P. 1
Kur'an-ı Kerim'in Sırları Ömer Çelakıl

Kur'an-ı Kerim'in Sırları Ömer Çelakıl

|Views: 212|Likes:
Yayınlayan: Dos Err

More info:

Published by: Dos Err on Apr 18, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as TXT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/16/2013

pdf

text

original

Kur'an-ý Kerim'in Þifresi" adlý kitabýn yazarýndan Kur'an-ý Kerimin ÖMER ÇELAKIL Yayýncý: Merkez Gazete Dergi Basým

Yayýnalýk San. ve Tic. A.Þ. Baský ve Cilt: Print City Tesisleri / Þamandýra Yýl: 2003 Kapak tasarýmý: ibrahim Sarý Ýletiþim için: kuransirlaritff'hotmail.com 2 ÝÇÝNDEKÝLER 1. BÖLÜM: SAYILARIN MESAJI GÝRÝÞ..................................9 Ay'a çýkýþ tarihi .........................10 Ay'ýn yörüngesi .........................11 Deniz-kara oraný........................12 Sirius yýldýzý ve 49 sayýsý...................13 Demirin atom numarasý ..................14 Nuh'un gemisi ve 44. boylam ..............15 Hac ve 22. enlem........................16 33. enlem - 35. boylam: Ýsrail ..............17 Cinsiyet ve 23. kromozom çifti.............18 Arýnýn genetik kodu .....................19 Bizans galip gelecek......................20 Dünya'nýn en alçak yeri...................21 2. BÖLÜM: KELÝME SAYILARINDAKÝ SIRLAR SÝYASÝ GELÝÞMELER Hýristiyanlar arasýnda savaþ ...............25 Ýsrail devletinin kuruluþu ve DNAnýn keþfedilmesi....................41 Mýsýr'ýn baðýmsýzlýðý......................55 Köleliðin kaldýrýlmasý ....................67 3 BÝLÝMSEL ÝCADLAR Uçaðýn icadý............................74 Ýlk denizaltý.............................83 Atom çaðýnýn baþlangýcý ..................90 -. Telefonun icadý ve haberleþme.............97 Kýtalarýn kaymasý.......................110 ASTRONOMÝDEKÝ GELÝÞMELER Gezegenlerin keþfi......................116 Teleskopun icadý .......................129 Ýlk uzay araçlarý ........................136 3. BÖLÜM: BÝLÝMSEL MUCÝZELER Kur'an'daki bilimsel mucizeler............147 4. BÖLÜM: KIYAMET ALAMETLERÝ & 2000'LÝ YILLAR HADÝSLERDE KIYAMET ALAMETLERÝ Fakirlerin sayýsýnda artýþ.................185 Yüksek binalarýn inþasý..................186 Ulaþým araçlarý.........................187 Hz. Ýsa ve sahte peygamberler............188 4 Ýletiþim teknolojisi 188 KUR'AN'DAKÝ BAZÝ KIYAMET ALAMETLERÝ Dabbetü'1-Arz........................191 Gökyüzünde duman ....................192 Ye'cüc ve Me'cüc.......................193 KÝTAB-I MUKADDES VE 2000'LÝ YILLAR ......................194

Ýsrail'de felaket ........................195 Gökyüzündeki gürültüler ve parýldamalar...........................196 Yeryüzünde ateþ........................197 Denize düþen göktaþý ...................198 Bazý sularýn zehirlenmesi ................200 5. BÖLÜM: OKUYUCUDAN GELEN SORULAR Yedi soru ve cevap......................201 5 1. Bölüm Sayýlarýn Mesajý 7 GÝRÝÞ Tarih boyunca Kur'an-ý Kerim'in gizli yönleriyle ilgili birçok araþtýrma yapýldý. Bu süreç e bazý uzmanlar da sayýlarýn Kur'an'da çok önemli bir yere sahip olduðunu öne sürdüler. Çün tematiksel bir sisteme sahip olduðu her haliyle kendisini belli ediyordu. Bizler d e Kur'an'ýn matematiksel yapýsýyla ilgili bazý þifreler elde etmiþtik ve bunlarý kamuoyuna Fakat bu kitapta, önceki þifre çalýþmasýndan farklý olarak, herkesin anlayabileceði ve uyg bileceði matematiksel sistemlerden bahsettik. Bu kitap hazýrlanýrken diðer uzmanlarýn çalýþ dan da fay-dalamlmýþtýr. Bu yüzden bizim gelecekle ilgili tahminlerimizin doðru çýkmamasý, taptaki diðer uzmanlarýn verdiði bilgilerin yanlýþ olduðu anlamýna gelmez. Çünkü bu kitapta erin büyük bölümü, geçmiþ tarihlerde baþka uzmanlar tarafýndan hazýrlanmýþtýr ve doðruluðu . Kur'an-ý Kerim'in matematiksel bir düzene sahip olduðuna dair kanýtlardan bir tanesi de kelime tekrarlarýdýr. Kur'an'daki bazý kelimeler dikkat çekici bir þekilde ayný sayýda tekr anýr. Kur'an içerisindeki bu kelime tekrarlarýndan bazýlarý þunlardýr: "Melek" 88 defa, "Þeytan" 88 defa tekrarlanýr. "Cennet" 77 defa, "Cehennem" 77 defa tekrarlanýr. "Dünya" 115 defa, "Ahiret" 115 defa tekrarlanýr. "Bitki" 26 defa, "Aðaç" 26 defa tekrarlanýr. "Yaz-sýcak" 5 defa, "Kýþ-soðuk" 5 defa tekrarlanýr. "Ceza" 117 defa, "Affetmek" 117x2 defa tekrarlanýr. "Yedi gök" 7 defa, "Gökler'in yaratýlýþý" 7 defa tekrarlanýr. "Zekat" 32 defa, "Bereket" 32 defa tekrarlanýr. "Þarap" 6 defa, "Sarhoþluk" 6 defa tekrarlanýr. "Rahmet" 79 defa, "Hidayet" 79 defa tekrarlanýr. "Fakirlik" 13 defa, "Zenginlik" 13 x 2 defa tekrarlanýr. "De" kelimesi 332 defa, "Dediler" 332 defa tekrarlanýr. Gördüðünüz gibi Kur'an'daki bazý kelimelerin geçiþ sayýsý aynýdýr. 9 Okuyuculardan bize yöneltilen sorulardan bir tanesi de ayet numaralarý ile ilgiliydi ve bu soruyu burada cevaplayýp örneklere geçeceðiz. Kur'an'daki ayet numaralarý, 14 asýr ö ki haliyle aynýdýr. Çünkü ayetlerin nerede baþlayýp nerede bittiði belirliydi. Eskiden ayet numaralandýrýlmasma gerek duyulmamýþtý, çünkü zaten ayetlerin sýrasý belirliydi. Yani bugü lý ayet, eskiden de 40. sýradaydý. Ayetin sýrasý daha kolay anlaþýlsýn diye matbaalarda aye n yanma numaralarý da eklenmiþtir. Yoksa kimse kendi dileðine göre Kur'an'a numaralar ek leme cesaretinde bulunamaz. Herhangi bir müzeye gidip yüzyýllar önce yazýlmýþ bir Kur'an il linizdeki Kur'an'ý karþýlaþtýrýlanýz, ayet sýralarýnýn (numaralarýnýn) ayný olduðunu görebi Þimdi uzmanlarýn çalýþmalarýndan derlenmiþ kolay anlaþýlýr bazý örnekler vereceðiz. AY'A ÇIKIÞ TARÝHÝ Kur'an-ý Kerim'de yer alan "Kamer" suresinde Ay'a gidileceðine dair iþaretler yer alma ktadýr. Nitekim "Kamer" kelimesinin Türkçe'deki karþýlýðý da "Ay"dýr. Surede "Ay" kelimesi birinci ayette yer alýyor: "Kýyamet saati yaklaþtý, Ay yarýldý." (Kamer suresi, 1) Ýþte bu ayetten, Kur'an-ý Kerim'in sonuna kadar tam 1389 ayet vardýr. Hicri takvimde 1389 yýlý, Miladi takvime göre 1969 yýlma denk gelmektedir ki, bu da Ay'a çýkýþ tarihidir. Kýsacasý Ay (Kamer) suresi, insanlýk tarihinin en önemli geliþmelerinden birisi olan bu ol ayý önceden haber vermektedir. Bununla birlikte yukarýdaki ayette kullanýlan "Þakka (yarýldý)" kelimesi ayný zamanda "topr

yarýlmasý, kazýlmasý..." anlamlarýnda da kullanýlmaktadýr. Benzer þekilde Ay'a giden Apollo zay aracý da Ay topraðýndan birçok parça alarak Dünya'ya dönmüþtür. Bu açýdan da ayrý bir p uyor. Jü Ay (Kamer) Suresi'niýý ilk ayetinden Kur'an'ýn sonuna kadar olan ayet sayýsý = 1389 Ýnsanoðlunun Ay'a çýktýðý Hicri tarih = 1389 AY'IN YÖRÜNGESÝ Kur'an'da gökcismi olarak bahsedilen "Ay (Kamer)" kelimesi, tam olarak 27 defa geçme ktedir. Ayný þekilde Ay'ýn Dünya etrafýndaki eliptik turu da 27 gündür. Fakat eski dönemler yan insanlar bundan pek haberdar deðildi. Çünkü yeryüzünden bakan herhangi bir kiþi, doluna r arasýnda 29 günlük süre olduðundan dolayý Ay'ýn bir turunun 29 gün olduðunu düþünüyordu. ýý Ay, Dünya etrafýnda dönerken, Dünya da Güneþ etrafýnda yol ka-tetmektedir. Yani Dünya ilerl en dolayý Ay, iki gün gecikmeli olarak turunu tamamlýyor ve bu önemli bilgi asýrlar öncesin en Kur'aýý'da yer alýyordu. Kýsacasý Kur'an, modern astronomiye paralel bir biçimde Ay'ýn eliptik turunun 27 gün olduðu a dikkat çekiyor. "Ay" kelimesinin Kur'an'da geçiþ sayýsý = 27 Ay'ýn bir turundaki gün sayýsý = 27 DENÝZ - KARA ORANI Kur'an-ý Kerim'de geçen "Deniz" ve "Kara" kelimelerinin sayýca birbirlerine oraný, bugün m odern bilimdeki oranla birebir aynýdýr. Halbuki o yýllarda henüz kýtalar keþfedilmemiþti ve ra-deniz oranýnýn bilimsel olarak tespit edilmesi mümkün deðildi. Örneðin Amerika gibi büyü ara parçasýnýn varlýðý ancak 15. yüzyýlda keþfedilmiþtir. Kur'an'da toplam 13 defa "Kara (berr, yabas)" ifadesi geçmek12 tedir. "Deniz (bahr)" kelimesi ise 32 defa geçmektedir. Yani deniz oraný 32/45, kara oraný ise 13/45 olarak verilmektedir. Yüzdelere çevirdiðimizde deniz oraný yüzde 71, kara raný ise yüzde 29'a denk gelmektedir. Modern bilimin bulgularýna göre de denizler Dün-ya'ný yüzde 71'ini, karalar ise yüzde 29'unu kaplamaktadýr. Özet olarak Kur'an-ý Kerim, Dünya'nýn yüzde 71'ini denizlerin, yüzde 29'unu ise karalarýn k adýðýný asýrlar öncesinden haber vermektedir. Günümüzdeki bilimadamlarý ise bu tür ince hes du fotoðraflarý ve bilgisayarlar ile yapabilmektedir. SÝRÝUS YILDIZI VE 49 SAYISI Geceleri gökyüzünde en parlak yýldýz olan Sirius yýldýzý, Kur'an'da Necm (Yýldýz) suresinin inde geçmektedir. "Doðrusu Þi'ra (Sirius) yýldýzýnýn Rabbi O'dur." (Necm suresi, 49) Arapça karþýlýðý Þi'ra olan Sirius yýldýzýnýn sadece 49. ayette geçmesi, gerçekten ilgi çek Çünkü bilimadamlarý Sirius yýldýzýnýn hareketlerindeki düzensizliklerden yola çýkarak onun 13 bir çift yýldýz olduðunu keþfetti ve gözle görülemeyen diðer yýldýza Sirius B ismini verdi. uz görüleme-yeýî- Sirius B yýldýzýnýn, Sirius A etrafýndaki dolaným süresinin de 49 yýl old ti. Sirius yýldýzýnýn sadece 49. ayette yer almasý, bu yýldýzlarýn dolaným süresinin 49 yýl old iyor. Üstelik Sirius B yýldýzý, teleskopsuz görülemediði halde... DEMÝRÝN ATOM NUMARASI Kur'an'da yer alan Hadid (Demir) isimli surede çok ilgi çekici bir anlatým vardýr. Bu su rede demirin göklerden indirildiði vurgulanýyor. Öncelikle bu ayeti inceleyelim: "... Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardýr... " (Hadid suresi, 25) Bu ayette kullanýlan "indirme (inzal)" kelimesi demirin Dünya dýþýndan geldiðini vurguluyor Kur'an'm dediði gibi, bugünkü astronomi bilimi de, demir madenlerinin uzaydaki dev yýldýz lardan geldiði sonucuna varmýþtýr. Süpernova olarak isimlendirilen bu yýldýzlarda gerçekleþen patlamalar sonucunda demir parça arý uzaya saçýlarak Dünya'ya inmiþtir. Bununla birlikte Hadid, yani Demir suresi, demir elementinin kimyasal sembolüne de iþaret etmektedir. Çünkü bu surenin tam ortasýndaki ayetin Arapça okunuþu "Fe" harfleriyle amaktadýr. Demir elementi de kimyada Fe olarak gösterilmektedir. Ayný zamanda "Hadid", yani "Demir" kelimesinin Arapça'daki sayýsal deðeri 26'dýr ve demiri n atom numarasý da yine 26'dýr. 14

Atom numarasý, demir dahil tüm elementler için en önemli kavramdýr. Nitekim elementler de atom numaralarýna göre sýralandýrýlýrlar. 365 GÜN Kuran ý Kerim'de "bir gün (yevm)" kelimesi 365 defa geçmektedir. Bildiðiniz gibi Dünya'nm Güneþ etrafýnda tam bir kez dönüþü 365 gün sürer. Dünya, Güneþ'in etrafýnda dönerken, ayný nde de tam 365 defa döner. Kur'an'da 365 defa "bir gün (yevm)" kelimesinin geçiyor olmasý çok önemli bir bulgudur. Çün a yörüngesi hakkýnda bize yüzyýllar öncesinden bilgi vermektedir. Dünya ile Güneþ arasýndak astronomik döngü, Kuran'da açýk bir þekilde belirtiliyor. NUH'UN GEMÝSÝ VE 44. BOYLAM Günümüz bilimadamlarý, þimdiye kadar Nuh'un gemisinin nereye oturduðunu tam olarak tespit e ememiþlerdir. Fakat bazý bilimadamlarý, geminin Aðrý daðýna oturduðunu öne sürmektedir. Ayn 15 kilde Tevrat da, geminin oturduðu yer olarak "Ararat" (Aðrý daðý) ve çevresini göstermekted "Ve gemi yedinci ayda, ayýn onyedinci gününde Ararat daðlarý (Aðrý) üzerine oturdu." (Tevra kvin 8/4) Kur'an-ý Kerim'de ise Nuh'un gemisinin oturduðu yer, Hud suresinin 44. ayetinde geçmek tedir. "Denildi ki: Ey yeryüzü, yut suyunu ve ey sema açýl! Su çekildi, iþ bitirildi ve gemi Cudi rinde durdu. O haksýzlýk yapan kavim yok olsun denildi." (Hud suresi, 44) Aðrý Daðý Burada geminin oturduðu yer olarak Cudi bölgesi gösteriliyor. Fakat bazý meallerde Cudi yerine, "Cudi daðý" olarak çeviri yapýlmýþ. Halbuki "Cudi daðý" ifadesi deðil, sadece "Cudi geçmektedir. Kur'an'da Nuh'un gemisinin oturduðu yerden 44. ayette bahsedilmesi çok ilgi çekici bir durumdur. Çünkü Tevrat'ta geminin oturduðu yer larak gösterilen Aðrý daðý ve çevresi 44. boylam üzerindedir. Bildiðiniz gibi yeryüzündeki bir bölge, enlem ve boylam rakamlarý ile tarif edilmektedir. 19. yüzyýlda Londra'daki Gr eemvich noktasý, uluslararasý baþlangýç meridyeni olarak kabul edildi. Haritalarda toplam 360 boylam ve 180 enlem yer almaktadýr. HAC VE 22. ENLEM Yüzyýllardýr Müslümanlar, Hac ibadetlerini yerine getirmek için Dünya'nýn dört bir yanýndan yolculuk etmektedirler. Ayný þekilde namaz kýlarken yöneldiðimiz kýble de yine, Mekke'deki Kabe'dir. 16 Ve iþte Müslümanlar'ýn sürekli yöneldiði bu önemli merkezin coðrafi konumu, Kur'an-ý Kerim' ini gizliyor. Her yýl milyonlarca Müslüman'ýn Hac ibadetini yerine getirmek için gittiði ye olan Mekke, 22. enlem üzerindedir. Ve Kur'an-ý Kerim'de yer alan Hac suresi de, tam 22. suredir. Az önce haritalarda toplam 360 boylam - 180 enlem olduðunu ve uluslararasý baþlangýç meridy ninin Grccmvich olduðunu söylemiþtik. Ýþte bu uluslararasý standartlara göre, Hac merkezini eri Kur'an vasýtasýyla haber verilmektedir. 33. ENLEM - 35. BOYEAM: ÝSRAÝL Kur'an-ý Kerim'de Ýsrail devletinin lýanj'j yýlda kurulacaðý üstü kapalý bir þe-l.ýldr hall dir. Kitabýn ilerle-vý ýý bolmýýk'iiiHÝe bu konuyu ele alacaðýz, laka! önce bu devletin coð na deðinmek istiyoruz. Ýsrailoðullarý, asýrlardýr varlýðýný sürdü-n ti bir kavimdir, fakat resmi bir devleti .ýýu. abilmiþlerdir. Kýýran'daki "Al-i Ýmran" suresi, Ýsrail devletinin hangi enlem ve boylam üzerinde kurulacað iþaret etmektedir. "Al-i Ýmran", Türkçe'de "Ýmran ailesi" anlamýna gelmektedir. Ýmran ailesi, Ýsrailoðullarý soyundandýr ve "Al-i Ýmran" suresinin sadece 33. ve 35. ayetle inde "Ýmran" kelimesi geçmektedir. Dikkat edilirse, bugünkü Ýsrail devleti de 33. enlem ve 35. boylam üzerindedir. "Al-i Ýmran" suresinde dikkat çeken bir nokta daha bulunmaktadýr. Gerçek ismi "Yakup" ol an peygamberin diðer ismi "ÝsraiP'dir ve burada da "israil" olarak geçmektedir (93. ay et). Normalde Ýsrailoðullarý kelimesi, Kur'an'da sýk sýk geçmektedir, takat bugünkü devletin ism n "Ýsrail" kelimesi, bu surede yer almakladýr. ___;.....L.. t' k '

l 17 CÝNSÝYET VE 23. KROMOZOM ÇÝFTÝ insanlarýn ve diðer canlýlarýn genetik yapýsý, kromozomlara baðlýdýr ve DNAlar bu kromozoml r almaktadýr. Cinsiyetin belirlenmesi ise 23. kromozom çiftine baðlýdýr. Yani bir erkek ile kadýn arasýnd ki yapý farklýlýðý 23. kromozom çiftinden kaynaklanmaktadýr. Herhangi bir kiþinin 23. kromo ti XX þeklinde ise cinsiyeti kadýn, XY þeklinde ise cinsiyeti erkektir. Erkek-kadýn farklýlýðýný saðlayan 23. kromozom çiftine Kýýr'an-ý Kerim de dikkat çekmektedi hem "erkek" kelimesi, hem de "kadýn" kelimesi ayrý ayrý 23'er defa tekrarlanmaktadýr. Yakýn dönemde elde edilen bu bilimsel bulguyu Kur'an yüzyýllar öncesinden haber vermektedi r. Erkek ile kadýn arasýndaki temel farklýlýðýn 23 rakamýnda gizli olduðu, açýk bir þekilde ilmektedir. ARININ GENETÝK KODU Az önce belirttiðimiz gibi canlýlarýn genetik þifresi olan DNAlar, kromozomlar üzerinde yer almaktadýr. Örneðin Dünya'nm dört bir yanýndaki arýlarýn kromozom sayýsý aynýdýr ve deðiþme Genellikle hayvanlarýn diþisinde ve erkeðinde eþit sayýda kromozom vardýr. Fakat arýnýn dur diðerlerinden biraz farklýdýr. Çünkü erkek arý 16 tek kromozoma, diþi arý ise 16 çift kromo ptir. Ýþte arý, bu açýdan farklýdýr. Ve bu farklýlýða Kur'an-ý Kerim de iþaret etmektedir. Kur'an l" (Arý) isimli bir sure vardýr ve bu sure tam 16. suredir. Ayný þekilde arý da 16 kromo2 MM 3 tt 61 8 9 u n 14 15 îi » 20 21 öp 4 ,.1 p. 5 S 6 P 5B 10 11 12 n 11 sý a M 16 17 18 u li R B 22 X Y 18 zomlu bir canlýdýr. Ve Dünya'nm her yerindeki arýlarýn kromozom sayýsý aynýdýr. Türkçe karþ uresi, genetik biliminin var olmadýðý bir zamanda insanlýða önemli bir mesaj veriyor. Baþka bir örnek daha... Az önce canlýlarýn kromozom sayýsýnýn deðiþmediðini ve dünyanýn her yerinde ayný olduðunu i i de "eþek" kelimesinin geçtiði sureleri inceleyelim. Kur'an-ý Kerim'in birkaç yerinde "eþek" kelimesi geçiyor, fakat I,(»kýnan (31. sure) ve Cum (62. sure) surelerinde bahsedilen tek hayvan "esek"lir. "Rþek" kelimesinin geçtiði diðe r surelerde aslan, al rýhý (lij',c'i hayvanlardan da bahsediliyor, fakat 31. ve 62. surelerde "cþek"ten baþka hiçbir hayvandan bahsedilmiyor... "Yürüyüþünde tabii ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini elbette eþeklerin sesidir." resi, 19) "Kemlilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taþýmayanlarýn durumu, kitaplar taþýyan eþeðin u gibidir. Allah'ýn ayetlerini yalanlayanlarýn durumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doðru yola iletmez." (Cuma suresi, 5) Yukarýdaki "Lokman" suresinin 31. sure, "Cuma" suresinin ise 62. sure olduðunu belir tmiþtik. Ýþte tam bu noktada yine ilgi çekici bir durumla karþýlaþýyoruz. Çünkü eþeðin kromozom sayý rý ile bire bir aynýdýr. "Eþek" türünde toplam 31 çift, yani açýlým olarak 62 adet kromozom bulunmaktadýr. Ýþte bu s numaralarý da 31 ve 62'dir. Üstelik burada Kur'an-ý Kerim, kromozomlarýn çiftler halinde o lduðunu da vurguluyor. Çünkü eþekte 31 kromozom çifti vardýr ve açýlýmý 62 adettir. Kur'anem 31 hem de 62 sayýlarýna iþaret etmektedir. 19 MEKKE'NÝN FETHÝ

Kur'an-ý Kerim, gelecekle ilgili bazý olaylarý çok açýk bir þekilde haber vermiþtir. Bunlar ir tanesi de Mekke'nin fethedileceðidir. Aþaðýdaki ayetin indirildiði dönemde, Müslümanlar 'den çýkartmýþtý ve inançlý insanlar hicret etmek zorunda kalmýþlardý. "Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasýný doðru çýkardý. Allah dilerse (Ýnþallah) siz güven iç týraþ etmiþ ve saçlarýnýzý kýsaltmýþ olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Sizin lerinizi bildiði için bundan önce size yakýn bir fetih verdi." (Fetih suresi, 27) Ayette Peygambcr'in rüyasýnýn gerçekleþeceði ve Mescid-i Haram'a, yani Hac ibadetinin yapýl (Mekke'ye) girecekleri önceden müjdelenmektedir. Üstelik bu müjde, Müslümanlar'ýn askeri g an çok zayýf olduðu bir zamanda verilmiþtir. Ayetin önceden haber verdiði bu olay, yani Mekke'nin fethi, kýsa bir süre sonra gerçekleþmi r. BÝZANS GALÝP GELECEK... 2- Romalýlar (Bizans) yenilgiye uðradý 3- Dünyanýn en yakýn (alçak) yerinde. Fakat onlar yenilgilerinin ardýndan yeneceklerdir. 4- Birkaç yýl içerisinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ýndýr. O gün inananlar sevine lerdir. (Rum suresi, 2, 3, 4) 20 Bu ayetlerin indiði dönemde Romalýlar (Bizans), Persler'e yenilmiþti. Romalýlar, Hýristiyan dý ve Müslümanlar gibi tek olan Allah'a inanýyordu. Fakat Persler, Allah'a ortak koþan bir topluluktu. Bu yüzden Romalýlar'in yenilmesi, Müslümanlar'ý üzmüþtü. Fakat sizin de gördüðünüz gibi, bir sonraki ayette Romalýlar'ýn birkaç yýl içerisinde tekra eleceði haber verilmektedir. Kur'an-ý Kerim, Romalýlar'ýn yakýnda galip geleceðini haber veriyordu, fakat o dönemde yaþa bazý insanlar buna inanmamýþtý. Çünkü Bizans yýkýlmak üzereydi ve tekrar toparlanmasý çok rsler, Slavlar, Avarlar ve Lombardlar, Romalýlar'a karþý tehdit oluþturmaktaydý. Romalýlar' baðlý olan Mezopotamya, Mýsýr, Suriye, Kilikya, Filistin ve Ermenistan topraklarýný Persle iþgal etmiþti. Romalýlar ordu masraflarýný zor karþýlýyordu ve birçok vali, Kral Heraklius n etmiþti. Kýsacasý Ýmparatorluk parçalanýn; ýk üzereydi. Ve isle böylesine kötü bir dönemde Kur'an-ý Kerim, parçalanmak ü/ere olan Romalýlar'ýn birk inde galip geleceðini haber veriyordu. Gerçekten de Kur'an'ýn söylediði gibi birkaç yýl sonra, M.S. 627 yýlýnda Romalýlar ile Pers sýnda Ninova harabeleri yakýnýnda >m\ ýýk Ým savaþ daha oldu. Ve bu sefer Romalýlar savaþý kaybettikleri topraklarý Persler'den geri almak için de bir anlaþma imzalattýlar. Dünya'nýn en alçak yeri... Az önce incelediðimiz ayetlerde önemli bir bilgi daha kendisini gizlemektedir. Dikkat ederseniz Rum suresinin 3. ayetinde, Romalýlar'ýn Dünya'nýn en alçak yerinde yenildikleri ifade ediliyor. 3. ayette geçen "Edna el ard" ifadesinin Türkçe karþýlýðý "Dünya'nýn en alçak yeri"dir faka ler bunu mecazi anlamda en yakýn yer olarak çevirmiþtir. "Edna" kelimesi, Arapça'da "alçak" manasýna gelen "efeni" kelimesinden türemiþtir ve "en a lçak" anlamýna gelir. "Ard" kelimesi ise "vcnitýi" demektir. Dolayýsýyla "Edna el ard" ifa desi, "Yeryüzünün výý alçak yeri" anlamýna gelmektedir. 21 Bugünkü bilimsel verilere göre de gerçekten Romalýlar, Persler'e Dünya'nýn en alçak yerinde lmiþlerdir. Çünkü savaþýn gerçekleþtiði yer, Suriye, Filistin ve þimdiki Ürdün topraklarýný alan Lut Gölü havzasýdýr. Ve bugün, uzaydan çekilen uydu fotoðraflarý da, Lut Gölü'nün Dün eri olduðunu ispatlamaktadýr. Deniz seviyesinden 395 metre aþaðýda olan Lut Gölü'nün diðer eniz"dir. Çünkü burada balýk veya yosun gibi canlýlar yaþayamaz. .> >'.'", '»» *>»', '" ¦ ; ' * . Lut Gölü'nün uydudan çekilmiþ fotoðrafý. 22 2. Bölüm Kelime Sayýlarýndaki Sýrlar 23 SÝYASÝ GELÝÞMELER Bu bölümde, dünya tarihinde yer alan önemli siyasi olaylara deðineceðiz. Genellikle 19. ve

0. yüzyýllarda ortaya çýkan bu geliþmeler, Kur'an-ý Kcrim'de 14 asýr öncesinden üstü kapalý yer alýyordu. Surclcrdcki kelime sayýsý ile ayet numaralarýnýn toplamý, olaylarýn hangi yýl rçekleþeceðini bize haber vermektedir. Örnekleri incelediðiniz zaman, bu yöntemin hiç deðiþ den uygulandýðýný ve tüm surelerde geçerli olduðunu siz de görebilirsiniz. HIRÝSTÝYANLAR ARASINDA SAVAÞ "Maide" suresi, sýk sýk Hýristiyanlar'dan bahseden bir suredir. Bu surenin 14. ayetind e çok dikkat çekici bir ifade kullanýlýyor. Dini vazifelerini yerine getirmedikleri için Hý istiyanlar'ýn arasýna kýyamete kadar kin ve düþmanlýðýn býrakýldýðý anlatýlýyor. Ýslamiyet'in kurulduðu dönemlerde dayanýþma ve yardýmlaþma içerisinde yaþayan Hýristiyanlar eçtikçe barýþtan uzaklaþtýlar Ve son olarak Hýristiyanlar arasýnda dünya tarihinin en kanlý 2. Dünya Savaþý olarak adlandýrýlan ve Hýristiyanlar arasýnda en fazla kan dökülen bu savaþ stiyanlýðýn kalesi olan Avrupa'da baþlayýp yayýlmýþtýr. Almanya, Fransa ve ingiltere'nin ba a zamanda tüm Hýristriyan Avrupa'yý etkisi altýna aldý. Birinci Dünya Savaþý'na katýlan Müs lý Ýmparatorluðu bu savaþa katýlmamýþtýr. En kanlý savaþ olan 2. Dünya Savaþý, birincisinden çok daha yýkýcý bir savaþ olmuþtur. Tari göre 2. Dünya Savaþý'nda yaklaþýk 5Ü milyon insan hayatýný kaybetti. 14. ayet þu þekildedir: 25 "Biz Hýristiyanýz, diyenlerden de söz almýþtýk. Onlar da kendilerine hatýrlatýlan þeylerin muþlardý. Biz de onlarýn arasýna, kýyamete kadar sürecek kin ve düþmanlýk soktuk. Allah, ne uklarýný onlara elbette haber verecektir." (14. ayet) Bu ayet, Kur'an'ýn baþka hiçbir yerinde geçmemektedir. Ýþte bu ayetle birlikte, "Savaþ" kel sinin geçtiði ayet numaralarýný suredeki kelime sayýsýyla topladýðýmýz zaman karþýmýza 2. D rihi çýkýyor. Yani 1939.... Surede "Savaþ" kelimesinin geçtiði ayetler þunlardýr: "Onlar orada olduðu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaþýn. Biz bu rada oturacaðýz' dediler" (24. ayet) "Allah ve Resulüne karþý savaþan ve yeryüzünde fesat çýkarmaya çalýþanlarýn cezasý..." (33. "Ne zaman savaþ için bir ateþ yakmýþlarsa, Allah onu söndürmüþtür..." (64. ayet) Þimdi kelime sayýsýyla bu ayetlerin numaralarýný toplayalým. 1804 KELÝME "Maide" suresinin Arapça metninde toplam 1804 kelime yer almaktadýr. Savaþ kelimesi, sadece 24, 33, 64. ayetlerde yer almaktadýr ve 14. ayette Hýristiyanla r arasýndaki kin ve düþmanlýktan bahsedilmektedir. 1804 + 14 + 24 + 33 + 64 = 1939 (2. Dünya Savaþý) 26 Gördüðünüz gibi kelime sayýsýyla ayet numaralarýný topladýðýmýz zaman, Hýristiyan ülkeler a rihteki en büyük savaþ olan, 2. Dünya Savaþý'nýn tarihini elde ediyoruz. MAÝDE SURESÝ: 1 - Ey iman edenler! Sözleþmeleri yerine getirin. îhramlý iken avlanmayý helal saymamanýz týyla, çeþitli hayvanlar size helal kýlýndý. Ancak haram olduklarý size okunacak olanlar mü a. Þüphesiz Allah dilediði hükmü verir. 2 - Ey iman edenler! Allah'ýn alametlerine, haram aya, kurbanlýk hediyelere, gerdan lýklarýna ve Rablerinden lütuf ve rýza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakýn saygýsýzlýk etm hramdan çýktýðýnýz zaman ýývlunabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayý ýlýuýný karþý olan kininiz, sizi saldýrýya sevk etmesin. Ýyilik ve takva u/i'iýýýýli' yýiH de yardýmlaþmayýn. 27 Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ýn azabý çetindir. 3 - Leþ, kan, domuz eti, Allah'tan baþkasýnýn adý anýlarak kesilen; boðulmuþ, vurulmuþ, yu düþmüþ, boynuzlanmýþ, canavar yýrtmýþ olup da canlý iken kesmedikleriniz; dikili taþlar (pu boðazlanan hayvanlar ve fal oklarýyla kýsmet (þans) aramanýz size haram kýlýndý. Bunlarýn oðru yoldan çýkmaktýr. Bugün kafirler, dininize ka'rþý ümitsizliðe düþmüþlerdir. Onlardan k korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladým. Size din olarak is lamý beðendim. Kim açlýktan daralýr, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalý ona günah yoktur. Çünkü Allah baðýþlayan, merhamet edendir. 4 - Sana, kendilerine neyin helal kýlýndýðýný soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz þeyler lal kýlýndý." Allah'ýn size öðrettiðinden öðreterek yetiþtirdiðiniz avcý hayvanlarýn sizin in ve üzerine Allah'ýn adýný anýn, Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabý çabuk görendir. 5 - Bugün size iyi ve temiz þeyler helal kýlýndý. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekl

eri size helal olduðu gibi, sizin yiyeceðiniz de onlara helaldir. Ve müminlerden iffet li hür kadýnlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadýnlar, zina etmeksizin, gizli dost tut-maksýzýn, namuslu bir þekilde mehirlerini ödediðiniz takdirde, size helaldir. Her kim imaný inkar ederse, ameli boþa gitmiþ olur ve o, ahiret-te zara ra uðrayanlardandýr. 6 - Ey iman edenler! Namaz kýlmaya kalktýðýnýz zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar elle inizi yýkayýn. Baþlarýnýzý meshedin, iki topuða kadar da ayaklarýnýzý yýkayýn. Eðer cünüp i asta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmiþse yahu t kadýnlara dokunmuþsanýz, su da bulamamýþsanýz, temiz bir topraða teyemmüm edin. Bunun içi erinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çýkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve þükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. 7 - Allah'ýn, üzerinizdeki nimetini ve "iþittik, itaat ettik" dediðinizde sizden aldýðý ve ndisiyle sizi baðladýðý ahdini hatýrlayýn. Allah'tan korkun, çünkü Allah göðüslerin özünü ç 8 - Ey iman edenler, Allah için hakký ayakta tutanlar ve adaletle þahitlik yapanlar o lunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliðe sevketme28 sin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakýndýr. Allah'tan korkun. Þüphesiz Allah, yaptý an haberdardýr. 9 - Allah, iman edenlere ve salih amel isleyenlere þöyle vaad etmiþtir: Onlar için maðfir et ve büyük bir mükafat vardýr. 10 - Ýnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iþte onlar, cehennemliktirl er. 1 1 - Ey iman edenler! Allah'ýn size olan nimetini hatýrlayýn. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmiþti de, O (Allah) onlarýn ellerini sizden çekmiþti. Allah't an korkun. Müminler yalnýz Allah'a dayansýnlar. 1 2 - Allah, israiloðularýndan söz almýþtý, içlerinden on iki müfettiþ göndermiþtik... Alla : "Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazý dosdoðru kýldýðýnýz, zekatý verdiðiniz, peygambe iman ettiðiniz ve onlara yardýmda bulunduðunuz, (mallarýnýzý) Allah yolunda güzelce sarfet iz takdirde, günahlarýnýzý mutlaka örter ve sizi altýndan ýrmaklar akan cennetlere korum. F t sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoðru yoldan sapmýþ olur. 13 - Sözlerini bozduklarý için onlarý lanetledik ve kalblerini katýlaþtýrdýk. Kelimeleri y inden deðiþtiriyorlar. Uyarýldýklarý þeyden pay almayý unuttular, içlerinden pek azý hariç, lardan hainlik görürsün. Yine de onlarý affet, aldýrma. Çünkü Allah güzel davrananlarý seve 14 - "Biz Hýristiyanýz" diyenlerden de söz almýþtýk. Onlar da kendilerine hatýrlatýlan þeyl unutmuþlardý. Biz de onlarýn arasýna, kýyamete kadar sürecek kin ve düþmanlýk soktuk. Alla apmýþ olduklarýný onlara elbette haber verecektir. 15 - Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiþ olduðunuz þeylerin çoðunu açýklayan, çoðundan da vaz gamberimiz size geldi. Ayrýca size, Allah'tan bir nur ve apaçýk bir kitap da gelmiþtir. 16 - Allah o kitabla rýzasýna uygun hareket edenleri selamet yollarýna iletir. Onlarý i zniyle karanlýklardan aydýnlýða çýkarýr ve onlarý dosdoðru yola sevk eder. 1 7 - Muhakkak ki, "Allah, ancak Meryemoðlu isa Mesih'tir" diyenler l'UÝiý olmuþlardýr. (O nlara) de ki: "Allah, Meryemoðlu Ýsa Mesih'i, ana-'.ýýýý ve bütün yeryüzündekileri helak et e O'na kim engel ola-IhIiiv" ("'öklerin, yerin ve ikisi arasýndakilerin mülkiyeti sade ce Allah'a 29 aittir. O, dilediðini yaratýr. Allah, her þeye kadirdir. 18 - Yahudiler ve Hýristiyanlar, "Biz Allah'ýn oðullan ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: "O halde niçin günahlarýnýzdan ötürü (Allah) size azab ediyor?" Hayýr, siz de O'nun ya rýndan birer insansýnýz. O dilediðini baðýþlar, dilediðine azab eder. Göklerin, yerin ve ik sýnda bulunan her þeyin mülkü Allah'ýndýr. Nihayet dönüþ de O'nadýr. 19 - Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasýnýn kesildiði bir sýrada size Resulümüz geldi, ger leri açýklýyor ki, (yarýn kýyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarýcý gelmedi" demey müjdeleyici ve uyarýcý geldi. Allah, her þeye kadirdir. 20 - Musa kavmine þöyle demiþti: "Ey kavmim! Allah'ýn üzerinizdeki nimetini hatýrlayýn. O, izden peygamberler çýkardý. Sizi hükümdarlar yaptý. Ve alemlerde hiçbir kimseye vermediðini verdi." 21 - "Ey kavmim, Allah'ýn size yazdýðý kutsal topraða girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba arsýnýz.'1 22 - Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çýkmadýkça biz oraya a sla giremeyiz. Eðer oradan çýkarlarsa, þüphesiz biz de gireriz" dediler.

23 - Allah'tan korkan ve Allah'ýn kendilerine nimet verdiði iki adam þöyle dedi: "Onlarýn üzerlerine kapýdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eðer layýkýyla ina nýyorsanýz yalnýz Allah'a dayanýn. 24 - Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada olduðu sürece biz oraya asla girmeyiz. Se n ve Rabb'in gidin savaþýn. Biz burada oturacaðýz" dediler. 25 - Musa: "Ey Rabbim! Ben, kendimle kardeþimden baþkasýna söz geçiremiyorum, artýk biziml bu fasýk kavmin arasýný ayýr" dedi. 26 - Allah Musa'ya þöyle dedi: "Kýrk sene o mukaddes yer onlara haram kýlýnmýþtýr. Yeryüzü aþacaklar. O fasýk kavim için üzülme!". 27 - Onlara Adem'in iki oðluyla ilgili haberi hakkýyle oku. Hani her ikisi birer ku rban sunmuþlardý, birinden kabul edilmiþ, diðerinden kabul edilmemiþti. (Kurbaný kabul edil eyen, ötekine):" Seni öldüreceðim" demiþti. Diðeri ise þöyle demiþti: "Allah, yalnýz kendis kanlardan kabul eder". 30 28 - "Allah'a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürm ek için sana el uzatacak deðilim, ben alemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarým. 29 - "Ben isterim ki sen, benim günahýmý da, kendi günahýný da yüklenip ateþ halkýndan ola mlerin cezasý budur". 30 - Bunun üzerine kurbaný kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeþini öldürmeye teþvik e ti ve onu öldürdü. Böylece zarara uðrayanlardan oldu. 31 - Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeþinin cesedini nasýl gömeceðini göstermek n topraðý eþeliyordu. "Yazýklar olsun bana, þu karga kadar olup da kardeþimin cesedini gömm en aciz miyim ben?" dedi ve piþman olanlardan oldu. 32 - Bunun içindir ki, israiloðullarý'na: "Kim, bir cana kýymayan veya yeryüzünde bozguncu uk çýkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanlarý öldürmüþ gibi olur. Kim de bir nefsin ya ursa, bütün insanlarý yaþatmýþ gibi olur" hükmünü yazdýk (farz kýldýk). Þüphesiz ki onlara açýk delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onlarýn birçoðu yeryüzünde aþýrý gitmektedir 33 - Allah ve Resulüne karþý Savaþan ve yeryüzünde fesat çýkarmaya > alýþanlarýn cezasý, a veya asýlmalarý yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde baþka bir ye e sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük r azab vardýr. 34 - Ancak kendilerini yakalamanýzdan önce tevbe edenler baþka. Bilin ki Allah, çok baðýþl n ve çok merhamet edendir. 35 - Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na yaklaþmaya yol arayýn ve O'nun yolunda ci had edin ki, kurtuluþa eresiniz. 36 - Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarý daha inkar edenlerin olsa, bunlar kýyamet günün dan kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onla r için can yakýcý bir azap vardýr. '</ Cehennem ateþinden çýkmak isterler. Ama oradan çýkacak deðil-l'idýý Onlar için devamlý vardýr. . ii'i I lýr.ý/lýk eden erkek ve kadýnýn, yaptýklarýna karþýlýk Allah'dan bir <''.'d < linini i kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir. 31 39 - Kim yaptýðý haksýzlýktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, þüphesiz Allah, onun te ni kabul eder. Çünkü Allah baðýþlayan, merhamet edendir. 40 - Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduðunu, dilediðine azap edip dilediðini de ba din mi? Allah herþeye kadirdir. 4} - Ey peygamber, aðýzlarýyla "inandýk" deyip, kalbleriyl e inanmamýþ olanlardan ve yahudilerden küfürde yarýþ edenler seni üzmesin. Onlar yalana kul verirler, sana gelmeyen diðer bir topluluða kulak verirler, kelimeleri yerlerinden d eðiþtirirler, "eðer size bu verilirse alýn, bu verilmezse sakýnýn" derler. Allah birini þaþ isterse, sen onun için Allah'a karþý hiçbir þey yapamazsýn. Onlar öyle kimselerdir ki, Alla onlarýn kalblerini temizlemek istememiþtir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onla r için ahirette de büyük bir azab vardýr. 42 - Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eðer sana gelirlerse, iste r aralarýnda hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eðer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir za eremezler. Eðer aralarýnda hükmedersen adaletle hükmet. Þüphesiz Allah, adaletli davrananla sever. 43 - içinde Allah'ýn hükmü bulunan Tevrat yanlarýnda dururken seni nasýl hakem yapýyorlar ondan sonra da dönüveriyorlar? Onlar inama deðillerdir. 44 - Ýçinde hidayet ve nur bulunan Tevrat'ý, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygambe

rler, yahudiler hakkýnda hükmederler, kendilerini Tanrýya adamýþ zahitler, alimler de, All ah'ýn kitabýný korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ýn abý olduðuna þahitlik ederlerdi, insanlardan korkmayýn, benden korkun, ayetlerimi az bir paraya satmayýn. Kim Allah'ýn indirdiðiyle hükmetmezse, iþte onlar kafirlerin ta kendiler idir. 45 - Biz Tevrat'ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulaða kulak, diþe diþ ve ya ralara karþýlýklý kýsas (ödeþme) yazdýk. Bununla beraber kim kýsas hakkýný baðýþlarsa, bu k aret olur. Ve kim Allah'ýn indirdiðiyle hükmetmezse, iþte onlar zalimlerin ta kendilerid ir. 46 - O peygamberlerin ardýndan, yanlarýndaki Tevrat'ý doðrulayýcý olarak Meryemoðlu isa'yý dik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'ý tasdik eden ve Allah' dan korkanlar için bir 32 hidayet rehberi ve bir öðüt olan incil'i verdik. Al - incil ehli de Allah'ýn ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ýn indirdiði ile hükmetmezse, iþte onlar fasýklarýn ta kendileridir. 48 - Sana da (ey Muhammed) geçmiþ kitaplarý tasdik eden ve onlarý kollayýp koruyan Kitab (Kur'an)ý hak ile indirdik. Onlann aralarýnda Allah'ýn indirdiði ile hükmet. Onlarýn arzu v heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir þeriat ve yol belirledik. Eðer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardý, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koþun. Hepinizin dönüþü Allah'adýr. O, ihtilafa dü size haber verir. 49 - Aralarýnda Allah'ýn indirdiðiyle hükmet. Onlarýn keyiflerine uyma. Allah'ýn sana indi diðinin bir kýsmýndan seni saptýrmalarýndan sakýn. Eðer Allah'ýn hükmünden yüzçevirirlerse, , bir kýsým günahlarý sebebiyle onlarý musibete uðratmak istiyor. Muhakkak ki insanlarýn ço an çýkanlardýr. 50 - Yoksa cahiliyye hükmünü mü arýyorlar? Kesinlikle bilen bir toplum için Allah'tan daha el hüküm veren kim olabilir? 51 - Ey iman edenler! Yahudileri ve hýristiyanlarý dost edinmeyin. Onlar birbirleri nin dostudurlar. Sizden kim onlarý dost edinirse, þüphesiz o onlardan olur. Þüphesiz Allah , zalim kavmi doðru yola iletmez. 52 - Kalblerinde hastalýk bulunanlarýn: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" d iyerek, onlarýn arasýna koþuþtuklarýný görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya bir emir (iþ) getirir de içlerinde gizlediklerine piþman olurlar. 53 - iman edenler: "Sizinle beraber olduklarýna dair, Allah'a bütün güçleriyle yemin eden ler bunlar mý?" derler. Onlarýn bütün amelleri boþa gitmiþtir ve kaybedenlerden olmuþlardýr 54 - Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakýnda öyle bir t oplum getirir ki, Allah onlarý sever, onlar da Allah'ý severler; müminlere karþý yumuþak, k firlere karþý da onurlu ve þiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kýnayýcýnýn n da korkmazlar. Bu, Allah'ýn bir lütfudur, onu dilediðine verir. Allah, geniþ ihsan sah ibidir, her þeyi çok iyi bilendir. .')5 - Sizin asýl dostunuz Allah'týr, O'nun Resulüdür ve namazlarýný kýlan /ckatlarýný vere eden müminlerdir. 33 56 - Kim Allah'ý, O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'ýn tar aftarlarý galip geleceklerdir. 57 - Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiþ olanlardan ve kafirler den, dininizi alay ve eðlence konusu yapanlarý dost edinmeyin. Eðer (gerçekten) iman edi yorsanýz, Allah'dan gereðince korkun. 58 - Namaza çaðýrdýðýnýz zaman, onu alay ve eðlence konusu yaparlar. Bu onlarýn, akýllarýn bir toplum olmalarýndan dolayýdýr. 59 - De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indiri lene inandýðýmýz için mi bizden hoþlanmýyorsunuz? Oysa çoðunuz yoldan çýkmýþlarsýnýz". 60 - De ki: "Allah katýnda cezaya çarptýrýlma bakýmýndan bunlardan daha kötüsünü size habe mi? Allah, kimlere lanet etmiþ ve gazabýna uðratmýþsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve þe tana tapanlar yapmýþsa, iþte bunlarýn makamý daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapm 61 - Onlar, size geldikleri zaman, "iman ettik" dediler. Oysa yanýnýza kafir olara k girip, kafir olarak çýkmýþlardýr. Allah, onlarýn gizlediklerini çok iyi bilir. 62 - Onlardan çoðunu, günah islemede, düþmanlýkta ve haram yemede yarýþ ederken görürsün. ler ne kötüdür!

63 - Gerçek dindarlarýn ve din bilginlerinin, onlarý günah olan bir söz söylemekten ve har m yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptýklarý þey ne kötüdür! 64 - Yahudiler, 'Allah'ýn eli çok sýkýdýr" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onlarýn elle ansýn ve lanete uðrasýnlar! Aksine Allah'ýn elleri açýktýr, dilediði gibi verir. Andolsun, nden sana indirilen, onlarýn çoðunun azgýnlýðýný ve küfrünü azdýrýyor. Biz, onlarýn aralarý düþmanlýk ve kin atmýþýzdýr. Ne zaman savaþ için bir ateþ yakmýþlarsa, Allah onu söndürmüþt culuða koþarlar. Þüphesiz Allah bozguncularý sevmez. 65 - Eðer kitap ehli iman etmiþ ve layýkýyla korunmuþ olsalardý, onlarýn kötülüklerini ört bol olan cennetlere koyardýk. 66 - Eðer onlar, Tevrat'ý, incil'i ve kendilerine indirileni gereðince uy34 gulasalardý, hem üstlerindeki, hem de ayaklarýnýn altýndaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi . Onlarýn arasýnda ýlýmlý bir grup da vardý. Böyle olmakla beraber onlarýn çoðunun yaptýkla ! 67 - Ey þanlý Resul! Rabbinden sana indirileni teblið et! Eðer bunu yapmazsan O'nun pey gamberlik görevini yapmamýþ olursun. Allah seni insanlardan korur. Doðrusu Allah, kafirl er toplumunu doðru yola iletmez. 68 - De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ý, incil'i ve Rabbinizden size indirileni uygu lamadýkça bir esas üzerinde deðilsiniz. Þüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onlarýn ç azgýnlýðýný ve inkarýný artýracaktýr. Þu halde kafir olan bir toplum için üzülme! 69 - Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hýristiyanlardan kim Allah'a v e ahiret gününe iman eder ve güzel amel iþlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardýr. 70 - Andolsun biz, israiloðullarý'ndan söz aldýk ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoþlanmadýðý bir þey getirmiþse, bunlardan bir k yalanlamýþlar, bir kýsmýný da öldürmüþlerdir. 71 - Onlar, bir fitne kopmayacak sandýlar, kör ve saðýr kesildiler. Sonra Allah onlarýn t evbesini kabul etti. Sonra yine onlarýn çoðu kör, saðýr kesildiler. Allah, onlarýn yaptýkla 72 - Andolsun, "Allah, Meryem'in oðlu Mesih'tir" diyenler elbette kafir olmuþlardýr. Oysa Mesih onlara: "Ey israiloðullarý, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim Allah'a ortak koþarsa, þüphesiz Allah ona cenneti haram kýlmýþtýr ve onun racaðý yercehenem-dir. Zalimlerin yardýmcýlarý da yoktur" demiþti. 73 - "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kafir olmuþlardýr. Oysa tek ilahtan baþka Eðer söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkar edenlere acý bir azap dokun acaktýr. 74 - Hala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mý? Allah çok baðýþlayandýr, çok merha edendir. 75 - Meryem'in oðlu Mesih (isa), sadece bir peygamberdir. Ondan ön-' <: de peygamber ler gelip geçmiþtir. Anasý da dosdoðru bir kadýndýr. I Ýn ikisi de yemek yerlerdi. Bak onla ayetleri nasýl açýklýyoruz. Son-ki yine bak nasýl yüz çeviriyorlar! 35 76 - De ki: "Allah'ý býrakýp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen þeylere mi tapýyorsunuz? Oysa Allah iþitendir, bilendir". 11 - De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksýz yere aþýn gitmeyin. Daha önce sapmýþ, birçoklarýný da saptýrmýþ ve böylece doðru yo vmin keyiflerine uymayýn". 78 - israiloðullarý'ndan küfredenler, Davud'un ve Meryem oðlu isa'nýn diliyle lanetlenmiþl rdir. Bu, onlarýn isyan etmeleri ve aþýrý gitmeleri yüzündendi. 79 - Onlar, yaptýklarý kötülüklerden vazgeçmiyorlardý. Yaptýklarý þey ne kötü idi. 80 - Onlardan birçoðunun kafirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduðu þey ne kadar kötüdür! Allah onlara gaza-betmiþtir. Onlar ebedi olarak azap içinde k caklardýr. 81 - Eðer onlar, Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilen Kur'an'a inanmýþ olsalardý, kafi rleri dost tutmazlardý. Fakat onlarýn çoðu yoldan çýkmýþ kimselerdir. 82 - iman edenlere karþý düþmanlýk yönünden insanlarýn en þiddetlisi olarak yahudileri ve ortak koþanlarý bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakýmýndan en yakýn olarak da: "Biz Hýristiyanlarýz" diyenleri bulursun. Çünkü onlarýn içlerinde alim keþiþler ve dünyadan yüz ler vardýr. Ve onlar büyüklük taslamazlar. 83 - Peygamber'e indirileni (Kur'an) dinledikleri zaman, onun hak olduðunu öðrendikle rinden dolayý gözlerinin yaþla dolup taþtýðýný görürsün. Onlar: "Ey Rabb'imiz iman ettik, b erden yaz" derler.

84 - "Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kiþilerle birlikte (cennete) sokmasýný arzulayýp dur urken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen þeylere inanmayalým!". 85 - Böyle demeleri sebebiyle Allah onlarý altlarýndan ýrmaklar akan cennetlerle mükafatl andýrmýþtýr. Orada ebedi olarak kalacaklardýr, iþte iyilik yapanlarýn mükafatý budur. 86 - inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir. 87 - Ey iman edenler! Allah'ýn size helal kýldýðý temiz þeyleri haram saymayýn. Ve aþýrý da . Çünkü Allah aþýrý gidenleri sevmez. 88 - Allah'ýn size verdiði rýzýklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandýðýnýz Allah'tan un. 36 89 - Allah sizi, kasýtsýz olarak yaptýðýnýz yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasýtlý minlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezasý), ailenize yed irdiðinizin ortalamasýndan on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad e tmektir. Verecek bir þey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktýr. Ýþte yemin ettiðini eminlerinizi bozmanýn cezasý budur. Yeminlerinizi koruyun. Ýþte Allah ayetlerini size böyl e açýklar ki, þükredesiniz. 90 - Ey iman edenler! içki, kumar, dikili taþlar (putlar) ve fal oklarý þeytan iþi birer pisliktir. Bunlardan kaçýnýn ki, kurtuluþa eresiniz. 91 - Þeytan, içki ve kumarla sizin aranýza düþmanlýk ve kin sokmak ve sizi Allah'ý anmakta e namazdan alýkoymak ister. Artýk bunlardan vazgeçtiniz deðil mi? 92 - Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Kötülüklerden sakýnýn. Eðer yüz çeviri z, biliniz ki, Peygamberimize düþen sadece apaçýk tebliðdir. 93 - iman edip salih amel iþleyenler, Allah'tan korktuklarý, imanlarýnda sebat ettikl eri, salih amel iþlemeye devam ettikleri, sonra Allah'tan sakýndýklarý, imanlarýndan ayrýlm dýklarý, yine Allah'tan korktuklarý ve iyilikte bulunduklarý müddetçe, daha önce yediklerin dolayý kendilerine bir günah yoktur. Allah iyilikte bulunanlarý sever. 94 - Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mýzraklarýnýzýn eriþeceði bir avla dener k , gizlide kendisinden korkanlarý meydana çýkarsýn. Kim bundan sonra saldýrýda bulunursa onu için acý bir azab vardýr. 95 - Ey iman edenler, ihramlý iken av hayvaný öldürmeyin, içinizden kim kasten onu öldürür aptýðý iþin vebalini tatmasý için, öldürdüðü hayvanýn dengi ona cezadýr ki, Kabe'ye ulaþaca k üzere buna yine içinizden iki adaletli kiþi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffa rettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktýr. Allah geçmiþi affetmiþtir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamýný alýr. Allah d a galiptir, intikam sahibidir. 96 - Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avý ve onu yemek Ýmini kýlýndý. Kara avý e, ihramlý olduðunuz müddetçe size haram ý-dýlmiþtir. Huzurunda toplanacaðýnýz Allah'tan ko \>/ Allah, Kabe'yi, o Beyt-i haram'ý, haram ayý, kurbaný ve (kurban37 lordaki) gerdanlýklarý insanlar için bir nizam kýldý. Bu, Allah'ýn göklerde ve yerde olan h i bildiðini ve Allah'ýn herþeyi hakkýyle bilici olduðunu sizin de bilmeniz içindir. 98 - iyi bilin ki Allah, hem cezasý çok þiddetli olandýr, hem de çok baðýþlayýcý, çok merha '99 - Peygamber'in üzerine düsen sadece duyurmadýr. Allah, açýkladýklarýnýzý da gizledikler e bilir. 100 - De ki: "Pis olan þeyle temiz olan þey bir olmaz, pis olanýn çokluðu hoþuna gitse bil ." Ey selim akýl sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluþa eresiniz. 101 - Ey iman edenler! Açýklandýðý zaman hoþunuza gitmeyecek olan þeylerden sormayýn. Eðer ur'an indirilirken sorarsanýz size açýklanýr. Halbuki Allah onlardan geçmiþtir. Allah çok b ve çok yumuþak davranandýr. 102 - Sizden önce gelen bir kavim bunlarý sormuþtu da sonra inkar etmiþti. 1 03 - Allah, ne "bahire"yi, ne "saibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "ham"ý meþru kýlmýþtýr. F kat küfredenler, Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onlarýn çoðunun akýllarý ermez. 1 04 - Onlara: "Allah'ýn indirdiði (kitabý)ne ve peygamber'e gelin" dendiði zaman: "Atal arýmýzý üzerinde bulduðumuz þey bize yeter" derler. Atalarý bir þey bilmeyen ve doðru yolu mayan kimseler olsa da mý? 1 05 - Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doðru yolda olduðunuz takdirde doðru y oldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüþü Allah'adýr. Yaptýklarýnýzý size O ha ecektir. 1 06 - Ey iman edenler! içinizden birine ölüm (emareleri) geldiði zaman, vasiye t sýrasýnda aranýzdaki þahitliðin hükmü, kendi içinizden iki adaletli þahit, yahut yeryüzün seniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmýþsa, sizden olmayan diðer iki þahit tutmaktýr. E

nlardan) þüpheye düþerseniz, namazdan sonra onlarý alýkor-sunuz. Onlar da Allah'a þöyle yem erler: "Akraba bile olsa, yemini bir çýkar karþýlýðý satmayacaðýz, Allah'ýn þahitliðini giz si halde günahkarlardan oluruz." 107 - Eðer o iki þahidin bir günah iþledikleri anlaþýlýrsa daha ya38 kýn olan hak sahiplerinden diðer iki kiþi onlarýn yerine geçerler ve: "Bizim þahitliðimiz, i iki kiþinin þahitliðinden daha doðrudur. Biz kimsenin hakkýna tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler. 108 - iþte bu, þahitliklerini gerektiði gibi yapmalarý, yahut yeminlerinden sonra yemin lerinin kabul edilmemesinden korkmalarý için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emir lerini dinleyin. Allah, doðru yoldan çýkan bir topluluðu hidayete erdirmez. 109 - Allah, Resulleri topladýðý gün: "Size ne cevap verildi?"der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnýz sensin, sen!" 1 10 - Allah þöyle diyecektir: "Ey Meryemoðlu isa! Sana ve annene olan nimetimi hatýrla! Hani seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiþtim. Beþikteyken ve kemale ermiþken ins anlarla konuþuyordun. Sana yazýyý, hikmeti, Tevrat'ý ve incil'i öðretmiþtim, iznimle çamurd klinde bir þey yapmýþ ve ona üflemiþtin, o da iznimle kuþ olmuþtu. Anadan doðma kör olaný v astalýðýna yakalanmýþ kimseyi iznimle iyi leþlirmiþtin. Ölüleri iznimle (hayata) çýkarmýþt yetlerle geldiðin ve onlardan inkar edenlerin: "Bu ancak apaçýk bir sihirdir" dedikler i zaman seni, onlardan korumuþtum. I 1 1 - Hani Havarilere: "Bana ve Resulüme iman e din" diye ilham etmiþtim. Onlarda: "iman ettik, bizim þüphesiz müslümanlarolduðumuza þahit demiþlerdi. 112- Havariler: "Ey Meryemoðlu isa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" d ediler, isa da: "inanýyorsanýz Allah'tan korkun" dedi. 113- Havariler: "istiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatýþsýn, senin bize d oðru söylediðini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalým" dediler. 114- Meryemoðlu isa da: "Allah'ým, Rabbýmýz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bi im için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi n zýklandýr, sen rýzýk verenlerin en hayýrlýsýsýn!" dedi. 115 - Allah buyurdu ki: "Ben onu size indireceðim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkar ederse, ben ona alemlerden hiç kimseye yapmayacaðým bir azabý yaparým." 116 - Ve Allah demiþti ki: "Ey Meryemoðlu Isa, sen mi insanlara: 'Be39 ni ve annemi, Allah'tan baþka iki tanrý edinin' dedin?". "Haþa, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir þeyi söylemem bana yakýþmaz. Eðer demiþ olsam, sen bunu bilirsin, enim nefsimde olaný bilirsin, ben ise senin nefsinde olaný bilmem, çünkü gayblarý bilen yal sensin, sen!" 11 7 - "Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim *ve sizin Rab biniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarýnda olduðum müddetçe onlara þahit idim, faka t sen beni vefat ettirince onlarý gözetleyen yalnýz sen oldun. Sen her þeyi görensin. 1 18 - "Eðer onlara azab edersen, onlar senin kullarýndýr, eðer onlarý baðýþlarsan, þüphesi ma üstünsün, hikmet sahibisin". 1 1 9 - Allah buyurdu ki: "Bu, sadýklara doðruluklarýnýn fa saðladýðý gündür. Onlar için altlarýndan ýrmaklar akan, içinde ebedi kalacaklarý cennetler ah onlardan razý olmuþ, onlar da O'ndan razý olmuþlardýr, iþte büyük kurtuluþ budur. 120 - Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan her þeyin mülkü Allah'ýndýr. O her þeye kadirdir. 40 ÝSRAÝL DEVLETÝNÝN KURULUÞU Kur'an-ý Kerim'i incelediðiniz zaman, genellikle yok olmuþ toplumlardan bahsedildiðini gör ebilirsiniz. Ýslamiyet'in kurulduðu yýllarda ve günümüzde var olan toplumlarýn ismi ise çok Bu toplumlardan bir tanesi de Ýsrailoðullarýdýr. "Þuara" suresini incelediðimiz zaman farklý bir durumla karþýlaþýyoruz. Kur'an'ýn diðer sur e "Ruhu'l-Kudüs" þeklinde geçen ifade, sadece bu surede "Ruhu'1-Emin" olarak geçiyor. Ya ni "Kudüs" kelimesi, ilginç bir þekilde gizleniyor. "Ruhu'l-Kudüs", Cebrail'in diðer ismid ir ve "Kudüs" kelimesi kutsal anlamýndadýr. Bununla birlikte "Kudüs" kelimesi, bizlere ilk anda Ýsrail'i hatýr-larlatýyor. Ýsrail'in b aþkent olarak kabul ettiði Kudüs, hem Müslü-manlýk'ta hem de diðer dinlerde önemli bir merk . Sadece "Þuara" suresinde gizlenen "Kudüs" kelimesinin yerine burada "Emin" kelimesi kullanýlmýþtýr: "Onu Ruhu'l-emin (Cebrail) indirdi" (Þuara suresi, 193)

Az önce "Kudüs" kelimesinin bize Ýsrail'i hatýrlattýðýný ifade etmiþtik. Gerçekten de Þuara Israiloðullan'nm baðýmsýzlýk mücadelesinden uzun bir biçimde bahsediliyor. Surenin baþlarýndan 69. ayete kadar Hz. Musa ve Ýsrailoðulla-n'nýn Firavun'a karþý verdiði adelesi anlatýlýyor. Ve tam 69. ayette konu deðiþiyor. Daha önce yaptýðýmýz gibi, burada da toplam kelime sayýsýyla ayet numarasýný topluyoruz. Ve karþýmýza, asýrlardýr kurulamayan Ýsrail devletinin kuruluþ yýlý çýkýyor. Yani Kur'an, 6 r, hem eski çaðlarda yaþanan önemli bir hadiseyi anlatýyor hem de ileriki zamanlarda gerçek eþecek tarihi bir olaya iþaret ediyor. 41 Fakat bundan önceki örneklerden biraz farklý olarak, bu sefer Hicri tarih elde ediyoru z. Nitekim günümüzdeki Müslüman ülkelerin birçoðu hicri takvimi kullanmaktadýr. 1299 KELÝME '* "Kudüs" kelimesinin gizlendiði Þuara suresinin Arapça metninde toplam 1299 kelime bul unmaktadýr. 69. ayete kadar da Ýsrailoðullarý'nýn baðýmsýzlýk mücadelesi anlatýlýyor. 1299 + 69 = Hicri 1368 (Miladi 1948) Sonuç olarak Ýsrail devletinin kurulduðu tarih olan, 1948 yýlý karþýmýza çýktý. Ýsrail devletinin kurulmasý, hem Ortadoðu'da hem de dünyada birçok dengenin deðiþmesine seb oldu. Kurulduðu tarihten itibaren birçok Arap-Ýsrail savaþý yaþandý ve halen Ortadoðu'da ka barýþ saðlanamadý.

NiLlPP N%a?: m h I * ......................_................. ' ' !«l ' %âs Hmw ^ülpfr Kudüs'de bulunan Mescid-i Aksa 42 Bu bölümde siyasi geliþmeleri inceliyorduk, fakat bu surede gizlenmiþ farklý bir bilgi dah a bulunuyor. DNA'NIN KEÞFEDÝLMESÝ Yeryüzündeki tüm canlýlar, türlerinin bütün özelliklerini yavrularýna "DNA" sayesinde aktar insanlarýn babalarýna ve annelerine benzemelerinin sebebi de "DNA"dýr. Babalarýn ve anne lerin genetik özellikleri çocuklara "DNA" sayesinde aktarýlýr. Günümüzde kimliði belirsiz ç babasýný bulmak için de "DNA" testine baþvurulmaktadýr. Az önce incelediðimiz "Þuara" suresinde Ýsrail'in kuruluþ tarihini elde etmiþtik. israil'in kurulduðu yýllarda "DNA" keþfedilmiþtir ve bu önemli olay yine "Þuara" suresinde endisini gizlemektedir. Ýsrail'in kuruluþunu bulduktan hemen birkaç cümle sonra 74. ayet te çok dikkat çekici bir ifadeye rastlýyoruz. Bu ayet þu þekildi "Yok, dediler, ama biz babalarýmýzý bulduk, böyle yapýyorlardý." (Þuara suresi, 74) Bu ayette, Allah'a inanmayan kiþiler, kötü alýþkanlýklarýnýn kendilerine babalarýndan geçti ediyorlar. Biraz önce babanýn özelliklerinin çocuklara "DNA" sayesinde aktarýldýðýný ifade . Yukarýdaki 74. ayetin Arapça'sýný yazdýðýmýz zaman da "DNA"ya iþaret edildiðini görebilirsi bulunan, ikiyüzyirnýi-yedi ayetin içerisinde sadece 74. ayette D-N-A harfleri yan yan a geliyor. 74. ayetin Arapça okunuþu þu þekildedir: 43 "kaalu bel vecedna abaena kezalike yefalun" (74. ayet) Diðer örneklerde yaptýðýmýz gibi, bu ada da kelime sayýsýyla ayet numarasýný topluyoruz ve karþýmýza "DNA"nm keþfedildiði tarih olan, 1953 yýlý çýkýyor. 1299 KELÝME Babadan oðula geçiþin anlatýldýðý ve "DNA" harflerinin yan yana geldiði 74. ayeti, suredeki me sayýsý ile toplayalým. 1299 + 74 = Hicri 1373 (Miladi 1953) Bir önceki örnekte olduðu gibi burada da sonuç Hicri tarih olarak çýktý. "Yaþam molekülü" diye adlandýrýlan DNA'nm yapýsýný, 1953 yýlýnda Watson ve Crick isminde ik

damý bulmuþtur. Bu buluþ sayesinde týp, genetik ve diðer alanlarda çok büyük ilerleme kayde . DNA'nm keþfi sayesinde bugün bilimadamlarý genetik þifreyi çözmüþlerdir. Nesilden nesile lerin aktarýlmasýný saðlayan DNA, her insan hücresinde bulunmaktadýr. Aslýnda DNA'nýn keþfedilmesiyle birlikte Dünya'daki hayatýn ve canlýlýðýn tesadüf sonucu ol daha ispatlanmýþ oldu. Çünkü küçük bir DNA zincirinin uygun proteini oluþturabilmesi için, leotid diziliminin oluþma ihtimali yaklaþýk 400 sýfýrlý bir rakama denk gelmektedir. Yani s dece 1 protein molekülünün bile oluþma olasýlýðý trilyonda bir ihtimalden kat kat daha küçü aldir. Bunu da sýnýrsýz bir güce sahip olan yaratýcýnýn varlýðýna borçluyuz. ÞUARA SURESÝ: 1 - Ta, Sin, Mim. 2 - Bunlar sana apaçýk kitabýn ayetleridir. 44 3 - (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kýyacaksýn! 4 - Biz dilersek onlarýn üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunl arý eðilekalýr. 5 - Bununla beraber kendilerine O Rahman'dan yeni bir öðüt gelme-yedursun, ille ondan yüz çevirirler. 6 - Üstelik (ona) "yalandýr" dediler; fakat onlara alay edip durduklarý þeyin haberleri yakýnda gelecektir. 7 - Yeryüzüne bir bakmadýlar mý? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiþtirmiþiz. 8 - Þüphesiz ki bunda mutlak bir ayet (niþane) vardýr; ama onlarýn çoðu iman etmezler. 9 - Ve þüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir. I 0 - Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi. II - "Firavun kavmine, hala sakýnmayacaklar mý?" 12 - (Musa) þöyle seslendi: "Ya Rab! Doðrusu ben korkarým ki beni yalancý sayarlar." 13 - "Ve göðsüm daralýr, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver." 14 - "Hem onlarýn bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayý korkarým ki, hemen ben i öldürürler." 15 - (Allah): "Hayýr hayýr" buyurdu, "haydi ikiniz ayetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Þüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onlarý) iþitiyoruz." 16 - "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: inan biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz. 1 7 - Ýsrail oðullarýný bizimle beraber gönder." 18 - "A, dedi, biz seni çocukken himayemize alýp büyütmedik mi? Hayatýnýn bir çok yýllarýn geçirmedin mi?" 19 - "Sonunda o yaptýðýn (kötü) iþi de yaptýn. Sen nankörün birisin!" 20 - Musa, "Ben, dedi, o iþi o anda yaptým ki þaþkýnlardandým." 21 - "Sizden korkunca da hemen aranýzdan kaçtým. Sonra Rabbim bana hikmet bahþetti ve b eni peygamberlerden kýldý." 22 - "O baþýma kaktýðýn nimet de (aslýnda) israil oðullarýný kendine köle edinmiþ olmandýr 23 - Firavun þöyle dedi: "Alemlerin Rabbi dediðin nedir ki?" 24 - Musa cevap olarak: "Eðer iþin gerçeðini düþünüp anlayan kiþiler 45 olsanýz (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasýnda bulunan her þeyin Rab bi'dir." 25 - (Firavun) etrafýnda bulunanlara: "iþitmiyor musunuz?" dedi. 26 - Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarýnýzýn da Rabbidir." 27 - (Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi. 28 - Musa devamla þöyle söyledi: "Þayet aklýnýzý kullansanýz (anlarsýnýz ki), O, doðunun, inin arasýnda bulunanlarýn Rabbidir." 29 - Firavun: "Benden baþkasýný ilah tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatýlmýþlardan e erim" dedi. 30 - Musa sordu: "Sana apaçýk bir þey getirmiþ olsam da mý?" 31 - Firavun: "Haydi getir onu bakayým, doðrulardan isen" dedi. 32 - Bunun üzerine Musa asasýný býrakýverdi; apaçýk bir ejderha oluverdi. 33 - Elini de (koynundan) çekti çýkardý; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir þey) o di. 34 - Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!" 35 - "Sizi sihriyle yurdunuzdan çýkarmak istiyor. Þimdi ne buyurursunuz?" 36 - Dediler ki: "Bunu ve kardeþini eðle, þehirlere de toplayýcýlar gönder."

37 - "Bütün bilgiç sihirbazlarý sana getirsinler." 38 - Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi. 39 - Halka, "Siz de toplanýyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi. 40 - "Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarýz" dediler. 41 - Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Þayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bi r ücret vardýr, deðil mi?" dediler. 42 - Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç þüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksýnýz" edi. 43 - Musa onlara "Atýn, ne atacaksanýz" dedi. 44 - Bunun üzerine iplerini ve deðneklerini attýlar ve "Firavun'un kudreti hakký için þüph z elbette bizler galip geleceðiz" dediler. 45 - Ardýndan Musa asasýný attý; bir de ne görsünler, onlarýn uydur46 duklarýný yutuyor! 46 - Sihirbazlar derhal secdeye kapandýlar. 47 - "iman ettik, dediler, Alemlerin Rabbine" 48 - "Musa ve Harun'un Rabbine!" 49 - Firavun (kýzgýnlýk içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaþýldý ki o size sihri öðreten büyüðünüzmüþ! Ama þimdi bileceksiniz: Andolsun, elleriniz zlama ke stireceðim, hepinizi çarmýha gerdireceðim!" 50 - "Zararý yok dediler nasýl olsa biz Rabbimize döneceðiz." 51 - "Herhalde biz müminlerin evveli olduðumuzdan dolayý, Rabbimi-zin bize maðfiret buy uracaðýný ümit ederiz" 52 - Biz, Musa'ya: "Kullarýmý geceleyin yola çýkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyet . 53 - Firavun da þehirlere (asker) toplayýcýlar gönderdi: 54 - "Esasen bunlar, sayýlarý azar azar, bölük pörçük bir cemaattýr.' 55 - "(Böyle iken) hakkýmýzda çok gayz (öfke) besliyorlar. " 56 - "Biz ise, elbette uyanýk (ve tekvücut) bir cemaatýz." (diyor ve dedirtiyordu.) 57 - Ama (sonunda) biz, onlarý (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pýnarlardan, 58 - Hazinelerden ve þerefli makamlardan çýkardýk. 59 - Ve onlara israil oðullarýný mirasçý yaptýk. 60 - Derken (Firavun ve adamlarý) güneþ doðmuþtu ki, onlarýn ardýna düþtüler. 61 - iki topluluk birbirini görünce, Musa'nýn adamlarý "Eyvah, yakalandýk!" dediler. 62 - Musa: "Hayýr, asla! dedi, Rabbim þüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir." 63 - Bunun üzerine Musa'ya "Vur asan ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infi lak etti, her bölük koca bir dað gibi oluverdi, 64 - Ötekilerini de buraya yanaþtýrývermiþtik. 65 - Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardýk, 66 - Sonra da ötekileri suda boðduk. 67 - Þüphesiz bunda bir ayet (ibret) vardýr; ama çoklarý iman etmiþ deðillerdir. 47 68 - Ve þüphesiz, iþte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 69 - Onlara ibrahim'in kýssasýný da naklet. (Bu ayete kadar tsrailo-ðulian'nýn baðýmsýzlýk sinden bahsediliyor) 70 - Hani o, babasýna ve kavmine, "Neye tapýyorsunuz?" demiþti. 71 - "Birtakým putlara taparýz da onlar sayesinde toplanýrýz" dediler. 7-2 - Ýbrahim "Pek i, dedi, yalvardýðýnýzda onlar sizi iþitiyorlar mý?" 73 - "Veya size fayda veya zararlarý olur mu?" 74 - "Yok, dediler, ama biz babalarýmýzý bulduk, böyle yapýyorlardý." (Bu ayetin arapça me nde DNA harfleri yan yana geliyor.) 75 - Dedi ki: "Neye taptýðýnýzý (biraz olsun) düþündünüz mü?" 76 - "Siz ve o eski atalarýnýz!" 77 - "Hep onlar benim düþmanýmdýr; ancak alemlerin Rabbi (benim dostumdur)" 78 - "O ki, beni yaratan ve bana doðru yolu gösterendir," 79 - "Beni yediren, içirendir," 80 - "Hastalandýðým zaman bana O, þifa verir." 81 - "O ki, benim canýmý alacak, sonra diriltecektir." 82 - "Ve hesap günü, hatamý baðýþlayacaðýný umduðumdur." 83 - "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."

84 - "Sonra gelecekler içinde beni doðrulukla anýlanlardan eyle!" 85 - "Ve beni naim (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!" 86 - "Babamý da baðýþla, çünkü o yanlýþ gidenlerdendir." 87 - "(insanlarýn) diriltilecekler! gün, beni mahcub etme." 88 - "O gün ki ne mal fayda verir ne oðullar!" 89 - "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluþa erer)." 90 - (O gün) Cennet müttakilere yaklaþtýrýlmýþtýr. 91 - Azgýnlar için de cehennem hortlatýlmýþtýr. 92 - Onlara denir ki, "Allah'ý býrakýp da taptýklarýnýz, hani nerede?" 93 - "Size yardým edebiliyorlar mý veya kendilerini kurtarabiliyorlar mý?" denilir. 94 - Ve arkasýndan hep onlar (putlar ve azgýnlar) o cehennemin içine fýrlatýlmaktadýrlar. 95 - Ýblis ordularý toplu haldedir. 96 - Onun içinde birbirleriyle çekiþirlerken þöyle derler: 48 97 - "Vallahi biz, gerçekten apaçýk bir sapýklýk içindeymiþiz." 98 - "Çünkü biz sizi, alemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk." 99 - "Ve bizi hep o günahkarlar saptýrdý." 100 - "Bak bizim için ne þefaatçiler var," 1 01 - "Ne de yakýn bir dost." 1 02 - "Ah keþke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik." 1 03 - Þüphesiz bunda bir ayet (alýnacak bir ders) vardýr; oysa çoklarý iman etmiþ deðillerdir. 104 - Ve þüphesiz Rabbin, iþte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 105 - Nuh kavmi de peygamberleri yalancýlýkla itham etti. 1 06 - Hani kardeþleri Nuh onlara þöyle demiþti: "Siz Allah'tan korkmaz mýsýnýz?" 107 - "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiþ güvenilir bir Peygamberim." 1 08 - "Gelin artýk, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 109 - "Buna karþýlýk ben sizd en hiçbir ücret istemiyorum. Benim müka-faatýmý verecek olan ancak, alemlerin Rabbidir." 1 1 0 - "Gelin, artýk, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 1 1 1 - "A, dediler, s enin ardýna hep düþük kimseler düþmüþken, biz sana hiç inanýr mýyýz?" 112- Nuh dedi ki: "Onlarýn yaptýklarý hakkýnda bir bilgim yoktur." 113- "Onlarýn hesabý ancak Rabbime aittir. Düþünsenize!" 114- "Hem ben iman edenleri kovmaya memur deðilim." 1 1 5 - "Ben ancak apaçýk bir uya rýcýyým." 1 1 6 - Dediler ki: "Ey Nuh! Eðer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taþa tutulanlardan olacaksýn !" 1 1 7 - Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancýlýkla itham etti." 1 1 8 - "Artýk benim le onlarýn arasýnda sen hükmünü ver. Beni ve bera-berimdeki müminleri kurtar." 119- Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taþýyarak kurtardýk. 120 - Sonra da arkasýnda kalanlarý suda boðduk. 121 - Þüphesiz bunda mutlak bir ayet (alýnacak ders) vardýr; ama çok49 lan iman etmiþ deðillerdir. 1 22 - Ve þüphesiz Rabbin, iþte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 123 - Ad (kavmi) de peygamberleri yalancýlýkla itham etti. 1 24 - Hani kardeþleri Hud onlara söyle demiþti: "Siz Allah'tan korkmaz mýsýnýz?" 125 - "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiþ, güvenilir bir Peygamberim." 126 - "Gelin artýk Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 1 27 - "Buna karþýlýk ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatýmý verecek olan an lemlerin Rabbidir. " 1 28 - "Siz her tepeye bir alamet bina edip eðlenir durur mus unuz?" 129 - "Temelli kalacaðýnýzý umarak saðlam yapýlar mý edinirsiniz?" 130 - "Hem tuttuðunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz." 131 - "Artýk Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 132 - "O Allah'tan korkun ki, size o bildiðiniz þeyleri vermekte," 133 - "Davarlar, oðullar," 1 34 - "Cennet gibi baðlar, bahçeler, pýnarlar ihsan etmektedir." 135 - "Cidden ben sizin hakkýnýzda büyük bir günün azabýndan korkuyorum." 136 - "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmiþsin, ha vaaz edenlerden olmamýþsýn, bizce birdir." 137 - "Bu sýrf eskilerin adetidir."

138 - "Biz azaba uðratýlacak da deðiliz." 1 39 - Böylece onu yalancý saydýlar; biz de kendilerini helak ettik. Þüphesiz bunda mutlak bir ayet (alýnacak bir ders) vardýr, ama çoklarý iman etmiþ deðillerdir. 140 - Ve þüphesiz Rabbin, iþte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 141 - Semud (kavmi) de peygamberleri yalancýlýkla itham etti. 142 - Hani kardeþleri Salih onlara þöyle demiþti: "Siz Allah'tan korkmaz mýsýnýz?" 143 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiþ güvenilir bir peygamberim." 50 144 - "Gelin artýk, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 145 - "Buna karþýlýk ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatýmý verecek olan an lemlerin Rabbidir." 146 - "Siz burada güven içinde býrakýlacak mýsýnýz?" 147 - "Bahçelerin, pýnarlarýn içinde," 148 - "Ekinlerin, salkýmlarý sarkmýþ hurmalar arasýnda," 149 - "Ki bir de daðlardan keyifli keyifli kaþaneler oyuyorsunuz." 1 50 - "Gelin! A llah'tan korkun da bana itaat edin." 151 - "Haddi aþanlarýn buyruðuna uymayýn." 152 - "Onlar yeryüzünde bozgun çýkarýrlar, barýþ için çalýþmazlar." 153 - "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiþ birisin!" 154 - "Sen de ancak bizim gibi bir beþersin. Eðer doðru söyleyenlerden isen, haydi bize bir ayet (mucize) getir." 155 - Salih "iþte (mucize) bu diþi devedir; su içme hakký (bir gün) onundur, belli bir günü e hakký da sizin" dedi. 1 56 - "Sakýn ona bir kötülükle iliþmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabý yakalayýverir." 157 - Derken onu kestiler; fakat piþman da oldular. 158 - Çünkü kendilerini azap yakalayýverdi. Þüphesiz bunda bir ayet (alýnacak bir ders) va ama çoklarý iman etmiþ deðillerdir. 1 59 - Ve þüphesiz Rabbin, iþte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 160 - Lut (kavmi) de peygamberleri yalancýlýkla itham etti. 161 - Hani kardeþleri Lut onlara þöyle demiþti: "Siz Allah'tan kormaz mýsýnýz?" 162 - "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiþ güvenilir bir peygamberim." 1 63 - "Gelin artýk, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 164 - "Buna karþýlýk ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatýmý verecek olan ancak emlerin Rabbidir." 165 - "Ýnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?" 166 - "Býrakýyorsunuz da sizler için yarattýðý eþleri! Doðrusu siz insanlýktan çýkmýþ bir 167 - Onlar þöyle dediler: "Ey Lut! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil-ki, sürülenlerden o lacaksýn." 51 168 - Lut "Doðrusu ben, dedi, sizin bu iþinize buðzedenlerdenim." 169 - "Ya Rabbi! Beni ve ailemi onlarýn yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar." 1 70 - Biz de onu ve ailesinin tamamýný kurtardýk, 1 71 - Ancak (geride) bir yaþlý kadýn ka dý. 1 72 - Sonra geridekilerin hepsini helak ettik. 1 73 - Ve üzerlerine öyle bir yaðmur yaðdýrdýk ki, (uyarýlanlarýn) o yaðmuru ne kötü bir ya 1 74 - Þüphesiz bunda bir ayet (alýnacak bir ders) vardýr. Ama çoklarý iman etmiþ deðillerd 1 75 - Ve þüphesiz Rabbin, iþte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 176 - Eyke halký da peygamberleri yalancýlýkla itham etti. 1 77 - Hani Þuayb onlara þöyle d miþti: "Siz Allah'tan korkmaz mýsýnýz?" 1 78 - "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiþ güvenilir bir peygamberim." 1 79 - "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 1 80 - "Buna karþýlýk ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatýmý verecek olan yalnýz alemlerin Rabbidir." 181 - "Ölçeði tam ölçün de hak yiyenlerden olmayýn." 182 - "Ve doðru terazi ile tartýn." 183 - "Halkýn eþyalarýný deðerinden düþürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karýþýklýk 1 84 - "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun." 185 - Onlar þöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiþ birisin." 1 86 - "Sen de bizim gibi bir beþer den baþka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancýlardan biri sayýyoruz." 1 87 - "Þayet doðru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düþü-rüver." 1 88 - Þuayb, "Rabbim, yaptýklarýnýzý en iyi bilendir" dedi. 189 - Hülasa, onu yalancý sayd da kendilerini o gölge gününün azabý yakalayýverdi. O cidden büyük bir günün azabý idi! 1 9

nda bir ayet (alýnacak bir ders) vardýr. Ama çoklarý iman etmiþ deðillerdir. 52 191 - Ve þüphesiz Rabbin, iþte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 192 - Ve muhakkak ki bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir. 193 - Onu Ruhu'l-emin (Cebrail) indirdi. (Burada Kudüs yerine Emin kelimesi kulla nýlýyor) 1 94 - Uyarýcýlardan olasýn diye senin kalbin üzerine; 1 95 - Açýk parlak bir Arapça lisan ile. 1 96 - O, þüphesiz daha öncekilerin kitaplarýnda da vardý. 197 - israiloðullarý bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir ayet (delil) deðil midir? 1 98 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, 1 99 - Bunu o okusaydý, yine de ona iman etmezlerdi. 200 - Böylece onu günahkarlarýn kalplerine soktuk. 201 - Acýklý azabý görünceye kadar ona inanmazlar. 202 - iþte bu (azab) onlara, kendileri farkýnda olmadan, ansýzýn geli-verecektir. 203 - O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir. 204 - (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabýmýzý çarçabuk istiyorlardý. 205 - Gördün ya artýk onlara senelerce zevk ettirsek, 206 - Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa, 207 - O yaþadýklarý zevkin kendilerine hiçbir faydasý olmayacaktýr. 208 - Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarýcý (pey gamberleri) olmuþtur. 209 - (Onlar) ihtar edilmiþtir ve biz zulmetmiþ deðiliz. 210 - Onu (Kur'an'ý) þeytanlar indirmedi. 211 - Bu onlara hem yaraþmaz hem güçleri yetmez. 212 - Þüphesiz onlar vahyi iþitmekten uzak tutulmuþlardýr. 213 - O halde sakýn Allah ile beraber baþka tanrýya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uðratýlanlardan olursun. 214 - (Önce) en yakýn hýsýmlarýný uyar. 215 - Ve sana uyan müminlere kanadýný indir. 21 6 - Þayet sana karþý gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptýklarýnýzdan muhakkak uzaðým." 21 Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan. 53 218 - O ki, (gece namaza) kalktýðýn zaman seni görüyor. 21 9 - Ve secde edenler arasýnda do aþmaný da (görüyor.) 220 - Çünkü her þeyi iþiten, her þeyi bilen O'dur. 221 - Þeytanlarýn kime ineceðini size haber vereyim mi? 222 - Onlar, günaha, iftiraya düþkün olan herkesin üzerine inerler. 223 - Onlar, (þeytanlara) kulak verirler ve onlarýn çoðu yalancýdýr. 224 - Þairler(e gelince), onlara da sapkýnlar uyar. 225- Görmez misin onlar ki, her vadide þaþkýn þaþkýn dolaþýrlar. 226 - Ve onlar, yapmayacaklarý þeyleri söyleyip dururlar. 227 - Ancak iman edip iyi ameller isleyenler, Allah'ý çok çok ananlar ve haksýzlýða uðratý da kendilerini savunanlar hariç; haksýzlýk edenler, hangi dönüþe (hangi akibete) döndürülec i yakýnda bileceklerdir. 54 IISIR'IN BAÐIMSIZLIÐI Günümüzde var olan toplumlarýn isminin Kur'an'da çok az geçtiðini belirtmiþtik. Sadece birk n ismi Kur'an'da açýkça yer almaktadýr. Bu ülkelerden bir diðeri de Mýsýr'dýr. Kur'an-ý Kerim'dc "Mýsýr" kelimesi çok nadir geçmektedir. "Mýsýr" ülkesinin geçtiði ayet a en dikkat çekici olaný, Yunus suresindedir. Yunus suresinin 87. ayetinde, dikkat çekici bir þekilde Ýslamiyet'ten binlerce yýl önce yaþ mýþ olan Hz. Musa'ya Mýsýr'da namaz kýlmasý vahyediliyor. Hemen ardýndan da mü'minlere müjd iyor. Bu surede "Mýsýr" kelimesi sadece 87. ayette geçmektedir. Gerçekten de Kur'an indirildikten bir süre sonra Mýsýr, Müslümanlýðý kabul etmiþtir ve yüzy Müslümanlar'ýn himayesinde varlýðýný sürdürmüþtür. Fakat aradan asýrlar geçtikten sonra Mýsýr, Ingilizler'in himayesi altýna girmek zorunda k almýþtýr. Ýngilizler, Kahire ve Ýskenderiye gibi baþlýca þehirleri de iþgal etmiþlerdi. Mýsýr'dan bahsedilen ve müjde veren ayet þu þekildedir:

"Musa ile kardeþine þöyle vahyettik: 'Kavminiz için Mýsýr'da birtakým evler hazýrlayýn ve e zi kýbleye karþý yapýn ve namazý kýlýn ve müminlere müjde verin." (87. ayet) Yunus suresinde, "Mýsýr" kelimesinin geçtiði tek ayet olan bu ayetin numarasýný kelime sayý topladýðýmýz zaman Mýsýr'ýn baðýmsýzlýk tarihi ile karþýlaþýyoruz. Yani 1919 yýlýyla... 55 1832 KELÝME Yunus suresinin Arapça metninde toplam 1832 kelime yer almaktadýr. "Mýsýr" kelimesi, sadece 87. ayette geçiyor. 1832 + 87 = 1919 (Mýsýr'ýn baðýmsýzlýðý) Zaglul Paþa önderliðindeki heyet, 1919 yýlýnda Mýsýr'ýn baðýmsýzlýðýný ilan etmiþtir ve 192 smi olarak kabul etmek zorunda kalmýþtýr. Baðýmsýzlýktan sonra da Ýngilizler'in etkisi uzun sürmüþtür. Tüm örneklerde olduðu gibi, burada da ayný yöntemi uyguladýk. Bu basit yöntemin tüm örnekle sonuç vermesi matematiksel açýdan rastlantý olamaz. YUNUS SURESÝ: 1 - Elif, Lam, Ra. iþte bunlar o hikmetli kitabýn ayetleridir. 2 - insanlarý (eðri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdin-deki yüksek mak amlarý müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mý geldi? Kaf irler: "Hiç þüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler. 3 - Rabbiniz o Albh'dýr ki, gökleri ve yeri altý günde yarattý, sonra arþ üzerine istiva e (onu hükmü altýna aldý), iþi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksýzýn hiç kimse þefaatçi olam bbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hala düþünüp ibret almayacak mýsýnýz? 4 - Dönüþünüz hep O'nadýr. Allah'ýn vaadi haktýr. Herþeyi ilk baþtan yaratan O'dur. Sonra salih amel iþleyenleri hak ettikleri ölçüde mükafatlandýrmak için geri döndürecek olan yin . Kafirlere de inkar ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acýklý bir azap vardýr. 5 - O Albh'dýr ki, senelerin sayýsýný ve hesabýný bilesiniz diye güneþi bir ýþýk, ayý da b e aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattý. O, bilecek olan bir kav im için ayetlerini ayrýntýlý olarak açýklar. 56 6 - Elbette gece ile gündüzün birbiri ardýnca deðiþip durmasýnda ve Allah'ýn göklerde ve ye attýklarýnda sakýnan bir kavim için bir çok delil vardýr. 7 - Bize kavuþmayý ummayanlar, dünya hayatýna razý olup onunla tatmin bulanlar ve bizim a yetlerimizden gafil olanlar da vardýr muhakkak. 8 - iþte bunlarýn kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacaklarý yer cehennemdir. 9 - Hiç þüphesiz iman edip salih ameller iþleyenleri, imanlarýndan dolayý Rableri hidayete erdirir. Naim cennetlerinde altlarýndan ýrmaklar akar durur. 10 - Onlarýn oradaki dualarý: "Allahým, sen yücelerden yücesin"; saðlýk dilekleri "selam", alarýnýn sonu da "Alemlerin Rabbi Allah'a ham-dolsun." diye þükretmek olacaktýr. 11 - Eðer Allah, insanlara, hayrý çarçabuk istedikleri gibi, þerri de alelacele verseydi, onlarýn hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuþmayý ummayanlarý kendi hallerin e býrakýrýz da azgýnlýklarý içinde bocalayýp giderler. 12 - insana bir sýkýntý dokunduðu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dik ilirken bize dua eder. Kendisinden sýkýntýsýný gide-riverdik mi sanki kendisine dokunan o sýkýntý için bize hiç yalvarmamýþ gibi aldýrmadan geçer gider, iþte o aþýrý gidenlere yaptý gelir. 13 - Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerin e bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik, iþte günahkarlar topluluðunu biz böyle cezalandýrýrýz. 14 - Sonra onlarýn ardýndan sizi yeryüzüne halifeler yaptýk ki, bakalým nasýl ameller iþle siniz. 15 - Böyle iken, ayetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okunduðu zaman, o bizimle karþýlaþmayý ummayanlar, "Bundan baþka bir Kur'an getir veya bunu deðiþtir." dedi . De ki, "Onu kendiliðimden deðiþtiremem, benim açýmdan bu olacak bir þey deðildir. Ben anc bana vahyolunana uyarým. Rabbime isyan edersem, þüphesiz büyük bir günün azabýndan korkarým 1 6 - De ki, "Eðer Allah dileseydi ben onu size okumazdým. O da onu 57 hiçbir þekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yýllarca bu lundum. Siz hala aklýnýzý baþýnýza toplamayacak mýsýnýz?" 1 7 - Artýk bir yalaný Allah'a if eya O'nun ayetlerini inkar edenden daha zalim kim olabilir? Hiç þüphesiz o mücrimler ifl ah olmayacaklar.

1 8 - Allah'ý býrakýyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan þeylere tapýyorlar ve "Bunlar bizim Allah katýnda þefaatçile-rimizdir." diyorlar. De ki, "Siz A llah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediði bir þeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah onlarýn ortak koþtuklarý þeylerin hepsinden münezzehtir. 1 9 - insanlar, aslýnda bir tek ümmet idiler, sonra ihtilafa düþüp ayrý ayrý oldular. Eðer nden bir karar çýkmamýþ olsa idi, ihtilaf edip durduklarý þeyler hakkýnda þimdiye kadar ara çoktan hüküm verilmiþ olurdu. 20 - Bir de "Ona Rabbinden daha baþka bir ayet indirilse ya!" diyorlar. De ki: "G aybý bilmek ancak Allah'a mahsustur, bekleyiniz bakalým, ben de sizinle beraber bekl eyeceðim þüphesiz." 21 - insanlara dokunan bir sýkýntýdan sonra kendilerine bir rahmet tattýrdýðýmýz zaman, ay imiz hakkýnda derhal bir takým hilekarlýklara giriþirler. De ki: "Allah'ýn hilesi daha çabu tur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptýðýnýz hileleri yazýp duruyorlar". 22 - Sizi karada ve denizde gezdirip dolaþtýran O'dur. Hatta gemilerde bulunduðunuz v e o gemiler, içindekilerle beraber hoþ bir esinti ile akýp gittikleri ve tam keyiflend ikleri sýrada o gemilere þiddetli bir fýrtýna gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye baþlar. Bütünüyle kuþatýlýp artýk bittiklerini sanýrlar. Ýþte o vakit tam ihlas ile lvarýr ve dindar olurlar: "Eðer bizi buradan kurtarýrsan, andolsun ki, þük-redenlerden ola caðýz." derler. 23 - Sonra Allah onlarý oradan kurtarýr, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeþitli taþkýnlýkla lar. Ey insanlar taþkýnlýðýnýz sýrf kendi zararýný-zadýr. Þu deðersiz dünya hayatýnýn bir s lsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptýklarýnýzý tek tek size haber vereceðiz. 24 - Dünya hayatýnýn misali þöyledir: Gökten indirdiðimiz su ile, insanlarýn ve hayvanlarý bitkiler birbirine karýþmýþtýr. Nihayet yeryüzü 58 süslerini takýnýp süslendiði ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandýklarý bir sýrada, n veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiþtir, ansýzýn ona öyle bir týrpan atývermiþiz de sank e orada hiçbir þenlik yokmuþ gibi oluvermiþtir. Düþünen bir kavim için ayetlerimizi iþte bö 25 - Allah, selamet yurduna çaðýrýyor ve dilediðini de doðru yola hidayet ediyor. 26 - iyi iþ, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasýyla karþýlýk vardýr. Yüzlerin ra bulaþýr, ne de aþaðýlanýrlar. Cennet ehli iþte bunlardýr. Orada ebedi kalacaklardýr. 27 - Kötülük kazanmýþ olanlara gelince, kötülüðün cezasý, misli kadardýr. Ve onlarý bir aþ r. Onlar için Allah'dan baþka hiçbir kurtarýcý yoktur. Yüzleri karanlýk gecelerden bir parç müþ gibidir, iþte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedi kalacaklardýr. 28 - O gün ki, hepsini mahþere toplayacaðýz, sonra da o þirk koþanlara "Haydi yerlerinize! Siz de, ortak koþtuklarýnýz da!" diyeceðiz. Artýk aralarýný iyice açmýþýz. O ortak koþtukla ize tapmýyordunuz ki." diyecekler. 29 - "Þimdi sizinle bizim aramýzda þahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiðini zden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler). 30 - iþte burada herkes geçmiþte yaptýðýný bulacak. Ve gerçek mevla-larý olan Allah'a dönd tira edip uydurduklarý þeyler de kendilerinden büsbütün uzaklaþýp gidecek. 31 - De ki, "size gökten ve yerden kim rýzýk veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden k im? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çýkaran kim? iþleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dýr" diy . De ki, "O halde Allah'a karþý gelmekten sakýnmaz mýsýnýz?" 32 - iþte o Allah sizin gerçek Rabbinizdir. Gerçeðin dýþýnda sapýklýktan baþka ne vardýr? tan nasýl çevriliyorsunuz? 33 - Hak dinden çýkmýþ fasýklara Rabbinin kelimesi þöyle gerçekleþti: Onlar artýk imana ge 34 - De ki: "Allah'a eþ tuttuðunuz ortaklarýnýzdan, önce yaratýp, sonra da onu çevirip yen n diriltecek var mý?l! De ki, "Önce yaratýp, sonra da onu yeniden yaratacak olan Allah 'dýr. O halde nasýl yoldan saptýrýlýyor, döndürülüyorsunuz?" 59 35 - De ki, "Ortak koþtuklarýnýzdan doðru yolu gösterecek olan var mýdýr?" De ki, "Allah, h olan doðru yola hidayet eder. O halde doðru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layýktýr, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mý daha layýktýr. O halde e oluyorsunuz? Nasýl hükmediyorsunuz?" 36 - Onlarýn birçoðu zandan baþka bir þeye uymaz. Zan ise haktan hiçbir þeyin yerini tutma esiz ki, Allah onlarýn ne yaptýklarýný bilir. 37 - Bu Kur'an, Allah'dan baþkasý tarafýndan uydurulamaz, lakin kendinden önceki kitapl arý tasdik eder ve o kitabý (levh-i mahfuzu) ayrýntýlý olarak açýklar. Onda þüphe edilecek yoktur. Alemlerin Rabbi tarafýndan indirilmiþtir.

38 - "Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bi r sure getirin ve Allah'dan baþka, çaðýrabileceðiniz kim varsa onu da yardýma çaðýrýn. Eðer eniz (bunu yapýn). 39 - Hayýr. Onlar bilgileriyle kavrayamadýklarý, te'vili de kendilerine hiç gelmemiþ olan bir þeyi yalan saydýlar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkar etmiþlerdi, ama bak zalimlerin akýbeti nasýl oldu. 40 - Onlardan ona (Kur'an'a) inanacaklarda var, inanmayacaklarda var. Rabbin fe satçýlarý en iyi bilendir. 41 - Eðer seni inkar etmeyi sürdürürlerse, de ki; "Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Benim yapacaðým sizi ilgilendirmez, sizin yapacaðýnýz da beni ilgilendirmez. " 42 - Ýçlerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, saðýrlara, üstelik akýlsýz da olanlar inletebilir misin? 43 - içlerinden sana bakanlar da var. Fakat sen, körlere, üstelik basiretleri de yoks a hidayet edip yol gösterebilecek misin? . 44 - Þurasý kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar. 45 - Allah'ýn onlarý hasredip toplayacaðý günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalm alarýnda tanýþmýþlar gibi olacak. Allah'ýn huzuruna çýkacaklarýna inanmamýþ ve doðru yolu t iç þüphesiz en büyük ziyana uðramýþ olacaklar. 46 - Onlara vaad ettiðimizin bir kýsmýný sana göstersek de, gösterme60 ýJen seni vefat ettirsek de, sonunda onlarýn dönüþü bize olacak. Sonra onlarýn ne yapacakla Allah þahit olacaktýr. 47 - Her ümmetin bir peygamberi vardýr. O peygamberleri gelince aralarýnda adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler. 48 - Onlar, "Eðer doðru söylüyorsanýz bu vaad ne zaman yerine gelecek?" diyorlar. 49 - De ki, "Ben, Allah'ýn dilediðinin dýþýnda kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda ve rebilirim". Her ümmetin bir eceli vardýr. Ecelleri gelince artýk ne bir an geri, ne bi r an ileri gidebilirler. 50 - De ki: "O'nun azabý size geceleyin uykuda veya güpe gündüz gelecek olsa, ne dersini z? Günahkarlarýn onu alelacele istemeleri için ne sebep vardýr?" 51 - Bu azap meydana geldikten sonra mý iman edeceksiniz, yoksa þimdi mi? Halbuki onun çarçabuk gelmesini istiyordunuz. 52 - Sonra o zulüm yapanlara "Tadýn bakalým þu ebedi azabý!" denilecek. Vaktiyle kazandýðý baþkasý ile mi cezalandýrýlacaksýnýz?" 53 - "O azap gerçek mi?" diye sana soruyorlar. De ki; "Evet. Rabbim hakký için o kesi n bir gerçektir. Ve siz bundan yakayý kurtaramazsýnýz." 54 - Zulüm yapmýþ olan herkes, azabý görünce yeryüzündeki her þeyin sahibi olsa da, (o aza rtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe piþmanlýk duyardý. Fakat aralarýnda adaletl verilir ve hiçbirine zulüm yapýlmaz. 55 - Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ýndýr. Açýn gözünüzü, Allah'ýn v kkak ki, haktýr, gerçektir. Lakin onlarýn çoðu bunu bilmezler. 56 - O, hem can veren, hem can alandýr. Ve hepiniz O'na döndürülüp götürüleceksiniz. 57 - Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öðüt, gönüller derdine bir þifa, müminlere bir hida ve rahmet geldi. 58 - De ki, 'Allah'ýn ihsanýyla ve rahmetiyle, yalnýzca bunlarla sevinç duysunlar. Bu, onlarýn biriktirip durduklarýndan daha hayýrlýdýr." 59 - De ki, "Baksanýza, Allah sizin için nice rýzýklar indirdi, siz onlardan bir kýsmýný h m, bir kýsmýný helal yaptýnýz". De ki, "Size Allah mý izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira ediyorsunuz?" 60 - Allah'a yalaný iftira edenler kýyamet gününü ne sanýyorlar? Allah, 61 insanlara çok ihsanda bulunmuþtur, lakin insanlarýn çoðu þükretmezler. 61 - Hangi iþi yaparsan yap, Kur'an'dan ne okursan oku, ne iþte çalýþýrsan çalýþ, unutmayý ona dalýp gitmiþken, biz sizin üzerinizde þahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç b r þey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunla apaçýk bir kitaptadýr. 62 - Açýn gözünüzü! Allah'ýn dostlarý üzerine ne korku vardýr, ne de onlar mahzun olurlar. 63 - Onlar ki, iman etmiþler ve Allah'a kargý gelmekten sakýnmýþlardýr.

64 - Onlara dünya hayatýnda da, ahiret hayatýnda da müjdeler vardýr. Allah'ýn sözlerinde d ik yoktur, iþte bu en büyük kurtuluþtur. 65 - Onlarýn laflarý seni üzmesin. Çünkü þan ve þeref bütünüyle Allah'ýndýr. O her þeyi iþ . 66 - Açýn gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah'ýndýr. Allah'dan baþkasýna ahi, Allah'a ortak koþtuklarýna uymuþ olmuyorlar, ancak zanna uymuþ oluyorlar. Ve yaland an baþka bir þey söylemiyorlar. 67 - O, öyle bir Allah'dýr ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptý. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için ayetler (ibretler) vard 68 - Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle þeylerden münezzehtir. O, müstaðn dir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yo ktur. Allah'a karþý bilmediðiniz bir þeyi neden söylüyorsunuz? 69 - De ki: Allah'a iftira edenler elbette felah bulmazlar. 70 - Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüþleri bize olacaktýr. Daha sonra da inkar ett klerinden dolayý o çetin azabý biz onlara tattýracaðýz. 71 - Bir de onlara Nuh'un kýssasýný oku: Hani o bir zamanlar kavmine demiþti ki: "Ey k avmim, eðer benim aranýzda duruþum ve Allah'ýn ayetleriyle öðüt veriþim size aðýr geliyorsa n ki, ben yalnýzca Allah'a dayanmýþýmdýr, artýk siz ve ortaklarýnýz her ne yapacaksanýz top le karar veriniz. Sonra bu iþiniz size dert olmasýn. Sonra bana ne yapacaksanýz yapýn, b ana mühlet de vermeyin". 62 72 - Eðer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatýmý k Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eðen müslümanlardan olmakla emrolundum. 73 - Buna raðmen yine de onu inkar ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle berab er olanlarý kurtardýk. Ve onlarý yeryüzüne halifeler yaptýk. Ayetlerimizi inkar edenleri is suda boðduk. Bak iþte uyarýlanlarýn akýbeti nasýl oldu. 74 - Sonra onun arkasýndan birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açýk mucize lerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir türlü inanma dýlar, iþte biz, haddi aþanlarýn kalblerini böyle mühürleriz. 75 - Sonra bunlarýn arkasýndan Musa ile Harun'u ayetlerimizle Fira-vun'a ve cemaati ne gönderdik. Ýman etmeyi kibirlerine yediremediler ve günahkar bir kavim oldular. 76 - Kendilerine tarafýmýzdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçýk bir sihirdir." dedil er. 77 - Musa dedi ki, "Size hak gelince, ona böyle mi diyorsunuz? Bu sihir midir?" H albuki sihirbazlar iflah olmazlar. 78 - Dediler ki: "Sen bizi, atalarýmýzdan kalan yoldan çeviresin de yeryüzünde saltanat i kinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayýz". 79 - Firavun da: "Bana bütün bilgili sihirbazlarý toplayýp getirin!" dedi. 80 - Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Ortaya ne atacaksanýz atýn!" dedi. 81 - Onlar ortaya atýnca Musa dedi ki, "Sizin yaptýðýnýz þey sihirdir. Muhakkak ki, Allah nu iptal edecektir. Þüphe yok ki, Allah fesatçýlarýn iþlerini düze çýkarmaz." 82 - Allah, hakkýn hak ve gerçek olduðunu kelimeleriyle ispat eder, günahkarlarýn hoþuna gi mese de 83 - Firavun ve adamlarýnýn kendilerini belaya uðratacaðý korkusundan dolayý Musa'ya kendi kavminin bir oymaðýndan baþka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kes aþýrý giden taþkýnlardandý. 84 - Musa dedi ki: "Ey kavmim! Siz gerçekten Allah'a iman ettinizse, O'na samimiy etle teslim olan Müslümanlar'dan oldunuzsa 63 artýk O'na güvenin!" 85 - Onlarda: "Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine uðr atma!" dediler. 86 - "Bizi rahmetinle o kafir kavmin elinden kurtar!" 87 - Biz Musa ile kardeþine þöyle vahyettik: "Kavminiz için Mýsýr'da birtakým evler hazýrl evlerinizi kýbleye karþý yapýn ve namazý kýlýn ve müminlere müjde verin." (Bu ayette dikka ecek bir biçimde Ýslamiyetten çok önceleri yaþamýþ olan Hz. Musa'ya namaz kýlmasý vahyedili da evlerin hazýrlanmasýndan bahsediliyor ve müminlere müjde veriliyor. Surede "Mýsýr" kelim sinin geçtiði tek ayet budur.) 88 - Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarýna þu dünya hayatýnda göz kamaþtýrý inlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptýrsýnlar diye mi? Ey

Rabbimiz! Onlarýn mallarýný sil süpürve kalblerine sýkýntý düþür. Çünkü onlar o acýklý aza kler." 89 - Allah buyurdu: "Her ikinizin de duasý kesinlikle kabul olundu. Siz yine doðru ve dürüst olmaya devam edin. Kendini bilmeyenlerin yoluna sakýn uymayýn." 90 - Ve sonra israiloðullarý'ný denizden aþýrdýk. Firavun, düþmanca saldýrmak için derhal a askerlerini arkalarýna düþürdü. Ta ki, suda boðulmaya baþlayýnca "inandým, gerçekten de isr iman ettiðinden baþka tanrý yoktur. Ben de ona teslim olanlardaným." dedi. 91 - Þimdi mi? Oysa bundan önce hep isyan etmiþtin ve fesatçýlardan idin. 92 - Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtarac aðýz. Bununla beraber, insanlarýn birçoðu ayetlerimizden yine de gafildirler. 93 - Gerçekten israiloðullarý'ný çok güzel bir yurda yerleþtirdik ve onlara hoþ nimetlerde r verdik. Anlaþmazlýða düþmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Þüphe yok ki, Ra n, o anlaþmazlýða düþtükleri konularda kýyamet günü aralarýnda hüküm verecektir. 94 - Sana indirdiklerimizde herhangi bir þüpheye düþersen, senden önce kitap okuyanlara s or. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiþ64 tir. Sakýn þüphe edenlerden olma! 95 - Ve sakýn Allah'ýn ayetlerini inkar edenlerden olma, sonra hüsrana uðrayanlardan ol ursun. 96 - Doðrusu, aleyhlerinde Rabbinin hükmü kesinleþmiþ olanlar imana gelmezler. 97 - Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acýklý azabý görünceye kadar inanm ar. 98 - Fakat o vakit iman edip de imanlarý kendilerine fayda vermiþ bir kasaba olsaydý? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dünya hayatýnda o rezillik azabýný üzerlerinde n kaldýrmýþ ve bir süre onlarý rahata kavuþturmuþtuk. 99 - Eðer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanlan hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksýn? 100 - Allah'ýn izni olmadýkça hiçbir kiþinin iman etmesi mümkün deðildir. Akýllarýný kulla rine Allah bir uðursuzluk yükler. 101 - De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakýn!" Fakat o uyarmalar v e o ayetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki! 102 - Onlar, kendilerinden önce gelmiþ geçmiþ olanlarýn uðradýklarý felaket günleri gibisi asýný mý bekliyorlar? De ki, "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerden olacaðým." 103 - Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarýrýz. Ýþte biz böyleyiz. Müminle i kurtarmak üzerimize düþen bir görevdir. 104 - De ki: "Ey insanlar! Eðer benim dinimde bir þüpheniz varsa, þunu bilin ki, Allah'ý býrakýp da sizin taptýklarýnýza tapmam. Lakin sizin de canýnýzý alacak olan Allah'a taparým müminlerden olmam emredilmiþtir". 105 - "Ayrýca yüzünü tevhid dininden ayýrma ve sakýn müþriklerden olma!" (diye emrolundum) 106 - "Ve Allah'dan baþka, sana faydasý da, zararý da dokunmayacak olan þeylere yalvarm a! Eðer yalvarýrsan, o zaman hiç þüphesiz sen zalimlerden olursun. 107 -Ve eðer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan baþka giderecek y oktur. Ve eðer sana bir hayýr dilerse, o zaman da O'nun hayrýný engelleyebilecek kimse y oktur. O, lütfunu dilediði kulu65 na nasip eder. Allah çok baðýþlayýcý, çok esirgeyicidir. 108 - De ki: "Ey insanlar! iþte si bbinizden hak geldi. Artýk kim hidayeti kabul ederse kendi caný için kabul etmiþ olur. K im sapkýnlýk ederse kendi zararýna sapkýnlýk etmiþ olur. Ve ben sizin üzerinize vekil deðil 1 09 - Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sab-' ret. Çünkü O, hüküm vere n en hayýrlýsýdýr. 66 KÖLELÝÐÝN KALDIRILMASI Dünya tarihinin en büyük reformlarýndan biri olarak kabul edilen "köleliðin kaldýrýlmasý", n mücadelelerden sonra kabul edilmiþtir. Kölelik, tarih boyunca kökleþmiþ bir kurum olarak varlýðýný devam ettirdi. Buna raðmen Ýsla lere hukuksal açýdan birçok özgürlük tanýmýþtýr. Ýslamiyet'e göre özgür insanlarla köleler gürlüðüne kavuþturmak büyük bir ibadet niteliðindeydi. Ýyice yaygýnlaþmýþ olan köle ticaretinin yasaklanacaðýný, o devirde yaþayan insanlar herhal edememiþlerdir. Fakat Kur'an-ý Kerim köleliðin kaldýrýlacaðýna asýrlar öncesinden iþaret e suresinin sadece 28. ayetinde kölelerin diðer insanlarla eþitliði ele alýnmaktadýr. Rum sur

sinin baþka yerinde kölelikten bahsedilmiyor. 28. ayet þu þekildedir: "Allah, size kendinizden bir misal verdi: Size rýzýk olarak verdiðimiz þeylerde ellerini z altýndaki kölelerinizden ortaklarýnýz bulunur da onlarla siz eþit olur, aranýzda birbirin zi saydýðýnýz gibi, onlarý da sayar mýsýnýz? iþte biz, düþünecek bir kavim için ayetleri (m açýklýyoruz." (Rum suresi, 28. ayet) Ayetin sonunda ise mucizelerin açýklandýðý ifade edilmektedir. tþte tam bu ayetin numarasýný kelime sayýsýyla topladýðýmýz zaman, karþýmýza köleliðin kald r tarih olan, 1847 yýlý çýkýyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. Rum suresinin 1. ayetinde giz li sembollere rastlýyoruz. "Elif, Lam, Mim..." veya daha farklý varyasyonlar halinde yer alan bu gizli sembollerin ol67 duðu surelerde kelime sayýsýnýn baþýna 1 rakamýný ilave ediyoruz. Çünkü bu gizli semboller 1. ayette geçiyor. Bu sembollerin ne anlama geldiðini hiçbir müfes ve din adamý tam olarak açýklayamamýþtýr. Her zaman uyguladýðýmýz ayný yöntemi burada da uygulayalým. (1)819 KELÝME Kölelerle özgür insanlarýn eþitliðinden bahseden tek ayet 28. ayetti. (1)819 + 28 = 1847 Köleliðin kaldýrýlmasý için 1847 yýlýndan önce de birtakým giriþimler olmuþtur. Fakat tüm d ldýrýlmasý için atýlan büyük adýmlar, 1847 yýlýnda ve sonrasýndaki kýsa süreç içerisinde at vleti'nde köle ticareti resmen kaldýrýldý. Hemen ardýndan Fransa'da ve Batý Hint Adalarý'nd elik kaldýnldý ve sonra da Portekiz, Hollanda ve Ýspanya'ya baðlý topraklarda kölelik yasak andý. Yine 1847 yýlýnda Amerika'nýn özgürlük yanlýsý eyaletlerinin hiçbirisinde kölelik kal me68 ý ýka'da köleliðin kalkýyor olmasý büyük bir iç savaþa neden oldu. Güneyliler ile Kuzeylile ar süren savaþlardan sonra Amerika'da da kölelik resmi olarak kaldýrýldý. RUM SURESÝ: 1 - Elif, Lam, Mim. 2 - Rumlar yenildi. 3 - (Araplarýn bulunduðu bölgeye) en yakýn bir yerde onlar, bu yenilgilerinin ardýndan mu tlaka galib geleceklerdir. 4 - (Bu da) birkaç yýl içinde (olacaktýr). Onlarýn bu yenilgilerinden önce de sonra da emi Allah'ýndýr ve o gün müminler, sevineceklerdir. 5 - (Bu da) Allah'ýn yardýmýyla (olacaktýr). Allah dilediðine yardým eder, galip kýlar. O çok merhamet edicidir. 6 - Allah'ýn vaadi budur. Allah, vaadinden caymaz. Fakat insanlarýn çoðu bilmezler. 7 - Onlar, sadece bu dünya hayatýnýn dýþ yüzünü bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildir 8 - Kendi içlerinde hiç düþünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasýnda bul n her þeyi ancak hak ile ve belirlenmiþ bir süre için yaratmýþtýr? Gerçekten insanlarýn çoð e kavuþmayý inkar etmektedirler. 9 - Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasýl olmuþ baksýnl r? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler. Topraðý sürmüþler ve onu, bunlarýn imar ettikleri çok imar etmiþlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmiþlerdi. Demek Allah onla ra zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardý. 1 0 - Sonra o kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ýn ayetlerini yalan onlarla alay ediyorlardý. 1 1 - Allah yaratmayý ilkin yapar, sonra da çevirir, onu ye niden yapar. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz. 12 - Kýyamet saatinin gelip çattýðý gün suçlular, her ümidi keserler. 13 - Allah'a ortak koþtuklarýndan, kendilerine þefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah'a koþtuklarý ortaklarý inkar ederler. 14 - Kýyamet saatinin gelip çattýðý gün varya, o gün (inananlarla inan69 mayanlar) ayrýlýrlar. 1 5 - Þimdi iman edip salih ameller yapmýþ olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neþelen rler. 16 - Ayetlerimizi ve ahiret buluþmasýný yalan sayýp da küfredenlere gelince, iþte onlar o z man azab içinde hazýr bulundurulurlar. 1 7 - O halde akþama girdiðiniz zaman da, sabaha

girdiðiniz zaman 'da teþbih Allah'ýndýr, (daima O, teþbih edilir). 1 8 - Göklerde ve yerde, ikindileyin de, öðleye erdiðiniz zaman da hamd O'na mahsustur. 19 - O, ölüden diri çýkarýr, diriden ölü çýkarýr ve topraða ölümünden sonra hayat verir. S caksýnýz. 20 - O'nun ayetlerinden (kudretinin delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan ya rattý. Sonra da siz þimdi yeryüzünde daðýlýp yayýlan insanlar olu-verdiniz. 21 - Yine O'nun ayetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ýsýnýrsýnýz di e eþler yaratmýþ, aranýza bir sevgi ve merhamet koymuþtur. Þüphesiz ki bunda düþünecek bir nice ibretler vardýr. 22 - Yine göklerin ve yerin yaratýlýþý ile dillerinizin ve renklerinizin farklý oluþu da O n ayetlerindendir. Þüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardýr. 23 - Yine gecede ve gündüzde uyumanýz ve lütfundan nasib aramanýz da O'nun ayetlerindendi r. Þüphesiz ki bunda dinleyecek bir kavim için nice ibretler vardýr. 24 - Yine O'nun ayetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için þimþeði gös teriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor. Þüph ki bunda aklýný kullanacak bir kavim için nice ibretler vardýr. 25 - Yine göðün ve yerin, emriyle durmasý da O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir tek çað man birde bakarsýnýz ki (yerden diriltilip çýkarýlýyorsunuz). 26 - Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. Hepsi de O'na itaat etmektedirler . 27 - Hem yaratmayý ilkin yapan O'dur. Sonra onu çevirip yeniden yapacak olan da O'd ur ki, bu O'na çok kolaydýr. Göklerde ve yerde en 70 yüksek þan ve þeref O'nundur. O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 28 - Allah, size kendinizden bir misal verdi: Size rýzýk olarak verdiðimiz þeylerde elle riniz altýndaki kölelerinizden ortaklarýnýz bulunur da onlarla siz eþit olur, aranýzda birb rinizi saydýðýnýz gibi, onlarý da sayar mýsýnýz? iþte biz, düþünecek bir kavim için ayetler urede kölelerle özgür insanlarýn eþitliðinden bahseden tek ayet budur.) 29 - Fakat zulmedenler, bilgisizce nevalarýna uydular. Artýk Allah'ýn þaþýrttýðýný kim yol ilir? Onlarýn yardýmcýlarý da yoktur. 30 - O halde yüzünü, Allah'ý bir tanýyarak dine, Allah'ýn insanlarý üzerine yaratmýþ olduð lt. Allah'ýn yaratýþýnda deðiþiklik bulunmaz. Dosdoðru din budur. Fakat insanlarýn çoðu bil 31 - Baþkasýndan geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakýnýn. Namaza devam edin ve müþ n olmayýn. 32 - O müþriklerden (olmayýn ki) onlar, dinlerini ayýrýp öbek öbek olmuþlardýr. Her grup k indekine güvenmektedir. 33 - Bununla beraber insanlara bir keder dokunduðu zaman her þeyden geçerek Rablerine yalvarýr, dua ederler; sonra tarafýndan bir rahmet tattýrýverdiði zaman da bakarsýn onlard n bir kýsmý tutar, O Rablerine ortak koþarlar. 34 - Bunu da kendilerine verdiðimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar. Haydi geçine durun bakalým, yakýnda bileceksiniz. 35 - Yoksa biz onlara bir delil indirmiþiz de O'na ortak koþmalarýný o mu söylüyor? 36 - Bir de biz insanlara bir rahmet tattýrdýðýmýz zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önc n yaptýðý þeyler sebebiyle baslarýna bir fenalýk gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar. 37 - Onlar görmediler mi ki, Allah dilediði kimseye rýzký serer ve daraltýr. Þüphesiz ki b a iman edecek bir kavim için ibretler vardýr. 38 - O halde akrabaya da hakkýný ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'ýn rýzasýný dile enler için daha hayýrlýdýr. Kurtuluþa erecek olanlar da iþte onlardýr. 39 - insanlarýn mallarý için de artsýn diye verdiðiniz faiz, Allah yanýnda artmaz. Allah'ý asýný dileyerek verdiðiniz zekata gelince, iþte onlar, 71 mallarý kat kat artmýþ olanlardýr. 40 - Allah, O'dur ki, sizi yarattý, sonra da size rýzýk verdi, sonra sizi öldürür, sonra s zi diriltir. Hiç sizin ortak koþtuklarýnýzdan, bunlardan birini yapacak olan var mý? Allah , onlarýn ortak koþtuklarýndan münezzeh ve yücedir. 41 -Yaptýklarýnýn bir kýsmýný tatsýnlar diye insanlarýn kendi ellerinin ka-"zandýðý þeyler ve denizde fesat ortaya çýktý. Umulur ki onlar hakka dönerler. 42 - De ki, yeryüzünde bir gezin de bakýn, bundan öncekilerin sonu nasýl olmuþ! Onlarýn pe müþrik idiler.

43 - Allah'tan geri çevrilmesine hiçbir çare olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoðru dine çevir. O gün (gelince) insanlar birbirlerinden ayrýlýrlar. 44 - Her kim inkar ederse, inkarý kendi aleyhinedir. Kim de salih amel iþlerse, onl ar kendileri için rahat bir yer hazýrlamýþ olurlar. 45 - Çünkü O, iman edip salih amel iþleyenlere lütfundan mükafat verecektir. Çünkü O, kafi evmez. 46 - Rüzgarlarý müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetinden tattýrmasý, emriyle gemiler n akýp gitmesi ve lütfundan rýzýk isteyip kazanmanýz O'nun ayetlerindendir. Hem gerek ki; sükredesiniz. 47 - Andolsun ki biz, senden önce birçok peygamberi kavimlerine gönderdik de, onlara apaçýk delillerle vardýlar. Onun üzerine günah iþleyenlerden intikam aldýk. Müminlere yardý bizim nezdimizde bir hak oldu. 48 - Allah O'dur ki, rüzgarlarý gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nas dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken yaðmuru görürsün, aralarýndan çýkar. Derken arýndan kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler. 49 - Halbuki onlar, daha önce üzerlerine yaðmur indirilmeden evvel ümidi kesmiþlerdi. 50 - Þimdi bak Allah'ýn rahmetinin eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra nasýl diriltiyor? ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her þeye kadirdir. 51 - Andolsun ki biz, bir rüzgar göndersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sarar mýþ görseler, mutlaka onun arkasýndan nankörlüðe baþlar72 52 - Çünkü sen ölülere iþittiremezsin. O daveti, arkalarýný dönmüþ giderlerken saðýrlara d 53 - Körleri de sapkýnlýklarýndan hidayete getiremezsin. Sen ancak ayetlerimizi iman ed eceklere duyurursun da onlar müslüman olur, selameti bulurlar. 54 - Allah O'dur ki, sizi güçsüz olarak yaratýr, sonra güçsüzlüðün arkasýndan kuvvet verir vetin arkasýndan yine güçsüzlüðe ve ihtiyarlýða getirir. O dilediðini yaratýr. Ve O, her þe er þeye gücü yeter. 55 - Kýyamet kopacaðý gün günahkarlar dünyada bir saatten fazla durmadýklarýna yemin ederl nlar önceden de böyle haktan çevriliyorlardý. 56 - Kendilerine ilim ve iman verilenler de þöyle diyecekler: "Andolsun ki, Allah'ýn kitabýnda taktir edilmiþ olan tekrar dirilme gününe kadar kaldýnýz, iþte bu, dirilme günüdü siz bunu bilmiyordunuz. 57 - Artýk o gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecektir. Onlarýn dertlerinin çare sine de bakýlmayacaktýr. 58 -Andolsun ki, biz insanlar için bu Kur'an'da her türlü meselden örnekler getirdik. Y emin ederim ki, sen onlara baþka bir ayet de getirsen o kafirler yine: "Siz yalancýl ardan (uydurduðunuz sözü Allah'a nispet edenlerden) baþkasý deðilsiniz." diyeceklerdir. 59 - iþte bilmeyenlerin kalplerini Allah böyle mühürler. 60 - Þimdi sen sabret. Çünkü Allah'ýn vaadi mutlaka haktýr. Sakýn imaný saðlam olmayanlar s ifliðe sevketmesinler. 73 BÝLÝMSEL ÝCADLAR UÇAÐIN ÝCADI Yüzyýllar önce "gökyüzünde uçma" kavramý, insanlar için olanaksýzdý. Kur'an'm bazý yerlerinde gökyüzünden ve göklerden bahsedilmektedir. Fakat "Hac" suresinin 31. ayetinde Kur'an'm baþka hiçbir yerinde olmayan ifadeler yer almaktadýr. Bu ayette açýk bir þekilde gökyüzünde uçuþa iþaret ediliyor. 31. ayette gökyüzünden düþen kimseler ibret olarak veriliyor. Fakat o çaðda yaþayan insanla bu imkansýzdý. Çünkü sizlerin de bildiði gibi bir kiþinin gökten düþmesi için havada uçmasý içinde uçak veya helikopter gibi hava araçlarý gerekmektedir. Yine bu ayette "Rüzgarýn havada sürüklediði kimse" tabiri kullanýlýyor. Gerçekten de rüzgar ava akýmý, uçaklar için çok önemli bir faktördür, çünkü uçaklar havayý keserek yol alýr. Uz a yoktur. Bahsettiðimiz 31. ayetteki cümle þu þekildedir: "... gökyüzünden düþüp de kuþlarýn kaptýðý veya rüzgarýn bir uçuruma sürüklediði kimseye be Hac suresini incelerseniz bu ayetten hemen sonra Allah'ýn iþaretlerine (mucizelerine ) saygý gösterilmesi gerektiði vurgulanýyor. Ýþte tam bu ayetin numarasýný (31), suredeki kelime sayýsýyla topladýðýmýz zaman karþýmýza ih olan 1905 tarihi çýkýyor. 74

1291 KELÝME Hac suresinde toplam 1291 kelime yer almaktadýr. Az önce deðindiðimiz, uçuþ kavramýndan bahseden tek ayet olan 31. ayetin numarasýný toplaya 1291 + 31 = Hicri 1322 (Miladi 1905) Modern havacýlýk tarihini baþlatan kiþiler olarak tarihe geçen "Wright kardeþler" ilk motor u hava araçlarýný yapmayý baþardýlar. 1903 yýlýnda bir uçuþ denemesi yaptýlar, fakat havada e saniyeler sürdü. 1905 yýlýnda yaptýklarý uçak ise yarým saat havada kalma baþarýsýný göst nda bu uçak manevra yapma kabiliyetine sahipti. Kasa bir süre sonra da ilk helikopte r yapýldý. HAC SURESÝ: 1 - Ey insanlar! Rabbinizden sakýnýn; þüphesiz o kýyamet gününün sarsýntýsý çok büyük bir 2 - Onu göreceðiniz gün, her emzikli kadýn emzirdiðinden geçer. Ve her hamile kadýn çocuðu anlarý hep sarhoþ görürsün, 75 halbuki sarhoþ deðillerdir. Fakat Allah'ýn azabý çok þiddetlidir. 3 - insanlardan bazýlarý Allah hakkýnda bir bilgisi olmadýðý halde tartýþýr da her azýlý þ 4 - (O þeytan ki) hakkýnda þöyle hüküm verilmiþtir: Þüphesiz kim onu dost edinirse, o muha u saptýrýr ve doðruca cehennem azabýna götürür. 5 - Ey insanlar! Eðer öldükten sonra dirilmekten þüphede iseniz, (bilin ki) ne olduðunuzu ize açýklamak için þüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir aleka dan (embriodan) sonra yapýsý belli belirsiz bir et parçasýndan yaratmýþýzdýr. Dilediðimizi ir süreye kadar rahimlerde tutarýz. Sonra sizi bir çocuk olarak çýkartýrýz, sonra sizi, olg uk çaðýna eriþmeniz için býrakýrýz. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bi , hiçbir þey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanýna ulaþtýrýlýr. Birde yeryüzünü görürsün iz onun üzerine su indirdiðimiz zaman, harekete geçer, kabarýr ve her güzel çiftten bitkile bitirir. 6 - iþte bunlar gösteriyor ki, Allah þüphesiz haktýr. Þüphesiz ölüleri o diriltir ve o her irdir. 7 - Kýyamet ise þüphesiz gelecek ve muhakkak ki Allah bütün kabirlerde olan kimseleri tek rar d iri Ýtecektir. 8 - Ýnsanlardan kimi de vardýr ki, ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydýnlatýcý bir k itaba dayanmaksýzýn Allah hakkýnda tartýþýr. 9 - Allah yolundan þaþýrtmak (saptýrmak) için büyüklük taslayarak (tartýþýr). Dünyada ona vardýr. Kýyamet gününde ise ona cehennem azabýný tattýracaðýz 10 - Ona "Bunlar, senin ellerinle kazandýðýn günahlar sebebiyledir" denir. Þüphesiz Allah k llarýna zulmeden deðildir. 11 - insanlardan kimi de Allah'a bir yar kenanndaymýþ gibi ibadet eder, eðer kendisi ne bir iyilik gelirse ona gönlü yatýþýr ve eðer baþýna bir bela gelirse yüz üstü dönüverir. de kaybeder, iþte apaçýk kayýp budur. 12 - Allah'ý lýnnkýr da kendine ne zarar, ne menfaat veremeyecek þeylere yalvarýr. I.',.lý ýlcýin sapýklýk budur. 13 - Herhalde <>, /<n«uý i<ty<l<ýsýndan daha yakýn olana yalvarýyor. Yal-vardýðý þey ne ko < ý <>¦ m- I öh'ý yoldaþtýr. /(, 14 - Þüphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri iþleyenleri altýndan ýrmaklar akan cenn etlere koyacak. Þüphesiz Allah dilediðini yapar. 15 - Allah'ýn ona dünyada ve ahirette yardým etmeyeceðini sanan kimse hemen yukarýya bir ip uzatsýn, sonra nefesini kessin de baksýn bu hilesi kendisini öfkelendiren þeyi gidere cek mi? 16 - Ýþte biz onu (Kur'an'ý) böylece, apaçýk ayetler olarak indirdik. Þüphesiz Allah diled oðru yola eriþtirir. 17 - Þüphesiz o iman edenler, Yahudi olanlar, sabiiler (yýldýza tapanlar), Hýristiyanlar, ateþe tapanlar ve (Allah'a) eþ koþanlar (yok mu?) Allah, kýyamet günü bunlarýn arasýný þüp ktýr. Çünkü Allah her þeyi hakkýyla görüp bilendir. 1 8 - Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneþ, ay ve yýldýzlar, daðlar, a bütün hayvanlar ve insanlardan birçoðu hep Allah'a secde ediyor. Birçoðunun üzerine de aza ak olmuþtur. Allah kimi hor ve hakir kýlarsa, artýk ona ikram edecek yoktur. Þüphesiz Alla h dilediði þeyi yapar. 1 9 - Þu ikisi Rableri hakkýnda tartýþmaya girmiþ iki hasýmdýr. O'nu inkar edenler için ate biseleri biçilmiþtir. Baþlarýnýn üstünden kaynar su dökülür.

20 - Bununla karýnlarýndaki ve derileri eritilir. 21 - Birde bunlara demirden kamçýlar vardýr. 22 - Uðradýklarý gamdan (dolayý) oradan ne zaman çýkmak isteseler, her defasýnda oraya ger rilirler: "Yakýcý azabý tadýn" denir. 23 - Þüphesiz Allah iman edip yararlý iþ iþleyenleri, altýndan ýrmaklar akan cennetlere ko ak, orada altýn bilezikler ve inciler takýnacaklar. Oradaki elbiseleri de ipektendir . 24 - Hem sözün güzelini iþitecek duruma ulaþtýrýlmýþlar, hem de övülmeye layýk (olan Allah irilmiþlerdir. 25 - Þüphesiz inkar edenlere, Allah'ýn yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eþit k Mescid-i Haram'dan alýkoyanlara ve orada zulümle yanlýþ yola saptýrmak isteyene can yakýcý azab tattýrýrýz. 26 - Bir zamanlar Kabe'nin yerini ibrahim'e þu þekilde hazýrlamýþtýk: Sakýn bana hiçbir þe k koþma; tavaf edenler, orada (kýyama) duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için e vimi tertemiz et. 27 - Ýnsanlarý hacca çaðýr; yürüyerek veya incelmiþ binekler üstünde 77 (uzak yollardan) her derin vadiyi aþarak sana gelsinler. 28 - Ta ki kendilerine ait birtakým menfaatlere sahici olsunlar; Allah'ýn kendileri ne rýzýk olarak verdiði hayvanlarý belli günlerde kurban ederken O'nun adýný ansýnlar. Siz lardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun. 29 - Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarýný yerine getirsinler. Katfeyi tavaf etsinler. 30 - Emir budur, Allah'ýn yasaklarýna kim saygý gösterirse, bu, kendisi için Rabbinin katý da þüphesiz hayýrdýr. Size bildirilegelenden baþka bütün hayvanlar helal kýlýnmýþtýr. O hal ardan kaçýnýn ve yalan sözden sakýnýn. 31 - Allah için, O'na eþ koþmayan, O'nun birliðine inanmýþ kimseler olun. Allah'a ortak k n kimse, gökten düþüp de kuþlarýn kaptýðý veya rüzgarýn bir uçuruma sürüklediði þeye benzer 32 - Bu böyledir; kim Allah'ýn iþaretlerine(mucizelerine) saygý gösterirse, þüphesiz o kal rin takvasýndandýr. 33 - Sizin için onlarda belli bir süreye kadar birtakým faydalar vardýr. Sonra bunlar B eyt-i atik (Kabe) de son bulurlar. 34 - Her ümmet için Allah'ýn kendilerine rýzýk olarak verdiði kurbanlýk hayvanlarýn üzerin adýný ansýnlar diye bir mabed yapmýþýzdýr. Hepinizin ilahý bir tek ilahtýr. Onun için yaln lim olan Müslümanlar olun. (Ey Muhammedi) Allah'a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele. 35 - Ki Allah anýldýðý vakit onlarýn kalpleri titrer. Onlar baþlarýna gelene sabreden, nam kýlan kimselerdir. Kendilerine verdiðimiz nzýktan Allah yolunda harcarlar. 36 - Kurbanlýk deve ve sýðýrlarý Allah'ýn size olan niþanelerinden kýldýk. Sizin için onlar rdýr. Ön ayaklarýnýn biri baðlý halde keserken üzerlerine Allah'ýn adýný anýn. Yanlarý yere e onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onlarý siz in buyruðunuza verdik ki, þükredesiniz. 37 - Elbette onlarýn etleri ve kanlarý Allah'a ulaþmayacaktýr. Ancak O'na sizin takvanýz erecektir. Onlarý bu þekilde sizin buyruðunuza verdi ki, size yolunu gösterdiðinden dolayý, Allah'ý tekbir ile yüceltesiniz. (Ey Muhammedi) Vazifelerini güzelce yapan iyilik seve nleri müjdele. 78 38 - Þüphesiz Allah inananlarý savunur. Çünkü Allah hain ve nankörlerin hiçbirini sevmez. 39 - Kendilerine savaþ açýlan kimselere (kafirlere karþý koymak için) izin verildi. Çünkü o lme uðradýlar. Þüphesiz Allah onlarý zafere ulaþtýrmaya kadirdir. 40 - Onlar "Rabbimiz Allah'týr" demelerinden baþka bir sebep olmaksýzýn haksýz yere yurtl arýndan çýkarýldýlar. Eðer Allah insanlarýn bir kýsmýný bir kýsmý ile defetmeseydi manastýr havralar ve içinde Allah'ýn adý çok anýlan mescidler elbette yýkýlýrdý. Þüphesiz Allah ken yardým edene yardým edecektir. Þüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izzetlidir (her þeye galip 41 - Onlar (o müminlerdir) ki, eðer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazý kýlarlar, zekatý verirler, iyiliði emrederler ve fenalýðý yasak ederler. Bütün iþler f Allah'a aittir. 42 - (Ey Muhammedi) Eðer seni (müþrikler) yalanlýyorlarsa, bil ki onlardan önce Nuh kavmi , Ad ve Semud (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalancý saydýlar. 43 - ibrahim'in kavmi de, Lut'un kavmi de (peygamberlerini) yalancý saydýlar. 44 - (Þuayb'ýn kavmi olan) Medyen halký da (Þuayb'ý) yalanladý. Musa da (Firavun tarafýnda

yalanlandý. Ben de o kafirlere bir süre verdim. Sonra da onlarý yakalayýverdim. Beni taným amak nasýlmýþ görsünler. 45 - Nice memleketler vardý ki, zulüm yaparlarken biz onlarý yok ettik. Artýk damlarý çökm arlarý üzerine yýkýlmýþtýr. (Geride) Nice terkedilmiþ kuyularla bomboþ kalmýþ yüksek sarayl 46 - Yeryüzünde dolaþmýyorlar mý ki olanlarý akledecek kalpleri, iþitecek kulaklarý olsun. þudur ki, gözler kör olmaz, fakat asýl göðüslerin içindeki kalpler kör olur. 47 - Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla be raber Rabbinin katýnda bir gün, sizin sayacaklarýnýzdan bin sene gibidir. 48 - Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet verdiðim nice memleket halký vardý ki, son unda onlarý yakalayývermiþtim. Dönüþ ancak banadýr. 79 49 - De ki: "Ey insanlar! Ben size ancak apaçýk anlatan bir uyarýcýyým." 50 - Ýþte iman edip salih amel iþleyenler için hem bir maðfiret, hem de (cennette) tükenme bir rýzýk vardýr. 51 - Ayetlerimizi tartýþarak bozmaya uðraþanlara gelince, iþte onlar cehennemliktirler. Bö le de ve temennilere uyma. Çünkü'. 52 - (Ey Muhammedi) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygam-bef'göndermedik ki, o bi r þey temenni ettiði zaman, þeytan onun arzusuna þüpheler karýþtýrmasýn. Bunun üzerine Alla rýþtýrdýðý þüpheyi giderir. Sonra da Allah, ayetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Ali r þeyi bilir), Hakimdir (hikmet sahibidir) 53 - Allah, þeytanýn karýþtýrdýðýný, kalplerinde hastalýk bulunan ve kalpleri kaskatý olan sýnamaya vesile kýlar. Zalimler þüphesiz (haktan uzak) derin bir ayrýlýk içindedirler. 54 - Bir de kendilerine ilim verilmiþ olanlar, Kur'an'ýn þüphesiz Rabbin-den gelen bir gerçek olduðunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygý duysun. Çünkü Allah, i an edenleri doðru yola eriþtirir. 55 - Ýnkar edenler de, kendilerine ansýzýn kýyamet gelinceye veya akim (kýsýr) bir günün az inceye kadar, Kur'an'dan þüphe etmekte devam edip giderler. 56 - O gün hükümranlýk yalnýz Allah'ýndýr, O aralarýnda hükmünü verir. Artýk iman edip yara imet cennetlerindedirler. 57 - inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise, iþte bunlar için hakir düþüren bir azab v ardýr. 58 - Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüþ veya ölmüþ olanlara gelince, elbette Al onlarý güzel bir rýzýkla nzýklandýracaktýr. Çünkü Allah rýzýk verenlerin en hayýrlýsýdýr. 59 - Allah onlarý hoþnut olacaklarý bir yere (cennete) elbette koyacaktýr. Þüphesiz Allah limdir (her þeyi bilir) Halimdir, (kullarýna yumuþak davranýr). 60 - Bu böyledir, kim kendisine yapýlan cezaya ayný ile karþýlýk verirde, sonra yine kendi ine zulüm yapýlýrsa, muhakkak ki, Allah ona yardým eder. Allah þüphesiz çok af edicidir, ço 61 - Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Þüphesiz Al er þeyi iþitir) Basirdir (her þeyi görür). 62 - (Bu sonsuz güç þundandýr) Çünkü Allah, varlýðý kendinden olan 80 Hak'týr. Müþriklerin O'nu býrakýp da tapýndýklarý putlar ise hep batýldýr. Þüphesiz Allah, 63 - Görmedin mi Allah'ýn gökten indirdiði su ile yeryüzü (nasýl) yemyeþil oluyor? Gerçekt h çok lütuf kardýr, her þeyden haberdardýr. 64 - Göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Doðrusu Allah müstaðnidir, övülmeðe layýktýr 65 - Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akýp giden gemileri hep sizin buyruðunuz altýna verdi. Göðü de izni olmaksýzýn yere düþmekten o (koruyup havada or. Þüphesiz Allah insanlara çok þefkatlidir, çok merhametlidir. 66 - Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. insan gerçekten pek nankördür. 67 - Biz her ümmet için bir þeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun içi n (ey Muhammedi) bu konuda seninle hiçbir zaman çekiþmesinler. (Ýnsanlarý) Rabbine (ibadet etmeye) çaðýr. Þüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doðru bir yol üzerindesin. 68 - Eðer seninle tartýþýrlarsa, de ki: "Allah yaptýklarýnýzý çok iyi bilir." 69 - Ayrýlýða düþtüðünüz þeyler hakkýnda kýyamet günü Allah aranýzda hükmünü verecektir. 70 - Bilmez misin ki, Allah, gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Þüphesiz bunlar b ir kitaptadýr. Hiç þüphe yok ki bunlar Allah'a pek kolaydýr. 71 - Onlar Allah'ý býrakýp da O'nun, haklarýnda hiçbir delil indirmediði ve kendilerinde d bir bilgi bulunmayan þeylere taparlar. Zalimler için hiçbir yardýmcý yoktur. 72 - Ayetlerimiz kendilerine apaçýk olarak okunduðu zaman, o kafirlerin yüzlerinden ink

arlarýný anlarsýn. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldýracaklar. De ki: "Þimdi size ondan daha kötü olanýný haber vereyim mi? O, ateþtir. Allah bunu kafir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüþ yeridir." 73 - Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, þimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah 'ý býrakýp taptýklarýnýz bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardýr. Sinek onla n bir þey kapsa onu kurtaramazlar, isteyen de, istenen de acizdir. 74 - Allah'ýn büyüklüðünü gereði gibi deðerlendirip bilemediler. Þüp81 hesiz ki Allah çok kuvvetlidir, her þeye üstündür. 75 - Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elçiler seçer. Þüphesiz Allah her þeyi iþit r, her þeyi görür. 76 - O geçmiþlerini ve geleceklerini bilir. Bütün iþler Allah'a döndürülür. 77 - Ey iman edenler! Rüku edin, secdeye varýn, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapýn ki kurtulabilesiniz. 78 - Allah uðrunda gerektiði gibi cihad edin. Sizi o seçmiþ, babanýz Ýbrahim'in yolu olan d nde sizin için bir zorluk kýlmamýþtýr. Daha önce ve Kur'an'da, Peygamberin size þahid olmas zin de insanlara þahid olmanýz için, size müslüman adýný veren O'dur. Artýk namaz kýlýn, ze , Allah'a sarýlýn. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardýmcýdýr! 82 ÝLK DENÝZALTI Günümüzde kullanýlan deniz araçlarýný iki sýnýfa ayýrabiliriz: Gemi ve denizaltý... Ýslam dininin kurulduðu yýllarda gemiler mevcuttu, fakat denizaltý araçlarýndan kimsenin ha eri yoktu. Kur'an-ý Kcrim'de "gemiler" kelimesi sýk sýk kullanýlmaktadýr. Fakat "Þura" suresinin 32. a etinde yine farklý bir durumla karþýlaþýyoruz. Bu ayette gemi kelimesi kullanýlmýyor ancak nizde daðlar gibi hareket edenler" cümlesi kullanýlýyor. Yani gemiden farklý büyük bir deni racýndan bahsediliyor. Bu deniz aracý gemi olmadýðýna göre denizaltýdýr. Çünkü "deniz araçl demiþtik. Yani diðer deniz aracý olan denizaltýna dikkat çekiliyor... "Denizde daðlar gibi hareket edenler de yine O'nun iþaretlerinden-dir." (Þura suresi, 32) Türkçe Kur'an meallerinin çoðunda 32. ayete "gemi" kelimesi fazladan eklenmiþtir. Türkçe çe yapanlarm "gemi" kelimesini okuyucunun daha iyi anlamasý için eklediklerini düþünüyoruz. Bu ayetin arapçasý þu þekildedir ve "gemi" kelimesi yer almamaktadýr: "ve min ayatihilcevari fiylbahri kefa'lam" Gerçekten bu ayetin numarasýný (32) kelime sayýsýyla topladýðýmýz zaman ilk baþarýlý deniza nd"ýn yapým tarihi (1898) karþýmýza çýkýyor. Þimdi denizaltýna iþaret eden ayetin numarasý (32) ile kelime sayýsýný toplayalým. 83 (1)866 KELÝME Daha önce bazý surelerin 1. ayetinde gizli sembollerin olduðunu ve din adamlarýnýn bunlarý ayamadýðýný belirtmiþtik. Buradaki "Þura" suresinin de 1. ayetinde gizli semboller yer alýy * Sadece 32. ayette denizaltýya iþaret ediliyor. (1)866 + 32 = 1898 (Ýlk denizaltý) Denizcilik tarihinde ilk denizaltý kabul edilen ve 1898 yýlýnda yapýlan "Holland" isimli denizaltýdan önce de bazý denizaltýlar yapýldý fakat bunlar yeterli deðildi. Çünkü Holland k ve benzin motorlarý vardý. Nitekim ABD donanmasý da, bu dcnizaltýyý çoðaltarak kullanmýþt Denizaltýnýn icad edilmesi, hem askeri hem de bilimsel alanda çok büyük, fakat tehlikeli b ir geliþmedir. Çünkü birçok ticaret ve savaþ gemisi denizaltýlar ile batýrýlmýþtýr. Ýlk Dün tefik gemilerinin hemen hemen hepsini denizaltýlar batýrmýþtýr. O dönemde denizaltýnýn yeri lirleyecek herhangi bir elektronik aygýt yoktu ve bu açýdan çok tehlikeliydi. ÞURA SURESÝ: 1 - Ha, mim 2 - Ayn, sin, kaf. 3 - Çok güçlü hüküm ve hikmet sahibi olan Allah sana da senden öncekilere de böylece vahye 4 - Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. O çok yücedir, çok büyüktür. 5 - Nerdeyse gökler O'nun azametinden ta üstlerinden çatlayacak gibi titreþiyorlar. Mel ekler Rablerini hamd ile teþbih ediyorlar ve yeryüzünde bulunan kimseler için maðfiret dil iyorlar, iyi bilin ki Allah çok baðýþlayýcýdýr, çok merhamet edicidir. 6 - Allah'tan baþka dostlar edinenlere gelince, Allah onlarýn üzerinde devamlý bir gözetl

eyicidir. Ama sen onlarýn üzerinde bir vekil deðilsin. 7 - Böylece biz sana Arapça bir Kur'an indirdik ki, þehirlerin anasýný ve etrafýndakileri yarasýn ve hakkýnda hiç þüphe olmayan kýyamet gününün dehþetinden onlarý korkutasýn. Bir gr r, bir grup da cehennemdedir. 8 - Eðer Allah dileseydi bütün insanlarý bir tek ümmet yapardý. Fakat 0 yalnýz dilediðini rahmetinin içine almaktadýr. Zalimler için ne bir dost vardýr, ne de bi yardýmcý. 9 - Yoksa onlar Allah'tan baþka dostlar mý edindiler? Oysa asýl dost Allah'týr. Ölüleri di iltecek olan da O'dur. O'nun her þeye gücü yeter. 10 - Hakkýnda ihtilafa düþtüðünüz herhangi bir þeyin hükmü Allah'a aittir, iþte benim Rabb ah budur. Ben yalnýz O'na güvendim ve yalnýz O'na yöneliyorum. 11 - O göklerin ve yerin yaratýcýsýdýr. O sizin için kendi nefsinizden eþler ve hayvanlard da çiftler yaratmýþtýr. O, sizi bu düzen içerisinde üretip çoðaltýyor. O'nun benzeri olan h tur. O, her þeyi iþitir ve görür. 1 2 - Göklerin ve yerin kilitleri O'na aittir. O dilediðine rýzký geniþletir 85 ve daraltýr. Þüphesiz ki O, her þeyi hakkýyla bilir. 13 - Allah dinden Nuh'a tavsiye buyurduðu þeyi sizin için de bir kanun yaptý ve (Ey Muh ammed!) sana vahyettiðimizi, Ýbrahim'e, Musa'ya ve isa'ya tavsiye buyurduðumuzu da þeria t kýldý. Þöyle ki: Dini doðru tutun ve onda ayrýlýða düþmeyin. Fakat senin kendilerini dave , müþriklere aðýr geldi. Allah dilediðini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doðru yola ir. 14 - Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra, ancak aralarýndaki, çe-kememezlik yüzünde n ayrýlýða düþtüler. Eðer Rabbin tarafýndan azabýn ertelendiðine dair bir söz geçmemiþ olsa aka hüküm verilirdi. Kendilerinden sonra Kitab'a varis kýlýnan kitap ehli de Kur'an hakkýn da bir þüphe ve tereddüt içindedirler. 1 5 - iþte bunun için insanlarý tevhide davet et ve sana emredildiði gibi dosdoðru ol. Onl arýn keyiflerine uyma ve de ki: "Ben Allah'ýn kitaptan indirdiðine inandým ve bana aranýzd a adaleti gerçekleþtirmem emredildi. Allah bizim de rabbimiz sizin de Rabbinizdir. B izim yaptýklarýmýz bize, sizin yaptýklarýnýz da size aittir. Sizinle bizim aramýzda hiçbir a yer yoktur. Allah hepimizi biraraya toplayacaktýr. Dönüþ yalnýz O'nadýr. 1 6 - Allah'ýn davetine uyulduktan sonra, hala O'nun dini hakkýnda mücadele edenlerin, getirdikleri deliller Rableri yanýnda batýldýr. Onlarýn üzerinde bir gazab ve kendileri iç n þiddetli bir azab vardýr. 1 7 - Bu kitabý ve ölçüyü hakla indiren Allah'týr. Ne bilirsin, i de kýyamet saati yakýndýr! 1 8 - O'na inanmayanlar kýyametin çabuk gelmesini istiyorlar, inananlar ise O'ndan k orkarlar ve O'nun hak olduðunu bilirler, iyi bilin ki, kýyamet saati hakkýnda tartýþanlar derin bir sapýklýk içindedirler. 1 9 - Allah kullarýna çok lütufkardýr. Dilediðine rýzýk ve kuvvetlidir, çok güçlüdür. 20 - Her kim ahiret kazancýný isterse, biz onun kazancýný artýrýrýz, her kim de dünya kaza erse ona da ondan veririz, ama onun ahi-rette hiçbir nasibi yoktur. 21 - Yoksa onlarýn, Allah'ýn dinde izin vermediði þeyi kendilerine meþru kýlacak ortaklarý ardýr? Eðer azabýn ertelenmesine dair kesin yargý sözü olmasaydý, aralarýnda hemen hüküm ve ri bitirilirdi. 86 Gerçekten zalimler için acý bir azab vardýr. 22 - Sen kýyamet günü kazandýklarý þeyin cezasý baþlarýna gelirken zalimlerin korkudan tit rini görürsün. Ýman edip salih amel iþleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rablerinin ya da onlar için istedikleri her þey vardýr, iþte büyük lütuf budur. 23 - Ýþte Allah iman edip salih amel iþleyen kullarýný bununla müjdeler. De ki: "Ben bu te liðime karþý sizden akrabalýkta sevgiden baþka hiçbir ücret istemiyorum." Her kim bir iyili aparsa biz onun iyiliðini artýrýrýz. Þüphesiz ki Allah çok baðýþlayýcýdýr, þükrün karþýlýðý 24 - Yoksa onlar, senin hakkýnda: "Allah'a karþý yalan uydurdu mu?" diyorlar? Eðer Alla h dilerse senin de kalbini mühürler; batýlý yok eder ve sözleriyle hakký gerçekleþtirir. Þü O kalplerde bulunan þeyleri hakkýyla bilir. 25 - Kullarýnýn tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptýklarýnýzý bilen O' 26 - Allah iman edip, salih amel iþleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lütfunda n daha fazlasýný verir. Kafirler için ise þiddetli bir azap vardýr. 27 - Eðer Allah rýzký kullarýna bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgýnlýk ederlerdi. Fa dilediðini belli bir ölçüye göre indiriyor. Þüphesiz ki O, kullarýndan haberdardýr, onlarý

. 28 - insanlar ümitlerini kestikten sonra yaðmuru indiren ve rahmetini her tarafa ya yan O'dur. Övülmeye layýk olan gerçek dost O'dur. 29 - Gökleri yeri ve her ikisinde yaydýðý canlýlarý yaratmasý da Allah'ýn kudretinin delil dendir. O'nun dilediði zaman onlarý biraraya toplamaya da gücü yeter. 30 - Baþýnýza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandýklarýnýz yüzündendir. Bu beraber Allah yine de çoðunu affeder. 31 - Siz yeryüzünde (O'nu) aciz býrakamazsýnýz. Sizin Allah'tan baþka bir dostunuz ve yar cýnýz da yoktur. 32 - Denizde daðlar gibi hareket edenler de yine O'nun iþaretlerin-dendir. (Bu ayet te gemi kelimesi kullanýlmýyor, fakat denizde hareket eden büyük bir araca iþaret ediliyor . Bazý meallerde okuyucunun anlamasý için gemi kelimesi fazladan eklenmiþtir, halbuki Ar apça'sýnda gemi kelimesi geçmemektedir.) 87 33 - Eðer O dilerse rüzgarý durdurur da sýrtý üzerinde durakalýrlar. Þüphesiz ki bunda sab e çok þükreden kimseler için nice ibretler vardýr. 34 - Yahut da Allah kazandýklarý günahlar yüzünden onlarý helak eder ve birçoðunu da baðýþ 35 - Ayetlerimiz hakkýnda mücadele edenler bilsinler ki kendileri için kaçacak bir yer yoktur. 36 - Size verilen herhangi bir þey sadece dünya hayatýnýn geçici bir menfaatidir. Allah k atýnda bulunanlar ise iman edip sadece Rablerine güvenen kimseler için daha hayýrlý ve dah a kalýcýdýr. 37 - O iman edenler, büyük günahlardan ve hayasýzlýktan kaçýnýrlar. Onlar öfkelendikleri z kusurlarý baðýþlarlar. 38 - Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazý dosdoðru kýlarlar. Onlarýn iþleri de kendi aralarýnda bir istiþare iledir. Kendilerine verdiðimiz rýzýktan onlar Allah yolu nda harcarlar. 39 - Onlar, bir zulüm ve saldýrýya uðradýklarý zaman birbirleriyle yar-dýmlaþýrlar. 40 - Bir kötülüðün cezasý yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, baðýþlarsa onunm tir. Þüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez. 41 - Zulme uðradýktan sonra hakkýný alan kimseye gelince, iþte onlarýn aleyhinde ceza verm k için herhangi bir yol yoktur. 42 - Yol ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksýz yere taþkýnlýk edenler aleyhined r, iþte onlar için acý bir azap vardýr. 43 - Her kim de sabreder ve kusuru baðýþlarsa, iþte bu elbette azmedilecek iþlerdendir. 44 - Allah kimi saptýrýrsa artýk bundan sonra onun için hiçbir dost yoktur. Sen, azabý gör rinde zalimlerin: 'Acaba dönecek bir yol var mýdýr?" dediklerini görürsün. 45 - Sen, onlarýn aþaðýlýktan dolayý baþlarý öne eðilmiþ, göz ucuyla gizli gizli etrafa bak sunulduklarýný görürsün, iman edenler de: "Gerçekten zarara uðrayanlar hem kendilerine hem ailelerine kýyamet günü yazýk etmiþ olan kimselerdir" diyeceklerdir, iyi bilin ki zalimler devamlý bir azap içerisindedirler. 46 - Onlarýn Allah'tan baþka kendilerine yardým edecek hiçbir dostla88 rý yoktur. Allah kimi saptýrýrsa, artýk onun için çýkar bir yol yoktur. 47 - Allah tarafýndan, geri çevrilemeyecek kýyamet günü gelmeden önce, Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün, sizin için sýðýnacak bir yer yoktur ve siz inkar da edemezsiniz. 48 - Eðer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onlarýn üzerine bir bekçi olarak g ermedik. Sana düþen sadece tebliðdir. Gerçekten biz insana tarafýmýzdan bir rahmet tattýrýr na sevinir, ama elleriyle yaptýklarý yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zama sün ki insan çok nankördür. 49 - Göklerin ve yerin hükümranlýðý yalnýz Allah'a aittir. O dilediðini yaratýr, dilediðin dilediðine de erkek çocuk bahþeder. 50 - Yahut Allah onlarý erkek ve kýz olmak üzere çift verir, dilediðini de kýsýr yapar. Þü ki, O her þeyi bilir. O'nun her þeye gücü yeter. 51 - Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasýndan konuþur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediðini vahyeder. Þüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve sahibidir. 52 - Ýþte biz böylece sana da emrimizden bir Ruh variyettik. Yoksa sen kitap nedir? Ýma n nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kýldýk. Onunla kullarýmýzdan dilediðimizi doðru yola iletiyoruz. Þüphesiz ki sen de insanlarý doðru bir yola götürüyorsun.

53 - Göklerde ve yerde bulunanlarýn sahibi olan Allah'ýn yoluna götürüyorsun. iyi bilin ki bütün iþler sonunda yalnýz Allah'a dönecektir. ATOM ÇAÐININ BAÞLANGICI Maddenin küçük yapýtaþlarýna "atom" denir. Eski zamanlardan bugüne kadar birçok bilimadamý ve filozof, evrendeki her maddenin çok küçü apýtaþlarýndan oluþtuðunu ileri sürdüler. Ünlü filozoflar bu çok küçük parçacýklarý bölünem sözcüðüyle adlandýrmýþtýr. Yani insanlar eski tarihlerde de atomun varlýðýný tahmin ediyorl mu inceleme imkanlarý yoktu. Kur'an-ý Kerim'de yer alan "zerre" kelimesi de Arapça'da çok küçük parçacýk, atom anlamýna edir. Furkan suresinin 23. ayetinde dikkat çekici bir þekilde zerrelerden bahsediliyor ve bu zerrelerin ayrýþtýrýlarak etrafa saçýldýðý anlatýlýyor. Bu surede "zerre" kelimesi baþka tedir. "... ve onu etrafa saçýlmýþ zerreler haline getiririz." (Furkan suresi, 23. ayet) Ýþte tam bu ayetin numarasýný, yani 23 sayýsýný suredeki kelime sayýsýyla topladýðýmýz zama elde ediyoruz. 1872 KELÝME Furkan suresinde toplam 1872 kelime yer almaktadýr. "Çok küçük parçacýk - atom" anlamýna gelen zerre kelimesi ise Furkan suresinde sadece 23. a te geçiyor. 1872 + 23 = 1895 (Atom çaðýnýn baþlangýcý) 90 1895 yýlýnda X ýþýnlarý keþfedildi ve hemen ardýndan atom çekirdeði düzenli bir þeldlde inc dý, radyoaktiflik kavramý ortaya çýktý ve elektron keþfedildi. Fakat araþtýrmalar ilerledik enerjisi insanlýk için tehlikeli bir boyuta taþýndý. Hatýrlarsanýz önceki bölümlerde de demir elementinin atom numarasýný örnek olarak vermiþtik FURKAN SURESÝ: 1 - "Tebareke" ne yüce feyyazdýr o ki, dünyalarý uyarmak üzere kuluna Furkan'ý indirdi. 2 - O öyle bir ilahtýr ki, göklerin ve yerin hükümranlýðý kendisinindir. O hiç çocuk edinm lýkta ortaðý yoktur. O, her þeyi yaratýp bir ölçüye göre düzenleyerek taktir etmiþtir. 3 - Böyleyken, O'nu býrakýp bir þey yaratamayan, bilakis kendileri yaratýlmýþ olan, kendil ne ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canl andýrmaya güçleri yetmeyen tanrýlar edindiler. 4 - inkar edenler: "Bu onun uydurmasýdýr, ona baþka bir topluluk yardým etmiþtir" diyerek haksýz ve asýlsýz bir söz uydurdular. 5 - "Bu öncekilerin masallarýdýr; baþkalarýna yazdýrmýþ da sabah akþam kendisine okunmakta ler. 6 - De ki: "Onu, göklerin ve yerin sýrrýný bilen indirmiþtir. Þüphesiz O, 91 baðýþlayandýr, merhamet edendir." 7 - Þöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, berab erinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya!" 8 - "Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceði bir bahçe olsaydý ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiþ bir adama uyuyorsunuz" dediler. 9 - Ey Muhammed! Sana nasýl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmýþlardýr, yol bu lamazlar. 10 - Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altýndan ýrmaklar akan cennetl er verir, sana köþkler de yapar. 11 - Fakat onlar o saati (kýyameti) de yalanladýlar. Biz ise o saati yalanlayanlar a çýlgýn alevli bir ateþ hazýrladýk. 12 - Ki, cehennem ateþi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hýþýmlanmasýný sunu iþitirler. 13 - Elleri boyunlarýna baðlý olarak onun dar bir yerine atýldýklarý zaman da, oracýkta yo lmayý isterler. 14 - (Onlara þöyle denilir) Bu gün bir yok olmayý deðil, nice yok olmalarý isteyin! 15 - De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cennet i mi? Çünkü orasý, onlar için bir mükafattýr ve bir varýþ yeridir. 16 - Onlar için orada ne isterlerse var, hem orada ebedi kalacaklar. Çünkü bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir. 1 7 - Hele o gün Rabbin onlarý Allah'tan baþka taptýklarý þeylerle toplar da, der ki: "Siz

i saptýrdýnýz þu kullarýmý, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?" 1 8 - Onlar: "Sübhansýn seni tenzih ederiz. Seni býrakýp da senden baþka dostlar edinmek b ize yaraþmaz; fakat sen onlara ve atalarýna o kadar nimet verdin ki, sonunda seni an mayý unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular" derler. 19 - (Bunun üzerine ötekilere hitaben þöyle denilir.) iþte (taptýklarýnýz) sizi söyledikle yalancý çýkardýlar. Artýk ne (azabýnýzý) geri çevirebilir, ne de bir yardýma çare bulabili nizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattýracaðýz. 20 - Biz senden evvel de peygamberleri baþka türlü göndermedik. 92 Þüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarþýlarda geziyorlardý (sokaklarda yürüyorlardý). S r kýsmýnýzý bir diðerine fitne (imtihan sebebi) kýlmýþýzdýr ki, bakalým sabredecek misiniz? n her þeyi hakkýyla görmektedir. 21 - Bununla beraber, bize kavuþmayý ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doðrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgýnlýk ettiler. 22 - Melekleri görecekleri gün, iþte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve y k yasak, diyeceklerdir. 23 - Onlarýn yaptýklarý her iþi dikkate alýrýz, fakat onu saçýlmýþ zerreler haline getirir de "zerre (atom)" kelimesi sadece bu ayette geçiyor.) 24 - O gün cennetliklerin kalacaklarý yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir. 25 - O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarýlacak ve melekler bölük bölük indirilecekler 26 - iþte o gün gerçek hükümranlýk, çok merhametli olan Allah'ýndýr. Kafirler için ise o, ir gündür. 27 - O gün zalim kimse ellerini ýsýracak: "Eyvah!" diyecek, "Keþke Peygamberin yanýnda bi r yol tutsaydým!" 28 - "Eyvah!" diyecek, "Keþke falancayý dost edinmeseydim. 29 - Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmiþken o, hakikaten beni ondan saptýrdý. Þeytan insaný ( sürükleyip sonra) yapayalnýz ve yar-dýmcýsýz býrakmaktadýr. 30 - Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ý terkedilmiþ býraktýlar." 31 - (Resulüm!) Ve iþte biz böyle her peygamber için günahkarlardan bir düþman yapmýþýzdýr eraber hidayet verici ve yardýmcý olarak Rabbin yeter. 32 - Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona, hepsi birden in-dirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleþtirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu ta ne tane (ayýrarak) okuduk. 33 - Hem onlar sana karþý herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karþýlýðýnda oðrusunu ve tefsirin daha güzelini getirmiþ olmayalým. 93 34 - O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! iþte onlar, yerleri en kötü, yollarý e apýk olanlardýr. 35 - Andolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardeþi Harun'u da ona yardýmcý yaptýk. 36 - "Haydi ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik. Sonunda (yola gelmed iklerinden) onlarý yerle bir ettik. 37 - Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancýlýkla itham ettiklerinde, onlarý suda boðduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptýk. Biz zalimler için acýklý bir azab haz amýþýzdýr. 38 - Ad'ý, Semud'u, Ress halkýný ve bunlar arasýnda daha birçok nesilleri de (inkarcýlýkla en helak ettik) 39 - Onlarýn herbirine misaller getirdik; (ama öðüt almadýklarý için) hepsini kýrdýk geçir 40 - Andolsun ki, bela ve fenalýk yaðmuruna tutulmuþ olan beldeye uðramýþlardýr. Peki onu görmüyorlar mýydý? Hayýr! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadýrlar. 41 - Seni gördükleri zaman "Bu mu Allah'ýn Peygamber olarak gönderdiði?" diye hep seni a laya alýyorlar. 42 ¦ "Þayet tanrýlarýmýza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten de bizi neredeyse tan n saptýracaktý" diyorlar. Azabý gördükleri zaman, kimin yolunun sapýk olduðunu bilecekler! 43 - Kötü duygularýný kendisine tanrý edinen kimseyi gördün mü? Þimdi ona sen mi vekil ola 44 - Yoksa sen, onlarýn çoðunun gerçekten söz dinleyeceðini yahut akýllanacaðýný mý sanýyo onlar hayvanlar gibidir, hatta gidiþçe daha sapkýndýrlar. 45 - Rabbinin gölgeyi nasýl uzatmakta olduðunu görmedin mi? Dile-seydi onu elbet hareke tsiz de kýlardý. Sonra biz güneþi, ona (gölgeye) delil kýlmýþýzdýr. 46 - Sonra da onu yavaþ yavaþ kendimize (baþka yöne) çekmekteyiz.

47 - Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kýlan, gündüzü yayýlýp çalýþma (zamaný) yapa 48 - Rüzgarlarý rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indire 'dur. 49 - Ki biz (o suyla) ölü topraða can verelim, yarattýðýmýz nice hayvan94 lara ve insanlara su saðlayalým, diye. 50 - Andolsun bunu, insanlarýn öðüt almalarý için, aralarýnda çeþit çeþit þekillerde anlat rýn çoðu ille nankörlük edip diretmiþtir. 51 - Þayet dileseydik elbette her köye bir uyarýcý (peygamber) gönderirdik. 52 - (Madem ki yalnýz seni gönderdik) Öyleyse kafirlere boyun eðme ve bununla (Kur'an i le) onlara karþý olanca gücünle büyük bir savaþ ver! 53 - Birinin suyu tatlý ve susuzluðu giderici, diðerininki tuzlu ve acý iki denizi salýve ren ve aralarýna bir berzah ve bir engel koyan O'dur. 54 - O sudan, bir insan yaratýp ona bir neseb bahþeden ve sýhriyet baðý ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her þeye gücü yeter. 55 - (Böyle iken inkarcýlar) Allah'ý býrakýp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen þeyl re kulluk ediyorlar, inkarcý olan kimse Rabbine karþý uðraþýp durmaktadýr. 56 - (Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve uyarýcý olarak gönderdik. 57 - De ki: "Ben, buna karþý sizden bir ücret deðil, ancak Rabbine doðru bir yol tutmayý di eyen kimseler (olmanýzý) istiyorum." 58 - Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile teþbih et. Kull arýnýn günahlarýndan haberdar olarak O yeter. 59 - Gökleri yeri ve ikisinin arasýndakileri altý günde yaratan, sonra Arþ'a hükmeden Rahm n'dýr. Haydi ne dileyeceksen o her þeyden haberdar olan (Rahman)dan dile. 60 - Onlara "Rahman'a secde edin" dendiði zaman, "Rahman da neymiþ? Senin bize emret tiðine secde eder miyiz hiç?" derler ve bu emir onlarýn nefretini artýrýr. 61 - Gökte burçlarý var eden, onlarýn içinde bir kandil ve nurlu bir ay barýndýran Allah, er yücesidir. 62 - ibret almak veya þükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardýnca get n O'dur. 63 - O çok merhametli Allah'ýn (has) kullarý onlardýr ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler v il kimseler kendilerine laf attýðý zaman (incitmek-sizin) "selam" derler (geçerler). 64 - Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kýyamlar ederek yatarlar. 95 65 - Onlar ki, þöyle derler: Cehennem azabýný üzerimizden sav! Doðrusu onun azabý geçici b deðildir. 66 - Orasý cidden ne kötü bir uðrak, ne kötü bir konaktýr. 67 - Ve onlar ki, harcadýklarýnda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasýnda ort a bir yol tutarlar. 68 - Yine onlar ki, Allah ile beraber baþka bir tanrýya yalvarmazlar, Allah'ýn haram kýldýðý cana haksýz yere kýymazlar ve zina etmezler. Bunlarý yapan günahý(nýn cezasýný) bul 69 - Kýyamet günü azabý kat kat olur ve orada alçaltýlmýþ olarak temelli kalýr. 70 - Ancak tevbe ve iman edip iyi davranýþlarda bulunanlar baþka; Allah onlarýn kötülükleri iyiliklere çevirir. Allah çok baðýþlayýcýdýr, engin merhamet sahibidir. 71 - Ve her kim tevbe edip iyi davranýþ gösterirse, þüphesiz o, tevbesi kabul edilmiþ olar k Allah'a döner. 11 - Ve onlar ki, yalan þahitlik etmezler, boþ bir þeye rastladýklarý zaman vakar ile (ora dan) geçip giderler. 73 - Kendilerine Rablerinin ayetleri hatýrlatýldýðýnda ise, onlara karþý saðýr ve kör davr 74 - Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydýnlatacak eþler ve zürriyetler baðýþla ve va sahiplerine önder kýl" derler. 75 - iþte onlar, sabretmelerine karþýlýk cennetin en yüksek makamlarý ile mükafatlandýrýla orada hürmet ve selamla karþýlanacaklardýr. 76 - Orada ebedi kalacaklar, orasý ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdýr. 11 - (Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne kýymet verir duanýz olmasa? (Ey inkarcýlar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydýnýz; o halde azab yakanýzý býrakmayacaktýr! 96 TELEFONUN ÝCADI VE HABERLEÞME Daha önceki çalýþmalarda, Sad suresinin telefonun icadýna iþaret ettiðini açýklamýþtýk. Ve kelimesinin "verilen sese karþýlýk alýnan ses" anlamýnda olduðunu ve Sad'dan türediðini sö

(Muhammed H.Y. tefsiri). Bu surede "müthiþ titreþimli ve çok hýzlý bir ses"den bahsediliyo du (Y. Nuri Öztürk çevirisi). Bazý meallerde ise bu kelime gürültü, çýðlýk, þiddetli ses v. lmiþtir. "Bunlarýn beklediði de sadece, müthiþ titreþimli sestir." (Sad) Buradaki olaðanüstü hýzlý ve yüksek titreþimli ses, eski toplumlarýn baþýna gelen bir felak or fakat ikincil anlamda günümüz teknolojisinin en büyük geliþmelerinden birisi olan telefo a iþaret ediyor. Çünkü telefon, normal bir ses dalgasýný elektrik enerjisinin yardýmýyla yü treþimli ve çok hýzlý bir sese dönüþtürür ve böylece uzak mesafelere iletebilir. Ýþte bu "yüksek tireþimli, çok hýzlý bir ses" ifadesi, Kur'an'ý Ke-rim'de ilk olarak Hud su de geçmektedir. Hud suresinin sadece iki ayetinde bu sesten bahsediliyor. Bunlar þu þe kildedir: "O zalimleri, müthiþ titreþimli bir ses yakalayýverdi de olduklarý yerde çöküp kaldýlar." ( . ayet) "... Ve o zalimleri müthiþ titreþimli bir ses yakaladý da olduklarý yerde çöküp kaldýlar." 4. ayet) Ayetlerin numaralarý olan 67 ve 94 sayýlarýný kelime sayýsýyla 97 topladýðýmýz zaman, telefonun icadý olan 1876 tarihi karþýmýza çýkýyor. 1715 KELÝME "Yüksek titreþimli ve çok hýzlý bir ses" ifadesi, Kur'an'da ilk olarak Hud suresinde geçiyo demiþtik. (67. ve 94. ayetlerde) "Hud" suresinde toplam, 1715 kelime vardýr. 1715 + 67 + 94 = 1876 (telefonun icadý) Telefon, Alexander Graham Bell tarafýndan icad edilmiþtir. HUD SURESÝ: 1 - Elif-Lam-Ra. Bu öyle bir kitaptýr ki, ayetleri muhkem kýlýnmýþ, sonra da herþeyden hab ar olan hikmet sahibi Allah tarafýndan ayetleri ayrýntýlý olarak açýklanmýþtýr. 2 - (Þöyle ki:) Allah'dan baþkasýna kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafýndan müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiþ gerçek bir peygamberim. 3 - Ve Rabbinizin maðfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süre ye kadar güzel güzel yaþatsýn. Ve her fazilet sahibine layýk olduðu ihsaný versin. Eðer yüz eniz, ben sizin için büyük bir günün azabýndan korkarým. 4 - Dönüþünüz yalnýzca Allah'adýr. O'nun da herþeye gücü yeter. 5 - Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düþmanlýklarýný gizlemek için göðüslerini çeviriy lin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açýða vurduklarýný Allah biliyo ak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir. 6 - Yeryüzünde rýzký Allah'a ait olmayan hiçbir canlý yoktur. O, onlarýn karar kýldýklarý e, emaneten durduklarý yerleri de bilir. Onlarýn hepsi apaçýk bir kitaptadýr. 7 - O, öyle bir Allah'dýr ki, hanginizin daha güzel amel iþleyeceðini im98 tihan etmek için gökleri ve yeri altý günde yarattý. Arþý da su üstündeydi. Onlara "öldükte rar dirileceksiniz" dersen, o kafirler de kesinlikle sana: "Bu apaçýk bir sihirden b aþka birþey deðildir." diyecekler. 8 - Ve eðer bunlardan bir kýsmýnýn göreceði azabý belli bir süreye kadar erteleyecek olurs zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler, iyi bilin ki, o azap onlara gel diði gün kendilerinden geri çevrilecek deðildir. Ve o alay ettikleri þey kendilerini kuþatm acaktýr. 9 - Ve þayet insana tarafýmýzdan bir rahmet tattýrýr, sonra da onu kendisinden geri alýrsa , þüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur. 10 - Ve þayet ona dokunan bir sýkýntýdan sonra bir nimet tattýrýrsak, "Artýk benden bütün k inip gitti" der, mutlaka böbürlenir ve þý-marýr. 1 1 - Ancak (her iki halde de) sabýr gösterip iyi ameller iþleyenler müstesnadýr, iþte onla a bir maðfiret ve büyük bir mükafat vardýr. 12 - (Ey Resulüm!) Þimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bi r melek gezip dolaþsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kýsmýný terkedecek o lursun ve bundan dolayý da göðsün daralýr. Sen yalnýzca bir uyarýcýsýn. Allah ise her þeye 13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuþ on sure getirin. Allah'dan baþka çaðýrabileceðiniz kim varsa o larý da yardýma çaðýrýn. Eðer doðru söylüyorsanýz" (bunu yaparsýnýz). 1 4 - Yok eðer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artýk bilin ki, bu Kur'an ancak

Allah'ýn ilmiyle indirilmiþtir. O'ndan baþka ilah yoktur. Artýk müslüman oluyorsunuz, deðil ? 15 - Her kim dünya hayatýný ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karþýlýðýný o men öderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapýlmaz. 16 - Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateþten baþka bir þey yoktur . Ýþledikleri þeyler orada boþuna gitmiþtir. Zaten bütün yaptýklarý da batýldýr. 1 7 - O dünyayý isteyenler, hiç Rabbinden açýk bir belge üzere olan kimse gibi midir? O bel eyi yine Allah'dan gelen bir þahid olarak Kur'an 99 izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nýn kitabý yine onu deste kliyor. Böyle olanlar Kur'an'a inanýrlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkar ederse, ona vaad edilen yer ateþtir, iþte bütün bunlardan dolayý sen de bu Kur'an'dan þüphe de olma. Kesinlikle o haktýr, Rabbindendir. Fakat insanlarýn çoðu iman etmezler. 18 - Üstelik bir yalaný Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? "Bunlar Rab lerinin huzuruna arzolunacaklar, þahitler de þöyle diyecekler: "iþte bunlar Rablerine ka rþý yalan söyleyenlerdir", iyi bilin ki: Allah'ýn laneti zalimlerin üzerinedir. 19 - Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalýþýrlar ve o yolu eðri yapmak isterler. Üsteli ar, evet onlar ahirete de inanmazlar. 20 - Onlar yeryüzünde (herkesi) yýldýracak deðillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan baþ a kimseleri de yoktur. Onlarýn azabý kat kat olacaktýr. Üstelik onlar hakký iþitmeye tahamm edemiyorlardý ve de görmüyorlardý. 21 - Onlar kendilerine yazýk etmiþ olan kimselerdir. O iftira edip uydurduklarý da k endilerinden yüz çevirip gitmiþlerdir. 22 - Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade hüsrana uðrayacak olanlardýr. 23 - Fakat iman edip salih amel iþleyenler ve Rablerine karþý edepli olanlar, güvenen v e itaat edenler var ya, iþte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalýrlar . 24 - Bu iki ayrý grubun meseli, kör ve saðýr ile gören ve iþiten gibidir. Bunlar hiç eþit lirler mi? Hala düþünmeyecek misiniz? 25 - Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara þöyle dedi: "Ben siz in için apaçýk bir uyanayým." 26 - "Allah'dan baþkasýna ibadet etmeyin! Ben, size gelecek acý bir günün azabýndan korkar " 27 - Buna karþýlýk, kavminin ileri gelen inkarcýlardan bir kýsmý dediler ki: "Biz seni biz m gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, baþka deðil, ilk bakýþta bizim ayak takýmýmýzdan nin arkana düþtüðünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine ncýlar sanýyoruz." 28 - Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki þu söyleyeceðime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden ap açýk bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafýným dan bir rahmet bahþetmiþse, size de onu görecek göz verilmemiþse biz, istemediðiniz halde o u size zorla mý kabul ettireceðiz?" 29 - "Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatým ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak deðilim. Onlar elbette Rablerine kavuþacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum." 30 - "Ey kavmim, ben onlarý etrafýmdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarab ilir? Siz hiç düþünmez misiniz?" 31 - Ben size "Allah'ýn hazineleri benim yanýmdadýr." demiyorum ki. Ben size "Ben bi r meleðim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkýnda "Allah onlara hiçbir hayýr vermez." de demiyorum. Onlarýn içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asýl o zaman zalimlerden olurdum. 32 - Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didiþip durdun, didiþmende de çok ileri gittin. Eðer doðru söylüyorsan, bizi tehdit ettiðin þu azabý getir de görelim." 33- Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yýldýracak deðilsiniz." 34 - Ben size öðüt vermek istemiþ olsam da, eðer Allah sizi helak etmeyi murad ediyorsa, zaten öðüt vermemin size bir faydasý olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksini 35 - Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eðer uydurdumsa vebali benim boynum adýr. Bense sizin yüklendiðiniz vebalden uzaðým". 36 - Ayrýca Nuh'a þöyle vahyettik: "Bil ki kavminden þimdiye kadar iman etmiþ olanlardan baþka artýk kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptýklarý þeylerden dolayý kederlenme."

37 - Bizim gözetimimiz altýnda ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkýnda da b ana bir þey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boðulacaklardýr. 38 - Gemiyi yapýyordu, kavminden bazý ileri gelen gruplar, onun yanýndan gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardý. Nuh dedi ki: "Bizimle eðleniyorsunuz, biz de sizinle týpký bizi mle eðlendiðiniz gibi alay edip eðleneceðiz." 39 - O periþan edici azabýn kime geleceðini ve o sürekli azabýn kimin baþýna ineceðini ile ileceksiniz. ýoý 40 - Nihayet emrimiz geldiði ve tennur (tandýr veya geminin kazaný) tutuþup parladýðý zaman dik ki; "Erkeði ve diþisi olan her canlýdan ikiþer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiþ olanla , aileni ve iman etmiþ olanlarý geminin içine yükle." Zaten beraberinde iman edenler çok a z idi. 41 - Nuh dedi ki; "Allah'ýn adýyla binin içine. Onun akýþý da, duruþu -da (O'nun adýyladý siz Rabbim gerçekten çok baðýþlayýcý, çok esirgeyicidir. 42 - Gemi içindekilerle birlikte, daðlar gibi dalgalar arasýnda akýp gidiyordu. Nuh ayrý bir yere çekilmiþ olan oðluna baðýrdý: "Yavrucuðum, gel, bizimle beraber bin! Kafirlerle be er olma!" 43 - O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir daða çýkacaðým". Nuh da "Bu gün Allah'ýn m amet ettiðinden baþkasýný, Allah'ýn bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalg a aralarýna giriverdi. O da boðulanlardan oldu. 44 -Allah tarafýndan denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve ular çekildi. Emir yerine gelmiþ oldu. Gemi de Cu-di daðý üzerine oturdu. O zalim kavme böy ece dünyadan uzak olun denildi. 45 - Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oðlum benim eh-limdendi senin va adin de elbette haktýr ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin." 46 - Allah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (ailen)'den deðildir. Çünkü o salih olmay an bir amelin sahibidir. Hakkýnda bilgin olmayan bir þeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakýndýrýrým.' 47 - Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmediðim bir þeyi istemiþ olmaktan dolayý sana sýðýnýrým. Sen azsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uðrayanlardan olurum. 48 - "Ey Nuh!" denildi, "Bizden bir selam sana ve seninle birlikte olanlardan g elecek ümmetlere, kutluluk dileðiyle gemiden in. ilerde kendilerini bir çok nimetten f aydalandýracaðýmýz, sonra da bu yüzden kendilerine tarafýmýzdan acýklý bir azap dokunacak n ler olacaktýr." 49 - iþte bunlar gayb haberlerindendir. Bunlarý sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önc e bunlarý ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sab102 ret, akýbet muhakkak muttakilerindir. 50 - Ad kavmine de kardeþleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baþka bir ilahýnýz yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz." 51 - "Ey kavmim! Bu iþ için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yara tana aittir. Artýk akýllanmayacak mýsýnýz?" 52 - "Ey kavmim! Rabbinizden maðfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoðaltsýn. Gelin günahk ar olarak dönüp gitmeyin." 53 - Dediler ki; "Ey Hud! Sen bize açýk bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle tan rýlarýmýzý terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayýz." 54 - "Ancak þu kadarýný diyebiliriz ki; "tanrýlarýmýzdan bazýsý seni fena çarpmýþ". O da d lah'ý þahit tutuyorum, siz de þahid olun ki ben, Allah'a koþtuðunuz ortaklardan uzaðým." 55 - "O'ndan baþka her þeyden uzaðým, artýk hepiniz toplanýn bana istediðiniz tuzaðý kurun hiç bekletmeyin. 56 - "Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a day anmaktayým. Yeryüzünde hiçbir canlý yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasýn. Be Rabbim, hiç þüphe yok ki, doðru yoldadýr." 57 - "Eðer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmiþsem, iþte onu teblið etti Ayrýca Rabbim, sizin yerinize baþka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar vere mezsiniz. Hiç þüphesiz O, her þeyi koruyup gözetendir. 58 - Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafýmýzdan bir rahmet ile kurtardýk, ayrýca onlarý çok aðýr bir azaptan da kurtardýk.

59 - iþte Ad kavmi buydu. Rablerinin ayetlerini bile bile inkar ettiler ve peygam berlerine isyan ettiler. Baþa geçen her zorbanýn emrine uyup arkasýndan gittiler. 60 - Hem bu dünyada, hem de kýyamet gününde bir lanetle izlendiler. Bilin ki, Ad kavmi, gerçekten Rablerini inkar ettiler. Yine bilin ki, Hud'-un kavmi olan Ad, defolup gittiler. 61 - Semud kavmine de kardeþleri Salih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a ku lluk edin. Sizin O'ndan baþka bir tanrýnýz daha yoktur. 103 Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O' nun maðfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Þüphesiz Rabbim yakýndýr, dualarýnýzý kabul ." 62 - Dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenir bir zat idin. Þim di bizi babalarýmýzýn taptýklarýna tapmaktan mý engelliyorsun? Biz, doðrusunu istersen bizi vet ettiðin þeyden kuþkulandýran bir þüphe içindeyiz." 63 - Salih dedi: "Ey kavmim! Eðer ben Rabbimden açýk bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafýndan bir rahmet bahþetmiþ ise, ben Allah'-a isyan ettiðim takdirde beni O'ndan ki m kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten baþka bir þey yapmýyorsunuz." 64 - "Ey kavmim! iþte þu, Allah'ýn diþi devesi, size bir mucizedir. Býrakýn onu Allah'ýn y yüzünde (otlaklarýnda) yayýlsýn. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakýn bir akalar." 65 - Derken, onu kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaþayýn, i bu, yalan çýkmayacak olan kesin bir vaaddir." 66 - Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, t arafýmýzdan bir rahmet sayesinde kurtardýk, üstelik o günün periþanlýðýndan da kurtardýk. H n güçlüdür, mutlak üstündür. 67 - O zalimleri, müthiþ titreþimli bir ses yakalayýverdi de olduklarý yerde çöküp kaldýla 68 - Sanki orada güzel güzel yaþayýp durmamýþlardý. Bak iþte Semud, gerçekten de Rablerine erdi. Bak iþte nasýl yok olup gittiler. 69 - Andolsun ki, ibrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selam" dediler, o da "selam" dedi ve hemen gidip onlara kýzartýlmýþ bir buzaðý getirdi. 70 - Fakat onlarýn o buzaðýya el sürmediklerini görünce, tuhafýna gitti ve içinde onlara k korku uyandý. Onlarda "Korkma, biz Lut'-un kavmine gönderildik." dediler. 71 - Ýbrahim'in karýsý ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona ishak'ý ve ishak'ýn da Ya'kub'u müjdeledik. 72 - "Vay baþýma gelene!" dedi, "Ben bir kocakarýyým, kocam da yaþlý bir adam. Bu gerçekte tuhaf bir þey!" 73 - Dediler: "Sen Allah'ýn emrine mi þaþýyorsun? Allah'ýn rahmeti ve 104 berekatý üzerinizdedir. Ey ev halký! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye layýktýr), meciddir rtliði boldur)." 74 - ibrahim'den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (m eleklerimiz)le Lut kavmi hakkýnda tartýþmaya giriþti: 75 - Çünkü ibrahim, çok yumuþak huylu ve çok yufka yürekli (yanýk kalbli) idi. 76 - Melekler: "Ey ibrahim! Bu konuda bizimle tartýþmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kes n olarak geldi ve onlara geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap gelecektir. 77 - Ne zaman ki, elçilerimiz Lut'a geldiler, bunlarýn geliþleri yüzünden Lut fenalaþtý, e ayaðý birbirine dolaþtý ve "Bu gün çetin bir gündür." dedi. 78 - Daha önceleri çirkin iþler yapmýþ olan kavmi harýl harýl koþup geldiler. Lut onlara: " vmim! iþte size kýzlarým, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, ben i misafirlerime rezil rüsvay etmeyin, içinizde hiç aklý baþýnda bir adam yok mu?" dedi. 79 - Onlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin kýzlarýnla bir ilgimiz yoktur. Sen biz im ne istediðimizi gayet iyi biliyorsun." dediler. 80 - Lut dedi: "Ne olurdu size karþý bir kuvvetim olsaydý, ya da çok sarp bir yere sýðýnabi ydim." 81 - Melekler dediler: "Ey Lut! Þundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kýsmý olunca ailenle birlikte hemen bur adan çýk git. içinizden hiç kimse geri kalmasýn, eþin baþka. Çünkü ona da onlara gelecek ol t gelecektir. Haberin olsun, helak zamanlarý sabah vaktidir. Zaten sabah yakýn deðil m i?" 82 - Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altýný üstüne getirdik ve üzerlerine istif edil

p piþirilmiþ çamurdan taþlar yaðdýrdýk. 83 - Bu taþlar Rabbinin katýnda damgalanmýþlardý. Bunlar zalimlerden uzak þeyler deðildir. 84 - Medyen'e de kardeþleri Þu'ayb'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk e din. Sizin O'ndan baþka ilahýnýz yoktur. Ölçeði de, teraziyi de eksik tutmayýn. Ben sizi ha bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuþatacak bir günün azabýndan korkuy m." 105 85 - "Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkýn malýna densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçýlýk yaparak fenalýk etmeyin." 86 - Eðer mümin iseniz, Allah'ýn helalinden size ihsan ettiði kâr sizin için daha hayýrlýd unla beraber ben sizin üzerinize gözcü deðilim." 97 - Dediler ki; "Ey Þu'ayb, atalarýmýzýn taptýklarýný terketmemizi veya mallarýmýzda diled apmaktan vazgeçmemizi sana namazýn mý emrediyor? Oysa ki sen yumuþak huylusun ve aklý baþýn bir adamsýn." 88 - Þu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Þayet ben Rabbimden ispat edici bir delil üzerinde b ulunuyorsam ve þayet bana, O kendi katýndan güzel bir rýzýk ihsan etmiþse, söyleyin bakalým ne yapmalýyým? Ben size karþý çýkmakla sizi menettiðim þeylere kendim düþmek istemiyorum. B gücümün yettiði kadar ýslah etmeye çalýþýyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'ýn yardýmý i en yalnýzca O'na dayandým ve ancak O'na döneceðim." 89 - "Ey kavmim! Bana karþý gelmeniz sakýn sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin baþlarýna gelen musibetler gibi bir musibete uðratmasýn. Lut kavmi de siz den uzak deðildir. 90 - Rabbinizden maðfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile yönelin. Þüphesiz ki, benim Rab bim çok merhametlidir, çok sevendir. 91 - Dediler ki: "Ey Þu'ayb! Biz senin söylediklerinin çoðundan birþey anlamýyoruz. Ayrýc eni içimizde çok zayýf biri olarak görüyoruz. Eðer akrabalarýn olmasaydý mutlaka seni recme k (taþa tutardýk). Senin bize hiçbir üstünlüðün yoktur." 92 - Þu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarým size Allah'dan daha mý deðerli ki, Alla h'a sýrt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptýklarýnýzý çepeçevre kuþatmý 93 - "Ey kavmim! Var gücünüzle yapacaðýnýz ne varsa yapýn! Ben de görevimi yapmaya devam e . Periþan edecek azabýn kime geleceðini ve yalancýnýn kim olduðunu ilerde anlayacaksýnýz. B iniz, ben de sizinle beraber bekleyeceðim." 94 - Ne zaman ki, emrimiz geldi, Þu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafýmýzdan bir rah met sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri müthiþ 106 titreþimli bir ses yakaladý da olduklarý yerde çöküp kaldýlar. 95 - Sanki orada hiç güzel gün görmemiþlerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasýl helak olup gi tiyse Medyen de öyle yok olup gitti. 96 - Andolsun Musa'yý da ayetlerimizle ve apaçýk bir belge ile gönderdik. 97 - Firavun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'u n emri hak deðildir. 98 - Kýyamet günü, kavminin önüne düþer. Artýk o bunlarý ateþe götürmüþtür. O varýlan yer, 99 - Hem burada, hem de kýyamet gününde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu karþý deste k ne fena bir destektir! 100 - iþte bu helak olmuþ memleketlerin önemli haberlerindendir. Sana onu kýssa olarak anlatýyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, biçilenler (yok olup gidenler) de. 101 - Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'ý býrakýp d a taptýklarý tanrýlar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda saðlayamadýlar. Hasar arýný arttýrmaktan baþka bir þeye yaramadýlar. 102 - iþte Rabbin, zalim memleketleri cezalandýrdýðý zaman böyle cezalandýrýr. Çünkü O'nun k çetindir. 103 - Ahiret azabýndan korkanlar için bunda muhakkak ki, bir ibret vardýr. O, öyle bir gündür ki, bütün insanlar onun için toplanacaktýr ve o, öyle bir gündür ki, mutlaka görülec 104 - Biz onu sadece belli bir süreye kadar geciktiriyoruz. 105 - O gün gelince Allah'ýn izni olmadan hiç kimse konuþamaz. Onlarýn kimi bedbaht, kimi de mutludur. 106 - Bedbaht olanlar ateþtedirler. Onlar orada baþka türlü soluyacak, baþka türlü haykýra r. 107 - Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb1-inin diledikleri b aþka. Çünkü Rabbin dilediðini yapandýr.

108 - Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, an cak Rabbinin diledikleri baþka. (Bu) ardý arasý kesilmeyen bir ihsan olacak 107 109 - O halde sakýn þunlarýn ibadet ediþlerinden þüpheye düþme. Daha önce atalarý nasýl iba idiyseler bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz. 110- Andolsun ki, Musa'ya kitabý verdik, yine de onda ihtila fa düþüldü. Eðer Rabbinden daha önce verilmiþ bir karar olmasa idi, elbette haklarýnda hükü bitmiþti. Muhakkak ki onlar, bundan kuþku-lû-bir þüphe içindedirler. 111 - Gerçekten de onlann her biri öyle kimselerdir ki, yaptýklarýnýn karþýlýðýný Rabbin ke akkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onlarýn yaptýklarý her þeyden haberdardýr. 112- iste bundan dolayý emrolunduðun gibi doðru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (doðr u olsunlar). Asýn gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptýklarýnýzý görüp durmaktadýr. 1 1 3 - Ve zulüm yapanlara yakýnlýk göstermeyin ki, size de ateþ dokunmasýn. Allah'dan baþk ardýmcýlarýnýz da yoktur. Sonra yardým da göremezsiniz. 114- Gündüzün her iki tarafýnda ve gecenin saçaklarýnda (gündüze yakýn olan saatlerinde) na Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düþünebilenlere bir öðüttür. I 15 - Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatýný yitirmez. II 6 - Sizden önceki devirlerden bakýyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculukta n vazgeçirmeye çalýþsalardý ne iyi olurdu. Fakat onlarýn içinden kurtardýðýmýz pek az kimse O zulmedenler ise þýmartýldý klan refahýn peþine düþtüler ve hepsi de suçlu oldular. 11 7 - Senin Rabbin, halklarý iyi ve ýslahatçý iken, o memleketleri haksýz yere helak edec ek deðildir. 1 1 8 - Eðer Rabbin dileseydi elbette bütün insanlarý tek bir ümmet yapardý. Halbuki yine d ihtilaf edip duracaklardý. 119- Ancak Rabbinin rahmet ettiði kimseler baþka. Onun içind ir ki, onlarý yarattý. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan t amamen dolduracaðým" sözü böylece tamam oldu. 120 - Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatýþtýracak olanlardan her türlüsünü sana kýs arak anlatýyoruz. Bunda da sana bir hakikat, inananlara da bir öðüt ve ibret gelmiþtir. 121 - inanmayanlara de ki: "Elinizden geleni geri koymayýn! Biz de ya108 pacaðýmýzý yapacaðýz." 122 - Siz bekleyin görün, biz de bekleyip göreceðiz. 123 - Göklerin ve yerin gaybýný bilmek yalnýzca Allah'a mahsustur. Her iþ O'na döndürülür. lnýzca O'na ibadet et ve yalnýzca O'na dayan. Rabbin yaptýklarýnýzýn hiçbirinden gafil deði 109 KITALARIN KAYMASI Kur'an-ý Kerim'de "kýta" kelimesinin sadece bir yerde geçmesi dikkat çekici bir durumdur . "Kýta" kelimesi, sadece Rad suresinin 4. ayetinde geçiyor ve bu ayette kýtalarýn birbi rine yakýn olduðu ifade ediliyor. Ayet þu þekildedir: "Yeryüzünde birbirine yakýn kýtalar vardýr..." (Rad, 4. ayet) Aslýnda kýtalarýn birbirine yakýn olduðunun belirtilmesi gerçekten anlamlýdýr. Çünkü bilima nýn baþlangýcýnda tek bir kýta bloðunun olduðunu ve zaman geçtikçe bunlarýn parçalanarak gi inden uzaklaþtýðýný bir süre önce tespit etmiþlerdir. 1858 ve 1859 yýllarýnda Pclligrini - Antonio Snider, kýtalarýn eskiden bitiþik olduðunu ve aman geçtikçe birbirinden uzaklaþtýðýný ileri sürmüþtür. Fakat bu kuram, yaklaþýk elli yýl asýnda Wegener isimli bilimadamý tarafýndan doðrulanmýþtýr. Bilim tarihinde büyük bir geliþ alarýn kaymasý kuramý sayesinde birçok bilimsel olay açýklýða kavuþmuþtur. Asýrlar öncesinden Kur'an, bilimadamlarýnm bunu keþfedeceðini yýlýyla birlikte haber vermek ir. (1)855 KELÝME "Kata" kelimesinin Kur'an'da geçtiði tek ayet 4. ayettir. (Rad suresinde) (1)855 + 4 = 1859 (Kýta kuramýnýn yýlý) 110 PANGAEA Kýtalarýn milyonlarca yýl önceki durumu RA'D SURESÝ: 1 - Elif, Lam, Mim, Ra. iþte bunlar sana o kitabýn ayetleridir ve sana Rabbinden i ndirilen haktýr. Lakin insanlarýn çoðu iman etmezler. 2 - Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arþ üzerine istiva etti, güneþi ve ayý emrine boyun eðdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün

eri O yönetiyor. Ayetleri O açýklýyor ki, Rabbinizin huzuruna çýkacaðýnýzý iyi bilesiniz. 3 - Yeryüzünü enine boyuna yayýp döþeyen, onda oturaklý daðlar ve ýrmaklar meydana getiren yüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirin olamaktadýr. Düþünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardýr. 4 - Yeryüzünde birbirine yakýn kýtalar vardýr. Üzüm baðlan, ekinler, çatallý ve çatalsýz hu ki, hepsi bir tek su ile sulanýr. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kýlýyoruz. Aklý ir kavim için bunda muhakkak ibretler vardýr. (Kýta kelimesinin Kur'an'da geçtiði tek ayet bu ayettir.) 5 - Eðer þaþýyorsan, asýl þaþýlacak þey onlarýn þu sözleridir: "Biz toprak olup gittikten biz gerçekten yeniden mi yaratýlacaðýz?" Ýþte bunlar Rablerini inkar etmiþlerdir. Bunlar bo larýnda halkalar bulunanlardýr. Ve iþte bunlar cehennemliktirler, orada ebedi kalacakl ardýr. ýýý 6 - Ayrýca senden iyilikten önce hemen kötülüðü getirmeni isterler. Oysa daha önce onlara m olacak cezalar gelip geçmiþtir. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine karþýlýk insanlara maðfire ibidir. Bununla beraber Rabbinin azabý da cidden çok çetindir. 7 - O kafirler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli deðil miydi?" derler. Sen b ir uyarýcýdan baþka bir þey deðilsin ve her kavim için bir hi-aayetçi vardýr. 8 - Her diþinin neye gebe olduðunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttýrýr, o nu da bilir. Onun katýnda her þeyin bir ölçüsü vardýr. 9 - Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir. 10 - Sizden sözü gizleyenle açýða vuran, gece gizlenenle gündüz açýða çýkan, O'nun açýsýnd ve bilir). 1 1 - Her insan için önünden ve arkasýndan takip edenler vardýr. Allah'ýn emrinden dolayý o gözetirler. Allah bir kavme verdiðini, o kavim kendisini bozup deðiþtirmedikçe deðiþtirmez. lah bir kavme de kötülük murad etti mi, artýk onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onla r için Allah'dan baþka bir veli de bulunmaz. 12 - Size korku ve ümit içinde þimþeði gösteren ve o yaðmur yüklü bulutlarý meydana getire 13 - Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayý O'nu teþbih ederler yýldýrýmlar gönderir, onunla dilediðini çarpar. Onlar Allah hakkýnda mücadele edip duruyor Oysa Allah'ýn kuvveti pek çetindir. 14 - Gerçek dua O'nadýr. O'nun dýþýnda yalvarýp durduklarý ise onlara hiçbir þeyle cevap v er. Onlar olsa olsa aðzýna su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez. Kafirlerin duasý hep bir sapýklýk içindedir. 15 - Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akþam Allah'a secde ederler. 16 - De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'dýr". De ki: "Allah'dan baþkalarýný, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mý ediniyorsunuz?" De ki: "Hiç kör ile gören bir olur mu? Hiç karanlýklarla aydýnlýk bir ol ?" Yoksa Allah'a, O'nun gibi yaratan birtakým ortaklar buldular da, bu yaratýþ kendile rince bir112 birine benzer mi göründü? De ki: "Allah, her þeyi yaratandýr. O, birdir. Her þeye üstün ve dicidir." 1 7 - Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarýnca sel olup aktýlar. Sel de s uyun yüzüne çýkan bir köpük yüklendi. Bir zinet eþyasý veya bir deðerli mal yapmak için, at edikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. Ýþte Allah hak ile batýlý böyle Fakat köpük atýlýr gider, insanlara faydasý olan ise yerde kalýr. Ýþte Allah böyle misaller 18 - Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardýr. O'na itaat etmeyenler ise , yeryüzünde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarýný bütünüyle ku luþ fidyesi olarak verirlerdi. Ýþte onlar, hesabýn kötüsü kendileri için olanlardýr. Varaca de cehennemdir. Orasý da ne fena yataktýr. 19 - Þimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduðunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akýllý ve temiz vicdanlý kimseler idrak ede rler. 20 - Onlar ki, Allah'ýn ahdini yerine getirirler ve antlaþmayý bozmazlar. 21 - Ve onlar ki, Allah'ýn riayet edilmesini emrettiði þeye riayet ederler ve Rabler ine saygý gösterirler ve hesabýn kötülüðünden korkarlar. 22 - Rablerinin rýzasýný kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazý dosdoðru kýlarlar ve ken ilerine verdiðimiz rýzýklardan gizli ve açýkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güz

lerle yok ederler. Ýþte bunlar, bu hayatýn akibeti kendilerinin olacak olanlardýr. 23 - Adn cennetlerine girecekler, atalarýndan, eþlerinden ve zürriyetle-rinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapýdan yanlarýna girip þöyle diyecekler: 24 - "Sabrettiðiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!" 25 - Allah'ýn ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah'ýn birleþtirilme sini emrettiði baðlantýlarý koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler varya, iþte lanet onla e yurdun kötüsü de onlaradýr. 26 - Allah, dilediði kimseye rýzký geniþletir de, daraltýr da. Onlar ise dünya hayatý ile ahlanmaktalan Oysa dünya hayatý ahiret hayatýnýn yanýnda bir yol azýðýndan ibarettir. 27 - Yine o inanmayanlar diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir ayet indiril-seydi ya. " De ki: "Hakikaten Allah, dilediðini þaþýrtýr ve kendisine gönül 113 vereni de hidayete erdirir." 28 - Onlar, iman etmiþ ve kalbleri Allah zikriyle yatýþmýþ olanlardýr. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah'ýn zikri ile yatýþýr. 29 - Onlar ki, iman etmiþler ve salih ameller iþlemiþlerdir, ne mutlu onlara, varacak larý yer de ne güzeldir! 30 - Ýþte seni böyle, kendilerinden önce nice ümmetler gelip geçmiþ olan bir ümmet içinde ki, onlar Rahman'a küfredip dururlarken, sen onlara sana vahyettiðimiz kitabý okuyasýn. De ki: "O Rahman benim Rabbimdir, O'ndan baþka tanrý yoktur. Ben O'na dayandým, tevbe m de O'nadýr. 31 - Bir Kurban ... onunla daðlar yürütülse veya onunla yer parçalan-sa veya onunla ölüle onuþturulsal... Fakat emir bütünüyle Allah'ýndýr. Ýman edenler, kafirlerden ümit kesip daha madýlar mý ki, Allah di-leseydi, elbette insanlarýn hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarýyla baþlarýna musibet inip duracak, ya da yurtlarýnýn kýnýna konacak. Nihayet Allah'ýn vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettiði zamaný þaþýr 32 - Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ben de o küfredenler e bir süre için meydan verdim. Sonra da tuttum onlarý cezalandýrdým. O vakit azabým nasýl i gördüler). 33 - Bütün kazandýklarýyla her bir nefsin üzerinde böylesine hükümran olan baþka kim vardý en tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Onlara isimler verip durun b akalým. Siz O'na yeryüzünde bilmediði bir þey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlamý olmayan k ru bir laf mý? Doðrusu küfre sapanlara kendi oyunlarý güzel gösterildi de yoldan saptýrýldý lah her kimi saptýrýrsa, artýk onu yola getirecek kimse yoktur. 34 - Onlara dünya hayatýnda bir azap vardýr. Ahiret azabý ise elbette daha çetindir. Onla rý Allah'dan koruyacak da yoktur. 35 - Müttakilere vaad olunan cennetin misali þöyledir: Altýndan ýrmaklar akar durur, ürünl süreklidir, gölgeleri de. Ýþte bu, takva yolunu tutanlarýn akýbetidir. Küfredenlerin akýbe ateþtir. 36 - Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy)'le sevinç duy uyorlar. Bununla beraber hizipleþenlerden, ayetlerin bir kýsmýný inkar edenler de vardýr. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'114 na ortak koþmamakla emrolundum. Ben O'na davet ediyorum, dönüþüm de O'nadýr." 37 - Ve iþte biz o Kur'an'ý Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eðersen, san vahiyle gelen bu bilgiden sonra onlarýn keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'da n ne bir dost vardýr, ne de bir koruyucu. 38 - Andolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eþler ve çocukla r verdik. Allah'ýn izni olmadan herhangi bir ayet getirmek ise hiçbir peygamberin ha ddi deðildir. Her ecel için bir yazý vardýr. 39 - Allah dilediðini imha eder, dilediðini de yerinde býrakýr. Ana kitap O'nun katýrdadýr 40 - Onlara vaad ettiðimiz azabýn bir kýsmýný sana göstersek, yahut seni, onu görmeden vefa ttirsek, yine de sana düþen sadece teblið etmek, bize düþen de hesaba çekmektir. 41 - Görmüyorlar mý ki, biz yeri etrafýndan eksiltip duruyoruz. Allah öyle hükmeder ki, O' un hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hýzlý hesap görür. 42 - Onlardan öncekiler de hileler yapmýþlardý. Fakat sonuçta bütün hileler(in cezasý) All aittir. Her nefsin ne kazandýðýný O bilir. Bu dünyanýn akýbetinin kime ait olduðunu kafirle yakýnda bileceklþr. 43 - O kafirler: "Sen Allah tarafýndan gönderilmiþ bir peygamber deðilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranýzda þahit olarak Allah yeter, bir de yanýnda kitap ilmi bulun

an (yeter)." 115 ASTRONOMÝDEKÝ GELÝÞMELER GEZEGENLERÝN KEÞFÝ Yusuf suresinin hemen baþýnda, Hz. Yusuf'un küçük yaþta gördüðü bir rüyadan bahsediliyor. V z. Yusuf'un 11 adet yýldýz gördüðü anlatýlýyor. Kur'an-ý Kerim'in baþýndan sonuna kadar, sadece Yusuf suresinin 4. ayetinde onbir adet yýldýzdan bahsediliyor. Onbir yýldýzdan bahsedildikten sonra da 101. ve 105. ayetlerde uzaya dikkatler çekiliyor. Þimdi bu ayetlerin numaralarýný topluca yazalým: 4.101.105 "Hani bir vakitler Yusuf, babasýna demiþti ki: "Babacýðým, ben rüyada onbir yýldýzla güneþi a secde ederken gördüm." (Yusuf suresi, 4. ayet) "... Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim!..." (101. ayet) "... Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar ayet var ki..." (105. ayet) Buradaki 101. ve 105. ayetlerde geçen "gökler" kelimesi ise uzay-evren anlamýna geliyo r ve surenin baþka hiçbir yerinde geçmiyor. Arapça'da kullanýlan "sema" kelimesinin Türkçe' i karþýlýðý "gök"dür. Fakat Kur'an'da "gök" kelimesinin haricinde "gökler" kelimesinin de k sý ilgi çekicidir. Çünkü Dünya gezegeni tek bir göðe sahiptir. Diðer kutsal kitaplarda da y "gökler" kelimesini din ve bilim adamlarý uzay ve evren olarak yorumlamýþtýr. Kur'an'ýn indirildiði dönemde teleskop icad edilmemiþti ve gözle görülebilen sadece beþ ade egen vardý. Fakat bugün modern astronomi bilimi, onbir adet gökküresi tespit etmiþtir, iþte tam bu noktada ilgi çekici bir durumla karþýlaþýyoruz. Çünkü keþfedilen son gezegen olan, P keþfedildiði tarih bu surede karþýmýza çýký116 yor. Tespit edilen gökkü-relcrin sonuncusu olan Plüton'un keþfedilmesiyle gökkürclcrin 11 a et olduðu sonucuna varýldý. (Ay, Güneþ ve 9 gezegen) Þimdi Yusuf suresinde bulunan toplam kelime sayýsýný ve anahtar ayetlerin numaralarýný topl yoruz. 1706 KELÝME . ,y\\¦. ¦ - "1 mm

¦*¦ ji Yusuf Suresinin i Arapça metninde top- ,1^ / JðSmh-'r>*r v;: "} lam 1706 kelime bulun~ ' "''1" *"** maktadýr. Þimdi biraz önce incelediðimiz anahtar ayetlerin numaralarýný yazalým: 4. ayet: 11 yýldýzýn anlatýldýðý tek ayet. 101. ayet: "Gökler" kelimesinin yer aldýðý uzaydan bahseden ayet. 105. ayet: "Gökler" kelimesinin geçtiði uzaydan bahseden diðer ayet. Þimdi diðer surelerde de uygulayacak olduðumuz kuralý uygulayalým ve kelime sayýsýyla ayet aralarýný toplayalým. 1706 + 4 + 101 + 105 = 1916 Gördüðünüz gibi Miladi 1916 tarihini elde ettik. Bu tarihte bili-madamlarý ll.gökküre olan u keþfetti. 117 1915-1916 yýllarýnda yapýlan araþtýrmalar sonucunda Percival Lowell ve William H. Pickerin g isimli iki bilimadamý, Plüton'un varlýðým ortaya koymuþlardýr. Daha sonra 1930 yýlýnda Pl arlýðý fotoðraflarla kanýtlanmýþtýr. Gezegenin varlýðýný ortaya koyan Percival Lowell'in isminin baþ harflerinden dolayý gezegen Plüton ismi verildi. Burada ek bilgi olarak, çoðu Kur'an mealinde "11 yýldýz" olarak çevrilen bu ifadenin üzerin e durmak istiyoruz. Dördüncü ayetin Arapça okunuþu þu þekildedir: "Ýz kaale yusüfü liebiyhi ya ebeti inniy re'eytü ehade asere kevke-ben vesemse velkamere re'eytühüm liy sacidiyn" Burada belirgin þekilde yazýlan "kevkeben" kelimesi, Türkçe meallerde genelde "yýldýzlar" o arak çevriliyor. Fakat burada önemli bir ayrýntý atlanýyor, çünkü "yýldýz" kelimesi Kur'an' ikle Necm-Nücum þeklinde yer almaktadýr. Bu ayetteki "kevkeben" kelimesi "gezegenler v eya gök küreleri" anlamýna da gelmektedir.

YUSUF SURESÝ: 1 - Elif, Lam, Ra. Ýste bunlar sana o apaçýk kitabýn ayetleridir. 2 - Muhakkak ki, biz onu anlayasýnýz diye Arapça bir kitap olarak indirdik. 3 - Sana bu Kur'an'ý vahyetmekle biz, sana kýssalarýn en güzelini anlatýyoruz. Gerçek su k , daha önce senin bundan hiç haberin yoktu. 4 - Hani bir vakitler Yusuf, babasýna demiþti ki: "Babacýðým, ben rüyada onbir yýldýzla gün bana secde ederken gördüm." 5 - (Babasý) "Yavrucuðum!" dedi, "rüyaný kardeþlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurar lar. Çünkü þeytan insanýn açýkça düþmanýdýr." 6 - "Ve iþte böyle, Rabbin seni seçecek ve sana rüya tabirinden bilgiler öðretecek. Bundan ce atalarýn ibrahim'e ve ishak'a tamamladýðý gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyun a tamamlayacaktýr. Mu118 hakkak ki, Rabbin alimdir, hakimdir." 7 - Andolsun ki, Yusuf ve kardeþleri kýssasýnda soranlara ibret alacak ayetler vardýr. 8 - Hani demiþlerdi ki: "Yusuf ve kardeþi (Bünyamin) babamýza bizden daha sevgili, biz ise güçlü ve tutkun bir grubuz. Doðrusu, babamýz belli ki, çok açýk bir yanýlgý içindedir." 9 - "Yusuf'u öldürün, ya da bir yere atýn ki, babanýzýn yüzü (sevgisi) size kalsýn, sonra lih bir kavim olursunuz." 10 - içlerinden bir söz sahibi þöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine býrakýn rdan geçen kafilenin biri onu bulup alsýn. Eðer yapacaksanýz böyle yapýn." 1 1 - Dediler ki: "Ey babamýz! Sen bize Yusuf için neden güvenmiyorsun? Halbuki biz on un iyiliðini istiyoruz." 12 - "Yarýn onu bizimle beraber gönder de gezsin, oynasýn. Kesinlikle biz onu koruruz. " 1 3 - Babalarý dedi ki: "Onu götürmeniz beni üzer, korkarým ki onu kurt yer de sizin haber iniz bile olmaz." 14 - Dediler ki: "Vallahi biz böyle güçlü kuvvetli bir topluluk iken, buna raðmen onu kur t yerse, o zaman biz kesinlikle hüsrana uðrayanlardan olmuþ oluruz." 15 - Nihayet kardeþleri, Yusuf'u alýp götürdüler ve kuyunun dibine býrakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona þöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikle ri bir sýrada bu yaptýklarýný haber vereceksin". 1 6 - Ve yatsý vakti, aðlayarak babalarýna geldiler. 1 7 - Dediler ki: "Ey babamýz! Biz gittik, aramýzda yarýþ yapýyorduk. Yusuf'u da eþyamýzýn yanýna býrakmýþtýk. Bir de baktýk k iþ. Þu anda biz doðru da söylesek, yine de sen bize inanacak deðilsin." 1 8 - Bir de gömleð n üzerinde yalandan bir kan getirmiþlerdi. Babalarý dedi ki: "Hayýr, nefisleriniz aldatmýþ a size bir iþ yaptýrtmýþ. Artýk bana güzel bir sabýr gerekiyor. Bu anlattýklarýnýza karþýlý n ancak Allah'dýr." 19 - Daha sonra bir kafile gelmiþ, sucularýný da göndermiþlerdi. Vardý, kovasýný kuyuya sal e hey, müjde! iþte bir çocuk!" dedi. Ve onu satýlýk bir mal olarak gizleyip korudular. All ah ise onlarýn ne yapa119 çoklarýný biliyordu. 20 - Ve onu düþük bir deðerle birkaç dirheme sattýlar. Ona fazla önem vermemiþlerdi. 21 - Onu satýn alan Mýsýrlý, eþine dedi ki: "Buna güzel bak. Bize faydalý olabilir, ya da lat ediniriz." Yusuf'u böylece oraya yerleþtirdik. Ona rüyalarýn tabirini de öðrettik. Alla emrinde galiptir. Fakat insanlarýn çoðu bunu bilmezler. 22 - O, tam erginlik çaðýna gelince, kendisine ilim ve hüküm verdik, iþte biz, güzel iþ ya rý böyle mükafatlandýrýrýz. 23 - Derken, evinde bulunduðu haným, onun nefsinden murad alýp yararlgnmak istedi. Ka pýlarý kilitledi ve "Haydi beri gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a sýðýnýrým! Muhakkak ki, o (koca benim efendim, bana çok güzel baktý. Doðrusu zalimler hiç iflah olmazlar" dedi. ¦ 24 - O haným, ona gerçekten niyeti bozmuþtu. Eðer Rabbinin burhanýný görmese idi. Yusuf da a özenip gitmiþti. Aslýnda ondan fuhþu ve fenalýðý uzak tutalým diye böyle olmuþtu. Çünkü o rdirilmiþ kullarýmýzdan biriydi. 25 - ikisi de kapýya koþtular. Haným, onun gömleðini arkadan yýrttý. Ve kapýnýn yanýnda ha iyle karþý karþýya geldiler. Haným hemen dedi ki: "Senin eþine fenalýk yapmak isteyenin cez zindana atýlmaktan veya acý bir azaba uðratýlmaktan baþka ne olabilir?" 26 - Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Hanýmýn akrabasýndan biri de þöyle þ hitlik etti: "Eðer gömleði önden yýrtýlmýþ ise haným doðru söylemiþtir, o zaman bu, yalancý

27 - "Yok eðer gömleði arkadan yýrtýlmýþ ise haným yalan söylemiþtir, o zaman bu doðru söyl ." 28 - Ne zaman ki, gömleðin arkadan yýrtýlmýþ olduðunu gördü, o zaman dedi ki: "Bu iþ, siz zaðýndandýr. Gerçekten de sizin tuzaðýnýz çok büyüktür." 29 - "Yusuf! Sakýn sen bundan bahsetme! Kadýn! Sen de günahýndan dolayý istiðfar et. Sen g rçekten günahkarlardan oldun." 30 - Þehirde bazý kadýnlarda "Azizin karýsý, delikanlýsýndan murad almaya kalkmýþ, sevgi y kavuruyormuþ, görüyoruz ki, kadýn besbelli ki çýldýrmýþ..." dediler. 31 - Azizin karýsý, onlarýn gizliden gizliye dedikodu yaydýklarýný iþitince, 120 onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazýrladý. Her birine bir býçak verdi, ri taraftan da Yusuf'a "çýk karþýlarýna" dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyütt llerini kestiler. Dediler ki: "Haþa! Allah için, bu bir insan deðil, olsa olsa yüce bir melektir." 32 - "Ýþte" dedi, "bu gördüðünüz, beni hakkýnda kýnadýðýnýz (gençtir). Yemin ederim ki, be yararlanmak istedim de o, namuslu davrandý. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine g etirmezse, muhakkak zindana atýlacak ve kesinlikle zelillerden olacaktýr." 33 - Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunlarýn beni davet ettikleri þeyden d aha sevimlidir. Eðer sen, bu kadýnlarýn tuzaklarýný benden uzak tutmazsan, ben onlarýn tuza düþerim ve cahillik edenlerden olurum." 34 - Bunun üzerine Rabbi, onun duasýný kabul buyurdu da ondan onlarýn tuzaklarýný bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle iþiten, hakkiyle bilendir. 35 - Bu kadar delili gördükleri halde, sonra yine de Yusuf'u bir süre için zindana atma düþüncesi aðýr bastý. 36 - Zindana onunla birlikte iki delikanlý daha girdi. Birisi dedi ki: "Rüyada kend imi þarap sýkarken gördüm." Öteki de dedi ki: "Ben de baþýmýn üstünde ekmek taþýdýðýmý, kuþ Bize bunun yorumunu haber ver. Çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz." 37 - Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun t abirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öðrettiði ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanm yan ve ahireti inkar eden bir kavmin dinini terkettim." 38 - "Atalarým Ýbrahim, ishak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'-a hiçbir þeyi orta k tutmamýz olmaz. Bu", bize ve insanlara Allah'ýn bir lutfudur. Fakat insanlarýn çoðu þükre zler." 39 - "Ey benim zindan arkadaþlarým! Ayrý ayrý birçok tanrýlar mý daha hayýrlý, yoksa herþe ve galip olan bir tek Allah mý?" 40 - "Sizin Allah'ý býrakýp da o taptýklarýnýz, sizin ve atalarýnýzýn uydurduðu birtakým i aþka bir þey deðildir. Bunlara tapmanýz için Allah hiçbir delil indirmiþ deðildir. Hüküm an 'a aittir: O, size, 121 kendisinden baþkasýna tapmamanýzý emretti, iþte dosdoðru din budur. Fakat insanlarýn çoðu b mezler." 41 - "Ey benim zindan arkadaþlarým! Biriniz efendisine yine þarap sunacak. Diðeri de a sýlacak, kuþlar baþýndan yiyecekler, iþte öðrenmek istediðiniz iþ böylece halloldu." 42 - Yusuf, hapisten kurtulacaðýna inandýðý o ikiden birine dedi ki: "Be-n'refendinin yaný da an". (Benden söz et ki, beni kurtarsýn). Fakat Þeytan, ona, efendisinin yanýnda anmayý unutturdu. Bu yüzden Yusuf, daha yýllarca zindanda kaldý. 43 - Bir gün melik (hükümdar) dedi ki: "Ben rüyamda yedi cýlýz ineðin yedi semiz ineði yed e yedi yeþil baþakla yedi kuru baþak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüya tabir edebiliyo sanýz benim bu rüyamýn tabirini bana bildirin." 44 - Dediler ki: "Rüya dediðin þey karmakarýþýk hayallerdir. Biz ise böyle karýþýk hayalle unu bilemeyiz." 45 - O ikiden kurtulmuþ olaný nice zamandan sonra hatýrladý da dedi ki: "Ben size o rüyaný tabirini haber veririm, hemen beni gönderin." 46 - "Ey Yusuf, ey doðru sözlü! Bize þunu hallet: Yedi semiz ineði, yedi cýlýz inek yiyor. yedi yeþil baþakla diðer yedi kuru baþak. Umarým ki, o insanlara doðru cevap ile dönerim, ar da (senin kadrini) bilirler." 47 - Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, biçtiklerinizi baþaðýnda býrakýnýz, bira iyeceðinizden baþka. " 48 - "Sonra onun arkasýndan yedi kurak sene gelecek, önceki biriktirdiklerinizin bi raz saklayacaðýnýzdan baþkasýný yiyip bitirecek."

49 - "Sonra da onun arkasýndan yaðýþlý bir sene gelecek ki, halk onda sýkýntýdan kurtulaca zeytin gibi mahsûlleri) sýkýp faydalanacak." 50 - O hükümdar "Onu bana getirin" dedi. Emir üzerine Yusuf'a gönderilen adam yanýna gelin ce, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri dön de, ona sor bakalým, o ellerini kese n kadýnlarýn maksatlarý ne imiþ? Hiç þüphe yok ki, Rabbim, onlarýn oyunlarýný çok iyi bilir 51 - Hükümdar, o kadýnlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad alma ya kalktýnýz?" dedi. Onlar "Haþa, Allah için, biz onun aleyhinde hiçbir fenalýk bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, karýsý da: "Þimdi hak ve hakikat olduðu gibi ortaya çýktý. Aslýnda onun n den 122 ben murad almak istedim. O ise seksiz þüphesiz doðrulardandýr" dedi. 52 - (Yusuf dedi ki): iþte bu þunun içindir: Bilsin ki, ben ona arkasýndan hainlik etme dim. Gerçekten Allah hainlerin hilesini baþarýya ulaþtýrmaz. 53 - Ben yine de nefsimi temize çýkarmýyorum. Çünkü nefis þiddetle kötülüðü emreder. Ancak met etmesi müstesna. Muhakkak ki, Rabbim baðýþlayýcý ve merhametlidir. 54 - Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konuþu nca da: "Sen bugün yanýmýzda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güvenilir birisin" dedi. 55 - O da, ona dedi ki: "Beni bu ülkenin hazineleri üzerine getir. Çünkü iyi korurum, iyi bilirim." 56 - Ve iþte biz böylece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerleþtirdik). Neresinde ister se orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi dilediðimize nasip ederiz. Ve iyilik ede nlerin mükafatýný zayi etmeyiz. 57 - iman edip takva yolunu tutanlar için elbette ahiret mükafatý daha hayýrlýdýr. 58 - (Bir gün) Yusuf'un kardeþleri çýkageldiler ve onun yanýna girdiler. O, onlarý görür g anýdý, oysa onlar onu tanýyamamýþlardý. 59 - Ne zaman ki onlarýn bütün hazýrlýklarýný tamamladý, o zaman dedi ki: "Babanýzdan olan nizi de bana getirin. Görüyorsunuz ya, ben ölçeði tam ölçüyorum ve ben konukseverlerin en h " 60 - "Siz eðer onu bana getirmezseniz, bir daha size hiç kile yok, (bir ölçek bile zahi re alamazsýnýz) yanýma da yaklaþmayýn". 61 - Dediler ki: "Onun için babasýndan izin almaya çalýþacaðýz. Her halükârda bunu yapaca 62 - Yusuf bir taraftan da adamlarýna tenbih etti: "Sermayelerini yüklerinin içine ko yuverin, belki ailelerinin yanýna dönünce farkýna varýrlar ve belki yine gelirler" dedi. 63 - Böylece dönüp babalarýna geldikleri vakit, dediler ki: "Ey babamýz! Bizden ölçek mene di (bize zahire verilmeyecek). Bu kere kardeþimizi de bizimle gönder ki, ölçek alabileli m. Biz onu kesinlikle koruyacaðýz." 64 - Babalarý dedi ki: "Ben onu size nasýl emanet ederim? Ya bundan 123 önce kardeþini emanet ettiðimde olan gibi olursa! En hayýrlý koruyucu Allah'dýr ve O, merha et edenlerin en merhametlisidir." 65 - Derken yüklerini açtýlar ve sermayelerini kendilerine geri verilmiþ olarak buldula r. Dediler ki: "Ey babamýz! Daha ne isteriz? iste sermayelerimiz de bize iade edil miþ. Bununla yine ailemize zahire alýr getiririz, kardeþimizi de koruruz, üstelik bir yük daha fazla zahire alýrýz. Za-terrbu aldýðýmýz pek az bir zahiredir." 66 - Babalarý dedi ki: "Hepiniz çaresiz kalmadýkça onu bana mutlaka getireceðinize dair A llah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem". Onlar da Allah'a and içerek babalarýna söz verince, babalarý dedi ki: "Bu söylediklerinize Allah vekildir." 67 - Ve dedi ki: "Ey yavrularým! (Þehre) hepiniz bir kapýdan girmeyin de ayrý ayrý kapýlard n girin. Gerçi ben ne yapsam, Allah'ýn takdirini sizden engelleyemem. Hüküm yalnýzca Allah 'ýndýr. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler." 68 - Ne zaman ki, þehre vardýlar, o zaman babalarýnýn kendilerine emrettiði þekilde girdile . (Gerçi bu þekilde girmeleri) onlar hakkýnda Allah'ýn takdir ettiði hiçbir þeyi önleyemezd sadece Yakub'un içinden geçirdiði bir isteðin yerine getirilmesi oldu. Þüphesiz o, ilim sa ibiydi, çünkü ona biz öðretmiþtik. Fakat insanlarýn çoðu bunu bilmezler. 69 - Yusuf'un yanýna girdikleri vakit, o, kardeþini (Bünyamin'i) yanýnda alýkoydu. Dedi k i: "Bilesin, ben, senin kardeþinim! iþte bundan dolayý onlarýn yapacaklarýna sakýn üzülme!" 70 - Sonra onlarýn bütün hazýrlýklarýný görünce, su kabýný kardeþinin yükünün içine koydu. aðýrdý: "Hey kervan! Siz hýrsýzlýk yapmýþsýnýz!" 71 - Bunlara döndüler de dediler ki: "Ne arýyorsunuz? 72 - Onlarda dediler ki: "Hükümdarýn su kabýný arýyoruz. Onu bulup getirene bir yük zahire

r. Üstelik o tas bana zimmetlidir". 73 - 'Allah'a yemin ederiz ki," dediler, "Muhakkak siz de anlamýþsýnýzdýr ya, biz buraya fesat çýkarmak için gelmedik. Biz hýrsýz da deðiliz." 74 - "Peki yalancý çýkarsanýz onun (hýrsýzlýk edenin) cezasý nedir?" dediler. 75 - "Kimin yükünde çýkarsa, o kendisi onun cezasýdýr. Biz zalimlere iþte böyle ceza verir 124 76 - Bunun üzerine Yusuf, kardeþinin eþyalarýndan önce onlarýn eþyalarýný aramaya baþladý. abýný kardeþinin yükünün içinden çýkardý. Ýþte Yusuf'a biz böyle bir oyun öðrettik. Melikin eþini alýkoymasýna imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o baþka. Biz dilediðimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir baþka bilen vardýr. 77 - Dediler ki: "Eðer o çalmýssa, daha önce bunun kardeþi de çalmýþtý." O vakit Yusuf bunu tý, onlara hiç belli etmeden: "Siz çok fena bir mevkidesiniz, ne sýfat verdiðinizi Allah ço iyi biliyor" dedi. 78 - Dediler ki: "Ey vezir! Emin ol ki, bunun çok yaþlý bir babasý var. Onun için yerine birimizi al. Gerçekten de biz seni iyilik edenlerden görüyoruz." 79 - O dedi ki: "Eþyamýzý yanýnda bulduðumuzdan baþkasýný tutuklamaktan Allah korusun. Çün sak zalimlerden oluruz." 80 - Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fý-sýldaþarak oradan u zaklaþtýlar. Büyükleri dedi ki: "Babanýzýn sizden Allah adýna ahit aldýðýný ve daha önce Yu ettiðiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkýmda bi r hüküm verinceye kadar ben artýk burdan ayrýlmam. Allah, hüküm verenlerin en hayýrlýsýdýr. 81 - "Siz dönün de babanýza deyin ki: Ey babamýz! Ýnan ki, oðlun hýrsýzlýk yaptý. Biz anca ze þahitlik ediyoruz. Yoksa gaybýn bekçileri deðiliz." 82 - "Hem orada bulunduðumuz þehir halkýna, hem içinde bulunduðumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle doðru söylüyoruz." 83 - Babalarý dedi ki: "Hayýr, sizi nefisleriniz altadýp bir iþe sürüklemiþ. Artýk bana gü sabretmek düþüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her þeyi bilir, e hikmet sahibidir." 84 - Ve onlardan yüz çevirdi de: "Ey Yusuf üzerindeki ateþim!" dedi. Ve üzüntüden gözlerin düþtü. Artýk yutkunuyor da yutkunuyordu. 85 - Dediler ki: "Hala Yusuf'u sayýklayýp duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonu nda eriyip gideceksin, tükenip helak olacaksýn. Hayret doðrusu!" 86 - Dedi ki: "Ben hüznümü, kederimi ancak Allah'a þikayet ederim ve Allah tarafýndan sizi n bilmediðiniz þeyleri de bilirim." 125 87 - "Ey oðullarým, gidin, Yusuf'u ve kardeþini araþtýrýn. Allah'ýn rahmetinden ümit kesme zira kafir kavimden baþkasý Allah'ýn rahmetinden ümit kesmez." 88 - Sonra (Mýsýr'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey þanlý vezir! Biz ve çol uk çocuðumuz sýkýntý içindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ölçek (zahire) ayrýca sadaka da ihsan eyle. Çünkü Allah sadaka verenleri muhakkak mükafatlandýrýr." 89 - O dedi ki: "Siz cahilliðinizde Yusuf'a ve kardeþine ne yaptýðýnýzý biliyor musunuz?" 90 - Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeþim" dedi, "Doðrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlen-dirdi. Gerçekten de kim Allah 'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel iþler yapanlarýn mükafatýný zayi etmez " 91 - Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize üstün kýldý. Biz gerçekten de büyü ata iþlemiþtik". 92 - Yusuf dedi: "Bugün size bir ayýplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, maðfiretiy le baðýþlasýn. O, merhamet edenlerin en merhametlisi-dir" 93 - Alýn þu gömleðimi götürün de babamýn yüzüne sürün, gözü açýlýr. Ve bütün ailenizle to 94 - Ne zaman ki, kafile (Mýsýr'dan) ayrýldý, öteden babalarý dedi ki: "Eðer bana bunak de seniz, doðrusu ben Yusuf'un kokusunu alýyorum." 95 - Dediler ki: "Vallahi sen hala o eski þaþkýnlýðýndasýn." 96 - Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geldi, gömleði Yakub'un yüzüne koydu, hemen gözü en size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi. 97 - Dediler ki: "Ey babamýz, bizim için Allah'a istiðfar eyle. Biz gerçekten büyük günah i ik." 98 - Dedi ki: "Sizin için Rabbimden ilerde baðýþlanma dileyeceðim. Þüphesiz o çok baðýþlay t edicidir.

99 - Ne zaman ki, onlar Yusuf'un yanýna vardýlar, iþte o zaman Yusuf anasýný ve babasýný k kladý, yanýna aldý ve "Buyurun Allah'ýn dilemesiyle güven içinde Mýsýr'a girin" dedi. 100 - Anasýyla babasýný yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden 126 Yusuf için secdeye kapandýlar. Bunun üzerine Yusuf dedi ki: "iþte bu durum, o rüyamýn çýkma rçekten Rabbim onu hak rüya kýldý. Þeytan benimle kardeþlerimin arasýný bozduktan sonra, be ndandan çýkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Doðrusu Rabbim dilediðine lutfunu ihsan eder. Þüphesiz O, her þeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir " 101 - "Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyalarýn tabirinden bir ilim öðrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim ca nýmý müslüman olarak al ve beni salih kullarýn arasýna kat!" (Gökler kelimesi uzay-evren an a gelmektedir.) 102 - Ýþte bu, sana vahiyle bildirdiðimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacakl arýna karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarýnda deðildin. 103 - Sen ne kadar þiddetle arzulasan da, insanlarýn çoðu iman edecek deðildir. 104 - Buna karþýlýk onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. O Kur'an, alemlere anc ak bir öðüttür. 105 - Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar ayet var ki, onunla yüz yüze gelirle r de yine de yüz çevirip geçerler.(Gökler yani "uzay-evren" kelimesi sadece bu ve yukarýda ki ayette geçiyor.) 1 06 - Onlarýn çoðu þirk koþmadan Allah'a iman etmezler (imanlarýna az çok bir þirk karýþtý 1 07 - Yoksa bunlar Allah'ýn azabýndan hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkýnda deðillerken ansýzýn baþlarýna kýyametin kopu-vermesinden güven içinde midirler? 108 - De ki: iþte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve b ana uyanlar (iþte böyleyiz). Ben Allah'ý teþbih ederim ve ben müþriklerden deðilim. 109 - Senden önce gönderdiðimiz peygamberler de o memleketlerin halkýndandý, onlar da ken dilerine vahiy verdiðimiz birtakým erkeklerden baþkasý deðillerdi. Þimdi o yerlerde þöyle b zip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akýbetlerinin nasýl olduðuna bir bak alar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayýrlýdýr. Hala aklýnýzý baþýnýza to mýsýnýz? 127 110 - Nihayet peygamberleri (onlarýn iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancý durumuna düþtüklerini sanýnca, onlara yardýmýmýz geldi, yetiþti; dile miz kurtarýldý. Suçlular topluluðundan bizim azabýmýz geri çevrilemez. 1 1 1 - Gerçekten de rýn kýssalarýnda üstün akýllýlar için bir ibret vardýr. Bu Kur'an uydurulmuþ herhangi bir s Lakin kendisinden önce gelen kitaplarýn tasdiki her þeyin ayrýntýlarýyla açýklayýcýsý ve im ir kavim için hidayet ve rahmettir. 128 TELESKOPUN ÝCADI Þimdi inceleyeceðimiz sure, az önce gezegenleri incelediðimiz Yusuf suresinden hemen son ra vahiy olarak iniyor. Bu iki surenin ardarda gelmesi dikkat çekicidir. Çünkü bilimadam larý gezegenleri teleskoplar sayesinde keþfetmiþlerdir. Hicr suresinin 14. ayetine kadar ilahi emirler anlatýlýyor. Fakat tam 14. ayette kon u bir anda deðiþerek gökyüzünün üstüne çýkmaktan bahsediliyor. Ve Kur'an'ýn baþýndan sonuna yerinde bulunmayan "takým yýldýzlarý gözlemlemek" ifadesi geçiyor. "Üzerlerine gökyüzünden bir kapý açsak ve oradan yükseliyor olsalar. O zaman derlerdi ki: M aka gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiþ bir toplumuz! Gerçekten biz gökyüzünde takýmyýldý e gözlemleyenler için süsleyip donattýk." (Hicr suresi, 1 4-1 6) Gördüðünüz gibi ardarda gelen ayetlerde gökyüzünün aþýlmasýndan ve uzaydaki yýldýzlarýn göz iliyor. Bundan önceki gezegenler örneðinde, numaralarýný aldýðýmýz ayetler surenin farklý yerlerind irbirinden baðýmsýzdý. Bu yüzden birkaç farklý ayet numarasý almýþtýk. Fakat burada ayetler liyor. Ýþte bu nedenle sadece konuyu baþlatan 14. ayeti alýyoruz. Diðer surelerde yaptýðýmýz gibi, bu surede de, toplam kelime sayýsýný ayet numarasýyla topl karþýmýza, ilk aynalý teleskopun icad edildiði tarih olan 1668 tarihi çýkýyor. 129 (1)654 KELÝME 14. ayette gökyüzünün aþýlmasýndan bahsediliyordu ve hemen sonra da gökyüzündeki yýldýzlarýn gözlemlenmesinden bahsediliyordu.

*. % ,,##*'.' jjMl^fflJ Þimdi her zaman yaptýðýmýz gibi toplam kelime sayýsýyla ayet numarasýný toplayalým. (1)654+ 14= 1668 Ünlü fizikçi Sir Isaac Newton tarafýndan 1668 yýlýnda ilk aynalý teleskopun icad edilmesi, ronomi biliminin dönüm noktalarýndan birisidir. Çünkü gezegenler ve yýldýzlar bu teknolojik enin neticesinde keþfedilmiþtir. Aynalý teleskopun haricinde mercekli olanlarý da vardýr, fakat esas kullanýþlý olaný, 1668 yýlýnda keþfedilen aynalý teleskoptur. Nitekim içinde bul teknoloji çaðýnda da çoðunlukla aynalý teleskoplar kullanýlmaktadýr. HÝCR SURESÝ: 1 - Elif, Lam, Ra. Bunlar kitabýn ve apaçýk bir Kur'an'ýn ayetleridir. 2 - Bir zaman gelecek ki inkar edenler, keþke müslüman olsaydýk temennisinde bulunacakl ardýr. 3 - Onlarý býrak yesinler, içsinler, zevk alsýnlar; arzu onlarý oyalasýn ilerde bilecekler ir. 4 - Biz hiçbir memleketi (Allah katýnda) bilinen bir zamaný olmaksýzýn helak etmedik. 5 - Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez. 6 - Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)l Sen mutlaka bir mecn unsun." 130 7 - "Eðer peygamberlik davanda doðru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin." 8 - Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kafirlere) hiç mühlet verilmez. 9 - Hiç þüphe yok ki, Kur'an'ý biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacaðýz. 10 - Andolsun, senden önceki milletler arasýnda da peygamberler gönderdik. 1 1 - Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiþ olmasýnlar. 12 - Biz o küfrü suçlularýn kalbine iþte böyle sokarýz. 13 - Kur'ana iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti (inanmadýklarý için baslarýna gele ler) gelip geçmiþtir. 14 - Onlara gökten bir kapý açsak da oradan yukarý çýksalar, 15 - "Gözlerimiz perdelendi, daha doðrusu bize büyü yapýlmýþtýr" derler. 16 - Andolsun biz, gökyüzünde burçlar (takým yýldýzlar) yarattýk ve gözlemleyenler için onu 1 7 - Ve göðü taþlanan bütün þeytanlardan koruduk. 1 8 - Ancak kulak hýrsýzlýðý eden þeytan r alev takip eder. 1 9 - Yeryüzünü düzgün bir þekilde yarattýk ve oraya sabit daðlar yerleþtirdik. Orada hikme yden bitkiler bitirdik. 20 - Orada hem sizin için, hem de sizin rýzýklarýný veremediðiniz kimseler için geçim yoll attýk. 21 - Her þeyin hazineleri yalnýz bizim yanýmýzdadýr. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca göre, b lli ölçülerde veririz. 22 - Biz rüzgarlarý aþýlayýcý olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladý yu hazinelerde tutan da siz deðilsiniz. 23 - Elbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin varisleri de biziz. 24 - Andolsun ki biz, içinizden islam'da öne geçmek isteyenleri de biliriz, geri kalm ak isteyenleri de biliriz. 25 - Þüphesiz Rabbin O'dur ki, onlarý kýyamet gününde hesaba çekmek için toplayacaktýr. O, sahibidir, bilendir. 26 - Andolsun ki biz insaný kuru bir çamurdan, þekillenmiþ bir balçýk131 tan yarattýk. 27 - Cinleri de daha önce insan vücudunun gözeneklerinden geçebilen güçlü bir ateþten yara 28 - Ey Peygamber! Rabbinin meleklere söyle dediðini hatýrla: "Ben, kuru balçýktan, þekil erilmiþ kokuþmuþ çamurdan bir insan yaratacaðým." 2-9..- Ben, onun yaratýlýþýný tamamladýðým ve ona ruhumdan üflediðim zaman, siz hemen onun e kapanýn." 30 - Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler. 31 - Yalnýz Ýblis hariç. O secde edenlerle beraber olmaktan çekinmiþti. 32 - Allah buyurdu ki: "Ey Ýblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmu

yorsun?" 33 - Ýblis söyle dedi: "Kuru bir çamurdan, þekillenmiþ bir balçýktan yarattýðýn bir insana emezdim." 34 - Allah þöyle buyurdu: "Öyle ise oradan çýk! Sen, artýk kovulmuþ birisin." 35 - "Kýyamet gününe kadar lanet senin üzerindedir." 36 - iblis: "Rabbtm! Öyle ise insanlarýn kabirlerinden kaldýrýlacaklarý güne (kýyamete) ka bana mühlet ver1' dedi. 37 - Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin." 38 ¦ "Allah katýnda bilinen vaktin gününe kadar..." 39 - iblis söyle dedi: "Rabbim! Beni saptýrdýðýn için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara gü leyeceðim ve onlarýn hepsini mutlaka azdýracaðým!" 40 - "Ancak içlerinden ihlaslý kullarýn müstesnadýr." 41 ~ Allah söyle buyurdu: "iste bana ulaþan dosdoðru yol budur." 42 - "Sana uyan azgýnlardan baþka, kullarýmýn üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur." 43 - "Þüphesiz ki onlarýn hepsine vaad edilen yer cehennemdir." 44 - "Cehennemin yedi kapýsý vardýr. O kapýlarýn her biri için birer grup ayrýlmýþtýr." 45 - Allah'tan korkanlar, elbette cennetlerde ve pýnarlarýn basýndadýrlar. 46 - Onlara: "Selametle güven içinde oraya girin" denir. 132 47 - Biz o cennetliklerin kalplerindeki kinleri çýkarýr atarýz. Hepsi kardeþler olarak se vinç içinde karþýlýklý koltuklara otururlar. 48 - Orada kendilerine hiçbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan çýkarýlacak da deðillerdir. 49 - Kullarýma haber ver ki, gerçekten ben çok baðýþlayýcý ve pek merhamet ediciyim. 50 - Bununla beraber azabým da çok acýklý bir azabdýr. Bunlarý geçmiþten bazý örneklerle a 51 - Hem o kullara, Ýbrahim'in misafirlerinden de haber ver. 52 - Hani melekler, Ýbrahim'in yanýna girdikleri zaman, "selam" demiþler, Ýbrahim de on lara: "Biz sizden korkuyoruz" demiþti. 53 - Melekler: "Korkma! Gerçekten biz sana bilgin bir oðul müjdeliyoruz" dediler. 54 - Ýbrahim dedi ki: "Bana ihtiyarlýk gelmiþken, beni mi müjdeliyorsunuz, neye dayanar ak beni müjdeliyorsunuz?" 55 - Melekler: "Seni gerçekle müjdeliyoruz. Sakýn Allah'ýn rahmetinden ümidini kesenlerden olma!" dediler. 56 - Ýbrahim dedi ki: "Rabbimin rahmetinden, sapkýnlardan baþka kim ümit keser?" 57 - "Ey elçiler! Baþka ne iþiniz var?" dedi. 58 - Melekler þöyle dediler: "Biz suçlu bir kavmi cezalandýrmak için gönderildik. 59 - Ancak Lut ailesi müstesnadýr. Biz, onlarýn hepsini muhakkak kurtaracaðýz. 60 - Yalnýz Lut'un karýsý müstesna, çünkü onun helak edilenlerle birlikte yok edilmesini t ir ettik. 61 - Melek olan elçiler, Lut kavmine gelince, 62 - Lut dedi ki: "Doðrusu siz ürkülecek bir kavimsiniz." 63 - Elçiler dediler ki: "Bilakis biz sana onlarýn þüphe ettiði azabý getirdik." 64 - "Sana gerçeði getirdik; biz elbette doðru söylüyoruz." 65 - "Gecenin bir bölümünde aileni yola çýkar, sen de arkalarýndan yürü ve sizden kimse ard masýn; istenen yere gidin." 66 - Biz, Lut'a þu kesin emri vahyettik: "Bu kafirler sabaha çýkarken muhakkak kökleri k esilmiþ olacaktýr." 133 67 - Þehir halký, sevinerek geldiler. 68 - Lut, kavmine þöyle dedi: "Bunlar benim misafirlerimdir, beni rüs-vay etmeyin." 69 - "Allah'tan korkun! Beni mahcub etmeyin." 70 - Lut kavmi þöyle dedi: "Biz sana kimsenin koruyuculuðunu yapmamaný söylememiþ miydik?" '71 - Lut þöyle dedi: "iste kýzlarým! Düþündüðünüzü yapacaksanýz (onlarla evlenin). 11 - Resulüm! Ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoþluklarý içinde bocalayýp duruyor 73 - Güneþ doðarken o korkunç çýðlýk onlarý yakaladý. 74 - Biz, onlarýn þehirlerinin üstünü altýna geçirdik ve üzerlerine de balçýktan piþirilmi 75 - Gerçekten bunda, düþünen keskin anlayýþlýlar için ibretler vardýr. 76 - Hem o Lut kavminin bulunduðu þehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadýr. 77 - Þüphesiz ki, bunda iman edenler için bir ibret vardýr. 78 - Eyke halký da gerçekten zalimlerdi. 79 - Biz Eyke halkýndan da intikam aldýk. Ýkisi de (Eyke ve Medyen) açýk bir yol üzerinded

r. 80 - Þüphesiz ki, Hicr halký da peygamberleri yalanladýlar 81 - Biz, onlara ayetlerimizi vermiþtik de onlar, yüz çeviriyorlardý 82 - Onlar, daðlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardý. 83 - Onlarý da sabahleyin korkunç bir çýðlýk yakaladý. 84 - Kazanmakta olduklarý þeyler, onlardan hiçbir zararý savmadý. 85 - Biz gökleri, yeri ve aralarýndaki varlýklarý ancak hak ve hikmetle yarattýk ve elbet te ki, kýyamet kopacaktýr. (Ey Peygamber!) Þimdi sen onlara yumuþak davran ve güzel muamel e et. 86 - Þüphesiz Rabbin kemaliyle yaratandýr ve iyi bilendir. 87 - Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yediyi ve yüce Kur'an'ý verdik. 88 - Sakýn o inkarcýlardan birtakýmlarýna verip de kendilerini zevklendirdiðimiz þeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayý üzülme. Ýnananlara merhamet kanat larýný indir. 89 - De ki: "Þüphesiz ben apaçýk bir uyarýcýyým." 90 - Týpký o taksimcilere indirdiðimiz gibi. 134 91 - Onlar, Kur'an'ý (bir kýsmýna inanýp bir kýsmýna inanmayarak) kýsým kýsým böldüler. 92 - Rabbin hakký için biz, mutlaka onlarýn hepsini hesaba çekeceðiz. 93 - Yaptýklarýndan dolayý... 94 - Þimdi sen emrolunduðunu açýkça teblið et. Müþriklerden yüz çevir. 95 - Muhakkak ki alay edenlere karþý biz sana yeteriz. 96 - Onlar Allah ile birlikte baþkasýný ilah edinenlerdir. Onlar yakýnda bileceklerdir. 97 - Gerçekten biliriz ki, onlarýn söylediklerine göðsün daralýyor. 98 - O halde Rabbini hamd ile teþbih et. Ve secde edenlerden ol. 99 - Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et. 135 ÝLK UZAY ARAÇLARI Ýsra suresi, az önce incelediðimiz ve astronomiyle ilgili veriler elde ettiðimiz sureler den kýsa bir zaman önce indirilmiþtir. Surenin ismi olan îsra kelimesi, "gece yolculuðu" anlamýndadýr ve Mi'rac (göðe yükselme) ha esiyle ilgilidir. Bu konuda bazý düþünürler, Hz. Peygamberin göðe bedeni ile yükseldiðini ö Bazýlarý ise ruhen yükseldiði fikrini savundular. Arapça'daki "sema" kelimesinin karþýlýðý "gök"dür. Gök kelimesi birçok yerde kullanýlýyor. da "gök" kelimesinin haricinde "¦gökScr" kelimesinin de kullanýldýðýný ve bunun ilgi çekici rum olduðunu daha önce de belirtmiþtik. Çünkü Dünyamý:/, tok bir göðe sahiptin ve Kýýr'an b olduðýýno dile getirerek uzaya dikkat çekiyor. "(üikkimr" kelimesini din ve bilini adamlarý iKay-cvren olarak ýia:; výr etmiþlerdir. Eski devirlerde yaþayan insanlar da Dünyamýn (nesini ve uzayý, "gökler" kelimesiyle ifade etmiþ erdir. Ýsra suresini incelediðimiz zaman "gökler" kelimesinin s«k sýk kullanýldýðýn! görüyoruz. To tte "gökler" (uzay, evren) kelimesi yer alýyor: "Yedi gök(ler), yer ve bunlarýn içinde bulunanlar..." (44. ayet) "Rabbin göklerde ve yerde o!cýn kimselerin hepsini en iyi bilendir...." (55. a yel) "Onlar, gökleri ve yeýi yaratan Allah'ýn, kendilerinin benzerini de yaratmaya kadir ol duðunu görüp bitmediler mi?..." (99. ayet) "Pekala bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi..." (102. ayet) Bununla birlikte sadece 93. ayette "gökyüzüne çýkmaktan" bahsediliyor. Suredeki 93. ayelle bazý kiþiler, peygambere inanabilmclc-ri için ilginç bir teklifte bulunuyorlar. Peygamb erin onlarý ikna etmesi için gökyüzüne çýkmasý gerektiðini iddia ediyorlar: 136 "Yahut altýndan bir evin olsun, ya da göðe çýkmalýsýn. Ona çýktýðýna da asla inanmayýz, fa aðýmýz bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan baþka bir sey deðilim." (Isra suresi, 93) Þimdi elimizdeki anahtar ayetleri özel bir biçimde yazalým: u(;»klcf .(M/ay. evren) = 44, 55, 99, 102. ayetlerde "(iökyüzüme çukmak" = Sadece 93, ayette ..geçiyor.. iþte bu ayei numaralarýný kelime sayýsýyla topladýðýmýz zaman, ilk uzay araçlara ynpnhhjþ,, S956 yýlý karþý-miza çýkýyor.

ÝSfö KELÝME Bu surede toplam 1563 kelime yer almaktadýr. 1563 rakamýný yukarýdaki ayet numaralarýyla topladýðýmýz zanýatý, 1956 tarihini elde ediyor 1563 + 44 + 55 + W + 102 + 93 = 1956 1956 yýlý, insanoðlunun mzaydan habersiz yaþadýðý son yýldýr. Bu yýlm hemen ardýndan bugüne zay aracý gönderilmiþtir. Bu konuda ilk adýmlarý atan, ABD ve SSCB hükümetleridir.

137 ÝSRA SURESÝ: 1 - Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazý ayetlerimizi göster mek için, etrafýný mübarek kýldýðýmýz Mescid-i Aksa'-ya götüren Allah, her türlü noksan sýf r. Þüphesiz ki her þeyi hakkýyla iþiten, hakkýyla gören O'dur. Z - Musa'ya da kitap verdik ve beni býrakýp baþkasýný vekil edinmeyiniz diye onu israil oðu larý için bir hidayet rehberi kýldýk. 3 - Ey Nuh'la beraber gemiye taþýyarak kurtardýðýmýz kimselerin soyundan olanlar! Doðrusu þükredici bir kuldu. 4 - Biz Israiloðullarý'na Tevrat'ta þu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fe çýkaracaksýnýz ve muhakkak büyük bir yükseliþle yükseleceksiniz." 5 - Birincisinin zamaný gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarýmýzý gönderdik. Onlar, evl alarýna girip araþtýrdýlar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi. 6 - Sonra sizi tekrar o istilacýlar üzerine galip kýldýk ve size mallarla ve oðullarla ya rdým ettik. Ve toplum olarak sizin sayýnýzý artýrdýk. 7 - Eðer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiþ olursunuz ve eðer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artýk diðer fesadýnýzýn zamaný gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmalarý, kötül kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahv etmeleri için onlarý tekrar göndereceðiz. 8 - Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kafirler için kuþatýcý bir zindan yaptýk. 9 - Þüphesiz ki bu Kur'an, insanlarý en doðru ve en saðlam yola iletir ve salih amel iþley n müminlere büyük bir ecir olduðunu müjdeler. I 0- Ahirete inanmayanlara da can yakýcý bir azab hazýrla m iþ izdir. II - insan, hayrýn gelmesine dua ettiði gibi kötülüðün gelmesine de dua eder. insan pek a ecidir. 12 - Biz geceyi ve gündüzü varlýðýmýza delalet eden birer delil kýldýk. Sonra Rabbinizden aramanýz, yýllarýn sayýsýný ve hesabýný bilmeniz için gecenin karanlýðýný silip (yerine) e ydýnlýðýný getirdik, iþte biz her þeyi uzun uzadýya anlattýk. 13 - Her insanýn amel defterini boynuna doladýk, kýyamet günü açýl138 mýþ bulacaðý kitabý önüne çýkarýrýz. 14 - "Kitabýný oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!" deriz. 15 - Kim doðru yola gelirse sýrf kendi iyiliði için gelir. Kim de saparsa ancak kendi a leyhine sapar. Hiçbir günahkar baþkasýnýn günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedi e azab edecek deðiliz. 1 6 - Biz bir ülkeyi yok etmek istediðimiz zaman, þýmarýk varlýklýlarýna emrederiz, onlar i etmeyip orada kötülük islerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir deriz. 1 7 - Hem Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarýnýn günahlarýný bilmek v e görmekte Rabbin yeter. 18 - Her kim peþin islerse, dünyada ona, istediðimiz kimseye, dilediðimiz kadarýný peþin v riz. Sonra ona cehennemi hazýrlarýz; kýnanmýþ ve (rahmetimizden) kovulmuþ olarak oraya gire . 19 - Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraþýr bir çaba ile onun için çalýþýr erinin çalýþmalarýnýn karþýlýðý verilir. 20 - Hepsine; (dünyayý isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanýndan ve ririz. Rabbinin ihsaný kýsýtlanmýþ deðildir. 21 - Bak! Onlarýn bir kýsmýný diðerine nasýl üstün kýldýk! Elbette ahiret, hem dereceler b a büyüktür, hem de üstünlük bakýmýndan daha büyüktür. 22 - Allah ile birlikte baþka bir ilah edinme! Yoksa kýnanmýþ ve yalnýz basýna býrakýlmýþ urup kalýrsýn. 23 - Rabbin kesin olarak þunlarý emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve baba ya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanýnda yaþlanýrsa, sakýn onlara "öf" b

ile deme ve onlarý azarlama. Ýkisine de tatlý ve güzel söz söyle. 24 - ikisine de acýyarak tevazu kanatlarýný indir. Ve þöyle de: "Ey Rab-bim! Onlarýn beni n terbiye edip yetiþtirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et." 25 - Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eðer iyi kimseler olursanýz elbette Alla h çok tevbe edenleri baðýþlayýcýdýr. 26 - Akrabaya, yoksula ve yolda kalmýþa hakkýný ver. Bununla beraber malýný saçýp savurma. 139 27 - Çünkü (malýný) saçýp savuranlar, þeytanlarýn kardeþleridir. Þeytan ise Rabbine karþý 28 - Eðer Rabbinden beklediðin bir rahmet (rýzýk) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetind alýrsan, o vakit de onlara yumuþak ve tatlý bir söz söyle. 29 - Elini boynuna asýp baðlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açýp saçma (israf etme); halde kýnanmýþ olursun ve eli boþ açýkta kalýrsýn. 30 - Gerçekten senin Rabbin, kullarýndan dilediðinin rýzkýný geniþletir ve dilediðini kýsa ki Allah, kullarýnýn durumlarýndan haberdardýr, her þeyi görendir. 31 - Bir de geçim korkusuyla çocuklarýnýzý öldürmeyin, onlara da, size de rýzký biz veriri ki onlarý öldürmek, çok büyük bir suçtur. 32 - Zinaya da yaklaþmayýn, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. 33 - Haklý bir sebep olmadýkça, Allah'ýn öldürülmesini haram kýldýðý caný öldürmeyin. Kim z onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aþýrý gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine iði yetki ile) yardým olunmuþtur. 34 - Yetimin malýna da yaklaþmayýn. Ancak rüþdüne erinceye kadar en güzel bir þekilde yakl rsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor. 35 - Ölçtüðünüz zaman tam ölçün ve doðru terazi ile tartýn. Bu hem daha hayýrlýdýr ve sonu a güzeldir. 36 - Bir de hiç bilmediðin bir þeyin ardýna düþme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunlarýn her b sorumludurlar. 37 - Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsýn ve boyca da daðla ezsin. 38 - Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediði þeylerdir. 39 - iþte bunlar, Rabbinin sana vahyettiði hikmetlerdendir. Sakýn Allah'la beraber baþka bir ilah uydurma. Aksi halde kötülenmiþ ve Allah'-ýn rahmetinden uzaklaþtýrýlmýþ olarak ce atýlýrsýn. 40 - Rabbiniz, size oðullarý tahsis etti de, kendisi meleklerden diþiler mi edindi? Ge rçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz. 41 - Biz, bu Kur'an'da akýllarýný baþlarýna almalan için türlü þekillerde 140 (ikaz ve ihtarý) açýkladýk. Fakat bu açýklamalar ancak onlarýn nefretini artýrmýþtýr. 42 - (l:y Muhammedi) De ki: "Eðer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilahlar olsay dý, o zaman bu ilahlar Arþ'ýn sahibine bir yol ararlardý." 43 Allah, onlarýn dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklik dir. 44 - Yedi j»ök(lcr), yer ve bunlarýn içinde bulunanlar, Allah'ý teþbih ederler. O'nu hamd le Icsbih etmeyen hiçbir varlýk yoktur. Fakat siz, onlarýn teþbihlerini iyi anlamazsýnýz. Þ iz O, halimdir çok baðýþla yandýr ((»« ý i i Bslraisý UKiy-evrenvý iMýillaraeiii de etmiþtik,) A!r> - Sen Kuý'uu'ý okuduðun /aman l)i/, seninle ahirete inanmayanla-ýýýý atasýna götünmcz. e çekeriz. A6 - Ve kalblerinin üzerine, Kur'an'ý anlamalarýna engel perdeler geçiririz ve kulaklarýna bir aðýrlýk veririz. Rabbini Kur'an'da bir tek olarak andýðýn zaman da ürkerek arkalarýna açarlar. 47 - Biz onlarýn, seni dinlerken nasýl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle bsýld asnlaýken de o /alimlerin: "Siz büyülenmiþ bir udumdan baþkasýna uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi biliriz. 48 - Bak senin için nasýl misaller verdiler de bu yüzden nasýl sapkýnlýða düþtüler! Artýk lmaya güçleri yetmez. 49 - Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yýðýný olduðumuz ve ufalanýp toz olduðumuz v t mi, gerçeklen biz mi, yeni bir yaratýlýþla diriltileceðiz? 50 - De ki: "istet tas olun, istet demir..." 51 - "Ýsterse gönlünüzde büyüyen baþka bir yaratýk olun, (Muhakkak öldürülecek ve dirilti ) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmýþ o

lan o kudret sahibi." Sana baslarýný sallayarak: "Ne zamandýr bu." diyecekler. De ki: "Yakýn olmasý gerekir!" 52 - (Allah) sizi çaðýracaðý gün, tam bir hürmetle onun emrine koþacaksýnýz ve zannedeceks kabirlerinizde pek az bir müddet kaldýnýz. 53 - Mümin kullanma söyle de (kafirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü þeytan aral sokar. Þüphesiz þeytan, insan için 141 apaçýk bir düþmandýr. 54 - Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet e der, dilerse azab eder. Seni de onlarýn üzerine vekil göndermedik. 55 - Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun k i biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kýldýk. Davud'a tký Zebur'u verdik. 56 - De ki: "Allah'tan baþka, ilah olduðunu sandýðýnýz þeyleri çaðýrýn, size yardým etsinl sizden sýkýntýyý kaldýrabilirler, ne de deðiþtirebilirler. 57 - Onlarýn yalvardýklan da, Rablerine daha yakýn olmak için vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabýndan korkarlar. Çünkü Rabbinin azabý korkunçtur. 58 - Hiç bir þehir (halký) yoktur ki, kýyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut etli bir azab ile azablandýrmayalým. Bu, Ki-tap'ta (Levh-i Mahfuzda) yazýlýdýr. 59 - Bizi, ayetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alýkoyan þey, ancak öncekileri n onlarý yalanlamýþ olmalarýdýr. Semud'a, açýk bir mucize olarak o diþi deveyi vermiþtik de lmetmiþlerdi. Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. 60 - Vaktiyle sana þöyle vahyettiðimizi hatýrla: "Þüphesiz Rabbin insanlarý kuþatmýþtýr." i) sana açýkça gösterdiðimiz o temaþayý ve Kur'an'da lanet edilen aðacý da, yalnýz insanlar ihan için yapmýþýzdýr. Biz onlarý, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taþkýnlýkt sonuç vermiyor. 61 - (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Adem'e secde edin" demiþtik. Iblis'te n baþka hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir çamurdan yarattýðýn kimseye mi secde ederim?" demiþti. 62 - (Yine iblis) dedi ki: "Þu benden üstün kýldýðýný gördün mü? Yemin ederim ki, eðer ben dar ertelersen, pek azý hariç, onun zürriyetini kendi buyruðum altýna alacaðým." 63 - Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, þüphesiz ki, cezanýz ceh ennemdir, hem de mükemmel bir ceza." 64 - "Onlardan gücünün yettiðini yerinden oynat. Atlýlarýn ve yayalarýnla onlarýn üzerine yý bas! Mallarda ve çocuklarda onlara or142 tak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat þeytan onlara aldatmadan baþka bir þey vaad etmez. 65 - Doðrusu benim (ihlaslý) kullarým üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil ola rak Rabbin yeter. 66 - Rabbiniz, lütfundan nasib arayasýnýz diye, sizin için denizde gemileri yürüten kudret sahibidir. Þüphesiz O, size çok merhametlidir. 67 - Denizde basýnýza bir felaket geldiði zaman, Allah'tan baþka yalvardýðýný bütün putlar . Allah sizi tehlikeden kurtarýp karaya çýkarýnca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nank 68 - (Denizden karaya çýktýðýnýzda) O'nun sizi karada yerin dibine ge-çirmeyeceðinden, yah inize tas yaðdýran bir kasýrga göndermeyeceðinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsýnýz. 69 - Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasýrgalar göndermeyeceðinden ve böyle tiðiniz nankörlük sebebiyle sizi boðmayacaðýndan emin misiniz? Sonra bu yaptýðýmýza karþý, ize size yardým edecek bir koruyucu bulamazsýnýz. 70 - Andolsun ki biz, insanoðlunu þan ve þeref sahibi kýldýk. Karada ve denizde taþýtlara dik ve temiz yiyeceklerden onlarý rýzýklandýrdýk. Onlarý yarattýklarýmýzýn birçoðundan üstü 71 - Kýyamet günü bütün insanlarý önderleriyle çaðýracaðýz. O gün, kimin amel defteri sað iþte onlar kitaplarýný okuyacaklar ve en küçük bir haksýzlýða uðratýlmayacaklar. 72 - Her kim bu dünyada (manen) kör ise ahirette de kördür. Ve gidiþçe daha þaþkýndýr. 73 - (Ey Muhammedi) Az kalsýn seni bile, sana vahyettiðimizden baþkasýný bize karþý iftira esin diye, fitneye düþüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. 74 - Eðer biz sana sebat vermemiþ olsaydýk, nerdeyse sen onlara birazcýk meyledecektin. 75 - O takdirde, muhakkak hayatýn da, ölümün de azabýný sana kat kat tattýrýrdýk. Sonra bi ndin için hiçbir yardýmcý bulamazdýn. 76 - (Ey Muhammedi) Yakýnda seni yurdundan çýkarmak için, muhakkak ki rahatsýz edecekler

ve o takdirde onlar da senin ardýndan pek az kalacaklardýr. 77 - Bu, senden önce gönderdiðimiz bütün peygamberlerimiz hakkýn143 daki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir deðiþme göremezsin. 78 - Güneþin batýya kaymasýndan, gecenin karanlýðýna kadar (belirli vakitlerde) gereði üze zý kýl, bir de sabah namazýný kýl. Çünkü sabah namazýnda, gece ve gündüz melekleri hazýr bu 79 - Gecenin bir kýsmýnda da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd namazý kýl, Rabbinin seni bir makam-ý mahmuda (þefaat makamýna) gönderm kesindir. 80 - De ki: "Rabbim! Beni, takdir ettiðin yere gönül rahatlýðý ve huzur içinde koy ve çýka n de dürüstlükle ve selametle çýkmamý saðla. Bana katýndan yardým edici bir kuvvet ver." 81 - De ki: "Hak geldi, batýl yok oldu. Elbette batýl yok olmaya mahkumdur." 82 - Biz Kur'an'dan, iman edenler için bir þifa ve rahmet kaynaðý olan ayetler indiriyo ruz. Zalimlerin de ancak zararýný artýrýr. 83 - Biz insana nimet verdiðimiz zaman, Allah'ý anmaktan yüz çevirip uzaklaþýr. Ona fenalý okununca da ümitsizliðe kapýlýr. 84 - De ki: "Herkes bulunduðu hal ve niyetine göre iþ yapar. Bu durumda kimin en doðru yolda olduðunu Rabbiniz daha iyi bilir." 85 - (Ey Muhammedi) Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiði bir iþtir ve size ilimden ancak az bir þey verilmiþtir." 86 - Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiðimizi ortadan kaldýrýrýz; sonra bize karþý ken ine bir vekil (koruyucu) bulamazsýn. 87 - Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadýk). Gerçekten O'nun senin üzer indeki lütfü çok büyüktür. 88 - De ki: "Yemin olsun, eðer insanlar ve cinler bu Kur'an'ýn benzerini getirmek üze re toplansalar ve birbirlerine yardýmcý olsalar bile, yine onun bir benzerini meydan a getiremeyeceklerdir." 89 - Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da insanlar için çeþitli misaller vermiþizdir. Yine d e insanlarýn çoðu inkarlarýnda ýsrar ederler. 90 - Kafirler þöyle dediler: "Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fýþkýrtmad sana asla inanmayacaðýz." 91 - "Veyahut hurmalýklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasýndan þarýl lar akýtmalýsýn." 92 - "Yahut söyleyip zannettiðin gibi, göðü baþýmýza parça parça dü144 süresin veya Allah'ý ve melekleri söylediðine þahit getiresin." 93 - "Yahut altýndan bir evin olsun, ya da göðe çýkmalýsýn. Ona çýktýðýna da asla inanmayý okuyacaðýmýz bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peyg amber olan bir insandan baþka bir þey deðilim." (Bu ayette göðe çýkmaktan bahsediliyor. Dið etli ayetlerde ise "gökler" yani uzay-evren kelimesi geçiyor.) 94 - Kendilerine doðru yolu gösteren peygamber gelince, insanlarýn iman etmelerine en gel olan sebep sadece: "Allah bir insaný mý Peygamber gönderdi?" demeleridir. 95 - Þöyle de: "Eðer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydý, elbette onlar ygamber olarak bir melek indirirdik." 96 - De ki: "Benimle sizin aranýzda þahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarýnýn yaptýðýn dardýr, yaptýklarýný çok iyi görendir." 97 - Allah kime hidayet verirse, o doðru yoldadýr. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artýk bunlar için Allah'tan baþka hiçbir yardýmcý bulamazsýn. Ve biz, o kafirleri kýyamet ilsiz ve saðýr olduklarý halde, yüzleri üstü sürünerek hasredeceðiz. Varacaklarý yer cehenn eþi dindikçe onun ateþini artýrýrýz. 98 - Bu onlarýn cezasýdýr! Çünkü onlar, ayetlerimizi inkar etmiþler ve: "Sahi bizler, bir ik ve ufalanmýþ toz olduðumuz zaman mý, yeni bir yaratýlýþla diriltilmiþ olacaðýz?" demiþle 99 - Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ýn, kendilerinin ayný olan insanlarý yaratmay a da kadir olduðunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için þüphe edilmeyen bir vade takdir e miþtir. Fakat zalimler, inkarlarýnda yine de ýsrar ederler. 100 - (Ey Muhammedi) De ki: "Eðer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydýnýz, fakirlik korkusunu yine de elden býrakmazdýnýz." Doðrusu insan çok cimridir. 101 - Andolsun biz Musa'ya apaçýk dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) Israiloðullann a sor, Musa kendilerine geldiðinde Firavun ona: "Ey Musa! Ben senin büyülenmiþ olduðunu sa nýyorum" demiþti.

102 - Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekala bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! 145 Ben de seni helak olmuþ zannediyorum." 103 - Derken Firavun, Musa'yý ve Israiloðullarýný Mýsýr'dan sürmek istedi. Biz de onu ve b berindekilerin hepsini suda boðduk. 104 - Arkasýndan israiloðullarýna þöyle dedik: "Firavun"un sizi çýkarmak istediði arazide turun! Sonra ahiret vaadi (kýyamet) geldiði vakit, hepinizi toplayýp bir araya getirec eðiz." 1 05-- Biz bu Kur'an'ý hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarýcý olarak gönderdik. 106 - Sana Kur'an'ý verdik ve onu insanlara dura dura okuyasýn diye (kýsýmlara) ayýrdýk ve biz onu yavaþ yavaþ indirdik. 107 - De ki: ister ona (Kur'an'a) inanýn, ister inanmayýn; o daha önce kendilerine il im verilenlere okunduðunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanýrlar. 108 - Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Þüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleþir. 109 - Ve aðlayarak yüzleri üstü secdeye kapanýrlar. Hem de bu Kur'an'ý iþitmek onlarýn All teslimiyetlerini daha da artýrýr. 110- (Sen onlara) de ki: ister "Allah" deyin, ister "Rahman" deyin, nasýl çaðýrýrsanýz çaðý el isimler O'nundur. Namazýnda sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç. 111 - Ve söyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortaðý yoktur, aciz olm yýp bir yardýmcýya da ihtiyacý yoktur. Tekbir ederek O'nu noksanlýklardan yücelt de yücelt. i 46 3. Bölüm Bilimsel Mucizeler 147 Þimdiye kadar verdiðimiz örneklerde hep sayýlara ve tarihlere deðindik. Bu bölümde ise Kur' da yer alan ve modern bilime paralellik gösteren ifadelerin bir kýsmýný inceleyeceðiz. Bu bölümü hazýrlarken Kur'an mucizelerini konu alan bazý kaynaklardan alýntýlar yaptýk. EVRENÝN VAROLUÞU 20. yüzyýlýn baþlarýna dek hakim olan görüþ, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduðu, sonsuzd var olduðu ve sonsuza kadar da var olacaðý þeklindeydi. "Statik (duraðan) evren modeli" a dý verilen bu anlayýþa göre, evren için herhangi bir baþlangýç veya son söz konusu deðildi. Materyalist felsefenin de temelini oluþturan bu görüþ, evreni sabit, duraðan ve deðiþmez bi addeler bütünü olarak kabul ederken, bir Yaratýcýnýn varlýðýný da reddediyordu. Oysa 20. yü bilim ve teknoloji, materyalistlere zemin saðlayan duraðan evren modeli gibi ilkel a nlayýþlarý kökünden yýkmýþtýr. 21. yüzyýlýn baþlarýnda olduðumuz þu dönemde, evrenin bir baþlangýcý olduðu, yok iken bir a lamayla var olduðu modern fizik tarafýndan pek çok deney, gözlem ve hesapla ispatlanmýþ dur mdadýr. Ayrýca, evrenin, materyalistlerin iddia ettikleri gibi sabit ve duraðan olmadýðý, t m tersine sürekli bir hareket ve deðiþim içinde olduðu, geniþlediði de saptanmýþtýr. Bugün bütün bilim dünyasý tarafýndan kabul edilmektedir. Kur'an-ý Kerim'de evrenin ortaya çýkýþý þöyle açýklanýr: O gökleri ve yeri yoktan var edendir... (Enam Suresi, 101) Kur'an'da verilen bu bilgi, çaðdaþ bilimin bulgularýyla tam bir uyum içindedir. Baþta da be irttiðimiz gibi astrofiziðin ulaþtýðý kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarýyla e, bir sýfýr anýnda, büyük bir patlamayla var olduðudur. "Büyük Patlama", orijinal adýyla " g" teorisi, tüm evrenin yaklaþýk 15 milyar yýl önce tek bir noktanýn patlamasýyla yokluktan ydana geldiðini kanýt149 lamýþtýr. Big Bang'den önce madde diye bir þey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanýn dahi b ulunmadýðý, tamamen metafizik olarak tanýmlanabilecek bir yokluk ortamýnda, madde, enerji ve zaman bir anda yaratýlmýþtýr. Modern fiziðin ortaya koyduðu bu büyük gerçek, Kur'an'da b 0 yýl önceden haber verilmektedir. EVRENÝN SONU VE BÝG CRUNCH Evrenin yaratýlýþý, önceki konuda da belirttiðimiz gibi Big Bang denilen büyük bir patlama aþlamýþtýr ve o zamandan beri evren geniþlemektedir. Bilim adamlarý evrenin kütlesi yeterli ktara ulaþtýðýnda, çekim kuvvetleri nedeni ile bu geniþlemenin duracaðýný ve bunun evrenin ne çökmeye, büzülmeye baþlamasýna sebep olacaðýný bildirmektedirler. Büzülen evrenin de, so

Crunch" denilen çok yüksek bir ýsý ve sýkýþma ile sonuçlanacaðýný ifade etmektedirler. Bu i z tüm yaþam þekillerinin yok olmasý anlamýna gelir. Big Crunch olarak ifade edilen bu bilimsel varsayýma Kur'an'da þöyle iþaret edilmektedir : Bizim, göðü kitabýn sabitelerini katlar gibi katlayacaðýmýz gün, ilk yaratmaya baþladýðýmýz (eski durumuna) iade edeceðiz. Bu. Bizim üzerimizde bir vaaddir. Elbette, Biz yapýcýlarýz . (Enbiya Suresi, 104) Bir baþka ayette ise göklerin bu durumu þöyle tarif edilmektedir: Onlar, Allah'ýn kadrini hakkýyla takdir edemediler. Oysa kýyamet günü yer, bütünüyle O'nun (kabzasý) ndadýr; gökler de sað eliyle dürülüp-bükülmüstür. O, þirk koþtuklarýndan münezze resi, 67) Big Crunch teorisine göre baþlangýçta olduðu gibi önce yavaþça, fakat gittikçe hýz kazanara ye baþlayacaktýr. Tüm bun150 larm devamýnda ise, evren sonsuz yoðunluk ve sonsuz ýsýda, sonsuz küçüklükte bir nokta hali lecektir. Tarif edilen bu bilimsel teori, Kur'an ayetleri ile paralellik içindedir . (En doðrusunu Allah bilir.) SICAK DUMANDAN YARATILIÞ Bugün bilim adamlarý yýldýzlarýn dumandan -sýcak bir gaz bulutundan- oluþumunu gözlemleyebi edirler. Sýcak gaz kütlesinden oluþum, ayný zamanda evrenin yaratýlýþý için de geçerlidir. da evrenin yaratýlýþý, bu bilimsel bulgularý tasdik edecek þekilde tarif edilmiþtir: Orda (yerde) onun üstünde sarsýlmaz daðlar var etti, onda bereketler yarattý ve isteyip-ar ayanlar için eþit olmak üzere ordaki rý-zýklarý dört günde takdir etti. Sonra, duman halind n göðe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "Ýsteyerek veya istemeyerek gelin." Ýkisi de: teyerek (Ýtaat ederek) geldik" dediler. (Fussilet Suresi, 10-11) Yukarýdaki ayette geçen "duman" ifadesi, Arapçada "duhanun" kelimesidir. Ve bu kelime söz konusu kozmik ve sýcak bir dumaný tarif etmektedir. Katý maddelere baðlý uçan parçacýkl , sýcak gaz halinde bir kütle olan bu duman þekli, ayette geçen kelimeyle tam olarak tar if edilmektedir. Görüldüðü gibi Kuran'da evrenin bu aþamadaki görünümünü tarif eden en uygu llanýlmýþtýr. Bilim adamlarý ise evrenin, duman halindeki sýcak bir gaz kütlesinden oluþtuð yüzyýlda keþfetmiþlerdir. Evrenin yaratýlýþý ile ilgili böyle bir bilginin Kur'an'da bildirilmiþ olmasý, kuþkusuz Kur bilimsel alandaki bir mucizesidir. "GÖKLERLE YER"ÝN BÝRBÝRÝNDEN AYRILMASI Kur'an'da göklerin yaratýlýþý hakkýnda bilgi verilen bir baþka ayet ise þöyledir: O inkar edenler görmüyorlar mý ki, (baþlangýçta) göklerle ver. 151 birbiriyle bitiþik iken. Biz onlarý ayýrdýk ve her canlý þeyi sudan yarattýk. Yine de onlar anmayacaklar mý? (Enbiya Suresi, 30) Ayetin "birbiriyle bitiþik" olarak tercüme edilen "nýtk" kelimesi, Arapça sözlüklerde "birb riyle iç içe, ayrýlmaz durumda, kaynaþmýþ" anlamlarýna gelir. Yani tam bir bütün oluþturan yi tanýný-'iaýruýk için bu kelime kullanýlýr. Ayette geçen "ayýrdýk'1 iiadcsi ise Arapça "T ir ki, bu fiil bitiþik durumdaki bir nesneyi yarýp,, parçalayýp dýþarý çýkmasý anlamýna gel umun filizlenerek topraktan dýþarý çýkmasý Arapça'da bu fiille ifade edilir. Þimdi ayete tekrar bakalým. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitiþik, yani "nýtk" durumund a okluðu bir durumdan bahsediliyor. Ardýndan bu ikisi "faik" fiili ile ayrýlýyorlar. Yan i bîri diðerini yararak dýþarý çýkýyor. Gerçekten de Big Baýýg'iýý ilk anýný düþündüðümüzde ktada toplandýðýný görürüz. Diðer bir deyiþle her þey, hatta henüz yaraîýlmamýþ olan "gökle tanýn içinde, birbiriyle iç içe, ayrýlmaz durumdadýrlar. Ar ¦ dýndan bu nokta þiddetli bir yla yarýlýp ayrýlmaktadýr. EVRENDEKÝ MÜKEMMEL DENGE O, biri diðeriyle 'tam bir uyum' içinde yedi gök yaratmýþ »Sandýr. Rahman'ýn yaratmasýnda h i. ejy > y reýýaezsin. Ýþte gözü(nü) çevirip-gczdir; herhangi Mr çatlaklýk (b ' ve çarpýklýk) görüyor m iki kere claiýa çevirip-gezdir; o göz umudunu kesmiþ bir faalde? bitkin olarak sana dönece ktir. (Mülk Suresi, 3-4) Evrendeki milyarlarca yýldýz ve galaksi mükemmel bir uyum içinde kendileri için tespit edi lmiþ yörüngelerinde hareket ederler. Yýldýzlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarýnd , hem de baðlý olduklarý sistemlerle birlikte dönerler. I lalla bazen içinde 200-300 milya r yýldýz bulunan galaksiler birbirlerinin içinden geçip giderler. Bu geçiþte, evrendeki büy

ni bozacak herhangi bir çarpýþma olmaz. 152 Evrende hýz kavramý, Dünya ölçüleriyle karþýlaþtýrýldýðýnda kavranmasý güç boyutlardadýr. M ton aðýrlýðýndaki yýldýzlar, gezegenler ve sayýsal deðerleri ancak matematikçilerin anlayabileceði büyüklükteki galaksiler ve galaksi kümeleri uzay içinde olaðanüstü bir sürat t ederler. Örneðin, Dünya saatte 1.670 km hýzla kendi ekseni çevresinde döner. Bugün en hýzlý merminin ortalama 1.800 km'likbir sürate sahip olduðu düþünülürse, Dünya'nýn dev boyutlarýna raðmen denli büyük olduðu anlaþýlýr. Dünya'nýn Güneþ etrafýndaki hýzý ise merminin yaklaþýk 60 katýdýr: Saatte 108.000 km. (Böyl atle yo! alabilen bir araç yapýlabilseydi, Dünya'nýn çevresini 22 dakikada dolaþacaktý.) Ve miz bu sayýlar sadece Dünya içindir. Güneþ Sistemi ise daha da ilginçtir. Bu sistemin sürat antýk sýnýrlarýný zorlayacak derecede yüksektir. Evrende sistemler büyüdükçe sürat artar. G n galaksi merkezi etrafýndaki dönüþ sürati, saatte tam 720.000 km'd ir. Yaklaþýk 20(1 milya dýzý bünyesinde bulunduran "Samanyolu (ialaksisMiin uzay içindeki hýzý ise saatte 950.000 k dir. Kuskusuz ki böylesine karmaþýk ve hni; bir sistem içinde dev kazalarýn olu e aide e yüksektir. .A ýcal bir durum olmaz ve biz yaþamýmýzý güven içinde sürdürürüz. Çü lah'ýn koyduðu kusursuz dengeye göre iþle Ýþte bu sebeple ayette bildiri : j i tüm bu sistem içinde hiçbir "çeliþki ve uygunsuzluk" yoklun GÜNEÞ'ÝN GÝDÝÞ ÝSTÝKAMETÝ Kur'an'da Güneþ ve Ay'dan bahsedilirken her birinin belli bir yörüngesi olduðu vurgulanýr. Geceyi, gündüzü, Güneþ'i ve Ay'ý yaratan O'dýýr; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor. (Enb 3) Yukarýdaki ayette gecen "yüzme" kelimesi Arapça'da "sabaha" olarak ifade edilir ve Güneþ'i n uzaydaki hareketini anlatmak üzere 153 kullanýlmaktadýr. Bu kelime Güneþ'in uzayda hareket ederken kontrolsüz olmadýðý, ekseni üze düðü ve dönerken bir rota izlediði manasýndadýr. Güneþ'in sabit olmadýðý belli bir yörünged uðu, bir baþka ayette de þöyle bildirilmektedir: Güneþ de, kendisi için (tespit edilmiþ) olan bir karar yerine doðru akýp gitmektedir. Bu üs e güçlü olan, bilenin takdiridir. (Yasin Suresi, 38) Kur'an'da bildirilen bu gerçekler, ancak çaðýmýzdaki astronomik gözlemlerle anlaþýlmýþtýr. zmanlarýnýn hesaplarýna göre Güneþ, Solar Apex adý verilen bir yörünge boyunca Vega Yýldýzý saatte 720.000 km'lik muazzam bir hýzla hareket etmektedir. Bu, kabaca bir hesapla , Güneþ'in günde 17 milyon 280 bin km yol katettiðini gösterir. Güneþ'le birlikte onun çeki temi içindeki tüm gezegenler ve uydularý da ayný mesafeyi katederler. DÜNYANIN YUVARLAKLIÐI Gökleri ve yeri hak olarak yarattý. Geceyi gündüzün üstüne sa-np-örtüvor. gündüzü de geceni .. (Zümer Suresi, 5) Kur'an'ýn evreni tanýtan ayetlerinde kullanýlan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Üstteki yette "sarýp örtmek" olarak tercüme edilen Arapça kelime "tekvir"dir. Bu kelimenin Türkçe k rþýlýðý, "yuvarlak bir þeyin üzerine bir cisim sarmak"týr. (Örneðin Arapça sözlüklerde "baþ yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanýlýr.) Ayette, gecenin ve gündüzün birlerinin üzerlerini sarýp-örtmeleri (tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, ayný za manda Dünya'nýn biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Ancak ve ancak Dünya'nýn yuv rlak olmasý durumunda bu ayette ifade edilen fiil gerçekleþebilir. Yani 7. yüzyýlda indiri len Kur'an'da Dünya'nýn yuvarlak olduðuna iþaret edilmiþtir. Unutmamak gerekir ki, o dönemdeki astronomi anlayýþýnda 154 Dünya daha farklý algýlanýyordu. O dönemde Dünya'nýn düz bir satýh olduðu düþünülüyordu ve açýklamalar da buna göre yapýlýyordu. Ancak Kur'an Allah'ýn sözü olduðu için, evreni tarif olabilecek en tanýmlayýcý kelimeler kullanýlmýþtýr. Kur'an ayetlerinde ise bize henüz yakýn diðimiz bu bilgileri 1400 sene öncesinden haber verilmektedir. ATMOSFERÝN KATMANLARI Kur'an ayetlerinde evren hakkýnda verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olarak düze lendiðidir: Sizin için yerde olanlarýn tümünü yaratan O'dur. Sonra göðe istiva edip de onlarý yedi gök düzenleyen O'dur. Ve O, her þeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29)

Sonra, duman halinde olan göðe yöneldi... Böylece onlarý iki gün içinde yedi gök olarak tam ve her bir göðe emrini vahyetti... (Fussilet Suresi, 11-12) Yedi gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanýldýðý gibi, Dünya göðünü ifade etmek i Kelimenin bu anlamý düþünüldüðünde, Dünya göðünün, bir baþka deyiþle atmosferin, 7 katmanda a çýkmaktadýr. Nitekim bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiþ farklý katmanlardan meydana geldiði bili ktedir. Kimyasal içerik veya hava sýcaklýðý ölçü alýnarak yapýlan tanýmlamalarda, Dünya'nýn tman olarak belirlenmiþtir. Bugün halen 48 saatlik hava durumu tahminlerinde kullanýla n ve "Limited Fine Meslý Model" (LFMU) olarak adlandýrýlan atmosfer modeline göre de atm osfer 7 katmandýr. Modern jeolojik tanýmlamalara göre atmosferin 7 katmaný þu þekilde sýral aktadýr: 1 - Troposfer 2- Stratosfer 3- Mezosfer 155 4- Termosfer 5- Ekzosfer 6- Ýyonosfer 7- Manyetosfer KORUNMUÞ TAVAN Kur'an'da Allah, gökyüzünün son derece önemli bir özelliðine þöyle dikkat çeker: Gökyüzünü korunmuþ bir tavan kýldýk: onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar. (Enbiya , 32) Ayette belirtilen gökyüzünün bu özelliði, 20. yüzyýldaki bilimsel araþtýrmalarla kanýtlanmý Dünya'yý çepeçevre kuþatan atmosfer, canlýlýðýn devamý için son derece hayati iþlevleri yer Dünya'ya doðru yaklaþan irili ufaklý pek çok gök taþýný eriterek yok eder ve bunlarýn yeryü ara büyük zararlar vermesini engeller. Atmosfer, bunun yaný sýra, uzaydan gelen ve canlýlar için zararlý olan ýþýnlarý da filtre e mosferin bu özelliðinin en çarpýcý yönü, atmosferin sadece zararsýz orandaki ýþýnlarý, yani radyo dalgalarýný geçirmesidir. Bunlarýn tümü yaþam için gerekli ýþýnlardýr. Örneðin atmos rli oranda geçmesine izin verilen ultraviyole ýþýnlarý, bitkilerin fotosentez yapmalarý ve olayýsýyla tüm canlýlarýn hayatta kalmalarý açýsýndan büyük önem taþýr. Güneþ tarafýndan ya rýnýn büyük bölümü, atmosferin ozon tabakasýnda süzülür ve Dünya yüzeyine yaþam için gerekl Atmosferin koruyucu özelliði bunlarla da kalmaz. Dünya, uzayýn ortalama eksi 270 derecel ik dondurucu soðuðundan yine atmosfer sayesinde korunur. Dünya'yý zararlý etkilerden koruyan, yalnýzca atmosfer deðildir. Atmosferin yaný sýra "Van en Kuþaklan" denilen ve Dünya'nýn manyetik alanýndan kaynaklanan bir tabaka da, gezegeni mize gelen 156 zararlý ýþýnlara karþý bir kalkan görevi görür. Güneþ'ten ve diðer yýldýzlardan sürekli ola anlar için öldürücü etkiye sahiptir. Özellikle Güneþ'te sýk sýk meydana gelen ve "parlama" enerji patlamalarý, Van Ailen Kuþaklarý olmasa, Dün-ya'daki tüm yaþamý yok edebilecek güçl Van Ailen Kuþaklarý'nýn yaþamýmýz açýsýndan önemini Dr. Hugh Ross þöyle anlatmaktadýr: Dünya, Güneþ Sistemi'ndcki gezegenler arasýnda en yüksek yoðunluða sahiptir. Bu geniþ nikcl r çekirdeði büyük bir manyetik alandan sorumludur. Bu manyetik alan Van Ailen radyasyon koruyucu tabakasýný meydana getirir. Bu tabaka yeryüzünü radyasyon bombardýmanýndan korur. bu koruyucu tabaka olmasaydý, Dünya'da hayal mümkün olmazdý. Manyetik alaný olan ve kayalýk elerden oluþan diðer tek gezegen Merkür'dür. Fakat bu manyetik alanýn gücü Dünya'nýnkinden daha azdýr. Van-Allen radyasyon koruyucu tabakasý Dünya'ya özeldir. Geçtiðimiz yýllarda tespit edilen bir parlamada açýða çýkan enerjinin, Hiroþima'ya adlanýn 00 milyar aiom bombasýna eþ deðer olduðu hesaplanmýþtýr. Parlamadan 58 saat sonra pusulalar relerinde aþýrý hareketler gözlenmiþ, Dünya atmosferinin 25ü km üstünde sýcaklýk sýçrama ya elmiþtir. Kýsacasý, Dünya'nýn üzerinde, kendisini sarýp kuþatan ve dýþ tehlikelere karþý koruyan müke em iþler. Ýþle Dünya'yý çevreleyen gökyüzünün bu koruyucu kalkan özelliðini, Aliah bizlere n Kur'an'da bildirmiþtir. GERÝ DÖNDÜREN GÖK Kur'an-ý Kerim'de, Tarýk Suresi'nin 11. ayetinde gökyüzünün "geri döndürücü" özelliðinden þ Dönüþlü olan göðe andolsun. (Tarýk Suresi, ! J) Kur'an meallerinde "dönüþlü" olarak tercüme i" kelimesi, "geri çeviren" ya da "geri döndüren" anlamlarýna gelmektedir. Bilindiði gibi

Dünya'yý çevreleyen atmosfer pek çok katmandan 157 oluþur. Her katmanýn, canlýlýðýn yararýna yönelik önemli bir görevi vardýr. Ýncelendiði zam kendisine ulaþan madde ya da ýþýnlarý uzaya ya da yeryüzüne geri döndürme özelliklerinin ol urada atmosfer katmanlarýnýn geri döndürme özelliðini birkaç örnekle inceleyelim. Örneðin 13 ile 15 km yükseklikteki Troposfer tabakasý, yeryüzün-'- den yükselen su buharýný yaðýþ olarak yere geri dönmesini saðlar. 25 km yükseklikteki Stratosferin alt tabakasý olan o-nosfer, uzaydan gelen radyasyon ve zararlý ultraviyole ýþýnlarýný yansýtarak, yeryüzüne u uzaya geri dönmelerini saðlar, îyo-nosfer tabakasý da yeryüzünden yayýnlanan radyo dalgala r uydu gibi yeryüzünün farklý bölgelerine geri yansýtarak, telsiz konuþmalarýnýn, radyo ve yon yayýnlarýnýn uzak mesafelerden izlenebilmesini saðlar. Manyetosfer tabakasý ise, Güneþ' ve diðer yýldýzlardan yayýlan zararlý radyoaktif parçacýklarý, yeryüzüne ulaþmadan uzaya g Gökyüzü tabakalarýnýn henüz yakýn bir geçmiþte keþfedilen bu özelliðinin yüzyýllar öncesind ilmesi, Kur'an'ýn Allah'ýn sözü olduðunu bir kez daha ispatlamaktadýr. YERYÜZÜNÜN KATMANLARI Kur'an'da yeryüzü ile ilgili verilen bilgilerden biri, yeryüzünün, yedi kat olan gökyüzüne rliðidir: Allah, yedi göðü ve yerden de onlarýn benzerini yarattý. Emir, bunlarýn arasýnda durmadan i ; sizin gerçekten Allah'ýn her þeye güç yetirdiðini ve gerçekten Allah'ýn ilmiyle her þeyi niz, öðrenmeniz için. (Talak Suresi, 12) Yukarýdaki ayette dikkat çekilen bu bilgiye bilimsel kaynaklarda da yer verilmekte v e yeryüzünün yedi katmandan oluþtuðu açýklanmaktadýr. Bilim adamlarýnýn sýraladýðý bu katma 1. Kat: Litosfer (su) 2. Kat: Litosfer (kara) 158 3. Kat: Astenosfer 4. Kat: Üst manto 5. Kat: Alt manto 6. Kat: Dýþ çekirdek 7. Kat: Ýç çekirdek Ancak 20. yüzyýldaki teknoloji ile tespit edilebilen yeryüzü katmanlarýnýn gökyüzü ile olan zerliðinin Kur'an'da bildirilmiþ olmasý, kuþkusuz Kur'an'ýn pek çok bilimsel mucizesinden b ridir. DAÐLARIN GÖREVÝ Kur'an'da daðlarýn önemli bir jeolojik iþlevine dikkat çekilmektedir." Yeryüzünde, onlarý sarsmasýn diye, sabit daðlar yarattýk... (Enbiya Suresi, 31) Dikkat edilirse ayette, daðlarýn yeryüzündeki sarsýntýlarý önleyici özelliðinin olduðu habe edir. Kur'an'ýn indirildiði dönemde hiçbir insan tarafýndan bilinmeyen bu gerçek, günümüzde jeolojinin bulgularý sonucunda ortaya çýkarýlmýþtýr. Eskiden daðlarýn sadece yeryüzünün yüzeyinde kalan yükseltiler olduðu düþünülmekteydi. Anca arý daðlarýn sadece yüzey yükseltileri olmadýklarýný, dað kökü adý verilen kýsýmlarý ile ki arýnýn 10-15 katý kadar yerin altýna doðru uzandýklarýný fark ettiler. Bu özellikleriyle da bir çivinin ya da kazýðýn çadýrý sýkýca yere baðlamasýna benzer bir role sahiptir. Örneðin n 9 km yukarýda olan Everest Daðý'nýn 125 km'-den fazla kökü vardýr. Ayrýca halen Amerikan Bilim Akademisi Baþkaný olan Frank Press'in dünya çapýnda pek çok üni tede ders kitabý olarak okutulan Earth (Dünya) adlý kitabýnda, daðlarýn kazýk þeklinde oldu e yeryüzüne derinlemesine gömülü olduklarý ifade edilmektedir. Baþka Kur'an ayetlerinde ise, daðlarýn bu iþlevine, "kazýk" ben159 zetmesi yapýlarak þöyle iþaret edilir: Biz, yeryüzünü bir döþek kýlmadýk mý? Daðlarý da birer kazýk? (Nebe Suresi, 6-7) Yine bir baþka ayette Allah "Daðlarýný dikip-oturttu" (Naziat '- Suresi, 32) þeklinde bildirmektedir. Bu ayette geçen "ersayha" kelimesi "köklü kýldý, sa it yaptý, demirledi, yere çaktý" anlamlarýna gelmektedir. Bu özellikleri sayesinde daðlar, eryüzü tabakalarýnýn birleþim noktalarýnda yer üstüne ve yer altýna doðru uzanarak bu tabak rine perçinler. Bu þekilde, yer kabuðunu sabitleycrek magma tabakasý üzerinde ya da kendi tabakalarý arasýnda kaymasýný engeller. Kýsacasý daðlarý, tahtalarý birarada tutan çivilere iliriz. Bugün biliyoruz ki, yeryüzünün kayalýk olan dýþ katmaný derin faylarla kýrýlmýþtýr ve erimi n plakalar halinde parçalanmýþtýr. Dünya'nýn kendi ekseni çevresindeki dönüþ hýzýnýn çok yü

plakalar eðer daðlarýn sabitleþ-tirici etkisi olmasaydý, hareket halinde olacaklardý. Böyle r durumda yeryüzü üzerinde toprak birikmeyebilir, toprakta hiç su depolanmayabilir, hiçbir bitki filizlenmeyebilir, hiçbir yol, ev inþa edilerneyc-bilirdi; kýsacasý Dünya üzerinde h yat mümkün olmayabilirdi. Bu sebeple Allah'ýn bir rahmeti olarak daðlar týpký çiviler gibi yaparak, kýtasal kütleleri okyanus tabakalarýna doðru tutar ve onlarýn hareketini durduru r. Görüldüðü gibi, modern jeolojik ve sismik araþtýrmalar sonucunda keþfedilen daðlarýn çok ha vi, yüzyýllar önce indirilmiþ olan Kur'an-ý Kerim'de Allah'ýn yaratmasýndaki üstün hikmete olarak verilmiþtir. Bir baþka ayette þöyle buyrýýlur: ... Arzda da, sizi sarsýntýya uðratýr diye sarsýlmaz daðlar býraktý... (Lokman Suresi, 10) 160 DAÐLARIN HAREKET ETMESÝ Bir ayette daðlarýn göründükleri gibi sabit olmadýklarý, sürekli hareket halinde bulundukla ldirilmektedir: Daðlarý görürsün de, donmuþ sanýrsýn; oysa onlar bulutlarýn sürüklenmesi gibi sürüklenirler i, 88) Daðlarýn bu hareketi, üzerinde bulunduklarý yer kabuðunun hareketinden kaynaklanýr. Yer kab kendisinden daha yoðun olan manto tabakasý üzerinde adeta yüzer gibi hareket etmektedir . 20. yüzyýlýn baþlarýnda yapýlan jeolojik araþtýrmalar sonucunda keþfedilen yer kabuðunun bu bilimsel kaynaklarda þöyle açýklanmaktadýr: Yer kabuðu ve üst mantodan oluþan 100 km kalýnlýðýndaki Dünya yüzeyi "tabaka" adý verilen p oluþmuþtur. "Tabaka tektoniði" adý verilen teoriye göre bu tabakalar, kýtalarý ve okyanus t nýný da beraberinde taþýyarak Dünya üzerinde hareket ederler... Kýtasal hareketin yýlda 1 i cm civarýnda olduðu hesaplanmýþtýr. Tabakalar bu þekilde hareket ettikçe Dünya coðrafyasýnd er meydana gelir. Örneðin, Atlantik Okyanusu her sene biraz daha geniþlemektedir. Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da þudur: Allah daðlarýn hareketini ayette "sürüklenme" olarak bildirmiþtir. Nitekim bilim adamlarýnýn bugün bu hareket için kullandýk lizce terim de "continental drift" yani "kýtasal sürüklenme"dir. ZAMANIN GÖRECELÝÐÝ Zamanýn göreceliði konusu bugün bilimsel bir gerçektir. Ancak bu gerçek, geçen yüzyýlýn baþ ein'm görecelik kuramý ile ortaya çýkmýþtýr. O döneme dek insanlar zamanýn göreceli bir kav u, ortama göre deðiþkenlik gösterebileceðini bilmiyorlardý. Ama ünlü bilim adamý Albert Ein görecelik kuramý ile zamanýn, kütleye ve hýza baðýmlý bir kavram olduðunu ortaya koy161 du. Ýnsanlýk tarihi boyunca hiç kimse bu konuyu açýkça dile getirmemiþti. Tek bir istisnayla; Kur'an'da, zamanýn izafi olduðunu gösteren bilgiler veriliyordu. B u konuyla ilgili bazý ayetleri þöyle sýralayabiliriz: ... Gerçekten, senin Rabbinin katýnda bir gün, sizin savmakta ol-thýklarýnýzdan bin vd gibi ir. (Hac Suresi, 47) Gökten yere her iþi O evirip düzene koyar. Sonra (iþler,) sizin savmakta olduðunuz bin yýl eli bir günde yine O'na yükselir. (Secde Suresi, 5) Melekler ve Ruh (Cebrail), O'na, süresi elli bin yýl olan bir gün-de çýkabilmektedir. (Mea ric Suresi, 4) 610 yýlýnda indirilmeye baþlanan Kur'an'da böylesine açýk bir þekilde zamanýn göreceliðinde liyor olmasý, onun Ýlahi bir kitap olduðunun bir baþka delilidir. YARATILIÞTAKÝ ÇÝFTLER Yerin bitirmekte olduklarýndan, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice þeyler den bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir. (Yasin Suresi, 36) Erkeklik-diþilik, "çift" kavramýnýn bir karþýlýðý olmakla birlikte, ayette bahsedilen "bilm i nice þeylerden" ifadesi daha geniþ bir anlam içermektedir. Nitekim günümüzde ayetin iþare ttiði anlamlardan biri ile karþýlaþmaktayýz. Maddenin çiftler halinde yaratýldýðýný ortaya bilim adamý Paul Dirac, Ý933 yýlýnda No-bel Fizik Ödülü'nü kazanmýþtýr. "Parite" adý veril ddenin anti-madde denilen bir çifti olduðunu ortaya koymuþtur. An-timadde, maddenin te rsi özellikler taþýr. Örneðin maddenin tersine antimaddenin elektronlarý artý, protonlarý d i yüklüdür. Bu gerçek bilimsel bir kaynakta þöyle ifade edilmektedir: 162 ... Her parçacýðýn zýt yükte bir antiparçacýðý vardýr. Kararsýzlýk iliþkisi bize bu çiftler uþunun her yerde ve her zaman ayný anda oluþtuðunu göstermektedir. Yaratýlýþtaki çiftlere bir diðer örnek de bitkilerdir. Botanikçiler bitkilerde cinsiyet ayr

uðunu ancak 100 sene evvel keþfedebil-miþlerdir. Halbuki bitkilerin çiftler halinde yara týldýðý, Kur'an'da 1400 sene önce aþaðýdaki ayetlerle açýkça bildirilmiþtir: O, gökleri dayanak olmaksýzýn yaratmýþtýr, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsýntýya uð sarsýlmaz daðlar býraktý ve orada her canlýdan türetip yayýverdi. Biz gökten su indirdik, b le orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik. (Lokman Suresi, 10) "Ki (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir beþik kýldý, onda sizin için yollar döþedi ve gökten ; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çýkardýk." (Taha Suresi, 53) BULUTLARIN AÐIRLIÐI Bulutlarýn aðýrlýðý çok þaþýrtýcý rakamlara ulaþmaktadýr. Örneðin, kümülonimbüs türü fýrtýn arlarda su toplanmaktadýr. Gökyüzünde 300.000 tonluk bir kütlenin durabileceði bir düzenin "kurulmuþ" olmasý kuþkusuz uyandýran bir durumdur. Kýýran'daki diðer bazý ayetlerde de bulutlarýn aðýrlýðýna þu þekil ktedir: Rahmetinin önünde rüzgarlarý bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar aðýrca bulutlarý kaldý de, onlarý (kuraklýktan) ölmüþ bir þehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de kle bütün ürünlerden çýkarýrýz... (Araf Suresi, 57) O size þimþeði korku ve umut olarak gösteren, (yaðmur yüklü) aðýrlaþmýþ bulutlarý (inþa edi Rad Suresi, 12) 163 Elbette Kur'an'm indirildiði dönemde insanlarýn bulutlarýn aðýrlýklarý ile ilgili bu bilgiy ip olmalarý mümkün deðildir. Kur'an ayetlerinde dikkat çekilen ve yakm geçmiþte keþfedilen lgi, Kur'an'm Allah'ýn sözü olduðunun delillerinden bir diðeridir. YAÐMURUN OLUÞUMU Yaðmurun nasýl oluþtuðu uzun süre insanlar için bir sýrdý. Ancak hava radarlarýnýn keþfedil nra, yaðmurun hangi evrelerden geçerek oluþtuðu kesinlik kazandý. Buna göre, yaðmur üç evre ek oluþur: Önce rüzgar yoluyla yaðmurun "hammaddesi" havalanýr. Ardýndan bulutlar meydana g lir ve en son olarak da yaðmur damlacýklarý ortaya çýkar. Kur'an'da yaðmurun oluþumu ile ilgili aktarýlanlarda ise, tam da bu süreçlerden söz edilmek edir. Bir ayetle bu oluþum hakkýnda þöyle bir bilgi verilir: Allah, rüzgarlarý gönderir, böylece bir bulut kaldýrýr da onu nasýl dilerse gökte vayýp-dað arça parça kýlar: nihayet onun arasýndan yaðmurun akýp çýktýðýný görürsün. Sonunda Kendi ku rince, hemen sevince kapýlýverirler. (Rum Suresi, 48) Þimdi ayette ifade edilen üç evreyi teknik olarak inceleyelim: 1. EVRE: "Allah rüzgarlarý gönderir..." Okyanuslardaki köpüklenme ile oluþan sayýsýz hava kabarcýðý sürekli ortaya çýkmakta ve su z kli olarak gökyüzüne fýrlamaktadýr. Tuzca zengin olan bu zerreler daha sonra rüzgarlarla ta e atmosferde yukarýlara doðru yol alýrlar. Aerosol adý verilen bu küçük parçacýklar "su tuz len bir mekanizmayla yine denizlerden yükselen su buharýný kendi çevrelerinde minik daml alar halinde toplayarak bulut damlalarýný oluþtururlar. 2. EVRE: "... böylece bir bulut kaldýrýr da onu nasýl dilerse gökte yayýp daðýtýr ve onu pa ar..." Tuz kristallerinin ya da havadaki toz zerrelerinin etrafýnda yo164 ðunlaþan su buharý sayesinde bulutlar oluþur. Bunlarýn içindeki su damlacýklarý çok küçük o .01 ile 0.02 mm çapýnda) havada asýlý kalýrlar ve göðe yayýlýrlar. Böylece gökyüzü bulutlar 3. EVRE: "... nihayet onun arasýndan yaðmurun akýp çýktýðýný görürsün." Tuz kristallerinin ve toz zerreciklerinin etrafýnda biraraya gelen su parçacýklarý iyice yoðunlaþarak yaðmur damlalarýný oluþtururlar. Böylece havadan daha aðýr bir konuma gelen d , buluttan ayrýlarak yaðmur biçiminde yere düþmeye baþlarlar. Görüldüðü gibi yaðmurun oluþumundaki her aþama, Kur'an ayetlerinde bildirilmektedir. Üsteli alar doðru sýralama ile açýklanmýþtýr. Dünyadaki birçok doðal olayda olduðu gibi, bunda da u açýklamayý yapmakta, üstelik bu açýklamayý keþfedi-liþinden asýrlar önce Kur'an'la insanl ktadýr. AÞILAYICI RÜZGARLAR Kur'an'ýn bir ayetinde rüzgarlarýn "aþýlama" özelliðine ve bunun sonucunda yaðmurun oluþtuð kat çekilir: Ve aþýlayýcýlar olarak rüzgarlarý gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladýk. Suresi, 22) Ayette, yaðmur oluþumundaki ilk aþamanýn rüzgarlar olduðuna dikkat çekilmektedir. Oysa 20. baþlarýna kadar, rüzgarla yaðmurun yaðmasý arasýndaki tek iliþki rüzgarýn bulutlarý sürükle

iniyordu. Modem meteorolojik bulgular ise rüzgarlarýn yaðmurun oluþumunda "aþýlayýcý" rol o arýný gösterdi. Rüzgarlarýn bu aþýlama özelliði daha önce de deðindiðimiz gibi þöyle gerçekleþir: Okyanusla yüzeyinde, köpüklen-me nedeniyle her an sayýsýz hava kabarcýðý oluþmaktadýr. Bu kabarcýkla anda, milimetrenin 100'de biri çapýndaki binlerce parçacýðý havaya fýrlatýrlar. "Aerosol" a len bu parçacýklar, rüzgarlar sayesinde karalardan gelen tozlarla karýþarak atmosferin üst 165 katmanlarýna taþýnýr. Rüzgarlarýn bu þekilde yükseklere taþýdýðý parçacýklar, burada su buh u buharý da bu parçacýklarýn etrafýna toplanarak yoðunlaþýr ve su damlacýklarýna dönüþür. B biraraya gelerek bulutlan oluþturur, bir süre sonra da yaðmur olarak yeryüzüne iner. Görüld rüzgarlar, havada serbest halde bulunan su buharým denizlerden taþýdýkla-'-rý parçacýklarla kta" ve böylece yaðmur bulutlarýnýn oluþumunu saðlamaktadýr. Eðer rüzgarlarýn bu özelliði olmasa, yüksek atmosferdeki su damlacýklarý hiçbir zaman oluþa e yaðmur diye bir þey de olmayacaktý. Burada önemli olan nokta ise, rüzgarlarýn yaðmur oluþumundaki bu kritik görevinin asýrlar ö ur'an'da bildirilmiþ olmasýdýr. Hem de insanlarýn doða olaylarý hakkýnda hemen hemen hiçbir lmedikleri bir devirde... TOPRAÐIN TÝTREÞÝP KABARMASI ... Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat Biz onun üzerine suyu indirdiðimiz zaman tit rýr ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir. (Hac Suresi, 5) Yukarýdaki ayette "titreþir" olarak çevrilen kelimenin Arapçasý "ihtezzef'tir ve bu kelime "harekete geçer, canlanýr, titreþir, kýpýrdar, kýmýldar, bitkinin harekete geçmesi ve uzam lamlarýna gelir. "Kabarýr" olarak çevrilen "rebet" kelimesi ise "artar, fazlala-þýr, kabarý , büyür, geliþir, bitkinin yükselmesi, erzak saðlamasý, þiþmek, içi hava dolmak" anlamlarýn Ayette geçen bu kelimeler yaðmur esnasýnda, topraðýn molckülcr yapýsýndaki deðiþiklikleri e elimelerle tarif etmektedir. f 827'de Brown adýnda bir Ýngiliz bilim adamý, yaðmur damlalarý topraða düþtüðünde, toprak e bir tür silkelenme ve titreþim meydana getirdiðini keþfetmiþtir. Toprak, farklý metalik e ement türlerini içeren çeþitli molekülleri içinde barýndýrmaktadýr. Yaðmur topraðýn içindek ntlerin iyonlaþmasýna sebep 166 olur. (Ýyon, artý veya eksi elektrik yüklü atomlara verilen ortak isimdir. Ýyonlaþma, nötr mlara, moleküllere ve baþka iyonlara elektron katýlmasý ya da eksiltilmesi yoluyla oluþur. ) Yaðmur yaðdýðýnda iþte bu iyonik moleküller sarsýlýp titreþirler. Farklý yönlerden gelen su moleküllere çarptýkça onlar da suyu emerler ve böylece boyutlarý artar. Bu damlalar suya do duklarýnda, topraðýn içerisindeki suyun mineral depolarýna dönüþürler. Bitkiler su ihtiyaçl için bu depolardan alýrlar. Eðer bu depolar oluþmasaydý, su topraðýn derinliklerine sýzacak itki 1 hafta içerisinde ölecekti. DENÝZLERÝN BÝRBÝRÝNE KARIÞMAMASI Denizlerin, araþtýrmacýlar tarafýndan çok yakýn bir geçmiþte tespit edilen bir özelliði, Ku hman Suresi'nde þöyle bildirilir: Birbirleriyle kavuþmak üzere iki denizi salýverdi. Ýkisi arasýnda bir engel vardýr; birbirl rinin sýnýrýný geçmezler. (Rahman Suresi, 19-20) Birbirine açýlan, fakat sularý kesinlikle birbiriyle karýþmayan denizlerin ayette bildiril en bu özelliði, okyanus bilimciler taralýndan çok yakýn bir zaman önce keþfedilmiþtir. "Yüz limi" adý verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komþu denizlerin sularýnýn karýþmadýðý ort nizlerin farklý yoðunluklarýndan kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularýnýn birbirine karýþmasýný engeller. Elbette ki insanlarýn, fizikten, yüzey geriliminden, okyanus biliminden haberdar olm adýklarý bir devirde bu gerçeðin Kur'an'da bildirilmiþ olmasý son derece dikkat çekici bir umdur. ÝNSANIN DOÐUMU Kur'an'da insanlar iman etmeye çaðrýlýrken oldukça farklý konulardan bahsedilir. Allah, kim zaman gökleri, kimi zaman yeryüzünü, 167 bazen hayvanlarý ve bitkileri insana delil olarak gösterir. Yine birçok ayette insanýn b izzat kendi yaradýlýþýna dönüp bakmasý öðütlenir. Ýnsanýn nasýl yeryüzüne geldiði, hangi aþ maddesinin ne olduðu sýk sýk hatýrlatýlýr. Örneðin aþaðýdaki ayetlerde þöyle buyrulmaktadýr - Sizleri Biz yarattýk, yine de tasdik etmeyecek misiniz? Þimdi (rahimlere) dökmekte o

lduðunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratýyorsunuz, yoksa yaratýcý Biz miyiz? (Vakýa , 57-59) Ýnsanýn yaratýlýþýndaki mucizevi yönler, daha pek çok ayette vurgulanýr. Ancak bu vurgular le bilgiler vardýr ki, bunlar 7. yüzyýlda yaþayan insanlarýn asla bilemeyeceði detaylardýr. unlardan bazýlarý: 1) Ýnsan, meni sývýsýnýn tamamýndan deðil, aksine çok küçük bir parçasýndan (spermadan) yar 2) Bebeðin cinsiyetini erkek belirler. 3) Ýnsan embriyosu ana rahmine adeta bir sülük gibi yapýþýr. 4) Ýnsan ana rahminde üç karanlýk bölge içinde geliþir. Yukarýda sýraladýðýmýz bilgiler Kur'an'ýn indirildiði dönemde, bilinmesi mümkün olmayan ve ecek detaylardýr. Bunlarýn keþfedilmesi, ancak 20. yüzyýl teknolojisinin kullanýlmasýyla mü muþtur. Þimdi bu bilgileri sýrasýyla inceleyelim. Meniden bir damla Spermler yumurtaya ulaþana kadar annenin vücudunda bir yolculuk geçirirler. Bu yolculu kta 250 milyon spermden ancak bin kadarý yumurtaya ulaþmayý baþarýr. Beþ dakika sonra sona recek yarýþýn sonunda, yarým tuz tanesi büyüklüðündeki yumurta, spermlerden yalnýzca birini er. Yani insanýn özü, meninin tamamý deðil, ondan küçük bir parçadýr. Kur'an'da bu gerçek K i'ndeki ayetlerde þöyle açýklanmýþtýr: Ýnsan, 'kendi baþýna ve sorumsuz' býrakýlacaðýný mý sanýyor? 168 Kendisi, akýtýlan meniden bir damla su deðil miydi? (Kýyamet Suresi, 36-37) Dikkat edilirse Kur'an'da, insanýn meninin tamamýndan deðil, onun içinden alýnan küçük bir n oluþtuðu haber verilmektedir. Bu ayetteki özel vurgunun, ancak modern bilim tarafýndan keþfedilen bir gerçeði açýklamasý ise, Kur'an'ýn Allah sözü olduðunun delilidir. Menideki karýþým Meni olarak adlandýrýlan ve spermleri taþýyan besleyici sývý, sadece spermlerden oluþmaz. A ne meni, birbirinden farklý sývýlarýn karýþýmýndan oluþur. Bu sývýlarýn, spermin gerek duyd rþýlayacak olan þekeri bulundurmak, baz özelliðiyle ana rahminin giriþindeki asitleri nötra e etmek, spermin hareket edeceði kaygan ortamý saðlamak gibi görevleri vardýr. Kur'an'da meniden söz edilirken, modern bilimin ortaya çýkardýðý bu gerçeðe de iþaret edilm meni "karmakarýþýk" bir sývý olarak tarif edilmektedir: Þüphesiz Biz insaný, karmaþýk olan bir damla sudan yarattýk. Onu deniyoruz. Bundan dolayý o iþiten ve gören yaptýk. (Ýnsan Suresi, 2) Baþka ayetlerde ise yine meninin karýþým olduðuna iþaret edilir, insanýn ise bu karýþýmýn " rgulanýr: Ki O, yarattýðý her þeyi en güzel yapan ve insaný yaratmaya bir çamurdan baþlayandýr. Sonra unu bir özden, basbayaðý bir sudan yapmýþtýr. (Secde Suresi, 7-8) Burada "öz" diye çevrilen Arapça "sülale" kelimesi, öz ya da bir þeyin en iyi kýsmý demekti ngi þekilde alýnýrsa alýnsýn "bir bütünün bir kýsmý" anlamýna gelir. Bu durum, Kur'an'ýn, i ce detayýna kadar bilen Allah'ýn sözü olduðunu açýkça 169 göstermektedir. Bebeðin cinsiyeti Yakýn bir zamana kadar insanlar, bebeðin cinsiyetinin anne hücreleri tarafýndan belirlen diðini sanýyorlardý. Ya da en azýndan, anne ve babadan gelen hücrelerin birlikte cinsiyet belirledikleri zannediliyordu. Ancak Kur'an'da bu konuda farklý bir bilgi verilmiþ v e erkeklik ve diþiliðin, "rahime dökülen meniden" yaratýldýðý bildirilmiþtir: Doðrusu, çiftleri; erkek ve diþiyi, yaratan O'dur. Bir damla sudan (döl yataðýna) meni dökü . (Necm Suresi, 45-46) Kendisi, akýtýlan meniden bir damla su deðil miydi? Sonra bir alak (embriyo) oldu, der ken (Allah, onu) yarattý ve bir 'düzen içinde biçim verdi.' Böylece ondan, erkek ve diþi ol ak üzere çift kýldý. (Kýyamet Suresi, 37-39) Kur'an'da verilen bu bilginin doðruluðu, genetik ve mikrobiyoloji bilimlerinin geliþme siyle birlikte bilimsel olarak da ispatlandý. Cinsiyetin tümüyle erkekten gelen sperm hücreleri tarafýndan belirlendiði, kadýnýn ise bu iþte hiçbir rolünün olmadýðý anlaþýldý. Cinsiyet belirlenmesindeki etken, kromozomlardýr. Ýnsan yapýsýný belirleyen 46 kromozomdan iki tanesi cinsiyet kromozomu olarak adlandýrýlýr. Bu iki kromozom erkekte XY, kadýnda ise XX olarak tanýmlanýr. Bunun sebebi söz konusu kromozomlarýn bu harflere benzemesidir . Y kromozomu erkeklik, X kromozomu ise kadýnlýk genlerim taþýr.

Bir insanýn oluþmasý, erkek ve kadýnda çiftler halinde yer alan bu kromozomlarýn birer tane inin birleþmesi ile baþlar. Kadýnda yumurtlama sýrasýnda ikiye ayrýlan eþey hücresinin her arçasý da X kromozomu taþýr. Oysa erkekte ikiye ayrýlan eþey hücresi, X ve Y kromozomlarý i ki farklý sperm meydana getirir. Kadýnda bulunan X kromozomu, eðer erkekteki X kromozo munu içeren spermle birleþirse, doðacak bebek kýz olacaktýr. Eðer Y kromozomu 170 içeren spermle birleþirse, bu kez doðacak çocuk erkek olur. Yani doðacak çocuðun cinsiyeti, erkekteki kromozomlardan hangisinin kadýnýn yumurtasýyla bi leþeceðine baðlýdýr. Kuþkusuz genetik bilimi ortaya çýkýncaya dek, yani 20. yüzyýla kadar bunlarýn hiçbiri bilin du. Aksine pek çok kültürde, doðacak çocuðun cinsiyetinin kadýn bedeni tarafýndan belirlend ncý yaygýndý. Matta bu nedenle kýz çocuk doðuran kadýnlar kýnanýrdý. Oysa Kur'an'da, insanlara genlerin keþfinden 14 yüzyýl önce bu batýl inanýþý reddeden bir b verilmiþ, cinsiyetin kökeninin kadýn deðil, erkekten gelen meni olduðu bildirilmiþtir. Rahme asýlýp tutunan "alak" Kur'an'ýn insanýn oluþumu hakkýnda verdiði bilgileri incelemeye devam ettiðimizde, yine çok li bazý bilimsel mucizelerle karþýlaþýrýz. Erkekten gelen sperm ve kadýndaki yumurta birleþtiðinde, doðacak bebeðin ilk özü de oluþmuþ Biyolojide "zigot" olarak tanýmlanan bu tek hücre, hiç zaman yitirmeden bölünerek çoðalacak giderek küçük bir "et parçasý" haline gelecektir. Ancak zigot bu büyümesini boþlukta gerçekleþtirmez. Rahim duvarýna asýlýp tutunur. Sahip ol antýlar sayesinde topraða yerleþen kökler gibi, buraya yapýþýr. Bu bað sayesinde de, geliþi htiyaç duyduðu maddeleri annenin vücudundan emebilir. Ýþte burada çok önemli bir Kur'an mucizesi ortaya çýkmaktadýr. Allah Kur'an'da, anne rahmin utunarak geliþmeye baþlayan zigottan söz ederken, "alak" kelimesini kullanmaktadýr: Yaratan Rabb'in adýyla oku. O, insaný bir "alak"tan yarattý. Oku, Rabb'in en büyük kerem s ahibidir. (Alak Suresi, 1-3) 'Alak" kelimesinin Arapça'daki anlamý ise, "bir yere asýlýp tutunan þey" demektir. Kemiklerin kasla sarýlmasý Kur'an ayetlerinde haber verilen bir diðer önemli bilgi ise, insaný mn anne rahmindeki oluþum aþamalarýdýr. Ayetlerde, anne karnýnda önce kemiklerin oluþtuðu, sonra ise kaslarýn ortaya çýkarak bu kemikleri sardýðý þöyle haber verilmektedir: Sonra o su damlasýný bir alak (hücre topluluðu) olarak yarattýk; ardýndan o alak'ý bir çiðn arçasý olarak yarattýk: daha sonra o çiðnem et parçasýný kemik olarak yarattýk; böylece kem et giydirdik; sonra bir baþka yaratýþla onu inþa ettik. Yaratýcýlarýn en güzeli olan Allah yücedir. (Müminun Suresi, 14) Anne karnýndaki geliþimi inceleyen bilim dalý embriyolojidir. Ve embriyoloji alanýnda, y akýn zamana kadar kemiklerle kaslarýn birlikte ortaya çýkarak geliþtikleri sanýlmýþtýr. Anc n teknoloji sayesinde yapýlan daha ileri mikroskobik incelemeler, Kur'an'da bildir ilenlerin eksiksiz bir þekilde doðru olduðunu ortaya koymuþtur. Bu mikroskobik incelemeler göstermektedir ki, anne karnýnda, tam ayetlerde tarif edi ldiði gibi bir geliþme gerçekleþir. Önce embriyodaki kýkýrdak doku kemikleþir. Daha sonra i s hücreleri kemiklerin etrafýndaki dokudan seçilerek biraraya gelir ve bu kemikleri sa rar. Bu durum, Developing Human (Geliþen Ýnsan) adlý bilimsel bir yayýnda þöyle tarif edilmekted r: 6. haftada ki kýrdaki aþmanýn devamý olarak ilk kemikleþme köprücük kemiðinde ortaya çýkar. onunda uzun kemiklerde de kemikleþme baþlamýþtýr. Kemikler oluþmaya devam ederken kas hücre i kemiði çevreleyen dokudan seçilerek kas kitlesini meydana getirirler. Kas dokusu bu þe kilde kemiðin etrafýnda ön ve arka kas gruplarýna ayrýþýr. Kýsacasý insanýn Kur'an'da tarif edilen oluþum aþamalarý, modern embriyolojinin bulgularýyl am bir uyum içindedir. Bebeðin rahimdeki üç karanlýk evresi Kur'an'da insanýn anne karnýnda üç aþamalý bir yaratýlýþla yaratýldýðý bildirilmektedir: ... Sizi annelerinizin karýnlarýnda, üç karanlýk içinde, bir vara172 dýlýstan sonra (bir baþka) yaratýlýþa (dönüþtürüp) yaratmaktadýr. Ýþte Rabbiniz olan Allah r. O'ndan baþka Ýlah yoktur. Buna raðmen nasýl çevriliyorsunuz? (Zümer Suresi, 6) Yukarýdaki ayette Türkçe'ye "üç karanlýk içinde" olarak çevrilmiþ olan Arapça "fi zulumatin

ifadesi, embriyonun geliþimi sýrasýnda bulunduðu üç karanlýk bölgeye iþaret etmektedir. Bu sýrasýyla: a) Batýn karanlýðý b) Rahim karanlýðý c) Döl yataðý karanlýðýdýr. Görüldüðü gibi bugün modern biyoloji, bebeðin embriyolojik geliþiminin yukarýdaki ayette bi iði þekilde, üç farklý karanlýk bölgede gerçekleþtiðim ortaya koymuþtur. Ayrýca embriyoloji iþmeler, bu bölgelerin de üçer katmandan oluþtuðunu göstermiþtir. Batýn duvarý üç tabakadan oluþur: Dýþ kas plakalarý, iç kas plakalarý, çapraz kaslar. Benzer bir þekilde rahim duvarý da üç katmandan oluþur: Epi-metrium, miyometrium ve endome trium. Ayný þekilde embriyoyu saran kese de üç katmandan oluþur: Am-niyon (rahimde fetusu saran e n iç zar- amnion), koryon (orta amni-yon zarý- chorion) ve desidüa (dýþ amniyon zarý- decid a). Ayrýca ayette, insanýn anne karnýnda, birinden diðerine farklýla-þan üç ayrý evrede meydana e iþaret edilmektedir. Gerçekten de bugün modern biyoloji, bebeðin anne karnýndaki embriyolojik geliþiminin üç far evrede gerçekleþtiðim de ortaya koymuþtur. Bugün týp fakültelerinde ders kitabý olarak okut bütün embriyoloji kitaplarýnda bu konu en temel bilgiler arasýnda yer alýr. Örneðin, embriy ji hakkýnda temel baþvuru kitaplarýndan biri olan Basic Humarý Embryology (Temel Ýnsan Emb riyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek þöyle ifade edilmektedir: Rahimdeki hayat 3 EVREDEN oluþur; preembriyonik (ilk 2,5 hafta), embriyonik (8. ha ftanýn sonuna kadar) ve fetal (8. haftadan doðuma kadar). 173 Bu evreler bebeðin farklý geliþim aþamalarýný içerir. Bu üç geliþim safhasýnýn belli baþlý ir: - Preembriyonik evre: Bu ilk evrede zigot bölünerek çoðalýr, bir hücre kitlesi haline geldikten sonra kendini rah m duvarýna gömer. Hücreler çoðalmaya devam ederken 3 tabaka halinde organize olurlar. "-Embriyonik evre: Ýkinci evre toplam 5,5 halta sürer ve bu süre boyunca canlý "embriyo" olarak adlandýrýlýr. evrede hücre tabakalarýndan bedenin temel organ ve sistemleri ortaya çýkar. - Fetal evre: Bu döneme girildiðinde, embriyo artýk "fetus" olarak adlandýrýlýr. Bu dönem gebeliðin 8. ha an itibaren baþlar ve doðuma kadar sürer. Bir önceki dönemden ayýrt edici özelliði, fetusun leri ve ayaklarýyla belirgin, insan dýþ görünümüne sahip bir canlý olmasýdýr. Dönemin baþýn olmasýna raðmen tüm organlarý ortaya çýkmýþtýr. Bu dönem 30 hafta kadar sürer ve geliþme d dar devam eder. Anne rahmindeki geliþim ile ilgili bu bilgiler, ancak modern teknolojik aletlerle yapýlan gözlemler sayesinde elde edilmiþtir. Ancak görüldüðü gibi bu bilgilere de, diðer pe imsel gerçek gibi, mucizevi bir biçimde Kur'an ayetlerinde dikkat çekilmiþtir. ÝNSANIN SUDAN YARATILIÞI Allah, her canlýyý sudan yarattý. Ýþte bunlardan kimi karný üzerinde yürümekte, kimi iki ay yürümekte, kimi de dört (ayaðý) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediðini yaratýr. HU; þüphe r þeye güç yetirendir. (Nur Suresi, 45) O inkar edenler görmüyorlar mý ki, (baþlangýçta) göklerle yer, birbiriyle bitiþik iken, Biz rý ayýrdýk ve her canlý þeyi sudan yarattýk. Yine de onlar inanmayacaklar mý? (Enbiya Sures 30) Ve insaný bir sudan yaratýp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kýlan 174 O'dur. Senin Rabbin güç yetirendir. (Furkan Suresi, 54) Canlýlarýn ve insanýn yaratýlýþý konusundaki ayetlere baktýðýmýzda, bu yaratýlýþlarýn muciz . Bu mucizevi yaratýlýþ þekillerinden biri, canlýlarýn sudan yaratýlmasýdýr. Pek çok ayette dilen bu bilgiye insanlarýn ulaþmalarý ise, yüzyýllar sonra mikroskobun icadý ile mümkün ol Bugün en temel ansiklopedilerde "Su, canlý maddenin en büyük öðesidir. Canlý organizmalarýn 50-9ü'ý sudur" ifadeleri yer almaktadýr. Ayrýca bütün biyoloji kitaplarýnda bahsi geçen sta bir hayvan hücresinin sitoplazmasý (hücrenin temel maddesi) da yüzde 80 sudan oluþur. Sit oplazmanýn analiz edilip bilimsel kayýtlara geçirilmesi, Kur'an'm indirilmesinden yüzyýlla r sonra gerçekleþmiþtir. Dolayýsýyla bugün bilim dünyasýnýn kabul ettiði bu gerçeðin Kur'an dönemde bilinmesi kuþkusuz ki mümkün deðildi. Ancak buna raðmen, insanlarýn keþfinden 14 yü

ur'an'da bu bilgiye dikkat çekilmiþtir. ÇAMURDAN YARATILIÞ Allah Kur'an'da insanýn yaratýlýþýnýn mucizevi bir biçimde olduðunu haber verir. Ýlk insan, çamuru þekillendirip insan bedeni haline getirmesi ve ardýndan bu bedene ruh üflemesiyl e yaratýlmýþtýr: Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben, çamurdan bir beser yaratacaðým" demiþti. "Onu bir b içime sokup, ona ruhumdan üflediðim zaman siz onun için hemen secdeye kapanýn." (Sad Sures i, 71-72) Þimdi onlara sor: Yaratýlýþ bakýmýndan onlar mý daha zorlu, yoksa Bizim yarattýklarýmýz mý? onlarý, cývýk-yapýskan bir çamurdan yarattýk. (Safiat Suresi, 11) Bugün insan dokularý incelendiðinde, yeryüzünde bulunan pek çok elementin insanýn dokularýn bulunduðu ortaya çýkar. Can175 lý dokularýn yüzde 95'i karbon (C), hidrojen (H), oksijen (O), nitrojen (N), fosfor (P ) ve sülfür (S)'den oluþur ve canlý dokularda toplam 26 element bulunur. Kur'an'ýn bir baþk ayetinde þöyle buyrulmaktadýr: And olsun, Biz insaný, süzme bir çamurdan yarattýk. (Müminun Suresi, 12) Ayette "süzme" olarak çevrilen "sülale" kelimesi, "temsili örnek, öz, hulasa, esas" gibi a nlamlara gelmektedir. Görüldüðü gibi Kur'an'da 14 asýr evvel bildirilenler, modern bilimin ize söylediklerini -insanýn yaradýlýþmdaki malzeme ile topraðýn içerdiði temel elementlerin olduðu gerçeðini tasdik etmektedir. ÝNSANLARDAKÝ ORGANLARIN GELÝÞÝM SIRASI O, sizin için kulaklarý, gözleri ve gönülleri inþa edendir: ne az þükrediyorsunuz. (Mü'minu i, 78) Allah, sizi annelerinizin karnýndan hiçbir þey bilmezken çýkardý ve umulur ki þükredersiniz iþitme, görme (duyularýný) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi, 78) De ki: "Düþündünüz mü hiç; eðer Allah sizin iþitmenizi ve görmenizi ahverir ve kalplerinizi onlarý size Allah'tan baþka getirebilecek ilah kimdir?"... (En'am Suresi, 46) Þüphesiz Biz insaný, karmaþýk olan bir damla sudan yarattýk. Onu deniyoruz. Bundan dolayý o iþiten ve gören yaptýk. (Ýnsan Suresi, 2) Yukarýdaki ayetlerde Allah'ýn insana bahþettiði birtakým duyulardan bahsedilmektedir. Dikk at edilirse, Kur'an'da bu duyulardan hep belli bir sýra ile bahsedilmektedir: Duym a, görme, hissetme ve anlama. Embriyolog Dr. Keith Moore, Journal oflslamic MedicalAssoci176 atiorý&d yayýnlanan bir makalesinde, embriyonun geliþim sürecinde iç kulaklarýn ilk halinin belirmesinden sonra gözün oluþmaya baþladýðýný ifade etmektedir. Hissetme ve anlama merkezi beynin ise, kulak ve gözün ardýndan geliþimine baþladýðýný söylemektedir. Anne karnýndaki çocuk fctus halindeyken, hamileliðin yirmi ikinci günü gibi erken bir dönem e kulaklar geliþir ve hamileliðin dördüncü ayýnda kulak tam olarak fonksiyonel hale gelir. etus bundan sonra annenin karnýndaki sesleri duyabilir. Dolayýsýyla yeni doðan bir bebek için iþitme duyusu, diðer yaþamsal fonksiyonlardan önce oluþur. Kur'an ayetlcrindeki öncel sýrasý bu bakýmdan dikkat çekicidir. SÜTÜN OLUÞUMU Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardýr, size onlarýn ka-rýnlanndaki fers (yarý sindirilmiþ gýdalar) ile kan arasýndan, içenlerin boðazýndan kolaylýkla kayan dupduru bir s mekteyiz. (Nahl Suresi, 66) Vücudun beslenmesini saðlayan temel maddeler, sindirim sistemindeki kimyasal dönüþümler son cunda oluþur. Sindirilen bu besin maddeleri daha sonra baðýrsak duvarýndan kan dolaþým sist mine geçerler. Böylelikle bu besinler kan dolaþýmý sayesinde ilgili organlara sevk edilmiþ lurlar. Süt bezleri de diðer vücut dokularý gibi kan yoluyla kendilerine getirilen sindirilmiþ gýda arla beslenirler. Bu nedenle kan, besinlerden gelen gýdalarýn toplanýp iletilmesinde çok önemli bir rol oynar. Süt de tüm bu aþamalardan sonra süt bezleri tarafýndan salgýlanýr ve irilmiþ besinin kan dolaþýmýyla taþýnmasý sonucunda oluþtuðu için besin deðeri oldukça yüks sanlarýn doðrudan tüketemeyeceði kan ve yarý sindirilmiþ besinden içilir nitelikte, besleyi süt üretilmiþ olur. Görüldüðü gibi Nahl Suresi'nin 66. ayetinde, sütün biyolojik oluþumu ile ilgili tarif edile günümüz biliminin ortaya koyduðu bilgilerle büyük bir uyum içerisindedir. Memelilerin sind

m sistemine 177 yönelik uzmanlýk gerektiren böyle bir bilginin, Kur'an'ýn indirildiði dönemde insanlar tara dan bilinmesinin mümkün olmayacaðý ise son derece açýktýr. PARMAK ÝZÝNDEKÝ KÝMLÝK Kur'an'da, insanlarý ölümden sonra diriltmenin Allah için çok kolay olduðu anlatýlýrken, in rýn (izcilikle parmak uçlarýna dikkat çekilir: Evet; onun parmak uçlarýný dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz. (Kýyame uresi, 4) Ayette parmak uçlarýnýn vurgulanmasý, son derece hikmetlidir. Çünkü parmak izindeki þekille detaylar, tamamen kiþiye özeldir. Þu an dünya üzerinde yaþayan ve tarih boyunca yaþamýþ ola anlarýn parmak izleri birbirinden farklýdýr. Dahasý, ayný DNA dizilimine sahip tek yumurta ikizleri dahi farklý parmak izine sahiptirler. Parmak izi doðumdan önce cenin üzerinde son þeklini alýr ve kalýcý yara olmasý dýþýnda ömür . Ýþte bu nedenle parmak izi, herkese özel çok önemli bir "kimlik kartý" sayýlmakta ve parm izi bilimi ise insanlar tarafýndan bilinen tek deðiþmez ve ya-nýlmaz kimlik tespit yöntemi olarak kullanýlmaktadýr. Ancak önemli olan, parmak izinin özelliðinin ancak 19. yüzyýlýn sonlarýna doðru keþfedilmiþ ndan önce, insanlar parmak izini hiçbir özelliði ve anlamý olmayan çizgiler olarak görmüþtü Kur'an'da, o dönemde kimsenin dikkatini dahi çekmeyen parmak izleri vurgulanmakta ve bu izlerin ancak çaðýmýzda fark edilen önemine dikkat çekilmektedir. DÝÞÝ BAL ARISI Rabb'in bal arýsýna vahyetti: Daðlarda, aðaçlarda ve onlarýn kurduklarý çardaklarda kendine r edin. - Sonra meyvelerin tümünden yj^ böylece Rabbinin sana kolaylaþtýrdýðý yollarda yürü 178 ucuver. Onlarýn karýnlarýndan türlü renklerde þerbetler çýkar, onda insanlar için bir þifa z düþünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardýr. (Nahl Suresi, 68-69) Her arýnýn çok fazla görevinin olduðu arý kolonilerindeki tek istisna erkek arýlardýr. Erke r ne kovanýn savunmasýna, ne temizliðine, ne besin toplamaya, ne de petek veya bal yapýmýn a bir katkýda bulunurlar. Erkek arýlarýn kovan içindeki tek fonksiyonlarý kraliçe arýyý döl r. Çiftleþme organlarý dýþýnda diðer arýlarda bulunan özelliklerin hemen hemen hiçbirine sa larý için, erkek arýlarýn kraliçe arýyý döllemekten baþka bir iþ yapmalarý da mümkün deðild Koloninin tüm yükü üzerinde bulunan iþçi arýlarýn ise, kraliçe arýlar gibi diþi olmalarýna larý geliþmemiþtir, yani kýsýrdýrlar. Kovanýn temizliði, arý larvalarýnýn ve yavrularýnýn b rkek arýlarýn beslenmesi, bal yapýlmasý, peteklerin inþasý ve onarým iþleri, kovanýn havala ovanýn güvenliði, nektar (bal özü), polen (çiçek tozu), su, reçine gibi malzemelerin toplan depolanmasý gibi görevleri vardýr. Arapça'da iki çeþit fiil kullanýmý vardýr ve fiillerin bu kullanýmlarýndan, öznenin erkek m diþi mi olduðu anlaþýlmakladýr. Nitekim yukarýdaki ayetlerde arý için kullanýlan fiiller ( keli meler), fiilin diþi için olan þekliyle kullanýlmýþtýr. Böyleee Kur'aýfda bal yapýmýnd olduðuna iþaret edilmektedir. Unutulmamalýdýr ki, arýlarla ilgili bu gerçeðin bundan f400 sene önce bilinmesi mümkün deði ma Allah bu gerçeðe dikkat çekerek Kur'an'ýn bir mucizesini daha bize göstermiþtir. UYKUDA KULAKLARIN AKTÝF OLMASI Böylelikle maðarada yýllar yýlý onlarýn kulaklarýna vurduk (derin bir uyku verdik). (Kehf S si, 11) Yukarýdaki ayette geçen "kulaklarýna vurduk" ifadesinin Arapça'sý, "darabe" fiilidir. Arapç 'da bu fiil, mecazi olarak "onlarý uyut179 tuk" anlamýný taþýmaktadýr. Ayrýca "darabc" kelimesi kulakla beraber kullanýldýðýnda "kulað ellenmesi" anlamý da taþýmaktadýr. Ayette uyku ile ilgili sadece iþitme duyusuna dikkat çek lmesi ise aslýnda çok önemli bir bilgi içermektedir. Bilimadamlarýnm keþiflerine göre kulak, insan uyurken aktif olan tek duyu organýdýr. Uyanm ak için saatin alarmýna ihtiyaç duymamýzýn sebebi de budur. Allah'ýn Kehf Ehli ile ilgili o arak kullandýðý "kulaklarýna vurduk" ifadesinin hikmeti de, söz konusu gençlerin iþitme duy rýnýn kapatýldýðýna ve bu yüzden uzun yýllar uyanmadan uykuda kaldýklarýna iþaret olmasý mu MODERN ULAÞIM ARAÇLARI Onlara binmeniz ve süs için atlarý, katýrlarý ve merkepleri (yarattý). Ve daha sizlerin bil ediðiniz neleri yaratmaktadýr? (Nahl Suresi, 8) Yukarýdaki ayette, ulaþým aracý olarak sayýlan hayvanlarýn dýþýnda, insanlarýn bilgi sahibi

ulaþým araçlarýnýn da olacaðýna dikkat çekilmektedir. YÜKSEKLÝK ARTTIKÇA GÖÐSÜN DARALMASI Ýnsan yaþayabilmek için oksijen ve hava basýncýna ihtiyaç duyar. Soluk almamýz ise havadaki sijenin, akciðerlerimizdeki hava keseciklerine girmesiyle mümkün olur. Ancak yükseklere çýk , Dün-ya'nm atmosferi inceldiði için atmosfer basýncý, dolayýsýyla da kan dolaþýmýna giren iktarý düþer. Bunun sonucunda nefes almak zorlaþýr. Akciðerin hava kesecikleri daralýp büzü oðuluyormuþ ve nefes alamýyormuþ gibi olur. Eðer kandaki oksijen, vücudun ihtiyacý olandan daha az olursa, vücutta birtakým rahatsýzlýk ortaya çýkar. Aþýrý yorgunluk, baþ aðrýsý, baþ dönmesi, mide bulantýsý ve muhakemenin bozu iler yaþanýr. Belli bir yüksekliðe ulaþýldýðýnda ise insan için nefes almak artýk imkansýz olayýsýyla bizim böyle bir yük180 seklikte yaþayabilmemiz için oksijen desteðine ve özel giysilere ihtiyacýmýz olur. Deniz seviyesinin 5.000-7.500 m yukarýsýnda olan bir-kiþi, nefes alma güçlüðü nedeniyle bay komaya girebilir. Bu yüzden uçaklarda nefes almak için oksijen donanýmý da mevcuttur. Uçakl r deniz seviyesinin 9.000-10.000 m yukarýsýnda uçarken, kabinde hava basýncýný düzenleyen ö istemler vardýr. "Anoksiya" olarak bilinen rahatsýzlýk da vücut dokularýna oksijenin gitmemesinden kaynak lanýr. Bu oksijen eksikliði, 3.000-4.500 m yükseklikte meydana gelir. Kimi insanlar böyl e bir ortamda bilinçlerini bile kaybedebilirler, ancak hemen oksijen takviyesi yapýl dýðýnda hayatlarý kurtulabilir. Aþaðýdaki ayette yapýlan benzetmede bu fiziksel gerçeðe -yüksekliðin artmasýyla göðüste mey me- þöyle iþaret edilmektedir: Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göðsünü Ýslam'a açar; kimi saptýrmak isterse, o göðsünü, sanki göðe vükselivor-mus gibi dar ve sýkýntýlý kýlar. Allah, iman etmeyenlerin ü ik çökertir. (Enam Suresi, 125) 181 4. Bölüm Kýyamet Alametleri & 2000'li Yýllar 183 HADÝSLERDE KIYAMET ALAMETLERÝ FAKÝRLERÝN SAYISINDA ARTIÞ Hz. Muhammed'in hadislerini incelediðimiz zaman, fakirlerdeki artýþýn bir kýyamet alameti olduðunu görüyoruz. "Fakirler çoðalacak." (Ölüm-Kýyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455) "Ýnsanlarda cimrilik ve hýrs artacak." (Müslim, Ýmare, 176; Ýbni Mace, Fiten, 24) Fakirlere ve maddi durumu kötü olan insanlara yardým eli uzatan kiþiler, günümüzde iyice az Ýslam'ýn beþ þartýndan biri olan zekat yükümlülüðünü yerine getiren insan sayýsý yok denec UNICEF'in son raporlarýna göre dünya nüfusunun dörtte biri büyük yoksulluk içerisinde ktadýr. Ayný L.^ þekilde Türkiye'de- L*r ki fakir semtlere de fpl gerekli yardým, h alk tarafýndan yapýlmamaktadýr. Hz. Muham-med, insanlarýn aç 'M <"'(#P,W it ,¦ 1 185 kalmasý bir yana, hayvanlarýn aç býrakýlmasýna bile göz yummamýþ-týr. Mesela devesini aç bý mý bile, yaptýðý yanlýþtan dolayý azarlamýþtýr. Nitekim Kur'an-ý Kerim de insan hayatýna saygýnýn ötesinde, tüm canlýlara merhamet edilmesi rektiðini vurgular. Örneðin hem Müslümanlar'ea hem de Hýristiyan ve Yahudiler için peygambe e kral'olan Hz. Süleyman'ýn karýncalarý çiðnememek için ordusunu bekletmesi, tüm canlýlara sý gereken merhametin göstergesidir. (Nemi Suresi: 18, Ýnayetler) "Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadýyla uçan hiçbir kuþ istisna olmamak üzere he gibi ümmetlerdir..." (Enam suresi / 38. ayet) "Gördün mü dini yalan sayaný? Ýþte odur öksüzü itip kakan. Yoksulu doyurmayý özendirmez o." si / 1, 2, 3. ayet)

YÜKSEK BÝNALARIN ÝNÞASI Hz. Muhammed'in haber verdiði kýyamet alametlerinden bir tanesi de yüksek binalarýn inþa e dilmesidir. "Yüksek yüksek binalar inþa edilmedikçe... Kýyamet kopmaz" (Ölüm, Kýyamet ve Diriliþ, s. 468) "Þu hadiseler meydana gelmedikçe kýyamet kopmayacaktýr. Yüksek binalar yapmada insanlar bi rbirleriyle yarýþacak." (Buhari, Fiten, 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313) f*,i: îti mm.: w &4 ¥ÂÝ JBMHPfiýti 186 19. yüzyýlýn sonlarýna doðru yüksek katlý binalar inþa edilmeye baþlanmýþtýr. Çeliðin inþaa asansörlerin icat edilmesiyle birlikte gökdelenlerin yapýmý yaygýnlaþmýþtýr. Nitekim insanl iþ için birbirleriyle rekabete girmesi de zor durumdaki insanlarýn unutulmasýna zemin ha zýrlamaktadýr. ULAÞIM ARAÇLARI Kitabýn önceki bölümlerinde Kur'an-ý Ke-rim'in modern ulaþým araçlarýna yýllarýyla birlikte i ifade etmiþtik. Peygamberin hadislerini incelediðimiz zaman da bu vasýtalara deðinildiði ni görüyoruz. "Þu hadiseler meydana gelmedikçe kýyamet kopmayacaktýr... Zaman kýsalacak ve vasýtalarla me afeler kýsalacak." (Buhari, Fiten, 25; Ahnýed bin Hanbel, Müsned, 2/313) Günümüzde uçak ve otomobil gibi teknolojik araçlar sayesinde aylarca sürecek olan mesafeler birkaç saatte katedebiliyoruz. Kur'an-ý Kerim'de de insanlarýn o dönemde haberdar olmadýk larý araçlara dikkat çekiliyor. "Onlara binmeniz ve süs için atlarý, katýrlarý ve merkepleri (yarattý). Ve daha sizlerin bi mediðiniz neleri yaratmaktadýr." (Nahl Suresi, 8) 187 HZ. ÝSA VE SAHTE PEYGAMBERLER Hem Müslümanlar'm hem de Hýristiyanlarýn inancýna göre Hz. Ýsa Mesih, dünyaya tekrar gelece ve bu olay büyük kýyamet alametlerinden birisidir. Bununla birlikte Hz. Ýsa, Ýslam dininin hükümlerini de kabul edecektir. Hz. Ýsa'nýn geleceðine dair birçok güvenilir hadis bulunmaktadýr. Bunlardan bazýlarý þöyled "Hayatým elinde olan Allah'a yemin ederim ki Meryem oðlu (Ýsa)'nýn adil bir hakim (yönetic i) olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakýndýr." (Sahihi Müslim, 6/532) "Ýsa adil bir imam (önder) ve hakim (yönetici) olarak yeryüzünde kýrk yýl kalýr." (Kur'an v tte Kýyamet ve Ahiret, s. 134) Þüphesiz ki Hz. Ýsa'nýn (Mesih'in) yeryüzüne dönüþü farklý bir biçimde olacaktýr. Ýsa'nýn m ten ineceði rivayet edilmektedir, fakat henüz zamaný gelmemiþtir. Mesih'in geliþinden önce kendisinin peygamber olduðunu düþünen insanlarýn artmasý da kýyame tlerindendir: "Otuz kadar yalancý peygamber çýkmadýkça kýyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'ýn elçisi nu zanneder." (Tirmizi, Fi-ten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16) Araþtýrmalara göre sahte Mesih akýmlarý 20. yüzyýlýn sonlarýna doðru büyük bir artýþ göster ÝLETÝÞÝM TEKNOLOJÝSÝ Hz. Muhammed'in hadislerine baktýðýmýz zaman iletiþim ve ses kayýt teknolojisine iþaret edi ni görebiliriz: "Kiþiye (kendi) sesi konuþmadýkça... Kýyamet kopmaz." (Ölüm Kýyamet ve Diriliþ, s. 471) 188 Eski devirlerde insanlarýn kendi seslerim dinlemesi olanaksýzdý. Fakat günümüzde ses kayýt azlarý sayesinde sesler kaydedilip dinlenilcbiliyor. Televizyon, radyo ve bilgisay ar gibi teknolojik aygýtlar da kiþinin kendi sesini dinlemesine olanak saðlamaktadýr. Kýyamet habercisi olan diðer hadislerin bir kýsmý ise þunlardýr: "Þu hadiseler meydana gelmedikçe kýyamet kopmayacaktýr... Depremler çoðalacak..." (Ramuz-El Ehadis, 476/11) "Kýyametten önce iki büyük hadise vardýr... Ve sonra da zelzeleli yýllar." (Ramuz-El Ehadis 187/2) Amerikan Ulusal Deprem Merkczi'nin raporlarýna göre, 1999 yýlýnda dünyada binlerce deprem meydana geldi. Kur'an-ý Kerim'de-ki 99. sure olan Zelzele (Deprem) suresi de büyük dep remlerden bahsetmektedir.

"Fuhuþ açýk olmadan... Kýyamet kopmaz." (Ramuz-El Ehadis, 91/7) Günümüzdeki bazý medya kuruluþlarýnýn birçok çirkinliði açýkça sergilemesi, bu hadisi doðru "Büyük þehirler dün sanki yokmuþ gibi helak olur." (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ah r Zaman, s. 38) 2. Dünya Savaþý'nda atom bombasýnýn kullanýlmasýyla Hiroþima # f"7W .,.--«. ......V _a 1' IJL 1.. fi 189 ve Nagasaki alt üst edilmiþtir. Ayný þekilde Avrupa'daki bazý büyük þehirler bombalandýktan harabelere dönmüþtür. "Kiþinin annesine isyan etmesi, babasýna sýkýntý vermesi..." (Tirmizi, Fiten, 38) "Boþanmalarýn çoðalmasý... Kýyamet alametlerindendir." Gün geçtikçe aile baðlarý hýzla zayýflamaktadýr. "(Ahir Zaman'da) Sizden önceki milletleri karýþ karýþ, arþýn arþýn izleyeceksiniz., hatta o ahudi ve Hýristiyanlar) kertenkele deliðine girseler, siz de peþlerinden gireceksiniz. " (Ölüm Kýyamet ve Diriliþ, s. 470) Þu an içinde bulunduðumuz dönemde bazý Müslümanlar, I Iýýis-tiyan ve Yahudiler'in kötü alýþ lit etmektedir. "Zaman kýsalýp sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de ateþ tutuþturacak kadar az b r zaman olmadýkça kýyamet kopmaz." "Ýnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanýp namaz, kýlarlar. Fakat aralarýnda mümin (inanan) bulunmaz." "Erkekler kadýnlara benzeyecek, kadýnlar erkeklere benzeyecek..." "Alimler ilmi sýrf para kazanmak için öðrendiðinde... Dini dünyalýk karþýlýðýnda sattýklarý a... Kýyamet yaklaþmýþ olacaktýr." "Ýnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, faiz yemeyen adam kalmaz. Onu yemese bile k endisine tozu isabet eder." (Ramuz-El Fhadis, 360/8, 503/7) "Kýyamete yakýn karanlýk gecelerin parçalarý gibi karýþýklýklar olacaktýr. Bu karýþýklýklar ak sabahlayýp kafir olarak akþamlayacak, mümin olarak akþamlayýp kafir olarak sabahlayacak -týr." "Ýnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, dini üzerine sabretmek ve inanç sahibi olma, av uç içinde kor ateþ tutmaktan daha zor olacaktýr." 19ü KUR'AN'DAKÝ BAZI KIYAMET ALAMETLERÝ DABBETÜ'L - ARZ Kur'an-ý Kerim'in Nemi suresi 82. ayetinde Dabbetü'l-Arz'm bir kýyamet alameti olduðuna iþaret ediliyor. "O söz baþlarýna geldiði zaman, onlara yerden bir Dabbe çýkarýrýz; o da, insanlarýn bizim a mize kesin bir bilgiyle inanmadýklarýný onlara söyler." (Nemi Suresi, 82) Dabbetü'l-Arz'm ne olduðu konusunda çeþitli fikirler ortaya atýlmýþtýr, fakat henüz ne oldu arak anlaþýlamamýþtýr. Ünlü müfessir M. Elmalýlý Hamdi Yazýr da ayetteki "Dabbe" kelimesinin 'nekire', yani belirs z isim olarak kullanýldýðýný ve bu yüzden çok farklý anlamlara gelebileceðini söylemiþtir. betü'l-Arz'm simgesel bir ifade olduðunu düþünebiliriz. "Dabbe" kelimesi, "debelenen (hareket eden)" kelimesinden türemiþtir. Dabbe kelimesi Kur'an'daki tüm canlýlar için kullanýlýr, fakat en fazla hayvanlar için kullanýlýr. Bazý a e insanlar için de kullanýlýr. Nitekim Hz. Ali de yukarýdaki ayeti yorumlarken þu ifadeyi kullanmýþtýr: "O, kuyruðu olan bir dabbe deðil, sakalý olan bir dabbedir". Buradan yola çýk Dabbe'nin bir insan olabileceðini de düþünebiliriz. Bazý kaynaklarda ise Dabbetü'l-Arz'm ba ere kadar yükselen bir canlý olduðu anlatýlýr, fakat bu sembolik bir anlatýmdýr. Kur'an'da yer alan Sebe suresinde, Hz. Süleyman'ýn asasýný kemiren aðaç kurdu için de Dabbe limesi kullanýlmaktadýr. Buradaki ayetten yola çýkarak Dabbetü'l-Arz'm küçük bir canlý oldu S virüsü gibi insanlarý içten kemiren bir hastalýk olduðunu da bazýlarý öne sürmüþtür, çünk emirmiþ-tir. Fakat bu da sadece bir tahmindir. 191 Bir rivayette Dabbetü'1-Arz hakkýnda þöyle denmektedir: "Dabbe'nin üç çýkýþý vardý: Birisinde bazý çöllerde çýkar, sonra gizlenir. Birisinde de, em n bazý þehirlerde çýkar, yine gizlenir. Sonra insanlar mescidlerin en þereflisi, en büyüðü

letlisi içinde iken yeryüzü kendilerini fýrlatmaya baþlar. Derken halk kaçýþýr, müminlerden kalýr, bizi Allah'tan hiçbir þey kurtaramaz derler. Dabbe de onlarýn üzerine çýkar, yüzler arlak yýldýz gibi parlatýr. Sonra hareket eder, artýk ne takip eden yetiþebilir, ne de kaça kurtulabilir. Bir adama varýr, namaz kýlýyordur, vallahi sen namaz ehli deðilsin der. Y akalar, müminin yüzünü aðartýr, kafirin burnunu kýrar" dedi. "O zaman insanlar ne halde olu dedik. "Arazide komþu, malda ortak, yolculuklarda arkadaþ olurlar" dedi. (Ýbnü Cerir'in Huzeyfe b. Esýd'den rivayeti) Gördüðünüz gibi Dabbetü'l-Arz'm ne olduðu konusunda birçok yorum yapýlmýþtýr fakat burada d i gereken daha önemli bir husus yer almaktadýr. Dikkat edilmesi gereken nokta, birçok Ýs lam uzmanýnýn Dabbetü'l-Arz'ýn çýktýðýný söylemiþ olmasýdýr. Yani büyük kýyamet alametlerin 'ül-Arz'ýn çýkýþý' bazý din adamlarýna göre gerçekleþmiþtir. GÖKYÜZÜNDE DUMAN Kur'an-ý Kerim'in "Duhan" suresinde bir duman tabakasýnýn gökyüzünde görüleceði anlatýlmakt bu dumanýn insanlara ýzdýrap vereceði önceden belirtiliyor. "Artýk sen gökyüzünün açýkça izlenen bir duman ile geleceði günü gözetle. Öyle ki insanlarý m verici bir azaptýr. (Diyecekler ki) 'Ey Rabbimiz! Bizden bu azabý kaldýr çünkü biz müminl z (inanýyoruz).' " ( Duhan 10,11. ayetler) Bu ayetlerden sonra dumanýn kaldýrýlacaðý, fakat yine de insanlarýn deðiþmeyeceði ifade edi 192 YE'CÜC VE ME'CÜC Kur'an-ý Kerim'in iki yerinde "Ye'cüc ve Me'cüc"den bahsedilmektedir. Bunlarýn önüne bir se (engel) yapýldýðý ve zamaný geldiðinde bu sedin aþýlacaðý ayetlerde belirtilmektedir. Önce " süresindeki ayetleri aktarýyoruz: 93- (Zülkarneyn) Nihayet iki sed arasýna vardýðý zaman önlerinde bir kavim buldu ki nerede se söz anlamýyorlardý. 94- Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Haberin olsun Ye'cüc ve Me'cüc bu yerde bozgunculuk ya pýyorlar. Onlarla bizim aramýzda bir sed yapman þartýyla sana vergi verelim mi? 95- (Zülkarneyn) Dedi ki: Rabbimin beni içinde bulundurduðu iktidar daha hayýrlýdýr. Haydi iz bana kuvvet ile yardým edin de ben onlarla sizin aranýza çok saðlam bir engel yapayým. 96- "Bana demir kütleler getirin!" Tam iki ucu ayný seviyeye geldiði zaman "Körükleyin!" d edi. Onu ateþ haline getirdiði zaman da "Getirin bana üzerine erimiþ bakýr dökeyim" dedi. 97- Artýk onu ne aþabildiler, ne de delebildiler. 98- Dedi ki: "Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi geldiði zaman da onu yer le bir edecektir. Rabbimin vaadi de hak oldu. 99- Ve o gün onlarý býrakmýþýzdýr, birbirleri içinde dalgalanýrlar. Sur'a da üflenmiþtir, biraraya toplamýþýzdýr. Bununla birlikte Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açýldýðý zaman her tepeden saldýracaðý Enbiya sure yor: "Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açýlýp da her tepeden saldýrdýklarý ve hak olan vaad yakla kar edenlerin gözleri dehþetten donup kalacak: "Eyvah bizlere biz bundan gafil bulun uyorduk! Hayýr, kendimize zulmetmiþ olduk!" diyecekler. (Enbiya suresi 96,97) Ye'cüc ve Me'cüc'ün ne olduðu hakkýnda birçok iddia bulunmaktadýr, fakat ne olduðu henüz ke kazanmamýþtýr. 193 KÝTABI MUKADDES VE 2000'LÝ YILLAR Kýyametin ne zaman gerçekleþeceði bilgisi Allah kalýndadýr, fakat kýyametin bazý alametleri i iþaretleri önceden anlaþýlabilir. Yapýlan çalýþmalara göre, þimdi ele alacaðýmýz kýyamet ni iþaretlerinin içinde bulunduðumu/ 21. yüzyýlýn baþlarýnda gerçekleþeceðini düþünüyoruz. r alan bu alametler, Kur'an-ý Kerim'deki bilgiler ile ört üþmekledir. Yani bizlerin düþüncesine göre, bugün orta yaþlarda olan herhangi bir kiþi bile þimdi bahse iz alametlerin tümüne tanýklýk edebilecektir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha bulunuyor. Kitab-ý Mukaddes'de ki alametlerin birçoðu semboliktir. Yani üstü kapalý ve anlaþýlmasý zor simgeler kullanýlma itekim din uzmanlarý da kýyamet alametlerinin genellikle sembolik ve gizli anlatýmlarl a dolu olduðunu belirtmektedirler. Zaten Kur'an-ý Ke-rim'de ve diðer kutsal kitaplarda kýyametin beklenmedik bir anda geleceði ve çoðu insanýn bunu farkedemeyeceði açýk bir þeki de ediliyor. Kýyamet alametlerinin genellikle sembolik, yani üstü kapalý bir þekilde verilmesinin sebeb i ise tüm dinlerin temelinde mevcut olan "Ýnanç Sýnavý" kavramýdýr. Ýnanç sýnavý, insanlarý i Allah'a gerçekten inanýp inanmadýklarý konusunda hayat boyunca denenmesidir. Kur'an-ý Ke

rim'de, insanlarýn "Allah'a inandýk" deseler bile hayat boyunca zorluklarla karþýlaþacakla rý ve sýnavdan geçirilecekleri ifade ediliyor: "Ýnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "Ýman ettik" demeleriy-le býrakýlacaklarýný mý s ? And olsun ki, biz onlardan öncekileri de çeþitli belalarla (fitnelerle) imtihan etti k...." (Ankebut suresi 2, 3. ayetler) "... Eðer Allah dikseydi hepinizi tek bir ümmet yapardý, fakat size 194 verdiði þeylerde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koþun..." (Maide suresi 48. aye t) Eðer kýyametin büyük belirtilerinin ne olduðu ve hangi yýllarda gerçekleþeceði insanlara aç e söylcnseydi, herkes Allah'a inanýrdý ve imtihan ortadan kalkmýþ olurdu. Bu yüzden Kur'ane-rim'deki ve diðer kitaplardaki kýyamet alametleri, yani iþaretleri simgeseldir ve gi zlidir. Þimdi Kilab-ý Mukaddes'dc geçen kýyamet alametlerini sýrasýyla inceleyelim: ÝSRAÝL'DE FELAKET Kur'an-ý Kerim'de, hadislerde ve Kitab-ý Mukaddes'de Ýsrailo-ðullarý'nýn bir dizi felaketle le karþýlacaðma dair iþaretler bulunmaktadýr. Günümüzde Ýsrail'de birçok üzücü olay meydana akat burada daha büyük felaketlerden bahsediyoruz. Elde ettiðimiz bulgulara göre Ýsraillil er'in "Kýzgýn Ateþ" olarak nitelendirilen bir felakete maruz kalacaðýný ve Ýsrail Devleti'n büyük zorluklarla karþýlaþacaðýný söyleyebiliriz. Kitab-ý Mukaddes'de bazý Ýsrailliler'in a duðu ve bu felaketten kurtarýldýðý anlatýlýyor: "... Bu melek, karaya ve denize zarar vermek için kendilerine yetki verilen dört mel eðe yüksek sesle, "Biz Tanrý'mýzýn kullarýný alýnlarýndan mühürleyene dek karaya, denize ve vermeyin!" diye seslendi. Mühürlenmiþ olanlarýn sayýsýný iþittim, israiloðullannýn bütün s dört bin kiþi mühürlenmiþti..." (Yuhanna,Vahiy 7. Bap 2,3,4) Buradaki mühürlenme olayý, "144.000 kiþi..." gibi ifadeler sembolik, yani üstü kapalý ifade dir. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta, 144.000 kiþinin melekler tarafýndan korund uðu ve emniyete alýndýðýnýn belirtifmesidir. Hadislere baktýðýmýz zaman da, Ýsrail halkýnýn büyük zorluklarla 195 karþýlaþacaðý belirtiliyor. Mesela Hz. Muhammed'in bir hadisinde Müslümanlar ile Yahudiler aþmadýkça, kýyametin kopmayacaðý ifade ediliyor. (Buhari, Cihad 94, Menakýb 25; Müslim, Fit ) Fakat burada þunu da belirtmek gerekiyor ki; Yahudiler'in lanetli olduklarý gibi söyle ntilerin tamamý yanlýþtýr. Nitekim Ýslam dini ýrkçýlýðýn ve insan ayýrýmýnýn her türlüsünü GÖKYÜZÜNDEKÝ GÜRÜLTÜLER VE PARILDAMALAR "... Melek, buhurdaný aldý ve içine sunaktaki ateþten doldurup ateþi yeryüzüne fýrlattý. O gürlemeleri ve sesler iþitildi, þimþek parýltýlarý ve yer sarsýntýsý oldu." (Yuhanna, Vahi 5)" Kitab-ý Mukaddes'deki bu bölümde ateþin Dünya'ya fýrlatýldýðý ve gökyüzüne çarparak gürültü atýlýyor. Yani çok açýk bir þekilde, ateþ parçalarýnýn atmosfere çarpacaðý haber veriliyor. osfere ateþ veya elektrik yüklü parçacýklarýn çarpmasý durumunda yukarýda anlatýlan reaksiy en meydana gelecektir. Ayrýca yukarýdaki bölümden birkaç cümle önce geçen "ne güneþ çarpaca de bir ateþ kavuracak" cümlesi de gizli iþaretlerden birisi olabilir. L96 Kur'an-ý Kerim'de de bunlara benzer iþaretler yer almaktadýr: "Üzerinize ateþten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsýnýz. Þimdi Rabbinizin han i nimetlerini yalanlýyorsunuz. Gök yarýlýp da, erimiþ yað gibi kýpkýrmýzý bir gül olduðu za suresi, 35, 36, 37) Fakat yine de baþlangýçta belirttiðimiz gibi, birçok kiþi bu alametler gerçekleþtiði zaman farketmeyecektir. Bunun nedeninin "Ýnanç Sýnavý" olduðunu az önce dile getirmiþtik. YERYÜZÜNDE ATEÞ... Kitab-ý Mukaddes'de geçen bir sonraki alamet ise þöyledir: "Birinci melek boruyu üfledi: Kanla karýþýk dolu ve ateþ oluþarak yeryüzüne atýldý..." (Yuh iy 8. Bap 7) Bu olaydan sonra yeryüzünün bir bölümünün yandýðý ve aðaçlarla yeþil alanlarýn büyük zarar Fakat burada yine gizli semboller kullanýlýyor. Örneðin gökyüzünden doluyla birlikte "kan" sýnýn neredeyse imkaný yoktur ve bu gizli bir anlatýmdýr. Buradaki "kan" ve "ateþ", bize gö savaþý simgelemektedir. Daha önceki açýklamalarýmýzda da ülkelerin toplu olarak anlaþmazlýð e etmiþtik, fakat henüz buna zaman var diye düþünüyoruz.

Kitab-ý Mukad-des'in baþka yerle197 rinde de ülkelerin karþý karþýya geleceði dile getiriliyor: "Savaþ sesleri, savaþ söylentileri duyacaksýnýz. Sakýn dehþete kapýlmayasýnýz. Bu olaylarýn lidir ama daha son gelmemiþtir. Çünkü millet millete karþý, ülke ülkeye karþý ayaklanacaktý erde kýtlýklar ve depremler olacak týr. Bütün bunlar sancýlarýn baþlangýcýdýr." (Matta, 24. 8) DENÝZE DÜÞEN GÖKTAÞI Sonraki kýyamet alameti, yani belirtisi þu þekildedir: "Ýkinci melek boruyu üfledi. Alev alev yanan, dað gibi büyük bir kütle denize fýrlatýldý... nna, Vahiy 8. Bap 8) Gördüðünüz gibi "dað" gibi bir kaya parçasýnýn denize fýrlatýlacaðý anlatýlýyor. Bundan son larýn büyük zarar göreceði anlatýlýyor. Fakat tekrar ediyoruz bu olayýn ve sonraki alametle erçekleþmesine henüz yýllar var. Ayrýca bu göktaþý Dün-ya'nýn sonunu getirmeyecek, çünkü bu ra baþka alametler yer alýyor. Yani göktaþý düþtüðü zaman sadece belirli bir bölge bundan e Aslýnda burada çok önemli bir bilgi daha verilmektedir. Bu bilgi astronomik gözlemlerle de uyuþmaktadýr. Uzaydan gelen göktaþlarýnýn hemen hemen hepsi sürtünmeden dolayý atmosferd ak yok olur ve Dünya'ya zarar veremezler. Ayný þekilde burada bahsedilen alamette de, kaya parçasýnýn alev alev yandýðý belirtiliyor, fakat yok olmayacaðý ve denize düþeceði ekl ize düþen büyük bir göktaþý, dev dalgalar meydana getirebilir ve bazý kýyýlarý su altýnda b tehlike oluþturabilir. »IÜJ« fil* 198 Bilimadamlarý böyle bir göktaþýný henüz tespit etmediklerini söylüyorlar. Nitekim tespit ed durumunda bile açýklanamaz, çünkü böyle bir göktaþý büyük tedirginliðe yol açar. Kur'an-ý Kerim'de de bu göktaþýna dair iþaretler yer almaktadýr. Hatta bizim düþüncemize gö koordinatlar bile Kur'an'da gizlidir ve bir tarafýnda Amerika kýtasý olan Atlantik Oky anusu'na düþme olasýlýðý büyüktür. Nitekim Kitab-ý Mukaddes'de göktaþýndan bahsedilirken ku rin üçte biri" ifadesine de, yüzölçümü açýsýndan en fazla Atlantik Okyanusu uymaktadýr. Kur'an'da yer alan "Tür" suresinde denizin taþmasýndan ve gökyüzünden bir parçanýn düþüþünd : "Taþkýn denize (andolsun ki) Rabbinin azabý mutlaka gerçekleþecektir." (Tur suresi, 6,7) "Onlar gökyüzünden bir parçanýn düþtüðünü görseler 'Üst üste yýðýlmýþ bir buluttur' diyecek klarý günlerine kadar" (Tur suresi, 44,45) Dikkatle incelenirse hem Kur'an'daki hem de Kitab-ý Mukad-des'deki ifadeler birbir ine paraleldir. Kitab-ý Mukaddes'de düþecek olan göktaþý "dað"a benzetiliyor ve ayný þekild n'daki surenin ismi olan "Tur" kelimesi de "dað" anlamýna gelmektedir. 199 BAZI SULARIN ZEHÝRLENMESÝ "... Sularýn üçte biri peline dönüþtü ve pek çok insan sularýn etkisiyle öldü. Çünkü sular iy 8.Bap 11) Kitab-ý Mukaddes'deki bu bölümde yine sembolik ifadeler kullanýlýyor. Buradaki "Pelin" bir yýldýz ismidir ve acý bir ot çeþididir. Fakat sularýn acýlaþmasý ölümcül bir faktör deðild l veya biyolojik maddelerin suya karýþmasý hayati tehlike yaratýr. Bugün bazý devletler su aynaklarýný korumak için þimdiden ciddi önlemler almaya baþlamýþtýr. Fakat daha önce de bel gibi bu alametin de gerçekleþmesine henüz yýllar var. Ü

MrKitab-ý Mukaddes'deki kýyamet belirtileri bu bölümden sonra da devam etmektedir, fakat s embolik, yani gizli anlatýmlar gittikçe arttýðý için daha sonrakileri inceleme gereði duyma 200 5. Bölüm Okuyucudan Gelen Sorular 201 Bu bölümde, konumuzun dýþýna çýkarak okuyuculardan ve çevremizden gelen farklý sorularý cev lýþacaðýz. Konumuzun dýþýnda olmasýna raðmen, bu sorularý cevaplama gereði duyduk. Çünkü bi lar hakkýnda yetersiz bilgiye sahip olduðunu gözlemledik. Þimdi bu ilginç sorularý yüzeysel r þekilde cevaplamaya çalýþacaðýz.

Soru 1: Ölümden sonra yaþam olduðuna ve ruhun varlýðýna dair bilimsel kanýtlar var mýdýr? Cevap: Bildiðiniz gibi Ýslamiyet, Hýristiyanlýk ve Musevilik inançlarýna göre "Ruh" ölümsüz y ölümden sonra da farklý bir boyutta yaþamýna devaný etmektedir. Ölümden sonra yaþamýn dev nancý eski Mýsýrlýlar'da, Þamanlar'da, Hint inançlarýnda ve Antik Yunan felsefesinde de kab görmekteydi. Günümüzde de ölümden sonra ruhun yaþadýðýna dair birçok bilimsel kanýt bulunmaktadýr. Örneð mlarý, beyin fonksiyonlarýný kaybeden ve týbbi anlamda ölen hastalarýn bilinç halinin devam tiðini ve pek çok duyguyu yaþadýklarýný tespit etmiþtir. Southhampton hastanesindeki bilima larýnýn yaptýðý bu araþtýrma, ölümden sonra yaþamýn olduðunu gösterir nitelikteydi ve birço de büyük yanký bulmuþtu. Kardiyoloji biriminde çalýþan Dr. Sam Qarniea ve Dr. Peter Femvick imli bilimadamlarýnýn, ölümün eþiðinden dönmüþ 63 hasta üzerinde yaptýðý araþtýrma, ölümden Hayata dönen bu hastalarýn bir kýsmý farklý bir dünyaya gittiklerini ve parlak bir ýþýk huz lerini söylemiþtir. Benzer þekilde Hollanda'daki 10 hastanede uzmanlar tarafýndan 344 kalp krizi vakasý in celendi ve ayný sonuca varýldý. Bu hastalar klinik olarak ölmüþlerdi, nabýzlarý atmýyordu, lmýyorlardý ve beyin fonksiyonlarýný yitirmiþlerdi. Fakat yapýlan müdahaleler sonucunda hep tekrar hayata döndürülmüþtü. Bu hastalarýn büyük bir kýsmý, ölümün gerçekleþtiði sýrada has 203 doðru bir þekilde anlatmýþtýr. Örneðin bu hastalardan bir tanesi, öldüðü sýrada hemþirenin birlikte tarif etmiþtir ve ifadeleri doðru çýkmýþtýr. Fakat þunu da eklemek gerekiyor ki, var olan her þeyi gözlerimizle görmemiz mümkün deðildir eðin radyo dalgalarý veya televizyondaki görüntüleri, renkleri ve sesleri oluþturan manyeti dalgalar evlerimize kadar gelmektedir, ancak biz bunlarý göremeyiz ve hissedenleyiz . Ruhun veya bioenerjinin varlýðýna delil olarak Kirlian fotoðrafçýlýðý gibi, parapsikolojik e sürenler vardýr. Bu çalýþmalar aðýrlýklý olarak eski Sovyetler Birliði'nde ve Doðu Bloðu mýþtýr. Yüksek frekans alanlý bir fotoðraf tekniði olan Kirlian tekniði sayesinde, cisimler rafýnda gözle görülemeyen renkli ýþýldamalar (aura) olduðu keþfedildi. Yapýlan deneylerde d arýlan bir yapraðýn etrafýndaki ýþýldamanýn (auranm) yaprak kurudukça azaldýðý tespit edilm Leaf Effect) Soru 2: Peygamberler ölümün bir son olmadýðým ve insanlarýn dirileceðini ispatlayan mucizel ermiþ midir? Cevap: Peygamberler de ölümden sonra yaþam olduðunu defalarca söylemiþlerdir ve hatta ispat amýþlardýr. Hem Ýslam inancýnda hem de Hýristiyanlýk'da, Hz. Ýsa'nýn mucizevi þekilde ölüle ilinmektedir. Hz. Ýsa, Allah'ýn yardýmýyla birçok defa insanlarýn gözü önünde ölüleri diril n bedene canlýlýk verebildiðini göstermiþtir. Kur'an-ý Kerim'de bu olay þöyle geçmektedir: "Allah þöyle diyecektir: "Ey Meryem oðlu isa! Sana ve annene olan nimetimi hatýrla! Hani seni Ruhu'l-Kudüs ile desteklemiþtim. Hem beþikte hem de yetiþkin iken insanlarla konuþuy ordun. Sana yazýyý, hikmeti, Tevrat'ý ve incil'i öðretmiþtim, iznimle çamurdan kuþ þeklinde yapmýþtýn ve ona üflemiþtin de kuþ olmuþtu. Anadan doðma kör olaný ve alaca hastalýðýna yak i iznimle iyileþtirmiþ204 tin. Ölüleri iznimle diriltiyordun (hayata çýkarýyordun)..." (Maide suresi, 1 10) Bu ayette Hz. Ýsa'nýn doðduðu zaman konuþtuðu, körleri iyileþtirdiði, çamurdan kuþ yaparak i dirilttiði anlatýlýyor. Allah'ýn bir mucizesi olarak Ýsa'nýn halkýn gözü önünde ölüleri d dene hayat veren esas faktörün ruh olduðunu göstermektedir. Hz. Ýbrahim'in de benzer bir mucize gösterdiði Kur'an'da geçmektedir. Hz. ibrahim, ölümden onra yaþam olup olmadýðýný Allah'ýn kendisine göstermesini dilemiþtir. Allah, Ýbrahim'e dör kesmesini ve parçalarýný farklý yerlerdeki daðlarýn tepesine yerleþtirmesini söyler. Sonra lan o kuþlarý çaðýrmasýný emreder. Parçalarý farklý yerlerde olan kuþlar uçarak Hz. Ýbrahim ir. Kendisine gelen kuþlar ayný kuþlardý, çünkü bu kuþlar iþaretliydi. (Bakara suresi, 260. Ayný þekilde Hz. Muhammed, göðe yükseltildiði Miraç gecesinde peygamberlerin ruhlarýyla kar arla görüþmüþtür. Tüm bunlar ölümden sonra yaþamýn var olduðunu göstermektedir. Soru 3: Allah nasýl bir varlýktýr ki, her zaman her yerde olabilmektedir ve tüm evreni k ontrolü altýnda tutabilmektedir? Cevap: Önceki bölümlerde geleceðin Kur'an'da yer aldýðýný, þif-resiz örneklerle gösterdik. ruz, çünkü kitapta verdiðimiz örneklerin büyük bir bölümü, baþka uzmanlarýn çalýþmalarýndan gilerdir. Örneðin 1400 yýl önce 2. Dünya Savaþý'nýn olacaðýný, Ay'a çýkýlacaðýný insanlar b biliyordu ve bunlar Kur'an-ý Kerim'de gizlenmiþti. Çünkü Allah için gelecek ve geçmiþ kavra oktur, herhangi bir yýlda doðmamýþtýr ve ölmeyecektir. Herhangi birisi tarafýndan da yaratý

Allah, sýnýrsýz ve sonsuz bir güce sahiptir ve bizlerden farklýdýr. Bizler ise belirli bir da doðarýz, büyürüz ve zamanýmýz gelince 205 dünyadan göç ederiz. Ýþte Allah'ýn bizlerden farklý olduðunu ve za-man-mekan gibi kavramlar lmadýðýný buradan anlayabilirsiniz. Zaten zaman ve mekan kavramlarýný kendisi yaratmýþtýr. "O, doðurmadý ve doðurulmadý. Hiç kimse onun dengi ve benzeri olamaz." (Ýhlas suresi, 3, 4. ayetler) Soru 4: Ýnsanlar ve diðer canlýlar tesadüfen meydana gelmiþ olabilirler mi? Cevap: Ýnsanlarýn veya küçük bir sineðin tesadüfen meydana gelmesini bir yana býrakýn, tek nin bile tesadüfen meydana gelme olasýlýðý imkansýzdýr. Hatta tek bir hücreyi oluþturan bin rotein molekülünden sadece bir tanesinin bile tesadüfen oluþma ihtimali yoktur. Hücrelerimizi oluþturan protein molekülleri, aminoasitlerin dizilmesiyle oluþur. Bu aminoasitler ortalama olarak, 1.000.000.000.000.000.......(400 adet sýfýr) farklý biçimde dizilebilir, fakat bu dizilimlerden sadece bir tanesi doðru proteini oluþturur. Diðer dizilimler is e iþe yaramaz. Yani sadece bir adet protein molekülünün oluþma ihtimali 1.000.000.000.000. 000..... (400 adet sýfýr)'da birdir. Trilyonda bir ihtimalden, kat kat daha düþük olan bu ihtimal matematikse l olarak imkansýz kabul edilmektedir. Kýsacasý, tek bir hücreyi oluþturan binlerce protein den bir tanesinin bile tesadüfen meydana gelme olasýlýðý yoktur. Üstelik çok sayýda farklý çeþidi vardýr. Bu protein moleküllerinin oluþumunu kontrol eden DNA zincirlerinin de tesa düfen oluþma olasýlýðý imkansýzdýr. Ýnsan vücudundaki tüm organlar mucizevi iþlevlere sahiptir. Örneðin gözle görülen herhangi beyinde oluþmasý için milyarlarca iþlem yapýlmaktadýr. Koni ve çubuk hücreler, göze gelen ý yallerine çevirip, beyinin özel bölgelerine gönderir ve görüntüler meydana gelir. Ayný þeki lerin beslenmesini ve atýklarýn atýlmasýný saðlayan inanýlmaz bir damar aðý vardýr. Tek bir dundaki kan damarlarýnýn (kýlcal damarlar dahil), 206 toplam uzunluðu 95.000 km'dir. Yani bir insanda Dünya çapýnýn uzunluðundan kat kat daha uzun bir damar aðý vardýr. Bunlar gibi daha birçok örnek verebili iz, çünkü Allah sonsuz bir güce sahiptir. Tüm bunlara raðmen evrimci bilimadamlarýndan bazý llah gözle görülür veya elle tutulur olmadýðý için yaratýlýþ mucizesini ka-bullenememektedi Bugün bilimadamlarý cansýz maddelerden canlýlarýn oluþamayacaðýný da kabul etmektedir. Geçm Pasteur gibi ünlü bilimadamlarý da bunu ispatlamýþtýr. Örneðin geçmiþte yaþayan insanlar çü oluþan kurtlarýn kendiliðinden oluþtuðunu zannediyordu. Fakat daha sonra yapýlan deneyler s nucunda bu kurtlarýn sineklerin býraktýðý yumurtalardan çýktýðý anlaþýldý. Ayrýca Güneþ sisteminde çok sayýda gezegen ve uydu olmasýna raðmen yaþama elveriþli olan te dýr. Bilimadamlarý diðer gezegenlerde su veya organik moleküller bulabilmek için birçok ara a yapmýþtýr, fakat umduklarýný bulamamýþlardýr. Üstelik yaþadýðýmýz yer olan Dünya, uzay boþluðunda gezegenlere çarpmadan büyük bir hýzla h ir. Eðer Dünya biraz daha yavaþ hareket etseydi, Güneþ'in çekimine kapýlýrdý ve ona çarpard z daha hýzlý hareket etseydi, bu sefer merkezkaç kuvvetin etkisiyle yörüngesinden çýkardý v yüzünde yaþam olmazdý. Eðer Ay, Dünya'ya biraz daha yakýn olsaydý yerçekimine kapýlýrdý ve Bununla birlikte Dünya gezegeni, diðerlerinden farklý olarak çok özel bir atmosfere sahipt ir. Atmosferimiz tüm canlýlar için gerekli olan ýþýnlarý geçirmektedir fakat zararlý kozmik engellemektedir. Ayný þekilde göktaþlarýnýn yeryüzüne çarpmasýný da engellemektedir. Diðer ise birçok göktaþý çarpmaktadýr. Örneðin Ay'ýn yüzeyindeki büyük kraterler, dev göktaþlarýn . 207 insan türünde olduðu gibi, diðer canlýlarda da kompleks sistemler mevcuttur. Örneðin bir ka nýn beyninde yaklaþýk 500.000 adet sinir hücresi yer alýr. Bunlar sayesinde milyonlarca si nyal yakalayabilirler ve iletiþim kurabilirler. Sivrisinekte de ses dalgalarýnýn freka nsýný ayýrt edebilen bir organ bulunmaktadýr. Yani en küçük hayvanlarda bile karmaþýk siste vcuttur. Hu yüzden insanlar Allah'ýn yarattýðý her canlýya merhamet etmelidir ve saygý göstermelidir Soru 5: Ýnsanlarýn bir kýsmý zenginlik, bir kýsmý ise fakirlik içerisinde yaþýyor. Allah, n nu engellemiyor? Cevap: Fakirliðin zenginlikten daha hayýrlý olduðunu Hz. Isa þu sözlerle ifade etmiþtir: "Devenin iðne deliðinden geçmesi, zengin adamýn Tanrý hükümranlýðýna girmesinden daha kolay os, 10. Bap 25)

Allah, zenginlere daha çok maddi kazanç vererek onlarý imtihan eder. Fakat zenginlerin çoðu, bu imtihanda baþarýsýz olurlar ve baþkalarýna gereken yardýmý göstermezler. Buna rað insanlar, varlýklý insanlara oranla daha huzurludur. Varlýklý insanlarýn ilgisini bile çekm yecek herhangi bir olay, yoksul bir insanýn mutlu olmasý için yeterlidir, istatistikse l araþtýrmalara göre, köylerde veya dar gelirli yerleþim birimlerinde yaþayan insanlar daha huzurlu bir yaþam sürmektedir. Depresyon veya intihar oranýnýn en yüksek olduðu ülkeler ise lir düzeyi yüksek olan ülkelerdir. Bununla birlikte insanlarýn cennetten kovularak sýkýntý ve zorluklarla dolu bir dünyaya gön erildiði, Kur'an dahil, tüm kutsal kitaplarda yer alýr. Cennetten kovulan sadece Adem ile Havva deðil, tüm insan neslidir ve bunun sorumlusu yine insanlardýr, fakat bizler dünyaya geldikten sonra bunlarý hatýrlayanlayýz. Hýristiyanlar'm yeni doðan bebekleri vafti etmelerinin sebebi de, ruh aleminden dünyaya gelen insanlarýn günahlý bir þekilde doðduðun nanmala208 rýdýr. Bu konuya bir sonraki soruda tekrar deðineceðiz fakat þimdi Kur'an-ý Kerim'deki bazý etleri inceleyelim: "(Allah) buyurdu ki: 'Hepiniz oradan (cennetten) inin, birbirinize düþman olarak...' " (Taha suresi, 123) Gördüðünüz gibi burada kullanýlan "hepiniz" kelimesi çoðul bir kelimedir ve tüm insan nesli netten kovulduðunu göstermektedir. Yani "Adem ile Havva" kavramý, ayný zamanda insan nes lini temsil etmektedir. Baþka bir ayette ise: "(Allah) buyurdu: "Birbirlerinize düþman olarak (cennetten) inin, sizin yeryüzünde belir li bir vakte kadar kalmanýz ve geçinmeniz gerekmektedir." (Araf suresi, 24) Bu ayette de insanlarýn cennetten kovularak düþmanlýk dolu bir yeryüzüne gönderildiði ifade iyor. Az önce belirttiðimiz gibi, bu cezanýn sorumlusu insanlardýr, fakat bizler doðumdan ö ce var olduðumuz ruhlar alemini hatýrlayamayýz. Soru 6: Yani doðmadan önce ruhlar alemindeki suçlarýmýzdan dolayý mý bu dünyada, bu kadar z la karþýlaþýyoruz? Savaþlar, sakat doðumlar gibi üzücü olaylarýn sebebi de cennetten kovulm Cevap: Hz. Muhammed'in hadislerinde Allah'ýn, dünyadan önceki ruhlar aleminde tüm insanl ara "Ben sizin Rabbiniz deðil miyim?" þeklinde bir soru sorduðu ve insanlarýnda "Evet, R abbimizsin, þahidiz" þeklinde cevap verdiði anlatýlmaktadýr. Bu olaydan, Araf suresinin 17 2. ayetinde de bahsediliyor. Fakat bizler Allah'a söz verdiðimizi hatýrlayamayýz. Az önce örnek verdiðimiz ayette, cennetten kovulan insanlarýn ceza olarak düþmanlýk dolu bi yaya gönderildiði belirtiliyor: 209 "(Allah) buyurdu ki: 'Hepiniz oradan (cennetten) inin, birbirinize düþman olarak...' " (Taha suresi, 123) Ayette insanlarý birbirine düþman yapan Allah deðildir, fakat dünyada düþmanlýðýn ve kötülü fýndan önceden bilinmektedir. Ve insanlar cennetten kovulduðu için böyle bir cezaya çarptýr Yasak aðacýn meyvasý" ifadesi ise, bir simgedir. Zaten bu aðacýn diðer ismi de "iyiyi-kötüy aðacý"dýr. Diðer dinlerde de "cennetten kovuluþ" kavramýnýn olduðunu ve Hýristiyanlarýn bu yüzden insa günahlý doðduðuna inandýðýný ifade etmiþtik. Hz. Musa'ya gelen Tevrat'ýn hemen baþlangýcýnd kovuluþ temasý iþlenir. Hatta Tevrat'da sadece insanlarýn deðil, diðer bazý canlýlarýn da c n kovulduðu için dünyaya geldikleri anlatýlmaktadýr. Örneðin yýlanlarýn büyük bir cezaya ça den dünyada sürünecekleri ve toprak yiyecekleri ifade edilmektedir. (Tevrat-Tekvin 3) Fakat dünyada yaþanýlan tüm olumsuzluklarýn sebebini de "cennetten kovuluþ" olarak düþünmem Geçmiþte savaþlarýn olmasýna ve birçok insanýn ölmesine tepki vermeyen ülkeler, bugün kend avaþýn içerisinde bulmuþtur. Ya da Afrika'da insanlarýn açlýktan ölmesini seyreden tüm düny göstermelik yardýmlar yapmýþtýr. Kosova'daki insanlarýn öldürülmesini, dünyadaki tüm insan seyretmiþ ve bana dokunmayan yýlan bin yaþasýn düþüncesiyle hareket etmiþtir. Çoðumuz aç ve nsanlarla her gün karþýlaþýrýz, fakat yüzümüzü bile çevirmeden yanlarýndan geçeriz. Kýsacas aþýma ne yapabilirim ki!" diyerek, üstüne düþeni yapmaktan kaçýnýyor. Açýk þekilde söylemek u böyle insanlarýn oluþturduðu bir dünyada savaþlarm, cinayetlerin, hýrsýzlýklarýn ve birço h'ýn suçu deðildir. Çünkü yeryüzünde yaþayan masum insanlarýn sayýsý oldukça azdýr. Bununla birlikte Allah, insanlarýn ne kadar iyilik ve ne kadar kö210 tülük yapacaðýný ortaya çýkarmak için büyük ceza gününü sona býrakmýþtýr: "Sakýn Allah'ý zalimlerin yaptýklarýndan habersiz sanma. Ancak O, onlarý gözlerin donup kal caðý bir güne erteliyor." (Ýbrahim suresi, 42. ayet)

"Eðer Allah insanlarý zulümlerinden dolayý cezalandýrsaydý yeryüzünde kýmýldayan tek canlý at Allah, onlarý belli bir vakte kadar erteliyor..." (Nahl suresi, 61. ayet) Soru 7: Allah'tý dua edip isteklerde bulunuyoruz, fakat isteklerimizin bazýlarý gerçekleþm iyor. Allah, bizleri iþitmiyor mu? Cevap: Hayýr, Allah her insaný iþitir ve aklýndan geçenleri bilir. Genellikle insanlar ken dilerinden güçsüz olanlara yardým etmeye üþenirler, fakat kendilerinden güçlü olan Allah'ta dan isteklerde bulunurlar. Halbuki baþkalarýna yardýmcý olmayan insanlara, Allah da yardým etmez. Her istediðimizin gerçekleþeceði yer ise Cennet'dir fakat insanlar suçlarýndan dolayý Cenne en koyulmuþlardýr. Bununla birlikte insanlarýn çoðu, en küçük zorlukta isyan etmekten geri kalmazlar. Zorlukla a karþý sabýr göstermeyen insanlar, Allah'ýn yaptýðý imtihaný geçemezler. Hz. Ýsa gibi bir peygamber bile çölde 40 gün açlýkla imtihan edilmiþtir. Çöldeki þeytan, Hz derse taþlarýn ekmek olabileceðini söylemiþtir, fakat Ýsa bunu kabul etmemiþtir. Ve ayrýca denemeyeceksin" demiþtir (Ýncil-Luka 4). Yani Ýsa gibi bir peygamber bile, taþlarýn ekmek olmasý için dua etmiyor, fakat günümüzdeki insanlar dua ederken her türlü dünyevi isteklerd unuyorlar. Her istekleri gerçekleþmeyince de, Allah'ýn kendilerini iþitmediðini zannediyor lar. Kur'an-ý Kerim'de insanlarýn bu konuda ne kadar nankör dav211 randýklarý açýkça belirtiliyor: ".... Gerçekten insana tarafýmýzdan bir rahmet tattýrdýðýmýz zaman ona sevinir ama elleriyl týklarý yüzünden baþlarýna bir kötülük gelirse o zaman hepsini unutan bir nankör olur!" (Þu 48. ayet) 212

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->