdullah bin Ömer. derslerini dinlerlerdi.) Peygamberimizden bizzat işiterek hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.” “Ölünün mezardaki hali.) buyurdular ki: “Dağlar dahi birbirine karşı azsa. Hz. ölülere dağlar gibi çok rahmet verir.” “Bid’at sahibi bid’at işlemekten vazgeçmedikçe Allahü teâlâ onun hiç bir ibadetini kabul etmez. Kendisine bir duâ gelince.dan çok kimse yanına gelerek onu ziyâret edip.” “Allahü teâlâ’nın size verdiği sayısız ni’metler için Onu seviniz.” “Tevbe ve istiğfâra devam eden kimseye Allahü teâlâ her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik verir ve ummadığı yerden kendisini rızıklandırır. İslâm devletinin sınırları genişleyince çeşitli beldelere seyahat yapmıştır. meşgûliyyet gelmeden rahatı ve ölüm gelmeden hayatı. Uzun boylu. Çok ağlama sebebiyle yanaklarında gözyaşlarının bıraktığı izler görünürdü.a. Ebu’l Tufeyl. azgın cezasını bulacaktır” ve “İçinde harâm olanın. Allahü teâlâ tevbe edenlerin tevbesini kabul eder. Abbas’tan.” “Beş şeyden önce beş şeyi fırsat ve ganimet bil. Hz. onlar için duâ ve istiğfâr etmektir. Hz. kardeşinden arkadaşından gelecek bir duâyı gözler. Abdurrahman bin Avf’dan Hz. kendisini kurtaracak birini beklediği gibi.” “İşitmek görmek gibi değildir. Dilimde ve kalbimde o nûr devam ediyor.” “İnsanoğlunun iki vâdi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister. Hz. Ali’nin oğlu Muhammed bin el-Hanifiyye (r. hastalık gelmeden sıhhati. Karnını (ağzını) ancak bir avuç toprak doldurur. yoksulluk gelmeden zenginliği. kardeşlerinin oğulları Abdullah bin Ubeydullah. anasından. müjdeleyiniz. Sakalını kına ile boyardı. meyyit de babasından. Bu iki sınıf âmirler ve âlimlerdir. dünyânın hepsi kendisine verilmiş gibi sevinmekten daha çok sevinir. Bunlar bozulursa insanlar da bozulur.

Bunun dokuzyüz derece fazîleti vardır..) şöyle buyurduğunu nakleder: “Beş hafif şey var ki. Ne halim (yumuşak) ne de sefîh. Filistin ve Mısır’da da denilmiştir.) Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Halbuki bu üzüntün. sh-3103 10) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1. Sen af edilmeni istediğin hususlarda. ama başına neler geleceğini anlamıyorsun. zararından da emin değilsin. Adı. Abdullah bin Amr bin Âs bin Vâil bin Hâşim bin Sa’îd bin Sehm bin Amr bin Hâris bin Ka’b bin Lüey el Kureyşî’dir. Tanıdığın kimse yanından ayrıldığı zaman.a. cild-1. sh-141 11) İzâlet-ül-hafâ cild-1. Bu görüş kalbini titretmez. Hatta o kadar ki. Müslüman olmadan önce adı.a.a. geceleri lâmbayı söndürür. ona verirdi. Âs idi.v.a. Bu halin. Künyesi. Mekke.159 - . bu hususta bir âyet nazil olacağını zannederdik. Vefât târihi ve yeri hakkında değişik rivâyetler bulunup. İslâm binasının temeli de güzel ahlâktır. sen de ona o şekilde muamele et. Resûlullah (s. Kur’ân-ı kerîm’in tamâmını ezberleyen hâfızlardandı. fakîre ihânet eden mel’undur. Hanımı Peygamberimizin amcası oğlu. Annesi. onu da afv et. ibâdet ve zühdü çok olan bir zâtdı.a.” “Resûlullah (s. Bu halin. 684) yılında Şam’da vefât etmiştir. yaptığın hatâdan daha fenadır. sh-330 4) El-İstiâb cild-2. Yerini bulmadıkça lüzumlu olan sözü de konuşma. Üçüncüsü ilk sarsıntıda. musîbetin ilk geldiği anda gösterilen sabırdır. günahların en büyüğüdür. Ömrünün tamâmını ibâdet yapmakla geçirmişti. Bu sevinmen.” “Sabır üç çeşittir.): Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Amr bin Âs’ın (r. Râita binti Münebbih bin Haccâc bin Âmir bin Huzeyfe bin Sa’d bin Zehm’dir. daima ağlardı. yaşının küçük olması sebebiyle katılamadı.” 1) El-A’lâm cild-4.” “Kıyâmet günü Cennete ilk davet edilecek olanlar her halükârda Allahü teâlâya hamd edenlerdir. Bunun üçyüz derece sevabı vardır. Abdullah bin Abbâs’ın (r. Ağlamaktan gözleri hastalanmış. gündüzleri de oruç tutardı. Ondan oğlu Muhammed dünyâya geldi. İlk iki harbe. denizdeki balıklara varıncaya kadar herşey onun için Allahü teâlâdan mağfiret diler. ahmak kimselerle mücadele etme. Abdullah. Annesi. İşleyeceğin bir yanlış işin fırsatını kaçırınca.) kızı Umre (r. İkincisi harâmlardan ve yasak edilen şeylerden sakınma hususunda sabır. Yaklaşık 100 yaşında iken 65 (m. ömrünün sonuna doğru görmez olmuştu.) oğlu. Gülmektesin. Babasından önce îmân etmekle şereflendi.“İnsanlara hayrı öğretenler için. Peygamberimizin yanında bulunmuştur. Peygamberimiz Abdullah olarak değiştirdi. sh-314 3) El-Îsâbe cild-2. Çünkü halim kalbinden sana buğz eder. Bunun altıyüz derece sevabı vardır. Ahmak ve âdi kimseler dili ile sana eziyyet ederler. Ebû Muhammed veya Ebû Abdurrahman’dır. Eshâb-ı kirâm arasında büyük âlim.” “Üzerine gerekmeyen ve sana faydası dokunmayan şeyler hakkında konuşma. sh-350 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2.” “Zengine ikrâm edip. üzüntü duyarsın. çünkü bu fuzûlî bir iştir. sh-365 6) Eshâb-ı Kirâm sh-177 7) Tehzîb-üt-tehzîb cild-4. sevinirsin. babası Amr bin Âs’dan 12 yaş küçüktü. onun ayrı bir yerde seni nasıl anmasını istersen.anha) idi. Suçlu olarak yakalanıp ihsan ile mükâfât görenin ameli gibi amel et. Tâif. Kur’ân-ı kerîmi çok okurdu. Peygamberimiz zamanında .” “Ey çok günah işleyen! Yaptığın işin şerli sonucu seni bekliyor. Sen hatâdasın. Birincisi farzların yapılmasında güçlüklere sabretmek.) misvak kullanmak hususunda bize öyle emirler verirdi ki. sh-276 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-975 9) Kâmûs-ul-a’lâm cild-4. Bedir ve Uhud harbinden başka bütün harplerde Hz. o hatâdan daha tehlikelidir. Abdullah bin Amr (r. Abdullah bin Amr için göz ilâcı ve sürme yapar. sen de onu öyle an.a.” “Her binanın bir temeli vardır. sh-95 2) Hilyet-ül-evliyâ. Bir hatalı işde başarı kazanır. yaptığın hatadan daha büyüktür.v.) efendimizden çok hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.” Mücâhid bin Cebir (r. sh-295 ABDULLAH BİN AMR BİN AS (r. bunlar eğerlenmiş ve binmek için bekletilen bir arab atından (en kıymetli şeyden) benim için daha sevimlidir.a. emin olma.). Kardeşinin sana ne şekilde muamele yapmasını istersen. Gece sabahlara kadar namaz kılar. Çok kere faydalı söz yerini bulmaz da kaybolur gider.a. Allahü teâlâ seni daima görmektedir.

Ebû’d-Derdâ’dan. gerçek) olandan başka bir şey çıkmamıştır. herkesten evvel. ağzımdan hak (yani doğru.a. Sâbit bin İyâd el-Ahnef. Amr bin Üveys es-Sekafî. Humeyd bin Abdurrahman bin Avf. Kendisine. Hz. Ebü’l Hayr Mürsed bin Abdullah el-Yezenî.) hadîs-i şerîflerini. bu hususta şu rivâyeti nakletmektedir. Deve karşılığında da. Ebû Umâme.000 kişilik bir İslâm ordusu kısa zamanda zafer kazanmıştı.anhüm) ve daha bir çok Eshâb-ı kirâmdan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Peygamberimize müracaat ederek. oğlu Muhammed bin Abdullah bin Amr bin Âs. işittiklerini yazı ile kaydetmek hususunda tereddütte kalmış ve meseleyi Resûl-i Ekrem’e (s. Peygamberimizden birçok ilimleri öğrenmeye aşırı derecede meraklı idi. bundan başka Hz.birçok gazalara ve seriyyelere süvari olarak katıldı.a. Basra’dır. Enes bin Mâlik. Amr bin Hâris ez-Zebidî şöyle bildiriyor: “Abdullah bin Amr ile karşılaştığımda Ona şöyle sordum: “Ey Ebû Muhammed! Biz öyle bir yerdeyiz ki.). Abdullah bin Amr’ın (r. Ömer’den. “Sahife-i Sâdıka” adı verilen bir mecmuada (kitapta) toplamıştır.v. Ebü’l Abbâs es-Saib bin Funûh. Ebû Zur’a bin Amr bin Cerîr.) yanında bulunuyorduk. olarak tayin edilenler O’nun derslerine koşuyorlardı.v. O’nun naklettiği ilimlerden istifade etmiştir. bu muharebede ordu kumandanı idi.160 - . 240 000 kişilik Bizans ordusuna karşı. Fakat Abdullah bin Amr. O’ndan işittiği her şeyi yazmak için izin istemiş ve aldığı müsâade üzerine pekçok hadîs-i şerîf yazmıştır. Surâka bin Mâlik bin Ca’şem’den (r. Tavûs Keysân. Resûlullah (s.) arz etmişti. birçok hadîs-i şerîfte. Ebû Kebeşe es-Selûli.a. Allahü teâlâya yemin ederim ki.v. bazı askerlerin bineksiz. Kendisine bir suâl sorulduğunda.a. Kostantiniyye (İstanbul) ve Roma şehirlerinden hangisinin daha evvel feth edileceği soruldu. kızgınlık halinde.” Resûlullah’tan işittiği bütün hadîs-i şerîfleri. Zir bin Hubeyş. Resûlullah efendimiz. yazıyordu. açıklayıcı geniş bilgi bulunmamakla beraber. Hz. burada nakit para olarak hiçbir şey yoktur. Abdullah bin Amr’ın (r. Abdullah suâli dinledikten sonra bir sandık getirtmiş ve şu cevabı vermişti: “Bir gün Resûlullah’ın (s.v.) buyurdu ki: “En önce Herakliyus’ün şehri olan Kostantiniyye (İstanbul) feth olunacaktır. Amr bin Dînâr ve daha bir çok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuştur. Fakat bunların hepsi müddetle mukayyettir. Develerin askerlere kâfi gelmeyeceğini gördüm. Resûlullah’tan her işittiğini yazdığını gören Eshâb-ı kirâmın ileri gelenleri. Çünkü o. Hz.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin bazıları şunlardır: .) etrafında oturmuş. yazdığı bu mecmuayı çıkararak bakıp cevap verirdi. Abdurrahman bin Avf’dan.)’den işiterek hadîs-i şerîf rivâyet ettiği gibi. Bir ineği bir müddet için. yanımda bulunan develere askerleri bindirerek bir tarafa i’zam etmemi (yollamamı-göndermemi) emir buyurmuştu. Halbuki Resûl-i Ekrem (s. Ben yazmamıştım” dedi. at ve kısrak alıyoruz. Abdullah bin Hâris bin Nevfel. Sa’îd bin Müseyyeb. Âmir bin Şerâhil Şa’bî. onun harbe katılacak askerleri ta’lim ile harbe hazırlamak gibi mühim vazifeleri ifâ ettiği anlaşılmaktadır. Ebû’z-Zübeyr el-Mekkî. bizzat Resûlullah’dan işiterek aldığı hadîs-i şerîfler mevcuttur. istemediği halde Sıffîn harbinde de bulunmuştur. Abdullah bin Amr’ın katıldığı en mühim muharebelerden biri Yermük harbidir. Bütün müslümanlar.v. Hayseme bin Abdurrahman elCa’fi.a. Abdullah bin Amr bin Âs. Bunun üzerine Hz.) bu muharebeye iştirak ederek. Yakûb İbn-i Âsım bin Urve bin Mes’ûd es-Sekafî. bizzat Resûlullah (s.a. Mesrûk bin Ecdâ. Bunlardan birisi hakkında. Son derece cömert olduğundan eline geçen herşeyi. Abdurrahman bin Cübeyr. davarlarımızdan ibarettir.a.) bana şöyle buyurdu: “Zekât olarak gelen erkek develer karşılığında. Kendisinden de.v. Bütün malımız. 46.a. Muâz bin Cebel’den. bizzat Peygamber efendimizin mübârek ağızlarından işiterek çok ilim almıştır. İkrime.” Buna benzer birçok harplere iştirak edip. dişi develer satın al ve askerlere binek temin et!” Ben de bir erkek deve karşılığında üç dişi deve satın alarak askerlerin gideceği yere gitmelerini temin ettim. hadîs-i şerîf yazıyorduk. şehre vali. Hadîs-i şerîf râvîlerinden (rivâyet edenler) Ebû Kubeyl.) efendimiz. birkaç inek karşılığında veriyoruz. Urve bin Zübeyr. bana sordun. Bunlarda dinî bir mahzur var mıdır?” Hz.v. hemen dağıtır ve herkesi memnun ederdi. idare mevkiinde vazife aldığı anlaşılmaktadır. Onu dinledikten sonra. Resûlullah efendimizin vefâtından sonra Hz. Katıldığı harpler hakkında.a.a. Derken Resûl-i Ekrem’e şöyle soruldu: Kostantiniyye veya Roma şehirlerinden hangisi daha evvel feth edilecek? Resûlullah (s.a. Sâlim bin Ebî’l Ca’d. Babası ile birlikte. Bu eserinde. Ebû Seleme bin Abdurrahman. Sehl İbn-i Hanîf. benden çok ezberleyen ve rivâyet eden olmamıştır.). Eshâb-ı kirâmdan en çok hadîs-i şerîf rivâyet eden Ebû Hüreyre(r. bazan da sevinçlilik halinde bulunup söz söylemektedir. İbni Ebî Müleyka. Abdullah bin Amr bin Âs.a. Cübeyr bin Nüfeyr. Abdullah bin Amr’ın ilminden en çok istifade eden muhitten biri de. büyük kahramanlıklar göstermiştir. Yahut bir deveyi. Orada. benden daha çok ezberlemiştir. O’na: “Sen Resûlullah’tan her şeyi yazıyorsun. Abdullah bin Amr bin Âs’ın (r. yaya kaldıklarını söyledim. Abdullah bin Amr.) bazan gazab. bağlıdır. Abdullah bin Rebâh el-Ensârî. bana şu cevabı verdi: “İyi ki. Resûl-i Ekrem (s.). Bunları birbirleriyle değiştirerek alış-veriş ediyoruz. Abdullah.v. Ata bin Yesâr.a. buyurdular ki: “Yazmaya devam et! Çünkü. Onun ilminin çokluğunu itiraf buyurarak: “Resûlullah’ın (s. Şam fatihi olan babası Amr bin Âs (r. Ebû Abdurrahman el-Hablî. Mücâhîd bin Cebr. Abdullah bin Amr (r. bir koyun karşılığında alıyoruz.a.” Hz.” dediler.

“İlmin azalması. komşunun komşuya mirasçı olacağını zannettim.) efendimize haber verdiklerinde. O da: “Dâvûd peygamberin orucu ne kadardır?” diye sordu. Bütün hayatını ibâdet etmeye vakfetmişti. her ayda üç gün oruç tutmak sana kâfidir. Bunun üzerine Resûlullah (s. Zühd ve takvası çoktu. “Öyle ise Dâvûd aleyhisselâmın orucu gibi oruç tut. Allaha ve âhiret gününe inanan.” “İnsanlara merhamet edene. attığı her adımda bir günahı silinir ve amel defterine bir sevab yazılır. tanıdığına ve tanımadığına selâm vermektir. Hz. evlilikten de nasîbini almasını istemişti. Buyurdu ki: “Fakîrlere yemek yedirmek. her ayın üç gün orucu.” “Sadakanın en fazîletlisi. Cenâb-ı Hak ni’metlerinin kul üzerinde görülmesini ister. afif olmak. O kadar ibâdet yapma arzusu vardı ki.” “Dört sıfata sahip olduktan sonra dünyâdan başka bir şey kazanamadığına ehemmiyet verme! Bunlar. en sevgili olanınızın kim olduğunu haber vereyim mi? En iyi huylularınızdır.” buyurdu. Birisi Resûl-i Ekrem’e gelip.” “Dünyada adaleti gözetenler. hayrı söylesin. büyüğümüze hürmet etmeyen bizden değildir. güzel huylu olmak. kıyâmette.” “Küçüğümüze acımayan. Ona: “Ey Abdullah! Her gün oruç tuttuğun bütün gece namaz kıldığın bana haber verilmedi mi sanırsın!” buyurdu.” “Allaha ve âhiret gününe îmân eden.” “Cemâatle namaz kılmak için yola çıkan kimsenin.161 - . Cennete giremez. O da: “Evet yâ Resûlallah! Öyledir” dedi.a.” “Kul hakkından başka şehîdin bütün günahları affolur. bütün sene orucu demektir.” “Mü’min. komşusuna hürmet etsin.” Abdullah bin Amr bin Âs (r. Binâenaleyh. insanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. gözünün de bir hakkı vardır. o namaz kıyâmet günü delil ve kurtuluş olur. cihad için müsâade istemişti.” “Müslüman. Amr bin Âs. Resûlullah efendimiz cevabında buyurdu ki: “En makbul oruç. iki dargın kimsenin arasını bulmaktır. evlendiği zaman. mü’minlerin canları ve malları hususunda emin oldukları kimsedir. içiniz. Onun bu halini Resûlullah (s.” buyurmuş ve bi’atını kabul etmemişti. oruç tutma! Gecenin bir kısmında uyu.a.” “Bize karşı silah taşıyan bizden değildir.) çok ibâdet yapardı. Resûl-i Ekrem sordu: “Senin ebeveynin (annen. Hatta bu hâli sebebiyle. Allahü teâlâ merhamet eder.” “Sizin kıyâmet günü bana en yakınınızın. hanımının bir hakkı vardır. Çünkü şu bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. israfsız ve tekebbürsüz (kibirsiz) giyininiz. Her yapılan iyiliğe ve her hayır ve ibadete karşılık olarak on misli sevab ve mükâfat verileceğine göre.): “Böyle yapma! Bazı günlerde oruç tut. Allaha ve âhiret gününe îmân eden. İnsanları doğru yoldan saptırırlar.” Resûlullah’a “amellerin en efdali hangisidir” diye soruldu. hayatta bulundukça her gün oruç tutmak ve her gece namaz kılmak üzere Allah’a yemin ederek nezirde (adakta) bulundu. Babası Hz.” Resûl-i Ekrem ona “Geri dön. bu durumu Resûlullah’a arz ederek. fazla tutma!” buyurdu. bazı günlerde iftar et. baban) hayatta mı?” Gelen adam: “Evet” dedi.v.a.” “Cebrâil bana komşu haklarından o kadar çok bahsetti ki. kardeşim Dâvûd aleyhisselâmın oru. Cennet’e girmek isteyen son nefeste kelime-i şehâdet söylesin ve kendisine yapılmasını arzu ettiği şeyleri başkasına yapsın. âlimlerin azalması ile olur. Resûlullah. günlerce hanımının yanına varmadı. sadaka veriniz. Geride ana ve babamı ağlar bıraktım. bir kısmında da namaz kıl. O’na devam etmeyenler kıyâmet günü perişan olurlar.” “Yiyiniz. Cahil din adamları. bu hakların hepsini yerine getirerek. kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. onları ağlattığın gibi güldür.” “Namazı şartlarına uygun olarak kılanlara. sözün doğrusunu söylemek.v. komşunun da bir hakkı vardır. yahut sussun. böyle davranmalarının mükafatı olarak inciden minber üzerinde otururlar.” “Kalbinde kibrin zerresi bulunan.” Birisi Resûl-i Ekrem’e geldi ve “Sana bi’at için geldim. Abdullah da: “Yâ Resûlallah! Ben bundan daha fazla ibâdet etmek için kendimde kuvvet buluyorum” dedi. misafirine ikrâm etsin. “ “Cehennemden uzaklaşıp. emaneti muhafaza etmek. Resûl-i Ekrem emretti: “Dön ve onlara bak.

Allahü teâlânın yasak ettiği herşeyi terk eden kimsedir.162 - . Allahü teâlânın gazabına sebep olur. uzak ve yakın yerlerden gelenler. Resûlullah’ın (s. sh-111 7) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-4. tanıyıp tanımadığı her müslümana iltifat eden. Resûlullah efendimizin şöyle buyurduğunu bildirdi: “Müslüman. O’nun etrafında kurulan ilim meclisinde.” 1) Üsûd-ül-gâbe cild-3. ağlamaklı bir halde bulunun. onlara: “Bırakınız. sh-261. 482.v. O şahıs gelip. sh-233. Ayrıca İmâm-ı Buhârî bunlardan 8 tanesini.” Bu konuda birkaç rivâyet bildirilmektedir. sh-158 10) Sahîh-i Buhârî Kitâb-ul-ilm sh-39 .) ihtiyarlayıp da. mâni olmazdı.a. Ona son derece itina gösterir ve bize: “Ben. fakat yokluğu zamanında ona hıyânette bulunması. İmâm-ı Müslim de 20 tanesini ayrı ayrı nakletmektedirler. Abdullah bin Amr bin Âs’ın (r. cild-4. Abdullah bin Amr. kötülüğü düşünmeyen kalb ve itâat eden hanımdır. kabul etmiş olsaydım” demiştir. evlilik hayatında hanımına karşı vazifelerini eksiksiz yerine getirmesini emretti. “Ölünce mü’minlerin ruhları nerededir?” diye sorulduğunda buyurdu ki. bir gün tutardı. O’na. “Arşın gölgesinde.) mübârek ağızlarından işiterek topladığı hadîs-i şerîf mecmuasına. Eğer hakikati bilseydiniz. eskisi gibi ibâdet yapmaya vücudunda kudret kalmayınca “Keşke. ilimde ve fazîlette yüksek kimseler toplanıyordu.” “Müzevvirlik (ara bozuculuk) ve iki dostun arasını açmak.a. Resûlullah’tan duyup ezberlediği bir meseleyi söylemesini istedi. Abdullah’ın talebeleri. sh-41 6) El-A’lâm cild-4. Resûl-i Ekrem’in emrine uygun hareket etmiştir. “Müsned”inde.) efendimiz. Abdullah bin Amr (r.a. Hz.” Kendisine. Abdullah’ın talebeleri. sh-64. Onu bütün dünyâya değişmem” derdi.” “Bir kadının varlıklı zamanında kocasının yüzüne gülmesi. Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim’de müşterek olarak nakledilmektedir.” Birgün kendisine. sh-337. Hadîs-i şerîf tahsili için. onu durdurmaya teşebbüs ettiklerinde. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel. Kâfirlerin ruhları da yedi kat yerin dibindedir. fena kalb ve itâat etmiyen hanımdır.) görmek ve O’nun yanına gitmek için safları yararak yürümeye başlamıştı. Şerlerin de en fenası yalan söz. Ders halkaları son derece genişti.a.a.v. sesiniz kesilinceye kadar ağlar ve beliniz kırılıncaya kadar namaz kılardınız. Fakat bu hadîs-i şerîf mecmualarından birini okumak istediğimiz zaman. Allahü teâlâya yemin vererek adak verdiği için ömrünün sonuna kadar böyle ibâdet yapmıştır.): “Yâ Resûlallah! Müslümanın hangisi hayırlıdır?” diye sordum. beyaz kuşların kursağında asılıdır. cild-5. 234 2) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. Muhâcir de. son çıkanlardan olma! Zira bu vakitler. kendisini son derece severlerdi. Kendisinden ilim öğrenmek için çok uzak yerlerden gelirlerdi. elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kimsedir. Buyurdular ki: “Çarşıya erken girip. derslerine devam ederler ve O’ndan ayrılmazlardı.” “Faydasız söz söylemeyiniz. Resûlullah’ın bahşettiği müsaadeyi. Bir gün birisi gelip Abdullah bin Amr’ı (r.cudur. bunu bizzat Resûl-i Ekrem’in mübârek ağzından işiterek topladım.v. Hz. yaşadığı müddetçe. Aksi halde şeytanın oyuncağı olursun!” “Çok ağlayın! Ağlayamazsanız. Resûlullah (s. gelsin!” buyurdu. O’nun etrafında oturup ders dinlerken kimsenin kendilerini rahatsız etmelerini istemezlerdi.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin sayısı 700 civarındadır.” “Aklınızın ermediği şeyleri terk ediniz. Bunlardan 17 tanesi. Abdullah da. şeytanın çoğalıp yayıldığı zamanlardır. Buyurdu ki: “Hayrın en iyisi doğru söz. Bir gün yer. O’ndan çok hadîs-i şerîf rivâyet etmektedir. çok ağlardınız. “Şerrin en fenası ve hayrın en iyisi hangisidir?” dediler. sh 494 4) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-4. sh-361 9) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2.” Hz.” Kendisi şöyle bildiriyor: “Bir gün Resûl-i Ekrem’e (s. Eğer siz benim bildiğime vakıf olsaydınız. Hz.a. son derece titizlik gösterirdi. sh-261 8) El-Îsâbe cild-2. Hz. Cehennemlik olduğunun alâmetidir. sh-139 5) Tezkiret-ül-huffâz cild-1. 338 3) Tabakât-ül-Kübrâ cild-2. Abdullah bin Amr bin Âs’ın hikmetli sözleri çoktur. İmâm-ı Mücâhid diyor ki: “Abdullah bin Amr’ın elinde bulunan kitaplarından herhangi birine bakmak istesek. cild-7. sh-374. Buyurdular ki: “Fakîrleri doyuran.

) efendimize düşmanlıkta çok ileri gidenlerden biri de. Hicretin 5. hemen odadan dışarı çıktım. Bu vazife. Medine’nin ilk müslümanlarından olmakla şereflenen sahâbî.a. Bu suretle Ebû Râfi’nin yattığı odaya kadar vardım. Bedir ve Uhud harplerinde Resûlullahın yanında birçok hizmetlerde bulunmuştur. yahûdi reislerinden olup. şunun için düşünmüştüm ki.v.a. Bu sohbet. yâ Ebâ Râfi?” dedim.) efendimizin aleyhine kışkırtırdı. hicretin altıncı yılı Ramazan ayında. Hemen kalktım. sesin geldiği tarafa fırlayıp yaklaştım ve kılıcımla ilk vuruşu başardım. Abdullah bin Atik’i komutan tayin ederek.ABDULLAH BİN ATÎK (r. birisi gelip beni oda içinde kılıçla yaraladı!” dedi. Bu yahûdi reisi. Resûlullah (s. Hayber yahûdilerinin reisi olan Ebû Râfi’ Selâm bin Ebû Hukayk idi. Es’ad bin Zürâre’nin ve Peygamberimiz tarafından oraya Kur’ân-ı kerîmi ve İslâmiyeti öğretmek için gönderilen Hz. dostları Ebû Râfi’nin yanından dağılıp yatınca.) kendisi şöyle anlatıyor: “Ben de. Fakat dehşet içinde kalmıştım. yüksek sesle haykırdı. Bu suretle. Ebû Râfi. Hazrec kabilesine mensûb beş kişiye Ebû Râfl’yi öldürmek görevi verildi. Öteden beri bunlara düşman olan yahûdilerin kini. Bu sırada. Daha Peygamberimizin hicreti gerçekleşmeden müslüman olmakla şereflenenlerden biri de Hz. Hz. Halkın kaleye girmesi üzerine kapıcı. “Kim O? Ne istiyorsun?” diyerek cevap verdi. Ben de. arkadaşlarına şu emri verdi: “Siz. kalenin en üst katında bulunan bir yerde olurdu. kapıyı kilitledi ve anahtarları bir direğe astı. koyun ve sığır gibi hayvanlarını mer’ada otlatıp yeni dönüyorlardı. eğer Ebû Râfi’nin adamları beni fark ederlerse herifi öldürünceye kadar. Nihayet kapıya yaklaştı. Onu öldürme teşebbüsünde bulunurdu. 628) yılında. Odanın neresinde olduğunu kestiremedim. Bunlar. Köy halkı da deve. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Soyu ve kardeşi Cebr bin Atik hakkında başka rivâyetler de bildirilmektedir. Bu durum karşısında Abdullah bin Atik (r. Medine’de ilk müslüman Hz.a): Peygamberimizin Medine’ye hicretinden önce İslâmiyeti kabul edip. Ebû Katâde.a.) efendimiz.v. Bunu. Anahtarları aldım. kalenin. Mekke’de müşriklerin zulmünden kurtulmak için Peygamberimiz ve müslümanlar Medine’ye hicret etmişlerdi. 633) yılında Yemâme harbinde şehîd olmuştur. bana bu fırsatı bırakmazlardı. O karanlık bir oda içinde aile fertleri arasında yatmıştı. Adı Abdullah bin Atik bin Kays bin Esved bin Berâ bin Ka’b bin Ganem bin Seleme bin Hazrec-i Ensârî’dir. Abdullah bin Atik’in (r. Her kapıyı açtıkça iç tarafından sürgülüyordum. yahûdilerin reisi Ebû Râfi’nin öldürülmesini. Meğer daha sona gelmemiş oldu. Cevabında: “Canı Cehenneme! Sen seslenmeden önce. Ailesi ile birlikte orada otururdu. Hz. Burada yaşayan Evs ve Hazrec kabilelerinin tamamı İslâmiyeti kabul etmişler. Abdullah bin Atik idi. Resûlullaha her hususta yardımcı olmuşlardı.a. yalnız kadınlara ve çocuklarına dokunulmamasını emretti. Sanki bir ihtiyacını gideriyordu.163 - . bu beş kişinin başına Hz. Kısa bir müddet bekleyip tekrar odaya girdim ve sesimi değiştirerek. Resûlullaha düşmanlıkta çok ileri giden Ebû Râfi’nin öldürülmesi hizmetiydi. akşamdan sonra adamları toplanıp sohbet yaparlardı. Bu sefer ona bir kılıç. Anlamak için: “Ey Ebû Râfi!” diye seslendim. İslâm düşmanlığı ile birleşmişti. Ebû Râfi’nin yanında. Bu defa adamı öldürdüğümü anladım ve hemen kapıları birer birer açmaya Başladım. Esved bin Huzâi ve Mes’ûd bin Sinan hazretleriydi. Hicretin altıncı (m. Sonra kılıcın keskin ucunu karnına bastım. Burada yere erdiğimi sanarak ayağımı attım.a. Hemen ben de.nci (m. darbesi daha yapıştırdım. hemen onun yanına çıktım. Resûlullahı sık sık rahatsız ettiği gibi müslümanları da daima tehdit eder. iyice yaraladım. Sonra paltosuna büründü. Azılı bir İslâm düşmanı olan Ebû Râfi’yi öldürmek için Resûlullahdan izin istediler. kapıcısı: “Ey Allah’ın kulu! Kaleye girmek istiyorsan hemen gir! Çünkü ben. zengin bir tüccar olup. oradan savuşup kale merdiveninin son basamağına varmıştım. Abdullah bin Enis. Abdullah bin Atik ve arkadaşları. canlarından ve mallarından daha çok seven ve bu uğurda hiçbir fedâkârlıktan geri durmayan Eshâb-ı kirâm. Arap kabilelerinin bir çoğunu kışkırtıp Hendek muharebesinin yapılmasına bu yahûdi reisi sebep olmuştu. Bir çok kapıdan geçtim. Abdullah bin Atik. Bundan sonrasını Abdullah bin Atik (r.). Mus’ab bin Umeyr’in tebliğ hizmetleri sebebiyle birçok kimse îmân etmişti. Resûlullah (s. Ebû Râfi’nin kalesine yaklaştıklarında güneş yeni batmıştı.v. Gece sohbeti sona erip. Ensârdan beş kişi ile birlikte bir seriyyede bulundu. Bu suretle kaleye girebileceğimi sanıyorum. Hicretin 12. “Bu feryat nedir. Ebû Râfi’nin kalesine gideyim ve kale kapıcısına nezaketle yaklaşayım. Hicaz toprağında kendisinin müstahkem bir kalesi vardı. Çünkü öldürememiştim. hemen kaleye girdim ve merkeb ahırına saklandım. Fakat yine öldüremedim.” Kale kapısına yürüdü. yerinizde oturunuz! Ben. 627) yılında Medine’nin müdafaası için yapılan Hendek harbine de katılmıştır.a. kendisinin komutanlığında. kendisine tâbi olanları Resûlullah (s.nci (m. bu duruma çâre aramaya başladı. malları ile Resûlullah’a düşmanlık yapanlara yardım ederdi. Resûlullahı. Nihayet Ebû Râfi arkasına devrildi.) müslüman oluşu hakkında kaynaklarda geniş bilgi yer almamaktadır. Abdullah bin Atîk. Ebû Râfi yahûdisi. kapıyı kapamak istiyorum!” dedi.

Resûlullah efendimiz sabah namazını kıldırdıktan sonra evine döndü.v. Abdullah bin Atik.ğumdan. “Necdiye yolunu tut. Kapıya kadar varıp orada oturdum ve kendi kendime. kalkanım da yanımda idi. Kılıcım. Allahü teâlâ.v.a. müslüman olduktan sonra ömrünün tamamını İslâmiyete hizmette geçirmiştir. Eshâb-ı kirâm arasında lâkabı. Sonra yürüdüm. müslümanları rahatsız ediyordu. vücudundan kanlar fışkırırken kılıcını yere atmıyor. insanların İslâmiyetten ayrılma hareketini teşvik ve idare ediyordu. Hz. Harplerde en önde kahramanca çarpışmıştır. sh-102 2) El-Îsâbe cild-2.a. şehîdlik mertebesine kavuşmuş ve böylece ebedî se’âdete nâil olmuştur. Hz. Hz. 631) Peygamber efendimiz (s.a. Yemame harbindeki kahramanlığı da dillere destandır.a. Hz. cild-2. burada da büyük yararlıklar gösterdi. Hz. Abdullah bin Atik de büyük kahramanlıklar gösterdi. iki gece yol aldıktan sonra mektubu aç. Medine’ye hicret edince Âsım bin Sâbit (r. Resûlullahın vefâtı haberi yayılır yayılmaz meydana gelen bu harp. sh-91 ABDULLAH BİN CAHŞ (r. Sanki hiç ağrı duymamış kimseye döndüm. “Seni bu kişilerin üzerine kumandan tayin ettim. bana: “Ayağını uzat!” buyurdu.) ayağımı sıvazladı. ayağımı uzattım.” buyurdu. Sonra hicretin sekizinci (m. Zeyneb. Baldır kemiğim kırıldı. Abdullah bin Atik. “Git. Peygamberimizin ayrılığına dayanamıyarak ağlamaya başladı. Nahle’de Kureyş müşriklerini. Onda buyurulana göre hareket et. bu seriyyesinden sonra.a. Sabah olunca mescide gittim.a. Ebû Bekir zamanında cereyan etti. artık arkadaşlarımın yanına döndüm ve onlara. Bunun üzerine O’nu göndermekten vazgeçti. bekliyordum. “El-Mücdü’fillah” yani “Allah yolunun fedâisi” idi. Hz. Nahle seferine memur edildiği . Hz. merdivenden düştüm.) evine gelmeden önce kelime-i şehâdet getirerek ilk müslümanlardan olmak şerefine kavuştu. Silahın da yanında bulunsun. Bu sırada yalancı peygamber Müseyleme. Nihayet Resûlullah’ın huzuruna vardık. Rekiyeye. Resûlullah (s. Hz. Bunun üzerine ben. Tek Allah inancının yerleşmesinde ve putperestliğin ortadan kalkması hususunda da büyük hizmet etti. Kızkardeşi Hz.) İslâmiyeti heyecanla yaşayan zatlardandı. Bu birliğin silâh ve techîzat temini için de.a. bu kavmi bu sapık âdet ve inançtan kurtarmak için vazifelendirdi. Resûlullah efendimizin şehîdler için verdiği müjdeleri duyarak hep şehîd olmaya can atmıştır. “Hicaz halkının taciri Ebû Râfi’nin öldüğünü bildiriyorum!.) göndermek istemişti. Peygamberimizin hanımıdır. Mekke’ye gidelim!” dedim. Bu savaşta Hz. Hicretin dokuzuncu senesinde (m. birinin kalenin surlarına çıkıp. Seni bir tarafa göndereceğim.. gözetlemek üzere ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı (r. Resûlullah efendimizin uğrunda nice tehlikelere katlanmış ve en güzel kahramanlık örnekleri göstermiştir. Şehîd olduğunda 40 yaşlarında idi. Hz. Abdullah bin Atik. Allahü teâlânın rızası uğrunda şehâdet şerbetini içmiştir. Ebû Bekir’in vasıtasıyla. Hâlid bin Velîd ile Müseylemet-ül-Kezzâb kuvvetleri arasında şiddetli çarpışmalar oldu. en çok arzu ettiği. Ben daha önce kapının önüne gelmiş. Ayağımın kırıldığını duyunca. açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlananınızdır” buyurmuştur. hicretin 12 (m. Bunlar arasında Abdullah bin Atik de vardı. Yaralı iken. Eshâb-ı kirâmdan dörtyüz elli kişi şehîd düştü. Durumu arz ettim. Böylece müslümanları rahatsız ediyordu. Nihayet bu büyük Sahâbî. Çünkü O.) Ensârdan meydana gelen 150 kişilik bir birliği Hz. Hâlid bin Velîd başkanlığında bir ordu. şunu öldürüp öldürmediğimi iyice anlayıncaya kadar bu gece kaleden çıkmam. Haydi yürüyünüz. İlk müslüman olduğu yıllarda. kendisi için “. “Artık kurtulduk.164 - . eza ve cefâ’lara katlanmıştır. Abdullah bin Atik memur edildi. Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde. Horozlar ötmeye başlayınca. 630)’yılında Mekke’nin fethine ve Huneyn harbine katıldı ve çok hizmeti görüldü.v.) halası Ümeyme ile Cahş’ın oğlu.. 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Ebû Râfi’yi öldürdü. savaşıyordu. Abdullah bin Cahş der ki: O gün Resûlullah aleyhisselâm yatsı namazını kılınca beni yanına çağırdı: “Sabah vakti olur olmaz yanıma gel. kuyuya yönel!” buyurdu.a) Peygamber efendimizin (s. Ali’nin kumandasında Benî Tayy kabilesinin putlarını kırıp parçalayarak. Erkam’ın (r. Muhacirlerden benimle birlikte gidecek bir kaç kişi buldu. Uhud harbinde en büyük kahramanlığı göstererek. dedim.” buyurarak bir mektûb verdi. onların üzerine gitti.” Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?” diye sordum.” diye ilân ettiğini duydum. Kırık tamamen iyileşti. sh-341. Peygamber efendimiz. çok yakışıklı bir zât idi. Hemen bir sargı ile bu kırığı sardım. yayım. 1) El-A’lâm cild-4. ok ve çantam üzerimde. Hz. 634) senesinde. Ebû Ubeyde. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi. Bütün gücü kuvveti kesilip dermanı kalmayıncaya kadar savaşmaya devam etti. Hz. Abdullah orta boylu. Hepsine de imânının verdiği güç ile mukabele etmiş. kâfirler kendisine her türlü eza ve cefâyı yapmışlardı. Abdullah bin Cahş (r. Eshâb-ı kirâmdan. Hayber’in fethine katılarak. büyük gayret ve fedâkârlık göstererek kısa zamanda birliğin ihtiyaçlarını temin etti.) ile kardeş oldu. Hz. Artık müslümanları onlardan kurtarmak bir zaruret haline gelmişti. Abdullah bin Atik’in. Ben de. Bu muhabbet uğrunda canını fedâdan çekinmemiş.

müslümanların aldıkları ilk ganimetti. Mekke’de doğduğu tahmin edilmesine rağmen. Gündüzleri Mekke’de Kureyşliler arasında bulunup. târihi bilinmemektedir. Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. Sevr Mağarası’na geldiğinde habercilik vazifesini yaptı.” Benim yaptığım bu duâya bütün kalbiyle “âmin” dedi. Sevgili Peygamberimin de bulunduğu bir savaşta. Daha sonra. Çarpışma sonunda birisini öldürdüler. Allahım. kılıçlarımızı çektik.) ve Hz. Kureyşîlerin kervanını gözetleyip ve denetleyesin.) ile babasının Mekke’den Medine’ye hicretlerinde. Mücâhidler. Abdullah bin Cahş yiğitliğin sembolüydü. Ebû Bekir. işittik. Fakat o istediği ve önceden söz verdiğim için mecburen “Amin” dedim. kulaklarını ne yaptın?” diye sorduğunda. Hz.a.a. yerinde kullanamadım. Develer yüklü idi. Gâzi olarak. Allahü teâlâya. İslâmda ilk tayin olunan “emir”. Bu dal bir mu’cize olarak kılıç oldu ve önüne geleni kesmeye başladı. şehîd olmak için derin bir iştiyakla hücumlarını tazeliyordu. Abdullah bin Cahş. Arkadaşları hep birden. En sonunda bir tanesi de beni şehîd etsin. Abdullah bin Cahş ile arasında geçen konuşmayı şöyle anlattı. Gönlüm böyle bir duâya “Amin” demek arzu etmiyordu. Senin huzuruna getirmeye utandım. Abdullah. ilk defa “Emir-el-mü’minîn” sıfatı verildi. Cihadın hakkını vereyim. Bir yere gizlendiler. cild-3. Şehîd olunca kâfirler bu mübârek şehîdin cesedine hücum ederek burnunu.” Emir-el-mü’minîn Hz. babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Uhud harbinde Hz. kulaklarımı kessin. Resûl aleyhisselâmın emrini yerine getireceğim.) davetiyle.zaman. Muhammed (s. sen de “âmin” de! Ben de “Peki” dedim. Bu ganimet. O son derece bahadırâne harbediyor. Bana şunları söyledi: “Şimdi burada sen duâ et.anha) ile anne bir kardeştir. Ben de duâ edeyim. burnunu.). başına koydu. O anda Sevgili Peygamberimiz O’na bir hurma dalı uzatarak. Abdullah bin Cahş’ı ve dayısı “Seyyid-üş-şühedâ” ya’nî “Şehîdlerin efendisi” Hz. “Biz. Sekiz veya oniki kişilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardıklarında mektubu açtı. Kabul etmeyince çarpışma başladı. dudaklarını. Hz. Düşmana hamle üstüne hamle ediyor. ben “âmin” diyeyim. Bu sırada bir Kureyş kafilesi geçti.a. “Allah Allah!” diye çarpışırken kılıcı kırıldı. ikisini esir aldılar. toza toprağa bulandım da öyle geldim” diyeyim”. Allahü teâlânın bereketi üzere yürü. Hz. Ömer ve Hz. bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. Hz. seninle birlikte gitmeye zorlamayasın! Nahle vadisindeki Kureyşîleri. Abdullah bin Cahş mektubu okuduktan sonra “Bizler Allahü teâlânın kullarıyız ve hep O’na döneceğiz. Ben kanlar içinde senin huzuruna geleyim. Arkadaşlarından hiçbirini.165 - . Hepsini öldüreyim. ikimiz de önümüze geleni öldürüyorduk. elimden tuttu ve beni bir kayanın dibine çekti. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin de bulunduğu küçük ordu ile Hicaza doğru yol aldılar ve Nahle’ye geldiler. Nereye istersen. dudaklarını ve kulaklarını kestiler. geri döneyim. Babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Bir çok düşmanı öldürdü. O oldu.” dedi. sh-10. dedi. annesi Katile binti Abdiluzza’dır. Allahü teâlânın ve sevgili Resûlünün emrini yerine getireceğim” diyerek mektubu öpüp. Gelmezseniz ben tek başıma gidip. benimle gelsin. Savaşın sonuna doğru Ebül-Hakem isminde bir müşrikin attığı oklarla arzu ettiği şehâdete kavuştu. Abdullah bin Cahş’a danıştı. sh-286 2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-2. Kureyş kafilesine yaklaşarak onları İslâma davet ettiler. Ben şöyle duâ ettim: “Allahım. savaşa devam etmesini buyurdu. bu ganimet mallarının beşte birini Resûlullah efendimize ayırdı. Alınan esirler için Resûlullah efendimiz. Her tarafı kana boyandı. ben onlarla çok kusur işledim. Oradan gelip geçen Kureyşîleri gözetlemeye başladılar. birisi atlı olduğu için ona yetişemediler. Sen bana “Abdullah. Muharebe bittikden sonra Hz. Hicretin üçüncü senesinde yapılan Uhud harbinde büyük kahramanlıklar gösterdi.a. işittim ve itâat ettim. Kâfirlerin bütün malı mücahitlere kaldı. Sonra kendisi duâ etmeye başladı: “Allahım. Ebû Bekir . Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri.” 1) El-Îsâbe cild-2. Hz. Hepsini öldüreyim.” diye cevap verdiler. Allahü teâlânın ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin. Sonra arkadaşlarına dönerek “Hanginiz şehîd olmayı istiyor ve özlüyorsa. Zekî ve kabiliyetli bir genç olduğundan. Gelmek istemeyen dönüp gidebilir. Mektubta şunlar yazılıydı: “Bismillahirrahmanirrahîm. Bundan sonra Bedir gazâsı oldu. sh-89 3) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. savaşa devam ettik. babasının emir ve direktiflerini harfiyyen yerine getirirdi. Onlarla kıyasıya vuruşayım. düşman saflarını tarumar ediyordu. Bu beşte bir hisse de ilk ayrılan beşte birdi. ilk müslümanlardan. sh-108 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediye sh-975 ABDULLAH BİN EBÛ BEKR-İ SIDDÎK Eshâb-ı kirâmdan. Birdenbire yanıma sokuldu. İlk öldürülen müşrik ve alınan esirler de bu Nahle seferindeydi. bana zorlu kâfirler gönder kıyasıya onlarla vuruşayım.v. Esma (r. Hamza’yı aynı kabre defn ettik.v. Onların haberlerini bize bildiresin. küçük yaşta müslüman oldu. Sonra benim dudaklarımı burnumu. Bu mektubu gözden geçirdiğin zaman Mekke ile Taif arasındaki Nahle vâdisine ininceye kadar. onların Peygamberimiz (s. hiç birinizi zorlayıcı değilim. “Uhud’da savaşın çok şiddetli devam ettiği bir andı.

” diye cevap verdi. Sonra Resûlullahın tekfînine uygun görülmeyince.a. Abdullah bin Ebî Bekir’i şehîd eden oktur.a. Atike binti Zeyd bin Amr (r. Abdullah bin Hanzala’dan rivâyetle diyor ki: Hz. teberrüken kendine kefen için saklamıştı.) ile hicretin 8. bunu atan da benim” dedi. Gördüğüm rüyanın Hz. Ebû Bekir’in yanındaydı. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn Gazvesi’ne katıldı. Abdullah’ın ölümüne sebep olan ok. Ebû Süfyân” “Uykumdan uyandım. Bir kaç hadîs-i şerîf bildirmiştir. Namazı tamamladı. ikinci ve üçüncü rekâtte bir fatiha ve bir sûre okudu.a. Eshâbdan olup.a. Abdullah. Ki sen bunu görüyorsun. Abdullah bin Ebû Bekr. saklandıkları Taif Kalesi’ni muhasara etti. Annesi Cemile binti Abdullah’tır. Mûte Harbi’nde. Hz. onun eliyle seni öldürtmeyen Allah’a hamd olsun.a. sonra kumandan olan Ca’fer İbni Ebî Talib’in sancağı almasını bunun da şehîd olmasıyla Abdullah İbni Revâha’nın kumandayı alıp onun da şehîd olmasıyla. O sırada Hz. hayır ve bereket olsa idi. Resûlullah (s.” dedi. Önce sekiz oğlunu birer birer muharebeye çıkarıp. tüyünü ben taktım. ertesi gün Uhud’da şehîd olmuştur. Bu hizmeti. Allah’ın himayesi geniştir” buyurdu. Gasil-ül-melâike (öldüğünde melekler yıkamıştır) lakabıyla tanınmıştır. Oku. İbn-i Ebî Müleyke. Geceyi orada geçirip. Hz.) ile âhıret kardeşi yaptı. İslâm Ordusu kumandanı Zeyd İbni Hârise’nin şehîd olmasını. Abdullah bin Zübeyr’e bîat eden ehl-i Medine arasında meydana gelen Hara muharebesinde Zilhiccenin bitmesine üç gün kala Perşembe günü şehîd olmuştur. meşhûrlarından. Onun vefâtından bir müddet sonra Hazret-i Ebû Bekir’e.a.hakkında söylediklerini. 682) senesinde Yezîd bin Muâviye’nin askeriyle.): Eshâb-ı kirâmın fazîletlilerinden.v. Huneyn’den kaçan Sakif ve Hevâzinliler’in toplanmalarına mani olmak için onların sığınıp. Resûlullahın bu mucizesini haber vermesiyle rivâyeti kitaplara geçti. haber verirdi.)’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Sonra peşpeşe iki (secde-i sehv) yaptı ve selâm verdi. şehîd oluncaya kadar mücâdele etmiştir! Abdullah bin Hanzala Peygamberimiz (s. Cenâze namazını Hazret-i Ebû Bekir kıldırdı. heyettekilere göstererek: “İçinizde bu oku tanıyanınız var mı?” diye sordu. fakat öldürülünce Rabbim beni karşıladı ve Cennetine koydu. senesinde Mekke’nin fethinde bulundu. Abdullah bin Hanzala. Ben tekrar “Ya senin eshâbın arkadaşların? Onlara ne oldu?” diye sordum.v.)’den. kılıcının kınını kırarak Yezîd’in askerlerinin içine dalmış. Ben burada serbest serbest dolaşıyor ve Cennet ni’metlerinden istediğimi yiyorum.) Uhud vak’ası gecesi evlenmiş. Medine’ye yaralı olarak döndü. Abdullah bin Hanzala için hayırlı olduğunu anladım” dedi. sh-283 2) Sahîh-i`Buhârî Kitab-ul-Cihâd 133 3) Sahîh-i Müslim Fedail-üs-sahâbe Hadîs No: 1 4) Kâmûs-ül-A’lâm cild-4. Peygamber efendimizin (s. (Böylece secde-i sehv farzın tehir edilmesinde de yapıldığı açıkça anlaşılmış oldu.anha) ile evliydi. konuşmalarını akşam vakti Sevr Mağarası’na gelerek.v. Muhasarada ok isabet edip. kendisine bunu kefen yaptırmadı. Sakif heyeti geldi.) Peygamber efendimiz (s. Kabrine ise Hazret-i Ömer. 1) El-Îsâbe cild-2.) . Hanzala (r. rüyet (görme) ve sohbete nâil olmuştur.) için hazırlanan hulleyi (elbise) yedi altına satın almıştı. Abdullah bin Selâm ve Ka’b-ülAhbâr’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Ömer bize akşam namazı kıldırdı. Hanzala’ya sordum: “Ey Ebû Abdurrahman sen öldürülmedin mi?” “Evet.a. Aclânoğullarının kardeşi Hazret-i Sa’d bin Ubeyd: “Bu oku ben yonttum. Ömer. Ebû Bekir “Bu ok.a. Hâlid İbni Velîd’in kumandayı almasını ve Resûlullah’ın (s. Ruhunu teslim edeceği sırada “bunda.) hilâfetinin başlarında hicretin onbirinci senesinin Şevval ayında Taifte aldığı yaranın iyileşmemesi sebebiyle vefât etti.) vefâtında yedi yaşında bulunup.) indirmişlerdir. Resûlullah efendimiz tekfîn olunurdu” deyip. Abbâs bin Sehl ve bir çok âlim de Abdullah bin Hanzala (r. ucunu ben sivrilttim. sh-3037.v. Tâif şehîdlerinden sayılır. onun adını İslâm târihine geçirdi. 3100 ABDULLAH BİN HANZALA (r. yaralandı. İkrime bin Ammâr.a. Resûlullah O’nu Âli bin Ebû Tâlib (r. Kays bin Sa’d İbni İbâde Esma binti Zeyd bin El-Hattâb. Hz.a. 63 (m. Talha ve kardeşi Abdurrahman bin Ebû Bekir (r. Damdan bin Cevs. Birinci rekâtte hiç bir şey okumadı. hepsi şehîd olduktan sonra. tan yeri ağarmadan Mekke’ye dönerdi. Bunun üzerine Hz. hicret-i Nebevî’den sonra Mekke’den Medine’ye geldi.v. Abdullah bin Ebî Süfyân dedi ki: Ben babamı şöyle derken işittim: Abdullah bin Hanzala’yı şehîd edildikten sonra rüyada çok güzel bir şekilde gördüm. Hz.a.a. “Onlar benim sancağım etrafındadırlar. Babası da. Ebû Bekir’in (r. Abdullah bin Ebî Bekr-i Sıddîk (r. Senin elinle ona şehîdlik şerbetini içiren.) bütün bunları Medine-i Münevvere’de Minber-i se’âdetinde başından sonuna kadar haber verdiğini rivâyet etti.166 - .

a. Olmadığı cevabını alınca. “İbni Mes’ûd ve İbni Ümmi Abd” isimleriyle meşhûrdur. Allahü teâlâ beni onlardan muhafaza eder” buyurdu. Peygamber efendimiz hiç yavrulamamış bir koyunun memesini mübârek elleri ile sıvazladı ve bir duâ okudu. Kısa boylu.) ayakta Besmele-i şerîfe çekti ve “Errahmânü allemel Kur’âne. Ebû Bekir derince bir toprak çanak getirdi.)’in getirdiği şeyleri okuyor” diyerek üzerine yürüdüler. Abdullah bin Mes’ûd.” Diğer hadîs-i şerîf kitaplarında zikredilenlerinden: Abdullah bin Hanzala (r.a. hayvanına binmesi ve evinde imamlık etmesi evladır” buyurdu diye rivâyette bulundu. Namaz vakti gelince ev sahibine. Abdullah İbni Mes’ud (r. Kızdığında nasıl bir hâl aldığına bir bak.a.v. sh-402 4) İbn-ül-Esir cild-4. Mekke’de ilk defa ve açıkça herkesin önünde Kur’ân-ı kerîm okuyan Sahâbî Abdullah İbni Mes’ûd’dur. büzül” buyurdular. Cennetle müjdelendi. sh-299 6) El-A’lâm cild-4.) hemen orada müslüman oldu. Müşrikler birbirlerine “Ümmü Abd’in oğlu ne söylüyor.) gençliğinde fakîr idi. “Dinle de istersen alırsın istersen almazsın” dedi ve “Ey Hanzala’nın oğlu Allah’tan başkasından birşey isteme. O da misafirlerden birinin imâm olmasını istedi.a. Sizden kim gider de onlara açıktan Kur’ân-ı kerîm okuyup dinletebilir” dediler.v.) ve Hz. İbni Mes’ûd (r. Makâm-ı İbrâhîm’e geldi. İslâma gelenlerin altıncısıdır. sonra İbni Mes’ûd içti. Biz öyle bir kimse istiyoruz ki icâb ettiği (gerektiği) zaman kendini müşriklerden koruyabilecek bir kavmi ve kabilesi bulunsun” dediler. “Senden birşey öğrenmeye ihtiyacım yoktur.)’den başka şu Kureyş’e Kur’ân-ı kerîmi açıktan dinletebilen bir kimse olmadı. Sen kızdığın zaman ben sana hakim olurum.). eski halini aldı.). Hazret-i Abdullah: Resûlullah (s.” diye cevap verdi. “Vallahi Resûlullah (s.a. her zaman Peygamberimizin huzuruna hatta evine girmeye izin verilmiş.a. yara bere içerisinde eshâbın yanına döndü. Babası Mes’ûd. Fakat Abdullah İbni Mes’ûd (r. Bundan dolayı Ukbe bin Ebî Huayfın koyunlarını güderdi.a. Bundan sonra Abdullah bin Mes’ûd Resûlullah (s.a.) in has müşaviri ve hizmetçisi olup. İbni Mes’ûd (r. gözünü her taraflarını morartarak belirsiz hale getirdiler. Peygamberimiz (s.a. Eshâb-ı kirâm bir gün tenha bir yerde toplanmışdı.) onun içerisine süt sağdı. 1) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel cild-4.) “Çekil.v.a.v. eshâbın seçilmişlerinden idi.) İbni Mes’ûd’un başını sıvazladı ve “Allahü teâlâ sana rahmet etsin. sahâbiyyedir.. Nihayet korktuğumuz başına geldi.v.a. sh-87 5) El-Îsâbe cild-2. ince ve zayıf bir bünyeye sahipti. Fakat o tokat ve yumruklar altında okumaya devam etti. Bütün gazalarda ve Yermük muharebesinde bulundu. Resûlullah (s. Resûlullah (s. İki kerre Habeşistan’a ve Medine’ye hicret etti. İbni Hanzala.v.a. sh-65 3) Târîh-üt-Taberî cild-2.. içmemiz için sütün var mı?” diye sordular. Sen (hakkı) öğrenebilecek bir çocuksun” buyurdu. Peygamberimiz (s. otuz zinadan daha çok günahtır. Yüzü. sonra Hz.a.a. Böylece altıncı olarak îmân etmiş ve Sâbikûn-el-evvelîn (ilk müslüman olanlardan) olmuştur. Ertesi gün kuşluk vakti. Hz.) hiç üzgün .Süfyân bin Selîm’in rivâyetine göre iblis Abdullah bin Hanzala’ya göründü ve “Dinle sana birşey öğreteyim” dedi.v. Koyunun memeleri büzüldü. Koyunun memeleri derhal süt ile doldu. İbni Mes’ûd (r.) ın yanına geldi.v. Bir gün koyun güderken Peygamberimiz (s. gözü. Kendisi içti. tekme ve tokatlarla yüzünü.v. Künyesi Ebû Abdurrahmân veya (Ebû Abdillah)’dır.).a.” Bırakın gideyim. Ebû Bekir ile karşılaştı. hafif esmer. Ahmed İbni Hanbel (r. “Biz onların sana bir zarar vermelerinden korkarız.) Müsnedinde Abdullah bin Hanzala’dan şu hadîs-i şerîfi rivâyet etmiştir. Genç iken îmân etti. “Yâ Muhammed o söylediğin sözden bana da öğretir misin?” dedi.a. annesi Ümmü Abdullah olup.a. Sa’d bin Ubâde hazretlerinin oğlunun evine arkadaşlarıyla ziyârete gitmişti.v.a.v.) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş kıymetinde faiz yemek.a. Yumruk. Herhalde Muhammed (s. Peygamberimiz (s.” diyerek Rahman sûresini okumaya başladı.): Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından.167 - . Şeytan. Sonra Peygamberimiz (s.v.a. imâm olmasını teklif ettiler. Eshâb-ı kirâm. Ebû Bekir içti. her istediğini Allahü teâlâdan iste.) “Ey genç.) ın yanında bulunarak Kur’ân-ı kerîmi iyi öğrendiği gibi pek çok hadîs-i şerîf de dinlemiş ve ezberlemiştir. sh-285 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-5. Abdullah İbni Mes’ûd (r.” dediler. Müşrikler de orada toplanmış bulunuyorlardı. Kur’ân-ı kerîmi ve çok hadîs-i şerîf ezberledi.): “Bir kimsenin kendi yatağında yatması. Her zaman Resûlullah (s. “Ben dinletirim!” buyurdu. Eshâb-ı kirâm buna çok üzüldüler “Zaten biz senin bu akıbete uğrayacağından korkmuştuk.a.” dedi. sh-99 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-710-975 ABDULLAH BİN MES’ÛD (r.

a. İbni Mes’ûd’u yanımda alıkoymayarak.)’in kendisinin yalnız öleceğini ve bir kısım mü’minlerin gelip cenâzesini kaldıracaklarını haber verdiğini söyleyip.. Türkistanlılarla ve Bizanslılarla çarpışan bütün İslâm askerlerinin her türlü ihtiyaçları Kûfe’den tedarik edilirdi.” buyurdu.) hizmetine ve sohbetine koşardı.) vefâtından sonra Resûlullah’ın firak (ayrılık) ve hicran acısından insanlardan uzaklaşmış ve inzivaya (yalnızlığa) çekilmiş idi. işkenceler yapmışlardır. Abdullah bin Mes’ûd (r. “Zafer Allah ve Resûlünün tarafındadır. Müşrikler O’nu kızgın kumlara yatırmışlar.).a. “Sen kavminin ulusunu öldürenlerin ilki değilsin.) tanımayan O’nu Resûlullahın (s.) kendi cüssesinden umulmayacak kahramanlık göstermiş ve Resûlullah’ın (s. “Allah düşmanlarını ben bugünkü kadar zayıf görmedim. İbni Mes’ûd (r. gurur ve kibirinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi. Bu cevap karşısında Ebû Zer (r.) gelip Ebû Cehil’i öldürdüklerini söylediler. “Ne diye beni hor ve hakir edecek. Ebû Zer (r. Fakat o bundan vazgeçmedi.a.nci (m.v. Boynuna ayağını bastı. Ağır hastalanmış vefâtı yaklaşmıştı.) önüne koydu. Sıkışınca onu ittim. Hz.v. ey Allah düşmanı. Hendek gibi gazvelerde Resûlullah (s. Abdullah bin Mes’ûd evinin Mescid-i Nebî’ye çok yakın olması sebebiyle sık sık Resûlullah’ın (s. Resûlullah (s.a.) üzerine aldığı vazifeyi son derece liyâkat ve ehliyet ile ifâ etti.) ailesinin bir ferdi zannederdi. O’nun hakkında sözüm var.) bütün bunların ihtiyaçlarını gayet güzel bir şekilde idare ve temin etmiş. İbni Mes’ûd (r.” dedi. Ben ondan biraz büyükçe idim. Sakalından tutup çekti ve “Ey Allahın düşmanı Allahü teâlâ nihayet seni hor ve hakir etti mi?” dedi. Mübârek hanımı diğer bir rivâyetle de kızı yanında ağlıyordu.) Ebû Cehil’in başını kendi kılıcıyla kesemeyince.” dedi. Eğer onu tanıyamazsanız dizindeki yara izine bakınız. Peygamberimizin (s. Siz onlara iktidâ edin (uyun) ve sözlerine itâat edin.) her gazada şehîd olmak gayretiyle harb eden eshâbdan idi. Onun üzerine dikildi ve “Allahü teâlâya hamd olsun ki seni zelîl ve hakir kıldı. Ebû Cehil.v. İkimiz de gençtik.a.a. ölürsen seni kefenleyecek bir şeyim de yok” dedi. Bu kadılığı sırasında zuhur eden bir çok hadîselere fetva vermiş. 636) senesinde Şam taraflarında bulunmuş. Bunlar Eshâb-ı Bedir’dendir. O zaman İranlılarla. 651) yılında Kûfe kadılığına tayin olundu. Dizleri üzerine düştü. isterseniz yarın sabah. Ey koyun çobanı. Osman zamanının ikinci yarısında Kûfe’de fitne yayılınca vazifeden alındı. Abdullah İbni Mes’ûd (r. Osman zamanında Hicaz’a döndü.a. zırhını. Medine’de önce Muâz bin Cebel’e (r. İbni Mes’ûd (r. çünkü bir fâidem dokunmadıktan başka. İbni Mes’ûd (r. Rebeze’de ikâmet etmişti.a. Hz.v. “Hayır. Peygamberimizin Medine-i münevvere’ye hicret etmesiyle O da Habeşistan’dan Medine-i münevvere’ye hicret etmiştir.a.a.) bundan sonra da defalarca Kur’ân-ı kerîm okumuş.v. Peygamberimiz (s.a.a. Peygamberimiz (s.). hanımına: “Sen kalk.a. Medine’yi terk etmiş. Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver” dedi.a. Peygamberimiz (s. Hiç olmazsa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün” diyerek küfrünün.) Hz.). “Ağlıyorum.v.a.a. Dizlerinden birisi yaralandı ve bu yaranın izi dizinden kaybolmadı” buyurdu.değildi.) misafir olmuş.a. Biraz sonra Peygamberimiz (s. müşriklere dinletmiştir. “Ben size Ammar İbn-i Yâser’i Emir (vali) ve Abdullah İbn-i Mes’ûd’u muallim ve vezir olarak. Kendisini Resûlullah’a (s.) üzülmemesini. bilhassa Yermük gazasında harikulade cesaret göstererek harbin zaferle neticelenmesine çalışmıştır. ne oldu? Kim gidip bir bakar” buyurarak ölüler arasında onun araştırılmasını emretti. İbni Mes’ûd’u (r. Muâz bin Afra ile Muâz bin Amr bin Cemûh yaralanmış olan Ebû Cehil’e kımıldamayacak bir hale gelinceye kadar kılıç vurdular. Osman zamanında hem kadılık hem de beyt-ül-mâl eminliği (hazinedarlık) yaptı. İbni Mes’ûd (r.a. başını getirip Peygamberimiz (s.a.v.) katıldığı bütün gazalara katılmıştır. Bu.a. Ömer zamanında yeniden başlayan fetihler ile İslâm mücâhidleri safına katılmış 15 (m. Aradılar bulamadılar.a. onlara bir o kadar daha dinletebilirim” buyurdu. Bunun üzerine Abdullah İbni Mes’ûd Ebû Cehil’i aramağa gitti. Peygamberimize (s.) “Acaba Ebû Cehil ne yaptı. Ömer Kûfe halkına yazdığı mektûbta.) diğer Uhud. “Arayınız. “Yâ Resûlallah! Bu Allahü teâlânın düşmanı Ebû Cehil’in başıdır. bu ümmetin firavun’u idi. Orada hazine muhâfızlığı da yaptı.168 - .a.) ile birlikte Ebû Cehil’in ölüsünün yanına kadar gitti. Sen çıkılması pek sarp bir yere çıkmışsın. O azılı kâfirlere hoşlanmadıkları şeyi dinlettin” dediler. Ebû Cehil’in kılıcıyla.) ile birlikte bulundu. sizi kendime tercih ettim” demiştir. miğferini.a.v.) adayan Hz. teşkilât kurmaktaki kuvvetini ve idarecilikteki istidadını ortaya koymuştur.) zahid (dünyâdan uzak) bir hayat yaşadığından Medine’de refah artınca. Hz. Abdullah İbni Mes’ûd (r.a. “Ebû Cehil sen misin?” dedi. Ebû Zer (r. sana bu kadarı yeter. “Ey Ebû Cehil seni öldüreceğim” dedi. daha sonra Mescid-i Nebevî’nin yanında kendisi için küçük bir ev yapılmış.) niçin ağladığını sorduğunda.v. kesti ve silahını. Sonra kalkıp İbni Mes’ûd (r. Kalem sûresini ilk defa sesli olarak okuyan yine İbni Mes’ûd’dur.a.a.v. Hicretin 20. Ebû Cehil’in miğferini kafasından çıkarırken.) in izni ile iki defa Habeşistan’a hicret etti. Bir gün ben ve o Abdullah bin Cüdanın ziyafetinde idik. Ebû Cehil. yola bak dediğimin doğru .a. gönderdim. Hz. O’nu yaralı olarak buldu ve tanıdı. Eshâb-ı kirâm. zekâsının.v.a.v. “O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur” buyurdu. İbni Mes’ûd (r.v. Fakat doğrusu senin beni öldürmen bana çok ağır geldi. orada ikâmet etmiştir. Allah seni hor ve hakir etsin. ictihâd buyurmuştur. Bedir gazasında küfrü ve imânsızlığı Firavun’dan daha şiddetli olan Ebû Cehil’i öldürmüştür.

a. İbni Mes’ûd. Techîz ve tekfîn işleri yapıldı. EbülAhves demiştir ki: “Bir gün Ebû Mûsel Eş’âri’nin evinde bulunuyorduk. âyet-i kerîme olan.) da kabre koymuştur.) zamanında ezberliyen bahtiyarlardandı. Birgün “Nisâ sûresini oku. Onu Resûlullah’ın ailesinden zannederdim. Haftada bir defa Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi. Bunlar bir Mushafa bakıyorlardı. Hadîs-i şerîf.169 - . hâline ve işine uygun bir zamanda hatm etmesini emr buyururdu. Kitâbullah’dan bir âyet yoktur ki. Resûlullahın eşyalarını taşırdı.” “Allahü teâlâ doğruyu Hazret-i Ömer’in dili ve kalbi üzerine indirdi. Hac mevsimi ise zaten değildi. ma’nâsını anlıyamaz” buyuruldu. “Kur’ân-ı kerîm size indi.) idi. Ebû Musel Eş’arî (r. Halef. 70 sûreyi Resûlullahın mübârek ağızlarından işiterek ezberlemiştir. Ebû Zer (r.a.v. Adalete çok dikkat ederdi. Abdullah bin Mes’ûd. Son derece misafirperverdi. Buyururdu ki: “Zâlimi seven kimse. Kâ’be’de 70 yıl ibâdet etse.)’ın hanımı buna pek inanmadı. Sâlim. yine de kıyâmet günü Allahü teâlâ onu o zâlim ile beraber bulunduracaktır.): “Medine’de Resûlullah’ın hizmetinde en çok gördüğüm zattan biri İbni Mes’ûd idi. Kısâi. O derece ki Resûl-i Ekrem’in Ehl-i Beyt’inden olduğu sanılırdı. Resûlullah (s. İbni Mes’ûd. Hadîs rivâyetinde çok büyük hassasiyet gösterirdi.v. Resûlullah’ın mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. “Evet öyledir.a. Hanefî mezhebinin temeli İbni Mes’ûd’a dayanır.a.) sual edenlerin. Çok namaz kılardı. Çünkü bulundukları yer pek ıssız idi.a.a. Resûlullah (s. İbni Mes’ûd Kur’ân-ı kerîmi. Seni de onların üzerine şâhid getireceğimiz zaman. Ebû Zer (r. 652)’de vefât etti. Hadîs-i şerîfde. “Kur’ân-ı kerîmi üç günden önce hatm eden. Abdullah bin Mes’ûd.a. Abdullah bin Zübeyr (r. Bunları yapan Abdullah İbni Mes’ûd (r. “Sen muallim olacak bir gençsin” buyurmuştur.) İbni Mes’ûd’dan fazla vahyi bilen bir kimse bırakmadığına inanıyor musun?” dedi.) “Resûlullah’ın (s. Halbuki namaz benim için nafile oruçtan daha kıymetlidir. meclislerinde sık sık bulunurdu.) görmüş. 41. Onu Resûlullah’ın yanında o kadar çok gördüm ki.” Peygamber efendimizden bizzat işiterek bildirdiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “İktisâda riâyet eden fakîr olmaz.) arkadaşlarından bazıları da bulunuyordu. Abdullah bin Mes’ûd’u Kur’ân-ı kerîm öğretenlerin başında sayardı. Resûlullah (s.” “Sa’îd olan kimse başkalarından nasîhat alandır. Ebû Zer hazretlerinin hanımının yanına gelip. biz kabul olunmadığımız zaman o huzuruna kabul olunurdu” buyurmuştur. Abdullah bin Mes’ûd altmış yaşları civarında hastalandı. Ubey bin Ka’b ve Muâz bin Cebel’den öğrenin!” buyururdu. Fakat kalkıp yola baktığında bir cemâatin geldiğini gördü.a. Sesi çok güzel idi. o da bu daveti büyük bir şevkle kabul etmişti.)’ın hanımı da gelenleri Ebû Zer’e (r... Mecliste İbni Mes’ûd’un (r. Fakat ben Kur’ân-ı kerîmi başkasından dinlemeyi severim” buyurdu.a. Resûlullahın sünnetine tamamen uyardı. “Burada yalnız yaşayan bir zât tanıyor musun?” diye sordular. Resûl-i Ekrem Kur’ân-ı kerîm’i ondan dinlemeyi çok severdi. Rüyasında Peygamberimizi (s. “Halleri ne olacak! Her ümmetten şahid getireceğimiz.) Onun için. mutlaka oraya çıkar giderim. “Ben nafile oruç tutunca namaza zayıf kalıyorum. Onlara hürmetinden çok güzel giyinirdi. Bildirdiği hadîslerin tamamı Ahmed bin Hanbel’in Müsned adlı kitabında 82 sahifede toplanmıştır. Kimi aradıkları sorulunca da “Ebû Zer” dediler.v.a. Resûl-i Ekrem. Peygamber efendimiz. fıkıh ve tefsîr ilimlerinde de Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerindendi. Hamza. Resûlullahın huzurunda. “Kur’ân-ı kerîm’i.v. A’meş gibi meşhûr kırâat imamlarının silsilesi İbni Mes’ûd’da son bulmaktadır.a. Ümmetimden Hazret-ı Ömer’in râzı olduğundan ben de razıyım. Bundan çok az bir zaman sonra 32 (m.” . Biz onu sizden okuduk ve sizden öğrendik” dedi. Dinleyelim” buyurdu.a.” Kûfe’de yaptığı vazifelerden biri de herkese dinini öğretmekti.) ve oğlu Abdullah techîz ve tekfîn etmişler ve bütün vasiyyetlerini yerine getirmişlerdir.a. Abdullah bin Mes’ûd.)ın hususi hizmetinden ve O’na yakınlığından meclisine müsâdesiz girerdi.” âyet-i kerîmesine gelince. Osman kıldırmış. Bunun üzerine Ebû Mûsel Eş’âri: “Biz bulunmadığımız zaman o Resûlullah’ın yanında bulunur. O gün vefât etti. Abdullah bin Mes’ûd hadîs ilminde en büyük âlimlerdendi. Resûlullah onu kendi tarafına davet etmiş. Her emrini yerine getirirdi.a. bir namazı hatm ile kılmağı yasaklamamaktadır. Bizzat kendisi diyor ki: “Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan Zât’a yemin ederim ki. Resûlullah (s. Eğer Kitâbullah’ı benden daha iyi bilen bir kimsenin bulunduğu yeri haber alsam ve beni oraya rahibeler götürecek olsa.” buyurmuştur. Âsım. kim hakkında ve nerede nazil olduğunu bilmiyeyim. Cenâze namazını Hz.) götürdü. Abdullah (r. ben onun.olduğunu göreceksin” dedi. İbni Mes’ûd okumaya başladı.v. Cennet-ül-Baki kabristanında Osman bin Mazun (r.a.v.” derdi.

Eğer eline bir şeyler geçerse istidracdır.” “Siz üç kişi olunca içinizden ikisi.a. tevbesiz ölürse. Bu bilginin tohumunu eken. Kalb vardır ki ikbâl şehvetine sahiptir. bir Bedevî gelerek “Ey İbn-i Mes’ûd! Bana bir şey öğret ki. Bundan başka bunların 21’i yalnız Buhârî. bu hattın iki tarafına. 35’i de Sahîh-i Müslim’dedir.” “Allahü teâlâ güzeldir.a. şeytanların saptırdığı yollardır” buyurdu.” “İki şeyden birine kavuşan insana gıbta etmek. Besmele okusun! Besmele.) bize bir doğru çizgi çizdi ve “Bu insanı Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan doğru yoldur” buyurdu. “Fıkıh bilgisi. sevdiğine de sevmediğine de verir. Başka bir rivâyette: Resûl-i Ekrem’den 840 hadîs rivâyet etmiştir. sonu zarar ve ziyandır. Yalnız ölümün çaresi yoktur.” “Her derdin bir dermanı vardır. bilgisine uygun yapar.” “Hayır eken büyük mahsul alır. kalbini ma’rûf ile doldurmayanlar helâk olur” cevabını vermişlerdir. O halde. Şer eken nedamet biçer. mezarını açınız! Yüzünü kıbleye karşı görürseniz.” Şeyh Muhyid-în en-Nevevî hazretlerinin rivâyetlerine göre Abdullah İbn-i Mes’ûd 848 hadîs-i şerîf rivâyet eylemiştir.” buyurdular.) en fakîhi olup. ekmek gibi. “Bunlar da. ikincisi. doğru yolda yürümek isterse. O da “Hayır. Birgün hitab ederlerken “Dünyâda büyük fenalık şirret-i lisandır (kötü dilli olmak). iyi olur. Kendisi fevkalâde hâfiza kuvvetine ve aklî melekelere sahib idi. Bu kimse de malını Allahü teâlânın râzı olduğu.” “İnsana helaldan olan fakîrlik hali.” “Kâmil insan.v. bu ekini biçmiş.” “Kişi sevdiği ile beraberdir. Birini canın arzu edince hemen pişmiş ve kızarmış olarak önüne gelir. İbni Âbidin birinci cildin otuzbeşinci sahifesinde buyuruyor ki. Dünyâda ve âhirette necat (kurtuluş) bulayım” dedi.” diye cevap verdi. Buyurdular ki: “Hâmil-i Kur’ân-ı kerîm olanlar (hâfizlar) halim ve cesur olmalı ve daima mahzun bir halde bulunmalıdırlar. medh ve zemm. evine şeytân girmez. Allahü teâlâ.” “Sıkıntısı olan kimse. çok istiğfâr okusun. bir kimse Peygamberlere tabi’ olmadan. beni öldürünüz!” “Bir kimse sabah ve akşam. Bunun talebesi Alkame bin Kays bu tohumu sulayarak. Ya’ni. Eshâb-ı kirâmın (r.” “Dünyayı âhirete tercih eden kimseye Allahü teâlâ üç tane belâ verir Kalbinden hiç çıkmayan sıkıntı. Bir gün kendisine: “Ey İbn-i Mes’ûd! Emr bil-mâ’rûf ve nehy ani’l-münker’e riâyet etmeyenler helâk olur” demişlerdi. öbür arkadaşları yanında gizlice konuşmamalıdır. hiç kurtulamayacağı fakîrlik ve doymak bilmeyen hırs. Bekara sûresini başından dört âyet ve âyetel-kürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa. yani bu bilgileri bir araya toplamış. eğik çizgiler çizip. Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anh” olup. yanında müsavi olandır. Siz kalbleri şehvet zamanında iğtinâm eyleyin” buyurmuşlardır. güzeli sever. herkese lâzımdır. yüksek ictihâd makamını elde etmiştir. harâmdan gelen zenginlikten hayırlı olmadıkça. balık kılçığı gibi. bütün menfaatlar onda toplanmış olsun.” Bir gün. Allahü teâlâ bir kimseye İslâm ilimlerini ihsan eder ve bu da her hareketini. imânın hakikatına vâsıl olamaz.” “Sen Cennet’te kuşlara bakarsın.170 - . “Şerâb içen kimse.” “Bir gün Peygamber (s. birine çok mal verir. Bir gün İbni Mes’ûd’a “Sizce hangi ilim makbuldür?” diye sual ettiler.” “Allahü teâlâ dünyâyı. beğendiği yerlerde harcar. Bunlara uygun olmıyanı kabul etme. ondokuz harftir. “Kur’ân ilmi ile Sünnet ilmini çok severim.” “Cehennemde azâb yapan ondokuz melekten kurtulmak isteyen. Eshâb-ı kirâmın yükseklerinden ve en âlimlerinden idi. Çünkü bu konuşma onu mahzun eder. muhakkak eğri yola sapar. Sonra.“Günâhlardan tevbe eden hiç günâh işlememiş gibidir. 120’sini Buhârî ile Müslim müştereken naklederler. Kur’ân-ı kerîme Peygamberimizin Sünnetine uy. buna imrenmek yerinde olur. ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrâhîm Nehai. İbn-i Mes’ûd Bedevîye “Allahü teâlâya asla şirk (ortak) koşma. Mecnûn üzerine okunursa. Âhireti ise ancak sevdiğine verir.

)’den almıştır. “Resûlullah (s. Resûl-i Ekrem. istediğin sana verilecektir!” Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerine Resûlullah sorulduğu zaman tir tir titrer ve ter içinde kalırdı. Hz.” dedi.” Demesiyle “Ben onlara Vâkıa’ sûresini öğrettim. Hastalandıkları zaman Hazret-i Osman (r. fıkıh ilmini. Resûlullah da şöyle demeye başladı: “İste. Sonra hep birlikte dışarı çıkdık. darlığa düçar olmaz. Hz.a.a. Hemen. “Eğer ben bir kimseyi meşveret etmeksizin âmir tayin edecek olsa idim. Hammâd da İbrâhîm Nehaî’den. Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde: “İbn-i Mes’ûd’un sözüne. bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe öğütmüş.a. böyle birşeye ondan daha lâyık birinin kaldığını zannetmiyorum. Ebû Yûsuf. Hazret-i Osman’ın. Hammâd’dan. Bir de baktık ki tanımadığımız birisi mescidde Kur’ân-ı kerîm okuyordu.” cevabını vermiştir. Allahü teâlâya kavuşma halin yakın iken neden şikâyet ediyorsunuz ve ne isteğiniz vardır?” dedi. ilim doldurulmuş bir dağarcıktır” buyurmuştur. icâbet ettim. Ya’ni bu bilgileri öğrenip dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşmaktadırlar. hamur yapmış ve İmâm-ı Muhammed pişirmişdir. Cüssece küçük. Yani mezhebin reisi olan İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe. bu da Alkama’dan. Hazret-i Ömer’in yanına gelen bir kimse ona şöyle dedi. “Bugün bende bunların hiçbiri yok” buyuruldukda. ağır ağır ve sözlerini düşünüp tartarak konuşurdu.) den işittim ki: “Her kim. içinizde iken bana sormayın” dediğini Buhârî zikretmektedir.a. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Mes’ûd’dan (r. Bilâl-i Habeşî ezan okuyunca. O zaman İsrâ sûresi yirmidokuzuncu âyetinde. Çünkü O’nun hakkında yanlış bir şey söylemekten korkardı.tır. geceleri. akşamdan sonra. Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerinin kız evlâdı çoktu. “Ey mü’minlerin emiri! Ben Kûfe’den geldim.) hakkında: “İbn-i Mes’ûd. ben de itâat ettim. Vücudları çok zayıf. birgün eshâba hitaben: “Siz İbn-i Mes’ûd’un vücutça zayıf olduğuna bakmayın. Alkama da Abdullah bin Mes’ûd’dan.) bir gece Hz. Vâkıa’ sûresini tilâvet ederse fakîrliğe. Hammâd-ı Kûfî bin Süleymân. Arafat’ta dururken.v.v. Yâ erhamerrâhimîn! Beni afv ve mağfiret et” . Orada mushafları ezbere yazdıran birisi var. Şimdi sana ondan bahsedeceğim” deyip konuşmaya başladı. Resûlullah (s.a.” Abdullah İbn-i Mes’ûd duâ etmek için oturunca. vakt-i minnettir.a. Bana emreyledin. Bu. bunları istedi. kendine kalmıyacak şekilde dağıtma!” buyuruldu. Birkaçı evine bakıp gömleksiz olduğundan gelemediğini anladı. “Bir tabib getirelim mi?” deyince “Hacet yok. Cevaben: “Günahımdan şikâyet ediyorum. cemaat her zaman olduğu gibi Resûlullahı beklediler. rahmet-i ilâhiyyeyi isterim” buyurdular.171 - .v.): “İbni Mes’ûd. Seher vaktinde şu duâyı okurlardı: “Ya Rabbi! Beni davet eyledin.a. “Ey Habîbim! Malını. Daha sonra bize dönüp şöyle dedi: “Kim Kur’ân indiği andaki tazeliğiyle okumaktan hoşlanıyorsa. bilgisine sarılınız!” buyurmuştur.) başlayan yol ile meydana çıkarılmıştır.” Hanefî mezhebindeki ahkâm-ı şer’iyye. “Kızlarınıza ne bıraktınız? Onların maişetleri (geçimleri) dardır. elbette İbn-i Mes’ûd’u tayin ederdim” buyurmuşlardır. Câbir ve Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anhümâ” buyuruyorlar ki “Bir oğlan Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize gelip.v. ihtiyatlı. beni hasta eden Tabîbdir” cevâbında bulunmuştur. gömleğini bana ver dedi.a. Ömer’in kızgınlığı geçip eski haline dönünce: “Vallahi. Ömer. Diğer bir hadîs-i şerîflerinde ise.) onu dinlemeye başladı. Gelmeyince merak ettiler. ba’zı lüzumlu şeyleri saydı ve “Annem beni sana gönderip. Konuşurken gayet yavaş. Eshâb-ı kirâm’dan Ebû Musel-Eş’arî’nin (r. Ebû Bekir’le müslümanların durumunu konuşuyordu. ya’nî bu bilgileri kısımlara ayırmıştır.) hususî olarak yanına gelip. Böylece hazırlanan lokmaları insanlar yemektedir. Ben Cenâb-ı Peygamber (s. ilim ve fazîletçe büyük olmak münasebetiyle Hazret-i Ömer (r. bu da Resûl-i Ekrem (s. İbn-i Ümmü Abd (İbn-i Mes’ûd) gibi okusun. mîzânda hepinizden ağırdır” buyurdular. Ben de onların yanındaydım. benzeri az görülen bir şekilde öfkelendi ve sordu: “Yazıklar olsun sana! Kim o?” O kimse: “Abdullah İbn-i Mes’ûd” diye cevap verdi.a. bacakları ince idi.) İbn-i Mes’ûd (r. mübârek arkasından gömleğini çıkarıp çocuğa verdi ve evinde gömleksiz kaldı.

rivâyet etmiştir.” İbni Muhayrız dedi ki: Peygamberimizin (s. Kudüs’te yaşamış olup. İbni Muhayrız hemen kalktı ve “Biz paramızla bir şey almaya geldik. güvenilir) bir âlim olup. sh-38 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d.” İbni Muhayrız vefât ettiği zaman Reca’ bin Hayve şöyle dedi: “Allahü teâlâya yemin ederim ki İbni Muhayrız’ın yaşamasını. cild-1. zamanında Şam âlimi olarak meşhûr olmuştur.) Eshâbından Fudale İbn-i Ubeyd (r. Bunun üzerine İbni Muhayrız: “Nefsimi temize çıkarmaktan Allahü teâlâya sığınırım” dedi. Nasîhat istedim: “Eğer bu üç haslet sende bulunursa Allahü teâlâ bu hasletlerle sana iyilikler ihsan eder. Abdullah bin Muhayrız’dan. Abdullah bin Muhayrız son derece sabırlı ve mütevazı bir zât idi. Şam’da Abdullah bin Muhayrız ile iftihar ederdik demiştir.” Çünkü Allahü teâlânın sevgili kullarının bulunduğu yere toplu belâ gelmez. cild-1. dinimizle değil” diyerek oradan ayrıldı. sh-181 5) Şezerât-üz-zeheb.a. Ebû Bekir bin Hafs ve diğer hadîs âlimleri hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Arkadaşlarından Hâlid bin Düreyk Ona: “Sen hem zâhidlik yapıyorsun hem de bahillik (cimrilik). sh-33 10) En-Nücûm-üz-Zâhire. “Eğer sizler iyi güzel şeyleriniz olduğu zaman insanlara gösteriş yapar. Büsr bin Abdullah Hadramî. Reca bin Hayve. kendini ziyâret etmeyeni ziyâret et” buyurdu. Buyurdu ki: “İpek elbise giymek suretiyle harâm işlemektense. Orada olan birisi manifaturacıya. cild-1 sh-89 11) Tabakât-ül-huffâz. Abdullah bin Muhayrız gibi âlimlere tabî olsun” demiştir.İbn-i Mes’ûd (r. O’nun da’veti üzerine Medine-i Münevvere’ye dönmüş. sh-975 14) Eshâb-ı Kirâm. Doğum târihi bilinmemektedir. Abdullah bin Sa’dî’den. Medineliler İbn-i Ömer’in ilimdeki yüksek derecesi ile iftihar ederlerdi. Künyesi Ebû Muhayrız el-Mekkî’dir. İmâm-ı Evzâî. Abdülmelik bin Ebî Mahzûre. sh-458 8) Tabakât-üf-Şirâzî.a. Tanındığı zaman oradan uzaklaşırdı. Ebû Mahzûre’den.) Hazret-i Osman’ın hilâfetine kadar Kûfe’de kalıp. O hadîs ilminde sika (sağlam. sh-49 ABDULLAH BİN MUHAYRIZ: Tâbiînden meşhûr hadîs âlimi. Hâlid bin Düreyk. Anne babaya çok hürmet edilmesini emir ve tavsiye buyurur. sh-159 7) Tabakât-ül-Kurrâ (İbni’l-Cezerî) cild-1. sh-43 9) Tabakât-ül-Kurrâ liz-Zehebî. Sâ’id-ül-Hudrî’den.v. Bundan sonra Mısır kumaşından yapılmış beyaz iki elbise aldırdı ve o ikisini giymeye başladı. sh-31 4) Hulâsat u Tezhîb-il Kemâl.) ile görüştüm. Allahü teâlâ böyle olanları kıyâmet günü Cehenneme atar ve onu yalancı diye adlandırır. Mekhûl eş-Şâmî. dinlemesini bil. bilmediğini öğren. cild-3. sh-5 12) Meşâhir-i Eshâb-ı Güzîn ve Terecim-i Ahvâl-i Fukahâ. insanların iki yüzlü olmasına. onu parmağınızla gösterir ve beğenmiyecekleri bir şey olduğu zaman da gizlerseniz. Muhammed bin Yahyâ. O.172 - . Ebû Sarme el-Ensârî’den. Zamanındaki bazı kimseler bunu uygun görmezlerdi. sh-303 16) Fâideli Bilgiler. 60 yaşını geçmiş olduğu halde ebedi hayata kavuşmuştur. cild-1. 652) târihinde.a. cild-2. “Ey Allahım benzim senin korkundan sararıp solmuş ve rengini kaybetmiş bir hale gelecek şekilde korkmayı nasip etmeni istiyorum” diye duâ eder ve ağlardı. İmâm-ı Evzâî selef içinde onu beş meşhûr âlimden biri saymış fazîletini zikretmiştir. “Sen bu zâtı tanıyor musun? Bu zât İbni Muhayrız’dır” dedi. Ancak anne ve babasının yolu üzerindeki eza ve cefâ veren bir şeyi almak için öne geçmesinde bir mahzur yoktur. Ümmü Derdâdan ve daha birçok âlimlerden hadîs-i şerîf dinleyip. “Tâbi olmak için bir âlim arayan. Bunu Allahü teâlâ . Bu hali de Eshâb-ı kirâmın aleyhimürrıdvân haline tam uygun idi ki onlar kendilerini tanıyıp Eshâb’dan oldukları için normal fiyatından çok tenzilât yapanlardan birşey satın almazlardı. nefislerinin arzuları peşinden koşmalarına çok üzülür ve bu şekilde onların hâlini şöyle açıklardı. öğünür. Ancak babacığım. 717) senesinde vefât etti.” Hanımının dokuduğu elbiseleri giyerdi. Hz. 99 (m. vücûdumun her yerinin Alaca (cilt hastalığı) olmasını daha çok severim. Ahmed bin Hanbel (r. Allah korkusundan beti benzi sararmış bir halde. Baki’ mezarlığına defn olunmuştur. bulunduğu beldedeki insanlar için bir emân olarak sayıyordum. Kim anne ve babasını ismiyle veya lakabıyla çağırırsa edebsizlik etmiş olur. Ben bunu hiç uygun bulmuyorum” dedi. Muâviye’den. fazîletleriyle meth edilmiştir. 32 (m. Biz de. kendisinin dîn-i İslâmı yaşamadaki gayreti ve takvası için birşey verilmesini istemezdi.a. Ubâde bin Sâmit’ten.) İsmâil bin İbrâhîm’den rivâyetle Reca’ bin Ebî Seleme diyor ki: İbni Muhayrız elbise almak için bir manifaturacının dükkânına girdi. Abdulazîz bin Abdülmelik. onlara hürmetsizlik edilmesini istemezdi “Kim anne ve babasının önünde yürürse haklarına riâyet etmemiş olur. sh-374-466 2) El-Îsâbe. 1) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel cild-1. sh-360 3) Târîh-i Bağdâd. Rivâyetleri Kutüb-i sitte denilen meşhûr hadîs kitaplarında yer almıştır. Bu üç haslet. sh-10-13 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye. anneciğim diye söylemesi müstesnadır.

Babası İslâmiyetle şereflenince. içlerinden birisi vefât ettiği zaman müslümanlar “Bizleri İslâm dîni üzere öldüren Allahü teâlâya hamd olsun” derler. Kabri Muhasseb’dedir.v. Eshâb-ı kirâm içinde en fazla hadîs-i şerîf rivâyet edenlerden oldu.” Buyurdu ki: “Biz ameli ilimden daha efdal görürüz. Horasan ve Taberistan seferlerine katıldı. Sonra bunu unuturlar.) yolunda gitmek. İslâm ülkesinde. Mekke-i Mükerreme’de hicretten ondört (m. hadîs ilminde en üstün olanlarından. insanların ahde vefâ göstermelerini isterdi ki kendisi buna son derece dikkat ederdi. Bu dört zât bir mes’elede ittifak edince. hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. bir yerde doğru olan ortaya çıkınca artık orada konuşmazdı. “Abdullah bin Ömer. “Bir evden bir şehîd yeter” buyurdu. İbâdet. 608) sene önce doğup. (Çünkü ilim unutuldu)” İbni Muhayrız yedi günde bir Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi.v. Mûsâ bin Ukbe diyor ki: İbni Muhayrız ile Remle’deki bir cenâzede beraber bulundum. Ancak fıkıh kitaplarında Abâdîle-i Abdullahlar . Onbiri erkek. amelden çok daha fazla ihtiyacımız var. sh-138 4) Şezerât-üz-zeheb. “Tâbiînden Mihrân (r. bu söyledikleri sözlerini hatırlarına getirirler. Resûlullah’ı (s.v. Abdullah İbn-i Zübeyr ile Abdullah İbni Amr İbni’l-As’a “Abâdile-i erbaa” (dört Abdullah) unvanı verilmiştir. ilmi hususiyetteki yüksek mertebesini ve muharebelerdeki kahramanlığı ileri sürülerek halife olması istendi. fetvaları çok kıymetlidir. aynı yerde 73 (m. Onbeş tane evladı vardı.Kur’ân-ı kerîmde haber vermektedir. Allahü teâlânın dinini öğreten veya ondan birşey soranın kelâmı.) daima taklid ederdi. İbni Muhayrız. İşittiği hadîs-i şerîfleri yazardı. Fakat. Osman’ın şehâdetinden sonra.a. cild-1.) O’nun (r. Sıffîn muharebesinden sonra da hilâfeti söz konusu olup. O kökü Cennette olan cömertlik ağacına yapışmış. İslâm terbiyesiyle yetişti.) daima takib ederdi.a. Mücâhiddi.a. Resûlullah (s. Biat-ı Rıdvan’da babasından önce bîat ettiği rivâyet edilmektedir. İmâm-ı Begâvî buyuruyor ki.): Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve fıkıh. Fakat bugün ilme. İlk önce Hendek gazasında bulundu. Resûlullah (s.a. Hadîs ve fıkıh âlimleri arasında Abdullah bin Ömer. Ali’ye bîat etti.a. Buyurdu ki: “Hayırlı şeyler gördüğünüz zaman Allahü teâlâya hamd ediniz. O’nun (s. sh-116 ABDULLAH BİN ÖMER (r. Muâviye’nin hilâfetinde Yezîd bin Muâviye ile Bizans seferine katıldı. Devlet kadrosunda vazife almaktan uzak durdu. Sünnet-i seniyeyi yerine getirmek için Resûlullah’ı (s. 1) Tehzîb-üt-tehzîb. cild-1.) sonra hac mevsiminde ve diğer zamanlarda insanlara altmış sene fetva vermiştir. İlk imâna gelenlerdendir.” Birçok zühd ve verâ sahibi zât İbni Muhayrız hazretlerini görünce kendilerini onun yanında çok küçük görürlerdi. Ömer’in oğlu olduğu.” Buyurdu ki: “Mescidde üç kelâm hariç her türlü kelâmı konuşmak caiz değildir. iç hâdiselere karışmadı. Ehli sünnetin Mâlikî Mezhebinin imâmı İmâm-ı Mâlik (r.) hakkında buyuruyor ki. tefsîr. Hz.) görmek. 692) yılında vefât etti.v. Huzur-u se’âdetinden ayrılmak istemezdi. cild-6. Yine kabul etmedi. Babası şehâdetinden önce kendisine veliahd olarak oğlunu göstermesini isteyenlere. Mûte ve Yermük gazâlarıyla Mısır ve Kuzey Afrika’nın fethinde bulundu. cild-5. Seçilmemek şartıyla Şûra üyeliğinde bulundu. Cihad. Birincisi.v. Allahü teâlânın beğendiği kadar çok cömert idi. Helala ve harâma ait hadîs-i şerîflerin çoğunu O bildirmiştir. O’na hizmet etme şerefine nâil olduğu ve fıtrâten üstün hâllere sahip olması sebebiyle bütün ilimlerde mâhir üstad idi. Pek çok hâdiseye şâhid olup.v. kendisine teklif edildi. Peygamber efendimize çok bağlıydı. Hz. Eshâb-ı fukahâdan olup. sohbet ve gazalarda. ilmi. sh-68 3) Hilyet-ül-evliyâ. Ne ölümü ne de. Bunlar namaz kılanın kelâmı. Hz. kâfirlere ve gayr-i müslim memleketine karşıdır. Medine-i Münevvere’ye hicret etti. “O’nu (s. dünyâya düşkün olmaması örnek durumdaydı.a. Fetva verme hususunda pek ihtiyatlı hareket ederdi. Şöyle diyordu: “ Anladım ki. çocuk yaşta müslüman oldu. Haram ve şüphelilerden sakınması. Yaşı küçük olduğundan Bedir ve Uhud gazâlarına götürülmedi.a.) ile beraber bulundu.) O’nun (r. dördü kızdı. Eyyüb Sultan hazretleriyle İstanbul surları önünde Bizanslılar ile mücadele etti. sohbetinde bulunmak. zikredenin kelâmı. Beraber namaz kılardı. Ömerü’l-Fârûk’un oğlu olup.173 - . “İbni Ömer’den daha fakîh kimse görmedim” buyurdu. “Cihâd.a. “Abâdîle’nin kavli” denilir. Müslümanların gözbebeği Hz.a. Abdullah bin Abbâs. İbni Muhayrız son derece vefâ sahibi olup. ahlâkı ile ahaklanmak isterdi.v. Veda Haccı’nda hep Resûlullah (s.a. sh-22 2) Tezkiret-ül-huffâz.” buyururdu. müslümanlar arasında olmaz. inceleyici ve dikkatliydi. Her işte çok araştırıcı. Künyesi Ebû Abdurrahman’dır. Bir münker gördüğünüz zaman hemen hiç vakit kaybetmeden Allahü teâlâdân bu belânın ümmet-i Muhammed’den kaldırılmasını isteyiniz.) nerede namaz kılsa izini takip ederek oraya giderdi.) hakkında. İbni Muhayrız’da çok az kimselerde bulunan iki haslet vardı. Peygamberimizden (s.a. dostlarını her işlerinde gözetir onlara yardım ederdi.a. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri hususunda sahabenin ileri gelenlerinden idi.v. annesi Zeynep binti Ma’un-i Cümeyhî’dir. Kabul etmedi. İkincisi ise yapmış olduğu iyilik ve ibâdetleri çok gizler kimseye belli etmezdi. Lüzum olmadıkça hadîs-i şerîf rivâyet etmezdi.) ile diğer gazalara katıldı. Abdullah bin Ömer.a. hadîs rivâyeti hususunda İbn-i Ömer kadar dikkat edeni yoktu. Hz.

)’ın canı balık istemişti. Kölelerinin böyle görünerek kendisini aldattıklarını söylediklerinde “hayır için aldanmaktan iyi şey var mıdır?” buyurduğu pek meşhûrdur. “Beğendiklerinizden çıkarıp vermedikçe zinhar iyilik mertebesine erişemezsiniz!” âyet-i celîlesiyle amel ederdi. Nalınlarını giyip oraya giderken.) anlatır: “Abdullah bin Ömer’i (r. “Önce geçindirmekle yükümlü olduğun kişilere ver. kendi binek hayvanının yem ihtiyacını veresiye satın almak mecburiyetinde kalıyor” dedi.)’ın akşam yemeklerini yalnız yediği hiç vâki değildir. hemen onu âzâd etmek âdeti idi. Ka’kaa bin Hakim’den rivâyet edildiğine göre.174 - . alçak elin de ancak alan el olduğunu sanıyorum. sadakayı. Abdullah’ın evindeki hayatı sorulduğunda şöyle anlattı: “Her namaz için abdest alır ve bunların arasında Kur’ân-ı kerîm okurdu. Yüzüğünün taşında” Abede’l-lâhe lillah” “Allahü teâlâya Allah için. Âdem bin Ali’den rivâyet edildiğine göre. Kaftanı da dün omuzlarına alıp gitmişti. balığı o fakîre verdi. “Abdullah ne iyi insandır! Keşke geceleri de namaz kılsa!” buyurdular. Derken iki kişi beni tutup Cehenneme götürmek istediler. geri döndü ve helâl etmişdim. Güya elimde ipekli bir kumaş parçası var ve ben Cennetden nereyi istiyorsam bu ipekli kumaş parçası sayesinde oraya uçuyorum.) dün dörtbin dirhem para ile bir kaftan gelmemiş miydi?” Ev halkı. Hz. Azadlılarından olan İmâm-ı Nâfi efendisi ile ilgili olarak buyurdular ki: “Abdullah bin Ömer. Câbir bin Abdullah der ki: “Hz.” “Abdullah bin Ömer (r. Ve bana “Korkma!” dedi. Mescide girip namaz kıldı.” Hz. Evinde bulunan eşyaların hepsine değer biçtim ve bütün bunların değerinin yüz dirhemi bulmadığını gördüm.) Mekke’ye geldiği zaman bize misafir olurdu. Eve döndüğü zaman sırtında yoktu. Derhal evine gidip sordu “Abdullah bin Ömer’e (r. Abdullah bin Ömer. Bir fakîre hediyye ettiğini söyledi” dediler. ihram için. Ancak. Nâfi’den şöyle rivâyet ediliyor. “Evet. bir ihtiyacı olana verirdi. artık almam dedi. Nâfi’e Hz. misafiri bulunduğu veya Ramazan-ı şerîfte yerdi. Hz. “Bugün onu gördüm. kötülükten uzaktı. temizliği seven ve bu konuda titizlik gösteren bir sahâbîydi.a. O’nu onbin dirheme satın aldıktan sonra.) ziyârete gitmiştim. Elbiselerinin daima tertemiz ve kokusunun güzel olmasına dikkat ederdi. Çok cömert. Mutlaka misafir arar. Hz. İyi ve güzel huylu olup. ekseriya İbni Mes’ûd. Abdullah bin Ömer (r. Abdullah (r.a. bulurdu. yüksek el.a. Geceleri çok namaz kılardı.a. “Sağa sola bakmak ve hareketler yapmak suretiyle namazlarını eksilten ve aksatan kişilerdir” cevabını verdi.) devesi çalındı. Cenâb-ı Peygamber.) oğlu Hâlid’in âzâd ettiği Ebû Gâlib diyor ki: “Abdullah bin Ömer (r.denilince. Biri gelip deven şuradadır dedi.a. Dostlarından imâm Meymûn bin Mihvan (r. Eyyûb bin Vâil. Derhal karşılarına bir melek çıktı. alçak elden hayırlıdır!” buyurduklarını işittim. gönlümün. Çok aradı. Cuma namazına gitmeden önce mutlaka yıkanır ve güzel kokular sürünürdü. köle azad etmesini çok severdi. Mekke’ye giriş için ve Arafat’ta vakfe için de yıkanırdı. “Her ne ihtiyacın varsa bana bildir”. Bazan bir ay geçerdi de bir parça et yemezdi. bin kişi âzâd etmeyince. “Hz. “Kıyâmet gününde aksaklar diye çağırılacak kişiler vardır” dedi.a. Bir gece sabah . Tam bu sırada bir fakîr geldi ve Hz. Ona şu cevabî mektubu gönderdi: Resûlullah’dan. ruhunu teslim etmedi.” “Bir şeyi fazla sevmeye başladı mı.” buyurdu. Ömer ve oğlu Abdullah’dan başka içimizde dünyâya meyli olmıyan kimse yoktur. “Ey tacirler! Sizin haliniz nice olacaktır! İşte Hz. Cemaat. o târihten itibaren gece namazına başladı. Bayram namazları için de aynı şeyi yapardı. teheccüd namazı kılardı. Abdullah. Ev halkı: “Dünkü paradan yanında bir kuruş kalmadı. ertesi gün onun çarşıda binek hayvanına veresiye yem aldığını görünce. Abdullah’ın kendisi diyor ki: “Asr-ı se’âdette bir rüya görmüştüm.) binlerce dirhemini fakîr fukaranın ihtiyacına sarf ediyor da.) bir gün dörtbin dirhem para ile kaftan getirilmişti. Köle ve cariyelerinden hangisini Allahü teâlâya ibâdet ederken görse. O’nun cömertliğine ve haline gıbta eden dostu. geri dönüp çarşı esnafına. o zamanın zenginlerinden Abdülazîz bin Hârûn. İbni Abbâs ve İbni Ömer hazretleri kasd edilir. “Aksaklar kimlerdir?” diye sorduklarında. herkesi peşinden koşturan bir takım istek ve arzulara meyletmemiş olmasıdır. İyilik etmesini. Bunun üzerine beni bıraktılar. Bu meyanda Allahü teâlânın. Abdullah. Allahü teâlânın bana sevk ettiği bir nimeti de geri çevirmem. diye Abdullah bin Ömer’e mektûb yazmıştı.a. hayrı. Alana helâl olsun dedi.a. “Seni Allah rızası için âzâd ettim. Ömer’in oğlu Abdullah (r. Hz. Kızartıp önüne koydular. onu Allah rızâsı için. Dostlarından Eyyûb bin Vâil. Hafsa benim bu rüyamı Resûlullah’a anlattı. Günde iki defa güzel koku sürünürdü. Bir gün Abdullah bin Ömer’in (r.a. İbni Ömer’e (r. gelmişti!” dediler.a.) buyurdu ki: “Müslümanlıkla şereflendikten sonra en büyük sevinç ve neş’em. hâlim ve selim idi. hâlis ibâdet etti” yazılı idi. Senden herhangi bir isteğim yoktur. Bedelini peşin ödeyecek parası yoktu” dedi. bir sohbetinde. bulamadı.a. Kaftanı ne yaptığını sorduk. Geceleri kalkar. şaşırdı.” Dünya malına hiç gönül bağlamazdı. Yüksek elin ancak veren el. Hz. Abdullah bin Ömer’in (r. Nâfi. Binek hayvanı için yem satın alıyordu.” Hz. Abdullah’ın azâtlısıdır. Her işini ve her şeyini Allah için yapardı.” “Abdullah bin Ömer’le bir dostun evinde üç gün misafir kalınca bana “Kendi paramızdan harcamaya başla!” buyururdu.

) Abdullah bin Ömer’e bir nasîhatinde buyuruyorlar ki: “Allah için sev. tegannî ederek. meyyit bunu tanır ve selâmına karşılık verir. gusül abdesti alsın.a. Abdullah kötülüğe karşı iyilikle mukabele ederdi: Zeyd bin Eslem’den rivâyet edilmiştir: Bir kimse yolda Abdullah bin Ömer’e sövüp saymaya başladı. o da bu serveti hak yolunda sarf etmiştir.” Abdullah İbni Ömer (r. Allah’tan başka kimseden korkmazdı. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ve Peygamberimizden gördüklerinin bazıları şunlardır: Sa’d bin Ebî Vakkâsı (r.”. işte en akıllıları onlardır!. seni çok seviyorum” deyince. Birisi İbni Ömer hazretlerinin yanına gelip.a. “Duâ şeklini de şöyle anlattı. Câbir bin Abdullah. Nâfi diyor ki.a. Çünkü sen. afiyet ve güzel ahlâk isterim. Abdullah kulaklarını parmakları ile kapadı.” buyurdu.) bunun için bir kabir yanından geçerken durup selâm verirdi. Parmaklarını kulaklarından ayırdı.” “Ancak iki kişiye gıbta edilir. Benim hazım ilâcına ihtiyacım olacağını zannetmiyorum. Mûsâ bin Sa’d ve diğer Eshâb-ı kirâm ile oğullarından Sâlim. “Resûlullah (s. Abdullah bin Ömer (r.v. Kendisinden Abdullah İbni Abbas. Peygamber (s.” “Allahü teâlâya karşı sorumluluğunun şuuruna varan nice akıllı kişiler var ki. abdestde fazla. onu ifşâ etmeyin. giyimli kuşamlı da vardır ki.) ile beraber gidiyorduk. O kimse. sabah için kendini kaygılandırma! Sağlığında hastalığın ve hayatında ölümün için (tedbir) al.” “Kader. Abdullah bin Ömer (r.v.a. ikibinaltıyüzotuz hadîs-i şerîf rivâyet etti. istediğini giyin! İnsanları yanlış yola götüren israf ve tekebbürdür. “Sabah yaklaştı. bu kısa zamanda Kur’ân’ın üçte birini okuyup yetiştiremem dedim. “Abdul. “Ben ve kardeşim Âsım kimseye sövmeyiz” buyurdu.” “Nasîhat olarak ölüm yeter.) abdest alırken. Allah için bozul. ama yarın kurtulacaktır! Halk nazarında nice tatlı dilli. Yâni çok az yerdi. Namazı ve orucu çok olsa bile bu minval üzere olmayan kişi imânın tadını alamaz.” Bir genç ayağa kalktı ve “Yâ Resûlallah” dedi. Oradan hızla uzaklaştık. Allah için darıl. Hamza. temizlensin.a.a. Ben de “Allah için. su kullanmak israf olur. yokluğu halinde bunu kabul edenden daha çok sevab kazanan değildir. “Abdest alırken de israf olur mu?” dedik de. Bunlardan birine Allah servet vermiş. kulağından tuttu ve onu yoldan kenara çektikten sonra: “Resûlullah’tan işittim. Yanındakiler çekinerek yürümediler.” Resûlullah (s. mübârek ellerini kaldırırdı.) aslanın yanına gidip. “Resûlullah (s. “Bir kimse. Hz.” “Varlığı halinde veren kimse. Sa’îd bin Müseyyeb. Hadîs okuttu. ezanı.” Tâbiînin büyüklerinden azadlısı Nâfi’ buyurdu ki: “Abdullah bin Ömer (r. “Bu önemli bir ilâçtır! Sana Irak’tan getirdim” dedi. mübârek yüzünün karşısına kadar başka duâlarda omuzları hizasına kadar kaldırırdı. Bir gün de yolculukta önlerine bir arslan çıktı. bir yanımdan tutarak bana şöyle buyurdu: “Abdullah! Dünyada bir yabancı veya yolcu gibi ol ve kendini kabir halkından say!” Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki..v. “Abdullah! Sabahladığın zaman akşam için kendini kaygılandırma ve akşamladığın zaman.a. şarkı söyler gibi okuyorsun” buyurdu. Abdullah. “Allah için. “Yâ Sa’d! Suyu niçin israf ediyorsun?” buyurdu..v. Yağmur duâsında mübârek ellerini.v.) gördü. Ney sesi işittik. Acıkmayınca da bir şey yemezdi. Allah için anlaş. “Büyük nehirde de olsa. velilik mertebesini ancak bununla elde edebilirsin. insanoğlu Allah’dan başkasından korkmazsa Allahü teâlâ ona hiçbir şeyi musallat etmez” buyurdu.). “İhlâs sûresi Kur’ân’ın üçte birine eşittir.a. “Hazmı kolaylaştırır” deyince.” “Canı gargaraya gelmedikçe kulun tevbesi kabul olur. İbni Ömer (r.a.). Hz. Hz. tâbiîn dahil pek çok âlim hadîs-i şerîf rivâyet etti.) de böyle yapmıştı” dedi.) gülümsedi ve dostuna şu mukabelede bulundu: Hazmı kolaylaştırır mı? Ben hiç bir yemekten karnımı doyururcasına yemedim. “Hayır işitilmiyor” dedim. Diğerine de ilim vermiş o da ilmiyle amel etmiş ve başkalarına da öğretmiştir. “Kalkıp namaz kılmayacak mısın? Kur’ân’ın üçte birini okusan da olur!” Bu suâli üzerine. seni hiç sevmiyorum. Allah’ın sırrı. Resûlullah (s.” Hz. “Bu ilâç neye kullanılır?” diye sordu.” “Sizden biriniz Cuma namazına gelecek olsa.namazı yaklaştığı zaman bana. Abdullah evinin kapısına varıncaya kadar onu dinledikten sonra adama dönerek. “Ney sesi daha işitiliyor mu?” dedi.a. yarın kıyâmet gününde kurtulamıyacaktır!” “İstediğini ye.175 - .” Bunun üzerine bana şu mukabelede bulundu. halk katında densiz ve değersizdir.a.” “Allahım Senden sıhhat. Dostlarından birisi ona bir ilâç hediye ederek. tanıdığının kabri yanından geçerken selâm verirse.) duâ ederken. “İnsanların en akıllısı kimdir?” Peygamber efendimiz şöyle buyurdular: “Ölümü en çok hatırlayan ve gelmeden önce ona en iyi hazırlananlar.

künyesi Ebû Muhammed. sh-175 8) Şezerât-üz-zeheb. Peygamber efendimiz (s. cild-1.” “Kendinden üsttekine hased. “Yâ Resûlallah (s. Nesebi. harâmdan kaçınmadıkça kabul olunmaz.a. Abdullah bin Revâhâ: “Biz.): “Böyle yaptığımız zaman bize ne var?” diye sordu. aşağıdakine tahakküm eden ehl-i ilim sayılmaz. cild-1.lah bin Ömer Resûlullah’ın (s. cild-3.” Abdullah bin Revâhâ (r. v. “ 1) Sahîh-i Buhârî.): “İçinizden 12 kişi seçiniz.a.” Bunun üzerine. esselâmü alâ Ebî Bekir.d. hiç bir kınayıcının kınamasından korkmaksızın. cild-3. Hz. neşeli ve neşesiz zamanlarınızda sözlerimi dinliyeceğinize. Abdullah’ın babasının ceddi ile annesinin ceddi birleşmektedir. Orada bulunanlar bu daveti kabul edip. Peygamber efendimiz: “Allahü teâlâ’dan başka ilâh olmadığına ve benim Resûlullah olduğuma şehâdet getirerek. Hz. 592.” “Cenâb-ı Peygambere yaptığım bîati. sh-340 4) El-Îsâbe. Validesi. 3) Üsüd-ül-gâbe. sh-181 9) Tabakâtü İbn-i Sa’d.” “Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız. Hz. Abdullah bin Revâhâ bin Sa’lebe bin İmrul Kays bin Amr bin İmr-ul-Kays el-Ekber bin Mâlik el-Asgar bin Sa’lebe bin Ka’b bin Hazrec bin Hâris bin Hazrec elEkber. cild-4. esselâmü alâ Ebî” derdi. Onlar da: “Râzı olduk ve kabul ettik” dediler. cild-1. Peygamber efendimiz: “Cennet var” buyurdu. Peygamber efendimiz (s. sh-17 7) Hülâsâtu Tehzîb-il-Kemâl. sh-105 10) Tabakât-üş-Şirâzî. söz verelim” dediler. 2) Sahîh-i Müslim.176 - .) ikinci Akabe gecesinde. cild-1. 191 20) El-İstiâb cild-2. cild-2 sh-32..” “İnsanın mâhiyeti arkadaşından anlaşılır. Hiç bir müslümanı rahat döşeğinden uyandırmadım (rahatsız etmedim). sh-192 14) Nüket-ül-Himyân sh-183 15) Tabakât-ı huffâz. sh-437 12) El-İber. İsmi Abdullah. sh-9 16) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-976 17) Eshâb-ı Kirâm. eshâbı içinde çok sevdiği. Abdullah bin Revâhâ. Evs ve Hazrec kabilelerinden gelenlere hitaben Kur’ân-ı kerîm okudu. kalbinle âhireti bul.” “Hikmet ondur. kendinizi. sadakasını vereceğinize. cild-1.d. Medineliler. cild-1. sh-338 5) Târîh-i Bağdâd. Allahü teâlâ’dan ve O’nun Resûlünden geleni kabul ettik. bugüne kadar bozmadım ve değiştirmedim.) kabri yanına gelir. cild-1. sh-171 6) Tezkiret-ül-huffâz. mallarınızın zekâtını. biri de az konuşmaktır.): Peygamber efendimizin.v. Kendim için isteğim de: Allahü teâlâ’nın Resûlü olduğuma şehâdet etmeniz.a. sh-191 18) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. Onlar her hususta kavimlerinin benim ya. ikinci büyük Akabe bîatında müslüman oldu. şairlerden. emirlerime tamamıyla boyun eğeceğinize. sh-381 ABDULLAH BİN REVÂHA (r. Fitne ve kargaşalığa taraftar olan kişiye de bîat etmedim. iyiliği buyurup kötülüklerden sakındıracağınıza bîat etmeli. Allah yolunda Allah için hakkı söyliyeceğinize.v. sh-29 v. cild-2. “Esselâmü alennebiyy. sh-49 11) Tabakât-ül-Kurrâ Libni’l-Cezerî.) Sana yaptığımız bu taahhüd karşısında bize ne var?” diye sordular. Onları İslâm’a davet ve teşvik ettikten sonra buyurdu ki: “Yüce Rabbim için şartım: O’na hiç bir şeyi eş ortak koşmaksızın ibâdet etmeniz.a. namazı kılmanız.): “Allahü teâlâ’nın rızası ve Cennet var” buyurunca. dokuzu sükût. orada bulunanlar Peygamber efendimize bîat ettiler.v. Böyle söylediğini yüzden fazla gördüm. sh-190. bana kesin söz vermelisiniz.a.v.. zekâtı vermenizdir. çocuklarınızı ve kadınlarınızı koruduğunuz şeylerden beni de korumanızdır.v.a. Abdullah bin Ömer hazretleri buyurdu ki: “Ey Ademoğlu! Bedeninle dünyâda ol. namazı kılacağınıza. “Yâ Resûlallah! Sana nasıl bîat edelim.a. unvanı Şâir-i Resûlullah’tır. Peygamberimiz (s. Kebse binti Vakıd bin Amr bin Itnâbe’dir. sh-83 13) En-Nücûm ü Zâhire cild-1.” dedi. 113 19) İzâlet-ül-hafâ cild-2. darlıkta da varlıkta da muhtaçlara yardımda bulunacağınıza. tekrar. sh-275. Onun hanedanı Hâris bin Hazrec’tir.

yolda bir müddet ilerledikten sonra aklına bir takım şüpheler gelip. Esir bin Zürâm da daveti kabul ederek. Abdullah bin Revâhâ: “Evet. Ev ev dolaşıp zaferi bildiriyorlardı. size müjdelerim ki. müslümanlar aleyhinde harekete geçirmek teşebbüslerinde bulunuyordu.). yarın Resûlullah da elleri bağlanmış bulunan esirlerle birlikte gelir. Mikdâd bin Esved arasında kardeşlik tesis edildi. gelecektir!” buyurdu.a. Hz. Abdullah bin Revâhâ’nın (r.) maiyetinde bulunmuş.v. Hicretten sonra. Hz. onu bu işle vazifelendirmişti. Gatfan kabilesini. Hazrecliler 9.) bu hareketten haberdâr olarak. kılıçlarını kuşanmış bir şekilde. Mûsâ da İsrailoğularından 12 temsilci almıştı. kabul ettim şimdi ben. Hz. Kusvâ adındaki devesinin üzerinde bulunduğu ve devenin yuları Hz. müjdeci olarak Medine’ye gönderdi. Esir bin Zürâm’ın vücudunu kaldırmak lâzım geldiğini anlatmış.a. çok şöhretli kişiler. Sağ ve selâmettedir. Abdullah bin Revâhâ. bilgili. kadın. İndiğini siz inkâr eylediğiniz zaman. Bu temsilciler. Hz. Abdullah da Esir bin Zürâm’ın bütün ahvalini uzun uzadıya tetkik ederek vaziyeti Peygamber efendimize (s.) bildirmişti. Resûlullah (s.177 - . Esir bin Zürâm ile maiyetindekilerin hepsi imha edildi.a.). Hz. Hz. Esir bin Zürâm’ın yurduna doğru yürüdü. Ki Allahü teâlâ. Her sözüne inandım. Hz. her müslümana karşı bir kişi olmak üzere otuz kişi alarak yola çıktı. Abdullah. Var esirler içinde. Hz. .). Peygamber. Ey kâfirler! Kur’ân’ın. Hz. Her hayır ve iyilik vardır O’nun dininde. kabul ettim yürekten.a. Hz. Bu temsilciler. Medinelilerin ileri gelenlerinden. Abdullah bin Revâhâ. Bedir muharebesinde ve diğer muharebelerde bulunmuş. Kusvâ’nın yularını çekerek Peygamber efendimizin önlerinde yürümekte ve: Ey kâfirler çekilin.nımda temsilcisi olsunlar. Allahü teâlâ’dan. hınç ve kıskançlıkla dolu olarak.v. Abdullah bin Revâhâ 6 (m. Esir. şiirler söyliyerek. Abdullah bin Revâhâ (r. Hz. bunun üzerine Hz. Abdullah bin Revâhâ. Abdullah bin Revâhâ ve Hz. vallahi gerçektir! İnşâallah. Yahudilerin Reisi Ebû Rafî’nin katlinden sonra yahudilerin başına. Peygamber efendimizi gözetlemek için Handeme. Ebû Cehil bin Hişâm diyerek yüksek sesle zaferi müjdeliyordu. Medine’ye gitmekten ise Hayber’e dönmenin daha iyi olduğunu zannederek gerilemeye başladı. Resûl-i Ekrem’in (s. Hz. Hz. Zeyd bin Hârise başka bir taraftan Medine’ye girdiler.a. Eshâb-ı kirâmı coşturmuş. Âsım bin Adiy: “Ey İbn-i Revâhâ! Söylediğin gerçek mi?” diye sordu. 627) yılında Hudeybiye Musâlahasına katılarak bîat-ı Rıdvan’da bulundu. onları da bîat’a hazırladılar.a. Peygamber efendimiz (s. akıllı ve okuryazar olanlardandı.a. Abdullah bin Revâhâ bir taraftan. onu Medine’ye davet etti. Esir. Mekkeli erkek. Hz. Müşriklerin ileri gelenleri.) elinde olduğu halde ve sadık arkadaşları da çevrelerinde. Esîr bin Zürâm’ın makamına vardıktan sonra. Hayber’in fethinde. çalışmalarını hızlandırmıştır. Abdullah bin Revâhâ ile Zeyd bin Hârise’yi.v. Abdullah bin Revâhâ. Esir bin Zürâm. yürüyerek Mekke’ye girdiler.v. O’na gönderdi Kur’ân. maiyetindeki otuz kişi ile birlikte hareket ederek. müslümanların aleyhinde tahriklere başlamıştı. Hazreclilerin temsilcileri arasında Hz. hicretin altıncı senesi Ramazanında. Bunun üzerine. Peygamber efendimiz (s. Abdullah bin Revâhâ’yı otuz kişinin başında Hayber tarafına göndermiş. Hz. Pazar günü kuşluk vakti. Kuaykıan dağına çıkmışlardı. Bedir muharebesi bitip zafer elde edilince. Rebîa ve Haccâc’ın oğulları bittamâm. Evsliler de 3 temsilci çıkardılar. Peygamber efendimizle Eshâbını seyretmek için Darünnedve’de sıralanmışlardı. teşvik edici. Bu din için ölmekdir. en hayırlı ölüm de. Hârisoğullarına nakib tayin edildi. Esir bin Zürâm geçmiş. Akik mevkiine gelince ayrıldılar. “Ey Allah’ın düşmanı! Ne diye geriliyorsun?” dedi. Abdullah bin Revâhâ da vardı.” buyurdu. Hz. temsil ettikleri topluluklara İslâm’ı anlattılar. yürekleri kin. onun bu halini gördükten sonra O’na. daha sonra Hudeybiye andlaşmasının olduğu yıl yapılamıyan Umre haccını yapmak üzere Mekke’ye gitmişti. Abdullah bin Revâhâ: Ey Ensâr cemâati. Allah’ın Peygamberi Müşrikler öldürüldü ve esir edildiler. çoluk çocuklar da. Abdullah bin Revâhâ.v. Hendek gazvesi sırasında Medine tarafına hendek kazılırken. öldürüldü Bedir’de. Gerçek Resûlullahdır. Peygamberin yolundan. şüpheye düştüğünü söylediğinden iki taraf arasında şiddetli bir cenk başladı.

Ve yine başlarım ki.a. lâ ilâhe illallah. Zeyd bin Hârise’yi kumandan tayin ettim!Zeyd bin Hârise şehîd olursa. Muhammed hem kulu ve hem Resûlüdür O’nun. Asıl sebep şudur ki. Peygamber efendimiz (s. Rabbimiz bir âyette: “Muhakkak biliniz ki. inanmazsanız eğer. diyerek kâfirleri kötüleyici şiirler söylemekte ve devamla: Başlarım O Allah’ın. Hz. Abdullah bin Revâhâ (r. Peygamber efendimiz (s. sizlerin içinizden Hiç bir kimse yoktur ki. Mücâhidler.v.).) önünde ve Harem-i şerîfte nasıl şiir okuyabiliyorsun” deyince. kabul etmedikleri takdirde. Allahü teâlâya yemin ederim ki.v. geçmesin cehennemden” İşittim bu âyeti. yanındaki kumandan arkadaşlarıyla birlikte vedalaştıkları sırada. müslümanlığı kabul ederlerse ne a’lâ. Cafer bin Ebî Talib şehîd olursa. Şöyle buyurmaktadır. bozguna uğratan da yalnız O’dur! de!” buyurdu. Ey İbn-i Revâhâ devam et” buyurdu.a. Abdullah bin Revâhâ geçsin.): “Yâ Ömer! O’na mâni olma. O’nun sözleri.) da: “Allahü teâlâdan yoktur başka bir ilâh.a.): “Cihâda çıkacak olan şu insanlara. Abdullah bin Revâhâ: Ağlamamın sebebi.v.) 3000 kişiden müteşekkil bir kuvvet hazırlamış onu Zeyd bin Hârise’nin kumandasına vermişti.v. bu Kureyş müşriklerine ok yağdırmakdan daha çabuk. Abdullah bin Revâhâ’ya: “Allahü teâlâ’dan başka ilâh yoktur! Bir olan O’dur. müslümanlar aralarında münasip birini seçsin ve onu kendilerine kumandan yapsın!” buyurdu. O’dur müslümanların. nasıl sabrederim ben. Resûl-i Ekrem (s.) elçisine hüsn-i kabul göstereceklerine elçiyi katletmişler.Nasıl indirdik ise. Hz. Bunun üzerine Eshâb-ı kirâm ağlamaya başladılar. ismiyle O Allah’ın. Cehenneme uğrarsam.) Busra reisi olan Emîre bir mektûb göndererek O’nu İslâmiyyete davet etmişti. mağlub eden. Ömer sustu. darbeleri aniden Ve nasıl ayırdıksa. Resûl-i Ekrem’in (s. Resûlullah okurken. özliyeceğim ben sizi.v. Hz. Müslümanlar da onun söylediği gibi söylediler. Peygamber efendimiz (s.v. “Ey İbn-i Revâhâ! Sen Resûlullah’ın (s. Abdullah bin Revâhâ da şehîd olursa. değil dünyâ sevgisi Ve değildir vallahi. mescidinde öğle namazını kıldırdıktan sonra oturdu. ağladı.a.a. başka dîn-i hakîkî. Hz. diye yine şiir okurdu. yerine Cafer bin Ebî Talib geçsin. Bunlar. Allahü teâlâ’nın yardımına güvenerek onlarla çarpışmasını tavsiye etti. Ömer.v. beyaz bir sancak bağlayıp Hz. . Uğurlamak üzere Veda yokuşuna kadar mücâhidlerle beraber gitti. Va’dini gerçekleştiren O’dur! Bu kuluna yardım eden O’dur! Askerlerini güçlendiren O’dur! Toplanmış olan kabileleri. Hz. başınızı gövdeden. dağıtan. Peygamber efendimiz (s. müslümanlara karşı harp yapacaklarını ilân etmişlerdi. Medine’den yola çıkacakları sırada. “Yâ Resûlallah! Keşki sağ kalsalar da kendilerinden istifâde etseydik” dediler.a.a. askerlerine güç veren.a. Abdullah bin Revâhâ. Yoktur O’nun dininden. Hâris bin Umeyr’in öldürüldüğü yere kadar gitmesini ve orada bulunanları İslâmiyyete davet etmesini.a.v. Peygamber efendimiz. Eshâb-ı kirâm da oturdular.) biraz sonra Hz.” diye söylemeye başladı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s. daha çok tesirlidir.) cevap vermeyip sustular. mübârek ismiyle ki. Zeyd bin Hârise’ye verdi. Yoktur O’nun şeriki. Ve O’dur kâfirleri. Mûte gazâsı vuku buldu.v.178 - . Peygamber efendimiz (s. İner aynı şekilde başınıza darbeler. Kur’ân-ı kerîminde. Onun mânâsına da. Ona “Ey Revâha’nın oğlu! Ne için ağlıyorsun?” diye sordular.a. Hicretin sekizinci senesi Cemaziyelevvelinde.

Bekr ve Beliy Hıristiyan Araplarından yüzbin kişilik bir kuvvetin de gelip onlara katıldığını haber aldılar. Kardeşlik bağlarını. ne bir kadını. Abdullah bin Revâhâ Peygamber efendimizi şu beytle selâmladı: Vedalaştım Nahil’de. az sonra ona göre. sana ne zararı var? Allahü teâlâ. ne bir ağaç yakacak veya kesecek. O’ndan ayrılınca ben. Abdullah bin Revâhâ (r. kopararak geçtiler. Abdullah bin Revâhâ’nın terbiyesi altında yetişmiş bir yetimdim. orada secdeleri. bu harpte. halktan ayrılmış kendilerini ibâdete vermiş. Peygamber efendimiz O’na: “Sen. Müslümanlar “Allahü teâlâ. geçti beni hız ile.v.): “Allahü teâlâyı dâima zikr et. Orada. bundan başka sefere. Kayser Heraklius’un. (Bu seferde inşaallah şehîdlik nasîb olacaktır!) dedi. Hz. yollarına devam ederek. Allah’ı zikr. Son konakta mü’minler. Eyvah! Uzakta kaldı. geride ne malım var? Hiç umurumda değil. Hz.). Kan revan yerde yatan. en yakınların bile. bana şehîdlik nasîb ederse sen de. Artık düşünmüyorum. Vallahi.). Allah’ın sevgilisi. Ben de. Ben herhalde evime. durumu görüşmek üzere. nasîhatini arttırır mısınız? dedi. Eyvah! Arkada kaldı. Zeyd bin Hârise . hayvan üzerinde geri dönüp. (Buyur!) dedim. ne de bir ev yıkacaksınız. Ordu gitmeğe hazırlandığı sırada. Sonunda uzunca bir duâ yaptı ve bana (Ey çocuk) diye seslendi. geceleyin biraz gidince. namazları çoğalt!” buyurdu. “Yâ Resûlallah! Bana. şehîd olmuş nihayet) diyerek duâ etti. Umarım ki. Abdullah bin Revâhâ. yerine ulaşırsın. Kendisi. Şam topraklarından Maan’a varınca. ne yaşlanmış bir pîr-i fâni’yi öldürecek.v. Hz. Peygamber efendimiz (s. Rumlar’dan yüzbin askerle Belkâ topraklarından Maan’a gelip konduğunu ve Beliy kabilesinden Mâlik bin Zafile adında birinin kumandası altındâ Lahm. Seni Hak teâlâya bırakıp da gittiler. İslâm mücâhidleri. Sahipsiz kalacaksın. Abdullah bin Revâhâ Peygamber efendimizin yanına varıp vedalaştıktan sonra: “Yâ Resûlallah! Bana ezberliyeceğim ve aklımdan hiç çıkarmıyacağım bir şeyi emir ve tavsiye buyurur musunuz? dedi. Vâil. dünyânın dertlerinden tasa ve üzüntülerinden.a. Medine’ye dönerken. sizi sevgili kulları zümresine ilhak etsin. Nâşıma uğrayanlar desinler (Ne se’âdet. Seniyyet’ül Vedâ’da mücâhidlerle vedalaştı.179 - . ne süt emen bir çocuğu. “Haydi Allah’ın ismi ile gazâ ediniz. Allah’ın Resûlünden. ağaçlarla hurmalar” Kendisinden. yarın Allah’a pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın. Sonra Hz. orada konakladılar. Behrâ. Onların başlarını kılıçla koparınız! Siz. ağladım. Çünkü.” buyurdu. sakın onlara dokunmayınız! Onların dışında. O’nun şu beyitleri okuduğunu işittim: “Ey devem! Kumluktaki.a. Mûte seferine çıktığında. beni de devesinin terkisine bindirmişti. Peygamber efendimiz (s. rahman olan Rabbimden. dostların hayırlısı. Cüzam.v. “Ey yaramaz! Sana ne oluyor.a. Hz. Abdullah bin Revâhâ bana kamçısıyla dokunarak. sâlihlerden olun!” diye duâ ettiler. geri dönmeyeceğim. hâdiselerinden kurtulmuş. Allah’ın ve sizin Şam’da bulunan düşmanlarınızla çarpısınız! Orada nasrânîlerin kiliselerinde. bir takım kimseler bulacaksınız. rahata kavuşmuş olurum!” dedi. Maan’da iki gece kaldılar. İslâm Mücâhidleri. Selâmet orada kaldı. umduğuna ermende sana yardımcı olur” buyurdu. mücâhidlerle vedalaşıp. kuyuya eğer beni. Peygamberimiz (s. Vücûdum baştan başa kan olsun darbelerden. ben şehîd düşeceğim. Geceleyin inip iki rekât namaz kıldı. bunları işitince. Ey Revâhâ’nın oğlu. Kayn. Oradan da dört konak. Onlara.a. başlarında şeytanların yuvalandıkları daha bir takım kimseler de bulacaksınız. Çıkarmam artık seni. götürürsen ileri.Dedi. Zeyd bin Erkam der ki: “Ben Hz.): Mağfiret diliyorum.

sancağı koltuğunun altına kıstırdı. çokluk olduğumuzdan. Kavuşuruz cennette. bize ihsan ettiği. Cafer. Bedir günü vallahi. acele asker göndermesini veya bu yolda yapmak istediği şeyi bize emretmesini istiyelim. pek azdı silâhımız. Sancağı Hz. Mûte diye anılan köyün önüne çekildiler ve hemen savaş düzenine girdiler. ey nefsim söyle bana. Bugün şehîd olurum. İslâm mücâhidleri. Vücudu. Zırh gömleğini giydi. O sırada bir adam. susuyor. Cafer bin Ebî Talib aldı. Hz. bil ki iyi edersin. Bize. İki taraf. Hz. Abdullah bin Revâhâ: “Biz. Düşman askerlerinin üzerine yürüdüler. yeşil ekinler üzerinde. İslâm Ordusunun Başkumandanı Zeyd bin Hârise (r. ona mızrağını sapladı ve Hz. konuşmuyordu. Uhud’da tek at ile. kâfirlerle hiç bir an. birbirleriyle amansızca çarpışmaya başladılar. yâ şehâdet yâ zafer. EbülYüsr Ka’b bin Umeyr sancağı alıp. Rumlar’ın kendileri için pek çok asker toplamış olduklarını haber verip. “Vallahi Revâhâ’nın oğlu. diğer eline aldı. vardı iki atımız. düşmanların ortalarına kadar dalmış bulunuyordu. Bazıları: “Rumlarla karşılaşmaktan vazgeçip memleketlere akın yap. şayet sen bu savaşta. ganimetler elde etmek için yola çıkmadık. varsa eğer kaderde. Hz. Hiç ölmiyecekmisin. Şehîdlik varsa eğer. Bu hususta söz ve görüş birliğine vardılar. râzı olursun buna. bizim kaderimizde. ey nefsim durma geri. Şu din kuvveti ile. Zeyd bin Hârise. mücâhidlerin bu yoldaki görüşlerini sordu. Bu cenkte galip gelmek. Cafer şehîd oldu. bana boyun eğeceksin elbette.a. atının üzerinde düşmanlara doğru ilerledi ve kendi kendine: Ey nefsim. Abdullah bin Revâhâ’ya verdi.” dediler. Ey mü’minler! Öyleyse. Bu işin neticesi. Sancağı elinde olduğu halde ilerledi.180 - . Hz. Yâ kabul ettiririm. bunu ben. Allahü teâlânın.) Peygamber efendimizin sancağını eline aldı. Rumlarla karşılaşmak için yola çıktık!” dedi. . O’na. Hz. doğru söylüyor” dediler ve yollarına devam ettiler. Abdullah bin Revâhâ sancağı alınca. Yaptığını yaparsan. Rumların mızrakları ile delik deşik edilip. haydi atıl ileri. Abdullah bin Revâhâ: “Ey kavmim ne sebepten. süvarice. Gidiniz. Diğer mücâhidler ise. yürüyün ileriye. Sonra bedbaht olursun. Abdullah bin Revâhâ’nın bu sözleri mücâhidleri cesaretlendirdi. bu hususta ne düşündüğünü sordu. Cafer şehîd olunca. Eğer öldürülmezsen. şehîd kardeşimize” dedi. Halklarını esir al. kanları saçılıncaya kadar çarpışmaktan geri durmadı ve en sonunda şehîd oldu. muhakkak iyilik var. cenge gelmedik mi biz? Silâhça. Hz. Yâ sen kendiliğinden. Allah ve Peygamber de. Hz. O eli de kesilince.a.” dediler. zorla sana. “Resûlullah aleyhisselâma yazı yazıp düşmanımızın sayısını bildirelim. Medine’ye geri dön. savaştık aslan gibi. Cafer bin Ebî Talib ve Zeyd bin Hârise’nin. Sancağı. yemin ettim bu harpte. Abdullah bin Revâhâ. Meşârif köyünde rastladıkları düşman askerleri yaklaşmaya başlayınca. Dolayı savaşmadık. çarpışınız. atına bindi. düşmanlar tarafından vurulup bir eli kesildi. tereddüt edersiniz? Şehîd olmak kastiyle. Fakat. Hz. Çarpışırken.). Onlar şehîd oldular. Hak teâlâ vadinden. Hz. dönmez asla geriye.(r. Zâten böyle va’d etti.

Kahramanca çarpıştı. sakındıran hangi şeylerdir? Eğer. Hz.a. Peygamberimizin sâdık arkadaşları.s. Abdullah bin Revâhâ. Ensârın büyüklerinden. Çok arzu ettiği şehâdete kavuştu. Elinin yaralı parmağını ayağının altına koyup. o sırada. hutbe bitinceye kadar. görülmedik şekilde bozguna uğrattılar. hutbe okurken cemaate “oturunuz” buyurduğunda. onları. müslümanların bulundukları köşede bir kargaşalık oldu. Sonra sancağı Cafer bin Ebî Talib aldı. Onların şehîd oldukları saatte.diyerek hücuma geçti. Cennette karşılıklı tahtlar üzerinde oturmuş kardeşler olarak görünceye kadar devam etti. Hâlid bin Velîd’i kumandan seçtiler. cild-2. Peygamber efendimizin şâir ve hatîblerindendi. Hicretten sonra müslüman oldu. hemen istişare ederek aralarında Hz.v. cild-5. dinine son derece bağlı. Kılıcını sıyırıp tekrar savaşa girdi.anhüm). Abdullah bin Revâha’ya rahmet eylesin.) üç günden beri bir şey yememişti. “Cenâb-ı Hak.a. Yusuf (a.181 - .): Eshâb-ı kirâmdan.” Peygamber efendimiz.a. hastalandığı zaman hemen ziyâretine gider. Eshâb-ı kirâm tarafından hemen ezberlenerek ağızdan ağıza yayılırdı. hurma bahçelerimi Allah ve Resûlullah’a bıraktım” dedi. Müslüman oluşu ibretlidir. Peygamberimiz çok üzgündü. “Sen. kârım filanca hatundan mahrum kalmaktan ileri geliyorsa.) sizde olan üzüntüyü gördüğümüzden beri duyduğumuz üzüntünün derecesini ancak Allahü teâlâ bilir” dediler.) onun hakkında. sh-87 3) Üsüd-ül-gâbe. Hz. Abdullah bin Revâhâ müslümanlarla düşman safları arasında yere düştü. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. cild-3.v.) soyundan ve Medine’deki Yahudi Benî Kaynuka kabilesinden idi. Melâike onun meclisi ile iftihar ederlerdi” buyurdu. sh-234 8) Târîh-i Taberî. onun şiirlerini beğenirdi ve bu şiirlerin düşmana ok atmadan daha tesirli olduğunu beyan ederdi. hâl ve hatırını sorardı.v. ancak. Abdullah bin Revâhâ.” diyerek çekip kopardı.a. 1009. bunu ve de biraz güçlen” dedi. “Bende gördüğünüz üzüntü.) “Yâ Resûlallah (s. Peygamber efendimiz (s.v. Dünyada yiyip-içmekle uğraşıyorsun” diyerek nefsini kınadı ve hemen elindeki eti bıraktı. Hâlid bin Velîd der ki: “O gün benim elimde dokuz kılıç parçalandı. cild-4.a. sh-107 ABDULLAH BİN SELÂM (r. Peygamber efendimiz de. Onun bu hareketi. sh-157. Bedir’den başlıyarak. Elinde sancak olduğu halde düşmanlarla çarpıştı ve şehîd oldu ve Cennete girdi. Hz.a. cild-1 6) İbn-i Hişam.a. Abdullah bin Revâhâ (r. şehîd olduğu Mûte Savaşına kadar Peygamberimizin iştirak etmiş olduğu bütün savaşlarda bulunan Hz. cild-3. Hz. kanayan bir parmak değil misin? Bu kazaya da Allah yolunda uğramış bulunuyorsun. kendileri hakkındaki haber Medine’ye gelmeden önce aynı günde müslümanlara haber verdi.” Şairlikteki kudreti herkes tarafından bilinir ve takdir edilirdi. hiç kımıldamadan orada bekledi.) “Abdullah” olarak değiştirdi. Bir ara düşman askerlerinden biri mızrağını Hz. Hz. Abdullah bin Revâhâ’yı çok sever. Hz. Bu durumu görünce: “Sen hâlâ bu dünyâdasın. “Ey Nefs!” şehîdlikten seni çekindiren. Hz. Ve kendi kendine. “Allahü teâlâya ve Resûlüne gösterdiğin itâatde Allahü teâlâ hırsını arttırsın” buyurdu. mescidin dışında bir yerde bulunuyordu ve hemen olduğu yerde oturdu. Etten bir defa ısırmıştı ki. Eshâb-ı kirâm (r. kölelerimi âzâd ettim. Hâlid bin Velîd kumandası ve sancağı altında hücuma geçtiler ve düşmanı bozguna uğrattılar. Eshâbı (r. 43 (m. Peygamber efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar akarak.” buyurdu. Bu hal. Peygamber efendimiz. onu üç talakla boşadım. Eshâbımın şehîd olmaları idi. dünyâ malına ve rütbesine kıymet vermezdi. Cennette altından tahtlar üzerinde bana gösterildi. Şiirleri. Çarpıştı ve nihayet o da şehîd oldu. Cennetlik olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. Nesebi Abdullah bin Selâm bin Hâris . Abdullah bin Revâhâ çarpıştıktan sonra dönüp atından indiği sırada. cild-2. Elimde geniş yüzlü bir Yemen Palası’ndan başka bir şey kalmamıştı. şehîd olarak Cennete girdi ve yakuttan iki kanat ile dilediği gibi uçup duruyor. Allahü teâlâya ibâdet etmekte ve Peygamber efendimizin (s. Zeyd bin Hârise sancağı eline aldı. Peygamberimize ulaştırılınca. sh-128 2) Sahîh-i Buhârî. Abdullah bin Revâhâ çarpışırken parmağı yaralanınca atından yere atladı.) nişan alarak fırlattı. Orada koşup duruyor. Abdullah bin Revâhâ. Kendisi “Vahiy kâtibiydi. Bozguna uğrayan düşmana istedikleri gibi kılıç vurdular. Düşman ordularına saldırdı. Bir defasında. amcasının oğlu kendisine pişirilmiş et getirdi ve: “Al. Hz. Peygamberimiz. Nihayet şehîd edildi. beni hüzün içinde bırakan şey. 1088 5) Mevâhib-i Ledünniye. 663)’de Medine’de vefât etti. Hz. O. Peygamber efendimiz Eshâbını mescidte topladı.a. Cafer’den sonra sancağı Abdullah bin Revâhâ aldı.) emirlerini ölüm pahasına da olsa yerine getirmekte eşine az rastlanırdı. Hz. Peygamber efendimiz (s. Cahiliyyet devrinde Husayn olan ismini Müslüman olunca Resûlullah (s.a.). 159 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-992. Abdullah bin Revâhâ’ya (r.v. Hz. kumandanların şehîd edildiklerini. Düşmanları. sh-15 7) El-Kâmil fi’t-târîh. Onlar. O şimdi Cennete girdi.

) O’nun kulu ve resûlüdür. “Öyleyse haklısın” dedi. Bu sebeple O’nu gözleyip duruyordum. Bunun üzerine bana: “Ey kardeşimin oğlu! Yoksa o kıyâmete yakın gönderileceği bize bildirilen Peygamber midir?” dedi. elini boşa çıkarsın? Vallahi sen Mûsâ bin İmrân’ın geleceğini işitmiş olsaydın bundan fazla sevinmezdin!” diyerek bana çıkıştı. vallahi Mûsâ bin İmrân’ın kardeşidir ve O’nun gibi bir peygamberdir. “O bizim en kötümüzdür ve en kötümüzün de oğludur! diyerek çeşitli kusurlar ve iftiralarda bulunarak. Eğer sen benim seciye ve her hâlimi onlardan sorup öğrenmeden önce. Beni bir titreme tuttu. Hz. asılsız isnad ve iftiralar eden. Sen O’nun kulu ve Resûlüsün” diye kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu. Resûlullah’ın Medine yakınında Kubâ denilen yerdeki Amr bin Avfoğullarının evinde misafir olduğunu birinden öğreninceye kadar bu hâlimi yahudilerden saklayıp sustum. Onun peşinden bir grup Yahudi ileri gelenleri içeri girdi.) Medine’ye hicret ettiği zaman halk etrafına toplandı.) İhlâs sûresini indirdi: “De ki: O Allah birdir.) Medine’ye gelişinden önce öldü.a. onlar benim müslüman olduğumu duyup öğrenirlerse. Onun dinindedir ve onun gönderildiği tevhid ile gönderilmiştir” dedim. Abdullah bin Selâm’ı kötülediler. Resûlullah Yahudilere “Birinci şehâdetiniz bize kâfidir.a. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. “Resûlullah geldi” denilince O’nu görmek için hemen halkın arasına karıştım. “Selâmı aranızda yayınız. Bunun üzerine Resûlullah (s.v. Abdullah bin Selâm” buyurdu. Hz. Abdullah bin Selâm. Yahudiler. Hârûn evlâdından gelecek olursa ona tabi olurum. O sırada Hz. Hz. insanı hayrete düşürecek kadar yalan söyleyen. nasîhatler veriyordu.) Mekke’de nübüvvetini ilân ettiğini işittiğim vakit onun sıfatlarını ismini ve geleceği vakti biliyordum. Nâdiroğullarından birisinin “Bugün.Ebû Yûsuf el-İsrâilî el-Ensârî’dir.v. yoksa tabi olmam!” dedi ve Resûlullah’ın (s. Hz. bugünden sonra başka bir ismimin olmasını istemem” dedim. Abdullah’ı nübüvvet nuru ile tanıyıp: “Sen Medine âlimi İbni Selâm değil misin?” buyurdu. Ben de “Evet.a. Arapların adamı geldi” diye bağırdığını duydum.v. “Resûlullah ismimi sordu. Bir gün ben kendi hurma ağacımın üzerinde uğraşıp.s.a. Hiçbir şey O’nun dengi (ve benzeri) değildir. aç kimseleri doyurunuz. ikincisi ise lüzumsuzdur. Tekbirimi işitince: “Allah seni umduğuna kavuşturmasın. akla gelmeyen iftirada bulunur! Siz önce beni onlardan sorunuz!” dedim ve evin bir tarafına saklandım. Allah onu böyle bir şeyden korusun! diye karşılık verdiler.s. Bundan sonra devam ederek “Yâ Resûlallah! Yahudiler. O’nu görür görmez: “O’nun yüzü yalancı bir yüz olamaz!” dedim. Bu esnada Resûlullah (s. Yâ Resûlallah! Ben onların zâlim. Muhammed (s. elinizdeki Tevrat’ta isminin ve sıfatlarının yazılı olduğunu gördüğünüz Allah’ın Resûlü budur. iftiracı bir millet olduğunu size haber vermemiş miydim? işte dediğim ortaya çıktı!” dedi. Yine şehâdet ederim ki. Böylece Cennet’e selâmetle girersiniz. Yahudiler de “O bizim en yüksek âlimimiz ve en büyük âlimimizin de oğludur! İbni Selâm bizim en hayırlımız ve en hayırlımızın da oğludur!” dediler. O da: “Evet” deyince.) Yahudilere “Aranızdaki Husayn bin Selâm nasıl bir adamdır?” diye sordu. Ab. şu suâli sordu: “Ey Abdullah.a. yaş hurma toplarken. muhakkak sizin yanınızda bana. “Hayır. alâmetleri ve yapacağı işleri bana anlattı ve “Eğer o. Allah’a yemin ederim siz de bilirsiniz ki O. Tevrat ve İncil’i iyi bilen Hz. insanlar uykuda iken namaz kılınız. Hz.v. Burada Resûlullah’tan işittiğim ilk hadîs-i şerîf şudur. Abdullah bin Selâm îmân etmeden önce Yahudi âlimlerindendi.a. Abdullah bin Selâm sözüne devam ederek.” diyerek onu tasdîk etti.” Diğer bir rivâyette Fahr-i âlem (s. Ben “Husayn bin Selâm” dedim. Allah için söyle! Tevrat’ta benim Vasıflarımı okuyup öğrenmedin mi?” Abdullah dedi ki: “Allah’ın sıfatları nelerdir söyler misiniz?” Bu suale karşılık Resûlullah (a. Bir gün âhir zamanda gelecek olan Peygamberin sıfatları. sıla-i rahm yapınız (yakın akrabaları ziyâret ediniz). seni hak ile gönderen Zâta yemin ederim ki.v. Ona dedim ki “Ey hala! O. yalancı.182 - .” Abdullah bin Selâm bu âyet-i kerîmeleri işitince Peygamberimize hemen: “Evet yâ Resûlallah! Doğru söylüyorsun.v. Kendisi çok yaşlı bir kadındı. Abdullah bin Selâm: “Zâten korktuğum bu idi. Hemen “Allahü Ekber” diyerek tekbir getirdim: O anda halam Hâlide binti Hâris. zâlim bir millettir. Resûlullah (s. Peygamberimiz: “Yaklaş” buyurarak. şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur.).) biraz bekledi ve Cebrâil (a. öğrenmiştim. hurma ağacının altında oturuyordu. Abdullah bin Selâm saklandığı yerden çıkıp: “Ey Yahudi topluluğu Allah’tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz. kötülük yapan.a. “Evet” dedim. Resûlullah toplanan insanlara İslâmiyeti anlatıyor.” buyurdu. Kendisi müslüman oluşunu şöyle anlatır: “Ben Tevrat’ı ve tefsîrini babamdan okumuş.v. Bunun üzerine Yahudiler.) Yahudilere: “Eğer o müslüman olduysa siz buna ne dersiniz?” diye sordu. Resûlullah’ın (s.

) rüyayı anlattım.” buyurdu. Abdullah bin Selâm’a baksın. Bu durumu bize Aşere-i mübesşere’den olan Sa’d bin Ebî Vakkas (r.v. Sen ölünceye kadar İslâm dîni üzerine yaşayacaksın (Cennetlik olacaksın!)” Yine başka bir rivâyette Muhammed bin Ka’b diyor ki.a. Bana “Halkayı iyi tut. Bunlardan arş ve akıl hakkındaki uzun hadîs-i şerîfin son kısmı şöyledir: . bir çember vardı. hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. bir ucu gökte idi. dinledikten sonra buyurdular ki: “Gördüğün bahçe İslâm dinidir.) ve ona inen Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek zulümdür?” diyerek müslüman olmuştur. O’nun îmân etmesi Yahudileri çok kızdırdı. Üseyd bin Sa’ye. Çünkü O kendi milletine: “Hz. Kur’ân-ı kerîmi benzerine (Tevrat’a) göre (bu da Allah kelâmıdır diye) şehâdet edip inandı da siz kibirlenmek istediyseniz (bu bir zulüm değil midir? Allah ise zâlimler topluluğuna asla hidâyet etmez. Hz. senin adamın hükümdardır” diyerek. Fakat bazı Yahudi âlimleri: Muhammed’e yalnız bizim şerlilerimiz inandı.183 - . onlar hayırlılarımızdan olsalardı.a. Bundan başka (beni kurtaracağından ümitli olduğum) bir amelim (işim) yoktur” dedi. Bunun üzerine inen âyet-i kerîmelerde şöyle buyuruldu: “Onların (Ehl-i kitabın) hepsi bir değildir. Ehl-i kitabın içinde bir cemaat vardır ki. Esed bin Ubeyd ve bazı Yahudiler samimi olarak müslüman oldular. Abdullah bin Selâm’ı İslâmiyet’ten vazgeçirmeye kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar. Kulpu tuttum.s. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi gelerek sırtımdaki elbisemi çıkardı.a. Cennet ehlinden (Cennetliklerden) biridir” buyurdu. Eğer. Hz. Kendisi ile birlikte Sa’lebe bin Sa’ye. Müslüman olunca. Abdullah bin Selâm’a indiği bildirilen âyet-i kerîme şudur: “Resûlullah’ı inkâr edenlere de ki! (siz halinizi) Düşündünüz mü? Eğer Kur’ân Allah tarafından gönderilmiş olup da siz küfrettiyseniz (inanmayıp inkâr ettiyseniz) ve İsrâiloğullarından bir şahit. Hadîs-i şerîf kitaplarından Buhârî ve Müslim’de bildirildiğine göre de Peygamberimiz Hz. Abdullah bin Selâm (r.) haber vermiştir. aklı yarattım.” dediler. Biraz sonra Abdullah bin Selâm içeri girdi. Hz. Halası da dahil hepsi müslüman oldular. Abdullah bin Selâm’ın Cennete gireceğini müjdelemiştir.) anlattı: Hz.) zamanında bir rüya görmüştüm ve Resûlullah’a arz etmiştim. bırakma!” diye tenbih edildi. O bahçenin bir tarafında demirden bir direk vardı. onlar gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar. Peygamber (a.a.” (Âl-i İmrân: 114) Abdullah bin Selâm’ın (r. Melekler dediler ki: “Yâ Rabbi. kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Allahü teâlâ: “Kumların sayısını bilir misiniz?” Melekler de: “Hayır Ya Rabbi bilemeyiz dediler. Bu direğin bir ucu yerde... Her iki âyet-i kerîmede de Allahü teâlâ onu müşriklere karşı şahit göstermektedir. buyurdu” Melekler: “Yâ Rabbi! O ne kadar büyüktür?” diye sordular. Bunun üzerine direğin tâ tepesine kadar çıktım. Bana “Haydi bu direğe çık” denildi. Abdullah.. Ancak Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişi) arasında sayılmamıştır.” Tefsîr âlimlerine göre “İsrâiloğullarından bir şahit âyetinde Abdullah bin Selâm’ın kastedildiği rivâyet edilmektedir. Kur’ân-ı kerîme dört elle sarıldı ve Peygamber efendimizi. Hatta Yahudi âlimlerden bazıları: “Araplar’dan peygamber çıkmaz. Benim en kuvvetli ümidim. gölgesi gibi takip etmeye başladı. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü rüyamda kendimi sanki bir bahçede gördüm. Direk de İslâm dininin direği (tevhid)’dir. İşte onlar sâlihlerdendirler. Peygamber efendimiz onun hakkında: “Cennetlik bir adama bakmak kimin hoşuna giderse.” (Al-i İmrân-113) “Allah’a ve âhiret gününe inanırlar. kalb selâmeti. Abdullah bin Selâm (r. Resûlullah’a (s. Ailesini ve akrabalarını İslâmiyet’e davet etti. Böylece direğin kulpu elimde olarak uyandım. “Resûl-i ekrem bir defa: “Şu kapıdan ilk girecek olan. Musa’ya inen Tevrat’ı Allah kelâmı olarak kabul edip de Hz. “Ben zayıf bir kimseyim.”. Arştan büyük bir şey yarattın mı?” Allahü teâlâ: “Evet.v. yani kimseye karşı içimde kötülük beslememem ve boş sözleri terk etmemdir. iyiliği emrederler.a. Allahü teâlâ: . Yukarısında da tutacak bir kulp. Bunun için kendisini sıkıştırmaya başladılar. Ben de “Gücüm yetmez!” dedim. Öyle oldu ki.)imân ettiğine ve fazîletine Kur’ân-ı kerîmin iki âyet-i kerîmesinin şehâdet ettiğini müfessirler ifade etmektedirler. Muhammedi (s.dullah hemen evine döndü.a. O kulp da çok sağlam olan (imân)’dır. Eshâb-ı kirâm Resûlullah’ın bu müjdeli haberini kendisine bildirdiler ve hangi ameli ile bu dereceye kavuştuğunu sordular.) Peygamberimizden 25 adet hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. atalarının dinini bırakmazlardı.

v. Bir defasında Yahudiler Tevrat’taki recm âyetini Resûlullah’tan (s. Onlar hasta oldukları zaman. O.) saklamaya çalıştılar.): “İlim benim vefâtımla kaybolmaz.. Ka’b: “Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır” dedi.a.v.) ihtiyacın olur. isbat eder!” cevabını verdi. onlar senin bu kadar işini göremiyorlar mı?” diye sorduklarında Hz. Hz. kibirden uzaklaşmıştır” buyurmuştur. Hz. Osman zamanında Medine’de kalmış. O zaman Yahudiler: “Ey Muhammed! Abdullah bin Selâm doğru söyledi. Bunun üzerine Resûlullah da bunların (zina yapanların) recm edilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.a.v.” Hz.a. Hz. çünkü Resûlullah (s. Abdullah (r. istersen iftarı bizim yanımızda yap (yani istersen şehîd olarak yanıma gel) buyurdu. seni sardılar. sakin ol! Bu. ahlâk ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. Abdullah. onun müşavere heyeti (danışma kurulu) arasına girmişti.” dedi.) ve Selmân-ı Fârisî’den (Başka bir rivâyete göre Ebüd-Derda’dan öğren” buyurdu.s. Bir gün Hz. Nitekim başka bir hadîs-i şerîfte de: “Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren. Ben de evet öyle dedim. senin haklı olduğunu gösterir. Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına suya kandım. Yahudilerden birisi elini recm âyetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki âyetleri okumaya başladı. Karşılığında: “Ben dünyâ için ağlamıyorum.s. Abdullah bin Selâm ona: “Elini kaldır.v. kendisine isyan edenler evini kuşattıkları zaman. Resûl-i Ekrem: “Seni susuz bıraktılar öyle mi?” diye sordu. Bir kimse de Fudayl’e “Ka’bın bu sözünü bana izah eder misin?” deyince Fudayl Tama’ insanın bir şeyi araması ve mukaddes değerlerini bu uğurda fedâ etmesi demektir.” Sonra Fudayl sözüne devam ederek “Bu benim sana anlattığım.) gelerek.” dedi. Bunun üzerine Tevrat’ı getirip açtılar. Abdullah’a haber göndererek. öyle mi?” diye sordu. filan ve falandan yüz hadîs-i şerîf rivâyet etmekten senin için daha hayırlıdır. kimine üç-dört tane. senin fikrin nedir?” diye sordu. Ömer’den (r. Osman’a “Sakin ol.) onun hakkında “O. O da: “Bura. fakat ben kendimi tecrübe etmek istedim. Kendisi zengin olduğu halde bazen Medine çarşısında sırtında bir yük odunla dolaştığı görülürdü.a. öyle Yâ Resûlallah” dedim.v. Ka’b’a şöyle bir soru sordu: Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir? Hz. bu gece rüyamda şu pencereden Resûl-i Ekrem’i gördüm bana: “Yâ Osman.a. İhtiyacını yerine getirenler de seni burnundan yakalamış olurlar (Yani seni emirleri altına alırlar). Acaba bu işi yapmak nefsime ağır gelecek mi? diye düşündüm. Fakat Abdullah bin Selâm (r. Ben de: “Evet. Resûlullah (s. Abdullah bin Selâm Yahudilere “Siz yalan söylüyorsunuz! Tevrat’ta recm âyeti vardır” dedi. ilmi senden öğrenmekteydim.) vefât edeceği sıralarda. Abdullah Peygamber efendimizin (s.) buyuruyor ki: Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resûlullah’a (s. Cennetlik olan on kişinin onuncusudur” buyurdu. Hz.a.a.).) hakikaten. yaptığın ziyâreti Allah rızâsı için yapmazsın. Hz. tesadüf ettiğin zaman kendilerine selâm verirsin. Hz. sen de onlara boyun eğersin.184 - . kendisinin yanından ayrılmayıp sık sık sorular sorarak ilimde derinleşmesidir. Hırs ise nefisinin her şeyi istemesi. içlerinden bir erkek ile bir kadının zina ettiğini anlattılar ve “Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler.a.) hayattayken. bazısına bir farak. bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir buyurdu. onu bu halde görenler kendisine: “Çocukların ve hizmetçilerin var. Osman” o gece gördüğü rüyayı anlattı: “Kardeşim. Kimine bir tane. Eğer bende kibir varsa ondan kurtulmak istiyorum.“İşte aklın da büyüklüğünü bilemezsiniz. istedikleri yerlere sürüklerler. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım.a. Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir (büyüklenme) bulunan kimse Cennete giremeyecektir” cevabını verdi. Ömer devrinde ise onun yanından ayrılmamıştır. kimine iki tane. Abdullah “Evet var ve bu işimi yaparlar. Eğer bu kimselere ihtiyaç göstermezsen senin için çok daha hayırlı olurdu. Abdullah bin Selâm’dan. Osman: “Niçin geldin ey Abdullah bin Selâm?” diye sordu.) Veda Haccında bulunmuş. 18 (m. senin de onun istediklerini yerine getirmendir. Bu verdiğin selamı. dünyâ sevgisinden dolayı onların ziyâretlerine gider. Onlar “Biz zina edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de döğülürler. 639)’da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshâb-ı kirâmdan Muaz bin Cebel (r. Yine bir gün. Abdullah bin Ömer (r. Ebû Bekir devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katılmıştır.. Muaz bin Cebel (r. Hazret-i Muaz’ bin Cebel’in böyle söylemesinin sebebi.) de “Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz” diye sordu. nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmek için çalışırdı. Sonra bana: “İstersen seni onlara galip getirelim. Bunun üzerine bana bir bardak su verdi ve içtim. Sonra Hz. Hz. O da Hz. Hz. başucunda ağlayan bir talebesine “Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu. Osman.a.) Resûlullah (a.” dediler. Abdullah bin Selâm’ın (r. Osman’ın yanına gidip selâm verdi.a. durumu bildirdi: “Bu halde benim ne yapmamı tavsiye edersin. Ben de iftarı Resûlullah’ın yanında yapmayı tercih ettim” dedi. Hz. Abdullah (r. bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince. O da elini kaldırınca recm âyeti göründü. Hz. Benden sonra ilmi şu dört kişiden öğren: Abdullah bin Mes’ûd’dan. Tevrat’ta hakikaten recm âyeti vardır” dediler. Hz.a. Bunun için de ona buna (kötü insanlara v.) bu âyeti bizzat Resûlullah’a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı.a.

ruhunda yaşadığı ve tattığı lezzeti. Hz. Mekke müşrikleri bunu bir türlü hazmedemiyorlar ve en kısa zamanda. Osman: “Allahım. Fahite binti Âmir.) ve müslümanların çoğunluğu Medine’de bir araya gelmişler.) artık yerinde duramıyordu. Bana kalırsa bunlar seni mutlaka şehîd edecekler. Abdullah bin Selâm.a. 594 veya 596 senesinde Mekke’de doğdu. Şimdi başka bir hava teneffüs etmeğe başlamıştı. Abdullah bin Süheyl’ (r. bu senin için hayırlı. hapsedilip.) fitnesini kaldır ve kendilerini birleştir” diye üç kere duâ etti. Müşriklerin.a. sh-451. Bu. Abdullah bin Süheyl (r. Hz.) da: “Eğer Hz. Annesi.v. Şirk ve küfür ordusu arasında bulunmak istemiyordu ama. Bu arada. ruhu Resûlullah (s. Onlar da: “Hz. Bedeni müşrikler arasında ama. İslâm ordusu saflarına geçebilirdi. 633) senesinde Yemâme’de şehîd oldu. Peygamberimizin (s. babası kendisini zaman zaman kontrol ediyor. babası tarafından. müşriklerden çok çok uzaklarda bulunmaktaydı. müslümanlıktan vazgeçmeye zorlanmıştı. müslümanlar kıyâmete kadar bir araya gelemezlerdi” buyurdu. Günler böyle geçti.a. sh-25 2) Sahîh-i Buhârî cild-4. Harb iyice kızışmıştı. cild-3.a. müslümanları ve İslâmiyeti yok etmek istiyorlardı.) sanki başka âlemde yaşamakta.a. . Şunu iyi bilin ki. Hz.a. sh-517 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. Mübarezeler karşılıklı tek tek vuruşmalar bitmiş. Osman rüyasında Resûlullah’ı gördüğü gün şehîd oldu.) kavuşmak için bir müddet sabredecekti. çocukların babalarında hakları olduğu gibi. Abdullah bin Süheyl günlerden beri hayali ile yaşadığı dünyânın içine girmişti. 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-5. dışarı. Hazret-i Osman.a. sh-382 ABDULLAH BİN SÜHEYL (r. Babası onda kendine göre anormal bir durum.a. ona “Benim senden istediğim. sh-252 5) Üsüd-ül-gâbe cild-3. çaresiz olarak Mekke’de kalmıştı. fakat Abdullah bin Süheyl. ruhlara hem gıda ve hem de şifa olan bir hava idi. Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu. Onun için bu ihtiyarı (Hz.s. şirk ordusunun üzerine atıldı Sanki önceki Süheyl değildi. bu ihtiyarın da sizde hakkı vardır” dedi. işkence yapılmış.a. onu kim öldürürse kıyâmet günü Allahü teâlâ.v. Çaresiz kalarak babasının sözüne uymuş gibi göründü. O. Bu.” dediler.) hicreti sırasında o. bütün techîzatını yerleştirmiş. Bu söz üzerine âsiler ayağa kalkarak “Yalan söylüyorsun. Yahudi” diye iki defa bağırdılar.a. Sonra Habeşistan’a hicret eden kafileye o da iştirak etti. Bu yüzden Bedir Muharebesine büyük bir intikam hırsıyla hazırlanmışlardı.). babasına ve etrafındakilere asla hissettirmiyordu. onunla yan yana cihad ediyordu. Künyesi Ebû Süheyl’dir. Öldürülen her halife için de otuzbeşbin savaşçı öldürülmüştür. Mısırlı âsilere karşı onları ikna edici bir konuşma yaptı. sh-176 6) İnsân-ül-uyûn cild-2. Osman (r. sh-162 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-976 9) El-Îsâbe cild-2. Resûlullah (s. Abdullah bin Selâm (r. diğer Sahâbe-i kirâm (r. iki ordu birbirine girmişti. sh-320 10) El-İstiâb cild-2. Kıyâmete kadar hayırla.a. Abdullah bin Süheyl (r. m.) in işine yaramıştı. Konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Târihte.185 - . onlar için fena olur” dedi.anhüm) gibi o da kahramanca savaştı. sh-108. müslümanların o se’âdet ve mutluluk dünyâsına nasıl kavuşacağının planlarını yapmaktaydı. öldürülen her peygamber için yetmişbin asker. sh-146 7) İrşâd-us-sârî cild-6. istemiyerek imânını gizlemişti.) öldürmekte acele etmeyiniz. duâ ile anılacakların arasına girmişti. Arslanlar gibi. Bundan sonra Hz. şüphesi kalmamıştı.) ikinci Habeşistan hicretine kadar müslümanlığını gizledi. 12 (m. Kimsenin onun durumundan haberi yoktu.v. Resûlullah’ın Cennet misali huzurlarına. Süheyl bin Amr’dır. Bu yüzden çok şiddetli eziyet ve sıkıntılara maruz kaldı. sh-102 3) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-2. müslümanlardan birkaç misli fazla olan küfür ve şirk ordusu Bedir’e varmış. Aslında. babası. onların kirli ve insanlıktan uzak dünyâsından. kötülüklerine mani olmasıdır” buyurdu. Abdullah bin Süheyl (r. Eğer şehîd ederlerse. Habeşistan’dan dönüşünde.): İlk müslüman olanlardan. gün geçtikçe güçlenmekte ve durumları iyiye doğru gitmekteydi. Ne büyük se’âdetti. savaşçı öldürülmüştür. onların karşısına çıktığın zaman Allahü teâlâ’dan senin sebebinle onları iyiliğe sevk edip. artık onun hakkında. Resûlullah’a (s. Halbuki o. Sonunda müşriklerin şirk ordusu kahr u perişan oldu. Abdullah bin Süheyl (r. iç dünyâsında olup bitenleri.) ve müslümanlarla beraberdi.da şehit oluncaya kadar veya Allahü teâlâ seni kurtarıncaya kadar durmak için geldim. kendisini eli kesik ve felçli olarak huzuruna çıkarır. Abdullah (r.a. onun mübârek sohbetlerine. cild-6.v. Allahü teâlâ’nın sevgilisinin yanında.a. muharebeye hazır duruma gelmişti. Osman böyle duâ etmeseydi. onun şehâdeti esnasında yanında bulunanlara: “Hz. ümmet-i Muhammed’in (a. Allah’a yemin ederim ki. kendisini dinlemediler. İslâmiyet’e dair bir belirti göremediğinden.) için tam zamanı idi.

Niçin çekilelim?” diye suâl edince. Ebû Cendel’in bu sırada söylediği sözler bütün müslümanların gözlerini yaşartmıştı.) Bedir’den sonra Uhud ve Hendek gazalarına katılmış.anha) da Hz. kaçmış.a. Ebû Cendel hazretleri de.): Eshâb-ı kirâmın ilk îmân edenlerinden. Sabah namazında. Ancak bir yolunu bulup.) buyurduklarını unutmamak için devamlı sohbetlerinde hadîs-i şerîf rivâyet ederdi.v. Babasının öldürülmemesi için teşebbüste bulundu. Bu yüzden Mekke’de zincire vurulup. sh-381 ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTÛM (r. (r.anha) dayısı Kays’ın oğludur. Abdullah bin Süheyl’in küçük kardeşi Ebû Cendel müslüman olmuştu.v.) taziyede bulunmuşlardı.v. Çünkü. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde bu anlaşmayı.a.) Yemâme’de Cevas muharebesinde şehîd olmuştu.) insanlara dinimizin esaslarını anlatırken İbni Mektûm (r. yoksa anlaşmayı yapmayacaklarını kesin bir dille beyan etmişlerdi. İbni Ümm-i Mektûm.a. Bir defasında yine Peygamber efendimizi ziyâret için evine gelmişti.a. alâkalanmakta geç kaldı. Ebû Bekir. Feth-i Mübîn diye vasıflamıştır.a. Âmâ olup. Resûlullah (s. Babasına bir emannâme verildi. Resûlullah’ın (s. İsminin Amr olduğu da rivâyet edilir. Kureyş ve Mekke’nin ileri gelenleri. Evi Mescid-i Nebevî’ye uzakta olmasına rağmen daima gelirdi. Meymûne (r.) Mekke fethinde de bulundu. Ama. Durum Resûlullah’a arz edildi. Babasına dayanamamış. Kur’ân-ı kerîmin kırâatini öğretirdi.) ahirete teşrifleri sırasında konuşmaları ile. Ömer devrinde de İslâm ordusunda vazife aldı. Abdullah bin Ümm-i Mektûm (r. Hz.a. Sohbet âşığıydı. iltifatını arttırdı. Bir defasında Resûlullah (s. cihadlara daima katılmak isterdi. kendisine çok iltifat edip. Bazı savaşlarda Peygamber efendimiz O’nu Medîne-i Münevvere’de vali olarak bırakırdı.Abdullah bin Süheyl (r. Resûlullah’ın ikinci müezzini ve Medine valisidir. O kadar ihlâslı bir mü’min oldu ki. Mücâhid olup.a. sonra İbni Ümm-i Mektûm (r. “Beni kurtar! Yâ Resûlallah” demişti. Bunların arasında. Fakat. Hanımlar da “Bu adamın iki gözü de görmez. Peygamberimiz “O görmüyorsa siz de görmüyor değilsiniz ya!” buyurdu.a. Fakat bu anlaşma sırasında gördüğü manzara. Bilâl.) İslâmiyeti anlatmaya başladığı ilk zamanlarda îmân ile şereflenerek müslüman oldu. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Fakat müşriklerin temsilcileri onun teslim edilmesi için ısrar etmişler.v.a. sh-180 3) Müstedrek cild-3.a. Veda Haccı’na katıldı. Ebû Bekir’in hilafetinde müezzinlik. kurtulmuş bilâhare sağ sâlim Medine’ye dönmüştür.v.a.v. gür sesiyle düşmanın moralini bozardı. Ümmü’l-Mü’minîn Hadîcetü’l-Kübrâ’nın (r. İsmi önceden Husayn iken.a. Resûlullah (s. Başlangıcı müslümanların aleyhine gibi görünen Hudeybiye anlaşması daha sonra. müşrikler tekliflerinden vazgeçmedi. Hudeybiye andlaşmasından iki sene sonra Abdullah bin Süheyl (r. Resûlullah. Abdullah’ın bu istirhamını kabul etti. Peygamber efendimiz “Abdullah” olarak değiştirdi.) Peygamberimizin (s. İlâhi emir üzerine Peygamberimiz daha fazla alâkalanıp. Annesi Ümm-i Mektûm Âtike binti Abdullah el-Muhzûmiyye’dir. Abdullah bin Şeddad. oğlunun şehâdetinden dolayı. Sahâbelik şerefine nâil oldu. Hatta O’na “Merhaba! Ey Rabbimin bana itab ve ikâzında bulunmasına sebep olan kişi!” diye iltifat edip.) ezan okurdu.) ve diğer müslümanlar da mahzun olmuştu. müslümanların lehine netice vermiş. birçok kimsenin irtidadına (dinden dönmesine) mani oldu. sesi çok gürdü.a. Harblere katılıp. Zevcât-ı tahirattan (Peygamberimizin mübârek hanımlarından) Ümm-i Seleme (r. yanına oturtur. çok üzmüştü. Lâkabı Ümm-i Mektûm’dur.a.anha) ve Hz. Bütün taleblere rağmen. Resûlullah’ın huzuruna girmek için müsaade istedi. Âsım bin Rezin el-Esedi talebeleri arasındaydı. Abdullah bin Süheyl’in babası da vardı. Hz. halini hatırını sorardı. Hatta Resûlullah (s. Hz. valilik ve imamlık yaptı. (r.) Hz. Gözleri görmediği için . Peygamberimizin zamanında onüç defa Medine’de kalıp. Daha sonra. babası Süheyl bin Amr müslüman oldu. sh-406 2) Üsüd-ül-gâbe cild-3. babası Süheyl’e (r. Mekke feth edilmiş öldürülecek olanların listesi yapılmıştı. Resûlullahın huzûrundaydılar.) yanına geldi. Hane-i se’âdetine alıp. onun kalbine bir hançer gibi saplanmış. onunla sohbet ederdi. istiyorlardı. Medine’de valilik ve imametle vazifelendirilmesi âmâ haliyle sefer ve muharebelere katılmasının güç olmasındandır. Mekke’de kâfirlerin zulüm ve eziyetleri dayanılmaz hâle gelmesi ve Medineli müslümanlara dîni esasları öğretmek için Medîne-i Münevvere’ye hicret etti. daima gönlünü alırdı.) bu anlaşmanın yapılmasını. hapsedilmişti. Peygamberimiz meşguliyetinden. Süheyl bin Amr hazretlerinin oğlu Abdullah bin Süheyl. Kâfirler ile silahlı mücâdele başlayınca gazve ve seriyelerde vazife aldı. Mescide gelirken Hz. gür sesiyle hutbeyi tekrarladı.186 - . Resûlullah’ın (s.v.a. Resûlullah O’nun eve girmesine müsaade ettikten sonra hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurdu.a. Hudeybiye anlaşmasında da hazır bulunmuştur. Hudeybiye anlaşması imzalanırken kendini Resûlullah’ın mübârek ayaklarının dibine atmış. Hz. daha cevap vermeden Kur’ân-ı kerîm’in sekseninci sûresi olan Abese sûresinin ilk on âyet-i kerîmesi indi. Mekke’de bi’setten önce doğdu. birçok sebeplerden dolayı.) hazretleri Kur’ân-ı kerîmi ezbere bilenlerdendi. Peygamberimiz Veda Hutbesi’ni okurken. Abdurrahman bin Ebî Leylâ. önce Hz. Ömer yardım ederdi.

Kimisi. Ona sordum: “Elindeki çanı satar mısın?” “Ne yapacaksın?” dedi. Cenâze namazını halife Hz. Ezan okumak. 152 5) Ravd-ül-ünf cild-1. Ömer rüyada ezan okunmasını gördüler. İşte o günden itibaren.a. hicretin birinci senesinde (m.): Ezân-ı Muhammediyye’nin okunuşunu rüyasında görüp haber vermesinden dolayı “Sâhibü’l-ezân” adı ile meşhûr olan sahâbî. Abdullah’ın arazisi pek azdı.) efendimizden “Ezan” ile ilgili hadîs-i şerîfi rivâyet etmekle meşhûrdur. okusun!” Hz. Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım” deyince o zat dedi ki: “Ben sana daha hayırlısını tarif edeyim. Bilâl de. sh-304. kendisi. sh-523. Abdullah bin Zeyd. Abdullah bin Zeyd’in Muhammed adında bir oğlu olup. Abdullah bin Zeyd (r. bunları kabul etmedi. O kelimeleri Bilâl’e öğret. sh-228 6) Medârik cild-3. Yahudiler gibi boru çalınsın dedi.) Resûlullah’a (s. Adı.fiilen katılamamaktan çok üzülürdü. Abdullah bin Zeyd taşıyordu. İranlılarla yapılan harblerden Kadisiyye Muharebesi’nde de bulundu. Kendisinin. Peygamberimiz zamanında doğdu. Hicretin ikinci yılında (m. 524 2) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-1. Kimisi de namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım dedi. katıldıklarında da gür sesiyle düşmanın moralini bozması. sh-361. Resûlullah (s. 362 7) Eshâb-ün-nüzûl sh-233.v. 623) Medine’de başladı. Bilâl’ın söylediği kelimeleri aynen rüyasında gördüğünü arz etti. Osman kıldırdı. hayvanlarını. Abdullah bin Zeyd bin Abd-i Rabbih bin Sa’lebe bin Zeyd bin Hâris bin Hazrec el-Ensârî’dir. Ezan ile ilgili hadîs-i şerîf hakkında bildirilen rivâyetler değişik olmakla beraber hepsinde bildirilen hüküm aynı olmuştur. 305 ABDULLAH BİN ZEYD (r. Biraz durduktan sonra. Ömer.) gelip rüyasını anlattı: Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış.) ve Hz.) îmân edip müslüman olmakla şereflenmiştir.a.a. Hicretin birinci senesinde.v. Orada hayvanlarını besliyordu. aynı kelimeleri tekrar ederek sonuna doğru “Kad Kâmetis salâtü” cümlesini ilâve etti” Bunun üzerine. Uhud harbinde şehîd olduğunu bildiren raviler var ise de. namaz vakitlerini bildirmek için. 6 veya 7 hadîs-i şerîfin kendisinden rivâyet edildiğini bildirmiştir. Fakat hadîs imamı İbn-i Hacer-i Askalanî.a. büyük kahramanlıklar göstermiştir. Eshâb-ı kirâma sordu. Cömertliği o kadar çoktu ki.) ile beraber Veda Haccı’nda bulundu. 636) senesinde yapılan Kadisiyye Meydan Muharebesi’nde. Bu hac esnasında elinde bulunan bütün mallarını.a. Eshâb-ı kirâmdan bir kısmı da aynı rüyayı görmüşlerdi. her namaz vakti ezan okunması sünnet oldu. Fakat çok kerre. 631) senesinde. Gür sesiyle düşmanın moralini bozdu.a. bu haber kat’î değildir. Resûlullah (s. Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe (r. mescid-i şerîfin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak.a. Resûlullah. Hicrî 15 (m. 1) El-Îsâbe cild-2. ezan sesini işitince koşa koşa Resûlullah efendimizin huzuruna geldi. Resûlullah (s.) bu muharebede şehîd olduğu veya dönüşünde vefâtı rivâyet edilir. O. 644) yılında 64 yaşında iken vefât etti. Resûlullah efendimiz buyurdular ki: “Rüya haktır. O gece. Akabe bî’atinde bulunarak Resûlullah’a (s. Nasârâ gibi Nâkûs.ncu âyet-i kerîmesi nazil olmuş.v. vahiy ile de bildirilmiş oldu. Hz.” Kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle “Ezân”ın mübârek kelimelerini okudu. Bundan önce.). 624) yapılan Bedir muharebesine iştirak etmiş ve diğer bütün harplere katılarak. hicretin 22 nci (m. Mekke’nin fethinde müslümanlar Mekke’ye girdikleri zaman. Hz. sh-198 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-4. Ümm-i Mektûm’un (r. ilk ezanı öğretilen kelimelerle okudu. sadaka verirdi. İmâm-ı Buhârî ve İmam-ı Tirmizî’ye göre kendisinden yalnız bir ezan hadîs-i şerîfi rivâyet edilmiştir. namaz vakitlerinde yalnız (Essalâtü Câmi’a) denilirdi. Hazrec kabilesinin Hârisoğulları kolunun bayrağını Hz. Kimisi. Fakat. fakîrlere sadaka olarak dağıttı. mallarını Allah yolunda harcardı.v. Kendisine sadece bir kısrak alıkoymuştu. Hz. sh-205 4) Ensâb-ül-eşrâf cild-1. 234 8) İnsân-ül-uyûn cild-1. sh-151. böylece ezan. . Ebû Muhammed el-Medenî adı ile künyelenmiştir. beslediği hayvanlarını da fakîrlere dağıtır. eline çan almış bir kişi gördüm. Medîneli müslümanların Hazrec koluna mensûbtur.v. Hicretin dokuzuncu (m. sıkıntı ve zaruret içinde yaşamayı tercih eder. elinde sancak olduğu halde bir tepeye çıktı. müslümanları sevindirip kâfirleri de kahr ederdi.a. Hz.a. Hz. İşte bu sırada Cuma sûresi 9. yani çan çalalım dedi.187 - .

yerine geçen Husayn bin Numeyr es-Sekûnî 64 (m. 639)’de babası ile birlikte Hz. Hz. o birkaç mücâhid ile Bizans ordusu kumandanı Roma asilzâdesi Gregor’u (Cercire) öldürdü. Hz. Böylece 61 (m. Kendisi de babasını savaşırken at üzerinden seyretti. Safiyye Resûlullah’ın halası idi. Medine’de muhacirlerden ilk önce dünyâya gelen çocuk budur. Yüzyirmibin düşman askeri ile yirmibin İslâm mücâhidi savaşırken. Yahudiler “Biz Muhacirlere sihir yaptık. sh-223 7) Nasb-ür-râye cild-1. Hz. Bu ordunun kumandanlığını Hz. Muâviye 60 (m. sh-99 9) Sahîh-i Buhârî cild-1. Dokuz sene Mekke’de halîfe oldu. Bundan sonra Mekke üzerine giderken vefât edince. Abdullah bütün Hicaz’a hakim oldu. sh-43 5) Sünen-i Dârimî cild-1.) türbesini tamir ettirdi. Hz. 683) senesi Muharrem ayında Hz. Abdullah bin Zübeyr’i Mekke’de altmış dört gün muhasara etti. Hüseyin’in Kûfe’ye gitmesini tavsiye edince kabul etti. . Harre savaşı sonunda Medine-i Münevvere’yi ele geçirdi. Yezîd de hemen Abdullah bin Zübeyr üzerine bir ordu gönderdi. Yedi yaşında iken babası tarafından Peygamberimize getirildiğinde O’na bîat etme şerefine kavuştu. çocukları olmayacak” diyorlardı. el-Esedî’dir. Geceleri çok ibadet eden Hz. Resûlullah efendimiz duâ edip. sh-3 11) Sünen-i Ebû Dâvud cild-1. Ebû Bekir devrinden sonra yavaş yavaş çocukluk hayatından çıkarak Hz. 636) senesinde oniki yaşlarında iken babası ile Yermük savaşına gitti. Hüseyin ile beraber Mekke’ye geldi.188 - . kuvvetli ve kahraman idi. Bu mübârek zâtın doğumu onların yalanlarını ortaya çıkararak hayal kırıklığına uğrattı. Bundan sonra Hz. Çünkü. Yemen. Hz. Hz. 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2. Babası tarafından annesi (ninesi) Hz. sh-312 3) El-İstiâb cild-2. Rebî’ül-evvel ayında Yezîd’in ölüm haberi gelince muhasarayı kaldırarak Şam şehrine geri döndüler. Ertesi sene 36 (m. sh-150 10) Sahîh-i Müslim cild-2. Aşere-i mübeşşereden olan Zübeyr bin Avvâm’ın oğludur. Ömer zamanında kendini göstermeye başladı. sh-268 6) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. sh-311 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. Böylece âhıret hayatı yaşamış olur. sh-116 12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-173 ABDULLAH BİN ZÜBEYR (r. Zübeyr bin Avvâm onu sahabeden birine emanet ederek savaşa katıldı.a. 14 (m. Annesi Hz. 622) Medine yakınındaki Kuba’da dünyâya gelince Muhacirler çok sevinip rahatladılar. Ancak Hz. O’na hep yalvarırsa ahirette merhametine sebeb olur.Buyurdular ki: “Dünyada olup ta âhıret hayatı yaşıyan insan se’âdet içindedir. 656)’da meydana gelen Cemel vakasında babasının yanında idi. Hicretin 29 (m. 680) senesinde vefât ettikten sonra yerine oğlu Yezîd iktidara geçti. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehîd olduğunu işittiği zaman Yezîdin adamlarını Hicazdan çıkartarak kendi namına hilafet ilân etti.): Eshâb-ı kirâmdan. Diğer künyesi “Ebû Hubeyb” idi. Hz. künyesini de “Ebû Bekir” koydu. Abdullah bin Zübeyr aynı zamanda çok cesur. Peygamberimizin (s. 680/681)’de Hz. Amr İbn-il-Âs’ın kumandanlığında Mısır’ın fethine katıldı. Osman’ın şehîd olduğu gün onu büyük bir gayretle müdâfaa etti. Yalnız Mısır ve Şam bölgesi Emevîlerin elinde kaldı. mü’minlerin annesi Âişe-i Sıddîka’dır. Ebû Bekir-i Sıddîk’in kızı Esmâ’dır.a. Hicretten yirmi ay sonra (veya birinci senede) (m. Osman tarafından Kur’ân-ı kerîm’in çoğaltılması için toplanan ilmî heyete davet edildi. Abdullah yeniden yaptırarak Hacer-ülesved’i de içeriye aldırdı. zaferin kazanılmasında büyük rol oynadı. Mekkeliler çok sıkıntı çektiler. 649) senesinde Afrika’da Abdullah bin Sa’d ile Tunus harbine katıldı. Yine dört sene sonra 18 (m.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1. İran ve Horasan halkı kendisine bîat edip halife olarak tamdılar. Abdullah bin Zübeyr otuzuncu sene. Bir insan yaşadığı müddetçe Allahı hatırından çıkarmayıp. sh-266 vd. Yezîdin vefâtından sonra Hicaz.v. Teyzesi. sh-247 2) El-Îsâbe cild-2. Aynı sene Hz. Bu savaşta Medine halkından ve Eshâb-ı kirâmdan pek çok kimse şehîd oldu. ismini “Abdullah”. Hz. Sa’îd bin Âs kumandasındaki ordu ile Horasan seferinde bulundu. Abdullah’ın baba bir kardeşi Amr bin`Zübeyr yapıyordu. Irak. Abdullah bin Zübeyr ona bîat etmeyip Hz. Bu orduyu mağlup ederek onu esir aldı. Nesebi Abdullah bin Zübeyr bin Avvâm bin Huveylid bin Esed bin Abdil’uzza bin Kusayyel Kureyşî. Düşman kuvvetleri bozularak. Bu hadîseler üzerine Mekke ve Medine halkı kendisine bîat etti. Bu sırada Kâ’be-i muazzama yanınca. Bu hadiselerden iki yıl sonra Yezîd’in gönderdiği Müslim bin Ukbe.

Osman’dan teyzesi Hz. Kendisinden Sahihayn’da (Buhârî ve Müslim) otuzüç hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Ali ve Süfyân bin Ebû Züheyr es-Sekafî’den hadîs-i şerîfler bildirdi. hadîs ve fıkıh âlimlerinden ve Abâdile (dört Abdullah)’dan biridir. Bugünkü Kâ’benin üç duvarı Abdullah (r. Mescid-i Haram’da (Kâ’be’de) kılınan bir namaz. Abdülmelik bin Mervan 65’de Emevîlerin başına geçince Şam ve Mısır’da hükümeti kuvvetlendirdi. Yalnız Zübeyr ismindeki oğlu yanında kaldı. Bunların altı tanesi Buhârî’dedir. bir duvarı Abdülmelik yapısıdır. Abdullah hücum ettiği düşman kuvvetlerini darmadağın ediyordu. Aişe’den. Peygamber efendimiz. Paranın bir yüzünde “Muhammedün Resûlullah” diğer yüzünde “Allah vefâkâr ve adaletli olmayı emretti” yazılı idi. 692) senesinde şehîd olduğu zaman yetmişüç yaşında idi. Hz.) bastırdı. Hz. Tekrar savaş meydanına atılan Hz. 73 (m. Muhasara altıbuçuk ay sürdü. Bu halde annesini tekrar ziyâret etti. fakat çok yüksek kuvvetli bir imâna sahib olan o büyük sahabiyeye (teselli etmek için): “Ölümde rahatlık vardır” deyince o mübârek annesi de “Sen galiba benim ölümümü temenni ediyorsun. Hz. Ebû Bekir. ben de bu acıya sabrederek mükafatını Allahü teâlâdan beklerim veya zafer kazanırsın ben de bununla sevinirim” diye karşılık verdi. Yüzünden kan akmaya başladı. Babası onun hakkında. Ata. o memleketin müslümanlarına önder olur ve onların önlerini aydınlatır.a. Amr bin Dinar. Veheb bin Keysan. Ebî Kubeys Dağı üzerine mancınık kurup oradan Mescid-i Haram üzerine taşlar atarak şehri tahrib etti. Abdullah bin Zübeyr bir savaş esnasında bir gün annesini ziyârete gitti. yeğeni Muhammed bin Urve. Hacer-i esvedi eski yerine koydurup son şeklini verdi.) Müsned adlı hadîs kitabında mevcuttur. Kendisinden de. Abdülmelik bin Mervan Kâ’benin bir duvarını yıktırarak yeniden yaptırdı. Hayır. Abdullah bin Zübeyr şehîd olmadan bir gün önce taraftarları dağıldı. Annesi Esma savaşa devam etmesini söyleyerek nasîhat ve duâ etti. Bu esnada Hz. burada (Peygamber mescidinde) kılınan 100 namazdan efdaldir. Yeniden harbe girdi. Tavus.Hz. Namazda o kadar huzura dalar giderdi ki. Sen ya Allah yolunda şehîd olursun. Ebû Ziban.a. Bu arada kendisi haricileri de sıkıştırdı. dalar giderdi.” “Eğer ümmetimden. Rivâyet ettiği otuzüç hadîs-i şerîfin tamamı Ahmed bin Hanbel’in (r.” “Dünyada ipek giyen. Gündüzleri oruç tutardı. Hz. Secdeye varır. diğer mescidlerde kılınan namazlardan efdaldir. Birkaç ay sonra da vefât etti. Peygamber efendimizden doğrudan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Abdullah kahramanlık ve cesaretiyle birlikte çok ibadet ederdi. 684) yılında Hz. Her tarafını saran Haccac’ın askerleri üzerine atılıp şehîd ettiler. kendine sadık kimseleri göndererek hükümeti kuvvetlendirmeye başladı. Irak’a asker sevk edip İbni Zübeyr’in kardeşi Mus’ab bin Zübeyr’i öldürdü. Emevîlerin iktidarı zayıfladı. Abdullah’ın gösterdiği kahramanlık ve yiğitlik her türlü tarifin üstündedir. Ancak 65 (m. Haccac’ın karşısına çıkıp acı ve doğru sözler söyledi. Ayrıca babasından. kamış gibi dikilir kalırdı. “İhsanların Ebû Bekir’i Sıddîk’a en çok benzeyenidir” buyurmuştur.189 - . kıyâmette mahşer yerine giderken. Osmân’ın zamanında Kur’ân-ı kerîmi çoğaltma heyetinde bulundu. Aralarında oğulları Hamza ve Hubeyb’in de bulunduğu onbin kadarı Haccac’a teslim oldu. Mescid-i Haram hariç. Ancak o din kardeşim ve (hicret esnasında) mağaradaki arkadaşımdır. Ömer ve Hz.” Eshâb-ı kirâmın tefsîr. Allah’dan başkasını dost edinseydim. A’ma ve hasta bulunan. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Bulut ve meleklerin onun korkusundan kendisini tesbih ettiği Allahü teâlâ’yı noksan sıfatlardan tenzih ederim.” “Peygamber efendimiz iftitâh tekbiri alırken parmaklarını kulak yumuşaklığına değdiriyordu. Haccac 72 (m. Bu esnada alnına gelen bir mancınık taşı ile ağır şekilde yaralandı. Abdullah elinde bulunan yerlere. Hz. âhirette giyemez.” “Nikâhı ilân ediniz. Ben senin galip veya mağlup olduğunu öğrenmedikçe ölmeyi arzu etmiyorum.” “Süt emen ve süt emilen biribirine namahrem değildir.). Abdullah’ın en yakın taraftarlarından ve lehine çalışan kumandanlarından Dahhak el-Fihri’nin Merdi Rahit savaşında mağlup olup şehîd edilmesi Emevîleri rahatlattı.a. Hz. 691)’de Mekke-i mükerreme’yi kuşattı. Sonra Haccac bin Yusuf esSekafî’yi Hicaz’a gönderdi. Mekke-i Mükerreme’de Abdullah bin Zübeyr (r. .” “Allah yolunda bir gece bekçilik yapmak bin gündüzü oruçlu geçmekten efdaldir. Sâbitî Bennânî ve diğer zatlar rivâyet etti.” “Benim mescidimde kılınan namaz. Bir aralık “Makam” denilen mübârek yerde iki rekât namaz kıldı. İslâmiyette ilk olarak yuvarlak gümüş parayı. Oğulları Âmir ve Ubbad. Ebû Kuhâfe’nin oğlunu (Ebû Bekir’i) dost edinirdim.” “Herhangi bir memlekette vefât eden Eshâbımdan biri. kardeşi Urve. Urve bin Amr-i Selmânî. Hz. Annesi.

sh-199 3) Tehzîb-üt-tehzîb cild-7. Nesebi: Adî bin Hâtem bin Abdullah bin Sa’d bin Hazrec bin İmr-ül-Kays bin Âdî’dir. Hz. Ali’nin sohbetlerinde devamlı bulunmakla meşhûr olmuştur.) öğrendi. Hicrî 9 (m. 630) senesinde müslüman oldu.) efendimiz Abdullah bin Mes’ûd’a “Nisâ sûresini oku dinleyelim” buyurdu. .a. 72 (m. Hz. Kendisine fıkhî meseleler sorulurdu. Enes bin Mâlik’ten kalmadır. Abîde bin Amr Yemenli olup. Fıkıh ilminde. Kendisinden.v. “İnsanların en hayırlısı benim asrımda bulunanlardır. Abîde bin Amr (r.” buyurulmuştur.a. sh-87 3) Kâmûs-ül-a’lâm cild-4. sika (güvenilir.v.) hayatta iken. Bir gün kendisine Kur’ân-ı kerîm’den bir âyet sorulduğunda buyurdu ki: “Bu hususda Allahü teâlâ’dan korkun. Ömer’den. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden biri: Bir gün Resûlullah (s.) mübârek saçından bir kıl var. Resûlullah’ın mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Kâdı Şüreyh bazen kendisine derin fıkhî meseleler soranları ona gönderirdi.a. 1) Tezkiret-ül-huffâz cild-1. Peygamberimiz (s. İlmindeki üstün derecesi yanında takvası. Künyesi Ebû Amr el-Kûfî’dir. 691) senesinde vefât etti. Ali’den İbn-i Mes’ûd (r. sağlam) bir âlimdir.a. Onlar şimdi yok.a. Dört halife (r. Ömer’in halifeliği zamanında Medine’ye gelerek yerleşti.v. İsmi Ubeyde bin Amr es-Selmânî el-Muradî olup. Ebû İshâk es-Sebîî. tâbiînin büyük fıkıh âlimlerinden meşhûr Kâdı Şüreyh derecesinde âlim idi.) ve İbn-i Zübeyr’den (r. Hadîs ve fıkıh ilmini Eshâb-ı kirâmdan öğrendi. Âmir eş-Şa’bî ve diğer âlimler ondan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Resûl-i Ekrem “Evet öyledir. Hz. sh-182 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-6.” demiştir.v.a. Ebû Tarîf ismiyle tanınmıştır. “Onun gibi takvası ileri derecede birini görmedim” İshan bin Mensûr “O. Eb’ul-Buhterî.): Eshâb-ı kirâmdan.Habeşistan hükümdârı Necaşî’nin hediye ettiği harbeyi (kısa mızrak şeklinde bir silah) yanında taşır. Muhammed bin Sîrîn. Önce hıristiyandı. sh-213 7) Müsnedi Ahmed bin Hanbel cild-4. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsını hakkıyla bilenler bizden önceydi. sh-93 6) Şezerat-üz-zeheb cild-1. İbn-i Mes’ûd “Yâ Resûlallah! Kur’ân-ı kerîm size indi.” dedi. dünyâ üzerinde bulunan değerli ve kıymetli ne varsa onlardan kat kat sevimlidir” dedi. Ali’nin sancaktarı olup. Eshâb-ı kirâmdan Hz.) mübârek saçından bir tel bulunması. sh-78 7) Tehzîb-ül-esmâ vel-luga cild-1. Hz.a. 41) âyetine gelince. sh-3 ABÎDE BİN AMR (r. İbn-i Mes’ûd okumaya başladı.. Mekke’nin feth edildiği günlerde müslüman olmakla şereflendi. Abîde es-Selmânî ismiyle de meşhûr olmuştur.) hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.v.) fıkıh ilmini Abdullah İbn-i Mes’ûd’dan (r. sh