Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

Kovalent bağ. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. Ge. As 1. MgF2. Örnek: NaCl. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar.3. molekül içi kuvvetli. Örnek Si.4. Bununla beraber bazı hallerde (lineer . Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ. Polimer malzemede.6. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır. ZnS 1. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. Ga. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. Bu ortaklık.6. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir.2. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar.

BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. Şekil 1. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. Örnek: inert gazlar ve organikler. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. . Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir. Şekil 2. 2. bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Şekil 1. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. ß. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir. bu eksenlerin aralarındaki açılar α.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). (kar taneleri. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar.1.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler.

Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir.2.2. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür.a ve 2. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü. .2. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler.2. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir. Buna doluluk oranı denir. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir.1. 2. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır.2. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2.

2. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu.6333 tür. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. Köşelerde 12X1/6 = 2. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir.2. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir. c/a = 1. (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü. . Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar.2. Birim hücrede biri köşelerde. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. 2. Şekil 2.1. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. Al gibi).2. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır. Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır. yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. (ADF) hesaplanırsa 0. (YMK)de ise 12 dir. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır.5' de verilmiştir. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür. Bu şekilden kolayca görülebilir.2. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür.

x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır. bundan dolayı buna kafes yapı denir. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır. Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir.6).4. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir.2. Örneğin (0. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2. 910 °C üstünde (YMK). Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir. (Şekil 2.2. buna ANİZOTROPİ denir. 2.2. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir.3. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir. Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. Demir oda sıcaklığında (HMK). 2. Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. diğerleri üzerinde sıfırdır. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2.7) .

Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir.a. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. fakat yönleri zıttır. 0 dır. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. 0. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. (010) ve (001) dir. 2a Miller endisleri [112] dir. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. Ayrıca(I 00). yani doğrultular aynı.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür. a. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. a cinsinden 1. 0 dır. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. bulunan 1. [010] ve [00Î] dir. . Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. . Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100).Şekil 2. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar. fakat yönleri farklıdır. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur.5. a. -1. [100]. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir. örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler.

Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır.l1| doğrultusudur. Şekil 2. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur. Şekil 2. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212). 1/2. Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir.6. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: . 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. y. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür.l1) düzleminin normali |h1. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu. 2. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. Örneğin. Örneğin. 2. Şekil 2. (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır.1/2.k1. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. 1. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1.9). Bu düzlemin (x.1) = 2. özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3. ∞ ve ∞ ).k1. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. 1/1. 2. Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. Sonra bu sayıların tersleri alınır. 1. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a. (h1.

Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir.-1 ve ∞) bulunur. Gerçekte kusursuz kristal yoktur. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir. Metallerin plastik şekil değiştirmesi. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır.2. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. .12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir.7. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. -1 ve 0)' dır. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür.7. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. Bu kusurların biçimi. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler. 2. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. 2. 2. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır.1. Tersleri (1. • Kristal kusurları noktasal.0 ve 0 olur. a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. (2) düzleminde ara kesitler: (a. Bunların tersleri 1.7. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. Noktasal Kusurlar Şekil 2. ∞ ve ∞ ) elde edilir. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). bazı kafes köşeleri boş (eksik atom). Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır. Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar.(1. -a ve ∞ dur. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. a. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur.

Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır. 2. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2.1. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar.8. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır.3.18). hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler. Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur.7. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir.16.1.15). . 2. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar.2. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur. 3. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar.1. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır.17 ve Şekil 2. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir.

• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç). örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. düzenli yapı düzensiz olur. Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler.4).1. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3. Birinci faza α. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. 3. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir. . Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir.3.2. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. ikinci faza da β fazı denir. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. 3. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır. Diğer bir deyimle. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir.

Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. • 4. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. B ninki PB olsun. A metalinin atomsal ağırlığı PA . • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. MgO te 1/1 (a/o 50). Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). 100 gr alaşımda A1 gr A.4'te gösterilmiştir.3. bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir. Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir. B1 gr B metali bulunsun. Bu durumda O2. . Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4.1/3) gibi. Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. 4. İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur.2. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. H2O da 0 1/3 (a/o 33 .

1. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. Şekil 1. kinetik enerjileri ise maksimumdur. çökelme. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. sementasyon. 5.1. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri. • • • Bu gerçek. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. . Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5. lehim. yeniden kristalleşme.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur.1. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar. Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir). Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak. potansiyel enerjileri maksimum olur.

Cisimlere yeterli imkan verilirse. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir. Her iki konumda da atom denge halindedir. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q. 5. 5. kal/mol. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır. ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar.3). Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur.3.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. . örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır.) denir.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür.1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar.2 Enerji Konumları Şekil 5. Yayınım arı metallerde de oluşur. Şekil 5. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır.2 ve 5. Şekil 5. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi.

Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir.4.5. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Sonsuz süre sonunda Ni. Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir.4. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. . 5. Fick Kuralı) Şekil 5. Şekil 5. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. D yayınım katsayısı sıcaklığa. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. Birinci Yayınım Kuralı (1. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi. Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti.1. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol).4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir.

atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. dolayısıyla potansiyel enerji artar. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir.1. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür.2. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. sıcaklık ve basınçtır. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. İkinci Yayınım Kuralı (2. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür.4. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. sonra su vererek sertleştirilir. H=E+PV . Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir.1. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. işlenmesi kolaydır. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır. 6. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. 5.5. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır.5.

B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur.2. H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. Bu durumda geriye iki değişken kalır. 6.3.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır. Gaz karışımlarında durum böyledir.1. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır.A. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir. Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir. şu şekilde olur. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur. bu durumda A . A .2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. F=H-TS 6. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir. Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. 6. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır. Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür.1. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir. * Serbest enerji. Entalpi iki kısımdan oluşur. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur.B ve B . biri F serbest enerjisi. Buna göre entalpi. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur. Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir.

Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. 6. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. Bunlar ısıtılır. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz.3. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Sıcaklık-zaman eksenleri. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. 6. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur.2' deki biçimde olurlar.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. altında ise yalnız katı faz bulunur. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. katılaşma T1 . Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele . Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. ergime sıcaklığında sıvı ve katı. Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir.4. A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir.2' de görülüyor. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir. dolayısıyla F=2 dir. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. dolayısıyla F = 2 dir. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir.

3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu .3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık. Şekil 6. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir.5. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır.Ni sistemi gibi). Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir. Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır. TA A metalinin ergime. 6. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur. Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz. .3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım.5.4 de görüldüğü gibi.1.alınacaktır. Şekil 6. yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler. (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir.

İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1. O halde (a . Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr.b) aralığında daima % B1.2. alaşım ele alınsın. 6. . A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur. Örnek olarak Şekil 6.5. bileşimine sahip olur. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a . Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir.3.6. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir.5. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır.

.

Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir.1.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür.4. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar. 6.6.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz .6. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir.5. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. Şekil 6. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. 6.6.

Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer. Eğer sıcaklık yüksek. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar.2. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. 6. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur. üç aşamada tamamlanır. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6.1. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. .2.6. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir.2. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi). Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır.2. Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler. 6.3.2.6.6. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır.6. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar.6.

5.7. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı.4. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler . çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır. Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Faz diyagramı Şekil 6.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 . Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır.6.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar.* 6.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır. Örneğin Şekil 6. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur.% B3 = % A3. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz.2. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α . Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik.1. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. 6.6. ve ε fazları meydana gelir.2. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 .% B4 = % A4. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir.6. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik.6. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır. Örneğin Şekil 6.2. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar. 6.6. Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA . Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir.2. Β. İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. δ.6.

2. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz.2.16 X 10-18 kulondur. piezoelektrik. SO42.1. bunun sonucu yük birikimi. 7. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. bu da elektrik akımını oluşturur. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı.2. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. Gerçekte manyetik. 7. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır. bu nedenle iletken sayılamazlar. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. 7. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. iletken boyu l (cm) ile doğru.2. dolayısıyla serbest hareket edemezler. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. özgül iletkenlik denir. Özgül direncin tersine σ. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. . Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. Ancak metale Şekil 7. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar.nin eksi 2q dür.

iletkenlik azalır. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar.2. v. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir.2.2. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. V=µ . Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar.5).E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V. Tablo 7. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.2. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir.2. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir.1' de görüldüğü gibi.san dir. Bu özeliklere sahip plastikler. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır.4. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur.2.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7.2. Bu tepki elektriksel yük birikimi. .1. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar.3. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur. E elektriksel alanı ile orantılıdır. * 7. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler. 7. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar. 7.* 7.

Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. çatlaklar. Manyetik alana gösterilen tepki.3. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur.2. Buna elektriksel göçme denir. 7. Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. * 7. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler.1. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler.3. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. İç yapı kusurları. kimyasal bozulum. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar.3. 7.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir.

Bi. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. Zn. Ferromanyetik elementler: Fe. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. . Mekanik yönden de yumuşaktırlar. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Paramanyetik elementler Al. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Pt. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. O2. Ag. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. Ni. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Bu malzeme toz halinde bulunur. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. histerezis alanı küçüktür.3. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. Yumuşak mıknatıslarda B. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. kalıcı manyetiklik az. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur. Co. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır.3. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. 7. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur.

Co) ve (Ag. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler.4. Ni. dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. örnek olarak (Al. Katılarda elektromanyetik. içeri giren ışık demeti yön değiştirir. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. (Cu. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Ni. dolayısıyla enerji de artar. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. Mn. kırılma indisi küçülür. Kırılma indisinin karesi. Al) alaşımları gösterebilir. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. Co. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir.3500 Å arasındadır. . Bu dalgalar da metalleri geçemezler.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. 7.4. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. Kırılma İndisi • • Saydamlık. 7. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. Fe). boron . ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar. Bunlara da saydam cisimler denir. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. hem de ikiye ayrılır. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. (Cu. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Fe). Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. cisim ışığı yansıtır. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. fakat ayrışmaz. Ni. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır.1. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar.

Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. metil metakrilatta % 90. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler. Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı. 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). Cam dış etkilere dayanıklı. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya.4. termal genleşme.5. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. Fe sarı-yeşil. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. 7. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. Mn mor. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır.1. * . Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. Ti sarı. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi.2. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir.5. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. 7. Cr sarıyeşil. 7.3500 Å arasındadır. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. tıpta ameliyatlarda. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir.pencere camı ise (soda .

Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. ν hızı ise değişmez. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır.7. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. Orantı katsayısı. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. (R=1. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. Fononların enerjisi aynı kalır. 7. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir.987 kal/gr mal °C). Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar.2.5. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir.3. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. yabancı atomlar. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. Isıl iletkenlik ortamın türüne. Genellikle ısıl iletkenlik. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır.5. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. Genellikle. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. Fonon dalgalarının yayılma hızı. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. k. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. san °C) tır. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. &nu. boş kafes köşeleri. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır.

ısıl genleşme çok yüksektir. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. Termal şok parametresi P. Isıl iletkenliği düşük.5. termal şoka dayanması beklenir. bu nedenle ısıl iletkenlikleri.5.1.4. soğuyunca büzülür. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir. L boyundaki artış. k küçük olur. 7. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. bu nedenle ısıl şoka dayanır. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. . Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. ΔL. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar. iletkenliği çok küçüktür. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler.5. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır.5. Burada ΔT sıcaklık farkı. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. amorf yapılı iseler biraz artar. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. buna termal şok denir. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. metallerinkine göre çok düşüktür. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir. 7. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz.5. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. N) yoğuşunca geriye vakum kalır. 7. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır.

Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur.2. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir.1.250°C ta %1' e düşer.2. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. 8. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8. yani tersinirdir. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir.2. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer. Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. diğer bir deyimle tersinirdir. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir.1. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8. sonra dayanımını yitirerek kırılır. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Çekme Deneyi . Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır.2. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir.

standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. (Şekil 8. • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir . * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). Şekil 8. Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Şekil 8. Örneğin metaller rijit.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir.3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao . Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir. alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. yani tersinirdir. Deney sırasında. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. esnek) malzeme denir. Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. plastikler fleksibl malzeme sayılır. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. çizilenden daha sert sayılır. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. Örneğin çeliklerde. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. Çok küçük kaymalar için. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. Bu avantaj. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. yalnız açılar değişir. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. Uygun olarak seçilen sert uç. Basma numunelerinde. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür.2. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney.5. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir.3. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı. Bunun başlıca sebebi. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. sertliğinin ölçülmesidir. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez.6. 8. 8. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Endüstride en çok uygulanan. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. Şekil 8. Sertlik ölçme genellikle. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir. ancak çok aşınır. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir. Çizen cisim. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. kolay işlenir. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir.2. t=Gy 8. çizmeğe. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir. Diğer avantajı ise. dolayısıyla. .8b de görüldüğü gibi olur. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun.

oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur.1. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. 8. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir.1. Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. 8. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. bu tür deneye statik deney de denir. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır. genellikle % 1' in altındadır. Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır.11). Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur. süneklik düşük iken. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır.2. Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy . örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E.3. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir. Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı. 8. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir.3. uzun süreli deneyde mukavemet düşük.3. diğer malzemeler amorf yapılıdır. elastisite modülü denir. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.1. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır.1. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. süneklik yüksek olabilir. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. eksenel şekil değiştirme εx.

Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir.2.3 arasındadır.5. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2.1. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak.2 .Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden .1. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8.16). hidrostatik gerilme hali hariç. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir.1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır. Bütün gerilme halleri. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. .8 de görüldüğü gibi. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. 8. 8. Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır.* 8. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. dolayısıyla elastisite modülü küçülür.0. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap.8x 105 N/mm2 dır. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir. Buna kayma koşulu denir. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır. 8. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir. bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır.3.26x105 N/mm2 dir. kompozit malzemeleri gibi). Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar. Şekil 7.3. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1. Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur.3. Şekil 8. n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur.4. 8. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir.16' deki gibi açıkça görülür. daima kayma bileşeni meydana getirirler. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir.2. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8.17' de görülüyor.3.48 civarındadır. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0.

24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır. Bileşimler.5. sünekliğin ise azaldığı görülür. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. fakat yayınım. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur.1. 8. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir. dislokasyonların hareketi zorlaşır. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. dolayısıyla özelliklere etkirler. yabancı fazların türüne ve dağılışına. pekleşme yeteneği yoktur. Şekil 8. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne. büyüklüğüne. üretim yöntemine. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. . dolayısıyla şekil 8.3. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır. uygulanan döküm.2. dislokasyon hareketlerinin engellendiği. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır.5. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. 8. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. 8. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. sıcak ve soğuk şekil verme. soğuk şekil verme. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. Bu özelikler kimyasal bileşime. fakat büyüme hızı düşüktür. Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne.02 mm. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. sertliği çok azalır. sinterleme. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi.5. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. bileşenlerin konsantrasyonuna. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. fakat süneklik azalır. Şekil 8. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar.

kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. . Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. sertliği ve mukavemeti artar. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar.6.6. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. dolayısıyla Tr düşük olur. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. 8. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır. 8.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir.4.1. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır. 8. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür.5.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer. 8.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur.6. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır.2.

Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır.2). Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir. dolayısıyla akma başlar. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir.1.1. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler.2.1. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur. .2). Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi.1). Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. * ΖA 9. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. 9. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir.

Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler. Malzemelerde genellikle çentik.Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde. . Düşük sıcaklık. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler.3). çatlak. parçanın geometrik biçimine. tekrarlı gerilmeler. yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. boşluk. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır.

Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. . kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır.9.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8.1). dolayısıyla basit burmada kırılma. (Şekil 9. Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar. Şekil 9. Burada E cismin elastisite modülüdür. Bu nedenle Şekil 9. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır.3) 9. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. Yüksek mukavemetli metaller. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir.3. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0.1. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti.1xE dür.3.

2. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır. Kırılma yüzeyinin ortası taneli.9. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. 9. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. çevresi parlak koni şeklindedir. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. . yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir.3. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır.4. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır. büyüklüğü. Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır.

Şekil 9. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder. Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır.1. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir. şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir.5. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur. 9.5. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar. 9. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma.6). Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9. Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz.* . Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir.7) gevrek kırılma eğilimini arttırır. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar.

eğri az bir eğimle sürekli artar. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Bunlar taşıtlarda. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. Bu sıcaklığın üstünde sünek. altında. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır. gevrek davranış görülür.6.7.* 9.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. buna yorulma denir. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. Temperlenmiş Cam. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur. 9. Ancak Şekil 9. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir.8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. . Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür.

Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. Şekil 9. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır. Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. bu yüzey de taneli görünüştedir. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur. tekrar sayısı ölçülür. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir.1.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. .7. Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. boşluk.* 9.7. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. 9. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır. sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. İç yapıda bulunan çatlak. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir.N) veya Wöhler eğrileri denir. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar.2. çentik. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir.

dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. Bununla beraber polimerlerin çoğunda. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır.7.7. 9. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar.1. Pekleşmede dislokasyonların hareketi. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. malzeme pekleşir. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar.1. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır. Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması.11' de gösterilmiştir. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir.3. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur.1.3. 9. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. . Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir.

bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir.3. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir.8.1. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler.2. Motor silindirinde patlama olduğu zaman. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. 9. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. birbirilerine göre sabit konumlar artar. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır.7. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim. . plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur.7. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır.3. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. viskozite azalır. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler.

Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır. 9. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir. Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır. Pek azında mesela kauçuk gibi.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır.1.2. ν" veya poisson oranı denir. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. .8. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. Basit çekme halinde bünye denklemi. bu davranış non lineer olabilir. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür.8. 2) Plastik davranış Şekil 9. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır.* 9.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur.

kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek.1.1' de şematik olarak gösterilmiştir. dona dayanıklılığı. 10. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler.2.kılcal boşluk. aşınmasını. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. mukavemeti. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk. bazıları ise kapılıdır. V görünen hacmi. geçirimliliği. d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir . Şekil 10.2. korozyonunu. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10. su emmeyi. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur. hesaplanabilir. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir.

Emilen suyun ağırlığı P1 . Emilen suyun hacmi P1 . sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur. eğer boşluk yoksa eşittir. Bu yöntem oldukça zordur. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur.2. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. sonra tartılır. Aynı numune Şekil 10. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. Po ağırlığı ölçülür.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir. ortalama 48 saat süre ile kurutulur.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir.2. P1 .3.10. Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır. . Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar. Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir. 10. Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir. * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po. Numune etüvde kurutulur. sonra suya koyarak 48 saat beklenir.2.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir.

(Şekil 10. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. Bir ucundan p basıncında su uygulanır. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür. kırılma ve dökülmeler görülür. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10. kapalı boşlukları içermez. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. Uygulanan basınç p. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer. Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. k ya geçirimlilik katsayısı denir. cm su sütunu. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur.2. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2). Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. Ancak bu oran yaklaşıktır. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir.Hacimsel su emme oranı Sh. Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. 10. . Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir.4.3. 10. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru.1.3 a). Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır. 10. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır. sıvı haldeki akışkan da sudur. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır.3. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz.

Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez.2-0. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. Şekil 10. daha fazla ise kısmen difüzyon. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir.4. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. 10. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. * . Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. 10. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. miktarı malzemenin türüne. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır.4. sürtünen yüzeylerin biçimine. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. Ancak bu olayı yakından tanımanın. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır.1. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. boyalar. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. Aşınma. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir.

• Beyaz metalden başka Cu-Pb. METALLER VE ALAŞIMLARI 11. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. Ag-Pb. Sert parçacıklar yükü taşır. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır.1. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Al-Sn. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır.10. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. Ahşap. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. 10. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir.5. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. * Bölüm 11-KOROZYON.6. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır.2. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. 11. Korozyon ve Önemi Korozyon. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. Aşınma oluşturan hareketler kayma. kauçuk. Teflon. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. . Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. kağıt. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır.

Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur.1.1. Elektron veren metal anot. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11.* 11. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur. katot ise etkisiz kalır. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur.1. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. 11.2.1). Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır. elektron vererek korozyona uğrar. Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır. katot taraftaki ise korunur. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir. . elektron alan metal ise katot olur. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır.2.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer.

Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar. .1.2.2.1. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir.2. Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar. 11.1. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler. Eğer su içine havanın oksijeni girerse.1. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir. Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır. * 11.2. İki metalden hangisinin katot.3. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir.2. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır.kökü oluşur. Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur.2. Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. 11. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur. ancak su içinde çok az (OH).3. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler.2. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir.2. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır.1).1. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH).Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH). 11. ayrışarak dibe çöker. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür.2. 11.

1. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye. Demir .8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0. Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur. . Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. (HMK)' ye sahip demire ferrit. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir. plastik şekil vermeye. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar.5. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. kaynak. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Şekil 11. 11. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir. Ayrıca üretim sırasında döküme. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller.11. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. 11. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım.5. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar.4.

11.5.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur.5 deki denge diyagramında gösterilmiştir.8 C içeren alaşımda görülür. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir. Demir içine % 6. ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.1. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür.Şekil 11. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6.1.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu . . ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler.

Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar. Çelikler : 0. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür.5<C<%2 4.1.8 C içerir. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. 11. sementit çok sert ve gevrektir.5 3. Az Karbonlu Çelikler : %0.5.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11. Orta Karbonlu Çelikler : %0.8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir. buna perlit denir. 1.2. % 0. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar.6: % 0. bu nedenle buna kır dökme denir. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir.67 * Çıkmış Soru . 1. Şekil 11. bu nedenle. 727 °C ta geri kalan ostenit %0. Dökme Demirler : %2<C<%6. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. kırılınca beyaz görünür. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır.6. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir.1<C<%0. 11. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0.10).8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0.1.1 2.10).2 2. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur. perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11.8). fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. 727°C ta geri kalan % 0.3. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür.5. Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez. 11.2<C<%0. Demirler : C<%0.

Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . Çelik Üretimi 11. korozyona iyi dayanırlar.11. su verme ile sertleştirilemez. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. 2. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar. Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur. 11. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. toklukları düşüktür. kolay işlenir. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. Sünekliği yüksektir. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır. genellikle gevrek davranış gösterirler. fakat süneklik azalır. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır.7. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler.8.9. ancak elastik sınırı arttırır. 3.

yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir. Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. . ÇI az karbonlu (% 0. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler. % 18 Cr .Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir.11. Mo. Bunlardan başka Mn. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. Örneğin yapı çeliği Ç 52-2. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. 11. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. Si. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. %8 Ni' li paslanmaz çelik.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. Co.3 -0. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. birleşimlerine.1-0. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir.10. Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. St veya Fe harfleri bulunur. 2. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır.13). titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir.13). Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. 11. Örneğin. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. mekanik özelikler iyileşir. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini.14). Kolay dökülür. W. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. örneğin Ni yalnız katı eriyik. Bunlar türlerine. Birinci grup nervürsüzdür. talaş kaldırılarak kolay işlenir. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. Ti çoğunlukla karbür oluşturur.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir. Ç II orta karbonlu (%0. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. ancak dökme ile şekil verilebilir. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç.

13. . Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. otomat çelikleri. sementasyon çelikleri. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. nervürler eksene paraleldir.A. 11. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir. paslanmaz çelikler. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir. Örneğin. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde. Bununla beraber elastisite modülleri. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. 1. ASM. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. Propertlies and Selection of Metals. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. D-7142 Marbach-Neckar. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci.S. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. Metals Park.12. 10 ve 11). Vol. sıcak haddelenmiştir. Beton Ia çeliği az karbonlu. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. 1967. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. Dökme çelikler DÇ.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. U. Almanya. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. kazan çelikleri. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. 1974. 11) Metals Handbook. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. 11. Ohio.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir.

Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. S. Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır. . işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı. Alüminyuma Cu. Mg.14.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır. Kolay işlenebilme. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. 11. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır.

• • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır. İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.1. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir. bileşimi. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar . İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11. fazların türü ve dağılış biçimleridir.15.1.1.15. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir.15.11.

bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır. 11. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. . 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. Bu işleme temperleme denir. Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur.16. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir.

alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. çatlamalar oluşabilir. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. aşındırma tozları. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. 12. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler. sert ve gevrek olurlar. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. mikada olduğu gibi.1. taş. bazılarında bir düzlem boyunca. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. Uygulamada çok kullanılan cam.16.* . Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. Örneğin. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. beton. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır.1. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. SiC. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. Si. ayrıca bazıları manyetik. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır. kiremit. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. Bazı seramiklerin kristal yapısı. % 0. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. İyi yalıtkandırlar. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. Bu nedenle halk dilinde seramik. bazıları da amorf yapılıdır. tuğla. TiC.1. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. Bölüm 12-SERAMİKLER. kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir.1. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. 11. Si3N4. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. dıştan gözlenebilir. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal).

Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. Beton. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir.. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız. 12. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. 6 veya 8 olabilir.Bn.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14. Am. Şekil 12. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. Burada M bir iki değerli katyondur. Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. kiremit. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar.1. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır. Koordinasyon sayıları 4. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. CaF2 yüzey merkezli kübik.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. 12. Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. tuğla. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur. kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir.2. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir.1. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. Am. Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. Şekil 12. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. Al2O3.1. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar. Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur. . bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir.

Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır. kolayca çatlar. alümina 2050 °C ta ergir. alümina (Al2O3) ve sudur. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir.1. ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. 12. Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer.3. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz.3. yoğunluk artar. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır.12. boşluklar azalır. bu nedenle işlenmesi zordur. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar.3. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. kiremit. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. dolayısıyla kolay işlenir. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. Bunlardan başka demir oksitler. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır.2. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. camlaşma derecesi yükselir. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. . Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. kurşunlu cam. Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). Basınç mukavemeti çok yüksek. boronsilikat camı ve silis camıdır. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir.1. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. 12. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. sertliğini yükseltir. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir.

sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. MgO. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir.5. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır.. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. Baryum ferrit (BaO. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. . Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. çimento ve su karışımından oluşur.Kurumuş kil fırında pişirilir. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. Co. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. 12. % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Bunlar toz halinde elde edilirler. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. alümina (Al2O3) ve demir oksit. çakıl. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. Kilin bileşiminde silis (SiO2). Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. Fe. 12. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. Mo. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. FeO ve NiO gibi. Bazı seramikler. Fe3O4. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. 12.3. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. mukavemet artar. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir. Cr. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. Değişik büyüklükte kum. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. ve Ni kullanılabilir. Bağlayıcı madde olarak Al. SiC. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. bu durumda gözenekler azalır. kalker taşı. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. önce serbest su. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. Beton Beton kum. Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. (Örnek: bot. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler. çentikler.3. Bu amaçla yüksek oranda silika. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. TiC ve WC bileşikleri de çok serttir.

Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO . Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir.5'da görüldüğü gibi. daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir.4 . bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur.2. Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. daha az geçirimli. Beton Su . Ancak uygulamada kompozit malzeme . Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. çelik donatılı beton elemanlar.6.2. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer. Bu duruma göre Şekil 12.5. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. Al2O3.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. 12. 12. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer. dolaysiyle çatlamalara neden olur.4). fakat. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar.1. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. dona dayanıklılığı arttırır.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır. doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir. Cam elyaflı poliyester levhalar. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur.0. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. 12.7 arasında bulunur.5. Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat.5.1.

. tanelilere göre daha yüksektir. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. viskoz ve düşük mukavemetlidir. çatlayarak kolayca kırılabilir. Asfalt. Taş ise sert ve gevrektir. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler. Uygulamada bunlara sermet denir. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir.7. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12. Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir.2).olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12. 12. Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur.6). Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful