SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

2. a. marina akuarel/akvarel acquarella a. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. ~ İt acqua / Fr aqua. -ive eylemli. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. ~ Fr actuel fiili. Karş. act. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. Fr. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. kayıtlar.yapmak. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo.ışın. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. İng. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad.] "edilmiş şeyler". eylemek " aksiyon aktris [f. aktîn. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. boyunduruk. a. act.işitmek . etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. güncel ~ OLat actualis fiili. yeşilimtrak açık mavi renk. icracı. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. zabıt < Lat actus edim. kimyacı < EYun aktîs.aktif [xx/b] agere. dekuple.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. rabıta " ad+ * Karş.yapmak. radyum.< HAvr *kous.su ~ Lat aqua a. a. çoğ.a. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. eylem < Lat agere.

a. sağanak. al[mak Tü al.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. İng. 3. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. en yüksek " ali * "İyi. iyi (sıfat) [xiv] 1. toplayıcı.[viii] elde etmek. 2. Fr liche/lichié (a. fırtına " bora [xvii] altüst olma.keskin. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. Yun lítsa/létsa. ani (sancı. Lat lichia. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u.). en yüksek. Moğulağan>ulaan (a. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez.biriktirici. küme olmak " ad+. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. [xvii] 2.bir yere + Lat cumulare toplamak. Frenk . ß Lat ad.akut [xx/b] ~ İng acute keskin. kuzu balığı. daha yüksek.a.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. karışık renkli. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1.a. al âl [viii] kırmızı * Karş. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. sivri uçlu. lichia Tü ~? * Karş.< HAvr *ak. pek güzel. hastalık) . taraf" bandıra alabora rüzgar. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. zaptetmek. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. biriktirmek ~ Lat accumulare a. toplanmak. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. güzel. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. alaca alâ (zarf). güzel" anlamı Türkçeye özgüdür.] daha yüksek.).a. İt lezza/lizza/alicia.

] Alman tarzı. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. Türk alavera [xix] dolap.] işaretler. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. uzaklaşmak < İt largo açık. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. geniş ~ Lat largus a.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. uzaklaş! < İt allargare açılmak. bu tür kayıklara mahsus ağ . im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. bağlantı < Ar caliqa [msd. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre". alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ.İt alamanna [f. ilgilendi [msd. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. alaca bulaca. asıldı.a. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. " ad+. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. calaq] 1.] ilişki.] işaret. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. ilgi. sarktı. dürüst olmayan iş . alamet) + Ar sama' gök " alamet. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. Karş. 2. bağlandı. belirti. alametler (< Ar calâmat^ işaret.

yozlaşma. Fiziksel anlamda kullanımına 15.evcilleşmek. Karş.[xi] aldatmak. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile.a. bulaşıklık. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma.Fa alâyiş bulaşış. [xix] dünyevi gösteriş.yumuşamak " alışaldan. uysal.parlamak.a.bulaşmak. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış.] beyaz şey. pest. parıltı < Tü yal. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik.[xiv] kandırılmak < Tü alta.. yy'dan itibaren rastlanır.] < Lat ala 1. âlây. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. alşak [xiv] a. debdebe . yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır. bey albeni " al-. ciltli defter ~ Lat album [n. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2.a. yozlaşma < Fa âlüdan. âlây.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. 2. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. beyaz kâğıt. alçak [xvii] hakir. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. yanma. dalavere. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. yumuşak huylu. kirletme < Fa âlüdan. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. aldatma . albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. kanat.

alemdar sancak. odont-. başka) + EYun agoreüö konuşmak. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. acele alelade surette " ale+. yeryüzü. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir". gibi. ebediyet. uls. dünya. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. calâniyyat^] açığa çıktı. ~ HAvr *dent.a. kaptırmak . alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya. aldur-[xiv] almasına neden olmak. 2. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. sonsuz süre. adet2 alelumum olarak " ale+. ult.(öte). alelacele olarak " ale+. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. usul1 alem1 sancak. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. dent. aldır[mak Tü altız. * Aynı kökten Fa dand. umum alelusul ale+. İng tooth < Ger *tanth. herkes ~ Aram câlam 1.kökünden Lat alter (başka).(diş). üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme.a. işaret.[xix] aldırış etmek. üstü.[viii+] almasına neden olmak.a.a. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. Sans dantaka. açık. evren * Karş. ebediyet). belirti. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. göz önünde < Ar calana [msd. aşikâr oldu . EYun odoús. İbr colam (sonsuz süre. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere.a. söylemek " kategori * HAvr *al. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile.] gizli olmayan. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. aldır.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. karşı. bayrak " alem1.

gönlü ferah. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. calev [xvii] Çağ] a. yalab yalab (parıl parıl xiii). Avst. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. alev <Tü alâv/alev [xvii] . yalabık (parlak xvi). çalışma " alegori. alev Tü yalaw [Abuş. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. a. etraf < Lat adiacere etrafında olmak.rahat. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. karşı. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. hekim ß EYun állos başka. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. İslam peygamberinin damadı aleyh ile. İbr eleph (öküz).a.(parıldamak. ışımak xiv). [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen. Karş. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa.] araç. . TTü yalabı.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. ferahlık. farklı + EYun érgon iş. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. Ebi Talib. aygıt < Ar âla [msd. xv+ * Karş. Akad alpu.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. " alfa. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. numara . 2. rahat ~ OLat *adiaces çevre.

a.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. alıç ^ küç. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. ~ OFa alüg a. kat. fırınladı . < Tü al-" al- [193+] ganimet. ahzetmek. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. [xiv] yenilmek. hazret. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. adet edinmek. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. değiştirmek. takas etmek.a. [xvii] üstüne almak. bilen.[xi] alışveriş etmek. [xiv] benimsemek. almak). Lat consuescere (alışmak. aluk/alığ [xi] kel. ali [xiv] culüw] yüksek idi. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. [xiii] değişmek.] yüksek. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. Anlam için karş. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd.] ilim sahibi. yüce < Ar calâ [msd. yükseldi. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. cüsseli ve kaba kimse. uysallaşmak.[xi] kendine almak. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. taraf" ali. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. alt olunmak. alın alın[mak Tü alın. evcilleşmek.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. cephe. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve.

salname. kellik / İng . karıştırmak " ala. fazlasını kesti. İng. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır.canlı.a. redakte edilmiş. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. a. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a.] çok bilen. alacr. alak bulak [xv-xvii] . Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. her + Ger *manniz insan.] gözden geçirilmiş. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. özetledi < Ar naqaHa [msd. < öz Alamanni 3.a.a. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. çok ~ İt allegro şen. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e.a.tüm. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. # 1267 Francis Bacon.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir. bula* Moğ alag bulag (a. kutsama < Tü alka.a. hareketli allem kallem konuştu " ilim.[viii+ Uy] övmek. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti.a. kısalttı. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. Tü al.[xi Ha] karmak. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12.alkış Tü alkış [viii+] övgü. allame alim.

2. seçenek. a. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek.İt altezza yükseklik. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. büyümek. a. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. altın altun [viii] a. a. pac.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış.]. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. tenor [esk. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. alto [189+] ~İtalto1.a. alpac. sırayla değişen. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . Aynı kökten Lat vulpes.a. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik). .iki şeyden başka olan. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan. Ave raopis. a. diğer < HAvr *al-1 öte. Erm aġvés < EErm alwes. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. pes perdeden kadın sesi [xvi].* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. 3.a. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. boy atmak).barış " alüminyum.yüksek.> Fa röbâ (tilki). öteki ~ HAvr *al-tero. 2. yüksek ~ HAvr *al-to. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. müzikte yüksek perdeden erkek sesi. Sans lopâsâ. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . Karş.

nişangâh * "Gaye. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. bağdaştırmak. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. yıkamak " ad+. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde. ittifak etmek ~ Lat alligare a. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. amçuk [xiv] a. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma.gelmek. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. 2.a.suyla akıtmak. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. âmây. ittifak. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. bulamaç. amçık [xiii] a. Moğ aman (ağız). altüst olmak Lat ballare " balad .a.. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. top " in+1. laut. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. 2. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı.a.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+.a. -t. varmak. amade âmâdan. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. a. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. ß Lat ad. < EYun malâssö.bir yere + Lat lavare. a. * Karş. olmak.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. a.a. lig am Tü am [xi] dişilik organı. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). krem ~ EYun málagma. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir.] kör.+ Fr balle balya.

barikat dikmek < OLat inbarricare a. it-gitmek. -t. beraber. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . ~ EFa hambâra a. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. < OLat barra engel.a.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. ambit.a. a.a. birikim. a. eylem < Ar camala çalıştı. (= Sans sambhâra bir araya getirme. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. kumanya) ß HAvr *sem. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde.sokuş. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. saplama < EYun embâllö katmak. barikat. getirmek " hem. ortam. ambit. a. işlem. iki yanlı. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+.bir.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. dolaşmak. amblem ~ EYun emblema. erzak.] iş. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. İslami inanç formülünün ilk kelimesi.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık.dolaşmak. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. [xix] ishal msd. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge.a. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak.a. eylem. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. işlem.her ikisi. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". dolanmak < Lat ambire. mağaza ~ OFa hanbar a. ~ HAvr *ambhi iki taraf.

su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+.] . su ve karada yaşayan canlı. a. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. 2. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. etil. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. getirmek " amphi+. t.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. üfürmek. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema. dibine kadar < Ar camuqa [msd. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. Alm.içine üfleme. metil. ß EYun a(n). biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. dost. fenol. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir.a.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez".iki yanlı. çepeçevre + EYun ferö. for. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. şişirmek " en+.

değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. f. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. halk. memur.] avama ait. itfa etmek. halk câmmat^ [#cmm fa. genel. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n). adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa.adım adım öldürmek. görevli.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. özellikle sıradan halk. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. 2. amortiss. borcu taksitle ödemek " amorti ." 2. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. Amun amorf morfe şekil " an+. yer değiştirmek. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı.] kamu. amiyane [#cmm nsb. 2. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. a.] 1. doğru. sönük. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. güvenilir. işçi.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. "öyledir. tüketmek. bey [xi].(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir.amil etken. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. itfa edilmiş < Fr amortir. mantalite amok Malay amok a.

imparatorluk.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. öğüt. . gez). an-arşi. * Ayrıca karş. ampul ~ Lat ampulla [küç. Moğ onı (okun üstündeki çentik. 2. ünlülerden önce an. amaçladı.a. tehlikeye atılmak. bir problemi çözmek. hedefi vurmak. an[mak Tü an. saymak. büyük + Lat facere. cam tüp. doğru tahmin etmek. a. a-fazi. anlamak ) (= Moğ 1. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. . Oğuz ve Kıpçakçada an. onı-/onu. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek.ve ög biçimlerine karşılık. 2.ve an biçimleri kullanılmıştır. hatırlamak. bir problemi çözmek.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. Bak.[xiv] yadetmek.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi.(okla nişan almak. zikretmek 2.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. her iki el. sınamak.her ikisi.a.biçimini alır. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n). konsantre olmak). amfi. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. direk < Ar camada dikti. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1. fact.a. doğru tahmin etmek.< HAvr *per-3 denemek. lekelenmez". sanmak.(1. genişletmek.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. ß EYun a(n).] sütun. düşünmek ~ HAvr *pu-to. onul (zekâ.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im. dikilitaş. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. pekiştirdi. anlamak)onıla. destekledi. budamak. Karş. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. kavrayış). hedefi vurmak. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. 2. biçmek.

çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek. a. hissetmek " an+. 2. kalkış. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. acı duygusunu giderme ß EYun an. gevşetmek " ana+. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. tolkalkmak. anal analfabetizm an+. a. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. çağ " ana+. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. a. for. doğuş. < EYun analüö ayrışmak. çağın gerisinde kalmış. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit.taşımak " ana+. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. açacak ~ EYun anoikter a.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. doğu. estetik . Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. " ana+. özellikle güneşin doğuşu. a.a. Bak. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. 3. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. kaldırmak ~ HAvr *tels. öksüz.analyt-çözümleme. Alm an. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. * Karş. ayrıştırma ~ EYun análysis a. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. İng on.a. 2. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. lys. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a.

adam ~ HAvr *snr. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).kesmek.a. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. ~ Tupi/Guarani ananá a. ß EYun aná açığa + EYun temnö. benzer. tom. o surette < Tü an işaret zamiri. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . önderlik " an+. kargaşa ß EYun an. ~ Yun ánison anason bitkisi. er. benzeri ß EYun aná + EYun legöl.a. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a.a. * Fr anis.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. 2. kıyaslanabilir. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle. . a.a.saymak.] orantılı şey. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. andr. bölmek " ana+. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık.erkek.değil + EYun ar%e iktidar. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. log. hükümranlık.< HAvr *ner. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. hesaplamak " ana+.a. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a.

aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. algılamak " an+. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. -t. yayma. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma.nefes. do.bir şeye bağlamak ß Lat ad.erkek + EYun paúsis durma.bağlamak ~ HAvr *ned. görüntü " andr(o)+. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh.bağ. kabarık ~ HAvr *wers-l a. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye.kan " an+. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+.a. adnex. rüzgâr. 2. esinti < HAvr *ans. sona erme " andr(o)+. andr.bir şeye + Lat nectere.vermek " an+. insansı ß EYun anér. meşgul etmek. ecir .erkek. istihdam etmek < Fr gage rehin. dedikodu ß EYun an. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). irtibat < Lat adnectere. İng net (ağ). yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı.rehin etmek. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. Simpson.değil + EYun aisthânö duymak. imece < EYun ángaros ulak. bir bitki. İng.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1. insan + EYun eîdos şekil. ipotek ~ EFr wage a. rehin etmek. anemi (h)aîma.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. salma. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér. andr. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme. nex. bedel. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. andr. Manisa lalesi. ipotek etmek.Y. ß EYun an. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo.a.

eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. ruhçuluk ~ İng animism a. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma.a.[xiv] . yazıt. can ~ HAvr *ans-mo. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış.(gürültü etmek. ^ 1866 Sir Edward B. [xx/c] ~İngangora1. 2. ağır. angut benzeyen bir kuş. yanıt. kanıt. dikit. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. kesit. ölçüt.* Karş. tiftik keçisi. ruh " anime . Karş. belit. İng. Taylor. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. ^ 1841 C. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır.a.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır.Ankara. arjğır. ecir.J. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a.Fritzsche. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. soyut. taşıt. Alm. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın.nefes. çınlatmak . kalıt. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a.[xi] eşek sesi çıkarmak. kısıt. a. 2. koşut. ruh. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. koyu renk.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. [188+] budala. özellikle koyu mavi. konut. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır.] bağırış. tarihçi < Lat anima nefes. yakıt. yapıt.

[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . idrak. çapa atma < Fr ancre gemi demiri.dar. ana/âne [xvii-xix] . anx.çengel < HAvr *ank. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. hortlak. a. 14. Alm angst (sıkıntı). parlak. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı).Lat anxietas a.[xi] a. boğmak ~ HAvr *angh.a. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. daraltma ~ E Yun an%one a. yazı dilinde 20. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. kasa anket [192+]tetkikat. kaçak. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. ~ HAvr *ank-ulo. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. < Tü an [xiv Kıp] akıl.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma.bükmek. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. eng (dar). boğmak ~ HAvr *angh.+ Fr caisse kasa " in+1. . a. korkak.sıkmak. binek vb. < Lat angere. question (soru). Karş. . quaestsormak " in+1 * Karş.araştırmak. ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. İng inquest (soruşturma). yy başlarından önce kaydedilmemiştir.dar. a. < E Yun ân%ö sıkmak. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a.a. sebepsiz korku . soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. daraltmak. inquaest. İng anger (sıkıntı > öfke). daraltmak. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. < Lat inquirere. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. yatak. endişe. hafıza < Tü an. a. açı).

od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında.değil + EYun ónoma. İng. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. # 1873 W. Meigen. aynı " in+1. beslemek. İng. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. kan ve can vermek. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. 2. yemin < Tü *ân. < YLat anorexia nervosa a.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber.hatırlamak. töre " an+. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz. normal " an+. Alm. W. düzenli < EYun (h)ómos aynı. eş.ad " an+. ß Lat ad. yasasızlık ß EYun a(n). sıra dışılık ß EYun an. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden.değil + EYun nómos yasa. beraber. sikl. bir örnek " an+.W. tekdüze. sıradan. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. zikretmek " an- .değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an.a.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. küme.a. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl.+ Lat nuntius tellal.+ Lat simul bir. adsız.değil + EYun (h)omalós bir örnek. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. (kanını) kurutan ß EYun an. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. ónyma. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket.a. Gull. ß EYun an. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday.

+ İng freeze.harekete geçirmek. çok eski.İt antico eski ~ Lat antiquus a. eski eser.İng antifreeze anti-don ß İng ant. a.a. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi.) ß Fr anti. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. do-vermek " anti+. İng and/Alm und ("karşılıklı".a. 2. değerli eski eşya. topraktan yapılan saksı. [189+] tuhaf .a. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön.ön. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde .antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. garip. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. " antik . alın. böcek duyargası. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. kâse. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç.ön. ~ HAvr *preus. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. alın ~ EYun antí yüzyüze.a. ilgilenmek. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. sebep olan " anti+. ve).(karşıtlık bildiren önek).+ Fr -gène1 doğuran.can. alın alına. biot. önce). bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. kulak vermek ß Lat in. tansiyon antarktik anti+. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. panzehir ~ EYun antidöton a. 2. Amer. Alm ent. tens-germek " in+1. sürmek " anti+. (geç dönem halk dilinde) kafatası. hayat" anti+. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. 2.+ Lat tendere. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. 2. mikrop vb. froze donmak ~ Ger *freusan a. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1.

sevmeme ~ EYun antipátheia a. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. 2. kömür.hissetme. ~ OLat antimonium a. tract. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. çekip çevirmek.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh.a. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. sürüklemek ~ OLat traginare a. log.seçmek. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . " anti+. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim.a. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a.çekmek. güldeste.karşı + Fr corps vücut. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse. a. a. toplama < EYun legöl.a. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1. çiçek) + EYun logeía derleme. path. ~ HAvr *en-ter. < Lat trahere.a. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. gövde " anti+. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö.a. 2. antithet. a. çiçek derlemesi. nefret.tomurcuk. sürmek " in+1.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. acı duyma " anti+.+ Fr traîner çekerek götürmek. çalıştırmak ß Fr en. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon.

posit.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o).alıp götürmek. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. aer. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. eklenti. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. post2 antrikot antrkot [189+] arası". parite . [xix] rakı .] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki. kör bağırsak ~ Lat appendix. +oid antropoloji antrop(o)+. yüzük ~ * Karş.kaldırmak. çalmak. appar. antrparantez inter+. zeyl. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. 2.bir şeye + Lat parare hazırlamak. antropoloji antropoid antrop(o)+. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. appendic.a. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir.koymak " inter+. " ad+.sarkan şey. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar).Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. parantez anüs HAvr *âno.a.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka. ekli olmak ß Lat ad.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+.

serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak.değil + EYun pneö nefes almak. mekanizma ~ Lat appariculum [küç. kuyumculuk terimi [esk. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a.açmak/açılmak < Tü *âp.bir şeye + Lat plicare bükmek. uydurmak ~ Lat applicare a. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. " ab+ .açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. düzenek " aparat aparküt upper üst.açmak " ayır< Tü *ap. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. ß Lat ad. a. apert. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. apartman [189+] 1. sıkmak.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. ß EYun a(n). uzaklaşma. özellikle süs. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP.]. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. 2.a. < Lat apparatum hazırlanmış şey. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. a.] a.[xvii] şaşakalmak. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır. 2.açmak " apış apuş. büzmek " ad+. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire. bir ailenin oturmasına mahsus daire. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1. a. sürmek " ad+.

d.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. yarmak " yar < Tü *ar arka. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri.gitmek " ab+. özür / İng apology a. a.bir şeye + Lat praesto hazır. yy) ortaya attığı terimdir. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan.kesmek. < Lat abscedere.[xi] ardından gitmek.a. absciss. elde " ad+. ayıp < Ar cara gezdi.kabarmak. ard " arka arka-/arğa. kavisli " abdal [xiv] . portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık.bir yerden + Lat cedere. logsöylemek " apo+. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. kabarma ~ OLat abscessus a. utanılacak şey. tutarsız idi. kırmak " ab+. ~ E Yun apología karşı konuşma. a. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. seğirtti. ß Lat ad.kesip ayırmak ß Lat ab. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . kalkmak ß Lat ab. ß Lat ad. caes. ~ HAvr *sps-dh. cess. orta Tü < Tü ar-kesmek. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a.bir şeyden + Lat caedere. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. 2. kürek kemiği < Lat spatha pala.] omuzluk. a. abscess.kemer. kürek < E Yun spathe a. [xvii] 1. ayıp.a. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. arsa.] kürekçik.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması.

tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. araka bezelyegillerden bir bitki. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır.] kavga. mancınık " ark2. yer. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. . arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. belki nohut * Karş. 2. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. arakla[mak [192+] aşırmak. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. Fr haricot (fasulye). arsa. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. hızlı. toprak parçası. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük.ekiyle. yy'dan itibaren rastlanır. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra.a. düzen. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. Tü *or oba etimolojisi fantezidir.

kesmek " yar- .yarmak. yorgun argın yorgun < Tü ar.fiili de mevcut değildir. ardiye ödenen harç. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. eylemsiz. çalışmaz ß EYun a(n).değil + EYun érgon iş " an+. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. ifade. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. arabulucu. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. aykırı.[viii] yorulmak. 2. saf. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. ardış. kanıtlamak. vadi.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. hakim. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. arı [xvii] pak.

soylu.< HAvr *re(i). seçkin kimse. f. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. geleceği haber verme" anlamında. dermansız ârm. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi. soylu (~ HAvr *ar-isto. Karş. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. gümüşi).en uygun < HAvr *ar. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi .[viii+] temizlenmek < Tü ar.a. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. başa gelen. geleceği haber verme).] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey.Ar carafat^ [#crf msd. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. İng aryan. ~ EFa/Sans arya. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış.saymak.uymak. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. su kanalı " ar ı k1 .] çıplak. bir ulus adı * Karş. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo.] bilen.a. " an+. eğreti. Ar cirafat (fal bakma. accidens " arz1 ari1 [msd.a.1. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. Fr aryen. ark1 » ı rmak. 2. saygın.

arkalaş kılmak (yardım etmek . " arma * Türkçe telaffuzu 20. art.uymak.a. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. árthron (eklem). yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. yay. ark (tortu. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir.a. hempa < Tü arka " arka * 19. yardımcı bildiren edat. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. silah ~ HAvr *ar-mo. arka vermek.< HAvr *ar. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait. eklenmek.xiv Kıp). geri.a. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. ayakdaş. ~ arka Tü arka [viii] peş. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk.a. 2.(geride kalmak).(ardından konuşmak. arğa. peşkeş. artık). beceri). sırt.(peşinden gitmek). askeri donanım. arkış (kervan). (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a. uyum ~ HAvr *ar-smo. Ave arsthna (dirsek).uymak.) sözcüğünün yerini almıştır.a. Küçük Ayı. EYun harmós (uyum). ilkel < EYun ar%aîos eski. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. < Fr armer donatmak. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. beddua etmek). geri. eklemlenmek " arma . ard. gemi donanımı ~ Lat arma edevat. art (arka). arka. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. birlik < EYun (h)armós 1. özellikle omuz eklemi. arka. ars (sanat. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). Buna karşılık karş. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. áristos (en uygun).< HAvr *ar. eklem.a. kavis ~ Lat arcus a.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. araç gereç.ark2 HAvr *arku. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. silahlandırmak ~ Lat armare a. < EYun árktos ayı. dost. karşıt.

(= Ave arsthna. a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp. ~ OFa zarnîkâ a. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük. ön kol).sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. Fa araş (dirsek. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma.a. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. a. a. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. 2. ön kol. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. a.OFa araşn dirsek. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. dük . " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1. TTü arış.a. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. taht. sulama cihazı < Fr arroser sulamak. arşun [xiv] . nem. ön) + Lat dux dük " +arşi. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m. ror-çiy. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat.a. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a.] açık ve düz alan. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. ~ OFa urmöd a.dirsek ) " arma * Karş.(< EYun ar%os baş. a. a. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a.a.

] eklemcik.< HAvr *ar. fazla olmak < Tü *ar arka. geri" arka art[mak Tü art.a. fazla (sıfat). ~ EYun ar%aîa [çoğ.a. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat. ß EYun ar%os baş. art/ard< Tü *ar arka.uymak. ilk + EYun tektön usta " +arşi. devlet belgesi < EYun ar%e devlet.a. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar.] a. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. < Lat articulus [küç. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1. 2. geri" arka Tü art [viii] arka. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro.[viii] arkada kalmak.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı.uymak. mimar ~ EYun ar%itektön a. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a.eklenmek. arta kalan. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars.a. kesen. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. eklemlemek. sanat ~ HAvr *ar-ti. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı.< HAvr *ar.< HAvr *ar. önünü kesti" arz1 . [xvii] daha çok. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. < EYun ar%aîon resmi evrak. art. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu. madde madde saymak ~ Lat articulare a.el becerisi.

2. hal1 as[mak as1 .Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. göründü.a.dinlenmek.[viii+] a. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. 2. her çeşit şarkı. gösteri. Fr. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. âsây. coğrafyada enlem. ß Lat ad. baston ~ Fa âsâl temel. tırmanmak " ad+. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. tırmanmak ~ Lat adscendere a. kakım. (= Sogd âbra%se a. karşısına çıktı. sunuş. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. bsrsg istek. cinsel istek. dilekçe ß Ar card sunma.a. = Ave bsrsj-. yeryüzü. sükûn < .] sinir.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. asalak asalet aSl kök. heves ~ OFa âwarzög a. ülke. hava.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek.bir şeye + Lat simulare benzetmek. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a.a. önerme < Ar carada yoluna çıktı.a.a. rahatlık. denkleştirmek " ad+. "Temel. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1.] köklü olma. önüne çıktı. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. sıktı. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. mühendis < Fr ascendre yükselmek. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. kendini sundu. sunma. iskele asap burdu. en. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. esas Tü as.

selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. Fr. soy. asfalt ~ EYun ásfalton a. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd.< HAvr *stâ.. Fr. temel. Fr. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. dikmek/dikilmek.eklenme edatı + Lat sistere. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm. çelmek asgari aSġar [kıy. denk gelmek " an+. acet. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. güvenlik.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence. ß Lat ad.ekşimek. a. ilke. kavi olmak ~ HAvr *si-sts.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+. el vermek.düşmek. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". 2. yamak < Fr assister yanında durmak. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. özümsemek ~ Lat assimilare a. ekşi.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. ß Lat ad. rastlamak. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. asetik asit tuzlarının genel adı.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz.değil + EYun sfâllö düşürmek.değil + EYun syn. keskin. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. sıkı durmak. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere.a.a. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. 2. keskin " akut . ptö.] daha küçük.] köklü. emin.bir arada + EYun piptö. güvenli. sağlam ß EYun a(n).durmak " ad+.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb. aynılaştırmak. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. rastlaşmaz ß EYun a(n). soylu < Ar aSl kök.a.] kök. statdurmak/durdurmak. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu.

aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y. Karş. yy'da türemiş olmalıdır. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. . 2. kök veya öz itibariyle. . önünde olma. aslen.a. orijinal < Ar aSl kök.a. Askı sözcüğünün 18. (olumsuz fiille) hiç. sort. a. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği. deyimlerden 19. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. 1960 Ümit Deniz. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. esas. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. askı <Tü [xviii] asılan şey.yönelme. kısmet ~ HAvr *srti. [xix] pantolon askısı. özellikle ziynet ve hediye.] 1. askı. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur. katiyen < Ar aSl soy.] asıl. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. askere yazılmak vb. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir.kura. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad. küpe. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında.

Sans prá-stará (a.(a.(sivri uç) batmak. Alm stern. delmek ~ HAvr *stig-yo. İng star.).a. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG. Erm asdġ (yıldız).a. delmek " an+. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. ^ 1849 William Whewell. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. a. Fa sitara. denizci " astr(o)+. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a.değil + EYun stígma. Fagustar/gustariş (yaygı.sivri < HAvr * steig. < HAvr *ster-2 a. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır.a. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star. alt = Tü astın [viii+ Uy] a. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster. * Karş.yaymak.). döşek. +loji * Batı dillerinde 14. astım darlığı.). a. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı.a. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. sermek ~ HAvr *ster.a. astro.a.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster.(a. " astr(o)+.a. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o). a. İng. .a. bilim adamı ß EYun a(n).a.yıldız + EYun naütes gemici.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a. stigmatnokta.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak. ß Lat ab.a. Ave upa-starsna.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna.

alt. Karş.] seven" aşk1 < Tü *aş. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak.[xi] aşınmak. sınır aşmak. aşağı <Tü aşağa [xiii] . asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü.asude huzurlu olmak " asayiş asuman .[xi Oğ] dip. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak.[viii] dağ aşmak. a. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. aşğaru [xv] dibe doğru. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır. haşlama). avrupa. aşın[mak aşağı Tü aşğın. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. Fa aş = Ave asa. güneş doğmak * Karş. aş Tü aş [viii] yemek. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak.(yemek). aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı.a. incik. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. perçin. Karş. aş[mak Tü aş.ekinin mahiyeti belirsizdir.] ondalıklar. alta alçak < Tü *aş. asay.EFa/Ave asman. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. Erm %aş (sulu yemek. öteye geçmek.dinlenmek. aşağ.

+şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] .[xiv] öte yana geçirmek. eros < Ar caşiqa sevdi. yy'a dek tercih edilmiştir.] akrabalardan oluşan topluluk. perçinlemek < Tü aş3 ek. deste.a. aşla[mak Tü aşla.[xi] eklemek.anlamak. f. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. bilmek ß OFa â. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. aşık idi * 'Işk biçimi 18. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] .yönelme edatı + OFa şnüdan. klan < Ar caşara birlik oldu.] şiddetli ve yakıcı sevgi.a. aşiret. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. belli. algılamak.< HAvr *au-4 duymak. a. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. son derece < Tü aşır. aşüb.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . aşure. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . aşağı. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. cışq var. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. belirgin kılmak < Ave âviş belli. < Sans sramah zahmet. boy.açığa çıkarmak. (= Ave âviş-kâra. âşnâw. bilinen. ölçüyü aşan. tanımak " â+. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. muaşeret.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen. tanıdık ~ OFa âşnâg a. çile. belirgin ~ OFa âşkârâg a. görünen) ~ HAvr *âwis." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. c^aşq [xvii] [#cşq msd. işret. kararsız < Fa âşuftan. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. şnâs-bilmek.oynamak. < OFa âşnüdan.

[viii+] a. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan.biçimini alan Eski Türkçe sözcük. cüretkâr. daha eski olan kan (a. dinsiz ~ EYun átheos a. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. ß EYun a(n). Anlam için karş.a.değil + EYun théos tanrı" an+. Fr nominer (atamak) < nom (ad).* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup.yanmak) ~ HAvr *âter. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.a.< HAvr *steg. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek.) sözünün yerini almıştır. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. a.]. Amer. zımba < Fr attacher iliştirmek.kazık. kazık dikmek. saldırmak. ateş ~ OFa âta%ş a. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog.a.a. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir.a. hak iddia etmek [esk. Fa aşurdan (katmak. girişimciler.] boşluk. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.[viii+ Uy.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli.a. adıyla * TTü ada. (= Ave . xi] ad vermek. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı. < Ave atar. meydan okumak.a. hücum < Fr attaquer 1. at. ateş âtarş. 2. atherina ~ Fa âtaş yanma. işsizlik. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a.

ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa. Atlant. 2. citq] 1. 2.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. atmasyon at[193+] asılsız. < Tü at-" atTü atla. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. atletizmle uğraşan kimse. büktü. yaşlandı. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir. 2. bir adımla aşmak Tü * At. sonra gelen. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. 2. eski. işsiz.] hediye. [192+] boyuna sarılan kumaş. çevirme.eğme. uydurma (argo) < Tü atma" . gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator.] 1. kartograf < Atlas.] gelen. eskidi.] boş. meylettirme." a t ~ Ar âtin [#'ty fa.]1. sabık. yy'ın son çeyreğine aittir. atlet [xx/b] 1. azatlı köle < Ar cataqa [msd.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. [xiii] zıplamak. Hol. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd.

beslemek.< HAvr *wet-1 üflemek. ß EYun a(n). dönmez. futbolda topun dışarı * Karş. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı.çekmek. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo. cazibe. dışarı. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö.a.değil EYun temnö. bilimci ß EYun atmós buhar. sürüklemek " ad+. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk.dönmek. trop. lokavt. İng. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış. bölmek " an+. yönelmek " an+. 2.değil + EYun trefo.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im. tomkesmek. 2. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. trof. 2. çekim. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. attract. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.çekmek ß Lat ad.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. a.] ıtır satan. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a. nefes (~ HAvr *awet-mo. < Lat attrahere.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak.a. parfümeri < Ar ~ İng out 1. güzelavrat otu < EYun átropos 1.].< HAvr *ster-2 a.bir yere + Lat trahere. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n. tract.yetişmek.) avadanlık çömlek " ab. çanak . eğilmez. değişmez. avlanan hayvan.ateş yeri < HAvr *âter. Moğ aba (a. ^ 1638 John Wilkins.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). yetiştirmek. sürmek. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi.a.a.

ilerletmek. ön ödeme.gelmek. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. ilerleme.] sıradan halk. avangard avan. özellikle insan sesi < EFa vartan. ilerletmek. öne geçmek.] yavru. 2. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir.gelmek ~ HAvr *gwemyo. ilerleme. baz avare a. borç verilen para < İt avantare [mod. 2.konuşma. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. İng advance. ilerlemek. yardakçılar *cawanat^ [çoğ. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. uğramak ß Lat ad.bir yere + Lat venire. vent. 2. avanta [xvii] bedava. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. yardım. artmak. ön ödeme. borç vermek < Lat ab ante önden. öne geçmek.* "Bayındırlık.seslenmek.] geri gelme. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. avanzo] 1. alın. 2. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. (bir şeye) dönüştü .] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. artmak. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. döndü. gitmek " ad+. tekrar gelme < Ar câda geri geldi. söz) ~ HAvr *wekw. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. söylemek (= Sans vâç ses.geliş < HAvr *gwem. önceden " avan avantaj ön. vâc. 2.ön. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. dönme. avanzare] 1.a. ilerlemek. borç verilen para < Fr avancer 1. ait olduğu yere geldi.

özür. havlu [xv] . 800) kaydedilmiştir. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. lamba < Fa/OFa âwe%tan. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. ağıl. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. sallanmak.) Yunancadan alınmıştır. ayıp. sarkmak ß Fa/OFa â. bağırmak. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. savunucu.] 1.? . Batı = Akad erebu a. Bak ari1. 2. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. " garp * Karş. avın. asılmak. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] .a. sakat olma) köküyle birleşmiştir. avrat [xiv] kadın. edep yerleri. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. asya. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık.a. Karş. ses etmek " ad+. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur. ağıl. avlu. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. vokal avun[mak bulmak Tü âbın.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv].a. katılma. kusur.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. ayıplı ve özürlü olma. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. avokado [xx/c] . aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp.yönelme. 2. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. âwez. çıplak olma) ile eşdeğerdir. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma.[xiv] teselli < Tü *âb. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. küpe.] (kadının) edep yerleri.a. ayıp < İbr #crh çıplak olma. keyif almak. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y.sapmak.bir yere + Lat vocare çağırmak.asmak. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. ~ Lat Europa a. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1.a.

aşikâr. < HAvr *yag. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek.açmak. . altın ve gümüşün saflık ölçüsü. uyanmak < Tü ayıl. ağız. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd.avurt Tü? [xiv] çene. gözler. lakırdı.aydınlatmak < Tü ay ay." ayıl- * 15. cıyâr vulg. aziz ~ HAvr *yag-yoa. seçkinler. [xiii] ışık. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. Karş. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. 2.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. Rumlarca kutsal sayılan yer. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. ay ışığı?. 2. ayar cıyâr [xv] . ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. < Tü *a5. ayyar. ayırmak " ayır- * Eğer *a5.a.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. a. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur.] 1. seğirtti. aydınlık Tü *ay(ı)t. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. kutsama. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. -t.] standart. Erm lusin (ay) = lus (ışık).kutsama < EYun (h)agíos kutsal. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. memleketin önde gelenleri. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme.

aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. 2. apış. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). . ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi.açmak. işaret. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.a. töre. sarhoş olmayan < Tü *a5. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde.[xiv] kabuğunu soymak. adet. kendine gelmek. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. kepeğini ayırmak. * Aynı kökten ak (açık renkli).* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır.a. alamet. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd. işaret. zıt yönde " arka. örf. hata. adet. sinyal. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a.[xi] farkına varmak. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1.(ağzını açmak). 2. diklemesine. ayrım < Tü a5ır.ile aç. usul. a.[viii+] ayırmak. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz.] kusur.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. gelenek. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark.) a5ığ [xi] uyanık. simge. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. Kısa a.

bir şeyin ta kendisi. ayrılma.] 1. [194+] fasıl. ayrık otu * Karş. ayna (= Ave avidayana. boynuz. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. göze ilişkin.] 1. geyik.göstermek < Ave dâi-. aynasız (argo) [188+] yakışıksız." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. işe yaramaz dolanmak. gözle görülür nitelikte. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. biçimsiz (argo). bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . adrık [xi] 1. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. işsiz. yaban koyunu). Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. zat. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır. 3. 2. farkında olmayan < Tü aylan. 5. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. ayrıksı YT [193+] tuhaf. a. pınar.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. güzel). çatal. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. göz. maddi.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. seçkin kimse. yaba.[xiv TS. 2. 4. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. di. oğul [193+] miyar. 2. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. göze. Kıp] dönmek. ayrım ayrıntı YT [193+] fark.

ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. Capella.] ayyar [xvii] hilebaz. acıtma ~ OFa âzarm a. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb.a. saf.] çok büyük olma. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] .a. kırılmak.] daha büyük. eziyet. muazzam idi azami aczâm [kıy. a. serseri. arsız < Ar cara gezdi. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme. Her iki biçim Tü *(y)ar.] acı.[viii] yoldan çıkmak. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. narın (ince. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. haramzade gezgin. Karş. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. az az [viii] çok değil * Karş. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse. < Fa/OFa azardan. [194+] tahallül etmek < Tü ayır. . içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a.(birini) incitmek. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. azar. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. arı.kökünü düşündürür.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek.a.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. azarla. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. Moğ aray (az). ekmekçi). sapmak. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs. az[mak aza azade azat Tü az. Ar cayyaş [im.] (gıda maddeleri satan kimse. küçük). eziyet.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd.

azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. köylü veya köle olmayan.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. yüce. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-.doğmak. Fr. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu.] görevden alma. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a. a.] büyük. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. işten ~ Ar cazm [#czm msd. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu.] yönler.] güçlü. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi.ekinin işlevi belirsizdir.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. +men1 [xv] ark. su cedveli. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. özgür (= Ave âzâta. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.değil + EYun zöö yaşamak " an+.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf.soylu. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. doğurmak)" â+. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. özgür ~ OFa azad soylu. . can vermeyen ß EYun a(n). yırtıcı hayvan dişi < Tü az. soylu.

babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. paycama (pantolon). yy'dan önce kaydedilmemiştir. Fa paça (hayvan ayağı). yaşlı adam. derviş). eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır.a. Karş. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. saygı ve sevgi hitabı. muhterem kişi. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. 3. baba. Fa baba/babu < OFa papak (baba. Yun papá. Fr papa vb. 2. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. abla = Moğ baca a. dede. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. ata * Karş. rüzgâr + Fa câh yer.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir.baba çoc baba [viii+] 1. .

bagaj edevat < Fr bague çanta. rüzgâr. beden. 2. a.a.) ~ HAvr *wa(n)t.yel < HAvr *we. eşya ve . budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. ~ Fa bâda 1. a." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1.gövde.a. bade olmak) ~ OFa bâdag a.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık. İng wind (yel). a. Alm wehen. ~ OFa wâdâm a. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. 2. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi.a. olgun. Sans vati (esmek). (= Ave vata. olmuş. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı. yel-OFawâda. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa.esmek * Aynı kökten Lat ventus. f. 2. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması.

bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. zalim. baġy] hakkı olmayana göz dikme. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa.] çubuk. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. özellikle [CepK 1935] bahş. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. değnek. ~ HAvr *bak.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda.baston. baston < Lat baculum a. af ~ Fa ba%ş ihsan.kökünden türetilmiştir. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda.a. fahiş < Ar bağa [msd. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir.a. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. zorla alma. .ekinin işlevi açık değildir. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. <Tü bağır iç organlar. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-. müstakil.

DK. kahraman ~ Moğ bağatır a. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet.Ar bahar [#bhr msd. Env xiv] bâhâdur . bir konuyu etraflıca tartıştı . konu başlığı. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. bahane wahânag a.a. [CodC xiii] bağatur .a. 2. = Tü bağatur bir erkek adı. soruşturdu. a. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir.(mülk) sözcüğünden.] 1.) ~ HAvr *wesr-/*wer. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a. (= Ave vanhar. DK xiv] . [KT xix] tartışılan konu. a. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd.Fa bâhâdur soylu kişi.] tartışma. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir. bahis/bahs[Yus.a. münazaa.] deniz. a. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd. Belki Ave va%şa. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. güzel kokulu bir bitki.bağışla[mak ihsan. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra.a. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. hediye " bahş [ xi] bağışla.a. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. araştırdı. +ban bahir/bahrengin. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . sebep. bahçıvan gözeten. buphthalmum. [Aş. ~ EFa vahara. bahçe bakan " bahçe. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2.bahar * Lat ver (yaz).

Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . ihsan eden". ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. Ave bhaga (tanrı).] kalan. ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş.ihsan etmek. 2.a. pay. bazı tanrıların sıfatı). bhaktá (1. KT xix 1 kız olan . bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir.a.ihsan etmek. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. bekâr ~ EFr bacheler * Karş.Ar baqayat[#bqy çoğ. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. < OFa bâttan. pay vermek. özellikle. kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. bhága ("paylaştıran. ihsan etmek. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H.bahriye < Ar baHrî [nsb. . hediye < OFa bâttan. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. birlikte. Aş xi] [LO. ba^ş. Ayrıca EYun fagö (yemek). genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. kısmet. İng bachelor (bekâr) < EFr. bahşiş [Aş. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a.] geri kalanlar < [Kut. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. [Bah 1924] .a. talihli" & Fa bâ ile.Ar bâqin [#bqy fa .pay vermek. paylaşılan şey. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht.) ~ HAvr *bhag. şövalye adayı. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. yemek). ihsan. talih). L.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. kısmet < OFa bâttan. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan.

) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im. balaban (kuş yavrusu). ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle.). # 1838 Ch. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. bakterisid bactericide a.] kalan şey. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. * Karş. Alm.a. EŞKÖKENLİLER: Tü bal.a. artık [Kan xv] bostancı. balaban.bakır Tü [ viii] bakır a. " bakteri. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. bakire erken. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. a. Alm kupfer. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. baston.a.a. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. çubuk ~ HAvr *bak. manav. manav. baldız (yaşça küçük akraba). özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir.a. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. [Men xvii] (vulg.: bala. baldız. İng copper. Fr cuivre (a. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır.] sebze satan kimse. Moğbal (a. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . G.baston.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu). Ehrenberg. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu.

iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. * Sözcüğün kökeni belirsizdir. [ xi] baltır üvey evlat. ~ İt balletto [küç.a.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . 3. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane. kauçuk ağacı. bilanc. Alm baldrian. conium maculatum.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. Rus baldıryan (kedi otu. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. bol. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. 2. İng valerian. lastik ayakkabı tabanı. 14. flog.yanmak. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır.atmak. balgam [Kut xi] irin. -t. a. balata [ xx/b] kauçuk.] dansçık. mimusops balata.a. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. iltihap. a. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. dans < EYun bâllö. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. sümük ~ Ar balġam irin. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal.irin. [Amr.Fr balance terazi. iltihap < EYun flegö. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. denge ~ Lat bilanx. < Tü ba. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir.a.

her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. cumba / Fr balcon a. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale.a. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. rayiha. vardı. a. 2. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak.a. ulaştı. bu ağaçtan elde edilen merhem. ~ Ger *balkan mertek. kütük.atmak.a. Alm wal (balina).] eren. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. pelesenk ağacı.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. tomruk). HAvr *bhel-2 şişmek. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. uzanmak. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. 2.< HAvr *gwels. balina [LO xix] balena ~ İt balena a. EYun bole ve blema (atış). gövdeyi gererek atılmak * Karş. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. balle (hoplama) < bâllo. atılmak.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. top şeklinde büyük şişe. ~ Ar baliğ [#blġ fa.19 186+] ~ İt ballo dans. 3. balina ~ EYun fállaina a. . ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. erişen. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku.a.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek.a. ~ Lat balaena dev balık. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. [EvÇ. büyük top.

bohça. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. özel görevli. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. EFr bale > İng bale (bohça). balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. askere çağırmak .a. Akad paltu (balta). balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a.suya batırmak. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde. EYun fállos (fallus). daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. angarya. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. gürbüz). kütük). hüküm. resmi görevli).a. ferman okumak.(cesur. Fr bailli. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man.* Karş. torba). * Biçiminden ötürü. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir.].< HAvr *bhel-2 şişmek. adi. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. ~ Tamil * Avrupa'ya 16. ben2. sıradan < EFr ban/bandon ferman. ~ Port bambus a.a.a. 2. köylü işi [esk. *baltha. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. Lat follis (kese. İng bailiff (kral temsilcisi. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek. bamya [LO xix] bir sebze. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1.)" balya.

tezgâh. sancak. Fr bande. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. banko.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. ~ OLat bandum 1. grup. özellikle müzisyen takımı). gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. seki. masa. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka .banço * ABD zenci ağızlarından. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb.Fr banderole 1. seki" bank banknot para " banka. Ayrıca karş. simge. set. şerit şeklinde bayrak. sarraf tezgâhı. bir sancak altında toplanan güruh. a. kumarda banka.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. 2. bez afiş. İt banda2 (takım.] küçük sıra < Fr banque set. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. İng river bank (nehir kıyısındaki set.a. çete. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. 2. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa.a. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . banket. 2. kâğıt banko [ xx/b] 1. yy ortalarından beri kullanımdadır. sancak. * Karş. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. yar). not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. İng band. 2. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh.

2.a. benmari. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. içki tezgâhı. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-.a. Sans bandhati (bağlamak). bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. kapı. 2. Fa bandan. a. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. kapı. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. topluluk. çubuk. brutus (kaba). varoş & EFr ban yargı. yağmur ) . [LO xix] ~ İt baracca kulübe. ~ İt bagno hamam. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. hüküm. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo.ağır. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. * Aynı kökten İng band (bağ). etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). halka. bound (bağlı). bond (bağ). Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. grup. şerit ~ Ger *bandam a.a. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. hap1 bap/bab[Kut. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. soylu kadın. ~ Fr bande1 bağ. bind (bağlamak).a.a. 2. çevre. bundle (deste). bariyer. bariyer ~ OLat barra a. Lat gravis (ağır). 2. dış mahalle. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a.banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. engel. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". a. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. ferman + Fr lieu yer " banal.

barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. İng beard.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse".> Lat -b. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad.Lat barbarus a. fiks bari bâr kere.a. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk.a. a. vahşi . barın[mak <Tü [T S xiv] barın. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı.dönüşümü tipiktir. .a. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı. ~ EYun bárbaros [onom. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. HAvr -dh. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er.a.a. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1. • Aynı kökten Fr barbe.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar. Alm bart (sakal). ancak. a. mullus barbatus.] "koca sakal". barbunya [ xix] bir balık türü. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ. kimyacı. Alm.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için.a. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı.> var. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. varil ~ İsp barrica a.

korunmuştur. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır.] ortaya çıkan. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-. Karş. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. mania < Fr barre çubuk. pyrítida] a. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17. yüksek.a.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1.a. akit. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. 2. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı. ortaya çıktı.çubuk. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek.a. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ . İng bartender (a.(birbirine gitmek. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. xiv Kıp] bağ.). sözleşme < Tü ba. ~ HAvr *maghu. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş. ~ O Yun pyrites [mod. çıkıntı. aşikâr < Ar baraza [msd. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. • 11. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. burüz] çıktı. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. antlaşmak. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa.a.sulh yapmak.] çubuk. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. +metre baron baro erkek. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. yurt < Tü bar.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. ve 18. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç.a. engel. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+.varmak. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+.a.a. ulaşmak.

değnek. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. . Alm. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. yol göstermek. leğen kemiği. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. başbuğ + [TS xvi] önder. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. başlamak. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. güreşte galip gelmek. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a.Fr bassin [esk. özellikle erkek deve )" baş.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. [Kıp xiv] başar. basiret sezgi. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. a. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-.bitirmek. [ xx/c] kalça . reis.ayağını basmak. [Men xvii] ekin başı.öncülük etmek. ezmek. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık.] kavrayış. tazyik. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. bacin] leğen. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. emir. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. [ viii] bas. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü.

a. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. saplanmak [ xi] batığ bataklık.a. engelsiz. -ka eki dativ çekim ekidir. badehu. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. . ayrı. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir.A.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a.] düz. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. tahtırevalli. basT] yaydı. • Eski Türkçe sözcükte. Kanad. [CodC xiii] diğer. et parçası [Uy viii+] bat. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. pil takımı. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek.a. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. # 1891 J. çubuk ~ OLat bastum/basto a. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. TTü *başan şeklini verir. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. serdi. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. [T S xv-xix] bir başına. kolay.içine girmek. Naismith.a. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı.

pil takımı. geçersiz.fiilinden modern bir geri-türetmedir. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. gizli olan < Ar baTana [msd. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl.] 1. vurmak. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. örtünme. [LO xix] aşırı iri .]boş. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. 19. geçersiz. a.] hükümsüz. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. rahim. karın.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa. bay[mak <Tü [LO xix] yormak. örtündü batman baton a. 2. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş.] örtücü " batın bavul Lat baula a.] içte olan. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. baTn/buTün] gizlendi. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. demin . işe yaramaz.Ar baTTâl [#bTl im. a. batıni. bir kişinin veya şeyin iç yüzü.

Fa şabma (akşamdan kalma. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim.gevşemek. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . bayi [Barkan xvi] baca [msd. sükûn & İr *pati.geri. ikincil. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). bayat) < şab (akşam). müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer. nadasa bırakıldı. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. konakladı" beyit * Karş. mutluluk. [Çağ xv] bayk/baykız . tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). tembelleşmek.] akşamdan [kaş xi] mayıl.kendinden * *Bay.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. çöl. bayram [ xi] badram. barış ve mutluluk (= Sans rama a.] satan. deminki. [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. / Sogd patram neşe.a. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır.sükûn. baypas [198+] geçme & İng by yan. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama. tekrar (önek) + İr *râma. [Men xvii] bayıl. bayc] sattı. yaban < Ar bâra [msd. bayrak.] işlenmeyen toprak.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. bawâr] (toprak) boş durdu.a. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer. huzur.

taban.a. ~ EYun basanites a. taban. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. [DK xv] yavru < . heykel kaidesi < EYun bainö.gelmek. adım atan). Lat venire (gelmek). gitmek ~ HAvr *gwm-yo. kaide. at doktoru. 2. bat. = Sans bâhu a. a. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. temel.a. [Kıp xiv] göz bebeği. bazan/bazen Ar bacD birtakım. baza temel. kaide ~ EYun básis 1. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen.a. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. bir parça. adım atmak. altlık. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner.] kısmen. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. (= Ave bâzu a. basamak. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile.geliş < HAvr *gwem. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır.a.a. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. 2. < EYun básanos mihenk taşı. adım.yürümek. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç .

] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. bedel oldu. Ar bubu (a. " bet1.* Karş.] karşılık. eşdeğer idi beden 2. Fr bébé. orijinal şeyler. ~ Ar badan [#bdn msd.] 1.] yenilikler. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. orijinallik. becer[mek <Tü [DK xv] becer. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. orijinal şeyler. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir.). düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". orijinallik.a.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. İng baby. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. bedevi çöl göçeri. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. Fa baba. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1.a. icatlar < Ar badicat^ icat. dua bedel [İrşad.] yenilikler.başa çıkmak. bedevi [Yus. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. icatlar < Ar badicat^ icat. muvaffak olmak. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. insan gövdesi.

davar. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1. her behimiyet [Men xvii] behimî.] emsali olmayan. nasip ~ OFa bahrag . beylik etmek. a. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. Ar qadır. her (< Fa ham bir. 2. orijinal. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf.bedihi [NKemal1867] . Bak. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel.1. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. taqdır.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. prenses.begum kraliçe. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr.] hayvanlık. iqtidar. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. hisse. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. kendiliğinden oldu. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. a.a. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. harikulade. = İbr bshlmah a. behre a. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. beraber. hanım. gözle görünen.

] sınav. kuşak. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. pek. saklamak. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. mahfuz. zarar. komi & İng bell çan. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. güç. serf < EFr embuier prangalamak. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. korumak.] iletme yetisi.] 1. güzel söyleme yeteneği. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. 2. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. zorluk.pekitmek. retorik < Ar balaġa erdi. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. yokuş. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. mihenk taşına vurdu. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. kapalı. güvenceye almak. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. vardı. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. . sağlamlaştırmak.] kalma. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. zor.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü.

(öğrenmek) vb. 2. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . bil.] kent. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta.1. belek (hediye). nişan < Tü *bel. Anlam ilişkisi için karş.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. * -ge eki Moğolcadır. belli olmak < Tü *bél. şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız.bilmek " bil- * Tü *bel. şehir. cilm (bilme). bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. nişan).meydana çıkmak.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı.] kente ait olan. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf.gözleri aşırı açılmak.kökü.fiilinin varyant biçimi olmalıdır. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. belli (bilinen).belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer. zuhur etmek " belirbeleş bila+. calâmat (belirti). şehir. Ar calam (belirti. bulamak.fiilinin varyant biçimi görünümündedir. sarmak. yokuş. belgü (alamet. belle. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. bebek kundaklamak. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür. ülke. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. vesika~ Tü belgü işaret. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. [Kaş xi] béle. kentsel < Ar balad kent. ülke. sancak). Karş.

[KGunya xiv] < Tü belgü alamet. işaret. bengi. benze-.a.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. açık.] çitlenbik. ban-.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1.a. buna-. köle. < EFa bastan. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır. beyin. Mağrip müziğine özgü. boynuz. İng timbre (ses rengi. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. boncuk. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. [T S xiv] belgülü . bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. band. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. Karş. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. . bin-. öğrenmek.a. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. bin.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. aşikâr. beniz. 2. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a.

üzere.a. berduş. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. band. İng over (üst. ben2. Alm. hipermetrop.) ~ HAvr *uper a.a. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı. pulover . kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst.a. (= Ave upairi. berhava. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15. super+. berhudar.a. sürmenaj. bağ. a. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". Lat super > Fr sur.a. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. sürreel. auf. hiperbol. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1.a.a. band.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz.a.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. sürpriz.4. (= Ave bast-. Bak. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden. 2. * Aynı kökten Erm i ver. up (yukarı). yy'dan itibaren kullanılmıştır. Alm über. = Sans upari a. yukarı (önek) ~ OFa abar. üzeri). 3.a. suret. bermutat.a. a.bağlamak ~ OFa bastan.) ~ HAvr *bhendh. üzeri. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir. -e doğru (edat).a. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber.a. hipertrofi Lat super : soprano. suma. bağlanan şey. sürfile. EYun hyper.a. benzin [Düs I.a. band. süper. berceste.a.a. sürşarj İng over : overlok. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. hipertansiyon. su bendi < Fa bastan. Cava " labne * Karş. ben2. -e. & Ar lubân zamk.a. benimse[mek beniz/benz* Bak. berbat. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. kuşak.

sıçramak. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. kutsanma" fiili türemiştir. helecan. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme.yukarı + EFa yasat. Kuran'a göre Hz. bolluk. seğirmek & EFa apar. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". .fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. seğirmek. 2. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. 2. kabarmak. ~ İbr bsrakah a. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. (ur veya apse) çıkmak. yok etmek " ber+. yan yana.a. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd.] aklanma. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. ferman. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. a. berbat havaya savurmak. kutsama. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a.sıçramak. muaf oldu. a. a. ahit. * İsim formunun. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. belge.] kutsama. Ar baraka (diz çöktü).] 1. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. yücelme.Fa barcasta fırlamış. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. devam berduş gibi hercai. diploma.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. yüceltme. a. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. [Men xvii] ber düş omuzda. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra .

.] 1. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. bâr. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. %w^ur. kadın çoban. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü.a.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. metin. 2. [CepK 1935] < Tü berk pek. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. sağlam = Tü bek/pek a. [Neş xv] sağlamlaştırmak. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. ziyan olmuş. berjer < Fr berger çoban.d. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f.yemek " ber+. kristal. Fr. depo. Amer. tahkim etmek. . güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1.taşımak. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir. a. hava-yukarı " ber+. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". < Sinhali beri yorgun. getirmek) + Fa %âna ev " +ber.

genel olarak insan türü. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. 2. 2. b e ş [Orhviii]béşa. aşçı (1615 .a. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. band. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. aralık. yeterli. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. ~ Ar barrâq [#brq im.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle.1678) < öz Louis de Béchameil 14. [Uy viii+] bert. bağlı. bağ. zincir halkası. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. semirtmek. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. bağlı şey.bağlamak " bent . kâfi * Anlam ilişkisi için karş. eklem. darlık. Fr. 3. ışıldadı. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka.hayvan yetiştirmek. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. Fa/OFa bas yeter.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden.] çok parlak. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. ayıraç. yeter > yetiştirmek. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat.] insan. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. sıkıntı.a. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir.

genç kız * Karş. [LO xix] betik biti. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd.] işeme. EŞKÖKENLİLER: Tü biti.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire. beşuş [LO xix] başşa [msd. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. çehre. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. 19. [Uy viii+] bét yüz. [TS xiv-xviii xiv] biti. Çağ xiv] a. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. reçine ~ Kelt *betu. betonarme armé zırhlı. [Kıp. donanımlı " beton. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır.a. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter .] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. belge. kitap. bakire).[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. * Sadece bet beniz ikilemesinde.a.] çok kötü.: betik. idrar < Ar . bevl [etm bala işedi.

& OFa hu iyi + OFa dadan. ilik. beyaz [Ali xvi] beyazlık. millet beytülmal evi".] 1. a. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. ayrıştı. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. mal [İrşad. devlet hazinesi" beyit. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. yaratmak " bi+2. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. el3. hane. getirmek. şiirde kıta [#byt msd. = Akad bîtu a. aydınlandı. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1.] işeme.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. ayırdı. 2.] açıklama.a. aydınlattı. a. ayırdı.] beyaz olma. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . ben2. 2. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. el3. ev. name ~ Ar bayâD [#byD msd. soylu kişi beyan [Kut. [İMüh xiii] béyni a. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). açıkça söyleme < Ar bana açtı. dah. ulu kişi. ev. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. saygısız " bi+2.vermek. fayda ~ OFa hudahag a. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis.a. hakikat.) beyn+ açtı. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im.

a.a. * Karş. saçtı bezirgân wâzâragân a. yoksunluk edatı). şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. Ayrıca karş.a. albumen (yumurta akı). bezik bezir [yağı bazara tohum attı. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir.çift.) < Eİng pise < Lat pisum. öpücük. ör.süslemek [ xi] bezek nakış. bi+2 a. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde.iki . • Fa basıla (a. İng peas (a. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç.a.] kumaş ~ Ar bi ile.titremek.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. 2.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi. bi+3 ~ Fa bî-/bay.a.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. bi lâ ("ile değil". kabarcık ~ Fr baiser 1. Lat albus (beyaz). ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze. sıtmaya tutulmak. iki ~ Lat bi. salgı bezi.a. bez[mek Tü [ xi] bez.* Anlam ilişkisi için karş. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki). . ~ EYun píson a.a.] < Lat pisum a.a.

anlaşma. biç[mek Tü [ viii] bıç. buçuk. ~ Sans pippalî 1.a. barsama. tepe) anlamına gelir. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. Karş. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma. +grafi biblo beubelet a. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. çare < Tü biç-" biç- . biçim.a. biçem. Alm pfeffer.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.< HAvr *pö(i).içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir.kesmek * Özgün biçim bıç. cebel. meyvecik. Karş. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2.a.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. İng pepper. bıçkı. -ç. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). Fr poivre. bucak. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. bucak. EYun pósis (içki). 2.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. Lat piper. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. biç-.: bıçak. Karş. karabiber ~ EYun péperi a. küçük meyve. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a.olup. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ. [Aş.

a. bov. [Men xvii] biçim < Tü biç. ~ HAvr *gwou. 2. Fa gav. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd.] başlama. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma. Karş. bov.a. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. bodur. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir. endam.] 1. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti. Lett gúovs.kökünden karş. tırıs gitmek bıdık küçük.a. Ger *köus > İng cow. * Karş.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. bide ata binmek.sivri)" etiket * HAvr *gwou. Ar #bdc (yenilik yapma.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. bıçak. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. yenilik. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. sığır). bigâne begânag a. ufak " bızdık * Ayrıca karş. haber . boy pos.) + İng steak kızartma. EYun boús.). Erm gow. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd.a. Sans gaü. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. icat. badc] yenilik yaptı.> Fr boeuf.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. Arambsdâ (a. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. Lat bos.a. icat etme). biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret. Gael bó (inek.a. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. icat etme).

karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. bikarbonat molekül" bi+3. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. bakire.] ilk doğan evlat. a.) bil[mek bila+ bi+1. [KT xix] bakire olma hali. [Arg xvi] bık-. yeni. [Men xvii] genç kız. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. DK xiv] bekâr veya bakire. 2. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. monokini. turfanda.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. ~ Ar bi lâ "ile değil". tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. kusacak olmak. Fr.-siz. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. kayıt. gına getirmek. Karş. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. taze. Bi.a.tıpa. [ xi] bük-2 usanmak. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd. el3. bikir/bikr[Yus. bi-3.bihakkın olarak " bi+1. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " . moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. ahir bilakaydüşart bila+. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. bilahare sonraki" bi+1.

2. dahi (zarf). afiş. lanc. borda . Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14.birleştirmek. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek.bilakis sf. eklemlenmek < Tü *bile.terazi & Lat bi. .a.a. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. [ 184+] bilyeto . denge. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. fiş. < Fr bille1 kısa yazı. terazi. a.] karşıt. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. 2. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek. ile (bağlaç).a. hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. tabela " bilet.a.a. terazi) < Lat bilanx. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken.344 186+] bilet tren bileti . bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. zıt" bi+1. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. not ~ OLat billa a.Ar bi-al-cumlat tümüyle. kapçık " bi+3. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan. billet] ] kısa not. el3. pusula. leğen * Karş.a.a. [Uy viii+] bileğü a. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. Fr/İng balance (denge.iki + Lat lanx.kefe. beraber (sıfat). bilet .el3. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. 2. [Düs I. [Uy viii+] bile/birle . < Tü bi [viii+ Uy] bıçak. bilanc. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. ucu kıvrık değnek.) + Fr board tahta.

solgun vb. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. olgun. el3. durgun. dolgun. azgın. [ xi] bilezük < Tü . [Kaş xi] bilig . üzgün (geçişli/edilgen). gergin. [CodC xiii] bilik . Karş. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. bilgisayar " bil-. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. (geçişsiz) ve bıçkın. [Or viii] bilgili kişi. k bilfiil el3. . bitkin. Bilişmek fiili mevcut değildir.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. seçkin.Ar bi-al- ficl eylem ile. Hacettepe Üniv. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1.. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. bıngıldak billahi allah [Kıp. eylemli olarak " bi+1. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü.a. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. tutkun. baygın. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir.

vermek. birader [T S. ) ~ Aram bslürâ a.a.a. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda.a. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater. Çuv pıra%-(a. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak.< Tü bıngıl [onom.). vazgeçmek * 14. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. İng beer (bira). göndermek. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin. İt fratre. = Sans bhrâtar a. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd.a. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. Fr frère.] -e dayanarak. İng brother.a.). ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. Alm brüder (a. ~ Ar bint [#bn] kız.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. salmak. kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş. [Uy viii+] min-[ viii] bin . umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle.a. ~ HAvr *bhrâter.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a.a. el3. ondan dolayı" binaen. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. beverage (her çeşit içki) < Lat biber. a. erkek evlat [Kut. Ancak karş.a.. kristal" berilyum bilumum " bi+1. . Yakut bıra%-.a. yaptı.a.

tekrar. HAvr *bhr-îg. sona ermek. olgunlaşmak. sanayici" bi+3. 2. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. 1880 Fr. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. bit[mek Tü ermek. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü .kızartmak. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. ikinci kez 2. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. isim.a. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir. & Lat bi.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir. * Orijinal kökün bit. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement.< HAvr *bher-4 a. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de.a.] a. tamamlanmak.1.a. kuzine bismillah bi+1. < Fr bicycle "iki tekerli". kebap < Fa biriştan. biriy. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü.a. brîz. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. iki kez. kavurmak ~ OFa briştan. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3.a. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt. fert" bir [Uy viii+] birik.bir araya gelmek. (bitki) yetişmek. Fr.

değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. eğilim). tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). biot. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus. İng bias (çapraz çizgi. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. bitap [Men xvii] güçsüz bî. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. Alm. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . ~ HAvr *gwi-wot.a.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2. yontmak bitüm *gwetümen a.a. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos.a.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+.bitişik olmak. doğabilimci " biy(o)+. bıyık [ xi] bı5ık a. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş. kayıp. tav2 bitaraf Fa bî. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş. acı < Ger *bîtan ısırmak .a. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran.yoksunluk edatı + Fa tâb güç.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift.yaşam.a. keskin. kudret" bi+2. [DTC 1942] biografya .HAvr *bheidısırmak.a. a. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir.

). ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . bezmiş.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. vulg. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. boş. bizzat & Ar 5ât zat. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. . 2. ^ Ernest Besnier. Amer. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. usanmış. Fr.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. görüş " biy(o)+. dolu.pis kokan? < Ger *wis. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. diyagonal kesim * Karş. İng bezel (a. serbest. zat bızdık bdig/bzdig küçük. kendi başına " bi+1. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp.a. faydasız.a. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. yorgun.Ar buZr/baZr [#bZr msd.a. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. ufak. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. mühendis. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme.

yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1. ayak ~ Lat podium a.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a.a. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. [ xi] böğür . bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. dayanak. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . tomruk. 2. taban. 2. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad.] * 16. kumaş. blog yazarı. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle.] < Tü bög bir tür . < İng weblog & İng web 1. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak. destek. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. kumaş ~ HAvr *wobh-yo.dokumak ) + İng log 1.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz. 3. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. < Tü *bögce(k) [küç.İt poggiare 1. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle.< HAvr *webh. doku. yaslanmak. ağ. abanmak. kütük. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob. gemi güncesi. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . seyir defteri. 2. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç.. (gemi) yelaltına gelmek.]. kütük.[onom. yığın.] < öz Genes Cenova kenti [esk.a.

İng buck (teke. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. bükmek.sıkmak. koşmak.(davar) bağırmak. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. hızlı yürümek.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. büldirgen. revak < EYun tre%ö. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. koşu yolu. ayak basmak).(sıkmak. bıdık. Ave buza. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. burmak. sıkarak daraltmak sıkmak. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. bük-.. böğürslen. özellikle erkek deve).a. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. sokak (~ EYun drómos 1. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. busan. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. Buna karşılık ESlav byku (boğa). erkek geyik) < HAvr *bhugo. -t-durma. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. koridor. Kelt bukko. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. büz. boğ[mak Tü [ xi] boğ.(sıkılmak). Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır. drom. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. bükmek). 2.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús.(çift toynaklı hayvanların erkeği). Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. dromo.koşmak.< HAvr *der-1 adım atmak. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. duruş " podyum. bok (sıkılmış şey). bücür.(teke). bürlügen biçimlerine rastlanır. bızdık.ayak + EYun stema.> usan. Aynı kökten bur-. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. . burjğ (sıkıntı). [LL 1732] bodrum . pod. koşu.

Orta Avrupa'da Tü [Uy. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. Fr.a. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . bakır pası. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici".< HAvr *bhel-2 şişmek. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. böl[mek Tü [ viii] böl. en büyük. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. Karş.sıkmak. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. Tü üle-/öl(e)-(bölmek. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. kısım [ 1928] şube. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. cüretli. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. cesur. 2. Kaş viii+] bok ekmek küfü. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. geniş. mineralojist. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. bereketli * 14.sıkmak. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. DK. had ve ölçü tayin etmek). tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. Çağ xiv] çok.ayırmak. berduş. paket < Tü *bo.

servis bonus [ xx/c] emri. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün".a. buono] ödeme emri. konveks < Fr bomber şişirmek. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen . ben2. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod.] iyi şey.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. a. senet ~ Lat bonum [n. kupon. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. ) + Lat jour gün " bono. değerli kâğıt. konveks hale getirmek < Fr bom.[onom. ödül. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono.) + Lat filet fileto " bono. hizmet ~ İng bonus ikramiye. kupon. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". bomba bombus boğuk ses. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı.

kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20. CodC. kıyı ~ Ger *bordhaz a. güherçile < Ar baraqa parladı. Buna karşılık Ar barniyyat. +zen borç [İMüh. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. sınır. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. borazan + [Men xvii] boruzen vulg. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır. çerçeve). ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. çoğ. İng. koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. boz. sınır.a. borani [Yus xiv] Acem yahnisi.a. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. salma.a. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. güveç). borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. Acem yahnisi < Fa bürâ a. çerçeve < Fr & Tü boru + . kenar çizmek " borda Karş. kereste ) ~ HAvr *bherdh. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral.kesmek. #1812 Sir Humphrey Davy. İng border (kenarlık.borç vermek veya almak (= Ave pairya.a.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. baranı (çömlek. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. sodyum borat ~ OLat borach/borac a.a. " borda bordür border bitişmek.a.

gevşek. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu.serbest bırakmak. serbest. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. Yak börüök (a. Karş. hamur ve etle yapılan bir yiyecek. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe.a.). Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır. tekne ~ HAvr *bhoid.a. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin. gemi ~ Ger *boitaz kano.börek [İdr. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. azat etmek. kıvırmak " bur[Amr. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır.< HAvr *bheid. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.a. üçgen böreği.a.yontmak. Tü bur. 2. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü.] 1. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir.bükmek. salınmış. kendinden yetişen bitki .[xv+ Çağ] kabarmak. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. sandal. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı.

yapıştırmak. top. Alm.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan.bağlamak. Amer. Karş. çivit. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. ben2. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır.a. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. katmak. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. boya. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. Ar qawm (1. * İnisyal b/m için bak. eklemek. duruş.[viii+ Uy] bağlamak. 2. aşiret. kavim * Boy2 (duruş. endam.[viii+ Uy] bağlamak.boyamak boyar . boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. Alm. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. kına. sıvamak. katmak " boya- boyunduruk . [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. rulo ~ HAvr *beuşiş. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. ulus). böyle <Tü [TS. ulus. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". kabarcık. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. boy1 [ viii] bo5 aşiret. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. iki şeyi eklemek.

[Kıp.yanmak " term(o)+ briç biritch a. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. belirsiz renkli. Yun bré/moré.a. iugulum (boğaz). [Or. hamak İt [LO xix] alkış sözü.a.a.) Türkçeden alınmış olabilir.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . Karş. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca.a. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u. gözüpek. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a. Karş. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur.) + EYun kéfalos kafa " brifing. Arn more (a. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. darıdan yapılan ekşi içki. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca. Lat iugum (boyunduruk).yıkmak. Uy viii] boz-/buz.). boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır.a.[esk. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez.

< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa). İng bridle (dizgin).a. şiş veya çuvaldızla dikmek. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. Fr. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç.çok parlak bir tür ipek [esk. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak. J. pantolon askısı ~ EAlm . tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg.] ~ Fr broderie tığla işleme. 2.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk.a. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. 2. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs.a.a. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur. görev yazısı ~ Fr bref 1.] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı.]. kısa. Balard. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A.a. mektup. 19. kırma. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. kısa not. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu.

2. hantal. bu2 parfüm (= Ave bao5a." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey. makina. buat pyksís. çiğ. bir . aptal ~ HAvr *gwru-to. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. buhar.) * Tü bu (buğu. kaba. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir.a.a. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal.] abdallar.a. işçi. ~ Ar budala' [#bdl çoğ.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap. dervişler arasında seçkin bir zümre. 2.a. 2.a. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. kesim. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. -d.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. (gemi) yelaltı. manivela " bocala-. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. pişmemiş. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. a. yarım * İnisyal b. salak. kaba. 2. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. kavim [çoğ. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". amele. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. kesit < Tü bıç. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a.

burmak. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. < EYun boús inek. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü.]. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. yemek kokusu gibi buharlı koku. burulmuş *büg(ü)r. koruluk. daratlmak.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. 3. kriz. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl.a. boğmak < Tü *bo-/*bu. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. şoke etti. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku. ~ EYun boúbalos a.] buhran [Ömer b. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. ~ Lat bübalus a.tür yemek odası dolabı.a.sıkmak. Karş. mum. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. bühtan bahata şaşırttı.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. [TS xiv.sıkmak. kıvırmak < Tü *bo-/*bü.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap.a. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. bu2.a. bir çeşit balmumu [esk. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd.sıkmak " boğ- . < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. 2. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd.] kin. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. tutan " buhur. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya.

3.çalılık. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç. leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı". bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan".bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". aş bülbül [CodC xiii] bir kuş.a. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı".(karışmak).] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog.karmak.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. toprak + EYun leön aslan)" ebu. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. çiçek demeti. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan. çiçek aroması. buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". karıştırmak * Karş. ağır dayak atma. kargaşa . orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. çalı yumağı.] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. [ viii] bulğa. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren. İng chamaeleon.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir.a. karışık aş & Tü bula-/bulğa. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. Tü bulğak (karışıklık. burbal.viii+ Uy). luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom. bukalemun) çevirisidir. 2.+ Tü aş " bula-.

18. olgunlaştı. bildiri ~ İt bulletino [küç. boy pos. kederlenmek. şaşırmak.Fa mübâr kalın bağırsak. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. bünye < Ar bana yaptı. vardı.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. Bengalli. dert. yuvarlak şey.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır. 2.çalışmak. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. ulaştı. strüktür.bükmek. tomurmak ) + Alm werk iş. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. sur & EAlm bol kütük. iş yapmak ) " balya. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. ben2.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna.] ulaşma. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. İnisyal b/m dönüşümü için karş. kabarmak.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. kıvırmak. varma < Ar balaġa erdi. tomruk [mod. 2. sıkıntı.]yapı.sıkıntı duymak. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. büzmek < Tü *bu-/*bü- . özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak .] [Kaş xi] bur-/bür. sıkıntı. cinsel olgunluk yaşına erdi. ~ Ar bunyat [#bny msd. yapı (~ HAvr *werg.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. mühürlü belge. şehir suru. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. 2.çok ihtiyarlamak Tü *bu. (bilgi veya söz) yerine vardı. istihkâm.sıkılmak < * Bunal.] < OLat bulla 1. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal.a. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. mühür mumuyla yapılan damga. ıztırap < Tü *bun.

yazıhane. ~ EYun pyrgos kule. Fr. Karş. hisar ~ HAvr *bhrgh. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. burk-.kokmak. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün.biçimleri eş anlamlı olup. bükmek Moğ bürü. 2. . 2. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. keçe ~ Lat burra keçe. ofis. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1.* Tü bur-. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi.(örtmek). büz. [TS xiii xiii] büri-örtmek. buğusu yükselmek < Tü bu buğu. hisar. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri.korumak burçak Tü vicia sativa. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli.şiddetle burmak. 2. kule. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a.örtünmek.ekiyle. Aş xi] ~ Ar burc 1. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak.köküyle alakalıdır. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. üstü çuha kaplı yazı masası. koku burç [Kut. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur.a. para kesesi. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt.yüksek yer. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki." bur* Pekiştirici -k. sarınmak. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. hisar < HAvr *bhergh.yüksek yer. sarmak [ xvi] burka-/burğa. hisar. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. bük-.

~ Lat bustum 1.koymak " apo+. saklama yeri < EYun tithemi. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. » " biryan ~ Fa büs öpüş. Tü [ xi] *burış-/bürüş. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam.a. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. büzüşmek < Tü bur-/bür. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. a. evrak veya para kesesi.bitmek " bit- . tütmek < Tü bü buhar. 2. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı.] iyi haber. depo & EYun apó + EYun theke ambar. İncil < Aram #bsr ilan etme. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. ölü yakılan yer.buruşmak. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak.a. the.a.]. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm. örtü [Uyviii+]burın/buruna. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf.burmak. iptal edildi. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. inek (~ HAvr *gwou. bohça ~ HAvr *bhelgh. mezar. f. ) + EYun tyros kaymak.] kese. hükümet bütçesi.a.. 2.a. çıkın < Lat bulga torba. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1.a. 2. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt.a. müjde ~ Aram bîssrâ 1. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. dağarcık.

sıkmak. uzadı buyruk büyü Tü sihir. a.buut [Menxvii]bucd mesafe.. Karş.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. . < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. büyücü. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği). a. [Arg.a. [ viii] bedük a. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. bilgin. bilge .a. < Tü buyur. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. uzaklaştı.] uzaklık.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. Fa buzak (küçük erkek keçi).a.burmak. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. [CodC xiii] büğü a. boy < Ar bacuda uzak idi.

caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. çok konuşmak . angarya. a. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. para alma. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. < Tü çapmak çarpmak.] kudret sahibi. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak .] gürültü yapmak. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı.ekiyle. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. çevik) biçimini açıklamak zordur. Ancak bu halde 5. çevik (~? Tü *çapuk a. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. eller ve kollarla girişmek.

gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. çarpma sesi. nida. a. kartaloz. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. yolun orta veya ana bölümü. şıkırdamak . Tü çağıla. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. büyücü = Sans yâtü büyücü. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. bir tür kötü ruh. CodC. çağla . İdr xi] çatır. ~ OFa câdüg a.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. ünlemek " +kir- * Karş. a. İMüh. paçoz. gölgelik.xiv). hayvanların açtığı patika. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü.cadı. a.şeklindedir. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. şaşkaloz. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman.xi-xviii).xi) ve çağla-(şakırdamak. taş sesi. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. zırtapoz. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. bağırmak . cin ) çadır [Kaş. f. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. akarsu yatağı. 2.] 1. yelloz. (= Ave yâtu. insan sesi. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. tente.(seslenmek. Karş. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. su sesi. bağırmak.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. gürültü . yar.[xi] seslenmek. nal sesi. devir. nida" ve "2. çağır[mak Tü haykırmak. ün. Tü çaw/çoğ (insan sesi. tente.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. Karş. mil (= [CodC xiii] zaman.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem .

çıp-. • Moğ çoğur (alaca. Moğ çak?u (a. bende.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. çekiçle vurmak. Hepsinin ç. Hind çaku (a. akarsu sesi.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. Fr chacal. caiz [Aş xiv] usul. Sözcüğün nihai anlamı "çalık.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. (a. çarpmak.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan .sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. caka [LG188+] kurum. Alıntı yönü açık değildir. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir.a. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. geçen (para. benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır.] geçerli.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. Çağ çakan (balta).ekiyle türetilmiştir. nal sesi. işlem). çel-.). çal-. Karş.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa. çıt-/çit-) mevcuttur. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. şakırtı) çıkarmak * Çak. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.a. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. Fa çaqu.a.a. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. çap-/çarp-. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. çep-. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). kazık çakmak. • Çak-. İng jackal. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. çakmaktaşı çakmak.). çıl-. çet-) ve -ı. [Kıp. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. .] çarpma ve vurma sesi (taş sesi. alaca" olmalıdır.

insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. Kıp xiv] saz çalmak. a. ayakla vurmak. endam. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal. gösteriş. 2. bıçak vurmak. bıçak vurmak. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1.vurmak. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. 2. vuruşmak. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. Ar mid?rab (çalgı. yaralı.) Ayrıca çalı çırpı. vuruş.vurmak.tekerlek. kesik. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. mızrap) < d?arb (vurma).kesmek. kakmak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak. güreşmek. alacalı hale getirmek. devre. çark. < Tü çal. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. çamur veya boya vurmak. şaklamak. Ayrıca karş. [T S xiv. 3. 2.(vurmak. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. boy pos < Tü çal. çarpmak " çal- .çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1.çarpmak. çabalamak < Tü çal. çömlekçi çarkı. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa.] celbeden. alacalı * Karş. [Ali xvi] çakşır .Tü çalık [Kıp xiv] a.1. [DK xiv] talan etmek. vurmak. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. atik. saz çalmak) çevirisi olmalıdır.a. çelik2 (kesik dal parçası). kesmek). 2. bıçak vurmak. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. darbe. çevik . döngü.saz vurmak " çal- * Karş. kakmak. Çağ çalağan (a. yağmalamak. Kırg çalğı (tırpan). çarpışmak. vurmak. tokuşmak. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. TS xv] 1. [T S xv] gayret etmek. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. çal[mak Tü [Uy viii+] çal.

* Modern kullanımı "çarpışmak. cam [Yus xiv] kadeh. Neş. Ancak Ar şamc (mum. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. dört parçalı köçek zili. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. bardak" iken 17. cem eden. 2. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. kâse. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. < OFa gâv inek.a. bir araya getiren. Karş. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır.sarsmak. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. [Men xvii] cameken/camekân a. haşarı. camız/camus [Env xv] camuş. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. cami [İrşad. fakat 20. itip kakmak. kastanyet" çehar. KGunya xiv] toplayan. bardak.a. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. 2. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. " biftek . su sığırı = Aram gamüş a. sürahi (= Ave yama. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir.a. SIRÇA. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir.a. 2. Ancak Ar şamc (mum. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. f. giysi yıkayıcı. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. dört parça. çamaşır [Arg xvi] 1. a.a. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri.a. soymak. kadeh. deli gibi oynak < Tü çalvurmak. şüy.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. ŞİŞE.] 1. ~ OFa gâw meş a.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz.. kavga etmek" anlamından türemiştir. [Tuh. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. sığır ~ HAvr *gwou.

ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl.biçiminden İng quick (canlı). çamur <Tü çökmek. fedakârca . şiirde "sevgili" [CodC xiii] . Lat vîta (hayat).) ~ HAvr *gweis. yüksek rezonanslı darbe sesi. Lat vigere.a. hayat). çıngırak can [Kut xi] . HAvr gwi-wot. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a. büyüten. 2. Gael beatha (can. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek.] yan. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. yy sonuna dek rastlanmaz. * HAvr *gwi-o. zoe (yaşam). Lat vîvus (canlı).] canlar. [Men xvii] canver vulg.biçiminden Sans cıva-.a. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. M A N D A . canan canavar özellikle yabani hayvan.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. kenar. = EFa civa-/cwa. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren.a. her çeşit hayvan " can.artırmak. vigor (canlı ve güçlü olmak). parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş . ~ Fa cânwar canlı yaratık. Bak. çok (< Fa fuzüdan. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa. çan. canavar hayvan. oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. fızâ. Tü *çoğmur dibe çöken şey. fazla. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. HAvr *gwi-g. cangıl [ xx/b] çorak yer. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. HAvr gwî-wo. çul) ile ilişkisi kurulamaz. a.a. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can.biçiminden EYun bíos. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan.biçiminden EYun zöio (yaşamak). +aver [KT xix] ince.Fa can fızâ cana can katan.

1. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. çarpmak. dört nala at sürmek " çarp* Karş. yalpa. savulmak. [Kıp xiv] çapak a.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. saldırı. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. Tü *çalp-/çap. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+). (Tatarca) *çapağul < Tü çap. pislik. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. akın. [TS xv] talan eden. [TS xvii] çapul a. < Tü . çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ".çanta xvii] çanta a. [TS xvii] çapıt eski bez. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. zıt yönlerde olma. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. bel [LO xix] pasaklı. talan. özellikle göz pisliği. heybe. sapmak) + Fa rast düz. 2. talan etmek. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri .a.İt zappa bahçıvan aleti. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. çapul. diyagonal & Fa çap aykırı. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). sağ " çeper. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. çapulcu çap. * md > t değişimi doğaldır. tüfek ve mermi ölçüsü.a. yalpalama. paçavra. yalpalama. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân.çarpmak. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. yalpa.çalmak. hacim ölçüsü . [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. a. 19. sol (< Fa çapîdan dönmek.çarpmak. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir.

carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. çardak .a. kylindo (dönmek.İng charleston 1. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. Rus hükümdarı 4. car car çağırmak. divanhane " çehar. 2. bar bar bağırmak.veya -n-etkisini düşündürür. mekanik .] cereyan eden. gürültü.yöntem. çark. yuvarlanmak). [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. nara . f.sesinin ötümlüleşmesi -n. devir (= Ave ça%ra. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. İnisyal ç. . [TS xiv] carılda. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak .seslenmek. dişi köle < Ar cara aktı. usul. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü.car.] 1. genç kız. çarliston [Cumh 1928] bir dans. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. gürültü etmek " çağır* Karş. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. kayzer. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek).] yük. çark [Aş. [LO. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi.a. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. a. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1.a. 1923'te James P. Karş. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. akan. tekerlek. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa. [Men ] çarTak vulg. tak1 [Kut. 2. Gül xiv] hizmetçi. = Sans çakrá a. imparatoriçe. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. döngü.bağrışmak. sıklet çarçur etm. [ML 1969] bir tür biber .] çekme + Ar a6qâl [çoğ.Fa çar Tâq "dört kemer". çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator.

çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. ruhsat. mıh [T S. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. casus casus [KıpGul. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. vulg.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. yol (~ OFa sög a. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. iki yüzlü. yağmalamak < Tü *çalp. [DK xv] çarp. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. ani eylem sesi. çalmak. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. çârşef/çârşaf .seğirtmek. [ xx/c] frapan. akın etmek. [CodC. Cumartesi < İbr #şbt dinme. ferman. elle yoklama. araştırma. a. kılıç vurmak < Tü çal.a.] "kâğıtçık". 2.çarpmak. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar.kökünden türediği anlaşılıyor. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. 2. yön. çarşaf [CodC xiii] çarçav .ekiyle çal. vurmak. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır. ferman. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. talan etmek. Anlamların tümü "vurmak. ara verme. kılıç vurmak. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. inceleme ) . cass/macassat] yokladı. atı hızlı sürmek. koşmak. Karş. çapak. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. [Arg xvi] çârşeb. Cumartesi. berat. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci.a. dörtyol. DK xiii] çap.kamçı vurmak. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. yan. talan etmek.2. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. yellenme sesi.

çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. dazlak. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan. çatlama sesi. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. el çarpma sesi çıkarmak.seslenmek. cay[mak [DK xv] çay. akarsu. [BK 1799] çağlağan .çarpmak.a. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak.) ~ HAvr *yewos a. dikmek. çavdar Fa caw arpa. dayak sesi. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. genelde tahıl.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw.a. vurmak. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş.şaklamak. topal.[onom. şelale. Karş. bağırmak. ETü çantur. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . = Sans yavah a. [LO ] darbe sesi.a.a. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba.xv). [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi.çat.(caydırmak . hububat (= Ave yava. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. Tü? .dönmek. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli. münadi < Tü *çağ-/*çaw. [Oğ xi] katmak. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz.

+kir* Edirne halk ağzından 20. bağırış.a. camellia sinensis. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e.] bağırma sesi" caz2. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. şamata. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. bir tür müzik ~ İng jazz 1. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. Rusçadan mı alındığı açık değildir.a. çekicilik < Ar câ5ib . milvus milvus. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. 2. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. [Ç ağ xv +] a . [TDK 1974] toy. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. caz2. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. tellal. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. * Çin kökenli olan bitki 17. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. [DK xv] çayır . acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. takım " caz1. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. Üçüncü anlam. 2. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda.bağırıp çağırmak.) ~ Çin ça' a. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü.a . Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. ses etmek < Tü çaw ses.

[Kadı xiv] cebe silah. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. 2. büktü. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. [KT ] ceberut kibir. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. celal. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. zor. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). matematikte cebir. kabarma. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. kaynaştırdı. [ML 1969] cedelleşmek hlk. yeni < Ar cadda kesti. cephane.] cezbeden. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. şiddet < Ar cabara 1. zorluk. çekişme.] 1. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). yy'da türemiştir. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . kırık kemiği kaynaştırma. iktidar. şişme. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. 2. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. çeken. 3. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. taşra. niza. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. 2. sentez. [TDK 1955] becelleşmek . çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. birleştirdi. kesik. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . keş1 [Kut. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. güç. keskin idi.] kabalık.] tartışma. zorba (sıfat) . • Fr algèbre.Ar cabarüt azamet. çekişme. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd.] 1.

tartmak " çek- . asmak. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. görüntü.a.a. çekin-. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır.a.(dört). hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. [passim. Lat pendere (çekmek. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. = Sans çatúr a. ~ OLat scaccus a. ~ OFa çakk a.] bilmeme. suret = Sans çitrá resim. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. çekimser. pondus (tartı). quadraginta (kırk).: çek-. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah.ip çekmek. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi. 2. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. katlanmak. tartmak). satrançta şah hamlesi [xiv]. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8. xiv] tartmak. çizgi çekmek. bir şeyin gözle görünen yüzü. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. çeki.a.-7. idea (= Ave cithra.a.görünme. çekince. ~ Ar cahalat [#chl msd. köylü. denetlemek. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. E Yun tetr-.) ~ HAvr *kwetwer a. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. çekingen.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek.a. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş.] bilmeme. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd. 2.a. ~ Ar Sakk a. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. belirme.a. kan çekmek. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1.a. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. Slav çatr.

carıldamak < Tü çak/çakır [onom. çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. [Men xvii] vurmak. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. sert tabiatlı.] ihtişam.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd. İnisyal ç. ululuk. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. Karş. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. • ç. azamet. kızgınlık . yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi .a. azamet..fiilini andırır. çal-/çel-.] sabır. özellikle ayakla vurmak = Tü çal.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] .çekiç Tü [Oğ xi] çekük a. yücelik. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] .Ar calâl [#cll msd.a.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği. [KT xix] celalli çabuk kızan. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . celal [KıpGul xiv] büyüklük. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak.. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom. [LL xviii] arzulamak. [TDK 1983] celal öfke. içi çekmek.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. çalım/çelme.

Sözcüğün 11.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır.* Halen yaygın olan "öfke. çubuk. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. mola verme.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. usta. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd.] çağırma. gösteriş. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. efendi. (mecazen) rab. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim.a. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi .. haç. kesilmiş dal. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. kırbaçladı. xiii] yüce kişi. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. 2. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ". [TS xvii] kibar. tedarikçi < Ar calaba çağırdı. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek.].) Türkçeden alıntı olmalıdır. ithal eden.etkisiyle sesli incelmesi görülür. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. getirme < [Ali xvi] oturma.] kırbaçlayıcı [esk. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. 2.kesmek. cellat [Kıp.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip..] mal getiren. endam. DK.

kömür. [FBaykurt 1971] hırlamak. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. a. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. köz. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır.] ~ Ar camâl[#cml msd. kazan çember [Yus xiv] .cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. #cmhr kökleri "toplama. Karaman kimyonu. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. aritmetikte toplam. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. cemaat topluluk. toplantı" cem [Aş. evvel * -z. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. bir araya getirme" anlamını taşır. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . #cmc. a. dırlamak.] toplama. kasnak = Fa çapar a. cemiyet [#cmc msd. tekne. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. kor. topluluk < Ar camaca topladı. a. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar.) * Karş. bir araya getirdi * Ar #cmm. DKxi] camala [msd. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3.] güzellik < Ar cemal [Kut. < EYun kymbe kâse. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. = Akad gumâru a. toplanma. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a.a. 2. 2. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. halka. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. toplama. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak.]1.] 1. [Men xvii] kasnak.

Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. Aynı kökten Ger *kinn. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. < Fa çang tırnak. ~ HAvr *genu-2 a. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur.). çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. bir şeyin iki yanı.a. embriyon " cin1 cenk büyük olay. tırnak. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir.EFa çanu. cenah [Mercimek xv] mecazen kol. etrafını çevirmek ) " cin1 . KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. çene [TS xiv] çene/çene . nezd.a. * Karş. kapatma. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf.] 1. Fa çana zadan (= çene çalmak). hadise. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. a. gasl etmeyi gerektiren durumda olma. [İdr xiv] çene . sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd.Fa çangâl/çangal pençe. mekanizma. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. a. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. -k ekinin işlevi belirsizdir. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma.cenabet [İrşad.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma. şer'an kirli olma. ~ Ar canâb [#cnb1] yan.a. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. kat.] kanat. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a.> İng chin (a.a. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey.a.a. 2.

• Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. Karş.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. kucak. bahçe). şimal. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi.] yara" . çent[mek Tü? [TS xiv] çendele.] 1. çevre duvarı. 2. çeper [DD xx/b] dış kenar.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. artık. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. koyun. 2. 2. çeper cephane [DK xv] cebehane . çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. 2. [TS xvi] çent-kertmek. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri.* Karş. halka. iki meme arası. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır.ince ince kesmek. çit. [Men xvii] ceyb vulg.] 1. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. 3. 3. ceb/cîb 1. alın.] çekme. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. kasnak. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. bir şeyin ön tarafı. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. kuşak. cer çekme < Ar carra çekti. cep [İrşad xiv] ceyb . Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. kibar kimse & İng gentle zarif.

f. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. tabaka. suç.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür.a. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. dolan < Ar curbuz hilekâr. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd.a. soymuk. 2. f. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im.)" çehar.] akım. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. . özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. macera. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. cereyan. dörtgen. akış < Ar cara (hızla) aktı. kitap. maceraperest. [KT xix] beceriklilik. çaçaronluk. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. icra. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu .] hilekârlık. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır.] suç. yaprak. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres .] yaralama. ılıcalar). a. [T S xiii] çeri er. garmiyan (germiyan. cariye. cereyan akıntı. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. asker ceride [Men xvii] defter. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. yonga.] ameliyat eden.a.] soyulmuş şey.a.

eskiz. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. kadavra. atıldı.] lakırdı. HAvr *kweks-mn. çâş. ışık < HAvr *kwek. tad. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf.tatmak (= Ave çâş. küç. Karş.] cesur olma. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom. sohbet. tadan < Fa çaşîdan.a. tadılan.] çiziktirme.a.tatmak. çâş.] girişken.görmek çeşme pınar. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. tadılan. gözüpek. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış.] insanın fiziksel varlığı. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. aydınlanma.tatmak. ~ Ar cadd [#cdd1 msd. önemsiz.) ~ HAvr *geus. çeteci [Kan xvi] akın. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış.] cüsseli. 2. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. göze ~ OFa çaşmag a. lezzet (< Fa çaşîdan. EYun geüo (tatmak. cüsse < Ar casuma büyük idi. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç.görme.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. tadan. yemek) ~ OFa çaşnlg a. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. girişti.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. rastgele . çeşni [Aş xiv] . ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir.a. mostra.] büyüklük. lezzet tadım. cüsse. sürahi" çeşme. [Men xvii] çâşnî tad.] kâğıt parçası. a. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. büyük.a. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. a. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd. laklak çete Sırp çeta haydut. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. tad almak). müsvedde ~ EYun s%edârion [n. müsvedde < EYun s%edios geçici. hacimlilik. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey.

] [İdrH xiv] kırılması güç. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a." çevir-.çevirmek. eğir-/ewür-. DEVİR-. sert. . Erm nguz (a. eğir-. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. a. a. a. teğir-/tewür. OFa gawz. ip ördü. 2. zor. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. * Karş. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir.). çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. cevahir [Aş. öz. çat pat. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. [Kazak ] Tü çat-/çet. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. çetin Tü çitin a. izin < Ar caza geçti [Kut. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş. kesiksiz çizgi. İbr egoz.a. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. çetrefil bir deyim * Karş. kriket < Fa çawl kıvrık.] dönme. [Kırg ] çetin zor. DK xiv] sopa. Karş. küçük akarsu. bu sopayla oynanan oyun.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir.vurmak. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. ~ Aram gawzâ a.] geçit.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. dolanma < Ar câla döndü. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. sert (özellikle ceviz). ~? Fa çabuk hızlı. a. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. +men2 ~ Ar cawz a. su kanalı. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi.

] cevelan eden. a. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. asl. muhit. ateş parçası.Ar cihaz [#chz msd. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. f. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. yağmalama) ceza [Yus. kor.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. " cihaz [EvÇ. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd.a. köken. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma.a.] a. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz. yek [Men xvii] çâryek vulg.] çekme. donanım. 2. çeyrek dörtte bir " çehar.] askeri birlik. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban .Ar ca5wat [#c5w] 1. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd.a. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu.] 1. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya .] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. civar. ~ Ar caSbat [#c5b msd. cezir < Ar cazara su çekildi. f. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a. 2. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. DK xiv] caza bedelini ödedi.] < Ar ca5r kök. 2. 2. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1. kor. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. kök.

dzdz. örme. mücadele. cıbıl onom suda yıkanma sesi. Anlam ilişkisi için karş.a. 2. a. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek.a. sivrisinek.) çevirisidir.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a. follis (şişkin şey. maya.çift koşmak. emzik. kese. 2. balon) = flâre (üflemek. çift [CodC xiii] cüft/ceft. iki şeyin biri. ş > ç dönüşümü tipiktir. güçlenme.a.cıbı. çiçek açmak).< HAvr *yeug. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. [ML* xx/c] bir bilye oyunu. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. esmek. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1.a. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir.a. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır..] çatışma. cici çoc [DK xv] cici bici süs.] ciddiyet. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. (= Ave yu%ta. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. keskin idi. ip ördü. şişkin şey. duvar = İbr gader a.(1.a.) ~ HAvr *yug-ta. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. Lat floş (çiçek).) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. üflemek. 2. 2. şişirmek) < HAvr *bhel. koza). huy < Ar cabala kalıp döktü. keskinlik < Ar cadda kesti. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş. tartışma < Ar cadala burdu. ip bükme.kabarmak. çiçek açmak). mafiş anlamında deyim. [Uy viii+] çiçek a. posa < Erm dzudz. İng blow (1. süslü < ~ Erm dzdzig 1. şişmek. meme ucu. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. güç gösterme ) cidar çit. gayret.

Fa tar (yaş.sıfat ve isim). çığış (gürültü . gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. nem (isim) Karş. ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a.xi). pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol. Sans yóga (boyunduruk. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. [İMüh xiii] çig . yaşlık. patika. çift koşma)." çağır- . iugum. çiğ2?. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat). (= Ave yâkars a. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. iocor. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. zeûgos (çift). yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . crocus Tü çig yaş. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için.a.) ~ HAvr *yekwr. zeûgma. • Karş. çağırmak.a. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir.a. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. çiğdem. = Sans yákrt a.a. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş.). çile-. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. * Aynı kökten EYun (h)epar. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki.* Aynı HAv kökten EYun zygón. ses etmek < Tü çağır. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . İng yoke. [CodC xiv] çiyik .(a. Lat iocur. y > c dönüşümü Farsçada tipiktir.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara.xiv). yüksek ses. Lat iungere. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer.a.a. gürültü. 2. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). yaşlık .

+gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren.a. cihanşümul cihangir [Ömer b. cihannüma.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. gayret. mücadele. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. atlas. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. numâ.a. a.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd. çaba. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan.. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. Aş xi] ~ Fa cihan dünya. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır.a." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş.ekiyle. [KıpGul xiv] çiyne.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. gayret etti cihaz cihet bakım." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa.göstermek ) " cihan. yön. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. a. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar. alan " cihan.. cihangir. cihan (= Ave gaethâ. evren ~ OFa gehân a. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. cahd] çabaladı. coğrafya veya tarih kitabı.] 1. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. 2.] yüz. .bağırmak <Tü [LO xix] feryat.) [Kut.

~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. aydınlattı. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak. [LO xix] çıldır. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi.çıkın çıkış[mak çık. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. makara. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği . çıkrık (= Sans çakrá a. karışık renkli.a. ortaya çıkardı. parlatma < Ar calâ parlattı.dürmek.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b. delirmek.gözleri çıldır çıldır dönmek. fıldır fıldır dönme sesi " çak- . şakırtı ve şaplama sesi. ABD.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı.a. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir.a. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. berraklaştırdı. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir.] parlaklık. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra.

ortaya çıkardı" cila .ıslatmak. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. yy'da ehlileştirilmiştir.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. özellikle erkek incir). aydınlattı. kırk günlük süre.a.) ~ Ar cild [#cld msd. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. çelimsiz.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. a. a. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. bir tür su kabı.] 1. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. kırklık. 2. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. kaymak gibi. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. kâr cılız [LO xix] zayıf. = Akad gildu a. 2.. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. [Ali xvi] çille a. yüzünü açma. iplik yumağı.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. narin zayıf. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. = İbr geled a. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. a. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. cıvık. gebelik * Fa gule (gülle. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık.

Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek.suya dalmak) * İnisyal ç. [Veled xiv] çümen . tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi.] cinsel cima [İrşad. [Gül xv] çemen Tü çım çayır.) Türkçeden alıntıdır. otla kaplı * Fa çaman (a. kafatası. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. 2.a.etkisiyle sesli incelmesi görülür. Dd2. caes. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. (pire) ısırmak.suda yıkanmak (= Moğ cımu. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım. >c. tahta kâse.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun.veya *yınğ-eşdeğeri olup. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz. mıcır. kırık taş. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. sefil. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. kırmak.kesmek. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve.] kafatası. Moğolca biçim Türkçe *yım. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. [EvÇ. 2. sefil. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen .[xiv Kıp. dilenci .

cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. berduş. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. kavga (argo) tsíngra kavga. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir.a. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a.] bir cinsten olma.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. örttü (= Aram gensyâ cin. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç.a.] suç. Batı dillerine 16. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir. yy başlarına dek "her türlü suç. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. telmih. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu.ardıç çinakop çınar a. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir.a. " günah * Türkçede 20. Çin ç'un a. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. çitle çevirme. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. saklama = Aram #gnn koruma. yy] a. çın. görünmez varlık < Aram #gny gizleme. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. çıngar [LG188+] gürültü. yy'da alınmıştır.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11.a. yy sonuna dek kullanılmıştır. cunün] gizledi. günah. yoksul . yy'da Hintçeden aktarılmıştır. sakladı.

] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. < Tü .) Almancadan alınmıştır. 2. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür.a. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. İng zinc (a. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. zıpkın. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. ırk.a.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir.a. basit şarkı.a. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. a. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. pislik (isim) çap-/çıp. cingıl müziği < çıngırak [onom. Çin işi.a. pis (sıfat).] bilinç örtünmesi. 2. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. çarpmak. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. çatal dişi. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom.çalmak. quint. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. ~ EYun génos a. soy. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir.a. diken. kıymık.

Erm çreş (a. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil.). 2. • Ses değişimi inisyal c. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a.a. Tü sıyırmak > sırık. hacim. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. ab çirkin Fa çirk pislik.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. kirli. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. meratibin ilk basamağında görevlendirmek. 2. (= Ave sraeş. lamba.a. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". card] soydu. pis. çeviren. [TS xv] cırılda. sırık < Ar carada [msd. uşak . [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi.etkisiyle açıklanabilir. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır.) * Karş. [Aş. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum.Fa çarâğ/çirâğ kandil.a. lağım & ~ Fa çirkin 1.a. a. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek.a. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a. meşale.)" cürüm . asphodelus.a.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası. kandil. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. döndüren. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki.] cüsse.

[BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. hafifçe çarpmak. mızrak < Tü çit. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. dikmek " çıt. kargı. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. 2. ~ EYun gyros dönüş.a.OLat gyrus a. çırp[mak <Tü [ xiv] 1. terebinthus.a. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. dönüş. fiziksel varlık.katmak. döngü. 2.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem. < Sans çitrakâyah alacagövde.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. fındık. a. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. .ciro [ 186+] ~ İt giro 1.] beden. talaş. döngü.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. kabuklu yemiş.] " çat İnisyal ç. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü.a. ticarette ciro . kesmek. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. yaşlık cisim/cism[Aş.

civa ~ EFa jîva. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı.a. özellikle kuş yavrusu. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). civan . canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. yiğit. komşuluk < Ar cawara [msd. dolay . İnisyal ç. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç.) < quick (canlı).(sivri bir uçla kertmek). " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir.a.] küçük anahtar. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık.] havalar.a.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş. Karş.< *çıwz. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı). komşuluk.a. Fa cuje/cuce (yavru.] mücavir olma. İng quicksilver (a.a.genç ) ~ HAvr *yuwen. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. canlı. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. [LO ] etraf.Fa cawân/cuwân genç. a. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. biz. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu.] oğlancık < Fa cuwân oğlan. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç. [KT ] cüvan vulg. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. (= Ave yavan. cömert kimse " civan. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a.a. cıvı[mak < Tü cıvık sulu. kişi) . " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. piliç). İng young. civa OFa jîvag/cîvag 1. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. civanmert [Mercimek xv] . Alm jung (genç). 2.genç olma. Fr jeun. [AL 192+] cıvımak sulanmak.a. [Yus xiv] cüvan genç. çamur. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi.civa1 [Kıp. cüce. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. Ayrıca bak. < HAvr *yeu.

). çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi.. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz. Moğ cıru. İnisyal ç. a.a.etkisiyle sesli incelmesi görülür. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı.hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir.(a. [Oğ xi] çayan cız.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ.ekiyle eş işlevli olan -iktir. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. Karş. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki." çiz- [LO xix] cızıktır. sivri uçlu alet" çivi * Karş. çizgi çizmek *çıw çivi.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo).a.. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. < öz Gesù/Jésus İsa ." çiz* Semantik evrimi açık değildir. kısık sesle söylemek. yy'da kurulan bir cemiyet.(= Moğ cırug çizgi. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı".

küçücük. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. Aynı kökten *çönğ. kaynaşma -xi). çağırmak . kesmek. Ayrıca cücük. çoğla. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. oturmak. a.bağırmak. gürültü. [DK. çök[mek *çoğ. tazmin etme) kökünden türetilemez.xi). Tü [Kaş xi] çok-/çök. belki çürü. kaynaşma (isim). çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. ETü çıçamuk (küçük parmak). -k. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh.vurmak.xi). çoban [Aş. inisyal ç. haritacılık. her şeyin küçüğü.olup.pekiştirme ekidir.xi). ço%. çoban.etkisiyle sesli incelmesi görülür. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk.] haraç. koparmak " çal- . cıcık. Karş.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır.(üşüşmek . çöp (tortu). [Çağ xv+] çuçak cüce.a. 2.(bağırmak. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. reis. bedeninde yara < Tü çal. köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. çağırmak.(tortulaşmak). gürültü etmek " çağır* Karş.dibe inmek. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza. • Sıfat olarak 14.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. Tü çoğı (münakaşa . öncü. çoğrama (fokurdama. coğrafya " je(o)+.> çöm(dibe çökmek).

çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. sopa.] a. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. kâse. [Kan xv] çölmek . özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . çökmek " çök- Karş. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem.inmek " çök* Çök. iunc-kenetlemek.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. lobut. çömelen" anlamında. . beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. sopa.TS xiv-xvi). cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. çör." * Karş. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. değnek Tü [xi]çöptortu. Kaş viii+] çom-/çöm. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. iri başlı topuz. birleştirmek. çörüntü (tortu . a. [Men xvii] çölmek vulg. 2.ve göm-).çift koşmak. çöp.batmak. delikanlı" civan. çöl. çökelti. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. gürz. Tü çökek. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri.çolpa + Fa pâ ayak. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar ." çöm- * Muhtemelen "oturan. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. < Fa çam tahta kadeh. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. Kürd çemık (kepçe). Final -m. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. vurmak. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş .

Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba. " jön . tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. köpürmek < Fa cöş kaynama.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. aş (~ OFa bâg a. [Arg xvi] çorba . şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak.a. = Akad gurâbu torba. & Fa şör 1. çorak alan [Kıp. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer.) ~ HAvr *yeus-s. lekeli çap. zyme (maya). benekli) = Tü çakır/çağır. Moğ çoğur (alaca. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.) Orta Farsçadan alınmıştır.a. galeyan etmek. galeyan etmek.Fa şörbâ a.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. = Sans yüşân. bulanık. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı . karışık + Fa bâ yemek. tuz. sopa " < Tü çopur [EvÇ. < HAvr *yeus. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a.a.kaynamak. kabarma. ekşi.ara biçimine işaret eder. daire. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. • Karş. ajite olmak.çarpmak. halka. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. (hayvan) azmak. [Kıp xiv] cirâb torba. kılıf. kese.çöp2 cop [ xi] çöp çıta.a. acı" çorba * Ar şurac (a. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla.veya *çalp. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak).a.a.a.a.a. çorba [Yus xiv] şorbâ . galeyan (= Ave yaoşti.a. tuzlu. [T S xiv-xviii] şorva . tuz gölü.a. 2.

jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay.erimesi ve ç. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. küçük. kaşın altındaki kemik.] küçük değnek. mezar çoku.çöz[mek Tü [ xi] çöj. çöküntü. Karş. bir bağı açmak. sopacık < Fa çüb değnek. göz yuvası. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru.] yavru. küçük. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. özellikle tavuk yavrusu. xv+ Çağ] dibe inmek. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1. ~ Fa çübak [küç. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. civciv * Karş.[xi. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. çökmek " çök- < Tü çok-/ . 2.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. ince dal < OFa çob dal. özellikle kuş yavrusu. çıta. [BK 1799] cüce tavuk pilici. [CodC xiii] çıbuk değnek. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir. cücük civciv * Karş. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir.

2. cümle [passim xiv] bütün.çul [İdr xiv] çul. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. örtünmek. tamlık. [Men ] 1. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. bir şeyin tümü. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf.çulla sarınmak. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir.] ~ İt gibbo çıkıntı. cumburlop onom [LO ] şumburlop . [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk.] bütün olarak. . herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. bütünlük. bütün. [Men ] cüll vulg. umum. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. 2.] 1.] oturma. halk topluluğu. KGunya xiv] toplanma günü.

madem ki. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. a. 3.İsp junta 1. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. cünüp [İrşad. 20. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. öyle ki . (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. * Karş. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara. alüvyon. ittifak. şamata cüret cesaret etti.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır.çünkü [passim xiv] çün ki 1. 2. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. . ceset = Aram gttâ a. eti kemiğinden ayırdı.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. ne zaman ki. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. 2.. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. ceset. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd.] şahit olunan " cürüm.Tü çöb/çöp tortu.] suç < Ar carama 1. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü.] cenabet olma. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış.] beden. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. 2. kemik kırdı. birlik.

[Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a.] 1. portföy . Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan.] gıdıkladı.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. kargaşa. gıdıklama. a. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. unsur. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd.] cüzam hastalığı. 3. [Men xvii] kitap veya evrak çantası. [İMüh.a. gıcıklama. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. 2.tat almak. lepra < Ar caSama [msd. Sogd daġ. tadını beğenmek. düz. ağabey.dikmek)" çuval cüz ünite. a. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. birim. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . anlaşılmaz şekilde konuşma.yakmak) ~ HAvr *dhegh. teşviş < Ar daġdaġa [onom. anlaşılmaz şekilde konuştu vb.(yakmak). kitap forması. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. Karş.] çok küçük (miktar).) [Uy viii+] tağar torba.Fa cuz'dan cüz kesesi. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara.

dönüş.] giren.bayılmak. dahi1. araya girme.(tohum saçmak). derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf.(dağıtmak. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. rafine. ince ayrıntı. f. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf.] (bir şey etrafında) dönen. [LO xix] yönetim mekânı. gelir.] 1. bilinci kararmak.suya dalmak dal1 Tü [Uy. 2. ince (iş). [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç).] ince.] 1. getiri.] döngü. [Ali xvi] muhit. narin < Ar daqqa ufaladı. ofis. kazanç. f. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. 2. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. [TDK 1974] 1. çevre. daha (zarf) (bağlaç). 2. yorulmak . dahi (bağlaç). tarı. çember. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. saçmak). inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa.] devam eden.* Aynı kökten Tü tar-/tara. girme. partikül. suit dâ'irat [#dwr fa. Akad daqqiqu (çok küçük. büro.] akıllı. halka. verim msd. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. Kaş viii+] tal. [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. nüans. deveran eden < Ar dara döndü. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. ince).

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a.a.germek " de+. deters. < İng to detect ortaya çıkarmak. 2.a. gevşetmek ~ Lat detendere a. tens. vezir. perakende satmak & Fr de.gök gürlemek " de+ detone de+. struct-dikmek. bilge. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme. "el alma". perakende (satış). < Lat detergere. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran.gün. a. "el almış".a. temizlemek & Lat de. şeytan. detect. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır.a. keşfetmek ~ Lat detegere. ~ Lat destruere. 2.+ Lat struere. & Lat de. açığa vurmak & Lat de. & Lat de. güneş tanrısı " jurnal .bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. & Lat de.a. inşa etmek " de+. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. güneş. détruir] a. Yus xiv] izin. Amer. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı. destruct. kimya şirketi.a. ~ Ave daeva. açmak.destruir [mod. bilgin. ters. ^ 1938 Procter & Gamble Co. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı.. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık.a. müsaade ~ Fa dastür 1.+ Lat tegere.örtüsünü kaldırmak. tect.a.a.tanrı < HAvr *dyeu. cin ~ HAvr *deiwo. müsaade ~ OFa dastwar a. strüktür * Türkçede 20.örtmek " de+. ruhsat.bir şeyden + Lat tergere. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. keşfeden. cin ~ EFa daiva. izin.+ Lat tendere.silmek. destur [Aş.a. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak.

] 1. deve Tü [ viii] tebe/tewe . torba " de+ * Karş. dönüş.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev.kökünden türetilmiştir.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. 3. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. açmak [esk. iktidar.çevirmek.a. kudret. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a.] dönüş.olup. viyadük devlet [Kut. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd.] 1. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. Tü *dev-" devir- * Devir. kabuk. Farsçada örneğine rastlanmamıştır. 2. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. [Uy. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. evir-. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. Kaş viii+] tegür-/tewür. idari görevle dolaşmak) .] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. ~ OLat deviatio a. Karş.ayrılma edatı + Lat via yol" de+.) zenginlik. ortaya çıkarmak. & İng de. kaldı. kabuktan veya torbadan çıkarmak. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. & Lat de. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. Fr/İng envelope (zarf). fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. 2. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. siyasi egemenlik. çevir-. deveran etmek. valör devam Ar dama sürdü. deva [Aş.a. zaman. Lat deus (tanrı). devir/devrdöngü. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. • Ar dawr (devir.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. geliştirmek. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd. 2.* Aynı kökten Sans deva-.]. EYun Zeus (güneş tanrısı). 2. dönmek.a. deveran döngü.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. teftiş etmek. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. denetlemek. (mec.

[Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. devran durma. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. içine işleme. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. bir şeyi baştan başa katetme.fiiliyle birleşmiştir. bir köşeden diğerine çapraz gitme. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme.] dönüş. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd.(toplamak. [Ömer b.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme.a. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme".] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür.xiii TS) < der. di. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. tebdil etmek. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im.değiştirmek. derlemek . enforme dezentegre [etm " de+. Mezid xv] devriye [nsb. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. . Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. deveran etme.iki ~ HAvr *dwo. bilgilendirme " de+. a. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez.

(seyretmek). İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır. Tü depek (tekme atan . didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. dağıtmak. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. göz < Fa dldan. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. Bak.a. 2. Erm tid. wen. dilate. 3.xiv Kıp).< HAvr *dheis.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. dilat.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç. farklı kılmak & Lat di(s). görülmüş. küçük ipek parçası.+ Lat fundere. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit.döküp saçmak & Lat dis.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1. lat. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. diferansiyel hesap.görmek. getirmek " dis+. 2. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka.öğretmek ~ HAvr *didnsko.dökmek " dis+. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. bedbin.< EErm dit. bin. didak.ayırmak. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö. görmek.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. ayakla * Karş. 2. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. diffus. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. fus.] 1.a.+ Lat ferre.görmek ~ OFa dltan.dövmek. Fr. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. TS* xv] ~ Fa dlda 1. didaiti bakmak. görmüş. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. öbür ~ OFa . Karş. farklılaşma < Lat differre. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. gören. görülen.

dike (yargı). ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey.(işaret etmek). yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. Farsça sözlüklerde yoktur. dik durmak. vertikal < Tü *ti.HAvr *kâ-mo. özellikle belli etmeden bakma (argo) . dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi.< HAvr *deik.sert olmak. dik Tü [Uy viii+] tik 1. şeri3 * Muhtemelen 20. dictare (bildirmek). . kılı kırk yarma. dirençli. dîcere (söylemek). dikiz [LG 188+] bakış. ince olma.işaret etmek.)" diğer. sayısal < İng digit tamsayı.saplamak. deig. sert. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. digest. detaylı olma. canlı. yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. belirtmek. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik.çözmek.a. ağaç dikmek < Tü *ti. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. 2. rakam ~ Lat digitus parmak. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. saplamak. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. arzu (= Ave kâma. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. gest.delmek.sevmek . E Yun deíknymi. sokmak [ xi] tik. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik.] incelik. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. İng teach (öğretmek). hazmetmek & Lat di(s). anıt. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey. direnmek Tü [ viii] tik.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd.dik duruma getirmek.< HAvr *kâ.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven.a. rafine olma.ayrı + Lat gerere. sevgi.dik durmak. ayırmak. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir.kılmak " dis+. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). eğik olmayan.

2. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. ~ Fa dilbar gönül çelen.(ses vermek. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1. enli. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. tırjğ (ses).diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. 2. belirlemek. işaret etmek < Lat dicere. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til.+ Lat latus geniş. a. yassıltmak ~ Lat dilatare a. cesur" dil2. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. dictsöylemek. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. 2. dil2 . istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir.uzunlamasına kesmek. gönül. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. gönül götüren " dil2. konuşmak). bildirmek ~ HAvr *deik. & Lat di(s). demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. ıskarmoz. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. belirtmek. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. söz * Aynı kökten Tü tın.işaret etmek. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ).a. hunhar . < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. ~ İng dildo 1. lisan. buyurmak.istemek. beklemek. yürek. yapay penis.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. 2.

sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. dinamit. Karş. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a.a. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. din[mek Tü [Uy. dinlenmek. 2. ~ Ave daena a. Kaş viii+] tın. Karş. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. güçlü. nefes almak " din* -n. a. Akad dînu (yasa. nefes). dinamo. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. [EvÇ.HAvr *deu. güce ilişkin. eşlik < Tü . dinmek. dinlenmiş.. İsv. aks < Tü derjg denge. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din.nefes almak.yapmak. Alm. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. yargı) > İbr/Aram dîn (a.dinmek. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş .sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir.dilim Tü [ xi] tilim a. soluk. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. 275'e dek tedavülde kalmıştır. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak.a.a. dimağ damâğ burun. ^ 1867 Werner Siemens. dinamik. düyun. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. etmek. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel.a. durmak. gücü yetmek .).

müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. a. aks < Tü derjg denge. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. türkuaz.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. türkü Tü tüke-: tükel.soluklanmak. banmak < Ger *deupjan. türev. dip.bitmek.(bitmek). kök. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. temel < Tü *tüü.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin).* Karş.sesi algılamak < Tü tın sada. eşlik " denk * Karş. türedi.(bir kökten bitmek). eşitlik). belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey). kökten * Aynı kökten türe. tükenTü tür : tür. tüke. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. Türk. türlü Tü tüğ : tülü. dinlen[mek <Tü nefes. daldırmak. İng. . istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. doğabilimci & EYun deinós korkunç. dive (dalmak). ses < Tü tın. türe-. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. son. eşitlik). dinle[mek vermek " tınTü [Or. Uy viii] tırjğla. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak.dingo a.

] bilme. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere.]. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. tutam. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. küçük bir ağırlık birimi.a. -t. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. dra%.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+.1. 2.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD.a. 2.a. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. bir ağırlık birimi. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2. rect. direct. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di.avuçlamak.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-.a. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1.dik durmak. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai. a. defter şeklinde katlanmış evrak. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. ikiye katlanmış parşömen tabakası.a. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. 3.dik durmak.dik tutmak. tanıma. diretmek. " dik [ viii] tiriğ canlı.yöneltmek. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. direnç göstermek < . [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. dosya. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. direnç göstermek < Tü *ti. bir el dolusu. avuç. berat. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". direct-yöneltmek. yönlendirmek < Lat regere. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. ruhsat ~ EYun diploma. Tü [Uy viii+] tire. dik < Tü tire.a. 2. dirençli.yönetmek. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. elle tutmak ~ HAvr *dergh. & EYun di. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. diri Tü Tü *ti. yönelme.

diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. a. taşak.* Anlam bağı için karş. diş geçirmek " dit~ Lat di(s). terbiye. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. taşıt. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı.a.dizmek. <Tü*tı-1 parçalamak.a.öneki burada Fr dés. taşı-. dışkı Tü taş-/taşı. fraxinus " diş. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . *dirimek fiili mevcut değildir. fırlatmak diskalifiye [etm almak. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril. +ri [Mü xvi] bir ağaç.karşılığıdır. diri) > İng vigor. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. kalifiye * İng dis. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. < Tü taş dış " dış.: taş-.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak).bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru.a. vegetable. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek. elemek < İng disqualify " de+.< Lat de. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. dışarı.a. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. Lat docere (öğretmek).a. eğitim.

dağıtmak ~ Lat dispergere. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. 2. yy'da anlam değiştirmiştir. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1. tribut. ödemek. bölüştürmek & Lat dis.ayrı + Lat ponere.koşmak " dis+. münakaşa.tahsis etmek. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. diskotek [ xx/b] . post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. kullanmaya hazır < Lat disponere. dispers. pers. prost. & Lat dis. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere. dağıtım. pro+1. disposit. dişlenmiş yer. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. 2. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir. söylem ~ Lat discursus 1.harcamak & Lat dis. 3.koymak " dis+.ayrı + Lat tribuere. koşuşma.okumak. söylev. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma. discurs.zıt yönlere koşmak. zıt + Lat currere. & Lat dis. münakaşa etmek & Lat dis. posit. kötü + EYun prosiemi.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+.uzamak.ayrı + Lat pergo. koyma yeri " disk. payını vermek < Lat tribus " dis+. tri+ . curs. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. log. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır.a. söyleme < EYun Iegö2. söylemek " dys+.ayrı. nutuk. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. depo.rast gitmek. dağılım < Fr disperser saçmak.a. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç.a.

sedir ~ OFa dewân defter. 2. yargılamak " dia+. anlama.a.paramparça etmek. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. arşiv * İt dogana. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. diş geçirmek " diş divan [Kut. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek.söylemek " diyalog .tıkmak. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. mahkeme. içinden geçirmek. bat. sıkmak.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. taslak ~ EYun diágramma. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim. Fr douane. -t. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. log. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. büro. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. önlemek. İng deacon (a. a. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü.gitmek " dia+.bilmek.dit[mek Tü [ xi] tıt. 2. frag.). daraltmak " dia+.< HAvr *bhrekw. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. Aş xi] defter.a. anlamak. sekretarya. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. [DK xiv] kurultay. farketmek. gnö. [Men xvii] devât vulg. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. ağız. şiir koleksiyonu. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. t.a. akıtan. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. 3. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1.a. defter. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe. yazmanlar heyeti. makam sahibinin oturduğu minder.kapatmak.ara duvarı. musluk. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen.

a. bir aşiretin sahip olduğu ülke. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd.EYun diálogos söyleşme. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. #Elea'lı Zeno. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. karşılıklı konuşmak.söylemek " dia+. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö.saçma. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. 2.] din. diyalektik. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. spor. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. 2. diyanet dindarlık. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. dialyt."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal.çözmek " dia+. log. Karş. Yun filozof (MÖ y. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. 2. pan(t). lys. diyalekt.] kan bedeli < Ar . etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. 490-y. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. obalar. tohum ekme " dia+. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2.tüm " dia+. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. memleket < Ar dar ev. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç. evler. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur .] 1.a. log.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. sebep. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. kasıt" dia+. diyalog . söyleşmek.

atmak. düzen. sahip." diz< Tü tiz. Moğ/Tü törü (düzen. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. düzeltmek.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. sokmak HAvr *ye. doct. yönetim). bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı .EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. itmek. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi .Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. yollamak.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. op. HAvr *reg-1 (düz.ve *tür-/tör. diop. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. [ xi] tizig sıra.duvar. saf. et. . Bak. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor.sıraya sokmak. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. * Tü *tir. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. t. harekete geçirmek " dia+. yasa. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. rast.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö.atmak. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. a.görmek " dia+.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. sur) + Fa -dar tutan. Anlam yelpazesi için karş. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. aralık. dizgin dizi dizin dizyem .xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz.öğreten < Lat docere.

saçmak [Uyviii+]toksona. vızıltı. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. eğri olmayan.öğreti. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. belirmek. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. dar görüşlü < EYun dógma.doğmak. belirmek. kabul etmek. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . ufalamak * Etimolojisi açık değildir.a. t. inilti. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra. gürültü. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. düz. -e yönelme edatı. Karş. kabarmak. uğultu. fısıltı.dilimlere ayırmak.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. 2. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. dırıltı. şarıltı. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan.< HAvr *dek. vb.benimsemek. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. kabarmak. felsefi ilke.doğmak.

her türlü mekanik çark. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen. su çarkı. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. 2. kiler. torjğ (yuvarlak). kanıt. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. belki ton. dokunmak. vurmak. a. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. a.(su katılaşmak). doct. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. dolap çevirmek. top (yuvarlak). su çarkı.(kendi eliyle) değmek. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. DK xiv] dolamaç dolanan. . tax.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1. vurmak. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. düzen. dolandırıcılık. = Akad dulu a. kumpas. 2. dövmek.]. Lat tangere. dolu). Kaş viii+] tolğa-/tola. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. hoca < Lat docere. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. • Anlam gelişmesi için karş.1. el değdirmek.dövmek. dönme dolap.(doldurmak). a. doct. dolandırıcılık. dola[mak Tü [Uy.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş.(dokunmak) > texere (dokumak). 3. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1.dolmak. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp. belge < Lat docere. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. tok (dolu). 3.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. doktora sahibi. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. hile. to5. [Men xvii] 2. 2. diplomalı tabip [esk. temas etmek < Tü tokı.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a.sarmak. dolap beygiri. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku.a.

. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. yuvarlak. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. 2.uzun) + EYun kefale kafa " longa. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf. bol.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. tomurcuk < Moğ.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. tüm.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. top) arasındaki ilişki muğlaktır.dopdolu. [Men xvii] domal. kızın memesi dolgun hale gelmek. Fr. Moğolca tomura. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş.(şişmek. doymak. tomruk. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. top < Tü to.dolmak.

yarım & Lat di(s). ~ İsp tomata a. hane halkından olan kimse . döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. kukuletalı pelerin. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza. kıyafet. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş.. siyah renkli rahip başlığı. devlet. mülk. [KT xix] şalvar.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş.. don1 Tü [ viii] ton giysi. yy'a dek "1.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. a. ancak 18.a. yarım & Lat di(s). rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. her türlü giysi. sahiplik.a.domalan <Tü [MŞ. özellikle tören giysisi.a. a. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür.devirmek. ~ Nahuatl tomatl a. altını üstüne getirmek). hükümet. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. 2. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. törjğkölük (halka. törjğkörüş (devrim). midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. egemen < Fr dominer hükmetmek. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. yüzük). efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır.a .suyun katılaşması < Tü to. egemenlik. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. doymak.a. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi.ayrı + Lat medius orta " dis+.ayrı + Lat medius orta " dis+. .yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. pantolon 19. at rengi" anlamında.Fr domestique a. 2. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. [ xi] ton. 2. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek).dolmak. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. domestik [ xx/c] evcil. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. a. törjğkör-(devirmek. evcimen.

dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. kozalak. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. iki parça. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. tören alayı. bulamak.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. 2. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. " de+ .bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. 2. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. a. & Lat de. hediye." dön[TDK 1955] daire. -em ekinin işlevi açık değildir.İng doping ilaçlama. altın kaplamak ~ OLat deaurare a.giyinmek < Tü tona.dolmak. altın rengi < Fr dorer altınlamak. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. sunu < Lat dare. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. [Uy viii+] tonan. a. armağan etmek < Lat donum verilen şey. döngel meyve. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. resmigeçit.

[viii] doldurmak doy[mak .doldurmak. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı.havanda dövmek. [Kıp xiv] toruk . Çağ xiv] döş * Fa doş. ezmek.sermek. Tü Tü [Uy viii+] töşe. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. döşe[mek döşek dost dauştar. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. a. a.yükselmek.ikiye bölmek & Lat di(s). özellikle mideyi doldurmak < Tü to. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. kale. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. sırtlık. hanedan arması. özellikle göğsün alt kısmı.bölmek. yaygı [Kut. evrak üzerine geçirilen kılıf.ayrılma edatı + Lat *videre. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy.a. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. [Kıp.(omuz.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. Ave daoşa. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. 2. vis. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. yar ~ EFa dauştâ. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. 2.(sırt) < HAvr *dous. divis. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. Urey.~ HAvr *weidh. Amer. çıkmak. YT [Geom 193+] " dört.

suyunu akıtmak ~ Ger *draug. a. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. a.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. t.kurutmak < HAvr *dreug. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a.vermek ~ HAvr *dö. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. 2. ~ Ar tarcumân a.eylem.a. ~ İng drill matkap. trajedi < EYun drâö eylemek.a.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. do. yemek. döner delgi < İng to drill .tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. " tercüman dragon [ xx/b] 1. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış. şekerleme. bir ölçek ilaç < EYun didömi. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. t. ~ O Yun dragómanos a.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz". ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. düğünde saçılan para veya pirinç. işlemek " dram. ejderha.a. t. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. icra etmek ~ HAvr *ders. oyun. hediye. a. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. 2. damlayarak akma.çerez. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. 2. ~ EYun drâkön a. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma.

] arka taraf. 2. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. iki dört. 2. şarkı söylemek " dua. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. . tanrıya yakarma " davet [Kut. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. suyu yer altına çeken delik. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1.a. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. kıç. İng two. bi-3. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. Ave/Sans dvá (iki).dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. dekan. dua çağırma. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. yüzyüze gelme. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. İng dowel (a. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. 2.). Karş. Fr deux.] çağrı. Lat duo.a. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. a. * Karş. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. yeniden giydirme. %w^ân okumak. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. * Aynı kökten EYun dúo. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. a. di-. [TS xiii. altı düz ve geniş tekne. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan.

düğüm. dadı = Fa dâdü a. lider.bağlamak. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. özellikle evlenme akdi Tü tüg. emzik.] üfleme sesi. yönetmek. seki. özellikle Ermeni kadın . duc. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. a. Ali'nin katırı. önder.Erm dudu yaşlı kadın. Ali'nin katırının adı . akit. oklu kirpi.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere.Ar duldul [#dldl] 1. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. Kaş viii+] tügün bağ.] girme. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. [Kıp. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. kerevet ~ Akad dakkannu seki. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. Hz. yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. seki. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. 2.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy.önder. a. düğümlemek < Tü tüg. ductyöneltmek. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. [ xx/b] külüstür otomobil . önderlik etmek ~ HAvr *deuk. tezgâh. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır.

katman " düo. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. 2. plak.tabaka. a. biçici & Fa durûd 1. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. dupleks [xx/c] ~İngduplex1.ikikatlıolanherşey. kereste (< Fa durudan biçmek.[küç. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. dümen temon a. duplic. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng. çift & Lat du.sesi sonradan türemiştir.iki katlı.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. bulut. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. dunüw/danâwat] yakın idi. yontulmuş. daha yakın yer. iki katlı konut ~ Lat duplex.] beri taraf. 2. burç. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. dümbelek <Tü [TS. pli . f.] zayıflık.iki + EYun pláks. evlilik yoluyla akrabalık.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. viii+] türjgür sıhriyet.a. hekim (ö. tabya ~ Fa damdama a. biçilmiş. çöktü. karanlık. EvÇ.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. yeryüzü < Ar dana [msd. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf.a. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. Hind. İtal. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. biçilmiş ağaç.

doğru.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. duplic. düşün- . sokmak. uzak görüşlü kimse. duru. durum 1. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. Lat durus (sert. dürzü ~ Ar durzı [nsb. sağlam).düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama.a.: dur-. katı). bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. bir [CepK 1935] vaziyet. a. a.dermek. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a. 2. durgun. düz." dur ~ Lat durum [n. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. Kaş viii+] tül/tüş rüya. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. katı. Men xvii] durbin 1. sağlıklı ~ EFa duruva. düşün. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz. * Aynı kökten İng true (doğru).] 1. a. 2. dürüst [CodC xiii] drust düzgün.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a.a.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. sağ. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. ~ HAvr *deru-1 düz. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş. 2. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. toplamak. ikileme. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. sert. batırmak.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö.a. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex.

götürmek.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. mantalite * Karş. [ viii] tuy. a. duşvar (müşkül). ~ Fa drwâr/diwâr a. Fa duj (çirkin. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ. sevketmek < Lat ducere. nakletmek. düvel [#dwl çoğ. duşnam (sövme). sevketmek < Lat ductare yol göstermek. akıl.] < Lat dux. düven ~ E Yun tykâne a.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. hissetmek . duşt (çirkin). uğursuz (~ HAvr *dus.duyumsamak.a.duş [ xix] ~ Fr douche a.kötü. duc. murdar). öğüt (~ HAvr *mn-yo. a.rüya görmek. konmak. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. a.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. a. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. inmek. & Ave duş/duj. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. hayale dalmak < Tü tüş rüya. = Ave duşmainyu. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. kırmızı tül. a.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. ~ Aram tütâ a.kötülük düşünen. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. a. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir.a.düşmek. bozuk ) + Ave mainyudüşünce.a.kötü.

hüküm verme. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. dizili.) Fransızcadan alınmıştır. borç verdi.a. kent. düz Tü [Or viii] tüz doğru. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip.) biçiminden alıntı. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his. yasama = Akad dlnu yargı. İng dozen (a. il). intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. dizmek. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a.sıraya koymak. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. a. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . düzeltmek.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. borç aldı. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy.a. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. 2. yargıladı. desi+ * İt dozzina (a." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör.dizmek.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1. [Men xvii] düzgün tertipli. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama.

çörek. ebleh [msd. çörek. nine.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. DK xiv] kalıcılık. balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. saygı gören kadın. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. börek. Kıp xiv] büyükanne. bozukluk. 2.kötülük.kötü. sonsuzluk < Ar abada [msd. beta. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. [Oğ xi] ebe ana. dizanteri Fa duş. abla.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. KıpGul.: düşman. ubüd] kaldı. disprosyum.] iki babalar.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. uğursuz). arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. EŞKÖKENLİLER: EYun dys. dede.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. [TS xiv. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1.(kötü. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız.: disleksi. ebed [Aş. 2. cim. & Tü & . arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir. börek. saygıdeğer kimse. düztaban2 ~ EYun dys. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. delta ebe çoc [Or viii] aba ata.

ebeveyn. = Sans abhrá. ecel [Kut.] cedler. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. ~ Akad agru/igru a. yapma. biçilmiş süre. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. 2.] yabancı < Ar acnab [kıy. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. ölüm < Ar acila bekledi. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. 2. bekleme süresi.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. ödeme. kılma. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra.] birimler. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. a. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. yaşlı adam.] 1. a. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. gereç. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. dilbilgisinde edat .] 1. (= Ave avra.a. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde.a.a. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim.a. abla . ~ Ar adat [#'dw] araç. baobab. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. söyleyiş tarzı. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. eş " ecir. ebu ecdat Ar cadd dede.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. ağabey. unsurlar.a. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde.a.a.] ücret. abanoz ~ EYun ébenos a. bukalemun. hareli.

yayınlamak & Lat e(x). kalimera . kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ.üzeri.] kısa ömürlü şeyler. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf. -ive fiili. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek.dışarı vermek. etkili. a. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. çıkarmak.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. < Tü et. yayın ~ Lat editio a." belles-lettres < Ar adab 1. işin sonucu < Lat efficere.] terbiye. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). incelik.yapmak " ex+. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu. kundura < İt condurre (imal etmek). faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif. effect. 2. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ.Ar #'dw : edat.a. edit. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8.hazırlamak. dergi. konuk ağırlama adabı. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. görgü. etki ~ Lat effectus icraat. yayıncı~Lat editor a. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. < Lat edere.dışa + Lat dare.vermek " ex+. dat.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama.icra etmek. effect. bilet. fact. [LG 188+] kabadayı.] < Ar adat araç. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi.] edep sahibi. terbiye.dışa + Lat facere. data editör < Lat edere. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı. yaymak.

eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin.a. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. rendelemek. vekil olmayan. a.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. Platonik. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası.eğmek. incinme. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. afsây. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. koyu leylaki. afsây. < Lat femina kadın " ex+. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir. sahip.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. a. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. bey. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara.[xi] metal bir nesneyi . diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. fors efrat fert efsane afsüdan. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir.

sarmak.çevirmek. burmak.egemen YT sahibi " hegemonya.çevirmek. lider. anafor < Tü eğir. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. oyalanmak. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. geçici. eğlen[mek Tü? [Kıp. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. yetiştirmek. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. şair (1672-1719). Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. İng.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. a.beklemek. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. bükmek.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r .[Or viii. eğreti" ariyet . [LO xix] eğrelti otu a. xi Ha] düden. a.[xiv Kıp] meşgul etmek. [Uy viii+] eğir-kuşatmak.(dolanmak. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. +men2 [CepK 1935] hakim . ego zamiri) ~ HAvr *eg a. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. döndürmek. eğer hakaram. yün eğirmek " evir* Evir. [TS xiii xiii] sırt. DK xiv] eğlen.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. boşa vakit geçirmek) ve oyalan. boşa vakit geçirmek eğle. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy.

a. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. çok ilginç < Ar hamma [msd.yasaklamak. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. eş(ler). hane halkı. ehil/ehl[Kut. tüketmek < Lat haurire. daha kolay.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük.] kolay.durmak. arct. olmak & Lat ex. burulmuş döndürmek. boşaltma. haust.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. exercit. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. layık.dışa + Lat sistere. liyakat. liyakat. ehil. alıştırma ~ Lat exercitium a.] ehillik. önemsiz idi. < Lat exercere. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. uygun. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali. 2.a. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. < Lat exsistere ortaya çıkmak. exhaust.çevirmek. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. uzak tutmak ~ HAvr *ark.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. zuhur etmek.a.suyunu akıtıp boşaltmak. bir yerde oturan kişilerin tümü. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. ehram1 piramidi < Ar haram a. hawn] kolay idi. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı.] daha önemli. stat. boşalma. önemsedi. 2. dikilmek. askeri eğitim yapmak. hamm] merak etti.talim etmek. içe doğru yönelme. içte . iş uygulamak < Lat arcere. sıkı durmak. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. ehlî. uhül] evlendi. bükük. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb. yerli halk. kavi olmak " ex+. kalifiye < Ar ahala [msd. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. bir yere yerleşti. en kolay < Ar hâna [msd.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1.

Final -r sonradan türemiştir.] çok büyük. yılan kıral.a. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad. Fa az. * -r. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. a. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy. [Men xvii] ek ilave edilen parça. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. birleşme yeri. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. tarım yapmak) çevirisidir. ejderha [Aş xiv] ejdeha. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. Alm aus (dış. önde gelenler < Ar akbar [kıy. tahıl. * Aynı kökten Lat ex. ek[mek viii+] ek.gece " egale. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal.] büyükler. ekim. a. qillat] az idi. çok az < Ar qalla [msd.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan.] daha az. a. noktürn . ~ OLat *excartare " ex+.ara sesi Türkçede türemiştir. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. eklem.] daha büyük. noct. dışarı). ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan.

ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. a.a. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a.a.a. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. [Men xvii] etmek vulg. şimşek. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. ayrılmak. terketmek. 3. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a.geri durma.bırakmak. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. 2. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1.] daha mükemmel. çalışmak zorunda olmama. kaybolma. derlemek " ek+. dinme * Karş. lip. İng ship (gemi) < Ger *skipam. [ xi] etmek .gemimürettebatı.]. aydınlık " ex+. bırakıp gitme. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. < EYun oíkos ev. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. mezra).< HAvr *segh. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. < Lat clarus açık. dinlenme. vicus (mahalle). işten geri durma. okul ~ HAvr *sgh. log-seçmek. 2. eksik kalmak " ek+.. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. YT okul. 2. sohbet. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. vicinus (yakın çevre). sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. a. ekmek ide. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy.< HAvr *weik-1 klan. kabile.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk.a. İng school. kıvılcım. * Karş. . lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. 2. karışık < EYun eklektós seçilmiş.

+nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. seçkinlik < Lat excellere. iktisat bilimi. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. excels. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. 2.< HAvr *kreus. 2. çarpı işareti. İskoç.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. en çok < Ar . kâhya. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun).: ekran. cels. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. a. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. düzen " ekoloji. öne çıkmak. daha yüce. züppe. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. (tıp ~ Fr/İng ex(o). siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. 2.kalabalıktan ayrı durmak.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö.] daha çok. Eğirdir. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. Alm schirm (kalkan. dingil EYun âksön a. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma. yükselti. züppe. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. iks harfi. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. culmen (zirve).dış. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük.yükselmek. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. eskrim ekrem soylu. Çal. perde).

a.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. fiil biçimine 15.a.a. ~ Lat expressus açık. a.koymak " ex+. yer veya durum değiştirmek. yy'dan itibaren kullanıldığı halde. < EYun eksistemi. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. statik . posit.eksik olmak < Tü egsü. kazmak "ex+. ifade etmek & Lat ex. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a. a. riske girmek " ex+. sıkmak " ex+. 2. sınamak. eksta. vecd. [Geom 193+] zait [TS xv.dışa + Lat premere. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. sınamak. press. yer veya durum değiştirme.(sıkıp) özünü çıkarmak. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. Çağ xv] < <T *ékşi. 2.< HAvr *per-3 denemek. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex.dışa + Lat ponere. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9.basmak.a.1. net.ekşimek"ekşiü < <T eksil. dışa vurmak.EYun ékstasis 1. çürümek.denemek. özellikle hızlı tren ~ İng express a.durmak " ek+. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo. direkt.a.eksik olmak. expert. a. stâ. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç. express. exposit. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. uzman < Lat experiri. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek.dışa + Lat cavare oymak. & Lat ex. tecrübeli. yy'dan önce rastlanmaz. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade. trans . bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi.

a. n. dar-üs-selam. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. ennevm. [TS xiv xiv] ulus. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . t. tüm alemi kapsayan. kalkancı. il el3 . 2. çıkarmak & Lat ex. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. ele güne. r.kabarmak. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. sürüklemek " ex+. definite article * d.eşitlemek. kaynamak. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. açık mavi.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel. ikamet etmek < EYun oíkos ev. extract. aequat. Ör: şeyh-ül-islam. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). a. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. [LO. isilik. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli.çekmek.tabla.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici.ciltte çıkan kabartı. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü. alaca " ala = Tü ala . traktör ekstrem [sup. [ viii] él ülke. kalkan taşıyan.a.dış ) + Lat ordo. memleket. ordin. dışarıda. s.dışa + Lat trahere. kaynamak ~ HAvr *yes. a. & Lat extra dışarı. Ör: esselam. tract. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. Bah. sürmek. Göv ] ela göz çakır göz. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. elçi. tahta < HAvr *skei. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. KT.olarak telaffuz edilir. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya.sökmek.Ar al harf-i tarif.] en dış. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. t. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. dışında (~ HAvr *eghs-ter. ş.

Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. a. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge.iki şeyin arasına sokmak.] kesin. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen.dışa + Lat legere1. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ.ttitiz.a. kalburdan geçirmek.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. zarif~Lat elegans. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır. lect. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o).elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi. nihai < Ar batta kesti. bitirdi./ İng electr(o). ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. budun < Tü él ülke. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. [T S xiv. şimdi. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek. millet. lejyon eleğimsağma [T S. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır. şu anda " el3. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar .seçmek " ex+.a. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema.

eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir.Stoney. 2. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. " elektrik. İng. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. lys. personel. elim eleman [Bah 1924] öge. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. elektrod [Bah 1924] électr(o). ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. kardiy(o)+. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. EYun elektron (kehribar). analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. yapı taşı. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. hak1 . unsur. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. unsur. a. elektrona ilişkin (1902).çözmek " elektrik.D.] acı.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. unsur. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y.

veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ.] renk. elect.seçmek.] 1. ~ EYun adámas.1. Kıp xiii] élti hanım. 2. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . 2.dışarı + Lat limen. sert. bükülmez. ellip. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. yenilmez.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. lip. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a. limin. çok renkli. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. parıltı elveda el3.a. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö.] acı veren. adamant. ellipt. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz.. tam olmama 2. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. dışarıda bırakmak . elti Tü? [İMüh. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. a. renkler.] daha gerekli. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. elmas * Fr diamant. a. hamd. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. yüksek mevki sahibi birinin eşi.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x).eksik kalmak " en+.kapı eşiği" ex+. eksiklik. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse.oval ~ EYun élleipsis 1. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. [ xi] almıla a.

Fr émaillé [sıfat] sırlı. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır .viii+ Uy.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. zahmet.a.: em-. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). bol. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. [DK xv] emekdar < Tü emge. Tü emekli (zahmetli. xvii Men. zor . kesinti & EYun en. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi.atmak " en+. emel umdu. beklenti < Ar amala . mancip. eziyet.] belirti. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. belirlenmiş olan zaman. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret.satın alan. manüel emare [Men xvii] emaret belirti.eritmek. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. xx/a). sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma.] 1.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+.EYun émbryon yavru. embesil imbecillus sakat. emek Tü [Or viii] emgek çaba. derman em[mek [ xi] em. mold (kalıba dökmek). güvenme. melt (eritmek). kabarmak. randevu < Ar amara belirledi. EŞKÖKENLİLER: Tü em.] umut. köleyi azat etmek < Lat manceps. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . alamet ~ Ar amârat [#'mr msd.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç. güvenilirlik.içe veya araya + EYun bâllö. a.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld. 2. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd.

iş. ped. maslahat. 2. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd. engel olma. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. olgu. duygu < EYun pâs%ö. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. İng vomit (kusmak) < Ger.] emreden. 2. komutan " [ xx/b] 1.ayak " in+1.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir." Kamus-ı Türki.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. ayak koymak & Lat in.Fr émission / İng emission çıkarma. şey < Ar amara belirledi.göndermek " ex+.] güvenli. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak. empas geçmez. çıkmaz sokak " in+2.kusmak * Karş. ped(i)+1 .emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. salma. acı duyma " en+.hissetme.] 1. emniyet güvenlik. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf. path. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. tekerine çomak somak. miss. 2.dışa + Lat mittere. tedavüle para çıkarma . buyruk. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1.+ Lat pes. Karş. emare. direnme. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. güvenilir " emir1/emr[Kut. gaz çıkarma. serbest bırakma < Lat emittere.

girişim . doğaçlama & Fr in. imposit. şirket. per+2 * Karş. içine geçmek < Lat meare geçmek.Lat impressum damga. impress. müteşebbis < İt impresa marka. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. t. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç.iz bırakmak.a.basmak. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ. & Lat in.+ Lat premere.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. < Lat imprimere.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci." in+2.] örnekler. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük. hakketmek & Lat in. . iktidar " in+2.+ Lat ponere. hazırlıklı < Lat providere.a. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. posit. hak1 emrivaki olmuş " emir1. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. damga ve mühür basmak.koymak " in+1. izlenim ~ Lat impressio a. press.+ Lat praegnans. hamile bırakmak. İng permeate (içine geçmek.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma.değil + Fr provisé öngörülmüş. 2. sıkmak " in+1.a. üstüne atmak ~ Lat imponere. impress. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. nüfuz etmek). ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız. Allah " emir1. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. provis. & Lat in. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2. mühür < Lat impremere." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. doldurmak. a.a. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. baskı. dolgu yapmak.

a. Karş. içeri. hancâm. 2. biçim ~ OFa handâm a. hep ben diyen. oran. muls. < OFa hancâftan.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere.a.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam.a. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1. a. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a.(atmak). bitim. eklemleme. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan.< Lat emulgere. " ex+ * Karş.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. uzuv. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a. a. 2. İng milk (süt). serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş.süt sağmak ~ HAvr *mlg. kestirmek. (= Sogd andame a. andaz. boy-pos. a. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. & OFa han bir.iç. kol ve bacak.a.a. Yeni Farsça andaçtan.< HAvr *melg. miktar ~ Fa andâza 1. handâz. = Ave handâma a. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı. beraber.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. öz. a. cemaat ~ OFa hancaman a. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü.] ~ Fa ancâm son. beden. emuls. < OFa handâ%tan. ölçü.ölçmek.ve emiz.emdirmek < Tü emiz-/emzi. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. . içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men.olmak üzere iki varyanta sahiptir. meclis. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o).

] daha nadir. çalışkanlık. ifşa etmek < Lat index. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. memleket. [Bah 1924] iş yapma gücü.işaret parmağı & Lat in. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek.+ Lat *dex. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters.değil + Lat fans. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere. 2.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. etkinlik < EYun energós çalışkan. bebek & Lat in. fatsöylemek " in+2. t.)" inter+ * Karş.a.inmek. indic. çocuksu ~ Lat infantilis a. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. iç taraf. < Lat infans.konuşan < Lat fari. sanayi ~ Lat industria gayret. içyüzü. EYun énteron (iç organlar). 2. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç. dizin ~ Lat index. indic. sermek. faal < EYun érgon iş.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+.sevketmek. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. içinde (= Sans antara a. taşak < Tü én.parmak " in+1. duct. -e götürmek. [DTC 1944] sanayide muharrik güç .sevketmek " in+1. işaret etmek. Lat internus (iç yüz). dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. yol açmak & Lat in. dig.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. çalışma " en+. fabl . bir yerin halkı " en+. çalışarak ortaya konan şeyler. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+. ilçe. kaygı endişe [Yun.+ Lat ducere.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık.a. induct. bağır < Fa/OFa andar iç.henüz konuşamayan çocuk. fant. Yus xiv] .yaymak.

deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin.a. Lat anguila. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. piyasadaki para arzını şişirme. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır.a. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. bulaştırmak & Lat in.üflemek " in+1. dip.kökünden.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. 2. şişirmek ~ Lat inflare a.a. " en+. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak.a. şişirme. iltihaplı < Lat inficere. her ikisi HAvr *angwhi.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1.batırmak.kesmek. kırmak. farct. iniş ~ Yun ankinára bir sebze.+ Lat facere. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık.+ Lat farcire. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. . arıza ~ EYun enkope a. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek.tıkmak " in+1. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. engin <Tü [MMem xvi] 1. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. tuzak. infect.a. 2. kop. fact. Ancak karş. = Akad appu a. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. flat. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. yarmak ~ HAvr *kop-a.a. derin.şişme.yapmak " in+1. tutan şey [EvÇ. & Lat iniçine doğru + Lat flare. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı.] daha nefis. Yun engeli (yılan veya yılan balığı).içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1.enfarktüs in. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. < EYun köptö.

< OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. dikmek.+ Lat quaerere.değil + Lat castus temiz. haram.dikmek. statut. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans. paye vermek < Ger *stalljan koymak. hazır olmak & Lat in. inquaest. stat. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel.elde olan. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır.a. hazır.a. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. kurum < Lat instituere.soruşturmak. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. duruş " statü . şimdiki < Lat instâre durmak. < Lat inquirere. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak.durmak " in+1. & Lat in. soruşturma. jet enkaz nuqD yıkım. sorgulamak & Lat in. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. özellikle Hz.durdurmak. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık.a. t.+ Lat iactare atmak " in+1.+ Lat stâre. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a.] yardımcılar. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak".* Karş. mahrem " in+2. kurmak < Lat statuere.koymak. kurmak < Lat status durum. 2.sormak " in+1. izleyiciler. quaest. a. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. Fa kangar (yaban enginarı). sınırı aşan & Lat in. varolmak. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak.] yıkıntılar. institut.

a.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek.+ Lat tangere. 2. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar. gereç. idrak etmek. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. dikmek. darmadağın.yığmak. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. intens.a. < Lat instruere. sutyen ) ~ [LO. bağ kurmak " inter+. kültürlü kişi < Fr intellect akıl.] iç çamaşırı. " in+1.dokunmak ~ HAvr *tag. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. bir konunun "içinde olmak". -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. t. teçhiz etmek & Lat in. nasyonal [187+] ~Frinternational .dokunulmamış. tümel.seçmek " inter+. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. tam. donatmak.a. struct. enternasyonal uluslararası" inter+. tact. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter.kurmak. oluşturmak. donanım. iç etek. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek.anlayan. anlayış < Lat intellectus a.+ Lat struere. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın. paramparça " bent ~ Fr intensif. teçhizat.germek. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). inşa etmek " in+1. struct. lect. integr. zorlamak. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. zeki ~ Lat intelligens. < Lat intelligere anlamak. bütün & Lat in.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. a. onarmak < Lat integer./ İng enter(o).

~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. bulmak & Lat in. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. böcek < EYun temnö. en içerideki < Lat inter iç.a. < İt intrigare karıştırmak.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.+ Lat venire. vent. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. ente (ben. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. eklembacaklı. kaynamak. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi.gelmek " in+1. saçma.rast gelmek..+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. Alm. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. # 1878 Wilhelm Kühne. hile. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak.) kalıplarından.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire.a. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e.] çeşitler < Ar nawc çeşit. sen.a.+ Lat tricae dolanıklık.a. invent. & Lat in.kesmek " en+. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. enli kılıç.a. ^ 1850 Rudolf Clausius. vurgu " in+1.sesinin korunması dikkat çekicidir. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. tom. & EYun en. fizikçi. . " en+.. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a. aklını çelmek ~ Lat intricare a. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a. Alm.a. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. mayalanmak ~ HAvr *yeus.

" epi+.almak. 2. 2. oyunda kısa bölüm. mezar yazıtı" epi+. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. < EYun epilambanö. üstüne gelme. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö. sonra + EYun lógos söz " epi+. üzeri). statik. öne çıkma. a. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. eis+.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren .karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı.a. aydınlanma. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. a. lep. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme.a. [ xx/c] bir tür boya .tutulmak. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+. meme başı dokusu. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku.]. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. stâ.durmak " epi+. & EYun epí üst.a. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". ~ EYun epifaneia zuhur. bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. İng upon (üzeri). üst.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. a. aydınlanma.a. tutmak " epi+. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. epilep. dem(o)+ epiderm a.

fazilet. dikleşme ~ Lat erectio a.(giysi) eskimek. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. olgunlaşmak.dikmek & Lat e(x). [DK xv] .dışa + Lat regere. çoğ. Karş. Moğ arad (adamlar. [EvÇ xvii] epri. erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. gibi" anlamındadır. < Lat erigere. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü .olmak. dikilme.doğrultmak " ex+. a. topluluk [çoğ. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme. erek YT [CepK 1935] gaye. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü.: epri-. Karş. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. anlatı [ xi] opra.] büyükler. kalabalık. parlak). reji . varolmak. dökülmek. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. hüner [Or viii] erdem . & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. • Tü ét. inşa etmek " epos.) < aran (adam). oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. ulu kişiler.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. Lat virtus (erdem) < vir (erkek). yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. a.] * Karş. < Tü [Uy viii+] erat insanlar. et-.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a. Karş.(varetmek.a. [Kaş xi] . erect. -dem eki belki "benzer. yıpranmak. ETü kündem (güneş gibi. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. a. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. rect. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı.

* -en ekinin işlevi belirsizdir.a. erg [ML xx/c] érgon iş.a. erin[mek üşenmek. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. olgun" anlamı düşünülebilir. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. erg. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. metalürji. organik. bükmek = Ave *reş.biçimini almışken. iplik. kızıl mor * Ar urcuwan (a. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy. çalışma ~ HAvr *werg. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. organ. çalışma). arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. enerji. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. adam.a. Kaş viii+] érük bir meyve. organizma. Alm werk (iş.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. argon.eğirmek. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. bucurgat. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. a. " erg. kadırga.Türkiye Türkçesinde eri. ~ Fa . reş. şerit < Fa/OFa riştan.) Aramcadan alınmıştır.a. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. ergonomi. org.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji.a. ırgat. siderürji. zeveban etmek Tü ergü. letarji. sinerji. erkek. adam. organize. garson. [Men ] ergen bekâr. hizmetçi). ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". Moğ aran biçimi tekildir. ~ Akad argamannu erguvan rengi. eri[mek a.a.

yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a.cinsel sevi. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). İng ruddy (kızıl). Alm. çürümek " ex+. tan vakti. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç.a.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o).olmak.a.[viii+ Uy] (süre. Lith raudas.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. iktidar. rükün] dayandı.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. payanda < Ar rakana [msd. önemli kişiler < Ar rukn direk.a. Lat ruber. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . erot. [CodC xiii] a. ^ 1898 Bayer Gmbh.. Karş. İng red < Ger *raudaz (kırmızı).). erosçürüyerek tükenmek. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB.paslanmak. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. destekler.a. [CepK 1935] < Tü ér. sabah.] ruhlar < Ar rüH " . ESlav rudu. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+. Kaş viii+] érte sabah. ros. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. rust (demir pası).< HAvr *reudh. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. yarın.a. tüketmek < Lat rodere.a.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. kuvvet. [TS xv] erken < Tü ért. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. yarı-tanrı eros erotik a. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere. Moğ erke (a.a. < EYun (h)éros kahraman.] direkler. * Aynı kökten Sans rudhira. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. hastalık) geçmek. tam olmak.

işak (a.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. 15. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. bitkisel öz. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş.a.). parfüm ~ OLat essentia öz. mitoloji < Ar usTürat efsane. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı.] önceki.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. yarmak). esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ.a. geçmiş " [Kut.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş.] ölçü. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ.(deşmek.] sebepler < * 5. 2. mitler. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü.] temeller. Kırg eş. masal < EYun sátyros 1. . İng scarf (a.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek.] efsaneler. eski.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir. dost. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es.a. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş.

acımak. salim.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a.] 1. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. ayak izi. eşkâl [Men xvii] biçimler. [Uy viii+] eşük örtü. nişan.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. kolay < Fa/OFa âsüdan.) + Lat mobile hareketli" iskele. iz. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. " ezkaza "e sk i- . basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. a. dingin.dinlenmek.a. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr.kapamak. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. İng scale (balık pulu). nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. eskalop pul. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. shell (deniz kabuğu).a. âsây. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. 2. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. < EYun es%atos son. ilham < Tü eşü. sağlıklı rahat. esir [Kut. merdiven (~ Lat scala a. < İt scala merdiven.a.

sınıflar. ~ İt scorta a.[Kıpxiv]eski-/eskir-. [Men xvii] fakirler.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a. önemsiz.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan .. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz.] loncalar. eşlikçi / İng escort a. garipler. zavallılar. correctdüzeltmek " ex+.a. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ.a.a. müsvedde ~ İt schizzo a. ısıtma. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez. usit. ~ Lat schedius a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. ~ EYun esöterikös içsel. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere.a. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. ~ EYun s%edios geçici.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. esami. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni.] bedbahtlar. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ.a. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. a. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. hafif tabanlı ayakkabı .

sicim espas alan. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler. uzay). boşluk * Karş. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1.esmek. Alm. Ave aviş (algılanan. ıstampa. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. mühür. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. çoğ.sarhoş olmak < Tü es.] gizlenen şeyler. nefes almak/vermek eşraf seçkin. . belli). duymak. T. zekâ.a.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). uzay ~ Lat spatium yer. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. ruh. nükte ~ Lat spiritus nefes. gizler. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. 2. ruh < Lat spirare solumak.].duyu-verme. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. espiyonaj casus. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. görülenler < EYun aisthânö algılamak. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. ^ A. 2.a. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. İng space (alan.] daha şerefli.espardillo a. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.

] yafta < EFr estiquier iliştirmek.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. süslemek. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1.düzenlemek. menzil. 2. bina katı. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. itibar. saplamak).] şeyler. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . Ave taeġa.] < Lat stamen iplik.(mızrak).sivri bir şey batırmak. < Lat stâre. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. hazırlamak. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir. 2. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. 2. saplamak. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. adap. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek. durak.a. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. imal etmek. hükümdarlık payesi. atmosferin en üst tabakası. durma yeri. eter [KT xix] ~ Fr éther 1.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. dolap rafı ~ OLat *stâticum a. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. ahlak.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. statü. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. saplamak ~ HAvr * steig. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. yanmak . ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf.< Tü e5 varlık. a. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t.

/ İng ethn(o). caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a. Karş.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a.a. çaba göstermek .a. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı. ileri atılmak * Karş.) Eski Fransızcadan alınmıştır. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma.a. a. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi .] taraflar. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. < EYun éthnos ulus.HAvr *stud-e.a. İng study (a. kavim ~ Fr éthnique ulusal.a.ulus.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. dört ~ Fr étriller kaşağı. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. yöre.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik. tel fırça ~ Lat strigilis a. inceleme ~ Lat studium gayret. -men2. a. " ex+ * İng stove (a. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. ~ HAvr *dheubh. faktör [CepK 1935] nüfuz. çalışma < Lat studere gayret etmek. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1. < E Yun étymon bir şeyin aslı.a. 2.a. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). -men1. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya.). doğrusu < E Yun étymos gerçek.

[Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ. İncil" incil evaze vase vazo " ex+.eve kavuşmak. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. İncile ait.] çocuklar < ~ Yun auláki ark. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. ~ EYun euangelikós a.] veliler < Ar < Tü eP " . yakışan. Fr domestique < Lat domus (ev). tarlada sabanla [ xi] ewlen. a.a. müjde. 2. [ viii] ewür. döndürmek * Karş. iyi haber. 2.] vehimler. Ar ahlı < ahl (ev halkı). daha değerli.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1.] daha uygun. yarık.a. < EYun euángelos 1.çevirmek. yerleşmek. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. devir-. çevir-. yeğ < Ar waliya yakın idi. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş.a.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy..a. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ.

evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. salmak.] yönetim. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-.a. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır.fiilleri eş anlamlı olduğu halde.şeklini alır. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. feleğin çarkı [İMüh]. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ. yuvarlanmak. eyalet birim. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır.şeklini alır. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. alem ~ Tü evren gök kubbe. (kitap) okumak & Lat e. taraf. [ xi] kaburga .] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. ilk.ve devir. DK.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. diğer hallerde ex. Fransızca biçimlerde é-. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. döndürmek. çıkma. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. yuvarlamak " ex-. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir.] birinci. Ör: efficere < exfacere.+ Lat voluere dönmek.evirmek. çözmek. vilayet. İtalyanca biçimlerde s. a. file başlayan fiillerde asimile edilir.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. evvel [Yus. ejderha [DK] < Tü evür. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan.

toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. etmek < Tü e5 varlık. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. oldurmak. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş. işe yarar hale getirmek.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. kemer [Kıp. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. a.yapmak. cümle ezel ezgi bestesi. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. kazımak.sivri bir aletle çizmek. büyük sofa. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk.[xi] a.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. [ xi] ez. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele.] ilan etme. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. DK xiv] eyle. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. .] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste. [Kıp. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza. çağrı.var etmek. a.[xi Oğ] konuşmak.] incitme. söylemek < Tü ay.

surat. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. imalathane ~ Lat fabrica a.a. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1.söylemek.] çok etkin. başak veya kamış destesi. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. görünüm ~ Lat facies suret. uydurmak. mesel ~ Lat fabula [küç. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd.el becerisiyle yapmak.a. f.< HAvr *dhabh. 2. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. . facc] acı ve üzüntü verdi. cephe. masal < Lat fari.] incitme.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. trajedi < Ar facaca [msd. demet. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. fat. a. güneş.] küçük anlatı.a.] acı veren talihsizlik. Çin hükümdarı. sima. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. 2. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. f. çehre (argo) yüz.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+. bereket. a.

yapmak) + Lat similis benzer.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan. eden < Lat facere.] azgın.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. imal eden. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. eden. fact. tıpkı" faktör. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu.] onursal < Ar fa%r [msd.] bilgin. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb. icra etmek * Fr faire. yalnız.] tuzak ~ Aram pa%%â a. fazla. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. eylemek. azgın.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. fact. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. f. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. imalatçı. etmek.] fakirlik. fakr. etken. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur.yapmak. a.] artan. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların . simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1.] yapan. yapan. bir borca . islam [Kıp. bilge. 2.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa.

falang.a. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. hatalı olmak * İng fail (yanılmak).yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . 2. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. yanlış ~ Lat falsus a. kolay < Lat facere. hata.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. 2.]. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). kabarmak " balya falso [KT xix] 1. a. beceri. 2. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. falang. fals. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd. kütük. "tanrı çarpmış". harman savurma aleti [esk.1.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek. müzikte yanlış nota. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. tırpan falez Alm fels a. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. < Lat fallere.]. kalın sopa. falc.yanılmak.kütük. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı.EYun fálanks. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. fact. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. 2. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk. falan ~ Ar fulân a. beceriksizlik .] (hayvan.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. yetenek.orak.İt falso hata. 2.a.

yok oldu " fena [Kut. deniz feneri. fotoğraf. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19. pervane. fantazma. fan-1. faz. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. gösteriş.] ölen. fantastik . görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo.fani faniya öldü.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. aydınlatmak.a. fener. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . hayali. . foton. fot(o)+1. [LO. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. Alm farben (boyamak). fantezi. hayal. kanat açmak). EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. hayal < EYun fainö. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. Akad paraşu (uçmak. fenomen. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). fener ~ EYun fanós a. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. faraş [Men xvii] 1. fanus.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. gece kelebeği. Aynı kökten karş. 3. trifaze EYun fôs : fosfor. fantastik. İng wool (yün). Lat vellus. ışımak. 2. < EYun fainö. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. kafatasının yan kemikleri. 2. aydınlanmak. fan. fot(o) +2.aydınlanmak. düş ~ EYun fantasía görüntü. her tür pervane kanadı. pervane < Ar faraşa yaydı. fenol. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. fotokopi. fâo (ışımak). 2.< HAvr *bhâ-1 parlamak. görünmek.] < Ar farâşat gece kelebeği.

uzaklaştırma. çentik. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. yayıldı. 2. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. 2. 2. farika fariza kılınmış şey. f.tıkmak. frag. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. faryng. sıkmak.< HAvr *bhrekw. cephe ~ Lat facies . ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. boğmak. farcttıkmak.] ayırdetme.] 1.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd. din veya yasa kuralı. varsayım < Ar faraDa 1.(daraltmak. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. EYun frâsso. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir.] (sır) açığa çıkma. belirledi. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. dağıldı fas a. sıkışık). 3. böldü (= Aram #prq ayırma. ayırdetti. çentti. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks.a. işaret. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. dolma yapmak ~ Lat farcire.faraziye utopie karşılığı. çitle çevirmek).] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. dini ödev " farz [Kut.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. sıkmak. ödev. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. Fr < Ar farD [#frD nsb. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. tayin etti. kural koydu. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. ayrım < Ar faraqa ayırdı. f. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler.a.

] açık.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. # 1919 İt. < İt fascio demet. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. fact. dönem. geniş. bozuk < Ar fasada bozuldu.] doğru yoldan sapan. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. araya girdi. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. fasH] yer açtı. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. bölüm. kolay < Lat facere.] malum sebze.] fesat eden. sıkıca birbirine bağlı grup. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. usul ~ Lat factio < Lat facere. vicia sativa . yüreksiz adam. fiğ. böldü. kolaylık. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. 2.] ara. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. aralık.a. imalat. çete ~ Lat fascis 1. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. f.] haşere. yapış şekli. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. böcek. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. 2.] bölme.a. demet. yapım. fact.] haşerat < Ar fisfisat [onom. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. önemsiz. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan.] küçük demet < Lat fascis demet.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. 2.

örnek. fayda Ar fada yararlandı.] 1. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık.] açan. bozuk. yazgı. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. yapım. yetmemek ~ Lat fallere.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. fals.tarafını tutmak. fact.a. 2. desteklemek ~ HAvr *ghowe. çirkin. müstefit . Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek. a.< HAvr *pü-2 çürümek. fatura [LO xix] nümune. a. nasip olan. ecel < Lat fari. iğrenç. kaçınılmaz. imalat.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. 2.pis. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. f. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". kader. ifade. f. faut. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. 2. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. hatalı olmak. istifade.saymak. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. yanak sakalı. 2. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. saygı göstermek. alkışlamak < Lat favere. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. tercih edilen. açan şey. kokmuş ~ HAvr *pülo. 3.] yarar. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a.

f. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. keserek açtı (= Aram #pkk a. fidye. özellikle şarap tortusu. feda etme < Ar fada feda etti.] trajik. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö.] ölçünün üzerinde olma.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!. ekstra < Ar faDala [msd.a. çok geldi. sözleşme. ~ Ar faDlat [#fDl msd.) ~ Ar fahm [#fhm msd.a. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd.] ~ Ar fakk [#fkk msd. musibet. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton . ~ Ger *fûri.ışımak. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. bedel. (bir şey uğruna) bedel ödeme. çok oldu. keserek . faDl] arttı. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. kavrama < Ar fahama anladı. kurtulmalık.a. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. foederittifak. aştı.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi. üstün idi fe+ ~ Ar fa için.] acı veren olay. birleşme < Lat foedus. fa. ant ~ HAvr *bhoidhes. bedel ödedi (= Akad padü a.< HAvr *bheidh.] 1. ~ HAvr *paswr a. [Basirt 1873] payton .] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. fidye federasyon [ 185+]. 2. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik. yardı feda [Kut.] üstünlük.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak. artık.a. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf.] kırma. f. feci ~ Ar facîc [#fcc sf.a. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu.a.

düzlük. toprağı sürdü. baht ~ Aram pelekâ çark. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. ustalık < Ar fanna becerdi. afet. güvenlik. Gül xiv] hüner. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. a. sanat. felaket [#flk msd. kararma = Aram psnây gün dönümü. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. savaş meydanı (~ Ger *felthu. hüner. geri dönme . çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. huzur. [Aş xiv] ölüm. başarı. ölümlü dünya. çark. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. fetus (hamilelik).emzirmek. fellah falaHa [msd. zail olma.] yokolma. alan ~ HAvr *pelstu. 3. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. 2.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". akşam < Aram #pny dönme.] çiftçi. talih. bilgi" fil(o)+.felah [Aş xiv] mutluluk. emzirme). felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. çıkrık. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş.] 1. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme.] beceri. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd.emziren < HAvr *dhe. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. [Men xvii] vulg. kadınsı ~ Lat femininus a. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd.] refah. fena [Kut xi] yokolma. kötü.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. yıldızların döner küresi. falH] yardı. zail olma.

] küçük lamba < EYun fanós fener. gen. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur.] 1. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak.a.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. dişilik . = Sans prâthu a. (= Ave hvarsnah. boşluk.öne.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd.Ar fann beceri. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. farc] açtı. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. gün ışığı. Sans súvar (güneş.a. svárn?ara. vakum. hile. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. açık ~ OFa frâh a. parıltı.a. ağız. 2. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd.a. ihtişam. ~ HAvr *pro-/prö.] yarık.(nur. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. surah) > súrya (güneş).güneş * Karş. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey.a.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. beceri. Alm vor. kurnazlık . tüketti. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. İng fore. < Ave hvars. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı.a. yardı.a. ihtişam). manto .a. ışık. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. Aynı kökten Lat prö.fenafillah fena. parıltı. olgu.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a.güneş ) ~ HAvr *saswel. fer+ ~ Fa far. fi. [Kan xv] .)" fer+ ~ Fa farâ% geniş.~ fra. ileriye. ~ Ar farâğat [#frġ msd. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. gemi feneri fanári(on) [küç. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd.

hükümdar iradesi ~ OFa framân a. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. taşımak ~ HAvr *poreyo.a. öncü. pek. akıl" fer+. bot2 ferik subay.ön. ~ EFa framânâ a.[sup. yol göstermek) fiili eş yapıdadır.a. & EFa fra. 2. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. sabah ~ OFa fradag a. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır.kaynamak.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal.a. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa .ferda prâtâr erken. takım.ön.a. a. tümen komutanı [Men xvii] bölük.a. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. birinci.] askeri birlik. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1.] en önde < Ave frâ.a.a.a.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a. önce )" fer+ * Karş. İng brew (mayalanmış içki). mayalanmak ~ HAvr *bhreus. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. ileri + EFa mâna-düşünce. hüküm. (= Ave fraeşta. düşman * Lat praemonere (uyarmak. bread (ekmek). İng first (birinci). broth (haşlama). bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. güruh. müfreze. ~ EFa parasang. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. ferman [Aş.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. teleferik < Lat funi culus [küç.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . tütsülemek ~ Lat fumare a. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. saçmak. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. dibe atmak.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. erica ~ Yun foúnta püskül. < HAvr *dhü-mo.] ince ip. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ. dal budak sarmak ~ Lat fundere. halat. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . dumanla terbiye edilmiş. fus.a. tel < Lat funis ip. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. (bitki) bolca üretmek. 2.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. tepelik. 2. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1. a. (kabarık şey). dağıtmak. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı.1. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. sorguç. esas. dökmek. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak .

[ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. 2. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . İt. 2.] 1. eylem haline ara verdi. kaynak yapma. metal erimesi. erimiş metal dökme. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı.dökmek " fondan . şair < Fr future gelecek. artık. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır.] tembellik. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. gevşeme < Ar fatara gevşedi. fazlalık. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. fus.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. İslam ülkelerinde 12. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak.] lüzümsuz. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod. oluşmak. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd.] dallanma. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. çılgınlık. gençlik.] haddini aşan.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd.a. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. ~ Fr fusée havai fişek. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. dindi.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd.

] zalim. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık.] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. yolculuk gabari *garwian kalıplamak.] bilgisizlik. dolanmak + EAlm vart gidiş. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. Fr.] bilgisiz. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) . anlayışsız. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş .EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod.

galact. [DK.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. Yeni Türkçe Lugat. 1924).] burada olmayan. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. 2. galak. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. insan dışkısı.Samanyolu. a. / OLat galeria a..] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. göden. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. f. çukura girdi * "Gait. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. Gül xv] unutkan.süt ~ HAvr *glak-t. hela çukuru. ucu çengelli sopa. umursamaz. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. festival ~ İt gala a.. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu". 2. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. g$awl] < Ar gül gulyabani.] 1. [Bah 1924] koridor. tuvalette yapılan şey.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. yenme < Ar ġalaba üstün idi. a. .a. yerde bulunan çukur. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi.a.a. üşüştü[msd.a. f. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak.a.] sayı veya güç bakımından üstün olma. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im. gülmekten tıkanma. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa. ağız tıkacı. ~ EFr gale dans.] hata. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut.] habersiz.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. dışkı < Ar ğâTa battı. kemerli koridor. yanlış.] önemsemezlik. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin.] 1. 2. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. ~ İt galleria a. dikkatsizlik. gafil [ xi] . [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. madenlerde yeraltı tüneli. < EYun gála.

keder. müzik kuramcısı (ö.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. a. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. üstün " [Yus.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. koyu. 2.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf. karamsarlık < Ar ġamma kararttı. gam1 [Kut. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya.] yenen. İtal. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. gizledi. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. ^ Guido d'Arezzo.] galip ihtimal ile.] kalın. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için.] sıkıntı. 1050). ġilZat] kabalaştı. ~ Yun gámma .a. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. sabo < öz Gallia Galya. müzikte do sesi.

a. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. göz kırpan.a. elde etmek. mal. 2. göz kırptı.> Fa d. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. (göz vb.. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. kazanan. 2. 2. [LO ] a. İng to gain (kazanmak) < Fr.] zengin.kazanmak.) kırptı. gitmek gani [Aş. korumak ~ HAvr *wer-4 a. 2. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o.] 1. .dönüşümü tipiktir.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. [KT ] a. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak.. 2. ġamz] 1.a. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. sıktı. öldürmek) + İng boat gemi " defans.a.a. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen .] savaşta ele geçirilen mal.].yürümek. HAvr g. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek. sıktı. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1.Ar gammaz [#ġmz im. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. çimdikledi.> Ave z. göz süzerek bakma. çimdikledi. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. işve < Ar ġamaza [msd. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. haydut ^ y.< HAvr *weis. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. işve. yy'dan önce kaydedilmemiştir. ~ HAvr *gwhn-tyâ. İng to win (kazanmak) < Ger. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20.a. koyun. yağmalamak * Karş.< HAvr *gems. [Men ] a.vuruşma < HAvr *gwhen.düğün. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh. kafile [esk. f. gözetmek. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma.vurmak. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi.a. yağma < Ar ġanam 1.. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci.

gözkulak olma. korumak ~ Ger *ward. Tüm dillerde onomatopedir. nöbetçi / Fr gardien a. yolcu. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. egzotik. korunma. Fr garde. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek). İng aware. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. garip [Uy.] amaç. nöbette). korumak). yabancılık < Ar ġaruba [msd.a. a. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. gözetmek.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. bekçi < Fr garder bakmak. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. < Fr g(u)arer korumak. wary (uyanık. gözetmek. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. çevrili) + İng party " gard. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. ~ HAvr *wor-to.] a.] yabancı. Lat gargarizare.a. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. ayrıldı. Fr regarde (bakmak). güvence veren < Fr g(u)arer korumak. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. a.a.] gariplik. ğarb/ğurûb] uzaklaştı.< HAvr *wer-4 a. ğarâbat] yabancı idi. < Ar * Karş. kasıt.a. EYun gargarizo.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. wehr (savunma). a. roba gargara ġarġara [onom. Fr gargariser (gargara etmek). Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. İng guard/ward (nöbetçi).

a. uzaklaştı.] 1. hizmetçi. garp. çırak ~ Frk *warkjo işçi. hizmetkâr. boğulma. çırak. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. uşak. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. savunmak < Ger *waran gözetmek.çalışmak. gurbet. hizmetçi dairesi. Batı < Ar ġaraba ayrıldı. vale ~ HAvr *werg. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. gurup. 2. el koydu.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun .] gaspeden. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. suya dalma.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma.]. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. 2. armatür [esk.Fr garniture donatım. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. boş " gaz1. 2. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. erkek çocuk. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır.] 1. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. güneş batımı. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). garip. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. 2. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. oğlan.* "Fakir" anlamı 17. tuhaf olma) türevseldir. kurabiye.

DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. son derece " gaye gayret [Aş.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. 2. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC.] kıskançlık.] muhabbet tellalı. neşeli. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos . (sıvı) dökmek. immeuble > gayrımenkul. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak.ve a(n). [İM665 187+] havagazı. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. Yus xiv] haysiyetine dokunma. havagazı lambası ~ Fr gaz a. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. diğer ~ Fa ġayri -den başka. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in.] baştan çıkma. qawd/qiyâdat] önayak oldu. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef. van Helmont (1577-1644) Holl. lokantacı" gastr(o)+. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. Aş. B. irrationel > gayrıaklî. fanatizm. amaç. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J.a.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. Karş. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. dökülen < Nor geisan akıtmak. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. kötü yola düşme.

] akın. öfke < Ar ġadiba kızdı. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa.] Gazze'ye ait. 2. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. küwre (şişmiş ceset).] 1. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. kulübe.a. . baskıncı. gazi [Kut. 2. DK. metelik. yağma.] rafine edilmiş petrol.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. a. saldırı < Ar ğazâ 1. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden.a. köwtünğ. istila etti gazap [CodC. şişkin. Gül8 xiii] kızgınlık. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. köwrüğ/küwrüğ (davul). petrol lambası. akın yaptı. aşk sözleri. kabarmak. a.) Fransızcadan alınmıştır. küwij (içi koflaşan ağaç). öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı.a. gaza [Kut. benzin & İng gas1 uçucu madde. gayret etti. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. evcik. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. Venedik devletinde bozuk para birimi.] flört etme. Trkm gebe (balon). çabaladı. 2.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür. Karş. Tü küwen(şişinmek). kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. içi boşalmak * Karş. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1.

geç) ve kısa açık e ile keç. ~ Aram qapar a. geçim <Tü [Bah1924]1.(gecikmek. geçim (bir tür zırh. 2.ekiyle. Türkçe gebere biçimi 20. yarık açmak.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. geç vakit. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır. pehlivan. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece.a. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. cevşen . gerideki.a.xvii Men. delik. [ xvi] safta bir askerin yeri. xix LO). uzlaşma.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber. * İng caper. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. gebeş kabş teke.şişmek. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş. dün <Tü [Kıp xiv] kecik.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. [Çağ xv] geber-şişmek.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. .geç olmak < Tü kéç.a. capparis spinosa ~ EYun kápparis a.[xiv Kıp] delmek. yy'dan önce rastlanmaz. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom.aşmak. hamile olmak. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20.a. oyuk. maişet <Tü geç-" geç- * Karş. geri.birlikteyaşama.

KT xix] büyümek. gener-soy. sandal. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. yavru. İng gene (/cm/). ırk " genetik * Karş. general [LF xvi] . genel < Lat genus. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. Avst. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. . gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır.a. şakayık-ı numan.a. bol" geniş * Fr général (a. Fr gène (/jen/).a. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel.) < cirs (gelin) çevirisidir. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. [KatipÇ. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş.

bol uzak < Tü *ke. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. otağ. (= Ave vart. eksen. Alm werden (dönüşmek). daire.a.çekerek uzatmak. babası olmak). güvenilir. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. döndürmek). küme. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. * Aynı kökten Lat gignere.a.a.a. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . a. 18. otağ. genius (doğurgan ruh). yaygın. * Geçişsiz fiil eki -n.a. vasi.(doğurmak. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . " je(o)+. genus (soy.Fa girdak kral çadırı. gen. kalıtımsal. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. a. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. boyun < Fa gaştan. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne.a.a. kavim). Ar cins Yunancadan alıntıdır. inanılır. ırk). [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır.ve isim eki -ğ ile.dönmek. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. uzatmak veya yayılmak.a. ırsi ~ EYun genetikös a.ile. ger[mek Tü [Uy viii+] ker. Yus. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü. gerdek evi tabir olunur. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa.dönmek ~ OFa waştan. gerdek [İdr. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı). güvenilir. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. generare (doğurmak. gens (soy.. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. dönen. ) ~ HAvr *wer-t. DK xiv] zifaf çadırı. nasci < gnasci (doğmak).yaymak. gard. üremek).. ki zifafhanedir. = Sans vrt. yaymak yaymak/yayılmak. çadır " gerdan . ward. ırk < EYun gígnomai. < EYun génos soy. 2. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir.

gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. dökmek ) " kavak. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. düzensiz savaş. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. kılıç. döküntü. noksan < Tü kerge. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. 2.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. geri.eksik olmak < Tü kerek bol. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. tezgâh. ^ 1909 I. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. Avusturya kökenli Amer. İng cauldron.a.a.a. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. kargaşa). Nascher. 2. tabip (1863-1944). lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < .akıtmak. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. Alm wirre (kavga. pislik (< Fa re%tan.] "küçük savaş". rez. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. L. karmaşa. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria.

oymak. 2. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı.ekiyle. geven Tü? [Kıp. gevre[mek Tü [ xi] kewre. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir.a. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. lafazan. döküntü.yumuşamak. kabartmak).akıtmak. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. LO. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. geviş getirmek * Karş. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.(1. şişirmek.a.a. dedikoducu. KT.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . dökmek ) " kavak. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. zekâ . çene çalan & Fa gap lakırdı. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. rez.kel(t)ür. içini boşaltmak.a. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. Tü *keP-2 (şişmek). [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. gevşemek yumuşatmak.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. MBah] diş etleriyle çiğnemek. Karş. kap. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.= két(t)ür-. gevşetmek. Bur. pislik (< Fa re%tan. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri.

getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. gevre[mek Tü [ xi] kewre.kel(t)ür. geviş getirmek. yumuşamak. geven Tü? [Kıp. Tü *keP-2 (şişmek). dolaşmak . 2. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . lafazan.yürümek. dedikoducu. kabartmak).yumuşamak. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.a. Karş.a. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez.(1. LO. Bur. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. gevşemek yumuşatmak. 2. içini boşaltmak.a. her çeşit av hayvanı. geviş getirmek * Karş. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. şişirmek.a. [EvÇ. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz.= két(t)ür-. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. çene çalan & Fa gap lakırdı.yumuşamak. kap. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1. gevşetmek. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. gevşek. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. 2. oymak.1..ekiyle. gevremek < Tü kepiş geviş. KT. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. MBah] diş etleriyle çiğnemek. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.

gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı.gitmek " git. yol göstermek ~ HAvr *weid. model. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus. a. [LO ] a. < Tü kıp [xi] kalıp.aşırı büyük ~ EYun gigás. dümen < Fr guider yönetmek. göstermek. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere .görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga. tahriş. [TS xiv] gicik kıcı-/gici. [LO ] gıcır libas yeni. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi.? ~ Fa gıdı deyyus.] tahriş etmek. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek.a.[onom. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. < " gacır [Aş. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız.] besin < Ar ğa5â < Tü két.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş.

] haset. 2.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. gurez. bağırsak sesi [ viii] kir. " gü+. ğanâ] ihtiyacı yoktu. KT.a. gır. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. wirez. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla.a. 2. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. bolluk. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. kaçma kapısı. gırtlak. Bah xvii] kaçacak yer.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. kaçacak yer.kaçmak. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. a. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. sığınmak ~ OFa wire%tan. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. a. LO. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. melce.] zenginlik.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. [DTC 1944] makinalı balık ağı.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. sığınak.] kıkırdak veya öğürme sesi . fazlalık < Ar ġaniya [msd.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi.

gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a.: gider-. a. EŞKÖKENLİLER: Tü git. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. [LL 1732] giysi < Tü giy.]1. Karş. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. a. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. ~Frguichet[küç. a.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. 2. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. [DK. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür." giy[CepK 1935] esrar.a. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. ~ E Yun kithára a.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. Gül xv] geyesi.< HAvr *kel-1 kesmek. gıyap [ xiv] olmama. bıçak vurmak " kup . gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle.örtünmek. gidişat. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd. ~ Lat cithara a. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. Fa sihtar (üç telli çalgı). potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir.] kayıp olma. küçük kapı. gizil YT [Fel 194+] virtüel.

kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. < İng globule [küç. kimyacı. genel. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. Fr. [ 199+] küresel toptan. cam gibi < Fr glacer dondurmak. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. bütünsel < Fr/İng globe top.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. Fr.] a. #Plinius. ~ Lat gluten.a. 2. emaye. buzlu.a. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k.zamk. glutin. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç.< HAvr *gel-2 soğuk.a. donuk. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine.

yükselmek. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk.a. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.taşınmak < Tü *kö-ş.) biçimine rastlanır. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç.a. yük taşımak [Uy viii+] köç. ve 15.] a.rahatsız olup kaçınmak. a. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. DK xiv] koçun. a. [LO. yy metinlerinde göçmel (a. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. gofret peteği. sakınmak * Gücen. gnö.a. bilgili. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a. < EYun gignöskö. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey.a. +men2 * 14. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. Kıp.kalkmak. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş.> -ç. [ viii] kök gökyüzü.bilmek ~ HAvr *gnö. İdrH.fiiliyle alakası belirsizdir. oba * -ç.< Tü *kö. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. ~ EYun gnöstikös bilen. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. post.kalkmak.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a.ekiyle.a.a. körük" gebe . gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği. göç[mek Tü yükselmek. yörük. kürk palto [Kıp.

göndermek yola çıkmak. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . [ 190+] ~ İng goal 1. yöneltmek. doğrulmak < Tü *kö.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ.a.yola çıkartmak. derin kaya çukuru. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür.a. kararmak < Tü *kön. kargı. < Tü kölü. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç. husye veya yumurtalık / İng gonad a. amaç. bir oyun. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. gol Tü [viii]köla.a. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir. sırık < EYun kontós a. çukur ~ Lat colpus/colphus koy. ~ Mıs kmj-t a. gönder [DK xiv] mızrak.a. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız. 2. yavru. hedef. [Uy viii+] köm. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir.< Tü *kö. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. 2. yola gelmek.a.içte olmak. doğurma < EYun gígnomai. < EYun gönos/gone soy. kargı. körfez.gölgelenmek. yükselmek. a.göl gol kale.a.] mızrak.a.kalkmak. sırık.

2. gösteri. a. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. köşe. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. zil ~ Malay gong-gong a. görkem YT [CepK 1935] haşmet. işlev < Tü gör. 3. 2. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. ~ HAvr *gönu-ya. EYun genys. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. . göre. köşe.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. Fr genou (diz). açı * Aynı kökten EYun gony. çene. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. gözet-. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir.a. görümce. gör[mek [ viii] kör. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. gösterge. Alm kinn (çene). göster-. görsel. debdebe İdr] güzellik.("iş görmek" anlamında)" gör-. diz. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır.a. görkem. ruh " gong çalgı. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1.1. açı. yürek. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. görev. Abuş. İMüh. Alm knie. İng. görece. İng knee.< HAvr *genu. gözük-.a. [Kıp xiv] köre < Tü kör.

şişirilmek < Tü *köpüt. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. 2. ilkel [xv]. [Kaş. [DK xv] < Tü *köptün.kalkmak. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir. kölük (sırt. yükseltmek. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü. a. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. sol < Fr gauchir bozulmak. yükselmek. özellikle hayvan sırtı." gör- [Or.[xiii İM] bakmak. İdr xi] kıç kalkmak. . yük yüklenen hayvan . [Uy viii+] taşımak. Uy. haremde padişahın seçtiği cariye . [Fel 194+] olay. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. 2. görüngü YT [CepK 1935] tezahür.içi boşaltılmak. 2. yüksek. yamulmak. insan veya ağaç gövdesi. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. kötermek (yükseltmek. [KT xix] 1." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. Karş kötki (tepe -xi). gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca. sırt.xv+ Çağ). yamuk. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır.özellikle yukarı taşımak. yükselmek. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. beylik vermek . sırt.xi). bozuk. Kaş viii] köz a.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. tercihe şayan.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. ayrıca falcı. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde. [Kıp xiv] kevde/kövde . fenomen < Tü görün.

Alm. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. -etle. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed.göze <Tü [ xviii] pınar. " +graf grafik . 2.gözlemek. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. mineralojist < EYun grâfo yazmak. kaynak. oymak ~ HAvr *gerbh-a.]. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. gözük[mek Tü [Uy. Kıp viii+] közün. hakketmek. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak.yürümek.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin. kazımak. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi. kademe.ekinin işlevi açık değildir. -ük. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi.görünmek. .ekinin niteliği belirsizdir.< HAvr *ghredh. [DK xiv] gözük-< Tü gör.a. derece ~ Lat gradus adım.

yy) .a. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. yazı.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma.a. fon(o)+ gran güçlü. yazı yazma işlemi.a. t. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. harf. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a.harf.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. t. tane. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. 2. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. ~Frgrandduc büyük düka. granül < Lat granum tohum.1. kayıt + EYun fbne ses " gram. t. Amerikalı mucit & EYun grámma. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. 2. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. grenli < İt grano tohum. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. harf. yüce. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.yazı. ~ İt granito taneli. zerre ~ Lat granum a.

Frk *grippan tutmak. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. fruktoz * 17. şişman ~ HAvr *gwres.tutmak.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. a. tırmalamak. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. yağlı. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. ~ Lat crassus semiz. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi.Fr grisou a.a. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. & İng grape üzüm. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib.a.yağlı. iri ~ OLat grizu . kaba. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . pençesine almak . koyu. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. yağlı. gren gros+ grossus a.

güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet.~ OFa wi.a.ayrılma. niyet. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu.a. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im.grosa [ xx/a] büyük. mahzen ~ EYun krypte gizli. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç.] yumuşak meşin. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. coprophagy. ürpertici. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f. kaba. İng coprophilia. öte yanda olma.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. * Karş.a. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. . guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a.a. sertlik.a. ~ HAvr *wi. withdraw.(withhold. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik.(güçlenmek. zıt olma). * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez. gazap gösterdi" gazap * 20.a. withstand gibi kelimelerde . dehliz ~ Lat crypta dehliz. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara.a. a. saklı. gömülü " kripton grup .ayrılma. Aynı kökten Alm wider. küme. İng with.

Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. a.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap.söylemek (= Ave gaub. güldür sesi onom yanma sesi. gü. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. genç hizmetkâr. kazan ~ Lat cucuma a. 2. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida. uşak ~ OFa kötag a.a.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. küçük yavru. İng gold (altın).] merhamet. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. 2. Karş. bülbülün güle yakarışı.a. "Allah Allah" nidası. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. ~ Fa gul çiçek. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. a. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. su akma . altın. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. uşak.güdük [BK 1799] boyu kısa.a. gülbank ~ Fa gul bâng 1.a. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd.

a. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle.a.a. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. güneş. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. top mermisi. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). sahra. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış.güler görünmek. maskaralık. a.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. suç işlemek ~ EFa vinath. gülle (= Sans göla/gölaka top. yaban " yaban güm. ) gün Tü [ viii] kün gün.OFa winâh/winâs a. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. " gü+ * Erm vnas (zarar. + Fa biyâbân ıssız yer. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. tazminat gerektiren eylem . yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. kendisine gülünen kişi. zarar vermek. maskara. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. gündüz günah [Aş. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün .a. 2.a.

] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine . güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. [ xiv] gür sağlam (kişi). a. Tü [ xi] kür cesur. carpinus ~? < Tü *küre. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit.a. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. Yun gábros. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. yabancı ülkede olma. kıvrak zekâlı. a. yiğit. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd.). bahadır. aktüel.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. bahadır.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. . küreççi. becerikli. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır.aydınlatmak." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir.kabadayılanmak * Karş. Lat carpinus (a. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. -dem ekinin işlevi belirsizdir. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne. EErm garbeni. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. sık.savaşmak. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii).

öğretmen. a. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt.] aldatma.) ~ Fa gurz ağır topuz. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. ağır. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd.] yıkama. değerli.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. 2. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. güveç Tü? [TS. küme.tadına bakmak. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. 2. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. muhterem. DK xiv] OFa warz/wazr a. küre. manevi danışman ~ Sans gurú 1. 3. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. damla. (= Ave vazra.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. beklemek. hoca.gözetmek. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. Karş.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. a. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. insan topluluğu (= Fa guröha top. .a. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. a. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. boy abdesti ~ Fr goutte 1.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık.

[Kırg ] közöl a. söyleyiş. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. görünüş). gu5ar. [DK xiv] gözel. aperitif * Aynı kökten İng cover. a.a. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). a. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. [Arg xvi] güzel. örtmek ~ Lat cooperire a. a. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. damat. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. = Ave vîtarsm öte. yönetmek ~ EYun kybernâö a. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). +gâh . ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. widâr. göğerişmek < Tü köker. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. TTü görklü.a.a. Men xiv] < Tü *küde. [TS xiv-xv. [Kıp xiv] köğercin . yol < Fa guSaştan.mavimtraklaşmak. [Çağ xv] küzel. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri.mavileşmek. Moğ kübeğün (erkek evlat). iç güveysi gelmek. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+.. kaplama. göğermek < Tü kök * Karş. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. söyleyen < Fa guftan. gökçek (güzel). güya gü.şişinmek.söylemek. laf.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. Fr couvert (örtü). ETü körk/körük (güzellik.geçmek ~ OFa widardan. geçit. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. [ xi] küwen-< Tü *küPen. * Karş. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. -el ekinin işlevi açık değildir. böbürlenmek.misafir gelmek.

tümsek.seçmek ~ OFa wizîdan. hacim " hacim .] kötülük.) ~ Erm %aç' 1. güzide [ xiv] guzîn.] kötü niyetli. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. Alm weiter (öte.a. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. a. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e. Hubb] sevdi habire hay. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. haç 2. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. yaşamak. tanıdı. tane.a.< HAvr *ghabh.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám.] kabarcık. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. kazık. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme. seçkin < Fa guzîdan. ] sevgili.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. tohum haber [Kut. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd.a.a. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. sınadı. DK xiv] (~ Fa %aç a.] bilgi. çevre < Lat habitare ikamet etmek.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf. direk. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. çarmıh [Aş.a. ileri). Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd. wizîn.

bağladı. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. 2. yasakladı. ihdas .hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. haciz < Ar Hacaza engelledi.] gereksinme. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd.] engelleme. 3.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. 2. sivri (bıçak. el koyma. 2.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. son derece öfkelendi. kapattı.] keskin. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd. 2.] çıkıntı. sınırladı. hadise. kapsam.] 1. sınır. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa.] kısıtlama. tümsek. haczetti had/hadd[Kut. bıçağın keskin ağzı. sınırlama. kapatma. sınır koydu. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. [Kut. kapatma. tutuklama. Hudü6 ] oldu. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd.] 1.] hizmetçi" hadim haddizatında had. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. olay. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. limit < Ar Hadda 1. bilenmiş. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. a. keskinleştirdi. havadis.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. el koydu. vaka. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. biledi.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa. boyut. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa.

kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] koruyan. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf.Ar HâfiZat [#HfZ sf. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. saklayan.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. sır. Dan.a. palpitasyon.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. gizli polis örgütü. bilge < İbr/Aram #%km bilme.a. f.] gizli < Ar %afiya gizlendi. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd.) ~ HAvr *septm a.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. f. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. hafıza saklama yeteneği. EYun heptá. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. * Aynı kökten Sans saptá(n).] hıyanet eden " . kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi. bellek . titreme < Ar %afaqa titredi. süre " haf. sır. İng seven. Lat septem. f. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim.hadise şey. Ger *sebun. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy.a.] saklayan. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf.] gizli kapaklı şey. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta. Alm sieben (yedi). hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf.

Ar Haqârat [#Hqr msd.a. Aş xi] [Kut. gerçek idi. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan.] yargıç" * İng khaki (a. hakikat < Ar Haqqa 1. kazıdı (= Akad ekeku kazımak.] aşağı. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. hakaret [ xiv] 1.a. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır.yönelme. hakikat gerçeklik. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. 2.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. . karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka.] oyma. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. f. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. karıştırmak) & Fa/OFa â.karışmak. katılma. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. tahkir etme. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. kazıma. uygun ve yerinde idi.] sahip olan.] doğruluk.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı. hor ve hakir olma. âmez.karışmak. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. doğru idi. 3. doğruluk " hak1 hakim yargılayan. aşağılama . ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. 2. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf.] hakir olma. elde tutan " hak1/hakk[Kut. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu. haklı idi.

havale. istihale.] 1. halet. hile. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze.hakkâk oymacı. hasbıhal. kâr halat kalod. doğru.] kurtuluş. 2. hal1. çözüm < Ar Halla [msd. evrildi.] adil. bir hale geldi. halâ. bir hal aldı. havil.] şimdiki zamanda. arındı. çözdü. kondu. bağlı olan bir şeyi açtı. temiz.kablo. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. mütehavvil. durum. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. varolan durum " hal1 halas [Yus. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. kurtarma + Fa kâr eden " halas. < Fa Haqqânî [nsb. görünüm. binek hayvanından indi. varoluş evresi. berrak idi. Hall] 1. bir hale büründü. salon. saldı. derhal.] 1. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir.< HAvr *kel-2 kapatmak. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd.] hakkedici. örtmek. yöneldi. . kurtuldu. oylum < HAvr *kol. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. halihazır. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. arzuhal. hukuka [DK xiv] yenmek. ihale. dönüştü. tahavvül. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. giysisini çıkarma. soyma. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. 2. yolculuğu sona erdirdi. gevşetti. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. ilmihal. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. lahavle.] çözme. havali. 3. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. 2. azat edilme < Ar %alaSa arı.

(yemek) arttı. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. [Men xvii] (vulg. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. [Neş xv] halk.) cariye.Ar xâlin [#xlw fa. Allahın . Aş xi] [DK xv] kal . Aş xi] canlı varlıklar. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. çember.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. bozuldu halel Xalla bozdu. bayatladı. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. yırttı. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir.] ayla ~ EYun (h)álos daire. mahlukat.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. 2. a. ~ Ar xâliq [#XİQ fa.] boş.] hal. Yâküt (ö. * Nihai kökeni belirsizdir. hizmetçiler. ahali.] yaratan. hane halkı. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. hasar. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. halayık [Kut. geri kaldı. ay ve güneşin yüzü.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. haliç halife geçen.] canlı varlıklar. deldi halet halhal [onom.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. f.] körfez. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden.

] karışım. DK xiv] [Aş.] çember. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. halka.] yaratma. ölçme.) + EYun genes. kısım < Aram #%lq pay etme. . ahali (= Aram %elqâ pay. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. ring hallaç [msd. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. 2.halim yumuşaklık. İsv. halo. silah kabzası [esk. İsp.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. saf. 2. Aramice sözcük EYun demos (1.a. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. tatlılık.] arı. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a.a.a. genet. kimyacı (1779-1848). ~ Taino hamaka a.a. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd.doğuran " salam. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. pay etme. işlenmemiş. bir yana ayrılan kısım. pay. biçim verme ) halka baklası. & EYun (h)áls. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu. bölük. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. tarihçi. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. 2. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. halk) deyiminin tam karşılığıdır.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. Orta Amerika yerli dillerinden. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd.tuz (~ HAvr *sal-d.].

Muhammed hamdüsena hamd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. Aş xi] ateşli gayret. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. haminne » " hanım. akkor oldu. ~ Ar Hammâl [#Hml im. ısıran. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. derli toplu. hamd. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd.] taşıma. ılıca. evrak çantası.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. sena hami hamil hamile taşıyan. hamdüsena. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im.] ahmaklık.] coşku. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur.] övme.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi.] taşıyan. titiz hamaset cesaret. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı.] 1. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut. 2. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa. hamd < Ar Hamada övdü. yüklendi .

Nihai kökeni tesbit edilemedi.] yüklenme. elli. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1.a. = Akad gangaritu a. hamut koşumu. İng hame (boyunduruk). ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a. 2. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. konak. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. [EvÇ xvii] xapsi a. maya.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. f. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane.a. kervansaray han1 yeri.a. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. konak ~ Fa/OFa %ân hane. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. konak.] kabarmış hamur. DK xiv] [Yus.a.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep .hamle atılma. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. han1 yeri. Alm hamen. gırtlak. a. kervansaray han2 Tü [Yus.] boğazın üst kısmı.a. şarap).

şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a.a. kraliçe. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". " han1 ~ Fa %ana ev. kemer.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. 2. salhane. Kuran'da Hz. konut. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane.) ~ HAvr *kan. memişhane. biçimsiz (vulg. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir.] pagan. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. darphane.a. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. = İbr %anep kâfir. kerhane. [Oğ xi] %arjı. mahpushane. tımarhane. hapishane. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. cephane. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. adem inciri. şeşhane. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . çardak [esk. hantal [Amr. kaba.a. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. yer. hücre. ebucehil karpuzu. meyhane. 2. eczane. Men xv] ebucehil karpuzu. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. a. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf.]. prenses.a. kemer yapma * Ar Hanut.. hanedan. kavisli hale getirme. şarkı söylemek (= Ave hvan. [LO xix] iri. konak. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi.a. kütüphane. dükkân < Aram #%nt bükme. sülale " hane. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. putperest. depo.] 1. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. hani2 E Yun %anne a.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a.

hap1 Habb [#Hbb1] tohum. [Kut. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. tane. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. tutsak etme. Men xv] harab yıkılmış. Aş xi] yıkım (isim). 2. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. kapattı. [DK. . at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. kısıtladı. Akad abşu (kuşak.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. ~ Ar %arâb [#%rb msd. kapatma. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. yıkım. hane < Tü hapş [onom. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı.özellikle sarık veya baş örtüsü.] vergi. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. kuşak. virane " harap haraç [Aş. a. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı.] sıcaklık. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. ]1 .] haram cı. tıpta hap hap2. kemer). hapsetti (= Aram #%bş bağlama .] harap şey. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis.] viran etme. sıcak idi har2. Env. En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d.] yasak.

] harple ilgili. tabu. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. dışladı. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. çıkış yaptı. Lat scribere (1. gereç + Ar câlam dünya. dokunulmaz < Ar Harama [msd. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır. harf [Kut.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. [Men xvii] 2. masraf. 2. sıra malı. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. harcama. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. 2. .] 1. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. Yun grâfö. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. banal & Ar %arc uygun olan şey. gereken şeyler. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. Hirm/Hirmân] yasakladı. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd.] ısınma. resmi işlemler için ödenen para. harf (= Aram #%rp bileme. rahvan hardal %ardalâ a. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. a.] 1. gereç + Fa râh/rah yol" harç. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. harç [CodC xiii] 1. savaşçı. çıkıntı yaptı. kutsal. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. Hurûc] çıktı. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. dolaylı vergi. Tü çizmek. [KT xix] 3. Karş. haremlik) ile birleşmiştir. malzeme < Ar paraca [msd. gereç.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. çıkma.] yasak. yazı birimi. sarf. yoldan çıktı harca[mak [Aş. dışarı çıktı. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. 4. herkes " harç. 2. masraf. sivri bir uçla çizmek. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer.

harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. ~ EYun %ârtes 1. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. kâğıt.a. katırcı ~ Fa farbanda a. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. . +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. uşak " harpuşta. 2. harman a.a. yardı. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. a. harp1. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. Karş. olağan dışı. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. [Men ] %ırmen vulg. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. a.] dış. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. Sam #%rb (kılıç. dışarı.. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a.yazı yazmak). harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma.

] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap.] 1.] hicap.] börtüböcek.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. toplumsal anlamda seçkin. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır. değerlendirme " haseb. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. Haşw] araya bir şey soktu. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd. EKİN. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb. ayrılan. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd.) has [Kut.a.] kayıp. tarım. tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü.hars [Men xvii] ekip biçme. ayrı.] kıskançlık < Ar . zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. Karş. kader hasbıhal " haseb. a. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a. terbiyesiz. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş. doldurdu hasar hasar gördü. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. KÜLTÜR. tarla sürme. özel. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. Aş xi] seçkin.] kültivasyon.] ölçme. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". akıl yürütme. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. kazma. 2.

] huy. alçak.] 1. f.] 1. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ. ucuz. taallukat . mahşer.] üreyen şey.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. ürün. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. haşarı. kıymetsiz . 2. sayfanın kenarına eklenen yorum. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. kumaşın kenar süsü. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. cimri.a. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. toplanma. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. kaba < Ar %aşuna [msd. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. 2. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. paravan.] sert. adi. değersiz. debdebe. 2. nekes. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd. ~ Ar %aşm [#%şn sf. [KT xix] 1. hakir.] dolgu. haşere.(suda kaynatarak pişirmek. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. kalabalık etme.] aşağılık." aş * Erm %aş. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı.Ar %asıs [#%ss sf. tabiat. hizmetçiler. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. gelir.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd. yy'da ağır basmıştır.

• Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. sığınılan yer. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd.] etrafını çitle çevirme. ezberleme. ~ Ar Hassas [#Hss im. f. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd.] 1. seçkin kimse. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. çentme. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. damga ~ Mıs xtm a. akıl. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. kapatma. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak.a. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. Karş.] çizgi. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. Ar Hişmat (utanma.] düşünce. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. yazdı (= Aram #%TT kazıma. elit" has hassas hisseden.* Arapça #Hşm (utanma. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. sınırladı.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. içerdi hasret [Aş.] özel olan şey. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa.) hata Ar %aTâ yanıldı. a.] yanılgı.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus.] geri dönülecek yer. ciddi ve tehlikeli idi). anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi. mühürleme. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. ayrıcalık. hicap). Gül xiv] sayrı. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. . bloke etti. 2. %uTür] aklına geldi.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa.

topladı. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. elçi. hav1 havlu havı. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb.] aktarma. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. MÖ 3. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. Uy viii] xatun/katun kraliçe.] çizimci" hat [Or. havale [Aş xiv] yöneltme.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral.] etraf.] olaylar. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. zevce . a. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz. havas seçkinler.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu. Beiträge 1910. Türkçe sözcük 13.] özel olanlar. xiii] yasal eş.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa.a. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. f. -ni Sogdca dişil ekidir. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü. transfer.] içeren < Ar Hawâ . yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa.] akılda kalan şey. ~ Ar %awf [#^wf msd. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı. [passim. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi.

hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. havuz. Karş. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. sahip oldu hay ünl [Kut. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi.). zihinsel görüntü. ~ Fa %âya i yumurta. tuttu. tatmak) + Fa yâr seven. [Men xvii] hevc vulg. içtima < İbr #%br bir * Karş. kaygı. cemiyet). İt caviale. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. havsala husul havuç hawic a. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. cehennem < Ar hawâ düştü. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. Akad %uburu (cemaat. birlikte olma. Aram %ibru (aşiret). a. mülk.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. mide " [MŞ xiv] hevic . testis. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. varlık. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. İng caviar (a. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . dipsiz kuyu.] 1. dilek. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir.] imgelem.] cemaat. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a.a. dost * Kökeni çok tartışılmıştır. 2. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. 2. DK xi] ilgi.] utanma.a.

HayT/HlTat] etrafını çevirdi. fantom " hayal hayat1 [Aş. başıbozuk). Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö.] 1. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. korudu. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. vitex agnus-castus.istemek. yaşama < Ar Hayya canlı idi. avlu < Ar Halt çevre duvarı. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. ~ Mac hajdúk [çoğ. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. [LO xix] ayld/hayit .] * "Yaşam süresi. çit < Ar HâTa [msd. Peç xvii] Macar piyade askeri.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. Bul haidut (eşkiya. seçkin. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. Sırp/Arn hajduk. akıncı * Karş. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. %w^âh. 2. tercih etti hayırhah %wâstan. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . [İAr 193+] habeden bedavadan. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. parasız (argo). hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. alevilerin giydiği kızıl başlık. iyilik.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. Yus xiv] canlı olma. savundu. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. Rom haiduc. en iyi. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. dervişlerin giydiği kolsuz yelek.hayalet hayalet. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi.] duvarlar. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. [ xviii] eşkiya. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat.

) < Tü hayla. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a.] sindirim hazeran cins kamış.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. 2.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. Yus.] pay. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır.] konum. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh. zenginlik.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. [Aş. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom. a. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. canavar < Ar Hayya yaşadı.] şaşma. her çeşit canlı varlık. canlı olma.a. süvari takımı.] hayır işleri. eşkiya. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. hayvan [Aş.] şaşırma. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. vatan + Alm -los -siz.bağırmak. umursamaz aldırmak. yaşama. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. yurtsuz & Alm heimat yurt. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ. 2.

< Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. saklama yeri < Ar gazana sakladı. Oysa gerek Tacül Arus. a. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd. depo. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. Anlam gelişmesi için karş. hadf] hedefledi. prezans. kasa. f.] hazır olan.] toz.] a.] 1. ~ Ar hadaf [#hdf msd. depo. 2. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. hazret [Aş. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. mezarlık < Ar HaZara [msd. gerek Lane. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. huzur. 2. Yus xiv] mevcudiyet. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. boşa gitti . hazine " hazine [ xiv] [Aş. soysuz. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. nezd. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. tempoyla manzume okuma.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. "kanın yerde kalması". kasa) 'dan etkilenmiştir. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. 2. yan. 2. melez.] 1.] 1.] 1. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine.

Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a.tatlı. a.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd. tabip ~ Aram %aklm a. sarsıldı [Yus. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. Fa şaş (altı). filozof. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. hektar Lat centum : kantar. Gal chwech.aramak. ~ HAvr *s(w)eks. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. tenha bir yere çekildi.] yola çıkmadan kesilen kurban. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). hoş). yol armağanı. helezon şeklinde olmak . hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma. lider. a. bitme. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk.< HAvr *swâd. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. boşluk.a. hekt(o)+ (h)ekatón a. a. hoş * Aynı kökten İng sweet. santim1.a. a.] izinli olan. a. tenha idi. uğurluk.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. ~ Fr héxa. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. santi+.) helal [Kut. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+. Fr six. Aynı kökten Lat centum (yüz). santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. boş yer.] hikmet sahibi. keyif~ HAvr *swâd-onâ. İt sei. Alm sechs. ~ HAvr *dekm-tom. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. vakum. İng six.] titreme. tenha < Ar %alâ boş idi.] tükenme. tahakküm < EYun (h)egemön önder. yürüme = Akad alâku a. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. bilge. 2./ İng hexa. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. Lat suavis (tatlı. a. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg.

kan ~ HAvr *sai-mn. bir. Fr. tatlılık = İbr #%lh a. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma.a. fil(o)+ . aynı). cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. İng. aynı ~ HAvr *sem-1 bir. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a). mucit. İng sun (güneş).kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. vakit geçmeden & Fa ham bir.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. beraber. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. İng south (güneş yanı. Lockyer ve E. N. an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. Ave hvars-. beraber. dahi (edat). Sans súvar > súrya. Frankland. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. Lat simul. Ger *sama-. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. beraber.a. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. simültane. İng same.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. beraber. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma. • Aynı kökten Lat söl.bir. güney).(bir./ İng haem(o).a. beraber. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). aynı anda. t. Sans sam(a). t. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). hem [Kut. a.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı.

a. I.a. Hoppe-Seyler. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. düzlem " hem. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. [DK xiv] hep bütün.karaciğer ~ HAvr *yekwr. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. t. 2. t. ayakdaş. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. a. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. beraber + Fa zamîn taban. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. Alm. kardeş. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey.a. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. -d. yuvar " hem(o)+. < Alm haematoglobulin # H. süttaş. F. kan akıtan & EYun (h)aíma. kalabalık.a. pek.] ~ Fa hangâma toplantı. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş.a. & EYun (h)aíma. yer. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok.kan + Lat globus küre. t. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. t.kanayan.kan + EYun rhâge püskürme. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. hep. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < . kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma.

a. [Aş.a. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". yoldaş. MantT xiv] harz münasebetsiz. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). a. olarak görme ) . Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.. t. bütün. Aş. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin.a. DK xiv] ~ Fa har tüm. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. zona hastalığı. a. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes.a. saydı (= Aram #%şb sayma.] sanatkâr.) [Yus. Yus. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. a. kimse (= Ave kas.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. a. . DK xiv] arkadaş. herkes kas birisi.a. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. Yun. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp. < öz Heinrich R. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. bir yerde durmayan. beyhude.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı.a.her haurva.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. batıl / İng hermetic a.

fantezi. ayrı.] 1. abide. heyula [Mercimek. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık. farklı.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. görünüş.başka. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. ağaç. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). biçim. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. materia . tahta. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. hammadde. suret. 2. parçalardan oluşmuş bütün. dogma heterojen heter(o)+. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. cinnet. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+.] 1. yol torbası. 2. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf.asılı olma. ayrı + EYun dóksa görüş. kurul. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. doktrin. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka. ~ Ar hawas [#hws msd. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. f. delilik. kompozisyon.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. organizma. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray.] telaş. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. 2. mezhep " heter(o)+./ İng heter(o). Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. âwîz. salkım < Fa âwl%tan. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka.] heybe çanta.

göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. muhacir. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd.a.] göçme. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat). hicran. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. f. ayrılma. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. kadın örtüsü. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. bağış. küstahlık. [Men xvii] utanma. hüner. satir. terketti. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi.Ar Hicâb [#Hcb msd. kılavuz oldu . kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. utangaçlık . alay. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan. Vehip (wahıb). ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. muhaceret.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. metil hezarfen bin + Ar fann beceri. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd.] yol gösterme.] ihsan.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a. hicri. ~ Lat hybrida a. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. hiç bir [Aş xiv] perde.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. gizledi. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut.a. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab.] yergi. kılavuz olma. hediye < Ar wahaba bahşetti.] perde. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. sc. cabdu-l-wahhab).

hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1.hiddet keskinlik.a. Rus voda (su). Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). 2. < HAvr *wed-1 sulu. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1.] ~ Fa xidew hükümdar. (h)ydr. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. Lat unda (deniz. dalga). +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri.a. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik.su ~ HAvr *ud-ör. padişah. a. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. ^ 1787 Lavoisier. Fr. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . su kaynağı. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1.E Yun (h)ydör. water (su). Hit watar.

Yus.] bilgi. hikâye [Aş.] yeni ay. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] anlatı < Ar Hakâ anlattı. değiştirme).] görüntü. a. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd.a. 2. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş. yaradılış. sakınma.< HAvr *wegw. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi.nem. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. hırka " hal3 hile [Kut.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. yaratılış. Yus xiv] #hll ışıma.) hılat [Kut. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd. saklama.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). parlama = Akad ellu a. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. = İbr %ikmah a.] zıtlık. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ.] 1. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir.] halifelik < hilal [Aş.] koruma. hikâye etti. < İbr/Aram #%km bilme. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır. . taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd. DK. a. İbr/Aram #%lp (değişme.

Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. Pencap ~ Sans sindhu nehir. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. arka + Alm land ülke. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri.a. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir.] ilgi. hindiba yenen bir bitki. Hint [Yus. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi. Alm endivien (a. şeytan). EYun éntybon (a. Hindistan'a ait ~ EFa hind.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. talancı.dikiş < HAvr *syü. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. ~ HAvr *syu-men. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma. ~ ? * Karş.a. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. geniz temizleme. düşman. OFa hen (1. haydut. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. 2.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a.) biçimleri Latinceden alınmıştır.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.a. İng/Fr endive.

alttan). İng up. Sans upa. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. +metre. atrofi hipnotize hipodermik 1. Yun.a. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır.a. alt. büyütmek " hiper+. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. hipopotam. optik hipertansiyon " hiper+. yüksek + EYun bâllö. yüksek. aşağı. hipodrom. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. ~ Fr/İng hipp(o). opt-göz " hiper+.üst. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat).a. -ive aşırı aktif" hiper+.(alt. optik hipertansiyon " hiper+.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. beslemek. ^MÖ 2. bol-atmak " hiper+. Fr sous. yetiştirmek. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. az. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. trof. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " .a. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.yetişmek. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. yy Perge’li Apollonios. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a.alçak. çipura. opt-göz " hiper+.a. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. +metre.+ EYun trefö. & EYun (h)yper.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo.

zemin & EYun (h)ypo aşağı. yemek artığı. alt + EYun teinö. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey. alt + EYun tithemi. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. kırıntı-döküntü " hurda1 . göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. hypothet.a. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. a. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse.germek " hip(o)+1. hypothet.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. ton. zemin & EYun (h)ypo aşağı. ton. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı. the. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. alt + EYun teinö.germek " hip(o)+1. a. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. tehdit ve kavga sesi. şişme " hip(o)+1.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar.koymak " hip(o)+1. alt + EYun fysis kabartı. the. alt + EYun tithemi. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse.a. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda.koymak " hip(o)+1.

bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. rakip. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan. köpek sesi. DK. uğurlu . %ınldı gırtlak sesi. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır.] 1.] etrafı çevrili yer. hışım/hışma. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. (= Ave aeşma.] pay < Ar . yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı. Bak. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd.a.xv). ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük.< HAvr *ghrei. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd. yağla kutsanmış) karşılığıdır. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd.a. hırıl gürültü onom " hır [DK. akraba ~? Ar %aSm hasım. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. Men xv] pırıldamak. 2. Gül xiv] xıSm yakın kimse. Yus.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. TTü xırh (hayırlı. KıpGul. mesih.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş.a. uğursuz" [Yus.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. DK xiv] %n*suz * Karş. hırt his/hissHassa duydu.

yönetmek " hiyer(o)+. cucumis sativus ~ Fr hiér(o). & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. ^.durmak .a. aileye damat olma = Akad %atânu damat.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. vurma.Fa xîz sıçrama.kalkmak. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö.< HAvr *stâ./ İng hier(o). sıçramak .kesip çıkarmak " hister(o)+. hücum. renklendirme. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. şiddet.] sonuç. sükse. aziz + EYun ar%ö baş olmak. ektom.a. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı.] nutuk. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. hücum. stâ.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. KT xix] xız hamle./ İng hyster(o).kutsal.HAvr *si-stâ.hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). 2. parlak başarı. vuruş. 2. venter (karın). dini mertebeler. hiddet.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. mukavim < EYun (h)istemi. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. ruhban sınıfı. emir-komuta zinciri. hamle < Fa %âstan. sürat . alacalı yapma.a. 2.a. ek+. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. kıvamlı. medhetme ) hıyanet etme. a. övme.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o).

taşralı. ağa. koca. ^z. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. yy'da egemen olmuştur. hobi at.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. bölük.a.kendi) < HAvr *s(w)e. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. [DK xv] xi8metkâr .görmek)" hodbehod. bre ~? [LO xix] köylü. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. Sans svá. a.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. a. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. " solo. be+ * Karş. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. hızmet [Aş. bin. ulu ve saygıdeğer kimse. Sogd %\vet. kaba. Env xiv] %idmet.] parti.) hizmet Xidmet vulg. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. EFa huva. mal sahibi * Karş. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz.* "Sürat" anlamı 20. evin büyüğü. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd.(kendi).

hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). HAvr *sols. Macar-İng. Afr.tam. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. salon. ~ HAvr *sol.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). bütün). mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan.bir. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân.a. tepe ~ Nor holmr a. sağlam. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. beraber. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. a. akraba " hom(o)+. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor.< HAvr *sem-1 bir. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma.tüm. homin. bütün. beraber. Alm haken (çengel). +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng .* Aynı kökten İng hook. İsv.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. G. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. bütün ~ EYun (h)ólos a. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. İng/Alm all (tüm. salüs (sağlık). kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. fizikçi" hol(o)+. eksiksiz.

+log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. belirmek * Karş. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. çıkmak. onom [LO ] %or bol akan su sesi. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan.homolog [ML xx/c] . " hom(o)+. dalga < Tü ör-1 yükselmek.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. örüş (yükselme). eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü.a. oyun. sefil ~ OFa xwâr a. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. 3. horul onom [AMithat 1875] şımarık. dans alanı. çevirisinde & EYun (h)omós aynı. aşağı.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. # 1892 Krafft-Ebing. 2.] [Aş.viii+ Uy). gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod. "Psychopathia Sexualis"in İng. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2.a. Yus xiv] %or hakir. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). İng. oyun yeri. xorös] dans. Tü öri/örki (yüksek . züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. [Men ] ~ Fa %wur hakir. . parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir.a. [DK xv] şorlamak aşağılamak. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. dağ doruğu. avlu. a.

konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. krema (~ Ar malham a. çağırmak.) + EYun skopeö gözetlemek. < Ave %şnâvaya.yabancı. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür.bağırmak. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi. yaban domuzu dişi. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. hospit.a.)" hoş. 2. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun. gaga. özellikle hayvan burnu. ~ OFa xrös a. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut. çağ (~ HAvr *yer. devre. konuk ağırlayan ~ Lat hospes. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı.uyurken boğazdan kalın ses etmek. şerbet" hoş.hoşnut olmak. hoşuna gitmek ) hoşaf su. data . hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu.a. Yus xiv] %şnüta a. güzel. a. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. merhem hoşnut [Aş. horul onom [LO ] horla. Aş xi] (= Ave xşmı. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a."konuk-sahibi" < HAvr *ghos.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman.a. seyretmek " +skop horoz %raos. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor.

] oda < Ar Hacara kapattı. Sogd %\vataw. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş. hükmetti.Ar Hucrat [#Hcr msd. hükümdar sahip olan.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda.götürmek. taşra. hekim. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. devlet sahibi" hüküm. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı.] yönetim. [DK xv] %oryâd köylü. . karar. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. Karş. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. özet. kanun < Ar Hakama yargıladı. emir. "2. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1. kodaman. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. hıdiv.gitmek ) " hüküm.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . Bak. rân. sürmek < Fa raftan. a. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. hatun. raw. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. [İdr xiv] .] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir.] yargı. kurtuldu. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ.] öz. Güçlendirme. bilme. hükümdar. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. Hwar xwadew (hükümdar). "3. " hodbehod * Karş. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. Ave hvadata (tanrı).] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut.

) humor [ xx/a] hümur. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya. İt.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a.a. durma."toprağa ait". kara sevda. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . temizlik. sıcak oldu (= Aram #xmm a. adil.kutlu. 2. erdem ~ EFa hünara. baht.) + EFa hnar. genel anlamda ateş. espri.a. yetişme. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi.a. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra. şair < Lat humanus insani < Lat homo. özellikle cennette giyilecek bir giysi.a. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd.kara + EYun %ole safra " melan(o)+.< HAvr *dhghem. = Akad ememu a. a. durdu. hülya [Men xvii] malihulya . & EYun mélas. 2. mizah ~ Lat (h)umor 1. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. sıvı.a. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. 2. 2.] 1.a.a.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1. kondu. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı. 2.] 1. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak .er. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse.a. konma.HAvr *(dh)ghom-o.] 1. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. nem. özellikle neşeli ruh hali. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. çömlek (= Ave %umba. varma. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. insancıl ~ İt umanista a. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. -n. homin. 2. marifet. dürüstlük.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd. ruh hali. 2. giysi. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. mübarek.

a. huni < EYun %eö dökmek. a. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. hurafe < Ar %arafa bunadı. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. Aş xi] kutsallık. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık.] hermafrodit. Türkçe sözcüğün 15. Aş.a. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. Karş. dokunulmazlık. hile < Ar %adaca sakladı.OFa %örmag a. maHar (sedef).a.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. salınma. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir. f. ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma.] boş inanç. Hawwarat (kireç taşı. ibriğin ağız kısmı. har1. hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. yüksek makam " hüda * Karş. hurma . Fa xunkar ^^ dökücü). zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . serbest. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht.] hürmet [Kut. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. ~ Fa xurmâ yemiş. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş.a. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. kırıntı + Fa %âş yonga. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. Ar Hawar (akçaağaç). salınmış. tebeşir). [ xiv] a. kırıntı ~ OFa xwurdag a. akıtmak ~ HAvr *gheu. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat.

karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti. hasar. hutbe [DKxiv] söylev.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş .] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd.] kayıp.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20. Alıntı yönü açık değildir. özel şey. ayırıcı özellik. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. oluştu. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. ayırdetti.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı).] tevazu. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. ayrıcalık. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd. betula * Karş.] düşmanlık. oluşma.] ayrı olma. kabul hüsnüniyet hüsn. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd.a. yy ikinci yarısında türemiştir.] formel konuşma.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. özel durum < Ar %aSSa ayırdı.] çıkış. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. üredi. üreme.] olma. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt . zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn. Moğ kusu (a. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd.).

hazır olma. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı. 2. huy. 2. rahat. bir yerde bulundu.] 1.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd. asayiş < Ar HaDara 1. gümbürtü. huzme Hazama [msd.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. tıngırtı . nelik. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.] kimlik. şimdi ve burada olma. mevcudiyet. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd.a. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd. hazır bulundu.

ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. [Bahş xv] ibik a.] yaşatma. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı.] yardım.a. .] kullar < Ar cabd kul. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade.iade iane avane iaşe temin etme. mabet.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd.a. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama.] kulluk. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. ibadullah. ibadet etti. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). ibibik. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. c^abdu-llah (Allahın kulu). yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. tapma < Ar cabada hizmet etti. [TS xv. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. söyleyiş. 2. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd.] 1. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. ifade. [ xx/b] sevimli budala.

danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. < Ave *reş.a. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. dökmek " ab. Karş. zorunluluk.] yaratma. borcunu ibret [Kut.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. var etme. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd.] aklama. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir.] gerek. ~ Ave *upa-reşma a.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran".] ulaştırma. a.a. Tü [Uyviii+]iç-a. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. Karş.akıtmak. tac^abîr (rüya yorumlama).] öğüt. açıklama). .ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd.] cevap verme. erdirme.] kiralama. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. c^ibarat (ifade. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez. örnek.] iğne. iblis [Aş. rez. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. ders. zenne.a.bükmek.

gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd. İng. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd.a. çevirmen. dışından dolaşma.içinde olmak. [ 194+] içer-içine almak." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. ~ Ar icra' [#cry IV msd. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.] bir araya toplama. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or. tabi olmak. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere.] < Ar ictimâc [#cmc nsb. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a. .) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.] bütünleme. geçmesi için yol verme.] cereyan ettirme. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç.] geçit verme.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger. ~ Ar icmal [#cml IV msd.] " içtinap geçme.

ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). kavram. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. t.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. avam.yazı " ide.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu.] tablocuk.a. Lat vîdere (görmek). bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. düşünce" anlamını kazanmıştır. biçim < EYun eidö.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme.a. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. sembol & EYun eîdos şekil. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. a. düşünür 2. minyatür resim < EYun eîdos şekil. . siyasi inançlar sistemi (xix)" ide.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. Fr. id. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. görüntü + EYun grámma. düşüncede varolan 2. belirli bir süre.] dava etme. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. 2.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. düşünce ~ Lat idea a. çevirme. düşünsel.< HAvr *s(w)e. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. bir şeyin zihinsel modeline uygun. sayılı günler.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü).] döndürme. kavram.

] 1. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. beyan.] 1. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. en dibine inme. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. salgılama < Ar faraza a. [Men xvii] egzersiz. < Ar darak ulaşım. ayrıştırma. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. yararlılık.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. abartma < Ar faraTa öncü idi. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. torba.a. rahata erme.] a. düzelme. (özellikle mahkemede) tanıklık. erme. ifrazat [IVmsd. 2.idman [TS* xv] gayret.] utangaçlık. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. bir şeyin en dip noktası.] makul olan sınırı aşma. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). kurtulma < Ar falâH refah. kabarmak * Karş. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim. 2. ifrağ ifrat [ xiv] azma. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. ayırma. anlama. pul.] iyi duruma gelme. 2.] salgı. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. çaba.a.] ulaşma. huzur.] açığa vurma " faş . fayda. kavrama. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. metelik ~ Lat follis 1. kese.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. varma. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı.

* Orta Amerika yerli dillerinden. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd.] oruç açma. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.). ġayy] kandı. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a.(a. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd. ehli hayvan veya hizmetçi.hayvan veya köle beslemek.a. firyat] uydurdu. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd.a. a. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd.] kandırma. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme.yakalamak. ~ HAvr *ne-gnö-rö. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.a.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde. kötü yola girdi. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü .] övünme.< HAvr *gnö.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. Moğ cigir-/cigsi.

~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd. EYun filúra (ıhlamur). yasaklama. . hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd. 2. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu.] meydana getirme. samimiyet. flama " flama * Karş.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd. karşılıksız hediye verme. kurtuluş. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. hacca ilişkin yasaklara uyma.] hak kılma. yy'dan önce rastlanmamıştır.] doğru yola gelme.ihale birine devretme.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur.] güzellik yapma. Yeni Yunanca kelime. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd.] 1. kurtarma. ihlas 2. alev. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. 2. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd. dar uzun bayrak. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç.] 1. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd.] havale etme. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd.] kendi haline bırakma. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd.] haber verme. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1.

tercih etme.] tahammül etme. olasılık olarak tanıma.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. Ar iHtişam (utangaç olma. DK.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd.] seçme " ihtiyar1 . hicap duyma). Gül xiv] seçme. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. özellik kazanma.] kapsama. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır.] önemseme. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş. piyasada tekelleşme. taşıma. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd. 2. uyumsuzluk. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. seçme. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme.] icat etme.] karışıklık. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. 2. seçme yeteneği. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi.] 1. tolere etme. yerine geçti" halef ihtilal fesat.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd.] 1. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. hizmetçiler " haşmet * Karş. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd.] istifçilik yapma.] < Ar Haşam maiyet. zıtlık. ihtisas olma.

] uyandırma.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. dikme. güneş .1. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir. 2. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. coğrafi bölge ~ EYun klíma.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. iskân etme.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. a.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. konma. uyarma.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. eğim.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku. yaqaZ] uyanık idi. yy'da ayrışmıştır.] huzura getirme. ayağa kaldırma. kondurma. t. [KT xix] koyma. iklim [Kut. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. a. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. kurma. ortaya koyma . konaklama " kamet [ xix] konma.] 1. oturma. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. 2. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut.

konfirme etme < Ar qarra durdu. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.ışınlarının eğimi.] kani kılma. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd.] kesip ayırma.< HAvr *weik-3 benzemek. tasvir ~ HAvr *weik-on. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). süzmek ikta verme. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. . görüntü. benzer olmak ikona EYun eikön resim.] kararlaştırma.] ödünç alma. onurlandırma. 2. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. iğrenme. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. gösterge ~ EYun eikön resim. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak. yerleşti. nefret etme. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd. zorla yaptırma. tiksinme . benimseme.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd.] tasarruf etme.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu.] bütünleme. kendine maletme < Ar qabasa [msd. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd.Ar ikrah [#krh IV msd. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. ikram [Yus xiv] gösterme.

] ilaç. ilişmek.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. beraber (bağlaç). [Men xvii] makamla okunan dini şiir . ileriye < Tü il ön. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne.] duyurma. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. artırma.] yükseltme. beddua etmek ilişmek. çıkışmak. değmek. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. memleket. kavga etmek . Karş. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. el3. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak. yaklaşmak. bile (zarf).a.] zorunlu olma.(1. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. ileri " +ri . Aş xi] ~ Ar ilâ . ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor. 2. [Uy viii+] bile/birle ile.kınamak. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1..] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd.xiv Kıp). ayıplamak. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. Tü iletiş. xiv TS] ülke. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. [CepK 1935] bir idari birim. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. vilayet ~Tüil[viii+Uy.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd.

yaklaşmak. ılgın yılğun ılgın ağacı.] boş ve geçersiz kılma.] 1. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. tamarisk ilginç ilgi. kavga etmek . insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. ekleme ilham [Yus. 2. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd.göndermek. anladı.seçilmek. 2. yutma. ilişmek. lahm] yuttu. doludizgin atlılarca yapılan saldırı. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. bilim < Ar calama bildi. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. DK xiii] ılgar akın. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. esin < Ar lahima [msd. Tü iletiş. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. [ xi] bağ. yiyip bitirme. özellikle teorik bilgi. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. [Uy.] bilgi. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür.] katma. ulama. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş. tüketti. vardırmak < Tü il. çapul. tutamak < Tü il-ilişmek.ılımak.bitişmek. müfreze Moğ ılgara.varmak.(1. a. bitişmek.xiv Kıp). ısınmak < Tü ılığ ılık. bağlı olma. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. tutunmak " ilim/ilm[Kut. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. sevketmek.

hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. asılmak. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. haber . temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. bitişmek. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. ileri" YT [CepK 1935] unsur. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa.] kusur. takılmak " iliş< Tü il. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. münasebet. 2. temas eden [Orviii] ilki a.a. takılmak. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. temas [CepK 1935] müteallik. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır.ilişmek. takılmak. dokunmak. -man ekinin işlevi açık değildir. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön.ilişmek.ekiyle. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme". düğüm < Tü il.[viii+ Uy. xi] 1. saldırmak. güncel durum " ilim.. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı.

] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. a.a. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. gerektirme.] işaretle anlatma. 2.ışık " in+1.] 1.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. aldatmak & Lat in. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. görüntü ~ Lat imago. kayırma. 2. işe koşma. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd. dilekçe < Ar lamasa [msd.kopya.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. ilgilenme. ışıtmak. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel . imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd. elledi iltizam benimseme. lams] dokundu. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. yapışma. eğildi. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur.+ Lat ludere.+ Lat lustrare aydınlatmak. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. illus. damga * 16.] yanma. aydınlatmak. oyun oynamak. imagin.] katılma.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd.] dikkat ve ilgi gösterme. mülkiyet işareti. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. başvuru.alay etmek. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. zorunlu olma.] işletme. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1. işaret.< HAvr *aim.< HAvr *leid. ~ HAvr *sim. suret. lumin.

Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. büyük yapı.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. batarya imbik ağızlı kadeh. 2.< HAvr *aim. mamur ve bayındır kılma. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. önden gitti Ar #'mm1 (ümm. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. bıngıldak.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. şenlendirme. vardı.] el uzatma.] bayındırlık eseri. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. imame imame [ xiv] sarık. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır.+ İt battere " in+1. imamlık. çırpınmak & Lat in.] 1. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. önder. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. önderlik. öncelik. suret" imaj . namazda öncülük eden < Ar amma [msd. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. amm] gitti. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd.] canlandırma. remiz. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd.imam [Aş.kopya. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası.

yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. çariçe. tanrıça. Karş. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2. İt imperatore. [ 199+] cursor < Tü imle.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in. komuta etmek & Lat in. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak. dolu. Karş. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . potansiyel. tutum. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd.değil + Lat münus kamu hizmeti. İng emperor.sevmek.Lat imperator ordu kumandanı. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. çok < Tü amra-/emre. serdar.+ Lat parare tedarik etmek.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. imece " in+2. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. oruç tutma < Ar masaka [msd. güzel bir şeyi reddetme. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. 2. Fr empereur.] doğru yazım ~ Aram msle 1.] imsak tutma. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir.] tutma. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd. [DK xiv] imren-özenmek.] güç.

olarak yazılırken. Ör: empire > ampir.isim). Belki Ar icmân etkisiyle. çukur. içeride. sığınmak. güven) inanç Tü [Uy. doğruluk. énteron (iç .imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. Lat inter/intra. azalmak. 2. in[mek én-/*yin." inan- * Tü *ına. iki şeyin arası). iniş. düşmek.şeklinde alınmıştır. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. hakikat. iç.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. impérial > emperyal. [Kıp xiv] güvenme. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em. mutemet. Alm in/ein (iç. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. Lat intrare (içeri girmek). yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. Bunlar Türkçede an-/am.aşağı doğru hareket etmek. mutemet < Tü *ına. Karş. sarkmak. içeri girme.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür.a. Fa andar/dar (iç.] nimet sunma.biçimi görülür. Alm unter (bir şeyin içi. Fr entre.a. • Aynı kökten EYun en-. İng in. oyuk. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse. itimat < Tü ınan. in2 2.] bitirme. Tü inan. içeri). in1 Tü Tü [ viii] in.HAvr *n.güvenmek. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. EYun entós. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı. içeri. in-rationalis > irrationalis. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. imza etme " ~ Lat in içte olma. içe yönelme * Fransızcaya 16. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. içeri).güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. +inç .

c^any] kasdetti. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. 2. Ar tedkik (1. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. 2. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. hastaya bakma < Ar cana 1. [msd. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. yufka in.] iyiliğini düşünme.inmek. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. [Aş. müjdeci. inci [Or viii] yinçü a. [msd. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. inceltmek.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. -e göre. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. paça. anlam ifade etti. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. .a. İng evangel. özellikle hayvan bacağı). Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. a. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile.azalmak. delik.] inat etme. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. a. 2. taraf.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1. küçülmek. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. genleşme < Ar basaTa yaydı. gücenmek incir . nezd. azalış. Yini > yincik bağlantısı. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. cevap verme. oyuk. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. 2. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. dikkat ve ihtimam etme. ETü yini (uzuv.inat [Neş. daralma. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. azalmak " in< Tü *yinç iniş. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. zayıf. iyi haberci. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. küçük düşürülmek . incin[mek <Tü kırılmak. [DK xiv] incin< Tü yinçe.

bireysel).] birinin görüşüne göre. ~ Lat individuus bölünmez olan.] yalnızlaşma. atom. fesh olunma " fesih infisal bölünme. döviz * Karş. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a. indi sübjektif. fırlama. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd.] saplama. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. a. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a. < Indos Hint ~ EFa hinda. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. 2. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd. sokma. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb.a.] ayrılma. .] patlama. 2. İng individual (1.a. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. divis. çivit ~ Lat indicus a. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd.] 1.bölmek " in+2. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. ~ EYun indikós a.] püskürme.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. (EYun páthos karşılığı).ekinin işlevi açık değildir.a. birey.a.

2. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. it.alt. önayak olmak ~ Lat initiare a.] altüst olma. paslandı. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. " in+1. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak. iyon inkâr [Aş. yaratma.] aşınma. a.+ Lat novare a. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. ortaya .a. yad ) inkılap tersine dönme.] açılma.infra+/enfraHAvr *ndher. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd.aşağı ~ Fr/İng infra. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma. nakr/nukür] bilmedi. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd.] yalanlama.a. tanımadı (= Akad nakru yabancı. başlatılmış. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. qarD] 1. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak.] ~ Fr initiative girişim. kemirdi.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. yadsıma < Ar nakira [msd. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. 2. < Lat novus yeni < HAvr *newo. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. yol almak " in+1. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak. tükenme < Ar qaraDa [msd.] çıkarma. 5.a.gitmek. kenarından kırptı.] sonuca vardırma. neo+ inşa çıkarma. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı.

kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. istesin + Ar allâh " şey. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd. EYun entos (iç).] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. iz edinme. Lat intrare.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş.a. " in+1 * Fr entre (a. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. evcilleşme) = İbr #'nş.] sürüklenme. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. a.) biçimini alır. Akad eneşu (güçsüz olma. Fr entrer (içeri girmek).a. = İbr 'enüş a. Aram #nş.a.a. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1.+ Lat secari kesmek. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd. = Akad nişu halk. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. segman. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd.iç < HAvr *en. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık.] uyanık olma .] ılımlılık.] akışkanlık. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. énteron (iç organlar. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. inşallah [Aş. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. Aynı kökten Fa andar/dar (iç). internet < İng intercomputer network " inter+. bağırsak). halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir.

] intizam olma.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd.intibak uyma. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd.] köşeye çekilme.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü. naqam] öç aldı. seçim < Ar na%aba [msd. üreme.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd.] örtüşme. CodC xiii] yipek a. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. ~ Ar inzal [#nzl IV msd.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. zaptedilme.] seçme.] 1. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. inzal akıtma. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik .a.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. yayılma.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. öç < Ar naqama [msd. [ xix] yayımlanma . ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma. 2.Ar intişâr [#nşr VIII msd. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.] kendini öldürme < Ar naHara [msd. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . indirme. iplik [İMüh.

geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. bir konuyu gündeme getirme.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. tabip < EYun (h)ypnos.koymak " hip(o)+1. İng. getirme. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd.ekiyle. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. İng.] bilgi.olmak. rawd] av peşinde dolaştı. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. # 1847 Dr.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. öğrendi. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. irid. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd. < Tü ıra-/yıra. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. özellikle pratik bilgi.uyku ~ HAvr *sup-no. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. the. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a. -t. amele.gökkuşağı" iris . [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. gelir < Ar warada vardı.] temel.a.< HAvr *swep.] isteme. James Braid.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. tanıdı. özellikle < Tü ér. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük. alt + EYun tithemi.* -lik ekinin işlevi açık değildir. ortaya atılan şey. gelir getirme.] 1.[xi] sallamak. 2.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa.

Karş. süsen bitkisi ~ EYun íris. gökkuşağı. alaylı anlatım / İng irony a. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye.almak " in+2. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. bitkilerde kök. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a.a. re+.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2.toplanmak. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. 2. 2. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. 2.toplamak.çürümek. a. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk. birik-. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. biriktirmek * 20. ırmak).almak ~ HAvr *em. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. gözün renkli kısmı. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red.kavis.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. irid. * Güney Nijerya yerli dillerinden. xiv-xix passim xi] irkil. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. gözün renkli kısmı. birikmek.a.geri + Lat emere. ikiyüzlülük etme. gökkuşağı renklerinde olan her şey. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.1. köken. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. ırmak <Tü [Kıp. empt.] 1. Tü [Kaş. prim . yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. Karş. EYun (h)ríza (kök). < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk.

geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. 2. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma.] yüksekte olma.] < Ar racaca geri döndü. ayak. Karş. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a.] şeref. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20. ölme < Ar raHala göçtü. şiirde vezin birimi.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd. itibar.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd.] 1. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. 2. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor.] miras < Ar wari6a varis idi. kullanışlılık. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. unredeemed. İng redeem. duman lekesi . is Tü [ xi] ış is.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. a.] doğaçlama şiir okuma. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. f.] 1. 2.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. irsaliye irsal [IVmsd.

eda eden " iş.] 1.] akıtma " sel işaret [Kut. oyalama.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir. göz kırparak onay verme. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. sıtma.] sinyal verme.biçiminin.a. rahatlatma.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı. işten alıkoyma. parlamak. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. böyle verilen sinyal. [Uy viii+] isiğ sıcaklık.] yerini bulma. Yışı. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd. 2. hararet < Tü isi. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir.yanmak. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd.) . alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. = Akad şumu a. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.a. Aş xi] nişan.iş isabet Tü [Orviii] ış a. saptama. yaşı. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd. ishal akışkan kılma.yanmak.] bir işle uğraştırma.idrar etmek " çiş * ç." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a. alamet. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık.a. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir.] ad (= < Tü yışı. Tü çişe. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren. gevşetme.] sabitleştirme.

a. müsemma. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. elenmiş. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı.a. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş.a. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. İng scalpel (cerrah bıçağı).a. isim.] oturtma. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. esami. esma. urtica < Tü ısır. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. Fr escaume/escarme (ıskarmoz). ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+.ısınmak." Tü [ viii] éşid-/éşit. kart2 . [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. İt scalmo. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. bismillah. [ xi] ısırğan çok ısıran.a.

bükmek. mumya. ciltçi presi < Fa şikastan. adam. • İ. andr. ~ EYun skeletón 1. mide ~ OFa aşkamb a.a. anlaşılmazlık. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. kovmak.a. & EYun aleksö defetmek. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. sken. tutmak + EYun (h)aíma. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. ezmek. kuruyup büzüşmüş şey. Z. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. 2. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic. . < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. & EYun is%ö durdurmak. savmak + EYun aner.a. işkence. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın.a. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan".basmak. İng discount (iskonto) < İt discontare. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. tırmanmak ~ HAvr *skand. [LO. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a.erkek. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a. t. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. eziyet etmek ~ OFa şkastan. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a.kırmak. merdiven. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır.] engel. KT 187+] işkil şüphe. şikan.a.] karışık ve muğlak şeyler.a. kompüter Karş.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd.a.a.) sözcüğünden adapte edilmiştir.a.a. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. oturak skamní tabure.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş. belirsizlik.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. a. müşkilat < Ar şakl2 [msd. iskelet < EYun skellö kurumak. a.

+ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. anlamak.(güvenceye almak. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.] 1. su katmak * Karş.a.(sulamak. şumurdan (saymak). işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret.saymak. saflık. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş.a.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd.a. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . ısmarla[mak [Har xii] osparla-. oşmâr.a. . spinacia oleracea ~ OFa spanâk a.a. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal.OFa âbespurdan. sanmak.] leke ve günahtan korunmuşluk.. sağaltma.tevdi etmek. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. a. < OFa oşmürdan. simge. 2. özellikle hayvana su vermek) < usu (su). farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. [Men xvii] zencefil. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme. [DK. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. sakınma. âbespâr. ot ıspanak sebze.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. teslim olma. günahsızlık < Ar caSama koruma. Moğ usula. Env xiv] ısmarla. alamet ~? OFa *nişmâr a.] düzeltme.

* Aynı kökten İng finch (a.a. ~ Ger *spehön gözetleyen. gözlemek). çeşit.a. EYun skopeo (bakmak. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a.a. ~ HAvr *(s)ping. sképtomai (gözden geçirmek. spyrida.a.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere.a. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. 3. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. # 1854. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. a.a. incelemek). ticari eşya çeşidi. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach. eczacı ~ İt speziale attar.a. Karş. 2.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. -d. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a.). • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır.a. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. ~ EYun spyris.a. . görünüm. biçim. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. * İşportacı "sepetçi.a. tür.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir.a.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. şifalı ot ~ Lat species 1. baharatçı < İt spezie baharat. seyretmek ~ HAvr *spek. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır.

kaldırmak). Ave stüna. Lat stare. taşırma. stat-. durak ~ Lat stâtio a. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki.a. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen.a. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. İstanbul" eis+. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı.] a. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi. durum).a. ihmal etti. iç şehir.fiil adından > Ave stâna.basmak. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. baskı aleti < Ger *stap-/*step.israf [Kıp xiv] .~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. Karş. istakoz/ıstakoz astakós a. durma. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. ayak basmak. +oid ~? Yun . nefs-i İznik). stake (sopa).şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). ölçüyü kaçırma.durmak ~ HAvr *stâ.] birliktelik. adım ~ HAvr *stebh. Alm stehen (durmak). Lat *staurare (dikmek. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a.(direk). stat. sta-.pekiştirme biçiminden > EYun staurós. boşa harcama < Ar sarifa [msd. < Lat stâre. HAvr si-stâ. * HAvr *sta. yoldaşlık.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. EFa/Ave stâya. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir. İng stick. HAvr stöu. Lat stâns (duran). konak). cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. saraf] gözardı etti.(durak.a. HAvr stâ-na. özellikle Konstantin kenti. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş.a.a. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. < Ar Sarra işret [Aş. HAvr sts-n(â).a.kökünden > EYun (h)istemi. 2. EYun stöis.a.(durdurmak. durma yeri. eis Ámison > Samsun vb. İng stand (durmak. dikmek). [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. duruş.] azıtma. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. eis Nikaían > İznik (iç İznik.a.

aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. sorgulama " cevap istida çağrı. irade < Tü iste-" iste-. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. kertenkele.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste.izlemek. [Men ] istif ~ İt stiva 1. eğilim. takip etmek. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme.] çağırma.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. Romence. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için.dikmek. kazık ~ HAvr *stau-ro. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. 2. istiap içine alma. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. başvuru " davet istidat olma. Rusça stavrid/stravrida biçimleri.] su tutma. durdurmak < HAvr *stâ. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.] başına buyrukluk. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır. 2.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak. bir tür dev deniz yaratığı. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd.] acele etme. kural tanımazlık. Ancak Bulgarca.) ~ Lat stipare sıkıştırmak.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. istiflemek. • İt saurella. davet etme.a. istif. Lat lacerta) ile alakalıdır. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. tıkmak . hacim < Ar saba [msd. badd] saçtı. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır.

] (bir süreç istihale içinde) dönüşme. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] sorma. ~ Ar istihdam [#xdm X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.] pekiştirme. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] haber sorma. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd.] içini boşaltma.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] arzulama.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd.] hayır dileme. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd.] çaba ile elde .] gına getirmek.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd. evrilme. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.

] egemen olma. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. yarma.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd.] dimdik durma.] 1. ~ Ar istilzam [#lzm X msd.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd. saymama. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. 2. bir kelimeyi diğerinden türetme. "İsyan.] gerek sayma. yönseme. istibdat" anlamında kullanımına 19. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd. yy sonlarına dek rastlanır. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. isyan etme. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. etimoloji < Ar şaqqa yardı. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. 3. küçümseme. 2. haz&rsquo] alay etti.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd.] alay. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. istikbal [Neş xv] ağırlama 1.] işe koşma.] 1. dümdüz gitme. 2. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. bir şeyi ikiye bölme. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. düzenleme. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15.] 1. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu. yönelme. 2.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. hiçe sayma.istihza haza'a [msd. bağını koparma.

dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd.] danışma. HAvr *ost.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd.] dayanma. İng oyster. 2. ağır bulma. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd.a. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd. soruşturma " nutuk iştira [msd. ~ EYun óstreion a. ortak alma < Ar şariqa paylaştı. mülke el koyma " mülk istimna çekme. Fr huître < Lat ostreum (a. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd.istimlak edinme.a.] yazıya dökme. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür. ağırsama.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd.) < EYun.] 1.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. . mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd.] küçümseyerek reddetme. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a.] ortak olma. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme. kopya " nüsha istintak konuşturma.] geri isteme. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.a. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ. birinden rahatsız olma.

a. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.a.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf . 2. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. a.istismar yararlanma. it[mek Tü [Kaş xi] it. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için. dışlama. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO. Köpek sözcüğü 14.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. 2. İtalya'ya ait. ita bağışlama.] boyun eğme. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. İtalyan tarzı. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd.] ödül verme. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme.] 1. ~ Fr italique 1. işve isyan isyan etti. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme. eda.a. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd.

şans . saygı. bir dine veya mezhebe bağlanma.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır. kapsamını genişletme. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. denk geldi" muvaffak . uzlaşma.] uyum sağlama. 2. sayma. 2. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. Aş xi] 1. saygı gösterme. kısmet. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. boşama.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd.] dengeli olma.] güvenme. denk gelme.] 1. salıverme.] adet edinme.] 1. 2.] töhmet altında bırakma. denk gelme. önüne çıkma. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd.] sözleşmeyle bağlanma.] uyma.] telef etme. azat etme. bırakma. sayı sayma. uzlaşma < Ar wafiqa uydu.] güzel koku. 2. saygınlık < Ar cibrat^ öğüt. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. yolunu kesme. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd.] 1. genelleme. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. uyuşma.

malik. bedel. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. iyi Tü vulg. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. i.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. koitus.a. iyon Lat ire : ambiyans. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. [LO xix] abur cubur karma karışık.a. servet.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. [TS xiv. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd. ~ Ar ciwaD [#cwD msd.] bakmakla yükümlü olunanlar. inisiye.menekşe . tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. [Uy viii+] iğe/iye . primitif.] bağlantılı olma. efendi. Fr. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. ambülans. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . iod.] tanıma. [Men ] eyü < Tü éd varlık. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip.gitmek. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). yol almak ~ HAvr *ei. inisiyatif. [İMüh xiii] éygü . [DK xiv] éyü . transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. komite. elde edilen şey. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). kont. [TDK 1944] a.] birlik.] karşılık. iyi (sıfat).ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu. [TS xv] ivedi acele.a. başarı.

] boyun eğme. mahkûm etmek. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. eklenme. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. forsa. zahmet < Ar zaHama sıktı. ilinme.] 1. sıkıştırdı. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi.eş.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. kalabalık etme. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. 3.] sıkma. 2.] aydınlatma. . berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. sıkışma. çiftlik. eşkiya). banal * Karş. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a.] kır evi. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd. a.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd.* Menekşe rengi buharından ötürü.] giderme. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. villa < Ar izbe cazaba [msd. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. cuzbat] uzak idi. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o). İng bandit < İt bandito (haydut.

a. kayıp. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a.şaşmak.] kaybolup gitme. kuruma. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. Aş xi] itibar. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. smarid. kaybetmek. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma.] kudret. a. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak.EYun smarís. . = Akad uznu a. ziyan. şaşkın < İt smarrire 1. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma.] kulak verme. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd. ada yapmak ~ OLat insulare a. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir.] izzet [Kut. onur. 2.a.< HAvr *mers. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. kuşkuya düşmek izmarit2 . saygınlık < Ar cazza güçlendi. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. ateş yakılan yer. güç. a. 2.a. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+.

gent. janjan » " şanjan . arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. kıskançlık. Fr. ~ Ger *hamma. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. 2. felis onca # Georges-Louis L. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens.~ HAvr *kons-mo.< HAvr *yâ.a. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J..a. silahlı birlik. aşırı gayret ~ HAvr *yes. Amer.a. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim.istemek. boy " ceket. hırs. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. pompa imalatçısı. Buffon.soy.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. M. kavim ) + Lat arme silah " janti. 2.

yer. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. genersoy. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. yavrulamak. aile ~ HAvr *gnsti.tekerlek < HAvr *kemb.< HAvr *gens. aşiret.soy. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. doğuş. cins ~ Lat genus. 2. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. soylu. üremek.janr gener. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. kavim. üretmek < Lat genus. geometri./ İng ge(o).halka şeklinde bükmek. İng cold. doğurma. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. jeodezi. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). a. ırk " genetik [ xx/a] tarz. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. 2. ~ Lat generator doğuran. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a.a. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. asil < Lat gens. zemin.a. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk.a.yazımı tercih edilmektedir. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). üretici. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. üreten " jenerasyon ~Fr . uslup ~ Fr genre tür. gent. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya.soy. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. argo * Nihai kökeni belirsizdir. kibar. a. jelatin gelato donmuş. cool (soğuk).

hukukçu & EYun génos soy. fungisit.bölmek. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır. 2. fıskiye.a. gest. bir tür dans " jikle . [ 199+] ~ Fr générique 1. Karş.a. 2. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. genele ait. Amer. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. iact. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a.kılmak. 2.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. ~ HAvr *ysk. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. ^ 1944 Raphael Lemkin.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a.a. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. dais. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk.a.a.a.]. hoplama. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. genit. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak). < Lat gignere. insektisit. alelumum. < Lat iacere.üretmek. < HAvr *ye. zıplama. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır.a. fışkırtılan şey.

iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik . köylü uşak [esk. donmuş şey. skop. söz oyunu ~ HAvr *yok. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. jimnastik. bir erkek adı.]. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi". 2.a. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan.a. [ARasim 1897-99] cimnastik . "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1.a. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). EErm knig. +skop jogging İng to jog ittirmek. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. at uşağı [esk.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. şakacı. yamak.]. jelatinli . aniden harekete geçmek ~ *cisculare a. Sogd kanig (kadın). jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a.a. Yakup < İbr #cqb koruma. gözetmek " ciro.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm.gözlemek. 2. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. 2. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2.< HAvr *yek.< HAvr *gwen.

yemin etmek < Lat ius. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba .a.HAvr *yewes. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. iur. günce. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies.gün. a.a.(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir. diu gün ~ HAvr *dyeu. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. güneş * Sans deva. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius.yasa. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak. ~ EYun iöbelaios a. iur. töre.yasa . iktidar ) " jüri.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a.-P.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama.

şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. a. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. cucurbita pepo. / İsp gaban a. müzikli lokanta .kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. iri " kal < Tü *kaP.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a. gelenek < İbr qıbbel alma.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar.a. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar.

] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. halat).] kabile [Yus. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. kovuk. Ar #kcb (memeleri şişmek. = İbr %ebel a. tür. sıkıntı [#qbD msd.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. oda. a. 2.içini boşaltmak " kof . darı kepeği. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. uyan.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip.a. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. [Men xvii] usit. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. alan. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi.a.]. içi boş şey. gemi odası ~ İng caban (xiv).] kavrama. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. aşiret. olabilir.] kabul eden. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. 2. boy. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. büro 2. ~ OLat capulum kalın ip.] cins. özel daire. zümre. özellikle mahrem oda. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. kapasite. f. ~ Lat caput baş. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. DK xiv] olanlar.] çukur. EYun kúbos (oyun zarı. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. ~ Ar qâbil [#qbl fa. kafa " kapital kabristan istân " kabir. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç.] 1. a. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.

a. aldı. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . bastırma. İbr #qbS (toplama. misafir etti. qibbutz (birlik. tutan + Ar mâl" kabz. yanaşmak < Moğ qabır. cins). yamaç. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. [TS xvii] kaçacak yer. önce). bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa.kabul [Kut. mukabele. kavrama < Ar qabaDa 1. yüz yüze geldi. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. tutukladı. qibla (namazda dönülen yön). [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. yüzünü döndü. baskı < Aram #kbş basma. makabl. tutuş.] alma. sıkma. makbul. mütekabil. kavradı. eliyle sıkıca tuttu. müstakbel.] eliyle tutma. yüzleşti." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. benimsedi. 2. kabul. kaçış. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. değmek. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. sıktı. benimseme < Ar qabila 1. qabıl (tür. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. 2.] elde eden. kabiliyet. istikbal. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). bir araya getirme). direnmedi. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. peklik çekti * Aynı kökten karş. a. kabil1. 2. avuç. kıble. mukabil.sürtmek. kabil2.sıkıştırmak. göğüs kafesi < Moğ qabırğa.] 1. kabile. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. bir araya gelme).

] içki tası. cetvel. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa. < Lat cadere. ~ EYun katâsti%on sıralama. dizilmek. cas.] 1. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. 2. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı .] değer. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. f. adım. değer biçme. öncelik. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım.düşmek. baklava < Ar qaTlfat [sf. ilahi kudret.] hav. cas. sıra. DK xiv] alın yazısı [CodC.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. mısra (< EYun stei%ö dizmek. traşladı.a. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön. a. ~ Ar qadam [#qdm msd. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd.] 1. düşmek.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. kadife < Ar qaTafa [msd. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. . sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek.1. ölçme.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. havlı kumaş.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. kadayıf [Aş. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. nicelik.] hav. 2. 2. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. kırpıntı. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. ölçü " kadir1 [Yus.

kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. 2. 2. önce. 3. kahve. (Allah) emretme. düşük. gücü yetme. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. tüzel kişilik vb. armatür. değer. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . 2. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. kefal. kıymet. boy ölçüşme. 2. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. Karş. personel çizelgesi. nicelik. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. dörtlemek < Lat quatuor.] kudret sahibi . kare ~ Lat quadrum a. quadr. -ebilme. emek " kata+. cas.bilmek. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. t. çerçeve. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. kabotaj. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. a. düşmüş. a.] gücü olan. .Ar qâdir [#qdr fa.Fen *qadmön eski. idari personel ~ İt quadro 1. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. tanımak ) " kadir1. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1.] 1.dörde bölen. gücü olma.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. tanıyan (< Fa şinâ%tan. şinâs.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü.) ~ Lat caducus 1.Ar qadır [#qdr sf. dörtgen. 2. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . 2. < İsp cuadro dörtlü. [CodC xiii] . çerçeve. kapasite. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. varisi olmayan mülk < Lat cadere. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. Alm. kadim < Fen qdm ön. ölçü.

kafiye kafiye < Ar qafa [msd. [İdr xiv] gevür .] yeten. • Ayrıca karş. 2. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. hep). Sans karpüra a. imparator * İlk kez 4.a.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a.) ~ Prakrit kappüra a. tanrısız. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a.a. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane.a. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa.F.a. qafw] peşinden gitti. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. Alm. f. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. Tü top (1. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. kâfuru [Kut. [Kut. büyük han.] tümü. Tü? [ [DK. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır. yy) rastlanır. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. * Fr camphre. tüm. f.] beyit. köylü. yuvarlak şey. ^F. Lat paganus (1. Zerdüştçü).] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan. Runge. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. [ xiv] ġavr/gâvr . Aş xi] kâfir . kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. f. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık.Ar kâfir [#kfr fa.] kervan. ağır üst giysi . 2. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19.

peygamber = İbr köhen kâhin. gâh ~ Fa kâh/gâh 1.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.] gücü yeten.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. yenme. Fa kâğad/kâğaS (a. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa. çerez.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. " kahve. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa. koflaştırmak " kof [Aş. durak.. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. 2. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam.< Tü *kaP.koflaşmak. a. özsuyu [esk. zorla egemen oldu * "Sıkıntı.] gücü yetme. [LO 1876] kahve altı a.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. tadımlık. DK xiv] gâh .a.] 1. rahip < İbr #kwn durma. zorla yaptırma < Ar qahara yendi. kahır/kahr[Aş.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd.a..içini boşaltmak. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im. kağnı Tü [Uy. yer. koyu şey.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom. < Tü *kowşa.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek . boşalmak. kez. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. ezdi. 2. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd.].

sıçmak * Karş. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. kâhya yöneticisi.ekiyle. f. Yus xiv] varolan. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. evren < Ar kâ'in [fa. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. Fr caca (dışkı).] varolanlar. Lat caca. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. kawn] var idi.* İlk kez 15. varlık < Ar kâna [msd. .] duran. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. kaka. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. qucüd] oturdu kaim [Aş.a. pis * Karş. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. temel. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa. tüm varlıkar. Erm kak. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. ilke < Ar qacada [msd. pislik. kart. 16.] varolan. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa.] taban. Fa kak. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. mevcut idi. a.vurmak kaka dışkı. kaide [DK xiv] esas. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. Yun kaká.

a. ~ YLat cactus a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek.a.a. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. sözünü etmek [ viii] kal. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu.a. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. kibar beyefendi & İt galante zarif. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci . İsv.a. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. kuş ibiği.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. a. a. a. belki Fenike dilinden alıntıdır.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. ^ Linnaeus. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. gürültü . kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. meyve kabuğu.a. şık (~ Fr galant a. zarf. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. izdiham.

Kaş viii+] kalıt. kilit" kale.a.a. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy. kalem ~ EYun kálamos kamış.topuk " kalker * Karş. uzun çorap. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil. ispiyon kalem [Kut. çoğ. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle.a. ide. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı).a. ^ 1817 Brewster.a. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. [İMüh xiii] kaltır.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a.a.a. bukağı. < Tü kalı. Buna karşılık Lat calamus (kamış. Sans kalama (a. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. chaussure (her türlü ayak giysisi).] hisar.a.a. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme. güzel (~ HAvr *kal-wo. çizme < Lat calx.].kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme). Aş xi] aracı.a. kale. calc.a.) MÖ 1.] uzun çorap veya iç don. müstahkem yer (= OFa *kalak a.. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . (~ Yun káltsa uzun çorap.a. İng. kalebent qalcat^ + Fa band bağ. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. kalem) Yunancadan alıntıdır. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım.) ~ Akad kalakku a. .kalkmak. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. ila MS 6.

hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. a. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. yazar. ~ Ar qâlib kalıp. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. odun + EYun pous.yapmak " kalite. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir.a. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. ~ HAvr *âmer. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. kesif. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. fact. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. vekil.] birinin yerine geçen. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . a. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere.güzel. 2. kâr ~ Fa qalam kar 1. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. yoğun.a.a. kalfa [Men xvii] vekil. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. kale iyi. f.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. pod. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. gizlemek. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. iyi günler & Yun kalós.kalemkâr kalem işi hapan. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp.

calc-taş " kalker kallavi büyük. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık.] çakıltaşı. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. kireçtaşı ~ OLat calcarium a. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim.1. yükselmek. 2. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. sema).bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. [AL xx/a] ~ ? * Karş. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli. [KT xix] batakçı. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. yy'da türetilmiştir.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). +ber kalp1 a. getirmek " kalori.a. kalleş [Men xvii] içkici. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. sahtekâr.a.a. sarhoş. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. sıçramak. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. ılık kalorifer ferre.a.Ar qallâş [#qlş im. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. [TS xiv.< HAvr *kels-l sıcak. Kaş viii+] kalı. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. < Lat calx. [İMüh xiii] kalğı. derbeder .. yükselmek.a. hesap için kullanılan taş < Lat calx.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik.taşımak. berduş. lat.şaha kalkmak.] dolandırıcı. calc. külah). topuk. taş. topuk kemiği ~ EYun %âliks a.

~ HAvr *gembh.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek.] değişme. kemer. kimyacı < Lat calx. a. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. tersine çevirdi. değiştirme. eğer yatağı.a. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı.a. calc. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx. ~ EYun kamára 1. döndürdü. dönme.] a.göz veya diş kamaşmak < Tü kama.mimaride kemer. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. [ xi] kamaş.a. xv] köreltmek. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- . tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy.[viii+ Uy.O Yun galéa a. calc. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. dönme. tonoz. [Çağ xv] a. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah. 2.a. 2.İt cambio her tür değişim. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. kamara [Mmem xvi] gemi odası. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy.a. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk.a..kalp2 [Aş xiv] kalb 1.diş. darp eden " kalp2. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. < İsp galea bir tür tekne . döndürme (isim). tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. İng. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında.

takvim Ar/Aram #qym : kayyım. kamet. durdu. paviyon camerilla [küç. müstakim. kambur (< EYun kâmptö eğmek. karşı koydu. kıymet arzetti. istikamet. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına.a. < Tü kam. a. mukavim. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. boy.a.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. dikildi. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. duruş. yönetti. başında durdu.a.a. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. kayme. bükmek ) ~ HAvr *kamp. makam.] 1. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. kıymet. bükük.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. . 2. Yun kálamos > Tü kalamış (a. a. kayyum1. ant) varyantının etkisi görülür. kamet [Yus. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. kaim. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a.[xi] öldüresiye dövmek. 2.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. Kaş viii+] kamış a. kutsal rüzgâr. mukavemet. 3. 2. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk.a. kıvam. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. direndi. ikamet. mukim. boy gösterme. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. 4. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. kıyam. İsv. ayağa kalktı. kaymakam.] olgun. kavim.

sözlük ~ Ar qâmüs 1. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. askeri operasyon. kamus [Men xvii] okyanus. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. sözlük = EYun ökeanös a. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. bütün. garnizon. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı.a. açık havada kurulan ordugâh. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. düzlük. 2. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. tüm < Moğ qamu. bütün. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). dünyayı çevreleyen engin deniz. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. Nihai kökeni belirsizdir. hep (sıfat). yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır.] küçük kamyon" ~ Fr camion . kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv].toplamak. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. biriktirmek. okyanus. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. 2. 2. ordugâh ~ Lat campus a. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. açık arazi.a. savaş alanı. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep.

cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. su borusu. yetindi. Uy.doymak.a. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1. Kaş viii] kan a. Fr canevasse (kenevir bezi. = İbr qâne a. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a. kanma.a.a. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. görüş < Ar qanica 1. İng canvas.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik. tatmin olmak. inanmak ) kanaat [Kut. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş. kanı. ~ EYun kánnabis a. " kenevir * Karş. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. kanat Tü [Uy viii+] kanat a. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. çuval bezi < İt canava [mod.hasırsepet. 2. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. (= Akad qanü a. a. kargı ~ Aram qanyâ a. ark.kan kan[mak Tü Tü [Or.a.]l.a. kanara [T S xiv] mezbaha. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı. tuval). kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak.) * EYun kanon (çıta.a. İng canopy (cibinlik).a. . razı olma. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". kandı. 2. inandı. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. 2. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç.a.a. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. yetinme.a.

2Z. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. sekretarya < Lat cancellarius 1. Fr chandelle (a.a. EErm knig (kadın).a.) biçimleri Latinceden alıntıdır. yoldaş . sökmek. İng. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli. kadınlara sövme sözü .[ xi] kançık dişi köpek. Karş. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka.a. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. kanaat. [TS xv xv] karjğrı.a. kançılarya [DüsI.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn. kani olmak < Ar #qnc.a.a. çit Lat canna ince çubuk. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. ~ Lat candela a. " jinekoloji * Lat canis.] kanan. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık. a.a. < HAvr *gwen. posaya dönme kanguru Cook. kapı bekçisi.a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası. EYun kyon < HAvr *kwon.a.a.a. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil. ~ OFa kanîzag a. < Lat candere yanmak.ağaç veya dalı eğmek. kargı. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. < Tü kan-" kan- * Karş. yetinen. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten..(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. 2. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. bükmek. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. buruşma.

Karş.a.a.gemlemek. 2. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi.a. < Lat canere. kilise yasası. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim.a.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. çıta. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). tümör. kargı.a. bucak. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. 2. ilçe ~ OLat . 2.a. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. yasa = EYun kánna kamış. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. kargı (= Aram qanyâ a. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. kanton canton köşe.kano kayık ~ İsp canoa a. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. ur. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1. bucak. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere.a. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe.). cant. kanserojen (madde)" kanser. cetvel. yengeç.a. kanser) çevirisidir. cant. kural. bir iş için ayrılmış yer. < HAvr *kar.sert. yengeç. a. 2. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. İng centaury (a. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a. ur.

boğaz. a. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. kapa-Karş. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. Akad qabütu (kadeh). chaot. tulum.1. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). Lat capere/captare (yakalamak. İng have < Ger *%aban (almak. araç. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. Bak.bitişmek. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. cuppa (kadeh). Uy viii] kap-1 tutmak. Kap. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. * Pekiştirici -p. tutmak) < HAvr kap. örtü örtmek. Ar qabb > OYun kábos (torba. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. oymak. bir hacim ölçeği. erganun ~ EYun órganon alet. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. Karş. [Kıp xiv] oyuk nesne.büyük boşluk. %aot. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. kutu). içini boşaltmak. [ xi] kapğak kapatan şey. < Tü *kaP. cupa (fıçı). İbr qab. Ar qabcat (meyve kabuğu).(tutmak). Lat capsa (kap.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. kavuşmak " kavra[Or. uçurum. şişirmek. kabartmak " kof * -p eki. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak.ekiyle. 2.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. kese. yakalamak < Tü *kaP. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. kapmak). kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 .

baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. başkent. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy.a. 2. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. tutmak.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak.a. başa ilişkin. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. a. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. < Lat capax. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. pey. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a. kaplan Tü yakalamak " kap-. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş. * Aynı kökten İng head. kutu). capit. başlık. capt. ~ Lat campâna a. Ayrıca karş. sermaye ~ Lat capitalis a.a.a. * Aynı kökten Lat capsa (kap. [TS xiii.almak. Lat campus alan. kapsayıcı < Lat capere. bölüm başlığı < Lat caput. kefal. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-.] sözleşme maddesi. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. hacimli. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. kafa. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla.baş ~ HAvr *kaput. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek). baş para.a.. a. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. ~ İbr/Aram csrâbön güvence. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. capit. capac.a.a. < Lat caput.içine alabilen. a. kapsamak ~ HAvr *kap.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak. kapalı .] büyük baş < Lat caput. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a.

a.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a. ~ Fr caprice fantezi. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. lahana ~ Lat caput. yy Sevilla'lı İsidore. kafa. etmek (= Ave kërëta.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto.a.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. eder. at arabası örtüsü [esk. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. kaptan < Lat caput.) ~ HAvr *ksrt. capit. önder. kapris [ xx/b] capriccio a. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. < Lat capsa kap. capra keçi ~ HAvr *kap-ro.a.a. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a.< HAvr *kwera. koza ~ Lat capsula [küç. baş. külahlı cübbe). 2.) + Lat porta kapı" bijon. 1.a.yapmak. 2.a. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan.Tü kapsa. palto. İlk kez 7. iş. edilen şey. asker kaputu.a. kâr. 2.a. eder.a. 2. kazanç < Fa/OFa kardan. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. kutu. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. eylem.]. cübbe. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. Ar qabaVAram qsbay (aba. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş.kaplumbağa kapa-. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod.[xi. . kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. kapsüllü tüfek capsule kapçık. 2. xiv Kıp] kaplamak. külah ^ 7. kucaklamak .] a. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. capit. eden. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe.

a.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ.] kıta. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. nöbetçi.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. mühür. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. oymak. Men xvii] karakol [TS. huy. eklemek *ka.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. k ar [ vi ii ]k ar a. arkebüz / Fr carabine a.bakmak. 2.geçişlilik ekiyle kat. hakketmek ~ HAvr *ghersk. Fa -kar. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. 1202).(a. katmak. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. kişilik. . göçebe olmayan. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. a. gözlemek * Türkçe *kara. kimlik < EYun %arâssö oymak. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç.karşı karşıya veya üstüste getirmek.fiili kaydedilmemiştir. nöbetçi < Moğ qara. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir.< HAvr *gher-4 kazmak.] Tü < Tü yerleşik .). Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. a. anakara < Ar qârr [fa.a.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. -kar. tabiat. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. sabit.

baharat.sesi dissimilasyon ürünüdür. < Moğ qara kara. 2. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. konak. Karş. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. bilardoda kırmızı top. kaldı. yerleşti. şeker kamışı şurubu. 2. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. a. syzygium aromaticum. 2. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. sabit olma. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. istikrar. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş.] durma. a. kaynatılmış şekerli su. 1. Erm me%ag (1. Alm nelken. 2. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. karar kıldı. makam " karar. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. çiçek karanfil). siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu .

2. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . ~ Port caravela a. EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat.İng caravan 1. 1800 Joseph-Louis Preust. römork. Fr. Kaş.odun kömürü ~ HAvr *kr. hidr(o)+2 * Karş.a. 2. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek.494 187+] ~Frcarbone bir element. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. saf kömür ~ Lat carbo. karbonhidrat. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. kömürleştirici cihaz. a. kimyacı" karbon. [T S xiv. Lat cremare (yakmak). 2. [ xi] kâdaş/karmdaş .karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". İng hearth (ocak).< HAvr *ker-4 ateş. katar. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. karbonat. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. 3. kabuklu böcek. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. Kıp xiv] Tü karın " karın . ^ y. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. yakıcı. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . karbüratör. karavaş cariye. karbondiyoksit. karbon. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. karpit. kervan. carbon. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). köle kız [Uy. a.4. di+.

[ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. quadrum (kare). Erm sird. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. * İng car (araba). çarpışmak) < k?arğu. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir.(çatışmak.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. cord-.a.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. " çehar * Karş.a. arbede.) karşılığıdır. Moğ k?arğuça.dört ~ HAvr *kwetwer a. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. DK xiv] karğı/karğu kamış. çatışmak. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. quadr. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak. dörtlemek < Lat quatuor. charge (yük). Alm herz.[viii+ Uy] lanetlemek. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak.İng cargo ticari yük.a. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. bohça etmek. • İkinci hecedeki ses incelmesi. quartus (dörtte bir). -e doğru * Karş. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. çatışma Tü karu -e karşı. ~ Fr/İng cardi(o). "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20.(karşılaşmak. kağnı ~ Kelt karros a. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. kardiyak EYun kardiakós a.a. İng heart.a. eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga.a.a. Hit karts (kalp). kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. Lat quadraginta (kırk). yüzleşmek). beddua etmek Tü karu -e karşı. . kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp.

eş. tutulan yol.a. gemi gövdesi ~ HAvr *kar.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek. delil < Ar qarana [msd. yatak vb.a. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. a. zevce.Fr caricature abartılı tasvir. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo . * Kanada yerli dillerinden. [ xi] karı/karış 1. arşın. ön kol. bohçalamak. İsp carregar (karga tulumba etmek). karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. Karş.) sarıp toplamak. kabuk.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. kârid. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. kargo. qarn] çift koştu. < İt caricare (yelken. 2. akuplman.] 1. 2. * Aynı kökten Fr carguer. f. a. 3. ihtiyar. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. uzunluk ölçüsü. a. a. eş. iki şey arasındaki bağlantı. [TS xiv] yaşlı kadın. hiciv ~ İt caricatura a. a. mantıki birliktelik.a. karın/karnTü [Uyviii+]karına. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. 2.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa.a.a. < EYun kâris.a. = Akad qarnu a. ceviz kabuğu.

biçiminin. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. Alm.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. ellemek.a. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.a. 2.] karecik. yapışmak. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. qarnabıT. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. leş.sevmek karkas kalıntısı.[xiii Kıp. carn. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. t-zarafet. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. sevinç duymak ~ HAvr *gher. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.[xiii Kıp] elle tutmak. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. xv TS] kurcalamak. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. dörtlü. ~ Lat quaterni 1. 2. lütuf. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. kavra. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. 2. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. sosyolog ~ EYun %ârisma. dörder.] karecik. kare " kare .

kavga. düşman (sıfat).(karşılaşmak. çatışma (isim) [xi] -e karşı. Yun. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. Lat carina (ceviz kabuğu). a. * MÖ 2. 2. # Theophrastos. MÖ iv < EYun karkínos 1. filozof ve tabip. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? .sert. hasım. reaksiyon). tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. a. yengeç. Moğ k?arığu (karşılık. 2. çatışmak. k?arğu. yüzleşmek).. a.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. at arabası imalathanesi. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır.(lanet etmek). Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır.yengeç < HAvr *kar. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma. t.a. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt.a. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. ur. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. cevap. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. pafta.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1.

Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. karyola [NKemal1872] 1.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. DK xiv] <Tükas-sıkmak. titretmek .] kâğıt pusula. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. 2. 2. el arabası. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. vizite karye köy. Kıs. 2. germek. mukavva ~ İt cartone [büy. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. 2. içine barut doldurulan mermi kapsülü.] kaba kâğıt. tepe. H. peron kartpostal kartı" kart2. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. harita " kart2. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. belge. germek " kas- (= Moğ qasu. . [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. arabacık.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. kent = Fen qrt a. kısmak. [TDK 1944] kas adale [Kıp. kâğıt. a.kısaltmak.

kutu.] kutucuk ~ İt cassetta a. actyapmak " kon+.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık.] ~ Lat coactare a. mahfaza ~ Lat capsa a. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. kasa kâse [ xiv] kâsâ a.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. mühür. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba.İt incassatura tüfeğin kundağı. süngü . et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. saf. tutmak. kale ~ HAvr *kas-tro. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. kesimci.a. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. müstahkem yer. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. oturtma & Lat in. hisar. a. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. ~ Akad kâsu bardak. kupa ~ Fa kasa çanak. mahfaza " in+1. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık. ilaç kapsülü. < Lat capere içine almak. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. kasaba < Ar qaSaba [msd. a. kutu. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips.+ İt cassa kasa. < İt cassa kutu " kasa . kın. castrare (iğdiş etmek). a.] kesici. temiz). kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. & Lat co(n). damga < Fr cacher bastırmak [esk. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. ~ Fr cassette [küç. 2. kap. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1.yerle bir + Lat agere.< HAvr *keskesmek.

hışır. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri".[xi] yontmak. haşır. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü.a. kırmak ~ HAvr *kwst.] bölen. kasım [Men xvii] 1.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. çarpmak. askeri kamp ~ Lat castrum a. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. kale. kırmak kasıt/kast[Aş.sarsmak. bulan. hedefe kilitlendi. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. a. 2. çarpmak. en kısa yoldan hedefe yöneldi. Kaş viii+] kasık . kasuk (deriden yapılan tulum). kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. saray (~ Aram qaSrâ a. kazımak. ETü kasna. saklı bir şeyi [Uy. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. bir ~ Fr casquette [küç. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. 2. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. Karş. f. amaçladı kask [ xx/b] kafatası. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre.< HAvr *kwet.(titreşmek). kaşkariko [ARasim 1897-99] hile.] keşfeden. direkt.] amaç. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa.) ~ O Yun kástron müstahkem yer.darbe vurmak. kaşık < Tü kaşı.] hedefe ulaşan. quass. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı.yontmak. saksı.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". testis yanakların iç tarafı * Karş.

keder. 2. ayrıştırmak. acımasızlık. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki .] 1.a. kaderine çıkma.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. keder. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. yukarıdan aşağı doğru hareket. 3. kapsama. Kaş viii+] kat-/kad. dökmek. cas-a. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. kalıba dökmek.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma.a. katı olma. tasarlamak. sertleşmek.1.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir.] saf. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. katılık. katılık.] kesme. 2. üstüne eklemek. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. karmak. acımasızlık. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. kat2 [etm (nehir) geçme. 2. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. rast gelme. düşüş. gaddarlık. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. içerme. düşme. tabakalaştırmak. sınıf. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. zümre ~ Port casta [f. 2. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb.ayırmak. hüzün < Ar qasâ sert idi.

qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. kaydetmek " kata+.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. log-zaptetmek. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. < EYun kathairö indirmek. 2. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. lys-çözmek " kata+. hokkabazlık ~? * 19. kervan < Ar qaTara [msd. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. çözünme ~ EYun katálysis a. damlalar dizisi. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. 2. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. listeye yazmak.a. şelale. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd.] 1. fesat. birbiri ardısıra dizili şeyler. catalyt. defter. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö.a.ayrışma. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. liste < EYun katalegö kaydetmek.

katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. heca & EYun kata.eklemek.+ EYun e%ö seslenmek " kata+. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. sağlam. 2. koltuk.a. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim. daldırmak. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. her çeşit makam.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir. 2. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. sert. gerilmek " kata+. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı.atmak " kata+. itham. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1.a. 2.eklemek. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak .] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. et.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. karışık.a. sandalye.a.] yazan. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. koltuk ~ HAvr *sed-râ. şırınga / İng catheter a. katışık < Tü kat.a. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır .] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. < EYun kathédra 1. beraber "kat1. sertleşmek. iddia etmek. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. haşin.

Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. zahmet çekmek " kat* Katla. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+.a. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. umumi" katil1. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. 1. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme.000. genel. a.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. sedir ~ EYun kédros a.a. her şey " kata+. < Aram #qTr duman çıkarma. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. a. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. evrensel. katliam Ar câmm genel. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir.000.000. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a. Fr. evrensel. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. katmer <Tü [T S. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. 2. ~ İbr/Aram qiTer buhur.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare.sertleşmek.] damla ~ Aram qiTer buhur.000. tütsüleme. günnük. dayanmak Tü katın. . tütsüleme. seyyah ~ Tupi caucho a. Güney Amerika yerli dillerinden.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. kapsayıcı. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a.katlan[mak <Tü [T S. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. a. ficus elastica.

şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.] söz [Aş. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. bağırış [Kut. yay çeken. 2. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. kav1. kofluk). kawıdan (oymak. mukavele . DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. okçu. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. çömlek ~ Lat cavatus oyuk.Ar qawwâs [#qws im.a.yanmak. Sans khá (çukur. oyuk. kurum 1. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. dans partneri ~ İt cavaliere süvari. kavurTü kuru. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. mağara ~ HAvr *kaw. a. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. Lat cavare oymak. içi boş < Fa kâw çukur. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. yasakçı . Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf.< HAvr *keus. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi. süvari. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi.] gezgin şarkıcı. oyuk. dedi [Kut. oyuk ~ HAvr *kaw. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. oyuk. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. kuru-.(kurumak). kuru.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. kavrulmak Aynu kökten *kağurı.> kurı. kilükal. boşluk.a. oyulmuş < Lat cavare oymak. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. boşluk). makule.] 1.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. makale. kavil. 2.: kurak. kazmak).

[CodC xiii] kay. k?absı. k?abıra. kayp-/kayk. ulus. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP. kayak1. tazyik etmek. a.(sıkmak. < Tü *kaP. ayağı kaymak. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. 2.kızartmak. düşecek gibi olmak.a. ateşte pişirmek veya kurutmak. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. kof.aniden ve sert bir hareketle dönmek. sapmak. varmak.bitişmek. [DK xv] < Tü *kağ. bükülmek. sarp kayalık). Moğ kada(n) (uçurum.. sürtünmek.(bir şeye veya bir yana) dönmek. varmak. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. kaygı?. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. kovuk. kaypak.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. kayaç YT " kaya . sert olmak * Karş. 3.a. [Arg. sıkışık durmak). mesane.basmak. kaykıl-.a. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC. kayır-?. Men xvi] kayp.ulaşmak. kavim " kamet kavis qâsa büktü.] bir yerde yerleşik olan halk. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-.(sürtmek. bitişik).yanmak. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. yakın.içini boşaltmak.a.bitişmek. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak. içi boş şey.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. [TS xiv-xix xiv] 1. [ xi] kawış< Tü *kaP. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. Kaş viii+] kağur. karıştıran. sıkıştırmak). yaklaşmak. eğilmek. yanında veya yakınında olmak * Karş.] yay. Moğ k?abı (yan.a.

kayak2 [ xx/c] "erkek aracı".(kesmek. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı. Karş. tasa. Tü ka5m. a. [ xix] kayğır. İnuit umiak (kadın kayığı).kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. nedamet getirmek . hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. tasa.birini himaye < Tü ka5ğu endişe. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne .(oymak). kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında.(pişman olmak. erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir.xi "Arguca") = kaz-/kazı. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. " [Uy viii+] kadğur. betula * Karş. biçmek). -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1. tasalanmak. Moğ k?adu. Ancak z > y eşitliği problemlidir. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa.kaygılanmak. yaşam boyu & Ar qayd bağ.ix Uy).] a. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- .

kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse.kesmek.Ar qayd [#qyd msd.[xi] bir yana dönmek. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. bağlama . yazıya bağlama. caes.] bir şeyin yerine geçen. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. DK] eğilmek. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. Karş. 2.[xiii TS. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). kaba et. metal dökmek) * Ayrıca karş. suyun kaynadığı yer. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. Julius Caesar Romalı devlet adamı. umursamaz. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. pranga.] 1. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. Moğ k?añda (özsuyu. sezaryen. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere.1. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. f. bağlantı. ayak bağı. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl. 2. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. koşul. kaynak <Tü [Men xvii] 1. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. bağ. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır.erimek. 2. 3.[xiv Kıp. ayağı kaymak. zabıt [KT xix] lakayıt. katı = Tü ka5ır . usare. köstek. 3. galeyan etmek. bağ. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir.metal veya buz erimek.

yüz çevirmek. [ xx/b] 1.(kazımak. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. bükülmek " kay* 16. işten kaçmak < Tü kayt.). reddetmek. reddetmek. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse.oymak * Karş. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. Öte yandan Yak %aas (a. 3. [ xvii] asker. çukur.a. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. İng goose (a. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. 2. Eİzl gas. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir. 2. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. kısmet. kalıcı.). bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi.a. iade etmek. kayyım/kayyum2 yönetici.[xiii Kıp] dönmek. Alm gans. kadılık makamı. sıyırmak.a. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. Karş. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. asker. [CodC. iade etmek. < öz Casacco Kazak. çukurlaştırmak " kaz- . kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a. kader. Moğ qaru. rendelemek). başıboş. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir.] 1.a. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. yargı çevresi. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. tanrısal yargı. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. çapulcu.a. Ar qayTan (a.* Yun gaïtáni. Fa gaz. akıncı. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. ESlav gosy. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. bekçi. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. ölüm. yargı.oymak. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant.a. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır.

Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. direk) < gaçu. keçi Tü [Uy.(katılaşmak. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. servet. ki5b] yalan söyledi. tez. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd.eşmek.a. qa5ar] pis idi. kâzip [msd. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır.] yargı.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. . kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. [Çağ xv] kiçâ * Karş. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.. kazık kazık Tü kaz. direnmek). abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. Moğ gaçuğu (kazık.] < Ar qa5ürat [sf.a.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey.] pislik. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır. kirlendi kebap [Yus.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. f. kir. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı.viii). kazmak Tü * Kaz. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. yapınca . Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir.] yalancı. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa.[Oğxi] keçi. Kaş viii+] eçkü a. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd. Karş.] kızartma." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır. (= Akad kabâbu kızartmak. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ.

< İbr/Aram #kpp bükme. a.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. Tü çetük/çetik (a. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1.] kefil olma. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır.a. DK. 2. Ar qiTT/qiTTat (a. kef kafa a. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet.a. MS 1. = Sans kapha a. Karş. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. kefen [CodC.a. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. ikileme. Alm kater/katze. bunalma < Ar [DK xv] .a.]. kepçe. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a.).] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. EErm katu. Lit kate. terazi gözü (= Aram kappâ a. küfe. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa.] sıkıntı. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. Lat cattus/catta. yedekleme. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef. Rus kot/koşka.] bir borcu üstlenen " kefalet .] suçunu silme. * Karş. garanti. güvence < Ar kafala kefil oldu.a. sandık [esk. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. avuç. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık.a.a. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır. el ayası. garanti etti. Aram/İbr %atül (a. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. kevgir. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme.keder kadara sıkıldı. İng cat. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor. xi Oğ). suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. kâse. temizleme.

kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. [ xviii] yabani zahter. yarpuz. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. bön ~ Kürt keko ağabey. soygun yapmak).] kısa ve tutuk ses.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. Fa kakij (roka). İng rob (çalmak. Rus golyı (kel. ruba kapmak.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. çalmak. kafatası Aynı kökten Lat calvus. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. pepe. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. zorla almak = OFa röp zoralım. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. Karş. [Men xvii] ekşi. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb.kapmak. [Men xvii] kekeği. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. a. elektrik. İng rover (hırsız. soygun < Havr *reup. kafatası). kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. [ xx/a] aptal. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. . f.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. talancı). fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. dayı [Uy.

özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. hastalık. ağrı. olgunlaştı. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. keler keleş kelime şey.Fa/OFa kaman yay. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. mütekâmil. kemal.kelam [Aş. söz. noksan. ikmal. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. 2. bahadır. tekmil keman . f. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd.]tamveolgun olma. 10. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. a. tekemmül. mükemmel.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. eksik. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. kâmil. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. kavis.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. [Yus xiv] yay. ıztırap. Yus xiv] söz konuşma. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel. 2. tekâmül.] 1. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç.

a. Fr chimiothérapie (a. Hindistan'da bir ülke. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a.sivri. 2.. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm.a. kemer [Aş. kuşak. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi.sert bir şeye diş geçirmek.).a.] korunak. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich. bele sarılan şey. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1.a.kavis. helâ < Ar kanafa [msd. bel. (= Ave karana. kanf] kanadı altına aldı. terapi * Karş.] miktar. sığınak. a. ~ HAvr *kannabis a. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. 2. = Aram kanspâ a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. kısa yay.a. Alm. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kucakladı. ~ Fa kanar kıyı.) kenet [EvÇ.a. tonoz ~ EFa kamara. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi. mimaride kemer veya kubbe. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye.a. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a. kenar a. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.a.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. 2.a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1.a.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. = Ave kamara. 3. kıtırdatmak? < Tü kemür. diken.a.] 1.

cömertlik.] 1. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. istemeyerek veya iğrenerek yapma.* Aynı kökten Lat cannabis. İng hemp. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. mekruh olanı yapma. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque. quint. soyluluk belirtisi. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir.a. a. 2. hizmet.a. yüce davranış. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı.fiilinden.a. haşarı çocuk boynuzlu. Rus konoplya (a. Alm hanf.) Farsçadan alıntıdır. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. Bak.). 2. a. kaban. Karş.Ar karâhat [#krh msd. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. Ar qinnab (a. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. Fa kanab. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat . Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir.beş ~ HAvr *penkwe a.] 1. kenger enginar kent kanthâ a.

bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. [ARasim 1897-99] . [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır. deniz böceği.] soyluluk. kereviz [MŞ xiv] kerefes. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd.] a. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür.a.] iğrenme.[küç. kerat. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo).a.a. defa kerem [Aş. soylu. 2. karr/takrâr] geri geldi. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. karabid. " korna * Karş. cömertlik < Ar karuma soylu idi. apium graveolens = OFa karafs a. keramet. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. ikram. kerime. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . ~ HAvr *kers-s.] cömert. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf.a. kerim. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis. < EYun kârabos 1. [Kut. kerh iğrendi. lağım " geriz . İng shoe horn (ayakkabı çekeceği).a. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a.] cömert hanımefendi. istakoz.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. kerem. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. kerat. = Aram ksrepsâ a. f.< HAvr *ker-1 a.Ar karîmat [#krm sf.] tekrar. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. yüce gönüllülük.a.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu.a. soylu hanım < Ar karım cömert.

a. Yus.dört" kare kertenkele sürüngen. karkama (kuyruksallayan kuşu). kelpetin . 2. [Men ] kelbetln vulg.] defalar. katar ~? Akad %arrânu yol. kıskaç.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka.a. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. Yun krokódilos veya lakérta (a. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. tavuk) * Karş. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. kilise < EYun kyrios rab. lacerta nilotica [MŞ. celadet + Fa far parıltı. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa .) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. karkarak (saksağan).Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten.gedik açmak. matematikte [ xi] kert. sarınma [Men xvii] kereke . DK. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. kerli ferli kuvvet. oynaş ? xvii). miss. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. yolculuk.kuş. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. özellikle ticari yolculuk. quatr. 211-217) lakabı. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi".göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. çeyrek. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. varan. Fa karkar (bir tür güvercin). a.

a. (= Aram klsâ a.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd.a. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a.] ortaya çıkarma. Erm ksag (a. [TDK 1955] bölük. kırıntı. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. yaşlı kimse. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1.a.a.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş.] 1. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş. kırık.) * Ar kıs (a.a.a. şeyh.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.a.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş. .) Orta Farsçadan alınmıştır. torba. 2. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma. örtüsünü kaldırma. = Akad kîsu a.a. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. 2. anıt.]. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. bölge. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd.

kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti. İng chestnut. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. < Fa kaşk a. a.a. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. = Ave kata.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf.a. kaşkma (arpa ekmeği).] elde etme. teksir kestane E Yun kástana [f. a. ~ Akad kitüm a. a.] a. a. Fa kaşkab (arpa suyu). hücre ) + Fa %udâ efendi.oda.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. ~ Aram [ xx/a] ked çentik. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. ev işlerini idare eden kişi. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. 2. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. a. kesret.] a. bir şeyin alt kethüda [Aş. * Karş. kurutulmuş yoğurt. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. yönetici" hüda . Karş. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". oyuk. kurut. 2. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser.

özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap .] nasıllık. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a. a. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. a.Fa tez âb keskin su.] büyüklük. defa < Tü ke/ke5 arka. [LO. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. yy'da türetilmiştir. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. kevgir + Fa gır tutan " kef. kalite.] namazda Mekke'ye dönme. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.] sır tutan. böyle < .ketum konuşan < Ar katama [msd. geri" . ruh hali. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. katm] sakladı. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. boyun eğdi" kabul kibrit a. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. " gavat * -ş. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. asit" tiz.Ar kayf [#kyf] durum. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ .] büyükler. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın. 9. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. Karş.a. keyif/keyfiyi ruh hali. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse.Ar ka5a onun gibi. ~ Akad kibrltu a.ile yazımına 20.

] yetme. örtmek.yapmak.] çıkrık. ayak. Akad qıru (zift. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. gırtlak.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. etmek. eski olma) kifayet yetişme. katran). kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. oda ~ HAvr *kel-nâ. a. çok eski olma < Ar qadama [msd. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. 2. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. hücre ~ Lat cellarium mahzen. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. mahzen. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. gizlemek . balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası.< HAvr *kel-2 kapatmak. kiler < Lat cella hücre. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom.] daha eski olma. bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. 2. önce gelme.

Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). kıyafet. klostrofobi. kapalı olmak. İng cell.a. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. klozet. occulere (saklamak). klavye. clavis (kilit).4. = Akad qilpu a.(kapatmak). [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. gram ~Fr kilometre [Düs I. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. < EYun kleiö kapatmak. Ar kanısat (kilise) < Aram. kilit [Kaş xi] iklid . kloz. klarnet * Karş.499 187+] kilometro . claus. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. Lat celare.a. civata). örtmek ~ HAvr *klâu. [ARasim 1897-99] . Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. kle Lat clavus : civata. klitoris Lat claudere : eksklüsif. Alm keller (kiler). hal ve hareket. huy. derinin dış tabakası. [İdr. a. örtü (= Aram qslâpâ a. belki clavus (çivi.a. töre. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak. davranış.* Aynı kökten İng cellar. EYun kalyptö.a.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+. yy'da tesbit edilmiştir. yatak örtüsü. a.a. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. kilim [Gül xv] . kurultay. adap. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+.4.a. kleid.a. Türkçe kilise biçimi. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. * Aynı kökten Lat claudere. Aramice biçim en erken MÖ 6. yüksek sesle çağırmak " ek+. oklüzyon Lat clavis : klavsen.] bir şeyi örten zar. Bak. Fr cellule (hücre). metre . EYun kálymma (a. kavilya kilo/kilogram [Düs I. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. = EYun kleïs. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a.

Mısır . hüviyet < Ar huwa (kim).) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. a. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. kin [Aş. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke".kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. kimyager kimyager edinen. -cı" kimya. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. kimya. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . KIPIR. kısas.kan bedeli ödemek. kara büyü. a.kilükal dedi". meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. ~ Akad kamunu a. cereme).< HAvr *kwei. * Ar kammun/kamnun (a.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. a. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. Yus xiv] ~ Fa km garez. cuminus ~ Aram kamuna a. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a.a. KIVIR. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır.

cezalandırmak. [LO xix] alay etmek.< HAvr *keis. kısmak. beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy.kesmek. öldürmek.(burmak). bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens.a.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına. 2. hicvetmek. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. ıssız yer . katliam etmek < Tü *kı.doğurmak ) + HAvr *ing.a.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. kış (kısılma dönemi). aşağılamak.a. bozkır.). kına[mak Tü [Uy viii+] kına. kığır. [ xx/c] ayıplamak. eziyet Tü kıy. pislik kır[mak Tü [ xi] kır. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. büzmek * Aynı kökten kıs.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir.kral. kesmek. Karş. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek).kökünü kazımak. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi.kına [CodC xiii] hınna. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu. boğ-. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak. *Kı-/*kığ.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür.(a. kır1 Tü [ xi] kır deşt. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. kıt (kısık). yoketmek. [T S xiii xiii] kökünü kazımak. kısaltmak." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. kırmak.] dolaylı anlatım.

keçiboynuzu. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. kırçıl + çil" kır2. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd.Aram #qr' çağırma. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek. -t.İt grande büyük.a. ceratonia siliqua. 2. Karş. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. a. yakma " karbon .boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? .a. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. a. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. < EYun kéras.] su tulumu [Men xvii] a. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. bozkır [ xi] kırağu a.] "küçük boynuz".a.a.] okuma < Ar qara'a okudu . gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk.). katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?.< HAvr *ker-4 ateş. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır.a.a. = kireç Akad gîru a. yüksek sesle söyleme.kökünü kazımak. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli. ~ Fa girac a. ~ HAvr *kers-mo. keçiboynuzu çekirdeği. a. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. İng cherries < Lat cerasus (a. = Aram gır a. yüce. alaca. tuğla < EYun kéramos a. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1.a. Fr cerise.] a.a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer. kıraat. ~ Sumer gir a. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir.a. ~ ? * Alm karbatsch.

kısaltmak. kıro çocuk.a.göz kapağını kapamak. t. İng crimson (koşnil kırmızısı).biçimleri. Kıp.kesmek " kır* Kırk. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp.makasla kesmek. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır.ekinin işlevi açık değildir.kesmek. larva. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. [LO xix] kırp. kısmak " kır-r.a.Yun/EYun gyrisma. < Tü *kı. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak. özellikle cildin buruşması. buruşmak. [TS xiv-xvii.döndürme. 2.makasla kesmek. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk.] a. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a." kır- * -ıt. a. Çağ xiv] kıp.kiriş Tü [Uy. Karş.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. . Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . argoda < Tü kır.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir.ve kırp. a. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. cilve yapmak < Tü kır.

evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . ehemmiyetsiz. a. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. hisse < Ar qasama [msd.]. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a.(açılma mevsimi).] ödeşme. hesaplaşma. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ.] bölüm. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. onom < Tü *kı.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak.xv+). Karş. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. azaltmak. kırbıktiken (kirpi). kısmak. kırptı. qasm] böldü.kesmek.kısmak. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir.a. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. değersiz. kış2.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. a. kesti. kıt. biçare. 2.kısaltmak. hasis. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. kırmak. 2. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi.a. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. kırt onom = Tü kırç kesme sesi. kimse ~ Ar qism [#qsm msd. yaz < yay. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. daraltmak < Tü *kı. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit .

maşa Tü [Uy viii+] kısğan.Ar kiswat [#ksw msd. [Men xvii] kisbet (vulg. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki. [TS xiv.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. Aş xi] pay pay. haykırarak saldırmak.öfkelenmek. dişiye varmak).hırlamak. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1.] * Karş. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. 2. esirgemek.] kıyafet. kıt. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası.a.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. terazi ~ Aram qssTâ . giysi. hasis. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır.cimrilik etmek. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek. guşnı (çiftleşmek.] hikâye < Ar qaSSa [msd. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. kısmet [Kut. Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir.) . sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at.a. Fa guşn (hayvanların erkeği).

Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. a. Aram qaTaw (keten). kaba keten. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. raptetti. kıtlık <Tü [T S xiii.kesmek. giysi.] mukatele. pahalılık.] giyim. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. Ayrıca karş. kuraklık < Tü kız kıt. < Tü *kıı. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. . kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. alçak. değersiz & Yun katö aşağı. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd.kisve Ar kasa giydirme. coğrafyada kıta. bağladı.a. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. kitap [Kut. [ xi] kız az bulunan. Gül xiii] kızlık kıtlık. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. kitap < Ar kataba [msd. bağlamak.] parça. düşük + Yun pión nitelik. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd. kesim. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. [Kıp xiv] kıt/kız a. raptetmek" olup. dikiş dikti. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. bucak. eli kıt. kıt. kısım. şiirde kıta. az " kıt kıvam direnç. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir. kumpas) sözcüğünden. 2. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. kısmak. belge.] duruş.] yazılı şey. pahalı. [LO xix] minder dolgusu. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. kitaba] 1.

[ xviii] buruşuk. gaddar.kısmak. [LG 188+] güzel. < Tü kıvır. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. ayağa kalkma.] 1. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. kırmak. direndi" kamet kıyamet [Kut.] ayağa kalkma.hasislik etmek. takip etme. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. şerare kıvır[mak Tü burmak. kıvrak 1 nazik. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır.. dikilme. iz sürme." kıy- kıyam [Kut.] 1. [DK xiv] kıvur-kırmak." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu.kesmek. [LO xix] bükülüp kıvrılan. 2. [TS xv xv] eziyet etmek. bükmek. kısmak. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd.kesmek. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. yakışıklı (argo) < Tü kıy. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd.a. < Tü *kı. burulmak < Tü kıvır-bükmek. 2. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd. öldürmek Tü *kıı. . bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. 3. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. kısmak.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır.

" kız[DK xiv] erkek çocuk.xiv Kıp) < kır-." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. xiv Kıp). kırmızı olmak. [ xi] kızlamuk a. Aş xi] değer. Tü kıs/kız (hasis.a.] ölçü." kıy- * -tır. < EYun klazö bağırmak klan aşiret. eli sıkı. kıvamlı idi. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç. kıt. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı.a. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. . < Tü kız.(kesmek).viii+ Uy.] kıymet [Kut. kızarmak. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. kıt . kesme).kıyas [Kut. bakire * Karş. kız çocuğu. Karş. Bak. firması. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy. "Henüz doğurmayan. Amer.ateşte ısınmak. Tü kırı/kırağ (a. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. az. nicelik < Ar qâma durdu. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile.. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. .eki açıklanmaya muhtaçtır. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. xi. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. verimsiz" anlamı düşünülebilir. oranlama. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma. ölçme." kız- * Etimolojisi açık değildir.

2. 2.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. 2. tasnif edici.] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. açık. derece. seçilmiş.C. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. sınıf.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. üst sınıfa ait [esk. Denner. 2. 2. # y. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. EYun kaleo. dava etmek). İng call (çağırmak). askeri sınıf < ALat clad. klavsen & Lat clavis tuş.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. 2.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. seçkin. 2. sınıf sistemine ait. memur. ALat cladere (çağırmak). anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. yüksek (ses). büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo".(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d.< HAvr *kels-2 bağırmak. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak). tertip. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. 1700 J. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. av borusu < Lat clarus 1. Lat calare.]. özellikle üstün sınıf .]. antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. gürültücü kalabalık [esk. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. zil" kle.] a. berrak. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. kilit. ses çıkarmak . rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak.a. bir göreve adanmış kişi. claim (iddia etmek. birinci sınıf. 2. küçük kapalı grup. piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1.

sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. hesap kapatma. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. Fr. İng.sarı. t. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. İtal. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. hastane ~ Alm klinik a. 2. İng glitter.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. Fr. fragman. parlak. açık yeşil. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. fobi .] mandal.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça.a. İng gold. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. Ball. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. 2.]. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. kapalı olmak. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. a. a. çan. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. gleam. claus. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. glow (parlamak).a. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. İng gall (safra). kimyacı < EYun %lörös 1. glisten. kampana. altın sarısı [esk. İng.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. berrak. 2. Rus zlaty (altın).

Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır.(karşılıklı komak).= ku5-/kut.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. . 2. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. koymak. yy'dan itibaren yerini ko5. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . hoca. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. Ermenice sözcük 5. bırakmak. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. büyümek " kon+. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek.kökü 9.(indirmek. güç birliği ~ Lat coalitio a. yy'dan daha eskidir.biçimine bırakırken. hüda. koş. claus.(kendini komak. dökmek). sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. a.kapatmak ~ HAvr *klâu.indirmek. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. Karş. belki kuz (gölge.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. Erm oç'%ar (koyun). coalit. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod.> koy. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. ko5-/kot. • Aynı kökten kon. < Lat coalescere. karanlık).birlikte büyümek. bir tür büyük araba. inmek).kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. a. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş.

kocaman. yiğit. * Nihai kök *kaP.1. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. uşak. şişirmek.koçak <Tü [TS xiv] 1. büyük defter. civelek.olup. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. +men1 * Karş. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral.büyük defter. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. codic. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. oymak. içini boşaltmak. kabadayı. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. 2.koç. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. Karş. çocuk. EYun koûfos (içi boş. 2. çürük 2. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. Karş. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. kâwak (kof) < HAvr *keus-. Lat cavus. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. 2. yavru. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. Fa kâw (oyuk.1. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. cödic. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. codic. kav2. yürekli. kof). boşluk).tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. genç. hapishane kümes. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. dans eden genç erkek küçak küçük. koca. evlilik yoluyla akraba. ağaç kütüğü.

çiğnenmiş < Fa koftan. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-.gitmek " kon+. kok[mak Tü [ xi] kok. kök.a.dövmek. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . [T S xiv] koku almak. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. küçük kasa veya sandık. Alm.a. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. kasa ~ Lat cophinus a. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a.koku vermek. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. kesmek. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. ^ 1856 Albert Niemann. kös. tokmakla vurmak.] 1. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a.vurmak. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş.a. 2.birlikte. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. it. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. ezmek ~ HAvr *kop. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. karşılıklı + Lat ire. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök .

[EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. ön uzuv. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. abies. 2.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. 2. tohum. LO xv] kokula-. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". 2. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. el. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır.] "küçük dişi horoz". kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. mısır * Belki şeklinden ötürü. orta * Nihai kökeni belirsizdir. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. kırmızı. dikenli mersin. Men. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. sağ ve sol taraf. argo) ~? Arn kokërroz mısır. ordunun sağ ve sol kanadı . [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. horoz döğüşü ringi.

xi. hizmetçi. 2. dilemek * -ay eki. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+.[viii+ Uy] istemek. istek.].sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. collect. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir. collect-" koleksiyon kolektör colligere. şans.a.toplamak & Lat con. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. köle -7 * Karş. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. Tü kölük (yük hayvanı .seçmek. lejyon kolektif Lat colligere. a. fırsat kol. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l. < Lat colligere. lonca.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. yapıştırıcı * Fr colle. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. tutkal. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. . delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. isteğe uygun olan şey. dilek. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. biriktirme ~ Lat collectio a. lect. collect. ayırmak " kon+. xiv Kıp).bir yere + Lat legere1. Kıp xiv] kolay 1. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. maaş.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. -ive toplu. [TS xvii] kölemen a. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. 2.

< Lat colonia koloni" koloni . stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak.] < İt collo 1. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". yüksek nesne.HAvr *kwel. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent.a. işlenmek üzere açılan arazi.a. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu". " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. ekip biçmek.toprağı işlemek. koloni < Lat colere. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf. ~ Lat colonia tarım işletmesi. tekerlek mili). müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.a.a. sütun ~ HAvr *kol-umnâ.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a. ~? HAvr *köl-o.a. boyun. cult. locut. 2.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme.toprağı işlemek. ekip biçmek . taraf" kol koloid tutkal" kola2. müzakere < Lat colloqui görüşmek.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık.a. yoklamak < Tü kol dolaş.

renklendirme.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. bi+3 kombinezon 2. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift. hayvan barınağı koma t. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. operada bir söyleyiş tarzı. ikişer " kon+. kumanda. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1. yayla barınağı. boyunluk~Lat collare boyun halkası. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir.]. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk.ahır. . ikili bileşim. 2. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı.

a.görevlendirmek. yol almak " kon+. & EYun kömos köy eğlencesi. 2. büfe < Ven còmodo ölçülü. pact. encümen ~ Lat comitatus maiyet. kullanışlı. bir işle görevlendirilmiş heyet. gülünç.a. pratik ~ Lat commodus a.sıkıştırmak & Lat con. a. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap. yy sonu ve 20. commiss. [ 190+] 2.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+.bir araya + Lat pangere. ~ EYun kömoidia a. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre. kakmak. otel hizmetçisi < Fr commettre.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. emanet etmek ~ Lat committere.2. miss. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19.a. & Lat con. dernek ~ Fr committé a. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1.göndermek " kon+. eğlenceli.sıkmak. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. festival. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. pakt .a. < Lat commodare aynı ölçüde olmak.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek. [Tarik 1885] aracılık ücreti .a. compact.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . commis.ile + Lat mittere. tepmek " kon+. a. 2.Fr commission 1. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet. commis. kafile < Lat comitare yoldaş olmak. bir işle görevlendirilen kimse.a. birbirine uymak & Lat con. < Lat compangere.

bitirmek & Lat con. inşa etmek.bir araya + Lat plegere. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. composit.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. görevi yerine getirmek. Alm.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam. posit. " kon+. sarmak " kon+.a. Çin'deki Portekiz ticari . 2. 2. a.a. kucaklama & Lat con. katlamak. yapabilen ~ Lat competens. composit.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. & Lat con. tamamlamak. tamam ~ Lat completus a. burmak. karmaşık (sıfat). karmaşa. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. t. rulo haline getirmek & Lat con. örmek. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk.koymak " kon+. birleştirmek.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. [Bah 1924] kompot . ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. sarmak.İt composto 1. plex.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. talan < Lat compilare yağmalamak. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. < Lat complere.doldurmak. bestelemek ~ Lat componere.birbirine katmak. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. hoşaf~ Lat compositus [f. derleme ~ Lat compilatio yağma.]. 2.bir araya + Lat ponere.katlamak. sarmaşık.a.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+. bükmek. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. ganimet almak & Lat con. a. meyve veya sebze karışımı.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1.< HAvr *pels-l a. bileşim.a. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. karışık reçel.beraber + Lat petere koşmak.a. bir araya getirmek. complet. karışım.beraber + Lat partire bölmek " kon+. nezaket göstermek < Lat complere.

umumi. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. bir bilgi veya yazıyı birine iletme.a. hazırlamak. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n. belediye.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1.+ Lat parâre hazırlamak " kon+. gemeinde (komün).kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma.a.konaklamak. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek.a.] kamuya ait olan şey. Akad gumaru.6. imece (~ HAvr *moin-es. yardımlaşmak.basmak. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. sıkıştırma ~ Lat compressum a. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak.+ Lat premere. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a.+ Lat putare saymak " kon+.a. edinmek & Lat co(n).1289 1873] sıkıştırılmış ürün.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). . bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. tedarik etmek. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. < Lat comprimere bastırmak. 2. sıkmak " kon+. ikamet etmek " kon< Tü konış. 2. Karş.halk meclisi. Alm gemein (müşterek). alışveriş etmek < Lat commünis ortak. & Lat con. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. press. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. sıkıştırmak & Lat con.

şart. & Lat con. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. kon[mak Tü [ viii] kon. durum. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. 2. bırakmak (= Moğ qonu.sevketmek " kon+.söylemek " kon+.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1. koşul. dansite kondisyon [ML xx/c] takat. a. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici.4. bir yerde durmak. yönetmek ~ Lat conducere. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. Karş. birlikte müzik yapma. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. [ xx/b] koyulmak < Tü ko. konaklama yeri. & Lat con. * Dudak sessizlerinden önce com. sıkışma ve yığışma. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı.a. yönlendiren " dük . konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. bazı sessizlerden önce düşer. mesken. a.biçimini alır. a. sıkma. bir ve eşit olma. 18. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1.beraber + Lat dicere. yerle bir olma.a. mevcut şartların tümü.+ Lat densus yoğun " kon+.a.bir araya + Lat ducere. ikamet etmek. 2. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. 2.kendini komak.487 187+] şimendifer memuru. bir yere götürmek. kanal ~ Fr conduit a. dict. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. < Fr conduire taşımak. menzil < Tü kon.koymak. conduct-a. dük kondüktör [Düs I.a. Lat concertare (çarpışmak. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+.ikamet etmek. duct.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir.) Türkçeden alıntı olmalıdır. kural kondu (= koyuldu). konaklamak. yerleşmek. kuş kondu. a.değiştokuş eden. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+.

gelmek " kon+. a. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. 2. a. kotarmak. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. pişirmek & Lat con. form konglomera [DTC 1943]. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. confect. . kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. rahatlatma. 2. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak. nex. a.bir araya gelmek & Lat con.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+.] < İt confetto her tür şekerleme. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. onaylamak & Lat con. çam kozalağı. hazır giyim. müşavere < Lat conferre. kotarma. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. & Lat con. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. 2. & Lat con. bir ucu sivri nesne. takviye etmek.birbirine + Lat nectere. congress. ~ EYun könos 1.bağlamak " kon+. teselli. buluşma.bir araya getirmek & Lat con. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. collat. & Lat con. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1. a. 2.+ Lat fortis güçlü " kon+. toplantı ~ Lat congressum toplantı. gress. hazır şey.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak.yapmak " kon+. hazırlama.bir araya + Lat ferre.bir arada + Lat facere. fact.+ Lat firmus pek " kon+. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. cinsel birleşme < Lat congredi. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis.bir araya + Lat gradi. lat-getirmek " kon+.

iunct. anlaşma ~ Lat concordatum a. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. hissetmek " kon+.birlikte + Lat gerere.beraber + Fr centre merkez " kon+. coniunct.beraber + Lat sentire. congest.bir araya + Lat iungere. cord.bir arada + Lat crescere. doğan " kon+. yığışmış < Lat concrescere yığışmak.+ Lat cavare oymak. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. yarışmak & Lat con. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir.büyümek " kon+. remi ~ İsp conquian a. gönül" kon+. sens. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu. kırmak " kon+.beraber + Lat currere. görüş birliği.yürek. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a.koşmak " kon+. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con.vurmak. curs. çukurlaştırmak & Lat con. içini boşaltmak " kon+. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. çukur ~ Lat concavus a. quass.+ Lat quatere.beraber + Lat cor. < Lat concurrere birlikte koşmak. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun. a. < Lat concordare anlaşmak.a. mutabakat < Lat consentire. akıl. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. içiçe geçmek. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey.mutabık olmak. (ağaç) birbiri içine geçmek.bağlamak " kon+.a. consens. balta girmez olmak & Lat con. içe doğru bükmek. kav2 konken [ xx/b] kumkam. sansasyon . jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma. cret. < Lat concavare oymak. çarpmak.beraber + Lat genitus doğmuş. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. denk getirme & Lat con. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. parçalamak & Lat con. sıkışma < Lat congerere. bir yere toplamak & Fr con. razı olmak & Lat con. birikmek & Lat con.duymak.aynı yere toplamak.a. gest-kılmak " kon+. coniunct.birbirine bağlamak.

bilmek ~ Lat cognoscere. concept.+ Lat servare korumak. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1. . & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. korunmuş. teyit. koruma yeri.a. hizmet etmek " kon+. genel toplantı. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. gözkulak olmak. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. 2. tasdik etmek.bilmek " kon+. 2. < Lat concipere. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. a. 2.< HAvr *kels. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. 2. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. kavramak. meclis & Lat con. devretmek ~ Lat consignare 1. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. ~ Lat consul danışman.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. bir araya çağırma.a. & Lat con.a. toplama.a. muhafaza edilmiş.içine almak. müzik dinletisi ~ İt concerto a. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. 2. teselli etmek. not. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. 2. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1.a. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. capt.a.+ Lat signum mühür " kon+. hamile kalmak & Lat con. teyit etmek. desteklemek. cognit. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek. kent başkanı.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. müzik okulu < Fr conserver korumak.a.].bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. tutmak " kon+. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak.almak. " kon+. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma.bir araya + Lat capere. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. bir belgeyi mühürlemek.

2. & OLat con.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. tüzel kişilik < Lat consors. consult. yapı. birlikte ses veren. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes. tüketici (kadın). emptalmak ) " kon+. görüş alma < Lat consulere.a.ortaklaşa bir mala sahip olan.+ Lat emere.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1. yutmak. t. sub+. ~ Lat contextus bağlantı. danışmak. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans.yutmak. < Lat consonare birlikte ses vermek. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. context. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1.a. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. 2. tact.dokunmak " kon+. uyumlu olmak & Lat con. structyığmak. contact. tüketim.a. comit. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f.tetkik etmek. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. inşaat ~ Lat constructio a.yiyip bitirmek.sıkarak + Lat sumere.a. dikmek " kon+. talih " kon+. 2.temas etmek.kura. < Lat contingere. irtibat.bir araya örmek & Lat con.bir araya + Lat struere.a.a. text. sumpt. -t. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. tüketmek & Lat con. teselsül < Lat contexere.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. construct. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman".dokumak " kon+. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere.]1. tüketme. tekst . < Lat construere.inşa etmek & Lat con. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors. uyumlu. consumpt. içmek (& Lat sub. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. sort.beraber + Lat texere. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma. bitişmek.

rulo . traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. tact-dokunmak. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. ortaklık kurmak & Lat con.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak.beraber + Lat tractare gütmek. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. < OLat contra-stâre karşı durmak. resmi belge. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu.bir arada + Lat tenere. özellikle futbolda " kontra. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. ters / Fr contre a. kapsamak ~ Lat continere. nota dizisinin en pes perdesi. denk gelmek " kon+. t. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. sürekli. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. bir et kesimi " kontra. < OLat contractare birlikte yapmak. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. defter " kontra. kota ~ Fr contingent kısmet. ambar < İng to contain tutmak. bas1 kontrafile karşısı". ped-" kontra. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. sürdürmek < Lat trahere.durmak " kontra. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. content. a.tutmak " kon+.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. stat. kısmet & Lat con. depo. sürmek " kon+. a. tract.karşılıklı + Lat tangere."rast gelen". pay. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. a. content.bir arada tutmak & Lat con. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. tent. şans talih. zıt. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . 2.çekmek. içine almak. zincirleme < Lat continere.

convent. buluşmak. toplantı. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir.ikamet etmek. 2.sürmek.gelmek " kon+. a. tümsek yapmak & Lat con.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. a." kon[CepK 1935] mevduat.fiilinin yerini almıştır. versiyon . taşımak " kon+. vers. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. [T S xvi xvi] mükaleme etmek. konuşlan[mak < Tü kon. dönüştürmek ~ Lat convertere. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. Fr thèse < EYun tithemi (koymak).bir araya gelmek. konuşmak < Tü kon. misafir < Tü kon. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. kemerli. tevdiat. a. konaklayan kimse." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir.dönmek " kon+. vect." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. Karş.yığmak. & Lat con. convers. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. kenar hattı ~ İt contorno a. convectkubbeli. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a.a. < Lat convenire. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1.bir arada oturmak.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere.+ Lat vertere. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1.fiilinden -iş.bir araya + Lat venire. gecelemek " konYT < Tü kon. buluşma.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. yy'dan sonra danış. convex. döndürmek " kon+. dost ve yakın olmak. convectyanısıra sürmek. uygun bulmak & Lat con. vent. < Lat convectere." kon* Kon. dışbükey ~ Lat convexus a. komşu olmak.a.

Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. Fr. a. matematikçi ve filozof & Lat co(n). meme ucu. Karş. convoglio] aynı yola gidenler.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı. Sırp kopil. kop[mak Tü [Uy viii+] kop. Fr coordonner. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. & OLat con. işbirliği yapmak & Lat co(n). yy'dan önce ender rastlanır. sıraya koymak " kon+. kopil oğlan. kervan < OLat conviare eşlik etmek. ordinat-düzenlemek.şişmek. İdr xi] köpek a. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. Arn kopil (a. gelmek. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. aktarmak ~ OLat conviare a.beraber + Lat operari işlemek " kon+. a. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki ..beraber + Lat ordinare. özellikle iri köpek. # 1656 René Descartes.]. kabarmak " köpük * 14.a.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. yanısıra gitmek [esk. kulp (= Moğ tobçı düğme. a. ~ YLat coordinatus a.kopmak. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a.a. köpek Tü [Kaş. tanzim etmek. taşımak. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . Bul/Sırp kopça (a.a. düğme. a. [EvÇ xvii] kopçak düğme. başlamak. çırak Karş.) Türkçeden alınmış olmalıdır.

akıl. kabarık . bünye ) " korpus.düzeltmek < Lat rectus düz. correct. Tü köpür. & Lat con. 1. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1.şişmek. < Tü *köp. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma.birbirine + Lat referre. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. tecrit hattı ~ İt cordone a.Fr cordon 1.]. şişik. relat.Fr cordon bleu "mavi kurdele".kalp. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri.< HAvr *kerd.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. cord.a. şişik. relatif kordon . kalın örme ip.geri götürmek.1. ip." köpür- * Köpür. gönül ~ HAvr *kord.(yürümek).a. düzgün < Lat corrigere. seçkin adam.viii+ Uy). nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. " gebe [Uy viii+] köpüg a.vücut. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur. 2. kalp. 2. bağırsaktan hapılan sicim. 2. Karş. Karş.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . soylu [esk. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. [LO 187+] gayet enli kalın kordela . iskambilde kalp işareti~Lat cor. doğru " kon+. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. ETü köp (iri. beden (~ Lat corpus.a. < Lat chorda sicim.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17. corpor.a. a. diplomat [İM69 187+] . 2.şişmek. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır. kabarık < Tü *kö.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent.ile.a. ilişkilendirmek " kon+. köpük Tü *köP-/keP-2 a. 2.

kapamak.kucak * Lat colpus > İt golfo. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte." kork-.a. açı. korku (isim) < Tü kork. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1.a. curs. koy ~ HAvr *kwelp. Fr. borazan ~ HAvr *kr-no. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. boynuz şeklinde olan şey.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . hapsetmek).(kuşatmak. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı.] "küçük boynuz".< HAvr *ker-1 kafatası. 1. köri . 2. bir orkestra çalgısı " . 2.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan.Lat cornu boynuz.a. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork. İng gulf (koy. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. Tü *kor(ı)-k.korunmak istemek? " koru- * Karş. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. +inç * -in. boynuz. saklanmak) < qorı. Moğ qorğuda. boru. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a.(sığınmak. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak. kayıt" hora.

~ E Yun %oros 1. a. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. cortic. çentmek). saldırı ~ Lat cursus a.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. kısa). [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex.gövde.avlu. short ("kesilmiş".sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. score (kesik). İng shear (kesmek). corpor. 2.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. kesik). hükümdara ait av sahası < Tü korı. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. saray. dans. corpor. beden ~ HAvr *kwrep. kuşatmak. shirt (gömlek). Ger *skeran (kesmek. 2. scar (yara.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek. 2. engellemek) . kapalı alan.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors.bir organın dış zarı. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut.iç avlu. yaz ürünü. cortic. hayat & Lat co(n). kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. Amer. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. dans topluluğu. cohort. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. beden.ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. taca ilişkin. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti.gövde.çitle çevirmek. beyin zarı ~ Lat cortex. hapsetmek.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). a. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1.

kös. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe.bükmek. şişmek. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif.dövmek. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. [Men xvii] at koşumlamak. ~ OFa göşag a. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir.a. cihannüma. ezmek. tokmakla vurmak. a. at sürmek (= Moğ qolbu.[viii+ Uy] istemek. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. büyük davul < Fa koftan. mısra düzmek.a.a.) < HAvr *geu. gösterişli. < Lat coccinus a. bent " köşe.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse.a.(korunmak istemek?). DK xiv] şeklinde yüksek bina. [LL 1732] seğirtmek. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı. eşlemek. köşe ~ Fa göşa a. [Men ] kûşe vulg. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. a.] a. a. çiftlemek. akciğer) < köge. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. ~ OLat coccinella [küç.karşılıklı komak. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. kirmis ~ İsp cochinilla a.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. köşker & Fa kawş ayakkabı. .(kabarmak. Yus.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k.EYun kókkinos a. (= Ave gaoşa. kibar. katmak. Moğ kögerge (körük. Aş. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek.a. mağrur . salname köşk [İdr. çalımlı. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. köpürmek). iştahlı olmak kostak < Tü kösnü.birleştirmek. köşe [Yus xiv] gûşe . çabuk gitmek.

tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş. < Tü kösür." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1. [DK xiv] köstek a. ~ EYun kauter yakan. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ.a. . < Lat consuescere alışmak & Lat co(n).köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a. dağlayan < EYun kaiö yakmak .a. kaburga.HAvr *ksw-yo. suet.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar.< HAvr *kâu. yanık ~ EYun kaustikós a.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. ağır sopa [Arg xvi] sopa.a. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi.a. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.kendi. .beraber + Lat suescere. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. almak. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği. eye ~ HAvr *kost.a. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde.. kaus.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak. 2. resmi giysi ~ İt costume adet. < EYun kaiö.a. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. Karş. kütük. adap.a. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş. töre.a. künde. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı. ben)" kon+.benimsemek. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e.a.indirmek. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a.a.

* Karş. başıbozuk. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. dip < Tü * koy fi [Aş. a. a. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür.). oyuk < Tü *kaP-/*koP.~ HAvr *gwou-inek.oymak.içini YT [TDK 1955] kovalamak.a. pamuk MÖ 3. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. kural tanımayan & İng cow inek. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP. Yus xiv] köy/küy . Erm küġ/köġ (a.a. [MŞ xiv] yatalak kötür. dere koyağı. sığır (~ Ger *kö(u). Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür. sığır) + İng boy oğlan " biftek. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet.ekiyle. oymak). tıkıştır. çukur.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. 2. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1. kotra cutter a.oymak. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. . kucak. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. 2. izini sürmek. Amerikan sığır çobanı.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. seki.(boşaltmak. koşuştur-. koyun.

çeki düzen vermek. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. donanım. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. denizci" kozmos. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. çizim " kozmos.]. a. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. 2. bırakmak. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8.koymak. indirmek. yy'dan itibaren kaybolurken. güzelleştirmek . Lat ponere (koymak) < po (aşağı). politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1. derin < Tü ko5.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . çeki düzen vermek.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a.biçimi de korunmuştur. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma).yanmak. Türkiye Türkçesinde ko. koymak. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. hemşehri" kozmos. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı.)" ceviz < Tü köy. 15. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. alem. donatmak.MS y.indirmek. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. a. (= Aram gawzâ a. a. düzen.

meydana getirmek kreatif Lat creare. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel.emanet etmek. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom.< HAvr *ker-1 kafatası. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. 2. 768-814) < Ger karlaz adam. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. 2. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. güven. kraker çıtırdamak. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1.doğurmak.İt credito / Fr crédit 1. kaymak. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . itibar. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. kredibilite kredi krem merhem. inanmak * 19. yaratış < Lat creare. ~ HAvr *krss-no.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır.a. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. a. inanç. [ARasim 1897-99] . yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. < [ xix] kredito/kredi borç verme. güvenmek. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. credit. Şarlman (hd. kafatası ~ EYun kránion a. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. creat. creat.

[ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. mücrim < Lat crimen.korumak. buruşuk * Karş. artmak. beşik. Fr cru.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem.iyiyi kötüden ayırmak. 2. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. cret.a. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. a. krep [ARasim 1897-99] . itham.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık. yükselmek ~ Lat crescere. çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. İng crude (çiğ).et (~ HAvr *kreus. sot.suçlama. cürüm işleyen. suça ilişkin.a.çiğ et ) + EYun sözö. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. Reichenbach. 2. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır. cürüm ~ HAvr *krei. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. Alm. İng crisp (kıtır). a. t. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. değnek krikkrak galeta. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . doğa bilimci & EYun kréas.a. crimin. hayvan yemliği. yargılamak " kritik . kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1.

a.a. çatlamak. buz.a.a. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis. kırağı ) ~ HAvr *krus-to. antoloji krokan çıtırdamak. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton. saklamak ~ HAvr *krup-yo.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. kimyacılar < EYun kryptós gizli. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. Lat crusta (çıtır kabuk). çıtırdayan şey < HAvr *kreus. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo.< HAvr *krei. hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis.kabuk. Fr.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. elemek. ~ EYun kriterion a.iyiyi kötüden ayırmak. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. krit- kriz [Bah 1924] karar. saklı < EYun kryptö gizlemek.< HAvr *krâu. itiraz .Fr croquette kroki kaba çizim. Lat crimen > İng crime (suçlama."altın kabuk". krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit. itham). yargılamak). sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a. %rysallid. hüküm.a. İng. < EYun krinö hüküm vermek. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a. t.renk " krom(o)+ . muaheze.kabuk bağlamak Karş. çiğnemek " kraker kroket .a.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom.

< HAvr *ker-3 a.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. ay çöreği < Fr croître büyümek. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. < EYun %röma. t.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o). a. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. 2. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. 2. artçı". t. kıç ~ Frk *kruppa.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1.a. İng crust (kabuk). ucu çengelli nakış iğnesi.a. cruc- .a.a. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. süreli. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto. büyüyen. Alm. tığ. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek. kron(o)+ zaman. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma. çengel.a.kabuk bağlamak " kristal * Karş. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin.çıtır < HAvr *kreus. artmak. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". gelişmek ~ Lat crescere.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli. 2. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. 3. sağrı. ~ HAvr *kre-sko.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. 3. cret.] 1.a. 2. hilal (büyüyen ay). +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. çarmıh ~ Lat crux. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü.a.

a. [Kaş xi] kiçik/kiçük a. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu .a. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.a.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. çarmıh ~ Lat crux.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a. küp şeklinde olan. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu.a.kucaklaşmak.a. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck.a. < Lat quartus dörtlü. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask.. cruc. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. küçük. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a. = İbr qubbah a.] mimaride kubbe .. genç. İng. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf. a. 2.Aram qubbstâ a..a.] çukurlar. < Hol kruis çapraz. Alm. a. dörtte bir < Lat quatuor. [TS xviii] kuçak < Tü kuç.a. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir. quatr-dört" kare kubbe [Aş.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç. f. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma.

< Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb.] önden gitme. [TDK 1944] küçümse[Kut.şişme. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. küçük.] güç.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. yavru. kudak (küçük.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb.* Tü çocuk. 2.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. kucak.] kutsal. kutsal yer. öncü olma. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir.hakir görmek. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. tanrılar dokunmak" anlamında.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. kutsallık. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. et vb. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ. ~ Akad quppu/quppatu (sebze. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. kuşak. güdük ve Fa cucak. kuduz kutur. meyve.a. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir. a.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç. aziz < Ar quds 1.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . çürüyen nesne. talk? < EYun koûfos kof. aziz olma. içi boşalma.

kibrit. a. siyah boya. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. bilye. < Lat coccus tane.arslan sesi çıkarmak. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. kufrân] dinsiz idi. iplik yumağı.a. kâfir). sürmeli < Ar kuHl antimon. koza ~ EYun kókkos a. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. Karş. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. (tanrıya) sövdü. köylü. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. kefaret. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. Karş.küfür/küfr[Aş. tamlık. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır.] dinsizlik. Bak. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. bütün olma. dine sövme. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş.] tam. bütünlük. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. Hıristiyan olmayan kimse. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos.a. a. 2.) . Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. a.] a. Lat paganus (1.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç.] siyaha boyanmış. kuğu [ viii] kuğu a. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. nankörlük < Ar kafara [msd. bütün. gizleme. mükemmel olma = Akad kalâlu a. esir.

[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. qall] yükseltti. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. doruk < Ar qalla [msd. TTü kula. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer.] zirve. çevirdi.* Karş.a. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. soylulara mahsus yüksek başlık.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). şekil. külhani (ocak işçisi > proleter. Diğer yandan karş. 2.xiv). zirve. (usit. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. a. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam.(açmak. eğirdi" kalp2 . her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. kule [Men xvii] kulle 1. 2. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş.] yük. taç. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . sefil. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. bir tür hamur işi. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. yaymak .

~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. kalın sopa.toprağı işlemek. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . kolik ~ EYun kölikos a. oyun yeri. bir askeri . [Çağ xv] kuma/guma a. dükkân = EYun kalybe kulübe. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. topuz. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. " kült kulübe [Men xvii] hücre. a. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. 2.a. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. kabin. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. toprağı ekip biçme. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. a. eğitim ~ Lat cultura a. cult. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. tevdi etmek. a. kumanda [183+] ~ İt commando emir. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. kültür [Bah 1924] 2. emretmek & Lat con. görevlendirmek " kon+.+ Lat mandare emanet etmek.a. tarım. ekip biçme < Lat colere. cemiyet ~ Nor klubba topak.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. terbiye. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a.

2. [LO 187+] kompanya şirket manasına. gemi erzakının saklandığı depo. t. tertip.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. a. istimali abestir . tezgâh compasso pergel & Lat con. Gül xiv] dokuma.a. Anlam ilişkisi için karş.beraber + Lat panis ekmek " kon+.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı. top gibi olmak ~ HAvr *keus. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan". İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". akümüle. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. kümülatif.a.a. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a. & Alm grund yer + Alm birne .içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. DK. kümbet [DK. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. 2. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. Tü tünek (geceleme yeri). yoldaş & Lat con. Env xiv] tümsek. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar.pergel. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. pane kumpas [xix]kompas1.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. < EYun *kyö şişmek.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. a.kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. kümüle. a. ~ Yun *koimási * Karş.] [MMem xvi] kumbâr humbara.beraber + Lat passo adım " kon+. kabarmak.

* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. ~ EYun kontós sırık. Karş. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. çokluk . top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. fabrikasyon [esk. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. top [Kıp. Karş. sürü. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme. kabarmış şey < HAvr *keus.a. condit. Fr pomme de terre ("yer elması". kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat.] < Lat condere. kargı kundak3 cihaz. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. sopa. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. barut ~ Sans gandhaka "kokan". inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. 2. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. sap. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. Balkan ülkelerine patates 19. patates). kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. dipçik. UYSAL. kümülatif cumuler yığmak. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç.şişmek.kurmak.

kör (bıçak). koparmak). kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç).< HAvr *kel-1 kırmak. a. * Diğer yandan karş. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan.] lakap. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir.a. 2. kalın.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik .Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a.a. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. EYun klâo (kırmak. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. tavşan deliği. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. ~ Akad gubbu a. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe. 2.Fa küp sarnıç. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd. san. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd.) Aramcadan alıntıdır.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma.a. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk.). İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. a. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. yeraltı geçidi kunt kaba saba. lağım ~ Lat cuniculus 1. çömlek . saplı büyük bardak. tavşan. Sans kumbhá (a. . künk [Env xv] toprak boru.a. Ar cubb (a. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel.

a. 2.koşmak ~ HAvr *krs.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. süreç. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok .a. akım.kupon bölümü. 2. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. kâğıt para birimi .a. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. -al ekinin işlevi açık değildir. 2. kurultay. [ xx/b] 2. 2. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. a. çadır kurmak. curs. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat.Fr coupure kesim. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. döviz fiyatı ~ Fr cours 1.] 1. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. gidiş. kuram YT [CepK 1935] bünye. gazeteden kesilen parça.koşmak ) + Lat air hava " kur. [Fel 194+] nazariye < Tü kur. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. [CepK 1935] kaide < Tü kur.a. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. 3. rota.] yabancı. (yüksek sele) okuma. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. kaygı. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak.< HAvr *kers." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey.] un. kür ilgilenme. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. [ xi] kurğak kuru şey. eğitim programı. tuhaf. kurul.germek. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. curs. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. ufak şey. seyir.

< İbr/Aram #qrb 1. yanaştı (= Aram qsreb a. demir eritme düzeneği. hapsetmek. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. a.[xiv-xvi TS] kaşımak. özen göstermek. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. temizlemek (~ Lat curare a. tahriş etmek kırç [onom. toprak küreği. yakın olma. 2. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. "adak. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. kurcalamak < Tü [ xi] küri. akrabalık < Ar qariba yakın idi.önekinin anlamı belirsizdir." kur- .] yakınlık. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a. kayık küreği < Tü *kürge. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. kapamak.kaşımak.a. = Akad qerebu yaklaşmak. 2. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. yaklaşma.a.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". yaklaştı.= Tü küri.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd.a. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur.kuşatmak. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip. sığınak (< Moğ qorı.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı. hisar = Moğ qorğa(n) kale. karıştırmak.a. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur. yasaklamak. hediye verme. yakın olmak. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom. hisar.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur.] körük.

Moğ qorğuljın (a. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı.a. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . rota.] daire. Ar curnat (a. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. Seaborg.. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. larva. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş.a.a. cour (divan. ~ EYun krounós çeşme.a. heyet" kurul * Karş.a. [Oğ xi] korşun/koşun . süreç. Kaş.a. Ralph A. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. Albert Ghiorso. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. . mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. Oğ viii+] kurt tırtıl. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. mide. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht.EYun krouneíon a. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. James. tepsi. seyir. Ar qurnat (dışbükey köşe. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. kurt Tü [Uy. ~ EYun korönis a.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a.halka. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. avlu). Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. Aş xi] kürsi . Amer.) Aramca kökenlidir. ~ HAvr *kor-öno. böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. 2.).a. akım. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. Fr corps (heyet).

yanmak.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis. müessese < Tü kurı. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. kişniş) > İng coriander. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a. is [CepK 1935] tesis. EYun koríannon ("tahtakurusu otu".(kavurmak). kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu.a. uğur" kut * Karş. meclis ~ Moğ qural toplantı. < Tü kurı. bir araya gelmek (= Tü kura. a. a. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. kavrulmak " <Tükut baht. kongre.a.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. * k?ura.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır. uğur. Karş.[viii+ Uy] a.a.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı.a.. kurul YT [CepK 1935] kongre." kuruTü *kağurı." kuru- ." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad.< Tü *kâ-/*kağ. [CepK 1935] kurultay .toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir. birikmek. [Uy viii+] kürı. meclis < Moğ quratoplanmak. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. kıvanç " kut * -r. [ xi] kurığ a. meclis < Moğ qura.a.Moğ quralta toplantı.a. Moğ k?ağurayda. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar.

kuşan-. [İdr. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak.a. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. ürküntü. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.] kırptı . vesvese. vesvese.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. guşâ- < Tü kurşa.a. ürküntü. [U yv ii i+ ]k us -a .] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. [Oğ xi] küs. wişâ. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan.+ Lat locare yatırmak " kon+. yünden dokunan çadır kuşağı. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer.a. lokal kuşet < Fr couche yatak. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç.a . kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom. tabaka < Fr coucher yatırmak.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". ulak. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan.a.[viii+ Uy] kuşak bağlamak.kemer bağlamak. posta tatarı / Fr courrier a.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu.

2. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket. tas. kutu [MŞ xiv] kutı kap. 2. ~ E Yun kytos 1. cesur (= Ave *vî-stâxa. zeytin vb.a. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. kovuk.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. baht. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. saadet * Karş. talih. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. üzüm.ayrı duran. kutup. kısalttı. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir.).a. kalın ağaç gövdesi. küt1 [Men xvii] kötürüm. kaşlarını çattı.* Türkçeye 19. yatalak. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. bir noktaya topladı. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. aks. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. [LO xix] sivri olmayan küt2. qaTb] 1.a. ~ Akad kuspu susam. cödica. konsantre etti . edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin.] kırıklar. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. tomruk. yetersiz kaldı. eksen. Moğ k?utuğ (a. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. cesur. 2. büyük defter.a. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. bereket. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. 2. kütük [Men xvii] kötük tomruk. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin.] 1.

] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. kuzey). Moğ k?oytu (art. 2. Moğ k?udurğa (atın sağrısı).kütüphane çoğ. aşağı koymak " koy* Karş. kıç.indirmek " ko- * Karş. oturmak. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. konmak. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. 2. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt . dökülmek < Tü kod-/kot.] koşullar. arka. fıçı ~ Fr cuvette [küç. geri.] güç (= Moğ qoymag katmer. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. gölge < Tü ku5. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. örtü.] 1. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1. 2.indirmek. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. fıçı ~ Lat cupa varil.a. a. bölge. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. Ayrıca karş. güneş almayan yer. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ.a. kuluçka yeri. * Ar qaTr (damlama. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri.] leğen. masa örtüsü. folluk. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. [Aİhsan 1891] 2. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. dip. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. kuz (güneş almayan yer).

Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan. karanlık " kuzey kuzin .a. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) . İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. [ xx/b] ~ Fr cousine [f. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a.pişirmek * Fr cuisine.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi.< HAvr *swesor.] amca. gölge.kızkardeş " kon+. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. EYun peptö (pişirmek).kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek. hala. hala. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. kuzu Tü [Uy viii+] kozı.

gevşemek . < Lat languere. İng lazurite. Lat lapis lazuli. bir tür taze Karş. t. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik. lax. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. rızk. Karş.işçi. Ar luban. labne laborant Lat laborans.a. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. rumex patientia ~ EYun lápathon a. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze.a. günnük).a. atölye ~ OLat laboratorium a. benzin. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. Fen lbnt. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı.a. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir..a. gevşetmek ~ Lat laxare a.

a. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız.laço iyi. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. yok hükmünde olan şey. 2. katıldı. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd. çam cinsinden bir ağaç.a. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz. laf döven " laf. söz < Ar lafaZa artiküle etti.kazı. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. vardı. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır. * Lat ladanum. 2. yok + Ar Hawl güç. ladunu a. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut.] boş.a. eklendi . havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa.a. kuvvet. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli.] ağızdan çıkan anlamlı ses. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan laf çalan. ~ Yun lagós 1. hal" la+. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. t. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. lakırdı etti. zeyl < Ar laHiqa [msd. tavşan.] eklenen şey. söz söyledi. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. kuşkucu. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. tavşan balığı. laHq/laHâq] yetişti. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. a. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il . geçersiz. 2. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1. ilave. hendek. lagos marinus ~ EYun lagos a. f. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram