Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

Örnek Si. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir. Örnek: NaCl. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ.2. Bu ortaklık. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. Polimer malzemede. Bununla beraber bazı hallerde (lineer . MgF2. Kovalent bağ. molekül içi kuvvetli.4. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. Ge. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır.6. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar.6. As 1. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ.3. Ga. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur. ZnS 1.

Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin. Şekil 1. Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. . Şekil 2. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. 2. bu eksenlerin aralarındaki açılar α.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. ß. (kar taneleri. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Örnek: inert gazlar ve organikler. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir. Şekil 1. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir.1.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik.

2. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. . sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir.a ve 2. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir.2. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır.2. Buna doluluk oranı denir. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir.2. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. 2. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir.1. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir.2.

2. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). . Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür.2. (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir.6333 tür.2. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. Şekil 2.5' de verilmiştir. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir. Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. c/a = 1. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir.2. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder. (ADF) hesaplanırsa 0. Al gibi). Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2. Birim hücrede biri köşelerde. Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır.1.2. Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. Köşelerde 12X1/6 = 2.2. Bu şekilden kolayca görülebilir. yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. (YMK)de ise 12 dir.

2.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. bundan dolayı buna kafes yapı denir. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır.7) . Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür. Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2.2. Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır. diğerleri üzerinde sıfırdır. 2. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır. buna ANİZOTROPİ denir. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir. Örneğin (0. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır. Demir oda sıcaklığında (HMK). 910 °C üstünde (YMK). (Şekil 2.2.3. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir.x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a.4. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır.2.6). Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2.

birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. (010) ve (001) dir. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. a. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. 0 dır. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. [100]. a. Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. [010] ve [00Î] dir. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. bulunan 1.a. . -1. Ayrıca(I 00). Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. yani doğrultular aynı. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. . örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. 0. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100).Şekil 2. 2a Miller endisleri [112] dir. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. a cinsinden 1. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri.5. fakat yönleri zıttır. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. 0 dır. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. fakat yönleri farklıdır. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir.

1/2. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. ∞ ve ∞ ). 1. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. Şekil 2.1/2. (h1. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir. 2.l1| doğrultusudur. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır.6. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: . Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir.1) = 2. Şekil 2. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu.k1.k1. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir. 2. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. 1.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur. Şekil 2. 1/1. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a. y. Örneğin. Sonra bu sayıların tersleri alınır. Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar. özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur.9).10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır. 2.l1) düzleminin normali |h1. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler. Örneğin.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212). Bu düzlemin (x.

Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir.1. 2. (2) düzleminde ara kesitler: (a. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. 2. ∞ ve ∞ ) elde edilir. .0 ve 0 olur.(1. bazı kafes köşeleri boş (eksik atom). Bunların tersleri 1. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir.7. Metallerin plastik şekil değiştirmesi. -1 ve 0)' dır. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu. a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). Bu kusurların biçimi. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır.2. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir.7. Tersleri (1. • Kristal kusurları noktasal. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. Noktasal Kusurlar Şekil 2. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler. -a ve ∞ dur.-1 ve ∞) bulunur. a.7. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır. 2. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. Gerçekte kusursuz kristal yoktur.

16. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir.1. . Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). 3.3. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. 2. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler.1. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar.17 ve Şekil 2. Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar.8. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir.18). birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. 2.15). Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır.7. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar.2. Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar.1. Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır. hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur.

Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir.4). koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. 3. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler.2. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4.1. Birinci faza α. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. 3. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur.3. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. . Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır. düzenli yapı düzensiz olur. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç). • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir. Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Diğer bir deyimle. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. ikinci faza da β fazı denir.

B ninki PB olsun. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar.1/3) gibi. Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler. Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. Bu durumda O2. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir. Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir.4'te gösterilmiştir. A metalinin atomsal ağırlığı PA . • 4. bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir. Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz.2. H2O da 0 1/3 (a/o 33 . İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). 100 gr alaşımda A1 gr A. Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur. MgO te 1/1 (a/o 50). Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. . Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. 4.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir.3. B1 gr B metali bulunsun.

Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir. sementasyon.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. kinetik enerjileri ise maksimumdur. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur. • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. çökelme. potansiyel enerjileri maksimum olur. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar. Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir. • • • Bu gerçek.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5. Şekil 1.1. yeniden kristalleşme. 5. lehim. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir. .1. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir).  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak.1.

Şekil 5. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır. Cisimlere yeterli imkan verilirse. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Her iki konumda da atom denge halindedir. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. . (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q. kal/mol. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır.) denir. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. 5. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir.2 Enerji Konumları Şekil 5. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir. Şekil 5.3. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir. 5. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur.2 ve 5. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır.3). örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Yayınım arı metallerde de oluşur.1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur.

Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir. 5. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler. D yayınım katsayısı sıcaklığa. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur. Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. . Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti. Sonsuz süre sonunda Ni.5.1. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır.4. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol).4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Birinci Yayınım Kuralı (1. Fick Kuralı) Şekil 5.4. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir. Şekil 5. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi.

Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. sonra su vererek sertleştirilir. işlenmesi kolaydır. dolayısıyla potansiyel enerji artar. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. 5. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır.1. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır.5. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. H=E+PV . hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. İkinci Yayınım Kuralı (2.1. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. Ancak koşullar değişirse denge bozulur.5. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür.4. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. 6. sıcaklık ve basınçtır.2.

H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir.2. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. şu şekilde olur. Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir. A . Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. 6. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir. Bu durumda geriye iki değişken kalır. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır. Gaz karışımlarında durum böyledir. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar.B ve B . Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur. * Serbest enerji.1.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir. Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. F=H-TS 6. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur.1. Buna göre entalpi. Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6.A. Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. biri F serbest enerjisi.3. 6. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir. Entalpi iki kısımdan oluşur.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . bu durumda A . Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır.

Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur.4. dolayısıyla F=2 dir. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir.2' deki biçimde olurlar. A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6. 6. katılaşma T1 . Sıcaklık-zaman eksenleri. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele . Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. ergime sıcaklığında sıvı ve katı. 6. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. Bunlar ısıtılır. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır. altında ise yalnız katı faz bulunur. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz.3. Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir. Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. dolayısıyla F = 2 dir. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur.2' de görülüyor.

Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz. 6.1. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6.5. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır.5. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır. Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir.alınacaktır.Ni sistemi gibi). yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir. . Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım.3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur. Şekil 6.4 de görüldüğü gibi. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. TA A metalinin ergime.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu .3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık. (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir. Şekil 6.

(2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr. Örnek olarak Şekil 6. İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir. Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar. A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur.5. İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. 6. bileşimine sahip olur. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir.5.2. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır. alaşım ele alınsın. . Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor.3.6. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. O halde (a . Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a . Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır.b) aralığında daima % B1.

.

6. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir. Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir.1.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda.6. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir. 6. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz .6.6. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın.5. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6.4. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur. Şekil 6.

6. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. Eğer sıcaklık yüksek. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur.1. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır. 6. . Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler.6.2.6. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir.6. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar.2. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir.2. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür.3. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu. üç aşamada tamamlanır.2. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır.6. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi). tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur.2. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir. 6. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir.

6. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA .TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 .12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α .6. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler .% B3 = % A3. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 . Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar.% B4 = % A4.2.4. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik.7.2.6. Β.* 6. İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7.6. Örneğin Şekil 6.2. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar.2. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır.1. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır. Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı. Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları. δ.5. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. 6. Faz diyagramı Şekil 6. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur.6. ve ε fazları meydana gelir. Örneğin Şekil 6.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir.6.6.

Özgül direncin tersine σ. piezoelektrik. özgül iletkenlik denir. bunun sonucu yük birikimi.2. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. . Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm).2.2. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı.nin eksi 2q dür. dolayısıyla serbest hareket edemezler.16 X 10-18 kulondur. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz.1.2. bu nedenle iletken sayılamazlar. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. bu da elektrik akımını oluşturur. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. iletken boyu l (cm) ile doğru. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. 7. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. Ancak metale Şekil 7.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. 7. 7. SO42. Gerçekte manyetik. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır.

2.4. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar. Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir. Bu özeliklere sahip plastikler.2. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur. . Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. Tablo 7. E elektriksel alanı ile orantılıdır. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir.1' de görüldüğü gibi. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir.2. 7. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.2. V=µ .* 7.5). bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir.1. 7. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. * 7. Bu tepki elektriksel yük birikimi. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. iletkenlik azalır.san dir. v.3.2. ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V.2. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7.2.

Buna elektriksel göçme denir. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. İç yapı kusurları. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır.3. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. 7. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. * 7.2. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır. Manyetik alana gösterilen tepki. kimyasal bozulum. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir. 7. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer. Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. çatlaklar. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır.3.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir.1.3. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda.

histerezis alanı küçüktür.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır.3. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Ferromanyetik elementler: Fe. Ag. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. Bu malzeme toz halinde bulunur. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. kalıcı manyetiklik az. Zn. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. . Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. Ni. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur.3. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. Bi. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. Co. Yumuşak mıknatıslarda B. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. 7. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. O2. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. Pt. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Paramanyetik elementler Al. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır.

fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. Al) alaşımları gösterebilir. kırılma indisi küçülür. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. içeri giren ışık demeti yön değiştirir. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür. Kırılma indisinin karesi. Fe). Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır.1. boron . Fe). 7.4. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. dolayısıyla enerji de artar. Ni. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. Mn. cisim ışığı yansıtır. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400. Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. hem de ikiye ayrılır. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir.4. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. fakat ayrışmaz. Ni. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. Bu dalgalar da metalleri geçemezler. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir. (Cu. (Cu. örnek olarak (Al. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. Ni. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. . bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur.3500 Å arasındadır.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Co) ve (Ag. Katılarda elektromanyetik. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. Co. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. Bunlara da saydam cisimler denir. dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. 7.

Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. Mn mor. Cam dış etkilere dayanıklı. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir.5. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür.1. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. Fe sarı-yeşil. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır. Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. Cr sarıyeşil.2. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. tıpta ameliyatlarda. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir.3500 Å arasındadır. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. 7.4. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı.pencere camı ise (soda .5. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. Ti sarı. 7. 7. * . metil metakrilatta % 90. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir. termal genleşme. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir.

Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. san °C) tır. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir. boş kafes köşeleri. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. Genellikle. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır.7. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. 7. Isıl iletkenlik ortamın türüne. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. yabancı atomlar. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. &nu. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur.5. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır.5. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. Orantı katsayısı. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır.3. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu .987 kal/gr mal °C). Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır.2. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. (R=1. Fonon dalgalarının yayılma hızı. Genellikle ısıl iletkenlik. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. k. ν hızı ise değişmez. Fononların enerjisi aynı kalır. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler.

Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. iletkenliği çok küçüktür. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. . ΔL. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur.4. L boyundaki artış.5. ısıl genleşme çok yüksektir. Burada ΔT sıcaklık farkı. 7. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir. 7.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. amorf yapılı iseler biraz artar. k küçük olur. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli.5. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer. dolayısıyla ısıl iletkenlik. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. Termal şok parametresi P. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. soğuyunca büzülür. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. buna termal şok denir. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır.1. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. bu nedenle ısıl şoka dayanır. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. metallerinkine göre çok düşüktür. 7. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. Isıl iletkenliği düşük. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. bu nedenle ısıl iletkenlikleri.5. Gözenekler içinde hareketsiz havanın.5. termal şoka dayanması beklenir. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir.5. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır. N) yoğuşunca geriye vakum kalır. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir.

• Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8.2. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler.2.2. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. sonra dayanımını yitirerek kırılır.250°C ta %1' e düşer. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. diğer bir deyimle tersinirdir. Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır. yani tersinirdir. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir.1. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. 8.1. Çekme Deneyi . Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz.2. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir.

Şekil 8. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. (Şekil 8. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. Örneğin metaller rijit. standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür. Şekil 8.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. yani tersinirdir. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. Deney sırasında. plastikler fleksibl malzeme sayılır. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. esnek) malzeme denir. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir .3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao .

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

kolay işlenir. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. Bu avantaj. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir. . dolayısıyla. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir.deneyi ile hassas olarak ölçülemez.2. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye. ancak çok aşınır. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney.5. Sertlik ölçme genellikle. sertliğinin ölçülmesidir. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. çizmeğe. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir. 8. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı.8b de görüldüğü gibi olur. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir. yalnız açılar değişir. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür. Çizen cisim. Şekil 8.6. Bunun başlıca sebebi. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir. çizilenden daha sert sayılır. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. Örneğin çeliklerde. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. Diğer avantajı ise. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır.2. Uygun olarak seçilen sert uç. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. Endüstride en çok uygulanan.3. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Çok küçük kaymalar için. Basma numunelerinde. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun. t=Gy 8. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. 8. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8.

Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı.11). Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy . 8. Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek. süneklik yüksek olabilir. genellikle % 1' in altındadır. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar.3. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. süneklik düşük iken. Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler.2. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. 8. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur. uzun süreli deneyde mukavemet düşük. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur.3. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. 8.3. diğer malzemeler amorf yapılıdır. Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir.1. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. eksenel şekil değiştirme εx. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır. elastisite modülü denir. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir.1. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler.1.1. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. bu tür deneye statik deney de denir. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu.

Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1. daima kayma bileşeni meydana getirirler. Bütün gerilme halleri. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez. 8. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap. Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar.5. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir.8x 105 N/mm2 dır.8 de görüldüğü gibi. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir.3. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir.26x105 N/mm2 dir.0. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir. .3 arasındadır.16). n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden . Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8. Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz.16' deki gibi açıkça görülür.* 8.1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0.4.1. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir. hidrostatik gerilme hali hariç. Şekil 8. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır. 8. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. Şekil 7. kompozit malzemeleri gibi). Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir. 8. 8.2.2 . bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir.3.3. dolayısıyla elastisite modülü küçülür.2.48 civarındadır.3. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır. Buna kayma koşulu denir. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8.1.17' de görülüyor.

Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. sinterleme.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır.5.3. dolayısıyla şekil 8. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. fakat büyüme hızı düşüktür. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. sünekliğin ise azaldığı görülür.5. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. sıcak ve soğuk şekil verme. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar. pekleşme yeteneği yoktur. bileşenlerin konsantrasyonuna. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. uygulanan döküm. Bileşimler. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. dislokasyon hareketlerinin engellendiği.02 mm. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. 8. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma. Şekil 8. 8. 8. dislokasyonların hareketi zorlaşır. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. dolayısıyla özelliklere etkirler. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. yabancı fazların türüne ve dağılışına. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük.5. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne. Bu özelikler kimyasal bileşime. Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. soğuk şekil verme. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. Şekil 8. .29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. fakat yayınım. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. büyüklüğüne. sertliği çok azalır. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler. fakat süneklik azalır. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir.2. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir.1. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır. üretim yöntemine.

Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır. dolayısıyla Tr düşük olur. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez. 8. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar. 8. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır.6. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır.6. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. 8. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır. 8. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır.5. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. sertliği ve mukavemeti artar. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer.2. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir. . yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır.6. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur.1. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür.4.

Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur. dolayısıyla akma başlar. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir.2). 9. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır.1. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. * ΖA 9. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir. Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9.2). Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. . Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir.1). Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır.1. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma.1. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur.2. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez.

tekrarlı gerilmeler. yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır. kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler.Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. boşluk. parçanın geometrik biçimine. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde. Düşük sıcaklık. sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler. . Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. Malzemelerde genellikle çentik. çatlak. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur.3).

3.1). Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. Burada E cismin elastisite modülüdür.1. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür. (Şekil 9. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür. Şekil 9. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti.1xE dür. Yüksek mukavemetli metaller. Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar.3. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır.3) 9. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır. . Bu nedenle Şekil 9.9. dolayısıyla basit burmada kırılma.

Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır.3. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır. Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. çevresi parlak koni şeklindedir.4. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. 9. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur.9. . Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir.2. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. Kırılma yüzeyinin ortası taneli. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. büyüklüğü. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır.

Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz.6). Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir. şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir.5. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar. 9. Şekil 9.5.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur.* . Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9.1. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder. 9.7) gevrek kırılma eğilimini arttırır. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır.

parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır.7.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. altında.8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. gevrek davranış görülür. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur. 9. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. Bunlar taşıtlarda. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. . kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir.6. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır.* 9. buna yorulma denir. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. Ancak Şekil 9. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. Temperlenmiş Cam. eğri az bir eğimle sürekli artar. Bu sıcaklığın üstünde sünek. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır.

sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır. 9.7. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır.* 9. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar.2. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir. boşluk. çentik. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. tekrar sayısı ölçülür. . Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. Şekil 9. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına.7. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir.1.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır.N) veya Wöhler eğrileri denir. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir. Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir. İç yapıda bulunan çatlak. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. bu yüzey de taneli görünüştedir. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar.

Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar. 9. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi.1.7. . İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. Bununla beraber polimerlerin çoğunda. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir.7. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması.3. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir.11' de gösterilmiştir. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. malzeme pekleşir. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. Pekleşmede dislokasyonların hareketi. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir.3. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir. 9. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir.1. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi).1. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır.

Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır.8. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir. . bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik.3. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır. Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. birbirilerine göre sabit konumlar artar. 9. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır.7. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar.2. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir. viskozite azalır. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler.7.1. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir.3. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim. Motor silindirinde patlama olduğu zaman.

Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir. 2) Plastik davranış Şekil 9. . Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır. Basit çekme halinde bünye denklemi. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir.* 9.8. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. bu davranış non lineer olabilir.8.1. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. 9. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. ν" veya poisson oranı denir. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur.2. Pek azında mesela kauçuk gibi. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır.

kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek. d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir . hesaplanabilir. dona dayanıklılığı. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10.2.1. 10. bazıları ise kapılıdır. V görünen hacmi.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. mukavemeti. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk. aşınmasını. Şekil 10. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler.2. korozyonunu. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. geçirimliliği. su emmeyi. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde.1' de şematik olarak gösterilmiştir.kılcal boşluk.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir.

Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır. sonra tartılır.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir.2. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. . Bu yöntem oldukça zordur.2. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir. Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar. Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur. ortalama 48 saat süre ile kurutulur.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir. Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur. 10. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po. Emilen suyun hacmi P1 . Numune etüvde kurutulur. Aynı numune Şekil 10. eğer boşluk yoksa eşittir.2. Emilen suyun ağırlığı P1 . sonra suya koyarak 48 saat beklenir.3.10. Po ağırlığı ölçülür. * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır. P1 .

kapalı boşlukları içermez. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. 10.3. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Bir ucundan p basıncında su uygulanır. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. cm su sütunu. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. sıvı haldeki akışkan da sudur. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2). Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır.Hacimsel su emme oranı Sh. kırılma ve dökülmeler görülür. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir.3 a). Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. 10. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir.4. Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. Uygulanan basınç p. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. Ancak bu oran yaklaşıktır.2. (Şekil 10. 10. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10.3. . Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. k ya geçirimlilik katsayısı denir.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır.1. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir.

kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. miktarı malzemenin türüne. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez. daha fazla ise kısmen difüzyon. sürtünen yüzeylerin biçimine. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu.4.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir. boyalar. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. 10. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir.1.4. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır.2-0. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. * . Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur. Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. Şekil 10. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Aşınma. 10. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Ancak bu olayı yakından tanımanın.

İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. . Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür. * Bölüm 11-KOROZYON. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır.6. • Beyaz metalden başka Cu-Pb. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. Ag-Pb. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Teflon. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur.2. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. Ahşap. kauçuk. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. Aşınma oluşturan hareketler kayma. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. Sert parçacıklar yükü taşır.5. 10. Korozyon ve Önemi Korozyon. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. Al-Sn. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir.10. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş.1. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür. 11. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. kağıt. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. METALLER VE ALAŞIMLARI 11. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez.

Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur. Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur.2.1. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. katot taraftaki ise korunur. elektron vererek korozyona uğrar. Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. . • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir. elektron alan metal ise katot olur. 11.* 11. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır.1. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur. Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır.1). katot ise etkisiz kalır.1. Elektron veren metal anot.2. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer.

Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. 11. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur. 11.2. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11. ayrışarak dibe çöker. Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot. ancak su içinde çok az (OH). 11.1). Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır.2.2. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar.2.3.2.1. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH).1. .3.2.2. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir.1.1. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH). Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz.2. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. Eğer su içine havanın oksijeni girerse. Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar.2. İki metalden hangisinin katot.1. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir. * 11. 11.kökü oluşur.

11.4. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. kaynak. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur. Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. plastik şekil vermeye. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir.8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır.5. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. (HMK)' ye sahip demire ferrit. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. Şekil 11.5. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. 11. . Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler. Ayrıca üretim sırasında döküme. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım. Demir . sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir.1. 11. soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir.

Şekil 11.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu . Bu sistemde en ilginç iç yapı %0.5. ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.1. . öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür.8 C içeren alaşımda görülür. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur. 11.5 deki denge diyagramında gösterilmiştir. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11.1. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. Demir içine % 6. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli. ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler.

% 0.5.8 C içerir.2 2. 727°C ta geri kalan % 0. 1. 727 °C ta geri kalan ostenit %0. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir. sementit çok sert ve gevrektir. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0. Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez. 11. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar.6: % 0.5.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11.1. Çelikler : 0. perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11.10). Orta Karbonlu Çelikler : %0.1<C<%0.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir.67 * Çıkmış Soru . 1.5<C<%2 4.5 3.1. Demirler : C<%0. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli. 11. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler.6. fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. 11.10).1 2. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. bu nedenle buna kır dökme denir. buna perlit denir. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur.2. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür. Şekil 11.2<C<%0. Dökme Demirler : %2<C<%6.3. bu nedenle.8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür. kırılınca beyaz görünür. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir.8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. Az Karbonlu Çelikler : %0. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11.8).

su verme ile sertleştirilemez. 2. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar. Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . fakat süneklik azalır. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. Sünekliği yüksektir.9. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler. Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar.8. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır.11. 3. kolay işlenir. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. ancak elastik sınırı arttırır.7. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Çelik Üretimi 11. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir. 11. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. korozyona iyi dayanırlar. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. toklukları düşüktür. genellikle gevrek davranış gösterirler. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur.

3 -0.11. Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. mekanik özelikler iyileşir. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. W. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. %8 Ni' li paslanmaz çelik. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir.14). örneğin Ni yalnız katı eriyik. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür. .4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir.13). Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. ÇI az karbonlu (% 0. birleşimlerine. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. 2. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar. Kolay dökülür. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir. Örneğin yapı çeliği Ç 52-2. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. 11. fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Birinci grup nervürsüzdür. 11. titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler.1-0. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler. Si. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir. Örneğin. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir. Co. Bunlardan başka Mn. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. talaş kaldırılarak kolay işlenir. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1. Bunlar türlerine. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir. ancak dökme ile şekil verilebilir. Ç II orta karbonlu (%0. St veya Fe harfleri bulunur. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır.10. % 18 Cr . Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. Mo. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur.13).

Dökme çelikler DÇ. Beton Ia çeliği az karbonlu. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir.A. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir.S. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. 11. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır.12. 1967. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. 11. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde.13. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. Propertlies and Selection of Metals. 11) Metals Handbook. Vol. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. Bununla beraber elastisite modülleri. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir. 1. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. ASM. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. Örneğin. U. sementasyon çelikleri. paslanmaz çelikler. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. 10 ve 11). nervürler eksene paraleldir. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. Metals Park. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. 1974. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir. . sıcak haddelenmiştir. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler. kazan çelikleri. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. Almanya. otomat çelikleri. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. D-7142 Marbach-Neckar. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. Ohio.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar.

11. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır. Mg. Kolay işlenebilme. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir. S. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır.14. işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. . Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır.Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Alüminyuma Cu.

1.1. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir.15. bileşimi. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar . İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.11. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir.15. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir. fazların türü ve dağılış biçimleridir. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11.15. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi.1.

. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır. 11. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar. bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir. Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Bu işleme temperleme denir.16. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar.

kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. bazılarında bir düzlem boyunca. tuğla.* . bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır. Bu nedenle halk dilinde seramik. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır.1. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır. 11. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. Bölüm 12-SERAMİKLER. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. çatlamalar oluşabilir. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. ayrıca bazıları manyetik. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. 12. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. mikada olduğu gibi. TiC. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. kiremit. Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır. İyi yalıtkandırlar. bazıları da amorf yapılıdır. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür.1. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır.1. aşındırma tozları. Bazı seramiklerin kristal yapısı. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. taş. beton. Si3N4. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. dıştan gözlenebilir. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. Si. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. Uygulamada çok kullanılan cam. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir.1. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. SiC. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. % 0. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir. sert ve gevrek olurlar. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. Örneğin. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır.16.

Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. 12.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi).2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır. CaF2 yüzey merkezli kübik.2. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14.1. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür. tuğla. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır. cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir.Bn. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. Koordinasyon sayıları 4.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor.. Beton. Am. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar. Am. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. . Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür.1. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. Al2O3. Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur. 12. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. Burada M bir iki değerli katyondur. kiremit. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. Şekil 12. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. 6 veya 8 olabilir. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur.1. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. Şekil 12.

boronsilikat camı ve silis camıdır. sertliğini yükseltir. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. kolayca çatlar. bu nedenle işlenmesi zordur. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur.1. alümina 2050 °C ta ergir. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. 12. Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar.12. kurşunlu cam. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır.1. alümina (Al2O3) ve sudur. dolayısıyla kolay işlenir. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). camlaşma derecesi yükselir. Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur.3. Basınç mukavemeti çok yüksek. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. 12. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür.2. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. Bunlardan başka demir oksitler. kiremit. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. yoğunluk artar. boşluklar azalır. Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir.3. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir.3. . Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır.

. 12. Cr. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. Değişik büyüklükte kum. bu durumda gözenekler azalır. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur.Kurumuş kil fırında pişirilir. çakıl. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). Bu amaçla yüksek oranda silika. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. alümina (Al2O3) ve demir oksit. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. 12. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir.3. çimento ve su karışımından oluşur.. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. MgO. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir.5. kalker taşı.3. mukavemet artar. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. ve Ni kullanılabilir. Baryum ferrit (BaO. 12. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. Bağlayıcı madde olarak Al. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. Beton Beton kum. Fe3O4. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. Fe. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. Mo. Bazı seramikler. (Örnek: bot. SiC. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler. Kilin bileşiminde silis (SiO2). Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. Co. önce serbest su. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. FeO ve NiO gibi. Bunlar toz halinde elde edilirler. çentikler.

5.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir.5.1. bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar. daha az geçirimli. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez.4). Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir.0. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. çelik donatılı beton elemanlar. doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer.2. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir. Ancak uygulamada kompozit malzeme . Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat. Beton Su . daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. 12. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır. Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur. 12. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. fakat.7 arasında bulunur. Bu duruma göre Şekil 12. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır. 12.1. örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir. Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0.6. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır.4 .5'da görüldüğü gibi. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde.5. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO . dona dayanıklılığı arttırır. dolaysiyle çatlamalara neden olur. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır. Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. Cam elyaflı poliyester levhalar.2. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur. Al2O3. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır.

Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12. lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12. Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. tanelilere göre daha yüksektir. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir. . özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler.6). Asfalt. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır. Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. Uygulamada bunlara sermet denir. Taş ise sert ve gevrektir. 12.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. viskoz ve düşük mukavemetlidir.7.2). Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. çatlayarak kolayca kırılabilir.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful