Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

Örnek Si. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar. Polimer malzemede. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ. Ga. MgF2.3.4.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır. As 1. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur.6.2. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar. ZnS 1. Ge. Bununla beraber bazı hallerde (lineer .6. molekül içi kuvvetli. Kovalent bağ. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. Bu ortaklık. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir. Örnek: NaCl.

Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. Şekil 2.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. ß. bu eksenlerin aralarındaki açılar α. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. . Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. Örnek: inert gazlar ve organikler. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Şekil 1. (kar taneleri. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Şekil 1. 2.1.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir.

2. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir. 2.2.a ve 2. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer.2. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. Buna doluluk oranı denir. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. .1. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2.2.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır.2. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü.

(YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. . Köşelerde 12X1/6 = 2. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8. Şekil 2. (ADF) hesaplanırsa 0. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır.2. (YMK)de ise 12 dir. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye. c/a = 1.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir.2. (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir.6333 tür. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder. Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır.2. Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Bu şekilden kolayca görülebilir. Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. Al gibi). yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur.2. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır.1.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir. 2.5' de verilmiştir. Birim hücrede biri köşelerde.2.

(Şekil 2. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir. 2. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2.6).x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a. bundan dolayı buna kafes yapı denir. Demir oda sıcaklığında (HMK). Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır.2.3. 910 °C üstünde (YMK). Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür.7) . Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir.2. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir. buna ANİZOTROPİ denir.2. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir. diğerleri üzerinde sıfırdır. Örneğin (0. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır. 2.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler.4.

Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. a cinsinden 1. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. a. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. a. bulunan 1. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. 0. 2a Miller endisleri [112] dir. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır.5. [100]. -1. fakat yönleri zıttır. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. . <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür. yani doğrultular aynı. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri. (010) ve (001) dir. 0 dır. Ayrıca(I 00). Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür.a. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100). Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir. . [010] ve [00Î] dir. Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir.Şekil 2. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. fakat yönleri farklıdır. örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. 0 dır. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir.

k1. Şekil 2. 2. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir.l1) düzleminin normali |h1. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. Bu düzlemin (x. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. 2. y.k1. ∞ ve ∞ ). (h1.1/2.1) = 2. 1. 1/2. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. Sonra bu sayıların tersleri alınır. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212). (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur. Örneğin.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır. 2. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a.9). özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: . Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. Örneğin.l1| doğrultusudur. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3. Şekil 2. Şekil 2.6. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür. 1/1. Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur. 1. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler.

bazı kafes köşeleri boş (eksik atom). (2) düzleminde ara kesitler: (a.7. Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir.7. Bu kusurların biçimi.(1. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur.-1 ve ∞) bulunur. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. 2. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler. -1 ve 0)' dır. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır.1. . Metallerin plastik şekil değiştirmesi.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). Noktasal Kusurlar Şekil 2. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. ∞ ve ∞ ) elde edilir. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır. 2. Gerçekte kusursuz kristal yoktur.7.0 ve 0 olur. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu.2. Bunların tersleri 1. Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). a. • Kristal kusurları noktasal. Tersleri (1. -a ve ∞ dur. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır. 2.

18). Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler. Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir.1. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır.8. 2. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir. 3. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar. Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır.15). Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3.1. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar.7. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır.3.2. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir. . Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır.1.16.17 ve Şekil 2. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır. 2. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir.

* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler. Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. 3. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir.2. . ikinci faza da β fazı denir.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. Diğer bir deyimle. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır.4). Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç). Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır.3. 3. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir. Birinci faza α.1. düzenli yapı düzensiz olur. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer.

Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). A metalinin atomsal ağırlığı PA . 100 gr alaşımda A1 gr A.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz. Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir. Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler.2. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir. • 4. B ninki PB olsun.1/3) gibi. 4. B1 gr B metali bulunsun. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler.4'te gösterilmiştir. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. MgO te 1/1 (a/o 50). .3. Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. Bu durumda O2. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. H2O da 0 1/3 (a/o 33 .

1. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur.1.1. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. 5. kinetik enerjileri ise maksimumdur.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir). yeniden kristalleşme. • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. lehim. . potansiyel enerjileri maksimum olur. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. • • • Bu gerçek. Şekil 1. çökelme. sementasyon.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır.

3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir. Şekil 5. 5. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler.1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T. Yayınım arı metallerde de oluşur. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir.) denir. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. Şekil 5. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur.2 Enerji Konumları Şekil 5. 5. Her iki konumda da atom denge halindedir. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir. kal/mol. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. . ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur.2 ve 5. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir. Cisimlere yeterli imkan verilirse. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir.3. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir.3). Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir.

Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır. Birinci Yayınım Kuralı (1. Fick Kuralı) Şekil 5. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol). Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir.4.4. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur. Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti.1. 5. Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. D yayınım katsayısı sıcaklığa. Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. . Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Şekil 5. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur.5.4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Sonsuz süre sonunda Ni. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler.

Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. 6. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur. sonra su vererek sertleştirilir. H=E+PV .2.5. İkinci Yayınım Kuralı (2. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. dolayısıyla potansiyel enerji artar. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. sıcaklık ve basınçtır. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır.1. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. işlenmesi kolaydır. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler.5. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. 5.1. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir.4. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir.

Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. 6. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur.A. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır. Bu durumda geriye iki değişken kalır. diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir. şu şekilde olur. bu durumda A . aşağıdaki bağıntıdan elde edilir. * Serbest enerji. Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır.B ve B .3.2. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur. 6. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . A . Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. Entalpi iki kısımdan oluşur. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir. Buna göre entalpi. Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6.1. Gaz karışımlarında durum böyledir. F=H-TS 6.1. H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. biri F serbest enerjisi. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir.

yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir.2' deki biçimde olurlar. dolayısıyla F = 2 dir. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir.4.2' de görülüyor. katılaşma T1 . Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. Sıcaklık-zaman eksenleri. dolayısıyla F=2 dir. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır.3. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Bunlar ısıtılır.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele . ergime sıcaklığında sıvı ve katı. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur. 6. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6. altında ise yalnız katı faz bulunur.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. 6. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir.

solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur.3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur.alınacaktır. Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz.3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır. Şekil 6. Şekil 6. yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu . (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler.5.4 de görüldüğü gibi. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. 6.5.1. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6.Ni sistemi gibi). Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir. TA A metalinin ergime. .

Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir.5. A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur.6. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir.3.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. 6. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a . %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. .2. İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir.5. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini.b) aralığında daima % B1. Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır. O halde (a . alaşım ele alınsın. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. bileşimine sahip olur. Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor. İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. Örnek olarak Şekil 6.

.

Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir. Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır.6. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor. Şekil 6.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda.6. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir.5. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. 6. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir.6. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz . Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir.1.4. 6. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur.

2. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur. üç aşamada tamamlanır.6.6. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. 6.2. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar.1.2. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi). bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır.2. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir.6. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu.6. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer.6. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır. Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler. . Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz.2. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. Eğer sıcaklık yüksek. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir. 6.3.

1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır.6.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar.* 6. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α . Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı. İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. 6. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı.2.2. 6.7. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar.% B3 = % A3. Örneğin Şekil 6.6.6. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 .6.2. δ. Β.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar. Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA . Fe-C sisteminde ise 1 ötektik. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler . Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. Faz diyagramı Şekil 6.6. ve ε fazları meydana gelir. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6.6.1. Örneğin Şekil 6.5.2. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar.4.% B4 = % A4. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 . Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır.

yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. özgül iletkenlik denir. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. bunun sonucu yük birikimi. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. dolayısıyla serbest hareket edemezler. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a.nin eksi 2q dür. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar.16 X 10-18 kulondur.2. Özgül direncin tersine σ.2. SO42. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir. 7. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. 7. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. 7. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. bu da elektrik akımını oluşturur. .1. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. Gerçekte manyetik.2. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. bu nedenle iletken sayılamazlar. piezoelektrik. Ancak metale Şekil 7. iletken boyu l (cm) ile doğru. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır.2.

2. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar.1' de görüldüğü gibi. v.2. V=µ .2. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler. Bu tepki elektriksel yük birikimi. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu.* 7.2. E elektriksel alanı ile orantılıdır. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur.2. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar. bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir. . Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar. * 7. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir. Bu özeliklere sahip plastikler. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir.2. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.1. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir.5). ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur. iletkenlik azalır.3. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. 7. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. 7. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler.san dir. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar.2. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler.4. Tablo 7.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V.

Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır. 7. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir.3.3. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B.2.3. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. çatlaklar. 7. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . Buna elektriksel göçme denir. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. Manyetik alana gösterilen tepki. * 7. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur. kimyasal bozulum. İç yapı kusurları. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir. Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur.1. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır.

yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur. Bu malzeme toz halinde bulunur. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır. Bi. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Co. O2. histerezis alanı küçüktür. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. Zn. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur.3. Paramanyetik elementler Al. kalıcı manyetiklik az. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. Yumuşak mıknatıslarda B. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır.3. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. Ag. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. 7. Ferromanyetik elementler: Fe. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. Pt. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. Ni. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. .

Ni. bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. . Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. 7. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. Fe). Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. içeri giren ışık demeti yön değiştirir. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir.3500 Å arasındadır. hem de ikiye ayrılır. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. fakat ayrışmaz. boron . Mn. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Ni.4. dolayısıyla enerji de artar. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir. Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır.1. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. Al) alaşımları gösterebilir.4. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Fe). Kırılma indisinin karesi. (Cu. Co. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Katılarda elektromanyetik. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir. kırılma indisi küçülür. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. 7. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. cisim ışığı yansıtır. Bu dalgalar da metalleri geçemezler. Ni. örnek olarak (Al. Co) ve (Ag. Bunlara da saydam cisimler denir. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. (Cu.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar.

Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. Fe sarı-yeşil. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. tıpta ameliyatlarda.pencere camı ise (soda . Cr sarıyeşil. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Ti sarı. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır.3500 Å arasındadır. Cam dış etkilere dayanıklı. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler. 7. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir. 7. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. termal genleşme. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi.1. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır.5. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı. Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. Mn mor. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir.5. 7. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. * . ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir.4. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. metil metakrilatta % 90.2. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir.

Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır.5. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. Isıl iletkenlik ortamın türüne.987 kal/gr mal °C). san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. ν hızı ise değişmez. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. &nu. 7. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. Fononların enerjisi aynı kalır. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. boş kafes köşeleri.5. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. k. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. (R=1. Orantı katsayısı. Genellikle. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez.3. yabancı atomlar. Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. Genellikle ısıl iletkenlik. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir.7. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir.2. san °C) tır. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Fonon dalgalarının yayılma hızı. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur. Yukarıdaki bağıntı rejim hali.

Burada ΔT sıcaklık farkı. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. L boyundaki artış. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer.1. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. k küçük olur. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir. bu nedenle ısıl iletkenlikleri. bu nedenle ısıl şoka dayanır. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır.5. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. Isıl iletkenliği düşük. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır. soğuyunca büzülür. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. Termal şok parametresi P. . bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir. 7. ΔL. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. iletkenliği çok küçüktür. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. metallerinkine göre çok düşüktür. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. buna termal şok denir. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. 7. amorf yapılı iseler biraz artar. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. 7. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır.5.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır.5.4. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. termal şoka dayanması beklenir. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar.5. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. ısıl genleşme çok yüksektir.5. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. N) yoğuşunca geriye vakum kalır.

2. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8. sonra dayanımını yitirerek kırılır. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. diğer bir deyimle tersinirdir.2.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer.2.250°C ta %1' e düşer. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır.1. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir. 8. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. Çekme Deneyi . birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8. Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir.1. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir. yani tersinirdir. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir. Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz.2. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8.

dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir .3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao . alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır. standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). plastikler fleksibl malzeme sayılır.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. Şekil 8. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. Örneğin metaller rijit. Deney sırasında. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir. yani tersinirdir.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. Şekil 8. esnek) malzeme denir. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür. Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. (Şekil 8. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

t=Gy 8. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. Çok küçük kaymalar için. Bunun başlıca sebebi.5. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Basma numunelerinde.2. çizilenden daha sert sayılır. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir.6. Uygun olarak seçilen sert uç. 8. çizmeğe. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. Sertlik ölçme genellikle. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye.3. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. kolay işlenir. 8. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir.2. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür. Diğer avantajı ise. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir. Çizen cisim. Örneğin çeliklerde. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. sertliğinin ölçülmesidir. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır. ancak çok aşınır. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. . diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. dolayısıyla. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir.8b de görüldüğü gibi olur. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. yalnız açılar değişir. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. Bu avantaj. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. Endüstride en çok uygulanan. Şekil 8.

1. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı.3. genellikle % 1' in altındadır.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir.3. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . eksenel şekil değiştirme εx. Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. 8. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. süneklik düşük iken. 8. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E. bu tür deneye statik deney de denir. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir.1. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur.3. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. uzun süreli deneyde mukavemet düşük. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır.1. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. elastisite modülü denir. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. diğer malzemeler amorf yapılıdır.2. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. 8.11). Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy . Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir. süneklik yüksek olabilir. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek.1.

1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır.17' de görülüyor. Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir. Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir.3. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir.3. bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır. Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap. .2 . dolayısıyla elastisite modülü küçülür. 8. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. kompozit malzemeleri gibi).2. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır. Şekil 7. 8. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır.8 de görüldüğü gibi. 8.1.* 8. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. Bütün gerilme halleri.16' deki gibi açıkça görülür. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1.4. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir.3. Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz.1.2. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2.0.3 arasındadır. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8.8x 105 N/mm2 dır. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur.26x105 N/mm2 dir. Buna kayma koşulu denir.3. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır. n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur. hidrostatik gerilme hali hariç. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir. Şekil 8. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak.5. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8. 8.48 civarındadır.16). Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez. daima kayma bileşeni meydana getirirler.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden .

Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne.2. sertliği çok azalır. 8. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır.5.5.02 mm. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi.1. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. pekleşme yeteneği yoktur. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. sıcak ve soğuk şekil verme. 8. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. uygulanan döküm. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir. .3. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. Bu özelikler kimyasal bileşime. fakat süneklik azalır. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. dislokasyon hareketlerinin engellendiği. Bileşimler. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur.5. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. dolayısıyla özelliklere etkirler. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar. Şekil 8. fakat büyüme hızı düşüktür. Şekil 8. dolayısıyla şekil 8. dislokasyonların hareketi zorlaşır. soğuk şekil verme. büyüklüğüne. üretim yöntemine. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. yabancı fazların türüne ve dağılışına. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. 8. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. fakat yayınım. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır. sinterleme. sünekliğin ise azaldığı görülür. bileşenlerin konsantrasyonuna.

Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir.1. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür.6. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. sertliği ve mukavemeti artar. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur. 8. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. dolayısıyla Tr düşük olur. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. 8. 8. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar.5. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir.6. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar.2. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler.4. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır. 8. . Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir.6. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır.

Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur. Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir.2). dolayısıyla akma başlar. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır. 9. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir. * ΖA 9.1. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır.2.1.1). Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9.1.2). nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. .

sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler. boşluk. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. tekrarlı gerilmeler. Düşük sıcaklık. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler. yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. parçanın geometrik biçimine. Malzemelerde genellikle çentik.3).Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. çatlak. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. .

Şekil 9. Bu nedenle Şekil 9. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur.1). Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır.3. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti.1xE dür.3) 9.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8.1.9. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. Burada E cismin elastisite modülüdür. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır.3. (Şekil 9. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. dolayısıyla basit burmada kırılma. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0. Yüksek mukavemetli metaller. . Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler.

Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır.3. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. Kırılma yüzeyinin ortası taneli. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. 9. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9.2. büyüklüğü. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır. .9.4. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. çevresi parlak koni şeklindedir.

Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. 9.7) gevrek kırılma eğilimini arttırır. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır. Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder.5. Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir.* .5. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz. 9. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar.6). Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Şekil 9. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir.1. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir. Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir.

Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir. eğri az bir eğimle sürekli artar. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. gevrek davranış görülür. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. Ancak Şekil 9. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. Bu sıcaklığın üstünde sünek. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır.8 deki gibi bir büküm noktası vardır.* 9. 9. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar.8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. . Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar.7. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır. Bunlar taşıtlarda. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir. Temperlenmiş Cam.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. altında. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur.6. buna yorulma denir.

İç yapıda bulunan çatlak.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir. Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir.N) veya Wöhler eğrileri denir. Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. tekrar sayısı ölçülür. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır.7. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir.2. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar.7. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir.1. . Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . boşluk. Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir. Şekil 9. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır. 9. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır.* 9. bu yüzey de taneli görünüştedir. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. çentik.

dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır.1.7.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur.3. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme.1. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. malzeme pekleşir. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir.1. . Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı.3. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir. 9. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir.7. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. 9. Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. Bununla beraber polimerlerin çoğunda.11' de gösterilmiştir. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9. Pekleşmede dislokasyonların hareketi. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir.

Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir.7.7.8. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır.1. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. 9. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. birbirilerine göre sabit konumlar artar. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur. Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür. . * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır. Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. Motor silindirinde patlama olduğu zaman. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler. viskozite azalır. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir.3. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler.3.2. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur.

1. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur. gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme. Pek azında mesela kauçuk gibi. Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. 9. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir.8. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır. Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır.2. . • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. bu davranış non lineer olabilir.* 9. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. Basit çekme halinde bünye denklemi. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. ν" veya poisson oranı denir.8. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır. 2) Plastik davranış Şekil 9.

d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir .kılcal boşluk.2. Şekil 10. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. 10. dona dayanıklılığı. bazıları ise kapılıdır. aşınmasını. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. mukavemeti.1. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek. su emmeyi. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. geçirimliliği. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi. korozyonunu. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler. hesaplanabilir.1' de şematik olarak gösterilmiştir. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk. V görünen hacmi.2.

Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. Emilen suyun hacmi P1 . Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur.2. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. P1 . Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir. Numune etüvde kurutulur. ortalama 48 saat süre ile kurutulur. Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür. 10. Bu yöntem oldukça zordur. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir.2.10. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur. Po ağırlığı ölçülür. Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir. Emilen suyun ağırlığı P1 . * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. eğer boşluk yoksa eşittir. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir. sonra suya koyarak 48 saat beklenir.3.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir. . sonra tartılır.2.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir. Aynı numune Şekil 10.

3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. (Şekil 10. Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. Uygulanan basınç p. 10. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir.Hacimsel su emme oranı Sh. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. kapalı boşlukları içermez.2. Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2). Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir.4. sıvı haldeki akışkan da sudur. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru.1. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır.3. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. k ya geçirimlilik katsayısı denir. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. Ancak bu oran yaklaşıktır. 10. 10.3 a). Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir.3. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. cm su sütunu. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10. Bir ucundan p basıncında su uygulanır. . kırılma ve dökülmeler görülür. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer.

• Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. Aşınma. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir.2-0. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. sürtünen yüzeylerin biçimine. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır. boyalar. miktarı malzemenin türüne. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. * . bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. 10. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. Ancak bu olayı yakından tanımanın. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. Şekil 10.4. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. daha fazla ise kısmen difüzyon. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır.1.4. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. 10.

tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. • Beyaz metalden başka Cu-Pb.6. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır. 11. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. kağıt. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. Ag-Pb. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. Korozyon ve Önemi Korozyon. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez.1. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür. Al-Sn. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. 10. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür.2. Sert parçacıklar yükü taşır. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. kauçuk. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. METALLER VE ALAŞIMLARI 11. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. * Bölüm 11-KOROZYON.5. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. . Ahşap.10. Aşınma oluşturan hareketler kayma. Teflon. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır.

Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur.1. 11. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir. . Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır.1.1). Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur.2. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur. katot taraftaki ise korunur. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır. elektron alan metal ise katot olur. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur.2.* 11. Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. katot ise etkisiz kalır.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır.1. elektron vererek korozyona uğrar. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. Elektron veren metal anot. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir.

* 11. Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz.kökü oluşur. Eğer su içine havanın oksijeni girerse.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur. 11.1.1.2. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir.3. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir. 11. ancak su içinde çok az (OH).1. ayrışarak dibe çöker. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir.2.2.2. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur. 11. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. 11.2. Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH).1.Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez.1.2.1). . • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH). Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler. İki metalden hangisinin katot. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir.2.2. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11.3. Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur.2. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot. Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar.

8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir. Şekil 11.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0.1.5. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur.5. 11. kaynak. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı. Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. Demir . keserek ve talaş kaldırarak işlemeye.11. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. Ayrıca üretim sırasında döküme. . içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır. (HMK)' ye sahip demire ferrit. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır. Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. 11. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür.4. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur. plastik şekil vermeye. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton.

5.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu .8 C içeren alaşımda görülür.Şekil 11. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0. . sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur.1. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. 11. ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur.1.5 deki denge diyagramında gösterilmiştir. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6. ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür. Demir içine % 6.

fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir. bu nedenle buna kır dökme denir.5. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir.6.5 3. Demirler : C<%0.2 2. Orta Karbonlu Çelikler : %0.2<C<%0.1. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur.8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. 11.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür.8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0. Şekil 11. 11.2. Dökme Demirler : %2<C<%6. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. sementit çok sert ve gevrektir.8). Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler.5<C<%2 4. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir.3.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür. Az Karbonlu Çelikler : %0. 11.8 C içerir. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11.5. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar. Çelikler : 0.1<C<%0.10). 1.6: % 0.1 2. kırılınca beyaz görünür.67 * Çıkmış Soru . 727°C ta geri kalan % 0. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11.1.10). perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür. 727 °C ta geri kalan ostenit %0. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli. % 0. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar. 1.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır. bu nedenle. buna perlit denir.

Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür. su verme ile sertleştirilemez. fakat süneklik azalır. 11. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler.9. korozyona iyi dayanırlar.8. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az.7. kolay işlenir. Sünekliği yüksektir. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır.11. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. 2. Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. toklukları düşüktür. genellikle gevrek davranış gösterirler. 3. Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur. ancak elastik sınırı arttırır. Çelik Üretimi 11. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar.

Örneğin. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1.10. Bunlardan başka Mn. . talaş kaldırılarak kolay işlenir. Co. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. birleşimlerine. titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Bunlar türlerine. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler. Si. Ç II orta karbonlu (%0. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir. ÇI az karbonlu (% 0. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç. Birinci grup nervürsüzdür.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. Kolay dökülür. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir. St veya Fe harfleri bulunur. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar. 11.11. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . 2. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. W. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. 11.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır.1-0.13). ancak dökme ile şekil verilebilir. % 18 Cr . demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. Örneğin yapı çeliği Ç 52-2.14). Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. mekanik özelikler iyileşir. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. %8 Ni' li paslanmaz çelik.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. Mo.13). TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir.3 -0. örneğin Ni yalnız katı eriyik. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür.

ASM. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. sıcak haddelenmiştir. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. Almanya. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir. Dökme çelikler DÇ. Ohio. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. sementasyon çelikleri. kazan çelikleri. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. 11) Metals Handbook. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. Propertlies and Selection of Metals. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. U.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. otomat çelikleri. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir.A. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde. D-7142 Marbach-Neckar. paslanmaz çelikler. Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. Vol. Örneğin. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. 1. 1967. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. Bununla beraber elastisite modülleri. .13. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. Metals Park. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. nervürler eksene paraleldir. 1974. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. Beton Ia çeliği az karbonlu.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler.12. 11. 11.S. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. 10 ve 11). yay çelikleri ve takım çelikleri gibi. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir.

Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Kolay işlenebilme. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Mg. Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir.14. . boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır. 11. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır.Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Alüminyuma Cu. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak. S. işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı.

İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.15. bileşimi.15. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır.1. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. fazların türü ve dağılış biçimleridir.1. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar . Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir.1. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi.15.11. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11.

Bu işleme temperleme denir. bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir.16.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır. Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur. 11. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. . sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır.

bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. İyi yalıtkandırlar. ayrıca bazıları manyetik. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır. bazılarında bir düzlem boyunca. SiC. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. % 0. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. aşındırma tozları. Bazı seramiklerin kristal yapısı. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. 11. Si. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. Örneğin. taş. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. 12. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. Uygulamada çok kullanılan cam.1. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. mikada olduğu gibi. Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır.* . Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. Bu nedenle halk dilinde seramik. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. sert ve gevrek olurlar. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak.1. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır.16. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. Si3N4.1. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. kiremit. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. Bölüm 12-SERAMİKLER. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir. çatlamalar oluşabilir. beton. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür. tuğla. dıştan gözlenebilir. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil.1. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. TiC. bazıları da amorf yapılıdır.

Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. tuğla. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız. kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir.1. CaF2 yüzey merkezli kübik. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. Al2O3.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır. . Koordinasyon sayıları 4. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. Am. Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir.1. Burada M bir iki değerli katyondur.. Şekil 12. Şekil 12. Beton.Bn. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3).2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14. 6 veya 8 olabilir. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır.1. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. 12. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. Am. kiremit. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır. 12. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir.2.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur.

Bunlardan başka demir oksitler. ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır. kiremit. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. sertliğini yükseltir.3. Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır.1. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. Basınç mukavemeti çok yüksek. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). kolayca çatlar. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır.3. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir.1. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla.12. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. 12. boşluklar azalır. kurşunlu cam.3. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. 12. alümina (Al2O3) ve sudur. alümina 2050 °C ta ergir.2. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. yoğunluk artar. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. boronsilikat camı ve silis camıdır. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. dolayısıyla kolay işlenir. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. . Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. camlaşma derecesi yükselir. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. bu nedenle işlenmesi zordur. Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar.

Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler.5. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. Bağlayıcı madde olarak Al. TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler.. alümina (Al2O3) ve demir oksit. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. Fe3O4. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. kalker taşı. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. Bu amaçla yüksek oranda silika. çakıl. çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. Mo.3.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. FeO ve NiO gibi. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir.3. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. ve Ni kullanılabilir. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. bu durumda gözenekler azalır. 12. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır. Fe. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. Kilin bileşiminde silis (SiO2). 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. önce serbest su. 12. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. mukavemet artar.Kurumuş kil fırında pişirilir. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. çimento ve su karışımından oluşur. Bazı seramikler. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. Co. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. Değişik büyüklükte kum. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. SiC. Bunlar toz halinde elde edilirler. çentikler. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. (Örnek: bot. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. Baryum ferrit (BaO. Beton Beton kum. MgO. % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. . yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. 12. Cr.

Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar. 12.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır.4).0. fakat. dolaysiyle çatlamalara neden olur. 12. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur.5. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir. Cam elyaflı poliyester levhalar. çelik donatılı beton elemanlar. daha az geçirimli. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır.5'da görüldüğü gibi. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır.6. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur. bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir.7 arasında bulunur.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir.1. Al2O3. doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar.5.4 . Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Beton Su . boşlukluluk artar ve mukavemet düşer. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. Bu duruma göre Şekil 12. örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO . Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir.5. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. Ancak uygulamada kompozit malzeme . daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu. 12.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi.2. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. dona dayanıklılığı arttırır. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır.1.2.

Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12. Taş ise sert ve gevrektir. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır.2). tanelilere göre daha yüksektir. Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. . Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir. Asfalt. Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler. lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir. viskoz ve düşük mukavemetlidir. Uygulamada bunlara sermet denir.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır. çatlayarak kolayca kırılabilir. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler.7. 12. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur.6).

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful