P. 1
Makro İktisat

Makro İktisat

|Views: 95|Likes:
Yayınlayan: Murat Kurt

More info:

Published by: Murat Kurt on Mar 28, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/17/2012

pdf

text

original

A.S.

Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

1

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

2

MAKROİKTİSAT
Ders Notları İstanbul Bilgi Üniversitesi

GİRİŞ
Kavramlar, Kurumlar, Veriler
Birinci Bölüm

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

3

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

4

Makroiktisat
• Mikroiktisat tekil hane ve firmanın karar sürecini ve bunların piyasalarda karşılıklı bağlantılarını inceler • Makroiktisat çok sayıda hane, firma ve piyasayı eşanlı etkileyen ekonominin tümüne ait gelişmeleri inceler • Makroiktisadın temel uğraşı, ekonomik büyüme, işsizlik, enflasyon, faiz haddi, döviz kuru, dış denge ve kamu dengesi arasındaki karşılıklı ilişkilerin saptanmasıdır • Tanımı gereği, makroiktisat için iktisat politikalarının tasarlanması ve uygulanması çok önemlidir • Tartışmaların odağında kamunun ekonomiye müdahale biçimler yer alır

Makroiktisadın zorlukları
• Makroiktisat aynı anda hem soyut hem de somut olmak zorundadır • Soyut: ekonomilerin davranışını açıklayan genel model ve teoriler gereklidir • Somut: teorik çerçeve Türkiye, ABD, AB, vs. fiilen varolan somut ekonomilere uygulanmak zorundadır • Halbuki özellikle farklı gelişmişlik düzeyindeki ekonomiler arasında benzemezlikler çoğu kez benzerliklerden fazladır • Maalesef makroiktisadın temel teorik çerçevesi gelişmiş ülkelerin karşılaştığı sorunlara çözüm ararken oluşmuştur • Türkiye’nin geçmişi ve bugünü ise çok farklıdır

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

5

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

6

Temel değişkenler
• GSMH büyüme hızı: ekonomik faaliyetteki değişimin yön ve hacmi • İşsizlik: iş bulamayanların sayı ve oranı • Ödemeler Bilançosu: ekonominin dış dünya ile ilişkileri • Enflasyon: fiyatlar genel seviyesindeki değişim • Faiz haddi: paranın fiyatı • Döviz kuru: dövizin fiyatı • Kamu maliyesi: vergiler, kamu harcamaları, bütçe dengesi • Para ve mevduat: para arz ve talebinin değişimi

Temel kurumlar
• Maliye Bakanlığı: bütçenin hazırlanması, uygulanması ve vergiler • Hazine: kamu borçlanması, dış ekonomik ilişkiler, mali sektör denetimi • Merkez Bankası: para otoritesi, döviz rezervleri, ödemeler bilançosunun izlenmesi • Devlet İstatistik Enstitüsü: milli gelir, dış ticaret, enflasyon, sanayi üretimi, vs. temel veriler • BDDK: bankacılık sektörü denetiminden sorumlu üst kurul • IFI: Uluslararası mali kuruluşlar (IMF ve Dünya Bankası)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

7

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

8

Bazı tanımlar
• • • • • Boom: GSMH’da hızlı büyüme Resesyon: GSMH’da kısa süreli eksi büyüme Depresyon: GSMH’da uzun süreli eksi büyüme Deflasyon: fiyatlar genel seviyesinde düşüş Maliye politikası: bütçe tarafından temsil edilen kamunun vergileme ve harcama kararları toplamı • Para politikası: Merkez Bankası tarafından alınan para arzı miktarı ve faiz haddi kararları • Döviz kuru politikası: döviz kurunda kamu müdahalesi (olmaması dahil) • Dış ticaret politikası: mal ve hizmet ihracatına kamu müdahaleleri

En basit model: çevrisel akım
• Makroiktisadın çıkış noktası ekonominin bütünü açısından gelir ve harcama akımlarının analizidir • İşin özü aslında çok basittir • Ekonomideki her harcama mutlaka bir ekonomik aktöre gelir yaratır • Ekonomideki her gelir mutlaka bir ekonomik aktörün harcamasıdır • Buna gelir ve harcama çevrisel akımı deriz – Çevrisel akımın düzgün işleyişini hangi mekanizmalar sağlar? – Çevrisel akım ne zaman bozulur? – Bozulduğu takdirde tekrar düzgün işleyişi için neler yapılabilir?

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

9

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

10

Çevrisel akım şeması
Faktör gelirleri (TL) Üretim faktörleri (emek, sermaye, vs)

Gayrisafi Yurtiçi Hasıla – GSYİH
• Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ekonomideki toplam üretim, gelir ve harcamaları ölçer • Bir ülke içinde belirli bir dönemde üretilen nihai mal ve hizmetlerin toplam piyasa değerine eşittir • Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) itarafından üçaylık ve yıllık olarak hesaplanır • GSYİH ekonominin tüm kanuni üretimini kapsar • Piyasaya çıkmadan hane içinde tüketilen (tarım) ve yasak malları (uyuşturucu) kapsamaz • Üretimde girdi olarak kullanılan mal ve hizmetlerin birden fazla hesaba girmesine izin verilmez (katma değeri ölçer)

Haneler
Mal ve hizmetler Harcamalar (TL)

Firmalar

•Varsayımlar: •Devlet yok; Finans yok; Dış dünya yok

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

11

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

12

Gayrisafi Milli Hasıla – GSMH
• GSYİH ülke içinde belirli bir dönemde üretilen geliri ölçer • Ancak, ülke içinde üretilen gelirin bir bölümü yurt dışında mukim kişi ve kurumlara aittir: örneğin dışarıya yapılan faiz ve temettü ödemeleri • Aynı şekilde, ülkede mukim kişi ve şahısların yurt dışından gelirleri olabilir: örneğin yurt dışından gelen faiz, temettü ve işçi dövizleri • Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) bir ülkede mukim kişilerin elde ettikleri toplam gelirdir • GSYİH’ya yurt dışından net faktör gelirlerinin eklenmesi ile elde edilir

• Tüketim (C) haneler tarafından tüketim amacı ile satın alınan tüm mal ve hizmetleri kapsar (yeni konut hariç) • Yatırım (I) firmalar, haneler ve devlet tarafından sermaye malları, binalar (yeni konut dahil) ve stoklar için yapılan tüm harcamaları kapsar • Kamu tüketimi (G) yerel ve merkezi idare tarafından satın alınan tüm mal ve hizmetleri kapsar fakat transfer harcamaları dahil değildir • Net ihracat (NX) mal ve hizmet ihracatından mal ve hizmet ithalatının çıkarılması ile bulunur • Temel makro özdeşlik: Y = C + I + G + NX

GSMH’nın bileşkenleri

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

13

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

14

Milli Muhasebe Yöntemleri
ÜRETİM Ciftcilik Ormancılık Balikçılık Tarım Toplam Tasocakcılıgı İmalat Elektrik, gaz, su Sanayi Toplam İnsaat Sanayi Toptan ve Parakende Otel ve Lokanta Hizmetleri Ticaret Toplam Ulastirma ve Haberleşme Mali Kuruluşlar Konut Sahipliği Serbest Meslek Hizmetleri İzafi Banka Hizmetleri SEKTÖRLER TOPLAMI Devlet Hizmetleri Kar Amacı Olmayan Özel Hizmetler TOPLAM Ithalat Vergisi GSYIH (Alıcı Fiyatlarıyla) Dış Alemden Gelen Dış Aleme Giden Dis Alem Net Faktör Gelirler Toplamı GSMH (Alıcı Fiyatlarıyla) HARCAMA ÖZEL NİHAİ TÜKETİM Gida-içki Dayanıklı Tüketim Malları Yarı Dayanıklı ve Dayanıksız Tük. Mal. Enerji-Ulastırma-Haberleşme Hizmetler Konut Sahipliği DEVLETİN NİHAİ TÜKETİM HARCAMALARI Maaş-Ücret Diger Cari GAYRİSAFİ SABİT SERMAYE OLUŞUMU Kamu Sektörü Makine Techizat Bina İnşaat Bina Dışı İnşaat Özel Sektör Makine Techizat Bina+Konut Insaati STOK DEĞİŞMELERİ Mal ve Hizmet İhracatı Mal ve Hizmet İthalatı NET İHRACAT GAYRİSAFİ YURTİÇİ HASILA Istatistiki Hata GSYIH (İstatistiki Hata Çık.)

GELİR ÜCRETLER Özel Sektör Kamu Sektörü MAAŞ Özel Sektör Kamu Sektörü KENDİ HESABINA ÇALIŞAN RANT KAR Firma-dışı kar Firma karı FAİZ GELİRİ

GSMH: Sektörler itibariyle (1)
( Katrilyon TL) Ciftcilik Ormancılık Balıkçılık Tarım Toplam Tasocakcılıgı İmalat Elektrik, gaz, su Sanayi Toplam İnsaat Sanayi Toptan ve Parakende Otel ve Lokanta Hizmetleri Ticaret Toplam Ulastirma ve Haberleşme Mali Kuruluşlar Konut Sahipliği Serbest Meslek Hizmetleri İzafi Banka Hizmetleri SEKTÖRLER TOPLAMI Kaynak : MB 2000 16,6 0,4 0,6 17,5 1,4 23,9 3,7 29,0 6,5 20,5 4,4 24,9 17,6 4,7 5,8 4,4 4,1 106,4 GSMH % Pay 13,2 0,3 0,4 14,0 1,1 19,0 3,0 23,1 5,2 16,3 3,5 19,8 14,0 3,7 4,6 3,5 3,3 84,7

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

15

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

16

GSMH: Sektörler itibariyle (2)
(Katrilyon TL) Tarım Toplam Sanayi Toplam Diğer Sektörler Toplam SEKTÖRLER TOPLAMI Devlet Hizmetleri Kar Amacı Olmayan Özel Hizmetler TOPLAM Ithalat Vergisi GSYIH (Alıcı Fiyatlarıyla) Dış Alemden Gelen Dış Aleme Giden Dis Alem Net Faktör Gelirler Toplamı GSMH (Alıcı Fiyatlarıyla) Kaynak : MB 2000 17,5 29,0 59,8 106,4 12,6 0,5 119,5 5,1 124,6 5,3 4,3 1,0 125,6 GSMH % Pay 14,0 23,1 47,6 84,7 10,1 0,4 95,2 4,0 99,2 4,2 3,4 0,8 100,0

GSYİH: harcama kalemleri (1)
( Katrilyon TL) ÖZEL NİHAİ TÜKETİM Gida-içki Dayanıklı Tüketim Malları Yarı Dayanıklı ve Dayanıksız Tük. Mal. Enerji-Ulastırma-Haberleşme Hizmetler Konut Sahipliği DEVLETİN NİHAİ TÜKETİM HARCAMALARI Maaş-Ücret Diger Cari GAYRİSAFİ SABİT SERMAYE OLUŞUMU Kamu Sektörü Makine Techizat Bina İnşaat Bina Dışı İnşaat Özel Sektör Makine Techizat Bina+Konut Insaati İÇ TALEP (stok değişmeleri hariç) Kaynak : MB 2000 89,1 32,6 12,7 12,3 15,8 9,5 6,2 17,5 12,6 4,9 27,8 7,5 2,0 2,1 3,4 20,4 11,8 8,6 134,5 GSMH % Pay 71,5 26,2 10,2 9,9 12,7 7,7 5,0 14,1 10,1 3,9 22,4 6,0 1,6 1,7 2,7 16,4 9,5 6,9 107,9

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

17

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

18

GSYİH: harcama kalemleri (2)
( Katrilyon TL) ÖZEL NİHAİ TÜKETİM DEVLETİN NİHAİ TÜKETİM HARCAMALARI GAYRİSAFİ SABİT SERMAYE OLUŞUMU İÇ TALEP (stok değişmeleri hariç) STOK DEĞİŞMELERİ Mal ve Hizmet İhracatı Mal ve Hizmet İthalatı NET İHRACAT GAYRİSAFİ YURTİÇİ HASILA (GSYİH) Istatistiki Hata GSYIH (İstatistiki Hata Çık.) Kaynak :MB 2000 89,1 17,5 27,8 134,5 2,7 30,0 -39,3 -9,3 127,8 -3,3 124,6 GSMH % Pay 71,5 14,1 22,4 107,9 2,2 24,0 -31,5 -7,5 102,6 -2,6 100,0

• Milli gelir muhasebesi daima cari fiyatla tutulur • Nominal GSMH mal ve hizmet üretimini o dönemde fiilen geçerli (cari) fiyatlarla hesaplar • Reel GSMH mal ve hizmet üretimini baz alınan yılın (sabit) fiyatları ile hesaplar • GSMH deflatörü nominal milli geliri sabit fiyatlarla milli gelire dönüştüren enflasyon ölçüsüdür • Halen 1987 yılı baz alınmakta, yani reel milli gelir 1987 fiyatları ile hesaplanmaktadır • Dönemler arası karşılaştırmalarda reel GSMH kullanılır

Reel ve nominal GSMH

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

19

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

20

Nominal ve reel GSYİH
Nominal GSYİH (Triyon TL) 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 Kaynak: MB 75 129 227 393 630 1093 1982 3868 7762 14772 28836 52225 77415 124583 72,9 75,9 72,9 60,3 73,5 81,3 95,2 100,7 90,3 95,2 81,1 48,2 60,9 % Değişim İndeks 100 173 304 526 843 1.463 2.652 5.177 10.388 19.769 38.591 69.892 103.604 166.729 69,7 75,5 57,6 59,2 63,5 67,4 107,3 87,2 78,0 81,2 75,3 55,8 50,9 GSMH Deflatör Reel GSYİH 75 76 76 84 84 89 97 91 98 105 113 116 111 119 2,1 0,3 9,3 0,9 6,0 8,0 -5,5 7,2 7,0 7,5 3,1 -4,7 7,4 % İndeks 100 102 102 112 113 120 129 122 131 140 151 155 148 159 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 (Trilyon TL) Değişim

GSYİH ve GSMH: TL ve US$
Nominal GSYİ H Faktör Gelirleri (Trilyon TL) 75 129 227 393 630 1.093 1.982 3.868 7.762 14.772 28.836 52.225 77.415 124.583 0,3 -0,05 3,0 4,1 4,3 10 15 19 92 206 557 1.293 868 1.013 75 129 230 397 634 1.104 1.997 3.888 7.855 14.978 29.393 53.518 78.283 125.596 GSMH Ortalama $/TL 860 1.434 2.124 2.609 4.180 6.881 11.047 29.818 45.846 81.591 152.438 261.675 421.076 625.208 GSMH 87 90 107 151 151 159 179 130 169 181 189 200 184 199 3,7 18,8 40,8 0,1 5,4 12,9 -27,7 30,5 6,9 4,5 5,5 -7,9 8,4 % 100 104 123 173 173 183 206 149 195 208 218 230 211 229 (Milyar $) Değ i şim İ ndeks

Kaynak : MB

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

21

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

22

• Uluslararası karşılaştırmalarda GSYİH’nın nüfusa bölünmesi sonucu elde edilen kişi başına GSYİH kullanılır • Mal ve hizmetlerin fiyatlarında ülkeden ülkeye görülen farklılıklar uluslararası karşılaştırmalarda ek sorunlar yaratır • Bir yöntem nominal GSYİH’nin cari döviz kuruna bölünerek dolara çevrilmesidir • Daha gerçekçi yöntem ülkelerde aynı mal ve hizmetlerden oluşan bir sepetin maliyetine bakmaktır • Satın Alma Gücü Paritesi (Purchasing Power Parity – PPP) Dünya Bankası tarafından hesaplanır

Uluslararası karşılaştırmalar

Dünya: kişi başına GSMH
kişi başına dolar, 2000 ABD Japonya Almanya Yunanistan Arjantin Meksika Rusya Brezilya Türkiye Çin Mısır Hindistan Pakistan Bangladex Nijerya Kaynak: World Bank Gayrisafi Milli Gelir PPP (1) 34.260 26.460 25.010 16.940 12.090 8.810 8.030 7.320 7.030 3.940 3.690 2.390 1.960 1.650 790 GSMG- PPP ABD % 'si 100 77 73 49 35 26 23 21 21 12 11 7 6 5 2 Gayri Safi Milli Gelir (2) 34.260 34.210 25.050 11.960 7.440 5.080 1.660 3.570 3.090 840 1.490 460 470 380 260 (1) / (2) % 100 77 100 142 163 173 484 205 228 469 248 520 417 434 304

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

23

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

24

Fiyat endeksleri
• Enflasyon fiyat endeksleri tarafından ölçülür • Çok sayıda bağımsız bölümden oluşan bir bütündeki değişimi ölçmek için endeksler kullanılır • Farklı unsurlara belirli ağırlıklar verilerek bir sepet oluşturulur ve sepetin değeri izlenir • Tüketici Fiyatları Endeksi – TÜFE – ve Toptan Eşya Fiyatları Endeksi – TEFE – en önemli endekslerdir • 1994 baz yıldır • Aylık, yıllık (son oniki aylık), yıl sonu ve ortalama (son oniki ay yıllık ortalaması) şeklinde izlenir
TÜFE Gıda İçki Giyim Konut Ev Eşyası Sağlık Ulaştırma Eğlence Eğitim Lokanta Diğer

TÜFE’nin bileşimi
AĞIRLIK (% ) 100 31,1 9,7 25,8 9,3 2,8 9,3 2,9 1,6 3,1 4,4

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

25

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

26

TEFE-TÜFE farkı
• TEFE firma girdileri düzeyinde enflasyonu ölçer • Dört ana kalemi vardır: Tarım (22.2 %), Madencilik (2.5 %), İmalat Sanayi (71.1 %) and ElektrikGaz-Su (4.2 %) • Diğer ülkelerde Üretici Fiyatları Endeksi kullanılır • TÜFE’de tüketicinin satın aldığı nihai ürünler, TEFE’de ara mal ve girdiler vardır • Gömlek, pantalon TÜFE’de, kumaş, iplik TEFE’dedir • TÜFE’nin yarısından fazlası hizmetler ve kiradır, TEFE’de hizmet ve kira yoktur • TEFE ne ölçtüğü daha belirsiz bir endekstir
15 12 9 6 3 0

%

Aylık TEFE ve TÜFE

Oca.98 Tem.98 Oca.99 Tem.99 Oca.00 Tem.00 Oca.01 Tem.01 Oca.02

CPI

WPI

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

27

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

28

% 105 95 85 75 65 55 45 35

Yıllık TEFE ve TÜFE
125

Ortalama ve yıllık TÜFE
%

100

75

50

25 Oca.98 Tem.98 Oca.99 Tem.99 Oca.00 Tem.00 Oca.01 Tem.01 Oca.02

25 1987 1989 1991 1993 1995 1997 1999 2001
CPI Annual CPI -Average

CPI -Annual

WPI-Annual

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

29

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

30

TÜFE: Şubat 2000 ayrıntılar
EN YÜKSEK ARTIŞ DOMATES PORTAKAL ELMA KIVIRCIK ŞANS OYUNLARI MASRAFLARI YUMURTA BİR BARDAK ÇAY OTOBÜS ÜCRETİ ODUN ÜCRETİ BİSKÜVİ KAĞIT MENDİL EV TEMİZLİK SABUNLARI HAMBURGER EV KİRASI TUVALET KAĞIDI POĞAÇA ANAHTAR YAPTIRMA ÜCRETİ SICAK YEMEKLER KAĞITLI ŞEKER BEYAZ PEYNİR AYLIK % 48,5 28,6 24,1 14,2 11,1 10,1 7,3 6,1 5,6 4,4 4,0 3,5 3,3 3,2 3,1 2,7 2,6 2,3 2,2 2,1 YILLIK % 250,2 110,1 131,9 374,5 25,3 172,3 69,0 63,4 75,3 73,1 103,0 90,7 44,6 38,7 114,9 60,1 81,7 37,5 101,0 41,9 EN DÜŞÜK ARTIŞ BADANACI VE BOYACI ÜCRETİ PAMUK KANAPE VE DİVAN BELEDİYE SUYU TOZ ŞEKER TAVUK ETİ OTOMOBİL BUĞDAY UNU BELEDİYE OTOBÜSÜ ÜCRETİ LAHANA MAZOT KALORİFER YAKIT ÜCRETİ LİMON AYAKKABI İLAÇLAR BOT KAZAK DOĞALGAZ TAKIM ELBİSE PANTALON AYLIK % 1,7 1,7 1,4 1,3 1,0 0,9 0,8 0,7 0,5 0,5 0,2 0,1 -1,5 -2,1 -4,7 -4,8 -5,8 -5,8 -6,2 -6,5 YILLIK % 53,5 107,9 43,5 76,0 147,1 76,2 92,1 130,0 81,7 430,5 106,5 132,9 16,8 66,7 68,8 70,3 68,0 80,5 63,6 57,8

TEFE: Şubat 2000 ayrıntılar
EN YÜKSEK ARTIŞ MARUL TAZE FASULYE TÜTÜN SİVRİ BİBER DOMATES YUMURTA ZİRAİ MÜCADELE İLAÇLARI BUHAR VE KALORİFER KAZANI CAM ÇUBUK-CAM PROFİL TEMİZLEME TOZLARI HAVALANDIRMA VE KLİMA CİHAZ DÜZ CAM (PENCERE, SERA CAMI) BİSKÜVİ BÜYÜKBAŞ-KÜÇÜKBAŞ HAY. YEM İZOLE TUĞLA (YALITIM TUĞLASI) HAM PETROL TAŞKÖMÜRÜ TEMİZLİK KAĞITLARI ÇIPLAK BAKIR TEL (6mm ALTINDA) AYLIK % 42,4 41,9 35,7 34,8 28,7 14,8 14,3 12,9 12,5 11,5 10,9 9,9 6,8 6,0 5,5 5,3 5,2 4,4 3,0 YILLIK % 273,6 120,8 69,0 80,0 131,2 180,5 210,5 90,2 107,7 118,8 323,8 160,8 79,6 79,5 47,8 51,5 110,3 114,5 69,5 EN AZ ARTIŞ SÜPER BENZİN ÇİKOLATALAR BELEDİYE SUYU MOTORİN HORTUMLAR KALORİFER YAKITI BUĞDAY UNU LPG TÜPLERİ (EV TİPİ) SELÜLOZİK BOYALAR KANATLI HAYVAN YEMİ KÜTÜKLER TUTKAL MARGARİNLER AKRİLİK ELYAF YÜKSEK YOĞUNLUK POLİETİLEN İNSAN SAĞ. KUL. İLAÇLAR DOĞALGAZ AMONYUM SÜLFAT % 21 N GLİSERİN AYLIK % YILLIK % 2,3 2,1 1,6 1,2 1,1 0,7 -0,1 -0,2 -0,3 -0,9 -1,4 -1,7 -1,8 -2,2 -2,7 -7,2 -10,0 -10,6 -12,1 116,3 69,1 113,7 111,6 74,9 139,4 120,4 85,5 70,3 90,8 107,2 149,5 108,0 63,0 36,4 70,5 71,2 76,7 37,4

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

31

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

32

Ölçme sorunları
• Sepet gerçek durumu temsil etmeyebilir – 1994 kriz yılı idi – TÜFE’de kira payı çok yüksektir – Tarım ürünleri TEFE’ye gereksiz volatilite getiriyor • İkame etkisi: nisbi fiyat değişince daha ucuz mal tercih edilir • Yeni mallar: cep telefonu, bilgisayar yoktur • Kalite artışı: beraberinde gelen fiyat artışından ayırdedilmelidir • ABD için uzun dönemde TÜFE’nin enflasyonu % 0.5-2 arasında yüksek gösterdiği hesaplanmıştır
125

%

TÜFE, TEFE ve GSMH deflatörü

100

75

50

25 1987 1989 1991 1993 1995 1997 1999

TÜFE-ort

TEFE-ort.

GSYİH DEFLATÖR

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

33

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

34

Üretim ve büyüme REEL EKONOMİ
Büyüme, Yatırım, İstihdam
İkinci Bölüm • Ülkeler arasında hayat standardında çok büyük farklar olduğunu kolayca gözlemliyoruz • Keza, aynı ülkenin de zaman içinde hayat standardında büyük değişmeler olabilmektedir • Zenginliğin kökeninde ekonomik büyüme ve verimlilik artışları yatmaktadır • Bugün fakir ülkeler arasında kişi başına geliri zengin ülkelerin 19uncu yüzyıl sonundaki düzeyine ulaşamayanlar mevcuttur • Bazı ülkeler hızla zenginleşmiş (Japonya), diğerleri ise zaman içinde gerilemiştir • Dünya deneyimi öğreticidir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

35

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

36

Dünyada büyüme
Kişi Başına 1900 Kişi Başına 1997 Büyüme yılı Reel GSYİH yılı hızı Reel GSYİH ÜLKE DÖNEM (başlangıç) sıralama (son) sıralama (%) Japonya 1890 - 1997 1.196 6 23.400 2 2,82 Brezilya 1900 - 1997 619 10 6.240 9 2,41 Meksika 1900 - 1997 922 7 8.120 7 2,27 Türkiye 1927 - 1997 1.287 8 6.430 8 2,11 Almanya 1870 - 1997 1.738 5 21.300 4 1,99 Kanada 1870 - 1997 1.890 3 21.860 3 1,95 Çin 1900 - 1997 570 12 3.570 10 1,91 Arjantin 1900 - 1997 1.824 4 9.950 6 1,76 Amerika 1870 - 1997 3.188 2 28.740 1 1,75 İndonezya 1900 - 1997 708 9 3.450 11 1,65 Hindistan 1900 - 1997 537 13 1.950 12 1,34 İngiltere 1870 - 1997 3.826 1 20.520 5 1,33 Pakistan 1900 - 1997 587 11 1.590 13 1,03 Bangladeş 1900 - 1997 495 14 1.050 14 0,78 1997 US$ Fiyatlarıyla (Satın alma gücü paritesi)

Kişi başına GSMH: eğilimler
26000 21000 16000 11000 6000 1000

1927

1937
Japan

1947
Turkey

1957
Germany

1967

1977
US

1987
UK

1997

Argentina

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

37

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

38

Türkiye’de ekonomik büyüme
• 1923 öncesi için güvenilir ve anlamlı veri yoktur • 1923-2000 arası (78 yıl) Türkiye’nin ortalama GSMH büyüme hızı % 4.5’tur • Ancak nüfus da yıllık ortalama % 2.3 artmıştır • Kişi başına reel milli gelirin uzun dönem ortalama büyüme hızı % 2.1’dir • Türkiye, Japonya, Kore, Tayvan gibi “ekonomik mucize” yaratmamıştır • Arjantin, İngiltere gibi nisbi gerileme yaşamamıştır • Pakistan, Bangladeş gibi ekonomisi durağan kalmamıştır • Ayrıntılar bir sonraki tablodadır
1923-2000 1927-2000 1927-1950 1927-1939 1939-1945 1945-1950 1950-2000 1950-1960 1960-1970 1970-1980 1980-1990 1990-2001

Türkiye: büyüme performansı
Dönem GSMH
4,5% 4,5% 2,6% 6,5% -6,0% 6,3% 4,8% 5,8% 6,0% 4,4% 5,3% 3,2%

Nüfus
NA 2,3% 1,8% 2,1% 1,2% 2,1% 2,4% 2,8% 2,5% 2,3% 2,4% 2,2%

Kişi Başına GSMH
NA 2,1% 0,8% 4,3% -7,2% 4,0% 2,3% 2,9% 3,4% 2,0% 2,8% 1,0%

Yorum
Nüfus verileri 1927'de başlıyor Savaş yılları dahildir Savaş yılları dahil Yeniden inşa ve devletçilir Savaşın ekonomik faturası Savaş sonrası toparlanma Demokrasi, darbe, kriz, vs. DP ekonomiyi dönüştürüyor Demirel ve planlı ekonomi Popülizm ve kriz Özal ekonomiyi dışa açıyor İsraf edilen onyıl

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

39

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

40

Türkiye: kişi başına reel GSMH
8.000 7.000 6.000 5.000 4.000 3.000 2.000 1.000 1927 1937 1947 1957 1967 1977 1987 1997
Sabit 2000 fiyatları (PPP USDollars)

Verimlilik ve zenginlik
• Zenginliği belirleyen verimliliktir • Verimlilik bir işçinin bir zaman biriminde (saat, hafta, vs.) ürettiği fiziki mal ve hizmet miktarını ölçer • Kişi başına yüksek milli gelire sahip ülkeler tanım icabı yüksek verimliliğe de sahiptir • GSMH’nın hızlı büyümesi verimliliğin hızlı büyümesi ile özdeştir • Verimlilik ne üretildiğine değil, ne kadar etkin üretildiğine bağlıdır çünkü mühim olan kişi başına yüksek katma değer üretebilmektir • İsviçre, Danimarka örneklerini hatırlayın

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

41

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

42

Üretim fonksiyonu
• Üretimde kullanılan girdiler ile ürün miktarı arasındaki ilişkiyi üretim fonksiyonu tasvir eder Y = A F ( L, K, H, N ) Y = ürün miktarı A = üretim teknolojisi L = emek miktarı K = fiziki sermaye miktarı H = insan sermayesi N = doğal kaynak miktarı • F girdilerin nasıl birleştiğini gösteren üretim fonksiyonudur • Makroiktisatta ölçeğe göre sabit getiri varsayılır

Devlet ve büyüme
• Uzun dönem büyüme hızları kamu politikaları ile çok yakından ilgilidir • Bazı önemli politikalar şunlardır: – Tasarruf ve yatırımın teşvik edilmesi (K) – Eğitim ve insan sermayesinin teşviki (H) – Mülkiyet hakları ve siyasi istikrar (A, F) – Yabancı sermayenin cezbedilmesi (K, A) – Nüfus artışının denetlenmesi (L) – İhracata yönelik büyüme (A) – Araştırma ve teknolojinin teşviki (A) – Fiyat istikrarı (hepsi)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

43

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

44

Tasarruf ve büyüme
Kişi Başına GSYİH ortalama büyüme oranı (% ) Güney Kore Singapur Japonya İsrail Kanada Brezilya Batı Almanya Meksika Türkiye İngiltere Nijerya ABD Hindistan Bangladeş Şili Ruvanda 1960-91 ( % ) 7,0 6,7 5,4 3,3 2,7 2,6 2,6 2,4 2,3 2,1 2,0 1,9 1,5 1,4 1,3 1,2 Yatırımların GSYİH içindeki payı 1960-91 ( % ) 24,0 32,0 34,0 26,0 24,0 19,0 27,0 16,0 20,6 18,0 13,0 22,0 14,0 4,0 20,0 4,0

Sermaye birikimi ve mali sistem
• Büyüme için sermaye birikimi, sermaye birikimi için yatırım, yatırım için tasarrufları yatırıma kanalize edecek olan mali sistem gereklidir • Makroekonominin özü, bir ekonomide tasarruf yapanlarla yatırım yapanların aynı kişiler olmaması yatar • Mali sistem, ekonomideki tasarruf ve yatırım kararlarının eşgüdümünü sağlar • Mali sistemi üç bölümde ele alabiliriz:: – Mali piyasalar – Mali aracı kurumlar – Denetleyen kamu kurumları

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

45

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

46

• • • •

Mali piyasalar: tahvil ve hisse senedi piyasalarıdır Piyasada alınıp satılan menkul değerlerle çalışır Mali aracı kurumlar: bankalar ve yatırım fonlarıdır Tasarruf yapanla yatırım yapan arasında aracılık yaparlar • Para gibi çok hassas bir ürün söz konusu olduğundan, dünyanın her yerinde mali sistem sıkı düzenlemelere tabidir • Kamu kurumları: Merkez Bankası, Hazine, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu • Kamu kurumları mali sistemin düzgün işleyişi gözetler

Mali sistemin bölümleri

Nüfus ve istihdam
• Nüfusun çalışabilir yaştaki bölümüne (15-65 yaş arası) yetişkin nüfus denir • Emek gücü, issizler de dahil olmak üzere mal ve hizmet üretimi için emeklerini arzeden insanlardan oluşur • İstihdam artı işsizlik emek gücünü verir • Emek gücüne katılma oranı emek gücünün yetişkin nüfusa oranıdır • Gelişmiş ülkelerde emek gücüne katılma oranı daha yüksektir • Daha çok kadının çalışması temel nedendir • Nüfus artışı düşük ülkelerde yetişkin nüfusun toplam nüfusa oranı daha yüksektir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

47

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

48

Uluslararası karşılaştırmalar
(Milyon) Toplam Nüfus Erişkin Nüfus İşgücü İşgücü/Toplam Nüfus Katılım Oranı Kadın İşgücü Oranı Türkiye ABD Almanya Japonya Hindistan Turkey* 64 41 29 45% 71% 36% 268 175 65% 136 51% 78% 46% 82 56 68% 41 50% 73% 42% 126 87 69% 67 53% 77% 41% 961 587 61% 416 43% 71% 32% 64 41 64% 22 34% 54% -

Erişkin Nüfus/Toplam Nüfus 64%

Bütün sayılar World Bank 1997; son sütun (*işaretli) DIE

• Gelişmiş ülkelerin bir diğer özelliği emek gücünde ücret ve maaşla çalışanların oranının % 90’lara varmasıdır • ABD, Almanya, vs. sanayi ülkelerinde nüfusun % 10’undan az kısmı kendi işinde çalışan yada işveren statüsündedir • Türkiye’de istihdamın yapısı çok farklıdır • Ücret ve maaşla çalışanlar, geçici işçiler de dahil, istihdamın sadece % 45’ini oluşturur • Kendi işinde çalışan, aile işletmesinde ücretsiz çalışan ve işverenler ise istihdamın % 55’idir • İşsizlik kavramının Türkiye’de gelişmiş ülkelerden farklı algılanmasının geri planı budur

İstihdamın yapısı

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

49

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

50

Türkiye: nüfusun dağılımı
Ücretli Yevmiyeli

Türkiye’de sivil istihdam
millions Ücretsiz Aile İşçisi Kendi Hesabına Çalışan 5,1 5,1 7,3 1,8 1,1 20,4 millions 8,3 0,2 3,4 0,1 1,3 2,8 0,9 0,5 2,9 % 25% 25% 36% 9% 5% 100% % 41% 1% 17% 0% 6% 14% 4% 2% 14%

İstihdam (20.4 milyon) yetişkin nüfus (41 milyon) İşsizler (1.6 milyon)

Emek gücü (22 milyon)

İşveren Toplam Sivil İşgücü Sektörel Tarım, Ormancılık, Avcılık ve Balıkçılık Madencilik ve Taşocaklığı İmalat Sanayi Elektrik, Gaz ve Su İnşaat ve Bayındırlık İşleri

Emek gücü dışında (19 milyon=

Toptan ve Perakende Ticaret, Lokanta ve Oteller Ulaştırma, Haberleşme ve Depolama Mali Kurumlar Toplum hizmetleri

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

51

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

52

• İktisatçılar dört işsizlik türünü ayırdederler – Yapısal işsizlik – Gizli işsizlik – Konjonktürel işsizlik – Geçici işsizlik • İlki sermaye yada insan sermayesi yetersizliğinden kaynaklanır • Kısa dönemde sadece makro politikalarla çözülmez • İkincisi çok düşük verimli istihdamdır • Makroiktisatta önemli olan konjonktürel işsizliktir • Büyüme ile birebir ilişkisi vardır • Tam istihdamı sağlamış ekonomilerde bile bir miktar geçici işsizlik mutlaka olur

İşsizlik türleri

Neden işsizlik olur?
• Piyasa sisteminde işsizliğin neden ve nasıl oluştuğu çok tartışmaya yol açmıştır • Teorik olarak, işsizlik halinde ücretlerin düşmesi ve emek piyasasının dengeye gelmesi gerekir • Ama gerçek hayatta böyle olmaz • Reel ücretin düşmesine rağmen iş bulamayanlar kalır • Makroiktisat emek piyasası için “esneklik” ve “rijidite” kavramlarını kullanır • Yapışkan ücretler (tersi esnek ücretler) yada yapışkan fiyatlar (tersi esnek fiyatlar) makroekonomik dalgalanmaların açıklanmasında önemli rol oynayan kavramlardır

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

53

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

54

GELİR VE HARCAMA TEORİSİ
İlk model: Klasikler ve Keynes
Üçüncü Bölüm

• İktisadi olayların karmaşıklığı teoriyi soyut modeller üstünde çalışmaya mecbur eder • Böylece nisbeten basit kavramsal yapılar aracılığı ile temel ilişkiler açığa çıkartılır • Gerçeğe yaklaşmak için kısıtlayıcı varsayımlar adım adım gevşetilir • İlk modelimizde şu varsayımları yapacağız: – Enflasyon yoktur ve olması söz konusu değildir; yani reel ve nominal ayırımı gereksizdir – Ekonomi dışa kapalıdır: dış ticaret, sermaye hareketi, döviz kuru yoktur – Hatta, devlet yoktur

Model ve gerçek

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

55

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

56

Milli gelir özdeşliği
• GSYİH’nın aynı anda ekonominin toplam gelirini ve toplam harcamaları yansıttığını hatırlayalım Y = C + I + G + NX Y = C + S + T + NX • Kapalı ekonomide Net İhracat kalemi düşer Y=C+ I+G Y=C+S+T • Devleti de soyutlayınca işler iyice basitleşir Y=C+ I Y=C+S • Bu basit ilişkiden yola çıkacağız

Tasarruf = Yatırım
• Çevrisel akımın düzgün işleyici için kazanılan gelirin tümünün harcanması gerekir • Tüketim her iki denklemde varolduğuna göre, tanım icabı bu eşitlik yatırım harcamalarının tam tasarruf kadar olması ile mümkündür S=I • Halbuki, tasarruf ve yatırım kararları farklı ekonomik aktörler tarafından alınmaktadır • Makroiktisat teorisinin ilk ama en önemli sorusu budur: bir ekonomide yatırım harcamalarının tasarruflara eşit olmasına ne ve nasıl temin eder? • İki zıt hipotez vardır: Klasik ve Keynesyen

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

57

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

58

Klasikler: faiz haddi
• Klasik yaklaşım milli gelirin (Y) harcama kararlarından bağımsız şekilde sabit olduğunu kabul eder • Üretimi sermaye, emek, teknoloji, vs. (üretim fonksiyonu) belirler • Yatırımlar faiz haddinin (i) azalan bir fonksiyonudur: faizler düşünce yatırım harcamaları yükselir I=I(i) • Tasarruflar faiz haddinin artan bir fonksiyonudur: faiz yükselince tasarruflar artar S=S(i) • Tasarruf arzı ve yatırım talebi borçverilebilir fonlar piyasasında biraraya gelir • Faiz haddindeki değişmeler ekonomiyi dengeye getirir

Borçverilebilir fonlar piyasasında denge
Faiz haddi Tasarruf

5%

Yatırım

0

TL 1,200 trl.

Borçverilebilir Fonlar (trilyon TL)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

59

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

60

Tam istihdam kuraldır
• Modelin anlamı çok açıktır • Çevrisel akım daima düzgün işler çünkü tasarruflardaki bir artış yada yatırımlardaki bir azalış halinde faiz haddi düşecek ve tasarrufyatırım eşitliği sağlanacaktır • Bu durumda çevrisel akımda bir düzensizlik nedeni ile üretilebilecek milli gelirin talep yetersizliği yüzünden üretilememesi diye bir durum söz konusu değilidir • Ekonomi daima emek dahil tüm kaynaklarının tam kullanıldığı bir dengededir • Eksi büyüme yada yaygın işsizlik gibi durumlar varsa nedenleri başka yerlerde aranmalıdır

Keynes: eksik istihdam
• Keynes için üretim fonksiyonu sadece ekonominin üretim kapasitesini sınırlar; her hangi bir anda üretilen miktar ise talebe bağlıdır • Keynesyen modelde Y sabit değil değişkendir • Yatırım harcamaları müteşebbislerin yırtıcılığı, teknolojik değişim gibi dışsal nedenlerin etkisinde dışsal bir veri kabul edilir I=I • Tasarruflar milli gelirin artan bir fonksiyonudur (Y – C) = S = S ( Y ) • Her yatırım harcaması düzeyine, ona eşit tasarrufu sağlayacak milli gelir düzeyi tekabül eder • Denge noktasında pekala işsizlik olabilir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

61

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

62

Gelir-harcama modeli
• Tasarruf gelirin tüketilmeyen kısmıdır • Dolayısı ile tüketim fonksiyonu aslında tasarrufu belirler C = C ( Y ) = α + βY S = Y – C = - α + (1 - β ) Y • Dengede, ekonomideki toplam harcama (H) toplam gelire eşit olmak zorundadır H = (α + βY) + I = Y • Bu denklemi açınca Y = (α + I) x 1 / (1 - β ) • Milli gelir otonom harcamalara ve tüketim eğilimi tarafından belirlenir • 1 / (1 - β ) = Çarpan Katsayısıdır

Sayısal örnek
• Tüketim fonksiyonunun iki parametresi α = 10 TL ve β = 0.6 • Çarpan katsayısı 1 / ( 1 – 0.6 ) = 2.5 • I = 20 TL ise, Y = 75 TL; C = 55 TL; S = 20 TL • Tersinden gidip Y = 100 TL haline bakalım: bu durumda C = 70 TL ve S = 30 TL buluruz • Yani 100 TL gelir üretildiğinde sadece 90 TL harcama yapılmaktadır: ürettiklerini satamayan üreticiler mutlaka üretimi düşüreceklerdir • Y = 50 TL olsa, C = 40 TL ve S = 10 TL çıkar • Yani 50 TL gelir üretildiğinde 60 TL harcama gelmektedir; üretim artışı kaçınılmazdır

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

63

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

64

Gelir-harcama dengesi
Harcanan gelir H 75 TL genişletici açık C = 10 + 0.6 Y daraltıcı açık H = C + 20

Kim haklı?
• Uzun dönemde milli gelir verimlilik ve onu belirleyen üretim faktörleri tarafından kısıtlanır • Bunlar değişmeden sadece toplam talepte artış olması ekonominin daha fazla üretim yapmasına sağlayamaz • Kısa dönemde durum farklıdır; toplam talep yetersiz kalırsa ekonomi kapasitesinin altında üretim yapabilir • Bu takdirde talep artışı geliri de yükseltecektir • Klasik model uzun döneme ve genel duruma, Keynesyen analiz ise şu yada bu şekilde çevrisel akımın kırıldığı resesyon ve depresyon dönemlerine tekabül etmektedir

45O 50 TL 75 TL 100 TL Uretilen gelir Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

65

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

66

Modele devlet giriyor
• Şimdi modeli gerçekliğe doğru bir adım daha yaklaştırmak için devleti ekleyebiliriz • Devlet milli gelir özdeşliğine vergiler (T) ve kamu harcamaları (G) ile dahil olur Y=C+ I+G Y=C+S+T • Tasarruf-yatırım eşitliğini kullanarak I=Y–C–G I=S S=(Y–T–C)+(T–G) • Kamu ve özel tasarrufları ayıredebiliriz Sp = ( Y – T – C ) = özel tasarruf Sg = ( T – G ) = kamu tasarrufu

• Özel tasarruf: gelirden vergiler ve tüketim çıktıktan sonra kalan bölümdür • Kamu tasarrufu ikamu harcamaları yapıldıktan sonra kamuya kalan vergi gelirleridir
• ( T – G ) kamu bütçesi dengesidir: eğer bütçe açığı Sg = ( T – G ) Sp = ( Y – T – C )

Tasarruf: özel ve kamu

varsa Sg negatif olacaktır • Tasarruf daima yatırıma eşittir ama bütçenin dengesine göre özel tasarruf yatırıma eşit, küçük yada büyük olabilir
S=I+(G–T)

• Tanım icabı, kapalı ekonomide kamu açığı özel tasarruflarla karşılanır

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

67

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

68

Dünyada vergi gelirleri
Vergi gelirleri GSMH oranı % Fransa 38,8 İngiltere 33,7 İsrail 33,4 Almanya 29,4 Bulgaristan 25,1 Mısır 22,6 Brazilya 19,7 Yunanistan 19,7 ABD 19,3 Kanada 18,5 Rusya 17,4 Pakistan 15,3 Türkiye 15,2 Endonezya 14,7 Meksika 12,8 Hindistan 10,3

Türkiye: kamu maliyesi
• Konsolide bütçe: merkezi hükümet, yerel idareler ve ek bütçeye tabi kurumlar (üniversiteler, fonlar, vs) • Maalesef Türkiye’de hükümetlerin bütçe dışında önemli miktarda harcama yapma geleneği vardır (görev zararları, kamu işletme zararları, vs.) • Devletin ekonomideki payını ölçmenin bir yolu milli gelir serilerinde kamu tüketimi kalemine bakmaktır • Kamu tüketimi devletin tüm mal ve hizmet satınalmalarını kapsamaktadır • Fakat faiz, sosyal güvenlik kurumlarına ödemeler, teşvikler, vs. şeklindeki transfer harcamaları hariçtir

•Gelişmiş ülkeler vatandaşları daha çok vergi ödüyor •ABD’de vergi AB’den daha düşüktür •Türkiye’de vergi gelirleri gelişme düzeyine göre düşüktür

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

69

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

70

% 16 15 14 13 12 11 10 9 8 7 1987Q4

Kamu tüketiminin seyri

Bütçe kalemleri
• Faiz dışı denge: Gelirler – Faiz dışı harcamalar • Toplam harcama: Faiz dışı harcama + faiz ödemeleri • Genel bütçe dengesi: Gelirler – Toplam harcama • Türkiye’de çok uzun süredir konsolide kamu bütçesi açık vermektedir • Buna karşılık, faiz dışı denge her zaman ekside değildir • Önce kamu gelir ve harcamalarının GSMH’ya oranına bakacağız • Sonra her iki kalemin dağılımını göreceğiz

1989Q4

1991Q4

1993Q4

1995Q4

1997Q4

1999Q4

Kamu tüketimi/GSMH (cari fiyatlar)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

71

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

72

% 28 26 24 22 20 18 16 14 12 10 1986

Faiz-dışı bütçe ve GSYİH

Bütçe gelirlerinin dağılımı
% Toplam Bütçe Gelirleri Gelirden alınan vergiler Gelir vergisi Kurumlar vergisi Servetten alınan vergiler Mal ve hizmet. alınan vergiler KDV Petrol tüketim vergisi Diger vergiler Dış ticaretten alınan vergiler Diğer vergiler ve gelirler 1995 100,0 30,7 23,4 7,3 0,6 30,5 16,3 7,3 6,9 13,8 24,4 2000 100,0 31,4 18,9 12,5 1,0 34,0 15,0 9,8 9,2 12,8 20,7

1988

1990

1992

1994

1996

1998

2000

Non-interest expenditures / GDP

Revenues/GDP

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

73

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

74

Bütçe giderlerinin dağılımı
% Toplam harcamalar Personel Diğer cari Yatırım Faiz ödemeleri Dış borc İç (TL) borç KİT'lere transferler Diğer Transferler Faiz dışı denge Bütçe dengesi 1995 100,0 29,4 8,3 5,4 33,7 5,9 27,8 2,7 20,6 15,2 -18,5 2000 100,0 21,4 7,7 5,3 43,9 3,5 40,3 1,9 19,8 16,3 -27,6 Sept.01 100,0 19,1 4,3 3,8 53,9 3,9 50,0 1,6 17,3 20,2 -33,6
Gelirler

Bütçe giderlerinin dağılımı
(% ) Faiz dışı harcamalar Faiz dışı denge Personel Diğer cari Yatırımlar KİT'lere transferler Diğer transferler Faiz dışı harcamalar Personel Diğer cari Yatırımlar KİT'lere transferler Diğer transferler 1995 100,0 81,4 18,6 36,1 10,2 6,6 3,3 25,3 100,0 44,3 12,5 8,1 4,0 31,1 2000 100,0 77,5 22,5 29,6 10,7 7,3 2,6 27,3 100,0 38,2 13,8 9,4 3,4 35,2 Oct.01 100,0 70,6 29,4 28,9 7,2 6,2 2,2 26,1 100,0 41,0 10,2 8,7 3,2 36,9

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

75

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

76

• TL faiz ödemelerini enflasyon etkisinden arındırmak gerekir (enflasyon muhasebesi) • Nominal faiz haddine ve enflasyona bağlı olarak reel faiz ödemeleri daha düşüktür • Dolayısı ile reel (operasyonel) bütçe açığı daha küçüktür • İlk tabloda sadece konsolide bütçeye bakıyoruz • İkinci tablo bütçe dışı harcamaları ele alıyor • Üçüncü tablo toplam kamu kesimini gösteriyor • Dördüncü tablo kamu borcunu veriyor • GSMH yıllık ortalama enflasyonu, borç stoğu ise Aralık sonu fiyat düzeyini verdiğinden kamu borcu için de enflasyon düzeltmesi gereklidir

Kamu açığının hesaplanması

Konsolide bütçe dengesi
GSMH'nin %'si olarak Faiz dışı denge Net faiz ödemeleri Bütçe dengesi Enflasyon düzeltmesi Reel faiz ödemeleri Operasyonel bütçe dengesi 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 ortalama 2000 19994-2000

-2,5 4,4

3,5 7,8

3,4 7,8

1,3

-0,2

4,1

1,5

4,6

2,6 11,0 -8,4 6,6 4,4 -1,8 -

11,1 8,9

12,6 13,1 15,8

-6,9 -4,3 -4,4 -9,8 -9,1 -8,5 -11,6 -11,2 2,8 1,6 -4,1 4,5 3,3 0,2 3,9 3,9 5,0 6,1 7,7 1,2 8,4 4,2 7,6 5,5 9,2 6,6

-0,5 -4,8 -1,4 -0,1 -4,0 -2,0

Net kamu borcu (center GNP) 27,1 31,0 30,2 34,8 31,8 33,7 48,6 50,6

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

77

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

78

Bütçe-dışı denge
GSMH'nin %'si olarak Faiz dışı denge "görev zararları" Net faiz ödemeleri Bütçe-dışı dengesi Enflasyon düzeltmesi Reel faiz ödemeleri Operasyonel denge 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 average for 2000 19994-2000
Faiz dışı denge

Toplam kamu kesimi dengesi
GSMH'nın %'si olarak Konsolide bütçe Bütçe-dışı harcamalar Toplam kamu kesimi Faiz ödemeleri Net faiz ödemeleri Enflasyon düzeltmesi Reel faiz ödemeleri Toplam kamu kesimi Nominal denge Operasyonel denge Kamu borcu İçerilen reel faiz haddi Net kamu borcu (center-GNP) 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 ortalama 19994-2000

-3,1 -1,4 2,6 -4,8 -0,2 2,8 -5,0

-2,5 -1,1 2,3 -4,8 0,3 2,0 -4,4

0,4 -0,8 1,3 -0,8 1,0 0,3 0,2

-2,6 -1,9 0,8 -3,3 1,0 -0,2 -2,3

-1,8 -1,4 2,1 -4,0 2,5 -0,4 -1,5

-2,6 -1,2 3,8

-3,5 -1,6 9,0

-1,8 -1,2 6,1

-2,1 -1,3 3,6 -5,7 1,9 1,7 -3,5 -

-2,5 -3,1 -5,6 6,0 2,6 3,4

3,5 -2,5 1,0 10,1 4,8 5,3

3,4 0,4 3,9 9,1 4,9 4,2 -5,2 -0,3 13,9 30,2

1,3 -2,6 -1,3 11,9 6,0 5,9

-0,2 -1,8 -2,0 11,0 10,2 0,8

4,1 -2,6 1,6 16,4 11,5 4,9

1,5 -3,5 -2,0 22,1 9,7 12,4

4,6 -1,8 2,8 21,9 12,5 9,4

2,6 -2,1 0,6 14,6 8,5 6,1 -14,1 -5,3 -

-6,3 -12,5 -7,9 3,1 0,7 -3,2 2,1 6,9 -8,4 3,3 2,8 -4,6

-11,7 -9,1 -9,1 12,5 27,1 -4,2 17,1 31,0

-13,1 -13,1 -14,8 -24,1 -19,1 -7,1 17,0 34,8 -2,9 2,5 31,8 -3,3 14,5 33,7 -12,4 -6,6 25,5 48,6 18,6 50,6

Net kamu borcu (centerGNP) 27,1

31,0 30,2 34,8 31,8 33,7 48,6 50,6

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

79

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

80

Kamu borcu
% of GNP Merkezi Hükümet + TCMB TCMB net varlıkları Merkezi hükümet Dış borç İç borç Ödenmemiş görev zararları Nakit borç Nakit-dışı ve TCMB'ya TCMB elindeki devlet borcu Geri kalan kamu sektörü Dış borç Net iç borç Brüt kamu kesimi borcu Net kamu kesimi borcu Net kamu borcu (center-GNP) 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001

Kamu borcunun seyri
80 70 60 50 40 30 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001
%

30,7
1,1 38,8
20,5 18,3 0,7 6,9 12,0

37,8
-0,9 45,3
22,8 22,5 1,9 8,7 11,9

34,5
1,3 42,8
23,6 19,2 2,1 9,3 8,0

39,5
3,0 48,0
23,2 24,8 4,2 12,8 8,2

37,5
7,7 48,4
21,9 26,5 5,2 15,8 5,5

38,9
8,0 48,5
19,0 29,5 7,5 17,9 4,0

52,2
9,0 62,4
22,2 40,2 na na na

49,8
7,8 58,8
18,8 40,0 na na na

71,4
4,4 83,0
22,8 60,2 na na na

7,0

8,5

7,0

5,5

3,2

1,6

1,2

1,2

7,1

4,4
5,7 -1,3

6,9
6,8 0,1

6,7
6,9 ,0,2

7,0
6,5 0,5

5,4
5,9 -0,5

5,5
6,0 -0,5

8,7
6,6 2,1

8,6
5,5 3,1

7,1
7,0 0,1

41,9 35,1 27,1

52,3 44,7 31,0

49,3 41,3 30,2

55,5 46,5 34,8

53,3 42,9 31,8

53,5 44,5 33,7

70,1 61,0 48,6

67,4 58,4 50,6

90,1 78,5 67,9

Net Debt/GNP

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

81

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

82

• Klasik model borçverilebilir fonlar piyasası ve faiz haddi üstüne inşa edilmiştir • Şimdi tasarruf arzı kamu tasarrufunu da kapsar S=(Y–T–C)+(T–G) • Tasarruf gene faiz haddinin artan fonksiyonudur • Yatırım gene faiz haddinin azalan fonksiyonudur • Faiz haddi tasarruf ve yatırım miktarları arasındaki eşitliği sağlayarak çevrisel akımın düzenli akışını temin eder • Örneğin yatırımlarda bir artış faiz haddinin yükselmesi ile sonuçlanır • Bir yandan yüksek faiz özel tasarrufları arttırır • Diğer yandan bazı yatırımlardan vazgeçilir • Böylece tasarruf ve yatırım birbirine eşitlenir

Klasikler ve devlet

• Klasik modelin kamu dengesi ile ilgili çok önemli bir sonucu vardır • Kamu açığında ani bir artış varsayalım: toplam tasarruflar azalacaktır (tasarruf eğrisi sola kayar) • Bu durumda faiz yükselir • Yüksek faiz yatırımların düşmesine neden olur ve piyasa dengeye gelir • Kamu açığı özel yatırımları piyasadan kovmaktadır (crowding out) • Dikkat: yatırımlardaki düşüş kamu açığındaki artıştan daha küçük olacaktır • Çünkü yüksek faiz özel tasarrufu arttıracaktır • Klasik yaklaşım , yatırımları ve oradan büyümeyi engellediği için kamu açıklarına karşıdır

Kamu açığı ve “crowding out”

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

83

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

84

Kamu açığı ve crowding out
Faiz Haddi 6% 5% 2. ...denge faiz haddi yükseliyor... S2 S1 1. 500 TL bütçe açığı borçlanabilir fon arzını azaltıyor... Demand

TL 800 0 3. ...ve özel yatırımda kullanılabilecek kaynaklar azalıyor

TL 1,200

Borçverilebilir Fonlar (TL trilyon)

• Devlet Keynesyen modele kamu harcamaları G ve vergiler T yolu ile girer • Kamu harcamaları milli gelir düzeyinden bağımsız kabul edilir (otonom harcama) • Bu durumda toplam harcama şöyledir: H=C+I+G • Tüketim fonksiyonunun değişmediği kabul edilince, çarpan katsayısı ve üç bağımsız (otonom) harcama (α, I, G) denge milli gelirini belirler Y = (α + I + G ) x 1 / (1 - β ) • Modelin mantığı devletin eklenmesi ile değişmemektedir • Ekonomi talep kadar üretim yaparak dengeye gelmektedir

Keynes ve devlet

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

85

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

86

• Keynesyen analiz için kamu açığının etkisi klasiklerin tam zıttıdır • Ekonomide tasarruf fazlası nedeni ile kaynakların tam kullanılmadığını kabul edelim • Bu durumda kamu harcamalarındaki bir artış toplam harcamada (H) bir yükselmeye tekabül ettiğinden milli gelir (Y) artacaktır • Ek harcama çarpan katsayısı ile ek gelir yaratmakta, yani ek harcamayı finanse edecek olan ek tasarruf bizzat ek harcama sayesinde oluşmaktadır • Talep yetersizliği durumlarında Keynes’in bütçe açığı tavsiye etmesi bu analize dayanmaktadır • Modelde “crowding out” yoktur

Keynes ve kamu açığı

Harcanan gelir H Ho

Gelir-harcama dengesi
C+I+G C+I C

45O Yo Uretilen gelir Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

87

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

88

• Basit bir model aracılığı ile makroiktisatın bazı temel kavramlarını açıkladık • İki farklı yaklaşım birbirine zıt sonuçlara ulaşıyor • İktisatçıların büyük çoğunluğu her ikisini de kabul etme eğilimindedir • Klasik öğreti uzun dönemde ve ekonominin kapasite sınırında olduğu durumlarda geçerlidir • Keynesyen öğreti kısa dönemde ve ekonomide kullanılmayan kapasitenin varlığında anlamlıdır • Dikkat: gerçek ekonomiler çok daha karmaşıktır • Para ve enflasyon, dış denge, mali piyasalarda sorunlar, vs. daha gidilecek çok yol vardır • Artık paranın analizine geçebiliriz

İlk değerlendirme

PARA
Nereden gelir? Nereye gider?
Dördüncü Bölüm

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

89

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

90

• Ekonomik aktörlerin mal ve hizmet alım-satımında düzenli şekilde kullandıkları varlıklara “para” denir • Mal ve hizmet satanların ödeme aracı olarak kabul ettikleri her şey paradır • Tarih boyunca, işbölümü ve mübadele daima paranın keşfedilmesi ile sonuçlanmaşdır • Paranın üç ana işlevi vardır: – Mübadele aracıdır – Hesap birimidir – Servet saklama aracıdır • 20.inci yüzyıl başlarına kadar bu işlevleri bizzat kendilerinin değerli olan madenler ifa etmiştir (bakır, gümüş, altın)

Para nedir?

• Bugün para olarak kullanılan banknot ve bozuklukların kendi değerleri yok kadar azdır • Kanuni para (fiat money) devletin çıkardığı kanunlar sonucu mübadele aracı olarak kullanılır • Bütün dünya ekonomilerinin (ABD, AB, Japonya, vs.) paraları “kanuni para” statüsündedir • Bir ülke içinde yapılan ödemelerde o ülke parasını kabul etmek hukuki bir zorunluluktur (legal tender) • Türkiye’de Merkez Bankasının çıkardığı banknotları tüm ödemelerde kabul etmek zorundayız • Fiyatları başka herhangi bir şeye bağlayabiliriz (döviz, altın, mal, enflasyon, vs.) ama TL dışında bir ödeme aracı talep edemeyiz

Kanuni para

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

91

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

92

• Likidite kavramı paranın anlaşılmasını kolaylaştırır • Likidite, herhangi bir varlığın ekonominin mübadele aracına dönüşme kolaylığıdır • Tanım icabı, para en likit varlıktır: cebimizdeki banknotlar başka bir şeye dönüştürme gerekmeden ödeme aracıdır • Vadesiz mevduat ve likit fonlar da likit varlıklardır • Vadeli mevduat, borsada kote edilmiş hisse senetleri, yatırım fonları daha az likit varlıklardır • Gayrimenkul, borsada kote olmayan şirketlerde hisseler, hayat sigortası poliçeleri likit varlık değildirler

Likidite

Türkiye ekonomisinde para
• Likit varlıkların somut biçimi mevzuata bağlı olarak ülkeden ülkeye değişir • Türkiye’de beş farklı para tanımı yapabiliriz – Dolaşımdaki para (banknotlar ve bozukluklar) – Vadesiz mevduat hesapları (ticari ve tasarruf) – Vadeli mevduat hesapları – Döviz mevduat hesapları – REPO anlaşmaları (gecelik, haftalık, vs) • Yüksek ve dalgalı enflasyon sonucunda TL paranın üç işlevinden sadece ilkini ve kısmen yerine getirebilmektedir • TL’nin “dandik para” haline dönüşmesi ekonomik aktörleri dövizi para olarak kullanmaya itmiştir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

93

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

94

Para arzı tanımları
• Para arzı ekonomideki toplam kullanılabilir para miktadır • Hangi kategorinin içine dahil edildiğine bağlı olarak farklı ölçüler vardır - M0 = Dolaşımdaki para - Para tabanı (BM) = M0 + bankaların MB’deki mevduatı - M1 = BM + vadesiz mevduat - M2 = M1 + vadeli mevduat - M2Y = M2 + döviz tevdiat hesapları - M2Y+R = M2Y + Repo • En yaygın kullanılan Para Tabanı ve M2Y+R’dır

Türkiye’de para arzı
2001 (yıl sonu) (Katrilyon TL) (Milyar USD) M = Dolaşımdaki para BM = M + banka rezervleri M1 = BM + vadesiz mevduat M2 = M1 + vadeli mevduat M2Y = M2 + döviz mevduatı M2+R = M2 + Repo M2Y+R = M2Y + Repo 4,9 6,1 11,1 46,3 104,7 50,3 108,7 3,4 4,2 7,7 32,1 72,6 34,9 75,4

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

95

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

96

• Kanuni para, para basma tekelini elinde tutan kamu kuruluşları olan Merkez Bankalarını doğurmuştur • Kamu tekeli: para basmak dünyanın en karlı işidir • Cumhuriyet öncesinde, özel bir banka olan Osmanlı Bankası para basma tekeline sahipti • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 1930 yılında kuruldu ve 1932’de açıldı • Federal Reserve Board 1913’de kurulmuştur; ondan önce parayı ABD Hazinesi basıyordu • Buna karşılık Bank of England, Banque de France geçmişleri 18’inci yüzyıla giden kuruluşlardır • Merkez Bankaları para politikasını yapar, bankacılık sistemini denetler, döviz rezervini tutar

Merkez Bankası

• Genel Kurul yılda bir kez toplanır (Hazine ağırlıklı) • Banka Meclisi Genel Kurul tarafından seçilir • Guvernör yada Başkan Hükümet tarafından beş yıl için seçilen bankanın tepe yöneticisidir • Para Politikası Kurulu yakın geçmişte para politikasını belirlemek üzere tesis edilmiştir • TCMB hukuken para politikasını belirlemekte hükümetten bağımsızdır • TCMB Bilançosu parasal gelişmeleri özetler • Varlık ve yükümlülükleri TL yada döviz cinsinden olabilir • Dolaşımdaki para TCMB’nın yükümlülüğüdür (borcudur)

TCMB

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

97

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

98

MB bilançosu: kalemler
A.VARLIKLAR A.1-DIS VARLIKLAR A.2-IC VARLIKLAR A.2-a-Nakit Islemler A.2-aa-Hazine Borclari A.2-aa-i-Bankamiz Portfoyu A.2-aa-i-a-5 Kasim 2001 Oncesi DIBS A.2-aa-i-b-Ikincil Piyasadan Alinan DIBS A.2-aa-ii-Diger
P.YUKUMLULUKLER P.1-TOPLAM DOVIZ YUKUMLULUKLERI P.1-a-Dis Yukumlulukler P.1-b-Ic Yukumlulukler P.1-ba-Doviz Olarak Takip Olunan Mevduat P.1-bb-Bankalarin Doviz Mevduati P.2-MERKEZ BANKASI PARASI P.2-A-REZERV PARA P.2-Aa-Emisyon P.2-Ab-Bankalar Mevduati P.2-Aba-Bankalar Zorunlu Karsiliklari

TCMB: varlıklar
(Katrilyon TL) A.VARLIKLAR A.1-DIŞ VARLIKLAR A.2-İÇ VARLIKLAR A.2-a-Nakit İşlemler A.2-aa-Hazine Borçları A.2-ac-TSMF'ye Kullandırılan Krediler A.2-aa-i-MB Portföyü A.2-aa-i-1- 5 Kasım 2001 öncesi DİBS A.2-aa-i-2-İkincil Piyasadan alınan DİBS A.2-aa-ii-Diğer A.2-ab-Bankacılık Sekt. Açılan Nalit Krediler A.2-ac-Diğer Kalemler A.2-b-Değerleme Hesabı A.2-c-IMF Acil Yardım Takip Hesabı Mar.01 54,0 33,7 20,3 20,5 28,5 0,8 28,6 28,5 0,5 -0,5 0,1 -8,8 -0,4 0,2 % 100 % 62 % 38 % 38 % 53 %1 % 53 % 53 %1 -% 1 %0 -% 16 -% 1 %0 Şub.01 54,6 33,7 20,9 21,1 29,4 0,8 29,5 29,4 1,0 -0,5 0,1 -9,1 -4,3 0,2 % Değişim -1,2 -0,2 -2,8 -3,0 -3,2 0,0 -3,2 -3,0 -52,6 10,0 -3,3 -91,5 0,0

A.2-ab-Bankacilik Sektorune Acilan Nakit Krediler P.2-Abb-Bankalar serbest Imkani A.2-ac-TMSF'na Kullandirilan Krediler A.2-ad-Diger Kalemler A.2-b-Degerleme Hesabi A.2-c-IMF Acil Yardim Takip Hesabi(Hazine)
P.2-Ac-Fon hesaplari P.2-Ad-Banka Disi Kesimin Mevduati P.2-B-DIGER MERKEZ BANKASI PARASI P.2-Ba-Acik Piyasa Islemleri P.2-Bb-Kamunun TL Mevduati

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

99

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

100

TCMB: yükümlülükler
(Katrilyon TL) P.YÜKÜMLÜLÜKLER P.1-TOPLAM DIŞ YÜKÜMLÜLÜKLER P.1-a-Dış Yükümlülükler P.1-b-İç Yükümlülükler P.1-ba-Döviz olarak Takip Olunan Mevduat P.1-bb-Bankaların Döviz Mevduatı P.2-MERKEZ BANKASI PARASI P.2-A-REZERV PARA P.2-Aa-Emisyon P.2-Ab-Bankalar Mevduatı P.2-Aba-Bankalar Zorunlu Karşılıkları P.2-Abb-Bankalar Serbest İmkanı P.2-Ac-Fon Hesapları P.2-Ad-Banka Dışı Kesimin Mevduatı P.2-B-DİĞER MERKEZ BANKASI PARASI P.2-Ba-Açık Piyasa İşlemleri P.2-Bb-Kamunun TL Mevduatı Mar.02 54,0 38,1 26,5 11,5 2,7 8,9 15,9 8,5 5,6 2,8 1,8 1,0 1,7 0,0 7,4 6,2 1,2 % 100 % 71 % 49 % 21 %5 % 16 % 29 % 16 % 10 %5 %3 %2 %3 %0 % 14 % 11 %2 Sub.02 54,6 40,5 28,0 12,4 3,6 8,8 14,1 8,7 5,7 2,7 1,7 1,0 0,2 0,0 5,4 4,7 0,7 % Değişim -1,2 -6,0 -5,4 -7,3 -26,0 0,3 12,6 -1,9 -3,1 0,8 3,3 -3,4 913,1 -23,1 35,6 30,9 66,2

TCMB: uzun dönem
(MİLYAR USD) VARLIKLAR Dış Varlıklar İç Varlıklar TOPLAM DÖVİZ YÜKÜMLÜLÜKLERİ Diş Yükümlülükler İç Yükümlülükler MERKEZ BANKASI PARASI (%) İç Varlıklar / Toplam Varlıklar Yabancı Varlıklar / Toplam Varlıklar Net İç Varlıklar / MBP Kaynak : MB 63,4 36,6 16,0 46,9 53,1 30,7 33,3 66,7 13,4 24,0 76,0 4,0 7,7 92,3 -0,3 -4,2 104,2 -0,4 -11,6 111,6 0,4 -7,4 107,4 -0,5 42,9 57,1 10,9 1989 21,2 7,8 13,5 13,2 9,0 4,2 8,0 1994 18,1 9,6 8,5 13,0 10,2 2,8 5,1 1995 23,3 15,5 7,8 17,6 12,9 4,7 5,7 1996 24,9 19,0 6,0 18,4 13,1 5,3 6,6 1997 22,9 21,1 1,8 19,7 12,4 7,3 3,2 1998 22,0 22,9 -0,9 20,3 13,7 6,5 1,7 1999 24,0 26,8 -2,8 21,1 12,4 8,7 2,9 2000 22,5 24,2 -1,7 21,1 12,9 8,2 1,5 2001 41,6 23,8 17,9 34,8 25,5 9,3 6,8

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

101

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

102

Dünya: MB bilançoları
MİLYAR USD Varlıklar 614 Döviz Varlıkları (altın dahil & SDR) 27 İç Varlıklar 587 Yükümlülükler 614 Döviz Yükümlülükleri 0 İç Yükümlülükler 614 Dolaşımdaki Para 563 Karşılaştırma GSMH (2000 yılı) 9646 Varlıklar / GSMH (%) 6,4% Dolaşımdaki Para / GSMH (%) 5,8% FX Liabilities/Yükümlülükler (%) 0,0% Dolaşımdaki Para/Yükümlülükler (%) 91,7% 2000 yılı sonu itibarıyla ABD Bank Euro Federal of area Rezerv Japan ECB 919 30 889 919 0 919 468 4.337 21,2% 10,8% 0,0% 50,9% 835 397 438 835 13 822 371 6780 12,3% 5,5% 1,6% 44,4% Germany Bundes Bank 257 94 163 257 0 257 134 2058 12,5% 6,5% 0,0% 52,1% TCMB 42 24 18 42 35 7 3,7 202 20,8% 1,8% 83,3% 8,8%

Bankalar da para yaratır
• • • • • • Banka sistemi de mevduat-para yaratabilir Bankalar kredi açtıkça para arzı artar Bu süreci anlamak için banka bilançolarına bakılır Mevduat hem varlık hem de yükümlülük oluşturur Krediler varlık oluşturur Bir bankanın verdiği kredi kendinde yada bir başka bankada mevduat halini alır • Basılan bir birim TL için bankacılık sisteminde yaratılan paranın miktarını bize para çarpanı verir • Geri planda bankaların mevduata % 100’ün altında nakit karşılık tutmaları yatar

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

103

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

104

İki bankanın bilançoları
A Bankası
Varlık
Rezerv TL 10.00 Kredi TL 90.00

Para çarpanı
• 100 TL ek para basılan bir ekonomide sonunda ne kadar para yaratılır? • Bankaların rezerv tutma oranının tersi kadar M=1/R • Bankaların rezerv tutma oranı M = % 10 ise, para çarpanı M = 10 olacaktır
İlk mevduat A Bankası kredisi B Bankası kredisi C Bankası kredisi Vs. Vs. Toplam para arzı = TL = TL = TL = TL 100.00 90.00 [=0.9 x $100.00] 81.00 [=0.9 x $90.00] 72.90 [=0.9 x $81.00] vs. vs. = TL 1,000.00

B Bankası
Yükümlülük Varlık
Rezerv TL 9.00 Kredi TL 81.00

Yükümlülük
Mevduat TL 90.00

Mevduat TL 100.00

Toplam Varlık TL 100.00

Top.Yükümlülük Toplam Varlık TL 100.00 TL 90.00

Top.Yükümlülük TL 90.00

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

105

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

106

• MB’nın ekonomideki para miktarını (para arzını) kontrol etmesine para politikası denir • MB’nin elinde dört ana araç vardır – Açık piyasa işlemleri – APİ – tahvil piyasasında bono-tahvil alım-satımı ile likiditeyi ayarlar – Döviz (FX) işlemleri – döviz alım satımı – Banka karşılık oranlarının değiştirilmesi: para çarpanı büyük yada küçülür – İskonto haddinin (fonlama faizi) değiştirilmesi: Mali sistem – MB borç kararlarını etkiler • Dikkat: para arzındaki değişim MB’nin TL yükümlülüklerindeki değişimdir; yükümlülük artışı para arzı artışına eşittir

Para arzı ve para politikası

Para ve mevduat
(Milyar USD) M1 Dolaşımdaki Para Vadesiz Ticari Mevduat Toplam Vadesiz Mevduat Vadesiz Tasarruf Mevduatı Diğer Vadesiz Mevduat MB Mevduat D1 (M1-Dolaşımdaki Para) M2 Toplam Vadeli Mevduat Vadeli Tasarruf Mevduatı Vadeli Diğer Mevduat Vadeli Ticari Mevduat Mevduat Sertifikası D2 (M2-M1) M2Y (M2+(Döviz Mevduat (TL)) Döviz Mevduat (TL) M2Y+Repo 1998 7,5 3,7 2,0 1,8 0,8 1,0 0,00 3,8 34,7 24,0 19,3 4,8 3,2 0,00 27,2 62,3 27,6 69,7 1999 9,1 3,7 2,6 2,9 1,2 1,7 0,00 5,4 41,9 29,0 23,6 5,4 3,8 0,00 32,7 74,4 32,5 81,9 2000 12,2 4,8 3,1 4,4 1,4 3,0 0,00 7,4 48,7 31,2 25,4 5,8 5,3 0,00 36,5 84,9 36,2 93,8 2001 7,5 3,3 1,9 2,2 1,0 1,2 0,00 4,2 31,3 21,0 17,3 3,7 2,9 0,00 23,8 70,9 39,5 73,0

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

107

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

108

Para tabanı
1998 (Katrilyon TL, Milyar USD) 1. PARASAL TABAN (a+b+c) a.Emisyon b.Bankalar Zorunlu Karşılıkları(TL) c.Serbest Rezerv 2. REZERV PARA (1+d+e) d.Fon Hesapları e.Banka Dışı Kesimin Mevduatı 3.MERKEZ BANKASI PARASI (2+f+g) f. Açık Piyasa İşlemleri g.Kamu Mevduatı TL 2,1 1,3 0,7 0,1 2,1 0,02 0,02 0,5 -1,8 0,2 $ 6,7 4,2 2,2 0,3 6,8 0,1 0,1 1,7 -5,8 0,7 1999 TL 3,9 2,4 1,0 0,5 3,9 0,03 0,02 1,6 -2,4 0,1 $ 7,2 4,4 1,9 0,9 7,3 0,1 0,04 2,9 -4,4 0,1 2000 TL 5,8 3,8 1,4 0,6 5,9 0,1 0,05 1,0 -5,2 0,2 $ 8,6 5,6 2,1 0,9 8,8 0,2 0,1 1,5 -7,7 0,4 2001 TL 7,8 5,3 1,6 0,9 8,0 0,1 0,1 9,9 1,2 0,6 $ 5,4 3,7 1,1 0,6 5,5 0,1 0,05 6,8 0,9 0,4

• Para politikasının başka göstergeleri vardır • Net İç Varlıklar MB’nın likidite yaratmasının ve para basmasının iyi bir göstergesidir • İç varlıklardan bazı kalemlerin çıkartılması ile bulunur • Net Dış Varlıklar MB’nın döviz ihtiyacını gösterir • Dış varlıklardan dış dünyaya yükümlülükler ve iç bankalara döviz yükümlülükleri çıkartılarak bulunur • Net Döviz Pozisyonu MB’nın toplam döviz kuru riskini ifade eder • Döviz varlıklarından döviz yükümlülükleri çıkartılarak bulunur • IMF ile yapılan programlarda bunların hepsi farklı aşamalarda performans kriteri olarak kullanılmıştır

Diğer parasal göstergeler

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

109

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

110

Parasal göstergeler
1998 (Trilyon TL , Milyar USD) PARASAL TABAN + Emisyon + Bankalar Zorunlu karşılıkları + Bankalar Serbest İmkanı NET İÇ VARLIKLAR +İç Varlıklar - Döviz Olarak Takip Olunan Mevduat - Fon Hesapları - Banka Dışı Kesim Mevduatı - Açık Piyasa İşlemleri - Kamu Mevduatı NET DIŞ VARLIKLAR + Dış Varlıklar - Dış Yükümlülükler - BANKALAR Döviz Mevduatı NET DÖVİZ POZİSYONU + Dış Varlıklar - Toplam Döviz Yükümlülükleri TL 2,1 1,3 0,7 0,1 0,6 -0,3 0,7 0,0 0,0 -1,8 0,2 1,5 7,2 4,3 1,4 0,8 7,2 6,4 $ 6,7 4,2 2,2 0,3 -0,4 -0,9 2,1 0,1 2,5 -5,8 0,7 4,7 22,9 13,7 4,4 2,6 22,9 20,3 TL 3,9 2,4 1,0 0,5 -0,9 -1,5 1,7 0,0 0,0 -2,4 0,1 4,8 14,5 6,7 3,0 3,1 14,5 11,4 1999 $ 7,2 4,4 1,9 0,9 -4,4 -2,8 3,2 0,1 2,7 -4,4 0,1 8,9 26,8 12,4 5,6 5,7 26,8 21,1 TL 5,8 3,8 1,4 0,6 2,5 -1,1 1,2 0,1 0,0 -5,2 0,2 3,3 16,3 8,7 4,3 2,1 16,3 14,2 2000 $ 8,6 5,6 2,1 0,9 0,8 -1,7 1,8 0,2 3,0 -7,7 0,4 4,9 24,2 12,9 6,4 3,1 24,2 21,1 TL 7,8 5,3 1,6 0,9 20,6 25,8 3,1 0,1 0,1 1,2 0,6 -12,8 34,3 36,7 10,4 -15,9 34,3 50,2 2001 $ 5,4 3,7 1,1 0,6 12,5 17,9 2,2 0,1 1,7 0,9 0,4 -8,8 23,8 25,5 7,2 -11,0 23,8 34,8

• Paranın dolaşım hızı para arzının cari fiyatlarla (nominal) GSMH’ya bölünmesi ile elde edilir • Kısa dönemde oynak olabilir fakat uzun dönemde belirli bir eğilimi izler • Türkiye’de M2Y+R bölü nominal GSMH yakın geçmişte sürekli yükselmektedir • Bu olgu mali piyasaların derinlik kazanması işaretidir • Para çarpanı da aynı olayın iyi bir ölçüsüdür • Mali sistemin büyümesi, aynı miktar dolaşımdaki para ile daha büyük bir para arzının elde edilmesi anlamına gelir • Para çarpanı da yakın geçmişte sürekli artmıştır

Dolaşım hızı ve mali derinleşme

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

111

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

112

Para çarpanı
16 14 12 10 8 6 4 1991Q4

1995Q4

1996Q4

1997Q4

1998Q4

1999Q4

2000Q4

2001Q4

(M2Y+Repo) / Parasal Taban

• Paranın değer saklama işlevi bizi Türkiye için çok önemli bir olaya getirir: para ikamesi (dolarizasyon) • Yüksek ve dalgalı enflasyon yüzünden TL’nin değer saklama işlevini kalmamıştır • Vatandaşlar nakit varlıklarını beklenmeyen enflasyon ve kur değişmelerine karşı korumak için döviz halinde tutmaktadırlar • Döviz mevduatı hem TL mevduatından hem de GSMH’dan daha hızlı büyümüştür • Dolaşımdaki nakit döviz miktarını bilmiyoruz ama 15-20 milyar dolara kadar çıkabilir • Nakit döviz dolaşımı ve döviz mevduatının yüksekliği para politikasını ciddi şekilde kısıtlamaktadır

Para ikamesi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

113

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

114

Para ikamesi
Milyar USD Dolaşımdaki Para M2Y + Repo (1) Döviz Mevduatı (2) MB Döviz Rezervleri MB Net Döviz Pozisyonu GSMH GSMH % PAY Dolaşımdaki Para M2Y + Repo Döviz Mevduatı MB Döviz Rezervleri MB Net Döviz Pozisyonu Para İkamesi ( 2 ) / ( 1 ) 3,4 25,6 4,3 4,5 -1,9 16,8 2,0 23,0 9,2 3,5 -3,0 39,9 1,8 34,1 13,5 9,6 1,3 39,7 2,0 44,1 17,5 12,5 3,1 39,6 2,4 46,5 18,0 12,5 1,5 38,6 2,1 48,2 26,0 12,4 -7,0 54,0 1989 3,7 27,8 4,7 4,8 -2,0 108,4 1993 3,6 41,8 16,7 6,3 -5,4 181,4 1998 3,7 69,7 27,6 19,7 2,6 204,6 1999 3,7 81,9 32,5 23,2 5,7 185,9 2000 4,8 93,8 36,2 25,1 3,1 201,5 2001 3,2 73,7 39,8 18,9 -10,7 153,0

• Paranın değerini nasıl ölçeriz? • Bir birim paranın farklı dönemlerde satın aldığı mal ve hizmet sepetini karşılaştırarak • Başka türlü söylersek, paranın değeri Vm fiyatlar genel seviyesi P‘nin tersidir Vm = 1 / P • Dikkat: bu hali ile paranın değeri sadece aynı ülke parasının iki ayrı dönemdeki satın alma gücünü karşılaştırmak için kullanılabilir • Para talebi paranın değerinin azalan bir fonksiyonudur: paranın değeri arttıkça daha az para talep edilir. • Yani para talebi eğrisi azalan eğimlidir

Paranın değeri ve para talebi

Para talebi
Paranın Değeri (Yüksek) 1 3/4 1/2 1/4 (Düşük) 0 Paranın Değeri Fiyat Düzeyi 1 (Düşük) 3/4 1.33 2 4 (Yüksek) 1/2 1/4 (düşük) 0 (yüksek) 1

Para arz ve talebi dengesi
Para arzı Fiyat Düzeyi 1 (düşük) 1.33 A Paranın Denge değeri Denge fiyat düzeyi Para talebi MB’nın saptadığı Para miktarı Para miktarı 2 4 (yüksek)

Para talebi Para miktarı

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

117

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

118

• Bir para ne zaman “sağlam” olur? • Bu konuda çok illüzyon mevcuttur – Nüfus, büyüklük, askeri güç önemsizdir: İsviçre, Danimarka, Singapur – Kişi başına gelirle bir ilişkisi yoktur: Mısır, Hindistan, Çin – Dış açıkla bağlantılı değildir: ABD – Kanuni (fiat) paranın değeri insanların ve piyasaların o paraya ne kadar güvendiklerine bağlıdır • Güveni ekonomik politikaların ciddiyeti ve yönetimlerin sorumluluk duygusu tesis eder • Geçmişinde enflasyon ve kriz olmayan ülkenin parası sağlam olur çünkü güvenilir (İsviçre)

Parayı ne değerli kılar?

• Dünya ekonomik tarihinin bize gösterdiği, uzun dönemde enflasyonun kural değil istisna olduğudur • Bazı ülkeler bazen enflasyon yaşar; piyasa ekonomilerinde barış döneminde enflasyon olmaz • 1970’ler ve 1980’ler dünya enflasyonunun iki-haneli sayılara yükseldiği tek dönemdir • Bunda petrol fiyatlarındaki büyük artışın önemli payı vardır • Türkiye gibi bazı ülkeler ise üç-haneli ve yakınındaki enflasyonla onyıllar yaşamıştır • Yüksek enflasyon ülkeleri genellikle hiperenflasyona düşerler: Türkiye bir istisnadır

Enflasyonun tarihi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

119

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

120

Dünyada enflasyon: uzun dönem
TÜFE 1960 Almanya 100 İsviçre 100 Hollanda 100 Belçika 100 ABD 100 Japonya 100 Kanada 100 Tayland 100 Fransa 100 İngiltere 100 Hindistan 100 Mısır 100 Kuzey Kore (*) 100 Yunanistan 100 Meksika 100 Türkiye 100 Arjantin 100 (*) Seri 1966 yılından başlamaktadır. (%) TÜFE 1998 327 370 469 495 545 563 604 739 797 1,277 1,960 3,594 2,057 6,006 386,831 10,671,487 147,354,786,447,214 Ortalama Enflasyon 3.2 3.5 4.1 4.3 4.6 4.7 4.8 5.4 5.6 6.9 8.1 9.9 9.9 11.4 24.3 35.6 109.0 TÜFE 2001 1.7 0.7 3.8 2.6 1.1 -1.4 1.3 0.3 2.0 1.3 4.9 2.5 -1.1 3.4 4.8 68.5 4.0

Dünyada enflasyon: onyıllar
Ortalama 1960-98 1960s Almanya 3.2 2.6 İsviçre 3.5 3.3 Hollanda 4.1 4.5 Belçika 4.3 3.2 ABD 4.6 2.5 Japonya 4.7 5.6 Kanada 4.8 2.9 Tayland 5.4 1.9 Fransa 5.6 3.9 İngiltere 6.9 3.8 Hindistan 8.1 7.3 Mısır 9.9 3.9 Kuzey Kore (*) 9.9 4.2 Yunanistan 11.4 2.2 Meksika 24.3 2.7 Türkiye 35.6 4.1 Arjantin 109.0 23.1 (*) Seri 1966 yılından başlamaktadır. Enflasyon (%) 1970s 5.0 5.1 7.5 7.9 7.7 9.8 8.6 9.8 9.9 14.3 7.8 9.4 15.8 14.6 17.2 26.9 134.4 1980s 2.0 2.8 1.9 4.3 4.2 1.8 5.3 3.5 5.8 5.8 8.6 17.4 4.8 18.6 73.9 44.9 390.5 1990s 2.8 2.3 2.6 2.1 3.0 1.1 1.9 5.0 2.0 2.9 9.5 11.5 5.6 11.7 19.7 81.2 15.9

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

121

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

122

• Enflasyon dünyanın her yerinde ve her zaman esas itibariyle parasal bir olaydır • Başka deyişle, öncelikle ekonominin mübadele aracının (para) değeri ile ilgilidir • Enflasyon Merkez Bankasının para talebinin üzerinde para basması sonucu oluşur • Basılan para mal ve hizmet piyasalarında talep fazlası yaratarak fiyatları yükseltir • Fiyatlardaki artış para talebini arttırdığından basılan paraya tekrar talep oluşturur • Para miktarındaki değişmenin fiyatları hangi mekanizmalarla ve nasıl bir zaman profili içinde değiştirdiği makroiktisadın önemli bir konusudur

Enflasyon parasal bir olaydır

• Para miktarı ile fiyat düzeyi arasındaki birebir ilişki iktisadın en eski teorilerinden birini oluşturur • Paranın miktar teorisi (Quantity Theory of Money) ekonomide para miktarının paranın değerini belirlediğini ifade eder • Para arzı ile paranın dolaşım hızının çarpımı bize fiyat düzeyi çarpı reel geliri verir MxV=PxY • Denklemin sağ tarafı nominal GSMH’dır • Eğer V ve Y’nin sabit olduğunu düşünürsek, fiyat düzeyi P’deki değişme para arzı M’deki değişmeye eşit olacaktır • Örneğin M iki katına çıkarsa, P de iki katı olur

Miktar Teorisi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

123

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

124

• Miktar teorisinin iki hayati varsayımı vardır – Dolaşım hızı istikrarlı olmalıdır – Gelir esas itibariyle üretim fonksiyonu tarafından belirlenmelidir • İkisi de uzun dönem için makul kabul edilebilir • Kısa dönemde ise ikisi de değişebilir • En az birkaç yılı kapsayan uzun dönemde miktar teorisinin geçerli olduğu genellikle iktisatçılar arasında kabul görür • Daha kısa sürelerde ise para politikası (para miktarı) ile gelir düzeyi arasında bir ilişki mevcuttur • Türkiye’de TÜFE ile M2Y+R arasındaki yakın ilişki miktar teorisini doğruluyor (1985-2001)

Miktar teorisi: değerlendirme

Türkiye’de para ve enflasyon
10000 1000

100

10

1 1985 1987 1989 1991 1993 1995 1997 1999 2001 M2Y+R Index (GNP growth adjusted) CPI INDEX

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

125

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

126

• Klasik iktisatçılar reel büyüklüklerin para arzından etkilenmediğini önermişlerdir • Klasik “dichotomy” ekonomide reel ve nominal değişkenlerin ayrışmasına denir • Büyüme, istiham, yatırım, reel ücret, nisbi fiyatlar, vs. gibi reel değişkenler fiziki yada sabit ölçülerle hesaplanır • Nominal değişkenler ise nominal ücret, nominal GSMH gibi parasal büyüklüklerdir • Paranın tarafsızlığı para miktarındaki değişmenin reel değişkenleri etkilememesidir • Klasik “dichotomy” ve paranın tarafsızlığı miktar teorisinin mantiki sonuçlarıdır

Paranın tarafsızlığı

• Hiperenflasyon aylık % 10 ve üstü fiyat artışlarıdır • Nedeni tekdir: kamu harcamalarını vergilerle karşılayamayan hükümet giderek artan oranda para basma yoluna gider • Yani hükümet harcamalarını “enflasyon vergisi” ile karşılar • Enflasyon vergisini para tutan herkes öder • MB’nın para basması karşılığında elde edilen gelire “seignorage” (beylik hakkı) denir • Enflasyon yükseldikçe toplum paradan kaçar ve aynı beylik hakkını toplamak için basılması gereken para miktarı artar

Hiperenflasyon ve “seignorage”

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

127

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

128

• Enflasyon kaynak israfına ve böylece ortalama büyüme hızının düşmesine neden olur • Enflasyon ekonomik aktörlerin gelirlerini azaltmaz: bir malın fiyatı aynı zamanda onu üretenin geliridir • İktisatçılar % 2-3’ün üstünde enflasyonun ekonomi için kötü olduğu kanısındadır • Enflasyonun maliyetleri – Kösele maliyeti – Menü maliyeti – Nisbi fiyat sorunları – Vergi çarpıklıkları – Para ikamesi ve dolarizasyon – Servet dağılımda keyfi bozulmalar

Enflasyonun maliyeti

MİLLİ GELİR, FAİZ VE FİYATLAR
LM-IS ve AD-AS Modelleri
Beşinci Bölüm

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

129

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

130

Varsayımlar
• Üçüncü Bölümdeki modelimizi parayı da dahil ederek yeniden ele alacağız • Kapalı ekonomi varsayımını sürdürüyoruz: ekonomi dış dünyaya bir sonraki bölümde açılacak • Amacımız, enflasyonun da olabildiği bir kapalı ekonomide çevrisel akımın kısa ve uzun dönemde düzgün işleyişini anlamaktır • Neleri arıyoruz? • Reel değişken: milli gelir düzeyi Y , faiz haddi r, tasarruf S, yatırım I, reel para talebi M/P • Nominal değişken: fiyatlar genel düzeyi P, nominal gelir P x Y, nominal faiz haddi i, vs. • Politika değişkeni: para arzı Ms, kamu dengesi (T-G)

• Bütün değişkenleri aynı modelde görmek işleri karıştırcaktır • İki ayrı model kuracağız • LM-IS (Liquidity Money – Investment Saving) modelinde fiyat düzeyi P model dışından veriler • Reel gelir Y ve reel faiz r model içinde belirlenir • Toplam talep – toplam arz (AD-AS: Aggregate Demand – Aggregate Supply) modelinde reel faiz haddi r dışarıdan verilir • Reel gelir Y ve fiyat düzeyi P model içinde belirlenir • Önce LM-IS modelini, sonra AD-AS modelini inceleyeceğiz

İki model

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

131

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

132

• Model üç piyasanın karşılıklı ilişkilerini özetler ve nasıl aynı anda dengeye geldiklerini araştırır • Mal ve hizmet piyasası: toplam harcama ve gelir denklemi ifade eder Y=C+I+G=H • Reel milli gelirin büyüklüğü bu piyasada belirlenir • Borçverilebilir fonlar piyasası: tasarruf-yatırım eşitliği özetler S=I+(G–T) • Reel faiz haddi bu piyasada belirlenir • Para piyasası: para arz ve talebinin eşitlenmesidir Ms = Md • Reel faiz haddi bu piyasada da belirlenir

LM-IS: piyasalar

• Klasikler için yatırım ve tasarruf reel faiz haddinin fonksiyonu idi • Keynes tasarrufu milli gelirin fonksiyonu yaparken yatırımı dışarıdan belirliyordu • Her iki modeli birleştirebiliriz • Tasarruf: reel faiz ve gelirin fonksiyonudur S = S ( r, Y ) • Yatırım: reel faizin fonksiyonudur I=I(r) • Borçverilebilir fonlar piyasası denge koşulu aynıdır: S=I • Dikkat: her gelir Y düzeyine farklı bir tasarruf arzı eğrisi tekabül edecektir

Yatırım ve tasarruf

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

133

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

134

Tasarruf-yatırım dengesi
Faiz haddi r2 r0 r1 I(r) S( r , Y2) S( r , Y0) S( r , Y1)

Y1> Y0 > Y2

0

S2=I2

S0=I0

S1=I 1

Borçverilebilir Fonlar (trilyon TL)

• Üç farklı gelir düzeyi aldık Y1> Y0 > Y2 • Daha yüksek gelir daha fazla tasarruf anlamına geldiğinden tasarruf eğrisini yukarı kaydırdı • Böylece her gelir düzeyinde borçlanabilir fonlar piyasasında farklı bir denge oluştu • Buna göre artık Y ile r arasında bir ilişki kurabiliriz • Ceteris paribus, Y arttıkça r düşmektedir • IS eğrisi farklı gelir düzeylerinde borçlanabilir fonlar piyasasını dengeye getiren reel faiz haddi r’yi göstermektedir • Bütçe dengesi (T – G) ve tüketim ve yatırım fonksiyonları veridir

IS eğrisi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

135

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

136

Faiz haddi

r

IS eğrisi

r2

r0

r1

I=S
Y2 Y0 Y1 Milli gelir

Y

• Tasarruf-yatırım denkliğine geri dönelim S=(Y–C–T)+(T–G) • Tüketim fonksiyonunda, vergilerde yada kamu harcamalarında bir değişiklik IS eğrisini kaydıracaktır • Aynı şekilde, yatırım fonksiyonunda bir değişme de IS eğrisini kaydıracaktır • IS eğrisi, tüketim ve yatırım fonksiyonları ve kamu dengesi sabit iken faiz haddi ile gelir arasındaki ilişkiyi vermektedir r = IS (YC , I , T , G ) • Örneğin kamu açığının büyümesi halinde IS yukarı (IS1), tüketim eğiliminin düşmesi halinde aşağı (IS2) kayacaktır

IS eğrisinde kayma

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

137

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

138

Faiz haddi

r

IS eğrisinde kayma

I↓ or C↓
r0

I↑ or G↑

IS1 IS2
Y2 Y0 Y1

IS0
Milli gelir

Y

• Bir önceki bölümde para talebi M ile fiyatlar genel seviyesi P arasında ilişki kurduk • “İşlem saiki ile para talebi” reel gelirin ve fiyat düzeyinin artan fonksiyonudur (miktar teorisi) Mdt = (1 / V) x (P x Y) = Md ( Y , P ) • Ancak, paranın fırsat maliyeti kaybedilen faizdir • “Likidite talebi” nominal faiz haddinin azalan bir fonksiyonudur Mdl = Md ( i ) • Nominal faiz haddi = reel faiz haddi + enflasyon • Bu durumda toplam reel para talebini gelirin ve reel faizin fonksiyonu olarak yazabiliriz (M / P)d = Md ( r , Y )

Likidite talebi d

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

139

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

140

• Reel para talebi, reel faiz haddi, reel gelir ve fiyatlar arasındaki ilişkiyi açalım – P ve r sabit iken, gelirdeki artış reel ve nominal para talebinin arttırır – Y ve r sabit iken fiyatlardaki artış nominal para talebini arttırır – Y ve P sabit iken faizlerdeki bir artış nominal ve reel para talebini düşürür • Para piyasası MB’nın kontrolündeki para arzı ile para talebi eşitlenince dengededir Md = Ms • Farklı gelir düzeylerine (Y2> Y0 > Y1) tekabül eden para piyasası dengelerini saptayarak LM eğrisine ulaşırız

Para piyasasında denge

Faiz haddi

r
r1

Para piyasasında denge
Y1> Y0 > Y2

r0

r2 M( r , Y2) MS

M( r , Y1) M( r , Y0) Para miktarı

M

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

141

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

142

Faiz haddi

r

LM eğrisi
L=M

r1

r0

r2

Y2

Y0

Y1

Milli gelir

Y

Para piyasasında iki faktör çok önemlidir Para arzındaki her değişme LM eğrisini kaydırır Likidite talebi çok sayıda değişkenden etkilenir Örneğin enflasyon beklentilerine, siyasi istikrarsızlığa, savaş haline, vs. göre likit olma arzusu değişecektir • LM eğrisi para piyasasında faiz haddi ile gelir arasındaki ilişkiyi vermektedir (β = beklentiler) r = LM (YV, MS , β ) • Örneğin para arzı artınca LM aşağı (LM2), beklentilerin kötüleşmesi halinde ise yukarı (LM1) kayacaktır

• • • •

LM eğrisinde kayma

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

143

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

144

Faiz haddi

r

LM eğrisinde kayma
LM1
β↓

LM0
MS↑

LM2

r1

r0

r2

Y0

Milli gelir

Y

• İki eğri aynı eksenlere sahiptir: aynı şekil üstünde bir araya getirebiliriz • İki eğrinin kesiştiği noktadaki reel gelir Y ve reel faiz haddi r hem borçverilebilir fonlar hem de para piyasasında aynı anda dengeyi sağlamaktadır • Denge gelir ve faiz düzeylerinde (Y0 , r0 ) – Mal-hizmet piyasasında harcama ve gelir eşittir – Borçlanabilir fonlar piyasasında tasarruf ve yatırım+kamu açığı eşittir – Para piyasasında para arzı ve likidite talebi eşittir • Tüm diğer gelir ve faiz düzeylerinde bir yada birkaç piyasa denge dışında olacaktır • Model faizi ve gelir düzeyini eşanlı belirlemektedir

LM-IS dengesi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

145

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

146

LM-IS dengesi
Faiz haddi

r

LM

r0

IS
Y0 Milli gelir

Y

• Maliye polikasının gevşediğini kabul edelim: kamu açığı büyüyecektir • IS eğrisi yukarı doğru kayar • MB para arzını sabit tutarsa, faizler yükselirken gelir artar • Eğer aynı anda MB para politikasını gevşetirse LM eğrisi de aşağı kayacağından gelir artışı daha da yüksek olur ama faiz değişmez • MB para politikasını sıkarsa gelir sabit kalır ama faizler daha da yükselir • Siyasi istikrarsızlık sonucu beklentilerde bir kötüleşme ve tüketim eğiliminin düşmesi aynı anda olursa IS aşağı LM yukarı kayacağından gelir mutlaka düşer

Para ve maliye politikası

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

147

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

148

Gevşek maliye ve para politikası
Faiz haddi

r

LM0 LM1

r0

IS0
Y0 Y1

IS1
Y

Milli gelir

• Model Klasikler-Keynes zıtlığını bir arayol bularak çözmeye çalışıyor • Klasik ekolün bir yandan kısa dönemde geliri sabit tutmaktan vazgeçmesi diğer yandan Keynes’in likidite talebini kavramını kabul etmesi demektir • Kısa dönemde gelir dalgalanmaları ve faiz haddinin para piyasalarından etkilenmesi gerçek yaşamla uyumludur • O nedenle makroiktisadın temel ilişkilerini açıklamakta yararlıdır • Büyük zafiyeti fiyat düzeyini dışarıdan almasıdır • Keynesyen iktisatçılar IS-LM yerine fiyat düzeyini kullanan toplam talep-toplam arz analizini geliştirmişlerdir

LM-IS: değerlendirme

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

149

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

150

Toplam talep – toplam arz
• Model, gelir düzeyi-enflasyon ilişkisini arz-talep dengesi aracılığı ile açıklamaktadır • Şekil üstünde düşünelim: y eksenine fiyatlar genel seviyesi P, x eksenine ise milli gelir Y konur • Toplam talep eğrisi P’nin azalan bir fonksiyonudur • Toplam arz eğrisi P’nin artan bir fonksiyonudur • Toplam arz ve toplam talep eğrilerinin kesiştiği noktada hem milli gelir düzeyi hem de fiyatlar genel seviyesi belirlenmektedir • Toplam arz eğrisinde uzun ve kısa dönemi ayırdederek uzun dönemde hem üretim fonksiyonu tahdidini hem de kısa dönemdeki dalgalanmaları bir arada açıklamak mümkün olabilecektir

Toplam talep - AD
• Toplam talep eğrisi hanelerin, firmaları ve devletin her fiyatta mal ve hizmet talebini göstermektedir • Kapalı ekonomide toplam talep tüketim, yatırım ve devlet harcamaları toplamıdır (açık ekonomide net ihracat NX eklenir) Y=C+I+G • Tüketim ve yatırım fonksiyonları ve maliye politikası sabit iken, toplam talep, fiyat düzeyinin fonksiyonudur Y=F(P|C,I,G,T) • P’nin gerilemesi, serveti arttırarak ve faizi düşürerek reel talebi arttırır (negatif eğimli eğri) • Sabitler değişince AD eğrisi kayar

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

151

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

152

Toplam talepte kayma
• Tüketim fonksiyonun değişmesi: tüketim eğilimindeki artış eğriyi sağa, düşüş sola kaydırır • Yatırım eğiliminin değişmesi: yatırım arzusunda artış eğriyi sağa, azalış ise sola kaydırır • Maliye politikası: gevşemesi halinde (daha büyük G yada daha küçük T) eğri sağa, sıkılması halinde sola kayar • Her üçünde çarpan katsayısı işler; sağa kayışta reel faiz yükselir sola kayışta düşer • Para politikası: gevşemesi halinde eğri sağa, sıkılması halinde sola kayar • Para politikası gevşeyince reel faiz düşer, sıkılınca yükselir
Fiyat Düzeyi

Toplam talep eğrisi
P
Sıkı iktisat politikası Gevşek iktisat politikası

P1

AD3

P2

AD2

AD1 Y2
Milli gelir

Y1

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

153

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

154

Toplam arz - AS
• Toplam arz eğrisi firmaların her fiyatta mal ve hizmet üretim ve arzını göstermektedir • Uzun dönemde üretim fonksiyonu tarafından belirlenir: LRAS dikeydir (klasikler) • Kısa dönemde toplam arz fiyat düzeyindeki değişmeden etkilenir: SRAS pozitif eğimlidir • Yatay SRAS eğrisi basit Keynesyen modeli verir • SRAS ekonominin maliyet yapısını yansıtır: daha fazla üretim maliyeti yükselterek mümkündür • Maliyet yapısını değiştiren faktörler kısa dönem arz eğrisinde kaymaya neden olur • Ücretlerde, vergilerde, kamu ve doğal kaynak fiyatlarında değişim, verimlilik artışı ve fiyat beklentilerindeki değişme halinde toplam arz eğrisi kayar

Kısa dönem toplam arz - SRAS
Fiyat Düzeyi

P

Maliyet artıyor

SRAS3

SRAS1 SRAS2

P2

P1
Maliyet düşüyor

Y1

Y2

Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

155

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

156

Uzun dönem toplam arz - LRAS
Fiyat Düzeyi

Uzun dönem dengesi
• Toplam talep eğrisinin kısa ve uzun dönem toplam arz ile aynı noktada kesişmesi ekonominin uzun dönem dengesidir • Milli gelir tam istihdam düzeyindedir • Fiyatlar üstünde artış yada azalış baskısı yoktur • Uzun dönem denge makroekonomik istikrar anlamına gelmektedir • Eğer her üç eğri (AD, SRAS, LRAS) aynı noktada kesişmiyorsa çevrisel akımın düzgün işleyişi bozulmuştur • Eğer milli gelir tam istihdam dengesinin altında ise ekonomi resesyona girmiştir • Eğer milli gelir tam istihdam dengesinin üstünde ise enflasyon gündeme gelmiştir

P

LRAS1

LRAS2
Ekonomik büyüme

P2

P1

Y1

Y2

Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

157

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

158

Uzun dönem dengesi
Fiyat Düzeyi

Resesyonun iki nedeni
• Uzun dönem dengeden sapma ya toplam talebin (talep şoku) yada kısa dönem toplam arzın (arz şoku) doğru yerde olmamasından kaynaklanacaktır • Her iki durumda iktisat politikasının tepkisi büyük önem taşır • Hükümet, bir resesyonun ortaya çıkması halinde para ve maliye politikalarını kullanarak müdahale edebilir • Yada hiç bir şey yapmadan piyasaların ekonomiyi tekrar dengeye getirmesini bekleyebilir • Şokun talepten yada arzdan gelmesine göre farklı sonuçlar ortaya çıkacaktır • Örneklere bakalım

P

LRAS

SRAS

P0

AD Y0
Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

159

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

160

Toplam talepte düşüş
• Toplam talep eğrisinin sola kayması ile başlayalım • Siyasi istikrarsızlık, tüketici-yatırımcının karamsarlığı, vs. neden olabilir • Hem milli gelir Y hem de fiyat düzeyi P düşer • Hükümetin resesyona para ve maliye politikası ile müdahale etmediğini kabul edelim • İşsizlik ücretleri düşürecek ve zaman içinde kısa dönem toplam arz eğrisi de sola kayacaktır • Bu şekilde ekonomi yeni uzun dönem dengesine aynı milli gelir fakat daha düşük fiyat düzeyi ile ulaşacaktır • AD’de sola kayma ile oluşan resesyon SRAS’ın sola kaymasına yol açarak dengeyi sağlamaktadır
Fiyat Düzeyi

P

Talep kökenli resesyon
LRAS SRAS0 SRAS1

A
P0 P1 P2 AD1 Y1 Y0

B C
AD0
Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

161

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

162

Olumsuz toplam arz şoku
• Toplam arzda olumsuz şok maliyet yapısında artış yani SRAS eğrisinin sola kaymasıdır • Açık ekonomide devalüasyon, doğal kaynak fiyatlarında ani bir artış, enflasyon beklentilerinde kötümserlik neden olabilir • Yeni dengede milli gelir düşerken fiyatlar yükselecektir: stagflasyon • Resesyona karşı için devletin iktisat politikasının gevşettiğini varsayalım (accomodating policy) • Toplam talep sağa kayar: yeni uzun dönem dengesinde milli gelir aynı ama fiyatlar daha yüksektir • Resesyonu engellemenin bedeli enflasyondur
Fiyat Düzeyi

P

Olumsuz arz şoku
LRAS SRAS1 SRAS0

C
P2 P1 P0 AD0 Y1 Y0

B

A
AD1
Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

163

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

164

Resesyon ve iktisat politikası
• Ekonomiden kaynaklanan iki resesyon durumunda iktisat politikasının farklı iki şeklini gördük • Birşey yapmadan beklemek: resesyon SRAS eğrisine sola kaydırarak kendi kendini tedavi etmektedir • Maliye ve para politikasını kullanmak: toplam talepteki artışla resesyondan çıkılır ama fiyatlar yükselir • İlki daha iyi bir yol gibi duruyor ama bir sorun var • Kısa dönem toplam arz eğrisinde aşağı (sağa) kayış uzun zaman ister, hızlı olmaz • Talebin canlandırılması ise çabuk sonuç verir • Resesyon-enflasyon açmazı çok önemlidir

AD-AS: değerlendirme
• Keynesyenler tarafından en yaygın kullanılan modeldir • Ekonomide esas sorun enflasyon yada enflasyon tehdidi ise, LM-IS’e kıyasla daha anlamlıdır • LM-IS modeli ile çelişmez, tam tersine onu tamamlar • Toplam talep eğrisinin negatif, kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğilimi teoride bazı sorunlar çıkartmaktadır ama sağduyu ile tutarlıdır • Önemli bir sorun, fiyatların artış hızı (enflasyon) yerine mutlak düzeyi ile çalışmasıdır • Resesyonla mücadele ile enflasyon arasındaki çelişkiyi net göstermektedir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

165

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

166

Açık ekonomi AÇIK EKONOMİ
Kavramlar ve modeller
Altıncı Bölüm • Artık kapalı ekonomi varsayımını terkederek açık ekonominin işleyişine bakabiliriz • Bir ekonominin açık yada kapalı olması iki ayrı sürece tekabül eder • Dış ticaret akımları: ülke dışına mal ve hizmet satılması ve ülke dışından mal ve hizmet satın alınmasıdır • Sermaye akımları: ülke dışında varlık satın alınması ve ülke dışına varlık satılmasıdır • Açık ekonomiler dünya mal-hizmet piyasalarında ve dünya sermaye piyasalarında yer alırlar • Bu husus çok önemlidir: açık ekonomi, hem mal ve hizmet hem de sermaye akımlarını kapsar

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

167

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

168

Açık ekonomi olarak Türkiye
• Dünyada mutlak olarak kapalı ekonomi yoktur • Her ekonomide ihracat ve ithalat vardır • Mal ve hizmet ihracatının GSMH’daki payı bir ekonominde açıklık derecesini ölçer • Sermaye hareketlerinin serbest olması (konvertibilite) bir başka makul açık ekonomi ölçüsüdür • Türkiye ekonomisi 1980’e kadar nisbeten kapalı bir ekonomi idi • 1980’lerde mal-hizmet ithalatını serbest bıraktı • 1989’da TL’ye konvertibilite sağlandı • 1996’da AB ile Gümrük Birliği Anlaşması ile açık ekonomiye geçiş tamamlandı

Türkiye dışa açılıyor: 1979-99
1979 ( MİLYON USD) GSYİH İhracat Döviz Geliri İthalat Döviz Gideri (%) Endüstriyel İhracat/Toplam İhrac İşçi Gelirleri / Döviz Gelirleri Döviz Geliri / GSYİH Döviz Gideri / GSYİH 92.774 2.261 4.798 5.069 6.271 34,7 35,3 5,2 6,8 107.012 11.780 22.472 15.792 21.511 78,9 13,5 21,0 20,1 183.755 29.326 53.249 40.692 54.613 90,0 8,5 29,0 29,7 1989 1999

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

169

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

170

GSMH’da dış dünyanın payı 1975-2001
40 35 30 25 20 15 10 5 0 %

Ödemeler Dengesi (Bilançosu)
• Ekonominin dış dünya ile tüm işlemleri Ödemeler Dengesinde (yada bilançosunda) yeralır • TCMB aylık olarak ÖD’ni hesaplar ve yayınlar • Ödemeler Dengesi dört ana kalemden oluşur – Cari işlemler hesabı – Sermaye hesabı – Net hata ve noksan – Rezerv değişiklikleri • ÖD daima dengededir: tanım icabı açık yada fazla veremez • Ana kalemlerin her birinde açık yada fazla olabilir ama hepsinin toplamı daima sıfırdır

1975 1980 1985 1990 1995 Döviz geliri/GSMH Döviz gideri/GSMH

2000

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

171

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

172

İhracat, ithalat, net ihracat
• İhracat (X) içeride üretilip dışarı satılan mal ve hizmetlerdir • Ithalat (M) dışarıda üretilip içeride satılan mal ve hizmetlerdir • Net İhracat (NX) = Dış Ticaret Açığı ihracatla ithalat arasındaki farkdır • Dikkat: iktisatçılar için ihracat ve ithalat hizmetleri ve faktör gelirlerini de kapsar • DİE tarafından her ay mal ihracatı (Free On Board – FOB), mal ithalatı (Cost Insurance Freight – CIF) ve dış ticaret dengesi açıklanır • Bunlar iktisatçıların kullandığı anlamda ihracat, ithalat ve net ihracat değildir

Cari işlemler hesabı
• ÖD’nin Cari İşlemler Hesabı ekonominin her tür döviz gelir ve giderini kapsar • Dış ticaret açığından daha kapsamlı bir ölçüdür • Cari işlemler dengesi Net İhracat (NX) anlamına gelir • Cari işlemler hesabının alt kalemleri: – Mal ticareti: ihracat, bavul ticareti, ithalat, altın, transit, vs. – Görünmeyenler: turizm, faiz, navlun, kar transferi, diğer görünmeyenler – Transferler: işçi dövizleri, resmi transferler • Dış ticaret açığı (fazlası) ve cari işlemler açığı (fazlası) çok farklı şeylerdir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

173

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

174

Dış ticaret açığı ve dış denge
(Milyar USD) Ticaret Dengesi Görünmeyenler Cari İşlemler Dengesi ABD EU - 11 Almanya Brezilya Rusya Türkiye İspnya 2000 yılı verileri -454 -10 52 -1 61 -27 -40 20 -15 -76 -25 -15 17 22 -434 -25 -24 -26 46 -10 -18

• ÖD’de, döviz geliri yada gideri olmayan döviz giriş ve çıkışları Sermaye Hesabına kaydedilir • Sermaye hesabı mali işlemleri kapsar: – Yabancı doğrudan sermaye yatırımları (FDI) – Portföy yatırımları – Uzun dönemli borçlanmalar (1 yıldan uzun) – Kısa dönemli borçlanmalar (1 yıldan kısa) • Net sermaye hareketi NFI (Net Foreign Investment) ekonominin dış dünya ile varlık alış verişini özetler ve sermaye hesabı dengesi ile özdeştir • Net hata ve noksan kalemi kaynağı bilinmeyen döviz hareketlerini yakalar • TCMB döviz rezerv değişmeleri ÖD’de yer alır

Sermaye hesabı

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

175

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

176

Ödemeler dengesi: özet sunum
A. CARİ İŞLEM LER DENGESİ İHRACAT FOB İHRACAT BAVUL TİCARETİ TRANSIT TICARET İTHALAT FOB İTHALAT CIF ALTIN İTHALATI TRANSİT TİCARET NAVLUN VE SİGORTA DIŞ TİCARET DENGESİ DİĞER M AL VE HİZM ET GELİRLERİ TURİZM FAİZ DİĞER DİĞER M AL VE HİZM ET GİDERLERİ TURİZM FAİZ DİĞER TOPLAM M AL VE HİZM ET DENGESİ KARŞILIKSIZ TRANSFERLER (ÖZEL) : NET İŞÇİ GELİRLERİ DİĞER KARŞILIKSIZ TRANSFERLER (RESM İ): NET İŞÇİ GELİRLERİ DİĞER

Ödemeler dengesi özeti: 1994-2001)
(MİLYARUSD) İHRACAT İTHALAT TİCARET DENGESİ GÖRÜNMEYENLER ve TRANSFER GELİRLERİ GÖRÜNMEYENLER ve TRANSFER GHARCAMALARI GÖRÜNMEYENLER VE TRANFER DENGESİ A. CARİ İŞLEMLER DENGESİ TOPLAM DÖVİZ GELİRLERİ TOPLAM DÖVİZ GİDERLERİ B. SERMAYE HAREKETLERİ (REZERV HARİÇ) DOĞRUDAN YATIRIMLAR (NET) PORTFÖY YATIRIMLARI (NET) TOPLAM BORÇLANMA (NET) C. NET HATA VE NOKSAN TOPLAM DÖVİZ ARZI (NET) (A+B+C) F. TOPLAM REZERV DEĞİŞİMİ (+ düşüş) TOPLAM 1994-2001 232,8 -328,0 -95,2 185,5 -101,0 84,5 -10,7 418,3 -428,9 12,6 6,1 -3,2 9,7 0,6 2,5 -2,5 GSMH % Pay 16,5 -23,2 -6,7 13,1 -7,1 6,0 -0,8 29,6 -30,3 0,9 0,4 -0,2 0,7 0,0 0,2 -0,2

B. SERMAYE HAREKETLERİ (REZERV HARİÇ) DOĞRUDAN YATIRIM LAR (NET) PORTFÖY YATIRIM LARI (NET) UZUN VADELİ SERMAYE HAREKETLERİ KULLANIM LAR ÖDEM ELER MEVDUAT (KMDTH-NET) KISA VADELİ SERM AYE HAREKETLERİ VARLIKLAR (NET) VERİLEN KREDİLER BANKALAR DÖVİZ MEVCUTLARI DİĞER VARLIKLAR YÜKÜM LÜLÜKLER (NET) SAĞLANAN KREDİLER M EVDUATLAR C. NET HATA VE NOKSAN GENEL DENGE D. REZERV HAREKETLERİ ULUS. PARA FONU NEZD. VARLIKLAR ULUSLARARASI PARA FONU KREDİLERİ RESM İ REZERVLER

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

177

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

178

Açık ekonomide tasarruf-yatırım
• Milli gelir denklemini hatırlayalım Y = C + I + G + NX • ÖD’den NX = NFI • Buna göre açık ekonomide tasarruf Y – C – G = I + NX S = I + NX = I + NFI Tasarruf = İç yatırım + Net sermaye hareketi • Artı NFI (cari denge fazlası) yurt dışına net sermaye çıkışıdır ve tasarrufun iç yatırımdan daha yüksek olmasıdır • Eksi NFI (cari denge açığı) yurt dışından sermaye girişidir tasarrufun iç yatırımdan daha küçük olmasıdır

İç ve dış tasarruf
• Yukarıdaki sonuç çok önemlidir • Açık ekonomide tasarruf-yatırım ilişkisini yeniden ifade edebiliriz • Açık ekonomi, iç tasarrufun iç yatırımdan farklı olabilmesine olanak tanır • Açık ekonomide toplam tasarruf iç ve dış tasarruf toplamıdır ST = S D + SF • Dolayısı ile yatırım toplam tasarrufa eşitlenir ST = S D + SF = I • + SF = - NFI = - NX (yani cari denge açığı) • Dış tasarruf yüksek yatırımı finanse eder
Toplam Tasarruf = İç Tasarruf + Dış Tasarruf

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

179

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

180

Döviz kurları
• Döviz kurları açık ekonominin en önemli
• fiyatlar arasında yer alır Biri gözlenen diğeri hesaplanan üç farklı kur – Nominal döviz kuru (fiilen varolan) – Reel döviz kuru (enflasyondan arındırılmış) – Satın alma gücü paritesi döviz kuru (nisbi fiyat farklılıklarından arındırılmış) Nominal döviz kuru bir birim ülke parasının satın aldığı yabancı para miktarıdır Örnek: 1 $ = 1.300.000 TL Amerikalılar kurdur; 1.000.000 TL = 0.769 $ Türkler için kurdur Yüksek enflasyon nedeni ile Türkiye’de döviz kuru ters kullanılmaktadır

Döviz kurunda değişim
• Aynı miktar TL ile daha çok döviz alabiliyorsak, TL nominal olarak değer kazanmıştır • Aynı miktar TL ile daha az döviz alabiliyorsak TL nominal olarak değer kaybetmiştir • Devalüasyon ve revalüasyon aynı anlama gelir fakat sadece sabit kur rejimleri için kullanılır • Nominal değişimi iki ülke arasındaki enflasyon farkları ile karşılaştırarak reel döviz kuru bulunur • Türkiye’de bu hesabı TCMB yaparak (Tartılı Efektif Reel Kur – TERK) yayınlamaktadır • Nominal değişime ve enflasyon farklarına göre bir ülke parasının reel olarak aşırı-değerli yada düşük-değerli olduğu söylenebilir

• • •

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

181

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

182

Satın alma gücü paritesi
• Reel döviz kurlarını ne belirler? • Uzun dönem için en eski ve yaygın hipotez reel kurların satın alma gücü paritesine göre belirlendiğidir • Mantığı basittir: uzun dönemde dış ticarete konu olan bir ürün (tradeables) her yerde aynı fiyata satılmalıdır • Reel kurlar, heryerde fiyatları eşitleyecek şekilde belirlenir; aksi halde ticaret karlı olacaktır • Ancak hizmetler için bu mümkün değildir • Dünya bankası ülke fiyat yapılarını karşılaştırarak Satın Alma Gücü Paritesi kurları (PPP) hesaplar ve yayınlar

Nominal kur ve enflasyon
• Nominal kurların seyrini izlediğimiz zaman, uzun dönemde ülkeler arasındaki enflasyon farklarının bire bir nominal kurlara yansıdığını görürüz • Yüksek enflasyonlu ülkelerde nominal kurlar sürekli değer kaybeder • Düşük enflasyonlu ülkelerde nominal kurlar sürekli değer kazanır • Türkiye’de uzun dönemde nominal kurdaki değişimin tümü enflasyon farkı tarafından açıklanmaktadır • Ancak satın alma gücü paritesi hipotezi cari denge ağırlıklıdır • Kısa dönemde sermaye hareketleri nominal kurun belirlenmesinde çok etkilidir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

183

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

184

Açık ekonomide denge: klasik model
• Önce basit bir model üstünde tasarruf, yatırım, dış açık, reel faiz ve reel kur ilişkisine bakalım • Modelde klasik varsayımı kullanacağız: milli gelir üretim fonksiyonu tarafından belirlenir • Bu durumda, iki piyasa (borçverilebilir fonlar piyasası ve döviz piyasası) ve iki değişken (reel faiz ve reel kur) olacaktır • Değişkenler iki piyasada birden belirlenecektir • Borçverilebilir fonlar piyasasını ve döviz piyasasını tek tek ele aldıktan sonra ekonominin dengesini saptayacağız • Dikkat: döviz kuru piyasada oluşuyor (serbest kur rejimi); sabit kur rejimine sonra bakacağız

Borçverilebilir fonlar piyasası
• Açık ekonomide tasarruf özel ve kamu tasarrufudur S = Y – C – G = ( Y – T – C) + ( T – G ) • Tasarruf borçverilebilir fonlar piyasasında arzdır • Yatırım borçverilebilir fonlar piyasasında taleptir • Açık ekonomide tasarruf iç ve dış yatırım toplamına eşit olmalıdır S = I + NFI • Bu eşitliği denge reel faiz haddi temin eder • Reel faiz haddi tasarrufla iç ve dış yatırımların eşit hale gelmesini sağlayacak düzeyde oluşur

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

185

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

186

Borçverilebilir fonlar piyasasında denge
Faiz haddi Tasarruf ( S )

Döviz piyasasında arz ve talep
• Döviz piyasasında arz ve talep Net İhracat NX ve Net Sermaye Hareketi NFI kökenlidir (NX = NFI) • NX (cari işlemler dengesi) döviz piyasasında TL talebini temsil eder (net ihracattan gelen döviz bozduruluyor) • TL’nin reel değer kaybı TL talebini arttırır: NX eğrisi negatif eğimlidir • NFI (sermaye hesabı dengesi) döviz piyasasında TL arzını temsil eder (dış yatırım için döviz alınıyor) • NFI borçverilebilir fonlar piyasasında belirlenir; kurdan bağımsızdır: NFI eğrisi dikeydir • Dikkat: NX ve NFI eksi yada artı olabilir (cari işlemler dengesi açık yada fazla verebilir)

5%

Yatırım ( I + NFI)

0

TL 1,200 trl.

Borçverilebilir Fonlar (trilyon TL)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

187

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

188

Döviz piyasasında denge
• Reel döviz kuru döviz piyasasında TL talep ve arzının eşitlenmesini temin eder • Denge kurunda, net ihracattan gelen TL talebi net sermaye hareketinden gelen TL arzına eşittir • Eğer dengede net ihracat eksi ise (cari dengede açık), TL talebi negatiftir dolayısı ile TL arzı da negatiftir (yani sermaye hesabında fazla vardır) • Eğer dengede net ihracat artı ise (cari dengede fazla), TL arzı pozitiftir dolayısı ile TL arzı da pozitiftir (yani sermaye hesabında açık vardır) • Denge dışında, talep arzdan yüksek ise (döviz bolluğu) TL değer kazanır; arz talepten yüksek ise (TL bolluğu) TL değer kaybeder
rer
Reel döviz kuru

Döviz piyasasında denge
NFI

rer0

NX
Döviz piyasında TL miktarı

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

189

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

190

Sermaye hareketleri ve faiz haddi
• İki piyasa arasındaki bağı net sermaye hareketleri NFI kurmaktadır • Çünkü NFI miktarı borçlanabilir fonlar piyasasında belirlenmekte ama sonucu döviz piyasasında gözükmektedir • Net sermaye hareketini ne belirler? • Ana belirleyici reel faiz haddidir • İç faiz haddi yükseldikçe TL varlıkları cazip olmakta, bu da dış yatırımı eksiye çevirmektedir • İç faiz haddi düştükçe tersi olacaktır • NFI faiz haddinin azalan bir fonksiyonudur • NFI eğrisinin istikrarı ekonomiler için çok önemlidir
r

Sermaye hareketleri ve reel faiz
Reel faiz haddi

NFI
Cari işlemler dengesi açığı NFI = 0 Cari işlemler dengesi fazlası Döviz piyasında TL miktarı

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

191

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

192

• İki değişken, iki piyasada aralarındaki bağı kuran net sermaye hareketleri fonksiyonu ile belirlenir • Tüketim ve yatırım fonksiyonları, maliye politikası ve dış talep veri iken, reel faiz düzeyi döviz kurunu belirler • Tüketim ve yatırımın artması, maliye politikasının gevşemesi: reel faiz yükselir ve TL değer kazanır • Ekonomide harcama artınca toplam arzı arttırmanın tek yolu ithalattır ve kur onu sağlar • Dış talepte değişme: sadece kuru etkiler (faiz sabit) • NFI eğrisinde ani bir yukarı kayma (güven bunalımı) hem reel faiz artar hem de TL değer kaybeder (Şubat 2001?)

Açık ekonomide denge

Açık ekonomide denge
(a) Borçlanabilir fonlar piyasası Reel Faiz r Arz (S) Reel faiz r (b) Net sermaye hareketi

r1 Talep (I + NFI) Borçlanabilr Fonlar miktarı TL

r1 NFI Net sermaye Hareketi TL Reel Döviz Kuru Arz (NFI)

E1 Talep (NX) TL miktarı (c) Döviz piyasası

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

193

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

194

• Model basit şekilde kur-faiz ilişkisini anlamaya yardımcıdır • Milli gelirin sabit tutulması analizi kısıtlamaktadır • Kur ve faiz reeldir; enflasyon, nominal faiz ve kur yoktur • Para politikası yoktur (klasik “dichotomy”) • Açık ekonomide kurun esas itibariyle tasarrufyatırım ilişkisi ve iç para-döviz tercihleri ile belirlenmesi önemli bir sonuçtur • Modele likidite tercihi ve para politikası eklenince açık ekonomi için LM-IS modeline geçilir • Böylece milli gelir Y de modelin içsel değişkeni halini alır

Klasik açık ekonomi: değerlendirme

• Hatırlayalım: LM-IS modeli borçlanabilir fonlar ve para piyasasından oluşuyordu • Açık ekonomide NFI (net sermaye hareketi) ve döviz piyasası ekleniyor • Kapalı ekonomi IS eğrisinde sadece iç yatırım vardı: şimdi iç yatırım + net sermaye hareketi var • LM eğrisi uygulanan kur rejiminden etkilenir: açık ekonomide kur rejimi (sabit versus serbest kur) para arzının kontrolünde çok farklı etki yapar • Serbest kur rejiminde LM eğrisi kapalı ekonomi ile aynı özellikleri gösterir • Dengede, milli gelir, reel faiz ve reel döviz kuru eşanlı belirlenir

Açık ekonomide LM-IS

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

195

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

196

• Denge büyüklükleri: Y1 , r1 , E1 • Klasik açık ekonomi modeli ile aradaki önemli fark, reel faizin döviz kuru üstünden net ihracatı yani gelir düzeyini etkilemesidir • Örneğin reel faizin dengenin altında olduğunu varsayalım • Bir yandan düşük faiz yatırımları arttırdığından harcama ve milil gelir artacaktır • Öte yandan TL değer kaybedeceğinden net ihracat artışı da milli geliri olumlu etkileyecektir • Tüketim, yatırım ve maliye politikasının etkisi klasik modele benzer ancak şimdi milli gelir de aynı yönde hareket edecektir

Açık ekonomide LM-IS dengesi

Açık ekonomide denge
(a) LM-IS dengesi Reel Faiz r LM Reel faiz r (b) Net sermaye hareketi

r1 IS Y1 Milli gelir Y

r1 NFI Net sermaye Hareketi TL Reel Döviz Kuru Arz (NFI)

E1 Talep (NX) TL miktarı (c) Döviz piyasası

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

197

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

198

• Para politikasının dengeye etkisine bakalım • Gevşek para politikası reel faizi düşürür ve buradan TL’nin değer kaybına yol açarken aynı anda milli gelir artacaktır • Düşük faiz ve kur, bir yandan yatırımı diğer yandan net ihracatı arttırarak geliri olumlu etkiler • Güven bunalımı yada benzer nedenle likidite ve döviz talebinde eşanlı ani artışlar düşünelim • Likidite talebi LM eğrisinde, NFI artışı ise IS eğrisinde ciddi yukarı kayışa neden olur • Üçlü etkisi vardır: r artar, E ve Y düşer • Eşanlı ekonomik daralma, yüksek faiz ve devalüasyon bir “mali krize” işaret eder

Para politikası ve mali kriz

• Döviz kurunun piyasada belirlenmesi varsayımını bugün için gerçekçidir ama geçmişte çok sayıda ülke sabit kur rejimini seçmişti • Sabit kur rejiminde döviz piyasasında arz ve talep dengesizliği halinde piyasa kurun değişmesi ile dengeye gelemez • Bu durumda arz-talep farkı MB rezervleri tarafından karşılanacaktır • TL talebi fazla ise rezervler artacak, TL arzı fazla ise azalacaktır • Rezerv değişmesi MB’nın para arzını denetlemesini zorlaştıracaktır (FX işlemleri) • Sabit kur rejiminde para politikası etkili değildir

Sabit kur rejimi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

199

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

200

Sabit kurda döviz piyasası
Reel döviz kuru

Şubat krizi ve dalgalı kur
• Şubat krizi öncesinde döviz kuru MB tarafından belirleniyordu (sabit kur) • Güven bunalımı sonucu NFI eğrisinde ciddi bir yukarı kayış olduğunu kabul edelim • Kur değişemeyeceğine göre döviz piyasasına TL arzındaki (döviz talebindeki) artış olduğu gibi MB rezervlerinden karşılanacaktır • Rezerv düştükçe NFI eğrisi tekrar yukarı kayar • Faizdeki tırmanma bu akışı değiştiremez • Döviz kurunu serbest bırakmaktan başka çare yoktur • Dikkat: dövize yönelen TL tanım icabı para arzını kısıtlamakta ve faizi yükseltmektedir

rer

NFI
Rezerv kaybı

rer1

rer2

Rezerv artışı

NX
Döviz piyasında TL miktarı

NX1

NFI

NX2

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

201

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

202

Küçük açık ülkede denge
• Bir başka özel hale bakabiliriz: küçük açık ülke (SOE) yada tam sermaye seyyaliyeti (perfect capital mobility) • Kanada-ABD, Hollanda-Almanya gibi, büyük bir ekonomi ile bütünleşmiş küçük ülkeler örneği • Konvertibilite, küçük ülkede faizin büyük ülke faizine eşit olmasını sağlayacaktır • Bu durumda küçük ülkede faiz LM-IS eğrileri tarafından belirlenmez, dışarıdan verilir • Onun yerine, LM-IS analizini reel döviz kuru ile yapmak olanağı oluşur • Yani y eksenine reel faiz yerine reel döviz kuru konur, x ekseni gene milli geliri temsil eder

Küçük açık ülkede IS-LM
• Aşağıdaki analize Mundell-Fleming modeli denir • Mal ve finans piyasasını özetleyen IS eğrisi döviz kurunun azalan bir fonksiyonu olacaktır • Bir: reel faiz dışarıdan verilmiştir dolayısı ile kur oynamaları harcamaları etkilemez • İki: kur yükseldikçe net ihracat azalır, kur düştükçe net ihracat artar; yani kurun düşmesi toplam harcamayı arttırır • Para piyasasını özetleyen LM eğrisi dikeydir • Faiz dışarından verilince, para arz ve talebi sabitlenir; yani para talebi kurdan bağımsızdır • Dikkat: faiz sabit olduğuna göre, her para arzı miktarına bir tek milli gelir düzeyi tekabül eder

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

203

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

204

Küçük açık ülkede LM-IS dengesi
rer
Reel döviz kuru rer1

Politikaların etkinliği
• Küçük açık ülkede dalgalı kur rejiminde maliye politikası etkin değildir • Kamu açıkları sadece döviz kurunu etkiler • Buna karşılık para politikası etkilidir: gevşek para politikası (LM sağa kayıyor) kurun düşmesi ile birlikte net ihracat üstünden milli geliri arttırır • Sabit kur rejiminde durum tam tersidir • Gevşek maliye politikası faizi yukarı itince, dış kaynak (sıcak para) MB rezervine girer ve para arzı artar (LM sağa kayar) • Gevşek para politikasında para rezervi eriterek MB’na geri döner (LM değişmez)

LM0

LM1
Gevşek para politikası

rer0

Gevşek maliye politisası

rer2

IS1 IS0
Y0 Y2 Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

205

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

206

Açık ekonomide LM-IS: değerlendirme
• Faiz haddi, döviz kuru ve milli gelir düzeyi arasındaki ilişki makroiktisat için çok önemlidir • İlişkinin kur rejimine ve sermayenin akışkanlık derecesine bağlı olduğu anlaşılmaktadır • Kur rejimi ve sermaye akışkanlığı özellikle maliye ve para politikalarının etkinliğini belirlemektedir • Güven sorununu ve ülke parasına ani bir saldırıyı kavramsallaştırma olanağını vermektedir • Modelin sadece reel büyüklüklerle çalışması, yani enflasyon olgusunu kapsayamaması en büyük eksikliğidir • O açıdan toplam talep-toplam arz analizi ile birlikte götürülmesi daha yararlıdır

Açık ekonomide AD-AS
• Son olarak toplam talep-toplam arz modelinin açık ekonomide işleyişine bakalım • Döviz kurunda değişme hem toplam talebi hem de toplam arzı etkileyecektir • Para ve maliye politikası aynı iken döviz kurunun düşmesi haline bakalım • Düşük kur NX üstünden toplam talebi arttırır (AD sağa kayıyor) • Düşük kur ithal girdi maliyetleri üstünden toplam arzı azaltır (SRAS sola kayıyor) • Her ikisi enflasyonisttir: fiyatlar artar • Gelire etkisi belirsizdir: hangi eğrinin daha çok kaydığına bağlı olarak gelir artabilir, azalabilir, sabit kalabilir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

207

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

208

Açık ekonomide olumsuz arz şoku
• Petrol ithalatçısı ülke için petrol fiyatlarındaki ani bir artışın etkisini izleyelim • Toplam arz azalır (SRAS sola kayar) ve kısa dönemde stagflasyon görülür • Petrole ödenen ek döviz resesyonun diğer ithalatı azaltması ile bulunduğundan kur değişmez • Para (maliye) politikasının gevşemesi toplam talebi yukarı kaydırır ama enflasyondaki artışla birlikte dış açığı da büyütür • Döviz talebindeki artış kuru düşürür ve SRAS tekrar sola kayar (enflasyon hızlanır) • Açık ekonomide olumsuz arz şoku, devreye enflasyonun girmesi ile kapalı ekonomiye kıyasla daha da ciddi sorunlara yol açmaktadır

Açık ekonomide olumsuz arz şoku
Fiyat Düzeyi

P

LRAS

SRAS2

SRAS1 SRAS0

P3 P2 P1 P0

C B A
AD0 Y1 Y0

AD1
Milli gelir

Y

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

209

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

210

Açık ekonomi: değerlendirme
• Açık ekonomi hem mal-hizmet piyasasını (ihracat ve ithalat) hem de sermaye piyasasını (sermaye hareketleri) kapsamaktadır • Döviz piyasası hem cari işlemler dengesinden hem sermaye dengesinden gelen döviz arz-talebi tarafından belirlenir • Açık ekonomide maliye ve para politikalarının etkinliği ve işleyişi kapalı ekonomiden farklı ve daha karmaşıktır • Açık ekonomide klasik analizle Keynesyenler arasındaki farklılık azalır • Döviz kurundaki dalgalanmalar enflasyon-büyüme arasındaki gerginliği arttırıcı yönde etki yapar

MAKRO POLİTİKALAR
İstikrar, kriz ve politika ikilemleri
Yedinci Bölüm

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

211

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

212

Büyüme-enflasyon açmazı
• Toplam talebin toplam arzdan daha hızlı artması halinde fiyat düzeyinin yükseldiğini, aksi halde ise fiyat düzeyinin düştüğünü gördük • Genel kural, toplam arzı zorlayan (LRAS’nın sağındaki) talep düzeyinin enflasyona yol açmasıdır • Buna karşılık Türkiye dahil pek çok ekonomide hızlı büyüme ile enflasyonun gerilediği dönemler kadar stagflasyon dönemlerine raslanmaktadır • Enflasyonla büyüme arasındaki kısa dönemli karmaşık ilişkinin ortaya çıkartılması o bakıma çok önemlidir • Her büyüme enflasyonist midir? Her küçülme enflasyonu düşürür mü? • Bu sorulara cevap arayarak başlayalım

• Enflasyon-büyüme ilişkisini gösteren önemli bir analitik ve ampirik araç Phillips eğrisidir • Phillips, İngiltere’de yüksek işsizlik oranlarında daha düşük enflasyon, düşük işsizlik oranlarında ise daha yüksek enflasyon gözlemlemişti • İşsizlik oranının ekonominin büyüme hızının iyi bir göstergesi olduğunu kabul edebiliriz • Bu durumda, iktisat politikası sorumluları için enflasyonla büyüme arasında bir tercih zorunluluğu ortaya çıkmaktadır • Enflasyonda bir yükselmeyi kabul ederek maliye ve para politikaları aracılığı ile büyüme hızlandırılabilir • Enflasyonu düşürmek ancak büyümeden fedakarlık ederek mümkündür

Phillips eğrisi

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

213

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

214

Phillips eğrisi
Enflasyon %

ABD’de makro politika
• 1960’lı yıllarda, Keynesyen iktisatçıların önerileri çerçevesinde ABD yönetimleri Phillips eğrisini makro politikalarda kullandılar • İşsizliği düşürmek için enflasyonda küçük artışlar göze alınıp toplam talep canlı tutuldu • 1961-1969 arasında ekonomi aynen Phillips eğrisinin öngördüğü gibi davrandı • Enflasyondaki küçük artışlar (sekiz yılda % 1.5’dan yüzde 5’e) işsizlik oranının % 7’den % 4’ün altına indirilmesine olanak verdi • Ancak, 1970’den itibaren bu ilişki bozuldu • Enflasyondaki artış sürerken işsizlik tekrar yükselmeye başladı

İşsizlik oranı %

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

216

ABD’de Phillips eğrisi
10 Enflasyon oranı % 8 6 4 2 00 1 2 1973 1971 1969 1970 1968 1972 1967 1966 1962 1965 1961 1964 1963 3 4 5 6 7 8 9 10 İşsizlik oranı %

Phillips eğrisinde kayma
• Basit bir soru: Phillips eğrisi nasıl kayar? • Cevap enflasyon dinamiğini anlamayı sağlar • Üç unsuru ayırdedelim – Beklenen enflasyon (πe) – Beklenen satışların gerçekleşme oranı (u – un) – Arz kökenli şoklar (ν) • Fiili enflasyonu şu formül verecektir π = πe - β (u – un ) + ν • İlk kalem beklentiyi, ikincisi talep enflasyonunu, üçüncüsü ise maliyet enflasyonunu ifade etmektedir • Maliyet enflasyonunu soyutlayalım • Aynı konjonktürde farklı beklentilere farklı Phillips eğrileri ve enflasyon oranları tekabül edecektir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

217

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

218

Beklentiler ve Phillips eğrisi
Enflasyon %

Enflasyonda “inertia”
• Basit bir varsayım yapalım: beklentiler bir önceki dönem enflasyona göre oluşsun: πe = π-1 • Ekonomi uzun dönem dengesinde olsun: u – un = 0 • Arz şoku olmasın • Formülden enflasyonun değişmeden süreceğini buluruz: π = π-1 • Bu durumda enflasyonun nedeni talep fazlası olamaz çünkü yoktur • Enflasyon, bir önceki dönemdeki enflasyon bu dönem de beklendiği için süregelmektedir • Enflasyonun nedeni geçmiş enflasyondur • Demek ki enflasyonu düşürmek uzun ve zahmetli bir süreç olacaktır

πe1 >πe0 > πe2

π1 π0 π2 πe2 πe0 πe1

İşsizlik oranı %

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

219

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

220

Dezenflasyon ve fedakarlık oranı
• % 60 enflasyonla ortalama büyüme hızını tuturmuş bir ekonomi düşünelim • Bu ekonomide enflasyon nasıl tek haneye indirilir? • Dezenflasyon: enflasyonla mücadele süreci • Bir yöntem, yıllarca ekonomiyi resesyonda tutarak beklentilerin % 6’ya gerilemesini sağlamaktır • Ekonomi dezenflasyon boyunca potansiyelinin altında büyümek zorundadır • Dezenflasyon nedeni ile kaybedilen milli gelir fedakarlık oranını verir • İkinci yöntem, tek seferde beklentilerin tek haneye indirilmesidir • Bu yapılabilirse, fedakarlık oranı sıfır olacaktır: maliyetsiz dezenflasyon

Rasyonel beklentiler
• Makro politikanın amaçlanan sonuçları sağlaması beklentileri nasıl etkilediğine bağlıdır • Ekonomik aktörler beklentilerini nasıl oluşturur? • Rasyonel beklentiler ekolü, piyasaların hükümetin uyguladığı politikaların mantiki sonuçlarını beklentilerine dahil edeceklerini önerir • Bu durumda genişleyici politikalar enflasyon beklentisini değiştirerek Phillips eğrisinin kaymasına yol açar • Yani enflasyon yükselirken işsizlik azalmaz • Aynı şekilde, hükümetin dezenflasyon kararlılığı varsa piyasalar bunu algılayacağından dezenflasyonun fedakarlık oranı düşük olacaktır

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

221

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

222

2000 programında kur çapası
• 1999’dan 2000’e Türkiye’de TÜFE % 68.8‘den % 39‘a gerilerken GSMH büyüme hızı % - 6.3’den % 6.4’e yükseldi • 2000 programı ile devreye giren kur çapası enflasyon beklentileri düşürdü • Phillips eğrisi ciddi şekilde aşağı kaydı • Hızlı büyümeye rağmen enflasyon düştü • 2000 programında fedakarlık oranı negatifti: yani enflasyonu düşerken milli gelir arttı • “Döviz kuru bazlı dezenflasyon programlarını” cazip kılan, çok düşük hatta eksi fedakarlık oranına olanak sağlamalarıdır • Maalesef Türkiye’de bu gerçek kavranmadı ve programın çökmesine izin verildi
130 110 90 70 50

Kur çapası ve Phillips eğrileri
Enflasyon
1994

1997

1996 1995 1993 1992 1998 1989 1990 2000 1988 2001 1991 1999

30 10,0

2000 kur çapası 8,0 6,0 4,0 2,0 0,0 -2,0 -4,0 -6,0 -8,0 Büyüme -10,0

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

223

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

224

Çoklu denge
• “Çoklu denge” makroiktisatta beklentilerin önemini gösteren bir başka çok önemli kavramdır • Aynı reel politikalar ve büyüklüklerle, beklentilere bağlı olarak ekonomi biri kötü diğeri iyi iki ayrı noktada dengeye gelebilir • 2000 programının ilk dokuz ayı ile daha sonraki beş ayı reel politikalar ve büyüklükler açısından aynıdır • İlk dokuz ayda olumlu beklentiler büyüme ve dezenflasyon getirmiştir (iyi denge) • Kasım sonrasında kötüleşen beklentiler ise Şubat krizi ile sonuçlanmıştır (kötü denge) • 2001 yazında döviz kurunda oluşan “köpük-balon” kötümser beklentilerden kaynaklanmıştır (kötü denge)

Popülizm
• Popülizm kavramı yüksek enflasyonlu ülkelerdeki makro sorunlarının anlaşılmasını kolaylaştırır • Popülizm, bütçe açığının her zaman ekonomiye zarar vermeyeceği varsayımı üstüne inşa edilir • İki variyantı vardır: – Enflasyon ekonomiye zarar vermez – Keynesyen çarpan açığın finansmanını sağlar • Popülist politikalar ya transferdir (memura zam, çiftçiye destek, erken emeklilik, vs) yada sosyal içerikli kamu yatırımlarıdır (okul, hastane, vs) • Popülist politikalar kısa dönemde toplam talebi arttırarak enflasyonu ve büyüme hızını yükseltirler • Uzun dönemde dış dengesizliklere yol açarak ekonomik krizle sonuçlanırlar

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

225

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

226

Konvertibilite ve kriz
• Popülist çevrim (cycle) sermaye hesabının serbest olup olmadığına bağlı olarak farklı çalışır • Konvertibilite yoksa, genel kural sabit kur rejimidir • İç talep patlaması başlangıç koşullarına bağlı olarak birkaç yıl hızlı büyümeden sonra büyük dış açıklar, döviz kıtlığı ve üretimin durması ile sonuçlanır (1955-58; 1978-79) • Konvertibilite varsa bir süre dış açık yüksek faizle cezbedilen kısa vadeli sermaye (sıcak para) ile finanse edilir sonunda büyük bir devalüasyon ve ağır bir resesyon yaşanır (1994) • 2001 krizi böyle bir popülist çevrime tekabül etmemektedir • Krizi tetikleyen “bilanço sorunları” olmuştur

Cari denge ve bilanço krizleri
• Türkiye’nin savaş sonrası dönemdeki üç büyük ekonomik krizi (1958, 1979 ve 1994) popülist politikalar sonucu oluşan cari işlemler dengesindeki açıklardan kaynaklanan krizlerdir • 2001 krizi farklıdır • Geri planda, başta kamu bankaları (Ziraat ve Halk), bankacılık kesiminde aşırı vade ve kur riski alınması sonucu bilançoların bozulması yatmaktadır • Cari denge krizlerinde paranın devalüasyonu kısa sürede ekonomik dengelerin yeniden tesisini sağlar ve ekonomi hızla resesyondan çıkar • Bilanço krizlerinde devalüasyon krizi derinleştirir ve bankacılık kesimi sorunları resesyonu uzatır ve derinleştirir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

227

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

228

Sabit kur ve serbest kur
• Sabit kurun avantajı tüm ekonomik aktörler için belirsizliği azaltmasıdır • Döviz kazanan kesimlerin uzun dönemli plan yapmalarını kolaylaştırır • Buna mukabil, döviz kurunu koruyabilmek için iç talebi ve büyüme hızını düşürme pahasına sıkı para politikaları uygulamak zorunluluğu doğabilir • Reel kurdaki değişmeler ani ve büyük oranda olur; ekonomide hasar yapar • Dalgalı kur döviz kazanan ve kullanan kesimler için belirsizliği arttırır • Para politikasının iç talebin makul düzeyde tutulması amaçlı kullanılması olanağını verir • Ani büyük kur hareketleri yaşanmaz

Küreselleşme üçlemi
• Açık ekonomi ve küreselleşme ülkelerin iktisat politikası opsiyonlarını sınırlandırmaktadır • Üç politika aracı: – Sermaye akımları (konvertibilite) – Faizler (para politikası) – Döviz kuru (kur rejimi) • Üçlem: bir devlet bu üçünden sadece ikisine hükmedebilir; üçüncüsü piyasaya kalacaktır • Konvertibilite varsa, ya faizi yada kuru denetler • Hem faizi hem de kuru denetlemek istiyorsa mutlaka konvertibiliteden vazgeçmelidir • Gelişmiş ülkeler konjonktüre karşı para politikasını ellerinde tutarlar; kur serbesttir • 1990-2000 arasında Türkiye kuru denetlemiştir

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

229

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

230

“Dandik Para” ve dalgalı büyüme
• Para ikamesi TL’ye sürekli içeriden saldırı riskini getirmektedir • Kuru korumanın yolu yüksek reel TL faizidir • Olumsuz iç yada dış şok halinde para politikasını gevşetme opsiyonu mevcut değildir • Resesyonda genişleyici para politikası uygulanamayınca daralma derinleşmektedir • Bu durumda küçük şokların bile büyüme hızında büyük dalgalanmalar yaratması kaçınılmazdır • Serbest kurla reel faizler ve büyüme hızı istikrarlıdır, döviz kuru ise dalgalanır • Denetimli kurla kur istikrarlıdır, reel faizler ve büyüme dalgalanır
10 8 6 4 2 0 88Q4 -2 -4 -6 -8 -10 %

Çalkantılı büyüme: 1988-2001

90Q4

92Q4

94Q4

96Q4

98Q4

00Q4

GSMH Büyüme Hızı ( 1988-2001)

Ort.Büyüme Hızı (1988-2001)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

231

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

232

Reel GSMH 1987-2001
Milyar TL 130.000 120.000 110.000 100.000 90.000 80.000 70.000 60.000 1987Q4 1989Q4 1991Q4 1993Q4 1995Q4 1997Q4 1999Q4 2001Q4

Para talebinde istikrarsızlık
• Teknolojik yenilikler, sermaye hareketleri, para ikamesi, kayıt-dışı ekonomi gibi etkenler para talebinin istikrarını olumsuz etkiler • Yeni mali enstrümanlar açık ekonomilerde MB denetimi dışındaki para-benzeri varlıkları arttırmıştır • Düşük enflasyonlu ülkelerde bile kısa dönemde paranın dolaşım hızında ve para talebinde büyük oynamalar izlenmektedir • Para talebinin ve dolaşım hızının çabuk ve beklenmedik yönde değişmesi MB ve para politikası için önemli sorunlar yaratır • Para arzı, para talebi ve faiz arasındaki ilişkiyi gözden geçirmek gerekir

GSMH (Alıcı Fiyatlarıyla)

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

233

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

234

Para arzının denetimi
• MB’nın para arzı miktarı üstündeki fiili denetimi herzaman yeterince hassas değildir • İki önemli sorunun altını çizelim • Hanelerin ve firmaların arzuladıkları mevduat/nakit oranı hızla yükselebilir yada düşebilir • Aynı şekilde bankaların kredi/mevduat oranı da piyasa koşullarına bağlı olarak hızla değişebilir • Bu durumda para tabanı sabit iken ekonomideki para arzının artması yada azalması mümkündür • Para miktarını denetleme sorunlarının anlaşılması sonucu MB’ları para politikasında ağırlığı faiz oranlarına vermişlerdir • Yani faiz haddi para arzını belirler

“Discretion versus rules”
• Para politikası fiilen nasıl yapılmalı? • “Discretionary” politika sorumluluk ve yetkinin MB’da olmasını ve MB’nın istediği araçları ekonominin ihtiyaçlarına göre kullanmasını önerir • “Rules-based” politika ise MB’nın önceden açıkladığı bir para politikası kuralını konjonktüre göre değiştirmeden aynen uygulamasını önerir • 2000 yılındaki kur çapası kurallı politika örneğidir; şu anda ise MB para politikasında istediği araçları ihtiyaca göre devreye sokma yetkisini haizdir • Kurallara bağlı politika anlayışına “monetarizm” adı da verilir • Keynesyenler MB’nın yetkilendirilmesini savunur

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

235

A.S.Akat

Makroiktisat – Nisan 2002

236

• John Taylor Stanford Üniversitesi eski öğretim üyesi ve halen ABD Hazine Bakan yardımcısıdır • ABD için önerdiği basit para politikası kuralı ile ünlüdür; Fed Başkanı Greenspan’ın bu kuralı uyguladığı söylenir • Kural MB iskonto haddini enflasyonun ve milli gelirin hedef büyüklüklerden sapmasına bağlar id = π + 2.0 + 0.5 (π – 2.0 ) – 0.5 [ ( Y – Y ) / Y ] • Eğer enflasyon % 2 ve büyüme potansiyele eşit ise iskonto haddi % 4 olacaktır • Enflasyondaki artış ve büyümedeki hızlanma iskonto haddini arttıracak, büyümenin yavaşlaması ve enflasyondaki düşüş ise düşürecektir

John Taylor’un kuralı

Genel değerlendirme
• Yüksek enflasyon, para ikamesi, belirsizlik ve güven (credibility) sorunları istikrarlı ortamlar için üretilen teorik araçları geçersiz hale getirir • LM-IS ve AD-AS analizleri istikrarlı ekonomilerde anlamlı şekilde kullanılabilir • Phillips eğrileri yüksek ve dalgalı enflasyon altında yaşayan istikrarsız ekonomilere daha uygundur • Türkiye’de enflasyon ve büyüme hızında görülen büyük dalgalanmalar Phillips eğrisindeki kaymaları yansıtmaktadır • Popülist anlayışların konvertibilite sonrasında süregelmesi gelişen ülkelerde raslanan mali krizlerin en önemli nedenidir

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->