Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali

Jean Meslier

www.iskenderiyekütüphanesi.com

1.GİRİŞ 2.TEOLOJİ YANİ İLAHİYAT NEDİR? 3.İNSAN NE SOFU DOĞAR NE DİNCİ 4.BİR ALLAH'A İNANMAK GEREKSİZDİR EN DOĞRUSU ONU HİÇ DÜŞÜNMEMEKTİR 5.DİN, SAFDİLLİK ÜZERİNE KURULMUŞTUR 6.HER DİN BİR SAÇMALIKTIR 7.ALLAH'I SINIRLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR 8.HURAFENİN KÖKENİ 9.TÜM DİNLERİN KÖKENİ 10.DİN ARACILIĞIYLA, ŞARLATANLAR, İNSANLARIN DELİLİKLERİNDEN YARARLANIRLAR 11.DİN, CAHİLLERİ MUCİZEYLE KANDIRIR 12.AHMAK VE BARBAR BÜYÜKLER OLMASAYDI DİN OLMAZDI 13.HER DİN TAHAKKÜM İSTEĞİNDEN DOĞMUŞTUR 14.HER DİNE ESAS HİZMET VEREN ŞEY, KUŞKULU ŞEYLERİN EN KUŞKULU OLANIDIR 15.ALLAH'IN VARLIĞI HAKKINDA KANAAT EDİNMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR 16.ALLAH'IN VARLIĞI KANITLANMAMIŞTIR 17."ALLAH BİR RUHTUR" DEMEK, HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEMEK, HİÇBİR ANLAM İFADE ETMEMEKTİR 18.RUHANİYET BİR HAM HAYALDİR 19.HER VARLIK MADDENİN BAĞRINDAN ÇIKMIŞTIR 20.YENİ İLAHİYATIN METAFİZİK ALLAHI NEDİR? 21.GÜNEŞE TAPMAK, BİR RUHA TAPMAKTAN DAHA AZ AKLA AYKIRIDIR 22.BİR RUH-ALLAH, İRADE KULLANAMAZ VE İCRADA BULUNAMAZ 23.ALLAH NEDİR?

24.İLAHİYATIN DİKKAT ÇEKEN ÇELİŞKİLERİ 25.ALLAH'A TAPMAK BİR MEVHUMA TAPMAKTIR 26.ALLAH'IN SONSUZLUĞUNUN VE İLAHİ İÇYÜZÜNÜN BİLİNMESİNİN İMKANSIZLIĞI TANRISIZLIĞA NEDEN OLUR VE BUNU HAKLI KILAR 27.ALLAH'A İNANMAK HİÇ İNANMAMAKTAN NE DAHA EMİNDİR, NE DE DAHA AZ CANİYANE 28.ALLAH'A İNANMAK OTOMATİK BİR ÇOCUKLUK ALIŞKANLIĞIDIR 29.BU İTİKAT, BABALARDAN ÇOCUKLARA GÖRENEKLE GEÇEREK YERLEŞMİŞ BATIL BİR İNANIŞTIR 30.BATIL İNANÇLARIN KAYNAĞI 31.BATIL İNANÇLAR NASIL YAYILIR VE KÖKLEŞİR 32.HENÜZ MUHAKEMEDE BULUNMAYA GÜÇSÜZ OLDUKLARI BİR YAŞTA EĞİTİLMESELERDİ, ZAMANIMIZ İLAHİYATININ İLKELERİNE İNSANLAR ASLA İNANMAZLARDI 33.DOĞA OLAYLARI ALLAH'IN VARLIĞINI KANITLAMAZ 34.DOĞA OLAYLARI, DOĞAL NEDENLERLE AÇIKLANIR 35.DÜNYA YARATILMAMIŞTIR VE MADDE KENDİ KENDİNE HAREKET EDER 36.HAREKETİN MADDENİN KENDİSİNDE VAR OLDUĞUNUN VE DOLAYISIYLA RUHANİ BİR HAREKET ETTİRİCİ VARSAYMAK GEREKSİZLİĞİNİN ÖTEKİ KANITLARI 37.İNSANIN VARLIĞI HİÇBİR ŞEKİLDE ALLAH'IN VARLIĞINI KANITLAMAZ 38.NE İNSAN NE DE EVREN RASTLANTININ ESERİDİR 39.EVRENİN DÜZENİ DE BİR ALLAH'IN VARLIĞINI KANITLAMAZ 40.SOYUT BİR RUH ZEKİ OLAMAZ VE BİR İLAHİ ZEKAYA TAPMAK HAM BİR HAYALDİR 41.TEOLOJİNİN ALLAH'INA VERDİĞİ BÜTÜN NİTELİK YİNE TEOLOJİNİN ALLAH'TA VARSAYDIĞI İÇERİĞE AYKIRIDIR 42."YARATILIŞIN KONUSU VE AMACI İNSAN TÜRÜDÜR" DEMEK SAÇMADIR 43.NE ALLAH İNSAN İÇİN YAPILMIŞTIR NE İNSAN ALLAH İÇİN 44.EVRENİN OLUŞUMUNDAKİ AMACIN İNSANIN MUTLULUĞU OLDUĞU DOĞRU DEĞİLDİR 45.ALLAH'IN LÜTFU DENİLEN ŞEY BOŞ BİR KELİMEDEN İBARETTİR 46.BU SÖZDE ALLAH LÜTFU DÜNYAYI İYİLEŞTİRMEKTEN ÇOK BOZMAKLA MEŞGUL VE İNSANIN DOSTU OLMAKTAN ÇOK DÜŞMANIDIR 47.HAYIR, DÜNYA ZEKİ BİR VARLIK TARAFINDAN YÖNETİLMEZ 48.ALLAH DEĞİŞMEZ OLARAK TANINAMAZ 49.İYİLİKLER VE KÖTÜLÜKLER DOĞANIN ZORUNLU NEDENLERİ VE ESERLERİDİR. BUNDA

HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİRMEYEN ALLAH NE ALLAHTIR ? 50.BU HAYATIN ZORLUKLARINA KARŞI DİNİ TESELLİLERİN BOŞLUĞU. BİR CENNET BİR AHİRET UMUDU HAYALDİR, HAYAL ÜRÜNÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR 51.DAHA AZ HAYALİ OLMAYAN SAÇMA FİKİRLER 52.İLAHİYATÇI ALLAH'INI INSANLIĞIN EKSİKLERİNDEN KURTARMAYA BOŞUNA ÇALIŞIYOR: YA ALLAH ÖZGÜR DEĞİLDİR YA DA İYİ OLMAKTAN ÇOK KÖTÜDÜR 53.BİR TANRISAL LÜTUF A, SONSUZ İYİ VE KUDRETLİ BİR ALLAH'A İNANILMAZ 54.İLAHİYAT, ALLAH'INDAN BİR DELİLİK, BİR ADALETSİZLİK, BİR KÖTÜLÜK VE GADDARLIK İFRİTİ, ALABİLDİĞİNE DÜŞMANLIK, KİN VE NEFRET DOLU BİR VARLIK YAPMAKTADIR 55.HER DİN, TANRISALLIKTAN ALÇAKÇA VE AKILSIZCA KORKMA DUYGUSU VERMEYE ÇALIŞIR 56.GERÇEK DİN İLE EN KARANLIK EN ALÇAKÇA HURAFELER ARASINDA BİR FARK YOKTUR 57.İLAHİYATIN ALLAH HAKKINDA VERDİĞİ DÜŞÜNCELERE GÖRE ALLAH'I SEVMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR 58.CEHENNEMİN SÜREKLİ CEZA VE EZİYET İNANCINI İCAT ETMEKLE İLAHİYATÇILAR, ALLAHLARINDAN, TİKSİNİLECEK VE İNSANLARIN EN KÖTÜSÜNDEN DAHA KÖTÜ, AHLAK BOZUCU, AMAÇSIZ VE YALNIZCA KEYFİ İÇİN ZALİM BİR ZORBA YAPMIŞLARDIR 59.İLAHİYAT AÇIK BİR ÇELİŞKİLER ZİNCİRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR 60.ALLAH'IN SÖZDE SANAT ESERLERİ İLAHİYATIN YÜCELİĞİ DENİLEN ŞEYİ ASLA KANITLAMAZ 61.ALLAH'IN YÜCELİĞİ, MELEKLERİN VE SAF RUHLARIN YARATILMASI İDDİASINDA DA DAHA ÇOK GÖRÜLMEMEKTEDİR 62.İLAHİYAT, ALLAH'ININ HER ŞEYE YETEN KUDRETİNDEN SÖZ EDER VE ONU HEP ACİZ GÖSTERİR 63.YERYÜZÜNÜN BÜTÜN DİN SİSTEMLERİNE GÖRE ALLAH'IN MEVCUTLARIN EN MAYMUN İŞTAHLISI EN MAKUL OLMAYANI EN BUDALASI OLMASI GEREKİR

TOPLUMUN KÖTÜ ADAMLARI CEZALANDIRMAYA HAKKI OLMADIĞI SONUCU ÇIKARILMAMALIDIR 74.İNSAN İRADESİ BİR HAM HAYALDİR 73.İLK GÜNAH VE ŞEYTAN HAKKINDA DİNİ HİKAYELERİN SAÇMALIĞI 67.İNSANLARIN YAKARIŞLARI ALLAH'IN YÖNETİMİNDEN HOŞNUT OLMADIKLARINI KANITLAR 79. BÜTÜN DİNLERİN YARARSIZLIĞI İŞTE BUNDANDIR 76. ANCAK. MASUMLAR. HER BOZUKLUK.ŞEYTAN DA DİNLER GİBİ RAHİPLERİ ZENGİN ETMEK İÇİN İCAT EDİLMİŞTİR 68. BENLİĞİNDE BUDALALIKLA ZULMÜ BİRLEŞTİRMİŞ BİR DELİDİR 72. ALLAH'INA GÜÇLÜLÜK HAKKI YANİ BÜTÜN HAKLARA TECAVÜZ . FELAKETLERİYLE AVUNMALARINI İNSANLARDAN İSTEMEK PEK GARİPTİR 71.YASAKLAMAYA MUKTEDİR OLDUĞU HATALARI SUÇLAYAN VE CEZALANDIRAN BİR ALLAH.KÖTÜLÜK ALLAH'TAN GELMEZ DEMEK SAÇMADIR 65.64. DOLAYISIYLA ALLAH'IN CEZALANDIRMA VE ÖDÜLLENDİRME HAKKI YOKTUR 78.ALLAH'A ATFEDİLEN HER ŞEYİ BİLME SIFATI. ABES BİR VARSAYIMDIR 80."TANRININ İSTEĞİ İNSAN İÇİN TANRISAL BİR SIRDIR. İNSANIN BU SIRRI İNCELEME VE BU KONUDA BİR KARAR VERME HAKKI YOKTUR" DEMEK SAÇMADIR 70.HER KÖTÜLÜK.BU DÜNYANIN ZULÜM VE SEFALETLERİNİN BAŞKA BİR ALEMDE (AHİRETTE) ONARILACAĞI.İNSAN İRADESİNİN (TANRI TARAFINDAN İNSANA BIRAKILMIŞ İRADE) VAR OLMAMASINDAN. BOŞ BİR İNANÇ. SUÇLULAR ÜZERİNE "AYIRMAKSIZIN" BELA VE SIKINTI DÜŞÜREN BİR VARLIĞI "ADALET VE İYİLİK ALLAHI" OLARAK ADLANDIRMAK SAÇMADIR. FELAKETLERİNİN TEK NEDENİNİN KUCAĞINDA. ALLAH'IN CEZALANDIRACAĞI SUÇLU İNSANLARA TANRISALLIĞIN GADDARLIĞINDAN ŞİKAYET ETME HAKKINI VERİR 66. HER GÜNAH ANCAK ALLAH'A ATFEDİLEBİLİR.ALLAH İNSANOĞLUNU HATA YAPMAZ NİTELİKTE YARATMADIYSA CEZALANDIRMAYA HAKKI YOKTUR 69.BİZZAT TEOLOJİNİN İLKELERİNE GÖRE İNSAN TEK BİR AN BİLE ÖZGÜR DEĞİLDİR 77.İLAHİYAT.İYİLER.EĞER OLSAYDI ALLAH DA ÖZGÜR VE ÖZERK OLMAZDI. KÖTÜLER.İNSAN İRADESİNE GÖSTERİLEN KANITLARIN REDDİ 75.

MATERYALİZMİN İNSAN TÜRÜ İÇİN ONUR BOZUCU OLDUĞU DOĞRU DEĞİLDİR 97.RUH NEDİR? KİMSENİN BUNDAN HABERİ YOKTUR.HAKKI VEREREK YA DA İNSANLARA AHMAKÇA BİR İTAAT EMREDEREK.APAÇIKTIR Kİ.DÜNYADA ZORBALARDAN DAHA İĞRENÇ HAYVAN YOKTUR 88. İNSAN TÜMÜYLE ÖLÜR YANİ İNSANIN ÖLÜMÜ TAM VE KESİNDİR 94. İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ VE VÜCUDU OLDUĞU ÖNE SÜRÜLEN BİR ALLAH'IN İYİLİĞİ VE ADALETİ ALEYHİNDE KANITTIR 84. YARATICI KUDRETİN SEVGİLİ ÇUCUĞUDUR.BİR RUHUN VARLIĞI SAÇMA BİR VARSAYIMDIR. BU RUH.İLAHİYATÇILARIN HEP SIĞINDIĞI DOĞAÜSTÜ NEDENLERİN SAÇMALIĞI 96.İNCİL'DE "YEHOVA"YA ATFEDİLEN SÜREKLİ KURTARMA VE İMHALAR HEP ZALİM VE BARBAR BİR TANRI GEREKTİREN TUHAF VE GÜLÜNÇ UYDURMALARDIR 82.İNSANIN KUSURSUZLUĞUNUN REDDİ 89. MADDEDEN BAŞKA BİR CEVHERDEN OLSAYDI.ÇOCUKLARINI ANCAK MUTSUZ ETMEK İÇİN DÜNYAYA GETİREN BİR KİMSEYE SEVECEN.TANRININ YARATMA GÜCÜ YA DA TANRININ LÜTFÜ DENİLEN ŞEYE MİNNETTAR OLMAMIZ GEREKTİĞİ DOĞRU DEĞİLDİR 85.İNSANLA HAYVANLARI KARŞILAŞTIRMA 87.DÜNYADA ALLAH'IN NİMET VE İHSANINDAN BAŞKA BİR ŞEY GÖRMEMEK VE BU DÜNYANIN ÖZELLİKLE İNSAN İÇİN YARATILMIŞ OLDUĞUNA İNANMAK BUDALALIKTIR 91.İNSANLARIN BÜTÜN YAŞAMI VE DÜNYADA OLUP BİTEN HER ŞEY. ÖLMEZ BİR RUHUN VARLIĞI DAHA SAÇMA BİR VARSAYIMDIR 93. BUNLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ MÜMKÜN OLMAZDI 92. MESAİSİNİN TEK AMACIDIR.RUHUN MANEVİYATINA KARŞI İTİRAZ KABUL ETMEZ KANITLAR 95."İNSAN.DOĞU MASALI 90. DOĞANIN KRALIDIR" İDDİASINDA BULUNMAK. ALLAH TARAFINDAN İZİN VERİLEN KÖTÜLÜĞÜ VE ADALETSİZLİKLERİ HAKLI GÖSTERİR 81. BİR DELİLİKTİR 86. ALLAH'IN GÖZDESİDİR.AHİRET HAYATI İNANIŞI ANCAK HALKIN SAFLIĞI ARACILIĞIYLA BUNU . CÖMERT VE ADİL BİR BABA DENİLEBİLİR Mİ? 83.

TEOLOJİK İLKELERİN YÜZEYSEL BİR ARAŞTIRMA VE İNCELENMESİNİN SONUCUDUR . BÜTÜN DİNLER DİPSİZ CEHALET.ÖZELLİKLE RAHİPLERİN ÇIKARI İÇİN İCAT EDİLMİŞ OLAN SIRLARIN SAÇMALIĞI VE YARARSIZLIĞI 102. BUNDAN İNANIŞIN DOĞRULUĞUNUN ÇIKARILMASI GEREKMEZ 99.TANRILARIN TÜMÜNÜN KAYNAĞI VAHŞETTİR. ÇELİŞKİLERİ SIR ARACIYLA BİRLEŞTİRMEK İÇİN HAYAL EDİLMİŞ BİR SİSTEMDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR 101. KÖKLEŞMİŞ BİR ALIŞKANLIK ESERİDİR. ALLAH BİR KURUNTUDUR VE ONA VERİLEN SIFATLAR BİRBİRİNİ ORTADAN KALDIRIR. BİRBİRİNİ YIKIMA UĞRATIRLAR 100.DİNİN GEREKSİZLİĞİNİ KANITLAYAN ŞEY ANLAŞILMASININ OLANAKSIZ OLMASIDIR 104. SEZGİ.ÜNLÜ BİR İLAHİYATÇININ GÖRÜŞÜ 106.SÖMÜRENLER İÇİN YARARLIDIR 98. HURAFE.BİR DİNİ GÖRÜŞ NE KADAR ESKİ VE GENEL OLURSA. KAN DÖKÜCÜLÜK ABİDELERİDİR VE YENİ DİNLER YENİDEN GENÇLEŞMİŞ ESKİ DELİLİKLERDİR 109.DÜNYA ÖLÇÜSÜNDE BİR ALLAH'IN DÜNYA ÖLÇÜSÜNDE BİR DİN BİLDİRMESİ GEREKİRDİ 103. O KADAR KUŞKULU VE GÜVENİLMEZDİR 11 1.DEİSTLERİN ALLAHI İLAHİYATÇILARIN ALLAHINDAN NE DAHA AZ ÇELİŞKİLİDİR NE DE DAHA AZ MEVHUMDUR 107. AVUTUCU OLSA BİLE.AHİRET HAYATI İNANIŞININ AVUTUCULUĞU GERÇEĞE AYKIRIDIR.HER DİN. "KAVİMLER YÜZYILLAR BOYU BİR TANRISALLIĞIN HÜKÜM VE KUDRETİNİ TANIMIŞTIR" DEMEKLE ALLAH'IN VARLIĞI KANITLANAMAZ 108.BÜTÜN DİNİ İLKELER HEP HAYALİDİR.BÜTÜN DİNLER ÇEŞİTLİ DİNLERİN TARAFTARLARININ BİRBİRİNE KARŞIT VE TÜMÜ AYNI ÖLÇÜDE AKILDIŞI VE ABES İNANIŞLARIYLA GÜLÜNÇ HALE GETİRİLMİŞTİR 105.DİN KONUSUNDA KUŞKUCULUK.DİNİ GELENEKLERİN TÜMÜNDE AHMAKLIK YA DA BARBARLIK ZİYAFETİ VARDIR 110.

İMANI AKLIN YERİNE KOYMAK İSTEYENLERİN ŞARLATANLIKLARI NE KADAR SAÇMA VE GÜLÜNÇTÜR 125. DİNİN DOĞRULUĞUNU ASLA KANITLAMAZ 122.ALLAH'IN BİR KEZ İNSANLARA GÖRÜNMÜŞ. YALNIZ TEK BİR HAK DİNİ OLDUĞUNU ÖĞRETMEK SAÇMALIKTIR VE MİLLETLERDE BİR KARIŞIKLIK NEDENİDİR 128. PEYGAMBERLERİN HEP ÇIKARA DAYANAN ÇABALARI.MUCİZELERİN KARANLIĞI VE KUŞKULU KÖKENİ 117. MUCİZELERİN GERÇEKLİĞİ VE HIRİSTİYANLIĞIN TANRISAL KÖKENİ ALEYHİNDE TANIKLIK EDER 121.112.İMAN AKILLA UZLAŞTIRILAMAZ. AHLAK VE ERDEM İÇİN DİN HİÇ GEREKLİ DEĞİLDİR 129. SÖZ ÜZERİNE İNANMAK GEREKTİĞİ NASIL İDDİA EDİLİR? 126.ŞEHİTLERİN BAĞNAZLIKLARI. PASCAL'IN GÖRÜŞÜNÜN REDDİ 119. SÖZDE MUCİZELERİN SAÇMALIĞI 118.İHTİRASLARA KARŞI DİN EN ZAYIF ENGELDİR 130.İMAN YALNIZCA ZAYIF. ONLARLA KONUŞMUŞ OLDUĞUNUN KANITI NEREDE? 114. ÇEŞİTLİ MEZHEPLERİN.ŞEHİTLERİN KANI. . TÜMÜ BİRBİRİNİN ARDINDAN LANET OKUYAN.TEOLOJİ.HİÇBİR ŞEY MUCİZELERİN DOĞRULUĞUNU KANITLAMAZ 115.VAHYİN REDDİ 113. BİRLEŞTİRİLEMEZ VE AKIL İMANDAN ÜSTÜNDÜR 124.TEOLOJİNİN ASIL İLKELERİNE GÖRE. KANITSIZ. ALLAH'INDAN AKLIN VE ZEKA IŞIKLARININ BİR DÜŞMANI YAPAR 123. TÜMÜ BİRBİRİNİ HAKLI OLARAK HURAFE VE KÜFÜRLE SUÇLAYAN MENSUPLARINA AYRI AYRI YOLLAR SÖYLEMİŞ OLMASI TUHAF OLURDU 116.MUCİZELERLE İLGİLİ KARAR VERME TARZI KONUSUNDA.KENDİSİ HAKKINDA EN ÇOK BELİRSİZ OLDUĞU SÖYLENEN ŞEYE. İHTİRASLARI ZAPT ETMEK VE KISITLAMAK İÇİN. BİLGİSİZ YA DA TEMBEL RUHLARDA KÖK SALAR 127.EĞER ALLAH SÖYLEMİŞ OLSAYDI. ŞEREF VE HAYSİYET DUYGUSU. HER YENİ VAHİY VE TEBLİĞ. SAHTE VE DİNSİZ ESER SAYILMALIDIR 120.

POLİTİKA İÇİN KÖTÜDÜR. AYDIN BİR HÜKÜMDAR NEDİR? 141. KENDİ KENDİNE ZARAR VEREN VE UÇURUMUN KENARINDA UYUYAN BİR AKILSIZDIR 139. DAHA ETKİLİ BİR GEM. TEMSİL ETTİKLERİNİ SÖYLEDİKLERİ ALLAH GİBİ. VİCDAN AZABINDAN KURTARARAK DOĞRU YOLDAN SAPMALARINI.HIRİSTİYANLIK. HÜKÜMDARLARA HAKİMANE ÖĞÜTLER 133.RUHBAN HEYETİNİN ÜSTÜN İHTİRASLARI VE CİNAYETLERİ 142. SOFU BİR HÜKÜMDAR..HÜKÜMDARLARI KORKUDAN. DAHA ETKİLİ BİR ENGEL DEĞİLDİR 132. EDEPSİZ. BİR ÜLKE İÇİN BELADIR 138. BÜTÜN DOĞRU İNANÇLARI BOZAN DİNİN MEYDANA GETİRDİĞİ SAYISIZ FELAKETLER 144. KAN DÖKÜCÜLÜĞÜ MEŞRULAŞTIRARAK ACIMASIZLIK DİZGİNİNİ GEVŞETİR VE İLAHİ AMAÇLAR İÇİN GEREKLİ OLABİLECEĞİNİ ÖĞRETEREK CİNAYETİ MUBAH .HÜKÜMDARIN KUTSAL HUKUKU DENİLEN EN SAÇMA.HİÇ KUŞKU YOK.RAHİPLERİN ŞARLATANLIKLARI 143. EN ÇOK DAYANAĞI OLDUĞU ZORBALIĞI VAAT EDEREK YAYILMIŞTIR 135.DİN.BİR DEVLET DİNİNİN SALDIRGANLIĞI 146. HALKIN ELEM VE GALEYANINA KARŞI ZAYIF BİR KUŞATMADIR.. VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KABUL ETMEZ VE DOLAYISIYLA İYİLİĞİN VE GÜZELLİĞİN YIKICISIDIR 145.KAVİMLERE ZARAR VERDİKLERİNDE ALLAH'TAN BAŞKA KORKACAKLARI OLMADIĞINA KRALLARI İNANDIRMANIN KÖTÜLÜĞÜ HAKKINDA 137. KÖTÜLÜKÇÜ ZORBALARDAN VE İĞRENÇ VE BEDBAHT UYRUKTAN BAŞKA BİR ŞEY MEYDANA GETİRMEZ 134.DİNİ İLKELERİN TEK HEDEFİ. BÜTÜN DOĞRU FİKİRLERİ.DİNDEN DAHA SAĞLAM VE DAHA GÜÇLÜ BİR DİZGİNDİR 131. HER DİN GİBİ. BİR ZORBA. HÜKÜMDARLARIN ZORBALIKLARINI GÜÇLENDİRMEK VE MİLLETLERİ BUNLARA KURBAN ETMEKTİR 136. ZİNCİRLERİ İÇİNDE DAHA KOLAY YİYİP YUTMAK İÇİN KULLANAN HÜKÜMDARLARIN İHTİRASLARINA KARŞI DİN.BASKI YÖNETİMİ İÇİN. AHLAKI. ÇOĞUNLUKLA ZALİM VE ACIMASIZ ZORBALAR OLAN VE DİNİ ANCAK ESİRLERİNİ DAHA ÇOK HAYVANLAŞTIRMAK. DİN KOLAYLAŞTIRIR 140. EN İĞRENÇ GASPIN KÖKENİ. DİNİN HİMAYESİ.BÜTÜN DİNLER HOŞGÖRÜSÜZDÜR.DİN. EN GÜLÜNÇ.

DİNDAR VE ÇOK ADİ BİR KRALDAN ÜSTÜNDÜR 168. DİNİ GÖRÜŞLERLE UZLAŞTIRILAMAZ.BİR ALLAH'I VARSAYMAK.PEK ÇOK GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ.AHİRET HAYATINI VARSAYMAK.DİNLE SİYASETİN BİRLEŞMESİNİN.KÜLTLER AĞIR VE MİLLETLERİN ÇOĞUNLUĞU İÇİN YIKIMDIR 163.FELSEFE ARACILIĞIYLA EDİNİLEN AHLAK ERDEM İÇİN YETERLİDİR . BİR SOFUDAN DAHA ÇOK NEDENLERE SAHİPTİR 167. ATEİST BİR KRAL.ÖZELLİKLE RAHİPLERİN ÇIKARI ÜZERİNE KURULU DİNİ AHLAK VE ERDEMLERİN SAÇMALIĞI HAKKINDA 157.KILAR 147.DİN. AHLAKI FELCE UĞRATIR 164.İNCİL'İN AHLAKI.BİR AZİZLER TOPLUMU MÜMKÜN DEĞİLDİR 151. İNSAN İÇİN NE AVUTUCUDUR NE DE AHLAKA GEREKLİDİR 166. ANCAK İNSANLARIN İHTİRASLARININ HÜZÜN VERİCİ ESERLERİ OLDUĞU İDDİASININ REDDİ 148.DİN VE DİNİN METAFİZİK AHLAKI KAVİMLER İÇİN KÖTÜDÜR VE İNSANIN DOĞASINA ZITTIR 161. AHLAKIN GERÇEK İLKELERİNİ YIKMIŞTIR 159.DİNE ATFEDİLEN KÖTÜLÜKLERİN. UYGULAMA YETENEĞİNDEN YOKSUNDUR 150. İNSANIN DOĞASI BOZUK DEGİLDİR.BİR TANRITANIMAZ İYİ HAREKET ETMEK.SOFULUĞUN KÖTÜ SONUÇLARI 165. BUNUN TERSİNİ İDDİA EDEN BİR AHLAK İNSAN İÇİN DEĞİLDİR 152. TAVIR VE DAVRANIŞLARINDA DÜRÜST OLMAK İÇİN.ALLAH KORKUSU İHTİRASLARA KARŞI ACİZDİR 155.CEHENNEMİN İCAT EDİLMESİ. KÖTÜLÜĞE ENGEL OLAMAYACAK ÖLÇÜDE SAÇMADIR 156.RAHİPLER İÇİN ALTIN MADENİ OLAN "GÜNAH ÇIKARMA" AYİNİ.İLAHİYATÇILARIN ÖĞRETTİĞİ VE UYGULADIĞI BİÇİMİYLE HİRISTİYAN İYİLİKSEVERLİĞİ NASIL BİR SONUÇ DOĞURUR 158.İZLEYİCİLERİNİN İLAHI HAZRETİ İSA HAKKINDA 153. RAHİPLERİN ÇIKARI İÇİN İCAT EDİLMİŞTİR 154. AHLAKA GEREKLİ DEĞİLDİR 160. BİRLEŞTİRİLEMEZ 149.HİÇBİR AHLAK. GEREK HÜKÜMDARLAR GEREKSE KAVİMLER İÇİN NE KADAR KÖTÜ OLDUĞU HAKKINDA 162.GÜNAHLARIN AFFI İNANCI.

ALLAHSIZLARDAN VE İNANMAYANLARDAN ÇOK SOFULARDA. MİLLETLERİN CEHALETLERİNİN YARDIMIYLA.BATIL FİKİRLERİN ÖMRÜ SINIRLIDIR.ESKİ VE YENİ DİNLER. BÜYÜKLENME VE KALP BOZUKLUĞU. UTANMAKSIZIN TANRISALLIK TARAFINDAN GÖNDERİLDİKLERİNİ SÖYLEYEN ADAMLAR TARAFINDAN TESİS EDİLMİŞTİR 187. ALLAHSIZLIĞIN TOPLUMUN BÜTÜN BAĞLARINI PARÇALADIĞI DOĞRU DEĞİLDİR 182.AKIL.İLAHİYATIN GEREKSİZLİĞİ VE TEHLİKESİ.GÖRÜŞLER KİŞİLİK ÜZERİNDE ENDER OLARAK ETKİLİ OLUR 170. ÇÜNKÜ DİN SAÇMADIR VE RAHİPLERİN ALLAH'I KÖTÜ VE KORKUNÇTUR 171.ÇIKAR DUYGUSUYLA HAREKET EDENLER İNANMAYANLAR DEĞİL.GURUR.ALLAH SEVİLEBİLİR Mİ? 173. HOCALARDA. KORKUDUR 172. YANİ ALLAHÇILIĞI VE SOFULARI ORTAYA ÇIKARAN. GERÇEK AKIL VE HAKKANİYET ÜZERİNE KURULMAYAN HİÇBİR SALTANAT KALICI DEĞİLDİR 178. SOYUT KURUNTULARINI VE GÜLÜNÇ AYİNLERİNİ . HÜKÜMDARLARA MAKUL ÖĞÜTLER 185.DİNİN YERİNE FELSEFE GEÇSEYDİ.ALLAH VE DİN HAKKINDA HER YERDE VAR OLAN ÇEŞİTLİ VE ÇELİŞKİLİ FİKİRLER KANITLAR Kİ.İNANMAYANIN ÖLÜRKEN TÖVBE ETMESİ. HAHAMLARDA BULUNUR 177.TEİZMİ. NE KADAR KUDRET VE SAYGIYA MAZHAR OLURLARDI 179. AKIL VE MUHAKEMEYE DAYANAN HER SİSTEM HALKA GÖRE DEĞİLDİR 184.169. ALLAH VE DİN.HALK İÇİN DİNİN ÇOK GEREKLİ OLDUĞU HAKKINDA SIK SIK TEKRARLANAN GÖRÜŞLERİN REDDİ 183. İNSANI DİN YOKLUĞUNA VE ATEİZME SEVK EDER. İNANMAMAK ALEYHİNE HİÇBİR ŞEY KANITLAMAZ 181.İLAHLARIN GÖSTERİCİLERİ. BÜTÜN DİNLER. HAYALGÜCÜNÜN HAM HAYALLERİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR 174.TARİH BİZE ÖĞRETİR Kİ. İNANÇLI GEÇİNEN RAHİPLER VE HER DİNDEN MESLEKTAŞLARIDIR 176. EVRENDE NE KADAR MUTLU VE BÜYÜK DEVRİMLER GERÇEKLEŞİRDİ 180.HER DİNİN TEMELİ OLAN BİR ALLAH'IN VARLIĞI DAHA KANITLANMAMIŞTIR 175. AKLIN ELÇİSİ VE ÖZGÜRLÜĞÜN SAVUNUCUSU OLSALARDI.DİNİN HALK VE HÜKÜMDARLAR ÜZERİNDE KÖTÜ ETKİLERİ 186.

oysa. bu hükümdara giden yolların geçilmesinin olanaksız olduğunu. Bunlar kendi kendileriyle de uyuşmuş değil. AKIL VE GERÇEK IŞIKLARININ İLERLEMESİNİ NE KADAR ERTELEDİĞİ HAKKINDA 191. sevilmek. sahtekar diyorlar. icra aracı olduklarını söyledikleri efendilerinden çıkan emirler hakkında.HEP BİRBİRLERİNDEN ALMIŞTIR 188. itaat edilmek istiyor.DİNİN AYKIRI VE KÖTÜ OLDUĞU NE KADAR TEKRAR EDİLSE VE KANITLANSA AZDIR 192. Sözcüler bile. gerçek anlamı hakkında sürekli olarak çekişme halindeler. Dahası var. ender olarak tasarılarına uygun görülüyor. karışıklık içinde. ilanını görev edindikleri emirler. Her girişiminde. görünmeyen hükümdarlarının karakteri ve yasaları hakkında sözcülerinin verdiği fikirlerden başka fikirlere sahip değil. Bu emirler ve fermanlar. bozmakla. bilinmek. Her şeyi önceden görüyor. ancak hiçbir şeyin olmasına engel olamıyor. İmparatorluğun her ilinde bu emri başka başka ilan ediyor.TEOLOJİ FELSEFEYİ HEP GERÇEK YOLUNDAN ÇEVİRMİŞTİR 189. oysa onun isteklerinden. ancak bunları açıklayanlar da. Sürekli olarak yapmakla. uyruğun eğitim ve aydınlanmasına özgü. bu sözcüler arasında birlik yok. hükümdarlarının karakteri ve niyetleri hakkında hiçbir fikre sahip olmadıklarını. ülkesinde her şey alt üst olmuş. oysa uyruklarının en iyileri genellikle en az yardım ve iyiliğe erişiyorlar. Düzen ve doğruluk dostu olduğu söyleniyor. Her şeyi gördüğü. emirlerinden şikayet etmeyen kimse yok.DİN PANDORA KUTUSUDUR VE BU UĞURSUZ KUTU AÇILMIŞTIR 1. çevirmenlere. niyet ve sıfatının bilinmesinin hiç mümkün olmadığını kabul ediyor. oysa. Birbirlerini küçük düşürüyorlar. İLAHİYATİN NE KADAR KISITLADIĞI VE KÜLTÜR.TEOLOJİ. fermanlar açık değil. oysa olaylar. Gizli hükümdarlarına dair ettikleri söylentilerin tümü bir çelişkiler yumağından başka bir şey değil. Eserlerindeki bilimselliğe hayranlıkla bakılıyor. Bu hükümdar. bununla birlikte herkesi kendisine tecavüz edebilmeye güçlü kılıyor. kendi . oysa çelişkilerle dolu eserleri kısa ömürlü. Kendisine yapılan saldırı ve tecavüze karşı sabır ve tahammülü yok. Her şeyi o yapıyor. anlaşılmaz şeyler. Öte yandan. her yerde hazır ve nazır olduğu temin olunuyor. Gizli hükümdarın yasaları. hemen yalanlanmayacak hiçbir kelime söylemiyorlar. işinden asla memnun kalmaksızın yaptığını onarmakla uğraşıyor.İNSAN RUHUNUN MANEVİYATINI. Hakimiyet ve saltanatına bağlı kavimler. Sonsuz hakim olduğu varsayılıyor. bu hazır ve nazırlığın hiçbir şeye yararı yok. oysa yönetiminde her şey mantığa ve sağduyuya aykırı. Adaleti övülüyor. Bu gizli hükümdarın son derece iyi olduğunu söylüyorlar. Ancak hiçbir zaman kendisini göstermiyor ve her şey hakkında edinilebilen bilgiyi kuşkulu kılmaya çalışıyor. birbirlerine hileci. ancak bunlar uyruğun akıl erdiremeyeceği. DÜNYADA VE DOĞADA HİÇBİR ŞEYİ AÇIKLAMAZ VE AYDINLATMAZ 190. Yaratılışı. açıklayıcılara muhtaç. uyruğunun zihnini karıştırmaya çok uygun mutlak bir hükümdar ile yönetilen bir ülke var.

tek bulucusu olduğu kuruntular ülkesinin yegane yol göstericisi olan hayal gücüne yerini terk etmeye. insan için açıklanması mümkün olmayan bir muamma olmuştur. Yalnızca uyruğunun refahı için çalışıyor. her hüküm tecrübe eseridir. tasvirleridir. "Eğer"leri. açık olmayan. şeylerin temsilleri. teoloji (ilahiyat) denir ve bu teoloji. insan aklına sürekli bir hakarettir. en açık bilgileri unutturacak ve en olumlu gerçekleri kuşkuya düşürecek ölçüde insanların zihnini karıştırmaya yetenekli. iyiliğine tapmaktan. * Galimatias. birleşme ve ilerlemeden yoksun hoyrat bir sistem. belirsiz. deliliğe dönüşür. prototipi bulunmayan bir fikir. gerçek dışı alemlere yer açmak için takatsiz bırakılmıştır. bu hükümdar Allah'tır. araştırılmayan ve değerlendirilmeyen şeylerle uğraşır. Bu ülke dünyadır. simgeleri. Bu düzenlenmiş Galimatias* ile. Her ilke bir hükümdür. karmakarışık söz demektir. akıl mecbur edilmiştir. Bu tuhaf ülkede ışık. adaletinden korkmaktan. sağduyu. Bütün düşüncelerimiz ve duygularımız aracılığıyla bizde bir etki yapan ve uyarıda bulunan şey. Bundan şu sonuç çıkar: Dini ilkeler kuşkusuz bir temele dayanmaz ve asla yaşa bağlı değildir. herkesin.) 3. bir manzume vücuda getirebilmişlerdir. Bütün bilimlerin dışında olan bu sözde "bilim". bir kuruntudan başka bir şey midir? Bununla birlikte bazı inanç ustaları. genellikle hallerinden en az memnun olanlar.C. DÜŞÜNMEMEKTİR Her dini sistem ancak Allah'ın ve insanın doğası ve bunların aralarındaki ilişki üzerine . Hobbs bu bilime Melekülüzzulümat (Ro-yaume de tenebres) adını verir. 2. Allah fikrinin insanla yaşıt olduğunu insanların ana rahminden başlayarak bu Allah düşüncesine sahip olduklarını ve bu düşünceyle doğduklarını ileri sürerler. insanlar için mümkün değildir. oturmakta olduğu alemde tanıdıkları yasalara muhalif olan yasalara bağlı olduğu bir ülkedir. İNSAN NE SOFU Her dinin ilkeleri Allah düşüncesi üzerine kurulmuştur. oysa büyüklüğü ve şanıyla yüceltilmeye hiç ulaşmıyor.büyüklüğünden ve şanından başka bir amaç yok. karanlıktır. Bunların hemen tümü. asla itaat etmedikleri emirlerine saygı duymaktan ayrılmadıkları hükümdarlarına karşı aralıksız isyan halinde bulunuyorlar. Oysa duyuların hiçbirine etkisi olmayan (duyuların hiçbiriyle hissedilmeyen ve araştırılmayan) bir zat hakkında gerçek düşüncelere sahip olmak. gözümüzün önüne ne getirebilir? Böyle bir düşünce. (A. etkisiz eserler kadar kuruntu değil midir? Zihin dışında bir ilkel örneği. maddelerin. vekilleri rahiplerdir. bir maddesi olmayan Allah fikri. Sonradan. Tanrı düşüncesi ve din ilkeleri kesinlikle doğuştan kazanılmaz. 4. insan bunları düşünce halinde taşıyarak ve sahip olarak doğmaz. uyruğu insanlardır. uyruğu ise çoğunlukla zorunlu ihtiyaçlarından bile yoksun. doğa. Bu bilime. aile. asıl nüshası. Bu ülke. Konusu yalnızca anlaşılmaz şeyler olan bir bilim vardır. Zihin dışında bir konusu. gerçek alem. büyüklüğüne hayran olmaktan ve olgun hikmetini yüceltmekten. "belki"leri birbiri üzerine yığa yığa. duygularımızla. toplum ve genel çevre bunları kendisine aşılar. Armağan ve iyiliklerine erişmiş gibi görünenler. tecrübe ancak duyularımızın çalışmasıyla kazanılır.

ne de görev olabilir. İnsanın bu hayatta olduğundan daha aydın olacağı diğer bir hayatta (ahiret hayatında) bile. sıfatı insanlar tarafından anlaşılmayan bir zatı (yani Allah'ı) asla gözden kaybetmemeleri gerektiğini belirtiyor. Allah'la insan arasında görev ilişkisi yoksa. İnsanlar için en önemli olan şey. İlişki olmayan yerde. ne ahirette Allah'la insan arasında hiçbir ilişki olamaz. insanın bir cinayet işlemiş olmaksızın Allah'ı hatırından çıkaramayacağı hükmünü vermektedir. 1 Büyük melekler: Cebrail. ne işlem. bu dünyada hiçbir fikri olmayan insandan daha çok fikre sahip olamazlar. insanların sınırlı zekalarını. Bundan. Allah'ın sonsuzluğu. Allah düşüncesiyle insanın sınırlı zekası arasına öyle bir uzaklık koyar ki. Ancak din. Tanrının içyüzü anlaşılmaz diye bize bağırmaktan ve öte yandan bu anlaşılması mümkün olmayan Allah'a sıfatlar tayin etmekten ve insanın anlaşılmaz Allah'ı onaylamada çekingen olamayacağını söylemekten bir an geri kalmamaktadır. Oysa. 9. Oysa din. Bundan şu da çıkar: Melekler. Eğer Allah. bununla birlikte Allah sonsuzdur" demiyor musunuz? Allah sonsuz ise.kurulabilir. dolayısıyla Allah düşüncesi insanın kafasına hiçbir zaman girmeyecektir. anlaşılması kendileri için olanaksız olan bir şeyle meşgul etme sanatıdır. Bu ilkenin doğal sonucunun şu olması gerekir: Tanrının sıfatı. sınırlı zekaların. pekala görülüyor ve anlaşılıyor ki. "Tanrının sıfatı sınırlı zekalar için anlaşılabilir içerikte değildir" deniliyor. insan düşünemez. 6. DİN. akıl ve muhakemelerine güvenmemeleri de öğütlendi. Korktuğunda. değerlendirme yapamaz. sınırlı zekaları uğraştırmak için değildir. 7. ahirette de dünyada olduğundan fazla Allah'a akıl erdiremeyecektir. ne birleşme. zihin böyle karıştırılınca artık her şeye inanılır ve hiçbir şey araştırılmaz. Seraphin'ler2 gibi üstün zekalar dahi Allah hakkında. bütün ilahiyat. onu hiç düşünmemek en akla uygun yoldur. ne ilişkide. konusuz bir fikirdir. Öte yandan insanlara. insanlara korku saldılar. Sonsuzluk fikri bizim için örneği olmayan. insan için anlaşılması mümkün değilse. 2 Melaikei mükerremenin israfiliyyun denilen sınıfı. insanın muhakemesi artık işlemez. . 8. SAFDİLLİK ÜZERİNE KURULMU Bize. insan için din hiç yoktur. açıkça şu sonuç çıkar: Allah düşüncesi ahirette de insan için bu dünyada olduğundan daha anlaşılır bir şey olmayacaktır. En çok mümkün olmayan şeyin. Dolayısıyla. insan. 5. Archange'lar1. Ancak bu ilişkinin gerçek varlığı hakkında bir hüküm vermek için tanrısal doğa hakkında bazı fikirlere sahip olmak gerekir. "Din insanı Allah ile birleştirir ya da Allah'la ilişkiye geçirir. Allah sonsuzdur demekle. anlamanın tam ve kesin bir olanaksızlığı içinde bulunmalarıdır. ALLAH'I SINIRLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR Allah sonsuz bir varlıksa. sonu olan hiçbir varlık onunla ne işlemde bulunur. sonu olan insan için her dini hemen sürgün ediyorsunuz. prototipsiz . ne bu dünyada. din. Azrail gibi. kendileri için en esaslı şey olduğuna insanları inandırmayı nasıl başardılar? Çünkü.

cahiller için daha az çekici olurdu. budalalıklarını sürdürmeye özen gösterirler. hep insanların deliliklerini. korkacak hiçbir şeyi olmamaktan korktuğu kadar. baskı ve sıkı düzen altında bulunan ve çoğu kez babalarından daha çok düşünce ve muhakemede bulunmayan çocuklara geçmiştir. böyle bir adam. akla sığmaz şeyler gereklidir. çıkarcı şarlatanlar. Aslı astarı olmayan şeylere inanan adam.1 YARARLANIRLAR Ta çocukluğundan beri. 12. kerametler ve sürekli olarak beyinlerini işletecek. bönlüğüne hiçbir sınır koymamak zorunda olduğuna inanır. 11. çocukları uyutmak ya da susturmak için ninniler söyleyen ve tehditlerde bulunan sütannelerinin yöntemlerini uyguladılar. genellikle vahşi milletlerin henüz çocukluk halinde bulunduğu dönemdir. Denilebilir ki. Bir şey ya da şeyler ne kadar çok anlaşılmaz olursa. İşte her dinin başlıca iki nedeni.. Yol üzerinde onları masallarla eğlendirdiler. korkuyu arzular. İşte bu nedenle. halkın ruhu üzerinde o oranda tahakküm hakkı kazanır. 10. Din koyanlar. Bu şeyler ne kadar az inanılabilir olursa. Babalar tarafından incelenmeksizin kabul edilen batıl ve esassız inanışlar. bunlara inanan sıradan insanlar.D Din açık olsaydı. her dönemde hep kaba. 13. Bir din ne kadar saçmalık ve mucizelerle dolu olursa. gerçek tarihlerden daha çekicidir.Cehalet ve korku. 14. halkı egemenlikleri altına almak olmuştur.H Kavimlerin ilk yasalarının konuşu. sıradan insan ruhu için. korkacak bir şey olmadığına garanti vermeye çalışan kimseden çok. halka o oranda ilahi görünür. gerek manevi karanlıkta korkar. efsaneler. onları korkutmak ve muhakemeyi yasaklamak oldu. Romanlar. o oranda erdem ve üstünlükler olduğunu sanır. İnsan gerek maddi. karanlık ve esrarlı şeyler. bazı kelimeleri her işittiğinde titremeyi alışkanlık haline getirmiş olan kimse. bu korkuları içinde tutacak kimseyi dinlemeye eğilimli olur. Allahı hakkında insanı kuşatan belirsizlik. hayal gücü bunu ister. bir boşluk olduğunu sanır. ayinler. Sofu. hiçbir şeyden korkmaz. iyi bir rejim. bu kelimelere ve titremeye muhtaçtır. cahil ve ahmaklara başvurmuşlardır. Onlar için. korkusu ihtiyat olur ve korkmak ihtiyaç halini alır. Bu yasa koyucular. kavimleri dolambaçlı yollardan götürdüler. tanrılar. bastıkları ve geçtikleri yeri görmesinler diye onlan semaya baktırdılar. İnsanlar hayal hastalarıdır. kılavuzlarının amaçlarını anlayamasınlar. Din konusunda insanlar büyük çocuklardır. ta ki. korkular. AH Dini düşüncelerin başlangıcı. yoracak. Bu amaca ulaşmak için en kolay çözüm. inanılmaz cin ve cadı hikayeleri. şaşırtıcı ve korkunç masallar sunmak için.. Sözün kısası. İlaçlarına alıcı bulmak için. kendisini dine bağlayan birinci bağımsız nedendir. masallar. az çok değişerek.H KUŞKULU OLANIDIR . Çok sayıda ilaç veren doktorlar. korkacağı bir şey olmadığında kendisinde bir eksiklik. iyi bir hayat tarzı öğütleyen ya da doğanın yapacağı etkiye bırakan doktorlardan daha çok dinlenir ve daha çok güvenilir olurlar.

Bir Allah'ın varlığı bütün dinlerin temelidir. 16. vahşilerin ilahiyatından daha ileri bir adım attı mı? Vahşiler dünyanın hüdavendi olarak bir "büyük cin" (bir ruh) tanırlar. İnsanlar için açıklık. Şimdiye kadar her din ancak. Ama yeni ilahiyat bu sayede. Kısacası. beni cevap veremez bir hale getirip susturmak için. Vazgeçilmez bir varlık. belirsizliklerin etkisiyle daha da çok karartıldığı görülür. Şimdiye kadar bu varlıkla ilgili ne söylendiyse ya anlaşılmaz ya da tümüyle çelişkili bulunur ve dolayısıyla sağduyu sahibi olan her insan için olanaksız olması gerekir. Bu varlıktan çok az kimse kuşku duyar. bu zatın "ne" olduğu bana söylenmekle başlanmalıdır. birtakım kuruntuların. size cevap olarak "bir cin" (bir ruh) diyecektir. en derin düşünürler bu konuda en vahşi milletlerle ve en cahil hödüklerle aynı düzeydedir. anlayabileceğim şeyler söylenmelidir ve kendisine bu sıfatların atfedildiği zatın olmamasının mümkün olmadığı. bütün duyguları mahvedici. Hocalara dünyayı yürüten şeyin ne olduğunu sorunuz. Bütün cahiller gibi. bana kanıtlanmalıdır. "bir ruh" (bir cin) olacaktır. Allah'ın varlığından söz açılır açılmaz suya düşer. ALLAH DEĞİLDİR Niteliklerinin bizce anlaşılmaz olduğu her zaman temin olunan. Bir vahşiye. çözümü en çetin soru olmuştur ve hep çetin olacaktır. doğası ve içeriği bilinmeyen bir zatın varlığına inanıldığı. ALLAH Bütün insanların bilgisi az çok aydınlandı ve olgunlaştı.R . Allah'a ait bilginin. saatinizi işleten şeyin ne olduğunu sorunuz. acemilikleri gerçek nedenlerini belirlemelerine engel olan bütün eserleri "cin"lere atfederler. esası düşünen her zekayı en ziyade durduracak içeriktedir. Ancak dinin bu içyüzü. Allah'a ait bilgi hiçbir zaman aydınlanmadı. birbirini karşılıklı olarak bozan. mantıken birleştirilmeyen ve anlaşılmayan iki düşünceyi kapsıyorsa. "mantık"ta iddiayı kanıt kabul etme hatası üzerine kurulmuştur: Bedavadan varsayar ve sonradan ürettiği varsayımlarla kanıtlar! 17. işe. Böyle bir zatın varlığına ya da varlığının olanaklı olduğuna inandırmak. Hatta meseleye yakından bakılırsa. yokluğunda çelişki oluşturan bir varlıktır. size vereceği cevap. o şey hayal ürünüdür. 15. ancak bize fikirler üreten ve bizi bunların birleştirilmesinin mümkün olup olmadığı hakkında karar verme iktidarına eriştiren duygularımızın sürekli tanıklığı üzerine kurulabilir. Herkesçe onaylanan ve uygulanan bu ilkeler. içtenlikle ileri sürülebilir mi? Bir zatın var olduğuna veya olabileceğine beni inandırmak için. 18. Bir şey. "ALLAH ANLAM İFADE ETMEMEKTİR Metafizikleştire metafizikleştire (yani doğaüstü nitelikler vere vere) Allah'tan tam bir cin. varlığına beni tümüyle inandırmak için. bu zat hakkında. En uygar milletler. bana bu zat hakkında birbiriyle çelişmeyen ve birbirini ortadan kaldırmayan şeyler söylenmelidir. Her ilmihalin ilk sorusu. "yanılgı" olur. bir ruh yaptılar. Bilmem hangi uğursuzluk eseri olarak. vahşiler.

tümüyle basittir. cinlere. hahamlar. böyle bir "cevher" hakkında en küçük bir fikir oluşturacak bir insan var mıdır? İlahiyat dilinde "ruh". birçok milletin taptığı bu güneşle. 20. ya da daha az mı olanaksızdır? Böyle bir Allah kabul edilir edilmez. ne gözle görülen bir alem oluşturabilir. Ancak bir irade gücüne sahip olan Allah nedir? Ve bu ilahi iradenin konusu ne olabilir? Perilere. yürürlükte olmayan. huzuru doğayı neşelendirir. rahipler. gençleştirir. her an eserlerini duyduğumuz. elsiz bir işçidir. 22. Doğrusunu söyleyelim. bir ruhun madde üzerinde. cadılara. Metafizik Allah. ne uzayda bir yer işgal edebilir.1 Bütün varlıkları. iş yaptığını. yersiz korkulara. Yeni ilahiyatçı meseleyi incelte incelte. kısacası bütün ruhaniler) insanları. G AYKIRIDIR İnsanlara madem bir Allah lazımdı. o güneş ki. ya da modeli olmayan bir düşünceyi ifade ettiği kadar. "Allah eylem ve icrada bulunmak için ele ve kola muhtaç değildir. Bununla. varlığı bütün duyularımızla sabit olan. anlamsız bir laftan. bir "ruh"tan söz ettiğinde.Vahşi. insanı kızdıracak. ve yokluğu. bir düşünce yokluğundan başka bir şey midir? Ruhaniyet düşüncesi de modelsiz bir fikirdir. ne maddeyi hareket ettirebilir. 19. esintiye benzeyen bir etkeni amaçlar. bize. gulyabanilere inanmak. o irade gücüyle icra eder" diye bağırıyor. "lemyelit"tir. büyücülere. Ona atfedilen içeriğe göre. bütün varlıklara ışık. ne de insanlar ya da ilahlar doğurabilir. deliliklere ve ağız dalaşına yol açmaktan başka bir şeye yetenekli değildir. hiç olmazsa bu kelimeye bazı anlamlar yükler. doğayı hüzne ve bitkinliğe boğar. size hemen. BİR RU İlahiyatçı. rüzgara. hortlaklara. eşyanın oluşmasını bilinmeyen bir kuvvete. bunların . güzel kokuya. ancak hissedilen eserler meydana getiren havaya. maddeyle hiçbir ilgisi ve ilişkisi yoktur" karşılığını verecektir. Y Eski adamların maddi Jüpiter'i hiç olmazsa kendisine benzeyen şahıslar tahrik edebilir. hareket ettiğini gördüğümüz maddenin bağrından çıkarmak. Ona "ruh" kelimesinin neyi ifade ettiğini sorunuz. isyan ettirebilecek hiçbir masal ve kuruntu bulunmaz. düzenleyebilir ve oluşturabilirdi! Ancak yeni ilahiyatın Allah'ı kısır bir şahıstır. bu ihtiyaç görülebilirdi. boş kuruntulara. bizzat kendisinde bulunmayan bir şeyi kendi kendisinden çıkaramayan ve kendisine verilen ruhani cevherin hiçbir şeyi harekete geçirmeye yetenekli olmadığı "ruhani" bir varlığa atfetmekten ve yüklemekten daha doğal ve daha anlaşılabilir değil midir? Bir ruhun madde üzerine etkisi hakkında bize verilmeye çalışılan düşüncenin hiçbir şey ifade etmediği. hiçbir şey açık değildir. (hocalar. İlahiyatçılar. sıcaklık ve hayat verir. kendilerine söylenen hikayeleri. bir mekana sahip değildir. 21. "Bilinmeyen bir cevherdir. sihirli ya da hayali bir eylem ve etkide bulunmasına inanmaktan daha az mı gülünç. kendisi için olduğu kadar başkaları için de az anlaşılır oluyor. Allah'la neden yetinmediler? İnsanların kulluk ve şükranına güneşin hak kazandığı dereceden daha çok hak kazanmış hangi varlık vardır? O güneş ki.

ALLAH İMKANSIZLIĞI TANRISIZLIĞA NEDEN OLUR VE BUNU HAKLI KILAR Kuşkusuz zihinleri daha çok karıştırmak için. gerçekte. Eksiksiz. Allah hakkında bir kelime söyler söylemez. kısa ve özlü bir bilgiyi içtenlikle edinebilecek bir kimse var mıdır? Her düşünceyi olumsuz kılan. İlahiyatın "Allah"ı nedir. insan dimağının kuruntularına tapmak* ya da daha doğrusu hiçbir şeye tapmamaktır. ne genişliği ne uzunluğu ne derinliği olan matematiksel noktadır. ona bilmeksizin ibadet edilmelidir. Bize. Ya da. 25. genişliğiyle her yeri dolduran. öyleyim. Bu. Bir "ruh"tur. en küçük düşünce bize gösterir ki. Allah'ına atfettiği sağlam esaslarla birleştirilmesi mümkün değildir. ilahiyatçılar. 23. ölümsüz bir varlık. "Ben kulumun zannında mevcudum" (Yani insanlar beni nasıl sanırsa." 24. hiçbir eksiği olmayan tam bir varlıktır. hiçbir aklın . ALLAH'A TAPMAK BİR MEVH Sıkıntıdan kurtulmak için bize demliyor ki. Allah'larının içyüzü ve gerçeği hakkında bir şey söylememeyi gerekli gördüler.) 26. arzusunu hiçbir zaman uygulamayan. varlığından emin olmak gerekmez mi? Bu durumda. madde olmayandır. Allah'ın varlığı hakkında nasıl kanaat ve güven oluşturulabilir? Allah'a tapmak. Bir filozof. Böyle bir fikirsizlik ve anlamsızlık yığınlarından. Allah'tan söz etmesi için ricada bulunmaktan başka bir şey gerekmez. Oysa bu oluşumdan sonuç olarak ortaya çıkabilen. Ben insanların kuruntusunda mevcudum anlamındadır. düzeni seven ve bununla birlikte yönetiminde kargaşa hüküm süren bir zatın önünde diz çöktürür. ilahiyatçılardan söz ederken büyük bir zihin açıklığıyla şöyle demiştir: "İlahiyatçılar Arşimet'in bilinen meselesinin çözümünü bulmuşlardır: Dünyayı manivela ile hareket ettirmek için gökyüzünde bir dayanak noktası. sözlerinin. hakkında bir fikir ve bilgi edinmeksizin ona kulluk etmek gerekiyorsa. ölümlü değildir" gibi soyutlamalar zoruyla gerçek ve tam olgun bir zat oluşturabilecekleri zehabında bulunurlar.mümkün olup olmadıkları hakkında hiçbir tartışmaya girmeksizin dinleyen çocuk yerine koyar ve onlara bu çocuklara yapılan işlemi yaparlar. ona atfedilen sıfatların kendisinde birleşmesinin mümkün olup olmayacağı incelenmeden önce. Bu durumda Allah nedir: Doğanın görünmeyen gücünü ifade etmek için üretilmiş soyut bir kelimedir. onun sıfatına cüretkar bir gözle bakmak caiz değildir. "Allah'ın içyüzünü bilmeye gerek yoktur. " Ancak. * Bir kutsal hadistir. ancak hayali bir yaratıktır. asla sonu olmayan bir varlıktır. İLAH Din. ALLAH NEDİR? Bir Allah'ın varlığını sarsmak için bir ilahiyatçıya. yani Allah kelamı olmakla birlikte Kuran'a ithal edilmeyen tanrısal sözlerdir. şimdi düşünülsün. son derece iyi olan ve bununla birlikte hep hoşnutsuzlar meydana getiren. Allah'ın olanaksız sıfatlarından başka bir şey söylemezler. gerçek. "Allah sonsuzdur. mekansız olmakla birlikte sonsuz olan.

Allah sonsuzdur demek. 27. bir tanrıtanımazı. bu durumda bu cehaletleri nedeniyle çocuklar suçlu mudur? Çocukların Allah'a inanma zorunluluğu . Bu nedenle tanrısızlardan intikamını acımadan alacaktır. Bize yine kanıtlanmalıydı ki. İş böyle olunca. hahamlar vb.. onun şiddeti doğrudur. ALLAH'A İNANMAK HİÇ İNANMAMAKTAN NE DAHA EMİNDİR. onunla yarattıkları arasında hiçbir ilişki olmayacağı itiraf edilmiş olur. onları çelişkilerden oluştururlar. tanıyamayacağı bir şeyi bilemediğinden. tanımadığından dolayı. ancak onu her şeyi bilir olarak yaratmadı". Ya da en azından. Allah hakkında hiçbir fikirleri yoktur. bu yapıları yüzünden tanrıların içeriği hakkında bir fikir edinemeyen yaratıklara kızmaya. Allah insanlar tarafından ne bilindi. Bu durumda sabit olur ki. azaplara çarpacaktır. söz konusu şeylerin "varsayıldığını" buluruz. Allah. pek lanetlenmiş olduğunu bize söylemeden önce. yani bir Allah'ın varlığını kabul etmeyen kimseyi cezalandırmış olsaydı. ademden (yokluktan) başka bir şey olabilir mi? "Allah'ın sıfatını anlamak insan aklının iktidarı içinde değildir" iddiasında bulunmak. yargılama ve akıl yürütme tarzı pek tuhaf değil midir? Korkunç hayaletler üretirler. adaletle dolu olduğu söylenen ilahi zat. rahipler.. bütün ilahiyatçılar bize derler ki. kanıtlaması gerekirdi ki. NE DE DAHA AZ CANİYANE Genellikle insanlar için hiçbir şey. korku kadar ikna edici kılmaz. İlahiyatçıların düşünce. "En güvenilir yön tutulmalıdır. kendisi hakkında insanın kuşatılmış olduğu yenilmez ve zorunlu cehaleti cezaya çarptırabilir. Bundan şu sonuç çıkar: Allah insana tanrıların içyüzünü anlayacak ölçüde geniş yetiler vermedi. Allah'ın "insanlar için yapılmamış" olduğunu (yani Allah'ın insanlarla hiçbir ilişkisi olmadığını) teslim etmektir. "Allah insanı akıllı yarattı. işe. Allah hiç kuşkusuz zorbaların en haksızı ve en tuhafı olurdu. Sonra da emin yolun. Bu ilkenin sonucu olarak hocalar. bozuk akılların anlayamadığı bir zat. varlığına inanmaya engel olan bir cinnet halinde bulunduklarından dolayı insanları acımasızca cezalandırabilir. deliliklerden ya da fesattan. Çünkü.kabul etmediği şey. Eğer Allah'ta her şeyin sonsuz olduğu temin olunursa. Sözün kısası. Allah'ı insan için bir "hiç"e çevirmektir. adil bir Allah. bir mutlak hükümdarın varlığını reddettir ebilecek hiçbir şey yoktur". bir Allah'ın varlığını inandırıcı bir şekilde kanıtlamakla başlanmalıydı. ne de Allah bunu istedi. Allah'ın ne hakkı vardır! Kişisel yaratılışı gereği olarak bilemediği. Bütün çocuklar tanrıtanımazdır. bir kanıtı. Bu tehditleri soğukkanlılıkla inceleyecek olursak. bizzat icat ettikleri bu hayaletlerin varlığından kuşkulanmamak olduğunu söylerler! Bu yol izlenince. dinsizlik ve günahkarlıktan başka. Bize denilecek ki. Kendisine inanmanın daha güvenilir ve mevcudiyetinde tereddüt ya da onu inkar etmenin pek çirkin. onu insan için yararsız kılmaktır. Yani sözünü ettikleri şeylerin gerçekte olmadığını. varsayılan şeyler olduğunu görürüz. varlığı hakkında kuşkulanmak küstahlığında bulunanları şiddetli cezalara. inanılması inanılmamasından daha güvenilir olmayan hiçbir saçmalık bulunmaz. gücenmeye.

üzerinde yapılmak istenen bütün değişiklikleri kabul etmeye hazırdır..1 EĞİTİLMESELERDİ. bize öğrettikleri şeyler hakkında çok güçlü bir vicdani kanaatleri olduğunu sanırız. İşte bu kanı. Küçük yaşından beri bu düşüncelerle doldurulmuş kırk yaşındaki bir . 30. Kendisinin akıl yürütme gücü olmadığı bir zamanda. sözün kısası bütün insan kitlesini oluşturanlar. 31. Kendi kendimize yardım edemediğimiz bir zaman ve yaşta. bu noktada hangi fikre sahip olabilirler? 28. BAT İnsan dimağı. papazlar. bizi aldatmak isteyebileceklerine ihtimal vermeyiz. Herkes anne ve babasından. insanlara.hangi yaşta başlar? Ergenlik yaşında diyeceksiniz. Bu yaş ne zaman başlamalıdır?. bütün fikirlerini verir. baba ve öğretmenlerinden almış oldukları Allah'ı alır. sapkınlıklarımızın en büyük kaynaklarından biridir. En küçük yaştan başlayarak otomatik olarak her iki ellerini kavuşturmayı (el bağlamayı) çocuklara öğretirler. BAT Batıl inançlar. eğitim. ALLAH'A İNANMAK O İnsanlar. Eğer kendilerine bir Allah verilmiş olmasaydı. Pek genç yaşımızda iken kafamıza sokulmuş doğru ya da yanlış fikirleri doğadan almış ya da doğarken bunlarla birlikte doğmuş olduğumuz inancında bulunuruz. kendilerinden daha çok fikre sahip olmayan kimselerin sözleri üzerine. çok uyanık oldukları inancında bulunuruz. ibadet etmeye zorunlu tuttukları çocukların Allah hakkındaki fikrinden daha açık bilgilere sahip midir? 29.. hakkımızdaki özen ve dikkatlerine bakarak. işçiler. bunlar henüz batılı gerçekten ya da sağ eli sol elden ayırt edecek bir yaşa gelmeden önce öğretmekle çok tedbirli olarak hareket ederler. Sütnineler. BU YERLEŞMİŞ BATIL BİR İNANIŞTIR Aile mülkü. Sütninelerimiz bizim ilk ilahiyatçılarımızdır. Allah'a inanırlar. bunların da kendi anne. yetiştirmiş olanların tehlikeler taşıyan sözünden başka hiçbir esas olmaksızın. öğretmeninden. Bundan başka. ZAMANIMIZ İLAHİYATININ İLKELERİNE İNSANLAR ASLA İNANMAZLARDI İnsanoğlunun dincileri. din ilkelerini. dünyada pek az kimsenin bir Allah'ı olurdu. Bize söylediklerini muhakeme etmenin yasaklanması bile güvenimizi asla azaltmaz ve çoğu kez onların görüşlerine saygıyı artırmaya da yardım eder. 32. en derin ilahiyatçılar. din de babalardan evlatlara geçer. Bizleri büyütmüş. eğitim ve öğretim görevlilerinin görüşlerini bizde çimentolamaya yarar ve onların bizden çok usta. değiştirir ve kendine göre renklendirir. Çocuklara gulyabanilerden ve Allah'tan söz ederler. hocalar. vergileriyle birlikte babalardan evlatlara intikal ettiği gibi. hahamlar tanrının içyüzü meselesinde yaya kalır ve bu konuda bir şey bilmekle iftihar edemezken. insana hemen hemen bütün görüşlerini. Ancak herkes bu Allah'ı kendi yaratılışına göre düzenler. bunların bize binbir türlü sapkınlığı kabul ettirmelerinin nedeni işte budur. özellikle çocuklukta yumuşak bir balmumu gibidir. dünyanın halkı. kadınlar.

Mikroskopla donanmış olduğunuz halde bile. Gördüğümüz olayların yaratıcısı Allah'tır demek. karanlığı iki katına çıkararak görmek ve seçmek iddiasında bulunuyorsunuz. 34. doğanın ne olduğunu bilmediğinizi kanıtlayacaktır. I Bize temin ederler ki. Sözün kısası. tanrılar hakkında verilen köksüz fikirlere kırk yaşındaki bir adamın ruhunu alıştırmak da o kadar zordur. Zamanında. tersine. Ancak dünyada. Bu. doğanın. 33.DO Doğanın nedenleri hakkında bilgisizliklerini itiraf edecekleri yerde. uzun uzadıya açıklanmasına giriniz. Sonra suların akıntısına hayranlıkla bakmak için yeryüzüne dönünüz. bu olayları gizli bir nedene bağlamak değil midir? Allah nedir? Bir ruh nedir? Ey bilginler! Doğayı ve yasalarını inceleyiniz. ona hiç dikkat etmezler. fikirlerinizi daha çok karışıklığa ve kendi kendinizi anlamak olanaksızlığına düşürecek olan "doğaüstü" nedenlere başvurmayınız. kelebeklerin. içinde Allah'ınızın büyüklüğünü bulduğunuzu saydığınız organlaşmış zerrelerin önünde dünyayı unutmaya dalınız. doğa olaylarını doğanın gücünden. Ey cezbedici fizikçiler! Bir Allah'ın varlığını bize kanıtlamak için. sürekli ve çeşitli yasalardan. hakkında gerçek bir fikir edinmeniz hep olanaksız olacak bir etkeni kast ettiğiniz bir kelimeden yardım . bir düğümü çözdüğünüzü sanıyorsunuz. Siz karanlık olan bir şeyi. doğanın içyüzünü görüp seçtiğinizde. doğanın kuvvetleri hakkında hiçbir fikre sahip değilsiniz demektir. doğa olayları bir Allah'ın varlığını kanıtlayabilir. gözlerinizin ancak pek az bir kısmının gördüğü çok sayıda varlık meydana getirmeye güçsüz olduğuna hükmettiğinizde. Bütün bu şeyler bir Allah'ın varlığını kanıtlamayacaktır. doğayı izlemek ve seyrini değerlendirmek için. hazırlıkları bulunan kaç kişi vardır? İnsanların çoğunluğu. bir etkene ihtiyacınız var demektir. böceklerin. denizin bir dizi hareketini asla hissetmez. Düğümleri çoğaltarak. İnsan vücudunun inceden inceye. Bu. Bir köylü her gün görmüş olduğu güneşin güzelliğine asla hayran olmaz. "Bir Allah olmaksızın doğanın açıklanması mümkün değildir" diyorsunuz. ancak bunlar için. bu nitelik kanıtlayacaktır ki.adamın kafasından bu düşünceleri çıkarmak ne kadar zor olursa. doğanın olağanüstü olayları bir Allah'ın varlığına bizi götürmek ve bu önemli gerçeğe bol bol inandırmak için yeterlidir. hissedilmesi ya da bilinmesi mümkün olan etkenlerden habersiz bulunduğunuzdan. Doğada. yeteneği ve gerekli eğitimi. Bir gemici. fikirlerinizi aydınlatmak şöyle dursun. boş zamanı. hakkında hiç olmazsa bir fikir edinebildikleri doğayı incelemek yerine hayal dünyasında bilinmeyen bir neden aramaya giden din imamlarının mantıkları kadar şaşılacak hiçbir şey yoktur. ayrıntılı botanik kitaplarını kopya ediniz. bunlardan teolojik sonuç çıkarmaz. düzeneklerini anlayamadıkları her konuda kendilerine Allah'ın parmağı gösterilmiş olan ve önceden ilahiyatçılar eliyle hazırlanmış bulunan bazı kimseler için. Batıl fikirlerden arınmış bir fizikçi. pek az anladığınız her şeyi açıklamak için hiç anlamadığınız bir nedene. Bütün toplamı evren olan sonsuz karmaşık birleşmelerle çeşitli şeyler meydana getiren etki ve maddelerin çeşitliliği hakkında sahip olmanız gereken fikirlerden yoksunsunuz. karmaşık birleşmelerin zorunlu sonucundan başka bir şey olarak görmez. Doğaüstü nedenler aramayınız. poliplerin.

Bir cismin kokusunu almak için. mekana sahip olan rengin madde üzerinde bir hareketi olmaksızın ışığı ve görmeyi. onlar hakkında ayrı ayrı duygulara ve düşüncelere sahip oluruz. gözlerinizin önünde yaptığı gibi. Etkeni kendisindedir. Varlıkları birbirlerinden ancak organlarımıza ulaştırdıkları izlenim ya da hareketler sayesinde ayırır ve seçeriz. gözümün ağtabakası üzerinde etkili ışık veren. Bir şeyi görmek için. maddenin bizzat ve kendi kendine hareket ettiği sonucunu çıkarınız. Görüyorsunuz ki. beyhude geçmişlerinizden dönünüz. gözlerinizle gördüğünüz bütün eserleri oluşturmak için doğanın muhtaç olmadığı. Ancak. ne fark . Yani kesinlikle anlaşılmaz ve çelişkili bir varlık. 35 I EDER Bize gururlanarak. Her dakika.almayı daha kolay buluyorsunuz. İçyüzü hareket etmek ve oluşturmak olan doğa. doğada her şey hareket halindedir ve siz. Hareketlerin ya da eylem ve etkilerin çeşitliliği. Bu şey. hayali bir dünyadan çıkınız. HAREKET DOLAYISIYLA RUHANİ BİR HAREKET ETTİRİCİ VARSAYMAK GEREKSİZLİĞİNİN ÖTEKİ KANITLARI Maddelerin ya da cisimlerin üzerimizde oluşturdukları izlenimlerin ya da etkilerin çeşitliliği sayesindedir ki. Pekala. Bundan açıkça şu sonuç çıkar: Hareket olmaksızın ne duyabilirim. havsalam alamaz. bunları birbirinden ayırır ve her birine özel duygular tayin ederiz. Bir sanatla yapılmış uydurma bir şey değildir. bu hareket ettirici nedir? Bir ruhtur. Bir sesi işitmek için. Oysa bir şeyi fark etmek ya da hissetmek için o şeyin organımız üzerine etki yapması gerekir. kendisi de bizzat harekette bulunmaksızın bizde bu hareketi oluşturamaz. Kendi kendisinin yaratıcısıdır. Evren hep var olmuştur. olanaksız başlangıç nedenlerini bırakınız! 36. gözlerin o şeye yönelmiş olması gerekir. Esasen hareket eden ve aktif olan bu toplamın bir hareket ettiriciye muhtaç olduğunu sanıyorsunuz. görevini yapmak için yürürlükte bulunmayan ve kendisinden daha fazla bilinmeyen bir harekete geçiriciye. onları hissederiz. "sahipsiz eser yoktur" diyorlar. O asla yoktan var edilmemiştir. iticiye muhtaç değildir. koku alan organın uyarılmış olması. dünyanın kendi kendine oluşmadığını tekrarlıyorlar. gerçekliğin varlığıyla "var olan" gerçek bir dünyaya giriniz. asla bir sonuç değildir. bizzat hareketli olmasa başka bir şeyi harekete geçiremeyecek olan bir maddi ses kaynağının harekete geçirdiği hava dalgalarının kulak zarına çarpması zorunludur. bir hareket ortaya çıkarmaksızın bizde etki yapmaz. Bunun üzerine size diyeceğim ki. doğanın esasında ölü ve enerjisiz olduğunu iddia ediyorsunuz. kendi enerjisiyle. hareket eder. başka bir deyimle güzel kokulu maddeden yayılan zerreciklerin etkisiyle koklama duyusunun harekete geçmesi gerekir. tali nedenlere özen atfediniz. ve doğaya bir hareket vermek için gerekli hiçbir şeye sahip olmayan o ruhani hareket ettiricinizden söz etmeyi bırakınız. Görüntüsü gözüme ulaşan. maddelerin çeşitliliğini oluşturur. varlığı zorunlu ve gerekli bir varlıktır. bir tür heteroj enliğin zorunlu sonucu olarak. evren bir etkendir. Madde.

başlangıcı nedir? Zerrelerin gelişigüzel bir rastlantı ve birbiri arkasından gelip birleşmesi sonucu mudur? İlk insan yerkürenin balçığından tümüyle. Bir şişede korunan ya da havayla temastan yoksun olan Pyrophore. insan makinesinin bu şekilde oluşumunu aklım hiç almaz. ne de düşünce gücümü herhangi bir konuyla işgal edebilirim. Paraguaylılar aydan geldiklerini söyler ve bundan dolayı bize budala görünürler. eseri olmasıyla bu kadar övünmesi gereken bir yaratıcının sonsuz zekasını açık olarak . ne bir ağzı ve ne bir nefesi bulunan soyut bir ruhun biraz çamur alarak ve üzerine üfleyerek insanı yaptığı söylendiğinde. İnsan hep. nereden geldiklerini söylemek istersem. bundan. İnsan anlayışlı ve olgundur. ne elleri. İlk taşların. harekettir. Vücuduyla. Ancak insan makinesinde ve eriştiği zekada. haklarında bir fikrimiz bulunan cisim ya da maddelerin bütün özelliklerini. Allah'ın. eylemde ve işte bulunmak için. ihtiyaçlarının bu yetiyi genişlettiğini ve örnek olarak diğer insanlarla birlikte yaşaması ve kaynaşması sayesinde zekasının verimli olduğunu teslim ederim. Şunu da eklerim ki. ilk karıncaların vb. insanın şuursuz. madde hareket yeteneğine sahiptir. 37. "İnsan makinesi gibi şaşırtıcı bir eserde. Algıladığım bir hareket olmaksızın. Ancak. birbirine karıştırılınca ekşimeye başlamaz mı? Bu bakımdan ölü maddeler. gözle görülebilen şeylerinden ve asli sıfatı olduğunu gösteren kesin kanıtlardan sudan bahanelerle kaçınılmakta inat edilirse. İNSANIN VARLIĞ KANITLAMAZ İnsan nereden geliyor? Kaynağı. doğanın oluşumu kuvvetlerin üstündedir demekte kendimi haklı görmem. ne seçebilirim. doğanın bir ürünü görünmektedir.edebilirim. birbiri üzerine etki yapacak duruma getirildiklerinde kendiliklerinden harekete geçtiklerini teslim etmekten kimse yasaklanmaz. insanın kaynağını açıklarken düştüğüm ölçüde güçlük içinde bulunurum. bir harekete geçiriciye muhtaç değildir. insanın zeki olduğunu. ne akciğerleri. sonsuz ölçüde zeki ve güçlü bir yaratıcının elindeki kudreti onaylayınız!" İnsan makinesinin bana. ilk fillerin. hiç olmazsa. ne karşılaştırabilirim. madem insan doğanın içinde mevcuttur. ne başı. Dolayısıyla şu sonucu çıkarmak zorundayım: Hareket. Bize ardı kesilmeksizin bağırarak diyorlar ki. kendi varlığımdan bile haberdar ya da emin olamam. akıl durdurucu. Oysa. maddenin. doğanın diğer ürünleri gibi. ne gözleri. varlıklarını bize bildiren ve ilk zihinsel görüntülerini bize veren tek neden. bana bunu açıklamak için. ilk ağaçların. boşlukta yer tutması kadar esas sıfatıdır. ilk aslanların. ne madde hakkında bir hüküm verebilirim. zeki bir zatın eseri olması gerektiği sonucu çıkarılır. kendiliğinden harekete geçerler. Eğer hareketin her maddenin özelliklerinden. Okulda "bir varlığın içyüzü bu varlığın bütün özelliklerinin kaynağıdır" derler. bugünkü halinde oluşmuş olarak mı çıkmıştır? Bilmiyorum. pek övündüğü ve mağrur göründüğü aklını kullandığı son derecede ender görülüyor ve hiçbir şey bu kadar ender görülmüyorsa da. şaşkınlık verici göründüğünü kabul ederim. Avrupa'nın ilahiyatçıları soyut bir ruhtan geldiklerini söylerler. Bu iddia daha aklı başındadır. havaya bırakılınca ateş almaz mı? Un ve su. zekasız bir doğanın değil. ölü ya da güçsüz sanılan maddelerin. Dolayısıyla. Ve onsuz maddenin algılanması ve kavranması mümkün değildir. ne ayakları.

ancak seyrini çoğunlukla gizli tutar. sistemimizin merkezine koyan. rahman. cereyanların zorunlu sonucundan başka bir şey değildir. Doğa öyle bir kelimedir ki. rahim. "İnsan. insanın zeki olması da. 39. Doğaya. birbirleriyle karşılaşmaları yasaları hakkında bilgisiz olduğunu söylemektir. bazen tümüyle yok oluyor.. alim. Bundan şu sonucu çıkarıyorum: insan aklı. Bu yasalar bazı eserlerle etkenleri arasındaki bağlantıdan başka bir şey değildir. EVREN Bir Allah'a tapanlar. bütün evrenin düzeninde onu yöneten akıllı ve hakim bir zatın varlığını reddetmenin olanaksız olduğunu sanırlar. rastlantı değildir. 38.. benzer durumlarda zorunlu olarak yapmakta oldukları ve başka türlüsünü yapamadıkları için. doğası gereği ve oluşmuş olduğu cevherin eseri olarak bu yeri işgal eder ve buradan. makine bozulunca. insanlar "rastlantı" kelimesini kullanırlar. Bu etken ve . eserleri kendisini inkar eden ya da bu eserler aracılığıyla kendisi hakkında bir hüküm vermek olanaksız olan bir etken olacaktır. hep kötülüğün. Bu karşılaşma. sonsuz bileşimlerin. NE Bu durumda. Nitekim. Zerrelerin toplumsal rastlantısallığından söz etmek ya da rastlantıya bazı etkenler atfetmek. Her ne kadar insanlar tarafından bilinmeseler de. Allah hep.gösteren hiçbir şey görmüyorum. bu çok şaşılacak makine bozulmaya açıktır. evren bütün eserlerin etkenidir. kapsadığı varlıkların tümü bu etkenin zorunlu eserleridir ki bazen onun hareket biçimini bize gösterir. evren ve bütün içeriği rastlantının eseri midir?" diyeceksiniz. deliliklerin oluştuğunu göreceğiz. Hayır. Güneşi. şaşırtıcı aklı da bozuluyor ve perişan oluyor. Doğada hiçbir şey rastlantı olarak yapılmaz. hakim olduğu söylenen bir etkenden. size tekrar ediyorum: Evren asla bir eser değildir. insan vücudunun maddi organlarının bir dizi durum ve kuralına bağlıdır ve insanın akıllı olmasından Allah'ın da akıllı olması sonucunu çıkarmak gerekmez. Görüyorum ki. olgunluk ve hakimiyetle dolu olduğu. Gerek organik. insanın maddi olmasından Allah'ın da maddi olması sonucu çıkarılmıyor! İnsanın kötülükçülüğünden. yaratığı olduğu Allah'ın kötülükçülüğü sonucunu çıkarmak ne kadar olağan değilse. varlıkların. etkensiz asla bir eser yoktur. her varlığın hareket etmesini gerektirir. bize bazen elverişli bazen zararlı olan etkenler ya da durumun zorunlu olarak ortaya çıkardığı hareketlerin. çeşitli maddelerin. orada her şey sabit yasaları izler. Gerçek etkenler hakkındaki bilgisizliklerini örtmek için. İlahiyatçılar. Görüyorum ki. gözlerimizin tanık olduğu çeşitli hareketlerin toplam büyüklüğünün çokluğunu ifade etmek için kullanırız. kombinasyonların. İyilik. Güneş. Bir madde zerresi başka bir zerreyle yanlışlıkla ya da rastlantısal olarak karşılaşmaz. çevresindeki gezegenlerde bulunan varlıklara hayat vermek için ışıması zorunludur. işi nasıl tutarlarsa tutsunlar. sabit yasaların eseridir. Bu yasalar. gerek inorganik bütün cisimler. eksikliklerin. gördüğümüz eserleri zorunlu olarak oluşturmaya özgü birtakım etkenlerin sonuçlarıdır. cisimlerin birbirleri üzerinde etki yapmaları. Ancak bu düzen. Allah'ın zeki olduğunu kanıtlamaya o kadar az elverişlidir. varlıkların özelliklerine ve bazı nedenlerin birleşmesinden zorunlu olarak meydana gelmiş olan sonuca hiç aşina olmayanlar için her şey rastlantı olarak görünür. bu etkenler kesin kurallara göre eylem ve etkide bulunmanın asla dışında kalmazlar.

bu dünyanın kapsadığı varlıklar. içeriklere ve zorlamalara göre. araçları seçmekte aldanmış olmakla Allah'ı suçlamakta. her şeyi yolunda. ırmakların akması. aynı etkenlerin aynı eserler oluşturduğuna şaşmak demektir. Engel ve cezayla karşılaşmaksızın her şeyi karıştırabildikleri zaman zararlı olan yaratıklar. biri için huzur ve güvenlik olan. kudretinin ve iyiliğinin en inandırıcı kanıtı sayılan dünya düzeni yalanlanırdı. Allah'ın varlığının.durumların bazılarını iyi bulur. diğer bir mevcut için düzensizliktir. bereketli yağmurlar. hiçbir karışıklık mevcut olmazdı. zekasının. "sünnetullah" (Allah'ın koyduğu düzen). her şeyi genişliğiyle doldurur. ister bulmayalım. bu eserlerin eylemini bozmadıkça. Eserlerini hissettiğimiz etkenler. başkası için ızdırap ve karışıklıktır. birbirleri üzerine tanığı olduğumuz biçimde. gözlerimizin önünde hareket eden bütün etkenlerden daha az bilinen etkenlere mal ediyoruz. şaşkınlık içinde kalıyor. Kötülük yaparken rahatsız edildiklerinde. bazılarından şikayet ederiz. bir intizam görülünce bundan şaşkınlığa düşmek. bulaşıcı ve salgın hastalıklar. alıklığını kanıtlardı. volkanlar. aynı etkenler aynı eserler oluşturmaya devam eder. Allah'ın lütfüna. Allah sebatsızlıkla. ihtilal olmaz. teslim ediyorsunuz . etkenler. düzensizlik de tanrısallığın zaafını. Eğer dünyanın düzeni tanrısallık sıfatını. verdiği nimetlerinden dolayı minnettarlık duymamızı gerektiren hayırlı eserler kadar zorunludur ve evrenin düzenli eserlerindendir. "değişmez" olmazdı. Dünyada bir düzenin egemen olmasını görerek şaşkınlığa düşmek. kıtlık. Allah için doğada hiçbir düzensizlik. Cisimler. kararsızlığını. Allah hareket ettirici olmasa madde hiçbir eylem ve etki yapamaz. insan haklı olurdu. Allah'ın bunlara vereceği özelliklere. zorunlu ve gerekli olarak eylemde ve etkide bulunurlar. Doğada bir düzen. hep aynı yolu izler. hazırladığı ya da eylem ve harekete geçirdiği unsurları. su baskınları. Bir mevcut için düzen olan. eserlerini ister uygun bulalım. daha az olağan ve zorunlu olmayan etkenlerin etkisiyle bozulunca. kuraklık. ağır cisimlerin düşmesi. Allah'ın varlığından kuşkuya düşülürdü ya da en azından. İnsanın bir düzensizlik görünce rahatsız olması. yalnız bizim kendi makinemizde bozukluk vardır. Öteki etkenler birinci etkenleri başka türlü etkide bulunmaya zorlamadıkça. yine. muzırlar ve kötüler. gücünü ve sezgisini kanıtlasaydı. Yapacağı etkilerin tümü. bir şeyin var olabileceğine şaşmaktır. "işte mucize!" diye bağırıyoruz ve bunları. eylemi yerine getirmeleri zorunlu olmaz mıydı? Eğer eşyanın akışı alışkanlığını değiştirseydi. "Allah her tarafta vardır. eserlerin artık aynı eserler olamayacağını unutmaktır. yani aynı etkenler aynı eserler meydana getirir. rüzgarların esmesi. tersine. Bozukluğundan şikayet ettiğimiz zaman. her şeyi karışıklık ve düzensizlik içinde görürler. Evren hep düzen içindedir. eylemlerinde ya da hareketlerinde bize meçhul olduğundan. Yaptığı. onun için karışıklık. onsuz hiçbir şey yapılmaz. her şeyi düzenli bulurlar. Doğa. onsuz bir sinek bile kanadını kıpırdatamaz. Doğanın yaratıcısı ve hareket ettiricisinin Allah olduğu varsayılsa. Depremler. Diyorsunuz ki. acizlikle ve eşyayı ilk düzenlemesi sırasındaki sezgi ve beceri eksikliğiyle suçlanırdı. bizzat kendi kendisinin varlığına şaşırmış olmaktır. etkenlerin eylem tarzı ve etkileri değişince ya da bozulunca. " Ancak bu durumda.

İnsanı yaratılıştan gelen özellikler sonsuza kadar sürer ve bu andan itibaren artık anlaşmak olanağı ortadan kalkar. Bundan açık olarak şu sonuç çıkar: Soyut bir "ruh" zeki. doğayı bozan odur. kendisine. ancak göz kamaştıran ışığın kaynağını tespit etmek istediğinde. zekasını nasıl tutkuyla yüceltebilir?! Bu durum. tanrısallığın. Cisimleri etkilemek için cisme sahip olmak gerekir. benimle birlikte Allah'ın varlığını reddeder ve bir Allah'ın varlığı fikrini çürütür. onu fazlasıyla takdir etmek ve beğenmek. hiçbir sıfatı kabul edilmez. ne söylediğinizin farkında olmuyorsunuz. gerek kötü olarak Allah'ın amaçlarını nasıl değerlendirir. iradelere sahip olması gerekir. ilahi fikirler.ki. İnsanda da vardır ve insan günah işlediğinde insanı kışkırtan odur! Eğer Allah her yerde mevcut ise.T ALLAH'TA VARSAYDIĞI İÇERİĞE AYKIRIDIR Allah'a verilen bütün bu sıfatlar. değişmiş mizacımızın sonuçlarıdır. organa sahip olmak için bir vücuda sahip olmak gerekir. şair. karışıklığı hissetmek için "sıkıntı duymak" yeteneği olmalıdır. İnsanın Allah ile birleşmesi demek olan Theantropie'den ne sonuç çıkar? Yalnızca bir batıl hayal çıkar. karışıklığın babasıdır. ona tapmak demektir ve Allah'ın işine. düşüncelerini nasıl akla vurur. benimle eylem yapar. Gerçi tanrısallığı süslemiş olmak için kullandıkları insan yaratılışından gelen şeyleri abartarak işin içinden çıkılabileceğini sanıyorlar. o batıl hayalin hiçbir şeyi. ey tanrıbilimciler! Allah'tan söz ettiğiniz zaman ne yaptığınızın. Allahınız karışıklık etkenidir. benimle birlikte aldanır. İnsanlar ancak anlamadıklarına hayran olur ve taparlar. hakkında bir fikir edinmek mümkün olmayan bir zat hakkında hüküm vermek. amaçlarıyla hiçbir şekilde benzerlik göstermez" diyorsunuz. "Cennet" (Paradis) ezgisinde. fikirleriyle. Size göre Allah yalnız başına bir zattır. 41. Allah bendedir. içeriği bakımından. ilahi amaçlar insanların zekalarıyla. Düzensizliği. Ancak bu durumda. hakkında bir fikir vermek mümkün olmayana tapmak değil midir? Bu aynı amaca hayran olmak. erdemlerden ya da olgunluktan hiçbirine sahip olamayacağını bize kanıtlamak için en yüzeysel bir düşünce ile yetinmek gerekmez miydi? Erdemlerimiz ve olgunluğumuz. İnsan Allah'a taparken doğrudan doğruya kendi kendisine tapar. ne için olduğunu bilmeksizin hayran olmak değil midir? Hayranlık cehaletin kızıdır. keskin renkleri birbirinden çıkan bir gökkuşağı oluşturan üç daire şeklinde görünmüş olduğunu öyküleştirir. Dante. Düşüncelere. insan türünün bireylerine her türlü benzerlikten yoksun bir zata hiçbir şekilde uygun gelmez. benimle birlikte Allah'ı gücendirir. "ilahi zeka. topluluk halinde yaşamaz. Vücuda getirilmesi için dünyanın zahmeti çekilmiş olan hayali hemen gözden saklamaksızın. kavrayışlı olamaz ve dünyada olup bitenlerden etkilenemez. Bu durumda kendi ilkelerinize . kendi çehresinden başka bir şey görmemiştir. amaçlarının derinliğine hayran olmak. Ey dinciler. insanlar gerek iyi. Allah'ın insana ait yaratılıştan gelen şeylerden. kendileriyle birlikte yaşadığımız kimseler hakkındaki iyi niyetlerimizdir. Siz. S BİR HAYALDİR Zeki olarak adlandırdığımız bir varlığın düşüncelere. 40. iradelere sahip olmak için organlara sahip olmak gerekir. Allah'ın da bizim gibi mizacı var mı? Bizim olumlu niteliklerimiz.

bahçıvanın fikrine göre hareket etmiş olurlar mı? Karıncalar. bahçıvanın amacına. bu karıncalar yanılmamış olurlar mı? İnsana göre çok küçük bir böcek ne kadar aşağıdaysa. Hiçbir benzeri bulunmayan bir varlık için şan ve şerefin hiçbir karar ve etkisi olamaz. kendi üstünlüğünü başkalarının üstünlüğüyle karşılaştırmaktan hasıl olur. 43. "Şunun üzerine: ilahiyatı anlamaya ve ona layık olan bağlılığı sunmaya yetenekli bir zekaya erişmiş olan tek varlık insandır" diyorlar. insan karıncalar için yapılmıştır demekten daha abestir. hedefini açık bir şekilde yitirmiş değil midir? 1. 3. Allah dünyayı ancak kendi şan ve şerefi için yarattı ve planına insan türünün dahil olması gerekti. projelerine uygun olarak hareket etseler. günahkar. Şan ve şeref. bizim erdemler dediğimiz şeylere Allah sahip olamaz ve onun hakkında da insanlar erdemli olamazlar.göre kabul ediniz ki. eserlerine hayran olan ve kendisini yücelten bir kimse bulunsun! Ancak bu hükümlere göre. Versay parkının kendileri için yapılmış olduğunu ve görkemli bir hükümdarın cömertliğinin bu parkı oluşturmasının ancak kendilerini mükemmel bir şekilde yerleştirmek amacına yönelik olduğunu ileri sürseler. aciz yaratıkların kendisine ibadet sunmalarına ne ihtiyacı vardır? 4. Allah insan için yapılmıştır demek. gerçekten mutlu mudur? Tasarrufları kalıcı mıdır? Hazları acılarla karışık değil midir? Durumlarından hoşnut olanlar çok mudur? İnsan türü maddi ve manevi sürekli dert ve felaketlerin kurbanı değil midir? . Allah'a göre insan. Eğer Allah esasen mutluysa kendi kendisine yeter ve herkesten ve her şeyden gönlü tok ise. 42. Allah. NE Eğer Allah sonsuz ise. Dolayısıyla teolojinin açıklamasına göre. insan. Tersine dünyanın bütün dinleri onu saldırgan ve isyan hedefi olarak göstermektedir. Allah'ın insanı mutlu etmekten başka bir amaç gütmediğini iddia ederler. Bizi temin(!) ediyorlar ki. deliliklerin en büyüğüdür. Bu kadar yanıltıcı bir görüş ne üzerine oturtuluyor? Bize yanıt olarak. Bir bahçenin karıncaları. Bütün dinlerin konusu. Ancak. ondan bin kat daha aşağı bir yerde kalır. yani ilahiyat. nankör ve asi insan ile öfkeli Allah'ının arasını bulmaktır. Bütün mesaisiyle birlikte Allah hiç yüceltilmemiştir. deliliklerin en tam olanı. " SAÇMADIR Kendi üstünlüğünün tutkunu olan insan sanıyor ki. Bizzat sizin fikir ve kanaatinize göre. özellikle kendisi için yapılmış ve her şeye gücü yeterli Allah tarafından yönetilmekte olan bir alemde. insan her zaman Allah'ını bilmenin tam bir olanaksızlığı ve Allah'ın içyüzü hakkında hiç yenilmeyen bir cehalet içinde bulunacaktır. arzularına. Ta ki. 2. 44. Allah. evreni yaratırken konu ve amaç olarak insan türünü almıştır. özellikle tanrısallığın sıfat ve amacıyla ilgilenen teoloji. EVRENİN O DOĞRU DEĞİLDİR Evreni icat ederken.

insan türünün mutluluk nedenini hazırlamakla meşgul olduğu iddia edilen bu tanrısal lütfun kötülük dolaplarından korunmak için insanoğullarının durmadan meşgul bulunduğunu görüyorum. cömertliklerini açıklarken ve Allah'ın iyiliğine güvenmemizi isterken. Ancak insan gözünü açar açmaz Allah'ın kimseyle ilgilenmediğini görür. insanın bu dünyada mutlu yaşaması için hiçbir çaba göstermesine gerek yoktur. bu aynı hocaların. "Allah'ın lütfü insanların beyhude projeleriyle eğleniyor. insan. İnsanların büyük şehirler kurdukları her yerden ırmaklar geçirmiş olduğundan dolayı. Görüyorum ki. ani felaketlerin huzurunda. Allah'ın lütfunun on derece kötülüğe bulaşmış varlığını. Allah'ın lütfünu ve özenini özellikle yüceltmeye yönelik ve en dalkavukça övgülerle doludur. çift sürmek. . insanların çok çalışmasına gülüyor. ikide bir duran ve bir süre sonra kendiliğinden bozulup kırılacak olan karmaşık bir makine sunan bir makinecinin ustalığına hayran olur muyuz? 45. bu Allah lütfunun bize verdiği iyilik yüzdür ve kötülükler ondur. kuraklıklarla. fırtınalarla. "Lütfü rabbani" ile sürekli bir mücadele içinde görürüm. Allah'ın iyiliklerini. Allah'ın lütfu ve iyiliği. bu eserler benim için bazen yararlı. isteklerini alt üst ediyor. insan türüyle alay eden. çok büyük bir mutsuzlar kafilesi baskı altında inlemekte ve yoksulluk içinde sararıp solmaktadır. özen göstermeye Allah'ın lütfu denir. hocalar. insan çalışmazsa bir günden fazla zor yaşar. Sözün kısası. donlarla. savunma durumu almak zorundadır. akladığı zehabına kapılıyorlar. bu dünyada oturanların büyük çoğunluğu için tümüyle uykudadır. herhalde bu kıyas ve kabulden. balık tutmak. yüz derece iyiliğe karşı. yani insan çaba ve çalışması olmaksızın. esasen ben de eserleriyle karar veriyorum ve buluyorum ki.Yaratanın sanatının şaheseri olarak gösterilen insan vücudu makinesinin bin tarzda bozulması yok mudur? Bize. tanrısallık gösterisiyle cömertlik etmeye. Her ne zaman bu yeryüzünün neresinde göz gezdirecek olsam vahşi ve uygar insanı. insan yaşamak için kan. kesintisiz çalışmak zorundadır. avlamak. Oysa. ter dökmek. "Bu dünyada insan türünün her bireyi için kötülüklerden çok iyilik vardır" diyerek. varsayılan "mükemmellik"le birleştirmek nasıl mümkündür? Bütün kitaplar. ALLAH Zayıf yaratıkların ihtiyaçlarını sağlayarak. dolularla. insanların olgun zihinlerini çelmekten zevk alıyor" diye bayağı bir şekilde sızlandıkları görülmüyor mu? Peki. insanın çalışmasını çoğu kez yararsız kılan ve emeklerini berhava eden afetlerle yönelttiği darbelere karşı. Bunlar okunurken sanılır ki. Varsayalım ki. Bu ikinci etkenler. insanların "mutlu" diye adlandırdığı çok küçük bir miktarına karşılık. başlangıç etkeni (herhalde ülkelerin çoğunda) insanın muhtaç olduğu şeylerden hiçbirini elde etmiyor. Tanrısal lütfün kasırgalarla. iyiliklerin Allah'ı haklı çıkardığı. Ezmekte oldukları esirlerden daha mutlu olmayan birkaç karanlık zorbanın savurganlıklarına lokma olsun diye ağızlarından lokmaları çekilip alınan milletler yok mudur? Tumturaklı sözler ve övünmeyle. su baskınlarıyla. insan türüyle eğlenen bir Allah'ın lütfuna nasıl güvenilir? Hareket tarzını açıklayamadığım bir hafiyenin bilinmeyen edalı yürüyüşünü hayranlıkla görmem benden nasıl istenebilir? "Hakkında eserleriyle karar veriniz" diyeceksiniz. bazen zararlıdır.

İşe bakın ki. saygıyla yüceltiyordu. tarlasını bazen suya bastırıyor. bizzat insanı insana karşı silahlandırıyor. bazen evini depremle sarsıntıya uğratıyor. Allahlarında iyilikten. her an. merhametli ve özen gösteren bir anaya benzemekten çok uzak olarak. o etken bazen iyidir. güzel eserler oluşturması gerekir. bu eserler sonsuz iyi bir etkene aittir. yararlı. bu tanrısallık. aynı insanları her an binlerce kez yok etmiyor mu? Tanrısal lütuf. bir etken hakkında ancak eserleri aracılığıyla karar verilebileceğini gösteriyor. Eşyanın oluşunda Allah'ın velinimete yaraşan amacını açıkça gördüklerini öne süren "bilgin"lerin muhakeme tarzı ne kadar doğruysa. hep iyi. her ne kadar bu dünyada çoğu kez kargaşa egemense de. İnsanların korunmasını ve mutluluğunu hep gözettiği varsayılan tanrısal lütuf.bir sofu tanrısal lütfü son derece hayranlıkla. zeki bir varlık tarafından yönetilmediklerini bize en kesin . bu karışık durumu incelemeye alınırsa görülür ki. "Hotanto"ların. HAY Sağduyunun mantığı bize. hayrı ve şerri oluşturur. çocuklarını yardımsız ve korumasız olarak talihin keyif ve hevesine terk ederler. Hotantolar'ın bu muhakemesi. Ancak ilahiyatın mantığı bütün bu şeyleri yıkıma uğratıyor. Bu etkenin hep olumlu olarak anılabilmesi için. onu. bu adamın muhakeme tarzı da ancak o kadar doğru değil midir? 46. Bütün doğayı insana karşı silahlandırıyor. her ne kadar insanlar kendilerinin ezilmesiyle sızlanıp inlemektelerse de. tanrısal lütfün özel bir şekilde ortaya çıktığını görüyor muyuz? Eğer dünyayı yöneten oysa. Ona göre bu dünyada gördüğümüz olaylar. Bir etken ki. birçok kimse bunun böyle olduğuna inanıyor görünüyorlar! Dünyada olup biten her şey. onları bir daha anmazlar. rahimlerinde taşıdıktan yükten kurtulmuş olmalarından doğar doğmaz memnun olurlar. çoğu kez iyilik yapıyorsa kötülük de yaptığı için " Allah"a ibadet etmekten sakındıkları rivayet olunur. bazen yakıcı bir kuraklıkla kasıp kavuruyor. iyiliği ve kötülüğü. şehvetli aşklarının sonuçlarını hemen unuturlar. sonsuz iyi olan bir etkenin varlığını kanıtlar ve bu etken Allah'tır. daha çok o ahlaksız analara benzer ki. yine biz kani olmalıyız ki. Evreni korumak ve kollamak bu mudur? Batıl inançlardan ayrı olarak. bazen kötüdür. oluşturmaktan çok yok etmekle meşgul görüyoruz. özenden başka bir şey görmeyen ve sayısız pek çok dert ve sıkıntı içindeki dünyanın coşkuyla ve kendilerinden geçerek öptükleri aynı elden çıkmış olması gerektiğini görmek istemeyen birçok insanın muhakemesinden daha doğru ve tecrübeye daha uygun değil midir? 47. genellikle insanı nihayet acı içinde öldürüyor. Her ne kadar bu dünya zorluklarla doluysa da. Kendilerine barbar işlemi yapan milletlerden bu konuda daha uyanık olarak.1 BOZMAKLA MEŞGUL VE İNSANIN DOSTU OLMAKTAN ÇOK DÜŞMANIDIR Kendisinin yücelmesinde dayanak sayılan hayranlık verici eserlerinin korunmasında.. dünyayı düzeltmekten çok yıkmakla. sevgili yaratığını görmez oluyor. sezgiden.. tanrısal lütfun insan türü ve duygulu bütün varlıklar hakkında bu kuşkulu.

sürekli olarak bir durumda. Allah'ın amacı türümüzün mutluluğudur. Yani bazen hoş. ancak. bizim günahlarımızdır. Bazen öfkelenen. "Allah'ın amacı gizli şeylerdir ve izlediği yolların içinden çıkmak. onu. Bir varlığın zekası. hep aynı varlık olarak kalabilir mi? 49. velayeti. sonra ölmek için doğan ve ancak bunun için doğan bütün duygulu varlıkların talihini. Bana. hep bir halde olduğunu öne sürüyorsunuz. cezalandırmaya onu zorunlu kılan. Çünkü. bazılarını ise aramaya. az haz duymak. Bu eserler. insanın bardağı sevinç ve acıyla doludur. Bu eserler. elde etmeye zorunlu kılar. bazen acıklı biçimde duygulanırlar. bu sonuçlar zorunludur. Evrende duygulu varlıklar haz ve acı duyarlar. çok sıkıntı çekmek. üremeyi yıkım izler. Her şeyin zorunluluk sonucu olduğu alemde. düzenin yerine geçer. arzu etmeye. Karışıklık. BUNDA HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİRMEYEN ALLAH NE ALLAHTIR? Evren olabildiği şeyden başka bir şey değildir*. . zorunlu biçimde ya hoşuma gider ya da gitmez.şekilde kanıtlar. aynı gereklilik ve zorunluluk düzenler. yani asla değişmez. size şu yanıtı vereceğim: Allah'ın zeki olup olmadığı hakkında hüküm vermek mümkün değildir. bu etkenlerin bazılarından sakınmaya. bunları anlamak mümkün değildir" derseniz. Size şu cevabı veririm: Siz de Allah'ın değişmez olmadığını ifade ediyorsunuz. idaresi nasıl atfedilebilir? Eğer benim türüm için yararlı eserlerde sabit bir Allah görmek inancında bulunursam. Aynı yaratılış. 48. bunları ortadan kaldırmaya. her şeyi olağan akışına terk eden bir Allah. onun ülkesi saydığınız bu dünyadaki sürekli kararsızlığı kim oluşturuyor! Bu meçhul hükümdarın hükümeti kadar sık ve acımasızca inkılaplara uğramış bir hükümet var mıdır? Eserlerine kuvvet ve sağlamlık verecek kadar kudretli ve değişmez bir Allah'a her şeyin sürekli kararsızlık içinde bulunduğu bir doğanın hükümdarlığı. Ancak. uzaklaştırmaya ve yok etmeye. türümün uğradığı sıkıntılarda ne türlü bir Allah görebilirim? Bana diyorsunuz ki. ALLAH Allah'ın "kayyum" olduğunu. durumunu değiştirmek zorunda bırakıyor. yeteneği hakkında. hedeflediği amaca ulaşmak için kullandığı araçların uygunluğuyla karar verebiliriz. kendisinin de bağlı olduğu genel yasalarda hiçbir şey değiştirmeyen sağır bir Allah'tır. Bu eserler. Bununla birlikte. zorla kabul ettirilen bir şahsiyetten başka bir şey midir? O. hiçbir şeye yaramayan. bazen sükunet bulan bir varlık. sonsuz büyüklüğü nerede? Bana sonsuz bir iyilik yapabileceği halde sınırlı bir iyilik bile yapmak istemeyen bir zatın teveccühü benim neme yarar? * Dün ve Yarın adlı ve Dr. İYİLİKLER VE KÖTÜLÜKLERDO ESERLERİDİR. insanların günahları. Gustave Le Bon'dan çevrili kitabın "Felsefi Görüşler" bölümüne bakınız. Diyorlar ki. Her yerde iyiliğin yanında kötülük vardır. kendi özel duyularıma göre etkide bulunan etkenlerden oluşur. benim kendi yaratılışım ve içeriğimin bir sonucu olarak. Benim lehimde ancak pek az bir şey yapmak isteyen zatın "sonsuz kudret"i kaç para eder? Benim mutluluğuma karşı ilgisiz olan bir zatın iyiliği.

Bu cevaplarla nasıl yetinilebilir? Nasıl tatmin olunabilir? Önce ahiret hayatı: Bu ahiret hayatı fikri. insanı daha mutlu bir aleme götürmeye mahsustur" diye bizi avuturlar. ya kötülüğe engel olmak istiyor ancak kötülüğü yasaklamaya muktedir olamıyor. Sürekli olarak zorbaların. ya kötülüğü yasaklamaya muktedir olabiliyor ancak engel olmak istemiyor. o halde kötülük nereden geliyor? Ya da Allah kötülüğün olmasına neden engel olmuyor? " . hakkında hiçbir fikrimiz olmayan öteki dünyayı (yani ahiret dünyasını) kötülük ve felaketlerden koruyabileceğine ya da korumak isteyeceğine ne sebep düşünebiliriz? Lactance'e* göre. su baskınlarının. bu durumda ona atfedilmesi zorunlu tutulan bir kötülükçülük karşısında bulunuyoruz demektir. Eğer Allah kötülüğü yasaklamaya hem gücü yetmiyor. eğer Allah kötülüğü yasaklamaya gücü yettiği halde yasaklamak istemiyorsa. Bu kadar uzun sıkıntılar ve zalimce felaketler. iyilik ve hayırsever ise. tanrısallığın gizli niyetleri hakkında bizi temin edecek içerikte midir? Bu kadar sürekli bunca kötülük. bu dünyada insanları. tanrısal lütfün bize hazırladığı gelecek hakkında yüksek bir fikir verir mi? Dördüncü olarak: Eğer bize temin edilmek istendiği gibi. sıkıntısı altında insan türünün tedirgin ve perişan edildiğini tarih bize gösteriyor. insanların öldükten sonra tekrar yaşamak arzularının ifadesi olan hayalgücünden başka bir dayanağa sahip değildir. mutlu oldukları dereceden fazla mutlu etmediyse. Eğer yasaklamaya kadir olmaksızın yasaklamak istiyorsa. Allah. insanlara sürekli mutluluk olmasa bile. savaşların. Allah acizdir. hem de bunu yasaklamak istemiyorsa. İkinci olarak: Her şeyi bilen. üzerinde bulunduğumuz yeryüzü altı ya da yedi milyon yıldan beri mevcuttur. kahramanların. "Bu alem. kerim. zorluklar. Sonra "Allah yalnız kendisine özgü olan gerçekleşmesi olanaksızı ve süresiz mutluluğu insana verememiş ve ulaştıramamıştır" diyerek ağzımızı kapatırlar.1 BİR CENNET BİR AHİRET UMUDU HAYALDİR. işlemlerinden ve niyetlerinden emin olmak için bu kadar sınavlara ihtiyacı olduğunu havsala nasıl alabilir? Üçüncü olarak: Bilim adamlarının hesaplarına göre. kuraklıkların. 2000 yıl önce Epicure şöyle demiş: "Allah. eğer Allah kötülüğün yasaklanmasını hem istiyor ve buna da gücü yetiyorsa. sürekli zarar ve felaketlere uğradı.50. daha saf bir mutluluğa sahip olmak için. Bize. ya da kötülüğü Allah hem istiyor hem de yasaklamaya kadirdir. bunu varsaymakla şimdi eriştikleri mutluluktan daha sürekli. yaratıklarının düşünce ve gidişatına tümüyle vakıf bulunması gereken bir Allah'ın. sofuların anlatılmaz ve bitmez bir haz ve nimete erişileceğini iddia ettiği "cennet" umudu ne olur? Eğer Allah aklımızın erebileceği tek yer olan yeryüzünü kötülüklerden koruyamamış ya da korumak istememişse. ya kötülüğü ne istiyor ne de yasaklayabiliyor. hem aciz hem herkesin kötülüğünü isteyen olur. bu kadar perişan insanlar bulunduğunu sorduğunuz zaman. fatihlerin. hiç olmazsa ölümlü yaratıkları bu dünyada erişebilecekleri ölçüde bir mutluluğa kavuşturamaz mıydı? Mutlu olmak için sonsuz ya da ilahi bir mutluluğa muhtaç mıyız? Beşinci olarak: Eğer Allah. üzerinde yaşadığımız yuvarlağın bir "sınav yeri" olduğunu söylerler. bunca felaket. HAYAL ÜRÜNÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR Yüce bir Allah'ın yönetimi altında niçin bu kadar çaresiz. istilacı kuvvetlerin vb. Bu zamandan beri milletler türlü biçimler altında.

alemi yaratmaksızın mutlu olmaya devam edebilirdi. hahamlar vb. En derin haz ve sevinç arasında. Hocalar. başka türlü yapmayarak. İnsan. İddianıza göre. (A. rahatsız etmeksizin. Bu işçi hoş görülebilir. büyük eksiklikleri da bulunması gerekmiştir". Tecrübe. bu ulvi hayali bozmaktadır. bizzat insan da her adımda. acemi bir işçi affedilebilir. Allah yaratıklarını türlü sınıflara ayırmıştır ve her sınıf yaratık yetenekli oldukları ölçüde mutluluktan nimetlenir. Ancak sizin Allah'ınız asla hoş görülmez. mümkün olabilen bütün olgunlaşmaya sahiptir. De laformation deI'homme'dir. Sizin dediğinize göre. Bu hayali sıralamaya göre. insanın sıkı sıkıya bağlı ve tutkun olduğu görünen ve tanrısallığın en büyük armağanı sayılan yaşamının bir an bile korunacağından. Başlıca eseri. affedilmez. Oysa. dünyanın büyük kusurları olması zorunluysa.) 51. papazlar. insanı mutlu edemeyecek bir alemi hiç yaratmamanın. insan var olmadan önce kendisi için bir eksiklik vardı demektir! Kusurlu bir iş yaptığından dolayı. yapmış olduğunu yapmaya . insan emin değildir. "Alem. ezeli ve ebedi olarak mutlu idiyse. ise bize bu zorlukların ancak ahirette çözüleceğini öğretip duruyorlar. 52. Pekala. belalara uğramaktadır. 225 yılında büyük olasılıkla Trete'de ölmüştür. Allah insana muhtaçtı. ezmeksizin yürüyemez. yalnız ölüm fikri onu üzmeye ve perişan etmeye yeterli değil midir? Bütün hayatı boyunca sıkıntı ve eziyetler. İLAHİYATÇI ALLAH'INI İNSANLIĞIN EKSİKLERİNDEN KURTARMAYA BOŞUNA ÇALIŞIYOR: YA ALLAH ÖZGÜR DEĞİLDİR YA DA İYİ OLMAKTAN ÇOK KÖTÜDÜR Denecek ki. İçinde yaşadığımız dünyada.2000 yılı geçen bir süreden beri sağduyu sahibi. niçin insanları mutlu etmiyor? Ya iyi olmaktan çok kötü olduğu sonucunu çıkarınız ya da. sümüklüböcekten gökteki meleklere kadar bütün varlıklar kendilerine özel mutluluktan yararlanır. DAHA AZ HAYALİ O Bize yaratıkların rütbelerinden söz ediliyor.C. kendisini ölüme götürebilecek beklenen ve beklenmeyen bir sürü hastalıklara. çünkü açlıktan ölmemek için iyi kötü çalışmak "zorundadır". Ancak biz cevap verir ve deriz ki. O halde insanları niçin yapıyor? Sizin iddianıza göre Allah insanları mutlu etmek için her şeye sahiptir. iyilikçi yüce bir Allah'ın yaratılışına daha uygun olması gerekirdi. o her şeyden ve herkesten gözü toktur. İnsanın acı ve sıkıntı çekmesi neden gereksin? İnsanın varlığı neden gereksin? Onun varlığının Allah için ne önemi vardır? Hiç önemi yok mudur? Ya da biraz önemi var mıdır? Eğer insanın varlığı Allah için hiç yararlı ya da gerekli değilse. yolu üzerinde birçok canlıyı yaralamaksızın. Varsayılıyor ki. yaratıcısı olan Allah'ın bizzat kendinden kaynaklanmayan nedenlerle büyük erdemleri de. Allah onu neden yoklukta bırakmadı? Eğer insanın varlığı Allah'ın şan ve büyüklüğü için gerekliyse. alemi yaratmadan önce Allah. her duygulu varlığın acı çektiğini ve tehlikeler içinde yaşadığını görüyoruz. dünyanın. onun yiyeceğidir. * Firmiavaus Lactantio üslubunun zayıflığı nedeniyle Le Ciceron obretien lakabını almış olan bir Hıristiyanlık savunucusudur. bu zorlukların çözümünü bekliyor.

verdiğini geri almaz. hiçbir görevi yoksa. sözlerinize sadık kalınız. Allah'ın sonsuz iyiliklerine karşı. Gerçekten cömert olan bir kimse. Her din. yarattıklarına karşı hiçbir borcu. Yarattıklarının mutluluğunu ihmal etmekle. BİR TANRISAL LÜTU İNANILMAZ "Allah nimet ve ihsanlarının mutasarrıfı değil midir? Kendi malını istediği gibi kullanmakta ve tasarrufta özgür değil midir? Malını geri isteyemez mi? Hareket ve duruşunun hesabını sormaya yaratıklarının hiçbir hakkı yoktur. yırtmıyor mu? Çiçeron haklı olarak. bu dünyanın keder ve acıları. her kusurdan ve günahtan arınmış olsun. insan mutsuz olur olmaz bu iyilik ve onunla birlikte tanrısallık da yok olur. Eğer Allah sonsuz iyiyse bütün yarattıklarını mutlu etmelidir. beni seviniz. Sonsuz iyi ve güçlü olan bir Allah'ın ülkesinde tek bir insanın sıkıntı içinde olmasını havsala alır mı? Sıkıntılı olan bir hayvan. "Bu dünyada her şey düzen ve intizam üzerine bulunsun. Kudretindeki eserleri istediği gibi kullanabilir. bana ibadet ediniz. iyilik yapmaktan. Allah. ve nankörler vücuda getirdiğinden dolayı sızlanmaya. bütün uyruğum. iyilik ve nimetlerini yaratıklarının üzerine saçmaya zorunlu olur. Onlara şunu söylerim: iyilik ve nimetleriyle sonsuz olan bir Allah'ın tasarrufu olmaz. bu iyilik ancak insanın hissettiği mutluluklarla ortaya çıkar. " Yaptığı kötülükler nedeniyle bizi avutmak ve gönül almak için ilahiyatçıların bize yaptığı açıklama budur. tanrısal lütfa. her dine "temel" hizmetini gören anlaşmayı bozmuyor mu. Ey ilahiyatçılar! Allah'ınızı insanın eksiklerinden kurtarmak için boşuna çabalar harcadınız. İlahiyatçılara göre. teveccüh ve iltifatlarını keyfi olarak dağıtmak ve armağanlarını geri almakla. yakınmaya hakkı yoktur.zorunlu olduğunu kabul ediniz. zaman içinde kudretini uygulamaya başlamakla ve zaman içinde buna son vermekle birlikte. Ancak insanlar niçin suçludur? Eğer Allah her şeye kadir ise. İnsanlar da "Bizi mutlu ediniz. ne de ayrıcalıkçı olabilir. sonsuz bir iyilik ne taraf tutucu. iyi. suç işleyen insanların ilahiyat katından üzerlerine çektikleri ve hak ettikleri cezalardır. 53. Ölümlülerin mutlak hükümdarı olduğu için keyfinin istediği gibi mutluluk ya da felaket dağıtır. yenilmeyen. Sınırsız ve sonsuz bir iyilik fikrini yok etmek için tek bir mutsuz yeterlidir. yaratıkların da Allah'a karşı hiçbir borcu. Tanrısallığı iyilik oluşturur. "bana uyunuz. Onlara derim ki. Allah'ın değişmez olduğunu da söylüyorsunuz. ben de sizi mutlu edeceğim" dediği varsayılan tanrısallıktan insanların beklemekte kendilerini haklı zannettikleri mutluluk üzerine kuruludur. ilahiyatçıların Allah'a atfettikleri zorba ve garip yaratılış nasıl birleştirilebilir? Eğer Allah'ın. bunu yapan herkesin teşekkür beklememesi gerekir. itiraz kabul etmez kanıtlar olurlar. hayır yapmaktan çekinmede kendisinde hak bulmaz. "Allah insana kendisini sevdirmezse onun Allah'ı olamaz" demişti. bir peynir kurdu dahi. yasalarınıza uyacağız" diyor. belki aklın gereği olarak. hiçbir görevi olmayabilir. mutlu . biz de sizi seveceğiz. Bununla birlikte Allah'ınızın özerk olduğunu özgür olduğunu temin ediyorsunuz. Yine bu Allah'ta "insan kulağı"ndan bir parça kalmıştır. Bu Allah'la insanlar arasında karşılıklı bir anlaşma ve yükümlülükler varsayan din ile. gerçekten iyiliksever bir varlık. masum. Yine bu alemin diğer cansız varlıkları gibi.

kötülük ve kıyıcılık ifriti olarak dikkate alınması gerekir. bunların tavır ve hareketlerini perde arkasından gözetir. Eksiksiz. "Karakuşi takdir" (predestination gratuite) inanışının Allah hakkında verdiği fikirler işte böyledir. bir eğlence olmak üzere. tanınmayan. olgun bir zat olarak değil. Teolojik bilgiye göre. tanrısal adalet kuşkusuz tanrısallığı bize sevdirecek bir niteliktir ya! Yeni ilahiyatın bize verdiği bilgiye göre açıkça görünür ki.olsun!" demek. insanların pek çoğu için sonsuz ızdıraplar sakladığı mahpesten. büyüklüğe. onun için "Her şey olsun!" demekten daha mı masraflıdır? Daha mı çok zahmetlidir? Bu kadar mutlak güçlü olan Allah'ın. insanların çoğunu ancak sonsuza kadar azarlamak amacıyla yaratmıştır. gerçekte buna hiç inanmadıkları ortadadır. varlıkların en mükemmel olmayanını vücuda getirmişlerdir. körlükleri sonucu yürürken birbirine çarpanları şiddetle cezalandırmanın yolunu bulmak için. lütuf ve iyiliğine rağmen. ilahiyatçılar. hakka daha uygun olmaz mıydı? Tek bir insan yaratacak ve sonra onu lanetlenmek tehlikesine uğratacak kadar bölücü bir Allah'ın. Bu dünyada. İnsanlar her ne kadar Allahlarının sonsuz iyi olduğunu bize tekrar etmekten usanmıyorlarsa da. gazapla dolu olan ve bir adı da kahhar (batıncı yok edici) olan bir Allah. yani Allah'ın sonsuz kerem. bu kadar kötü yapmasından daha mı zordu? İnsanların yokluğu ile mutlu ve bilgili olarak var olmaları arasındaki boyut. bu kadar kusurlu. insanların yokluğuyla budala ve sefil olarak var olmaları arasındaki boyuttan daha mı fazlaydı? Din bize bir cehennemden. Allah'ın iyiliği yerine adaleti geçer" diyerek işin içinden çıkıyorlar. orada kendisini tanıtmaksızın. eserini noksan ve kusurdan arınmış olarak vücuda getirmesi. "O zamanda. kendisinde. Ancak bir büyük ki. en korkunç eziyete yer verir. Allah. İLAH KÖTÜLÜK VE GADDARLIK İFRİTİ. insafa. tavır ve hareketleri kendilerine ahirette sonsuz cezalar çektirebilecek insanlar yaratmaktansa duygulu canlıları hiç yaratmamak. ancak gözlerini oymadığı az sayıdaki kölelerinin de arkadaşlarına çarpmaktan sakınma ustalığı ve yeteneğine sahip olmalarını çok iyi bir şekilde ödüllendirir. kölelerinin çoğunun gözlerini oyduktan sonra bir zindana hapseder. Bu duruma karşı. merhametin. adaletsizlik. KİN VE NEFRET DOLU BİR VARLIK YAPMAKTADIR Din imamlarının bize tarif ettikleri yolda. değişmez bir varlık gözüyle bakılabilir mi? Merhametsiz bir kahırla. sonsuz acılar veren yerden söz ediyor. Bilinmeyen. olgun bir Allah oluşturmaktan çok uzak olarak. ALABİLDİĞİNE DÜŞMANLIK. Dolayısıyla. insanları bu dünyada pek mutsuz kıldıktan sonra. o sonsuz değildir. Öte yandan sonsuz kötü olan bir Allah'a. "gölgesi" olsun bulunabilen bir Allah mıdır? 54. Allah'ın onları ahirette daha çok mutsuz kılabileceğini dolaylı olarak anlatıyor. bir haksızlık. nasıl sevilebilir? Düşünülmesi ve tasavvur edilmesi insanı endişe ve karışıklığa atmaktan başka bir sonuç vermeyen bir zata nasıl "sevgi" beslenir?! . ayırt etmeksizin herkesi korumanın (rahmanülrahimliğin) ve iyiliğin. akla. sonsuz bir iyilik değildir. Allah öyle bir zorba ve zalim hükümdara benzer ki.

onu en iğrenç yanından görüyor. İşleyebileceği en küçük bir hatadan dolayı kendisini cezalandırmak için en acı azap ve sıkıntılara uğratacağını bildiği bir babayı. İşte bu durumuyla. insanı titreten bir zat nasıl sevilebilir? Bize sıkıntı ve eziyetler getiren bir zat nasıl sevilebilir? Bizi cehennem azabına uğratacak kadar barbar olduğu varsayılan bir Allah. endişe doğurması kesindir. Birinin deliliği. tanrısallıktan anlamsız ve alçakça bir korkudur. yüreklerimizde güvensizlik. yani Allahçı. Allahlarını içten sevdiklerini söyleyenler. bize isteksiz. gerçek bir dindar. Dolayısıyla dinle en karanlık. neşeli bir deliliktir. hissettiğimiz iyiliğe ve kötülüğe göre. GERÇEK DİN İLE EN KARANLIK EN ALÇAKÇA HURAFELERARASI BİR FARK YOKTUR Allah hakkındaki bu fikirleri. bu Allah'ın doğal olarak. zalim nimetlerini vermede cimri. yok edici. en esirane. C İLAHİYATÇILAR. ancak her ikisi de eşdeğerde saçmalama ve eşdeğerde cinnet halindedir. AMAÇSIZ VE . gerek süresi ve gerek şiddeti itibariyle sonsuz cezalar. Allah'ı yalnız güzel yanından görüyorsa. Allah hakkında bu aynı fikri vermiyor mu? Allah'ın sonsuz iyi olduğunu.55. H DUYGUSU VERMEYE ÇALIŞIR Pek çok kimse. tanrısallıktan alçakça korkuya karşılık Allah'ına güvenir ve içten sevgi gösterir. bir iyilik-kötülük karışımı bulduğumuz ve içinde yaşadığımız gerçek olayları göz önüne alırsak. hurafeci. ızdırapsız ve titremesiz nasıl göz önünde tutulur? Bize. TİKSİNİLECEK VE İNSANLARIN EN KÖTÜSÜNDEN DAHA KÖTÜ. en alçak hurafeler arasında fark yoktur. ALLAHLARINDAN. gerçek dinle hurafeler arasında fark olduğunu ileri sürer ve der ki: "Hurafeler. cezalarını dağıtmakta savurgan bir zorba olarak görür. dayanıksız. süresiz azap ve eziyetler veren bir Allah hakkında en küçük bir sevgi kırıntısı bile besleyemez. korku. intikamcı olduğunu. yani evladın babasından korkmasına benzer bir korkudan. şiddetli cezacı. ona asla güvenmez. aynı zamanda Allah'ın çabuk öfkeleneceğini. Yeryüzünde hiçbir insan. Düşünülmesi insana korku ve dehşet veren. bir evlat hiçbir zaman sevemez. bazen kötü görünmesi gerekir." Ancak aslında her din. 58. bazen iyi. Bize. Allah'ta bir düşmandan başka bir şey göremez. evlatlarının %99'u için. sevgimizi kazanmasının bedeli olarak. bize. sevgiyi reddeden. onu kuruntulu. diğerinin deliliği sıkıntı veren bir deliliktir. 57. çocukça bir korkudan. ya da Allah'ı ancak profilden gören delilerdir. iyilik ve lütfuna kavuşturmayı keyfinin istemediği kimseleri büyük bir öfkeyle cezalandırdığını bize durmadan tekrar etmezler mi? 56. Eğer "teist". sofular ve yalancılardır. tiksinti ve iğrenmeye yol açan karakteriyle görünür. AHLAK BOZUCU. yani ilahiyattan çıkarırsam. Oysa boş inançlara inancı olan kimse. lütuf ve iyiliklerine pek az kimseyi eriştirdiğini. ya da insanların Allahları hakkında beslemesi gereken saygı ve sevgiyle karışık bir korkudan asla söz edilmesin. Allah bana en çok. İLAHİYATIN ALLAH ALLAH'I SEVMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR Eğer Allah hakkında fikirlerimi teolojiden.

Allah. sonsuz iyi olan bir Allah. ya kişisel güvenlikleri. 18-96 yılları arasında Roma imparatorudur. Eğer kendisine tecavüzde bulunulabilecek ya da kendisine küfredilebilecek bir Allah mevcut olsaydı. ne sonsuz zalim olabilir. ancak hiçbir duygulu ruh yoktur ki. Ben de size derim ki. Ancak bu gaddarlık. Kendisine tecavüz edilmesini istemeyen bir Allah. en büyük fesatlık. soğukkanlılıkla üzmek isteyecek kadar kendisini zalim hissetsin? Böyle bir varlık. bu Allah'ın zayıf yaratıklarını. Sonunda karısının desteğiyle öldürülmüştür ve 12 kayzerin sonuncusu bu zalim . ya korkunç ibret örnekleriyle korkutmak istemeleri. daha çok isyan nedeni olur. bana. Zalimlik insanda yaramazlığın son derecesidir. ancak en vahşice barbarlık. hemcinsim demiyorum. gerekçesiz ve tümüyle keyfi olursa insanı daha çok kızdırabilir. Şunu da ekleyeceğim.YALNIZCA KEYFİ İÇİN ZALİM BİR ZORBA YAPMIŞLARDIR Cehennem azabının sonsuzluğu inancını icat edenler. misilleme olmaksızın. Bir Allah. İstibdadın en zalimcesini Roma'ya çektirmiştir. yaratıklarının tecavüzlerini sonsuzluğa kadar sürdürmeye razı olamaz. Caligula'lar. Bu gerekçe. (Yani bu Allah'ın en büyük cinayetini yüzüne vuranlar olurlardı. ne de hiçbir şeyin bozamadığı huzur ve mutluluğunu bozabilmiş (bunların hiçbirini yapamamış) olan yaratıklarını cezalandırmış olur. yeryüzündeki en büyük küfürbazlar olurlardı. ne sarsılmaz kudret ve büyüklüğünü tehlikeye düşürebilmiş. "sonsuz tecavüzler sonsuz cezaları hak eder. ölümlü olan yaratıkların tecavüzleri sonsuz olamaz. en büyük kötülükçünün bile uğradığı işkencelerin hikayesini dinlerken öfkelenmesin ya da isyan etmesin. mutluluğu sonsuz olan Allah'a asla tecavüzde bulunulamaz. Nasıl oluyor ki. Öte yandan. eziyetler.) * Domitien. Cezalar. sonsuz intikamcılığını göstermekten. pek iyi olduğunu söyledikleri Allah'tan. merak etmeksizin ve hiçbir korkusu olmaksızın. yani kendini koruma durumunda bulunmaksızın. mevcutların en iğrenç olanını yaptılar. en kör hırs düşündürebilir. Size derim ki. ya intikam çığlıkları. sonsuz cezaları gerektirir" diyeceksiniz. Neron'lar dahi kurbanlarına acı çektirmek ve bunların ızdıraplarını aşağılamak için bazı gerekçelere sahip bulunuyorlardı. affedilme zamanı artık geçmiştir. kendisini eğlendirmekten ve yaratıklarının güçsüzlüklerini aşağılamaktan başka bir amaca sahip bulunmuyor! Bütün insan türünün akıl ve insaflarına başvururum: Doğada bir tek adam var mıdır ki. kin olmaksızın. En kan dökücü zorbalar. bir Allah. bu gerekçelerden bir tanesine sahip olabilir mi? Gazabının kurbanlarını üzmekle. Azapların sonsuzluğu inancını. herhangi bir duygulu varlığı. Muhtemel ki. ahiretin cezası bu dünyada bulunan ve bundan dolayı ahiretin eziyetine tanık olamayacak olan hayat ehli için yararsızdır. sizin ilkelerinize göre insanların en kötülerinden daha kötüdür. çekenler için de yararsızdır. ne de yalnızca onlara eziyet etmekten zevk almak için yaratıklarının ömrünü sonsuza kadar uzatabilir. ya da barbar meraklarını tatmin etme arzularıydı. yararsız cezalarla sürekli olarak üzmekten zevk alacak kadar kötü bir zorba olduğunu söylemeye cesaret edebilen kimseler. Domitien'ler*. çünkü cehennemde hidayete erilmez.

62. tanrısallığın yüceliğine hangi kanıtla inanılabilir? Bizzat yaratıcısının bu kadar az hoşnut olduğu bir ürün. Allah'ın projelerini şaşırtabilir" demek. onda tedbirsizlikten başka bir şey bulmayız. ülkesinde kendisine kulluk edecek uyruğa sahip olmak için insanları yarattı" diyorlar. Yaratılanların gururu. görünüyor ki. ancak tanrısallığın durumunu. ne daha çok başarılı olmuştur. "Allah. bir zamanlar. yaratıcısına hayran ve takdirhan edebilir mi? İnsan fiziği sayısız hastalıklara ve nihayet ölüme maruzdur. her din açık bir çelişki üzerine kurulmuş demektir. bize yorumlamaya ve açıklamaya başlar başlamaz. bir eser (yani insan). Birçok dinde meleklerin. eksiklikleri. 59. "Allah dünyayı bizzat kendisi için yarattı" diyorlar. Oysa. yaratıcı onu ateşe atmak zorunda kalır. İnsan ruhu ve maneviyatı kusurlarla doludur. bizi. ne de yüceliğine daha güçlü kanıtlar vermiştir. kötülükleri. Allah. ALLAH'IN SÖZDE SANAT ŞEYİ ASLA KANITLAMAZ Bize sürekli olarak tanrısallığın yüceliğini överler. insanların sürekli olarak Allah'a karşı isyan ettiklerini görüyoruz! 60. İLAHİYAT. Bu yüceliğin kanıtlarını sorar sormaz. kendisini saldırıya uğramış hissettiğini ileri sürmek. en şaşırtıcı eseri olarak gösterilmekten bir an geri kalınmayan insan. iyiliğini gaddarlığa dönüştürebilir demektir. "İnsan alemin düzenini bozabilir. yarattığı her şeye kadir etkenin (yani Allah'ın) gözünde. Eğer her din. İlahiyat bir eliyle yaptığını diğer eliyle yıkmaktan başka bir şey yapmaz. Ancak Allah'ın en nadir eseri mükemmel olmayınca. Bu eser. Bütün dinler tanrısallığın basiret ve kudretini yükseltmekte ve övmekte birleşir. Allah'ın iyiliğini bozabilir. Bununla birlikte insanın. beğenilmeyen. saf ruhların tanrılarına (hüdaventlerine) karşı isyan ettikleri ve hatta onu gökyüzünden kovma çabasında bulundukları görülmüyor mu? (Teolojinin ileri sürdüğü savlara bakılırsa) Allah. yaratılanların en olgunu ve mevcutların en şereflisi olduğunu söyleye söyleye bitiremiyorlar! 61. sürekli öfkelenen ve sakinleşen bir Allah üzerine kurulmuş ise. Tanrısallığın şaheseri. ALLAH İDDİASINDA DA DAHA ÇOK GÖRÜLMEMEKTEDİR İnsanlardan daha mükemmel varlıklar yaratmakla. isyanları. günahları. Allah'ının elinde yıldırımı tutuşturabilir. İLAH DEĞİLDİR İnsanların eylemlerinden Allah'ın etkilendiğini.imparator olmuştur. yüce yaratanın isteklerine ve iradelerine hep karşı geldi. insan Allah'ından daha güçlüdür. melekleri ve insanları mutlu etmek istedi ve melekleri ve insanları mutlu etmeyi hiçbir zaman başaramadı. Oysa bütün bu eserler kusurludur ve içinde kötülüğü taşır. üzerlerinde silinmez harflerle bu yüceliğin yazılı olduğunu ileri sürdükleri eserleri gösterirler. Allah hakkında bize verilmeye çalışılan fikirleri yok etmektir. nefret edilen eksikliklerle doludur. yaratıcısı için çoğu kez o kadar iğrençtir ki. ALLAH . şiar ve hareketlerini.

ona ne şan ve büyüklük . Y MEVCUTLARIN EN MAYMUN İŞTAHLISI EN MAKUL OLMAYANI EN BUDALASI OLMASI GEREKİR Her ülkede ilahiyatın Allah'a oynattığı rol kadar tuhaf hiçbir şey yoktur. KÖ Allah her şeyin yaratıcısıdır denir. kötü ruhları vb.VE ONU HEP ACİZ GÖSTERİR Her din. Ancak bu önceden bilme. şeytanları. Bütün gücüne rağmen. Allah'ın insan soyunu iyileştirmek için bizzat ölmüş olduğunu iddia eder. açtırdığı yaradan. kötülüğün insan eliyle yapılması kararını verdi. Eğer Allah insanları şimdi oldukları gibi yaratmamış olsaydı. tanrısallık ne kadar çok zahmetten kurtulmuş olurdu! İlahiyatçıları ne kadar çok sıkıntıdan. 65. projelerini boşa çıkaracak derecede kurnaz kılıyor. Bununla birlikte insanlar eliyle kendisine yaptırdığı incinmeden. insanı yapan Allah. en budalasını görmek gerekirdi. Bunların tümünü hiddetlenmek. bundan şu sonucu çıkarmak zorundayız: Allah tecavüze uğramak istedi. Allah'ın dünyayı. Eğer Allah gerçek olsaydı. dünyada ahlak bozukluğu ya da günah olmazdı. asla teslim olmayacak kadar inatçı yapıyor. Melekleri. sükunet bulmak. insanları. ancak yaratıklarıyla onur kırıcı savaşlarının geçtiği sahne olmak üzere yarattığına inanmak gerekirdi. açık bir şekilde. O halde kötülük nereden geliyor? İnsanlardan mı? Peki ama. onda yaratıkların en hoppasını. yaratıklarını olmalarını arzu ettiği bir şekilde yapmayı bir türlü başaramaz. 63. bir yanda tanrısallık. saçmalığın üzerine tüy dikme kabilinden olarak bir din vardır ki. uyuşmak. ancak kendilerine karşı nüfuzunu kullanabildiği düşmanları olarak yarattığına inanmak gerekir. insanların bu kadar kötü ahlaklı olmasından Allah'ı sorumlu tutmak gerekir. öte yanda yaratıklar olduğu halde. "Dieuproposeet l'homme dispose". insanları kim yarattı? Allah yarattı. İnsan kötülük yapmak ya da Allah'a tecavüz etmek gücüne sahipse. Dolayısıyla. o halde kötülük Allah'tan geliyor demektir. tanrısallığın köklü bir şekilde şifa bulduğunu da görmedik. bununla birlikte kötülüğün Allah'tan gelmediği de temin olunur. Allah yalnız kendi kendine eziyet etmekle meşgul görünür. yani "Allah takdir eder ve insan uygular" ilkesi üzerine kuruludur. Tanrısallık hiçbir zaman bu savaştan şerefli olarak çıkmaz. 64. yani tanrısallık gerçekten var olsaydı. varlığının kaynağı olan etkene aykırı bir eser olurdu. Abesin. insan. iki tarafı eşit olmayan bir savaştan söz eder. Allah bu eziyetleri. Allah. yaptıkları karışıklıkları düzeltmek için yapıyor. yaratıklarını başlangıçta kendisinin istediği gibi olacakları yolda yaratmış olsaydı. Dünyanın bütün teologları. ezilip büzülmekten kurtarırdı! Yeryüzünün bütün din sistemlerine göre. ALLAH'A ATFEDİLEN H CEZALANDIRACAĞI SUÇLU İNSANLARA TANRISALLIĞIN GADDARLIĞINDAN ŞİKAYET ETME HAKKINI VERİR Allah'a "ezeli bilim". onları kendisine hakaret etmekte serbest bırakıyor. melhemlerinin iyiliğini göstermek için vücutlarına büyük yaralar açan şarlatanlar gibi kullanır. başka bir deyişle dünyada olacak şeylerin tümünü önceden görmek veya bilmek gücü atfedilir. ve bu ölüme rağmen insanlar hiç de Allah'ın arzu edebileceği bir durumda değillerdir. Böyle olmasaydı.

yeni bir kanunla kendisini serbest kılamaz mıydı? Önceden bilmesinin eseri olarak. bu tasarlama bu düşüşün (bu günah işlemenin) olmasını "istemiş" olduğundandır. Böyle olmasaydı. bütün kilisenin başında. Eğer yaratıklarının günahları. itaatsizlikleri hakkında Allah'ın önceden bilgisi zorunlu ya da kaçınılmaz olmasaydı. insanları baştan çıkarır. insanın günah işlemesine ve tabiatının bozulmasına neden izin verdi? Baştan çıkarılmaya (yani şeytanın insanı yanıltmasına) direnemeyecek kadar zayıf olduğunu bildiği halde. Tanrının lütfuyla bütün insanları mutlu edecek güvenilir bir araç bulduğunu söylemek zorunda kalır. ayağını kaydırır. tekrar teveccüh ve iltifatına mazhar etmesini. mutsuzlar. Kolayca aldatılan bu safdil adam dini konuşma yaparken. Eğer Allah geleceğe ait olayları önceden bilmek gücüne sahipse. hangi uğursuzluk eseridir ki.nedeni olabilir. iyi "ilke" üzerinde ya da tanrısallık üzerinde bu kadar açık bir üstünlük göstermektedir? 67. eski mertebesine çıkarmasını Allah'tan Papa istirham etsin. yaratılışları gereği mutluluğumuzun düşmanı olan birçok kötü ruhu kökünden neden çıkarıp atmadı. sonraki bir yasayı mutluluğa ayırmasının onun için ne önemi vardır? İradelerinin düzenlenmesi mutsuz yaratıklarının durumunda bir şey değiştirir mi? Kendilerini gözyaşları içinde bıraktığı için. adaletinin kendisini er geç cezalandırmak zorunda bırakacağını pekala bildiği yaratıkları başlangıçta yokluktan çekip çıkaran Allahlarından. Allah'ın yaratıcı elinden çıktığı zaman bile mükemmel değildi demektir! Allah. insanı baştan çıkarması için şeytana neden izin verdi? Bu alçak. mutluluk tahsis ettiği yarattıklarının düşüşünü önceden görmesi gerekli değil midir? Fermanlarında yarattıklarının bu düşüşüne izin vermeyi tasarlamış idiyse. kuşkusuz. bu temiz yoldan bu sapma asla olmazdı. kendi kendine zalim kanunlar kabul ettirmemek kendi elinde değil miydi? Ya da hiç olmazsa cezalandıracağı ve mutsuz edebileceği yaratıklar yaratmamakta. suçluları cezalandırmaya Allah'ın kendi adaleti tarafından mecbur edildiği varsayılabilirdi. cennetin ve cehennemin anahtarlarına sahip olan Papa'ya başvuralım. Ya da daha doğrusu. bütün insan türü üzerinde üstünlük sağlayacaklarını ve müthiş etkilerini önceden görmüş olması gereken kötü ruhları niye yarattı? Sözün kısası. Allah niye yarattı? insan türü için bu kadar iyilik isteyen Allah. dünyanın bütün dinlerinde kötü "ilke". Allah'ın şeytanla uyuşmasını. ŞEYTAN DA DİNLER GİBİ RAH EDİLMİŞTİR Bir İtalyan rahibinin temiz kalbine onur veren safça bir hikaye anlatılır. bu düşüş. şeytan. yine şikayette haklı olmazlar mı? 66. Dolayısıyla. hangi zorunluluk. İLK G Diyorsunuz ki. kötü ruhlu azdırıcı ve baştan çıkarıcı olan şeytanı. Ancak Allah her şeyi olmadan önce görmek yetisine ve her şeyi önceden değerlendirmek ve düzenlemek gücüne sahip olduğundan. Şöyle der: "Cehennemde kendisine felaket arkadaşı edinmek tek amacıyla. masum ve iyiydi. Bu . ne de insanların haklı olarak yöneltebilecekleri paylama ve eleştirilerden onu kurtarabilir. Allah'a yalvarmasını isteyelim. sürekli olarak fikir üretir. "insan Allah'ın elinden çıktığı zaman saf. ancak günahının cezası olarak tabiatı bozuldu". İnsan günah işleyebildiyse.

en azından Allah kadar gereklidir. bu Tanrı aynı lütfu. " Ancak o durumda. Allah. meleklerden. Saldırganlık ise. (A.C. En güçlünün bu hakkına "saldırganlık" denir. tanrısallığı.) 68. insanı hata yapmaz kılamadıysa. daha şerefli ve daha büyük yakın bir çevre oluşturmuş olmaz mıydı? Sözün kısası. Tanrısallığın yüceliğine katılmadıkları yada kendisi gibi tanrılar olmadıkları için insanları cezalandıran Allah. yanılmaz olmadığı için. tanrısal yüceliğinin ayrılmaz bir parçası olan yanılmazlığını insana bırakamamıştır. "İnsanın tabiatı ister istemez (yani Allah'ın ilgisi olmaksızın) bozulmuştur. hiç olmazsa niteliklerinin mümkün olan olgunluk türünü bütün insanlara bırakamaz mıydı? Bazı insanlar iyiyse ya da Allah'ın emirlerini öğreniyorsa. iyilik ve güzellik erbabının sayısından ne kadar üstünlük gösterir? Niçin kötüler. eksikliklerle dolu. zorunlu bir kötüye kullanma yüzünden özgürlüğünün hüsrana uğramasına maruz bir yaratık yapmak yerine. bir yakınlar. kötülük kuruntusunda haklı çıkarmak için icat edilen şeytan. Allah. Varlıkları ve gelirleri bu iki düşmanın çatışmaları. ancak ne çare ki. " Bu safdil rahip galiba görmüyordu ki. son derece haksız ve adaletsiz olur. iyilerden bu kadar fazladır? Temiz ve doğru insanlar yerleştirmekten başka bir şey istemediği bu dünyada. ancak güçlü olanın "güçlü olması"ndan aldığı hakla olabilir. şeytan semavi din için. yardımcılar heyeti oluşturmak isteği doğruysa. insanı . insanı. İyilik ve nur Allahı olarak "Hürmüz"ü. hahamlar vb. ALLAH CEZALANDIRMAYA HAKKI YOKTUR Diyorlar ki. rahipler. hocalar. yaratıcısına asi. bizzat Allah. Allah korkusuyla günah işlemekten çekinenlerden. rahiplerin yönetimi ve gücü. Allah. Semavi dinler. bütün insanları yaratırken mutluluğu sonsuzluğa eriştirmenin gerektirdiği erdemlerle süslenmiş olarak yaratmış olsaydı. hata yapmaz. neden bir dosta karşılık on bin düşman bulmaktadır? Allah'ın ahirette. göksel düşmanının aczini ya da beceriksizliğini bize her an her dakika kanıtlar. Allah'la şeytan arasındaki bozukluktan çok hoşnutturlar. daha parlak.hareket tarzı şeytanın insan türüne karşı kötü projelerine mutlaka son verecektir. bir de kötülükler Allahı kabul eder. aynı yetenekleri türümüzün bütün bireylerine neden vermedi? Kötülerin sayısı. tabiatı ister istemez bozulacak ve bu yüzden Allah'a tecavüzde bulunacak olan insanı yaratmak zahmetini Allah neden seçti? Öte yandan. Allah ne hakla cezalandırıyor? Bu cezalandırma. insanlar için gereksiz olur. düşmanlıkları üzerine kurulmuştur. * İran'da doğmuş ve 270 yılına doğru ölmüş olan Manes ya da Manchee tarafından icat edilmiş bir dindir. kendisi için daha onurlu bir mabeyn. İnsanlar baştan çıkarmaya ve günah işlemeye yöneltilmezse. iki düşman arasında bir uzlaşmaya aracılık etmeyecek ölçüde hoşnutturlar. kuşkusuz eksenidir. kötülük ve karanlık Allahı olarak "Ehrimen"i gösteren bu din "Zerdüştî" dininden alınmadır. ya da dünyada Allah'ın emir ve arzularına uygun bir hayat yaşamış olanlardan kurulu bir mabeyn. Manicheisme (Manicilik)* bütün dinlerin. Bir güzellikler Allahı. daha kalabalık. varlıkların en adiline yakışmaz.

iyi. nüfuz edilemez ve anlaşılmaz dediğiniz tanrısallık yollarını bize açıklamak olan din sistemlerinizi kendi elinizle yıkıyorsunuz. Meleklerin serbest olduğu söyleniyor. Kendiniz de bir şey anlamadığınız fikirler için herkese sataşmaktan. yeryüzünde de günah işleyebilme durumundan uzak. Allah'ın hükümlerini adaletsizlikle suçlamak haksız bir harekettir. tanınamayan bir hükümdar. şu halde artık "Allah'ınplanı anlaşılamaz. Allah. amacını siz de bizim gibi bilmiyorsanız. benim için hiç çekici değildir. görülemeyen. bilinemezdir" demeyiniz. bizzat Tanrının isteğini. ne hayran olabilir. ne de onu taklit edebilir. Bizi kendisine hayran etmek istediğiniz Allah'ın "planı" hakkında. ya da özgürlüklerini hiçbir zaman kötüye kullanmayacak insanlar yaratamaz mıydı? Melekler semada günah işleme yeteneğinden uzaktır. Peki bu hükümleri. İnsanların ancak korku etkisiyle boyun eğecekleri bir zorba. anlayışlı. bu yolları. bu Allah'ın isteğinin bizim için bir sır kalmasını zorunlu kılar ve Allahımızı sorguya çekmek hakkına sahip olamayız" diyorlar. Eğer Allah'ın planını. Ey rahipler! Bize sürekli olarak bağırıyor. insaflı bir varlığa layık bulmadığı planı hakkında. bunları bizlerden çok anlamıyorsunuz. Her şeyin anlaşılamaz olduğu ya da kendisinden çoğu kez isyan ettirici fikirler edinilebilen bir gidişata. ya da bu istekte tanrısal bir şey anlamadıklarını itiraf edenler hakkında koruyucu. hiç isyan etmeyecek soydan melekler yaratamaz mıydı? Yanlış yapmayacak. ne saygılı olabilir. durumunu incelemek hakkım değil midir? İnsanlar. içyüzü bilinmeyen kimseye insan ne tapabilir. bir isteğe. kendisinden açıklama isteminde bulunulamayacak bir hüdavent. herkesi baskı yaparak üzmekten vazgeçiniz. yalnız iyi türden. tek konusu. kesinlikle yanına varılamayan. bu. içyüzü bizce hiç bilinmeyen yönetiminden şikayette bulunmak deliliktir. Size göre. "İnsanları Allah'tan ayıran muazzam boyut. insaflı davranınız. tesadüfen ilgili iseniz. bu mukadderatı siz kavradınız mı? Bunların köküne inerek baktınız mı? Gördünüz mü? Bunu söylemeye cesaretiniz yok. Meğer ki. "Tanrısallığın isteği anlaşılamazdır ve onun yolları bizim yollarımız değildir. cahili olmaya zorunluluk duyulan her şeye ibadet etme gereği ve her anlaşılmaz şeyin bu anlaşılmazlık nedeniyle hayranlığa değer olduğu öne sürülsün. ilahi saltanatına boyun eğmişlerdir. acıyıcı. benim sonsuz mutluluğum söz konusu oluyor. Tanrının isteği benim için bir sır ise. Ancak hiç olmazsa tanrılarına karşı birlikte ayaklanmak için özgürlüklerini kötüye kullanmamışlardır. Her şeyin reddettiği ve yalanladığı uyku hayalleri için . "TANRININ İSTEĞ SIRRI İNCELEME VE BU KONUDA BİR KARAR VERME HAKKI YOKTUR" DEMEK SAÇMADIR Bize sürekli olarak. bunlardan bazıları günah işlemişlerdi. Eğer. akıllı. insanlar yerine yalnızca çok mülayim. birçok kimsenin adil. Gerçi vicdanınızın herkese kapalı yerinde bunu düşünmekten geri kalmıyorsunuz. yanlış yapmaz nitelikte insanlar yapamaz mıydı? 69. bilmemeye. hiçbir şey anlamadıklarını. Allah'tan umdukları mutluluk nedeniyledir ki. Ancak bu konuda hoşa gidecek sözler söylerken görmüyor musunuz ki. anlayışlı insanların saygısını kazanamaz. bu cevap inandırıcı mıdır? Değil mi ki. çok itaatkar melekler yaratması gerekirdi. isyan etmişlerdi. hiç yaratmamak daha kısa bir yol olmaz mıydı? Eksiksiz bir Allah'ın.başlangıcında yoktan çıkarmamak. çünkü bizim için anlaşılması mümkün değildir" diyorsunuz.

ilahi alametlerin teveccühü olduğuna inanmak için. bize anlaşılır ve gerçekten insana yararlı şeylerden söz ediniz. birçok felaketzedelere bu kadar avutucu görünen bir varlığın adaletine ve iyiliğine bizim hayran olmamız nasıl istenir? Madem Allahlarının olayların hakimi olduğunu. "ADALET VE İYİLİK ALLAHI" OLARAK ADLANDIRMAK SAÇMADIR. girdapları araştırmaktan bizi yasaklayarak. Sıkıntı ve keder içinde bulundukları zaman. sana yönelttiği iğrenç darbelerden dolayı Allah seni avutsun. kötülüğü iyiliğe dönüştürmeyi başarmıştır! Bir inançsız. bu kötülükleri. Heyhat! Görmüyor musun. adil ve iyi bir Allah'ın sertliğine bağlamakta pek zorluk çekilmez. fikri. din. sıkıntıların. bir Allah'ın "nüfuz edilemeyen" ve "anlaşılamayan" yollarından artık söz etmeyi bırakınız! Büyük Allah'ın bilinmeyen gizli derinliğinden bize sürekli olarak söz ederek. tesellisini kucağında bulmak istedikleri sıkıntılardan dolayı bizzat Allah'a sataşmaları. iyiler ve kötüler. dinsizler ve sofular. Bu yolla. kendilerinin de bir şey anlama imkansızlığı içinde bulundukları. Bu yolla. Tanrının kendilerini sınamak istediğine inanmaları bunlara emredilir. en doğal düşünceleri o derece alt üst etmeyi başarmıştır ki. Allah'ı kınamaları gerekmez midir? Zavallı baba! Sevgili bir çocuğunu ya da mutluluğunun dayanağı olan eşini yitirmenin tesellisini iyiliksever Tanrının kucağında arıyorsun. hastalıklar. boğaz boğaza gelmekten vazgeçiniz. en tüyler ürpertici hüzün ve kederin. Sen ise istiyorsun ki. FELAKETLERİNİN TEK NEDENİNİN KUCAĞINDA. 70. bu felaketlerin. kıtlıklar. düşmanlarına acı çektiren kötü ruhlu bir şeytan. ahlak bozuklukları. depremler. Allah'ı kötülükçülükle suçlayamayan sofular. bu dünyanın olaylarının tek düzenleyicisi ve dağıtıcısının Allah olduğunu unutuyorlar. insanların çok zalimce. çok haklı olarak. Bu durumda. bu bedbahtların dimağının karışmış olması gerekir. hüdavendimiz hakkında hüküm vermeyi cinayet sayarak. Tanrının kendilerini yokladığına. çok kötü fikirler edinmeleri gerekli oldu! Bu durumda. insanları cezalandırmak için Allah'ın genel olarak kullandığı araçlardır. şaşırtıcı buldukları bir Allah'ın eylem ye davranışları söz konusu olunca. en sevgili dostlarına sık sık şiddetli sıkıntılar . masumlar ve suçlular üzerine "ayırt etmeksizin" düştüğünü görmüyor muyuz? Bu hareket tarzında. FELAKETLERİYLE AVUNMALARINI İNSANLARDAN İSTEMEK PEK GARİPTİR Bedensel acı ve bedensel zarar. bedensel günahın cezası sayılır. Hakkında yalnız kekelediğiniz ve söylediklerinizin tümü birbirini yalanlayan. çok iyi olduğunu söyledikleri Tanrıları hakkında. talihin en kötü darbelerine dahi. savaşlar. en açık. En müthiş sıkıntıların. beni hatırına getirmemesini kendisinden pek ziyade rica ederim" diyebilir. Büyük sıkıntılar. ilahiyatçılar.İ "AYIRMAKSIZIN" BELA VE SIKINTI DÜŞÜREN BİR VARLIĞI. iyilikçi Allah'ın bir kesin kanıtı olarak bakmaya alışmışlardır. Allah'ı cılız akıl ve muhakememize getirmenin küstahlık olduğunu söyleyerek. Tanrının kendilerini sevdiğine. onları senin Allah'ın öldürdü? Senin Allah'ın seni sefil ve perişan etti. içinde bulundukları şaşkınlıktan başka bir şey öğretmiyorlar.birbirinizin etini yemekten. "Tanrı sevdiklerine böyle davranıyorsa. Bununla birlikte. teselli etsin! Teolojinin tuhaf ve metafizik görüşleri insan ruhundaki en basit.

uçurumlar. zorba yönetimlerin en zalim olanıdır. yanlış ve zararlı arzularına ender olarak engel olan. (A. sular arasında başıboş dolaşmakta serbest bırakan. gelip geçici isteklerine direnecek derecede metin olarak yaratmamış olduğu için. Oluşmasını yasaklayabileceği kabahatleri suçlayan bir Allah. bu baba. adil bir Allah'a iftira etmek değil midir? İyileştirilmeleri özellikle kendisine ait olan ve inayeti ulaşmadıkça başka türlü hareket edemeyen yaratıkları. "kendi kendisine" ödül vermiş olur. yanlışlarından dolayı çocuklara en zalimce ceza veren bu aynı baba hakkında ne düşünürüz? Haklı olarak. ihtiyatsız. Tanrısallığı. tehlikeli silahlarla oynamalarına ve yaralanma tehlikesine maruz kalmalarına izin veren bir baba hakkında ne deriz? Zavallı çocuklarına olacak kötülükten kendi kendisini sorumlu tutması gerekirken. işlediği günahtan dolayı bir insanı cezalandırmakla. çünkü tanrısal lütuf olmaksızın iyilik yapmak için asla bir kuvvete sahip olamaz.C. günahları cezalandırmaz. İNSAN İRADESİ BİR HAM HAYALDİR İlahiyatçılar bize hep. Tanrının lütfu olmaksızın insanın kötülük yapmakta zorunlu olduğunu kabul ederler ve iyilik yapmak nimetini asla vermemiş olduğundan dolayı Tanrının insanı cezalandıracağını temin ederler. Bu ne yıkıcı. bu güce eriştirmediği için daha iyisini yapması olanaksız olan insanı cezalandırmış olur. yarattığını cezalandırmaz.) 71. insafı. en karanlık zulümlerle suçlarlar. insan şimdiki bozuk ahlakıyla kötülükten başka bir şey yapamaz. Oysa bunların bütün ilkeleri insanın özgürlüğünün yıkımı ve yok edilmesinde birleşir. YASAKLAMAYA MU CEZALANDIRAN BİR ALLAH. Yaşadığımız dünyada bile insanları kusurlarından dolayı cezalandırıyor demek. eğer insanı yaratmışsa. Kerim bir Allah insan tabiatının gereği olduğunu bildiği zayıflıkları. daha tertipli mi olacak? (Kötü ruhun düşmanlarını sıkıntıya sokması. kerim ve rahman adlarını taşıyan Allah'ın sevdiklerini zulüm etmekle meşgul olmasından elbette daha anlaşılır bir hareket olur. insan özgürdür derler. insan bütün eylemlerinde özgür .) "Allah sevdiklerine dert verir" inancı bilinir. Zayıflıkları suç saymak. insanın kendi iradesi nerede kalır? Bu ilkelere göre. en kara. BENLİĞİNDE BUDALALIKLA ZULMÜ BİRLEŞTİRMİŞ BİR DELİDİR Zayıf ve korumasız çocuklarını kolladığı bize sürekli olarak temin olunan ve bununla birlikte bu çocukları kayalar. Adil bir Allah. alçakça. iyiliği ve doğruluğu olmayan bir varlıktır. insan ne haklı ne haksız olur. yaptığı güzelliklerden dolayı bir insanı ödüllendiren Allah. ne kadar bozucu ve ne kadar kokuşmuş bir inançtır. Öngörülü bir Allah.hissettirmekle meşgul olan iyilik Allahından bazen daha usta. haklı çıkarmak isteyerek. Allah. Yaptığı hatadan. Oysa kendi haline terk edilen ya da tanrısal yardımlardan yoksun bırakılan insanı. benliğinde zulüm ve alıklığı toplamış bir delidir deriz. 72. kabahatin önüne geçer ve böylece kendisini kabahati suçlama sıkıntısından da uzak tutar. insan yaratılışı ister istemez kötülük yapmaya yöneltir. ya da iyilik yapmaya yeteneksiz kılarsa. "adil" bir Allah nasıl cezalandırır? Bizzat ilahiyatçıların ilkelerine göre. Biraz düşünülürse teslim etmek zorunlu olur ki.

doğru kararlanmız isteğe bağlı değildir. özerk değil miyiz? Ancak bilmekte ve bilmemekte. yanlış. o zaman iyi ya da kötü karar vermiş olmamıza göre. seçer. İnsanın edindiği düşünceleri. Bundan zorunlu olarak şu sonuç çıkar: İnsan. kararlanmız. elinde olmayarak bir kelimede kendini gösteren düşüncelerin. İnsanın arzu ettiği. insanın hüküm ve tasarrufunda değildir. Bu sonuçtan emin olur olmaz. Ne acıyı sevebilme. kuşkulu ya da emin olmakta insan özgür müdür? Danışma. Ancak insan. zorunlu olarak eylem ve uygulamada bulunuruz. . isteğe bağlı değildir. "İnsan arzularına direnebilir. Bir şeyden vazgeçiren nedenler. insan arzularına direnir. kendine yararlı olduğuna karar verdiği şeyi arzu edebilir. İnsan doğduğu andan yaşamının son nefesine kadar bir an özgür olmaksızın yaşamının sonuna varır. aşık değildir. Hayatı boyunca istekleri. ona verdiği ana. iradeleri ya da arzuları üzerinde hakim değildir. Tutkunu olduğu güzel anı. Yanlış. eylemleri hep insanın ilişkisinin. haşin dinbilimciler bize temin ediyorlar ki. kararsızlığımızın zorunlu bir sonucudur. görüşleri. doğru bütün bilgileri aldığı ve üzerinde asla hakimiyet kuramadığı eğitiminin ürünüdür. kendisine telkin edilmiş olan düşüncelerin zorunlu sonucudur. Ancak o zaman direnmesi zorunludur. üzerinde hiçbir türlü hüküm ve nüfuzu olmadığı birçok olayın eseridir. doğanın kendisine vermiş olduğu yaratılışın. Ancak diyeceksiniz ki. Diyeceksiniz ki. işlerinin. konuşmalarının. Doğa. karar verir. Namussuz olarak tanınmak. eylemlerinde özgür olduğunu çıkaracaksınız. Kendisine hakim olan hayalgücü ve mizaç. ruhunda kendiliğinden yükselen iradelerin. Geleceği önceden görmeye gücü yetmediğinden. İnsan filan ya da falan ana babadan doğmakta ya da doğmamakta özgür müdür? Ana ve babanın ya da eğiticilerinin görüşlerini. nasranilerin dinini tanıtmak çabası göstermeyenlerin tümünü. ya da emin olduğumuz inancı bizde doğar doğmaz zorunlu olarak karar alırız. ancak o zaman. İhtirasları. Danıştığımız zaman özgür değil miyiz. o şeye yönelten nedenlerden daha güçlü olduğunda. İnsan ancak benliğine. alışkanlıklarının.değildir ve insan iradesi ilahiyatçıların sisteminde bile bir ham hayaldir. haz duyduğu şeylerin. arzuların hakimi değildir. baba ve ülke hakkında kendisinin oyunu almamıştır. bir başkasının parasını zorla almak ya da çalmak arzusuna zorunlu olarak direnir. dünyaya gelmek isteyip istemediği insana sorulmamıştır. insan isterse danışır. sevgilisinin yüz çizgilerine veren. eylemimizin sonuçları hakkındaki tereddütlerimizin. acımasızca cezalandıracaktır! İnsanın doğması hiçbir şekilde kendi seçimi ve arzusu sonucu olmaz. İsevi olmak elimde olur muydu? Bununla birlikte. bunun için insan özgürdür". yaşadığı anı izleyen anda ne isteyeceğini ve ne yapacağını bilmez. Bundan da. Allah. ne hoşlandığı şeylerden tiksinme özgürlüğü vardır. itibar kaybetmek ve ceza korkusu duygusu. insan. özlemleri. istediği doğrudur. paraya düşkünlük duygusuna üstün gelen kimse. Dolayısıyla aşk ve muhabbetinin konusu olan sevgiliyi sevmekte ya da sevmemekte aşık özgür değildir. fikirlerini almak ya da almamak insanın elinde midir? Ben putperest ya da Muhammedi ana babadan doğmuş olsaydım. zorunlu olarak aldığımız ya da zekamızın bizzat oluşturduğu fikirlerin zorunlu olarak tayin ettiği kararlardır.

arzu etmekte ve arzu etmemekte özgür müsünüz? İstekleriniz ve arzularınız. Bir şeyi yapmakta ya da yapmamakta özgür olduğumuzu zannettiren iç duygu. Bundan dolayı yaratılışımız. bu işi yapmakta ya da yapmamakta özgür değil miyim ? Bu işi yapmak ya da yapmamak elimde değil midir? " diyorsunuz. ne de bu yapı insanın özgürlüğünü kanıtlayamaz. kendisine zararlı olduğunu bildiği eylemin uygulanması kararını her an alır. Bahsi kazanmak arzusu sözü edilen şeyi yapmaya ya da yapmamaya sizi zorunlu olarak yöneltir. yemek . anlarız ki. masaldaki sineği hatırlatan bir kuruntu. çünkü istediğinizi yapıyorsunuz. Bazı şeyler (objeler) bizde zorunlu olarak acı duygusu oluşturur. edindiği görüşlere ya da organlarının yapısıa bağlı değil midir? Ne bu görüşler. İNSAN İ VAR OLMAMASINDAN. özgür olduğunuzu bana kanıtlama arzunuz. toplum da bunları cezalandırarak meşru müdafaa arzusuyla eylem ve davranışta bulunmuş olur. hesaplayıncaya kadar seçimini ertelemeye zorunludur. "Ya bahsi kaybetmeye razı olursam?" O zaman da. insan bazen kendi kendisini öldürür. Ancak istemekte ve istememekte. bir illüzyondur. "İnsan. Seçimini ertelerken de özgür değildir. Karşılaştığı konuların niteliğini öğreninceye. TOPLUMUN KÖTÜ ADAMLARI CEZALANDIRMAYA HAKKI OLMADIĞI SONUCU ÇIKARILMAMALIDIR "İnsanların eylemleri zorunluysa. Özgür olduğu zannında bulunan insan da. Ağır bir arabanın oku üzerine konmuş olan bu sinek. arzularımızın kaçınılmaz sonucudur. haberi olmaksızın götürüldüğü halde.İnsan seçmekte özgür değildir. bizi bunlardan kaçınmaya davet eder. "Bir işi yapmak ya da yapmamak için bahis tutsam. ya da yaratılıştan gelen özellikler tarafından kaçınılmaz olarak ve isteğe bağlı olmaksızın harekete geçirilmiyor mu? 73. yalnızca katıksız hayalden başka bir şey değildir. ya da işlerinin sonucunu iyice tartıncaya. bahsi kazanma arzunuzdan daha kuvvetli bir neden olur! Ancak diyeceksiniz ki. elinizde olmayan ve tasarrufunuzda bulunmayan eşya ya da sıfatlar. bu eylem ve işler asla hükmümüz altında bulunmayan isteklerimizin. Çünkü insanın elinde olmayarak oluşmuşlardır. Size. üzerinde götürülmekte bulunduğu arabayı kendisinin çekip götürmekte ve sevk ve idare etmekte olduğu zannıyla kendi kendini alkışlıyordu. açıkça zorunludur. insan kendisine en yararlı ya da hoş gördüğünü seçmekte. bundan dolayı insan özgürdür. toplum ne hakla. eylemlerinde serbesttir. bundan dolayı insan özgürdür" diyeceksiniz. Eylemlerimizin gerçek başlangıcına baktığımızda. bizi bu şeylerden iğrenmek zorunda bırakır. doğru ya da yanlış akıl yürütmekte. Açlıktan kıvranan bir kaplan parçalamak. evrenin makinesini sevk ve hareketlendirmekte kendisinin serbest olduğunu sanan bir sinektir. toplumu kirleten kötü adamları cezalandırıyor? Başka türlü hareket edememiş olan kimseleri cezalandırmak adaletsizlik değil midir?" Eğer kötü adamlar kötü tabiatlarının zorunluluklarına göre zorunlu olarak eylemde bulunuyorsa. hayır diye cevap vereceğim. Bunu reddederim: İnsan iyi ya da kötü düşünmekte. muhakemede bulunmakta özgür müdür? Akıl ve anlayışı. ya da öğrendiğine inanıncaya. insanlar istediğini yapmakta özgür değillerse. Bu. Kendi kendinizi özgür sanıyorsunuz. kendimi özgür hissediyorum.

Zemberekleri bizzat kendi hareketlerini kolaylaştıran bir makineyi aşağılamaya. mutluluğa doğru eğiliminde. doğru yoldan sapanın yanında yer alan ve düşünceden. çünkü kendilerine verilen ilaçları almayan inatçı hastaları iyileştirmek mümkün değildir. yaylar gibi söker atar. kötü konulmuş. Fasat (kan alma. etkilerini durduran başka etkenler girmezse. bu etkiyi zayıflatan ya da sonuçsuz kılan öteki etkenler tarafından asla kesintiye uğratılmadığı zaman oluşturur. bağnazlığı ve budalalıkları iyileştirmeye yarayan çarelerdir. topluma belli hareketleri yaptıranlar. dimağa hücum eden kanı yatıştırmaya özgüdür. 74.istediği insanın üzerine atılır. Ancak gerçek. aşağılar ve yararsız ya da zararlı zemberekler. bir etkendir. bir zemberek oldu. düşünce. kesinlikle saçmalıklardan kurtaracaktır. Gerçek. Erdem nedir? Bizi başkalarına iyilik etmeye yönelten bir eğilim. zorunlu olarak arar. Kötü adamlar. Özelliklerini yitirince zorunlu ve kaçınılmaz olarak başka türlü eylem ve harekette bulunurlar. 75. insanların yanlışları. Aynı etkenler tarafından hareketlendirildikleri ve aynı özelliklere sahip bulundukları sürece. "insandan insan iradesini kaldırmak. bazılarının da beyinsizlikleri. Roma İmparatorluğu'nun yaygın makinesinde yararlı bir hareket ettirici. Bir etken. en iyi kanıtları. insanı saygıdeğer kılan bir hareket tarzıdır. özgür lüksüz. gerçek mutlaka eylem ve etkisini oluşturur. gerçeğin kabulüne doğal olarak karşı koyar. iyi yerleştirilmemiş zembereklerdir. bir makinenin ne hakkı vardır? Güzellik erbabı. Kendi çıkarı için. az düşünmelerinin zorunlu sonucudur. deney. bir ruhsal durumdur. Bilgisizlikleri. toplumun düzenini. toplum iyileri sever ve ödüllendirirse. ne hal ve harekette iseler o hal ve harekette devam etmeleri zorunludur. ahengini bozarlar.İ "Eğer her şey zorunluysa. kolay aldatılmaları da tecrübesizliklerinin. Dünyayı birleştiren cansız ya da canlı bütün varlıklar birbirine bağlıdır. zembereklerdir. bilgisizliklerinin zorunlu sonuçlarıdır. Bu kadar arzu edilen eserler oluşturmaya yetenekli makinelerin ya da "otomat"ların neresi aşağılamaya değer olur? Marc-Aurele. İnsanda değer nedir? Hemcinsinin bireyleri gözünde. akıl. ancak insan kaplandan korkmamakta özgür değildir ve kaplanı öldürme çarelerini. etkisini ancak. araya. Ancak diyeceksiniz ki. seçeneksiz olunca artık onda ne değer ne erdem kalır". şundan dolayı ki. onu yalnızca bir makine. muhakemeden çekinen insanlara. bir otomat düzeyine indirmektir. Nitekim beyne kan toplanması bazı hastalıkların zorunlu sonucudur. bunlar bilgisizliği. kendisini içten bir doğrulukla arayan temiz ruhları. Bize diyorlar ki. işleyişini. en iyi tanıkları dahi kabul ettiremezsiniz. insanları iyileştirmek iddiasında nasıl ve niçin bulunulabilir?" İnsanların hata ve kusurları. bu varlıkların. hacamat). gerçek. ihmalkarlıklarının. . görüşleri ve düşünceleri de zorunludur. bazı kimselerin çıkarları. Gerçek. o halde. birçok hasta kafalara niçin bu iyileştirici etkiyi yapmıyor? Çünkü bütün çarelere direnen hastalıklar vardır. EĞER OLSAYDI ALLAH DİNLERİN YARARSIZLIĞI İŞTE BUNDANDIR Dünya bir etkenin zorunlu sonucudur. kötüleri de sevmez. Doğru yoldan sapmada şiddetle çıkarı olan. inatçılıkları.

Hiçbir şey isteklerini durdurmak ya da değiştirmek yeteneğinde olmazdı. hareket tarzı. DOLAYISIYLA ALLAH'IN CEZALANDIRMA VE ÖDÜLLENDİRME HAKKI YOKTUR Allah hep. insanın hayatı boyunca bir an olsun özgürlüğe kavuştuğu nasıl öne sürülebilir? Günah işleyen insanı Allah korumasaydı. kendisine itaat eden uyruğu ödüllendirmek ve isyan edenleri de cezalandırmak hakkına sahiptir. ne kurbanlanmız onun değişmez seyrini ve asla değişmeyen isteğini durduramaz ya da değiştiremezdi. hakkaniyet dünyadan . İnsanın Tanrıyla sürekli bir bağlılık içinde bulunduğu. Tanrının isteği eseriyse ve kendisine Tanrının lütfü yönelmeksizin hiçbir iyilik yapamazsa. bu. Allah'ın ülkesinde asi uyruğu varsa. kusuru kendi beceriksizliğinde bulmalıdır. eğer bir "Tanrı" olsaydı bile dinlerin hepsi tümüyle yararsız olurdu. Allah'ın dünyanın düzenini bozmak istemiş olmasındandır. niteliğe bağlı olurdu. hayatı terk eden bir kimse özgür müdür. insanı "adem"den çıkardıysa. özerk midir? Eğer Allah. ülkesinde asi uyruk bulunmasını Allah'ın istemiş olmasındandır. Bu benzetmenin hiçbir kısmı doğru değildir. öncesiz ve sonsuz bir niteliği ve yaratılışı olur ve bu nitelik ve yaratılışın egemenliğine göre hareket etmekte Tanrı zorunlu olurdu. BİZZAT ÖZGÜR DEĞİLDİR Eğer ilahiyatçılar. ister istemez yaratılışında bulunan özelliğe. 77 HER KO ATFEDİLEBİLİR. eğer insanın uğradığı sıkıntılar. Hiç kimse Allah'ın adaleti hakkında kuşkuya düşmeye cesaret etmiyor. kavimlerin alın yazısına hakim oluyor. iradesine karşı çıkma ve direnme gücü kimsede bulunmayan yaratıcı bir hükümdardır. bu. Bundan şu sonucu çıkarmak zorunluluğu vardır ki. eğer insanın varlığını sürdürmesi yaratılmanın sürmesiyse. Tanrı bile asla yapmak istediğini yapmakta özgür olarak görülemez. kendi kendileriyle sürekli olarak çelişki halinde bulunmasalardı. 76. zincirlerini yaratmış olduğu bir makinenin başındadır. Allah. İnsanların günahları dünyanın düzenini bozuyorsa. Bu yaylar. sonsuz olan bu zatın. Tanrının iradesi olmadıkça tek bir nefes bile alamayacağı farz ve iddia olunmuyor mu? Allahsız var olmayan. ne dualarımız. Allah. Öncesiz.Varlığı bir an için kabul edilse. ancak Allah'ın düzenlediği biçimde çalışır. onu günah işlemeye devam etmesi için yaşamak zorunda bırakıyor demektir. Allahsız özel varlığını koruyamayan ve eceliyle ilgili olarak Allah'ın iradesi gerçekleşince. ne bizim çabamız. Kuvvet. yine kendi varsayımlarına göre. zulümden başka bir şey görülmüyor. Allah insanı koruyorsa. Eğer bir Allah var olsaydı. insan nasıl günah işleyebilirdi? Eğer günah işlediği sırada. Bir kez bu böyle olunca. hiç yoktan kendine uyruk yaratmış ve bunlan kendi keyif ve arzusuna göre oluşturmuş. Allah. bütün yaylarını. insana bir an olsun özgür ve özerk gözüyle bakılamayacağını teslim ederlerdi. eğer insan kendiliğinden hiçbir şeye güç yetiremezse. Eğer bu yaylar iyi çalışmıyorsa. eğer Allah yarattığını bir an gözünden ayırmazsa ve insanın başına gelen her şey Tanrının iradesi sonucuysa. adamlarının çoğu asi uyruğundan olan bir hükümdara benzetilir. bununla birlikte adil bir Allah'ın hakimiyeti altında adaletsizlikten. ve iddia edilir ki.

kötülüğün . Allah'ın bu alemden daha iyi (ya da daha az kötü) bir alem yapmaya güçlü olmadığını kabul etmek suretiyle küfretmektir. Bununla birlikte. Felaketlere uğrayan insanın Allah'tan yardım rica ve istirhamında bulunması. adaletine. yani bu dünyayı eksiksiz ve en iyi görmek. daha iyisini yaratabileceği halde çok kötü bir dünya oluşturmak şeytanlığında bulunduğunu iddia etmekten daha az hakaret içerir. Bir kötülükten vazgeçirmek ya da kötülüğü durdurmak için Allah'a yalvarmak. Tanrının kudretini sınırlamaktır. olanakların en iyisinde yaşadığımızı bize söyleyen kimsenin.sürülmüş gibi görünüyor. her şeye gücü yeten bir zata sabrın yakışamayacağını görmüyorlar mı? Allah zulme. başka bir dünyanın hayatı boyunca da sakinlerinin felaketleri üzerinde ilahi adaletin aynı şekilde uykuya dalmayacağını bize kim ve ne temin eder? Allah'ın çok sabırlı olduğu ve adaleti çok yavaş olsa da hiç de az olmadığı söylenerek. mallarını. sıkıntı ve acılarımız avutulur. İNSANLAR OLMADIKLARINI KANITLAR İnsanlar Tanrının olgunluğuna. başka bir kürenin. eğer mantıklı olsaydı. Tanrının yönetiminden hiçbir şekilde hoşnut olmadıklarını bize göstermez mi? Allah'tan bir iyilik istemek için Allah'a yakarışta bulunmak. erdemine. BOŞ BİR İNANÇ.. Sürekli olarak semaya gönderdikleri dualar. "Allah tarafından yönetilen" bu alemde her şey bozuk ve karmakarışıktır. 78. diyelim ki bir an bile. Eğer iyimser. ona kafir gözüyle bakan ilahiyatçı da her şeye gücü yeterliğini savunayım derken. ABES BİR VARSAYIMDIR Dünyamızın oluşuna sahne olduğu kötülüklerden şikayet ettiğimizde. Dahası var: İnsanın daha mutlu olacağı başka bir alemi beklememesi gerekirdi. içinde bulunduğumuz alemden daha iyi bir alem yaratamamış olduğunu düşündükleri için iyimserlere (optimistlere) kafir gözüyle baktılar. BU (AHİRETTE) ONARILACAĞI. lehimize düzeltmesi için. şunu görmüyorlar mı: Dünyayı yarattığı zaman elinden geldiğince iyi yaptığını iddia etmek. Gerçekte ise. Adil. bu felaketlerin yapıcısına başvurmak demektir. Bize denilmek isteniyor ki. siyasetinin devamına engel olmaya çalışmaktır. güzel düzenine hayran olmaktan geri durmuyorlar. bizi öteki dünyaya (yani ahirete) havale ediyorlar. özgürlüğünü ve hayatını cezaya çarpılmaksızın kendine oyuncak ediyor. başka bir deyişle bu dünyada her şeyi iyi bulan. çıkarımıza asla uymayan planını. birkaç kişi bütün insanların rahatını. göz yumabilir mi? Bilinen bir kötülüğe göz yummak ya zayıflık ya kararsızlık ya da danışıklılık belirtisidir. madem Allah oldukça uzun bir süre adaletini uykuda bırakarak bu yerküresinin hayatı boyunca kötülüğün egemen olmasına razı olmuştur. Yasaklamak gücüne sahip olduğu bir kötülüğe göz yummak. Bu ilahiyatçılara göre. Ancak bu ilahiyatçılar. kendi sistemiyle tanrısal büyüklüğe zarar veriyorsa. Allah'tan asla hoşnut değildirler. planının. 79. değişmez. ilahi zatın asalet ve lütfunu yaralayarak "kafir" olur. onun özenli iyilikseverliğine güvensizlik göstermektir. Bir iyimserin. bu dünyada çıkmasına bir süre için izin verdiği zulüm ve sefaletleri Allah. iyiliğine. iyimser olmak. ahirette onaracak. Mümkün olan en iyi dünyadan daha iyi alem bulunabilir mi? Bazı ilahiyatçılar. asla dua etmemesi gerekirdi..

"Allah. bir insanın da şikayet için ağzını açmaya aynı derecede hakları yoktur". Allah en güçlü olduğundan sıradan kurallarla sınırlı değildir demektir. bütün hakların gaspı demektir. mutlak hüdavenddir" denilerek bizim susturulabildiğimiz sanılıyor. insanlar için bir model değildir. bu dil olamaz. "Allah. elçisi! Sana diyeceğim ki. hiçbir şeyin sınırlayamadığı yüksek gücü. nazırı. yaratılışından şikayet edilir edilmez. Tanrısallığı haklı çıkarmak için.* * Şeyh Sadi: "Kuyuyu ve körü görürsen ve bu durumda sessiz ve ilgisiz kalırsan (yani kazanın ve musibetin önüne. İçtihat'ın hakim fikirlerinden biri de şudur ki. Bir kötülüğün olmasına engel olabilirken. 80. zorbadır. haksızlığına bu kadar çok benzeyen bu tanrısal "adalet" hakkında ne fikir edinebilirim? "Allah için haklı olan şey yaratıklarına göre zalimcedir" demek. haklı ve haksız konusundaki bütün fikirlerimizi karmakarışık etmek değil midir? Tanrısal olgunluğu. Allah'ı her an varlıkların en haksızı. Bir zorba. " Bu durumda. körü uyararak ve doğru yolu göstererek geçmezsen) günah işlemiş olursun" demektedir. Dolayısıyla. bu tanrısal adalet ne türden ya da ne içerikte bir adalettir? Çoğu kez insanın adaletsizliğine. bizzat Allahınıza. İLAHİYAT. Ey adil bir Allah'ın vekili. bir toprak solucanının da. en büyük yücelik. sözlerini kesmek isteyen hükümdarların. Bir zorba. yaratıkların en küçüğü. övülen bir Allah'ın vekillerinin kullanacağı dil. yapabildiği halde yapamadığı iyilikten de sorumludur. o kötülüğü doğrudan doğruya yapmış olur. insanların gözünde bir tiksinti konusudur. engel olmayan. Ancak en güçlü hak. mukadderatımızın hakimidir.yapılmasına razı olmaktır. en büyük kudret. düşmanlık etmeye ve nefrete değer bir konudur. düşünen. hiç kuşku yok. zulüm ve şiddetinden muzdarip olanları susturmak. kendisine haksızlık etmek. adil ve adaletsiz. . Allah mutlak hüdavenddir demek. muhakeme eden bir insana Allah'ı kabul ettiremez. hükümranıdır. nasıl model olarak alınabilir? Diyorsunuz ki. ALLAH TARAFINDAN İZİN VERİLEN KÖTÜLÜĞÜ VE ADALETSİZLİKLERİ HAKLI GÖSTERİR Birçok dinbilimcinin her taraftan bana şöyle bağırdığını duyarım: "Allah sonsuz adildir ancak adaleti asla insanların adaleti gibi değildir. vahşi bir muzafferin hakkı ve ancak onun gözünde bir hak olabilir. ona yarattıklarını kendi eliyle istediği gibi yapma hakkını verir. kötülük yapmak hakkını veren bir Allah. Bu nedenledir ki. en adaletsizi yapmak garip değil midir? Allah'ın eylemlerinden. Bu zorbaca açıklama tarzı. tekrar hatırlanabilir: İnsan yalnız yaptığı kötülükten değil. insanlığın olgunluğuna tümüyle zıt olan bir zat nasıl örnek. en aşağılığı konusunda bile haksız olmak hakkını veremez. nazırların (bakanların) kullandığı dilden ödünç alınmıştır. ANCAK. Bu barbar hak. Bu "en güçlü hak" mağlup ettiği mutsuzlara istediğini yapabileceğini düşünen vahşi bir fatihin. ALLAH HAKLARA TECAVÜZ HAKKI VEREREK YA DA İNSANLARA AHMAKÇA BİR İTAAT EMREDEREK. hiçbir zaman bir Allah değildir (zorba olan Allah olamaz). Bir zorba.

savaşlarda boğazlanmaktan. ne tuhaf gözlerdir! 81. sofuların "iyi Allah mutlak hüdavenddir. özelliklerinden birinin uygulanması hep öteki olgunluğunun. ÇO . öz oğlunun ölmesine razı oldu". öteki özelliğinin zararına oluyor. Tanrının olgunluklarından. en sürekli eziyetlerde. "rahmanürrahim Allah" diye adlandırmaktan vazgeçiniz. Allah bizi. söyleyin.ancak o esirlere meşru görünebilir ki. evladı için gaddar ve barbar olma hakkını kendisine vermez. "ilahi adaletini bizzat hoşnut edemeyen uyruğu hakkındaki iyiliklerinin sonucu olarak. Ancak. her istediğine kadirdir" diye bağırdıklarını görmüyor muyuz? Ey. En büyük felaketlerin ortasında ve daha doğrusu. Allah. bir sürü zalim ve zorbanın demir asasının eziyet ve baskısı altında ezilmekten. mubah olduğunu sanacak kadar kör olmuşlardır. çılgınlıklarında "yararlar" ve "çıkarlar" gören imanın gözleri. "Allah adildir" demeyiniz. İNC İMHALAR HEP ZALİM VE BARBAR BİR TANRI GEREKTİREN TUHAF VE GÜLÜNÇ UYDURMALARDIR Babalarının işlediği isyan ve günahlardan dolayı. Ancak bir babanın yabancılar için iyiliği. Diyeceksiniz ki. O zaman olsun. en çok "güçlüdür" deyiniz ve onun gönderdiği darbelere karşı koymanın sizin için mümkün olmadığını söyleyiniz. siz "iyi Allah"ın size veba gönderdiğine. zorbalar her şeyi. Tanrısal adalet hakkında Musevi. ahlak bozukluklarında. her an birbirini bozmaktan başka bir şey yapmıyor. "iyi Allah"ın kıtlık nedeni olduğuna. her zulmü yapmanın sakıncası olmadığını. sözün kısası "iyi Allah"ın iyi olmaktan "rahmanürrahim" olmaktan geri durmaksızın uğrayacağınız kötülüklerin en büyüklerini yapmak istek ve gücüne sahip bulunduğuna gönülden inanıyorsunuz! Hiç olmazsa size kötülük yaptığı zaman Allah'ınızı "iyi Allah". "iyi Allah"ın size savaş verdiğine. haberleri olmaksızın suçlanan insan türüyle barışması için suçsuz ve günah işleme gücü olmayan öz oğlunu öldürten bir Allah'a inanmaları kendilerine önerilen Hıristiyanlar. kavimlerin hangi gerçek çıkarı vardır? Türümüzün bu kadar zalimce lokması olduğu en yürek paralayıcı sefaletlerde. her an birbirini ortadan kaldırmaktan. tanrısal adalet hakkında ne tuhaf fikirler edindiler! Uyruğunun isyan etmesinden sonra kendi öfkesini yumuşatmak için. ancak en büyük iyiliğimiz için cezalandırır. böyle mantıksız düşünenler! Ey muhakemelerinde mantık bağlantısı bulunmayanlar! Demek ki. direnemeyecek ve karşı koyamayacak ölçüde kendilerini zayıf hissettiklerinden. İseviden daha doğru fikirlere sahip midir? Musevinin Yehova'sı suçsuz kavmi üzerine vebayı musallat eder. isyanla hiçbir ilgisi bulunmayan veliahtını öldürmekten başka çare bulamayan bir hükümdar hakkında ne deriz? Hıristiyan diyecek ki. deyimlerin hissedilen tutarsızlığı içinde. çoğu kez milletler üzerine yıkıcı etkilerini yüzyıllarca hissettiren kötü hükümetlerin zulüm ve eziyeti altında yok olmaktan. Allah'ın esirgemek istediği mutlak bir hükümdarın günahlarını bağışlatmak için uyruğundan 70 bin kişi yok edildi! 82. ilahiyatın Allah'ına yüklediği özellikler ve nitelikler. bulaşıcı hastalıklar yüzünden mahvolmaktan. ahlaksız efendilerine uyarak bozuk ahlaklı olmaktan. Yani cezalandırması bize en büyük çıkarı sağlar.

O zaman öfkelenen sultan şöyle der: "Acayip! Oynamak. zar atmak için kimse gelmiyor mu? Bu benim hesabıma gelmez. bu iyiliksever Allah ancak sonsuz mutluluğa hak kazanmak için ve ancak bunun için uyruğuna hareket serbestisi verir" diyen rahipleri dinlerler. Ancak sizi haberdar edeyim ki. Benim şanım ve büyüklüğüm ister ki. bu altınları görüyor musunuz? Haydi bakalım.KİMSEYE SEVECEN. ölümlü "insan"lar. Dolayısıyla oynayacaksınız! Emrediyorum. amacı. Her biriniz sırayla bu zarları ve kutuyu eline alsın. Kendilerine "Allah sevecen bir babadır. isteklerinde pek zorba bir sultanın egemen olduğunu anlatır. yüz bin kez atılsa ancak bir kez çift gelebilir. uyruğunun zayıflıklarını bildiğinden onlara şöyle sözler eder: "Esirler. alicenap hükümdar. Gezginler. Masanın bir ucunda sultanı kuşatan mabeyincilerin ve ahalinin açgözlülüğünü çeken altın yığınları vardır. köleler! Size iyilik yapmak istiyorum. bunun sonucu olarak üzerlerindeki baskı ve keyfi idareyi en azından iki kat artırmasından korkarlar. Bu nedenle. Bu hazineleri. Sultan." Hükümdarın bu konuşması üzerine. onları çok zalim ve tehlikeli bir oyun oynamak zorunda bırakmıyor mu? Kendi rızaları olmaksızın. gerçeğin onları kızdırmasından. insanlar tanrısallığı gaddarlıkla suçlamaya razı olmaz. oynansın. Lütuf ve keremim sizi zengin etmek ve tümünüzü mutlu kılmak istiyor. ömür boyu karanlık bir zindana atılacak. yaratılışlarına bağlı ihtiras ve arzularla hareket eden. Çocuklarının büyük çoğunluğunu yeryüzünde yalnızca eziyetli. Cevap vermeksizin itaat ediniz!" Şu nokta dikkate alınmalıdır: Zorbanın zarları öyle yapılmıştı ki. zindanının dolduğunu ve . zamanını üzerine üç zar ve bir zar kutusu konmuş bir masa önünde geçirir. şiddeti ve süresi bakımından müthiş işkence ve cezalara sevk edebilen bir yola düşmeye zorunlu bulunurlar. Zarları altı kez çift getirmek mutluluğuna erişen. Bu dünyanın zorbaları için olduğu gibi. orada bulunanlar hayret ve şaşkınlık içinde birbirinin yüzüne bakar. istenen sayıyı elde edemeyen. işte bunlar sizin içindir. Bu hükümdar. CÖMERT VE ADİL BİR BABA DENİLEBİLİR Mİ? Bütün dinlerin tanrısallığa alabildiğine sürdüğü kara zulüm ve gaddar lekelerine rağmen. hazineye sahip olacaktır. sıkıntılı ve acılarla dolu bir yaşam sürmesi için dünyaya getiren bu babanın sevecenliği nasıl ve hangi belirtiyle anlaşılır? İnsanı. düşmekten kurtulamayacakları tuzaklara maruz. saygısını ve itaatini sağlamaktır. suistimal edebilecek bir mevkiye koyduğu ve bu suretle sonsuz cezalara uğrattığı söylenen bu sözde hareket özgürlüğünden daha kötü bir ihsan var mıdır? 83. Ve adaletim. bunu kazanmaya çalışınız. bu dünyada uyruğunun sevgisini. koruyamadıkları ve tasarruf edemedikleri bir mizaç ile. çıkmasına ihtimal vermedikleri ve önünü almaya kadir olmadıkları olayların sürüklediği mutsuz. İNSANLAR İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ VE VÜCUDU OLDUĞU ÖNE SÜRÜLEN BİR ALLAH'IN İYİLİĞİ VE ADALETİ ALEYHİNDE KANITTIR İnsanları yaşama davet ederek. Asya'nın bir ülkesinde fantazilerle dolu ve pek tuhaf. onun yavaş yanan bir ateş üzerinde yakılmasını istiyor. tehlikeli. Allah. Hiçbiri bu kadar tehlikeli bir şansı denemek istemez.

MESAİSİNİN TEK AMACIDIR.servetinin elinde kaldığını görmekten zevk alır. insan. öteki bütün hayvanların pek çok üstüne koyar. sizin Allah'ınızdır. gösterişli yaşayışının süreceğinden bir an emin misin? Aşağıladığın maddenin en değersiz. bu ruh. sizler de bu zarlarla oynamak zorunda bırakılanlarsınız! 84. YARAT GÖZDESİDİR. veya bunlardan ayrılık ve acıların düşünce gücünü istila etmediği kim vardır? Zehir gibi acı felaket bardağını başına dikmek zorunda kalmamış çok az kimse vardır. avcısına çok duygusal şükran ve gönül borcu mu beslemesi gerekir? 85. en sessiz. bunların halen çalışmakta olmasından başka bir şey değildir. hayatın son bulmasını çoğu kez istemesin. "İNSAN. DOĞANIN KRALIDIR" İDDİASINDA BULUNMAK. en sonunda mutlaka solucanların. sevgili bir evlattan. bütün özenlerinin konusu. . Zavallı insan! Bu büyüklük iddialarını neye dayandırabiliyorsun? Ruhunun. tahtını elinden almaya ve seni hayattan yoksun etmeye yetmez mi? Sözün kısası. Bir süre kendisiyle eğlendikten sonra. Ey ölümlüler! Bu sultan. en mutlu bir hayatı birdenbire zehirlemeye yetmez mi? Ellerinde olsaydı. Yaşayan. kendisini Allahının gözdesi. düşünen. hayat yalnız başına çok büyük bir nimettir. Ancak bu hayat. dehşetli hayalgücünün öteki dünyada (ahiret aleminde) kendisine yarattığı tehlikelere rağmen. bütün çalışmasının tek amacı sanmak deliliğinde bulunur. korkularla. Çok az kimse vardır ki. Bütün dünyanın kendisi için yapılmış olduğunu sanır. yemi olmuyor mu? Bize ruhundan dem vuruyorsun! Ancak bir ruh nedir bilir misin? Görmüyor musun ki. kuşun. çoğu kez zalim olan ve çok az hak ettiğimiz hastalıklarla sürekli olarak tedirgin edilmiyor mu? Böylece birçok taraftan tehdit edilen bu hayat her an elimizden alınamaz mı? Bir süre yaşadıktan sonra sevgili eşinden. tekrar yaşamaya istekli olacak çok kimse var mıdır? Diyorsunuz ki. çevrendeki yaratıklar üzerinde bir hakimiyet uygulamaya elverişli olan yüce yetilerine mi dayandırıyorsun? Ancak. ey dünyanın zayıf hükümdarı (ey insan). bileşkesi hayat olan organların faaliyetteki bütün toplamından. Ama heyhat! Hayatından hoşnut olan kaç kişi vardır? Eğer hayat bize bazı tatlar veriyorsa. talihinin görüşünü almaksızın içine attığı sıkıntılı hayat mesleğine tekrar girmeye. TANR MİNNETTAR OLMAMIZ GEREKTİĞİ DOĞRU DEĞİLDİR Bizi sayısız nimet. kurtların gıdası. bu tatlar birçok acıyla karışmış değil midir? Yakıcı tek bir acı. hayvanların kralı (yani insan). hazinesi cennettir. erişmiş olduğu aklın. muhakeme eden. kesip yemek üzere tutsak ederek kümesine koyduğundan dolayı. Sözün kısası. BİR DELİLİKTİR Bu dünyada çekmek zorunda olduğu acılar ve sakatlıklarla birlikte. zindanı cehennemdir. görüş ve isteğimize bağlı olmamıştır. kendisine küstahça "doğanın kralı" adını verir ve kendisini öteki canlıların. çoğu kez acılarla. Özellikle yaşamak mutluluğu övülür. avutucu bir dosttan ayrılmamış olan. dünyaya gelmek ya da gelmemek. önemsiz zerreleri. iyilik ve bağışa boğan Tanrının lütfuna sonsuz şükran borçlu olduğumuz her an tekrarlanır. zarlar da sizdedir.

İnsan. insan türünün tüm bireylerinde tümüyle aynı içerikte ortaya çıkması gerekirdi. ne aynı arzuları. Ancak hayvanların ihtiyaçları. sahibi olduğundan dolayı bu kadar övündüğün bu yatkınlık. "Auguste Herode'un oğulları olmaktansa. hayatını dayanıklı kılmak ve hayalgücünün. senin "içgüdü" dediğin şey. insanların ihtiyaçlarına oranla sınırlı olduğundan. insanların yetilerinden pekala vazgeçebilirler. kendi hayatlarına göre tümüyle yararsız olacağından. Oysa insanın. Ancak ruh bu kadar basit olsaydı.anlayan. insanın maruz olduğu aynı şeylere asla maruz değildir. benliklerini korumak. bu yetileri serbestçe uyguladığı ve mutluluğu için bunları akıllıca. onların içgüdüleri kendileri için yeterlidir. saydığın ve kendisine asla kulak asmamayı dinin emrettiği aklını sıkça kullanıyor musun? Ya senden daha zayıf ya da senden az kurnaz oldukları için aşağıladığın bu hayvanlar. Herode'un oğullarını öldürdüğünü öğrendiğinde. bu bireylerin aynı akıl yetisine sahip olması gerekirdi. ruhunun yetisiyle. . Onun ne aynı ihtiyaçları vardır. binlerce değersiz isteğe. acıdan kaçan ve çoğunlukla kendilerine senin organından daha çok yarayan organa sahip bulunan öteki hayvanlar için bir ruh kabul etmeyecek misin? Bize aklının yetisini övüyorsun. beyhude inceleme ve araştırmalarından ve hemcinsini çılgınca kılıçtan geçirmeye kadar ileri götürdüğün bütün bu şeylerden daha yararlı değil midir? Özet olarak.D Bize temin ederler ki. bu dünyada pek çok sıkıntı çektikten sonra başka bir dünyada da sonsuza dek azap ve eziyet çekme tehlikesine açık olduğuna inanmıyor mu? (Hayvanda ahiret azabı endişesi var mıdır? Sonsuz eziyet korkusunun verdiği sıkıntı var mıdır?) 86. ruh ve yetisinin tümüyle varlık içinde olduğu. batıl inançlarının büyüklüğünün ve yapısının kendisine eziyet etmesi için ürettiği ihtiyaçları doyurmaya insanın bütün yetileri zar zor yetişiyor. insan. insan ruhu basit bir cevherdir. bu hayvanların. domuzları olmak bin kez daha iyidir" diye bağırdı. aklı iledir ki. Ancak. işlerine senin şaşırtıcı zekandan daha çok yaramıyor mu? Hayvanların barışsever cehaletleri. senin gibi hazzı arayan. senin yüreğinin daima lokması olduğu acılara. 87. ruhsal eziyetlere. İnsan hakkında da aynı şey söylenebilir. ölümü izleyeceğine inandıkları sonsuz ceza ve eziyet korkusuyla da tedirgin edecek derecede bozuk hayalgüçleri var mıdır? Judee kralı. Tanrının yaratma kudretinin bu sevgili evladı (ileri yaratık dediğimiz insan) bütün öteki hayvanlardan daha büyük tehlikelere maruzdur. hayvanlar. doğru kullandığı pek ender görülür. öteki hayvanlar arasında açık ve kesin ayırıcı çizgi nedir? İnsan hayvanlardan esas olarak ne farkla ayrılır? "Zekasıyla. Hayvan olgunluk durumuna oldukça çabuk erişir. İNSANLA HAYVANLAR İnsanla. savunmak ve bütün muhtaç oldukları şeyleri aramak için kendilerine yetmiyor mu? Senin aşağılayarak söz ettiğin bu içgüdü. Hayvan. Oysa. ne aynı fantezileri. binlerce hayali ihtiyaca maruz mudur? Senin gibi geçmişi anmakla acılı ve gelecek endişesiyle kuşkulu ve kararsızlar mı? Bugünkü durumla sınırlı olduklarından. seni öteki yaratıklardan daha çok mutlu ediyor mu? Şan ve şerefinden onur duyduğun. seni bedbaht eden düşüncelerden. birçok insan gibi kendi kendilerini yalnız ölüm korkusuyla değil. fiziksel zorlamalarla hareket eden ve aklın hiçbir etkisi olmadığı bütün öteki hayvanlardan üstündür" denilecek.

bir "Lapon"un kafası arasında pek çok ve adeta sonsuz fark ve uzaklık bulmuyor muyuz? İnsan. telciklerin ve sinirlerin yumuşaklık ve sertliğinin. Ne kadar çok hayvan. bütün bu hayvanlar. bolluk içinde yaşamasına ne gibi bir hizmeti olduğu sorulduğunda. İnsan türü bireylerinin organları arasında gözle gördüğümüz fark. bit. kan sıcaklığının. organı uysal olan. zarar veren bunca hayvanın. ancak bizim ilahiyatçılarımız kadar doğru düşünmüş olmazlar mıydı? . insanın kendisine bedavadan verdiği bu üstünlük sıfatını aklın gözünde yok ediyor. insanın refahına. Kültürsüz ve deneysiz insan. efendilerinin kavga çıkarmak isteğinden. insanı yetenekli kılar. çok şaşkın ve telaşlı bir hale düşerler. daha çok temkin ve insaf gösterir! Çoğu kez esaret. bir at ya da itle bir insan arasındaki fark kadar farklar gösteren bireyler vardır. Bazı kimseler arasında hangi uyumu ya da hangi benzerliği buluyoruz? Bir Locke'nin. birçok bilgiyle kendisini meşgul eden konular üzerinde uzun süre çalışmış bir kimsedir. evimizi hep zarara uğratan. bir Newton'un dehasıyla bir köylünün. dimağı zorlukla harekete geçirilen. Zeki bir adam. alışkanlık ve eğitim sayesindedir ki. kanı yavaş dolaşan bir insandır. zulüm ve baskı altında bulunan insanlar arasında karıncaların. tahtakurusu gibi böceklerin lokması olmasında. bir "Hotanto"nun. ovalarda. İnsanın insana karşı zulüm ve saldırganlığının nedeni ise. açgözlülüğünden ve saygısız. arıların ya da kunduzların toplulukları kadar iyi oluşturulmuş topluluklar var mıdır? Aynı türden yırtıcı hayvanların. kendi kendine son derece akıllı ve doğru sıfatını veren hayvandan (yani insandan) daha çok yumuşaklık. 88. birbirlerine "randevu" verdikleri görülmüş müdür? Yırtıcı hayvanlar arasında din savaşları görülüyor mu? Hayvanların öteki türlere karşı zulüm ve saldırganlıklarının nedeni açlık ve beslenme ihtiyacıdır. hayvan kadar akıl ve beceriden yoksun bir yaratıktır. birbirini yok etmek için sahralarda. insanların ruhları arasında görülen sonsuz çeşitliliği zorunlu olarak oluşturması gerekir. Bu organlardaki çeşitli düzeylerdeki inceliğin. pire. akıcı sıvıların hızının. akıl yetisi olarak adlandırdığımız farkı bize açıklamaya yeterlidir. hayvanların yapamadığı bazı şeyleri oluşturmaya. kolay işleyen. dimağı çabuk harekete geçen bir adamdır. hızla hisseden.Bununla birlikte. bir sivrisinek tarafından ısırılmasında. yararsız olarak birbirini parçalamak. bir kaplan tarafından parçalanmasında vb. öteki hayvanlardan. yüz çizgileri kadar düşünce ve anlayış nitelikleriyle de birbirlerine benzemezler. iş böyle olmuyor. İNSANIN KUSURSUZLUĞ İnsandan çıkan delilikler ve garabetler. İnsan türü arasında. insan zekası gelişir ve kendisini çevreleyen yaratıkların üstüne çıkmayı başarır. Pratik. insanlar. Bir engerek yılanı tarafından sokulmasında. ancak organlarının farkıyla ayrılır ve bu organizasyon farkı. tanrıların sevgilisi (yani insan) için bilinen ne "yarar"lar vardır? İnsanların kendileri için yapılmış olduğu iddiasında bulunsalardı. Bir ahmak. organları ve dimağı. organını güçlükle harekete geçiren. insanın öteki hayvanlar üzerindeki üstünlüğünü. batıl inançlarının azgınlığından başka bir şey değildir! Dünyada her şeyin insan için yapıldığını sananlara ya da bunun böyle olduğuna bizi inandırmak isteyen teologlara.

yalnızlığı seven bu kutsal kişi. çiçeklerle bezenmiş yamaçlar. dinç ve şen olarak yine yola koyuldu. iyiliklerin ne kadar büyük ve sayısızdır! Bizim için pek tehlikeli olan bu iğrenç insan evladına. İnsan etiyle karnını iyice doyurmuş olan bir kurdun sevinçle söylediği sözleri işitti. güneşin yakıcı ışığına karşı sığınacak bir yer aramak zorunda kaldı. zümrüt gibi yeşil çayırlar sunan güzel bir diyarda yoluna bir süre devam etti. Ova birkaç gün önceki kanlı savaşın eseri olarak yüz binden çok insan cesediyle örtülüydü! Toprağın üstüne serpilmiş insan ölülerini kartallar. kargalar. Bu manzaraya hayran olan veliyullah. parçalıyorlardı. akbabalar. yedinci kez hacca gitmeye niyet etti. Herhangi bir şekilde rahatsız edilmek şöyle dursun. aşılması zor dağlara rastgeldi. kendisini her gün nimet ve iyiliklerine boğan Tanrının lütfuna teşekkürden geri kalmıyordu. Biraz ilerde. duasını almak için ona her gün erzak ve hediye taşımakta can atıyordu. DOĞ Bağdat'a yakın bir yerde. Karnı doymuş. özel bir lütuf olarak. lütuflarin ne kadar büyüktür!" diyordu. ıssız bir ova gördü ve gözden geçirdi. . hoş bir dinlenme uykusuna yatma isteği uyandırdı. bir engelle karşılaşmaksızın askeri birlikler arasından geçti. Yanı başında berrak bir su akan hurma ağaçlarının gölgesini buldu. Kurt şöyle diyordu: "Ey Allahım! Kurtoğluna senin güzel nimetlerin.89. hayvanların dilini anlamayı bağışlamıştı. "Ya rab! insan evladı için senin nimetlerin ne kadar büyük ve sayısızdır!" dedi. Herkesi kendisine hürmet ettiren kıyafetinin saldırıdan koruması ve himayesi altında. Irmaktaki saf. onda. berrak ve serin suyla susuzluğunu gideriyordu. Uyandığında abdest aldı ve kendinden geçecek ölçüde heyecan ve sevinçle. Ruhu dehşet ve korku içinde harap olduğu halde. leziz bir yiyecek de bulmuştu. ey evrenin sevecen yaradanı! Hangi yüceltici kelimeyle senin lütuf ve iyiliklerinin şükranını hakkıyla yerine getirebilirim? Ya rab! İnsan evladı için senin iyiliklerin. Gözüne. veliyullah. yalnızca cennet gibi bir sığınak bulmakla kalmamış. Çevre halkı. Allah korkusundan kaynaklanan niyetinin uygulanmasını erteleyemedi. dalları meyvelerle dolu ağaçlar. Allah ona. Ancak dağların en yüksek noktasına varınca önünde korkunç bir manzara buldu. dil ile anlatılmayacak kadar çoktur! Vücut ve varlığının bana her gün verdiği nimetlere hak kazanmak için ben ne yaptım? Ey yerin ve göğün padişahı. Yeşil çimen. "Ey Allahım. Allah'a karşı şükran duygusuyla coşkulu olan. alabildiğine yiyor. evliya olmakla tanınmış bir derviş gönlündeki yalnızlık köşesinde sessiz bir hayat sürüyordu. her adımda iki düşman tarafın askerinden saygı görüyor ve yüceltiliyordu. O sırada Türklerle İranlılar arasında sürmekte olan savaş. Bu manzara. Sonunda yorgunluktan bitkin düştü. Kutsal adam. insan kullarına senin sevecenliğin ve iyiliğin. Hurmaları ve başka leziz meyveleri toplamak için elini kaldırması yeterliydi. insan türünün mutluluk nedeni ve refahıyla her yerde ilgileniyor görünen cenabı Allah'ın cömertliğini övmekten ve yüceltmekten bir an geri kalmıyordu. Allah'a tam güvenle yola çıktı. bizim hacı efendiyi ezilmiş. senin basiretli. kurtlar. ateşin ve kılıcın yıkıcı etkisiyle dolu. boynu bükük düşünceye boğdu. Huzur ve sessizliği ancak suların hışıltısı ve kuşların cıvıltısıyla bozulan bu ücra yerde.

daha mantıklı bir zeka ise. hep nimet verir. Eğer bu denizler. ırkımızın bu yıkıcıları. çayırların yeşilliği yoktur. kasırgalar çıkarır. aynı şekilde muhakemede bulunurlar mı? Hayır. dünyada Allah'ın nimet ve armağanından başka bir şey görmez. birçok iklimde benim için hep örtülüdür. Allahsızca düşünür. delice iddialarından asla vazgeçmeyecekler mi? Doğanın kendileri için yapılmış olmadığını kabul etmeyecekler mi? Doğanın. pınarlar kurumuştur. Peki hayvanlar konusu açılınca. Ancak zorlukla yaşayabilirim ve sizin hep iyiliksever. hazzı ve acıyı duymak için yapılmış olduklarını görmeyecekler mi? Sözün kısası. Teolojik batıl düşüncelerle sınırlı bazı kör insanlar. kendisini doğayı istediği gibi değiştirebilecek kadar önemli zanneder.hikmet ve iyiliğin bir çılgınlık. ürünler yanmıştır. bakışlarınızı eğlendirmek. bütün bu şeyleri görüyorum ve elimden geldiğince bunlardan yararlanıyorum. Evet. bu hayvanların hangi suç ve cinayetlerinden dolayı. hayvanların "hissetmediğini" iddiaya kadar vardırmamışlar mıdır? Bu durumda insanlar. dünyada iyilik ve kötülükler görür. korkunç hastalıklar yapar. Bize şöyle diyeceksiniz: "Sizi aydınlatan şu güneşi. bu suretle bize gösterişli yemekler hazırlar. kendisini evrenin tek merkezi olduğuna inandırır. bana baharat. Ancak bu pek güzel güneş. Öteki bazı iklimlerde şiddetli sıcaklığı tedirgin eder. yersiz övünen . doğanın mutlak hakiminin gözünden düşmüş olduklarını sormak hatırlarından geçmez. leziz meyveler altında eğilen bu ağaçları. susuzluğunuzu gidermek için akan bu saf ve duru suları. bolluk. basiretli bir doğanın sizin kullanmanız için ürettiği bu hayvanları görünüz". bu insan evladı. iradesizler) oldukları ve hayvanların. güçlükten kurtulmak için. kaynaklar. bereket ya da kıtlığa. bir delilik öfkesi göndermek özeni ve lütfunda bulunur. Ey Tanrı. duygusuz. Daha sakin. İnsanlar mutlu ya da felaketli olaylara. birbirlerini boğazlar. sizin için ürünler ve yeşilliklerle örtülü olan yerküreyi. deliliklerini. Yarattıklarının bekçisi olan tanrısal iyiliklerinin bir eseri olarak. Ancak öteki hayvanlar konusu açılınca. insanlar gibi yaşadıklarını ve öldüklerini görürler. oluşturduğu bütün yaratıklara eşit davrandığını. sağlıklı ya da hasta olduklarını. işin içinden çıkmak. varlığını bedavadan varsaydıkları özgürlüklerini güzel ya da kötü kullanmalarının ödülü ya da cezası gözüyle bakarlar. sağlığa ya da hastalığa. güzel koku sunmak için açan bu çiçekleri. yalnız kendisi için bir alem ve bir Allah yapar. Tarlaları kavurur. anlayış ve kavrayış yetileriyle. bunları almaya gidecek kadar aymaz birçok insanı da boğup yok etmiyor mu? İnsanın densizliği.1 GÖRMEMEK VE BU DÜNYANIN ÖZELLİKLE İNSAN İÇİN YARATILMIŞ OLDUĞUNA İNANMAK BUDALALIKTIR Sarhoş bir hayalgücü. ticaretinizi. ağaçlar meyvesizdir. yedirir içirir bulduğunuz doğanın şiddetli acı ve sıkıntısından inlerim. gerçi adil bir Allah'ın hükmünün emri altında. ziynet ve yararsız meta getiriyorsa. bunların da haz ve acı duyduklarını. ilişkinizi kolaylaştırmak için dünyayı kaplayan bu denizleri. hayata ya da ölüme. Kendi türünden başka türlerin ve bireylerin Tanrının dünya çapında yaratma gücüne az layık otomatlar (fikirsiz. bu Tanrı gücünün adaletine ya da nimetine konu olmayacakları düşüncesinde bulunur. yani doğanın gözünde bütün yaratıkların eşit olduğunu görmeyecekler mi? Organlara sahip tüm yaratıkların aynı düzeyde yaşamak ve ölmek. senin nimetlerin kurt soyu için ne kadar büyük ve sayısızdır!" 90.

hükmeden. hep ahenkli olarak eylemde bulunuyorlar. dillerinin dolaştığını. mutluluk ya da şiddetli acılar hissedebilir. iddia edilir ki. Sözün kısası. Bize bu ahenk ve uyumun bir sır olduğunu söyleyeceksiniz. ne de insanın mutluluk ve refahını her an tehlikeye atan delilikler bulabildiğimiz hayvanlardan daha mutsuz ettiğini kabul etmek zorunluluğunu hissedip görmeyecekler mi? 91. başka bir deyişle. insanlar. kendisine özel mekanizmasının.* Hangi nedenlere dayanılarak ruhun sonsuzluğunun varsayıldığını sorsam. başka bir deyişle. daha doğrusu hayali cevher hakkında insanların edindikleri "açık" fikirler işte böyledir! Ruh. işe yaramaz şeyler dokusu üzerinedir ki. ben ancak cismimi biliyorum ve hissediyorum. Bu meçhul bir cevherdir. Size cevap olarak. organlara sahip olmasının sonucudur. bu konuda hiçbir şey bilmediklerini. ben ruhumu görmüyorum. ya da kendilerine hayat verdiğini sandıkları hayat üfürüğü hakkında en küçük bir fikir edinmek imkansızlığında bulunsalar da. düşünür. Bütün eylem ve işlerinin hareket ettiricisi yaptıkları gizli. ruh bu maddenin yardımı olmaksızın hareket edebilsin ve hissedebilsin. maddeden ayrı. ne gurur. ister istemez maddeden farklı bir eylemde bulunması gerekir. Ayrıca bu ruh. maddeden yoksun ve duygulardan uzak bir ruh da yaşayabilir. bunların birleşmesi bir sır değil.R MADDEDEN BAŞKA BİR CEVHERDEN OLSAYDI. ne batıl inanç. Bu ruhun mevcudiyetini varsayarak dahi. haz ve acı duyarlar. Her şey onlara kanıtlar ki. maddeyle hiçbir benzerliği olmadığı sanılır. Onlara. kendilerinin sonsuz bir ruha sahip oldukları görüşüne dayandırır. kendilerinde ne düşünce. maddeden ayrı bir kökenden geldiği için. Bununla birlikte. esas olarak. Size derim ki. Allah'ları gibi mekandan tümüyle arınmış varsaydıkları ruhun. kekelediklerini görürsünüz. 92 BİR Rl VARLIĞI DAHA SAÇMA BİR VARSAYIMDIR İnsanlar her ne kadar ruhları. fikirler kazanır.olacaklarına. bana hemen "insan yaratılışı gereği olarak ölmez olmak. maddeden esasen ayrı bir cevherse ve maddeyle hiçbir ilişkisi olamazsa. onlar. gizli bir kuvvettir. görüyoruz ki. hakkında hiçbir fikir bulunmayan bir ruhtur. yine bu meçhul ruhun ölümsüzlüğüne kendi kendilerini inandırırlar. İstenir ki. rüzgarların sıcak ve soğuğunu birlikte çektiğini onamaktan kaçınılamaz. bu yetilerin kendilerini çoğu kez hayvanlardan daha mutsuz ettiğini. ancak cismin maddi olan kuvvet ve duyguları ya da maddi organları aracılığıyla hisseder. Düşünen. aşağı yukarı böyle varsayımlara dayanan boş. bu bileşim ve uzlaştırmanın tanrısallığın bütün gücünün eseri olduğunu söylerler. maddenin hareketleri. Ancak bu ruhun neden ibaret olduğu sorulunca apıştıklarını. hayali bir emir olur. bunun bir sır olduğunu. İşte böyle. hep yaşamak istiyor" . bunun tümüyle cisme bağlı olduğunu ve cismin uğradığı bütün değişikliği. mekan ile var olan cisimleriyle nasıl birleşebilmiş olduğunu sorunuz. bu sözü geçen ruha kendini hissettiriyor ve bu iki cevher hep birbirine uyumlu. sıkıntıyı ve hazzı duyan bu cisimdir ve bütün yetileri. Bununla birlikte yaratılış ve içeriği bakımından. "ruhun sonsuzluğu" dilber fikri inşa edilir. BUNLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ MÜMKÜN OLMAZDI Öteki hayvanlar üzerinde üstün olmaları hakkını.

tümü yaşamı vareden hareketleri yerine getirmeye yeteneksiz bir kütleden başka bir şey değildir. Eğer bir şey anlamıyorsanız. iyi ya da iyi olmayan fikirlere sahip olacaklarını ve hoşlanacaklarını. Ancak.) 93. ne düşünme görünür. isteğimizin yerine getirileceğini. bundan hiçbir şey anlamazsınız. pişmanlık ya da sevinç hissedeceklerini düşünmekten daha gülünç. bir şeyi şiddetle istiyor olmamız. Anlamı şöyledir: "Sonsuz ruh fikri. organları bir kez dağıldıktan ve toprağa dönüştükten sonra. bunlar sırdır. ne solunum. ölülerle birlikte mezara erzak gömme gelenekleri olan kavimlerin safdilliklerine güleriz. o zaman bedenden ayrılmıştır. bu şiddetli istekten sonuç alınacağını çıkarmak için yeterli midir? Olması şiddetle istendiği için bir şeyin olmamasının kesinlikle mümkün olmayacağına karar verme cesareti hangi tuhaf mantıkla gösterilir?! İnsanların hayalgücünün doğurduğu istekler. yok olacaklarını çıkarmakta o kadar yetkilidir. Onda artık ne kanın dolaşımı. ne konuşma. elsiz ve tensiz dokunabileceklerini iddia etmektir. Ölümünden sonra insanların ruhlarının "mutlu" ya da "mutsuz" olacaklarını iddia etmek.cevabı verilir. burunsuz koku alabileceklerini. Ancak hakkında hiçbir şey bilinmeyen bu ruha hayat cevheridir demek. tat alacaklarını. * Fransız hekimlerinden biri. bir özdür" diyorsunuz. yine sorarım: Ruh nedir? "Ruh mekansız. bu arzuya göre. hiçbir fikir edinemediğiniz bir şey hakkında doğrulayıcı bir kararı nasıl verebilirsiniz? Bir şeye inanmak ya da bir şeyi onaylamak için. Ancak. eğer bunlar gizli şeylerse. onun basit bir cevher. bilinmediği söylenen ruh.R Ruhun sonsuzluğu inanışı. İddia edilir ki. inanılmayacak kadar çok güzeldir. İnsanların öldükten sonra yemek yiyeceklerine inanmaktan. Kendilerinin pek akıllı olduğuna inanan bazı milletlerle birlikte böyle fikirler de bulunuyor. Ölen adamın artık yaşamadığına inanmaktan daha olağan ve daha sade bir şey yoktur. karşılık olarak derim ki. bilinmeyen bir kuvvettir. Ahiret hayatında kendilerine yararlı ve gerekli olur düşüncesiyle. "L'immortalite de l'ame est trop belle pour etre crue" der. Pekala. inanılan ve . Deli olmayan kimse için bundan daha apaçık bir şey yoktur. daha tuhaf bir şey yoktur.C. fesattan ve maddeyle her türlü ilişkiden uzak bir cevher. Ölen adamın yine sağ olduğuna inanmaktan da daha aykırı. eğer böyleyse. Ancak. bir kelimeyle söylemek gerekirse bir ruh olmasını gerektirir. gerçeğin ölçüsü mudur? "Ahiret hayatının cazip ümitlerinden yoksun olan tanrısızlar yok olmayı istiyor" diyorsunuz. kulaksız işitebileceklerini. hiç olmazsa insanların. gözsüz görebileceklerini. Ancak. bilinmeyen ve hissedilmeyen hareketlerin gizli esasıdır demekten başka bir şey dememiş olmaktır. daha abes bir şey yoktur. acı duyacaklarını. Ölümden sonra insan vücudu. tanrıtanımazlar da yok olmayı isterken. yani mekandan arınmış. Hep var olacağınızı çıkarmakta ne kadar yetkiliyseniz. " (A. 94. APAÇ VE KESİNDİR İnsan tümüyle ölür. ruhunuz nasıl doğuyor? Nasıl büyüyor? Nasıl kuvvetleniyor? Nasıl zayıflıyor? Nasıl bozuluyor? Cisminizle aynı oranda nasıl ihtiyarlıyor? Bizim bütün bu sorularımıza karşılık olarak diyorsunuz ki. ne sindirim.

tuhaf itirazcılar değil midir? Eşyanın doğal nedenlerini bulamadıklarını görür görmez. anlaşılması ve çözülmesi zor muammalardır. ruhun cevherini anlaşılır bir şekilde tanımlama olanaksızlığı olsa gerektir. Ancak insan. Ölmez ruhunuzun varlığına inanmanız. insan türü daha çok mu yüceltilmiş olur?! Anlaşılması. Ruhun cevheri hakkında bunca kimsenin beslediği saygının nedeni. deliliğin ya da densizliğin. doğanın içinde kalalım. bu ruh hakkındaki cehalet üzerine kurulmuştur. ancak cisimlerimizin en sade hareketleri bile. Allah için. ancak şundan ileri gelir ki. İşin.. konusu düşünce üretmek olan bu "maddi olmayan" varlık hakkında en küçük bir fikrimizin bulunması bizim için mümkün değildir. hakkında hiçbir doğru düşünce edinmek mümkün olmayan bir şeyin varlığına ikna olmanız demektir. açıklanması mümkün olmayan nedenleri açıklamaya uğraşırken daha karanlık kelimeler düşünürler. görülmesi kolaydır ki. İLAH SAÇMALIĞI İlahiyatçılar. mahrumiyet saygısızlığı doğurur ve bize. MATERYALİZMİN İNSAN T DEĞİLDİR Bize yapılan itirazda.. hakkında hiçbir fikir olmayan bir şeyin. daha temizdir" dediklerinde. 95. doğanın dışına çıkmayalım. dinbilimciler. Doğa olaylarını anlamak istiyorsak. 97. Oysa. "ruh. Teolojinin varsayımında da. bu da bütün insan türü için pek onur kırıcı sayılır. düşünceyi maddesi olmayan bir varlığa dayandırmakla. sezilmesi. doğa dışına çıkarak doğanın bize sunduğu sorunların çözümünü asla bulamayız. 96. tanımak. hareket ettiği söylendiğinde. organlanmızın kavrayamayacağı derecede ince nedenlerini göz önüne almayalım ve bilelim ki. Ruhları. hiçbir anlam katmaksızın kelimelere inanmaktır. bir ruhun ya da nasıl olduğu bilinmeksizin. Allahlarının bu maddeye düşünme yetisi verme gücünü de ne hakla kabul etmiyorlar? Kendisinden sonuç olarak düşünce üretme yetisi ortaya çıkacak biçimde bileşik madde oluşturmak. maddeye ya da cisme karşılık ruha ya da cana atfedilen üstünlük. hiç olmazsa düşüncenin konusu hakkında bizde fiili düşünceyi uygulayan organ hakkında bazı fikirlerimiz bulunur. Bu ise. düşünen ruhlar yaratmaktan daha mı güç olurdu? Düşünen bir madde varsaymakla.onaylanan şeyin "ne" olduğunu bilmesi gerekir. gizli nedenleri. Metafizikçilerimizin maddeyi aşağılaması. bilindiği tasavvur edilen ve zembereklerinin ayırt edildiği şeklinde abartılan madde ya da cisimle daha çok kaynaşılmıştır. Oysa. "doğaüstü" dedikleri nedenler icat ederler. cisimden daha şerefli. bunları düşünen her insan için. hakkında bazı zayıf fikirler bulunan şeyden daha iyi ve daha güzel olması gerektiğini söylemekten başka bir şey yapmazlar. yani maddenin her şeye gücü yeten bir hareket ettiricisini varsayarken de. boş şeylerle övünmenin daniskasıdır. AH BUNU SÖMÜRENLER İÇİN YARARLIDIR . onun hayatta kalmasına yarayan "bilmem ne"nin gizli zorlamasıyla düşündüğü. materyalizmin insandan tam bir makine yaptığı söylenir. sizin dediğiniz merkezde olmasını onaylamak ise.

yeryüzü üzerinde sakıncasını gördüğü zorluklara karşı cesaret vermeye. kurnaz. gerçeklerle yönetmeleri daha iyi olurdu. size çoğu kez sıkıntılar nasip eden bir dünyadan daha mutlu olacağınız sonucunu çıkarıyorsunuz. onurunu yok eden. Ruhu madde dışı yapmak için. büyük çoğunluğunuz için zevk ve hazlarınızdan çok zorluk ve sıkıntıları gerektiren bu dünyayı. insanı dört ayaklı hayvan mertebesine koyan. ruhlara ve ham hayallere ihtiyaçları vardı. yine o zaman olduğun bu "bilmem ne" olmaya karar ver. Yani ahiret aleminin insan türü için gerçek hiçbir yararı olmasa da. Ahiret hayatında keşfettikleri hayali ülkeleri yurtlandırmak için. bize sürekli olarak övülür. Ancak bu inanışın insanları daha olgun. Bu istekten hemen. gayrete getirmeye çok yaradığını iddia ederler. bütün cisimler gibi dağılıp giderdi. ahiret hayatı inanışının yararlı olduğu. geç. serzenişte bulunmadan. akıl ve zihinlerini geliştirmekten.. çünkü insanlara bu inanışın hakim bulunduğu ve kendilerini erdeme yönelttiği iddia edilir. her şeyin biteceğine inansalardı. insan türünü oraya göndermeyi üstlenenler (yani ilahiyatçılar) için yararı büyüktür! 98. bize aralıksız yinelenir. tatlı ve hoş değil midir? İnsan için ölümden sonra yaşamak ve yeryüzünde kendisine verilmesinden sakınılan bir mutluluğa birkaç gün erişmek. daha erdemli kıldığı doğru mudur? Bu efsanenin etkili olduğu uluslar gelenek ve görenekleriyle. asılsız bir kuruntu ve hayalden bile ibaret olsa. Bu ruhları otlattıkları umut ve hülya çayırından ve onları altında ezmeye özen gösterdikleri cehennem dehşederinden hiçbir yarar sağlayamazlardı. görünmeyen aleme hep üstün gelmiyor mu? İnsanları eğitmek ve yönetmekle görevli kimseler. Maddi ruhlar. Bütün yaratıklar gibi sizin de kalıcı olmamanızı isteyen talihin iradesine katlanınız. öteki dünyanın coğrafyacıları. AH AVUTUCU OLSA BİLE. dünyanın her yerinde milletleri boş masallarla uyutmayı. ruhlarını bu bilinmeyen meskene gönderme haklarını yitirirlerdi. tabiatlarıyla seçkin midir? Görünen alem. BUNDAN İNANIŞIN DOĞRULUĞUNUN ÇIKARILMASI GEREKMEZ Denilecek ki. bu dünyada çoğu kez pek mutsuz olan kimseler için avutucu değil midir? Bu bir kuruntu ve hayal olsa da. ilahiyatçıların nedenleri vardı. Ancak. "Materyalizm ise. gerçeğin ölçüsünü imal ediyorsunuz! Çünkü siz hep yaşamak ve daha çok mutlu olmak istersiniz. insanlar kendileriyle birlikte her şeyin kötü olacağına. Haberin olmaksızın. . kendileri ışığa ve erdeme sahip olsaydı. bir nimet değil midir?" Zavallı faniler! Bu şekilde. hep yaşayacağınızı ve bilinmeyen bir dünyada. O halde. tasalanmadan terk etmeye razı olunuz. Oysa. arzularınızdan. insanları ham hayaller yerine. o olacaksın. onları doğru bir şekilde yönetmekten daha kolay buldular. cesaretini kıran. bu biçiminle çıkmış olduğun kainat evine yeniden gir ve seni çevreleyen öteki bütün yaratıklar gibi.. Din fikrinin mutsuzlara sonsuz teselli sunduğu. ruhun sonsuzluğu ve daha mutlu bir yaşam düşüncesinin insanın kalbini yüceltmeye ve kuvvet vermeye. o zaman "bilmem ne" idin. tersine. "Ruhun sonsuzluğuna inanış. "Ancak ben ne olacağım?" diye bana soruyorsunuz.Ahiret hayatı inanışının yararı. Ey insan! Milyonlarca yıl önce ne idiysen. özel ve gerçek nedenlerle erdeme yöneltmekten. açgözlü ve bozuk ahlaklı yasa koyucular. her an bile. onlara gerçekleri öğretmekten.

kendi elindeki bağışlayıcılığını ancak sevgililerine veren ve bütün diğer insanların kendilerini sonsuz cezalara müstahak kılmalarına izin veren bir Allah fikrinin beni içinde bıraktığı kuşku ve tereddütten daha hoş. küçük sinekleri öldürmek için kılıç kullanan bir . Size derim ki. Ey Hıristiyan din imamları! Diyorsunuz ki. Dini ilkeleri çürütmekte. bu dünyada beni ezici korkulardan kurtaran görüş. Tümüyle yok olma fikri. huzur rahatlığı ve güvenlik veren belli bir düzene. Dini ve dinin korkularını. bana. üzmek. 99. Din imamlarının büyük sanatı. ALLAH BİR KURUNTUDUR VE ONA VERİLEN SIFATLAR BİRBİRİNİ ORTADAN KALDIRIR. içinde tecrübe ve muhakemenin asla bir etki payının olmadığı. soğuk ve sıcak üzerine üflemektir.gelecek olarak korkunç ve bu dünyada sıkıntıya düşer düşmez intihara yöneltmeye yetenekli bir yokluktan başka şey göstermeyen hüzün verici bir sistemdir" derler. Allah'ın hazırladığı azap ülkesinde. ezeli acı ve sıkıntılarının lokması olan bedbahtlar için. Çünkü kendisini hayrette bırakan ya da tahrik eden kavramlarla bir kez işgal edilen hayalgücü. akıl yürütmeye ve muhakemede bulunmaya yeteneksiz olur. yani cehennemde bir makam elde etmekten daha kolay bir şey yoktur. belli bir bilim ve düşünce manzumesine tercih ettirecek. aşırı dini heyecandan ya da delilikten başka bir şey yoktur. Tereddütler ve insanı üzüntü ve bezginliğe düşürücü korkularla bir arada olan gerçekleşmesi imkansız kuşkuları. "Daha mutlu bir hayat fikri hoştur. cehenneme layık olmak ise pek kolaydır. korkutmak ve cesaretlendirmektir. öteki dünyanın mutluluk ve işkence ülkeleri vardır. İnsanın mutluluk ülkesine gitmeyi hak etmesi kadar güç bir şey yoktur. İlahiyatçıların efsanelerine göre. daha sağlam bir yaşayış istemeyen kimse olmadığı kabul edilir". yalnız hayal işidir. hayvanların sonları. unutuyorlar mı ki. bu dünyadaki yaşayıştan daha mutlu. BİRBİRİNİ YIKIMA UĞRATIRLAR Bütün dini ilkeler. ancak bir ahiret hayatı inanışı içindeki hayalgücü için. cehennem de korkunçtur. sonsuz kere yeğlenmez mi? Daima var olmamak korkusu. Cennete layık olmak çok güç. güzeldir. yok etmeye çalışan kimse. işkenceler ve diş gıcırdatmalarıyla birleştirilen varlığın sonsuzluğu fikrine. cehenneme giden yolun ise geniş bir yol olduğunu söylemiyor musunuz? Allah'ın güzidelerinin sayısının pek az. insanların çoğunluğu için bu ahiret hayatının işkence ve cezalar getirmesi gerekir. azap çektirilen insanların sonlarından daha çok arzuya değer görünür. yok etmekte ve yenmekte çok zorluğa rastlanır. ve azap çektirenlerin sayısının pek çok olduğunu hep söylemiyor musunuz? Kurtuluşa erişmek için Tanrınızın az sayıda kimseye ihsan ettiği merhameti ve bağışlaması gerekmiyor mu? Pekala. Ancak cennet cazipse. yalnızca bu hayalgücü için gerçek bir acıdır. Cennete giden yolun dar. size diyeceğim ki. sonsuz işkence hayatı fikrine. zahmetli ve zor bir yol. Ahiret hayatı fikrini pek okşayıcı ve tatlı bulanlar. Size derim ki. avutmak. BÜ ALIŞKANLIK ESERİDİR. dinin kavramlarını akıl ve muhakeme silahıyla çürütmeye. kabul edersiniz ki. bu fikirler hiçbir şekilde avutucu değildir. hiç var olmamış olmak korkusundan daha etkili midir? Artık var olmamak (hayatı terk etmek) korkusu. daha iç açıcı gelir. yine kendi açıklamalarına göre. karanlık hayallerini.

Dinlerin tümünün çürütülmesi kolaydır. Tanrısallığa gelişigüzel bir sıfat atfedilsin. mükemmel olarak zeki ve mükemmel olarak akıldan. çocukluğun batıl inançlarına inandıran bu duygu. Alışkanlıklar ve terör yardımıyla en büyük saçmalıklarda direnilebilir. kendisine atfedilen eserlerle birleştirilmesi mümkün olmayan bir etken değil midir? Ne yapılırsa yapılsın. dinde olmayacak şeylerden başka şey görülmediğinden şikayet eder etmez. çok adil ve çok adaletsiz. yine direnilmesi mümkün olur. ikinci bir tabiat olan alışkanlığa karşı aklın hiçbir hükmü ve etkisi yoktur. ancak darbenin indiği yerde uçuşmaya yeniden başlarlar ve ruhta uzaklaştırılmış oldukları yeri yeniden tutarlar. pek güçlü ve pek zayıf. Akıl. Allah'ın var olmadığı kanıtlanmamıştır. ilahiyatın söylediği oluşma nedenleri kabul edilmeyince. insanların şimdiye kadar söylediği şeylere göre. zihin . varlığı mümkün olmayan bu Allah'ın bir ham hayalden başka bir şey olmadığının sabit olduğu kadar. bu kadar çelişkili niteliği kendisinde toplayamaz. 100. bu kadar çeşitli. gerçekten çelişkiler bilimi olarak adlandırılabilir. en doğru deliller. Oysa. insan itiraf etmek zorunda değil midir ki. Allah'ın gözünde. çok usta ve çok beceriksiz bir Allah olduğunu kabul etmek gerekir! Sözün kısası. Dinden bir şey anlaşılmadığından. kökleşmiş bir alışkanlığın eserinden başka bir şey değildir. bunların sökülmeleri. Sinekler ve kuruntular. bir varlık. yüryüzündeki bütün dinlerin tanrısallığa atfettikleri niteliklerin birbiriyle birleştirilmesi mümkün olmayan. değişmeyen ve değişen. plandan. Dedikleri gibi. bu etkenin eserleri tarafından hemen yalanlanacaktır. Ancak bu kadar önem verilen bu sezgi tahlil edilirse bulunacaktır ki. insanların gözünde delilik olan şey. HAYAL EDİLMİŞ BİR SİSTEMDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR Teoloji. bize şöyle denir: "Dinin ileri sürdüğü gerçekleri anlayacak güçte değiliz. bir an için kaçarlar. Her din birleştirilmesi mümkün olmayan fikirleri birleştirmeye yarayan hayali bir sistemden başka bir şey değildir. kökünden koparılıp atılmaları çok zordur. ispatlara gözlerini kapatmakla insanların pek çoğunu ve hatta en aydınlarını. Zira. her insandan asla ayrılmayan ve ister istemez ona. hiçbir şey sabit değildir. her adımda tiksinilen saçmalıklara rastlandığından. Allah'ın varlığı fikrini zayıflatan kanıtlanmıza karşı bir "sezgi" duygusunu. ya başka bir Allah icat etmek ya da insanların yüzyıllardır koruduğu Allah'ın aynı zamanda pek iyi ve pek kötü. bu saçmalıklar en açık biçimde gösterilse de. Çelişkiyi içeren bir şeyin var olamayacağını bize gösteren açıklığa karşı. Gereğinden fazla bize temin olunur ki. Bir Allah'ın varlığına ilişkin. Birçok zevat vardır ki. en açık çelişkilere düşmeksizin. İlahiyatçının Allah'ı. hakkında bir kelime söylenilmeyen bir varlık üzerine yığılan birbirine zıt sıfatları birleştirmek mümkün değildir. araçtan yoksun. bu sezgi ya da bu "tam olarak bilme-bilinme" nedir? Pek büyüklenerek bize deniliyor ki. ancak. dostluğun düzenine ve düzensizliğine izin veren. sıfat söylenir söylenmez. yolunu kaybeder ve akıl bizi yok olmaya götür ebilen. her şeye gücü yeten bir Allah'ın varlığını gösteren sezgiyi ileri sürerler. Allah'ın vücudunu duyan. sadakatsiz bir yol göstericidir".adama benzer. inançlarının temellerinin yıkıldığını gördükten sonra bile en açık gerçekleri çiğneyerek yine inançlarına dönerler.

basit ve sağlıklı olana tercih etmek. Bir köyün sakinleri. ruhani rehberlerimizin bize asla açıklayamadıkları şeylerin bütünüdür. Sırlardan soyutlanmış. Hiçbir şey anlaşılmayan bir konuyu incelemek. akla o kadar çok inanılmaz şey arz eder ve bunun için insanların ondan sürekli olarak beslendiği hayalgücüne. incelemeye yetenekli olmadıkları fikirleri kolayca kabul ederler. ilahiyat. dinin aslı. hayalgücünü araştırma ve düşünmeyle düzenleyen belirli kimselerde bulunur. Sıradan insan masal dinlemeyi. Yüryüzünde görülen semavi dinlerin tümü. hayalgücü üzerinde hiçbir zaman. dini konuşmalarına çok Latince karıştırdığı zaman memnun oldukları kadar hiçbir zaman memnun olmazlar. gizli. aklı karıştırmak için icat edilmiş görünen. insan için mümkün değildir. olmayacak şeylere. ilahiyatın bize hep sunduğu. Sözün kısası. cahilleri kendilerine bağlamışlardır. Her din. esas özüdür. yani hakkında hiçbir fikre sahip bulunulmayan gizli içeriğine o oranda uygun olur. cahiller. Bir din. hayalden başka bir şey değildir. insanın bunlara aklı ermez" diyerek işin içinden çıkmaktır. Küremizin çeşitli ülkelerinde kurduğu çeşitli dinlerde. elinden tutulup götürülmeye razı olmak zorundadır. o oranda tanrısal olur. ancak. Bir din. Rahipler ve şeriatçılar. çok bilgili bir adam sanırlar. herkesin kendisine göre düzenlemekte özgür olduğu batıl hayaller kadar şiddetli sarsıntılar yapmaz. şeriat ve kanun koyucuları. Sıradan insanların bu eğilimi yüzünden. yalnız sırları bildirmek. Bilinmeyen. sözlerini ancak muamma dolu ve esrarlı bir tarzda dile getirmiştir. hakkında hiçbir kesin bir fikir edinilemeyecek şeylere inanmalarını emir ve iddia ettiğini insanlara bildirmek için ve ancak bunun için ortaya çıkmıştır. beğeniye o oranda hak kazanmış olur. SIRLARIN SAÇMALIĞI VE YARARSIZLIĞI Bir sır nedir? Bunu yakından incelersem hemen keşfederim ki.* Kendilerine anlamadıkları şeylerden söz eden kimseyi. ilahiyatçıların insanların gözlerini kapatmasını istediği bir çelişkiden. gizli inanışlarla. rahipler.açıklığıdır. hayali. bir sırdır. eğitimini gördükleri şeylerden halkın hiçbir şey anlamamasında çıkar vardır. rahiplerinden. Tanrısallık. efsanevi. inanılmaz mucizelerle. hayret uyandıran masallarla doludur. rahiplerin bu kadar çok işi olmazdı! Gizli şeyleri olmayan hiçbir din yoktur. Sözün kısası. Bu içerikteki kimseler. bir sır. teizme ya da deizme esas teşkil eden Allah'ın doğrudan doğruya kendisi de onunla ilgilenmek isteyen zeka için. "Gerçek". yani çelişkilere. Dinin doğası. inanılmaz ve hatta korkunç olan şeyi açık. Din ileri gelenleri için. bu sır. cehaletin özelliğindendir. Bunları sıradan insanların yaratılışına ve huyuna göre kullanmışlardır. ne kadar çok karanlık olursa. 101. bunlar ilahi sırdır. bundan dolayı ona atfedilen yaratılışın da onun (yani bizzat Allah'ın) gerçek içyüzü kadar anlaşılması güçtür. mucizevi. bu masallardan dinler icat eder ve sırlar üretirler. açık bir saçmalıktan. gerçeğe tercih eder. Saflık ve gerçek aşkı. yapılan itirazları ve zorluğu bir tek kelimeyle kesip atmak için. tek başına kalmış bir din olamaz. "Bunlar sırdır. Kavimlerin safdilliğinin ve onlara rehberlik iddiasında bulunanların nüfuz ve . Gizli şeyler. içyüzü gizli olan bir Allah'ı haber verir. kendinden geçmiş coşkunları. Eğer din açık olsaydı. İnsan görmediği zaman. ne kadar çok sır kapsarsa. kadınları.

Çeşitli mezheplerin taraftarları. tanrısallığın yönetimiyle ilgilenmek. BİLDİRMESİ GEREKİRDİ Tanrısallık. sokuşturmakla ne yarar sağlar? Bize diyorlar ki. bize muammalar ve sırlar bulaştırmakla. Bu durumda hangi uğursuzluk eseri olarak yeryüzünde bu kadar çeşitli din bulunuyor? Her biri özellikle yalnız kendisinin doğru olduğunu iddia eden dinlerin içinde. din sorununda insanlar. Evrensel bir Allah'ın. İnsan anladığı şeyden. amacının bilinmesinden sakınabilir mi? Bu durumda. acz ve korku gösterir.C. başlangıç noktası kabul edilen esasların kararsızlığını ve karanlıklığını. Bu şekilde.. bütün insanlar tarafından anlaşılır olurdu. birbirlerine öfkeyle ya da aşağılayıcı gözle bakıyorlar. insanlar için en önemli şey olsaydı. İnsanların esenliği . dinin onlar için her şeyden daha açık. Düşüncelerdeki uyuşmazlık. Sırların gizliliği. güvensizlik. yaratıklarının güçlüğe düşmesiyle ve sır karşısında şaşırıp kalmasıyla eğlenebilir mi? Dünyada hiçbir şeyin dayanamayacağı güce sahip bir Allah. ya da çıkarını.egemenliğinin esas ilkesi işte budur. düşünce ve niyetlerini saklarlar. birbirlerini pek gülünç ve deli buluyorlar. insanın anlayış gücünün ister istemez üstünde olan sırları açığa vuramaz". kendilerine sırlar anlatmasını istemek. Bunun için derin anlamlı bir söylev. bizim Doğu'nun din lisanında da Arapça odur. insanı hiçbir şekilde ilgilendirmez. Eğer bu din. daha olumlu olmasını istemesi gerekildi. küremizin çeşitli ülkelerinde o kadar çok çeşitli bir tarzda bildirildi ki. İnsanlardan. ya neden olduğu apışmayla eğlenmek ister. (A. yanlız bir şey anlar. OLANAKSIZ OLMASIDIR Din bütün insanlara gerekli olsaydı. asla işitilmemek üzere söylemek demektir. gerçekten "hak dini"nin hangi din ve Allah'ın gözünde en sevimli dini törenin hangi tören olduğunu araştırmak sıkıntısından kurtarmış olurdu. yararsız ve yersiz ise. dayanılan ilkelerin. ağız dalaşı ve çekişmeler. Anlamadığı şeyden ise bin şey ve her şey anlayabilir. Allah'ın iyiliğinin. Hiçbirinin doğru olmadığına pekala inanılabilir. Muammalarla konuşan kimse. Tanrı. arzusunu fazla açık ifade etmemekte görür. "Yaratılışının zayıflığı sonucu olarak insan. bir koyun sürüsü için ne kadar boş. projelerini. 103. açık olmadığını gösteren kuşku götürmez. esrarengiz bir din de insan için o kadar yararsız ve yersizdir. Bir dinde en çok saygı duyulan sırlar. evrensel bir din bildirmesi gerekirdi. kendisi için bir sırlar dokusundan başka bir şey olmayan tanrısallığın yönetiminden bir şey anlamaya yetenekli değildir. açık belirtilerdir. * Batı'nın din lisanında Latince ne ise. Anlayamayacağı sırlara insanın asla ihtiyacı yoktur. vermek ve verileni korumaktır. Bu yönetim. Kendisini insanlara tanıtmak için bu kadar çabalayan Allah.) 102. diğer dinde alay konusudur. onların zayıf zekalarını. gerçek olan hangisidir?. Bir iyi Allah. hiç olmazsa insanların tümüne bir lisanla seslenmeliydi. insanın işi değildir.. yine karşılık olarak diyeceğim ki. daha belirli. hükümdarlar ve nazırları. Düşmanlarının bunları öğrenerek işlerini bozmalarından çekindikleri için. Bu durumda.

Özellikle şu inanışta bulunur ki. bu "katolik" fazla olarak kutsal ekmeğin ve şarabın şaşırtıcı bir şekilde Hazreti İsa'nin kanına ve etine dönüşmesine (transsubstantition) de inanır. özel bir cevher imanıyla inanıyoruz. insanların en az akıl erdirdiği ve bilginlerinin yüzyıllardan beri. "deli. Her mezhepten Hıristiyanlar. Bunların her biri arkadaşlarının verdikleri ilaçları kötüleyerek. Bilgili kimse bu ilaçların hiçbirini almaz. bir adama ibadet ya da teslise (Hıristiyanlıkta baba-oğul-kutsal ruhtan oluşan üçlü inanç) inanmak kadar hiçbir şey akla aykırı değildir. Protestan katoliğe. Dinin "doğa" olduğunu varsayan. 105. aynı dinin rahipleri. kafir. Aslında küçük olmayan . Çünkü. aynı zamanda kendisini doğanın eylem ve etkisine bırakır. Hıristiyan. putperest" der. abeslikten başka bir şey görmez. çeşitli noktalarına birçok şarlatan dağılmıştır. en çok mücadelede bulunduğu bir şey olması şaşırtıcı değil midir? Vahiy indirmek tenezzülünde bulunan bir Allah'ın amaçlarını. Kuran'ı. hakkında hiçbir fikre sahip olunmayan bir Allah'ı kabul ettiğini hikaye eder ve kendisinde bütün dünyanın dinleri tarafından öğretilen sırlarla alay etme hakkını bulur. Ünlü bir ilahiyatçı. Her dükkanın kendi müşterisi vardır ve bunlar en iyi iyileştirici ilaçların kendilerinde olduğuna inanırlar. Muhammedi de. tek gerçek tecelli. içinde.için bu kadar esaslı olan bu şeyin. bizim için başka hiçbir şeyin değeri olmamalıdır. imamları bile aralarında ittifak etmeyi şimdiye kadar başaramamışlardır. yeryüzünü dolduran çeşitli dinlerin tümünün budalalığı konusunda aynı ayardaki taraftarlarının birbiri hakkında verdikleri hükümler kadar gülünç bir şey yoktur. evrenin yaratıcısını gördüğünü sandığı ekmeğe tapınmak için diz çöker. hastalar kendilerini daha iyi. Muhammed aracılığıyla bildirilen tanrısal bildiriyi. katolik Hıristiyanla alay eder. bir Allah'ı kabul etmenin ve bununla yetinmenin saçmalığını teslim etmedi mi. gerçek dinin yolunu tuttuğunu söyleyen deist. hinduların tanrısı olan Vistoun'un tecellisine (incamation) yani insanın yüzünde ortaya çıkmasına budalalık gözüyle bakarlar. ya da başka bir dükkanın şarlatanı peşi sıra koşandan daha az hasta hissetmezler. Tereddütsüz bir adama tapınan ya da teslisin anlaşılması mümkün olmayan sırrına kesin bir olgunlukla inanan protestan Hıristiyan. bir gerçek Allah'a. Sofuluk. Bu ilahiyatçı şöyle der: "Biz ki. İddia ederler ki. tanrısallığa karşı onur kırıcı iftiralar dokuması" olarak görür. ilaç yapa yapa hastalığını artırmaktan başka bir sonuca varmayan bir "karasevda" tutkunudur. "küstahça rüya. yoldan geçenleri kendisine çekmeye çalışır. Yaşadığımız dünya. Hıristiyanın ülkesini ele geçirmek ve elde kılıç onu Allah'ın elçisinin dinini kabule zorlamak hakkına sahip olduğunu sanır. 104. bir genel meydana benzer ki. arzularını yanlış anladıkları gerekçesiyle. bir hastadır. BİRBİRİNE KARŞIT VE TÜMÜ AYNI ÖLÇÜDE AKILDIŞI VE ABES İNANIŞLARIYLA GÜLÜNÇ HALE GETİRİLMİŞTİR Akıl ve muhakeme sahibi bir adamın gözünde. Sofu bir kimse. "putperest" ve "köpek" der. Uzun süre kullanılmasına rağmen. Hıristiyanın dininde saçmadan. evrenin yaratıcısı ve bir marangoz zevcesinin oğlu olan İsa'nın şahsındaki tecellidir. iyi bir rejim izler. bir Hıristiyana. insanın ta çocuklukta tutulduğu bir hayalgücü hastalığıdır. Çünkü katolik. yani dinin.

en derin sırlara inanmaktan ne hakla sakınılsın? 106. hakim. intikamcı olan ve insani işleri ödüllendiren bir Allah'tan daha aykırı mıdır? Sizce. bütün bilgileriyle çelişen bir şey var mıdır? Sözün kısası. ya da ortadan kaldırabileceği delilikler. sağduyunun bütün fikirleriyle. onun Allah'ı kadar çelişkilidir. Pekala! Bütün bu sırlar akıl için. Anlamadığım bir milyon şeyi kabul etmekle. üzerine gözlerinizi kapamakta direndiğiniz her türden birçok kötülük görmekteyim. Kendi kendisiyle çelişkili olan pek iyi Allah'ınızın. dünyada gördüğümüz değişmeleri uygulayan. adaletle doludur ve ülkesinde suçsuzluk çoğu kez yenilmiş bulunur. özerk yapan Allahtır. öbür dünya ülkesine (ahiret alemine) göndermek zorunda kalacaksınız. Teslisin niteliğini ve tanımlanmayan sırrını pek saçma buluyorsunuz. maddi olmayan bir varlık tarafından maddenin yaratılmasından daha çelişkili. DAHA AZ ÇELİŞKİLİDİR NE DE DAHA AZ MEVHUMDUR Deist bize bağırır: "Teolojinin korkunç ve tuhaf Allah'ına ibadetten sakınınız. insanı ne cezalandırabilir. cisimleşme (incamation. ya da kötülüğün yapılmasına izin verir. beni. uygulamasında kendisini özgür kıldığı şeyi . Eğer insan özgürse. sevinç ve heyecanınızın özellikle göz önüne almak istediği iyilikler. bir kez kabul edildikten sonra. Bu durumda. Allah'ı haklı çıkarmak için rahibin yaptığı gibi. bundan dolayı. Çünkü sizin Allah'ınız. kötülüğü yapar. erdemi ise perişan halde görüyorum. böyle bir Allah ve hareketleri. böyle bir teolojik Allah kabul edildikten sonra. cinayeti muzaffer. kavrayış gücümü zorlayan ilk gerçeği kabulde duyduğum sıkıntıdan daha çok sıkıntı çekmem ". sefaletler. bir Allah ki. ne de ödüllendirebilir. aynı el ile iyilik ve kötülük dağıttığını teslim etmek zorunda kalacaksınız.. benim Allah'ım sonsuz ölçüde hakim ve iyi bir varlıktır. doğruluktan kendisinde bir eser varsa. insanların babasıdır. önünü alabileceği. Ona derim ki. Övdüğünüz. cinayetler. mükemmel bir hüda ki. her gün bin muhtelif yerde kendisini yediren bir Allah'tan çok. eksik ve sefil eserlerden başka eserler yapmaz. adaletten yana ve kudretli bir varlığın doğaya başkanlık ettiğine. Günahlarından dolayı insanı Allah cezalandırdığında. size hiçbir şey gülünç görünmüyor. Bu kadar adil bir hükümdarın ülkesinde. Kendisi değişmez olduğu halde. Bir iyi Allah ki. en şaşırtıcı mucizelere. ilahiyatın icat ettiği Allah'tan başka bir Allah icat ediniz. yani Allah'ın insan suretinde görünmesi) kadar büyük sırlar değil midir? Alemlerin yaratıcısı Allah'ın insana dönüşerek. karışıklıklarla dolu olan bir dünyanın hareketlerini bizzat yönetmekte olduğuna inanmak kadar.. bu dünyada her şeyin Allah'ınıza verdiğiniz hasletleri yalanladığını görmüyor musunuz? Bu pek sevecen babanın birçok ailesinde yalnızca mutsuzlar görmekteyim. insan özgür müdür? Yoksa değil midir? Her iki seçenekte de adaletten. insanın işlerinin başlangıç nedeni Allah'tır. Ekmeğe dönüşen. eylem ve harekette bulunmakta ya da bulunmamakta özgür yapan. üzerinde bulunan haçla Asya'nın bir köşesinde öldüğü kendilerine telkin edilen vatandaşlarımız adına kızardığınızı söylüyorsunuz. hükümdarların en yumuşağıdır. dünyayı nimetleriyle dolduran odur". sonsuz iyi. ve bir kelimeyle engel olabileceği. akıl artık başka şeyleri anlamaya çabalayarak sıkıntı içinde olmamalıdır. nimetler arasında. en saçma masallara.bu sır. Allah'ınız.

Görmüyorlar ki. "Genel geleneklerle ve bütün insanların oybirliğiyle bir gerçek aleyhine hükmedilemez". keyif ve arzularından başka bir şeye bağlı olmamaktır. cinlere inanırlar. DİPSİZ CEHALET. yapmaktan kendisini alıkoyamadığı yanlışlıklarından dolayı insanı cezalandırmakla. Ancak bu saçmalıkların çıktığı kaynağa inecek cesarette değildirler. en aklı başında kimseler dünya ölçüsünde bir ruha inanmayı. açgözlü ve kurnaz yasa yapıcıları ve ilahlar tarafından sunulmuşlardır. uzayın tümünün merkezinde hareketsiz durduğuna inanmışlardı. bu konuda tereddüte düşmez. Yeryüzünde hiçbir kavim yoktur ki. insan. "Batılın doğasını değiştirmek ve ondan bir gerçek yapmak için bütün bilginler ordusu da yetmez" demişti. en uç noktada zalim olmaktır. bir Allah'ın varlığına inanmayanların ağzı kapatılamaz. Ancak. Kutupların varlığına inanılmadığı ve bunların varlığını iddia etme yürekliliğini gösterenlerin eziyete uğratıldığı zamanlar oldu. Dünyanın bütün kavimleri. KAN DÖKÜCÜLÜK ABİDELERİDİR VE YENİ DİNLER YENİDEN GENÇLEŞMİŞ ESKİ DELİLİKLERDİR İnsanlar tarafından ibadet edilen tanrıların tümü vahşet kökenlidir. en uygar milletler tarafından ibadet edildiğini gördüğümüz Allah'a yakından bakılırsa. ibadet ettirilen şeyleri gerektiği gibi incelemek için ne cesareti ne yeteneği olan safdil ve kaba kavimlere. 107. dünyanın bütün dinlerinin dolu olduğu ayrıntılı abeslerden gerçekten şaşkınlık içindedirler. insanların hayalgücünü ısıtarak ve verimli kılarak bir dizi ham hayalden başka bir şey asla geliştirmemiştir. HURAFE. ötekilerden daha az safdil olan birkaç insan dışında. batılı gerçeğe dönüştürebilir mi? Ünlü bir bilgin (Bayle). varlıkların en haksızı olmaz mı? Birçok kimse. Sözün kısası. ayinine ve saygıduruşuna konu ettiği. hala sihirbazlara. gariplikler. bu batıl yıkıldı. basiretsiz. ne kadar vahşi var sayılırsa sayılsın. gulyabanilere. ahmak kavimler tarafından hayal edilmişlerdir. Vahşi olmak kuvvetten başka hak tanımamaktır.yaptığından dolayı insanı cezalandırmış olur. birbirine karşı niteliklerle dolu bir Allah. görülme olanağı olmayan ve kudretli bir varlığa iman etmiş olmasın. Ey kendilerini uygar sanan kavimler! Bol bol tütsüler . Zamanımızda. Allah. Aklı başında hiçbir adam. bu Allah'ın vahşi özellikleri bulunduğunu da teslim etmek zorunda kalır. Bütün insanların görüşü. Ya da korkutma. Bugün öğrenim görmüş hiçbir kimse. KUDRETİNİ TANIMIŞTIR" DEMEKLE ALLAH'IN VARLIĞI KANITLANAMAZ "Bütün insanlar. çelişkiler. kendilerine bir vecibe yapıyorlar! 108. insan tabiatının üstünde bir yüksek zekanın varlığına inanmayan bir kavim yoktur" demekle. muhakemesiz olmaktır. bütün insanlar güneşin dünya çevresinde döndüğüne ve yerkürenin. tedbirsiz. yıldırma sayesinde. bütün ülkelerde bir tanrısallığın hüküm ve kudretini tanımışlardır. başka bir bilgin (ibnirrüşt) ondan önce. kendisini bu budalalıkları kabul etmek zorunda görmez. Eğer insan yaptığından başka türlüsünü yapmakta serbest değilse (özgür değilse). cadılara. Açık biçimde. Hemen hemen iki yüzyıl ancak oldu ki. Bir zaman oldu ki. bütün asırlarda.

belki en barbar milletlerin deliliklerinden daha ileri gitmişlerdir. en uygar milletlerin girdikleri dinlerde görünmektedir. bize gelinceye kadar yaşamıştır. tersini iddia etmek tehlikeli olan. Almanların ve Yahudilerin. hiçbir vahşinin aklından geçmemiştir. her dönemde çoğu kez ya gaddar ve kıyıcı. rahipler büyücülerdir. insanlar. Fransızların. yanılmaz ve kesin iradeler. kan yasaları düşünce tarzından dolayı Allah'ın hoşuna gitmeyenlerin binlercesini yeni yeni işkenceler altında yok etmiyor mu? Yeni milletler. intikamcı ve kana susamış. cinlere. kıskanç. bu aydın milletin mezheplere ayrıldıkları. yani yeryüzündeki kavimlerin en ahmağı. deliliği. sevimli bir Tanrı. Böyle hoppalıklar ve deliliklerle dolu bu Allah'ın . hoppa. en vahşisi olan kavmin barbar Allahı önünde diz çöktüğü gorüldüğünde. yılanlara. Bütün bilim ve kültürlerine rağmen. Rahiplerin gaipten verdikleri haberler onun için. atalarının bilgisizliklerinin. bunu alabildiğine içen ve hayalgücünü hareket ettirmeye yetenekli olan şeyi asla düşünmeyen. akıl ve muhakemesini asla eğitmemiş olan insanın açık biçimde merhametsiz. intikamcı varsayılan.yaktığınız. patavatsız yaratılışından alınmamış mıdır? Ey insanlar. birbirlerine kin ve düşmanlık güttükleri görülüyor. rahiplerine bağlı olarak. ahmaklığı. muhakeme etmeyen. büyülere atfettirir. en safdili. kıskanç. dimağlarının görünmeyen hareketlerinden dolayı insanları tedirgin etmek. hükümlerdir. Bu huy. her türden puta taptılarsa. pek aklı başında olmayan birçok Hıristiyan milletin putu. bir örnek olarak. en uygar ve bilgili milletlerin. Doğanın yolları ve araçları hakkındaki bilgisizliği. birbirlerini parçaladıkları. çoğunlukla ilkel barbarlıklarında kalmışlardır. İnsanlara görüşleri için eziyet etmek. Gözünde. düşünceyi soruşturmak. farelere. İnsanların tanrısallığa kurban olarak sunulduğunu görmüyor muyuz? Hep bir vahşi kadar kana susamış olan. Mısır bilginleri timsahlara. ya da zırzop olan dini geleneklerde ortaya çıkmıştır. kızgınlığını yatıştırmak amacıyla. son derece saygıyla ekmeğe. mucizelere istekli. kendilerini onlardan daha akıllı sanan kavimlerin. Bir barbarlık huyu. dehşetlerinin ve kana susamışlığının yaşayan eski abideleridir. yeniden tazelenen ya da yeni bir biçim altında sunulan eski deliliklerden başka bir şey değildir. dalkavukluk ettiğiniz ve kavuk salladığınız Allah'ı bu iğrenç yaratılışta bulmuyor musunuz? Tanrısallığın size yapılan tasvirleri. bu doğru olmayan Allah'ın tabiatı ve niyeti hakkında edindikleri ve tümü aynı ölçüde gülünç fikirler için birbirlerini aşağıladıkları. Bunlarda tümüyle tanrısal bir kudret olduğunu sanır. İngilizlerin. üzerine fikir üretmeyen bir çocuktur. ırmaklara. Yeni dinler. Onların huzurunda perişan olan muhakemesi sarsıntı geçirir. olgunlukla dolu bir hükümdar gibi göz önüne almaktan da çekinmediğimiz büyük bir vahşiden başka bir şeye tapınmıyorsunuz! Bütün ülkelerin insanlarının dini görüşleri. Eğer eski vahşiler dağlara. rahiplerinin büyüleriyle içine Allah'ın indiğini hayal ettikleri ekmeğe taptıklarını görmüyor musunuz? Allah-ekmek bu konuda kavrayışı en vahşi milletler kadar olan. soğanlara bağlılıklarını sundularsa. Her vahşi. fetişi değil midir? 109. Din konusunda. kendisine harikulade görünen şeyi ruhlara. ZİYAFETİ VARDIR Vahşi insanın kana susamışlığı. bönlüklerinin.

sonra "Allah" kelimesinden ne anladıklarını sorunuz. Hiçbir zaman incelenememiş olan. Allah'ı hakkında edindiği fikirlerde kendi kendisiyle hep uyumlu olur mu? Hayır. 111. YÜZEYSEL BİR ARAŞTIRMA VE İNCELENMESİNİN SONUCUDUR "Bütün insanlar ya kuşkucu ya da Allahsızdır" demek. İnsanların çoğu hiçbir şeyi incelemez. KUŞKULU VE GÜVENİLMEZDİR Sıradan insanların bilgisizliği. şöyle bağırmak isteği geliyor: Ey insanlar! Siz hala vahşisiniz! Ey insanlar. bu şekilde hemfikir olur mu? Allah hakkında düşündüklerinin ve söylediklerinin tümünü. hem de başkalarıyla hemfikir. toplamın küçükten daha büyük olduğunu. Modeli hiçbir yerde bulunmayan bir "portre"ye her birinin verdiği yüz çizgileri arasında hiçbir benzerlik bulamazsınız. Teamüle. Dini görüşleri. bir kesinsizlik ve belirsizlik işaretidir. bir Allah'ın varlığına "bütün insanlar sağlam biçimde inanırlar" demekten belki daha doğrudur. Allah'ı hakkında aynı fikirlere sahip olan ya da olabilen iki kişi yoktur. Size. insanlar. haksızlığın ve gaddarlığın iyilikle birleşmesinin mümkün olmadığını teslim eder. onu en büyük güçlük içine düşürürsünüz. Halkın bireylerinden her birine Allah'a inanıp inanmadıklarını sorunuz. . ya da her durumda muhakemeleri çabucak tükenir. sonra! Bir görüş üzerinde ittifak. ancak anlaşmazlık. kayıtsızlığı ve budalalığı hakkında gerçek düşünceler edinen herkes. her biri başka türlü çizer. Allah'tan söz ettiğinizde. hangi durumda bulunursa bulunsun. birçok ressama söyleyiniz: Bunların her biri başka başka fikirlere vücut verdiklerinden. İnsanlar. makinesinin uğradığı dönüşümle değişir. din konusu açılır açılmaz. mevhumu. Allah'a inanmak için nedenlerinin ne olduğunu da bilmez. Aynı adam. hep mutabıktırlar. ne kadar çok yayılmış ve yerleşmiş olursa. özellikle inceleme cesaret ve yeteneğine sahip olmadıkları görüşlerdir. sürekli olarak yinelediği bu kelimeye kötü hiçbir fikir bağlamaya (hiçbir gerçek anlam vermeye) yeteneği yoktur. bağlanırlar.iradeleri üzerine bilginlerin delicesine fikir ürettiği görüldüğünde. Dünyanın bütün dinleri Allah'ı tasvir ederken. o görüşün açık olduğunu hiç kanıtlamaz. herkesin kendi tarzına göre düzenlediği ve kendi dimağından başka hiçbir yerde olmayan büyük bir mevhumdan başka bir şey tasvir ederler mi? Yeryüzünde. bize. hemfikir midirler? Hayır. safdilliği. adaletin bir nimet olduğunu. Allah hakkında ne düşündüğünü bilmediği gibi. Deliler hariç herkes. iki kere ikinin dört ettiğini. hakkında sürekli bir fikir edinmek mümkün olmayan. insanın sevgisine layık olmak için iyiliksever olmak gerektiğini. Hemen görürsünüz ki. Görürsünüz ki. E. ona atfedecekleri eserler alt üst eder. Ancak bu Allah hakkında mutabık mıdırlar. güneşin aydınlattığını. Bu fikir. olumlu gerçekler üzerinde hem kendi kendileriyle. bu da bir kesinsizlik işaretidir. Bütün kavimler bir Allah'tan söz eder. yüz çizgileri hakkında asla ittifak bulunmayan. dini görüşleri o oranda kuşkulu sayar. Bu görüşlerden hiçbir şey anlamadıkları için susmak zorundadırlar. sizler birer çocuktan başka bir şey değilsiniz! 110. Bir mevhum çizmelerini. Allah'tır diyecektir. Allah. hükümete bırakırlar ve boyun eğer.

birçok kimse için. tümüyle gülünç görünür. neye inanmaması gerektiğini. daha mı az aykırıdır? Sıfatları karşılıklı birbirini bozan. bu kararsızlık. bu rahiplerin kendileri de Allah'ın bütün insanlar için olanaksız olduğunu açıklayamazlar mı? Dolayısıyla. iddia ettikleri ve doğrulamak istedikleri ölçüde genel değildir. hakkında kuşku ve kararsızlık duymak. kuşkuculukla . çoğu kez ya tembellikten. İlkelerine kadar göz atmaya tenezzül edildiğinde. eşyanın yüzeysel incelenmesinden çıkan bir kararsızlık durumudur. neye karar vereceğini bilmez. artık bilmez. Neyi kabul. Ancak işin aslı. din konusunda kuşkucu olmak mümkün müdür? Kuşku. yeterli ölçüde incelememek ve araştırmamak üzerine kuruludur. yok eden bir varlığın olanaksızlığına karar vermekte tereddüt etmek. Ancak. ancak pek az önem verdikleri eşyayı inceleme ve araştırma zahmetinden korkmanın sonucudur. Üzerine bütün dinlerin kurulduğu Allah'ı incelemeye cesareti olmayan bir adam. neyi reddetmek gerektiğini. ya ilgisizlikten. Din hakkında ilgisizlik. iki ucu olmayan bir bastonun varlığına inanmaktan öte olasılık bulunur mu? Sonsuz iyi ve kudretli olan ve bununla birlikte sonsuz kötülükler yapan ya da yapılmasına izin veren bir varlık kavramı. esas hizmetini gören Tanrı kavramına yakından bakıldığında. ya güçsüzlükten. bir hüküm vermek için gerekçelere sahip olmamaktır. Allah'ın varlığını kanıtlar görünen deliller ve Allah'ın varlığını çürüten ihtiyaçlar karşısında bazı kimseler kuşkulanmayı ve karar vermemeyi tercih ediyorlar. korkmak mı gerektiğini. en açık ve en iyi kanıtlanmış ilkelerle sürekli çelişki içinde bulunan ilahiyat ilkelerinin yüzeysel ve az muhakemeli incelenmesinin eserinden başka bir şey olamaz. Kuşkucu olmak. Kendi varlığından ya da güneşin varlığından kuşkulanan bir adam. verilecek karar hakkında düşünmek ve görüş ileri sürmektir. kısacası. din. Allah'ın varlığına tam ve kesin inanış. neye inanması. hangi dini kabule karar vereceğini bilemez. insanın kendi varlığından kuşkulanmasından daha mı saçmadır? Ruhsal bir vücuda inanmak için.üzerimizdeki etkileri hakkında değişmeyen bir hüküm vermekten bizi yasaklayan. Bununla birlikte. zihin için hoş bir durum olamaz ve ona rahat bir yüz yastığı olmaktan çok uzak olur. aklının almadığı bir şeye insanın inanması mümkün müdür? Bu şekilde inanmak. Kuşkuculuk. Açık bir biçimde olanaksız bir vücudun var olmadığı hakkında kararsızlığa düşmek. kuşkuculuk. kararsız kalmak mümkün müdür? Aklı başında olanlar mutlak bir Phyrhonisme* ile haklı olarak alay ederler ve hatta bunu olanaksız bulurlar. Kararsızlık. dört köşeli bir üçgenin varlığı kavramından daha az saçma ya da daha az olanaksız mıdır? Sonuç çıkaralım ki. insanlara hem dünyada. bu düşünce tarzını kötü niyetin yönlendirdiğinden kuşku duyulur. Kuşkulanmak. ya da yeteneksizlikten ileri gelir. ümit etmek mi. hem ahirette büyük sonuçları olan bir şey olarak sunulduğundan. kendisi hiçbir görüşe sahip değilken başkalarının görüşüne katılmak değil midir? Rahipler bütün insanların inanışını düzenler. Apaçık olan hakkında kuşkulanmak. Ya da. çeşitli iki dimağda anlamı bilinen tek biçimi olmayan bir mevcudun varlığından insan nasıl emin olabilir? Hakkında edindirilmeye çalışılan fikirlere zıt bir davranış atfetmeye insanın her an zorunlu olduğu birinin varlığına içtenlikle inandığını kim söyleyebilir? Pekala. şu sonucu çıkaralım ki.

* Eski Yunan filozoflarından Phyrhon'un felsefesi kuşkuculuktur ve insanların hiçbir zaman gerçek eşyayı bilemeyeceği görüşüdür. bu kanaatin olması mümkün değildir.karıştırılmamalıdır. iyiliği. arifliği. Allah'ın vahyettiği (kendisini vahiy ve ilham ile gösterdiği) bize temin olunur. adaklardan.) yararlı ve öteki vatandaşlar için yıkım demek olan tuhaf emirlerden. kurbanlardan. Bu olmadıkça. gülünç kurallardan. Dünyanın bütün ülkelerinde. kapsadıkları yüce hikmet ile ya da erdem ve zihin açıklığıyla zarar vermeye. 113. öteki bütün kavimlerin düşmanı olan bir zatı gösterir. KONUŞMUŞ OLDUĞUNUN KANITI NEREDE? Tanrısallık tarafından bildirilmiş bulunan ahlak kuralları gerçekten ilahi midir? Ya da her akıllı adamın düşünebileceği kurallardan üstün müdür? Bunlar ilahidir. hocalara. Kuşkucuların tartışmasız babası sayılır. gördüğümüz eserlerine uyuyor mu? Kuşkusuz hayır. kavgacı. çocukça ibadetlerden. iradesini incelemek ve derinleştirmek ya da kendisi ve eserleri hakkında akıl ve muhakemeye danışma saygısızlığında bulunulur bulunulmaz öfkelendiğini öğretir. hoppa. bağnaz. ya da incelemeye ve araştırmaya hiç yatkın değildirler. adaleti ve bütün kudreti hakkında bize verilmek istenen parlak fikirlere uyar mı? Asla. 112. yalnız Allah'ın resullerine (rahiplere. Her özel vahiy. kendilerine tanrısallık tarafından bildirilen kavimlerin mutluluğuna açık biçimde hizmet eder mi? Tanrısallığın isteklerini (ilahi emirleri) her ülkede araştırır ve incelerken. sorunun yeterli ölçüde incelenmesini gerektirir. hasar meydana getirmeye elverişli olabilir mi? Bu iradeler. insanları. daha çok durumlarda vurdumduymazlardır. amacının anlaşılması asla mümkün olmayan törenlerden. Dinin esas noktalarında kuşkucu geçinenler. taraflılık. içinde bulunduğu güvenlik ya da dinin kendisini ilgilendiren içerikte bulunmaması olasılığı üzerine kurulmuştur. hahamlara vb. Bütün vahiylerde bu nitelikler yanlı. kendisine giden yolların ifadesinin olanak dışı olduğunu. Allah insanlara ne öğretti? Kendisinin var olduğunu apaçık biçimde insanlara kanıtlıyor mu? Nerede oturduğunu söylüyor mu? Kendisinin ne olduğunu. Yalnızca neyse o olduğunu. Bazı insanlara görünmeye tenezzül ederse. Allah'ta adaletsizlik. bunların yararlılığını ortaya çıkarmak. doğanın hükümdarına yakışmayan bir etiketten. Fazla olarak bulurum ki bu yasaların amacı. Çok önemli olarak gösterilen bir şeyin hiç de önemli olmadığı ya da iyi ve kötü her etkiden kurtulmuş bulunduğu kanaati. hiyanet göstermez mi? Bir Allah tarafından vahyedilen iradeler. olsa olsa tercih ettiği ve mazharına izin verdiği bir kavim açısından iyi. ancak şunun için ki. toplumdan kaçan. büyüklük taslayan. ya da kişisel özünün neden yapıldığını öğretiyor mu? Bu konuda söylediği. bir gizli Allah olduğunu. kefaretlerden başka bir şey görmem. haksız kılmak ve aynı emirleri almamış ve Allah'tan aynı iyilikleri görmemiş kimselere karşı merhametsiz bir konuma getirmektir. ilahiyatın niyetleri hakkında bütün öteki insanları üstün gelme olanaksızlığı ve mutlak bir bilgisizlik içinde bırakmaya özen gösterir. insan zekası için mümkün . Allahın bize bildirilen nitelikleri. Bu ilgisizlik de.

Ancak. Demek oluyor ki. beni temin ederler ki. akıl ve muhakemeyi tümüyle unutmaktan. Hintliler Allah'ın Çinli'ye söylediğinin bir kelimesini anlamaz. Alah'la bizim aramıza giren büyük şahsiyetlerin kurnazlıkları. erdemi. Çinli'yi. bu mucizeler. çıkarcılıkları hakkında kuşkulanacak olsam. Allah'ın kendisini göstermesi ve bizzat açıklamada bulunması daha kolay değil miydi? Öte yandan. Allah kendisini gösterdi mi? Bu yasaları bizzat ilan etti mi? İnsanlarla kendi ağzıyla konuştu mu? Allah'ın hiçbir zaman bir kavme görünmediği ve ilahi amacını bildirmek için bazı gözde kişileri araç olarak kullandığı ve bu kişilerin Allah'ın iradelerini dine saygısı olmayanlara bildirme ve açıklama görevini üstlendikleri bana öğretiliyor. insan yaratılışının tümüyle terk edilmesinden. TÜMÜ BİRBİRİNİ HAKLI OLARAK HURAFE VE KÜFÜRLE SUÇLAYAN MENSUPLARINA AYRI AYRI YOLLAR SÖYLEMİŞ OLMASI TUHAF OLURDU Allah. Hintli'yi. 115. çoğu kez tümüyle kişiliğimize karşı acımasız ve başkaları için yararsız bir hareket tarzı gösterir. Her biri bize mucizelerinden. mucize denilen şeyler doğruya benzerlikten yoksun ve kendilerinin en yüksek yüce zat tarafından gönderildiklerini başkalarına inandırmakta çok çıkarı olan.değildir. hırsları. Yahudi. bu mucizeleri incelemeye koyulsam. iyiliğinden. Muhammediyi ve hatta kutsal kitaplarını kendisinden aldığı Yahudiyi lanetler ve "kafir" der. 114. Bütün tanrısal vahiylerin açıklanmasında ve yönetiminde. Hiç kimse ilahi esrarı öğrenmeye yetenekli kılınmamıştır. dini işlerde. açık mucizelerle doğrulamıştır. Kim haklı ya da haksızdır? Herkes "ben haklıyım!" diye bağırıyor. Bu kurallar. dininin daha yeni bildirilmesiyle böbürlenerek. İnanılmaz mucizelere bizi inandırmak için hangi tanıklar gösteriliyor? Bunlara bizi inandırmak için binlerce yıldır var olmayanların (söz konusu mucizeler hakkında tanıklık edebilseler de) kendi hayalgüçlerinin şaşkını olmalarında ve becerikli sahtekarlarca gözleri önünde yapılan hokkabazlıklara aldanmış olduklarından kuşku duyulabilirdi. . Orada neler olup bittiğini halka bildirmek yetkisine yalnız Allah'ın nazırları (din imamları) sahiptir. buna itiraz edilmesi mümkün değildir. bu yüce kurallar. kendine karşı kutsal bir kinden ibaret kılar. Hıristiyan. ya da din kurucuların ümmetleridir. kendi adına bildirimde bulunmak göreviyle yolladığı şahısları. TÜMÜ BİRBİRİNİN ARDINDAN LANET OKUYAN. Halkın huni biçimindeki piramitlere girmesine asla izin verilmemiştir. Muhammediyi ve İseviyi. Allah. yaşadığımız yeryüzünün kavimlerine ayrı ayrı şeyler söylemiştir. Ancak diyeceksiniz ki. bir gelenek sonucu sürekli olarak bize kadar gelmiş olan kitaplarda yazılıdır. Muhammediler Allah'ın İseviye söylediklerine efsaneler gözüyle bakar. ilgililerin tanıklığının istinaf ve temyizi. Bu kitapları kim yazmıştır? Bunları aktaran ve doğrulayan insanlar kimlerdir? Ya dinleri kuranlar. görürüm ki. Sonunda. adaletinden eser bulunmadığından şikayet edecek olsam. babalarına Allah'ın verdiği kutsal yasanın kafir saldırganları gözüyle görür. bir Allah'ın bilgisinden. Her biri aynı kanıtları söylüyor. bazı kuşkulu kimseler tarafından aktarılmış hikayelerdir.

Tanrısallığın. Çünkü. bu yasalar hatalıydı. yaptığı yasaların hükmünü bozuyor demektir. küfür ve tanrıtanımazlıkla suçlar. Allah . roma hurafesi aleyhinde bağırır çağırırlar. Bu durumda. planını değiştirme ya da düzeltme gücünü. Bütün din sözcüleri. Her yerde insanların Allah hakkında ne düşüneceklerini bilmediklerine bakarsak. her şeyi önceden görmüş olan Allah. Allah'ın bazı insanlara. evrenin Allah'ı. çeşitli peygamberleriyle milletlere gösterdiği mucizeler açık mıdır? Heyhat! Bunları aynı şekılde anlayan iki kişi yoktur. Bu dünyada kurulmuş din ve mezheplerin mensupları birbirini hurafe. Hurafeci olmak. Romen katolikler. ölümlü kullarının (ağız. size göre. Bunları başkalarına açıklayanlar bile. cinaslara. birbirinin kötü yapılarını ayıplayan kamburlara benzerler. "gizli" anlamlar keşfedilir. Ancak bir mucize yapmak için. Allah tarafından gönderildiklerini. ya da yoktan etkenler çıkarma gücü verebilmesine akıl erdirilebilir mi? Hiçbir zaman değişmeyen bir Allah'ın. mucizelerle kanıtlamışlardır. en yüksek hikmetini doğaya kabul ettirmiş olduğu yasalara karşı çıkıyor. mucizeler gerçekleştirme gücü almış olduklarına bizi inandırmak istiyorsunuz. "deşifre" etmek için her yerde uzmanlar. ya da herhalde bu aynı Allah'ın niyetine bazı durumlarda uygun olmuyordu demektir. Aklı başında bir adam. islam hurafelerinden tiksinir. dil gibi) organlarını ödünç almak ve kullanmaksızın. genellikle. aralarında asla birleşmemiştir. Ancak sizce bu yasaları kim yapmıştır? Allah yapmıştır. paganizm. Allah'ın şerefini yükseltmek. bu yasaları durdurmak ya da yasaklamak gereğine inanmış olduğunu bize söylüyorsunuz. boş inançlı olmak. bir keramet nedir? Doğanın yasalarına taban tabana zıt bir işlemdir. Allah'ın bu konuda insanları aydınlatmak istememiş olduğu apaçıktır. Çin. ondan. Allah hiçbir zaman böyle bir şey söylememiştir. Görünen anlamlarından ayrı. şehitlerinden söz ediyor. yarattıklarının öğrenmelerini istediği şeyleri kendilerine ilham edebilirdi. kişisel özelliklerine bakarak bazı insanlara vermesi.kerametlerinden. dinin kökeninin tanrısal olduğunu kanıtlamak şöyle dursun. Allah hakkında yanlış fikirlerde bulunmaktır. şerhlere başvurulur. Allah hep araç olarak kullanmayı tercih ediyor. Bundan dolayı. Bunları aydınlatmak için yorumlara. değişmez bir varlığın kendisinin de sahip olamayacağı böyle bir gücü. açıklayıcılar gerekmiştir. açıklamalara. Aydınlatmak istediği kimselere isteklerini açıkça söylememiş ya da açıkça söylemek istememiş olan Allah'ın iradelerini arzularını anlamak. peygamberlerinden. Protestan Hıristiyanlar. bunların tümünün saçmalıklarını sayıklama halinde olduğunu söyler. protestan Hıristiyanları kafir sayar. bir mucize. Tümü haklıdır! Kafir olmak. Çok yüksek ve yüce zatın sevgilisi olan bazı insanların. Çeşitli dinciler birbirini hurafeyle suçlamakla. bilinen etkenlerin oluşturabileceği eserlerin zıttı eserler oluşturacak yeni etkenler yaratmak yeteneğine sahip olmak gerekir. 117. Ancak. Hıristiyanlar. yeni etkenler yaratmak. 116. Aldanmış olmaları muhtemel bulunan ya da öteki insanları aldatmak istemeleri için nedenleri olan bazı insanları. ibadet edilen Allah'a karşı küfür içinde bulunmaktır. Ağzı ve dili olmayan bir ruh olduğu doğruysa. inanılır bir şey midir? Mucizeler.

Her yenilik. bütün topalları düzeltmek. Gülünç bir kargaşa çemberi varsa. birin üç olduğuna. çok ağırbaşlı olarak. Tanrısallıktan gelen bir dinde. bizi güçlükten kurtarmak için. kuşkusuz Hıristiyanlık dininin en büyük savunucularından birinin bu dilber akıl yürütmesindendir. arzuları daima yerine getirilen. Planının tümüne hakim olması gereken ve ancak içinde hiçbir şeyin değişmeyeceği. iki kere ikinin asla dört etmediğine. bilgin ve zeki olduğu söylenen bir Allah'ın dini hakkında bakışını değiştirebilmiş ve kendi eserini yeni bir vahiy ve ib'as (gönderme) ile düzeltmek zorunda kalabilmiş olmasına beni inandırabilir mi? 119. mucizeler hakkında inanışla hüküm verilmelidir. projelerini başarıya ulaştırmak için mucizeler kullanmak zorunda kalmasından. bir şehrin bütün ölülerini diriltmek. her yeni vahyin. Allah'ın bizi uyarmak mı. her yeni tebliğin. "en güzel" inanışa sahip olmakla övünmesin ve bu inanışları doğrulamak için bize bir sürü mucizeler söylemesin? Bir mucize. mucizeler inanışları fark ve temyiz eder" diyor. içinde Allah'ın yürekleri katılaştırmakla. bu Allah'ın kötü ruhlara ve büyücülere kendi hizmetkarlarının yaptığı kadar büyük mucizeler yapma iznini verdiği. inanışlar mucizeleri. SAHTE VE DİNSİZ ESER SAYILMALIDIR Teolojinin gerek doğal gerek bildirilmiş ilkelerine göre. "İnanış hakkında mucizelerle. bir küfür ve dinsizlikle azarlanmış olması gerekir. Dünyada hangi din vardır ki. deccalın imanı esfiyayı (ermişleri) bile sarsacak kerametler gösterebileceği haberinin verildiği bu kutsal kitaplarındaki gizli kapaklı mucizelere nasıl inanılır? Bu bir kez kabul edilince. ya da. "sonsuz"un bir ölümlü insan gibi ölebildiğine. 118. ilahi iradelerini uygulamak için yaratıklarına keramet gösterme gücü vermesinden. genişliği ve görkemiyle evreni dolduran bir Allah'ın bir Yahudinin vücuduna girdiğine.hakkında. güneşin ve ayın hareketini durdurmak sırrına sahip olan bir adam. üçün ancak bir olduğuna. TEBLİĞ. her şeyi görüp anlayan. bunun delaletiyle. ya da şeytandan mı geldiği nasıl fark edilir? Pascal. gökyüzüne yükselmek. pek eksiksiz. bütün her şeye gücü yeten bir zatın. kanıtlanmış bir gerçeğin açıklığını yok etmeye elverişli midir? Bir adam: bütün hastaları iyileştirmek. Allah'ın dinine istenilen dayanma gücünü ve olgunluğunu daha önce vermemiş olduğunu . yok etmek istediklerinin gözlerini kör etmekle övündüğü. inanmalarını istemekten başka bir şey yapmaya ihtiyacı olmaz. her arzu ettiği şeye yaratıklarının inanmaları için. PASCAL'IN GÖRÜŞÜNÜN REDDİ Tanrısallıklarını mucizeler üzerine bina eden ve bu şekilde bizi doğrudan doğruya kuşkulanmaya özendiren bazı dinler hakkında ne diyeceğiz? Hıristiyanların. başkasına aktarılamayan sıfatları ve hatta her şeye yeten gücü hakkında bize verilen fikri. gönüllerin ve ruhların mutlak hakimi olan. değişmez. her iyileştirme. sahte sayılması gerekir. açık biçimde yok eder. yoksa tuzağa düşürmek mi istediği hangi belirtilerden anlaşılabilir? Gördüğümüz olağanüstü şeylerin Allah'tan mı. her değiştirmenin. bir ilahiyatçı bize nasıl dem vurabilir? Bir Allah'ın insanların yardımına muhtaç olması inanılır bir şey midir? İradeleri. mükemmel yasalar yapmış olan bir Allah'ın. değişmez.

121. ne de bunu yapabilmiş olduğunu iddia etmektir. bu din yenileyici imamların ve onlara bağlı olanların genellikle huzur ve güveni bozucular sayılarak herkesin önünde rezil edildiklerini. kolay inanmamak durumum katmerleşir.açık olarak. olmalarını arzu ettiği gibi oldurmaktan. ya doğrudan doğruya Allah'ın Musa aracılığıyla bildirdiği yasada bazı "eksikliklerin" bulunmuş olmasını. kerametler gösterme vergisine ulaşmış peygamberlerin. İsa'nın dini. "Allah zayıftır. kendilerini baskı ve sıkıntı verenlerin zulümlerinden korumak gibi "sade bir mucize"yi yapmadıklarına nasıl inanılabilir? Bu sıkıntı ve baskılardan bile. mucize gösterenlerin acımasızca üzüntüye sokuldukları ya da işkence altına alındıkları söylenirse. yüce. kan dökücüdür ve peygamberlerini hırslı arzularına alçakça feda eder" demektir. kendisinin hoşuna gidecek ölçüde aklı başında yapmayı ne istemiş. bu taraftarların. Yüce bir Allah. 120. bunlara uğrayanların dinleri lehinde bir kanıt çıkarmak ustalığına sahip bulunuluyor. bu dinin gerçek ya da tanrısal "varsayıldığını" kanıtlar. Bana. HIRİSTİYANLIĞIN TANRISAL KÖKENİ ALEYHİNDE TANIKLIK EDER Tarih bana. dinin kanla damgalanmasını istedi" demek. adaletsizdir. aynı tarih. ya da kötü niyetini gerektirir. değişmeyen. Bir Allah'ın koruması altında büyüklüğe ve ilahi kudrete erişmiş ve mucizeler. dini bağnazlığın yaşam sevgisinden daha güçlü olmasından başka bir şeyi kanıtlamaz. İsevilik bir küfür ve dinsizliktir. büyük acılara uğratıldıklarını ve öldürüldüklerini de öğretiyor. Bütün yeni dinler -ya da eski dinlerin iyileştirilmiş biçimleri. Allah'ın aydınlattığı kavmi. ilk din kurucuları olan peygamberlerin ya da din yenileyicilerinin büyük mucizeler yaptığını öğretiyorsa. Her şeye gücü yeten bir Allah. onlara atfedilen mucizeleri gerçekleştirmemiş olduklarına inanmaya eğilimliyim. Eğer gerçekten bu mucizeler. iyilikbilmezdir. iradelerini bildirmekle görevlendirdiği insanların kötü muameleye uğramalarına izin vermez. Bundan dolayı. mucize yapıcılarına kötü muamele yapılmasını engellemeleri gerekirdi. ya da Yahudileri. dayanıksızlığı. bu Allah'ın aczini. .göstermez mi? Allah'ın bir iyilik yasası vererek aydınlatmak istediği halkın fikirlerine göz yumduğunu ve ilk yasayla halkın kaba fikirlerini daha mükemmel yasaları kabul etmeye ve uygulamaya hazırladığını ileri sürmek. DAYANAN ÇABALARI. Ancak birçok şehitin kanına mal olmuş ve yayılması için kurucularının duyulmamış sıkıntı ve işkenceler çekmiş bulunduğunu bize öğreten bir din. DİNİN DOĞRULUĞUNU ASLA KANITLAMAZ Bir din için ölmek. o dinin gerçek ya da tanrısal olduğunu kanıtlamaz. adil ve her şeye gücü yeten bir Allah'ın dini olamaz. Museviliğin gerçekten kutsal. bunları görenler arasında çok taraftar toplamış olsaydı. tanrısallığın aczi. bütün her şeye gücü yeten ve kayıpları bile bilen çok bilgin bir Allah'tan çıktığı doğruysa. Bir coşkunun etkisi altında ölmek. tedbirsizliği ve kötü niyeti üzerine kurulmuştur. "Allah. Olsa olsa. bir din kurmak isterken daha kolay ve kullarının en sadıkları için daha az korkulu yollar kullanır.

sermayesini sürdürmek mutluluğuna erişirse. O zaman. Oysa.Bir sahtekar. ne de samimiyetlerini. doğaüstü hiçbir şey yoktur. bilginliktir". Dünyayı dolaştıkları görülen birçok din vaizlerinin. hayrette bırakmak istediğini söyleyerek. Ancak. bu gönüllülük. Başarı ve zafer kazandıkları durumda elde edecekleri bu sınırsız hakimiyet ve nimetlerin iştahıdır. Pek garip değil midir ki. inanışıyla talihini denemek ister. insan çoğu kez şaşırır ve duygulanır. insanın anlayışının. hiçbir eksiği bulunmayacağına inanıyor olması kesindir. Aklı başında insanlara. bazen yiğitçe ölebilir. ancak görünüştedir. işte bunlardır. Peygamberler. genellikle sonucunu önceden gördükleri tehlikeli bir sanat icra ederler. bilinen deyimle. 122. Gerçekten şan fikriyle. hep gönül avcılığı ve halkın sırtından yaşamak için uygulanmıştır. zaruretten fazilet yapar. Cennet fikriyle sarhoş olmuş bir şehitin cesaretinde. ariflerin arifliklerini donakalacak ölçüde şaşkınlığa düşürmekten zevk alan bir Allah'ın gözünde. yararlı ve güzel şeyleri sevmelerini özendiren gerçek etkenler. İMANDAN ÜSTÜNDÜR . inanışlarını ifade etmek ve yaymak konusunda gösterdiği onurlu cesaret ve gönüllü çabaya. Misyonerlik mesleği hırs için. Çünkü. ancak zekasız. çıkarı için bu kadar insanın kendilerini boğazlatmak deliliğinde bulundukları hükümdarın savaş ilan ederken ve uygularken haklı olduğunu kanıtlamaz. misyonerlerin. Nitekim. toplumun huzurunu bozmakta bunların haklı olduğunu ya da bunu yapmaya yetkili olduğuna inandığını kanıtlamaz. "Hakimlerin hikmetlerini. bilir ki. ne ilkelerinin doğruluğunu kanıtlar. bildirmiş olduklar din lehinde kanıtlar çıkarırlar. bu hain zorba tarafından. DÜŞMANI YAPA Ey tanrıbilimciler! Bize diyorsunuz ki. zihin açıklığının bir Allah vergisi olduğunu da iddia etmiyor musunuz? Bu arifliğin ve zihin açıklığının Allah'a hoş görünmediğini. kavrayışın ve sağduyusunun düşmanı olduğunu ilan ederek ve ancak bunu yaparak Allah'ınızın dostu olabilir. kendisini yol gösterici olarak kabul edenlerin mutlak hakimi olacaktır. Her durumda. gözünde. gerçek nedenler. Nitekim bir savaşta ölmek. 123. En şiddetli muamelelere uğramak tehlikesini göze alan misyonerlerin. vaizleri helak olur. insanlara göre delilik olan şey. kendilerini kuşatan tehlikeleri unutturmaya yetmiştir. bir açgözlünün ya da bir haydutun kanlı ölümü. Bir peygamber. ya da savaştan kaçma korkusuyla savaş meydanında ayağına sağlam olan bir savaşçının cesaretinde de olağanüstü hiçbir şey yoktur. bunların delilikten başka bir şey olmadığını ve bu arifliğin şaşırtmak. anlayışın. en güçlü değillerdir. İnsanların esenliğine bu bağlılıktan. Cesurca ölmeleri. insan. Tehlikeyi göze almayan kimse hiçbir şeye erişemez. Allah'ın. her şeye erişeceğine. günün birinde. anlayışsız insanların dostu olduğunu söylüyorsunuz. Bir görüş için ölmek. Bu yararlar. Yeni bir dinin yayıcıları. onların özenlerinin konusu olacağından emindir. hikmettir. bu görüşün doğruluğunu ve iyiliğini kanıtlamaz. peygamberlerin çabalarını. destekleyenin acımasız bir cezayla cezalandırılacağı vaat edilen kötü bir hediye verildiğini bildiriyorsunuz.

bana alelacele verdirmiş olduğu kararları soruşturmak için. yalnız bu akıl. ileri gelenlerinizin tanıklığına güvenmeyiniz. bilirim ki. bana iyiliği kötülükten. eğer onların duyguları aldatıcıysa. Bu tecrübe bana gösteriyor ki. Dolayısıyla. Eğer sizin iddia ettiğiniz gibi. gözlerimin önünde yapılan mucizelere hiç güvenmemek gerektiği öğretiliyor demektir. Ancak. Allah adına size bildirdiğimiz şeylere körü körüne itaat ediniz!". ya da başkalarını aldatmakta çok çıkarcı olarak bildiğim birçok insanın kuşkulu tanıklığından. ya aldatmaya çok elverişli. Dolayısıyla. Duygularıma güvenmeyeceğim. rahipler. dinin gerçeklerinin aklın üstünde olduğunu yineliyorsunuz. düşünmemek gerektiği noktasından başka hiçbir noktada birleşmezler. sırf beni bir tuzağa düşürmek için aklı bana vermiş olduğuna hiçbir zaman ihtimal vermem. "gerçek batıl . işte budur. 124. Çünkü. ŞARLATANLIKLARI NE KADAR SAÇMA VE GÜLÜNÇTÜR Bana sürekli olarak. asla muhakeme etmemek. güneşi gerçekte olduğundan çok küçük gösterir. aklın imanla uzlaşmasının. aklım Allah'tan geliyorsa. bana. bu şekilde teslim etmiyor musunuz ki. açık olmayan ya da akla çok aykırı olan iddialara tam bir olgunlukla inanmayı gerektirir. hayalgücünden ya da bana kabul ettirilmeye çalışılan rehberlerin ötoritesinden daha güvenilir bir yol göstericidir. Pekala bilirim ki. imanla birleştirmenin imkansızlığını din imamlarının anlamış olması ve imanla uzlaşmanın mümkün olmadığını. duygularımın. vergisi olduğunu bize temin ettiğiniz aklı tanımlarken. bazen beni hataya düşürebilir. bu aklı. Ancak. inanış hakkında aklın karar verme yetkisini kabul etmemek. Allah'ınıza iftira ettiğinizi görmüyor musunuz? Tecrübeden asla vazgeçmeyeceğim. hakkı batıldan ayırt ettirebilir. Duygularımın tanıklığına güvenmemeyi bana ihtar ederek. Çünkü. Dünyanın bütün rahiplerinin kullandığı dil. hırs ve çıkar. din imamlarının hissetmiş olması gerekir. Ancak öte yandan. her dinin kanıtlarını benim için çürütür. o rehberlerin gözlerini görmez hale getirebilir kendilerini de yanlış yola saptırabilir ve tecrübenin otoritesi. göz. Aklın bizi aldatabileceğini öne sürmek. tecrübelerim yeterlidir. hayalgüçleri tarafından aldatılabilirse. atalarımız üzerinde etkili olmuş mucizelere inanmam nasıl istenilebilir? Eğer duygularım sadık olmayan yol göstericilerse. duyguların yeniden uygulanmasından başka bir şey olmayan tecrübe gösterir ki. "Mutluluğumuz için en gerekli şeyler" diye bize sundukları ilkeler söz konusu olunca. Aklımı hiçbir zaman kurban etmeyeceğim. Bu. tecrübeden vazgeçiniz. eşya ne kadar uzak olursa o ölçüde küçük görünür. tecrübe. güneşin dünyadan çok büyük olduğuna emin olurum. duygularım beni hep aldatmaz. birleşmesinin olanaksız olduğunu açıklamak değil midir? Madem din imamları aklı sürmeyi gerekli gördüler.İlahiyatçılara göre iman. açık olmayan bir istektir. çok cömert olduğunu söylediğiniz Allah'ın. Ey rahipler! Allah'ınızın bir bağışı. "İdrakınızı kurban ediniz. Eğer insanlar. Bundan şu sonuç çıkar ki din. bu gerçekler aklı başında insanların anlayacağı içerikte değildir. ancak beni yok etmek ve öldürmek üzere. Çünkü. kesin olarak büsbütün başka bir önem ve değerdedir ve ruhun üzerinde büsbütün başka bir hüküm ve etkiye sahiptir.

Herkes onu gelişigüzel kabul eder. söz üzerine inanır. bizi baştan çıkaracak kadar muzip olan bir Allah'a nasıl güvenebiliriz? Sözün kısası. yalnız hayalgücüne danışmamız gerektiğini ya da gelişigüzel. İkinci neden şudur: Teoride herkesin güzel bulduğu ve pek az kimsenin gerektiğinde uygulamak zahmetine girdiği sıkı hükümlerle fazla rahatsız olmamayı herkes kendi kendine vaat eder. Din için. insanların ihmal ve ilgisizliği sürdürmelerine iki nedenin yardımcı olduğu düşünülür. Dini görüşlerini incelemek ve araştırmak söz konusu olduğunda. gözleri kör edecek. en önemli şeyin din olduğuna insanlar birbirini inandırır. iş. rastlantıya bağlı olarak hareket etmenin uygun olduğunu söylemektir. içinden çıkılmasına olanak olmadığına karar veren tembel zekaları üzecek içeriktedir. bizi daha kolay sevk ve idare etmek için gözlerimizi kapatmamızı emreden bir Allah'ın göstericilerine nasıl güvenebiliriz? 125. Din. Ancak bize yalnızca yararsız bağışlarda bulunan ve bunları kullanmamızı istemeyen bir zata aklımızı feda etmemiz için hangi neden ve gerekçe vardır? Bizzat din bilginlerimize göre. hiçbir zaman araştırma ve ayıklama zahmetine girilmeyen ve gerektiğinde başvurulmak üzere "arşiv"e konulan eski aile imtiyaznameleri gibidir. "hatalarımız kaçınılmaz ve cehaletlerimiz yenilmezdir ve son derecede bir adaletsizlik etmeksizin. her dinin kuşatılmış olduğu kaçınılmaz karanlığı parçalamak ümitsizliğidir. Birinci neden. Oysa din doğrudan doğruya incelemek ve araştırmak için insanların kendilerine en az yetki ve izin verdikleri şeydir. bizim için en önemli olan işte. taşıdığı hal ve sıfatla aklımızdan ve az çok eğitilmiş duygulanmızdan başka bir şeye sahip olmadığımızdan. bir tarla. Hakkında akla başvurulması doğru olmayan konular. beklenmeyen her şeye karşı kendilerini korudukları ve güvence altına aldıkları görülür. ilk ilkelerinde bile. Akıl. "akıl sadakatsiz bir rehberdir ve duygularımız aldatıcıdır" demek. hiçbir şeyi araştırmak zahmetine girmeksizin kanıtsız. bir ev almak. Allah. KÖK SALAR . hiç de bu merkezde değildir. Bir görev. kanatsız havalara yükselmemizi emrediyor demek kadar gülünç bir sözdür. ŞEYE.olabilir. KANITSIZ. Din bilginlerimiz. kalpleri kıracak. büyük önlemler aldıkları. Birçok kimse için din. Aklımızın. bir uzlaşma ya da gelişigüzel bir anlaşma söz konusu olduğunda. yararlıyı ve doğruyu tanımaktan başka bir şey midir? Bundan başka. bu hayatta kendimize rehber olması için. bize tuzak kuracak. bize vermiş olduğu yegane rehberleri izlediğimiz için Allah bizi cezalandıramaz" demektir. yararlı olan şey zararlı olabilir" demektir. kendilerini yükümlülük altına sokan her şeye. aklımızı Allah'a kurban etmemiz gerektiğini söylüyor. bir kaostan başka bir şey görmediği için. kavrayışımızın üstünde olan şeylere inanmak zorunda olduğumuzu öne sürmek. 126. insanların her şeyi büyük bir dikkatle inceledikleri. sorunlar bulunduğunu söylemek. bir yazının her sözcüğünü tarttıkları. bir yere sermaye koymak. SÖZ ÜZERİNE İNANMAK GEREKTİĞİ NASIL İDDİA EDİLİR? Dünyada.

Pythagore'un öğrencileri, üstatlarının mezhebine zımni bir imanla bağlıydı. "O böyle söyledi" formülü, onlar için bütün sorunların çözümüydü... İnsanlar çoğu kez bu kadar az akıl ve muhakemeyle hareket ederler. Din konusunda, bir imam, bir rahip, bilgisiz bir papaz, düşüncelerin hakimi olur. İnceleme ve düşünme gibi, kendisi için genellikle zahmetli bir çalışma olan insan anlayışının güçsüzlüğünü, kutsal inanç hafifletir. Bizzat incelemektense, başkasının sözüne inanmak daha kolaydır. İnceleme ve araştırma, yavaş ilerlediğinden ve zor olduğundan, gerek ahmak cahillerin, gerek fazla ateşli ruhların aynı ölçüde hoşlarına gitmez. Hiç kuşku yok ki, imanın yeryüzünde bu kadar taraftar bulmasının nedeni budur. İnsanlar ne kadar ışıksız, kültürsüz ve akılsız olurlarsa, dinlerine o oranda bağlılık gösterirler. Dini fıkraların tümünde, kendilerini yönetenler tarafından mıknatıslanmış olan kadınlar, hakkında hiçbir fikirlerinin olmadığı besbelli görüşler için çok büyük bir çaba gösterirler. Dini savaşta, rahiplerin kışkırttığı kimselerin tümü halka yırtıcı hayvanlar gibi saldırırlar. Derin bir bilgisizlik, çok zayıf bir kafa, taşkın bir hayalgücü; sofuların, gayretkeşlerin, bağnazların ve evliyanın yapıldığı malzemeler işte bunlardır. Ardı sıra gitmekten ve "araştırmamaktan" başka ilkeleri asla olmayan kimselere, doğru nasıl kabul ettirilebilir? Böyle adamlara gerçek nasıl anlatılabilir? Sofular ve halk, rehberlerinin elleri arasında, bunların keyfine göre hareket eden "otomat"lardır. 127. SAÇMALIKTIR VE MİLLETLERDE BİR KARIŞIKLIK NEDENİDİR Din bir alışkanlık ve moda işidir; "başkaları gibi" yapmak gerekir. Ancak dünyada gördüğümüz bu kadar çok dinden hangisi seçilmelidir?... Bir inceleme ve araştırma, çok uzun ve çok zahmetli olur. Bunun için insan, atasının ülkesini ve kuvveti elinde tuttuğu için, dinlerin iyisi olması gereken hükümdarın dinine girmiş olmalıdır. Bir insanın da, bir kavmin de dinini yalnız rastlantı belirler. Ataları Sarasin'lerin yoğun çalışmalarını (yani istilacı Arapların Müslüman etmek için çaba ve çalışmalarını) reddetmemiş olsalardı, bugün Fransızlar, iyi Hıristiyan oldukları kadar iyi Müslüman olurlardı. Tanrısal yaratma gücünün amaç ve istekleri hakkında, bu dünyanın olayları ve dönüşümleri aracılığıyla karar verilirse, yeryüzünde gördüğümüz çeşitli dinler konusunda, insan, tanrısal yaratma gücünün hiç ilgisi olmadığına inanmak zorunda kalır. Paganizm, çoktanrıcılık, sanemperestlik binlerce yıl boyunca dünyanın dinleri oldu. Bugün temin olunuyor ki, o zaman mutlu ve ilerlemiş kavimler, tanrısallık hakkında en küçük bir fikre, insanlar için pek çok gerekli olduğu da söylenen bu fikre, sahip olmamışlardır. Hıristiyanlar öne sürerler ki, Yahudilerden, yani bir avuç bedbahttan başka, bütün insan türü Allah'ına karşı görevleri hakkında en koyu bilgisizlik içinde yaşıyor ve Tanrının büyüklüğü ve yüceliği hakkında küfürden başka düşünceye sahip bulunmuyorlardı. Karanlık kökeninde Yahudilikten çıkan İsevilik, kutsal bir çalışmayla tahrik edilen ve İseviliği paganizmin haraheleri üzerine bina eden ve ülkesinde kılıç ve ateşle yayan İsevi imparatorların saltanatları döneminde alçakça büyüdü ve zalim oldu. Muhammed ve halifeleri, ilahi kudretin ya da muzaffer

silahlarının yardımıyla, az bir zamanda Hıristiyanlık dinini kaldırmayı başardı; İncil, o zaman için yerini Kuran'a bırakmak zorunda kaldı. Birçok yüzyıl boyunca Hıristiyanları tedirgin ve perişan eden bölünme ve mezheplerde, en güçlünün oyu, hep en doğru oy oldu. Hükümdarların silahları, keyif ve arzuları, milletlerin esenliğine en yararlı meslek olarak itikadı tayin etti. Bundan şu sonuç çıkarılmaz mı ki; tanrısallık ya insanların diniyle az ilgileniyor, ya da hep yeryüzünün kuvvetlerine en uygun olan görüşlere taraftar olduğunu ortaya koyuyor. Sözün kısası, kuvveti elinde bulunduranlar düşüncelerini değiştirmek hevesini belirtir belirtmez, tanrısallık da sistemini, düzenini değişti riveriyor. Atalarının sanemperestliğinden usanan bir Macassar Kralı, bir gün sanemperestlik dinini bırakmak düşüncesini belirtti. Hükümdarın danışma kurulu, Hıristiyan bilginlerini mi, yoksa Müslüman bilginlerini mi çağırmanın uygun olduğu sorusunu uzun süre görüştü. İki dinden hangisinin daha iyi olduğunu belirlemenin olanaksızlığı karşısında, her iki dinin elçilerini aynı zamanda çağırmak ve hangi dinin elçileri daha önce gelirse o dini kabul etmek kararını verdiler. Rüzgarlara egemen olan (yani elçileri getirecek yelkenli gemileri ilerleten rüzgarları sevk ve idare eden) Allah'ın bu geri kalma ya da öncelikle tanrısal isteğini bizzat açıklamış olacağında tereddüt edilmedi. Muhammed'in elçileri daha çabuk davranmış ve daha önce gelmiş bulundukları için. Kral ve kavmi islam dinine girdiler. Ve gecikmeyle gelen İsa'nın elçileri, zamanında ulaşmalarını sağlamayan Allah'larının kusuru yüzünden kovuldular. Demek ki, Allah, kavimlerin dinlerini rastlantının belirlemesine açık bir şekilde razı oluyor. Hükümet yönetenler, işbaşında bulunanlar, sürekli olarak kavimlerin dinlerini tayin ederler. Gerçek din hiçbir zaman hükümdarın dininden başka bir din değildir. Gerçek Allah, ibadet edilmesini hükümdarın istediği Allah'tır. Rahiplerin hükümdarı yöneten arzusu, Allah'ın arzusu olur. Bir şakacı yerinde olarak diyordu ki, "Gerçek din, hükümdar ve celladın taraflar olduğu dindir". Hükümdarlar ve cellatlar, uzun süre Romanın tanrılarını Hıristiyanların Allah'ına karşı korumuşlardır. Hıristiyanların Allah'ı imparatorları, askerlerini ve cellatlarını kendi tarafına çektiğinden, Roma ilahlarının ayinini ortadan kaldırdı. Muhammed'in Allah'ı, Hıristiyanların Allah'ını, zamanında işgal ettiği ülkelerin büyük bir kısmından çıkardı. Asya'nın doğusunda çok mamur, çok verimli, ahalisi çok ve hakimane yasalarla yönetilen, çok geniş bir ülke vardır ki, en korkunç fatihler bile bu yasaları saygıyla kabul etmişlerdir. Bu ülke Çin'dir. Halkı, tehlikeli sayılarak kovulan Hıristiyanlık dışında, istediği hurafeye bağlanır. Mandarinler ya da hakimler, enami dinin saçmalığını çoktan anlamış, uyanmış olduklarından, bu dinle, yalnız Bonze denilen rahiplerin devletin sükun ve güvenini bozmamasına dikkat etmek için ilgileniyorlar. Bununla birlikte, tanrısal kudretin, kendisine yapılan ibadetle reisleri pek az ilgilenen bir milletten iyiliklerini esirgediği görülmez. Çinliler, tersine, dinin ayrım yaptığı, yıktığı ve çoğu kez yaktığı birçok milletin imrenmesine değer bir dirlik ve mutluluktan nimetlenirler, varlık içindedirler. Haklı olarak, halkın deliliklerinin, budalalıklarının kaldırılması düşünülemez. Ancak,

halkı yönetenlerin deliliklerinin, budalalıklarının iyileştirilmesi istenebilir. O zaman, bunlar halkın deliliklerinin tehlikeli olmasına engel olur. Bir mezhebin ya da bir dini bölünmenin koruyucusu olan her hükümdar, genellikle öteki mezheplerin zorbası olur ve bizzat kendisi, ülkesinin güvenliğini bozar. 128. Bize durmadan yinelenir ve birçok aklı başında kimse sonunda inanır ki; din, insanları zaptetmek için gereklidir, kavimler için en iyi zabıtadır; ahlak ve erdem, dine sıkı biçimde bağlıdır. Bize, "Allah korkusu arifliğin başlangıcı, ahiret korkuları selameti gerektiren korkulardır ve bunlar insanların ihtiraslarını zaptetmeye mahsustur" diye bağırırlar. Dini düşüncelerin yararlı olduğu konusundaki inancı parçalayıp atmak için gözleri açmak, dine en çok boyun eğmiş milletlerin ahlaklarının ne merkezde olduğuna bir göz atmak yeterlidir. Bu milletlerde mağrur zorbalar, baskıcı ve acımasız nazırlar, kötülükçü mabeyinciler, sayısız çalıp çırpanlar, vicdansız hakimler, zina edenler, çapkınlar, fahişeler, ahlaksız kadınlar, hırsızlar; öç alan ve ödül veren Allah'ın cehennem cezalarının ve cennet hazlarının varlığından bir an kuşku duymayan her türden yalancı ve dolandırıcılar bolca görülür. İnsanların birçoğu için yararsız olmakla birlikte din imamları, mezheplerine bağlı olanların gözünde ölümü korkunç göstermeye çalışmışlardır. Sofu Hıristiyanlar eğer doğru düşünselerdi, bütün hayatlarını ağlamakla geçirir ve sonra en büyük korkular içinde ölürlerdi. "Kızgın ve öfkeli ilahın pençesine düşme dehşetiyle, insanın kendi selametini korku ve titremeyle eğitmesi gerektiği" kendilerine her an yinelenen bedbahtlar için, ölümden daha korkunç ne vardır? Bununla birlikte bize temin olunur ki, Hıristiyanın ölümünde, inancı olmayanın yoksun olduğu bir sonsuz teselli vardır. Bize diyorlar ki, iyi Hıristiyan hak kazanmaya çalıştığı sonsuz bir mutluluğun güçlü umutları içinde ölür. Ancak, doğrudan doğruya bu güçlü umut da, şiddetli bir Allah'ın gözünde, cezaya layık bir böbürlenme değil midir? En büyük evliyanın bile sevgiye mi, öfkeye mi layık olduğunu bilmemesi gerekmez mi? Ey rahipler, hocalar, hahamlar! Bizi cennetin hazları umuduyla avutuyor ve o sırada, yalnız o sırada cehennemin cezalarına gözlerinizi kapatıyorsunuz! Adlarımızı ve adlarınızı hayat kitabında (Allah tarafından takdir edilen şeylerin yazılı bulunduğu levhada) gizlice görmek imtiyazına, söyleyin bakalım, erişebildiniz mi? 129. İnsanların ihtiraslarına ve mevcut çıkarlarına karşı, kimsenin aklının almadığı metafizik bir Allah hakkındaki karanlık düşünceleri, bir ahiret hayatının inanılmaz cezalarını, hakkında insanın hiçbir fikri olmadığı cennetin hazlarına tekabül ettirmek, gerçeklikleri hayallerle çürütmek iddiasında bulunmak değil midir? İnsanlar, Allahlar hakkında, belirsiz ve karışık fikirlerden başka hiçbirşeye sahip olmamışlardır. İnsanlar, Allah'ı, deyim doğruysa, ancak bulutlarda görürler. Kötülük yapmak istediklerinde onu asla düşünmezler. Mevki hırsı, zenginliği ya da hazları söz konusu olunca, Allah da, tehditleri de, vaatleri de kimseyi bağlamaz. İnsan için bu hayatın olayları öyle bir kesinliğe sahiptir ki, en güçlü dindar bile, ahiret hayatının olaylarına asla bu aynı kesinliği veremez.

tek engel hizmetini gören bir 'Allah'fikrini olsun bırakınız kalsın". Çocukluğun umacıları olgunluk yaşına uygun içerikte midir? İnsan olgunluk yaşında artık bunlara inanmaz. bir dövüşçü. her yerde hazır ve nazır olduğuna inancı sağlam olan bir kimse. 131. DİNDEN DAHA SAĞLAM VE DAHA GÜÇLÜ BİR DİZGİNDİR Dünyada hemen hemen hiçbir insan yoktur ki. GİBİ.Her din. bir şerefsizlik korkusuyla. Allah'ın kendisi hakkında ne karar verilmelidir?) Gerçekten hükümdarlar. DAHA ETKİLİ BİR ENGEL DEĞİLDİR Bize diyorlar ki. hükümdarlara bakarak. Ancak biraz insaflı konuşulsun. Kabul ettirmek istedikleri boyunduruğa ses çıkarmadan tahammül etmek zorunda bırakmak için. hatta sonsuzluğa kadar lanetlenmeye uğramayı bile göze alarak hayatını tehlikeye atmıyor mu? En dindar kimseler. her an eylem ve davranışta bulunmaktan geri durmazlar. KISITLAMAK İÇİN. Kendilerini uslu tutmaya mecbur etmek için çocukları korkutan sütnineler örneğinde olduğu gibi. açgözlüler. kavimlerin refahı konusunda onları ciddi bir şekilde çalışmaya zorluyor mu? Görünmez bir hakimin onlara vermesi gereken bu sözde korku. Allah'ın göstericileri. vahşileri korkutmak için tanrıların adını kullandılar. ZİNCİRLERİ İÇİNDE DAHA KOLAY YİYİP YUTMAK İÇİN KULLANAN HÜKÜMDARLARIN İHTİRASLARINA KARŞI DİN. bu açgözlülerce uygun görüldü. bir şeye inançlı değillermiş gibi. gördüğü şeyden. bütün dini fikirlerden daha güçlüdür. sürekli olarak yeryüzünde Allah'ın yerini tuttuklarını söylüyorlar. bu Allah korkusunun yaptığı etkiyi. 130. yalnızken. Genellikle Allah'ın göstericileri olduklarını söyleyen hükümdarların ruhu üzerinde. gülünç olma korkusu. ya da yine inansa bile. gelenek ve göreneklerin baskısı. her zaman. DAHA ETKİLİ BİR GEM. bundan hemen hemen hiç çarpıntı duymaz ve işine bakmayı sürdürür. kavgalarda. Allah'ın her şeyi gördüğüne. hükümdarları adaleti . Bir savaşçı. Bir Allah'ın varlığına tam iman sahibi olduğunu söyleyen kimseler. terör. her şeyi bildiğine. kaba kavimlerin ruhlarını kendilerine boyun eğdirmek isteyen yasa koyucular tarafından hayal edilmiş bir dizgin olmuştur. bazen bir uşağa Allah'tan daha çok uyarlar. Ancak. "alem ne der?" endişesi. ÇOĞUNLUKLA ZALİM VE ACIMASIZ ZORBALAR OLAN VE DİNİ ANCAK ESİRLERİNİ DAHA ÇOK HAYVANLAŞTIRMAK. "Hükümdarların ihtiraslarına karşı tek hakim. hakkında ancak çok karışık bir fikre sahip olduğu bir Allah'ın hüküm ve takdirlerinden daha çok önem vermesin. Toplumun hoşuna gitmek arzusu. kendilerinden daha kudretli bir Allah korkusu. görmediği şeyden daha çok korkmasın ve nüfuz ve etkilerini hissettiği insanların hüküm ve takdirlerine. insanların en önemsizinin yanında bile hiçbir zaman yapmayacağı eylem ve davranışlarda bulunur. kökeninde. saygı duyarak görebilir miyiz? Bu etkiyi beğenebilir miyiz? Kopyalarına bakarak orijinali hakkında ne karar verilmelidir? (Yani Allah'ın kopyası olduklarını söyleyen krallara.

vicdanları tarafından sürekli olarak azarlanan bu kötü hükümdarlar ya da zorbalar. Bununla birlikte rahipler. Her yerde. sayesinde hakim olduklarını söyledikleri bu Allah. keyfi kanun olan bir zorba yapmıştır. ancak kötülükleri altında ezdikleri ya da. görevinde daha dikkatli yapıyor mu? Sözün kısası. İhmallerinden ya da fesatlıklarından dolayı. İnsanlar. anlaşmalara rağmen iddialarını korudular. 132. Din.ve doğruluğu daha çok koruyan. Avrupa'nın birçok hükümdarı. ve o zaman . din.. hiçbir şeye karşı çıkmayan bu yürürlükte olmayan hakime. zevk ve sefalarına düşkünlükte ölçülü. uyruklarıyla görülecek işleri. bu hükümdarları men ediyor mu? İnsan gözlerini açsın. hükümdarları serbest bırakır. koruyucuları ve babaları oldukları kavimleri bin türlü zulüm ve büyük sıkıntıya uğratmaktan. acımasızca kötü hırs ve havalarına (savaşa ve katliama sevk ederek) kurban ettikleri esirleri daha çok hayvanlaştırmak için dini kullanan zorbalar tarafından yönetilen insanlar görülür. HÜKÜMDARLARA HAKİMANE ÖĞÜTLER Mağrur bir Papa'nın girişimlerine ve rahipler tarafından kışkırtılan safdil halkın suikastlerine karşı kendilerini korumak için. yeryüzündeki temsilcileri olan hükümdarlar tarafından fazlasıyla iyi taklit edilmiştir. uyruklarının can ve mallarına daha az öçgözlü. hoppa. Allah'larından korkmak şöyle dursun. maddi saltanatın son tahlilde üstün geldiğini teslim etmek zorunda olan rahipler. bunlara verilecek hesapları olmaktansa. rahiplerin ilahi hukukuyla her çatışmasında. halka. ihtiraslarına direnme izni milletlere asla verilmeyen tanrısallığa dönüştürür. hükümdarlıklarını ve hukuklarını özellikle Allah'tan almış olduklarını ve eylemleri hakkında Allah'tan başka kimseye hesap vermek zorunda olmadıklarını öne sürdüler. ya da cezalandırmaksızın bedbaht etmesi için tanrılarına kolaylık göstersinler. daha acıyan. başkanlarının tanrısal hukukunu "suistimal" olarak adlandırabilirler. Hüda-hükümdar. üzerine çok varıldığında galeyana gelirler. taç ve tahtlarını. Ruhani saltanatla ilgili görüşlerinde.. değiştirme fikrini ve ayaklanmaya çağırma özgürlüklerini korumak şartıyla. Ta ki. milletleri zincirleyip uyutmak için düşünüimüş görünür. Din. dizginlerini salıverir. Yeryüzü ilahlarının (hükümdarların) kendilerini her herzeyi yemeye yetkili görmeleri ve uyruklarını heveslerinin ya da hırslarının en alçak araçlarından başka bir gözle görmemeleri şaşılacak şey midir? Din. GÜLÜNÇ. onlar için her yasağı mubah kılar ve bunların ezdiği kavimlerin zekalarını ve ellerini zincirlemeye çalışır. hükümdarların tanrısal hukukunu tanıdılar. her ülkede. hep milletlerin zararına olarak yapıldı. kendilerini yiyip yutması. Hükümdarların ihtiraslarına dizgin görevi görmek şöyle dursun. EN İĞRENÇ GASPIN KÖKENİ. "tabiatın hudayi mutlakı"ndan (yani Allah'tan). kendi ilkeleri gereği. ya da yeryüzünün tanrısı olarak kendileriyle hep uyum halinde olan rahiplere verilecek hesapları olmasını tercih ederler. hükümdarların kutsal hukukunu tanımalarını tavsiye ettiler. acımasız. Ümitsizliğe düşen kavimler. onları. Krallarla rahipler arasında barış. Her yerde din. rehberleri. yeryüzünde gözlerini gezdirsin. Hükümdarların tanrısal hukukunun.

hem hükümdarları kör eder ve ne gerçek görevleri. dini fikirler. en açık kanıtlardan birini oluşturmaz mı? Eğer iyi bir Allah var olsaydı. bedbaht ve kötü olmuşlardır. bozuk ahlaklı. bunların başkanlarına. insanlığı kendisi için yararlı şeylerden saptırmaktan başka bir şey yapmamış olan ham hayallere başvurulmuş. 133. tehlikesiz tecavüz edemesin. dini . insan türünün helalarını çoğaltmaktan. hem uyruğu. Hiçbir kimse hakkaniyet yasalarının sınırına. insanlardan korkmayı. Din çoğunlukla. Allah insanları. Avrupa'nın vahşi ve özgür kavimlerine. yuları salıverilmiş. Krallar. Yönetimin gerçek ilkelerini. ahiret dehşetleri. rahipler ise. "Hükümdarlardan bir gizli kudret korkusunu kaldırırsanız. Tanrılar. yeryüzündeki yardımcılarının ihtiraslarına oyuncak olması için yaratmıştır.zorbanın tanrısal hukuku. Bu engeller yeterli midir? Sorunun çözümü. bunun zorunlu olduğu inancında bulunulmuştur. Her iki taraf da. iğrenç. eylemlerinin hesabını yalnız Allah'a. insaf ve hakkaniyet yasasına boyun eğmeyi öğrensinler. ZORBALIĞI VAAT EDEREK YAYILMIŞTIR Tarih biraz dikkatle okunacak olursa görülür ki. yeryüzünün hoşgörüsünden çok. zayıfa. onların taşkınlıklarına karşı hangi gem.. gökyüzünün hoşgörüsünden emindirler. kesin olmayan ve anlaşılmaz teorilerin. büyüğe. Dünyada birçok milletin yönetilmesindeki haksız ve acımasız yöntem. insan soyunun durumuyla ilgili bir yaratıcı gücün olmamasına da en kuvvetli. hükümdarlarda her şeyin günden güne sağlamlaştırdığı eğilimlerin daha kudretli olmasını istemektir. İlahlar korkusu. belirsiz. sanılır ki. din. yalnız kendi kendilerine vermek zorundadırlar. yalnız ahiret korkusu etkisinin eksikliğine değil. hükümdarlar her ülkede hayasız. metafizik engeller. insanlardan daha ucuz satın alınır. kuvvetliye. Biraz masrafla yatıştırılan ve tatmin edilen ilahların hükümlerinden kurtulmak. tecrübeye bağlıdır. ahlaksız ve ber şeyin kendilerini sefih amaçlarına uygun hareket etmek zorunda bıraktığı. ona boyun eğmek zorunda kalır. Bu yasalar.. insanların gerçek çıkarlarını ve bunları birbirine bağlayan görevleri düşünmedikleri ya da bilmediklerinden. Sevilen hakim olmayı öğrensinler. şimdiye kadar bir şeye çare bulmaları şöyle dursun. kulları üzerinde baskıcı ve boyun eğdiren zorbalar meydana getirir. hükümdarlara ve uyruğuna eşit uygulansın. ne gerçek yararları hakkında onları aydınlatabilir. toplum hayatının hedef ve hukukunu. ve bunların uyruklarıysa. küçüğe. Ancak. yerini uyruğun doğal hukukuna terk etmek. ZORBALARDAN VE İĞRENÇ VE BEDBAHT UYRUKTAN BAŞKA BİR ŞEY MEYDANA GETİRMEZ Dinin politikaya büyük yararları bize hep övülür. utanmaz. 134. başlangıçta sarsılmış olan Hıristiyanlık. Hükümdarların azgın ihtiraslarına karşı kullanılan metafizik barikatlar. hangi dizgin kalır?" diyorlar. sabrı tükenmiş insanların hükmünden kurtulmaktan daha kolaydır. insanların pek çoğunu bu hayatta garip bir şekilde ihmal ettiğine inanmak zorunda kalınmaz mıydı? Sanılır ki. işte bunlardır. Zorbaların neden olduğu mutsuzluklara karşı dini çıkarmak. biraz düşünülürse kolayca teslim edilir ki. Bu önemli konuları inceleme zahmetinden kurtulmak içindir ki.

hükümdarların kudret ve nüfuzlarını Allah'tan aldığı ve bu nüfuz ve kudreti kötüye kullanmalarının hesabını ancak Allah'a vermek zorunda oldukları. doğrudur: Yunanlılar. Allah'ın elçilerinin yaratılışları üzerinde. toplumlara asla saygı göstermeyen zorbaların ve rahiplerin çıkarıdır. Muhammedi'yi tanrısallık adına boyunduruk altına almıştır. Kavimler. birçok kötülüklere. İnsanların ruhlarını bağlamak için kullandıkları zincirler Allah'tan gelmiştir. yasa koydukları vahşi kavimlerin ilk hükümdarları. zorbaların ya da vatan hukukunu gasp edenlerin tanrısal hukukunu asla tanımış.ilkelerinin despotizme elverişli olduğunu ve ellerine bir mutlak hakimiyet imkanı verdiğini göstererek nüfuz etmiştir. insanlara söylene söylene. ilk rahipleri olmuşlardır. hep isyanlar. din. her girişimde bulunduklarını görürüz. Bunun sonucu olarak. Bu yüzden. ZORBALIKLARINI GÜÇLENDİRMEK VE MİLLETLERİ BUNLARA KURBAN ETMEKTİR Yeryüzünün gerçek vatanları olmadığı. hükümdarları milletlerinin başları üzerine oturtmak ve kavimleri onların keyif ve arzusuna teslim etmek için düşünülmüş görünür. ancak bunların maddi çıkarlarına uyduğunda etkili olur. peygamheri. Hıristiyan milletler. kendisinden önce Musa'nın yapmış olduğu gibi. zorbaları güvenlik altına almayı düşünerek. kavimlerin zorbalara karşı meşru müdafa hakkından vazgeçmeleri gerektiğini ilke olarak koydu. kendisine saldıran ve yaralayan vahşi bir hayvana (yani zorba ve acımasız bir hükümdara) karşı kendini korumayı Allah'ın yasaklamasını kimsenin aklı almamıştı. gerçek dertlerinin gerçek nedenlerini görmesi ve doğanın kendilerine sunduğu çözümü bu dertlere karşı kullanmasını yasaklamak için. doğanın ilk yasasından. teori. halkın gözleri semaya çevrilir ve oraya saplanır. Bu şekilde. ilkelerini eskiden beri kölece. bu dünyada mutlu olmak için yaratılmış olmadıkları. bilmiş değillerdi! Paganizm döneminde. dünyada çok mutsuz olduklarında Tanrının gazabıyla tehdit edilerek susturulur. insanları şuna inandırmayı başarmıştır: "Gökyüzünün (Allah'ın) gazabını alevlendiren. Sağır ilahlarının güçsüzlüğünü maskelemek için. bu yargıların. Hıristiyanlık. Dünyanın her yerinde görüyoruz ki. bu hayatın bir geçitten ibaret olduğu. Din. Hıristiyanlığın başlangıçta yayılmasında. Bu din imamlarının. insanın kötülüğe karşı direnmesini ve kendisini yok etmeye kalkışanı silahtan arındırmasını isteyen ilk doğal yasadan yoksundurlar! Kilise ileri gelenleri. Hıristiyanların dini. Evet. itaatsizlikler ve günahlardır". yani hırslarına çok uygun bir sistemi incelemeksizin kabul ettiklerini ve uyruklarının da bu dine girmesi için her araca başvurduklarını. ilk yasa koyucular. aşağılık bir şekilde değiştirmeleri şundandır ki. hükümdarların kötü durumlarının ve kavimlerin felaketlerinin pekişmesi sonucuna ulaşıldı. bunlara direnmenin asla doğru olmadığı vb. gerçek kıyımlara karşı isyan etmelerine asla göz yummamı şlardır. 135. barbar hükümdarların şaşılacak bir çabuklukla dinlerini değiştirdiklerini. Dini yargılar ve ilkeler ne kadar çok incelemeye alınırsa. Allah'ın davası için kavimlerin isyan etmesine çoğu kez izin verdilerse de. bu ilkelerin tek hedefi. Niçin Muhammedi her yerde esirdir? Çünkü. insan o oranda inanır ki. insanlara geçmiş yüzyıllarda bilinmeyen bir mutluluk getirmiş olmakla övünür. kavimler her an uğradıkları felaketlerden. sıkıntılardan .

Ey safdil kavimler! Sıkıntılarınız sırasındaki yakarışlarınızı. Ta çocukluklarından beri batıl düşüncelerle gözleri kör edilmiş. bu kötü yönetimler. Allah. sizin gibi insanlar olduklarını teslim etmedikçe. zulüm ve baskıları eseri değil midir? İnsanların bakışlarını sürekli olarak göklere çevirerek. Ne yazık! Görmüyorlar mı ki. sorumlu tularlar. mutluluk ve refahınız için özen göstermedikçe. Uyruklarına zarar verip refah ve mutluluklarını ihmal ettiklerinde. ancak kavimlerin mağrur başkanlarıdır. görülemeyen fikir bağlarıyla bağlanmış. adaklarınızı. Ona ibadetimizi aksatıyoruz" derler. Mabetlerinizdeki yerinizi alınız. kötü ahlak ve pek çok sayısız felaket ve zarar ziyan. Yeryüzünü berbat ve perişan eden kıtlıklar. yoksulluklar doğurur. açgözlü ve kötü ahlaklı hükümdarlar. altında inledikleri eziyetlerin gerçek nedenleri olan ve kendileri için Allah'tan yardım istedikleri zorbalarının yalınkılıcına boğazlarını sunmaları. sıkıntı ve üzüntülerini sona erdirmek için onlara etkisiz ve beyhude araçlardan başka bir şey sağlamayarak. çünkü Allahın emirlerine uymuyoruz.dolayı. büyüklerin ihmalleri yüzünden ve kötü ahlakları. pek çok kurbanlar kesiniz. kurbanlarınızı iki katına çıkarınız. Tanrıların rahiplerini zengin etmekten başka bir şey yapmamış olacaksınız. bulaşıcı hastalıklar. sefalet. halksız bırakır. yokluk. bulaşıcı hastalıklar. 136. çoğu kez hep hükümdarların. yorgun ve güçsüz düşünüz. yeryüzünü insansızlaştırır. rahipler. KORKACAKLARI OLMADIĞINA KRALLARI İNANDIRMANIN KÖTÜLÜĞÜ HAKKINDA Savsak. üzüntü ve sıkıntılarının gerçek nedenlerini nasıl öğrenebilir? Bu dertlere. cehaletin kucağında uyuşmuş kavimler. asılsız korkular altında ezilmiş. insanların felaketlerinin gerçek nedenleridir. çoğu kez doğrudan doğruya kötü yönetimler. bazen darbelerini uluslara hissettirirse. Allah'tan başka korkacakları olmadığına hükümdarları ikna etmek. o yoksul analar gibi hareket ederler ki. bütün felaketlerinin "ilahi gazap" eseri olduğuna onları inandırarak. Açgözlü ve zorba hükümetler. Ey hükümdarlar! Kötülük yaptığınızda ilahlara . Düzeni bozulmuş doğa. savaşlar. tanrılarınızı zengin etmek için bitkin. hemen her zaman taşyürekli olan. milletlerin sefaletlerinin kaynağını düşünmesini yasaklamaktan başka bir şey amaçlamamış ve bu yoksulluk ve sefaletleri sonsuz kılmak istemişlerdir. sağlam bir siyasettir ve hükümdarların ahlakı için kötüdür. hükümetlerdir. aç çocuklarını ninnilerle uyuturlar ya da çocukları bunaltan açlığı unutturmak için onlara oyuncaklar verirler. kıtlık. Katlanmak zorunda oldukları dertlerin ve felaketlerin kaynağı. Yeryüzünün tanrıları. "Allah bizi bu felakete çarptı. gözyaşlarınızla boğulunuz. Allah'tan yardım isteyerek çözüm bulacaklarına inanırlar. kavimlerin eylemlerine karşı ne acımasızdır ne de uygun. denilebilir ki. yırtık pırtık giysilerinizle toprak üzerinde oruç tutunuz. Sarayların ve mabeyinlerin açkurtluğu tarıma durgunluk verir. kötü hükümetler nedeniyledir. Sürüp giden yararsız ve haksız savaşlar. bu ilahlar adına emrediliyor. gökyüzünün tanrıları size yardım etmeyecektir. dilencilik. doğanın insana sunduğu zenginlikleri yok eder. sanayiyi söndürür. Din imamları. özellikle kendi kendilerini azarlar.

adaletsiz hükümet ettiğinizde halka ve doğrudan kendinize kötülük yaparsınız. rahiplerine karşı çok uysal ve cömert olabilir ve aynı zamanda hükümeti yönetecek erdem ve zekadan tümüyle yoksun olabilir. daralmış bir zekayı gösterir. bazı milletleri yediden yetmişe boğazlatan. Başkasının ülkesini zorla alan. devlet için çok tehlikeli bir başkandır. hurafeyi en kutsal şey. sanır ki. Din. Rahiplerinin telkinlerine boyun eğmiş olduğundan. Onu doğruluğa. kavminin yönetimine harcaması gereken dikkat ve özenini. gelecekteki nüfuz ve yüceliğinin gerçek esasları olarak öğretir. bağnazlığı. bu kadar cinayetin ve dünyaya yaptığı kötülüğün kefareti olarak. emeklerinin ürünlerini elinden almaktan doymayan ve onları hırsına kurban etmekten başka bir şey yapmayan bir zalim olabilir. milletleri yönetecek olan genç hükümdar çocuklarının ruh ve kalplerini eğitmeye memur edilmiştir.değil. kendi halkınıza tecavüzde bulunursunuz. saldırganlığı ve zulmü. Bu ortamda eğiticilerin hangi kültür ışığı ve erdemi bulunabilir? Bunları hangi çıkarlar harekete geçirebilir? Kendileri de hurafelerle dolu olduklarından. Aşağılanmaya değer yetenekler geliştirmek için onu eğip bükerler. Bu tür eğiticiler. rahiplerin arzularının oyuncağı. yapacağı işi en kutsal görev. Sözün kısası. bir devleti alt üst edebilir ve dünyayı ateşe verebilir. Gerçek yeteneklere karşı onları düşmanlık ağısıyla zehirlerler. 137. uyruklarının esenliğine çalışmak fikrini. her şeyden önce insafı ve aklı boğazlarlar. gerçeğin kendisine ulaşmasını ve nüfuz etmesini yasaklarlar. gazap halindeki öfkeli Allah'ın yeryüzüne verebileceği en büyük belalardan biridir. Bir imparatorluğun başındaki bir sofu. çekişmelerinin nedeni. uzun süren saltanatında uyruğunu ezmekten. Hükümdarın. Böyle bir zorba. Tarihte. kavimleri daha sağlam bir şekilde boyunduruk altında tutmanın özel bir aracından başka bir şey değildir. bütün hayatı boyunca insan türünün kılıcı kesilen bir fatih olabilir. en korkunç acılar veren bir soyguncuyu bile çok hafif bir şekilde cezalandırarak onu avutma. büyük bir önem ve değer verdiği budalalıklarının aracı ve suç ortağı olur. . hükümdarlar için. gerçek onur ve şan. haktan yana. aydın hükümdarlardan daha ender hiçbir şey yoktur. Çok çabuk inanma yeteneği. bir zorba yapmaya çalışır. öğrencilerine. gözeten. Bu yüzden. İçtenlikle sofu olan bir hükümdar. adalet. ondan. Safdil bir hükümdarın kulağını elinde tutan bağnaz ya da düzenbaz tek bir rahip (tek bir Ebülhüda Efendi. tek bir Rasputin). sofuluk çoğu kez yutar. Hemen bütün ülkelerdeki rahipler ve sofular. Dini ahlakın dilber ilkelerine uyan bir zorba. gerçek büyüklük hakkında hiçbir fikre sahip olmayan ve büyük bir devleti iyi bir şekilde yönetmek için gerekli ışık ve erdemden yoksun bir ahmak sofu yaparlar. Bir mutlak hükümdar. zulüm. dindar zorbalardan daha bol bir şey görülmez. sofu ve dininin görevlerini yerine getirmede esirce dürüst. bağışlama ve gönlünü alma yetkisine sahip olan bir rahibin ayakları önünde ağlamakla vicdanını rahatlatabilir. acımaya ve anlayışa düşman bir duruma getirirler. Dinin dünyaya yaptığı bağışların en kötüsü olarak. Yine tarihte. böyle bir hükümdar. vicdanları kendilerini hükümdardan farklı düşündüren kimseleri baskı altına almayı ve yok etmeyi kutsal bir görev edinen sofu ve bağnaz hükümdarları saymak gerekir. hükümdar çocuklarını bir parti başkanı. kışkırtıcı bir bağnaz.

hükümdarların gerçekten çıkarı var mıdır? Baskı yönetimi. Kuşkusuz bize şöyle denilecek: "Hükümdarlar dinin kendilerine sağladığı bütün yararı takdir ediyor ve bütün kuvvetleriyle dine yardımcı olmada çıkarları bulunuyor". erdemsiz olan ve keyif ve arzusundan başka yasa tanımayan bir hüdavendin eli altındaki bir milletin ahlakının bozulması zorunludur. Başkanı kötü ahlaklı olan bir hükümette herkes bulaşıcı yolla kötü ahlaka zorunlu olarak tutulur. BİR ZORBA. amaçları kendisini ayakları altına açtıkları uçurumun kenarında uyutmak olan dalkavuklardan sakınması gerekmez mi? 139. DİN KOLAYLAŞTIRIR Ruhanilerin dalkavukları. asla muhakeme etme ve düşünme cesaretinde bulunmayan aşağılık. hükümdarların en kötüsü için ürettiği ve uygun gördüğü doğaüstü ünvan ve yetkileri benimseyen bu hükümdarlar. hocalar. rahipler. kargaşalık çıkararak zorbalara çevirmeyi başarırlarsa. Çok önce denilmiştir ki. baskı yönetiminin uygulanmasında yarar var mıdır? Zorba olmalarında. gerçek kudret ve büyüklükten. rahip.Günün birinde milyonlarca insanın mutluluğuna ya da felaketine yol açacak bir çocuğun eğitiminin planı. hep baskı yönetiminin yürütücüsü ve insan özgürlüğünün düşmanı olmuşlardır. soysuz. taklitçiler. özetle işte bundan ibarettir. "Mabeyin"i. suyuna giden aşağılık ve alçak ruhlar gereklidir. kendi yaptıklarını yapmayı emrediyor gibidirler. kullar. genel olarak sofularla ve hocalarla anlaştılar. Ve berikiler. erdemli kişilerin bulunmasını ister mi? Hayır. Bir mudak hükümete hakim olmak için. GALEYANINA KARŞI ZAYIF BİR KUŞATMADIR. zayıf ve ahmak bir hükümdarın ruhuna hakim olmaktan başka bir şey söz konusu olmaz. kavimleri hep esarete sürüklemişlerdir. "evet efendim"ciler. hükümdarları. çevresinde doğru. aydın. Bu durumda. ancak. zorbanın bir akılsız olduğunu ve kendi kendine zarar verdiğini anlaması gerekmez mi? Her aydın hükümdarın. hükümeti akıl ve hakkaniyet yasalarına göre yönetecek hükümdarlar için yararsız. her türlü güvenlikten onları yoksun bırakmıyor mu? Her aklı başında hükümdarın. ister istemez büyüklerin ahlakını bozarlar. Haksız. bu görüş ve inanışların. Onların mesleği. ahlak bozukluğunu aşağı tabakalara bulaştırır ve yayar. insanların elem ve galeyanına karşı zayıf bir kuşatmadır. KENDİ KENDİNE ZARAR VEREN VE UÇURUMUN KENARINDA UYUYAN BİR AKILSIZDIR Rahipler. gereksiz oldukları da çok açıktır. Bundan başka. öte yandan zorbalar da. . hocalar. Dini görüşler ve inanışlar zorbaların işine yarıyorsa. Esenliğe götürecekleri yerde. Bu hüdavend. hükümdarlar üzerinde fikren hakim olacaklarından emin olarak. baskı yönetiminden yararlandığı sürece zorbanın dostudur. kavimlerin elini bağlama ve boyunduruk altında tutma görevini üstlendiler. kavimlerin sevgisinden. Ancak dinin koruması altında. Söylettiği ve ancak çıkarlarına uygun olarak konuşan Allah'ına karşı çıkarlarına uygunsuz bulduğu anda isyan koyar ve yaptığı güzelliği yıkar. KURTARARAK DOĞRU YOLDAN SAPMALARINI. 138. zorbanın her darbeden korunmuş olmakla övünmesi boşunadır. din. hükümdarlar. ona yalnız dalkavuklar. Dinin. boyun eğen esirler gerektirir.

Bir hükümdara bir ilah olduğunu söyleyiniz. hemen. hocalar. ta ki. hiçbir zaman cezasız kalınarak aldatılmaz. Papazlar. Allah'ın da gerekli zaman ve duruma göre "değişken" olması gerekiyordu. kimse "Şefaat ya Resulallah!" diye bar bar bağırmazdı. Açgözlülük ve çekememezlik. semadan indirilen efsanevi ünvanlardan daha gerçek hukuk sağlar. Ruhban heyeti. "Mekkei Mükerreme"ye. ne sevilir. insanlar üzerinde. Allah. hahamlar için yararlıdır. kendisinden korkulsun. kendileri için olduğu kadar yönettikleri millet için de kötü taşkınlıklara sevk etti. Elverir ki. Bu şekilde. başkalarını fazlasıyla korkutacak biçimde giydirilen bir Allah'ın. Bilir ki. kendilerinin aracılıklarına. ne onlara karşı görevlerini. hakkaniyet. ihtiraslarını tatmin etmişler ve cinayetlerini işlemişlerdir. şedidülikap (azap ve eziyet verici) sıfatları verilmemiş olsaydı. ne uyruğuyla ilişkilerini. tersine. her yerde milletlerinin kanlarını emerler. Sözün kısası. şan ve şerefle hakim olmak için. topluma yararsızdır. ne büyük olur. sefil esirlerden başka kimseye kumanda etmediği sürece bir hükümdar. adil ve iyi bir Allah. din adamlarının işine hiç yaramazdı. iyilikseverlik ve özen. eyleminden dolayı Allah'tan başka hiçkimseye hesap vermek zorunda olmadığını söyleyiniz. Din imamları. din yalnız rahipler için yararlıdır. Kimse dünyanın her yerinden "Kudüsü Şerif"e. İnsanları aldatmanın cezası mutlaka çekilir. ruhban heyetinin üstün ihtirasları olmuştur. ona. İnsanlar. kendi çıkarları gibi. halkın sırtından geçinerek semizlenmezdi. Eğer Allah'a.. Ne düzen ve usül tanır. büyüklük ve gücünü sahtekarlıkla. "hiç kimseye" hesap vermek zorunda değilmiş gibi hareket eder! 140. halk. "Medinei Münevvere"ye ve Papa'nın pabucunu öpmek için "Roma"ya gitmezdi. hükümdarlar için bir dizgin olmak şöyle dursun. Hoppalıktan ve arabozuculuktan arınmış. Kimse kendi "vale dö şambr"ının gözünde bir kahraman değildir. Her yerde. Hisseder ki. gerçek çıkarlarını bilendir. hep temiz bir adamın. hocalar için. kararsız. değişken bir zorba yapmaya büyük bir özen göstermişlerdir. Allah'larının karşısında herkesin titremesi. sevilmeye az önem verir. hep. 141. Hükümdara. Allah'larından. kuruntular ve hayaller üzerine bina etmemek gerekir. çıkarları milletinin çıkarına bağlıdır. Rahipleri tarafından. rahipler için. değişebilecek çıkarlarına Allah'ın uygun olması. erdemler göstermek. ya da ilgisiz bir hükümdarın niteliğine sahip olan bir Allah.Din. 0 bilir ki. iyi yasalar yapmak. hemen. ruhlarını aşağılarlar. hükümdarların ve yasaların . ne de saygın olur. nifak saçarlar. korkularından kurtulmak ve rahatlamak için.. Allah'larının şan ve şerefi bahanesiyle. Aydın bir hükümdar. hahamlar. sözde Allahlarının ve dinin yardımıyladır ki. şefaatlerine başvursun. Aydın hükümdar bilir ki. kahhar (yok edici). kimse hocalardan dua istemezdi. korkunç olmalıdır. kimseye muhtaç olmadığına inanır. rahipler. teslim eder ki. sanayi ve ticareti gevşekliğe uğratırlar. Dolayısıyla bütün ülkelerde bunların çok düzenli olarak hareket ettiklerini görürüz. korkunç. rahiplere ender olarak korku vermesine ya da bunların yaratılışları. hatta hareketleri üzerinde ancak çok az etkide bulunmasına şaşılmaz. onları korku ve vicdan azabı duymaksızın.

altın yapma sırrına sahip olduklarını söyleyen kimyagerlere benzer. bütün Avrupa'yı harap ve perişan etmiştir. şaşmaz" olarak gösteren bir sürü hekim müsveddesi hakkında ne deriz? "İlaçlarımızdan alınız.üstüne çıkar. bunların dükkanına sık sık başvurmaya. etkisizliğini her şeyin kanıtladığı bu ilaçları. yararlı ve toplumsal erdemlerin yerine ikame ederler. bu itiraflara rağmen. ihtilallere neden olmuş ve hükümdarları yok etmiş. çok pahalıya satın almaktan geri durmayan bütün insanların budalalığı hakkında ne fikir edinebiliriz? Rahipler. Din imamları durmadan yüzyılın kötü ahlakına karşı eleştirilerde bulunur ve dinin "evrensel bir deva ve insan türünün bütün dertlerine toptan çare" olduğuna bizi inandırmaya çalışmakla birlikte. yapanlarının açıkladığı gibi. yararlı . formüllerine çok güvenir miyiz? Bu şarlatanların. kullanılması semavi gazabı kışkırtacak olan bazı besinler yasaklanır. ahlakın ilkelerini kararttı. sağlam inanışa muhalif saydıkları bir görüş. Birbirine düşman topluluklar için anlaşılması mümkün olmayan teolojik tartışma ve savaşlar. kurbanları. Çıkarlarından başka bir şeyle ilgilenmedikleri görülür. esrarengiz ibadet yerlerini ve hareketleri. "iyileştirdiği şüphe götürmez. Başka bir yerde. karıştırdı. Ruhları tasfiye etmek ve Allah'ı milletlere uydurmak için. bu ilaçlar herkesi iyileştirir" diye avaz avaz bağıran bu şarlatanların reçetelerine. yaşamlarını. her gün genel bir meydana giderek ilaçlarını öven ve bunları.ahlakı istila ederek. gururunu. Her yerde. düşünce yasaklanmıştır. 142. 143. suları bütün pislikleri yok etme kudretine sahip bir ırmağa dalması söylenir. Bu rahiplerin kendisi hastadır. Başka bir yerde. bir çocuğun sünnet derisinin bir kısmı kesilir. toplumdan uzaklaştırdı. güç ve kudretini zorbaca ve öç alırcasına kullanırlar. verdikleri derslerin etkisinin az olduğundan uluorta şikayet ederler. kendisi için kazançlı olan uydurma ve yakıştırma şeyleri. çocuğa. bu ilaçların kullananlar üzerinde hiçbir etki yapmamasından şikayet etmekle geçirdiklerini görürsek ne deriz? Özetle. vb. Başka ülkelerde. Sağlığa yararlı olduğunu öne sürdükleri illetlerle dolu oldukları halde. çıplaklıklarını örtmek için ancak bir giysileri vardır. görevi gereği. günah işleyen insana. vb. Orada. bunların kimseye şifa vermeyen ilahi panzehirlerine inanmaya devam ederler. BOZAN DİNİN MEYDANA GETİRDİĞİ SAYISIZ FELAKETLER Din -özellikle yeni kavimlerde. sözün kısası. kan ırmaklarında da sönmemiştir. Bu iğrenç. çocuğun başına su dökülür. Oysa. İnsanları. Her yerde. Burada Allah'ın iyiliğini kazanmak için. bir anlayış tarzı her ortaya çıktığında. Görünüşte. Paganizm'in bitmesinden sonra. etkileri kesindir. öfkeli delilikler geçirmeyi alışkanlık haline getirdiler. henüz yapmadığı günahlardan temizlenmesi için. Kendileri gibi düşünmeyenlerin tümüne karşı insanları acımasız olmak zorunda bıraktı. kefaretleri. imparatorlukları sarmış. her ülkede tanrıların göstericilerinin icat ettiği gülünç ibadet yerleri ve "merhamet dağıtan" araçları karşısında zihin karışıklığa uğramıştır. Bununla birlikte insanlar. vb. bu aşağılık ağız dalaşının ateşi. açgözlülüğünü. kavimler çıldırmayı. kendisinden daha günahkar olan bir rahibe zaman zaman gidip itirafta bulunması emredilir.

ey insan yiyici sofular! Hoşgörüsüz. Her yerde. hoşgörüsüz kullar vücuda getirebilir. gerçek vicdan özgürlüğü yoktur. Üstün din. ya düşmanlık. Yeryüzünde henüz gerçek hoşgörü. bu Allah'ın acımasız öfkesine sunmak olmaz mı? Ey alçak zalimler! Ve siz. doğanın hükümdarı olan Allah'a ibadet etmesiyle övünür. Ancak. ya aşağılayıcı gözle görmesin. düşünceleri. hocalar. acımasızca ve çok aşağılayıcı biçimde hissettirir. Zayıf mezheplere üstünlüğünü. kendisinin bağlı bulunduğu mezhepten başka mezhebe girenleri. kardeşlerini yok etmeye kışkırttıkça. dünya araştırılır ve incelenirse görülür ki. kavgacı. KABUL ETMEZ VE DOLAYISIYLA İYİLİĞİN VE GÜZELLİĞİN YIKICISIDIR Hiçbir sofu yoktur ki. esirler ise korkaktır. Tanrısallığın hoşuna gitmek ya da gazabını yatıştırmak için. ancak "esirlere" vücut verir. inançlı ya da inançsız bulunması. her işin kötülüğünü isteyenler durumuna getirdiği kesindir. yaratılışına göre. her mezhebin. kendilerini lanetlemek özgürlüğünü veriyorsa. semavi hükümdarlarının davasına ihanet olacağını sanırlar. ister istemez kuruntuludur. ruhaniler. dünya çapında Allah'a. Zorba bir Allah fikri. her toplumun. bağnaz uyruğunuzun budalalığını ve haksızlığını asla hissetmeyecek misiniz? Görmüyor musunuz ki. Allah'ın sevmediğini sevmek. öç alıcı. kendini. bu hükümdar. bir yabancının meramını sizin gibi ifade etmesini istemek değil midir? Bir adamı sapmalarından dolayı cezalandırmak. aşağıdır. Yalnız düşünce özgürlüğü insanlara büyüklük ve merhamet verir. siz neden karışıyorsunuz? Hukukunun intikamını almak istediğiniz bu Allah'tan. İster istemez bir zorba gibi gösterilen müthiş bir Allah fikrinin. hukuku ya da etiketi üzerine kılı kırk yaran bir Allah varsayan. bu Allah'ın düşmanları olarak kendilerine gösterilenlerin tümünü. kan dökücü olur. cinayet işlemiş olmaksızın lanetlemekten ve yok etmekten çekinmezler. tasalı. Böyle bir Allah'ın kulları. hep hükümdarın ve ordunun bağlı olduğu dindir. zihnimden uzaklaştırabilir miyim? Eğer sizin Allah'ınız insanlara. yamyamlardan ya da vahşilerden daha kan dökücü olmuşlardır. her naneyi yerler. sizin aldığınız eğitimden ayrı bir eğitim aldığı için cezalandırmak değil midir? Ben bir inançsız isem. her fırkanın ya da . barıştan başka bir şey getirmeyen bir dinin mensupları. her milletin öteki bütün milletlerden ayrı ve ayrıcalıklı bir şekilde sevgilisi olduğu sanılan bir Allah'a tapılır. korktukları hüdavendin lütuf ve teveccühünü elde etmeleri ya da cezasından kurtulmaları söz konusu olduğu zaman her şeyi mubah görür. Bir adamın sizin gibi düşünmesini istemek. Her kavim yalnız kendisinin gerçek Allah'a. insanların işlemeyeceği hiçbir cinayet yoktur. kıskanç. nefret ve tiksintiyle. toplum hayatından hoşlanmaz. Korku. uyumdan. ancak iğrenç. ya da durumuna acımasın. çocukken öğrendiği ve artık değiştiremediği ana dili kadar isteği dışındadır. İnançsız hemşehrileriyle iyi geçinmenin.güzel işlerden. siz daha mı çok tedbirlisiniz? Daha mı çok hakimsiniz? 144. inancımı sarsmış olan muhakemeleri. Çabuk hiddedenen. hakkında beslenilebilen fikirlerden gücenecek kadar küçük bir Allah varsayan ve gerektiren her din. zalimdir. bu Allah'ın kullarını. insanın filan ya da falan dini inanışa sahip olması.

papazlar sizi inandırıyor. toplumdan uzaklaştıran. özel ayinler. herkese kendine uygun görünen ayin ve görüşleri izlemesi için izin vermektir. Bunlar kendilerini izleyenlere. din. rahiplerinizdir. kötüleştirici içeriktedir. insanların yüreklerini kapatmaya ve insanın hemcinslerine karşı beslemesi gereken sevgiyi yüreklerden uzaklaştırmaya erişmiştir. lanetlenmiş gözüyle baktırdılar. Ancak hocalarınızın. kötülüğü. insan topluluğuna bağlılık ve ilgilerini yok ettiler.her dinin mensupları. hocalarınızın. dini hurafelerle kesinlikle uyum kabul etmez. her şeye gücü yeten Allah'tan. İnsanlığa doğru ilk adım. Kendisine. "İnsan. Halkın kan dökücülük dizginini gevşeten ve en kara cinayetlerini gözünde haklı gösteren bir din kadar tehlikeli bir şey yoktur. İşte bu şekilde. Din mi söz konusu oluyor? O zaman en uygar kavimler bile hemen tekrar gerçek vahşiler olur ve kendisi için her şeyin mubah . 145. Allahınızın iyilik ve lütuf kaynağı olduğunu söylemiyor musunuz? Allah'ın kınamasını gerektiren barbarca eylemlerinizle Allah'ın hoşuna gideceğinizi nasıl ümit ediyorsunuz? Ayrıca. Ey gafil ve sofu hükümdarlar! Din işlerinde ve dini inanışlarda özgür düşünceleri lanetliyorsunuz. başka ilahlara düşman ilahlar. aynı rahiplerdir! Ey hükümdarlar! Dolayısıyla. hiçbir zaman tam bir zevkle yapmaz". toplum dışı yaptılar. merhametli olmak gibi ahlakın bu ilk erdemleri. Bu hile ve oyunla. çıkarlarının her eylemi meşrulaştırdığı söylenen bir Allah tarafından izin verildiğine inanan halk. insana büyüklük taslattıran. yanlış bir vicdan ilkesiyle yaptığı zaman olduğu kadar. bu açgözlü aldatıcılar. Ancak. mezheplerine girenlerin ruhlarını kimseye danışmadan istila edip büyülediler. uysal olmayan. Allah'ın hoşuna gitmek fikriyle en acımasızca. size kim temin ediyor? Bunu temin eden de aynı hocalar. öteki dinlerin aşağılayıcı. baskı yapıyorsunuz. iyilikseverlik. sizin inanç tarzınıza ve görüşlerinize aykırı inanç ve görüşlerin Allah'ın hoşuna gitmediğini size kim söyledi? Bunu söyleyen sizin hocalarınız. ruhanilerinizin. rahiplerinizin aldanmadığını ya da sizi aldatmak istemediklerini. rahiplerinizin aldatıcı sözü üzerine. Bunlar. aciz bir hükümdar yaparlar. Ancak bu. Çünkü bu bedbahtların Allah'ın hoşuna gitmediğine hocalar. Fikirlerine ve kendi ayinlerine uygun fikir ve ayinlere sahip olmayanların tümüne mahkum. Bunları. dini törenler verdiler ve özellikle kendilerine bağlı güruhu. en ölçüsüz cinayetleri işliyorsunuz! 146. Uysallık. Her milli din. dini aşıladıkları milletleri ötekilerden ayırmayı açık bir şekilde istemişlerdir. kendi sürülerini farklı damgalarıyla öteki sürülerden ayırmak istediler. özenle ve çalışarak ancak teveccühüne hak kazanma ayrıcalığına eriştiklerini öne süren az sayıda uyruklarını kapsayan ve ötekilere hiç de kulak asmayan. işkenceye gönderiyorsunuz. Din koyucuları ve bu dinleri tutan ruhaniler. insanların düşünme yetilerine kadar baskı yapmak isteyen imamların işine gelmez. cemaatler. kötülüklerine artık sınır çekmez. DİZGİNİNİ GEVŞETİR VE İLAHİ AMAÇLAR İÇİN GEREKLİ OLABİLECEĞİNİ ÖĞRETEREK CİNAYETİ MUBAH KILAR Pascal der ki. küfür ve iğrenç olduğuna inandırdılar. ibadet yerleri.

Hıristiyanlar. kötülerin elinden alınmış olsaydı. acımasız. bazı milletleri bir kişi kalmayıncaya kadar yok etme hakkını benimsediler. Toplumun huzurunu bozmak için bu kadar makul gösterilen bu bahane. yani "din perdesi". Bu şeyler dinin çıkarına bir parça hizmet etti mi. bazı hükümdarlara suikastte. o kadar hoşuna gideceklerini varsayarlar. bize Allah'ın parmağını gösterirler.. bazı cürümlerde.. sözde kutsal dinlerini yaymak bahanesiyle yerkürenin her iki yarısını da yüz kez kana boyadılar. Allah'ın parmağını görmekle mutludur. etrafı birbirine katan ifritler oldular. Kendi içyüzlerini açığa çıkardılar ve savaşçı. Ve hiçbir şey. bütün her şeye gücü yeten ve mükemmel olduğu söylenen Allah'ın. bu sofular amaçlarına ulaşmak için hemen "Allah her türlü aracı kullanır" diyerek işin içinden çıkarlar. Dünyada bir şey var mıdır ki.olduğuna inanır. bazı ayaklanmalarda. Bu ilkelere göre. rahipler. Dünyanın bütün dinleri. Yahudiler. Hıristiyanları ve putperestleri kılıçtan ve ateşten geçirdiler. yangınlar. bunu yapan dindir. insanın zihninden ahlak duygusunu siler ve insan o zaman. kötü sonuçlarıdır". bizi hemen uyarırlar: "Bu saldırılar. Bu karışıklıklar kanıtlamıyor mu ki. bu ihtirasları. Allah'larının davasını ne kadar çok hararetle savunsalar yine az olan Allah'larının o kadar beğenisini kazanacaklarını. kötülüklerden şikayet edilir edilmez. bazı suistimallerde. dinin çabasıdır. İHTİRASLARININ HÜZÜN VERİCİ ESERLERİ OLDUĞU İDDİASININ REDDİ Dinin nice defa yeryüzünde doğurduğu öfkelenmelerden. katliamlar yapmak zorunda olması. kutsadığı bir manto ile örtmekten başka bir şey yapmıyor. amacıma ulaşmak için neden her naneyiyemeyeyim?") 147. sofular. "Allah'ın amacı" adını verdikleri özel çıkarlarına uyan her işte ve olayda rahipler. İlahlarının kehanetleri üzerine dayanan Romalılar. insanların ihtiraslarının hüzün verici. "madem Allah bile amacına ulaşmak için cinayet işliyor. bu kadar kudretli ve mükemmel olan Allah'larının. insanlıkdışı yapan ve en büyük alçaklıkların üstünü örtmeye hizmet eden bağnazlıktır. dünyayı haydutça ele geçirdiler ve kırıp döktüler. hocalar. bazı katliamlarda. amaçlarına ulaşması için. hahamlar. çoğu kez cinayetten yardım istemek zorunda olduğunu anlatmakla. kendi kendine diyebilir ki. bu kıyımlar asla dinin eseri olmayıp. hadsiz hesapsız cinayetlere izin vermiştir. bazı namussuzluklarda. insanların müthiş bir işte kullandıkları bu mantoyu yırtıp atmak kadar yararlı olamaz. Allah'larının vaadiyle sarhoş olarak. insanları boğaz boğaza getiren. . amacına ulaşması için bazen cinayetler. kötülükler insan toplumundan ne çok uzaklaştırılmış olurdu! İnsanlar arasında barışıklığı sürdürecek yerde. İlahi peygamberleri tarafından yüreklendirilen Araplar. ben aciz kul. ya da bunları mubah görmesi. "Allah'ın davası". insan ruhunda her türlü ahlak fikrini yok etmeye daha yetenekli olsun? (Yani. din insanların ihtiraslarını zapt edecek yerde. Bununla birlikte sorarım: Bu ihtirasları coşturan nedir? Açıktır ki. Ne kadar zalimce hareket etseler.

Sözün kısası. bizzat kendisi de sefalete boğulmuş olan ve yoksullara vazederek. vuruşma. kendisini dövmekten yasaklamak için kocası elini tuttuğu zaman. savaşların vücut bulmasına da izin veriyor. yine de dinsiz hiçbir ahlak olamayacağı tekrarlanır. Eğer bu Allah'a uyarsak hangi ahlakı huy edinmiş oluruz? Uymamız gereken Allah. böyle bir Allah'a uymak. zenginlik. onlara yoksul olmayı. Bolluk. haksızlığa uğradıkları inanışında bulunmuyorlar mı? Görkemli tanrısallığa tecavüz ve hakarette bulunulduğunu iddia etmiyorlar mı? Rahipler. sıkıntıların. zalim ve ahlaksız bir kavim için uygun bir Tanrıdır. her aklı başında insanın yüzünü kızartacak bir zina edeni. yok da ediyor. mutluluk. bizzat kendi . o hırçın kadına benzerler ki. Teolojik görüşler hakkında. kıtlıkların. insanların dini görüşleriyle. anlaşmazlık emreden bir Tanrıdır. "Allah'ı taklit ediniz" diye bize bağırırlar. haydutlar başkanı tarafından taklit edilebilecek olan bir Tanrıdır. temiz ve doğru bir adama örnek olamayacak ve ancak soyguncular. acı ve sıkıntıya istekli olmayı. bir ayyaşı örnek almak demektir. öldürme. Platon'a göre. "Teizm"in ya da tabii dinin soylu ve büyük hükümleri. "Yangın var! Cinayet işleniyor! Hırsızı yakalayın!" diye feryat eder. Hıristiyanların İsa'sını mı taklit edeceğiz? Babasının merhamet kabul etmez gazaplarını yatıştırmak için ölen bu Tanrı. babasının tahtını zapteden ve sonra babasını parçalayan asi bir oğulu örnek almaktır. Durmaksızın "Allah'a uyunuz". Eski zamanların ortak çok iyi. gerçekten vahşi bir Tanrıdır. erdemin tanrıları taklitten ibaret olduğu batıl inancında bulunsalardı. Her şeyin yaratanı ise. Eğer düzenin yaratıcısı ise. Paganizm döneminde insanların durumu nereye varırdı? Yahudilerin Allah'ını mı taklit etmek gerekirdi? Yehova'da yaratılışımınıza örnek olacak bir model bulur muyuz? O. öldürüyor da. düzensizliğin de yaratıcısıdır. dünyada gördüğümüz. izni olmaksızın asla var olmayan karışıklığın. barış ve huzur veriyorsa. ruhaniler. Pekala. yoksulluğun. gerçekten ahmak. huyu her an değişen ve hakkında "kerim" demek. bazı insanların izlemesi gereken bir ömek oluşturur mu? Heyhat! Onda. sürekli güzellikleri koruyan bir model olarak nasıl alınır? Ahlaka temel olmak üzere. bunları sevmemeyi. çok büyük "Jüpiter"ini mi taklit edelim? Böyle bir Allah'ı taklit etmek. haz ve lezzeti lanetlemeyi. Vücuda getiriyorsa. durumu. eserleriyle karar verilecek olursa. refah. hayat veriyorsa.kavgacı ve inatçı olma hakkını Allah'tan aldıklarını iddia ettiler. bizim için hiç de sürekli bir iyilik modeli olamaz. huyu. kendilerini zararlı olmaktan yasaklamak cesaretinde bulundukça. 148. Bu durumda. hangi Allah'tır? Deist'in Allah'ı mı? Ancak bu Allah. acıma nedir bilmeyen. hırsızlık. bir kötülükçüyü. doğal eğilimleri söndürmeyi. iyiliğin de kötülüğün de yaratanıdır. ahlakın hiç uzlaştırılamayacağını ileri sürmek gerekir. Öç almaktan başka bir şey istemeyen. BİRLEŞTİRİLEMEZ Dinin bu dünyada çok sık neden olduğu kanlı facialara rağmen. gözümüzün önünde oluşunu her an gördüklerimiz tarafından yalanlanan Allah. Hükümdarlar. ancak bu dünyada yaptığı ve yapılmasına izin verdiği kötülüklere göz yummakla mümkün olan bir "Allah" örneğinden daha az sarsılan bir temel gereklidir.

"ne güzel ahlak!" diyeceksiniz. yadırganan bir nedenle men ediyor demektir. mezheptaşları. Ancak bu ahlak. bize bir mucize olarak göstermek isterler. kuşkusuz bazı insanlar için hayran olunacak bir durumdur. bu kadar yüce bir ahlak erdemi. dostlarını terk etmelerini emreder. o dini kamu gözünde daha çok şaşırtıcı kılar. kalbin bütün eğilimlerine zıt. çünkü insanlar için uygulama olanağı yoktur. tatmin olunacağı zaman elden kaçırılan ihtiras ve özlem konuları için "tantale işkencesi" denir. tanrısal bir ahlak olması gerekir. dünyada insanın kendisini bedbaht etmesinin çok gerekli olduğu fikri üzerine kurulu bir dini ahlakla. Bu durumda. Bu Tanrı (yani İsa). kendi içine kapanıp yalnız yaşayanlar. Ancak. amiyane deyimiyle insanı "faka bastırmak" için kurulmuş bir tuzaktan baska bir şey midir? * Tantale. Edebiyatta. insan gözünde ilahi ve doğaüstü olarak kale gibi sağlamlaştırır. Ancak ırmağın suyundan içmek istediğinde. lütuf ve keremini yüceltme ve ağırlamada herkesin aynı . öz oğlu Plaps'ın organlarını yemek olarak onlara yedirmiş olmasından dolayı. Lydie kralıdır. Ancak bir dinin hükümlerindeki sertlik ve şiddet. izleyicileri bu dünyada giderilmesine asla izin verilmeyen ateşli bir susuzluk çeken gerçek Tantale*'lerdir. bütün evren az çok kirletilmiştir. bize doğayı yaratan hakkında çok tuhaf bir fikir verir. tanrıların tanrısı Jüpiter. yaratıkları için yarattığı nimetlerden yararlanmaktan. onları. bunlar. kendisini izlemeleri için. yoksullara. Bize. ağaçların meyvelerine elini uzattığında. 149. Bütün Hıristiyanlar. Böyle bir ahlak. Bize temin edildiği gibi. analarını. akrabalarını. insanın zayıflığını yakalamak. her konuda doğaya aykırı. tiksinti duyulacak bir içerikte değil midir? Hıristiyanların "İnsan-Allah"ının ahlakına göre. anlaşılamayan sırlara tanrısallık gözüyle baktırarak. meyveler elinden uzaklaşır. böyle bir ahlaka insanı hayran eder. hürmet ettirerek. Tanrısallık beğensin diye. babalarını. İncil ahlakına hayran olmaktan ve onu övmekten bir an geri kalmazlar. İsa'nın izleyicileri. insanın hep arzuladığı haz. bağnazlar görülür ki. bir ırmağın ortasında ve meyveli ağaçların altında tasvir edilir. Sürekli. aynı hükümler. Bir ahlakı çok beğenmek ve onu uygulamak farklı iki şeydir. parçalayıcı bir susuzluk ve açlık acısını çekmeye mahkum etti. daha doğrusu bir bağnaz buluruz. onu Tartare'e yani cehennemin yedinci ve en alt tabakasına attı. kendilerinde takat ya da ilahi inayet olmadığı bahanesiyle izlemekten vazgeçen bazı kimselerin beğendiği çok sınırlı sayıda azizden başka kimse tarafından uygulanmaz. İlahlar kendisini ziyaret ettiğinden.kendilerinden tiksinmeyi öğütleyen bir Tanrı. su dudaklarından kaçar. Yerküremizin her yerinde çilekeşler. yoksullar. duygu ve hazlara düşman olan dinlerinin kuruluşunu. Allah her şeyi yaratıklarının nimetlenmesi ve yararlanması için yaratmışsa. bunların tanrısallığını sınamak için. insanoğlunun gücü ve dermanına uygulanması mümkün olmayan ahlakı. Bu ahlakın. Tantale.

ahmak halkın gözünde şöhret bulmak isteği. Çok gülünç bir gurur vardır ki. Hıristiyan. Allah'ın en büyük şanı adına dünyaya getirdikleri yıkımla tanınan. perhiz yapan. körü körüne düşüncelerinden kendisini bir an olsun uzaklaştıracak her konudan ürken insandır. bir baykuş gibi yalnızlıktan hoşlanan. bilgiden sakınmak zorundadır. itibarsızlık. semavi ilhamlar olarak değerlendirdiği hayalleriyle kendisini cemiyetin anlayış gücünü kurcalamak zorunda bırakır. kendi yalnızlık köşesinde yaşayan azizler yararsızdır. 150. halk arasında yaşayanlarıysa.* Alem içinde yaşayan bir aziz. gurur onları ikna eder. milletlerin yok olmasını ve batmasını doğururdu. Bu bir erdem midir? Bu tavda bir adam. sanayiyle ilgilenmekten çekinmelidir. Bir rol oynamak iftiharı. bir azizde çoğu durumda öteki insanların gururundan daha ince. kendilerine eziyet etme* yöntemlerini derinden derine etraflıca araştırmış ve incelemiş görünürler! Din. ödüllerden de kaçınmalıdır. kendine işkence eden. o da yaratılışının doğal eğilimlerine karşı insanı sürekli bir savaşa. Aziz aleme neşesizlik. bu kendine ahmakça eziyete "dosa" adını verirler. Hıristiyanların ilahi ahlakının harfi harfine uygulanması. imana zarar veren bir şey olması itibariyle. Azizlerin alem içinde. kendisine yararlı mıdır? Başkalarına yararlı mıdır? Herkes bir aziz olmak isteyecek kadar deli olsaydı. her zevkten el çeken. Hıristiyan. İsevilerin de barışsever olmasını ve . Bütün dinlerin vakayinameleri. çölde yaşayan bir azizden daha yararlı bir varlık değildir. mensupları yere yüzüstü uzanıp kendilerini azgın develere çiğnetmekle Allah'ın hoşuna gittiklerine. yazık bolluk ve sevinç içinde olanlara!" Hıristiyanlığın ortaya koyduğu nadir keşifler işte bunlardır! * Mısır'da Müslümanlararası bir mezhep vardır ki. Allah'a ibadet ettiklerine inanırlar. yerküre üzerinde yolunu şaşırtanlardan. çoğunlukla tehlikelidir. genel olarak azizlerin belirgin karakterlerini oluşturur. baştan çıkma bahanelerinden başka bir şey görmez. bilimden. Sözün kısası. toplum çözülmez miydi? Ve insanlar yeniden çok derin bir vahşet durumuna düşmez miydi? Açıktır ki. durup dinlenmeyen. kuvvetli insanlar olduklarına. esas olarak insanların sevinç ve refahının düşmanıdır. Evet. Olağanüstü ve insan doğasının üstünde. hoşnutsuzluk ve çoğu kez kavga getirir. Bazen dini çabaları. belirli zamanlarda oruca başlayan. Hıristiyanlıkta olgunluğa ermek isteyecek her Hıristiyan. "Ey ağlayanlar! Mutludur acı çekenler. Selameti için çok kötü olan servet ve varlığı elde etme aracı olduğu için. çekişmeye sevk eden kibir ve gururdur! * İsa'nın barışsever olması ve saldırgan olmaması. bazı görüşleri ya da kibir ve gurur eseri olarak. cennetten kendisini uzaklaştirabilecek her şeyi zihninden çıkarmak zorunda kalırdı.fikirde olduğu bir zatın onuruna. bir "veliyullah" nedir? Namaz kılan. tuzaklardan. fesatçı azizlerle doludur. İsa'nın ulvi ahlakı tarafsız olmasaydı insan topluluğunun bütün bağlarını parçalardı. daha kumazca bir gururdur. memuriyetlerden. Bütün dinlerde bir aziz. bir veliyullah. Gururunu tahrik edecek ve ruhunu düşünmekten uzaklaştıracak şeylerden olduğu gibi. ele avuca sığmaz.

yeni kazanmış olduğu ahlakın ihtirasından mıdır? Ancak ihtiraslar insanın cevherinden. gerek başkalarına zarar verebilecek şeylerden uzaklaştırınız. bu yasaları kalbine kazımış. "insan doğası bozulmuştur" diyeceksiniz. bunların her ikisine de ilgisiz kalır. Hıristiyan dininin taraftarlarına güvenilmek istenseydi. bu doğanın başlangıçtaki konumunu koruyamamış ya da korumak istememiş olan Allah'ı suçlamalısınız. başka başka şeyler olmuşlardır.saldırgan olmamasını sağlamamıştır. Pascal'a göre. "suçluyu affetti" demek değil midir? 152. EDEN BİR AHLAK İNSAN İÇİN DEĞİLDİR İnsanın doğasına karşı olan bir ahlak. huzur ve yücelik makamına götürmüş. Ancak. Eğer dünyada bütün olup bitenlere gözler kapatılarak. bu kavme yasalar vermiş. "Hazreti İsa bizi isyandan. İsa ve İseviler. hemen insanın doğasının onarıldığını. kötülüğe de erdeme de önem vermez. günahın kefaretidir.C. Hıristiyanlar kendilerini İsa'nın günahtan kurtarmış olduğuna kesin olarak inanırlar. kaçınması gerekmez mi? İhtirasları yararlı konular için işgal ediniz. onu yönetmiş. bu kavim için nefsini Allah'a kurban etmiş ve şeytanın başını ezmiştir. bir hakim hakkında. refah ve mutluluğunu bu konulara bağlayınız. herkesin yapamayacağı işler görerek oluşturduğu kavmi . her nefsin yolundan saptığını bize bağırarak söylüyorsunuz. Karşılık olarak ona sorarım: bir Allah'ın ölümüne rağmen.(A. aslından değil midir? Mutluluğuna yararlı olan şeyi insanın araması. artık size yolsuz. yalnız başına seçkin. insan doğasının bozuk olduğunu nasıl oluyor da iddia ediyorsunuz? Bu durumda. bu kadar tumturakla söz ettiği. istemesi. Bu büyük adam. Allah'ınızın mutlak kudreti ve şeytana üstünlüğü nerede kalıyor? Hıristiyan ilahiyatına göre ölüm. alemde hep uyguladığı kudret ve saltanatı şeytan hala koruyorsa. İsa'nın gelişinin. gerek öteki dinlerde. Bu şekilde insandan aklı başında ve erdemli bir yaratık yaparsınız. ilahi mesihinin. beslemiş.) 151. gerek kendi dinlerinde. milletlerin ahlakında en şaşırtıcı inkılap ve en tam iyileştirmeyi yaptığına inanılırdı. insanın doğasının bozuk. insanın ölüme mahkum edildiğini görebilirler. isyanın. asla insana uygun bir içerikte değildir. Eğer bu doğa (insanın yaratılışı) bozulduysa. aziz ve büyük bir kavim oluşturmuş. günahtan kurtardı" demek. Bu durumda. fesat olduğunu her an tekrarlıyorsunuz. "Doğa. sevmesi gerekmez mi? Kendisi için hoş olmayan ya da öldürücü olduğuna inandığı şeyden korkması. sizin Allah'ınız tümüyle boşu boşuna mı ölmüştür? Dini inanışınıza göre. Bir adamın ölümüne hep "ilahların gazabının doğaüstü eseri" gözüyle bakan bazı zenci ve vahşi milletlerin düşünüşüyle. Bu sözde "bozulma" nedir? Bu bozulma. Hıristiyan ilahiyatının bu görüşü uyum halindedir. Allah onu neden onarmadı? Neden düzeltmedi? Hıristiyan. işkenceye gönderdiğini gördüğümüz halde. Kutsal hocalar! Rahipler! Hahamlar! Bize. Oysa. Mesih. İhtirassız bir adam. zevk ve eğlenceye düşkünlükten başka eğilimler vermiyor" diyorsunuz. hüdasının (yani İsa'nın) ölümünün Hıristiyanı yeniden bütünlüğüne döndürdüğünü temin eder. Özellikle ve bilinen nedenlerle kendisini gerek nefsine.

vahşice olursa olsun. olgun lütuf ve merhametinden dolayı hafifleyeceği düşüncesiyle hep övünür. Sonunda insanlar tanrısallığı ancak en çok o anki çıkarlarına uygun gelen yönüyle benimser hale gelirler. adaklarla. araştırılır ve rahiplerin serzenişleri. birkaç kişinin cinayet işlemesini engellerse. işlediği cinayet ne kadar kötü. Allah'ın gazabını gidermenin ala sırlarını bilirler. bağnaz ve adı sanı belirsiz papazdan başka. kimse izlememektedir. Bu kavmin şimdiye kadar yeryüzünde asla mevcut olmadığı görülmektedir. bütün bir yüzyılda. insan. beyhude konuşmuş. Hiçbir insan. vicdanların acısını dindirmeye yarayan şaşmaz reçeteler. Bununla birlikte. insanlar için hiddetlenen ve hiddeti geçen bir Allah gereklidir. rahipler. kefaretlerle dindirildiği. dinin bir engel oluşturmadığını söylemekle. bu Allah'ın. semeresiz. inancını terk eder ve hemen. eleme düşürebilirdi. sonra Allah'ın gazabını dindirme çarelerini ararlar. Çoğu kez kendisini titreten müthiş bir Allah'tan her ne kadar korksa da. yaratılışının. kah zalim ve taşyürekli. bu araçların kullanılmasıyla Allah'ın öfkesinin giderildiği doğruysa. Hareketsizliğine rağmen Allah. kurbanlarla. tanrısallığın . günah işlemelerine. kendisini güvenceye alacak ve rahatlatacak "bağışlayan Allah" fikrinden başka bir şey görmez olur. kendisine ibadet edenleri bıktırabilir. dünyanın bütün dinlerinde gerçek bir Protee'dir* Rahipler onu. ilaçlar vardır. insanların yoldan çıkmalarına. göksel sarayda parıldamak şan ve şerefine özellikle erişecek yarım düzine meçhul azizden. şikayetleri dinlenirse. yani eylem ve davranışlarının kendisini mahkum edeceğine ve cehennem azabına neden olacağına ciddi olarak inanmaz. Bundan başka.bize göstermeyi unutmuştur. hakkında verilecek cezanın şiddetinin. Hep öfkeli bir Allah. öğrenicileri tarafından pek çok hayranlık gösterilen ve çok az uygulanan ahlakını. Kötülük mü yapıyor? Bu kötülüğü onarmak için zamanı olacağını ümit eder ve bir gün bundan pişman olup Tanrıdan suçunun bağışlanmasını dileyeceğini kendi kendine vaat eder. suç. bazen de günahkarların pişmanlıkları ve gözyaşlarıyla kolayca merhamete gelir olarak gösterirler. Allah'ını hemen hiç düşünmez. günah işlemeye şiddetli bir arzu duyduğunda. EDİLMİŞTİR Bir insan. geriye kalan insanların tümü sonsuz alevlerin lokması olacak. Hıristiyan milletlerin ahlakı biraz incelenir. kötülük. Bu Allah'ın kanı pahasına günahtan kurtarılmış bulunmakla birlikte. 153. ya da onları ümitsizliğe. Her ülkede. Bu ilahi imamın. İnsanlar önce günah işler. şiddetli bir şekilde ihtiras eğilimi ortaya çıktığında. kabalık ve şiddetle silahlanmış. er geç tanrısallıkla uyuşmak aracına başvurmak fikrinde olan yaratılışları itibariyle kötü adamları da kötülük yapmaya. bu şikayetlerden şu sonucu çıkarma zorunluluğu ortaya çıkar: Bunların AIlah'ları olan İsa. Eğer hiddeti bazı korkak ruhları korkutursa. Suçların affını ve bağışlanmasını vaat eden her din. Din eczanesinde. büyük çoğunluğu kötülük yapmaya cesaretlendirir. kah sertlik. eğer tanrısallığın dualarla. insan haklı olur. kah yavaşlık ve yumuşaklıkla dolu. başarısız ölmüştür ve her şeye gücü yeten iradeleri halen insanlarda bir direnişle karşılaşıyor ve bu Allah bu direnişe ya üstün gelemiyor ya da üstün gelmek istemiyor.

ilahi affetme hazinesi. genellikle dünyada keyfince hüküm sürenler ve şansı tarafından nimet ve bağışlara boğulan kimselerdir. günah işlemeyi çok güçlü olarak istemeyen ya da artık günah işleyecek bir durumda bulunmayan kimseleri günah işlemekten alıkoyar. çoğu kez sorulan sorulara cevap vermekten. aynı sevgili olmaması. 155. sevgilinizi terk etmenizin nedeni. Zaten huyları gereği kötülükten çekinen ve kötülük yapmaya eğilimi olmayan bazı korkak sofulara Allah'ın hükümleri korku verirse. huylarını ya da zamanla kendilerini uslandırmış olanlar için bir dizgindir. Çok ateşli bir aşığın gözünde. gözünüzde aşığınızın aynı aşık. bizi varsayımlar peşinde koşturmaktan başka bir şey değildir. gerek yaşın etkisiyle. bağışlayıcılığından da büyük mü gerçeğim?" diye cinayetler işlemeye. kesin emirleri yok etmek kastıyla. * Tavırlarını ve fikirlerini çok çabuk değiştiren "bukalemun". Zevk ve sefa.) 154. Allah fikrinden hiçbir şey anlamaz. Allah çok az belirli. her naneyi yemeye cesaretlendirir. nedimler entrikalarından başka bir şey düşünmez. çok az sabittir. gerek maluliyet eseri olarak ruhlarındaki güçlü şevk ve duyguları sönmüş bazı kimselere. (A. işlerinden başka bir şey düşünmez. çoğunlukları itibariyle Allah'ı ender düşünür ya da onunla pek ilgilenmezler. konuşmaktan kaçınmakla ve soru soranlardan kurtulmak için aniden biçim ve görünüşünü değiştirmekle tanınır. israfçılar çeşitli ihtiraslarını dengelemekten aciz olacak. Protee bir ilahtır ki. Masalların Protee'sinden alınmıştır. İnsanlar. Allah'ı kime kabul ettirir? Güçsüzlüğe uğramış. sevgilisinin huzuru cehennemin ateşlerini söndürür ve yüzünün güzelliği cennetin bütün hazlarını siler. kimse ahireti düşünmez. Bu fikir o kadar ümitsizdir ki. OLAMAYACAK ÖLÇÜDE SAÇMADIR Şiddetle tutkun olduğu şeyleri bu dünyada eline geçirince. cimriler. bunlara kadar ulaşamayacak ölçüde zayıf düşünceleri bertaraf ederler. delikanlılar eğlencelerinden başka bir şey düşünmez. İnsanlara. İnsanların en kötüleri. ancak. İşadamı. Allah'ın hakimlerin en güçlüsü olduğuna inandırmak için. bıkkınlık geçirmiş. tasalı. "Tanrının. kuşku götürmez olayları. Allah fikri. Ey kadın! Allah'ınıza gitmek için sevgilinizi terk ettiğinizi söylüyorsunuz. "yarım şahıs" demektir. gayrete getirir. bu dünyanın sakinlerinin çoğunluğunu oluşturmayan tasalı ve melankolik bazı hülyacıların hayalgücünden başka hayalgücünü meşgul edemez. Kibar halk.C. Allah korkusu ancak. "tanrısallık bu dünyada cinayetleri cezalandırır" demek. dinin yorucu fikirlerini zihinlerinden çarçabuk siler. tecrübenin her gün yalanladığı bir iddiada bulunmaktır. Onu düşünmek istediğinde. ümitsiz ve bu dünyadan usanmış kimselere. bizi ahirete sevk etmek. bu hazineden tümüyle ötekiler gibi nimetleneceklerini ümit edebilen en büyük canileri bile. yani Allah kötülerin cezasını ahirette verir demek ise. kadınlar. Din. Açgözlüler. ya da sevgilinizin sizi terk etmesi ve . perişan olur. Neptün'ün oğludur. zayıf dimağı hemen karışır.bağışlayıcılığı yüreklendirir. Halk.

Ancak yürek saflığı hep kültür ve erdem ışıklarıyla bir arada olur mu? Dine güçlü bir şekilde bağlanmış birçok deniz gibi bilgili kimseleri. Herkesin başka başka tasarladığı. ahlakı. korkak ruhlu. hilekarların ve dolandırıcıların. kuruntuları. Daha yukarıda Pascal şöyle demiştir: "İnsan sağduyuya sahip olabilir ve bu sağduyu her şeyi eşit olarak. Bundan başka. bir partinin fantezileri. herkesin kendi mizaç ve çıkarına uydurduğu bir Allah üzerine ahlakı kurmak. bozuk ahlaklı. zayıf olduğu kadar da geniş olabilir" der. Ahlakı ya da insanın görevlerini ilahi irade üzerine bina etmek. şekil verdiği bir vücut. dinin lehinde hiçbir şey kanıtlamaz. "İnsanoğlunun işlerinin Allah'ın iradesine uygun olması" deniliyor. kuşkusuz ahlakı insanların atmosferi. birçok temiz ve doğru kimse. Pascal. Dünyada. Kuşkusuz.kalbinizde ortaya çıkan boşluğu doldurma ihtiyacı duymanızdır. iradetullah olduğunu söyledikleri şey. hurafeleri dinlediği ve bunları dinlemeye değer bulduğunda. edepsiz insanlardan daha çok hiçbir şey görülmez. dahileri bize anlatırlar. zayıf yürekli ve kendilerini küçük gören olabilir. aynı şekilde kapsamayabilir. bir deha sahibinde bir delilik köşesi bulunabileceğinden. bizzat "zeka. erdem nedir? Bize cevap olarak. arabozucu. Allah'ın iradesi (iradetullah) nedir? Allah'ı görmüş ya da Allah tarafından ilham verilmiş insanların. amaçlarına ulaşmak için bu partinin yardımına çok istekli olmaları. onlarda dayanak aramaları şaşılacak bir şey değildir. sofular ve rahipler partisi çok kalabalık. Bu kanıtlar ki. herkesin kendi tarzına göre birleştirdiği. bütün diğer hüdaların dışında gerçek bir Allah'a ibadet etmekle seçkin olduklarına inanacak bir mezhep ehlinin. bazı işlerde sağlam fikre sahip oldukları halde. kuruntu hayalleri üzerine bina etmektir. din hükümlerini uygulamayı yedeklerinde bulundururlar. kuvvetli ve dar. sapıtırlar". arabozucu topluluğun. yani dinbilime göre. bir çocuktan başka bir şey olamayacağını gösterir. Pascal. Daha çok yapmak niyetinde oldukları kötülüğün vicdan azabını susturmak. çok etkin. başka bazı konularda aldanırlar. çok güçlü bir parti olduğundan. bir zümrenin. dahiler de hurafelere inanabilir. Allah'ı görmüş olanlar kimlerdir? Sözlerine hemen hemen hiç inanılmayan bağnazlar ya da düzenbazlar ya da açgözlülerdir. Bu adamlar din hükümlerini uygulamazlarsa da. Bu. gidermek için er geç gerekecek bir ilaç olmak üzere. Ancak Allah nedir? Kimsenin anlamak yeteneğinde olmadığı ve bundan dolayı. Allah tarafından yalanlanmaktan asla korkmaksızın Allah adına konuşanların iradeleri. günün birinde bunları yapmayı kendi kendilerine vaat ederler. içtenlikle ve çıkar düşünmeksizin dindardır. kendilerinin hoşuna giden ya da gitmeyen şeyleri bizzat belirleyeceklerinden hiç kuşku yoktur. Her dinde Allah'larının hoşuna giden ya da gitmeyen şeyleri belirlemek hakkına yalnız rahipler sahiptir. çıkarları üzerine bina etmektir. Çünkü öyleleri vardır ki. 156. istekleri ve hayalgüçleri üzerine bina etmektir. din uzmanı olan ve bazen dinin yararını savunmada çaba harcayan açgözlü. AHLAK VE ERDEMLERİN SAÇMALIĞI HAKKINDA Teolojiye. herkesin kendi kafasına göre değiştirdiği. bize denilecek ki. . eşya ve olayları soğukkanlılıkla incelemelerini engelleyen bir hayalgücüne sahip olabilirler.

heyhat. hükümdarları tanrılaştıracak yerde. Muhammed dini de. hüdanın göstericilerinin (yani rahiplerin ve genellikle ruhanilerin. bu güzel şeyler neye varır? "Bir inançsız olduğu. Ruhban size. daha merhametli. sefaletlerini hafifletmesi olanaksız olan bu kadar yoksul. yalnız yasal hukuku kullanmayı öğretseydi. açık bir şekllde. ülkelerinde bu kadar çok dilenci görülmezdi. "Hükümdar ancak 'zatı ecellü ala'nın çıkarını korumak için kılıç taşır" karşılığını verir. ateşli bir çabadan ibarettir. cinayetler ve her türden katiller doğurur. ibadet yerleri. hırsızlıklar. bu kadar mutsuzla . göstermemeli mi?" diye onlara sorunuz. adil olmayı. İyilikseverlikleri hemen yok olur. teologlara hatırlatıldığında. Hükümdarlarda daha çok insanlık. Dini inançlar karanlıktır. Mutsuzların yardımına koşmak. bunların hal ve hareketleri incelenince. insanın düşünmesini yasaklayan boyun eğdiren bir imandan. yani kendileri gibi düşünmediği zaman da. yakmak gerektiğini söyler. başkalarını ezmeye. başkalarına karşı saldırganlığa başvuracak olan birkaç rahipte bulunur. hiç kuşkusuz din ricalinin çıkarlarından başka bir şey değildir. "İzledikleri dinin görüşlerine hoşgörü göstermeli mi. onu (kendileri gibi düşünmeyeni) yok etmek. Başlangıçta dilenciler ve yoksullar tarafından sevecenlik olarak vazedilen ve yayılan Hıristiyanlık dini. Hoşgörü (yani vicdan ve düşünce özgürlüğüne saygı) ancak. rahiplere servet ve saygı kazandırır. zorba bir hükümet. Dini törenler ve dinin üretimi. hatta peygamberlerin) yaratılışları. Açgözlü. halka hakim olmak isteyenlerin iradesine halkı daha çok bağlamaya ve boyun eğdirmeye elverişlidir. belirsizdir ve korkunçtur. adaletsiz. Bundan daha insancıl bir şey yoktur. Bunlar ise. sefaleti artırır. daha insancıl.Dünyanın bütün dinlerinin emrettiği ve öğütlediği dini inançlar. ülkeleri. hiç kuşku yok ki. sadaka vermeyi çok hararetli bir şekilde över ve öğütler. yani bu rahiplerin çıkarlarından söz edilince. Zorba ruhban size. sürmek. 157. refahlarını artırmak için hesaplanmıştır. ahlak ve erdemler. hapsetmek. HİRISTİYAN İYİLİKSEVERLİĞİ NASIL BİR SONUÇ DOĞURUR Teolojik erdemlerin verimsizliği. hayalgücünü şaşırtmaya. her muhtaç olana yardım eli uzatmak. kendileri de saldırıya uğramış olan ve kendileri de iktidara sahip olur olmaz Hıristiyanlığın sevecenliğini bertaraf ederek. Ancak. sadaka vermeyi en gerekli görev sayar. din. esirlerinin boyun eğmesini sağlayan bir beceriksiz sofudan. insanlığın şanındandır. hemcinse sevgi gereği olarak. hemcinsini sevmek ya da ona iyilik etmek gerekmez mi?" diye onlara bir kez sorunuz. onlara uyruklarının hukuki tasarruflarına saygı göstermeyi. bu hemcins sevgisini ve sevecenliğini bize tantanayla anlatırlar. vergilerin şiddet ve ağırlığı acı ve bezginlik. daha iyiliksever olmaz mıydı? Eğer din. Bütün dini erdemlerin konusu. "'Sapkınlar'hakkında hükümdar merhametli davranmalı mıdır?" diye onlara sorunuz. yoksulluk getirir. Dini ahlak ve erdemler Rahiplere. Ancak. Bu bakımdan. sefaletin önünü almak ve yoksulların artmasına engel olmak. sevecenlik ve hakkaniyet olsaydı. çocukları giyindirmek. Hıristiyanlığın iyilikseverliği ümmetine bir esas görev kıldığını. tembellik. bu dinleri koyanların ya da bunların göstericilerinin gösterişli yaşayışlarını genişletmek ya da gelirlerini.

Hıristiyan ve Müslüman ülkeler yaygın ve zengin donanımlı hastanelerle doludur. işsizlik içinde tembel bir hayat yaşadılar. fukaranın mal ve mülküdür" derler ve bu itibarla tasarruflarının kutsal olduğunu ileri sürerler. yardım ve sadaka dağıtıcıları. doğaya (yani doğal zevk ve eğilime) bırakmak zorunda kaldı. sefaletzedelere mahsus olan mal ve mülkten. hayrat ve iyilikseverlik (yani dini sevecenlik) bahanesiyle yoksulların kanını hayasızca emdiler. Hıristiyanlığın ilkelerine göre. bağış teslim memurları olmuşlardır. yani din göstericilerinin en çok işlerine yarayan erdem. Bundan dolayı hükümdarlar ve halk. etkisiz ilaçlardan başka bir şey kullanmamıştır. bu halkı iyi yönetmek. halkın çalışmasının ürünlerini tam güvenlikle toplamasını sağlamak. yoksulluğun kendisi bir erdemdir ve hükümdarların ve rahiplerin esirlerine en sıkı bir şekilde boyun eğdirdikleri erdem de budur. İman. akıl yoksulluğudur. daha çok insancıl olmaz mıydı? Din. Bu hastanelerde bunları yaptıran kralların ve sultanların. dünyanın sürekli olmayan servet ve zenginliklerinden kendi istekleriyle vazgeçti. refah sağlamak. sefalete duyulan bu doğaüstü zevk. Hayrat ve iyilikseverlik bahanesiyle. Her dinin esas erdemi. hoca. birçok sofu Hıristiyan. onlar . en büyük dertler. sözde "erdem"l eriyle insanları aldatmaktan başka bir şey yapmamıştır. Ancak çok geçmeden bu şevk. Bu vesileyle çoğu kez en kalabalık. Onlar her yerde yoksul mallarının yöneticileri. Bu şekilde. Genel sefalet. kiliseyi zenginleştiren ve yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye ender olarak hizmet eden bu cilalı cömertliği alkışlarlar. Tanrı korkusuyla yaptığı bağışlar. Dinin en çok önem verdiği yoksulluk. ibadetlerini ve tanrısallık katındaki aracılarla ilgili etkinliklerini sofu halka satmışlardır. Hıristiyanların rahipleri bize. yerini. Zorbaca bir boyunduruk altında halkı ezip. dünyayı terk edip bir köşeye çekilenler. kendi istekleriyle yoksulluk ve hastalık içinde yaşamak üzere çöllere çekildiler. sanayi ve ticareti geliştirerek. Yoksul milletler ise (akıl ve mal bakımından yoksul milletler!) bundan dolayı şikayette bulunmak şöyle dursun. tanrısallığın tercümanlarının yararı olan şeye incelemeden körü körüne inandıran sınırsız bir bönlükten ibarettir. Ve özellikle mutsuzlara. paralar toplamaya ve vermeye girişmişlerdir. şaşkınlıkla görülür. Bu bakımdan. Bu istekli yoksulların halefleri. onların sermayesi olmuştur. sefaletzedeler üzerinde nüfuzlarını genişletmiş ve sürdürmüşlerdir. gerektiğinde cinayetler işletmek. gelirler. çılgın bir zevk ve ihtişamı tatmin etmek için onları yoksullaştırdıktan sonra sefalete düşürülen halkın çok az bir kesimini alabilecek muhteşem binalar yapmaktansa. doğrunun ve batılın. Bu erdemin yardımıyla. kolaylaştırmak. yalnızlığı sevenler. bu ruhanilerin elleri altına tarlalar. rahipler. yoksul düşmüş milletlerin gözleri önünde nimetlenir. en çok çalışan. "sahip olduğumuz mal ve mülk. iyiliğin ve kötülüğün hakemi oldular. varlık içinde yaşarlar. yarar sağlamak için. Allah'ın göstericileri. denilebilir ki. haham gibi ruhanilerin çıkarına hizmet eder. dertlerin önünü almak için. imandır. papaz. Baba mirası mal ve mülklerini yoksullara dağıttılar. Bu ilkelere göre. toplumda karışıklık çıkarmaya en çok elverişli kesim olan mutsuzlar. başkalarının felaketinden kendileri için yararlanmayı hep bilmişlerdir. bizim ruhani rehberlerimiz çok zengin olmuşlardır.dolu olmazdı.

insanlar. insani ahlak görevlerinden insanları affetmek hakkına sahiptirler. rahiplerin. Ahlak. kötülük edenleri. Allah'ın gazabının yatıştığını bir rahip söyler söylemez. Bu fikirlere göre. Dine eklenmiş bir ahlak. Allah'ın. bu cinayetleri onardıklarına inanırlar. cinayetleri affetmek gücüne sahip olan zatın. Dünyada hiçbir şeye yaramayan samimi bir pişmanlık karşısında. günahlarının kefareti olarak. Allah'a itaat etmek. İnsanlara ve hatta doğrudan doğruya hükümdarlara kendilerini yükümlü kılacak ölçüde kudretli bir yasa yapıcı gereklidir" derler. Allah'a kurbanlar sunması gerektiğini milletlere ilk kez söyleyen kimse. yeryüzü sakinlerinin ilişkileri. hocaların. cılız fanilerin çıkarından öncedir ve ona üstün gelmelidir. ister istemez dinin altındadır. hahamların. bu rahip onları (yani canileri. ahuntların) çıkarlarıdır. yaratıklarının önünde bulunması gerekir. eşkıyalıklarının. cezasız kalarak zarar vereceklerini sanırlar. ahlakın gerçek ilkelerini açık olarak yıkmıştır. haksız olmak. açıkça Allah'ın göstericilerinin (ruhanilerin. bu kötülüğü yapanın Allah'tan af ve bağışlama istemesi. topluma yapılabilecek saldırı ve tecavüzleri affetmek hakkına sahip bir zatın varlığına ikna etmek kadar. insanlar birbirlerine. en büyük cinayetlere girişirler ve ilahi af ve bağışlamayı niyaz ederek. Göklerin mutlak hükümdarının çıkarı. bu kötü fikirlerden cesaret alan en kötü adamlar. soyguncuları) tanrısallık adına teselli eder. kötü olmak izninin yeryüzünün krallarından alındığı gibi. gasp ve yağmacıları. "Bir Allah olmaksızın ahlaki yükümlülük de olmaz. Örtülü iman (yani. canilerin vicdanı huzura ve rahata erişir. hırsızlıklarının ve kötülüklerinin kârlarını. dine tabidir. göklerin tanrısından da alınabildiğini ve hiç olmazsa. ihtiyaçları.için çok kolay oldu. insanları birbirleriyle birleştiren bağları açık bir şekilde zayıflattı ya da yıktı. sürekli çıkarları üzerine kurulmuştur. ruhaniler. kabul etmeye ve uygulamaya yalnız Allah'ın sahip olduğu görevler işlerine gelmediği zaman. yapılabilen kötülüğün affının sağlanabileceğini sanırlar. AHLAKIN GERÇEK İLKELERİNİ YIKMIŞTIR İnsanlara bir kötülük yapıldığında. Allah'ı insanlarla birleştirerek. onu bağışlarla yatıştırması. Haksızlıkları. ya da hayalidir. ihanetleri. 158. Yaratıklarına yapılan bütün tecavüzleri affetmek hakkına sahip olduğu varsayılan. Gerçi . Öte yandan. Ancak Allah'ın çıkarları. Allah'ın göstericileriyle bölüşmeye razı olurlarsa. Bunlar kabahatlerinin tazmini. kötü insanları tatmin edecek ve bunlara cinayet işleme cesareti verecek bir şey var mıdır? Görüyoruz ki. cinayet işlenmesini emretmek hakkına da sahip olması gerekmez mi? 159. Din. Nefesleri tükeninceye kadar. yeryüzünde yapılmış en büyük suikastlerin kaynağı olmuştur. "Allah'ın çıkarı" ya da "Allah'ın şan ve büyüklüğü" bahanesiyle. Bir sofunun gözünde. Bunun sonucudur ki. AYİNİ. kendiliğinden eylem ve uygulamaya dönüşen iman). bize tekrarlamakta ısrar ederler. insanlara itaat etmekten erdemlidir ve üstündür. bütün dinlerde rahipler. İnsanlarla Allah arasındaki ilişki ya hiç bilinmez. her şeye gücü yeten zata ödenen uygun bir tazminatla.

"Ey ahali. silah başına! Allahınızın davası söz konusudur. gizli yönleri olan. hem kendisi hem başkaları için yapması gereken şeyi keşfetmesi için. yani duygulu bir varlık olması yeterlidir. güvenilir bir elle yarar ve zararını tartan kim olursa olsun. din de. VE İNSANIN DOĞASINA ZITTIR Bir ahlakın iyiliğine ancak insanın doğasına uygun olmasıyla karar verebiliriz. zorunlu kılar. olaylar arasında sonsuz ve zorunlu ilişkilerden doğar. bu Allah gerek konuşmuş gerekse konuşmamış olsun. inanacaktır ki. insanın neyse o olması. kendilerine özgü doğaları oldukça. akıl erdirilmeyen bir dine. İnsanı başkalarına kötülük yapmamak ve onlara iyilik yapmak zorunda bırakan yasa. gerekse olmasın. acı çektirici olandan ayırması için. bilebildikleri. Ben duygulanıyorum. insanın hemcinsine muhtaç olması yeterlidir. intikam ve kin kışkırtan en güvenilir araç olduğunu anlamaları için. Bu şekilde. her aşırılığın kendilerini açık bir şekilde yıkmaya eğilimli olduğunu. mutlu ya da mutsuz kılarız. bilmedikleri. dert ve sıkıntıdan sakınmak. bu ilişkinin ise bir Allah'ın varlığıyla hiçbir ilgisi yoktur. sevgiye değer ya da iğrenç. İnsanların yaratılışlarının kuralları. Dini ve dinin metafizik ahlakını ciddi olarak inceleyen ve düşünceden geçiren. duygulanan ve düşünen bir varlığın. hakkında hiçbir fikirleri bulunmayan ilahi yaratılıştan değil. yani duygulu yaratıklar oldukça. başkaları tarafından sevilmek için onlara iyilik etmek gerektiğini ve kötülük etmenin. Bu kurallar bizi yükümlü kılar. ahlakı da insan türünün çıkarına aykırıdır. ya da doğrudan doğruya insan doğasına aykırıdır. Kendisine haz olanı. kendisine uygun olmayan duyguları kışkırtmaktan korkması gerektiğini bilmesi için. Allah'a tecavüz edildi. yürürlükte olmayan bir yasa yapıcısına. ancak bu yasa. din . nefsin korunması için taşkınlıklardan. hazzı sevmek. Bir Allah gerek olsun. acıdan korkmak zorunda olan duygulu bir varlığın yaratılışı üzerine kurulmuştur. Bu durumda. ödüle yakışır ya da cezaya hak kazanmış. insanların. asılsız korkulara ne ihtiyaçları vardır? "Kanundan önce günah yoktur". Bir adamın kendisine yararlı ya da zararlı olanı bilmesinin mümkün olması için. tanımadıkları bir Allah'a.ahlaki görevle ahlaki yükümlülük bir yasa gerektirir. güncel yaratılışı gereği huzur ve refah istemek. Kendi kendisine zararlı olmayı bile insana yasaklayan yasa. insanların görevleri aynı kalır. Bu özdeyiş kadar yanlış bir şey yoktur. görmedikleri. Başka bir insanda. 160. öteki adamın da kendisi gibi duygulu bir varlık olduğunu bilmesi yeterlidir. Bu karşılaştırmaya göre. kendilerince bilinebilir olan tabulardan ortaya çıkar. bu dünyaya ne tarz ve şekilde gelmiş olursa olsun ve gelecek dünyada şansı ne olabilirse olsun. zulümlerden sakınmak gerektiğini. duygulanmaktan ve düşünmekten başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. türümüzün refah ve mutluluğuna aykırı bulursak bu ahlakı reddederiz. toplum halinde yaşayan ve yaratılışları gereği kendilerine hiçbir iyilik yapmayanı aşağılamak ve mutluluklarına engel olanlardan tiksinmek zorunda olan duygulu varlıkların üzerine kuruludur. Yani bu kurallara uymamıza ya da bu kurallardan ayrılmamıza göre. kendimizi saygıya değer ya da aşağılayıcı. bir başkası da benim gibi duygulanıyor: Bütün ahlakın esası işte budur.

bu dinin rahiplerinin emirlerini saygıyla kabul etmeye ve bu emirlere bizzat tanrısallığın emirleri gözüyle bakmaya vicdanen zorunlu değil midir? Bir zaman oldu ki. kendilerine Allah'ın nazırları gözüyle bakanların. Bu durumda. toplumun bütün bağlarını kırmış ve insan türünü kendi kanına ve gözyaşlarına boğmuştur. insanları birbiriyle boğaz boğaza getirmek durumunda bulundular. hükümdarlara. yaratılışları üzerinde. rahipler. Allah'ın yasası. iç savaşlar çıkarmak. cismani hükümdarın makul niyetlerine katılmak zorunda kaldı. 161.tehlikededir! Vurun dinsizliğe! Küfre! Allahsızlara!" Ahalinin hiçbir zaman hiçbir şey anlamadığı bu müthiş kelimelerin büyüleyici kuvvetiyle ruhaniler. mal. ancak bu düşünce ve bu görüşleri çıkarlarına uygun gördükleri zaman etkili olur. kralları tahtlarından indirmek. cismani hükümdarlara birçok kez bildirmemişler midir? Özellikle uyruklarından istedikleri şeyde birlik olmadıkları zaman. Tanrısal hukuka. yani ruhbanın çıkarları önünde geri çekilmek zorunda kalmıştır. benliklerini her ilişkide ruhani saltanata bırakıyor. bazen. tanrısallığı ülkelerinin yönetimine ortak ederek. ister istemez. her zaman milletleri ayaklandırmak. nizamiye ve şeriye adıyla iki tür meclis) getirdi. bu gerçeği inandırıcı bir şekilde kanıtlayan bir şey yoktur. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi (zıllullah) olarak geçinerek. onun kölesi oluyor ve onun ellerinde uysal bir araçtan başka bir şey olmuyorlardı: Artık bu mutlu zaman yoktur! Bazen en sofu hükümdarların. Çoğu kez direndikleri. mantıki ve ruhani saltanatın hukukuna daha çok inandıkları için. karşı oldukları ruhani saltanat karşısında birçok hükümdarın tavır ve hareketleri kadar. nazırların her girişimine muhalefet ettikleri görülüyor. yani dinin istediği adaletsizlikleri iyileştirmek istemek kadar hiçbir şey tehlikeli değildir. Hükümdar sahibi dayanıklı olduğu ve uyruğunun sevgisinden emin olduğu zaman. Ruhaniler tarafından yorumlanan ilahi yasa (şeriatı ilahiye) çoğunlukla hükümdarın yasasına ya da hükümetin çıkarına muhalif oldu. GEREKSE KAVİMLER İÇİN NE KADAR KÖTÜ OLDUĞU HAKKINDA Bu dünyanın hükümdarları. Dinin siyasetle ortaklığı. ruhani kudret ve yüceliğe baş eğmeye zorunlu olduğunu. Dinin önemine ve hukukuna inanan bir hükümdar. din büyüklerini ister istemez kendilerine rakip ya da hüdavent yapmışlardır. Bir hükümdar için buhurdana vaziyet etmek. mülk ve akarlarına dokunulduğu zaman olduğu kadar. iman kaynağına. Göksel gazabı tahrik etmiş ve yeryüzünde bu kadar yıkım yapmış olan önemli şeyler tesadüfen incelenecek olursa. hiçbir zaman "Allah gazaba gelmez"! İnsanların metafizik düşünceleri. ruhbanın. Ancak hükümdarların yetkisi çoğu kez. dini görüşleri. iki adliye. hükümdarlar ve ahali. iki efendiye. görülür ki. rahiplerin ayrıcalıklarına. göksel hükümdarın mutlak üstünlüğünü çoğu kez hissettirmeleri şaşkınlığı gerektirir mi? En büyük güç ve yüceliğin. kendileri de anlaşamayan birkaç ilahiyatçının delicesine hayalleri ve garip varsayımları. hükümetlere iki katlı bir yasa (iki mahkeme. iki hukuk. Din korkusuyla tümüyle birleşmiş ya da Allah'ı için saygıyla dolu olan "Monark" rahiplerinin. ilahi yetkinin. din büyüklerinin huzurunda hep secde halinde bulunması ve . nüfuz ve kuvvetlerini Allah'tan aldıklarını onaylayarak. biri cismani öteki ruhani iki hükümdara hizmet etmek kadar zor bir şey yoktur.

Ancak. Uyruklarının batıl inançlarını sürdürmekte çıkarları olduğunu gören hükümdarlar. cezalarından çok korktuğunu söyler ve herkes insanların hükümlerinden. bu iyi peccavinin tam bir samimiyetle söylendiği görülmez. ölürken bile. bu ateşlere karşı kendilerini temin edemedikleri takdirde. bir komedyen üzerinde bir espiri. iyi bir peccavinin* yeterli olduğu bize temin edilmez mi? Bununla birlikte. bu kutsal vaizler ne yıkıma sebep olurlardı! Çoğu milletler için hüdalarına ibadet kadar ağır ve yıkıcı hiçbir şey yoktur. "zatı ecellü ala"nın kudret ve büyüklüğüyle boy ölçüşmek hakkına sahip olan bir kudret ve büyüklük var mıdır? 162. Yerküresi üzerinde. dinin bütün korkunç haberlerinden. halkın üzerinde. varsayımlardan. dikili bir darağacından ya da ibret olsun diye asılmış bir adamdan daha az etkilidir. cehennemin azaplarını ve cennetin zevklerini unutturmaya yeter. Yürürlükte olmayan kudretler korkusu. "Zatı ecellü ala"nın bu göstericileri. bir ünvan. törenlerden. Tanrısallığın gazabını yatıştırmak için.yerine kimsenin metanetle inanamadığı hayali nedenler.onlara gerçek hükümdarları gözüyle bakması gerekirdi. Bir maaş. efendisinin gözünden düşme korkusu kadar büyük olsun. vaatlerinden çok daha etkili olur. ender olarak yürürlükte olan kudretler korkusu kadar kuvvetli olur. Kibar bir kişi üzerinde bir zarif söz. kurnazca meselelerden. nimetlerin bedeli olarak onlara sırlardan. Her yerde. maruz olacaklarına kuşkusuz inanırlar. Bir kadının okşamaları. ince sorulardan. gasp yoluyla kazandıkları malları geri verdikleri çok ender görülür. çoğunlukla devletlerin yine ahalinin kanıyla ödemek zorunda olduğu sonsuz çekişmelerden başka bir şey veriyorlar mı? 163. cezalandıran ve ödüllendiren bir Allah'a sağlam bir şekilde inandığını bize temin eder. Herhalde büyük hırsızların. Bununla birlikte. halka gerçek hangi yararları sağlarlar? Ahaliden aldıkları servetlerin. Herkes bir cehennem ve bir cennetin varlığına inandığını söyler. akıl almaz ham hayaller koymak üzere. toplumun mallarının en geniş kısmını elinde bulundururlar ve hemşehrilerine sürekli olarak vergi koymak hakkına sahip bulunurlar. istedikleri zaman konuşmak ve milyonlarca uyruğun ihtiras ateşini Allah adına alevlendirmek hakkına sahip olan demagogların oluşturduğu ve oluşturabileceği etkiyi iyi düşünmüşler midir? Çoğu kez yaptıkları gibi. Herkes. Bilinmeyen ya da uzaktaki ceza ve eziyetler. cezalarından kurtulacağına emin olduğunda ihtiraslarına tabi olmakta tereddüt etmez. açık bir şekilde karşı olduğu için. İnsanlar sonsuz ateşlere. gerçek nedenleri ahlaktan uzaklaştırır. Allah'ın gazabından korkusu. "zatı ecellü ala"nın tehditlerine hemen her gün üstün gelir. bunlar hüdalarının göstericileri rolünde ilk sırayı işgal etmekle kalmazlar. bir hükümeti karışıklığa uğratmak konusunda anlaşsalardı. . Çevremizde kimse yoktur ki. bir rütbe. Ahlakın en sağlam dayanağı geçinen din. -sağduyuya. toplumdan elde ettikleri büyük çıkarlar karşılığında. bu fikirlerin insanları daha iyi yaptığını ya da bunlardan çoğunun zihninde en hafif çıkarlara denk geldiğini görüyor muyuz? Herkes Allah'ın hükümlerinden.

servetlerinin bir bölümünü vakfederek, bu dünyada servet edinmelerinin tarzı hakkında pek gönlü rahat olarak ölmeyen dolandırıcı sofular çok azdır. * Latince bir kelimedir, "günah işledim" demektir. 164. Dinin ve dinin yararlarının en hararetli savunucularının itiraflarına göre, samimi olarak hidayete erenler kadar ender olan hiçbir şey yoktur. Buna şu da eklenebilir: Hidayete erme kadar, toplum için verimsiz olan hiçbir şey yoktur. İnsanlar, ancak dünya kendilerinden usandığında dünyadan usanırlar. Bir kadın, dünya artık kendisinden hoşlanmadığı zaman, kendisini Allah'a verir. Onun gururu, sofulukta, kendisini ilgilendiren ve cazibesinin yıkıntısını onaran bir rol bulur. Kılı kırk yaran ibadet meşguliyetleri, ona vakit geçirtir. Entrikalar, arabozucu yalan dolanlar, dini konuşmalar, söylevler, kınamalar, din gayretkeşliği, ona, sofular zümresi içinde ün ve saygı kazanma araçları sağlar. Sofular, Allah'ın ve rahiplerinin hoşuna gitme yeteneğine sahiplerse, toplumun hoşuna gitme ya da topluma yararlı olma yeteneğinde değillerdir. Din, bir sofu için bütün ihtiraslarını, gururunu, geçimsizliğini, gazabını, intikamını, sabırsızlığını, kuyruk acılarını örtmek ve bunları doğru göstermek için bir perdedir. Sofuluk kendisine zorbaca bir üstünlük takınır ki, içtenlik ve dostluktan yumuşaklığı, sevecenliği ve neşeyi kovar; başkalarını sansür etmek, inanmayanları Allah'ın en büyük şan ve yüceliği adına yakalamak, parçalamak hakkını kendine verir. Zahit olmak, sofu olmak ve toplumsal yaşamı gerektiren hiçbir erdem ya da sıfata sahip olmamak, çok olağandır. 165. NE DE AHLAKA GEREKLİDİR Toplumların huzuru için, "öbür dünya" inanışının büyük önemi olduğu temin edilir. Sanılır ki, bu inanış olmaksızın, dünyada insanların artık iyi davranma nedenleri yoktur... Dünya üzerinde tavır ve hareket tarzının nasıl olması gerektiğini her aklı başında insana hissettirmek için, korkutmalara, masallara ne gerek vardır! Bizi kuşatan kimselerin onayına, saygısına, hüsnü teveccühüne hak kazanmakta; toplumun kınamasına, aşağılamalarına, tepkilerine neden olacak hareketlerden sakınmakta büyük yararımız olduğunu her birimiz görmüyor muyuz? Bir ziyafetin, bir sohbetin, bir ziyaretin süresi ne kadar kısa olursa olsun, bu ziyafette, bu sohbette, bu ziyarette herkes, kendisi ve başkaları için terbiyeli, zarif olana yakışır biçimde, beğenilecek biçimde rol oynamak istemez mi? Yaşam bir geçitten başka bir şey değilse, bu geçidi kolaylaştırmaya çalışalım; bizimle birlikte yolculuk edenlere uyum sağlamada kusur edersek, bu geçit kolay olmaz, güvenlik ve esenlikle sona ermez. Karanlık, belirsiz düş ve kuruntularıyla hüzünlü bir şekilde meşgul olan din, insanı ancak bir hacı olarak tasvir eder. Bundan şu sonucu çıkarır: Daha güvenilir gezi yapmak için, insan yolculuğu yalnız yapmalı, rastladığı hazlardan, hoşlanacağı şeylerden vazgeçmeli, yolun yorgunluklarını ve can sıkıntılarını yatıştıracak eğlencelerden kendisini yoksun bırakmalıdır. "Stoik" ve sıkıcı bir felsefe, bazen bize, din kadar az makul öğütler verir. Ancak, daha aklı başında bir felsefe, bizi, hayat yollarına güller saçmaya, kuruntuları ve "panik" korkularını bu yollardan defetmeye,

çıkarımız gereği, gezi arkadaşlarımızla birlik olmaya, çoğunlukla uğradığımız eziyet, sıkıntı ve güçlükleri sevinçlerle ve namuslu eğlencelerle unutmaya davet eder. Bu aklı başında felsefe, bize hissettirir ki, yolculuğumuzu hoş ve sıkıntısız bir şekilde yapmak için, bizzat kendimize zararlı olabilecek şeylerden sakınmamız ve bizi yol arkadaşlarımızın gözünde iğrenç kılabilecek şeylerden büyük bir dikkatle kaçınmamız gerekir. 166. DAVRANIŞLARINDA DÜRÜST OLMAK İÇİN, BİR SOFUDAN DAHA ÇOK NEDENLERE SAHİPTİR Bir dinsizin iyilik yapması için, ne sebep ve gerekçeleri olabileceği sorulur. Kendi kendisine beğenilmek, hemcinslerince heğenilmek, mutlu ve rahat yaşamak, varlıkları ve tabiatları, gerçek içyüzünün bilinmesi mümkün olmayan bir zatın varlık ve tabiatından daha çok bilinen ve güvenilen insanlar tarafından sevilmek ve saygı duyulmak sebep ve gerekçeleri vardır. "İlahlardan korkmayan kimse, bir şeyden korkabilir mi?" İnsanlardan korkabilir; aşağılanmaktan, rezil olmaktan, yasaların cezalarından ve intikamdan korkabilir. Sözün kısası, kendi kendisinden korkabilir; hemcinslerinin düşmanlığına uğramış ya da buna hak kazanmış olduğunu bilen herkesin hissetmesi gereken vicdan azaplarından korkabilir. Vicdan, kendileriyle birlikte yaşadığımız kimselerin saygı ya da kınamasını hak edecek şekilde hareket etmiş olduğumuz hakkında kendi kendimize yaptığımız tanıklıktır. Bu vicdan, insanlar hakkında sahip olduğumuz kesin ve açık bilgi ve eylemlerimizin insanlarda ortaya çıkarabileceği duygular üzerinde kuruludur. Sofunun vicdanı, Allah'ın hoşuna gitmiş ya da gitmemiş olduğuna inanmaktan ibarettir! Allahı'nın belirsiz ve kuşkulu işleri ve niyetleri; ancak güvenilmeyen ve tanrısallığın içyüzü hakkında kendisinde fazla bilgi bulunmayan ve onun (yani Allah) için geçerli ya da geçersiz şeyleri belirlemek konusunda çok az müttefik olan kimseler tarafından açıklanır ve yorumlanır. Sözün kısası, inanan insanın vicdanı, kendileri de toplumdan uzak bir vicdana sahip olan ya da çıkarları gerçek ışığını söndüren kimseler tarafından yönetilir. "Bir tanrıtanımazın, bir dinsizin vicdanı olabilir mi? Gizli kötülük ve suçlardan, başka insanların bilmediği ve dolayısıyla üzerlerine hiçbir hüküm ve nüfuzları geçmeyen cinayetlerden çekinmek için, bir tanrıtanımazın sebep ve gerekçeleri nelerdir?" Bu tanrıtanımaz sürekli bir tecrübeyle emin olabilir ki, (yaradılıştan geçen etki ve tepki yasasının doğal sonucu olarak) kendiliğinden cezasını bulmayan hiçbir kötülük yoktur. Kendisini korumak istiyor mu? Bu durumda, sağlığına zarar verebilecek bütün suistimallerden çekinir. Kendisini kendisine ve başkalarına yük edebilecek çökmüş bir hayat sürmek istemez. Gizli cinayetlere gelince; kendi gözlerinde utanca, sıkıntıya uğramak, kızarmak korkusuyla, elinden asla kurtulamadığı bu korkunun etkisiyle, gizli cinayetler işlemekten çekinir; akıl ve insafa sahipse, namuslu bir adama karşı beslemesi gereken saygının değerini bilir. Ayrıca, beklenmeyen ve akla hayale gelmeyen durumların sonucu olarak, sırrını öğrenmekte çıkarları olduğunu hissettiği kimselerin, gerçeğini öğrenebileceğini bilir. İyilik yapmak için bu dünyada hiçbir neden bulmayan kimseye,

ahiret, hiçbir neden vermez. 167. ÇOK ADİ BİR KRALDAN ÜSTÜNDÜR Teist bize der ki, "Teori bakımından, ateist ve namuslu bir adam olabilir, ancak yazıları siyasi Allahsızlar ortaya çıkarır. Hükümdarlar ve nazırlar; artık Allah korkusuyla durdurulamayacağı için, tereddüt etmeksizin en çirkin suistimallere koyulurlar." Taht sahibi bir ateistin (ne ölçüde varsayılırsa sayılsın) ahlak bozukluğu, ateist olmayan ve hatta çoğu kez çok dindar ve sofu olmakla birlikte cinayetlerinin ağırlığı altında cihanı inletmekten geri kalmayan birçok fatihin, zorbanın, zalimin, açgözlünün, kötü ahlaklı nedimlerin ahlak bozukluğundan daha şiddetli ve daha zararlı olabilir mi? Bir ateist hükümdar, dünyada, hepsi dini ile cinayeti birleştirmiş olan bir Philippe II, bir Louis XI, bir Richelieu kadar kötülük yapabilir mi? Ateist hükümdarlardan daha az görülen bir şey yoktur. Ancak çok kötü ve çok dindar zorbalar ve nazırlar kadar da bol bir şey yoktur. 168. YETERLİDİR Muhakemeye, düşünmeye girişen her insan, görevlerini öğrenmekten, insanlar arasındaki ilişkileri keşfetmekten, kendi yaratılışını düşünmekten, ihtiyaçlarını, eğilimlerini, arzularını belirlemekten, seçmekten ve kendi mutluluğu için gerekli olan kimselere borçlu olduğunu görmekten kendini alıkoyamaz. Bu düşünce, topluluk halinde yaşayan bireyleri, kendileri için en esaslı ahlak bilincine doğal olarak eriştirir. Kendisini gözden geçirmeyi, eşyanın ilkelerini incelemeyi ve araştırmayı seven her insanda, çok tehlikeli ihtiraslar bulunmaması bilinen ve kuraldışı ahlaki durumlardandır. En kuvvetli ihtirası gerçeğe ulaşmak, en büyük teorik isteği de gerçeği başkalarına göstermek olur. Felsefe, kalbi ve zekayı eğitmeye özgüdür. Ahlak ve namus yönünden düşünen ve muhakeme eden kimse, asla muhakeme etmemeyi ilke sayan kimse üzerinde açık bir üstünlüğe ve önceliğe sahip değil midir? Cehalet, rahiplere ve insan türünün ezicilerine yararlıysa da, toplum için çok zararlıdır. Aydınlık kültürden yoksun olan insan, muhakeme yetisini kullanamaz. Muhakeme ve kültürden de yoksun olan kimse ise, her an cinayete sürüklenebilen bir vahşidir. Ahlak ya da görevler bilimi, insanın ve ilişkilerinin incelenmesiyle kazanılır. Kendi kendine asla düşünmeyen kimse, gerçek ahlakı bilmez ve erdem yolunda pek emin olmayan adımlarla yürür, insanlar ne kadar az muhakemede bulunurlarsa, o kadar kötüdürler. Vahşiler, hükümdarlar, makam sahipleri, halkın ayaktakımı, insanların en kötüleridir. Çünkü, insanların en az düşüncede, en az akıl yürütmede bulunanlarıdır. Sofu asla düşünmez ve kendini akıl yürütmekten korur. Bir görüş ileri sürmekten, her inceleme ve araştırmadan korkar, her sultayı izler. Ve çoğunlukla toplumdan uzak bir vicdan, hatalı bir vicdan, ona, kötülük yapmayı kutsal bir görev kılar. İnanmayan, körü körüne iman etmeyen kimse akıl yürütürse tecrübeye başvurur ve tecrübeyi, inceleme yapılmaksızın verilen karara tercih eder. Eğer iyi akıl yürütür, iyi muhakemede bulunursa vicdanı aydınlanır. Ham hayallerinden başka nedenleri olmayan ve aklı asla dinlemeyen sofudan çok gerçek nedenler; iyilik etmek, dürüst davranmak için gerçek gerekçeler bulur. İhtiraslarını dengelemesi, ihtiraslarına karşı durması için, yeterli

bu ilkeleri başkalarına vazedenlerin mizaçları üzerinde ancak çok zayıf bir etki yapar. açgözlülerin. iyi bir astronomi bilgini. dini ilkeler hep bir yana atılır. bu dinin yasakladığı yaratılış yolunu izlemekten geri kalmayan birçok müminden ne daha kötü. beğenilmeyen tabiatlı ve kötü olur. İnsanlar hakkında görüşleriyle karar vermeyelim. Ancak. hiçbir şeye inanmıyormuş gibi davranılır. Çünkü. Bundan dolayı. dine ve yüksek ahlak kurallarına rağmen. Dini görüşlerin hiçbir yararlı etkisi yoktur. Çok dindar bir adam. Fikirleri ve sözleri. hoşgörülü. Dini görüşler. bu çıkarların kuvvetlerine tekabül edecek bir kuvvet olmaya yeteneksizdirler. çıkarları ve alışkanlıkları yüksek teorileriyle asla uyuşmaz. ÇÜNKÜ DİN SAÇMADIR VE RAHİPLERİN ALLAH'I KÖTÜ VE KORKUNÇTUR Her düşünen. bunların tecrübeye. iyi bir mantıkçı. bir külhanbeyi. Çünkü. bir mümin olunduğu halde. bu durumda. iyi bir tartışmacı olamaz mı? Söz götürmez bir yaratılışla. Dini görüşler zararlıdır. ne daha iyi olur. Birçok kimsenin tanrısal saydığı Hıristiyanlık ahlakının sert ilkeleri. Gerçek söz konusu olunca. ılımlı olur. dinin ilkeleri karakterinin yumuşaklığıyla uygun düşmez. birçok noktalarda cahil bulunabilir ve çok kötü muhakeme yürütebilir. körü körüne inanmayanlara çoğu kez "zındık" derler. her muhakeme eden insan. ihtiraslarına. her günkü tecrübeye göre. çünkü bu görüşler çoğu kez zorbaların. Bunlar. az iyiliğe karşılık pek çok kötülük ortaya çıkarırlar. İnsanları yaratılışlarıyla (yapılarıyla) değerlendirelim ve görüşlerini de. iyi bir tabip. O zaman. iyi bir metafizikçi. çıkarlarına uygun olduğunda etkili olur. insanların büyük çoğunluğunun çıkarlarına denk gelmeye. 170. Niçin bu fikirleri uygulamazlar? Şunun için: Mizaçları. Mümin olmayan birçok kimsenin tavır ve davranışı bozuk olabilir. kan dökücü bir dinin toplumdışı ve acımasız ilkelerine rağmen. ancak bu görüşler mizaçlarına. İnsanın yaratılışı aracılığıyla görüşü hakkında. çarçabuk inançsız olur. vazettiklerini yapmamızı ve yaptıklarını yapmamamızı bize hep söylemezler mi? Din taraftarları. bir zina eden. bu tavır ve davranış bozukluğu onların görüşlerinin değil.ölçüde güçlü değil midir? Kendisini zaptetmesi gereken en gerçek çıkarları tanımayacak kadar dar kafalı mıdır? Bu durumda. bağnazların ve rahiplerin ihtiraslarına uygun düşer. yaratılış üzerinde. Bir çapkın. Ama yaratılışları bu görüşlere ne yapar? Dolayısıyla ahlaksız bir adam. eylemleri ve davranışlarıyla da görüşleri hakkında karar vermeyelim. akla uygunluğuyla ve insan türüne yararıyla değerlendirelim. Görüşler. yaratılışlarının eseridir. hep yanılma tehlikesine düşülür. mutlu bir mantıksızlıkla. eylemlerine uygun kimseler kadar. sofu olmayan bir zorbadan daha az mı zorbadır? 169. ahlak hakkında en doğru fikirlere sahip olduklarını çoğu kez bize gösterirler. iyi bir mimar. bazen acıyan. hiçbir şeye inanmayan katilden daha az mı korkulu ve sakıncalıdır? Sofu bir zorba. bize kimden gelirse gelsin önemi yoktur. Ateşli arzularla karşılaşıldığında. O zaman. mümin bir katil. dünyada ender hiçbir şey yoktur. bir dolandırıcı. ya da görüşü aracılığıyla yaratılışı hakkında karar verilmek istenirse. muhakeme .

insanları mutlu etmek şöyle dursun. Korku ve endişeden uzak rahat bir duyguya sahip olan insan. rahiplerin tanrısallığı tasvir etmek için kullandıkları kara renklerdir. korkmaya alıştırılmışlardır ki. insan türü üzerine düşmüş en büyük karışıklıkların. Bu ise. bunlardan birçoğu. KORKUDUR Korku. tanrısallığın adından. Sofular. inanmaz olur. sağlam ahlaklı insan da dinini araştırır ve onu zihninden uzaklaştırmak için çok sayıda yasal neden ve gerekçelere sahip olabilir. Refahını ve kişisel huzurunu arayan kişi. kuvvete sunulan ve kalbin asla katılmadığı tutsakça ve ikiyüzlü bir bağlılıktan başka bir şey değildir. ancak titreyerek taşıdıkları boyundurukları çabuk sarsar ve atarlar. Ruhlar zayıf ya da korkak olursa. Allah'ı sevmek yükümlülüğünün kaldırılması gerektiğine ikna oldu. din. sonunda efendilerini sevdiklerine kendilerini ikna eden esirler gibi Allah'a ibadet ederler. o kadar erkenden titremeye. Kötü ahlakın derin kökler saldığı kötü adamları etkileyemeyecek ölçüde zayıf olan dini vaatler. o kadar korkunç. bir ifrit. dini inceler ve kendisini aldanmaktan kurtarır. Pekala! Onu sevmiyorsunuz. tanrısallık. Allah'larını sevilmeye o kadar az layık olarak oluşturdular ki.ona kanıtlar ki. bir yanlışlık. Rahipler. gizli vicdanlarında Allah'ın var olmamasını istemeyecek pek az insan vardır. 171. Kaçınılmazlığı erdem yaparlar. onları usandıran bir cin. daha az samimi bazı bilginleri titretecek bir küfür oldu. ey ibadet edenler! Korkunç bir Allah'a tapıyorsunuz. insanlığın bütün ürünlerinde bir eğrilik. İbadet edenlerin mabutlarına ve kölelerin efendilerine sevgisi. ruha acıdan ve rahatsızlıktan başka bir şey vermeyen bir hüdavendin yok olmasını. Nasraniyet (Hıristiyanlık) dininin bilginleri. bütün hayatları boyunca bu boyunduruğu taşır. Allah'tan o kadar kötü. Ey sofular. ilahiyat bir hayal uykusu dokumasından ibarettir. Büyüklük ve kuvvetinin pençesinden kurtulmak olanaksızlığı karşısında dalkavukluk etmek zorunda olan ve yalan söyleye söyleye. hemen hemen hiç muhakeme etmeyen külhanbeylik bazen din yokluğuna sevk ederse. Ruhlar cesaret ve kuvvete sahip olunca. mahvolmasını istememek mümkün müdür? Yürekleri isyan ettiren ve düşmanlığı reddetmeye yürekleri mecbur kılan. onun olmasını istiyorsunuz. Hep titrenildiği zaman. asla mutlu yaşanmaz. Çünkü kadıncağızları ve çocukları korkutmak için yapılmış hayaletlerin önünde titreyerek yaşamını geçirmenin rahatsız olduğu kadar. sağduyunun bütün ilkelerine karşıdır. o kadar yasakçı bir zat yapmışlardır ki. rahatsızlıklar içinde yaşarlar. onların insan ruhundaki saltanatını da yaşatır. titreyerek yaşlanır ve her durumda ezici sıkıntılar. Fikri. gerçekte olmayan hayaletlerin kendilerini çarpmasından korkarlar. içtenlikle sevemeyecek ölçüde Allah'larından korkarlar. İnsanlar. bıktırır. ezer. endişeli hayalgüçlerini aralıksız tedirgin eder. renkten renge giren bir kararsızlıkla kendini gösterir. en büyük felaketlerin birinci kaynağıdır. ilahları yarattığı gibi. Çünkü görür ki. Saint Thomas aklını kullanmaya başlar başlamaz insanın Allah'ı sevmek . Din ise. Bu korkudan bir an kurtulurlarsa. 172. bir gulyabani olmuştur. yararsız olduğunu da anlar. Evet.

Suarez "Allah'ın arada sırada sevilmesini istediğini" ek olarak açıklıyor. ÇELİŞKİLİ FİKİRLER KANITLAR Kİ. yumuşak ve elde edilmesi kolay bir Allah kabul edenlere gözlemci gözüyle bakar. Allah'ı. haşin. ona. Henriquez "Her beş yılda bir kez sevmekle". "Allah sevgisinin üzücü boyunduruğundan kurtulmak 'yeni ittifak'ın (yani İseviliğin) bir ayrıcalığıdır. üzerinde asla ittifak edemediği ilkeler karşısında. bize rahatlık vaat etmez. rahiplerinin kafalarında bu kadar açık bir şekilde değişen bir Allah'ın varlığı hakkında nasıl kuşkuya düşülmez? Şekilsiz çelişkiler yığınından başka bir şey olmayan bir "Allah". düşmanları olan cizvitlerden daha sevimsiz hale getiren "Jansenist"lere. Kolay ilişkiye girebilmek için. hep insanın karakteridir. ya da Allah'ı sevmeli mi. kesin olmayan bir şey yoktur. Ciddi. kendilerini tarafsız bir göz sayanların güvenini sağlayacak içerikte değildir. P. Sotus ise." der. Bu şekilde. hırçın. P. işin sonunda nasıl tümüyle atılmaz. "Bu kadar dinbilgini ve üstadının bilemediği kuralları kim bilebilir?" diyor. kendisini aşk muhabbetiyle sevmemizi bize emretmez ve kendisine gönlümüzü vermek şartıyla. Cizvit Pintereau daha uzağa gider. "dinsizlik ürünü. Cizvitler kendilerine taraflar çekmek için. Eğlenceye. red ve inkar edilmez? . elde edilmesi kolay bir Allah gereklidir. Hıristiyanların ruhani rehberlerinden bazıları." Kendisine atfettikleri başkaldırıcı sertlikle. HAYALGÜCÜNÜN HAM HAYALLERİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR Allah'ın karakterini belirleyen. "Allah sevilebilir mi. sert mizaçlı adam. en tam inançsızlığa ve imansızlığa. ALLAH VE DİN. Allah'ın ciddi. Daniel gibi ötekilerse. Aynı cizvit Sirmond şöyle devam eder: "Allah. bu inanç tarzı. "bütün sertlik ve şiddetlerine rağmen. Allah'ı. Kendisi de bu konuda bir şey bilmiyor. O zaten kendisini sevmeyi ve kendisine hiç düşmanlık etmemeyi bize pek emretmemiştir. tiksinmeye değer" görünür. Herkes kendisine göre bir Allah yapar. "her pazar sevmekle" yetiniyor. Allah bütün yürekle sevilmelidir" derler. yalnız dimağlarında mevcut olan bir ham hayal hakkında müttefik olabilirler mi! Allah'ın göstericileri (yani din imamları) arasında.zorunda olduğunu öne sürdüğünden. insan nasıl sarılmaz? Fikri. karara varılamamış. hazlara dalan neşeli adam. Cizvit Vasquez temin eder ki. neşesiz. Allah'ı sevmenin Hıristiyanlık erdeminin en kahramanca hareketi olduğunu ve insanoğlunun zaaflarının bu kadar kolay artamayacağını söyler. Başkalarına öğretenlerin bile. küfür. Ona borçlu olduğumuz tek sevgi budur. yüzü gülmez olabileceğini tasavvur edemez. "titreten" bir Allah ister. Ona itaat etmek ve emirlerini uygulayarak sevmek yeterlidir. "can çekişirken Allah'ı sevmek yeterlidir". kendine benzeyen. Ancak ne zaman sevmeli? Bunun belirlenmesini size bırakıyor. cizvit Sirmont ona. "Allahyılda bir kez sevilmelidir" diyor. Daha az asanpesent (kolay beğenen) olan Hurtado. İnsanlar tümüyle birbirinin aynı olmayacak şekilde düşmanlık içinde olduklarından ve değiştiklerinden. Hıristiyanlar için. sevmemeli mi?" önemli meselesi kadar. "bu çok erkendir" diye cevap verir. 173. Dinden dönmeler. sürekli olarak artan ve kıyıcı olduğu kadar da bitmez tükenmez olan çekişmeler. en bozuk insanları inandırmaya elverişli çizgiler ve mizaçla tasvir ederler. Sirmond bunların hangi esas üzerinde kurulmuş olduğunu soruyor. çekişmeler kaçınılmazdır.

Pekala! Sizler bu dini ve ham hayallerini savunurken ihtiraslardan ve çıkarlardan gerçekten tümüyle uzak mısınız? Rahiplerin bu kadar çabasına ve gürültü patırtılarına konu olan dini ödenekleri (evkaf gelirlerini) alan kimlerdir? Rahipler. şimdiye kadar bu önemli dava.Dünyaya bildirdiklerini öne sürdükleri söz konusu gerçeklerin anlamı konusunda sürekli birbirini çürütmekle. Düşüncelerinin. Yeryüzünde insanların cehaletinden. size kazançlar. yalnızca inanmayanları inandıracak şekilde demiyorum. kötü savunmuş olmakla suçlayan meslektaşlarının sitemini kışkırtmaktan başka bir şey yapmadılar. bağışlar. bize her gün. "Ateistleri ortaya çıkaran. Ey rahipler! İnsanları aldattığınız için ödüllendiriliyorsunuz. "inançsızların tanrılarınıza hücum etmesi bu tanrıların şiddetlerinden korktuklarındandır ve ancak bundandır" diyorsunuz. 175. bunları bildirenlere zincirlerden. Zaten onların Allah fikrini zihinlerinden silmek istemeleri Allah'ın şiddetli hükümlerinden. Önce kanıtları inceleyelim. gurur ve arzudur. nüfuz. DEĞİL. birbirini acımasızca kahretmekle meşgul gördüğümüz rahiplere. bizzat ilahiyatçıları da tatmin edecek şekilde asla kanıtlanmış değildir. birbirini küfür ve dinsizlikle suçlamakla. insanlar için en ilgi çekici olan bu gerçeğin kanıtlanması için yeni kanıtlar hayal etmekle meşgul derin düşünürler görüldü. İNANÇLI GEÇİNEN RAHİPLER VE HER DİNDEN MESLEKTAŞLARIDIR Dinin meddahları. Ey hüdanın rahipleri. gerçeğe. asıl mesele. bilgiye. Bununla birlikte. KANITLANMAMIŞTIR Bir Allah'ın varlığı her dinin temelidir. kefaretler sağlıyor.. ihtirasların inanmayanlara vücut verdiğini söylüyorsunuz.. İnsanları dinsizliğe yönelten nedenler ne olursa olsun. itibar. felsefeye karşı savaşan ve kendilerini hükümdarların ve kavimlerin gözünde hoyrat kılan kirnlerdir? Rahipler ve her dinden meslektaşları. Her ülkede akla. Allah hakkında bilgi almak için. rütbe. Din kimlere iktidar. İnsanların budalalıkları. Hiçbir adam sebepsiz. ödenekler alıyorsunuz ve insanları doğru yola çağıranları ve uyaranları cezalandırıyorsunuz. insanların güvenine pek layık olmayan bazı efendilerin peşinde giden birçok müminin kanıtlarından daha doğru ve aklı başında olup olmadığını görelim. servetler veriyor? Rahiplere ve her dinden meslektaşlarına. boş ve batıl fikirlerinden kim yararlanıyor? Rahipler. rütbeler. bu kanıtların. şiddetli azaplarından korkacakları olduğundandır" derler. Her dönemde. hocalar. gerekçesiz hareket etmez. hahamlar. işkencelerden. inançsızları inançsız yapan nedenin yalnız ihtiraslar olduğunu tekrar ederler. kanıtlarının ürünü ne oldu? Meseleyi aynı noktada bıraktılar! Hiçbir şey kanıtlamadılar. Kendilerini davaların en iyisini. insanların gerçeğe ulaşıp ulaşmadıklarını incelemektir. diri diri yakılmak için . nasıl başvurulur?! 174. En yararlı gerçekler. sebep ve gerekçeleri daha sonra inceleriz. çıkar endişesiyle ya da bozuk eğilimlerine karşı olduğu için inançsızların dini terk ettiklerini söylüyorsunuz.

eğer.alevlenmiş odun yığınlarından başka bir şey sağlamıyor. yoksa biz gerçekçilerin mi çıkar duygusuyla hareket ettiğimiz hakkında. siz dincilerin mi. göstericisi olmak iddiası kadar. görüşleri kendilerini yaralayan kimselerden intikam almak konusunda bu kadar zalim olurlar mıydı? Alçakgönüllü bilim. mesleklerinin esas temelidir. yalnız kibir ve böbürlenmedir" diyorsunuz. Onları tatmin edecek bir durumda değilseniz. o kişiye şöyle küstahça karşılık vermiştir: "Allahınızı her gün elleri içinde ve kraliçenizi ayakları önünde tutan bir adama saygı göstermeyi öğreniniz. HAHAMLARDA BULUNUR Gurur ve kibirlenme. öteki insanlara olduğu kadar size de meçhul ve karanlık örtülerle örtülüyse. Bilgisizliklerini itiraf etmek içtenliğine sahip olanları kibirlenme ya da çalım satmayla suçlamayınız. papaz. o köyün ağasından ya da hakiminden daha büyük rol oynar. ancak alelade insanlar gözüyle baktıkları cismani üstlerinden daha çok bağlıdırlar.. rahipler. HOCALARDA. Allah'ın gerçek içyüzü hakkında onları aydınlatınız." Bu durumda. inançsızları gururla suçlamak hakkına sahip midir? Kendileri de ender görülen bir alçakgönüllülük ya da derin bir vaziyetle seviliyorlar mı? Benzerlerinden seçiliyorlar mı? Açık değil midir ki. her ülkede.. budalalıkla suçlamayınız. bağışlayınız. itirafınız altında olduğu gibi. Bir köyün papazı. gerçekten alçakgönüllü olsalardı. onlara Allah hakkında akla uygun olan.. Hangi tarafın. o halde Allah'ınızın ne olduğunu onlara öğretiniz. eğer şimdiye kadar içinizden hiç kimse Allah'ın varlığını açık ve inandırıcı bir şekilde kanıtlayamadıysa. Hıristiyanlarda bir rahip.. anlayamadığı ve aklıyla uyumlu hale getiremediği şeyleri kabul etmeyenleri hoş görünüz. hükümdarların göz yumması. insanlara hakim olmak. kendisini bir kral ya da imparatorun çok üstünde sayar. saygı görmeye bu kadar susamış her muhalefete kızmakta bu kadar çabuk tepkili. anlaşılır bir şekilde. uyum sağlaması ve ayrıcalıklarıyla ruhbanın erişmiş olduğu görülen teveccühlerle. cihan hükmünü versin! 176. Eğer Allah'ın göstericileri. bu kadar intikamcı. Çelişkilere inanması mümkün olmayan kimseleri delilikle. Allah tarafından verilen iktidarı uygulamakla kutsal bir karaktere sahip bulunmak ve "zatı ecellü ala"nın elçisi. acıma ve yumuşaklıktan bu kadar yoksun kılabilir? Asıl ve esastan uzak zan ve kuruntuları yerleştirmek ya da savunmak için kavimleri silahlandırmaktan ve kan selleri akıtmaktan daha çok kibir ve böbürlenme eseri olan ne vardır? Ey din imamları! "Allahsızlara vücut veren. . ALLAHSIZLARDAN VE İNANMAYANLARDAN ÇOK SOFULARDA. gerçeği ayırt etmenin ne kadar güç olduğunu hissettirmez mi? İnançsız bir gururdan başka hangi ihtiras insanları bu kadar korkunç. ruhanilere özgü kötülük olmuştur ve hep olacaktır. İspanyol eşrafından biri bir papaza karşı şiddetli bir lisan kullandığı için. çelişkili ya da hayali olmayan şeyler söyleyiniz. ilahi insanlar gözüyle baktıkları ruhani rehberlerine. Allah'ın gerçek içyüzü. onlara Allah'tan söz ediniz. rahiplerin bu durumları sürekli olarak beslenip desteklenmiş olmuyor mu? Sıradan insanlar. insanı mağrur kılacak ve büyüklendirecek başka bir şey var mıdır? Kavimlerin safdillikleriyle.

Eğer. Sözün kısası. Bazı hükümdarların ihtirasları. merhametsiz kılan. kendi güvenliklerini. onları avutarak. elleri ayakları bağlı kavimleri onlara teslim ederek. teslim etsinler. 177. sizin gibi düşünmeyen insanlar aleyhine kavimlerin kin ve gazaplarını. kör eden. daha çok şaşılacak bir şey var mıdır? " Ateizm"i ancak kalp bozukluğunun ortaya çıkardığını ve Allah'ın müthiş cezalarından korkulduğu için ve ancak bu nedenle tanrısallık boyunduruğunun atıldığını bize sürekli tekrarlıyorsunuz. kendi kudretlerini. Allah'ın nüfuzunu yeryüzünü sürekli hüzün ve yasa boğan hükümdarları korkutmak için kullansınlar. Bizzat ihtiraslar. ilahiyatçıların ve rahiplerin çok emin olması gerekir. rahiplere. safdilliğin ve kör imanın rahiplerin elinde topladığı büyük mülk ve zenginlikleri onlardan almadı mı? Batıl fikrin ancak sınırlı bir ömrü olduğunu ve yalnız gerçeğin sağlam bir refah sağlamaya yetenekli olduğunu. Ancak Allahınızı neden savunulmaz bir duruma getiren çizgiler ve dış görünüşle bize tanımlıyorsunuz? Bu kadar güçlü bir Allah. dünyada . "zatı ecellü ala"nın göstericileri. sapkınlıktan kurtulan rahipler ve hükümdarlar. bu tarihi örneğin hissettirmesi gerekmez miydi? Hükümdarları okşayarak. Avrupa'nın bazı ülkelerinde kendi mezhebinden olan bütün hükümdarlar üzerinde fazla mağrur bir Papa'nın vaktiyle uyguladığı zorba nüfuzu iki yüzyıldan heri mahvetmedi mi? Daha aydın olan siyaset. kendi büyüklüklüklerini zarara sokacak bir kudret ve nüfuzu uygulamada onların da çıkarı yoktur. en taş yüreklisi. bilsinler ki. onlar için kutsal hukuk imal ederek. insanların bozulmasına razı olan. Hükümdarlara hissettirsinler ki. Batıl er geç yerini gerçeğe terk eder. bazen. insan kavrayışının icat edebileceği şahısların en iğrenci. hükümdarların öfkesini kışkırtmayınız. hemşehriler oldukları zaman rahiplere saygı duyarız. HAKKANİYET ÜZERİNE KURULMAYAN HİÇBİR SALTANAT KALICI DEĞİLDİR Yeryüzünde hiçbir adamın.Hakkında sizin de hiçbir fikriniz olmadığı bir zata ilişkin olarak. Genel yarar sonunda insanları aydınlatır. bir devletin hiçbir uyruğunun baskı altında yaşamaktan çıkarı yoktur. bozucu kalplere neden izin veriyor? Kalplerini istediği gibi yapabildiği halde. milletleri paraladıktan sonra kendilerini de paralamasından korkmalıdırlar? Vatandaşlar. güçleri varsa. batılın korunmasında bir yararı yoktur. gerçek ve hakkaniyet üzerine kurulu değilse. onları iyiliklerinden yoksun bırakan ve bu işlemleri. Akıl erdirmenin imkansız olduğu teslim edilen bir madde üzerinde muhakeme yürütmekten daha küstahça. açıktır ki. yeri değil midir? Bin örnek ruhanilere kanıtlamıyor mu ki. hükümdarlardan zorbalar yapmaya çalıştıklarını görmediler mi? Bulutlara kadar yükselttikleri dev yapılı mabutların muazzam ağırlıkları altında bir gün ezileceklerinden bu ruhaniler korksalar. kabul etsinler ki. zincirden kurtulan bu aslanların. batıl fikir zincirinin bazı halkalarının kendileri için kırılmasına yardım ederler. Sonsuz cezalara mahkum eden bir Allah. kendilerini iğrenç kılacak. ancak böyle oldukları için insanları sonsuz cezalara uğratma keyfi için yapan bir zorbanın boyunduruğunu kırmak yolunda nasıl çaba gösterilmez? Bize bildirdikleri Allah kadar tuhaf bir hüdaventten iğrenmemek için Tanrıdan gelen iyiliklerden ve mutlu bir gelecekten. en sevilmeyenidir. Cezaya çarpılmaksızın zalim olmak hakkını artık onlara vermesinler.

hiçbir hükümet, hiçbir kuvvet güvenlikte değildir. 178. SAVUNUCUSU OLSALARDI, NE KADAR KUDRET VE SAYGIYA MAZHAR OLURLARDI İlahların göstericileri (ruhani sınıf), gelişmesine hizmet etmeleri gereken insan aklına karşı kanlı bir savaş açarak, açık bir şekilde kendi çıkarları aleyhinde hareket ederler. Boş ağız kavgası ve çekişmelerle meşgul olacakları yerde, gerçekten yararlı bilimlerle uğraşarak doğanın, hükümetin ve ahlakın gerçek ilkelerini arasalardı, erişecekleri iktidar ve saygı, en bilgili insanlar üzerine hakimiyetleri, halkın onlara karşı gönül borcu ne kadar büyük olurdu! Zamanını kamu yararına hasreden, düşünce için, hem hükümdarların hem uyruğun ruhlarını aydınlatmak için kullanan bir zümrenin servet ve saygınlığına karşı çıkmak cesaretini kim gösterebilirdi? Ey rahipler! Ey ilahiyatçıtar! Ham hayallerinizi, anlaşılmaz yargılarınızı, iğrenç çekişmelerinizi artık bırakınız! Ancak milletlerin çocukluk dönemlerinde size yararlı olabilmiş olan bu hayalleri ve hayaletleri, hayal uykusu vadisine sürünüz. Sözün kısası, akıl ve insafa layık bir tavır ve davranış alınız. Karşıtlarınıza kahır ve baskı çanı çalacağınıza; kavimler arasındaki ahmakça mücadeleleri sürdüreceğinize; onlara yararsız ve bağnaz erdemler vazedeceğinize; bize, insani ve toplumsal bir ahlak vazediniz! Bize, gerçekten dünyaya yararlı erdemler vazediniz. Akıl ve muhakemenin elçisi, milletlerin vicdan ışığı, özgürlüğün savunucusu, suistimallerin iyileştiricisi, gerçeğin dostu olunuz! Biz de sizi kutsarız, severiz; herkes, vatandaşlarınızın gönüllerindeki hüküm ve nüfuzunuzu temin eder. 179. MUTLU VE BÜYÜK DEVRİMLER GERÇEKLEŞİRDİ Her dönemin filozofları, milletler içinde din imamlarına özgü sanılan rolü almışlardır. Din imamlarının felsefeye kin ve düşmanlığı, hiçbir zaman bir meslek çekememezliğinden başka bir şey olmamıştır. Düşünmeyi, düşünce üretmeyi alışkanlık haline getirmiş insanların birbirine zarar vermeye, birbirini itibardan düşürmeye bakacaklarına; batılı çürütmek, gerçeği aramak ve özellikle hükümdarların ve uyruğun aynı ölçüde etkilendikleri ve kışkırtıcılarının bile er geç kurbanı oldukları batıl fikirleri kovmak için çabalarını birleştirmeleri gerekmez miydi? Aydın bir hükümetin elinde, rahipler, vatandaşların en yararlısı olurdu. Zaten devletten bolca ödenek alan ve hayatlarını kazanmak sıkıntısından uzak olan bu adamların başkalarını eğitecek ve aydınlatmaya çalışacak bir duruma gelmesi için, okuyarak, ders alarak öğrenmeye ve aydınlanmaya koyulmaktan daha iyi ne işleri olurdu? Verimsiz, yoğun karanlıklara dalacakları yerde, biraz aydınlık gerçekler keşfetselerdi, bunların zekası daha çok hoşnut olmaz mıydı? İnsanlara özgü bir ahlakın çok açık olan ilkelerini belirlemek, ilahi ve teolojik bir ahlakın hayali ilkeleriyle uğraşmaktan daha mı zor olurdu? En sıradan kimseler, anlaşılmaz deyişlerle, hiçbir zaman bir şey anlamayacakları karanlık ve belirsiz tanımlamalarla belleklerini doldurmaktansa, kafalarına görevlerinin basit ilkelerini yerleştirselerdi, onlar için, bu daha mı zahmetli olurdu? İnsanlara, gerçek hiçbir yararı olmayan şeyler öğretmek için ne kadar çok zaman, ne kadar beyhude zahmet harcanır. Milletler için hiçbir yararı olmaksızın,

birçok ülkede, milletlerin kanlarını emen bu kadar manastır; iyi niyet sahibi hükümdarlar için, kamu yararı için, bilimlerin ve bilginin ilerlemesini sağlamak için, gençliğin eğitimi için ne kadar araç ve kaynak sunardı! Ancak, özellikle kendisinin hükmetmesini isteyen hurafe, yalnız yararsız yaratıklar yetiştirmekten başka bir şey istememiş görünür. Birçok ülkede, hiçbir şey yapmamak, insan topluluğuna yararlı hiçbir iş görmemek için mükemmel olarak donatılmış olan kadın ve erkek bir sürü papazdan ne yararlar sağlanırdı. Bunları verimsiz hayale dalmalarla, robotlaşmış ibadetlerle işgal edecek, oruçlar ve çilelerle ezecek yerde; bunların arasında niçin, dünyaya yararlı bir şekilde hizmet etme araçlarını aramaya kendilerini yöneltecek sonuç verici bir rekabet uyandırılmıyor? Gençliklerinde öğrencilerinin kafalarını masallarla, verimsiz yargılarla, anlamsız şeylerle dolduracaklarına, ruhaniler, öğrencilerine gerçek şeyler öğretmeye, öğrencilerini vatana yararlı vatandaşlar yapmaya neden davet ya da mecbur edilmiyor? Rahiplerin eğitim tarzıyla yetişen insanlar, kendilerinden akıl ve muhakeme yetisini yok eden ruhbandan ve kendilerini soyan zorbalardan başka kimseye yararlı olmazlar. 180. ALEYHİNE HİÇBİR ŞEY KANITLAMAZ İnanıcılık taraftarları, inanmayanları, çoğunlukla "samimiyetsizlikle" suçlarlar, çünkü hastalık sırasında ilkelerinde sarsıldıkları, görüşlerini değiştirdikleri ve ölürken kanaatlerini terk ettikleri görülür. Vücut perişan olduğu zaman, muhakeme yetisi de birlikte perişan olur. Sakat ve iş yapamaz insan, son demi yaklaştığında, akıl ve muhakemesinin kendisini terk ettiğini bizzat fark eder. Asıl belirgin niteliği cesareti yıkmak, korkak kılmak ve dimağı zayıflatmak olan bazı hastalıklar vardır; bazı hastalıklar da vardır ki, bedeni yıkıma uğratırken muhakemeyi asla bozmaz. Her ne olursa olsun, hastalığında kanaatini değiştiren bir inançsız, dinin kesin bir şekilde zorunlu kıldığı görevi sağlıklıyken ihmal eden bir inanandan ne daha nadirdir, ne daha olağanüstü. Saltanatı döneminde tanrılar hakkında az saygı gösteren Isparta Kralı Cleomenes, hayatının sonlarında hurafelere inanır oldu. Tanrısallığı kendisiyle ilgilendirmek için çevresine bir sürü rahip ve haham topladı. Dostlarından biri kendisine, bundan dolayı şaşkınlığını söylediğinde, Cleomenes şu cevabı verdi: "Ne şaşırıyorsunuz? Ben artık eski ben değilim; aynı adam olmadığımdan aynı tarzda düşünemem ". Din imamları günlük işlerinde, başkalarına öğrettikleri sıkı ilkeleri yalanlar ve öğrettikleri sıkı dini hükümlere oldukça sık karşı gelirler. Öyle ki, inançsızlar onları samimi olmamakla suçlarlar. Bazı inançsızlar, gerek can çekişme gerek hastalıkları sırasında, sağlıklıyken savundukları görüşleri yalanlarsa, rahipler, savundukları dini sağlıklıyken bile yalanlamazlar mı? "Kendi yapmadığınızı, neden başkalarına yaptırıyorsunuz?" paylama sorusuna maruz olmazlar mı? Cömert, açgözlülükten arınmış, görkemin düşmanı, yoksulluğun dostu Prelats'lar, yani ruhani başkanlar görüyör muyuz? Sözün kısası, birçok Hıristiyan rahibin yaratılışının, hüdaları ve örnek misalleri olan Hazreti İsa'nın sıkı ahlakına uyduğunu hiç görüyor muyuz? 181. DOĞRU DEĞİLDİR

Bize diyorlar ki; "Ateizm, toplumun bütün bağlarını koparır. Bir Allah'ın varlığına inanmaksızın anlaşma ve sözleşmelerinin kutsallığı ne olur. Tanrısallığa ciddi olarak tanık olamayan bir Ateist nasıl bağlanır? " Ancak, anlaşma ve sözleşmeler, insanın sorumlulukları yerine getirme zorunluluğuna daha çok kuvvet mi verir? Yalan söyleyecek kadar küstah olan bir kimsenin yeminini bozması için daha çok mu küstah olması gerekir? Sözünde durmayacak kadar alçak olan ya da insanların saygısını kaybetmeyi hiçe sayarak sözünde durmayacak kadar haksız olan kimse, anlaşma ve sözleşmelerini yaparken ilahları tanık gösterdi diye, sözüne ve anlaşmalarına daha çok sadık olmaz. İnsanların vereceği hükmü hiçe sayan hükümdarlar, insanların en kolay yemin edenleri ve sözleşmelerine en kolay muhalefet edenleri değil midir? 182. TEKRARLANAN GÖRÜŞLERİN REDDİ Bize hep diyorlar ki, "Halk için bir din gereklidir. Aydın kişiler bir manevi zabıtaya muhtaç değilse de, hiç olmazsa akıl ve muhakemelerini hiç geliştirmemiş olan kaba adamlar için din gereklidir. " Sarhoşluğa, hayvanlığa, saldırganlığa, hilekarlığa, her türlü aşırılıklara bu dinin engel olduğunu görüyor muyuz? Tanrısallık hakkında hiçbir fikri bulunmayan bir kavim, aralarında bölünmelerin ve kötü ahlakın hakim olduğu görülen birçok inançlı kavimden daha iğrenç bir tarzda hareket edebilir mi? Mabetlerinden başları öne eğik çıktıktan sonra, sıradan insanların, bilinen eğelencelerine daldıkları görülmüyor mu? Sözün kısası, kavimler, bu kadar kaba ve bu kadar az aklı başında iseler, bunların ahmaklıkları, uyruklarının gözlerinin açılmasına, kültür ve aydınlanmaya sahip olmalarına karşı olan hükümdarların ihmalleri sonucu değil midir? Kısaca, kavimlerin akılsızlığı; insanları makul bir ahlak doğrultusunda eğitecek yerde, yoksulları hiçbir zaman masallardan, hayal uykusundan, dini işlerden, kavramlardan ve her şeyi içerdiğini kabul ettikleri sahte erdemlerden başka bir şeyle doyurmayan rahiplerin açık bir eseri değil midir? Halk için din, alışkanlık sonucu bağlı olduğu, gözlerini eğlendiren, mizacı üstünde etkili olan ve ahlakını iyileştirmeksizin uyuşuk zihnini geçici olarak tahrik eden boş bir merasimin süslü altınlarından başka bir şey değildir. Bizzat din adamlarının itiraf ettiği gibi, insanın hayatını düzenleyen ve her türlü kişisel isteklere üstünlük sağlayan biricik yetenekli din kadar ender bulunan hiçbir şey yoktur. Adil ve hakkaniyetli düşünelim; en kalabalık ve sofu kavimde, dini sistemlerinin ilkelerini bilmeye, bu ilkelerde fesat eğilimlerini söndürmeye yetenekli kafalar çok var mıdır? Birçok kimse bize diyecektir ki; hiçbir dizgine sahip olmamaktansa, gelişigüzel bir dizgine sahip olmak daha iyidir. Bunlar iddia ederler ki, din; büyük çoğunluk üzerinde etkisiz kalsa da, olmadığı takdirde hiç vicdan azabı duymaksızın cinayetlere girişecek olan bazı şahısları zapt etmeye yarar... Kuşkusuz, insanlara bir dizgin, bir fren gereklidir. Ancak gerekli olan dizgin, hayali dizgin değildir. Onlara, gerçek ve gözle görülen dizginler gereklidir. Onlara, Pan yıldırmalarından ve umacı korkutmalarından daha zapt edici gerçek korkular gereklidir. Din ancak, birkaç korkak ruhu korkutur; bunların ise karakterlerinin zayıflığı zaten kendilerini vatandaşları için az korkunç kılar. (Yani bu korkak ruhlular zaten iyilik ve kötülüğe güçleri yetmediği için,

şiddetli yasalar. tartışma gerektiren her sistem insan için uygun değildir. kultür ışıkları yavaş yavaş yayılarak zamanla halkın gözlerini etlkilemeye başlar. bir fizikçinin "sistem"leri. sıradan insanlar için. O halde. Hiç akıl yürütmede bulunmayan sıradan insanlara gelince. MAKUL ÖĞÜTLER Eğer ilahiyat ilahiyatçılara yararlı bir ticaret dalıysa. halk için "fazla yüce" olan ilahiyatla ancak hocaları. Halk hemen hemen hiç okumaz.) Adil bir hükümet. çok sağlam bir ahlak. tümüyle yararsız olduğu gibi. bütün uyruğunuzu . rahipleri. fikir ve muhakemede bulunanlara hissettirir. kafasında çok tehlikeli ekşimeler oluşturan bir şeyden kurtulmuş olmakla avunabilirdi. ilahiyat. çok sabittir ki. toplumun geri kalan sınıfları için hem gereksiz hem zararlıdır. Sıradan insanlar için yazmak ya da sıradan insanları bir darbede batıl fikirlerinden kurtarmak iddiasında bulunmak çok delice bir iş olur. bir kimyacının deneyleri. bunlar. daha çok mu uysal ve uygundur? Asla! Ateizm'in akıl üzerine kurulu ilkeleri. daha az düşünür. daha az muhakemede bulunur. insanları daha iyi kılmaksızın karışıklığa düşüren bu ilahiyatın layık olduğu ilgisizliği ve derin nefreti teslim edeceklerdir. Makaleler. Hükümdarlar ve kavimler bir gün kuşkusuz. 183. bir astronomun gözlemleri. hepsi insanların haberi olmaksızın insan yararı için çalışan. bir avukatın savunmaları sıradan insanlar için ne kadar yabancı kalırsa. İlahiyatın nice derin hayalcileri meşgul eden metafizik kanıtların ve dini çekişmelerin hazmı. bir doktorun inceleme ve gözlemleri. Hiç olmazsa bunlara inanmak zorunda olmayacak ve bunların hükümlerine riayetsizliğin tehlikesini hissetmeyecek kimse kalmaz. Genel mutluluğa hizmet etmeyen bu kadar külfetli dini işlerin yararsızlığı hissedilecektir. İnsanların çıkarı er geç gözlerini açtırır. esassız şeylerden dolayı rahatsız olmak kadar tuhaf ve başkalarını rahatsız etmek kadar haksız bir şey olmadığını. bir mimarın projeleri. ateizmi vazetmekte ne yarar vardır? Bunun hiç olmazsa şu yararı olabilir: Asılsız. ilahiyatın en işlek zekalar için bile imkansız hal ve zorluklarla dolu olduğunu gördüğümüz ilkelerinden daha kolay kavranılabilir değil midir? Her ülkede halkın bir şey anlamadığı bir dini vardır. herkese saygı ve büyüklük bırakır. Bu soruya karşılık olarak derim ki. sözün kısası ruhanileri ilgilenir.bunların dinden korkmalarından. Başka bir yön daha var: Halkı aldatanlar. halka doğru yolu gösterme özenini çoğu kez bizzat kendileri göstermezler mi? 184. Halk tesadüfen bu ilahiyatı kaybedecek olsaydı. DEĞİLDİR "Akla dayanan ateizm insan için uygun mudur?" tarzında bir sorunun sorulması muhtemeldir. Gülünç bir önem atfetmekten çekilir çekilmez. toplum bir yarar sağlamaz. bir ateistin kanıtlarından daha mı olanaklıdır? Halkın kavrayışı için. bir geometricinin hesapları. okuyanlar. muhakeme edenler için yazılır. aklı başında ve sağlam kimseler aydınlanır. devletlerin düzenlerini artık bozamayacak olan bu kadar berbat çekişmelerden utanılacaktır. bir ateistin kanıtları da sıradan insanlar için o kadar anlaşılmaz ve hiçbir şey ifade etmez olarak kalır. hahamları. Hükümdarlar! Rahiplerinizin ahmakça kavgalarına katılacağınıza.

kavimlerin kanının akması mı gerekir? İlahiyatçıları engellerinden ve kavimlerin batıl düşüncelerinden kurtarmak çok zorsa. karşılıksız çalışmayan . çalışmalarında yüreklendiriniz. anlaşılmazlığını bizzat teslim ettikleri konular üzerinde. ilahiyatçıların çekişmelerinde korkulacak bir şey kalmaz. dini ayinlerin uygulanmasında düzenli olarak hazır bulunurlar. hilekarlıkları. edebe aykırı hareketi uzak tutunuz. İlahiyat efsaneleri. Eğer onun batıl fikirlerini sarsmaya ya da yok etmeye erişilmiş olunsaydı. ancak akıl ve muhakeme sahipleri üzerinde hükümran olma sanatını bilmemezlikten gelen zorbalar için yararlıdır. Teolojik çekişmelerin devletler için ciddi sonuçlar ortaya çıkarması. anlamsız şeyler hakkındaki düşünce tarzlarıyla ilgilenmeyiniz. ancak görüşleri yüzünden başkalarına zarar verme izni kimseye verilmesin. "Metafizik" olan şey. fizikçilerin. insanlara göre değildir. her türlü dolandırıcılıkları. Bütün bunların ahlaka ne yararı olur? İyilik ve ahlak hakkında hiçbir fikirleri yoktur. Hükümdarlar ilahiyata karışmaktan uzak olunca. 185. Eğer milletlerin başkanları daha adil. gaspları ve yasanın cezalandırmadığı her türlü suistimali kendilerine mubah saydıkları görülür. dinin yaptığı etkileri ve teolojinin tartışmalarının hammallara. sınırlı zekalar için yapılmış değildir. hükümdarların zorbalığı yüzündendir. Dinin önemini ve yararını bize bu kadar çok övenler. bilinmeyen görüşlere ve sırlara bulaşmış işlere kör bir bağlılıktan başka bir şey değildir. Herkesin istediği gibi düşünmesine izin verilsin. ilahiyatçıların tartışmaları. aralarında çekişecek kadar deli iseler. dinleri hakkında. Fiilen. Gerçekte. Ta çocukluklarından beri uymaları söylenen buyrukların birine karşı çıkmayı. özgürlüklerine ve mallarına dokunmayınız. itikat eder. Size borçlu olunacak sevgi ve saygı duyguları hakkında düşünceleri birleşik olur. zanaatkarlara. öteki tarafın budalalıklarının kötü etkiler oluşturmasına engel olmak çok kolaydır. onların bu dünyadaki mutluluklarıyla meşgul olunuz. kendinize itaat ettirmek için uydurma masallara muhtaç olmazsınız. bu durumda. O zaman. kendilerine iyi yasalar veriniz. Başka bir dünyada onları bekleyen şansla kendinizi rahatsız etmeyiniz. daha aklı başında olsaydı. eğitimlerini gözetiniz. halkın hiçbir fikri yoktur. "Kömürcü imanı" denilen basmakalıp imana sahiptirler. Bunları anlamak için kudretli deha çabaları mı gerekir? İlahiyatçılar. hariplere. çiftçilere. hem kendileri için yararsız. Onlar da rehberlerinin meçhul itikatlarına sözle katılırlar. genel güvenliği. büyük bir cinayet sayarlar. Onları adilce yönetiniz. tabiplerin. din olarak adlandırılan şey. onların adına inanır. dini öğütleri dikkatle dinlerler. toplum da onların delice çekişmelerine katılmalı mıdır? Birkaç inatçı hayalcinin hayallerine değer vermek için. ulusunuzun tek rehberi olursunuz. halktan dinini koparmak. herhalde bir tarafın aykırılıklarının. yeteneklerini ve erdemlerini ödüllendiriniz. Hem sizin. kadınlara ve büyük şehirleri dolduran bozuk ahlaklı birçok uşağa ne yarar sağlayabildiğini bize göstermeliydiler.tekdüze bir görüşe boyun eğdirmek iddiasında bulunacağınıza. İnsanın anlayışına sığmayan şey. dilbilginlerinin ve eleştirmenlerin tartışmalarından daha fazla ilgilendirmezdi. Papazları. Akıl erdirilemeyen sırlar. fiziksel yaratıklar için değildir. ondan hiçbir şey koparmamaktır. Bu tür kimselerin hepsi dindardır.

deneyler yapmak imkansızlığı içinde. ilahiyat. din. görünür ki. CEHALETLERİNİN YARDIMIYLA. insan zekasını ancak efsanelerle işgal etmiştir. UTANMAKSIZIN TANRISALLIK TARAFINDAN GÖNDERİLDİKLERİNİ SÖYLEYEN ADAMLAR TARAFINDAN TESİS EDİLMİŞTİR İnsan zekasının tarihini biraz izlemek zahmetine katlanılırsa. kendi içeriğini bilmek. egemenler görmüşlerdir. kavimlerin hayalgücünü çocukça hayallerle dolduran anlayışı geliştirmiş. siyaset. Allah'larından ve bunların inanılmaz işlerinden başka bir şey söylememiştir. bilim ve muhakemesini eğitmek. Eğitmek ve öğretmek bahanesiyle. milletleri göksel belaları olan esrarengiz bir zorbalığa dönüştürür. Halk için. onlar için anlaşılmaz muammalardır. görevlerine. ancak onların acıyan. gerçek çıkarlarına. önce. insanlara hep. insanları kötülükte ve cehalette tular ve en çok ilgileri olan şeyleri öğrenme isteğini bile onlardan koparır. ilerlemesine engel olan hayaletlerle korkutur. rahiplerinin kendilerine göstermek istediği yaratılış kuralından başka bir kural. Rahiplerle bütün asırların en iyi zekaları arasında hep kalıcı olan kavga şundandır: Her dönemde. insan zekasını sonsuza kadar küçük tutmak iddiasında bulunduklarını. İlahiyat. Din. iyi işlerde bulunmalarına karşı derin bir cehalet içinde tutmaktan başka bir şeyle ilgilenmez. Sözün kısası. bilimin ve mutluluğun yolunda insanlara rehberlik etmekten çok. Batıl dini düşüncelerin kör ettiği insan. kendisini çoğu kez pek kötü aşırılıklara yönelten kimselere güvenmemeyi öğretmekten başka bir şey yapılmış olmazdı. Her şey. tanrıların göstericileri arada sırada bazı yararlı buluşlar yaptılarsa. kavimlere. yollarını kaybettirmeye yarar. Hurafe. her şeyin yerine geçer. halkı sofu yapmaya yardım eder. İnsanları yönetme sanatı. gerçeklerden yılgınlığa düşer. 186. başka hareket çizgisi yoktur. masallarla uyutulan çocuk muamelesi yapmıştır. Din. insan zekasının sınırlarını adlandırmaktan çekinmiştir. Hurafe. Teoloji. kendi görüşüne uymayınca. hurafenin kuşatmak istediği engelleri. din. insanların yüreklerini ve zekalarını daraltmaya özgüdür. Maddiyat. akıllı. ahlakı tanrıların ya da gösl eri cilerinin keyif ve duygularına bağlı kılmaktan başka bir şey yapmaz. ilahiyat. "kutsal gerçekler" olarak yutturmuş olduğu masallarda insan zekasını otlatmakla işe başlamış. gerçek bilginin ilerlemesine karşı. bu buluşlara hep anlaşılmaz bir eda vermeye ve bunları sır gölgeleriyle kuşatmaya özen . ilişkilerine. maneviyat. Eğer. kavimleri ise hüdaventlerinin teveccühüne hak kazanmak için ahlakı ayakları altına alan cahil esirlere dönüştürür. Kendisi olgunlaşmaya yeteneksiz olduğundan. ilkeleri keyfileştirmekten. ancak kendisi de karanlık olduğundan. erdemli olmalarına her şey muhalefet eder.rehberleri hakkındaki tehlikeli güvenleri azaltmaktan ya da yok etmekten ve din bahanesi altında. din büyüklerinin hala "itiraz götürmez gerçekler" gibi yutturmaya çalıştıkları. Ahlakı belirsizleştirmekten. yasama. aşılması olanaksız engeller oluşturur. zorluk çekilmeden teslim edilir ki. milletleri ve başkanlarını. insan zekasını korkutma ve yıldırmalar altında ezer. hükümdarları adaletsiz ve utanmaz zorbalara.

efsunlarının dikkat çeken artıklarını da bu dinlerde görüyoruz. İlkelerinde belirsiz ya da yanlış ve uydurma masallarla karışık ve özellikle hayalgücünü karıştırmak için yapılmış olan bu felsefe. Milletlerin ilk yasa yapıcıları rahipler oldu.göstermişlerdir. muammalardan. ya da daha doğrusu bu dinler biçim değiştirmekten başka bir şey yapmadı. perilerden. Onların ellerinde bilim. Thergie'lerinin*. hala tümüyle anlaşılmaz olan şeyleri pek çok beğenenler için. felsefe. yasa yapıcılarından kalan türbeleri saygıyla ziyaret etmeleri hala Hıristiyanlara emredilir. ilk tabipler rahipler oldu. iblislerden ve en derin düşünürlerin düşüncelerinin konusu olan metafizikten. gizli kapaklı sözlerden. Keldanı rahiplerine göre. ilk bilginler rahipler oldu. aklı yolundan saptırmakta hükümet tarafından çıkarcı kılınan bu hayalciler mektebindendir ki. genel toplamı artık bizim için var olmayan sistemlerinden birçok dağınık kısımları topladılar. Bu sarsıntıların. göksel yaratıklardan. Teolojik teoriler ve eski ileri gelenlerinin gizli hayalleri. ilk unsurlarını ödünç almak zorunda kalmıştır. Teolojinin başka bir tarzda yeniden giydirmekten başka bir şey yapmadığı dogmaları çağdaş dinlerimizde hala aynen bulmakla kalmıyoruz. hayalgücünü çalıştırmaya hizmet etmeye ve özellikle. büyülerinin. bugün bile felsefe aleminin büyük bir bölümünde geçerlidir ve hüküm sürer. AYİNLERİNİ HEP BİRBİRLERİNDEN ALMIŞTIR Eski rahiplerin dinleri yok oldu. Pisagor'lar. karanlık olan ve karanlık olması kendisine şaşırtıcı ve ilahi süsü veren bir kutsallık. hilekarlar ya da puta tapan hayalciler tarafından düşlenen garabetler hala . Bunlar. hurafeler bulaşmış dini işlerinin. zekayı aydınlatacak yerde kör etti ve insan zekasını gerçekten yararlı amaçlardan alıkoydu. Allah tarafından eğitildikleri ve yeryüzünün kaderini. kutsal bir saygı ilham etmeye çok elverişli araçlar olmuştur. Bu teoriler ve hayali sırlar. sırlarına kendilerini de ortak etmeleri için istedikleri sınavlardan geçmek zorunda kalmışlardır. Mısır ve Hindistan. bu bilimin temellerini oluşturmaktadır. cinaslı ve kerametli sözlerden başka bir şey söylemediler. Memphis ve Babillon'un bazı hayalcilerinin tahayyül etmiş oldukları varsayımlar. Platon'lar önemsiz bazı bilgiler elde etmek için rahiplerin ayakları önünde sürünmek. 187. Her ne kadar yeni ilahiyatçılarımız onlara sahtekar gözüyle bakıyorlarsa da. çağdaş teoloji tarafından kabul edilmiş olduğundan. ruhlardan. bize. cinlerden. "kutsal"laştı ve rahip olmayanlara yasak bir şey oldu. levhimahfuzda (Allah tarafından değerlendirilen şeylerin yazılı olduğu manevi levhada) okuma yeteneğinde bulundukları sanılan ve kendilerine cesaretle "Allah'ın elçileri" süsünü veren kimseler hakkında şaşakalmış halka. Bu şekilde. merak uyandırmaya. meleklerden. bu sınavdan geçirilmelerin pahasınadır ki. rahiplerinden. Bu şekilde. yalnız bunlar için gönül eğlendirici olan cazip fikirlerinden gizli anlamlar çıkarmalarına izin verilmiştir. dinden uzaklaşmaksızın bunlardan hala uzaklaşılamaz. Gizli amaçlardan. Bu teoriler ve hayaller. ancak sarsılmış olarak yürüdü ve ancak "kekeledi". ilk mitolog ve şairler rahipler oldu. Mısır'dan alınmış tuhaf fikirlerle dolu olduğunu gördüğümüz ibrani dininin peygamberlerinden. üzerinde en büyük dehaların binlerce yıldan beri çalıştığı o boş ve soyut bilimin temelini oluşturan başka hayali görüntülerden söz ederler.

Kesinlikle akıl erdirilemeyen tanrısal içerik. doğaüstü ya da gizli nedenler koydu. * Gökyüzü ruhları ile ilişkiler üzerine kurulu bir tür büyü. Tarihe biraz göz atılırsa. su baskınlarının. eşyanın içyüzünü açıklamak mıdır? Üzerine küstah bakışlarını boşuna yönelteceği kendisine her dakika tekrar edilen "hikmetirabbaniye" haynelerinin derinliklerine başvurulduğu zaman. eklemek ve o anki amaçlarına uymayanları kaldırmak hakkını koruyarak. gerçekte dinin bize "açıkladığı" nedir? Din ne kadar çok incelenirse. felsefeyi anlaşılmaz ve en açık gerçekleri kuşkulu yapmaya özgü bir jargona dönüştürdü. ibadet işlerinin zihinleri meşgul ettiği ve meditasyon konuları olduğu görülür. savaşların. Zor olayları. insanların bütün dinleri arasında göze çarpıcı benzerlikler görülür. Sorarım: Eşyayı birtakım meçhul etkenlere. En eski zamandan günümüze gelinceye kadar. hayret durumunda. genellikle bunları birleştirmek. zaten açıklanması zor görünen insan içeriğini anlatabilir mi? Bir Hıristiyana sorunuz: Dünyanın kökeni nedir? Size cevap olarak. gerçeği aşılması olanaksız surlarla kuşatmak için özel olarak icat edilmiş görünen kelimelerle doldurdu. zekasının gücüne güvensizliğe iten. Mısır dini. insan cesaretini kıran. namazların. bize olanaksız şeylerle açıklar. Zor şeyleri. teolojisiz. 188. Bu nosyonlar. . depremlerin nedenleri nedir? "Allah'ın gazabı". felsefeye ne katkıda bulundu? Teoloji. Yahudilikten ve Arabistan'ın eski dininden ibarettir. anlamsız ve eşyanın içyüzünü ifadeden aciz olan. Hıristiyanlık. Ancak. sürekli anlaşılmayan bir hal alır. Müslümanlık ise. kavimleri. başarısız bir şekilde sonda etmekle ilgilendi. Yeryüzünün her yerinde dini fikirlerin. Teoloji. Vebanın. açıklamaktan çok karıştıran.. dönem dönem kederlendirdiği ve sevindirdiği görülür. yararsız ve tehlikeli girdapları. Burada.. Yaratmak nedir? Bu konuda hiçbir fikre sahip olunmaz. o oranda. koleranın. Hıristiyanlıktan. akla ve apaçık ilkelere karşı insanı güvensiz yapan. putatapma (sanemperestlik) ayinini bu dinden uzaklaştırmış olan Musa'nın dinine temel hizmetini görmüştür. Doğal ve basit nedenler yerine. her şeyi sırra dönüştürür. görülemeyen kudretlere. maddi olmayan etkenlere bağlamak ve dayandırmak. metafiziğin hayali ve yasak bölgelerine attı. "Kainatıyaratan Allah'tır" diyecek. kıtlıkların. İnsan zekasını. birleştirilmiş " Yudaizm"den (Musevilikten) başka bir şey değildir. Akıl yürütme sanatını bir sözcük bilimine çevirdi. Sözü. Her yerde iğrenç ibadet yerlerinin. 189. Musa hizipçi bir Mısırlıdan başka bir şey olmamıştır. doğa. kurbanların. insan zekası daha çok aydınlatılmış olur. felsefenin seyrini düzenleme yetkisine özellikle teoloji sahip olmuştur. kuraklıkların. Allah nedir? Bu konuda hiçbir şey bilinmez. insan kendi kendini anlamak imkansızlığına düşer. dünyada hiçbir şey açıklanamaz. Çeşitli hurafelerin soyut hayaletlerini ve ayin biçimlerini birbirlerinden aldıkları görülür. hacların. AYDINLATMAZ Din taraftarlarına bakılırsa. eşyayı. anlaşılması bu olayların anlaşılmasından daha zor olan etkenlerle açıkladı. Dinler.Hıristiyanların "kutsal" görüşleridir. Bu felaketlere karşı ne çareye başvurulmalı? Duaların. seleflerinin malzemelerini kullanmışlardır. teolojik nosyonların bütün fikirlerimizi karıştırmaktan başka bir sonuca ulaştırmadığı görülür.

Descartes'lar. Ancak. Bu kadını böyle bir budalalık yapmaya kim yöneltti? "Şeytan". hayvanı ne hakla mahrum ediyorsunuz? Şu nedenle olacak ki. bugün Hıristiyan filozoflar. vahiy-eser kitaplarının tanıklığından çok açıklığa teslim olmaya erişmişlerdir. hatta saçma. hakkında hiçbir şey bilmeden insana uygun gördüğünüz ruhtan. İnsan vücudunun eylem ve hareketlerinin gizli ilkesi ve gizli etkeni nedir? "Ruhtur". ne maharetler kullanmışlardır! Buluşlarını dinlerin kutsallaştırdığı ham hayallerle. fahiş hatalarla birleştirmek için. hayvanların ruhları. ne şekli. ne hacmi. Ancak. Bir ruh nedir? Maddi olmayan bir varlıktır. Allah'ın dokunmayı yasakladığı bir elmadan yedi". mantık açısından zor bir duruma düşürebilir! Yuları hep teolojinin elinde olarak çekilip götürülen felsefenin. Teoloji. düşündüğünü görmüyor muyuz? Sorumuza cevap olarak. bu bir sırdır. Yerküre güneşin çevresinde döner mi? Böyle bir sistem. Ancak. iki yüzyıl önce sofu bir fizikçi. "İlk kadın tarafından aldatılan ilk erkek. hissettiğini. AKIL VE GERÇEK IŞIKLARININ İLERLEMESİNİ NE KADAR ERTELEDİĞİ HAKKINDA Her dönemde düşüncenin gerçek zorbaları olmuş olan ruhanilerle. Malebranche'ler ve diğer birçoğu ne kadar varsayımlar. hayvanın da insanlara çok benzer bir şekilde hareket ettiğini. Böyle bir cevheri akıl alabilir mi? Bu konuda bir şey bilinmez. dolambaçlar hayal etmek zorunda kalmışlardır! En büyük filozoflar. tanrısallığın sinesinde gizli bir sırdır. tanrıların göstericileriyle çekişmeye. bunun. Ne rengi. fikirleri teolojinin ilkeleriyle her çatıştıkça. tam hayal derler. dövüşmeye ve düşmanlığa düşmekten çekinmek için. İnsanlar neden kötüdür? Avrupalı bir teoloji bilgini size hemen der ki.C) 190. çıkarlarına uymayan sistemleri söndürmeye hep özen göstermişlerdir. bizzat tanrısallık tarafından bildirilmiş olmakla kutsadığı mukaddes kitaba uygun olmadığından. her dönemde "Procuste'ün . İnsan türünü bozmaya özgü bir şeytanı Allah neden yarattı? Bu konuda bilinen hiçbir şey yoktur. mantıksız olmak tehlikesine düştüğü ölçüde. * Karteziyen. KISITLADIĞI VE KÜLTÜR. küfür ve itaatsizliğe düşmeksizin düşünülemeyeceğini söyledi. eski ve yeni bütün düşünürler ne kaçamaklar. kendi kendilerini ne kadar yedek önlemlerle kuşatmışlardır! Bazı açıkgöz rahipler. tanrısal gazabı yatıştırmak için gerçek çareler olduğunu bize söylerler.adakların. Allah neden gazaba gelmiştir? Çünkü insanlar kötüdür. ünlü filozof Descartes'ın felsefe mesleğinin taraftarı ya da bu felsefeye mensup demektir. (A. Bugün bu konuda ne düşünülüyor? Tanrısal bildirime rağmen. çelişkili. Ancak şeytanı kim yarattı? "Allah". dünyanın maddi ve ruhani meselelerini açıklamak için doğurmak zorunda olduğu çocukça durumun örnekleri işte bunlardır. Hayvanların ruhları var mıdır? Hayvanların makineler olduğunu Karteziyen* size temin eder. ne organı bulunan bir cevherdir. insanların ölümsüz ruhlarını korkutmakla yetinen ve hayvanların ruhları konusunda aynı çıkara sahip olmayan ilahiyatçılarımızı.

yalanı gerçekle karıştırmak oldu. ahlak. hangi insandır? Bunca ünlü düşünür. VE KANITLANSA AZDIR Dünyaya gerçekleri açıklayan her adam. masal içerikli varsayımlarına ve tahminlerine terk etmek zorunda kaldı. dehalarına nasıl özgürce gezinti verebilir. Bütün dönemlerde. yerlerini. fizik. atlarla çektirerek ayalkarını uzatırdı. Lencippe. tıp. (Bu haydut. siyaset. Hiçbir türden buluş yapmaya asla izin verilmedi. Democrite ve öteki bazı Yunan bilginleri. aralıktan gördüler. Ancak etkenleri olarak ne ışıkları. utanç içinde. Epicüre'ün izleri üzerinde yürüdüler. akıl ve muhakemeyi nasıl olgunluğa yöneltebilir. ne erdemleri. birçoklarının biri açık öteki gizli çifte inancı oldu. acı ve sıkıntı duymaksızın düşünebilecek. Socrates'ların. avaz avaz bağırarak. aklı dinlemeyecek ölçüde masallarla henüz keyf halinde olunan bir dünyada çok az izleciyi buldu. . En aydın adamların bütün yapabildikleri. Üzerine yatmak zorunda bıraktığı kimsenin ayakları yataktan kısa olursa. Yenilerden Hobbes. Bunu yapmaya cesaret edenler. Platon'ların. fikirlere ne kadar ışık saçabilirdi! Dini görüşlerinin mal olduğu çabaların yarısı ve kültlerin milletlere gerektirdiği masrafın yarısı. çoğu kez korkak bir gönül okşacılığıyla. akıl ve muhakemeden vazgeçmeleri ve akıl ve muhakemeyi imana boyun eğdirmeleri kendilerine bağrılarak söylenen yeni filozoflar. halkın kutsallaştırdığı batıl fikirlerden hiçbir tehlike olmaksızın ayrılmak mümkün olmamıştır.Yatağı" olmuştur. Zenon'ların. hiçbir zaman özgürlük olgunluğuyla düşünmeye. 191. genellikle cezaya çarpıldılar. duygusal mucizelerden ve keramet içeren şeylerden fazla arınmış olan sistemleri. hazinelerini yutar. Din. hep yararsız ve çoğu kez türümüze zararlı kuruntular üzerinde delice hayat tüketen birçok çalışkan kafaların kaybedilmesini. Ancak kuruntuya aşık muhayyileler için fazla sade. tecrübe ve aklı rehber yapmak ve hurafelerin zincirinden kurtulmak cesaretini gösterdiler. ya da düşünüleni açıkça söylemeye. Epicure. din imamlarının öfkesini ve düşmanlığını üzerine çekeceğinden emindir. davalarının zayıflığını gereğinden fazla açığa vurur. ayakları yataktan uzun olursa keserdi. ziraat vb. "küstahlıklarından" dolayı. ya da insanın her yerde kurbanı ve şaşkını olduğu batıl fikirleri eleştirmeye asla elverişli olmadı. Ancak felsefeleri. gerçeği ifade etmek cesaretine çok ender olarak sahip oldular. Bu feryatlar. Gizli olan inançlarının anahtarı kaybolduğundan. En acımasız tarzda yok edilmek tehdidi altında. insan zekasının ilerlemesi nasıl hızlandırılabilir? Büyük insanlar gerçeği. Bazı eski ve yeni filozoflar. bu kişilerin gerçek duyguları çoğu kez anlaşılmaz ve dolayısıyla bizim için yararsızdır. Kanıtlarını ve tanrılarını savunmak için kralların yardımına muhtaçtırlar. batıl fikirlerin kalın perdesini yırtmaya ve felsefeyi ilahiyatın engellerinden kurtarmaya cüret ettiler. Spinoza ve Bayle vb. devletleri yardıma çağırırlar. bu yatağa yabancıları yatırırdı. kapalı kelimelerle konuşmak. Bunlar. ancak korkuyla titreyerek. Straton.) Yüzyıllardan beri. aklı başında insan. Onların çok masraflı bir dinleri vardır. boş bir teoloji ve küstah tartışmalarla ilgilenecek yerde. ne mutlulukları vardır. hayranlıklarını. hakkında dahileri aydınlatmaya yeterli olmaz mıydı? Hurafe hemen hep kavimlerin dikkatini.

(A. Bunu tekrar kapatmak mümkün değilse. yolunu kaybedenlere acınır. hem dertlerimizin nedenleri. herhalde bu çok uğursuz kutunun açılmış olduğunu hatırlatmak yararlıdır. hiçbir zaman boş. ahali çıldırır. gerçek bağlılık ve ilişkileri. milletler ne için olduğunu bilmeksizin homurdanmaya başlar. çoğunlukla haksız ve kötü olmayı insanlara bir üstünlük haline getiren bir dinin bu kadar övülen yararı. AÇILMIŞTIR Din. Kutunun dibinde yalnız ümit kalmıştır. her dönemde. gerçek görevleri. Gerek düşülen hatalarda. İlahi hikmet ve marifet olan Minerve ona hayat vermiş. ahlakın. * Pandora Yunan efsanelerine göre Vulcain tarafından yaratılan ilk kadındır. güzellikler görüntüsü altında birçok felaketin yapıcısı olan şey anlatılır. Başka her konuda cezaya çarpılmaksızın hata edilebilir. gerçek çıkarları hakkında. doğrunun. Bundan dolayı. akıl ve insafın.) -sOn- . hem de bu dertlere karşı kullanabileceğimiz doğal çareler hakkında bizi aldatır. Bunlar evlendikten sonra Epimethe kutuyu açmış."Yetişin imdada" denilen yerde sıkıntı vardır. bizi erdeme götürecek gerçek nedenlerin kaynaklarını ortaya çıkarırız. ilk erkek olan Epimete'ye göndermiştir. kendisini daha çok sefilleştirmekten başka bir şey yapmayan delilikten. haklı olarak daha çok önüne geçilmesi. bütün kötülükler bu şekilde ortaya saçılmıştır. dertlerimizi şiddetlendirmekten. bazı yeni gerçekler keşfeden kimselere bazı mertebeler verilir. daha çok uzatmaktan başka bir güce sahip değildir. insan ruhunu karanlıklarla doldurmaktan. hükümdarlar imha ederler. Jupiter ona içinde bütün kötülüklerin hapsedildiği bir kutu hediye etmiş ve kendisini bu "arz"a. gerek yapılan keşiflerde ilahiyatın ilgisine karar verilir verilmez kutsal bir çaba alevlenir. eski Yunanlıların Havva'sıdır. insan soyunun gözünü kör etmekten ve sinir krizleri davet etmekten. hasta hayallerden başka bir temele sahip olmayan ve zekaya anlamsız kelimelerden başka bir şey sunmayan bir bilime sahip olduğunu görmek kadar acı verici hiçbir şey var mıdır? Kimsenin anlamadığı ve ilgilenmeye değer bulanları usandıran. daha çok acımaya değer. Bu din. çoğaltmaktan ve daha çok sürdürmekten. insanları daha iyi yapmaktan aciz olan. Dinin bulutlarını bertaraf ederektir ki. talihinin eziyetli sıkıntılarını hafifletmeye yetenekli gerçeklerden yoksun kılarak.C. onu tam bir cehalet içinde bulundurmaktan başka bir şey yapmamıştır. "Pandora kutusu" deyimiyle. yok edilmesi gereken bir delilik var mıdır? 192. İyileştirmek şöyle dursun. din. neden ibarettir? İnsan soyuna hiçbir hayrı olmayan. ünlü bir çağdaş olan Milord Bolingbroke'un Asan Metruke'sinde (Terk Edilmiş Eserlerinde) bulduğumuz bir sözünü tekrar edelim: İlahiyat "Pandora" kutusudur. Din işlerinde yanılmaya gelmez. Genel ve özel huzurun. Pandora. ilkesiz. onu bütün güzelliklere ve hünerlere boğmuştur.

www.iskenderiyekütüphanesi.com .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful