Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

Polimer malzemede. MgF2.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. As 1. Ga. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ. Ge. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ. Bu ortaklık. Örnek Si. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur.4. ZnS 1. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar.3. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır.2. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir.6.6. Kovalent bağ. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. Bununla beraber bazı hallerde (lineer . Örnek: NaCl. molekül içi kuvvetli. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur.

1. Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. Örnek: inert gazlar ve organikler. (kar taneleri. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. bu eksenlerin aralarındaki açılar α. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. Şekil 1. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. . 2. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. Şekil 1. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. Şekil 2. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir. ß. bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir.

Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer.2.1.2. Buna doluluk oranı denir. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir.2. .a ve 2.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir.2.2. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır. 2. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir.

Al gibi). • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. Bu şekilden kolayca görülebilir. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir. Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2. (ADF) hesaplanırsa 0. (YMK)de ise 12 dir.2. Birim hücrede biri köşelerde. . İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir. Köşelerde 12X1/6 = 2. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. c/a = 1. 2. Şekil 2.2. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir.2.2.6333 tür. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n).3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur. Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır.5' de verilmiştir. Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır. yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır. Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur.2. (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü.1.

Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2. Örneğin (0.2. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır.2. Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir.x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır.2. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir.4. buna ANİZOTROPİ denir. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir.7) . Demir oda sıcaklığında (HMK). Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. (Şekil 2. bundan dolayı buna kafes yapı denir.3. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir. 2. 2. 910 °C üstünde (YMK). [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir.6). diğerleri üzerinde sıfırdır.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu.

Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. a. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar.a. a cinsinden 1. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir. . 0 dır. a. 2a Miller endisleri [112] dir. [100]. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür.5. fakat yönleri zıttır. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100). Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. yani doğrultular aynı. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. -1. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. (010) ve (001) dir. . [010] ve [00Î] dir. 0 dır. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir.Şekil 2. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. Ayrıca(I 00). Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. 0. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. bulunan 1.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri. fakat yönleri farklıdır. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur.

1/2. 1.l1) düzleminin normali |h1. ∞ ve ∞ ). Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır. y. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212). Örneğin.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. Şekil 2. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. 1. Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir. Bu düzlemin (x. 2. Sonra bu sayıların tersleri alınır. 1/2. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur. özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir. Örneğin. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: .6. 2. (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır. 1/1. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3.9).k1.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. (h1. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır.1) = 2.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. 2. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. Şekil 2.l1| doğrultusudur.k1. Şekil 2.

7. 2. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. -1 ve 0)' dır. Bu kusurların biçimi. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir.0 ve 0 olur. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur. Gerçekte kusursuz kristal yoktur. -a ve ∞ dur. Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. • Kristal kusurları noktasal. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. bazı kafes köşeleri boş (eksik atom). Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir.2.-1 ve ∞) bulunur. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). Metallerin plastik şekil değiştirmesi. Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır.(1. 2. Noktasal Kusurlar Şekil 2. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır.7. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. .1. a.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir.7. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). (2) düzleminde ara kesitler: (a. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. Tersleri (1. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu. 2. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler. Bunların tersleri 1. ∞ ve ∞ ) elde edilir. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır.

2. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar.8.15). Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir. 2. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır.7. Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler.17 ve Şekil 2. Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır.1. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar.16. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar. 3. . Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir.3. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur. Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2.2. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır.1. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir.18).1. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır.

Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. Diğer bir deyimle. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. düzenli yapı düzensiz olur. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir. ikinci faza da β fazı denir. 3. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler.2.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. 3. örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir.3. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir. Birinci faza α. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar. Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. . fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır.1. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç).4). dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır.

B1 gr B metali bulunsun. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir. 100 gr alaşımda A1 gr A. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. Bu durumda O2. Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır.2.1/3) gibi. bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir.4'te gösterilmiştir. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler. A metalinin atomsal ağırlığı PA . İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur. MgO te 1/1 (a/o 50). Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır.3. 4. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4. H2O da 0 1/3 (a/o 33 . • 4. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. . Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur. B ninki PB olsun.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir.

Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. kinetik enerjileri ise maksimumdur. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir). • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. .Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. çökelme. yeniden kristalleşme.1. lehim. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir.1.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. sementasyon.1. Şekil 1. potansiyel enerjileri maksimum olur. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. • • • Bu gerçek. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak. 5. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar. Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri.

Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. Şekil 5. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur.2 Enerji Konumları Şekil 5. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür. 5. Şekil 5. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır. Yayınım arı metallerde de oluşur. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir.3). örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. 5. .1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T.2 ve 5. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q.) denir. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir. Cisimlere yeterli imkan verilirse. kal/mol. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir. Her iki konumda da atom denge halindedir.3. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir.

Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. Sonsuz süre sonunda Ni. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır. Birinci Yayınım Kuralı (1. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol). Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler).4. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir.1. .4. Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. D yayınım katsayısı sıcaklığa. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur.5. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır.4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Fick Kuralı) Şekil 5. 5. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir. Şekil 5. yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir.

yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. sıcaklık ve basınçtır. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır.1. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür. sonra su vererek sertleştirilir.4. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır.1. Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. 6. işlenmesi kolaydır. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. 5. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. İkinci Yayınım Kuralı (2.2. H=E+PV . Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür.5. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. dolayısıyla potansiyel enerji artar.5. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir.

Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir. bu durumda A . 6.3. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır. biri F serbest enerjisi.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur. Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6.2. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir.1. şu şekilde olur.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır.A. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır. Gaz karışımlarında durum böyledir. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. A . H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur. Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. F=H-TS 6. Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir.1.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A .B ve B . Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. Buna göre entalpi. * Serbest enerji. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. 6. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur. Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. Entalpi iki kısımdan oluşur. Bu durumda geriye iki değişken kalır.

iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. Bunlar ısıtılır.2' deki biçimde olurlar. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir.4. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur. 6.2' de görülüyor. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. katılaşma T1 . A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6. altında ise yalnız katı faz bulunur.3. Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. 6.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır. Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. dolayısıyla F=2 dir. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. Sıcaklık-zaman eksenleri. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele . Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. dolayısıyla F = 2 dir. ergime sıcaklığında sıvı ve katı.

1. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır.alınacaktır. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır. Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım. Şekil 6.5.5. .4 de görüldüğü gibi. TA A metalinin ergime. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir. Şekil 6. Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz.Ni sistemi gibi). diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu . yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir.3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir.3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. 6. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6. Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır.

5.3. Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1. Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır.b) aralığında daima % B1. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir. . İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. O halde (a . Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir. Örnek olarak Şekil 6. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır. A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur. bileşimine sahip olur.6. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir. 6.5. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a .2. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar. İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. alaşım ele alınsın. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor.

.

6. Şekil 6.6. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar.5.6. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur. Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. 6.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir. 6.4. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor.1. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz . Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir.

ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir.2. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır.2. Eğer sıcaklık yüksek. 6. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi).6.2. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur.3. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır.6. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir.6.1. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler.2. . Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar.2.6. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer.6. üç aşamada tamamlanır. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir. 6.

6. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı.2.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 .6. Örneğin Şekil 6. 6. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar.2. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. 6. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik.6.5.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. δ.2.7. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir. Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 . Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır. İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik.* 6.% B4 = % A4.6. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler .4. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır.6. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA .6.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α . Faz diyagramı Şekil 6. ve ε fazları meydana gelir. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir. Β.% B3 = % A3. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6.1. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur.2. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar. Örneğin Şekil 6. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır.

Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı. bu da elektrik akımını oluşturur.1. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. özgül iletkenlik denir. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. dolayısıyla serbest hareket edemezler. . Gerçekte manyetik. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Ancak metale Şekil 7.2. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar.nin eksi 2q dür. piezoelektrik.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. 7. 7.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. bu nedenle iletken sayılamazlar. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. SO42. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir.2.2. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. 7. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir. Özgül direncin tersine σ. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir.2. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. bunun sonucu yük birikimi.16 X 10-18 kulondur. iletken boyu l (cm) ile doğru.

ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur.2. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar.1. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar. iletkenlik azalır. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler.2.* 7. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler.2. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. 7. 7.3. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V.2. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur.2. Bu tepki elektriksel yük birikimi. Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir.5).san dir.2. v. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar.2. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir. Bu özeliklere sahip plastikler. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.1' de görüldüğü gibi. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. . V=µ . k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. Tablo 7. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır.4. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir. * 7. E elektriksel alanı ile orantılıdır. bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir.

3. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir.2. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. 7. 7. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. çatlaklar.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B. kimyasal bozulum. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir.3.1. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. İç yapı kusurları. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. * 7. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. Buna elektriksel göçme denir. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. Manyetik alana gösterilen tepki.3. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır.

Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. kalıcı manyetiklik az. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Co. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. Ni. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. Ag. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. Paramanyetik elementler Al. . Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. O2. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Bi. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. 7. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir.3. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. Zn. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur. Pt. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Bu malzeme toz halinde bulunur. Ferromanyetik elementler: Fe. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. Yumuşak mıknatıslarda B. histerezis alanı küçüktür. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ.3. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır.

hem de ikiye ayrılır. 7. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. boron . Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. (Cu. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur.1. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. 7. Kırılma indisinin karesi. cisim ışığı yansıtır. Ni. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. Katılarda elektromanyetik. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Mn. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir. dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. (Cu. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. Fe). bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. Bu dalgalar da metalleri geçemezler. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. Ni. Fe). Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. Ni. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. kırılma indisi küçülür. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. Co. . Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Al) alaşımları gösterebilir. dolayısıyla enerji de artar. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Bunlara da saydam cisimler denir. örnek olarak (Al.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar.4.3500 Å arasındadır. içeri giren ışık demeti yön değiştirir.4. Co) ve (Ag. fakat ayrışmaz. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar.

Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. metil metakrilatta % 90. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. 7. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. Cam dış etkilere dayanıklı.pencere camı ise (soda . haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır. tıpta ameliyatlarda. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir.3500 Å arasındadır. Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar.5. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır. 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). * . Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir.1. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. 7.5. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir.2. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. Ti sarı. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. Cr sarıyeşil. 7. Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. termal genleşme. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Mn mor. Fe sarı-yeşil.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir.4. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar.

yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. boş kafes köşeleri. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. Fononların enerjisi aynı kalır. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. 7. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. Isıl iletkenlik ortamın türüne. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. yabancı atomlar.2. &nu. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. san °C) tır. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. k. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. Fonon dalgalarının yayılma hızı. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. ν hızı ise değişmez. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir.7. Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Orantı katsayısı. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır.987 kal/gr mal °C). Genellikle ısıl iletkenlik. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. (R=1. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir.3.5. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. Genellikle.5. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler.

soğuyunca büzülür. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük.5. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. N) yoğuşunca geriye vakum kalır. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. bu nedenle ısıl iletkenlikleri. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. Termal şok parametresi P. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. Burada ΔT sıcaklık farkı. En iyi yalıtkan ortam vakumdur.4.5. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. . Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. ısıl genleşme çok yüksektir. 7. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. bu nedenle ısıl şoka dayanır. k küçük olur. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. 7. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir. buna termal şok denir.1.5. iletkenliği çok küçüktür. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. Isıl iletkenliği düşük. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. metallerinkine göre çok düşüktür. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. ΔL. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. L boyundaki artış. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. 7. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar.5. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. amorf yapılı iseler biraz artar. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür.5. termal şoka dayanması beklenir. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu.

Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir.2. yani tersinirdir. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler.1.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır. diğer bir deyimle tersinirdir. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak.2. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur.1. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir.2. 8. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8.250°C ta %1' e düşer. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir.2. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır. Çekme Deneyi . Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. sonra dayanımını yitirerek kırılır. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur.

Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. plastikler fleksibl malzeme sayılır. yani tersinirdir. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. Örneğin metaller rijit. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir. Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8. standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. (Şekil 8. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. Şekil 8. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir . Deney sırasında. esnek) malzeme denir. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir.3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao .Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür. Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. Şekil 8.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

çizilenden daha sert sayılır. Basma numunelerinde. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. Şekil 8. Çok küçük kaymalar için. Uygun olarak seçilen sert uç. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney. t=Gy 8. 8. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Çizen cisim. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. Bunun başlıca sebebi. sertliğinin ölçülmesidir. Bu avantaj.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. Sertlik ölçme genellikle. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun. kolay işlenir. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir.3. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir. Endüstride en çok uygulanan.2.6. dolayısıyla. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. Örneğin çeliklerde. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. 8. yalnız açılar değişir. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. Diğer avantajı ise. çizmeğe. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye.8b de görüldüğü gibi olur. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar.2. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. . ancak çok aşınır.5.

Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy .2. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir.1.11). Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek.3. süneklik yüksek olabilir. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. 8. bu tür deneye statik deney de denir. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır. Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. eksenel şekil değiştirme εx. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez.1. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. uzun süreli deneyde mukavemet düşük. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. 8. 8. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. elastisite modülü denir. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. diğer malzemeler amorf yapılıdır. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. süneklik düşük iken.1.3.1. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. genellikle % 1' in altındadır. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur.3. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir. Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E.

Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir.* 8. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2.3. Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. Buna kayma koşulu denir.2.3. kompozit malzemeleri gibi). Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir. n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0. 8. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8. hidrostatik gerilme hali hariç.1. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur.3. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir.8 de görüldüğü gibi. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir. Şekil 7. . Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz. Şekil 8. dolayısıyla elastisite modülü küçülür. bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır. 8. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1.26x105 N/mm2 dir.17' de görülüyor.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden . bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap.0. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez.48 civarındadır.2. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır.16).4. Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar.1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir.2 .1. Bütün gerilme halleri. Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. 8.16' deki gibi açıkça görülür. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir.5. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır.3. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8.3 arasındadır. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir. 8. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir.8x 105 N/mm2 dır. daima kayma bileşeni meydana getirirler.

dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler.1. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne. sinterleme.5. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. sıcak ve soğuk şekil verme. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. 8. fakat yayınım. Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. dolayısıyla özelliklere etkirler. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır. pekleşme yeteneği yoktur. sünekliğin ise azaldığı görülür.5. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir. 8. uygulanan döküm. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. Şekil 8. büyüklüğüne. soğuk şekil verme. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. dislokasyon hareketlerinin engellendiği. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar. Şekil 8. bileşenlerin konsantrasyonuna.5. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. dislokasyonların hareketi zorlaşır. Bileşimler. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır. üretim yöntemine. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. Endüstride metallere uygulanan haddeleme.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır. fakat büyüme hızı düşüktür. Bu özelikler kimyasal bileşime. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük. sertliği çok azalır. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır.3. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır. yabancı fazların türüne ve dağılışına.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma.2. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir. 8. . fakat süneklik azalır.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur.02 mm. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. dolayısıyla şekil 8.

Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir. sertliği ve mukavemeti artar.6. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır.1. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. 8. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. . Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir.5. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8.6. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez.2. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak.6. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. dolayısıyla Tr düşük olur. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar. 8. 8. 8.4.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır.

Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar.1.1.2. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir. dolayısıyla akma başlar. Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir.1. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. . Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur. * ΖA 9.2). Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır.1). Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. 9.2). Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir.

kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler. .3). Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde.Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. Malzemelerde genellikle çentik. çatlak. boşluk. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. tekrarlı gerilmeler. yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. Düşük sıcaklık. parçanın geometrik biçimine.

3. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır.1xE dür. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür. Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar.1. (Şekil 9. Yüksek mukavemetli metaller. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0. Burada E cismin elastisite modülüdür. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır. Bu nedenle Şekil 9. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. dolayısıyla basit burmada kırılma. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti. Şekil 9. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir.3) 9. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. .3. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır.9.1).

Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Kırılma yüzeyinin ortası taneli. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. 9. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar. büyüklüğü.3.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır.2. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır. . Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler.9. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır.4. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. çevresi parlak koni şeklindedir. Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir.

9. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar. 9. şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur. Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9.6). Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar.5. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9. Şekil 9. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır. Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz.* .7) gevrek kırılma eğilimini arttırır. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9.5. Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir.1. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir.

kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. Temperlenmiş Cam. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar.* 9.6.7. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. .8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Bu sıcaklığın üstünde sünek.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. buna yorulma denir. 9. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür. altında. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. Ancak Şekil 9. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. Bunlar taşıtlarda. eğri az bir eğimle sürekli artar. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. gevrek davranış görülür. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur.

Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir. tekrar sayısı ölçülür.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır.7. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. bu yüzey de taneli görünüştedir. . Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir. çentik. İç yapıda bulunan çatlak. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir.2.* 9.N) veya Wöhler eğrileri denir. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. 9. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur. boşluk. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür.1. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9.7. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır. Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir. Şekil 9.

ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. . Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır.7.7.1. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. malzeme pekleşir.11' de gösterilmiştir. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar.3. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler.3. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir.1. Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır. Pekleşmede dislokasyonların hareketi. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. 9. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir.1. Bununla beraber polimerlerin çoğunda. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. 9.

Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler.7.3.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler.3. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir.2. 9. . Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir.1. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır. viskozite azalır. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur. Motor silindirinde patlama olduğu zaman.8. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır.7. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. birbirilerine göre sabit konumlar artar. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez.

Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. 2) Plastik davranış Şekil 9. Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir.2. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. 9. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman. bu davranış non lineer olabilir. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür. ν" veya poisson oranı denir. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır.8. Basit çekme halinde bünye denklemi. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır.1. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında. gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır. Pek azında mesela kauçuk gibi. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır. • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır.* 9. . Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir.8.

kılcal boşluk. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi.2. 10.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk. bazıları ise kapılıdır. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. Şekil 10. V görünen hacmi. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir . geçirimliliği. hesaplanabilir. su emmeyi. korozyonunu.2. mukavemeti. aşınmasını. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. dona dayanıklılığı.1.1' de şematik olarak gösterilmiştir. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir.

Aynı numune Şekil 10. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. P1 .10. eğer boşluk yoksa eşittir.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir. Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir. Numune etüvde kurutulur. * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur. . sonra tartılır.3. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir.2. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir. Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar. Emilen suyun hacmi P1 . • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur. Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur. Emilen suyun ağırlığı P1 . Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir. Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir.2. Po ağırlığı ölçülür. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür.2.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. Bu yöntem oldukça zordur. ortalama 48 saat süre ile kurutulur. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. 10. sonra suya koyarak 48 saat beklenir.

ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. (Şekil 10.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. sıvı haldeki akışkan da sudur. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2).3. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. Uygulanan basınç p. kırılma ve dökülmeler görülür. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır. cm su sütunu.4. kapalı boşlukları içermez. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer.1. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru. Ancak bu oran yaklaşıktır. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir.3. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. 10. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. . Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür.Hacimsel su emme oranı Sh. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10. k ya geçirimlilik katsayısı denir. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır.2.3 a). Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. Bir ucundan p basıncında su uygulanır. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. 10. Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. 10. Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir.

Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir. Şekil 10. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez. Ancak bu olayı yakından tanımanın. daha fazla ise kısmen difüzyon. * . Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. 10.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. 10. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. miktarı malzemenin türüne. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0.2-0. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde. Aşınma. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır.4. sürtünen yüzeylerin biçimine. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür.1. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder.4. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır. boyalar. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür.

Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. • Beyaz metalden başka Cu-Pb. kağıt. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır.2. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. Al-Sn. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. . Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür. 10. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. Ag-Pb. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. 11. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. METALLER VE ALAŞIMLARI 11.6. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Ahşap.10. Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür. Teflon. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. Korozyon ve Önemi Korozyon. * Bölüm 11-KOROZYON. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. kauçuk. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür.5. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. Sert parçacıklar yükü taşır. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. Aşınma oluşturan hareketler kayma.1.

2. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11.* 11. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır.1. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur. katot taraftaki ise korunur. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir. Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. Elektron veren metal anot. Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır. Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. elektron vererek korozyona uğrar. elektron alan metal ise katot olur.1. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. 11.1.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir.2. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur. katot ise etkisiz kalır. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır.1). Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur. Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. . * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer.

Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır.kökü oluşur. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur. 11. Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler.2. ancak su içinde çok az (OH). Eğer su içine havanın oksijeni girerse. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler.1).1. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur. Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur.2.3.2. İki metalden hangisinin katot. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH). bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar.2.2. Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir.Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez.2.1. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar. 11. Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz. 11.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir.2. * 11. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH).3.2. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir.1.1.2. Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar.1. . Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. ayrışarak dibe çöker. 11. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur.

Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur. içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar. Demir .11. 11. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. Şekil 11. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır. kaynak. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye. soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir.1.5. plastik şekil vermeye.4. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur. Ayrıca üretim sırasında döküme. 11.8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur.5. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. . plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. (HMK)' ye sahip demire ferrit. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir.

ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.5. .5 deki denge diyagramında gösterilmiştir.1.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu . ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir.1.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. 11. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6.8 C içeren alaşımda görülür. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli.Şekil 11.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. Demir içine % 6.

Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar. 1. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir.5<C<%2 4.10). 727 °C ta geri kalan ostenit %0. Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez.1.10).2<C<%0. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. % 0. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli.2 2. fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir.5.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür. 11. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır.6. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır.6: % 0. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11.5. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler. kırılınca beyaz görünür.5 3. perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11.1 2. bu nedenle buna kır dökme denir. 11. Orta Karbonlu Çelikler : %0. 727°C ta geri kalan % 0. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir. bu nedenle. Şekil 11. Çelikler : 0. 1. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür.3. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0. sementit çok sert ve gevrektir. Az Karbonlu Çelikler : %0.1<C<%0. 11.8).1.8 C içerir.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür.2. Dökme Demirler : %2<C<%6.8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0. buna perlit denir. Demirler : C<%0. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür.67 * Çıkmış Soru .8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür.

Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Çelik Üretimi 11. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. 2. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. 11. genellikle gevrek davranış gösterirler. ancak elastik sınırı arttırır. Sünekliği yüksektir. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: .8. su verme ile sertleştirilemez. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur.7. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1.11. Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. fakat süneklik azalır. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar. kolay işlenir. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. toklukları düşüktür. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır.9. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür. 3. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. korozyona iyi dayanırlar. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir.

3 -0. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. . Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. Mo.10. talaş kaldırılarak kolay işlenir. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. 11. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde.14). Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Bunlardan başka Mn. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. Kolay dökülür. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. Co. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir.11. ancak dökme ile şekil verilebilir. örneğin Ni yalnız katı eriyik. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . genellikle özel amaçlar için kullanılırlar. Örneğin. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. Si. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar.13). V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. birleşimlerine. titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir. TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir. W. ÇI az karbonlu (% 0. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler.13). %8 Ni' li paslanmaz çelik. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. % 18 Cr . 11. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir. Ç II orta karbonlu (%0. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir.1-0. Birinci grup nervürsüzdür. 2. St veya Fe harfleri bulunur. mekanik özelikler iyileşir. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. Bunlar türlerine. Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. Örneğin yapı çeliği Ç 52-2.

çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. otomat çelikleri. 11. paslanmaz çelikler. 11) Metals Handbook. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. Almanya. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. kazan çelikleri.A. Beton Ia çeliği az karbonlu. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. 10 ve 11). Propertlies and Selection of Metals. 1967. D-7142 Marbach-Neckar. 11. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. Ohio. Vol. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır.S. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. . Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. U. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi. 1. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir.12. Bununla beraber elastisite modülleri. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. Örneğin. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. 1974. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. sıcak haddelenmiştir. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. nervürler eksene paraleldir. Dökme çelikler DÇ. Metals Park. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. sementasyon çelikleri. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. ASM. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür.13. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir.

Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Kolay işlenebilme. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır.14. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir. Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. Alüminyuma Cu. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır. S. Mg. 11. .

örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir.1.15.15. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir.11.1. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar . Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir. bileşimi. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi.15. İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.1. fazların türü ve dağılış biçimleridir. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11.

Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır. 11.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme.16. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. Bu işleme temperleme denir. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. . Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir.

Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. 12. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. çatlamalar oluşabilir. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. % 0. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil. kiremit. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. Bu nedenle halk dilinde seramik. taş. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir.1.1. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. İyi yalıtkandırlar. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür.16. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. Si3N4.* . TiC. ayrıca bazıları manyetik. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. Bazı seramiklerin kristal yapısı. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz.1.1. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Uygulamada çok kullanılan cam.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. SiC. Örneğin. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler. beton. Bölüm 12-SERAMİKLER. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır. bazıları da amorf yapılıdır. 11. aşındırma tozları. bazılarında bir düzlem boyunca. sert ve gevrek olurlar. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. tuğla. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. dıştan gözlenebilir. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır. Si. mikada olduğu gibi. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir.

cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır. kiremit.1. 12. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar.1. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. Am.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız. Al2O3. CaF2 yüzey merkezli kübik.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. .1. Koordinasyon sayıları 4. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur. Burada M bir iki değerli katyondur. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar.2. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. Beton. Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. tuğla. 6 veya 8 olabilir. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi).Bn. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler.. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. 12. Şekil 12. Şekil 12. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. Am.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır.

alümina (Al2O3) ve sudur.3. Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. sertliğini yükseltir. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. camlaşma derecesi yükselir. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır.1. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. dolayısıyla kolay işlenir. Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır. Basınç mukavemeti çok yüksek. geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır.12. bu nedenle işlenmesi zordur. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. 12. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. 12. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir.3. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur. kiremit. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur. alümina 2050 °C ta ergir.1. boşluklar azalır. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. Bunlardan başka demir oksitler. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır.3. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır.2. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. kurşunlu cam. . Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. kolayca çatlar. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. yoğunluk artar. boronsilikat camı ve silis camıdır. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır.

Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. FeO ve NiO gibi. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler. bu durumda gözenekler azalır. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır.. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. . kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. çakıl. % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. Bağlayıcı madde olarak Al. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) .4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. Co. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil.5. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. mukavemet artar. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. Bazı seramikler. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. 12. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. Beton Beton kum. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. Fe3O4. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. önce serbest su. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. 12. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. (Örnek: bot. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. ve Ni kullanılabilir. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür.Kurumuş kil fırında pişirilir. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. Bunlar toz halinde elde edilirler. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. Kilin bileşiminde silis (SiO2). 12. MgO. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir. Fe. çimento ve su karışımından oluşur. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. SiC. Baryum ferrit (BaO. çentikler. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. alümina (Al2O3) ve demir oksit. Değişik büyüklükte kum. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. Cr. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar.3. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. Mo.3. Bu amaçla yüksek oranda silika. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. kalker taşı.

Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir. Al2O3. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur. 12.1. Bu duruma göre Şekil 12. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. Ancak uygulamada kompozit malzeme .5'da görüldüğü gibi. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz.7 arasında bulunur. dona dayanıklılığı arttırır. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir. fakat. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır.5. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır.5. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. daha az geçirimli. dolaysiyle çatlamalara neden olur.4 . çelik donatılı beton elemanlar. bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi. Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12.6.2. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı.0. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. 12. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer.5.4). doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur. 12.1. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO . Beton Su . Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat.2. Cam elyaflı poliyester levhalar. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu.

Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden.7.6). Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. Taş ise sert ve gevrektir. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. çatlayarak kolayca kırılabilir. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir. Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12. 12. viskoz ve düşük mukavemetlidir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur. Asfalt. .2). Uygulamada bunlara sermet denir. tanelilere göre daha yüksektir. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir. lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful