P. 1
malzeme

malzeme

|Views: 557|Likes:
Yayınlayan: İbrahim Bal

More info:

Published by: İbrahim Bal on Mar 12, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/12/2011

pdf

text

original

Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

Örnek Si. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. Kovalent bağ. ZnS 1. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir. Bu ortaklık. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar.2. MgF2. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. Bununla beraber bazı hallerde (lineer .3. Örnek: NaCl. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir.6. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır.4. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir. Ge.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur. As 1.6. Polimer malzemede. Ga. molekül içi kuvvetli.

bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir. Örnek: inert gazlar ve organikler. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. Şekil 1. Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. 2. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. Şekil 2. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. ß. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır.1. . Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir. BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Şekil 1. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. (kar taneleri. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. bu eksenlerin aralarındaki açılar α. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin.

a ve 2. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir. Buna doluluk oranı denir. . Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir. 2. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır.2. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır.2. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2.2.1.2. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır.2. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir.

Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur. 2. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır. Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir. c/a = 1. Al gibi). (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır.2. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır. (YMK)de ise 12 dir. Birim hücrede biri köşelerde.2. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir.2.2. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Bu şekilden kolayca görülebilir. Şekil 2. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır.5' de verilmiştir. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir.2.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. (ADF) hesaplanırsa 0. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). Köşelerde 12X1/6 = 2. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. . Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır.6333 tür. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir.1.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir. yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur.

2. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2.4. (Şekil 2.2. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür.2. bundan dolayı buna kafes yapı denir.x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2. buna ANİZOTROPİ denir. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir. 910 °C üstünde (YMK). Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. 2. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır. Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Demir oda sıcaklığında (HMK). Örneğin (0. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler.2.3. diğerleri üzerinde sıfırdır.6). Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir.7) . Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir.

fakat yönleri farklıdır. [010] ve [00Î] dir. fakat yönleri zıttır. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100). Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri. 2a Miller endisleri [112] dir. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. a. . {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. bulunan 1. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir.a. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. 0 dır. . (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. [100]. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. yani doğrultular aynı. a. -1. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. 0 dır. Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. 0. Ayrıca(I 00).5. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür. a cinsinden 1.Şekil 2. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. (010) ve (001) dir. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00].

k1.l1) düzleminin normali |h1. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. Örneğin. 1. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3. Bu düzlemin (x.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212).6. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. Sonra bu sayıların tersleri alınır. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. y. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler.1/2.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: . Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu.9). (h1. 1/2. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur. Şekil 2. 1/1. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. Şekil 2. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır. 2.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür. 1. Şekil 2. Örneğin. 2. Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir. 2. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir.l1| doğrultusudur.1) = 2. ∞ ve ∞ ). z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a.k1.

Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). ∞ ve ∞ ) elde edilir. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. Bu kusurların biçimi. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır.(1.7. -1 ve 0)' dır. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu. Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır.0 ve 0 olur.7. Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. 2. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır.2. (2) düzleminde ara kesitler: (a.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. Tersleri (1. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. Gerçekte kusursuz kristal yoktur. Noktasal Kusurlar Şekil 2. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. 2. Bunların tersleri 1. . Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. Metallerin plastik şekil değiştirmesi. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. 2.1. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). • Kristal kusurları noktasal. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. bazı kafes köşeleri boş (eksik atom).7. -a ve ∞ dur. a. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler.-1 ve ∞) bulunur.

Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar.3. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir.18). kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır. 2. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar.17 ve Şekil 2. . Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2.8. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır.2. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır.1. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur. 2. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar. 3. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır. hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur.7.1. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar.1. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar.15). Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır.16. Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir.

Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler. Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. Diğer bir deyimle. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir.4). Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. düzenli yapı düzensiz olur. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir.1.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. Birinci faza α. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir. Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. . Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. 3. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç). Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. 3. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar.3. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. ikinci faza da β fazı denir.2. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir.

Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz.3. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. H2O da 0 1/3 (a/o 33 . Bu durumda O2. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir.1/3) gibi. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler. 100 gr alaşımda A1 gr A. MgO te 1/1 (a/o 50). Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. A metalinin atomsal ağırlığı PA . bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir. . Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. 4. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur. B ninki PB olsun. Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. B1 gr B metali bulunsun. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir.2. İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4. Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. • 4.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir.4'te gösterilmiştir.

• • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar. . • • • Bu gerçek. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. çökelme. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. yeniden kristalleşme. 5.1. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5. kinetik enerjileri ise maksimumdur. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. potansiyel enerjileri maksimum olur.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir).1. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. Şekil 1.1. sementasyon.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri. lehim. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak.

örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. 5. Cisimlere yeterli imkan verilirse. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. Şekil 5. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir.2 Enerji Konumları Şekil 5. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. Yayınım arı metallerde de oluşur. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q.2 ve 5. Şekil 5. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. kal/mol.3. ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır.1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T.3). . Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir.) denir. 5. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur. Her iki konumda da atom denge halindedir. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes.

yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. Fick Kuralı) Şekil 5. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır.4. Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir.4. Birinci Yayınım Kuralı (1. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi. D yayınım katsayısı sıcaklığa. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). . 5. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur.4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Şekil 5. Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol). dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır. Sonsuz süre sonunda Ni. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti.5. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır.1. Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir.

6. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. işlenmesi kolaydır. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır.2. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2.1. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. İkinci Yayınım Kuralı (2. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır.1. sıcaklık ve basınçtır. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür. Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır.4. sonra su vererek sertleştirilir. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. dolayısıyla potansiyel enerji artar. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür.5. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. H=E+PV .5. 5.

Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir.1. şu şekilde olur. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. A .3. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir. bu durumda A . F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir.B ve B . 6. Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır. Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur. Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. F=H-TS 6. Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. Gaz karışımlarında durum böyledir. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. Bu durumda geriye iki değişken kalır. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. biri F serbest enerjisi.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur. H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir.2. 6. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6.1.A. Entalpi iki kısımdan oluşur. Buna göre entalpi. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır. Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur. * Serbest enerji.

Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur.2' deki biçimde olurlar. altında ise yalnız katı faz bulunur. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele .4. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. 6.3. Bunlar ısıtılır. katılaşma T1 . Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur. A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir. Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. dolayısıyla F = 2 dir. 6. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. Sıcaklık-zaman eksenleri.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir.2' de görülüyor. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. dolayısıyla F=2 dir. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. ergime sıcaklığında sıvı ve katı. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür.

A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir.1. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler.3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır. Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir. 6. Şekil 6.Ni sistemi gibi). Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. TA A metalinin ergime. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır.3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım. Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır.5.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu . Şekil 6. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6. .5. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir.alınacaktır.4 de görüldüğü gibi.

İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır. Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir. 6. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr.2. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini.6. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. O halde (a . (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir.5. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir. İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a . bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır.b) aralığında daima % B1. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. Örnek olarak Şekil 6.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. bileşimine sahip olur. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur. alaşım ele alınsın. Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır.5. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar.3. . B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1.

.

 Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir. 6. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir.4. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur.5.6. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor.1. Şekil 6. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir.6. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. 6. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz .6.

6. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır.2. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür. 6. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir.6. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir.3.1. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur.2.6. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır.6. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. Eğer sıcaklık yüksek. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer. Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur.2. üç aşamada tamamlanır.6. 6. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi).2. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. .2.

Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları.6. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler . ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. Örneğin Şekil 6.6. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar.1.2. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.7. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır.6. Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır.6.2. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 . Uygulamada bu çökelen fazın miktarı.6.5.2. Β. 6. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA . Örneğin Şekil 6. 6.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar. Faz diyagramı Şekil 6.4. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar.2.% B4 = % A4. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α . A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 . Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. ve ε fazları meydana gelir.6. İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir.* 6. Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik. δ.% B3 = % A3. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır.

. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. özgül iletkenlik denir.2. dolayısıyla serbest hareket edemezler. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. 7. piezoelektrik. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. SO42. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. 7. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. Gerçekte manyetik. iletken boyu l (cm) ile doğru.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. Özgül direncin tersine σ. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır. Ancak metale Şekil 7. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür. 7. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur.1.2.2. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. bunun sonucu yük birikimi. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır.16 X 10-18 kulondur. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). bu da elektrik akımını oluşturur. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır.nin eksi 2q dür. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir.2. bu nedenle iletken sayılamazlar.

Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir.2.2. ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler. V=µ . fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler. 7. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur.2. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir.2. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir.5). . bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir.2. E elektriksel alanı ile orantılıdır. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur.san dir.1. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. iletkenlik azalır. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar. Tablo 7.1' de görüldüğü gibi. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar. v. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler.4.3.2.* 7. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. 7.2. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler. * 7. Bu tepki elektriksel yük birikimi. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar. Bu özeliklere sahip plastikler. Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür.

İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H.3. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda.1. Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur. 7. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. kimyasal bozulum. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. Buna elektriksel göçme denir. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer.3. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. 7. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır. Manyetik alana gösterilen tepki.3. Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. İç yapı kusurları. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. çatlaklar.2. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. * 7. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir.

Bunların hem manyetik özelikleri iyi. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. Ni. Paramanyetik elementler Al. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Ferromanyetik elementler: Fe. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. 7. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. Pt. O2.3. . Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Bi. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. kalıcı manyetiklik az. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır.3. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. Co. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. Ag. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. Bu malzeme toz halinde bulunur. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. Yumuşak mıknatıslarda B. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. histerezis alanı küçüktür.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. Zn. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür.

içeri giren ışık demeti yön değiştirir. dolayısıyla enerji de artar. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. Mn. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. Ni.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Fe).Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. 7. Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. Ni. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. Co. dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur. Katılarda elektromanyetik. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. örnek olarak (Al. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır.4. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. (Cu. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. boron . 7. kırılma indisi küçülür. (Cu. Bu dalgalar da metalleri geçemezler. fakat ayrışmaz. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. Co) ve (Ag. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. . Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır.3500 Å arasındadır. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür.4. hem de ikiye ayrılır.1. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. Bunlara da saydam cisimler denir. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. Kırılma indisinin karesi.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir. cisim ışığı yansıtır. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. Ni. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler. Al) alaşımları gösterebilir. Fe). Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir.

Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir.pencere camı ise (soda . 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır.2. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. * .3500 Å arasındadır. Cam dış etkilere dayanıklı. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. 7. metil metakrilatta % 90. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir.1. 7. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Fe sarı-yeşil. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. Cr sarıyeşil. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. Ti sarı. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. Mn mor. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. termal genleşme. 7. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. tıpta ameliyatlarda. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır.5. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir.4.5. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir.

sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. &nu. yabancı atomlar. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. Genellikle.5.7. boş kafes köşeleri. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. Isıl iletkenlik ortamın türüne. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. ν hızı ise değişmez. k. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. Orantı katsayısı. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. 7. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. Fonon dalgalarının yayılma hızı. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir.3. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. (R=1. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir.5. san °C) tır. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. Genellikle ısıl iletkenlik. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. Fononların enerjisi aynı kalır. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır.2. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar.987 kal/gr mal °C). san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır.

özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır.5. buna termal şok denir. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar.1. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur. k küçük olur. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. 7. Burada ΔT sıcaklık farkı. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. N) yoğuşunca geriye vakum kalır. Isıl iletkenliği düşük. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. soğuyunca büzülür.4. L boyundaki artış. amorf yapılı iseler biraz artar. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. Termal şok parametresi P. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. iletkenliği çok küçüktür. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi.5. .5. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. bu nedenle ortalama serbest yol küçük.5. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer. 7. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. 7. termal şoka dayanması beklenir. metallerinkine göre çok düşüktür. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır.5. bu nedenle ısıl iletkenlikleri. ısıl genleşme çok yüksektir. bu nedenle ısıl şoka dayanır. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. ΔL.

Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır.2. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir.2. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak.250°C ta %1' e düşer. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur. sonra dayanımını yitirerek kırılır. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir. diğer bir deyimle tersinirdir. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir.1.2. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer. Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir.1. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler. Çekme Deneyi .2. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. yani tersinirdir. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir. 8. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır.

Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür. Deney sırasında.3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao . Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir. plastikler fleksibl malzeme sayılır.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. (Şekil 8. Şekil 8. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. yani tersinirdir. Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir. Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir. Örneğin metaller rijit. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir . Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir. Şekil 8.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır. esnek) malzeme denir. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır.2. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. Örneğin çeliklerde. Çok küçük kaymalar için. Basma numunelerinde. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir.6. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. Sertlik ölçme genellikle. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. yalnız açılar değişir. Bu avantaj. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. 8. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. Diğer avantajı ise. Endüstride en çok uygulanan. dolayısıyla. çizilenden daha sert sayılır. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir. Çizen cisim. ancak çok aşınır. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir.5.2. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer.8b de görüldüğü gibi olur. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı.3. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir. t=Gy 8. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. 8. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır. çizmeğe. Bunun başlıca sebebi. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Uygun olarak seçilen sert uç. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir. kolay işlenir. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun. sertliğinin ölçülmesidir. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. Şekil 8.

Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. süneklik yüksek olabilir. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. süneklik düşük iken. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir.1. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. elastisite modülü denir. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır. genellikle % 1' in altındadır. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8.1. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur.3.1. eksenel şekil değiştirme εx.1. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. 8. diğer malzemeler amorf yapılıdır. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy .11). 8. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. 8. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E.3. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . uzun süreli deneyde mukavemet düşük. Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır.2. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.3.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir. bu tür deneye statik deney de denir. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar.

Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. 8. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden . kompozit malzemeleri gibi). Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar.3. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1. hidrostatik gerilme hali hariç.* 8. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir.17' de görülüyor.2. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır.3.3.3. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. Şekil 8. 8.5.1. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0.16' deki gibi açıkça görülür.1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir.8 de görüldüğü gibi. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir.2. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak. . Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir.3 arasındadır. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8.4. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2. bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır.8x 105 N/mm2 dır. 8. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir.0. daima kayma bileşeni meydana getirirler.1.48 civarındadır.16). Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. Buna kayma koşulu denir. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir. dolayısıyla elastisite modülü küçülür.26x105 N/mm2 dir. Bütün gerilme halleri.2 . Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz. 8. Şekil 7.

Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0.02 mm. pekleşme yeteneği yoktur. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. büyüklüğüne. sıcak ve soğuk şekil verme. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. 8. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. Bu özelikler kimyasal bileşime. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. fakat büyüme hızı düşüktür. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. üretim yöntemine.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. yabancı fazların türüne ve dağılışına. dislokasyonların hareketi zorlaşır. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler.5. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir.5. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur. bileşenlerin konsantrasyonuna. dolayısıyla özelliklere etkirler. Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. soğuk şekil verme.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır. fakat süneklik azalır. dislokasyon hareketlerinin engellendiği. 8. . Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır.3. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne. sünekliğin ise azaldığı görülür. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir. 8. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma. fakat yayınım.2. Şekil 8. Şekil 8. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar.1. sinterleme. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. uygulanan döküm.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar.5. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne. Bileşimler. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır. sertliği çok azalır. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük. dolayısıyla şekil 8.

Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır.1. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır. . Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır.6. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar. 8. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler.2. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür. sertliği ve mukavemeti artar. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır.6.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. 8. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır.6. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır. dolayısıyla Tr düşük olur. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır.5. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak.4. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez. 8. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. 8.

Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir.2).1. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9.1. 9. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır. .2).1).1. dolayısıyla akma başlar. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9. * ΖA 9.2.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma. Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir. nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur.

Malzemelerde genellikle çentik. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. tekrarlı gerilmeler. boşluk.Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir.3). Düşük sıcaklık. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır. yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde. parçanın geometrik biçimine. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. çatlak. . kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler. sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9.

Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür.3) 9. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0.3. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir. Yüksek mukavemetli metaller.1.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır.3. Şekil 9. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. Burada E cismin elastisite modülüdür. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır.1xE dür. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. . Bu nedenle Şekil 9. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8. dolayısıyla basit burmada kırılma. (Şekil 9. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir.9.1).

Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar.2. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez.9. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler.3. Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. . Kırılma yüzeyinin ortası taneli. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. 9. büyüklüğü. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. çevresi parlak koni şeklindedir. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir.4. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9.

Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir. şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar.5.5.1. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar. Şekil 9. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır.6). Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma. Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz. 9. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir.* .7) gevrek kırılma eğilimini arttırır. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. 9.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9.

sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır. buna yorulma denir. Ancak Şekil 9. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. altında. kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. . Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır.6. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. Bunlar taşıtlarda. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. gevrek davranış görülür. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır.7. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. Temperlenmiş Cam. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. 9. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir.* 9.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür.8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. Bu sıcaklığın üstünde sünek. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. eğri az bir eğimle sürekli artar. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir.

10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır. çentik. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar. İç yapıda bulunan çatlak. sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar. Şekil 9. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. bu yüzey de taneli görünüştedir. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir.7. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir. Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. boşluk. 9. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir. tekrar sayısı ölçülür.N) veya Wöhler eğrileri denir.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır. . Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır.* 9. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir.7. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür.1.2. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir. Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur.

diğeri toparlanma veya yumuşamadır.7. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir.1. 9. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. . Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9.1. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. Pekleşmede dislokasyonların hareketi. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir.7. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi.1. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. Bununla beraber polimerlerin çoğunda. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9.3. Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır. malzeme pekleşir. Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir.11' de gösterilmiştir. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. 9. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır.3. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir.

Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. . Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9.7.8. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır.2. birbirilerine göre sabit konumlar artar.7. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz.3. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. viskozite azalır. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır.3.1. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler. Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur. 9. Motor silindirinde patlama olduğu zaman. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür.

gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. Pek azında mesela kauçuk gibi. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. bu davranış non lineer olabilir. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9.8. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. Basit çekme halinde bünye denklemi. Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme.2.8. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür. . Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir.1. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir. • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler.* 9. 2) Plastik davranış Şekil 9. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır. ν" veya poisson oranı denir. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır. Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır. 9. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır.

Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk.kılcal boşluk.2. dona dayanıklılığı.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi.2. d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir . bazıları ise kapılıdır. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. mukavemeti. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir. Şekil 10.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10.1' de şematik olarak gösterilmiştir. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10. hesaplanabilir.1. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. geçirimliliği. aşınmasını. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. korozyonunu. su emmeyi. 10. V görünen hacmi.

P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir. sonra suya koyarak 48 saat beklenir. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. Emilen suyun hacmi P1 . Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po. . Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir. Aynı numune Şekil 10.3. eğer boşluk yoksa eşittir. P1 . Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir. Numune etüvde kurutulur. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur.2. * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır.2. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. ortalama 48 saat süre ile kurutulur. 10. Emilen suyun ağırlığı P1 . Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır. sonra tartılır. Bu yöntem oldukça zordur.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. Po ağırlığı ölçülür. Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir.10. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir.2.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur.

1. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır. Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer. Ancak bu oran yaklaşıktır. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür. Uygulanan basınç p. 10. kırılma ve dökülmeler görülür. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. k ya geçirimlilik katsayısı denir. . Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. Bir ucundan p basıncında su uygulanır. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir.2. sıvı haldeki akışkan da sudur. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. cm su sütunu.4. 10. (Şekil 10. kapalı boşlukları içermez.3 a). Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir.3.Hacimsel su emme oranı Sh. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2). Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. 10. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi.3. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir.

Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür.4. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. sürtünen yüzeylerin biçimine. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. * . Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. Ancak bu olayı yakından tanımanın. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. miktarı malzemenin türüne. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır. Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. Şekil 10. Aşınma. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir.2-0. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. 10. boyalar. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. 10. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. daha fazla ise kısmen difüzyon.1. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir.4.

Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur.2. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. Al-Sn. METALLER VE ALAŞIMLARI 11. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. Korozyon ve Önemi Korozyon. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. • Beyaz metalden başka Cu-Pb. Ag-Pb. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez. . naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. 11. Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. 10. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır.10. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. Aşınma oluşturan hareketler kayma. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. Teflon. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür.6. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. Ahşap. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. kağıt. Sert parçacıklar yükü taşır. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür.1. * Bölüm 11-KOROZYON. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır.5. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. kauçuk. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir.

Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır. katot ise etkisiz kalır.1. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir. katot taraftaki ise korunur. elektron alan metal ise katot olur. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur.2. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır. 11. Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. elektron vererek korozyona uğrar. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur. Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür.1. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir.1).2. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır.* 11. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer. Elektron veren metal anot. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. . Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır.1. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır.

hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir.2.1. 11.Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez.kökü oluşur. Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz.2. İki metalden hangisinin katot. . Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH). * 11.1. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11. 11.2.1. Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler.1.1). Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar.2. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH). Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. Eğer su içine havanın oksijeni girerse.2. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur. ancak su içinde çok az (OH). Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir.3.2.2. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar.1. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir.2. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir.3. 11. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. 11. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. ayrışarak dibe çöker.2.

Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. 11.8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır.4. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. . Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler.5. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. 11. Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller. kaynak. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım. soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. Ayrıca üretim sırasında döküme. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye.5. Demir . içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır. plastik şekil vermeye. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur.1. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. (HMK)' ye sahip demire ferrit. Şekil 11. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar.11.

. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur.1.Şekil 11. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu . Demir içine % 6.5 deki denge diyagramında gösterilmiştir. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür.8 C içeren alaşımda görülür. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6.1.5.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11. 11.

Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür.8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0.5<C<%2 4. 727 °C ta geri kalan ostenit %0.67 * Çıkmış Soru . Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar.1. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11. 1. sementit çok sert ve gevrektir. 727°C ta geri kalan % 0. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür. 1.2. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür. Çelikler : 0.8 C içerir.2<C<%0.10).8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Demirler : C<%0.5. 11. buna perlit denir. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. 11. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. bu nedenle.6. Şekil 11.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli. kırılınca beyaz görünür.1 2. % 0. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır. Az Karbonlu Çelikler : %0. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar.5 3. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur.6: % 0.3. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir.1<C<%0. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir.1. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. Dökme Demirler : %2<C<%6. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir.5.10). fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11. bu nedenle buna kır dökme denir. Orta Karbonlu Çelikler : %0.2 2. 11. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0.8). bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11.

Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. su verme ile sertleştirilemez. Çelik Üretimi 11. kolay işlenir. 3. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. fakat süneklik azalır. ancak elastik sınırı arttırır. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. toklukları düşüktür.8. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür.9. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar.11. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir.7. Sünekliği yüksektir. korozyona iyi dayanırlar. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. 11. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. genellikle gevrek davranış gösterirler. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. 2.

2. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır.13). fakat süneklik azalır ve gevrekleşir. Ç II orta karbonlu (%0. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Bunlardan başka Mn. W. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. . Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. St veya Fe harfleri bulunur. Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. 11. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. %8 Ni' li paslanmaz çelik. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. Örneğin yapı çeliği Ç 52-2. talaş kaldırılarak kolay işlenir. titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir.13). Birinci grup nervürsüzdür.1-0. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler.10. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. Örneğin.11. örneğin Ni yalnız katı eriyik. ÇI az karbonlu (% 0. % 18 Cr . Bunlar türlerine. Co. fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. Mo. birleşimlerine.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Si. ancak dökme ile şekil verilebilir. 11. Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1. TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini. mekanik özelikler iyileşir. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir .14).3 -0. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar. Kolay dökülür. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir.

Ohio. Metals Park. 11) Metals Handbook. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. 1967. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. Bununla beraber elastisite modülleri. Propertlies and Selection of Metals.12.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. paslanmaz çelikler. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. 1974. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. otomat çelikleri. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler.S. 10 ve 11). 11. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir.A. Örneğin. Beton Ia çeliği az karbonlu. Vol. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. sementasyon çelikleri. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. . yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. kazan çelikleri. U. Almanya. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. nervürler eksene paraleldir. 1. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. D-7142 Marbach-Neckar. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. ASM. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci. 11. Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. Dökme çelikler DÇ. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi.13. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. sıcak haddelenmiştir. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir.

14. işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak. Kolay işlenebilme. Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır.Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. S. 11. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Mg. . Alüminyuma Cu.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır.

bileşimi. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar .1. İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.1. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir.11.15. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir.15. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir.15. fazların türü ve dağılış biçimleridir. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi.1. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11.

bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. Bu işleme temperleme denir. 11. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. .16. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar.

1. SiC. Örneğin. kiremit. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır.1. çatlamalar oluşabilir. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. sert ve gevrek olurlar. taş. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. Bazı seramiklerin kristal yapısı. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil.1. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. ayrıca bazıları manyetik. tuğla. Bölüm 12-SERAMİKLER. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. dıştan gözlenebilir. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. 11. Si. mikada olduğu gibi. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir.16. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. beton. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir.* . bazılarında bir düzlem boyunca. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. bazıları da amorf yapılıdır. % 0. TiC. aşındırma tozları. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır.1. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. 12.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. İyi yalıtkandırlar. Bu nedenle halk dilinde seramik. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir. Si3N4. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. Uygulamada çok kullanılan cam.

Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. . Beton. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur.1.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14. 12. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. 6 veya 8 olabilir.1. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler. Burada M bir iki değerli katyondur. CaF2 yüzey merkezli kübik. Am. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar.. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir.1. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. Al2O3.Bn. Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. kiremit. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar. Am. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. Şekil 12.2. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. tuğla. 12.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır. Koordinasyon sayıları 4. Şekil 12.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12.

kiremit. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur.3. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür.2. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur.1. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır. alümina (Al2O3) ve sudur. ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. sertliğini yükseltir. bu nedenle işlenmesi zordur. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. boronsilikat camı ve silis camıdır. boşluklar azalır. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). alümina 2050 °C ta ergir. 12. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır. . kolayca çatlar. Bunlardan başka demir oksitler. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur.3. kurşunlu cam. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. yoğunluk artar. Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek.1. 12. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. Basınç mukavemeti çok yüksek. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır. dolayısıyla kolay işlenir.3. Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır. Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. camlaşma derecesi yükselir.12. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası).

Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. . mukavemet artar. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. 12. 12. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler.Kurumuş kil fırında pişirilir. çimento ve su karışımından oluşur.3. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. Baryum ferrit (BaO. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. önce serbest su. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. Cr. bu durumda gözenekler azalır. ve Ni kullanılabilir. Beton Beton kum. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. (Örnek: bot. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. kalker taşı. Bunlar toz halinde elde edilirler. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. FeO ve NiO gibi. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. Mo. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. Co. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler.. Bu amaçla yüksek oranda silika. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. Değişik büyüklükte kum. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. 12.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. Bazı seramikler. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır.5. çentikler. Fe. çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. alümina (Al2O3) ve demir oksit. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. Fe3O4. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir.3. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. SiC. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. MgO. Bağlayıcı madde olarak Al. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . Kilin bileşiminde silis (SiO2). çakıl. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar.

Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır.2.4).1.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. fakat. örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir.5. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir. 12.5. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0.5'da görüldüğü gibi.1. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer. Bu duruma göre Şekil 12.2. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir.4 . doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. Al2O3.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. Beton Su .5. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur. 12. daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. Cam elyaflı poliyester levhalar. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır.7 arasında bulunur. daha az geçirimli. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. dolaysiyle çatlamalara neden olur. çelik donatılı beton elemanlar. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. Ancak uygulamada kompozit malzeme . Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar. dona dayanıklılığı arttırır.6. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır. 12. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO . Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar.0. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir.

tanelilere göre daha yüksektir. çatlayarak kolayca kırılabilir. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır.2). viskoz ve düşük mukavemetlidir. Uygulamada bunlara sermet denir. Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12.6). lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir. Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir.7. Asfalt. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler. Taş ise sert ve gevrektir. Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden. . 12. Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->