P. 1
islamalimleri1

islamalimleri1

|Views: 681|Likes:

More info:

Published by: Emrah Emrullah Akgün on Apr 21, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/21/2011

pdf

text

original

Sections

  • MUHAMMED “ALEYHİSSELÂM”
  • MEKKE DEVRİ
  • HZ. EBÛ BEKR-İ SlDDÎK
  • HZ. ÖMER-ÜL-FÂRÛK:
  • HZ. OSMAN-I ZİNNÛREYN:
  • HZ. ALİYYÜL MÜRTEZA:
  • HZ. ABDURRAHMAN BİN AVF (r.a.):
  • HZ. EBÛ UBEYDE BİN CERRÂH:
  • HZ. SA’D BİN EBÎ VAKKAS:
  • HZ. SAÎD BİN ZEYD:
  • HZ. TALHA BİN UBEYDULLAH:
  • HZ. ZÜBEYR BİN AVVÂM:
  • HZ. HADÎCE-TÜL KÜBRÂ:
  • HZ. FATlMA-TÜZ ZEHRA:
  • HZ. HASAN BİN ALÎ:
  • HZ. HÜSEYİN BİN ALİ:
  • HZ. AİŞE-İ SIDDÎKA:
  • HZ. SEVDE BİNTİ ZEM’A:
  • HZ. HAFSA BİNTİ ÖMER:
  • HZ. ZEYNEB BİNTİ HUZEYME:
  • HZ. ÜMMÜ SELEME:
  • HZ. ZEYNEB BİNTİ CAHŞ:
  • HZ. CÜVEYRİYYE BİNTÜ’L-HÂRİS:
  • HZ. ÜMMÜ HABÎBE:
  • HZ. SAFİYYE BİNTİ HÜYEY:
  • HZ. MEYMÛNE BİNTİ HÂRİS:
  • HZ. MÂRİYE:
  • HZ. REYHÂNE:
  • ABBÂS BİN ABDULMUTTALİB (r.a):
  • ABBÂS BİN UBÂDE (r.a.):
  • ABDULLAH BİN ABBÂS (r.a.):
  • ABDULLAH BİN AMR BİN AS (r.a.):
  • ABDULLAH BİN ATÎK (r.a):
  • ABDULLAH BİN CAHŞ (r.a)
  • ABDULLAH BİN EBÛ BEKR-İ SIDDÎK
  • ABDULLAH BİN HANZALA (r.a.):
  • ABDULLAH BİN MES’ÛD (r.a.):
  • ABDULLAH BİN MUHAYRIZ:
  • ABDULLAH BİN ÖMER (r.a.):
  • ABDULLAH BİN REVÂHA (r.a.):
  • ABDULLAH BİN SELÂM (r.a.):
  • ABDULLAH BİN SÜHEYL (r.a.):
  • ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTÛM (r.a.):
  • ABDULLAH BİN ZEYD (r.a.):
  • ABDULLAH BİN ZÜBEYR (r.a.):
  • ABÎDE BİN AMR (r.a.):
  • ADÎ BİN HÂTEM-İ TÂÎ (r.a.):
  • AHNEF (Dahhak) BİN KAYS (r.a.):
  • AKÎL BİN EBÎ TÂLİB (Ukayl) (r.a.):
  • ALKAMA BİN KAYS (r.a.):
  • ÂMİR BİN FÜHEYRE (r.a.):
  • AMMÂR BİN YÂSER (r.a.):
  • AMR BİN ÂS (r.a.):
  • ÂSIM BİN SÂBİT (r.a.):
  • BEŞÎR BİN SA’D EL-ENSÂRÎ (r.a.):
  • BERÂ BİN ÂZİB (r.a.):
  • BİLÂL-İ HABEŞÎ (r.a.):
  • BÜREYDE BİN HASİB (r.a.):
  • CÂBİR BİN ABDULLAH (r.a.):
  • CABİR BİN ZEYD (r.a.):
  • CA’FER-İ TAYYAR (r.a.):
  • CÜBEYR BİN NÜFEYR (r.a.):
  • DAHHAK BİN KAYS (Bkz. Ahmed bin Kays.)(r.a.):
  • DIHYE-İ KELBÎ (r.a.):
  • EBÜDDERDÂ (r.a.):
  • HZ. EBÛ DÜCÂNE (r.a.):
  • HZ. EBÛ EYYÛB-İ ENSÂRÎ:
  • EBÛ HUREYRE (r.a.):
  • EBÛ İDRİS HAVLÂNÎ (r.a.):
  • EBÛ KATÂDE (r.a.):
  • EBU’L-ESVED ED-DÜELÎ (r.a.):
  • EBÛ LÜBÂBE (r.a.):
  • EBÛ MÛSEL-EŞ’ARÎ (r.a.):
  • EBÛ MÜSLİM HAVLÂNÎ (r.a.):
  • EBÛ RÂFÎ (r.a.):
  • EBÛ TALHA El-ENSÂRÎ (Zeyd bin Sehl) (r.a.):
  • EBÛ ZER GIFÂRÎ (r.a.):
  • EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ (r.a.):
  • EBÛ SELEME BİN ABDÜLESED (r.a.):
  • EBÛ SÜFYAN BİN HARB (r.a.):
  • ENES BİN MÂLİK (r.a.):
  • ERKAM BİN EBÎ’L-ERKAM (r.a.):
  • ES’AD BİN ZÜRÂRE (r.a.):
  • ESVED BİN YEZÎD NEHAÎ (r.a.):
  • FÂTIMA BİNTİ ESED (r.anhâ):
  • FEYRÛZ BİN DEYLEMÎ (r.a.):
  • HABBÂB BİN ERET (r.a.):
  • HACCAC BİN ILÂT (r.a.):
  • HÂLİD BİN SAÎD BİN ÂS (r.a.):
  • HÂLİD BİN VELÎD (r.a.):
  • HAMZA BİN ABDÜLMUTTALİB (r.a.):
  • HANZALA BİN EBÎ ÂMİR (r.a.):
  • HÂRİCE BİN ZEYD (r.a.):
  • HASSAN BİN SÂBİT (r.a.):
  • HATÎB BİN EBÎ BELTEA (r.a.):
  • HÎFÂ HATUN (r.anhâ):
  • HİND BİNTİ UTBE (r.anhâ):
  • HUBEYB (HABÎB) BİN ADÎY (r.a.):
  • HUZEYFET’ÜBNÜ YEMÂN (r.a.):
  • KRİME BİN EBÎ CEHİL (r.a.)
  • KA’B BİN ZÜHEYR (r.a):
  • KA’B-ÜL-AHBÂR (r.a.):
  • KÂDI SÜREYH (r.a.):
  • KATÂDE BİN NU’MAN (r.a.):
  • MESRÛK BİN EL-ECDÂ (r.a.):
  • MİKDÂD BİN ESVED (veya AMR) (r.a.):
  • MUÂVİYE BİN EBÎ SÜFYÂN (r.a.):
  • MUAZ BİN CEBEL (r.a.):
  • MUGÎRE-TEBNİ ŞU’BE (r.a.):
  • MUHAMMED BİN HANEFİYYE (r.a.):
  • MUHAMMED BİN KA’B EL-KURAZÎ (r.a.):
  • MUHAMMED BİN MESLEME (r.a.):
  • MUS’AB BİN UMEYR (r.a.):
  • MUTARRİF BİN ABDULLAH (r.a.):
  • NEVFEL BİN HÂRİS (r.a.):
  • NUMAN BİN MUKARRİN (r.a.):
  • OSMAN BİN MAZ’ÛN (r.a.):
  • OSMAN BİN TALHA (r.a.):
  • REBÎ BİN HEYSEM (r.a.):
  • REFÎ’ BİN MİHRAN (r.a.):
  • RUMEYSA HATUN, (Bkz. Ümmü Süleym) (r.anha):
  • SÂBİT BİN KAYS (r.a.):
  • SA’D BİN MUAZ (r.a.):
  • SA’D BİN REBÎ’ (r.a.):
  • SA’D BİN UBADE (r.a.):
  • SAFİYYE BİNTİ ABDÜLMUTTALİB (r.anha):
  • SA’ÎD BİN ÂMİR (r.a.):
  • SAÎD BİN CÜBEYR (r.a.):
  • SAÎD BİN MÜSEYYlB (r.a.):
  • SÂLİM MEVLA EBÛ HUZEYFE (r.a.):
  • SEHL BİN HANÎF (HUNEYF) (r.a.):
  • SEHL BİN SA’D (r.a.):
  • SELMÂN-İ FÂRİSÎ (r.a.):
  • SEVBAN (r.a.):
  • SÜHEYB-İ RÛMÎ (r.a.):
  • SÜMÂME BİN ÜSÂL (r.a.):
  • SÜMEYYE BİNTİ HABBAT (r.anha):
  • SÜRAKA BİN MÂLİK (r.a.):
  • TUFEYL BİN AMR ED-DEVSÎ (r.a.):
  • UBÂDE BİN SÂMİT (r.a.):
  • UKAYL BİN EBÎ TÂLİB (Bkz. Akîl bin Ebî Tâlib):
  • URVE BİN ZÜBEYR (r.a.):
  • ÜBEYY BİN KA’B (r.a.):
  • ÜMMÜ HÂNÎ (r.anha):
  • ÜMMÜ HIRAM (r.anha):
  • ÜMMÜ RÛMÂN (r.anha):
  • ÜMMÜ SÜLEYM (Rumeysâ) (r.anha):
  • ÜMMÜ ÜMARE (Nesîbe binti Ka’b) (r.anha):
  • ÜSÂME BİN ZEYD (r.a.):
  • VELÎD BİN VELÎD (r.a.):
  • VEYSEL KARANÎ:
  • ZAİDE BİN KUDÂME:
  • ZEYD BİN HÂRİSE (r.a.):
  • ZEYD BİN SÂBİT (r.a.):
  • ZEYNEL ÂBİDÎN (r.a.):

İSLÂM ÂLİMLERİ ANSİKLOPEDİSİ

HİCRİ BİRİNCİ ASIR
ÖNSÖZ İlmi arttıkça görüş açısı büyüyen ve bilgisi dışındaki konular hakkında hüküm vermekten kaçınan, bildiklerinin doğruluğunu devamlı tetkik eden büyük İslâm âlimleri adetâ unutuldu. “Alimin uykusu ibadettir.” “Kıyâmet günü, şehîdlerin kanını, âlimlerin mürekkebi ile tartarlar. Mürekkep ağır gelir.” “Alimler Peygamberlerin vârisleridir.” hadîs-i şerîfleri ile medh edilen binlerce İslâm âlimi ve eserleri kütüphane köşelerinin tozlu raflarına okunmamaya, öğrenilmemeye, hatırlanmamaya âdeta terk edilmiştir. İlim, âlimle beraber bulunursa herkes ondan istifade eder. Alimin olmadığı ve kitaplarının hakkıyla tetkik edilip öğrenilmediği yerde ilimden söz edilemez. Âlimin, dolayısıyla ilmin olmadığı milletlerde peşin hükümler, bâtıl i’tikâdlar, derme çatma bilgiler, hüküm sürer. Milletlerin günlük hayatlarında dînin, örf ve âdetlerin önemli bir yeri vardır. Dînî bilgiler Peygamber efendimizden itibaren hiç bozulmadan esas şekliyle hakîki İslâm âlimleri tarafından günümüze kadar nakledilmiştir. Millete istikamet veren bu bilgiler aslından uzaklaştırılıp hurafeler haline geldiği zaman sosyal hayatta büyük yaralar açılarak mâzi ile kopukluk meydana gelir. Bu duruma düşmemek için târihin derinliklerine kol atmış, cemiyete nizam, intizam ve huzur sağlamış ana kaynaklar bilinmeli, âlimler tanınmalı ve onlardan istifâde edilmelidir. Bindörtyüz seneden beri İslâmiyeti kabul eden milletlerde, bilhassa Türklerin kurdukları devletlerde onlara yön veren âlimler o kadar çok ki; hiçbir şeyden çekinmeyerek doğruyu ve hakkı söyleyen, savaş meydanlarında en güç zamanlarda kumandanlara, askerlere kuvvet ve azimle çarpışma şevki veren bu büyük insanlardır. Her birinin hayatında târih ve açılan her sayfada âb-ı hayat gibi ilim vardır. Peygamber efendimizden günümüze kadar bütün müslümanları kucaklayan, ilimleri ile amel eden, örnek olmuş âlimlerden bir kısmının hayatını tanıtmayı bir vazife bildik. Hicrî her asırda yaşıyan âlimlerden meşhûr olanlarının hayatını, ilmini, insanlara hak ve hakikati anlatan hikmetli sözlerini, menkıbelerini ihtisas sahibi geniş bir heyete hazırlattık. Her maddenin sonunda da o âlimin hayatına ait kaynaklar yazıldı. Başta mübârek Peygamber efendimiz olmak üzere, Eshâb-ı kirâmın ve onları takip eden İslâm âlimlerinin sözleri ve kitapları, ana kaynaklarımız olmuştur. Hiçbir milletin bu şekilde âlimlerle iç içe yaşayışı ve müşterek kültürleri yoktur. Sağlam karakterler, sağlam istikametler maziden güç alarak kazanılır. Alimin ve ilmin bulunduğu milletlerde unutulmaz târihî sanat eserleri de vardır. İlim ve sanat iç içedir. Bu bakımdan yüzyıllardır medeniyetler kurmuş Türk-İslâm devletlerinin bırakmış oldukları sanat eserlerini âlimlerin hayatları ile beraber resimleyeceğiz. En büyük hazinenin doğru bilgi olduğu düşünüldüğünde, bilginin kaynağı olan âlimlerin ehemmiyeti daha iyi anlaşılır. Bu bakımdan Hicrî asırlara göre âlimleri anlatan bu 18 ciltlik eserimizin müracaat kaynağı olacağı daha iyi anlaşılır. Okuyunca sizler de buna hak vereceksiniz. Bütün neşriyatımızda hedef mükemmel olanı takdim etmektir. En büyük yardımcımız Cenabı Haktır. Saygılarımızla

MUHAMMED “ALEYHİSSELÂM”
Allahü teâlânın bütün dünyâdaki insanlar arasında, her bakımdan, en üstün, en güzel, en şerefli olarak yarattığı ve bütün insanlara peygamber olarak seçip gönderdiği, son ve en üstün peygamber. Her şey O’nun hürmetine yaratıldı. O, Allahü teâlânın resûlü, son peygamberidir. Allahü teâlâ bütün peygamberlerine ismi ile hitap ettiği hâlde, O’na Habîbim (sevgilim) diyerek hitap etmiştir. Allahü teâlâ bir hadîs-i kudsîde: “Sen olmasaydın, sen olmasaydın, hiç bir şeyi yaratmazdım!” buyurdu. Bütün mahlûkatı O’nun şerefine yaratmıştır. Allahü teâlâ kullarına râzı olduğu yolu göstermek için çeşitli kavimlere -1-

zaman zaman peygamberler göndermiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise son Peygamber olarak bütün insanlara ve cinlere gönderdi. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.) “Hatem-ül-enbiyâdır.” Her peygamber, kendi zamanında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Muhammed “aleyhisselâm” ise, her zamanda, her memlekette, yani dünyâ yaratıldığı günden, kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünü, en fazîletlisidir. Hiçbir kimse hiç bir bakımdan O’nun üstünde değildir. Allahü teâlâ her şeyden önce Muhammed “aleyhisselâm”ın nurunu yarattı. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah bin Câbir (r.a.) (Yâ Resûlallah, Allahın her şeyden evvel yarattığı şey nedir, bana söyler misin?) deyince; Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her şeyden evvel senin peygamberinin yani benim nurumu kendi nûrundan yarattı. O zaman ne Levh, ne kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne sema (gökler) ne arz (yeryüzü), ne güneş, ne ay, ne insan, ne de cin vardı.” Âdem “aleyhisselâm” yaratılınca Arş-ı A’lâda nûr ile yazılmış, “Ahmed” ismini gördü. “Yâ Rabbi bu nûr nedir?” diye sorunca Allahü teâlâ “Bu, senin zürriyetinden bir peygamberin nurudur ki, onun ismi göklerde (Ahmed) ve yerlerde (Muhammed)’dir. Eğer O, olmasaydı, seni yaratmazdım.” buyurdu. Âdem (a.s.) yaratılınca alnına Muhammed aleyhisselâmın nuru kondu ve o nur, onun alnında parlamaya başladı. Âdem (a.s.)’dan itibaren babadan oğula intikâl ederek asıl sahibi Muhammed aleyhisselâma ulaştı. Muhammed aleyhisselâm hicretten 53 sene evvel Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi, sabaha karşı, Mekke’de doğdu. Târihçiler, bugünün milâdî sene ile 571 senesinin Nisan ayının yirmisine rastladığını söylüyor. Doğmadan birkaç ay önce babası, altı yaşında iken de annesi vefât etti. Bu sebepten Peygamber efendimize Dürr-i Yetim (Yetimlerin incisi) lâkabı da verilmiştir. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kaldı. Sekiz yaşında iken dedesi de vefât edince, amcası Ebû Tâlib’in yanında kaldı. Yirmibeş yaşında iken Hadîce-tül-Kübrâ ile evlendi. Bu hanımından doğan ilk oğlunun adı Kâsım idi. Bundan dolayı Peygamberimize Ebü’l Kâsım (Kâsım’ın babası) da denildi. Araplarda böyle künye ile anılmak âdetti. Kırk yaşında iken, bütün insanlara ve cinne peygamber olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi. Üç sene sonra herkesi îmâna çağırmağa başladı. Elli iki yaşında iken Mi’râc vuku buldu. Milâdın 622 yılında 53 yaşında olduğu hâlde, Mekke’den Medine’ye hicret etti. Yirmiyedi kerre muharebe yaptı. 11 (m. 632) senesinde Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi günü öğleden evvel 63 yaşında iken vefât etti. SOYU Muhammed aleyhisselâmın nuru, Âdem aleyhisselâmdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek gelmiştir. Kur’ân-ı kerîmde Şu’arâ sûresi ikiyüzondokuzuncu (219) âyetinde, “Sen, ya’ni Senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” buyurulmaktadır. Hadîs-i şerîfte de: “Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücûda getirdi. Sonra, bu kısımlarından en iyisini Arabistan’da yetiştirdi. Beni bunlardan vücûda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip, beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde, benim ruhum ve cesedim mahlûkların en iyisidir. Benim silsilem, ecdadım en iyi insanlardır.” buyuruldu. Yaratılan ilk insan olan Âdem aleyhisselâm, Muhammed aleyhisselâmın zerresini taşıdığı için alnında onun nuru parlıyordu. Bu zerre Hz. Havva’ya ondan da Şît aleyhisselâma ve böylece, temiz erkeklerden temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti. Muhammed aleyhisselâmın nuru da, zerre ile birlikte alınlardan alınlara geçti. Melekler ne zaman Âdem aleyhisselâmın yüzüne baksalar alnında Muhammed aleyhisselâmın nurunu görürler ve ona salevât okurlardı. Yani: “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed” derlerdi. Âdem (a.s.) vefât edeceği zaman oğlu Şît aleyhisselâma dedi ki: (Yavrum! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nurudur. Bu nuru, mü’min, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyyet et!). Muhammed aleyhisselâma gelinceye kadar, bütün babalar, oğullarına böyle vasiyyet etti. Hepsi bu vasiyyeti yerine getirip, en asil ve en kibar kızlar ile evlendiler. Nur, temiz alınlardan, temiz kadınlardan geçerek sahibine ulaştı. Resûlullahın (s.a.v.) dedelerinden birinin iki oğlu olsa, yahut bir kabile iki kola ayrılsa Muhammed aleyhisselâmın soyu, en şerefli ve hayırlı olan tarafta bulunurdu. Her asırda O’nun dedesi olan zât, yüzündeki nurdan belli olurdu. O’nun nurunu taşıyan seçilmiş bir soy vardı ki, her asırda bu soydan olan zâtın yüzü pek çok güzel ve nurlu olurdu. Bu nûr ile kardeşleri arasında belli olur, içinde bulunduğu kabile başka kabilelerden daha üstün, daha şerefli olurdu. Âdem (a.s.)’dan beri evlâttan evlâda geçerek gelen bu nûr İbrâhîm aleyhisselâma, ondan da oğlu İsmâil aleyhisselâma geçmiştir. Onun da alnında sabah yıldızı gibi parlayan nur, evlâtlarından Adnan’a, Ondan da (Me’âdd) ve (Nizâr) a intikal etmiştir. Nizâr doğunca babası Me’âdd, oğlunun alnındaki nuru görüp sevinmiş, büyük bir ziyafet vererek böyle oğul için, bu kadar ziyafet az bir şey dediği için oğlunun adı Nizâr (az birşey) kalmıştır. Bundan sonra da nûr oğuldan oğula intikal ederek asıl sahibi sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma ulaştı. Peygamberimizin (s.a.v.) soyu Adnan’a kada şöyledir: -2-

Muhammed Aleyhisselâm, Abdullah bin Abdülmuttalib, Abdülmuttalib (Şeybe), Hâşim (Amr), Abdü Menaf (Mugîre), Kuseyy (Zeyd) Kilâb, Mürre, Kâ’b, Lüveyy, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Mudrike (Âmir), İlyâs, Mudar, Nizâr, Me’âdd, Adnân. Peygamberimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîfte şöyle buyurdu: “Ben, Abdullah, Abdülmuttalib, Hâşim, Abdü Menaf, Kuseyy, Kilâb, Mürre, Kâ’b, Lüveyy, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike, İlyâs, Mudar, Nizâr, Me’âdd, Adnan oğlu Muhammedim. Mensûb olduğum topluluk, ne zaman ikiye ayrılmış ise, Allah beni muhakkak onların en hayırlı olan tarafında bulundurmuştur. Ben câhiliyyet, ahlâksızlıklarından hiçbir şey bulaşmaksızın ana ve babamdan meydana geldim. Ben, Âdemden babama ve anneme gelinceye kadar, hep nikâhlı anne babadan meydana geldim. Ben ana ve baba itibariyle en hayırlınızım.” Başka bir hadîs-i şerîfte de, “Allahü teâlâ, İbrâhîmoğullarından İsmâil’i seçti. İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını seçti. Kinâneoğullarından Kureyşi seçti. Kureyşten Hâşimoğullarını seçti. Hâşimoğullarından Abdülmuttaliboğullarını seçti. Abdülmuttaliboğullarından da beni seçti.” buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundandır. Babası Abdullah’dır. Abdullahın babası Abdülmuttalib, annesi de Fâtımâ binti Amr’dır. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, Mekke’nin hakimi ve Arapların şeref itibariyle en üstün kabilesi olan Kureyş kabilesine mensûbtu. Abdülmuttalib’in alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parladığından Kureyş kavmi onunla bereketlenirdi. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, oğulları arasında en çok Abdullah’ı severdi. Çünkü onun alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parlıyordu. Abdullah babası Adülmuttalib’e şöyle derdi: “Babacığım, her nereye gitsem belimden bir nûr çıkıyor. Sonra toplanıp, başımın üstünde bulut gibi duruyor. Tekrar gelip belime giriyor. Ne zaman bir yere otursam yer bana diyor ki: Ey Abdullah, sana selâm olsun. Muhammed’in (s.a.v.) nuru sende emanettir. Ne zaman bir kuru ağaç altına otursam, derhal yeşerip bana gölge oluyor. Kalkıp gidince de yine kuru oluyor. Ey babacığım bu hal nedir? Abdülmuttalib: Ey oğlum, sana müjdeler olsun ki, insanların ve cinlerin efendisi ve Peygamberi senin sulbünden gelse gerektir, demiştir. Abdullah’ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu. Alnındaki nurdan dolayı iki yüze yakın kız, onunla evlenmek arzusu ile Mekke’ye gelmişti. Abdülmuttalib ise Onu her yönüyle ona denk olan bir kız ile evlendirmek istiyordu. Bunun için Benî Zühre kabilesinin büyüğü Vehb bin Abd-i Menaf’ın kızı Âmine’yi oğlu Abdullah’a istedi. Vehb’in kızı Âmine, hem güzellik, hem ahlâk, hem de neseb itibariyle Kureyş kızlarının en üstünü idi. Ayrıca soy bakımından Abdullah ile bir kaç batın yukarıda birleşmekte idi. Abdülmuttalib, Vehb’in kızını oğlu Abdullah’a isteyince Vehb şöyle dedi: (Ey amcam oğlu, biz bu teklifi sizden önce aldık. Âmine’nin annesi bir rüya gördü. Anlattığına göre evimize bir nûr girmiş aydınlığı yeri ve gökleri tutmuş. Ben de bu gece rüyamda dedemiz İbrâhîmi (a.s.) gördüm. Bana; “Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’la kızın Âmine’nin nikâhlarını ben kıydım. Sen de onu kabul et” dedi. Bugün sabahtan beri bu rüyanın tesiri altındayım. Acaba ne zaman gelecekler, diye merak ediyordum.) Bu sözleri duyan Abdülmuttalib sevincinden (Allahü Ekber! Allahü Ekber!) diyerek tekbir getirdi. Nihayet oğlu Abdullah’ı Vehb’in kızı Âmine ile evlendirdi. Abdullah, Âmine ile evlenince alnında parlayan nur, Hz. Âmine’ye intikal etti. Abdullah’ın evlendiği geceye Türkiye’de ve birçok İslâm memleketlerinde bir asırdan beri Regâib kandili ismi verilmekte ise de bu yanlıştır. Regâib gecesi, Recep ayının ilk Cum’a gecesidir. Allahü teâlâ bu gecede, mü’min kullarına, ragîbetler, yani ihsanlar yapar. Bu gece yapılan ibadetlere kat kat sevab verilir. Muhammed aleyhisselâm’ın nuru ise Hz. Âmine’ye Cemâz-il-âhır ayında intikâl etmiştir. Cahiliyye devrinde ve İslâmiyetin ilk yıllarında, Arapların harbi harâm saydıkları aylarda, harb etmek istedikleri zaman ayların ismini ve sırasını değiştirmeleri, yani Cemâz-il-âhır ayına o sene Receb demeleri, Recep ayını bir ay ileri almaları, sebebiyle, halk içinde bu yanlışlık yayılmışsa da dinen ve ilmen bir kıymeti yoktur. Peygamberimizin (s.a.v.) nurunun Âmine validemize intikali şimdiki Cemâz-il-âhır ayındadır. Regâib gecesinde değildir. Hz. Âmine’nin, Muhammed aleyhisselâma hamile olduğu sırada Kureyş kabilesinde büyük bir darlık, kıtlık ve pahalılık olup, çok sıkıntı içerisinde idiler. Muhammed aleyhisselâmın ana rahmine düşmesiyle birlikte, onun hürmetine Allahü teâlâ Kureyş kabilesinin bağ ve bahçelerine, mahsullerine öyle bereket verdi ki, hepsi zengin oldular. Araplar o seneye (Senet-ül-feth ve’l ibtihâc) yani sevinç ve bolluk yılı dediler. Hz. Âmine hamile iken kocası Abdullah ticâret için Şam’a gitmişti. Dönüşünde hastalanıp Medine’ye geldiği sırada dayılarının yanında onsekiz yaşında iken vefât etti. Bu haber Mekke’de duyulunca çok büyük bir üzüntüye sebep oldu. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Abbas (r.a.) şöyle bildirmiştir: “Peygamberimizin (s.a.v.) babası Abdullah, oğlu doğmadan önce vefât edince melekler, (Ey Rabbimiz, Resûlün yetim kaldı) dediler. Allahü teâlâ; Onun koruyucusu ve yardımcısı benim, buyurdu.” Muhammed aleyhisselâmın doğmasına iki ay kadar zaman varken Fil vak’ası meydana geldi, insanların her taraftan akın akın gelip Kâ’beyi ziyâret etmesine engel olmak isteyen Yemen valisi Ebrehe, -3-

Bizans İmparatorunun da yardımı ile San’a da büyük bir kilise yaptırdı. İnsanların bu kiliseyi ziyâret etmelerini istedi. Araplar ise eskiden beri Kâ’beyi ziyâret etmekte olup, Ebrehe’nin yaptırdığı kiliseye hiç itibar etmediler. Hatta hakaret gözüyle baktılar, içlerinden biri de o kiliseyi kirletti. Bu hâdiseye kızan Ebrehe, Kâ’beyi yıkmaya karar verdi ve bu maksatla büyük bir ordu hazırlayıp Mekke üzerine yürüdü. Ebrehe’nin ordusu Mekke’ye yaklaşınca, Kureyşin mallarını yağma etmeye başladı. Abdülmuttalib’e ait ikiyüz deveye de el koymuşlardı. Abdülmuttalib, Ebrehe’ye gidip develerini istedi. Ebrehe ben sizin mukaddes Kâ’benizi yıkmaya geldim. Sen onu korumak istemiyorsun da develerini mi istiyorsun? dedi. Abdülmuttalib; “Ben develerin sahibiyim. Kâ’benin sahibi Allah’tır. Onu O korur” dedi. Ebrehe bana karşı onu koruyacak yoktur dedi ve Abdülmuttalib’e develerini verip gönderdi. Sonra Kâ’beyi yıkmak için ordusunu harekete geçirdi. Ebrehe’nin ordusunun önünde yürütülen ve böylece zafere kavuşulacağına inanılan (Mahmut) adında bir fil vardı. Ebrehe, Kâ’beye saldırmaya başlayınca bu fil yere çöküp asla yürümedi. Yönü Yemen’e çevrilince koşarak geri dönüyordu. Böylece Mekke’ye yaklaşıp hücum etmek istediği halde hücum edemeyen Ebrehe’nin ordusu üzerine Allahü teâlâ Ebâbil (Dağ Kırlangıcı) denilen kuşlardan bir sürü gönderdi. Ebâbil kuşlarının her biri, biri ağzında ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde üçer taş taşıyorlardı. Bu taşları Ebrehe’nin ordusu üzerine bıraktılar. Taşlar başlarından girip altlarından çıkıyordu. Taş isabet eden her asker, anında yere düşüp ölüyordu. Ebrehe kaçmak istedi. Taşlardan ona da isabet edip, kaçtıkça etleri parça parça dökülerek öldü. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Fil sûresinde bildirilmektedir. Böylece Kureyş kabilesi doğmak üzere olan Muhammed aleyhisselâmın hürmetine büyük bir düşmanın şerrinden kurtulmuştur. Muhammed aleyhisselâmın geleceği Adem aleyhisselâmdan itibaren her peygambere ve ümmetlerine müjdelene gelmiş ve doğması yaklaşınca birçok haberler ve müjdeler verilmiştir. Çeşitli hadîseler meydana gelmiştir. DOĞUMU Muhammed aleyhisselâm Hicret’ten 53 sene evvel Rebî’ül-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Hâşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, miladî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan Alem nûr ile doldu. Kâinatın serveri, Mahbûb-ı Rabbilâlemîn (Allahın sevgilisi) Muhammed aleyhisselâm doğmuştu. Peygamber efendimizin (s.a.v.) doğduğu geceye “Mevlid Gecesi” denir. Mevlid doğum zamanı demektir. Bu gece Kadir Gecesi’nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gecede O, doğduğu için sevinenler affolunur. Bu gece Peygamberimizin (s.a.v.) doğduğu sırada görülen halleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevabtır. Peygamberimiz (s.a.v.) kendi de anlatırdı. Eshâb-ı kirâm da bu gece bir yere toplanırlar, okurlar ve anlatırlardı. Dünyanın her tarafındaki müslümanlar, her sene bu geceyi, Mevlid kandili olarak kutlamaktadır. Her yerde Mevlid kasîdeleri okunarak Resûlullah (s.a.v.) hatırlanılmaktadır. Her Peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştı. Bugün de, müslümanların bayramıdır. Neş’e ve sevinç günüdür. Peygamberimizin (s.a.v.) doğmasını annesi Hz. Âmine şöyle anlatıyor: (Doğum anı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bende korku ve ürperti kalmadı. O anda çok susamıştım. Hararetten yanıyordum. Yanımda süt gibi beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, evim o kadar nûrlandı ki, o nurdan başka birşey görmüyordum. O sırada çok hatunlar gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hatunlar, Abdi Menâf kabilesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökden yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm. Dediler ki, Onu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuşlar peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Bütün yer yüzünü doğudan batıya kadar gördüm. Üç alem (bayrak) dikilmişti. Onların biri maşrıkta (doğuda), biri magribte (batıda) biri de Kâ’benin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Muhammed (s.a.v.) doğar doğmaz, mübârek başını secdeye koydu ve şehâdet parmağını kaldırdı ve âniden gökden bir parça beyaz bulut indi, onu kapladı. Bir ses işittim: (Ona magribden maşrıka kadar her yeri gezdirin. Tâ ki, cümle Alem onu ismiyle cismiyle ve sıfatıyla görsünler) diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammedi (s.a.v.) bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada üç kişi gördüm ki, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. Muhammed’i (s.a.v.) o leğenin içine koydular. Mübârek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübârek başına güzel koku sürdüler, mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.) Muhammed aleyhisselâmın doğduğu sırada Hz. Âmine’nin yanında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa hatun, Osman bin Ebül-Âs’ın annesi Fâtıma hatun ve Peygamberimizin halası Safiye hatun vardı. -4-

Bunlar da gördükleri nuru ve diğer hadîseleri haber verdiler. Şifa hatun şöyle anlatıyor: (Ben, o gece Âmine’nin yanında yardımcı olarak bulunuyordum. Muhammed aleyhisselâm doğar doğmaz düâ ve niyaz ettiğini işittim. Gâibden (Yerhamüke Rabbüke) diye söylendi. Sonra bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü...) Bundan başka bir çok hadîseye şahit olan Şifa hatun: (Ne zaman ki, ona peygamberliği bildirildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân edenlerden biri de ben oldum.) demiştir. Safiye hatun da şöyle anlatmıştır: (Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada her tarafı bir nûr kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübârek başını kaldırıp açık bir dil ile (Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah) dedi. O’nu yıkamak istediğimde biz onu yıkanmış olarak gönderdik denildi. Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş olarak görüldü. O’nu kundağa sarmak istediğimde sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle birşeyler söylüyordu, kulağımı mübârek ağzına yaklaştırdım “Ümmetî, Ümmetî” (Ümmetim, ümmetim) diyordu. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib, Muhammedin (s.a.v.) doğduğu sırada Kâ’bede Allah’a yalvarıp duâ etmekte iken müjde verdiler. Muhammed aleyhisselâmın doğduğu günde bir çok hâdiseler gören Abdülmuttalib böyle bir müjdeyi alınca çok sevinip onu görmeye gitti ve (Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır) dedi. Abdülmuttalib torununu görmeye Âmine’nin evine gitti. Hz. Âmine olan hadîseleri anlattı. Üç gün kimsenin göremeyeceğini söyleyince Abdülmuttalib çok ısrar etti. Onun üzerine Âmine validemiz, falan yerdedir dedi. Abdülmuttalib gitti. Fakat evin önünde yalın kılıç bekleyen bir zat gördü. İçeri girmek isteyince, Abdülmuttalib’in üzerine yürüdü. Abdülmuttalibe “Geri dön hiç bir kimse üç günden önce göremez. Zira bütün melekler onu ziyâret edecek. Bu ise üç gün sürer” dedi. Abdülmuttalib bu hâli Kureyşe anlatmak istedi. Fakat dili tutuldu ve yedi gün hiç bir şey konuşamadı. Abdülmuttalib böylesine büyük bir mutluluğu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifade etmesi için bıraktı. Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere “MUHAMMED” ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere: (Allah’ın ve insanların onu methetmelerini, övmelerini istediğim için) cevabını verdi. Annesi de O’na “AHMED” ismini koydu. Muhammed aleyhisselâm doğmadan önce ve doğduğu sırada; O’nun dünyâya teşrif etmesine alâmet olarak birçok hadîseler meydana gelmiştir. O zamanın meşhûr kimseleri daha Peygamberimiz (s.a.v.), doğmadan önce rüyalar görmüşlerdi. Bu rüyalarını kâhinlere ve zamanın meşhûr âlimlerine tâbir ettirdiklerinde hepsi de bu rüyalarının Muhammed aleyhisselâmın geleceğini gösterdiğini söylemişlerdir. Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatmıştır: (Bir defasında uykuya dalmıştım. Bir rüya gördüm ve büyük ürpertiyle uyandım. Hemen bir kâhine gidip, rüyamı anlatıp, ta’bir ettirmek istedim. Yüzüme bakıp, ey Kureyşin reisi sana ne oldu. Yüzünde bambaşka bir hâl görülüyor. Yoksa mühim bir hadîse mi seni sarstı, dedi. Evet henüz hiç kimseye anlatmadığım dehşetli bir rüya gördüm, dedim. Sonra yanına oturup anlatmaya başladım. Bu gece uyurken bir rüya gördüm. Şöyle ki, çok büyük bir ağaç bir ucu semaya yükselmiş dalları doğuya ve batıya yayılmıştı. O ağaçtan öyle bir nûr saçılıyordu ki güneş yanında çok hafif kalır. Ba'zan gözüküyor, ba’zan gözden kayboluyordu. İnsanlar ona yönelmişti. Her an nuru artıyordu. Kureyş kabilesinden bir kısmı o ağacın dallarına tutunuyor, diğer bir kısmı da ağacı kesmeye çalışıyordu. Bir genç de onu kesmek isteyenlere mâni oluyordu. Öyle güzel yüzlü idi ki, şimdiye kadar öylesini görmedim. Üzerinden de etrafa hoş kokular yayılıyordu. Ben de o ağacın bir dalına tutunmak için elimi uzattım, fakat ulaşamadım, dedim. Ben rüyamı anlatıp bitirince kâhinin yüzü değişti. Benzi sarardı. Sonra dedi ki: Ondan senin nasîbin yok! Kimin nasîbi var? dedim. O ağacın dalına tutunur gördüklerin dedi. Senin sulbünden bir peygamber gelecek her tarafa mâlik olacak. İnsanlar Onun dinine girecekler dedi. Sonra yanımda bulunan oğlum Ebû Tâlib’e dönüp bu herhalde onun amcası olacak dedi. Ebû Tâlib bu hadîseyi, Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirilince, “İşte o ağaç Ebul Kâsım, el-Emin Muhammed (s.a.v.)” diye anlatırdı... Muhammed aleyhisselâmın dünyâya geldiği gece bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi âlimleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu anlamışlardır. Eshâb-ı kirâmdan Hassan bin Sâbit (r.a.) anlatır. Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahudinin biri hey yahudiler! diye çığlık atarak koşuyordu, Yahudiler ne var, ne yırtınıyorsun diyerek yanına toplanınca şöyle bağırıyordu: (Haberiniz olsun Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyâya geldi...) Muhammed aleyhisselâm doğduğu gece Kâ’be’de bulunan putlar yüzüstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: “Kureyşden bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına vardıklarında putu yüzüstü vere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defa tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: (Bir kimse doğdu. Yer yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa -5-

hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi.) Bu hadîse tam Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu. Medayin şehrindeki İran Kisrâsının sarayının ondört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anlamışlardı. Yine o gece Mecûsîlerin (ateşe tapanların) bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi. O ateşin söndüğü târihi not ettiler, Kisrânın sarayından burçların yıkıldığı geceye isabet ediyordu. O zaman insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi. Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave nehri vadisi o gece su ile dolup taşarak akmaya başladı. Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceden itibaren şeytan artık Kureyş kâhinlerine hadîselerden haber veremez oldu. Kehânet sona erdi... Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gece ve daha sonra o zamana kadar görülmemiş bu hadîselerden başka birçok hadîseler vuku bulmuş olup, son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın doğduğuna işaret olmuştur. İSİMLERİ VE KÜNYELERİ Peygamberimizin (s.a.v.) en çok söylenilen ismi (MUHAMMED)’dir. Bu isim, Kur’ân-ı kerîmde Âl-i İmrân sûresi 144. âyette, Ahzab sûresi 40. âyette, Fetih sûresi 29. âyette, Muhammed sûresi 22. âyetinde olmak üzere dört defa geçmektedir. Saf sûresi 6. âyette ise Hz. Îsâ’nın ümmetine Ahmed ismiyle haber vermiş olduğu bildirilmektedir. Kur’ân-ı kerîmde (Muhammed) ve (Ahmed) isminden başka, Resûl, Nebî, Şâhid, Beşîr, Nezîr, Mübeşşir, Münzir, Dâî ilallah, Sırac-ı münir, Rauf, Rahim, Musaddık, Müzekkir, Müdessir, Abdullah, Kerîm, Hak, Mübin, Nûr, Hatemün-Nebîyyîn, Rahmet, Ni’met, Hâdi, Tâhâ, Yâsin... diye anılmıştır. Bundan başka yine bir kısmı Kur’ân-ı kerîmde ve bir kısmı da hadîs-i şerîflerde, bir kısmı da daha önceki peygamberlere gönderilen mukaddes kitaplarda geçmiştir. Daha önceki peygamberlere indirilmiş olan kitaplarda geçen isimlerinin çoğu, sıfat olup, mecazen isim sayılan kelimelerdendir. Bunlardan bazıları da şöyledir: Dahûk, Hamyata, Ahid, Baraklit, Mazmaz, Müşaffah, Münhamennâ, Muhtar, Rûhul-Hak, Mukîmüssünneh, Mukaddes, Hırz-ul-Ümmiyyîn, Mâlum... Peygamberimizin ismi İncil’de “Ahmed” (Baraklit). Tevrat’ta ise “Münhamennâ” olarak geçmiş olup, Süryanicede (Muhammed) ismi karşılığıdır. İncil’de Peygamberimizin geleceği müjdelenip (Paraclete) kelimesiyle de ifade edilmiştir ki, Ahmed ve Muhammed manasınadır. İncil tahrip edilince bu kelimeler de kasden değiştirilmiştir. Peygamberimizin (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde ise Mâhi, Haşir, Âkıb, Mukaffi, Nebîyyür-Rahme, Nebîyyüt-Tevbe, Nebîyy-ül-Melâhim, Kattâl, Mütevekkil, Fâtih, Hâtem, Mustafa, Ümmî, Kusem (Her hayrı kendinde toplayan) isimleri geçmektedir. Bir hadîs-i şerîfde Peygamberimiz (s.a.v.) “Bana mahsus beş isim vardır “Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im, Ben Mâhi’yim ki, Allah benimle küfrü yok eder. Ben, Hâşirim ki halk, kıyâmet günü benim izimce haşr olunacaktır. Ben, Âkıb’im ki benden sonra peygamber yoktur.” buyurdu. Peygamberimize (s.a.v.) Muhammed ve Ahmed ismi annesinin hamile iken gördüğü bir rüyada (Sen insanların en hayırlısına, bu ümmetin Efendisine hamilesin! Doğunca ona Muhammed, Ahmed ismini koy!) denildi. Dedesi Abdülmuttalib ve annesi tarafından bu isimler konuldu. Dedesine de rüyasında böyle bildirilmişti. Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Hatice’den doğan ve küçük yaşta vefât eden oğlu Kâsım’dan dolayı kendisine Ebû’I Kâsım künyesi verilmiştir. Yine peygamberliğinden önce ondaki doğruluk, itimat, emin, güvenilir olması gibi sayılamayacak kadar üstün meziyetlerinden dolayı Kureyş kabilesi ona “El-Emin” ismini vermişlerdir. Kur’ân-ı kerîmde Ahzab sûresi 56. âyetinde: “Gerçekten Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler (Şeref ve şanını yüceltirler). Ey îmân edenler! Siz de ona salât edin (Allahümme salli alâ Muhammed, deyin) ve gönülden teslim olun.” buyurulmaktadır. Peygamberimizin (s.a.v.) ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken ona salevât getirmek hürmete ve sevab kazanmaya sebep olmaktadır. Salevât getirmek “Aleyhisselâm”, “Sallallahü aleyhi ve sellem”, “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed”, “Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Resûlallah”, “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm.” “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmâîn.”, “Aleyhissalâtü vesselamü vettehiyye”, “Aleyhi ve alâ cemî’i minessalavâti etemmühâ ve -6-

minnettehiyyâti eymenühâ.” gibi duâları söylemekle olur. Bunlardan başka salevât getirmek için okunacak duâlar “Delâil ü hayrat” ve “Câliyet-ül-ekdâr” kitaplarında bildirilmektedir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Vefâtımdan sonra, kim bana salât ü selâm gönderirse, Cebrâil aleyhisselâm bana der ki: - Yâ Resûlallah, ümmetinden falan kimsenin sana selâmı var! Cevap olarak derim ki: - Benden de ona selâm olsun! Allahü teâlânın rahmet ve bereketi onun üzerine olsun!” Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Cebrâil aleyhisselâm gelip: “Zelîl olsun, yanında Hazret-i Nebîyyi ekremin ism-i şerîfi söylendiğinde salevât getirmeyen, zelîl olsun!” dedi. Ben de âmin dedim.” “Bir kimse yazdığı bir şeyde, bana da salevât yazarsa, benim ismim o kitapta (yazılan yerde) kaldığı müddetçe, melekler onun için istiğfâr ederler.” İstiğfâr, günahların bağışlanmasını Allahü teâlâdan istemektir. “Yer yüzünde dolaşan (seyahat eden) melekler, ümmetimin selâmını tebliğ ederler.” “Ümmetimin salevâtı bana hediyedir. Benim ümmetime hediyem kıyâmet günü onlara şefâatimdir.” ÇOCUKLUĞU Peygamberimiz (s.a.v.) doğduktan sonra üç gün kadar annesi Hz. Âmine tarafından emzirildi. Sonra da Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe Hatun bir müddet emzirdi. O zaman Mekke halkının çocuklarını bir süt annesine vermeleri âdetti. Mekke’nin havası çok sıcak olduğundan, çocukları havası iyi, suyu tatlı olan civar yerlerdeki yaylalara gönderirler, çocuklar bir müddet oralarda, verildikleri süt annelerinin yanında kalırdı. Her sene bu maksatla Mekke’ye birçok süt anaları gelir, birer çocuk alıp giderlerdi. Çocukları büyütüp teslim edince de çok ücret ve hediyeler alırlardı. Peygamberimizin (s.a.v.) doğduğu sene de yaylalarda yaşayan Benî Sa’d kabilesinden bir çok süt analar Mekke’ye geldi. Her biri emzirmek üzere birer çocuk almıştı. Benî Sa’d kabilesi Mekke civarındaki kabileler arasında şerefte, cömertlikte, mertlik ve tevâzuda ve Arapçayı düzgün konuşmakta meşhûrdu. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri çocuklarını daha çok bu kabileye vermek isterlerdi. O sene Beni Sa’d kabilesinin yurdunda şiddetli bir kuraklık ve kıtlık olmuştu. Bu sebeble ücretle çocuk emzirip sıkıntılarını gidermek üzere her senekinden daha çok süt annesi Mekke’ye gelmişti. Bilhassa zengin ailelerin çocuklarını alıyorlardı. Gelen kadınların her biri birer çocuk almışlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) yetim olduğu için fazla ücret alamama düşüncesiyle, ona talip olan çıkmamıştı. Gelen kadınlar içinde iffeti, temizliği, hilmi (yumuşaklık), hayası ve güzel ahlakıyla tanınmış Halime hatun adında bir kadın vardı. Binek hayvanları zayıf olduğu için diğerlerinden daha sonra Mekke’ye ulaşmışlardı. Kocası ile Mekke’de dolaşarak zengin ailelerin çocuklarının alınmış olduğunu görünce eli boş dönmemek için bir çocuk arıyorlardı. Nihayet görünüşü ile hürmet celbeden ve siması çok sevimli olan bir zat ile karşılaştılar, Bu zat Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib idi. Onunla torununu almak üzere anlaştılar; Abdülmuttalib, Halime hatunu Hz. Âmine’nin evine götürdü. Halime hatun şöyle anlatır: (Çocuğun başucuna vardığımda yünden beyaz bir kundağa sarılı, yeşil ipekten bir örtünün üstünde mışıl mışıl uyuyordu. Etrafa misk kokusu yayılıyordu. Hayret içinde kalıp bir anda ona öylesine ısındım ki, uyandırmaya bile gönlüm râzı olmadı. Elimi göğsüne koydum, uyandı ve bana bakıp öyle bir tebessüm etti ki, kendimden geçtim. Annesi böylesine güzel ve mübârek çocuğu bana vermez korkusuyla derhal yüzünü örtüp kucağıma aldım. Sağ mememi verdim emmeğe başladı. Sol mememi verdim emmedi. Abdülmuttalib, bana dedi ki: (Sana müjdeler olsun ki, hanımlar içinde senin gibi nimete kavuşan olmadı.) Âmine hatun da bana çocuğunu verdikten sonra; (Ey Halime, üç gün evvel bir nida işittim ki, “Senin oğluna süt verecek kadın Beni Sa’d kabilesinden Ebî Zeybe soyundandır) diyordu. Ben`de dedim ki; Ben, Benî Sa’d kabilesindenim ve babamın künyesi Ebî Zeybe’dir.) Halime hatun yine şöyle anlatmıştır: Âmine hatun bana daha nice vak’aları anlattı ve vasiyette bulundu. Ben de Mekke’ye gelmeden önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda bana, (Ey Halime, Mekke’ye var, orada çok faydalanırsın. Sana bir nur, arkadaş olur. Bu rüyayı henüz kimseye anlatma, gizle!) denildi. Mekke’ye gelirken de sağımdan solumdan sesler duyardım ve bana gaibden (Sana müjdeler olsun ey Halime, o parlak nuru emzirmek sana nasîb olacak) diye seslenildi. Halime hatun şahit olduğu daha nice hadîseleri anlatmıştır. Hâlime hatun der ki: (Muhammed’i (s.a.v.) alıp Hz. Âmine’nin evinden ayrıldım. Kocamın yanına gelince kocam onun yüzüne bakıp kendinden geçti: (Ey Halime bu güne kadar böyle güzel yüz görmedim) dedi. Onu yanımıza alır almaz kavuştuğumuz bereketleri görünce de, (Ey Halime bilmiş ol ki, sen çok mübârek bir çocuk almışsın) dedi. Halime de (Vallahi, ben de zaten böyle dilerdim) dedi. -7-

Halime hatun, kocası ile birlikte Muhammed aleyhisselâmı büyütmek üzere Mekke’den alıp yola çıktıkları andan itibaren onun bereketine kavuşmaya başladılar. Çelimsiz ve hızlı gidemeyen merkebleri öylesine hızlı yürüyordu ki, beraber geldikleri kafile onlardan önce yola çıkıp çok uzaklaşmış olmasına rağmen kafileye yetişip onları geçip gitmişti. Benî Sa’d yurduna vardıktan sonra görülmemiş bir bolluğa ve berekete kavuştular. Sütü az olan hayvanları bol bol süt veriyor. Bunu gören komşuları hayret edip, bunun emzirmek için aldıkları çocuk sebebiyle olduğunu açıkça anlamışlardı. Kuraklık sebebiyle çok sıkıntıya düşünce yağmur duâsına çıktılar. Onu yanlarında götürüp duâ ederek onun hürmetine bol yağmura ve berekete kavuştular. Peygamberimiz (s.a.v.) süt annesi Halime hatunun sağ memesini emer, sol memesini emmezdi. Onu da süt kardeşi emerdi. İki aylık iken emekledi. Üç aylık olunca ayakta durur, dört aylık iken duvara tutunarak yürürdü. Beş aylık iken yürüdü, altı aylık iken çabuk yürümeye başladı. Yedi aylık iken her tarafa gider oldu. Sekiz aylık iken anlaşılacak şekilde, dokuz aylık iken gayet açık konuşmaya başladı. On aylık iken ok atmaya başladı. Halime hatun şöyle anlatmıştır: (İlk konuşmaya başladığında “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber. Velhamdülillahi rabbil âlemin” dedi. O günden sonra (Bismillah) demeden hiç bir şeye elini uzatmazdı. Sol eliyle bir şey tutmazdı. Gece gündüz belli zamanlarda bevl ederdi. Yürümeye başladığında çocukların oynadıkları yerden uzak dururdu ve onlara (Biz, bunun için yaratılmadık) derdi. Her gün O’nu güneş ışığı gibi bir nûr kaplar ve yine açılırdı. İki yaşına girdiğinde gelişmiş gösterişli bir çocuk olmuştu. Üzerinde beyaz bir bulut daima onunla birlikte hareket eder, onu gölgelerdi. Bir gün Halime hatun farkında olmadan süt kardeşi Şeyma ile öğlenin yakıcı sıcağında kuzuların yanına gitmişti. Halime hatun, onu yanında göremeyince hemen arayıp buldu. Şeyma’ya niçin sıcakta dışarı çıktınız? dedi. Şeyma, anneciğim! Kardeşimin başı üzerinde bir bulut onu daima gölgeliyor, dedi. Süt kardeşleri ve hiç kimse ondan asla incinmemiştir. Halime hatun şöyle anlatmıştır: (Muhammed (s.a.v.) iki yaşına girince onu sütten kestim. Sonra Onu annesi Âmine hatuna vermek üzere kocamla Mekke’ye gittik. Fakat Onun öyle bereketlerine kavuştuk ki, ondan ayrılmak, mübârek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu. Onun hallerini annesine anlattım. Âmine hatun, “Benim oğlumun büyük şanı vardır” dedi. Ben: “Vallahi, bundan daha mübârek bir kimse görmedim.” dedim. Sonra, Âmine hatuna, bir çok bahaneler söyleyerek biraz daha yanımızda kalmasını istedim. Nihayet biraz daha yanımızda kalması için izin aldım. Tekrar yanımıza alıp kabilemize döndük. Onun bereketiyle malımız mülkümüz ve şanımız arttı. Her işimizde nimetlere kavuştuk.) Bir gün süt kardeşi Abdullah ile evlerinin yakınında bulunan kuzuların arasına gitmişlerdi. Süt kardeşi koşarak eve gelip, “Beyaz elbiseli iki kişi, Kureyşli kardeşimi yere yatırıp karnını yardılar, ellerini karnına soktular!” dedi. Halime hatun ile kocası Hâris, hemen süratle koşup yanına geldiler. Baktılar ki, rengi değişmiş, semaya bakıyor ve tebessüm ediyor. Sana ne oldu yavrucuğum? diye sorduklarında şöyle anlattı: (Yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi kar dolu bir tas vardı. Beni tutup, göğsümü yardılar. Kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan pıhtısı çıkardılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler ve kapatıp kayboldular), dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) üç yaşında iken olan bu hadîseye (Şakk-ı sadır=göğsünün yarılması) denir. (Bu husus Kur’ân-ı kerîmde inşirah sûresinin birinci âyetinde bildirilmektedir). Muhammed aleyhisselâma peygamberliği bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâmdan bazıları: Yâ Resûlallah, bize kendinizden bahseder misiniz? deyince “Ben ceddim İbrâhîm’in duâsıyım. Kardeşim Îsâ’nın müjdesiyim! Annemin ise rü’yâsıyım. O bana hamile iken Şam saraylarını aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştü... Ben Sa’d bin Bekroğulları yanında emzirilip büyütüldüm. Bir gün süt kardeşim ile birlikte evimizin arkasında kuzuları otlatıyorduk. O sırada yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi karla dolu bir altın tas vardı. Beni tuttular, göğsümü yardılar, kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan parçası çıkarıp bir yana attılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler.” buyurdu. Halime hatun, dört yaşından sonra O’nu Mekke’ye götürüp annesine verdi. Dedesi Abdülmuttalib, Halime hatuna çok büyük hediyeler verip ihsanda bulundu. Halime hatun onu Mekke’ye bırakınca sanki canım ve gönlüm de onunla birlikte kaldı demiştir. Muhammed aleyhisselâm altı yaşına kadar da annesinin yanında büyüdü. Altı yaşında iken annesi Ümmî Eymen adındaki cariye ile birlikte akrabalarını ve babası Abdullah’ın mezarını ziyâret etmek için Medine’ye gittiler. Medine’de bir ay kaldılar. Bu sırada Muhammed aleyhisselâm Beni Neccar kuyusu denilen havuzda yüzmeyi öğrendi. Bu sırada Medine’deki bir yahudi bilgin ondaki nübüvvet alâmetlerini gürdü. Yanına yaklaşıp ismini sordu. “Ahmed”dir deyince, yahudi bilgin (Bu çocuk âhır zaman Peygamberi olacaktır!) diye bağırdı. Gene orada diğer yahudi âlimlerinden bazıları da ondaki peygamberlik alâmetini görmüşler ve peygamber olacağını anlamışlardır. Bunu birbirleriyle konuşup anlatmışlardır. Onların bu sözlerini duyan Ümmî Eymen durumu Hz. Âmine’ye haber verince, Hz. Âmine ona bir zarar gelmesinden çekinerek onu alıp, Mekke’ye dönmek üzere yola çıktı. Ebvâ denilen yere geldiklerinde Hz. -8-

yanına almadan uyumaz. rahib “Şimdi doğru söyledin” dedi.a.v. Muhammed aleyhisselâmı yanına alıp. sırtına. ahlâkı dürüst. Yani mü’min idiler. O budur. Kâ’be’nin gölgesinde kendisine mahsus olan minderinde onunla beraber oturur. Başında duran oğlu Muhammed aleyhisselâma bakarak şu beyitleri söyledi: Eskir yeni olan. bu çocuk hakkı için. Biraz sonra vefât etti. O’na iyi bakmasını önemle tenbih eder (Oğluma iyi bak! Ehl-i kitab. Fakîrleri doyurur. Geride bıraktım hayırlı evlât. O’nu kendi çocuklarından çok sever. bu ümmetin peygamberi olacak diyorlar) dedi. Muhammed aleyhisselâmın babası ve annesi İbrâhîm aleyhisselâmın dininde idi. Çocukları seven ve şefkat sahibi olan Abdülmuttalib.) dadısı Ümmî Eymen’e. Burası (Mekke) O’nun doğum yeridir.v. Peygamberimizin (s. ondan başkasının yanına girmesine müsaade etmezdi. Bir ara “Biz İsmâiloğullarından en son gelecek olan peygamberin sıfatlarının kitaplarda yazılı olduğunu okuduk. haksızlığa engel olur. Kendisine yemek yedirmek istediğimizde “İstemem tokum” derdi.) dedesi Abdülmuttalib oğlu Ebû Tâlib’e bıraktı ve O’na iyi bakmasını önemle vasiyet etti. saygı gösterilen ve sözü dinlenilen bir zat idi. (Allahım. sabırlı. yemeğin en iyisini ve en lezzetlisini O’na yedirir ve O gelmeden sofraya oturmazdı. O elini uzatmadan yemeğe başlamaz. hatta aç.) büyük bir sevgi ve şefkat gösterdi. Tükenir çok olan. Kötülüklerden sakınan. Orada defn edildi. bir kaç gün süren yolculuktan sonra Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib’in yanına bıraktı. ayaklarına baktı ve heyecanla: “İşte. Necranlı rahib. bir yere gitmez ve (Sen çok hayırlısın. Abdülmuttalib. Bunun üzerine Abdülmuttaliboğullarına: (Kardeşinizin oğlu hakkında söylenileni işitin de. Benim nâmım kalır daim dillerde. (Onun çocukluğunda ne açlıktan. Babası daha O doğmadan. Mekke’de vuku bulan ku-9- . O zaman Mekke’de Ebû Tâlib de babası Abdülmuttalib gibi Kureyş’in ileri gelenlerinden. Abdülmuttalib oğlumdur! deyince. İslâm âlimleri.a. Ebû Tâlib’in fazla malı yoktu ve ailesi de kalabalıktı. Peygamberimiz sekiz yaşından sonra amcası Ebû Tâlib’in yanında kalmaya başladı ve O’nun himayesinde büyüdü. Onu daimâ öper. Allah’a ve ahirete inanırdı. Sofrada onu yanına alır dizine oturtur. Abdülmuttalib (O.a. oğlumun oğludur. Duâsı kabul olundu ve bol yağmur yağdı. sevilen. söylediklerini ve böylece bu ümmetten de olduklarını bildirmişlerdir. Necranlı rahib: “Biz kitaplarda okuduğumuza göre O’nun babasının sağ olmaması lâzım!” dedi. O zamanki şairler bu hadîseyi şiirler yazarak dile getirmişlerdir. oraya gelen misafirleri ağırlardı. Bundan sonra da vefât etti. Muhammed aleyhisselâmı bağrına basıp gece gündüz yanından ayırmadı. şöyledir!” diyerek birer birer saymağa başladı. benim oğlum hakkında.v. cahiliyye devrinin çirkin âdetlerinden uzak duran bir zat idi. O’nun hakkında nice rüyalar görüp bir çok hadîselere şahit oldu. gördüğü bir rüya üzerine Muhammed aleyhisselâmın elinden tutup Ebû Kubeys dağına çıkıp.Âmine hastalandı. Sıfatları şöyle. O da Peygamberimize (s. okşar. çok mübâreksin!) derdi. Ümmî Eymen. koşup amcası Ebû Tâlib’in kucağına oturdu. bu amcalarından hangisinin yanında kalmak istersin) deyince. Muhammed aleyhissselâmı himayesine aldıktan sonra bolluğa ve berekete kavuştu. Peygamberimizi (s. Abdülmuttalib. tek farkım şudur: Seni ben doğurdum. Peygamberimiz yanlarına gelmişti. Abdülmuttalib vefâtı yaklaşınca oğullarını toplayıp Peygamberimize (s. Mekke’de zulme. Bu çocuk senin neslinden midir?” dedi. Kelime-i şehâdeti işittiklerini. Bu sırada. annesi hamile iken ölmüştü) deyince. onların İbrâhîm aleyhisselâmın dininde olduklarını ve Muhammed aleyhisselâm’a Peygamberliği bildirildikten sonra da onun ümmetinden olmaları için diriltilip. bizi bereketli bir yağmur ile sevindir!) diyerek duâ etti. Ramazan ayında Hira dağında inzivaya çekilmeyi âdet edinmişti. bir gün Kâ’be’nin yanında otururken. Muhammed aleyhisselâm sekiz yaşına kadar da dedesinin yanında büyüdü. Sabahleyin bir yudum zemzem içerdi. Mekke’de kuraklık ve kıtlık olmuştu.” Abdülmuttalib uyurken ve odasında yalnızken. O’nu dikkatle seyretmeye başladı. Âmine vefât ettiğinde yirmi yaşında idi. var mı genç kalan. sözlerinden ve hareketlerinden son derece hoşlanırdı. Senin sevgin yaşar hep gönüllerde. Sabahları uyandığında yüzünün pırıl pırıl parladığını. Gözümü kapadım. O’nun şanı yücedir!) derdi. önce onun başlamasını isterdi. içim pek rahat. şerefim budur. Dedesi Abdülmuttalib Mekke’de sevilen ve çeşitli işleri idare eden bir zat olup. Ona büyük bir sevgi ve şefkat gösterirdi. O’nu iyi koruyun!) dedi. Ümmî Eymen demiştir ki. Bir defasında. Hz. Ben de öleceğim. mâni olmak isteyenlere (Bırakın oğlumu.a. Hastalığı artıp sık sık kendinden geçiyordu. O’nun yanında kalmak istediğini söyledi. mert ve cömert idi.v. heybetli. Necranlı bir rahib yanına gelip onunla konuşmaya başlamıştı. ne de susuzluktan şikâyet ettiğini görmedim. Bazen de ona ayrı sofra kurdururdu. saçlarının taranmış olduğunu görürlerdi. susuz kalan hayvanlara bile yiyecek verirdi. ölür yaşayan.) (Yavrum. Sonra da yaklaşıp gözlerine.

Peygamberimize (s. Bahîra daha birçok sual sorup cevap aldı. sakinliği. Güzel ahlâkı. Bu bulut Muhammed aleyhisselâmı gölgelemekteydi. babası onun doğmasına yakın bir sırada öldü cevabını alan Bahîra. Bu manastırda “Bahîra” adında bir rahib kalmakta idi.raklık sebebiyle halk sıkıntıya düştüklerinde Ebû Tâlib O’nu Kâ’be’nin yanına götürüp duâ etti. Bahîra nübüvvet mührünü görünce kitaplarda okuduğu mühim alâmetlerden olduğunu anladı. Mekke halkı. benim fark ettiklerimi onlar da fark ederlerse O’na bir zarar vermeğe kalkışırlar. ticâretinin bereketli olması için O’nu da yanında götürdü. Muhammed aleyhisselâm . Ebû Tâlib misak nedir? dedi. incelemeye başladı. Rahib Bahîra ısrarla onun da çağrılmasını isteyince gidip çağırdılar. zina. Her sabah manastırın damına çıkıp kafilelerin geldiği yöne bakarak merakla bir şey beklerdi. Muhammed aleyhisselâm da cevap verdi. Sonra sırtını açıp nübüvvet mührünü de görünce Ebû Tâlib’e (Bu çocuk senin neslinden midir?) dedi.). Bu seferde de nice harikulade halleri görüldü. mübârek sırtını açtı. Hemen bir sofra hazırlatıp. Gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz buyurdu. Bu sırada Yemen’e ticâret için giden amcası Zübeyr. acele ile bir de davetçi göndererek Kureyş kervanında bulunanların hepsini yemeğe davet etti. Bunun hakkında çok ahd ve misak olmuştur. Bahîra gelenlere dikkatle bakıp (Ey Kureyş topluluğu. Gözlerinden yaş boşandı. O’nun bereketiyle bol yağmur yağdı. Çünkü Kureyşliler geldiği halde bulut duruyordu. bir kişi var dediler. evet. evet hiç kaybolmaz dedi. (Doğru söyledin). dokuz veya oniki yaşında bulunduğu sırada yanında götürdü. Kureyş kervanı uzaktan göründüğü sırada kervanın üstünde beyaz bir bulutun da onlarla birlikte akıp geldiğini görmüştü. Bunun getireceği din bütün yeryüzüne yayılacaktır. Ebû Tâlib. Ebû Tâlib. mübârek bedenine bir zarar verirler. O’nda gördükleri şaşılacak derecedeki doğru sözlülük ve güvenilirlikten dolayı da O’na “El-emin=Güvenilir” dediler ve gençliğinde bu isimle meşhûr oldu. faiz ve daha bir çok çirkin işler yaygınlaşmıştı. Muhammed aleyhisselâmı daha da çok sevdi. Rahib Bahîra’ya bu defa bir hâl olmuştu ve heyecanla irkilip yerinden fırlamıştı. O senin oğlun değildir.a. Ebû Tâlib bir defasında Şam’a ticâret için giderken. Muhammed aleyhisselâmı da. Ebû Tâlib oğlum deyince Bahîra (Kitaplarda bu çocuğun babasının sağ olmayacağı yazılı. Sonra Peygamberimize (s. içinizden yemeğe gelmeyen var mı?) diye sorunca. Bulut gelmeyince kervanda davete gelmeyen olduğunu anladı. Peygamberimiz (s. Çünkü kardeşinin oğlunda büyük bir hâl vardır. (Ben şehâdet ederim ki sen Allahın Resûlüsün) dedi. Sakın bu çocuğu Şam’a götürme. Kuraklıktan ve kıtlıktan kurtuldular.v. O’nu hasetçi yahudilerden koru! Vallahi yahudiler bu çocuğu görüp. Uyur musun. Kervan konaklayınca da Muhammed aleyhisselâmın altına oturduğu ağacın dallarının üzerine doğru eğildiğini de görerek iyice heyecanlanmıştı. Babası ne oldu deyince.) dönüp. İnsanlar arasında fevkalade farklılığı ile herkes O’na hayran olmuştur. Bu sefer Ebû Tâlib (O benim kardeşimin oğludur. Kureyş kervanında bulunanlar Muhammed aleyhisselâmı mallarının yanında beklemek üzere bırakıp rahib Bahîra’nın yanına gittiler.) sırtını açmasını rica etti. bu sefer Allah adına yemin edip sormaya başladı. Önceden yahudi âlimlerinden iken sonradan hıristiyan olan bu bilgili rahibin yanında elden ele geçerek saklanan bir kitap bulunmakta ve birçok şeyler ondan sorulmakta idi. GENÇLİĞİ Her bakımdan insanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm. Ebû Tâlib arzusunu yerine getir deyince. annesi ne oldu? dedi. Çünkü o.) dedi. Peygamberimizin gençliği sırasında. O da öldü deyince (doğru söyledin) diyen Bahîra. Bahîra dedi ki: (Allahü teâlâ bütün peygamberlerden ve en son da Îsâ aleyhisselâmdan ümmetlerine âhir zaman peygamberinin geleceğini bildirmeleri üzerine söz almıştır) dedi.10 - . daha gençliği sırasında Mekke halkı arasında diğerlerinden farklı olarak çok sevilmiştir. Gelir gelmez dikkatle ona bakmaya. içki. Kureyş kervanı daha önceki yıllarda buradan defalarca gelip geçmesine rağmen hiç ilgilenmemişti. Bahîra’dan işittikleri şeylerden sonra.. Bahîra. kumar. Araplar koyu bir câhiliyyet devri yaşamakta olup. Her haliyle fazîletler ve güzellikler sahibi müstesna bir insan olarak büyümekte olan Muhammed aleyhisselâm. Bahîra gördüğü alâmetlerin ve aldığı cevapların hepsi için âhır zamanda gelecek olan peygamberin sıfatları hakkında bildiklerine tam uyduğunu gördü.a. putlar adına yemin verdi ve soracaklarıma cevap ver dedi. dedi.. Ticâret kervanı uzun bir yolculuktan sonra Busra’da Hıristiyanlara mahsus bir manastırın yakınında konakladı.v. peygamberlerin sonuncusu olacak.a. Sonra da ısrarla şöyle dedi: (Kardeşinin oğlunu hemen memleketine geri götür.) dedi. onyedi yaşına girmişti. Mekke’ye döndüklerinde O’nun bu halleri anlatıldı ve Kureyş kabilesi arasında (Bunun şanı pek yüce olacak) diye söylenmeye başlandı. Ebû Tâlib. bu çocuğun gözlerindeki kırmızılık devamlı mıdır? dedi.v. Bahîra’nın bu sözleri üzerine Şam’a gitmekten vazgeçti.) Bahîra’ya putların ismiyle yemin verme. Nübüvvet mührünü öptü. dedi. aralarında puta tapmak. Yemekten sonra hallerine işlerine dair bir çok sualler sordu. yumuşaklığı ve diğer üstün halleriyle sevilmişti. Bu. Mallarını Busra’da ucuz fiyata satıp Mekke’ye döndü. Sonra Ebû Tâlib’e. insanlara görülmemiş bir şekilde iyi davranması. Ben onlardan nefret ederim. Ömrü boyunca O’nu daima korudu ve her işinde O’na yardımcı oldu.

Haşim ve Zühreoğulları ve diğer kabilelerin ileri gelenleri Abdullah bin Cedan’ın evinde toplandılar. O’nu son derece sevip şanının çok yüce olacağını anlamışlardı. Putlar için kesilen kurbanların etlerinden hiç yemedi. zulmü önleyip. Gördüğü birçok alâmetlerden O’nun son peygamber olacağını anlayıp söyleyen rahib Bahîra ölmüş. can ve namus emniyeti kalmamıştı.” Bu vakadan sonra da asla putların yanına yaklaşmadı ve diğer kötülüklerden de daima uzak durdu. Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığamasından sonra. Ben şöyle işittim ki. ticâret için ve Kâ’be’yi ziyâret maksadıyla gelen yabancılar haksızlığa ve zulme uğruyorlardı.) Amcası Ebû Tâlib’in de tavsiyesi üzerine Hz. kırmızı tüylü develere (servete) sahip olmaktan daha sevimlidir. Ancak son peygamber olacak kimse oturacaktır) demiştir. Bahîra. Muhammed aleyhisselâmı o günden sonra daha da çok sevmiştir. Peygamberimizin (s.a. Böylece geçimini sağlardı. Hatice işitmişti. Kervanda bulunanlar yolculuk sırasında Muhammed aleyhisselâmın üzerinde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin O’nunla birlikte sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler. develerin birden süratlenmesi gibi nice hallerini görünce. Eğer mallarımı satmak üzere götürürse ona başkalarına vereceğim ücretten daha fazlasını veririm dedi. Bu ticâret seferi üç ay sürdü. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. Âs bin Vâil adında bir Mekkeli tarafından zorla elinden alınıp gasp edilmişti.” buyurdu. Bu işe büyük bir memnuniyet gösteren Hz.v. Haklarını almak için müracaat edecek bir merci de bulamıyorlardı. Mekke’de bozulmuş olan asayişi yeniden kurdu. Ebû Bekir Bahîra’dan yiyecek birşeyler almaya gitmişti. her senenin belli bir gününde toplanırlardı.v. Fakat bu iş için güvenilir bir kimse arıyordu. Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında bulunduğu sıralarda Mekke’de geçim sıkıntısının iyice artması üzerine Mekkeliler Şam’a gitmek üzere büyük bir ticâret kervanı hazırlamıştı. Mekke’de üstün ahlâkı ve meziyetleri ile tanınan ve Tahire (çok temiz) lakabıyla anılan Hatice hatun da ticâret için mal göndermek istiyordu. Tesiri uzun müddet devam etti. Bir taraftan da çok bozulmuş olan cemiyetten bu münasebetle de uzak dururdu. Busra denilen yere vardıklarında. Sana ne oldu? dediklerinde: “Bana bir fenalık gelmesinden korkuyorum” dedi. Fakat putun yanına vardıklarında Muhammed aleyhisselâmın. Bütün Mekke halkı O’nun bu halini bilirler ve hayret ederlerdi. Bence o yeminleşme. Ebû Bekir. Onların önceden kurdukları cemiyete izafeten bu isim verilmiştir. Sonra da durumu Hz. uzun boylu ve beyazlar giyinmiş biri peyda oldu.) bu iş için görüştü. Çocukluğunda ve gençliğinde kendine ait koyunları Ciyâd dağında ve civarında güderdi. Onlar da. Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşlarında bulunduğu sıralarda Mekke’de asayiş tamamen bozulmuştu. Söyle bakalım sen ne gördün?) dediler. Bu hadîse üzerine Yemenli.a. Gitmekten şiddetle kaçınmasına rağmen halaları büyük bir ısrarla tutup götürdüler. Îsâ aleyhisselâmdan sonra o ağaç altında kimse oturmadı. Şimdi de böyle bir meclise çağrılsam icâbet ederim. Bu seferinde de Bahîra adlı rahibin bulunduğu manastırın yakınında konakladıklarında. zulme mani olmaya ve haksızlığa uğramış olanların haklarını almaya karar verdiler ve bu maksatla bir adalet cemiyeti kurdular. Sonra O’nu benzi sararmış bir halde bulup. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm şöyle cevap verdi: “Ben bu putun yanına yaklaştığım zaman. Artık zulmün had safhaya ulaştığını dile getiren bu tip hadîseler üzerine. Putlardan şiddetle nefret ettiği için asla yanlarına yaklaşmazdı. Hz.a. Bu toplantılarda. Bu cemiyet. Hatice kölesi Meysere’yi de O’nun yanına yardımcı olarak vermişti. Mekkeliler öteden beri ticâretle uğraşarak geçimlerini sağlarlardı. Daha önce Fazl adında iki kişi ve Fudayl adında biri tarafından da böyle bir cemiyet kurulmuştu. Bir defasında Eshâb-ı kirâma “Koyun gütmeyen hiç bir peygamber yoktur” buyurmuştu: (Yâ Resûlallah sen de güttün mü?) dediklerinde “Evet ben de güttüm” buyurdu.) ile Şam’a ticârete gitti. her kötülüklerinden dâimâ uzak dururdu. O zaman Kureyş müşrikleri. (Allah sana kötülük eriştirmez. Muhammed aleyhisselâmın oturduğu ağacı göstererek (O ağacın altında oturan kimdir?) diye sordu. Hatice’nin mallarını götürüp satmak üzere bu ticâret kafilesine katıldı. birdenbire ortadan kaybolduğunu gördüler.onların bu bozuk hallerinden son derece nefret eder. Muhammed aleyhisselâmın amcası Ebû Tâlib de ticâretle uğraşıyordu. son peygamberdir. Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib’dir cevâbını alan Bahîra (Vallahi O. Manastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden rahib Nastura yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin . Bu müjdeyi duyan Hz. Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâma anlatıp: “Abdullah bin Cedan’ın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Buvane adlı bir putun yanında kurbanlar kesip. Zulüm son derece yaygınlaşıp mal. O’nun yerine Nastura adında başka bir rahib geçmişti. Bu sırada ticâret maksadıyla Mekke’ye gelen Yemenli bir tüccarın malları. Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşında iken Ebû Bekir (r. oradaki manastırın yakınında bu seferde de konaklamışlardı. Ebû Kubeys dağına çıkıp feryad ederek hakkının alınması için kabilelerden yardım istemişti. yabancı hiç kimseye zulüm ve haksızlık yapılmamasına. sakın o puta el sürme! diye haykırdı. sende çok iyi hasletler ve meziyetler var.11 - . Mekke’nin yerli halkı.) halası Atîke hatun önce peygamberimizle (s. Yine böyle bir günde Peygamberimizin halaları O’nu da götürmek için çok zorladılar.” Bana: “Yâ Muhammed! Geri çekil. merasim yapmak âdetleriydi. Muhammed aleyhisselâmın genç yaşta katıldığı ve kuruluşunda da çok tesirli olduğu bu cemiyete Hılf-ul-Fudul cemiyeti denildi.a.v. Yerli.

Ticâret seferi sırasında vuku bulan harikulâde hallerin kölesi Meysere tarafından teker teker anlatılması üzerine. koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlattığını görmüştü. âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfını bulmuşlardır. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular. Hz. Muhammed aleyhisselâm. dördü kız olmak üzere altı çocuğu oldu. iffet ve edebi pek fazla bir hatun idi. Rukıyye. Fâtıma evlâdı. şüphesiz Muhammed. Hatice’nin evinde kuruldu. Kureyş kabilesinin Esedoğulları kolundan kırk yaşında ve dul idi. 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile Yemen’e. Hz. Kervanı karşıladığı sırada da Muhammed aleyhisselâmı gölgeleyen iki meleği görmüştü. Durumu anlayınca kasasını açıp. şahit olduğu hadîseler sebebiyle onu son derece takdir etmişti. Zamanının emsalsiz bir kadını olan Hz. Ebû Bekir’in dükkânına gitti. nesebi. Zeynep.) uzaktan görünce bu gelen benim samimi dostum ve çok sevdiğim arkadaşımdır. Bu maksadla Hz. Hatice hayatta iken başkası ile hiç evlenmemişti.a. Bunun onbeş senesi bi’setten önce on senesi bi’setten sonra idi. Fâtıma da Muhammed aleyhisselâmdan altı ay sonra vefât etti. Varaka bin Nevfel putlara tapmayan okumuş ve çok bilgili. Hz. bir de Muhammed aleyhisselâmın yüzüne bakıyor. EVLENMESİ Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında iken ilk olarak Hz. buyur istediğin kadar al dedi. Bu hadîseden kısa bir süre sonra.) demişti Hatice hatun bu defa kölesi Meysere’nin anlattığı şeyleri de Varaka bin Nevfel’e söyleyince.v. Hatice. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. Hatice. Fakat. O da (Âhir zaman peygamberi vücuda gelmiştir. Hatice’nin vefâtına kadar yirmibeş sene sürdü. bu Ümmetin peygamberi olacak. Ali ile evlenmişti. Hatice’den ikisi erkek. yakınlarının araya girmesiyle evlenmeleri kararlaştırıldı. Erkek evlâtları küçük yaşta vefât ettikleri gibi. Peygamber efendimizin (s. Fâtıma ve Abdullah (Tayyib)’dır. amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gitti. Fâtıma Peygamberimiz (s. Peygamberimizi (s.) kırk yaşında iken doğdu. üstün ahlâkını ve hakkında duyduğu.v. sebebini sordu. Peygamber efendimiz (s. Muhammed aleyhisselâm Busra pazarında Hatice hatunun mallarını satarken de O’nunla pazarlık yapan bir yahudi inanmadığı için (Lat ve Uzzâya (iki put ismi) yemin et ki inanayım) deyince Muhammed aleyhisselâmın “Ben o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümü başka tarafa çevirerek geçerim” cevabını alınca O’ndaki diğer alâmetleri de gören yahudi: (Söz senin sözündür. O peygamber Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundan olacak. Ebû Tâlib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. Hüseyin ile devam etti. Muhammed aleyhisselâm 12 yaşında iken amcası Ebû Tâlib ile ticâret için Busra’ya kadar. İslâmiyet geldikten sonra da “Hadîcet-ül-Kübra” ismiyle meşhûr olmuştu. Nastura bildiği. Şimdi benden ne taleb ederse bol bol vereyim diye karar verdi.. Muhammed aleyhisselâmın Hz. Muhammed aleyhisselâm hakkında işittiklerini ve gördüklerini Hatice hatuna bir bir anlattılar. evlilik hayatı boyunca Muhammed aleyhisselâma daima hizmet edip yardımcısı oldu. En küçük kızı Fâtıma babasının en sevgilisiydi. Mâriye’den de İbrâhîm adlı oğlu olmuştu. Yüksek ahlâkı ve üstün vasıfları sebebiyle Kureyş arasında Tâhire (çok temiz).a. 20 yaşında Hz. Hz. Ebû Bekir’e gidip borç istemeyi düşündü.v. ilmi. Hatice ile evlendi. Hasan ve Hz. cemâli. Hz. Nikâh meclisi Hz. şerefi.a. Kervanda bulunan ve Hatice hatunun akrabası olan Zübeyr ve kölesi Meysere.a. Muhammed aleyhisselâmın soyu Hz. Hz. Muhammed aleyhisselâmı göstererek: (Îsâ aleyhisselâm’a İncil’i indiren Allah hakkı için bu zat son peygamber olacaktır.v. Fâtıma’dan başka bütün kızları da O’ndan önce vefât ettiler. Bir elinde bulunan sahifede yazılı olanlara. .a. Hz. Ebû Bekir dükkânının önünde oturuyordu. Kureyş kervanı ticâretini tamamlayıp Mekke’ye dönmüştü.oturmasıyla birlikte yeşermesini görerek elinde bir kitap sahifesi ile koşup geldi. Böylece Hz. Ne olaydı ben O’nun peygamber gönderilerek emr olunduğu zamana ulaşsaydım) dedi. Peygamberliği sırasında evlendiği Hz. Senin zamanında ona vahiy gelir. dedi. Hatice hatun daha önceden de rüyasında gökten ayın indiğini.. Hatice’nin mallarını satmak üzere Şam’a olmak üzere dört defa seyahate çıktı. Ümmü Gülsüm. O zaman da samimi bir arkadaşı olan Hz.) diyerek hayranlığını açıklamıştır.12 - . Peygamberimiz (s. Hatice’nin sevgisi ve itimadı daha da arttı.v. malı. Bu rüyasını da Varaka bin Nevfel’e anlatmıştı. kızlarının en büyüğü idi.. Ebû Bekir ile Şam’a ve 25 yaşında iken Hz. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı. ilk zevcesi Hz. yaşlı bir hıristiyan idi. Kâsım. aklı.) yanına yaklaşınca üzüntülü görüp. Bunlar. duyduğu ve okuduğu alâmetlerin aynını görüp. Ben zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Vallahi bu zat peygamber olacak bir kimsedir ki. Hatice mallarını Şam tarafına götürüp Busra’da satan Muhammed aleyhisselâmın adaletini. Sen O’nun hanımı olursun. Diğer zevcelerinden çocuğu olmadı. Bu seyahatlerinden başka hiç bir yere seyahat yapmadı. baktıkça da hayrete düşüyordu. Hz.) bu sırada evlenecek kadar parası ve malı yoktu. Bu zaman onun tam zamanıdır) dedi. Zeynep. Sen O’na en önce îmân eden olursun. o da hayrete düşüp: (Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki.. Muhammed aleyhisselâmın bu evliliği Hz. Hatice hatun mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed aleyhisselâmın bereketiyle iyi kâr getirdiğini görerek çok memnun olmuştu.) lâzım olduğu kadar alıp nikâh için gerekli hazırlığı yaptı.

Hz. Hz.)’ın çok evlenmesinin mühim bir sebebi de. Aişe’den sorup öğrenmelerini emir eyledi. Hz. Osman’dan daha iyi kimse olmadığını biliyordu.anha) dinden çıkıp zengin olmağa cebr ve teşvik etti ise de. Mektuba çok hürmet edip. Hz. ziyafet verdi. Ömer şaşırdı. Hatice’nin kölesi Zeydi himayesine alıp. demişlerdi.v. ellibeş yaşında iken.) kızı. kabilenin reisi Hârisin kızı idi. Ebû Bekir’in ve Hz. kureyş orduları ile. (Evet. daha bereketli bir kadın görmedim. Kadınlara ait yüzlerce nazik bilgileri. Bu suretle. Meselâ. Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdvân) hepsi. Görülüyor ki. Hepsi.anha). Bunu satın alıp âzâd ederek. çok çetin muharebelerle uğraşıyordu ve Ebû Süfyân. onu kölelikten âzâd etti.). Muhammed aleyhisselâm Hz. aldığı olgun cevaplara hayran kalarak imâna geldi. Cennetde. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılamayacak bir dereceye geldikte. bilmediklerini sorar. İslâmiyeti yok etmek için son gayreti ile çarpışıyordu. öğrenirlerdi. Ona. kadın. Hicretin yedinci yılında nikâh yapılıp.a. Fakat. yâ Resûlallah!) dedi. Bu suretle. bu müjde yanında pek küçük kalır. üç sene sonra da Medine’de evlendi. Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz dedi. Bunu Haticet-ül-Kübra’nın vefâtından bir yıl sonra. annemizin akrabasını cariye olarak. kadınlar da gelir.anha) ile nikâhlanıp. hicretin beş veya altıncı senesinde. Bir gün. orada zengin ve rahat oldu.a. mübârek zevceleri yolu ile bildirdi. hep Hz.a. Hz. Hicâb âyeti gelip. (Yâ Ömer.anha). herkesin düşüncesini. istifade ederlerdi. Hatice ile evlendikten sonra da Mekke’de ticâretle meşgul oldu. derdi.v.v. (Yâ Ömer! Kızını. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi. bir bakışta anlardı. fakîrliğe ve ölüme râzı olacağını fakat Muhammed aleyhisselâmın dininden çıkmayacağını söyleyince. Âişe. şerî’ati (İslâm dinini) bildirmek içindi. Çünkü. Bunların hepsi dul olup. kâfirlerin iftiralarının ne kadar yanlış ve çürük olduğunu bildirdiği gibi. Gelip soranların çokluğundan. dinî. Mekke’deki kâfirlerin. Onun sayesinde. kendilerine nikâh edince. Ebû Bekir’den ve Hz. Resûlullah (s. çok evlenmek yükünü de omuzlarına aldı. dehasının. Ebû Bekir ve Hz. oturur. bu nikâh.v. oradaki müslümanlar da rahat etti.) teklif ettim.) ikinci defa olarak. Âişe’nin yükünü hafifletmek için lâzım olduğu kadar hanımı nikâh etti. Resûlullah (s. çoğu yaşlı idi. İkinci misâl olarak.v.a. hemen buyurdu ki. oradaki müslümanları sarayına davet ederek.) birinin evine gitse.) daha iyi birisine versem ister misin?). onları sevindirmek için.a. Osman birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular.a. Lüzum görürse sorardı.v. yabancı kadınları kabul etmedi.a. hepsine cevap yetiştirmeğe vakit bulamıyordu. Beni Mustalak kabilesinden alınan yüzlerce esir arasında. Resûlullah (s.) en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden.a.v. Ömer ve Hz. Resûlullah (s. papazlara aldanıp mürted olmuş. sefaletten ölmesini bekliyordu. Müslümanlara çeşitli şeyler sorup. Resûlullahın (s. Necâşîye mektûb yazıp. Resûlullahın (s. Resûlullah (s. ona hizmetçi oldu ve Hz. Âişe (r. biz.v. kızını bana ver!) buyurdu. sekiz sene onunla yaşadı. O zaman küçük yaşta bulunan Hz. dinini dünyâya değişmişti. yetimlere ve fakîrlere yardım ederlerdi. Hz. Necâşî daha önce müslüman olmuştu. Müslümanlara çok iyilik yaptı. Ümm-i Habîbe. hatta herkese doğru söylememiz farz olduğundan.anha) Cüveyriyye’den daha hayırlı. Osman’a kızımı alır mısın dedikde. mübârek zevcesi Hz. Bu nikâh.) aklının.a. Ümm-i Habîbe. Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti. ölünceye kadar. zekâsının.) kızı Hafsa (r. kadınların yabancı erkeklerle oturmaları. Cüveyriyye (r.v. Muhammed aleyhisselâm yine bu sıralarda Hz. Ali’yi de yanına alıp evladı gibi yetiştirmiştir. karısı Ümm-i Habîbeyi de (r. konuşmaları yasak edilince. Ebû Bekir’in (r. müslüman kadınlarına. Ömer’in (r. Bu mühim hizmeti kolaylaştırmak ve Hz. Sürünerek. Üçüncü bir misal. Âişe (r. Nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder!) şeklinde talepte bulundu. Hicab âyeti gelmeden.a. dünyânın bütün zevk ve nimetleri.). Hz.v.a. imânının mükâfatına kavuşarak. esirlerini âzâd etti. Bu nikâh. İmânı zayıf olan Ubeydullah bin Cahş. Habeş padişahı Necâşî Hıristiyan idi. hediyye ve ihsanlarda bulundu.a. Diğerlerini. bunu boşadı. siyasî sebeplerle veya merhamet ve ihsan ederek nikâh etti. bütün kadınların ondan sorması güç ve hatta imkânsız olurdu.anha) dul kalmıştı. az zamanda kendi öldü. .anha) bu hali her zaman söyleyerek öğünürdü. Hicretin üçüncü yılında. Zevceleri bir olsaydı. düşüneyim. Eshâb-ı kirâmın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişti. Ebû Bekir’e ve Hz. Mekke’deki Kureyşin o zamanki baş kumandanı Ebû Süfyân’ın kızı idi.v.a. Resûlullah (s.v. Cennetin en yüksek derecesi ile müjdelenmiş oldu ki. Hafsa (r. (Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum. Âişe’den sonra.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r.13 - . Cüveyriyye (r. ihsanının ve merhametinin derecesini de göstermektedir.a. dinler.) ailesinin. sebebi nedir?) diye sordu. (Yâ Resûlallah (s. fakîrlikten kurtulmak için. Ömer de.) o zamanlarda. almadılar) gibi cevap verdi. Allahü teâlânın dinini tam olarak bildirmek için.) halasının oğlu olan bu mel’ûn. her üçü ve başkaları yanında iken. Kazançlarıyla misafirleri ağırlarlar. Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu ve bunlar. Ümmî Habîbe’nin dininin kuvvetini ve başına gelen çok acı hali işitti. Onların. yüzlerce esirin âzâd olmasına sebep oldu. Ebû Süfyân’ın ilerde müslüman olmakla şereflenmesini hazırlayan sebeplerden birisi oldu.Resûlullah (s.a. Ömer. kadınlar da Resûlullaha gelip. kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için.) de. Saib bin Abdullah ile ortaklık şeklinde yürütürdü. bilmediklerini. yani kadınların örtünmeleri emir olunmadan önce.a. Hz. Resûlullah (s. Ticâreti. Resûlullah (s. (oradaki Ümm-i Habîbe ile evleneceğim.

Cebrâil aleyhisselâm “Yâ Muhammed. hem de kendisini gördü. senden evvel Musa’ya (a. ölen fena bulur.” diyordu.. Sen Allahın Resûlüsün. Pazartesi gecesi. “Oku!” dedi. her ağacın (Esselâmü Aleyke Yâ Resûlallah) dediğini işitiyordu. Varaka bin Nevfel Muhammed aleyhisselâmın anlattıklarını dinledikten sonra “Müjde yâ Muhammed! Allaha yemin ederim ki sen Îsâ’nın (a. O zaman melek Muhammed aleyhisselâmı tutup takatı kesilinceye kadar sıktı ve “Oku!” dedi. Hatice’nin amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gittiler. ibret alınız. yaşayan ölür. Rüyasında ne görürse aynen çıkardı. Bİ’SETİ (PEYGAMBERLİĞİ) Muhammed aleyhisselâm daha otuzyedi yaşında iken gaibden “Yâ Muhammed” diye nida olunduğunu duyardı.. yerde ibret alacak şeyler var. ona îmân edip de o dahi ona hidâyet eyleye. Vay ona isyan ve muhalefet eden bedbahta! Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen Ümmetlere!. Sonra bu durumu sormak üzere Hz.” cevabını verdi. Her kabile böyle bir şerefe sahip olmak istediğinden aralarında gittikçe artan büyük bir anlaşmazlık çıktı. insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku! ki senin Rabbin kalemle yazı yazmayı öğreten.s. bekleyiniz. İkinci defa sıktı ve “Oku!” dedi. Dört beş gün süren bu anlaşmazlık sebebiyle neredeyse kan dökülecekti. O zaman yağmur ve seller sebebiyle Kâ’be’nin duvarları iyice yıpranmış..) hem sesini duydu. Muhammed aleyhisselâm Peygamberlik vazifesinin mes’ûliyetini düşünerek büyük bir ürperti ve heyecanla Hira Dağı’ndaki mağaradan çıkıp aşağıya inmeye başladı.s.s. o zamanın meşhûr edîblerinden Kus bin Sa’de. Ve Allahın gelecek olan bir peygamberi vardır ki. Hatice “Biliyorum ki sen doğru sözlüsün. İlk vahiy bu suretle başladı ve bütün cihanı aydınlatan İslâm güneşi doğdu.. Ramazanın 17. Bundan sonra evine gelip “Beni örtünüz” buyurarak ürpermesi geçinceye kadar bir miktar yattı. Bu halini sadece Hz. Durum Muhammed aleyhisselâma anlatılınca bir örtü istedi.) haber verdiği son peygambersin! Sana görünen melek.v. gelmesi pek yakın oldu. Evinde bir müddet kalıp yanına biraz yiyecek alarak yine Hira Dağı’nda mağaraya gidip tefekkür ve ibadetle meşgul olurdu. üstün ahlâkını son derece takdir ettikleri ve El-Emin (güvenilir) dedikleri Muhammed aleyhisselâmın geldiğini gördüler. insana bilmediğini öğreten bol kerem ve ihsan sahibidir. Gölgesi başınızın üstüne geldi..) gelen .14 - . doğruluğunu. Taşı konulacağı yere kadar kaldırttı. Ukkaz panayırında deve üzerinde büyük bir kalabalığa karşı okuduğu hutbede onun geleceğini müjdelemişti. bir yangın sebebiyle de tahribata uğramıştı. Sonra Cebrâil aleyhisselâm karşısına geldi. Kulak veriniz iyi dinleyiniz? Gökte haber var. Dağın ortasına geldiği sırada bir ses duydu.) Rabbine âşık oldu) demişlerdi... Biraz istirahat ettikten sonra gördüklerini Hz. Bu halini gören Mekkeliler (Muhammed (s. Evine dönünceye kadar yanından geçtiği her taşın.” meâlindeki Alâk sûresinin ilk beş âyetini getirdi.. Bazen Mekke’ye gelir.” dedi. Güzel huylu ve iyi ahlaklısın.. dinleyiniz. Ne mutlu o kimseye ki. Muhammed aleyhisselâma peygamberliğin bildirilmesi yaklaştığı bu sırada. Hatice’ye anlatırdı. Bu hal altı ay devam etti. Mekke’de çıkmak üzere olan büyük bir harbin böylece önlendiğini gören kabileler. Otuzsekiz yaşında iken de bir takım nurlar görmeye başladı.. O.” Muhammed aleyhisselâm otuzdokuz yaşında iken sadık rüyalar görmeye başladı. “Ben okumuş değilim” cevabını verdi... Kus bin Sa’de bu meşhûr hutbesinin bir bölümünde şöyle demiştir: “Ey insanlar! Geliniz.a. Bundan sonra yalnızlığı sevip insanlardan uzaklaşarak Hira Dağında bir mağarada tefekküre dalardı. Orada bulunanlar bu teklifi kabul ettiler ve Benî Şeybe kapısına bakarak ilk girecek ve işin en nazik anında bu işi halledecek kimseyi beklemeye başladılar. Sonra da kendisi taşı kucaklayıp yerine koydu. Vahiy gelmesi yaklaşınca “Ya Muhammed” diye sesler işitirdi. Muhammed aleyhisselâm da onunla beraber okudu. çok kitap okumuş ve dinler hakkında bilgi sahibi olan Varaka bin Nevfel’e durumu anlattılar.. Sonra da yarım kalmış olan duvarları yaparak tamamladılar. Bu işin büyük bir şeref olduğunu bilen kabileler Hacer-ül-esved taşını yerine koyma hususunda anlaşamadılar. Hz. Emanete riâyet edersin. Muhammed aleyhisselâm kırk yaşında iken yine bir Ramazan ayında Hira Dağı’ndaki mağaraya çekilmiş ve tefekküre dalmıştı. Bu durum üzerine Kureyş kabilesi Kâ’beyi İbrâhîm (a. Cebrâil aleyhisselâm üçüncü defa tutup sıktı ve sonra bıraktı ve “Oku! Her şeyi yaratan Rabbinin ismiyle ki. Bu hutbeyi dinleyenler arasında Muhammed aleyhisselâm da bulunmuştu. Kâ’beyi tavaf ettikten sonra evine giderdi.Otuzbeş yaşında bulunduğu sırada Kâ’be hakemliği yaptı... Cebrâil’in (a.)’ın yaptığı temele kadar yıkıp yeniden yapmaya başlamıştı. “Ben okumuş değilim” dedi. Hatice’ye anlattı. onun bu hareketinden çok memnun oldular. Yine. şu kapıdan ilk girecek zatı aranızda hakem yapın) diyerek Kâ’beye açılan Benî Şeybe kapısına işaret etti. Nihayet kapıdan.s. Allahın indinde bir din.. İbraniceyi bilen. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler. gece yarısından sonra kendisini adıyla çağıran bir ses işitti. Senin bu ümmetin peygamberi olacağını umarım. (İşte El-Emin onun hükmüne razıyız) dediler. Bu sırada Abdulmuttalibin dayısı ve yaşlı bir zat olan Huzeyfe’nin (Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek üzere.. Hacer-ül-esved’i bir örtü üzerine koyup (Her kabileden bir kişi bir ucundan tutsun) dedi. ben de Cibrîlim. “Ben okumuş değilim. olacak olur. Başını kaldırıp etrafa baktığı sırada ikinci defa bir ses işitti ve her tarafı birdenbire bir nûr kapladığını gördü.

” (Necm-3-4) Muhammed aleyhisselâma ilk vahyin gelip. Ali’den sonra azatlı kölesi Zeyd bin Hârise. eski dostu ve yakın arkadaşı Hz. Kur’ân sâde bir vahiydir. müşriklere aldırma. hicretin altıncı senesinde Rum. Elbiseni de (daima) temiz tut.v. Önlerine bir kişiye yetecek kadar bir tabak yemek ve bir tas süt koydu. Muhammed aleyhisselâm Cebrâil aleyhisselâmdan öğrendiği gibi abdest almayı ve kıldıkları iki rekât namazı Hz. Ali de müslüman oldu. hak din olan İslâm’ı kabul etmelerini söylüyordu.. Onları bu şekilde namaz kılarken gören Hz..Cebrâil’dir. Abdurrahman bin Avf. Bu sırada Cebrâil aleyhisselâm Müddessir sûresinin “Ey.” meâlindeki ilk âyetlerini getirdi. Bi’setin dördüncü yılında Hicr sûresi 94. Muhammed aleyhisselâm. Bu sırada henüz beş vakit namaz emredilmemişti. Bu sırada Peygamberimiz (s. Bu ilk yıllarda müslümanların sayısı ancak otuza ulaşmıştı. Hatice oldu. Mübârek kalbi çarparak ve ürpererek evine dönüp “Beni örtünüz” dedi ve örtündü. İnsanlar birer ikişer müsIüman oluyordu. Hatice’den sonra müsIüman olan bu sekiz kişiye “Sâbıkûn-i İslâm”. Seni Mekke’den çıkardıkları zamana yetişseydim de sana yardım etseydim!” dedi. bu âyette: “Sana emr olunan şeyi açıkla. Cebrâil aleyhisselâm ilk vahyi getirdiği sıralarda Peygamberimize abdestin nasıl alınacağını öğretti. Bu hususu Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde şöyle bildiriyor: “Sen bu kitap gelmeden önce. Fakat vahiy getirmedi. onları hak dine çağır. Benden sonra peygamber yoktur. Peygamberimiz (s. Hz.a. ancak vahiy olunur. Mekke’de doğup büyüyüp. Ah! Ne olurdu! Genç olsaydım. Ali’yi göndererek. bir müddet kesilmesi ve sonra “Kalk insanları inzar (irşad) et. Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitaplarda bulunan bilgilerden.) insanları İslâm’a davet işine başladığında gayet ihtiyatlı davranıp önce yakınlarını ve samimi dostlarını davet etti. Azâb ile korkut” şeklinde emri ilâhinin gelmesi üzerine insanları îmân etmeye davete başladı. yani “İlk Müslümanlar” denir. onları Ebû Tâlib’in evine çağırdı. başkalarından öğrendin diyebilirlerdi. Muhammed aleyhisselâm “Ümmi” idi. Rabbini tenzih et. İlk vahyin gelmesiyle Peygamberliği başlayan Muhammed aleyhisselâmın tebliğinin 13 senesi Mekke’de. âyeti nazil olunup. İran ve Habeş hükümdarlarına ve diğer Arap padişahlarına mektûblar gönderdi. Kur’ân-ı kerîm âyetleri. 10 senesi de Medine’de geçti. Gelenler bu mu’cize karşısında şaşıp kalmışlardı. belli kimseler arasında yetişip. Okur yazar olsaydın. Başını kaldırıp baktığında Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Talha bin Ubeydullah ilk müslüman olanlardır. Hadîs-i şerîfde de: “Ben Ümmî Peygamber Muhammedim. bir kitap okumazdın. Yemekten sonra Muhammed aleyhisselâm. îmân etmeyenler de önce ondan alâkalarını kesmediler. İbadetlerini evlerinde yapıyorlar ve Kur’ân-ı kerîmin nazil olan âyetlerini gizlice okuyorlardı. Allahü teâlâya ibâdet edilmesini emreden âyetler gelince bunları işiten Kureyş kavmi. Yine Kur’ân-ı kerîmde şöyle buyurulmaktadır.” buyuruldu. MEKKE DEVRİ Muhammed aleyhisselâm vahyin bir müddet kesilmesinden sonra yine Hira Dağına çıkmıştı.) üzüldükçe Cebrâil aleyhisselâm gözüküp “Ey Muhammed! Sen Allah’ın Peygamberisin!” der.” buyurulmaktadır (Ankebut-48). (Îmân etmezlerse âzâba uğrayacaklarını kendilerine haber ver). Yani kitap okumamış.a.v. Sa’d bin Ebî Vakkas. Bu arada Mikâil (a. seyahat etmemiş iken. Muhammed aleyhisselâm akrabasını dine davet etmek üzere Hz. Bundan sonra artık Vahiy aralıksız devam etti. İlk îmân eden Hz. Hz. Âzâba sebep olan şeyleri terk etmekte sebat et. Ebû Bekir. Yazı yazmadın. Hz.” meâlindeki ilâhi emir gelince. (elbisesine) bürünen Peygamber! Kalk da (kavmini Allahın âzâbı ile) korkut. Osman.15 - . Hizmetine altmıştan ziyade yabancı elçi gelmiştir. baş ağrıtırcasına anlat. 22 sene 2 ay 22 gün süren bir müddet içerisinde vahyedilip tamamlandı. Muhammed aleyhisselâmın doğru sözlü ve yüksek ahlâk sahibi olduğunu bildikleri halde. Önce kendisi besmele ile başlayıp gelen akrabasına buyurun dedi. Bir müddet sonra da: “Yakın akrabanı Allahın azâbı ile korkutarak.) adındaki melek gelip bazı şeyler öğretti.s. kimseden bir ders görmemişti. Muhammed aleyhisselâm Mekkelileri açıktan açığa İslâm’a davet etmeye başladı.” âyet-i kerîmesi nazil olunca. Hatice’den ve Hz. yazı yazmamış. Muhammed aleyhisselâma ilk vahiy geldikten sonra üç sene vahiy gelmedi. Gelenler kırk kişi kadar olmasına rağmen o yemek ve süt Muhammed aleyhisselâmın mu’cizesi ile hepsini doyurdu ve hiç eksilmedi. . “O hevadan (kendi nefsinden) söylemiyor. Zübeyr bin Avvam. Sadece sabah ve ikindide iki vakit namaz kılınıyordu. Hatice’ye de öğretti. İslâmiyeti bildirmek için. Dağdan aşağı inerken bir ses duydu. Vahy olunan âyetleri açıkça okuyor ve herkese. Tevrat’ta ve İncil’de. hadîselerden haber verdi. Ona imam olup bu iki rekât namazı kıldırdı. Bundan sonra da onunla birlikte iki rekât namaz kıldı. İlk sıralarda îmân edenler az oldu. ondan yüz çevirdiler ve düşman kesildiler. Peygamberliğinin ilk üç yılında insanları gizlice İslâm’a davet etti. üzüntüsünü yatıştırırdı.

ben size şu dağın ardında bir düşman ordusu var. Kimseden ses çıkmadı. (Ey Abdulmuttaliboğulları. benim size getirdiğim. Onun bu sözleri üzerine Muhammed aleyhisselâmın halası. Ali yine hepsini çağırmıştı. Muhammed aleyhisselâm bu sözlerini üç defa tekrarladı. Önceki gibi yine önlerine yemek kondu.akrabalarını İslâm’a davet etmek için söze başlamak üzere idi. Muhammed aleyhisselâm yemekten sonra ayağa kalkıp: (Hamd. Hz. Ali ayağa kalkıp üçüncü defasında “Yâ Resûlallah. Bunun üzerine kabileler merakla koşup orada toplandılar. Ben sizi dile kolay gelen. Herkes büyük bir dikkatle dinliyordu. bu sözler karşısında çirkin konuşmalarına devam edince. İnsanlardan.) gibi daha birçok çirkin sözler söyledi. Yine bir gün Allahü teâlânın “Emredildiğin şeyi. onları çatlatırcasına bildir. (Ey Muhammed-ül-emîn! Bizi buraya niçin topladın. Onun eşi ve ortağı yoktur. O birdir... Diğerleri ise hayret içinde ve alaylı alaylı gülerek dağıldılar. Ebû Leheb’e kızarak (Ey korkak! Vallahi biz sağ oldukça. Fakat Ebû Leheb.) dediler.. Yardımı ancak ondan isterim. iyiliklerinizin karşılığında mükâfat. Her söyleyişinde Hz. Fakat eski dinimden ayrılmak hususunda nefsimi bana boyun eğer bulmadım. Eğer buna îmân ederseniz Cennete gideceksiniz. Ona inanır.. Ali’nin elinden tuttu. öleceksiniz.. Hayretle ve merak içinde beklemeye başladılar. her ne kadar bunların yaşça en küçüğü isem de sana ben yardımcı olurum!. Uykudan uyandığınız gibi de diriltileceksiniz ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. (Biz bugünkü gibi bir sihir görmedik. (Benimle sizin haliniz düşmanı görünce. Yüksek ve gür bir seda ile: “Ey Kureyş topluluğu buraya geliniz. başkaları onun elini tutup mani olmadan önce siz ona mani olun!. Zaten kurudu. Ebû Leheb. Muhammed aleyhisselâm bu umumi hitâbtan sonra. Allahü teâlâ bana: “En yakın akrabalarını âhıret azâbı ile korkut” emrini verdi. Ey Kureyş topluluğu. Ebû Leheb’e (Ey kardeşim! Kardeşimin oğlunu ve Onun dinini yardımsız bırakmak sana yakışır mı? Vallahi bugün yaşayan âlimler.) dedi. yalnız Allaha mahsustur. Muhammed aleyhisselâm “Ey Kureyş kabileleri” hitabıyla konuşmaya başladı. (Sen emr olunduğun şeye devam et! Seni korumaktan geri durmayacağım. toplanınız size mühim bir haberim var” diye seslendi.” emrine uyarak. Sonra Muhammed aleyhisselâm tekrar söze başlayıp “Ey Abdulmuttaliboğulları! Vallahi. silâhlanıp seninle birlikte ortaya çıkarız!) dedi. Araplar içinde. neyi haber vereceksin?) diye sordular. . yerden aldığı taşı Muhammed aleyhisselâma attı. Senin yalan söylediğini hiç işitmedik!. ona yardımcı ve koruyucuyuz!) dedi. Abdulmuttalibin soyundan bir peygamberin geleceğini bildiriyorlar. çünkü sende şimdiye kadar doğruluktan başka birşey görmedik. Ebû Leheb hariç orada bulunan diğer amcaları ve akrabasının hepsi yumuşak konuştular. Safa tepesi üzerine çıktı. Ebû Leheb’in gösterdiği inkâr ve düşmanlık üzerine daha sonra “Ebû Leheb’in elleri kurusun.” dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti. Sizi Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerike leh (Allah birdir. Arkadaşınız sizi bir sihirle büyüledi) diyerek sözlerine hakaretle devam etmesi üzerine davetliler dağıldılar.. Aralarında konuşarak dağıldılar. Ebû Tâlib. Onlara şöyle hitâb etti:. Sizi bir olan ve ondan başka ilâh olmayan Allaha îmân etmeye davet ediyorum. bütün Kureyş kabilelerinin ismini “Ey Hâşimoğulları! Ey Abd-i Menafoğulları! Ey Abdulmuttaliboğulları!. Siz (Lâ ilâhe illallah) demedikçe ben size ne dünyâda bir faide ne de ahirette bir nasîb sağlayabilirim?” dedi. (Evet inanırız.” diye başlayan “Tebbet” sûresi nâzil oldu. Ebû Tâlib bu sözleri dinledikten sonra. ailesine haber vermek üzere koşan ve düşmanın kendisinden önce ailesine ulaşıp zarar vermesinden korkarak Yâ Sabâhâh (Ey topluluklar) diye haykıran bir kimsenin haline benzer.” şeklinde sayarak: “Ben size önümüzdeki şiddetli azabın bildiricisiyim. Diğerlerinden o anda böyle bir muhalefet gelmedi.. uykuya daldığınız gibi. dünyâ ve ahiretiniz için hayırlı olan şeyden (yani bu dinden) daha üstününü ve daha hayırlısını kavmine getirmiş bir kimse yoktur. Bunlar da ya Cennette ebedi kalmak veya Cehennemde ebedi kalmaktır. Ona dayanırım. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm Hz. İşte O peygamber. Amcası Ebû Leheb düşmanlık ederek.. üzerinize hücum etmek üzeredir desem bana inanır mısınız?” dedi. Şüphesiz bilir ve bildiririm ki Allahdan başka ilâh yoktur. kötülüklerinizin karşılığında da ceza göreceksiniz. Ben Onun size ve bütün insanlığa gönderdiği Peygamberiyim. budur!) dedi. mîzânda ağır basan iki kelimeyi söylemeye davet ediyorum ki o da: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlühû” yani Allahdan başka ilah olmadığına ve Muhammedin Onun kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim demenizdir. Ondan başka ilâh yoktur) diyerek îmân etmeye davet ediyorum.” “Allahü teâlâ sizi buna davet etmemi emretti.. Muhammed aleyhisselâm insanların bu inkârcı tutumu karşısında onları daima imâna davet ediyordu. Ben de onun kulu ve Resûlüyüm. Mekkelilerden bir kısmı îmân ile şerefleniyordu. Vallahi siz. Muhammed aleyhisselâma da: (Ey kardeşimin oğlu! İnsanları Rabbine imâna davet etmek istediğin zamanı bilelim.” dedi. Dinleyen kabileler arasından Ebû Leheb (Bizi buraya bunun için mi topladın?) diyerek. “Size asla yalan söylemiyorum ve doğruyu bildiriyorum. âhiret azâbı ile ilk korkuttuğum kimseler sizlersiniz” dedi.16 - . O halde hanginiz benim bu davetimi kabul eder ve bu yolda yardımcım olur? “dedi. başlarını önlerine eğdiler. Bu hadîseden kısa bir müddet sonra akrabasını tekrar davet etti.

Velîdin inciğine. Kâ’be’ye de 360 put konulmuştu. fakat insandan bir peygamberin geleceğini kabul etmiyordu. Devamlı çekişme halinde bulunan bu kabileler. coğrafî ve ticârî bakımdan mühim bir yer tutan Arabistan’da da durum diğer yerlerden farksızdı. Sonra açıkça düşmanlık göstermeye başladılar. Hindistan. onları dalâletten hidâyete kavuşturmak üzere peygamber olarak gönderildiği sırada cahiliyye devri yaşayan Mekke’liler. Bir defasında Peygamberimiz (s. O da.. taşkınlık. Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü. Bu hareketlerinden dolayı da en ufak bir vicdan azâbı duymuyorlardı. Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip (Muhammed’in Allah’ı beni öldürdü) diye feryat ede ede öldü. iyilik ve adalet gibi güzel hasletler yok olmuş gibiydi. hırsızlık. Âs bin Vâil. Yine bu sırada dünyânın diğer yerlerinde olduğu gibi Arabistan’da da ahlâksızlık son haddine ulaşmıştı. Dünya üzerinde siyâsî. kayıtsız davrandı. kumlar üzerinde açtıkları çukurlara diri diri yatırıp (Babacığım! Babacığım!) diyerek boyunlarına sarılmalarına ve acı acı feryat etmelerine hiç kulak asmadan üzerlerini toprakla kapatarak ölüme terk ediyorlardı. Çin ve benzerlerinde yaşayan insanlar inançsızlık veya bâtıl inançlar içinde çırpınıyordu. bütün insanlık âlemi dinî. tam bir cahiliyyet. Yakında bunların her biri bir belâya mübtelâ olarak helâk olacaklardır. Bu beş müşrikten Âs bin Vâil bir gün merkebe binmişti. Aralarında zulmün ve yağmacılığın yaygınlaştığı kabilelerden meydana gelen Arabistan’da siyâsi bir nizam. Mısır. ictimaî ve siyâsî bakımlardan yaygın bir karanlık.. Bu korkunç telâkki o dereceye çıkmıştı ki. Bir kısmı da kız çocuklarının doğmasını bir felâket ve yüz karası sayıyorlardı. Velîd bin . elleriyle yonttukları taştan ve tahtadan putlara zavallı insanlık “İlâh” diye secde ediyordu. merhamet. Zulme. yalan ve ahlâksızlık namına ne varsa alabildiğine yaygınlaşmıştı. Bütün bunlardan başka Hz. Su içe içe çatlayıp öldü. Müşriklerden bu beş kişi önlerinden geçerken Cebrâil aleyhisselâm. Cahiliyye devri denilen bu zamanda Arabistan’da insanlar genellikle göçebe hayatı yaşıyorlardı ve kabilelere bölünmüşlerdi. Şaire ve şiire çok önem verirler. sonra hakaret şekline. küçük kız çocuklarını. Esved bin Muttalib’in gözüne. Hâris bin Kays da tuzlu balık yemişti. Esved bin Abdi Yagves de Mekke’den çıkıp Bad-ı semûm denilen yere gitmişti. ateşe. insanları açıkça İslâm’a davet etmesi emredildiği zaman.Muhammed aleyhisselâm bütün insanlara ve cinne peygamber olarak gönderilip. Âlem öylesine kararmış ve zulmet öyle kesifleşmişti ki. Cahiliyye devrindeki Kâ’be duvarına asılan en meşhûr şiirlere “Muallakat-ı Seb’a (yedi askı)” denilmiştir. Güçlü bir şair hem kendisi hem de kabilesi için itibar sağlardı. Esved bin Muttalib. Bir kısmı da Allaha inanıyor âhirete inanmıyordu.) Kâ’benin yanında oturmakta iken. güçlünün güçsüze karşı kullandığı en amansız ve tüyleri ürpertici bir vasıta olarak başvuruluyor. Müşriklerin her birinin evinde bir put bulunurdu. Korkunç bir cahiliyye devri yaşayan Araplar arasında dikkate değer bir husus vardı. İran. Şiir ve hitâbet yarışmaları açılırdı.) dedi. kadın elde basit bir mal gibi alınıp satılıyordu. azgınlık ve sapıklık içerisinde bulunmakta idi. içki. kimseler de vardı. Mezopotamya. Bunlar arasında. Yıldızlara. bunu büyük bir iftihar vesîlesi sayarlardı. Müşriklerden bilhassa beş kişi. kumar. Diğer büyük bir kısmı da Allaha şirk koşup putlara tapıyordu. daha sonra işkence safhasına girdi.v. Kur’ân-ı kerîm âyetleri nazil olmaya başlayınca ondaki eşsiz belâgatı gören nice kimseler de bu sebeple müslüman oldu. İskenderiye. Esved bin Yagvesin başına. edebiyatın. zina. Muhammed aleyhisselâm insanlara ebedî se’âdeti bildirmek. Cebrâil aleyhisselâm da başını tutup altına oturduğu ağaca çarparak helâk etti. Bunlar ne yaptıklarını bilmeyen azgınlar haline gelmişti. kuvvetliler zayıfları korkunç bir tahakkümle eziyordu. Evine gelip kapısını çalınca evindekiler onu tanıyamadılar ve içeri almadılar. Mekke’nin dışında bir yerde merkebinden inince ayağına diken battı. Bir kısmı ise Allaha ve âhıret gününe inanıyor. Bunlardan sonra da ticârî ve diğer bütün münasebetleri kesme ve şiddet gösterme devresi başladı. zulüm. belâgatın ve fesahatin çok yaygınlaşarak zirveye ulaşmış olmasıydı. Esved bin Abdi Yagves ve Velîd bin Mugîre vardı. Bir kısmı tamamen inançsız ve dünyâ hayatından başka birşey kabul etmiyordu. İnsanları sınıflara ayırmışlar. Bunlar Allahü teâlâya inanır ve putlardan uzak dururlardı. ruhî. Cebrâil aleyhisselâm da gelmişti. Öyle bir hararete tutuldu ki ne kadar su içtiyse kanmadı. baskın ve yağmacılığı adeta kendileri için bir geçim vasıtası kabul etmişlerdi. Dikenin battığı yer şişti. Birinci gelenlerin şiirleri veya hitâbeleri Kâ’be duvarına asılırdı. İbrâhîm’in bildirdiği din üzere olan ve “Hanifler” denilen. ne kadar ilâç yaptılarsa da çare bulamadılar. içtimai bir düzen de yoktu. O zaman Arabistan’da insanlar inanç bakımından bazı değişiklikler gösteriyordu. Âs bin Vâilin ayağının tabanına. sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı çok üzmekte ve alay etmekte idiler. Müşriklerin bu düşmanlıkları önce alay etme tarzında olup. Netice itibariyle o zamanın insanları arasında şefkat.17 - . Hâris’in karnına birer işaret koydu ve (Yâ Muhammed! Allahü teâlâ bunların şerrinden seni halâs eyledi. Esved bin Muttalib Mekke’nin dışında bir ağaç altında otururken birdenbire gözleri kör oldu. insanlar her şeyin yaratıcısı olan Allaha îmân ve ibadet etmek yerine kâinatta cereyan eden hadîselere ve Allahü teâlânın yarattığı eşyaya tapıyorlardı. Burada iken yüzü ve gövdesi simsiyah oldu.a. kendilerinin îmân etmeye davet edilmesi üzerine ilk önce çoğu lakayt (ilgisiz). O zaman dünyâ üzerinde göze çarpan belli başlı devletlerden Bizans. Muayyen zamanlarda panayırlar kurulur.

Nefislerine. geçeceği yollara diken dökmeye başladılar.. Ancak ertesi gece gene birbirinden habersiz gidip bir köşeye saklanarak yine dinlerlerdi. Muhammed sihirbaz diye bağırdılar. önce alay etmeye başladılar. inanmayın diyerek taşkınlık gösterirlerdi. Mekke’ye dışardan gelenlere İslâm’ı anlatırken. Muhammed aleyhisselâmın okuduğu âyet-i kerîmeleri dinlemekten men ederlerdi. Fakat bütün bunlara rağmen müşriklerin ileri gelenleri çeşitli hilelerle ve zulümle insanların îmân etmesine mani oluyorlardı. peşinde dolaşıp yalan söylüyor.) dedi. Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerine îmân etmeyen ve ona düşmanlık gösteren müşrikler. Üstelik başkalarına da mani oldular. vazifem biter veya bu yolda canımı fedâ ederim.v.. Hakiki kurtuluşun Allahü teâlâya îmân etmekte olduğunu. deli. nefse uymaktan.a. ne de uydurma şeylerdir. bildirmekten vazgeçmem.) dediler. Ebû Tâlib. sihirbaz da değil! Biz sihirbazları gördük.a. Biz Muhammed’de hiç bir yalan görmedik. bundan da bir netice alamadıklarını görerek bizzat Muhammed aleyhisselâmı çağırıp şöyle dediler. Bütün bunlarla da insanların îmân etmelerine engel olamadıklarını bilakis İslâm’ın günden güne yayıldığını gören müşrikler her yola başvurdular.) amcası Ebû Tâlib’e giderek (Ey Ebû Tâlib! Biz senden kardeşinin oğlunu susturmanı. Mekke halkını. Güneşi sağ elime. Bir kısmı da kendileri gibi aciz ve fâni insanların ayıplamalarından sakınarak îmân etmediler.” dedi. Bir merkez olarak seçilen bu eve (Dâr’ül İslâm) adı verilmişti.v. bir daha böyle yapmayalım derlerdi. Safa tepesinin doğusunda bulunan bu ev giriş çıkış için ve gelip gidenleri kontrol etmeye elverişli bir yerdi. kapısına kan sürmeye. zulümden haksızlıktan ve bütün çirkin işlerden uzaklaşmakla olacağını bildirince. Bir daha böyle yapmamak üzere yemin ederek ayrılırlar.Mugîre’nin ise baldırına bir okçu dükkânı önünde demir parçası battı.)’in boynuna sarılarak (işine devam et.. Peygamberimiz (s. Müşriklerin zulüm ve baskıyı arttırması üzerine Muhammed aleyhisselâm Eshâb-ı kirâmdan Erkam bin Ebul Erkamın evini emniyetli bir yer olarak seçti. işlerine son verileceğini görerek Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerini inkâr ettiler ve ona düşman kesildiler. îmân ederseniz Cennetle müjdele.a. Bana bir kitap da indirdi. Peygamberimiz (s. Sabah olup ortalık aydınlanmaya başlayınca.v. içinizde şeref ve şan kazanmak. seni asla herhangi bir şeyden dolayı kimseye teslim etmeyeceğim. şeylerin hiç birisi bende yoktur.. birbirinden habersiz olarak gece Kur’ân-ı kerîmi dinlemeye geldiklerini gören müşriklerin ileri gelenleri birbirlerini ayıplarlar.. şehvetlerine uyanlar. Sokaklarda. Biz. sihirbaz diyelim şeklinde karar almak istediler. Onun okudukları bunlardan hiçbirine benzemez. deli de değildir. Ancak nefislerine uyup. Kendileri ise geceleri gizlice Muhammed aleyhisselâmın bulunduğu evin yanına gelerek bir köşeye saklanıp dinlerlerdi. Baldırı yara olup. şair. Daha her ne istiyorsan yapalım. artık alay etmekten de öteye. İnsanları ebedî se’âdete kavuşturmak için ve rahmet olarak gönderilen Muhammed aleyhisselâm. Bu sözleri dinleyen Ebû Tâlib. nefislerinin isteklerine. Biz şiirin her çeşidini iyi biliriz. Bütün bu bozuk.v. zulümlerine. müslümanlara işkence yapmaya başladılar. beni. üstünlük taslayarak ve diğer müşriklerin kendilerini ayıplamalarından çekinerek ve daha bir çok boş düşüncelere kapılarak îmân etmediler. Onun okudukları sihirbazların okuyup üfürmelerine ve düğümleyip bağlamalarına hiç benzemiyor). Bunların hiç birinin Muhammed aleyhisselâmda bulunmadığını yine kendileri itiraf ediyorlar ve Ona bir şeyler söylemek için toplandıklarında müşriklerden Velîd bin Mugîre şöyle diyordu: (Hayır o kâhin değildir. Kâhinler doğru da. Bir çok Mekkeli bu evde müslüman oldular. sonra da hepsine ağır işkenceler yapmaya başladılar. verelim..a. onda böyle bir hal yoktur. O. Fakat Allah. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm “Ey amca! Şunu bil ki.) İslâmiyeti burada anlatıyor ve müslümanlar oraya toplanıyordu. müşriklerin söylediklerini Muhammed aleyhisselâma nakletti. istediğini yap! Vallahi. çok kan kaybetti ve (Muhammedin Allah’ı beni öldürdü) diye feryat ederek öldü. Deliliğin ne olduğunu biliriz. mecnun. Ebû Tâlib’in yeğenini her şeye rağmen koruyacağını ve asla yalnız bırakmayacağını anlayan müşrikler.18 - . Peygamberimiz (s. Muhammed aleyhisselâmın kapısının önüne pislik dökmeye. Onun okuduğu ne kâhin fısıltısıdır. (Eğer sen mal toplamak istiyorsan sana istediğin kadar verelim. müşrikler. Ya onu bildirdiği şeylerden vazgeçirirsin veya iki taraftan birisi yok oluncaya kadar onunla da seninle de çarpışırız. ona engel olmanı istiyoruz. şeytana ve kendileri gibi sapık insanlara aldanarak se’âdetten mahrum kaldılar. Ay’ı da sol elime verseler (her ne vaad ederlerse etsinler) ben asla bu dinden ve onu insanlara tebliğ etmekten. buna mani olmak için ilk defa başvurdukları şeylerin neticesiz kaldığını gördüler. O mecnun. Bir araya toplanıp Ona kâhin. size Peygamber olarak gönderdi. Yeter ki bu davandan vazgeç) dediler. zayıfları ezenler ve iyice azgınlaşmış olanlar karşı çıktılar. üzerinize hükümdar olmak için gelmedim. Sabah olunca da birbirlerini görüp şaşırırlardı. İlk müslüman olanlardan önce zayıf ve kimsesiz olanlara. haksızlık ve ahlâksızlıklarına kesinlikle son vereceğini gören. Menfaatleri sebebiyle putlara tapan ve İslâmiyetin. fakat bundan kendilerini alıkoyamazlardı. Ben. Mekke’de cahiliyye devri yaşamakta olan insanları açıkça İslâm’a çağırdı. Ya Allahü teâlâ bu dîni bütün cihana yayar. yalan da söyler. Hükümdar olmak istiyorsan seni kendimize hükümdar yapalım. İleri gelenleri toplanıp Peygamberimizin (s. kâhinleri gördük.) müşriklere şöyle cevap verdi: “Sizin söylediğiniz. size mallarınızı istemek. Dar bir sokak içinde. İslâm nurunun günden güne yayılması üzerine iyice azgınlaşan müşrikler. Bundan vazgeçsin ne isterse vereceğiz. O şair de değildir.

Müslümanlar ise Şı’b-i Ebî Talib (Ebû Tâlib mahallesi) denilen yerde toplanmışlardı. Bi’setin altıncı yılında Hz. Akrabamızla münasebeti keser. içecek hiç bir şey sokmuyorlardı. Ben de Rabbimin bana vahy ettiklerini size tebliğ ettim. 80’i erkek. Size tebliğ ettim.) ilk müslümanların ağır işkencelere ve zulüm altında zor duruma düşmeleri üzerine “Siz Habeş ülkesine gidiniz..yici. “Vallahi bu aynı kandilden fışkıran bir nurdur ki. Habeşistan’a hicret eden ilk kafilenin hükümdar Necâşî tarafından iyi karşılanması üzerine. Müşrikler bu hicrete hiç tahammül edemedi. Her türlü kötülüğü işlerdik. Oradan bir şey satın almak üzere çıkmak isteyene ve oraya yiyecek . başını yaraladıkları oluyordu. O secdeye kapandığı zaman başının üzerine bırakacağım. Hamza’nın. Biz de yurdumuzu bırakarak. Bizi Allahü teâlâya ibadet etmekten vazgeçirmeye kalkıştılar. komşularımıza kötülük yapardık.v. Necâşî Müslümanlara çok yardım etti. dedi. Onlara sebebini sordu. Ona imân ettik.. Müşrikler bu hicrete de mani olmak için harekete geçtiler.” Diğer müşrikler de “Sen istediğini yap. Cafer bin Ebû Tâlib şöyle cevap verdi. Muhammed aleyhisselâma kastetmeye karar verdiler.a. Bi’setin beşinci yılında Eshâb-ı kirâmdan 10’u erkek. dedi.)’ın hanımı Sümeyye hatundur. Fakat hicret edenler süratle uzaklaştıkları için engelleyemediler.. Bu arada İslâmiyetin yayılmasına mani olmak için her yola başvuran müşrikler.” İnkârlarında ısrar eden müşrikler bu teşebbüslerinden de netice alamayınca işi zulüm ve işkence safhasına döktüler. Peygamberimiz müşriklerin baskı ve işkencelerine maruz kalan müslümanlardan ikinci bir kafileyi de Bi’setin yedinci yılında Habeşistan’a gönderdi.. emanetleri yerine getirmeyi. 5’i kadın olmak üzere 15 kişilik bir kafile Mekke’den ayrılarak Habeşistan’a hicret ettiler. Ertesi günü beklediler ve Muhammed aleyhisselâm Kâ’beye gelerek namaza durup secdeye kapandığı sırada Ebû Cehil kocaman bir taşı alıp yanına yaklaştı. Onu reddederseniz Yüce Allah aramızda hükmü verinceye kadar tebliğ etmek. HABEŞİSTAN’A HİCRET Peygamberimiz (s. Hz. Mûsâ da. Size getirip tebliğ ettiğim şeyi alır kabul ederseniz o.. nâzil olan âyetler okundukça aldıkları cevaplar ve gördükleri mu’cizeler karşısında şaşırıyorlardı. Kuvvetli olanlarımız. isyanınızdan dolayı da azâbla korkutucu olmamı Allah bana emretti. Sonra müşriklerin elçilerine dönüp. dünyâda ve ahirette nasîbiniz ve se’âdetiniz olur. Hicret eden müslümanların peşinden adamlarını gönderdiler.a. Tebliğ ettiği şeylere tâbi olduk. Habeşistan’a hicret eden müslümanlar orada yedi yıl kaldılar. ben onları size asla teslim etmem.a. Sonra kendisi de müslüman oldu.. Bu anlaşmalarını bir kâğıda da yazarak Kâ’be içine astılar.v. Daha sonra Peygamber efendimiz (s. Yardımını ummaktayız. Ömer’in müslüman olması üzerine müslümanların durumu kuvvetleniyor ve İslâmiyet günden güne yayılıyordu.19 - . zayıf olanlarımızı ezerdi. kan dökmekten ve günahlardan sakınmayı emretti.) Medine’ye hicret edince onlar da Medine’ye geldiler.. Hz. akrabalık haklarını gözetmeyi. Îsâ da bunu bildirmiştir. Müşrikler bu mahalleye yiyecek.) ve Ebû Cehil tarafından karnına mızrak saplanarak şehîd edilen...a. Daha yaklaşır yaklaşmaz. O peygamber Allahü teâlâya imân etmeye ve ona ibadete çağırıyor.a. İşte bu yüzden kavmimiz bize düşman kesildi. başta ticârî ve diğer münasebetleri tamamen kesmek üzere karar aldılar. Bunun üzerine Necâşî müslümanları çağırdı. 10’u kadından meydana gelen bu kafile de Habeşistan’a hicret etti. seni destekleyeceğiz” demişlerdi. Putlara tapardık. Ebû Cehil birkaç kere böyle yapmak istemişse de aynı durumla karşılaşmıştır. bir kısmı ise düşmanlıkta ısrar ediyorlardı. Şimdiye kadar taptığımız putları.” dedi. Müslümanlara hiçbir şey satmamaya ve onlardan hiçbir şey satın almamaya yemin ettiler. Bu ve buna benzer mu’cizeleri görenlerden bir kısmı îmân ediyor. Başları Ebû Cehil şöyle demişti: “Yarın kaldırabileceğim kadar kocaman bir taşı alıp. Necâşî sebebini sorunca yalan söylediler.” Habeş hükümdarı Necâşî bunları dinledikten sonra kendini tutamayıp. bu defasında müslümanları muhasara altına almaya. Allah sizi orada ferahlığa kavuşturur ve sizi yine toplar.” buyurdu.v. Peygamberimize (s. Bunun için bize her çeşit işkenceyi yaparak zulmettiler. “Ey hükümdar! Biz cahil bir millettik. sonra da Hz. aramızdan en üstün ve en emin ve en şerefli olan Muhammed aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi.) çeşitli şeyler soruyorlar. Doğru sözlü olmayı. senin himayene geldik. komşularla iyi geçinmeyi. büyük bir korkuyla perişan bir halde geri kaçtı. Bu hali gören ve merakla seyreden müşrikler ne oldu sana dediklerinde Ebû Cehil: Bir benzerini görmediğim zapt edilmez bir arslan beni parçalamak üzere üstüme yürüdü. sabretmek ve buna katlanmak benim vazifemdir. Elleri taşı tutamaz oldu ve taş elinden yere düştü. Bundan başka müşriklerin Muhammed aleyhisselâma saldırdıkları ve bazan da mübârek yüzünü. Biz de Onu tasdîk ettik. Müşriklerin gönderdikleri kişiler Habeş hükümdarı Necaşî’nin yanına varıp Müslümanları kendilerine teslim etmesini istediler. Size öğüt de verdim. Yapılan işkencelere dayanamayarak şehîd olan ilk müslüman Yasîr (r. taşları terk etmemizi söylüyor. hadi çekip gidiniz. Allahü teâlâ bize. Yasîr (r. Günden güne müslümanların sayısı arttıkça bunu engellemek için çeşitli yollar deneyen müşrikler. Diğer taraftan müslüman olanlara yaptıkları işkenceler görülmemiş bir vahşet halini almıştı.

Zeyd bin Hârise’yi alarak Taif’e gitti. Kur’ân âyetlerini dinlediler ve o kadar ağlaştılar ki. Addâs: Nineveliyim. Küçük çocuklar açlıktan feryat ediyordu. Üzümü getiren köle Addas Hıristiyan idi. MÎ’RÂC Mekke ehâlisi îmân etmiyor. Kimseden böyle söz duymadım. Alay ettiler. Kâ’be yanında Peygamberimizle görüşen bu Hıristiyan kafilesi. Üç sene süren bu hadîse üzerine ümitlenen müşrikler. Addâs: Sen Yunus’u nereden tanıyorsun? Onu. buralarda kimse bilmez. benim gibi Peygamber idi” buyurdu. Habeşistan’dan yirmi kişi kadar Hıristiyan Ruhban Mekke’ye gelmişti. Bunlar daha önce Habeşistan’a hicret eden müslümanlardan İslâmiyet ile ilgili duydukları şeyleri bizzat mahallinde görmek ve araştırmak üzere Mekke’ye gelmişlerdi. Bu zulüm ve kötü davranışınızdan vazgeçiniz. Peygamberimiz (s. Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. yuhaladılar.içecek satmak için gitmek isteyen hiçbir satıcıya fırsat vermiyorlardı. üzüntülü. Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğinin onuncu yılında büyük oğlu Kâsım ve bir müddet sonra da diğer oğlu Abdullah küçük yaşta iken vefât ettiler. Müşriklerin müslümanlara uyguladıkları üç senelik ablukanın sona ermesinden sonra.v.v. Zeyd’in başı kan içinde kaldı. Bu sebeple müslümanlar fazla bir şey satın alamıyorlardı.. müşriklerin anlaşmalarını yazarak Kâ’be içine astıkları sahifeye bir güve kurdu musallat etti. Müslümanlar içinde zengin olanlar sıkıntıya düşenlerin ihtiyacını karşılamak için bütün mallarını harcamışlardı. Peygamberimiz (s. O sahifede “Bismike Allahümme” ibaresi hariç diğer kısmını tamamen yiyip bitirdi. Resûlullah çok üzüldü.. O da. Çocuklar taşa tuttular. Çok sıcak bir saatte yorgun bir halde yol kenarında oturdular. Bu hadîse karşısında şaşıran müşrikler bazı ileri gelen kimselerin de böyle bir uygulamadan vaz geçtiklerini bildirmeleri üzerine Bi’setin onuncu yılında bundan tamamen vazgeçmek zorunda kaldılar.20 - . o vefât edince. Resûlullah: “Sen neredensin?” buyurdu. Bu vefât hadîselerine çok sevinen müşrikler.a.v. Hiç kimse îmân etmedi. Hatice vefât etti.a. İşkenceyi arttırıp işi azdırmışlardı. köleleri Addas ile iki salkım üzüm gönderdiler. . Sorduktan her soruya verilen cevaplar karşısında son derece memnun kalıp.) ve müslümanlara karşı öncekinden daha şiddetli davranmaya başladılar. Yine Bi’setin onuncu yılında Peygamberimizin (s. Öyle ki bazıları yiyecek bulamadıkları için ağaç yapraklarını yiyerek açlıklarını gideriyordu. Peygamberimizi (s. yorgun geri dönerken mübârek bacakları yaralandı.v. Resûlullah: “O benim kardeşimdir. Bu nasıl sözdür?) dedi. elliiki yaşında idi. Allahü teâlâ. gerçekten bir güve kurdunun yiyip bitirdiğini gördüler. Peygamberimizin kendilerini İslâma davet etmesi üzerine büyük bir şevkle sevinç gözyaşları dökerek müslüman oldular. Kâ’be’ye gidip bakınız. Kâ’be’ye gidip astıkları sahifeyi. Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerini ve müslümanların dinlerindeki sebatını gören nice gönüller İslâm nuru ile aydınlanıyordu.) görüp. Fakat düşmanlıklarını gün geçtikçe şiddetlendirip İslâmiyetin yayılmasına mani olmak için her türlü yola başvurdular.v. Resûlullah: “Yunus aleyhisselâmın memleketinden imişsin” buyurdu. Ard arda vuku bulan bu ölüm hadîselerinden dolayı bu seneye Senet-ul-hüzün (Hüzün yılı) denildi. Ebû Tâlib hayatta iken.a. Muhammed aleyhisselâm bu durumu amcası Ebû Tatib’e bildirince. Ebû Tâlib müşriklere gidip (Kardeşimin oğlunun bana haber verdiğine göre Allah sizin Kâ’be’de astığınız sahifeye bir kurt musallat etmiş ve (Allah) lâfzı hariç o sahifede zulüm. sakalları gözyaşları ile ıslandı. (Yıllarca buralardayım.a. müşriklerin hakaretleri ve işkenceleri karşısında asla yılmıyorlardı. dedi. tüccarlardan fiyatlarını çok yüksek tutmalarını istiyorlardı. yaralarının kanlarını sildiler. Rebîaoğullarından Utbe ve Şeybe adında zengin iki kardeşti. İslâmın hızla yayıldığını görerek iyice çıldırmışlardı. işkence yaptılar.) ve Zeydi (r.) üzümü yerken besmele çekti. Tâif halkına bir ay nasîhat etti. Yakınlarında bulunan bağın sahibi.) amcası Ebû Tâlib ve ondan birkaç gün sonra da hanımı Hz. sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm cahiliyye devrinin zulmetinde bunalan insanları kurtarmaya çalışıyor ve hakiki se’âdete kavuşturuyordu. ancak Mekke’ye gelen tüccarlardan bir şey satın almak istediklerinde müşrikler. Bu husus Peygamberimize (s. Besmeleyi işitince şaşırdı. Bir bağ yanında istirahat edip. Hicretden bir yıl önce. Bu se’âdet ile şereflenen insanlar da kavuştukları büyük nimete şükrediyorlar.a. Ancak bu da kâfi gelmemişti. Ümitsiz. Tâif’den uzaklaştılar. onun himayesinden çekinen müşrikler. dedi. akrabalarla münasebeti kesme ve iftira olarak yazılı diğer kısmı yiyip bitirmiştir.) vahiyle bildirildi. Halbuki İslâmiyet süratle yayılıyor. Sadece hac mevsiminde dışarı çıkabiliyorlar. Bu mahallede muhasara altına alınan müslümanlar ise dışardan fazla bir şey satın alamadıkları için şiddetli kıtlıkla karşı karşıya kalmışlardı. Muhammed aleyhisselâma ve müslümanlara yaptıkları tecavüzleri kat kat arttırdılar. Bu hallerini görerek kendilerine çeşitli hakarette bulunan Ebû Cehile ve diğer müşriklere asla aldırış etmediler (Bize yaptığımız cahilliği biz size yapamayız ve bize nasip olan hak dinden asla dönmeyiz) dediler.a.) dedi.

Bu hadîseden sonra Mekke’ye yürüdüler. Sen Allah’ın Resûlüsün. Muhammed aleyhisselâm onlara “Kavminize varınca benim îmâna davetimi onlara da söyleyin. dedi.) okuduğu Kur’ân âyetlerini duydular ve durup dinlediler.)’i hemen tanıdı ve (Ey Cebrâil kardeşim.) kayayı parmağı ile deldi. dedi. Peygamberimiz (s.) “Yiyecek.v. Zemzem suyu ile yıkadı. Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde orada . leğen. O zaman bana gel. Cehennemimi göster. Cebrâil aleyhisselâma: Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübârek ayağının altını öptü. Mübârek bedenini. Abdest alıp. o zaman imân etmemişti. üzüntülü idi. Bu sırada namaza durmuştu. aç. O’nun nazik kalbinin yaralarını ben gidereceğim. Rabbime ibadet etmek. sözleri. Kalbini çıkardı. Allahü teâlâ.a. misafir geldim. Kavmin hakkında ne dilersen ona emredebilirsin) dedi. Hatta öldürmek isteyenler var.a.). Ümm-i Hânî. adımı her yerde İşitirsin. Seni kendine davet ediyor. Karanlıkta Mekke’ye girdiler. Bunun Mekke’de düşmanları çok. Ümm-i Hânî. kavuşturayım) dedi. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım nimetleri görsün.a. Resûlullah’ı uyandırdı. bir anda Resûlullah’ın yanına geldi. Şerefimi korumak için. Gidilecek bir yer yoktu. onu düşmandan korumak.Addâs: Bu güzel yüzün. mübârek vücudunuzu korumak için fedâ olmak istiyorum. Göğsünü yardı. onları îmâna davet edin” buyurdu. Onlardan nefret ediyorum. Allahü teâlânın bu müşriklerin sulbünden îmân edecek. Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. yıllarca bu zalimlere. Benden başka. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Cin sûresinde bildirilmektedir. size hizmetle şereflenmek. Allahü teâlânın dağları emrine verdiği melektir. Orada. Bir müddet İstirahat edip.) ile görüşüp müslüman oldular.s. Allahü teâlâ kavminin sana ne söylediklerini işitti. Cebrâil (a. Sizinle birlikte gitmek. Muhammed aleyhisselâm Mekke’ye doğru gitmekte iken. o gün çok incinmişti. soğuk dudakları. yalvarmak için bir yer bana yetişir” buyurdu. Cebrâil (a. bu yalancılara kölelik ediyorum. Bir evdeki misafire zarar gelmesi. Nusaybin cinlerinden bir grup oradan geçerken Peygamberimizin (s. O cinnîler kavimlerine gidip bunu bildirince. Yine yerine koydu. Ben inandım ki. Her taraf düşman idi. O’nu ben teselli edeceğim. Sonra Cennetten gelen Burak adındaki beyaz hayvana binip.v.) Tâif’den Mekke’ye döndüğü sırada Mekke’ye varmadan Nahle adındaki bir yerde bir müddet istirahat etti. yâ Resûlallah. Herkesi aldatıyorlar. yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azapları görsün. kulların îmâna gelmesi. teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz. başının üzerinde kendisini gölgeleyen bir bulutu ve biraz sonra da Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Hiçbiri gözümde yok.a.v. buyurdu. Babasının kılıcını alıp. Uyandırmağa kıyamadı. Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?) buyurdu ve Rabbinin darılacağından çok korktu. Git! Habîbimi getir! Cennetimi. evin etrafında dolaşmağa başladı. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi. Ümm-i Hânî: Senin gibi doğru sözlü. bir hasır. Mekke’ye yürüdüler. asil. ibrik verdi. Herkesin hakkını yiyorlar. sabaha kadar onu gözeteyim dedi. Böyle vakitsiz niçin geldin.): Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi. se’âdete kavuşmaları için duâya başladı. Birkaç ay Mekke’de çok sıkıntılı geçti. yine bana yalvarıyor. Resûlullah’ı (s. Bu halde. emret. O’na inanmıyanlara. Şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar.s.s.) Sonra bir melek göstererek. Sonra Peygamberimiz (s. içecek istemem.) “Amcan oğlu Muhammedim. Şimdi yedirecek birşeyim yok. dedi. İnsan şeklinde idi. Resûlullah (s. bir kimse geldi. Çok yorgun. ahmakların size yapacağı saygısızlıklara hedef olmak.v. Kabul edersen. gidelim. (Şu melek. Hiç iyi tarafları yok. Resûlullah. Doğruca amcası Ebû Tâlib’in kızı Ümm-i Hânî’nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi.v. iyilikler menbaı. şerefli misafire can fedâ olsun.21 - . Gelen misafire ikrâm etmek. üstünlükler kaynağı olan şerefli peygamber! Rabbin sana selâm ediyor. Resûlullah. Dünyalık toplamak. Mescid-i Aksa’ya geldiler. Muhammed aleyhisselâm “Hayır! Ben insanlara rahmet olarak gönderildim. Lütfen kalk. Mışıl mışıl uyuyor gördü. Kimdir o dedi.a.s. Rabbine yalvarmağa. Allaha şirk koşmayacak bir nesil çıkarması için duâ ederim” buyurdu. Kalbi. Resûlullah (s. nazik kalbini çok incittim. Yalnız. tebessüm buyurdu: “Şimdi efendilerinin yanında kal!” Az zaman sonra. af dilemeğe. O anda. dedi. Yokta bir hata mı ettim. kanı olmadığı için. birşeyler hazırlardım. Ümm-i Hânî düşündü. Kâ’be yanına geldiler. dedi.) içeri alıp.” buyurdu. ev sahibi için büyük yüzkarası olurdu. Cebrâil (a. emin. cahillerin.” buyurdu. Burak’ı oraya bağladı. şüphesiz ki. Cebrâil aleyhisselâm (Yâ Muhammed. Ey peygamberlerin efendisi. hiçbirşey düşünmüyor. Cebrâil (a. işiten cinnîlerin hepsi îmân ettiler. bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz.v. Müslüman oldu. bir anda Kudüs’de. Dağlara müvekkil melek: Mekkenin iki tarafında bulunan Ebû Kubeys ve Kuaykın dağını göstererek (Yâ Muhammed! Eğer şu iki yalçın dağın Mekkeliler üzerine kapanıp birbirine kavuşmasını istersen.a. Buyur.

Nuh (a. Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi. Sen varken. mescidten çıkıp bilinmeyen bir Miraç ile.) edebinden.s. Onlara Kur’ân-ı kerîm okudu ve İslâma davet etti.a.) peygamberlere. Mekke hac mevsiminde uzaktan. imtihan etmeğe yeltendiler. leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. Resûlullah (s. Kâfirler bu söze sevindi. alay ederek ve Ebû Bekir’in de kendileri gibi düşüneceğini zannettiler.v. bir anda.a.v.) Bi’setin onuncu yılında hac mevsiminde Akabede Medine’den gelen altı kişiyle karşılaştı. gibi şeyler sordular. Peygamberimiz (s. Sorduklarını görmemiştim. Sabah olunca. dedi. Önlerine bakıp gidiyor ve (Vay canına.a.a. Mübârek yüzünü görmekle.22 - .v. kalbleri alan. kervan Mekke’ye geldi. Canım sana fedâ olsun!) dedi. Müşrikler ise hep mani olmak için uğraşırlardı. develi yolcular gördüğünü söyledi.a. dediler. Ümm-i Hânî’nin evine geldi. Mekke’den Kudüs’e gitmek gelmek.) bu mevsimde kurulan panayırlara gider.a. ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. Resûlullah (s. Resûlullah’ı mahcup. Ebû Bekir’e sihir yapmış) diyorlardı.).a. sıfatsız olarak Rabbi ile konuştu.). Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur. yedi kat gökleri geçtiler. hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Birkaçı sevinerek Ebû Bekir’in evine geldi.v. Bu adı almakla derecesi bir kat daha yükseldi. Kapıya çıkınca hemen sordular: Ey Ebû Bekir! Sen çok kere Kudüs’e gidip geldin.v. artık iyice sapıttı diyerek.a. hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı. Muhammed ne yaman büyücü imiş. Cemaatle namaz için Âdem (a.v. Hepsine cevap verirken. inşâallah Çarşamba günü gelirler buyurdu. Hiçbiri kabul etmedi. ne kadar zaman sürer dediler. Sorularına. anlatılamıyan şekilde. yok olurum dedi. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar. mağlup etmek için. başkası imam olamaz.) Tâiften Mekke’ye döndükten sonra da müşriklerin şiddetle karşı çıkmalarına rağmen bütün güçlüklere ve sıkıntılara katlanarak insanları İslâma davet etti. O’nun çevresinde pervane gibi toplanmalarına dayanamadılar.). Fırtına eser gibi olduğunu bir devenin yıkıldığını söylediler. (Mescid-i Aksa’da etrafıma bakmamıştım. Kudüs’e ve oradan Mekke-i Mükerreme’ye. anlayamayacağı nimetlere kavuşup. imânı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. Çünkü. Bir anda gidip gelmiştir) deyip içeri girdi. iyice sapıtmış dediler. Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. Senin efendin. Hazret-i Ebû Bekir.s.) Sidre’de kaldı ve kıl kadar ilerlesem.idi. Sidret-ül-müntehâ. Arş ve Ruh alemlerini geçip. yıkıldı.) Mi’râcı denir. saygı ve itimâd gösterdiler. Ebû Bekir’e sevgi. anlaşılmayan. hayasından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı. bizleri. Kervandaki bir deve ürktü. Mescidin kaç kapısı. inandım. Peygamberimize (s. Mü’minlerin kuvvetli imânına. bir anda. altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. Muhammed aklını kaçırmış. sayıyordum. O anda Cebrâil (a. Hiçbir mahlûkun bilemeyeceği. Yattığı yer henüz soğumamış. Hicretten bir yıl önce Receb ayının 27’sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mu’cizeye Peygamberimizin (s. hemen cevap veriyordum).v. AKABE BÎATLARI Peygamberimiz (s. Halbuki. Bu hâl mü’minlerin imânını kuvvetlendirdi.) Cenneti.) Mi’râca ruh ve bedeni. iyi bilirsin. Peygamberimiz (s. Mekke’ye gelen Arap kabilelerine İslâmı anlatır ve onları îmâna davet ederdi. Şüpheye düşen. Kudüs’ten Mekke’ye gelirken Kureyş’in kervanına rastladı.) Resûlullah’ın mübârek adını işitince. onlarla görüştü. bilinmeyen.) her sözüne hemen inanmalarına. özür dilediler. pencerelerini görüyor. Yâ Muhammed (s. Söyle bakalım. yanar. Kâfirlerin düşmanlığını arttırdı. Cehennemi.a. Gülerek. ile uyanık iken çıktı. Müslüman olmağa niyetli olanlar da vazgeçti. Namazdan sonra.) o gün Ebû Bekir’e (Sıddîk) dedi.s. tecrübeli. dedi. tecrübeli adamın sözü böyle olur.). Kâ’be yanına gidip Miracını anlattı. Mekansız.s. Akıllı.s. Kâfirler bu hâle çok kızdı. Cebrâil (a. Peygamberin (s. cihetsiz. İşiten kâfirler alay etti. öyledir yâ Resûlullah derdi. Resûlullah (s. Habîbullahı ileri sürdü.v. Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor.v. imam olmalarını sıra ile söyledi. birşeyden haberi olmamıştı.v. bunun akıllı.a.a. Mescid-i Aksa’yı gözümün önüne getirdi. Mi’râc Kur’ân-ı kerîmde İsra sûresinde ve Hadîs-i şerîflerde bildirilmektedir.) Mi’râc gecesinde nice ilâhi hakikatler gösterildi ve beş vakit namaz bu gecede farz kılındı. Bir aydan fazla. yüksek sesle (Yâ Resûlallah! Miracınız mübârek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki. Kâfirler neye uğradıklarını anlayamadı. Cebrâil (a. Resûlullah’ın yanına geldi. yakından gelenlerle dolup taşardı. Medine’deki Hazrec . Büyük kalabalık arasında. kaç penceresi var. (Eğer O söyledi ise inandım.s. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. zamansız. sayısız şeyleri görüp. Ebû Bekir: İyi biliyorum.a. Ebû Bekir hemen giyinip. Böylece İslâmiyet günden güne yayılıyor: Müslüman olanlar çoğalıyordu. Dışarda dolaşan Ümm-i Hanî uyuklamış. Yolda. Ebû Bekir (r. Buyururdu ki. senin gibi büyük Peygambere. Çarşamba günü güneş batarken.) Kudüs’e gittim diyorsun.v. Ebû Bekir’in sözleri kâfirleri şaşırttı. Resûlullah (s. İbrâhîm (a.

Resûlullahın elini tutarak bîat ettiler.kabilesinden olan bu altı kişi Peygamberimizi dinledikten sonra hemen îmân ettiler.” Böylece Hz. Resûlullah da. Allaha şirk koşmayacaklarına. Peygamberimiz (s.” buyurdu. hicret etmek üzere yola çıkan müslümanlardan görebildiklerini yoldan çevirmeye.a. iki kara taşlık arasında hurmalık bir şehir olduğu bana gösterildi” buyurdu. Nihayet Mekke’de Hz. Peygamberimiz (s. . Diğer taraftan Medineliler (Ensâr). misafir ettiler. müşriklerin dikkatini çekmemek için küçük gruplar halinde yola çıkıyor. yanına oklarını Ve mızrağını alıp Kâ’beyi açıkça yedi defa tavaf etti. dinledik ve boyun eğdik.23 - .). çocuklarını yetim bırakmak. Hz. Bir gün Peygamberimiz (s. Resûlullah “Cennet var”. (Mi’râc ikinci Akabe bi’atından sonra vuku buldu. O’nun korkusundan bu kafileye hiç kimse dokunamadı.v. kimseye iftira etmeyeceklerine. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: “İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. Sekizyüz dirhem vererek hemen iki deve satın aldı. mümkün olduğu kadar gizli hareket ediyorlardı. fakîrler. Hz. benim onun Resûlü olduğuma îmân ederek dînin emirlerini yerine getireceğinize bana itâat edeceğinize hiç bir şeyden çekinmeden Allah yolunda Allah için hakkı söyleyeceğinize.v. Beraber hicret ederiz. Allahü teâlâ bana da izin verir.a. Resûlullah’ın (s.) davetini kabul ederek müslüman oldular.a. HİCRET Son Akabe bîatıyla Medine müslümanlar için rahat edecekleri ve sığınacakları bir yer olmuştu.v. Ebû Bekir de hicret için izin istedi.a. Onları dinlerinden döndürmek için her türlü eziyeti yaptılar. hastalar.v. Bu hadîselere ilk Akabe bîatları denilmiştir. Ebû Bekir. Ümidim odur ki. Bu temsilciler (Allaha hamd olsun ki. Beklemeye başladı.a. Bu arada Hz. Müslümanlar. zinâdan. ihtiyarlar ve müşriklerin hapsettiği kimseler kaldı. Müslümanlar için Mekke’de kalmak tahammül edilemeyecek derecede güçleşmişti.) izin vermesi ve tavsiye etmesi üzerine Müslümanlar Medine’ye peyderpey hicret etmeye başladılar. Allaha ve Resûlüne itâat edeceklerine dair kesinlikle söz verdiler. Ebû Bekir: Anam babam sana fedâ olsun. kendi nefsinizi ve namusunuzu koruduğunuz gibi bana yardımcı olacağınıza söz veriyor musunuz?” buyurdu. Oraya hicret ediniz” ve “Orada Müslüman kardeşlerinizle birleşin.v. Aradan bir müddet geçmişti. Resûlullah’ın da hicret edip müslümanların başına geçeceği ihtimaliyle Mekkeli müşrikler telâşa kapıldılar.) Medine’de İslâmın bu şekilde süratle yayıldığını haber alınca çok sevinip bu seneye (sevinç yılı) denildi. anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. Bu arada Hz. kadınları kocalarından ayırmaya.v. Ömer ve yanında yirmi kadar müslüman güpegündüz açıktan Medine’ye doğru yola çıktılar. Allahın ve Resûlünün davetini kabul ettik. Resûlullah. Allahü teâlâ onları size kardeş yaptı. Neden sonra işin farkına varan müşrikler. hicret edenlere son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmalarını sıkı sıkı tenbih ediyordu. Yesribi (Medine’yi) size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt yaptı. Böyle ihtimal var mıdır? diye sordu. Bunlar Medine’nin ileri gelenlerinden idi. Daha sonra Eshâb-ı kirâmdan diğerleri de hicrete devam ettiler.” buyurdu. Medine’ye ilk hicrette bulunan. Fakat bir iç harbin patlak vermesinden korktukları için öldürmeye cesaret edemediler. Mus’ab bin Ümeyrin üstün gayretleri ile Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabilelerinden hemen hemen müslüman olmayan kalmamıştı. senin uğrunda ölürsek bize ne var?) diye sordular. hicret eden Mekkeliler’i (Muhacirler) çok iyi karşılayıp. Bunu seve seve kabul ettiklerini bildiren Medineliler (Ya Resûlallah. hırsızlıktan sakınacaklarına. Bu sıralarda Medinedeki müslümanların sayısı kırka ulaşmıştı. Resûlullah “Sabreyle. Bundan bir sene sonra Bi’setin onbirinci yılında yine hac mevsiminde 12 Medineli Peygamberimizin (s.) sevinçli bir halde Eshâb-ı kirâmın yanına gelip “Sizin hicret edeceğiniz yer bana bildirildi. bizi Muhammed aleyhisselâmın sevgisiyle ve ona İmân etmekle şereflendirdi. Ancak Müslümanlar da her fırsattan istifade ederek Medine’ye hicrete devam ettiler. Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi. buyurunca..v.) diyerek sevinçlerini ve teslimiyetlerini ifade ettiler. kız çocuklarını öldürmeyeceklerine. Resûlullah onlara “Allah’dan başka ilâh olmadığını. Peygamberimiz (s. “Evet vardır” buyurunca sevindi. Az zamanda İslâmiyet Medine’de yayıldı. Hz. Bu altı kişi ilk Medineli müslümanlardır. Ali.) Bu seneden sonra yine hac mevsiminde Medine’den 73 erkek 2 kadın olmak üzere 75 kişi Akabede gece yarısı gizlice Peygamberimizle görüştüler.a. İkinci Akabe bîatini duyan Mekkeli müşriklerin müslümanlara tutumları çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hâl almıştı. Karısını dul.) “Sizin hicret edeceğiniz yurdun.) durumlarını arz ederek. Orası Yesrib (Medine)’dir. Peygamberimiz bu bîat edenler içinden okuma yazma bilen 12 kişiyi temsilci olarak seçti. Medinelilerin yaptıkları bu bîat büyük bir önem taşıyordu. Ömer de bir gün kılıcını kuşandı. Peygamberimiz bu bîatlerde bulunanlara İslâmı anlatmak ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmek üzere Eshâb-ı kirâmdan Mus’ab bin Umeyri muallim olarak onlarla birlikte Medine’ye gönderdi. müşriklerden çok eziyet görmüş olan Ebû Seleme’dir.a. gücü yettiklerini hapis etmeye ve çeşitli cefalar çektirmeye başladılar. Peygamberimize (s. Mekke’den hicret için müsâade istediler.

Resûlüne hicret emri verdi. Biz de O’nun diyetini verir. Şeyhi Necdi kılığında.a. bu sıkıntıdan kurtuluruz dedi. Ebû Bekir’in delik üzerine koyduğu ayağını ısırdı.) ve Hz. her tedbiri bozar. ilk iş olarak Kubâ mescidini yaptı. Hz.a. Cebrâil (a. Bu durum karşısında Resûlullah (s.v. Ebû Bekir de “Ayağımı birşey ısırdı.v.) bulup getirenlere ve yerlerini bildireceklere 100 deve vaad ediyordu. haber veriyor.a.a. Bu gün müslümanların hicrî güneş yılının başlangıcı oldu. Allah bizimle beraberdir” buyurdu.v.) yollarına devam ederek milâdın 622 ci senesi Eylülünün yirminci ve Rebiülevvel’in sekizinci Pazartesi günü Medine yakınlarındaki Kubâ köyüne vardılar. Hemen Peygamberimiz yılanın soktuğu yere mübârek tükrüğünü sürdü ve Allahü teâlânın izniyle Hz. Peygamber efendimizin saçtığı topraktan o gün kime isabet ettiyse daha sonra Bedir Savaşında öldürüldü. onlara “Sizin düşündüklerinizin hiçbiri O’na karşı çare değildir. Ebû Bekir’in evine gittiler orada da bulamadılar. Onun bu vaadini duyan ve mala tamah eden baza kimseler silâhlarını alıp atlarına atlayıp yola düştüler.) uykudan uyanıp.) tebessüm ederek duâ etti.a. bir yılan Hz.a. Mağarada Peygamber efendimiz (s. babam sana fedâ olsun. Şeyhi Necdi kılığında aralarına katılan Şeytan da bu fikri beğendi ve hararetle tasdîk etti.).a.v.v. şu hırkamı da üzerine ört! Korkma sana hiç bir zarar gelmez.) başını Hz. her kabileden bir kuvvetli kimse seçelim. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah.v. Bir saatlik mesafedeki Sevr dağında bulunan mağaranın önüne geldiler. Peygamberimiz (s. Böylece kimin öldürdüğü belli olmaz. iz takip ederek Sevr dağındaki mağaranın önüne geldiklerinde. Sürâka kurtuldu ve Peygamber efendimizin (s. Ebû Bekir üç gün üç gece bu mağarada kaldı. Bunlardan biri de Sürâka idi. ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. Safer ayının yirmiyedinci Perşembe günü.v. Sürâka’nın atının ayakları dizlerine kadar kuma gömüldü. Yollara düşüp. ufuklara bakarak günlerce beklemişlerdi. Peygamber efendimiz (s.v. Ebû Bekir’in azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Âmir bin Füheyre ise geceleri süt getiriyor ve izleri yok ediyordu.) teşrifini büyük bir heyecan ile bekliyordu. Hz. geceleyin mağaraya gelip.v. Allahü teâlâ. Ebû Bekir’i her yerde aramalarına rağmen bulamayan müşrikler âdeta çılgına dönmüşlerdi. Rebiülevvelin birinci Pazartesi günü mağaradan ayrılarak Medine’ye doğru yola çıkan Resûlullah’ı (s.v.Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri Dârü’n-Nedve’de toplandılar.) ve Ebû Bekir’i (r.a. Kureyşin reisi ve en azılı İslâm düşmanı olan Ebû Cehil: En doğru fikir şudur ki. Burada ilk Cum’a namazını kıldı ve ilk hutbeyi okudu. Konuşmalarını dinledi. Hz.a. canım yandı. Hz.a.a. Izdırapla gözlerinden yaş aktı. “Bu gece yatağımda yat uyu. Ebû Bekir’i müşriklerin kötülüklerinden korudu. Mekke ve civarında tellâllar bağırtarak Peygamberimizi (s. Mekke’nin fethinden sonra müslüman olmuştur.a. Peygamberimiz (s.) emri ile geri döndü. her tarafı aramaya başladılar. Fakat anam.v. Sonra şeytan da söze karışıp. Ebû Bekir (r. yâ Resûlallah!” dedi. bu mucize ile Peygamberini ve O’nun arkadaşı Hz.a. Resûlullah (s.24 - . öğle vakti olmuştu. Cum’a günü Medine şehrine doğru yola çıktı.a. Peygamberimiz (s. Rânûna vadisinden geçerken. Çünkü O’nun öyle güler yüzü tatlı dili vardır ki. içeriyi dikkatlice gözden geçirdi.a. En azılıları olan Ebû Cehil. Ebû Bekir’i Peygamberimiz teselli etdi ve Ona”Sen üzülme. Rebiülevvelin 12. Başka çare düşününüz” diyerek fikrini söyledi.a. Resûlullah’ın (s. kendisini öldürmek için evini sarmış kâfirlerin üzerine bir avuç toprak saçtı ve evinden çıktı.a.) ona bir nazar etti. Resûlullah’ı (s. Geceleyin Yâsin sûresinin ilk sekiz âyetini okuyarak. İçeriye bakmadan geri döndüler. Çeşitli teklifler öne sürüldü. Ayaklarının ucuna baksalardı her ikisini de göreceklerdi. Ali’yi kendi yatağında yatmasını ve bıraktığı emanetleri sahiplerine vermesini söyledi.a. Ebû Bekir iyileşti.v.) ve Hz. bir kılavuz ile birlikte yola çıktılar. yılan ve akrep çıkmaması için.v.a.) izin alarak önce Hz. Birkaç gün burada kalan Peygamberimiz (s.). Ömer’in hilâfeti zamanında söz birliği ile kabul edildi.a. Ona kavuşma şevkiyle yanıyorlardı. Ali’yi görünce şaşırdılar.) yatağında bulamayan müşrikler. Sürâka şaşkına dönüp af diledi ve kurtulması için duâ istedi.s. Ebû Bekir’in dizine koyarak bir miktar uyumuştu ki. ihtiyar bir Necdli şeklinde müşriklerin yanına geldi. Peygamber efendimizin (s. Şeytan.) ve Hz. Kılıç vurup kanını döksünler. Açık kalan bir deliği de ayağı ile kapayıp Peygamber efendimizi içeri davet etti. Bu senenin Mayıs ayının 16 cı Cum’a gününe tesadüf eden Muharrem ayının birinci günü de müslümanların hicrî kameri yılının başlangıcı olması. Hiçbiri beğenilmedi. gömleğini parçalayarak kapattı.” buyurdu. “Yâ Ebâ Bekir! Seni ağlatan şey nedir?” diye sorunca.v. Ebû Bekir girdi. Zaruri olarak diyete râzı olurlar. bir örümceğin mağaranın ağzını örmüş ve bir güvercinin de yuva yapmış olduğunu gördüler.v.) ve Hz.) için endişelenen Hz.v.) içeri girmesinden sonra Allahü teâlâ’nın emriyle bir örümcek kapıya ağını ördü ve bir çift güvercin yuva yaparak yumurtladı. Ebû Bekir yanlarına bir miktar yiyecek alarak.v. Eshâb-ı kirâm. Nihayet bir benzeri . Namazdan sonra her ikisi ve yanındakiler develerine bindi ve Medine’nin yolunu tuttular. Peygamberimiz (s. Müşriklerin hiçbiri onu göremedi. Her biri ellerinde kılıçları ile Muhammedin (s. Mekke’de duyduklarını.v. Onlar bunun hazırlığı içindeyken Allahü teâlâ. Hz. Sürâka. Peygamber efendimize yaklaşınca Peygamber efendimiz (s. Gördüğü çok sayıdaki delikleri. Mağara’ya Resûlullahtan (s. Sabaha kadar evin çevresinde bekleyen müşrikler sabahleyin içerde Hz.) gelerek müşriklerin kararını ve o gece yatağında yatmamasını bildirdi.) üzerine saldırsın.

v. Hicretten sonra Müslümanlığın kolayca ve süratle yayılması sağlanmış. inançlarından dolayı insanlara işkence yapan müşriklerin eza ve cefâ veren ellerinin uzanamayacağı Medine’de hürriyet ve emniyet havası içinde sakin. Hicretten sonra Medine’de birleşen müslümanların karşısında. Daha sonra Resûlullahın Medine’ye ilk geldikleri gün devesinin çöktüğü arsa satın alınarak oraya bir mescid. Bu sırada Medine’de Yemen’den gelip yerleşmiş olan Evs ve Hazrec kabileleri ve Benî Kaynuka. Mâ de’allahü dâ Eyyühel-meb’ûsü fina. Cihad emri. mülklerini Mekke’de bırakarak hicret eden müslümanlar ile Medineli müslümanlar arasında kardeşlik kurdu.) kalmakta olduğu Eshâb-ı kirâmdan Ebû Eyyûbi Ensârî Hâlid bin Zeyd’in (r. Ebû Eyyub-i Ensârî). tatlı bir hayat başlamıştı.) “Bize buyurun. söylediklerini ezberler.25 - .v. evlerine davet ediyorlardı. Evi.) Medine-i münevvereye girdiği günden daha güzel ve neşeli bir gün görmedim buyurmuştur. karşılandı. Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra da müşrikler düşmanlıklarını devam ettirdiler. Ensâr (Medineli Müslümanlar) dîni için vatanını terk eden Muhâcir kardeşlerini barındırdı. Mekkeli müşrikler.a. Medine’ye hicretin.v.v. Burası Peygamber efendimizin (s.a. Resûlullah’ın (s.) mallarını. Yine bu sene Peygamberimiz (s.a.v.v. milâdî 622 senesinde Medine’ye Hicreti ile on sene süren Medine devri başladı.a.” buyurarak. Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından Enes bin Mâlik hazretleri Resûlullahın (s. evlerinde misafir etti. Deve ilk defa iki yetime ait bir arsaya çöktü ve çok durmadan kalktı. Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Peygamberimiz. gerçek sevgi ve samimiyetin maddî menfaatle değil. Sevgili Peygamberimiz (s. yeni çareler arıyorlardı.) dayıları olan Neccâroğullarından Ebû Eyyûb-i Ensârî (r. Mekke’den gelen müslümanlardan birini evine aldı.) yanından ayrılmaz. Eski sıkıntılı ve korkulu günler arkada kalmış. Allah’a her duâ ettikde.a.) etrafında toplanarak ve İslâm dininin esaslarına uyarak yeni bir nizam ve mes’ûd bir hayat kuruyorlardı.) evinden mescidin bitişiğinde yapılan bu odalara taşındı (Bkz.v. Müslümanlar bir devlet olmuşlardı. Medine dışındaki yerlere İslâmiyyeti öğretmek üzere bunlardan muallimler gönderilirdi.) Hz.a.a.) hazretlerinin evine en yakındı. iş buldu.a. îmân ve inançla var olabileceğini buyurmuştur. Resûlullah için de bu mescide bitişik odalar yapıldı. Benî Kureyza adında üç Yahudi kabilesi bulunuyordu. şükretmek lâzım bu nimete! Ey bize gönderilen yüce Peygamber! İtâat etmemiz gereken bir emirle geldin bize!” Herkes Peygamberimize (s. O gün sevinç sedaları Medine semalarına yükseldi. Bu çeşit fedâkârlık ancak İslâm kardeşliğinde vardır. bütün ihtiyaçları burada. burada geldi.v. ailesi olmayan yetmişden fazla fakîr müslüman da mescidin avlusunda yapılan sofada ikamet ettiler. Medinede ve . Biraz yürüdükten sonra ikinci olarak başka bir yere çöktü. Âişe ile evlendi.v.) Medine’ye teşrif etti. Medine’deki kabileler arasındaki kin ve düşmanlık kalktı. İslâm dininin merkezi Mekke’den Medine’ye nakledilmiş oldu.a.) Bi’setin onüçüncü yılında 12 Rebî’ul-evvelde. malına ortak etti. Hicretin birinci yılında Medine’de mescid yapıldıktan sonra günde beş vakit ezan okunmaya başlandı. Şu mısraları yüksek sesle terennüm ettiler. mülklerinden yer verdi ve her yardımı yaptı. Peygamberimiz (s.v. MEDİNE DEVRİ Peygamberimizin (s. Ayrıca Mekkeli müşriklerin Şam ticâret yolu da Medine yakınından geçiyordu. Beni Nadir.)” diyerek.a. Kadınlar ve çocuklar şiirler söylüyordu. ci’te bil-emr-il-mutâ” “Veda yokuşundan ay doğdu üzerimize.a. Ebû Bekir’in kızı Hz. bu zâta misafir oldu. Nitekim Allahü teâlâ “Ancak mü’minler kardeştirler. yâ Resûlallah (s. Mekkeli müslümanların gelip Medine’de bulunan müslümanlarla her bakımdan yardımlaşmak üzere kardeşlik kurmaları ile Medine’nin havası değişmişti.) devesini serbest bıraktı. Ensâr ve Muhâcirîn bu yeni İslâm merkezinde el ele vererek İslâm dininin kuvvetlenmesi için her fedâkârlığa katlanıyorlar. Her sene hac mevsiminde çevreden Kâ’bedeki putlara tapmak için gelen Arab kabilelerinden kazanç sağlayan müşrikler bu kazancın ellerinden kaçması endişesine kapıldılar.a.) bulunduğu her yerde cemaatla namaz kılınıyordu. min seniyyât-ül-veda’ Vecebe’ş-şükrü aleynâ.a. Bu da bu derecede açıkça Ensâr ve Muhâcirînin arasında görülmektedir.daha görülmemiş ve görülmeyecek mutluluğa kavuştular. Bu yolun da kapanmasından korkan müşrikler.a. İslâm târihinde büyük önemi vardır. Yine bu arada Peygamberimiz (s. Her Medineli müslüman. İlk zamanlarda Medine’de bir mescid olmadığı için Peygamberimizin (s.a. “Tale’al-bedrü aleynâ. Bunlar Peygamberinizin (s. İslâmiyeti iyice öğrenirlerdi.v. Bunlara “Eshâb-ı Suffa” denildi.v.v. Eshâb-ı kirâm sevinç gözyaşları döktü.

Hazret-i Ömer’in kızı Hafsa’yı kendi nikâhlarına aldılar. düşmanların durumunu kontrol etmek için de devriyeler tertipledi. Peygamberimiz (s. Bu savaşlardan ilki olan Bedir Savaşında müşrikler ağır bir yenilgiye uğradı.a. Hicretin ikinci yılında Zilhicce ayında da Kurban kesmek ve bayram namazı kılmak vacip oldu.v. Medine’de bütün işleri ve münâsebetleri belli bir tertibe koyup. Kıblenin Kâ’be olmasından bir ay ve hicretten 18 ay sonra Şaban ayının 10. Sa’d bin Ebî Vakkas’ın komuta ettiği seriyye olmak üzere üç seriyye hazırlanmıştı.) tarafından yeni tedbirler alındı. Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki anlaşmazlıkları düzeltip onları birbirine dost yaptı. sonra da haktan kaçınanlara cihad emriyle savaş yaptı. Münafıklarla birleşen Benî Kaynuka Yahudileri.) kızı Ümmü Gülsüm’ü. Günden güne İslâmiyyet yeni vak’alarla yayıldı. Hicretin ikinci yılında cihada. Yine bu sene Ramazan ayında teravih namazı kılınmaya başlandı ve sadaka-yı fıtr vermek vacip oldu. Bu anlaşmaya göre. Beş ile dörtyüz kişi arasında değişen bu seriyyeler Hz. Yahudi kabileleri ile de bir anlaşma yapıldı.a. Hicretin ikinci senesinde Ramazan ayında zekât vermek de farz oldu. Başta Ebû Cehil olmak üzere müşriklerin ileri gelenleri öldürüldü. Yahudiler kendi dinlerinde serbest kalacak. Böylece İslâmiyet her geçen gün yayılıyor ve müslümanlar da kuvvetleniyordu. Medine’de bulunan Yahudileri endişelendirmişti. Böylesine mühim ve tehlikeli bir durum karşısında Peygamberimiz (s.26 - . müslümanları güçlü bir duruma getirdi.v. Düşman hücum etmedikçe ve tecavüze uğramadıkça savaş yapmamak üzere hazırlanan bu keşif kollarına (seriyye) denir. Hicretin ikinci yılı olaylarından müdafaa için cihada izin verilmesinin yanında bir diğer hadîse de.a. Nihayet miladî 624 ve hicretin ikinci yılında müşriklerin bin kişilik bir orduyla Medine’ye yürümeleri üzerine.a. günü Bedir gazâsından bir ay önce oruç farz oldu. daha önce Kudüs’e karşı namaz kılınmakta iken Allahü teâlânın Kâ’be’ye yönelerek namaz kılmayı emretmesi ile kıble değişti.) yaptıkları vatandaşlık anlaşmasını bozarak harbe karar verdiler. Bedir Savaşında Müslümanların galip gelmesi. Önce yalnız müdafaa etmek suretiyle izin verilmesi üzerine ilk gazâlar yapılmaya başlandı. Peygamberimiz (s. başında bulunmadığı askerî harekâta da “Seriyye” adı verildi. Hazret-i Ali’nin oğlu. BEDİR SAVAŞI Muhammed aleyhisselâm Medine’ye hicret ettikten sonra. Bu hadîse Mekke’den ve Medine’den bir çok kimsenin müslüman olmasına sebep oldu. düşmanla harbe izin verildi. Seriyyeler ise daha fazladır.ve çevresinde bulunan Yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanları vardı. okuma yazma bilenleri de Medineli 10 çocuğa okuma yazma öğretmek şartıyla serbest bıraktı. Kâ’be’ye yönelerek namaz kılınmasını emreden Bekara sûresi 144. Yahudilerle müslümanlar arasında bir anlaşmazlık çıkarsa.v. Hicretin üçüncü yılında meydana gelen başlıca hadîseler şunlardır: Sevik gazvesi. Bundan başka Mekke civarında bulunan diğer kabileler ile sulh antlaşması yaptı. âyetinde. Bu bakımdan tehlike daha çok artmıştı. Medine’de bulunan müslümanların ilk nüfus sayımı yapılıp binbeşyüz civarında bulunan müslümanlar için nüfus defteri tutuldu.a. onları daima îmân etmeye çağırdı. Zeyd bin Hârise Seriyyesi. Müslümanlar ise artarak kuvvetlendi. Yine imân etmeyip düşmanlık yapmalarına sabrederek. Hazret-i Hasan dünyâya geldi Şevval ayında Uhud gazvesi yapıldı. Muhammed aleyhissselâm müşriklere önce İslâm’ı anlatarak ve nasîhat ederek imân etmelerini bildirdi. Yine bir kısım ileri gelenleri olmak üzere 70’i esir alındı.) Medine’nin asayişini korumak. Peygamberimizle (s. Bu savaşta Müslümanların sayısı 313 kişi idi. Medine devrinde yapılan gazâların sayısı yirmidir. ancak Medine’ye dışardan yapılacak her türlü düşman saldırısına karşı müslümanlarla birlikte vatanlarını müdafaa edeceklerdi. âyetlerinde bildirilmektedir. âyeti nazil olunca Müslümanların kıblesi Kâ’be oldu. Muhtemel düşman saldırılarına karşı nöbet tutuluyordu. Muhammed hin Mesleme Seriyyesi yapıldı. Nihayet Allahü teâlânın önce müdafaa. UHUD SAVAŞI Bedir savaşında yenilen müşrikler bir yıl sonra da 3000 kişilik bir kuvvetle Medine üzerine yürüdüler. Resûlullahın hakemliğini kabul edeceklerdi. Bekara sûresi 190. 192 ve 193. Hazret-i Osman ile evlendirdi. Ubeydetübni Hâris’in ve Hz.v.) bu esirlerin bir kısmını fidye karşılığı. Necd gazvesi.v. Hac sûresi 39. Medine dışında Bedir denilen yerde Bedir Savaşı yapıldı. Bunun üzerine yapılan Benî Kaynuka gazasında yenilip teslim olan Yahudiler Medine’den çıkarıldı. Diğer taraftan Mekkeli müşrikler ise Müslümanlar üzerine saldırmak için devamlı hazırlık yapıyorlar ve savaş için bahaneler arıyorlardı. Hamza’nın. Kıblenin değiştiğini. Mekkelilerin Şam ticâret yolu kapatıldı. Peygamberimiz müşriklerin bu saldırısına karşı 1000 kişilik bir ordu ile düşmanı Uhud dağında karşı. Peygamberimiz (s. Peygamberimizin bizzat idare ettiği savaşlara “Gazâ”. Hz. Cihada izin verilmesi Kur’ân-ı kerîmde Hicr sûresi 39-41 âyetlerinde. Müşriklerle yapılan bu ilk savaşta Müslümanlar ilk parlak zaferi kazandılar.

Bundan sonra Kureyş sizin üzerinize gelemez” buyurdu.) bu yılda Hz. Bu hadîseye “Reci vakası” denir. Hicretin dördüncü yılında müşrikler.v. Bu yahudi kabilelerinden Beni Nadir kabilesi Hayber’e yerleşmişti.v.a. Hicretin altıncı yılında Mekke dışındaki müşrikler ile Müreysi Gazası yapıldı.v.v. her fırsatta saldırmaya hazırlanıyorlardı. Mekkeli müşriklerin İslâmiyeti resmen bir devlet olarak tanımak zorunda kaldıkları Hudeybiye antlaşması da bu yılda yapıldı.v. mübârek yüzü kanadı ve mübârek dudağı yaralandı.) bütün insanlara Peygamber olarak gönderildiğini bildirmek ve İslâmiyeti her tarafa yaymak için Bizans.ladı. Hani ordular saldırmıştı da.) Medine’ye hicret etmesinden sonra antlaşma yaptığı Yahudi kabileleri daha sonra bu antlaşmayı bozarak Mekkeli müşriklerle birleşip müslümanlara ihânet etmeleri sebebiyle birer birer Medine’den çıkarılmışlardı. Bundan başka Muhâcir ve Ensâr’dan yetmiş sahâbî şehîd oldu.v.v.) Hendek Savaşından Medine’ye dönünce Eshâb-ı kirâma silahlarını çıkarmadan Hendek.v.) bu daveti karşısında Habeş Hükümdarı müslüman oldu. Neticede kuvvetli bir fırtınaya ve şiddetli yağmura tutularak darmadağın olan düşman ordusu perişan bir halde paniğe kapılarak Mekke’ye döndü. Medine civarında bulunan iki kabile Peygamberimize (s. Hicretin yedinci senesinde. Bir taraftan da İslâmiyyeti yaymak için çevrede bulunan kabilelere Eshâb-ı kirâmdan heyetler gönderiyordu. Reci denilen yere vardıklarında 200 kişilik bir düşman hücumuna uğrayan bu heyetten 8 kişi şehîd oldu. Habeş.) bu düşmanlara karşı korunma ve savunma tedbirleri aldı.v. Uhud Savaşından sonra hicretin dördüncü yılında Beni Nadir gazâsı yapıldı. Hamza şehîd edildi.) Medine’nin etrafına geniş ve derin bir hendek kazdırıp üçbin kişilik bir ordu ile düşmana karşı durdu.v. Yemame Beyi ise boş ve mânâsız tekliflerde bulundu.) suikast yapmaya kalkışarak anlaşmayı bozdular. Peygamberimiz (s. Ümm-i Seleme ile evlendi. Münafıkların kendilerini destekleyeceklerini söylemeleri üzerine anlaşmayı yenilemeye yanaşmayan Beni Nadir kabilesi ile yapılan savaşta.a. Medine’den çıkarılan Yahudiler ve münafıklar çok tehlikeli bir hal almışlar. Ümmî Seleme’nin kocası Uhud Savaşında yaralanmış. sonra da vefât etmişti. bu kabile Medine’den çıkarıldı.v.a.v.27 - . Bu hadîse Kur’ân-ı kerîmde Ahzab sûresi 9.a. Peygamberimiz (s. Şarap (içki) içmeyi harâm kılan âyet-i kerîme de hicretin dördüncü yılında indi. Ümmü Seleme’yi kendisine nikâhlayarak zor durumdan kurtarıp himayesine aldı.a.) hediyeler gönderdi. Peygamberimiz (s. insanları îmân etmeye davet ediyorlardı. Peygam. Bir ay süren kuşatmada Medine’de bulunan Benî Kureyza Yahudileri de Peygamberimizle (s. Böylece müslümanların Medine’deki durumu daha da kuvvetlendi.” Bu savaştan sonra Peygamberimiz (s.v.a. Peygamberimizin (s.) anlaşma yapan Yahudi kabilelerinden Beni Nadir kabilesi Uhud Savaşından sonra Peygamberimize (s. âyetinde şöyle bildirilmektedir: “Ey îmân edenler! Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayınız. Mısır. Bu hadîse de “Bir-i Mâûne faciası” adı ile bilinmektedir.a.a. Necidliler verdikleri teminata rağmen ihânet ederek üzerlerine gönderdikleri bir ordu tarafından yetmişini de şehîd ettiler.a.) yaptıkları anlaşmayı bozarak müslümanları arkadan vurmaya kalkıştılar. HENDEK SAVAŞI Hicretin beşinci yılında Hendek Savaşı yapıldı. Daha önceden Peygamberimizle (s. Neticede teslim olan bu kabileye haklarında verilen hüküm uygulandı. İran Şahı ve Gassan Beyi ise elçilere hakaret ederek sert davrandılar. Savaşı sırasında ihânet ederek müşrikler ile birleşip müslümanları arkadan vurmak isteyen Benî Kureyza Yahudileri üzerine hareket emri verdi. Bizans İmparatoru elçiye iyi muamele yaptı. Hz. İran. İslâmiyet Arap yarımadasında süratle yayılmaya başladı ve düşmanlar oldukça tesirsiz hale getirildi.v. Peygamberimizin (s.) elçi göndererek kendilerine İslâmiyeti öğretmek üzere muallim (öğretmen) istediler.a. Peygamberimiz (s. Hz. Yine Necid şeyhi Ebû Bera’nın Medine’ye gelip kendilerini irşad için muallimler istemesi üzerine irşad için Eshâb-ı kirâmdan 70 kişilik bir heyet gönderilmişti.) mübârek dişi kırıldı.) ihtiyar ve çocukları olan Hz. Onlar da gittikleri yerlerde İslâmiyeti anlatıyor.a. Bu istek üzerine Eshâb-ı kirâmdan on kişi gönderildi.a.) “Artık nöbet sizindir.a.v. Mısır valisi Peygamberimize (s. Bu yılda vuku bulan mühim hadîselerden biri de Hayber’in fethidir. Bir müdafaa savaşı olan Uhud Savaşında Peygamberimizin (s. Eshâb-ı Suffa’dan olan bu irşad heyeti “Bir-i Mâûne” denilen yere vardıklarında. Gassan ve Yemame hükümdarlarına elçiler göndererek onları İslâma davet etti. biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz (meleklerden) ordular göndermiştik. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Beni Nadir Yahudileri ve müşriklerin beraberce hazırladıkları onbin kişilik bir orduya karşı Peygamberimiz (s. Müşriklerin Medine üzerine yaptıkları üçüncü ve son saldırı olan bu savaş. Teyemmüm âyeti ve haccın farz olduğunu bildiren âyet de hicretin beşinci yılında nazil oldu.a.a.

v. İslâm ordusu Tebük’e geldiği sırada müslümanların bu hazırlığını işiten Bizanslılar savaşmaktan çekinip geri dönmüşlerdi. kendisi de 40 bin kişilik bir ordu toplayarak Medine üzerine yürümeye hazırlanmıştı. Hicretin sekizinci yılında Mûte Savaşı yapıldı. Bu yılın mühim bir hadîsesi de çevreden Medine’ye akın akın heyetlerin gelmesidir. Arap yarımadasında puta tapıcılığın merkezi olan Mekke feth edildi. İslâm’ın beş şartından biri olan hac da hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı.a.a. Tevbe sûresi 107 ve 108. Mekke’nin fethinden sonra Hevazin ve Sakif kabileleri. Medine devrinde ise müşrikler. Yine bu yılda Peygamberimiz (s.a. Hıristiyan Arapların ve diğer bir takım kabilelerin de desteğini alıp. müslümanlar arasına fitne sokmak maksadıyla Peygamberimizin (s. “Temeli takva üzerine atıldı” buyurulan Kubâ mescidi karşısında Mescid-i Dırar’ı yapmalarıdır. Bu kafilede bulunan Eshâb-ı kirâm Hz. Bunlardan biri de o zamanın en güçlü devletleri arasında yer alan Bizans’dı. Bir sene sonra da Taifliler kendi istekleriyle müslüman oldular. Peygamberimiz (s.v. Bu hazırlıkta Eshâb-ı kirâm mallarını da vererek fiilen büyük bir fedâkârlık gösterdi. yüzbin kişilik Rum ordusuna karşı üçbin müslümanın çok büyük kahramanlıklar gösterdiği bir savaştı.) Medine’ye hicreti sırasında yaptırdığı. bir taraftan da İslâmiyeti kabul eden kabilelerin dînî ve idari işlerini yürütmek için çevreye memurlar ve valiler gönderiliyordu. Peygamberimiz müslüman olan bu kabilelere İslâmiyet’i öğretmek.) gelen bu heyetler.) binaltıyüz kişilik bir ordu ile Hayber üzerine gitti ve bir hafta süren kuşatmadan sonra Hayber feth edildi. çoğu müslüman oldu.v.a. Böylece yahudi tehlikesi ve fitnesi ortadan kaldırıldı.v. Bunlardan müşrikler ve yahudilerle yaptığı savaşlar neticesinde onları mağlup ederek düşmanlıklarına son verdi. Peygamberimize (s. Kâ’be’deki putlar kırılıp Kâ’be putlardan temizlendi.v.) ile on sene müddetle Hudeybiye antlaşmasını imzalayan Kureyşliler. Âl-i İmrân sûresinin 96 ve 97. Böylece hicretin dokuzuncu yılında İslâm’ın belli başlı düşmanlarının karşı durma ve engelleme güçleri çok mühim bir derecede sona erdirildi. Böylece Bizans’ın mukavemeti iyice kırılmış oldu ve İslâmiyetin şanı.a. başları Abdullah bin Übey’in ölmesi ile dağıldı ve müslümanlara karşı düşmanlık faaliyetleri sona erdi.a.v. Peygamberimiz (s.a. Yirmi yıldan beri müslümanlara amansız düşmanlık yapan müşriklerin de gücü tamamen kırıldı. Peygamberimiz (s. Münafıklar ise düşmanlıklarına sinsice ve gizlice devam ediyorlardı. Peygamberimizin (s. Bu münafıkların müslümanlara yaptıkları gizli düşmanlıklardan biri de.v.v.a. Peygamberimiz (s.) Kureyşlilerden yapılan antlaşmaya uymalarını istedi.v.a. Yenilen bu düşman kabileler Taif’e sığınarak yeniden savaşa hazırlanmaya başladılar. âyetlerinin nazil olması üzerine Peygamberimiz (s.a. MEKKENÎN FETHİ Hicretin sekizinci yılında vuku bulan hadîselerin başında Mekke’nin fethi yer alır.berimiz (s.) bunu Eshâb-ı kirâma bildirdi.) Tâif’i 20 gün kuşatma altında tuttuktan sonra muhasarayı kaldırdı. Peygamberimiz (s. İslâm’ın ilk yıllarında Mekke’den Habeşistan’a hicret eden müslümanlar da bu yılda Medine’ye geldiler. Hicretten önce îmân etmemiş olan ve hicretin sekizinci yılında Taif muhasarası sırasında Peygamberimize (s.a.a.a.) karşı çıkan Taifliler de hicretin dokuzuncu yılında Tebük seferinden sonra herkesten önce heyet göndererek müslüman oldular.) Eshâb-ı kirâmdan ikibin kişi ile Mekke’ye gidip Kâ’be’yi tavaf etti. Heraklius. Bir taraftan bölük bölük insanlar Medine’ye gelip müslüman oluyor. Bizans Kayseri Heraklius Mûte Savaşı’ndan beri Arap yarımadasını istilâ ederek İslâmiyetin yayılmasına son vermek istiyordu.a. yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanla karşılaştı. Ebû Bekir’in .v. işlerini yürütmek üzere muallimler ve valiler gönderdi.a. Peygamberimiz (s. O sene Hz.) 12 bin kişilik bir ordu ile üzerlerine gidip bu müttefik müşrik ordusunu mağlup etti.28 - .v.)’in affına kavuşup.v. Sa’doğulları gibi bazı küçük kabileleri de yanlarına alarak 20 bin kişilik bir ordu ile harekete geçtiler. ya müslüman olmak için veya müslüman olduklarını bildirmek üzere yahut da kabul ettikleri İslâmiyet’in esaslarını öğrenmek için geliyorlardı. Peygamberimiz (s.a. Müşrikler buna yanaşmayınca Peygamberimiz (s. Mekkeliler üzerinde büyük bir tesir bırakan bu ziyâret üzerine bir çok meşhûr kimse müslüman oldu.) bu durumu haber alınca otuzbin kişilik bir ordu hazırladı. Ebû Bekir’i üç yüz kişilik bir kafileye Hac emiri tayin etti.) ordusuyla Tebük’te 20 gün kaldı.) Mekke devrinde müşrikler.) tarafından yıktırıldı Bu hadîseden iki ay sonra da münafıklar.v. Bu savaştan geri çekilmek zorunda kalan Rumların müslümanlara karşı olan tutumu iyice kırıldı. şerefi her tarafta duyuldu.v. Peygamberimiz (s. âyetleri nazil olunca Peygamberimiz (s.a. Hicretin dokuzuncu yılı İslâmiyet’in Arap yarımadasında büyük bir süratle yayıldığı bir yıl oldu. daha iki yıl geçmeden antlaşmayı bozdular. Bu bakımdan bu yıla “Senet-ül-Vüfûd=Elçiler yılı denildi.v.) onbin kişilik bir kuvvet ile Mekke üzerine yürüdü. Şam’da bulaşıcı bir hastalık olan Tâûn (veba) salgını olduğunu duyunca Medine’ye döndü.v. Bu sırada çevrede İslâm’ın yayılmasını engellemek isteyen devletler vardı. Münafıkların Kubâ mescidinin cemaatini bölmek gibi birçok bozuk ve nifak düşüncelerle yaptıkları bu mescit.) gönderdiği bir elçinin şehîd edilmesi üzerine yapılan bu savaş.v.

Olabilir ki bildirilen kimse. Bu hususlar bildirildikten sonra müşriklerden çoğu müslüman oldu. Ali de Mina’da “Cemre-i Akabe” denilen yerde bir hutbe okudu.a.a.29 - .a.a. Bundan sonra hiç bir müşrik için ahd ve himaye yoktur. Artık Arabistan’da müslümanlara karşı duracak hiç bir kuvvet kalmamış. O günden sonra hiç bir müşrik Kâ’be’yi tavaf etmeye gelmedi ve hiç kimse çıplak olarak Kâ’be’yi tavaf etmedi. Yemen’den ve diğer beldelerden hac yapmak üzere gelenlerin de katılmasıyla müslümanların sayısı 124 bine ulaştı.a. mallarınız.v. Sadece bazı Yahudi ve Hıristiyan kabileleri müslüman olmamıştı.) bu sene İslâmiyet’in yayıldığı bütün beldelere valiler ve zekât toplamak üzere görevliler (amil. Her türlü tecavüzden korunmuştur. Ebû Bekir bir hutbe okudu. günü 40 bin kişilik bir kafile ile öğle namazından sonra Medine’den hareket etti. 3.) emri üzerine bu kabileyi üç gün üst üste İslâm’a davet etti. Peygamberimiz (s.) Resûlullahın (s. 100 tane de kurbanlık deve götürdü. O zaman Araplar arasında yaygın olan bir geleneğe göre bir antlaşma yapılır veya yapılmış olan bir antlaşma bozulursa bunu bizzat yapan veya onun tayin ettiği bir akrabası tarafından ilân olunurdu. Yine bu yılda Peygamberimiz (s. Hz. Sai) gönderdi. 2. Peygamberimiz (s.Hiçbir kimse Kâ’be’yi çıplak tavaf etmeyecek (O zaman müşrikler Kâ’be’yi çıplak oldukları halde tavaf ederlerdi.a. Arabistan’ın her tarafından insanlar Medine’ye geliyor. Ebû Bekir ve Hz. Medine’deki müslümanlara da hac için hazırlanmalarını emir buyurdu.) 4. Bu sene Hz.) gönderdi. Ali’yi Hac kafilesinin arkasından Mekke’ye gönderdi. Hac ibadeti eda edilirken Hz. Önce karşı durdular ise de neticede bu kabile de müslüman oldu. Bundan sonra ben size dört şeyi bildirmeye memurum dedi. 10 gün süren yolculuktan sonra Zilhicce ayının 4. Eshâb-ı kirâm öğretilen esaslara göre hac yaptılar. bu şehriniz (Mekke) nasıl mübârek bir şehir ise. Eshâb-ı kirâmdan üçyüz kişi ile birlikte Yemen’de bulunan Medlec kabilesini İslâm’a davet etmek için gönderildi.v. belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemiyeceğim. Ali de kafileye yetişip Mekke’ye girdiler. İslâmiyet her tarafa hakim olmuştu.v. burada bulunup işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur. Onlar da davete icâbet ederek müslüman oldular. bulunmayanlara bildirsin.Mü’minlerden başka hiç kimse Cennete giremez. yılında yaptı.v. bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise.v.) Zilhicce’nin 8.v. Peygamberimiz (s. Ali de. Hazırlıklar tamamlanınca Peygamberimiz (s. günü Mekke’ye vardılar. Ali’yi de Mekke’ye gönderdi.v. Bu haber üzerine binlerce müslüman Medine’de toplandı. . müslüman olmakla şereflenmek.a.a. Arafat vadisinin ortasında öğleden sonra “Kusvâ” adındaki devesinin üstünde Veda Hutbesini okudu. müddeti bitinceye kadar muteber olacak. Hac farizası yerine getirildikten sonra Hz.a. VEDA HACCI Hicretin onuncu senesinde Peygamber efendimiz (s. Bu hutbesinde: “Ey insanlar beni size Resûlullah (s. Sevgili Peygamberimiz (s.) Veda haccını da hicretin 10. Bu Hıristiyanlardan bir kısmı daha sonra kendiliklerinden müslüman oldu. Peygamber efendimiz (s. Bunlar dışındakilere dört ay mühlet tanınmıştır.a. Peygamberimiz (s. Bu âyetlerde muahede hakkındaki bazı hükümler bildirildi.a.a. diyerek söze başladı ve Berâe sûresinin ilk âyetlerini okudu.Her kimin Resûlullah (s.a.) Necranlı Hıristiyanlar ile sulh anlaşması yaptı. Eshâbım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.v. Hâlid bin Velîd (r. canlarınız.) Zilka’de ayının 25.) bu iş için Hz.v.) hicretin onuncu yılında Hâlid bin Velîd’i dörtyüz mücâhid ile Yemen civarında bulunan Hâris bin Ka’boğullarını İslâm’a davet etmek üzere gönderdi. VEDA HUTBESİ Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum. O gün Eshâb-ı kirâm ile vedalaştı. Medine dışında bulunan müslümanlara da haber gönderdi.) bunu bildirmek üzere Hz. 9. günü (Arefe günü) Arafat’a gitti. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar. günü Mina’ya. Hac ibadetini anlattı.v.) ile antlaşması varsa. Hicretin onuncu yılında İslâmiyet bütün Arap yarımadasına yayıldı. Ali yanlarındaki Eshâb-ı kirâm ile Medine’ye döndüler.v. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise. Hz.) hac için hazırlanıp. Bu sırada “Berâe” sûresinin ilk âyetleri nazil oldu.Bu seneden sonra hiç bir müşrik Kâ’be’ye yaklaşamayacak.emirliğinde Mekke’ye gitti. namuslarınız da öyle mukaddestir.v. ebedî se’âdete kavuşmak için birbirleriyle yarış ediyorlardı. Bu dört hususu şöyle bildirdi: 1.

Eshâbım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Eshâbım! Nefsinize (kendinize) de zulm etmeyiniz. Allah yanında en kıymetliniz. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz. bu gibi insanların ne tevbelerini. Siz kadınları. Cenab-ı Hakkın helâl ve harâm kıldıklarının sayısına uydurmak için bunu yaparlar. gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun. Bu. onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Âdem ise. Mâide sûresinin üçüncü âyeti.v.a. Meğer ki. Müseyleme de öldürüldü. zaman Allahü teâlâ’nın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür. Babanız da birdir. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Onun için ağlıyorum.Eshâbım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Kendinizin de üzerinizde hakkı vardır. Diğeri de Müseylemet-ülKezzab’dır.v.) vefâtının yakın olduğuna delâlet ediyor. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz. yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankördür. Size din olarak İslâm dinini seçtim” meâlindeki âyet-i kerîme nazil oldu. Veda Haccını yaptı ve Veda Tavafı yaparak Medine’ye döndü. ayağımın altındadır. kâfirlerin kendisiyle dalâlete düşürüldükleri bir şeydir.a. Hicretin onuncu yılında vuku bulan bir hadîse de Peygamberlik iddiasında bulunan yalancıların ortaya çıkmasıdır. Peygamberimiz (s. Bunlardan birisi Yemen’de ortaya çıkan Esved-i Ansîdir.a. onların.v.) mübârek şehâdet parmağını kaldırıp. ne de zulme uğrayınız. dediler). Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız! Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Eshâb-ı kirâm ağlamasının sebebini sorunca (Bu âyet. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Eğer râzı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa. diye şehâdet ederiz.a.) Mekke’de 10 gün kalıp. Üzerinize nimetimi tamamladım. Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. ilk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. O emanet Allah’ın kitabı Kur’ân-ı kerîmdir. Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Cahiliyyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır.a. ne diyeceksiniz! Eshâb-ı kirâm (Allah’ın dinini tebliğ ettin. Ne zulmediniz.) buyurdu. başkasına helâl değildir. Onlar Allah’ın harâm kıldığını helâl. Ey insanlar! Harb edebilmek için harâm ayların yerlerini değiştirmek. .v. Resûlullahın (s.) Veda Hutbesini okuduğu gün. meşru bir şekilde.).) bu âyet-i kerîmeyi Eshâb-ı kirâma okuyunca. Hz.a. “Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!” buyurdu. Arabın arab olmayana bir üstünlüğü yoktur.) emri üzerine Esved-i Ansî Yemen’deki müslümanlar tarafından evinde öldürüldü.v.v. topraktandır. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Allah emaneti olarak aldınız. Bunun üzerine Resûl-i ekrem efendimiz (s. Bir sene helâl olarak kabul ettikleri (bir ayı) öbür sene harâm olarak ilân ederler. bu kaldırdığım şeyler dışında.v. Peygamberimizin (s. Resûlullahın bildirdiği ve emrettiği şeyleri oralarda anlattılar. Allah’ın gazabına. Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyetini kurma gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir. helâl kıldığını da harâm ederler. Müseyleme üzerine Hâlid bin Velîd kumandasında bir ordu gönderdi. Peygamberimizin (s. Ey mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz! müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün müslümanlar kardeştir. ne de adalet ile şehâdetlerini kabul eder. sonra cemaat üzerine çevirip indirerek. takvası çok olanınızdır. şüphesiz ki küfürde çok ileri gitmektir. her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız. Fakat siz. Vazifeni yerine getirdin.) vefâtından sonra Ebû Bekir (r. Zina eden için mahrumiyet vardır. Üstünlük ancak takva iledir.a. Ey insanlar! Allahü teâlâ her hak sahibine hakkını (Kur’an’da) vermiştir. meleklerin ve bütün müslümanların lânetine uğrasın! Cenab-ı Hak. Peygamberimiz (s. onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Bize vasiyet ve nasîhatte bulundun. Ebû Bekir ağlamaya başladı. Varise vasiyete lüzum yoktur. aile mahremiyetinizi sizin hoşlanmadığınız hiç bir kimseye çiğnetmemeleridir. hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Veda Haccından sonra Eshâb-ı kirâm geldikleri yerlere gidip.a. ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.30 - . Hiç şüphe yok ki. Kaldırdığım ilk kan dâvası Abdulmuttalib’in torunu (amcamoğlu) Rebîa’nın kan davasıdır. Ey Mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki. onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. “Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim. Peygamberimiz (s.

) her sene o zamana kadar nazil olan âyetleri okumak üzere de bir kere gelirdi.v. Benim yanımda sevgili olan benden hakkını istesin veya helâl etsin ki.a. Her iş Allah’ın izni ile olur.v. Onlar sizi evlerinde misafir edip. Allah’ın iradesine karşı çıkanlar sonunda mağlup olurlar.v.a. Ebû Bekir’in halifeliğinin ilk günlerinde Bizans üzerine gidip parlak zaferler kazandı.a. Biliniz ki. size Ensâr hakkında hayırlı olmanızı vasiyyet ederim.) namazın kılınıp kalınmadığını sorunca. Minberin alt basamağına durup Eshâb-ı kirâma son hutbesini okudu ve vasıyyetini yaparak şöyle buyurdu: “Ey Muhacirler.v.” buyurdu.a. bilmiş olunuz ki. Resûlullahın sözleriyle vefâtına işaret buyurduğunu anlayarak ağlamaya başladı. Ordu hareket etmek üzere iken Resûlullahın hastalığının artması üzerine hareket etmedi. Kimin bende hakkı varsa benden istesin. aranızdan ayrılmam yaklaştı. Fakat bu kul âhıret hayatını seçti.a.v. Resûlullah (s. Bunun üzerine ağlamaya başlayan Hz. Bütün muhacirler birbirlerine hayırlı olsunlar.a. Her kim benimle Kevser Havzı kenarında buluşmak isterse elini ve dilini korusun. Minbere oturup hamd ve senâdan sonra. Kevser Havzının başıdır. Resûlullah cemaate gitmek istedi.a.” ve “Mescide açılan kapılardan Ebû Bekir’inki hariç hepsini kapatınız. vefâtından kısa bir zaman önce müslümanlar için büyük bir tehlike olan Bizans üzerine gönderilmek üzere Üsame bin Zeyd komutasında bir ordu hazırladı.v. Hz.) kızı Hz. günahlardan sakınsın.) söyleyin namazı kıldırsın” buyurdu. ben de onunlayım. hiç bir peygamber ümmeti içinde ebedi olarak yaşamadı. Sizinle buluşacağımız yer.a. Aişe’nin odasına döndü. Hastalığının ikinci günü Hz.) Hz. Vefât edeceği sene iki kere gelip Kur’ân-ı kerîmi iki defa baştan sona okudu.) bu hutbeden sonra minberden indi ve Eshâbdan ayrılıp odasına çekildi. Bunun üzerine Eshâbdan biri kalkıp üç dirhem alacağı olduğunu söyleyince hemen ödedi. ben de Rabbime kavuşacağım. .” meâlindeki en son nazil olan Nasr sûresi indiğinde Peygamberimiz (s. Muhakkak ki siz de Rabbinize kavuşacaksınız. Ömer’den memnuniyetini belirtti ve “Ömer benimledir. Ebû Bekir üç gün cemaate namaz kıldırdı. Fâtıma’ya “Ağlama zira benim ehlimden bana ilk kavuşan sen olacaksın” buyurdu. Peygamberimiz (s. (Cemaat sizi bekliyor yâ Resûlallah!) denildi. Ebû Bekir.) vefâtından önce Humma hastalığına tutuldu. Eshâbım! İlk muhacirlere de hürmet etmenizi vasiyyet ederim. Rabbime ve rahmetine bunları ödemiş olarak kavuşayım.” buyurdu. Benden sonra hak Ömer’le beraberdir. Ali ve Fazl bin Abbas kollarına girerek mescide teşrif etti.v. ne de o zamandan kaçılır.a. Peygamberimiz (s. Bu müddetin son 8 gününü Hz. Namazdan sonra tekrar minbere çıkıp namazdan önce buyurduğunu tekrar etti.v. Peygamberimiz (s.a. Herşey Allah’ın iradesine bağlıdır. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın vefâtı da bu yılda oldu.a.” buyurdu.) Veda Haccında Mina’da bulunduğu sırada. Onlar benim has cemaatimdir. Hastalığının ilk günlerinde ve ateşi düştüğü sıralarda mescide çıkıp Eshâbına namaz kıldırıyordu. Bu hastalık 13 gün sürdü. istersen Likaullah (Allah’a kavuşmak) hasıl olup Cennete gir dediler. “Allah’ın yardımı ve Zafer günü gelip insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce. Dünyada hiç kimse kalmaz.” Hz.v. sonra Cennete git. Ali’nin ve Fâzıl bin Abbas’ın kollarına girerek tekrar mescide teşrif etti. muhakkak aldanırlar.) bu emrini üç defa tekrarladı. Vefâtına üç gün kala bir yatsı vaktinde namaz için ezan okunmuştu. Ey Eshâbım! Allah kullarından birini dünyâ hayatıyla âhıret hayatını seçmekte serbest bıraktı. Sonra minberden inip öğle namazını kıldırdı. “Ey Eshâbım.” buyurdu. Resûlullah (s.) hicretin onbirinci yılında hastalanıp. Resûlullah (s. Allah’ın takdir buyurduğu zaman ne öne alınır. her hususta sizi nefslerine tercih ettiler. Size gelen elçilere benim yaptığım gibi ikrâm ve ihsanda bulununuz.) “Ağlama Ya Ebâ Bekir” buyurarak onu teselli etti ve “Bana her bakımdan en faydalı olanınız Ebû Bekir’dir.” buyurdu.31 - . Eshâb-ı kirâm çok üzülüp ağlamaya başladı.v. tevbeleri daima kabul eder. Bakî mezarlığında iken yanında bulunan Ebû Müveyhib’e dönerek: “Ey Ebû Müveyhib! Ben dünyâ hazineleri ile âhiret nimetlerini seçmede serbest bırakıldım.” Vefâtından beş gün önce hastalığı biraz hafifledi ve mescide teşrîf edip. Cebrâil aleyhisselâm Peygamber Efendimize (s. VEFÂTI Peygamberimiz (s. istersen dünyâda bakî ol. Ebû Bekir’den memnuniyetini belirttiği gibi bu hutbede de Hz.) hastalığının arttığı günlerde Eshâb-ı kirâma yaptığı vasiyetlerden biri de şöyledir: “Müşrikleri Arabistan’dan çıkarınız. Ben Likaullahı ve sonra Cenneti seçtim.Peygamberimiz (s. tesbih et! O’ndan af dile! Çünkü O. Bu ordu daha sonra Hz. Cemaate gidecek takat bulamayınca “Ebû Bekir’e (r.v. Sonra minberden inerek Hz. Peygamberimiz (s.a. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. minbere çıkarak Eshâb-ı kirâma: “Ey Eshâbım.” Daha önce Hz. Allah’ın emrine uymak istemeyenler. Rabbini överek. Aişe’nin odasında geçirdi.) vefât etmeden bir müddet önce Bakî mezarlığında ve Uhud’da bulunan müslümanların kabrini ziyâret ederek onlar için duâ ve istiğfâr etti.a.v. Fâtıma’yı çağırıp “Bana kendi vefâtım haber verildi.

v. Salât ü selâm okuyup.v. Fâtıma’yı yanına çağırıp kulağına birşeyler söyledi. Sonra torunları Hz. Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Bir müddet mübârek gözlerini kapayıp sonra “Bundan sonra babana üzüntü ve gussa (keder.) vefât ettiği günün sabah namazı vaktinde mescide açılan odanın kapısındaki perdeyi kaldırdı.v. Dilersen şerefli ruhunu kabz edip ulvi âleme yükselteyim. Ey Fâtıma gelen her musîbete bir karşılık verilir” buyurdu. Fâtıma ağladı. Âişe’nin hücresine girip yattığı sırada.a. Eğer O vefât eder.a. bizi Rabbinin katında hatırla) dedi. tasa) olmaz.Peygamberimiz (s. sabır edesin. Eshâbına bakıp onların namazda saf tutup durduklarını görünce sevinerek tebessüm etti. Sonra selâm verip veda ederken (Ey Muhammed. Kıyâmet günü sen râzı oluncaya kadar ümmetini bağışlar. Takva üzere olun.v.) “Ey Azrâil vazifeni yap” buyurması üzerine.v.” buyurdu.v.a. Hasan ve Hz. Resûl-i ekrem efendimiz (s.a. Hz. Teselli verip Allahü teâlâdan sabır vermesini diledi ve “Ey kızım. Sonra mescidden odasına geçti. Azrâil aleyhisselâm içeri girip selâm verdi ve sonra. Resûlullah (s.” buyurdu. Elbette zimmetimi kurtarırsın ve Kevser Havzı başına benimle görüşeceklerin birincisi sensin. Fâtıma’nın gözyaşını sildi.32 - . Bir daha öpüp (Ah dost) dedi. Cennetleri süslediler. (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’ûn) diyesin. Resûlullahın (s. Sonra da Hz.) vasiyyetini tamamladıktan sonra hâli değişti ve yatağına yatırdılar. Bu sırada Peygamberimizin (s. İnsanlar dünyâyı istedikleri vakit sen ahireti seçesin” buyurdu. Sonra başını kaldırıp.a. (Yâ Resûlallah Allahü teâlâ beni senin huzuruna gönderdi. Fâtıma güldü.) 23 senelik Peygamberlik müddetinde son olarak hazırladığı Suriye tarafında Bizans üzerine gidecek olan orduya kumandan tayin ettiği Üsâme bin Zeyde hareket etmesini buyurdu. O gün hastalığı hafiflemişti. onlara şefkatle bakarak alınlarından öptü. Ebû Bekir’e uyarak sabah namazını kıldı. Hz. eski halinize dö. Kevser Havzı Makam-ı Mahmud ve Şefâat-i Ümmet verdi. Resûlullahın vefâtı üzerine pek çok üzülüp gözyaşı döktüler.) de kendinden önce geçen Resûller gibi Resûldür. Senin emrinden dışarı çıkmamamı buyurdu. mübârek alnından tekrar öpüp. Fâtıma’ya vefât edeceğini söyleyince Hz.) teşrifini fark eden Hz. zimmetimde filan Yahudinin şu kadar malı vardır. benim ruhum kabz olacak.) izin verdi. Bu. temiz ve ne güzeldir!) dedi. yahut öldürülürse. Kızı Hz. Üsâme bin Zeyd huzuruna geldi.v. Zira fâni âlemden ve mihnet yerinden kurtuluyor” buyurdu.a. Sonra dışarı çıktı.v. Sonra da “Sana müjde olsun ki bütün ehlimden önce sen bana kavuşursun” buyurdu. Ey Ahmed. Allahü teâlâya hamd ve sena etti ve Resûl-i Ekrem efendimize (s. Böylece Resûl-i Ekrem efendimiz (s. Cebrâil aleyhisselâm: (Ey Habîbullah. Ebû Bekir Resûlullahın yanına girip mübârek yüzünden örtüyü kaldırarak mübârek alnından öptü. Ve (Eğer ihtiyarımız elimizde olsaydı canlarımızı yoluna fedâ ederdik. yahut cihaddan.v. şöyle buyurdu: “Yâ Ali.) Hicretin onbirinci yılında (milâdî 632) Rebî’ul-evvel ayının 12’sinde Pazartesi günü öğleden evvel vefât etti. Namazdan sonra Eshâb-ı kirâma dönüp: “Ey insanlar! Siz Allahü teâlânın hıfzındasınız ve sizi Allahü teâlâya emânet ettim. Eğer sen bizi men etmeseydin. Âişe’ye vasiyyette ve nasîhatta bulundu. Huri ve Rıdvan donandı. Şemsî seneye göre 61 yaşında idi. ağlama. Allahü teâlânın emrini tutun ve itâat edin.a. ölmez.) hastalığı şiddetlendi. Her kim Allahü teâlâya tapıyorsa O. bundan sonra vahiy için bir daha gelmem ve Hak teâlânın haberini yer yüzüne getirmem. Yâ Resûlallah Melek-ül-Mevt kapıda beklemektedir. Ali’ye.v. Bu sırada ağlayıp gözyaşı döken Hz. Benden sonra sana çok zarar gelir. siz dininizden. Resûlullah (s. Ebû Bekir cemaate sabah namazını kıldırıyordu. Sonra mübârek pazusunu öpüp ağladı. Eshâb-ı kirâmın Resûlullahı son görüşü oldu. Hüseyin’i yanına alıp. Allahü teâlâ sana hiç kimseye verilmeyen çok şeyler ihsan etti. Sonra ikinci defa birşeyler söyleyince Hz. Asker hazırlamak için almıştım. Zira Hamele-i Arş (melekler) senin ağlaman üzerine ağlaşırlar. Hz.v. Hayy (diri) ve Bâkî’dir. Allahü teâlâ sana müştakdır) dedi.) îmân etmişse bilsin ki Muhammed aleyhisselâm vefât etti.) dedi.a. Fâtıma ağlamaya başladı.a. Sonra şöyle dedi: “Her kim Muhammed’e (s. Ben bu dâr-ı dünyâdan ayrılırım. (Anam babam sana fedâ olsun! dirin ve ölün tayyib. Bunun üzerine Hz. Sonra da mescide girdi. Ali’yi yanına çağırıp mübârek başını Hz. mübârek ruhunu kabz etti. (Ah Sâfi) dedi.) kızı Hz. Benim maksudum ve matlubum sen idin yâ Resûlallah!) dedi.a.a. içeri girmeğe izin ister. gözlerimizden pınarları akıtırdık. Resûl-i Ekrem vefât edeceği sırada Hz. Bundan sonra da istemez. Şimdiye kadar kimseden izin istememiştir. Sonra hanımlarına nasîhat buyurdu. Fâtıma sevinip güldü.v.) salât okudu. Ebû Bekir mihrabdan çekilmek üzere iken Resûlullah eliyle yerinde durması için işaret edip oturduğu yerde Hz. (Yâ Resûlallah. Allahü teâlâdan korkun.v. Mescidde minbere çıkarak Eshâb-ı kirâma bir hutbe okudu. yoksa dönüp gideyim) dedi. Eshâb-ı kirâm. Hz. Vefât ettiğinde Kamerî seneye göre 63.) Hz. Çoğunun dili tutulup bir müddet konuşamaz oldular. Hz.a. Bundan sonra Peygamber efendimizin (s. Rebî’ul-evvel ayının onikisinde Pazartesi günü öğleden evvel Cebrâil aleyhisselâm gelip (Yâ Resûlallah. Resûlullah (s. Ali’nin koluna dayayarak oturup. Fâtıma’ya “Kızım bir miktar sabreyle.a. ebedidir.) buyurdu ve sonra Âl-i imrân sûresinin yüzkırkdördüncü “Muhammed (s. Sakın onu ödemeyi unutma.

v. Mübârek sözleri gayet kolay anlaşılır. Mübârek karnı geniş olup. Bunlar da siyahtır. güzel kokusundan belli olurdu. İmâm-ı Tirmizî’nin “Eş-Şemail’ür-Resûl” adlı eseri ve Kâdı İyâd’ın “Şifa-i şerîfi” İmâm-ı Beyhekî’nin ve İsfehanî’nin “Delâil’ül-Nübüvve” adlı kitapları meşhûrdur.) gibi konuşulacakdır. Bedeni hem yumuşak. Bunları isbât eden yüzlerce hadîse kitaplarda yazılıdır. sıfatları. Mübârek saçları ve sakallarının kılı kıvırcık ve çok düz değil. ba’zan da keser. Bütün vücudunun kokusu miskten güzeldi.v. kısaltırdı.v. bakardı. ondan uzun görünürdü. Hz. Bıyıklarının uzunluğu ve şekli. Bu ise yanlıştır. Kahkaha ile gülmediği gibi. yaratılışta ondüleydi.a. güzel huyları.” âyetini okudu. Saç ve sakalını boyamazdı.a.) Hilye-i se’âdetini bildiren en meşhûr kitaplar. Saçları uzundu. Önceleri kâkül bırakırdı.) mübârek yüzü. Mübârek ağzı küçük değildi. Ömer. göğsünün sesi işitilirdi. kelimeler sayılmak mümkündü. Bu bilgiler bizzat Peygamberimizin kendi beyanları olan hadîs-i şerîflerinden ve Eshâbının bildirdiği haberlerden toplanmıştır. Dişleri beyazdı. Güzel huyların hepsi Resûlullah’ta . Sakalını bir tutam uzatırdı. Ebû Bekir’i halife seçtiler. lügatte güzel demektir. Oturduğu zaman omuzu.v.a. Güldüğü zaman. Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’ân-ı kerîmi işitince ve ba’zen de namaz kılarken ağlardı. Mısır halkı esmer. Yana ve geriyi bakacağı zaman bütün bedeni ile dönüp. Hususi berberleri vardı. Sevgili Peygamberimizin (s. Söz söylediği zaman. Çünkü O’nun mübârek teri. Avuçlarının içi genişti. Peygamberimiz. dişleri arasından çıkan nûru. Sonradan ikiye ayırır oldu.) Hilye-i se’âdeti şöyle. bütün uzuvları ve sesi bütün insanların yüzlerinden.a. Alnı açıktı. Ayak parmakları iriydi. Mübârek burnu gayet güzel olup. Hz. Gözlerinde bir miktar kırmızılık vardı. Resûlullah (s. Mübârek saçını ve sakalını tararken aynaya bakardı. hem de kuvvetliydi. ondan daha fasîh ve tatlı sözlü kimse görülmedi. Arab. gayet güzel ve sevimliydi. vesikaları ile yazılmıştır. kirpikleri uzundu.a. Bunlar kendilerini Anadolu’da Arab diye tanıttıkları için siyah denmektedir. Neşeli olduğu zaman yüzü ay gibi nurlanırdı. kırmızı ile karışık beyaz benizli olup. ayakları ve parmakları uzundu. onunla evlenmek Âmine’ye nasip olmuştu. Resûlullah efendimiz (s. Gözlerinin karası gayet siyahtı. Gülerken mübârek dişleri görünürdü. Peygamber efendimiz güler yüzlüydü. İki kaşı arasında olan damar. Geceleri gözlerine sürme çekerdi. hiddetlenince kabarırdı. oturanların hepsinden yukarı olurdu. Mübârek gözleri büyük. Tebessüm ederek gülerdi. Başının büyüklüğü gayet normaldi. Mübârek kaşları ince ve arası açıktı. duvarlar üzerine Işık verirdi. Söz söylediği zaman. Peygamberimizin mübârek kolları etli. gülmesi gibi hafifti. Bıyığını kısaltırdı. Arab idi. Ba’zan iyi anlaşılması için üç kere tekrar ederdi.a.) çok uzun boylu olmayıp. Saçlarını ba’zan uzatır. Habeşistan halkı siyahtır. Bir yoldan geçtiği. İslâm ve sebatta şükredenlere muhakkak mükâfat verecektir. hayatının tamamı bütün incelikleri ile çok geniş ve açık olarak İslâm âlimleri tarafından senetleri.necek misiniz? Böyle değişen. Fakat mübârek gözlerinden yaş akar. Hadîs-i şerîflerden ve Eshâb-ı kirâmın bildirdiği haberlerde Sevgili Peygamberimizin (s. Muhammed aleyhisselâmın görünen bütün uzuvlarının şekli. Gündüz nasıl görürse gece de öyle görürdü. Zengibar halkına zenci denir. bildirilmektedir. yüksek sesle de ağlamazdı.v. süratle yürürdü. Bunlara (Siyer) kitapları denir. göğsü ile karnı beraberdi. kısa da değildi Yanına uzun bir kimse gelse. orta yeri bir miktar yüksekti. azalarından ve seslerinden daha güzeldi. kaşları kadardı. O. Bir kimse saymak istese. Ümmetinin günâhlarını düşünüp ağlardı. Peygamberimiz önüne bakarak.33 - . Binlerce siyer kitabı arasında Peygamber efendimizin (s. Siyah değildi.) efendimiz. misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı. dişleri arasından nûr saçılırdı. Nitekim babası Abdullah’ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu ve alnındaki nurdan dolayı ikiyüze yakın kız evlenmek için Mekke’ye gelmişti. Arabistanlı olduğu için Arab denilmektedir. parmakları iriydi. Mübârek yüzü bir miktar yuvarlaktı. Ağlaması da. Ön dişleri seyrekti. Fakat. gönülleri alırdı ve ruhları kendine çekerdi. Allahü teâlâya zarar vermez.v. Göğsü genişti. Ebû Bekir Eshâb-i kirâmı ve Ehl-i beyti teselli etti. Önünde olanları gördüğü gibi arkasında olanları da görürdü. Mübârek sesi.) vefât ettiği gün Eshâb-ı kirâm yapılan umûmi bir bi’atle Hz. kelimeleri inci gibi dizilirdi.v. Sevindiği alnından belli olurdu. İlk ânda acı haber üzerine çok şaşıran Hz. kendine zarar eder. Cennette Muhammed (s. ayaklarının altı çok yüksek olmayıp yumuşaktı. Omuz başının kemikleri iriydi.a. kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi. HİLYE-İ SEÂDET Sevgili Peygamberimiz. Ebû Bekir’i dinleyince kendine geldi. Bunlara habeş denir. Peygamberimizin (s. miskten ve çiçekten daha güzel kokardı. Allahü teâlâ’nın kulları arasında. Kolları.

Eshâbının işlerine yardım eder. ihlâsları ve O’na olan muhabbetleri kadar derece derece görmekte ve anlayabilmektedirler. utanıyorum.) varis olan yüksek İslâm âlimleri ise O’nu bütün güzellikleriyle görmüş ve aşık olmuşlardır. iyi muamele de bulunurdu. dedim. Bana doğru bakıp. Fakat kalbi bunlarla meşgul değildi.a. (Güzelliği dillere destan olan) Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. Onun (Peygamber efendimizin) yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı.” buyurmuştur. güç getiremezdi. Resûlullah’ın (s.v. sosyal ve diğer yönlerini görmekte. Peygamber Efendimizi (s. yanık feryatlar. dehası. askerî. mü’minlerin annesi Hz.” “Eğer Mısır’dakiler.a. yakınına gelenler.34 - . Hz. Zekât malı almaz.a. Müslüman olmayanlar. Levîmâ Zelîhâ lev reeyne cebînehû Le âserne bilkat’il külûbi alel eydi. kasîde ve diğer eserler yazılmıştır.a.) methetmekten aciz olduklarını beyan etmişlerdir. Hastaları ziyârete gider. cenâzelerde bulunurdu. Helada bile. Allah için intikam alırdı. Resûlullah (s. Kendisi yumuşak davranmasaydı. O’na peygamber gözüyle bakmadıkları için O’nu tanımaktan ve anlamaktan çok uzak kalmaktadırlar. Ulemâ-i Rasihîn’in büyüklerinden olan Seyyid Abdülhakim-i Arvâsî hazretleri. Resûlullahı (s.v. Ben de iplik eğiriyordum. Lemâ bezelû fî sevmi Yûsüfe min nakdin. Mübârek yüzüne baktım.a.v. böyle dalgın duruyorsun” buyurdu.v.a. müctehid.v. her baktığı yerde Resûlullah’ı görürdü. Halbuki kendisi hayasının çokluğundan mübârek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı. Resûlullah’daki (s. Müslümanlar Peygamber efendimizin (s. zekî. batın âlimleri de batınî güzelliklerini görebildikleri kadar dile getirmişlerdir.) parlak alnını görselerdi ellerinin yerine kalblerini keserlerdi de acısını duymazlardı. Eshâbına ve hizmetçilerine tevazu ederek. başka hiçbir kimse Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.) gelmektedir.) metheden onbinlerce kitap. içli gözyaş. Resûlullah (s. O’nun cemâlini anlayarak gördüğü için aferin ve takdir olmaktadır. hiçbir zaman lanet etmemiş ve asla mübârek eli ile kimseyi döğmemiştir.a. Bir keresinde de “Bütün iyiliklerimi. siyaset ve fikir adamlarının. Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup. asla kimse yanında oturamaz. güzellik ve yüksekliklerini idrak ederek. onun yanaklarını görebilmek. Zelihâyı (Yûsuf aleyhisselâma âşık oldu diyerek) kötüleyen kadınlar Resûlullah’ın (s. çalışarak sonradan kazanmış değildi. edib idi. ömürlerinin her safhasında Resûlullahın (s.) efendimiz günümüzde de bütün dünyâ milletlerinin.v. ediplerin. Bunları yazanlar içinde şöhretleri ve sanatları bütün dünyâyı ve asırları kaplamış olanları dahi.(s. Yani bütün mallarını.v. Gördükleri fevkalâde ve hiçbir insanda görülmemiş üstünlükler karşısında acze düşmekle beraber. fakat hediye alırdı.) kalkıp yanıma geldi.a.a.) her an.) metheden şu iki beyti Hz.) toplanmıştı. devlet. için saklarlardı. benim seni sevindirmemden çoktur dedi.) aşkı ile yanıp tutuşmuşlar.) Kur’ân-ı kerîmde geçen isimlerinden biri de Kur’ân-ı kerîmin kalbi olan “Yâsin” sûresindeki “Yâsin” kelimesidir. sizin bir sehvinize (yanılmanıza) değişirim” demişti.) sadece idareciliği. Şaşakaldım. uzaktan görenler.v. Âişe söylemiştir: “Ve lev semi’ü fî mısre evsâfe haddihî. târihçi ve askerî şahsiyetlerin alâkasını çekmekte bunların her biri O’nu biraz inceledikten sonra hayranlık ve şaşkınlıklarını. melekler âlemindeydi.” diye arz etmişti. Âişe buyuruyor ki “Bir gün Resûlullah (s.a. Gözlerimi kamaştırıyordu. Güzel huyları. Mübârek ruhu. Arap şiirlerini ve hesap ilmini çok iyi bilirdi. Âişe idi. Gayet belîğ ve fasîh konuşurdu. yalnız bunlara bakarak O’nu tanımaya çalışmaktadırlar. Parlak alnından ter damlıyordu.v.v. Resûlullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. Kendi için hiçbir şeyden intikam almamıştır. sözünü işitmeye takat. akıllı. Hazret-i Âişe’nin mübârek gözlerinin arasını öpmesi.a. Ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlüydü. Bir keresinde hâlini “Yâ Resûlallah! Nereye baksam sizi görüyorum.a. Gözlerimin arasını (alnını) öptü ve “Yâ Âişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi. Ter damlası. Resûlullah’ın (s.) nübüvvet nurunu görmekte. Ulema-i rasihîn denilen hem zahir ve hem de batın bilgilerinde üstad ve Peygamberimize (s.v. dile getirmektedirler. Resûlullahı (s.) gibi olamamıştır. Yâ Resûlallah! Mübârek yüzündeki nurların parlaklığına ve mübârek alnındaki ter danelerinin saçtıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim. Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.v. Bu deryanın ismini duyanlar.v. (Ey benim muhabbet deryamın dalgıcı olan habibim) demektir.a.a.) mübârek nalınlarının kayışlarını çıkarıyordu. içine girip nasîbi kadar derine inenlerin hepsi.v. seni sevindiremedim” buyurdu. Bunların en başında Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Kur’ân-ı kerîmin mânâlarını. peygamberlik hallerinden. Resûlullahı (s. Hediye getirene karşılık olarak kat kat fazlasını verirdi. her tarafa nûr saçıyordu. Ya’ni senin beni sevindirmen.a. Bir müslümanın ismini söyleyerek.v. ilim adamlarının. “Sana ne oldu ki. “Yâsin”.a. O.” Gene Hz. O’na aşık olmakta öyle ileri gitmiştir ki. Herkesin hediyesini kabul ederdi.v. Akrabasına. Bunlardan zahir âlimleri O’nun zâhiri vasıflarını.) güzellik ve üstünlüklerini ilimleri.) güzelliğini en iyi görüp anlayan ve anlatanlardan biri de zevcât-ı mutahhareden. Âişe âlim. O’nun üstünlük. çocuklarını kucağına alırdı.) severek. helâl ve harâmları. karşımdasınız.a. Peygamberimizin (s.

Bu sevgi ile Allahü teâlânın habibine ikrâm ettiği sonsuz ve tarife sığmaz nimetlere ve bereketlere kavuşmakla şereflenilir. hiçbir işinde. büyükle. Resûlullah (s. siyahı ve beyazı bir tutardı. Deveyi bağlardı. Bu kadar mucizelerinin en kıymetlisi. sert.a. Muhammed aleyhisselâmın bin mu’cizesi göründü. Kendisi için kimseye gücenmediği hâlde. gizli şeyleri bulunmak. Aklı o kadar çokdu ki. Herkesle iyi geçinirdi. Ayakkabısının söküğünü dikerdi. Hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca ona yardım ederdi. Görenler ve işitenler seve seve müslüman olurdu.) buyuruyor ki. hiçbir zeman.v. küçükle karşılaşınca. Se’âdet tâcı giydirildi. Resûlullahın (s. O serverin sevgisi bir gönüle yerleşirse. alçak tabiatlı değildi. Abdullah İbni Abbâs’dan işittim: Bu âyet-i kerîmedeki (Huluk-ı azim) yani güzel huylar. kendisine güzel huylar verdiğini de saymakta. inadçı insanlar arasında gelip. İyilik etmesini sever idi. oluyor. dîne dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi. ihsanı. Hizmetçisi ile birlikte yerdi. Yani saygı ve korku hasıl ederdi. yanarım! Her nerede olsam.). Cömert idi. Fakat. Herkese acır idi. Güzel huyu.v. Bu sevgi. Ebû Sa’îd-i Hudrî hazretleri buyurdu ki. huzur isteyen. . Dostunu öven âşıkların bülbülü. hiçbir kusur görülmemişdir.35 - . imânın ve İslâm’ın tadına doyulmaz zevkine ermek. Güler yüzlü. yumuşaklığı. çağrılan yere giderdi. Herkes Kâ’be’yi tavaf için geliyor Hicaz’a. kanlarını akıtdı. Bunlarla müsâfeha etmek için. herkesi hayran bırakırdı.v. Köleyi.v. ikrâmı. hiçbir sözünde. onları yumuşaklığa ve itâ’ate getirdi. az olsa da. o kadar çokdu ki. çok güzel idare ederek ve cefâlarına sabrederek. Söylerken gülmezdi. hiçbir çirkinlik. aşağı görmezdi.a. çatık kaşlı değildi. ey Câmi! Divânında şu yazılar. MUHAMMED ALEYHÎSSELÂMIN YÜKSEK AHLÂKI Allahü teâlâ. ben dağları aşarım. Allahü teâlâ ile sır. Fakat. Çoğu dinlerini bırakıp müslüman oldu ve dîn-i İslâm yolunda babalarına ve oğullarına karşı harb etdi. Evini süpürürdü. Dili sarkmış.) güzel ahlâkı sebep oldu. afvı. Huluk-ı azim demek. Çok kimselerin İslâm dinine girmesine. O’nun gibi olmalıdır. torba içinde eve getirirdi.a. Fakîrle. iki cihanın efendisine tam uymaya sebep olur. tercümanım. uyuz bir köpek gibi. ihsanları sayarak. rü’yâda başıma. Önüne konulan şeyi.) verdiği iyilikleri. Sözleri gayet tatlı olup gönülleri alır. Herşey cihanda senin şerefine yaratıldı. Her kim olursa olsun.) olan muhabbet ve aşkını dile getirdiği kasîdelerinden birinde şöyle yazmaktadır: Server-i âlem. Nazik idi. o güzel cemâlin ararım. yurtlarını fedâ edip. İkrime (r. kaba değildi. hayvana ot verirdi. o ân olur beharım. ben bir hiçim. Heybetli idi. Koyunun sütünü sâğardı. Küçük. rûhları cezb ederdi. İslâmiyeti yaşamak. beyi. Pazardan öte beri alıp. tatlı sözlü idi. faydasız yere birşey vermezdi. çok kolay olur. Üzüntülü görünürdü. efendiyi. Bunların içinde en büyük ve meşhûrlarından olan ve bu muhabbet deryasından büyük pay sahibi olan Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de Resûlullaha (s. Çamaşırını yamardı. Onun uğrunda mallarını. susuz kalmış. Kimseden birşey beklemezdi. sabrı. sevgili Peygamberine (s. mübârek elini önce uzatırdı. dost düşman herkes de bunu söyledi. Ayağın toprağı serpildi yüzüme sanırım. “Sen güzel huylu olarak yaratıldın” buyurmaktadır. O’nun mübârek kalbini okşarken. Mübârek başı hep önüne eğik idi. böyle şeylere alışık değildiler. sana âşık olup da. Resûlullah’ı sevmek. büyük her müslümanı doğrudan doğruya Resûlullahın sevgisine götüren ehli sünnet âlimleri ve kitapları bu bereketlerin senetleridir. Rahmetin bana da yağsa. Aşağı gönüllü idi. Hiçbir hareketinde. Fakat.a. din düşmanlarına. hafif. bütün müslümanlara farz-ı ayndır. önce selâm verirdi. zenginle. Senin ihsan denizinden bir damla arzularım. Se’âdet. Kur’ân-ı kerîmin bildirdiği ahlâktır. Fakat. Arabistan yarımadasında. israf etmez. edebli olması ve güzel huyları idi. Güzel huylu idi. Sana kavuşmak şevkîle. Misafirinim dememi saygısızlık sayarım. Kâ’be kavseyn tahtının sultânı sen.ları ve yakıcı mısralarla bu aşklarını dile getirmişlerdir. insanlar ile de güzel huylu olmak demektir. Âyet-i kerîmede “Sen huluk-ı azim üzeresin” buyuruldu.a. Akşamdan sabaha ve sabahdan akşama yemek bırakmazdı. Hâlbuki.

) dedim).v. sana “birşey yapmamasını söylerim” buyurdu.a. parçaları da misk gibi güzel kokardı. Geri kalan iki dirhem ile yiyecek almağa giderken gördü ki. bir yere gönderdi. bana kim bir gömlek verir diyordu. Kızcağız. Yani Yemen kumaşından bir palto vardı. Evet gidiyorum yâ Resûlallah (s. Arkadan bir köylü gelip. kıza birşey yapmaması için şefâat buyurdu. müşkülünü hallederdi). Çocuklar sokakta oynuyordu.a. Mübârek yüzü gülüyordu.a. O gün.) on sene hizmetçilik ettim. misk gibi güzel koku duydu.a. Resûl aleyhisselâmı Hayber gazasında gördüm.a. Mübârek parmağını içine sokmasını dilerlerdi. Resûl . (Resûl aleyhisselâmdan birşey istenip de yok dediği işitilmedi).) arkamdan geliyordu. onun bu hâline güldü. Lüzumlu olduğu zaman veya birşey sorulunca söylerdi). gömleksiz kalıp. olan biteni anlatıp. benim gözlerimi aç) dedi. Bana bir kerre uf demedi. Biz de her şeyimizi fakîrlere dağıtalım dediler. Yine Enes (r. Enes bin Mâlik (r. Bir yahudinin hizmetcisiyim. Namaz kılmak için örtünecek bir elbisem yok. Resûl aleyhisselâmın bir kere giydiği her şey.) insanların en güzel huylusu idi. Bir dirhem ile bir entari satın aldı.) diyor ki. mescide cemaate gelemiyor. Resûl aleyhisselâm oradan ayrıldı.a. Elimden düştü. bir hizmetçi kızın ağladığını gördü. Önce habibine. son dirhemini kıza verdi. birşey vermemezlik yapma buyurup. Mübârek arkasındaki antâriyi çıkarıp. Vallahi gitmem dedim. Çünkü. (Resûlullah (s. Resûlullahın ayaklarına kapanıp.) buyuruyor ki. (Resûlullah (s. insanların huzura kavuşması için gönderildim” buyurdu. kapıyı çaldılar. “Bununla şişe ve yağ al. Yuları bir ip olan eşek üzerinde idi. sıkıntıya düşecek ve namazı kaçırarak.v. yüzünü çevirmedikçe. birlikte gider. Namaz vakti gelince. la’net etmek için.v. gönüllerini yapardı). Resûl “aleyhisselâm”. Ebû Sa’îd-i Hudrî (r. Beni bir gün.) bir kimse ile müsâfeha edince. Ebû Hüreyre (r. Enes bin Mâlik (r. namazdan sonra. (Yâ Resûlallah (s.v. Bunun yarısını size vereyim. Bunları alıp gidiyordum. Medine çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler. Hem şişe. Enbiyâ sûresinin yüzyedinci âyetinde (Seni.a.v. Ben. Câbir (r. gayet açık ve metodlu konuşur ve kolay anlaşılırdı. Resûl aleyhisselâmın elini tutup bir iş için götürseydi.) hayası. “Korkma! Seninle birlikte gelir.) görünce şaşırıp kaldı. Kızını Resûl aleyhisselâma gönderdi. hasislik etme. (Bir küçük kız. Enes bin Mâlik diyor ki. Câbir bin Sümre (r.a. Yahudiye.a. Resûlullahı (s.a. Bana. İslâmı öğret. eve geç kaldığım için yahudinin beni döğeceğinden korkuyorum dedi. Mübârek sözlerinde tertîl ve tersîl vardı. yakasından öyle çekti ki. namazda örtünecek bir elbise gönder diye yalvardı. Şunu niçin böyle yaptın. çağrılan yere giderdi.36 - . mübârek elini ondan ayırmazdı. emrini yapmak için beklediği ey koca Peygamber! Bir hizmetçi kız için. Yahudi kapıyı açıp. bakire İslâm kızlarının hayalarından daha çoktu). her müslümanın (Mâlâya’nî). A’mâ duâ ederek. Resûl aleyhisselâmın o anda başka elbisesi yokdu. Almış olduğu entariyi bu a’mâya verdi.) Allahü teâlâ. Resûl “aleyhisselâm” o kadar cömertlik yapıyor ki. yeri kaldı. kâfirlerin yok olması için duâ buyurmasını söyledik. o kimse elini çekmedikçe. Ona birşey verilmesi için emir buyurdu). Yarım dirhem ile bir şişe ve yarım dirhem ile de yağ satın al dedi. gidecektim. evine götür” buyurdu. çoluk çocuğuma nafaka yapmak için sekiz dirhem gümüş ödünç almıştım.) buyurdu ki.) buyuruyor ki. mübârek yüzünü ondan çevirmezdi. bir a’mâ oturmuş Allah rızâsı için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için.a. Resûlullah (s. Resûl aleyhisselâmın komşusu bir ihtiyar kadın vardı. Resûl “aleyhisselâm” çarşıya çıkıp.a. bu hâli işitince. sonra da. faydasız şey söylememesi. Bir kimsenin yanında otururken iki diz üzerinde oturur. (Yâ Rabbi! Bu gömlek hürmetine. Eshâb-ı kirâm. paltonun yakası mübârek boynunu çizdi. Resûlullahın yanına gelip. Bundan anlaşılıyor ki. Onların yanından geçerken arkama baktım.v. Yani.Enes bin Mâlik (r. Enes bin Mâlik buyuruyor ki. Üzerinde bürd-i Necrânî vardı. (Ben. (Resûlullaha (s. Eve gelip. Eşeğe de binerdi. Emrini yapmak için dışarı çıktım.) diyor ki.) diyor ki. Hz.a. Kış ve soğuk su olsa da. Şimdi ne yapacağımı şaşırdım dedi. o kadına gönderdi. Resûl aleyhisselâmın ayaklarına kapandı. eskiyip dağılsa bile.) az konuşurdu. binlerce arslanın. bunu niçin yapmadın buyurmadı). Yâ Resûlallah! Bu kızı senin şerefine âzâd ettim. (Bir gazada.v. benim gibi bir miskînin kapısını şereflendirdin.a. niçin böyle ağlıyorsun) buyurdu.v. susması lâzımdır. A’mâ.a. insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. Yahudi. Kendinize entari alınız) dedi.)! Bugün.) diyor ki. elbisesiz mescide gidemedi. Fakat.) diyor ki. (Resûlullah’ın (s. İki gözü hemen açıldı. Resûl “aleyhisselâm”. (Resûl “aleyhisselâm” hastayı ziyârete gider. entariyi eline alınca. hemen İsrâ sûresinin yirmidokuzuncu âyetini gönderdi. herkese iyilik etmek için. âlemlere rahmet. Resûl “aleyhisselâm”.a. Bir dirhem ile yiyecek satın almaya giderken. Resûl aleyhisselâmın mübârek elinden geldiğini anladı.a. hem de yağ gitti. üzülecek kadar da dağıtma! Sadakada ortalama davran buyurdu. Bana imânı. (Kızım. Huzurunda müslüman olayım) dedi.). cenâze arkasında yürür. iki dirhem ile bir entari satın aldı. (Resûlullah (s. ona saygı olmak için mübârek bacağını dikip oturmazdı).v. Resûl “aleyhisselâm” sabah namazından çıkınca. iyilik için gönderdik) buyuruyor. (Resûl “aleyhisselâm” ile birlikde gidiyordum. Bana bir dirhem verdi. her birine mübârek parmağını sokar. O kimse. Ali (r. Allahü teâlâ. Bunun. Yine (Mesâbîh) de.a. (Binlerce insanın baş tacı olan. “Yâ Enes! Dediğim yere gittin mi?” buyurdu.

fehmi. şefkati. “Bir topluluğun en üstünü. Bunlar.Eshâbından birini üç gün görmese. dünyâda ve ahirette felaketlerden. kabrine kadar giderdi. görenler ayağa kalktılar. emâneti. Böylece. 4. Hepsi müslüman oldu. Su kabını eliyle tutarak doymalarını beklerdi. zühdü.Her çağırana lebbeyk (efendim) diyerek cevâb verirdi. şecâ’ati. otururum” buyurdu. Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik diyor ki. Hasta yoksa. Allahü teâlâ. takvası bütün Peygamberlerden daha çoktu. “Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyâretine gidelim!” derdi. bunları bana ver!) demektir. irfanı. kefenlenmesinde yardım eder. 10. Her müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır.Yolda karşılaştığı müslümana önce kendi selâm verirdi. Resûlullaha on sene hizmet ettim. Yemekte. Çoluğuna çocuğuna anlattı.Şefkati pek çoktu. hep Resûlullahın (s. bazan da. 8. keremi. Bunları bazan yalnız yapar. fetâneti. benim ona yaptığımdan çok idi. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. ziyâretine giderdi. şehirde ise. sadâkati. Diğeri. Resûlullah da. hayası. zekâsı. hizmetçilerine yardım ederdi. bir koyun kebabı yapılacağı zaman. iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem. benim için ayağa kalkmayınız! Ben de. 13. biri ben keserim dedi. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için. yıkanmasında. 6. Elinde bastonu olarak. kâfirlerin ve münafıkların hastalarını da ziyâret ederdi.Sabah namazlarını kıldırdıktan sonra. ona müslümanlığı öğretti.Hastaları ziyâret eder. Dizlerini dikip. Bunun manâsı (Yâ Rabbî! Senden.v. baş tarafa geçmezdi. Hayvanlara su verir. 7. “Yâ Rabbî! Bunları affet! Câhilliklerine bağışla” buyurmuştur. hayır duâ eder. Bindiği atın yüzünü ve gözünü silerdi. Yolculukta hayvanlarına yem verir. koyunlarını kendi de sağar. ben pişiririm dedi. Kimseyi dövdüğü. Resûlullah efendimiz (s. Sessizce tebessüm ederdi. Fakat. melâheti. eziyyetleri af ederdi.a. Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları. yırtıklarını kendi de yamar. 11. insâfı. Cenâze olursa. 3. arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez” buyurdu. Yolculuğa gitmiş ise. Onların işlerine yardım ederdi.) güzel huylarının bereketi ile oldu. Hiçbirine karşılık vermezdi. Onun bana yaptığı hizmet. 12. etrafına kollarını sararak oturduğu da görülmüştür. dişlerini kırdıkları zaman. sabrı.Kendisini kimseden üstün tutmazdı.v. vera’ı. sıkıntılardan kurtulmak ve o iki cihan efendisinin şefâatine kavuşmak nasîb olur. Bana incindiğini. “Cenâzesi olan var mı? Yardıma gidelim!” derdi. 5. Bazan gülerken mübârek ön dişleri görünürdü. cemaate karşı oturup. sert söylediğini hiç görmedim. Herkes gibi yerim. tâbir edelim!” derdi. aklı. cenâzelerde bulunurdu. gayreti.Resûlullahın ilmi. ben derisini yüzerim dedi.Söküklerini. 9. ulu ve şanlı Peygamberimiz gibi duâ etmeliyiz! RESÛL-İ EKREMİN GÜZEL AHLÂKINDAN VE ÂDETLERİNDEN BAZILARI 1. Evine girdi. Gönül almak için. onlarla elele verip yürürdü.Çok zaman diz çökerek otururdu. bunu yapanlar için. afiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Bir yolculukta. fesahati. Biz zavallılar da. Yorulunca. onu sorardı. Bir başkası. namazını kıldırır. hayvanlarına kendi de yem verirdi. Yâ Resûlallah! Sen istirahat buyur! Biz toplarız dediler. sıhhat. hizmet edenidir” buyururdu. 2.) şu duâyı çok okurdu: (Allahümme innî es’elükessıhhate velâfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ erhamerrâhimîn). Çarşıdan satın aldığını eve kendisi götürürdü. belâgati. Uhud gazasında kâfirler yanağını kanatıp. bir gün sokağa çıktıkta. Kalkıp odun toplamaya gitti.Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi.37 - . iffeti. “Evet! Sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum.a. bazan tımar da ederdi. ben odun toplarım deyince. giymekte ve her şeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. ikanı. sövdüğü hiç görülmedi. Resûl aleyhisselâmın güzel huyları pek çoktur. bir yaya görünce.“aleyhisselâm”. Müslüman oldu. “Rüya gören varsa anlatsın! Dinleyelim. . tevâzû’u. Medine’nin âdetine uyarak. cömertliği. Diz çöküp otururdu. hamiyyeti. Cenâze yoksa.Bazı kimselerin hizmetçileri gelip kendisini çağırdıklarında.Eshâbının oturdukları yere gelince. sizin gibi bir insanım. arkasına bindirirdi. 14. Eshâbına hizmet eder. “Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi. Hayvan üzerinde giderken.Misafirlerine. mehabeti. Gördüğü aralığa otururdu.

İyi anlaşılması için ba’zan üç kere tekrar ederdi. çorba ile veya zeytin yağına batırıp yerdi. Etin kol tarafını severdi. şaka yapardı. Yanlışlık oldu. Fakat senin kuvvetinin çokluğunu pek beğendim diyerek sürüsünü Resûlullaha hediyye etti. (Ya Rabbi! Bize incinip de. şecaati şaşılacak kadar çoktu.38 - . 30. diz çöker. havada bulut görünce.Kalbinin kuvveti.Hep düşünceli.Her Peygamber gibi. 29. beğenmediğini yemez ve birşey söylemezdi. üzüntülü görünür. Tavuk. ganimet toplamak için dağılıp. bundan fakîrlere de sadaka verirdi. Yüzlerle deve ve koyunlar bağışlar. Asla gerilemedi. Bir kaç defa oldu. 28. 34. İkinci kapışmada yine yıkıldı.Yabancı ile ve tanıdıklarla ve çocuklarla ve ihtiyar kadınlarla ve mahrem kadınlarıyla latife. Var ise verir. sonunda (Elhamdülillah) der ve duâ ederdi. Doyuncaya kadar yediği görülmedi. 21. Rigâne yerinden hareket etmezdi. Bunlar pamuktan. zâlim değilim. Hediyyeyi kabul ederdi. Et suyu yiyen bir kadıncağızın oğluyum” derdi. karpuzu. öldürme.(İçinizde Allahü teâlâyı en iyi anlayan ve Ondan en çok korkan benim) derdi. Üçüncüde de sırtı yere gelince: Ben imân etmem. İlk kapışmada. Kalın kumaştan ihram edilmiş dikilmemiş şeylerle örtünür. arkasından söylemezdi. müslümanlar. 20.Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. oruç tutardı. sütü. balık ve pastırma etleri ve peynir de yerdi. zekât malı ve sadaka almazdı. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. (Benim gördüğümü görseydiniz. Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmağa utanırdı. kapıcıları yoktu. Rigâne sırt üstü yıkıldı. deve. Kimseden şikâyet etmez. 23. 17. Azâbını gönderme.Giymesi caiz olanlardan her bulduğunu giyerdi. on kuvvetli kişi deriyi etrafından çeker deri parçalanır. Eve gelince (yiyecek var mı?) der. ceylân. az söylerdi. Rüzgâr esince. 32. kabağı. okuyarak başlardı. olmazdı. Bazan sabah. otuz kilo arpa için. meyva ile. Yemeğe besmele. Konuşmağa tebessüm ederek başlardı. kavunu. 19. Sığır derisi üstünde ayakta durup.Hayası çoktu. Fakat bunlar Allahü teâlâyı bir an unutmasına sebep. Gök gürleyince. faydalı ve mânâsı açık olarak söylerdi. besmele ile başlayarak üç yudumda içer. 25. “Sıkılma! Ben melik değilim.15. bir demir zırh ceketi. beni yatırırsan.Allahü teâlâ.Kâfirlerden Rigâne isminde bir çoban çok kuvvetli idi. imâna gelirim dedi. Seninle alay etmiştim. peştamal sarınır. Adamın korkusu gidip.Yemekler arasında koyun etini. 18. az güler. göğsünden ses işitilirdi. Ekmeği katıksız olarak veya hurma ile. acaba neden böyle yapıyorlar?) derdi. bir yahudide rehin bırakılmış bulundu.Bir yemeği beğenmediği işitilmedi. Resûlullaha. (iste vereyim) buyurmuşken. Kur’ân-ı kerîm okurken de böyle olurdu. bir şeye dayanmadan yerdi. Vefât ettiği zaman. Herkes kolayca yanına gelip derdini söylerdi. tatlıları.Günde bir kere yerdi.Dokuz zevcesine ve birkaç hizmetçisine bazan bir senelik arpa ve hurma ayırır. yalnız hurma yediği aylar da olmuştur. Resûlullah onlara karşı durup kaçırdı.Lüzumsuz ve faydasız birşey söylemezdi. Ekseriya karşılığını verirdi. balı. kaymağı. kendisine birşey bırakmazdı. 26. yok denirse. çok ağlardınız) der. ekmek yapılmayıp. üç dört kimse ile kalmıştı. 24. Ekseriya süt veya hurma yerdi. kısa.Kendisinden birşey istendikte yok dediği hiç işitilmedi. Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yemedi. 27. hemen hücum ettiler. akşam yerdi. et suyunu. Afiyet ihsan eyle!) derdi. 33. Sağ eli ile yerdi. 31.Heybetinden kimse yüzüne bakamazdı.Suyu yavaş yavaş. güreş edelim. (bazı kimseler. derdini söylemeye başlardı. Kâfirler.Bekçileri. Huneyn gazasında. (Ya Rabbi! bize hayırlı rüzgâr gönder!) derdi. Lâzım olunca. gömlek ve cübbe de giyerdi. Yemek yerken. 16. üzümü ve hıyarı severdi. bu ihsanlarını görerek imâna gelmişlerdir. yok ise sükût ederdi. Beğendiğini yer. Birisi gelip mübârek yüzüne bakınca terlerdi. (Ya Rabbi! Bu bulutla bize azâb gönderme!) derdi. tekrar güreşelim dedi. Elleri ile tutup ısırarak yerdi. Sırtımın yere geleceği hatırımdan bile geçmemişti. ağlayan kimsenin içini çektiği gibi. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman. yünden veya kıldan do. sirke ile. hurmayı. Namaza dururken. Evde iki üç ay yemek pişmeyip. tavşan.Çok cömert idi. 22. İki üç gün birşey yemediği de olurdu. Nice katı kalbli kâfirler. dünyâ servetini istemedi.

üstünlük demektir. Yani. İncilde ve Zeburda Muhammed aleyhisselâmın ve dört halifesinin ve eshâbından ve ümmetinden bazılarının isimleri bildirilmiş ve medh olunmuşlardır. Bazan hasır. 5. bazan yeşil giyerdi. ucunu bir karış kadar arkasına sarkıtırdı. kırmızı. mübârek ayaklarını baldırın yarısına kadar örterdi.Her gece gözlerine üç kerre sürme çekerdi. kendinin Mahmûd isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine isim koymuştur. siyah da giyerdi. yüzüne misk veya başka kokular sürer. ud ağacı. sağ elini yanağı altına kor. bazan siyah tülbent başına sarıp.Tefe’ül ederdi. Ekseriya beyaz. Sağ yanına yatar. 4.Mümkün olduğu kadar her işini tek sayıda yapardı. kâfurî ile buhurlanırdı. hazret-i Muhammedin (s. tahta. Cum’a ve bayramlarda ve yabancı elçiler geldikte ve cenk zamanlarında kıymetli gömlekler. 42.) ismi de söylenirdi. sağ eliyle yapmayı severdi. 12. 37. kendi isimlerinden Raûf ve Rahîm isimlerini Habîbine de vermiştir. 45. meleklerden haber çalamaz oldular. içi hurma iplikleri ile dolu. Saçlarına özel olarak hazırlanmış. hemen namaza başlardı. 6. 43. Fazîlet.Tevratta. üç buçuk metre kadar uzundu. dabağlanmış deriden idi.Yatsıdan sonra gece yarısına kadar uyuyup. 44. makas. 39.Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır. iplik eksik olmazdı.Evinde ayna. Sarığını takkesiz sarar.Dünyaya gelince. Târih ve mevlid kitaplarında yazılıdır.a. 41. eğer istesem.Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emir etti ki.Arabistandaki âdete uyarak saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır. Allahü teâlâ.Üzüldüğü zaman. İçi yünle dolmuş bir yatak getirdiklerinde. kabul etmedi ve (Ya Âişe! Allaha yemin ederim ki. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı. tarak. safâsı ile gamı giderdi. Dikilmiş elbise giydiği de olurdu. ilk gördüğü. Sarığı çok büyük ve pek küçük olmayıp. sonra sabah namazına kadar ibâdet yapardı. 35. 40. melekler tarafından sünnet edilmiştir. 36. Üstünlüklerinden sekseniki adedi aşağıda bildirilmiştir: 1. cübbeler. birdenbire gördüğü şeyleri hayra yorardı.Her işinde sağdan başlamayı. 47. MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ Muhammed aleyhisselâmın fazîletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır.39 - . şeytanlar göke çıkamaz. Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa.Allahü teâlâ. güzel kokulu yağ sürerdi.v. çok büyük alâmetler görülmüştür.Üzüntülü zamanlarında sakalını tutar. Allahü teâlâ her yerde altın ve gümüş yığınları yanımda bulundurur) buyurdu. başına. 38. düşünürdü. bazan sarıksız ak fitilli takke giyerdi. iğne. 2.Ekseriya beyaz. ona îmân etmeleri için ümmetlerinize de emrediniz! 9. 8. 10.Başkasını çekiştirenin sözünü asla dinlemezdi. yeşil. 7. sol tarafında Muhammed yazılı görülmüştür. 46. onun ismini Arşa.Dünyaya geleceği zaman. Yalnız. sürme kabı. 11. fazlasını kestirirdi.Adem aleyhisselâm zamanında namaz için okunan ezanda. Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır. yünden dokunmuş keçe veya kuru toprak üzerinde de yatardı. bazı sûreler okuyup uyurdu. döşek. Yolculukta bunları beraberinde götürürdü. alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru bulunduğu için idi. . Namazın lezzeti. Kollarını bileklerine kadar.kunmuştu.Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır.Dünyaya geldiği zaman.Meleklerin hazret-i Âdeme karşı secde etmeleri için emir olunması. 3.Ellerine.Basra şehrine yakın bir nehirde tutulan balığın sağ tarafında Allah. misvak. Bunlara benzeyen vak’alar çoktur. Allahü teâlâ. sol eliyle taharetlenirdi.Hindistânda yetişen bir gülün yapraklarında (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) yazılıdır.Yatağı.

Hastalara şifâ verdi. seni kendime Habîb yapdım) buyurmuştur. Habîbullah olmasıdır. Onu kendisine sevgili. Cebrâil aleyhisselâm kalbini yıkayıp. ezanda. kalbi uyanık olurdu. (İbrâhîmi Halil yaptım ise. 34. 19. açıklarda gezerken. 23.Bedenine ve elbisesine sinek. Allahü teâlâ. Bebeklere süt gibi gıda oldu. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı. O ânda verecek şeyi yoktu. Eshâbını önden yürütür. hiç kirlenmezlerdi.Ümmetinin isimleri.Beşikte iken konuşmağa başladı. râzı oluncaya kadar. Küçük bir şişeye terinden koyup verdi.Kelime-i şehâdette. (Cehennem ateşi onu yakmaz) buyurdu. başına sürünce. 17. mi’râca götürülmesidir. Ona her şeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir.Aklı. Mübârek parmağı ile işaret ettiği tarafa meyl ederdi. Burak denilen Cennet hayvanı ile Mekke’den Kudüse götürüldü. göğsünü kapadığı zaman Cennetten getirdiği mühür ile sırtını mühürlemişti. Oradan göklere ve Arşa götürüldü. Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti.(Sana. taşta ayağının izi kalırdı. Allahü teâlâ ona her şeyi bildirmiştir.Büyük bir mu’cizesi de. 39. gölgesi yere düşmezdi. cisimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi.Beşikte iken gökdeki ay ile konuşurdu. Kendisine acaip şeyler gösterildi. yüzüne. kızını evlendirirken. 33. 29. 28. tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar. Büyük şair Ömer İbnil Farıda (Resûlullahı niçin medhetmedin) dediklerinde. Oradan etrafa güzel kokular yayılırdı.Aydınlıkta gördüğü gibi. arkasından melekler gelirdi. yeter deyinceye kadar) her dilediğini (vereceğim) âyeti.Taş üstüne basınca. Onu herkesden. 26. Bütün Peygamberler de böyle idi.Üstünlüklerinin en üstünü.Önünden gördüğü gibi. yani kimseden birşey öğrenmemiş iken. birçok duâlarda. Bunu işitince. 32. Onu medhedecek kelime bulamadım demiştir. Mi’râc mu’cizesi başka hiçbir Peygambere verilmedi. 20.Güneş ve ay ışığında yürüyünce. Evi (güzel kokulu ev) adı ile meşhûr oldu. namazdaki teşehhüdde. başı hizasında bir bulut da birlikde hareket ederek gölge yapardı. melekler göğsünü yardı. karanlıkta da görürdü. her melekten daha çok sevmiştir. Allahü teâlânın Peygamberine bütün ilimleri. kabirde. evi misk gibi kokardı. Bir fakîr kimse. Bütün Peygamberler de böyle idi. arkamı meleklere bırakın derdi. bazı ibâdetlerde ve hutbelerde. ikâmetde. Bütün Peygamberler de böyle idi. 14. 22.İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi ona ihsan olundu. 18. nasîhat yapmakta.Ömründe hiç esnemedi.Gözleri uyurken. Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur. Allahü teâlâyı baş gözü ile gördü. Onu medhetmeğe gücüm yetmeyeceğini anladım.Çocuk iken.Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. zaferler ve kıyâmette her türlü şefâat ve tecelliler ihsan edeceği. onlardan yüksek görünürdü.Beşiğini melekler sallardı. Bu hâl.13. yer yarılıp bevl ve benzerleri toprak içinde kalırdı. 31. düşmanlarına karşı yardım ve galebe ve ümmetine fetihler. 38.Hacamat kanından içenler oldu. sivri sinek ve başka böcekler konmazdı. 36. 21. Muhammed aleyhisselâmın ise. 25.Teri gül gibi güzel kokardı. sol kürekteki deri üzerinde kalbi hizasında idi.Üç yaşında iken ve kırk yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve elliiki yaşında mi’râca götürülürken.İnsanlar ve melekler içinde en çok ilim Ona verildi. Ümmî olduğu halde. 15. bütün insanların aklından daha çoktur. 35.Her yürüdüğü zaman. kendisinden yardım istemişti. Bunun için. Açıkta abdest bozduğu zaman.40 - . 16.Tükürüğü acı suları tatlı yaptı. mahşerde. arkasından da görürdü. 27.Orta boylu olduğu halde. 24. Âdem aleyhisselâma her şeyin ismi bildirildiği gibi. 40. sıkıntılı zamanlarda. bütün üstünlükleri ahkâm-ı İslâmiyyeyi. Bir ânda tekrar evine getirildi. yeryüzündeki bütün putlar. uzun kimselerin yanında iken. dost yapmıştır.Dünyaya geldiği zaman. Cennette ve her mahlûkun lisanında Allahü teâlâ. 30. 37.Çamaşırlarını ne kadar çok giyse. O kız.

Muhammed aleyhisselâm.ni vaad etmektedir. O ânda. 41. 54. Aişe ile konuşmadan dışarı çıksa idi. gülerken. Âişe’nin yanına gelip. (Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına râzı olmam) buyurdu. Mü’minlere faydası meydandadır. çoklukta iken.Başka Peygamberler belli bir zamanda. Hz. Başka Peygamberlerin ümmetleri. 49.Allahü teâlâ. dördüncüsü de. İşitenler hayran olurlardı. her Peygamberi ismi ile bildirmiştir. dünyâda azaplar yapılır. Bu hâl hasâis-i peygamberidir. yâni adalet işlerinin ve siyâset bilgilerinin. ilâhi tecellilerden ve nurlardan dolayı. İstersen her elini sürdüğün taş altın olsun. 52. ey Resûlüm. 47. saltanatı istememiş. 51. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevâb verirdi. Kabul eyledi) hadîsi meşhûrdur.(Ümmetimin dalâlet üzerinde bileşmemelerini Rabbimden diledim. 42. yüzüne kimse bakamazdı. fakîrliği dilemiştir. belli bir memlekette Peygamberlik yaptı. yer yüzündeki bütün insanlara ve cinne kıyâmete kadar Peygamber olarak gönderilmiştir. 48. mübârek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi. bu müthiş korkudan kurtuldum. din kardeşi için de istemedikçe. Arabî lisanının her lehçesi ile konuşurdu. dehşeti karşısında sonumun nasıl olacağından korku içindeyim. Bir gün Cebrâil aleyhisselâma (Allahü teâlâ. başka peygamberlerin ümmetlerinin sayıları toplamından daha çoktur. cansızların da. yolculukta iken. kırk yaşından evvel ve sonra. benim âlemlere rahmet olduğumu bildirdi.Rütbeyi.Gayet açık. yalnız iken. kendine istediğini.Başka Peygamberler. Sabah namazının sünnetini evinde kılıp. Muhammed aleyhisselâmı ise. dininin dört temelini. Allahü teâlâ cevap vererek. Peygamberliği. nebatların da. husûmât. ağlarken. Benim rahmetimden sana da nasîb oldu mu?) dedi. Cebrâil de (Allah’ın büyüklüğü. hiçbir günâh işlememiştir. üçüncüsü. ikincisi. İslâm. Namazda başka bir Peygambere ve meleklere karşı söylemek caiz olmadı. Onun (Cevâmi-ul-kelim) olduğunu göstermektedir. gündüz. dört hadîsle bildirmiştir. Dünyadaki vazifelerini yapabilmek için zevcesi Hz. Sana. 46. 44-Az kelimelerle çok şey anlatırdı. Resûlullah üç kere (Kul olarak Peygamberlik istiyorum) dedi. ey Peygamberim diyerek bildirmiştir. 53. kendilerini isimleri ile çağırırlardı. Muhammed aleyhisselâma selâm vermeleri emr olundu. uykuda iken. Eshâbına farzı kıldırmak için mescide giderdi. Ona îmân etmeyenlere dünyâda azâb yapılmadı. Yüzbinden ziyâde hâdis-i şerîfi. Muhammed aleyhisseIâmın râzı olmasını istemiştir. diğer Peygamberlere verilecek sevablardan kat kat ziyadedir. Bu âyet geldiği zaman. İstersen melik olarak Peygamberlik yap) dedi. evde iken. kolay anlaşılır olarak konuşurdu. muamelât bilgilerinin. ibâdet bilgilerinin.Müslümanların namazda otururken (Esselâmû aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak. Meleklerin de.Kendisini ismi ile çağırmak.Bütün varlıklara rahmeti. Onun müdafaasını yapmıştır.Muhammed aleyhisselâm ma’sum idi. Bu dört hadîsten birincisi. âdâb ve ahlâk bilgilerinin temelidir. kısaca bütün mahlûkların Peygamberi olduğunu bildiren âlimler de vardır. Cennete gideceklerin üçte ikisinin bu ümmetten olacağı. 50. Bilerek ve bilmeyerek büyük ve küçük. zümrüt olsun. gümüş olsun. faydası yayılmıştır. harâm meydandadır. Cebrâil aleyhiselâma bakarak. hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir.41 - . yanında yüksek sesle konuşmak. 55. Muhammed aleyhisselâm ise. harbde iken. Bir sabah Cebrâil aleyhisselâm ile konuşurken bu gece evimizde yiyecek bir lokmamız yoktu buyurdu. Onlardan daha üstün ve daha şereflidirler. kâfirlerin iftiralarına kendileri cevap vermiştir. hayvanların da. yolda önüne geçmek harâm edilmiştir. “Allah beni çok güzel yetiştirdi” buyurdu. Âişe ile bir miktar konuştuktan sonra. Muhammed aleyhisselâma yapılan iftiralara ise. İsrâfil aleyhisselâm gelip (Allahü teâlâ söylediğini işitti ve beni gönderdi.Resûlullaha verilecek sevablar. Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir. 45. (Ameller niyyete göre değerlendirilir ve (Halâl meydandadır. Bazı âlimler dediler ki.Allahü teâlâ. 43. emin olduğumu bildiren âyeti getirince.Gece. uzaktan kendisine seslenmek. Bandan büyük rahmet olur mu?) dedi. ondan sonra Eshâbına nasîhat ve irşâd etmeğe giderdi.) ve (Davacının şâhid göstermesi ve dâvâlının yemin etmesi lâzımdır) ve (Bir kimse. Başka Peygamberlerin zamanındaki kâfirlere. imânı kâmil olmaz). yok edilirlerdi.Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin sayısı. uyanık iken. . Kur’ân-ı kerîmde. Hz. (Ey Âişe! Biraz benimle konuş da kendime geleyim) der.

namaz kılar. 57.Kendisine Cebrâil aleyhisselâm yirmidörtbin kerre gelmiştir.s. Başka Peygamberlerin zevceleri kendilerine ya zararlı olmuş veya fâidesiz olmuşlardır. Resûlullahın akrabası bundan müstesnadır.56. Cennet bahçesi gibi kıymetlidir. kendisini incitene azap yapar” buyurdu. Allahü teâlâ tarafından doğrulanır. şükür etmişler ve İslâmiyeti yaymakta çok hizmet etmişlerdir. kadın.). kabrine gelip haber verirler. Onlara düşman olmak. 63. 73. Mikâil (a. 68. 64. imânını almağa. Alinin. Ömer’dir. Bunlar. bütün insanların en üstünleridir. Haremeynden birinde ölen bir mü’min.Onun ehl-i beytini sevmek vaciptir. 60. beni incitmiş olur. Cafer Tayyarın ve Abbâsın soyundan olanlardır. Kabri ile minber arası. fakîrliğe sabretmişler. günah yaptırmağa çalışır.Her insanın cinden bir arkadaşı vardır. bilmediğimiz bir hayatla diridir. yer yüzünün en kıymetli yerleridir. sünnetine ve ahlâkına uymakdır. 71. dünyâ kadınlarının en üstünleridir.Kabrinin içindeki toprak. kıyâmet günü emin olarak diriltilir” buyurdu. 59. Ebû Bekir ve Hz. 58. bana düşman olmaktır. yoluna. Başka Peygamberlere yalnız Cebrâil aleyhisselâm gelmiştir. Bütün Peygamberler de böyledir.Muhammed aleyhisselâmdan sonra. gökde iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır. 69. bu bakımdan mü’minlerin anneleri oldukları bildirilmiştir.Allahü teâlâ. büyük yaşta vefât eden herkese kabrinde Muhammed aleyhisselâm sorulacaktır. “Allahı seven.s. Muhammed aleyhisselâma.Onun her sözü. Ukaylin. yani kan ve nikâh bakımından olan akrabalığın kıyâmetde faydası yoktur. Şehirleri olan Mekke-i mükerreme ve sonra Medine-i münevvere.Herkesin soyu oğlundan ürer. zevceleri ve dedesi Hâşimin soyundan olan mü’minlerdir ki. Peygamberlerden başka. Muhammed aleyhisselâmın zevceleri ise. bin rekât sevabı yazılır. Eshâbının hepsi de.Dünyanın her yerinde Resûlullaha salevât okuyan müslümanların selâmlarını işiten melekler. 70. dünyâ ve âhiret işlerinde. Kabirde Kur’ân-ı kerîm okur. başka Peygamberlerle ve meleklerle caiz değildir. Onu sevmenin alâmeti. 74. 72. Mescid-i şerîfinde kılınan bir rekât namaza.42 - . dinine. Kur’ân-ı kerîmde “Bana uyarsanız. kendisine yardımcı olmuşlar. Allahı incitir. Bunlar. kızı Fâtıma’dandır. 75. Onları inciten.Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. zekât alması harâm olan akrabasıdır. Allahü teâlâ. Başka Peygamberlerden en çok olarak Mûsâ aleyhisselâma. her işi doğrudur. dörtyüz kerre gelmiştir. Bunları yapanları da görür.Onun ismini taşıyan mü’minler Cehenneme girmeyecektir. 62. 61.Eshâbının hepsini sevmek vâcibdir.Nesep ve sebep bakımından.Resûlullahın kızları. her yerden ve Kâ’beden (ve Cennetlerden) daha efdaldir. gökde Cebrâil (a. diri iken etmiş gibidir.) ve yerde ise Hz. “Ehl-i beytime düşmanlık eden münafıktır” buyurmuştur. .Allahü teâlâya Muhammed aleyhisselâm ile and vermek caiz olup. Bu şeytan kâfirdir.Muhammed aleyhisselâmın hadîs-i şerîflerini okumak ibâdettir.İsrâfil aleyhisselâm da Muhammed aleyhisselâma çok kerre gelmiştir. 67. Başka hiçbir Peygambere melek şeklinde görünmemiştir. 76. insanı aldatarak. beni sevmektir. Azrâil aleyhisselâm insan şeklinde geldi. günah işleyenlerin af olmaları için duâ eder. Kabrini hergün binlerce melek ziyâret eder.Kabirde.Cebrâil aleyhisselâmı melek şeklinde iki kere görmüştür. zevcelerini başkalarının nikâhla almaları harâm edilmiş. Rabbin kimdir denildiği gibi. Beni inciten de. “Benden sonra Eshâbıma düşmanlık etmeyiniz! Onları sevmek. beni sever” buyurmuştur. 77. 66. Allah sizi sever” demesi emir olundu. Resûl aleyhisselâm. “Öldükten sonra beni ziyâret eden.Erkek. kendi arkadaşı olan cinnîyi imâna getirmiştir. Okuyana sevab verilir. Her ictihâdı. Başka ibâdetler için de böyledir. zevceleri.Onu sevmek herkese farzdır. Ehl-i beyt.Mübârek ruhunu almak için. Peygamberin kimdir de denilecektir. vesvese vererek. Mekke ve Medine şehirlerine (Haremeyn) denir. içeri girmek için izin istedi. Hazret-i Muhammed aleyhisselâmın soyu ise. 65.

sınırlamak. hiçbir şeyi yaratmazdım. sonra İbrâhîm ve Mûsâ ve Îsâ Peygamberlere gidip. Zeburda ve İncilde bulunan ilimlerin ve esrarın hepsi Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiştir. 79. 81. Burası Cennetin en yüksek derecesidir. Çünkü. çok kimseyi Cennete sokacaktır. 82. Onun ümmetinin hesabı görülecek. yani Onun hatırı ve hürmeti için istiyenlerin duâsını Allahü teâlâ kabul eder. kalbleri yumuşamış îmâna gelmişlerdir. sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır. Hz. Cennettekilere her nimet. şefâat etmeyeceklerdir. bozmaya ve benzerini söylemeye çalışanlar olmuş ise de.Resûlullahın Cennette bulunduğu makamın ismi (Vesîle)’dir. Muhammedin peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedirler. Hazret-i Ali ve Hazret-i Hüseyin bu ilimlerden çoğunu bildiklerini haber vermişlerdir. (irhâs) ya’nî. hepsi Onun nurundan yaratıldıkları için. erbabı anlayabilmektedir. bütün Peygamberler. dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşturacak iyilikler. Allahın varlığını.v. her zaman Ona tevessül edenlerin. Bir âyetin benzerini söyleyememişlerdir. en önce sırattan geçecekler ve Cennete gireceklerdir. kadınlara da müstehabdır. 80. sevabı ve günâhı müsavi olup. Semavi kitapların hepsinde. Ümmetinin Evliyâsında hâsıl olan kerâmetler. Burak üzerinde mahşer (toplantı) yerine gidecektir. İşitenler ve okuyanlar. Onun ümmetinden olmak istedikleri için. bi’setden vefâtına kadar olan zaman içindekilerdir. Tevrat. azâb çekmesi lâzım olanları azaptan kurtaracaktır. vefâtından kıyâmete kadar olmuş ve olacak şeylerdir. Bunlardan meşhûr olan kırküç adedi aşağıdadır. görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mu’cizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar. hiçbiri arzularına kavuşamamıştır. Nazmı Arab şairlerinin şiirlerine benzemiyor. Dördüncüsü. duâ edecek ve şefâati kabul olacaktır. Nice azılı İslâm düşmanları Kur’ân-ı kerîmi dinlemekle. kerâmetler. yalnız tenhâ zamanlarda ziyâret etmeleri caizdir. dünyânın her yerinde.Kıyâmet günü kabirden ilk önce Resûlullah kalkacaktır. günahı çok olan mü’minleri. Bütün mu’cizeler o kadar çokdur ki. Bunun için Kur’ân-ı kerîm okunan yere toplanıp dinlerler. Önce Âdem. bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense. Bütün varlıklar. Yorulsalar da.Diri iken olduğu gibi. Kapalı olanlarını. Ona tâbi olanlarda. (Araf) denilen yerde bekliyenlerin Cennete gitmelerine şefâat edecektir.a. Muhammedin (s.43 - . korktuklarını söyleyecekler. Onların mu’cizeleri de Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerinden sayılır. Kur’ân-ı kerîmi okumak çok büyük bir ni’mettir. Kur’ân-ı kerîmin nazmında ve mânâsında âciz ve hayran kalmışlardır.” buyurdu. Bütün tefsîrler. Onun izinde gidenlerde hâsıl olmaktadır. insanlar tarafından her zaman değiştirilmiş ve yine değiştirilmektedir. Altıncısı. Başka kabirleri ise. bu ni’meti habibinin (sevgili peygamberinin) Ümmetine ihsan etmiştir. Cehennemden çıkaracaktır. zaman bakımından üçe ayrılmıştır: Birincisi mübârek ruhu yaratıldığından başlayarak Peygamberliğinin bildirildiği (bi’set) zamanına kadar olanlardır. Resûlullaha gelip yalvaracaklardır. Hattâ. Cennette olanların derecelerinin yükselmesine şefâat edecektir. Bunlardan birincilere. Her gittiği yeri nurlandıracaklardır. Birincisi (Makâm-ı Mahmûd) denilen şefâati ile. Bir kelimesinin yerine koymak için. Elinde (Livaülhamd) denilen bayrak olacaktır. Cennette bulunan herkese birer dal yetişecek olan (sidretülmüntehâ) ağacın kökü oradadır. vefâtından sonra da. Bütün ilimler ve tecrübe ile bulunamayacak güzel şeyler iyi ahlak ve insanlara üstünlük sağlayan meziyetler. İncil ise. Melekler bu ni’metten mahrumdurlar. başka kelime arayanlar bulamamışlardır. Her biri. Her biri de ayrıca. Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber vermektedir. varlıkların başlangıcı ve sonu hakkında bilgiler. bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır: İkincisi. 1. Hepsi. Fâtıma sıratdan geçerken (Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor) denecektir. Muhammed aleyhisselâmın mu’cizeleri. “Sen olmasaydın.) Allahın Peygamberi olduğunu açıklayan şâhidler sayılamayacak kadar çoktur. Beşincisi. melahide ve karamita denilen müslüman ismini taşıyan zındıklardan Kur’ân-ı kerîmi değiştirmeğe. Yani. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Secde edip. hep Onun mu’cizeleridir. MU’CİZELERİ Hz.Kabrini ziyâret etmek. Allahü teâlâ. Önce.Muhammed aleyhisselâmın mu’cizelerinin en büyüğü Kur’ân-ı Kerîm’dir. birer özür bildirerek. Üçüncüsü. Üçüncüsü. Tevratta. insanlara faydalı ve zararlı olan şeylerin hepsi Kur’ân-ı kerîmde açıkça veya kapalı olarak bildirilmiştir. Kur’ân-ı kerîmdeki ilimlerden . hesaba başlanması için şefâat etmelerini dileyeceklerdir.Altı yerde şefâat yapacaktır. tadına doyamıyorlar. saymak mümkün olmamıştır. daha doğrusu. bu sebepten ölenler bile görülmüştür. başlangıçlar denir. İşitenlerin kalblerine dehşet ve korku çökenler. sonra Nuh. usanmıyorlar. Hz. İkincisi. İ’cazı ve belâgatı insan sözüne benzemiyor. Allahtan utandıklarını.78. edebiyatçılar. İkinci kısımdaki mu’cizelerin üçbin kadar olduğu bildirilmiştir. Allahü teâlâ. bu dallardan gelecektir. birliğini gösterdikleri gibi. lafzındaki ve mânâsındaki güzellik bozuluyor. şefâati. Okuması ve işitmesi. bin sene beklemekten. Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. İslâm düşmanlarından ve muattala. Bugüne kadar gelen bütün şairler. Sonra. çok sıkılacaklardır.

bir kel oğlunu getirdi. “Amcam. Hutbe okurken. Sesi kesildi. mübârek ayaklarının ökçesini yere vurdu. Odundan ağlama seslerini. senden istiyorum. mübârek elleri ile başını sıvadı. önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında (Yâ Resûlallah! Beni yeme. Askerler susuzluktan şikâyet ettiler. üzerlerini ihramı ile örterek. Bana hiçbir şey söylemedi. bağlı bir geyik gördü. Mübârek elini sudan çıkarınca akması durmuştur. Resûlullah. direğin yanına gitmedi. En çok sevdiğim peygamberim Hazret-i Muhammed! Seni vesîle ederek. 6.Medinede. Minberden inip direğe sarıldı. 7. ben kimim?” deyince. “Kusursuz bir abdest al! Sonra yâ Rabbî! Sana yalvarıyorum. Kemikleri toplayıp. diğer yarısı başka bir dağın üzerinde göründü. gözlerim açılsın dedi.Hudeybiye seferinde susuz bir kuyunun yanına kondular. gelmezsem Allah’ın azâbı benim üzerime olsun. Muhammed bir çayırda giderken. Minber yapılınca. 3. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. bazı gazalarında susuz kalındığı zaman. “Bu geyiği âzâd et!” buyurdu. dinleyenler bütün ilimlerini ve sırlarını anlayacaklardır. üç kerre. Kâfirler.Resûlullaha.Muhammed aleyhisselâm. Bazan seksen. dedi.Eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi tesbih ettikleri çok görülmüştür. (Yâ Resûlallah) sesini işitti. söylemez (konuşmayan) bir çocuk getirdiler. bu avcı beni avladı. bu direğe dayanırdı. Resûlullah. Biraz sonra geldi.44 - . akrabasının îmân etmelerini çok istiyordu.Bir gün amcası Abbâs’ın evine gidip. (Ben kimim) dedi. Putun sahibi.Bir kadın. kendisinden mu’cize isteyenlere karşı. O tarafa bakıp. 5. Su çıktı. hayvandan yere inip “Susadın mı?” dedi. 13. Yâ Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefâatçi eyle! Onun hürmetine duâmı kabul et!” duâsını okumasını söyledi. (Sen Allah’ın peygamberisin) sesi işitildi. Mekke’de Kureyş kâfirlerinin elebaşıları yanına gelip (peygamber isen ayı ikiye ayır) dediler. (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh) dedi. bir emrin mi var dedi. her zaman okumuşlar ve dileklerine kavuşmuşlardır. bütün cemaat işittiler. Sevgili peygamberin Muhammed aleyhisselâmı araya koyarak. O da. ben zehirliyim) sesi işitildi. Evet dedikte. (Put bana söylerse. sen de. (Muhammed bize sihir yaptı) dediler. suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. 12. 4. Ellerini kaldırıp duâ etti. “Eğer sarılmasaydım. Kıyâmet günü. Cehennem ateşinden kendilerini koru” dedi. Duvarlardan üç kerre âmin sesi işitildi. Muhammed aleyhisselâm elli iki yaşında iken. bazan binbeşyüz. îmân etmediler. Sana nasıl söyler? dedi. Bu mu’cize. Adam.Hz. iki gözü âmâ (kör) bir kimse gelip. 11. “Kuyuya atın” buyurdu. 15.Hayber gazasında. “Yâ Rabb! Bu amcamı ve Ehl-i beytimi örttüğüm gibi. onları doyurup geleyim dedi. ayın ikiye ayrılmasıdır. Yarısı bir dağın. abdest alıp duâ etti. başka hiçbir Peygambere nasîb olmamıştır. mescidde dikili bir odun vardı. Beni salıver! Gidip. Ölünceye kadar konuştu. îmân eder misin?) dedi. bunu kuyuya döktürdü. Rabbime yalvarıyorum. kabul edip.Amcası Ebû Tâlib ile bir çölde gidiyordu. çok susadığını söyledi. köklerini sürüyerek gelip selâm verip. Allah için söz veriyorum. Eshâbı ile yediler. parmakları arasından su akarak. mübârek ellerini üstüne koyup duâ etti. Geyiğe ne istediğini sordu. gelir misin” dedi. ben buna elli senedir ibâdet ediyorum. Geyik (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve enneke Resûlullah) dedi ve gitti. hemen imâna geldi. bazan üçyüz. benim ayrılığımdan kıyâmete kadar ağlayacaktı” buyurdu. Resûlullah geyiği bıraktı.Câbir bin Abdullah bir koyun pişirdi. Kuyunun su ile dolduğunu gördüler. Resûl aleyhisselâm “Sözünü tutar mısın. Bir kova su istedi. uzaktaki bir ağacı çağırdı. ayı ikiye böldü. yâ Resûlallah! Duâ et. Hemen gözleri açıldı. Yanında bir adam uyuyordu. 9. yetmişbin kimsenin hepsi ve hayvanları bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. Adam. Muhammed aleyhisselâm minbere çıkıp Kur’ân-ı kerîm okuyunca. Sonra. “Kemikleri kırmayınız” dedi.Birgün. yâ Resûlallah. 8. Sen Resûlullahsın dedi. onu ve evlâdını yanına oturtup.çok azını bildirmektedirler. 2. Saçları uzamaya başladı. Muhammed aleyhisselâm “Ey put. Ebû Tâlib. Tebük Gazasında ise. 10.Tirmizî ve Nesâînin (Sünen) kitaplarında diyor ki. Adam geyiğin ipini çözüp bıraktı. Ağaç. Muhammed aleyhisselâm herkesin ve hele tanıdıklarının. . Şifâ buldu. İçinden abdest alıp ve tükürüp. bu sudan iç!” buyurdu. gidip yerine dikildi. Allahü teâlâ.Birgün elinde put bulunan kimseye. 16. Resûlullah.Muhammed aleyhisselâmın meşhûr mu’cizelerinin en büyüklerinden birisi de. Bir ok verip. Karşıdaki tepede iki yavrum var. elini suya sokmuş. Bu duâyı müslümanlar. 14. Allahü teâlâ koyunu diriltti. Adam uyanıp.

Bir gün yanılarak balı başka kaba koydular. Abbasîyye devletinin başına çok halifeler geldi. iyilik yapanlara mükâfat et! Kötülük edenleri de af eyle!” dedi. Oradan yiyerek bitirdiler. şiirlerinden birkaçını okuyunca. .Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmî Hirâm ismindeki kadının. bana gelen şikâyetçilerden doğru olanı hemen anlar. Resûl aleyhisselâm tebessüm etti ve “Yâ Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!” dedi. Arablar arasında meşhûr olan “Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!” duâsını söyledi. bir kimse. Yine minberde okurken o kimse.Kendi kızı Fâtıma. hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir. Ali diyor ki. Bunların hepsi Abdullah bin Abbas’ın soyundan oldu. Allahü teâlânın kudreti ile. bulutlar toplandı. Ömrünün sonunda. 22. Kadın sevinerek. Hep doğru söylemek nasîb eyle!” buyurdu. o gazada bulunacağını haber verdi. 27. inci gibi dizilmiş dururdu. “Ey açları doyuran Rabbim! Muhammed’in (s. bir gün yanına geldi. kap bal ile dolu olarak geri geldi. Hz. Yanımdakilere de yedirdim ve avuç doluları sadakalar verdim. balı evine götürdü. 26. Balı kabul edip boş kabı geri gönderdi.) birkaç hurma getirdim. 19. “Yâ Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir. Kadın gelerek. Bundan sonra bütün ilimlerde ve bilhassa tefsîr. Bereketli olmaları için duâ buyurdu. Bu hanım da beraber idi. Yüzden ziyâde çocuğu oldu. mübârek ellerini yüzüne sürmeden.Hz. Onlar arasında Seffah. mahkemede hüküm vermesini bilmiyorum dedim.” dedi. Bulutlar açılıp. “Birgün ümmetimin üzerine hâkim olursan. imdadımıza yetiş dedi.17. İsmini Abdullah koyup annesinin kucağına verdi. Ömrünü uzun eyle. ihsan ettin! Dördüncüsü olan günahlarımın affedilmesi acaba nasıl olacak deyince. Osman’ın şehîd olduğu gün zayi oldular. Mehdî ve Îsâ aleyhisselâmla namaz kılan bir kimse bulunacaktır. “Senin hediyeni kabul ettik.45 - . Fâtıma’nın hemen yüzü kanlandı. Abbas.Acem padişahı Kisrâ’nın ve Rum padişahı Kayser’in memleketlerinin müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi.Eshâbından çok kimseye hayır duâlar etmiş.a. dünyâ durdukça yerlerdi. mülkleri çoğaldı.Eshâb-ı kirâmdan Ebû Hüreyre(r. Bu çocuk halifelerin babasıdır. Hz.Nâbiga ismindeki meşhûr şair. Bunlara bereket verilmesi için duâ etmesini söyledim. İslâm memleketleri bunun talebeleri ile doldu.Hizmetçilerinden Enes bin Mâlik’e.) kızı Fâtıma’yı aç bırakma!” dedi. “Yâ Rabbi! Bunu dinde derin âlim yap. “Senin bir oğlun olacak. Yüzon sene yaşadı. Hz. Günâhlarını af eyle!” duâsını yaptı. bağları her sene meyve verdi. götür!” dedi. bunu işitip. Muâviye’ye. (Bahr-ül-ilim) ve (Reîs-ül-Müfessirîn) isimleriyle meşhûr. böyle söyledim. yâ Resûlallah! Yağmurdan helâk olacağız deyince. 25. Gördüğün bal. Hz. canlandı. Zaman geçtikçe malları. 21. hiç eksilmezdi” buyurdu. Osman zamanında Şam’da yirmi sene valilik. Osman (r.a.) diyor ki. Orada şehîd oldu.Bir kadın. 23. hikmet sahibi eyle! Kur’ân-ı kerîmin bilgilerini kendisine ihsan eyle!” dedi. Çocuğun babası olan Hz. (Tercümân-ül-Kur’ân). “Gönderdiğim kabda kalsaydı. Nâbiga yüz yaşına gelmişti.v.a. “Yâ Rabbi! Bunun malını ve çocuklarını çok eyle. Mübârek elini göğsüme koyup. Ellerini kaldırıp. yâ Rabbî! Habîbinin benim için yaptığı duâlardan üçünü kabul ettin. Elini onun göğsüne koyup. Hurmaların bulunduğu çantaları gece gündüz yanımdan ayırmayıp. tarlalarımız helâk oluyor.v.v. gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb ettiler.Medinede minberde hutbe okurken. hediye olarak bal gönderdi. Bunu Resûlullaha haber verdiler. 24. Doğduğu zaman bana getir!” dedi. Resûlullaha (s. sonra yirmi sene de halifelik yaptı. Gökte hiç bulut yokken. Hatırını hoş tut!) sesini işitti. Osman halife iken müslümanlar. ölünceye kadar hiç açlık duymadı. (Ya Resûlallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?) dedi.) Ben kadılık yapmasını. gelip sorunca “Evet. (Dördüncüsünü de kabul ettim. Açlıktan benzi sararmıştı. kulağına ezan ve ikâmet okuyup. Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir” dedi. hak üzere hüküm ederdim. Bir kaç gün devam etti. duâ eyledi. “Halifelerin babasını al. 28. hayvanlarımız. Resûlullah (s. 20. Çocuğu getirdiklerinde. Peygamberimiz.a. Ağaçları.a. Hemen yağmur başladı. Hz.) beni Yemen’e kadı (hâkim) olarak göndermek istedi. Dişleri ak ve berrak. 18. Çoluk çocuğu ile aylarca yediler. Hiç eksilmedi. Sahâbe ve tâbi’în her şeyi bundan öğrenirdi. güneş göründü. Allah’a yemin ederim ki.v. Yâ Resûlallah! (s.Amcasının oğlu Abdullah bin Abbas’ın alnına mübârek elini koyup.Abdullah İbni Abbas’ın annesine bakıp. oldu. Hz. Muâviye.a. yâ Resûlallah! Susuzluktan çocuklarımız. mübârek tükürüğünden ağzına sürdü.) zamanına kadar hep yedim. hadîs ve fıkıh bilgilerinde zamanının” bir tanesi oldu.

O’nu melekler gök’e kaldırdılar.v. Duâsı kabul olup.a. Sağ kolum hareket etmiyor diye yalan söyledi “Sağ elin artık hareket etmesin!” buyurdu. mülkü de kalmadı.Kâ’be yanında namaz kılarken. sağ elini ağzına götüremez oldu. Tufeyl kabilesine gidince.Resûl aleyhisselâm. kendi dinlerinden çıktığım için cezalandırıldığımı zannederler dedi. Muhammed ile aramızda ateş dolu bir hendek gördüm. 38.Hicretin yedinci senesinde Resûlullah. Ebû Cehil.a. Ömer dikmişti. niçin korktun dediklerinde. çarşıda emr-i mâruf ve nehy-i münker ederken.) en büyük düşmanı idi. Yarısı da. “Yâ Rabbi! Buna bir âyet ihsan eyle!” buyurdu.Allahü teâlâ habîbini belâlardan korurdu. hak din aramak için. Ömer halife iken. gözlerini açıp kapar ve yüzünü buruşturur. arkaya dönüp. Birini Hz. Medineli bir Yahudiye köle olarak sattılar. hemen geri dönüp kaçtı. yumurta. Hicrette Resûlullah. Medine’ye girerken karşılaştılar. Resûlullah (s. Resûlullah. Bir daha gelip namazı bozdurmıyacağına dair ondan söz alıp serbest bıraktı.a.a. Bu da hemen meyve verdi. Resûl aleyhisselâm (Kattan) gazvesinde bir ağaç dibinde yalnız yatarken. nasîhat verirken. Mübârek ellerine alıp tekrar Selmân’a verdi.v. Hz.Hicretin üçüncü senesinde. böylece alay ederdi.Sahâbeden Enes bin Mâlik’de Resûlullahın (s. Resûlullah. Kavmini imâna davet için Resûlullahtan (s. Resûlullah’ın arkasından gelerek.v. sol eliyle yemek yiyordu.a.) iki omuzunda birer yılan görerek taş elinden düştü ve kaçtı.) gelip.) “Allah kurtarır” dedikte. mestlerinden birini giyip. bu gayet azdır.) hayatta iken Hüsrev’i oğlu Şiruye hançerle parçaladı. Elindeki kamçının ucunda kandil gibi parladı. Af buyurup serbest bıraktı. kadar altını Selmân’a verdiler. insan şeklinde görünüp. “Allah’ın melekleri. 39. İçinden bir yılan düştü. İran’dan çıkıp dünyâyı dolaşmaya başladı.a. Acem memleketinin hepsini müslümanlar fethedip. Bunu sahibine götür dedi. Arkadaşları.) bir alâmet istedi.) Habeş Padişahı Necâşî’ye ve Rum İmparatoru Herakliyus’a ve Şam’daki Valisi Hârise ve Umman Sultanı Semâme’ye mektûblar göndererek. Ebû Bekrin kölesi iken âzâd ettiği ve ilk îmân edenlerden Âmir bin Füheyre’yi süngülediklerinde. (s. Ölünceye kadar. Beni kurtaracak.29.a. Îmâna gelip.(Bîr-i Maûne) denilen muharebede kâfirler verdikleri sözü bozarak yetmiş Sahâbeyi şehîd ettiler. ayakkabı giyerken. Birçok kimse beni bekliyorlardı.Acem padişahı Hüsrev Pervîze îmân etmesi için mektûb gönderdi. Bunu yüzümde görenlerden bazısı. Dâsür isminde bir pehlivan kâfir. Bir adım atsaydım. Bir gazada.v.v. elinde kılıçla gelip. mübârek elleri ile yakaladı. tertemiz olurdu. Çok korktum dedi.) bunu işitti. Selmân. bununla yüzünü siler. tam zamanıdır diyerek bıçakla üzerine yürümek isterken. Ölünceye kadar. bunu çıkarıp mübârek elleri ile tekrar dikti. 31. Mübârek elleri ile ikiyüz doksandokuz hurma ağacı dikti. Cebrâil ismindeki melek.Resûl aleyhisselâm.) sorduklarında. Bu ağaç meyve vermedi. onu yakalayıp parçalayacaklardı” buyurdu.) mübârek yüzünü sildiği bir mendili vardı. Kirler yanar mendil yanmaz. nûr yüzünden gitti. 40. 32. Resûlullahın (s. çok kimselerin imâna gelmesine sebep oldu. hepsini . Resûl aleyhisselâm kılıcı eline alıp. 33. seni benden kim kurtarır? dedi. ganimet alınan. “Kendini gösterdiğin şekilde kal” buyurdu. kirlendiği zaman. “Seni benden kim kurtarır?” dedi.v.v.a. onun bu çirkin hâlini görünce. Selmân’a kaldı. Resûlullaha (s. Resûlullah (s.v.Resûl aleyhisselâm. Ağaçlar o gün meyve vermeye başladı. Mekke’de îmâna gelmişti. Binaltıyüz gram çekmez dedi. Bunlar arasında Hz.v. Büyük bir taşı mübârek başına vurmak için kaldırdığında. Hüsrev’in nesli de. Kabilesindekiler zamanla imâna geldiler. 41. “Sağ el ile ye!” dedi. yüzü gözü oynak kaldı. Resûl aleyhisselâm. Enes.46 - . bir kuş geldi. Birkaç sene sonra 300 hurma ağacı ile binaltıyüz dirhem altın ödemek şartı ile âzâd edilmesine söz kesildi. hicretten önce.a. bir gün namaz kılarken şeytan gelip namazını bozmak istedikte. kâfirin göğsüne vurdu.Selmân-ı Fârisî. kâfirlerin gözü önünde. Alçak Hüsrev mektubu parçaladı ve getiren elçiyi şehîd eyledi. önce silkelemek sünnet oldu.a. Hemen îmâna geldi. Bu mesti kapıp havada silkti.) haber verdiklerinde.v. 35. Resûlullahın (s.Dost kabilesinin reîsi Tufeyl. Yarısı ile efendisine olan borcunu ödedi.” buyurdu. Resûlullaha (s.v. Mervan’ın babası olan Hakem bin Âs ismindeki alçak. Resûl aleyhisselâm bunu işitince çok üzüldü ve “Yâ Rabbî! Benim mektubumu parçaladığı gibi. “Onu Cennet melekleri defn ettiler ve ruhunu Cennete götürdüler. Bunu Resûlullaha (s. Yıkılıp kılıç elinden düştü. Tufeyl. mesti yere bıraktı. yine alçak Ebû Cehil.Bir kimse. Bugünden sonra. 30. yakalayıp ateşe atacaklardı. iki kaşı arasında bir nûr parladı. Sonra kuş. Bunu bir yerde yakalayıp. 36. (s. ateşe bırakırdı. 34.a. 37. ikincisine elini uzatırken. bir gün abdest alıp. senden daha hayırlı kimse yoktur diye yalvardı. onun mülkünü parçala!” dedi. Bunu müslümanlar işitip. yâ Rabbî! Bu alâmeti yüzümden giderip başka yerime koy.

” buyurdu.a. İmrân sûresi otuzbirinci âyetinde: “Ey sevgili Peygamberim! Onlara de ki. (Keşki bütün gece uyuyup da. Halife Ömer bin Abdülazîz’in yanına gelmişti. kendisine ziyâde. Bunun pek kat’î ve kuvvetli olduğunu bildirmek için. yine Nisâ sûresinde. O’na uyan bir kimsenin. Kur’ân-ı kerîmden murâd-ı ilâhiyi anlayan. Sen kimsin? dedi. beşeriyyete gönderiyorum. yâ’ni O’na uymak. sünnetleri yapıp mekruhlardan kaçınmak lâzımdır Bunlardan sonra. Resûlullah (s. âyet-i kerîmede. buna zekât denir. Yahudiler diyor ki. çöpçüler herkesden daha çok çalışır ve yorulur. Resûlullaha (s. Îsâ ile Muhammed. Bir beyt okuyarak Resûlullahın (s. aleyhisselâma inanmayız.a. Ondan daha kuvvetli görürdü. O hâlde. dünyâdaki bütün insanlara ebedî se’âdeti müjdelemek ve bu se’âdet yolunu göstermek için. MUHAMMED ALEYHİSSELÂMA TABİ’ OLMAK O’na tâbi’ olmak.” buyurdu ve bazı doğru düşünmeyenlerin. anlayıp. “Yâ Rabbi! Gözünü güzel eyle!” dedi. Elinden tutup.îmâna davet etti.a. diğerinden güzel oldu. Meselâ O’nun dîni emir ettiği için. Ali yerinden sökerek. daha sonra.).) itâat edilmedikçe. kendi arzusu ile. Halbuki. söylemeye başladılar. yalnız Îsâ aleyhisselâma inanıp. Hak teâlânın makbulüdür. dünyâdaki bütün insanları se’âdete davet için gönderdi ve Sebe’ sûresi. bir îmân ve i’tikâd edinmektir. Bunların hepsine Cehennem azabını. birçok geceleri ibâdetle geçirmekten kat kat daha kıymetlidir. Bunların işi az. Sancağı eline verip. yirmisekizinci âyetinde. Muhammed aleyhisselâma itâat etmenin. bayram günü oruç tutmamak ve yiyip içmek. sıkıntı çekip ve mücâhede edip nefslerini körletiyor ise de. Allahü teâlânın kudreti ile. İslâmiyet’e uygun olan amel. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında bildirdikleri gibi.v. bir kimseyi göremeyince sordu. Eshâb dediler ki. Ertesi sabah. yetmişikinci âyetinde. bu iki itâati birbirinden ayrı görmelerine meydan bırakmadı. Ali’yi istedi. geceleri sabaha kadar ibâdet ediyor.v. sabah namazını cemaatle kılsaydı. O’nun Resûlüne (s. Hayber kapısında döğüşmeye gönderdi. bu iki itâati ayrı görenlerden şikâyet buyurarak “Kâfirler. Sevilmeyen.) Seni. dünyânın hepsinin kıymet ve ehemmiyyeti nedir ki. Allahü teâlâ. sonra müslümanlığı iyice öğrenmek. ona hâşâ. Allahü teâlânın emirleri ile Peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyor.) getirdiler. yüzkırkdokuzuncu âyet-i kerîmede. Allahü teâlânın oğlu diyor.a. eğer Allahü teâlâyı seviyorsanız ve Allahü teâlâ’nın da. Kur’ân-ı kerîmde. sizi sevmesini istiyorsanız bana tâbi’ olunuz! Allahü teâlâ bana tâbi’ olanları sever” buyuruyor. İmân etmek. gün ortasında bir parça uyuması. kendisine itâat etmek olduğunu bildiriyor. ona tâbi’ olmağa başlamak ve se’âdet kapısından içeri girmek demektir. O’na uymaksızın.47 - . Hıristiyanlar ise. sonra farzları eda edip. O’nun dininin emri ile fakîre verilen az bir şey ki.a. Cenâb-ı Hak. Ebû Katâde’nin torunlarından biri. Çok zamandır açılamayan kapıyı Hz. meselâ çöpçüye benzer ki. Belki şimdi uyku bastırmıştır. Hayber gazasında. kazançlar pek çoktur.v. Mübârek parmaklarına tükürüp. lâtif cevahir ve kıymetli elmaslar ile meşgul olan mücevherciler gibidir. Emîr-ül-Mü’mînîn buyurdu ki. Halife bu beytleri işitince. çok acı azapları hazırladık. güçlükle getirdim. Bütün insanlara önce lazım olan şey. Meselâ. 42. Böyle olduğunu kendi kitabının çok yerinde bildirmiştir. beğenmez.Uhud gazasında Ebû Katâde’nin bir gözü çıkıp yanağı üzerine düştü. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın yolunu bildiren. mardîsidir. bunun bir kaçının itibarı olsun. dağ kadar altın sadaka vermekten daha efdaldir. O’nun dininde bulunmayıp senelerce tutulan oruçlardan daha kıymetlidir. beğenilmeyen şeye sevab verilir mi? Belki cezaya sebep olur. “Elbette muhakkak böyledir. Bunlar. Ali’nin gözleri ağrıyordu. 43.v. çok beğenir.Îyâs bin Seleme diyor ki. gittikleri yerin dillerini bilmiyorlardı. O’nun gittiği yolda yürümektir. bir sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra. cemaate bakıp. Kur’ân-ı kerîmin gösterdiği yoldur.) mübârek eli ile gözünü yerine koymuş olduğu zâtın torunu olduğunu bildirdi. Hepsi kâfirdir. ikrâm ve ihsanda bulundu.v. daha iyi olurdu). önce imân etmek. O’nun yolu. Eshâb-ı kirâm kaleye girdiler.a. biz Mûsâ aleyhisselâma inanırız. O’na itâat edilmiş olmaz. Mektupları götüren elçiler. Kıyâmetde . Meselâ. (Kaylûle etmek) yani öğleden önce biraz yatmak âdet-i şerîfesi idi. Bu gözü. İslâmiyete uygun yapmadıklarından kıymetsizdir ve hakirdir.” diye bildirdi. Eğer bu çalışmalarına ücret hâsıl olursa. Bazan bir saatlik çalışmaları yüzbinlerce senenin kazancını hâsıl eder Bunun sebebi şudur ki. İslâmiyetden sapıtmış olanlar. Emîr-ül-Mü’mînîn Ömer (r. Bu yola (Dîn-i İslâm) denir. Nisâ sûresi. “Ey sevgili Peygamberim (s. İslâmiyet’e uymayan şeylerin hiç birisini Hak teâlâ sevmez. o dilleri bilip. Ücretleri de herkesten aşağıdır. Allahü teâlâ O’nu. Ali’nin gözlerine sürdü. mubahlarda da O’na uymağa çalışmalıdır. Mübârek eli ile gözünü yerine koyup.) beni gönderip Hz. İslâmiyet’e tâbi’ olanlar ise. Çünkü. harâmlardan kaçınmak. Bu inanışları ve dinleri kıymetsizdir. dünyâda birkaç menfaatden ibaret kalır. O’na uymak için. hadîs-i şerîflerden murâd-ı peygamberiyi çıkaran bu büyük âlimlerdir.

O’na uymadıkça. Hepsinin nefsleri imân etmiş. Evliyânın büyüklerinden Sehl bin Abdullah Tüsterî (rahmetullahı aleyh) diyor ki. bir arada yerleşemez. burada kalır. ilim ve ibâdet ile ele geçemez. dünyâyı bid’at kaplamış. ancak ve yalnız. onlara aykırı birşey yapamaz. ibâdetler gibi bütün hayırlı işler hakîkî ve kusursuz olmaktır. bunların gösterdiği yoldur. yalnız kalbin imânını kabul etmektedir. büyük peygamberler ve bu ümmetin pek az büyükleridir. bütün keşfler. bunları öğrenmek ve yapmaktır. insan vücudunun her zerresinin tâbi’ olmasıdır. Ancak. İki cihan se’âdetine kavuşmak. Bu kemâlât. eğer dünyâ ve âhiretin en kıymetli insanı olan. sevgililerinin divânesi olup. “Eğer Mûsâ ve Îsâ aleyhimesselâmın ümmetlerinde. Dünyada yapılan bütün iyilikler. âhirette ele birşey geçmez. (Ulemâ-i râsihîn) denilen büyüklere mahsustur. Burada. Bugün senin ise. Resûlullahın (s. aldırış etmeyenleri zelîl. (Ehl-i sünnet) âlimleridir. Allahü teâlânın çok sevdiklerine mahsustur ve lütf ile ele geçmez. hâller ve bütün ilimler Resûlullah’ın (s. Resûlullaha (s.) yolunda bulunmak şartı ile. değiştirilmekten ve bozulmaktan koruyan. Yani. Allah’ın Peygamberinin ve O’nun Eshâbının yolunu kitaplara. seve seve yapmak ve O’nun emirlerini ve İslâmiyetin kıymet verdiği. se’âdet-i ebediyye. Bugün. iki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde. Bu derecede olanlar. Bunların nefsleri îmân etmemiştir.) gibi. Cem’i zıddeyn muhaldir. birer istidrâcdan başka birşey olamaz. iyilik şeklinde görünen.v.) tâbi’ olmak yedi derecedir: Birincisi. Resûlullaha (s.48 - . her yapılan hayır. O’nun düşmanlarından uzak durmaktır. hürmet etmektir ve O’nun dinini yaymağa uğraşmak demektir ve dinine uymak istemeyenleri. salihlerini büyük bilip.v. din ve sünnet olamaz. nefs de îmân ve itâat eder ve bütün ibâdetler. Bu dünyâ ni’metleri geçicidir ve aldatıcıdır. Âhirette Cehennem’den kurtulmak. yalnız Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olanlara mahsustur. Bu birkaç günlük hayat. herşeyi alır.) mahsus kemalâta. Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin mânâlarını ve işaretlerini anlar. Bu derece. tâbi’ olmaklık aradan kalkar. âdet hâlini almıştır.) bütün sözlerini ve âdetlerini yapmak ve kalbi kötü huylardan temizlemektir. geçiren. Yedinci derece. O’na tâbi’ olmak için îmân etmek ve Ahkâm-ı İslâmiyyeyi öğrenmek ve yapmak lâzımdır.a.) bulunan hâllere. İkincisi. zevklere ve kalbe doğan şeylere de tâbi’ olmaktır. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe gibi bir zât bulunsaydı. Tam ve olgun sevginin alâmeti de. ya tasavvuf ve vilâyet yolundan ilerleyenlere veya bütün sünnetlere yapışarak bid’atlerin hepsinden kaçanlara nasîb olur. Böyle tâbi’ olmak. bütün. Bütün peygamberlerin eshâbı böyle idi. Tâbi’ metbû’a o kadar benzer ki. sünnetleri bulup yapışmak ve bid’at deryasından kurtulmak. yarın başkasınındır. dünyâ ve âhiretin efendisi olan. kurtuluş umulur. bunlar yahudiliğe ve hıristiyanlığa dönmezdi. onu tam ve kusursuz sevmek lâzımdır. aynı kaynaktan.v. Bu rasîh ilimli âlimler. iyilik. yüksekliklere tâbi’ olmaktır. lütf ve ihsan ile gelir.a. Bid’atler.a. Üçüncüsü. Âhirette ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyâda iken kazanılır. yani gevşeklik sığmaz. Resûlullahın (s. sünnetler gayb olmuştur. Bu derece. sonsuz necat.a.v. muhabbet lâzımdır.a. (İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe Nu’mân bin Sâbit)’dir.” Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmak (Ahkâm-ı İslâmiyye)’yi beğenip. emirleri yapmakla beraber. ahkâm-ı İslâmiyyeye inanarak. Bugün. mutmainne olmuştur. Yoksa O’na tâbi’ olmadıkça. Allahü teâlânın Peygamberine tabi’ olmayanların yaptığı her iyilik. tasavvufun (Vilâyet-i hâssa) dediği makamda ele geçer. üstün tuttuğu şeyleri ve âlimlerini. Yoksa. sanki Resûlullah (s. Aykırı gidenlerle uyuşamaz.v. beğenmeyenleri. O’nu beğenmeyenleri sevmemektir. Allahü teâlâdan. hakir ve aşağı tutmaktır.v. dünyâda kalır ve âhiretin harap olmasına sebep olur.a. âhirette işe yarar. Halbuki âdetler ne kadar yerleşmiş ve yayılmış olsalar ve ne kadar güzel görünseler de. hakîki ve kusursuz olur.a. . Ehl-i sünnetin reisi ve kurucusu. Altıncısı. Tasavvuf yolunda yürüyenler bu derecededir. Resûlullahda (s.kurtuluş yolu. imkân haricinde kalmıştır. Beşincisi. Allahü teâlâ.v. Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olarak geçirilirse. bu derecededir. Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmağa bağlıdır. Muhabbete müdâhene. herşey hiçtir. Âşıklar. Bütün müslümanların ve âlimlerin ve zâhidlerin ve âbidlerin tâbi’ olması. Muhammed aleyhisselâma tam ve kusursuz tâbi’ olabilmek için. Dördüncüsü.) mahbubiyyet ve ma’şûkıyyet kemâlâtına tâbi’ olmaktır ki. merhamet ederek. Bunlar da.

Bid’atlerin hepsi dalâlettir. İkincisi. Muhkem olanlara uyunuz! Müteşabih olanlara inanınız. Eshâbım gökteki yıldızlar gibidir.O’na uymanın ufak bir zerresi bütün dünyâ nimetlerinden ve âhiret se’âdetlerinden kat kat üstündür. cehâlet karanlığına düşmekten koruyacaktır. Kur’ân-ı kerîm yedi harf üzerine nazil oldu. Onlardan bir karşılık beklemeyeceklerdir.a. Bunlardan helâli helâl biliniz! Haramı harâm biliniz! Emir edilenleri yapınız! Yasak edilenlerden sakınınız! Misâl ve kıssa olanlardan ibret alınız. bana düşmanlık etmiş olur. sapıklıktır.” “Sözlerin en iyisi Allahü teâlânın kitabıdır. Eshâbımın birbirinden ayrılıkları rahmettir.” “Allah’ın kitabında ve benim sünnnetimde bulamadıklarınızı Eshâbımın sözlerinden alınız. Onları inciten beni incitendir. Ebû Bekri. Benden sonra. İşlerin en kötüsü bu yolda yapılan değişikliklerdir. ondan sonra da sen (r.v. Böyle olan insana denizdeki balıklar ve yeryüzündeki hayvanlar ve havadaki kuşlar duâ edeceklerdir. hidâyete kavuşursunuz. emir.a. Câhil din adamları. bir sevab verilir.” “Bu ümmetin âlimleri iki türlü olacaktır. Beni inciten de Allahü teâlâya eziyyet etmiş olur ki. Muhammed aleyhisselâmın gösterdiği yoldur.” “Bir müctehid âyet-i kerîmeden ve hadîs-i şerîften bir hüküm çıkarırken. Yolların en iyisi.” “Önce inen kitâblar. muhkem. zekâtı farz ettiği gibi. soy adı Ebû Hanîfe.) uymak için müslümanların Ehl-i sünnetin dört hak mezhebinden birinde olmaları temel şarttır. Mekke-i mükerreme’ye giderek ömründe bir kere hac etmek. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip.” “Namaz kılmayan elbette dinini yıkar. üçüncüsü senede bir kerre malın kırkda birini müslüman olan fakîrlere.) dedi ki.” . Ondan sonra Ömer. dilemesi ile olduklarına inanmakdır.” “Ümmetimin müctehidleri arasındaki ayrılık. Onlara düşmanlık eden. ümmetimin ışığı olacaktır. İnsanları doğru yoldan saptırırlar. cehâlet artar ve ilmin azalması. Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmişüç kısma ayrılır.v. rahmet-i ilâhîdir. Allahü teâlâya ve Muhammed aleyhisselâmın O’nun Peygamberi olduğuna inanmak.” “Müslümanlık beş şey üzerine kurulmuştur: Birincisi.” “Allahü teâlâ size namazı. Bunlardan yetmişikisi Cehenneme gidip. yani kelime idi ve bir şeyi bildirirlerdi. Onları seven beni sevdiği için sever.49 - . onları kötü bilmeyiniz. helâl. Bunlara inandık. yetmişbir fırkaya ayrılmıştı. İnsanlık meziyeti ve şerefi O’na tâbi’ olmaktır. kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. isabet ederse buna on sevab verilir. beşincisi.) HADİS-İ ŞERÎFLERİNDEN BAZILARI “İmân.” “Âdem ve bütün peygamberler benimle öğündüğü gibi ben de ümmetim içinde.” Eshâb-ı kirâm bu fırkanın kimler olduğunu sorduk da. Namaz kılan kimse dinini kuvvetlendirir.) bana buyurdu ki: “Benden sonra halîfe Ebû Bekir olacaktır. yalnız bir fırkası kurtulur. PEYGAMBERİMİZİN (s. Osman’ı ve Ali’yi sevmeyi de farz eyledi. Yetmişbiri Cehenneme gitmiştir.” “İlim Çin’de de olsa alınız.” “Kıyâmete yakın ilim azalır. orucu. zekât vermek. Allah’a ve meleklere ve kitâblara ve peygamberlere ve kıyâmet gününe ve hayrın şerrin Allah’ın takdiri ile. İlmi başkalarına faydalı olmayan. Hepsini Rabbimiz bildirmiştir. “Cehennemden kurtulan fırka. her gün beş vakit namaz kılmak. Resûlullah (s. ancak bir fırkası kurtulmuştur. müteşabih ve misâller. âlimlerin azalması ile olur. Nâsâra da yetmişiki fırkaya ayrılmıştı. Hatâ ederse. Birincileri ilimleri ile insanlara faydalı olacaktır.” Ali (r. ismi Nu’man olan bir kimse ile öğünürüm ki. benim ve Eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir. dördüncüsü Ramazan-ı şerîf ayında her gün oruç tutmak.a. harâm. Ömer’i.a.” “Allahü teâlânın en üstün dediği kimse dinde fakîh olan kimsedir. buna azâb eder.a. Hangisine uyarsanız.” “Namaz dinin direğidir.v. ilmini dünyâlık ele geçirmek için kullananlara kıyâmette Cehennem ateşinden yular vurulacaktır.” “Benî İsrâil. onları yoldan çıkmaktan. Resûlullaha (s.) olacaksın. bir harf. ondan sonra Osman.” “Eshâbımı incitmekte Allahü teâlâdan korkunuz. deyiniz. Yedi şey bildirilmektedir: Zecr.

” buyurmuştur. anasını. günâh yapınca hemen tevbe etmek. kıyâmet günü namazları ile. yerhamükellâh diyerek cevap vermek.“Namaz. Kızını evlendirmek.” “Yâ Ebâ Hüreyre! Allah’dan başka hiçbir şeye ümid bağlama! Allah’a tevekkül eyle. misafiri doyurmak. (Bizim bildiğimiz müflis. Emr-i marufu bırakır iseniz. biliyor musunuz?” buyurdu. hak sahiplerinin günâhları alınarak buna yüklenir.” “Amelsiz söz kabul olmaz.” “Acele etmek şeytandandır. ihtiyarlamadan gençliğin kıymetini. “ “Ticâret yapınız! Rızkın onda dokuzu ticârettedir. Allahü teâlâ en kötünüzü başınıza musallat eder ve duâlarınızı kabul etmez.” “Günâh işleyeni eliniz ile men ediniz. oruçları ile ve zekâtları ile gelir. kiminin kanını akıtmıştır. boş yere zahmet çekmiş olur. bir şey öğrenmeyen. günü dörde ayırıp.” “Yarın ölecekmiş gibi âhirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâ işlerine çalışınız.” “Akıllı şu kimsedir ki. aldandı ziyan etti. Bir arzun varsa Allahü teâlâ hazretlerinden iste! Allahü teâlânın âdeti ilâhiyyesi şöyle carî olmuştur ki. zevcini. Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz. Âhirette ise Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur. malı olmayan kimsedir) dediler. Dünya sıkıntılarına sabreder. Sonra Cehenneme atılır.” “İki gün aynı hâlde bulunan” yani her gün ilerlemeyen. her zaman o usûl ile yapın.” “Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek. Tüccar sermayesini kurtaramadıkça kâr edemez. cenâzesinde bulunmak. babasını üzmez. babalarınızın usûlü ile. davetine gitmek ve aksırıp elhamdülillah diyene.” “Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Buna kuvvetiniz yetmezse söz ile mâni olunuz. hastasını yoklamak. Siz de âhiret için yaratıldınız.” “Beş şeyi yapan kadın Cehennemden kurtulur: Beş vakit namazını kılar. Niyyetsiz amel kabul olmaz. Beş şey bundan müstesnadır. kılmayıp kazası olan kimse. düşman şerrinden böyle kurtulursunuz. bilgisini müslümanlara duyursun. Ramazan ayında oruç tutar.” Hurma ağaçlarını nasıl aşılamalarının uygun olacağını soran Eshâb-ı kirâma. mü’minin miracıdır. başka ağaçları da Yemen’de öğrendiğiniz usül ile aşılayın. Fakat kimisine sövmüştür.” “Dünya sizin için yaratıldı. Bunun gibi farzı. müslümanlara duyurmayanlara Allahü teâlâ ve melekler ve bütün insanlar lanet eylesin. zevcesine karşı iyi ve faydalı olandır. Yüzünü ve saçlarını yabancı erkeklere göstermez. siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız. kalbiniz ile beğenmeyiniz. borcunu ödemek. öğretmez iseniz mes’ûl olacaksınız. Allahü teâlâ onun namazlarını kabul etmez.” “Müslümanların en iyisi. yalvarır. Üçüncüsünde bir sanatta veya ticârette çalışıp helâl para kazanır. Bunu da yapamaz iseniz. kazâsını kılmadan nafile kılarsa. “Yabancı dil öğrenin.” “Mü’min tüccara benzer. parası. cenâze hizmetlerini çabuk yapmak. Hangisi daha iyi hurma verirse. yani doğru yolu bildiği hâlde. fakîrlikten evvel zenginliğin kıymetini. İkincisinde. en faydalısı. Allahü teâlâ bu kimsenin farzlarını ve nafile ibâdetlerini kabul etmez.” . “Ümmetimden müflis şu kimsedir ki. her şeyi bir sebep altında yaratır. kiminin malını almıştır. Sünnete uygun olmazsa hiçbiri kabul olmaz. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü teâlânın yaratmasını beklemek lâzımdır. Allahü teâlâya münacaat eder. Dördüncüsünde istirahat eder ve mubah olan şeylerle kendisini eğlendirip harâm şeyleri yapmaz ve onlara gitmez.” “Birbirinize müslümanlığı öğretiniz.” “Müflis kimdir. Bu ise îmânın en aşağısıdır. “Tecrübe edin: Bir kısım ağaçları. Çoban sürüsünü koruduğu gibi. hastalıktan önce sıhhatin kıymetini. Hakkı. birincisinde yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. Haklarını ödemeden önce sevabları biterse.” “Fitne veya bid’at yayıldığı ve Eshâbım kötülendiği zamanda hakkı bilen. dünyâda âhireti kazanmanın kıymetini. Hepsine bunun sevablarından verilir. Tevekkül de bundan ibarettir.50 - . kimini dövmüştür. Bu kimse kazasını ödemedikçe.” “Beş şey gelmeden evvel beş şeyin kıymetini biliniz: Ölmeden önce hayâtın kıymetini.

hayratı ve hasenatı yok eder.” “Eshâbım hasta olmaz.” “İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Allahü teâlânın emirlerinden onda dokuzunu yapıp. Yalnız Allah’ın sevdiği kimseleri sever. Garip olan müslümanlara müjdeler olsun.” “Kader. kavuşmayı sever. iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim. insanların huzura kavuşması için gönderildim.” “Ey eshâbım! Siz öyle bir zamanda geldiniz ki. o zamanın mü’minleri emirlerin birini yapabilip. ömürlerini ve rızıklarını takdir etmiştir. bütün uzuvlar iyi olur. sakınmakla değişmez. Cehenneme gidersiniz. kötü huy.” “Şirkten sakınınız. Bazısı belâ ateşinden hâlis olarak çıkar. ateşle muayene ettikleri gibi.” “Kişi sevdiği ile beraberdir. İkincisi dil ile anlatılan zahir bilgileridir.” “Aklın alâmeti nefse galip ve hâkim olmak ve öldükten sonra lâzım olanları hazırlamaktır.” “İbâdetlerini ihlâs ile yap.” “Baba hakkı için diyerek yemin etmeyiniz. Allah ismi ile olur.” “Ben.” “Şüphe edilen altını. Bunu uyandırana Allah lâ’net eylesin!” “Üç kimse imânın tadını bulur: Allah’ı ve Resûlünü (s. onlar görülünce Allah hatırlanır. “ “Beni ziyâret için gelip.” “Allahü teâlâ. kimsesiz olarak başladı. Yemin.“Sonra yaparım diyenler helâk oldu.” . O zamanda îmânı olanlara müjdeler olsun. o belâ gelirken korur. Şirk karıncanın ayak sesinden daha gizlidir. Ben herkese iyilik etmek için.) herşeyden daha çok sever. İmâna kavuştuktan sonra kâfir olmaktan korkması. iyi huy da hatâları eritir.” “İnsanın dîni arkadaşının dîni gibidir. Sirke balı bozduğu gibi.a. acıkmadıkça birşey yemez ve sofradan doymadan önce kalkar. Bu dîni kuvvetlendirir.51 - . nefse uyup Allah’tan af ve merhamet beklemektir. İslâm dîni hasta olmamak yolunu göstermiştir. Ahmaklık alâmeti. Bir zaman gelecek ki. Bazısı da bozuk olarak çıkar.” “Din bilgisi iki kısımdır: Biri kalbde olan faydalı bilgilerdir.” “Bir kimse Allahü teâlâya kavuşmayı severse.” “İyi huyları tamamlamak.” “Kolaylaştırınız.” “Cennet ana-babanın ayağı altındadır. Allahü teâlâ.” “Allahı en iyi tanıyanınız ve O’ndan en çok korkanınız benim.” “İslâmiyet garip.” “Her yüz senede bir müceddit gelir.” “Allahü teâlâ harâm olan şeylerde size şifâ yaratmamıştır.” “Evliyâ ol kimsedir ki. belâ ile imtihan eder.v. Cehennemden kurtulurlar. dokuzunu bıraksalar. Bu kalbdir. insanları yaratırken. Bu iyi olursa. birini yapmazsanız. ateşte yanmak korkusundan daha çok olur. Bu kötü olursa. insanların azâb çekmesi için gönderilmedim.” “Fitne uykudadır. ecellerini. bütün organlar kötü olur. zorluk çıkarmayınız. Allahü teâlâ da ona. insanları dertle. Son zamanlarda başladığı gibi garip olarak geri döner. Fakat kabul olan duâ.” “Şefâatime inanmayan O’na kavuşamaz.” “Sıcak su buzu erittiği gibi.” “Vatan sevgisi îmândandır.” “Zikrin en kıymetlisi (Lâ ilâhe illallah) demektir.” “Mü’min vekâr sahibi olur. İhlâs ile yapılan az amel kıyâmet günü sana yetişir. tedbir ile. helâk olursunuz. lâ’net etmek için. başka bir iş yapmayarak yalnız ziyâret edene kıyâmette şefâat etmek bende hakkı olur. Bana selâm verene ben de selâm veririm. Eshâbım temizliğe çok dikkat eder.” “Günahına tevbe eden hiç günâh yapmamış gibidir. yumuşak olur.

Türkiye Târihi adlı eserinde Muhammed aleyhisselâm için şöyle diyor: “Hazret-i Muhammed bir yalancı peygamber miydi? O’nun eserlerini ve târihini inceledikten sonra bunu düşünemeyiz.“Müslümanlık. İslâmiyet’in çok süratle yayılması. Mûsâ ve Îsâ’nın Allah’ını Araplara tanıttı. uğraşmaları. Muhammed (s. Medine’ye hicreti.” PROF. hemşehrileri arasında türlü hâdiseler çıkartmak ve kendini adetâ kurban yerine koymak gibi hâllere tahammül etmesi. Allah’la mukaddes konuşmaları. Mûsâ kendi milletine. Ben şu kanaate vardım ki.” MAHATMA GANDHÎ Hindistan’ı İngiliz sömürgesi olmaktan kurtaran Hintli lider. fakat Muhammed bütün eski dünyâya bildirdi. Delhi’den Granada’ya kadar bütün yerler birdenbire semâya yükselen alevler hâline geldi. İsmâil. en büyük felâket zamanında bile duyduğu insan üstü güvence. ölümü. Allah’ın oğlu. Allahü teâlânın emirlerini büyük bilmek ve Allahü teâlânın mahluklarına acımaktır. İslâm dinini ve Kur’ân-ı kerîmi inceledikten sonra şunları söylemiştir: “İslâm dîni yalancı bir din değildir. zaferleri O’nun hiçbir zaman bir yalancı peygamber olmadığını. Hintlilerin bu dîni saygı ile incelemelerini isterim. CARLYLE Dünyanın tanıdığı en büyük ilim adamlarından biri olan İskoçyalı Thomas Caryle diyor ki: Hazret-i Muhammed aleyhisselâm gelmeden evvel Arapların bulundukları yerlere kocaman bir ateş parçası sıçramış olsaydı kuru kum üzerinde kaybolup gidecek ve hiç iz bırakmayacaktı. tam aksine büyük bir imâna sahip bulunduğunu gösterir. 13 sene Mekke’de buna dayanması.) kendisinden evvel gelmiş olan İbrâhîm. Ben. Mekanikte bir cisim atıldığı zaman onun varabileceği yer. O’nun ne babası ne de oğlu bulunmadığını. hakîkî Îsâ dînini bozarak onlara Allah. Çünkü yalancı peygamberlik iki yüzlülüktür. İki yüzlülükte inandırma kuvveti yoktur. Araplara yalnız bir tek Allah olduğunu. kazanacağına olan itimadı. yakınlarına ve müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlığı yüzünden İslâm dîni birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.52 - . Rûhulkudüs gibi. bu kadar uzaklara kadar yayılan ve bu kadar uzun zaman aynı kudrette devam eden bir “Fikir” (Yani İslâmiyet) yalan olamaz. İslâm dininin Peygamberinin ve O’nun yakınında bulunanların nasıl hayat sürdüklerini bildiren kitapları okudum. aynı zamanda kıymetli bir devlet adamı olarak geçen Fransa İmparatoru Napoleon şöyle diyor: “Allah’ın varlığını ve birliğini.” Müslüman olmayan bazı meşhûrların Hazret-i Muhammed (s. kılıç yüzünden olmamıştır. Aksine herşeyden evvel sadeliği. çok üstün düşman kuvvetleriyle yaptığı savaşlar.” LAMARTİNE Dünyaca tanınmış büyük Fransız edibi ve devlet adamı.v. Bu büyük zât sanki bir şimşekti. sanki bir barut fıçısına döndü.) ve İslâm dîni hakkındaki sözleri şöyledir: NAPOLEON Târihe dünyânın en büyük askerî dehalarından biri. kitaplar bittiği zaman bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm. sözlerini kabul ettirme hırsı.v.) onlara doğru yolu gösterdi. zaferde bile gösterdiği sabır ve tevekkül. durmadan yaptığı teşvikler ve verdiği vaazlar. Onlar da İslâmiyet’i benim gibi seveceklerdir. Îsâ’dan altı asır sonra Muhammed (s. Bu kadar çok şey taşıyan. kimsenin anlayamayacağı doğmaları yapmaya çalışıyor. Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki. Bunun çok samimi ve çok inandırıcı olması gerekir. O’ndan ateş alan parlayıcı maddeler hâline dönüştüler. böyle birkaç Allah’a tapmanın puta tapmaktan kalan saçma bir âdet olduğunu anlattı.v. Arabistan tamamiyle putperest olmuştu. Fakat Hazret-i Muhammed aleyhisselâm gelince bu kuru kum dolu çöl. şarkın sulh ve huzurunu tamamen bozuyorlardı.a. Bir manevî ilhamın gücü de onun meydana getirdiği eser ile orantılıdır. fırlatma gücü ile orantılıdır.a. O’nun etrafındaki bütün insanlar. . O’nun hayatı. (alçak gönüllülüğü) sözünü dâima tutması. puta tapan çoğunluğun hiddetlerine karşı koymak ataklığı. memleketininin hurafelerine ve putlarına kahramanca saldırıp onları parçalaması. yalanda da doğruluğun kudreti bulunmaz. Arapların yanına sokulan aryenler. Îsâ Romalılara. mantıkî olması ve peygamberinin büyük tevazuu.a. ölümünden sonra da devam eden şan ve şerefi. sonsuz ibâdeti. kendine saldırdıkları hâlde.

Fahri âlem dedi. hâlis ak idi. Fahr-i âlem. yüzümü görmüş gibi. gibi araştırmalarında. İttifak etdi. Vasfederiz âcizane. Cehennem cismine. peygamber. Resûlü görenlerle.v.Filozof. görse biri. ona harâm.)” hükmü ile neticelendiğini de unutmamak gerekir.) budur! İnsanların büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün mikyaslarla ölçülsün.53 - . Âhıretde azâbdan kurtulur. Hakkın mülhak.a. insan düşüncelerini etkileyici. Günâh etmiş ise de. Ağrı çekmez hiç. Gül gibi. kırmızımtırak idi. Dahî. hubbu hâsıl olsa. kanun koyucu. güç iken beyân. İnci gibi. Hâtip. Rabbim. sevgimle olsa dolu. Beni görmeği etse arzu Kalbi. Haşreyler. Hilye-i Nebîyi. ona oldukça imkân. yeni doğmalar koyan ve yirmi büyük dünyâ İmparatorluğu ile bir büyük İslâm devleti kuran kişi: İşte Muhammed (s. Sığınarak zülcelâle. Başlarız. Dünyâda. Cenneti eder ikrâm. Denildi ki.v. benden sonra. Olur o. bütün bedeni. Kırmızı beyazdı. Hilye-i pâkimi. Cehennem olur. HİLYE-İ SE’ÂDET Eshâbına nasîhatdan sonra. haşretmez çıplak. Belâ ile dolsa. Mübârek yüzü. bu adam. ânı Hak. kolay olur. yüzündeki teri. her işi. Rabb-i celle. Severek yazsa.a. gerek insan zihni vasıtasıyla ve gerekse kompüterlerle yapılsın daima “Hazret-i Muhammed’dir (s. cenkçi. Gördükde. onu korkudan emin. Dünyâda. olur harâm. Olur gufranına. acaba O’ndan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz!” Bu arada son yıllarda Avrupa ve Amerikalı çeşitli araştırıcılar tarafından yapılan târih boyunca en büyük insan kimdir. dünyâda teni. bu sözde ümem. ânı hem. hilye-i Resûli. rûy-i zemin. en mükemmel insan kimdir. Ya’nî hüsnüme âşık olsa. . Eder Hak. birinin eli. Hastalık görmez.

bütün cihanın. Yandan bakınca. söyledi. güzel ve latifdi gözü. Cism-i pâki de dönerdi bile. Canlı cansız. çok latif. rûh-i mücessem desem. Seyrek idi. mübârek yüzü. Hem. Parlardı. bahr-i nûr. Akı. Bir idi. az yuvarlakdı. Çok güzel idi. Güzel. Bunu terk etmemişdi ebedi. olurdu kavi. mübârek burnu. Dalgalanırdı sanki. herşeyin peygamberi. hem de parlakdı. âyetle. Kıblesi idi. Hilâl gibi. açık kaşlı idi. Geniş. Gece. Resûl. Ortası. Siyah kaşları mihrabı ânın. berrak. bir yere. O menba’ı sürür. çekme ve latif. Gülse idi. dişlerinin arası. Dolu dâneleri gibi. Kuvve-i bâsıra-i Mustafavî. dâim sürmeli. kaplardı bir nur. yüksekçe görünürdü. ona. Meth eyledi Rabbi. . Siyahı anın. cism idi. Nur saçardı hep. Bakmak arzu etseydi. yakınla uzak. Edemez gören. gayetle. iki cihan serveri. Her tarafı. Resûl-i ekrem. Mübârek yüzü. her zemân. hem sevimli idi. İki kaşı arası. sanki inci sırası. güzel cevheri. Görünürdü gözü. sevgili idi. Resûl. Başa tâbi’ ederdi cesedi. Kalbleri çekerdi. O’nu tam ta’rif. Yaraşır. Görünürdü ön dişleri. ayan. etdikçe zuhur. Ön dişleri. Mâlikle Ebû Hâle. pek afif. değildi ufak. Terleyince.Pek hoş eylerdi. güzel gözleri. gündüz gibi. Gümüş gibi görünürdü. Hakka çok.54 - . beyaz idi. Derisi.

mahall-i teşrif. Kahkaha etmedi derler. Severek. göğsiyle. Gayet ak idi ve gayet berrak. tenevvüründen. Eshâb içinden. mübârek sinesi. Ne kıvırcıkdır. Habîb-i Huda. Karnı. ederdi her ân. Aşıkı oldu yüzbin sahâbî. Mübârek sakalından. Dâim eyler idi. Aşka olunca. leme’an. çok ehl-i edeb. diyeler. Ateş-i aşk-ı zât-ı ezeli. Her uzvu gibi idi. Resûl-i cenâb. iyi bil.İbni Abbâs der. dünyâda. birdi dedi. Hem güzel yanakları. İlm-i ledün. O güzel Nebî.55 - . hep. Saçları arasında. Dediler. Fazla etli değildi. yuvarlak aya. Gerden-i pâk-i Resûl-i âfak. alnın. mahcûb idi. böyle zevk yok. bedr-i münlr. geniş idi. Sanırdı görenler. Hem hayasından O. bileler. Boynunun nuru. ebedî. Gönüller aldı. Nâzik. Bakılmazdı. o sadr-ı kebir. ne de uzun. Bilir elbet bunu. istihyâ. Anın etmişdi. . Ağarmışdı ancak. mevzun. Nurlu idi. Mübârek sinesi. dînin senedi. Açılsaydı. rü’yâda. Zâtı aynaydı. ona inmiş idi. hep o vech-i hasen. açık. Yüzü benzerdi. eyler idi. Feyz saçardı. o sadr-ı şerîf?. Ak ve berrakdı. yüzün ak. on yedi kıl. O Güzeli. yüce Mevlâya. pir-ü civan. bakmağa hicâb. Yassı kürekliydi. Başka olur mu. Odlara yakmışdı. cenâb-ı Halık. Bir kerrecik görenler. Gülmeğe. Fahr-i cihan. ilim hazinesi.

kavi. letafet vardı. o şerîf. kılcağızlar. Geniş ve pâk idi. Hattâ uzasaydı da. Birbirine bitişik. Anlatanlar. karaydı. Selâm verseydi. Rengi. Hallâk göstermişdi. Belli olurdu. Taze gül gibi latif ve mahbûb. Yokdu. der ehl-i nazar. Sağ tarafına yakındı. Etrâfına çevirmiş. Nice medh edeyim. sarıya yakın. Sırtında idi. Kerem sahibi. mübârek eller. Billur gibiydi. Elleri ayası. Sureti. . Güvercin yumurtası kadardı.56 - . Dedi. İrice mühr-i nübüvvet vardı.Sırtı ortası hem. merdâne idi. edenler ta’rif. Bir büyük ben idi. mühr-i nübüvvet. Kemâl üzereydi. etli idi. iri kemikliydi Nebî. Ayakları altı. Göz olmuşdu. O kimse. Uygun yaratılmışdı hem. sanki gümüş levha. Gümüş teninde. Mübârek a’zâsının her biri. hoş kokusundan. Çok hoş idi. sîreti şahaneydi. göğsünde. mühr-i şerîf. Peygamber. Çok mevzun idi. Her kemik iri. Hiçbir kıl. birine eğer. geçseydi aradan. bir aydan. Kur’ân’ın. Tebessüm ederdi hep. dahi ânın. Göğsü ortasından aşağı yalnız. Bir iki gün. karnında asla. sanki hatlar. O âlî nesebi. Bildirdi bize. bütün cism-i latif. devletli idi. her uzvu ânın. ol pehlûyu. hikmetini. ten-i bîmûyu. adamlar arasından. O kerâmetli. nâzik teni. Dostu seyr etmek için. nâzik mergûb. O sultânın. elbet. Âyetleri gibi.

gayetle. ola pek yağlı. keza. Dâim önüne. Hoşdu. Ne zaif. Yürürken. Uzun boylu olandan O cevher. ne dûn. Seyreden mu’cize-i kâmetini. hilâfsız. Nura gark olmuşdu. ay çevresinde. ne ziyâdeydi. Bir yola gitseydi. Ne kadar. Boyu. o er. Tazelenirdi hep. hem yüzü güzel. Bir siyah hat. Yüksek idi. uzun olsa idi. dediler ehl-i derûn. Lâhmı. Mu’tedil. Hem dahi. dizilmişdi. Resûlullahı görse. olur elbet a’lâ. sinn-i Nebevî. Gençlikde gibi. Her a’zâsı. el ayası kadar. bütün bedeni. bir yokuşdan iner gibi. O Celîl. medhedip hazretini. Nebî. ne de pek etli idi. Zan eyleme ki. vasf-ı şerîfinde yine. O Sidre mekân. şerefli idi. ol beden sarayın üstâd. Adl-ü dâd ile. Etmiş. Yine yüksek görünürdü. İlerledikçe. eğilirdi önüne. Bütün ömründe kalmışdı. rûh-ı Halil. Orta boylu iken. Yolda giderken. Ortalık. hâle gibi. Onun ile buldu nizâm.57 - . gül yüzlü güzel. . Hızlı yürür idi. hem huyu. Orta boylu idi. esâsın bünyâd. pak teni. Deriz. Bir zâtı ki. az eğilirdi. Dedi hep.Bir sıra kıl. mübârek bedeninde. Uzun kimseyle yürüseydi. eğer bir kimse. Ansızın. izzetle. Görmedik böyle. mübârek a’zâ. şahmı. İ’tidâl üzere idi. Peygamber. hem pek kuvvetli idi. gonca gibi. Ya’ni. Şanlı. kâinatın sultânı. İftihar eylerdi. Birbirinden. murâd ede Huda.

Yâ Resûlallah! gücüm yok medhine. müdâm. söylese kelâm. kabul etse Resûl. Resûlullahın. senin hürmetine. Yaratıldık hep. Sohbet ederek. ey Şâh-ı iklim-i vefâ. herşey fedâ! 1) Tefsîr-i Taberî (Câmi-ül-beyan) 2) Tefsîr-i Kurtubî 3) Tefsîr-i Mazharî 4) Tefsîr-i Şeyhzâde (Beydavî hâşiyesi) 5) Tefsîr-i Kebîr (Mefatih-ül-gayb) 6) Tefsîr-i Ebus-Suûd 7) Tefsîr-i Hüseynî 8) Ahkam-ül-Kur’an (Cessâs) 9) Sahîh-i Buhârî 10) Sahîh-i Müslim 11) Sünen-i Ebî Dâvûd 12) Sünen-i Tirmizî 13) Sünen-i Nesâî 14) Sünen-i İbn-i Mâce 15) Muvatta 16) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel 17) Hakim Müstedrek 18) Taberanî Mu’cem (Kebîr. Sagîr) 19) Beyhekî (Sünen) 20) Umdet-ül-kâri 21) Sîret-i İbn-i Hişâm 22) Ravd-ül-ünf (Süheylî) 23) Megâzî (Vakidî) 24) Tabakât-ı İbn-i Sa’d 25) Ensâb-ül-Eşrâf (Belezûrî) 26) Târîh-üt-Taberî (Târîh-ül-ümem vel-mülûk) 27) El-Kâmil fi’t-târîh (İbn-ül-Esir) 28) El-Vefâ bi ahvâl-i Mustafa 29) Hasâis-ül-Kübra (İmâm-ı Süyûtî) 30) İnsan-ul-uyun (İbrâhîm Halebî) 31) Siyer-i alam-ün-nubela 32) Siyer-i Halebî 33) Es-Sire (Zeyni Dahlan) 34) Huccetullahı al’el âlemîn (Yusuf Nebhanî) 35) Medaricûn nübüvve (Abdulhak-ı Dehlevî) 36) Mearicûn nübüvve (Altı parmak) 37) Mevahibu ledünniyye ve Zerkânî şerhi 38) Envar-ül-Muhammediyye 39) Şifa-i şerîf (Kâdı lyaz) 40) Delâil-ün-nübüvve (Ebû Nuaym) 41) Şemail’l-ür-Resûl (Tirmizî) 42) Delail’ün-nübüvve (Beyhekî) 43) Hamîs (Diyar-ı Bekrî) 44) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 45) Eshâb-ı Kirâm 46) Delâil-ül-hayrat . Yüksekliğinden. Sözlerindeki lezzet ile.58 - . Nebî ile. bî misl-ü bedel. Hâsılı. Hallâk-ı ezel. ol.Korku düşerdi. Etmişdi Onu. Kul olurdu. Hem de biri. kalbine ânın. Hüsn-i ahlâkla. Sana canım da fedâ. Evsat.

evini barkını Resûlullah’ın uğrunda harcadı.a. Peygamberliğini bildirip müslüman olmasını teklif ettiği zaman. 63 yaşında iken hicretin 13 (m.) hemen evin kapısını kapamış sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu. Kuhâfe lakabıyla meşhûrdur.v. parçalardan her biri. Çünkü O’na karşı olan. Oradakilerin hepsi bunu duydular. EBÛ BEKR-İ SlDDÎK Peygamberlerden sonra. Ebû Bekir.59 - . ilk imâna gelen.)’ın Resûlullah efendimize fevkalâde sadâkat ve sevgisi vardı.). Hadiseyi gören Ebû Bekir (r. Peygamber efendimizin kayınpederi. hanımı Esma yıkadı. Eshâb-ı kirâmın ve insanların en üstünü. Peygamberimizi görüp Eshâb-ı kirâmdan olmakla şereflendiler. Kavmi arasında sevilen ve saygı gösterilen birisi olup. O âlim cevabında: “Bu karışık rüyalardan biridir. Babasının adı Osman olup. Ebû Bekir’in (r. yolu rahib Bahîra’nın diyarına uğramıştı. Hz.v.a. Ebû Bekir’in annesi Ümmül Hayr-ı Selmâ’nın bir iki evladı olmuş ise de hiçbirisi yaşamamış olduğundan. İslâmiyeti kabul etmesine kadar geçen 38 senelik hayatında asla içki kullanmamış. İslâmiyeti kabul etmeden yirmi sene önce. Bahîra: “Sen neredensin?” . Bundan dolayı bir zaman sonra ticâretlerinden birinde.) zihnini kurcalamaya devam etmiş. Ali’dir. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir (r. soy ve sopunda ayıp ve kusur sayılabilecek herhangi bir şey görülmediği için bu lâkabı vermişlerdir.a. Şöyle ki. böyle bir şerefe nâil olmamıştır. O’nun için bizzat kendisine “Sen Allahü teâlânın Cehennemden atîki (yâni azâd ettiği kimse)sin” ve “Cehennemden atîk olan (âzâd edilmiş kimse) görüp sevinmek isteyen kimse. Gördüğü rüyasının tabirini Bahîra’dan istemiş ve şu cevabı almıştı. Cenâze namazını Hz. annesi kucağına alıp.) îmân ettikten sonra O’nun ismini “Abdullah” olarak değiştirdi. Âişe’nin babasıdır. Yahud. hemen. sonra bu parçalar bir araya gelerek gök yüzüne yükselmişti.a. Müslüman olmadan önce adı. iffetiyle ve güzel ahlâkı ile tanınmış bir kişiydi. Peygamberimize (s.a. 634) yılında Cemaziyelâhir ayının yedisinde Pazartesi günü hastalandı. Hadîce. Hz.) çok severdi. çocukları ve torunları da müslümanlığı kabul etti. denildi. rüyasını anlatmıştı. Ebû Bekir (r. gençliğinde de Resûlullah’ın (s.a. Babası. Hilâfeti 2 sene 3 ay 10 gün sürdü. Ebû Bekir. Ebû Bekir doğduğu zaman. sabah olunca. putlara tapmamış. annesi.) evine düşen parça ise. gammı ve hasreti sebep olmuştur. fakîrlere yardım eder. yahûdi âlimlerinden birisine koşup. Eshâb-ı kirâmdan hiçbiri. Kâ’be-i muazzama’ya gelmiş ve sonra parça parça olmuş.a. muhtaç olanları gözetirdi. sana müjdeler olsun ki. Bu sebeple de Atîk ismini verdiler. onun için tabir edilmez” demişti. Büyük bir tüccardı. 38 yaşında müslüman olmakla şereflenen Hz. Abdüluzzâ veya Abdulkâ’be idi. hiç tereddüt etmeden İslâmiyeti kabul etmişti. yahûdinin cevabı. Bütün malını. Kâ’be’nin her yanında “Yâ Emetellah. 15 gün hasta olarak yattıktan sonra vefât etti. Fil vak’asından sonra m. Kadınlardan ilk imâna gelen Hz. O’nu tatmin etmemişti. Hz. Bir rivâyette de. Vefâtına. Hz. Ebû Bekir’in (r. kölelerden Zeyd bin Hârise ve çocuklardan Hz. müslümanlıkla şereflenen hür erkektir. hurafelerden kaçınmış.) heyecanla rüyadan uyanmış. Peygamber efendimiz de. Ebû Bekir.) Aşere-i Mübeşşerenin yani Cennetle müjdelenen on sahabenin birincisidir. Ebû Bekir’e baksın” buyurması bunun bir alâmetidir. Kâ’beye götürmüş ve yaşaması için “Allahım bu çocuğu ölümden Âzâd edip bana bağışla!” diye duâ eyleyince. 573 yılında dünyâya gelmiştir.) arkadaşı idi.v.v. Peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu Hücre-i Se’âdete defn edildi. Ebû Bekir’e Resûl-i Ekrem (s. Asıl adı Abdullah bin Ebû Kuhâfe bin Âmir bin Amr bin Ka’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre’dir.a. Hz. Müslüman olmadan evvel. Ümmül-Hayr lakabıyla tanınmaktadır. her türlü sapıklıktan. bir rüya görmüştü: “Gökten dolunay inip. sh-235 HZ.a.” Ebû Bekir (r.47) Caliyet-ül-ektar 48) Mevlid-i şerîf risâlesi (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî) yazma 49) Mektûbât (İmam-ı Rabbânî) 50) İsbat-ün-nübüvve (İmâm-ı Rabbânî) 51) Kısas-ı Enbiyâ (Ahmed Cevdet Paşa) 52) Eşî’ât-ül-lemeât (Abdulhak-ı Dehlevî) 53) Ecdâd-ı Peygamberî (Seyyid Abdülhakîm Arvasî) yazma 54) Herkese Lâzım Olan Îmân 55) Kitab-ul-iber (İbni Haldun) 56) Rehber Ansiklopedisi cild-12. Ebû Bekir’i (r. Vasiyeti üzerine. Annesinin adı ise Selmâ binti Sahr’dır. seni pek sevindirecek Tevrat’da adı Sıddîk olarak bildirildi” nidası geldi. Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş.a. Dürüst bir tüccardı.a. çocuğun yaşayacak. Peygamber efendimizin vefât ettiği gün halife seçildi. Fakat bu rüya. O’nun müslüman oluşu hakkında bildirilen haberler çeşitlidir. Ebû Bekir. Peygamberimizden (s.). sevgisi ve bağlılığı kelimelerle tarif edilemiyecek kadar çoktur.a. Herkesin ona sonsuz bir itimadı vardı.) ayrıldığından duyduğu aşırı üzüntüsü. Hz. Ömer kıldırdı. gök yüzüne yükselmemişti. Peygamber Efendimizden 2 yıl 3 ay küçüktür.

Peygamber efendimize varmak için evden çıkıp. doğru görüşlü olduğu tecrübe edilmiştir. Ebû Bekir (r.a. Çok belâları giderir. Ebû Bekir (r. O’nu bu zamana kadar sağ bırakmazdık. vedalaşmak. Ebû Bekir.” Nedir? diye sormuşlar “Karnını aç.60 - .) çok akıllı ve doğruyu görüp seçebilmesiyle de meşhûrdu. bu hâli arz edeyim.” Ebû Bekir (r. Ebû Bekir’e (r.v. Ebû Bekir’e (r. dün gece sabaha kadar bu fikirde idim. Ebû Bekir onlara hitaben: “Aranızda hiçbir hâdise oldu mu?” buyurmuş.a.a. Bahîra: “Mekke’de bir peygamber ortaya çıkıp hidâyet nuru. Ebû Bekir (r.a. varıp kapıyı çalmış. Ebû Bekir (r.) nübüvvet sırrını O’na açmayı tasarlamıştı. Genç olanı. O ne derse. Ebû Bekir (r.): “Ben Yemen’de pek çok ihtiyar ve genç gör. Mûsâ aleyhisselâmın da Rabbi olan Allah hakkı için. Ebû Bekir’in müslüman oluşu. Peygamber efendimiz hakkında bir kaç beyit söylemesini ondan istemiş. bir fikir sormak için yanınıza geliyordum” dedi. Zira. peygamberliklerine delilleri vardır. “Bir alâmet daha kaldı.a. önce sen söyle!” dediler.a.a. Bunun için. “Şehâdet ederim ki. Ne dersin?” buyurdular.v. Sabahleyin.a.v. Ebü’l Bühterî gibi. beyaz benizli. Ebû Bekir “Kureyştenim” diye cevap verince. o kimse sensin.) “Evet. Resûlullah (s. Ukbe İbni Ebû Mu’ayt. Resûl-i Ekrem (s. Karnını aç.) bu rüyasını ve tabirlerini. O’nu ziyârete evine gelmişlerdi.) şöyle söze başlamışlar: “Bir meşveret için. nice zorlukları kolaylığa çevirir. Yemen’de gördüğün ihtiyarın hikâyesi delildir”. Hz. baba ve dedeleriniz.a. Ebû Bekir (r. diğeri ihtiyardır. Sen O’nun iyi dostusun. öyledir” demiş ve aralarında şu konuşma geçmişti. Mekke’de bir Peygamber gelir.) bu cevaba çok hayret etmişti. Peygamber efendimiz: “Dün.dedi.) peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti. Cevaplarında: “Bundan daha garip bir hâdise olur mu ki.): “İslâmiyete önce beni kabul eyle! Çünkü.a.a. sen hayatında O’nun veziri.v. Hak teâlâdan (Halkı dine davet eyle!) diye emir getirdi. Mekke’nin her yerine ulaşacak. Şu anda vahy geldi. peygamberliğini açıklayınca. Bu ihtiyar Hz. Yerin ve göğün yaratıcısı buna râzı olmaz.) seferden Mekke-i mükerreme’ye dönünce. o rüyadır ki.a. herkesten önce îmân eyle!” Ebû Bekir (r. Ebû Bekir (r. akıllıca bir iş değildir.) sabahlamış. O gece. göbeği üzerindeki siyah beni görünce. Seni.a.a. Muhammed’den (s. öyle amel edeyim!” Bu düşünce ile Ebû Bekir (r.” buyurmuştu.v. çok kitap okumuş ve ömrü üçyüzdoksan yıla ermiş bulunan bir ihtiyara rastlamıştı. iki kimse yardımcı olur.) buna delil nedir? deyince.a.) da: “Ben de. yolda karşılaşmışlar. Ebû Bekir (r. senin hakkında söylenilenler nedir?” demiş. Ebû Bekir.v.) cevabında: “Bu nübüvvetime delil. olgun ve akıllı.) da açmış. O’na şöyle demişti: “Çabuk.): “Sen her işte öndersin. Yemen’de bulunan. Peygamber efendimiz (s. Ebû Bekir (r.) “Ben Hak teâlânın peygamberiyim.). Peygamber efendimiz (s.anha) evinde olduğunu öğrenip. O’na. söyle?” “Kitaplarda okudum ki. Ben endişede kaldım. sen Allahü teâlânın resûlüsün ve senin peygamberliğin hakdır ve cihanı aydınlatan bir nurdur.a. Zira. Peygamber efendimiz.a. oniki beyt okumuş.)’da bunları ezberlemişti. Şimdi ise bu sözü işittim” dedi.) hemen Peygamber efendimize koşup.) Hadîce’nin (r.v. Hak teâlânın rızâsına vâsıl olasın ve canını Cehennemden koruyasın” buyurdular. (s. Ebû Bekir’e bakıp: “Zannederim ki sen.) varmak ve bu sırrı O’na açmak maksadıyla evden çıkmıştı. bu işi kime açıklayabilirim” diye düşünmüştü.a. Kureyşten ileri gelen kimseler. Peygamber efendimiz (s.) İslâmiyyeti anlattılar.).) “O. Ebû Bekir’e (r. Bugün sana geldim. sana geliyordum.v. Ebû Tâlib’in yetimi. Bu seferlerinde. Ebû Bekir (r. Diğer bir rivâyette ise Hz.a.a. Sana ve bütün Âdemoğullarına gönderildim. Ezd kabilesinden. bana bir melek görünüp.) “Söyle yâ Ebâ Bekir” buyurdular. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir’e bir çok vasiyetlerde bulunmuştu. “Bu sırrı kime söyleyebilirim. Sonra Bahîra rahib doğru tabir etti. şu şekilde de ifâde edilmiştir: Muhammed aleyhisselâma peygamberlik emri geldiğinde. senin delilin nedir?” diye suâl etmişti.” buyurarak.a. işini bitirince.a.) buna çok sevinip. ziyâret için O’na varayım.a. halifesi olacaksın” deyince Ebû Bekir (r. Zannederim ki.a. O’nu tasdîk edip müslüman olmuştu.) ile.) da şöyle düşünüyordu: “Baba ve dedelerimizin seçtiği din.a. “Vallahi o kimse sensin” deyip. oradan ayrılmış. buyurdular.) onlardan özür dileyerek. Ebû Cehil. Peygamber efendimize peygamberlik gelmeden önce ticâret maksadıyla Yemen’e gitmişlerdi.v. peygamberlik dâvası ediyor ve sizler.a. karnı üzerinde bir siyah ben vardır. Şeybe.a. birbirlerine karşı “Sözleşmeden birleştik” demişlerdi. ihtiyar: “Sen Kureyşten misin?” “Evet!” “Benî Temimden misin?” Evet!. Biri genç. “Mekke halkındansın” deyince. Hz. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir (r. bâtıl dindensiniz diyor. Peygamber efendimizin. bir yahûdi âlimden tabirini istedin. hiçbir zarar ve fayda vermeye kadir olmayan bir heykele ibâdet etmek.” diyerek. Eğer hatırın olmasaydı. Peygamber efendimiz (s. Ebû Bekir (r.a.a. yakın arkadaşlığı ve bu sebeple de O’na karşı pek fazla sevgisi vardı. mü’minlerin serdârı oldu. için ihtiyarın huzuruna varmış. Peygamber efendimizin (s.v.v. ince belli olup. vefâtından sonra da.) başkasına arz etmek lâyık değildir. hiç uygun değildir. O ihtiyar kişi ise. Ayrıca Ebû Bekir (r. Bu düşünceyi ise. İslâm dinine davet ederim. Hatta rahib. Peygamber efendimiz (s. O âlim karışık rüyadandır.a. Ebû Bekir (r.) hitaben: “Ey Ebû Bekir! Seni Hüdâya ve Resûlüne davet ederim. Peygamber efendimiz (s. Yarın. itibar edilmez dedi.) da kabul edip.). göreyim. “Peygamberlerin. Îmân getir ki.a.a. Peygamber efendimiz böyle düşünürken. bunun üzerine ihtiyar.” “Bundan maksadın nedir. bu işi sen hallet demişlerdi. şimdi O’na ulaş.a. göreyim” dedi.a. Peygamber efendimiz kendilerini karşılayınca: “Yâ Muhammed (s.v.

şimdi biraz bekle. alt üst ettiler.): “Hattâb’ın kızı Ümmü Cemil’e git. Allahü teâlâya ve O’nun Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inanmanın lâzım olduğunu anlatmaya başlayınca.a. Bu işe yetmeyiz” buyurdu ise de. Ebû Bekir’in yanına geldiler. Ona: “Burada annen var. Peygamber efendimiz ne söylerse. Henüz açıkça tebliğ edilmek emri verilmemişti. Putlardan yüz çevirip. birşey yer veya içer mi?” Hz. tenhalaşınca annesi ona: “Ne yersin. ne haldedir?” diye sordu. O sırada müşrikler de orada toplu halde bulunuyorlardı. onların cezâsını bulmalarıdır. Böylece ilk müslümanlardan biri olmakla şereflendi. beni dünyâya getiren annem Selmâ’dır. hemen çok sevdiği arkadaşlarına gitti. itiraz etmez hemen kabul ederdi. Resûlullahı gidip görmedikçe. senden Abdullah’ın oğlu Muhammed’i (s. yeni müslüman olanlardan birkaçı ile Erkam bin Erkam’ın (r. Müslüman kardeşleriyle kucaklaştı.a. anam sana fedâ olsun! O azgın adamın.) Safa tepesindeki evinde oturuyorlardı. Annesi: “Sen. Muhammed aklını kaçırmış. Ancak akşama doğru kendine gelebildi. Annesi. İşiten kâfirler. Ebû Bekir ayağa kalktı. Annesi Ümm-ül-Hayr. Ebû Bekir’i böyle perişan bir vaziyette. Kâ’be yanına gidip Mekkelilere Mi’râcı anlattı. ne yemek yerim. kalktılar. Abdurrahman bin Avf. İslâmiyeti kabul eden Hz. Peygamber efendimiz (s. Kendi kabilesi olan Benî Teym. mübârek elini tutmuş. ne de bir gücü! Ev. Kabilesinden olan kişiler bitkin ve perişan bir hale gelen Hz.) bu hali. Selmâ’nın müslüman olması için Allahü teâlâya yalvardı. yüzünü buruşturur. beni bilinmez hâle getirmesinden başka bir üzüntüm yok! Bu yanımdaki de. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ebû Bekir: “Yâ Resûlallah! Babam. Ümmü Cemil’e: “Resûlullah ne yapıyor.v.a. Hz. ne haldedir? Ona da dil uzatmışlar. Ebû Bekir (r. hakaret etmişlerdi” diyebilmişti. Hz. Hemen Mescid-i Haram’ın bir tarafına topluca oturdular. Peygamber efendimizi çok üzdü. Ebû Bekir olmak üzere. biz de Utbe’yi gebertiriz!” dediler ve yine Hz. Annesi de hidâyete kavuşup müslümanlığı kabul etti. söylediğimi işitir” dedi. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir de: “Ondan sana bir zarar gelmez. dediler.” dedi. Ebû Bekir’in ve arkadaşlarının arzularının çokluğundan onları kıramadı. uzun bir süre kendine gelemedi. Onları da. Hz. müslüman olunca. Ebû Bekir’i fena halde tartaklayıp dövdüler.). Allahü teâlâ. bunu gördükleri halde aldırış etmediler.) yüzüne çarpa çarpa yüzünü gözünü kanlar içinde bıraktı. “Benden evvelki peygamberlere gelen melek haber verdi” buyurdular. Resûlullah’ı ondan sor!” dedi. ezik bir sesle: “Resûlullah ne yapıyor? O. O’nu ayıltmak için çok uğraştılar. hepsi bu yeni dinin müşriklere açıklanmasını arzuladıklarını bildirdiler. bir ipe bağlayıp işkence etmeye başladı. Tekrar “Şimdi o nerededir?” diye sordu. Sa’d İbni Vakkâs. yemin olsun ki. yaralar ve bereler içinde görünce. alay etti. Resûlullah efendimiz. Talha bin Ubeydullah. Ebû Bekir’i dininden vazgeçirmek için Kureyş müşriklerinin azılı pehlivanlarından Nevfel bin Adviye. Hatta herkesin itiraz ettiği meseleleri bile itirazsız kabullenirdi. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: “Her kime imânı arz ettiysem.a. Bunu söyler söylemez.düm” dedi. müşrikler hep birden Ebû Bekir’e ve arkadaşlarına saldırdılar. yüksek bir sevinçle evine müslüman olarak dönmüştür. “Olur” deyince. yüzümü gözümü yerlere sürtüp.a. Annesi Ümm-ül-Hayr’a dediler ki: “Sor bakalım. annesine ve Ümmü Cemîl’e dayanarak. Acaba ne haldedir?” Ümmü Cemil de: “Benim ne Muhammed (s. Mi’râc’tan dönüp sabah olunca.61 - . Ümmü Cemîl. Hayatında ilk defa duyduğu.a. Hz. Allah’tan dileğim. Resûlullah’ın (s. elini bana ver deyip. Ebû Bekir’in (r. Ümmü Cemîl: “Hayattadır. Hz. Ebû Bekir. Onun hakkında duâ buyurmanızı istirham ediyorum.) cevabında: “O ihtiyar ki. Babası ve Benî Teym’liler. yavaş yavaş Resûlullah’ın yanına vardı. Hz. Ebû Bekir’in yanına gittiler. Hz. kalkıp Ümmü Cemil’in yanına gitti ve: “Oğlum Ebû Bekir. ne de bir şey içerim!” dedi.v. Yumruk ve tekmelerle ortalığı. Hz. gözlerini açar açmaz.” buyurulmuştur. müslüman olmaları için ikna etti. Hz. Hz. Hz. Ebû Bekir.) soruyor. Başta Hz. ne içersin?” diye sordu. Meselâ Peygamberimizin Mi’râc mucizesini kabul etmeleri böyle oldu. Herkes uyuyup. Ebû Bekir gözlerini açtı ve “Resûlullah ne haldedir. bilinmez hale getirdi. kendisini tutamıyarak çığlık kopardı ve: “Sana bunu yapan bir kavim. Sarılıp öptü. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden ve Cennetle müjdelenenlerden olan Osman bin Affân. Ebû Bekir. Ebû Bekir’in yemeğe ve içmeğe ne isteği vardı. deyince. Ümm-ül-Hayr. cevabında. tereddütle bakardı. muhakkak azgın ve taşkındır. Ancak Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a. hali iyidir” dedi. Ve Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” diyerek müslüman olmuştur.) imânı kabul etmekte hiç tereddüt ve duraklama etmedi. Hz. Onu senin hürmetine Cehennem ateşinden kurtarır” dedi. Ümmü Cemîl. herkes uykuya dalsın!” dedi. demirli ayakkabılarını Ebû Bekir’in (r. Ebû Ubeyde bin Cerrâh gibi yüksek şahsiyetler onun tavsiyesi ile müslüman olmuşlardır. ortalık tenhalaşınca. Müslüman .a. Hemen geri dönüp Kâ’beye geldiler: “Eğer Ebû Bekir ölecek olursa.) bunu sana kim haber verdi. Birgün Resûlullah efendimiz. Ebû Bekir. Utbe bin Rebîa. Ebû Bekir’i bir çarşafın içine koyarak evine götürdüler. Peygamber efendimiz de: “Ey Ebû Bekir! Bizim sayımız henüz az. “Vallahi arkadaşın hakkında hiçbir bilgim yok!” dedi. Ebû Bekir. Umulur ki.v.v. iyice sapıtmış. sana oniki beyit emânet verdi ve bana gönderdi” diyerek o beyitlerin hepsini okudu. sırrını yaymaz” deyince.” dedi. ne de Ebû Bekir hakkında bir bilgim var! İstersen seninle birlikte gidelim?” dedi. Benî Teym kabilesine mensûb olan kişiler yetişip ayırmasaydılar öldürünceye kadar dövmeye devam edeceklerdi.) duâsı kabul olunmuştu. ne yapıyor?” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz. Ebû Bekir: “Vallahi. Zübeyr bin Avvâm. Ümmü Cemîl: “Erkâm’ın evindedir.a. Hz.a.

saygı ve güven gösterdiler. Hz. Onların bu beraberliği.a. Ebû Bekir (r. Ebû Bekr-i Sıddîkdır”. hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Medine’deki mescid yapılırken O’nunla beraber çalıştı. onu döverim. Tebük harbinde. Senden sonra halife. Ebû Bekir babasının yanına gelerek: “Babacığım! Artık İslâm’ı kabul etme zamanı geldi. Mekke halkı Hz.” Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri de (Gunyet-üt-Talîbîn) kitabında buyuruyor ki Peygamberimiz (s. kalbleri alan. imânı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. Yâ Resûlallah! Senin her sözün doğrudur.a. Önlerine bakıp gidiyor ve “Vay canına. İyi bilirsin. kâfirleri şaşırttı. ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. Büyük kalabalık arasında yüksek sesle. Hz. Ömer’den üstün tutan. Hz. Bir anda gidip gelmişdir” deyip içeri girdi. Peygamberin huzuruna gelerek İslâm’ı kabul etmeye başladılar.) buyurdu ki: “Allahü teâlâdan istedim ki. Bunlardan ilk ikisinin. Şüpheye düşen. Ebû Bekir ile Hz. gayet ihtiyardı ve gözleri de görmüyordu. Ondan sonra Ömer. Çok şiddetli muharebelerde.a.a. diğer ikisinden üstün olduğunu Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiîn hazretlerinin hepsi söylemişlerdir. Ebû Kuhâfe’nin müslüman olmasıyla Hz. Ebû Bekir’in ailesi. takva ve sadakat güneşi Hz. bir kısmında ordu kumandanlığı vazifesi kendisine verilmiştir. Ebû Bekir: “İyi biliyorum. yeni müslümanların bîatini kabul ediyordu. Ebû Bekir’e (r. ikisi bir deveye binerek yolculuk ettiler. Resûlullah (s.v. babasının koluna girerek onu. Ömer. Bu sözbirliğini bütün din âlimleri haber vermektedir. Bedir’de. Akıllı. Ebül-Hasen-i Eş’âri buyuruyor ki “Hz. Hz. Bir aydan fazla”. tecrübeli adamın sözü böyle olur. Ebû Bekir ile Hz. Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed aleyhisselâmdan sonra müslümanların halifesi. inandım. oğlu Ebû Bekir’in halife olduğu günleri gördü. Ebû Bekir hemen giyinip. Hz. Hiçbir hizmetten. alay ederek ve Ebû Bekir’in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek: “Senin efendin.) uyarak arkasında namaz kılmışlardır. Çünkü bir ailede dört kuşak müslümanlık ve sahabîlik tacını başlarına giymiş oldular. Hz. senin gibi büyük Peygambere. Ebû Bekir “Yâ Resûlallah! Babamın sizin ayağınıza gelmesi daha uygundur” dedi.) buyuruyor ki: “Beni. halifelikleri sırası gibidir.) olacaksın!” . İftira edenleri dövdükleri gibi. Safa tepesine oturmuş. Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Melekler dedi ki: Yâ Muhammed Allahü teâlânın dilediği olur. Kapıya çıkınca hemen sordular: “Ey Ebû Bekir! Sen çok kerre Kudüs’e gittin geldin. Ali (r. Abdülkâdir-ı Geylânî yine buyurdu ki: Ali (r.). Mağâra’da üç gün kaldıktan sonra. diğer bütün ümmetten üstün olduğu muhakkaktır. Ondan sonra da sırası ile Hz. “Eğer O söyledi ise.a.a. Mekke’den Medine’ye hicrette de devam etti.) dedi ki: Peygamber (s.a.) son hastalıklarında üç gün imamlık görevinde bulunup. Osman ve Hz.) bana dedi ki: “Benden sonra halife Hz. Ebû Bekir ile Hz.v.v. dediler. Hz. Ali halife olmuşlardır. Ebû Kuhâfe.a. bizleri. Peygamberimizin vefâtı üzerine Eshâb-ı kirâmın sözbirliğiyle halife seçilmiştir. Parlıyan yüzünü görmekle.) halife olsun. Ebû Bekir. O’na mağara arkadaşı oldu. onyedi vakit namaz kıldırmış. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti içinde hiçbir aileye nasip olmayan büyük bir şeref ve fazîlete erişti. Mekke’den Kudüs’e gidip gelmek ne kadar zaman sürer” dediler. Gülerek. sancaktarlık görevini yürütmüştür. İnandım. Ebû Bekir’e sihir yapmış” diyorlardı. Ebû Bekir. Ebû Bekr-i Sıddîk olmuştur. ondan sonra Osman. ondan sonra da Sen (r. Peygamber efendimizin (s. Ondan hiç ayrılmazdı. iki cihanın efendisi Muhammed aleyhisselâmın huzuruna getirdi. Resûlullah’ın en yakın dostu idi. Medine’ye varıncaya kadar Resûlullah’ın bütün hizmetini O gördü. Peygamber onları görünce ayağa kalktı ve muhabbet dolu bir sesle: “Ey Ebû Bekir! İhtiyar babana niçin zahmet verdin? Onu buralara kadar yordun. dedi. Peygamber. yani Hz. müslümanlar tarafından feth edildi. Hz. Ömer’in (Şeyhaynın). Çünkü bunun akıllı. iftira etmiş olur. Buna inanmıyan ya cahildir veya inatçıdır” Hz. yani Peygamberimizin vekili ve müslümanların reisi. Peygamber efendimizin muhâfızlığını yapmış. Birkaçı sevinerek Ebû Bekir’in evine geldi. Ömer’in hilâfeti devrinde îmânlı olarak âhirete göç etti. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar.olmaya niyeti olanlar da vaz geçti.62 - . benden sonra Ali (r. Ebû Bekir’e “Sıddîk” dedi. Bu dördünün üstünlük sıraları.a. hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı. Hz.a. Ebû Kuhâfe’nin kabul etmesi üzerine. Hz. İslâmın zuhurundan 21 yıl sonra Mekke şehri. Ebû Bekir. fedâkârlıktan geri kalmadı. 631) senesinde Hac kafilesi başkanlığında görev yapmıştır.v. Resûlullahın mübârek adını işitince. Bu adı almakla.). Ebû Bekir’in sözleri. Kâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı. Ebû Bekir. “Yâ Resûlallah! Mi’râcınız mübârek olsun! Allâhü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki. bir kat daha yükseldi.v. Biz onun ayağına giderdik” diye iltifat buyurdu. Ebû Bekir’e sevgi. Ebû Bekir hicretin dokuzuncu (m. Kâfirler bu söze sevindiler.) o gün Hz. seni Resûlullah’ın yanına götüreyim dedi. Efendimize karşı bedenini siper etmiştir. Canım sana fedâ olsun. tecrübeli. Ebû Kuhâfe. üç vaktinde de Peygamberimiz (s. İhlâs. Haydi. Hz. 632) senesinde.” dedi. artık iyice sapıttı” diyerek. Ebû Bekir olacaktır. Hendek’te müşriklere karşı büyük kahramanlıklar göstermiştir.a. Resûlullahın yanına geldi. Uhud’da. Resûlullah efendimizle birlikte bütün harplerde bulunmuş. 10 (m. Muhammed ne yaman büyücü imiş. Hz. Ömer’in. Hz.

Eshâb-ı kirâm arasında Hz.a.a. Hz. Üsâme’nin sefere gidip gitmemesi hakkında ihtilaf edilmişti. Müslümanlar kuvvetli olmasaydı.) vefât ettiler. senden sonra düzen bulmaz” dedi. Üçbin müslüman şehîd oldu.a. “Kuvvetimiz olmadığını her tarafın boş olduğunu görerek. Onun hakkını kurtarırım. namaz kılalım. zamân-ı seâdetteki gelişmeyi hiç değiştirmemeye ve Resûlullahın niyetlerini yerine getirmeye kararlı idi. Hâlid. Ebû Ubeyde kumandasında Şam taraflarına. Allahü teâlâ.) da Filistin’e gönderdi. Onlara Resûlullah’ın da öleceğini. Hîre’de yüzbin altın cizye aldı. Ordu henüz Medine’den çıkmamıştı. Yemen’deki ve başka yerlerdeki memurlar geri gelmeye.a. Yemâme’de. Halife. Çünkü Allahü teâlâ. kardeşi Yezîd’e yardımcı gönderdi. Ömer kılıcı eline alıp. Vallahi. Hz. mürtedleri bozdular. Kuvvetine güveneniniz ise. Sonra. kurtlar gelip çoluk çocuğumuzu evden çekip götürmeye kalkışsalar.) mübârek eliyle verdiği Üsâme’nin (r. Derhal halife seçimi yapıldı.a. pişman olur. Huzeyfe.) bu kuvvetin Şam’a gönderilmemesini istiyorlardı. Resûlullahın halifesi. cesaretini muhafaza ederek.) bu halinden korktuğu halde. Sizin zayıfınız. Onbin mürted öldürdüler.) halifenin devesinin yularını tutup.v. dediler. Hz. deyip ortaya çıktı. İkrime’nin şaşılacak kahramanlıkları görüldü. (r. Baş kumandan Hz. Ali (r. Amr İbn-i Âs (r. Eshâb-ı kirâmın hepsi. Yüzbinden ziyâde Rum askeri öldürüldü. Medine’ye hücuma hazırlanan düşman üzerine. Yermük’de 46. Hâlid bin Velîd’in ve Hz.) Bahreyn’de çetin muharebeler yapıp mürtedleri dağıttı. Bunun üzerine halife hazretleri Medine-i münevvere’ye döndü. Eğer iyilik yaparsam bana yardım ediniz. Hâlid bin Velîd’i de Irak’dan Şam’a gönderdi.000 İslâm askeri.” dedi. Muâviye kumandasında. Sonra. Bunlardan Hz. Halkı sükûna ve huzura kavuşturdu. Ali’yi tasdîk etti. Muhacirler ve ensar (r. Resûlullah’ın (s. büyük şehirler aldı. o günahı elbette af eder.a. Medine ve Tâiften başka bütün Arabistan halkı İslâmiyetten ayrıldılar. Halife seçiminden sonra. Hz. Her tarafı dehşet bürüdü. Mürtedlerin sayısı yanında müslümanlar pek az idi.) Umman ve Bahreyn’de birleşip. Sonra asker toplayıp.Hz.) vefât ettiği haberi. sizin de bana itâat etmeniz lazım gelmez. Eshâbı topladı. Sonra. Kalkınız. Doğruluk emanettir. Minbere çıktı.a. sonra pişman olup. O gün sana (Kılıcını kınına sok! Ölümünle bizi yakma!) buyurmuştu.a.a. İmdada gelen büyük ordudan yetmişbin kâfir öldürüldü. İkibine yakın müslüman şehîd oldu. askerin bir kısmını Müseynâ’ya bırakıp. Halbuki. Nisâ sûresi yüzdokuzuncu âyetinde: Biri günah işler veya kendine zulüm eder. bu kadar kuvveti uzağa göndermezlerdi.v. Mübârek eliyle Üsâme’ye bir de bayrak vermişlerdi.a. doğru yoldan saparsam. İnşa Allahü teâlâ. siz de bana itâat ediniz. Fakat. İslâmiyetten ayrılma tehlikesi birdenbire büyüdü. Yalancılık hıyânettir. Müslümanlar başsızlıktan. Resûl-i Ekrem (s. bana doğru yolu gösteriniz. Eshâb-ı kirâmın arasına girdi. Hz. Resûl-i Ekrem (s. Medine’de ordu toplayıp.a. İslâm askerleri birleşerek Ecnadin’de büyük Rum ordusunu yendiler.63 - .a. Eğer ben Allah’a ve Resûlüne âsi olur. Ondan işittim ki. Bu muharebede İslâm kadınları da harp etti. “Resûlullah öldü” diyenin kellesini uçururum. Hz. Fakat. Talha ve Sücâh ve Mâlik bin Nüveyre’yi perişan edip. Halife.a. Çünkü. Hâlid. Salı günü. . Her tarafa birlikler gönderdi. Âlâ bin Hadremi (r.) vefât edince. üzüntüden ve Ömer’in (r. Herkes. Ebû Bekir. Ebû Bekir. Yirmibin mürted öldürdü. Resûlullah (s. Hz. sabaha kadar savaştı. sizin en iyiniz değilim.v. Bu kadar kuvveti kendimizden uzak tutarsak halimiz ne olur! diyorlardı. Resûlullah efendimiz (s. uzakdaki mürtedlerle muharebeye gitmek üzere devesine bindi. bir taraftan yahudi ve hıristiyanlar.v. Müslümanlar ne yapacaklarını şaşırdılar. bence zayıftır.a.) doğru sözlüdür. Mekke.) “Günah işleyen biri. çeşitli muharebelerle. diğer tarafdan mürted ve münafıklar dine saldırıyorlardı. Hepsini dağıttı. onbir kabileye bölükler gönderdi.v. gece şiddetli bir çıkış yaparak. Fena bir iş yaparsam.) Üsâme’yi sekizbin kişilik bir kuvvetle Şam tarafına göndermişti. Hâlid bin Velîd’i (r. Hz.) ordusunu Şam’a göndereceğim” buyurup hemen gönderdi.a. bence çok kıymetlidir. muharebe ve zaferlerle Suriye’ye geldi. kara haberler getirmeğe başladılar.) buyuruyor ki: Ebû Bekir (r. Halife. Çünkü ondan başkasının hakkını alırım. Mescid-i şerîfe gelip. Hürmüz kumandasındaki İran ordusunu bozdu.a. Cihadı terk edenler zelîl olur. Yemâme’de de büyük zafer kazandı. yine bayrağını Resûl-i Ekrem’in (s. sana bir hâl olur ise. Ben Allah’a ve Resûlüne itâat ettikçe. “Ey Resûlün halifesi! Nereye gidiyorsun? Sana Resûlullahın Uhud muharebesinde söylediğini söylerim. te’sîrli sözler söyleyerek nasîhat etti. Herakliyüs’ün 240 000 askeri ile uzun ve çetin savaşlar yapıp galip geldi. hiçbiriniz cihadı terk etmesin. birçok. Basra’da otuzbin kişilik orduyu perişan etti. namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse. Hz. Hz. Ali (r. Ebû Bekir Pazartesi günü halife seçilince. Yanındaki askerlerle birlikte.a. Huzâ’a kabilesini hidâyete getirdi. Amr İbni Âs’ı (r. O’nun da bir insan olduğunu bildiren âyet-i kerîmeyi okuyup. Medine’ye dönmüştü. abdest alıp. İslâm düşmanları bu hareketi görüp korktular.v. dağınıklıktan kurtarıldı.) Irak tarafına gönderdi. Hamd ve senadan sonra: “Ey Müslümanlar! Sizin üzerinize halife ve emir oldum. Arfece ve İkrime. Allahü teâlâ hepinize iyilik versin. Hz. Allahü teâlâya istiğfâr ederse Allahü teâlâyı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur buyurmaktadır” dedi. İkrime emrindeki asker. Mürtedlerle (dinden ayrılanlar) muharebeyi göze aldı. Bütün bu zaferler.) da. Eshâb-ı kirâm arasında yayılınca herkesin aklı başından gitti. Hâlid bin Velîd’i imdada gönderdi. Hz. Sonra Yezîd bin Ebû Süfyân’ı Şam’a yardımcı gönderdi. Müseyleme’nin kırkbin askerine karşı gelemedi. müslümanlar.

Basra. Yemen. Peygamber (s. Hz.halifenin cesareti. Şam. esrarını.a. Hayatı boyunca Peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmadı. Bir saat dinledim. o ana kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîm’i.) o kadar yüksek idi ki.” “İmamlar (halîfeler) Kureyştendir. Hz. tamamını okudular.) çok feyizlere kavuşmuş. Otuzüçbin Sahâbî bu Mushaf’ın her harfinin.a.” “Allahü teâlâ’dan ömrünüzün başında ve sonunda afiyet ve yakîn isteyeniz.v. Cenab-ı Hakk’ın rızasına kavuşmağa vesîledir. Ebû Bekir’de mevcuttu. Abdurrahman bin Avf. Âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i şerîflerin mânâ ve hakikatlarına hakkıyla muttali (öğrenmiş) idi. birçok hâfız şehîd olmuştu. Yaşadığı zamanda Kureyş’in âlimi olarak tanınırdı. Aralarında bir nokta farkı bile yoktur.v.a. Resûlullah’ın her haline ve her işine pek yakından vâkıf bulunuyordu. halife Medine’de vefât etti.a. Kur’ân-ı kerîmi kitap halinde toplatması olmuştur. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâbından çoğu. Resûlullah’a sorardı. Sûreler belli değildi. Sonra. Cebrâil aleyhisselâm her sene bir kerre gelip. Ebû Bekir’in hadîs ilminde de üstün bir hizmeti olmuştur.anhüm. Bağdâd. Çünkü o daima.a. Hz.a. Abdullah İbni Abbas. tam yerinde olduğuna söz birliği ile karar verdi. Peygamber efendimizin Hz. Resûlullahtan (s. hatta Cebrâil aleyhisselâm dahi.) efendimiz dinler ve tekrar ederdi. “Benden duyduklarınızı.v. Hz.) görünce.) ve daha birçok Sahâbî hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir.a. Bazıları da bazı kısımları ezberlemiş. hep bu yedisinden yazılıp.a. Bize de söyle. Eshâb-ı kirâm ve Tâbiînin âlimleri. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsına ve hakikatine ait bütün bilgileri bizzat O’ndan almıştır. Ömer’i (r. bu da. dehası. Aliyyü’l-Mürtezâ. Ebû Bekir’in kalbine akıttım” buyurmuştur. Kur’ân-ı kerîm’in bir hükmü dışına çıkılmadığı gibi. Bugün. gelip dinlemeğe çekindiler. Arap dilinin belâgatına da vâkıftı.) birşey anlattığını gördü.) en yükseklerinden olan Hz. Kendisinden. Abdullah İbni Ömer.) hicretin yirmibeşinci senesinde. Eshâb-ı kirâm. “Yâ Ömer. Ömer’i de soluna oturturdu. çoğalmıştır. Ebû Bekir.) vefâtından sonra hemen hilâfet işlerine başlaması ve meşguliyetinin çok olması ve her işittiğini rivâyet edecek kadar uzun yaşamamış olması sebebiyle rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin sayısı azdır. Eshâb-ı kirâmın en çok ilim sahibi olanlarındandı. benden sonra Peygamber gelseydi. “Dün Ebû Bekir (r. Bir meselede Eshâb-ı kirâm ile istişare ederken Hz. Muhammed aleyhisselâmdan sonra insanların en üstünü oldu. sonra da diğer Sahâbîlerin görüşlerine yer verirdi. Eshâb-ı kirâmın (r. İslâmî ilimlerin bütün meselelerini bilirdi. Ömer’in de teklifi ile Kur’ân-ı kerîm’in bir kitap halinde toplanması kararlaştırılıp. Kur’ân-ı kerîm’in mânâsını.) Ebû Bekir Sıddîk’a (r. Huzeyfet-ülYemânî. Fakat. Hz.a. Hz. Çünkü Hz. Ömer (r. Ebû Bekir’in derecesi. Osman bin Affân.a.v. Nitekim Resûlullah efendimiz O’nun hakkında “Allahü teâlânın kalbime akıttıklarını. Hz.). Ömer. Mıshaf veya Mushaf denilen bir kitap meydana geldi. görüşünü sorar. Görülecek mesele hususunda. Ömer Peygamber olurdu” buyurdu.) soruyordu. Gayet güzel konuşur. Kur’ân-ı kerîm’den hüküm çıkarmak hususunda üstün bir kudret ve maharet sahibi idi. Resûlullahın (s. Her işinde O’nun veziri oldu. Abdullah İbni Mes’ûd.a. birçok meselede Resûlullah’ın nasıl hareket ettiğini Ebû Bekir’den (r. Ebû Bekir’i sağına. “Ben Peygamberlerin sonuncusuyurn. gördü ise de.” . Resûlullah Kur’ân-ı kerîm’in hepsinin tefsîrini Eshâbına bildirmiştir. birşey anlıyamadım” dedi. güzel idaresi ve bereketi ile oldu. Levh-ilMahfuz’daki sırasına göre okur. Kur’ân-ı kerîm’i tamamen ezberlemişti. Zeyd bin Sâbit (r. sûreleri birbirinden ayırdı. Hz. öğrenelim” dediler.) verildi.a. birçok âyet-i kerîmelerin tefsîrini O’ndan alıp bildirmişlerdir. Mağarada beraber idiler. bütün Kur’ân-ı kerîm’i kâğıt üzerine yazdırdı.v. Resûlullah (s. Hicrette O’nun yol arkadaşı idi. Yermük savaşı yapılırken. ondan çok daha yüksekti. yerlerini sıraladı. İslâm devlet idaresinin temelleri sağlamlaşmış. Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Kur’ân-ı kerîm’in Hz. Hz.64 - .a.v. bu görev Zeyd bin Sâbit’e (r. Eğer. Kur’ân-ı kerîm’in tefsiri için lâzım olan bütün ilimler. Ebû Bekir’in ilmi o kadar yüksekti ki. iki kerre gelip. Mekke ve Medine’ye gönderdi. Ömer bin Hattâb. Âhireti teşrif edeceği sene. Her ilimde müracaat kaynağı olmuştur. Ebû Bekir’in en büyük hizmetlerinden biri de. Zeyd bin Sâbit’in başkanlığındaki bir hey’ete. başkaları da. Ertesi gün. din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!” buyururdu. Resûlullah ona anlatıyordu. Böylece O. bütün dünyâda bulunan mushaflar. birçok kısımlarını yazmışlardı. Altı tane daha Mushaf yazdırıp.a. Onun devrinde. Ömer bir gün geçerken. Hz.a.) herkesin derecesine göre anlatıyordu. Çünkü Resûlullah (s. Ömer. önce bu ikisinin reyini. Çünkü Ebû Bekir’in yüksek derecesine göre anlatıyordu.v. Muhammed aleyhisselâm ahirete teşrif ettiği sene. Resûl-i Ekrem’in (s. Üçüncü halife Osman (r. Resûlullah efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin bazıları şunlardır: “Misvak ağzı temizlemeğe. Böylece. halife Ebû Bekir (r. Bunların 142 adet olduğu kaynak eserlerde zikredilmektedir. Ebû Bekir’e anlatılan tefsîrini anlıyamadı. Mürtedlerle yapılan bu harplerden Yemâme’de. Yanlarına gidip dinledi. Böyle yüksek olduğu halde ve Arabiyi çok iyi bildiği halde.a. Bahreyn.) dün size bir şey anlatıyordu. Ebû Bekir seviyesinde anlattığı şeyleri anlayamazdı.) Kur’ân-ı kerîm’den anlayamadığı bir âyetin mânâsını sormuş. Resûlullah (s. dinden ayrılmak isteyenlere fırsat verilmemiştir.) ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirtip.

Allahü teâlâ hepsine Cenneti va’d etti” âyet-i kerîmesi. yardım eden Ensârdan.a. Seninle kalbim kuvvetleniyor. Allahü teâlâ.). Resûlullah (s. Çünkü dîni kuvvetlendirmek ve Peygamberlerin efendisine yardım etmek için. O’nun gösterdiği yoldan ayrılmamaktır. Yalandan ve kötülükten sakının.a. Ebû Bekr-i Sıddîk.” “Peygamberler miras bırakmazlar. Tasavvuf. başka akraba ve yakınlarını değil.) gönderdi.a. Resûlullah (s.v.a.a. Hicretten evvel altı köle âzâd etmiştir. bindörtyüz kişi idi.a. sana söz veren mü’minlerden. Bu ümmet içinde. Bu sözleşmeye “Bi’at-ür-Rıdvân” denir. “Önce imâna gelenlerden. Kur’ân-ı kerîm’in. Bu kuruluşun en önemli görevi. Birisi nübüvvet yolu. malını dağıtmakta.a.) kâfirlerden mağarada saklanınca. İslâm askeri sıkıntı çekiyordu. Ramazan-ı şerîfin onyedinci Cuma günü. “Ağaç altında. Bu hicret Allahü teâlânın izni ile idi. fetihden sonra malını dağıtan ve cihâd edenden daha büyük derece vardır. Bunlar.) şerefini ve diğerlerinden üstün olduğunu göstermektedir. kılıcını çekip. iki taraf hücum etmişti.” “Peygamberler. İslâmî ilimlerin her meselesini bilirdi (ve hükümlerinin hepsine hakkıyla vâkıftı). Hz. Onların bıraktıkları sadakadır.v. Bu ümmetin sonra gelen evliyâsı.) de dahildir. İbni Ömer (r. Feth sûresi onsekizinci âyetinde. öncelerin öncesi odur. İslâmiyetin zimmîlere (gayri müslim vatandaşlara) tanıdığı bütün haklar eksiksiz yerine getirilmekteydi. Ebû Zer.v. önde olanlardan ve iyilikte bunların izinde gidenlerden Allahü teâlâ razıdır. Ebû Bekir idi. senin mübârek yüzünü görmekle hafifliyor. Ebû Bekir vasıtası ile kavuşmuşlardır. Ebû Bekr-i Sıddîk (r. malının çoğunu ve canını fedâ etmekte ve her türlü hizmette. hadîs-i şerîflerin ve Eshâb-ı kirâm ile diğer din âlimlerinin haber vermesiyle anlaşılmıştır. atını sürerken. Resûlullah’tan yayılan bütün ilimlere ve feyizlere ayna olmuştu.65 - .” Ebû Bekr-i Sıddîk’ın (r. fıkhî (dini meseleleri araştırıp. bu korkulu yerde onunla arkadaşlığı tercih etti. ilmin gelişmesi temin ediliyordu (sağlanıyordu). Allahü teâlâ.v. “Yanımdan ayrılma ya Ebâ Bekir! Bedenime ve kalbime gelen her sıkıntı. Sonra. Allahü teâlâ. Resûlullah’ın kalbine akıtılan feyizlerin. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir Sıddîk’ın (r. her fazîlette öne geçenlerden. Hz.) gönderdi. Onlar da.a. Ömer’i (r. Resûlullahın (s.a. Aralarındaki kan davalarını halleder. Resûlullah (s. Allahü teâlâya bu yoldan kavuştular.) yardımcı gönderdi.a. üstünlükleri çoktur. Cennette sonsuz kalacaklardır” buyuruldu. Allahü teâlâ elbette râzıdır” müjdesine.a.a. Allahü teâlâdan razıdır. hem de. Demek ki. tasavvuf ilminin bütün yüksek marifetlerine kavuşmuştu. Sa’d ve Sa’îd’i (r. Hadid sûresinin onuncu âyetinde: “Mekke-i Mükerreme’nin fethinden önce malını veren ve cihâd eden kimseye. . Peygamberimizden (s. Eshâb-ı kirâmın en büyük fakîhlerindendi. Sonra Ebû Zer’i (r. Yedinci olarak Bilâl-i Habeşî’yi (r. Çünkü.a. sıddîk.) Resûlullah’dan (s.) diğer müslümanların en üstünü olmasının sebebi. Resûlullah’tan sonra Allahü teâlâyı en iyi tanıyan ve en çok ibadet eden O’dur. O ise. Eshâb-ı kirâmın içinde “fukahâ-ı seb’a” adı ile meşhûr olan yedi büyük âlimden biri de Hz. cihad etmekte. Temmuz ayının öğle sıcağında. şerefini kaybetmekte. zira bunlar Cehenneme götürür.) bildirdi. Nitekim Resûlullah (s.) de “Ağaç altında benimle sözleşenlerden hiçbiri Cehenneme girmez!” buyurdu. başkalarının önünde bulunmasıdır. Arapların soylarına ait vak’aları (olaylar) en iyi bilendi. Resûl-i Ekrem (s.) sonra olma se’âdetinin sahibi. İnsanların yaratılışları ayrı ayrı olduğu için tasavvuf yolları da ayrılmıştır. Ebû Bekir Sıddîk’ı arkadaş etti. Hepsini sever. fıkıh ilminde üstün bir yeri vardır. hakkında Leyl sûresi onyedinci: “Takva sahibi olan Cehennem ateşinden uzaklaştırılacaktır” âyet-i kerîmesi indirildi. gizli ve aleni herşeyine vâkıf olan sadece Ebû Bekir idi. Hz.“Doğruluğa ve iyiliğe dikkat edin. zira bu ikisi Cennete götürür.v. hem onlara faydalı olunuyor.v. onun için indirilmiştir ve yine Tevbe sûresinin yüzüçüncü âyetinde. hem Mekke’den gelen Muhacirlerden. muhlis mü’minlerdendi. Eshâb-ı kirâmın hepsi.a. Bunların her biri. Hz. özellikle Hz.). Halini bildiği için. hem de Medine’de bunları karşılayıp. Ebû Bekir’in fazîletleri.v. sâdık. Fetvalarının adedi itibarıyla bunların mutavassıtlarındandı? Kendi hilafeti devrinde kurulan dîni müesseselerden (kuruluşlardan) biri de. nübüvvet yolunun bütün marifetlerine. nurlara iki yoldan kavuşmuştur. imâna gelmekte.) izinde bulunmak.) âzâd edince.anhüm) kumanda yerinde oturmuştu.a. bunlardan razıdır. Müslümanlar. “İftâ makamı” (fetva makamı) idi.a.v. Ebû Bekir Sıddîk’dır. dînî hükümlerde icma’ın (birliğin) hâsıl olmasına çalışmaktı.a. Bir saat geçti.a. Müslümanların sorularına cevap vermek suretiyle. Sa’d ve Sa’îd ile (r. O’nun hakemliğine ve kararlarına itirazları olmazdı.” buyurdu. Bu özellik Ebû Bekir’in (r. diğeri de vilâyet yoludur. onlara Cenneti hazırladı.) elinden tutup. tetkik ve tahkik edip).) Neseb ilminde de yükselmişti. Resûl-i Ekrem’in zamanında bile fetva verirdi. Resûlullah’tan gelen feyizlere. Habîbine. Ebû Bekir. Ebû Bekir’e: “Sen benim havuz başında ve mağarada arkadaşımsın” buyurdu. Bedir Gazasında. sıkıntının azalmadığını görerek.) Ebû Bekir. ruhunun kabz olunduğu yere (vefât ettikleri yere) defin olunurlar. Ömer. marifetlerin hepsi O’na da verilmişti. yani düşmanlarla şiddetli mücadele etmek ve şânını.

) ile birlikte mağaraya gitti. terledi. içerde zararlı bir şey varsa. Resûlullah (s. çoğu zaman Resûlullahın yanında idi. O’nun arkadaşı olduğunun açık delilidir.v. Sonra eski bir mutaf (keçi kılından dokunmuş elbise) eline geçti. ben yazdırdım. Cebrâil aleyhisselâm derhal yetişip.a. Kuyumcu Hz. Mağaraya varınca. Ebû Bekir.v.v. Böylece imânda O’nun ikincisi oldu.a. Bu yüzüğün üzerine “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” yaz. Peygamberimize. Onun için çok zamandan beri bu sıkıntılı mağarada gece gündüz demeyip yolunuzu bekliyordum. Sıddîk. Sonra Ebû Bekir (r. çünkü Ebû Bekir benim ismim ile Habîbimin isminin ayrı olmasını uygun bulmadı. Ebû Bekir kuyumcudan alıp. Bu mağarayı şereflendireceğinizi biliyordum. Ebû Bekir yüzüğü alıp kuyumcuya götürdü. İçeriyi süpürüp temizledi. benim mağara arkadaşıma. yılanlar. cinnin Peygamberi. Üzerine (Lâ ilâhe illallah) yazılsın. benden utanmıyor musun?” buyurdu. Bazı âlimler. Resûlullah (s. Hırkasını parçalayıp. Bedir’de de O’nun ikincisidir.) ayağını çek buyurdular. Sonra Hz. Ebû Bekir’in kendi adının yazıldığından haberi yoktur. Fakat Sıddîk. O . Bu küstahlığa cesaret ettim. kuşlar. içeri girmesini söyledi.a. Ebû Bekir insanları Allah’a ve Resûlüne imâna çağırdı.a. Hz. Resûl-i Ekrem (s. gidip hatırını soralım” buyurdular. Resûlullah hastalanınca.) bir gümüş yüzük hediye getirmişlerdi Hz. “Ey Allahın Habîbi. Allahü teâlâ onu. (ya’ni Hz. Gözyaşı Resûlullahın mübârek yüzüne damlayınca: “Ne oldu yâ Ebâ Bekir?” buyurdu. Ebû Bekir’in yarasına mübârek tükrüğünden sürdü. Hz. yâ Resûlallah içeri girmeyin! Ben gireyim. Resûlullah (s. “Çabuk git. şüphesiz. Allahü teâlâ. Hz. her şeyini O’nun için fedâ etmiş ve her an fedâya hazır halde idi.66 - .) götürürken Hak teâlâ Cebrâil aleyhisselâma. mübârek zâtınıza bir keder. sizi görmeme mani olunca benden korku ve haya kalktı. Ayağımı çekersem çıkıp size zarar vereceğinden korkuyorum. Ebû Bekir çok utandı. Yılan. Hz.a. dedi.v. Habîbim üzülmesin buyurduğunu söyledi ve olanları anlattı. bir gün ve gecelik ameli gibi olmasını isterdim. Ebû Bekr-i Sıddîk îmân edenlerin birincisi oldu. büyüklerimizden yüksek vasıflarınızı dinlemiş. Ebû Bekir’e bu yüzüğün üstüne yalnız Lâ ilâhe illallah yazılması söylenmişti. Bunlar hep O’na en yakın olma delilleridir. Ebû Bekir’i Kur’ân-ı kerîm’de bilhassa bildiriyor ve: “O vakit Peygamber. insanların. hayvanlar.a. Ebû Bekir Sıddîk) yazılı idi. Fakat Allahü teâlânın ism-i şerîfi ile Resûl-i Ekrem’in ism-i şerîfinin ayrı olmasını uygun görmemişti. böyle emretmemişdi. arkadaşına. şeref ve fazîlet yönünden diğerlerinden üstündür. Ebû Bekir’in söylediği gibi yazdı. Bir iki delik kaldı. Hz. Resûlullahı o kadar severdi ki. Habîbullahın aşkı için seksenbin altın fakîrlere sadaka verdi. hep yanında bulundu. Resûlullaha (s. bu karanlık mağaraya sabahı.Hazerde ve seferde Resûlullahdan hiç ayrılmadı.” buyurdu. mahzun olma!” diyordu” buyuruyor. (s. Halbuki fazla yazılmış hikmeti nedir? diye sordular. Resûlullah (s.a.v. Sağında solunda bir çok irili ufaklı delikler gördü. “Ebû Bekir Sıddîk üç gündür mescide gelmiyor. Hz. Bu da Resûlullaha olan sevgisinin doğruluğunu. Ebû Bekir) ile mağaradaydılar” âyeti ile. bir elem gelmesin” dedi ve içeri girdi. O’nun o mes’ûd gecesi ki. karıncalar. Böylece davette de ikincisi oldu.a. Ayağını çekince heybetli ve zehirli bir yılan çıktı. Allahü teâlânın kendisiyle olduğu bir kimse ise. Arkasına giydi.v. mübârek yüzünüzü görmeğe âşık olmuştur. Bir cevap vermeden Cebrâil aleyhisselâm gelip. hepsi âşıktır. “Ey utanmaz yılan. Namazları evinde kılardı. sabredip. Hz. müslüman olunca Allahü teâlânın rızası. dediler. Resûlullah (s. bu yüzüğü bir kuyumcuya götür. Tevbe sûresi kırkıncı: “Mekke kâfirleri onu Mekke’den çıkardıklarında ikinin ikincisi.v. Ben de Habîbimin isminden Ebû Bekir’in ismini ayırmağı uygun görmedim” buyurdu. hiç hareket etmedi. O’nun yerine insanlara imam olup. Ebû Bekir’e. Resûlünün arkadaşı olarak. Resûlullah uyanır korkusuyla. Ömer şöyle dedi: “Ömrümdeki bütün amelimin Hz. Bu hususta da ikinci oldu. dedi. Bundan sonra giyecek elbisesi bile kalmamıştı. Ebû Bekir için son derece üstünlük vardır. Habîbimin yüzüğüne Ebû Bekir ismini yaz. öne geçti. Her savaşta Resûlullahın yanında idi. Resûlullahdan sonra O’nun türbesine defin olunmada da ikincisi oldu.) içeri girdi ve mübârek başını Ebû Bekir’in kucağına koyup uyudu. Ebû Bekir’in ismi geçince. Hz. Hak teâlânın selâmını söyledikten sonra. Sana yalnız insanlar değil.” diyerek özür diledi. delikleri kapadı. Bunda Hz.v. canını.a. Ebû Bekir. Böylece üç gün geçti. Ebû Bekir’in elinde iken ve haberi yok iken yüzüğe Ebû Bekir ismini yazdı. Ebû Bekir ayağım ile kapattığım delikten bir yılan ayağımı soktu. Resûlullah insanları imâna davet etti.) yüzüğe baktılar. mübârek yüzük Hz. siz de güneşi getirdiniz. Resûlullahın ikincisi kıldı. Hz. Birçokları bu çağrıyı kabul etti. “Allah için. Hz. Namaz vakitleri haricinde göğsüne kadar tandıra girer.) dördüncü gün sabah namazından sonra Eshâb-ı kirâma dönerek. Resûlullah (s. Ayağını yılan soktu. “Yâ Atik. Kırkbin altını gizli. Üçüncüleri Allahü teâlâ idi. Yüzüğün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah. mutafı arkasına alırdı. Hz. bana gelsin.).) özürünü kabul etti. malını. Onları da ayakları ile kapayıp.) yüzüğü Sultân-ı enbiyâya teslim etti. Hattâ bu köleniz gözü yaşlı. sırdaşıma eziyyet etmeğe Allahü teâlâdan korkup.a. Hemen iyi oldu. Acaba hasta mıdır.v. Ebû Bekir’in. kırkbini de aşikâre vermişti. sonra Resûlullaha.

Ebû Bekir (r.) beraber bir yolda giderken. Kulunu Allahü teâlâ.a. “Yâ Ebâ Bekir. Resûl-i Ekrem’e. Ebû Bekir’e olan muhabbetleri daha çok arttı. Ebû Bekir’in evine gitti. Mecbur olmadıkça asla dünyâ kelâmı söylemezdi. Eshâb-ı kirâmın hiçbirinin fazla elbisesi yoktu. kırkbini de aşikâre olarak seksenbin altın sadaka verdi. Ebû Bekir’e haber gidince. bana haber verin. Ali’den (r. Ebû Bekr-i Sıddîk bizim en âlimimiz idi.” buyurdu.a. ciğerim kebap oluyor” cevabını verdi. Hz.” buyurduğundan. “Ebû Bekir’den başka herkese vardır. Ateş ve kebap yoktu. Hz. Ebû Bekir o elbiseyi giyip.) çağırmasını emir buyurdu. pişen kendi ciğerimdir.a. Ebû Bekir’in bir saat ibâdeti yetmiş yıllık ibâdet yerini tutar. Hz. bize de var mıdır?” buyurdu. Yâ Resûlallah gökteki bütün melekler böyle giydiler. Hiç giyeceği kalmadığı için üç gündür mescide gelemedi. bana İslâm Dinini nasîb etti. Hz. kırkbini gizli. Her ikisini de dolduraca. Ebû Bekir’e karşı çıkıp musâfeha etti. Resûlullah. Henüz huzura varmadan Cebrâil aleyhisselâm gelip.v. Resûlullah (s. (Buyur! Hesapsız Cennete gir!) denilecektir. Hz. Ebû Bekir’in imânı ağır gelir” buyuruldu. Eshâb-ı kirâm arasında büyük yer verdi. odasında yalnız başına ciğer kebabı yer.67 - . İbni Münzir. sen ciğer kebabı yiyor muşsun. Ebû Bekir ile Ebûdderdâ (r. Ebûdderdâ (r. Ebû Bekir’i karşılamanızı emir buyurdu.a.a. Birgün haber verdiler. Hz. Cebrâil aleyhisselâm geldi. Ebû Bekir’den başka hiç kimse Cebrâil aleyhisselâmdan vahiy işitmemiştir.) Ona. “Onun kapısında nûr görüyorum.) bildirir: “Bu ümmetin Resûlullahdan sonra en üstünü Ebû Bekir. karşılayıp. bu kendisinden sonra onun halifeliğine işarettir. Bu sefer de ben en fazla vereyim düşüncesiyle malımın yarısını götürdüm. ben ciğer kebabı yemiyorum. Resûl-i Ekrem’in huzuru ile şereflenmek için yola çıktı. hemen yola çıktı. hemen kalkıp. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ sana selâm edip. Ebû Bekir arkada yürürlerdi. “Ey Ömer evine ne kadar mal bıraktın!” buyurdu.) Hz. ağlama! Arkadaşlığı ve malı bana Ebû Bekir’den daha bereketli olan yoktur. Ebû Bekir’e duâ ettiler. Evde ne yapıyordun diye sordu. Acaba kıyâmet gününde hâlim ne olur. bu kadar nimetin şükrünü yapabilir miyim.a. “Bir daha böyle yaptığında. Ona. Eğer ümmetimden dost edinseydim. O sırada. Ömer anlatır: “Tebük gazasında. yanına oturttu. Hz.a. Bir hadîs-i şerîfte: “Ebû Bekir’in imânı. Ebû Bekir’i edinirdim. kokusunu duyarız. “Yâ Resûlallah! Hz.v. dediler.a. Neden bu şekilde giydiler diye sorunca.” buyurdu. “Ey Ebû Bekir. O esnada. dar bir yere geldiler. Ebû Bekir’den şikâyet için gelip. Her zaman Hz.) hatasını anlayıp tevbe etti. cevaplarınız arasındaki fark kadardır. Resûl-i Ekrem. Hz. Allahü teâlâ katında olanı seçti” buyurdu. Hatırıma şu gelmişti: “Hak teâlâ Cenneti ve Cehennemi yarattı. Hz. beraber evine gidelim!” buyurdu. Bilâl’e Ebû Bekir’i (r. dünyâ ile kendi katında olan arasında serbest bıraktı. Hiç bir şey bırakmadım dedi. Ebûdderdâ önde. Resûlullahın (s. sonra Osman’dır (r. Ebû Bekir hepimizden fazla sadaka verirdi. “Evine ne kadar mal bıraktın!” buyurdu.sırada Cebrâil aleyhisselâm siyah mutaf giymiş vaziyette geldi. bunun nasıl olduğunu sorunca: “Hak teâlâ. onlarla birlikte Cennete girelim) diyecektir. Firdevs Cennetinde bana komşu yapacaktır. diye korktuğumdan. dedi.) herkesin sadaka getirmesini emir buyurmuştu.v.a. Fakat İslâm kardeşliği ve muhabbeti vardır. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Ebû Sa’îd-i Hudrî (r.) şöyle bildiriyor: Birgün Resûlullah (s. Ebû Bekir’e bir elbise gönderilmesini emir buyurduğunu haber verdi. Yâ Resûlallah! Hz. “İkinizin arasındaki fark. Ebû Bekir bunu duyunca ağladı. Bunu işitince.v. Bunun kadar da evimde var dedim.a. Hz.” Hz. karşıdan Resûl-i Ekrem parlak ay gibi göründü. bu zatı hangi şey ağlatıyor. Yâ Resûlallah. Ebû Bekir’e gönderdi. “Kimde bir fazla elbise varsa versin! Hak teâlâ ona çok sevab verip. Hz.) eshâbına. Resûl-i ekrem Cebrâil aleyhisselâmı görünce rengi değişti. Ebû Bekir’in mescide açılan kapısı hariç. Resûlullah. Hz.v. Ebûdderda’ya hitaben: “Neden Ebû Bekir’in önünde yürüyorsun! Onun daha üstün olduğunu bilmiyor musun? Böyle gitmek edebe aykırı değil midir?” buyurdu.a.v. Hz. bizi hiç davet etmez” dediler. Eshâbı ile mescidde otururken. birşey söylemeyip. Resûl-i ekrem. Sonunda bir Sahâbî başka birisinden bir elbise bulup. âlimler. Kendi kendime. Resûlullah (s. hesap var mıdır?” diye sordu.) hutbe okuyordu. Hz. Eshâb-ı kirâmın. Hz. Ebû Bekir’i karşıdan görünce. Habîbine dost eyledi. Hak teâlâ sana selâm edip. Resûlullah Hz. diğer bütün kapıları kapattırdı. Mi’râc gecesi Cebrâil aleyhisselâma: “Ümmetimin hepsine sual.a. Ebû Bekir Hak teâlânın rızası ve senin dinin uğruna.” Diline hâkim olmak. O da. sonra Ömer. O da (Yâ Rabbî! Dünyâda beni sevenleri bana bağışla. Resûlullah efendimiz.) geldi. O sırada benim de malım çok idi. Hz. dedi. Birgün Eshâb-ı kirâm Resûlullaha.) O’na da.)” sonra da kendisinin olduğunda ittifak vardır. hepsi candan Hz. bütün mü’minlerin imânları ile tartılsa. o da Allahü teâlâ katında olanı seçti. Bütün Eshâb-ı kirâm da musâfeha edip. Ey kardeşim Cebrâil bu ne haldir? diye sordular. Ebû Bekir. lüzumsuz hiçbir söz söylememek için mübârek ağzına taş koyardı. Hz.a. Hutbelerinde: “Allahü teâlâ bir kulunu dünyâ ile kendi katında olan arasında serbest bıraktı. dedi. Resûl-i Ekrem (s. dedi. Resûlullah (s. Birgün Resûlullah efendimiz.

hesapsız Cennete girmektir. Ebû Bekir (r. Uyandım. harplerde. her geçen gün biraz daha zayıflıyordu. hanımının bir kızı oldu. Hakikaten vefâtından sonra. iyilik edene mükâfatını verdik. Ebû Bekir’i edinirdim. kötü işlere yapılan cezayı görmeden. Ebû Bekir’in bu yüksek arzulu duâsını çok beğenip. Resûlullaha. Hak teâlâya kavuşma zamanında kendisine iftira edilmesini istemez ve müslümanları aldatmayı uygun bulmaz” buyurdu. arkadaşı. Resûl-i Ekrem’e hepimizden çok sevgilidir” buyurmuştur. Ebû Bekir (r. Ebû Bekir. Resûlullah ile sohbetin. Hiçbir akıllı kimse de. büyüğümüz. O’na. “Yâ Ebâ Bekir. hayır duâ ettiler.) bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: “Bize her nimet verene. Sonradan bana söylediler. Bana Ebû Bekir’in malının verdiği fayda gibi hiç kimsenin malının faydası olmadı. “Bunlar Cebrâil ve Mikâil’dir” buyurdular. denilmiştir. Herkesten zengin. Bakanların gözlerini alırdı. işittik dediler. “İçinizde kim. Fakat Ebû Bekir’in iyiliğinin. Hz. gayet güzel yüzlü.a. bizim Seyyidimiz. yaşda. O halde uyumuşum. O’nun kulağı ve gözü gibi idin. Ebû Bekir. Eshâb-ı kirâma anlattım. ihsanda. Kur’ân-ı kerîmde (sıdk) ismi ile şereflendirdi. yalan söylemem.68 - . boyda. Hz. Resûlullah efendimiz (s. O sırada elbiseler yeşil olup. zamanın en temiz olan Fârûk’u (Hz.) ölüm hastalığında çocuklarını Hz. çok mükâfat versin ki. ben verdim cevabını verdi. Ömer’i) halife seç!” buyurdular. Dost edinseydim. sırdaşı ve müşâviri idin. ağlayarak geldi ve “Hilâfet bugün tamam oldu” buyurdu.v. Ebû Bekir. Muhammed aleyhisselâmın ayrılığı böyle zayıflattı” buyurdu. Artık müşavereye lüzum kalmamıştı. Cevabında: “Beni. Kulağıma. Birgün kızı Âişe-i Sıddîka hazretleri bu zayıflamanın sebebini sordu. sen oldun. daha kuvvetli. hepimizinkinden çoktur. Resûlullahın vefâtından sonra. Hz. bugün cenâzede bulundu?” buyurdu. Herkes şaşırdı. Hz. Resûlullaha en şefkatli. Mübârek elini göğsüme koydu. Ebû Bekir. O’na en yakın. kıyâmette ikrâmda bulunacak. Cennette komşularındır. hicretin onüçüncü yılında vefât edince. Hatta mescidde namaz kılanlar da. Hz. iki kız olarak ısmarladı. O elbiselerin eteklerini ben tutuyordum. Sonra: “İçinizden kim. inandım dedin. Bilirsiniz. hepimizin sohbetinden daha iyi idi. Orada bulunan Eshâb-ı kirâm. en sıkıntılı zamanlarında yardımcı oldun. Sulhda. dedi. Ömer: “Hz. Ebû Bekir. Uykuda o kadar ağlamışım ki. yerde ve gökte herkesin rızasını kazanmış. İki beyaz elbise giymişti. benim bir kız kardeşim var. Resûlullaha herkes yalancı derken sen. Kızı olacağını zan ediyorum” buyurdu. Uyandım. vücudumu Cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim. Her iyilikte ileridesin. muhakkak Cennete girer” buyurdu. Ali (r. anam babam sana fedâ olsun. doğru söylüyorsun. ben yokladım dedi. Şöyle buyurdu: Gecenin sonuna doğru uyumuşum. sen İslâm dinine kuvvet verdin. sâdık. Eshâb-ı kirâm nereye defn edelim diye tereddüde düştüler. Resûl-i Ekrem’i rüyada gördüm. sana. kavuşma zamanı yaklaştı” buyurdu. Cennete girmekten maksat. ikrâmının karşılığını veremedik. dedi. Âişe anlatır: Babam vefât edince. “Hanımım hâmiledir. Fakat ben Hak teâlânın dostuyum. Resûl-i Ekrem selâm verip musafeha etmekle beni şereflendirdi. evdekiler baş ucumda ağlıyordu. Resûlullahın huzurunda. Eshâb-ı kirâm. Sonra gittiler.): “Bu kadar hasletlerin bulunduğu kimse. dünyâda vezirlerin. Ben de seni özledim. Hak teâlâ hazretleri. uzun boylu. güzel huylarda. dert ortağı. Allah’dan korkun daha büyük oldu. Sen. en yardımcı. Hz. bu iki kişiyi tanıyamadım ve onlar gibi kimse de görmedim. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s. Senin yakînin. Medine’de herkes ağladı. Yâ Resûlallah. Yine: “İçinizden kim. Hz. “Dostu dosta kavuşturun” diye bir ses geldi. Ebû Bekir.) işitince. yâ Resûlallah dedim.ğını diledi (takdir etti).). parlamağa başladı. Bana senin isminin gökte melekler arasında. Hz. Söyleyeceklerini söyle dediler. Âişe. sen idin.a. Hz. İkrâmda. O’nun huzurunda. Hz. Yüzüm gözyaşlarımdan ıslanmış. Hayır sahiplerinin birincisi sensin. Ebû Bekir. Üzüntüm gitti. ben bulundum. hem de bütün insanlar Cehennem korkusundan kurtulmuş olurlar cevabını verdi. seni çok özledik. O’nun yanında idin. Kapı önünde durup: Yâ Ebâ Bekir! Sen.a. Resûl-i Ekrem bir gün: “Bu gün içinizde oruçlu olan var mıdır?” buyurunca. Senin imânın. Hz. ikincisi hangisidir? diye sordu. Resûlullahın sevgilisi. son hastalığında: “Halifeliği kime bırakacağım hususunda tekrar istihare ettim.v. Hak teâlâdan. hepimizin imânından daha saf oldu. Habîb-i Ekrem’in yanına defn ettiler. Allahü teâlâ seni.a. O’na en çok benzeyen. rızâsına uygun olmasını diledim. “Bu ümmet için âdil. nûr elbiseli ve bakanlara neşe veren iki kimse vardı. yerde halk arasında Sıddîk olduğunu haber verdiler” buyurdu. herkesten daha cömert sen idin. Senin iyiliklerin. senin derecen en yüksek oldu. Hz. bugün hasta yokladı?” buyurdu. evdekiler uyanmışlar. ey Allah’ın Resûlünün halifesi! Senin doğruluğunda şüphemiz yoktur. mükâfatını verecektir. O’nun ümmetinin halifesi. ben oruçluyum.a. O’na. bugün bir fakîre yemek verdi?” buyurdu. O’nun dininin koruyucusu idin.” Hz. vefâtın zamanında yardımcıların. dedim. Onlar da aynı sesi işittiklerini söylediler. iki yanında. Yanındakileri göstererek: “Bunlar. Önce İslâma gelen sensin. hayırlımızdır. Âişe’ye. Hak teâlâdan. Böylece hem Hak teâlânın takdiri yerine gelmiş. iki oğlan. sen oldun. Allahü teâlâ. Câhiller dinden çıkarken.

Göklerde. Sözün mertçe. Her işin sonunu. bilmeden yaptım. dayanak ve gölge idin. İşin doğruluk idi. Sonunda hepsi. Yine bir hutbesinde: Ey insanlar! Allahü teâlânın “Ey imân edenler.” “Ömrünü faydasız. diğerini hakir görmesin! Zira müslümanların küçüğü. melekler arasında. Küfür ve mürtedlik ateşini söndürdün. Verilen emâneti yerine getirmek en üstün doğruluk sayılır. sen yerine getirdin. sessizce.a. Allah yanında büyüktür. Sonra: “Allahü teâlânın kaza ve kaderine râzı olduk. her işin temizdi. Zira ben. İslâm’ın hakkını herkes elden kaçırırken. Mü’minlere şefkatli. onların hepsini azâba uğratmasından korkulur” dedi. senin derecen çok büyüktür. meyvalı ağacı kesmeyiniz. “Allah sevgisini hâlis olarak tadanı. sapıtmaktan korusun” buyurdu. her buluşun doğru. müslümanlara kolaylaştırdın. Yine Hz. senden ayrılık yarası çok derindir) buyurdu. geri kalmışları İslâma sokarak aydınlatırdın. “Resûlullah bana. Mübârek gözlerinden yaşlar aktı. Allah’ın dinini. Sebebini sordular.v. Sen mü’minlere sığınak. Sonunda şöyle buyurdu: “Ey kardeşim. önceden görür. azmaktan. yoldan çıkanların size zararı olmaz” (Mâide sûresi 105) âyet-i celîlesini okuyorsunuz. İslâm’dan sonra af ve afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir. hasat zamanında pişman olur. Hak dinin ağacını diktin.69 - . Ali’nin sözlerini dinledi. Bir hutbesinde buyurdu ki: “Ey insanlar! Allah’tan af ve afiyet isteyiniz. kesilir. kapılarını açacaktır. bu sevgi. Siz. verin demez. Vaktinde tohum ekmeyen ise. ilim idi. sen doğrulttun. İslâma. korkmayınız ve gıdadan başka bir maksatla koyun ve deve kesmeyiniz ve manastırlarına çekilmiş insanlara zarar vermeyiniz” diye emirler ve nasîhatler verdi. seni Muhammed aleyhisselâmın huzuruna kavuştursun! Bize. Güçlükleri. Hakka asî olmak ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. Ve çok ağladı.ğı zaman. O’nun her sözü.” Çok kerre dilini parmağıyla tutar ve: “Başıma gelen herşey bunun yüzündendir” derdi. dinleyenin ve okuyanın kalbine tesir etmektedir. yakînin hepimizden sağlam idi. en önde yalan gelir. Sen rüzgarların oynatamıyacağı bir dağ gibi idin. tarlaya tohum ekme vaktini kaçırmış olur. Münafıklara karşı çok sert ve ateşli idin. başka mânâda kullanıyorsunuz.” “Ne söyleyeceğine ve ne zaman söyleyeceğine dikkat et!” Ordu kumandanlarını bir yere gönderdiği zaman. Çıkarabildiğim kadarını çıkardım. senden sonra. Resûl-ı Ekrem’den şöyle buyurduğunu işittim: “İnsanlar kötülüğü görüp mani olmadıkları zaman. kendisini. bozuk inançların kökünü kazıdın.” “Müslümanlardan hiçbiri. İslâm’ın ağır yükünü sen taşıdın. ilk İslâm’a gelen ve en önce Resûlullah (s. edîbi sen idin. deveyi çöktürür alırdı. hüngür hüngür ağladı. imâna sen kuvvet oldun. komşusu ile münâkaşa ederken gördü ve oğluna gücenerek: “Oğlum. Çünkü mü’mine. Binekte iken devesinin yuları düşse. ma’mur yerleri tahrip etmeyiniz. senden ayrılma acısı için sabırlar ve ecirler versin! Bizleri. Yâ Ebâ Bekir! Resûlullahdan ayrılık acısından sonra. Ali.) yolunu tuttun.a. Beni bundan ve damarlarımda kalanlardan sorguya çekme!” Birine nasîhat veriyordu. haddi tecâvüz etmeyiniz. çocuklara dokunmayınız. mü’minlere karşı çok merhametli ve ince kalbli davransın!” Oğlu Abdurrahman’ı. Muhacirler ve Ensâr arasında. Herkes dağılırken sen Muhammed Mustafa’nın (s. Hıyânet olarak da. Her sözün. siz doğru yolda bulundukça. Allahü teâlânın. ihtiyarlara tecâvüz etmeyiniz. komşu ile dedikodu yapma! Şu gördüğün insanlar dağılır gider ve sen yine komşunla başbaşa kalırsın” dedi. Bir gün Eshâb-ı kirâma hitaben buyurdu ki: “Allahü teâlâ size dünyâyı fethettirecek. Hz. fakat onu yerine koymuyor. Allahü teâlâ. sen kükremiş arslan gibi ortaya çıktın. insanlardan birşey isteme diye emretti” buyurdu. af edici baba idin. siz kendinize bakınız. doğruyu bildirmek idi. onlara: “Kadınları öldürmeyiniz. “ Bir defasında bilmeden şüpheli birşey yiyip hemen anlayınca zorla istifra edip. Gönlün herkesten kuvvetli.) ile kıbleye karşı namaz kılan Ebû Bekir’dir” buyurdu. midesini boşalttı ve sonra şöyle duâ etti: “Allahım. Gerici düşüncelerin. Verdiği elemleri kabul ettik. sana yaptığım tavsiyeyi aklında tut ve kaybolmamasına dikkat et! Ölümü özüne sevdir. kıyâmet gününde cehennem ateşiden korumasını isteyen bir kimse. boş şeylerle geçiren. Nasıl olsa gelecek. Eshâbın az konuşanı ve en belîği. Eshâb-ı kirâmın hepsi.” “Allahü teâlâdan.v. ihtiyacınızdan fazlasını almayınız!” . dünyâyı istemekten alıkoyar ve bütün insanlardan uzaklaşır. bize senin vefâtından daha acı bir musîbet gelmedi. Buyurdu ki: “Takva akıllıca yapılan işlerin en güzelidir.

dünyâda hayır ve kötülük olarak yaptığı her şeyi hazır bulacak ve isteyecek ki. 26 . Çünkü Allahü teâlâ. O halde ey îmân edenler! Allah’a ve O’nun Resûlüne tam uyun! Allahü teâlâ: “Resûle uyan. sh-169 2) Hilyet-ül-Evliyâ cild-1. olabilecekleri hallerin en kötüsü içindeydiler. Allahü teâlâ hakikat dînini Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm ile azîz kıldı. her şeye gücü yetendir. 1) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-3.” “Kişinin kelâmı.” Hz. Ağır olduğu kadar da acıdır. sh-75 4) Târîh-i Hulefâ sh-3. bu onların bileceği bir şeydir.a. doğru söz dışında hiçbir kelâm hayır ve yarar getirmez. O’nun dışında hiçbir güç. Putperestler beğenmeseler de bu böyledir. Bütün hayırlar O’nun elindedir. sabah namazını kılan kimse. her durumda Allahü teâlâdan korkmanızı nasîhat ederim. Önünüzde çözümü zorlaşan şeyleri Allah’ın ilmine havale edin. Vasiyetime uymazsan da gaybda olan ölümden daha çok buğz ettiğin bir şey olmaz. Dilediğini yüceltir. O’nu bütün insanlığa bir rahmet ve bütün insanlık için bir dayanak ve delil olarak göndermiştir. zira yüzüstü seni Cehenneme atar. O tektir ve şeriki yoktur. size zor gelen durumlarda da hakikate sarılın. Bütün varlığımla inanırım ki. Allah’ın himayesindedir. “Mahşer gününde herkes. sapıklık düşüklük. ne de bir mürşid bulabilir. Hak din diğer dinlere galip gelsin. Rabbinizin huzuruna mutlaka çıkarılacak ve küçük-büyük bütün davranışlarınızın karşılığını bulacaksınız. Ömer’e şöyle tavsiye buyurdu: “Hak ağırdır. Bütün varağımla inanırım ki. Allah’ın dürüst yürümeyi nasip ettiği kişi dosdoğru yol alır.) salât ve selâmların en seçkiniyle salât ve selâm et! Bizleri de o âlemlerin Efendisine salât ve selâm etmekle şereflendir.” buyurmaktadır. Ve O. O’nun nimeti sayesinde sizler kardeş haline geldiniz. bunu yapan ise. Allah’a uymuş demektir. Dirilten de öldüren de O’dur.“Bilmiş ol ki. Ey îmân edenler! Siz de o Yüce Peygamber’e salât ve selâm edin. O gönderildiği zaman insanlar. Ey mü’minler. O’ndan yardım dilerim. Sizi oradan çıkaran O oldu. Hoşunuza giden işler kadar. ne bozabilir. O’nun emir ve yasaklarına iyice kulak verin. Kendinizi iyi tanıyın. onun saptırdığı ise ne bir dost. (Nisa. helâk olmuştur. O’na hamd eder. ona gönül verenler arasında haşr et! Bizleri onun havzından su içen bahtiyarlardan kıl! Allah’ım. Mülk ve saltanat O’nundur. Eğer yüz çevirirlerse ey Peygamberim. Ve aynı zamanda faydalıdır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. Öbür âleme geçmeden önce bir şey hazırlayın ki. İşte. yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsız!. “Muhakkak Allah ve melekler. dilediğini alçaltır. Ve unutmayın ki. Allah’tan başka ilâh yoktur.v. aklının beyânı. O’ndan af niyaz eder.a. Muhammed Mustafa (s. Eğer tavsiyeme uyarsan. Ey îmân edenler! Size her işte. Hidayeti Allah’tan bekler. O halde. sana boyun eğmemiz hususunda bize yardımcı ol! Bizleri düşmanlarımız karşısında muzaffer kıl!. içinde yer alacakları ölüm ötesi için hazırlayın. O bağışlayıcı ve affedicidir. Bununla beraber Allah dilediğini bağışlayabilir. 80). Biz seni onların başına bekçi göndermedik. henüz erişemediğin ve mutlak surette sana ulaşacak olan ölümden sevimli bir şey senin için olamaz. Yalan söyleyen.” (Ahzâb. Allah size kendinden korkmanızı emreder. yaradılış hikmetini saptırmış. sürekli olarak O Yüce Peygamber’e salât ve selâm getirirler. Dinleri uydurma. O’na güvenirim. Yardım istenilecek tek kudret sahibi Allahü teâlâdır. Şunu bilin ki. Daha önceleri bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz.. oraya vardığınızda karşınıza çıksın. Allah’ın hakkını küçümseme.” (Tevbe 33). Ey insanlar! Büyüklenmekden sakının. Allah sizin gönüllerinizi birbirinize ısındırdı.” (Al-i İmrân-30). O’na inanır. şüphe ve körlükten O’na sığınırım. sh-28 3) Câmi’u Kerâmât-il-Evliyâ cild-1.v. sadece kendi noksanlarınızla meşgul olun. davetleri yalan ve sahte idi. 56) Allah’ım! Kulun ve Peygamberin Muhammed Mustafa’ya (s.70 - . ne demek oluyor? Bugün var. fazîletinin tercümanıdır. Allah size işaretlerini böyle apaçık gösterir ki. doğru yola kavuşabilirsiniz. ne yapabilir. O. Sizden önce gelip geçenlerden de ibret alın. yücelt! Bizleri.. “O’nu hak ve hakikat olan dîni tebliğ vazifesiyle göndermiştir ki. Halbuki onu önlemeğe gücün yetmez. Bilgisizlik karanlıklarına gömülmüş durumdaydılar. Ey insanlar! Çalışın ve nefislerinizi.” “Allahü teâlâya olan hâlis sevginin zevkine varan.” Yine bir hutbesinde buyurdu ki: Bütün hamd ve senalar Allahü teâlâya mahsustur. dünyâlıktan vazgeçer ve bütün insanlardan yüz çevirir. yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi de.) O’nun kulu ve Peygamberidir. Bâtıl ise hafif ve aynı zamanda belâlı ve zararlıdır. hamd O’nadır. kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsun. Topraktan yaratılıp.. hiç ölmeyen diridir. Allah’tan korkun.

O’nun Eshâb’ı çevresinde. O’na yaklaşmak çok zordur. s-243 13) El-Îsâbe cild-2. cild-2. İleri gelenleri toplandılar: (Muhammedin adamları çoğalıyor. 15) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel.a. sh-1 8) Kâmûs-ul-a’lâm cild-1. Çok sevindiler. Böylece. Ebû Cehil (Muhammed’i öldürmekten başka çâre yoktur. gizli gizli bir şeyler konuşuyorlardı. siz de O’nun sihrine aldanmışsınız). Fâtıma kurtarayım derken.) duâsı üzerine Hz. Gençliğinde ata biner ve güreş yapardı. bunu yazdırıp. Onu alkışladılar. onun yüzüne de öfkeli bir tokat indirdi. fakat Arapların âdeti olan kan davası hâsıl olacaktı. Hâttâb oğlundan başka yapacak yoktur) dedi. bu hiddetle nereye yâ Ömer?) dedi. Peygamberimizin (s. İslâmdan önceki Mekke toplumunda doğup büyüyen Hz. Bu işi başarırsa. (Bu şiddet. yere atdı. ÖMER-ÜL-FÂRÛK: Hz Ebû Bekir’den sonra Eshâb-ı kirâmın en büyüğü ve Peygamberimizin ikinci halifesi. sh-1 16) Sahîh-i Müslim Fedâil-üs-Sahâbe 17) Tuhfe-i İsnâ Aşeriyye sh-28 18) Hucec-i katiyye sh-8 19) İkd-ül-ferîd. sh-160 11) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk cild-4. yazıyı sakladılar. Ömer nesep ilmini. cild-1. Nu’aym bin Abdullah’a rastladı. Peygamberimiz (s. din ayrılığı ortadan kalkacak.v. Birbiri ile çarpışacaktı.) bir gün gördü ki Hz. bütün Hattâboğulları öldürülecekti. Dokuzuncu dedesi olan Ka’b’da soyu Peygamberimizin (s.71 - . dedi. Ömer’in Müslüman Olması: Bi’setin yani Resûlullaha (s. bu kadar da altın veririm) dedi. (Eğer inanmazsan. Habbâb’ı gizlediler.5) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. Sol elini sağ eli gibi iyi kullanırdı. kardeşi kardeşe düşman eden Muhammed’i öldürmeğe gidiyorum) dedi. Ömer bin Hâttâb. müslümanlar çok kuvvetlendi. Fakat Ömer bin Hâttâb çok kuvvetli. sende mi onlardan oldun? önce senin işini bitireyim) diye. Yüzünden kan akmaya başladığını görünce.v. O’nu. (soy kütüğü) iyi bilirdi.a. O’nun bu sözlerine çok kızdı. (Ya Ömer! Güç bir işe gidiyorsun. îmân kuvveti. kızgın görünce. Çok heybetli. Sa’îd ile Fâtıma. Sa’îd’i yakasından tutup. Resûlullahın amcası Hazret-i Hamza îmâna gelince. zevci Sa’îd bin Zeyde git ki. sh-696 9) Savâik-ul-Muhrika sh-9 10) El-Kâmil fi’t-târîh cild-2. Allahü teâlâya sığınarak. Fâtıma’nın canı yandı. Bu iş Kureyş kâfirlerine güç geldi. sh-46 12) El-İstiâb cild-2. Habbâb bin Eret adındaki sahâbîyi evlerine getirmiş. Eğere dokunmadan ata binerdi.) “Yüksek söyle yâ Ömer işitemiyorum” buyururdu. İçeri girince (Ne okuyordunuz?) dedi.v. Babası Hâttâb Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden.v. Hz. (Yâ Ömer! Niçin Allah’dan utanmazsın? Âyetler ve mu’cizeler ile gönderdiği . Daha sonra ticâretle meşgul olmuş ve çeşitli memleketlere gitmiştir. Bunu önlemeğe çare bulalım) dediler. Ömer ile Ebû Cehil bir yerde oturmuşlar. ikisi de müslüman oldu). (işittiğim doğru imiş. Kana boyandı ise de. Kılıncını çekerek yola düştü. cesur ve çok kuvvetli idi. Aynı zamanda Kureyş’in sefiri yani elçisi idi. Peygamberimiz (s. Kapıyı çok sert çaldı. sh-102 7) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1. cesur ve öfkeli olduğundan bunları düşünememişti.v.a. kendisini harekete getirip. O da (Millet arasına ikilik sokan.a. Bunu yapana şu kadar deve. Ömer bin Hâttâb yerinden fırladı. kılınca sarıldı. (Yoksa.a. O gece Resûlullah (s. Ayrıca hitâbetinin üstünlüğü ve ata binmekteki mahareti ile meşhûr olmuştur. annesi Hanteme bint-i Hişam Ebû Cehil’in kızkardeşi idi. Her biri birşey söyledi. kapıdan bunların sesini duydu. dedi. Onların müslüman olduğuna inanmadı. (Haydi Hâttâb oğlu! Görelim seni) dediler. Kızması artarak. (Bu işi. hayasından Resûlullahın huzurunda o kadar yavaş konuşurdu ki. O’nu öldürsen bile Abdulmuttaliboğullarının elinden yakanı nasıl kurtarabilirsin?) dedi.a. kılıç belinde. Sonra kapıyı açtılar.) soyu ile birleşir. O’na birşey olmasın diye titreşiyorlar. Kureyş ikiye bölünecek. sh-142 HZ. (Birşey yok) dediler. pervane gibi dolaşıyor. sh-341 14) Sahîh-i Buhârî Babül-hicre. Ömer müslüman olmakla şereflendi.v. Künyesi Ebû Hafs’dır. Hülefa-i Raşidinden ve Aşere-i mübeşşereden yani Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. sh-315 6) El-Al’âm cild-4. Edebinden. (Yâ Ömer! Beni bırak! Kardeşin Fâtıma ile. kardeşine acıdı. Babasının koyunlarını güderdi. Hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. Kardeşini merak edip hemen evlerine gitti.) peygamber olduğunun bildirildiği günün altıncı yılında. değil yalnız Ömer bin Hattâb. Hicaz bölgesinin o zaman en meşhûr ve en büyük panayırı olan Ukaz panayırında defalarca güreşte birinci oldu. O anlarda (Tâhâ) sûresi yeni gelmiş.) “Yâ Rabbî bu İslâm Dinini Ömer ile yahut Ebû Cehil ile kuvvetlendir” diyerek duâ etti. git sor! Anlarsın) dedi. okuyorlardı.

Peygambere inanmazsın? işte ben ve zevcim. Ömer bütün savaşlarda bulundu. Resûlullahın etrafını sardı. ne kadar doğru) dedi.” meâlindeki Enfâl sûresi altmışdördüncü âyeti indi.v. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: “İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. (Müjde yâ Ömer! Resûlullah Allahü teâlâya duâ ederek. süpürdü. Eshâb-ı kirâm toplanmış. yeryüzünde bir şeyi yok!) diyerek.) yanında bulundu.v. güzel okuma bilirdi. Resûlullah kabul buyurdu. sonra Hz. hoş geldi. (Hakikaten. Hz. “Sen abdest veya gusül abdesti almadıkça onu sana vermem” dedi. Ömer’i tebessüm buyurarak karşıladı ve (Bırakınız. Başımızı kessen. Bilmeyen bilsin ki. Sevindiler. Ali. bundan dönmeyiz) dedi ve kelime-i şehâdeti okudu. Eshâb-ı kirâm Mekke’den Medine’ye gizli hicret ederken Hz. ondan sonra Resûlullah. (Yâ Rabbi! Bu dinî. mânâları ve üstünlükleri kalbini çok yumuşattı. yolda olduğunu haber vermişti. ne duruyoruz? Haydi çıkalım. Bedir ve Uhud savaşında devamlı Resûlullahın (s. Fâtıma. Hazret-i Ömer. (Yâ Fâtıma! Bizim binbeşyüz kadar altundan. Bu savaşa Hz. Biraz daha okudu.” Böylece yanında 20 müslüman ile açıkça Medine’ye hicret etti. belâgatı. onun nurlu cemâlini görmekle. Ömer abdest aldı. müslümanlar kuvvetlendi. (Hele şu okuduğunuz kitabı çıkarınız) dedi.) söylediler.v. Resûlullah. yere oturdu.v. İlk olarak meydanda namaz kıldılar. Tekbîr getirdikten sonra. sağında Hz.a. Resûl-i ekrem (s. Harem-i şerîfde saf olup. O zamana kadar gizli îmâna gelirlerdi.72 - . Ömer’in korkusundan savaşa iştirak etmemiştir. (Öyle ise. Ömer. Resûlullahın önünde diz çökdü. Harem-i şerîfe gidelim. Ondan sonra Kur’an sahifesini Fâtıma getirdi. Ömer’i kolundan tutup (İmâna gel yâ Ömer!) buyurdu. Kardeşi (Evet. içeri gelsin!) buyurdu. Resûlullah (Yol verin. Medine’ye daha önce varıp Resûlullah’ın (s. Hamza. Ömer. Hz. taşdan oymalı. (O’ndan başkasına.a. iyilik ile geldi ise. Ömer müslüman olduktan sonra hicrete kadar Resûlullah’ın (s. Ömer’in müslüman olması ile. Hz.a.a. yerinden fırladı. Ömer’den müjde bekliyorlardı.) Safa tepesi yanında. zekî. hep sizin tapdığınız Allahın mıdır?) dedi. duyduklarını birbirine naklederlerdi. Hz. yerinden kıpırdasın!) dedi. Muhammedîleri toplamış getiriyor dediler.a. Heybetli. süslü heykellerimiz var. Bırakdılar. Bu âyet-i kerîme ve bu duâ. Hicretten sonra Eshâb-ı kirâm arasında yapılan kardeşlikte Hz. Abdullah bin Zeyd bin Sa’Iebe ve Hz. Hz. Resûlullahın sevgisi ile yanmağa başladı. Hz. Ömer. O da temiz kalb ile kelime-i şehâdeti söyledi. solunda Hz. O gün.) yanından ayrılmadı. Hepsi geriye çekilip dağıldılar. (Göklerde ve yer yüzünde ve bunların arasında ve toprağın altındaki şeyler hep O’nundur) âyetini okuyunca. Eshâb-ı kirâm. Resûlullah Hz. Bedir savaşına Kureyş’in bütün kabileleri iştirak ettiği halde. Ehl-i İslâm. tatlı tesirli sözlerini işitmekle kalblerini cilalıyor. Biri sağında. Ebû Bekir. Yoksa o kılıncını çekmeden ben onun başını yere düşürürüm) derken. Cebrâil (a. ötekiler tetikte olarak içeri girdi.) daha önce Hz. gümüşten. kuvvetli olduğundan. Habbâb bu sözü işitince.a. O’na verdi. anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. yüksek sesle tekbir aldı. Sonsuz lezzet. Kuba’ya yerleşip Peygamberimizi karşıladı. Kalbi. Erkam’ın evinde Eshâbına nasîhat veriyordu. Kılıcını kuşandı. . zevk ve neşe içinde halden hale dönüyorlardı. Hz. Tâhâ sûresini okumağa başladı. müslüman olmakla şereflendik. şaşkınlığı arttı. Kureyşin ileri gelenleri. İşte bu devlet. Karısını dul. İleri varıp (Yâ Ömer! Bu ne?) dedi. Ömer rüyada ezan okunmasını görüp Peygamberimize (s. Resûlullah (s. Hicreti şöyle oldu. En güzel isimler O’nundur) âyetini düşündü. Ömerin kalbindeki düşmanlığı sildi. Ömer’in îmân ettiğini. Önde Hz. Hazret-i Hamza (Ömer’den çekinecek ne var. Ebû Cehil. yanına oklarını ve mızrağını alıp Kâ’be’yi açıkça 7 defa tavaf etti. (Resûlullah nerede?) dedi. (Beni bilen bilir. Hz. biri solunda. Ömer de Utban İbni Mâlik ile kardeşlik kurmuştu. Hz. Hz. bu se’âdet sana nasip oldu) dedi. (Seninle kırk olduk) dediler. senin izinde gidenler yetişir.) teşrif etmekte olduğunu müjdeledi. tunçdan. Dona kaldı. öyle ya! Şüphe mi var?) dedi. (Yâ Fâtıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar. Ömer Kardeşlerimiz ne kadardır?) dedi.v.) bunu beğenip namaz vakitlerinde okunmasını emir buyurdu. Müşriklerin safha safha ilerlettikleri düşmanlıkları ve işkenceleri karşısında dikilip kahramanca mücadele etti. arkasında öteki Sahâbîler yürüyerek Harem-i şerîfe gittiler. Ömer açıkça hicret etti. Hazret-i Ömer bunlara dönerek. Hergün biri nöbetleşe Resûlullahın huzurunda bulunur. ruhlarını ferahlatıyorlardı. Ebû Cehil. orada Hz. yanından ayrılınız) buyurdu. Hattâb oğlu Ömer’im. ancak (O’ndan beklenir. Hamza’nın ve üç gün onra Hz. bu gelişi beğenmedi. çocuklarını yetim bırakmak isteyen. Karısını dul çocuklarını yetim bırakmak. cin fikirli olduğundan. Yumuşak sesle. Hiçbirinin. Benî Adîy kabilesi Hz.v. Ebû Cehil ile yâhud Ömer ile kuvvetlendir) buyurdu. Kur’ân-ı kerîmin fesahati. Ömer bu savaşta Kureyş’in kumandanlarından olan dayısı Âs bin Hâşim’i kendi eliyle öldürmüştür. derin derin düşünceye daldı. Ömer müslüman olunca “Ey Peygamberim sana Allah ve mü’minlerden.s. sevinçlerinden yüksek sesle tekbir getirdi. Herşey. Hemen. Ömer’i buraya getirdiler. O’nun kılıçla geldiği görüldü. Açıkça okuyalım!) dedi. ne diyeceğini şaşırdı. Hz. Eshâb-ı kirâm. bel bağlanmaz. Ömer’in kabilesinden sadece 12 kişi iştirak etmiştir. Hazret-i Ömer hiç aldırış etmeden (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah) dedi. O da diğer müslümanlarla birlikte İslâmiyetin yayılmasında hizmet etti. Ömer. o günden sonra dayısı Ebû Cehle ve kâfirlerin ileri gelenlerine meydan okudu. tapılmaz.

Mekke’nin fethinde de bulundu.a. Bu bölgelerin en başta gelenleri Hicaz.73 - . Ömer’in kızı Hz. sizden sonra geleceklere bir şey kalmaz. satıcıları kontrol eden. 9. kurduğu mükemmel müesseselerle gayet muntazam bir şekilde idare etti. suç ve zabıta işlerine bakan. Onları haksız yere methetmeyiniz ki. kuyular açılmıştı.) vefâtından sonra Hz. Hz. Basra. On sene altı ay ve yedi gün dünyâda hiç görülmemiş bir adaletle halifelik yaptı.) Hz. Veda Haccında da bulunan Hz. Kur’ân-ı kerîm’de İslâm dinini öteki dinler üzerine üstün kılacağını va’d ettiğinden dinini yükseltecek ve dine yardım edenleri sevinçli kılacaktır. Bu ilk vakıflardan biri oldu. kasaba merkezlerine ayırdı. 10. Allah’ın salih kulları nerede?” Hz. Hz. Hz. Bölgeleri de vilâyet. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn savaşına katıldı. âyetlerini delil getirerek. Ömer.a. Filistin. Hicaz’ı. zillete duçar olmasınlar. Üsâme ordusunun Suriye’ye gönderilmesinde. Hz. Eğer sabır ve adalet eylerse beni tasdîk etmiş olur. Ebû Bekir’in halife seçilmesinde ilk bîat eden Hz. Yeni feth edilen bölgelerde yerleşim merkezleri kurulup buralar imâr edildi.) ileri gelenlerini çağırıp görüştükten sonra. kadılarından ve diğer istihdam ettiği memurlarından mal beyannâmesi isterdi. Resûlullahın (s. Siz hidâyete götüren rehber olacaksınız. ahiretteki ilk gününün vasiyetidir. şımarmasınlar. Haşr sûresi 7. Valilerin aylık maaşı 1000 dinar idi. Hz. Mısır. Kûfe. Hendek Savaş’ından sonra Peygamberimiz (s. yollar boyunca misafirhaneler.. hanlar yapılıp. Filistin. Zamanında 1036 büyük şehir zapt edildi. Devleti idâri bölgelere ayırdı. irtidat (dinden dönme) olaylarının önlenmesinde büyük hizmetler yaptı.) yazdırdı.. Mekke’de hacılar için. Ebû Bekir’e devamlı yardımcı oldu. Ömer hutbesini bitirince Eshâb-ı kirâm hep birden Cihad arzusuyla yanmaya başladı ve Irak taraflarına Cihada gittiler. Allah’ın va’dini getireceği zamanlarda Muhacirler nerede? Allah’ın size miras bırakmak üzere va’d ettiği yerlere yürüyünüz. O’nu dinleyin. Ebû Bekir Kur’ân-ı kerîm âyetlerini kitap halinde bir araya toplattı. Yani Hicaz’ın korunması için seferler ederek kendilerine otlak aramaları gerekir. Eshâb-ı kirâmın (r. Uhud’da müslümanları arkadan çevirmek isteyen müşrikleri geri püskürtmüş idi.) halifesi Ebû Bekir’in dünyâdaki son günü. Yollar. İlk defa para bastırdı. Ömer ise. Hz. Binaenaleyh müslümanların hukukunu gözetiniz. Kendisine bîat edildiği ilkgün hutbeye çıktı. Irak ve İran’ı İslâm Devleti’nin sınırları içine aldı. Servet ve mal bir kaç kişinin arasında kalır. yani mâliye vekili Hz. Ömer idi. adlî teşkilâtlar. Hayberin fethinden sonra askerler arasında taksim edilen araziden kendine düşen kısmı vakfetti. Yazılı muamelelerde karışıklığı önlemek için Peygamberimizin (s. Valiler hakkında yapılan şikâyetleri tahkik ederdi. su kanalları açılmıştı. Hz. Ancak hayvanlar için otlak arayacak bir yurttur. Ebû Bekir vefâtına yakın. Ömer’i halife tayin etti. Allahü teâlâ’ya hamd u senâ’dan sonra buyurdu ki: “Hicaz size yerleşilecek bir yer değildir. kuvvetliler zayıfları ezmesinler. köprüler inşaa edilip.v. Sonra: “Bu Allah’ın Resûlünün (s. Ben hayrı istedim. geri kalanın gazilere taksim edilmesini istiyorlardı. nahiye. Kendinizi müslümanlardan üstün görmeyiniz ki. Ömer istemiştir. O zaman henüz toplanmamış sahifeler halinde bulunan Kur’ân-ı kerîm’in bir kitap haline getirilip iki kapak arasında toplanmasını ilk önce Hz. memur ve diğer görevlilerin seçiminde ve denetiminde son derece titiz davranırdı. Suriye El-Cezîre. Buraların idaresini verdiği valilerin. zulme duçar olmasınlar” diye nasîhat ederdi. Önce besmele yazıldı.a. Beyt-ül-mal için ayrı bir yer ve yürütülmesini sağlayacak memurlar tayin edildi. O da yazmağa başladı. zorbalık yapmak için tayin etmedim. Müslümanları dövmeyiniz ki. Hafsa ile evlendi. Ebû Bekir ile görüştükten sonra. ancak bu şekilde tutabilirler. Hz. Yanılmışsam gaybı ancak Allah bilir. Böylece Resûlullah’ın akrabası olmakla şereflendi. Halifeliği sırasında o zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sâ’sâni İmparatorluklarının hâkimiyeti altında bulunan Suriye.) hicreti başlangıç olan takvim kararlaştırıldı. Ömer hicretin onüçüncü yılında halife oldu. Hendek savaşında hendeğin önemli bir yerini emrindeki askerlerle tutmuş. Davalara bakması için mahkemeler. Ömer’i halife seçtiğini Eshâb-ı kirâma bildirip yazdırdığı vasiyyetini de okuyunca Eshâb-ı kirâm “Kabul ettik ve itâat ettik” dediler. Hz. O’na itâat edin! Hayrı araştırmada kusur etmedim. Mısır. Ömer’dir. İran.a. hücum eden düşmana mâni olmuştur.v.a. Dörtbin Câmi yapıldı. Hicazlılar. Hz. Bundan sonra araziyi eski sahiplerine . Tayin ettiği Valilere “Sizi insanlara tahakküm etmek. Sevâd arazisi feth edilince Eshâb-ı kirâm’la istişare etti. Bu hususta Hz. Yemen Nerân’ındaki Yahudileri Irak Necran’ına yerleştirdi ve onlara emân verdi. Horasan ve Kirman bölgeleri idi.” (Ben Ömer İbni Hattâb’ı halife seçtim. Eshâb-ı kirâm’ın bazıları arazinin 1/5’i Beyt-ül-mâle ayrıldıktan sonra. Ömer valilerinden. Bu tahkikatı Muhammed bin Mesleme tarafından yaptırırdı. “Eğer araziyi taksim edersem. Ebû Bekir devrinin Beytül-mal emini. Onlara dolgun maaş verirdi. saltanat sürmek.” dedi. vefâtına kadar O’nun hizmetinde bulundu. Kuzey Afrika’dan Türkistan’a Azerbaycan’dan Yemen’e kadar uzanan ve iki milyon kilometre kareden büyük olan İslâm Devleti’ni. Müslümanlar size uyacaktır. Dörtbin kilise harap oldu. Kapılarınızı yüzlerine kapatmayınız ki. Hz.. Her bir idâri bölgenin başına bir vali tayin etti. halkın birbiriyle olan günlük münasebetlerini düzenleyen teşkilâtlar kurdu. 8. Ebû Bekir kendinden sonra Hz.v. Osman’ı çağırarak yaz buyurdu.v. Ömer ilk defa Emîr-ül-Mü’minîn ismini aldı. Tebük seferinde bütün malının yarısını orduya verdi. Bu hususta da adaletle hizmet etmiştir. Yüce Allah. Bundan sonra da her işinde halifeye yardım edip.Uhud savaşında ise Resûlullah’ın yanından bir an dahi ayrılmamıştır.

vereceği hükümden dolayı bir tehlûkeye ma’rûz kalmaz. Hak teâlâ ve tekaddes hazretlerinin. meclisinde. Übey İbni Ka’b. Bütün müslümanlar. Kalbini çalıştırıp hükümlerini Kur’ân’da. daha yakın ve hakka. “Kaza Da’vâları hal ve değiştirmesi ve bozulması caiz olmıyan bir farizadır ve uyulması icâb eden bir sünnettir. Bu müddet içinde beyyinesini izhar ederse. Abdullah İbn-i Abbas. Çünkü infaz edilmiyecek olan hak bir sözün sadece söylenmesi fayda vermez. Ya’nî insanların gizli şeylerini araştırıp ona göre hüküm vermekle mükellef değilsiniz. Ömer ona gerekli izni vermiştir. Ancak harâmı halâl. Hz. Yâni da’vâcı şahid bulamazsa. Uhrevî hükümlerde ise. Yine O’nun zamanında zımmîlerden alınan Cizye vergisinin miktarı daha sonraki asırlarda aynen tatbik edilmiştir. sabırsızlıktan. Tâ ki. zaif olanlar da adaletinden me’yûs. Mahkeme usulünü tesbit etti. sonra bu gibi şeylerin benzerini bul. kalb ızdırabından ve müteezzî (üzülmekten) olmaktan hazer et-kaçın! Ya’nî muhakemeyi sabır ile. Cabir bin Abdullah. halâli harâm kılacak bir sulh caiz değildir. nefsine müracaatla. Ömer. hükümler hakkında. zahire. Ebû Mûsâ Eş’arîye yazdığı aşağıdaki mektûb hukuk usûlü bakımından şaheserdir. Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayacak bir kanal açmak için teşebbüse geçmek üzere izin istediğinde. Hak teâlâ onun. Kur’ân-ı kerîm ve Hadîs-i şerîflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı muallimler tayin edilmişti. Bu haraç vergisinin miktarlarını tesbit etti. kalben kırık olmasınlar. ya’nî kendisinde gerçekten bulunmıyan bir fazîletle. görünene göredir. ilmin yayılmasına. fâide yerine zarar vereceğinden. hilafını Allahü teâlânın bildiği bir sıfatla. fakîr olanlara Beyt-ül-maldan un ve yiyecek verilmesi şeklinde nafaka bağlanmıştır. Diğerlerini etmez. Her kim niyyetini kendisi ile Allahü teâlâ arasında hâlis kılarsa. bir husus ve samimiyetle insanlara karşı süslenecek olursa. Osman. Ömer adli teşkilatın temellerini kurdu. Karşında. hak uğrunda kendi aleyhine de olsa. hukukî bilgileri müftülerden sorup Öğrenerek. ibâdetlerden. anla. beyyinelere göre hüküm yermektir. Sünnette bulamadığın mes’eleler hakkında güzelce imâl-i fikr et (düşün). Çünkü Hak teâlâ. iki tarafın sözlerini güzelce dinle. Çünkü Allahü teâlâ. bir hak ikrar ve itiraf edilince. Sizin yapacağınız şey. mevki’ sahipleri senden tarafgirlik ümidine düşmesinler. Ali. Dünyevi hükümler. Hz. İslâm’ın adaletini bütün dünyâya tanıtan Hz. bâtılda sebat etmekten hayırlıdır. Da’vâcıya. isteği üzere da’vâlıya yemin tevcih edilir. yahud velâ ve karabet sebebiyle (velilik veya akrabalık) kendisinde menfeati celb. Zamanında fetva verme vazifesini gören zâtlar. adalet huzurunda insanları eşit tut. malûmat elde edebilmeleri için müftüler tayin etmişti. Bunlarda gizlilik açık olanlara tâbidir. bunlardan başkasının şehâdetleri kabul olunur. Hz. teenni ile yürüt. Ebüdderda gibi Eshâb-ı kirâmın büyükleri bulunuyordu. haklılığa. seni hakka dönmekten men etmesin. Muâz bin Cebel. sizin gizli işlerinizden (yüz çevirmiş) beyyineler sebebi ile sizden mes’uliyeti kaldırmışdır. Bir hâdise (olay. Yine Eshâb-ı kirâma maaş verilmesi için bir dereceleme yapıp her birinin derecesi divan denilen defterde tesbit edilmişti. Zeyd bin Sâbit. Ebû Hüreyre. Allahü teâlâ onu. Kazfden (Bir müslüman’a iftiradan dolayı) hakkında had cezası tatbik edilmiş olan. meselâ hâkim. insanların bilmedikleri meseleler. Mısır valisi Âmr İbn-ül-Âs. bir biri hakkında. Abdurrahman bin Avf. insanlar arasında rüsvâ eder. kendisiyle insanlar arasında işlerine kifâyet eder. zevahir. insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve feth edilen yerlerde İslâmiyet’in yayılması. âdildirler. Hz. o hükmün. gizliler asıldır. ya’nî onu korur. benzeri bir hâdise hakkında yeni ictihâdına göre hüküm vermekliğine mâni’ olmasın. (hükmü yerine getir). Hakka dönmek. (çeken) mazarratı (zararları) def töhmeti bulunan veyahud yalan yere şâhidlikte bulundukları tecribe ile anlaşılan kimseler müstesna. kendisine sevâb vereceği ve ebedi mükâfat ihsan buyuracağı hak mevkilerinde kızmaktan. doğruluğa. pek mühim olup. Hazret-i Ömer. bunun ehli olmayan kimseler tarafından yapılması. . vak’a) hakkında sana baş vurulunca. Böyle bir müddet verilmesi. serâire tâbidir. muhtaç olduğu dîni. Çünkü hak kadimdir. Herhangi bir kimse. Bunların saklandığı yere de divan adı verilmiştir. hükme rabt et (bağla) tenfiz eyle. yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarf ederdi. Muhakeme esnasında. Müslümanların arasında sulh yapılması caizdir. kendisinin müsaadesini kazanamayanları fetvadan men’ ederdi. ancak halisane olanları kabul eder. Ayrıca miskînlere. Herkes. Ömer müftüleri tayin eder. ona göre hareketini tanzim edebilirdi. mazeret hususunda pek belîğ ve şübhenin izâlesi. Fetva ve insanları irşâd vazifesi.bıraktı ve haraç vergisi koydu. edemezse aleyhine hüküm verilmesi icâb eder. (beyyinesini ikâme edecek kadar) bir müddet ver. Hz. bunları birbiriyle kıyâs et Bunlardan Hak teâlâya daha sevimli. hakkını alır. Dünkü gün vermiş olduğun bir hüküm. yol bulduğun takdirde. için de pek açık bir esastır. Beyyine (delil) ve şahit getirme da’vâcıya yemin etmek de da’vâyı inkâr edene âittir.74 - . Yâ’ni ictihâdın değişerek evvelce vermiş olduğun bir hüküm de isabetsizliğine kani’ olursan. doğruya daha benzer olanı ihtiyar eyle (seç). Abdullah İbn-i Mes’ûd.

Ömer ona ne kadar vergi ödediğini ve ne iş yaptığını sordu.” Bu sözüyle ehl-i sünnetin temel delillerini ortaya koymuş oluyordu.v. Ona göre hareket et. pişmanlık olan iş yapmadı. Akıllı olan dinini muhafaza eder. Zira O’nda dertlere deva ve sevâb vardır. düşmanlık gösteren Firuz. Çocuklara maaş verildi. İslâmiyete.) dedi. Ömer zamanında ilk defa nüfus sayımı yapıldı.75 - . Hz. Ömer çok âdil. kuru arpa ekmeği yer. Öğütlerimi iyi anlayınız. 645) yılının son ayında Ebû Lü’lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehîd edildi. Ömer’e arka arkaya altı darbe vurdu. Ebû Lü’lü Firuz olduğu söylenince (Allah’a şükürler olsun ki bir müslüman tarafından vurulmadım. Allahü teâlâ. Kur’ân-ı kerîm’in emirlerine uyunuz. zafer bulup. senden alınan miktar fazla değildir) dedi. Kudüs’e giderken deveye kölesi ile nöbetleşe biniyordu. tedbirli ve adaletli hareket ederdi. Ömer Hicretin 23. bunları beğenmezseniz. Zira böyle yapmamız. kendi oğlu günah işleyince. elinizden alır. Hz. Hazret-i Ömer Beyt-ül-maldan birşeyler alıyor mu? diye sordular. Bizden dalâleti. ayrılık ve tefrikadan uzaklaştırdı. bu büyük nimete hamd ediniz. emrettiğim gibi kullanırsanız. Hz..” Yine Kâdı Şüreyh’e yazdığı mektubda da şöyle buyurdu: “Hükümlerini Kur’ân-ı kerîm’e istinad ettir. (m. İhtiyacı olduğu zaman borç alır. Firuz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti. mükâfatını Cenâb-ı Hak’dan bekle. Buğz ve adavetten. safa ve rahatlık içinde yaşamasını temin etti. böylece kalblerinizi ve nefislerinizi temizlersiniz. Şaşırttığı kimse için de. o. O’na isyan edenin ahireti yok olur. adaleti. Ordusunun mağlup olduğu görülmemiştir. Kur’ân-ı kerîmde buyuruyor ki: “Nimetlerimin kıymetini bilir. günde iki dirhem vergi ödediğini söyleyince. şiddetli azâb ederim” Yine buyuruyor ki: “Allah’ın hidâyet ettiği kimse. Allahü teâlânın emri kadar had vurulmasını emretti. Makam-ı İbrâhîm’i bugünkü yerine koydu. Fakat atın sahibi râzı olmadı. Adaletiyle de herkes tarafından takdir edilen Hz. Hükmünde hak’dan ayrılma.. Ömer atı almaktan vazgeçerek sahibine iade etmek istedi. Muhammed aleyhisselâm ile doğru yolu gösterdi. Sîzlere kendisinden başka her şey fâni olan. O’na itâat eden evliyâsından olur. Ömer tatbik etti. Ömer’in bu sözüne râzı olmayıp.a. . Hz. Hz.” Hz. Çünkü çok hazırlıklı. Hz. Zamanında çok fetihler oldu. Beklemeye başladı. Şayet orada istediğini bulamazsan hadîs-i şerîflere müracaat et. Sonu üzüntü. Ömer evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp (Katilim kimdir?) dedi. O’nun zamanında sekizbin câmide Cum’a namazı kılınıyordu. Firuz yerinden fırlayıp Hz. Ömer ile görüştüğü günden bir gün sonra elbisesi içine bir hançer saklayıp. at da binici tarafından kazaya uğratılmıştı. sabah namazı vaktinde mescide girdi. aşağı gönüllü olup. Atı tecrübe etmek için bir biniciye vermiş. Kâdı Şüreyh şu hükmü verdi. “Şayet at sahibinin rızası ile tecrübe edildiyse sahibine iade edilebilir. Ömer safları düzeltip tekbir alarak namaza durur durmaz. Hz. Her nereye asker gönderse. fakîrlerle yaşar idi. kendisi Baki olan. Marangozluk ve demircilik yaptığını. Ey insanlar mallarınızın zekâtını veriniz. O’nun zamanında posta teşkilâtı geliştirildi. Kıymetini bilmez. kalbine kibir gelmedi. âbid. büyüklenmedi. Allah’tan başka hiç bir mahluktan karşılık ve teşekkür beklemeyiniz. nimetin artmasına sebep olur. Allahü teâlâdan korkmanızı tavsiye ederim. tüccarların müşterileri aldatmalarına mâni olmak için hisbe denilen belediye teşkilâtını kurdu. dedi. Hz. Resûlullah’ın sünnetine yapışınız. Diğer bir hizmeti de müslümanların artmasıyla küçük gelmeye başlayan Mescid-i Harâm’ı ve Mescid-i Nebevî’yi genişletip tamir ettirmesidir. Geceleri bekçi koyup asayişin teminini ilk defa Hz. Eslemî’den. Hz. Beyt-ül-mala bakmağa memur etmişti. Satıcıların. kalın kumaşlardan elbise giyerdi. Bu şanı. bizi İslâm dîni ile şerefli kıldı.“Hak teâlânın dünyâda vereceği rızık ve rahmetinden. Ömer bir defasında at satın almak istemişti. sapıklığı kaldırdı. Mısır’dan Medine’ye deniz yoluyla ilk defa gıda maddeleri O’nun zamanında geldi. Ömer’e kastetmeyi plânladı. askerleri üç kıtayı titreten İslâm halifesini görmeye gelenleri hayrette bırakmıştı. asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın” (Kehf 17). çok merhametli. Ölünceye kadar bütün İslâm âleminin Resûlullah’ın (s. onları arttırırım. Darbelerden biri karnına isabet etti. Hz. Orada da istediğini bulamazsan icma-i ümmet’e göre hüküm ver. şöhreti O’nun yemesini içmesini değiştirmedi. Bu mesele Kâdı Şüreyh’e intikal etti. Ey müslümanlar. Allahü teâlâ. Mescid-i Haram etrafına da duvar çektirdi. Eslemî. doğru yol üzeredir. sağ salim olarak ganimetle dönerdi. Kudüse geldiğinde orada bir hutbe okudu ve buyurdu ki: “Hamd ve sena Allahü teâlâ’ya mahsustur. dilediğini yapar. Mübârek. Ömer öyle adaletli idi ki. eline geçince öder. O her şeye kadirdir. Bu da seni tatmin etmezse ictihâd et.” Hz. Ömer’e gelip efendisinin kendinden aldığı verginin çok olduğunu iddia etti. Hz. Kuvveti.) zamanındaki gibi huzur. Ömer. Hz. Aksi takdirde iade edilmez. hazînelerinden ihsan buyuracağı mükâfat hakkında ne düşünüyorsun? (Ya’nî bunun derecesi sonsuzdur. Bu köle Hz. Ömer (Bu kazançlı mesleklere göre. Şehre girerken deveye binme sırası kölesine geldiği için devenin önünde yürüyordu. esnafın. Sa’îd olan başkasının nasîhat ve öğüdünü kabul eder. Ömer “Hak ve Adalet budur” buyurdu ve atın bedelini verdi. Hz.

anhüm) idi. . Resûl-i ekrem (s.) veriyorum. Eshâb-ı kirâm’ın müşkillerini hallederdi. üstünlüğünü ve kıymetini bildirmek için hakkında din âlimleri ve müslüman olmayan kimseler tarafından ciltlerle kitap yazıldı. Ömer’in vefâtı Eshâb-ı kirâmı ve diğer müslümanları son derece üzdü. Hz. Resûlullah’ın sünnetlerini itina ile tesbite çalışmış. bir zat yanımıza geldi. Ömer fıkıh ilmine çok büyük hizmet etmiştir. Eshâb-ı kirâmdan birkaçımız Resûlullah (s. Ömer çeşitli Hadîs-i şerîflerle meth edildi. mü’minlerin emiri değilim. Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti.) efendimizin mübârek dizleri üzerine koydu.a. Bazılarının bu sözü anlamayarak durakladıklarını görünce (ilimden maksadım Allahü tââlâyı bilmektir. Hz. Peygamber efendimizden (s. Hadîs-i şerîf rivâyetinde çok titiz davranırdı.76 - . mübârek dizlerine yanaştırdı. Eğer benden sonra peygamber gelseydi. öyle kıymetli ve hiç ele geçmez bir gün idi. Zübeyr. Bunlarda hiçbir şüphe bırakmadı. Ömer İbni Hattab’ı gördüğü zaman. Ömer. Ebû Bekir’dir. öyle şerefli.v. Yani. Diğer bilgiler değildir. O gün. müslümanlığı anlat dedi.Hz. ruhlara gıda olan. o saat.) efendimizin huzurunda ve hizmetinde bulunuyorduk. Sahâbe-i kirâma dedi ki: (ilmin onda dokuzu. Onun rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bir kısmı şöyledir: Öyle bir gün idi ki. Ömer bu haberi duyunca “Bu benim en büyük dileğimdi” buyurarak çok memnun oldu. o günden bu güne kadar söz birliği olmadı. Ellerini Resûl-i ekrem (s. Ömer zamanında icma edilen meselelerdir. O’nun ictihâdına uygun olarak nazil olmuştur. Ömer îmân ettiği gün. Ali bildirmiştir. Hz.) yanına defn edildi. mü’minlerin emiri deme. Ali. Bu sebeple Hz.) sorarak yâ Resûlallah! Bana İslâmiyet’i. “Ben Peygamberlerin sonuncusuyum. Cebrâil aleyhisselâm geldi ve “Melekler birbirlerine Ömer’in Müslüman olduğunu müjdelediler” dedi. Resûlullah’ın söylemediği şeylerin hadîs diye nakledilmemesi için insanları korkutmuştur.v.) 573 hadîs-i şerîf nakletmiştir. ben bugün. Hz. Osman. Hz. Bu fetvaların 1000 kadarı fıkhın mühim meselelerinin temelini teşkil etmiştir. Tefsîr ilminde çok yüksek idî. Ömer (r. Ömer’i metheden hadîs-i şerîflerin çoğunu Hz. Bundan sonra oğlu Abdullah’a “Mü’minlerin annesi Hz. Resûlullahın (s. Hz. Hz. Ömer’dir. Âişe’ye git ve O’na Ömer İbni Hattab’ın selâmını söyle.a. Hz.a.” “Şeytan. Yaralandıktan yirmidört saat sonra vefât etti. Osman. Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini bizzat Resûlullah’tan dinlemiş ve öğrenmiştir. Mu’âviye buyurdu ki: “Ömer bin Hattab’ın bildirdiği hadîslere iyi sarılınız.a. saçları pek siyah idi.v. görüp bildiğimiz kimselerden değildi. Benden sonra Peygamber gelmeyecektir. “Ömer Cennet ehlinin ışığı ve İslâm’ın nurudur. Hz. Ömer.s. O vakit. Hz. Peygamberimizin (s. fakat gönül hoşluğu ile orayı Ömer’e (r. O’na Ömer. Talha. O gün. Umre için Resûlullahtan izin isteyince Resûlullah “Yâ ahi! (Ey kardeşim) duânda bizi de unutma!” buyurdu. Sa’d İbni Ebî Vakkas ve Abdurrahman bin Avf (r. Ömer. Hz. Ömer şehîd olunca Abdullah İbni Ömer. Fazîletini. Ondan sonra Hz. yanında bulunmakla şereflenmek. hakkı Ömer’in diline ve kalbine yerleştirmiştir. ter gibi yolculuk alâmetleri görünmüyordu. Üzerinde toz toprak.a.) ile beraber öldü). mahzun etti. Âişe “O yeri kendim için ayırmıştım. Dizlerini.v.v. Hz. O’nu metheden hadîs-i şerîflerden bir kısmı şunlardır: Hz. Hz.a. kıyâmete kadar gelecek İslâm âlimlerini güç durumdan kurtarmıştır. Fıkıh usûlünün birçok kaidelerini tesbit etmiş.v.a. canlara zevk ve safa veren cemâlini görmek nasîb olmuştu. Resûlullah’a isnadı kuvvetli bir delil ile sabit olmayan hadîs-i şerîf ile amel etmezdi.a. Resûlullahın (s.” “Allahü teâlâ. Çünkü O. kendisinden rivâyet edilen fetvaların adedi binlere ulaşmıştır. Her haliyle dost ve düşmanın hayran kaldığı adaleti dillere destan olan Hz.) Eshâbı olan bizlerden hiçbirimiz onu tanımıyorduk. Hz.” “Şu dört kişiyi ancak münafık olan kimse sevmez: Ebû Bekir.) buyurdu ki. Şehîd olduğunda 63 yaşında idi.” Hz.” dedi. Ömer bütün ilimlerde Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerinden idi. Bunlar (Hz.a. sahibinin yanına defn edilmek için izin istiyor de!” buyurdu. Peygamber efendimizin hadîs-i şerîflerine en iyi vâkıf olanlardan idi. Ömer’in bildirmediği meselelerde. Dört hak mezhebin hiç ihtilaf etmedikleri fıkıh ilmine dair bilgiler. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hz. Ebû Bekr zamanında açıklanmamış meselelerin hepsini bir icmâya bağlamıştır. Abdullah bunu Hz.) bana gelip dedi ki “Ömer’in ölümü üzerine bütün İslâm âlemi ağlayacaktır. Ömer elbette peygamber olurdu.) dedi.v.a. Ömer. Ali. Resûlullah’a (s. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Cebrâil (a. Ömer’in icmâ hususundaki bu gayreti. Elbisesi çok beyaz.) huzurunda oturdu. ay doğar gibi. Resûlullahın sohbetinde. Kur’ân-ı kerîm’in bir çok âyeti.v. “İslâm’ın şartlarından birincisi Kelime-i şehâdet getirmek (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh) demektir. Peygamber efendimizin devrinde de kadılık yapardı. Âişe’ye söyleyince. heybetinden yüzüstü yere düşer.” Hadîs-i şerîfi yüksekliğini anlatmaya yetişir. Ömer kendinden sonra halife olacak kimsenin tayini için Eshâb-ı kirâmdan.

Kervanda bulunanlar ancak sabaha karşı bundan haberdar oldular. “İki Müslüman karşılaştıklarında. “O (Cibrîl) Cebrâil idi. Sizlere dîninizi öğretmek için geldi” buyurdu. Osman’ın selamına cevap verip konuşmaya başladıktan sonra. Arap padişahı bu mudur? Böyle olduğunu bilsem gelmezdim ve Bizans İmparatoru da beni göndermezdi dedi. Ömer bu kervandan haberdar olup. kimbilir Müslümanlara şefkati ve yardımı ne kadar çoktur.77 - . Osman lâmbayı söndürüp.” O zât Resûlullahdan bu cevapları işitince.v. Ömer’in huzuruna gidip hepsi Müslüman oldular. önce Allahü teâlâya inanmaktır” buyurdu. Sariye ordusu ile mağlup olmak üzere idi. fakat duâlar kabul olmaz. Çünkü. Kendilerini bekleyen bu kişinin kim olduğunu merak ettiler. O’nun dîni gerçekten hak dindir.” buyurdu. Sonra O zât gitti. kuşların rızkını verdiği gibi. Bizans İmparatorunun gözlerini kör eyledi. söndürdüğüm lamba Beyt-ül-malındır. Resûlullah buyurdu ki. Hz. Biz dinleyiciler. Kervandakiler onun Müslüman olmayanlara yardımı böyle olursa. Hazret-i Ömer ile geçen hadîseyi de anlatınca hepsi hayret ettiler. ömründe bir kere hac etmesidir. sizin de rızkınızı verirdi.” “Kimin niyeti dünyâlık olursa. yahud Allahü teâlâ sizin kötülerinizi size musallat eder. Bu sırada Hz. Arkasını dağa verip bir cepheden düşman ile karşılaşmak suretiyle zafere ulaştı. Hz. (Doğru söyledin yâ Resûlallah) dedi. Ömer’in mescide girip namaz kıldırmasından sonra merakla bu zat kimdir diye soran kimse. (Üçüncüsü) malın zekâtını vermektir. Parmakların çamuru gözlerinin üzerinde kaldı.. Hz. Sebebini araştırdı. (Îmân. dağa yaslan yâ Sariye” diye bağırdı.. başka bir lamba yaktı. Ömer’in ordusunun İran’ı fethettiği gece Hz. Her kimin de niyyeti âhıret olursa. önce selâm verip müsâfehalaşana.” “Ya ma’rufu (iyiliği) emreder ve münkerden (kötülükten) nehyedersiniz. Buraya gelsin buyurdu.” “İnsanlara karşı büyüklük taslayanı (kibirleneni) Allah zelîl kılar. (Îmânın altı temelinden ikincisi) Allahü teâlânın meleklerine inanmaktır.a.” “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez” “Eğer siz hakkıyla Allah’a tevekkül etseydiniz. . (Dördüncüsü) Allahü teâlânın peygamberlerine inanmaktır. dediler. Efendim. Hz. Elçinin geldiğini haber verdiler. Bir zaman sonra elçi dönünce İmparatorun gözlerinin kör olduğunu gördü.) yanında kaldım. Sabaha karşı uzaklaşıp gittiklerini görünce içlerinden biri takibe başladı. Hazret-i Ömer. Eshâb-ı kirâmdan Abdurrahman bin Avf’ı (r.) da yanına alıp. Bu zât yine sorarak yâ Resûlallah. Ömer acele mektûb yazıyordu. Ömer’in bu hadîseyi görmesi ve sesini duyurması onun kerâmetlerinden biridir. Bana buyurdu ki: “Yâ Ömer o soranın kim olduğunu biliyor musun?” Ben Allah ve Resûlü bilir. Bunun doksanı. başka bir lâmba yakmasının sebebini sorunca.(İslâm’ın ikinci şartı) vakit gelince namazı kılmaktır. silmek mümkün olmadı. Hazret-i Ömer çamurlu mübârek iki parmağı ile işaret ederek. onun bu sözüne şaşdık. Osman huzuruna girip selâm vermişti. Ömer zamanında bir ticâret kervanı gelip Medine’nin yakınında konaklamıştı. eğer göndermeseydi. birbirlerine selâm vererek müsâfehalaşırsa. dedim. Elçiyi çağırdılar.a. hem de verilen cevabın doğru olduğunu tasdîk ediyordu. Mektubu yazıp bitirince yanmakta olan lambayı söndürüp.a. Hz. hem soruyor. Hz. (Beşincisi) gücü yetenin. Daha sonra da Hz. (Dördüncüsü) Ramazan-ı şerîf ayında her gün oruç tutmaktır. Ben uzun bir müddet Resûlullah’ın (s. Ömer Medine’de Cuma hutbesi okuyordu. onun iki gözünü çıkarırdım buyurdu. (Üçüncüsü) Allahü teâlânın bildirdiği kitaplarına inanmaktır. îmânın ne olduğunu. Çok yorgun oldukları için hepsi derin bir uykuya dalmıştı. sabaha kadar kervanın etrafında dolaşarak onlara herhangi bir zarar gelmemesi için bekledi. halifeliği zamanında Bizans İmparatoruna elçi gönderip dîne davet etti. Hz. Sariye işitip ordusunu dağa çekti. İran’a gönderdiği orduya kumandan tayin ettiği Hz. kayıplarını bir araya toplar ve en çok kaçınacağı şeyden onu uzaklaştırır. Allahü teâlâ onun fahrini ve ihtiyaçlarını gözünün önüne getirir ve en sevdiği şeyden onu uzaklaştırır. Bana ait değildir. onun Müslümanların halifesi olduğunu öğrenip kervanda bulunanlara giderek hâdiseyi anlattı. Sonra iyileriniz duâ etmeğe yönelir. Hutbe arasında “Dağa yaslan yâ Sariye. (Altıncısı) kadere. Bizans elçisi Medine-i münevvere’ye geldi Hazret-i Ömer ihtiyar bir kadının duvarını yaptırıyordu. aralarına yüz rahmet iner. hakikatini ve mahiyetini bana bildir dedi. ellerinizi yıkayıp bir yere otursanız nasıl olur? dediler.). Hz. Kabul buyurmadı. iki çamurlu parmak gelip.v. Allahü teâlâ zenginliği onun kalbine yerleştirir. parmağı ile işaret edince.” Hazret-i Ömer. Onlar sabah aç çıkar akşama tok olarak döner. (Beşincisi) Âhiret gününe inanmaktır. Resûlullah (s. onu ise müsâfeha eden ikinci şahsadır. hayır ve şerlerin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır.

Hz.” (dedi ve ağladı. evine dönüyordu. “Kal’a henüz feth edilemedi. her zaman haber göndererek evine çağırtır. azarlar diye korktum. hatırını sordu.78 - .. Ne yaptınız? diye sual bile sormadı. Kiliseleri câmi. Bu kadın. yine kadına iltifat etmedi. Kulak verdi. bana hiç vefâ etmiyorsun. Âteş yakıp yemek pişirdi.) Vah Hz. Sonra kadından özür diledi. Ömer: “Bunlar. Şimdi seninle şahsi işim için konuşuyoruz. Biz burada aç-susuz kaldık. bakmağa bile cesaret edemezdi.” dedi. Yol üzerinde bulunan kocakarının evinin önünden geçerken. Abdullah: “Babamın huzuruna bu elbiselerinizle mi çıktınız?” dedi. Şimdi kurdun koyuna saldırdığını gördüm. Niçin manî olmadın? diye hitâb eder. onların işini görmek için yazdığım mektûb bitti. Ömer bunları iyi karşılayıp her birinin ayrı ayrı hâlini. Misvaksiz namaz kıldım. gadaba geldi. Hz. Hz. Hz. İslâm askerini huzuruna çağırdı. Gidip bir miktar yağ ve bir çuval unu sırtına alıp.” buyurdu. bunun için de kendime ait olan lambayı yaktım buyurdu. O sırada bir kişi ağlayarak Hz. Ömer ile kılardı.) kavuşunca. Kadın: “Bu işi yaparsan. Ömer’in oğlu Abdullah’ı mescidde görüp halifenin onlara karşı alâkasızlığından şikâyet ettiler. hallerini sorması ve geceleri kendisinin şehri gezmesi adeti idi. Hz. Ömer’in irtihâl ettiğini (vefâtını) nereden bildin?” diye sordular. kendisini gence sevdiremedi. Çobanlar ona: “Hz. Halife kocamı harbe gönderdi. bana ne ikrâmda bulunursun?” dedi. fakîrlerin hakkıdır. kadının evine getirdi. Abdullah’ın işaretiyle gidip elbiselerini değiştirdiler. Hz. Ömer öğle sıcağında soyunup. bir çoban koyunların yanında dururken bir kurt koyuna saldırdı. Bir gece şehri dolaşıyordu. Birkaç gün sonra Allah korusun kalplerini değiştirirler. Sana ancak bu hileyi yaparak kavuştum. Yâ Ömer! senin halifeliğin zamanında benim Eshâbım elbiselerini değiştirdiler sonra kalbleri değişti. genci arkasında görürdü.) “İnnâ lillah ve innâ.” dediler. yüzüne bakmadı. Hz. sana çok şeyler vereceğim. tutamıyorum. Hz. Hz. kalktı: “Yâ Emirel-mü’minin ilk görüşmemizde bize hiç iltifat etmediniz. hemen bize bildirin diyerek ayrıldı. Ömer her selâm verişinde. Kocakarı evinde otururken. Öğleye kadar kal’a feth edilmedi. Ömer. Yarın kıyâmet gününde Resûlullah’a (s. Bir evin önünden geçerken. kısa zamanda Allahü teâlâ’nın yardımıyla zafer kazandılar. İran’ın süslü elbiselerinden giymişlerdi. Bir güzel kadın bu gence aşık olup.” âyet-i kerîmesini okudu. Zamanında kurt koyuna zarar vermeğe cesaret edemezdi. Kocakarı: “Bir koyun kaçırdım.” buyurdu. Hz. Harbe gidenlerin evlerine adam gönderip. beş vakit namazı Hz. Şimdiye kadar sizin halinizi bilmiyordum.” buyurdular. Hak teâlâ da yardım etsin. Aramızda birisi bir hatâ yapmış olmasın” buyurdu. ağlayan bir kadın sesi duydu. . Sağ salim ve ganimetlerle döndüler. Ömer halifelik müddetince kendinden evvel hiç kimsenin yapamadığını ve sonra da kimsenin yapamayacağı şekilde adalet üzere hareket etmiştir. kocakarıdan feryadının sebebini sordu. İslâm askeri hayret edip. bir kocakarıya başvurdu. fakat genç râzı olmaz. Dünyâyı sevmeleri artar. Ömer: “Tevbe ve istiğfâr etmeğe devam et. Kâfirler. Hz. Ömer Irak’a İslâm ordusunu gönderip. Hz. Hak teâlâ beni bunlara bakmağa memur etti. Ömer’in şehîd olduğu gün. İkinci görüşmemizde çok iyi karşıladınız. Kadın genci çok övdüğü hâlde. Hz. Ömer’in huzuruna vardılar. Kadın. endişe ettiğim tehlike ortadan kalktı. Hz. Çoban: “(Hemen feryâd ederek. Ömer.” diye feryâd etti. Ömer’in zamanında kurt koyuna değil saldırmak.a. Ömer dayanamadı. Ömer: “Sizi. Bir genç. İslâm askeri karşısında bu kadar dayanamazdı.” diyerek genci kuvvetle tuttu.” Onun için İran’ın süslü elbiselerini giydiğiniz zaman her biriniz gözüme bir belâ dikeni gibi göründünüz. Bu sefer Hz. Hz. Ömer”in şehîd olduğunu anladım. bana yardım et. Genç. Gence aşık olan kadın.” dedi. İşlerini de kendim görmem iyi olur. Kadın. Size iyi muamelede bulundum. zekât olarak Beyt-ül-mala alınan develeri bağlardı. Ömer’in akıllara hayret veren tevazu ve adaleti karşısında mahcup olup.Onu Müslümanların işini görmek için yakmıştım. Ömer de bu genci sevmişti. puthâneleri mescid yaptılar. Ömer’in huzuruna vardıklarında halife İslâm ordusuna hiç bakmadı. Halifenin bu muamelesi Eshâb-ı kirâm’a çok ağır geldi. uzun müddet gencin arkasına düştüğü halde. elbiselerinizi değiştirmiş görünce kendi kendime: “Eshâb-ı güzîn benim hayâtımda elbiselerini değiştirdiler. Hz. Ömer zamanında Şam şehri civârında bir kal’a muhasara edildi. Eshâb-ı güzinden birisi cesaret edip.. Fakat elhamdülillah elbiselerinizi değiştirince. Âhirette bunlar benden sorulacaktır. Genç bu feryadı duyunca. “Yâ Emire’lmü’minin! Niçin siz zahmet çekiyorsunuz! Birine emir buyurun bağlasın. Bunun sebebi nedir?” diye sordu. kocakarı: “Bana yardım edene.” dedi. kapıyı kilitleyip gencin ayaklarına sarılarak yalvarmağa başladı: “Ne zamandan beri senin derdinle yanıyorum. hayır duâlar etti. Böylece Hz. Hz. Kocakarı: “Seni bu gece o gençle bir araya getirirsem. Çocukları kaldırıp yedirdi. Eshâb-ı kirâm. tevbe ve istiğfâr etmeğe başladılar. Hz. Hz.” dedi. Sizin aradığınız hata benim bu hatâmdır. Yarın çocukları götürüp halifenin kapısına bırakacağım diyordu. İhtiyacınız olursa. Genç bu söze inanıp evden içeri girdi. Ömer’in huzuruna geldi “Yâ Emirel-mü’minin! Bu gece teheccüde kalktığım zaman karanlık olduğu için misvakımı arayıp bulamadım. Bir saat sonra kal’a fetholundu. bir kaç bin askeri harbe göndermişti.v. yanına gitmezdi. Ömer. Çoban: “Hz. Meğer İslâm ordusu. genç yatsı namazını kılmış.

Genç.” dedi. ne almanız size yakışır. sabah namazını kıldıktan sonra. Herkes çocuklarına yeni elbiseler alıyordu. Rabbi bizi görür. rüsvây olursun. Hz. yakın gel. Bu çirkin işi senin yapacağını zannetmiyordum. hattâ yokluk daha kıymetli idi. Hz.” buyurdu. hak etmediğiniz paradan istiyorsunuz?” dedi. Hz. Allahü teâlâ çocuğunun kalbine bir yolla teselli verip. onu sana alayım. Ömer “Kızının bir sözü çok hoşuma gitti. lüzumunda. onlardan kötülük öğrenirsin.” “Allah’a itâat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin. söylediğine pişman olup. buyurdu. Kadın: “Bunu kalbimden dahi geçirmeğe cesaretim yoktu. Ömer Medine-i Münevvere’de geziyordu. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. ne de bizim vermemiz makûl olur. ağlayarak babasının yanına geldi. hile yapan kocakarıyı tanıdı. Kocakarı söyleyince. Ömer (O evi işaret etti. yabancı kadınlardan muhafaza eden sıddîklar çıkacaktır” hadîs-i şerîfi bizim zamanımızda bu gence nasîb oldu. yoksa başka bir şey mi oldu diye düşünürken birtakım insanların arasında genci gördü. Hz. Buyurdu ki: “Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. (Sonra genci yanına çağırdı) “Senin hakkında iyi düşünürüm. genci dövdü. Genç: “Evet tanırım. hayır duâ buyurdu. Oğlunun ağlama sebebini anlattıktan sonra.” buyurdu. Hz. Ömer’in oğlunun elbisesi eski idi. oğluna şefkat edip acıyarak.” dedi. feryâd etmeğe başladı. Hz.) Allahü teâlâ’ya hamd olsun ki. işlerini Allah’dan korkanlara danış ve onlarla istişare et. Düşmanlarından uzaklaş. Ömer gadaba gelince vücudundaki kıllar dikilirdi. Onun zamanında da kurd kuzu ile gezerdi. Kötü insanlarla düşüp kalkma. bu adam gelip bana tecavüz etmek istedj. Hz. Bir gece Hz. Âsım’ın kızından Abdülazîz oldu. para için bu işi.” dedi. Şehirdeki bütün kocakarıların dışarı çıkmaları emir edildi. Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki. gelecek`ayın maaşından bir miktar vermesini istedi. Ömer “Allahü teâlâ’dan başka kimse bilemez. Ömer’in oğlu. sana daha güzeli ile karşılıkta bulunsun. Ömer burada yok ise.” dedi. ancak emin olanları seç. her dosta bel bağlama. Dünyâ işlerinde gadaplanmaz. Hz.” dedi. Hz. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecelli eder ve onu konuşurlar. Kız: “Hz. Genç: Âhirette rüsvây olacağıma burada olurum. gencin ellerini çözüp. feryadı ayyuka çıkıyordu. Kadın: “Emir burada yok. Ömer genci o halde görünce: “Yâ Rabbi! Bu gence hüsn-i zannım vardır. senin için bir kız buldum. Hz.” dedi. Kadın “Yâ bana yaklaş arzumu yerine getir veya feryâd eder bütün mahalle halkını buraya toplarım. Hz. Ömer halife iken bir bayram gelmişti.” diyordu. Onun için geldim.” buyurdu. mübârek kalbini dünyâya bağlamazdı. Beyt-ül-mâl emininin sözünü beğendi. Kadın: “Bu gece kapımı kilitleyip yatarken. ellerini. Hz. Hz. Hz.) Evine gelip oğluna. Genç: “Bu kadın bana bir kaç yıldır âşık olmuştu. Hak teâlâ doğru kullarının yardımcısıdır. Resûlünün hürmeti için beni bu zannımdan döndürme!” diye duâda bulundu. Ömer’in heybetinden çok korkardı. her biri safâyı kalb ile gittiler. mendili ile başının kanını silip bağladı. “O zaman Yâ Halife! Yaşayacağınızı bilmedikten sonra. Allahü teâlâdan korkanlardır. Ondan sonraki hadîseleri de birer birer anlattı. Acaba hasta mı oldu. eski elbiseli olan halifenin çocuklarıyla alay etmeğe başladılar.” . hattâ başını birkaç yerden yarıp. o genci görememişti. Ömer. Ömer’in heybetine dayanamayıp. buyurdu. genişlikte süs ve zinetdirler. Ömer. Çok kere haber gönderdiği halde râzı olmamıştım. Resûl-i Ekrem’in “Ümmetimden. Kocakarıyı Hz. Bütün mahalle halkı evin etrafına toplandılar. Ömer (Kalkıp.” “İyilik kolay bir şeydir. dedi. Ömer: “O kocakarıyı görünce tanır mısın?” buyurdu. yaşayacağınızı muhakkak biliyor musunuz ki. zayıflık göstermeksizin yumuşak ol. Kadın da oraya gelmiş.) Kızını oğluma ver. kardeşim Yûsuf aleyhisselâmın kendini Zeliha’dan sakladığı gibi. Kız: “Emîr-üll-mü’minin süte su katmayınız buyurmamış mıydı?” dedi. Gencin sırtını okşayarak hayır duâ etti. Bayram günü çocuklar.79 - . Emin olanlar. Hz. Ömer’in huzuruna getirdiler. Korkma. O kızı oğlu Âsım’a aldı. Genç. İslâm gayreti içindi. Sonunda bir kocakarı hilesiyle beni evine çağırdı. Varlık onun yanında yoklukla bir. Dürüst ve samimi arkadaşlar. Hepsi bir yerde gizlenen gencin önünden geçtiler. Fakat bu gadabı din için. yaptığını ikrar etti. Onun için sizi çağırdım.” “Şiddet göstermeksizin kuvvetli. darlıkta yardımcı. Ömer’in huzuruna götürdüler. Bir kadın: (Kızına evi içinde) “süte biraz su kat.genç yine kadının yüzüne bakmıyordu.” buyurdu. Mahalle halkı içeri girip. Ömer. Onlara sırrını verme ifşa ederler. Beyt-ül-mâl emini: “Yâ Emirel-mü’minin. bağlayarak. Beyt-ül-mâlın eminini çağırdı. âşık olan kadın ne yaptıklarını anlattı. Genci hiçbir yolla aldatamıyan kadın. Hz. Abdülazîz’in oğlu Ömer bin Abdülazîz halife oldu.” dedi. (Ertesi günü kadının evine gitti.

sh-27 15) En-Nûcûm-üz-zâhire cild-1. ahiretini başkasının dünyâsı için satandır.” Hz. kusurlarımı söyleyen kimse Allahü teâlânın merhametine kavuşsun.” “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selamı senin vermen.” “Hakkımda hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemediğim için darlık (fakîrlik) ve bolluk (zenginlik) günlerimin hiçbirine aldırış etmedim.” “Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın.” Yolu bir mezbeleden geçse. kendini beğenmemektir. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür. “Alay. Amel-i salihte bulunmaktan maksad.” “Allahü teâlâ başkasına acımayana acımaz. aczini itiraf edip kulluğu bilmektir. “Âhiret işlerinde zarar etmektense. Böyle kimsenin hayâsı azalır.” “Dinini bilmeyen tüccar pazarımızda satış yapmasın. hataya düşer.” “Tevbe edip de tevbesi kabul olunanlarla beraber bulunun..” “Allahım. şerefi başka yerde aramayız. Gündüz tutulan oruca.” “Mescidde oturan kimse.” “İnsanların en cahili. onların kalbleri yumuşak olur. bana senin yolunda şehîd olmayı nasîb et. Zira onlarla beraber bulunmak kalbi daha fazla yumuşatır. Mescidde namaz kılanlar Allahü teâlâ’nın misafirleridir. yetimlere sırtında un taşırdı. Çünkü. şaka ve mizah etmekten kaçınınız. orada durur ve: “İşte hırsla sarıldığımız dünyâ” derdi. sh-58 9) İzâlet-ül-hafâ cild-1.” “Yemekten sonra misvak kullanmak iki hizmetçi kullanmaktan iyidir.80 - .” Dul kadınlara. sh-58 8) Üsûd-ul-gâbe cild-4. sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” “Tevazunun başı.” “İnsanın elbisesini temiz kullanması şerefi icabıdır. Hazret-i Ömer “Ya kıyâmet günü günahımı kim taşır” buyurdu.” “Tevbe edenlerle oturun.” “ “Helâlin onda dokuzunu harâma düşmek korkusu ile terk ederdik. vakarını azaltır. sh-78 . Ev sahibine. sh-2 11) Tabakât-ül-huffâz sh-3 12) Hulâsat-ü tehzîb-il kemâl sh-239 13) Tabakât-ı Şirâzî sh-38 14) El-İber cild-1.” buyurdu. Allahü teâlâ’nın huzurunda bulunuyor demektir. Bu halini gören biri: Bırakın biz taşıyalım deyince. Allahü teâlâ kat kat sevab verir.” “Mescidler yer yüzünde Allahü teâlâ’nın evleridir. Zira insanın şerefini kırar.“Çok gülenin heybeti azalır. bir mecliste en geride oturmaya râzı olman ve şöhretten uzak durmandır.” “İstiğfâr her derde devadır. Peygamberinin şehrinde ölmeyi kısmet et.” 1) Tefsîr-i Taberî. Çok konuşan çok yanılır. sh-160 2) Tefsîr-i Kurtûbî cild-8. Ömer bir defasında Şam’a gitmişti. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır. sh-170 3) Târîh-ul-hulefâ sh-101 4) Savaik-ül-muhrika sh-89 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3.” “Bana ayıplarımı. sh-579 10) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. ancak misafirlere hizmet düşer. Şükürden maksad. sh-266 6) El-Îsâbe cild-2. gece kılınan namaza bu ayda verilen sadakaya. “Amellerin efdali farzları yapıp harâmlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyyetdir.” “Ramazan ayı çok hayırlı ve mübârek bir aydır. izzeti. Hayası azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. ekseriya. Şaka yapan eğlenceye alınır. Böylesi sizin için daha hayırlıdır. özür kabul etmeyenin özrünü kabul etmez.” “Tevbe’den maksad günahı bilip yapmamaktır. dünyâya ait işlerde zarar ediniz. Amelleriniz tartılmadan önce tartınız. Orada giydiği eski elbiselerden dolayı söz edildiğini duyunca “Biz İslâmiyet ile izzet bulduk. cild-10. affetmeyeni affetmez. sh-518 7) El-İstiâb cild-2.

şehirde hiç duyulmadı. Hz. Birbirimizden hiç ayrılmazdık. Çok zaman geçmez ki. 577 senesinde Mekke’de doğdu.v.81 - . Abd-i Menafta Peygamberimizin (s. Ebû Bekir (r. sh-364 18) El-Kâmil fi’t-târih cild-2.) Mekke’de zuhur etti.a. Uyanın.” Ben teyzemin bu sözüne hayret ettim. sh-38 31) Bedâi-üs-sanâi cild-7. Hz. Sonra da daha önce Şam’a gittiği sırada gördüğü bir rüyayı şöyle anlattı: “Yâ Resûlallah! Biz Muan ile Zerka denilen yer arasında idik. Hz. Kendi fikrini bırak. Ebû Bekir (r. .a. Güzel yüzlü ve zahide bir hatun olup. Yine bana dedi ki: “Bir peygamber geldi. O da Hz. Rukıyye’den Abdullah isminde bir oğlu olmuş ve bu sebeble Ebû Abdullah künyesi ile de tanınmıştır.v. sh-329 29) El-A’lâm cild-5.a.)’in yanına gittim. iş hususunda da görüşüp konuşurlardı. ilk müslüman olanların beşincisidir. sh-364.” Teyzem. Hz.” Ben dedim ki: “Ey teyzem. Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır: “Benim kâhin bir teyzem vardı. Osman’ın soyu. sh-49 22) El-Evâil sh-78/b 23) Kitab-ul-harâç (Yahyâ bin Âdem) sh-169 24) Sahîh-i Buhârî cild-4.a. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hz. Ahmed (s. teyzemin sözü gerçektir” dedim. sh-9 32) Miftâh-u Kunuz-üs-sünne. Kureyş kabilesinin Benî Ümeyye kolundandı. Bu meseleyi görüşmek üzere. Sen de icâbet eyle! (Kabul et) Ben bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim” Hz. hidâyet verdi ona. O’na gökten vahy nazil oldu. sh-208.) ile.) İslâmiyeti anlattıktan sonra O’nu Resûlullah’ın (s. böyle bir sır. sh-192 17) İbn-i Hişâm cild-1.) huzuruna götürdü. uy Resûlün fikrine. Halkı dine davet eder.v. Bir gün onun evine varmıştım. Osman’a şöyle buyurdu: “Yâ Osman. Hak teâlâ seni Cennete misafirliğe davet eder. Ebû Bekir. ne de o. Babası Affan olup. Kabilesi arasında geniş bir çevresi ve büyük itibarı vardı. senden önce bir erkek görmüş olur. İslâmiyet gelmeden önce Hz.a.” O zaman teyzem dedi ki: “Muhammed bin Abdullah’a peygamberlik geldi. sh-45 30) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. büyük bir şevk ve teslimiyetle “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh” deyip müslüman oldu. O halde bu sözü açık söyle. bir büyük Peygamber kızı olsa gerektir. Ömer maddesi 33) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1056 34) Eshâb-ı Kirâm sh-383 35) Herkese Lâzım Olan İmân sh-1 HZ. bana çok tesir etti. Peygamberimiz. üçüncü halifesi. Bana dedi ki: “Sana bir hatun nasîb olacak ki. iki gün sonra hemen Ebû Bekir (r. Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi.” diye nida eden bir ses işittik.) damadı. fedâil-üs-Sahâbe 26) Sünen-i Tirmizî cild-2. O’nun dîni ile âlem nurlanır. aramızda büyük bir dostluk vardı. Hak teâlâ Osman’a Doğru yolu gösterdi. mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi. 139 19) Kitab-ul-harâc sh-73 20) Kitâb-ul-emvâl sh-77 21) İbn-i Âbidîn cild-3. ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun.a. Endişeye düştüm. “Doğru söylüyorsun.v. sh-333 28) İnsân-ul-uyûn cild-1. Hz. sh-242 25) Müslim. Teyzemin söylediklerini O’na söyledim. Zengin bir tüccar olup. müslüman olduğumu duyunca çok sevinip aşağıdaki şiiri okuyarak yanıma geldi. Osman da onun teşviki ile müslüman oldu.) temiz nesebi ile birleşir.a. Osman Resûlullah’ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip. O’na karşı gelenin başı kesilir. OSMAN-I ZİNNÛREYN: Eshâb-ı kirâm’ın en büyüklerinden ve Peygamberimizin (s. Bir ara orada uyumuşduk.16) Târîh-ul-Ümem-i ve’l-mülûk cild-3. sh-182 27) Târîh-ul-hamîs cild-1. Mekke’ye gelince de sizin Peygamber olarak gönderildiğinizi öğrendik. Hz. Müslüman olmadan önce ticâret ile uğraşırdı. Osman’a (r. Hiç görmez ve işitmez ve bir şeye fayda ve zarar vermez olan bir kaç taş ilâhlığa nasıl lâyık olur?” Ben. Sözlerim sebebiyle. cild-2. Ebû Bekir müslüman olduktan sonra.” Teyzemin bu sözleri.) bana dedi ki: “Ya Osman! Sen akıllı bir kimsesin. Ebû Bekir gibi cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuştur. Ona karşı içten bir sevgi duyar. Osman. Hz.a. O sırada “Ey uyuyanlar.

ikinci olarak tekrar Habeşistan’a hicret etti. Çok okuduğu için iki mushaf elinde eskimiştir. Yahudi ile pazarlık etti. Zafer haberi geldiği gün hazret-i Rukıyye vefât etti. Ömer’in hâlife olmasını bildirdiği ahidnâme.) iki kızıyla evlenme nimetine kavuşmuş olduğu için iki nûr sahibi manasına “Zinnûreyn” denilmiştir. diğer müslümanlar gibi o da çeşitli işkencelere uğradı. ikinci yarısını sekizbin dirheme aldı.v. Bunun üzerine Resûlullah (s. Ebû Leheb düşmanlık etmeye başladı. Osman’a nikâh edildi.) sıkıntıya düşürmek istediler. Osman Bedir Savaşı hariç bütün savaşlarda bulundu. Oğulları da düşmanlık edip. Allaha. Bütün malını İslâmiyetin yayılması. ondan çeşitli meseleler çıkarırdı. Peygamberimiz (s. Resûlullah’ın kızlarını almaktan vazgeçtiler. Rukıyye.a. iki kızını nikâhladı ona. Rukıyyeden.v.” buyurdular. Hz.) ile beraber bulundu. . Hz. insanları müslüman olmaya davete başlayınca. insanların kurtulması. Osman’ı halife seçti. Resûlullah (s. “Yâ Resûlallah. Osman.a. Ömer’in halifeliği sırasında seçtiği altı kişilik hususi şûra azalarından biri de Hz.” meâlindeki Tevbe sûresi onsekizinci âyeti nazil oldu. kızı Rukıyye’nin vefâtından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz. Müslüman olduktan sonra. Osman da. Mescidi kırk zıra’ (20 metre) genişletti ve bütün masraflarını karşıladı.v.).a. Yahudinin işi böylece bozuldu. Kur’ân-ı kerîmi hıfzı (ezberi) çok kuvvetli idi. Eshâb-ı kirâm ona bîat ettiler. hanımı Hz.) mescidi dar gelmeye başlamıştı. Osman tarafından yazılıp hazırlandı. Müslüman olduğu için amcası. Böylece Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan biri de Hz. Osman’ın Hz. Peygamberimizin kızı olan. Ayrıca bin altın da para yardımında bulundu. Hz. Hudeybiye andlaşmasında Mekke’ye elçi olarak gönderildi. Yahudi. Bunun üzerine vahiy gelerek Rukıyye Hz. Abdullah adında bir oğlu olup.) “Bizim mescidimizi bir zira’ olsun genişleten Cennete gider” buyurdu.v. Osman. O bütün işkencelere sabreder hep kelime-i şehâdet okurdu. Peygamberimizin (s. Habeşistan’a hicret etmeye izin verilince.v.a.v. hicretin dördüncü yılında altı yaşında vefât etti. Osman’ın nöbetinde iki günlük sularını alır. İslâmiyet yayılmaya başlayınca.a. Peygamberimizin (s. yoruluncaya kadar kırbaç ile döverdi. Osman’dır.) yanından ayrılmazdı. Bedir Savaşına katılmasına izin verilmedi. namaz kılan. Bedr Savaşı’ndan sonra vefât edince.Her sözü doğru olan. müşrikler tarafından yapılan işkencelere uzun zaman tahammül edip.a. Bunun üzerine “Allahın mescidlerini ancak. Peygamberimizin kızları Rukıyye ve Ümmü Gülsüm daha önce Ebû Leheb’in oğulları Utbe ve Uteybe ile nişanlanmışlardı.) kızı Rukıyye ile evlendi. Yahudinin nöbetinde kuyunun yanına uğramazdı. Bu şûra Hz. Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum” dedi. Hz. Osman’dır. 644) senesinde Muharrem ayının birinci günü hilafet makamına geldi.v. Hz.anha) ile Habeşistan’a hicret etti. her taraftan müslümanlar çoğalıp Medine’ye geliyordu. bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donattı. Ekseriyetle Peygamberimizin (s. Güzel yazar. malım mülküm sana fedâ olsun. Ebû Bekir’in kendisinden sonra Hz. Müslümanlar Hz.a.): “Rume kuyusunu.a. se’âdete kavuşması için Allah yolunda harcadı.) vahiy kâtiblerinden idi. nöbetleşe bir gün kendisinin.v. Peygamberimizin vefâtından sonra Hz. zekât veren ve yalnız Allahdan korkan kimseler tamir eder.a. (İlk yarısını onikibin dirheme almıştı.): “Ya Osman bir kızım daha olsaydı. son olarak Medine’ye hicret etti. hanımı Rukıyye (r. güzel konuşur ve çok kuvvetli bir hatîb idi. Hz. Osman kuyuya varıp. Hz. bir gün Yahudinin olmak üzere yarısını satın aldı. Tebük seferinde onbin kişilik İslâm ordusunun.v. Osman’a nikâh edildi. âhiret gününe inanan. İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.a. onu da sana verirdim” buyurdu. işimi bozdun” deyince Hz. Osman kuyunun diğer yarısını da aldı. Osman müslüman olunca. Daima Kur’ân-ı kerîm okur. Ayrıca Hud aleyhisselâmdan sonra ailesi ile birlikte ilk hicret edenlerden oldu.) Hz. yılında (m. kim satın alır. Hz. Bedir Savaşı yapıldığı sırada. Hz.v. Böylece Resûlullahı (s. Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp.v. Bu ikinci hicretten sonra Mekke’ye dönüp. Osman kendi nöbet gününde kuyuyu müslümanlara serbest bırakırdı. Hepsini sebil etti. Ufukda mecz olan ayla güneş gibi oldu. Bilhassa amcası tarafından çok işkence yapıldı.82 - . Yahudi kuyunun hepsini satmadı. Veda Haccı’nda da Resûlullah (s. kendi kovasını müslümanların kovası ile beraber tutarsa. Peygamberimizin (s. Rume kuyusundan başka içecek su yoktu. Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm de Hz. Cennetteki kovası bundan hayırlı olur. Hz. Hak dîni ile gönderilen. Sonra: “Yâ Osman. Peygamberimiz. Ömer’in şehîd edilmesinden sonra Hz. Böylece hicretin 24. Osman idi. Allahın Resûlüne. Rukıyye’nin ağır hasta olması sebebiyle. Osman müslüman olduktan sonra. Osman ile evlendirdi. onu ip ile belinden ağaca bağlayıp. Medine’ye hicret ettiği ilk günlerde şehirde su sıkıntısı çekiliyordu. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm de vefât edince Peygamberimiz (s. Bu bakımdan O’na Peygamberimizin (s.a. Bu kuyu ise bir Yahudiye ait olup suyunu satardı. Böylece dîni uğruna üç kere hicret etti. nöbetinde suyu para ile satardı. Namazda bir rek’atte bütün Kur’ân-ı kerîmi okuyan dört kişiden biri de Hz.

) karşısına çıktı. Hadremut.83 - . Mal. Bu bereketi ve huzuru gören Eshâb-ı kirâm. Hz. Hicretin otuzbeşinci senesinde Medine’ye gelerek. güvendiği kimselere ve yakınlarına verir. altı nüsha daha yazdırıp. misafirhaneler yapılmıştı. Osman (r.) bana giydirdiği elbiseyi. Bu kadar genişlik ve çokluk sebebiyle fikirlerde ayrılık çoğalmış. bol para verip onu satın alan ve millete vakf eden ben değil miyim? Şimdi siz ondan. Hicaz’daki ve Irak’daki bakımsız yerleri. Katif. fitne ve fesadı yaymak teşebbüsüne geçtiler. Osman. hilâfetden çekilmesini teklif etmişlerdir.) ise. Ben de “Evet yâ Resûlallah” dedim. Müslüman şekline giren münafıkların körüklemesi ile halifeye karşı çıkan isyan yüzünden. halifeye. Ticâret ve nakliyatta kolaylık da. Onun zamanında İslâm memleketleri batıda İspanya’ya kadar. İslâm târihinde altın bir devir teşkil eden Ebû Bekir ve Ömer (r. bağlar. Osman selâmımı aldı. Hanlar. Mısır’a kaçtı. Semerkand. Selâm verdim. Fas.a. ziraat aletleri de temin ederek çalıştırır. Sonra Resûl-i Ekrem bana “İstersen seni onlara galip getirelim.a. emirleri. Daha sonra Medine’ye gelip. sebeiyye fırkasını ortaya çıkardı. Osman’ın evinden ayrıldıktan sonra Osman (r. bütün Irak.) hilâfeti zamanı olan on sene ile Osman’ın (r. Her tarafa yerleştirdiği adamları ile temas halinde olup. Âsîlerden onüçbin kişi. (Server-i âlemin (s. Cezayir. Hiçbir felâket karşısında sarsılmamıştır. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Abdullah bin Selâm hazretleri buyuruyor ki: “Muhasarada bulunan Hz. Fakat. bunlara bağlı olarak gelişmişti. “Kardeşim bu gece rüyamda şu pencereden Resûl-i Ekrem’i gördüm bana “Osman seni muhasara ettiler öyle mi?” diye sordu. millete çok toprak kazandırarak ziraatı geliştirip. Asir. servet artıp iş hayatı canlandı. büyük İslâm merkezlerine göndermesidir. İslâm orduları denizde ve karada büyük zaferlere ulaştı. Buradaki fitne hareketini. İslâm sancağı. Hatta. çalışkanlıkta en seçme kimselerdi. Osman’ın hizmetlerinden biri de Hz. fitnenin yayılması için her yola başvuruyordu. onu sevmekte ve emirlerini yapmakta. Hz. Osman’ı ziyâret etmek üzere yanına gittim. Bilhassa halifeliğinin ilk yılları. Hatta soğukluğunu göğüsümde duyarcasına kandım. refah ve rahatlıkla geçerek. Osman’ı çok takdir ettiler. tutunamayıp. Horasan. Oturdum. orada bir takım fitne ve karıştırıcılık faaliyeti göstermek istedi ise de. Ben de “Evet yâ Resûlallah” dedim. Fizan. bütün Arabistan ve Afrika’nın büyük bir kısmı. bağ yetiştirmeyen kimse kalmadı. Osman’ın evini kuşattılar. Cennetteki kovası bundan hayırlı olur. San’â. Resûl-i Ekrem Medine’ye geldiği vakit. İslâmiyeti içerden yıkmak için faaliyete geçen Abdullah İbni Sebe. Necd. Rûme kuyusundan başka içilecek tatlı su bulunmadığı için “Rûme kuyusunu kim satın alır. Onun devrinde İslâm topraklarına katılmıştır. Maverâünnehir.) oniki senesinden ilk altısı. Osman. milyonları aşmıştı. Hz. hatta bir bardak . “Hindistan ve Sind. kırk gün devam etti.a. âsiler ikna edilemedi.)’ın hilâfetinin son altı senesi karışık ve gürültülü geçti. Kurduğu gizli teşkilâtla. Hz. meyve bahçeleri yetiştirdi. Sahâbe-i kirâmın ve Tabi’în-i kirâmın hepisinin ictihâdları da böyle idi. düşünüş tarzları. Dimyat.) evini saran adamların karşısına çıktı ve onlara “Sizi benim üzerime teşvik ve tahrik eden o iki kişiyi getirin göreyim” dedi. Kuyular kazdırıp. İran. kanallar açtırdı.12 sene hilâfet makamında kalan Hz. Hazenü’l-Kuşeyrî diyor ki: Abdullah bin Selâm. kendisi gibi fitneci kimseleri etrafına topladı Ve faaliyete geçti. Hz. Kafkasya. doğuda Kâbil ve Belhe kadar genişletildi. Bu bakımdan Ona Nâşir-ül-Kur’ân (Kur’ânın yayıcısı) denilmiştir. Ebû Bekir’in bir araya toplattığı Kur’ân-ı kerîm nüshasından. Osman. idrâk şekilleri arasında ayrılık baş göstermişti.a. Yemenli bir Yahudi olan Abdullah İbni Sebe adındaki bir münafık yapıyordu. Arabistan’ın kuru toprakları onun zamanında en bereketli yerler gibi olmuştu. Bahreyn. Feth edilen memleketlerin ahalisi de seve seve müslüman olmakla şereflendiklerinden İslâm nüfusu pek artmış. Buhara ve Türkistan. Osman: “Size Allah ve Resûlüne yemin verdirerek soruyorum. öylemi?” diye tekrar sordular.” buyurduğu vakit. Bunun için halifeliği de başarılı geçmiştir.) devirlerinin bir devamıydı. İslâm memleketlerinin hepsinde dînî hükümler uygulandı ve İslâm dünyâsı çok genişledi. İstanbul surlarının önüne kadar götürülmüştü. Kafkasya İslâmın idaresi altına girerek. askerlikte ve memleketleri feth etmekte. Hayve.a.a. Muhasara. Devrinde bir çok fetihler yapılmıştır. Hz. Medine-i münevvere şehrini sarmağa kâdar ileri gidip. Hz. Çin. Mısır’da yıkıcı faaliyetlerini devam ettirmek üzere. Resûl-i Ekrem “Seni susuz bıraktılar. Kızıl deve veya eşek gibi iki adam Osman’ın (r. Onun zamanında Medine’de tarla sürmeyen. cesur idi.v. Merakeş. Fitnenin ve fesadın en büyük kaynağı Mısır’da idi. istersen iftarı bizim yanımızda yap” buyurdu. Osman herkese lâyık olduğu vazifeyi verirdi. cahil ve başı boş Mısır kıbtilerini aldatarak bir çapulcu alayı topladı. önce Basra ve Kûfe’de gizli teşkilât kurdu.a. Hasan ve Hüseyin ile Talha (r. az sonra Hz. Zeyyad. Burada fitnenin ilk tohumlarını atıp. Osman (r. Kıbrıs adası ve kuzey Afrika’nın bir çok yerleri. Trablusgarb. İslâm memleketinin bir parçası olmuş. Ben de Resûl-i Ekrem’in yanında iftarı tercih ettim” dedi. Bingazi. Onun tayin ettiği valileri. Yahudiler ve diğer İslâm düşmanları. Yine onun halifeliği sırasında Şam’da valilik yapan Hz.) halifenin kapısında nöbet tuttular. Hindistan. Ömer’in (r. Emniyet ve huzur da böylece kendiliğinden meydana gelmişti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem bana bir bardak su verdi ve ben de o suyu içtim. Aden.a. kendi kovasını müslümanların kovası ile beraber tutarsa.a. elimle çıkarmam) buyurdu. Hz. Muâviye komutasındaki ordu Kıbrıs adasını alarak Akdeniz’de önemli bir mevki elde etti. çeşitli ihtilaflar çıkararak. Tunus. Hz.

Hz. doğrudur” dediler. Osman’ı işaret ederek “O fitnede bu. Resûl-i Ekrem: “Cennette daha hayırlısını almak üzere falancanın arsasını kim alıp mescide ilâve eder?” buyurduğu vakit onu satın alıp mescide katan ben değil miyim? Böyle iken. Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Osman’ın üzerine saldırıp şehîd ettiler.) İçeri girdi. kıyâmete kadar müslümanlar bir araya gelemezdi. “Ey canım kızım. Resûlullah (s. Zira senin üzerinde bir peygamber. Ebû Bekir. Ben de Osman bin Affan ile iftihar ederim. Devlet hazînesi olan beyt-ül-mâlı da yağma ettiler.) oruçlu olup.” dediler. Hepsi gittikten sonra Server-i âleme sordum: Babam Ebû Bekir (r. Hz. Osman içeri girince doğrulup oturdunuz ve elbisenizi düzelttiniz.) evinde mübârek baldırları.) hadîs-i şerîfde: “Bütün peygamberler. bana kavuşasıya kadar sakın onu çıkarma” buyurulmuştur.” buyurdu. Osman: “Allah ve İslâmiyet adına yemin verdirerek soruyorum: Resûl-i Ekrem.v. Yine aynı hususta hasen hadîs olarak Âişe-i Sıddîka’dan (r. Birgün Resûlullah (s.v.a. ikna edici cevaplar verip. Osman “Allahü Ekber” diye tekbir aldıktan sonra: “Kâ’be’nin Rabbi hakkı için şahid olun ki. Resûl-i Ekrem oturdu ve örtündü. Müslümanların rahatı için büyük titizlik gösterdi. Sonra yine Hz.) idi. Rivâyet eden diyor ki: “O şahsı Resûl-i Ekrem’e göstererek “Yâ Resûlallah! Bu mudur?” dedim. mazlum olarak katl edilir. Benim arkadaşım da Osman’dır.” buyurmuştur. Ona da izin verdiler ve mübârek baldırları açık olarak yattıkları vaziyette sohbet ediyorlardı.a. Yine hasen hadîs olarak İbni Ömer (r. Hallerini değiştirmediler. iyi gördüm. Osman “Yâ Rabbi Ümmet-i Muhammed arasındaki tefrikayı kaldır ve kendilerini birleştir” diye üç kere duâ etti.) yakında meydana gelecek fitneleri zikir ediyordu. Abdullah bin Selâm diyor ki: “Hz. Fitne hareketine birtakım ithamlarla başlayan âsilerin her türlü bozuk iddialarına.” Resûlullah kızı Rukıyye’yi Osman’a verdikten bir zaman sonra kızına “Osman bin Affanı nasıl buldun” dedi. Hz. Âişe buyuruyor ki: Resûlullah (s. bir sıddîk ve iki şehîdden başka kimse yoktur. Hz. Osman (r. Sonra Hz. Osman’ın şehîd edildiği zamana kadar tam bir birlik içinde olan müslümanlar arasında bazı kimseler ayrılarak harici ve sebeiyye gibi fırkalara bölündüler. Halifenin cenâzesi üç gün defn edilmedi Nihayet Zübeyr bin Avvâm (r. Osman’ın (r. kinlerini kusmuşlardı. “Evet” buyurdular.” buyurmadı mı? dedi.) ve onyedi kişi cenâze namazını kıldıktan sonra.a.a. delillerini gösterdi. Âsiler Hz. Ömer ve benimle Şebir dağında otururken.a. Bunun hikmeti nedir? Cevabında: “Meleklerin haya ettiği bir kimseden ben haya etmez meyim?” buyurdular. Ömer gelip izin istedi.a. Hz.” buyurdular: Kalkıp o şahsa baktım. Hz.anha) rivâyet edilen hadîs-i şerîfte “Yâ Osman! Allah sana (hilâfet denen) bir gömlek giydirecek. Medine-i Münevvereyi kana buladılar.acı sudan olsun beni men’ ediyorsunuz” dedi. Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu. Osman bin Affan (r. Onlar: “Evet doğrudur. Osman şehîd olduğu zaman 82 yaşında bulunuyorlardı.) bildirdiği ve Eshâb-ı kirâmın tabi olduğu doğru yoldan ayrılmayan müslümanlar ise. İslâm düşmanları fitneyi çıkarmışlar. İslâm ülkesinde geniş üzüntüler uyandırdı. Habîb-i ekrem izin verdiler. ahlakı bana en çok benzeyen o’dur. Hayırlı.a. Osman hakkında buyuruldu ki “Her peygamberin Cennetde bir arkadaşı vardır. Fakat âsilerin maksadı karışıklık çıkarmak ve fitne yaymak olduğundan Hicret’in 35’nti yılında Hz. Osman: “Allah ve İslâmiyet hakkı için size soruyorum: Darda olan İslâm ordusunu tamamiyle kendi servetimden techîz etmedim mi?” diye sordu. Peygamberimizin (s. Hz. Hz. Server-i âlem: “O fitne günü bu şahıs hidâyet üzere olacaktır. Hadîs-i şerîflerde Hz. Osman gelip izin isteyince. Bir rivâyette ise Resûlullah (s. mescid müslümanlara dar geldiği vakit. Eshâbım arasında. Osman (r. Daha sonra âsiler.” buyurmuştur. Dediler ki: Hz. fitneyi yok etmek için büyük gayretler gösterdiler.a. Osman: “Allah ve İslâmiyet adına size yemin verdiriyorum.a. ben şehîdim” dedi. Eğer münafıklar onu soymak isterlerse. Osman zamanında çıkacak fitneyi zikr ettikten sonra Hz. Baki mezarlığına defn ettiler.v. Osman’ı şehîd ettiler.) rivâyeti ile Resûl-i Ekrem: Hz. Onlar: “Vallahi doğru söylüyorsun” dediler.” Yine buyurdu: “Bütün melekler benim ile iftihar .anha)’nın da parmakları kesildi. Bunun üzerine Hz. Ali’yi halife seçtiler. Hz.a. Hz. hiç hareket etmediniz. Çünkü. Eğer o halde izin verseydim içeri girip söyleyeceğini anlatmazdı. bütün müslümanlar Hz. Osman’a çok saygı göster. Bu hadîs-i şerîf sebebiyle Hz. Hz. O sırada kendini örtmüş bir kişi geçiyordu. dedi. Osman’ın şehîd edilme haberi.) “Osman çok haya sahibi bir kimsedir.a. Bu arada. dağ sallanıp taşı yuvarlandığı ve Resûl-i Ekrem taşı ayağıyla itip: “Ey Şebirdağı dur. yani topuğu ile dizi arası açık yatıyordu. Abdullah bin Selâm. Ebû Bekir kapıya gelip izin istedi. Osman’ın şehîd edildiği esnada yanında bulunanlara “Hz.84 - .a.v. Osman o şekilde duâ etmeseydi. Osman daima adaletli davrandı. Ömer içeri girince yine aynı vaziyette durdunuz.” Asiler. Her tarafta büyük bir huzursuzluk ve hüzün başladı. Onlar “Evet doğrudur” dediler. hanımı Naile (r. şimdi siz benim mescidde namaz kılmama mâni oluyorsunuz” dedi.v. Hz.) evini soydular. Osman muhasara edildiği zaman kendisi halifelikten çekilmemiştir.) şehîd olunca. Onlar: “Evet. hayatlarında bir kimse ile iftihar etmiştir. komşu duvarından aşarak içeriye girdiler. Doğru yoldan asla sapmadılar.

Ali ile Hz. Hz. Osman.) da vardı. gizli. Osman (r. Osman’a buğz eden bir kimsenin cenâze namazını kılmamıştır. Osman: “Biraz daha çek” deyince genç: “Siz kıyâmet gününü düşünerek korktunuz. Peygamberimizin mübârek adımlarını sayıyordu. Bir hadîs-i şerîfde de.v.a.) evine davet etti. hesabsız Cennete girecektir. Muhtac olanlara bol bol yemek yedirir. Resûlullah (s.a.” Buyurulmuştur.v. Allahü teâlâ. Server-i âlem hazretleri mübârek ellerini açıp: “Yâ Rabbi! Osman’a çok ecir ver” diyerek hayır duâ buyurdular. Yine buyurdu ki: “Biz Osman bin Affanı. Osman hakkında indirildiğini bildirmişlerdir.a. Bir gazâda Resûlullah (s.ederler. bir miktar bal ve bir çuval un alıp. Ben de o günkü hesaptan korkuyorum. Ömer. Hz. “Sen dünyâda ve âhırette benim sevdiğimsin” buyurdu. Hz.) buyurdukları.a. Cehenemi hak etmiş yetmişbin kişi.a. Osman veya Ebû Bekir veya Ömer veya devamlı ita’at eden her mü’min için indirmiştir. Gündüzleri de orucla geçirirdi. Bilâl-i Habeşî’yi (r. ahiret (azabın)’dan korkarak.” Abdullah bin Ömer’in bildirdiği hadîs-i şerîfte “Osman ümmetimin en hayırlısı ve en çok ikrâm edenidir. “Osman’ın şefâati sayesinde.) anlatır. münafıklar mahzun oldular. Halifeliği sırasında adalet ile davranmaya çok dikkat ederdi. Ali. Peygamberimiz farkına varıp. Bu âyet-i kerîmede: “Yoksa.) vermiştir.” buyurduğunu bildirmiştir.a. Gencin kulağı acıyıp şöyle dedi: “Efendim.a. Öyle ki sakalı ıslanırdı.a.” buyurdu. diğer hanımları arasında paylaştıracağını zannediyorum.” Resûlullah. Hiç paylaştırmasın çünkü ben onlara da bunların aynısını gönderdim.v. ağlardı. böyle yaptığı için çekinmez sıkılmazdı. Abdurrahman bin Avf.a.” dedi.) vermiştir.85 - . Osman bir defasında Resûlullahın evinde hiç yiyecek kalmadığını işitmişti.a. Halîfe iken.v.) cömert. doğru olması lazımdır. Hak teâlâ Zümer sûresinin dokuzuncu âyet-i kerîmesini Hz.a. Osman’ın davetine gelmeleri için haber vermekle vazifelendirdi. Hak teâlâ. herkesin birbirinden hakkını alacağı kıyâmet gününü düşününüz. Hz. Talha. Bir yerde ondört deve yükü yiyecek buldu. Osman’a da vermiştir.s. deveye binince kölesini de arkaya alır. güneş batmadan rızk gönderecektir. “Ey genç sen de.” buyurdu.” Hz. İkincisi: Zühd ve Hicrettir. Osman’ın menkıbelerinden bazıları şöyledir: Birgün Osman bin Affan (r. Osman’ın kulağını çekti. Üçüncüsü: Cömertliktir. Allahü teâlânın halîli ve kerîm olan babamız İbrâhîm aleyhisselâma benzetiyoruz. “Yâ Resûlallah! Her adımınıza bir köle âzâd olsun” dedi. Hz. Hz. Allahü teâlâ. Eshâb-ı kirâmdan Cabir (r. onlara karşıyım. Hz. Genç. Ben de Osman bin Affan ile öğünürüm.v. Müfessirlerin çoğu bu âyet-i kerîmenin Hz. Kabristana uğradığı zaman oturur. Resûl-i Ekrem bu hâle vakıf oldu.) vermiştir.” buyuruldu. Fazla fiat ile alıp dokuz yükünü güneş batmadan Habîb-i Ekrem’in huzuruna getirdi: “Yâ Osman! Bunlar nedir?” diye sordular. Seyyid-i Kâinatın (s.” Bu söz Hz.” buyurdu. Birincisi: Şehîd olmaktır. Resûl-i Ekrem de Hz. . gecikmeden yerine gelince mü’minler sevindiler. Hz. o. Osman’a çok tesir`etti. Birgün bir gencin kulağını çekti. Âişe’nin evine götürdü. Peygamberimiz (s.” diye düşünüp yiyecek bulmağa çalıştı. “Osman’dan Allah’ın Resûlüne hediyyedir” dedi. Resûl-i Ekrem’in bunu. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. sıkıntı kapladı.) rivâyet ediyor.s. Hz.) eve gelip durumu öğrenince “Yâ Rabbi! Osman’ın geçmiş gelecek. Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır.) Resûlullah’ı (s. Kendileri Hz. haya sahibi idi. benim kulağımı çek ödeşelim.” buyurdu. Osman’ı yanına aldı. Osman bu sözünü işitince: “Resûl-i Ekrem’in her sözünün muhakkak. Osman’ın evine doğru yola çıktılar.) bir hadîs-i şerîfte: “Ben Allahü teâlânın huzurunda. İbni Mes’ûd (r. Hz. Âişe’ye şöyle dedi: “Ey mü’minlerin annesi. Peygamberlere (aleyhimüsselâm) verdiği fazîletler ve güzel menâkıbdan bazılarını Hz. Hz. Habîb-i Ekrem: “Herkes dostunun yanına varsın. peygamberi Îsâ bin Meryem’e (a. Hak teâlâ bu fazîleti peygamberi İbrâhîm’e (a. aşikâr bütün günahlarını affet” diyerek duâ etti. Osman: “Eshâb-ı kirâm da gelsinler Yâ Resûlallah” dedi.s. O bizim birçok sıkıntımızı gidermiştir.) bütün Eshâb-ı kirâma. Abdullah bin Abbas. ona rahatlık ver.” dedi. kıyamda durur bir halde tâat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahibleridir ki (bunlar) hakkıyla düşünür. Osman’ın düşmanlarının hasmıyım.) ile beraberdim. Gecenin bir kısmında uyur. Osman. Aramızda Ebû Bekir. Yiyecek bitti. Resûlullah: “Yalnız beni mi davet ediyorsun? buyurdular. Resûlullahın: “Ya Rabbi! Osman’ı kıyâmet gününün sıkıntılarından kurtar. Herkes sevdiğinin yanına gitti. Davetten sonra bütün kölelerini âzâd etti. Zübeyr. kendisi de evde sirke ile zeytinyağı yerdi. Askeri üzüntü. Hemen bir semiz koyun. Biz Muhacirlerden bir cemaat Resûlullahın huzurunda idik. peygamberlerinden Zekeriyya ve Yahyâ’ya (a. “Allahü teâlâ size. sonra ibadete kalkardı. sebebini sordu.

bire yediyüz veriyor. cevabında: Hayır. uzakta olduğu için duymayıp konuşana da bir günah vardır. âhıret için üzülmek ise kalbe nurdur. Yâ Osman. İnsanların en iyisi Rabbine kavuşmadan önce..” “Adem oğlunun ancak üç şeyde hakkı vardır: Belini doğrultacak kadar yemekte. Beşincisi: Haya etmek üstünlüğüdür.” “Yatsı namazını (cemaatla) kılan. Hz. dedi. “Resûlullah’dan sonra vahy iner mi?” diye sordu. Hz. Kalbi havf ve recâ. dili hamd ve sena.” “Ezan okunurken sükût edip dinleyene iki. Ebû Bekir’e bildirip bundan üzüldüklerini söylediler.” . Bir defasında Medine’de kıtlık vardı. (Bismillâhillezî la yedurru maasmihi şey’ün fil ardı ve lâ fissemai ve hüvessemiulalîm). Bu dörtyüz dirhemi de düğününe harca bizi ma’zur gör. Osman pazardan geçerken Hz. yalnız sükût edene ise bir ecir vardır. Rabbine kavuşmadan önce.” “Bir kul her gün sabah ve akşam şu duâyı üç defa okursa. Dellalı çağırıp bu zırhın sahibi buna ne kadar para istiyor? diye sordu. Ebû Bekir bu işe çok sevinip. Eshâb-ı kirâm durumu Hz.a. Osman: “Sana ne oldu? Gözlerinizde zina eseri görüyorum.” buyurdu.) 146 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. onunla amel farz. evladınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır. Ebû Hüreyre (r. Osman.)’a vermiştir. peygamberler. Yüz deveyi de kesip fakîrlere yedirdi. Buna karşılık duyduğu halde konuşana iki. Sonra bu zırhın yanına dörtyüz dirhem para koyup Hz. Evine gittiler. dünyâyı terk edendir. içi farzdır: Sâlihlerle düşüp kalkmak fazîlet.)’a vermiştir. O sırada Hz.86 - . zırhı alıp parasını verdi. onlara uymak farz.a. Hak teâlâ hayayı Hz. Ebû Bekir.v.a.” “Dört şey vardır ki.a. vahy inmez. fazlasının ise hesabı vardır. onlardan iyi alıcı olan. Osman’ın huzuruna gidiyordu. Osman sizden daha iyi alıcım var ve sizden daha fazla veren var. gece yarısına kadar ibadet etmiş.” Ebû Hüreyre (r. Ali.a. kabir için hazırlanmak farz. içine girmeden önce kendi kabrini en güzel yapandır.s.” “İnsanların en iyisi. Hz. Hz. sabah namazını cemaat ile kılan ise gecenin tamamını ibadet ile geçirmiş sayılır. Ali’ye gönderdi ve şöyle haber yolladı. Biz bu buğdayı bire yediyüz verip alana verdik” dedi.” “En hayırlınız Kur’ân-ı kerîmi öğrenen ve öğretendir. o kimse zararlardan korunur. âlimler ve şehîdlerdir. Siz onun sözünü yanlış anladınız beraber gidelim” buyurdu.) bir gün Hz. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Kıyâmet günü üç sınıf insan şefâat eder: Bunlar. gözü yaşlı ve hayâlı. Dellal dörtyüzdirhem istiyor dedi. Hz.” “İbadetin tadını dört şeyde buldum: Allahın farz kıldıklarını yapmada. yasaklarından sakınmada. “Bu zırh senden başkasına lâyık değildir. vasıyyetini almak farzdır. Ali’nin zırhını tanıdı.) Resûlullahın (s. Hz.): Yâ Emir-el-Mü’minîn. Hak teâlâ bu üstünlükleri Hz. ona vereceğim dedi. Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı olduğu gibi. Fâtıma ile evleneceği zaman düğün masrafı yapmak üzere zırhını satılması için pazara göndermişti. Hak teâlâ ihtiyarlığı peygamberi Nuh (a. kabir ziyâreti fazîlet. Eshâb-ı kirâm satın almak için yanına gittiler. dünyâ onu terk etmeden. Yolda bir kadına gözü ilişti ve baktı. Çünkü.” “Arifin alâmetlerindendir.s. “Evet ey Resûlullahın halifesi. Ebû Bekir yanına gidip. Rabbini kendinden râzı edendir.Dördüncüsü: İhtiyarlıktır..) damadı olmakla şeref kazanmıştır ve Cennette onun arkadaşıdır. Osman. Huzura varınca Hz. Osman’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmişti.v. Hz. Gel parasını verip alayım dedi. mü’min Allah’ın nuru ile bakar” buyurmuştur. Hz. Kıtlık zamanında böyle yapması uygun olur mu? dediler. fakat mü’minin firaseti doğrudur. Hz. hasta ziyâreti fazîlet. Âdem ve Muhammed (a. Nitekim Resûl-i Ekrem: “Mü’minin firasetinden kaçınınız. Kur’ân okumak fazîlet. Osman’ın alnından öptü. Eshâb-ı kirâm senin bir sözüne üzülmüşler deyip durumu anlattı. avret yerini örtecek kadar elbisede ve kendini saklayacak evde. Eshâb-ı kirâma bedava dağıttı. “O halde evladınıza ikrâm edin.” Buyurdu ki: “Dünya için üzülmek kalbe zulmet. Peygamberimizden (s. Hz. Osman’da toplamıştır. dışı fazîlet. Onlar bire yedi veriyor. Rabbini kendinden râzı eden. Allahdan sevâb bekleyerek emr-i ma’rûf yapmada ve Allahın gadabından kaçınarak nehy-i münker etmede. Osman (r. isteği günahları ve dünyâyı terk ve rıza üzerine olmaktır. Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medine’de bulunan fakîrlere.

Ayrıca takdir-i ilâhiyyeye gösterdiği tam rızadan dolayı da “Mürteza” denilmiştir. cesareti eşsizdi. fedâil-üs-sahâbe 6) Kâmûs-ül-a’lâm cild-4.): “Önce bir babama danışayım.a.) iltifat buyurarak söylediği “Ebû Türâb”dır. . 976. Buna mukabil geliri azdır. melekler onu korur.) damadı ve dördüncü halîfesidir. Allahü teâlâ onu Cehennemden korur.a. ortağı yoktur. sh-254 5) Müslim. Ali Cennetle müjdelenen on sahâbîden dördüncüsü ve Ehl-i beytin birincisidir. 48. bu sırrı kimseye söyleme!” buyurdu.v. bana İslâmı arz eyle” diyerek müslüman oldu. 43. kabul edilmeyen doğru görüş. 368 10) Savâik-ul-muhrika sh-104 11) Târîh-ül-hulefâ sh-138 12) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1.v. evine bereket iner.a. içinde namaz kılınmayan mescid. şeytanı düşman bilip. 40 (m. Resûlullah ona “İslâma gelmezsen. Seni bu dîne davet ederim. “Allah’ın arslanı!” diye tanınmıştı. sıratı parlak şimşek gibi geçer.87 - . Müslüman olması şöyle olmuştur: Daha on yaşında iken. Allahü teâlâ kalbini yumuşatır. 26. her türlü takdirlerin üstündedir. Her birimiz bir oğlunu alalım”. Peygamberimizin (s. Hayatının sonuna kadar Hz. 579) senesinde Mekke’de doğdu. sh-55 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. muhabbetlerine mazhar olduğundan dolayı kendisinde harikulade meziyyetler tecelli edip durmuş. Resûl’ün yanından hiçbir suretle ayrılmamış. sh-210 4) Târîh-ul-hamîs cild-2.a. 724. 209. “Bu nedir?” diye sordu Resûl-i Ekrem (s. Ali. sh-69 15) Buhârî fedâil-üs-sahâbe 16) İzâlet-ül-hafâ cild-1.a. Hz. Hadîce’nin beraber namaz kıldığını gördü. On şey çok zayi olmuştur. 329. Resûlullahın huzuruna gelerek “Yâ Resûlallah.): “Ey amca. O sıralarda Mekke’de bir kıtlık hüküm sürdüğünden Peygamber efendimiz (s. Sual sorulmayan âlim. 665. Peygamberimizin (s. Şecaati.” “Beş vakit namazı vaktinde devam üzere kılana dokuz şey ikrâm edilir.v. 1055 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2. Hz.): “Bu Allahü teâlânın dinidir. Resûl-i Ekrem’in tâlim ve terbiyesinde yetişmiş. Hz. işlerin takdirle olduğunu bilip. Küçük yaşta müslüman olmuş ve Nebîyy-i zi-Şân’ın yüksek nazarlarına.v. binilmeyen vasıta. metaneti. amel edilmeyen ilim. çok fedâkâr idi. içinde âhiret yolculuğu için azık edinilmeyen uzun ömür. Hiç puta tapmadan müslüman olduğu için “Kerremallahü vecheh”. Allahü teâlâ birdir. okunmayan mushaf. Allahü teâlâya inanıp dünyâ ile rahatlayana. Çocuklar arasında ilk defa Muhammed aleyhisselâmın Peygamberliğini tasdîk edenlerdendir. 660)’da şehîd edildi. Onun Resûl-i Ekrem (s. Lât ile Uzzâ isimli putları terk etmeni emrederim. O yüce irfan hazinesinin feyzinden kana kana içmiştir. ailesi kalabalıktı. 306.) uğrunda gösterdiği fedâkârlık ve O’nu kendine tercih etmesi. bedeni sağlam olur. 19. ahlaken vârisi olmuştur. Bir künyesi de Peygamberimizin (s. Resûl-i Ekrem’in ilmen. hiç bir vakit haddi aşmazdı. yüzünde salihler siması olur. Namazdan sonra. infâk edilmeyen mal. Allah onu sever. sh-462 14) El-İstiâb cild-3. ALİYYÜL MÜRTEZA: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden.a. 18. daima meclislerinde bulunmuş. Aile geçimindeki yükünü hafifletelim. amcası Ebû Tâlib tarafından kabulü ile Hz. 982. sh-3124 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-43. Ali (r. Ona yardımcı olmak lâzımdır. kullanılmayan silâh. 21.“Ölümü bilip gülene.v. Ali beş yaşından itibaren Resûlullah ile yaşamış. kardeşinin çoluk çocuğu çok olmakla masrafı da çoktur.v.a.) ile Hz. Allahü teâlâ “Onlar için korku ve üzüntü yoktur” zümresine onu ilhak eyler.” diye cevap verdi. Kur’ânın zevkine doyulmazdı. istediği olmayınca üzülene. Onu can kulağıyla dinlemiştir. sh-245 HZ. Hz. 58. sh-451 9) Eshâb-ı Kirâm sh-9. Ali. 15. sh-53 3) El-A’lâm cild-4.) amcası Ebû Tâlib’in oğludur. Hicret’ten yirmiüç sene önce (m. Künyesi Eb’ül-Hüseyin’dir. hesaba inanıp mal toplayana.” dedi. sh-57 13) El-Îsâbe cild-2. Cehenneme inanıp günah işleyene. kahramanlığı ve çok cesur olmasından dolayı “Kerrâr” “Esedullah-il gâlib” lâkabları verilmiştir.). Ali’nin babası Ebû Tâlib’in. Güzel ahlâkın canlı timsali idi. 44. 460. teklifinde bulundu. Hz.a. Müslüman olanların üçüncüsüdür. geliri az. dünyânın fani olduğunu bilip ona rağbet edene. amcası Abbas’a (r. Ali ertesi sabah. dünyâyı isteyenin içindeki zühd ilmi. ona itâat edene çok şaşarım! Eğer gönüller manevî pisliklerden temiz olsaydı.a.v. bir gün Resûlullah (s. Bu teklifin.” 1) Hilyet-ül-evliyâ cild-1.

Yolda. Ali. Ali oturdu. Hak teâlâ’dan hicret emrini aldığı zaman. “Resûl-i Ekrem’de kimin hakkı var ise. Akşama doğru. Tekrar hâne-i se’âdetin mübârek yüklerini kaldırıp yola koyuldu.s. Hz. o zaman henüz îmân etmemiş olan Mikdâd bin Esved. Ali’nin de Resûl-i Ekrem’in yatağında yatacağı. Hz. Hz. Yoluma çıkan olursa cenk ederim.)’a “Kafirler belki bir anda.a. mübârek iki eliyle.) yatağında gördüler. Resûlullah’ın (s. Kararım kat’îdir. Hak teâlâ. buna mâni olmalıyız”. Kâfirler aramak için dışarıya çıktılar. yarın inşâallah Resûl-i Ekrem’in evindeki eşyayı götüreceğim. Bir zaman sonra Resûl-i Ekrem evinin. Sonra Hz. Kureyş kâfirlerinin toplandıkları yere gitti. Resûl-i Ekrem’in evlerindeki emânetleri yerine ulaştırmak için ve Mekke’de kalan Eshâb-ı kirâm üzerine vekili oluyordu. “Amcacığım. Ali’nin yolunu kestiler. şeytân dahil bütün kâfirlere bir uyku verdi.a. Bir diyeceğiniz var mı? Ben burada iken söyleyin” buyurdu. Kum tepesinin üzerinde zırhlara bürünmüş müşriklerden birisi.” dediler. Ali oradan ayrılınca Ebû Cehil kalktı: “Ey Kureyş’in büyükleri! Muhammed. Ali kılıcı ile müşrikin göğsüne doğru çaldı. Hz. Mel’ûn Şeytan: “Binlerce senedir uyku gözüme girmemişken.” dedi. Ali. Ali’nin kanadı altına sığındılar. Hz. Kuba’da yetişmişti. Resûl-i Ekrem efendimiz bunu haber alınca. Kerbelâ’da canını fedâ edip şehîd olmuştur. iki taraf da birbirine karışmıştı. Ali yükleri indirip bunların üzerine yürüdü. Ali’yi. Şeytan da aralarında idi. Ertesi gün o kadar kâfirin arasında. Hz. Ali’nin yanına geldiler. Mikâil (a. Allah’ın arslanı Hz. Resûlullah’ın (s. Allahü teâlâ tarafından emredilmişti. Hz. müşrikin darbesini kalkanı ile karşıladı ve müşrikin kılıcı kalkana saplanıp kaldı.) bir oğlu. Hak teâlânın izniyle onlara galip geldi.a. fedâkâr amca-zâdesini kucaklamış.Peygamber efendimiz. Ali’nin başucunda. Hiçbir kâfir. Medine-i Münevvere’de. “Kardeşinin oğluna söyle Muhammed’in evini kaldırmasın. Ali’ye bir hatada bulunurlar. Müşrik atından indi ve Hz. yoksa. Kılıcı parlatan “Al buda ben Abdülmuttalib’in oğlundan!” derken müşrikin kellesi. Nevfel hakkında Peygamber efendimiz (s. Ali’yi şehirden dışarı çıkarmayacaklarına karar aldılar.) Kâ’be-i şerîfte devamlı oturdukları makama Hz. Hz. Ali dönüp arkasına baktığı zaman. Ali.88 - . geceleri yaya olarak yürüdüğü bu yolculuğun sonunda Peygamberimizin huzuruna gidemiyecek bir halde idi. Ali. bizzat kendisi teşrif etmiş. Hz. kâfirlere insan suretinde görünürdü. “İnşâallahü teâlâ yarın Medine-i Münevvere’ye gidiyorum. Ali Bedir savaşında birçok azılı müşriki öldürmüştür. bu gece Muhammed’in yaptığı sihirle uyuyakalmışım” dedi.v. Sizler behemehal Ali’nin yanına yetişin?’ buyurdu. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve bahadırlarındandır. İsrâfil (a. Hepsi başlarını eğip hiçbir şey söylemediler. Medine-i Münevvere’ye getirilmesini emir buyurdu. gelsin benden alsın!” diye nida ettirdi. Kâfirler mel’ûna: “Ne biliyorsun?” dediler. Hz. Abbas’a yalvardılar. Hicret gecesi kâfirler.s. Hz. Herkes gelip nişanını söyleyerek emânetini aldı. miğferiyle birlikte yere yuvarlandı. Gündüzleri saklanıp. Şeytan. Hamza’yı gördü. nazik ayakları okşamış. Kâfirlerin her biri şöyle yaparız. Yine bu savaşta Nevfel bin Huveylid ile karşılaştı. Hz. Allah’ın rızâsı için nefsini fedâ eder.v. Mikdâd hazretleri.a. Hz.v. Daha savaşın başlarında mübârezede Velîd bin Ukbe’yi bir kılıç darbesiyle öldürdü.” buyurdu. Hz. O’na yaklaştı. Hüseyin uğrunda. Ali’yi görünce hâline acımış.)’da ayak ucunda oturup duâ ederlerdi. Mekke-i Mükerreme’de kalan Eshâb-ı Güzin. Ali hiçbir söz söyletmeden bir vuruşta yere yıktı. Ali.) şişmiş olan ayaklarından kanlar akar vaziyette. Hz. Resûl-i Ekrem bunların hepsini Hz. Hz. Hak teâlâ. Sabah oldu. Ali. böyle yaparız.v. Mescid-i Nebevî’nin inşaasında çok çalışmış. Ali ile vuruşmaya başladı. o hak yolunda binlerce meşakkate katlanmış olan narin. Ebû Bekir ile beraber evden çıktılar. yoksa aramız açılır”. Abbas. Resûlullah’ın saâdethâneleri Mekke’de olduğu müddetçe Hz. Ali’nin bu fedâkârlığı üzerine: “İnsanlardan öyleleri vardır ki. Resûlullahın bütün gazvelerinde bulunarak.a. fevkalâde gayret ve kahramanlıklar göstermiştir. evi burada olduğu müddetçe bize düşmanlık etmez. Ali’ye emânet etmişti. bizzat sırtında taş ve toprak taşımıştır. Hz. Başta Bedir.) buyurdu ki: “Yâ Rabbi! Nevfel bin Huveylide karşı bana yardımcı ol! O’nun hakkından gel!” diye . Hamle sırası Hz. Zırhını enlemesine biçince müşrik titredi ve sarsıldı. Sa’d bin Hayseme’yi şehîd etmişti. Mikâil ve İsrâfil (a. Hz. dediler. dediler. Bir zaman sonra (mel’ûn) Şeytan uyandı. Ali o esnada arkasında bir kılıcın parladığını ve şakıdığını görünce başını eğdi. kendisine afiyeti için duâ buyurmuştu. sevgili. Hz. Mikdâd bin Esved’in (r. Bunun üzerine bütün kâfirler Resûl-i Ekrem’in evine hücum ettiler.) saâdethânelerinin etrafını sarmışlardı. Uhud ve Hendek harbleri olmak üzere. Bunlar uykuda iken Resûl-i Ekrem. “Geri dön. Hz. Resûlullah’ın (s. Derhâl cân-ı gönülden kabul edip Müslüman oldu. Hz. Yüksek sesle: “Vay! Muhammed kaçtı. Ali’nin sözlerini Kureyş kâfirlerine söyleyince canları sıkıldı.a.v. Ali’nin korkusundan Eshâb-ı kirâmın hiçbirine eziyyet edemedi.) Hz. Ali de orada kaldı. Bütün emânetlerini sahiplerine teslim etti. Hz.” âyet-i celîlesinin nazil olduğu rivâyet edilir. seninle cenk ederiz. Kureyş’den dört beş kişi atlı olarak Hz. Ali’ye söyledi. Hatta Hz. dedi. Böylece Hz. Hz. Hz.s. Hz. Abbas bu sözleri Hz. Ali. Göğsüne çıkıp imâna davet buyurdu. Bu iki büyük melek. Ali’ye gelmişti. Ali “Bilmem” dedi. Resûlullah’a (s. Hz. Ali. Hz. Ali’nin karşısına çıktı. Hz. Resûl-i Ekrem’in saâdethânesindeki eşyaları toplayıp yola koyuldu. Resûl-i Ekrem’in nerede olduğunu sordular.

insanlığın iyiliğini düşünerek yapardı. Merhab’ın tepesine öyle bir kılıç indirdi ki. Hz. Resûlullah (s. uzun boyundan endişe etme. Hayber kalesinin fethinde. Hz. Hz. Hz.a. Amr: Yâ Ali! Sen henüz gençsin. kızıştığı zamanlarda. Amr’ın önüne vardı. Başını. Bu. Artık işi bitti. Hz. Ali. kerem. Bu dinin emirlerindeki büyüklüğü anlayan müşrik hemen müslüman oldu. merhamet ve diğer yüksek fazîletleri öğülmüştür.)ın başlarını keserim. Bu savaşta. “Biraz önce seni. Onun heybetinden. her yaptığı işi. Buna rağmen çok cömert.) tekbir getirip: “Ali’nin Amr bin Abdûd ile bir kere karşılaşması. gelip çatan harplerin tutuştuğu.v. Bu şiir Merhab’a o gece gördüğü rüyayı hatırlattı. alçak gönüllü idi. Ali’ye doğru yürüdü. Ali de atından indi. Bir gün Eshâb-ı kirâmdan bir zümre gazâ için yola çıkmışlardı. Amr bin Abdûd’un önüne yiğitçe. bunun şerrinden kurtulmaları için duâ ediyorum” buyurdu.” dedi.” dedi. Mekke’i Mükerreme’ye gitmendir” buyurdu.) Nevfeli öldürdüğünü haber verdi. servet sahibi değildi. Yüzüme tükürünce.a. Ali. çok kerîmdi. Ali: “İkinci isteğim bu iki kuvveti hallerine bırakıp. Nefsimin isteğine uymamak için vazgeçtim. Ali şecaat ve kahramanlığı ile tanınmasına rağmen. Hz. Ali’ye vermiştir. Sevgili kerîmesi (kızı) Hz. Merhab’la karşı karşıya geldiğinde. Hz. Hendek savaşında da müşriklerin en azılıları ile savaştı.v. niçin öldürmediğini sorunca. Birçok harplerde Resûlullah (s. Hz. ordu başkomutanlığı yapmıştır. Allah için öldürecektim. Ali’nin yüzüne tükürdü. Resûlullah (s.duâ etmişti.v. Hz. Çok cesurdu. Kılıcını kuşandı. Ali.v. İbn-i Esir’in rivâyetine göre Hz. kendi nefsim için öldüreceğimden korktum. Ali.) tarafından Ehl-i beytin muhafazası için Medine’de bırakılmıştır.v. Hz. Ali. atından inip Hz. Ali’yi çağırdı. Müslümanlardan kimse Amr’ın davetini kabul etmedi.a. Amr “Evet öyle söz verdim” dedi. Ehl-i sünnetin gözbebeği. Bunun üzerine Hz. Merhab’ın başına inen kılıncın çıkardığı ses o kadar fazla idi ki. Hz. kılıç. Ali.) O’nu çağırtarak gözlerine üfledi ve şifa bulması için Allahü teâlâya duâ etti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem. düşmanlarıyla döğüşürken onlara acır ve haddi tecavüz etmezdi. Hz. Peygamber efendimiz. Yedi kere böyle oldu. adalet.” dedi. diyerek geriye dönmüş gelirken. Pek çok hadîs-i şerîflerde meth edilmiştir. Aliyyü’l-Murtazâ’yı (r. kâh kılıçla vurup yere sermişimdir” diyerek müslümanlardan er diledi. yahudilerin meşhûr pehlivanı Merhab: “Hayber halkı iyi bilir ki: Ben. Hiç olmazsa birini kabul et”. başka ne istiyorsun?” dedi. Hz. Birbirlerine hamle ettiler. Sonra Peygamber efendimize (s.) efendimiz.” buyurdu. Ali: “Ey ahmak! Benim başımı kesmeden onların başını nasıl kesersin?” buyurdu. “Ben O’yum ki: Anam bana Haydar (Arslan) adını takmıştır! Ben. ümmetimin kıyâmete kadar olan ibâdetinden hayırlıdır.89 - . Resûlullah (s. Hz. kılıcımı al. Senden iki şey isteyeceğim. Bir harpte düşmanını altına almış. Savaşlarda düşmanlarının ölümüne bile acırdı.a. buyurdu. Ali’nin gözlerinde bir ağrı sızı kalmadı. Ali’ye fırlattı. Ali hakkındaki iltifât-ı Nebevînin en yüksek bir nişanesiydi. Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Rabbi! Ali’yi bana tekrar göstermedikçe beni öldürme!” diye duâ bu. Hz. Muhammed (s. cömertlik. Yemen savaşında.a. Ali: “Biliyorsun ben Kureyşdenim. “Allahü ekber” diye tekbir getirdi ve “Allahü teâlâ O’nun hakkında duâmı kabul etti” buyurdu. Ömer ve Osman (r. kalenin kapısını koparıp. O’nunla evlendirmişti. Ali’nin bu sözü üzerine Amr. Ali. Ali hemen geri dönüp Amr’ın başını kesti. “Yâ Amr! Duydum ki sen Kâ’be’nin karşısında ahd etmişsin ki.v. Sizi. Hz. Bedir savaşına katıldığında 25 yaşında idi. Hayber karargâhında bulunan Ümm-i Seleme “Merhab’ın dişlerine kadar inen kılıcın sesini ben de işittim” demiştir. heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir.) olduğunu ikrâr ve tasdîk etmendir”. ikiye ayırdı. tepeden tırnağa kadar silâhlanmış. Hz. Ali atına bindi.a. Birinci isteğim. kılıcı ile boğazlamak üzereydi. Amr. Ali’nin gözleri ağrıyordu. dünyânın tadını almamışsın. kendi kopmuş bacağını Hz. Son derece mütevazı. o gün yahudilerin en namlı kişilerinden sekizini öldürmüştür. Bedir savaşında müşriklerin başlarını ağaçlardan meyva düşürür gibi düşürüyordu.a. Rüyasında kendisini bir arslanın parçaladığını görmüştü. cesaret ve kahramanlığı denenmiş Merhab’ımdır. Ali bir fırsatını bulup. Hakkında birkaç âyet-i kerîme nazil olmuş. var gücü ile Hz. Altındaki düşman. Ali sadece Uhud gazvesinde onaltı kılıç darbesi almıştı. senin elinle Müslümanların. yalnız Ebû Bekr. Kureyş’den bir kişi senden iki şey istese birini yaparmışsın. Bu savaşta Hz. onun bu savaşta kılıcıyla önce bacaklarını sonra kafasını kopardı. huzuruna oturttu: “Yâ Ali! Benim atıma bin. ben senin başını kesmek istemem.a. Amr: “Bunu kabul etmiyorum. müslümanlara büyük hizmet etti. Fâtıma’yı. Yine hiçbir müslüman çıkmadı. Ben” Hak teâlâ’dan sana yardım etmesi için.a. O anda düşmanı. Ali de bunların arasında bulunuyordu. Avını gözetliyerek giden bir arslan gibi.” buyurdu. Bir daha meydan okudu. Merhab’ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini kesti. Amr “Bunu kabul ettim. Hz. buyurdu. Bedir’de ayrıca Âs bin Sa’îd’i de katlederek. Tebük harbinde bulunmayıp. geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir” diye şiir söyleyerek Merhab’ın karşısına dikildi. Amr’ın uyluğunu bir kılıç darbesiyle kopardı. kükreyerek geldikleri zaman aslanları bile kâh mızrakla. Amr bin Abdûd adlı müşriklerin en azılılarından biri. Muharebenin iyice şiddetlendiği yirmiikinci gün. Hz. Allah’ın birliğine ve Resûlünün Hz. sancağı Hz. “Ben Allahü teâlânın yardımı ve Resûlünün duâsı ile senin başını kesmek isterim” buyurdu. cesaretle var. Hendek kenarlarına gelip meydana er istedi.) efendimiz. Çok şefkatli ve merhametliydi. Yedincide Resûlullah (s. kalkan olarak kullanmıştır. Hz. Ali. Ben. Bunun üzerine öldürmekten vazgeçti.) pek çok severdi. ormanların.v. kerâmetler hazinesi ve evliyânın reisidir.

Hacc-ı Ekberln. hiç birinde Hz. Kur’ân-ı kerîm lisânına herkesten daha ziyâde âşinâ idi. müttekîleri severdi. Ehl-i beytten olması sebebiyle. hem de Sahîh-i Müslimde vardır. Hudeybiye anlaşmasını da o yazmıştı.) Eshâb-ı kirâm arasında iki defa kardeşlik akd edilmesini buyurdukları halde. Nerede olursa olsun hakkı. Eshâb-ı kirâm tasdîk ederek “Evet yâ Resûlallah! Öylesin”. dünyâda ve ahirette benim kardeşimsin” buyurdu. Yâ Rabbi. Ali. Kitâbullah’dan bana sorunuz. Resûlullah (s. Ali’nin nezih ruhu idi. Bir hadîs-i şerîfte de Aliyyü’l-Murtazâ’ya hitaben: “Seni ancak mü’min olan sever. Hz. bunu bana Resûlullah haber vermiştir” diye mukabelede bulunmuştu. Halledilemeyen konular ona havale edilirdi. hakikatlerine herkesten daha ziyâde vâkıftı. Bundan başka 9 hadîs-i şerîf Buhârî’de. Ali’nin “Beni unuttunuz mu?” suâline Peygamberimiz “Sen. diye söyle)” buyurdu. fevkalâde belîğ. Eshâb-ı kirâmın en büyük fıkıh âlimlerinden idi.v. Mübârek sözlerine devamla: “Yâ Rabbi! O’na düşmanlık edene düşmanlık et. bundan sonra ben asla iki kimse arasında hüküm vermekten şüpheye düşmedim.v. Hasan ve Hüseyin’i (r. 15 hadîs-i şerîf Müslim’de tamamı da Ahmed bin Hanbel’in “Müsned” adlı kitabında vardır. Hâsılı Hz. nazil olduğunu bilmiyeyim!. Resûlullah (s. Ali ile. Ali’dir. i’câzına.a.a. Her nutku bir şaheserdir. sabredilecek şeylerden delil. diline doğruluk ver. O tepede bulunanlar. Ebü’l-Esved diyor ki: “Ben. Kâdılık ahkâmını bilmem” dedi. sana ancak münafık olan buğz eder. İslâmiyetin yayılmasında görülen hizmeti büyüktür.) “Yâ Ali! Benim deveme binip Yemen’e git. Vallahi bir âyet yoktur ki. Sonra Hz. her namaz ve duâda yâd olunurlar. Mübârek elini göğsüne koyup: “Yâ Rabbi! Kalbine hidâyet. Kur’ân-ı kerîm’in belâgatine.a. yakın değil miyim?” buyurdular. Kendisi 586 hadîs-i şerîf bildirmiştir.yurdu. Hz. doğru söylerdi.v. Ali’ye hitaben Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Ali. Peygamber efendimizin sünnetine herkesten daha fazla vâkıf idi. bunun üzerine Arap gramerinin ana hatlarını ortaya koyarak buna mâni olmuştu. İlmin menbaı. Hz. âlîcenâbtı (cömertti). Resûl-i Ekrem’den yayılan feyizlerin nurlarına en evvel kavuşmuş olan Hz. Hz.a.a. Bu hususta herkesin müracaat kapısı idi. Bir gün Kur’ân-ı kerîm’in yanlış okunduğunu duymuş. korkarım ki. Hz.90 - . Hz. hepsi birden îmân ettiler. uğultu koptu. Bu vazifeyi herkesten fazla muvaffakiyetle ifâ ederdi. Irak’a gitme. Hz. dediler. doğruyu ona bildir!” buyurdular. “Yâ Resûlallah! Ben âlim değilim.) O’nun ziyâretine gelmiş: “Yâ Ali.) dönerek: “Ben mü’minlere nefslerinden daha sevgili. bir başkası arasında akd buyurmayınca. Irak’a giderken. Uhud harbinde Eshâb-ı kirâmdan bir çok kişi şehîd düşmüştü. Arap lisânının ilk kaidelerini koyan zât da Hz. Ali.) isimlerinde üç evlâdı olmuştur. Ona yardım edene yardımcı ol. Hasan. kan ile boyandığı zaman nasıl sabır edecektin?” buyurarak mübârek elleriyle onun başını. fasîh konuşurdu.” diye cevap vermiştir. Bu sebepten.v. Ali.” buyurdular. onun efendisidir. Hattâ bir gün hutbe irâd ederken cemâate hitaben: “Sorunuz! Bana ne sorar iseniz. bunlardan biridir. Falan dağdaki tepeye geldiğin zaman üzerine çık. Hz. Abdullah bin Selâm (r. kıyâmete kadar her mü’min tarafından.) efendimize damat olmuştur. Ali’nin Kur’ân-ı kerîme büyük bir vukûfiyeti vardı. benim Ehl-i beytim bunlardır. bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!” buyurdukları bildirilmiştir. ey ağaçlar! Allahın Resûlü size selâm ediyor. Ali oraya gidip selâmı tebliğ edince. Hz. Fâtıma’dan. Ali de: “Evet! Allaha yemin ederim ki. Hz. Resûl-i Ekrem (s.) veda haccından dönerken “Gadîr-Hum” denilen yerde namaz kıldıktan sonra Eshâb-ı kirâma (r. Zamanının en kudretli hatîblerinden biri idi. Bu şerefe nâil olamadığından dolayı me’yûs (üzüntülü) görünen Hz. Peygamber efendimiz onu Yemen’e kadı olarak gönderdi. şehâdet senin arkandadır. beşâret ve kerâmet sayılacak şeylerden almış olur.a. Onu aşağı tutanı zelîl et.v. Dindarları. Halkın seni karşıladıklarını göreceksin. Taşlar ve ağaçlar Resûl-i Ekrem’in selâmına: “Salât ve selâm. Ali de.v. ben onun gecede mi. “Kurban Bayramı” olduğuna dâir olan rivâyeti.). . şu buyurduğun hal benim hakkımda tahakkuk edince o. size cevâbını veririm. hem Sahîh-i Buhârî’de. Ali ile Fâtıma. yeryüzünde bir gürültü. dağda mı. Onun en büyük bir müfessir olduğunda kimse şüphe etmezdi. Hz. o gündeki gibi böyle nefsine bir kötülük geleceğini haber veren bir muhârib görmedim. Allah’ın Resûlünün üzerine olsun” diye cevap verdiler.)’den sonra Aliyyü’l-Murtazâ derecesinde belîğ hutbe tertip ve irâd eden bir zât görülmemiştir. O zaman (Ey taşlar.” diye duâ buyurdu. onun rivâyeti tercih edilmiştir.a.a. hakkında birçok rivâyet olup anlaşılması güç mes’elerde. Bunlardan 20 tanesi. Ali. Ali vahy kâtiblerindendi.. Hz. Resûl-i Ekrem (s. Peygamberin mektûblarını da yazardı.) mübârek abaları ile örterek: “İşte. “Âl-i Nebî” namıyla. Hz. sakalını okşamıştı. Fâtıma ile evlenmiş ve Peygamber (s.” diye buyurmuştu. Resûlullah (s. Ali’nin elinden tutup: “Ben kimin efendisi isem. İşte bu Ehl-i beyt. kaynağı sayılırdı. Bunlar. Onu seveni sev. bu hali görünce.” buyurmuştur. orada vücuduna bir kılıç ağzı isabet eder” demiş. Hüseyin ve Ümmü Gülsüm (r. Ali. Ali buyuruyor ki. fakîrlere yardım ederdi. Hz. Ali de “Yâ Resûlallah. gündüzde mi kırda mı.a.a.

Hz. Ali olmasaydı. Zübeyr. hilâfet işlerinde onun vezirliğini yaptı. Muâviye. Amr İbni zi-Mürr el-Hemadânî şöyle rivâyet ediyor: Hz. suçluların. kendi askerleri arasında bulunan kardeşi Muhammed bin Ebî Bekir ile Medine’ye gönderdi. Hz. Ali ise. Başını birşey ile sarmıştı. iki tarafı muharebeye tutuşturmaya karar verdiler. halife seçildi. geniş göğüslü. Muâviye’nin ordusu ile yüz günde doksan meydan muharebesi yaptı. Talha ve Zübeyr (r.a. güler yüzlü. Ömer’in yolunu tutmuştur. Osman’ın şehîd olmasına sebep olan bütün bu fitnelerin başı olan İbni Sebe. Beyt-ül-mâlı muhafaza yolunda gerekli teşkilâtı kurdu. Her tarafta askeri birer merkez vücuda getirdi. Hasan tarafından yapılmış ve namazı eda olunduktan sonra Kûfe’nin kabristanı sayılan Necef’e defn edilmiştir.Peygamber efendimiz (s. Her iki taraf. geceleyin gizlice iki taraftan birine saldırarak. Hz. Ali’nin İslâmiyetin yayılmasındaki hizmeti büyüktür. halifenin danışmanı ve hâkimliğini yaptı. hükümet idaresinde Hz. ona devlet işlerinde yardımcı oldu ve kadılık (hâkimlik) görevlerinde bulundu.) ile Âişe (r. halifenin emrini dinlemedi. Abdullah İbni Sebe’ye. anlaşma oldu diye rahatça uykuya varınca. Yoksulları Beyt-ül-mâldan geçindirirdi. beş sene süren hilafet zamanlarında sükun ve huzur bulamamış. Bunların üzerine yürüyüp. oğlu Hz. Ali suçluları hemen cezalandırmayınca. Osman’ı şehîd edenlerin cezâlandırılması hususunda Eshâb-ı kirâm arasında üç ayrı ictihâd oldu. Çok hadîs-i şerîf ile övüldü. şehîd oldu. karşı taraftan kırkbeşbin kişi şehîd oldu. “Cemel (Deve) vak’ası” olarak bilinen bu hâdisede Âişe-i Sıddîka (r. Hicretin kırkıncı yılının Ramazan-ı şerîf ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbni Mülcem adlı bir harici tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularak yaralandı. Medine-i Münevvere’de. Hatife. İslâm devletinin merkezini de. Dedim ki: “Ey mü’minlerin emiri! Yarayı bana gösterir misin? Hemen sargıyı açtı. Ortalık kızıştı ve savaş başladı. hem de amel bakımından en yüksek derecede olduğu halde. Son zamanlarında saçı ve sakalı pamuk gibi beyaz olmuştu. müjde sana. Hz. Ali. Hz. gece karanlığında grubu ile birlikte Basralılar üzerine saldırdı. Kûfe olarak tesbit etti. işte bu da Muhammed aleyhisselâm! Yâ Ali. orta boylu. Hz. mâni olmaya çalıştığı halde bir türlü önüne geçemediği elim şehâdet vak’ası üzerine Hicrî 35 yılının zilhicce ayında. Halife olmasında hiç bir itirâz olmadığından icmâ-ı ümmet ile hilâfet makamına geldi. Sahâbîlerden bir kısmı. Hz. Bir daha Medine’ye dönmeyip. Abdullah bin Sebe. Ali hürmet ve ikrâm edip. dedim. Hz. buğday benizli. halîfeye gözükmeden Basra’ya gitmeye.a. diye buyuruyor. ordusundan yedibin kişi ayrıldı. “Yâ Emir-el-Mü’mimîn. Hz. Aişe(r. Gece karanlığında kimse ne olduğunu anlayamadı. Cemel vak’asından bir sene sonra Sıffîn denilen yerde Hz. Ömer’in halifeliğine de bîat edip. Osman’ı korumak için gerekli tedbirleri almıştır. Basra’ya yola çıktı. Karşı taraftan gelen sulh teklifini kabul edince. bu hususta acele edilmemesini. Hz. suçluların hemen cezalandırılmasını. Kendi komiteci arkadaşlarıyla gizli toplantı yapıp. Ali: “Evet sizden ayrılmaktayım” dedi. Kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başlamıştı. Ali. Kûfe’de kılıç darbesini aldıktan sonra huzuruna girdim.anha)’nın ictihâdında olan Basralılarla anlaştılar. Hz. Ali bu vak’adan sonra.) bîat edip. Ali hakkında söylenmiş hadîs-i şerîflerden ba’zıları: . Hz. Memurları murakabe eder. tarafsız kalmayı. Güzel ahlâkın canlı bir timsali idi. Üç gün süren savaş sonunda. Hz. Bu son mübârek vazife. Askerlerinden yirmibeşbin. Elçi gönderip. Hz. Hz. Kûfe’ye gitti. Birşey yok. Medine’de kalmasını emretti. yahudisi. Sakalını muharebe zamanlarında sünnet olandan fazla uzatır ve omuzlarına kadar yayılırdı. Definden sonra. O yıkayıp kefenledi. Baktım. ortalığın durulmasından sonra cezalandırılmasını ictihâd etmişlerdi. Âişe ve Şam’da bulunan Hz.a. Hz. Osman’ın şehîd olmasından evvel. her işin emniyet ve istikamet dairesinde yapılmasını ister. Basra’ya yakın bir yerde ordugâh kurdular. Ömer buyurdu ki: “Şayet Hz. Sakalı sık idi. Osman zamanında fitne. perişan etti. hafif bir yaradan ibaret.anha) esir alınınca.) vefât edince.91 - . İki gün sonra altmışüç yaşında iken. şu içinde bulunduğun halden daha hayırlıdır. Hz. gerek kendisi ve gerekse oğulları Hz. Osman’ın da halifeliğine bîat edip. teveccüh etmekte bulunduğun hâl. İslâm birliğini bozmaya çalışan ve Hz. uzun gerdanlı. Basra’ya bir vali tayin ederek oradan ayrıldı. halka karşı şefkat gösterirdi. Buyurdu ki: “İşte bunlar melelekler ile nebîler cemâati. Allah korkusundan hemen her gün ağlardı. Ali. ne görüyorsun?” diye sordum. yahudîler tarafından başlatılmış ve halîfenin şehîd edilmesine kadar varmıştı. Ali’nin hilâfeti zamanında da devam etti. adaletin tatbikinde dikkatli ve tedbirli hareket edilmesini ve başka bir fitneye sebep olmaması için.” Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadelede bulunduğundan. Hz.anha) Basra’ya gittiler.v. iri yapılı idi. Talha. Hatta Hz.” Hz. Medine’den ayrılırken. Ali. Techîz ve tekfîni. onlarla anlaşmak üzere. Hz. Osman’ın şehâdetini duyunca da oğullarının yüzüne karşı: “Siz yaşarken onun şehîd düşmesine nasıl imkân bıraktınız?” diye büyük bir teessürle hitap etmiştir. Ömer helâk olurdu. Hz. iri ve siyah gözlü. halife seçilen Ebû Bekir’e (r. iki taraftan onbin kişi şehîd düştüler. Ali: “Kızım sükut et! Eğer benim gördüklerimi görecek olsan ağlamazsın” dedi. Hem ilim. ona nasîb oldu. Bunlara “Hârici” denildi.

Allahü teâlâ’ya istiğfâr ederse.92 - . Cenâb-ı Hak: “Yâ Muhammed (a.” “Üzerinde farz borcu olan kimse.) “Âdem aleyhisselâmın hilm sıfatını ve Yûsuf aleyhisselâmın güzel ahlâkını. kıyâmet günü benim yanımdadır.) da geldi.” “Ali’ye bakmak ibâdettir. Ona yardım edene. Ali bin Ebî Talib (r. İçeri gireceği sırada. Ali onlardandır.a.s.” Hz. Çünkü Resûlullah’tan işittim. sonra. Resûl aleyhisselâm Hayber gazâsında.a. Onlara tabi’ olan selâmet bulur.v. Sırat üzerinde benimledir. Onu çok severim. O da cevap verip. abdest alıp namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse (bağışlanmasını dilerse). Resûlullah (s.” “Kızım Fâtıma’yı Ali’ye vermeyi. gir dedi.“Allahü teâlâ bana dört kişiiyi sevmemi emretti. Hz. erkeklerin en iyisine verdim” buyurdu. Ebû Bekir: Ben.) kızı Fâtımat-üz-Zehrâ’yı sana verdiği gün “Kadınların en iyisini. Hz.a. Çünkü Resûlullah (s. benim sülâlemi de Ali’den yaratmıştır. önce gir yâ Ali! Resûlullah’a daha yakın sensin. Nisâ sûresi 109. Hz. Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir. “Bu bayrak Melik-i Gâlibin Ali bin Ebî Tâlib’e hediyesidir.a. Rabbim bana emr eyledi. Allahü teâlâ.” Bunlar kimlerdir? denildikte.” “Ali bendendir. erkeklerin en iyisine verdim. Cennette sabah yıldızı gibi parlar. “Ümmetimden Ebû Bekir’den daha üstün bir kimsenin üzerine güneş doğmadı” buyurdu.) rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır: “Günah işleyen biri pişman olur.” Eshâb-ı kirâm birbirlerini çok severlerdi. Hz. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem. Resûl aleyhisselâm “Cennetin kapıları üzerinde “Ebû Bekir Habîbullah” yazılıdır buyurdu. Çünkü Allahü teâlâ.a.) Resûlullah’ın (s. Ali’ye.a. “Ali onardandır. Selmân’a ve Ammâr’a. Hz.” buyurdu. Ebû Bekir: Ben. Hz.” buyurdu.) Ebû Bekir Sıddîktır” buyurdu. Ona sıkıntı vermeye uğraşanın kendisi perişan olur.) “İbrâhîm aleyhisselâmı görmek isteyen Ebû Bekir’in yüzüne baksın”. Ali onlardandır ve Ebû Zer.” “Kadınların en iyisini. Ali iyilerin rehberidir. aşağıdaki uzun konuşma oldu: Hz. Ebû Bekir: -Senin önüne nasıl geçebilirim? Çünkü.a.v. o şehrin kapısı Ali’dir. Cennet üç kimseye âşıktır.a.” “Ben ilmin şehriyim. Bu kimse kazasını ödemedikçe. buyurdu. Ebû Bekir: -Sen.” “Ehl-i beytim. âhirette de benim kardeşimdir.)” “İmânın alâmetleri vardır: Birinci alâmeti Ali’yi sevmektir. Çünkü. Ali: Ben senin önüne geçemem. Resûlullah (s. Allahü teâlâ her peygamberin sülâlesini kendinden.” “Ali. Mikdat ve Selmân’dır.v. Ben de. Allahü teâlâ Onu sever. yardım edilir.v. boş yere zahmet çekmiş olur.” “Münâfıkların kalbinde dört kimsenin muhabbeti toplanmaz: Ebû Bekir. Çünkü.” “Ali. her hayırlı işte ileri olan. pişman olup. Ebû Bekir: (Geri çekilip) Yâ Ali! Sen buyur. Ali: -Senin önünden giremem. Hz. onun nafile namazlarını kabul etmez. Hz. Allahü teâlâ’yı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur) buyurmaktadır. her iyilikte önde olan.a. Ali’yi inciten beni incitmiş gibidir. . herkesi geçen sensin. Hz. Ali’nin (r. Olmayan helâk olur. Havuz ve kevser yanında benimledir.) Hayber’de: “Yarın sancağı öyle bir kimseye veririm ki. Onu bütün mü’minler sever. Ali: -Yâ Ebâ Bekir! Sen önce gir ki. Bir gün Ebû Bekir Sıddîk (r. Resûlullah (s. Ben de onları seviyorum. Hz.s. kazasını kılmadan nafile kılarsa. âyetinde: (Biri günah işler veya kendine zulm eder. Allahü teâlâyı görürken benimledir. Ömer. “Ali. bayrağı sana verip. senin önüne geçemem! Resûl (a. senin önüne nasıl geçebilirim ki.v.) evine geldi. Ali: Ben senin önüne nasıl geçerim. Ali: -Senin önünden geçemem çünkü. Cennette benimledir. dünyâda da. ben de ondanım.) Peygamberimizden (s. aralarında.a.) “Yâ Rabbi! Beni en çok seven ve Eshâbımın en iyisi kimdir?” dedi. Allahü teâlâ o günahı elbette affeder. Osman ve Ali (r. görmek isteyen Ali Mürtezâ’ya baksın” buyurdu.v.

dilediğini Cehenneme göndersin der. Ebû Bekir. ne güzel babadır. düşünür. Ali: -Senin önünden gidemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben ve Ebû Bekir.“Allahü teâlâ. benimledir. kapıda böyle konuşurlarken. Fâtıma bunun kökü. Cennet Meleklerinin reisi olan Rıdvan adındaki Melek Cennete girer. Cennetin anahtarını getirir.” buyurdu. Çünkü.” Hz. Hz. benimledir. Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ebû Bekir’in imânı. Ali. Cennette. Bilâl-i Habeşî’yi. ikinizi sevenlere de.a.a.a. Hz. Peygamber efendimiz (s. Ali: -Senin önüne geçemem! Çünkü. kadınların üstünü. Ali: -Senin önüne nasıl geçebilirim. Havz ve kevser yanında.v. Sırat üzerinde benimledir.v.). Fâtımatüz-Zehrâ’dır.v. istediğini Cennete. Hicrette bana yardımcı oldu. Hz. Sözün doğrusunu söyler. Hasan ve Hüseyin. Ebû Bekir Sıddîk dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben. fukara ve muhtaç olanlara yardımı severdi. Ebû Bekir: -Senin önüne nasıl geçebilirim? Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben ilmin şehriyim.” buyurdu. Çünkü. Ali bir güzel ata bindirilir. Ali: -Senden önce giremem. ey Cennet! Senin dört köşeni. Muâviye. Ebû Bekir’in bütün kusurlarını af etsin.Hz. Ali de dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben de Ebû Bekir kardeşimin düşmanlarına şefâat etmem ve başını kılıç ile bedeninden ayırırım.) bu iki sevgilisi.” Resûlullah’ın (s. Hz. Yâ Muhammed! Cennetin ve Cehennemin anahtarlarını.” Hz. bunun kapısıdır. Allahü teâlâyı görürken. Cenâb-ı Hak buyurur ki: Yâ Muhammed aleyhisselâm! Senin baban İbrâhîm Halil. Ebû Bekir Sıddîk’a ver. kendileri içeriden dinliyordu. meyvesidir. Biri. Resûl aleyhisselâm: “Yâ Ebâ Bekir! Sen benim.) artık içeri girin! Cebrâil aleyhisselâm gelip dedi ki. bu Ali bin Ebî Tâlib’tir buyurur. birlikte Resûlullah’ın (s. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Allahü teâlâ. Ebû Bekir (r. hiçbir vakit onu aldatamadı. Tekrar bir olacağız” buyurdu. Çünkü O. bütün mü’minlerin imânları yekûnu ile tartılsa. Hz. Biri. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Ali kıyâmet günü benim yanımdadır. Bana verir.a.” Hz. Allah’dan korkanların üstünü Ali’dir. Ali dedi ki: “Altıyüzbin nasî.a. Üçüncüsü.a. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü. benimledir. Resûl aleyhisselâm: “Ben bir ağaca benzerim. Hz. Çünkü. Ebû Bekir: -Senin önünden giremem. Resûlullah efendimiz: . Hz. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü. Ebû Bekir: -Senin önüne geçemem. buyurdu: Hz.” Hz.” Hz. ibadet eder ve ağlardı.) huzuruna girdiler. Hz. Peygamberlerin üstünü Muhammed’dir. Hz. her davayı hakkaniyetle hallederdi. Hz.” buyurdu. yerdeki ve yedi kat göklerdeki melekler sizi dinlemektedir. bir topraktanız. Ali Hakkında: “Hz. Ali’ye buyurdular ki: “Yâ Ali altıyüzbin koyun mu istersin. gecenin karanlığında mescidin mihrabına gelir. kızı Âişe’yi bana verdi. bu hangi Peygamberdir? derler. dünyâ.” demiştir. Kendisi dünyâ ziynetlerinden ve şatafatlarından nefret eder. Ali’nin sözünü kesip içeriden buyurdu ki: “Ey kardeşlerim Ebû Bekir ve Ali! (r.).s. Cennete girin!” Hz. gövdesi. yüzbinlerle rahmet etsin ve düşmanlarınıza da. Dindar ve muttaki olanlara. Hepiniz. dört kimse ile bezerim. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Sekiz Cennetten şöyle ses gelir: Ey Ebû Bekir! Sevdiklerinle birlikte gel.s. Hz. Dördüncü köşesindeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir.). yüzbinlerle lanet olsun!” buyurdu.) gelip. Ali: -Senin önünden nasıl yürüyebilirim? Çünkü Resûl aleyhisselâm “Ben sâdıklığın şehriyim. Ali Cennet hayvanlarından birine binmiş olarak gelir. gören gözüm ve bilen gönlüm yerindesin!” buyurdu.): Ben. Ali: -Senin önüne geçemem! Çünkü. Ali: -Senin önünden nasıl girebilirim? Çünkü. (a. Ebû Bekir: -Senin önünden gidemem! Çünkü Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Allahü teâlâ. Ali kardeşimin düşmanlarına şefâat etmem. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Kıyâmet günü.93 - . Allahü teâlâ yanındaki kıymetinizi anlatamazsınız” ikisi bir birine sarılıp. Ali son derece âlîcenâb bir insandı. ikinize de yüzbinlerle rahmet etsin. Sonra Cebrâil (a. Ali (r.” buyurdu. senin düşmanlarına Kevser havzından su vermem. ilim ve hikmetin feyyaz bir kaynağı idi. Ebû Bekir. Ebû Bekir -Senin önünden gidemem! Çünkü. Senin kardeşin Ali bin Ebî Tâlib ne güzel kardeştir. Görenler acaba. buyurdu. Şeytan. Ali bunun kapısıdır. benim için alıp âzâd etti. Hz. Ebû Bekir’in imânı ağır gelir. Kıyâmete kadar birbirinizi övseniz. Ali de: Ben senin düşmanlarını sırat üzerinden geçirmem. Allahü teâlâ. yahut altıyüzbin altın mı veyahut altıyüzbin nasîhat mı istersin?” Hz.

Ali (r. Hz. Resûl-i -Ekrem: “Tekrar size kötülükte bulunursa. Resûl-i Ekrem. kitabında zikr edilenlerden eyledi?” buyurdu. bir kısmı ile kendileri ikindi namazını kıldılar. Hz. Hz.) sonra Hz. Ali (r. İçtiler.” dediler. Hz. Ali Sıffîn harbine giderken. Cerrâh: “Sana aklı gideren. Hz.a. Allahü teâlâya yaklaştıran sebep ve vâsıtaları ara! 6. Ali’ye “Yâ Ali! Sen birisine iyilik etsen. sen amelinin çok olmasına değil. Ümmü Seleme.) rahibe: “Sen bu yaşa kadar kendi dinini yaşamışsın.a.a. namaza durunca çıkarın” buyurdu.) namaza durunca âlem altüst olsa haberi olmazdı.) o taşı yine yerine koydu. Ali duâ buyurdu. bayıltan ilaç vermeli ki ancak o zaman demir çekilir.a. Cerrâh: “Evet çıkardım. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken. Hz. Habîbullah güneşe emir buyurdular. beni unutulmuşlardan değil. Herkes çok amel işlerken.) zaman-ı şerîflerinde idi. Hz. dünyâyı imâr ederken. Peygamber efendimiz. Üzerinde bir taş vardır. Biz kitaplarımızda okuyoruz. sen dinini imâr et. dine uygun kazan. altıyüzbin nasîhata uymuş olursun. dine uygun yaşa. yolda susayan askeri için. dedi. sen Allahü teâlâyı hatırla. Ali’nin Eshâbı korktular. Yani farzlardaki rükünleri. namaza giderken şehîd etmeği tercih etmişti. Esma binti Umeys (r. müstehabları ifâ et! 2. bunun ağrısına tahammül edilemez” dedi.” Resûlullah’tan (s. Hz. . Yoksa. Cerrâh da Emir Hazretlerinin mübârek ayağını yarıp demiri çıkardı. Bu yüzden okun demirini çekemediler. Ali’nin dizine koydu.a. Eshâb-ı kirâm: “Tekrar iyilik yaparız. Ali’nin bu hâlini bildiği için. İkindi namazı vakti idi.) halîfesiyim” buyurdu. vâcibleri. Tesbih. aldılar götürdüler. Râhib elini ver ki müslüman olayım dedi. dine uygun harca! 3. Cerrâha gösterdiler. ne yaparsınız?” buyurunca “Eshâb-ı kirâm başlarını aşağı indirdiler. halkın rızâsını gözetirken. Sultan-ı Kâinat efendimiz vahyin ağırlığından kurtulunca: “Yâ Ali! İkindi namazını kıldın mı?” diye sordular. Ali geldi. “Herkes nafilelerle meşgul olurken. Hz. Derler ki: Bir harbde mübârek ayağına ok gelmiş. Râhib: “Ey Emir’ül-mü’minin. İbni Mülcem. Allahü teâlâ.a. Birgün Eshâb-ı kirâm Resûlullah’dan (s. Sonra korkunç bir ses çıkararak battı. arzuma kavuştum ve yıllardır beklediğim şeyi buldum” dedi. Ali’yi çok sevmelerinin sebebini sordular. O kilisenin rahibi bu hali oradan gördü.a. demir kısmı kemiğe işlemişti. Ali’nin huzuruna geldi.” Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki: “Şu altı nasîhata uyarsan. Sonra: “Allahü teâlâ’ya hamd olsun ki. Yani din ile meşgul ol.) rivâyet ettiler. huzurlarında Hz. Hz. Hz. O taşı Peygamber veya peygamber vârisi kaldırabilir.hat isterim. Güneş geriye dönerek dağın üzerinde durdu. burada bir pınar vardır. Hemen aşağı inip.a.” 1. o sana kötülük yapsa. Emir’ül-Mü’minîn bu sözü işitince ağladı. Ali’yi çağırmaya gitti. Beraberindekilerin.a. Herkes dünyâ ile meşgul olurken. Sen Peygamber misin? diye sordu. Senin bu taşı kaldırdığını görünce. sen kendi ayıplarını ara.a. Hz. Ali olduğu halde evlerinde idiler. Ali gelmeden Eshâbına: “Ey Eshâbım! Siz birisine iyilik etseniz.” buyurdu. sen ne yaparsın!” buyurdular. altından leziz su çıktı. sen Hakkın rızâsını gözet. o size karşılık olarak kötülük yapsa ne yaparsınız?” buyurdular. Yarayı sardı. Ali için güneşi iki kere batarken geri çevirmiştir. Herkes. Hz. Güneş batıncaya kadar kaldıramadı.) vahy getirdi. Hz.) Allahın Resûlü olduğuna ve senin de Resûlün vârisi olduğuna şehâdet ederim dedi. Hak teâlâ güneşi geriye getirdi. Namaz vakti geldi. Câbir bin Abdullahı’l-Ensârî ve Ebû Saîdi’lHudrî (r. Allahtan başkasının ibâdete hakkı olmadığına.) namazını oturduğu yerde imâ ile kıldı. Ali: “Hiç farkına varmadım. sünnetleri. Resûl-i Ekrem “O kimse yine size kötülük yaparsa ne yaparsınız?” buyurdular. Ali Bâbil’e giderken Fırat nehrinden geçmek icab etti. su bulamayınca. biraz sabredin. Bunlar ikindi namazını kılamadılar. “Hayır ben son Peygamber Muhammed bin Abdullah’ın (s.v. bu kiliseyi. Resûl-i Ekrem’i rahatsız etmemek için yerinden kalkmadı.) Hz.) diyor ki: “Güneş ikinci defa batarken testere sesi gibi bir ses işitildi. Kendi ayıplarınla meşgul ol! 4. birçoklarının kaldıramadığı bir taşı tek başına kaldırdı.s. Habîb-i Ekrem. namaz vakti gelsin. tehlîl ve istiğfâr ettiler. 5. Ali. Hz. Hz.a. namazını bitirince cerraha: “Demiri çıkardın mı?” buyurdu. Âlimlerimizden de duyduk ki. zînetlendir.v.v. Ali: “İyilik yaparım” dedi. sen farzları ifâ et. Herkes halka yaklaşmak için vâsıta ararken. Ali (r. Ali imâ ile kıldım. Ali namazını kıldı.v. Ali namaza başladı.94 - . Rahib. Cebrâil (a. Güneş battı. ihlâslı olmasına dikkat et!” Hz. Bir kısmı da hayvanlarını sudan geçirmeğe uğraştı. Muhammed’in (s. bu taşı kaldıran için yapmışlardır. Emîr’ül-Mü’minin: “Bayıltıcı ilâca ne lüzum var.v.” dedi. Birisi Resûlullah’ın (s. Server-i âlem: “Varın Ali’yi çağırın!” buyurdular.a.) elini uzattı. Ali (r. Güneş tekrar yerine gitti. Bu hâdisenin geçtiği yerin yakınında bir kilise vardı. Resûl-i Ekrem vahyin ağırlığından mübârek başını Hz. Eshâb-ı kirâm: “Yine iyilik ederiz” dediler. Eshâb-ı kirâmdan birisi Hz. Esma bint-i Ümeys. bir cevâb veremediler. Gözlerinin yaşından sakalı ıslandı. Ne sebeple şimdi bizim dinimize girdin?” diye’sordu. Âli (r. Namazını kılmayanlar selâm verinceye kadar güneş kaldı.

Ali: “Olur veririm. Ali. bir saat bile bekleyecek hâlde değilim” diyordu. elhamdülillah. Resûl-i Ekrem: “Yâ Ali! Sana deveyi satan Cebrâil aleyhisselâm. Ali “Allah ve Resûlü bilir. bir müslümanı hapisten kurtarmışsın. Kalblere tesir eden kıymetli sözlerinden bazıları şunlardır: Buyurdu ki: “Kişi dili altında saklıdır. Bu elem ile dışarı çıktı.) mübârek yüzünü göreyim de. aldanmamaktır. Biraz da meyve alırsın” dedi. Ali “Kabul ettim. diyerek eli boş eve döndü. Deve de Cennet develerinden idi” O müslümanı sıkıntıdan kurtardığın için Hak teâlâ dünyâda bire elli hasene (sevab) verdi. mübârek hâtır-ı şerîfleri biraz mahzun oldu. Fâtıma evde bir şey olmadığını. Hz. Hz.” “Dünya bir cîfedir. Sonra ilâve ederek “O kimseye ben iyilik yaptıkça.” “Sizin için korktuğum şeylerin en başında. Evine girince çocuklar sevindiler. Ali.a. bu sevgiye lâyık olduğunu gördük” dediler ve Hz.v. Hak teâlâ bize kâfidir. “Altı akçedir” dediler.95 - . Ali: (Kendi kendine) “Müslümanı bu sıkıntıdan kurturayım. İsrâfil aleyhisselâm idi. Hz. Hz.” buyurdu. İkincisi ise âhireti unutturur. Ali’yi çok sevmenizin sebebini anladık.) mübârek yüzüne bakan kimsenin her üzüntüsü gittiği gibi. Yanındaki altı akçeyi vererek. Hikmetli. Resûlullah (s. Resûlullah’ın (s.). Hz. Deveyi o şahsa sattı.” “Takvâ. Hz.” dedi. Babalarının getirdiği yiyecek ve meyveleri yemeğe koyuldular. Ali’ye: “Bu deveyi bana satar mısın?” dedi. Hz. O şahıs da “Peki ben de kabul ettim. Ali “Kaça veriyorsun?” buyurdu. Fâtıma: “Çok iyi yaptın.” dedi.a. Yolda bir kimse gördü. satın alan da. ya hakkımı ver veya yürü mahkemeye gidelim dediğini.a. Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız. Fâtıma’ya: “Verdiğin altı akçe ile bir müslümanı hapisten kurtardım. bir Müslümanın yakasına yapışmış. Ali bu hadîs-i şerîfi Habîb-i Ekrem’den (s.” “Allahü teâlâya yemin ederim ki. Babalarının meyve getireceğini ümid ediyorlardı. Borçlu adam. Hz.) bir hadîs-i şerîfte: “Fakîrlikle öğünürüm” buyurdu. Ali hepsinde: “Yine iyilik yaparım.Resûl-i Ekrem aynı soruyu yedi kere tekrarladı. Ali’ye: “Ey yiğit! Bu deveyi satıyorum. Zira Resûlullah’ın (s. Hz. Bir adama rastladı. Yolda giderken bir kimsenin. Fâtıma’ya: “Ben. Elinde besili bir deve vardı. dedi. kalbinde sürûr ve safa hâsıl olurdu. Hz.a. Ali bunların çekişmelerini görünce yanlarına vardı: “Münâkaşanız kaç para içindir?” buyurdu. iki oğlunun da ağladıklarını görünce gönlünde bir kırıklık hissetti. Hz. borçlu müslümanı sıkıntıdan kurtardı. Ali’den bu yiyecekleri nereden aldığını sordu.v. onu çok sevendir.a. Hz. Fatimat-üzZehrâ (r. Bunun için Hz. Yiyecek ve meyveler aldı.” . Ondan birşey isteyen köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalı. biraz gitmişti. Bir gün Hz.) tesiri katı ve çabuk bir ilaç gibi olan mübârek ayaklarının tozuna yüz sürmeye gitti. O kimse: “Üçyüz akçeye bana verir misin?” dedi. çok acıktım” buyurdu. Meselâ bugün eline bin altın geçse. Hz. O şahıs “Yüz akçeye veririm”.v.anhâ) Hz. Hz. Ali’ye duâ ettiler. ibretlerle dolu sözleri çoktur. Hz. rastladı. hataya devamı bırakmak. bana birkaç gün daha müsâade et.) işitince dünyâya hiç kıymet vermedi. Fakat. Deveyi. Resûl-i Ekrem.a. Fâtıma kadınların seyyidesi.) “Yâ Ali! Deveyi kimden alıp. Ali ve Fâtıma’yı görmeğe geliyorlarmış. Ali “Şimdi param yoktur” dedi.v.” “İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi.v. Hz. “Bari gidip Resûlullah’ın (s. Birincisi hak yoldan alıkor. Babalarının ellerini boş görünce ağlamaya başladılar.” dedi. bir tanesi ertesi güne kalsın demez.” diye cevap verdi.” “İnsanlar arasında. Ali “Evet satarım” buyurdu. Ali altı akçeyi alıp çarşıya çıktı. bu üzüntüden kurtulayım” diye düşündü. leştir.” dedi. Ali’ye cömertlerin sultanı mânâsına. Yemeklerini yiyip Allahü teâlâ’ya hamd ü sena ettikten sonra Hz. Üçyüz akçeyi peşin alınca doğru çarşıya gitti. Meğer Resûl-i Ekrem (s. Yolda Resûl-i Ekrem’e.” “Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. Hz. edendir. Resûlullah (s. diyorsa da yakasına yapışan: “Hayır ben de sıkıntıdayım. Ali mes’eleyi anlattı. Fâtıma’ya: “Evde yiyecek bir şey var mı. tam ta’zîm. Hz.v. O şahıs: “Sana veresiye veririm” dedi. Hasan ve Hüseyin kapıya koştular. küçükken ölüp. hesapsız Cennete girmesinden daha hayırlıdır. “Sultân-ül-Eshıyâ” buyurdular.v. yanında Eshâb-ı kirâm oldukları hâlde. Bir zaman Hz. Resûl-i Ekrem’in sohbetine gidiyorum” diyerek evden çıktı.a. o bana hep kötülükte bulunsa yine ben ona iyilik yaparım” dedi. Ali deveyi almış. Ali. Hz. Ali’ye teslim etti. bir şey demez. Hz.” dedi. Allah’ı en iyi bilen. Hüseyin meyve istemişlerdi. nefsinin hevasına uymak ve uzun emelli olmak gelir. Resûlullah’ın kızıdır. Hz. beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğz eder. Sonunda nasıl olsa Hz. Bir de Hasan. Hz. Hz. Hz. yakasını bırakmadığını gördü. Âhirette vereceğinin hesabını ise kendisinden başka kimse bilmez” buyurdu. Bunun üzerine Eshâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Hz.” diye düşündü. kime sattın?” buyurdu. alır mısın?” dedi. nasılsa Hz. yalnız altı akçenin olduğunu söyleyerek: “Bu akçeler ile çarşıdan yiyecek al. Fâtıma’ya ne söyliyeyim diye düşünceye daldı. Hz. hepsini fakîrlere dağıtırdı. Fâtıma’ya bir cevâb bulurum. Ali üzüntüsünü sezip. Çok fakîr oldu.

mukâbilinde teşekkür edene yapılan iyilikten mîzânda daha ağır basar.” “İlimsiz yapılan ibâdette. ahiret için de lâzımdır.” “Danışmadan (istişâre etmeden) doğruya ulaşılamaz. 100-101) sözlerini işitmiyor musunuz? Hadîs-i şerîfte de şöyle gelmiştir: “Bir kul. Allahü teâlâ da Cennette onun için bir derece ihdas eder. sh-49 8) Tabakât-ü İbni sa’d cild-3.” “İki şey aklı ve tedbiri bozar. Allah yolunda yeni bir kardeş edindi mi.” “Öyle zamanlar gelecek ki münkeri inkâr edenlerin sayısı insanların onda birinden az olacaktır. kıtâl ve zulümsüz hükümdarlık etmeğe yol bulunmayacak.” “İyilik bilmez birisi de olsa. Allahü teâlâ da o kulunun lehine gadablanır. ilim gibi şeref olmaz. cild-1. Allahü teâlâ ona elli sıddîk sevâbı verir. nefsin seni yenip de caydırmasın. kişilerin arzularına uymadıkça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.” “Sizin hayırlılarınız. sh-91 2) El-Îsâbe. sh-546 10) Tabakât-üş-Şirâzî sh-41 11) Tabakât-ül-Kurrâ li’z-Zeheb. sh-119 14) Tabakât-ül-huffâz. sh-30 12) El-İber cild-1.” “Arkadaşlarımdan bir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem. cild-1. edep gibi miras. sh-10 6) Hulâsat ü Tezhib-il-Kemâl sh-232 7) Şecerât-üz-Zeheb cild-1. halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir. Biri acele etmek. sh-133 4) Tarîh-ül-hülefâ.96 - . benim için bir köle azad etmekten daha sevimlidir. cild-2. Cehennem ehlinin “Artık bizim için.” “Kendinize Allah yolunda kardeşler edininiz. Şiddeti de ni’meti de geçicidir. cild-1.“Kalbler kablara benzer. cild-1. sh-11 9) Tabakât-ül-Kurrâ Libnü’l-Cezerî. sh-166 5) Tezkiret-ül-Huffâz.” “Her fenalıktan uzak kalmanın yolu. fâsıka kızar ve Allah’ın yasaklarının hududu çiğnendiği zaman öfkelenirse.” 1) Üsûd-ül-gâbe. “Müslümanların hayırlısı. Hayırlı olan.” “Dünya hayatı kimseye bâki değildir. Bu zamana kim yetişecek olur da sohbet ve metânet gösterir ve kendisini korursa. iyi huy gibi dost. sh-5 15) Ravzât-üs-safa cild-2. cild-1. son sözü “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” oldu. anlayış vermiyen ilimde.” “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. cildi-4. tefekküre götürmiyen Kur’ân-ı kerîm okumakta hayır yoktur.” “Her kim kötüyü yasaklar. çılgınlık ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.” Vefâtında. ne şefâatçiler.” “Hayra niyet edince acele et ki. hayırla dolu olanıdır. müslümanlara yardım eden ve faydalı olandır. sh-46 13) En-nüûm-üz-zâhire. sh-254 20) Tam İlmihâl.” “Tembellik insanı vaktinden önce yıpratır.” “Öksüzü ağlatmak zulümdür. dili tutmaktır.” “İleride öyle zamanlar gelecek ki. ne de candan bir dost yok. sh-61 17) El-İstiâb cild-3. Sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimse bulunmaz. Se’âdet-i Ebediyye sh-984 21) Eshâb-ı Kirâm sh-311 22) Savâik-ul-Muhrikâ sh-115 . cild-1. Çünkü onlar dünya için de. sh-26 18) Miftâh-un-necât sh-48 19) İzâlet-ül-hafâ cild-1. sen iyilik yap! Zira o. sh-135 16) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. sh-506 3) Târih-i Bağdâd. biri de olmayacak şeyi istemek.” “Ahir zamanda bir mü’min.” “Akıl gibi mal.” (Şuarâ. günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir.

) onu Medine’de Hz. Peygamber efendimiz döndüğü zaman ikinci rekâtte ona uydular ve namazın sonunda “Bir peygamber sâlih bir kimenin arkasında namaz kılmadıkça ruhu kabz olmaz” buyurarak Abdurrahman bin Avf’ın kıymetini ifâde ettiler.a. Hameyd ve Zeyd’in annesi Ümmü Gülsüm’dür. Abdurrahman bunu istememiş ve teşekkür ederek.v. Mekke’de iken ticâret yapardı. Abdurrahman bin Avf bin Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusey’dir. Cahiliye devrinde Gamisâ adındaki yerde Fâkih bin Mugîre ve Affan bin Ebi’l-Âs ile beraber Cüzeyme kabilesi tarafından katl edilmiştir. Fakat Hz. Habeşistana hicret eden müslümanlarla beraber bu memlekete gitti. Ayağından aldığı bir yaradan hafif topal kaldı. öldürünceye veya kendim ölünceye kadar asla ondan ayrılmayacağım. Hz. Hicretten 44 sene önce (m. Âişe (r. Ebû Cehil Resûlullah’a sövermiş.” demişti. İltifat ve tebrik ederek: “İkiniz öldürmüşsünüz” buyurdu. Ebû Cehil’i ne yapacaksın?” diye sordum. yedinci dedesi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah efendimiz ile birleşmektedir. develerin hepsini yükleriyle birlikte Allah yolunda dağıtacağını söz verip onu şahit tutmuştur. bir rivayette de Abdülka’be veya Abdülhâris olup. Ben de: “Evet tanırım” dedim ve “Ey kardeşimin oğlu.): “Ebû Cehil’i hanginiz öldürdü?” diye suâl etti. 580) yılında doğdu ve Hicretten 31 sene sonra (M.a. Bu sırada gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben de Ebû Cehil’i görmüştüm. Resûlullah efendimizin. malını çoğaltsın! Sen bana çarşının yolunu göster ben orada biraz alış veriş ile meşgul olup ihtiyaçlarımı karşılarım. Abdurrahman bütün harplerde bulundu. Süheyl.” Hz. Bedir harbinde şahit olduğu bir hadîseyi şöyle anlatıyor: “Bedir’de harp saflarında durup sağıma soluma baktığım zaman Ensâr’dan iki genç delikanlı gözüme ilişti. Cennete diz üstü girer. İslâmiyetten önce adı Abd-i Amr. kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için gençlerin kılıçlarını tetkik edip. ikincide 40 000 dirhem ve üçüncüde de 40 000 altın sadaka olarak Allah yolunda dağıttı. Bedir’de kahramanlıkları çok oldu. Hz. Annesi Şifâ binti Avf’dır. Adı. cömert bir zât idi ki. Muhammed. bütün mal ve servetini Hz. Tebük harbinden dönüşte Peygamber efendimiz bir yere gitmişlerdi. Osman. Bedir harbinde bulunup da sağ kalanların her birine. Peygamberimiz Hz. Hameyd. Ebû Seleme’nin annesi ise Tümadır’dır. gözden geçirdi. Erkek çocuklarından bazılarının isimleri.a. ABDURRAHMAN BİN AVF (r. Hz. Bunlardan İbrahim. İbrahim. Talha ve Zübeyir (r.a. Resûlullahın sağlığında Allah yolunda çok mal harcadı. Ömer. Abdurrahman İslâmiyeti kabul edince diğer müslümanlar gibi eziyyet ve işkencelere maruz kaldı. Kardeşlerinden Esved ve Abdullah da müslüman olmakla şereflenmişlerdir. Üç kere malının yarısını verdi. Misver’dir. Sonra dönüp Resûlullah’ın huzuruna geldiler. . Peygamber efendimiz (s. Böylece vatanını terk ile hicrete mecbur oIdu. Ebû Seleme. Allah’a yemin ederim ki onu bir görürsem. Ayrıca 12 tane dişi kırıldı.” Bu iki gençten diğeri de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. O da “Bana haber verildiğine göre. Ebû Bekir’in teşviki ile. birinci defa 4000 dirhem. O’na hayır duâ etti. anhüm) hazretlerinin anneleri ile birlikte müslüman olmuştu. Kureyş” askeri içinde hiç durmadan ileri geri dönüp duruyordu. Oğlu İbrâhîm. Soyu.v. Hz. İslâma geldiğinde Peygamber efendimiz tarafından ismi değiştirilip “Abdurrahman” olmuştur. Yedisi kız. Abdurrahman ile paylaşmak istemişti.a. öteye beriye telaşla giden şu şahıs. Künyesi Ebû Muhammed’dir. un ve çeşitli zahire yüklü yediyüz devesi ile Medine’ye girdiğinde Hz. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü sonra bana dönerek: “Ey amca! Ebû Cehil’i tanır mısın?” diye sordu. Hz. Muhammed. 653) Medine’de vefât etti. Kaynuka çarşısında ticâret yaparak kısa zamanda çok zengin olmuştu. Çok geçmeden Peygamber efendimizin Medine-i münevvereye hicretinden sonra Medine’ye gelerek Resûlullaha katıldı. Resûlullah (s. civarında) altın para verilmesini vasiyet etti. Uhud savaşı esirlerinden 30 tanesini azad ettirdi ve her birine 1000 altın dağıttı.anha). Saîd bin Rebîi ile kardeş yapmıştı. Osman. O sıra Eshâb-ı kirâm. Bir gencin heyecan halinde söylediği kat’i bu söze doğrusu hayret ettim. Onlar da hemen kılıçlarına sarıldılar ve Ebû Cehil’i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular. Resûlullah efendimizle görüşmek şerefine kavuşmuştur. Ben: “Gençler. Abdurrahman bin Avf (r. Abdurrahman bin Avf. O’nun tavsiyesine uyarak en önce îmân edenlerin beşincisidir. Vasiyeti hemen yerine getirildi.) Uhud’da iki müşrik öldürdü ve yirmibir yerinden yaralandı.) “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” deyince. Zeyd. Ve hâdiseyi arz ettiler. Hz. Abdurrahman bin Avf.): Eshâb-ı Kirâmın büyüklerinden ve Cennetle müjdelenen on kişiden biri. o taşın altında ya altına veya gümüşe rastladığımı görürüm. yirmibiri erkek olmak üzere yirmisekiz çocuğu olmuştur. Tebük seferi için 500 at ve 500 yüklü deve verdi. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz. Bunlardan en kuvvetli ve vurucu olanı ile bulunmak istedim. Birçok defa evlenmiştir.” buyurduğunu bildirince.v. Ebû Bekir.97 - . “Abdurrahman bin Avf. Resûlullah (s. Mus’ab. Bunlardan biri “Ben öldürdüm” dedi.HZ. Saîd o kadar iyi kalbli. Onlar da: “Hayır silmedik” diye cevap verdiler. “Azîz kardeşim.” dedi. kendi malından 400 dirhem (2 kg. Abdurrahman’ın böyle söylediğini duyunca. Birgün buğday. Allah sana ve çoluk çocuğuna bereket ihsan etsin. Babası Avf. sabah namazı geçiyor diye Abdurrahman bin Avf’ı imamete geçirdiler. O. bana o sorup tanımak istediğiniz Ebû Cehil’dir” dedim. Buyurdu ki: “Taşa uzansam.

Türlü türlü nimetlere kavuştuk. Abdullah İbn-i Abbâs. yolcuların. fazîlet ve kemâl sahibi. hayatta servet ve mal sahibi olmaya ehemmiyet vermemiş. bunları koruyalım” dedi. O da benden hayırlı idi. Sonra dünyâ bize açıldı. Cübeyr bin Mut’im ve oğulları İbrâhîm. Bir ip bir dirhem gümüş değerinde idi. yakışıklı bir zat idi. Yalnız dizlerindeki ipler kâr kalmıştı. Orada Huriler vardır. Halife Ömer. Binaları kuvvetlidir. şehri dolaşırken bunları gördü. Hatta birgün bin deveyi sermayesine satmıştım. Ancak Allah’ın fakîr kullarına verip. Tam iftar edeceği zaman. Ne yazık ki. Halife de: “Elhamdülillah. şehre girmiyelim. önündeki iftarını unutmuştu. o kadar müteessir olmuştu ki. Korkarım. Abdurrahman. 651) senesinde 75 yaşında iken vefât etti. Hz. Ömer’in halîfeliği zamanında bir ticâret kervanı gelip. beyaz tenli. Kendisi oruçlu idi.a. İçlerinden bir genç uyumamıştı. Irmakları devamlı akar. Mâlik bin Evs ve birçok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır. Cennette üzüntü ve keder yoktur. 65 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Resûlullah (s. bir çıplak kayalığı olsa.v. Resûlullah’dan bizzat rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Dikkat edin. kendilerine bekçilik eden şahsın halife Ömer olduğunu öğrendi. Hz.” Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf’a (r. Abdarrahman. binlerce şehir almış olan. sürüsünü hangisine gönderirse. Sonra o gün Hz.) çağırıp sen ne dersin? buyurunca Resûlullah (s. “Bu gece bir kervan gelmiş. Başını örttüğümüz zaman ayakları çıplak kalıyor. sen eminsin” buyurdu. Şam’a girmiyelim. kızkardeşinin oğlu Abdullah bin Âmir. Roma ve İran ordularını perişan eden. bu servet ile hayırlı amel işleyenler müstesna. namusunu korur. Sonra Abdurrahman bin Avf’ı (r.a.) onun hakkında “Göktekiler ve yerdekiler katında. Cennet’te tehlike diye birşey yoktur. etrafa yayılan bir kokudur. bunları soymasından korkuyorum. Abdurrahman bin Avf’ın takvasını (haramlardan kaçışını) çok iyi göstermektedir. Cabir bin Abdullah Enes bin Mâlik. Veba bulunan yerden dışarı çıkmanın yasak edilmesine sebep. Osman halife seçildi ve önce kendisi bîat etti. Abdurrahman bin Avf’a bir yerde yemek ikrâm olunmuştu. Yanında bulunanların bazısı. O’nun en samimi müşavirlerinden idi.) Şam’a gidiyordu. Abdurrahman bin Avf’ın (r. Abdurrahman. Hz. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: “İnşaallah deyiniz” buyurdu ve cihadı anlattı.” Eshâb-ı kirâm: “Biz ona hazırlanmışız” dediler. doğruluk ve iffetle.a. Hz. Sabaha kadar bekleyip sabah namazında mescide gittiler. Halife Ömer (r. Abdurrahman. Fakat bize sığınmışlar. Birinizin bir çayırı ile. Hepsi kâfirdir. bu merhamet ve şefkatini görerek İslâmiyetin hak din olduğunu anladılar. Bir kısmı da. “Bir yerde veba hastalığının çıktığını duyduğunuz vakit oraya gitmeyiniz. Samda tâ’ûn (yani veba hastalığı) olduğu işitildi. Hz. Hz. Nitekim aşağıdaki vak’a Hz.a. Onun kalbi. O gün develerin yem parasını ben vermiştim.) evine gelip. Buyurdu ki: “Çok az kâra da râzı oldum. “Allahü teâlâ’nın kaderinden kaçmıyalım” dedi. Eşyaları çoktur ve kıymetlidir. Abdurrahman yüksek ahlâk. Arkalarından gitti.Hz. Abdurrahman’ın kalbinde Allah korkusu o kadar yer etmişti ki. Onu bir kumaş parçasına kefenledik. tam müslüman olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştu. Hiç bir müşteriyi boş çevirmedim. Bulunduğunuz yerde veba görüldüğü vakit kaçarcasına oradan uzaklaşmayınız. Halife de. Nimetleri devamlıdır. Kendisinden. Fakat O. İri yapılı. Yabancıların.): “Bu büyük serveti nasıl kazandın?” dediler. çok iyi ve çok temiz seciyeli bir insandı. Ebû Bekir devrinde Hz.v. Hamza da şehîd oldu. Hamid ve Ebû Seleme. Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâ’be’nin Rabbine yemin olsun ki. benden çok hayırlı olan Mus’ab bin Umeyr şehîd düştü. Hz. benim sözüm hadîs-i şerîfe uygun oldu” deyip Şam’a girmediler. Osman devrinde son derece sakin bir hayat yaşadı.” “Bir kadın beş vakit namazını kılar. adaleti ile meşhûr. gece Medine’nin dışında kondu. bizim hayır ve hasenat devrimiz geçmiş olsun” demiş ve ağlamaya başlamıştı.a. Hepsi seve seve müslüman oldu. Dûmet-ül-Cendel’e giden orduya Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı: Birinci Halife Hz.a. bu gibiler azdır. Ebû Bekir O’na son derece hürmet eder ve her işte onunla istişare ederdi (danışırdı).) den işittim: “Vebâ olan yere girmeyiniz ve veba olan bir yerden başka bir yere gitmeyiniz. dedi. Abdurrahman bir hatırasını anlatmağa başladı: “Uhud günü.” “Serveti çoğaltanlar helâk oldu. kendisi hiç bir vakit dünyâsını dinine tercih etmemiş. Gelip arkadaşlarına anlattı. ayaklarını örtersek başı açık kalıyordu. rahmet ve şefkatle dolu idi. yine O’nun kaderine kaçalım. zevcine itâat ederse dilediği kapıdan Cennete girer.” Hz. Birgün Hz. Gel. “Allahü teâlânın kaderinden. Allah korkusu ile Resûl-i Ekrem’e muhabbetle. Ramazan orucunu tutar. Yorgunluktan hemen uyudular. dedi. Allahü teâlânın takdiri ile göndermiş olur” buyurdu. Soruşturup. İbn-i Ömer. bol ve kemâle ermiş meyva yeridir. Hz. oradan kaçmayınız” buyurmuştu. Cennet parlayan bir nur.98 - . kendi hakkından feragat ederek hakem oldu. Ömer vefât ederken halifeliğe aday olarak gösterdiği 6 kişiden biri de Abdurrahman bin Avf’dır. Allah yolunda malını dağıtmaktan zevk alırdı. 31 (m. Hz. Âlicenaptı (cömertti). yüce halifenin. sağlam olanlar çıkın. Kazancım ise bin dirhem olmuştu.

” Nevfel bin İyas el-Hüzeli anlatır: Abdurrahman bin Avf bizimle oturuyordu. muharebede kâfir karşısından kaçmak gibi. ileri gelenlerinden birinin kızı ile . Bunu duyduktan sonra hep korkardı. (yani mikroplu hava. Tebük şehrinin yakınında olup büyük bir panayır ve ticâret merkezi idi. Ağladı. “Resûlullah sabır ediciler ve sıddîklar” sözünden.” Dûmet-ül-cendel’e giden orduya. helâk olurlar. Bir bağını kırkbin altına satıp. Abdurrahman servet sahibi olmasının ona ahirette bir noksanlık vermemesini düşünüyordu. cömertti. O’nun Resûl-i Ekrem’e muhabbeti. Aman Yâ Rabbî! dedim. fakat kendisi ve ehli arpa ekmeğinden bir defa olsun doyunca yemedi.a.v. Bu secdeleri o kadar uzadı ki. askerî birliğin başında göndereceğim” buyurdu. Resûlullahın âhirete teşriflerinden sonra O’nunla geçirdiği günleri hatırlayarak daima ağlar. hanımlarının geçimi ile ilgili idi. veba basilleri). Sabah namazını mescidde kıldıktan sonra Peygamberimiz. hepsini onlara hediye etmişti. Uhud muharebesinde Resûlullahı müdafaa için kendisini nasıl fedâya hazır olduğu. Hz. Onun için bir gün. Berâe sûresi nazil olup Eshâb-ı kirâm sadaka ve hayrata teşvik olundukları zaman. Resûl-i Ekrem’in en yakın Eshâbındandı. “Ben Abdurrahman’ım” dedim.) yola çıktılar. O’nun sohbetinden mahrum olduktan sonra kendisi için dünyânın hiçbir kıymeti kalmadığını söylerdi. Çünkü Abdurrahman bin Avf (r. hizmeti. büyük günahtır.a. dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak Peygamberlerin âdetidir” buyurmaktadır. geceleyin Dûmet-ülCendele hareket etmesini ve oranın halkını İslâmiyyete davet eylemesini Abdurrahman bin Avf’a emretti ve buyurdu ki: “Cenâb-ı Hak sana Dûmen’in fethini nasîb ederse. O’nun yolunda fedâkârlığı bitip tükenmezdi. herkesin içine yerleşince.a. şunu müjdeledi: “Yâ Muhammed! Kim ki. Ali ise Resûlullahdan duydum. Hz. Hz. salât ve selâm getirirse Cenâb-ı Hakkın mağfiret ve selâmına nâil olur” dedi. cömertliği de o nisbette artmaya devam ediyordu. Âişe’nin (r. Abdurrahman malının yarısı olan 4 bin dirhemi hemen dağıtmış ve binlerce altınını hayır işlerine vakfeylemişti. kendi kendime. kaçanlar hastalıktan kurtulamaz ve hastalığı başka yerlere götürmüş. Birgün bizi evine götürdü. servetiyle birçok köleleri azad ettirmiş. Hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki. Abdurrahman bin Avf’a: “Göktekiler ve yerdekiler katında sen emînsin” buyurdu. Ne hoş sohbet bir zât idi. Sizin geçiminizi üslenecek olanlar sabırda kâmil olan ve sıddîklığı huy edinenlerdir. Resûlullaha şöyle dedi: “İbni Avf’e söyle. Cennete emekliye emekliye girer” buyurdu. Ömer: “Abdurrahman müslümanların büyüklerinden biridir” buyurdu. Hz. insanlar size nasıl davranırlar. Acaba Resûl-i Ekrem’e bir hal mi oldu? diyerek büyük bir korku ile ilerledim. Resûl-i Ekrem başlarını kaldırdılar. sana. bulaştırmış olurlar. “Veba hastalığı bulunan yerden kaçmak. “Sen kimsin” buyurdular. Hz.99 - . Bize bir tepsi getirdi. İçinde ekmek ve et vardı. Hz. Aişe der ki. misafir ağırlasın. Çünkü takat getirilemeyen.anha) bildirdiğine göre. Abdurrahman bin Avf. Ey Ebû Muhammed. Vebalı yerde kirli hava. Tâbiînin büyüklerinden olan Ebû Seleme’ye) teşekkür ve kadirşinaslık olarak: “Allahü teâlâ babanı Cennetteki Selsebil pınarlarından içirsin” diye duâ etti.a) yanına çağırıp ona: “Hazırlan! Ben. Ben de bu müjdeye karşı secde-yi şükrana kapandım. aldığı yaralardan anlaşılmaktadır. Âişe Ebû Seleme bin Abdurrahman’a. Kendisine yaklaştım ve yanına oturdum. Hurmalık bir yere girdiler ve yere kapanarak secdeye vardılar.ca.” Resûlullah efendimiz: “Abdurrahman bin Avf. hastalara bakacak kimse kalmaz. tehlikeden gücünüz yettiği kadar sakınınız. Çünkü sözün akışı. Sonra Hz. Abdurrahman. Benden sonra ne olursunuz. Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı. seni ağlatan nedir? dedik. Dedi ki: “Resûlullah vefât etti. Bundan endişe ediyorum” Hz.” buyurdu. bunlar için binlerce dinar sarf etmişti. Hayır. Abdurrahman son derece kerîm idi.) mü’minlerin annesi olan Resûlullahın hanımlarına çok iyilik ve ikrâmda bulunurdu. “Bir şey mi oldu?” buyurdular.” Muhyiddin-i A’rabî: “Belâlardan. Hz. Hicretin altıncı yılında Şaban ayında gönderilmiştir. Resûlullah hanımlarına: “Benden sonraki haliniz beni düşündürüyor. O’nun serveti arttıkça. sadaka verenler ve iyilik edenleri kastetmiştir. Dûmet-ül-cendel. Hz. Ümmü Seleme’ye şu sözleri söylemişti: “Malın çokluğu helake sebep olur. Abdurrahman bin Avf. Fakîrleri doyursun! Kendisinden birşey isteyen muhtaçları boş çevirmesin! Bunları yaparsa içinde bulunduğu durumuna (yani zenginliğinin hakkını vermeğe) keffaret olur.) buyurdu ki: “Cibrîl-i Emin geldi. seni bugün veya yarın sabah inşaallah. Abdullah bin Ömer der ki. Hz. Hz. Biz sonumuzun hayırlı olup olmıyacağını bilmiyoruz. Abdurrahman kendisi naklediyor: Peygamber Efendimiz (s. (Abdurrahman bin Avf’ın oğlu olup. yâ Resûlallah secdeye kapandınız ve secdeniz o kadar uzadı ki size bir hal olmasından endişe ettim. Ebû Seleme ise ona şu cevabı vermişti: “Fakat Allah yolunda sarf olunan mal böyle değildir. Sonra Cebrâîl aleyhisselâm geldi. Hz. Resûl-i Ekrem (s. “Resûlullah efendimiz Abdurrahman bin Avf’ı (r. Resûlullahın huzuruna vardı ve: “Allaha karz-ı hasen (borç) ver! Bu sayede ayakların çözülür” emrini aldı. kendilerini takib ettim.v. Hz.

Sevgili Peygamberimizin yanında bütün gazalarda bulundu.v. sh-239 7) Kâmûs-ul-a’lâm. Uhud’da Resûlullah’ın mübârek yanağına batan iki demir halkayı dişleri ile çekip çıkardı. başına siyah. Bunun üzerine Abdurrahman bin Avf. Peygamber efendimizin şu hadîs-i şerîfleriyle şereflendi. insan şekline girerek ellerindeki kılıç ile kâfirlerle çarpışıyordu. Abdurrahman bin Avf.evlen!” Bu ordu yediyüz kişi idi. Ömer Cennettedir. Ali Cennettedir. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir.) canlarını . Tümadır’la evlendi. Ömer tarafından Şam ordularına başkumandan yapıldı. müslüman oldu.) onu Hz. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan Ebû Ubeyde (r. O kâfirler ve münafıklar. cild-2. cild-1. konuşmamın sizinle olmasını istedim. Daha sonra Asbağ bin Amr el-Kelbî. bunları sevmezler. Ve Allahü teâlâ bu hâdise üzerine: “Allahü teâlâya ve kıyâmet gününe îmân edenler. Daha sonra Resûlullah efendimiz eline bir sancak vererek ve “Ey İbni Avf! Hepiniz Allah yolunda harp ediniz. Kendisi Hıristiyan olup Dümet-ül-Cendel halkının kralı idi. mü’minlerin anaları. cild-1. kardeşleri ve başka yakınları olsa da. oğulları. düşman saflarında babası da bulunuyordu. “Ebû Bekir Cennettedir. Bu yazıyı Râfi bin Mükeys’le Medine’ye gönderdi. EBÛ UBEYDE BİN CERRÂH: Sağ iken. Âmir bin Abdullah bin Cerrâh bin Kâ’b bin Dabbe bin Hars bin Fehr’dir. yeni zevcesi Tümadır’la Mekke’ye döndü. cild-3. Peygamberimiz mektuba verdiği cevapta Asbağ’ın kızı Tümâdır’la evlenmesini yazdı. Hz. Şamlıların seve seve îmân etmelerine sebep oldu. babaları. Bedir gazasında.a. Rumlar ile olan muharebelerde. Yolculuk elbisem üzerimdedir” dedi. Abdurrahman bin Avf’ın oğlu Ebû Seleme’nin annesidir. sh-393 6) Metâli-ün-nücüm. Bunlar seher vakti. Peygamberimiz. 18 (m. okuyla. senelerce nefer olarak savaşırken. Cennet ile müjdelenen on sahabîden biri. Çok kahraman idi.a. İslâmiyeti kabul etmekten kaçındılar. “Ümmetin Emîni” lakabıyla övülen yüce Sahâbînin asıl ismi. Ebû Bekir’in vasıtasıyla imâna gelenlerin onuncusudur. büyük fıkıh âlimlerindendir.a) babasıyla karşılaştı. Saad İbni Ebî Vakkas Cennettedir. Kâfirleri. Böyle olan mü’minleri Cennete. vefâtına kadar malıyla. Sarığın ucunu onun omuzunun ortasından sarkıttı. Hz. Daha sonra birliğinin başında.) babasıyla. İslâm için çarpışıyordu. Ebû Ubeyde İbni’l Cerrâh Cennettedir. Peygamber efendimiz dahi düşmanı geriletecek şekilde yayıyla. halife Hz. sh-87 2) Herkese Lâzım Olan İmân sh-98 3) Üsûd-ül-gâbe. Ebû Ubeyde ile Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerini ön safta çarpışanlara kumandan olarak seçti. Onlar “Biz kılıçtan başka bir şey vermeyiz” dediler. mevkisiyle ve canıyla İslâmiyeti yaymak için çalıştı. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Ebû Seleme. Bir fırsatını bulup kılıcıyla babasının başını gövdesinden ayırıp. Peygamberimiz bu hali görünce çok sevindi. Eshâb-ı kirâm (r. Osman Cennettedir. kılıcıyla çarpışıyordu. merkezde bulunan Sevgili Peygamberimize yaklaştırmamak için bütün güçleri ile savaştılar. Adaleti ile Rum halkını hayrette bıraktı. en son görüşmemin. Ebû Ubeyde Uhud cenginde de büyük kahramanlık gösterdi. Peygamber efendimizin kumanda ettiği bu gazaya melekler de katılmış. Sonra Medine’ye hicret edince Peygamberimiz (s. Zübeyr Cennettedir. cild-2. devam ederken Ebû Ubeyde (r. Hz. Allah’a karşı küfür edenlerle çarpışınız!” buyurarak onu uğurladı. Sa’d bin Muaz ile kardeş yaptı. Ve “Ey İbni Avf! İşte sarığını böyle sar!” buyurdu. O günden. İmâna geldiğinde 31 yaşındaydı. Dûmet-ül-Cendel’e gelince üç gün kaldı. koyacağım. Peygamberimizin huzuruna getirdi. Savaş bütün şiddetiyle. sh-190 10) Buhârî Fedâil-üs-sahabe 11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-978 HZ. Bütün gazalarda bulundu. Asbağ müslüman olduktan sonra kavminden çok kimseler de müslüman oldular. sh-416 5) El-İstiâb. Addurrahman bin Avf’ın geri kaldığını görünce: “Arkadaşlarından niçin geri kaldın?” diye sordu. durumu Peygamber efendimize mektûb yazarak bildirdi. cild-3. Abdurrahman bin Avf Medine’den hareket edip. kesik başı Hz. Bedir gazasında pederini öldürdü. Halkı İslâmiyete davet etti. Hz. Babası oğlunu öldürmek için saldırınca Hz. Abdurrahman bin Avf: “Yâ Resûlallah. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmezler. Cürüfteki karargahlarında toplandılar. cild-4. Peygamberimiz onu önüne oturtturup. Abdurrahman İbni Avf Cennettedir. Âyeti). 639) yılında 58 yaşında Kudüs ile Remle arasında tâ’undan vefât etti. sh-313 4) El-Îsâbe. Tümadır. Abdurrahman bin Avf. Medine dışında. Peygamberimiz. Talha Cennettedir.” Mekke’deyken kâfirlerin ezâ ve cefâlarının çoğalmasıyla Peygamber efendimizin izniyle Habeşistan’a hicret etti.a. sarığını eliyle çözüp tekrar sardı.” buyurdu (Mücâdele sûresi 22.100 - . sh-3072 3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. Ebû Ubeyde “Yâ Allah” diyerek babasıyla mücadeleye başladı. pamuklu kalın bezden gelişi güzel bir bez sarmıştı.

100 bin Rum öldürüldü. miğferin demiri mübârek yanağına saplandı. zafere yaklaşılmıştı. Hâlid bin Velîd (r. Hz.a. Ömer ve Hz. Ebû Ubeyde (r. işinizde. Bu zafer bütün Şam beldesinin fethine sebep oldu. Resûlullah (s.) Peygamber olduğunu kabul ettiler. daha sonra da Eshâb-ı kirâmın (r. Halife bizden olmalıdır diyordu. Ebû Bekir. Muhacirler bize sığındı. Ebû Bekir’i halife seçtiler.a.a. çıkarırken iki ön dişi kırıldı. Eshâb-ı kirâm emîn olarak kimin şerefleneceğini merak ediyorlardı.a. Ebû Bekir. Ebû Bekir’i. Eshâb-ı kirâm. kimin halife olacağını konuşuyorlar.a. sonra da Hz.a. Hz.) merkeze. Ebû Bekir. Üçü birdenbire meydana çıkınca. Ömer. sonra. Benî Sa’îde Konağında toplandılar. Mekke’nin fethinde de Peygamber efendimizin yanlarında bulundu. Sakın işi önce bozan da sizler olmayasınız” dedi. Resûlullah’ın mübârek başına kılıcını vurdu.) emirlerini bildirdi.v. Ebû Ubeyde. Umeyr. Hz. Zafer müjdesi halifeye bildirildi. Hz. Hz. Sonra Hz. Bütün Eshâb-ı kirâm kan ağlıyor ve devasız derdi çekiyordu. düşman süvarileri saldırıya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular.a. Pek çok Eshâb-ı kirâm çarpışa çarpışa şehîd oldu. Bizans ordusuna saldırıya geçildi. İşte böyle dar ve tehlikeli bir anda. Ebû Ubeyde. Hz. Bu savaş. Bu üç eshâbın hizmeti kıyâmete kadar unutulmayacaktır. Ömer “Yâ Ebâ Bekir. Sevgili Peygamberimizin mübârek dişleri şehîd oldu. Hâlid bin Velîd’in. Talha. Humus şehrini alınca da “Ey Rumlar! Allah’ın yardımı ile ve halifemiz Ömer’in (r. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Hamza. sanki Resûlullah kalkmış oraya gelmiş gibi oldu.v. Bahreyn ile sulh yaptığında. Hz. Ürdün ve Filistin’i feth etmek ve oradaki. Ürdün Ve Filistin’e giden kuvvetleri toplayıp onları “Yermük” de karşıladı. “Medineliler.) ordusuyla Humus’a hareket etti. düşmanı Peygamberimizin yanından uzaklaştırdılar.) emrine uyarak bu şehri de aldık. Ömer tarafından oldu.a. 97 kadar şehîd verildi. Düşman ordusu 240 bin.a. Hz. Hâlid bin Velîd ve Hz. Ebû Ubeyde.) ve diğer Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvan” hazretleri Hz.a.a. Ebû Bekir Halife olunca Ebû Ubeyde’yi (r. birini seçiniz” diyecek. Hz. Ebû Ubeyde’yi (r.) için de “Bu ümmetin eminidir” buyururdu. “Size şu iki zâtı aday yaptım. O da müslümanların safında Bizanslılarla savaştı. hidâyete gelip müslüman oldu. bizler. Ebû Ubeyde “Fıhl” mevkiinde 80 bin Rum ile çarpıştılar. Çoğunun dili tutulup. Herkes kendi kabilesinin reisini seçmeyi istiyor. bunların ne söyleyeceğini bekliyordu. Şam. ensardan biri kalkıp.a. pek çok üzülüp gözyaşı döktüler. Ubeyde bin Cerrâh. Elini uzat! Ben seni halîfe seçtim” dedi ve ilk bîat Hz. 632) yılında Resûlullah (s. Hicrî 11.v. Ali. “Ümmetimin emini budur” diyerek beraber gönderdi.a. Bu muharebede İslâm kadınları da harb etti. “Allah’ın kılıcı” lakabını duyarak. İslâm ordusunun önce galibiyeti. Ebû Ubeyde gözyaşlarını tutamıyordu. Ebû Ubeyde (r. O anda.a. Hz. Resûlullah seni hepimizin önüne geçirdi.) Peygamberimizi korumaya çalışıyorlardı.a. ibadetlerinizde . Uzun ve Çetin savaşların neticesinde koca Rum ordusu yenilerek dağıldı. Ve “Yâ Muhammed (s. Herkes. Ebû Ubeyde bu müjdeye kavuşunca sevincinden ağladı. Ebû Dücane. uzun bir konuşma yaptı.a. Sevgili Peygamberimiz. Ömer konuştu sonra da Ebû Ubeyde (r.a. vergilerimizi ona verelim!” dediler. Sa’d bin Ebî Vakkas. oraya Hızır gibi yetiştiler.. İslâm ordusu 40 bin civarında idi. Hamza şehîdlerin serdarı olarak yanlarına yeğeni Abdullah bin Cahş ile aynı kabre defn edildiler.) “Ey Ensâr! Başlangıçta. Hz. Müslümanlar arasında büyük bir ayrılık baş göstermek üzere idi. Hz. Hendek. Hz. 630) senesinde Peygamberimizin huzuruna Necran’dan bir Hıristiyan heyeti geldi.) başkumandan tayin etti. Zübeyr gibi Eshâb-ı kirâm (r.)! Senden razıyız ne istersen sana verelim. bu dine hizmet eden sizlerdiniz. diğer kumandanları sağ ve sol kanatlara yerleştirdi. “Gayet emin bir kimseyi sizinle gönderirim” buyurdu. Hz. İslâm ordusunda ise 3 bin yiğit şehâdete kavuştu. Eshâb-ı kirâm tekrar toparlanıp kâfirlere saldırdı. Ömer ve Hz. Ebû Ubeyde’ye (r. Vazifesini çok güzel yapmış dönüşünde hazineyi altınla doldurmuştu. Her ikisi de çekindiler: “Hz. Halife Hz. Sonra Hz.v.101 - . Humus. Sulh ile Humus’u aldı.) miğferin demirini dişleriyle çekip. Bizanslıların Suriye’yi kurtarmak için büyük bir Haçlı ordusu toplandığını öğrenince Şam. Hz. Hepiniz ticâretenizde. İçerde Cenâze hazırlıklarını yaparlarken kapı vuruldu: “Ebû Bekir ve Ömer burada mı?” diye sorulunca “Evet buradayız” dediler.a.) yardım için Hz. zafer kazandığı her şehirde adamlarını bağırtarak Rumlara halife Ömer’in (r. düşmanın hücûmu. onlardan cizye’yi almak üzere Ebû Übeyde’yi (r. Hz. Sonra Hz.) düşmanı kovalamasıyla neticelendi. Ebû Ubeyde (r.) her yerde. Ebû Bekir vefât edince yerine geçen Halife Hz. İbn-i Kamia denilen müşrik. Hz. Eshâbından bir emîn kimseyi bizimle beraber gönder. Düşman gerilemişti. Hz. Hz. Peygamberin ileri geçirdiği kimsenin önüne kim geçebilir!” dediler. Peygamberimiz de yemin edip.) Rebî’ul-evvel ayının 12’sinde Pazartesi günü öğleden evvel vefât ettiler. (m. 9 (m.) orduyu biner kişilik alaylara bölüp her birine alay kumandanı tayin etti.a. bir müddet konuşamadılar. Hz. Resûlullah’a yardım ettik.dişlerine takmışlar Peygamberimizin etrafında pervane olmuşlardı. Savaş bütün hızıyla devam ederken Bizans generallerinden Yorgi. Ebû Ubeyde (r. Onları da akşama kadar süren bir savaşta mağlub ettiler. Ömer ve Ebû Ubeyde hazretleri yetişmeseydi müslümanlar parçalanacaktı. Belli bir kimseyi daha seçemediler. Uhud. Halbuki Resûlullah (s. Zafer sevinciyle yerlerini terk eden Eshâb-ı kirâmın bulundukları yerden. Bunların içinde Hz.v. Ebû Ubeyde’nin baş kumandan olarak yine fetihlere devam etmesini emr etti. sağ yanına Hz.) vazifelendirdiler. Rum Kayseri Herakliyüs’ün büyük ordularını perişan eden İslâm askerlerinin başkumandanı Ebû Ubeyde bin Cerrâh. insanların da İslâmiyetle şereflenmeleri için gönderdi. Ebû Bekir. Bir karışıklık çıkabilir. Eğer. Uzun konuşmalardan sonra Resûlullah’ın (s. Ebû Übeyde’yi gösterdi. Hâyber gazalarında görülmemiş şekilde cenk etti. Acele gelip bu işi hallediniz” dedi. Ömer’i alır.) “Kalk yâ Ebâ Ubeyde!” buyurdu. Hâlid bin Velîd’i gönderdi. sol yanına Hz.

senin burada yiyecek bir şeyin yok mu?” dediğinde.a.a. Sevinçlerinden ağladılar.” demişti. Ebû Ubeyde. daha temiz ve merhametli bir kimse görmedim. Ondan daha dinine bağlı. Ömer ağlamıştı. Hz. Hz. Hz. cizyelerinizi geri alınız. Herakliyüs’ün. geri dönünce hâdiseyi anlatmış. Hz. Bu hizmetimize karşılık olmak üzere. Şimdi ise. İslâmiyetin adaleti. sizi korumağı söz vermiştim. Peygamber efendimizden aldığı bir emri yerine getirmek için. Ömer yerine Hz. Burada “Yemin ederim ki. Durum Halife Hz. Suriye şehirlerinin çoğunda da böyle oldu. Kendi arzuları ile Rum ordularına karşı İslâm askerine casusluk yaptılar. Ömer’e arz edildi. Sa’d (Ka’ka)ı dörtbin mücâhidle yardıma gönderdi. öleceğini anlayınca orada hazır bulunanlara bir vasiyetinin olduğunu bildirdi. yerine Muaz bin Cebel’i (r. fazîletlerin timsali bir zâttı. Maarra. Menbic. Size verdiğim sözde duramıyacağım. cemaate namazı kıldır” diyerek gözlerini yummuş. 639) senesinde 58 yaşında vefât etti. bu parayı ne yapacak?” diye tenbih etmişti. bu karardan vaktinde haberdar olup. feth edilen yerlere. Kudüs muhasara edildi. Hz.) halifeye durumu bildiren bir rapor gönderdi. Ali’yi vekil tayin ederek Kudüs’e geldi. Bu emri yerine getiren Hz. Hz. Sonra da “Ey kardeşim Ebû Ubeyde. Hz. Rum Kayseri Herakliyus kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçti. 18 (m. tebaasına hep iyiliği ve birbirlerini sevmeyi emreden bu mübârek Ebû Ubeyde hazretlerine hakkınızı helâl edin ve duâ ediniz” buyurdu. Ebû Ubeyde bu parayı aldıktan sonra onu hemen askerleri arasında taksim etmişti. Dışardan gelen düşmana karşı müslümanları koruduğumuz gibi. Delul. sizi de koruyacağız. İslâm kuvvetlerinin yerleştirilmesini emretti. Hepinize Allahü teâlânın selâmı ve rahmetini. Çoğu seve seve müslüman oldu.a. ırzınıza kimse dokunmıyacaktır.a. her hakkınız gözetilecektir. selâmlaştılar. Ebû Ubeyde’nin (r. Ömer. Size hizmet etmemizi ve sizden cizye almamızı Allahü teâlâ emretmektedir” dedi. lütuf ve bereketini niyaz ederim. bakalım. isimleriniz ve verdikleriniz defterimizde yazılıdır” dedi. Herakliyus ile gazâ edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. Kudüslü’lerle sulh yapıldı. Malınıza.) vekil etmişti. bütün memleketden asker toplayarak Antakya’ya hücuma hazırlandığı haberi alınınca. Buna karşılık. Askerlerine ve tebaasına çok şefkatli bir baba idi. Antakya’yı muhasara etti. Ebû Ubeyde (r. Ömer. sizden cizye almıştım. Bunun için hepiniz Beyt-ül-mala gelip. Haydi. 639) senesinde Şam’da veba hastalığı salgın halde olup. “Geliyor efendim” diyerek gelmekte olan Hz. Hz. Hz.) bildirdiler. canınıza. Ömer. Ebû Ubeyde’yi gösterdiler. aynen size de tatbik edilecek. Vasiyetinde: “Namazınızı kılınız. Sa’d’a emir gönderek Ebû Ubeydeye (r. yalnız seni değiştiremedi” buyurmuştu. Ebû Ubeyde de bu salgına yakalandı. Büyük bir haçlı ordusu hazırladı. şehirde memurlar bağırtıp: “Ey hıristiyanlar! Size hizmet etmeği. Ömer de “Hamd olsun ki müslümanlar arasında böyle insanlar var. Dünyaya aldanmayınız. yâ Muaz (r. Banyas. durumu halifeye bildirerek nasıl hareket edeceğini sordu. Fethettiği yerlere memurlar tayin ederek Kudüs’e geldi. Zühd ve takva sahibi ve pek merhametli idi. halifemiz Hz.a. Ebû Ubeyde (r. Hz.) böylece. cizyelerini seve seve getirip. Orucunuzu tutunuz. Ömer sulhdan sonra Medine’ye döndüler. Halebi fethederek. bir kırba gibi şeylerden başka bir şey yok. Humus Rumları. Ebû Ubeyde Şam’ın Cezîre ile irtibatını keserek Haçlı ordusunun üzerine yüklendi. Allahü teâlânın emirlerinden dışarı çıkmazdı. Onu karşılayanlara “Kardeşim Ebû Ubeyde nerede?” diye sordu. .a. Hıristiyanlar. İran’la harb etmekte olan Hz. Ömer’den aldığım emir üzerine. Hz. Haccınızı yapınız. bu parayı Ona götürecek elçiye “Dikkat et. Lazkiye.) hazretleri cemaate bir hutbe okudu. Ebû Ubeyde bin Cerrâh. Kendisi Halebe geldi. Dünyaya hiç meyletmeyen. Şam’a gittiği zaman.) yardım etmesini bildirdi. Humus şehrindeki askerin de merkezdeki kuvvetlere katılmasına karar verildi. çok müslümanın ölümüne sebep olmuştu. Ebû Ubeyde’nin şahsına. Kısa zamanda haçlı ordusunu perişan ederek büyük bir zafer daha kazandı. 18 (m. Ömer. İnsanların en akıllısı Allahü teâlânın emirlerini yerine getirenlerdir. Muaz bin Cebel (r. “Kinnesrin”e Hz. Sen Emirsin. Ona “Nerede senin eşyan? Burada bir keçe. müslümanların bu adaletini. Halife. Ömer.). Antakya da zaptedildi. Elçi. Sadakanızı veriniz. Ebû Ubeyde hazretleri. Peygamberimize muhabbeti pek ziyade idi. Bir defa Hz. Herakliyus ordularının her hareketini günü gününe haber alırdı. Beyt-ül-mal emini Habîb bin Müslim’e teslim ettiler. canını fedâdan çekinmezdi.serbestsiniz. dünyâ herkesi değiştirdi. Hz.) evinde bir şey görememiş.a. Hz. Kudüslüler sulh yapmak istediklerini yalnız bu sulhda Hz. Hâlid bin Velîd’i gönderdi. Ebû Ubeyde Kurs. bugün siz öyle bir kimseyi kaybettiniz ki. bu şefkatini görünce. ordusunu toplayarak Antakya’ya hareket etti. Hz. Selemiye’yi zaptederek gidiyordu. dörtbin dirhem göndermiş. Ona: “Haydi senin evine gidelim” deyince Hz. Hz. Sağlığında. Antaritus. senede bir kere cizye vermenizi istiyoruz. Riabe’yi fethederek Fırat nehrine kadar ilerledi. Ebû Ubeyde Ona bir zenbil getirerek bir kaç lokma çıkardığında Hz. Başkumandan Hz. senelerden beri Rum İmparatorlarından çektikleri zulümlerden ve işkencelerden kurtuldukları için bayram yaptılar. Hz. Ebû Ubeyde. Ebû Ubeyde Ona: “Buyurunuz yâ Emir-el-mü’minin” diyerek evine götürmüştü.a. Birbirinize iyilik yapınız. Ömer’in de bulunmasını yoksa sulh yapmıyacaklarını Ebû Ubeyde’ye (r.102 - . Âlimlere ve büyüklerinize itâat ediniz. Cennet ile müjdelenen iki sevgili. müslümanlardan hayvan zekatı ve uşr aldığımız gibi sizden de.

Hz. kalbleri.v. birdenbire her tarafı aydınlatan parlak bir ay doğar. Nihayet bu da sona ermişti. Onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu.” dedi. Yanınızda varsa bize de yediriniz!” buyurdular.a.103 - . İsmi Sa’d. Rüyasında kendisi zifiri bir karanlığın içinde iken. Hz.a. Hicret’ten 30 yıl önce Mekke’de doğdu.v. sh-409 7) El-A’lâm cild-3. Ebû Ubeyde bin Cerrâhı.) birleşir. müslüman oldu. der ki: “Biz yola çıktık. Ayın aydınlattığı yolu takip ederken aynı yolda Zeyd bin Hâris. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ nimetlerinin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların birbirlerine haset ettikleri ve nefsaniyet güttükleri gibi sizin de birbirlerinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir. hayatını hep İslâma hizmetle geçirmiş. Kabr-i Şerîfi Şam’dadır. Bir derecede ki.a.): Necran’dan gelen Hıristiyan kafilesinden. gülümseyerek onlara: “Öyle sanıyorum ki siz. bir de ne görelim? Deniz sahilinde kocaman bir balık bulunuyordu.) der ki: “Kureyş halkının içinde üç kişi vardır ki.) sahil tarafına bir sefer düzenleyip Hz. o anda sabah namazı kılınıyordu). Bu sefere 300 Eshâb-ı kirâm katılmıştı. Müslüman olmadan önce bir rüya görür.” buyurdular.) huzurunda îmân edip.v. Nesebi hem baba tarafından. Peygamber efendimize. herkesin payına günde birer hurma düşüyordu. Ebû Bekir’in önünden ilerlediğini görür. Askerden bazıları o balık etinin pastırmasından bir parça Resûlullaha getirdi. Peygamber Efendimiz de: “Azîz Mücâhidler. Bunun üzerine Resûlullah (s. Ali ve Hz. kalbinde İslâmiyete karşı bir sevgi hasıl oldu.v. Zühreoğullarından .Hz. Hz. Yolun bir kısmında bulunduğumuz sıra azığımız tükendi. yiyiniz! Allahü teâlâ onu denizden rızıklanmanız için çıkarmıştır. Getirilen erzakı bir araya topladı ki.) eshâbını bu halde görünce. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on sahabîden biridir. Gördüğü bu rüyadan üç gün sonra Hz.a. Sonra deniz sahiline vardık. Biz de yedik Medine’ye dönüp Resûlullah efendimizin yanına geldiğimizde bu vakayı arz ettik.a. Babası Mâlik bin Üheyb bin Abdi Menaf bin Zühre bin Kilâb-i Kureyşi’dir. Müslüman oluş hâdisesi şöyle rivâyet edilir. Peygamberimiz de yedi.a. Câbir. Annesi.) mücâhidlere yanlarında ne kadar erzak varsa getirmelerini emretti. Fil vak’asından 23. sh-172 3) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1002 4) Müsnedi İmâm-ı Ahmed cild-1. Ebû Ubeyde’dir.): “Şad olunuz ve sizi sevindirecek nimetleri (bundan böyle her zaman) umunuz! Vallahi (bundan sonra) sizin.v. sh-100 HZ. Bunun üzerine Ebû Ubeyde (r.v. Bunlar Hz. Bunlardan: Resûlullah Efendimiz (s. sh-252 8) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. 1) El-Îsâbe cild-4.v. Ebû Ubeyde bin Cerrâhın hayatı Cihadı fî sebîlillah ile serhat boylarında geçtiği için pek fazla hadîs-i şerîf rivâyet edememiştir.) Bahreyn’e gönderdi.a. fakîr olacağınızdan korkmam. Babasının adı yerine künyesi kullanılmaktadır. SA’D BİN EBÎ VAKKAS: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve İran’ı zapt eden ordunun kumandanı. Ebû Ubeyde bin Cerrâh. Ebû Bekir’in kendisine İslâmiyeti anlatması üzerine. sh-196-385 5) Herkese Lâzım Olan İmân sh-99 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. insanların ebedî seadete kavuşmaları için çırpınmıştır.).a. karşılamaya çıktılar. Hz. O da ayağa kalkınca: “İşte bu gördüğünüz sima. künyesi Ebû İshâk’dır.v. Emir tayin etti.a. akılları. İlk müslüman olanların yedincisidir. Ebû Ubeyde’yi (r.a. en metin kalbdir. Bunun üzerine Hz. Ebû Ubeyde’nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz.” Hz. sh-111 2) Sahîh-ül-Buhârî cild-7. Ebû Ubeyde bize. hem de anne tarafından Peygamber efendimizle (s. Ebû Bekir. Babasının adı Mâlik ve künyesi Ebû Vakkas’dır. İslâm ümmetinin eminidir.a. en selîm akıl. (Bunu deniz sahile atmıştı).) götürdü.) hergün azar azar vererek bizi geçindiriyordu. Hz. Peygamber efendimiz de: “Kalk yâ Ebâ Ubeyde İbn-i Cerrâh!” buyurdu. Bu hurma ile Ebû Ubeyde (r.” Resûlullah (s. Ebû Bekir onu Peygamberimize (s. emin bir kimseyi bizimle gönderir misin? denilince. “Bu deniz muhlûkunun etinden yiyiniz. Onlar da: “Evet yâ Resûlallah” diye tasdîk ettiler. Cizye mallarını alarak Bahreyn’den Medine’ye gediği işitilince (ki.a. Onyedi yaşında iken Hazret-i Ebû Bekir’in vasıtasıyla müslüman oldu. Ebû Ubeyde. Yalnız 14 hadîs-i şerîfin râvisidir. Kendilerine “Siz ne zaman buraya geldiniz?” diye sorar. Ömer’in oğlu Abdullah (r. Sonra bu hurma da tükenince onun yokluğunun acısını tattık. Onlar da “Şimdi” diye cevap verirler. Resûlullah (s. bu toplanan erzak iki dağarcık hurmadan ibaretti. yüzleri en güzel yüz. Osman ve Hz. Resûlullah (s. Peygamberimizin (s.

hangi hallerde tâbi olmayacağını bildiren Ânkebût sûresi. Peygamberimiz tarafından.v. Peygamberimiz zamanında Hicaz’da. hakkında bilgi sahibi olmadığın (ilah tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşmak için sana emrederlerse. bu seferde Peygamberimizin (s. Oğlu Sa’d’ın kendisine karşı saygısını ve bağlılığını bildiğinden İslâm dîninden döndürebilmek için. Her attığı ok isabet ediyordu. Bedir Harbinde. . Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. Bunun üzerine annesi asıl maksadını bildirmek için şöyle söyledi: “Yâ Sa’d! Vallahi. senin yüz canın olsa ve her birini İslâmiyeti bırakmam için versen. Peygamberiniz “Seni buraya hangi şey getirdi” yâni buraya niçin geldin? buyurdu. Hazret-i Sa’d da “Evet” dedi. “At yâ Sa’d! Anam. Bununla beraber.104 - .) Buvat Seferine katılmış. Hazret-i Sa’d. Uhud Harbinde. Artık ister ye. babam sana fedâ olsun!” diye duâ etmiş. geceleyin Medine’ye dönüp geldiğinde “Ne olurdu.a.) yanından hiç ayrılmayıp. Müşriklerin ileri gelenlerinden Ebû Süfyân. ana ve babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. ilk kâfir kanı döken Sahâbî oldu.a. “Benim. Sa’d bin Ebî Vakkas.) gazvelerin birinde. Bunun üzerine birbirlerine girdiler. Hz. Resûlullah efendimizle (s. düşman tarafında bulunan. Mekkeli müslümanların üç bayrağı bulunuyordu. Peygamber efendimiz. Mekke’de Ebû Düb denilen bir vadide namaz kılmakta idiler. ister yeme. ben yine dînimden vaz geçmem. Hazret-i Sa’d ilk müslüman olan Sahâbîlerden birkaçı ile beraber. Allah yolunda. “Bu kimdir?” buyurdu. (Ebû Süfyân. Şecaatta (cesarette). din düşmanları ona bir sıkıntı ve eziyet verirler dedi. sâlih bir kimse beni korumağı üzerine alsaydı!” buyurdu. Ömer. ben açlık ve susuzluktan helâk oluncaya kadar ağzıma bir şey almayacağım.” O güne kadar annesinin her isteğine boyun eğmiş. şahid olarak anlaşmayı imza etmiştir. artık onlara (bu hususta) itâat etme! Dönüşünüz ancak banadır. eline geçirdiği bir deve kemiğiyle bir müşriğin başını yardı. Eshâb-ı kirâm ibâdetlerini serbestçe yapamıyorlardı. babam sana fedâ olsun” diye sadece Hazret-i Sa’d için duâ etmiş. Peygamberimiz ok atarken Ona.v. Hazret-i Âişe (r. Sen de bu yüzden anne katili olarak insanlarca ayıplanacaksın. Hazret-i Sa’d ok atmakta çok maharetliydi. İslâmiyetin.v. her ok atışında “İlahî bu senin okundur.anhâ) anlatır: Resûlullah (s. okçuların (kemankeşlerin) reisiydi. birkaç müşrikle beraber yanlarına gelerek onların namazlarıyla alay etmeye ve kötülemeye başladılar. Hz. Böylece Hazret-i Sa’d. “Allah’ın.a. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri ile annesi arasında geçen bu hâdiseden sonra Allahü teâlâ evladın anne ve babaya hangi hallerde tâbi olacağını. sen Muhammed’in getirdiklerini inkâr etmedikçe. ilk yıllarında müslümanlar müşriklerden çok eza ve cefâ görüyorlardı. bunun dışında hiçbir kimseye böyle duâ etmediğini Hz. bir çok birliklere de kumandanlık etmiştir. Yemeye ve içmeye tekrar başladı. büyük iltifatlara ve duâlara mazhar oldu. Hazret-i Sa’d: “İçimden bir ses Resûlullah yalnızdır. Ebû Bekir.” Bunun üzerine Resûlullah ona duâ etti ve uyudu. o sırada henüz müslüman olmamıştı). Bunun için O’nu korumağa ve hizmetine geldim. şöyle dedi: “Ey Anne.v. Ali. Sa’d bin Ebî Vakkas” dedi. korkarım ki. Annesinin yiyip içmediğini ve bunda inat ettiğini görünce. Bunlardan biri kendisine verilmiş.) sancağını taşımıştır. anne babaya daima iyilik etmeyi emrettiğini söyleyen sen değilmisin?” der. Hazret-i Sa’d da çok eziyet çekmişti. düşmana karşı savaşmıştır.) bütün kalbiyle inanmış ve bağlanmış olduğundan bu îmân kuvveti üstün geldi. müşriklerin en başta gelen kumandanı ve en azılı din düşmanlarından olan Sa’d bin el-As’ı öldürmüştür. Bunu gören diğer müşrikler korkuya kapılıp kaçtılar. Hazret-i Sa’d bütün gazalarda ve bir çok seriyelerde bulundu. Atışını doğrult.a. Zübeyr bin Avvam ve Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleriydi. Birden bir silâh sesi duyduk. Allahü teâlâ ve Resûlüne (s. Medine şehrinin emniyetinin sağlanmasında önemli görevlerde bulunmuş.” “Allahım sana duâ ettiğinde Sa’d’ın duâsını kabul eyle” diye duâ etmiştir. Allah yolunda ilk ok atan Sahâbî olup. 1000’den fazla ok attı. halife seçilince ilk bîat edenler arasında olmuştur.a. İslâmiyette. Eshâb-ı kirâm arasında en cesur ve kahraman olanlardandır. annesinin isteğini kabul etmedi. müslümanların bayraktarlığını yapmıştır. “Biz insana. bir dediğini iki etmemişti.) hayatında “Anam. Hz. çaresiz kaldı. imânındaki sebatını görünce şaşırdı. sana hısım ve akraba ile ilgilenmeyi. müslümanların sıkışık durumlarında büyük bir metanetle çarpışmış.Hamne binti Ebû Süfyân’dır. sekizinci âyet-i kerîmesini göndererek. düşmana karşı şiddette en ileri Eshâb-ı kirâm arasında Hz. Onu İslâm dininden döndürebilmek için çeşitli yollara müracaat etti.” Annesi Hazret-i Sa’d’ın dinine bağlılığını. Savaşlarda çok kahramanlıklar gösterdi. Peygamberimizin (s. Uhud Harbinde de. el-Harrar mevkiine gönderilen seriyyeye kumandanlık yapmıştır. Ali bildirmiştir. büyük kahramanlık göstermiş.v.v.a. Ben de yaptığınızı (amellerinizin karşılığını) size vereceğim” buyurdu. Annesi oğlunun müslüman olduğunu duyunca çok sinirlenip. (s. Hudeybiye antlaşmasında bulunmuş.

ya cizye verirsiniz veya cenge hazır olursunuz diye haber gönderdi. Ömer’in emriyle Sâsâni Devleti’nin başşehri ve İran Kisrası’nın bulunduğu Medayin şehrine hareket edildi. İranlıların tamamına yakını öldürüldü. Bu sırada İran taraflarındaki olaylar büyüyünce. Bu savaşta melekler onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı. Harpden önce İran’ın başşehri Medayine elçiler gönderildi.a. sizi öldürürdüm” dedikten sonra bir miktar toprak getirtti. Bak Allah’ın Resûlü ne yapıyor idiyse sen de öyle yap ve sabrı elden bırakma. Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan. Hz. Harp başlamadan önce Hazret-i Sa’d askerlerine şöyle hitap etti: “Mevkilerinizde sebat ediniz. sevâb kazanırlar.)’ın emrine dörtbin asker verdi. siz de tekbir alır silâhlanırsınız. Bunun üzerine elçiler arasında bulunan Âsım bir Arar kalkıp toprağı yüklendi. Kisra’nın yurdunun büyük bir kısmını ele geçirdik Ordu kumandanlarının çoğunu öldürdük. Üçüncü tekbirde siz de tekbir alıp. Îmân etmeyenlerin yardımcısı yoktur. Onlar üç gün içinde bunları kabul etmediler. İran Kisrası buna sinirlenerek “Eğer benden önce elçi öldüren bir melik olsaydı. Ömer’in getirilmesini istiyorlardı. Hz. öğle namazından sonra ben dört tekbir alacağım. İslâm askerinin Medayine hareket ettiğini İran Kisrası Yezd-i Cürd duyunca korkudan şehri terk etti. Arkadaşlarıyla beraber Hazret-i Sa’d’ın yanına döndüler ve “Yâ Sa’d müjde. Gözün görmediği meydanlarda at koşturmayı nasîb etti. Bu sırada Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin Hevazinden mektubu geldi. eşi benzeri olmayan Allahü teâlâya hamd eder.” dedi. ikinci tekbirde. Ömer bu şekilde nasîhat ettikten sonra Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Sa’d bin Ebî Vakkas’ın (r. Bir kısmı da bunun çeşitli sebeplerle uygun olmayacağını. Allahü teâlâ. Allahü teâlânın selâmı bütün müslümanların üzerine olsun. İran Kisrası Yezd-i Cürd ile görüştüler. İslâm Ordusu Medayin şehrine kolayca girerek burayı fethetti. Çünkü Allahü teâlâ îmân edenlerin yardımcısıdır.105 - . Eshâb-ı kirâm verilen bu bir parça toprağın daha sonra İran toprağının tamamının verileceğine dair Allahü teâlânın bir müjdesi olduğuna inandılar.Hazret-i Ömer zamanında. İran Ordusuna da Rüstem kumanda ediyordu. Bunun üzerine Hazret-i Ömer. Mü’minlerin emiri Ömer-ül-Fârûk’a: “Allah’ın selâmı üzerine olsun. En büyüğünüz kimse bunu yüklensin de reisinize götürsün ve biliniz ki. önce İran Ordusu komutanları öldürüldü. “Ya müslüman olursunuz. Sonraki günlerde İslâm Orduları uyguladıkları dahiyane taktiklerle İran Ordusu’nu bozguna uğrattılar. İranlıları İslâma davet ettiler. Allahü teâlâ bize ihsanı ile muamele etti. O’na: Ey Sa’d! Sana Resûlullahın dayısı ve eshâbı dediklerine bakıp da gururlanma. Allah onların Rabbi. İslâm Ordusu ile İran Ordusu arasında oldu. Kaçışmaya başladılar. dışarı çıktılar. İslâm Ordusu. Kadisiye Muharebesi.). Allahü teâlâ onların toprağını bize verdi” dediler. harbe hazır olursunuz. hem de düşmana bir ders vermek için bir İslâm Ordusu hazırlandı. başka birisinin kumandanlığa getirilmesini istiyordu. İran Ordusu’nun baş komutanı Rüstem de öldürülünce ordu dağıldı. İran Ordusu beraberinde getirdikleri fillerle karşılık verdiler. İslâm Ordusu ise 34 bin kişi idi. Ayrıca İran Ordûsu’nun ön saflarına filler yerleştirilmişti. Yine elçi göndererek kendilerine üç gün süre tanıdıklarını bu üç gün içinde ya müslüman olursunuz.a. ya cizye verirsiniz veya harp edersiniz” diye şart ileri sürdüler.” dedi. Sa’d bu askerlerle Medine’den çıktı. O’nu İslâm ordularına başkumandan tâyin etti.” .) Medine’ye çağırarak.a. Bu harbde müslümanlar 2000 şehîd verdi. Sa’d bin Ebî Vakkas’ı (r. Hevazin bölgesine zekât toplamak için gönderilmişti. hem bu olayları önlemek. şeytana uyan bir kavme karşı bize zaferi ihsan etti. dördüncü tekbirde düşman üzerine hücum ediniz ve “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” deyiniz. askeri harp için coşturursunuz.a. İlk gün şiddetli çarpışmalar oldu. esir olarak ele geçirildi. Sa’d bin Ebî Vakkas bu fethi şu mektubla Halife-i Müslimîne bildirdi: Rahman ve Rahim olan Allahü teâlânın adıyla: Irak valisi Sa’d bin Ebî Vakkas’tan. 120 bin kişi olan İran Ordusu’nun 30 bini zırhlı ve birbirinden ayrılmaması için zincirle bağlı idiler. Medayin şehrinde emirlerinizi bekliyorum. İran topraklarında bulunan İslâm askerleri ile birleşerek meşhûr Kadisiye Meydan Muharebesi’ni kazandı. Atik nehri kıyısında ordugâh kurdu. bildirilen emirle düşmana hücum ettiler. İslâm askerleri. Dördüncü gün harp başladı. Bundan sonra ne yapacağımız hususunda. anlaşma ile işi halletmek istiyordu. Bu ordunun başına kimin geçirilmesi gerektiği yapılan şûrada görüşüldü. İslâm Ordusuna Sa’d bin Ebî Vakkas (r. “Bende sizin için başka şey yok. ben ikincisi olup. Allah ile kul arasında kulluktan başka bir bağ yoktur. Fırat nehrinin bir kolu olan Atik nehrinin Kadisiye denilen yerinde ordugâh kurdu. Kaçmaya çalışanların çoğu da nehre düşerek boğuldu. ilkinde siz de tekbir alırsınız. Kızı. O’nun habibi olan Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm ederim. Hazret-i Sa’d. Yezd-i Cürd kaçtı. Ancak kullukla Allah katında karşılık bulur. Allahü teâlâ kötülüğü ancak iyilik ile yok eder. kalanlar da esir edildi. onlar da.) ismini duyan Eshâb-ı kirâmın hepsi ittifakla Hazret-i Ömer’e: “İşte aradığın kimseyi buldun” dediler. Bazıları bizzat bu ordunun başına kumandan olarak Halife Hz. Müslümanlar büyük bir zafer kazandılar. Fakat ölürken ki son durumları ve bu son nefeste ettikleri son sözleri bakımından birbirlerinden üstün olurlar. Onun kullarıdır. Daha sonra Hz. cümlenizi Kadisiye hendeğine gömmek için Rüstem’i göndermek üzereyim. İran Ordusu da gelip.

Resûlullah’a (s. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri.) ve daha bir çokları hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Kisra’nın sarayları ve hazineleri müslümanların eline geçmişti. Müslümanlar için yapılması lâzım olan hak ve vecibeler onun için de tahakkuk etmiştir. Medine’ye yakın Akik denilen yerde hastalandı ve orada 65 (m. Arazi ve nehirleri işleyicilerine bırak ki. korkaklıktan. Rezil bir hayata düşmekten. Orada.106 - . Hz. bildirdiğine göre. harpten önce İslâma davet etmeni emretmiştim. Mal. Hazret-i Sa’d. Kûfe şehrinin ilk valisi tayin edildi. Peygamber Efendimiz (s. Aliyi kendine seçerek “Yâ Ali! Sen benim dünyâda da âhirette de kardeşimsin” buyururdu. Sa’d İbn-i Ebî Vakkas Cennettedir. Böyle bir dayısı olan varsa bana göstersin” diyerek iltifatlarda bulunurdu. elde ettikleri ganimetleri ve Allahü teâlânın fey olarak kendilerine ihsan ettiği malları kendileri arasında taksim etmeni istemişler. Umarım ki: Sen uzun zaman yaşayacaksın! Öyle ki. elbette onunla derecen artar. Şureyh bin Hâni (r. İşte bu benim emrim ve sana yollanan ahdimdir. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: Resûlullah (s. Bunun üzerine Hazret-i Ömer. Ömer. eğer sen onları yani arazi ve nehirleri halen orada bulunanlara taksim edersen. Hz.a. Hayatının sonlarına doğru. benim söyleyebileceğim bir kelime öğret.v. onun misli kadar günahını da Allahü teâlâ yok eder. Lâkin onun malı müslümanlarındır. o İslâm olmazdan önce elde etmişlerdir. “Allah birdir. gaziler senden.) yine bir hadîs-i şerîflerinde “Ebû Bekir Cennettedir.” buyurdu. Çok cömert olup.” Resûlullah (s. bir takım kavimler faydalanacak.a. Kadisiye Harbi ve Medayin’in fethinde büyük ganimet elde edilmiş. Ve “Ya Rab! Eshâbımın Mekke’den Medine’ye dönüşünü tamamla” diyerek duâ etti. ncu âyetlerini delil getirerek. senden.) bir köylü gelerek. Vasiyetine uyularak Bedr Harbinde giymiş olduğu elbisesi ile defn edildi. cesur. Ömer şu mektubla Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Veda Haccı’ndan sonra hastalandığında. Resûlullah efendimiz (s. Sa’d da Kûfe şehrini kurdu. bir takımları da mahrum kalacak” dedi. ederse o da müslümanlardan bir ferttir.)’a bildirdi: Mektubunu aldık. Zira müslümanlar onun malını.v. Peygamber Efendimiz kendisini ziyârete gelmişti.a. özü doğru büyük bir zattı. Ahnef bin Kays. 8. Sa’d bin Ebî Vakkas’dan oğulları İbrâhîm. Her kim harp ve hezimetten sonra İslâm davetine icâbet. Benim mektubum sana ulaşınca meseleye nazar et ve eğil. Cennetle müjdelenen on sahâbîden (aşere-i mübeşşereden) en son vefât edendir. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir. yeni bir şehir tesis edilmesini emretti.v. Hazret-i Sa’d-ı tekrar Kûfe valiliğine tayin etti. Muhammed. Abdurrahman İbn-i Avf Cennettedir. Onları müslümanlardan hazır bulunanlara bölüştür. Namazını Medine Valisi Mervan kıldırdı. Hazret-i Ömer’e durumu bildirdi. dünyânın ve kabrin imtihanından sana sığınıyorum.a.a. Sa’d bin Ebî Vakkas (r.) Eshâb-ı kirâm arasında kardeşlik tesis ettikleri zaman. esmer tenli. Mübârek cesedi Medine-i Münevvere’ye götürüldü. orta boyda. Haşr sûresi 7.). Bildirmiş olduğu altı kişiden biri de Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleriydi. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri 270 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Ömer. 10. Bunun üzerine iyileşti.a. Ben sana. Hazret-i Osman halife seçilince Hazret-i Ömer’in tavsiyesine uyarak.v.a. Mus’ab. sadeliği severdi. sözü. merteben yükselir. Hazret-i Sa’d. Medine’ye döndü. havasının ve suyunun askerlere iyi gelmediğini anlayan Hazret-i Sa’d.)’ın mektubunu aldı. onlar bütün müslümanların atiyyelerine dahil olsun: Çünkü.) her namazın ardından muhakkak şöyle duâ ederdi: “Allahım.” “Sizden kim hergün bin tane sevab kazanmak isterse 100 defa tesbihte bulunsun.a. Zübeyr Cennettedir. Talha Cennettedir. karşılaştığın kimseleri. Eğer Sa’d. Onun da İslâmda bir hissesi (sehmi) vardır. dedi. 9. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. Böyle yaparsa bin sevab kazandığı gibi. hayvan ve eşya olarak insanların sana celbettikleri ganimetleri topla.v. şifâ buldu. cimrilikten sana sığınıyorum.Hz. Hazret-i Ömer. Bu kararı Hz. Peygamber efendimiz de “Hayır! Sen bizden geri kalamazsın! Burada kalır da Sâlih ameller işlersen. İbni Abbas. o kimse müslümanlardan bir fert sayılır. Sa’d hazretleri hastalığı şiddetlendiğinden duâ almak için Peygamberimize “Yâ Resûlallah siz Medine’ye döneceksiniz de ben burada ölüp dostlarımdan geriye mi kalacağım?” dedi. Osman Mehdî Alkame bin Kays. heybetli. Âmir. Bunun için Peygamberimiz ona “Bu benim dayımdır. halife seçilmezse ona bir vezirlik verilmesini de vasiyet etmişti. . arazinin eski sahiplerinde kalmasına ve araziye haraç vergisi konulmasına karar verildi. Medayin şehrinin. 675) yılında vefât etti. şehîd olmadan önce kendisinden sonra yerine geçecek halifeyi seçmek için altı kişilik bir şûra teşkil edilmesini vasiyet etmişti. onlardan sonra geleceklere bir şey kalmaz. Peygamberimize annesi tarafından dayı olurdu. Medine’de bulunan Eshâb-ı kirâm ile uzun uzun istişare etti. Âişe-i Sıddîka. Her kim muharebeden önce davetine icâbet eder de müslüman olursa.

Sa’d bin Ebî Vakkas (r. ikincisi Hazret-i Osman’ın şehîd edildiği zaman. Resûl-i ekrem (s. Rab olarak Allah’ı. Bana hidâyet ver ve rızıklandır. sh-13ti 7) El-İsitâb cild-2.a. korkaklıktan. melekler ona akşama kadar duâ eder. çok korkarlardı. sh-168 2) El-A’lâm cild-3. bana duâ et deyince hepsine duâ ediyordu. Ben de “Evet” dedikten sonra bir ara: “Amca senin duân makbul. muhtaç olanlardan esirgerse.v. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri buyurdu ki: Hayatımda üç gün ağladım. 992. herkese duâ edip duruyorsun. Ömrünün sonlarına doğru. sh-290 16) Sahîh-i Buhârî cild-4.” Yine buyurdular ki: “Bir kimse gündüz hatim okursa. “Bana duâ et. gözümün görmesinden. bir ara O’na yaklaştım ve kendimi tanıtmağa çalıştım. Bunun için.a. sh-92 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3.) duâsını aldığından her duâsı kabul olurdu. Beni tanıdı ve “Sen Mekke’nin en iyi okurlarından birisin” dedi.O’ndan başka hiç bir ilâh yoktur ve O’nun ortağı da yoktur. sh-212 17) Umdet-ül-Kârî cild-4.” 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. Bütün hamdlerin hepsi Allah’a mahsusdur. Sa’d gülümseyerek “Oğlum Allahü teâlânın benim hakkımdaki takdiri (gözümün görmemesi). 926. sh-32 . sh-30 9) Müslim Bab-ı Fedâil-üs-sahâbe 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-550.) “Müslümanın müslümanla üç günden fazla dargın durması helâl değildir. her attığı ok isabet ettiğinden.” “Yâ Ali. sh-60.” “Kim müezzinin okuduğu ezanı dinler de. ağlamaya çalışın. Muhammed aleyhisselâmın O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim. cild-3.” Köylü: . Musa’nın yanında Hârûn nasıl idi. ise. Günahtan kaçmaya kuvvet.)i ve din olarak İslâmiyeti seçip.a. daha güzeldir” buyurdu. dünyâ fitnesinden yani deccâl’ın fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım. Kıyâmet gününde Allahü teâlânın kerem ve ihsanına kavuşamaz. râzı oldum derse günahları bağışlanır. üçüncüsü de Hakka sığınırken ağladım. bunaklıktan. ibâdet yapmaya kudret ancak azîz ve hâkim olan Allahın yardımı iledir de.v.a. sh-106 8) El-Îsâbe cild-2.” “Kişinin aile fertlerine harcadığı sadakadır.a. sh-2570 13) Taberî cild-2. Allah her şeyden yücedir. 583. sh-499 4) Tehzîb-ut-tehzîb cild-2. tek ve ortağı olmayan Allahdan başka hiçbir ilâhın bulunmadığına. Kişiye ailesine yedirdiği lokmadan muhakkak sevab verilir. Abdullah bin es-Sâib anlatır. “Her kim ihtiyacından fazla bir suyu.v. Peygamber olarak Muhammed (s. sh-87 3) Târîh-ül-hamîs cild-1.107 - .” Duâsının kabul edilmesi için duâ istendiğinde Peygamber Efendimiz (s. Gece okursa sabaha kadar duâ eder.) vefât ettiği zaman. gözleri görmez olmuştu.a. Âlemlerin Rabbi olan Allahın şanı ne yücedir. sh-293 14) Fütûh-uI-Büldan sh-255 15) Üsüd-ül-gâbe cild-2.) “Duâ kabul olmak için helâl lokma yiyin” buyurdu. 1059 11) Herkese Lâzım Olan İmân sh-98 12) Kâmûs-ul-A’lâm cild-1.): “Allahım beni bağışla ve koru.” “Peygamber Efendimiz şöyle duâ edilmesini emrederdi: “Allahümme inni eûzü bike minel buhli ve eûzü bike minel cûbni ve eûzübike en urudde ila erzel-il-umrî ve eûzü bike min fitnet-id-dünyâ ya’ni fitnet-ed-deccâl ve eûzü bike min azâb-il-kabrî. sh-483 5) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Ya kendim için ne söyleyeyim? dedi. benden sonra Peygamber gelmeyecektir. de” buyurdu. erzel-i ömür denilen ihtiyarlıktan.” (Yâ Rabbi! Cimrilikten.) Peygamberimizin (s. Bu halde iken Mekke’ye gelmişti.Bunlar Rabbim içindir. sen de. Düşmanlar da.” “Kur’ân-ı kerîm okurken ağlayın. Yalnız şu fark var ki. Mekke halkı etrafına toplanıp.v. “Ben genç idim. Bunlardan biri. Resûl-i ekrem’in (s. müslümanlar O’nun duâsını almaya çalışırlardı. eğer ağlamazsanız.v. benim yanımda öylesin. kendin için duâ etsen de gözlerin açılsa olmaz mı?” dedim.

Talha. Bunun üzerine Ömer (r.) kendisine Müslüman olmasını söyleyince. Saîd.a. Hz. Ömer’in. Hadîs kitablarının en kıymetlisi olan Buharî ve Müslim bunu böylece bildirmektedir.a. Saîd bin Zeyd hanımı Fâtıma ile birlikte hemen Müslüman oldu. Ebûttufeyl.). Sa’d bin Vakkas (r. Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf (r.anhüm). yoksa bin ilâha (putlara) mı inanayım. 15 (m.anhüm)’ın Resûlullah katındaki yeri bir idi. Sa’d. Muhammed (s.v. Ebû Bekir cennettedir. sh-95 .a. Hz.a. ehlini. gösterişi hiç sevmezdi. O’na bîat etti. onun kızkardeşi Fâtıma binti Hattab da kendisinin hanımı idi.v.a. cennettedir. kendi mülküne dahil ederse kıyâmet gününde arzın yedi katı halka gibi boynuna geçirilir. Hicret-i Nebevî’den sonra. Hz. Makam ve mevkiyi hiç düşünmez. Kur’ân-ı kerîm’i okuyup. Sâid bin Habîb der ki: Hz. Amr İbni Hâris. Ömer İbni Hattab’ın amcasıdır. cild-3.a. “Saîd bin Zeyd Cennettedir.) İslâm Dîni’ni tebliğe başladığında ilk katılanlardan olup.s. Kays bin Ebû Hazım ve başkaları hâl ve sözlerinden rivâyet etmiştir. Cenâzesini Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Bu sebepledir ki. 671) senesinde Medine’ye yakın yeşilliği bol ve güzel bir yer olan Akîk’te yetmiş yaşlarında vefât etti. korumak uğrunda öldürülürse o şehîddir. Ömer hilâfeti (13/m.) bütün gazvelerine katıldı. namazda arkasında idiler.” 1) El-A’lâm. şehrin fethinde bulundu. ancak kendisine bir vazife verilirse.v. Osman’ın şehâdetine çok üzüldü.) yanına gidip îmân etmekle şereflendi. Suyu gözlere şifâdır.) ile Abdullah bin Ömer kabre indirerek defn edildi. sustu. Annesi Fâtıma binti Ba’ce İbni Halef el-Huzariyyedir.” “Kim başkasına ait olan bir karış yeri haksız olarak.v.108 - .” der. Bedir Gazâ’sında bulunmadıysa da. 644) zamanında 13 (m. Künyesi Ebû Aver ve Ebû Sevir idi. Zübeyr. Duâsı kabul olanlardan idi. cild-1. Ebû Süfyân’ın başkanlığındaki kervanın durumunu araştırdı. dinini.) ile nesebi birleşir. Hz. sh-94 2) Hilyet-ül-evliyâ. techîz etti.) Muhahammed’in (s.a.) müsaadesi ile Habeşistan’a hicret etti. Osman. Hz. Dünya ve dünyâ nimetlerinden daha çok âhireti düşünürdü. Dedesi Amr Hz. O’na Kûfe’de iktâ olarak bir miktar arazi verdi. Saîd bin Zeyd (r. Sa’d bin Ebî Vakkas Cennettedirler” (r. Ali. ilk inananların arasına girdi. Cennetle müjdelendiği hâdise ve hadîs-i şerîf “On kişi Cennettedir.a. İbrâhîm (a. Talha. Osman halîfe seçildiğinde O’na bîat etti.) yıkayıp. tâbiînin büyüklerinden Ebû Osman Hindi.” cevabını verdi. diğer Eshâb-ı kirâm gibi müşriklerden çok eziyet çekip. putperestliğin şirk olduğunu. Hz. 634-23/m.) dinine girerek Haniflerden oldu. Kâ’b bin Lüey’de Peygamberimiz Muhammed (s. işkence gördüler. Osman cennettedir ve Ali. Ömer.v. Mekke’de su-i kast.a. onu Allah’a inanmaya teşvik ederdi. Talha bin Ubeydullah ile beraber Suriye tarafında araştırma ve oralardakilerin hâllerini inceleme vazifesiyle gönderildi. Peygamberimiz bu dokuz kişiyi zikr edip. Şam’ın muhasarasına katılıp. Medine’de Baki Kabristanlığına Eshâb-ı kirâmın omuzları üstünde getirilip. Sonra Medine’ye geldi.v. Saîd İbni Müseyyeb. Ömer’in hem eniştesi hem de kayınbiraderidir. Kız çocuklarının çoğunun ölümden kurtulmalarına sebep oldu.a. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Kim malının yanında. Ebû Bekir. Oğlu Sa’îde de sık sık “Bir Allah’a mı.a. Resûlullah’ın (s. 634)’de Ecnâdeyn muharebelerinde süvari kuvvetlerine. fesahati.a. Saîd bin Zeyd. Kızkardeşi Âtike binti Amr.) O’nun oklarını attılar.a. Osman. mânâları ve üstünlüklerine hayran kalıp. Kur’ân-ı kerîm okurdu. İslâmiyetten önce Peygamberimizle görüşürdü.a. Peygamber efendimizin (s. Peygamber efendimizden kırksekiz hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. işkence. Saîd bin Zeyd hazretleri zamanını devamlı ibadetle geçirirdi. belâgatı. tesiri altında kaldı.” “Kırmızı beyaz mantar (Kem’e) kudret helvası. kanını. Saîd’e Peygamber efendimiz (s. düşmanlığı silindi. Mekke’ye döndüğünde cahiliyye âdetlerinden olan kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerle mücadele etti. Bu vazifedeyken. Ömer bin Hattab da Saîd bin Zeyd’in evinde okunan Kur’ân-ı kerîm’den kalbi yumuşayıp.) emriyle Hz. Peygamber efendimiz (s. Saîd bin Zeyd hazretlerinin babası Zeyd bin Amr. Ebû Bekir halife olunca. Bunun için kendisini kırmaktan herkes çekinirdi. Abdurrahman bin Avf. nevindendir. Muharebede onun önünde. Hz. Ubeyde bin Cerrâh. Eshâb-ı kirâm’dan Abdullah bin Ömer. 636)’da Yermük Muharebesine katıldı.v.HZ. bunu en iyi şekilde yerine getirirdi.) namazını kıldırdı. Hz. Fâtıma binti Hattab’a. zulüm ve tazyikler artınca Peygamber efendimizin (s. Fih Muharebesi’nde piyade birliklerine kumanda etti. Abdullah bin Ömer (r.) müslüman olunca Mekke’de. Sahâbe-i kirâm: “Yâ Resûlallah onuncusu kimdir?” diye sorunca Resûlullah (s. 51 (m. Ömer. Allahü teâlâ’nın kendine verdiği ilham ile putlara tapan insanların haline şaşar.v. Habbab bin Eret evlerine gelip. Bu sebeple kendine yeni bir din bulmak için Suriye taraflarına gidip Hz. onlara kesilen kurbanların etinin yenemiyeceğini düşünürdü. yani dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbî’den biri. Ganimetten pay ayrıldı.v. Cihadı çok sever. Nesebi Sa’îd bin Zeyd bin Amr bin Nüfeyl bin Rezâh bin Adivy bin Kâ’b bin Lüey idi. SAÎD BİN ZEYD: Aşare-i mübeşşereden.

Talha: “Evet. Ağlıyarak mübârek eli ile yüzünden toprağı sildi. Talha’yı Hz. Îsâ. Atalarının yolundan saptı. Ebû Bekir onuncu babada ise Resûlullah (s. Cennette komşularımdır” hadîs-i şerîfi” ile medh edildi. Rahib: “Abdullah bin Abdülmuttalibin oğludur. sh-2 9) El-Îsâbe. Hele namazlarını eda edecekleri zaman çektikleri sıkıntı ve kendilerine reva görülen işkence tahammülü mümkün olmayan cinstendi.v. İlk îmân edenlerin sekizincisidir.109 - . Yahyâ. Bunun üzerine doğruca Hz. Bu seyahatlerinden birinde Şam yakınlarında Busra kasabasında bir panayıra gelmişti.a.) müslüman olduğu zaman Mekkeli müşriklerden pek çok eza ve cefa gördü. Hz. ile Zübeyr. 1060 7) Eshâb-ı Kirâm. 390 8) El-İstiâb. Talha’nın kalbine yer etti. Bedir gazasında. Hz. Sonra birlikte Resûlullah’a gidip. Hz. Talha vasıtasıyla îmân etmiş.a. Oradan acele ayrılıp Mekkeye geldi ve “olan biten bir şey var mı?” diye sordu. sh-46 HZ. Talha “Ahmed kimdir?” diye sordu. Hz. Ebû Bekir ile Hz. cild-2. dördü kız ondört çocuğu olmuştur.a.v. O peygamberlerin sonuncusudur. hurmalık. Hz. Ebû Kuhafe’nin oğlu da “Hz. Talha en yakın akrabaları dahil olmak üzere Mekke müşriklerinden de işkence gördü. Es’ad bin Zürare’nin (r. Etrafındakilere bu gencin suçunun ne olduğunu sorduğumda bana: Bu Talha bin Ubeydullah’tır.a. altıncı babada Hz. Sâlih olup. Hz. İshâk. Beni öldürseniz de dînimden dönmem diye karşılık veriyordu.) Mekke’ye gönderip ailesini Medine’ye getirtti.a. Temimoğulları da onlara sahip çıkmadı: Bu hâdiseden dolayı Hz.s. müslüman oldu. Rahibin sözleri Hz. Ebû Bekir’in yanına gitti. Ebû Bekir’in kızı Ümmü Gülsüm ve Ûmmü Ebbân binti Utbe ile evlenmiş ve onu erkek. “Talha. Bedir’den başka bütün gazalarda Peygamberimiz (s. Şu’be ve Meryem’dir.a.) ile beraber bulunmuştur. Talha. Yakub. kızları ise Ümmü İshâk.v.) de anlattı ve Resûlullah tebessüm ettiler. Ebû Bekirin tavsiyesine uyarak. lâkabı Feyyaz ve Hayyir (Çok hayır işleyen)’dir.) babasının vefâtından evvel Hz. cild-2.a. Hz. Orası O’nun zuhûr edeceği şehirdir.” dedi. Ondan müslüman olduğu cevabını alınca. Talha.v. İsmâil. Abdullahın oğlu Muhammed-ül-Emin peygamber olduğunu iddia etti. Humne binti Cahş. Deve Harbinde Hz.” dediler.3) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk.a. Rivâyet olunur ki. Mes’ûd bin Hıraş. Medine’de Muhacîrin ile Ensâr arasında kardeşlik tesis olunduğunda Peygamber efendimiz (s.a. Mûsâ. Şam tarafında vazifeli idi.) peygamberliğini ilân ettiği zaman hayatta idi. Hz. cild-2. Onun Kim olduğunu sordum. diye cevap verdiler. sh-379 6) Tam İlmihâl. Bir müddet sonra Es’âd bin Zürare’yi (r. Dedesi.v. Nevfel bin Huveylid bin Adeviyye adamları ile birlikte Hz. TALHA BİN UBEYDULLAH: İlk îmâna gelenlerden ve aşere-i mübeşşereden. Ebû Bekir ve Talha’ya (r. pek çok defalar Peygamberimizin medhine kavuşmuş ve Cennet ile müjdelenmiştir. Talha (r.) ile birleşir: Babası Ubeydullah. Ebû Bekir vasıtasıyla îmân edenlerin beşincisidir. Zekeriyyâ. Fakat Talha (r. Bir rahib: “Panayıra gelenlere sorun. cild-3. Hicretten yirmidört yıl önce Mekke’de dünyâya geldi. Talha ticâret için Şam’a gitmişti.) bütün bu akıl almaz işkencelere göğüs geriyor. Kureyş müşrikleri Resûlullah ve müslümanları ortadan kaldırmak için güçlenmek ve para temin etmek maksadıyla Ebû Süfyân başkanlığında Suriye’ye (Şam’a) . İmrân. sh-15. Ebû Bekir’le Medîne-i münevvereye hicret buyurduğu zaman Hz. Hz. Ebû Bekir. Bunun üzerine rahib. Resûlullah (s. Dönerken Medine’ye uğramıştı. Peygamberimiz (s. Hz. Künyesi Ebû Muhammed.a) bitişikler mânâsına gelen “karînân” dendi. “Ahmed (a. ok ile şehîd oldu. “Evet var. Bütün gazalarda Allahü teâlâ’nın dînine hizmet ve şehîdlik mertebesine ulaşmak için kahramanca savaşmış. Orada. Talha. Ebû Bekr-i Sıddîkın dedesinin kardeşidir. 131 4) Üsüd-ül-gâbe.a. sh-306 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Übeyy bin Kâ’b ile kardeş yapmıştı. ben Mekkeliyim” dedi. Rahibin sözlerini Peygamber efendimize (s. Peygamberin orada olduğunu öğrenince kervandaki mallarından vazgeçip Mekke’ye gitmedi Ve Medine’de kaldı. Diğer gazalarda bulundu.) misafiri oldu. Oğulları Muhammed. elleri boynuna bağlı ve kalabalık bir gurup tarafından takib edilen bir delikanlı gördüm. İslâmı tanımadan önce de ticâretle uğraştığı için sık sık Mekke dışına çıkardı. ona uydu. bu işkencelere o da tabi tutulmuştur. Talha’nın ismi Talha bin Ubeydullah bin Osman bin Amr bin Kâ’b olup.). Hz. Hz. namazını kendi kıldırdı. Evlerine hapsedilmiş. Talha bin Ubeydullah (r. Kendisi Harem-i şerîften çıkarılacak.v. cild-2. içlerinde Mekke’den gelen var mı?” diye seslendi. Ali tarafında değil idi. Bunun üzerine Hz. taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir. Aişe. Talha’yı yakalayarak onları iple bağladılar ve işkence yaptılar. Bu gencin annesidir dediler. Hz. Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıttı. Soyu.a. Çok cesur idi.) zuhur etti mi!” diye sordu. İslâmdan dönmesi için günlerce aç ve susuz bırakılmıştır. gördüğü bir hâdiseyi şöyle nakleder: Safa ile Merve arasında dolaşırken. İslâmiyeti kabul etmiş müslüman olmuştur.). Kardeşi Osman da Hz. Ali buna çok üzüldü. Gencin peşi sıra çirkin sözler söyleyerek onu takib eden bir de kadın vardı. Ebû Bekire rahibin söylediklerini anlattı.

fedâ eder” buyurduğu sırada ensardan beş sahâbî sıçrayıp ayağa kalktılar. Ensârdan bir zât “Ben” dedi.) “Şunları kim karşılar.a.a. bazıları Resûlullah madem ki öldü. Eshâbın en iyi okçularından elli kişinin büyük kısmı.a.v.v.)’dır. Her fazîlet ve üstünlükleri kendisinde toplayan her bakımdan Hz. Âdem (a. îmân ettikleri Allahü teâlâya ve kendilerine vâd olunan sonsuz Cennet nimetlerine kavuştular.v.büyük bir kervan çıkardılar.v.v. Ne olduğu. diyerek bulundukları yerleri terk ettiler. Peygamberimiz (s. Eshâb-ı kirâmın bazıları geri dönmek icâb ettiğini. Resûlullah (s.)’dan kıyâmetin kopmasına kadar gelmiş geçmiş ve gelecek olan insanların en üstünü. Peygamberimiz (s.v. Bunların son şehîd olanı ondört yerinden yaralanmış yere düşünce Peygamberimiz “Onu bana yaklaştırınız.a.v.a. “Ben” dedi.) yanında bulunan ensardan oniki sahâbî bu şekilde şehâdet şerbetini içtiler. Peygamberimiz ona “Haydi sen karşıla” buyurdu.) bu sancağı Hz.v.a. Burada bulunan on kadar sahâbîyi şehîd ettiler ve müslümanları arkadan vurdular. “Ben” buyurdu. Talha bin Ubeydullah bir an bile geri çekilmemiş.) “Ey Allahın kulları. Ey Allahın kulları.a.) görmüş ve O’nun halini şöyle haber vermişti: “Hz. en tatlı sözlüsü olan Peygamberimiz (s. anlaşılmamış herkes yeise düşmüştü.a. Bana doğru geliniz!” diyerek seslene seslene ancak otuz sahâbî toplayabilmişti. O zât gitti müşriklerin üzerine bir aslan gibi atıldı.a. kim durdurur” buyurdular. Hz.a.v.a.a. Din-i İslâmda her türlü iyilik ve fazîlette ümmetin en önünde olan Eshâb-ı kirâm cihad. Aynı şekilde çarpışa çarpışa şehâdet şerbetini içti. Resûlullah tıpkı.a. Peygamberimiz (s.) önce keşif ve araştırma yapmak üzere Talha ve Saîd bin Zeyd (r. Bir kısım Eshâb da Peygamberimizin (s.v. Peygamberimiz “Senin gibi daha kim var” diye sordular. Fakat gazâ ile vazifeli olarak Resûlullah (s. Ali’ye vermişti.v.v.) “Senin gibi daha kim var” diye sordu.v.v. Yanlarında otuz kırk kadar muhâfızları da vardı. Gözleri yaşartan kahramanlıklar gösterdi.) öldürüldü haberi Eshâb-ı kirâmı kalblerinden hançerlemişti.v.) Uhud geçidine koyduğu ve hiç bir surette ayrılmamalarını emir buyurdukları.) etrafında toplanmışlar canlarını siper edip Resûlullahı muhafaza etmeye çalışıyorlardı. Resûlullahın (s. inandıkları.)’in yanına bazı sahâbîler yetiştiler.s. Müşrikler Peygamberimiz (s. Yine müşriklerden bir grup Peygamberimize doğru gelmeye başladı. düşmanın en şiddetli saldırıları karşısında Resûlullah’ın bir karış bile gerilediğini görmedim.v.v. Resûlullahın yanından ayrılmamıştı. Hz.v. Bedir’de bulunanlar gibi kendilerine sevab verildiği Peygamberimiz (s.) yanında Hz.a. müşriklerin ordugâhına girip ganimet toplamağa başlamışlardı. Müşriklerden başka bir grup daha geldi. Peygamberimiz (s. hak din ve hak bir kitapla peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki. Müşrik ordusu bunu fark edince Uhud Dağını dolaşarak geçide geldiler.” İşte bu şiddetli günde yedisi muhacirlerden. Canını Peygamber efendimizi korumak için tehlikeden tehlikeye attı. Bu mübârek şehîd.) tarafından bildirilmiştir.) ellerinde şehâdet şerbetini içdi. en yumuşak huylusu. Talha yine atıldı. Burada bulunan muhacirlerden birisi Talha bin Ubeydullah (r.v. Resûlullah (s. Yine Ensârdan bir zât “Ben” dedi. Peygamberimiz “Gelen şu müşriklere kim karşı koyar” buyurdu. Bu sırada Peygamberimiz (s. Peygamberimiz (s.v. Kendisini.a. Hz.a.a. Müşrikler Peygamberimizi (s.a. gözlerin bir daha göremeyeceği kahramanlıklar gösteriyorlardı. Talha. Bir kısmını öldürdü.) aynı şekilde onu da gönderdi. Bedir’den sonra İslâmın en büyük gazası. Hz. İşte Hz. Peygamberimizin (s. Bu sebeple onlar Medine’den uzak kalıp Bedir gazâsından haberdar olmayıp. Peygamber efendimizi (s. Mus’ab bin Umeyr şehîd olmuş sancak düşüyorken. Talha bin Ubeydullah’dan başka kimse kalmadı.v. Hele harp meydanında Resûlullahın (s.v.v. Resûlullahın yanında çarpışmak için dizildikleri zaman. Peygamber (s. yedisi ensardan olmak üzere on dört Sahâbî de onunla birlikte sabır ve sebat gösterdiler. O müthiş günde müslümanlar ne olduğunu anlayamamışlar. Resûlullah (s. Mikdâd (r. Hatta müslümanlar.) aynı şekilde sordu.a.) ve onüç Sahâbîyi yok etmek için üzerlerine yürüdüler. müşrikler yenildi. Müslümanların şaşkınlık içinde bulunup dağıldıkları zaman Peygamberimiz (s. O zât da gitti.v.a. şecaat ve kahramanlıkta da en önde olduklarını isbât eden canlı misaller ortaya koyuyorlardı. Bedir’e katılmadılar. en güzeli.a. Eshâb-ı kirâm.” buyurmuşlardı. Resûlullah (s. O da şehîd oldu. Peygamberimizin (s. Yine Hz. Gaza başlamış müşriklerin sancaktarları öldürülünce müşrik ordusu bozulmuş idi.) müşrikler tarafından kuşatılmıştı.a.) önünde çarpışa çarpışa can verdiler.a.a. Resûlullahın (s. ganimetlerden de kendilerine hisse verilmiştir. şehîd oldular.) “Kim Allah yolunda vücûdunu bize verir. sebat etmekte yerinden ayrılmamakta idi. Hz.) Uhud gazasında bulunmuştu. Talha bin Ubeydullah hazretlerinin de içlerinde bulunduğu onüç sahâbî ile bir köşeye çekildiler. Talha atıldı ise de Peygamberimiz yine “Senin gibi daha kim var” diye sordu.) burada şecaat ve kahramanlığın en güzel ve en üstün misalini gösteriyorlardı. askerî bir birlik gibi. Talha “Ben” buyurdu ve gitti çarpışmaya başladı.a. Talha.a. Hz.) Mus’ab bin Umeyr’ın taşıdığı sancağın altında idi.) kastederek yine hücum ettiler. hatta bazıları birbirlerine kılıç vurmuşlardı. Birçok kâfiri Cehenneme gönderdi ise de sayıca çok olan müşrikler nihayet onu şehîd ettiler. Ensârdan bir zât “Ben” dedi.v. biz de ölünceye kadar kâfirlerle harb edip O’na hemen kavuşuruz diyorlardı. Eshâb-ı kirâm burada akıllara durgunluk verecek.) “Haydi onları sen karşıla” buyurdular. Bana doğru geliniz.a. ölüm kalım Savaşı olan Uhud’da kahramanlık destanları yazmıştır.a. daha sonra Resûlullah (s.) tarafından gönderildikleri için Bedir ehlinden sayılmışlar.v.)’ı Medine dışına göndermişti. .).110 - . Peygamberimiz “Şunlara kim karşı koyar” buyurdular. Mus’ab suretinde bir melek sancağı almış.a. Resûlullah (s.

) önünden mi.a. Sa’d bin Ebî Vakkas (r. Kılıç darbesiyle mübârek omuzları yaralandı.a. Parmaklarının bütün sinirleri kesildi. Ayılır ayılmaz ilk sorduğu soru “Resûlullah ne yapıyor” olmuştur.) bu hali haber verdikten sonra: “Biz Resûlullahın (s. Resûlullah yine cevap vermedi. Peygamberimizin (s.v.) beni görünce: “Şehîd olmayı bekliyenlerin kimler olduğunu soran kimse`nerede” diye sordu. Küçükler ise vücûdunda sayılamıyacak kadar çokdu.” deyince Talha (r.) üzerinde iki zırh vardı. Onların bir kısmı ahdini yerine getirdi (şehîd oldu). Atılan oka elini tutması.a.v. Ebû Bekir.a. Bedevî birine.” Buyurdu. her yerde Onu (s.a. Hz.v. Talha (r. Müşriklerden Ebû Zâtülyed. Bu haliyle dahi cihâda devam ediyordu.Talha bin Ubeydullah (r. sağından mı. parmakları çolak olmuş idi. iki cihanın sultanı Hz. at kuyruğunu iki bacağı arasına sokup çöktü.v. Talha’nın.a. Resûlullaha (s. Bu Mâlik bin Zübeyr idi. Bedevî de bunu Resûlullaha (s. kemâle gelmiş bir imânın. Talha buyurdu ki: Eshâb-ı kirâm “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki. Uhud’un bu anında vücûdunun her yeri heyecandan ve Resûlullaha (s. insanların gözü önünde Cennete giderdi.a.)’ın yanından ayrıldıkları halde Hz.) her taraftan kuşattılar. Talha (r.v. Hemen Resûlullahın mübârek ellerinden tutarak Talha bin Ubeydullah da doğrultarak Peygambe. Sonra ben. Muhammed (s.a. “Resûlullah iyidir. solumda Talha bin Ubeydullah’dan başka bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm” buyurmuşlardır.) başına doğru gelen bu oka başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Talha (r.v.v. Ali oldu. arkasından mı.) elini açarak oka karşı tuttu. Müşriklerden çok keskin nişancı.v.a.a.” Hz.) “Eğer Bismillah deseydin insanlar sana bakışırken.v. Beni sana O gönderdi. Dirâr bin Hattab onun başına şiddetli iki kılıç darbesi indirmiş ve Hz.a. bu îmân olduğu için.a.” buyurmuştur. Resûlullaha böyle gönül verdikleri için Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olmuşlar. Başında da miğfer bulunuyordu.a.) sordu.a.a.) şehîd olmayı bekleyenlerin kimler olduğunu sor. Resûlullaha (s.v.) her yeri kılıç ve ok darbeleriyle delik deşik olmuş. vücûdunda yaralanmayan ve kana bulunmayan bir yer kalmamış idi.v.a.) nişan alıp bir ok attı.) “Eğer (Talha oka elini beni korumak için tutarken) Bismillah deseydi.) doğru geliyordu.a. melekler seni göklere yükseltirdi. Bir önden gelenlere bir arkadan gelenlere koştum onları uzaklaştırdım. Peygamber (s.a. O Uhud günü Resûlullah’a (s. Hz. Talha bin Ubeydullah’ın (r.v. Diğer bir kılıç darbesi ile Hz. Bedevî “Benim yâ Resûlallah! Buradayım” dedi. miğferlerinin iki halkası mübârek yanaklarına battı.)’da mızrağını bu müşrikin göz bebeğine sapladı ve onu bağırtarak öldürdü.a. Talha ayıldı.) hücum etti ve kılıcını âlemlerin Efendisi Hz.a.a.) soramıyorlardı. Mızrağını atın arka bacaklarına vurunca.v.) yanına gelen Hz. Talha (r. Böylece sevgi ve bağlılığın en güzelini göstermiştir.) kalkan yapıp koruduğunu gördüm. attığını vuran bir okçu vardı. Resûlullah cevap vermedi.)’e çaldı.v.a.a.v.v. Eshâb-ı kirâmdan birçoğu bazı anlar Resûlullah (s. Sadece başında dört büyük kılıç yarası vardı. Üzerimde yeşil elbise vardı.v.) arıyordu. Peygamberimiz (s. Hz. muhabbet ile yanan. Hemen başını kaldırdı ve yüzüne su serpti.) çukura düştü.) beni göstererek “İşte bu şehîd olmayı bekliyen kişilerdendir.) bir zarar gelmemesi için en çok uğraşan en fazla canını hiçe sayanlardan idi.a.a.a.v. İşte bu sırada âlemlerin efendisi. Nihayet dağıldılar. dediler.a. Yaraları yetmişbeşi aştı. onun için onların verdiği bir avuç arpa sadaka.a. Talha’yı hep O’nun etrafında dönerek çarpıştığını ve kendisini Resûlullaha (s. O gün vücûdunda altmışaltı büyük yara açılmıştı.v. Talha’ya yardıma koşmasını emrettiler.v.) ilk defa yetişen Hz. bir ata binmiş (Ben Ebû Zâtülyed’im. Bunu gören Peygamberimiz (s.” Başka bir rivâyette ise Talha’ya (r.v. Bedevî tekrar sordu. Resûlullah (s.a.) şehîd olmayı bekliyen kimselerdendi. Eshâb-ı kirâm dağıldı. Hz. mescidin kapısından çıktım. Uhud günü İbni Kâmia kâfiri Peygamberimizi (s.) biraz sonra sapa sağlam kalktı ve düşmanla yine harbetmeye başladı. Ona kuvvet ver” diye duâ buyurdular.a. Bu sırada müşriklerden Ebû Âmir tarafından müslümanları düşürmek için kazılmış çukura kadar gelinmişdi.a. Bana Muhammed’i gösteriniz) diye bağırarak Resûlullah’a (s.a.) bir zarar gelir korkusundan tir tir titriyordu.a. Talha bu halden sonra da bir hayli yara aldı. Muhammed Mustafa (s.) buyurdu ki: “Gördüm ki. Talha bir an ayrılmamış idi. bu muhabbet. Hz. Talha kan kaybı sebebiyle de bayılmıştı. Hz.) yanına döndüğümüz zamanlar Hz. Elinin kemikleri kırıldı. İbni Kamia. Resûlullahın (s.a. Peygamber (s.v.a. Ok elini parçaladı.) onun önünü kesti. Ebû Bekir onu baygın bir vaziyette buldu.v. Müşrikler hücum ettiler ve Resûlullahı (s. onlardan olmayanların verdiği Uhud Dağı kadar altın sadakadan daha kıymetli olmuştur. Allah ile olan ahidlerine (harp meydanlarında sebat) gösterirler.a. Yine “Uhud günü yer yüzünde sağımda Cebrâil. Talha (r.” buyurdu. Uylukları kılıçla parçalanmış.v. candan çok ötelere yükselmiş bir aşkın.) öldürmeğe yemin etmiş idi.) oraya teşrif ettiler. anlatılamayan hakiki bir sevginin fiili olarak ortaya çıkmasıdır.)’ın bütün vücûdunu mübârek elleriyle mesh ettiler ve ellerini açıp “Allahım ona şifâ ver.v.111 - .) “Allahü teâlâya sonsuz şükürler olsun. Ebû Bekir’e hemen Hz. Resûlullahın (s. Bu hain Peygamberimize (s. yoksa solundan mı gelen taarruzlara karşı duracağımı bilemiyordum. Resûlullaha (s. Eshâb-ı kirâmda bu aşk. bir kısım ise şehîd olmayı bekliyor” (Ahzab 23) âyet-i kerîmesinde bekliyenlerin kim olduklarını merak ediyorlar fakat edeblerinden de bir türlü Resûlullaha (s. Talha (r.” buyurmuşlardır. O sağ olduktan sonra her musîbet hiçtir.

Ali “sözünde durmadı” diye bağırarak fitne çıkardılar ve çok müslüman kanının dökülmesine sebep oldular. Ali.) Talha bin Ubeydullah’ı bazı sahabîlerle Saveylim’in. Ömer’i uygun görmüş ve “Hz. Hz. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.a. Bir defasında şûra meclisinde fetholunan arazinin mücâhidler arasında taksim olunması veya olunmaması durumu görüşülüyordu. Ali halife seçilince O’na bîat etti. Hz. ayağı kırıldı ve münafıkların. Hz. Uhud gazasının sonuna kadar da Resûlullah’dan (s.v. fitnesi söndürüldü. Osman âsiler tarafından muhasara edildiğinde. Hz.a. Keşke yirmi yıl önce öleydim” buyurdu. Tebük gazvesinde herkes elinden gelen gayretle orduyu techîz etmek. Osman şehîd edilince Hz. pek çok ağladı. Osman halife seçilince. Talha ile istişare etmiş ve Hz.) vefâtından çok müteessir olup.a.a.) vermiştir.a. Talha kendi namzetliğinden feragat etti. Fakat bunu öğrenen Abdullah bin Sebe yahudisi ve ona tabi olan isyancılar gece her iki orduya da hücum ederek.)’dır.v. Talha’nın namazını kendi kıldırdı. Âişe bu vaka esnasında bir deve üzerinde olduğundan bu vak’aya cemel vakası denildi. Her iki taraf anlaştılar.) bir kayanın üzerine çıkmak istedi. Mekke’ye Hz. Ebû Talha (r. Resûlullah (s.a. Talha ve Zübeyr’in bulunduğu tarafta da Hz.a. Talha buna çok üzüldü. Hz. Ömer’e bıraktım dersin)” buyurmuşlardır. Casum mevkiindeki evine gitmelerini ve evi. Bu arada Hudeybiye’de biât-ı Rıdvan’da da bulunmuştur. Mekke’de haccı eda edip. tenha bir köşeye çekilip ağlamıştır. Ali de isyancıların Medine’ye hâkim olduklarını bir müddet sonra kendilerine bağlı bir ordu kurulduğu zaman isyancıların ve katillerin cezasının verileceğini beyan etti. Bunun üzerine Talha (r. Ömer her hususta Onun reyine müracaat ederdi. Ali ordusuna Âişe (r. (Cenâb-ı Hak sana müslümanların işini kime terk ettin) derse açık bir alınla ve müsterih olarak. Sonra Hz. Zübeyr gibi oğullarını gönderdi. Huneyn’deki gayret hizmet ve kahramanlıklarından ve bilhassa cömertliğinden dolayı da Talhat-ül-Cûd lâkabı Resûlullah (s.) tarafından verilmiştir. Hz.a. Enes buyuruyor ki: “Huneyn savaşında Peygamber efendimiz (s. Kayalıklara gelince Peygamberimiz (s. Hz. Talha burada şehîd oldu.a.v.v. Ali ile karşılarındaki müslümanlar arasında kan dökülmemesi için Hz. Talha. Hz. Talha kuvvetli deliller ortaya koyunca. Osman devrinde.a. Talha’yı gördü ve Ona “Yâ Aişe kabrimin bir tarafından sızan su bana eziyyet veriyor. çok.a. Hz. İslâm Hukuku’nda bu ictihâd esas kabul edildi. Ömer’in vefât etmeden önce halife seçilmek üzere namzet gösterdiği altı zattan birisi de Talha bin Ubeydullah (r.a. Ömer zamanında şûra meclisi üyesi idi. Resûlullah’ın (s. Hz. Ali ve Hz. Hz. Ömer’in teklif ettiği şekilde kabul olundu.a. Hz. Talha çok üzüldü. Hz. Ömer dağıtılmamasını istiyor ve arazinin yalnız Onu fetheden mücâhidlere ait olmayıp ondan sonra gelecek nesillere de ait olduğunu beyan buyurmuştu. Hz.a. Veda hutbesini dinledikten sonra Medine’ye dönmüş ve bir müddet orada kalmıştır. Talha bu emri derhal yerine getirdi. yerine kimin halife olmasını Hz.rimizi (s. Ömer’in bu ictihâdından başka şekilde ictihâd edenler oldu ise de Hz. Münafıklardan Dahhâk bin Halife evin arkasından atladı. Hz. Hz. Müslümanları Tebük seferinden geri çevirmek istiyorlardı.v. Ömer bu makama en çok lâyık olan zâttır. Vefâtından yirmi yıl sonra kızı Âişe bir gece rüyasında Hz. Resûlullahı (s. Hz. Talha.) haber verildi ki.v.v.anha) sözünde durmadı.v. Âişe validemizin yanına daha sonra Basra’ya gitti. Resûlullaha (s. Âişe. Sonra Hz. Ali harp meydanını gezerken Hz. Ebû Bekir hastalandığında. Talha O’nu korumak amacıyla Hz. Hz.) taşın üzerine çıktı.) ile birlikte Mekke’ye giden Hz. Hz. ilk 6 yıl sakin geçti ve sessiz bir hayat yaşandı.) çukurdan çıkardılar. diye tenbih buyurdu. O zaman Resûlullah (s. Hz. Hz. mes’ele Hz. Talha işte bu Uhud günü Talhat-ül-Hayr (hayırlı Talha) lâkabı ile şereflendi ki ona bu lâkabı Resûlullah (s. Ebû Bekir’in hilâfeti zamanında da bütün savaşlara katılmıştır. Âişe arabulucu olarak gelmişti. Ganimete dahil değildir” buyurmuşlardı. Hz. Fakat gayet zayıflamış ve üst üste iki zırh giymiş ve kendisine yetmişten ziyade kılıç vurulmuş olduğundan takat getiremedi. Ebû Bekir’in halife seçildiğini görüp. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn gazvesinde düşmanın okları karşısında gerileyen ordu içinde sebat edenlerdendir. Oğlu Muhammed şiddetli şekilde âsilere mukabelede bulundu. Bunun üzerine kızı Âişe çok üzüldü ve akrabalarından bazılarını alarak . Hz. beni kalbimden vurdu. Talha’yı maktuller (ölenler) arasında görünce çok üzüldü. Hz. Yüzündeki toprakları sildi ve “Ey Ebû Muhammed (Talha) semânın yıldızları altında seni toprağın üzerinde serilmiş olarak görmek bana pek ağır geldi.v. münafıklar.) sırtına alarak Uhud kayalığına taşıdı. Hz.v. Osman’a verdi. Talha da onu cânı gönülden destekledi.) Huneyn savaşında tam yirmi düşman askeri öldürmüştür. Hz. Uhud Harbi’nden Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde yapılan bütün gazvelere katılmıştır.v. Hz. Hz. (donatmak) için uğraşırken O da herkesle yarışırcasına bütün varını yoğunu sarf etmiştir. reyini Hz.v. Osman’ı şehîd edenlerin derhal cezalarının verilmesini ve kısas yapılmasını istedi.) altına oturdu ve Resûlullah (s.) “Kim bir düşman öldürürse düşmanın nesi varsa öldürene aiddir.112 - . hemen ona bîat etmiştir. İşte bundan dolayı Feyyaz lâkabını almıştır.v.a. münafıklık eden bu hainlerin üzerine yıkıp yakmalarını emr buyurdu. beni buradan çıkar da başka yere defn et”. Kucağına aldı.) “Talha Resûlullaha yardım ettiği zaman cennet ona vacib oldu” buyurdular. Hz. (Hz. yahudi Saveylim’in evinde toplanmışlardı.) ayrılmadı.

yakışıklı bir zattı. Talha maşlahı adama iade ettirdi. Bunu ona bildirin. bindörtyüz kişi idi. Talha araziyi Hz. Talha: “Senin olsun. Resûlullah’ın (s. Bu Eshâbın da en üstünü Hudeybiyede. Medine-i münevverede ise ziraatle meşgul olmuş ve büyük çiftlikler sahibi idi. Fakat Hz.a. diğer yerleri yeni defn edilmiş ve bir kılına dahi zarar gelmemiş olduğu halde buldular. Bedr muharebesinde bulunanlardır ki. Ey insanlar ben Ömer. ya’nî dört halife olup. kendisine bir iyilik yapıldığı zaman teşekkür eder.v. edeb ve fazîlet bakımından çok yüksek idi. isterse satıp parasını vermeyi teklif etti. Talha bunların dullarını evlendirir. Resûlullah ona “Yâ Ebâ Bekir sen Allahü teâlânın Cehennemden âzâd ettiği kişisin” buyurdu. Adam utanarak Hz. Talha ahlâk.v. altısı kadındır. Ebû Ubeyde bin Cerrâhdır.kabr-i şerîflerini açtılar. Hz. geniş göğüslü. ilk müslüman olan kırk kişidir ki. Osman. herşeyde Onun yardımcısı olmuşlardır. Âişe anlatır: Ebû Bekir Sıddîk bir gün Resûlullahın (s. Talha bin Ubeydullah (r. Ona îmân ederek mübârek yüzünü görmekle şereflenen Eshâb-ı kirâmdır ki. Bunlar. Bunu onlara bildirin. Talha çok büyük bir zenginliğin içinde bulunmasına rağmen gayet az yer. Başka bir kabre naklettiler. Talha’ya gelerek akrabalık iddiasında bulunarak yardım istedi. Bir kusur görünce affeder. Orta boylu. mallarını fedâ etmişdir. Bunların otuzdördü erkek. Sebebi sorulduğu zaman: “Onun ahlâkını bilirim. Bunların da üstünü.) ile bi’at edip Onun için ölmeğe hâzır olduklarını söz veren kahramanlardır. Kalbi Allahü teâlâ’nın korkusuyla ve Resûlünün muhabbetiyle doluydu. Evine girerken güler yüzle girer. Bunların da üstünü. sonra Ömer. Hz. Eshâb-ı kirâmdan bir çok zât Ümmî Ebân hatunla evlenmek için teklifte bulunmuşlardı. Hz. kırkıncısı. Medine’ye gelenler onun evinde misafir edilirdi. Ali.113 - . Bu muhabbeti aşk derecesinden de çok ötelerde idi. Talha. hepsi Ona tâbi’ olmuş. Zübeyr bin Avvâm.v.) ona “Ey Talha sen de şehîd olmayı bekleyenlerdensin” buyurdu. Talha ticâretle meşgul olurdu. Talha bin Ubeydullah hazretlerinin üstünlükleri ve fazîletleri pek çoktur.v. Sa’îd bin Zeyd. Öksüzleri gözetir. Ömer.v. evinden çıkarken mütebessim olarak çıkar. ondan sonra Ali’dir). Ali. Talha ile evlenmişti. Ayrıca Zü’l-usra gazvesinde savaşa katılanları tek başına doyurmuştur. Sonra Talha bin Ubeydullah içeri girdi. onun yardımları altında idi.” diye cevap vermiş ve Hz.) buyuruyor ki: “Ey insanlar ben Ebû Bekir’den razıyım. Osman. Talha. Hz.) vefâtından sonra Ümm-ül-mü’minîn olan ezvac-ı tâhîratın hizmetine koşmuşdu. Onun ahlâkının güzelliğine bir misâl olarak şu kıssa zikredilebilir.) teklifte bulununca kabul etti. fakîrlerin ihtiyaçlarını görür. Ebû Bekr.a.a. Bazen de çok güzel elbiseler giyerdi. Hulefâ-i râşidîn.) “Yeryüzünde Cennetlik bir kimse görmek isteyen Talha bin Ubeydullah’a baksın” buyurdu. Sızan sudan dolayı vücûdunun bir tarafı hafif yeşillenmiş ise de. Onun emrini yapmak. israf ve aşırılığa kaçmadan iyi giyinirdi. Abdurrahman bin Avf. Sa’d. Hz.a.a. son derece sade giyinirdi. Peygamberimiz (s. İsraf etmez ve israf edenleri sevmezdi. Bir gün bir Bedevî. başka Peygamberlerin ümmetlerinden daha üstündür. Hz. Bedevî parasını almayı isteyince. Hz. Onun için harb etmiş.) yanına girmişti. Bir gün Hz. O zaman kuyu satın almak ve vakfetmek büyük bir cömertlik idi. Kendisinden bir şey beklendiğinde onu yerine getirmediği görülmemiştir. Bunlar. bunların da üstünü Ebû Bekr. paraya ihtiyacı olanlara para verirdi. biçarelere yardım eder. Son derece sevimli idi. Bu ümmetin de üstünü. Ondan önce kimseye böyle Atik ismi vermemişti. Resûlullah (s. Günyet-üt Talibin (1322 Mısır Baskısı) seksendördüncü sahifesinde Abdülkadir Geylânî (k. Ömer “radıyallahü anh”dır. borçlularının borçlarını öderdi. Kendisinin Hayber’de ve Irak’ta çok arazileri vardı. Onun uğruna canlarını.v. bunlar. Bunların da en üstünü. (Aşere-i mubesşere) ya’nî Cennete gidecekleri müjdelenen on kişidir. Fakat O hiç birisini kabul etmedi. Resûlullah (s. Allahü teâlâ mübârek etsin! Birisi benden birşey umarsa onun umudunu boşa çıkarmaktan Allahü teâlâdan utanırım. O bu aşkının en güzel isbâtını Uhud ve diğer gazalarda göstermiştir. Zi’l-Karede gazvesinde mücâhidlerin susuz kalmaması için bir kuyu satın alıp onu mü’minlere vakfetmiş idi. Bunların da üstünü. üzerinde güzel bir maşlah (yünlü harmani) ile yolda giderken adamın biri maşlahını omuzlarından kaptı. Ey insanlar Allahü teâlâ . birinci vazifeleri olmuş. Günlük geliri bin altın idi.” Hz. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti. Talha’ya vermek isteyince Hz. Teymoğullarının bütün muhtaçları. Oradakiler maşlahı adamdan geri aldılar. Hz.” buyurdu. Hâlid bin Sa’îd’in rivâyet etmiş olduğu hadîs-i şerîfte Resûlullah (s. Talha’nın bu bütün üstünlük ve fâziletlerden sadece kavuşmadığı Hulefa-i râşidîn derecesi olmuştur.a.) buyuruyorlar ki: (Ehl-i sünnete göre. Sa’îd ve Abdurrahman bin Avfdan razıyım. Zübeyr. Tâlûtun askeri gibi üçyüzonüç kişi idi. bir arazisinin olduğunu ve isterse onu almasını.a. Kendisinden istenildiğinde verir. Talha. Osman’a satıp parasını Bedevî’ye verdi. Talha bu akrabalık bağının çok önemli olduğunu söyleyerek. Sa’d İbni Ebî Vakkâs. Bütün malını ve parasını emirlerine amade kılmıştı. ondan sonra Osman.s.

Hz.a. Hz. O ise “Asla küfre dönmem (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) der. 656) yılında. Bunun üzerine Resûlullah (s.v..) “Sakin ol ey Hira. Çok yaralandı. sizi yine toplar!” buyurdu. Osman. Habeşistan hükümdarı Necâşî. Allahü teâlâ. Osman ve Ali) Hakkında bana riâyet ediniz. Mekke’nin yukarı taraflarında bulunan. Eshâb-ı kirâm şehîd olunca yetimlerine vasî olur. Orası doğruluk yurdudur. Ali.” “Allahü teâlâ cömerttir.) mübârek eliyle Habeş ülkesinin bulunduğu tarafa işaret ederek. Namazını kendi kıldırdı. altmışyedi yaşında şehîd edildi.. . Zübeyr bin Avvâm (r. Eshâb-ı kirâma sorduğu sorulara olgun cevaplar alınca müslüman oldu.a.a. sizi belki orada ferahlığa kavuşturur!” buyurdu. Huveylid bin Esed bin Abduluzzâ bin Kusey torunudur. Bu yüzden onu. İman edenler arttıkça Mekke’de müşriklerin müslümanlara yaptıkları işkenceler çok şiddetlendi. “İşte oraya Habeş ülkesine gitseniz iyi olur. hilâli görünce. “Allahım bu ayı. Safiyye’nin oğludur. 36 (m. Dağ sarsılmaya. aralarında Hz. Ey insanlar Eshâbım kayınpederlerim (Hz. şehîdlerin ruhlarını Cennete koyar. Peygamberimizin (s.” Hadîs-i şerîflerini haber verdi. Talha ve Hz.a. Bütün gazalarda bulundu. Peygamber efendimiz (s. Peygamber efendimiz O’nu görünce “Ey Zübeyr! Ne var?” diye sordular. durup dururken “Redûlullah yaralandı. Cömertleri sever. Habeş hükümdarının yurdunda hiç kimse zulme uğramaz.114 - .” buyurmuşlardır. Peygamber efendimiz (s. amcası çok kızmıştı. sh-269 6) El-Îsâbe cild-2. Hadîce’nin erkek kardeşinin ve Resûlullah’ın (s.v. yarın kıyâmet günü bağışlanmazlar. Allahü teâlâ. bari yer yüzüne dağılın!.) yeni ayı. bir hasıra sarar.” diye buyurdu.v. gelen muhacirlere çok iyi davrandı. sallanmaya başladı. îmân ve İslâmımızın devamıyla geçirmemizi nasip eyle. sh-216 11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1075 HZ. sh-376 3) Buhârî fedâil-ül-Sahâbe 4) Müslim fedâil-üs-Sahâbe 5) Medâric-ün nübüvve cild-2.a. sh-219 8) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Kabirden Kur’ân sesi işitti. Yüce Allah. Hiç biriniz onlardan hak taleb etmesin. Âişe ile birlikde. 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. Ebû Bekir ve Ömer) ve damadlarım (Hz.) Sahâbîlerinin işkenceler altında kıvrandıklarını görünce. sh-87 10) Metâli-un nücûm cild-1. Hz. O da “Seni yakaladılar.a. Hz.) buyurdu ki: Resûlullah (s.) “Ben tevâzuyu severim. Bunun üzerine Peygamber efendimiz.” Ebû Hureyre (r.” Hadîs-i şerîfi için “Benim kulağım Resûlullahın mübârek ağızlarından kelimesi kelimesine bu hadîs-i şerîfi işitmiştir. ZÜBEYR BİN AVVÂM: Sağlığında Cennet ile müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan. “Siz. Gadâbını çeken şeylerden (haramlardan da) muhafaza eyle.v. Harbden çekilip namaz kılarken. bir zarar yaptılar diye içime doğdu” dedi. yapılan bütün işkencelere büyük bir sabır ve metanetle tahammül ederdi. selâmet.v. İbni Mende Talha bin Ubeydullah’dan haber veriyor: Talha bir gece Abdullah bin Amr bin Hirâm’ın kabrini ziyâret etti.” Yine Talha (r.Bedr ehlini ve Hudeybiye ehlini bağışladı. müşriklere (puta tapanlara) duyurmadan Mekke’den ayrıldılar. Ebû Bekir’in damadı idi. sh-229 7) El-İstiâb cild-2.) yanına koşarak geldi. ona ve kılıcına duâ buyurdular.a. Zengin olup. Gelip Resûlullah’a söyledi: “O Abdullahdır. Kim Allah için tevazu ederse Allahü teâlâ onu yükseltir. öldürüldü!” diye vehimlendi ve hemen kalıcını sıyırıp. sh-214 9) Hilyet-ül-evliyâ cild-1.a. Ali bunu işitince çok üzüldü. İman ettiği zaman.a. Çünkü o haklar öyle haklardır ki. Bunun üzerine.): “Yâ Resûlallah! Nereye gidelim?” dediler. sh-160 2) Sünen-i Tirmizî cild-1. onları beslerdi. Ömer. Talha ve Zübeyr ile birlikte Hira dağının üzerinde bulunuyorlardı.). Ali tarafında değildi. Her gece ruhları bedenleri ile buluşur. Peygamberimiz (s. Peygamberimizden(s.) halası olan Hz. Eshâb-ı kirâm da (r. Dördüncü olarak imâna geldi.v. İbn-i Cermuz tarafından. “Talha ve Zübeyr Cennette benim komşularımdır.v. Zübeyr. Rahat ve huzurlarını sağladı. Sabah olunca yine Cennette olurlar.” buyurdu. râzı olduğun ve sevdiğin işlerde. Mısır’ın fethinde de bulundu. Ali.) Ebû Bekir.” “Allahü teâlâ güzel ahlâkı sever kötü ahlâkı sevmez. Ey hilâl benim ve senin Rabbin Allahü teâlâdır.v. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Bir gün.a. Hz. Zübeyr bin Avvâm’ın da bulunduğu 15 kişilik ilk Muhâcir kafilesi.a.a. ateşe sokar çıkarır ve küfre dönmesini putlara tapmasını isterdi. iyilik. Talha ve Sa’d bin Ebî Vakkâs aynı yılda doğmuşlardır. Deve Vak’asında Hz. Allah yolunda kılıç sıyıranlardan ilki idi. senin üzerinde ancak bir peygamber yahut sıddîk yahut şehîdler bulunmaktadır. Nesebi.). bütün malını Allah için dağıtdı.

Birden devenin üzerine sıçrayıp. Biz durumun ne olacağını beklerken Zübeyr (r.) yanında şehîd oluncaya kadar ayrılmamak üzere yemin ettiler. gelen oklara. Zübeyr bin Avvâm (r.” Peygamber efendimiz (s. olan Kilâb’ı öldürdü ve 7 arkadaşı ile Peygamber efendimizin (s. Savaş Nil nehrinin öbür tarafında oluyordu. Eshâb-ı kirâm hemen toplandı. 70 müşrik öldürüldü.a.) uzaktan göründü. Zübeyr bin Avvâm “Ben giderim!” deyince “Peki.). Medine’ye hicret ettiği zaman. geri durduğunu görünce.a. Deve üzerindeki bu mücâdele devam ederken. Saltanatını elinden almak istedi. Peygamber efendimizin etrafında pervane gibi dönerek. müslümanların yaşı en genç olanı idi. Düşman gerilemişti. Hz. Müşriklerin okçuları. Hz. Uhud gazâsı hicretin üçüncü senesinde vuku buldu. Mekke’den Medine’ye hicret edince biz de Habeşistan’dan hicret ettik. Ayağımı yanağına bastım olanca kuvvetimle mızrağımı çekip çıkardım. Peygamber efendimizi ok yağmuruna tutunca. Hz.) bulundukları yerden. Hz. O “Ben Ebû Zât-ül-Kerîş’im.115 - . Peygamber efendimizin vefâtı şayiası Medine’ye ulaşınca. Sonra Eshâb-ı kirâm. gözlerinden başka bir yeri görünmüyor ve at üzerinde bulunuyordu.) yaralandı. Bedir muharebesinde Hz. onun karşısına çıkmasaydı. O. O adamın. önce Resûlullahın (s. artık sana yer yüzünde hiç ibadet olunmaz” diyor. Hz. Peygamber efendimiz (s. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved. Hz. sen git” dediler. Ümmü Seleme diyor ki. Peygamber efendimiz. Eshâbdan bazıları: “Kim savaş cephesine gidip bize haber getirecek” deyince. Muharebe bitmişti. Her iki taraf bütün güçleriyle saldırıya geçti. 14 Eshâb-ı kirâm şehîd oldu. Necâşî’nin galip gelmesini istiyorduk. Mekke’ye. bozguna uğrattılar. “Biz Habeşistanda huzur içinde yaşarken Necâşî’nin üzerine Habeş’ten bir adam geldi. Ben Ebû Zât-ülKeriş’im” diye meydan okuyordu. Ali “Hamd olsun iyidir” deyince ferahladı. Peygamberimiz (s. Necâşî zafere erişti ve Allahü teâlâ onun düşmanını helâk etti ve ona memleketinde kalmaya kudret verdi. Hz. ben çıkacaktım. Hz. dileğini üç kere tekrarladı. Zübeyr bin Avvâm ve arkadaşları.” Bedir muharebesi müslümanların galibiyetiyle neticelenip.v. Safiyye hatun hemen Uhud’a hareket etti.) yanına gelene kadar biz onun yanında güzel bir hayat sürdük. müşriklerin sancaktarı. Hz.v. Bu savaşta müslümanlar 313 kişi. Çarpışmak için er diledi. Fakat Hz. halkın çekindiğine. Çocukluktan beri büyük karınlı olduğu için kendisine (Ebû zât-ül-keriş=karın babası) denirdi. Atılan oklar Peygamber efendimizin sağından solundan geçiyor. Zübeyr bin Avvâm. O elbisesiyle işaret ediyor ve şöyle sesleniyordu: Müjde. Zübeyr’in Bedir harbi esnasında gösterdiği kahramanlık çok büyüktü. Hz. Bunun üzerine Zübeyr bin Avvâm (r.v. Necâşî için düşmana galip gelmesi ve O’na memleketinde kalması için kudret vermesine duâ ettik. Teke tek mücadelelerden sonra savaş iki tarafın hücumuyla başladı. neticede savaş tekrar müslümanların lehine döndü. düşman süvarileri saldırıya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular. Bunlardan biri boynunda idi.a. Zübeyr bin Avvâm. Necâşî’ye üstün gelmesinden korkuyorduk ve çok üzüldük. Elimdeki mızrağımı hemen onun gözüne sapladım. durmadan Allahü teâlâdan yardım diliyor ve O’na yalvarıyordu. Bunun üzerine Hz. kılınclara vücutlarını siper ettiler. Ali’yi görüp.a. Mekkeli müşrikler bu yenilgiyi unutamamış bir yıl sonra tekrar Medine’ye hareket etmişlerdir. zafere yaklaşılmıştı. O baştan ayağa kadar zırha bürünmüş. Zübeyr bilhassa üç kılıç darbesi almıştı. içine parmağımı sokabiliyordum. Zübeyr bin Avvâm’ı. Mekkeli süvarileri karşılayıp. Allahü teâlânın izniyle o kâfiri mağlup ederek sağ salim sarayına döndü. Fakat mızrağımın iki tarafı eğilmişti. Necâşî de onun. ya önüne düşüyor veya arkasından aşıp geçiyordu. Zafer sevinciyle yerlerini terk eden sahabenin (r.a.) başına sarı bir sarık sardı.) “Eğer. Koşuyordu.a.a. Uhud muharebesi başlarken. Hicretten iki yıl sonra Mekke’li müşriklerle Bedir savaşı yapıldı.) her yandan kuşattılar. Mekkeli müşrikler Resûlullahı (s. Üstüne çöküp boynunu kesti. Şimdiye kadar onun gibi sevindiğimizi bilmiyorum. Peygamber efendimiz: “Allahım! Şu bir avuç İslâm cemaati helâk olursa. Çünkü o hükümdar olsaydı bize hayat hakkı tanımazdı.) halini sordu. Yara o kadar derin bir iz bırakmıştı ki. Zübeyr bin Avvâm o müşriki yere düşürdü.v.a. Hz. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved. Durum çok kritikdi. üzerine yürüdü.) buyurdu ki: “Bedir günü ben müşriklerden Ubeyde bin Sâid’le karşılaştım.a. başına sarı bir sarık sararak meydana yürüdü. Ensâr’dan Ka’b bin Mâlik ile kardeş yaptı. Hz. müşriklerden (puta tapanlardan) deve üzerinde bir adam meydana çıktı. Zübeyr bin Avvâm’ı. Herkesin kendisinden çekindiğini. sakındığına bakıp. Vücudunda yaralanmadık bir yer kalmamıştı. Uhud’da iki ordu yine karşılaştı. Zübeyr ile Hz. Sonra Nil’in üzerinde yüzdü ve orduların karşılaştığı Nil’in öteki tarafına geçti.v.a. Onların yanında hazır bulundu. biner süvariye denk tutulurdu. Uhud meydanına gelince. Eshâb-ı kirâm Peygamber efendimizi (s. Pek çok Eshâb-ı kirâm çarpışa çarpışa şehîd oldu.v. Ebû Dücane de bulunuyordu. Zübeyr. Resûlullah’ın (s.Hz. kâfirin boğazına sarıldı.v.” buyurdu.v. siz de kendinize birer alâmet ve nişan yapınız!” buyurdular. alâmetli ve nişanlıdırlar.) ortalarına aldılar. Ubeyde yıkılıp öldü. Zübeyr’i ve Hz. Bu muharebede fedâkârlık gösterenlerin en meşhûrları arasında Hz. Zübeyr bin Avvâm’a bir su tulumu şişirdiler ve göğsüne astılar. Necâşî.a. oğlu Hz.a. Zübeyr’in oğlu Urve der ki: “Hz. Safiyye “Bana . Mekke’li müşrikler 1000 kişi idi. Biz ise Allahü teâlâya. sağ kanada kumandan tayin etti ve “Melekler. Peygamber efendimiz “Onu yere düşür” buyurdu.” Savaş çok şiddetli geçiyordu.

İnşaallah sabredip.v. başına yerleştirdikten sonra.) geri dönmenizi emrediyor” deyince. Hz. Hz.v.v. O.) “Her peygamberin bir havarisi (samimi dostu) vardır. Hz. Hz.a. Hz. Hz. Onunla. üzerinden saçlarını bölükler halinde örerek mektubu gizledi ve Kureyşlilere teslim etmek üzere yola çıktı. kalelerini tamir.). Sevabını Allahü teâlâ’dan bekliyeceğiz.) “Bize. Gidip onların tutum ve davranışlarını öğrenip geldi.a.” Hz. müşriklerin geleceklerini haber alıp. katlanacağız” dedi.a.116 - . Ve: “Yâ Resûlallah (s. Zübeyr.onu göster” deyince. gelirim” dedi.a. 626) yılında yahudilerin fesadı ve devamlı tahrikleri ile bütün müşrik arablar. boynunu vurunuz” buyurdu. Peygamber efendimiz (s.v. Zübeyr bin Avvâm (r. Yahudiler Hayber kalesine toplandılar. kardeşim Hamza için getirdim. Ayrıca. Mekke’yi fethetmek için hazırlık yaptığını bildiren bir mektubun. hayvanlarını derleyip toparlıyorlardı. orada. Oğlunun bu hareketini seyreden Hz.) “Anneciğim! Resûlullah (s. Peygamber efendimiz de sessizce ağladılar.v. gider. Hz.).v. Ömer. Hz. Peygamber efendimiz (s. Benim havârim Zübeyr’dir” buyurdu. Hz. Hz. Hz. öğrenir gelirim” dedi.a.a.) harbettiğini görüyordum. Zübeyr bin Avvâm (r. Biz Allah yolunda bundan daha beter olanlarına da razıyız. bu musîbete Allah yolunda uğramış bulunuyor. Hz.v.a. onun gibi şehîd olan. Seleme’nin oğlu Amr ile nöbetleşe birbirimizin omuzuna çıkıyor ve muharebeyi seyrediyorduk. hasmının kellesini uçurdu. Zübeyr’in oğlu Abdullah şöyle anlattı: “Biz çocuk idik ve savaş esnasında Peygamberimizin hanımlarının bulunduğu yerdeydik. Hamza’yı kefenlediler ve Hz. meşhûr yahudi Cengaveri Merhab kaleden çıkarak er diledi. bu mektubu. Zübeyr bin Avvâm. Peygamberimiz de savaşdan sonra. Zübeyr. baba-anne bir kardeşi olan.v. kardeşinin cesedini görmesin” buyurdu. Uhud’dan dönüşte. onları Medine’den çıkardılar. Peygamberimiz (s.) arkadan saldırarak anlaşmayı bozdular. Zübeyr ve Hz. Hz. Merhab’ın katlinden sonra O’nun oğlu Yasir. Safiyye. zaten ben kardeşimin cesedinin kesilip biçildiğini öğrenmiş bulunuyorum. Resûl-i Ekrem’e (s.v.) Onları.a. Ben arkadaşımın omuzuna çıktıkça babam Zübeyr bin Avvâm’ın (r. Ebû Bekir. Neticede Hayber kalesi de alındı. Peygamberimiz yaralı idi. Hz.).v.) “Ben. Hendek savaşında da müşrikler bozguna uğradılar. Benî Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?” diye sordular. gider. Medine ile Mekke arasında bir yer olup. yanında bir mektub bulunan hayvan üzerinde bir kadın bulacaksınız. Peygamber efendimizi işaretle gösterdi.a. Mektubu vermek istemezse.v.v. Yine Zübeyr bin Avvâm: “Ben. Peygamberimiz (s. Sâre adındaki bu kadın. harp tâlimleri ve manevraları yaparken gördüm.) “Bize. O şöyle dedi: “Yâ Resûlallah (s.v.a.) onu Bedir’de esir etmişti. “Bana karşı gelecek var mı?” diye bağırdı. Resûl-i Ekrem de “Hayır” buyurdu. Hicretin 5.a. Resûlullah (s.a. Ey Zübeyr. Peygamber efendimizin gönderdiği kişilerin ilki Hz. Peygamber efendimiz yolda münafıklardan Ebû Azzeel Cumehi’yi yakaladı. Ali. Benî Kureyza Yahudilerinin tutum ve davranışlarını gözetlemek ve öğrenmek üzere. (m. Zübeyr bin Avvâm idi.) Hayber savaşında da büyük kahramanlıklar gösterdi.a. öğrenir.) iki kere hile ettim diyemiyeceksin.” Şeklinde arz etti. Safiyye. Safiyye’nin gelmekte olduğunu görünce. Resûl-i Ekrem’in bu beyanından bir kaç dakika sonra Hz. Zübeyr bin Avvâm’a: “Anneni geri çevir. Benî Kureyza’nın tutum ve davranışını öğrenip gelebilecek bir kişi yok mu?” diye sordular Zübeyr bin Avvâm (r. Hamza’nın durumunu da görmek istiyordu.a. bir kadın vasıtası ile. Hayberde. Gidip onların tutum ve davranışlarını öğrenip geldi.s. babasının intikamını almak için meydana çıkarak.a. Bundan sonra Mekke’yi fethetmek için hazırlıklar yapıldı. getiriniz! Kadını. Medine korularındandır) . Mekke’li müşrikler ile birleşerek Medine’ye kadar gelip Peygamber efendimize saldırdılar. Hz.a. (Hah.a. Mektubu ondan alınız ve bana. Peygamberimizin sağ olduğuna şükretti.) yaklaşıp “Yâ Resûlallah! Oğlum şehîd oluyor mu?” diye sordu.) Hendek savaşından sonra Hayber üzerine yürüdüler. Sonra onu lütfederek öldürmemişti. Bunun üzerine Resûlullah (s. Mikdâd bin Esved’e “Acele gidiniz! Hah bahçesine vardığınızda. boynunu vur” o da boynunu vurdu. Abdullah bin Cahş’ı da koydular. Ali. Eshâb-ı kirâma (r. Medine’nin etrafına hendek kazdırdılar. Peygamberimiz (s. gelip bunu bildirince. Aynı kabre. Yine işler ağırlaşınca Resûlullah (s. Zübeyr bin Avvâm anlatır: “Annem yanında getirdiği iki hırkayı çıkarıp: “Bunları. Zübeyr bin Avvâm kabre indirdiler.a. Onu bunlara sarınız” dedi.a. hemen atını sürerek onu karşıladı ve ikisi de şiddetli bir muharebeye tutuştular. Ali çıkarak Merhabı öldürdü.a.) şöyle buyurdu: “Vallahi bundan sonra artık sen Mekke’de ellerini okşayıp Muhammed’e (a. Hz. serbest bırakınız.) beni bırak. Hz.) Hz.) “Öyle ise bırak görsün” buyurdu.” Resûlullah da (s. gizlice Mekke’ye gönderildiğini Cebrâil aleyhisselâm haber verdi. Peygamber efendimizin (s. Hz.v. Hamza’nın cesedinin yanına oturup sessizce ağlamaya başladı. Safîyye. Medine’de oturan Yahudiler. Câbir bin Abdullah der ki: “Hendek günü iş ağırlaşınca Resûlullah (s. Ali ve Hz.v. Hz. Safiyye: “Eğer ona yapılanı bana göstermemek için geri döneceksem.

Hz. Hamza ve Remle isimlerindeki çocukları olmuştur. Üçüncü hanımı.) Hz. Sade giyinir. Urve. inkâra devam ettiyse de. İstediği kimseden birşey alsın veya almasın böyledir. Zübeyr bin Avvâm. İlk hanımı. Ondan Mus’ab. Ubâde bin Sâmit ve Hz. Zübeyr bin Avvâm (r. Hezimete uğrayanlar gelip onlara kavuşuncaya kadar orada durdular.a. Zübeyr bin Avvâm kendisine emânet edilen şeyleri saklamak için ne yapacağını şaşırırdı. Mektubu Peygamber efendimize getirdiler.Hz.a. Hz. Kûfe ve Mısır’da da bir hayli emlâkı vardı. Mâlik. Medine’nin en zenginlerinden sayılırdı. Cehennemde azâb görecektir. Ancak. Zübeyr bin Avvâm. mektubu bulamayınca geri dönecek oldular. Hz. Şehîd olduğunda 67 yaşında bulunuyordu. Bu savaşta Hevazin kabilesi mağlup olarak geriye çekilmeye başladı. o iki dağ arasındaki tepelik yerin dibine vardı. Medine etrafındaki arsalardan başka Basra.) bize. gelenlere sordu: “Geriye bakın neler görüyorsunuz” Onlar da: “Uylukları uzunca bir süvari görüyoruz mızrağını omuzu üzerine koymuş ve başına bir kırmızı sarık bağlamıştır. Bu yüzden Hz. Kadın: “Yüzünü başka tarafa çevir” dedi. Kadın yeminler ederek. bu hareket esnasında Resûl-i Ekrem’in sancağını taşıyordu. Ali’nin karşı tarafında bulundu. Hâlid. Ali kadına: “Yanında götürmekte olduğun mektûb nerede?” diye sordu. Zübeyr bin Avvâm. Haticet’-ül-Kübra. Zübeyr bin Avvâm. Zübeyr. cenâze namazını bizzat kendisi kıldırdı. bunlar: Hz. Dördüncü hanımı ise. Zübeyr bin Avvam’dır (r. Ali yüzünü çevirince kadın mektubu çıkardı. Zübeyr bin Avvâm. Hz. Ümmü Hâlid bin Saîd idi. Kadın orada idi. Sonra İskenderiyye üzerine yürüyerek burasının da alınmasında büyük rol oynamıştır. Mısır’ın kalbi olan Fustat şehrini zaptetmek için Amr İbn’il-Âs (r. Hz.) askerlerini Zî Tuva denilen yerde bölüklere ayırdı.a. mallarından başka. Ali tarafında olmayıp. Bütün servetine ve zenginliğine rağmen. Putlara yemin ederim ki elbette o size ulaşır. Mekke’li müşrikler Mekke’yi harpsiz teslim ettiler. Hatîbe. bir çok sahabe. Ondan. Kadın: “Benim yanımda mektûb falan yok” dedi. Talha da Hz. Ali “Resûlullah (s. Etrafındaki fakîrlerin hepsinin maişetini temin etmek hususunda büyük gayretler sarf etmiştir. Hz. Ömer. Tebük seferine ve Veda Haccı’na iştirak etmiştir. Zübeyr. beyaz tenli. Ümmü Gülsüm binti Ukke olup ondan yalnız Zeyneb isminde bir kızı olmuştur. hassasiyet gösterirdi. silâhına hassasiyet gösterirdi. durmadan at koşturarak Hah bahçesine vardılar. Nihayet beşinci hanımı. Mikdâd bin Esved. Hz. Cafer ve Hafsa isimlerindeki çocukları oldu. Hz.” . Hz. Rebab binti Uneyfdir. babası ile Yermük muharebesine katıldığı en büyük oğlu olduğu ve Medine’de doğan ilk Muhâcir çocuğu olduğu için husûsî bir yeri vardı. Kadının eşyalarını aradılar. Zübeyr bin Avvâm beş defa evlendi ve bu evliliklerinden onsekiz çocuğu oldu.v. Kadını emir gereğince serbest bıraktılar. sade yemek yer ve zinet eşyasına iltifat etmezdi. Hz.v.) emânet ederlerdi. Zübeyr bin Avvâm. senin yanında mektub olduğunu söyledi.a. Ondan da. Ticâret ve ziraat ile meşgul olurdu.). Bir kısmını Zübeyr bin Avvâm’ın (r. oradan çıkartıp uzaklaştırıncaya kadar onlarla cenk etti. Zeyneb binti Beşîr idi. Ali ve arkadaşlarının işi sıkı tuttuğunu anlayınca. Emânete son derece riâyet eder. namaz kılarken İbn-i Cermuz tarafından şehîd edildi. Borç para isteyene borç para verir. Abdullah. Ondan da Ubeyde. 656) târihinde yapılan Deve vak’asında Hz. Yetişip.” Bunun üzerine Mâlik bin Avf şöyle dedi: “İşte o. Ömer’den dörtbin kişilik kuvvet istediğinde Hz. Sonra harbden çekilen Hz.a. Peygamberimiz (s. Hz.) kumandasında hareket eden binlerce Mücâhid Mekke’ye doğru ilerledi.” “Bilmediğini hadîs olarak söyleyen. servetinin üçte birini ona bırakmıştı. Kabilenin ileri gelenlerinden Mâlik bin Avf gitti ve iki dağ arasında yüksek bir mevzide arkadaşlarına: “Durunuz ki zayıflarınız yürüsün ve geride kalanlar bize yetişsinler” dedi. İkinci hanımı. onlara saldırdı. Hz.) emrine vererek Mekke’nin Kudâ tarafından girmelerini emir buyurdular. Zübeyr bin Avvâm’ın çocukları içinde Abdullah’ın. Münzir. Hz. Esma binti Ebû Bekir idi. cihâd’a gitmek isteyenleri Allah rızası için techîz ederdi (donatırdı). 36. Bu itibarla kılıcının kabzasını gümüşten yaptırmıştı. son derece sade yaşardı. O. Ali ve arkadaşları. zarif (kibar) bir kimse idi. Hz. Nitekim. Ali. Sevde ve Hind isimlerindeki çocukları olmuştur.a. (m. Ya mektubu çıkarırsın veya tepene kılıcı indiririm” buyurdu.a.a.). Ümm-ül-Hasen ve Aişe isimli çocukları doğmuştur. Fetih hazırlıkları tamamlanınca Hicretin sekizinci senesinde Resûl-i Ekrem’in (s. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden: “Birinizin ipi alıp odun yüklenerek satması ve Allah’ın onun yüzünü ak etmesi dilencilikten hayırlıdır. Taif Muhasarasına. Ömer Ona dört kişi göndermiştir ki. Âişe’nin ordusunda çarpıştı. yedi aylık muhasaradan sonra Fustat şehrini zabtetmeye muvaffak olmuştur. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn vadisinde Hevazin müşrikleriyle savaşıldı. Zekâtını zamanında ve muntazaman verirdi. uzun boylu.v.117 - . Hevazinliler onu gördüler. Zübeyr’in vefâtına çok üzülmüş olup. Mesleme bin Muhalled’dir. Onun için yerinizde sıkı durunuz ayrılmayınız. Hz. çocuklarını da Zübeyr bin Avvâm’a (r.” Hz.

hallerini de hayretle şöyle anlattı: “Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki. Muhammed’in şahsında harikulade haller görüldü. Hadîce’nin ilmi. Daha önce gördüğü bir rüyası da gökten inen ayın. bölgenin iyi tanınmış şâir ve bilginlerinden amcasıoğlu Varaka bin Nevfel’e anlattı. O peygamber Kureyş kabilesinin Haşimoğulları kolundan olacak. anne tarafından Lüey sulâlesiyle birleşmektedir. Muhammed’in üstün ahlâk vasıflarını ve “emin” lakabına itimad ederek. Muhammed’in son peygamber olduğunu müjdelemesi. Hz. Cahiliye devrinde lakabı Tâhire idi. sh-100 7) İzâlet-ül-hafâ cild-1. yolda yürüyemiyecek derecede yorulup. keder yılı mânâsında “Senet-ül-Hüzn” denildi. Rukiyye. 619) Ramazan ayı başında Mekke’de vefât eti. Ebû Talib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. İki taraftan elçiler Hz. sh-89 3) Târîh’-ül-hamîs cild-1. erkekleri ise. Busra Pazarı’nda Yahudi ile pazarlık esnasında Meysere’nin Peygamberlik vasıflarını teşhis etmesi halleri meydana geldi. Hz. Ticâret ile uğraşan. Muhammed’in bu hallerini akrabası Zübeyr ve kölesi Meysere bir bir anlattılar. sen doğru sözlüsün.v. Kâsım’dan dolayı Resûlullah’a (Ebül-Kâsım) denildi. Nübüvvetden önce Mekke’de dünyâya geldi! Onyedi aylık iken vefât etti. Sen O’na en önce îmân eden olursun.v..a. Hadîce. annesinin ki Fâtımadır. Muhammed (s. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. Fedâil-üs-sahâbe HZ. Şam ticâret seferi üç ay sürdü. Ticâreti adamları veya ortaklık suretiyle yapardı.118 - . Resûllullah’a (s.” diye tâbir edip. Hadîce’nin Peygamber efendimizle olan bu evliliğinden dört kızı ve iki oğlu olmak üzere altı çocuğu oldu. O’nu bir kerre bile üzmedi.. Fedâil-üs-sahâbe 12) Sahîh-i Müslim. ilk îmân eden hür kadın. Bu sefer esnasında Hz. “Biliyorum ki. Hadîce’nin sevgi ve itimadı daha da arttı.) ilk vahyi getirip. mü’minlerin annelerinden.v. iffeti ve edebi pek fazla idi.) Hz. Nesebi Hadîce binti Hüveylid bin Esad bin Abd-ül-uzza bin Kusay bin Kilâb bin Mürre bin Ka’b bin Lüey bin Galib idi. Hz. Hadîce. putlara tapmayıp.a. Hz. Tayyib ve Tahir de denilir. Sen O’nun hanımı olursun. sh-2411 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Hadîce. Resûlullah’a gayret ve teselli verirdi. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı.v. Senin bu ümmetin peygamberi olacağını umarım” dedi. Nübüvvetten sonra doğup memede iken vefât etti. Güzel huylu ve iyi ahlâklısın. malı.” deyince Hz. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular. Tevrat ve İncil’i okumasını bilen.. Memurları.1) El-A’lâm cild-3.) Cebrâil (a.v. Bu zaman O’nun tam zamanıdır. şerefi. Senin zamanında O’na vahiy gelir.) yirmidört sene hiç incitmeden sadâkatle hizmet etti. . Hadîce. Bu esnada kırk yaşında olup. HADÎCE-TÜL KÜBRÂ: Peygamberimizin ilk hanımı. Muhammed’in.. Nikâh meclisi Hz. sh-43 2) Hilyet-ül-evliyâ cild-1. Hadîce’ye söyledi.a.s.a. Abdullah vefât edince. 1090 9) Eshâb-ı Kirâm sh-416 10) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. sh-172 4) Sıfat-üs-safve cild-1. Âs bin Vâil (Muhammed ebter oldu) yani soyu kesildi dedi. alay ve eziyetlerine karşı. mülkünü O’nun uğruna fedâ etti. Babasının adı Hüveylîd. Muhammed ise yirmibeş yaşında idi. Hadîce’nin evinde kuruldu. Hadîce’nin vefâtına çok üzüldü.) bildirdiklerine hiç tereddüt etmeden hemen îmân ederek inanan ilk hür kadın oldu. Hacun mezarlığında defn edildi. Hz.. Kevser süresi gelerek. bunu ilk Hz. sh-164 11) Sahîh-i Buhârî. Kâsım ve Abdullah’tı. Muhammed ile Hz. mallarını satmak üzere teslim ettiği Hz. kâtibleri ve köleleri vardı. Muhammede (s. Hz. bu halleri. Busra’daki Manastır yanındaki kuru ağacın altına oturmasıyla yeşermesi ve rahib Nastura’nın yeminle Hz. Ümmü Gülsüm. Hadîce-tül-Kübra’dan (r. Hz. zaten bu ümmetten bir peygamber çıkacağını biliyor ve O’nu bekliyordum. devrin. Hz.anhâ) olan son çocuk Abdullah’tır. Hadîce’ye Hz. Hıristiyan olan. dul idi. Kureyş kabilesinin kibar ve asil bir ailesine mensûbtur. Muhammed’i gölgeleyen iki meleği bizzat görmesinden çok etkilendi. Muhammed’in bereketiyle iyi kâr etmesi ve bunlardan ziyade kervanı karşıladığı sırada Hz. Varaka bin Nevfel rüyayı “Âhir zaman peygamberi vücûda gelmiştir. Hz. Hz.) ile baba tarafından Kusay. Kızlarının adları Zeynep. Seferde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin devamlı üzerinde bulunması. kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığmasından sonra. Kâfirlerin inatlıkları. Hz. Emânete riâyet edersin. Ben. Âs kâfirine Allahü teâlâ cevab verdi. develerin birden süratlenmesi. yanına kölesi Meysere’yi de verdi. anlatılanlar. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Seferden dönüşte Hz. herkesten daha fazla ücret vermek vâ’dıyla O’nu Şam ticâret kafilesine kattı. şüphesiz Muhammed bu ümmetin peygamberi olacak. Bütün malını. Bundan dolayı bu seneye üzüntü. Hadîce’nin evlenmesini kararlaştırdılar. Mûhammed’in (s. sh-132 5) Kâmûs-ul-a’lâm cild-4. sh-275 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089. Nesebi Peygamber efendimiz (s. koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlatması idi. Hadîce altmışbeş yaşında Hicret’ten üç sene önce (m.a. büyük tüccarlarındandı. Peygamber olduğunu bildirince. Fâtıma.

a. Eline mal geçtiğinde. akıllı idi.) Hz. müslümanlara ve insanlara çok şefkatliydi. Bu mübârek insanlara Âl-i Âba ve Âl-i Resûl denir. sh-279 4) Mevâhib-i ledünniyye cild-1. Peygamberimizden sonra altı ay daha yaşayıp onbirinci yılda Ramazan-ı Şerîf’in 3. Hz. Meryem binti İmrân. Hz. En küçük kızları idi. o bana inandı. Müşrik Araplar. Aklı.) (Ehl-i Beyt. Hicretten üç yıl önce.) Peygamberliği bildirildiği sene dünyâya teşrif etmişlerdir.a. Peygamberimiz (s. Hadîce hayattayken. onları unutmaz. ondan iyisi verilmedi.) onu her zaman medh ederdi. 214 5) Eshâb-ı Kirâm sh-229 6) El-A’lâm cild-2. sh-14.a.119 - .a.) devamlı koruyup. Bütün malını Resûlullah’a bağışladı. târih. İmâm-ı Ali geldi. Hz.). çocuklar iyi olunca üçü de hasta iken adadıkları orucu tuttular. sh-301 9) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1008 HZ. Fâtıma’dan olan Hz. günü vefât etti. Hz. Hasan ve Hüseyin’le devam etti.a. onları karşılar ve yanlarına oturturdu. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. onu aramak için çıkmıştı. Hadîce çok zengin ve âlim. Yâ Resûlallah! Ehl-i Beyt kimlerdir? O esnada. Ali ile evlendirildi.v.a. Ev işlerini iyi bilip. Onu da öbür tarafına alarak “İşte bunlar.) küçük iken hastalanmışlardır. Herkes bana eziyet verirken.v. Zühd ve dünyâdan kesilmekte en ileri olduğu içindir ki. Mübârek paltosu altına aldılar. Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (Zehra) denildi. mükemmel iş görürdü.) vefâtından sonra güldüğü hiç görülmemiştir. Hadîce.) bir insan kıyafetinde Hz. altmışbeş yaşında Mekke’de vefât eti. Peygamberimize (s. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ile medh olundu. Cebrâil (a. sıkıntılı ve zahmetli. Hadîce’ye göründü.a.v.a. Resûlullah da (s. Hz. Herkes bana yalancı dediği günlerde. Hadîce Resûlullah’ın (s.a. Annesi Hz. Firavn’ın îmân etmiş hanımı Asiye. Fâtıma.) pek düşmandılar. (Betül). Hz. Hadîce Resûlullah’ı (s.) ilk zevcesidir (hanımıdır). Hasan ve Hüseyin’e (r. Muhsin küçük yaşta vefât etti. Tabii orada böyle üzüntülü. İmâm-ı Hüseyin geldi. geri eve döndü. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de. Peygamberimiz (s. Cennette senin için incilerden yapılmış bir bina hazırlanmıştır. Peygamber efendimize. o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek yemek yemeden ikinci günün orucuna başladılar. Alî. Muhsin isminde üç oğlu ile iki kızı oldu. yine o saatde kapıya gelip (Allah için bir şey . Fâtıma da onbeş yaşına gelmiş idi. İmâm-ı Hasan geldi Onu da bir yanına.v. aramaktaydı. Hicretin ikinci yılında Hz. Çok temiz demişlerdir. Hatta bir gün yine O’nu medh ederken. hâdiseyi O’na anlattı. O’nun selâmını sana bildirmemi söyledi. Meryem’den sonra. “Cenâb-ı Hak size daha iyisini verdi” dedi.) bu hususta O’nun için “Hem çocuk annesi hem de ev işi tanzim eden hatun” buyurdu. Hz. O bana yâr oldu. Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. külfetli şeyler bulunmayacaktır. benim Ehl-i Beyt’imdir. Hatice binti Hüveylid ve Fâtıma binti Muhammed. 52 2) El-Îsâbe cild-4. veya (Âl-i Aba) denir.a.v. Hz.) “Hayır. Onu da yanına aldılar. Şunu da sana bildirmemi söyledi ki. takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlâkı ile bütün insanlara çok güzel bir örnektir. Ehl-i Beyt’e buyuruyor ki “Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor. Resûl-i ekreme (s. Ne buyurursa itiraz etmeden kabul ederdi Bu her zaman böyle oldu.) karşı çok hürmetkâr idi. Peygamberimiz yine onun ve diğer üstün hatunlar hakkında buyurdu: “Dört hatunun fazîletleri bütün dünyâ hatunlarının fazîletlerinden üstündür.v.v.” Eshâb-ı kirâm sordular. soyu yalnız Hz. Resûlullah (s. İlk imâna gelen hür kadındır.a. menkıbe ve çeşitli kitaplar Hz. iftar için hazırladıkları yemeği.v. sh-36. Birinci gün. Cebrâil “Aleyhisselâm” idi.” buyurdu.” buyurdular. O’nun akrabalarını gördüğü zaman hemen ayağa kalkar. Âişe dayanamayıp. Resûlullah’ın (s. Hz. bütün kadınların en üstünüdür. zekâsı. Hz. Hz. sh-302 7) Ed-Dürr-ül-mensûr sh-180 8) Târîh-ül-hamîs cild-1. Hz. Peygamberimiz başka bir kadınla evlenmedi. Fâtıma-tüz-Zehra da geldi. hemen hediye göndererek.” Peygamberimize vahiy gelmesinden sonra idi. Hz.v. Hüseyin. Üzüntülerimi giderdi.v. Fâtıma. Resûlullah’a (s. sh-281 3) El-İstiâb cild-4. hüsnü cemâli (güzelliği) zühdü (dünyâya düşkün olmaması). Ali yirmibeş. Hadîce hakkında çok ve pek kıymetli bilgiler verir. Peygamberimiz dışarıdayken. FATlMA-TÜZ ZEHRA: Resûlullah’ın (s. Fâtıma annesi vefât ettiği zaman 10 yaşlarında idi. O zaman Hz. Pederleri ve valideleri Fâtıma-tüz-Zehra ve hizmetçileri Fıdda.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. düşmanlardan olma ihtimâlini hesaba katarak sormayıp. O akşamın iftarlığını da. Hadîce O’na Peygamberimizi sormak istediyse de. Resûlullah’ın (s. Hadîce-tül Kübrâ’dan olan dört kızından en çok sevdiği.v.a.a.) buyurdu ki: “Senin gördüğün ve beni sormak istediğin o zâtın kim olduğunu biliyor musun? O. Hz. evlâdına. unutmadığını hatırladığını belirtirdi. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin (r.v.s.Siyer.a. Peygamberimizi evde görünce. Fâtıma’nın Hasan.

Ben hareme girmeyince içeri girmedi.v. Bunun için Cenâb-ı Hak.) der ki: Allah hakkı için onları Bedir günü gördüm. Üçü mescidden çıkıp.a.” Ehl-i beyti nebeviyi sevmek. Evlenme çağına eriştiğini müşahede ettiler.) den halk buyurmuştur.) bunu işitince. ensârdan bir kimsenin hurmalığına su verir idi. Ebû Bekir (r. Zeyd bir Hârise ile Ebû Râfî’i Mekke’ye gönderdi.) secdeden kalkmadı.a. selâmet bulur.v.anha) Resûlullah (s. Birgün Hz. yetim ve esirlere verdiler.a. İbni Mes’ûd (r. İmâm-ı Ali’nin evine gittiler.anha) herkes talep etti.anha) evinde idi. Kapıyı açtım.) namazdan kalkınca üç kare “Yâ Rabbi! Kureyşi sana havale ediyorum” buyurdu.v.a. Karşılayıp hallerini suâl etti. Zeyd ile Ebû Râfi Mekke’ye gittiler. sana nasîb olur.a.120 - . Sizden karşılık olarak bir teşekkür. kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. bu çirkin işe girişip. sen hep hayır yaparsın. İmâm-ı Ali (r.) (Böyle söyleme. Biz bunları.v.anha) Yâ Resûlallah (s. Resûlullahın (s. ayaklarından sürüyerek Bedir kuyusuna bıraktılar.a. Ümmü Seleme’ye (r. İmâm-ı Ali’yi ziyâret edelim.) Kureyşe bedduâ ettiğini asla işitmedim.v. Az kaldı. Hak teâlânın buyruğuna bağlıdır” buyurdu. İmâm-ı Ali’ye nasip olur.” Abdullah İbni Mes’ûd (r. bir şey istemeyiz dediler.a. Onlara 500 dirhem gümüş ile iki deve verdi. Nikâhlanmaları: Fâtıma-üz-Zehra’nın (r. âhirete imân ile gitmeğe.).) mescidde oturup dediler ki: (Hazret-i Fâtımayı.a.a. hiç kimseye nasîb olmamıştır.v. (Yâ Ebâ Bekir ateşimi ziyâde ettin.a.) buyurdu ki: “Kapıyı aç.” Ümmü Seleme (r. İmâm-ı Ali (r. Umeyye ve Amr’ı ise parça parça ettiler.verin!) diyen fakîr ve miskînlere verdiler.v. Ali’ye vermeği Rabbim bana emr eyledi. gelen o kimsedir ki. iftarlıklarını ona verdiler. Resûlullah (s. Onu en iyi şekilde yetiştirip terbiye etti. öyle zannediyoruz ki.a. O bedbahtlar gülüştüler. Nihayet bir kimse Hz.) katında bir mertebedesin ki.)’dan rivâyet olunmuştur ki: Hz. Var talep eyle dedi. Allahü teâlânın emriyle hicret ettikten sonra. Sen kalk. Allahı ve Resûlünü (s. Niçin talep etmezsin? Hz.) kimdir ki hakkında böyle şehâdet edersin? Resûlullah (s. Nalınını giyip. Talep etmediği küçük olduğundandır. her Peygamberin sülâlesini kendinden. üçüncü günün orucuna başladılar.a.a. Fâtıma’ya haber verdi.) bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki: “Ehl-i beytim. Geri kalan helâk olur.) mübârek nazarları kerîmelerine ilişti.anhâ) küçük yaşta iken. Sonra girip: . Ali (r.anhâ) gelip onu Resûl-i ekremin üzerinden kaldırdı.a.anha) Zeyd’in (r.) devesini çözdü. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Lâkin elimin darlığı buna mânidir) dedi. Medine-i Münevvere’ye.v.a. Resûl aleyhisselâm kimsenin sözüne iltifat etmeyip “Onun işi.a. Resûlullah (s. Buna fakîrlik mâni olamaz. Hazret-i Resûlullahın kızları Ümmü Gülsüm. gelip kapıyı çaldı. Allahü teâlâ ve Resûlünün yanında dünyâ bir şey değildir. annesi Hadîce-tül-Kübra (r. O sırada bir kimse gelip ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı.) der ki. Server-i âlem (s. Ben uzaktan bakardım. Ali (r.a.) Ümmü Seleme’nin (r.) secdeye inince arkasına koyar) dedi. kim götürüp.anha) vefât ettiği için.) zevcesi Ümmü Eymen’i ve oğlu Üsâme’yi (r.) huzuruna girmişti. hanesine geldi Peygamberimiz (s. benim sülâlemi ise. onlara şerâb-ı tahûr içirdi. kapılarına gelen fakîri boş çevirmemek için.) Yâ Ali! her hayırlı işte sen öndersin ve Resûl-i ekrem (s. onu Hâce-i âlem secdede iken üstüne koydu. Gelin varalım. Nikahları hicretin ikinci senesinde vâki oldu.a.a.v. Sevde (r. mübârek gözleri yaşla doldu. Hz.v. (Süratle kapıya gittim.) der ki: Resûlullahın (s.) alıp beraber Medine’ye geldiler. O akşam dahi.v. çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskîn. O kadar ki. Ömer ve Sa’d İbni Muaz (r.a. birşey beklemedik. Hicretleri: Resûlullah (s. Onlar da onu severler. (Bu kan ile bulaşmış işkembeyi. Hiç kimseye iltifat olunmadı.a.v. Fâtıma (r.a. gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler. Bunun üzerine âyeti kerîme geldi ve Allahü teâlâ buyurdu ki. Kimseye iltifat olunmadı) Hazret-i Sıddîk dedi ki: (Zannederim ki. Bir rivâyette isimlerini söyleyip “Yâ Rabbi! Sana bırakıyorum” buyurdu. Fâtıma bulûğ çağına erdikte Kureyşten çok kimseler istedi. Allahü teâlâ.a.a. Allahü teâlânın rızâsı için yedirdik. Onları gördü.) bulûğ yaşına kadar yanından ayırmadı. Eğer fakîrliği özür ederse. Ümmü Seleme ve Selmân (r. Ebû Cehil. Peygamberimiz (s. Ali’den gayri herkes istediler. İbni Mes’ûd (r.) sever. kızları Ümmü Gülsüm ve Hz. O gece de yemek yemeden.a. Onların içinde en ziyâde bedbaht Ukbe bin Ebî Muit. Ebû Cehil.) “Kardeşim ve amcamoğlu Ali’dir” buyurdu.v.a. Fâtıma bir hizmet için Resûl-i ekremin (s.a. Bu meseleyi açalım.a. ona yardım edelim. Fâtıma-tüz-Zehra. Muhammed (s. Fâtımayı getirmeleri için. Ammar ve Velîd’i çok feci şekilde öldürüp Cehenneme gönderdiler. yüzüm üzere düşecektim. “Bunlar.” Bir hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: “Kızım Fâtımayı. biz sana arkadaş olalım) dedi. Birgün Ebû Bekir. hepsini katl edip.a. Ebû Bekir (r.) (Yâ Ebû Bekir.) Sa’d (r.v. Fâtımayı (r. Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir.v. adaklarını yerine getirdiler. Uzun ve sürekli olan kıyâmet gününden korktukları için. son nefeste selâmete kavuşmağa sebep olur. Onlara tâbi olan.) devesini alıp hurmalığa gitmiş. hanımı Sevde. Yalnız bir gün Kâ’be-i şerîf yanında namaz kılıyordu.

hiç bir munisim ve dert ortağım yoktur.a.v.a. Fâtıma dörtyüz akçeye râzı olmuyorsa. Cebrâil aleyhisselâm tekrar geldi. “Ey kardeşim Cebrâil! Nikâhın nasıl yapıldığını merak ediyorum. Resûlullah (s.v.“Esselamû aleyke yâ Resûlallah ve berekâtüh” dedi. Senin bereketinle. “Ben Habîbimin kızı Fâtımayı.” dedi. İmâm-ı Ali mahcup vaziyette başını aşağı eğip oturdu. Ali’ye verdim.” Peygamberimizin mübârek kalblerine “Eğer “Fâtıma’nın annesi hayatta olsa idi. âba ve ecdadımın tuttukları bâtıl yoldan halasla sırat-ı müstakim üzere olmama sebep oldun. Bana aynen anlat” buyurdu. Resûlullah (s. kıyâmet günü sen.) bu müjdeyi işitince yine şükür secdesi etti. Hazret-i Ali’nin (r.) buyurdu ki: “Kılıcın gazaya lâzımdır.) temiz kerîmesinin yanına vardı.v. Kerîmesi Fâtıma’nın bütün ihtiyaçlarını. Cennet yemekleri vardır.v. Her ne dilersen söyle.) böyle deyince tebessüm etti ve buyurdu ki: “Hiç evlenmeğe lâzım olan nesnen var mıdır?” İmâm-ı Ali (r. düşüncesi geldi.) Hak teâlâ sana selâm ediyor.a. Cennet elbiseleri vardır. Hazretinden gördüğüm ihsanı. Resûl-i ekrem (s.anhâ) râzı olmadı. Cennet ağaçlarının yapraklarını bir birine dokundurarak çıkardığı ses. babamdan ve anamdan görmedim. dinliyenlerin aklını durdurdu. Cebrâil aleyhisselâm anlatmaya başladı: “Hak teâlâ emir buyurdu. Arkasında Mikâil aleyhisselâm elinde üzeri bohça ile örtülü bir altın tepsi ve ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile geldi.a. “Dörtbin altın” emir olunduğunu haber verdi.) yerine hiç kimsenin vekil olmamasını. Yine râzı olmadı.) “Ve aleykesselâm ve rahmetullahi ve berekâtüh” diye cevap buyurdu. Lâkin söylemeğe hicab edersin. Fâtıma’yı.a. Hicâb etme. Bu Cennet elbiselerini dünyâda giymeğe değmez. Bir kılıcım. Senin hizmetinle. Ben de Fâtıma’nın vekili olayım. Resûl-i Ekrem (s. Îmâm-ı Ali (r. Cebrâil aleyhisselâm: “Yâ Resûlallah (s. Cennet kapıları açıldı. Cebrâil aleyhisselâma: “Kızım benim hatırımı kırmaz.” dedi.) bunu duyunca bir daha şükür secdesi etti. Çünkü zahide idi. Bir müddetten beri hatırımdadır ki. Deven bineğindir.) baktım.) huzuruna koydular. mü’minlerin günahkârlarından ne kadar kimseye şefâat edersen. Hemen Cebrâil aleyhisselâm geldi. Seninle cübbeye anlaşalım ve sana müjdeler olsun. “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ buyuruyor ki. Diğer sinilerde.v.” buyurdu. Müjdeciler. yanında yer gösterdi. Resûlullah (s. Orada nikâh oldu.) bu sözleri duyunca şükür secdesi etti. Hemen akabinde ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile bohça ile örtülü altın tepsi ile İsrâfil aleyhisselâm geldi. maksadını sordu. Elinde bohça ile örtülmüş bir altın sini ve yanında bin Kerûbiyûn meleği vardı.) Sana da Eshâbını toplayıp nikâh yapman emir buyuruldu. elbiselerini Cennetten temin edip.” dedi. Habîbim de Eshâbı arasında nikâh etsin.a.) bunları gördü. Bir duraklama olmuştu.a. Resûl-i ekrem (s.a.) kızının .” Hazret-i Fâtıma bunu kabul etmedi.): “Yâ Resûlallah! Benim halimi senden gayri kimse bilmez.121 - .) buyurdu ki: “Yâ Ali! Öyle zannederim ki bir muradın var. Cennet kuşları da nağmeye başladılar. Cebrâil aleyhisselâm bir daha nâzil oldu. Hak teâlâ semâvâtta. ben de onların hanımlarına şefâat etmek istiyorum. Benim hayatımın sermayesi sensin.” Ümmü Seleme (r. annesi Hadîce-tül-Kübrâ’ya çok benzerdi.a. Sinilerin birinde. Hazret-i Fâtıma “Babacığım. hiç merak etmesin. (Ya’ni dünyâya düşkün değildi. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp.a. Bunlardan sonra Hâk teâlâ cemâlini arz buyurdu.a. tekrar geri döndü. Onun da arkasından aynı şekilde Azrâil aleyhisselâm geldi. Yâ Resûlallah! (s. bir de devem vardır.a. Arş-ı A’zamın gölgesinde. Ey melekler! Siz de şâhid olun. Muradım budur. Şimdi ricam odur ki. Gayri nesnem yoktur. Ali’ye zevceliğe verdim.a. ol. Hak teâlâ yine emir buyurdu. dörtbin akçe olsun.” buyurduğunu haber verdi” Resûlullah (s. Kızı Fâtıma hazretlerine muhabbeti fazla idi.) Ayrıca.v. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Beni zahiren ve bâtınen terbiye ettin. Yâ Cebrâil sen de vekâletin hasebiyle kabul et” buyurdu. Anlatılamıyan güzellikte esen tatlı bir rüzgârın.anha) müjde götürdüler.v. Cehennem kapıları kapandı.v. Bunlar olduktan sonra.) Hak teâlâ sana selâm etti. Fâtıma’yı (r. Tuba ağacının gölgesinde toplandılar.a. şeref bulduk.v.a.” dedi. şimdi çeyizini hazırlamış idi. Eshâb-ı kirâmın toplanmasını emir buyurdu. Sinileri Server-i âlemin (s.) “Yâ Resûlallah! anam ve babam sana fedâ olsun.v.a. yakında mü’min ve sâdık bir kuluma vereceğim” buyurduğunu haber verdi. babam Ebû Tâlib ve anam Fâtıma binti Esed beni senin hizmetine verip. nikâhda bizzat kendisinin bulunmasını emir buyurdu. senin ile Fâtıma arasında akd-i nikâh etti. Bana: “Yâ Cebrâil! Sen Arslanım Ali’nin vekili. Fâtımaya giydirsin.anha) der ki: “Resûlullah’a (s.anha) talep edeyim.v. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ bu sefer senin bizzat gidip Fâtıma’nın maksadının ne olduğunu öğrenmeni emir buyurdu. Bunları tekrar Cennete geri götür.anhâ) dörtbin altına da râzı olmadı. Eshâb-ı kirâm toplanmış kimlerin vekil olacağını merak ediyorlardı. çeşitli zinetlerle süslendi.v. bu siniler nedir?” diye sordu. küstahlığa cüret edip. “Ey kardeşim Cebrâil! Hak teâlânın emri nedir.a. Resûlullah (s. bana bu hâli haber verdi. Resûlullah (s. Arş-ı A’zamda nikâh ettim. Hazretine mâlumdur ki.v. Senden önce melek gelip. Dörtyüz akça mehr ile nikâh yapıldı. Yedi kat yerde ve gökte olan bütün melekler.a. sana teslim eyledi.v. Derhal Cebrâil aleyhisselâm gelerek Hak teâlânın: “Habîbime selâmımı söyle. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Onlar ile de Eshâbına ziyafet versin. Maksûdun hasıl olur” İmâm-ı Ali (r. Derhal Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah (s. Hazret-i Fâtıma’ya (r.

v. “Sonra İmâm-ı Ali’ye dönüp: “Yâ Ali! Kalk. “Bunun üzerinden bir ay geçti. Sana müjdeler olsun ki.anhâ) söze başlayıp. Resûl aleyhisselâmın huzurundan gayet sürûr ile çıkıp mescide vardı.v.) arkamızdan yetişti. Onlar da meclise gittiler. Ümmü Seleme de hoş koku aldı. Fâtıma (r. Buyurdu ki. Ali. Hadîce’yi (r. melâikeyi Beyt-i mamura cem’ edip buyurdu ki: “Fâtıma binti Muhammed’i Kulum Ali İbni Ebî Talib’e verdim ve akd ettim.v. cübbeni sat. âlemdeki hâtunların seyyidesidir.a.a. Hz. Nikahtan sonra. Habîb-i Rabb-il-âlemine salevât getirdi. Hz. İçi yün dolu bir döşek aldım.v. Bu hüccet elinde bâki kalsın” yazılı idi.) dedi ki: “Yâ Ali! Bu akd-i izdivâc ile mesrûr olduk.a.) hanesine geldiler. Fâtıma-tüz-Zehra (r.) cübbeyi aldı ve dedi ki. Görünce mübârek gözlerinden yaşlar aktı ve “Yâ Rabbi! En iyi kabları toprak çanak olan bu kullarına bereket ver” diye duâ eylediler.) “Şimdi var.a.a.” Bana da emretmiş ki.) “Evet şahit olun” buyurdu.v. Ümmü Seleme (r. Bu hususta mecliste hiç konuşulmadı.) belîğ bir hutbe okudu. Hazret-i İmâm-ı Ali buyurdu ki.) hitab edip. Bilâl’e (r.v. Ne ferman buyurursa.” buyurdu. “Bu cübbeye sen benden daha lâyıksın.anhâ) söyledi.a.) ağladı ve buyurdu ki: “Hadîce gibi hâtûn hani? Halk beni tekzip ettikte.) “Ey Ciğerparem! Cenâb-ı Hakka murâdını arz edeyim. Peygamberimizin (s. Sonra Habîbullaha işaretle dedi ki: “Resûlullah (s.a.) odasına geldi Ali’ye (r. Ali (r. hemen geri döndü.) sevinip Hz. Selmân ile Bilâl’i (r. Vasiyet etti ki.)’in önüne geldi.) cariyesi Ümmü Eymen (r. “Fâtıma’nın cehizi için sarf edersin. Fâtıma’nın arzusunu kabul ettiğini. Durumu anlattı. Sizler de bu akde şâhid olun. Ali “Evet” dedi.” Bir aydan sonra İmâm-ı Ali (r. Onun mehri benim cübbemdir.a.a.v.anhâ): “Yâ Resûlallah! Senin âhirette şefâat edeceğine Kur’ân-ı kerîmin âyet-i kerîmeleri delildir.a. Resûl-i ekrem. Üçyüzaltmış dirhem geldi. cübbeyi ve parasını alıp.anhâ) bu hâli Ümmü Seleme’ye (r. Resûlullah (s.” . Fâtıma’nın (r. Diğer ezvâc-ı tahirat Hazret-i Aişe’nin hanesine geldiler. Kaide-i hutbeyi yerine getir. onu benden ayırmayıp. Ayın ondördüne benzer idi.)’ın kardeşi Ukayl (r. Hz. Hak teâlâya hamd ve sena eyledi. Buyuruyorlar ki. Ebû Bekir’e verdi.v. Hak teâlânın.) o cübbeyi dörtyüzseksen dirheme sattı. bize bir endişe olmaz idi” dedi. ahırette şefâat edeceğini müjdeledi.a. parasını bana getir” buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna çıkıp geldi. Hayatında Hak teâlâ bana emretti ki. Kıyâmette bu yazıyı hüccet edip şefâat edeyim. Mübârek cemâli güneş gibi parlıyordu. Peygamberimiz (s. Fâtıma bu senedi vefâtına kadar sakladı. Eshâbın arasında bu akd-i tecdîd edip şahitler huzurunda akd-i nikâh edeyim. Fâtıma’ya arzusunun kabul edilliğini. kardeşim Cebrâil (aleyhisselâm) gelip haber verdi.anhâ) rast geldiler.v. yakın olalar. Resûlullah (s. Zira bu hususta hâtûnların kelâmı (sözü) dinlenir.) kalkıp.a. Etraftan Allahü teâlâ mübârek etsin dediler.v. Lütfen kabul eyle” dedi.122 - . “Senin hâtûnun ne iyi hatundur. Hadîce’ye müjde ver ki: Cennette Onun için zümrütten bir köşk yapılmıştır.a.) elini tutup.anhüm) Ne haber getirdin? diye suâl ettiler. Geri kalan dirhemleri Ümmü Seleme (r.” buyurdu.) minbere çıktı.anhâ) cehizini o para ile gördüm. Muhâcirîn ve Ensâra hitaben buyurdu ki: “Ey müslümanlar.anhâ) getirdi. Ebû Bekir (r. “Eğer o hayatta olsaydı. Osman.) Hz.a. O. Ben buna râzı oldum. Peygamberimiz (s. Hamd ve sena eyledikten sonra. Parayı saydım. Ebû Bekir ve Ömer (r. Sana bunu hediye ettim. Allah hakkı için.a.anhâ)’nın âhirette günahkâr kadınlara şefâat edeceğine senet istediğini bildirdi” Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp. Resûl aleyhisselâma getirdim. size haber veririz. Fâtıma’ya (r. tasdîk etti ve bütün malını benim yoluma sarf etti. Ahvâli ona söylediler.v.a. Muhâcirîn ve Ensârı cem etmesini toplamasını emretti. (s. Ümmü Eymen dedi ki: “Bu husus için sizin gelmeniz lâzım değildir. onun da hesap günü şefâat edeceğini bildirdiğini söyledi.” Eshâb-ı kirâm buyurdular ki: “Yâ Resûlallah! Bu şekilde tezvic buyurdunuz mu? Biz şâhid olalım mı? Peygamberimiz (s. tayin ettim.a. Benim şefâat edeceğimin delili nerede?” diye sordu. biliniz ki. Ali kabul edip. kabrime koyun. Hz.anhâ) bu senedi görünce.anhüm) beraber gönderdi “Taşınacak şey olursa siz taşıyın” buyurdu.v. Lâkin muradım odur ki. Hak teâlâ. Cümlesi mescidi şerîfte toplandılar.a.a. Ali (r. Osman (r.) İmâm-ı Ali’nin (r. Hazret-i Peygamebere getirdi. Hücre kapısında Resûlullahın (s.a.) der ki: Dışarı çıktım. Hz. Paradan bir miktar alıp. Biz ezvac-ı tahirat ile ittifak edip.” İmâm-ı Ali (r. Dîn-i İslâma çok yardım etti. Resûlullah (s. Resûlullah (s. Amma bazen beni tenhâda görüp buyururlardı ki.a. Sonra Resûlullah (s.v. bu iki mes’ûd birbirine.” Ukayl (r. topraktan birkaç kap kacak aldım. O senedi çok iyi sakladı. Dışarı çıkıp Cebrâil aleyhisselâma Fâtıma (r. Peygamber (s.) o kâğıdı yine ipeğe sarıp. sana söylerim” buyurdu.a. İçi hurma lifiyle dolu bir yastık.a. “Kıyâmet günü günahkâr mü’min kadınlara Fâtıma kulumu şefâatçi.a.a. lâkin hicâb ederim. Ben de hicabımdan (utandığımdan) ağzımı açamadım.isteğini Cebrâil aleyhisselâma söyledi.v. Ümmü Eymen (r.) “Benim de muradım odur. “Yâ Ali! Bu cübbe benim oldu mu?” Hz.anhâ) zikr etti.) kızı Fâtıma’yı bana tezvîc etti. biz henüz mescide varamadan. Hz. Resûlullah (s. Dediler ki. Peygamber aleyhisselâm ricamı kabul etti. Osman’a hayır duâ eyledi. Elinde bir beyaz ipek vardı.anhâ)’ya teslim ettim. nikâha râzı oldu.

” Bunları söyleyip. Bilâl-i Habeşî (r.) buyurdu ki: “Ey kızım! Senin baban ve helâlin fakîr değildir. Fâtıma’ya (r. Ona da Fâtıma’yı (r. sen bilseydin.” Sonra bana dedi ki: “Yâ Ali! Su getir.a. Hazret-i Ali buyurdu ki: “Resûlullahın (s.v.anhâ)’nın cehizini tamam ettiler.anhâ) da yaptı. Fâtıma’ya benden suâl eyledi. Hz.anha)’nın velimesi tamam olup. Mübârek elini yeninden çıkardı. Zinhar ona isyan eyleme ve emrine muhalefet etme.) geldi mecliste olan hâtûnlar kalkıp gittiler. “Öyle yaptım.v.a. Resûlullah (s.a. kefelerin asıldığı demiri ve benden sonra gelen halifeler orta demirdir.v. bütün kemal sıfatlar kendisinde mevcuttur. bazı Kureyş hâtûnları bana “Senin erin fakîrdir” diyorlar. Hz. Ali’ye bir miktar para verip hurma ve yağ almasını söyledi. Resûlullah (s. Deriden bir sofra istedi. Fâtıma’ya münasip kimse bulunmazdı. Resûlullah (s.) buyurdu ki: “Ey Ümmü Seleme! Ali bana bu sözü izhâr etmedi. Ey kızcağızım. Sonra mübârek eliyle kapının iki kanadını tutup.) server-i âlemi karşıladı. Fâtıma.anhâ) dedi ki.a.anhâ) alıp evlerine götürdü. Onu hoş tut.v.a. se’âdetle gittiler. Ali de Fâtıma’nın gönlünü. Lehülmülkü ve lehül hamdü ve nüve alâ külli şey’in kadir” söyle. otuzüç kerre (Elhamdülillah). Resûlullah (s.) anlatıyor. O iki cevheri birbirine kavuşturasın. bana bazı işlerimde yardımcı olur.) emir buyurdu. Fâtıma (r.v.a. Fâtıma’yı zevce yaptı. Sana buğz ederek yeryüzünde yürüyen kimsenin. Yine su getirdim.” “Kalktım su getirdim. Şimdi amcan oğlu Ali (r. Bir hadîs-i şerîfte: “Eğer Ali yaratılmasa idi.a. Hazret-i Ali’ye teslim etti ve “Zevcen iyi zevcedir” buyurdu. otuzüç herre (Allahü ekber) bir kerre de (Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh. Abdurrahman bin Avf (r. Eğer onu üzersen. Ali bu terazinin kefeleri. ikisini de Allahü teâlâya ısmarladı.) kızına nasîhat ettikten sonra Ali’yi (r. Sonra beni dışarı gönderdi. Eğer benim bildiğimi. Hasan ve Hüseyin ipleri. Bana yaptığı gibi.): “Zevceni ister misin ya Ali?” buyurdu. Hz.): “Onları onar onar içeri getir.): “Evet yâ Resûlallah! Anam ve babam sana fedâ olsun” dedi. Yine bir hadîs-i şerîfte “Yâ Ali! Allahü teâlâ sana. gerdekten dört gün geçmiş idi. İmâm-ı Ali dışarı çıktı. Babacığım. Yoksa hizmetçi mi ihsan edeyim?” Fâtıma (r. . “Babam. anam sana fedâ olsun yâ Resûlallah! Bu ne nurdur?” dedi. Allahü teâlânın hakkı için erin sahabenin evvelidir.a. İlmde en derinidir. Resûlullahın huzuruna getirdim. Ali başını önüne eğip oturdu. Bir gün Resûlullah (s.a.v. Bana bir câriye ihsan ederseniz. Resûl-i Ekrem (s.a. çok insanlar gördü. yağ ve yoğurdu karıştırıp bir çeşit yemek yaptı ve “Yâ Ali! var. Beni memnun edersiniz” dedi.) görür. Fâtıma (r. O benden bir parçadır. Resûlullah buyurdu ki: “Ey Fâtıma! Sana hizmetçiden daha iyi bir şey mi in’âm edeyim. Resûlullah (s. Fâtıma’yı (r. O cihetten izhâr etmez.v. Hurma.anhâ) bağrına bastı.a.a. Hak teâlâ yerini Cennet eyledi. Hz.” Resûlullah (s. Abdullah İbni Abbas (r. Hesab ettiler. dünyâ senin nazarında hor ve aşağı olurdu. Ali’yi da’vet etmesini emretti.a. Asla emrine muhalefet etmedi. Allahü teâlânın katında makbul olanı kabul ettim.a. Her ikisini Hak teâlâya ısmarladı.) hanemize teşrif buyurduğu gün. Kıyâmette bin hasene (iyilik) bulursun.a.” dedi. Fâtıma. Mîzân’da hasenatın ağır gelir. taam (yemek) yesinler” dedi.anhâ) “Yâ Resûlallah! Hadîce’den zikr buyurdun. evimizden çıkıp. Bütün yer ve gök hazine ve definelerini bana arz ettiler.) bir eliyle İmâm-ı Ali’yi ve bir eliyle Fâtıma’yı (r. Yeryüzünü ona mehr kıldı. “Yâ Ali! Fâtıma’nın hatırına riâyet eyle. Alnından öptü.v.) davet etti.a.anha) “Hizmetçiden iyisini ihsan eyle” dedi.) üzecek ve gadap verecek bir şey yapmadı.) buyurdu ki: “Hergün otuzüç kerre (Sübhanallah).v. Sonra kalkıp gitmeğe azimet etmişti ki: Fâtıma (r.): “Ben ilmin terazisiyim. kıracak bir harekette bulunmadı.a. Bu terazi ile dostlarımızın amelini tartarlar” buyurdu. Hazret-i Fâtıma’ya da “Erin iyi erdir” dedi. Fâtıma (r.v.a.” Tekrar “Su getir” buyurdu. kimi bulursan getir” dedi.) murâd eder ki. Ey kızım! Allahü teâlâ Ehl-i beytten iki kimse ihtiyar etti. onu zevcesi ile bir araya getiresin.) O gayet mahcubdur. Kabul etmedim. Hepsini davet etti ve içeri girip. bu yürümesi harâmdır” buyurdu.v.)’ın bildirdiği hadîs-i şerîfte Resûlullah (s. İslâm’da büyüğüdür.” buyurmuştur.a.anhâ) ısmarladı.123 - .) mübârek yüzü ayın ondördünden daha parlak olduğu halde yanımıza geliyordu. Hepsi yüz kelimedir. bereket ile duâ eyledi ve çıkıp gitti. Dışarısının hizmetini de Ali (r. Resûlullah (s. beni üzmüş olursun” buyurdu.” Ümmü Seleme (r.v.a. Öyle yaptı. Bir miktar kalsın” dedi. İmâm-ı Ali (r.a. Biri baban ve biri helâlindir.” dedi.v. “Yâ Resûlallah! Halk çoktur” dedi. Peygamberimiz (s. erkek ve kadından yediyüz kimse yemek yemişler ve doymuşlar idi. Bizimle sohbet eyledi.” Bir âyet-i kerîme okudu ve “Bu sudan biraz iç. Kalan suyu başıma ve göğsüme serpti. Hz. Ali (r.anhâ) “Yâ Resûlallah (s.) Ümmü Eymen’e Hz. Ali’yi (r.a.anhâ) “Yâ Resûlallah! İçerinin hizmetini ben görürüm. Lâkin.Ümmü Seleme (r. Ali “beş dirhemle hurma dört dirhemle yağ aldım.

Fâtıma’yı. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Anneleri bunlardan daha üstündür” buyurdu. “Allahü teâlâ ey Cennet! Senin dört köşeni.anha): “Yâ Rabbi! Biliyorsun.a. Resûlullah: “Yâ Ebâ Eyyüb! Bunlar dünyâda mükerrem. Buyurdu ki: “Hasan ve Hüseyin’dir.124 - . buyurdu.a.v. Ebû Eyyûb (r. Bizim dostlarımız sayısınca senetler saçıldı. Eshâb-ı kirâma hitaben: “Size dede ve nine bakımından insanların en şereflilerinin kimler olduğunu haber vereyim mi?” buyurdu. Hazret-i Fâtıma’nın evine teşrif ettiler. İbni Abbâs (r.) haber verin dediler. Eshâb-ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Buyurun dediler. diyor ki: “Ey! Ehl-i beyt-i Resûl. Resûlullahı (s. Hz. Resûlullah (s.) huzurunda idim. Sebebini sordu.). Dördüncü köşedeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir” buyurduğunu bildirmektedir. Hazret-i Fâtıma bu yemeği Resûlullahın huzuruna götürdü. Habîbin ve Eshâbı bu miskînîn evini şereflendirdiler. dedi. Enes bin Mâlik (r.a. koyuldular. ümmetinin günahkârları için münâcaat etti. Allahü teâlâ onları muhafaza etmek için iki melek tayin etmiştir. Hz. Biri Peygamberlerin üstünü Muhammed’dir (aleyhisselâm). Allahın peygamberi. Hz. Rıdvan salladı.) “Bu Cennet yemeklerindendir.) bir hadîs-i şerîfte buyurdular ki: “Kıyâmet günü halk aç. Hz. nineleri Hadîce-tül-Kübrâ’dır. Fâtıma-tüz-Zehra’dır. yoksa Eshâbımla beraber mi çağırıyor” buyurdu. Saymakla bitmez. Sen onlara ihsan. anneleri Fâtıma binti Resûl (s. Hâlâ gelmediler.) da evde yok ki gidip onları çağırsın. Allahü teâlâ.a.Resûlullah (s.v.) Onlar dünyâdakilerin büyüklerindendir.a. Ali’yi üzüntülü gördü. sizi evine davet ediyor”. Bu ümmetin günahkârlarından bir kısmının Cehennem ateşinden âzâd edilmesini istiyorum. hangi yemekleri veririz?” dedi.a.a.) meleği hissetmeyip.a.a. “Yâ Fâtıma! Üzülme.a. Cehennemden uzak olmuştur” diye yazılmıştır.” buyurdu. Eğer sahrada iseler. ukbâda muhteremdirler. Ali ziyafetten çıkıp eve geldi Hz. Sonra: “Yâ Rabbi! Eğer iki torunum denizde iseler inâyet kayığın ile sahile ilet. Allahü teâlâ.. Hz.a. Resûlullah (s. İmâm-ı Şâfiî bunu çok güzel bildiriyor. Allahü teâlâ nurdan melekler yarattı. Hasan ve Hüseyin’i melek ile beraber alarak eve dönerken. Fâtıma odasına girip Hak teâlâya şükür secdesi etti.) rivâyet etmiştir: Resûlullah (s. Bir tenceresi vardı. Hazret-i Ali: “Eshâb-ı kirâm da beraber buyursunlar” dedi.a.v. Ali. Resûlullaha (s.v. Onların kıymetleri ve büyüklükleri. O senetlerde “Resûlümü ve Ehl-i beytimi halis sevenler. Onları anlatmağa.v. Biri Allah’tan korkanların üstünü Ali’dir.a.v. dört kimse ile süslerim. Resûlullahın huzuruna vardı: “Yâ Resûlallah! Kerîmeniz Fâtıma.) bildiriyor ki: Resûlullahın (s.a. sizi sevmeği. Ali (r.” Ebû Bekr Sıddîk (r.v. Osman. Çünkü dedeleri. Ebû Eyyüb Ensârîye (r. Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah! (s. amcam oğlu ve damadım hakkında Rabbimden gelen müjdedir. hidâyet rehberin ile evine getir” diye duâ buyurdular. Bu gün Hz.) Eshâb-ı ile kalkıp. ni’metler ver!” diye duâ etti.a. Üzülmeyin Neccâroğullarının bahçesinde emniyettedirler. Fâtıma. Eshâb-ı kirâm ile beraber yediler. Yâ Resûlullah! (s. Fâtıma. Kur’ân-ı . Anneleri daha yüksektir. Cenabınızın yükünü hafifleteyim” dedi. Ocağa koydu.v.” Sonra: “Baba ve anneleri bakımından insanların en üstününü haber vereyim mi?” buyurdular. Ali’ye tezvic ettiği zaman. Resûl (aleyhisselâm) o bahçeye doğru yola. Hz. Resûlullah (s. diye duâ etti. Üçüncüsü kadınların üstünü.) olan Hasan ve Hüseyin’dir” buyurdular. Ali “Yâ Fâtıma! Biz de biraz zengin olup da.) davet etseydik. Onlara ikrâm edecek bir şeyim yok.anha): “Biz de davet edelim” dedi. Cennetin sahibi olan Rıdvan adındaki meleğe Tuba ağacını sallamasını emir buyurdu. Ehl-i beyti nebevinin fazîlet ve kemalâtı pek çoktur.): “Yalnız beni mi. ancak âyet-i kerîme ile anlaşılmaktadır. Hz. dedi.v. Allahü teâlâ onları muhafaza eder” buyurdu.) ziyafet vermişti: Hz. Fâtıma: “O. “Yâ Rabbi! Kölem yok ki âzâd edeyim. şimdi ne yapacağız?” dedi. Ali: “Ey Habîbullahın kerîmesi! Ne ikrâm ederiz. Hz. benim Asbâ adındaki deveme biner.): “Bu kardeşim. Ali bin Ebî Talib de Cennet develerinden birine biner. susuz ve çıplak iken biz dört kişi binek üzerinde oluruz. ikrâm et. dedi. Osman davet etti. Ben kendi bineğim olan Burak üzerine binerim.v. iki torununu da beraber götürdüğünü zannederek “Yâ Resûlallah! birini bana verin. Hz.v. medh etmeğe insan gücü yetişmez. Hemen Cebrâil (aleyhisselâm) geldi: “Yâ Resûlallah! Kızın Fâtıma.v.a. Sâlih (aleyhisselâm) devesi üzerine biner. Hak teâlâ O’na yemek verir”.) “Babaları Ali bin Ebî Talib.) rastladılar. Hak teâlâ sana selâm söyledi ve “Fâtıma’nın evine gelen yüz erkek ve yüz kadından her birinin her adımına Cehennemden bir kişiyi azad etti” buyurduğunu haber verdi. Resûlullah (s. Hak teâlâ lütfederek tencereyi yemekle doldurdu.a. Kanatları ile onları örterler. Fâtıma-tüz-Zehra (r. Fâtıma ağlayarak geldi: “Babacığım! Hasan ve Hüseyin evden çıkmışlardı. Allahü teâlânın sevgilisidir. Uzun zaman geçti. Her meleğe o senetlerden birer tane verdi.a.

senin ağlaman. dedi. Ali yine: “Evet severim” dedi. Server-i âlem (s. Resûlullah (s. Fâtıma.a. demek istediler. Âişe (r. Allahü teâlâ. Habîb-i Ekrem: “Yâ Ali! Bu kadar sevgiyi bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?” buyurdu.a.v. diye sordum.) karşı buyurdu ki: “Fâtıma bana senden daha sevgilidir. Hz.) İmâm-ı Ali’ye (r. Ali dizlerinin üzerine kalkıp başını toprağa koydu.v. Hazret-i Ali bu cevâbı Resûlullaha (s.” buyurdu onun için sevindim” dedi. Resûlullah (s. için ağlaşırlar” buyurdu.) hastalığı şiddetlenince. yardımcılarından bin melek ile.a. Hz.v. Sonra birşey daha söyledi. O zaman Resûlullah (s. Resûlullah (s. “Yâ Ali! Hak teâlâ bir kuluna ikrâm etmek. beni incitir. Fâtıma’nın gözlerinin yaşını sildiler. kavuşursun. Yine evvelki cevâbı verdi. Habibimden izin iste. Hüseyin’in yüzünü mübârek sinesine koydu. Bana bak ve bir söz söyle” dedi.a.) kulağına getirip Ey! babacığım dedi. Hasan’ın (r.v. Ondan cevap gelmedi.) ahirete gittikten sonra.) diyor ki: Peygamberimiz (s. Gelince sinesine çekip. “Beni sever misin?” buyurdu. Hz.a. Hz. hiç kimsenin hatırına gelmediği şeyi verir” buyurdu. Âişe’yi çağırarak nasîhat ettiler.) yüksek huzurlarında bulunuyorduk. Bir köylü kapıda durup izin ister. o sözler ne idi. Geldiklerinde.a. dedi. diyesin. bir miktar sabr eyle.v.anha) “Oğlum Hasan ve Hüseyin’i getir” buyurdular.v. Cebrâil aleyhisselâm kime gelir. Babam şimdi haliyle meşguldür. Sonra bana: “Ehl-i beytimden en önce sen bana gelir. yüksek sesle izin istedi.) kendinden geçmiş idi. kıymetinizi. İçeri girmek müyesser değildir” dedi. benim ruhum kabz olacak.” Ben bundan ağladım. Teselli verip. geride bir yerde oturdu.a. Ali gelip. Sonra.a.a. Resûlullahın (s. mübârek göğsüne koydu. “Canım sana fedâ olsun.) bana buyurdu ki: “Cebrâil aleyhisselâm her sene bana bir kerre Kur’ân-ı kerîmi arz ederdi.) yastığı kenarında oturur idi. Ali “Evet severim”.v. ne kadar özür dilediysek. Ta’zim ve tekrim etti.a.) sevmen imândandır. Resûlullah (s. Allahü teâlâdan sabır vermesini istediler ve “Ey kızım. Bir zaman mübârek gözlerini açmadı. (Yâni benden bir parçadır). Ali bir cevap veremiyeceğini söyledi. “Yâ Ali! Allahü teâlâ seni benim üzerime dört haslet ile mükerrem kıldı” buyurdu. Azrâil aleyhisselâm. Enes bin Mâlik (r. Hak teâlâ Azrâil aleyhisselâma “Git. Anladığım ecelim yaklaşmıştır. yâ Fâtıma cevap ver dedi. Hz. Hz.v.” diyerek mersiyeler söyledi. Hz. bir anda hem üzülmek. Üçüncüde. Resûlullah (s.a. anam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah! Köle efendisinden mükerrem mufaddal olur mu?” dedi. Ali de: “Evet” dedi. yüksek derecenizi gösteriyor. Resûlullahı bu halde görünce o kadar ağlaştılar ki mecliste bulunanların yürekleri yandı.kerîmde emr ediyor.a. Âişe.v. der ki: (Ey Fâtıma. “Hasan ve Hüseyin’i sever misin?” buyurdu. Kurân-ı kerîmde sizleri selâmlıyor.) buyurdu ki: “Bundan sonra babana üzüntü ve gussa olmaz.” Ehl-i beyti sevmek her mü’mine farzdır.) Hz. cevahirle süslü elbiseler giyip geldiler. Melek-ül-mevt ve lezzetleri yıkıcıdır. Titremeğe başladılar.125 - . Peygamberimiz (s. Hz. Bu sene iki kerre arz etti. Azrâil aleyhisselâm köylü kıyafetinde hücre kapısında durup: “Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytinnübüvveti ve ma’denirrisâleti izin var mıdır içeri girmeğe.): “Bu meyve ancak Peygamberlik ağacından alınmıştır. Hazır olanlar. mübârek ruhunun kabz olunduğunu sandılar.) Hz. Eğer izin verirse.” buyurdular.anha) Bu hâdiseyi bildirir. Ali ileri geçip. Hz. Ali’ye: “Yâ Ali! Allahü teâlâ hazretlerini sever misin?” diye sordu. Hasan ve Hüseyin’i sevmen tabiatındandır. Fâtıma’nın elini tutup.a.a. Hz.) söyledi. zira Hamele-i Arş.anha) ağladı. Beni sevmen nefsin içindir. Fâtıma (r. Çok ağladı. Resûl-i ekremin önüne oturdu. Hz.) anlatıyor: Resûlullahın (s. Cevabında: “Resûlullah (s. Vahy kime getirilir? Yâ Rabbi! Benim canımı al da Resûlün ile olayım.v. Resûlullah (s.” Ebû Hureyre (r. Kızının bu halini görünce Onu teselli etmek için “Babanın çekeceği sıkıntı.a. Hz. ancak bu kadardır.v. Sonra mübârek eliyle Hz. Resûlullah Onlara şefkatle baktı.v. Sevindi.a.anha) kapıya gelip “Allahü teâlâ senin gelişine ecirler versin. Fâtıma. kabul etmedi. Resûl-i ekrem.a. Allahü teâlâ size rahmet eylesin”. Bunun sebebi nedir?) Resûlullahın sırrını beyan etmek caiz değildir.” buyurdu.” Fâtıma ile konuşma tamâm olunca Hz. Fâtıma (r.anha) bunu işitip: Vah Medine harâb oldun dedi. Hz. Başka hiç bir sıkıntı görmez” buyurdu. Fâtıma’yı istedi. dedi. Sen bana ondan daha azîzsin. o kuluna gözlerin görmediği. Fâtıma’ya (r.v. Şerefiniz ne kadar büyüktür ki. izin vermezse geri dön” buyurdu. yani kıymetlisin!” Bir gün. Namazlarında size duâ etmeyenlerin namazlarının kabul olmaması. Ali’yi çağırdı. dedi.): “O köylü değildir.) vefât edince “Ey benim babam. mübârek ruhunu kabzeyle.a. Ağlama. onu üstün yapmak isterse.a. gelen her musîbete bir karşılık verilir” buyurdu.) mübârek gözünü açıp: “Kızım. Bütün Ehl-i beyt onun heybetinden korktular. hem de sevinmek görmedik.) yüzünü mübârek yüzüne koydu. Fâtıma (r. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. Resûlullahın vefâtı günü. Yine tekrar izin istedi. Ey Fâtıma.” dedi.v. kulağına bir söz söyledi. O vakit Hz.anha)’dandır. Hz. Yani bu cevap senden değil Fâtıma (r. Zira fani âlemden ve mihnet yerinden kurtuluyor. Alınlarını öptü.a.a. Hemen Hz. Fâtıma. Uyanınca “Ne oluyor?” buyurdu. Fâtıma âh! babacığım. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Fâtıma benim bir cüzümdür.v. onu kızdıran. .v. Sonra mübârek gözlerini kapadı. Resûl-i ekrem (s. kulakların işitmediği. mübârek ağzını. Fâtıma’ya durumu anlatınca: “Bunda düşünecek ve üzülecek ne var? Hak teâlâyı ve Resûlünü (s. dediler. “Babam. Son nefeste îmân ile gitmeğe sebep olur. Resûlullahın (s.v.

FÂTIMA-TÜZ ZEHRA’NIN VEFÂTI Hazret-i Fâtıma.v.” “Dikkat ediniz. sh-269 6) Mektûbat-ı İmâm-ı Rabbâni cild-2.a. Fâtıma.a. Ramazan-ı şerîfin 3. diyerek üzüldüklerini bildirdiler.) vefât ettikten sonra güldüğü hiç görülmemişti.v. Zira âlemleri rızıklandıran Cenâb-ı Hak insanların rızıklarını şafağın sökmesiyle güneşin doğması arasında dağıtır. İlâhi! Fâtıma evlâdı hatırına. 974.a. öldükten sonra beni sen.v. sh-19 2) El-Îsâbe cild-4. 839. Anlayınca bize niçin haber vermedin? Namazını kılardık. Ayrılık ateşi ile daima yanmış ve Resûlullah (s. iki koç .a. Başka kimse içeri girmesin diye vasiyet etti.” “Cuma gününde öyle bir saat vardır ki: Mü’min ve müslüman olan bir kimse tam o saatte Cenâb-ı Haktan bir şey dilerse. sh-39 5) Belezûri. Başka haberlere göre. Hz. Hz. özür diledi. sh-594 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-58. Ali kendisini erkeklerin görmemesi için. gece defn olunmasını vasiyet ettiğini. senin çocuklarına da azâb etmiyecektir. yıka.) vefâtından altı ay sonra. 306. Ali’nin oğlu olup. İslâm halifelerinin beşincisi. Resûlullahın (s. dikkat et. kendisinden başkasına kabahat bulup kötülemesin. bütün mü’min kadınların veya bu Muhammed ümmeti kadınlarının büyüğü olmana râzı değil misin?” “Ey benim kızcağızım. mek.) Ehl-i beytden birkaç kişi ile cenâze namazını kılıp. Medine’de 3 (m. Ali’nin evine geldiler.) efendimizin verdiği müjde zamanını bekler olmuştur. ertesi gün Ebû Bekr-i Sıddîk. Künyesi Ebû Muhammed olup. Oniki imamın da ikincisi.126 - .v. Son sözüm kelime-i tevhid ile ola! Eğer bu duâmı edersen red ya kabul! Sarıldım. Vefât edeceğine yakın: “Ölünce beni erkekler arasına perdesiz çıkaracaklarını düşünerek çok utanıyorum” buyurmuştu. Hazret-i Fâtıma’nın çok hadîs-i şerîf rivâyet ettiğini bildirmişlerdir. 59 7) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. Fâtıma “Bunu yanımda yap da göreyim” dedi. O zaman kadınları tabuttan kefene sarılı olarak perdesiz çıkarmak âdet idi. Bunlardan bazıları: “Kızım Fâtıma. sh-373 4) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. ismini “Hasan” koydu.) vefât ettikten sonra hiç gülmemiştir. gâfil olma. vasiyeti yerine getirmek için böyle yapıldığını söyliyerek. Ömer Fârûk ve bir çok sahâbî hasta ziyâreti için. bir kimsenin eli bulaşık olduğu halde yatıp sabah kalktığında o yüzden kendine bir bela ve rahatsızlık gelirse. Ali de bulunsun. İşte bunun için Hz.v. Ehl-i beyt-i Nebî eteğine. Bir habere göre. Hz. 469.v. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. çok hoşuna gitti ve duâ etti. “Hadîd. Yedinci günü akîka olarak. Hz. Ehl-i beytin dördüncüsü. (r. 625) senesinin Ramazan ayı ortasında doğdu. Resûlullah (s.” “Kızım Fâtıma Allahü teâlâ şüphesiz sana azâp etmiyeceği gibi. 924. Ensâb-ül-eşrâf cild-1.) kulağına ezan ve ikâmet okuyup. Hz.a. Esma yaparak gösterdi.a.anha) buyuruyor ki: “Habeşistan’da iken hurma dallarını çadır gibi ördüklerini görmüştüm” dedim. sh-19 9) Medâric-ün-Nübüvve cild-2.) kızı Fâtıma-tüz-Zehra annesidir. 1005 11) Sahîh-i Buhârî Fedâil-i Ehl-i Beyt 12) Sahîh-i Müslim Fedâil-i Ehl-i Beyt 13) Sevâik-ul-Muhrika sh-226 HZ.a. Hz. Gündüzleri oruç tutarak geceleri ibâdetle geçirmiştir. Abbas (r. sh-282 8) Şevâhid-ün-Nübüvve cild-7. Vâkıa ve Rahman surelerini okumağa devam eden kimse yerde ve göklerde “Firdevs Cenneti yerlisi” diye anılır.” buyurdular. sh-377 3) El-İstiâb cild-4. lâkabı Müctebâ’dır. Esma binti Ümeyr. Resûlullah (s. kalk Rabbinin rızkına hazırlan. Hizmetini görürdük. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler: Râvîler. Hz. gece defn ettiler. Ali cenâzesine kimseyi çağırmadı. Muhammed (s. Vefâtında yirmidört yaşında idi. Salı gecesi akşam ile yatsı arasında vefât etmiştir. Muhammed’in (s.” buyurdu. HASAN BİN ALÎ: Resûlullahın torunu. âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ Onun duâsını kabul buyurarak dileğini verir. 975.

Hz. Muhammed (s. ona şefkatle muamele ederdi. Resûlullah (s. Bundan sonra babası Hz. önce dedesi Hz. Sünnet ettirip. Hasan. Hasan’ı halef göstermesi üzerine Ca’de’ye.) O’na işaret ederek. Ebû Eyyûb-i Ensârî (r. yüzü Resûlullah (s.v.kesti. 40 (m. “Bu oğlum Seyyiddir. O’na istediği kızı veririz. Ali’ye dönerek. Hasan küçük iken Resûlullah (s.). sihir değil. Hilâfetin yedinci ayında Bağdâd yanında iki tarafın ordusu harbe hazır iken. saçını da kestirip. aldanmak aklın ve malın noksan olmasıdır. Ezber zorunuza gidiyorsa. Resûlullah (s.v.). Bir kişinin münâcâtında. Kendilerine. fakat çok büyük şeref ve se’âdetti. Sen de sev. Hasan’ı çok sevip. Medine. Hasan yirmibeş kerre yaya olarak Hacca gitti. Onlardan nefret edenleri sen de sevme!” Peygamberimiz (s. hep onun tarafını tutuyorsunuz. “Hayır. Muhammed (s. Bir hurmalıkta dinlendiler.v. Hasan babası Hz.a. Hz. Resûlullah (s.” haberini gönderdi.a. Hz. küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir? deyince. “Biz.v. Aişe izin verdiyse de fitne korkusundan Mervan bin Hakem izin vermedi.v. hakladığım iki reyhanımdır!” buyurdu. Kızına ve yeğenlerine şöyle nasîhat ederdi. Bunlar benim dünyâda öpüp. Aldığı her kadın ise Hz. Hasan beyaz ve güzel yüzlü olup.a. Hz. Hz.v.a. Horasan. 632) senesinde. Sekiz yaşında 11 (m. Hasan’ı teşvik buyurdu.s. “Yâ Resûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun dedim. Hz. Hz. Orada bulunanlar bu sihirdir. Şam’dan zehir ile. Hz. O da mübârek sakalları ile oynardı. Hz. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. Halbuki. Hasan ile Hüseyin’i kast ederek buyurdular ki: “Allahım ben bu ikisini seviyorum. “Seni ben alacağım. Hz. Hasan âlemlere rahmet olarak yaratılan. Hasan’ı çok sever. Kûfe. Resûlullah’ın (s. Ali’nin şehîd edilmesiyle. Fâtıma-tüz-Zehra babasına: Yâ Resûlallah! Hz.) anlatır: “Birgün Resûlullahın (s. Allahü teâlâ’nın Resûlü (s. ucuz almaya çalışırlardı. İlme çalışınız. Ahzâb sûresi otuzüçüncü âyet-i kerîmesini okuyup.anhüm) örtü içine alıp. “Yâ Rabbi! Bana onbin altın ihsan eyle” dediğini işitince.v.a. çok evlenir. Kûfe’deyken “Hasan’a kız vermeyiniz. Muâviyeye bıraktı. Ümid ederim ki. ağırlığınca gümüş sadaka verildi.) yanına defn edilmesi için Hz. Mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Hz. Bir ağaç hemen yeşerip. Hüseyin O’nu Baki Kabristanı’na götürdü. Ali. sabır ve kerem (cömertlik) sahibiydi Fitne çıkıp. Hasan sessizce duâ etti.a.)’ın yüzüne çok benzeyen yedi kişiden biridir. Hz. Abdullah bin Zübeyr “Ağaçta hurma olsaydı. hurma ile doldu. Fâtıma ve Ali’yi (r. İki defa herşeyini Allah rızası için dağıttı.v. yazınız ve evlerinize götürünüz.” “Nasıl sevmem. Onbeş erkek ve sekiz kız evladı vardı. Muâviye kendisinden sonra Hz. Hasan. bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?” dediklerinde “Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz.a. binlerce dirhem sadaka veriyorsunuz da. Ca’de aldandı. Hz. Hz.a.a. 669) senesinde vefât etti. Resûlullahın torununun kabul olan duâsı ile Cenâb-ı Hak yaratmıştır. Âişe’den izin istedi. Ebû Bekir. Resûlullah’ın (s.v. Irak.” buyururlardı.a. Hz.v. Hz. Hz. Hasan’ın hilâfetten çekilmesiyle müslüman kanı dökülmedi Hz. “Allahım! Benim Ehl-i beytim bunlardır. Bu çok az kimseye nasip olan. Medine-i Münevvere’de Baki Kabristanlığı’na defn edildi. Hz. ikindi namazını kıldıktan sonra yolda oynayan Hz. ölüm hastalığındayken. İran. Ağaçlar kurumuştu. Hasan’ın halife olmasına karar verdi. Hasan zehirlendi. Hz.a. Resûlullaha bundan daha çok benzeyen kimse yoktu. Peygamberimiz Hz. 661) senesi Ramazan ayı sonunda halife oldu! Kendisine kırkbin kişi bîat etti.) Hz. Hz.a.” buyurdu. büyüdü.v. Hasan ve kardeşi Hz. sonra da annesi Hz.) terbiyesinde büyüdü. tepeden tırnağa kadar mal. müslüman kanı dökülmemesi için. halife Hz. Fakat. Hasan için bu.) anlatır: “Hasan’ı gördüğümde hep gözlerim yaşlarla dolar. Mısır ve Şam ahalisi Hz.) Onu kucağına oturturdu. süs eşyası içine koyacağım. Sen de bunları sev. “Ali’ye değil de tıpkı Peygamber efendimiz’e benziyor” buyurunca. en fazla hadîs-i şerîf nakleden Ebû Hureyre (r. Hüseyin. Hasan ile Hüseyin önünde oynuyorlardı.” buyurdu. Onu omuzlarına aldı. Muâviye’nin oğlu Yezîd. Hasan hilm (yumuşaklık) rızâ. “Yâ Fâtıma! Cebrâil (a. iyi olurdu” dedi. Osman’ın evi sarıldığında imdadına gitti. Medine’de 49 (m. Hasan büyüktür. Namazını Saîd bin Âs kıldırdı.a.” cevabını verdiler. henüz akıl baliğ olmayan ve Resûlullaha bîat eden çocuklardandı.v. Ali’nin (r.a. Hz. âşık olurdu. Resûlullahın huzurunda güreşiyorlardı. İster alıkoysun ister boşasın. hilâfeti Hz.127 - . Onu sevenleri de sev!” Yine Hz.) üç kerre şöyle buyurdular.a. Hasan. “Bir günde. Hicaz. Ne kadar çok versek yine azdır. Adamın münâcâtında istediğini gönderdi. Zira boşar” deyince Kûfeliler kızlarının Resûlullah’ın torununun nikâhıyla şereflenmeleri için.) bir mucizesiydi. boşanırdı. Sadaka vermeden edemezdi.a. Mekke ve Yemen ahalisi de bîat etti. Hüseyin ile her aldıklarında pazarlık eder.” Sonra. Birgün Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı. babasının Hz. Bir gün Hz.v. Hasan soyundan gelenlere “Şerîf” denir. Hz. Hz. Muhammed’in (s.) tarafından pek çok hadîs-i şerîf ile iltifata mazhar oldu.) huzuruna girmiştim. “Ben bunu çok seviyorum. kin tuttu. Hz.) torunu Hz. Muâviye ile anlaştıkdan sonra Medine-i Münevvere’ye geldi. Ali tebessüm etti. Hasan. Allahü teâlâ O’nun vasıtasıyla iki tarafın arasını bulur” buyurması. dediler. Hasan’ın yanına gitti. Babası Hz. Fakat Ca’de binti Eş’as boşanmaktan çok korkup. Fâtıma-tüz-Zehra vefât edince yetim kaldı.) Hüseyin’e yardım ediyor” buyurdular. Hüseyin. Zirâ bugünkü gibi hatırlıyorum. aceleyle evine gitti. alış-verişte. Fakat.) terbiyesiyle yetiştirilip. Basra.” Hz. “Ey Ehl-i Beytim! Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor. Muâviye’ye bîat etti. Aldığı bir hediyeye değerinden fazla karşılık verirdi.

sh-19. sh-136. Ali’nin evine gitti. Bir ara Resûlullah (s. sh-8 3) El-İstiâb cild-3. Ali’ye kapıda durup. Hüseyin adı. kulağına: “O Cennet çocuklarının efendisi (seyyidi)’dir. Ali’yi çağırdılar. buyuruyor ki: “Allahü teâlâ.a. Resûlullah (s. Onu da bir yanına.a. sh-104 10) El-Îsâbe cild-1. ben onları seviyorum.v.a.a.128 - .a. Ebû Bekir (r.).) bunu şöyle açıkladı. Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib bin Abd’ül-Muttalib bin Haşim. Onu da öbür tarafına alarak. Ay Ali’dir. kimseyi içeri sokmamasını emr etmişlerdi. Her biri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi” dedi. sh-194. Resûlullah efendimiz (s. Yâ Resûlallah! Ehl-i beyt kimlerdir? O esnada.): “Allah aklını ziyade etsin yâ Ali” buyurdular. Hüseyin dünyâya geldi.yurdu ki: “İçinizden en hayırlısı Ali. “İzin verirsen ben de göreyim” dedi. benim Ehl-i beytim” buyurdular. Ali’nin evine gittiler. “Bir rüya gördüm. 626) doğdu.v. “İyi görmüşsün. HÜSEYİN BİN ALİ: Resûlullahın (s. sizlerden ricsi.” “Kim güneşi kaybederse aya başvursun. Bir defasında da “Hüseyin benden. Tekrar dönerler diye oturdular.v.) sözünden taaccüb (hayret) edip durdu. Üsâme bin Zeyd. Fâtıma da.a.) selâm verdiler. Hüseyin doğmuş. Benim içeri girmememi sana emir etti mi? deyince “Hayır. Ali. Ali’nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. Târîh-ul-hulefa sh-188-193 9) Sahîh-i Buhârî cild-2.) torunu. 331 11) İbni Hacer-i Mekkî.) gelen rivâyete göre: Resûlullah (s. ikisi Hz. cild-8. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de.a.v. İmâm-ı Hüseyin geldi. Hz. “Allah’ın Resûlü meşguldür” dedi. Beraber mescidden çıktılar.” Eshâb-ı kirâm sordular. Önce Ebû Bekir (r. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan) nereye niçin gittiklerini anlıyamadılar. Oniki imâmın üçüncüsü ve Ehl-i Beytin beşincisidir. Ömer. el-Kureyşi. Hz. Ebâ Abdullah’dır. Hz.anha) anlatır: “Bir gün Resûlullahın (s. Ali “İçerde” dedi. İbni Abbas’dan (r.a.a. Ümmü Hâris (r. Sonra Ömer (r. Kadınların da en hayırlısı Fâtıma’dır. Ebû Bekir duramayıp. “Güneş benim. Hüseyin. Fâtıma’nın evine gittiler. cild-4.) huzuruna vardım.a.” diye seslenmişti.) sonra Osman (r. daha bir çok hadîs-i şerîflerle medh edildi.). ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor. 168 4) A’lâm-ün-nübelâ cild-3. Lakabı Seyyid ve Şehîddir. kızımın oğullarıdır. İmâm-ı Hasan geldi. 168 5) Târîhi’l-İslâm cild-3. Babaları onlardan efdaldir.) ve bütün Eshâb-ı kirâm. Fâtıma-tüz-Zehrâ da geldi. 174 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1011 HZ.v.). Mübârek hırkâsının altına aldılar. Hz.v. Hicretin altıncı yılında (m. melekler tebrik etmek için gelmişlerdi.v. sh-108 7) Târîh-ul-hâmis cild-1. benim yanıma eklediler” dedim.v. Allahım. Resûlullah’a (s.) her sabah namazını kıldıktan sonra mübârek yüzünü Eshâb-ı kirâma çevirirlerdi Üzüntülü kimseler yüzünü görseler mesrûr (sevinçli) olurlardı.) dışarı çıkıp. Hz. Hz. sh-164. sh-279 2) Üsûd-ül-gâbe cild-2.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. Bunun üzerine Resûlullah (s. Ehl-i beyte. Hz.a. “Melekler grup grup geliyorlardı.v.v. Hz. Hz. Kuzey kutbuna yakın olan o iki yıldız ise Hasan ile Hüseyin’dir. Resûlullahın iki mübârek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmektedir. Hz. ben Hüseyindenim. yalnız dörtyüzyirmidörtbin melek geldi” dedi. Hz. Bu âyet-i kerîme ve ilgili hadîs-i şerîfler.a.v. sh-338. İmâm-ı Ail geldi. Fâtıma’nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacakdır” buyurdular. . Osman ve bütün Eshâb-ı kirâma aynı şeyleri söyledi.a.” Eshâb-ı kirâm bu hadîs-i şerîfin izahını isteyince Resûlullah (s.” “Hasan ile Hüseyin Cennet gençlerinin büyüğüdürler. Hüseyin doğduğu zaman. Savâ’ık-ul-Muhrika sh-135 12) Muhtasar-ı tuhfe sh-193. Onu da kaybederse yıldıza başvursun. gençlerin arasında en hayırlıları Hasan ile Hüseyin. Ali’nin ikinci oğlu. sh-66 6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1. Hüseyin’in nesebi. çok korkdum” diye arz ettiğimde “Ne gördün?” buyurdular. bir gece Peygamber aleyhisselâmı gördüğünü ve onun: “Bunlar benim oğullarımdır. Bir müddet sonra Hz.a. sen de onları sev ve onları sevenleri de sev” dediğini rivâyet etmektedir.a. Künyesi. Peygamberimiz Hz.) nerede olduğunu sordu.a. “İşte bunlar. Hz. Ali’den Resûlullahın (s. Ali’ye meleklerin sayısını nasıl bildin? diye sordular. sh-470 8) Süyûtî. ona Resûlullah efendimiz (.a. “Sizin vücûdunuzdan bir parça kesdiler. sh-9. el-Hâşimî’dir.a.) tarafından verildi. Hz. cild-3. Bir gün sabah namazından sonra yüzlerini döndürmeden Hz. Ali (r. Ebû Bekir (r. Hz.) sonra bütün Eshâb-ı kirâm içeri girdiler. herkesin içeri girmesini emr ettiler. Onu da yanına aldılar.) Hz. Allahü teâlâ Hüseyin’i seveni sever” buyurmuştu. Ali. yıldızdır.

) eve gidinceye kadar. Bu üç zatın dünyâya rağbetleri olmadığını anladı. Sahrada olduklarından yiyecek bir şey alınacak yerde olmayıp açlık ve susuzluktan iyice bunaldılar.a.a. Hz. Hüseyin’i sağ dizine.) şeklinde gelirdi. Sen birini seç dedi. Bâb-ı selâm önünden geçerken rastladılar. Ellerini Cebrâil aleyhisselâmın koynuna soktular.Hz.) isminde birisi vardır. Birgün Hz. Hepsini kadına verip özür diledi. Cebrâil aleyhisselâmın dizlerine oturdular. Daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. ey göklerin ve yerin süsü!” diye hitâb etti. oğlum İbrâhîm’i ona fedâ ettim” buyururdu.a. Ali Asgar. anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım. Fâtıma (r. Beyt-ülmâl emînine adam gönderip. Sırası ile. İyi karşıladı.a. Her dönüşünde bunlara hediyye getirir. Kadın olup biteni anlattı.a.v.a. Hüseyin.v. Her biri birer çanak içtiler.a. Hasan (r. Üç gün sonra oğulları İbrâhîm vefât etti. Çocukların bu hareketini bana karşı edebsizlik saymayın. mani olmak istedi. Kadına “Medine-i Münevvereye geldiğinde muhakkak bize uğra. Hikmet-i ilâhi Hz. Bir zaman sonra kadının kocası geldi.) torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip.a. Çok kerre sefere çıkar.a. Kendiniz sağın için” dedi. Annesine gitmek istiyordu. Ondan ziyâde süs.v.a. ey Ebû Abdullah. Resûlullah efendimizin yanında idi. Hava yağmurlu idi.) zannedip.a. Cebrâil aleyhisselâm: . Kocası üzüldü.a. onları misafir etmeden göndermek insafa sığmaz” dedi. Bunların yanıma gelip. Hâşimîlerdeniz” diyerek yola koyuldular. yâ Resûlallah! Göklere ve yere senden başka süs var mıdır? dedi. bunların beşiklerini sallardım. Bana: “Merhaba. Hz. Getirdiler. “Evet” dediler. Hüseyin buyurdu ki: Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım.) devamlı ticâret için sefere gider gelirdi. yeryüzünün merkezinin süsüdür. Hüseyin (r. kullarını aç bırakmaz. İmâm-ı Hasan ve Hüseyin ile Abdullah bin Ca’fer (r. Hüseyin’in ilk çocukluğu Resûlullah efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti.a. Birisi sağdı. bin dirhem gümüş ve yüz koyun borç istedi. Yanlarına adam verip. Cebrâil (aleyhisselâm) çok defa Resûlullahın (s. Abdullah (r. Hüseyin (r. Abdullah (r. Eğer İbrâhîm giderse. O zaman henüz küçük olan Hasan ve Hüseyin (r. Hak teâlâ. Ancak bu hâl. Kadın: “Allahü teâlâ rahîmdir.a. Hasan’a. çok sürmedi. oğlu İbrâhîm’i sol dizine aldı. Cebrâil (aleyhisselâm).anha) teheccüd namazını kılarken Hak teâlâ beni gönderir. Onların yanında dünyâ malı bulunmaz.) gönderdi. Bunlara çok ikrâm da bulundu: Yanında fazla bir şeyi olmadığından. Hemen kardeşinin yanına koşarak: “Dıhye (r. Biraz ilerlemişlerdi ki. göklerin tabakalarıdır” buyurdu. Eshâbımdan Dıhye (r. bunlar ağlardı. Bir de keçini kesmiştik.a. Böyle güzel yiğitler gelip te. yağmur ara verdi. Ali Ekber. Kadın: “Hayır” dedi.) “Ey kardeşim Cebrâil! Şimdi bir şey yapmadılar. Hz. Resûlullah: “Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için Hüseyin bin Ali.a. Keçiyi göremeyince ne oldu diye sordu. “Keşke daha önce bana uğrasaydınız.anhüm) Medine-i Münevvere’ye giderlerken yiyecekleri kalmadı. Hüseyin’e (r. Kadına: “Beni tanıdın mı?” dedi.). Kadına: “hiç yiyeceğin var mı? diye sordular. Fâtıma ve Sekîne. Eshâb-ı kirâmdan Dıhye (r. onların üzüntüsüne tercih ediyorum buyurdular.) kesti pişirdi. Hüseyin de bunları iyi karşılayıp. bu ikisinden birini alacaktır. Ali’nin ve Fâtıma’nın da canları yanar. Resûlullah duâ buyurdu. Koşup mescide girdiler.)’dan biri Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Atlarına bindiler. Sonra “Allaha. Daha sonra kadın. Resûlullahın mahcûb olduğunu görünce dedi ki: “Ya Resûlallah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fâtıma (r. Eğer Hüseyin vefât ederse. Bir gün Cebrâil (aleyhisselâm) Fahri âlem (s. belki sıkıntı çekmişlerdir” dedi. Çünkü. Bunların hepsini kadına bağışladı.) dedemizin yanında oturuyor.a. Bir keçim var. Benim üzüntümü. Üçü beraber yediler. Çok güzel yüzlü idi.) da ikibin dirhem gümüş ve dörtyüz koyun verdi. Fazla olmadığından Beyt-ül-mal emîninden bin dirhem gümüş ve ikiyüz koyun borç istedi. Hak teâlâ yine beni gönderir.). Bize süt ikrâm etmiştin. Bunlar imâmların yaptıkları ikrâmları söylediler.anha) rahatça namazını kılardı. Birgün Resûlullah efendimiz. Mezkûr karı-koca yediyüz koyun ve dörtbin dirhemi alıp sevinerek evlerine döndüler. tevekkül ettik” diyerek yoldan saptılar. Sizi Dıhye (r. Sonra kadına: “Başka yiyeceğin var mı? diye sordular. Abdullah bin Ca’fer (r. Ca’fer.a. ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur. Resûlullah (s. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken. bir kadın vardı. Ubeyy bin Kâ’b hazretleri. Kadın: “Keçiyi kesin yiyin” dedi. Allahü teâlâya hamd ettiler.) hazretlerinin huzurunda bulunuyordu. ağlamazlardı.) kadını ve kocasını huzuruna çağırttı. Bu karı-kocanın yanlarına adam vererek. “Bizi mazur görün” buyurdu. “Biliyorsun o keçiden başka bir şeyimiz yok. ellerini koynunuza soktular” buyurdu. kocası ile Medine-i Münevvereye birşeyler alıp satmak için gittiler. Onlardan biri benim” dedi.v. Abdullah bin Cafer’e (r. ovanın ortasında bir karartı gördüler. “Bir zamanlar senin evine üç kişi gelmiştik. Biz seyyidlerdeniz. Kadın selâmlarını aldı. Siyah bir çadır.): “İki İmâm’a uğradınız mı?” buyurdu. benim canım yandığı gibi. Resûlullah (s. Ubeyy bin Kâ’b da huzurunda idi.a. bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı. Resûlullahın yanına her gelişinde onu öper ve “Selâmet ve se’âdet o kimseye ki. Beş çocuğu oldu. en çok ben üzülürüm. Kadına selâm verdiler. Ona doğru gittiler. yanında bulunduğu kadar ikrâm etti.) gönderdi. Hüseyin (r. Cebrâil aleyhisselâm gelip. Şimdi ne yapacağız?” diyerek kadını azarladı.) huzuruna Dıhye (r.129 - . içinde ise.” dedi. haydi gidelim” dedi.

unvanı Ümm-ül-Mü’minindir.a.a.) “İşte Cebrâil (aleyhisselâm) tut yâ Hüseyin! diyor”. Sa’d İbni Ebî Vakkâs’ın oğlu Ömer’in kumandasında bir ordu gönderdi. lâkabı Sıddîka. Hasan ile Hz. eline ne gelirse al. Annesi Ümmü Ruman binti Âmir İbni Uveymir’dir. “Oturduğun yerde gözlerini kapa.v. sh-348 6) Kısâs-ı Enbiya cüz-7. Araplarda künyeye çok ehemmiyet verilirdi. Resûlullah (s.) mâni oldular ise de. Fâtıma. Hz. Kûfe’ye sokma dedi.a. bir kırmızı nar eline geldi. Hasan üzümü.v. cimri hor olur.v. sh-378 2) Üsüd-ül-gâbe cild-2. nasîhatlerini dinlemeyip. Cebrâil (aleyhisselâm) ellerini Cennete saldı.a. 681) yılında Muharremin onuncu günü Kerbelâ’da şehîd etti. sh-48 11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. Sinan bin Enes Nehaî.” “Hüseyin benden.) yüksek yaratılışlı torunları vermek istediğinde Cebrâil (aleyhisselâm) mâni oldu. Mübârek oğlu Zeynel’âbidin küçük olduğu için öldürülmedi. Bir gün Hz. sh-18 3) Taberî.) de “Sen yeğenin Abdullah bin Zübeyr’i kendine evlâd edinirsin. Hz.” “Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever. Birgün Hz. hep babasının yanında idi.” Hüseyin (r. Bu âlemde bir mü’min kardeşinin iyiliğini.” 1) El-İstiâb cild-1.a.a. Âişe’nin çocuğu yoktu. buyurdular. Medine’ye geldi. ben de Hüseyin’denim.a. Aişe yeğeni Abdullah bin Zübeyr’e izafeten Ebû Abdullah diye künyelendi.v.). İbni Ömer.) mübârek zevcelerinden.” Hz. Yanında bulunanlara da tekrar tekrar teslim olun denildi ise de. Hz. Hüseyin’in yüzü. Târîh cild-2. İbni Ömer. Bunları yerlerken bir dilenci geldi. kendisi binmezdi. Babası şehîd olunca. Peygamberimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Kişinin İslâmının güzelliği mâlâyaniyi terk etmesidir. Hüseyin’i. Güreşmeye başlayınca.a. sh-82 10) El-Kâmil fi’t Târîh cild-4. Kardeşi Muhammed bin Hanefiyye. Mısır’da Karâfe kabristanında medfundur. Buyurdular ki: “Cömerd efendi olur. imâm kabul etmeyip harp etti.a.” “Genç olarak Cennete girenlerin seyyidi Hasan ve Hüseyin’dir. geri dönmesini bildirdi ise de. Kadınlar ve imâmın mübârek başı ile Şam’a gönderildi. Onun ismine izafeten de künye alırsın. sh-272 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1015 5) Eshâb-ı Kirâm. Aişe üzülürdü. Yezîd. “Ey Ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?” dedi. Hz. kendinden önce düşünen. Hüseyin de narı aldı.) anlatmıştır. sh-192 7) Refâkât-ı Hüseyn sh-3 8) Ikd-ül-ferîd cild-2. sh-242 12) Sahîh-i Müslim cild-7.130 - . Peygambere bunu arz etmiş ve Peygamberimiz (s. Hicret’in 61 (m.v. yetmişiki kişi ile Mekke’den Irak’a yola çıktı. bunun kökü.) buyurdular ki: “Ben bir ağaca benzerim. Yaya olarak yirmibeş defa hacca gitti. sh-219 9) Ensâb-ül-eşrâf cild-4. İbni Abbâs ve daha nice Eshâb-ı kirâm (r. Mübârek başı. Şam’dan bunu haber alınca.v.” “Bahil (cimri) o kimsedir ki yanında ismim anıldığında bana salat ve selâm getirmez.)’ın kızıdır.” Bundan sonra Hz. İsmi Aişe binti Ebû Bekir’dir. Irak valisi Ubeydullah bin Ziyâd’a emir gönderip.” diye hitap geldi.“Yâ Rabbi! Beni Habîbinin (s. Kûfeliler kendisini çağırıp halife yapmak istedi. Bunun için künyesi de yoktu. Hüseyin torunlardan bir torundur. Hasan ve Hüseyin meyvesidir.a.a. elini Cennete sok.) tut yâ Hasan (r. Cennet meyvaları ona harâm iken hile ile yemek istedi.`Resûlullah’ın (s. Yani Ebû Bekir (r. Hüseyin’i güreştirdiler.) yanında utandırma” diye duâ etti. Beraberindekiler bineklere binse de. Hz. Hazret-i Fâtıma yâ Resûlallah! Yalnız Hasan’a mı diyorsun? Resûlullah (s. Muâviye’nin vefâtında Yezîd’e bi’at etmedi. “Yâ Resûlallah! O dilenci şeytandır.a. Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever. Ali gövdesi. AİŞE-İ SIDDÎKA: Peygamberimizin (s. Hazret-i Hüseyin ile ilgli olarak Peygamberimiz (s. öbür âlemde daha iyisini bulur.a. karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Bunun için Hz. Künyesi Ümmü Abdullah. 72’si de şehîd oluncaya kadar savaşa devam etti.” “Resûlullah (s. Bir yeşil salkım üzüm.) derdi.) yoldan geçen bir yahudinin cenâzesi için ayağa kalktı ve buyurdu ki: “Kokusu beni rahatsız etti. Bu da.” Yine İbnî Abbâs (r.v. sh-130 HZ.v. .

Namazını Medine valisi olan Ebû Hureyre (r. zekî. Vasiyyeti üzerine geceleyin Baki Kabristanına defn edildi. Âişe’nin suretini getirdi ve “Bu senin dünyâda ve âhirette hatunundur” buyurdu. (Müşrikler Dar’ün-Nedvede toplanmışlar. Bu hastalıktan ancak Resûlullah (s. Ebû Bekir’e Allahü teâlânın hicret için izin verdiğini ve Hz. Hadîce-i kübrânın vefâtından bir yıl sonra. ellibeş yaşında iken. 57 (m. Ebû Bekir’den başka Eshâb odalarının mescide açılan kapılarını kapattırdı. Allahü teâlânın emri ile olmasıdır. Her bir hâdise üzerine hemen bir şiir söylemesi onun zekâsına bir delildir. Bunun üzerine Resûlullah Hz. Âişe “Anam Babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah hummadır. 614). Hz. Hz. (m. Yine Hz.Hz. Odalar mescidin cenûb. adedleri dokuz oldu. Nihayet Medine’ye geldik. Peygambere (s.) ikinci defa olarak. Bunu. eyvah gelinciğim” diyerek çırpınıyordu. Zeyd 500 dirhemle üç deve daha satın aldı. Peygamberi öldürmelerini tavsiye etmiş ve Hz. sekiz sene onunla yaşadı. ihtiyaç oldukça bir oda yapılarak. Aişe buyuruyor ki: “Devem kaçtı.a. Peygamberi (s. Arab âdeti üzere. Abdülhak-ı Dehlevî. ölünceye kadar.anha) için birer oda yapıldı.a. Hâfızası pek kuvvetli olduğu için. Fâtıma ile Hz. Aişe (r. Eshâb-ı kirâm. Hz. Medine’yi şereflendirince azadlı kölesi Zeyd bin Hârise ile Ebû Râfi’i iki deve ve ihtiyaçları olabilecek şeyleri satın almak üzere 500 dirhem harçlıkla bize gönderdi. Tirmizî’nin beyanına göre: Cebrâil (a. Aişe. “Öğret.” buyurdu.a. Onu okuduğun zaman Allahü teâlâ onu senden giderir. hurma dalından idi. 676) senesinin Ramazan ayının 17. orta boylu insan boyundan bir karış fazla idi. Aişe’ye şöyle buyurdu: “Seni üç gece rüyada gördüm. Aişe buyuruyor ki: “Resûlullah Medine’ye hicret ettiği zaman bizi ve kızlarını geride Mekke’de bırakmıştı.” O zaman Mescid-i Nebevî ve etrafındaki odalar yapılmıştı. Annem “Eyvah kızcağızım. hanımı Ümmü Rumân ve beni ve kız kardeşim Esmâ’yı develere bindirerek göndermesini. Âişe’nin bildirdiğine göre: Peygamberimiz (s. Resûlullah “Mehirdir” buyurdu. şeytan Necdli bir şeyh kılığında gelmiş. Kerpiçden yapılmış olanı da vardı. Ben Mahfe’nin içindeydim.) bunu Hz. Hz.) Hz.) Peygamberimize yeşil bir ipek içinde Hz.” Hz. Hz. Kapılarında yalnız perde asılı idi. Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti. Sonra. Allah onu kahretsin” dedi.a.) vefâtından birkaç gün önce. Ebû Bekir’in ev halkı ile birlikte indim.v. Çoğunun kapısı mescide açılırdı. Cebrâil (a. Bu haber üzerine Hz.) kıldırdı. Resûlullah (s. Âişe validemiz buyuruyor ki: “Medine’ye hicret edip geldiğimiz zaman burası hastalığı bol olan bir yer idi. Ebû Bekir. Âişe.) haber verdi ve hicretine Allahü teâlânın müsâde buyurduğunu bildirdi. Peygamber hicretine müsaade buyurulduğu gün. Ebû Bekir de Abdullah bin Ureykıt’ı iki üç deve ile onların yanına katıp. Aişe ve Sevde (r. Âişe’nin odaları arasında kapı vardı.) da katıldı.a.131 - . Salı günü Medine-i Münevvere’de vefât etti. Öğrendiği ve ezberlediği bir şeyi katiyyen unutmazdı.v. fârisi olarak diyor ki.v. Buhârî ve Müslim’in rivâyetlerinde ve Mevâhib-i Ledünniyye’de Peygamberimiz (s. Bütün Eshâb-ı kirâm hastalığa tutuldular.a. birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Üstleri kıldan keçe ile örtülü idi. Hz. çok zekî ve kabiliyetli idi.a.v. Peygamberimiz (s. Ben Hz. Peygamberimizin Hz. Hz. Peygamberin arzusuyla değil. “Hz. Hz.v. Âişe de hastalandı.) Hz. edibe ve afife ve sâliha idi. Ebû Bekir’in evine geldi ve Hz. Ya’ni eğer rüya rahmani ise Allahü teâlâ müyesser kılsın demektir. annesi Ümmü Rumân ve Resûlullahın kerîmelerinden Hz.v.) kızı. Allahü teâlâ devemize sükûnet verdi ve bizi kurtardı. öğle vakti sıcakta hiç gelmediği bir saatte başını sarmış olduğu halde Hz.) Allahü teâlânın korumasıyla kurtuldu. (Cezb-ül-kulûb) kitabında. vazifelidir.anha) ile evlendi. Kafileye Talha bin Ubeydullah (r. Âişe’nin devesi kaçtı. Aişe ile evlenmelerinde en önemli husus nikâh akdinin Hz.a. Resûlullah (s. Mekke’den gelen Resûlullahın ev halkı kendi odalarının önünde indi. Âişe’ye “Sende gördüğüm nedir” diye sorunca Hz.a. oğlu Abdullah bin Ebû Bekre mektûb yazarak emretti.) Hz. istersen sana bir duâ öğreteyim. Ebû Bekir’in de kendisi ile beraber olacağını haber verdi. Hz. Zeyneb hariç diğerleri ile kafile olarak yola çıktı. Ebû Bekir’in evine uğraması âdet-i şerîfleri idi.v. Peygamberimiz: “Hayır ona kötü söyleme.s. Âişe ile nikâhlarının vuku bulduğu Şevval ayı içerisinde evlendi. yâ . Hz.s. O. Âyet-i kerîme ile medh edildi. Annem de yanımdaydı. Ebû Bekir’in evinde bir müddet ikâmet buyurdular. Resûlullaha mehr parası gönderdi. Aişe validemiz küçük yaşta iken okuma-yazma öğrenmiş olup. müşriklere Hz. âlime. Ebû Bekir sevincinden ağladı. Âişe validemiz Hz. Hz. Kubeyd mevkiinde Hz. Aişe.) öldürmek üzere karar almışlardı. Çok akıllı. Bir melek ipek kumaşa sarmış (Bu senin hatunundur) dedi. Mina mevkiinden Beyd’a denilen yere ulaştıkları zaman Hz. Ben de yüzünü açtım ve “Eğer Allah tarafından ise Cenâb-ı Hak imza eylesin” dedim.v.a. Tavanlarının yüksekliği.) hergün ya akşam ya sabah vakitlerinde Hz. Odalar. şark ve şimal taraflarında idi. Hicret’ten sekiz sene önce Mekke-i Mükerreme’de doğdu. Hz. Ebû Bekir bir gün Resûlullaha “Yâ Resûlallah ehlinle evlenmekten seni alıkoyan nedir?” diye sordu.a. Ebû Bekir’in (r. (Mescid-i şerîf) yapılırken. Aişe o güne kadar sevincinden ağlayan hiç bir insan görmediğini söylemiştir.

kanı durdurmuştu. Aradım.” Kadınların Uhud Savaşına katılmasına müsaade edilmesinin sebebi yaralıları tedavi için idi.) askerin önüne Hz. Resûlullah beni eskisi gibi aramıyor. Resûlullahın yanından dağıldıkları zaman. Uyumuşum. Sordum. Safvân yuları tuttu. Mübârek yüzü güldü. Şaşırdım kaldım. Bindim.132 - . Hz. Sesimi duymuş.a.a.) Safvânın arkadan gelmesini emr eylemişti. Meselâ Uhud günü Hz. Söylemedi.a. Bir murdar yere konup da. Etekleri ayağına sarılarak düşdü. Âişe ve Ümmü Süleym kırba ile su taşıyorlar. Aklım başıma gelince evime geldim. Sonra yanıma gelip. Gazadan dönüşde. çok sayıda münâfık da gelmişti. Enes bin Mâlik (r. Zaîf idim.) buna müsâde buyurmamıştır. Hz. Babam başka odada Kur’ân-ı kerîm okuyordu. çarpışmayı istemiş ise de Resûlullah (s.v.v. Ağızlarda dolaşanlar doğru olsaydı. Resûlullah (s. Âişe validemiz Medine’de Resûlullah’ın (s. Gözlerimin yaşı dinmedi. Hamne (r. Ömer-ül-Fârûk hazretleri geldi. İftira söylentileri her yere yayılmış. Yerime gelince. Âişe ile Ümmü Seleme’yi de götürmüştü.a. Benî Mustalık (veya Müreysi) gazasına da katılmıştı. Abdest için. Ey Aişe! Onun ne söylediklerini işitmedin mi? dedi. Çadırla deveye bindirirlerdi. yaralıların ağızlarına boşaltıyorlardı. Sıcak basınca.). Cephelerde eline kılıç alıp. Bu muharebeye (Beni mustalık) gazvesi de denir. Resûlullah (s. Ebû Bekir. Onda hiçbir ayb görmedim. Peygamber duâyı öğretince humma geçti. Âişe validemiz hasta yatarken babası Hz. Allahü teâlâ sana yeryüzünü dar eylemedi. askere yetişdik. Beni çadırın içinde sanıp deveye yükletmişler. Onları İbni Ebî Selûl kışkırtıyordu. Hazret-i Ömer’in bu sözü Resûlullahın hoşuna gitti. bu gazaya bin kişi ile gitmişti. askerden uzaklaşmışdım. Mistah’ın annesi ile ihtiyaç için dışarı çıkdım. Böyle sözler acaba Resûlullahın mübârek kulağına da gitmiş midir? Babam da duymuş mudur diye üzüldüm. Geri gittim. (Deveye bin) dedi.) gazalarına katılmış diğer Sahâbî hâtûnları gibi yaralıların tedavisi ve onların bakımıyla meşgul olmuş. Peygamber (s.) yaralanmış. Âişe ile Ümmü Süleym bint-i Milhân’ı gördüm.Resûlallah” dedi. Âişe ile Hz. Medine’ye yakın konmuşduk. Hz. Seher vakti göç sesleri işitildi. . Sebebini anlıyamıyordum. Resûlullah. onu birlikte götürürdü. Âişe’ye iftira. Hz. yüzümü örttüm. Onu yanağından öptü: “Sevgili yavrucuğum nasılsın” diye halini sordu. Hz. Allahü teâlâ. un ile hamur yapıp yerdi. Anneme sordum: “Yavrum hiç üzülme! Senin işin kolaydır. Nur süresindeki onyedi âyeti göndererek. Tepemden duman çıktı zannettim. Ondört yaşında idim. Âişe’ye iftira edenlerin Cehenneme gideceklerini bildirdi. (Kadınların örtünmesi için âyet gelmişti. Ganimete kavuşmak için. Hatta bunu söyleyerek öğünürdü. Hz. “Uhud gazasında müslümanlar bozulup. Üsâme. Ömer’i koydu. Babam da ağladı. cariyesi olan Büreyde’den sor!) dedi.) çağırıp. hasta oldum. askeri göremedim. izin verdi. Me’aric-ün-nübüvve de buyuruluyor ki: Resûlullah gazaya giderken. Hangisinin adı çıkarsa. Onu görünce. Fakat. Aişe’yi. Ateşim yükseldi. Hicret’in beşinci yılında (Müreysi) gazvesinde olmuştu. Düşdüm. Bir gece. Hz. onun ne düşündüğünü sordu. Sesden uyandım. Fâtıma validemiz. O gece.) ise susuzlara su veriyordu. (Yeryüzünde kadın çok. sonra senin üstünü kirletmesin diye muhafaza ediyor. iftira sözlerini bana anlattı. senin üzerine sinek kondurmuyor. Allahü teâlâ. Hz.” Resûlullah (s. Niçin söğersin? dedim. Bana bir çadır yapdılar. oturup bekledim. buldum. Birkaç kerre sordum. “Yavrum sabret! Allahü teâlâdan ne âyet geleceğini bekleyelim” dedi. Hemen geldim. Ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Benim haberim yokdu. Önce münafıklara rastladık. Bu gazada kendilerine yapılan iftira ile ilgili olarak Hz.) bir gün evinde üzüntülü oturuyordu. Şaşırdım. Âişe’nin izzeti ve şerefinin yüksekliği bu âyet-i kerîmelerle de anlaşıldı.v. Âişe validemiz de sırtında yiyecek ve içecek su taşıyarak Uhud’a gelmişti. Gelip beni uykuda görünce. Gerdanlığımı bulamadım. Çirkin şeyler söyleşdiler. Müslümanlardan Hassan bin Sâbit ve Mistah da onlara uymuşdu. Âişe buyuruyor ki.a. Babamın evine gitmek için Resûlullah’dan izin istedim. büyük hizmetler görmüştür. Beni bulamayınca ararlar diyerek. Gitmişler. O zaman az yirdim. hastalığımı da yoklamıyordu. onda bir ayb görmedim. Çok ağladım.a. Ona soruldu. Güzel olan ve zevci tarafından çok sevilen her kadın için böyle şeyler söylerler” dedi. zevceleri arasında kur’a çekerdi. (Yâ Resûlallah! Biz senin zevcenin yalnız iyi olduğunu biliriz) dedi. Resûlullahın mübârek yüzünü yıkamış. onu sana bildirirdi” dedi. Hz. bağırmış. Hazret-i Ali de. Aklım gitti. Âişe validemiz. Koyun gelince. Resûlullah (s. Hz. Çok zaman onun yanında bulundum.v. mübârek yüzü müşriklerin attığı taşla yaralanıp. Medine’ye gelince.a. Hz. Bu gazaya da Hz.v.v. Oğlu Mistah’a la’net etti. Hastalığım hemen arttı. Allahü teâlâ. Kanlı savaşdan sonra beşbin koyun ile onbin deve ve yediyüzden ziyade esir alındı. Ümmü Seleme gitmişti. Hz.a. “Allaha yemin ederim ki.) diyor ki. Resûlullah. Uzaklaşarak. Arkalarında kırbalarla koşa koşa su taşıyorlar. Arada bir uyurdu. dillerde dolaşan sözleri şimdi işitdi demiş. Annem de. Hz. “Bu işin sonu neye varacak?” dedi. sabaha kadar uyumadım. Seni az bir pislikden saklıyan Allah. Kırbaları boşaldıkça koşarak gidiyor doldurunca koşarak geliyor yine yaralılara su veriyorlardı. pisliklerin en kötüsünden elbet saklar” dedi.a. “Yâ Resûlallah! İyi biliyorum ki münafıklar yalan söylüyorlar. Devesini çökdürdü. kan içinde kalmıştı.a. Annemden sormuş.v. kan durmayınca yünden hasır yakmış ve külünü âlemlere rahmet olarak gelen Peygamberimizin mübârek yüzüne basarak. Âişe buyururdu ki: (Bana karşı yapılan iftiranın yalan olduğu Allahü teâlâ tarafından bildirildi). Ali ile Üsâmeyi (r.

Resûlullaha ne diyeyim?” dedi. seni temize çıkardı. Hz Ebû Eyyûb Hâlidin zevcesi. Ebû Bekir’in akrabası idi. vahy geldiğini anladı. mü’minlerin kalblerindeki şübheler kalkdı. “Na’lınlarınızı niçin çıkardınız” dediniz. Hâlid de “Âişe. kendimden emindim. “Bu sözler yalandır. Herkes bizim için böyle söylüyorlar. Fakîr idi. Mistah’a eskisi gibi yardım etdi. “Ben şaşırdım kaldım. O zamandan beri yanıma hiç gelmemişti. “sallallahü aleyhi ve sellem”. mübârek elleri ile sildi. Na’lında necaset bulaşığı olduğunu bana haber verdi. Münafıkların uydurmasıdır. Yastığı Resûlullahın mübârek başının altına koydu. “Vallahi bilmem ki. Sonra Hz. Yanımda oturdu. Hiç kimse bizim kadınlarımıza böyle birşey söyliyemezdi.” Şaşkınlığımdan. O da. Hemen Hz. (Me’âric) kitabının yazısı temam oldu. Eğer onlara inanmış iseniz. Ebû Bekir Sıddîk.anhâ) hakkında bu âyet-i kerîme gelmeden önce. mübârek kalbi ferahladı. Bir ay geçmişti. benim birşeyden haberim yokdur. oturduğu yerden daha kalkmamışdı ve kimse odadan dışarı çıkmamışdı. Resûlullah oturunca.) ne cevap vereyim. Hz. Ona da sordu. Âişe (r. Hâlidin tam bu sözü gibi âyet-i kerîme göndermişdir. Yûsuf “aleyhisselâm” dedim. Hz. Birisi kadın idi ve Resûlullahın baldızı idi. senin gölgeni yere düşürmüyor. Allahü teâlâ. Allah hakkı için doğru söylüyorum ki. Hâlidden sormuş. ağlamakdan vazgeçdim. Bir yemeni çarşaf ile üzerini örtdü. (Bu sözü münafıkların yaydığından ve yalan olduğundan şübhem yoktur. Bu söz de. “Âişe için ağızlarda dolaşan sözlere ne dersin?” diyerek. Bunun üzerine. Ne söyliyeceğimi bilmiyorum. Çünkü. Eğer sen. yâhud habîs bir kişinin. Sizinle nemâz kılıyorduk. Sen söyle” dedi. benim için âyet-i kerîme okunacağını aklıma sığdıramıyordum. iftiradır. o gölgeye basmasını önlüyor. Size uyarak biz de çıkardık. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. O da. Eğer bir günâh hâsıl oldu ise. Senin pak olduğuna şâhid oldu” buyurdu. Rabbim benim için âyet-i kerîme indirdi” dedim. bu işte münafıklarla bir olunca. Oturanların hepsi. Yapmadığım birşeye evet dersem. temiz olduğumu ne kadar söylesem. yakında senin doğru olduğunu bildirir. Sonra anneme döndüm. Fakat. Mistah. Resûlullahın mübârek sesini işitince. Resûlullah’a (s. Annem ve babam yanımda oturuyorlardı. Ebû Bekir. Sen cevâb ver. Resûlullâhı sevindirdi. “Sabr etmek iyidir. Hazret-i Osman’ı çağırdı.133 - . “Allah için. Babam bu hâli görünce. benim için. Ensârdan bir hanım gelmiş o da ağlıyordu. Allahü teâlâdan başkasına şükr etmem! Çünkü. Sonra. Vallahi başka diyeceğim yokdur. Mistâh.anha) diyor ki: O gün ben durmadan ağlıyordum. Babam hemen kalkıp başımı öpdü. Gelen âyet-i kerîmeleri okudu. Mübârek kalbin üzülmesin. Babam hemen “Kalk yâ kızım! Resûlullaha çabuk teşekkür et!” dedi. Siz de. Âişe (r. Hepsi iftiradır. mübârek kulağınıza gelmiş olan lâfların hepsi yalandır. Hz. Allahü teâlâ. Allahü teâlâ. kalbimin temizliğini Peygamberine rü’yâda bildirir veya kalb-i şerîfine ilham eder diyordum. Allahü teâlânın benim için âyet-i kerîme göndereceğini sanmıyordum. Allahü teâlâya hamd ü sena eyledi. bana inanmazsınız. Sonra Resûlullah. Hz. Hz. bu sözleri söyliyenlere “Kazf” haddi vurulmasını emr buyurdu. “Cebrâil aleyhisselâm geldi. mübârek yüzünden örtüyü kaldırdı. “Ey Âişe. . Hâlid de. Allahü teâlâ biliyor ki. ona yardım etmemeğe yemîn etdi. Ebû Bekr-i Sıddîk’în evine teşrif buyurdu. Yalnız Yûsuf aleyhisselâmın dediğini derim ki. Ben de. Hz. Allahü teâlâ. Hiç vahy inmemişdi. Hak teâlâ da. Bu sözden de.Sonra. Mübârek gölgenin bile pis bir yere düşmesini. dedikleri gibi değil isen. Babama dönüp. Bizim kavmimiz cahiliyet devrinde putperest idi. ibâdet etmesini bilmezlerdi. Kıyâmete kadar her yerde. Yalnız günahsız olduğumu. Allahü teâlânın büyüklüğünü ve kendi aşağılığımı bildiğim için. tevbe istiğfâr eyle! Allahü teâlâ. Dört kişiye seksen değnek vurdular. Nur sûresinin onbirinci âyetinden başlıyarak. Şimdi elhamdülillah kalblerimiz İslâm nuru ile parladı. Şehâdet kelimesini okudu. “Hâşâ yapmam” deyince. Ansızın Resûlullah gelip selâm verdi. Allahü teâlâdan yardım beklerim. bunu da hemen haber verirdi. Siz nemâz içinde iken mübârek na’lınızı çıkardınız. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. İnsan heykellerine tapınırlar. kendime iftira etmiş olurum. Bu sözler büyük iftiradır” demiş. cevâb vermesini söyledim. “vallahi kalkmam. Sonra yüzümü çevirip dayandım. bu sözler yalandır. hemen Eshâbını mescide topladı. Hz. Vahy gelmesi bitince. on âyet-i kerîme okudu.v. Gül ile kırmızı yüzünden. Âyet-i kerîmenin bereketi ile. Resûlullaha karşı böyle şey yapmış olabilir mi? Biz böyle söylemedik. senin için bana şöyle söylediler. Ben. mübârek zevcenizin pak olduğunu elbette size bildirir” dedi. Evimiz İslâm ışığı ile aydınlandı. Gülümsiyerek “Müjdeler olsun sana ey Âişe! Allahü teâlâ. ben söze başladım. Hz. dîni bizden daha bütün iken. Âişenin temiz olduğunu bildiren âyet-i kerîmeler gelince. Bana dönüp. Suçum yokdu. Ali’yi çağırıp sordu. dedim. Namaz içinde bile vahy ederek seni pislikden koruyan Allahü teâlâ. Ya’kûb “aleyhisselâm” diyeceğim yerde. deriden bir yastık vardı. Mübârek yüzünde vahy alâmetleri göründü. Resûlullah.a. Nur sûresinin yirmiikinci âyetini gönderdi. Onların söyledikleri şey için. bu âyet-i kerîmeyi işitince. inci gibi parlıyan terleri. Dedim ki: “Allahü teâlâya yemîn ederim ki. Rabbimin beni temize çıkaracağını. “Allahü teâlânın beni afv etmesini severim” dedi. Size uymak için dedik. onun geçinmesine yardım ederdi. mübârek zevcelerinize böyle pislik yapılmasına izin verir mi? Böyle birşey olsaydı. Allah hakkı için hep bekliyordum. Mübârek evine pislik sokmasını hoş görür mü?” dedi. âyet-i kerîme göndereceğini hiç ümîd etmiyordum. vahy edip. Onun için çıkardım” buyurmuşdunuz. Sen bana karşı böyle kötülük yapar mısın?” demiş. günâhına tövbe edenlerin tevbesini kabul eder” buyurdu.

sizin Medîneye gitmeniz doğru olmaz. Âişeye anlatıp ona sığındılar. halife olunca. sizin şânınız. Ona herkesden daha yakın ve daha sevgilisin. Hz. Hassan. Osman’ı şehîd etdiler. Kısas yapılmadıkça ve zâlimlerin cezası verilmedikçe. Acele etmeyiniz” buyurdu. bundan yüz buldu. Hz. Halîfeyi de Basra’ya gitmeğe zorladılar. ondokuzuncu âyet-i kerîmede. Eshâb-ı kirâmdan birinin annesine kötü diyenin cezası da. Ali. ölünceye kadar kör oldu. ikrâmları ve izzetleri çok fazla idi. Âişe validemiz Hz. Âişeye “Fitne kalkıp.a. mağfiret ve Cennetde ni’metler vardır. “Bu iftirayı işitince. sizin temiz olduğunuzu bildirdi: “O iftira edenlerden her biri için kazandıkları günâh kadar cezalar vardır. bu haberi Hz. Osman zamanında da dîn-i İslâmı öğretmekle meşgul oldu. zâlimlere ders vermiş olursunuz! Bu iş şimdi kolay değildir. Ali’nin omuzlarına dayanıp Hz. (Hasâis-ul-habîb) kitabında diyor ki. Eşkıya ise. Onlar için afv. Abbas ve Hz. “Halîfe. Önce Ka’ka’ adında birini gönderip. Âişe’ye kötü demek. İzin verirseniz Âişe’nin evine gideyim. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Talha.Hz. önce katillerin ya. Hz. Bu odada 11 (m.) Hz. münafıkların sözüne aldanmamasını söylediler ise de. Hz. Emir hazretlerini Basra’ya götürdüler. alçak demekdedir. Hz.v. Hatta bu hususta Hz. habîs kelâm yakışır” buyuruldu. müslimânların rahat etmesi için ve Resûlullahın Eshâbını korumak için. halîfeye acele etmemesini. Âişe validemiz Resûlullahın. Hz.” buyurmuşlardı. eşkiyâ sana yaklaşamaz. Âişe’nin odasına gitdi.) vefâtından sonra da Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvan” Hz. Resûlullahın mübârek zevcelerinden birini (Kazf) edenin. onlarla birlikde Basra’ya hareket etdi. Âyet-i kerîme. kendi ailelerine iyi gözle bakmalı. “İşin sonunun böyle olacağını bilseydik. Bunun küfr olduğu sözbirliği ile bildirilmişdir. Meymûne’ye uğradığı gündü. şerefiniz artdı.v. halîfeyi aranıza alıp eşkiyâ üzerine yürüyünüz. Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini.) hastalığı arttı. Onikinci âyet-i kerîmede. Hz. Resûlullah ve Hz. mü’min erkek ve kadınlar. Diğer ezvâc-ı tahirât gelerek Resûlullahın hizmetine koyuldular. Peygamberimiz de “Ey benim zevcelerim ma’zûr görün takatim yoktur ki evlerinizi dolaşayım. Âişe: “Resûlullahın vefâtından sonra Hz. fitneyi basdırıncaya kadar.) bunda o derece ileri gitti ki. kazf cezasının iki katıdır. Âişe’nin yanında bulunanların düşüncelerini sordu. Eshâb-ı kirâm. işkencelerini artdırıyorlar. eşkiyâ ağır basarak. Resûlullah (s. Âişe. Âişe validemize Ümm-ül-Mü’minin.anhüm) o alçakların söylediklerinden uzakdırlar. katilleri arayıp kısas yapmak için gecikdirmeği uygun gördü. Hz. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin ve Abdullah bin Ca’fer Tayyar ve Abdullah bin Abbâs gibi Sahâbîler. Hz. Âişe buyurdu ki: Resûlullahın (s. bana orada hizmet edersiniz. Büyük iftirayı icâd edip.) hilafetinin son zamanlarında Kûfe ve Mısır’da isyancılar Medine’ye yürüdüler ve Hz. habîs adamlara lâyıkdır. kan dökmemin önüne geçilemiyecekdir” dediler. Nu’mân bin Beşîr. Mü’minlerin kötü olarak anılmasını sevenlere. meydânda bir yalan ve iftiradır demelidirler”. ilk fırsatda. Âişe’nin sözlerini beğendiler. Onların yalanı meydâna çıkdığından. bunun için de. bu sahâbîleri de şehîd etmeğe karar verdiler. Hac etmek için Mekkeye gelmiş olan Hz.) ilk hastalığı Hz. Âişe’nin odasına defn edildi. O gün Resûlullahın Hz. Şimdilik emin bir yere gidiniz işin sonunu bekleyiniz. Yâ Rabbi bundan böyle beni Onun ihsan ve iyilikleri için ayakta tutma” buyurdu. Osmanı söğüp. kötüleyenin kâfir olduğuna ve tevbesinin kabul olmıyacağına. Onlara çok acı azablar vereceğini bildirmektedir. Böylece kıyâmete kadar. Hz. Görülüyor ki. kabr-i şerîfi yanında kendisi için ayırmış olduğu yeri Hz.a. Halîfenin etrafını sarmış olan ve birçok işlere karışmakda olan katiller. eşkıyaya yüz veriyor.a. eşkıyaya karşı korurduk” dediler. Mistah’ın eli çolak oldu. Habîs adamlara. Âişe validemizin göğsünde olduğu halde vefât etti.) verdi. ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizi himaye et! Sen Müslümanların annesisin ve Resûlullahın muhterem zevcesisin. Alîye başka türlü anlatdılar. İslâm askerlerinin toplanma yerleri olan Irak ve Basra taraflarına gitmeği uygun gördüler. Gelip döşeğe yattı. Hz. Seni herkes saydığı için. Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek olur. Abdullah İbni Abbâs hazretleri fetva vermiştir. Hz.a. Abdullah bin Ebî Selûl hakîr. “Bu şakîler Medînede kaldıkça ve Emîrü’l-mü’minînin etrâfını sardıkça. Alî’yi bu eşkıyanın elinden kurtarmak için uzakdan yardım ediniz. Osmanı. Resûlullahın (s.v.134 - . Meymûne’nin evinde oldu. Burada Resûlullahın (s. Siz bu iftirayı kendiniz için kötülük sanmayın! Bu sizin için hayırlıdır. kendilerini haklı gösteren sözleri her tarafa yaymağa başladılar. çok çirkin şeyi söyliyenlere dünyâda ve âhiretde büyük azâb vardır” Bunlara had vuruldukdan sonra.v. Katilleri yakalayıp kısas yapmak kolay olur. Hz Ömer buraya defn edildi. Hz. Bu. Ömer bana çok iyilik etti. mü’minlerin annesi olarak hürmetleri. Âişe ve Safvân (r. Âişe için gelen onyedi âyet-i kerîmeden birincisinin tefsîrini (Mevâkib tefsîri) şöyle bildiriyor: “Âişe “radıyallahü anhâ” ya iftira edenler. Taşkınlığa devam etdiler. bunu haber alınca. 632) senesinde Rebî’ ûl evvel ayının onikinci Pazartesi günü Öğleden önce mübârek başı Hz.a. Hz. (Bu iftira sebebi ile çok sevâb kazandınız. Hz. Hele. sizden birkaç kişidir. Bizimle beraber bulun! Bize kuvvet ol!” diye yalvardılar. Osman (r. Katiller. Ka’b bin Acre ve başkaları bu hâle çok üzüldüler’. Bunlar da Mekke-i mükerremeye gitdiler. Âişe de. Ömer’e (r. Onlar da şımararak düşmanlıklarını. Vefât ettiği yere. Zübeyr. Allahü teâlâ. Hz. Ömer (r. Âişe’ye iftira edenlere.a.a. zelîl oldu. dünyâda ve âhiretde acı azablar vardır ve yirmialtıncı âyet-i kerîmede “Habîs söz söylemek. Giderken mübârek ayakları yeri sürüyordu.

Âişe buyuruyor ki. Âişe’ye izzet ve ikrâmda bulunmuş ve kendisini Medine-i Münevvere’ye göndermiştir. Âişe hakkında incitmeyiniz! Cebrâil “aleyhisselâm” bana. Safiyye. hangi zevce yanında iseniz. Âişe’den daha çok bilen kimse görmedim. düzgün konuşanı görmedim.” Hz. Fâtıma “Elbet severim” dedi. böylece sevgisini kazanmağa yarışırlardı. Çünkü onlar birbirlerini severlerdi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Çünkü Hz. Erkeklerden kimi? dediler. Seyyid Ahmed bin Ali Rıfâî buyuruyor ki “Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” arasında olan olaylar üzerine aşırı konuşmak fikir yürütmek. Âyet-i kerîme ile medh ve sena olundu. tevbe ve afv diledi. Ümm-i Seleme ve ötekiler idi. onu görmemişdim. çok akıllı ve üstâd idi. bu isteklerini uygun buldu. Lemâ bezelû fî sevmi Yûsufe min nakdin. benim sevdiğimi. zevceleri arasında.anhâ)`buyurdu ki. Halife. Hz. Mısırdakiler. Hz. “Beni. oraya getirsin!) dediklerinde. Her müslüman. “Evet. Eshâb-ı kirâma fetva verirdi. Fâtıma’yı. Zevceler. Ali’nin de annesi makamında olduğu. onun adını çok söylüyordu. onu çok severdi. Fâtıma’yı severdi dedi.kalanması lâzım geldiğini söylediler. hediyyelerini. Âişe. Birkaç gün evvel gönderdikleri ajanlar da. sanki Hadîce’den başka kadın vermedi mi. İctihâdı Hz. Sevde vardı. Bunun çâresini sordular. Bütün İslâm ilimlerinde çok büyük derecesi vardı. Âişe hem mü’minlerin annesi. Âişe’nindir: Ve lev semi’û ehl-ü Mısre evsâfe haddihî. Resûhullah “sallallahü aleyhi ve sellem”. Ali şehîd edilince pek çok ağladı ve üzüldü. dilini tutmalı. Bilhassa.anha) ile de haber gönderdiler. üstünlükleri. hiç caiz değildir.” Eshâb-ı kirâm. Aişeyi çok sevdiği için. Hz. Hz. Hâlbuki. Son çaremiz bu gece halîfenin askerlerine hücum ediniz ve hemen halifeye gidip “Âişe’nin yanındakiler sözlerinde durmadı. Hz. bir defa (Allahü teâlâ. Aişe’yi. Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. “Âişenin babasını” buyurdu. (Aişeyi) buyurdu. Çünkü (Ali’yi sevmek imândandır) hadîs-i şerîfini. hepsini sevmeli övmelidir. Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir. Ehl-i beyti arasında. Cevabında “Ey kızım. Hadîceye (r. Resûlullahın zevceleri arasında. Ali’yi çok severdi. Tirmüzî’de Mûsâ bin Talha diyor ki. hep onu söylüyorsun) dedim. Ya’ni.anha) Deve vak’asına çıkması. Urvetübni Zübeyr hazretleri buyuruyor ki “Kur’ân-ı kerîmin ma’nâlarını ve halâl ve harâmları ve Arab şiirlerini ve neseb ilmini Hz. edîb. o büyüklerin hep iyiliklerini söyleyip. Cevâbında “O hâlde. Fakat. Alim. Hz. Resûlullah en çok kimi severdi. Eshâb-ı kirâmdan ve Tâbiînden çok kimse. Baskına uğradık” diye bağırdılar. onun parlak alnını görselerdi ellerinin yerine kalblerini keserlerdi (de acısını duymazlardı). Âişe’yi sev!” buyurdu. Böylece. Âişe mü’minlerin annesidir ve Resûlullahın zevcesidir. Le âserne bilkat’il kulûbi alel eydi. Âişe’ye sordular ki. bütün mallarını. Âişe haber vermiştir. Ya’ni en çok Hz. sana. Âişe’nin şân ve şereflerinden birisi de Resûlullahın sevgilisi olmasıdır. Hz. Hadîs-i şerîfde (Dîninizin üçde birini Humeyrâdan öğreniniz!) buyuruldu. ölmüş olduğu hâlde. katiller haber aldı.” Ümm-i Seleme. iki grup idi. Ali’nin ictihâdına uymadı. Baskına uğradık” deyiniz. Âişe’nin evinde getirip. Deve vak’ası böyle patlak verdi. Çok fasîh ve belîğ konuşurdu. Erkeklerden en çok kimi severdi dediler. yalnız Aişenin yanında iken geldi. Levîmâ Zelîhâ lev re eyne cebînehû. Bunlar. Resûlullahı medh eden şu iki beyt Hz.anhâ) gayret etdiğim gibi başkasına gıbta etmedim. Resûlullaha. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar.135 - . kadınlara mahsus hallere dair fıkhî hükümler kendisinden sorulurdu. Fakat zevceler. Ali’yi. Hz. Fâtıma (r. Ebû Bekir’i sevdiğini bildirdi. Deve vak’ası sonunda Hz. Böylece harb başladı. hem de dinlerini öğrenecekleri bir müftî müctehide idi. Âlimlerin çoğuna göre. sen sevmez misin?” buyurdu. Hz. dediğine pişman olup. Resûlullaha en çok kimi seviyorsun denildikde. karşı tarafdan imiş gibi “Halife sözünde durmadı. Bundan anlaşılıyor ki. Resûlullah buyurdu ki. Ali Hz. İkincisi. Çünkü. Her iki tarafdaki Müslümanlar sevindiler. onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lâzım geldiğini bildirdi. Hz. Âişe’den daha fasîh. o şöyle idi. Âişe tarafında Hafsa. Ne vakt bir koyun kesip dağıtsa mutlaka bir parçasını da Hadîce’nin akrabasına yollardı. (Birgün Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” mübârek nalınlarının ka. Âişe müctehid idi. Buluşma saati yaklaşınca. Hz. sayılamıyacak kadar çokdur. onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı. Fâtıma’hın zevcini buyurdu. ona (Humeyrâ) derdi. başka kadınlarım oldu. Hediyye getirmek isteyen. çocukları arasında Hz. karşı tarafa saldırdılar. Âişe’nin (r. Âişe (r. Hz. Şaşkına döndüler. harb etmek için olmayıp ıslâh etmek. Âişe haber verdi. Zelihâ’yı kötüliyen kadınlar. Eshâb hakkında. Hz. Âişe-i Sıddîka hazretlerinin fazîletleri. onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Hz. fitneyi basdırmak içindi. Hz. Hz. Hz. Âişeden işitdikleri hadîs-i şerîfleri haber vermişlerdir. Başkanları olan Abdullah bin Sebe’ yahûdisinin etrâfında toplandılar. Ümm-i Seleme’yi Resûlullaha gönderip (Eshâbına emr buyur. Bir süvari birliği ile de. fıkh bilgilerinin dörtde birini Hz. Bunu görünce. Ebû Bekir’i en çok severdi. Eshâbı arasında ise. böyle idi ve ondan çocuklarım oldu” buyurdu.

onun için yanmaktadır! Tâbiînin büyüklerinden olan imâm-ı Mesrûk. Hz. Fıkıh ilminin kurucularındandır. Âişe (r. O devrin belli başlı âlimlerinden ve fukahâ-i seb’adan biridir. “Âişe’yi üzerek. Resûlullah kalkıp yanıma geldi. Âişe’nin hadîslerini (253) sahife içinde toplamıştır.)’dır.“Ezvâc-ı Tâhirât içerisinde. Allahü teâlâ.” 3.) bazı zevcelerine. Hatta Resûlullahın akrabalarını da gözetir. güzele bakmakdadır. Hz. önce Kur’ân-ı kerîm’e sonra hadîs-i şerîflere başvurur. daha sonra da nasslardan (âyet ve hadîs) çıkan ahkâma kıyas ederek ictihâd ederlerdi. İbn-i Mes’ûd (r. “Sana ne oldu ki.) Âişe’nin (r. “Hiç bir zaman doyasıya yemedim” buyurdular ve ağladılar.v. Allahü teâlânın ni’metlerini sayar.v.“Allahü teâlâ benim hakkımda Berâat âyetini nazil eyledi” 7.) birazcık üzgün görse teselli etmek için elinden gelen her şeyi yapardı.v.anhâ) ikinci yemeği.“Resûlullah gece namazı kılıyordu.“Resûlullahın zevceleri içinde.v. mübârek elleri ayaklarıma değince. . acıkmadan yediğini anlayarak böyle buyurmuşdu. Hz.a. beni incitmeyiniz! Biliniz ki. her tarafa nûr saçıyordu.a. Âişe’ye yemek yiyip yemediğini sordular. bunlar. Ahmed İbn-i Hanbel.) ve Abdullah İbn-i Ömer (r. Bana doğru bakdı. ezvâc-ı tâhiratın hepsinden daha üstün olduğunu söyliyerek. Resûlullah (s. günde ikinci defa yemek yiyordum. Hz.“Resûlullah benim evimde vefât buyurdu. Bu hâl yalnız bana mahsûsdu (diyerek öğünürdü).) kılarlardı. benden başka koca görmeden Resûlullah ile evlenen olmamıştır. seni sevindiremedim” buyurdu.v. (Fukahâ-i Seb’a) yedi fıkıh âlimi demektir ki. Sıddîka buyuruyor ki) diyerek söze başlardı. Hadimi merhum. Bazan da (Allahü teâlânın ve göklerde olanların sevdiklerinin sevgilisi diyor ki) derdi.136 - .” derdi. Yoksa. Ben yanında yatmış idim.yışlarını çakıyordu. hadîs ve fıkıh âlimlerince takdir ve sitayişle anılanların başında gelmektedir. burayı şöyle açıklıyor (Resûlullah (s. hem de annesi hicret etmiş değildir. Hz. onun yatağında iken bana vahy gelmekdedir” buyurmuşdu. “Yâ Âişe! Yalnız mi’deni doyurmak sana her işden daha tatlı mı geliyor? Günde iki kere yimek de israfdandır. Ömer. Parlak alnından ter damlıyordu.).” 4. Zeyd bin Sâbit (r. Dîni mes’elelerin hallinde. Şaşa kaldım. Cebrâil aleyhisselâm. Ter damlası.“Benim odam Resûlullahın türbesi olmuştur. Resûlullahı severek onun cemâlini anlıyarak gördüğü için aferin ve takdir olmaktadır. Çoğu zaman Hz. Secdede. Ne tâli’li o kalb ki. Âişe’nin fetvaları ile doludur.” Hz. öğünürdü: Bunlardan da bazıları şunlardır: 1.a.v. yalnız benim yanımda iken vahiy geldi. İslâm Dininde pek yüksek makam sahibi olup. keffâretler için. O’nu (s. Hz. Âişe. Teheccüd namazını hiç terk etmezlerdi.” 6. Ali.). benim resmimi getirip gösterdi ve bu senin zevcendir dedi. Âişe’nin ilmini en ziyade neşreden hemşiresi Esma’nın oğlu Urve İbn-üz-Zübeyr ve birâder-zâdesi Kâsım bin Muhammed bin Ebû Bekir’dir.“Resûlullah vefât ederken mübârek başları benim göğsümde idi. 2.a. Kendisinden de Eshâb ve Tâbiîn’den birçokları hadîs-i şerîf nakletmişlerdir.” 8. böyle dalgın duruyorsun” buyurdu.“Resûlullah beni istemeden önce. Âişe validemiz Resûlullahın rızasına kavuşmak için gecesini gündüzüne katardı.a. Ben de iplik iğriyordum.a. senin beni sevindirmen. Gözlerimin arasını öpdü ve “Yâ Aişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi. Âişe (r. günde iki kere yidirmek lâzım olduğu meydandadır. (Müsnet)’inde Hz. benim seni sevindirmemden çokdur. Sahih hadîs kitapları Hz.“Resûlullahın (s. Âişe’nin mübârek gözlerinin arasını öpmesi. ayaklarımı çekerdim.a.anhâ) buyuruyor ki. Âişe’den gelen bir haberi bildirirken (Resûlullahın sevgilisi ve Ebû Bekir Sıddîkın kerîmesi olan Hz.a. 5. Gözlerimi kamaşdırıyordu. Beyt: Ne iyi o gözler ki. Mübârek yüzüne bakdım. “Yâ Resûlallah! Mübârek yüzünüzdeki nurların parlaklığına ve mübârek alnınızdaki ter danelerinin saçdıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim” dedim. israf edenleri sevmez” buyurdu. (Tirmizî-Zühd) Resûl-i Ekrem (s.a.” 9.a.anhâ) kendisinin.a. Abdullah İbn-i Abbâs (r. Resûlullah (s. Fıkıh ve ictihâdda. onlara karşı da her türlü iyiliği yapardı.) efendimizden 2210 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. keskin ve kuvvetli idi.) zevceleri arasında benden başka hiçbirinin hem babası.) Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Ya’ni. Daima oruç tutarlardı. Peygamberle (s. görüşü.) görünce. dedi.v.

Aişe (r.” Hadîs-i şerîfleridir.v. ondan herkesten çok uzaklaşırdı. birşey verirse. ferâiz ilminde mâhir olan bir kimseyi görmedim” buyurmuştur. Âişe’ye geldiler ve Resûlullahın (s. Ata bin Ebî Rebâh “Hz.” İmâm-ı Zührî: “Eğer zamanının bütün âlimleri ve Peygamberimizin diğer zevcelerinin ilmi. kendilerine dedim ki: . Âişe validemiz bütün İslâm ilimlerine vâkıf. içi hurma lifi dolu deri idi” .v. “Şehîdlerin derecesine yükselen olur mu?” diye sorunca.anhâ) bir gün Resûlullah efendimize.a. isâbet-i rey bakımından en ileri gelen bir kimse idi” buyurmuştur. Hz. hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Ey Âişe hiç hayâsız söz söylediğimi gördün mü? Kıyâmet gününde Allah katında en kötü insan.anha) hakkında bir çok hadîs-i şerîfler vardır. Âişe’den ferâize ait şeyler sorar ve öğrenirlerdi. Bana dört şeyi yapmamı emrediyorsun. Allah kullarına lütf ile muamele edicidir.137 - .a. Râmuz-ül-ehâdis’de kendisine hitaben buyurulduğu bildirilen. Allahü teâlâ onun secde yerini yedi kat yerin sonuna kadar tertemiz kılar. edîb.a. bana ve diğer peygamberlere salevât getirirsen. Buyurdu ki: “O’nun ahlâkı Kur’ân idi.” “Ey Âişe.Ey iki cihanın güneşi olan Efendim! Annem.a.” “Ey Âişe. “Her gün yirmi kerre ölümü düşünen kimse. Âişe (r. babam. Bunlardan biri imâm Münâvî’nin Ebî Şeybe’den bildirdiği “Âişe cennetde de benim zevcemdir. Onun vefâtında bütün müslümanlar ağladı. Âişe’den dahâ iyi bilen dinde tebahhur etmiş (derya gibi geniş ilme sâbib olmuş). o iki işin en kolayını alırdı -günâh olmadıkça.Hac etmeden!” Bunları söyledikten sonra namaza durdu. Allahü teâlânın sana gönderdiği bir rızıktır.” “Ey Âişe bilmez misin.v.) hazretlerinin oğlu Ebû Selem: “Sünnet-i Resûlullahı Hz. Hz. 2. Abdurrahman bin Avf (r. 4.Benim ve diğer peygamberlerin şefâatlerine kavuşmadan.” “Resûlullah (s.” “Resûlullahın (s. Âişe Ferâiz ilminden bir şeyler bilir miydi. Âişe Eshâb içinde en çok fıkıh bilen. Hoş görmediğini kendisi de hoş görmez ve kaçınırdı. şefâatımıza kavuşmuş. şehîdlerin derecesini bulur. kul secde ettiği zaman. sana birisi istemeden. Ebû Mûs’el Eş’arî (r. müctehid. Kur’ân-ı kerîmin hoş gördüğünü kabul edip râzı olurdu.v.) iki şey arasında muhayyer kılındığı zaman. ne şiirde Hz. Âişe’nin ilmi yine çok olurdu.) yatağı.” Urve bin Zübeyr: “Ne fıkıhda ne tıbda. Her işte yumuşak davranılmasını sever. 3. kabul et.) buyurdu ki: “Bizler (Eshâb-ı kirâm) müşkül bir mesele ile karşılaşınca gider Hz. mü’minleri kendinden hoşnud etmiş. Hiç bir zaman Allah’ın Resûlü (s. Âişe’den daha çok ilmi bulunan kimse yoktu” buyurmuştur. Ben bunları bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim? Tebessüm ederek buyurdular ki: “Yâ Âişe! Ondan kolay ne var? Üç İhlâs-ı şerîfi ve bir Fatiha sûresini okursan. Lehül mülkü velehülhamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir) tesbihini okursan hac etmiş sayılırsın!” Tâbiînden gençler Hz. yumuşak ol. Kur’ân-ı kerîmi hatmetmiş. Âişe’nin ilmi pek çoktu. Hz.” “Ey Âişe.) kendi nefsi için intikam almaya kalkışmamıştır. Aişe’ye sorardık. zühd ve verâ sahibi çok cömerd bir zevce-i Resûlullah idi. Çünkü O Ümm-ül-Mü’minîn idi. Hz. Namazını bitirip de yanıma geldiğinde.Mü’minleri kendinden hoşnud etmeden.a. (Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh.” buyurmuşlardır.) ahlâkını sordular. Yalnız Allah’ın emri çiğnendiği zaman müstesna.günah olduğu zaman. bir araya toplansa. canım sana fedâ olsun.” buyururdu.Tâbiînden Mesrûk’a soruldu “Hz. çünkü o.” Buyurdu ki: “Allaha yemin ederim ki. şerrinden kaçarak insanların terk ettiği kimsedir.Kur’ân-ı kerîm hatim etmeden. “Ey Âişe! Geceleri şu dört şeyi yapmadan uyuma!” 1. âyet-i kerîmelere vâkıf ve sebeb-i nüzûllerini bilen. zirâ Allahü teâlâ bir kuluna iyilik murâd ederse onlara rıfk (yumuşaklık) kapısını gösterir.a. önce mü’minlerin ve sonra da kendi affını dilersen. Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden bir çoğu gelir Hz.” Hz.

a. sh-43 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.” Allahü teâlânın. Âişe’den (r. dünyâ benim neyime! Ulû’l azm’den olan peygamber kardeşlerim. sh-61 10) Tabakât-ül-Huffâz cild-1. 47. “Kabilesinin en kötüsüdür” buyurdu. Âişe maddesi 16) Sahîh-i Müslim: Nikâh. Hz.anha)nın bildirdiği hadîs-i şerîfde.) bütün gece tek bir âyetle namaz kıldı. And olsun ki.v.Ey Âişe.a. 10. O’nun o halini gördüğüm zaman acırdım ve ağlardım.a. Âişe-i Sıddîka’nın haber vermiş olduğu şu hadîs-i şerîften anlaşılmaktadır. Ya’ni.)’e biri geldi. sh-29 14) Sahîh-i Buharî Kitab-un-nikah Bab-38.anha) sebebini sordu. gündüz orucundan alıkoymazdı. O. Bab-19 19) Nesâî: Nikâh Bab-29 20) İbn-i Mâce: Nikâh Bab-13 . (Eşî’ât-ül-leme’ât) da. Müslümanları onun şerrinden korumak için müdârâ buyurdu. vezn ve kâfiye. onun yüzünden ve iki ellerinden başka. yalvardılar. 153. bir sözü çirkinleştirmez. sh-501 12) Fâideli Bilgiler sh-68. Derisinin rengi belli oluyordu. 72 17) Ebû Dâvud: Nikâh. Hz. meyvelerini ve refah hayatını isterdi. Elimle karnını sıvazlardım ve derdim ki: “Canım sana fedâ olsun! Sana güç verecek şu dünyâdan bazı menfâatler (yiyecek ve içecekler) temin etsen olmaz mı?” “. onun için zenginlikten daha iyi idi. bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler. “Yâ Rabbi! Beni. Hz.) karnı (hiçbir zaman) yemek ile doymamıştır. 310 5) El-Îsâbe cild-4.” buyurdu. sh-97 8) Tezkiret-ül-Huffaz cild-1.v. İhtiyaç.v. Resûlullah (s.a. keselden koru!” diye duâ ettiğini. kız kardeşim Esma.” Ebû Dâvud. 76. insanların en üstünü olan Hz. Çok yağmur yağdı. “Resûlullah (s. Bütün gece açlıktan kıvransa bile. Odaya girince.a. 76. İsteseydi Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini. Resûlullah (s. yerlerini erkeklere göstermemesi lâzımdır” buyurdu. sevablarını arttırdı.v. 59 15) Miftah u kunûz-üs-sünne.v.v. Arkasında ince elbise vardı. 70. sh-27 9) Şezerât-üz-zeheb cild-1. çirkini çirkin olan sözdür” buyuruldu. ma’nâsıdır. sh-8 11) Üsüd-ül-gâbe.anha) dedi ki: Bu sözlerinden bir ay sonra (fazla) kalmadı vefât etti (s. bu sebeple Rableri onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir şekilde yaptı. 69. Âişe’ye “Dinde fırkalara ayrıldılar âyet-i kerîmesi bu ümmette meydana gelecek olan bid’at sahiplerini ve nefslerine uyanları haber veriyor. 22. Bab-32 18) Tirmüzî: Nikâh. Onu uzakdan görünce. Hz. Öyle yaptılar. Ben refah bir hayat yaşamaktan haya ediyorum. kardeşlerime. müslümanların başında bulunan bir münafık idi. Muhammed (s. O zehrin te’sîri ile ebher (aort) damarım şimdi çalışmıyacak hâle geldi. Ömer’in haber verdiği hadîs-i şerîfde Resûlullah (s. gülerek karşılayıp iltifat eyledi.). Resûlullahın türbesinin tavanını deliniz buyurdu.a. (Beyân ve Şi’r) babında diyor ki. Hz. Hz. zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayan kimsedir” buyurdu. 202 13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6. 39. Rablerine kavuştular.) tenbellikden Allahü teâlâya sığınmış. namaz kılacak yaşa geldiği zaman.“Peygamberin (s. Âişe (r.v. Bu hususta hiç kimseye yakınmamıştır. “Hayberde yidiğim zehirli etin acısını duymaktayım. sh-359 6) El-İstiâb cild-4. 184. sh-240 4) Eshâb-ı Kirâm sh-9.) baldızına bakmadı. Gidince. Çünkü böyle bir hayat beni onlardan geri bırakır.) Hz. sh-366 7) Medâric-ün-Nübüvve cild-2. anha) ve Enes bin Mâlik (Buhârî) ve (Müslim) de bildirmişlerdir. cild-5. sh-58 3) El-A’lâm cild-3. Benim için en güzel ve sevimli şey. Kabr-i şerîf ıslandı.a. Âişe (r. 27. 1) Hilyet-ül-evliyâ cild-2.anha) bildiriyor ki.)’e Peygamberlikle birlikte şehîdlik derecesini de vermiş olduğu.138 - . Medine’de kaht (kuraklık) oldu. 72.a. Âişe (r. “İnsanların en kötüsü. Şi’ri çirkin yapan. Resûlullah (s. Âişe (r. Âişe’ye gelip. iyisi iyi olan. dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır” buyurdu. Fakat o halleri ile yaşayışlarına devam ettiler. 78.v. Mübârek yüzünü çevirdi ve “Yâ Esma! Bir kadın. Resûlullahın yanına geldi. “Şi’r. O’nun bu durumu.

Sevde.v. kocası Hz. O’nun vefâtından sonra bir daha hac ve umreye gitmemiştir. O’na karşı edeb ve terbiyesinde hiç kusur etmez.) ile birlikte diğer hanımları gibi sırası geldiğinde savaşlara iştirak ederdi. bütün zorluklara rağmen İslâm Dîni’nden dönmemesi.v. kocası Sekran İbn-i Amr ile îmân ederek müslüman oldular. Sevde. oradaki birçok müslümanın yarasını sarmış. çevresi üzerinde çok büyük tesir yapmıştı. Bir gün Peygamber efendimizin hanımları huzura toplanarak Ona sordular. Peygamberimiz (s.anha) îmân edip müslüman olduğu zaman. Onlara devamlı hareket ve sözleriyle İslâmiyetin üstünlük ve büyüklüğünü anlatırdı. sanki kolu kanadı kırılmış gibiydi.) son veda haccında bulunmuş.v. benim ölümümden sonra mutlaka evleneceksin” dedi. Her yerde O’nunla beraber olmayı ve O’na hizmetle şereflenmeyi canla başla isterdi. Sekran bu rüyadan bir kaç gün sonra vefât etti. O’nun imânındaki sadakati. Sevde’ye evlilik teklif etti. Hz. Sekran’ın vefâtından önce şöyle bir rüya görmüştü: Rüyada Peygamberimiz (s. el-Kureyşi. Hz. Sevde’nin. alçak gönüllülüğü. Sekran’a anlattı.” Sevde (r. Bunun üzerine Peygamberimiz (s. “Vefâtımdan sonra bana ilk kavuşacak .a. mübârek ayaklarını Sevde’nin omuzuna koymuşlardı. Annesinin ismi ise. Rüyayı dinleyen Sekran (r.a.) müslümanların Habeşistan’a hicretine izin vermişlerdi. bu yolda başını ortaya koyması. Hz. Sevde de. Sevde (r. el-Âmiridir.anha) birkaç gün sonra başka bir rüya daha gördü: Kendisini bir yastığa yaslanmış.a. bizim içimizden hangimiz size en önce kavuşacak dersiniz?” Bunun üzerine Peygamberimiz (s.) üzerinde çok derin bir tesir bırakmıştı.a. Bu sırada Mekkeli müşriklerin müslümanlara yaptıkları eza ve cefâlar dayanılmaz.) ile evleneceğine bir işarettir. Nitekim Sevde (r. amcasının oğlu Sekran İbn-i Âmir ile ilk evliliğini yapmıştı. Onların müslüman olmasına sebep olarak İslâmiyeti ilk kabul edenler safına sokmuştu. hepsi Cebrâil (a. Peygamberimiz (s. Kendisine gelen bütün hediyeleri fakîrlere verir. Sekran (r. artık benim ölümüm yaklaşmıştır.v. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Hz. Sevde.a. saçımı yolduğum.a.v. Çok şakacı ve latifeyi severdi. senin de Hz. Sevde. emirlerini titizlikle yerine getirirdi. yaradılmışların en şereflisine eş olma se’âdeti gelmişti. Sevde de gördüğü bu rüyasını. O’nun İslâmiyetten aldığı güzel ahlâkı. Hz. Şemmûs bint-i Kays İbn-i Zeyd İbn-i Amr İbn-i Âmiriye’dir. Peygamber (s.) bu rüyayı da dinledi ve şöyle dedi: “Ey Sevde (r. akıllara durgunluk verecek halde idi. Hz.s)’ın Allahü teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur.) şakalarıyla sevindirmiş ve duâsını almıştır. “Yâ Resûlallah. Fakat Hz. Ömer’in halifeliğinin son yıllarına rastlamaktadır.v. Gerçekten de Hz. Uhud Savaşına katılarak. Böylece üzüntüsü ve kederi gitmiş. Hz. Sevde kocasının vefâtı ile çok üzüldü. SEVDE BİNTİ ZEM’A: Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri.) yaşlı ve dul olan Hz.139 - . gök yüzünden inen ay başının etrafında dönmüştü. Saçını başını yolmaya başladı. Eline yüzüne üzüntüsünden toprak serpmişti. Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. bu benim mutlaka öleceğime.v.) dedi ki: “Ey Sevde.) ile evlenmesini duyan kardeşi Abdullah bin Zem’a çok üzüldü. Peygamberimizle (s.a.a. çevresinde bulunan kardeşleri ve yeğenlerine çok tesir etmişti.) karşı çok itâatkâr idi. başıma ve yüzüme topraklar serptiğim zamanki kadar. kocası Hz. Sevde.a. bol sadaka dağıtmasıyla tanınırdı. Hiçbir sahabenin üzülmesine ve kalbinin kırılmasına dayanamayan Peygamberimiz (s. eli açıklığı. İslâmiyetin geldiği ilk yıllarda. Yakınlarının hepsi Peygamberimizin (s.v. Sevde. sen gerçekten böyle bir rüya gördünse.anha) ile olan evlenme de böyledir. Sevde binti Zem’a bin Kays bin Abdişems bin Abdivüdd bin Nasr bin Mâlik bin Hasel bin Âmir.anha) bil ki.).v. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. gördüğü bu güzel rüyasını da kocası Hz. Hz. Daha sonra bu yaptıklarından pişman olduğunu şöyle anlatmıştır: “Zem’a’nın kızı Sevde’nin Resûlullah’a nikâhlandığını duyunca. Sekran’a anlatmıştı. Hz.a.) Medine’ye hicretinden önce îmân ederek müslüman olmuşlardı. Sevde’nin vefâtı ise Hz.21) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-983 HZ. Hz. Hz. O ise bunu sevinerek kabul etti. Sevde’nin îmân bütünlüğü. Hz. Bunlar dinî. Peygamberimiz (s. Hz.a. Birçok kerre Peygamberimizi (s. Peygamberimize (s.a. gülünç ve aşağı duruma düştüğümü hiç hatırlamıyorum” demiştir. babası Zem’a ile kardeşi Abdullah henüz İslâm Dîni’ni kabul etmemişlerdi.anha). Nesebi (silsilesi).a. edebi ve terbiyesi. Daha sonra Habeşistan’dan Mekke’ye döndüler. Ben öyle inanıyorum ki.) de.v.a. onlara su taşıyarak çok büyük hizmetler etmişti.v. Sekran’ın vefâtında 50 yaşlarında idi. onların sevinmesinden çok zevk duyardı. Sekran Mekke’ye dönüşünden kısa bir müddet sonra vefât etti. kocası Hz. Sevde (r.v. kocası Sekran ile birlikte ikinci Habeşistan hicretine katılarak oraya gitmişlerdi. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhlandıktan sonra yaptı.

ona hizmetçi oldu. kızını bana ver!” buyurdu. kalbi öldürür.) diğer hanımları ise yukarıdaki hadîs-i şerîfin mânâsını ancak o zaman anlayabilmişlerdi.v. Hârise bin Vehb.a. “Hafsa tam mânâsıyle babasının kızıydı. Ömer bin Hattab’ın (r. Peygamber efendimizin (s.v.a. Huneys. Tirmizî. “Ey Hafsa! Şakın çok konuşma! Allah’ı anmadan çok konuşmak. Ona.a. Ebû Bekir’e ve Hz.v. Kâ’be’nin Kureyş tarafından yapıldığında. Ebû Bekir’in toplatmış olduğu Kur’ân-ı kerîm’i muhafaza etmekle vazifelendirildi. Ömer’in halifeliğinin son zamanlarında vefât etmesi de.) kızı olup. Resûlullah (s. Hafsa âyet-i kerîme içinde geçip. Peygamberimiz (s. Yine Hz. özü sözü bir idi. Resûlullah (s.) daha yüksek ve daha iyi kimse olmadığını biliyordu. babası Hz. Resûlullah da (s. Ömer hicretin üçüncü yılında. Ebû Hureyre (r. hakkında hâdîs-i şerîf söylendi. Hz. Babası şehit olurken.) Hz. Bir gün. Hz. Ebû Bekir ve Osman (r. Peygamberimiz vefât edince.a. bir bakışta. Hafsa (r. sonra Medine’ye hicret etti.) de cenâzeyi Bugayre’nin evinden kabristanlığa kadar sırtında taşıyıp. Müslim. defn ettiler.v. Çok bilgili idi.v. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: .v.140 - . Cenâze namazını Mervan Âmil kıldırdı.a.s. Biset’ten beş sene önce doğdu. sh-52 3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6 sh-429 HZ. iradesi kuvvetli. Hafsa.a. bilgili. Ebû Bekir’in ve Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu.) Hz. Ebû Dâvud.). Peygamberimizden (s.a. Ömer. Medine’de şehit oldu. her üçü ve başkaları yanında iken.a. demişlerdi.). herkese doğru söylememiz farz olduğundan. Abdurrahman bin Hâris talebeleri olup. Peygamberimizden (s.v. Hamza bin Abdullah. Huneys bin Huzafe ile evlendi. Abdullah bin Ömer. Osman’ın hilâfetinde Kur’ân-ı kerîm’in çoğaltılması esnasında muhafaza ettiği nüshayı halifeye teslim etti.a. Beyt-ülmal’dan tahsisat ayrıldı.) vefâtından sonra hanımlarının içinde en çok sadaka dağıtan ve cömert olan Hz. onları sevindirmek için.v.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r. tabutunu bırakmadı.a. Hz. pek çok hususu rivâyet edip. Âişe. az hadîs rivâyetinde bulunduğunu doğrulamaktadır. almadılar diye cevap verdi. Hz. Ömer de. 45 (m. Huneys ile ilk muhacirlerden olup.) daha iyi birisine versem ister misin?” Ömer şaşırdı. vefâtından bir sene önce tesbih namazlarını oturarak kılmaya başladı” buyurdu. 1) El-A’lâm cild-3. kendisinden de Buhârî.a.a. Peygamberimiz (s. Zeyneb binti Cahş vefât etti. O’nun hakkında. Hafsa. Peygamberimizin (s. Hz. Bedir ve Uhud gazvelerine katılıp. Hafsa’yı bir ara boşadıysa da. Mekke’de müslüman oldu. Âsım bin Ömer. Ancak. Hafsa’ya hususi olarak kendisinden sonra.a. Ömer’in halife olacağını bildirdi. önce Habeşistan’a. düşüneyim.) herkesin düşüncesini. 665) senesi Şaban ayında Medine-i Münevvere’de vefât etti. Ümmü Mübeşşir.) nikâhıyla şereflendikten sonra dînî pek çok hususlara bizzat şâhid oldu.a. Cebrâil (a.) kendisine hitaben.olan kolu uzun olanınızdır” buyurduğunu Sevde (r. Nesâî ve İbn-i Mâce hadîs nakletmişlerdir. Hz.) 60 hadîs-i şerîf rivâyet etmiş.) birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular. Çünkü Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. genç yaşında dul kalınca. Dîni vecibeleri hakkıyla yerine getirirdi. Peygamberimizin (s. Geceleri ibâdetle geçirir.a. (Evet Yâ Resûlallah) dedi. Safiye binti Ebû Ubeyde. Bunlar.anha) Hz.a. İslâmiyeti kabul edince.a. Hz. Hafsa. anlardı. Hamza bin Abdullah kabre koyup.) teklif ettim. “Peygamber efendimizin (s.anha) rivâyet etmiştir.v.” Peygamber efendimiz (s. Hz.v. Ömer! Kızını.a. annesinin ismi Zeyneb binti Mad’un’dur. Bu suretle.)ın işaretiyle tekrar nikâhına aldı.v. hattâ. Peygamber efendimizin (s. Hz. Sevde’nin (r. “Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum. Uhud’da yaralanıp. Genç yaşta dul kaldı. Hz. Altmış hadîs-i Şerîf bildirdi. hemen buyurdu ki: “Yâ. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi. Yâ Resûlallah (s. Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r. Bakî Kabristanlığı’nda Abdullah bin Ömer. HAFSA BİNTİ ÖMER: Resûlullah’ın mübârek hanımlarından.v.) oturarak tesbih namazı (nafile) kıldığını görmedim. haber verdi. en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden.anha).v. Hafsa’ya. Senenin çoğunu oruçlu geçirirdi. Sâlim bin Abdullah.) sabah namazı için kalktığında abdest aldıktan sonra evinde sabahın sünnetini kıldığını haber vererek hadîs kitaplarına geçirdi. kalbleriniz meyl eder” buyurdu. Ömer’in hilâfetinde ise kendisine divandan onbin dirhem tahsisat bağlanarak geçindi.a.) bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler dört-beş taneyi geçmemektedir. “Yâ Ömer. Osman’a kızımı alır mısın dedikde. Ebû Bekir ve Hz.v. Allah’ın zikri ile çok konuşmak ise kalbi diriltir” buyurdu. Lüzum görürse sorardı. Âişe ile ikisine “Allah’a tevbe ederseniz. gündüzleri oruç tutardı. sebebi nedir?” diye sordu.a. buyurdu. sh-145 2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-8. Hz.

) elbisesini diz kapaklarının altına kadar sıvayıp istirahat ediyordu. bizzat fakîr ve düşkünleri arar.v. Sonra Hz. Lâkabı “Ümmül mesâkin”dir. sh-50 8) Sünen-i Ebû Dâvûd.) vefâtından sonra ise hanımları arasında ilk vefât eden Hz. Künyesi Ümmü Seleme’dir. sh-81 6) El-Îsâbe cild-6. giyinmeye. Mekke’ye tekrar geldilerse de. Osman (r. Resûlullah “Meleklerin bile haya ettiği Osman’dan haya etmeyeyim mi?” buyurdu. yoksul ve muhtaçlara çok merhamet ettiği ve şefkatli davrandığı. Mevâhib-i ledünniyye şerhi cild-3. çok sadaka verirdi.v. Durumunuzu değiştirmediniz. Zeyneb vefât ettiler.a) gelip izin istedi. Nesebi. Diğer rivâyete göre. ZEYNEB BİNTİ HUZEYME: Resûlullahın mübârek hanımlarından. Habeşistan’a hicret etti. ilk önce Tufeyl bin Hâris’in hanımı idi.v. Eline geçen mal ve parayı bekletmeden hemen sadaka olarak dağıtır. Onlara da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Ona da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Hadîce ve Hz.v. abdeste. 1) El-Îsâbe cild-4. 425 3) Sahîh-i Buhârî cild-2.) yataklarına yattıkları zaman mübârek sağ ellerini başlarının altına koyar ve şöyle duâ ederdi: “Rabbi kınî azâbeke yevme teb’asü bâdeke” “Yâ Rabbi insanların ba’s olunacakları günde beni azabdan koru” (3 defa). Mekke’de Bi’setten onbeş sene kadar önce doğduğu tahmin edilmektedir. iki rekât namaz kılardı. İsmi Hind’dir.a. Uhud Savaşı’nda şehit oldu. Abdullah bin Cahş ile evli idi. yiyip içmeyi keser. Ebû Bekir (r. Hz. sh-725. Ömer (r. Mekke’deki kâfirlerin. sh-315 2) El-İstiâb cild-4. Bundan başka işlere soldan başlardı. kâfirlerin müslümanlara zulümleri neticesinde Bisetin onbirinci senesinde . Zikr-i Hafsa 9) Zerkânî.a. Zeyneb binti Cahş’dır. Zeyneb ile evlendi.) nikâhı ile şereflendikten sekiz ay kadar kısa bir zaman sonra 4 (m.) gelip izin istedi.141 - .v. sh-721 10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1009 11) Eshâb-ı Kirâm sh-342 HZ. Medine’de 57 (m. Habîb-i Ekrem izin verdiler.a.a. İlk önce. Sonra Hz. Babası Ebû Umeyye Süheyl bin Mugîre bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum. Zeyneb önce Hz. Resûlullah (s. Kocasıyla beraber İslâmiyeti ilk kabul edenlerdendir.” 1) El-İstiâb sh-734 2) Üsûd-ül-gâbe cild-5. Ömer ve Dürre isimlerinde dört çocuğu doğdu.” “Peygamber efendimiz (s.a.a.) geldi.a. Çok ibadet yapar. sh-283 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Hallerini değiştirmediler.v. halasının oğlu Ebû Seleme bin Abdulesad ile evlendi. Hz. Tufeyl boşayınca kardeşi Ubeyde bin Hâris ile evlendi. sağ eliyle içer. sh-421. almaya ve vermeye sağdan başlardı. Hz.v. annesi Âtıke binti Âmir’dir. Mü’minlerin annesi Hz.) Ramazan’da müezzin ezan okuyunca. bulur ve onlara yardım ederdi. sh-273 7) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. 768 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6.a. Habeşistan’da Zeyneb. Peygamber efendimiz sağ eliyle yer. Peygamberimiz hayatta iken yalnız Hz. Resûlullah’ın (s. Hz. Zeynep binti Huzeyme bin Abdillah bin Amr bin Abdimenaf bin Hilâl bin Âmir bin Şa’saa el-Hilâliyye’dir. İslâmiyetten önceki devirde fakîr. Daha sonra Hz. Zeyneb. Bir grup Eshâb-ı kirâm da gelip izin istedi.a. Zeyneb binti Huzeyme. Hafsa’dan sonra hicretin üçüncü senesi Ramazan ayında Hz. Kendisine dörtyüz dirhem mehr verdi. Elbisesini düzelttiler. O da Bedir Savaşı’nda şehîd oldu.“Peygamber efendimiz (s. Peygamber efendimiz (s. Abdullah. Resûlullah’ın halası Ümeyme’nin oğlu idi. onlara daima yemekler yedirip sadakalar verdiği için “Ümmül mesâkin” (Fakîrlerin annesi) lakabıyla tanınırdı. 667) senesinde vefât etti. Hepsi gittikten sonra Resûlullah’a “Ey Allah’ın Resûlü. 626) senesi Rebiulâhir ayında otuz yaşlarında vefât etti. Ebû Bekir. Osman gelip izin isteyince Resûl-i Ekrem hemen toparlandı. ÜMMÜ SELEME: Peygamberimizin mübârek hanımlarından. Seleme. sh-115 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089 HZ.) namazını kıldırdıktan sonra Onu Medine’nin Baki Kabristanına defn etti. Hz. Ömer ve diğer Eshâb-ı kirâm geldiler.) Hz. Peygamberimizin (s. sh-314 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. elbisenizi düzelttiniz” deyince. Künyesiyle meşhûrdur.” “Birgün Resûl-i ekrem (s. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir hâl alınca.

ilk kocasından olan çocukları hakkında Resûlullaha. O halde. Safine.a. Cennetlik kocası başkasıyla evlenmezse. hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. muhakkak. dağılıp gideceğini söyleyince. kölelerinden Benhan.” deyince. önce Hz. senden sonra evleneyim. Abdurrahman İbni Hâris.” Yine Peygamber efendimizin şöyle duâ ettiğini rivâyet etti: “Ey kalbleri hâlden hâle inkılâb ettiren! Kalbimizi senin dînin.a.142 - . Her ayın ilk Pazartesi. daha güzel bir bedel ihsan eyle!” diye ettiği duâ kabul olarak. Kadınların namahreme yani yabancılara görünmemesi hususunda da şu hadîs-i şerîfi nakletti: “İbn-i Ümmü Mektûm a’mâ (gözleri görmeyen) olup. “Allahım! Ümmü Seleme’ye.a. Medine’de 57 (m. . takva ve ibâdetle geçirdi. Resûlullah (s. kıskançlığını. Ümmü Seleme. Ümmü Seleme.v. sen evlen”. Kendisi cömerd olduğu gibi başkalarını da teşvik ederdi. bir bedel ihsan et” duâsını öğrenip.) öğle namazını erken kılardı. Muhammed (s. Kûba’da kocasıyla buluştu. Medine-i Münevvere’de Baki’ Kabristanlığına defn edildi. Ebû Seleme’nin şehîdliğini haber verip. ömrünün sonuna kadar Resûlullah’a hizmet etmek şartıyla kölesini azat etti. Ebû Seleme’nin sevinçli geldiğin de “Resûlullahtan bir söz işittim. onun her şeyi ile bereketlenmek isterdi.) isteyince de. hayırlının kim olduğudur. Pek çok hâdiseye şahit olup. bir gün Resûlullahın huzuruna girmek için müsaade istedi. gel seninle sözleşelim. Hz.” Peygamber efendimize çok hürmetkâr olup. iki hurma da olsa boş göndermezdi. Çocuğunu da yanına alıp. Perşembe ve Cuma günlerinde oruç tutardı. akrabalarına Ümmü Seleme’nin acı hâlini anlattı. Ebtah’ta bir yıla yakın ağladı. Eshâb-ı kirâm kadınlarının içinde fıkhı en iyi bilenlerdendi. Ebû Bekir sonra da Hz. Ebû Kesir. benden sonra gözleri bir şey görmez.) ile nikâhlanmak nasip oldu. deri yüzlü ve içi hurma lifi dolu bir yastık ile içi hurma lifi dolu bir döşek verdi. kardeşi Âmir. Ebû Va’il. Peygamber efendimize (s. musîbete uğrayan bir kimse. Ömer talip olup. istediyse de. bunun mükafatını verir”.) bir hadîs-i şerîfini de rivâyet etti: “Benim sahâbîlerim içinde öyle kimseler vardır ki. incitmiyecek bir koca nasip et!” diye duâ etti. çocuklarını ve şahid olarak velisinin bulunmadığını bildirdi. buyurduğunu rivâyet etti. Bereketlenmek niyyetiyle Peygamberimizin mübârek sakalından bir kaç teli gümüş kutuda saklardı. Kendisinden çocukları Ömer.a. buyurup. Süleymân bin Yaser hadîs-i şerîf rivâyet etti. Bu hususta Peygamberimizin (s. “Zât-ı Se’âdetleri Hz. Mihr ve cehiz olarak. Ona sevindim. Zeyneb. Resûl-i Ekrem (s. Yolları tutulup. sakal-ı şerîfi suya daldırır. Ümmü Seleme “Yâ Rabbi! Beni ve Ebû Seleme’yi afv eyle! Bana O’nun ardından. bir kâse su getirip.v.v.v. benden sonra. Hz. tutamayacağını sorunca: “Ben sana itâat etmek. Uğranılan musîbetime karşılık daha hayırlısını bedel kıl! diye duâ edene. Hz. kabul etmedi.a. Muhammed (s. Ebû Seleme. Hamid bin Abdurrahman. Hayatını zühd. Allah.) Hz. musîbete uğradığı zaman “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun” der ve sonra da “Yâ Rabbi! Uğradığım bu musîbetimde bana ecir ihsan et. Niçin çekilelim?” diye sebebini sorunca: “O görmüyorsa siz de mi görmüyorsunuz?” cevabını aldıklarını nakletti. Safiye binti Şeybe. Ebû Osman Ahdî. İbni Hişam. ondan daha hayırlı. Ümmü Seleme kocasına. Ümmü Seleme. “Ben vefât edince. Bunların da üçyüzyetmişsekizini rivâyetle müslümanlara intikâl ettirdi. Peygamber efendimizin Veda Haccı dahil vefâtına kadar yanında kaldı. nikâh kıyıldı. Ümmü Seleme. Ebû Bekir bin Abdurrahman. Amcasıoğlu insafa gelip. azadlı cariyesi Hayre ve oğlu Hasan. çok sevab olduğu cevabını aldı. 626) senesinde Şevval ayının sonunda evlendi. gözü de görmez. Allahü teâlânın kıskançlığı gidereceğini. Ebû Seleme. diye sual buyurunca. birer adet de su testisi. İddet müddeti bitince. kendisi çocuklarına bakacağını bildirince. benden sonra evlen. Müşfik bir anne olup. Peygamber efendimiz ile 4 (m.” Yine “Allahım! Kalbimi temizlemeni ve edeb yerimi korumanı senden dilerim. daha güzel. “Yâ Rabbi! Beni ve onu afv eyle! Bana onun ardından. Abdullah bin Râfi’. çocuklara çok şefkatliydi. Sa’d bin Müseyyib. Medine’ye kocasının yanına gitmesine müsaade ettiler. benden daha hayırlı. Peygamber efendimizin en son vefât eden mübârek hanımıdır. hadîs ilminde üstün olduğu gibi. Fakîrlerin ihtiyacını karşılayıp.) hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurunca hanımları “Bu gelenin iki. çanak. Uhud Gazvesine katılıp yara aldı. Namazın fazîletlerine ve vaktine çok dikkat ederdi. Ebû Seleme Medine’ye gidince. Eshâb-ı kirâm’dan birinin bir sıkıntısı olursa.v. Hind binti Hâris Feasiye. kocası vefât eden Cennetlik bir kadın. Ümmü Seleme ve Hz. Allahü teâlâ onu Cennette kocasıyla bir araya getirecek. dünürcü Hâtib bin Ebî Beltaa’ya. kocasından ve çocuklarından ayırdılar. onu hor görmiyecek. Hz. “İşittiğime göre. Yine Cennetlik kadın vefât edince. o kimsenin yüzüne sürerdi. ne de ben. Öğle namazını geciktirenlere. nasıl duâ edeceğim. dul kaldı. Ebû Seleme. Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf çok miktarda mal ve servetinin biriktiğini. Resûlullah’a hürmetlerini arz ettikten sonra. Siz ise ikindiye bırakıyorsunuz” diyerek geç kılmamalarını tavsiye ederdi. Kubeyse binti Durayb. Ebû Seleme ile Medine’ye geldi. “Bunlara gösterdiğim şefkat karşılığı ben ne kadar sevab elde edeceğim” diye sorunca.v. Ebû Seleme. yeğeni Mus’ab bin Abdullah.” Bu cevap üzerine Ebû Seleme. hakikaten sözünü tutup. Urve bin Zübeyr. Medine yolunda da eziyet ile karşılaştılar. Resûlallah da. 667) senesinde vefât etti. Uhud Gazvesi’nden sonra şehîd olunca.Medine’ye hicret etmek istediler. ondan daha hayırlı. Kendisi hizmetini yaptığı gibi. Ne sen. İbni Sefîne. harcayıp dağıtmasını tavsiye etti.a. hayret etmesine rağmen emrini yerine getirdi. başkasıyla evlenmezse. Hayreti ise. O kimsenin de sıkıntısı giderdi. İnsanlara merhametli. Allahü teâlâ onu da Cennete hanımı ile beraber götürecek. iki adet el değirmeni. müslümanlardan. sözünü dinlemek için danıştım. Meymûne de oradaydı. üzerine sabit kıl.

640) yılında vefât etti.İsyandan kendisini alıkoyacak takva ve Allah korkusu. Zira Melâike dediğinize “âmin” der. Hz.” “İçinizde kim hilâl-i Zilhicceyi görüp de Kurban kesmek niyetinde bulunursa kurban kesinceye kadar vücudundaki saç ve kılları ile tırnakları kesmekten vazgeçsin. tam bir sene nafile ibadet etmiş sevabını alır veya Kadir gecesini ihya etmiş sayılır. Mekke’den Medine’ye hicret etti.” “Kendisinde üç haslet veya bunlardan biri bulunmayanın hiç bir ameline kıymet vermeyiniz: 1. sh-306.. anasından doğduğu gibi temiz olur. sh-1069 2) Üsûd-ül-gâbe cild-5. sevmiyenler selâmete erecek.143 - . Zeyneb (r.” “Kendinize bedduâ etmeyin. Eliniz altında bulunanlara güçlerinden fazla iş teklif etmeyin. Zeyneb’i nikâh etmek istedi.” “Akşamın farzından sonra altı rekât namaz kılan kimse. sh-458 11) El-İstiâb cild-4.v. 371 8) Eshâb-ı Kirâm sh-403 9) Mevâhib-i Ledünniyye cild-1.İnsanlarla geçim sağlayacak güzel huy. 1012. sevincinden iki rekât namaz kılıp. Beni Esad kabilesinden Burre’nin kızı olup. İnkâr edenler beraat edecek.” “Bir kimsede üç şeyden biri bulunmazsa ameli kıymet ifade etmez ve hesaba değmez. 623) yılında nikâhlandı.” “Bir kimse.a. Resûl aleyhisselâm. Zeyneb’in hakkını gözetemediğinden bir yıl sonra hicretin üçüncü senesinde ayrıldılar. fakat kabul edip onlara uyanları Allah rahmetinden mahrum kılacaktır. bir azadlı tarafından zevceliğe lâyık görülmemiş bir duruma düşmesini düşünüp. Namaz kıldıkları sürece harb etmeyiniz. evlâtlıkların zevceleriyle evlenme yasağını ortadan kaldırmak isteyerek. sefîhe uymaktan menedecek hilm. 2. Zeyd’den (r. 3. Burre Îmân etmediği için Cahş denildi. aynı zamanda bir cahiliyye âdeti olan. annesi Resûlullah’ın halası Ümeyme’dir.” “Kuvvet ve bahadırlık güreşçilik değil. (Allahtan korkun onlara iyi muamelede bulunun).” “Bir kimse insanlar kendisine baksın diye tefahur (öğünmek) için giymek üzere bir elbise alırsa. o elbiseyi çıkarıncaya kadar. bazılarını inkâr edeceksiniz. yumuşaklık. sh-885 3) Sahîh-i Buhârî cild-2. Haramdan alıkoyacak takva. Eğer onun zevceliği ile şereflenmemi takdir buyur. Zeyneb. sh-289 5) İbn-i Hişâm cild-3 sh-644 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. 308 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6.” “İleride bir takım âmirler başınıza gelecektir ki. sh-218 10) El-Îsâbe cild-4.a. sh-454 HZ. (namaza devam edin).” “Bir kimse “Allahümmağfirli ve lil mü’minîne vel mü’minat” derse her mü’min adedince sevab alır. ZEYNEB BİNTİ CAHŞ: Peygamber efendimizin mübârek hanımlarından. Medine’de 20 (m.) “Hayır!.” “Kendisinden kocası râzı olduğu halde ölen her (müslüman) kadın Cennet’e girer.a.Kötüye karşı susmasını bildirecek hilim. Resûlullah (s. ona nazar etmez. Mescid-i Aksa’dan hac veya umre niyetine ihrama girerse.) ayrıldıktan sonra geçen bir kaç ay içinde. Denildi ki (Yâ Resûlallah) Onlarla harp etmeyelim mi? Resûlullah (s. sh-86 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079. Mekke’de Bi’setten yirmi sene önce doğup. Allah. Hz.) Hz.. Hz.v. İsmi Zeyneb. asıl kuvvet gadap ânında nefse hâkim olmaktır. Künyesi Ümmü Hakem’di.Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: “Namaz. Allah ile muahede ederek aldınız ve Allah adı ile onları kendinize helâl ettiniz.) azadlı kölesi olan Zeyd bin Hârise’ye 2 (m. onun şerefini iade etmek. Zeyd bin Hârise(r.anha) bunu işitince. ancak hayırlı duâ edin. bazı emirlerini kabul edecek. “Yâ Rabbi! Senin Resûlün beni istiyor. onlar sizin elinizde (bir nevi) hürriyetlerini kaybetmişlerdir. Bekârdı. Zeyneb ilk îmân edenlerdendi. halasının kızının durumuna üzülüp.a. Onları. Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun. halk arasında hüsnü muamele ile yaşayacağı bir ahlâk. üzülüyordu.” 1) Kâmûs-ül-al’âm cild-1.

bu piyesin sahnede oynatılacağını işitince. Zeyneb’in nikâhını Allahü teâlâ yapdığı için. (r.a. “Yâ Ömer! Bu her türlü hayır ve bereketi sayesinde kazandığımız kız kardeşimizdir. Zevcât-ı tâhirât (r. Müslümanların halifesi. Bunu alır almaz hepsini sadaka eder. Nesilden nesile intikal eden bir menkıbede Hz. Zeyneb’i kimin kabre koyabileceğini sordu.a. Zeyneb’in vefâtını şu hadîs-i şerîf ile haber verdi: “Zevcelerim arasında. Muhammed bin Abdullah bin Cahş. vak’a ve haberlere taban tabana zıd ve uydurma. yoksa kaldırdığım zamanda mı? anlıyamadım” buyurdular.” Yine “Resûlullahın (s. bana en önce kavuşacak olanı.) Ezvâc-ı Mutahherâtın her birine onikibin dirhem verirdi. adî ve alçak iftiralarla. Zeyneb’i zevceliğe kabul buyurmasını. bütün insanlığı. sh-313 5) Târîh-i hamîs cild-1. O zaman otuzsekiz yaşında idi. sh-313 4) El-İstiâb cild-4.” 1) Tabakât İbn-i Sa’d cild-8. Zeyneb bununla her an öğünür ve her kadını babası evlendirir. büyük düşmanı papanın hoşuna gitmiş. O’nun hakkında “İster dînî muameleler olsun. “O se’âdetli ve iyi hatun aramızdan gitti. isterse cömertlik ve fedâkârlık olsun. Enes bin Mâlik’in (r. Âişe. zat-ı se’âdetlerine yakınlık bakımından benimle boy ölçüşemez.” dedi. Ömer. İşlediği şeyleri ve eline geçen herşeyi akrabasına ve fakîrlere verirdi. Zeyneb’den daha iyi hiçbir hatun yoktur. Zeyd gibi bir köleyi. Ahzâb sûresinin otuzyedinci âyet-i kerîmesi gelerek “Zeyd. Enes bin Mâlik.a. Hz. bundan sonra bana Ömer’in atiyyesini nasîb etme” buyurdu. onu sana zevce eyledik” buyuruldu. yüksek makamlara sahip oldu.) Hz. sh-101 2) Üsüd-ül-gâbe cild-5.v. Ömer’den hediyye gelince. son Peygamberi vasıtasıyla amelen bu hususu değiştirmiş ve ortadan kaldırmıştır. Âişe. Zeyneb. eli uzun olanıdır” Peygamber efendimizin (s. Edebiyat ve fikir adamına yakışmayan bu çirkin. târihlere. Bunlardan biri. cild-4. biz. Onu şuraya koyun. 564 . Ümmü Seleme de. Fransız’ların edebsiz şâiri Volter.a. Hz. Bu ağıt yüreğimdeki ateşi soğutuyor. Lâkin kadını zevcine karşı dört ay on gün teessürünü ifâde eder. sh-463. Hz. onun vefâtı üzerine. Onbir hadîs-i şerîf nakil etti. Hz. “Buna benden daha fazla ihtiyaç sahipleri vardır. ihsanı. Ömer. Hz. Na’şının. Hz. bulunan kimse. şiir düzerek bir tiyatro kitabı yazmıştır.144 - .dun ise. Zevcâtı Tâhirâta. Hz. evlâd edinilmiş. Resûlullahın (s. Resûlullah’ın vefâtından sonra. “Allahım. Hz. El işlerinde de mâhir idi. Zeyneb’in tabutunu taşımak için kalabalık fazlalaşıyor” buyurdu. Hz. beni ona sen ver” diye duâ etti. Zeyneb’i çok medh ve sena ederdi. öyle yapıldı. Resûlullahdan sonra. Eshâb-ı kirâm arasında hâlâ devam eden bir çok örf ve âdetlerin (gelenek görenek) ortadan kalkması sağlanmıştır.v. Ömer kıldırdı. Cenâze namazını Halife Hz. Tabutu Baki’ Kabristanlığına getirilirken kardeşi Ahmed bin Cahş âmâ haliyle ağlıyordu. Fransa ve İngiltere hükûmetlerine ültimatom vererek hemen önlemiş. Ahmed’in ağlamasını işitince “Ey Ahmed. Çok hassastı. Hak teâlâ. “Allahü teâlâya ve âhiret gününe îmân eden bir kadının zevcinden başka bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Zeyneb’in. dağıtırdı. derdi. Ahmed ise.) zevceleri içinde Zeyneb’den başka kimse. Sonra da elini kaldırarak. ister takva ve sadâkat olsun. Beni ise. aşağılıklardan kurtarmışdır.” ve tekrar “Allahü teâlâ. Allahü teâlâ nikâhladı.anhünne) arasında.) annesi Ümmü Süleym’in gönderdiği yemek hiç azalmadı. Duâsının bereketiyle az yemek çoğaldı.a. Peygamberimizin Serir’i üzerine konularak taşınmasını vasiyet ettiğinden. Hz. Zeyd bin Hârise ile nikâhlanıp evlenmesi ile. Zeyneb hakkında: “Zeyneb salih. Resûlullah.v. sh-563. Hz. Yetimler ve dullar hamisiz kaldılar. Sultan ikinci Abdülhamid Hân. Bunlar hep yakın akrabasıydı. Hz. kendi öz evlâdı hükmünü almaktadır. Cenâb-ı Hak. Hakikaten o sene vefât etti. ister sıla-i rahm olsun. Sağlığında O’nu görmek. Benî Hâşim ile aynı seviyeye getirmiştir. kimlere helâl ise. üzerini örtün” sonra kendisinin bir peçesini parçalayarak onu kese yaptı ve bu keselerle parayı akrabalarından muhtaç olanlara ve yetimlere dağıttı. halife Ömer (r. Sadaka ve ihsanı o kadar çoktur ki. indirirler!” Cevâbı üzerine. Abdullah bin Ubey. Resûlullah (s. Zeyneb. Hz. sadakayı pekçok severdi.) pek çok iltifatına kavuşarak. Hicretin yirminci yılında elliüç yaşında Medine’de vefât etti. Aradaki imtiyazı ortadan silip atmıştır. kendisini okşayıcı mektub yazmıştır.” buyurdu.v. Kuvvetli bir edebiyatçıydı. Zeyneb’in düğün gecesi Peygamber efendimizin bir mucizesi daha görüldü.a.) “Üçyüz kişi kadar yediği halde Peygamberimiz yemeği kaldır buyurmasıyla kabtaki yemeğin ortaya koyduğum zamanda mı çoktu. Hz.a. Hz. Hz. Zeyneb.) ayrıca nikâh yapmadı. Hz. Meselâ önceleri halk zannederdi ki. yüz kızartıcı. tabuttan uzaklaş! Cemâat seni sıkıştırmasın. Kur’ânın bazı ahkâmını indirmiştir” buyurdu. Zeyneb binti Cahş’a rahmet eyleye. Hür kimse ile köleyi aynı seviyede tutmuştur. onun hakkında istediğini yapdıktan sonra (yani Zeyneb’i boşadıktan sonra). Ahmed bin Cahş ve Muhammed bin Talha kabre indirdiler. Hakikaten dünyâda onun mertebesinde hiç bir hatun yoktu. Bütün davetliler yediği halde. Defn edileceği esnada Hz. kendisini aforoz etmiş olan. kabrine de onlar girer. iğrenç yazısı.” buyurdu. en önce vefât eden budur. Duâsı kabul olup. Üsâme bin Zeyd. 464 3) El-Îsâbe. O’na duâ etti. oruç tutan ve ibâdetle vakit geçiren bir hatundu. Nebîsini onunla evlenmeye sevk eyleyip.

CÜVEYRİYYE BİNTÜ’L-HÂRİS: Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri. kelime-i tevhid söyler bulurdu. Bunun üzerine Resûlullah “Öyle ise iftar et (orucunu boz)” buyurdular.s. bu isimle anılmaya başlandı. Bunlar dînî. Sâbit tarafından satılığa çıkarıldığında babası Hâris kızını almak için bir sürü deve getirdi. İbn-i Abbas (r. sh-149.a. 975.a. (Bkz. Resûlullah (s.v.” Bu ciheti takdir eden Âişe (r. Cüveyriyye (r. sırası geldiğinde zaman zaman muhtelif gazvelere iştirak etmiştir. 1089 HZ. bu duruma çok şaşırdı.anha) nikâhladığını duyunca: “Biz Resûlullah’ın (s. annemizin akrabalarını hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz” dediler. Hatta denildi ki: “Cüveyriyye (r. Aynı zamanda çok ibâdet ederdi. şehir dışında sakladı.anha) bu hali söyliyerek her zaman öğünürdü.a.) ailesinin.anha) müslüman oldu.a. 1088.) Cüveyriyye’yi (r. Hz. İbn-i Ömer. 25.” demiştir. Hâris.anha)’nın mehri bütün Mustalak kabilesinin âzâd edilmesi oldu. Peygamber efendimiz.a. Bu hal yüzlerce esirin âzâd olmasına vesîle oldu. Buyurdular ki: “Sen hep böyle mi yaparsın?” “Evet” dedim. öğle üzeri tekrar geldiler ve yine ben aynı zikir ile meşgul idim. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan).” Hz.” Hicrî 56 (m.a. kendilerine nikâhladılar ve 400 dirhem mehir takdir ettiler. İslâm târihinde de. Sübhanallahi ridâ nefsihî (3 defa).anha)’yı Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. Cüveyriyye (r. Mustalakoğullarından yüzlerce kişi Cüveyriyye sayesinde esirlikten kurtulmuştur. Bakî’ Kabristanlığına defn edilmiştir.v. “Sübhanallahi adede halkıhî (3 defa) Sübhanallahi zînete Arşihî (3 defa).)’den bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler yedi tanedir.v.anha) izzet-i îmân sahibi metanetli bir hatun idi. Resûlullah efendimiz (s.a.anha)’nın yanına gelmişlerdi.). Resûl-i Ekrem’in (s. Cüveyriyye (r. kızı ve kabilesinden 600 kişi esir düşmüştü. Cüveyriyye (r. Peygamber efendimiz. Nitekim Cüveyriyye (r.anha) “Hayır” diye cevap verdi. ilâh yoktur ve sen Onun elçisisin. İbn-i Abbas. Hâris. Resûlullah bir haceti (ihtiyacı) için dışarı çıktılar. sh-334. “Şehâdet ederim ki.) huzuruna geldiğinde. Peygamberimiz (s. Cüveyriyye (r. 26 7) Sahîh-i Müslim cild-4.v. (r.v.v. Ubeyd İbn-i Sibik hadîs-i şerîf nakletmişlerdir. . Tekrar “İstersen sana bir kaç kelime öğreteyim de bu kelimeleri söyleyesin ve hem senin nafile ibâdetlerin yerine geçe” buyurdular ve şu duâyı öğrettiler. Allahtan başka kimsenin bundan haberi yok idi” dedi. Hârise kızını geri verdi. ağabeyleri ve kabilesinden birçok insandan sonra.) ile birlikte. Bunların içinde çok iyi cins olan iki deveye kıyamayıp. 576) yılında Medine’de vefât etmiştir. Berr olan ismini Cüveyriyye’ye çevirdi. evlenmelerinin hepsini Âişe (r.) “Falan yerde sakladığın iki deveyi getir” buyurdu.v. 626) yapılan Benî Mustalak (veya Benî Müreysî) gazvesinde esir alınmıştı. Bu gazvede babası kaçarak canını kurtarmış.anha) “Ben Cüveyriyye kadar kavmine hayrı dokunan kadın görmedim.v.anha) Resûlullah efendimiz babasından isteyip. Benî Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dırâr’ın kızıdır. Resûlullah (s. Mervân bin Hakem tarafından namazı kılınıp. Allah’tan başka tapılacak kulluk edilecek hak bir mabud. Kendisinden. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Esirlerin taksiminde Cüveyriyye (r.a. Muhammed aleyhisselâm). Resûlullah (s. Böylece iki oğlu ve kabilesinden birçok insanla beraber müslüman oldu.v. hepsi Cebrâil (a.a. anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte “Bir Cuma günü. Babası. Tekrar “Dün oruçlu mu idin?” diye sordular. Resûlullah’ın (s. bin Âmr İbni Rebîa bin Hârise bin Âmr el-Muzâiyye elMustalâkiyye’dir. Cüveyriyye’den (r.anha) şöyle rivâyet etti: “Bir sabah câmide ibâdetle meşgul idim.anha) “Hayır yâ Resûlallah” diye cevap verdi.anha) Hz. diğer hanımları gibi. Peygamber efendimiz O’na “Yarın oruç tutacak mısın?” diye sordular. Cüveyriye. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem. Resûlullah (s. Sâbit bin Kays’a düştü.145 - . Cüveyriyye oruçluydu. Sübhanallahi midâde Kelimâtihî (3 defa). Hicretin beşinci yılında (m. Ebû Eyyûb’ün Cüveyriyye (r.a.6) Sahîh-i Buhârî cild-6. O gün Hz. sh-122. Cüveyriyye. Yirmi yaşlarında müslüman olan Cüveyriyye’yi (r.) O’nunla evlendikten sonra. 152 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 34. baskı.) uğradığında Sübhanallah zikrini yapıyordum. Nesebi (silsilesi). Cüveyriyye binti Hâris bin Ebî Dırâr bir Hubeyd bin Cudeyme elMustalakî olduğu gibi bu silsilenin devamı olarak.) develeri alıp.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Peygamber efendimiz O’nun yanına geldiklerinde O’nu çok zikir yapar. fakat.anha) ile olan evlenme de böyledir. Cüveyriyye.

Peygamberimizin (s. kendisi de bu isimle meşhûr oldu. Ebû Süfyân kızından bu sözleri işitince. Medine’de 44 (m.a. Ümmü Habîbe’yi boşayıp. sh-324. Habeşistan hükümdarı iki gümüş gerdanlık. 429 12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-995 HZ. Dînini bıraktı. zengin olmaya zorladı.a. . kocası hıristiyan olduğunu söyleyip. Ümmü Habîbe. Resûlullah’ın isteğini bildirdi.a. Atlahü teâlâ kıyâmet günü O’na ateşten bir elbise giydirir. Fakat kendisi içki âlemlerine dalıp az zaman sonra sarhoşken öldü. Nikâhımı yap! Sonra kendisini buraya gönder. Peygamber efendimiz (s. Zaten kocasının mürted olacağını rüyasında görmüştü. Ümmü Habîbe.v.v.anha) muhacirlerle Necâşî’nin temin ettiği iki gemiye binip Car Limanında indiler. müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir dereceye geldiğinde Habeşistan’a hicret etti. Amr bin Ümeyye ile gönderdi. Mu’âviye’nin kız kardeşidir. Ebû Süfyân daha sonra Mekke’nin fethinde müslüman oldu. Muâviye kızkardeşi Ümmü Habîbe’nin kucağına başını koymuş yaslanır gördü ve hanımı Ümmü Habîbe’ye “Sen Muâviye’yi (kardeşini) çok mu seviyorsun” buyurdu. sh-358 4) Üsûd-ül-gâbe cild-5. ferah yaşadı. ölüme râzı olacağını.a. Ümmü Habîbe “Evet.) ile Ümmü Habîbe’nin nikâhını kıydı. sürünerek ölmesini bekledi. sh-148 6) Sıfat-üs-safve cild-2. Ebû Süfyân.Ümmü Osman’ın Cüveyriyye (r.v. haline çare aradı. Muhâcir ve müslümanları sarayına davet etti ve Resûlullah (s.) mektubuna çok hürmet edip. Kendisi de. Resûlullah’ın nikâhına girmeyi kabul edince. Necâşî. yüzükler ve bilezikler hediyye etti.) ile evlenmesi. sh-1854 9) Mevahib-i Ledünniyye cild-1. Cennette. kapkara olduğunu gördü.v. fakîrliğe. O’nun sayesinde Habeşistan’daki müslümanlar da çok rahat etti.a. Mektupda. “Oradaki Ümmü Habîbe ile evleneceğim.v. Ümmü Habîbe (r. Kocası Ubeydullah bin Cahş. Peygamberimizin (s.a. îmânın mükafatına kavuşarak orada zengin ve rahat oldu. ilk önce Resûlullah’ın halasının oğlu Ubeydullah bin Cahş ile evlendi.anha) Resûlullah (s. ÜMMÜ HABÎBE: Resûlullah’ın mübârek hanımlarından.) bir gün evine geldiğinde Hz.” şeklinde talepte bulundu.) hicretin yedinci senesinde mektûb yazıp. papasların propagandalarına aldanıp. Ümmü Habîbe de bulunup. Kocasıyla İslâmiyeti kabul eden ilk müslümanlardandır. kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için. sh-265 3) El-İstiâb cild-4. hemen hazırlıklara başladı. Ümmü Habîbe’yi de İslâmiyetten çıkıp. Rüyada. sh-398 8) Kâmûs-ül-A’lâm cild-3. dünyâ malına kavuşmak için mürted oldu.anha) Peygamberimizi (s. Necâşî. fakîrlikten kurtularak. babası Ebû Süfyân’ın kalbinin yumuşayıp. Ümmü Habîbe. mücevherat. Habeşistan’da doğup.a.anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki: “Erkeklerden kim ipek elbise giyerse. sh 218 10) Envâr-ül-Muhammediyye sh-155 11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4. kocasının suratı gayet çirkinleşip.v. ileride müslüman olmasını hazırlayan sebeplerdendir. Müslüman olan Habeşistan hükümdarı Necâşî’ye Peygamberimiz (s. Peygamberimizin her zaman oturduğu mindere oturmak üzere iken kızı Ümmü Habîbe “Sen bu mübârek yere oturmaya lâyık değilsin” diyerek oturmasına mâni oldu. O’nun dînine bağlılığına hayret etti.a. Cariyesini gönderip. bîat etti. Ubeydullah bin Cahş.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.v. Ümmü Habîbe’nin dîninin kuvvetini ve başına gelen acı hâli işitti. 664) senesinde vefât etti. yâ Resûlallah” cevâbını verince “O’nu Allah ve Resûlü de çok seviyor” buyurdu. bu müjde yanında pek küçük kalır. bütün dünyâya değişmeyeceğini bildirdi. Kocası dînini dünyâya değişince. Ümmü Habîbe (r.anha). O.a.v.). dünyânın bütün zevk ve nimetleri. Rüyasının sabahı da tabir etmek için düşünürken. İsmi Remle’dir. anlaşmayı yenilemek istediler. Bu iş için o zaman henüz müslüman olmamış olan Ebû Süfyân’ı Medine’ye gönderdiler.146 - . Hz. Mekke’deki kâfirlerin. Mekke kâfirlerinin başkumandanı Ebû Süfyân ile mücadele ediyordu.v. annesi Hind’dir.) kadınlar ile sözleşmesinde Hz. Ümmü Habîbe’nin (r. fakat “Muhammed aleyhisselâmın dînini ve sevgisini. Bi’setten onyedi sene önce Mekke’de doğdu. Peygamberimiz (s. Ümmü Habîbe (r. Cennetin en yüksek derecesi ile de müjdelenmiş oldu ki.) hanımı olan kızı Ümmü Habîbe’nin odasına girdiğinde. Deveye binip Medine’ye geldi. Mekke-i Mükerreme’nin feth edildiği gün Resûlullahın (s. Mekkeli müşrikler Hudeybiye antlaşmasını bozduktan sonra endişeye kapılıp. sh-26 7) İbn-i Hişâm cild-4. sh-420 5) El-Â’Iâm cild-2. Kızı Habîbe. İmân kuvvetine hayran kalıp. Babası Ebû Süfyân bin Harb bin Ümeyye. sh-116 2) El-Îsâbe cild-4.) çok severdi. “Sen de hıristiyan ol” dedi.

1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Afv eyle ve hayır duâ ile yâd edip benim için mağfiret talep et” deyince Hz.a. Annesi Berre’nin babası Semran Arabistan’da şecaat ve cesareti ile şöhretliydi. Abdullah bin Utbe bin Ebû Süyfân.v.anha) “Resûlullah gece seninle beraber uyuduğu elbiseyle namaz kılarmıydı?” diye sordu. Medine’de 50 (m. yeğeni Ebû Süfyân bin Sa’îd bin Mugayre. 327 7) Sahîh-i Buhârî. (Onlar) iki rek’at sabahtan evvel. Bu hususta kendisine danışılırdı.” buyurdu. 99 2) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-1. Kinâne ile evliyken rüyasında.” hadîs-i şerîfini rivâyet ettikten sonra. abdestli bulunmayı tavsiye edip.a. Hasta yatağında Hz. Kinâne. dört rek’at ikindiden evvel.anha) çok hürmet gösterdi. nehy-i münker ve bir de Allahü teâlâyı zikretmek müstesnadır. Resûlullah’ın nikâhıyla şereflendi. güzelliği iyi ahlâk ve namusluluğu ile herkesçe beğenilirdi. sh-365 3) Siyer-i a’lam-in-nübelâ cild-1. SAFİYYE BİNTİ HÜYEY: Peygamber efendimizin hanımlarından. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları: Peygamber efendimiz (s. Yeğeni Ebû Süfyân İbni Sa’îd’e.v. Safiye binti Şeybe. cild-2. cild-2.” Ümmü Habîbe’nin (r. Hak teâlâ da seni memnun kılsın.a. Ümmülmü’minîn yani müslümanların annesi oldu. Hz. 629) senesinde feth etti. Hz. Müslümanlar Hayber’i 7 (m.s. Babası Huyey bin Ahtab.anha) kizı Habîbe binti Ubeydullah. Arabistan’daki bütün Yahudilerin başı sayılırdı. Îmân edince. o kimse için Cennette bir ev hazırlanır. Ümmü Habîbe (r. dört rek’at da akşamdan sonra kılınan sünnetlerdir. Gözünün morarmasına . Nesebi Safiyye binti Huyey bin Ahtab bin Âmir bin Ubeyd bin Kâ’b bin Hazra bin Ebî Habîb bin Nudayr bin Nahham bin Meyhum. Gözü morardı.a.) şu hadîs-i şerîfini de nakl etti: “İmân sahibi bir kadın için her hangi bir şekilde üç günden fazla matemli bulunmak caiz değildir.a. Eğer her ne suretle olursa olsun. Ömer. Hayber’in en meşhûr kalesi Şemmus Kalesi’nin kumandanı çok zengin Kinâne bin Hakîk ile evlendi.) vefât ettikten bir müddet sonra güzel kokular sürünüp. 671) senesinde altmış yaşında vefât etti. kardeşi Mu’âviye bin Süfyân (r. kendisi de esir edildi.) müezzin ezan okuduğu zaman.Peygamberimizin (s. Kabri Medine-i Münevvere’dedir. Baba tarafından Benî Nudayr ve anne tarafından da Yahudiler’in Beni Kureyza aşiretinin ileri gelenlerindendi. sh-75 6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. Bundan ayrılarak. sh-327 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079 9) Eshâb-ı Kirâm sh-402 HZ. Peygamberimizden pek çok hâdiseye şehâdet edip. aramızda hatâen bir şey geçmiş ise senden afv etmeni isterim. 664) senesinde yetmişüç yaşında vefât etti.” “Hergün farzlardan başka oniki rek’at nafile (sünnet) kılan kimseler için Cennet’de bir ev inşaa edilir.a. sh-316 4) El-Îsâbe. sh-68. anne tarafından da Safiyye binti Berre binti Semvân idi. Etrafındakilere Peygamber efendimizin (s. Medine-i Münevvere’de 44 (m. sh-584. Hârûn bin İmrân (a.147 - . 96. Hadîs-i şerîflere çok dikkat ederdi. O’na geçimini sağlaması için yıllık maaş bağladı.anha) çağırtıp.v. Ümmü Habîbe kardeşi Hz.a. dört rek’at öğleden evvel. Sehba mevkiinde düğünü yapılıp. Safiyye’nin babası ve kocası öldürülüp. Sâlim bin Abdullah bin Cerrâh. Mu’âviye’nin (r. Ümmü Habîbe’ye (r.) hilâfeti zamanında hastalandı. kavun ve hurma velime olarak verildi. Hz. Hayber’de (m. “Her kim bir şey pişirecek olursa abdest alması iyidir. 611) senesinde doğduğu tahmin edilmektedir. Muhammed (s. Ay’ın onun odasına düştüğünü görmüştü. kâmil birisiydi.” buyurdu. Urve bin Zübeyr.) Safiyye’yi âzâd etdi.) bu hadîs-i şerîfi rivâyet ettiler. Ancak. 587 5) El-İstiâb.v. Ümmü Habîbe çok fazıl. “Adem oğlunun her sözü kendi aleyhinedir. Zeyneb binti Ümmü Seleme.) neslindendir. otuz hadîs-i şerîf rivâyet etti. “Sen ancak Hicaz’ın Meliki Muhammed’i istiyorsun” deyip. Hz.) vefâtından sonra Eshâb-ı kirâm Ümmü Habîbe’ye (r. Elbisesinde bir necaset bulunmadıkça namaz kılardı. Esirler bölüşülünce Safiyye de âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber efendimiz Muhammed’in (s. neslinin üstünlüğü. Babası Ebû Süfyân bin Harb (r. Hayber’de ilk önce meşhûr bir şâir ve kumandan olan Yahudi Sellâm bin Mişkem el-Kuradı ile nişanlandı.” Hz. iki rek’at öğleden sonra. şu hadîs-i şerîfi rivâyet etti. ezanı bitinceye kadar tekrar ederdi. Aişe’yi (r. cild-8. Bu rüyasını kocasına anlatınca. Safiyye Hayber’de. bunun müddeti dört ay ve on gündür. Hz. Safiyye binti Huyey İsrâiliye’nin.anha) “Evet. 70.” Yine “Her kim her gün oniki rekât nafile namaz kılarsa. kocası için. “Sen beni memnun etmişsin. sh-325.a.v.) hissesine düştü. 586. Muâviye. “Ben bunu işittikten sonra. yüzüne bir tokat attı.a. Ancak emr-i ma’rûf. iyi ve yeni elbise giymişti. cild-2. cild-6. Âişe bu söz üzerine duâ edip. Sâlih Semman da (r. o namazları hep kıldım” buyurdu.) Akife binti Süfyân. “Benimle senin ve diğerlerinin aramızda münasebetler vardı.

Hakkında şu hâdise anlatılır.” buyurunca. Abbâs ile buluşunca. üzerindeki de Resûlullah’ındır (s. Hz. Hz. o metanetini bozmadı. Hz. sh-546 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-3. sh-346 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1060 8) Eshâb-ı Kirâm sh-389 HZ. Başkalarının yardımına da koşardı.v. MEYMÛNE BİNTİ HÂRİS: Peygamberimizin (s. evine gitmek istedi. Vefâtında bir evi kalmıştı. Cuhfe’de bulunduğu sırada Hz.Resûlullah (s. Resûlullahın nikâhı ile şereflenerek son hanımı oldu. “Yâ Nebîyyallah! Keşke sizin bütün ağrılarınızı. Hayber’i müslümanlar feth edip.a. Yahudiler ile münasebetime gelince onlar benim akrabamdır. Bu husus Hz. Hz. “Bunları sana kim öğretti?” diye sorunca “Şeytan” cevabını aldı.) değiştirerek “Meymûne” yaptı.a. o da kocası Hz. Yahudilerin cesedlerinin bulunduğu yerden geçmek zorunda kalındı. Ömer meseleyi öğrenmek için O’na sorunca buyurdu ki: “Hak teâlâ. sh-86 2) Üsûd-ül-gâbe cild-4. döndü. Hz. Müslim İbn-i Safvan. bindiği katıra Ester Nehai saldırınca. Meymûne ilk önce cahiliyyet devrinde Mes’ûd bin Amr bin Umeyr es-Sekatî ile evlenmişti. Cumartesi gününe hürmet edip.a. Hz. Safiyye’nin vasiyetini yerine getiriniz. Hz. Fedakârlık yapardı.” Hz.) Hicretin yedinci senesi Hayber’in fethinden sonra Zilka’de ayında umre niyyeti ile yola çıktı. kendisine mesele danışırlardı. Ben sıla-i rahmi terk etmem.a. Peygamberimiz bundan sonra bir daha evlenmedi. Hasan’ı gönderdi. Fakat. Bu da vefât edince dul kaldı. Yahudiler ile münâsebet kuruyor.v. Hz. bana Cumartesi yerine Cuma’yı inayet kıldıktan sonra Cumartesine hürmet göstermeme ne lüzum var. başına toprak attı. Varisleri başka dinden olduğundan vefâtından sonra vasiyetinde mesele çıktı. annesinin ismi Hind binti Avf idi.) hastalığında bütün hanımları görmeye gelirlerdi. halime. Cariyyeye birşey demeyip onu âzâd etti. vasiyeti yerine getirildi. koynuma girmiş gördüydüm.v. Osman’ın evi sarılmıştı.v. Hz. Yanına çok kimseler gelip. Kinane ve Yezîd İbn-i Mûteb ve başkaları Hz. Safiyye akıllı.148 - . Peygamber efendimiz’in (s. Böylece Hz. Künyesi Ümmülfadl. 35 (m. Abbas. Âişe’ye suâl edildi. 671)’de vefât etti. O da. Resûlullah’ın (s. Hz. Çok yardımsever olup. Hz.) karşı çok büyük muhabbeti vardı. “Bir gece rüyamda sanki ay gökten inip. Meymûne. Peygamberimiz’e (s. Safiyye çok cömertti.) dedi.v. Ömer’in hilâfeti zamanında. diyerek yüzüme bir tokat vurup.a. Hz. Abbas: “Yâ Resûlallah! Meymûne binti Hâris dul kaldı. Resûlullah (s.a.v. Peygamberimizin yanına getirilirken. Hz. akrabaları ve ahalisi esir edilmişti. selime ve ağır başlıydı. 53 (m. Abbâs.v. Abbâs’a.v. Emlâkının üçte birini yeğenine. İsmi daha önce “Birre” iken Resûlullah (s. öğrenirlerdi. Peygamberimizden (s. Zînet eşyası fazla olduğundan bunu Peygamber efendimizin hanımları arasında paylaştırdı. daima fedâkârlıklarda bulunurdu. sh-337 5) El-İstiâb cild-4. çağırarak. Bu işin gereğinin yapılmasını da ablası Ümmü’l Fadl’a. Vaktini ibâdet ve zikir ile geçirirdi. kendisine ilmî meseleler sorup.) hanımlarından.a. Osman’ın evine gelirken. İshâk İbn-i Abdullah. Fakat. Kendisini Peygamber efendimize (s. Safiyye’den hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Meymûne binti Hâris bin Hazn bin Büceyr bin el-Hezm bin Ruveybe bin Abdillah bin Hilâl bin Âmir bin Sa’saa el-Hilâliye’dir. Safiyye’nin yanında bulunan kadın bağırıp. “Nedir bu iz?” buyurunca. Osman dışarı çıkamıyordu. Sen şu üzerimize gelen Arap Melikinin hanımı olmaya göz dikmişsin. Kocam Kinâne’ye anlattım. sh-337 6) El-Îsâbe cild-4. istifini bile bozmadı. “Ey Halk! Allah’tan korkunuz. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.a. izi kaldı” diyerek rüyasını arz etti.” Hz.) bağışladı.v. acılarınızı ben çekseydim” buyururdu. kalanı da fakîrlere sadaka olarak tasadduku vasiyet etti. Safiyye durumuna çok üzülüp.v.v. Mekke’de Benî Hilâl kabilesinden idi. Hz. Safiyye cariyesini çağırıp. Hz. Meymûne’yi Resûlullaha nikâhladı.) Mekke’de umreyi tamamladıktan sonra Medine’ye dönerlerken Şerîf mevkiine gelince Hz.a. cariyesi O’nu şikâyet etti: “Safiyye’de daha hâlâ Yahudilik âdetleri var. Safiyye. Safiyye çok büyük üstün fazîletlerinin yanında ilim hazinesiydi. Meymûne. Safiyye de geldiğinde. Resûlullah (s.) dörtyüz dirhem mehr alarak Hz. Burada düğün merasimi de yapıldı. Hz. bıraktı.a. Eline geçenleri dağıtırdı. İmâm-ı Zeynel Abidin. Nesebi ise.) kendisine dünür olduğu haberini deve üzerinde iken alınca “Deve de. Hac mevsiminde taşralı kadınlar gelip. Hatta geçerken kocasının cesedini de gördü. Meymûne’nin nikâhlanmasında vekil oldu. . Bunun üzerine Peygamber efendimiz Ebû Rafı ile Ensâr’dan bir zatı Mekke’ye dünürlüğe gönderdi.a. İslâmiyetle şereflenince çok samimi bir müslüman oldu. Ondan ayrılınca Ebû Rühm bin Abdiluzza ile nikâhlandı. Yeğeni Mûseviydi. 655) senesinde fitne çıkıp.). Onu kendine hanımlığa alsan olmaz mı?” diye teklifte bulundu. Yine anlatırlar. sh-490 3) Sahîh-i Müslim cild-1.

diye devam eden Peygamberimizin (s. Mukavkıs.anha).) Mısır ve İskenderiye Meliki Mukavkıs’a! Hidayete kavuşan ve huzuru. (s. İslâmiyeti duyurmak ve tebliğ etmek üzere elçilerle mektûblar gönderdi.Kendisinden 46 hadîs-i şerîf veya başka bir rivâyete göre 76 hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Orada Mukavkıs’ı bulamayınca. Peygamber efendimiz. MÂRİYE: Peygamber efendimizin cariyesi iken îmân eden kadın Sahâbî.v.a. Bir ara çok borçlanmıştı..” O Resûlullah’ın (s. Mektupda şöyle buyuruyordu: Bismillahirrahmanirrahîm.) mektubunu saygı ile açtırdı ve okuttu. doğru yolu görüp tutanlara selâm olsun! Şimdi ben. Peygamberimizin (s.v. ondan uzak durursan. Mısırİskenderiye’nin hükümdarı Mukavkıs’tan hediye olarak gönderildiği için.a. Bazan borç alır ve hayır işlerine harcardı.) bu duâyı aldıktan sonra mektubu Peygamberimizden (s.a. Cenâze namazını yeğeni Hz. 671) senesinde Mekke’de hastalandı: “Beni Mekke’den çıkarınız! Çünkü Resûlullah benim Mekke’nin dışında vefât edeceğimi haber verdi.a. sen bu davetimi kabul etmez. sana ahirette sevab ve mükafatını iki kat versin! Şayet. Allahü teâlâ. önce Mısır’a uğradı. diğerleri de çeşitli hadîs ve fıkıh kitaplarında vardır.) buyurdu ki: “Herkes iyi niyetle borçlanırsa. Veda ederek evine gitti.. Bunlardan 7 tanesi Buhârî ve Müslimde. bunu nasıl ödeyeceğini sordukları zaman “Resûlullah (s. hakkında hayırlı ve mübârek kılsın” diyerek duâ buyurdu. Hatîb bin Beltea (r. sh-132 3) El-İstiâb cild-4. Hazret-i Meymûne’den hadîs-i şerîf rivâyet eden zatlardan bazıları şunlardır: Hazret-i Abdullah bin Abbâs. Ömer’in halifeliğinin son yıllarında 16 (m. Bundan sonra en yakından en uzağa kadar olan komşu hükümdar ve kabile başkanlarına. 1) El-Îsâbe cild-4. “Ey kitab ehli (olan Hıristiyan ve Yahudiler)! Bizimle sizin aranızda müsâvi (eşid ve ortak) bir kelimeye gelin şöyle ki: Allahü teâlâdan başkanına tapmıyalım. Dînî emir ve yasaklara da son derece dikkat ederdi. Bu mektûb ve elçilerden birisi de Mısır Mukavkıs’ı ismi ile adlandırılan Bizans’ın İskenderiye valisine yazılmıştı. Hz. hanımlarının da en son vefât edeni idi. Resûlullah’a nikâhı yapılmış olduğu yerde vefât etti. Bakî’ Kabristanlığına defn edildi. Cenâzeyi fazla sarsmayın ve edeble yola devam edin.v.a. Allahü teâlânın kulu ve Resûlü Muhammed’den (s. İskenderiye’ye geçti. Peygamberimiz (s.) gönderilmişti.a.” buyururdu. seni yüce İslâm Dînine.”. Meymûne 53 (m. müslüman olmaya davet ediyorum! Müslüman ol. Allahü teâlâ onun borcunu öder.v. Ailesi ile de vedalaşarak yola çıktı.anhüm) toplayarak: “Ey müslümanlar! Ey bütün ecr ve sevabların karşılığını Allahü teâlâdan bekliyenler. Peygamberimiz’in. İslâmiyete davet etmek için hükümdarlara ve valilere mektûblar yazıp hazırladı.v.149 - .a. Abdurrahman bin Sâib.v. Peygamber efendimiz Hatîb bin Ebî Beltea’nın (r. O’na hiçbir şeyi . İskenderiye valisine hanginiz götürür?” diye Sahâbîlere sorunca. Mâriye (r.a. 629) Medine’de vefât etti. Şu mektubu sevabı Allahü teâlâdan ödenmek üzere.v. de ki. Abdullah bin Abbâs kıldırdı.) “Ben götürürüm!” dedi.” buyurdu. Abdullah bin Şeddâd.a. “Bu Resûlullah’ın hanımıdır. Cenâzesi kaldırılacağı zaman şöyle dedi.) Mekke’deki Kureyş müşrikleriyle Hudeybiye’de on yıl çarpışmamak üzere barış anlaşması imzaladı. sh-411 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8.) mektubunu buradaki sarayda bulunan Mukavkıs’a takdim etti.) son nikâhlısı olduğu gibi. nesebi (silsilesi) ve doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. sh-366 5) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1036 HZ. Mısır Mukavkısı..a. Daha sonra Eshâb-ı kirâmı (r.) bu davranış ve cevabına çok sevinerek! “Ey Hatîb! Senin kabul ettiğin bu vazifeni. bütün Kıbtîlerin günahı senin boynuna olsun!.v. kurtuluşu bul da Allahü teâlâ. Ubeydullah el-Hulânî.a. Hz. dedi. Kur’ân-ı kerîmin Âl-i İmrân sûresinin altmışdördüncü (64) âyet-i kerîmesi ile son buluyordu: (Resûlüm). Elçi olarak da Sahâbîden Hâtıb bin Ebî Beltea (r. imânının verdiği heyacanla hemen ayağa kalktı ve Peygamberimize (s. sh-404 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6.. Kendisini çıkardıkları zaman.v. Orada bulunan Hatîb bin Ebî Beltea. Hazret-i Âişe onun hakkında: “Meymûne bizim hepimizden fazla Allahü teâlâdan korkan ve sıla-i rahmi (yakın akrabaları) gözeten bir hatun idi.) aldı.a.) mektubu.

) hanımları içinde Hz. Bu sırada gözlerinden damla damla yaşlar akıyordu.v.) “Buyurunuz konuşalım” dedi. hepsi Cebrâil (a. Hediyeler.v.a. elbise yapımında kullanılacak bir miktar Mısır kumaşı.a.v. Bu durum hâlâ Peygamberimizin (s.) Allahü teâlânın Peygamberi olduğuna göre. Bir müddet sustu. Hatîb bin Ebî Beltea’ya şöyle dedi.v.a.a.) O’na Şu şekilde cevap verdi: “Sen Îsâ’nın (a.a. îmân etmesiyle yükselmiş.) sünneti olarak Müslümanlar arasında bugün de devam etmektedir.s. Koruduğu malı ve saltanatının hiçbirisi kendisinde kalmayacak” buyurdu.s.a. hayran kalıp hemen müslüman oldu.s.v. biz gerçek müslümanlarız.a.a. Medine dışında bulunan Avali isminde bir köyde.a.) mektubunu alıp. güzel konuşmasına.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur.): “Evet. Ama sesli ağlamaktan ve feryat etmekten ve cahiliye âdetlerinden men ederim. Birkaç dakika sonra İbrâhîm vefât edince: “Yâ İbrâhîm! Ölümüne çok üzüldük.) Mukavkıs tarafından hediye olarak gönderilen Cariyelerden Mâriye (r.anhâ) kendisine nikâhlıyarak diğer hanımları arasına kattı.v. Peygamberimiz (s.) elçisi.v.). “Çok güzel konuştun.a. Bu ise.anhâ) ile olan evlenmeleri de böyledir. Yine bir gün aynı köye.v. O’nu bulunduğu dünyâ üzerinden gök yüzüne yükselteceğine. Kabrinin üzerini hafifçe açarak su döktü. öyle bir Peygamberse. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Câriye olan Mâriye (r. “Benim anlamak ve sormak istediğim bazı konular var ne dersiniz?” deyince: Hatîb bin Ebî Beltea (r. bu cevâbı alınca.): “Yâ Resûlallah. Peygamberimiz (s. üst baş yırtmadan.a. sen işi ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olansın. O. Allahü teâlânın kulu ve Resûlüdür” dedi. (Bkz.v. Onun da kavmi..) bizzat Mukavkıs’tan gelen mektubu kendisi açtı ve okuttuktan sonra: “Kötü ve akılsız adam! Saltanatından vazgeçemedi. Allahü teâlâ.v. başka bir yurda sığınma zorunda bırakılan kavmine niçin bedduâ da bulunmadı?” diye sorunca Hatîb (r.) ise O’nun bu davranışından ve îmân ederek müslüman oluşundan çok memnun oldu. iradesinde değildir. kalbimiz sızlıyor.) “Ben sizi ağlamaktan menetmem. Mâriye’yi (r. Buna O saygıyı ve şerefi kazandıran Peygamberimizi (s. Oğlu İbrâhîm’i ziyârete gitti.ortak koşmayalım. söyliyecek söz bulamadı. Peygamberimizin (s. Gözlerimiz ağlıyor.a. Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem.) bu halini gören yanındaki arkadaşı Abdurrahman bir Avf (r.a. alçak gönüllülüğüne.) konuştuktan sonra.” Mukavkıs. Peygamberimizin (s.a.) aynı gün oğlu İbrâhîm’in cenâze namazını kendi kıldırdı.a.) tarafından kabul edildi.anhâ) Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. Allahü teâlâya karşı şirk koşmayacak durumda üzülmenin serbest olduğunun müslümanlara güzel bir şekilde izahı olmuştur.v.) Mâriye’den (r. siyasî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir.) kavminin yok olması için Allahü teâlâya bedduâ etse olmaz mıydı?” deyince: Mukavkıs.v.s.v. süt anneye verildi. “Senin bana mektubunu getirdiğin efendin Peygamber değil mi?” Hatîb bin Ebî Beltea (r.a. fildişinden güzel bir kutu içine kendi eli ile koydu ve ağzını mühürleterek özel hizmetçisine koruması için teslim etti. Fakat Rabbimizi gücendirecek herhangi bir söz.) Allahü teâlânın Resûlü olduğuna inanırsın değil mi? İsa (a.a.a. “Peki O. Baş tarafına ise büyükçe bir taş koydu. Peygamberimizin (s. onun sohbetine. bütün müslümanların annesi olarak herkesin saygısını kazanmıştı. Mukavkıs. Hadîce’den sonra çocuğu olan ikinci hanımı olma şerefine de kavuşmuş oldu. Bunlar dîni. Peygamberimiz (s. kendi doğup büyüdüğü öz yurdundan çıkarılıp. Allahü teâlâyı bırakıp da birbirimizi Rab’lar edinmiyelim” Eğer kitap ehli bu kelimeden yüz çevirirlerse.v. Bu sebeple de Peygamberimizin (s.a. Mukavkıs. yerli yerince konuşuyorsun.): “Hayırlı olsun.) İbrâhîm adında bir oğlu dünyâya geldi. Bunlar Allahü teâlânın rızasına muhaliftir (uygun değildir). düldül isminde bir katır v. Saçlarını okşamaya başladı.150 - .) görür görmez Allahü teâlâya imân edip müslüman olmasıdır. o insanın elinde. Peygamberimizin (s. Fakat Mukavkıs müslüman olmadı. vefât edenler için bağırıp çağırmadan. Peygamber efendimiz sık sık bu köye oğlunu ziyârete gider O’nu şefkat ve merhametle severdi. fakat nasîb olmadığı dereceye. kendisini yakalayıp çarmıha asmak istedikleri zaman.anhâ) Peygamberimizle (s.anhâ) da herkesin arzu ettiği. gibi hediyelerle Medine’ye döndü.a. Bakî kabristanlığına defn edildi. Hatîb bin Ebî Beltea (r. Peygamberimiz (s. Peygamberimizin (s. hemen bağrına bastı. Peygamberimize (s. Mâriye ve Sirîn isminde iki cariye. Oğlunun ruhunu teslim etmek üzere olduğunu görür görmez O’nu.) oğlu İbrâhîm.a.a. Ama gayri ihtiyari gözyaşı dökülür ve mahzun olunur” buyurmuştur. Mukavkıs’ın Peygamberimize gönderdiği mektûb.) okunan bu mektubundan sonra O’nun elçisi Hatîb bin Ebî Beltea’ya (r. söylemeyiz” buyurdu.a.. Daha sonra Peygamberimizin (s.v.” Mâriye (r.a.s. Çünkü sen böyle vasıfları taşıyan birinin yanından geliyorsun!” dedi: Hatîb bin Ebî Beltea (r. siz de mi ağlıyorsunuz” demesine karşılık Peygamberimiz (s.v. Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini Âişe’yi (r. (o halde) şöyle deyin: “Şahid olun. . İsa (a.) ile Mukavkıs’ın arasında geçen bu güzel konuşmadan sonra Mukavkıs. “seni kutlarım” diyerek yanına çağırdı.

bizzat Mehir vererek. 637)’de vefât etmiştir. (m.v. sh-129 2) El-İstiâb cild-4. Medînede bulunan Yahudilerin Beni’Kureyza kabilesindendir. 631) Medine’de vefât etti. Bakî kabristanlığına defn edilmiştir. sh-309. siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir.anhâ) dilerse kendi dininde kalmak. sh-410 6) Envâr-ul-Muhammediyye 158 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1020 HZ. sessiz ve kendi halinde olduğu için. Ganimetler taksim edilip. Halife Hz. Bedir gazasında düşman askeri arasında idi.s. Reyhâne (r. Peygamberimiz (s. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı.). Mâriye (r. muhasara ve kuşatmadan sonra Müslümanların eline geçti. dilerse müslüman olmak hususunda serbest bırakmışlardı. (Bkz. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Reyhâne (r.a. Abdulmuttalibin en küçük oğludur.a): Peygamber efendimizin (s. Bunu duyan Resûl-i Ekrem efendimiz. Peygamberimiz bu hareket ve davranışıyla İslâm dinine girmek için zorlamak yoktur hükmünü bizzat kendileri tatbik etmişlerdir.anhâ) da savaş esirleri arasında bulunuyordu.anhâ) âzâd (hür serbest) ettiler. Hz. nikâhına aldılar. müslümanların bir çok İslâmi konularda uyarılmasına. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. Kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar” buyurmuşlar ve bu olayın tabiî bir hâl olduğunu Eshâb-ı kirâma açıklamışlardı.” dedi. Abbasî halifeleri Hz. sh-242 2) El-Îsâbe cild-4. Mâriye ve oğlu İbrâhîm’in hayatı. Uzun boylu. Reyhâne binti Şem’ûn İbn-i Yezîd veya Reyhâne binti Zeyd İbn-i Amr İbn-i Hanefe bin Şem’ûn bin Yezîd’tir.anhâ).anhâ) de: “Ben kendi dinimde kalmak istiyorum diye Peygamberimize (s.a. Doğum târihi kesin olarak belli değildir. hepsi Cebrâil’in (a. O zaman Yahûdilik dinine inanan Reyhâne’yi (r. Peygamber efendimizden üç yaş büyüktür. sh-70 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8. en çok sevdiği amcalarından. Kendisi için ve kardeşlerinin oğulları Ukayl ve Nevfel bin Hâris için para verip kurtuldular. Çünkü bunlar orada devamlı huzursuzluk kaynağı oluyorlardı.a. 310 3) El-Envâr-ül-Muhammediyye sh-158 ABBÂS BİN ABDULMUTTALİB (r. 1) Mevâhib-i Ledünniye cild-1. “Evet. Allahü teâlânın âyetlerinden ikisidir. Ömer’in halifeliğinin son yıllarında 16 (m. sebep olmuştur. (İbrâhîm’in defn edildiği gün) güneş tutulmuş her taraf kararmıştı. Peygamber efendimizden önce vefât ettiği için naklettiği hadîs-i şerîf yoktur. . Mekke ve Huneyn gazalarında Resûlullahın yanında bulundu. sh-212 5) El-İstiâb cild-4. Müslümanların eline esir düştü. Ben böyle münasip (uygun) görüyorum. O yıl îmân etti.anha) sakin. 626) senesinde Medine’nin dışında bulunan ve bir kaleye sığınan Beni Kureyza Yahudilerinin üzerine yürüdü.anhâ) da.anhâ) ile de olan evlenme böyledir. temiz karaktere sahip.a. İçinde bulunan Yahudiler malları. Bakî’de medfundur.anhâ) çok sakin. Peygamber efendimiz Hendek Savaşı’ndan sonra 5 (m. Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu kale. 32 (m. Mâriye (r. Reyhâne (r. sıra esirlere gelmişti. 652)’de 88 yaşında vefât etti.v. sh-405 3) Hilyet-ül-evliyâ cild-2. kendisinden hadîs rivâyeti olmamıştır. En son hicret eden budur. Bunu gören herkes.) oğlu İbrâhîm’in ölümüne yormuştu.) Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur. Kendilerini.v. Peygamberimiz’den (s.) daha sonra Reyhâne (r. yumuşak huylu bir hanımefendi idi. “Ay ve Güneş.anhâ)’ya şöyle buyurdular: “Sen Allahü teâlânın ve O’nun Resûlünün yolunu tutmak ister misin. Benî Kureyzâdan alınan savaş ganimetleri ve esirleri müslümanlar arasında İslâm dinine uygun bir şekilde taksim edildi. Bunlar dînî.” Reyhâne (r.v. beyaz ve güzel idi.a. REYHÂNE: Peygamber efendimizin cariyesi iken müslüman olan muhterem hanımlarından.151 - .Yine aynı gün. çocukları ve kadınları ile birlikte ganimet olarak alındılar.) önce 10. Abbas’ın soyundandır. Nesebi (silsilesi). Peygamberimizin (s. mülkleri. Peygamber efendimiz bu davranışından sonra Reyhâne’yi (r.” Reyhâne (r. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem.v. Ayrı bir ev açarak hanımları arasına koydular. Reyhâne (r. Peygamber efendimiz. evlenmelerinin hepsini Hz.) arz etmişti.anhâ) da Peygamber efendimizin hissesine düşmüştü.

sonradan ayrılığa düşmeyiniz. O’nu tasdîk edip. Abbâs şaşırdı ve “Yemin ederim ki ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu. Abbâs. Hayber Zaferi’nden sonra. herkesten. müslüman olduğumu da bilmemeleri lâzım. Hz. Hz. size katılıp. Allahü teâlâya şükür olarak. Nevfel bin Hâris için kurtulmalık akçesi ödeyiniz.v. Hz. Abbâs’a atası gibi davrandı ve onu babasının yarısı olarak kabul etti.a. Müslüman olunca. Mekkeye gidersem. Bunları alıp size getirmek istiyorum. orada bulunanların müslüman olmalarını teşvik edici. yeğenim hakkında verdikleri sözü yerine getirip onu korumak için ettikleri yemini işiten ve görensin. Bu hususu aranızda iyice görüşüp konuşunuz. Ticâret icabı yaptığı seyahatlerin birisinde. Abbâs muhalefet etmeyip. şu kadarı Abdullah için. Sen. Çünkü sen. Hz. Hz. Bir mektubunda Peygamberimizin yanına gelmek istediğini bildirdiğinde Resûlullah efendimiz Ona ”Senin bulunduğun yerdeki cihadın daha güzel ve faydalıdır. Medineliler ise: “Biz. Ve Haccac’a alacaklarını hemen fazlasıyla verdiler. onlara karşı koyacak kadar savaş gücüne sahipseniz bu işe karar veriniz. yoksa vermezler. Eğer. Hz. bulunması halinde.Peygamber efendimiz. akrabalık şefkatinden dolayı Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu. Abbâs.” buyurdular. Bunu nereden biliyorsunuz?” dedi.152 - . Muhammed (s.) bizdendir. Allah’tan getirdiklerine inanıyor ve beraberinizde alıp götürmek istiyorsanız. hanımın Hâris’in kızı Ümmül Fadl’a verdiğin altınlar! Onları verirken yanınızda sizden başka kimse yoktu.v. Peygamberimiz (s. O bütün bunlara rağmen. beni tatmin edecek sağlam bir söz vermeniz lâzımdır. Uygun görür müsünüz?” deyince Peygamberimiz izin verdiler.v.) “Hani sen Mekke’den çıkacağın gün. Peygamber efendimiz: “Yâ Abbâs! Ya o altınları niçin söylemiyorsun?” buyurunca. Abbâs Akabe bîatinde müslüman olmadığı halde. annesinin vefâtından sonra dedesinin yanına yerleştiğinde. Hz. şu kadarı Ubeydullah için. Sen kurtulmalık akçeni ödemen lâzımdır” buyurdu. Fakat senin işin görünüş itibariyle aleyhimizdedir. Mekke’den müşriklere ait haberleri Peygamber efendimize bildirip. Kardeşlerinin içinde en zengini oydu. zenginsin” buyurdu. esirlerle beraber Medineye getirilince.) bîat ettiler. bîat etmek.a. isteyenlere kuyudan su çekip verirlerdi. Abbâs: “Senin Allahü teâlânın Resûlü olduğuna ve doğru söylediğine şehâdet ederim” deyip kelime-i şehâdet getirdi. ticâretle uğraştı ve çok zengin oldu. Çocukluğunda bir defa kaybolmuştu. için gelen bu topluluğa şöyle hitâb etti. Abbâs. Müslüman olduktan sonra da bu vazifeyi devam ettirdi. bir benzerini işitmediğiniz bir şekilde yenilgiye uğradı. O da “Hangi altınları” dedi.a. Haccac doğruca Mekke’ye gelmiş müşriklere “Ey Arab kabileleri! Toplanın size mühim haberim var. Abbâs’ı Mekke’de vazifelendirdi. Peygamber efendimiz. Böyle olmakla beraber Peygamber efendimiz. Mekke’den çıktıktan sonra O’nu yalnız bırakacaksanız. Biz. Abbâs müslüman olduğunu hiç kimseye söylemedi. O’nu O’na inanmıyan kimselerden koruduk. Kardeşimin oğlunu sana emanet ediyorum yâ Rabbi” diyerek duâ etti. Peygamber efendimiz: “Allahü teâlâ haber verdi’’ buyurduğunda Hz.a. Yok. Abbâs da. Bedir savaşı sonunda Hz. “Yâ Resûlallah. kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib. Ümmül Fadl’a “Bu seferde başıma ne geleceğini bilemiyorum. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler” dedi. Onu düşmanlarından koruyabilecek misiniz? Bunu lâyıkıyla yapabilirseniz ne âlâ. Eshâbı. “Ey Medineliler! Bu kardeşimin oğludur. O bizim aramızda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşamaktadır.v. Mekke’de bulunan müslümanlara yardımcı olurdu. Hz. Bildiğiniz gibi.) malımız ve canımız pahasına koruyacağız. Hz. Abbâs ve kardeşleri hac mevsiminde zemzem kuyusu önünde dururlar. Resûlullah. Eğer siz. Sonra Hz. “Yâ Resûlallah. Peygamber efendimiz ona: “Ey Abbâs. şu kadarı Kusem içindir” dediğin altınlar” buyurunca Hz. Hz. Muhammedin. annesi Kâ’be-i Muazzama örtüsünü değiştirmeyi nezretmişti. Abbâs ile çocukluktan itibaren beraber büyümüşlerdir. Hz. su kadarı Fadl içindir. Resûlullahı (s. Mekke’ye gönderelim de Mekkeliler öldürsün) dedi. Muhammedi de esir ettiler ve dediler ki: (Muhammedi biz öldürmeyelim. Abbâs: “Allahım! Sen onların. Yemen’e giderken beraberinde Peygamber efendimizi götürdüğü rivâyet edilmiştir. Peygamber efendimiz İslâmiyyeti anlatmaya başlayınca Hz. Bulununca da adağını annesinin yerine getirdiği çocukluğuna ait bilinen tek vak’adır. şimdiden bu işten vazgeçiniz ki. kendin. Hz. Mescid-i Haram’ın tamiratı ve gelen hacılara su dağıtmak (Sıkaye) vazifesini yürütürdü. insanların içinde en çok sevdiğim O’dur. Abbâs. Siz. Medine’den müslüman olmak için gelenler Akabe’de Peygamberimizle buluştular. bu sözümüzde sâdıkız” dediler ve Resûlullah efendimize (s. yurdunda şerefiyle korunmuş halde yaşasın” dedi. ben müslümanım. verdiğiniz sözde durup. sizinle beraber gitmeğe karar vermiş bulunmaktadır. tesirli konuşmalar yaptı. 628) senesinde Peygamber efendimiz Hayber Yahudilerine karşı savaş ilân etti ve bu savaşın neticesinde müslümanlar galip geldiler. 7 (m. Peygamber efendimizin huzuruna gelip: “Yâ Resûlallah! Benim Mekke’de bazı kimselerde ve hanımımda mallarım var. Bir de sizin hakkınızda uygun olmayan sözler söylemek icâb edecektir. bütün Arab kabilelerinin birleşip üzerinize hücum ettiğinde. Mek. Bunu işiten Mekkeliler çok sevindiler. yanımda ganimet olarak aldığınız 800 dirhemden başka servetim yok” deyince. Doğru söylüyorsun Allah sana elbette onun ecrini verir. Bunun. Haccac bin İlâtüssülem. Peygamber efendimizin yanında bulunup. Eğer bir felâkete duçar olup da dönemezsen şu kadarı senindir. Kureyşin ileri gelenlerinden ve reislerinden idi. “Senin müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Biz. gençlik devresinde. yüz çevirmiş. üzerine.

Bir kısmı da esir alındı. Allahü teâlâya yemin ederim ki. katırın dizginini.v. Acele bize gelsin” diye emretti.) Hevazin kabilesinin arasına dalmasına mani olmaya çalıştılar. Ebû Bekir ve Hz. Abbas müşriklerin toplandığı yere varıp Hz. Müslümanlar toparlandılar ve şiddetli. Peygamber efendimiz.ke’de bulunan Hz. İslâm ordusu.a. Peygamberimizin yanından ayrılmayıp geri dönmediler. bu hususta senin bildiğin bir şey var mıdır?” deyince. İçindeki ganimet mallarını da Eshâbına paylaştırdı. Bunu işiten Eshâb-ı kirâm geri dönmek istedilerse de binek hayvanları öyle ürkmüşlerdi ki. Hz. Eshâb-ı kirâm “Hayır duymadık” dediler. Bunun üzerine Hz. Bunu şimdilik kimseye söyleme. Sâlih odaya girip kapıyı kapadılar. Yahudilerin elebaşlarının boynunu vurdurdu” deyince müşrikler şaşkına döndüler.v.) katırını düşmanın üzerine sürmek istedi. Abbâs’ın faizi olduğunu bildirdiler. Resûlullah (s. Ebû Bekir ve bir kaç kahraman ölmeği göze alıp. Ayıldığında. kabr-i şerîfine koymamıza da engel olmayınız. Müslümanlar da tasalı ve kaygılı halden çıkıp.v.a. sabah gün ışımadan çukur ve geniş bir vadiden aşağı iniyorlardı. Abbâs ve oğulları su döküp. Peygamber efendimiz (s. 10. binek hayvanlarından kendilerini atmak zorunda kaldılar. (s. amcası Hz. Resûlullah (s. Hz. ilk kaldırdığı faizin. Hz.v. bir muharebeden sonra. Abbâs. Defin işlerini bir an önce yapalım. veda hutbelerinde.a.) vefât etti.. hiç şüphesiz. Peygamberimizin mübârek vücudu şerîflerinin huzuruna gelip. Ben Mekke’den çıktıktan üç gün sonra istediğine söyleyebilirsin” deyince Hz. Abbâs olup Ebû Süfyânı. düşman askerlerinin çoğu öldürüldü.) vefât etmiştir. Hz. Ömer “yok” dedi. Kapının önünde biriken müslümanların da ciğerleri paralandı. Faizin yasak olduğunu. fetihden az bir zaman önce Medineye hicret etti. Hz.153 - . Hz. Peygamber efendimizin. vefât edince Eshâb-ı kirâmın (aleyhimürrıdvan) aklı başından gitti. Allahü teâlâ Onu. Peygamber efendimizin vefât ettiğine kanaat getirdiler.v. Abbâs bu haberi işitince bayıldı.) ölümü tadmış bulunmaktadır: Allahü teâlâ O’na şöyle buyurdu: “Muhakkak. Haccac’ın yaptığı hileyi söyledi ve “Kardeşimin oğlu Hayber’i fethetti. Hz. Hz. Ali.).). Fethin öncesinde ve fetih sırasındaki üstün gayretleriyle başarıya ulaşıldı. Müslümanlar tam oraya geldiklerinde. Onu. Ömer. Abbâs’dan bahsettiler. Resûlullah (s. mübârek cenâzelerini yıkamak üzere Hz. Abbas. gömleği üzerinde olduğu halde yıkamağa başladılar. kapının açık tutulmasını emredip üzüntüsünü kâfirlere belli etmemeğe çalıştı. Resûlullah öldü derse kılıcımla boynunu vururum” dedi. Ehl-i Beyt ve Eshâbı kirâm. Ebû Bekir de buna benzer bir konuşma yaptı. fakat baygınlığı çok ağır” deyip mübârek yüzünü örterek dışarı çıkıp “Her kim.v. Allahü teâlânın dininin yok olacağına üzüldüğünden: “Yâ Abbâs! Sen onlara: “Ey Medineliler! Ey Semüre ağacının altında bîat eden sahâbîler!” diyerek seslen” buyurdu. Ancak düşman ordusu. Haccac’ın alnından öpüp. âyet 30-31) Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki. sola döndürdüler. Hz. Hiç kimsenin inanası gelmiyordu. Peygamber efendimiz. “Fetihden sonra hicret yoktur” hadîs-i şerîfi ile. Ey Semüre ağacının altında Peygamberimize söz veren eshâb! Buraya toplanınız. Hz. Resûlullah (s. yalnız Hz. Ey Ebül-Fadl. Hz. Peygamberimizin yanına getirip müslüman olmasına da sebeb oldu. onlar da öleceklerdir. artık Mekke’de kalmasını lüzumlu bulmayıp. Hz. 632) senesinde Resûlullah efendimiz (s. Sonra. Haccac. Abbâs kölesine “Haccac’a git.v.a. Hz.v. Hz.) “Ben vefât etmiyeceğim” diye bir sözünü duydunuz mu?” dedi. Eshâb-ı kirâmın çoğu dağıldığında. mübârek yüzüne bakıp: “Resûlullah bayılmış. Hz. Peygamber efendimizin ölmeyeceğini söyleyemez. O. Süfyân bin Hâris de üzengisini tutup hızını kesmeğe ve Resûlullahın. en son hicret eden sahâbî Hz. Bir an için karışıklık oldu.v. Zırhını.a. Mekke’in fethinde Peygamber efendimizin yanında bulundu. Peygamber efendimizi sağa. Hz. Hz. Peygamber efendimizin yanından ayrılmadı. Abbâs sevincinden Hz. Nihayet o da bizler gibi insandır” dedi. Yıkadıkça evin içine misk kokusu ve benzerini daha görmedikleri çok güzel bir koku yayıldı. Mekke’nin kan dökülmeden feth edilmesi için çok çalıştı. Abbâs iri yapılı ve heybetli idi. düşman etraftan saldırmaya başladılar. Kardeşim Ömer’in dediği doğruysa. Hz. Abbâs’ın oğulları Fadl ve Kusem. Hz. Hz. Abbâs bu konuda Eshâb-ı kirâmla konuştular.. Bağırdığı zaman sesi çok uzaklardan duyulduğu için O da “Ey Medineliler. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn gazasında da. sevince boğuldular. kabrinin üzerindeki toprağı giderek yanımıza tekrar göndermekten aciz değildir.a. Ali de yıkadı. Dağılmayınız” diye bütün gücüyle bağırdı. Müslümanlar ne olduğunu anlıyamadılar. Resûlullah (s. Haccac Mekkeden çıktıkdan üç gün sonra Hz.) Eshâbıyla Veda Haccına gittiler.a. bazı Eshâb hayvanlarını geri döndüremediler. Ömer’e dönerek “Yâ Ömer. Hz. İslâmiyetin bütün hükümlerini tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı.a. Mescidde ağlaşmaya başladılar. Ondan izin alarak buraya mallarımı almaya geldim. O zaman. Evine zor taşıdılar. Abbâs Mekke’nin fethine dâir yapılan hazırlıkların son safhada olduğunu haber alınca.a. mahzun oldular. Abbâs. Abbâs. Hz. (m.v. on köle âzâd etti. Abbâs “Hiç bir kimse. Hz.) Hayber’de zafere kavuştu. Hz. .a. Peygamber efendimizin (s. Peygamber efendimizi. Abbâs. hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye duruşacaksınız” (Zümer sûresi. sen de Öleceksin. Üsâme bin Zeyd ve Hz. Sonra üç parça kefen ile kefenledikten sonra.Abbas’ın evine gelip: “Müjde. daha önceden oraya gelmişti ve vadinin her iki yanında gizlenip pusu kurmuşlardı. Abbâs mescide gidip: “Ey insanlar Resûlullahın (s. kılıcını ve mızrağını alıp.

Tekrar secdeye vardığında on defa söylersin. 88 yaşında idi. Medine’de kuraklık olunca. Ömer. oğullarını meydana gelecek afv et ve belâlardan koru. Peygamber efendimize yakınlığı ve fazîletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından sevilir. Ma’bed. Ümmü Gülsüm binti Abbâs bazı hadîs-i şerîfler rivâyet etmiştir. Bunların içinde Hz. Peygamber efendimiz: “Ben. Abbâs’ın. Hz. Ubeydullah. Rükûya eğilince bunu on defa söylersin.) efendimizi. sana bir şey öğreteyim ki. hürmetlerinden ve tevâzularından ayağa kalkarlardı. Abbâs’ın kız çocukları içinde Hz. çünkü misvak. Peygamber efendimiz’den sonra. Âbbâs’a “Yarın sabah (ki pazartesi günüdür) sen ve çocukların bana gelin. size duâ edeceğim” buyurdu. Artık senin günahlarının Alic’in (yürümekle dört gecede katedilen kumluk bir yer) kumlarının sayısı kadar da olsa.vefât ettiği yere kabr-i şerîfi kazılıp.anhüm).” . ilimde çok yüksek idi. Resûlullah (s. Abbâs’ın evi vardı.) bir gün Hz. fetihlerden elde edilen ganimetlerden. Hz. Abbâs. 32 (m. Peygamber efendimiz. Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesîledir. Çok zengin olan Hz. Kızlarından başka on erkek evladı vardı. küçüğünü. askeri idare etmek. Ayda bir defa kılamazdan senede bir defa kıl Senede bir defa kılamazsan ömründe bir defa olsun kıl” buyurdu. Cenâze namazını Hz. beyaz benizli güzel bir zât idi. her Cuma bir defa kıl. Mescid-i Nebevî’nin genişletilmesini istedi. 652) de.a. Hz. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel.” buyurdu. ordunun başında bulunmak için cepheye gitmek istemişti. sakin ve sade bir hayat yaşadı. senin günahının evvelini ve âhirini. Hz. Hz.a. Bu. Peygamber efendimiz (s. orada on defa söylersin. Abbâs.” “Misvak kullanın. Abdullah. bunu on defa söylersin sonra secdeye varır. Abdurrahman. bir gün Hz. Osman gibi büyük zâtlar. Ömer. Hz. Abbâs ise evini hediye olarak verdi. Yâ Resûlallah” deyince. Uzun boylu. Sabah olunca beraberce Resûlulullah’ın (s. Osman kıldırdı. Herkes kendisine imrenirdi. Baki kabristanına defn edildi. duâsı bereketiyle yağmur yağdı ve toprak yeşillendi. kumandan olarak başka birinin gitmesinin daha uygun olacağı şeklindeki fikrini beyan etmiş.v. İkrâm ve ihsanları çok idi. Abbâs. “Yâ Resûlallah. bunu hergün yapmağa kimin gücü yeter?” deyince Peygamber efendimiz de “Hergün kılmağa gücün yetmezse. Hz. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “Rab olarak Allah. Ömer. Hz. Hâris. Allahü teâlânın da rahmetini üzerimize eşit miktardaki yaymasına işaret olarak.) huzuruna gittik. Ömer bu evi satın almak istedi.. Bundan sonra Hz. Ömer. Din olarak İslâm. kendi abasını üzerimize örttü. âzad eder ve böyle yapmayı çok severdi. Yakın akrabayı ziyâret etmeğe. Hz. ayda bir defa kıl.) ömrünün sonunda göremez oldu.) kabul eden kimse imânın tadını tatmıştır. onu istediğin zaman. Peygamber olarak da Muhammed’i (a. Allahü teâlâ seni bağışlar. Çok cömert idi. Hz. Abbas. Sonra ikinci rekâta kalkarsın. Abbâs’a “Ey Abbas sana bir ihsanda bulunayım mı? Sana akrabalık hakkını ödeyip faydalı olayım mı?” buyurdular. muhtaç olanlara yardım ederdi. Abbâs’a hisse ayırırdı. Fâtıma binti Cüneyd bin Amr ve Ümm-ül-Fadl Lübâbet-ül-Kübrâ isimlerinde iki hanımı bilinmektedir. Kendisinin hususi yakınları olduğumuza ve hepimizin bir kişi gibi olduğumuza.” diye duâ etti. kasıtlısını ve kasıtsızını. ağzın temiz kalmasına ve Rabbimizin râzı olmasına sebebtir. Abbâs bin Abdulmuttalib (r. lahd şekline getirildi. Her Cuma kılamazsan. Yâ Rabbi onu. Hz. Yetmiş köle âzâd ettiği meşhûrdur. Avn ve Temâm’dır (r. Ömer. Abdullah bin Abbâs. sayılır hürmet edilir bir zât idi. Dört rek’at namaz kılarsın. “Hz. Bunu her gün bir defa kılmağa gücün yeterse kıl” buyurdu. Medineye yerleştikten sonra yapılan bütün muharebelerde ve hususen Bizans’a karşı gerçekleştirilen seferde. Sonra secdeden başını kaldırıp oturduğun halde on defa daha söylersin. Ömer de bu fikri kabul etmişti. hiç günahları kalmasın. Ömer. her rek’atta yetmişbeş. İslâm ordusunun techizi için çok yardım etti. kabr-i şerîfine koydular. Secdeden kalkıp oturduğunda on defa söylersin. Hz.v. Ömer’in Medine’de kalmasının daha yerinde olduğu. Bir muharebede Hz. Hz. Birinci rekâttaki gibi dört rekâtı da kılarsın. Kesir. Hz. Abbâs da kabre girerek. Diğer Eshâb-ı kirâm da yapılacak işlerde kendisiyle istişare ederlerdi. Hz. Hz. Abbâs duâ edip. gizlisini ve açığını bağışlasın. Öyle ki. Hz. Sonra: “Ey Allahım Abbas’ı ve oğullarını mağfiret eyle ve bağışla.a.s.v. onların haklarını yerine getirmeğe çok dikkat eder.154 - . Fadl. Hz. Abbâs’ın duâ etmesini istedi. Peygamber efendimiz kendisini çok severdi. Medine-i münevvere’de vefât etti. Rükûdan ayağa kalktığında. dört rekâtte üçyüz eder.a. Allahü teâlâ. Hz. Oğulları. yenisini ve eskisini.. Her rek’atda Fâtiha’dan sonra bir sûre okuyup ayakta iken onbeş defa (Sübhânallahi velhamdülillahi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber) dersin. Köleleri satın alıp. ayakta olduğun hâlde. Abbâs gelince. O da “Evet. Mescidin hemen yanında Hz. Kusem. büyüğünü.

155 - . Ubade bin Nadle bin Mâlik bin Aclan bin Zeyd bin Ganem bin Sâlim bin Avf bin Amr bin Avf bin Hazrec’dir. Şimdilik siz yerlerinize dönünüz” buyurdu. oniki kişi olarak Mekke’ye geldiler. (puta tapanlar) çok eza ve cefâ ediyorlardı. hem de savaş zamanları için kabul edip O’na tâbi oluyorsunuz. O’nu tutunuz. hem sulh. “Allahü teâlâ’ya hiç birşeyi ortak tutmamak. Medine’den. Medineli olup Hazrec kabilesine mensûbtu. onların hepsini kılıçtan geçiririz” dedi. Ben Abbâs’danım” “Abbâs. istediğin takdirde. Mesâcid bab 187 11) El-İstiâb cild-8.. cild-3.. ümmetimin başına geçecekler. O zamanlar. kim O’nunla konuşursa. sh-867 ABBÂS BİN UBÂDE (r. Biat eden Medinelilere de “Siz hemen konak yerlerinize dönün” buyurdu. Abbas bin Ubâde. sh-271 5) El-Menhel-ül-Azb-ül-mevrûd cild-7.a. seslenene de “Ey Allahü teâlânın düşmanı! İşimi bitirince senin hakkından gelirim. Sonra Peygamber efendimize dönerek “Yâ Resûlallah.” buyurdular. ağacın yaprakları düşer gibi günahları dökülür.a. sh-271 13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2.) ayrılmamış. cesur ve kahramanlığıyla meşhûr olmuştur.” Biz de hepsini kabul ettik. Bunun üzerine “Siz Onu. Peygamberimiz (s. iftira etmemek. sh-94 12) El-Îsâbe cild-2. hırsızlık etmemek. İsmi Abbas. sh-226 15) Ensâb-ül-eşrâf cild-1. nesebi. Bundan sonra sıra ile müsâfeha ederek bîat ettiler (Müslüman olarak itâat ettiler). Mina’da bulunan kâfirlerin üzerine kılıçlarımızla eğilir. O’na işkence yapmak için fırsat kolluyorlardı.” “Abbâs. henüz bu şekilde hareket etmemiz emrolunmadı. cild-2. eğer böyle birşey yaparsanız dünyâda ve ahirette helâk olursunuz. amcamdır. dönmek yok.v. Peygamber efendimizi devamlı takip ediyorlar. Eğer da’vet ettiği şeyde. sh-207 14) Târîh-i Dimaşk cild-7. Beni korumuştur.): İkinci Akabe bîatında müslüman olmakla şereflenen Eshâb-ı kirâmdan.” “Bu Abdulmuttalib oğlu Abbâs’dır. Eğer. dünyânız ve ahiretiniz için hayırdır” deyince arkadaşları da: “Biz Peygamberimizi. Hz. mallarınıza bir zarar gelince.v. Mekke’de müslüman olanlara müşrikler. çocuklarımızı öldürmemek. Hz. 223. zina etmemek. bunu şimdiden yapınız. Peygamberimizle gece Akabe’de görüşmek üzere söz aldılar. Bunu öğrenen Medineliler. yemin ederim ki.) Uhud gazasında şehîd olmuştur. sh-206 6) Sünen-i Ebî Davûd cild-2. mallarınızın gitmesine ve yakın akrabalarınızın öldürülmesine rağmen Peygamberimize vefâ etmeyi aklınız kesiyorsa.a.” dediler.” 1) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-970 2) Eshâb-ı Kirâm sh-279 3) El-A’lâm cild-3. biz bu ahdimizi yerine getirirsek bize ne vardır?” diye sual ettiler. sh-602. hayırlı işlere muhalefet etmemek .) Akabe’de bîat ettikten sonra Peygamberimizden (s. Gece olunca buluştular ve aralarında anlaştılar. Ölmek var. Hz. Mekke’de kalmıştır.) şu hususlarda bizden söz aldı. yakınlarımız öldürülse de yine tutarız. Allahü teâlâ dîni onlarla azîz ve hâkim kılacak. ikinci sene yanlarına altı arkadaş daha alıp. Medinelilerin Peygamber efendimize bîat ettiği sırada Akabe tepesinden bir ses: “Ey Mina’da konaklayanlar! Peygamber ile müslüman olan Medineliler sizlerle savaşmak üzere anlaştılar” diye bağırdı. Doğum târihi ve kaç yaşında vefât ettiği bilinmeyen Abbas bin Ubâde (r. Kureyşde en cömert ve akrabalık bağlarına en saygılı olandır.a. Ondan hiçbir zaman ayrılmayız.” “Abbâsoğullarından melikler olacak. Abbas bin Ubâde: “Yâ Resûlallah. Vallahi. mallarımız ziyan olsa da. Peygamberimiz ise. Peygamberimiz. Peygamber efendimiz memnun oldular. Peygamber efendimizin Peygamberliğini duyunca müslüman olmak için koşarak gelen ilk 12 kişiden biri olmakla şereflendi. benim vasim ve varisimdir. sh-32 7) Sahîh-i Buhârî İstiska bab 3 8) Sahîh-i Müslim cild-3. Ona eza eden bana eza etmiş olur.a. Peygamber efendimizin sevgisini kazanmakla şereflenmiş. bu ses için: “Bu Akabe’nin Şeytanıdır” dedikten sonra. “Cennet” buyurdular. yarın sabah. Vallahi bu.” “Abbâs. fakat “Bize. bendendir. Abbas bin Ubâde (r. akraba ve yakınlarınız helâk olunca Peygamberimizi yalnız ve yardımsız bırakacaksanız. sh-1398 9) Sünen-i Tirmizî Menâkıb bab 28 10) İbn-i Mâce Mukaddime bab 11. sh-262 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1 sh-221. Peygamber efendimizle yapılan anlaşmayı pekiştirmek için arkadaşlarına “Ey Hazrecliler! Peygamber efendimizi niçin kabul ettiğinizi biliyor musunuz?” deyince onlar da: “Evet” cevabını verdiler. Peygamberimize Hicret . yalan söylememek. Birinci Akabe bîatında müslüman olan altı Medineli.“Allah korkusundan mü’minin kalbi ürperdiği vakit.

Mekke’nin fethinden sonra Medine’ye hicret etmiştir. Allaha her duâ’da şükretmek bize vâcib oldu”.) ile Medineye hareket ettiler. Tefsîr. Bu sıralarda henüz 11-12 yaşlarında bulunuyordu.” buyurmuştur.” diyerek duâ etti.a. herkes: “Bize buyurun. Hz. “Allahın insan oğluna ihsan ettiğin her ilim ve her hikmet bu güzel göğüste toplansın. Binbir meşakkat ile Medine yakınlarında Kuba’ya geldiler. Abbas’dır. 687) senesinde Taifte vefât etti. ağzının suyundan parmağına alıp.) kucağına alıp.) onlara gülümsediler “Allahü teâlâ. Abbas bin Ubâde’yi de Hz.) damağına sürdü ve “Allahım onu dinde fakîh kıl ve kitabını ona öğret. Dağılmayınız! Peygamberimizin etrafına geliniz! Eğer bizler.v. Ebû Bekir (r.) mübârek elini Abdullah İbn-i Abbas’ın başına koyarak şöyle duâ etmiştir: “Allahım bütün ilim ve hikmeti bu başa ver.a.) yanına giderdi.v.a.a.” Bir başka gün de mübârek elini onun göğsü üzerine koyup. Peygamberimize görülmemiş bir tezahüratta bulunuyor. Peygamberimiz (s. Daha küçük yaşta iken Peygamberimizin (s.a. Peygamberimiz de çok sevinçliydi. kanlar içinde şehîd olmuş buldular.) zevcesi olduğu için bu sebeple de çok kerre Peygamberimizin evine gidip gelmiştir. düşmanlarına karşı seni koruyup savunacak kuvvet ve kudret bizde var. Bazı geceler de orada kalırdı. Bundan sonra Kur’ân-ı kerîmi tamamen ezberleyip. Mekke’nin fethinde açıklamıştır.” Kusvâ adındaki develeri sağa sola baka baka ilerlerken. fıkh ilimlerinde ve diğer ilimlerde büyük âlimdir. sh-3060 2) El-İstiâb cild-3. Peygamber efendimizin uğrunda.a. Uhud gazasında Hz.a. Bu duâ bereketiyle ilimde çok yüksek derecelere ulaştı. Eshâbımla birlikte ben de şehîd olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim. Peygamber efendimiz.) Uhud’da şehîd olan Eshâb-ı kirâm için “Vallahi. Annesi ilk müslüman olanlardandır.v.anhüm) dağılmakta olduğunu görünce yanına Hz. Bir defasında Peygamber efendimiz (s.a.) ve Zeyd bin Sâbit’e (r.a.a. Teyzesi Meymûne binti Hâris (r.v. Medineliler Peygamberimizin (s. yolları kaplamış ve bayram sevinci yaşıyorlardı.a. sh-551 ABDULLAH BİN ABBÂS (r. Allahü teâlânın yolunda hakîki şehîd olduklarına kıyâmet gününde şahidlik edeceğim” buyurdular. el-Haşîmî’dir. onları size hayırlı ve mübârek kılsın! Devenin yolunu açınız! Nereye çökeceği Ona bildirilmiştir” buyurdular. Medine’ye hicret ettikten sonra Abdullah İbn-i Abbas ailesi ile birlikte hicretin sekizinci senesine kadar Mekke’de kalmıştır. Hicretten bir kaç sene önce Mekke’de doğdu.v.a. Abdullah İbn-i Abbas doğduğunda babası onu Peygamberimize götürmüştür. Peygamberimiz önde. Onları te’vil ve tefsîr edebilsin. Hz. Medine halkı. Übey bin Ka’b’a (r. Devenin yularını başına dolayarak serbest bıraktılar. Resûlullaha bir zarar gelmesine sebep olursak artık Rabbimizin katında bizim için ileri sürülecek bir mazeret bulunmaz!” diyerek iki arkadaşıyla ileri atıldılar.a. Aklı. Abbas önceden müslüman olduğu halde gizli tutup. Peygamberimize karşı isyanımızın neticesidir.) zamanında Kur’ân-ı kerîmin bir kısmını ezberlemişti. O’nu korumak için şehîd oluncaya kadar kahramanca çarpıştılar.156 - . birlikte namaz kılmıştır. Abbas bin Ubâde hazretleri.a.) abdest suyunu hazırlamış.): Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından. Peygamberimizin mübârek dişinin şehîd olduğunu ve Eshâb-ı kirâmın (r. karşılamaya çıktılar.) ezberini . Annesi Lübabet-ül-Kübrâ binti Hârisi Hilâliyye’dir.v. 1) Kâmûs-ul-A’lâm cild-4. “Allah Allah” nidalarıyla önlerine gelenle döğüşmeye başladılar. sh-43. Akşam üzeri onu. Osman bin Maz’ûn ile din kardeşi yaptılar.) amcası Hz. Bütün Medine halkı.) mübârek yüzünü görebilmek heyecanıyla.a.” dediler. Peygamberimiz (s. İsmi Abdullah bin Abbas bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abd-i Menaf el-Kureyşi.a. cild-2. Namaz kılmayı abdest almayı bizzat Peygamberimizden görerek öğrenmiştir. çabuk kavrayışlılığı ile dikkati çekiyor ve seviliyordu. Abdullah İbn-i Abbas. 68 (m.) vefât ettiği sırada Abdullah İbn-i Abbas 13 veya 15 yaşında bulunuyordu. Peygamberimiz (s. cild-3. bunların. Ebû Bekir arkasında ve dedesi Hz. Abbas bin Ubâde hazretleri ve Sâlim bin Avfoğulları Kusvâ’ın önüne gerilerek: “Yâ Resûlallah! Bizim yanımızda kal! Sayıca çokluk. diyerek kasîdeler söylüyorlardı. sh-100 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1.anhâ) Resûlullahın (s. 223.izni gelince O da Medine’ye hicret etmiştir. Peygamberimizin (s. sh-220. mal ve silahça hazırlık. koruyucuların yanında yer almaz da. hadîs.v. Hazrec ile Hz.v. Babası Hz. Bu sebeple kendisine “Ensârın Muhaciri” denilmiştir.) Mekkeden Hz. Abdullah İbn-i Abbas henüz küçük yaşta iken Peygamber efendimizi sık sık görüp.v. nübüvvet kaynağından feyz almıştır. Peygamberimiz. Abdülmuttalib’in dayısı Neccâroğullarının yiğitleri de çevresinde olduğu halde Medine’ye girdiler.v.” “Ben. Peygamberimiz (s.v.a. Babası Peygamberimizin (s. zekâsı. Yâ Resûlallah diyerek evlerine davet ediyorlardı. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan: “Bizim üzerimize Veda yokuşundan bir ay doğdu. Peygamber efendimiz (s. Mekke’den gelen Muhacirlerle. Kuba’da Cuma namazını kıldıktan sonra Kusva ismindeki devesine binerek Medine’ye doğru yola çıktılar. Evs’i alarak dağılan Eshâb-ı kirâma şöyle bağırdı: “Ey kardeşlerim! Bu uğradığımız musîbet. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Medineli müslümanları birbirlerine kardeş yaptılar.v. Peygamberimiz (s.

) “İbn-i Abbas’ın ilim meclisi ile bütün Kureyş iftihar etse değer. Bu seferde İslâm Ordusu adına kendisine elçilik vazifesi verilmiştir. belli bir plân dahilinde idi. Hiç bir meselede tereddüte düşmemiştir. sorardı. Tefsîr. İslâm âlimleri tefsîr kitaplarını onun rivâyetleriyle süslemişlerdir. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri üzerinde ders verirken herkesi doyuracak şekilde izahlar yapardı.) Eshâb-ı kirâm arasında ilminin üstünlüğü ile tanınmıştır. O da bunlara tatmin edinceye kadar izahat yaparak cevaplandırırdı.Kays tariki. Bu iltifatlar karşısında asla hâlini değiştirmemiş hep tevazu göstermiştir. Tefsîre dair muhtelif rivâyetleri vardır.a. feyze ve marifete kavuştu. Ömer. Osman devrinde de fetva vermeye devam etmiştir. edebiyat. 6. Hz.a. şiir. Onun Peygamberimizden (s. Daha sonra Eshâb-ı kirâmın en üstünlerinin meclisinde bulunup. Ömer’in ve Hz. Peygamber efendimizden 1660 kadar hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. o da Sa’îd bin Cübeyr’den. Hz. Abdullah İbn-i Abbas (r. Ömrünün sonuna doğru Mekke’de yerleştiği sırada da uzaktan. Tâbiînden Ebû Sâlih (r. 3. her meseleyi açıklardı. Hadîs ilminde de derin bilgisi vardı. fetva vermiştir.) aldığı ilme.a. Abdullah İbn-i Abbas. İlim ve hikmet niyazında bulundu. Osman’ın emriyle yerine hac emirliği yapmıştır. Bunlarda da bulamazsa kendi ictihâdıyla cevap verirdi. Bu hac emirliğinden döndüğünde Hz. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. hizmetleri olmuştur. Cercis ve adamları onun aklını.Mücâhid bin Cebir tariki. Daha sonra Mekke’ye yerleşmiştir. ilim öğrenmek üzere çok kimse onun etrafında toplanmıştır. (ilimde derya) ismi verilmiştir. Abdullah İbn-i Abbas.) nakledile gelen rivâyetlerinden bir kısmını Furuzâbadi “Tenvir-ülMikyas Tefsîr-i İbn-i Abbas” adlı bir kitapta toplamıştır. 4Ali bin Ebî Talha el-Hâşimî tariki. Ömer zor meselelerin ona sorulmasını ve alınan cevabın kendisine bildirilmesini istemiştir. Çünkü o daha küçük yaşta Peygamberimizin (s. dinletmiştir. Bu tarik İmâm-ı Buhârî ve İmâm-ı Müslimin şartlarına uygun olup. O sırada yapılan Afrika seferine katılmıştır. Abdullah İbn-i Abbas fıkıh ilminin en mühim bir kolu olan feraiz (mîrâs) hukuku ilminde yüksek derecede idi.v. Osman şehîd edilmişti. Ebû Bekir’in ve sonra Hz.a. fikri kuvvetini ve ilmini görerek şaşırmışlardır. Abdullah İbn-i Abbas (r. Yine bu sırada Eshâb-ı kirâmın büyüklerinin meclisinde bulunmuştur. Onun tefsîre dair rivâyetleri çeşitli yollarla nakledilmiştir.Dahhak tariki. fıkıh ilimlerinden başka lisan.157 - . Suâl sormak için gelenlerin çok kalabalık olması sebebiyle gelenleri ellişer kişilik grublar halinde yanına alıp meselelerine cevap verirdi. Bunlardan en meşhûrları şunlardır: 1.a. Fetvaları fıkıh ilminin en kuvvetli temellerinden olup.a. hutbeler okurdu.İkrime (Mevla İbn-i Abbas (r. Hz. zekâsını. Çok meth edildiği zaman “Bana bu nimeti ihsan eden Allahü teâlâdır.) onun hakkında “O Sultan-ül-Müfessirîn’dir” buyurdu.) bir ders halkası vardı.v.a. Bu sebeple müşkillerini sormak üzere kendisine çok sayıda müracaat eden oluyordu. Fetvaları ciltler dolduracak kadar çoktur.Sa’îd İbn-i Zübeyr tariki. Hz. Ya doğrudan ders alarak veya dolaylı olarak onun ilminden istifade etmişlerdir.v. Bütün bu mevzularda derin ilme sahipti. Onun derslerinde tefsîr.) Kur’ân-ı kerîm hakkındaki ilmini isteyen ve soranlara öğretirdi. kendisine sorulan meseleleri çok isabetli bir şekilde cevaplandırmıştır. Afrika’da hükümdarlık eden Cercis ile görüşmüştür. Kur’ân-ı kerîm âyetlerinin bir araya toplanmasında ve neşrinde çok. o da Abdullah İbn-i Abbas’dan (r. Böylece henüz daha gençlik çağında ilimde yüksek dereceye ulaşmıştır. Din hususunda sorulan her soruya geniş cevap verir. Sorulan meselelere cevap verirken önce Kur’ân-ı kerîme bakar açıkça bulamazsa.) yanında bulunup. hadîs. ilim öğrenmiştir. Onu ilim meclisinde bulundurur. 7. Bir âyet-i kerîmeyi anlayamayan veya bir müşkili olan kimse ona müracaat edip.a. Hz. Fıkh ilminin temel direklerindendir. İbn-i Mes’ûd (r. Osman’ın halifelikleri sırasında müftülük yapmış. daima ilme teşvik ederdi. Hz. Çünkü Resûlullah (s. bu zat Ata bin es-Saib’den. Onun hakkında “Bu Arapların mütebahhir (en derin) âlimidir” demişlerdir. fıkıh ilimlerinde ayrıca şiir ve edebiyat gibi diğer mevzularda çok iyi bir şekilde yetişmiştir. Çalışmaları son derece muntazam olup.a. Abdullah İbn-i Abbas’ın müstakil bir tefsîr kitabı yoktur.) tariki. tahrir gibi mevzular işlenirdi. Ebû Bekir’in halifeliği sırasında ilim öğrenmekle meşgul oldu. 5.) rivâyet etmiştir. Müstakil derslerden başka namazlardan sonra va’z u nasîhat yapar. Osman ve diğer Eshâb tarafından çok iltifat görmüştür. Ömer. Onun derslerinde her ilim okutulurdu. Hz. sahihtir. bilhassa Kur’ân-ı kerîm’in tefsîri ve âyet-i kerîmelerin izahında yüksek bir ilme sahipti. Hz.” demiştir. Abdullah İbn-i Abbas’ın (r.a.” buyurmuştur. feyz almıştır.) benim için duâ etti. Ali’nin halifeliği sırasında Basra valiliği yapmıştır. Garib-ülKur’ân hakkındaki izahları ona dayanmaktadır. Hangi gün ne iş yapacağını önceden tesbit eder ve onlara aynen riâyet ederdi.Ebû İshâk tariki. yakın. Hz. Hz. 2. Hz. Ömer’in sohbetlerine ve ilim meclisine devam edip. Ömer’in o hususta verdikleri hükümleri araştırırdı. Bu vasfından dolayı ona “Tercüman-ül-Kur’ân” lâkabı verilmiştir. hadîs.arz edip.a. İlminin genişliğinden dolayı “Hibril Ümme (Ümmetin Âlimi) ve Bahr (deniz). Mekke’de yetişen fukaha onun vasıtasıyla yetişmiştir. Kendisine havale edilen meselelere gayet açık ve isabetli cevaplar vermesiyle meşhûr olmuştur.

” “Bid’at sahibi bid’at işlemekten vazgeçmedikçe Allahü teâlâ onun hiç bir ibadetini kabul etmez. Ebû Bekir’den. Çok ağlama sebebiyle yanaklarında gözyaşlarının bıraktığı izler görünürdü. onlar için duâ ve istiğfâr etmektir. Ondan ilim.” . Allahü teâlâ tevbe edenlerin tevbesini kabul eder. meşgûliyyet gelmeden rahatı ve ölüm gelmeden hayatı. Hz. yoksulluk gelmeden zenginliği.a.” “Kızdığın zaman sükût et. Uzun boylu.” “Ümmetimden iki sınıf düzgün olursa bütün insanlar düzgün olur.” “İnsanoğlunun iki vâdi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister. Kendisine bir duâ gelince. Hz. Buralarda Arapça bilmeyen müslümanlara tercümanlar vasıtasıyla va’z ve nasîhatler yapmıştır.” “Beş şeyden önce beş şeyi fırsat ve ganimet bil. yâni harâm yiyenin namazını Allahü teâlâ kabul etmez. Abdullah bin Ma’bed.” “Allahü teâlâ’nın size verdiği sayısız ni’metler için Onu seviniz. kardeşlerinin oğulları Abdullah bin Ubeydullah. Abbas’tan. Ebu’l Tufeyl.) kıldırdı ve “Bu gün bu ümmetin en Rabbânî âlimi vefât etti” buyurdu. Beni de Allahü teâlâyı sevdiğiniz için seviniz. Boğulmak üzere olan kimse. Şa’be bin Hakem. İslâm devletinin sınırları genişleyince çeşitli beldelere seyahat yapmıştır.” “İşitmek görmek gibi değildir. Ebû Zer Gıfârî’den ve diğer bir çok sahâbîden hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.a. Ayrıca babası Hz. Merved bin Mahreme. hicretin 68. Rivâyetleri Kütüb’üs-Sittede (altı hadîs kitabı) yer almaktadır. Öğrenen ve hadîs-i şerîf rivâyet eden pekçok âlimden bir kısmı şunlardır: Kendi oğulları Muhammed bin Abdullah.” Abdullah İbn-i Abbas (r. İhtiyarlık gelmeden gençliği.” “Benim için gecenin az bir vaktini ilme ayırmak.) Peygamberimizden bizzat işiterek hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hz. Muaz bin Cebel’den. senesinde ömrünün son günlerinde 7-8 gün hasta yattıktan sonra vefât etti. Abdullah İbn-i Abbas (r. Osman’dan. kendisini kurtaracak birini beklediği gibi. bütün geceyi ibadetle geçirmekten daha sevimlidir. hastalık gelmeden sıhhati.” “Sirkenin balı bozduğu gibi kötü ahlâk da ameli bozar. Hz. yaşayanların duâları sebebi ile. Bu iki sınıf âmirler ve âlimlerdir. Onun vefâtı müslümanları çok üzdü. Ali’nin oğlu Muhammed bin el-Hanifiyye (r. Dirilerin de ölülere hediyesi.158 - . Ali’den. azgın cezasını bulacaktır” ve “İçinde harâm olanın.” “Tevbe ve istiğfâra devam eden kimseye Allahü teâlâ her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik verir ve ummadığı yerden kendisini rızıklandırır. Karnını (ağzını) ancak bir avuç toprak doldurur.) çok âlim yetiştirmiştir. güzel beyaz yüzlü. güçleştirmeyiniz. ölülere dağlar gibi çok rahmet verir. meyyit de babasından. ganimet bil!” “Öğretiniz. Ömer’den.dan çok kimse yanına gelerek onu ziyâret edip. Bunlar bozulursa insanlar da bozulur. Sa’îd bin Müseyyeb ve diğer âlimler. dünyânın hepsi kendisine verilmiş gibi sevinmekten daha çok sevinir. derslerini dinlerlerdi. Allahü teâlâ. Abdullah İbn-i Abbas. Ömrünün sonuna doğru gözleri görmez olmuştu. E’ûzü okuyarak başlamakla olur ve Kur’ân-ı kerîm’in anahtarı besmeledir. Cenâze namazını Hz. Sakalını kına ile boyardı.” “Ölünün mezardaki hali. müjdeleyiniz. annesinden. Hz. Bunun için şu beyti söylemişti: “Allah gözlerimden görme nurunu aldıysa.” Peygamber efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır: “Kur’ân-ı kerîme saygı göstermek. Abdullah bin Ömer. anasından. Ali bin Abdullah. kardeşinden arkadaşından gelecek bir duâyı gözler.” “Kur’ân-ı kerîmi kendi arzusuna (görüşüne) göre tefsîr eden Cehennemdeki yerine hazırlansın.a. iri vücutlu bir zât idi. Abdurrahman bin Avf’dan Hz. imdad diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer. Dilimde ve kalbimde o nûr devam ediyor. Hz.a. Ebû İmame bin Sehl. Abdullah İbn-i Abbas (r.) buyurdular ki: “Dağlar dahi birbirine karşı azsa.

): Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Amr bin Âs’ın (r. Kardeşinin sana ne şekilde muamele yapmasını istersen. Bedir ve Uhud harbinden başka bütün harplerde Hz.a. İkincisi harâmlardan ve yasak edilen şeylerden sakınma hususunda sabır.) misvak kullanmak hususunda bize öyle emirler verirdi ki. günahların en büyüğüdür. emin olma. Yaklaşık 100 yaşında iken 65 (m. Gece sabahlara kadar namaz kılar.a. Allahü teâlâ seni daima görmektedir.) oğlu. Birincisi farzların yapılmasında güçlüklere sabretmek. bu hususta bir âyet nazil olacağını zannederdik. Ebû Muhammed veya Ebû Abdurrahman’dır.” “Kıyâmet günü Cennete ilk davet edilecek olanlar her halükârda Allahü teâlâya hamd edenlerdir.v.” “Sabır üç çeşittir. çünkü bu fuzûlî bir iştir. Kur’ân-ı kerîm’in tamâmını ezberleyen hâfızlardandı. sh-295 ABDULLAH BİN AMR BİN AS (r.anha) idi. İşleyeceğin bir yanlış işin fırsatını kaçırınca. Ne halim (yumuşak) ne de sefîh. Bu sevinmen. Hatta o kadar ki.” “Üzerine gerekmeyen ve sana faydası dokunmayan şeyler hakkında konuşma.) şöyle buyurduğunu nakleder: “Beş hafif şey var ki. Sen af edilmeni istediğin hususlarda.a.” “Zengine ikrâm edip. Bir hatalı işde başarı kazanır. ama başına neler geleceğini anlamıyorsun. sh-365 6) Eshâb-ı Kirâm sh-177 7) Tehzîb-üt-tehzîb cild-4.” Mücâhid bin Cebir (r. Çok kere faydalı söz yerini bulmaz da kaybolur gider. Künyesi.a. Tâif.159 - . sen de onu öyle an. Filistin ve Mısır’da da denilmiştir. onu da afv et.a.). Bu görüş kalbini titretmez. Bunun üçyüz derece sevabı vardır. Resûlullah (s. 684) yılında Şam’da vefât etmiştir. Ağlamaktan gözleri hastalanmış. Abdullah. bunlar eğerlenmiş ve binmek için bekletilen bir arab atından (en kıymetli şeyden) benim için daha sevimlidir. Adı.a. Babasından önce îmân etmekle şereflendi. daima ağlardı.” “Resûlullah (s. Çünkü halim kalbinden sana buğz eder. Abdullah bin Amr (r. zararından da emin değilsin. babası Amr bin Âs’dan 12 yaş küçüktü. Ondan oğlu Muhammed dünyâya geldi. sh-141 11) İzâlet-ül-hafâ cild-1. Tanıdığın kimse yanından ayrıldığı zaman. Ahmak ve âdi kimseler dili ile sana eziyyet ederler. yaptığın hatadan daha büyüktür. Peygamberimiz Abdullah olarak değiştirdi.” “Her binanın bir temeli vardır. Annesi. Eshâb-ı kirâm arasında büyük âlim.v. Gülmektesin. Sen hatâdasın. sh-314 3) El-Îsâbe cild-2. Üçüncüsü ilk sarsıntıda.) efendimizden çok hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.” 1) El-A’lâm cild-4. sh-276 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-975 9) Kâmûs-ul-a’lâm cild-4. ahmak kimselerle mücadele etme. cild-1. yaşının küçük olması sebebiyle katılamadı. İlk iki harbe. Mekke. fakîre ihânet eden mel’undur. Peygamberimizin yanında bulunmuştur. Râita binti Münebbih bin Haccâc bin Âmir bin Huzeyfe bin Sa’d bin Zehm’dir. yaptığın hatâdan daha fenadır. Âs idi.a. Hanımı Peygamberimizin amcası oğlu. sh-350 5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. Yerini bulmadıkça lüzumlu olan sözü de konuşma. Bunun altıyüz derece sevabı vardır. Peygamberimiz zamanında . Müslüman olmadan önce adı. musîbetin ilk geldiği anda gösterilen sabırdır. geceleri lâmbayı söndürür. Abdullah bin Amr için göz ilâcı ve sürme yapar. Suçlu olarak yakalanıp ihsan ile mükâfât görenin ameli gibi amel et. onun ayrı bir yerde seni nasıl anmasını istersen. Bunun dokuzyüz derece fazîleti vardır.. ömrünün sonuna doğru görmez olmuştu. denizdeki balıklara varıncaya kadar herşey onun için Allahü teâlâdan mağfiret diler. Halbuki bu üzüntün. üzüntü duyarsın. Ömrünün tamâmını ibâdet yapmakla geçirmişti.) Abdullah İbn-i Abbas’ın (r. Annesi. ona verirdi. Bu halin. Kur’ân-ı kerîmi çok okurdu. sh-330 4) El-İstiâb cild-2. sen de ona o şekilde muamele et. sevinirsin. sh-95 2) Hilyet-ül-evliyâ. İslâm binasının temeli de güzel ahlâktır.a. sh-3103 10) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1. o hatâdan daha tehlikelidir.) kızı Umre (r. ibâdet ve zühdü çok olan bir zâtdı. Abdullah bin Abbâs’ın (r.” “Ey çok günah işleyen! Yaptığın işin şerli sonucu seni bekliyor. gündüzleri de oruç tutardı. Vefât târihi ve yeri hakkında değişik rivâyetler bulunup. Abdullah bin Amr bin Âs bin Vâil bin Hâşim bin Sa’îd bin Sehm bin Amr bin Hâris bin Ka’b bin Lüey el Kureyşî’dir.“İnsanlara hayrı öğretenler için. Bu halin.

Abdullah bin Amr (r. bazı askerlerin bineksiz.)’den işiterek hadîs-i şerîf rivâyet ettiği gibi. oğlu Muhammed bin Abdullah bin Amr bin Âs.) bu muharebeye iştirak ederek. herkesten evvel. Hz. Abdullah bin Amr’ın ilminden en çok istifade eden muhitten biri de. bizzat Resûlullah’dan işiterek aldığı hadîs-i şerîfler mevcuttur.a. Fakat bunların hepsi müddetle mukayyettir. Urve bin Zübeyr.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin bazıları şunlardır: .a. Ebû Zur’a bin Amr bin Cerîr. yazdığı bu mecmuayı çıkararak bakıp cevap verirdi. Peygamberimizden birçok ilimleri öğrenmeye aşırı derecede meraklı idi. Bunun üzerine Hz. Muâz bin Cebel’den. Bunlarda dinî bir mahzur var mıdır?” Hz. Ebü’l Hayr Mürsed bin Abdullah el-Yezenî. Son derece cömert olduğundan eline geçen herşeyi. at ve kısrak alıyoruz.v. Ebü’l Abbâs es-Saib bin Funûh. bundan başka Hz. İbni Ebî Müleyka.a.anhüm) ve daha bir çok Eshâb-ı kirâmdan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.).a. Sâbit bin İyâd el-Ahnef. Hz. Fakat Abdullah bin Amr. benden çok ezberleyen ve rivâyet eden olmamıştır. Şam fatihi olan babası Amr bin Âs (r. Resûlullah efendimizin vefâtından sonra Hz. birkaç inek karşılığında veriyoruz. Surâka bin Mâlik bin Ca’şem’den (r. buyurdular ki: “Yazmaya devam et! Çünkü. Ebû Umâme.birçok gazalara ve seriyyelere süvari olarak katıldı. Kendisine. Basra’dır.) bazan gazab. Mesrûk bin Ecdâ.a. yazıyordu.a. Abdurrahman bin Cübeyr. Abdullah bin Amr bin Âs’ın (r. dişi develer satın al ve askerlere binek temin et!” Ben de bir erkek deve karşılığında üç dişi deve satın alarak askerlerin gideceği yere gitmelerini temin ettim. Abdullah bin Amr. bana şu cevabı verdi: “İyi ki.a. Resûlullah (s. kızgınlık halinde. Ebû’d-Derdâ’dan. Ömer’den. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Abdullah bin Rebâh el-Ensârî. Resûl-i Ekrem (s. benden daha çok ezberlemiştir. bir koyun karşılığında alıyoruz. Bütün malımız. “Sahife-i Sâdıka” adı verilen bir mecmuada (kitapta) toplamıştır. Mücâhîd bin Cebr. Ben yazmamıştım” dedi. Bir ineği bir müddet için.). büyük kahramanlıklar göstermiştir. bana sordun. Orada. Hz. bazan da sevinçlilik halinde bulunup söz söylemektedir. Onu dinledikten sonra. Ebû Seleme bin Abdurrahman. Katıldığı harpler hakkında. hemen dağıtır ve herkesi memnun ederdi. Amr bin Hâris ez-Zebidî şöyle bildiriyor: “Abdullah bin Amr ile karşılaştığımda Ona şöyle sordum: “Ey Ebû Muhammed! Biz öyle bir yerdeyiz ki.). Abdullah bin Amr’ın (r. Sehl İbn-i Hanîf.) buyurdu ki: “En önce Herakliyus’ün şehri olan Kostantiniyye (İstanbul) feth olunacaktır.) arz etmişti. gerçek) olandan başka bir şey çıkmamıştır.a. Babası ile birlikte.v. Kendisine bir suâl sorulduğunda.v.v. Abdurrahman bin Avf’dan. Ebû Abdurrahman el-Hablî. Tavûs Keysân. Eshâb-ı kirâmdan en çok hadîs-i şerîf rivâyet eden Ebû Hüreyre(r. olarak tayin edilenler O’nun derslerine koşuyorlardı. Ata bin Yesâr. Yahut bir deveyi.v.) yanında bulunuyorduk. bu hususta şu rivâyeti nakletmektedir. 240 000 kişilik Bizans ordusuna karşı. Abdullah bin Hâris bin Nevfel.a. şehre vali. Develerin askerlere kâfi gelmeyeceğini gördüm.) etrafında oturmuş. Cübeyr bin Nüfeyr. birçok hadîs-i şerîfte. bağlıdır.a.a.) hadîs-i şerîflerini.” dediler. Resûlullah’tan her işittiğini yazdığını gören Eshâb-ı kirâmın ileri gelenleri. Sâlim bin Ebî’l Ca’d.a. Yakûb İbn-i Âsım bin Urve bin Mes’ûd es-Sekafî. İkrime. Bunları birbirleriyle değiştirerek alış-veriş ediyoruz. yaya kaldıklarını söyledim.v. Deve karşılığında da.000 kişilik bir İslâm ordusu kısa zamanda zafer kazanmıştı. Halbuki Resûl-i Ekrem (s. Çünkü o. Amr bin Üveys es-Sekafî. Kostantiniyye (İstanbul) ve Roma şehirlerinden hangisinin daha evvel feth edileceği soruldu. Abdullah suâli dinledikten sonra bir sandık getirtmiş ve şu cevabı vermişti: “Bir gün Resûlullah’ın (s. Bu eserinde. istemediği halde Sıffîn harbinde de bulunmuştur. Ebû’z-Zübeyr el-Mekkî. ağzımdan hak (yani doğru. O’ndan işittiği her şeyi yazmak için izin istemiş ve aldığı müsâade üzerine pekçok hadîs-i şerîf yazmıştır.v. hadîs-i şerîf yazıyorduk.) efendimiz. Onun ilminin çokluğunu itiraf buyurarak: “Resûlullah’ın (s. Derken Resûl-i Ekrem’e şöyle soruldu: Kostantiniyye veya Roma şehirlerinden hangisi daha evvel feth edilecek? Resûlullah (s. onun harbe katılacak askerleri ta’lim ile harbe hazırlamak gibi mühim vazifeleri ifâ ettiği anlaşılmaktadır. açıklayıcı geniş bilgi bulunmamakla beraber. Zir bin Hubeyş.160 - . Amr bin Dînâr ve daha bir çok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuştur. Ebû Kebeşe es-Selûli. Abdullah bin Amr’ın katıldığı en mühim muharebelerden biri Yermük harbidir. 46. Abdullah bin Amr bin Âs. Humeyd bin Abdurrahman bin Avf. Abdullah.v. Âmir bin Şerâhil Şa’bî. O’nun naklettiği ilimlerden istifade etmiştir. bu muharebede ordu kumandanı idi. Enes bin Mâlik. Hadîs-i şerîf râvîlerinden (rivâyet edenler) Ebû Kubeyl. burada nakit para olarak hiçbir şey yoktur.” Buna benzer birçok harplere iştirak edip. Bütün müslümanlar.” Hz.a. bizzat Peygamber efendimizin mübârek ağızlarından işiterek çok ilim almıştır.) bana şöyle buyurdu: “Zekât olarak gelen erkek develer karşılığında. davarlarımızdan ibarettir. idare mevkiinde vazife aldığı anlaşılmaktadır. Sa’îd bin Müseyyeb. Resûlullah efendimiz.” Resûlullah’tan işittiği bütün hadîs-i şerîfleri. Bunlardan birisi hakkında. bizzat Resûlullah (s. Abdullah bin Amr bin Âs. Kendisinden de. Hayseme bin Abdurrahman elCa’fi. O’na: “Sen Resûlullah’tan her şeyi yazıyorsun.a. işittiklerini yazı ile kaydetmek hususunda tereddütte kalmış ve meseleyi Resûl-i Ekrem’e (s. Abdullah bin Amr’ın (r. Peygamberimize müracaat ederek. yanımda bulunan develere askerleri bindirerek bir tarafa i’zam etmemi (yollamamı-göndermemi) emir buyurmuştu.

) çok ibâdet yapardı.v. kardeşim Dâvûd aleyhisselâmın oru.161 - . en sevgili olanınızın kim olduğunu haber vereyim mi? En iyi huylularınızdır. günlerce hanımının yanına varmadı. O kadar ibâdet yapma arzusu vardı ki.” “Dünyada adaleti gözetenler. sözün doğrusunu söylemek. yahut sussun. afif olmak. baban) hayatta mı?” Gelen adam: “Evet” dedi. Zühd ve takvası çoktu.” “Cemâatle namaz kılmak için yola çıkan kimsenin. onları ağlattığın gibi güldür. İnsanları doğru yoldan saptırırlar. Geride ana ve babamı ağlar bıraktım. Binâenaleyh. Resûl-i Ekrem sordu: “Senin ebeveynin (annen.” “İnsanlara merhamet edene.” Abdullah bin Amr bin Âs (r. komşunun da bir hakkı vardır. O da: “Evet yâ Resûlallah! Öyledir” dedi.): “Böyle yapma! Bazı günlerde oruç tut. Allahü teâlâ merhamet eder. Abdullah da: “Yâ Resûlallah! Ben bundan daha fazla ibâdet etmek için kendimde kuvvet buluyorum” dedi.” “Bize karşı silah taşıyan bizden değildir.” “Kul hakkından başka şehîdin bütün günahları affolur.” “Namazı şartlarına uygun olarak kılanlara.) efendimize haber verdiklerinde. Bunun üzerine Resûlullah (s.” “Sizin kıyâmet günü bana en yakınınızın. kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. emaneti muhafaza etmek. Bütün hayatını ibâdet etmeye vakfetmişti.” “Cebrâil bana komşu haklarından o kadar çok bahsetti ki. Çünkü şu bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. oruç tutma! Gecenin bir kısmında uyu.“İlmin azalması.” Birisi Resûl-i Ekrem’e geldi ve “Sana bi’at için geldim.a. bir kısmında da namaz kıl.” “Sadakanın en fazîletlisi.” “Küçüğümüze acımayan.a. Babası Hz. Buyurdu ki: “Fakîrlere yemek yedirmek. evlilikten de nasîbini almasını istemişti. Cennete giremez. gözünün de bir hakkı vardır. komşunun komşuya mirasçı olacağını zannettim. hayrı söylesin. bu durumu Resûlullah’a arz ederek. kıyâmette. fazla tutma!” buyurdu. Allaha ve âhiret gününe inanan.” Resûlullah’a “amellerin en efdali hangisidir” diye soruldu. mü’minlerin canları ve malları hususunda emin oldukları kimsedir. içiniz. bu hakların hepsini yerine getirerek. hayatta bulundukça her gün oruç tutmak ve her gece namaz kılmak üzere Allah’a yemin ederek nezirde (adakta) bulundu. Hatta bu hâli sebebiyle. sadaka veriniz. insanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. âlimlerin azalması ile olur. Hz. Resûlullah efendimiz cevabında buyurdu ki: “En makbul oruç.” Resûl-i Ekrem ona “Geri dön. cihad için müsâade istemişti. her ayda üç gün oruç tutmak sana kâfidir. “ “Cehennemden uzaklaşıp. bütün sene orucu demektir. Ona: “Ey Abdullah! Her gün oruç tuttuğun bütün gece namaz kıldığın bana haber verilmedi mi sanırsın!” buyurdu. O da: “Dâvûd peygamberin orucu ne kadardır?” diye sordu. “Öyle ise Dâvûd aleyhisselâmın orucu gibi oruç tut. bazı günlerde iftar et. Amr bin Âs. Onun bu halini Resûlullah (s. hanımının bir hakkı vardır. Cenâb-ı Hak ni’metlerinin kul üzerinde görülmesini ister. Resûl-i Ekrem emretti: “Dön ve onlara bak. komşusuna hürmet etsin.” “Yiyiniz.a. böyle davranmalarının mükafatı olarak inciden minber üzerinde otururlar. Resûlullah.” “Kalbinde kibrin zerresi bulunan.” buyurmuş ve bi’atını kabul etmemişti. israfsız ve tekebbürsüz (kibirsiz) giyininiz.” “Müslüman.” “Allaha ve âhiret gününe îmân eden.” “Dört sıfata sahip olduktan sonra dünyâdan başka bir şey kazanamadığına ehemmiyet verme! Bunlar.v.” buyurdu. O’na devam etmeyenler kıyâmet günü perişan olurlar. Cennet’e girmek isteyen son nefeste kelime-i şehâdet söylesin ve kendisine yapılmasını arzu ettiği şeyleri başkasına yapsın. tanıdığına ve tanımadığına selâm vermektir. Cahil din adamları. Birisi Resûl-i Ekrem’e gelip. misafirine ikrâm etsin. güzel huylu olmak. büyüğümüze hürmet etmeyen bizden değildir. her ayın üç gün orucu. o namaz kıyâmet günü delil ve kurtuluş olur. evlendiği zaman. attığı her adımda bir günahı silinir ve amel defterine bir sevab yazılır.” “Mü’min. Her yapılan iyiliğe ve her hayır ve ibadete karşılık olarak on misli sevab ve mükâfat verileceğine göre. Allaha ve âhiret gününe îmân eden. iki dargın kimsenin arasını bulmaktır.

sh-233. Onu bütün dünyâya değişmem” derdi. Hz. derslerine devam ederler ve O’ndan ayrılmazlardı. 234 2) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5. kötülüğü düşünmeyen kalb ve itâat eden hanımdır. onlara: “Bırakınız. Resûl-i Ekrem’in emrine uygun hareket etmiştir. sesiniz kesilinceye kadar ağlar ve beliniz kırılıncaya kadar namaz kılardınız.” Kendisi şöyle bildiriyor: “Bir gün Resûl-i Ekrem’e (s. cild-4. O şahıs gelip.” 1) Üsûd-ül-gâbe cild-3. cild-7.) efendimiz. gelsin!” buyurdu. sh-64. Allahü teâlânın gazabına sebep olur. Abdullah da. bir gün tutardı. Allahü teâlâya yemin vererek adak verdiği için ömrünün sonuna kadar böyle ibâdet yapmıştır.” Kendisine. Hz. cild-5. Hz. Bunlardan 17 tanesi. beyaz kuşların kursağında asılıdır. sh-261. O’nun etrafında oturup ders dinlerken kimsenin kendilerini rahatsız etmelerini istemezlerdi. Fakat bu hadîs-i şerîf mecmualarından birini okumak istediğimiz zaman. sh-361 9) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2.) mübârek ağızlarından işiterek topladığı hadîs-i şerîf mecmuasına. onu durdurmaya teşebbüs ettiklerinde.v. ağlamaklı bir halde bulunun.v.): “Yâ Resûlallah! Müslümanın hangisi hayırlıdır?” diye sordum. Allahü teâlânın yasak ettiği herşeyi terk eden kimsedir. sh-139 5) Tezkiret-ül-huffâz cild-1.a. son derece titizlik gösterirdi. Kâfirlerin ruhları da yedi kat yerin dibindedir.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin sayısı 700 civarındadır.) ihtiyarlayıp da.” Hz. sh-158 10) Sahîh-i Buhârî Kitâb-ul-ilm sh-39 . tanıyıp tanımadığı her müslümana iltifat eden. evlilik hayatında hanımına karşı vazifelerini eksiksiz yerine getirmesini emretti. Bir gün birisi gelip Abdullah bin Amr’ı (r.162 - . Eğer siz benim bildiğime vakıf olsaydınız. sh-337. Muhâcir de. şeytanın çoğalıp yayıldığı zamanlardır. sh-111 7) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-4. O’nun etrafında kurulan ilim meclisinde. Abdullah’ın talebeleri. son çıkanlardan olma! Zira bu vakitler. “Arşın gölgesinde.a. bunu bizzat Resûl-i Ekrem’in mübârek ağzından işiterek topladım. Şerlerin de en fenası yalan söz. sh-374. O’na. Kendisinden ilim öğrenmek için çok uzak yerlerden gelirlerdi. Buyurdular ki: “Çarşıya erken girip.” “Bir kadının varlıklı zamanında kocasının yüzüne gülmesi. sh-261 8) El-Îsâbe cild-2. yaşadığı müddetçe. elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kimsedir. Resûlullah’ın (s. ilimde ve fazîlette yüksek kimseler toplanıyordu. kabul etmiş olsaydım” demiştir. O’ndan çok hadîs-i şerîf rivâyet etmektedir.v.” “Müzevvirlik (ara bozuculuk) ve iki dostun arasını açmak. çok ağlardınız. “Müsned”inde.a. sh 494 4) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-4. Resûlullah (s. Resûlullah’ın bahşettiği müsaadeyi. Ayrıca İmâm-ı Buhârî bunlardan 8 tanesini. Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim’de müşterek olarak nakledilmektedir.a. İmâm-ı Mücâhid diyor ki: “Abdullah bin Amr’ın elinde bulunan kitaplarından herhangi birine bakmak istesek.a. sh-41 6) El-A’lâm cild-4. Resûlullah’tan duyup ezberlediği bir meseleyi söylemesini istedi.” “Aklınızın ermediği şeyleri terk ediniz. Abdullah bin Amr bin Âs’ın (r. Eğer hakikati bilseydiniz.) görmek ve O’nun yanına gitmek için safları yararak yürümeye başlamıştı. Abdullah bin Amr bin Âs’ın hikmetli sözleri çoktur.” “Faydasız söz söylemeyiniz. “Ölünce mü’minlerin ruhları nerededir?” diye sorulduğunda buyurdu ki. Ders halkaları son derece genişti.” Birgün kendisine. Abdullah’ın talebeleri. 482. fakat yokluğu zamanında ona hıyânette bulunması. eskisi gibi ibâdet yapmaya vücudunda kudret kalmayınca “Keşke. Buyurdu ki: “Hayrın en iyisi doğru söz. Ona son derece itina gösterir ve bize: “Ben. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel. Hadîs-i şerîf tahsili için. Abdullah bin Amr. Resûlullah efendimizin şöyle buyurduğunu bildirdi: “Müslüman.cudur. Aksi halde şeytanın oyuncağı olursun!” “Çok ağlayın! Ağlayamazsanız.” Bu konuda birkaç rivâyet bildirilmektedir. “Şerrin en fenası ve hayrın en iyisi hangisidir?” dediler.a. 338 3) Tabakât-ül-Kübrâ cild-2. kendisini son derece severlerdi. fena kalb ve itâat etmiyen hanımdır. Buyurdular ki: “Fakîrleri doyuran. mâni olmazdı. İmâm-ı Müslim de 20 tanesini ayrı ayrı nakletmektedirler. Abdullah bin Amr (r. Bir gün yer. Hz. Cehennemlik olduğunun alâmetidir. uzak ve yakın yerlerden gelenler.

bu duruma çâre aramaya başladı. Mekke’de müşriklerin zulmünden kurtulmak için Peygamberimiz ve müslümanlar Medine’ye hicret etmişlerdi. Bu suretle. arkadaşlarına şu emri verdi: “Siz. canlarından ve mallarından daha çok seven ve bu uğurda hiçbir fedâkârlıktan geri durmayan Eshâb-ı kirâm. yalnız kadınlara ve çocuklarına dokunulmamasını emretti. Daha Peygamberimizin hicreti gerçekleşmeden müslüman olmakla şereflenenlerden biri de Hz. Fakat yine öldüremedim. Abdullah bin Atîk. Hazrec kabilesine mensûb beş kişiye Ebû Râfl’yi öldürmek görevi verildi. yüksek sesle haykırdı. 628) yılında. Hicretin 5. Ebû Katâde. Bir çok kapıdan geçtim. Ebû Râfi. O karanlık bir oda içinde aile fertleri arasında yatmıştı. Ensârdan beş kişi ile birlikte bir seriyyede bulundu. Resûlullaha her hususta yardımcı olmuşlardı. Hicretin 12. Fakat dehşet içinde kalmıştım. 627) yılında Medine’nin müdafaası için yapılan Hendek harbine de katılmıştır. Resûlullah (s. dostları Ebû Râfi’nin yanından dağılıp yatınca. Sanki bir ihtiyacını gideriyordu. Mus’ab bin Umeyr’in tebliğ hizmetleri sebebiyle birçok kimse îmân etmişti. Hemen ben de. Abdullah bin Atik idi. Anahtarları aldım.) müslüman oluşu hakkında kaynaklarda geniş bilgi yer almamaktadır. “Kim O? Ne istiyorsun?” diyerek cevap verdi. Ebû Râfi yahûdisi.a. İslâm düşmanlığı ile birleşmişti.v. Köy halkı da deve. hemen odadan dışarı çıktım.) efendimiz. Hemen kalktım. Kısa bir müddet bekleyip tekrar odaya girdim ve sesimi değiştirerek. Odanın neresinde olduğunu kestiremedim. koyun ve sığır gibi hayvanlarını mer’ada otlatıp yeni dönüyorlardı. Resûlullahı sık sık rahatsız ettiği gibi müslümanları da daima tehdit eder. Es’ad bin Zürâre’nin ve Peygamberimiz tarafından oraya Kur’ân-ı kerîmi ve İslâmiyeti öğretmek için gönderilen Hz. Nihayet Ebû Râfi arkasına devrildi. Ebû Râfi’nin kalesine gideyim ve kale kapıcısına nezaketle yaklaşayım. Bu yahûdi reisi.a. Bu sırada. Öteden beri bunlara düşman olan yahûdilerin kini. bana bu fırsatı bırakmazlardı. Abdullah bin Enis. oradan savuşup kale merdiveninin son basamağına varmıştım. yâ Ebâ Râfi?” dedim.). Esved bin Huzâi ve Mes’ûd bin Sinan hazretleriydi. Bu suretle kaleye girebileceğimi sanıyorum. 633) yılında Yemâme harbinde şehîd olmuştur. kapıyı kapamak istiyorum!” dedi. Ebû Râfi’nin yanında. Bu vazife. Hayber yahûdilerinin reisi olan Ebû Râfi’ Selâm bin Ebû Hukayk idi. kalenin en üst katında bulunan bir yerde olurdu. Halkın kaleye girmesi üzerine kapıcı. yahûdilerin reisi Ebû Râfi’nin öldürülmesini. Bu durum karşısında Abdullah bin Atik (r. Çünkü öldürememiştim. şunun için düşünmüştüm ki.163 - . Adı Abdullah bin Atik bin Kays bin Esved bin Berâ bin Ka’b bin Ganem bin Seleme bin Hazrec-i Ensârî’dir. Soyu ve kardeşi Cebr bin Atik hakkında başka rivâyetler de bildirilmektedir. Bunu. hemen kaleye girdim ve merkeb ahırına saklandım. Sonra paltosuna büründü.) efendimize düşmanlıkta çok ileri gidenlerden biri de. yerinizde oturunuz! Ben. Hicaz toprağında kendisinin müstahkem bir kalesi vardı.a.nci (m. Medine’de ilk müslüman Hz. Burada yaşayan Evs ve Hazrec kabilelerinin tamamı İslâmiyeti kabul etmişler. Hz. malları ile Resûlullah’a düşmanlık yapanlara yardım ederdi. iyice yaraladım. birisi gelip beni oda içinde kılıçla yaraladı!” dedi. kalenin. darbesi daha yapıştırdım. kapıyı kilitledi ve anahtarları bir direğe astı. Ebû Râfi’nin kalesine yaklaştıklarında güneş yeni batmıştı. Hz.a): Peygamberimizin Medine’ye hicretinden önce İslâmiyeti kabul edip. Resûlullaha düşmanlıkta çok ileri giden Ebû Râfi’nin öldürülmesi hizmetiydi. sesin geldiği tarafa fırlayıp yaklaştım ve kılıcımla ilk vuruşu başardım.nci (m. zengin bir tüccar olup. Bu sefer ona bir kılıç. Burada yere erdiğimi sanarak ayağımı attım. Arap kabilelerinin bir çoğunu kışkırtıp Hendek muharebesinin yapılmasına bu yahûdi reisi sebep olmuştu. Abdullah bin Atik ve arkadaşları.v.a. Ben de. kendisinin komutanlığında.v. eğer Ebû Râfi’nin adamları beni fark ederlerse herifi öldürünceye kadar. akşamdan sonra adamları toplanıp sohbet yaparlardı. Medine’nin ilk müslümanlarından olmakla şereflenen sahâbî. Bundan sonrasını Abdullah bin Atik (r. hemen onun yanına çıktım. Nihayet kapıya yaklaştı.” Kale kapısına yürüdü. Bunlar. Bu suretle Ebû Râfi’nin yattığı odaya kadar vardım. Sonra kılıcın keskin ucunu karnına bastım. Her kapıyı açtıkça iç tarafından sürgülüyordum. Abdullah bin Atik’in (r. Azılı bir İslâm düşmanı olan Ebû Râfi’yi öldürmek için Resûlullahdan izin istediler. Abdullah bin Atik’i komutan tayin ederek. kendisine tâbi olanları Resûlullah (s. Bu defa adamı öldürdüğümü anladım ve hemen kapıları birer birer açmaya Başladım. “Bu feryat nedir. Meğer daha sona gelmemiş oldu. Abdullah bin Atik. Hicretin altıncı (m. Cevabında: “Canı Cehenneme! Sen seslenmeden önce.) kendisi şöyle anlatıyor: “Ben de. kapıcısı: “Ey Allah’ın kulu! Kaleye girmek istiyorsan hemen gir! Çünkü ben. Onu öldürme teşebbüsünde bulunurdu.) efendimizin aleyhine kışkırtırdı. Bu sohbet. hicretin altıncı yılı Ramazan ayında. bu beş kişinin başına Hz.a.a. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Resûlullahı. Resûlullah (s. yahûdi reislerinden olup. Gece sohbeti sona erip. Anlamak için: “Ey Ebû Râfi!” diye seslendim. Ailesi ile birlikte orada otururdu. Bedir ve Uhud harplerinde Resûlullahın yanında birçok hizmetlerde bulunmuştur.ABDULLAH BİN ATÎK (r.

Haydi yürüyünüz. Böylece müslümanları rahatsız ediyordu. 630)’yılında Mekke’nin fethine ve Huneyn harbine katıldı ve çok hizmeti görüldü. Kapıya kadar varıp orada oturdum ve kendi kendime. Hz.a) Peygamber efendimizin (s. Medine’ye hicret edince Âsım bin Sâbit (r. Ebû Râfi’yi öldürdü. Hz.v. “Artık kurtulduk. Ayağımın kırıldığını duyunca. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi. Bu birliğin silâh ve techîzat temini için de. dedim. 631) Peygamber efendimiz (s. Silahın da yanında bulunsun. Resûlullah (s. Sanki hiç ağrı duymamış kimseye döndüm. müslüman olduktan sonra ömrünün tamamını İslâmiyete hizmette geçirmiştir. Çünkü O. Abdullah bin Atik.” buyurdu. Ben daha önce kapının önüne gelmiş. bu kavmi bu sapık âdet ve inançtan kurtarmak için vazifelendirdi. Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde. açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlananınızdır” buyurmuştur. Allahü teâlânın rızası uğrunda şehâdet şerbetini içmiştir. Tek Allah inancının yerleşmesinde ve putperestliğin ortadan kalkması hususunda da büyük hizmet etti. Hayber’in fethine katılarak. kendisi için “. hicretin 12 (m. Sabah olunca mescide gittim. Hz. Eshâb-ı kirâm arasında lâkabı.a. kalkanım da yanımda idi..v. Hepsine de imânının verdiği güç ile mukabele etmiş. Harplerde en önde kahramanca çarpışmıştır. Bunun üzerine O’nu göndermekten vazgeçti. Ebû Bekir zamanında cereyan etti. Zeyneb. Bu muhabbet uğrunda canını fedâdan çekinmemiş. Mekke’ye gidelim!” dedim. sh-91 ABDULLAH BİN CAHŞ (r. Onda buyurulana göre hareket et. Kırık tamamen iyileşti. Bu sırada yalancı peygamber Müseyleme. Şehîd olduğunda 40 yaşlarında idi. Kılıcım.) evine gelmeden önce kelime-i şehâdet getirerek ilk müslümanlardan olmak şerefine kavuştu. iki gece yol aldıktan sonra mektubu aç. kâfirler kendisine her türlü eza ve cefâyı yapmışlardı. Rekiyeye.) halası Ümeyme ile Cahş’ın oğlu.) Ensârdan meydana gelen 150 kişilik bir birliği Hz. Kızkardeşi Hz. Peygamber efendimiz.) ayağımı sıvazladı. Abdullah bin Atik’in. Hz. Hicretin dokuzuncu senesinde (m.” Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?” diye sordum. Durumu arz ettim. 1) El-A’lâm cild-4. “Git. Artık müslümanları onlardan kurtarmak bir zaruret haline gelmişti. Yemame harbindeki kahramanlığı da dillere destandır. Hz.a. Erkam’ın (r. Hz. sh-341. Abdullah bin Cahş der ki: O gün Resûlullah aleyhisselâm yatsı namazını kılınca beni yanına çağırdı: “Sabah vakti olur olmaz yanıma gel. Resûlullah efendimiz sabah namazını kıldırdıktan sonra evine döndü. Hâlid bin Velîd başkanlığında bir ordu.164 - . Eshâb-ı kirâmdan.a. Abdullah bin Atik memur edildi. artık arkadaşlarımın yanına döndüm ve onlara. merdivenden düştüm. “Hicaz halkının taciri Ebû Râfi’nin öldüğünü bildiriyorum!. burada da büyük yararlıklar gösterdi. Bunlar arasında Abdullah bin Atik de vardı. Uhud harbinde en büyük kahramanlığı göstererek. Bütün gücü kuvveti kesilip dermanı kalmayıncaya kadar savaşmaya devam etti. Resûlullah efendimizin uğrunda nice tehlikelere katlanmış ve en güzel kahramanlık örnekleri göstermiştir.” buyurarak bir mektûb verdi. Nihayet bu büyük Sahâbî. Abdullah bin Atik de büyük kahramanlıklar gösterdi. kuyuya yönel!” buyurdu. Ben de. Abdullah bin Atik. Nahle seferine memur edildiği .” diye ilân ettiğini duydum.) İslâmiyeti heyecanla yaşayan zatlardandı. Hz. Abdullah bin Atik. müslümanları rahatsız ediyordu. Abdullah orta boylu. 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. bekliyordum. en çok arzu ettiği. Nahle’de Kureyş müşriklerini.a. Hemen bir sargı ile bu kırığı sardım. yayım.a. Muhacirlerden benimle birlikte gidecek bir kaç kişi buldu. “El-Mücdü’fillah” yani “Allah yolunun fedâisi” idi. Hz. eza ve cefâ’lara katlanmıştır. şehîdlik mertebesine kavuşmuş ve böylece ebedî se’âdete nâil olmuştur. Hz. Ebû Bekir’in vasıtasıyla. sh-102 2) El-Îsâbe cild-2. gözetlemek üzere ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı (r. Hz. Hâlid bin Velîd ile Müseylemet-ül-Kezzâb kuvvetleri arasında şiddetli çarpışmalar oldu. İlk müslüman olduğu yıllarda. 634) senesinde. onların üzerine gitti.. Abdullah bin Cahş (r. Peygamberimizin ayrılığına dayanamıyarak ağlamaya başladı. cild-2. Resûlullahın vefâtı haberi yayılır yayılmaz meydana gelen bu harp. savaşıyordu.) göndermek istemişti. vücudundan kanlar fışkırırken kılıcını yere atmıyor. Bunun üzerine ben. Hz.a.a. çok yakışıklı bir zât idi. Horozlar ötmeye başlayınca. Nihayet Resûlullah’ın huzuruna vardık. Peygamberimizin hanımıdır. Seni bir tarafa göndereceğim. Hz. birinin kalenin surlarına çıkıp. ok ve çantam üzerimde. Baldır kemiğim kırıldı.ğumdan. şunu öldürüp öldürmediğimi iyice anlayıncaya kadar bu gece kaleden çıkmam. Sonra hicretin sekizinci (m. Allahü teâlâ. Ebû Ubeyde. ayağımı uzattım. Eshâb-ı kirâmdan dörtyüz elli kişi şehîd düştü.v.) ile kardeş oldu. Bu savaşta Hz. Yaralı iken. Sonra yürüdüm. “Necdiye yolunu tut. “Seni bu kişilerin üzerine kumandan tayin ettim. Ali’nin kumandasında Benî Tayy kabilesinin putlarını kırıp parçalayarak. bu seriyyesinden sonra. Resûlullah efendimizin şehîdler için verdiği müjdeleri duyarak hep şehîd olmaya can atmıştır. bana: “Ayağını uzat!” buyurdu. büyük gayret ve fedâkârlık göstererek kısa zamanda birliğin ihtiyaçlarını temin etti. insanların İslâmiyetten ayrılma hareketini teşvik ve idare ediyordu.

Mücâhidler. Hz. kulaklarımı kessin. sen de “âmin” de! Ben de “Peki” dedim. sh-89 3) Hilyet-ül-evliyâ cild-1.) ile babasının Mekke’den Medine’ye hicretlerinde. Sonra kendisi duâ etmeye başladı: “Allahım. Arkadaşlarından hiçbirini.). Babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Hicretin üçüncü senesinde yapılan Uhud harbinde büyük kahramanlıklar gösterdi. Arkadaşları hep birden. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretlerinin de bulunduğu küçük ordu ile Hicaza doğru yol aldılar ve Nahle’ye geldiler. Allahü teâlânın ve sevgili Resûlünün emrini yerine getireceğim” diyerek mektubu öpüp. Abdullah bin Cahş yiğitliğin sembolüydü. Oradan gelip geçen Kureyşîleri gözetlemeye başladılar. Sevr Mağarası’na geldiğinde habercilik vazifesini yaptı. Ben de duâ edeyim. Sevgili Peygamberimin de bulunduğu bir savaşta. Gâzi olarak.a. Esma (r. elimden tuttu ve beni bir kayanın dibine çekti. O anda Sevgili Peygamberimiz O’na bir hurma dalı uzatarak. Bir yere gizlendiler. İslâmda ilk tayin olunan “emir”. “Uhud’da savaşın çok şiddetli devam ettiği bir andı.) ve Hz. Bana şunları söyledi: “Şimdi burada sen duâ et. Birdenbire yanıma sokuldu. babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r. Allahü teâlânın bereketi üzere yürü. müslümanların aldıkları ilk ganimetti. Her tarafı kana boyandı. bana zorlu kâfirler gönder kıyasıya onlarla vuruşayım. Resûl aleyhisselâmın emrini yerine getireceğim.” dedi.” Emir-el-mü’minîn Hz. babasının emir ve direktiflerini harfiyyen yerine getirirdi. Fakat o istediği ve önceden söz verdiğim için mecburen “Amin” dedim. Ebû Bekir . savaşa devam ettik.anha) ile anne bir kardeştir. Sonra arkadaşlarına dönerek “Hanginiz şehîd olmayı istiyor ve özlüyorsa. ben onlarla çok kusur işledim. Hepsini öldüreyim.zaman. Bu dal bir mu’cize olarak kılıç oldu ve önüne geleni kesmeye başladı. Gönlüm böyle bir duâya “Amin” demek arzu etmiyordu. Abdullah bin Cahş mektubu okuduktan sonra “Bizler Allahü teâlânın kullarıyız ve hep O’na döneceğiz. Nereye istersen. Ömer ve Hz. Gelmek istemeyen dönüp gidebilir. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri. birisi atlı olduğu için ona yetişemediler. Hepsini öldüreyim. Bu beşte bir hisse de ilk ayrılan beşte birdi. Düşmana hamle üstüne hamle ediyor. Allahım. Muhammed (s. Abdullah bin Cahş’a danıştı. Mektubta şunlar yazılıydı: “Bismillahirrahmanirrahîm. Ben kanlar içinde senin huzuruna geleyim. Hz. Bir çok düşmanı öldürdü.” Benim yaptığım bu duâya bütün kalbiyle “âmin” dedi. Bu sırada bir Kureyş kafilesi geçti. sh-286 2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-2. toza toprağa bulandım da öyle geldim” diyeyim”. Bundan sonra Bedir gazâsı oldu. Sonra benim dudaklarımı burnumu. şehîd olmak için derin bir iştiyakla hücumlarını tazeliyordu. ilk müslümanlardan. bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. dudaklarını. “Allah Allah!” diye çarpışırken kılıcı kırıldı. Onlarla kıyasıya vuruşayım.” diye cevap verdiler.a. Abdullah bin Cahş’ı ve dayısı “Seyyid-üş-şühedâ” ya’nî “Şehîdlerin efendisi” Hz.v. Kabul etmeyince çarpışma başladı. kılıçlarımızı çektik. annesi Katile binti Abdiluzza’dır. Daha sonra. burnunu. Gelmezseniz ben tek başıma gidip. Çarpışma sonunda birisini öldürdüler.v. sh-10. Savaşın sonuna doğru Ebül-Hakem isminde bir müşrikin attığı oklarla arzu ettiği şehâdete kavuştu. O son derece bahadırâne harbediyor. Mekke’de doğduğu tahmin edilmesine rağmen. En sonunda bir tanesi de beni şehîd etsin. sh-108 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediye sh-975 ABDULLAH BİN EBÛ BEKR-İ SIDDÎK Eshâb-ı kirâmdan. târihi bilinmemektedir. ben “âmin” diyeyim. Hz. cild-3. Develer yüklü idi. başına koydu. Allahü teâlânın ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin. Ebû Bekir. Uhud harbinde Hz.) davetiyle. Onların haberlerini bize bildiresin. Allahü teâlâya. Bu ganimet. ikisini esir aldılar. işittik. geri döneyim. yerinde kullanamadım. Ben şöyle duâ ettim: “Allahım.a. Senin huzuruna getirmeye utandım. küçük yaşta müslüman oldu. bu ganimet mallarının beşte birini Resûlullah efendimize ayırdı. dudaklarını ve kulaklarını kestiler. Muharebe bittikden sonra Hz. Kureyşîlerin kervanını gözetleyip ve denetleyesin. ilk defa “Emir-el-mü’minîn” sıfatı verildi. Abdullah. onların Peygamberimiz (s. Alınan esirler için Resûlullah efendimiz. düşman saflarını tarumar ediyordu. Hz.165 - . Sen bana “Abdullah. işittim ve itâat ettim. O oldu. Şehîd olunca kâfirler bu mübârek şehîdin cesedine hücum ederek burnunu. Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. Abdullah bin Cahş. dedi. Kureyş kafilesine yaklaşarak onları İslâma davet ettiler.a. ikimiz de önümüze geleni öldürüyorduk. benimle gelsin. savaşa devam etmesini buyurdu. Hamza’yı aynı kabre defn ettik. seninle birlikte gitmeye zorlamayasın! Nahle vadisindeki Kureyşîleri. İlk öldürülen müşrik ve alınan esirler de bu Nahle seferindeydi. Abdullah bin Cahş ile arasında geçen konuşmayı şöyle anlattı. Cihadın hakkını vereyim.” 1) El-Îsâbe cild-2. Gündüzleri Mekke’de Kureyşliler arasında bulunup. hiç birinizi zorlayıcı değilim. Zekî ve kabiliyetli bir genç olduğundan. Hz. Bu mektubu gözden geçirdiğin zaman Mekke ile Taif arasındaki Nahle vâdisine ininceye kadar. kulaklarını ne yaptın?” diye sorduğunda. Sekiz veya oniki kişilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardıklarında mektubu açtı. Kâfirlerin bütün malı mücahitlere kaldı. “Biz.

O sırada Hz. Resûlullah (s. Onun vefâtından bir müddet sonra Hazret-i Ebû Bekir’e. Sonra Resûlullahın tekfînine uygun görülmeyince. Senin elinle ona şehîdlik şerbetini içiren.” dedi. heyettekilere göstererek: “İçinizde bu oku tanıyanınız var mı?” diye sordu. Ben tekrar “Ya senin eshâbın arkadaşların? Onlara ne oldu?” diye sordum. İkrime bin Ammâr. Mûte Harbi’nde. ertesi gün Uhud’da şehîd olmuştur.a. Birinci rekâtte hiç bir şey okumadı. Gasil-ül-melâike (öldüğünde melekler yıkamıştır) lakabıyla tanınmıştır. Abdullah bin Zübeyr’e bîat eden ehl-i Medine arasında meydana gelen Hara muharebesinde Zilhiccenin bitmesine üç gün kala Perşembe günü şehîd olmuştur. Abdullah bin Selâm ve Ka’b-ülAhbâr’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Resûlullah efendimiz tekfîn olunurdu” deyip.v.) vefâtında yedi yaşında bulunup.a. Sonra peşpeşe iki (secde-i sehv) yaptı ve selâm verdi.) ile hicretin 8. onun eliyle seni öldürtmeyen Allah’a hamd olsun. Eshâbdan olup. onun adını İslâm târihine geçirdi. Abdullah bin Ebî Süfyân dedi ki: Ben babamı şöyle derken işittim: Abdullah bin Hanzala’yı şehîd edildikten sonra rüyada çok güzel bir şekilde gördüm. Hz. 682) senesinde Yezîd bin Muâviye’nin askeriyle.anha) ile evliydi. Hz.v. Babası da. Peygamber efendimizin (s. Önce sekiz oğlunu birer birer muharebeye çıkarıp.a. Bir kaç hadîs-i şerîf bildirmiştir.) Uhud vak’ası gecesi evlenmiş.) indirmişlerdir.a.)’den. Aclânoğullarının kardeşi Hazret-i Sa’d bin Ubeyd: “Bu oku ben yonttum. sonra kumandan olan Ca’fer İbni Ebî Talib’in sancağı almasını bunun da şehîd olmasıyla Abdullah İbni Revâha’nın kumandayı alıp onun da şehîd olmasıyla. İbn-i Ebî Müleyke. Allah’ın himayesi geniştir” buyurdu.v.v. Sakif heyeti geldi. sh-283 2) Sahîh-i`Buhârî Kitab-ul-Cihâd 133 3) Sahîh-i Müslim Fedail-üs-sahâbe Hadîs No: 1 4) Kâmûs-ül-A’lâm cild-4. Abbâs bin Sehl ve bir çok âlim de Abdullah bin Hanzala (r. Geceyi orada geçirip. saklandıkları Taif Kalesi’ni muhasara etti. Annesi Cemile binti Abdullah’tır. Hanzala (r. kılıcının kınını kırarak Yezîd’in askerlerinin içine dalmış. Hz. Hanzala’ya sordum: “Ey Ebû Abdurrahman sen öldürülmedin mi?” “Evet. Resûlullahın bu mucizesini haber vermesiyle rivâyeti kitaplara geçti. Abdullah bin Hanzala’dan rivâyetle diyor ki: Hz. meşhûrlarından. 1) El-Îsâbe cild-2. Ömer bize akşam namazı kıldırdı.a.166 - . kendisine bunu kefen yaptırmadı. tüyünü ben taktım. rüyet (görme) ve sohbete nâil olmuştur.): Eshâb-ı kirâmın fazîletlilerinden.)’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir.hakkında söylediklerini. Abdullah bin Ebû Bekr. Abdullah’ın ölümüne sebep olan ok.) ile âhıret kardeşi yaptı. ucunu ben sivrilttim. Ebû Bekir’in yanındaydı. Damdan bin Cevs. (Böylece secde-i sehv farzın tehir edilmesinde de yapıldığı açıkça anlaşılmış oldu. Ebû Bekir’in (r.a. Hz. Ruhunu teslim edeceği sırada “bunda. Oku. “Onlar benim sancağım etrafındadırlar. Abdullah bin Ebî Bekr-i Sıddîk (r. Abdullah bin Hanzala. ikinci ve üçüncü rekâtte bir fatiha ve bir sûre okudu. Huneyn’den kaçan Sakif ve Hevâzinliler’in toplanmalarına mani olmak için onların sığınıp.) hilâfetinin başlarında hicretin onbirinci senesinin Şevval ayında Taifte aldığı yaranın iyileşmemesi sebebiyle vefât etti. şehîd oluncaya kadar mücâdele etmiştir! Abdullah bin Hanzala Peygamberimiz (s. Kabrine ise Hazret-i Ömer.) Peygamber efendimiz (s.a.) .v.a. Talha ve kardeşi Abdurrahman bin Ebû Bekir (r. Bunun üzerine Hz. yaralandı.) için hazırlanan hulleyi (elbise) yedi altına satın almıştı. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn Gazvesi’ne katıldı. Ebû Süfyân” “Uykumdan uyandım. 63 (m. teberrüken kendine kefen için saklamıştı. hicret-i Nebevî’den sonra Mekke’den Medine’ye geldi.” diye cevap verdi. Muhasarada ok isabet edip. Ki sen bunu görüyorsun. senesinde Mekke’nin fethinde bulundu. haber verirdi. Abdullah bin Ebî Bekir’i şehîd eden oktur.a. Ömer. İslâm Ordusu kumandanı Zeyd İbni Hârise’nin şehîd olmasını.a.a. hepsi şehîd olduktan sonra.) bütün bunları Medine-i Münevvere’de Minber-i se’âdetinde başından sonuna kadar haber verdiğini rivâyet etti. tan yeri ağarmadan Mekke’ye dönerdi. Tâif şehîdlerinden sayılır. bunu atan da benim” dedi. Cenâze namazını Hazret-i Ebû Bekir kıldırdı. Ben burada serbest serbest dolaşıyor ve Cennet ni’metlerinden istediğimi yiyorum. Hâlid İbni Velîd’in kumandayı almasını ve Resûlullah’ın (s. Medine’ye yaralı olarak döndü. Ebû Bekir “Bu ok. Atike binti Zeyd bin Amr (r. Abdullah bin Hanzala için hayırlı olduğunu anladım” dedi. Abdullah. hayır ve bereket olsa idi. 3100 ABDULLAH BİN HANZALA (r. Bu hizmeti. konuşmalarını akşam vakti Sevr Mağarası’na gelerek. Gördüğüm rüyanın Hz.a. Namazı tamamladı. fakat öldürülünce Rabbim beni karşıladı ve Cennetine koydu. Kays bin Sa’d İbni İbâde Esma binti Zeyd bin El-Hattâb. Resûlullah O’nu Âli bin Ebû Tâlib (r. sh-3037.

) İbni Mes’ûd’un başını sıvazladı ve “Allahü teâlâ sana rahmet etsin. gözü. Sen kızdığın zaman ben sana hakim olurum. Ebû Bekir derince bir toprak çanak getirdi. Bundan dolayı Ukbe bin Ebî Huayfın koyunlarını güderdi. Peygamberimiz (s. Namaz vakti gelince ev sahibine.a. sh-99 7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-710-975 ABDULLAH BİN MES’ÛD (r. Abdullah İbni Mes’ûd (r. Böylece altıncı olarak îmân etmiş ve Sâbikûn-el-evvelîn (ilk müslüman olanlardan) olmuştur.167 - . Fakat Abdullah İbni Mes’ûd (r. “İbni Mes’ûd ve İbni Ümmi Abd” isimleriyle meşhûrdur. imâm olmasını teklif ettiler.) hiç üzgün . Allahü teâlâ beni onlardan muhafaza eder” buyurdu. Sa’d bin Ubâde hazretlerinin oğlunun evine arkadaşlarıyla ziyârete gitmişti. İslâma gelenlerin altıncısıdır. “Vallahi Resûlullah (s.a.) ın yanında bulunarak Kur’ân-ı kerîmi iyi öğrendiği gibi pek çok hadîs-i şerîf de dinlemiş ve ezberlemiştir. Resûlullah (s. Her zaman Resûlullah (s.a. sh-402 4) İbn-ül-Esir cild-4. sh-285 2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-5.a. Bütün gazalarda ve Yermük muharebesinde bulundu. Kendisi içti.” dediler. Resûlullah (s. Olmadığı cevabını alınca.a.. Müşrikler de orada toplanmış bulunuyorlardı. İbni Mes’ûd (r.) “Ey genç. Ahmed İbni Hanbel (r. “Ben dinletirim!” buyurdu. her istediğini Allahü teâlâdan iste. Abdullah İbni Mes’ud (r.a.): Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından. Makâm-ı İbrâhîm’e geldi. tekme ve tokatlarla yüzünü.v.). sh-299 6) El-A’lâm cild-4. her zaman Peygamberimizin huzuruna hatta evine girmeye izin verilmiş.v. Kısa boylu. Künyesi Ebû Abdurrahmân veya (Ebû Abdillah)’dır. 1) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel cild-4.). Peygamberimiz (s.” diye cevap verdi.v.a. Yüzü. Eshâb-ı kirâm.) onun içerisine süt sağdı. sonra İbni Mes’ûd içti. Kur’ân-ı kerîmi ve çok hadîs-i şerîf ezberledi.. Bir gün koyun güderken Peygamberimiz (s. otuz zinadan daha çok günahtır. O da misafirlerden birinin imâm olmasını istedi. İki kerre Habeşistan’a ve Medine’ye hicret etti.) in has müşaviri ve hizmetçisi olup. Müşrikler birbirlerine “Ümmü Abd’in oğlu ne söylüyor. Sonra Peygamberimiz (s.v.v.) “Çekil. Cennetle müjdelendi. Genç iken îmân etti.” Bırakın gideyim.a. sonra Hz.v. hafif esmer. sahâbiyyedir. Herhalde Muhammed (s.) ayakta Besmele-i şerîfe çekti ve “Errahmânü allemel Kur’âne. Mekke’de ilk defa ve açıkça herkesin önünde Kur’ân-ı kerîm okuyan Sahâbî Abdullah İbni Mes’ûd’dur.a. Ebû Bekir ile karşılaştı.v.) ın yanına geldi.) gençliğinde fakîr idi.a.v. Koyunun memeleri büzüldü. Kızdığında nasıl bir hâl aldığına bir bak. Peygamber efendimiz hiç yavrulamamış bir koyunun memesini mübârek elleri ile sıvazladı ve bir duâ okudu. eski halini aldı.” Diğer hadîs-i şerîf kitaplarında zikredilenlerinden: Abdullah bin Hanzala (r.a. içmemiz için sütün var mı?” diye sordular. “Senden birşey öğrenmeye ihtiyacım yoktur. İbni Mes’ûd (r. İbni Hanzala.” diyerek Rahman sûresini okumaya başladı.)’in getirdiği şeyleri okuyor” diyerek üzerine yürüdüler.a.a.v. Ertesi gün kuşluk vakti. Eshâb-ı kirâm buna çok üzüldüler “Zaten biz senin bu akıbete uğrayacağından korkmuştuk.v.a. sh-87 5) El-Îsâbe cild-2. Ebû Bekir içti. Koyunun memeleri derhal süt ile doldu.a.” dedi.) ve Hz. gözünü her taraflarını morartarak belirsiz hale getirdiler. Babası Mes’ûd. hayvanına binmesi ve evinde imamlık etmesi evladır” buyurdu diye rivâyette bulundu. sh-65 3) Târîh-üt-Taberî cild-2. Hz.a.). İbni Mes’ûd (r. “Yâ Muhammed o söylediğin sözden bana da öğretir misin?” dedi. Peygamberimiz (s. Şeytan. Yumruk.a.Süfyân bin Selîm’in rivâyetine göre iblis Abdullah bin Hanzala’ya göründü ve “Dinle sana birşey öğreteyim” dedi. eshâbın seçilmişlerinden idi. Bundan sonra Abdullah bin Mes’ûd Resûlullah (s.a. “Biz onların sana bir zarar vermelerinden korkarız. “Dinle de istersen alırsın istersen almazsın” dedi ve “Ey Hanzala’nın oğlu Allah’tan başkasından birşey isteme. Sizden kim gider de onlara açıktan Kur’ân-ı kerîm okuyup dinletebilir” dediler. yara bere içerisinde eshâbın yanına döndü. Abdullah bin Mes’ûd.)’den başka şu Kureyş’e Kur’ân-ı kerîmi açıktan dinletebilen bir kimse olmadı.) hemen orada müslüman oldu.) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş kıymetinde faiz yemek.): “Bir kimsenin kendi yatağında yatması. Nihayet korktuğumuz başına geldi.a.a. Biz öyle bir kimse istiyoruz ki icâb ettiği (gerektiği) zaman kendini müşriklerden koruyabilecek bir kavmi ve kabilesi bulunsun” dediler.a. Fakat o tokat ve yumruklar altında okumaya devam etti. annesi Ümmü Abdullah olup. Eshâb-ı kirâm bir gün tenha bir yerde toplanmışdı. büzül” buyurdular. Hazret-i Abdullah: Resûlullah (s.) Müsnedinde Abdullah bin Hanzala’dan şu hadîs-i şerîfi rivâyet etmiştir. ince ve zayıf bir bünyeye sahipti.v. Sen (hakkı) öğrenebilecek bir çocuksun” buyurdu.v.

“Ebû Cehil sen misin?” dedi.a.v.a. Resûlullah (s.) hizmetine ve sohbetine koşardı. Bedir gazasında küfrü ve imânsızlığı Firavun’dan daha şiddetli olan Ebû Cehil’i öldürmüştür. Kalem sûresini ilk defa sesli olarak okuyan yine İbni Mes’ûd’dur.a.a. Rebeze’de ikâmet etmişti.v.) üzülmemesini. Ebû Cehil. teşkilât kurmaktaki kuvvetini ve idarecilikteki istidadını ortaya koymuştur.v. Kendisini Resûlullah’a (s.168 - . Ebû Cehil.a. Osman zamanında hem kadılık hem de beyt-ül-mâl eminliği (hazinedarlık) yaptı. Müşrikler O’nu kızgın kumlara yatırmışlar. Dizlerinden birisi yaralandı ve bu yaranın izi dizinden kaybolmadı” buyurdu. Bunlar Eshâb-ı Bedir’dendir.a. O’nun hakkında sözüm var. Bu cevap karşısında Ebû Zer (r.a. İbni Mes’ûd (r.) katıldığı bütün gazalara katılmıştır. Abdullah İbni Mes’ûd (r. Hz.).a. çünkü bir fâidem dokunmadıktan başka. İbni Mes’ûd (r. Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver” dedi.a. Bir gün ben ve o Abdullah bin Cüdanın ziyafetinde idik. Eğer onu tanıyamazsanız dizindeki yara izine bakınız. zekâsının.) üzerine aldığı vazifeyi son derece liyâkat ve ehliyet ile ifâ etti. Ey koyun çobanı. işkenceler yapmışlardır.a.) “Acaba Ebû Cehil ne yaptı. yola bak dediğimin doğru .a. kesti ve silahını. bu ümmetin firavun’u idi.v. “Allah düşmanlarını ben bugünkü kadar zayıf görmedim. başını getirip Peygamberimiz (s. onlara bir o kadar daha dinletebilirim” buyurdu. bilhassa Yermük gazasında harikulade cesaret göstererek harbin zaferle neticelenmesine çalışmıştır. İbni Mes’ûd’u (r. “Yâ Resûlallah! Bu Allahü teâlânın düşmanı Ebû Cehil’in başıdır. Hendek gibi gazvelerde Resûlullah (s.) önüne koydu. sizi kendime tercih ettim” demiştir. Ebû Cehil’in kılıcıyla.a.).a. “Ey Ebû Cehil seni öldüreceğim” dedi. müşriklere dinletmiştir. Biraz sonra Peygamberimiz (s.) kendi cüssesinden umulmayacak kahramanlık göstermiş ve Resûlullah’ın (s.v. “Ağlıyorum. ey Allah düşmanı. miğferini. Orada hazine muhâfızlığı da yaptı. Sen çıkılması pek sarp bir yere çıkmışsın.) niçin ağladığını sorduğunda. Siz onlara iktidâ edin (uyun) ve sözlerine itâat edin. Ağır hastalanmış vefâtı yaklaşmıştı.a.).) vefâtından sonra Resûlullah’ın firak (ayrılık) ve hicran acısından insanlardan uzaklaşmış ve inzivaya (yalnızlığa) çekilmiş idi.nci (m. O’nu yaralı olarak buldu ve tanıdı. daha sonra Mescid-i Nebevî’nin yanında kendisi için küçük bir ev yapılmış.) bundan sonra da defalarca Kur’ân-ı kerîm okumuş. Fakat doğrusu senin beni öldürmen bana çok ağır geldi. “Hayır. Medine’de önce Muâz bin Cebel’e (r. Peygamberimiz (s. Ben ondan biraz büyükçe idim. Ömer zamanında yeniden başlayan fetihler ile İslâm mücâhidleri safına katılmış 15 (m. Osman zamanının ikinci yarısında Kûfe’de fitne yayılınca vazifeden alındı. İbni Mes’ûd (r. 651) yılında Kûfe kadılığına tayin olundu. Onun üzerine dikildi ve “Allahü teâlâya hamd olsun ki seni zelîl ve hakir kıldı.a.a.) ile birlikte Ebû Cehil’in ölüsünün yanına kadar gitti. Sakalından tutup çekti ve “Ey Allahın düşmanı Allahü teâlâ nihayet seni hor ve hakir etti mi?” dedi. gönderdim.a.a. Aradılar bulamadılar.a. isterseniz yarın sabah. Eshâb-ı kirâm. “Zafer Allah ve Resûlünün tarafındadır.) diğer Uhud. “Ben size Ammar İbn-i Yâser’i Emir (vali) ve Abdullah İbn-i Mes’ûd’u muallim ve vezir olarak. İbni Mes’ûd (r. ictihâd buyurmuştur. Hiç olmazsa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün” diyerek küfrünün. Fakat o bundan vazgeçmedi. O zaman İranlılarla.) ailesinin bir ferdi zannederdi. O azılı kâfirlere hoşlanmadıkları şeyi dinlettin” dediler. Ömer Kûfe halkına yazdığı mektûbta. “Sen kavminin ulusunu öldürenlerin ilki değilsin.a. Bunun üzerine Abdullah İbni Mes’ûd Ebû Cehil’i aramağa gitti. 636) senesinde Şam taraflarında bulunmuş. “O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur” buyurdu. ne oldu? Kim gidip bir bakar” buyurarak ölüler arasında onun araştırılmasını emretti.) zahid (dünyâdan uzak) bir hayat yaşadığından Medine’de refah artınca.a.a. Medine’yi terk etmiş.) bütün bunların ihtiyaçlarını gayet güzel bir şekilde idare ve temin etmiş. İbni Mes’ûd (r. Peygamberimizin (s. Sonra kalkıp İbni Mes’ûd (r.v.a. zırhını.a.” buyurdu. Abdullah bin Mes’ûd (r. orada ikâmet etmiştir. Sıkışınca onu ittim. sana bu kadarı yeter. Muâz bin Afra ile Muâz bin Amr bin Cemûh yaralanmış olan Ebû Cehil’e kımıldamayacak bir hale gelinceye kadar kılıç vurdular.a.” dedi. “Ne diye beni hor ve hakir edecek. Ebû Zer (r.) ile birlikte bulundu.) tanımayan O’nu Resûlullahın (s. Osman zamanında Hicaz’a döndü. Hz.)’in kendisinin yalnız öleceğini ve bir kısım mü’minlerin gelip cenâzesini kaldıracaklarını haber verdiğini söyleyip. Ebû Cehil’in miğferini kafasından çıkarırken.a. Abdullah İbni Mes’ûd (r. Mübârek hanımı diğer bir rivâyetle de kızı yanında ağlıyordu. Peygamberimize (s.v.) Ebû Cehil’in başını kendi kılıcıyla kesemeyince.) adayan Hz. İkimiz de gençtik.” dedi. İbni Mes’ûd’u yanımda alıkoymayarak.. Allah seni hor ve hakir etsin. Boynuna ayağını bastı. Ebû Zer (r. Bu kadılığı sırasında zuhur eden bir çok hadîselere fetva vermiş. Hz. Hicretin 20. “Arayınız.v. Abdullah bin Mes’ûd evinin Mescid-i Nebî’ye çok yakın olması sebebiyle sık sık Resûlullah’ın (s. İbni Mes’ûd (r.v.v. Peygamberimizin Medine-i münevvere’ye hicret etmesiyle O da Habeşistan’dan Medine-i münevvere’ye hicret etmiştir.) her gazada şehîd olmak gayretiyle harb eden eshâbdan idi.değildi.) gelip Ebû Cehil’i öldürdüklerini söylediler.v. Peygamberimiz (s. ölürsen seni kefenleyecek bir şeyim de yok” dedi. hanımına: “Sen kalk.a.) Hz.a. gurur ve kibirinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi. Bu. Hz.v.) in izni ile iki defa Habeşistan’a hicret etti.v.) misafir olmuş. Türkistanlılarla ve Bizanslılarla çarpışan bütün İslâm askerlerinin her türlü ihtiyaçları Kûfe’den tedarik edilirdi. Peygamberimiz (s. Dizleri üzerine düştü.

Halef.169 - . Sesi çok güzel idi. Hamza.” “Sa’îd olan kimse başkalarından nasîhat alandır. Abdullah bin Mes’ûd.a.)’ın hanımı buna pek inanmadı. Resûl-i Ekrem. Ebû Musel Eş’arî (r.” buyurmuştur.a. biz kabul olunmadığımız zaman o huzuruna kabul olunurdu” buyurmuştur. “Kur’ân-ı kerîm’i.) götürdü. 70 sûreyi Resûlullahın mübârek ağızlarından işiterek ezberlemiştir.olduğunu göreceksin” dedi. O derece ki Resûl-i Ekrem’in Ehl-i Beyt’inden olduğu sanılırdı. Haftada bir defa Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi. A’meş gibi meşhûr kırâat imamlarının silsilesi İbni Mes’ûd’da son bulmaktadır.) sual edenlerin.a. “Burada yalnız yaşayan bir zât tanıyor musun?” diye sordular.a. Her emrini yerine getirirdi. Mecliste İbni Mes’ûd’un (r. Âsım.) Onun için.v.) “Resûlullah’ın (s. Bildirdiği hadîslerin tamamı Ahmed bin Hanbel’in Müsned adlı kitabında 82 sahifede toplanmıştır. Resûlullah onu kendi tarafına davet etmiş. Resûlullah (s. hâline ve işine uygun bir zamanda hatm etmesini emr buyururdu.v. Kısâi. Hadîs-i şerîfde.v. ben onun.” Kûfe’de yaptığı vazifelerden biri de herkese dinini öğretmekti. Bunları yapan Abdullah İbni Mes’ûd (r. Halbuki namaz benim için nafile oruçtan daha kıymetlidir.a.a.) ve oğlu Abdullah techîz ve tekfîn etmişler ve bütün vasiyyetlerini yerine getirmişlerdir. Resûlullah (s. Son derece misafirperverdi. 41. Ubey bin Ka’b ve Muâz bin Cebel’den öğrenin!” buyururdu. Ebû Zer (r. “Ben nafile oruç tutunca namaza zayıf kalıyorum.) arkadaşlarından bazıları da bulunuyordu. ma’nâsını anlıyamaz” buyuruldu. Kâ’be’de 70 yıl ibâdet etse. yine de kıyâmet günü Allahü teâlâ onu o zâlim ile beraber bulunduracaktır. “Kur’ân-ı kerîmi üç günden önce hatm eden.) görmüş. Hadîs-i şerîf.): “Medine’de Resûlullah’ın hizmetinde en çok gördüğüm zattan biri İbni Mes’ûd idi. Ebû Zer (r.) zamanında ezberliyen bahtiyarlardandı. mutlaka oraya çıkar giderim. Rüyasında Peygamberimizi (s. Bunlar bir Mushafa bakıyorlardı. o da bu daveti büyük bir şevkle kabul etmişti. Abdullah bin Mes’ûd hadîs ilminde en büyük âlimlerdendi. Fakat kalkıp yola baktığında bir cemâatin geldiğini gördü. Buyururdu ki: “Zâlimi seven kimse.v. Onu Resûlullah’ın yanında o kadar çok gördüm ki. bir namazı hatm ile kılmağı yasaklamamaktadır. Peygamber efendimiz. Resûlullah (s. Abdullah (r. Techîz ve tekfîn işleri yapıldı. Resûlullahın eşyalarını taşırdı. Abdullah bin Mes’ûd’u Kur’ân-ı kerîm öğretenlerin başında sayardı.” “Allahü teâlâ doğruyu Hazret-i Ömer’in dili ve kalbi üzerine indirdi. âyet-i kerîme olan. Abdullah bin Mes’ûd. İbni Mes’ûd Kur’ân-ı kerîmi. İbni Mes’ûd. fıkıh ve tefsîr ilimlerinde de Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerindendi.a. “Halleri ne olacak! Her ümmetten şahid getireceğimiz.a.” .a. Bunun üzerine Ebû Mûsel Eş’âri: “Biz bulunmadığımız zaman o Resûlullah’ın yanında bulunur. Abdullah bin Zübeyr (r. Resûl-i Ekrem Kur’ân-ı kerîm’i ondan dinlemeyi çok severdi. Biz onu sizden okuduk ve sizden öğrendik” dedi. Dinleyelim” buyurdu. Ümmetimden Hazret-ı Ömer’in râzı olduğundan ben de razıyım. Osman kıldırmış.a. Abdullah bin Mes’ûd. Ebû Zer hazretlerinin hanımının yanına gelip.a. Sâlim.” âyet-i kerîmesine gelince. Onlara hürmetinden çok güzel giyinirdi. kim hakkında ve nerede nazil olduğunu bilmiyeyim.) da kabre koymuştur. Çünkü bulundukları yer pek ıssız idi.a. Resûlullahın huzurunda.a. Bizzat kendisi diyor ki: “Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan Zât’a yemin ederim ki.. “Sen muallim olacak bir gençsin” buyurmuştur.) idi. 652)’de vefât etti. Çok namaz kılardı. İbni Mes’ûd okumaya başladı.v. Kimi aradıkları sorulunca da “Ebû Zer” dediler.” derdi.)ın hususi hizmetinden ve O’na yakınlığından meclisine müsâdesiz girerdi. Hadîs rivâyetinde çok büyük hassasiyet gösterirdi. “Evet öyledir. Resûlullah (s.)’ın hanımı da gelenleri Ebû Zer’e (r. Hanefî mezhebinin temeli İbni Mes’ûd’a dayanır. O gün vefât etti.. Abdullah bin Mes’ûd altmış yaşları civarında hastalandı. Kitâbullah’dan bir âyet yoktur ki. Eğer Kitâbullah’ı benden daha iyi bilen bir kimsenin bulunduğu yeri haber alsam ve beni oraya rahibeler götürecek olsa. Resûlullah’ın mübârek gözlerinden yaşlar boşandı.v. Bundan çok az bir zaman sonra 32 (m.a. Seni de onların üzerine şâhid getireceğimiz zaman. Resûlullahın sünnetine tamamen uyardı. Birgün “Nisâ sûresini oku.a.” Peygamber efendimizden bizzat işiterek bildirdiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: “İktisâda riâyet eden fakîr olmaz. Onu Resûlullah’ın ailesinden zannederdim. meclislerinde sık sık bulunurdu. Adalete çok dikkat ederdi. Cennet-ül-Baki kabristanında Osman bin Mazun (r. Hac mevsimi ise zaten değildi. “Kur’ân-ı kerîm size indi. İbni Mes’ûd. Fakat ben Kur’ân-ı kerîmi başkasından dinlemeyi severim” buyurdu. Cenâze namazını Hz. EbülAhves demiştir ki: “Bir gün Ebû Mûsel Eş’âri’nin evinde bulunuyorduk.) İbni Mes’ûd’dan fazla vahyi bilen bir kimse bırakmadığına inanıyor musun?” dedi.

a. 35’i de Sahîh-i Müslim’dedir. “Kur’ân ilmi ile Sünnet ilmini çok severim. medh ve zemm. Allahü teâlâ bir kimseye İslâm ilimlerini ihsan eder ve bu da her hareketini. yanında müsavi olandır. Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anh” olup. beni öldürünüz!” “Bir kimse sabah ve akşam. harâmdan gelen zenginlikten hayırlı olmadıkça. “Fıkıh bilgisi.” “Sen Cennet’te kuşlara bakarsın.” “Her derdin bir dermanı vardır. bir kimse Peygamberlere tabi’ olmadan.” “İki şeyden birine kavuşan insana gıbta etmek. beğendiği yerlerde harcar. Kur’ân-ı kerîme Peygamberimizin Sünnetine uy. 120’sini Buhârî ile Müslim müştereken naklederler. Buyurdular ki: “Hâmil-i Kur’ân-ı kerîm olanlar (hâfizlar) halim ve cesur olmalı ve daima mahzun bir halde bulunmalıdırlar. yüksek ictihâd makamını elde etmiştir. “Bunlar da. ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrâhîm Nehai.” “Allahü teâlâ dünyâyı.” “Cehennemde azâb yapan ondokuz melekten kurtulmak isteyen. “Şerâb içen kimse. balık kılçığı gibi. İbn-i Mes’ûd Bedevîye “Allahü teâlâya asla şirk (ortak) koşma.) bize bir doğru çizgi çizdi ve “Bu insanı Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan doğru yoldur” buyurdu. Eshâb-ı kirâmın (r. Bir gün İbni Mes’ûd’a “Sizce hangi ilim makbuldür?” diye sual ettiler.” “Kâmil insan. Âhireti ise ancak sevdiğine verir. Birgün hitab ederlerken “Dünyâda büyük fenalık şirret-i lisandır (kötü dilli olmak). Besmele okusun! Besmele. O halde. Bunun talebesi Alkame bin Kays bu tohumu sulayarak. Bu kimse de malını Allahü teâlânın râzı olduğu. Başka bir rivâyette: Resûl-i Ekrem’den 840 hadîs rivâyet etmiştir. Mecnûn üzerine okunursa. imânın hakikatına vâsıl olamaz.” “İnsana helaldan olan fakîrlik hali. bütün menfaatlar onda toplanmış olsun. doğru yolda yürümek isterse. sonu zarar ve ziyandır. eğik çizgiler çizip. iyi olur. O da “Hayır.” “Sıkıntısı olan kimse. buna imrenmek yerinde olur.v. tevbesiz ölürse. Kalb vardır ki ikbâl şehvetine sahiptir.a. birine çok mal verir. herkese lâzımdır. Sonra. bir Bedevî gelerek “Ey İbn-i Mes’ûd! Bana bir şey öğret ki.” “Dünyayı âhirete tercih eden kimseye Allahü teâlâ üç tane belâ verir Kalbinden hiç çıkmayan sıkıntı.170 - .” “Hayır eken büyük mahsul alır. Çünkü bu konuşma onu mahzun eder. ondokuz harftir. hiç kurtulamayacağı fakîrlik ve doymak bilmeyen hırs. bu hattın iki tarafına. Bekara sûresini başından dört âyet ve âyetel-kürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa. bu ekini biçmiş. yani bu bilgileri bir araya toplamış. evine şeytân girmez.” buyurdular. kalbini ma’rûf ile doldurmayanlar helâk olur” cevabını vermişlerdir. öbür arkadaşları yanında gizlice konuşmamalıdır.) en fakîhi olup. ekmek gibi. Dünyâda ve âhirette necat (kurtuluş) bulayım” dedi.” “Kişi sevdiği ile beraberdir. bilgisine uygun yapar.” Bir gün. Allahü teâlâ. Eğer eline bir şeyler geçerse istidracdır. çok istiğfâr okusun. şeytanların saptırdığı yollardır” buyurdu. Bu bilginin tohumunu eken.” “Bir gün Peygamber (s. Ya’ni.” “Siz üç kişi olunca içinizden ikisi. mezarını açınız! Yüzünü kıbleye karşı görürseniz. sevdiğine de sevmediğine de verir. muhakkak eğri yola sapar. Bunlara uygun olmıyanı kabul etme. Bir gün kendisine: “Ey İbn-i Mes’ûd! Emr bil-mâ’rûf ve nehy ani’l-münker’e riâyet etmeyenler helâk olur” demişlerdi.” diye cevap verdi.“Günâhlardan tevbe eden hiç günâh işlememiş gibidir. İbni Âbidin birinci cildin otuzbeşinci sahifesinde buyuruyor ki.” Şeyh Muhyid-în en-Nevevî hazretlerinin rivâyetlerine göre Abdullah İbn-i Mes’ûd 848 hadîs-i şerîf rivâyet eylemiştir. ikincisi. Bundan başka bunların 21’i yalnız Buhârî. Kendisi fevkalâde hâfiza kuvvetine ve aklî melekelere sahib idi. Birini canın arzu edince hemen pişmiş ve kızarmış olarak önüne gelir. Şer eken nedamet biçer. Siz kalbleri şehvet zamanında iğtinâm eyleyin” buyurmuşlardır. Eshâb-ı kirâmın yükseklerinden ve en âlimlerinden idi.” “Allahü teâlâ güzeldir. güzeli sever. Yalnız ölümün çaresi yoktur.

kendine kalmıyacak şekilde dağıtma!” buyuruldu. Bilâl-i Habeşî ezan okuyunca. mübârek arkasından gömleğini çıkarıp çocuğa verdi ve evinde gömleksiz kaldı.a. bu da Alkama’dan. O zaman İsrâ sûresi yirmidokuzuncu âyetinde. Câbir ve Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anhümâ” buyuruyorlar ki “Bir oğlan Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize gelip. ilim doldurulmuş bir dağarcıktır” buyurmuştur. Ben de onların yanındaydım. icâbet ettim. mîzânda hepinizden ağırdır” buyurdular. Seher vaktinde şu duâyı okurlardı: “Ya Rabbi! Beni davet eyledin. Hazret-i Ömer’in yanına gelen bir kimse ona şöyle dedi. Bana emreyledin.tır. hamur yapmış ve İmâm-ı Muhammed pişirmişdir. bacakları ince idi.a. Bu. Cevaben: “Günahımdan şikâyet ediyorum.) başlayan yol ile meydana çıkarılmıştır. Resûlullah (s. bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe öğütmüş. Vâkıa’ sûresini tilâvet ederse fakîrliğe. “Ey mü’minlerin emiri! Ben Kûfe’den geldim.a. Eshâb-ı kirâm’dan Ebû Musel-Eş’arî’nin (r. ba’zı lüzumlu şeyleri saydı ve “Annem beni sana gönderip. rahmet-i ilâhiyyeyi isterim” buyurdular. böyle birşeye ondan daha lâyık birinin kaldığını zannetmiyorum. Sonra hep birlikte dışarı çıkdık. Vücudları çok zayıf. Hammâd’dan. Hammâd da İbrâhîm Nehaî’den. birgün eshâba hitaben: “Siz İbn-i Mes’ûd’un vücutça zayıf olduğuna bakmayın. Orada mushafları ezbere yazdıran birisi var. Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Mes’ûd’dan (r. Ya’ni bu bilgileri öğrenip dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşmaktadırlar. akşamdan sonra.” dedi.v. gömleğini bana ver dedi. Daha sonra bize dönüp şöyle dedi: “Kim Kur’ân indiği andaki tazeliğiyle okumaktan hoşlanıyorsa.a.) hakkında: “İbn-i Mes’ûd. Ben Cenâb-ı Peygamber (s. ben de itâat ettim.” cevabını vermiştir.v.” Abdullah İbn-i Mes’ûd duâ etmek için oturunca. İbn-i Ümmü Abd (İbn-i Mes’ûd) gibi okusun. elbette İbn-i Mes’ûd’u tayin ederdim” buyurmuşlardır. “Bugün bende bunların hiçbiri yok” buyuruldukda. beni hasta eden Tabîbdir” cevâbında bulunmuştur. Hazret-i Osman’ın. “Eğer ben bir kimseyi meşveret etmeksizin âmir tayin edecek olsa idim. Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerinin kız evlâdı çoktu. içinizde iken bana sormayın” dediğini Buhârî zikretmektedir. vakt-i minnettir.” Demesiyle “Ben onlara Vâkıa’ sûresini öğrettim. cemaat her zaman olduğu gibi Resûlullahı beklediler. Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde: “İbn-i Mes’ûd’un sözüne.) onu dinlemeye başladı. bilgisine sarılınız!” buyurmuştur. Yani mezhebin reisi olan İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe. geceleri. bu da Resûl-i Ekrem (s. Ebû Bekir’le müslümanların durumunu konuşuyordu. Yâ erhamerrâhimîn! Beni afv ve mağfiret et” .)’den almıştır. “Resûlullah (s. bunları istedi. “Kızlarınıza ne bıraktınız? Onların maişetleri (geçimleri) dardır.): “İbni Mes’ûd.) bir gece Hz.171 - . “Bir tabib getirelim mi?” deyince “Hacet yok. Diğer bir hadîs-i şerîflerinde ise. Gelmeyince merak ettiler. Alkama da Abdullah bin Mes’ûd’dan. ya’nî bu bilgileri kısımlara ayırmıştır. ağır ağır ve sözlerini düşünüp tartarak konuşurdu.” Hanefî mezhebindeki ahkâm-ı şer’iyye. istediğin sana verilecektir!” Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerine Resûlullah sorulduğu zaman tir tir titrer ve ter içinde kalırdı.v. ilim ve fazîletçe büyük olmak münasebetiyle Hazret-i Ömer (r.a. fıkıh ilmini.a. Konuşurken gayet yavaş. Şimdi sana ondan bahsedeceğim” deyip konuşmaya başladı.) den işittim ki: “Her kim. Çünkü O’nun hakkında yanlış bir şey söylemekten korkardı. Cüssece küçük. Arafat’ta dururken. Hz.) İbn-i Mes’ûd (r. Allahü teâlâya kavuşma halin yakın iken neden şikâyet ediyorsunuz ve ne isteğiniz vardır?” dedi. Ebû Yûsuf. Hastalandıkları zaman Hazret-i Osman (r. Ömer’in kızgınlığı geçip eski haline dönünce: “Vallahi. “Ey Habîbim! Malını. Ömer.v.a. ihtiyatlı. darlığa düçar olmaz. Hz. Hammâd-ı Kûfî bin Süleymân. Resûlullah da şöyle demeye başladı: “İste. Birkaçı evine bakıp gömleksiz olduğundan gelemediğini anladı.a. Bir de baktık ki tanımadığımız birisi mescidde Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Böylece hazırlanan lokmaları insanlar yemektedir. Resûl-i Ekrem.a.) hususî olarak yanına gelip. Hemen. benzeri az görülen bir şekilde öfkelendi ve sordu: “Yazıklar olsun sana! Kim o?” O kimse: “Abdullah İbn-i Mes’ûd” diye cevap verdi.

sh-38 6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. O’nun da’veti üzerine Medine-i Münevvere’ye dönmüş. 32 (m. öğünür. “Ey Allahım benzim senin korkundan sararıp solmuş ve rengini kaybetmiş bir hale gelecek şekilde korkmayı nasip etmeni istiyorum” diye duâ eder ve ağlardı. Bunu Allahü teâlâ . Rivâyetleri Kutüb-i sitte denilen meşhûr hadîs kitaplarında yer almıştır. 99 (m. sh-303 16) Fâideli Bilgiler. Muhammed bin Yahyâ.a. Doğum târihi bilinmemektedir. cild-1. cild-1. İbni Muhayrız hemen kalktı ve “Biz paramızla bir şey almaya geldik.a. Abdulazîz bin Abdülmelik. Zamanındaki bazı kimseler bunu uygun görmezlerdi.” Çünkü Allahü teâlânın sevgili kullarının bulunduğu yere toplu belâ gelmez. Reca bin Hayve.v. Künyesi Ebû Muhayrız el-Mekkî’dir. Anne babaya çok hürmet edilmesini emir ve tavsiye buyurur.” İbni Muhayrız dedi ki: Peygamberimizin (s. dinlemesini bil. “Eğer sizler iyi güzel şeyleriniz olduğu zaman insanlara gösteriş yapar.) Hazret-i Osman’ın hilâfetine kadar Kûfe’de kalıp. onlara hürmetsizlik edilmesini istemezdi “Kim anne ve babasının önünde yürürse haklarına riâyet etmemiş olur. Bu hali de Eshâb-ı kirâmın aleyhimürrıdvân haline tam uygun idi ki onlar kendilerini tanıyıp Eshâb’dan oldukları için normal fiyatından çok tenzilât yapanlardan birşey satın almazlardı. Muâviye’den. Medineliler İbn-i Ömer’in ilimdeki yüksek derecesi ile iftihar ederlerdi. Buyurdu ki: “İpek elbise giymek suretiyle harâm işlemektense. nefislerinin arzuları peşinden koşmalarına çok üzülür ve bu şekilde onların hâlini şöyle açıklardı.) ile görüştüm. sh-159 7) Tabakât-ül-Kurrâ (İbni’l-Cezerî) cild-1. cild-1. Kim anne ve babasını ismiyle veya lakabıyla çağırırsa edebsizlik etmiş olur. Mekhûl eş-Şâmî. cild-3. Bunun üzerine İbni Muhayrız: “Nefsimi temize çıkarmaktan Allahü teâlâya sığınırım” dedi. sh-458 8) Tabakât-üf-Şirâzî. O hadîs ilminde sika (sağlam. 717) senesinde vefât etti. Hâlid bin Düreyk. Ancak anne ve babasının yolu üzerindeki eza ve cefâ veren bir şeyi almak için öne geçmesinde bir mahzur yoktur. “Tâbi olmak için bir âlim arayan. Abdullah bin Muhayrız’dan. Abdullah bin Sa’dî’den. Ancak babacığım. Arkadaşlarından Hâlid bin Düreyk Ona: “Sen hem zâhidlik yapıyorsun hem de bahillik (cimrilik).) İsmâil bin İbrâhîm’den rivâyetle Reca’ bin Ebî Seleme diyor ki: İbni Muhayrız elbise almak için bir manifaturacının dükkânına girdi.a. sh-10-13 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye. bilmediğini öğren. rivâyet etmiştir. Baki’ mezarlığına defn olunmuştur.) Eshâbından Fudale İbn-i Ubeyd (r. sh-33 10) En-Nücûm-üz-Zâhire. Allahü teâlâ böyle olanları kıyâmet günü Cehenneme atar ve onu yalancı diye adlandırır. Ubâde bin Sâmit’ten. sh-360 3) Târîh-i Bağdâd. zamanında Şam âlimi olarak meşhûr olmuştur. Bu üç haslet. Ahmed bin Hanbel (r. İmâm-ı Evzâî.” İbni Muhayrız vefât ettiği zaman Reca’ bin Hayve şöyle dedi: “Allahü teâlâya yemin ederim ki İbni Muhayrız’ın yaşamasını. sh-31 4) Hulâsat u Tezhîb-il Kemâl. 60 yaşını geçmiş olduğu halde ebedi hayata kavuşmuştur. Tanındığı zaman oradan uzaklaşırdı. sh-5 12) Meşâhir-i Eshâb-ı Güzîn ve Terecim-i Ahvâl-i Fukahâ. cild-2. Abdullah bin Muhayrız gibi âlimlere tabî olsun” demiştir. sh-374-466 2) El-Îsâbe. 652) târihinde. Biz de. insanların iki yüzlü olmasına. Kudüs’te yaşamış olup.İbn-i Mes’ûd (r.” Hanımının dokuduğu elbiseleri giyerdi. anneciğim diye söylemesi müstesnadır. Büsr bin Abdullah Hadramî. güvenilir) bir âlim olup. Nasîhat istedim: “Eğer bu üç haslet sende bulunursa Allahü teâlâ bu hasletlerle sana iyilikler ihsan eder. kendisinin dîn-i İslâmı yaşamadaki gayreti ve takvası için birşey verilmesini istemezdi. sh-975 14) Eshâb-ı Kirâm. O. Abdullah bin Muhayrız son derece sabırlı ve mütevazı bir zât idi.a. İmâm-ı Evzâî selef içinde onu beş meşhûr âlimden biri saymış fazîletini zikretmiştir. onu parmağınızla gösterir ve beğenmiyecekleri bir şey olduğu zaman da gizlerseniz. Orada olan birisi manifaturacıya. 1) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel cild-1. kendini ziyâret etmeyeni ziyâret et” buyurdu. cild-1 sh-89 11) Tabakât-ül-huffâz. Sâ’id-ül-Hudrî’den. Hz. sh-181 5) Şezerât-üz-zeheb.172 - . Bundan sonra Mısır kumaşından yapılmış beyaz iki elbise aldırdı ve o ikisini giymeye başladı. Ebû Bekir bin Hafs ve diğer hadîs âlimleri hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. vücûdumun her yerinin Alaca (cilt hastalığı) olmasını daha çok severim. Ben bunu hiç uygun bulmuyorum” dedi. “Sen bu zâtı tanıyor musun? Bu zât İbni Muhayrız’dır” dedi. dinimizle değil” diyerek oradan ayrıldı. bulunduğu beldedeki insanlar için bir emân olarak sayıyordum. fazîletleriyle meth edilmiştir. sh-43 9) Tabakât-ül-Kurrâ liz-Zehebî. Ebû Mahzûre’den. Ebû Sarme el-Ensârî’den. Allah korkusundan beti benzi sararmış bir halde. sh-49 ABDULLAH BİN MUHAYRIZ: Tâbiînden meşhûr hadîs âlimi. Ümmü Derdâdan ve daha birçok âlimlerden hadîs-i şerîf dinleyip. Şam’da Abdullah bin Muhayrız ile iftihar ederdik demiştir. Abdülmelik bin Ebî Mahzûre.

İslâm terbiyesiyle yetişti.a.v.) nerede namaz kılsa izini takip ederek oraya giderdi. sh-116 ABDULLAH BİN ÖMER (r. Seçilmemek şartıyla Şûra üyeliğinde bulundu. dostlarını her işlerinde gözetir onlara yardım ederdi. sohbetinde bulunmak. Onbiri erkek.a. Mûte ve Yermük gazâlarıyla Mısır ve Kuzey Afrika’nın fethinde bulundu.a. Ömer’in oğlu olduğu. Hz. sh-68 3) Hilyet-ül-evliyâ.) ile beraber bulundu. Bu dört zât bir mes’elede ittifak edince. Hz. Veda Haccı’nda hep Resûlullah (s. Biat-ı Rıdvan’da babasından önce bîat ettiği rivâyet edilmektedir.) hakkında buyuruyor ki. İbâdet. (Çünkü ilim unutuldu)” İbni Muhayrız yedi günde bir Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi. Huzur-u se’âdetinden ayrılmak istemezdi. Babası şehâdetinden önce kendisine veliahd olarak oğlunu göstermesini isteyenlere. Cihad. Peygamber efendimize çok bağlıydı. Sünnet-i seniyeyi yerine getirmek için Resûlullah’ı (s.v. Fakat bugün ilme.v. İşittiği hadîs-i şerîfleri yazardı. sh-22 2) Tezkiret-ül-huffâz.) görmek. Fetva verme hususunda pek ihtiyatlı hareket ederdi. Her işte çok araştırıcı. ilmi. Yaşı küçük olduğundan Bedir ve Uhud gazâlarına götürülmedi. İbni Muhayrız’da çok az kimselerde bulunan iki haslet vardı.) hakkında. Medine-i Münevvere’ye hicret etti. Hz. “Cihâd. İkincisi ise yapmış olduğu iyilik ve ibâdetleri çok gizler kimseye belli etmezdi. bir yerde doğru olan ortaya çıkınca artık orada konuşmazdı. Beraber namaz kılardı. Ali’ye bîat etti.a.) yolunda gitmek.a.” Birçok zühd ve verâ sahibi zât İbni Muhayrız hazretlerini görünce kendilerini onun yanında çok küçük görürlerdi. müslümanlar arasında olmaz.) sonra hac mevsiminde ve diğer zamanlarda insanlara altmış sene fetva vermiştir. Ömerü’l-Fârûk’un oğlu olup. İbni Muhayrız son derece vefâ sahibi olup. cild-5.) daima takib ederdi.) daima taklid ederdi. zikredenin kelâmı. aynı yerde 73 (m. Kabri Muhasseb’dedir. Eyyüb Sultan hazretleriyle İstanbul surları önünde Bizanslılar ile mücadele etti. Fakat.” Buyurdu ki: “Biz ameli ilimden daha efdal görürüz.a.a.v.Kur’ân-ı kerîmde haber vermektedir. İslâm ülkesinde. kendisine teklif edildi. Mekke-i Mükerreme’de hicretten ondört (m. Kabul etmedi. dünyâya düşkün olmaması örnek durumdaydı. Ehli sünnetin Mâlikî Mezhebinin imâmı İmâm-ı Mâlik (r. sh-138 4) Şezerât-üz-zeheb. “Bir evden bir şehîd yeter” buyurdu. Künyesi Ebû Abdurrahman’dır. “İbni Ömer’den daha fakîh kimse görmedim” buyurdu. O’na hizmet etme şerefine nâil olduğu ve fıtrâten üstün hâllere sahip olması sebebiyle bütün ilimlerde mâhir üstad idi.a. dördü kızdı. Bunlar namaz kılanın kelâmı. Allahü teâlânın beğendiği kadar çok cömert idi. hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. Buyurdu ki: “Hayırlı şeyler gördüğünüz zaman Allahü teâlâya hamd ediniz. Sonra bunu unuturlar.): Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve fıkıh. sohbet ve gazalarda. Horasan ve Taberistan seferlerine katıldı. hadîs rivâyeti hususunda İbn-i Ömer kadar dikkat edeni yoktu. Pek çok hâdiseye şâhid olup. Hadîs ve fıkıh âlimleri arasında Abdullah bin Ömer.v.) ile diğer gazalara katıldı. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri hususunda sahabenin ileri gelenlerinden idi. Abdullah bin Abbâs.” buyururdu. 692) yılında vefât etti. Birincisi.v.v. Resûlullah (s. İlk önce Hendek gazasında bulundu.a. cild-6. içlerinden birisi vefât ettiği zaman müslümanlar “Bizleri İslâm dîni üzere öldüren Allahü teâlâya hamd olsun” derler. Muâviye’nin hilâfetinde Yezîd bin Muâviye ile Bizans seferine katıldı. kâfirlere ve gayr-i müslim memleketine karşıdır. Abdullah bin Ömer. Ancak fıkıh kitaplarında Abâdîle-i Abdullahlar .a. Eshâb-ı kirâm içinde en fazla hadîs-i şerîf rivâyet edenlerden oldu. Babası İslâmiyetle şereflenince.a. İbni Muhayrız. iç hâdiselere karışmadı. Yine kabul etmedi. inceleyici ve dikkatliydi. cild-1. Helala ve harâma ait hadîs-i şerîflerin çoğunu O bildirmiştir. Allahü teâlânın dinini öğreten veya ondan birşey soranın kelâmı. Haram ve şüphelilerden sakınması.173 - . Hz. Şöyle diyordu: “ Anladım ki. Resûlullah’ı (s. tefsîr. 608) sene önce doğup. Müslümanların gözbebeği Hz. İlk imâna gelenlerdendir.) O’nun (r. bu söyledikleri sözlerini hatırlarına getirirler. amelden çok daha fazla ihtiyacımız var. Ne ölümü ne de. Peygamberimizden (s. Devlet kadrosunda vazife almaktan uzak durdu. annesi Zeynep binti Ma’un-i Cümeyhî’dir. 1) Tehzîb-üt-tehzîb. Resûlullah (s.a. Sıffîn muharebesinden sonra da hilâfeti söz konusu olup. Lüzum olmadıkça hadîs-i şerîf rivâyet etmezdi.v. “O’nu (s. Osman’ın şehâdetinden sonra. insanların ahde vefâ göstermelerini isterdi ki kendisi buna son derece dikkat ederdi. İmâm-ı Begâvî buyuruyor ki.a. fetvaları çok kıymetlidir.) O’nun (r. Eshâb-ı fukahâdan olup. Onbeş tane evladı vardı. çocuk yaşta müslüman oldu.” Buyurdu ki: “Mescidde üç kelâm hariç her türlü kelâmı konuşmak caiz değildir. O’nun (s. cild-1. hadîs ilminde en üstün olanlarından. Mûsâ bin Ukbe diyor ki: İbni Muhayrız ile Remle’deki bir cenâzede beraber bulundum. ahlâkı ile ahaklanmak isterdi. “Abdullah bin Ömer. Abdullah İbn-i Zübeyr ile Abdullah İbni Amr İbni’l-As’a “Abâdile-i erbaa” (dört Abdullah) unvanı verilmiştir. “Tâbiînden Mihrân (r. O kökü Cennette olan cömertlik ağacına yapışmış. “Abâdîle’nin kavli” denilir. Bir münker gördüğünüz zaman hemen hiç vakit kaybetmeden Allahü teâlâdân bu belânın ümmet-i Muhammed’den kaldırılmasını isteyiniz. ilmi hususiyetteki yüksek mertebesini ve muharebelerdeki kahramanlığı ileri sürülerek halife olması istendi. Mücâhiddi.

İyi ve güzel huylu olup. bir ihtiyacı olana verirdi.” Dünya malına hiç gönül bağlamazdı. Abdullah bin Ömer (r. Derhal karşılarına bir melek çıktı. Ömer ve oğlu Abdullah’dan başka içimizde dünyâya meyli olmıyan kimse yoktur. yüksek el. alçak elin de ancak alan el olduğunu sanıyorum. “Sağa sola bakmak ve hareketler yapmak suretiyle namazlarını eksilten ve aksatan kişilerdir” cevabını verdi. artık almam dedi. Elbiselerinin daima tertemiz ve kokusunun güzel olmasına dikkat ederdi. Kölelerinin böyle görünerek kendisini aldattıklarını söylediklerinde “hayır için aldanmaktan iyi şey var mıdır?” buyurduğu pek meşhûrdur.a. Bir gün Abdullah bin Ömer’in (r. Azadlılarından olan İmâm-ı Nâfi efendisi ile ilgili olarak buyurdular ki: “Abdullah bin Ömer. Ona şu cevabî mektubu gönderdi: Resûlullah’dan. Ancak. hâlis ibâdet etti” yazılı idi. Câbir bin Abdullah der ki: “Hz. diye Abdullah bin Ömer’e mektûb yazmıştı.a. Cemaat. Cuma namazına gitmeden önce mutlaka yıkanır ve güzel kokular sürünürdü.a. Ev halkı: “Dünkü paradan yanında bir kuruş kalmadı. ihram için. Cenâb-ı Peygamber. “Ey tacirler! Sizin haliniz nice olacaktır! İşte Hz.” “Abdullah bin Ömer’le bir dostun evinde üç gün misafir kalınca bana “Kendi paramızdan harcamaya başla!” buyururdu. Günde iki defa güzel koku sürünürdü. İbni Abbâs ve İbni Ömer hazretleri kasd edilir.” “Abdullah bin Ömer (r. bin kişi âzâd etmeyince.) dün dörtbin dirhem para ile bir kaftan gelmemiş miydi?” Ev halkı. Abdullah. geri dönüp çarşı esnafına. Hz. Kaftanı da dün omuzlarına alıp gitmişti. Mutlaka misafir arar. Abdullah bin Ömer. Abdullah. Mescide girip namaz kıldı. Hz. Köle ve cariyelerinden hangisini Allahü teâlâya ibâdet ederken görse. kendi binek hayvanının yem ihtiyacını veresiye satın almak mecburiyetinde kalıyor” dedi.” Hz. Abdullah’ın kendisi diyor ki: “Asr-ı se’âdette bir rüya görmüştüm. bir sohbetinde. şaşırdı. ruhunu teslim etmedi. alçak elden hayırlıdır!” buyurduklarını işittim. Ve bana “Korkma!” dedi. Çok cömert. bulamadı. herkesi peşinden koşturan bir takım istek ve arzulara meyletmemiş olmasıdır. Biri gelip deven şuradadır dedi. bulurdu. Âdem bin Ali’den rivâyet edildiğine göre. o târihten itibaren gece namazına başladı.) buyurdu ki: “Müslümanlıkla şereflendikten sonra en büyük sevinç ve neş’em. “Abdullah ne iyi insandır! Keşke geceleri de namaz kılsa!” buyurdular. Nâfi. Mekke’ye giriş için ve Arafat’ta vakfe için de yıkanırdı. Ömer’in oğlu Abdullah (r.a. Kaftanı ne yaptığını sorduk. Hz. Bazan bir ay geçerdi de bir parça et yemezdi.” Hz.” “Bir şeyi fazla sevmeye başladı mı. Yüzüğünün taşında” Abede’l-lâhe lillah” “Allahü teâlâya Allah için. Bir fakîre hediyye ettiğini söyledi” dediler. Çok aradı. Hafsa benim bu rüyamı Resûlullah’a anlattı. Bayram namazları için de aynı şeyi yapardı.denilince. Dostlarından Eyyûb bin Vâil. Tam bu sırada bir fakîr geldi ve Hz. hâlim ve selim idi. ekseriya İbni Mes’ûd. Bir gece sabah . Güya elimde ipekli bir kumaş parçası var ve ben Cennetden nereyi istiyorsam bu ipekli kumaş parçası sayesinde oraya uçuyorum. Her işini ve her şeyini Allah için yapardı. Abdullah’ın evindeki hayatı sorulduğunda şöyle anlattı: “Her namaz için abdest alır ve bunların arasında Kur’ân-ı kerîm okurdu. Nâfi’e Hz. geri döndü ve helâl etmişdim. Bu meyanda Allahü teâlânın. “Aksaklar kimlerdir?” diye sorduklarında.) ziyârete gitmiştim. teheccüd namazı kılardı. Ka’kaa bin Hakim’den rivâyet edildiğine göre. “Kıyâmet gününde aksaklar diye çağırılacak kişiler vardır” dedi. kötülükten uzaktı.) anlatır: “Abdullah bin Ömer’i (r.) binlerce dirhemini fakîr fukaranın ihtiyacına sarf ediyor da.a.a. “Önce geçindirmekle yükümlü olduğun kişilere ver. Yüksek elin ancak veren el. “Evet. O’nu onbin dirheme satın aldıktan sonra. O’nun cömertliğine ve haline gıbta eden dostu.a. Geceleri çok namaz kılardı. İbni Ömer’e (r. misafiri bulunduğu veya Ramazan-ı şerîfte yerdi. Abdullah (r.) bir gün dörtbin dirhem para ile kaftan getirilmişti.174 - . gönlümün. Abdullah’ın azâtlısıdır. Senden herhangi bir isteğim yoktur. “Hz. ertesi gün onun çarşıda binek hayvanına veresiye yem aldığını görünce.)’ın akşam yemeklerini yalnız yediği hiç vâki değildir. gelmişti!” dediler. Nâfi’den şöyle rivâyet ediliyor. Abdullah bin Ömer’in (r. “Her ne ihtiyacın varsa bana bildir”. sadakayı. balığı o fakîre verdi. Hz.) Mekke’ye geldiği zaman bize misafir olurdu. Dostlarından imâm Meymûn bin Mihvan (r.a. Nalınlarını giyip oraya giderken.a.) devesi çalındı. Evinde bulunan eşyaların hepsine değer biçtim ve bütün bunların değerinin yüz dirhemi bulmadığını gördüm.a. hemen onu âzâd etmek âdeti idi. Hz. “Bugün onu gördüm. Geceleri kalkar. Alana helâl olsun dedi. Eyyûb bin Vâil. Binek hayvanı için yem satın alıyordu. İyilik etmesini.” buyurdu. köle azad etmesini çok severdi. Allahü teâlânın bana sevk ettiği bir nimeti de geri çevirmem. Eve döndüğü zaman sırtında yoktu.) oğlu Hâlid’in âzâd ettiği Ebû Gâlib diyor ki: “Abdullah bin Ömer (r.)’ın canı balık istemişti. Kızartıp önüne koydular. Derken iki kişi beni tutup Cehenneme götürmek istediler.a. hayrı. Bedelini peşin ödeyecek parası yoktu” dedi. temizliği seven ve bu konuda titizlik gösteren bir sahâbîydi. Derhal evine gidip sordu “Abdullah bin Ömer’e (r. Bunun üzerine beni bıraktılar. onu Allah rızâsı için. “Seni Allah rızası için âzâd ettim. “Beğendiklerinizden çıkarıp vermedikçe zinhar iyilik mertebesine erişemezsiniz!” âyet-i celîlesiyle amel ederdi. o zamanın zenginlerinden Abdülazîz bin Hârûn.

” “Varlığı halinde veren kimse. “Yâ Sa’d! Suyu niçin israf ediyorsun?” buyurdu. Allah için anlaş.) Abdullah bin Ömer’e bir nasîhatinde buyuruyorlar ki: “Allah için sev. İbni Ömer (r. Dostlarından birisi ona bir ilâç hediye ederek..a. “İnsanların en akıllısı kimdir?” Peygamber efendimiz şöyle buyurdular: “Ölümü en çok hatırlayan ve gelmeden önce ona en iyi hazırlananlar. giyimli kuşamlı da vardır ki.a. Hz. ikibinaltıyüzotuz hadîs-i şerîf rivâyet etti.v.a. Hamza.v. istediğini giyin! İnsanları yanlış yola götüren israf ve tekebbürdür. Abdullah bin Ömer (r. Allah’ın sırrı. meyyit bunu tanır ve selâmına karşılık verir. “Resûlullah (s. tâbiîn dahil pek çok âlim hadîs-i şerîf rivâyet etti. Yâni çok az yerdi.) gördü. Benim hazım ilâcına ihtiyacım olacağını zannetmiyorum. “Ben ve kardeşim Âsım kimseye sövmeyiz” buyurdu. “İhlâs sûresi Kur’ân’ın üçte birine eşittir. Sa’îd bin Müseyyeb. “Allah için. gusül abdesti alsın. Kendisinden Abdullah İbni Abbas. Abdullah kulaklarını parmakları ile kapadı. kulağından tuttu ve onu yoldan kenara çektikten sonra: “Resûlullah’tan işittim. Diğerine de ilim vermiş o da ilmiyle amel etmiş ve başkalarına da öğretmiştir.” “Ancak iki kişiye gıbta edilir. Çünkü sen. Mûsâ bin Sa’d ve diğer Eshâb-ı kirâm ile oğullarından Sâlim.a. Abdullah evinin kapısına varıncaya kadar onu dinledikten sonra adama dönerek.). yokluğu halinde bunu kabul edenden daha çok sevab kazanan değildir.175 - . Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ve Peygamberimizden gördüklerinin bazıları şunlardır: Sa’d bin Ebî Vakkâsı (r.” Hz.a. ezanı.) ile beraber gidiyorduk.a. Birisi İbni Ömer hazretlerinin yanına gelip.” “Nasîhat olarak ölüm yeter. Abdullah.” Bunun üzerine bana şu mukabelede bulundu.” “Canı gargaraya gelmedikçe kulun tevbesi kabul olur.” “Allahü teâlâya karşı sorumluluğunun şuuruna varan nice akıllı kişiler var ki. Yağmur duâsında mübârek ellerini. “Hazmı kolaylaştırır” deyince. sabah için kendini kaygılandırma! Sağlığında hastalığın ve hayatında ölümün için (tedbir) al.” Abdullah İbni Ömer (r. Namazı ve orucu çok olsa bile bu minval üzere olmayan kişi imânın tadını alamaz. abdestde fazla. “Resûlullah (s.). “Ney sesi daha işitiliyor mu?” dedi.) abdest alırken. “Bu önemli bir ilâçtır! Sana Irak’tan getirdim” dedi.”.) bunun için bir kabir yanından geçerken durup selâm verirdi. seni hiç sevmiyorum. yarın kıyâmet gününde kurtulamıyacaktır!” “İstediğini ye. halk katında densiz ve değersizdir.” buyurdu. Hz.v. şarkı söyler gibi okuyorsun” buyurdu. “Büyük nehirde de olsa. o da bu serveti hak yolunda sarf etmiştir.a. Câbir bin Abdullah. Allah’tan başka kimseden korkmazdı. Acıkmayınca da bir şey yemezdi.) gülümsedi ve dostuna şu mukabelede bulundu: Hazmı kolaylaştırır mı? Ben hiç bir yemekten karnımı doyururcasına yemedim. afiyet ve güzel ahlâk isterim. “Hayır işitilmiyor” dedim. “Bu ilâç neye kullanılır?” diye sordu.v.) de böyle yapmıştı” dedi. seni çok seviyorum” deyince. Ney sesi işittik. “Abdest alırken de israf olur mu?” dedik de. Ben de “Allah için. mübârek ellerini kaldırırdı. onu ifşâ etmeyin. insanoğlu Allah’dan başkasından korkmazsa Allahü teâlâ ona hiçbir şeyi musallat etmez” buyurdu.) duâ ederken. Abdullah kötülüğe karşı iyilikle mukabele ederdi: Zeyd bin Eslem’den rivâyet edilmiştir: Bir kimse yolda Abdullah bin Ömer’e sövüp saymaya başladı. Hadîs okuttu.a. “Bir kimse. Oradan hızla uzaklaştık.” “Sizden biriniz Cuma namazına gelecek olsa.” Resûlullah (s. “Kalkıp namaz kılmayacak mısın? Kur’ân’ın üçte birini okusan da olur!” Bu suâli üzerine.) aslanın yanına gidip. Peygamber (s. velilik mertebesini ancak bununla elde edebilirsin. temizlensin. O kimse.” “Allahım Senden sıhhat.” Tâbiînin büyüklerinden azadlısı Nâfi’ buyurdu ki: “Abdullah bin Ömer (r. “Duâ şeklini de şöyle anlattı. Yanındakiler çekinerek yürümediler. “Sabah yaklaştı. işte en akıllıları onlardır!. Bir gün de yolculukta önlerine bir arslan çıktı. Hz.a. Abdullah bin Ömer (r. su kullanmak israf olur. Bunlardan birine Allah servet vermiş. tanıdığının kabri yanından geçerken selâm verirse. “Abdullah! Sabahladığın zaman akşam için kendini kaygılandırma ve akşamladığın zaman. Allah için darıl. bu kısa zamanda Kur’ân’ın üçte birini okuyup yetiştiremem dedim.namazı yaklaştığı zaman bana. Nâfi diyor ki.” Bir genç ayağa kalktı ve “Yâ Resûlallah” dedi.” “Kader..a. bir yanımdan tutarak bana şöyle buyurdu: “Abdullah! Dünyada bir yabancı veya yolcu gibi ol ve kendini kabir halkından say!” Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki. tegannî ederek. “Abdul.v. Parmaklarını kulaklarından ayırdı.a. Resûlullah (s. ama yarın kurtulacaktır! Halk nazarında nice tatlı dilli. mübârek yüzünün karşısına kadar başka duâlarda omuzları hizasına kadar kaldırırdı. Allah için bozul.

orada bulunanlar Peygamber efendimize bîat ettiler. mallarınızın zekâtını. Fitne ve kargaşalığa taraftar olan kişiye de bîat etmedim. sh-171 6) Tezkiret-ül-huffâz. “Yâ Resûlallah! Sana nasıl bîat edelim. “Esselâmü alennebiyy. cild-1. darlıkta da varlıkta da muhtaçlara yardımda bulunacağınıza. unvanı Şâir-i Resûlullah’tır. eshâbı içinde çok sevdiği. “Yâ Resûlallah (s. sh-29 v. künyesi Ebû Muhammed.) kabri yanına gelir. Hz. cild-4. Peygamber efendimiz (s. Abdullah bin Revâhâ bin Sa’lebe bin İmrul Kays bin Amr bin İmr-ul-Kays el-Ekber bin Mâlik el-Asgar bin Sa’lebe bin Ka’b bin Hazrec bin Hâris bin Hazrec elEkber.): Peygamber efendimizin. neşeli ve neşesiz zamanlarınızda sözlerimi dinliyeceğinize.d. biri de az konuşmaktır. zekâtı vermenizdir. sh-190.v.” “Hikmet ondur. Hiç bir müslümanı rahat döşeğinden uyandırmadım (rahatsız etmedim). namazı kılacağınıza. Nesebi. sh-83 13) En-Nücûm ü Zâhire cild-1. 3) Üsüd-ül-gâbe. tekrar. sh-338 5) Târîh-i Bağdâd.” “Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız. cild-1. sh-437 12) El-İber.176 - .. Validesi. Medineliler. sh-17 7) Hülâsâtu Tehzîb-il-Kemâl.” “Kendinden üsttekine hased. cild-1.): “İçinizden 12 kişi seçiniz.d.v. Kebse binti Vakıd bin Amr bin Itnâbe’dir. Hz. aşağıdakine tahakküm eden ehl-i ilim sayılmaz. söz verelim” dediler.): “Böyle yaptığımız zaman bize ne var?” diye sordu. Abdullah’ın babasının ceddi ile annesinin ceddi birleşmektedir. sh-181 9) Tabakâtü İbn-i Sa’d. sh-381 ABDULLAH BİN REVÂHA (r. ikinci büyük Akabe bîatında müslüman oldu. Onun hanedanı Hâris bin Hazrec’tir. Hz..lah bin Ömer Resûlullah’ın (s. “ 1) Sahîh-i Buhârî.) ikinci Akabe gecesinde. Abdullah bin Revâhâ. 592. Allah yolunda Allah için hakkı söyliyeceğinize. esselâmü alâ Ebî Bekir. cild-1. Onlar da: “Râzı olduk ve kabul ettik” dediler. çocuklarınızı ve kadınlarınızı koruduğunuz şeylerden beni de korumanızdır. hiç bir kınayıcının kınamasından korkmaksızın. sh-9 16) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-976 17) Eshâb-ı Kirâm.a. sh-275.” “İnsanın mâhiyeti arkadaşından anlaşılır. v. Evs ve Hazrec kabilelerinden gelenlere hitaben Kur’ân-ı kerîm okudu. sh-340 4) El-Îsâbe. cild-1.” “Cenâb-ı Peygambere yaptığım bîati.a.v. cild-1. esselâmü alâ Ebî” derdi. sh-175 8) Şezerât-üz-zeheb.v. cild-2 sh-32. cild-2. kendinizi. sh-191 18) Müsned-i Ahmed bin Hanbel. sh-192 14) Nüket-ül-Himyân sh-183 15) Tabakât-ı huffâz. Orada bulunanlar bu daveti kabul edip. Peygamber efendimiz: “Allahü teâlâ’dan başka ilâh olmadığına ve benim Resûlullah olduğuma şehâdet getirerek. şairlerden. Abdullah bin Ömer hazretleri buyurdu ki: “Ey Ademoğlu! Bedeninle dünyâda ol. bana kesin söz vermelisiniz. kalbinle âhireti bul. iyiliği buyurup kötülüklerden sakındıracağınıza bîat etmeli. namazı kılmanız. Kendim için isteğim de: Allahü teâlâ’nın Resûlü olduğuma şehâdet etmeniz. Peygamberimiz (s. dokuzu sükût. 2) Sahîh-i Müslim. cild-1. harâmdan kaçınmadıkça kabul olunmaz. Böyle söylediğini yüzden fazla gördüm. 191 20) El-İstiâb cild-2.a. Onları İslâm’a davet ve teşvik ettikten sonra buyurdu ki: “Yüce Rabbim için şartım: O’na hiç bir şeyi eş ortak koşmaksızın ibâdet etmeniz.a. Abdullah bin Revâhâ: “Biz. Peygamber efendimiz (s.” dedi.a. 113 19) İzâlet-ül-hafâ cild-2.” Abdullah bin Revâhâ (r. cild-3.” Bunun üzerine.v. sh-49 11) Tabakât-ül-Kurrâ Libni’l-Cezerî. bugüne kadar bozmadım ve değiştirmedim.) Sana yaptığımız bu taahhüd karşısında bize ne var?” diye sordular. İsmi Abdullah.a.a. sadakasını vereceğinize.): “Allahü teâlâ’nın rızası ve Cennet var” buyurunca. Allahü teâlâ’dan ve O’nun Resûlünden geleni kabul ettik. cild-3. Peygamber efendimiz: “Cennet var” buyurdu. emirlerime tamamıyla boyun eğeceğinize. sh-105 10) Tabakât-üş-Şirâzî. Onlar her hususta kavimlerinin benim ya.

627) yılında Hudeybiye Musâlahasına katılarak bîat-ı Rıdvan’da bulundu. size müjdelerim ki. Ebû Cehil bin Hişâm diyerek yüksek sesle zaferi müjdeliyordu. Esir bin Zürâm da daveti kabul ederek. Rebîa ve Haccâc’ın oğulları bittamâm. Bu temsilciler.) maiyetinde bulunmuş. Mekkeli erkek.a. onun bu halini gördükten sonra O’na. vallahi gerçektir! İnşâallah. Medine’ye gitmekten ise Hayber’e dönmenin daha iyi olduğunu zannederek gerilemeye başladı. Hz. Hz.v. Kusvâ adındaki devesinin üzerinde bulunduğu ve devenin yuları Hz.177 - . müslümanlar aleyhinde harekete geçirmek teşebbüslerinde bulunuyordu. Esir bin Zürâm ile maiyetindekilerin hepsi imha edildi. yolda bir müddet ilerledikten sonra aklına bir takım şüpheler gelip. Hz. Hz. Bedir muharebesinde ve diğer muharebelerde bulunmuş. Gerçek Resûlullahdır. Hârisoğullarına nakib tayin edildi. Hz. Esir bin Zürâm’ın yurduna doğru yürüdü. Esir. temsil ettikleri topluluklara İslâm’ı anlattılar. Abdullah. Abdullah bin Revâhâ’nın (r. çoluk çocuklar da.v.a. Hz. Peygamber efendimiz (s. Âsım bin Adiy: “Ey İbn-i Revâhâ! Söylediğin gerçek mi?” diye sordu.). yarın Resûlullah da elleri bağlanmış bulunan esirlerle birlikte gelir.) elinde olduğu halde ve sadık arkadaşları da çevrelerinde. Abdullah bin Revâhâ. Hayber’in fethinde. müslümanların aleyhinde tahriklere başlamıştı. Hicretten sonra. Abdullah bin Revâhâ.). Abdullah bin Revâhâ’yı otuz kişinin başında Hayber tarafına göndermiş. Peygamberin yolundan. Eshâb-ı kirâmı coşturmuş. Hz. Hz. Gatfan kabilesini. İndiğini siz inkâr eylediğiniz zaman.” buyurdu. Hazreclilerin temsilcileri arasında Hz. çok şöhretli kişiler. Kuaykıan dağına çıkmışlardı. Ev ev dolaşıp zaferi bildiriyorlardı. Peygamber efendimizi gözetlemek için Handeme. Allah’ın Peygamberi Müşrikler öldürüldü ve esir edildiler. Hz. onları da bîat’a hazırladılar. gelecektir!” buyurdu. onu bu işle vazifelendirmişti. en hayırlı ölüm de.a. Abdullah bin Revâhâ 6 (m. hınç ve kıskançlıkla dolu olarak. Esir bin Zürâm. Esir bin Zürâm geçmiş. Kusvâ’nın yularını çekerek Peygamber efendimizin önlerinde yürümekte ve: Ey kâfirler çekilin. Var esirler içinde. Hz. Yahudilerin Reisi Ebû Rafî’nin katlinden sonra yahudilerin başına.) bu hareketten haberdâr olarak. Abdullah bin Revâhâ. Hz. Hz. Hz. Hz. Abdullah bin Revâhâ ile Zeyd bin Hârise’yi. Esir. Mikdâd bin Esved arasında kardeşlik tesis edildi. Abdullah bin Revâhâ. teşvik edici. Resûl-i Ekrem’in (s. şiirler söyliyerek. maiyetindeki otuz kişi ile birlikte hareket ederek. Medinelilerin ileri gelenlerinden. Abdullah bin Revâhâ da vardı. Mûsâ da İsrailoğularından 12 temsilci almıştı.a. Abdullah da Esir bin Zürâm’ın bütün ahvalini uzun uzadıya tetkik ederek vaziyeti Peygamber efendimize (s. Bu din için ölmekdir. Abdullah bin Revâhâ bir taraftan.).a. Akik mevkiine gelince ayrıldılar. hicretin altıncı senesi Ramazanında.v. Zeyd bin Hârise başka bir taraftan Medine’ye girdiler. . Abdullah bin Revâhâ (r. bilgili.) bildirmişti. daha sonra Hudeybiye andlaşmasının olduğu yıl yapılamıyan Umre haccını yapmak üzere Mekke’ye gitmişti. Her sözüne inandım. Resûlullah (s. Hendek gazvesi sırasında Medine tarafına hendek kazılırken. “Ey Allah’ın düşmanı! Ne diye geriliyorsun?” dedi. müjdeci olarak Medine’ye gönderdi. Bunun üzerine. Peygamber. her müslümana karşı bir kişi olmak üzere otuz kişi alarak yola çıktı.a. O’na gönderdi Kur’ân.nımda temsilcisi olsunlar. Esir bin Zürâm’ın vücudunu kaldırmak lâzım geldiğini anlatmış. Peygamber efendimiz (s. kabul ettim şimdi ben. onu Medine’ye davet etti. kılıçlarını kuşanmış bir şekilde. Sağ ve selâmettedir. bunun üzerine Hz. Abdullah bin Revâhâ: Ey Ensâr cemâati. akıllı ve okuryazar olanlardandı. Bu temsilciler. Evsliler de 3 temsilci çıkardılar.v.v. Hazrecliler 9. Ey kâfirler! Kur’ân’ın. öldürüldü Bedir’de. kabul ettim yürekten. yürekleri kin. Pazar günü kuşluk vakti. Esîr bin Zürâm’ın makamına vardıktan sonra. Ki Allahü teâlâ. Abdullah bin Revâhâ. Peygamber efendimizle Eshâbını seyretmek için Darünnedve’de sıralanmışlardı. Hz. Bedir muharebesi bitip zafer elde edilince. Abdullah bin Revâhâ: “Evet. Allahü teâlâ’dan. çalışmalarını hızlandırmıştır. kadın. Abdullah bin Revâhâ ve Hz. Müşriklerin ileri gelenleri. şüpheye düştüğünü söylediğinden iki taraf arasında şiddetli bir cenk başladı. yürüyerek Mekke’ye girdiler.a. Her hayır ve iyilik vardır O’nun dininde. Hz.

Hz. mescidinde öğle namazını kıldırdıktan sonra oturdu. Hicretin sekizinci senesi Cemaziyelevvelinde. müslümanlara karşı harp yapacaklarını ilân etmişlerdi.a. Ve yine başlarım ki. Mücâhidler.) Busra reisi olan Emîre bir mektûb göndererek O’nu İslâmiyyete davet etmişti. kabul etmedikleri takdirde. yanındaki kumandan arkadaşlarıyla birlikte vedalaştıkları sırada.v. Cafer bin Ebî Talib şehîd olursa.178 - . geçmesin cehennemden” İşittim bu âyeti. Hz. Resûl-i Ekrem’in (s. darbeleri aniden Ve nasıl ayırdıksa. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a. Hz. mübârek ismiyle ki. Peygamber efendimiz (s.a. diye yine şiir okurdu.a. Abdullah bin Revâhâ. Ey İbn-i Revâhâ devam et” buyurdu. Uğurlamak üzere Veda yokuşuna kadar mücâhidlerle beraber gitti. Abdullah bin Revâhâ da şehîd olursa. Resûl-i Ekrem (s. Bunlar. bu Kureyş müşriklerine ok yağdırmakdan daha çabuk. O’dur müslümanların.a. daha çok tesirlidir. Zeyd bin Hârise’yi kumandan tayin ettim!Zeyd bin Hârise şehîd olursa. Cehenneme uğrarsam.) önünde ve Harem-i şerîfte nasıl şiir okuyabiliyorsun” deyince. Hâris bin Umeyr’in öldürüldüğü yere kadar gitmesini ve orada bulunanları İslâmiyyete davet etmesini. Peygamber efendimiz (s. “Yâ Resûlallah! Keşki sağ kalsalar da kendilerinden istifâde etseydik” dediler.v. Peygamber efendimiz (s. mağlub eden. diyerek kâfirleri kötüleyici şiirler söylemekte ve devamla: Başlarım O Allah’ın. Müslümanlar da onun söylediği gibi söylediler. değil dünyâ sevgisi Ve değildir vallahi. Resûlullah okurken.) cevap vermeyip sustular. Zeyd bin Hârise’ye verdi. inanmazsanız eğer. Bunun üzerine Eshâb-ı kirâm ağlamaya başladılar. Yoktur O’nun şeriki. Kur’ân-ı kerîminde. Şöyle buyurmaktadır. Peygamber efendimiz (s. Ömer. Medine’den yola çıkacakları sırada. Rabbimiz bir âyette: “Muhakkak biliniz ki. müslümanlığı kabul ederlerse ne a’lâ.) biraz sonra Hz. Peygamber efendimiz. Yoktur O’nun dininden.) da: “Allahü teâlâdan yoktur başka bir ilâh. O’nun sözleri.): “Yâ Ömer! O’na mâni olma.” diye söylemeye başladı. Onun mânâsına da. Abdullah bin Revâhâ’ya: “Allahü teâlâ’dan başka ilâh yoktur! Bir olan O’dur.v. Ömer sustu. Muhammed hem kulu ve hem Resûlüdür O’nun. Asıl sebep şudur ki. dağıtan. beyaz bir sancak bağlayıp Hz. İner aynı şekilde başınıza darbeler. Hz. Eshâb-ı kirâm da oturdular. ağladı. bozguna uğratan da yalnız O’dur! de!” buyurdu.v. “Ey İbn-i Revâhâ! Sen Resûlullah’ın (s. Allahü teâlâya yemin ederim ki. Ve O’dur kâfirleri.a.v.a.v.) 3000 kişiden müteşekkil bir kuvvet hazırlamış onu Zeyd bin Hârise’nin kumandasına vermişti. Peygamber efendimiz (s. Mûte gazâsı vuku buldu. Allahü teâlâ’nın yardımına güvenerek onlarla çarpışmasını tavsiye etti. askerlerine güç veren. başka dîn-i hakîkî. Hz. nasıl sabrederim ben. lâ ilâhe illallah. Abdullah bin Revâhâ (r.): “Cihâda çıkacak olan şu insanlara.a.) elçisine hüsn-i kabul göstereceklerine elçiyi katletmişler. Va’dini gerçekleştiren O’dur! Bu kuluna yardım eden O’dur! Askerlerini güçlendiren O’dur! Toplanmış olan kabileleri. özliyeceğim ben sizi. sizlerin içinizden Hiç bir kimse yoktur ki.). ismiyle O Allah’ın. müslümanlar aralarında münasip birini seçsin ve onu kendilerine kumandan yapsın!” buyurdu. yerine Cafer bin Ebî Talib geçsin.v. Ona “Ey Revâha’nın oğlu! Ne için ağlıyorsun?” diye sordular. .v.v. Abdullah bin Revâhâ: Ağlamamın sebebi. Abdullah bin Revâhâ geçsin.a.a. başınızı gövdeden.Nasıl indirdik ise.

Onlara. sana ne zararı var? Allahü teâlâ. “Ey yaramaz! Sana ne oluyor. İslâm mücâhidleri. ağaçlarla hurmalar” Kendisinden. başlarında şeytanların yuvalandıkları daha bir takım kimseler de bulacaksınız. halktan ayrılmış kendilerini ibâdete vermiş. Peygamber efendimiz (s. O’ndan ayrılınca ben. kuyuya eğer beni. bu harpte. Medine’ye dönerken. beni de devesinin terkisine bindirmişti. Abdullah bin Revâhâ bana kamçısıyla dokunarak. O’nun şu beyitleri okuduğunu işittim: “Ey devem! Kumluktaki. Cüzam.).179 - . Kayn. (Bu seferde inşaallah şehîdlik nasîb olacaktır!) dedi. kopararak geçtiler. Vallahi. Allah’ın sevgilisi. hayvan üzerinde geri dönüp. Hz. umduğuna ermende sana yardımcı olur” buyurdu. Allah’ın Resûlünden. bunları işitince. Peygamber efendimiz O’na: “Sen. Vücûdum baştan başa kan olsun darbelerden.). Ey Revâhâ’nın oğlu. Sahipsiz kalacaksın. rahman olan Rabbimden. orada konakladılar. Artık düşünmüyorum. geceleyin biraz gidince. durumu görüşmek üzere. orada secdeleri. az sonra ona göre.” buyurdu. Ben herhalde evime. Selâmet orada kaldı. geride ne malım var? Hiç umurumda değil. yollarına devam ederek. sizi sevgili kulları zümresine ilhak etsin. Rumlar’dan yüzbin askerle Belkâ topraklarından Maan’a gelip konduğunu ve Beliy kabilesinden Mâlik bin Zafile adında birinin kumandası altındâ Lahm. Ordu gitmeğe hazırlandığı sırada. mücâhidlerle vedalaşıp. rahata kavuşmuş olurum!” dedi. Abdullah bin Revâhâ Peygamber efendimizin yanına varıp vedalaştıktan sonra: “Yâ Resûlallah! Bana ezberliyeceğim ve aklımdan hiç çıkarmıyacağım bir şeyi emir ve tavsiye buyurur musunuz? dedi. götürürsen ileri.v. Mûte seferine çıktığında. Orada. Abdullah bin Revâhâ. nasîhatini arttırır mısınız? dedi. Zeyd bin Hârise .a. namazları çoğalt!” buyurdu. Nâşıma uğrayanlar desinler (Ne se’âdet. Abdullah bin Revâhâ Peygamber efendimizi şu beytle selâmladı: Vedalaştım Nahil’de.a. Hz. Vâil. bundan başka sefere. Abdullah bin Revâhâ’nın terbiyesi altında yetişmiş bir yetimdim. Kendisi. yerine ulaşırsın. Kayser Heraklius’un. Peygamberimiz (s. Hz. ne bir ağaç yakacak veya kesecek. Eyvah! Arkada kaldı.a. en yakınların bile. geçti beni hız ile. Oradan da dört konak. sakın onlara dokunmayınız! Onların dışında. Behrâ. geri dönmeyeceğim. şehîd olmuş nihayet) diyerek duâ etti. Eyvah! Uzakta kaldı. Şam topraklarından Maan’a varınca. Kan revan yerde yatan. Sonunda uzunca bir duâ yaptı ve bana (Ey çocuk) diye seslendi. Umarım ki. dostların hayırlısı. Allah’ın ve sizin Şam’da bulunan düşmanlarınızla çarpısınız! Orada nasrânîlerin kiliselerinde.): “Allahü teâlâyı dâima zikr et. Seniyyet’ül Vedâ’da mücâhidlerle vedalaştı. ne yaşlanmış bir pîr-i fâni’yi öldürecek. ben şehîd düşeceğim. dünyânın dertlerinden tasa ve üzüntülerinden.): Mağfiret diliyorum. Çünkü. ne süt emen bir çocuğu. bir takım kimseler bulacaksınız. Ben de. Bekr ve Beliy Hıristiyan Araplarından yüzbin kişilik bir kuvvetin de gelip onlara katıldığını haber aldılar. ağladım. Seni Hak teâlâya bırakıp da gittiler. Onların başlarını kılıçla koparınız! Siz. “Haydi Allah’ın ismi ile gazâ ediniz. “Yâ Resûlallah! Bana. Peygamber efendimiz (s. Hz. Zeyd bin Erkam der ki: “Ben Hz. sâlihlerden olun!” diye duâ ettiler. Allah’ı zikr. yarın Allah’a pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın.v. ne de bir ev yıkacaksınız.a. hâdiselerinden kurtulmuş. (Buyur!) dedim. Müslümanlar “Allahü teâlâ. Sonra Hz. Çıkarmam artık seni. ne bir kadını.Dedi. İslâm Mücâhidleri. Kardeşlik bağlarını.v. Geceleyin inip iki rekât namaz kıldı. Son konakta mü’minler. bana şehîdlik nasîb ederse sen de. Abdullah bin Revâhâ (r. Maan’da iki gece kaldılar.

Hz. yeşil ekinler üzerinde. şehîd kardeşimize” dedi. ey nefsim söyle bana. yemin ettim bu harpte. şayet sen bu savaşta. doğru söylüyor” dediler ve yollarına devam ettiler. bunu ben. acele asker göndermesini veya bu yolda yapmak istediği şeyi bize emretmesini istiyelim. O eli de kesilince. cenge gelmedik mi biz? Silâhça. O’na. kâfirlerle hiç bir an. Bize. susuyor. Eğer öldürülmezsen. düşmanlar tarafından vurulup bir eli kesildi. atının üzerinde düşmanlara doğru ilerledi ve kendi kendine: Ey nefsim. Rumların mızrakları ile delik deşik edilip.(r. bana boyun eğeceksin elbette. atına bindi. “Resûlullah aleyhisselâma yazı yazıp düşmanımızın sayısını bildirelim. haydi atıl ileri. zorla sana. pek azdı silâhımız. Halklarını esir al. Hz. ey nefsim durma geri. Medine’ye geri dön. Sancağı. Şu din kuvveti ile. Çarpışırken. EbülYüsr Ka’b bin Umeyr sancağı alıp. Yâ kabul ettiririm. Bu hususta söz ve görüş birliğine vardılar. Hz.) Peygamber efendimizin sancağını eline aldı. süvarice. diğer eline aldı. Bu cenkte galip gelmek. Diğer mücâhidler ise. çarpışınız. Hz. Düşman askerlerinin üzerine yürüdüler. Cafer. Meşârif köyünde rastladıkları düşman askerleri yaklaşmaya başlayınca. Hz. râzı olursun buna. vardı iki atımız. savaştık aslan gibi. Şehîdlik varsa eğer. konuşmuyordu. Abdullah bin Revâhâ: “Biz. Sancağı Hz. Zırh gömleğini giydi. Hz. Onlar şehîd oldular. düşmanların ortalarına kadar dalmış bulunuyordu. Bugün şehîd olurum.” dediler. tereddüt edersiniz? Şehîd olmak kastiyle. Allahü teâlânın. mücâhidlerin bu yoldaki görüşlerini sordu. bu hususta ne düşündüğünü sordu. Hz. Abdullah bin Revâhâ sancağı alınca. Zeyd bin Hârise. varsa eğer kaderde. kanları saçılıncaya kadar çarpışmaktan geri durmadı ve en sonunda şehîd oldu. İki taraf. Dolayı savaşmadık. yürüyün ileriye. Abdullah bin Revâhâ: “Ey kavmim ne sebepten. çokluk olduğumuzdan. Abdullah bin Revâhâ’ya verdi. Abdullah bin Revâhâ. Sonra bedbaht olursun. Uhud’da tek at ile. “Vallahi Revâhâ’nın oğlu. Sancağı elinde olduğu halde ilerledi. Yaptığını yaparsan. Rumlarla karşılaşmak için yola çıktık!” dedi. Zâten böyle va’d etti. Bedir günü vallahi. Hiç ölmiyecekmisin. Allah ve Peygamber de. yâ şehâdet yâ zafer. birbirleriyle amansızca çarpışmaya başladılar.a. Yâ sen kendiliğinden. ganimetler elde etmek için yola çıkmadık. Cafer bin Ebî Talib ve Zeyd bin Hârise’nin. Vücudu. dönmez asla geriye. Mûte diye anılan köyün önüne çekildiler ve hemen savaş düzenine girdiler. Abdullah bin Revâhâ’nın bu sözleri mücâhidleri cesaretlendirdi. Gidiniz. Bazıları: “Rumlarla karşılaşmaktan vazgeçip memleketlere akın yap.” dediler. İslâm Ordusunun Başkumandanı Zeyd bin Hârise (r. Hz. muhakkak iyilik var. bizim kaderimizde.a. sancağı koltuğunun altına kıstırdı. Cafer bin Ebî Talib aldı. Cafer şehîd oldu. Kavuşuruz cennette. O sırada bir adam. bize ihsan ettiği. bil ki iyi edersin. Hz. Cafer şehîd olunca.180 - . . Bu işin neticesi. Ey mü’minler! Öyleyse. ona mızrağını sapladı ve Hz. İslâm mücâhidleri. Rumlar’ın kendileri için pek çok asker toplamış olduklarını haber verip.). Hak teâlâ vadinden. Fakat.

“Sen.v. Hz. Onların şehîd oldukları saatte. Kahramanca çarpıştı. sh-157. Cennette altından tahtlar üzerinde bana gösterildi. “Cenâb-ı Hak. Bozguna uğrayan düşmana istedikleri gibi kılıç vurdular. Abdullah bin Revâhâ çarpıştıktan sonra dönüp atından indiği sırada. Yusuf (a.s. Hz.) “Abdullah” olarak değiştirdi. Abdullah bin Revâhâ. Orada koşup duruyor. Elimde geniş yüzlü bir Yemen Palası’ndan başka bir şey kalmamıştı. Dünyada yiyip-içmekle uğraşıyorsun” diyerek nefsini kınadı ve hemen elindeki eti bıraktı. Hz. cild-3. Peygamber efendimizin şâir ve hatîblerindendi.) emirlerini ölüm pahasına da olsa yerine getirmekte eşine az rastlanırdı.” Şairlikteki kudreti herkes tarafından bilinir ve takdir edilirdi. Peygamber efendimiz (s. 663)’de Medine’de vefât etti. Bir defasında. Cahiliyyet devrinde Husayn olan ismini Müslüman olunca Resûlullah (s.” Peygamber efendimiz. cild-4.v. Peygamberimize ulaştırılınca. Hâlid bin Velîd kumandası ve sancağı altında hücuma geçtiler ve düşmanı bozguna uğrattılar. Nesebi Abdullah bin Selâm bin Hâris .). Nihayet şehîd edildi.v. Peygamberimiz çok üzgündü. Abdullah bin Revâhâ müslümanlarla düşman safları arasında yere düştü. sh-128 2) Sahîh-i Buhârî.a. Hz. Hz. Onlar. Düşman ordularına saldırdı.a. onu üç talakla boşadım. O. bunu ve de biraz güçlen” dedi. Ensârın büyüklerinden. 43 (m. Bir ara düşman askerlerinden biri mızrağını Hz.181 - . kanayan bir parmak değil misin? Bu kazaya da Allah yolunda uğramış bulunuyorsun. Peygamberimizin sâdık arkadaşları. O şimdi Cennete girdi.a. onları. sh-107 ABDULLAH BİN SELÂM (r. beni hüzün içinde bırakan şey. Hz.a. Zeyd bin Hârise sancağı eline aldı.” buyurdu. onun şiirlerini beğenirdi ve bu şiirlerin düşmana ok atmadan daha tesirli olduğunu beyan ederdi. Abdullah bin Revâhâ (r. Peygamberimiz.) sizde olan üzüntüyü gördüğümüzden beri duyduğumuz üzüntünün derecesini ancak Allahü teâlâ bilir” dediler. Peygamber efendimiz Eshâbını mescidte topladı. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d. Peygamber efendimiz. hemen istişare ederek aralarında Hz. Elinin yaralı parmağını ayağının altına koyup. Şiirleri. cild-2.v. cild-2. sh-234 8) Târîh-i Taberî. Hz. Çok arzu ettiği şehâdete kavuştu. Hz. hutbe okurken cemaate “oturunuz” buyurduğunda. mescidin dışında bir yerde bulunuyordu ve hemen olduğu yerde oturdu.): Eshâb-ı kirâmdan.diyerek hücuma geçti.a. Cennette karşılıklı tahtlar üzerinde oturmuş kardeşler olarak görünceye kadar devam etti. hurma bahçelerimi Allah ve Resûlullah’a bıraktım” dedi. dünyâ malına ve rütbesine kıymet vermezdi. Hicretten sonra müslüman oldu. Bu hal. o sırada.anhüm). “Ey Nefs!” şehîdlikten seni çekindiren.a.a. “Allahü teâlâya ve Resûlüne gösterdiğin itâatde Allahü teâlâ hırsını arttırsın” buyurdu. Abdullah bin Revâha’ya rahmet eylesin. Cafer’den sonra sancağı Abdullah bin Revâhâ aldı. Hâlid bin Velîd der ki: “O gün benim elimde dokuz kılıç parçalandı. hâl ve hatırını sorardı.) “Yâ Resûlallah (s.” diyerek çekip kopardı. Abdullah bin Revâhâ çarpışırken parmağı yaralanınca atından yere atladı. Sonra sancağı Cafer bin Ebî Talib aldı. Bedir’den başlıyarak. Ve kendi kendine.) nişan alarak fırlattı.v. amcasının oğlu kendisine pişirilmiş et getirdi ve: “Al. kumandanların şehîd edildiklerini. cild-3. Kendisi “Vahiy kâtibiydi. Hz. Abdullah bin Revâhâ’ya (r. Peygamber efendimiz (s. Peygamber efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar akarak. hiç kımıldamadan orada bekledi. Elinde sancak olduğu halde düşmanlarla çarpıştı ve şehîd oldu ve Cennete girdi. kârım filanca hatundan mahrum kalmaktan ileri geliyorsa. Hz. 1088 5) Mevâhib-i Ledünniye. 159 4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-992. kölelerimi âzâd ettim. şehîd olduğu Mûte Savaşına kadar Peygamberimizin iştirak etmiş olduğu bütün savaşlarda bulunan Hz.) onun hakkında. “Bende gördüğünüz üzüntü. Melâike onun meclisi ile iftihar ederlerdi” buyurdu.a. sh-87 3) Üsüd-ül-gâbe.) soyundan ve Medine’deki Yahudi Benî Kaynuka kabilesinden idi. Eshâb-ı kirâm tarafından hemen ezberlenerek ağızdan ağıza yayılırdı. Cennetlik olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. Allahü teâlâya ibâdet etmekte ve Peygamber efendimizin (s. Peygamber efendimiz de. Bu durumu görünce: “Sen hâlâ bu dünyâdasın.a. sh-15 7) El-Kâmil fi’t-târîh. Müslüman oluşu ibretlidir. ancak. kendileri hakkındaki haber Medine’ye gelmeden önce aynı günde müslümanlara haber verdi. Hz. Eshâbı (r. Eshâbımın şehîd olmaları idi. cild-5. hutbe bitinceye kadar. Abdullah bin Revâhâ. Eshâb-ı kirâm (r. cild-1 6) İbn-i Hişam. hastalandığı zaman hemen ziyâretine gider. Abdullah bin Revâhâ’yı çok sever. şehîd olarak Cennete girdi ve yakuttan iki kanat ile dilediği gibi uçup duruyor. müslümanların bulundukları köşede bir kargaşalık oldu. Çarpıştı ve nihayet o da şehîd oldu.) üç günden beri bir şey yememişti. sakındıran hangi şeylerdir? Eğer. Kılıcını sıyırıp tekrar savaşa girdi. Hâlid bin Velîd’i kumandan seçtiler. Onun bu hareketi. dinine son derece bağlı. görülmedik şekilde bozguna uğrattılar. Abdullah bin Revâhâ. Düşmanları. Etten bir defa ısırmıştı ki. 1009.

yoksa tabi olmam!” dedi ve Resûlullah’ın (s. O sırada Hz. “Hayır.v. şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. bugünden sonra başka bir ismimin olmasını istemem” dedim.v. Resûlullah toplanan insanlara İslâmiyeti anlatıyor.a. Bunun üzerine Yahudiler. Resûlullah’ın (s.v. onlar benim müslüman olduğumu duyup öğrenirlerse.v. ikincisi ise lüzumsuzdur. Hz. Ona dedim ki “Ey hala! O. Burada Resûlullah’tan işittiğim ilk hadîs-i şerîf şudur. alâmetleri ve yapacağı işleri bana anlattı ve “Eğer o. Hiçbir şey O’nun dengi (ve benzeri) değildir.182 - . Bunun üzerine Resûlullah (s. Hz.s.) biraz bekledi ve Cebrâil (a. Bundan sonra devam ederek “Yâ Resûlallah! Yahudiler. nasîhatler veriyordu.a.” diyerek onu tasdîk etti. Hz. Muhammed (s.) O’nun kulu ve resûlüdür. asılsız isnad ve iftiralar eden. “Evet” dedim. Yahudiler. Yahudiler de “O bizim en yüksek âlimimiz ve en büyük âlimimizin de oğludur! İbni Selâm bizim en hayırlımız ve en hayırlımızın da oğludur!” dediler. Yine şehâdet ederim ki. zâlim bir millettir.v. Abdullah bin Selâm. Onun dinindedir ve onun gönderildiği tevhid ile gönderilmiştir” dedim. elinizdeki Tevrat’ta isminin ve sıfatlarının yazılı olduğunu gördüğünüz Allah’ın Resûlü budur.a. Hz. Nâdiroğullarından birisinin “Bugün. Eğer sen benim seciye ve her hâlimi onlardan sorup öğrenmeden önce. Abdullah bin Selâm: “Zâten korktuğum bu idi. Ben de “Evet. muhakkak sizin yanınızda bana. Abdullah bin Selâm” buyurdu. Resûlullah (s. O’nu görür görmez: “O’nun yüzü yalancı bir yüz olamaz!” dedim. Beni bir titreme tuttu. insanı hayrete düşürecek kadar yalan söyleyen. şu suâli sordu: “Ey Abdullah. Allah onu böyle bir şeyden korusun! diye karşılık verdiler. Arapların adamı geldi” diye bağırdığını duydum.” Abdullah bin Selâm bu âyet-i kerîmeleri işitince Peygamberimize hemen: “Evet yâ Resûlallah! Doğru söylüyorsun. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Sen O’nun kulu ve Resûlüsün” diye kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu. Bir gün ben kendi hurma ağacımın üzerinde uğraşıp. aç kimseleri doyurunuz. Onun peşinden bir grup Yahudi ileri gelenleri içeri girdi. sıla-i rahm yapınız (yakın akrabaları ziyâret ediniz). öğrenmiştim. Hemen “Allahü Ekber” diyerek tekbir getirdim: O anda halam Hâlide binti Hâris. “Resûlullah ismimi sordu.Ebû Yûsuf el-İsrâilî el-Ensârî’dir. Kendisi çok yaşlı bir kadındı.” buyurdu. insanlar uykuda iken namaz kılınız.) İhlâs sûresini indirdi: “De ki: O Allah birdir. hurma ağacının altında oturuyordu. Abdullah’ı nübüvvet nuru ile tanıyıp: “Sen Medine âlimi İbni Selâm değil misin?” buyurdu. yalancı.a. “O bizim en kötümüzdür ve en kötümüzün de oğludur! diyerek çeşitli kusurlar ve iftiralarda bulunarak. Abdullah bin Selâm’ı kötülediler.” Diğer bir rivâyette Fahr-i âlem (s. O da: “Evet” deyince. Abdullah bin Selâm saklandığı yerden çıkıp: “Ey Yahudi topluluğu Allah’tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz.s. “Öyleyse haklısın” dedi. Allah’a yemin ederim siz de bilirsiniz ki O. Tevrat ve İncil’i iyi bilen Hz. vallahi Mûsâ bin İmrân’ın kardeşidir ve O’nun gibi bir peygamberdir.a. Abdullah bin Selâm sözüne devam ederek. Peygamberimiz: “Yaklaş” buyurarak. Bunun üzerine bana: “Ey kardeşimin oğlu! Yoksa o kıyâmete yakın gönderileceği bize bildirilen Peygamber midir?” dedi.) Yahudilere “Aranızdaki Husayn bin Selâm nasıl bir adamdır?” diye sordu. Kendisi müslüman oluşunu şöyle anlatır: “Ben Tevrat’ı ve tefsîrini babamdan okumuş. Allah için söyle! Tevrat’ta benim Vasıflarımı okuyup öğrenmedin mi?” Abdullah dedi ki: “Allah’ın sıfatları nelerdir söyler misiniz?” Bu suale karşılık Resûlullah (a. Yâ Resûlallah! Ben onların zâlim. Bir gün âhir zamanda gelecek olan Peygamberin sıfatları. “Resûlullah geldi” denilince O’nu görmek için hemen halkın arasına karıştım. “Selâmı aranızda yayınız. Tekbirimi işitince: “Allah seni umduğuna kavuşturmasın. Hârûn evlâdından gelecek olursa ona tabi olurum.v. Bu esnada Resûlullah (s. kötülük yapan. elini boşa çıkarsın? Vallahi sen Mûsâ bin İmrân’ın geleceğini işitmiş olsaydın bundan fazla sevinmezdin!” diyerek bana çıkıştı.a.).) Yahudilere: “Eğer o müslüman olduysa siz buna ne dersiniz?” diye sordu. iftiracı bir millet olduğunu size haber vermemiş miydim? işte dediğim ortaya çıktı!” dedi. yaş hurma toplarken. seni hak ile gönderen Zâta yemin ederim ki.v. Ben “Husayn bin Selâm” dedim. akla gelmeyen iftirada bulunur! Siz önce beni onlardan sorunuz!” dedim ve evin bir tarafına saklandım. Resûlullah’ın Medine yakınında Kubâ denilen yerdeki Amr bin Avfoğullarının evinde misafir olduğunu birinden öğreninceye kadar bu hâlimi yahudilerden saklayıp sustum. Böylece Cennet’e selâmetle girersiniz. Hz.a.) Medine’ye gelişinden önce öldü. Resûlullah Yahudilere “Birinci şehâdetiniz bize kâfidir. Ab. Bu sebeple O’nu gözleyip duruyordum.) Mekke’de nübüvvetini ilân ettiğini işittiğim vakit onun sıfatlarını ismini ve geleceği vakti biliyordum. Abdullah bin Selâm îmân etmeden önce Yahudi âlimlerindendi.) Medine’ye hicret ettiği zaman halk etrafına toplandı.

) anlattı: Hz. onlar hayırlılarımızdan olsalardı.. Böylece direğin kulpu elimde olarak uyandım.”.a.) rüyayı anlattım. Hatta Yahudi âlimlerden bazıları: “Araplar’dan peygamber çıkmaz. bir ucu gökte idi. gölgesi gibi takip etmeye başladı.a. Biraz sonra Abdullah bin Selâm içeri girdi.a. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi gelerek sırtımdaki elbisemi çıkardı.v. onlar gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar. aklı yarattım.) ve ona inen Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek zulümdür?” diyerek müslüman olmuştur. Bunun üzerine direğin tâ tepesine kadar çıktım. Kur’ân-ı kerîmi benzerine (Tevrat’a) göre (bu da Allah kelâmıdır diye) şehâdet edip inandı da siz kibirlenmek istediyseniz (bu bir zulüm değil midir? Allah ise zâlimler topluluğuna asla hidâyet etmez.. O kulp da çok sağlam olan (imân)’dır.s. bırakma!” diye tenbih edildi. Abdullah bin Selâm’ın Cennete gireceğini müjdelemiştir.” (Âl-i İmrân: 114) Abdullah bin Selâm’ın (r. Abdullah bin Selâm (r. Kulpu tuttum. Sen ölünceye kadar İslâm dîni üzerine yaşayacaksın (Cennetlik olacaksın!)” Yine başka bir rivâyette Muhammed bin Ka’b diyor ki. Bana “Haydi bu direğe çık” denildi. Bu direğin bir ucu yerde. “Resûl-i ekrem bir defa: “Şu kapıdan ilk girecek olan. Üseyd bin Sa’ye. atalarının dinini bırakmazlardı. Hadîs-i şerîf kitaplarından Buhârî ve Müslim’de bildirildiğine göre de Peygamberimiz Hz.a. Abdullah bin Selâm’ı İslâmiyet’ten vazgeçirmeye kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar. Öyle oldu ki. O bahçenin bir tarafında demirden bir direk vardı. Bunun için kendisini sıkıştırmaya başladılar. Hz. Yukarısında da tutacak bir kulp. Bunun üzerine inen âyet-i kerîmelerde şöyle buyuruldu: “Onların (Ehl-i kitabın) hepsi bir değildir. Bunlardan arş ve akıl hakkındaki uzun hadîs-i şerîfin son kısmı şöyledir: . Çünkü O kendi milletine: “Hz. Bu durumu bize Aşere-i mübesşere’den olan Sa’d bin Ebî Vakkas (r. dinledikten sonra buyurdular ki: “Gördüğün bahçe İslâm dinidir.v. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü rüyamda kendimi sanki bir bahçede gördüm. bir çember vardı. buyurdu” Melekler: “Yâ Rabbi! O ne kadar büyüktür?” diye sordular. Bana “Halkayı iyi tut. Direk de İslâm dininin direği (tevhid)’dir. Muhammedi (s. iyiliği emrederler. “Ben zayıf bir kimseyim. Allahü teâlâ: . Ailesini ve akrabalarını İslâmiyet’e davet etti. Müslüman olunca. Abdullah bin Selâm (r.) haber vermiştir. Halası da dahil hepsi müslüman oldular. Kur’ân-ı kerîme dört elle sarıldı ve Peygamber efendimizi. Eğer. Peygamber (a. Kendisi ile birlikte Sa’lebe bin Sa’ye. Ben de “Gücüm yetmez!” dedim. yani kimseye karşı içimde kötülük beslememem ve boş sözleri terk etmemdir.” Tefsîr âlimlerine göre “İsrâiloğullarından bir şahit âyetinde Abdullah bin Selâm’ın kastedildiği rivâyet edilmektedir. Bundan başka (beni kurtaracağından ümitli olduğum) bir amelim (işim) yoktur” dedi. Her iki âyet-i kerîmede de Allahü teâlâ onu müşriklere karşı şahit göstermektedir.. Fakat bazı Yahudi âlimleri: Muhammed’e yalnız bizim şerlilerimiz inandı. senin adamın hükümdardır” diyerek.” (Al-i İmrân-113) “Allah’a ve âhiret gününe inanırlar.a. Eshâb-ı kirâm Resûlullah’ın bu müjdeli haberini kendisine bildirdiler ve hangi ameli ile bu dereceye kavuştuğunu sordular. Arştan büyük bir şey yarattın mı?” Allahü teâlâ: “Evet.dullah hemen evine döndü. Abdullah.183 - . O’nun îmân etmesi Yahudileri çok kızdırdı. İşte onlar sâlihlerdendirler. Allahü teâlâ: “Kumların sayısını bilir misiniz?” Melekler de: “Hayır Ya Rabbi bilemeyiz dediler. Melekler dediler ki: “Yâ Rabbi.a. Esed bin Ubeyd ve bazı Yahudiler samimi olarak müslüman oldular. kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Peygamber efendimiz onun hakkında: “Cennetlik bir adama bakmak kimin hoşuna giderse. Ehl-i kitabın içinde bir cemaat vardır ki. Ancak Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişi) arasında sayılmamıştır.)imân ettiğine ve fazîletine Kur’ân-ı kerîmin iki âyet-i kerîmesinin şehâdet ettiğini müfessirler ifade etmektedirler. Abdullah bin Selâm’a baksın. hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. kalb selâmeti. Cennet ehlinden (Cennetliklerden) biridir” buyurdu. Hz.) Peygamberimizden 25 adet hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Resûlullah’a (s.” buyurdu.) zamanında bir rüya görmüştüm ve Resûlullah’a arz etmiştim. Musa’ya inen Tevrat’ı Allah kelâmı olarak kabul edip de Hz.” dediler. Hz. Benim en kuvvetli ümidim. Abdullah bin Selâm’a indiği bildirilen âyet-i kerîme şudur: “Resûlullah’ı inkâr edenlere de ki! (siz halinizi) Düşündünüz mü? Eğer Kur’ân Allah tarafından gönderilmiş olup da siz küfrettiyseniz (inanmayıp inkâr ettiyseniz) ve İsrâiloğullarından bir şahit.

Hz. Eğer bende kibir varsa ondan kurtulmak istiyorum. Kendisi zengin olduğu halde bazen Medine çarşısında sırtında bir yük odunla dolaştığı görülürdü. kendisine isyan edenler evini kuşattıkları zaman. senin fikrin nedir?” diye sordu.. Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına suya kandım. Abdullah bin Selâm’ın (r. onun müşavere heyeti (danışma kurulu) arasına girmişti. bu gece rüyamda şu pencereden Resûl-i Ekrem’i gördüm bana: “Yâ Osman.” dedi. Fakat Abdullah bin Selâm (r. fakat ben kendimi tecrübe etmek istedim. Acaba bu işi yapmak nefsime ağır gelecek mi? diye düşündüm.184 - . O zaman Yahudiler: “Ey Muhammed! Abdullah bin Selâm doğru söyledi. Hz. Abdullah (r. bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir buyurdu. Tevrat’ta hakikaten recm âyeti vardır” dediler. Hz. Hazret-i Muaz’ bin Cebel’in böyle söylemesinin sebebi. Cennetlik olan on kişinin onuncusudur” buyurdu. filan ve falandan yüz hadîs-i şerîf rivâyet etmekten senin için daha hayırlıdır. Onlar “Biz zina edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de döğülürler. çünkü Resûlullah (s. Bunun için de ona buna (kötü insanlara v. Kimine bir tane. Osman.) hakikaten.) hayattayken. 639)’da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshâb-ı kirâmdan Muaz bin Cebel (r.a.) buyuruyor ki: Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resûlullah’a (s.v. onlar senin bu kadar işini göremiyorlar mı?” diye sorduklarında Hz.a. Bir gün Hz. Abdullah bin Ömer (r. Ebû Bekir devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katılmıştır. öyle Yâ Resûlallah” dedim.a.s. Abdullah Peygamber efendimizin (s. senin de onun istediklerini yerine getirmendir.a. Abdullah bin Selâm’dan. Ka’b’a şöyle bir soru sordu: Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir? Hz.a. Hz.) Resûlullah (a. Osman’ın yanına gidip selâm verdi.a. Eğer bu kimselere ihtiyaç göstermezsen senin için çok daha hayırlı olurdu.” dedi. Abdullah (r.a. Muaz bin Cebel (r.v. istersen iftarı bizim yanımızda yap (yani istersen şehîd olarak yanıma gel) buyurdu. Resûlullah (s.a. Bunun üzerine Resûlullah da bunların (zina yapanların) recm edilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.” dediler.” Sonra Fudayl sözüne devam ederek “Bu benim sana anlattığım. Abdullah bin Selâm Yahudilere “Siz yalan söylüyorsunuz! Tevrat’ta recm âyeti vardır” dedi.” Hz. Ben de iftarı Resûlullah’ın yanında yapmayı tercih ettim” dedi. Bir defasında Yahudiler Tevrat’taki recm âyetini Resûlullah’tan (s.a.) ihtiyacın olur. sen de onlara boyun eğersin. Hz. kendisinin yanından ayrılmayıp sık sık sorular sorarak ilimde derinleşmesidir. Ka’b: “Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır” dedi. Hırs ise nefisinin her şeyi istemesi. isbat eder!” cevabını verdi.. 18 (m. Ben de evet öyle dedim. Nitekim başka bir hadîs-i şerîfte de: “Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren. O da Hz. kimine iki tane. öyle mi?” diye sordu. Osman zamanında Medine’de kalmış. yaptığın ziyâreti Allah rızâsı için yapmazsın. O da: “Bura.) vefât edeceği sıralarda. Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir (büyüklenme) bulunan kimse Cennete giremeyecektir” cevabını verdi.): “İlim benim vefâtımla kaybolmaz. içlerinden bir erkek ile bir kadının zina ettiğini anlattılar ve “Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler. başucunda ağlayan bir talebesine “Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu. Osman” o gece gördüğü rüyayı anlattı: “Kardeşim. Abdullah bin Selâm ona: “Elini kaldır. Karşılığında: “Ben dünyâ için ağlamıyorum. nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmek için çalışırdı. Ömer devrinde ise onun yanından ayrılmamıştır.a. Yahudilerden birisi elini recm âyetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki âyetleri okumaya başladı. Bunun üzerine bana bir bardak su verdi ve içtim.) de “Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz” diye sordu. seni sardılar. Hz. Bir kimse de Fudayl’e “Ka’bın bu sözünü bana izah eder misin?” deyince Fudayl Tama’ insanın bir şeyi araması ve mukaddes değerlerini bu uğurda fedâ etmesi demektir. ilmi senden öğrenmekteydim. onu bu halde görenler kendisine: “Çocukların ve hizmetçilerin var. Ömer’den (r. tesadüf ettiğin zaman kendilerine selâm verirsin.) ve Selmân-ı Fârisî’den (Başka bir rivâyete göre Ebüd-Derda’dan öğren” buyurdu. Osman: “Niçin geldin ey Abdullah bin Selâm?” diye sordu. Osman’a “Sakin ol. İhtiyacını yerine getirenler de seni burnundan yakalamış olurlar (Yani seni emirleri altına alırlar).) Veda Haccında bulunmuş. bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince. kibirden uzaklaşmıştır” buyurmuştur. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım. Onlar hasta oldukları zaman.) onun hakkında “O. Benden sonra ilmi şu dört kişiden öğren: Abdullah bin Mes’ûd’dan. dünyâ sevgisinden dolayı onların ziyâretlerine gider.a.a. Abdullah “Evet var ve bu işimi yaparlar.v.v. ahlâk ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. Hz. Hz. Hz. Resûl-i Ekrem: “Seni susuz bıraktılar öyle mi?” diye sordu. Sonra bana: “İstersen seni onlara galip getirelim. Abdullah. kimine üç-dört tane. O.) gelerek. Hz. Hz.) bu âyeti bizzat Resûlullah’a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı. Bu verdiğin selamı.v. sakin ol! Bu.). bazısına bir farak. istedikleri yerlere sürüklerler. O da elini kaldırınca recm âyeti göründü. durumu bildirdi: “Bu halde benim ne yapmamı tavsiye edersin.a. Sonra Hz.“İşte aklın da büyüklüğünü bilemezsiniz.) saklamaya çalıştılar.s. senin haklı olduğunu gösterir. Yine bir gün. Abdullah’a haber göndererek. Ben de: “Evet. Bunun üzerine Tevrat’ı getirip açtılar.

Habeşistan’dan dönüşünde. Mübarezeler karşılıklı tek tek vuruşmalar bitmiş. Ne büyük se’âdetti. iki ordu birbirine girmişti. ona “Benim senden istediğim. ruhu Resûlullah (s. savaşçı öldürülmüştür. diğer Sahâbe-i kirâm (r. artık onun hakkında. . Abdullah bin Süheyl günlerden beri hayali ile yaşadığı dünyânın içine girmişti. sh-102 3) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-2. dışarı. Şimdi başka bir hava teneffüs etmeğe başlamıştı.a. Onun için bu ihtiyarı (Hz. müslümanlar kıyâmete kadar bir araya gelemezlerdi” buyurdu.” dediler.v. şüphesi kalmamıştı. çocukların babalarında hakları olduğu gibi.) da: “Eğer Hz. Bu. Allahü teâlâ’nın sevgilisinin yanında. Müşriklerin. Çaresiz kalarak babasının sözüne uymuş gibi göründü. 633) senesinde Yemâme’de şehîd oldu. Resûlullah’a (s. Halbuki o. Mısırlı âsilere karşı onları ikna edici bir konuşma yaptı. sh-25 2) Sahîh-i Buhârî cild-4. Osman rüyasında Resûlullah’ı gördüğü gün şehîd oldu.a. İslâmiyet’e dair bir belirti göremediğinden. Öldürülen her halife için de otuzbeşbin savaşçı öldürülmüştür.a.) ikinci Habeşistan hicretine kadar müslümanlığını gizledi. Allah’a yemin ederim ki.a. duâ ile anılacakların arasına girmişti. Harb iyice kızışmıştı. O. kötülüklerine mani olmasıdır” buyurdu. onların kirli ve insanlıktan uzak dünyâsından. fakat Abdullah bin Süheyl. Peygamberimizin (s.) fitnesini kaldır ve kendilerini birleştir” diye üç kere duâ etti. Şunu iyi bilin ki.) in işine yaramıştı.) ve müslümanlarla beraberdi. Süheyl bin Amr’dır. ümmet-i Muhammed’in (a.anhüm) gibi o da kahramanca savaştı.) için tam zamanı idi.185 - . Bundan sonra Hz.) sanki başka âlemde yaşamakta. Abdullah (r.a. onunla yan yana cihad ediyordu. Bu. sh-162 8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-976 9) El-Îsâbe cild-2. cild-3.da şehit oluncaya kadar veya Allahü teâlâ seni kurtarıncaya kadar durmak için geldim. Hz. Resûlullah (s.) öldürmekte acele etmeyiniz.a. sh-451.) kavuşmak için bir müddet sabredecekti. kendisini dinlemediler. Hz. 1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-5. bütün techîzatını yerleştirmiş. Babası onda kendine göre anormal bir durum. babası kendisini zaman zaman kontrol ediyor. Kıyâmete kadar hayırla. İslâm ordusu saflarına geçebilirdi. öldürülen her peygamber için yetmişbin asker.v. Abdullah bin Süheyl (r. iç dünyâsında olup bitenleri. Şirk ve küfür ordusu arasında bulunmak istemiyordu ama.a. onlar için fena olur” dedi. işkence yapılmış.a. cild-6. bu senin için hayırlı. Hz. babası. Abdullah bin Süheyl (r. Bu yüzden Bedir Muharebesine büyük bir intikam hırsıyla hazırlanmışlardı. ruhlara hem gıda ve hem de şifa olan bir hava idi. müslümanları ve İslâmiyeti yok etmek istiyorlardı. Bu söz üzerine âsiler ayağa kalkarak “Yalan söylüyorsun. Konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Târihte. Günler böyle geçti. ruhunda yaşadığı ve tattığı lezzeti. Abdullah bin Süheyl (r. Hazret-i Osman. Annesi. Yahudi” diye iki defa bağırdılar. Abdullah bin Süheyl’ (r. çaresiz olarak Mekke’de kalmıştı.a. Bedeni müşrikler arasında ama. muharebeye hazır duruma gelmişti. Osman (r. müşriklerden çok çok uzaklarda bulunmaktaydı.a. hapsedilip. Abdullah bin Selâm (r. sh-146 7) İrşâd-us-sârî cild-6. onu kim öldürürse kıyâmet günü Allahü teâlâ. m. babası tarafından. Bana kalırsa bunlar seni mutlaka şehîd edecekler. kendisini eli kesik ve felçli olarak huzuruna çıkarır. müslümanlardan birkaç misli fazla olan küfür ve şirk ordusu Bedir’e varmış. Resûlullah’ın Cennet misali huzurlarına.). Abdullah bin Süheyl (r. Bu yüzden çok şiddetli eziyet ve sıkıntılara maruz kaldı.a. 12 (m. Mekke müşrikleri bunu bir türlü hazmedemiyorlar ve en kısa zamanda. sh-320 10) El-İstiâb cild-2. Fahite binti Âmir. Onlar da: “Hz. Sonra Habeşistan’a hicret eden kafileye o da iştirak etti.a. Osman: “Allahım. sh-252 5) Üsüd-ül-gâbe cild-3. müslümanlıktan vazgeçmeye zorlanmıştı. onun şehâdeti esnasında yanında bulunanlara: “Hz.s. sh-176 6) İnsân-ül-uyûn cild-2. şirk ordusunun üzerine atıldı Sanki önceki Süheyl değildi.v. Arslanlar gibi. istemiyerek imânını gizlemişti. onların karşısına çıktığın zaman Allahü teâlâ’dan senin sebebinle onları iyiliğe sevk edip. Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu. 594 veya 596 senesinde Mekke’de doğdu. Osman böyle duâ etmeseydi.) hicreti sırasında o. müslümanların o se’âdet ve mutluluk dünyâsına nasıl kavuşacağının planlarını yapmaktaydı.v. Kimsenin onun durumundan haberi yoktu. Abdullah bin Selâm. sh-517 4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2. sh-108. gün geçtikçe güçlenmekte ve durumları iyiye doğru gitmekteydi. Eğer şehîd ederlerse.) artık yerinde duramıyordu. Aslında.): İlk müslüman olanlardan. babasına ve etrafındakilere asla hissettirmiyordu. bu ihtiyarın da sizde hakkı vardır” dedi. onun mübârek sohbetlerine. Bu arada. Künyesi Ebû Süheyl’dir.a.) ve müslümanların çoğunluğu Medine’de bir araya gelmişler. sh-382 ABDULLAH BİN SÜHEYL (r. Sonunda müşriklerin şirk ordusu kahr u perişan oldu.

Mekke’de bi’setten önce doğdu. Medine’de valilik ve imametle vazifelendirilmesi âmâ haliyle sefer ve muharebelere katılmasının güç olmasındandır. Evi Mescid-i Nebevî’ye uzakta olmasına rağmen daima gelirdi. İsmi önceden Husayn iken. Başlangıcı müslümanların aleyhine gibi görünen Hudeybiye anlaşması daha sonra.a. sh-180 3) Müstedrek cild-3. Ancak bir yolunu bulup.186 - .) ahirete teşrifleri sırasında konuşmaları ile.) hazretleri Kur’ân-ı kerîmi ezbere bilenlerdendi.a. Ebû Bekir’in hilafetinde müezzinlik. Resûlullah. kurtulmuş bilâhare sağ sâlim Medine’ye dönmüştür. Çünkü.Abdullah bin Süheyl (r.) Yemâme’de Cevas muharebesinde şehîd olmuştu. Niçin çekilelim?” diye suâl edince.) taziyede bulunmuşlardı. Gözleri görmediği için .) buyurduklarını unutmamak için devamlı sohbetlerinde hadîs-i şerîf rivâyet ederdi. birçok kimsenin irtidadına (dinden dönmesine) mani oldu. Hz. iltifatını arttırdı. alâkalanmakta geç kaldı. Bütün taleblere rağmen.) Bedir’den sonra Uhud ve Hendek gazalarına katılmış. Peygamber efendimiz “Abdullah” olarak değiştirdi.a. Babasına dayanamamış. Bunların arasında. önce Hz. Hz. Abdullah bin Ümm-i Mektûm (r. İsminin Amr olduğu da rivâyet edilir. halini hatırını sorardı. Resûlullah’ın huzuruna girmek için müsaade istedi. Annesi Ümm-i Mektûm Âtike binti Abdullah el-Muhzûmiyye’dir.) yanına geldi. Abdullah bin Süheyl’in babası da vardı. Hatta O’na “Merhaba! Ey Rabbimin bana itab ve ikâzında bulunmasına sebep olan kişi!” diye iltifat edip. Meymûne (r.a. Veda Haccı’na katıldı. O kadar ihlâslı bir mü’min oldu ki. Kâfirler ile silahlı mücâdele başlayınca gazve ve seriyelerde vazife aldı.a. onunla sohbet ederdi.a. Abdullah’ın bu istirhamını kabul etti. Peygamberimiz “O görmüyorsa siz de görmüyor değilsiniz ya!” buyurdu. kaçmış. sh-381 ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTÛM (r. Fakat bu anlaşma sırasında gördüğü manzara.) ve diğer müslümanlar da mahzun olmuştu. Zevcât-ı tahirattan (Peygamberimizin mübârek hanımlarından) Ümm-i Seleme (r. Süheyl bin Amr hazretlerinin oğlu Abdullah bin Süheyl. Resûlullah’ın ikinci müezzini ve Medine valisidir.v. babası Süheyl’e (r. çok üzmüştü. valilik ve imamlık yaptı. Mücâhid olup. Ebû Bekir. yoksa anlaşmayı yapmayacaklarını kesin bir dille beyan etmişlerdi. Âmâ olup. Resûlullah O’nun eve girmesine müsaade ettikten sonra hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurdu. Hudeybiye anlaşması imzalanırken kendini Resûlullah’ın mübârek ayaklarının dibine atmış.a. hapsedilmişti. Resûlullah (s. Babasının öldürülmemesi için teşebbüste bulundu. Hatta Resûlullah (s.anha) dayısı Kays’ın oğludur. Harblere katılıp. Kur’ân-ı kerîmin kırâatini öğretirdi. İlâhi emir üzerine Peygamberimiz daha fazla alâkalanıp. Hudeybiye anlaşmasında da hazır bulunmuştur. gür sesiyle düşmanın moralini bozardı. Kureyş ve Mekke’nin ileri gelenleri.) bu anlaşmanın yapılmasını. Resûlullahın huzûrundaydılar. onun kalbine bir hançer gibi saplanmış. Ömer yardım ederdi. Bir defasında Resûlullah (s.v.a. Âsım bin Rezin el-Esedi talebeleri arasındaydı. daha cevap vermeden Kur’ân-ı kerîm’in sekseninci sûresi olan Abese sûresinin ilk on âyet-i kerîmesi indi.) Hz. cihadlara daima katılmak isterdi. Durum Resûlullah’a arz edildi. Resûlullah’ın (s. Feth-i Mübîn diye vasıflamıştır.anha) da Hz. Peygamberimiz Veda Hutbesi’ni okurken.) ezan okurdu. birçok sebeplerden dolayı. (r. Peygamberimiz meşguliyetinden. oğlunun şehâdetinden dolayı. Abdullah bin Şeddad. Hane-i se’âdetine alıp. sesi çok gürdü. Hz. daima gönlünü alırdı. Abdullah bin Süheyl’in küçük kardeşi Ebû Cendel müslüman olmuştu.a. Ebû Cendel’in bu sırada söylediği sözler bütün müslümanların gözlerini yaşartmıştı.a. Hudeybiye andlaşmasından iki sene sonra Abdullah bin Süheyl (r.anha) ve Hz.v.a. Peygamberimizin zamanında onüç defa Medine’de kalıp. Abdurrahman bin Ebî Leylâ. babası Süheyl bin Amr müslüman oldu. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde bu anlaşmayı. Babasına bir emannâme verildi. Fakat müşriklerin temsilcileri onun teslim edilmesi için ısrar etmişler. gür sesiyle hutbeyi tekrarladı. Mescide gelirken Hz. istiyorlardı.a. Bilâl.v. Sohbet âşığıydı. Mekke’de kâfirlerin zulüm ve eziyetleri dayanılmaz hâle gelmesi ve Medineli müslümanlara dîni esasları öğretmek için Medîne-i Münevvere’ye hicret etti. Daha sonra. Resûlullah (s. Ömer devrinde de İslâm ordusunda vazife aldı. Sabah namazında.a. müşrikler tekliflerinden vazgeçmedi. Sahâbelik şerefine nâil oldu. sh-406 2) Üsüd-ül-gâbe cild-3.a. yanına oturtur. Ümmü’l-Mü’minîn Hadîcetü’l-Kübrâ’nın (r. Lâkabı Ümm-i Mektûm’dur.v. Mekke feth edilmiş öldürülecek olanların listesi yapılmıştı.) İslâmiyeti anlatmaya başladığı ilk zamanlarda îmân ile şereflenerek müslüman oldu. müslümanların lehine netice vermiş.v.) Mekke fethinde de bulundu. Ebû Cendel hazretleri de. sonra İbni Ümm-i Mektûm (r. Hz. Bir defasında yine Peygamber efendimizi ziyâret için evine gelmişti.a. İbni Ümm-i Mektûm. Bazı savaşlarda Peygamber efendimiz O’nu Medîne-i Münevvere’de vali olarak bırakırdı.) Peygamberimizin (s.): Eshâb-ı kirâmın ilk îmân edenlerinden. kendisine çok iltifat edip.v. Resûlullah’ın (s. 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-3. Fakat.) insanlara dinimizin esaslarını anlatırken İbni Mektûm (r. (r. “Beni kurtar! Yâ Resûlallah” demişti. Ama.a. Bu yüzden Mekke’de zincire vurulup. Hanımlar da “Bu adamın iki gözü de görmez.

Ezan ile ilgili hadîs-i şerîf hakkında bildirilen rivâyetler değişik olmakla beraber hepsinde bildirilen hüküm aynı olmuştur. Ona sordum: “Elindeki çanı satar mısın?” “Ne yapacaksın?” dedi.a. Ömer rüyada ezan okunmasını gördüler. Ezan okumak. Hz. vahiy ile de bildirilmiş oldu. 6 veya 7 hadîs-i şerîfin kendisinden rivâyet edildiğini bildirmiştir. katıldıklarında da gür sesiyle düşmanın moralini bozması. İranlılarla yapılan harblerden Kadisiyye Muharebesi’nde de bulundu. Hz. mallarını Allah yolunda harcardı. 624) yapılan Bedir muharebesine iştirak etmiş ve diğer bütün harplere katılarak. 636) senesinde yapılan Kadisiyye Meydan Muharebesi’nde.a. Fakat. eline çan almış bir kişi gördüm. Eshâb-ı kirâmdan bir kısmı da aynı rüyayı görmüşlerdi. 631) senesinde. 1) El-Îsâbe cild-2.) îmân edip müslüman olmakla şereflenmiştir. okusun!” Hz. sıkıntı ve zaruret içinde yaşamayı tercih eder. Abdullah bin Zeyd (r. namaz vakitlerini bildirmek için. elinde sancak olduğu halde bir tepeye çıktı. Resûlullah (s. İşte bu sırada Cuma sûresi 9.187 - .a. Yahudiler gibi boru çalınsın dedi. Mekke’nin fethinde müslümanlar Mekke’ye girdikleri zaman.fiilen katılamamaktan çok üzülürdü. Cenâze namazını halife Hz.a. Abdullah bin Zeyd taşıyordu. Peygamberimiz zamanında doğdu. O. sh-523. aynı kelimeleri tekrar ederek sonuna doğru “Kad Kâmetis salâtü” cümlesini ilâve etti” Bunun üzerine.) gelip rüyasını anlattı: Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış. ilk ezanı öğretilen kelimelerle okudu. Hicretin ikinci yılında (m. Kendisinin. Abdullah bin Zeyd. Abdullah bin Zeyd’in Muhammed adında bir oğlu olup. Hz. ezan sesini işitince koşa koşa Resûlullah efendimizin huzuruna geldi.v.a. 644) yılında 64 yaşında iken vefât etti. sh-151. İşte o günden itibaren. sh-361. Resûlullah. bu haber kat’î değildir. sadaka verirdi.).ncu âyet-i kerîmesi nazil olmuş. Cömertliği o kadar çoktu ki.v. Kendisine sadece bir kısrak alıkoymuştu. müslümanları sevindirip kâfirleri de kahr ederdi. Biraz durduktan sonra. Bilâl’ın söylediği kelimeleri aynen rüyasında gördüğünü arz etti. Hicretin birinci senesinde. Resûlullah efendimiz buyurdular ki: “Rüya haktır. Abdullah’ın arazisi pek azdı. sh-198 3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-4. O gece.): Ezân-ı Muhammediyye’nin okunuşunu rüyasında görüp haber vermesinden dolayı “Sâhibü’l-ezân” adı ile meşhûr olan sahâbî. büyük kahramanlıklar göstermiştir. Uhud harbinde şehîd olduğunu bildiren raviler var ise de. 234 8) İnsân-ül-uyûn cild-1.) ile beraber Veda Haccı’nda bulundu.) efendimizden “Ezan” ile ilgili hadîs-i şerîfi rivâyet etmekle meşhûrdur. Kimisi de namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım dedi. Nasârâ gibi Nâkûs. sh-205 4) Ensâb-ül-eşrâf cild-1. beslediği hayvanlarını da fakîrlere dağıtır. her namaz vakti ezan okunması sünnet oldu.a. Ümm-i Mektûm’un (r. Ömer.) Resûlullah’a (s. Akabe bî’atinde bulunarak Resûlullah’a (s. Bundan önce. 524 2) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-1. İmâm-ı Buhârî ve İmam-ı Tirmizî’ye göre kendisinden yalnız bir ezan hadîs-i şerîfi rivâyet edilmiştir.a. Orada hayvanlarını besliyordu. Adı. kendisi. Hicrî 15 (m. hayvanlarını.a. Hz. Resûlullah (s. Ebû Muhammed el-Medenî adı ile künyelenmiştir.v.v. Hz.” Kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle “Ezân”ın mübârek kelimelerini okudu. Medîneli müslümanların Hazrec koluna mensûbtur.a.v.) ve Hz. Kimisi. Kimisi.) bu muharebede şehîd olduğu veya dönüşünde vefâtı rivâyet edilir. 623) Medine’de başladı. Osman kıldırdı. Fakat hadîs imamı İbn-i Hacer-i Askalanî. mescid-i şerîfin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak. hicretin birinci senesinde (m. 152 5) Ravd-ül-ünf cild-1. Gür sesiyle düşmanın moralini bozdu. fakîrlere sadaka olarak dağıttı. bunları kabul etmedi. Eshâb-ı kirâma sordu. Fakat çok kerre. . 305 ABDULLAH BİN ZEYD (r. Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım” deyince o zat dedi ki: “Ben sana daha hayırlısını tarif edeyim. yani çan çalalım dedi. sh-304. 362 7) Eshâb-ün-nüzûl sh-233. Hazrec kabilesinin Hârisoğulları kolunun bayrağını Hz. Bu hac esnasında elinde bulunan bütün mallarını. sh-228 6) Medârik cild-3. Bilâl de. Abdullah bin Zeyd bin Abd-i Rabbih bin Sa’lebe bin Zeyd bin Hâris bin Hazrec el-Ensârî’dir. hicretin 22 nci (m. Resûlullah (s. Hicretin dokuzuncu (m. namaz vakitlerinde yalnız (Essalâtü Câmi’a) denilirdi. Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe (r. böylece ezan. O kelimeleri Bilâl’e öğret.

Hicretten yirmi ay sonra (veya birinci senede) (m. 14 (m. 680) senesinde vefât ettikten sonra yerine oğlu Yezîd iktidara geçti. Babası tarafından annesi (ninesi) Hz. Yine dört sene sonra 18 (m. mü’minlerin annesi Âişe-i Sıddîka’dır. 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2. Hz. Düşman kuvvetleri bozularak. Yalnız Mısır ve Şam bölgesi Emevîlerin elinde kaldı. Yemen. Yezîdin vefâtından sonra Hicaz. el-Esedî’dir. Hz. 656)’da meydana gelen Cemel vakasında babasının yanında idi. Hz. Bundan sonra Mekke üzerine giderken vefât edince. Aşere-i mübeşşereden olan Zübeyr bin Avvâm’ın oğludur. O’na hep yalvarırsa ahirette merhametine sebeb olur. Bu ordunun kumandanlığını Hz.): Eshâb-ı kirâmdan. Ömer zamanında kendini göstermeye başladı. Hz. Ertesi sene 36 (m. Bu savaşta Medine halkından ve Eshâb-ı kirâmdan pek çok kimse şehîd oldu. sh-99 9) Sahîh-i Buhârî cild-1.v. Bu hadiselerden iki yıl sonra Yezîd’in gönderdiği Müslim bin Ukbe.” 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1.188 - . Abdullah bütün Hicaz’a hakim oldu. Nesebi Abdullah bin Zübeyr bin Avvâm bin Huveylid bin Esed bin Abdil’uzza bin Kusayyel Kureyşî. İran ve Horasan halkı kendisine bîat edip halife olarak tamdılar. sh-312