Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

6. molekül içi kuvvetli.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon.2. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir.3. Örnek Si.6. Bununla beraber bazı hallerde (lineer . Ga. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur. As 1. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. Bu ortaklık. MgF2. Örnek: NaCl. Kovalent bağ. Polimer malzemede. Ge. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir.4. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. ZnS 1.

1. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Şekil 1. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. Örnek: inert gazlar ve organikler. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. ß. Şekil 2. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir. . bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin. bu eksenlerin aralarındaki açılar α. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). Şekil 1. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. 2. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. (kar taneleri.

. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer. 2. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır.2.a ve 2.2. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur.2. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir.2. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir.1. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır.2. Buna doluluk oranı denir.

Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur.2.1. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. Birim hücrede biri köşelerde. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2.2. 2.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir.2. Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir.2. Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder.6333 tür.5' de verilmiştir. Şekil 2. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır. (YMK)de ise 12 dir.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir.2. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. Al gibi). Bu şekilden kolayca görülebilir. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. (ADF) hesaplanırsa 0. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye. Köşelerde 12X1/6 = 2. c/a = 1. (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir. . Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür.

buna ANİZOTROPİ denir. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır. bundan dolayı buna kafes yapı denir. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler.2. Örneğin (0. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır.3.7) . (Şekil 2.2. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir. 2. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır.x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a. Demir oda sıcaklığında (HMK). Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. diğerleri üzerinde sıfırdır. Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. 2. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2. Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir.4.6). 910 °C üstünde (YMK).2. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir.

Ayrıca(I 00). örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. . Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. fakat yönleri zıttır. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. a cinsinden 1. . [100].Şekil 2.a. a. (010) ve (001) dir. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir. Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. bulunan 1. 0 dır. [010] ve [00Î] dir. Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri.5. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar. 2a Miller endisleri [112] dir. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür. 0 dır. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. fakat yönleri farklıdır. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. a. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. -1. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. 0. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100). yani doğrultular aynı. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir.

özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır.9). (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur. Örneğin. y. 1/2.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler. Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar.6. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır. Sonra bu sayıların tersleri alınır. 1. 1/1. Şekil 2. ∞ ve ∞ ). 1. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. Bu düzlemin (x. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3.1) = 2. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. 2. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır.l1) düzleminin normali |h1. (h1.l1| doğrultusudur. 2. Şekil 2. Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır.1/2. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212).9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur. 2. Şekil 2.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. Örneğin.k1.k1. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: .

7. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır.1. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır. 2. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur.0 ve 0 olur. Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). Bu kusurların biçimi.2. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. Bunların tersleri 1.7. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. -1 ve 0)' dır. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler.7. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. Tersleri (1. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). -a ve ∞ dur. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. a. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a.-1 ve ∞) bulunur. (2) düzleminde ara kesitler: (a. ∞ ve ∞ ) elde edilir. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. . a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. Gerçekte kusursuz kristal yoktur. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. Noktasal Kusurlar Şekil 2.(1. • Kristal kusurları noktasal. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. Metallerin plastik şekil değiştirmesi.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. 2. Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. 2. bazı kafes köşeleri boş (eksik atom).

. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir. Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar.17 ve Şekil 2. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır.8.1. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar.2. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır. 3. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir.7. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar.16. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır. Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir.18). hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler.1. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır.3. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir.15).1. 2. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. 2. Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir. Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır. Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar.

örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. 3. Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. 3. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Birinci faza α. düzenli yapı düzensiz olur. Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir.4). Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler. . Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. Diğer bir deyimle. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar. Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir.1. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç). Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür.2.3. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3. ikinci faza da β fazı denir. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir.

Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4. 100 gr alaşımda A1 gr A. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur. B ninki PB olsun. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. Bu durumda O2. . Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir. B1 gr B metali bulunsun. Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler.3. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). • 4.4'te gösterilmiştir. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. 4. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir. MgO te 1/1 (a/o 50).iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz. Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir.2. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. A metalinin atomsal ağırlığı PA . bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir. Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. H2O da 0 1/3 (a/o 33 .1/3) gibi.

* Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir. 5. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır.1. kinetik enerjileri ise maksimumdur. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar.1. sementasyon. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. potansiyel enerjileri maksimum olur.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir).1. çökelme. • • • Bu gerçek. yeniden kristalleşme. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir. lehim. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. Şekil 1. Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak. .

ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. Cisimlere yeterli imkan verilirse. Her iki konumda da atom denge halindedir. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur.2 Enerji Konumları Şekil 5. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir.3).1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır. Şekil 5.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. Yayınım arı metallerde de oluşur. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur. 5.) denir. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi. Şekil 5. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. . Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir.2 ve 5. 5. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar.3. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur. kal/mol. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir.

Birinci Yayınım Kuralı (1. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir. Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti. Şekil 5. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler.4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir.5. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol). Sonsuz süre sonunda Ni. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır. D yayınım katsayısı sıcaklığa. yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Fick Kuralı) Şekil 5. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur. Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir. Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. . Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. 5.4. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3).1.4. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir.

Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir.4.5. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. İkinci Yayınım Kuralı (2. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. dolayısıyla potansiyel enerji artar.5. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. sıcaklık ve basınçtır.1. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim.1. işlenmesi kolaydır. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. sonra su vererek sertleştirilir. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. H=E+PV . 6. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur.2. 5.

Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. F=H-TS 6. Buna göre entalpi. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur. 6. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır. biri F serbest enerjisi.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir. Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . şu şekilde olur. diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir. Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar.A. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir.3. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir. * Serbest enerji. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir. 6. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur.1. A . Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6. Gaz karışımlarında durum böyledir. bu durumda A . Entalpi sıcaklıkla sürekli artar.1. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır.2.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır.B ve B . Entalpi iki kısımdan oluşur. Bu durumda geriye iki değişken kalır.

hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele . • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz. A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. dolayısıyla F=2 dir. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur. altında ise yalnız katı faz bulunur. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. Sıcaklık-zaman eksenleri.2' deki biçimde olurlar. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. 6. ergime sıcaklığında sıvı ve katı. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. katılaşma T1 . Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler.4. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur.2' de görülüyor. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Bunlar ısıtılır. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. dolayısıyla F = 2 dir. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır. Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6. 6.3.

3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur. Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır.Ni sistemi gibi).alınacaktır.4 de görüldüğü gibi. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım. Şekil 6.3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu .1. .5. Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6. Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. 6. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. TA A metalinin ergime. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler. yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir. Şekil 6.5. (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir.

O halde (a . Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. bileşimine sahip olur.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr. Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. 6. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a . İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır.6. alaşım ele alınsın.3. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir.2. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur. . Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir.5.b) aralığında daima % B1. İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1.5. Örnek olarak Şekil 6.

.

Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir.1.4. 6. Şekil 6.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür.5. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir.6. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6.6.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6.6. 6. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz .

Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir.2.3.2. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz.2. Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu.2. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi).6.6.6.6. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. 6. . üç aşamada tamamlanır. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer. Eğer sıcaklık yüksek. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur.2.6. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir.1. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır. 6.

6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır.1.2.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik. Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır.% B3 = % A3. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 .2.6. Örneğin Şekil 6. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir.2. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır. ve ε fazları meydana gelir. 6.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α . Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır.7. Β. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir. Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar.6. İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı.4. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir.* 6. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik. Faz diyagramı Şekil 6. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 .6. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler . Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır. δ. Örneğin Şekil 6.6.5.6.% B4 = % A4.6. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir. 6. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA .2.

genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. özgül iletkenlik denir. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar. 7. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. 7. Ancak metale Şekil 7. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür.nin eksi 2q dür. 7. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı.2. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir.1. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır. bu da elektrik akımını oluşturur. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir.2. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. bunun sonucu yük birikimi. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. SO42. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır.2. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. bu nedenle iletken sayılamazlar.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır.2.16 X 10-18 kulondur. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. iletken boyu l (cm) ile doğru. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. Özgül direncin tersine σ. Gerçekte manyetik. dolayısıyla serbest hareket edemezler. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. piezoelektrik. .

v.2. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir. V=µ .5). 7.1.2. E elektriksel alanı ile orantılıdır. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. iletkenlik azalır.san dir. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7. Bu tepki elektriksel yük birikimi.2. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler. Tablo 7. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler.2. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir. 7.2.3. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu. Bu özeliklere sahip plastikler.4. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar.1' de görüldüğü gibi. . Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir. * 7. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.2. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar.* 7.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur.2.

Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. 7. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler. * 7. çatlaklar. Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. 7.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır.3.2. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur.1.3. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. kimyasal bozulum. Manyetik alana gösterilen tepki. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir.3. Buna elektriksel göçme denir. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. İç yapı kusurları. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer.

Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Yumuşak mıknatıslarda B. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. histerezis alanı küçüktür.3. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler.3. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. . Ni. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Bi. Pt. 7. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. Ag. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Bu malzeme toz halinde bulunur. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. Ferromanyetik elementler: Fe. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Paramanyetik elementler Al. Zn. kalıcı manyetiklik az. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. Co. O2. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir.

Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. cisim ışığı yansıtır.1. Mn. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. Ni. örnek olarak (Al. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. Ni. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır. Kırılma indisinin karesi. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Bu dalgalar da metalleri geçemezler.4.4. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar. Fe). bunun sonucu kırılma indisi de büyür. 7. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. Al) alaşımları gösterebilir.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir. hem de ikiye ayrılır. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. içeri giren ışık demeti yön değiştirir. bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. kırılma indisi küçülür. Bunlara da saydam cisimler denir. boron . Fe). dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. (Cu. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır.3500 Å arasındadır. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Katılarda elektromanyetik. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. (Cu. . 7. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. dolayısıyla enerji de artar. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400. Ni. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. fakat ayrışmaz. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir. Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. Co) ve (Ag. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Co.

• Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir. Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler.pencere camı ise (soda . Ti sarı. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. 7. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. 7. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. * . topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler.5. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar.3500 Å arasındadır. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır.1. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler.2. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. metil metakrilatta % 90. termal genleşme. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir. tıpta ameliyatlarda. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir.5. Mn mor. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Cam dış etkilere dayanıklı. 7. haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. Fe sarı-yeşil. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. Cr sarıyeşil. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması.4. Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar.

Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez.5.5. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. Fononların enerjisi aynı kalır. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. (R=1. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. yabancı atomlar. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. Genellikle. &nu. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. Genellikle ısıl iletkenlik. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. san °C) tır. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır.987 kal/gr mal °C). Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir.2.7. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. Orantı katsayısı. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır.3. Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. Isıl iletkenlik ortamın türüne. ν hızı ise değişmez. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. 7. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. boş kafes köşeleri. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. Fonon dalgalarının yayılma hızı. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. k. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur.

buna termal şok denir. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır.1. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer.5.5. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır.5. bu nedenle ısıl şoka dayanır. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. ΔL. k küçük olur. soğuyunca büzülür. N) yoğuşunca geriye vakum kalır. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. ısıl genleşme çok yüksektir. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. Termal şok parametresi P. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur. Burada ΔT sıcaklık farkı. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir.4. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. 7. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır. . Bir cismin ısıl iletkenliği büyük. Isıl iletkenliği düşük. L boyundaki artış. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir.5. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. amorf yapılı iseler biraz artar. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. iletkenliği çok küçüktür. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. bu nedenle ısıl iletkenlikleri.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. metallerinkine göre çok düşüktür. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. 7. 7. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır.5. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir. termal şoka dayanması beklenir. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır.

Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir.2. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8.1. Çekme Deneyi . Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir.2. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. yani tersinirdir. diğer bir deyimle tersinirdir. 8.250°C ta %1' e düşer. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir.2. sonra dayanımını yitirerek kırılır.2. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8. Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz. Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir.1. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır.

• • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. (Şekil 8.3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao . Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. Örneğin metaller rijit. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. Şekil 8. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. plastikler fleksibl malzeme sayılır. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. yani tersinirdir. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. Şekil 8. esnek) malzeme denir. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir . küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. Deney sırasında.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar.5. Örneğin çeliklerde. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı. . 8. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. çizmeğe. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney. 8.3. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Bunun başlıca sebebi. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir. Diğer avantajı ise. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir.8b de görüldüğü gibi olur. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye. Basma numunelerinde. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. Sertlik ölçme genellikle.2. yalnız açılar değişir. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. kolay işlenir. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. sertliğinin ölçülmesidir. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği.2. Çizen cisim. ancak çok aşınır.6. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. çizilenden daha sert sayılır. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. Uygun olarak seçilen sert uç.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. dolayısıyla. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. Bu avantaj. Şekil 8. Çok küçük kaymalar için. Endüstride en çok uygulanan. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir. t=Gy 8. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır.

Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. 8. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur.11). Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. diğer malzemeler amorf yapılıdır. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. genellikle % 1' in altındadır. 8. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır.3. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı.3. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. süneklik düşük iken. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur. eksenel şekil değiştirme εx. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir. Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. bu tür deneye statik deney de denir. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır. 8. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir. uzun süreli deneyde mukavemet düşük.3.1. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek.1. süneklik yüksek olabilir. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır.1. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. elastisite modülü denir.2. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir. Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy .1.

3.17' de görülüyor.4. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir. . 8. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur. Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1. n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur. 8. Buna kayma koşulu denir. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. 8. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir.16). Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. hidrostatik gerilme hali hariç.2. Şekil 7. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir. dolayısıyla elastisite modülü küçülür.2. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden .48 civarındadır. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir. Bütün gerilme halleri. daima kayma bileşeni meydana getirirler.1. kompozit malzemeleri gibi). bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır.3. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0.2 .16' deki gibi açıkça görülür.3 arasındadır. Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır.1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir.26x105 N/mm2 dir. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak.* 8. Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur.0. 8.8x 105 N/mm2 dır.3.1.8 de görüldüğü gibi.3. Şekil 8.5.

Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır. pekleşme yeteneği yoktur. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. Bileşimler.3. 8. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir. uygulanan döküm. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar. dislokasyon hareketlerinin engellendiği. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. dolayısıyla şekil 8. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. Bu özelikler kimyasal bileşime.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir. Şekil 8.02 mm. fakat yayınım. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. yabancı fazların türüne ve dağılışına. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır. . tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. sıcak ve soğuk şekil verme. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne.2. fakat büyüme hızı düşüktür. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. fakat süneklik azalır. 8. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. dolayısıyla özelliklere etkirler. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma. sünekliğin ise azaldığı görülür. Şekil 8. sinterleme. üretim yöntemine.5. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. sertliği çok azalır.5. dislokasyonların hareketi zorlaşır. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. soğuk şekil verme. büyüklüğüne. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır.5. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı.1. 8. bileşenlerin konsantrasyonuna. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir.

Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır.5. 8. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8.1. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır. . 8. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler.2. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. dolayısıyla Tr düşük olur. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. 8. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır.6. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir. sertliği ve mukavemeti artar. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir.4. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak.6. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir.6. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. 8. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır.

nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir. Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur.2).1. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler.1. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir.1. 9. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. * ΖA 9. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. .2. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9.2). Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir.1). Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. dolayısıyla akma başlar. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur.

kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler. Malzemelerde genellikle çentik. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır. tekrarlı gerilmeler. yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. çatlak. parçanın geometrik biçimine. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde. .Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. boşluk.3). Düşük sıcaklık. sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler.

dolayısıyla basit burmada kırılma.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur. (Şekil 9.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0.9. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır. Bu nedenle Şekil 9.1). Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar.1. . Şekil 9.1xE dür. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür. Yüksek mukavemetli metaller.3.3. Burada E cismin elastisite modülüdür.3) 9. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür.

yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. büyüklüğü. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. 9. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. Basınç mukavemetine numunenin biçimi.4. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur.3. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir. Kırılma yüzeyinin ortası taneli. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler.9. . çevresi parlak koni şeklindedir.2. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır.

şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. 9. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar.5. Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır.7) gevrek kırılma eğilimini arttırır. Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9. Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. 9. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar.5.* . Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz.1.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma. Şekil 9. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır.6). Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir.

bu nedenle çok daha sık uygulanır. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. . sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. buna yorulma denir. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir.6. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır. Temperlenmiş Cam. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. 9. kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. eğri az bir eğimle sürekli artar. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir.* 9. gevrek davranış görülür. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. Bunlar taşıtlarda.8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. altında. Bu sıcaklığın üstünde sünek. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır. Ancak Şekil 9. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar.7. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir.

Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir.7. İç yapıda bulunan çatlak. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir. bu yüzey de taneli görünüştedir. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır.2. çentik. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir.1. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir.N) veya Wöhler eğrileri denir. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. 9. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. Şekil 9.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır.7. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar.* 9. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur. . boşluk. tekrar sayısı ölçülür.

3. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir.1. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir.3. . Bununla beraber polimerlerin çoğunda. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. 9. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur.1. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır.7.1. malzeme pekleşir. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. Pekleşmede dislokasyonların hareketi. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu.11' de gösterilmiştir.7. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. 9.

dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir.8. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur. birbirilerine göre sabit konumlar artar. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir.1. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir.3.3. Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır.7. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür.7. viskozite azalır. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. 9. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler.2. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler. Motor silindirinde patlama olduğu zaman. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. . aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9.

Basit çekme halinde bünye denklemi. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir. bu davranış non lineer olabilir. Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır. . gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur. 2) Plastik davranış Şekil 9.8. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır.8. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler. 9. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir. • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır. Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur.2. ν" veya poisson oranı denir. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında.1.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme.* 9. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır. Pek azında mesela kauçuk gibi.

hesaplanabilir.2. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk. V görünen hacmi. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. aşınmasını.1' de şematik olarak gösterilmiştir. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir.1. geçirimliliği. bazıları ise kapılıdır. 10. d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir . ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler.kılcal boşluk. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. su emmeyi. mukavemeti.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10.2. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. dona dayanıklılığı. korozyonunu. Şekil 10.

2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir. Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır. 10. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur. P1 . Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir. .* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir. Numune etüvde kurutulur.10. Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir. Emilen suyun hacmi P1 .2. Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur. Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir.2. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. sonra tartılır. ortalama 48 saat süre ile kurutulur. * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır. sonra suya koyarak 48 saat beklenir. Bu yöntem oldukça zordur.2. Emilen suyun ağırlığı P1 . Aynı numune Şekil 10. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir. eğer boşluk yoksa eşittir. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur.3. Po ağırlığı ölçülür. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po. Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar.

Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. 10. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir.3. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır.2.3. kapalı boşlukları içermez. Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. 10. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı.4. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. k ya geçirimlilik katsayısı denir. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. . (Şekil 10. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Ancak bu oran yaklaşıktır. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. Bir ucundan p basıncında su uygulanır.Hacimsel su emme oranı Sh. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. cm su sütunu. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2). Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. Uygulanan basınç p. sıvı haldeki akışkan da sudur.1. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur.3 a). Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. kırılma ve dökülmeler görülür. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. 10.

Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. sürtünen yüzeylerin biçimine. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. * . Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır.4. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. Şekil 10. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür. boyalar. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. miktarı malzemenin türüne. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. Ancak bu olayı yakından tanımanın. Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. 10.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir.1. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. Aşınma. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur.2-0. daha fazla ise kısmen difüzyon. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. 10. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde.4. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır.

Al-Sn. Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır. • Beyaz metalden başka Cu-Pb. kağıt. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür. 10. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. . Aşınma oluşturan hareketler kayma. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner.2. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. 11. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür.5. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. Sert parçacıklar yükü taşır. Ahşap. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur.10. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. Korozyon ve Önemi Korozyon. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. METALLER VE ALAŞIMLARI 11. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. Teflon. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler.1.6. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. * Bölüm 11-KOROZYON. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. kauçuk. Ag-Pb.

2. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir.1. Elektron veren metal anot. 11. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. katot ise etkisiz kalır. Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır. katot taraftaki ise korunur.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur. elektron vererek korozyona uğrar. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir.1). Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur. Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11. Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır. elektron alan metal ise katot olur. .* 11. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur.1. Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır.2.1.

Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır. Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur.1.1. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH). Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz.1. ayrışarak dibe çöker. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur. ancak su içinde çok az (OH). Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar.kökü oluşur. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar. İki metalden hangisinin katot. * 11.2. 11. 11.Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez.3. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH).1).2.2. Eğer su içine havanın oksijeni girerse.3.2. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur.2.2. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır.1. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir.2.2.1.2.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11. 11. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler. . 11.

Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0. . soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir. Demir . Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar.1. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye. Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller. plastik şekil vermeye. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı.11. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. Şekil 11. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. Ayrıca üretim sırasında döküme.5.8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir.5. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. (HMK)' ye sahip demire ferrit. 11. Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur. kaynak. 11. içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır.4.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır.

1.8 C içeren alaşımda görülür.1. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür. Demir içine % 6.Şekil 11.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu . Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli.5 deki denge diyagramında gösterilmiştir. 11. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0. ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler.5. .67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur.

8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0.8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür.5 3. 11. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür. 727°C ta geri kalan % 0. buna perlit denir.5.1 2. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır. kırılınca beyaz görünür. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir. Çelikler : 0.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır.6. 727 °C ta geri kalan ostenit %0. Dökme Demirler : %2<C<%6. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11.2<C<%0. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik.3.2. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler.5<C<%2 4. Orta Karbonlu Çelikler : %0. bu nedenle. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur. perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11.10).6: % 0. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir. sementit çok sert ve gevrektir. fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. bu nedenle buna kır dökme denir. 1. 11. Demirler : C<%0. % 0.1.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar. Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez.1<C<%0.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür.5.10). 1. Az Karbonlu Çelikler : %0.2 2.67 * Çıkmış Soru .8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir.1. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar.8 C içerir.8). 11. Şekil 11.

kolay işlenir. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. 2. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. Sünekliği yüksektir. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur. Çelik Üretimi 11. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. 3. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. korozyona iyi dayanırlar.9. fakat süneklik azalır. genellikle gevrek davranış gösterirler. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır. 11.7. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. ancak elastik sınırı arttırır. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler.8. su verme ile sertleştirilemez. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . toklukları düşüktür.11.

Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride.3 -0. 11.13). mekanik özelikler iyileşir. talaş kaldırılarak kolay işlenir. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1.11. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. örneğin Ni yalnız katı eriyik. birleşimlerine. Mo. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür.13). Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler. St veya Fe harfleri bulunur. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir. % 18 Cr . Co. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. 11. ancak dökme ile şekil verilebilir. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. W. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç. Bunlardan başka Mn. Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. ÇI az karbonlu (% 0. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. %8 Ni' li paslanmaz çelik. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. 2. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir.1-0. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. Bunlar türlerine. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. Si. Örneğin. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. . Örneğin yapı çeliği Ç 52-2. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir.14). Birinci grup nervürsüzdür. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir.10. Ç II orta karbonlu (%0. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. Kolay dökülür. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir.

sementasyon çelikleri. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir. paslanmaz çelikler.12.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. Vol. 11. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir.13.A. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi. 1. Almanya. 10 ve 11).S. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. D-7142 Marbach-Neckar. Bununla beraber elastisite modülleri. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. . % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. Dökme çelikler DÇ. sıcak haddelenmiştir. ASM. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. Ohio. Örneğin. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. 1967. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. nervürler eksene paraleldir. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. Metals Park. kazan çelikleri. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. 11) Metals Handbook. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. 1974. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. U. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci. Propertlies and Selection of Metals. Beton Ia çeliği az karbonlu. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. otomat çelikleri. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. 11.

Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır.14. 11. Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. S. Mg. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır. Kolay işlenebilme. .7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. Alüminyuma Cu.Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak.

15. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11.1. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir.1. bileşimi. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. fazların türü ve dağılış biçimleridir. İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar .15.11.1. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır.15. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir.

Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. . bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur. Bu işleme temperleme denir. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur.16. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır. 11. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar.

Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. Si.1. Bu nedenle halk dilinde seramik. SiC.* . Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. 11. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. çatlamalar oluşabilir. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. mikada olduğu gibi. tuğla. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. TiC. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır. aşındırma tozları. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır. kiremit. Si3N4. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. sert ve gevrek olurlar. 12. Örneğin. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. taş. Bazı seramiklerin kristal yapısı. ayrıca bazıları manyetik. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır.1. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. beton. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. bazıları da amorf yapılıdır. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır. dıştan gözlenebilir. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir. % 0. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür.1. bazılarında bir düzlem boyunca. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler.16. İyi yalıtkandırlar. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı.1. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. Uygulamada çok kullanılan cam. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir. Bölüm 12-SERAMİKLER.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır.

Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. Am.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar. 12. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir.2. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır. CaF2 yüzey merkezli kübik. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar. Am. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır. . Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur.1. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. Şekil 12. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur.. Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. 6 veya 8 olabilir. Al2O3. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar.1. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Beton.Bn. Burada M bir iki değerli katyondur. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir. 12. kiremit. Koordinasyon sayıları 4. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır. tuğla. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. Şekil 12. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir.1.

alümina 2050 °C ta ergir. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur.12. dolayısıyla kolay işlenir.2.3. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. . Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir. 12. boronsilikat camı ve silis camıdır. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). fakat çekme mukavemeti çok düşüktür. ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. kurşunlu cam. sertliğini yükseltir. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır.3. kiremit. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır.1. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir.3. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur. Bunlardan başka demir oksitler. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır. alümina (Al2O3) ve sudur. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. boşluklar azalır. 12. Basınç mukavemeti çok yüksek. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. bu nedenle işlenmesi zordur. camlaşma derecesi yükselir. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. yoğunluk artar. Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. kolayca çatlar. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır.1. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler.

TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. alümina (Al2O3) ve demir oksit. kalker taşı. bu durumda gözenekler azalır. MgO. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. (Örnek: bot. 12. mukavemet artar. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. . % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. çimento ve su karışımından oluşur. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır. Beton Beton kum.3. SiC. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur.. Bu amaçla yüksek oranda silika. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. 12. Fe. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). Kilin bileşiminde silis (SiO2). FeO ve NiO gibi. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. Baryum ferrit (BaO. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. çakıl. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. çentikler. Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. 12. önce serbest su.5. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. Mo. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar. Bazı seramikler. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. Cr. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. Co. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. Değişik büyüklükte kum. ve Ni kullanılabilir. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. Bunlar toz halinde elde edilirler. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika.Kurumuş kil fırında pişirilir. Fe3O4.3. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. Bağlayıcı madde olarak Al. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler.

Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. dona dayanıklılığı arttırır. daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır. Beton Su . Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. 12. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. Cam elyaflı poliyester levhalar. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır.5. 12. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur.1. daha az geçirimli. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu.5. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur.2.6. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir.4 . otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir. Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar. fakat. 12. Ancak uygulamada kompozit malzeme . örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir.5. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir.7 arasında bulunur. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Bu duruma göre Şekil 12.1. bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar.2. Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı. dolaysiyle çatlamalara neden olur.0. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO .4). Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. Al2O3. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır. Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. çelik donatılı beton elemanlar. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir.5'da görüldüğü gibi. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer.

Asfalt. . kütle halinde fazla şekil değiştirmeden. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir. Uygulamada bunlara sermet denir. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. 12. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12.2). Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. tanelilere göre daha yüksektir. viskoz ve düşük mukavemetlidir. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir.7. Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. Taş ise sert ve gevrektir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur. Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. çatlayarak kolayca kırılabilir.6). Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır.