SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

~ Fr actuel fiili. Fr. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. zabıt < Lat actus edim. marina akuarel/akvarel acquarella a.yapmak. -ive eylemli.ışın.su ~ Lat aqua a. boyunduruk. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. kimyacı < EYun aktîs. act. İng. radyum.] "edilmiş şeyler". kayıtlar. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. a. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. rabıta " ad+ * Karş. güncel ~ OLat actualis fiili. dekuple. yeşilimtrak açık mavi renk.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne.işitmek . akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut.aktif [xx/b] agere. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen.< HAvr *kous.a. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. ~ İt acqua / Fr aqua. icracı. çoğ. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad.yapmak. a. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. Karş. act. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. aktîn. eylemek " aksiyon aktris [f. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. a. 2. eylem < Lat agere.

biriktirmek ~ Lat accumulare a. Fr liche/lichié (a. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. 3.). kuzu balığı. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. Yun lítsa/létsa. karışık renkli. iyi (sıfat) [xiv] 1. İt lezza/lizza/alicia.a.a. sağanak. küme olmak " ad+. al âl [viii] kırmızı * Karş.bir yere + Lat cumulare toplamak.biriktirici. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. a. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. zaptetmek. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. Lat lichia. İng. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy.a. alaca alâ (zarf). Frenk . ß Lat ad.] daha yüksek. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. toplayıcı.keskin. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. pek güzel. 2.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. ani (sancı. [xvii] 2. taraf" bandıra alabora rüzgar.[viii] elde etmek. en yüksek " ali * "İyi. daha yüksek. en yüksek. sivri uçlu. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. toplanmak. güzel. hastalık) . Moğulağan>ulaan (a. lichia Tü ~? * Karş. al[mak Tü al.< HAvr *ak. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. fırtına " bora [xvii] altüst olma.akut [xx/b] ~ İng acute keskin. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek.).

özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd.] ilişki. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre".] Alman tarzı. asıldı. ilgi. alametler (< Ar calâmat^ işaret. Karş. sarktı. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. alaca bulaca. dürüst olmayan iş . bu tür kayıklara mahsus ağ . belirti. uzaklaşmak < İt largo açık. uzaklaş! < İt allargare açılmak. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. alamet) + Ar sama' gök " alamet.İt alamanna [f. 2. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart.a. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. calaq] 1. " ad+. bağlandı.] işaret. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. Türk alavera [xix] dolap. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş. bağlantı < Ar caliqa [msd.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. ilgilendi [msd.] işaretler. geniş ~ Lat largus a.

alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. kirletme < Fa âlüdan. âlây. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. yumuşak huylu.] < Lat ala 1. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. kanat. bey albeni " al-.parlamak. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile. Fiziksel anlamda kullanımına 15. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. bulaşıklık. âlây. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine.[xi] aldatmak. yozlaşma < Fa âlüdan. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. [xix] dünyevi gösteriş. dalavere.Fa alâyiş bulaşış. ciltli defter ~ Lat album [n. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma.a.a.[xiv] kandırılmak < Tü alta. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. alşak [xiv] a. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. yy'dan itibaren rastlanır.evcilleşmek. yanma.yumuşamak " alışaldan.. yozlaşma. beyaz kâğıt. pest. 2.a. alçak [xvii] hakir. aldatma . düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir.bulaşmak.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur.] beyaz şey. debdebe . parıltı < Tü yal. Karş. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. uysal.

aldur-[xiv] almasına neden olmak. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile.a. kaptırmak . İbr colam (sonsuz süre. bayrak " alem1. ebediyet). dent. usul1 alem1 sancak. calâniyyat^] açığa çıktı. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. ult. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. uls.(diş). İng tooth < Ger *tanth. ebediyet.a. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. Sans dantaka. belirti. odont-. alemdar sancak. alelacele olarak " ale+. işaret. umum alelusul ale+.[viii+] almasına neden olmak. söylemek " kategori * HAvr *al. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. * Aynı kökten Fa dand. üstü. acele alelade surette " ale+.a. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. gibi. 2.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. adet2 alelumum olarak " ale+. dünya. başka) + EYun agoreüö konuşmak. EYun odoús.] gizli olmayan. sonsuz süre. göz önünde < Ar calana [msd.kökünden Lat alter (başka).(öte). aşikâr oldu . aldır[mak Tü altız. aldır. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya. ~ HAvr *dent. açık. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir".a. yeryüzü.[xix] aldırış etmek. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. herkes ~ Aram câlam 1. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. karşı.a. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. evren * Karş.

etraf < Lat adiacere etrafında olmak. yalab yalab (parıl parıl xiii). erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz. a.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. numara . alev Tü yalaw [Abuş. gönlü ferah.] araç. Karş. alev <Tü alâv/alev [xvii] . [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen. İbr eleph (öküz). . xv+ * Karş.(parıldamak.rahat. rahat ~ OLat *adiaces çevre. yalabık (parlak xvi). farklı + EYun érgon iş.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. Akad alpu. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l.a. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. Ebi Talib. calev [xvii] Çağ] a. çalışma " alegori. ferahlık. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. karşı. " alfa. TTü yalabı. 2. hekim ß EYun állos başka. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. ışımak xiv). yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. aygıt < Ar âla [msd. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. Avst. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. İslam peygamberinin damadı aleyh ile.

ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. [xvii] üstüne almak.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. ~ OFa alüg a. yüce < Ar calâ [msd.] ilim sahibi. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. ahzetmek. alıç ^ küç. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. cephe. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. yükseldi.a. [xiv] benimsemek. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. uysallaşmak. fırınladı . [xiv] yenilmek. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. taraf" ali. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. kat. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu.[xi] alışveriş etmek. aluk/alığ [xi] kel. alt olunmak.a. [xiii] değişmek. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. ali [xiv] culüw] yüksek idi.[xi] kendine almak. Anlam için karş. almak). değiştirmek. hazret. bilen. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. < Tü al-" al- [193+] ganimet. Lat consuescere (alışmak.] yüksek. takas etmek. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. cüsseli ve kaba kimse. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. evcilleşmek. alın alın[mak Tü alın.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. adet edinmek. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı.

) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır.[xi Ha] karmak. bula* Moğ alag bulag (a.] gözden geçirilmiş.a. fazlasını kesti. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme.[viii+ Uy] övmek. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a. Tü al. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a. İng. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa.] çok bilen. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a.alkış Tü alkış [viii+] övgü. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. çok ~ İt allegro şen. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. alak bulak [xv-xvii] . kellik / İng . allame alim. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. hareketli allem kallem konuştu " ilim.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir.canlı. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık.a. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. a.a.a. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. özetledi < Ar naqaHa [msd.tüm. kısalttı. # 1267 Francis Bacon. salname. kutsama < Tü alka. < öz Alamanni 3.a. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir.a. her + Ger *manniz insan. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. redakte edilmiş. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık. karıştırmak " ala. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. alacr. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti.

alpac. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan. 3. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir.a.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. tenor [esk.a. yüksek ~ HAvr *al-to. a. pac. pes perdeden kadın sesi [xvi]. a. +metre altmış Tü altmış [viii+] a.İt altezza yükseklik. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. alto [189+] ~İtalto1. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. a. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . müzikte yüksek perdeden erkek sesi. Erm aġvés < EErm alwes. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1.a. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . diğer < HAvr *al-1 öte. Aynı kökten Lat vulpes. altın altun [viii] a.barış " alüminyum. boy atmak). büyümek. a. Ave raopis. 2. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. öteki ~ HAvr *al-tero. 2. .iki şeyden başka olan.]. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. sırayla değişen. Karş. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik).yüksek. Sans lopâsâ.> Fa röbâ (tilki). seçenek.

erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir.. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. olmak. < EYun malâssö.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. varmak. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. ß Lat ad. amçuk [xiv] a.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. a. bulamaç. ittifak etmek ~ Lat alligare a.suyla akıtmak. amade âmâdan. 2. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde.gelmek.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. a. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). yıkamak " ad+. âmây. Moğ aman (ağız). malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. laut.bir yere + Lat lavare. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad. ittifak. krem ~ EYun málagma. lig am Tü am [xi] dişilik organı. a. top " in+1.a. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef.+ Fr balle balya. * Karş. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am.a. -t.] kör. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. bağdaştırmak. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi.a.a.a. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir. 2. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. altüst olmak Lat ballare " balad . nişangâh * "Gaye. amçık [xiii] a.

mağaza ~ OFa hanbar a. [xix] ishal msd. a.] iş. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. barikat dikmek < OLat inbarricare a. (= Sans sambhâra bir araya getirme. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. it-gitmek. eylem < Ar camala çalıştı. dolanmak < Lat ambire.her ikisi. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. ambit. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. iki yanlı. ortam. ambit. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde.a.a. eylem. işlem.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. ~ EFa hambâra a.a.sokuş. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre.bir. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. dolaşmak. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. işlem. < OLat barra engel. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. a. amblem ~ EYun emblema. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . birikim. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". birlikte + HAvr *bher-1 taşımak. a. getirmek " hem.a. kumanya) ß HAvr *sem. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. barikat.a. beraber. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. saplama < EYun embâllö katmak. ~ HAvr *ambhi iki taraf.dolaşmak. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı. -t. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. erzak.

Alm. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. a. 2. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli.iki yanlı. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. dibine kadar < Ar camuqa [msd.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. fenol.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. üfürmek. for. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi.a. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. metil. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema. getirmek " amphi+. su ve karada yaşayan canlı. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". şişirmek " en+. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. t.içine üfleme. etil. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. çepeçevre + EYun ferö. ß EYun a(n). dost.] .

amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. bey [xi].] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı. güvenilir. işçi. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. Amun amorf morfe şekil " an+. doğru. borcu taksitle ödemek " amorti . sönük. itfa etmek. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı. memur.(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. "öyledir. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n). etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. amortiss. f. amiyane [#cmm nsb. a. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. görevli. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. genel.] avama ait." 2. halk. tüketmek. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. mantalite amok Malay amok a. 2.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. yer değiştirmek.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. özellikle sıradan halk.adım adım öldürmek. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. halk câmmat^ [#cmm fa.] kamu. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. 2. itfa edilmiş < Fr amortir.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+.] 1.amil etken. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza.

Moğ onı (okun üstündeki çentik.ve an biçimleri kullanılmıştır. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n). öğüt. onul (zekâ.< HAvr *per-3 denemek. pekiştirdi. Bak. fact. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. budamak. bir problemi çözmek. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. lekelenmez". Karş. amaçladı. an-arşi. hedefi vurmak. düşünmek ~ HAvr *pu-to.ve ög biçimlerine karşılık. . . Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. konsantre olmak). destekledi.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. amfi.] sütun. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im.biçimini alır. 2. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1. 2. ampul ~ Lat ampulla [küç. hedefi vurmak. dikilitaş. an[mak Tü an. a.(1.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. anlamak)onıla.a. zikretmek 2. ß EYun a(n). doğru tahmin etmek. biçmek.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. bir problemi çözmek. Oğuz ve Kıpçakçada an. 2. cam tüp. doğru tahmin etmek. direk < Ar camada dikti. ünlülerden önce an. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. tehlikeye atılmak. sınamak. * Ayrıca karş. gez). a-fazi.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik.[xiv] yadetmek. imparatorluk. saymak. hatırlamak. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. anlamak ) (= Moğ 1. her iki el. onı-/onu.a. sanmak. genişletmek. büyük + Lat facere.(okla nişan almak. kavrayış).her ikisi.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1.a.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için.

alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. tolkalkmak. kaldırmak ~ HAvr *tels. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. öksüz. acı duygusunu giderme ß EYun an. " ana+. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. açacak ~ EYun anoikter a. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman.a. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. estetik . İng on.analyt-çözümleme. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. 2. < EYun analüö ayrışmak. çağ " ana+. a. kalkış.a. 3. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. doğu. Alm an. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır.taşımak " ana+. gevşetmek " ana+. anal analfabetizm an+.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. çağın gerisinde kalmış. a. hissetmek " an+. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. doğuş. özellikle güneşin doğuşu. lys. for. a. 2. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. * Karş. a. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. Bak. ayrıştırma ~ EYun análysis a.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek.

hesaplamak " ana+. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön.a.değil + EYun ar%e iktidar. benzer. hükümranlık. kargaşa ß EYun an. ~ Tupi/Guarani ananá a. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. önderlik " an+. a. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. benzeri ß EYun aná + EYun legöl. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. adam ~ HAvr *snr.saymak.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér.a. o surette < Tü an işaret zamiri. er.a.a. ß EYun aná açığa + EYun temnö. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. andr. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . tom. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a.< HAvr *ner. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik.erkek. ~ Yun ánison anason bitkisi. * Fr anis.] orantılı şey. . şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık. 2. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. bölmek " ana+.kesmek. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o). kıyaslanabilir.a. log.

düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). rüzgâr. görüntü " andr(o)+. andr. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret.erkek + EYun paúsis durma.Y.bağlamak ~ HAvr *ned. meşgul etmek. andr. ß EYun an.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi.bağ. ipotek ~ EFr wage a. anemi (h)aîma. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. 2. Simpson. Manisa lalesi. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. İng net (ağ).a. imece < EYun ángaros ulak.erkek. bir bitki. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. bedel. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo. rehin etmek. insan + EYun eîdos şekil. algılamak " an+. istihdam etmek < Fr gage rehin. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6.bir şeye + Lat nectere.a.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. sona erme " andr(o)+. İng. ipotek etmek. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér. adnex.kan " an+. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. dedikodu ß EYun an. andr.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1.vermek " an+. ecir . salma. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye. insansı ß EYun anér. yayma. -t. do. nex. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. kabarık ~ HAvr *wers-l a. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. irtibat < Lat adnectere. esinti < HAvr *ans. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı.nefes.bir şeye bağlamak ß Lat ad.rehin etmek.değil + EYun aisthânö duymak.

çınlatmak .] bağırış. 2. yapıt. dikit. Alm. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. ecir.a. arjğır. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. yazıt. kısıt. özellikle koyu mavi. angut benzeyen bir kuş. taşıt. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. koşut. ^ 1866 Sir Edward B. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a.a.(gürültü etmek. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. yakıt. [188+] budala. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak.J. tiftik keçisi. kesit. İng. [xx/c] ~İngangora1. kanıt. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. soyut.[xiv] . İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. ruh. ^ 1841 C. 2. ruh " anime .viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır.[xi] eşek sesi çıkarmak.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. yanıt. ağır.* Karş. ölçüt.Fritzsche. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. tarihçi < Lat anima nefes. koyu renk. kalıt. ruhçuluk ~ İng animism a. a.Ankara. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. can ~ HAvr *ans-mo. belit. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. konut. Karş. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. Taylor. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur.nefes.

çapa atma < Fr ancre gemi demiri. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. sebepsiz korku . ana/âne [xvii-xix] . ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme.a. idrak. endişe.Lat anxietas a. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat.bükmek. eng (dar).+ Fr caisse kasa " in+1. yy başlarından önce kaydedilmemiştir. .a. < Lat inquirere. < Lat angere.[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar.dar. inquaest. sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). yazı dilinde 20.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma. İng inquest (soruşturma). .sıkmak. a. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. hafıza < Tü an. boğmak ~ HAvr *angh. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. İng anger (sıkıntı > öfke). daraltma ~ E Yun an%one a. Alm angst (sıkıntı). kaçak. ~ HAvr *ank-ulo.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. anx. question (soru). quaestsormak " in+1 * Karş. a.[xi] a. a. < Tü an [xiv Kıp] akıl. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. daraltmak. korkak. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. a. Karş.çengel < HAvr *ank. 14. daraltmak. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. açı). kasa anket [192+]tetkikat. boğmak ~ HAvr *angh. binek vb.araştırmak. < E Yun ân%ö sıkmak.dar. yatak. hortlak. parlak.

eş. sikl.değil + EYun nómos yasa. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. W.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an. sıra dışılık ß EYun an. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. yemin < Tü *ân. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi].a. ónyma. < YLat anorexia nervosa a. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. 2. ß Lat ad. aynı " in+1. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. düzenli < EYun (h)ómos aynı. (kanını) kurutan ß EYun an. İng. küme.+ Lat nuntius tellal. Alm.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). Gull.a. beraber. zikretmek " an- . yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk.değil + EYun ónoma. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. töre " an+. İng.a. # 1873 W. sıradan.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+.değil + EYun (h)omalós bir örnek. adsız.hatırlamak. tekdüze.+ Lat simul bir.W. Meigen. kan ve can vermek. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. beslemek. normal " an+. ß EYun an.ad " an+. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl. yasasızlık ß EYun a(n).anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. bir örnek " an+.

a. İng and/Alm und ("karşılıklı". doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde . topraktan yapılan saksı. do-vermek " anti+. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. ve). karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. 2. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. a. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. çok eski.+ İng freeze.İng antifreeze anti-don ß İng ant. panzehir ~ EYun antidöton a. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. 2.ön.İt antico eski ~ Lat antiquus a. önce). kâse.+ Lat tendere. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait.) ß Fr anti. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". ilgilenmek.ön. [189+] tuhaf . alın ~ EYun antí yüzyüze. eski eser. sebep olan " anti+. garip. froze donmak ~ Ger *freusan a. sürmek " anti+. Amer. tens-germek " in+1. alın. biot.harekete geçirmek.a. hayat" anti+. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. mikrop vb.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. tansiyon antarktik anti+. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. kulak vermek ß Lat in. böcek duyargası. 2. Alm ent. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant. (geç dönem halk dilinde) kafatası. alın alına.(karşıtlık bildiren önek).a.can. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1.+ Fr -gène1 doğuran. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir.a. değerli eski eşya. " antik . 2. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. ~ HAvr *preus.

güldeste.karşı + Fr corps vücut.a. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. kömür. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. çiçek derlemesi.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. " anti+. nefret.a.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. a. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse. 2. < Lat trahere. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1.a. ~ HAvr *en-ter.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1.hissetme. sürmek " in+1. çekip çevirmek. çalıştırmak ß Fr en. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".a.tomurcuk. toplama < EYun legöl. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. 2. tract.+ Fr traîner çekerek götürmek. acı duyma " anti+. log. sürüklemek ~ OLat traginare a.seçmek. gövde " anti+. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu.a. ~ OLat antimonium a. a. sevmeme ~ EYun antipátheia a. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a. path. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran .çekmek. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. a. çiçek) + EYun logeía derleme. antithet.

mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. " ad+. zeyl.kaldırmak. post2 antrikot antrkot [189+] arası".sarkan şey.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka. aer. antropoloji antropoid antrop(o)+. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. parite . eklenti.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a.a. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a.alıp götürmek.koymak " inter+.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid. appar. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. antrparantez inter+.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. ekli olmak ß Lat ad. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. posit. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar).Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. 2. kör bağırsak ~ Lat appendix. çalmak. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. yüzük ~ * Karş.bir şeye + Lat parare hazırlamak.a. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+. parantez anüs HAvr *âno. +oid antropoloji antrop(o)+. [xix] rakı . ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. appendic.

kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. ß EYun a(n). ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1. sürmek " ad+.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. bir ailenin oturmasına mahsus daire.bir şeye + Lat plicare bükmek.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo.değil + EYun pneö nefes almak. " ab+ .açmak " apış apuş. özellikle süs. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. düzenek " aparat aparküt upper üst.açmak " ayır< Tü *ap. a.a. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey. ß Lat ad. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad. apert. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. apartman [189+] 1.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. uzaklaşma. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. a. mekanizma ~ Lat appariculum [küç.açmak/açılmak < Tü *âp.] a. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. a. büzmek " ad+. < Lat apparatum hazırlanmış şey. kuyumculuk terimi [esk. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak. 2. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. sıkmak. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire.[xvii] şaşakalmak.]. uydurmak ~ Lat applicare a. 2.

apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. ayıp. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. cess. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. yy) ortaya attığı terimdir. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. kırmak " ab+. caes. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. [xvii] 1. kürek kemiği < Lat spatha pala. ß Lat ad. yarmak " yar < Tü *ar arka. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti.] kürekçik. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. ~ E Yun apología karşı konuşma. özür / İng apology a. kabarma ~ OLat abscessus a. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. 2.kesmek.a. orta Tü < Tü ar-kesmek. ayıp < Ar cara gezdi. kavisli " abdal [xiv] .kesip ayırmak ß Lat ab.kabarmak.bir şeye + Lat praesto hazır.bir şeyden + Lat caedere.[xi] ardından gitmek. ß Lat ad.gitmek " ab+. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. kürek < E Yun spathe a. utanılacak şey. a. < Lat abscedere. d. tutarsız idi. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a.] omuzluk.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. kalkmak ß Lat ab.a. absciss. elde " ad+. logsöylemek " apo+. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. seğirtti. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. arsa.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. abscess. a. ~ HAvr *sps-dh. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. a. ard " arka arka-/arğa. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması.kemer.bir yerden + Lat cedere. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş .

düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. düzen. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol.] kavga. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı.ekiyle. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır.a. Fr haricot (fasulye). yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. yer. yy'dan itibaren rastlanır. arsa. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. arakla[mak [192+] aşırmak. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. toprak parçası. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. hızlı. . [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. 2. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. araka bezelyegillerden bir bitki. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. belki nohut * Karş. mancınık " ark2. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme.

arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik.fiili de mevcut değildir. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. saf. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. arabulucu.değil + EYun érgon iş " an+. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak.[viii] yorulmak.yarmak. kanıtlamak. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. hakim. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. aykırı. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. kesmek " yar- . ardiye ödenen harç. ifade. eylemsiz. vadi. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. çalışmaz ß EYun a(n). 2. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. yorgun argın yorgun < Tü ar. arı [xvii] pak. ardış.

özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. Karş. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. başa gelen.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu.uymak.en uygun < HAvr *ar. 2.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. geleceği haber verme). [xx/b] beklenen bir olayın öncesi .arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. su kanalı " ar ı k1 . seçkin kimse. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı.[viii+] temizlenmek < Tü ar. Ar cirafat (fal bakma. soylu. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. İng aryan.1. ark1 » ı rmak. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. eğreti. accidens " arz1 ari1 [msd. bir ulus adı * Karş.< HAvr *re(i).] çıplak. Fr aryen. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey. saygın.a.a. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. soylu (~ HAvr *ar-isto.Ar carafat^ [#crf msd. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün.] bilen.a. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi.saymak. " an+. ~ EFa/Sans arya. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. f. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. dermansız ârm. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. geleceği haber verme" anlamında. gümüşi).

arka. ilkel < EYun ar%aîos eski.a. askeri donanım. sırt. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik.ark2 HAvr *arku.xiv Kıp). < EYun árktos ayı. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. áristos (en uygun).a. kavis ~ Lat arcus a. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. geri.) sözcüğünün yerini almıştır.(peşinden gitmek).uymak. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. arka vermek.< HAvr *ar. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a.< HAvr *ar. art. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. ard. Ave arsthna (dirsek). hempa < Tü arka " arka * 19. Küçük Ayı.(geride kalmak). peşkeş. beceri). uyum ~ HAvr *ar-smo. arka. Buna karşılık karş. art (arka). karşıt. gemi donanımı ~ Lat arma edevat. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. " arma * Türkçe telaffuzu 20. eklem. arkış (kervan). silah ~ HAvr *ar-mo. silahlandırmak ~ Lat armare a. ars (sanat. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). arkalaş kılmak (yardım etmek . arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait. yay.a. geri.uymak.a. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. árthron (eklem). < Fr armer donatmak. araç gereç.a.a. özellikle omuz eklemi. dost. eklenmek. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. ark (tortu. beddua etmek). eklemlenmek " arma . " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. EYun harmós (uyum). artık). 2. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir. ~ arka Tü arka [viii] peş. arğa.(ardından konuşmak. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. birlik < EYun (h)armós 1. yardımcı bildiren edat. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. ayakdaş.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak.

a. ~ OFa zarnîkâ a.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. a. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat.a.a. 2. a. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. taht. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m.OFa araşn dirsek. ~ OFa urmöd a.dirsek ) " arma * Karş. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. ön) + Lat dux dük " +arşi. a.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. ror-çiy. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. arşun [xiv] . TTü arış. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma.] açık ve düz alan. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp. ön kol). avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. a.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1. (= Ave arsthna. a. a. dük . ön kol.a.(< EYun ar%os baş. Fa araş (dirsek. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. sulama cihazı < Fr arroser sulamak. nem.a.

< HAvr *ar. devlet belgesi < EYun ar%e devlet.a. geri" arka Tü art [viii] arka. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. eklemlemek. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi.eklenmek. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat.el becerisi. art/ard< Tü *ar arka.uymak. arta kalan. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1.] a. ilk + EYun tektön usta " +arşi. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. art.a. ß EYun ar%os baş. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak.a. < EYun ar%aîon resmi evrak. fazla (sıfat).a.uymak. önünü kesti" arz1 . madde madde saymak ~ Lat articulare a.[viii] arkada kalmak. ~ EYun ar%aîa [çoğ.< HAvr *ar. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. [xvii] daha çok. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı.] eklemcik. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir. sanat ~ HAvr *ar-ti. kesen. < Lat articulus [küç. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu. fazla olmak < Tü *ar arka. geri" arka art[mak Tü art. 2.< HAvr *ar. mimar ~ EYun ar%itektön a.

2. hava. sıktı. coğrafyada enlem. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. heves ~ OFa âwarzög a. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. bsrsg istek.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. ß Lat ad. rahatlık. sükûn < . "Temel. hal1 as[mak as1 . sunma. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan.dinlenmek. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. asalak asalet aSl kök. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1.a. mühendis < Fr ascendre yükselmek.bir şeye + Lat simulare benzetmek.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. göründü. tırmanmak ~ Lat adscendere a.] sinir.a. yeryüzü.[viii+] a. (= Sogd âbra%se a. en.a. denkleştirmek " ad+. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. ülke. 2. iskele asap burdu.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer.a. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. baston ~ Fa âsâl temel. sunuş. âsây. kendini sundu. karşısına çıktı. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. cinsel istek. önerme < Ar carada yoluna çıktı. önüne çıktı. Fr. esas Tü as. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. kakım. tırmanmak " ad+.a. gösteri. = Ave bsrsj-. dilekçe ß Ar card sunma.] köklü olma. her çeşit şarkı.

bir arada + EYun piptö. 2. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait.] daha küçük.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+.eklenme edatı + Lat sistere. soylu < Ar aSl kök.] kök. çelmek asgari aSġar [kıy.. acet. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. keskin " akut .] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. güvenli. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence.a.değil + EYun syn. statdurmak/durdurmak.a. asfalt ~ EYun ásfalton a. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. soy. yamak < Fr assister yanında durmak. kavi olmak ~ HAvr *si-sts. aynılaştırmak. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. temel. asetik asit tuzlarının genel adı. ekşi. ptö. sağlam ß EYun a(n).değil + EYun sfâllö düşürmek. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. ß Lat ad. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. Fr. özümsemek ~ Lat assimilare a.durmak " ad+. denk gelmek " an+. rastlamak. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm. Fr.ekşimek. Fr. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. güvenlik.düşmek. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". keskin. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. ilke.a. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. el vermek. sıkı durmak.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. ß Lat ad. rastlaşmaz ß EYun a(n). sirke asidi ^ 1787 de Morveau. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. a.] köklü. emin.< HAvr *stâ.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu. dikmek/dikilmek. 2.

yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir.kura.yönelme. katiyen < Ar aSl soy. yy'da türemiş olmalıdır. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. esas. (olumsuz fiille) hiç. . askı <Tü [xviii] asılan şey.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. aslen. kök veya öz itibariyle. 2.] 1. orijinal < Ar aSl kök. kısmet ~ HAvr *srti. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. önünde olma. Askı sözcüğünün 18. askere yazılmak vb.] asıl. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb.a. sort.a. 1960 Ümit Deniz. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. askı. küpe. özellikle ziynet ve hediye. a. Karş. [xix] pantolon askısı. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. deyimlerden 19. .

a. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. astro. İng. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. stigmatnokta. .). astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star.(sivri uç) batmak.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a.a.a.a. +loji * Batı dillerinde 14.sivri < HAvr * steig. < HAvr *ster-2 a.a.). denizci " astr(o)+. Sans prá-stará (a. a. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. delmek " an+. ß Lat ab. sermek ~ HAvr *ster. * Karş. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır. Alm stern. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o).a. a.yaymak. ^ 1849 William Whewell.değil + EYun stígma.(a. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a.yıldız + EYun naütes gemici. Fagustar/gustariş (yaygı. Fa sitara.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna.).(a.a.a. " astr(o)+. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı.a. astım darlığı. bilim adamı ß EYun a(n). astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. Erm asdġ (yıldız). delmek ~ HAvr *stig-yo. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak.a. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster. Ave upa-starsna. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. İng star. a. döşek. alt = Tü astın [viii+ Uy] a.

aşağı <Tü aşağa [xiii] . aş Tü aş [viii] yemek.a. alt. sınır aşmak. aşın[mak aşağı Tü aşğın. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak.(yemek). rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a.] ondalıklar. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. Fa aş = Ave asa. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan. aş[mak Tü aş. asay. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak. avrupa. öteye geçmek. Karş.ekinin mahiyeti belirsizdir. incik. güneş doğmak * Karş. aşar [xiv] YT [193+] mertebe.[viii] dağ aşmak. haşlama). sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" .asude huzurlu olmak " asayiş asuman . a.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği.] seven" aşk1 < Tü *aş.[xi] aşınmak. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. aşğaru [xv] dibe doğru. Karş. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ.[xi Oğ] dip. perçin.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. aşağ.EFa/Ave asman. alta alçak < Tü *aş. Erm %aş (sulu yemek.dinlenmek.

aşüb. perçinlemek < Tü aş3 ek. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. < Sans sramah zahmet. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. aşla[mak Tü aşla. c^aşq [xvii] [#cşq msd. bilinen. belirgin kılmak < Ave âviş belli." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. son derece < Tü aşır. ölçüyü aşan. belirgin ~ OFa âşkârâg a. aşure. aşağı. (= Ave âviş-kâra.yönelme edatı + OFa şnüdan.] şiddetli ve yakıcı sevgi. f. klan < Ar caşara birlik oldu.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . aşık idi * 'Işk biçimi 18. aşiret. eros < Ar caşiqa sevdi. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. çile.anlamak.< HAvr *au-4 duymak. algılamak. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. boy. kararsız < Fa âşuftan. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır.[xi] eklemek. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. yy'a dek tercih edilmiştir. cışq var. belli. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . işret. < OFa âşnüdan.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur.] akrabalardan oluşan topluluk. şnâs-bilmek. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] . deste. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. muaşeret.a.oynamak.a. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. tanıdık ~ OFa âşnâg a. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . görünen) ~ HAvr *âwis. tanımak " â+. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. a. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen.açığa çıkarmak. bilmek ß OFa â.[xiv] öte yana geçirmek. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. âşnâw.

< Ave atar. a. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. işsizlik.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. ateş âtarş. adıyla * TTü ada. atherina ~ Fa âtaş yanma.a. ß EYun a(n).* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup. Fa aşurdan (katmak. dinsiz ~ EYun átheos a. ateş ~ OFa âta%ş a. Fr nominer (atamak) < nom (ad). meydan okumak. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. daha eski olan kan (a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.[viii+ Uy.]. Anlam için karş.< HAvr *steg. at. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı. girişimciler. cüretkâr. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog.yanmak) ~ HAvr *âter. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı.a.a. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a.) sözünün yerini almıştır. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan.biçimini alan Eski Türkçe sözcük. xi] ad vermek. Amer. (= Ave . karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. 2. zımba < Fr attacher iliştirmek.[viii+] a.kazık.] boşluk. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. kazık dikmek.a. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata.a. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir.değil + EYun théos tanrı" an+.a.a. hücum < Fr attaquer 1. hak iddia etmek [esk. saldırmak.

2. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. eskidi. yy'ın son çeyreğine aittir. atlet [xx/b] 1.] boş. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. sonra gelen. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20.eğme.]1. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir.] gelen. bir adımla aşmak Tü * At. Atlant. 2. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa. [xiii] zıplamak.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. [192+] boyuna sarılan kumaş. sabık. yaşlandı. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. < Tü at-" atTü atla. uydurma (argo) < Tü atma" . azatlı köle < Ar cataqa [msd. meylettirme. kartograf < Atlas. büktü. 2. Hol. atmasyon at[193+] asılsız.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. 2. eski. atletizmle uğraşan kimse. çevirme.] hediye. işsiz. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi.] 1.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. citq] 1. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir.

cazibe. a. çekim. ß EYun a(n). 2.değil EYun temnö. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a.) avadanlık çömlek " ab.çekmek ß Lat ad. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı.< HAvr *ster-2 a.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). bilimci ß EYun atmós buhar.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. trof. sürüklemek " ad+. attract.çekmek. sürmek.< HAvr *wet-1 üflemek. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi. değişmez. avlanan hayvan. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. çanak . traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo. 2. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. lokavt. İng. nefes (~ HAvr *awet-mo. Moğ aba (a. parfümeri < Ar ~ İng out 1.yetişmek.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. dönmez. yetiştirmek.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. dışarı. ^ 1638 John Wilkins. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk. bölmek " an+. beslemek.].dönmek.] ıtır satan. eğilmez. < Lat attrahere.değil + EYun trefo. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud.a. tract. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. tomkesmek.ateş yeri < HAvr *âter. futbolda topun dışarı * Karş. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış.a.a. yönelmek " an+. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir. 2. trop.a. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. güzelavrat otu < EYun átropos 1.bir yere + Lat trahere.

vent. döndü.ön. ilerlemek. artmak. söz) ~ HAvr *wekw. 2. avanzo] 1. borç verilen para < Fr avancer 1. alın.] geri gelme. yardım. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir.seslenmek. ilerletmek.a. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant.gelmek. 2. 2. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. (bir şeye) dönüştü . dönme. ilerleme. ilerleme. borç verilen para < İt avantare [mod.geliş < HAvr *gwem. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. ait olduğu yere geldi.konuşma. vâc. ilerlemek. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. ilerletmek. avanta [xvii] bedava. uğramak ß Lat ad. söylemek (= Sans vâç ses. 2. avanzare] 1. önceden " avan avantaj ön. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. öne geçmek.* "Bayındırlık. avangard avan. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa.bir yere + Lat venire. tekrar gelme < Ar câda geri geldi. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. İng advance. özellikle insan sesi < EFa vartan. ön ödeme. borç vermek < Lat ab ante önden. baz avare a.] sıradan halk. gitmek " ad+. 2. artmak. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd.gelmek ~ HAvr *gwemyo. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden.] yavru. ön ödeme.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. yardakçılar *cawanat^ [çoğ. öne geçmek. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1.

Batı = Akad erebu a. avrat [xiv] kadın. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] .[xiv] teselli < Tü *âb.a. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. Bak ari1. özür.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. asılmak. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis.yönelme. çıplak olma) ile eşdeğerdir. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur.a.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. sakat olma) köküyle birleşmiştir. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. lamba < Fa/OFa âwe%tan. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. asya. âwez. avokado [xx/c] . ~ Lat Europa a. savunucu. 800) kaydedilmiştir.asmak.] 1. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. Karş. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. sarkmak ß Fa/OFa â. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. bağırmak. ses etmek " ad+.) Yunancadan alınmıştır. 2. sallanmak.] (kadının) edep yerleri. ayıp. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. küpe. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. edep yerleri. avın. " garp * Karş. havlu [xv] . katılma. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. ağıl. kusur.? . Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan.a.a. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. ayıp < İbr #crh çıplak olma. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs.sapmak. ağıl.a. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. avlu. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. 2.bir yere + Lat vocare çağırmak. ayıplı ve özürlü olma. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. keyif almak.

ayyar. < HAvr *yag. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. [xiii] ışık. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. memleketin önde gelenleri. lakırdı. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. aziz ~ HAvr *yag-yoa.kutsama < EYun (h)agíos kutsal. ay ışığı?. aşikâr. 2. cıyâr vulg. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. a. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. seçkinler.aydınlatmak < Tü ay ay.a. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır. kutsama. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. seğirtti. uyanmak < Tü ayıl.] 1. Karş. -t. 2. ağız. Erm lusin (ay) = lus (ışık). gözler. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk.avurt Tü? [xiv] çene. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen." ayıl- * 15. Rumlarca kutsal sayılan yer. ayar cıyâr [xv] .açmak. aydınlık Tü *ay(ı)t.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. . < Tü *a5. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a. altın ve gümüşün saflık ölçüsü. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl.] standart.

adet. işaret. zıt yönde " arka.] kusur. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5.(ağzını açmak). apış.ile aç. sinyal. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. a.[xiv] kabuğunu soymak. usul. * Aynı kökten ak (açık renkli). 2. gelenek. örf. tefrik etmek < Tü *â5-açmak.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. sarhoş olmayan < Tü *a5. kepeğini ayırmak.a. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. hata. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1. ayrım < Tü a5ır. 2. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). işaret. töre.açmak. alamet. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd.) a5ığ [xi] uyanık. . ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık).* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır.[viii+] ayırmak. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark. diklemesine. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde. Kısa a. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. kendine gelmek. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür.[xi] farkına varmak. simge. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. adet.

gözle görülür nitelikte. ayrılma. ayna (= Ave avidayana. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. a. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. 3.[xiv TS.göstermek < Ave dâi-. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. 2. di. 4. yaban koyunu). bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay. adrık [xi] 1. işe yaramaz dolanmak.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. göze. ayrıksı YT [193+] tuhaf. 2. zat. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. 2. göz. ayrım ayrıntı YT [193+] fark. aynasız (argo) [188+] yakışıksız. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil.] 1." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır. boynuz. biçimsiz (argo). İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. bir şeyin ta kendisi. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. oğul [193+] miyar. seçkin kimse. yaba. ayrık otu * Karş. pınar. güzel).) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. geyik. göze ilişkin. [194+] fasıl.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. çatal. işsiz. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. farkında olmayan < Tü aylan. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır.] 1. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. maddi. Kıp] dönmek. 5.

acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı.] daha büyük. eziyet.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme.a. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. arsız < Ar cara gezdi. [194+] tahallül etmek < Tü ayır.a. Karş.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd. ekmekçi).] (gıda maddeleri satan kimse. muazzam idi azami aczâm [kıy." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. Her iki biçim Tü *(y)ar. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. narın (ince.kökünü düşündürür. azarla. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.] acı. azar. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd.(birini) incitmek. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs. Moğ aray (az).] çok büyük olma. Ar cayyaş [im. serseri. sapmak. kırılmak. Capella. az az [viii] çok değil * Karş. saf. az[mak aza azade azat Tü az.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek.a. < Fa/OFa azardan.[viii] yoldan çıkmak. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. a. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. . arı. küçük). haramzade gezgin.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . acıtma ~ OFa âzarm a. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. eziyet.] ayyar [xvii] hilebaz. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse.

köylü veya köle olmayan. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. işten ~ Ar cazm [#czm msd. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu. +men1 [xv] ark. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a. Fr. can vermeyen ß EYun a(n).] yönler. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ.soylu.] güçlü. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. özgür ~ OFa azad soylu. yüce.ekinin işlevi belirsizdir. . doğurmak)" â+.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta. yırtıcı hayvan dişi < Tü az.] görevden alma.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. a. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın.değil + EYun zöö yaşamak " an+. su cedveli.doğmak. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.] büyük. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. soylu. özgür (= Ave âzâta. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için.

saygı ve sevgi hitabı. muhterem kişi. Fa paça (hayvan ayağı). derviş). yy'dan önce kaydedilmemiştir. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. 2. . dede. baba. ata * Karş. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. rüzgâr + Fa câh yer. 3. paycama (pantolon). can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. Karş.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. abla = Moğ baca a.a. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. Fa baba/babu < OFa papak (baba. Fr papa vb. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı.baba çoc baba [viii+] 1. Yun papá. yaşlı adam.

a. 2.a. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir.gövde. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. 2. yel-OFawâda. a. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz. ~ OFa wâdâm a. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. beden. a. (= Ave vata.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı.a. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa. bagaj edevat < Fr bague çanta. eşya ve . f. Sans vati (esmek). ~ Fa bâda 1.) ~ HAvr *wa(n)t. olmuş.yel < HAvr *we. 2. İng wind (yel). a. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. bade olmak) ~ OFa bâdag a. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. rüzgâr." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1.esmek * Aynı kökten Lat ventus. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. olgun. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük. Alm wehen.

genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir.kökünden türetilmiştir.] çubuk.a. özellikle [CepK 1935] bahş. <Tü bağır iç organlar. zalim. . bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. zorla alma. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç. değnek.baston. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa.ekinin işlevi açık değildir. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir.a.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. baston < Lat baculum a. baġy] hakkı olmayana göz dikme. ~ HAvr *bak.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. müstakil. af ~ Fa ba%ş ihsan. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. fahiş < Ar bağa [msd. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet.

+ban bahir/bahrengin. sebep. Env xiv] bâhâdur . a.Fa bâhâdur soylu kişi. konu başlığı. bahane wahânag a. buphthalmum. güzel kokulu bir bitki.Ar bahar [#bhr msd. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. bir konuyu etraflıca tartıştı .a.a. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd.) ~ HAvr *wesr-/*wer. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a. DK. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra. bahçıvan gözeten. bahis/bahs[Yus. (= Ave vanhar.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır.] tartışma. bahçe bakan " bahçe.bahar * Lat ver (yaz). söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile.a. kahraman ~ Moğ bağatır a. münazaa. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük. [CodC xiii] bağatur .a.] deniz.(mülk) sözcüğünden. ~ EFa vahara. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. 2. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir. soruşturdu. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir.a. araştırdı. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd.] 1. [KT xix] tartışılan konu. DK xiv] . a. Belki Ave va%şa. a. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. [Aş. = Tü bağatur bir erkek adı. hediye " bahş [ xi] bağışla.bağışla[mak ihsan.

yemek). ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. bazı tanrıların sıfatı).] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. KT xix 1 kız olan . donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. bekâr ~ EFr bacheler * Karş. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht.a. < OFa bâttan.Ar baqayat[#bqy çoğ. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. talihli" & Fa bâ ile.Ar bâqin [#bqy fa . bhaktá (1. ihsan.) ~ HAvr *bhag. Ave bhaga (tanrı). yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. İng bachelor (bekâr) < EFr. ihsan eden". kısmet < OFa bâttan. [Bah 1924] . ba^ş. birlikte. bahşiş [Aş. pay vermek. paylaşılan şey. bhága ("paylaştıran.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . ihsan etmek. Aş xi] [LO.a.pay vermek. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. hediye < OFa bâttan. şövalye adayı.] geri kalanlar < [Kut.] kalan. kısmet.bahriye < Ar baHrî [nsb.ihsan etmek. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a.a. Ayrıca EYun fagö (yemek). . kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat.ihsan etmek. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. talih). pay. L. 2. özellikle. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş.

bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. balaban. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. artık [Kan xv] bostancı. # 1838 Ch. [Men xvii] (vulg.a. Fr cuivre (a.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu). G.baston. baldız (yaşça küçük akraba). < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. baston. İng copper. manav.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im.a. çubuk ~ HAvr *bak. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. Alm kupfer.] sebze satan kimse.] kalan şey. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş.a. balaban (kuş yavrusu). " bakteri. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. Ehrenberg. Alm.bakır Tü [ viii] bakır a. bakterisid bactericide a. Moğbal (a. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle.a.: bala. manav. a. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek .). bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir.a. bakire erken. * Karş. baldız.

irin. balgam [Kut xi] irin. < Tü ba. dans < EYun bâllö. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge.Fr balance terazi. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. conium maculatum. Alm baldrian.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır.a. a. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. a.] dansçık. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. [Amr. flog. ~ İt balletto [küç. * Sözcüğün kökeni belirsizdir.a. mimusops balata. [ xi] baltır üvey evlat. 3.atmak. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. denge ~ Lat bilanx. kauçuk ağacı. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg.a. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. iltihap. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . 14. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . lastik ayakkabı tabanı.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. İng valerian. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. sümük ~ Ar balġam irin. bilanc. balata [ xx/b] kauçuk. bol. 2. -t.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. Rus baldıryan (kedi otu. iltihap < EYun flegö.yanmak.

a.a. ~ Ger *balkan mertek. uzanmak. büyük top. tomruk). Alm wal (balina). 2. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. 2.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1.19 186+] ~ İt ballo dans. a. [EvÇ. 3. gövdeyi gererek atılmak * Karş. HAvr *bhel-2 şişmek. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka.a. balina [LO xix] balena ~ İt balena a. vardı. ulaştı. balle (hoplama) < bâllo. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi.] eren. ~ Lat balaena dev balık. cumba / Fr balcon a. balina ~ EYun fállaina a. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. top şeklinde büyük şişe. erişen. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. rayiha. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. kütük.a. EYun bole ve blema (atış). bu ağaçtan elde edilen merhem. ~ Ar baliğ [#blġ fa.atmak.a. atılmak. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a.< HAvr *gwels. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. . halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. pelesenk ağacı.

Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a. hüküm. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. İng bailiff (kral temsilcisi. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. *baltha. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir. askere çağırmak .a. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. sıradan < EFr ban/bandon ferman. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. Akad paltu (balta). köylü işi [esk. Lat follis (kese. kütük). ~ Tamil * Avrupa'ya 16. * Biçiminden ötürü. torba). ~ Port bambus a. adi.a. ben2. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. resmi görevli). 2.a. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş.(cesur. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). gürbüz). ferman okumak.< HAvr *bhel-2 şişmek. bamya [LO xix] bir sebze. EYun fállos (fallus). pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. Fr bailli.* Karş. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. özel görevli. daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek.)" balya. bohça. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde.a. EFr bale > İng bale (bohça). alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. angarya.suya batırmak.].

banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. şerit şeklinde bayrak. seki" bank banknot para " banka. masa. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım.] küçük sıra < Fr banque set. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. a. yar). İng band. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. simge. 2. 2. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. 2. bir sancak altında toplanan güruh. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. * Karş. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] .]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. sarraf tezgâhı. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. Ayrıca karş. set.a. İng river bank (nehir kıyısındaki set. banket. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. grup. özellikle müzisyen takımı). kumarda banka. seki. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. sancak. sancak. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . ~ OLat bandum 1. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb.banço * ABD zenci ağızlarından. tezgâh. yy ortalarından beri kullanımdadır. bez afiş. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. İt banda2 (takım. 2. banko. çete. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka .a. Fr bande. kâğıt banko [ xx/b] 1.Fr banderole 1.

banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. varoş & EFr ban yargı. bariyer ~ OLat barra a. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". grup. 2. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka.ağır. yağmur ) . Sans bandhati (bağlamak). bundle (deste). çubuk.a. şerit ~ Ger *bandam a. bind (bağlamak). kapı. halka. bound (bağlı). [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. brutus (kaba). çevre. engel. ~ İt bagno hamam. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. ferman + Fr lieu yer " banal. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. bond (bağ). ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. 2. dış mahalle. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. kapı. hüküm. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. 2.a. 2.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. a. soylu kadın. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. benmari. [LO xix] ~ İt baracca kulübe. topluluk.a. Fa bandan. içki tezgâhı. bariyer. hap1 bap/bab[Kut. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. Lat gravis (ağır). a.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-.a.a. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. * Aynı kökten İng band (bağ). bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. ~ Fr bande1 bağ.

dönüşümü tipiktir. mullus barbatus. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1.] "koca sakal". < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı.a. HAvr -dh.a.a. varil ~ İsp barrica a. Alm bart (sakal). her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı. İng beard.a.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. fiks bari bâr kere.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. . argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ. vahşi .] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. ancak. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. a.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse". üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad. kimyacı. a.> var.a.a. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar.Lat barbarus a. • Aynı kökten Fr barbe. Alm.> Lat -b. barbunya [ xix] bir balık türü. ~ EYun bárbaros [onom.

a.korunmuştur. Karş.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. ~ O Yun pyrites [mod.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1. akit. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. xiv Kıp] bağ. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+.).] ortaya çıkan. ve 18. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı.çubuk. İng bartender (a. ulaşmak. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir.sulh yapmak. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+.varmak. pyrítida] a. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş.a. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. aşikâr < Ar baraza [msd. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ . kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. ~ HAvr *maghu. sözleşme < Tü ba.a. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. • 11.a.a. engel. mania < Fr barre çubuk. ortaya çıktı. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. yüksek.(birbirine gitmek. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. yurt < Tü bar. çıkıntı. antlaşmak. burüz] çıktı.a. +metre baron baro erkek. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-.a. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç.] çubuk. 2.

a. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. emir. bacin] leğen. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. güreşte galip gelmek. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. tazyik.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. . [ viii] bas. basiret sezgi. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd.öncülük etmek. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. yol göstermek. [Men xvii] ekin başı. başbuğ + [TS xvi] önder. değnek. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık.] kavrayış. leğen kemiği. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. başlamak.ayağını basmak. Alm. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. reis.bitirmek. [Kıp xiv] başar. ezmek.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn.Fr bassin [esk. özellikle erkek deve )" baş. [ xx/c] kalça . boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü.

basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. -ka eki dativ çekim ekidir. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek.a. TTü *başan şeklini verir. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir.] düz.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. [T S xv-xix] bir başına.a. engelsiz. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır.A. pil takımı. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. basT] yaydı. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. Naismith. Kanad.a. tahtırevalli. # 1891 J. badehu. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. çubuk ~ OLat bastum/basto a.a. et parçası [Uy viii+] bat.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. ayrı. . basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. kolay. • Eski Türkçe sözcükte. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf.içine girmek. [CodC xiii] diğer. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. serdi. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. saplanmak [ xi] batığ bataklık.

] içte olan. örtündü batman baton a.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. baTn/buTün] gizlendi. gizli olan < Ar baTana [msd. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa.] örtücü " batın bavul Lat baula a. pil takımı.] 1. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. karın. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. örtünme. a. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb.]boş. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. geçersiz. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. bay[mak <Tü [LO xix] yormak.fiilinden modern bir geri-türetmedir. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. demin . batıni.] hükümsüz. 19. geçersiz. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. işe yaramaz. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. 2. vurmak.Ar baTTâl [#bTl im. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. rahim. [LO xix] aşırı iri . a.

baypas [198+] geçme & İng by yan. deminki. [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. bayc] sattı. bawâr] (toprak) boş durdu. Fa şabma (akşamdan kalma. bayrak. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer.geri.a. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). nadasa bırakıldı. çöl. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir.] akşamdan [kaş xi] mayıl. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). tekrar (önek) + İr *râma. sükûn & İr *pati. huzur. / Sogd patram neşe.kendinden * *Bay. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. bayat) < şab (akşam). ikincil.] işlenmeyen toprak. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. barış ve mutluluk (= Sans rama a. [Çağ xv] bayk/baykız . [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. [Men xvii] bayıl. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş .sükûn.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. tembelleşmek. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim.gevşemek. bayram [ xi] badram. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. bayi [Barkan xvi] baca [msd. konakladı" beyit * Karş. yaban < Ar bâra [msd. mutluluk. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama.] satan.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki.a.

adım atmak.a. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". a. ~ EYun basanites a.] kısmen. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. < EYun básanos mihenk taşı. Lat venire (gelmek). [Kıp xiv] göz bebeği. heykel kaidesi < EYun bainö. adım. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır.a. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. 2. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. taban. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen. baza temel. temel.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. taban. adım atan). +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. (= Ave bâzu a.gelmek. bir parça. basamak.a. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. bazan/bazen Ar bacD birtakım.a.geliş < HAvr *gwem. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. = Sans bâhu a. at doktoru. kaide. kaide ~ EYun básis 1. gitmek ~ HAvr *gwm-yo.yürümek. altlık.a. 2. [DK xv] yavru < . bat. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a.

becer[mek <Tü [DK xv] becer. bedel oldu. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti.] yenilikler.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir.] karşılık.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". orijinal şeyler. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. Fa baba. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad.] yenilikler. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd.] 1. ~ Ar badan [#bdn msd.* Karş. muvaffak olmak. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak. icatlar < Ar badicat^ icat.başa çıkmak. bedevi çöl göçeri. orijinallik.).a. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. insan gövdesi. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. dua bedel [İrşad.a. eşdeğer idi beden 2. Fr bébé. Ar bubu (a. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . İng baby. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. bedevi [Yus. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. orijinallik. icatlar < Ar badicat^ icat. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1. " bet1. orijinal şeyler.

davar. hisse. a. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş.] emsali olmayan. harikulade. Bak.1. nasip ~ OFa bahrag . beraber.begum kraliçe. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. orijinal. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. gözle görünen.bedihi [NKemal1867] . Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. behre a. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş. prenses. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. Ar qadır. hanım. a. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. 2. beylik etmek. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. iqtidar.a. taqdır. her behimiyet [Men xvii] behimî. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. her (< Fa ham bir. kendiliğinden oldu.] hayvanlık. = İbr bshlmah a.

sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. . vardı. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. mahfuz. kapalı. zorluk. güzel söyleme yeteneği. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. sağlamlaştırmak. kuşak.] 1. mihenk taşına vurdu. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. saklamak. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü.] iletme yetisi. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. yokuş. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. güvenceye almak. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. serf < EFr embuier prangalamak. pek. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. retorik < Ar balaġa erdi. güç. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. komi & İng bell çan.] sınav. 2. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. korumak.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. zor. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. zarar. bekâret [EvÇ xvii] kızlık.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd.pekitmek.] kalma. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. Kullanımda Fa bıkar (işsiz.

belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür. kentsel < Ar balad kent. Anlam ilişkisi için karş. Ar calam (belirti. nişan < Tü *bel. [Kaş xi] béle. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. o kadar ki < Tü belirt-" belir- .kökü. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. belli (bilinen). belek (hediye). nişan). şehir.1.bilmek " bil- * Tü *bel. belli olmak < Tü *bél.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. sancak). cilm (bilme). * -ge eki Moğolcadır.(öğrenmek) vb. 2. Karş. belgü (alamet. ülke. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. belle. vesika~ Tü belgü işaret. şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür.fiilinin varyant biçimi görünümündedir.gözleri aşırı açılmak.meydana çıkmak. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf. bil. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet.] kente ait olan. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer.fiilinin varyant biçimi olmalıdır.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. bulamak. bebek kundaklamak. sarmak. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. zuhur etmek " belirbeleş bila+. calâmat (belirti). ülke.] kent. şehir. yokuş.

ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. Karş.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. [T S xiv] belgülü . bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. band. köle. buna-. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. Mağrip müziğine özgü. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. bin.a. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır.] çitlenbik. benze-. İng timbre (ses rengi. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. bin-. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. .a. beniz. boynuz. aşikâr. bengi. < EFa bastan. boncuk. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. 2. öğrenmek. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. beyin. açık. işaret. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. ban-.a.

a. İng over (üst. -e doğru (edat). berhudar.a. üzere. 2. Alm.) ~ HAvr *uper a. hipermetrop.a. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich. benzin [Düs I. super+. (= Ave upairi. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. hiperbol.a. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş.a. band. yukarı (önek) ~ OFa abar. Alm über. * Aynı kökten Erm i ver. ben2. sürmenaj. band. üzeri. berduş. benimse[mek beniz/benz* Bak. bağ. berhava.a. pulover . sürpriz.a. bermutat. suma. ben2. berbat. -e. sürşarj İng over : overlok. auf.a. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı. üzeri). " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze.a. berceste. sürreel.a. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. up (yukarı). bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif. a. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15.a. Bak. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. su bendi < Fa bastan.a.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. EYun hyper.bağlamak ~ OFa bastan.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz.a. 3. kuşak. a.a.4.a.a. yy'dan itibaren kullanılmıştır. hipertansiyon. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. Cava " labne * Karş. (= Ave bast-. hipertrofi Lat super : soprano. band. = Sans upari a.) ~ HAvr *bhendh.a. Lat super > Fr sur. sürfile. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden. bağlanan şey. & Ar lubân zamk. süper. suret.

bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. muaf oldu. ~ İbr bsrakah a. ahit. seğirmek & EFa apar. sıçramak. 2. bolluk. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber.a. [Men xvii] ber düş omuzda. yan yana. diploma. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda".] aklanma. helecan. yok etmek " ber+.sıçramak. a. yücelme. a. Ar baraka (diz çöktü). kutsanma" fiili türemiştir. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. devam berduş gibi hercai. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. Kuran'a göre Hz. (ur veya apse) çıkmak.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. kabarmak. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. berbat havaya savurmak. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . * İsim formunun. kutsama.] 1. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. a. 2. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd.yukarı + EFa yasat.] kutsama. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. a. yüceltme. belge. seğirmek. . evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele.Fa barcasta fırlamış. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. ferman.

bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. < Sinhali beri yorgun. Amer. kadın çoban. %w^ur. [Neş xv] sağlamlaştırmak. ziyan olmuş. getirmek) + Fa %âna ev " +ber. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere".d. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. bâr. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1. sağlam = Tü bek/pek a. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. hava-yukarı " ber+. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. a. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. tahkim etmek. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. 2.yemek " ber+. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. . [CepK 1935] < Tü berk pek. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . Fr.taşımak.. metin. depo. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır.a. berjer < Fr berger çoban. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt.] 1. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. kristal.

] çok parlak. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. aşçı (1615 . besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. ayıraç. b e ş [Orhviii]béşa. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. yeterli.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. bağ. 2. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. Fr. semirtmek. bağlı. zincir halkası. 3. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. bağlı şey. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. ~ Ar barrâq [#brq im. band.bağlamak " bent . genel olarak insan türü. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. ışıldadı.a. aralık. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan.a. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.hayvan yetiştirmek. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. eklem.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir. sıkıntı.] insan. Fa/OFa bas yeter. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. darlık.1678) < öz Louis de Béchameil 14. [Uy viii+] bert. 2. yeter > yetiştirmek.

a. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. [LO xix] betik biti. genç kız * Karş. kitap. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter . EŞKÖKENLİLER: Tü biti.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz. bevl [etm bala işedi. [Kıp. belge. betonarme armé zırhlı. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. beşuş [LO xix] başşa [msd.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. bakire). yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire.a. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. reçine ~ Kelt *betu. Çağ xiv] a.] işeme. [TS xiv-xviii xiv] biti.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. donanımlı " beton. * Sadece bet beniz ikilemesinde. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı.] çok kötü. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire.: betik. çehre. [Uy viii+] bét yüz. 19. idrar < Ar .yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift.

aydınlattı. ev. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. ben2. [İMüh xiii] béyni a.a. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. saygısız " bi+2.] beyaz olma. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta).] işeme. ilik. ulu kişi. şiirde kıta [#byt msd. mal [İrşad.vermek. ayrıştı. beyaz [Ali xvi] beyazlık. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. 2. açıkça söyleme < Ar bana açtı. a. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. dah. ayırdı. fayda ~ OFa hudahag a. & OFa hu iyi + OFa dadan. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1. yaratmak " bi+2. ev. hane.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. getirmek.) beyn+ açtı. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. = Akad bîtu a.a.] açıklama. millet beytülmal evi". açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. el3. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. ayırdı. aydınlandı.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz .] 1. a. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. soylu kişi beyan [Kut. devlet hazinesi" beyit. name ~ Ar bayâD [#byD msd. hakikat. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. 2. el3.

a.* Anlam ilişkisi için karş. bi+2 a. 2.a. bez[mek Tü [ xi] bez.a. Ayrıca karş.] kumaş ~ Ar bi ile. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze.a.a. bi lâ ("ile değil". TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir.a. sıtmaya tutulmak.a. Lat albus (beyaz). saçtı bezirgân wâzâragân a.titremek. salgı bezi. yoksunluk edatı). .-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi.iki . ör. ~ EYun píson a. bezik bezir [yağı bazara tohum attı.çift.) < Eİng pise < Lat pisum.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki).] < Lat pisum a.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. İng peas (a. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde.süslemek [ xi] bezek nakış. bi+3 ~ Fa bî-/bay. iki ~ Lat bi.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. öpücük. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. albumen (yumurta akı).a. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. • Fa basıla (a. kabarcık ~ Fr baiser 1. * Karş. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.

Karş. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. [Aş. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. anlaşma. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır.olup. küçük meyve. EYun pósis (içki). Alm pfeffer. Karş.a. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. Fr poivre. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. bucak.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. İng pepper.a.kesmek * Özgün biçim bıç. tepe) anlamına gelir. biçim. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç. 2. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. Lat piper. cebel.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. biçem.< HAvr *pö(i). kölelik veya itaat sözleşmesi yapma.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. çare < Tü biç-" biç- . Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. ~ Sans pippalî 1. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ. Karş. +grafi biblo beubelet a.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. bıçkı. -ç.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). meyvecik. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. karabiber ~ EYun péperi a.: bıçak. biç-.a. biç[mek Tü [ viii] bıç. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. bucak. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a. barsama. buçuk.

Arambsdâ (a. Erm gow. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik".a. sığır). tırıs gitmek bıdık küçük. bov. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret. Gael bó (inek. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. bodur. ~ HAvr *gwou.> Fr boeuf.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. * Karş. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi. Fa gav.sivri)" etiket * HAvr *gwou. Ger *köus > İng cow. endam.a. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. bide ata binmek. Sans gaü. badc] yenilik yaptı. bıçak. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig.a.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. yenilik. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd.a. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma. Ar #bdc (yenilik yapma. icat." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti. haber . Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa.a. Lat bos. [Men xvii] biçim < Tü biç.) + İng steak kızartma. Lett gúovs. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur.a. Karş. bigâne begânag a.] 1. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. icat etme). EYun boús.). bov. 2. ufak " bızdık * Ayrıca karş.kökünden karş. boy pos.] başlama. icat etme).

) bil[mek bila+ bi+1. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd.bihakkın olarak " bi+1. Bi. [Men xvii] genç kız. monokini. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. yeni. kusacak olmak. bilahare sonraki" bi+1. bi-3. [Arg xvi] bık-. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. DK xiv] bekâr veya bakire. gına getirmek. bakire. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. bikir/bikr[Yus. Fr. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. taze. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. ~ Ar bi lâ "ile değil". karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. bikarbonat molekül" bi+3.] ilk doğan evlat. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. [KT xix] bakire olma hali. [ xi] bük-2 usanmak. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. a. 2. kayıt.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. ahir bilakaydüşart bila+.tıpa. el3.a. turfanda. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden.-siz. Karş. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " .

terazi & Lat bi. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan. tabela " bilet. afiş. ucu kıvrık değnek. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak. kapçık " bi+3. ile (bağlaç).a. 2. borda . lanc. eklemlenmek < Tü *bile. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1.a.a. leğen * Karş. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. fiş. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord.kefe. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. a. Fr/İng balance (denge. billet] ] kısa not. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. not ~ OLat billa a. . beraber (sıfat). [ 184+] bilyeto . bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile.344 186+] bilet tren bileti . muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. [Uy viii+] bile/birle . özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür.] karşıt. [Düs I. dahi (zarf). hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa.a.a. terazi) < Lat bilanx.2.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod. terazi.Ar bi-al-cumlat tümüyle.iki + Lat lanx. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. el3. bilanc. denge. bilet . eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem. zıt" bi+1. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır.el3. 2. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a.a. pusula. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek.bilakis sf.birleştirmek. < Fr bille1 kısa yazı.a.) + Fr board tahta. [Uy viii+] bileğü a.

[CodC xiii] bilik . solgun vb. bıngıldak billahi allah [Kıp. Karş. üzgün (geçişli/edilgen). el3. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. seçkin. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1.a. [ xi] bilezük < Tü .. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. bilgisayar " bil-. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. . [Or viii] bilgili kişi. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. (geçişsiz) ve bıçkın. olgun. baygın. k bilfiil el3.Ar bi-al- ficl eylem ile. azgın. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. dolgun. gergin.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. Hacettepe Üniv. eylemli olarak " bi+1. tutkun. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . durgun. [Kaş xi] bilig . bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. Bilişmek fiili mevcut değildir. bitkin. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15.

beverage (her çeşit içki) < Lat biber.a. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak.a. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater.a. göndermek. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin.).). birader [T S. İng beer (bira).a. el3. [Uy viii+] min-[ viii] bin . umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle. Yakut bıra%-.a.a. a.a. . = Sans bhrâtar a. ) ~ Aram bslürâ a. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. vermek. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye.a.. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. Fr frère. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. ondan dolayı" binaen.< Tü bıngıl [onom.a. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak.a. salmak. Çuv pıra%-(a. İng brother. erkek evlat [Kut.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. ~ HAvr *bhrâter. Ancak karş. ~ Ar bint [#bn] kız. Alm brüder (a. kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş.] -e dayanarak. vazgeçmek * 14. kristal" berilyum bilumum " bi+1. yaptı. İt fratre.

" fritöz bis [xx/a] ~Frbis1. ikinci kez 2. & Lat bi.] a. < Fr bicycle "iki tekerli". bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. isim. tamamlanmak. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. olgunlaşmak.a. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir.1. fert" bir [Uy viii+] birik. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. Fr. kavurmak ~ OFa briştan. iki kez.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü .a.a. kuzine bismillah bi+1. HAvr *bhr-îg.< HAvr *bher-4 a. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. * Orijinal kökün bit.a. sona ermek.kızartmak. sanayici" bi+3. 2. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç. brîz.bir araya gelmek. 1880 Fr. (bitki) yetişmek. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir.a. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. kebap < Fa biriştan. bit[mek Tü ermek.tekrar. biriy. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et.

kayıp.bitişik olmak. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2. keskin. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. bıyık [ xi] bı5ık a.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. ~ HAvr *gwi-wot. biot.a.a. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş.a. bitap [Men xvii] güçsüz bî.a. İng bias (çapraz çizgi. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o).HAvr *bheidısırmak. a. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a.yoksunluk edatı + Fa tâb güç. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. acı < Ger *bîtan ısırmak . tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri. Alm. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. [DTC 1942] biografya . tav2 bitaraf Fa bî.a. doğabilimci " biy(o)+.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. yontmak bitüm *gwetümen a. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş.a.yaşam. kudret" bi+2. eğilim). değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1.

İng bezel (a. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. . Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. ^ Ernest Besnier.Ar buZr/baZr [#bZr msd. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. dolu. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. vulg.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. bizzat & Ar 5ât zat. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. mühendis. boş. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . Fr.a. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. diyagonal kesim * Karş. kendi başına " bi+1.pis kokan? < Ger *wis.a. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp. faydasız. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. 2. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. görüş " biy(o)+. ufak. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen.a. yorgun. Amer. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. serbest. bezmiş. zat bızdık bdig/bzdig küçük.). usanmış.

abanmak. taban. tomruk. 3. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad. gemi güncesi. blog yazarı.İt poggiare 1. kumaş. 2. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. yığın. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. doku. < İng weblog & İng web 1.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz. 2..] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a.] * 16. ayak ~ Lat podium a. 2. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma .] < Tü bög bir tür . destek. [ xi] böğür . yaslanmak. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob.a. < Tü *bögce(k) [küç. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük.< HAvr *webh. dayanak.dokumak ) + İng log 1.]. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . ağ. kütük. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. kütük. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok.] < öz Genes Cenova kenti [esk. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1.[onom. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak.a. seyir defteri. (gemi) yelaltına gelmek.

erkek geyik) < HAvr *bhugo. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür.(davar) bağırmak. -t-durma. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak.a.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. revak < EYun tre%ö. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. koşu yolu. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır. bükmek. koridor. sokak (~ EYun drómos 1. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. 2. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. Buna karşılık ESlav byku (boğa). özellikle erkek deve). dromo. hızlı yürümek. .> usan. Kelt bukko. duruş " podyum. bücür. sıkarak daraltmak sıkmak. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük.sıkmak. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. busan. burmak. böğürslen. burjğ (sıkıntı). Ave buza. büldirgen. bok (sıkılmış şey). boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. Aynı kökten bur-.ayak + EYun stema. bükmek). bızdık.(çift toynaklı hayvanların erkeği). Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. pod.(sıkılmak). kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. koşu. koşmak. ayak basmak). [LL 1732] bodrum .(sıkmak. bük-. drom. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. büz. boğ[mak Tü [ xi] boğ. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem.koşmak. İng buck (teke. bıdık.. bürlügen biçimlerine rastlanır.< HAvr *der-1 adım atmak.(teke).

bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo.sıkmak. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. Kaş viii+] bok ekmek küfü. paket < Tü *bo. Fr. tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. bereketli * 14. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. Tü üle-/öl(e)-(bölmek.a.< HAvr *bhel-2 şişmek.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. kısım [ 1928] şube. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. en büyük. berduş. böl[mek Tü [ viii] böl. 2.sıkmak. Karş. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. geniş. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . DK. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. cüretli. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. had ve ölçü tayin etmek). Orta Avrupa'da Tü [Uy. mineralojist. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya.ayırmak. bakır pası. cesur. Çağ xiv] çok.

konveks < Fr bomber şişirmek. kupon. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono.] iyi şey. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. ) + Lat jour gün " bono.) + Lat filet fileto " bono. a. ben2. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". buono] ödeme emri. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. konveks hale getirmek < Fr bom. kupon. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen .* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. bomba bombus boğuk ses. hizmet ~ İng bonus ikramiye. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. servis bonus [ xx/c] emri. senet ~ Lat bonum [n. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün". bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. ödül.[onom. değerli kâğıt.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a.a.

Acem yahnisi < Fa bürâ a. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. kenar çizmek " borda Karş. kereste ) ~ HAvr *bherdh. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. güherçile < Ar baraqa parladı. kıyı ~ Ger *bordhaz a. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. boz. CodC. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. +zen borç [İMüh. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20.borç vermek veya almak (= Ave pairya. İng. çoğ. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır. İng border (kenarlık. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar.a. baranı (çömlek. çerçeve < Fr & Tü boru + . koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası.a. güveç). " borda bordür border bitişmek. çerçeve). Buna karşılık Ar barniyyat. salma. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri.a.a. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. borazan + [Men xvii] boruzen vulg.a.a. #1812 Sir Humphrey Davy.kesmek.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. sınır. sınır.

* Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. sandal. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot.] 1.börek [İdr. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. gemi ~ Ger *boitaz kano. 2. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. gevşek. salınmış. Tü bur. serbest. kıvırmak " bur[Amr. Yak börüök (a. azat etmek.serbest bırakmak. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı.). [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu.a. hamur ve etle yapılan bir yiyecek. kendinden yetişen bitki .bükmek. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. üçgen böreği.[xv+ Çağ] kabarmak. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı.a. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört.a.a. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. Karş. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır.< HAvr *bheid. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe. tekne ~ HAvr *bhoid. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin.yontmak.

boya. sıvamak. eklemek. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş.[viii+ Uy] bağlamak. kabarcık. Alm. Karş. Amer. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. ben2.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. kına. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. Ar qawm (1.[viii+ Uy] bağlamak. boy1 [ viii] bo5 aşiret. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. rulo ~ HAvr *beuşiş.boyamak boyar . kavim * Boy2 (duruş. duruş. iki şeyi eklemek. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. katmak. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. böyle <Tü [TS. katmak " boya- boyunduruk . 2. aşiret.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu.bağlamak. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. ulus. Alm. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. endam. * İnisyal b/m için bak.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. çivit. ulus).a. yapıştırmak. top.

a. gözüpek. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr.) Türkçeden alınmış olabilir. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır.). belirsiz renkli. hamak İt [LO xix] alkış sözü. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur.a. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı.yanmak " term(o)+ briç biritch a. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca. Yun bré/moré.a. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır.a. Karş. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç. [Or. Karş. [Kıp.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek. iugulum (boğaz). mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u.) + EYun kéfalos kafa " brifing.a. Lat iugum (boyunduruk). brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu.[esk. Arn more (a. Uy viii] boz-/buz.yıkmak. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a. darıdan yapılan ekşi içki. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır.

a. kısa.a. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. kısa not. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. J. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku.çok parlak bir tür ipek [esk. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . pantolon askısı ~ EAlm . 2. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu.a. Fr. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak.] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa). kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. İng bridle (dizgin). parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. görev yazısı ~ Fr bref 1. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk. 19.a. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs.a. Balard. 2.] ~ Fr broderie tığla işleme. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı. mektup. şiş veya çuvaldızla dikmek.]. kırma.

) * Tü bu (buğu. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap. salak.a. aptal ~ HAvr *gwru-to. makina.a. amele. (gemi) yelaltı. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. bu2 parfüm (= Ave bao5a. 2.] abdallar. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. işçi. pişmemiş. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. buhar. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". a. buat pyksís. kaba. yarım * İnisyal b.a." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir. 2. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir. kesim. 2. hantal. -d.a. kesit < Tü bıç. kavim [çoğ. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. manivela " bocala-. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. 2. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. kaba. bir . çiğ. dervişler arasında seçkin bir zümre. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa.a. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal.

mum.sıkmak. kriz. bu2. ~ EYun boúbalos a.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. şoke etti. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. 2. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.a. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku.].] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap.a. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. yemek kokusu gibi buharlı koku. burulmuş *büg(ü)r.sıkmak. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. koruluk.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar.burmak. < EYun boús inek. 3. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. kıvırmak < Tü *bo-/*bü.tür yemek odası dolabı. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası.] kin. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. boğmak < Tü *bo-/*bu. ~ Lat bübalus a. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl. bühtan bahata şaşırttı. bir çeşit balmumu [esk.] buhran [Ömer b. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. Karş.a. tutan " buhur.a.sıkmak " boğ- . [TS xiv. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. daratlmak. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix].

(karışmak).viii+ Uy). İng chamaeleon.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir.a. toprak + EYun leön aslan)" ebu. çiçek aroması. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. bukalemun) çevirisidir. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. burbal. buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". 2. kargaşa . (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. 3. Tü bulğak (karışıklık. karıştırmak * Karş. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. karışık aş & Tü bula-/bulğa. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog.karmak. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek .bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. [ viii] bulğa. ağır dayak atma.+ Tü aş " bula-.çalılık. çiçek demeti.a. çalı yumağı. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan". leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı".] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı". doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan.] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom.

dert. ben2. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . istihkâm. vardı. yuvarlak şey. İnisyal b/m dönüşümü için karş. ~ Ar bunyat [#bny msd. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır.çok ihtiyarlamak Tü *bu.Fa mübâr kalın bağırsak. cinsel olgunluk yaşına erdi. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır.] [Kaş xi] bur-/bür. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. varma < Ar balaġa erdi. strüktür. sıkıntı. 2.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. 2.bükmek. sıkıntı. tomurmak ) + Alm werk iş.]yapı.a. Bengalli. kederlenmek. sur & EAlm bol kütük.] < OLat bulla 1. 18. mühürlü belge. olgunlaştı. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. kıvırmak. mühür mumuyla yapılan damga. şaşırmak. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. ıztırap < Tü *bun. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. iş yapmak ) " balya. tomruk [mod. büzmek < Tü *bu-/*bü- .çalışmak. kabarmak. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. boy pos. bildiri ~ İt bulletino [küç.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. yapı (~ HAvr *werg.] ulaşma.sıkılmak < * Bunal.sıkıntı duymak. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. şehir suru. (bilgi veya söz) yerine vardı. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. bünye < Ar bana yaptı. 2. ulaştı. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna.

hisar. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli.örtünmek. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur. ofis.şiddetle burmak.* Tü bur-. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. hisar ~ HAvr *bhrgh. buğusu yükselmek < Tü bu buğu. Fr. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. 2. . Karş." bur* Pekiştirici -k. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. Aş xi] ~ Ar burc 1. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt. sarmak [ xvi] burka-/burğa. [TS xiii xiii] büri-örtmek. üstü çuha kaplı yazı masası. bükmek Moğ bürü. kule. burk-. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki.yüksek yer. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a.(örtmek). bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır. hisar.yüksek yer. büz. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri.korumak burçak Tü vicia sativa. yazıhane. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. hisar < HAvr *bhergh. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu.a. 2. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. keçe ~ Lat burra keçe. 2. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro.biçimleri eş anlamlı olup. ~ EYun pyrgos kule. bük-. para kesesi. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. koku burç [Kut.ekiyle. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh.köküyle alakalıdır.kokmak.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. sarınmak.

çıkın < Lat bulga torba. örtü [Uyviii+]burın/buruna.a. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. mezar. bohça ~ HAvr *bhelgh.a.a. depo & EYun apó + EYun theke ambar. » " biryan ~ Fa büs öpüş. ~ Lat bustum 1. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç.] kese. hükümet bütçesi. 2. büzüşmek < Tü bur-/bür.].buruşmak.a. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. tütmek < Tü bü buhar. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı. evrak veya para kesesi.koymak " apo+. 2. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. the. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. ) + EYun tyros kaymak. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak..a. İncil < Aram #bsr ilan etme. a. ölü yakılan yer. f. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. saklama yeri < EYun tithemi. müjde ~ Aram bîssrâ 1.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm.] iyi haber. Tü [ xi] *burış-/bürüş.bitmek " bit- . bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt.a. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. iptal edildi.a. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. 2. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. inek (~ HAvr *gwou. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma.burmak. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. dağarcık.

[ viii] bedük a. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a.buut [Menxvii]bucd mesafe. Karş. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua.a. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği). büyücü. a.] uzaklık. sıkmak. . < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. Fa buzak (küçük erkek keçi).burmak. [CodC xiii] büğü a.. boy < Ar bacuda uzak idi. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. [Arg.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. a.a.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. bilgin. < Tü buyur. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5.a. uzadı buyruk büyü Tü sihir. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. bilge ." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. uzaklaştı.

yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. para alma. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak.] gürültü yapmak. angarya. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak . cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. çevik (~? Tü *çapuk a. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. çevik) biçimini açıklamak zordur. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. çok konuşmak . Ancak bu halde 5.ekiyle. a. eller ve kollarla girişmek. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. < Tü çapmak çarpmak. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır.] kudret sahibi. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im.

cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. yolun orta veya ana bölümü. Tü çaw/çoğ (insan sesi. (= Ave yâtu. a.şeklindedir. nal sesi. nida.cadı. Karş. ünlemek " +kir- * Karş. ün. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. kartaloz. tente.[xi] seslenmek.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. devir. hayvanların açtığı patika. İMüh.xiv). [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü.xi-xviii). yar. bağırmak. Karş. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. bir tür kötü ruh. insan sesi.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. büyücü = Sans yâtü büyücü. CodC. İdr xi] çatır.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. yelloz. şıkırdamak .(seslenmek. a. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. gürültü . çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. ~ OFa câdüg a. bağırmak . cin ) çadır [Kaş. tente. çağır[mak Tü haykırmak. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. zırtapoz. taş sesi. su sesi. a. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. şaşkaloz. gölgelik. çağla . çadır (= Sans çhâttra şemsiye.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır.] 1. 2.xi) ve çağla-(şakırdamak. paçoz. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. f. çarpma sesi. nida" ve "2. mil (= [CodC xiii] zaman. akarsu yatağı. Tü çağıla.

[Kıp. çep-. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş. alaca" olmalıdır.a. çıl-. çel-. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. caka [LG188+] kurum. çarpmak.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. caiz [Aş xiv] usul. Hind çaku (a. • Moğ çoğur (alaca. Sözcüğün nihai anlamı "çalık.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-.a. çap-/çarp-.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. çal-.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. Çağ çakan (balta). geçen (para. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. Fr chacal. (a. çakmaktaşı çakmak. Hepsinin ç. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. çıt-/çit-) mevcuttur.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi. İng jackal.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa. bende.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi. . Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi).] geçerli. akarsu sesi. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. • Çak-.a. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. Karş. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. Fa çaqu. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir.ekiyle türetilmiştir.).sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. çet-) ve -ı. kazık çakmak. Moğ çak?u (a.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. çekiçle vurmak. şakırtı) çıkarmak * Çak. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. Alıntı yönü açık değildir. çıp-.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. nal sesi. işlem).a.).

bıçak vurmak. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. [Ali xvi] çakşır . dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. çark. mızrap) < d?arb (vurma). < Tü çal. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. Ar mid?rab (çalgı. kakmak. çabalamak < Tü çal. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. boy pos < Tü çal.çarpmak. 2.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal. çarpmak " çal- .vurmak. yağmalamak.(vurmak. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. şaklamak. çömlekçi çarkı.) Ayrıca çalı çırpı. a.Tü çalık [Kıp xiv] a.] celbeden.kesmek.tekerlek. vuruşmak. vurmak. Kırg çalğı (tırpan). saz çalmak) çevirisi olmalıdır. vurmak. 2. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. tokuşmak. alacalı hale getirmek.vurmak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. 3. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. darbe. yaralı. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. bıçak vurmak. alacalı * Karş. bıçak vurmak. güreşmek. TS xv] 1.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. atik. [DK xiv] talan etmek. [T S xv] gayret etmek. çevik . çelik2 (kesik dal parçası). devre. 2. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak.a. kesmek). kakmak. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1. çamur veya boya vurmak. Kıp xiv] saz çalmak. [T S xiv. Çağ çalağan (a. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. kesik. Ayrıca karş. 2.1. vuruş.saz vurmak " çal- * Karş. döngü. ayakla vurmak. endam. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. gösteriş. çarpışmak.

yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. cami [İrşad. Karş. dört parça. 2. 2. su sığırı = Aram gamüş a. ŞİŞE. Ancak Ar şamc (mum. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı.. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda.] 1. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. itip kakmak. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. sürahi (= Ave yama. kavga etmek" anlamından türemiştir. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür.a. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. şüy. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. camız/camus [Env xv] camuş. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. çamaşır [Arg xvi] 1. [Tuh. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. Neş. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak.a. SIRÇA. deli gibi oynak < Tü çalvurmak. a. haşarı. Ancak Ar şamc (mum.a.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. bardak" iken 17. bir araya getiren. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. kadeh. kâse. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. cam [Yus xiv] kadeh. giysi yıkayıcı. f. [Men xvii] cameken/camekân a.a.* Modern kullanımı "çarpışmak. soymak.a. " biftek .a. cem eden. < OFa gâv inek. KGunya xiv] toplayan. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. fakat 20. kastanyet" çehar. 2.sarsmak. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. sığır ~ HAvr *gwou. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. dört parçalı köçek zili. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. bardak. ~ OFa gâw meş a. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa.

iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren.biçiminden Sans cıva-.artırmak. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. Tü *çoğmur dibe çöken şey. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can.biçiminden EYun bíos. fedakârca . çul) ile ilişkisi kurulamaz. şiirde "sevgili" [CodC xiii] . * HAvr *gwi-o.a.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır.biçiminden İng quick (canlı). HAvr *gwi-g. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. fızâ. Gael beatha (can. vigor (canlı ve güçlü olmak). oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. +aver [KT xix] ince.] canlar.a. yy sonuna dek rastlanmaz. = EFa civa-/cwa. çan. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. yüksek rezonanslı darbe sesi. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. her çeşit hayvan " can. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. büyüten. M A N D A . çamur <Tü çökmek. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a. 2. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. cangıl [ xx/b] çorak yer. hayat). çıngırak can [Kut xi] . Lat vîvus (canlı). Lat vigere. zoe (yaşam). HAvr gwî-wo.biçiminden EYun zöio (yaşamak). a. Bak.) ~ HAvr *gweis.a. HAvr gwi-wot. çok (< Fa fuzüdan. [Men xvii] canver vulg. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. ~ Fa cânwar canlı yaratık. canavar hayvan. Lat vîta (hayat). canan canavar özellikle yabani hayvan.Fa can fızâ cana can katan. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş .] yan. fazla. kenar.a.

özellikle göz pisliği. savulmak. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. 1. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". [Kıp xiv] çapak a. diyagonal & Fa çap aykırı. Tü *çalp-/çap.a. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. çapulcu çap. yalpalama. çarpmak. * md > t değişimi doğaldır. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. talan etmek. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü. [TS xvii] çapul a. hacim ölçüsü .a. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma.çarpmak. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. zıt yönlerde olma. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. pislik. heybe. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . bel [LO xix] pasaklı. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. (Tatarca) *çapağul < Tü çap. yalpalama. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. yalpa. tüfek ve mermi ölçüsü. paçavra. [TS xvii] çapıt eski bez.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. sağ " çeper. akın. 19.çarpmak. çapul.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+).çalmak. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. sapmak) + Fa rast düz. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. < Tü . yalpa. a. 2. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. saldırı. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş).çanta xvii] çanta a. talan. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. dört nala at sürmek " çarp* Karş. [TS xv] talan eden. sol (< Fa çapîdan dönmek.İt zappa bahçıvan aleti. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir.

a.İng charleston 1. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ.car. dişi köle < Ar cara aktı. genç kız. [TS xiv] carılda. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. [ML 1969] bir tür biber . yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. İnisyal ç. a. car car çağırmak. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. sıklet çarçur etm. imparatoriçe. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK.] çekme + Ar a6qâl [çoğ. tak1 [Kut. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. divanhane " çehar. kayzer. çarliston [Cumh 1928] bir dans. akan. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak . ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. döngü. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a.a. 1923'te James P. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek).bağrışmak.] cereyan eden. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi.Fa çar Tâq "dört kemer". nara . [Men ] çarTak vulg. mekanik .yöntem. çardak . devir (= Ave ça%ra. 2.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek.sesinin ötümlüleşmesi -n.seslenmek. kylindo (dönmek. Rus hükümdarı 4. [LO. . usul. çark. çark [Aş. = Sans çakrá a. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ.] 1. gürültü. f. Karş. yuvarlanmak). dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı.] yük. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator.a. 2. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1.veya -n-etkisini düşündürür. Gül xiv] hizmetçi. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. gürültü etmek " çağır* Karş. bar bar bağırmak. tekerlek.

berat. ferman. ara verme. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. çârşef/çârşaf . ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. [CodC. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır.kamçı vurmak.ekiyle çal. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. dörtyol. talan etmek. 2. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. atı hızlı sürmek. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır. kılıç vurmak. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. vurmak.2. çarşaf [CodC xiii] çarçav . vulg. [DK xv] çarp. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. ferman. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü.a.kökünden türediği anlaşılıyor. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse. ruhsat. çapak. ani eylem sesi. akın etmek. 2. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. iki yüzlü. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. Anlamların tümü "vurmak.seğirtmek. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. talan etmek. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. cass/macassat] yokladı. koşmak. yellenme sesi. mıh [T S. kılıç vurmak < Tü çal. a. elle yoklama.] "kâğıtçık". casus casus [KıpGul. araştırma. yön. çalmak. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi.a. yol (~ OFa sög a. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. Cumartesi < İbr #şbt dinme. [ xx/c] frapan. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. [Arg xvi] çârşeb. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1.çarpmak.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. yağmalamak < Tü *çalp. Karş. inceleme ) . yan. Cumartesi. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. DK xiii] çap.

akarsu. el çarpma sesi çıkarmak. ETü çantur. = Sans yavah a. şelale. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. çavdar Fa caw arpa.şaklamak. topal. Karş.a.a. Tü? .seslenmek.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir.[onom.xv). çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw. [LO ] darbe sesi. [BK 1799] çağlağan .(caydırmak . çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. hububat (= Ave yava. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. çatlama sesi. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. münadi < Tü *çağ-/*çaw. bağırmak. genelde tahıl. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli. dikmek. dazlak. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla.a. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15.çat.çarpmak. cay[mak [DK xv] çay.) ~ HAvr *yewos a. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . [Oğ xi] katmak.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-.a. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır.dönmek. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. vurmak. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan. dayak sesi. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat.

ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. [Ç ağ xv +] a . gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. şamata. [DK xv] çayır . yapraklarından içecek yapılan bir bitki.) ~ Çin ça' a. çekicilik < Ar câ5ib .a . Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. camellia sinensis. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda.a. ses etmek < Tü çaw ses. +kir* Edirne halk ağzından 20. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. 2. milvus milvus. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. bağırış. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. bir tür müzik ~ İng jazz 1. tellal. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence".a. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş.bağırıp çağırmak. Rusçadan mı alındığı açık değildir. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. takım " caz1.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. 2. * Çin kökenli olan bitki 17. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. [TDK 1974] toy. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. Üçüncü anlam. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. caz2. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü.] bağırma sesi" caz2. Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak .

] 1. celal. keskin idi. çekişme. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür.] 1.] cezbeden. • Fr algèbre. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. 3. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. keş1 [Kut. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. 2. yy'da türemiştir. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. kesik. güç. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). taşra. zorba (sıfat) . taze kesilmiş (kumaş veya meyve). kırık kemiği kaynaştırma. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. şişme. iktidar. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . kabarma.] tartışma. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. büktü. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. niza. çekişme. [ML 1969] cedelleşmek hlk. [TDK 1955] becelleşmek . zorluk. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. 2. kaynaştırdı. yeni < Ar cadda kesti. matematikte cebir. 2. cephane. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd.] kabalık. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. zor. birleştirdi. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. çeken. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır.Ar cabarüt azamet. sentez. [Kadı xiv] cebe silah. şiddet < Ar cabara 1. [KT ] ceberut kibir.

] bilmeme.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a.a. ~ Ar Sakk a. asmak. Lat pendere (çekmek. xiv] tartmak. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi.a. katlanmak. satrançta şah hamlesi [xiv]. görüntü. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır.] Avrupai cepken < Fr jaque 1.) ~ HAvr *kwetwer a. suret = Sans çitrá resim.a. denetlemek.-7. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a.] bilmeme. [passim. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah. bir şeyin gözle görünen yüzü. belirme. tartmak). Slav çatr. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir.a. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. çekin-. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. ~ OLat scaccus a. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8. 2. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. çeki.a.a. çekimser. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd.a. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. = Sans çatúr a. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1.ip çekmek.tartmak " çek- . ~ OFa çakk a. idea (= Ave cithra. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı.görünme. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). kan çekmek.: çek-. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş.(dört). pondus (tartı). hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer. çekingen. E Yun tetr-. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-.a. ~ Ar cahalat [#chl msd. köylü. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü.a. çizgi çekmek. 2. çekince. quadraginta (kırk). yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek.

a. [KT xix] celalli çabuk kızan. [Men xvii] vurmak.] ihtişam.] sabır. [TDK 1983] celal öfke. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd. sert tabiatlı.a. Karş.Ar calâl [#cll msd. İnisyal ç. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. yücelik.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. içi çekmek. carıldamak < Tü çak/çakır [onom. azamet. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi).etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir.fiilini andırır. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse..] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. çal-/çel-. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi . [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. kızgınlık .sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . ululuk. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. çalım/çelme. özellikle ayakla vurmak = Tü çal. • ç. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . [LL xviii] arzulamak. azamet. çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a.. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] . celal [KıpGul xiv] büyüklük.

tedarikçi < Ar calaba çağırdı. mola verme.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. Sözcüğün 11..) Türkçeden alıntı olmalıdır. efendi.a.]..] çağırma. usta. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a. [TS xvii] kibar. kesilmiş dal. (mecazen) rab. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı.] kırbaçlayıcı [esk. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. cellat [Kıp. endam. 2. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. 2. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. kırbaçladı. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. xiii] yüce kişi. çubuk.etkisiyle sesli incelmesi görülür.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır. haç. ithal eden.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ". celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. getirme < [Ali xvi] oturma. gösteriş. DK. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd.] mal getiren. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım.kesmek.* Halen yaygın olan "öfke.

toplama.] 1. tekne. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . a. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. toplanma. toplantı" cem [Aş. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. < EYun kymbe kâse. kazan çember [Yus xiv] . fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. 2. cemaat topluluk.]1. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. dırlamak. topluluk < Ar camaca topladı. [Men xvii] kasnak. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır.] ~ Ar camâl[#cml msd. #cmhr kökleri "toplama. kasnak = Fa çapar a.] toplama. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar. [FBaykurt 1971] hırlamak. cemiyet [#cmc msd. #cmc. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. bir araya getirme" anlamını taşır. 2. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. kor. bir araya getirdi * Ar #cmm. evvel * -z. Karaman kimyonu. a.a.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3.] güzellik < Ar cemal [Kut. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. = Akad gumâru a. a. halka. aritmetikte toplam. kömür. köz. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. DKxi] camala [msd.) * Karş.

nezd.a. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. [İdr xiv] çene . 2. tırnak. Fa çana zadan (= çene çalmak). ~ Ar canâb [#cnb1] yan.EFa çanu.] kanat. * Karş. a. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. şer'an kirli olma. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma.cenabet [İrşad. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk.a. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. çene [TS xiv] çene/çene . "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir.a.a. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.). gasl etmeyi gerektiren durumda olma.a. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey. ~ HAvr *genu-2 a. bir şeyin iki yanı.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. a.a. < Fa çang tırnak. kat. hadise. mekanizma. embriyon " cin1 cenk büyük olay. -k ekinin işlevi belirsizdir. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd.] 1.Fa çangâl/çangal pençe. cenah [Mercimek xv] mecazen kol. kapatma. Aynı kökten Ger *kinn.> İng chin (a. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. etrafını çevirmek ) " cin1 . etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma.

artık. kasnak. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. şimal. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. koyun. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. kucak. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. kibar kimse & İng gentle zarif.] yara" . çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. cer çekme < Ar carra çekti. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. 3. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. halka. 3. çeper [DD xx/b] dış kenar. bir şeyin ön tarafı. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im.] 1. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. 2. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. 2. bahçe). çeper cephane [DK xv] cebehane . iki meme arası. 2.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane.] çekme. cep [İrşad xiv] ceyb . 2. [Men xvii] ceyb vulg. kuşak. ceb/cîb 1. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1.ince ince kesmek. alın. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. [TS xvi] çent-kertmek. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. çit.] 1. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti.* Karş. Karş. çevre duvarı. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır.

maceraperest. ılıcalar).)" çehar. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im.a. suç. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. kitap. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. akış < Ar cara (hızla) aktı. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. f. cereyan akıntı.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk.] soyulmuş şey.] akım. macera. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. 2. f. . dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd.a. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. yonga. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. a. cariye. [T S xiii] çeri er. [KT xix] beceriklilik. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. yaprak.] suç. dörtgen. icra. tabaka.] hilekârlık. çaçaronluk. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1.a.a. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . cereyan. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri.] yaralama. garmiyan (germiyan. dolan < Ar curbuz hilekâr.] ameliyat eden. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. asker ceride [Men xvii] defter. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. soymuk. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir.

satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf.tatmak. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. büyük. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. a. lezzet (< Fa çaşîdan. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd.] girişken.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. çeteci [Kan xvi] akın.] insanın fiziksel varlığı.] büyüklük. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. rastgele . eskiz. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. HAvr *kweks-mn. 2. müsvedde < EYun s%edios geçici. EYun geüo (tatmak. önemsiz. çeşni [Aş xiv] . çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. [Men xvii] çâşnî tad. atıldı.tatmak. kadavra. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. gözüpek.) ~ HAvr *geus. laklak çete Sırp çeta haydut.] lakırdı. tadılan.görme.] cesur olma.a. cüsse. tad.a. yemek) ~ OFa çaşnlg a. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. sürahi" çeşme. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. ~ Ar cadd [#cdd1 msd. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. hacimlilik.] cüsseli. a. ışık < HAvr *kwek. çâş. Karş. tadan < Fa çaşîdan. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti.görmek çeşme pınar. tadılan.] çiziktirme. çâş. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom.a. girişti.tatmak (= Ave çâş. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. tadan. göze ~ OFa çaşmag a. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. aydınlanma. mostra. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman.] kâğıt parçası.a. tad almak).cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd. lezzet tadım. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. küç. sohbet. cüsse < Ar casuma büyük idi.

2. DEVİR-.] [İdrH xiv] kırılması güç. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. OFa gawz. a. teğir-/tewür. kesiksiz çizgi. kriket < Fa çawl kıvrık. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. +men2 ~ Ar cawz a. izin < Ar caza geçti [Kut. DK xiv] sopa. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. ~ Aram gawzâ a.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd.çevirmek. Karş. * Karş. a. a. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. bu sopayla oynanan oyun. zor. eğir-. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş.a. dolanma < Ar câla döndü. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. Erm nguz (a. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. su kanalı. öz. sert.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. çetrefil bir deyim * Karş. [Kırg ] çetin zor. İbr egoz. [Kazak ] Tü çat-/çet. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. cevahir [Aş. ip ördü. çat pat.vurmak. ~? Fa çabuk hızlı. sert (özellikle ceviz). a. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd.). . bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür.] geçit. küçük akarsu. çetin Tü çitin a. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir." çevir-. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı. eğir-/ewür-. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma.] dönme.

civar. köken. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu. 2.] çekme.] askeri birlik. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. a. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası.a. muhit. yağmalama) ceza [Yus. ateş parçası. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi.Ar ca5wat [#c5w] 1.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf.] cevelan eden. yek [Men xvii] çâryek vulg. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. çeyrek dörtte bir " çehar. 2. kök. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban .] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb. kor." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1.a. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. asl. f. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a.] 1.] a. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. " cihaz [EvÇ. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. donanım. f. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. ~ Ar caSbat [#c5b msd.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik .a. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . cezir < Ar cazara su çekildi.] < Ar ca5r kök. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. 2. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. kor. 2. DK xiv] caza bedelini ödedi. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma.Ar cihaz [#chz msd.

Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. [Uy viii+] çiçek a. cici çoc [DK xv] cici bici süs. (= Ave yu%ta.a. mücadele.cıbı.a.(1. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. tartışma < Ar cadala burdu.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. duvar = İbr gader a. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . gayret. güç gösterme ) cidar çit. şişirmek) < HAvr *bhel.< HAvr *yeug. esmek. meme ucu. ip ördü. 2. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. 2. çiçek açmak). a. kese. örme. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. 2. İng blow (1. sivrisinek. dzdz.a.) çevirisidir. şişmek.] çatışma. emzik. huy < Ar cabala kalıp döktü. şişkin şey.a. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. çift [CodC xiii] cüft/ceft. 2. güçlenme. keskinlik < Ar cadda kesti. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş.) ~ HAvr *yug-ta. [ML* xx/c] bir bilye oyunu. maya. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. keskin idi. balon) = flâre (üflemek. üflemek. follis (şişkin şey.a. iki şeyin biri. koza). mafiş anlamında deyim. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. Lat floş (çiçek). ip bükme. Anlam ilişkisi için karş.kabarmak.] ciddiyet. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. ş > ç dönüşümü tipiktir. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a.a. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır.. cıbıl onom suda yıkanma sesi. posa < Erm dzudz.çift koşmak. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. süslü < ~ Erm dzdzig 1. çiçek açmak).

zeûgos (çift). ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer. Fa tar (yaş.* Aynı HAv kökten EYun zygón.(a.a. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et)." çağır- . çağırmak. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş.a. çile-. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol. çiğ2?. Lat iungere. = Sans yákrt a. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. çift koşma). Lat iocur. (= Ave yâkars a.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara.xi). yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . dağdan yuvarlanan kar kümesi ses.sıfat ve isim). [CodC xiv] çiyik . 2. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. ses etmek < Tü çağır. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat).) ~ HAvr *yekwr.a. İng yoke. • Karş. y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. yaşlık.xiv).a. * Aynı kökten EYun (h)epar. zeûgma. yaşlık . patika. iugum. Sans yóga (boyunduruk. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir. çığış (gürültü . gürültü. gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir.). ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a. nem (isim) Karş.a. yüksek ses. [İMüh xiii] çig .a. iocor. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. çiğdem. crocus Tü çig yaş. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki.

bağırmak <Tü [LO xix] feryat. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren. yön. cahd] çabaladı. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. cihan (= Ave gaethâ. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar. cihannüma.] yüz. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. gayret. a. çaba. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan.a.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. cihanşümul cihangir [Ömer b. Aş xi] ~ Fa cihan dünya.." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş.a.. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. numâ." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. 2. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. evren ~ OFa gehân a.] 1. gayret etti cihaz cihet bakım. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. mücadele. a. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır.a.ekiyle.göstermek ) " cihan. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. cihangir.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. [KıpGul xiv] çiyne. coğrafya veya tarih kitabı. alan " cihan. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. .] donanım ~ Ar cihat [#wch msd.) [Kut. atlas.

çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. ortaya çıkardı. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak. makara.a. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı. fıldır fıldır dönme sesi " çak- . ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a. aydınlattı.] parlaklık. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. şakırtı ve şaplama sesi. delirmek. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. parlatma < Ar calâ parlattı. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca. çıkrık (= Sans çakrá a." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. ABD. berraklaştırdı. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra. [LO xix] çıldır. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a.gözleri çıldır çıldır dönmek. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği .çıkın çıkış[mak çık.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden.a. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. karışık renkli.dürmek. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b.a.

çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. [Ali xvi] çille a. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. = İbr geled a. kâr cılız [LO xix] zayıf. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. 2. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. a. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. kırk günlük süre. a. cıvık. gebelik * Fa gule (gülle. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. yüzünü açma. özellikle erkek incir). yy'da ehlileştirilmiştir. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. kaymak gibi.ıslatmak. kırklık. ortaya çıkardı" cila .) ~ Ar cild [#cld msd. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. bir tür su kabı. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). aydınlattı. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. narin zayıf.a. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. 2. = Akad gildu a..] 1. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. iplik yumağı. a. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. çelimsiz. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı.

mıcır. 2. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. sefil. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. kafatası. Moğolca biçim Türkçe *yım. caes. otla kaplı * Fa çaman (a. tahta kâse. dilenci .suda yıkanmak (= Moğ cımu. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. Dd2. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz.etkisiyle sesli incelmesi görülür. >c. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım. [EvÇ. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1.suya dalmak) * İnisyal ç.a.] cinsel cima [İrşad. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. kırmak. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. [Veled xiv] çümen .kesmek. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen .) Türkçeden alıntıdır.veya *yınğ-eşdeğeri olup. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi.] kafatası. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. 2. (pire) ısırmak.[xiv Kıp. kırık taş. sefil.

yy sonuna dek kullanılmıştır. cunün] gizledi. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık .a. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. çıngar [LG188+] gürültü. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. Çin ç'un a. " günah * Türkçede 20. yy'da alınmıştır. sakladı. yy] a. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. Batı dillerine 16. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü. yy başlarına dek "her türlü suç. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. çın. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni.ardıç çinakop çınar a. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd. çitle çevirme. günah. görünmez varlık < Aram #gny gizleme.] suç. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç.a.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. telmih. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. saklama = Aram #gnn koruma. kavga (argo) tsíngra kavga. yy'da Hintçeden aktarılmıştır.] bir cinsten olma. yoksul . berduş.a. örttü (= Aram gensyâ cin. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11.a. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f.

" genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir. quint. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan.) Almancadan alınmıştır. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. diken. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. 2. kıymık.a.a.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. İng zinc (a. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II.a. soy. zıpkın. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü.] bilinç örtünmesi. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. pislik (isim) çap-/çıp. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. 2. < Tü . a. çarpmak. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a.a. çatal dişi.çalmak. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. ırk. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir. basit şarkı. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom.a. cingıl müziği < çıngırak [onom. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. pis (sıfat).a. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. ~ EYun génos a. Çin işi.

meratibin ilk basamağında görevlendirmek.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". 2. pis. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü. çeviren. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği.) * Karş.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. Tü sıyırmak > sırık. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin.). [Aş. lağım & ~ Fa çirkin 1.a. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil.] kabuğu soyulmuş hurma dalı.etkisiyle açıklanabilir. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. • Ses değişimi inisyal c. 2. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek.a. Erm çreş (a. lamba.a.] cüsse.a.)" cürüm . mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. a. uşak . sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. hacim. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a. sırık < Ar carada [msd.Fa çarâğ/çirâğ kandil. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. card] soydu. ab çirkin Fa çirk pislik. meşale.a. kandil. asphodelus. [TS xv] cırılda. kirli. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. döndüren.a. (= Ave sraeş. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık.

cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. < Sans çitrakâyah alacagövde. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom. ~ EYun gyros dönüş. talaş.a. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni.] " çat İnisyal ç. kesmek.] beden. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. döngü. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. hafifçe çarpmak. 2. döngü. çırp[mak <Tü [ xiv] 1. 2. yaşlık cisim/cism[Aş.a. dönüş. kargı. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir.OLat gyrus a. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü. fiziksel varlık.ciro [ 186+] ~ İt giro 1.a. a.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem.katmak. dikmek " çıt. . terebinthus. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. kabuklu yemiş. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. fındık. ticarette ciro . mızrak < Tü çit." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle.

civa OFa jîvag/cîvag 1. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır.a. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. [LO ] etraf.] oğlancık < Fa cuwân oğlan.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur.(sivri bir uçla kertmek). delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a.civa1 [Kıp. [Yus xiv] cüvan genç. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. biz. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. cömert kimse " civan. civa ~ EFa jîva. Karş. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi. İnisyal ç.a.Fa cawân/cuwân genç. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı).] havalar.) < quick (canlı). [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. a. canlı. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç. [KT ] cüvan vulg.a. Fa cuje/cuce (yavru. civanmert [Mercimek xv] . Ayrıca bak. çamur.< *çıwz. kişi) . [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. yiğit. İng quicksilver (a.genç ) ~ HAvr *yuwen. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık. < HAvr *yeu. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. 2.a. İng young. Alm jung (genç).] mücavir olma. özellikle kuş yavrusu. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta.genç olma.a. komşuluk. komşuluk < Ar cawara [msd. civan . Fr jeun. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. dolay . cüce. [AL 192+] cıvımak sulanmak. cıvı[mak < Tü cıvık sulu.a. piliç).Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd.a.] küçük anahtar. (= Ave yavan.

ekiyle eş işlevli olan -iktir.. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz.a. [Oğ xi] çayan cız." çiz* Semantik evrimi açık değildir.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. yy'da kurulan bir cemiyet. kısık sesle söylemek. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız.).. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı"." çiz- [LO xix] cızıktır. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. < öz Gesù/Jésus İsa .(= Moğ cırug çizgi.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. a.a.(a. İnisyal ç. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16.etkisiyle sesli incelmesi görülür.hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo). çizgi çizmek *çıw çivi. Karş. sivri uçlu alet" çivi * Karş. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. Moğ cıru. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz.

çoğla. çök[mek *çoğ. gürültü. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. 2. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. bedeninde yara < Tü çal. oturmak.olup.dibe inmek. belki çürü. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. çoban. ço%.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. -k. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu.xi). çoban [Aş. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. öncü. küçücük. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır.etkisiyle sesli incelmesi görülür. • Sıfat olarak 14. Karş. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. çağırmak . kaynaşma (isim).vurmak. [Çağ xv+] çuçak cüce. çağırmak. cıcık.a. kesmek.xi). çoğrama (fokurdama.] haraç. gürültü etmek " çağır* Karş. Tü çoğı (münakaşa . Tü [Kaş xi] çok-/çök. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. tazmin etme) kökünden türetilemez.> çöm(dibe çökmek). saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok.(bağırmak. her şeyin küçüğü. ETü çıçamuk (küçük parmak).bağırmak. koparmak " çal- . inisyal ç. reis. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu.xi). [DK.pekiştirme ekidir. haritacılık. kaynaşma -xi). çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). Aynı kökten *çönğ. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi.(tortulaşmak). çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert.(üşüşmek . çöp (tortu). Ayrıca cücük.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. a. coğrafya " je(o)+.

TS xiv-xvi). tokmak < Moğ çoqı-çakmak. iri başlı topuz. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. Kürd çemık (kepçe). Kaş viii+] çom-/çöm. a. Final -m. [Kan xv] çölmek . çökelti. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem.inmek " çök* Çök.] a. Tü çökek. çömelen" anlamında. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . vurmak. .sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. değnek Tü [xi]çöptortu. çöl. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. çöp. sopa. 2.batmak. kâse. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. çökmek " çök- Karş. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. delikanlı" civan. çör. çörüntü (tortu . dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. birleştirmek." çöm- * Muhtemelen "oturan. iunc-kenetlemek." * Karş.çolpa + Fa pâ ayak. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. sopa. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam.çift koşmak. gürz. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar . lobut.ve göm-). beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. < Fa çam tahta kadeh. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. [Men xvii] çölmek vulg. kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere.

[Arg xvi] çorba . aş (~ OFa bâg a. tuz gölü. < HAvr *yeus. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak.ara biçimine işaret eder.) Orta Farsçadan alınmıştır. (hayvan) azmak. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. kabarma.a. galeyan etmek. daire. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. Moğ çoğur (alaca. bulanık. tuz. ajite olmak. ekşi. köpürmek < Fa cöş kaynama. sopa " < Tü çopur [EvÇ.kaynamak. = Akad gurâbu torba. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla. çorak alan [Kıp.a. = Sans yüşân. acı" çorba * Ar şurac (a. [Kıp xiv] cirâb torba.) ~ HAvr *yeus-s. " jön .) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. tuzlu.veya *çalp. kese.Fa şörbâ a.a. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. • Karş. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. zyme (maya). lekeli çap. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.a. kılıf.çöp2 cop [ xi] çöp çıta. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. galeyan (= Ave yaoşti. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak).a.a. 2. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. [T S xiv-xviii] şorva . karışık + Fa bâ yemek.a.a.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu.çarpmak. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı . benekli) = Tü çakır/çağır.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba.a.a. & Fa şör 1.a. galeyan etmek. halka. çorba [Yus xiv] şorbâ .

çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. ince dal < OFa çob dal.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi.çöz[mek Tü [ xi] çöj. çıta. kaşın altındaki kemik. çökmek " çök- < Tü çok-/ . civciv * Karş. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay. özellikle kuş yavrusu. sopacık < Fa çüb değnek. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. ~ Fa çübak [küç. mezar çoku. [BK 1799] cüce tavuk pilici.] yavru. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. 2. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. küçük. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir. çöküntü. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. bir bağı açmak.] küçük değnek. Karş.erimesi ve ç. [CodC xiii] çıbuk değnek. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. cücük civciv * Karş. göz yuvası. xv+ Çağ] dibe inmek. özellikle tavuk yavrusu.[xi. küçük. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir.

Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle. örtünmek. [Men ] cüll vulg. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. bütünlük. halk topluluğu. 2. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd.] 1. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. bir şeyin tümü. tamlık. bütün. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. cumburlop onom [LO ] şumburlop .çulla sarınmak. KGunya xiv] toplanma günü.çul [İdr xiv] çul. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. cümle [passim xiv] bütün. 2.] ~ İt gibbo çıkıntı.] oturma. [Men ] 1. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad.] bütün olarak. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. umum. . gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak.

] cenabet olma. ne zaman ki.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd. alüvyon. ittifak. eti kemiğinden ayırdı. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış. * Karş.] beden.çünkü [passim xiv] çün ki 1. 3. 20. cünüp [İrşad.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef.] şahit olunan " cürüm. . [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü. şamata cüret cesaret etti. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd.] suç < Ar carama 1.İsp junta 1. öyle ki .Tü çöb/çöp tortu. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. ceset = Aram gttâ a. 2. kemik kırdı. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. birlik. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. ceset. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. a. 2. 2.. madem ki. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa.

Sogd daġ. 2.dikmek)" çuval cüz ünite.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. portföy . Karş.Fa cuz'dan cüz kesesi. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. unsur. kitap forması. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd.] çok küçük (miktar). anlaşılmaz şekilde konuştu vb. düz. gıdıklama. gıcıklama. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz. tadını beğenmek. lepra < Ar caSama [msd.a.] cüzam hastalığı. anlaşılmaz şekilde konuşma. [İMüh. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a. ağabey.] gıdıkladı. a. birim. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. teşviş < Ar daġdaġa [onom. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb.] 1. a.) [Uy viii+] tağar torba. 3.(yakmak). kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara. [Men xvii] kitap veya evrak çantası. kargaşa.yakmak) ~ HAvr *dhegh.tat almak. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma.

] giren.suya dalmak dal1 Tü [Uy. [Ali xvi] muhit. partikül. 2. ofis. ince (iş).* Aynı kökten Tü tar-/tara.] döngü. Akad daqqiqu (çok küçük. dahi1. saçmak). bilinci kararmak. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. araya girme. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. gelir. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal.(dağıtmak. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. büro.] ince.(tohum saçmak). iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa. 2. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. dahi (bağlaç). kazanç.] (bir şey etrafında) dönen. tarı. verim msd. Kaş viii+] tal. yorulmak . f. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. çevre. dönüş. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . rafine.] 1. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. deveran eden < Ar dara döndü. getiri. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf.] akıllı. mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. girme. narin < Ar daqqa ufaladı. nüans. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . 2. [LO xix] yönetim mekânı. f. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf. suit dâ'irat [#dwr fa. çember. daha (zarf) (bağlaç). ince ayrıntı.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa.bayılmak.] devam eden. halka. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim.] 1. [TDK 1974] 1. ince).

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

^ 1938 Procter & Gamble Co. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. ~ Lat destruere.a. perakende (satış). Amer. strüktür * Türkçede 20. cin ~ EFa daiva. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. Yus xiv] izin. < İng to detect ortaya çıkarmak. deters.a.gök gürlemek " de+ detone de+. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek.gün. açmak. & Lat de. & Lat de.. bilgin.bir şeyden + Lat tergere.a. tect. gevşetmek ~ Lat detendere a. tens.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+.a.silmek. izin.a. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak.a. vezir. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1.örtüsünü kaldırmak. perakende satmak & Fr de.+ Lat tendere. müsaade ~ OFa dastwar a.destruir [mod.örtmek " de+. a. detect. güneş.a. ters. détruir] a. ruhsat. müsaade ~ Fa dastür 1.germek " de+. destur [Aş.tanrı < HAvr *dyeu.a.+ Lat struere.+ Lat tegere. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı. keşfeden. şeytan. kimya şirketi. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran. temizlemek & Lat de. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır. açığa vurmak & Lat de.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. "el almış". destruct.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. inşa etmek " de+.a. bilge. & Lat de.a. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. 2. güneş tanrısı " jurnal . keşfetmek ~ Lat detegere. < Lat detergere. 2. struct-dikmek. cin ~ HAvr *deiwo. ~ Ave daeva. "el alma". ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık.

] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. idari görevle dolaşmak) . çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. & İng de. Farsçada örneğine rastlanmamıştır. çevir-. kabuk. 2. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer.kökünden türetilmiştir. & Lat de. 2. ortaya çıkarmak. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. Kaş viii+] tegür-/tewür.] dönüş. • Ar dawr (devir. deve Tü [ viii] tebe/tewe .] 1. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. evir-.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek.a. denetlemek. Karş. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. (mec. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir.* Aynı kökten Sans deva-.) zenginlik.olup.].fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. zaman. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a.çevirmek.a. siyasi egemenlik. devir/devrdöngü. viyadük devlet [Kut. valör devam Ar dama sürdü. 2. kabuktan veya torbadan çıkarmak. deveran döngü. kaldı. deva [Aş.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. teftiş etmek. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. 2. Tü *dev-" devir- * Devir. dönüş.ayrılma edatı + Lat via yol" de+. dönmek. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. torba " de+ * Karş. Lat deus (tanrı). iktidar. deveran etmek.] 1.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. 3. ~ OLat deviatio a. kudret. geliştirmek. Fr/İng envelope (zarf). [Uy. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. açmak [esk. EYun Zeus (güneş tanrısı).a. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd.

mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. devran durma. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. içine işleme. Mezid xv] devriye [nsb. di.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. deveran etme. a.(toplamak. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. derlemek . dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez.a. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi.değiştirmek. tebdil etmek.iki ~ HAvr *dwo. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. bilgilendirme " de+.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through.] dönüş.fiiliyle birleşmiştir. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. . enforme dezentegre [etm " de+.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd.xiii TS) < der. bir şeyi baştan başa katetme. [Ömer b. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme". bir köşeden diğerine çapraz gitme. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+.

lat. fus. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö.a. Fr.ayırmak. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. görmek. bin.öğretmek ~ HAvr *didnsko. Bak.dövmek. 2. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. dilat.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. görülmüş. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). wen.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1.< EErm dit.döküp saçmak & Lat dis. didak.görmek ~ OFa dltan. görülen. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit.(seyretmek). bedbin.a. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç. 3. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. Erm tid. dilate.xiv Kıp). dağıtmak. diffus. Karş. 2. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır.dökmek " dis+. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. ayakla * Karş. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. didaiti bakmak. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. getirmek " dis+.görmek. göz < Fa dldan. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü.] 1. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici.< HAvr *dheis.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. farklı kılmak & Lat di(s).+ Lat ferre. diferansiyel hesap. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. öbür ~ OFa . önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. Tü depek (tekme atan . görmüş.+ Lat fundere. küçük ipek parçası. gören. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. 2. TS* xv] ~ Fa dlda 1. farklılaşma < Lat differre.

yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd. vertikal < Tü *ti. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik.çözmek. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. digest.] incelik. Farsça sözlüklerde yoktur. kılı kırk yarma.işaret etmek. özellikle belli etmeden bakma (argo) . şeri3 * Muhtemelen 20.dik duruma getirmek. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik. ince olma.< HAvr *kâ. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. sert. sokmak [ xi] tik. dikiz [LG 188+] bakış. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. yemekten sonra içilen likör < Lat digerere.)" diğer. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. anıt. İng teach (öğretmek).delmek. E Yun deíknymi. 2. ağaç dikmek < Tü *ti.sevmek . inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. eğik olmayan. dike (yargı). arzu (= Ave kâma. dirençli. detaylı olma. direnmek Tü [ viii] tik.a. . canlı. dictare (bildirmek).(işaret etmek).dik durmak.kılmak " dis+. saplamak. rafine olma. dik durmak. rakam ~ Lat digitus parmak. deig. hazmetmek & Lat di(s).sert olmak. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). dik Tü [Uy viii+] tik 1. gest.saplamak. sayısal < İng digit tamsayı. dîcere (söylemek). sevgi.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven. belirtmek.< HAvr *deik. ayırmak.ayrı + Lat gerere. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir.a.HAvr *kâ-mo. dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi.

fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. gönül.işaret etmek. buyurmak. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. beklemek. işaret etmek < Lat dicere. a. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. 2. söz * Aynı kökten Tü tın. 2.istemek. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. ~ İng dildo 1.+ Lat latus geniş.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. ~ Fa dilbar gönül çelen.(ses vermek. ıskarmoz. yassıltmak ~ Lat dilatare a. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. lisan. yapay penis. belirtmek. 2. dictsöylemek. tırjğ (ses).a. 2. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. gönül götüren " dil2. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. cesur" dil2. & Lat di(s).OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. dil2 . cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. yürek. bildirmek ~ HAvr *deik.uzunlamasına kesmek. konuşmak). belirlemek. enli. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. hunhar .

nefes). Kaş viii+] tın. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. ^ 1867 Werner Siemens. Karş. Karş. [EvÇ. dinlenmek.dinmek.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir.HAvr *deu. din[mek Tü [Uy.a. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. a.a. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. güçlü. yargı) > İbr/Aram dîn (a.nefes almak. dinmek. aks < Tü derjg denge. dinamo. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. gücü yetmek . termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel.yapmak. 2.a. güce ilişkin. nefes almak " din* -n. Akad dînu (yasa. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. 275'e dek tedavülde kalmıştır. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. soluk.a. düyun. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . Alm. İsv.. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak. dinlenmiş. dinamit. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir.). etmek. dimağ damâğ burun. eşlik < Tü . durmak. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a. dinamik. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. ~ Ave daena a. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik.dilim Tü [ xi] tilim a.

Uy viii] tırjğla. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. eşitlik). dive (dalmak). EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin). ses < Tü tın. türe-. tükenTü tür : tür. eşitlik). -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. türkuaz. kök. . son.sesi algılamak < Tü tın sada.dingo a. aks < Tü derjg denge. türedi. istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. dip. banmak < Ger *deupjan.(bitmek). -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. a. dinle[mek vermek " tınTü [Or. İng. eşlik " denk * Karş. türlü Tü tüğ : tülü.bitmek. tüke. daldırmak. temel < Tü *tüü.(bir kökten bitmek). türev.soluklanmak.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. türkü Tü tüke-: tükel. Türk. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey). kökten * Aynı kökten türe. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil.* Karş. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak. doğabilimci & EYun deinós korkunç. dinlen[mek <Tü nefes.

direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. direnç göstermek < .1. yönlendirmek < Lat regere. dosya.a. dik < Tü tire. dra%.dik durmak. & EYun di. berat.dik tutmak.] bilme.a.a. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. yönelme. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı".yönetmek.yöneltmek. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai.dik durmak. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. 2. 2. bir ağırlık birimi.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. tanıma. rect. dirençli. elle tutmak ~ HAvr *dergh.a. diri Tü Tü *ti. defter şeklinde katlanmış evrak. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. a. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. tutam. ruhsat ~ EYun diploma. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. ikiye katlanmış parşömen tabakası. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. 3.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. diretmek. direct. -t. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz.a. küçük bir ağırlık birimi.]. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. 2. bir el dolusu. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. avuç. direnç göstermek < Tü *ti. " dik [ viii] tiriğ canlı. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD.avuçlamak. Tü [Uy viii+] tire. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di.a. direct-yöneltmek. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli.

dizmek. Lat docere (öğretmek). <Tü*tı-1 parçalamak. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a.öneki burada Fr dés.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . +ri [Mü xvi] bir ağaç. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı.a. vegetable. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. eğitim. taşıt.a. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a.a. *dirimek fiili mevcut değildir. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek. fırlatmak diskalifiye [etm almak. < Tü taş dış " dış. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. diş geçirmek " dit~ Lat di(s). a. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. elemek < İng disqualify " de+. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. diri) > İng vigor. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril.karşılığıdır. kalifiye * İng dis.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir. taşak. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim.< Lat de. terbiye.a.* Anlam bağı için karş. taşı-. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. dışarı. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. fraxinus " diş.: taş-.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak).a. dışkı Tü taş-/taşı.

a.ayrı + Lat tribuere.tahsis etmek. zıt + Lat currere. dişlenmiş yer. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere. tri+ . pers. dispers. bölüştürmek & Lat dis.harcamak & Lat dis. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. nutuk. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+. prost. dağıtım. yy'da anlam değiştirmiştir. discurs.rast gitmek. diskotek [ xx/b] . 2.okumak. depo. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. koyma yeri " disk.zıt yönlere koşmak. münakaşa. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir. söyleme < EYun Iegö2. kullanmaya hazır < Lat disponere.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. ödemek. 3. kötü + EYun prosiemi.koşmak " dis+.ayrı + Lat ponere.uzamak. log. posit. payını vermek < Lat tribus " dis+. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. disposit. söylem ~ Lat discursus 1. & Lat dis. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. söylemek " dys+. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma.ayrı. tribut. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap.a. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. söylev. dağılım < Fr disperser saçmak. dağıtmak ~ Lat dispergere. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. münakaşa etmek & Lat dis.koymak " dis+. & Lat dis.ayrı + Lat pergo.a. 2. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. pro+1. koşuşma. curs.

ağız.bilmek. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme.kapatmak. 2. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma. diş geçirmek " diş divan [Kut.paramparça etmek. daraltmak " dia+. a. büro. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. defter. log. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. İng deacon (a. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı.a. Aş xi] defter. arşiv * İt dogana.a. önlemek. t. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. anlama. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. şiir koleksiyonu. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. bat. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. mahkeme. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+.).söylemek " diyalog . -t. [Men xvii] devât vulg. 3. farketmek.ara duvarı. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe. taslak ~ EYun diágramma. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a.a. musluk. gnö. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. anlamak.a. yargılamak " dia+. Fr douane. sekretarya. akıtan. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. makam sahibinin oturduğu minder. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. sıkmak.< HAvr *bhrekw. [DK xiv] kurultay. frag. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö.gitmek " dia+. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim. sedir ~ OFa dewân defter.tıkmak. 2. yazmanlar heyeti.dit[mek Tü [ xi] tıt. içinden geçirmek.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1.

] din. tohum ekme " dia+. diyanet dindarlık. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek.tüm " dia+. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur . belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç. evler. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal.a. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö.] 1. diyalekt. karşılıklı konuşmak. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. lys. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd.a. 2. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. log. obalar. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. spor. Yun filozof (MÖ y. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". log.] kan bedeli < Ar . tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. #Elea'lı Zeno.saçma. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. kasıt" dia+. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi. pan(t). içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. sebep. 2. dialyt. 490-y. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. Karş.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. bir aşiretin sahip olduğu ülke. diyalektik. söyleşmek. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. 2.çözmek " dia+.EYun diálogos söyleşme. memleket < Ar dar ev. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. diyalog .söylemek " dia+. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a.

dizgin dizi dizin dizyem . kötü + EYun énteron bağırsak " dys+.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz." diz< Tü tiz. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. a. saf.görmek " dia+. .ve *tür-/tör. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. Bak. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . et. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor. HAvr *reg-1 (düz.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. t. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. Anlam yelpazesi için karş. itmek. düzen. yollamak. sur) + Fa -dar tutan. * Tü *tir. harekete geçirmek " dia+. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. rast. op. sokmak HAvr *ye.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö.atmak.öğreten < Lat docere. yönetim). yasa. sahip. doct. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. düzeltmek. Moğ/Tü törü (düzen. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir.sıraya sokmak.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır.atmak.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. diop." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. [ xi] tizig sıra.duvar. aralık.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi .

kabul etmek.< HAvr *dek.doğmak. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . inilti. kabarmak. 2. belirmek. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ.a. t. -e yönelme edatı. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. uğultu. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. gürültü. düz. belirmek. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. fısıltı. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. Karş.dilimlere ayırmak.öğreti. vızıltı. eğri olmayan. şarıltı. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. dar görüşlü < EYun dógma. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. felsefi ilke. dırıltı. vb.saçmak [Uyviii+]toksona. kabarmak. ufalamak * Etimolojisi açık değildir. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ.doğmak.benimsemek.

torjğ (yuvarlak). doct. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. hile. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. = Akad dulu a. 2.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". kumpas.sarmak. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. düzen. el değdirmek. kanıt. kiler.a. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp.(su katılaşmak). • Anlam gelişmesi için karş. Lat tangere. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. dolap beygiri. su çarkı. DK xiv] dolamaç dolanan. belki ton. top (yuvarlak).1.(dokunmak) > texere (dokumak). 3. dolandırıcılık. temas etmek < Tü tokı. dolu). . to5. doct. 2. [Men xvii] 2. vurmak. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. 2. her türlü mekanik çark. dola[mak Tü [Uy. doktora sahibi.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın.dolmak.(doldurmak). Kaş viii+] tolğa-/tola. hoca < Lat docere. dolap çevirmek. diplomalı tabip [esk.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. dolandırıcılık.(kendi eliyle) değmek. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. tax. dönme dolap. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. a. vurmak. belge < Lat docere.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen. dokunmak. a. su çarkı. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1.]. 3. dövmek. tok (dolu). kuyudan su çekmeye yarayan düzenek.dövmek. a. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku.

Moğolca tomura. 2. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. [Men xvii] domal. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. tüm.uzun) + EYun kefale kafa " longa.dolmak. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun.(şişmek. tomurcuk < Moğ. bol. tomruk. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey.dopdolu. yuvarlak.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. top) arasındaki ilişki muğlaktır. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. Fr.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. top < Tü to. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. kızın memesi dolgun hale gelmek. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. doymak.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. . dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf.

yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş.dolmak. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. yy'a dek "1. mülk. devlet.. doymak. siyah renkli rahip başlığı. törjğkörüş (devrim).a. 2.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a.a. domestik [ xx/c] evcil. don1 Tü [ viii] ton giysi. ~ Nahuatl tomatl a. pantolon 19. egemenlik. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. yarım & Lat di(s). döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. altını üstüne getirmek). tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. özellikle tören giysisi. yüzük). [KT xix] şalvar. . hükümet. kıyafet. ~ İsp tomata a. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. kukuletalı pelerin. a. at rengi" anlamında. evcimen. a.ayrı + Lat medius orta " dis+.a.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. a. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. törjğkölük (halka.suyun katılaşması < Tü to. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. 2. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. [ xi] ton. ancak 18. sahiplik.domalan <Tü [MŞ. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a.a.devirmek. hane halkından olan kimse .ayrı + Lat medius orta " dis+. törjğkör-(devirmek.Fr domestique a. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a ..a . < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. 2. egemen < Fr dominer hükmetmek. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. her türlü giysi. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. yarım & Lat di(s). dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici.

& Lat de. tören alayı. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . -em ekinin işlevi açık değildir. iki parça. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. sunu < Lat dare. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç.dolmak. 2. altın kaplamak ~ OLat deaurare a.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. altın rengi < Fr dorer altınlamak. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. hediye.giyinmek < Tü tona. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. a. resmigeçit. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. " de+ .don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. bulamak. kozalak. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. armağan etmek < Lat donum verilen şey. a. döngel meyve. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. [Uy viii+] tonan. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön." dön[TDK 1955] daire.İng doping ilaçlama. 2.

vis. divis. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. özellikle göğsün alt kısmı. ezmek. a.~ HAvr *weidh. sırtlık.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot.a. evrak üzerine geçirilen kılıf. Amer. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. a. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. [Kıp. yaygı [Kut. yar ~ EFa dauştâ.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. Urey. [Kıp xiv] toruk . +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir.(sırt) < HAvr *dous.ikiye bölmek & Lat di(s). bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. Çağ xiv] döş * Fa doş. 2.ayrılma edatı + Lat *videre. çıkmak. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. Ave daoşa. YT [Geom 193+] " dört.havanda dövmek. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. hanedan arması.yükselmek. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. döşe[mek döşek dost dauştar.sermek. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. Tü Tü [Uy viii+] töşe.[viii] doldurmak doy[mak . yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak.(omuz.doldurmak. kale.bölmek. 2. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1.

~ İng drill matkap.vermek ~ HAvr *dö. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. ~ EYun drâkön a.çerez. 2. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. 2. a. hediye.a. t.eylem. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. şekerleme.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz".doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. t. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. bir ölçek ilaç < EYun didömi. t. ~ Ar tarcumân a. oyun. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. " tercüman dragon [ xx/b] 1. düğünde saçılan para veya pirinç.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak.a. işlemek " dram.kurutmak < HAvr *dreug. 2. a. icra etmek ~ HAvr *ders. trajedi < EYun drâö eylemek. ejderha.a. do. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. ~ O Yun dragómanos a. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. döner delgi < İng to drill .] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. suyunu akıtmak ~ Ger *draug. a. yemek. damlayarak akma.

a. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. 2. yüzyüze gelme. 2. a.a. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. kıç. . duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1. Lat duo.] arka taraf.).dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. %w^ân okumak. * Karş. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek.] çağrı. di-. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. suyu yer altına çeken delik. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. dekan. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. Fr deux. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. iki dört. a. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. bi-3. Ave/Sans dvá (iki). yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. şarkı söylemek " dua. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. altı düz ve geniş tekne. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. [TS xiii. İng two. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. * Aynı kökten EYun dúo. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. yeniden giydirme. 2. İng dowel (a. tanrıya yakarma " davet [Kut. dua çağırma. Karş.

Ali'nin katırı. özellikle Ermeni kadın . yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. önder. oklu kirpi. kerevet ~ Akad dakkannu seki.Erm dudu yaşlı kadın. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a.] üfleme sesi. dadı = Fa dâdü a. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. özellikle evlenme akdi Tü tüg.] girme. Kaş viii+] tügün bağ. Hz. düğümlemek < Tü tüg. seki. a. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. duc.önder. 2. [ xx/b] külüstür otomobil . " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. tezgâh.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. ductyöneltmek. lider. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux.Ar duldul [#dldl] 1. akit. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. düğüm. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. Ali'nin katırının adı .bağlamak. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom. [Kıp. a. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır. seki. emzik. önderlik etmek ~ HAvr *deuk. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. yönetmek. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici.

kereste (< Fa durudan biçmek. çift & Lat du. duplic. iki katlı konut ~ Lat duplex.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. hekim (ö. yontulmuş. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. 2. tabya ~ Fa damdama a. dümbelek <Tü [TS.a. çöktü. evlilik yoluyla akrabalık. burç. EvÇ. İtal. biçilmiş ağaç. biçilmiş. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. biçici & Fa durûd 1. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. dunüw/danâwat] yakın idi. Hind. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. 2.] beri taraf.] zayıflık. plak. yeryüzü < Ar dana [msd. dümen temon a. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale.ikikatlıolanherşey. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. bulut. a. karanlık.iki + EYun pláks. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng.[küç. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. f. viii+] türjgür sıhriyet. pli .iki katlı. daha yakın yer.tabaka.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. katman " düo.a. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a.sesi sonradan türemiştir.

~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. bir [CepK 1935] vaziyet. 2.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. Lat durus (sert. düz. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. batırmak. katı. düşün. doğru. ikileme. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. durgun. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. duplic. 2. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. duru. katı). sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. a.a. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz. a. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a. a. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama. sağlam). toplamak. sağlıklı ~ EFa duruva. * Aynı kökten İng true (doğru). 2.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. düşün- . Men xvii] durbin 1.dermek. uzak görüşlü kimse. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex.a. sert. sokmak. dürzü ~ Ar durzı [nsb. dürüst [CodC xiii] drust düzgün.] 1." dur ~ Lat durum [n.a. durum 1. Kaş viii+] tül/tüş rüya.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö.: dur-. ~ HAvr *deru-1 düz. sağ. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş.

< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi.a. hayale dalmak < Tü tüş rüya. bozuk ) + Ave mainyudüşünce. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f.kötü. & Ave duş/duj. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş.a. öğüt (~ HAvr *mn-yo. a.kötü. a. sevketmek < Lat ducere. düvel [#dwl çoğ.rüya görmek.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. hissetmek . a. mantalite * Karş.düşmek. uğursuz (~ HAvr *dus. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ. sevketmek < Lat ductare yol göstermek.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. duşt (çirkin).duyumsamak.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. inmek.duş [ xix] ~ Fr douche a. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. = Ave duşmainyu. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır. a. düven ~ E Yun tykâne a. [ viii] tuy. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. konmak. duc. murdar). ~ Aram tütâ a.a. akıl. götürmek. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. ~ Fa drwâr/diwâr a. Fa duj (çirkin. a. a.kötülük düşünen. duşnam (sövme). duşvar (müşkül). düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek.] < Lat dux. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a. nakletmek. kırmızı tül.

& Lat duo iki + Lat decem on " düo. İng dozen (a.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. hüküm verme.sıraya koymak. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. dizili. yasama = Akad dlnu yargı. a. [Men xvii] düzgün tertipli.a. yargıladı.a. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör.dizmek. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy.) Fransızcadan alınmıştır. borç aldı. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. 2.) biçiminden alıntı. desi+ * İt dozzina (a. düzeltmek. borç verdi. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his. düz Tü [Or viii] tüz doğru. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. kent. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. il). düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür. dizmek." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip.

[Oğ xi] ebe ana.kötü. sonsuzluk < Ar abada [msd. uğursuz). & Tü & . balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd. EŞKÖKENLİLER: EYun dys. ebed [Aş. delta ebe çoc [Or viii] aba ata.kötülük. 2. 2. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. abla.: düşman. ubüd] kaldı. ebleh [msd. çörek. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. düztaban2 ~ EYun dys. saygı gören kadın. bozukluk. nine. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. [TS xiv. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. DK xiv] kalıcılık. saygıdeğer kimse. dizanteri Fa duş.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. börek. börek. KıpGul. dede.(kötü.: disleksi. disprosyum. Kıp xiv] büyükanne. beta.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. cim. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj.] iki babalar. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. çörek.

ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. ebeveyn. baobab. abla .] yabancı < Ar acnab [kıy. ölüm < Ar acila bekledi. gereç.] ücret.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. ağabey. ödeme. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. biçilmiş süre. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. a. ebu ecdat Ar cadd dede.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba.a. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. 2.a. ~ Akad agru/igru a. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. = Sans abhrá.a.] 1. a.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. yapma. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. bukalemun. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi.] birimler.] 1.a. hareli. eş " ecir. yaşlı adam. söyleyiş tarzı. (= Ave avra. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a.] cedler. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır.a. ecel [Kut.a.a. 2. kılma. unsurlar. abanoz ~ EYun ébenos a. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. dilbilgisinde edat . kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. bekleme süresi. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç. ~ Ar adat [#'dw] araç.

a. -ive fiili. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. etkili. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu.] edep sahibi. dat.yapmak " ex+. incelik. data editör < Lat edere. konuk ağırlama adabı.] kısa ömürlü şeyler. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. < Tü et. kundura < İt condurre (imal etmek). görgü.] < Ar adat araç. dergi. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf." belles-lettres < Ar adab 1.] terbiye. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. yayıncı~Lat editor a. işin sonucu < Lat efficere.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi.Ar #'dw : edat. effect.dışarı vermek. yayınlamak & Lat e(x). çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ. bilet. < Lat edere.vermek " ex+. yaymak. çıkarmak. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek).icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8.hazırlamak. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ.icra etmek.üzeri. yayın ~ Lat editio a. edit. etki ~ Lat effectus icraat. 2. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. [LG 188+] kabadayı.dışa + Lat dare. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama. terbiye. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. kalimera . bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. fact. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı. effect. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+.dışa + Lat facere.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur.a.

afsây. Platonik. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. bey. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. afsây. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. incinme. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. vekil olmayan. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak.eğmek. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. a. < Lat femina kadın " ex+. koyu leylaki.[xi] metal bir nesneyi . mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir.a. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. rendelemek. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. fors efrat fert efsane afsüdan. a. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. sahip. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir.

yün eğirmek " evir* Evir. [LO xix] eğrelti otu a. boşa vakit geçirmek) ve oyalan. İng. +men2 [CepK 1935] hakim . hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. ego zamiri) ~ HAvr *eg a.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. döndürmek.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin.[Or viii. yetiştirmek. "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego.(dolanmak. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. xi Ha] düden. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r .[xiv Kıp] meşgul etmek. burmak. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. anafor < Tü eğir. a. oyalanmak. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür. [TS xiii xiii] sırt.çevirmek. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. sarmak. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu.beklemek. eğer hakaram.çevirmek. eğreti" ariyet . şair (1672-1719). geçici. eğlen[mek Tü? [Kıp. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. a. lider. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan.egemen YT sahibi " hegemonya. boşa vakit geçirmek eğle. DK xiv] eğlen. bükmek.

motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire.durmak. içe doğru yönelme. < Lat exercere. < Lat exsistere ortaya çıkmak.suyunu akıtıp boşaltmak. hane halkı. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. olmak & Lat ex. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir.a. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. yerli halk.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. hawn] kolay idi. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. önemsiz idi. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. uhül] evlendi. ehlî. exercit. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. kavi olmak " ex+. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. içte . haust.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. exhaust.dışa + Lat sistere. önemsedi. iş uygulamak < Lat arcere. askeri eğitim yapmak. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. daha kolay. 2. sıkı durmak. dikilmek. boşalma. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. kalifiye < Ar ahala [msd.] ehillik.çevirmek. liyakat.] kolay. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. tüketmek < Lat haurire. burulmuş döndürmek. boşaltma. uygun. layık. alıştırma ~ Lat exercitium a. ehil/ehl[Kut.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük.a. ehram1 piramidi < Ar haram a. eş(ler). [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd. liyakat. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali. uzak tutmak ~ HAvr *ark. bir yerde oturan kişilerin tümü. ehil.yasaklamak. stat.talim etmek. en kolay < Ar hâna [msd. hamm] merak etti. 2. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. zuhur etmek. bir yere yerleşti. çok ilginç < Ar hamma [msd.] daha önemli. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. arct. bükük. a.

noct. Final -r sonradan türemiştir. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. önde gelenler < Ar akbar [kıy. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. yılan kıral. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. * -r. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür.] daha büyük. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. eklem. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma.] büyükler.] çok büyük. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy.a. a. qillat] az idi. [Men xvii] ek ilave edilen parça. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. ~ OLat *excartare " ex+.] daha az. ek[mek viii+] ek. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. noktürn . ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. tahıl. dışarı). gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. ekim. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. ejderha [Aş xiv] ejdeha. a. Fa az. çok az < Ar qalla [msd. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. tarım yapmak) çevirisidir. Alm aus (dış. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. * Aynı kökten Lat ex.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon.gece " egale. birleşme yeri. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan.ara sesi Türkçede türemiştir. a.

]. 2.a. aydınlık " ex+. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. kaybolma. dinme * Karş. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. eksik kalmak " ek+. bırakıp gitme. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. lip. < EYun oíkos ev. sohbet.a. 2. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. a. dinlenme. [Men xvii] etmek vulg. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. * Karş. derlemek " ek+. kıvılcım.< HAvr *weik-1 klan.gemimürettebatı..] daha mükemmel. ekmek ide. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. vicus (mahalle). işten geri durma. YT okul. çalışmak zorunda olmama. İng school.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. kabile.a.< HAvr *segh. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. karışık < EYun eklektós seçilmiş. ayrılmak. 3. 2. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a. 2. terketmek. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam.bırakmak. vicinus (yakın çevre).geri durma. a. okul ~ HAvr *sgh. mezra). log-seçmek. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. < Lat clarus açık. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. İng ship (gemi) < Ger *skipam.a. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. [ xi] etmek . şimşek. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. . alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci.

dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. eskrim ekrem soylu. daha yüce.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. Çal. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. excels.yükselmek. a. Eğirdir.< HAvr *kreus.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. Alm schirm (kalkan. 2. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. züppe. çarpı işareti. perde). +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. 2. iks harfi. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. 2. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. düzen " ekoloji.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. iktisat bilimi. en çok < Ar .] daha çok. cels. seçkinlik < Lat excellere. culmen (zirve). öne çıkmak.kalabalıktan ayrı durmak. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen.dış. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+.: ekran. dingil EYun âksön a. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. yükselti. züppe. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. İskoç. kâhya. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. (tıp ~ Fr/İng ex(o).

kazmak "ex+. sınamak. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. ~ Lat expressus açık. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a.basmak. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. çürümek. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. < EYun eksistemi. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme.dışa + Lat ponere. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. eksta. yy'dan önce rastlanmaz. fiil biçimine 15. yer veya durum değiştirmek. yy'dan itibaren kullanıldığı halde. & Lat ex. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç.denemek.a.durmak " ek+. tecrübeli.EYun ékstasis 1. a. expert. Çağ xv] < <T *ékşi.a.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. trans . press. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. sıkmak " ex+.(sıkıp) özünü çıkarmak. express. posit. sınamak. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. exposit. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade.eksik olmak < Tü egsü. a. özellikle hızlı tren ~ İng express a. riske girmek " ex+. yer veya durum değiştirme. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere.dışa + Lat cavare oymak.koymak " ex+. uzman < Lat experiri.a. ifade etmek & Lat ex.dışa + Lat premere.< HAvr *per-3 denemek. statik .ekşimek"ekşiü < <T eksil.a. 2. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex. 2. dışa vurmak. [Geom 193+] zait [TS xv. vecd.1.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+.a. net. stâ. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a.eksik olmak. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. direkt. a.

sürmek. çıkarmak & Lat ex. tract. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. a. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. memleket. r. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2.] en dış. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. elçi. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. ordin. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya. ennevm.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. KT. [LO. dışarıda.çekmek. a.ciltte çıkan kabartı.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. ikamet etmek < EYun oíkos ev. ele güne. Ör: şeyh-ül-islam. kalkan taşıyan. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel.dışa + Lat trahere. kaynamak. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o).Ar al harf-i tarif. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. açık mavi. kalkancı. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. t. dışında (~ HAvr *eghs-ter. extract. isilik. dar-üs-selam. s. Göv ] ela göz çakır göz. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. tahta < HAvr *skei.a. t. 2. il el3 . Bah.kabarmak. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. tüm alemi kapsayan. definite article * d. n. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1.sökmek. alaca " ala = Tü ala . konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. traktör ekstrem [sup. a. [ viii] él ülke. sürüklemek " ex+. [TS xiv xiv] ulus. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü.eşitlemek. ş.olarak telaffuz edilir. aequat.dış ) + Lat ordo. Ör: esselam. & Lat extra dışarı.tabla. kaynamak ~ HAvr *yes.

nihai < Ar batta kesti.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi.a. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a.] kesin.iki şeyin arasına sokmak. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. lejyon eleğimsağma [T S. [T S xiv. şimdi. a./ İng electr(o). elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar . sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ. Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o). ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. budun < Tü él ülke.seçmek " ex+. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). millet. şu anda " el3. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü".a. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema. lect. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. kalburdan geçirmek.ttitiz.dışa + Lat legere1. bitirdi. zarif~Lat elegans.

od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. personel. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. a.] acı. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. İng. elektrona ilişkin (1902). yapı taşı. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. " elektrik. unsur. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. unsur. lys. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. kardiy(o)+. EYun elektron (kehribar). elektrod [Bah 1924] électr(o).* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü.Stoney. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. unsur. 2. elim eleman [Bah 1924] öge.çözmek " elektrik. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J.D. hak1 . fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir.

. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. parıltı elveda el3. elect. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere.kapı eşiği" ex+. limin.] 1. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. 2. bükülmez. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . ellipt. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. a. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi.dışarı + Lat limen. adamant. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. elmas * Fr diamant.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. eksiklik.oval ~ EYun élleipsis 1. yüksek mevki sahibi birinin eşi. dışarıda bırakmak . liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse. yenilmez. ellip. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. tam olmama 2. a.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. renkler. sert. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak.eksik kalmak " en+.1.seçmek.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a.a. [ xi] almıla a. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ.] acı veren.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). ~ EYun adámas.] renk. 2. hamd. elti Tü? [İMüh. Kıp xiii] élti hanım. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. çok renkli.] daha gerekli. lip.

balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . embesil imbecillus sakat.] 1.eritmek. kabarmak.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç. eziyet. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . köleyi azat etmek < Lat manceps.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld.viii+ Uy. zahmet.EYun émbryon yavru. a.Fr émaillé [sıfat] sırlı. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). beklenti < Ar amala . kesinti & EYun en. bol. mold (kalıba dökmek). belirlenmiş olan zaman.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd. melt (eritmek).dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş. güvenilirlik. derman em[mek [ xi] em. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd.: em-. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek.satın alan. Tü emekli (zahmetli. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek.a. zor .] belirti. randevu < Ar amara belirledi. xvii Men. emel umdu. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. güvenme.] umut. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. mancip.atmak " en+.içe veya araya + EYun bâllö. EŞKÖKENLİLER: Tü em. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. emek Tü [Or viii] emgek çaba. [DK xv] emekdar < Tü emge. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. 2. xx/a).

emare." Kamus-ı Türki.] 1. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır.kusmak * Karş.] güvenli. çıkmaz sokak " in+2. şey < Ar amara belirledi. duygu < EYun pâs%ö. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. 2. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. salma. buyruk. Karş. empas geçmez.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. engel olma. komutan " [ xx/b] 1. İng vomit (kusmak) < Ger. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek.hissetme. 2. ped. güvenilir " emir1/emr[Kut.ayak " in+1. tedavüle para çıkarma . olgu. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. serbest bırakma < Lat emittere. maslahat. iş. 2. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd.] emreden. path.dışa + Lat mittere. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). gaz çıkarma.Fr émission / İng emission çıkarma.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak. acı duyma " en+. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. emniyet güvenlik.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. ayak koymak & Lat in. miss.+ Lat pes.göndermek " ex+. ped(i)+1 . emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. tekerine çomak somak. direnme.

empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. imposit.a.a.+ Lat ponere.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. hazırlıklı < Lat providere. dolgu yapmak. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. üstüne atmak ~ Lat imponere. mühür < Lat impremere. t. hamile bırakmak. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız. şirket.+ Lat praegnans.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. impress.basmak. baskı. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. doğaçlama & Fr in. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. posit. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. press. 2.iz bırakmak.a.] örnekler. hakketmek & Lat in.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. iktidar " in+2. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. izlenim ~ Lat impressio a.Lat impressum damga. İng permeate (içine geçmek.değil + Fr provisé öngörülmüş. Allah " emir1. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük. hak1 emrivaki olmuş " emir1.+ Lat premere." in+2.a. doldurmak. provis. nüfuz etmek). per+2 * Karş. & Lat in. & Lat in. a. sıkmak " in+1. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ. . cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. girişim . impress.koymak " in+1. < Lat imprimere. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in. damga ve mühür basmak. içine geçmek < Lat meare geçmek. müteşebbis < İt impresa marka. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı.

. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. öz.a.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. miktar ~ Fa andâza 1. bitim. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. a. cemaat ~ OFa hancaman a.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. Karş. hancâm.ve emiz.(atmak). emuls. = Ave handâma a.süt sağmak ~ HAvr *mlg. hep ben diyen.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1.a. beraber. kestirmek.a. boy-pos.a. 2. uzuv. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a.< Lat emulgere.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. ölçü. eklemleme. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. kol ve bacak. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o).olmak üzere iki varyanta sahiptir. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ.] ~ Fa ancâm son. 2. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. handâz. (= Sogd andame a. < OFa handâ%tan. Yeni Farsça andaçtan. içeri.< HAvr *melg.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a.emdirmek < Tü emiz-/emzi. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. muls. a. < OFa hancâftan. oran. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı.ölçmek. " ex+ * Karş. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men. beden. meclis. biçim ~ OFa handâm a. a. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü. & OFa han bir.iç. andaz.a. İng milk (süt). a. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ.

< Lat infans. [DTC 1944] sanayide muharrik güç . duct.konuşan < Lat fari.değil + Lat fans.+ Lat ducere.inmek. 2. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere.+ Lat *dex.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce.parmak " in+1. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. ifşa etmek < Lat index. faal < EYun érgon iş. fant.] daha nadir. yol açmak & Lat in. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. indic. taşak < Tü én. işaret etmek. çalışarak ortaya konan şeyler. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1.yaymak. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. bir yerin halkı " en+. 2. t. iç taraf. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. Yus xiv] . induct. çocuksu ~ Lat infantilis a. indic. içyüzü.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters. Lat internus (iç yüz). sermek.)" inter+ * Karş.sevketmek. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç. sanayi ~ Lat industria gayret. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1. çalışma " en+.henüz konuşamayan çocuk. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. dig.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. bebek & Lat in. [Bah 1924] iş yapma gücü. -e götürmek. dizin ~ Lat index.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. çalışkanlık. içinde (= Sans antara a. fatsöylemek " in+2. kaygı endişe [Yun. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. etkinlik < EYun energós çalışkan.a. ilçe. fabl . memleket.sevketmek " in+1.a.işaret parmağı & Lat in. bağır < Fa/OFa andar iç. EYun énteron (iç organlar).

kop. iltihaplı < Lat inficere. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. iniş ~ Yun ankinára bir sebze. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır.batırmak. dip.a. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+.a. şişirmek ~ Lat inflare a. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). = Akad appu a. < EYun köptö.enfarktüs in.a.a. tutan şey [EvÇ.+ Lat facere. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. derin.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği.kökünden. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. infect. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. her ikisi HAvr *angwhi.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. arıza ~ EYun enkope a.] daha nefis.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1.tıkmak " in+1.+ Lat farcire. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. 2. . şişirme. " en+. & Lat iniçine doğru + Lat flare. farct. 2. kırmak. engin <Tü [MMem xvi] 1. fact. Ancak karş. flat.şişme.a. bulaştırmak & Lat in. tuzak. yarmak ~ HAvr *kop-a.yapmak " in+1. Lat anguila.a. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek.kesmek. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak. piyasadaki para arzını şişirme.üflemek " in+1. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık.

sorgulamak & Lat in. mahrem " in+2. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak.soruşturmak.dikmek.sormak " in+1. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp.a. haram. duruş " statü . kurmak < Lat status durum.+ Lat quaerere. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans. dikmek. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ.] yardımcılar.durmak " in+1. institut.] yıkıntılar.koymak.* Karş. özellikle Hz. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune. izleyiciler. hazır olmak & Lat in. 2. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. inquaest. soruşturma. a.+ Lat iactare atmak " in+1.durdurmak.a. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. hazır. & Lat in.değil + Lat castus temiz. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. şimdiki < Lat instâre durmak. kurmak < Lat statuere. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. statut. t. stat.a. varolmak.elde olan. kurum < Lat instituere. < Lat inquirere. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. Fa kangar (yaban enginarı). paye vermek < Ger *stalljan koymak. quaest.+ Lat stâre. jet enkaz nuqD yıkım. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık. sınırı aşan & Lat in. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1.

oluşturmak. enternasyonal uluslararası" inter+.germek. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter. darmadağın.+ Lat struere. intens.dokunulmamış. struct. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. < Lat instruere. bağ kurmak " inter+. " in+1.a. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. donatmak. a.yığmak. nasyonal [187+] ~Frinternational . strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek.anlayan.] iç çamaşırı. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. idrak etmek. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak. inşa etmek " in+1. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın.kurmak. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar. tact. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. sutyen ) ~ [LO. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. struct. zeki ~ Lat intelligens. gereç. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. tümel. a. paramparça " bent ~ Fr intensif.dokunmak ~ HAvr *tag. zorlamak.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. lect. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1. < Lat intelligere anlamak.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. t. integr. tam. 2.+ Lat tangere.a. bir konunun "içinde olmak". lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o)./ İng enter(o). teçhiz etmek & Lat in. bütün & Lat in. iç etek. teçhizat.seçmek " inter+. donanım.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. anlayış < Lat intellectus a. onarmak < Lat integer. dikmek.

böcek < EYun temnö.a. ente (ben. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. kaynamak. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. saçma.a. hile. ^ 1850 Rudolf Clausius. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. Alm. . aklını çelmek ~ Lat intricare a.. " en+. en içerideki < Lat inter iç. sen.+ Lat tricae dolanıklık. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a.) kalıplarından. vurgu " in+1.rast gelmek. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. Alm. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi.a. bulmak & Lat in.kesmek " en+. invent. eklembacaklı. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ.+ Lat venire. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena.sesinin korunması dikkat çekicidir.] çeşitler < Ar nawc çeşit.a.a. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey. enli kılıç.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. vent.gelmek " in+1. # 1878 Wilhelm Kühne. & Lat in. mayalanmak ~ HAvr *yeus. tom. < İt intrigare karıştırmak.a. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş. fizikçi.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+. & EYun en. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a..

aydınlanma. mezar yazıtı" epi+. & EYun epí üst. lep.a. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. üstüne gelme. < EYun epilambanö. a.a. eis+. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+.a. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi. meme başı dokusu. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. öne çıkma. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. a. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". a. " epi+. epilep. üst. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. oyunda kısa bölüm.a. dem(o)+ epiderm a. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. tutmak " epi+.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. İng upon (üzeri). bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. 2. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi. üzeri). ~ EYun epifaneia zuhur. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı.tutulmak. [ xx/c] bir tür boya . statik.]. 2. stâ. sonra + EYun lógos söz " epi+. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+.almak. aydınlanma. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma.durmak " epi+.

) < aran (adam). topluluk [çoğ. inşa etmek " epos. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü.] büyükler. fazilet. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . Lat virtus (erdem) < vir (erkek).EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. parlak). ulu kişiler. -dem eki belki "benzer. a.(varetmek.dışa + Lat regere. [EvÇ xvii] epri. çoğ. dikleşme ~ Lat erectio a. yıpranmak. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a.olmak. Moğ arad (adamlar.(giysi) eskimek.dikmek & Lat e(x). erek YT [CepK 1935] gaye.a. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. olgunlaşmak. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı. [DK xv] . a.doğrultmak " ex+. < Tü [Uy viii+] erat insanlar. < Lat erigere. rect. ETü kündem (güneş gibi. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. • Tü ét. erect. kalabalık. varolmak. et-. reji .: epri-. dikilme. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme.] * Karş. gibi" anlamındadır. a. hüner [Or viii] erdem . Karş. [Kaş xi] . erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. anlatı [ xi] opra. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. dökülmek. Karş. Karş. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk.

iplik. erg." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. olgun" anlamı düşünülebilir. adam. kadırga. bucurgat.biçimini almışken. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır.a. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er.a. hizmetçi). eri[mek a. ~ Akad argamannu erguvan rengi. ~ Fa . * -en ekinin işlevi belirsizdir. zeveban etmek Tü ergü.a. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. erin[mek üşenmek. letarji. a. şerit < Fa/OFa riştan. enerji.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. ergonomi.a. organize. reş. çalışma). [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. adam.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. Moğ aran biçimi tekildir. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. organ. [Men ] ergen bekâr. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç.Türkiye Türkçesinde eri. argon. metalürji.a. org.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi.a. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. Kaş viii+] érük bir meyve.) Aramcadan alınmıştır. bükmek = Ave *reş. sinerji.eğirmek. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. organik. erg [ML xx/c] érgon iş. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. organizma. ırgat. garson. kızıl mor * Ar urcuwan (a. Alm werk (iş. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. " erg. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. çalışma ~ HAvr *werg. siderürji. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". erkek. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy.

bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek.paslanmak.a.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o). payanda < Ar rakana [msd. yarı-tanrı eros erotik a. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli .a. [TS xv] erken < Tü ért. tan vakti.] direkler.a. Alm.a. iktidar. önemli kişiler < Ar rukn direk. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi.a. [CepK 1935] < Tü ér. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). İng ruddy (kızıl). ^ 1898 Bayer Gmbh. kuvvet.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. Lith raudas.] ruhlar < Ar rüH " . Moğ erke (a. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+. erosçürüyerek tükenmek. tüketmek < Lat rodere. yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. rükün] dayandı. çürümek " ex+. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün.a. rust (demir pası). < EYun (h)éros kahraman. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. Lat ruber.[viii+ Uy] (süre. Karş. ros. ESlav rudu. [CodC xiii] a. erot.. sabah. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç.a. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. yarın.).olmak. Kaş viii+] érte sabah. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere.cinsel sevi.< HAvr *reudh. * Aynı kökten Sans rudhira. hastalık) geçmek. destekler. tam olmak.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a.

Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir.] efsaneler.a. . ~ Ar asbâb [#sbb çoğ.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. yarmak). masal < EYun sátyros 1. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak.] ölçü. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ. işak (a. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ.(deşmek. İng scarf (a. geçmiş " [Kut. parfüm ~ OLat essentia öz. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. 2. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç.] önceki. dost.). 15.] temeller. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es.a.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. eski. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş. bitkisel öz.] sebepler < * 5. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek.a. mitler. Kırg eş. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. mitoloji < Ar usTürat efsane. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ.

kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. kolay < Fa/OFa âsüdan. nişan. 2. a. eskalop pul.dinlenmek.acımak.a.a. dingin.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. [Uy viii+] eşük örtü. İng scale (balık pulu). ayak izi. iz. < EYun es%atos son. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. âsây.) + Lat mobile hareketli" iskele. salim. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. < İt scala merdiven. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf.a. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. " ezkaza "e sk i- . sağlıklı rahat. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. merdiven (~ Lat scala a.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak.kapamak. mobil esen [Uy viii+] esen sağ.] 1. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. eşkâl [Men xvii] biçimler. shell (deniz kabuğu). ilham < Tü eşü.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. esir [Kut.

özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. müsvedde ~ İt schizzo a. eşlikçi / İng escort a. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez.[Kıpxiv]eski-/eskir-. [Men xvii] fakirler. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz.a.] loncalar. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. zavallılar. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. a. usit. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş.a.a. esami. önemsiz.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. garipler.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. ~ EYun s%edios geçici. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. correctdüzeltmek " ex+. ~ İt scorta a. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. sınıflar.. ~ EYun esöterikös içsel. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni. ısıtma. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ.a. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ. hafif tabanlı ayakkabı .] bedbahtlar. ~ Lat schedius a.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak.a.

kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. çoğ. mühür. 2. sicim espas alan. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. . hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. boşluk * Karş. ruh < Lat spirare solumak. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19.a. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. nükte ~ Lat spiritus nefes.duyu-verme. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar.espardillo a. İng space (alan. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a.sarhoş olmak < Tü es. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. ^ A. ruh. belli). < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. Alm. görülenler < EYun aisthânö algılamak. uzay). 2.esmek. ıstampa.a. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. espiyonaj casus. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. duymak. nefes almak/vermek eşraf seçkin. uzay ~ Lat spatium yer. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler.] daha şerefli. Ave aviş (algılanan. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. zekâ. gizler. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. T.].] gizlenen şeyler.

nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . 2.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. a.< Tü e5 varlık.] yafta < EFr estiquier iliştirmek.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. saplamak). Ave taeġa. statü. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. adap. durma yeri. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. 2. itibar. saplamak ~ HAvr * steig. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir. ahlak.a. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t.sivri bir şey batırmak.] şeyler. imal etmek. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek. eter [KT xix] ~ Fr éther 1. dolap rafı ~ OLat *stâticum a. atmosferin en üst tabakası. hükümdarlık payesi. 2. bina katı. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. yanmak .] < Lat stamen iplik.(mızrak). delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. süslemek. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. saplamak. menzil. < Lat stâre. durak.düzenlemek. hazırlamak.

ileri atılmak * Karş. a. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. doğrusu < E Yun étymos gerçek. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut.] taraflar. çalışma < Lat studere gayret etmek. < EYun éthnos ulus.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). -men1. tel fırça ~ Lat strigilis a.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi . euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. çaba göstermek . dört ~ Fr étriller kaşağı. -men2.a.) Eski Fransızcadan alınmıştır.). < E Yun étymon bir şeyin aslı.ulus. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. faktör [CepK 1935] nüfuz. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. kavim ~ Fr éthnique ulusal. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. " ex+ * İng stove (a.a. yöre. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir.HAvr *stud-e. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a.a. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. 2. inceleme ~ Lat studium gayret. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. Karş.a.a. a.a. İng study (a. ~ HAvr *dheubh. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a./ İng ethn(o).a.

İncil" incil evaze vase vazo " ex+. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. tarlada sabanla [ xi] ewlen. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a.a.a. yarık. 2. yeğ < Ar waliya yakın idi. müjde.eve kavuşmak. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ.çevirmek. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. döndürmek * Karş. < EYun euángelos 1. 2. [ viii] ewür.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ. iyi haber..] veliler < Ar < Tü eP " . İncile ait. ~ EYun euangelikós a.a. yakışan. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. Ar ahlı < ahl (ev halkı). a.] daha uygun.] vehimler.] çocuklar < ~ Yun auláki ark. Fr domestique < Lat domus (ev).a. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. devir-. daha değerli. çevir-. yerleşmek.

İtalyanca biçimlerde s. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. file başlayan fiillerde asimile edilir. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir.evirmek. yuvarlanmak. Ör: efficere < exfacere.] birinci. feleğin çarkı [İMüh]. (kitap) okumak & Lat e.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. döndürmek.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. vilayet. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. ilk. ejderha [DK] < Tü evür. eyalet birim.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. salmak.şeklini alır. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. [ xi] kaburga . Fransızca biçimlerde é-. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket.+ Lat voluere dönmek. yuvarlamak " ex-. a. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. taraf.ve devir.a. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-. DK.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. çıkma. evvel [Yus. diğer hallerde ex. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. çözmek. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ.] yönetim. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir. alem ~ Tü evren gök kubbe.şeklini alır. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b.

eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. kemer [Kıp. a. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş.] ilan etme. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. DK xiv] eyle. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. oldurmak. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. a. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle.[xi] a. işe yarar hale getirmek. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. çağrı. [Kıp. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz.[xi Oğ] konuşmak. cümle ezel ezgi bestesi.var etmek. kazımak.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt.yapmak. büyük sofa.sivri bir aletle çizmek. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza. etmek < Tü e5 varlık. .] incitme. [ xi] ez. söylemek < Tü ay. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma.

anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. demet. başak veya kamış destesi.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. bereket.söylemek. f.] acı veren talihsizlik.] çok etkin. görünüm ~ Lat facies suret. .eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+. 2. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. 2. cephe. uydurmak. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. fat. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1.el becerisiyle yapmak.a. a. mesel ~ Lat fabula [küç. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. sima. çehre (argo) yüz. a. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd.] incitme. trajedi < Ar facaca [msd. imalathane ~ Lat fabrica a. Çin hükümdarı. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1.] küçük anlatı.< HAvr *dhabh. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a.a. güneş. facc] acı ve üzüntü verdi.a. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. masal < Lat fari. surat. f. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht.

utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli.yapmak. islam [Kıp. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. a. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf.] onursal < Ar fa%r [msd.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa.] bilgin. 2. f. etken.] artan. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların .yapmak) + Lat similis benzer.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa.] fakirlik. eden < Lat facere. fakr. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa. eden. bilge. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu.] yapan. azgın. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. fact. eylemek.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. yalnız.] azgın. fact.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. yapan.] tuzak ~ Aram pa%%â a. tıpkı" faktör. imalatçı.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. fazla. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. icra etmek * Fr faire. imal eden. etmek. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. bir borca .

Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. kütük. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. 2.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. fals.1. 2. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan.] (hayvan. harman savurma aleti [esk. fact.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . a. "tanrı çarpmış". beceri. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní.İt falso hata. yetenek.EYun fálanks.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . 2. falc. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). falan ~ Ar fulân a. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. tırpan falez Alm fels a. 2. kabarmak " balya falso [KT xix] 1.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. falang. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik.a. kalın sopa. yanlış ~ Lat falsus a. beceriksizlik . familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. 2.yanılmak.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk.].kütük. hata. müzikte yanlış nota. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd.a.]. falang.orak. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. kolay < Lat facere. < Lat fallere. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı.

fantastik. fantezi. fan. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. fanus. fotokopi. hayali. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. [LO.aydınlanmak. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. hayal. görünmek. < EYun fainö.] ölen. gece kelebeği. faz. yok oldu " fena [Kut. gösteriş. fener. fot(o)+1. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. pervane. fantastik . açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. fantazma. deniz feneri. fotoğraf. ışımak. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela.fani faniya öldü. her tür pervane kanadı. Akad paraşu (uçmak. 2.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. pervane < Ar faraşa yaydı.] < Ar farâşat gece kelebeği. Alm farben (boyamak). hayal < EYun fainö. 2. düş ~ EYun fantasía görüntü. fenol. aydınlatmak.< HAvr *bhâ-1 parlamak. fan-1. 3. 2. trifaze EYun fôs : fosfor. aydınlanmak.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. fâo (ışımak). t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. kafatasının yan kemikleri. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir.a. faraş [Men xvii] 1. İng wool (yün). faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . fenomen. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. . fot(o) +2. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. fener ~ EYun fanós a. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. foton. Aynı kökten karş. Lat vellus. kanat açmak).

f. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. frag. EYun frâsso.] 1.a.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf.tıkmak. faryng. sıkmak.(daraltmak. f. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1.] ayırdetme.< HAvr *bhrekw. farcttıkmak. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. böldü (= Aram #prq ayırma. dağıldı fas a.faraziye utopie karşılığı. 2. kural koydu. yayılma < Ar faşa açığa çıktı.] (sır) açığa çıkma.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. çitle çevirmek). Fr < Ar farD [#frD nsb. 2. boğmak. tayin etti. ayrım < Ar faraqa ayırdı. sıkışık). kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. ödev. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa.a. ayırdetti. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. cephe ~ Lat facies . sıkmak. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. belirledi. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. farika fariza kılınmış şey. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. 3. dolma yapmak ~ Lat farcire. uzaklaştırma. 2. yayıldı. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. işaret. dini ödev " farz [Kut. çentti.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. varsayım < Ar faraDa 1. çentik. din veya yasa kuralı.

2. yüreksiz adam. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd.a. bölüm. imalat. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. önemsiz. # 1919 İt. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. geniş. aralık.] fesat eden. yapım.] malum sebze. 2. usul ~ Lat factio < Lat facere. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. çete ~ Lat fascis 1. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. fact. bozuk < Ar fasada bozuldu. 2.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. fasH] yer açtı.] açık. sıkıca birbirine bağlı grup. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. < İt fascio demet.] haşere. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. fasikül ~ Lat fasciculus [küç.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. fiğ.] küçük demet < Lat fascis demet. vicia sativa . ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş.] doğru yoldan sapan. böcek.a. fact. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. yapış şekli. araya girdi.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. kolaylık. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. böldü. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık.] ara. kolay < Lat facere. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan.] bölme. demet. dönem. f.] haşerat < Ar fisfisat [onom.

kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek. iğrenç.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. a. saygı göstermek. desteklemek ~ HAvr *ghowe. ecel < Lat fari. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. alkışlamak < Lat favere. nasip olan. bozuk. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. yapım. 3. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç.< HAvr *pü-2 çürümek. fact. yanak sakalı. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1.saymak. istifade. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. faut. 2. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. çirkin. yetmemek ~ Lat fallere. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful.pis. hatalı olmak. imalat. müstefit . fayda Ar fada yararlandı.a. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. yazgı.] açan. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. örnek. 2. 2. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. a.] 1. kader. fatura [LO xix] nümune. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. f. 2. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. ifade. f.] yarar. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. fals. kokmuş ~ HAvr *pülo. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. açan şey.tarafını tutmak. tercih edilen. kaçınılmaz.

çok geldi.< HAvr *bheidh. f. ~ Ar faDlat [#fDl msd.a. ~ HAvr *paswr a. kurtulmalık. bedel ödedi (= Akad padü a. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu. [Basirt 1873] payton . feci ~ Ar facîc [#fcc sf. musibet. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik. ant ~ HAvr *bhoidhes. fidye.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. ~ Ger *fûri. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. sözleşme. çok oldu.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö. keserek .a. özellikle şarap tortusu. aştı.] 1.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda.a.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!.a. (bir şey uğruna) bedel ödeme. yardı feda [Kut. 2. fa. üstün idi fe+ ~ Ar fa için.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. artık. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton .] trajik. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf. foederittifak. kavrama < Ar fahama anladı. ekstra < Ar faDala [msd.] kırma. faDl] arttı. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. birleşme < Lat foedus. feda etme < Ar fada feda etti. bedel.a.] acı veren olay.] üstünlük. keserek açtı (= Aram #pkk a.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre.) ~ Ar fahm [#fhm msd. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. fidye federasyon [ 185+].] ölçünün üzerinde olma.] ~ Ar fakk [#fkk msd. f. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ.a.ışımak.

geri dönme .emziren < HAvr *dhe. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. savaş meydanı (~ Ger *felthu. falH] yardı. emzirme). ustalık < Ar fanna becerdi. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil.] refah. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. Gül xiv] hüner. toprağı sürdü. bilgi" fil(o)+. zail olma. [Aş xiv] ölüm. fellah falaHa [msd. a.] beceri. güvenlik. felaket [#flk msd.emzirmek. fetus (hamilelik). zail olma. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. [Men xvii] vulg. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. başarı. huzur. 3. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. kötü. talih.felah [Aş xiv] mutluluk. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd.] 1.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. akşam < Aram #pny dönme. baht ~ Aram pelekâ çark. çark. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. kadınsı ~ Lat femininus a.] çiftçi. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. fena [Kut xi] yokolma. kararma = Aram psnây gün dönümü. hüner.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". yıldızların döner küresi. alan ~ HAvr *pelstu. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. çıkrık. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd.düzlük. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. 2. sanat.] yokolma. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd. afet. ölümlü dünya. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd.

Ar fann beceri. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. ileriye. dişilik . görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn.] küçük lamba < EYun fanós fener. parıltı. beceri. < Ave hvars. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey.] yarık. surah) > súrya (güneş). yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. gün ışığı. Alm vor. (= Ave hvarsnah. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. ~ Ar farâğat [#frġ msd. ışık.a. gemi feneri fanári(on) [küç.a. fer+ ~ Fa far. olgu. gen.güneş * Karş. kurnazlık .a. fi.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. tüketti.a. hile.a.a. Aynı kökten Lat prö. svárn?ara. vakum.a. parıltı. İng fore. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur.] 1. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak.güneş ) ~ HAvr *saswel. 2. ihtişam.öne. ihtişam).)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. = Sans prâthu a. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. boşluk. manto . [Kan xv] .fenafillah fena.a. ağız. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı. farc] açtı.~ fra. Sans súvar (güneş. ~ HAvr *pro-/prö. açık ~ OFa frâh a. yardı.(nur. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.

sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın. güruh. mayalanmak ~ HAvr *bhreus.ferda prâtâr erken. ileri + EFa mâna-düşünce.ön.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. pek. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . ferman [Aş. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. hüküm. sabah ~ OFa fradag a.a.a.ön. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. 2.a. taşımak ~ HAvr *poreyo.[sup.] askeri birlik. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1.a. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. ~ EFa parasang.] en önde < Ave frâ. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". düşman * Lat praemonere (uyarmak. & EFa fra. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam.kaynamak.a. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a. öncü. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. önce )" fer+ * Karş.a. bread (ekmek). müfreze.a. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. hükümdar iradesi ~ OFa framân a. İng brew (mayalanmış içki). mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. broth (haşlama). emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. İng first (birinci). takım. tümen komutanı [Men xvii] bölük. yol göstermek) fiili eş yapıdadır. a.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a.a. akıl" fer+. bot2 ferik subay. birinci. ~ EFa framânâ a. (= Ave fraeşta.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

teleferik < Lat funi culus [küç. dal budak sarmak ~ Lat fundere.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. halat. 2. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. fus. < HAvr *dhü-mo. (kabarık şey). dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. tütsülemek ~ Lat fumare a. tel < Lat funis ip. dibe atmak. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ.a.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. (bitki) bolca üretmek. saçmak. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . 2. erica ~ Yun foúnta püskül. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak .] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . esas.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. dağıtmak. a. tepelik. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. sorguç. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır.] ince ip. dumanla terbiye edilmiş. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. duman rengi < Fr fumer duman tütmek.1.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. dökmek.

futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. dindi. oluşmak. metal erimesi. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. şair < Fr future gelecek. erimiş metal dökme. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. eylem haline ara verdi. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. 2. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ.] tembellik. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö.dökmek " fondan .] haddini aşan.] lüzümsuz. artık.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. İt. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. fazlalık. gençlik. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. İslam ülkelerinde 12.] dallanma. gevşeme < Ar fatara gevşedi. 2. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. ~ Fr fusée havai fişek. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. çılgınlık. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . kaynak yapma.a.] 1. fus.

~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod.] zalim. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) .] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd.] bilgisizlik. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. anlayışsız. Fr.] bilgisiz. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş . yolculuk gabari *garwian kalıplamak. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. dolanmak + EAlm vart gidiş.

dışkı < Ar ğâTa battı. çukura girdi * "Gait. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. [DK. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa. f. 1924). 2. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im.a. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. 2. a. a. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. kemerli koridor. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. yanlış. / OLat galeria a. üşüştü[msd. madenlerde yeraltı tüneli. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. f.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. 2. yenme < Ar ġalaba üstün idi. galak. < EYun gála. tuvalette yapılan şey. Yeni Türkçe Lugat.a. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. [Bah 1924] koridor. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie.] önemsemezlik. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. göden.] hata. ~ EFr gale dans.Samanyolu.. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu". Gül xv] unutkan.süt ~ HAvr *glak-t.a. hela çukuru.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. yerde bulunan çukur.] 1. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. umursamaz. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak.] sayı veya güç bakımından üstün olma.. ağız tıkacı.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. . tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. gafil [ xi] . dikkatsizlik. gülmekten tıkanma.] 1.a.a. ~ İt galleria a. ucu çengelli sopa.] habersiz. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. insan dışkısı.] burada olmayan. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. galact. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. g$awl] < Ar gül gulyabani. festival ~ İt gala a.

sabo < öz Gallia Galya. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. müzikte do sesi.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. koyu. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. ġilZat] kabalaştı.] yenen.] sıkıntı. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. keder. gam1 [Kut.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf.] galip ihtimal ile. ^ Guido d'Arezzo. ~ Yun gámma . karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. 1050). müzik kuramcısı (ö. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. üstün " [Yus. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. 2. İtal. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf.] kalın.a. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. gizledi. karamsarlık < Ar ġamma kararttı. a.

2. [LO ] a.vurmak.a. gitmek gani [Aş.< HAvr *weis.vuruşma < HAvr *gwhen.] 1. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. göz kırpan. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek.. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve.a. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci. göz süzerek bakma. İng to win (kazanmak) < Ger.a.yürümek. (göz vb. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o. kazanan. 2. 2. yy'dan önce kaydedilmemiştir.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. çimdikledi. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. çimdikledi. yağmalamak * Karş.a. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. f.a.] savaşta ele geçirilen mal. gözetmek. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız.düğün.dönüşümü tipiktir. mal. öldürmek) + İng boat gemi " defans. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois.. yağma < Ar ġanam 1. kafile [esk.> Fa d. işve.]..) kırptı. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma.Ar gammaz [#ġmz im. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. sıktı. korumak ~ HAvr *wer-4 a. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak.a. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. İng to gain (kazanmak) < Fr. ~ HAvr *gwhn-tyâ. sıktı. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. [KT ] a.> Ave z. . göz kırptı. haydut ^ y. 2. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. koyun. HAvr g. ġamz] 1. elde etmek.] zengin.a. 2. [Men ] a.< HAvr *gems. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst.kazanmak. işve < Ar ġamaza [msd.

korunma. güvence veren < Fr g(u)arer korumak. gözetmek.a. wary (uyanık. gözetmek.] gariplik. yolcu. nöbette). önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. korumak). ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . Fr regarde (bakmak). ğarb/ğurûb] uzaklaştı.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. < Fr g(u)arer korumak. wehr (savunma). nöbetçi / Fr gardien a. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. gözkulak olma. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. a. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. a. İng aware.a. çevrili) + İng party " gard. egzotik. garip [Uy. ~ HAvr *wor-to. Fr gargariser (gargara etmek). garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. ğarâbat] yabancı idi.] a. yabancılık < Ar ġaruba [msd. Tüm dillerde onomatopedir. kasıt. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek). ayrıldı. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. korumak ~ Ger *ward. Fr garde. < Ar * Karş. roba gargara ġarġara [onom. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. a.< HAvr *wer-4 a.a.a. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. EYun gargarizo. bekçi < Fr garder bakmak.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. Lat gargarizare. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd.] yabancı.] amaç. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. İng guard/ward (nöbetçi).

] 1. savunmak < Ger *waran gözetmek. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. erkek çocuk. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. boğulma. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. çırak ~ Frk *warkjo işçi.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun .* "Fakir" anlamı 17. çırak. Batı < Ar ġaraba ayrıldı. 2. uzaklaştı. el koydu. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. gurup.çalışmak. güneş batımı.a. hizmetçi dairesi. hizmetçi. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. 2. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. 2. hizmetkâr. garip. tuhaf olma) türevseldir. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . suya dalma. garp. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır.Fr garniture donatım. oğlan. gurbet. boş " gaz1. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış.] 1.] gaspeden.]. vale ~ HAvr *werg.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. 2.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. uşak. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. armatür [esk.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. kurabiye.

bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı.a. havagazı lambası ~ Fr gaz a. [İM665 187+] havagazı.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos .ve a(n). Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. Yus xiv] haysiyetine dokunma. neşeli. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. dökülen < Nor geisan akıtmak.] baştan çıkma. (sıvı) dökmek. 2. son derece " gaye gayret [Aş. kötü yola düşme. lokantacı" gastr(o)+.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef. diğer ~ Fa ġayri -den başka. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. Karş.] kıskançlık. irrationel > gayrıaklî. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. immeuble > gayrımenkul. qawd/qiyâdat] önayak oldu. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. fanatizm. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. B. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. van Helmont (1577-1644) Holl.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. amaç. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu.] muhabbet tellalı.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. Aş.

] akın. akın yaptı.] Gazze'ye ait. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb.] 1. a. Venedik devletinde bozuk para birimi.a. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. gaza [Kut.a. köwrüğ/küwrüğ (davul). • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür. Gül8 xiii] kızgınlık. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. şişkin. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. a. Trkm gebe (balon). [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek.] rafine edilmiş petrol. metelik. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz.] flört etme. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. . petrol lambası. öfke < Ar ġadiba kızdı.a. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. gayret etti. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. saldırı < Ar ğazâ 1. Karş. benzin & İng gas1 uçucu madde.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç.) Fransızcadan alınmıştır. yağma. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa. küwre (şişmiş ceset). DK. baskıncı. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. çabaladı. kabarmak. 2. küwij (içi koflaşan ağaç). içi boşalmak * Karş. istila etti gazap [CodC. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1. köwtünğ.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. gazi [Kut. evcik. 2. 2. kulübe. aşk sözleri. Tü küwen(şişinmek).

geçim <Tü [Bah1924]1.(gecikmek. xix LO).birlikteyaşama. gerideki. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. yy'dan önce rastlanmaz. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. Türkçe gebere biçimi 20.[xiv Kıp] delmek. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır.a.aşmak.a. geri. . 2. oyuk. uzlaşma. gebeş kabş teke.xvii Men. [ xvi] safta bir askerin yeri. maişet <Tü geç-" geç- * Karş. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. hamile olmak. yarık açmak. * İng caper.a. [Çağ xv] geber-şişmek. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom. capparis spinosa ~ EYun kápparis a.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber. ~ Aram qapar a. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. geç vakit. cevşen . öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. geçim (bir tür zırh. dün <Tü [Kıp xiv] kecik. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş. geç) ve kısa açık e ile keç. pehlivan.ekiyle.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki.şişmek.geç olmak < Tü kéç. delik. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik.a.

ırk " genetik * Karş. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. sandal.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. yavru. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. gener-soy.a. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. İng gene (/cm/). suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f. .) < cirs (gelin) çevirisidir. KT xix] büyümek. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. [KatipÇ. Fr gène (/jen/). genel < Lat genus. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş. bol" geniş * Fr général (a. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a.a. Avst.a. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. şakayık-ı numan. general [LF xvi] .

(= Ave vart. DK xiv] zifaf çadırı. üremek). yaygın. generare (doğurmak. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. kalıtımsal. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. yaymak yaymak/yayılmak. ırk < EYun gígnomai. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne. uzatmak veya yayılmak. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. otağ. ward. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. * Aynı kökten Lat gignere. gerdek evi tabir olunur.Fa girdak kral çadırı. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . ırsi ~ EYun genetikös a. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü.a. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. < EYun génos soy. genus (soy.dönmek ~ OFa waştan. = Sans vrt.ve isim eki -ğ ile.çekerek uzatmak. vasi. babası olmak). boyun < Fa gaştan. 2. Alm werden (dönüşmek). gens (soy. döndürmek). genius (doğurgan ruh).a. nasci < gnasci (doğmak).. 18.a. ger[mek Tü [Uy viii+] ker. küme. çadır " gerdan . daire.yaymak.a. ) ~ HAvr *wer-t. Yus. ırk).dönmek. " je(o)+. a. gard. kavim). ki zifafhanedir. inanılır. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. eksen.a. dönen. bol uzak < Tü *ke. * Geçişsiz fiil eki -n. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru.(doğurmak. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r.a..a. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. a.a. Ar cins Yunancadan alıntıdır. güvenilir. güvenilir. gerdek [İdr. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. gen. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. otağ.ile. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı). gen-doğurmak ~ HAvr *gensa.

gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. 2. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. geri.] "küçük savaş".gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. noksan < Tü kerge.a. pislik (< Fa re%tan. kargaşa). Nascher.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. İng cauldron. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş.akıtmak. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. düzensiz savaş. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep.eksik olmak < Tü kerek bol. tezgâh. L. karmaşa. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a.a. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. kılıç. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. Avusturya kökenli Amer. özellikle dokuma tezgâhı " kâr.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. ^ 1909 I. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. rez. döküntü. 2. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. dökmek ) " kavak.a. Alm wirre (kavga. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. tabip (1863-1944).

oymak. geven Tü? [Kıp. dökmek ) " kavak. döküntü. Bur.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . MBah] diş etleriyle çiğnemek.a. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. rez. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.. Tü *keP-2 (şişmek). gevşetmek. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. kabartmak). getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. geviş getirmek * Karş. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.kel(t)ür. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. şişirmek.(1. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. 2. pislik (< Fa re%tan.ekiyle. LO.akıtmak.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. kap. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. lafazan. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. içini boşaltmak. dedikoducu. çene çalan & Fa gap lakırdı.= két(t)ür-. KT. gevre[mek Tü [ xi] kewre. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı.a. zekâ .yumuşamak.a. gevşemek yumuşatmak.a. Karş. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.

[TS xiv xiv] gelür-/getür-a.a. gevşemek yumuşatmak.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . gevşek. lafazan. 2.yürümek..= két(t)ür-. oymak. yumuşamak. Bur. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. dolaşmak . içini boşaltmak. Tü *keP-2 (şişmek). [EvÇ.kel(t)ür. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. her çeşit av hayvanı. şişirmek.a. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.a.a.yumuşamak. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. gevşetmek. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. gevremek < Tü kepiş geviş.1. çene çalan & Fa gap lakırdı.yumuşamak. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. kap. geviş getirmek. gevre[mek Tü [ xi] kewre. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. MBah] diş etleriyle çiğnemek. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. KT. LO. geviş getirmek * Karş. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. Karş. 2. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. dedikoducu. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. geven Tü? [Kıp. 2.ekiyle.(1. kabartmak).

gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş. a.aşırı büyük ~ EYun gigás.a. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak.] besin < Ar ğa5â < Tü két. < Tü kıp [xi] kalıp. [TS xiv] gicik kıcı-/gici.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. model. [LO ] a. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. tahriş. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu.] tahriş etmek. göstermek. yol göstermek ~ HAvr *weid.gitmek " git. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere .görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga. [LO ] gıcır libas yeni. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. dümen < Fr guider yönetmek. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir.[onom. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. < " gacır [Aş.? ~ Fa gıdı deyyus.

[ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. a. KT. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. melce. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. " gü+.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. kaçacak yer.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla.] haset. sığınak.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş.] zenginlik.] kıkırdak veya öğürme sesi . Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan.a.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd.kaçmak. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. bolluk. 2. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. 2. a.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. wirez. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi. kaçma kapısı. LO.a. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. gır. [DTC 1944] makinalı balık ağı. fazlalık < Ar ġaniya [msd. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. ğanâ] ihtiyacı yoktu. bağırsak sesi [ viii] kir. gurez. sığınmak ~ OFa wire%tan. Bah xvii] kaçacak yer. gırtlak.

Karş. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir.< HAvr *kel-1 kesmek.: gider-. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. [LL 1732] giysi < Tü giy. ~ Lat cithara a.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. küçük kapı.] kayıp olma." giy[CepK 1935] esrar. EŞKÖKENLİLER: Tü git. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.örtünmek. ~ E Yun kithára a. 2. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. gidişat.a. [DK. gıyap [ xiv] olmama.]1. gizil YT [Fel 194+] virtüel. a. a. bıçak vurmak " kup . Gül xv] geyesi. ~Frguichet[küç. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. Fa sihtar (üç telli çalgı). a.

2.] a.a. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. buzlu.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. cam gibi < Fr glacer dondurmak.a. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku.zamk. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. Fr.< HAvr *gel-2 soğuk.a. emaye. #Plinius.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. Fr. donuk. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . [ 199+] küresel toptan. bütünsel < Fr/İng globe top. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. genel. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. kimyacı. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. < İng globule [küç. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. ~ Lat gluten. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. glutin. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k.

[ viii] kök gökyüzü. sakınmak * Gücen. kürk palto [Kıp. gofret peteği. < EYun gignöskö. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. ~ EYun gnöstikös bilen. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. gnö.taşınmak < Tü *kö-ş. a.> -ç. +men2 * 14. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği.ekiyle. İdrH.a. göç[mek Tü yükselmek. oba * -ç. yükselmek.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a.< Tü *kö. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö.) biçimine rastlanır.] a. körük" gebe .rahatsız olup kaçınmak. yük taşımak [Uy viii+] köç. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş.kalkmak.kalkmak. [LO. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a.fiiliyle alakası belirsizdir. post. yy metinlerinde göçmel (a.a.a. ve 15.a. yörük. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel.bilmek ~ HAvr *gnö. DK xiv] koçun. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. Kıp.a. a. bilgili.a. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı.

yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. doğurma < EYun gígnomai. bir oyun. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir. körfez. derin kaya çukuru. kargı. sırık < EYun kontós a. [Uy viii+] köm.] mızrak. sırık.gölgelenmek. amaç.a.yola çıkartmak. < EYun gönos/gone soy.a. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. yavru. göndermek yola çıkmak. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1.< Tü *kö.kalkmak. kargı. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız.a.a. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. yükselmek. kararmak < Tü *kön. a. çukur ~ Lat colpus/colphus koy. hedef. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ. yöneltmek. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç. 2. gönder [DK xiv] mızrak. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a. < Tü kölü. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. ~ Mıs kmj-t a. 2.a.a. doğrulmak < Tü *kö. gol Tü [viii]köla.göl gol kale. yola gelmek. husye veya yumurtalık / İng gonad a.a. [ 190+] ~ İng goal 1.içte olmak.

köşe. zil ~ Malay gong-gong a. köşe. gör[mek [ viii] kör.< HAvr *genu. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. göster-. yürek. görev. Fr genou (diz). Abuş.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. Alm knie. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. gösteri. . 2. a. İng knee.("iş görmek" anlamında)" gör-. [Kıp xiv] köre < Tü kör. İng. Alm kinn (çene). EYun genys. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. açı. diz. debdebe İdr] güzellik.a. ~ HAvr *gönu-ya. 3. çene. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. görkem. gösterge. göre. ruh " gong çalgı. 2. görsel. işlev < Tü gör. açı * Aynı kökten EYun gony. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. gözük-. gözet-. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki.1.a. İMüh. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. görece.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. görümce.a. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. görkem YT [CepK 1935] haşmet.

görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör.[xiii İM] bakmak. [KT xix] 1. [Kaş. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. beylik vermek . [Fel 194+] olay. bozuk. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca.xi). kölük (sırt. [Uy viii+] taşımak. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. . sırt. fenomen < Tü görün. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. Kaş viii] köz a. ayrıca falcı. 2.özellikle yukarı taşımak. yamuk. yükseltmek. a. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde. [DK xv] < Tü *köptün. İdr xi] kıç kalkmak. tercihe şayan. ilkel [xv]. insan veya ağaç gövdesi." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. yük yüklenen hayvan . Uy. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. yüksek. yamulmak. [Kıp xiv] kevde/kövde .xv+ Çağ). şişirilmek < Tü *köpüt. haremde padişahın seçtiği cariye . yükselmek. yükselmek. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. 2.içi boşaltılmak. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got." gör- [Or.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. görüngü YT [CepK 1935] tezahür. Karş kötki (tepe -xi). arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. sırt. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek.kalkmak. kötermek (yükseltmek. özellikle hayvan sırtı. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. 2. sol < Fr gauchir bozulmak.

kaynak. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak. mineralojist < EYun grâfo yazmak. Alm." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. 2.gözlemek. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır.ekinin işlevi açık değildir. -etle. gözük[mek Tü [Uy. kazımak. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi. oymak ~ HAvr *gerbh-a.a. " +graf grafik . Kıp viii+] közün.görünmek. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. hakketmek. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak.ekinin niteliği belirsizdir. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. [DK xiv] gözük-< Tü gör. .yürümek. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed.< HAvr *ghredh. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. kademe. derece ~ Lat gradus adım. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır.]. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner.göze <Tü [ xviii] pınar. -ük.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin.

harf. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. grenli < İt grano tohum. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. t. harf. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. 2. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. ~Frgrandduc büyük düka. kayıt + EYun fbne ses " gram.1. fon(o)+ gran güçlü. ~ İt granito taneli. harf. 2. yazı. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. tane. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. t. t. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. yazı yazma işlemi.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. zerre ~ Lat granum a. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir.a.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. granül < Lat granum tohum.a. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). Amerikalı mucit & EYun grámma. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. yy) . gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. yüce.a.yazı.

~ Lat crassus semiz. gren gros+ grossus a. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a.Frk *grippan tutmak. kaba. şişman ~ HAvr *gwres. iri ~ OLat grizu . greyder/grayder [ xx/b] kazımak. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". fruktoz * 17. yağlı. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. a. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu.Fr grisou a. yağlı. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi.tutmak.yağlı. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. pençesine almak . partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak. & İng grape üzüm.a. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. koyu. tırmalamak.a.

a.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez.a. gömülü " kripton grup . coprophagy. zıt olma). * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek.] yumuşak meşin. saklı.ayrılma. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. Aynı kökten Alm wider. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw. öte yanda olma.ayrılma.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi.a. ürpertici. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu.a. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd.grosa [ xx/a] büyük. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. gazap gösterdi" gazap * 20.~ OFa wi.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç.a. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f.a. niyet. kaba. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. İng coprophilia. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. withstand gibi kelimelerde . tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. mahzen ~ EYun krypte gizli. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet.(withhold. * Karş. withdraw. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. sertlik. . ~ HAvr *wi.a. İng with. a.(güçlenmek. dehliz ~ Lat crypta dehliz. küme.

~ Fa gul çiçek.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). altın. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. bülbülün güle yakarışı. uşak. İng gold (altın). uşak ~ OFa kötag a. gü.söylemek (= Ave gaub. kazan ~ Lat cucuma a.a.güdük [BK 1799] boyu kısa.] merhamet.a. a.a. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. a. "Allah Allah" nidası. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. 2. su akma . özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan. gülbank ~ Fa gul bâng 1. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. küçük yavru.a. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. güldür sesi onom yanma sesi. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida. Karş.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. genç hizmetkâr. 2.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş.

Yus xiv] ~ Fa günâh suç.a. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. zarar vermek. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. a. kendisine gülünen kişi. ) gün Tü [ viii] kün gün. maskara. gülle (= Sans göla/gölaka top. a. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi.güler görünmek. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). suç işlemek ~ EFa vinath. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. sahra. + Fa biyâbân ıssız yer. yaban " yaban güm. " gü+ * Erm vnas (zarar. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle. maskaralık. tazminat gerektiren eylem . günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . güneş.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a.OFa winâh/winâs a.a. gündüz günah [Aş.a.a. top mermisi. 2. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret.

Tü [ xi] kür cesur.).güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. kıvrak zekâlı. a. [ xiv] gür sağlam (kişi).Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. a. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine . küreççi.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. EErm garbeni. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. bahadır. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii).savaşmak. becerikli. carpinus ~? < Tü *küre. yabancı ülkede olma.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr.a. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. sık. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. . ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne. yiğit.kabadayılanmak * Karş. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. -dem ekinin işlevi belirsizdir. bahadır. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. aktüel. Lat carpinus (a. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. Yun gábros. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi.aydınlatmak.

insan topluluğu (= Fa guröha top. 2. boy abdesti ~ Fr goutte 1. 3. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. 2. mürşit ~ HAvr *gwrs-u.a. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. a. manevi danışman ~ Sans gurú 1. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir.) ~ Fa gurz ağır topuz.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. a.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. Karş.] yıkama. küre. hoca. güveç Tü? [TS. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. .gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. muhterem. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. DK xiv] OFa warz/wazr a. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. a. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. öğretmen. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. küme.] aldatma. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. değerli. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt.tadına bakmak. beklemek. ağır. damla. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. (= Ave vazra.gözetmek. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd.

söyleyiş. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. * Karş. yol < Fa guSaştan. [Kırg ] közöl a. Moğ kübeğün (erkek evlat). söyleyen < Fa guftan.mavileşmek. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. kaplama. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). ETü körk/körük (güzellik. [Kıp xiv] köğercin . gökçek (güzel). -el ekinin işlevi açık değildir. yönetmek ~ EYun kybernâö a. a. TTü görklü. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz.söylemek. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen.mavimtraklaşmak. +gâh . widâr. böbürlenmek. aperitif * Aynı kökten İng cover. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). güya gü. örtmek ~ Lat cooperire a.şişinmek.a. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. a.. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+.a. geçit.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek.a.geçmek ~ OFa widardan.misafir gelmek. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. gu5ar. laf. [DK xiv] gözel. Fr couvert (örtü). guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. Men xiv] < Tü *küde. [ xi] küwen-< Tü *küPen. a. göğerişmek < Tü köker. [TS xiv-xv. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. = Ave vîtarsm öte. [Arg xvi] güzel. görünüş). damat. göğermek < Tü kök * Karş. [Çağ xv] küzel. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. iç güveysi gelmek.

hacim " hacim . tanıdı.a.] kabarcık. a.seçmek ~ OFa wizîdan. ileri).] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez. haç 2. direk. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat.] kötü niyetli. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme. tohum haber [Kut. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. güzide [ xiv] guzîn. ] sevgili.] bilgi. seçkin < Fa guzîdan.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. çarmıh [Aş. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. tümsek.] kötülük. DK xiv] (~ Fa %aç a. Hubb] sevdi habire hay. tane. wizîn.a. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. yaşamak. Alm weiter (öte. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. çevre < Lat habitare ikamet etmek.a. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e.a. kazık. sınadı.) ~ Erm %aç' 1.a. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd.< HAvr *ghabh.

yasakladı. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. tümsek.] çıkıntı. haczetti had/hadd[Kut.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. tutuklama. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa. sınırlama. el koydu. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. limit < Ar Hadda 1. ihdas . kapatma. sınır koydu. keskinleştirdi. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. bilenmiş. 2. sınırladı.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd.] 1. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. vaka. haciz < Ar Hacaza engelledi. boyut. 2.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı.] 1. bıçağın keskin ağzı. kapattı. 2. kapsam. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. a.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. 2. biledi. el koyma. 3.] hizmetçi" hadim haddizatında had. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. bağladı. son derece öfkelendi. [Kut. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa. sınır.] gereksinme. sivri (bıçak. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. hadise.] engelleme.] keskin. havadis. Hudü6 ] oldu. kapatma. olay.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi.] kısıtlama.

] saklayan. İng seven. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy. saklayan. EYun heptá. gizli polis örgütü. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf.Ar HâfiZat [#HfZ sf. Lat septem.a. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi. titreme < Ar %afaqa titredi.hadise şey.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. f. Dan. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. * Aynı kökten Sans saptá(n). f. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. sır.a. bilge < İbr/Aram #%km bilme. sır. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. Alm sieben (yedi).] gizli kapaklı şey. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd.) ~ HAvr *septm a.] gizli < Ar %afiya gizlendi. Ger *sebun. hafıza saklama yeteneği. süre " haf. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] koruyan. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. f.] hıyanet eden " . ~ Ar Hafıd [#Hfd sf.a. bellek . hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. palpitasyon.

] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. 3.] yargıç" * İng khaki (a.karışmak.] aşağı. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd.] oyma. Aş xi] [Kut. âmez. karıştırmak) & Fa/OFa â. f. haklı idi. gerçek idi.Ar Haqârat [#Hqr msd. aşağılama . Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. hakaret [ xiv] 1. 2. kazıma.] sahip olan. uygun ve yerinde idi. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. doğruluk " hak1 hakim yargılayan. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka. .] hakir olma. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir. elde tutan " hak1/hakk[Kut.] doğruluk.a. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. katılma.karışmak. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.a. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir. 2. hakikat < Ar Haqqa 1.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf.yönelme. doğru idi. hakikat gerçeklik.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. hor ve hakir olma. tahkir etme. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut.

kablo. giysisini çıkarma. tahavvül. dönüştü. hasbıhal. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. varoluş evresi. azat edilme < Ar %alaSa arı. salon. bir hale büründü. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. hukuka [DK xiv] yenmek. doğru. gevşetti. yöneldi. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd. havil. derhal. bir hale geldi. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş.< HAvr *kel-2 kapatmak. hile. mütehavvil. hal1. varolan durum " hal1 halas [Yus. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. kâr halat kalod. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf.] şimdiki zamanda.] 1. halâ. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. istihale. havali. 2. binek hayvanından indi. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. 2. örtmek.] hakkedici. saldı. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı.] çözme. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. Hall] 1. arındı. . şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. kurtuldu. evrildi. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. oylum < HAvr *kol. lahavle. ihale. < Fa Haqqânî [nsb. görünüm. bağlı olan bir şeyi açtı. kurtarma + Fa kâr eden " halas. bir hal aldı.] 1. soyma. çözdü. halet. 2. çözüm < Ar Halla [msd. durum. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. yolculuğu sona erdirdi. ilmihal. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd.] kurtuluş. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. havale. 3. kondu. halihazır.hakkâk oymacı. temiz.] adil. berrak idi. arzuhal. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd.

yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi. ahali. hasar. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. a. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. f. ay ve güneşin yüzü.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. mahlukat. [Neş xv] halk.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. Yâküt (ö. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. çember.] hal. 2.] canlı varlıklar. haliç halife geçen. (yemek) arttı.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut.) cariye. geri kaldı. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. Allahın . koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. [Men xvii] (vulg. deldi halet halhal [onom. * Nihai kökeni belirsizdir. bozuldu halel Xalla bozdu. hizmetçiler. Aş xi] [DK xv] kal . yırttı. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a.] yaratan. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. bayatladı. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen.] boş. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. hane halkı. Aş xi] canlı varlıklar. halayık [Kut.] ayla ~ EYun (h)álos daire.Ar xâlin [#xlw fa.] körfez.

halim yumuşaklık. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf.doğuran " salam. tarihçi. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. halka. halo.a. İsp. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. kısım < Aram #%lq pay etme. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd. halk) deyiminin tam karşılığıdır. ölçme. ahali (= Aram %elqâ pay. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a. ring hallaç [msd. Orta Amerika yerli dillerinden. bir yana ayrılan kısım.a.) + EYun genes. . & EYun (h)áls. tatlılık.]. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa.] çember. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. 2. DK xiv] [Aş.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. genet. kimyacı (1779-1848). pay etme. 2. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. pay.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. İsv. işlenmemiş. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. saf.tuz (~ HAvr *sal-d. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım.a. Aramice sözcük EYun demos (1. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. biçim verme ) halka baklası. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. silah kabzası [esk.] karışım. ~ Taino hamaka a.] arı.] yaratma. bölük.a. 2.

kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. Muhammed hamdüsena hamd. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. evrak çantası.] övme. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. haminne » " hanım. akkor oldu. yüklendi . ısıran.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. sena hami hamil hamile taşıyan. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. 2. hamdüsena.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im.] taşıma. Aş xi] ateşli gayret. hamd. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". derli toplu. ~ Ar Hammâl [#Hml im. hamd < Ar Hamada övdü. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa.] taşıyan.] ahmaklık.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. titiz hamaset cesaret. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah.] 1. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır. ılıca.] coşku.

Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı. kervansaray han1 yeri. [EvÇ xvii] xapsi a. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. maya. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf.hamle atılma. gırtlak. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. = Akad gangaritu a. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd.] yüklenme.a. konak ~ Fa/OFa %ân hane. a.a. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf.a. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a. şarap). dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a.] boğazın üst kısmı. han1 yeri.] kabarmış hamur. Alm hamen.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. 2. Nihai kökeni tesbit edilemedi. İng hame (boyunduruk). konak. DK xiv] [Yus.a. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a.a. konak. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . elli. f. kervansaray han2 Tü [Yus. hamut koşumu. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş.

hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. hantal [Amr. salhane. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. şeşhane.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a.) ~ HAvr *kan. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak.] 1. cephane. hani2 E Yun %anne a. hapishane. biçimsiz (vulg. hanedan. = İbr %anep kâfir. Kuran'da Hz.]. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. meyhane. kraliçe. mahpushane. konak. memişhane. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. sülale " hane.a. kerhane.] pagan. kemer. [LO xix] iri.. " han1 ~ Fa %ana ev. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. konut. Men xv] ebucehil karpuzu. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. dükkân < Aram #%nt bükme.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. adem inciri. 2. yer. depo. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal .) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. eczane. kütüphane. ebucehil karpuzu. [Oğ xi] %arjı. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. şarkı söylemek (= Ave hvan. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. 2. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup.a.a. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi. darphane. hücre. çardak [esk. kemer yapma * Ar Hanut.a. kaba. tımarhane. putperest. a. kavisli hale getirme. prenses.a. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak.

hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı.] harap şey. Aş xi] yıkım (isim). tane. .] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. Men xv] harab yıkılmış. sıcak idi har2. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a.özellikle sarık veya baş örtüsü.] sıcaklık. [DK. Akad abşu (kuşak. kapattı.] yasak. hane < Tü hapş [onom. En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d. 2. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. kısıtladı. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. kapatma. kemer).] vergi. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. ]1 . harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. [Kut. Env. yıkım. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş.] viran etme. tıpta hap hap2. a. tutsak etme. hapsetti (= Aram #%bş bağlama .] haram cı. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. kuşak. virane " harap haraç [Aş. ~ Ar %arâb [#%rb msd.

4. çıkıntı yaptı. sıra malı. gereç. Hurûc] çıktı. Hirm/Hirmân] yasakladı. harf [Kut. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. dokunulmaz < Ar Harama [msd.] ısınma. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. 2. harf (= Aram #%rp bileme. dışarı çıktı. Karş. çıkma. a. [Men xvii] 2.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. savaşçı. haremlik) ile birleşmiştir. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd.] 1. gereken şeyler. . Yun grâfö. Lat scribere (1. malzeme < Ar paraca [msd. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. yoldan çıktı harca[mak [Aş. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. 2. dolaylı vergi. harcama. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb.] harple ilgili. tabu. banal & Ar %arc uygun olan şey. herkes " harç. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. kutsal.] 1. masraf. sarf. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. dışladı. gereç + Ar câlam dünya. 2. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. rahvan hardal %ardalâ a. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. gereç + Fa râh/rah yol" harç.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. Tü çizmek. yazı birimi. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. masraf. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde.] yasak. resmi işlemler için ödenen para. sivri bir uçla çizmek. çıkış yaptı. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. [KT xix] 3. harç [CodC xiii] 1.

a. yardı. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. [Men ] %ırmen vulg..] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. ~ EYun %ârtes 1. Sam #%rb (kılıç. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. harman a.] dış. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. uşak " harpuşta. a. . [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. 2. katırcı ~ Fa farbanda a.yazı yazmak). olağan dışı. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. harp1. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita.a. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme. kâğıt. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. dışarı. a. Karş.

haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. doldurdu hasar hasar gördü. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". özel.] 1. tarla sürme. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. Karş. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. terbiyesiz.] kayıp. ayrılan. Haşw] araya bir şey soktu. akıl yürütme. Aş xi] seçkin.] kültivasyon. kazma. toplumsal anlamda seçkin. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. EKİN. KÜLTÜR. tarım.) has [Kut. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd. 2.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb.] hicap.] börtüböcek. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. a.hars [Men xvii] ekip biçme. ayrı. kader hasbıhal " haseb. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a.a. değerlendirme " haseb. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd.] ölçme.] kıskançlık < Ar .] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma.

gelir. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa.] 1. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı. 2. ucuz. yy'da ağır basmıştır. toplanma. [KT xix] 1.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. hakir. değersiz. 2. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. ~ Ar %aşm [#%şn sf. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. kumaşın kenar süsü. sayfanın kenarına eklenen yorum. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. f. mahşer. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ.Ar %asıs [#%ss sf. cimri. nekes.] huy. ürün.a. kaba < Ar %aşuna [msd. debdebe." aş * Erm %aş. kıymetsiz .] sert. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd. taallukat .] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. 2.] aşağılık. kalabalık etme.] üreyen şey. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. haşere. alçak. adi.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. hizmetçiler. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş.] 1. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. tabiat. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd.] dolgu. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. haşarı. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1.(suda kaynatarak pişirmek. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. paravan.

çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. elit" has hassas hisseden. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır.] yanılgı. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa.] geri dönülecek yer. çentme. sığınılan yer. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. ezberleme. damga ~ Mıs xtm a. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. 2. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. kapatma. .) hata Ar %aTâ yanıldı. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. seçkin kimse. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd.] çizgi. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi.] 1.] etrafını çitle çevirme. ciddi ve tehlikeli idi). yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. bloke etti. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. Gül xiv] sayrı. yazdı (= Aram #%TT kazıma.a. ayrıcalık. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. hicap). %uTür] aklına geldi.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus.] düşünce. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. mühürleme. akıl. Ar Hişmat (utanma. Karş. sınırladı.] özel olan şey. içerdi hasret [Aş. a. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m. ~ Ar Hassas [#Hss im.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. f.* Arapça #Hşm (utanma.

xiii] yasal eş. Uy viii] xatun/katun kraliçe. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir.] özel olanlar. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü. MÖ 3.] aktarma. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. -ni Sogdca dişil ekidir. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz. havale [Aş xiv] yöneltme. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. elçi. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı. ~ Ar %awf [#^wf msd.] içeren < Ar Hawâ . yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. transfer. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb.] olaylar.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa.] çizimci" hat [Or. hav1 havlu havı. f. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. [passim.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa. Beiträge 1910. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ.a. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır.] akılda kalan şey.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu. topladı. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im. zevce . Türkçe sözcük 13. a. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC.] etraf. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. havas seçkinler.

] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem.] 1. a.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. mülk. cemiyet). birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. içtima < İbr #%br bir * Karş. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. sahip oldu hay ünl [Kut. tuttu. 2.). cehennem < Ar hawâ düştü. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. İng caviar (a. Akad %uburu (cemaat. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . 2. havsala husul havuç hawic a. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı.] cemaat.a.] imgelem. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever.a. ~ Fa %âya i yumurta. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur.] utanma. dipsiz kuyu. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. mide " [MŞ xiv] hevic . mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. dilek. [Men xvii] hevc vulg. testis. varlık. DK xi] ilgi. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. Karş. dost * Kökeni çok tartışılmıştır. havuz. zihinsel görüntü. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. birlikte olma. tatmak) + Fa yâr seven. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. kaygı. İt caviale. Aram %ibru (aşiret). bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti.

savundu.hayalet hayalet.] 1. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. seçkin. korudu. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.] * "Yaşam süresi. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. [ xviii] eşkiya. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . avlu < Ar Halt çevre duvarı. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. iyilik. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata.istemek. 2. tercih etti hayırhah %wâstan. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi. dervişlerin giydiği kolsuz yelek.] duvarlar.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. başıbozuk). hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. en iyi. Sırp/Arn hajduk. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. parasız (argo). akıncı * Karş. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. [LO xix] ayld/hayit . Yus xiv] canlı olma. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. Rom haiduc. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. çit < Ar HâTa [msd. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. Bul haidut (eşkiya. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. %w^âh. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. Peç xvii] Macar piyade askeri. fantom " hayal hayat1 [Aş. alevilerin giydiği kızıl başlık. yaşama < Ar Hayya canlı idi. [İAr 193+] habeden bedavadan. vitex agnus-castus. ~ Mac hajdúk [çoğ.

her çeşit canlı varlık. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi.] hayır işleri. vatan + Alm -los -siz. 2. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh.] şaşma. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd.] pay. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. canlı olma.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. Yus. hayvan [Aş. 2.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ. umursamaz aldırmak. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum. zenginlik. süvari takımı. eşkiya.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. yaşama.) < Tü hayla. yurtsuz & Alm heimat yurt. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi.] şaşırma.] konum.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü.bağırmak. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1.] sindirim hazeran cins kamış. a. [Aş. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom. canavar < Ar Hayya yaşadı. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a.

] a. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. 2. yan. soysuz. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. 2. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme.] 1. ~ Ar hadaf [#hdf msd. nezd. depo. "kanın yerde kalması". melez. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. hazret [Aş. 2. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. f. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. kasa.] 1. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler.] toz. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. depo. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. kasa) 'dan etkilenmiştir. Yus xiv] mevcudiyet. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. 2. tempoyla manzume okuma. Oysa gerek Tacül Arus.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd.] 1. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. Anlam gelişmesi için karş. mezarlık < Ar HaZara [msd. saklama yeri < Ar gazana sakladı. boşa gitti . prezans. gerek Lane. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer.] hazır olan. huzur. hazine " hazine [ xiv] [Aş. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. hadf] hedefledi. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer.] 1. a.

abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. Aynı kökten Lat centum (yüz). her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. 2. a.] izinli olan. a. sarsıldı [Yus.] tükenme. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. Fr six. Fa şaş (altı). keyif~ HAvr *swâd-onâ. hekt(o)+ (h)ekatón a. ~ Fr héxa. a.a.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. santim1. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). boşluk. İt sei. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. a. filozof.) helal [Kut. tahakküm < EYun (h)egemön önder. tenha idi. tabip ~ Aram %aklm a. santi+. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. bitme.] titreme. yol armağanı. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+.] hikmet sahibi. hoş). hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü.a. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. helezon şeklinde olmak .< HAvr *swâd. boş yer. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd./ İng hexa. bilge. Lat suavis (tatlı. Alm sechs. İng six. hektar Lat centum : kantar. a. vakum. tenha bir yere çekildi. a. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a.tatlı.aramak. ~ HAvr *dekm-tom. Gal chwech. uğurluk. yürüme = Akad alâku a. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. hoş * Aynı kökten İng sweet. tenha < Ar %alâ boş idi.] yola çıkmadan kesilen kurban. lider. ~ HAvr *s(w)eks. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd.

* İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. beraber. güney).a.bir. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma. hem [Kut. beraber. Lockyer ve E./ İng haem(o). hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. Ger *sama-. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). mucit. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. İng south (güneş yanı. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. • Aynı kökten Lat söl.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. t. fil(o)+ .helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. İng same.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+.kan ~ HAvr *sai-mn. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. beraber.a. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. Frankland. aynı ~ HAvr *sem-1 bir. Fr. aynı anda. beraber. aynı). İng sun (güneş). t.(bir. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). tatlılık = İbr #%lh a. Ave hvars-. an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. beraber. İng. a.a. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. simültane. N. bir. Lat simul. dahi (edat).kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. Sans sam(a). vakit geçmeden & Fa ham bir. Sans súvar > súrya. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a).

[DK xiv] hep bütün.a.a. kalabalık.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi.karaciğer ~ HAvr *yekwr. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. hep. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma.kan + EYun rhâge püskürme. Alm. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < .kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. yer. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey. 2. t. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem. kan akıtan & EYun (h)aíma.a. Hoppe-Seyler. -d.] ~ Fa hangâma toplantı. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. < Alm haematoglobulin # H. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a.a. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş.kanayan. F. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. t. pek. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. t.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. I. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís.a. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. kardeş. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. & EYun (h)aíma. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. ayakdaş. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. düzlem " hem. süttaş. yuvar " hem(o)+. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd.kan + Lat globus küre. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. beraber + Fa zamîn taban. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. t. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. a.

] sanatkâr. kimse (= Ave kas. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). saydı (= Aram #%şb sayma. MantT xiv] harz münasebetsiz. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. herkes kas birisi. bir yerde durmayan. beyhude. Yun. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd. a. t. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes.. < öz Heinrich R. Yus. DK xiv] arkadaş. zona hastalığı. a.her haurva. .a. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. Aş.) [Yus. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir.a. olarak görme ) .)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. DK xiv] ~ Fa har tüm.a. a. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin.a. a.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". [Aş. a. yoldaş. bütün.a. batıl / İng hermetic a. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.

organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. salkım < Fa âwl%tan. heyula [Mercimek./ İng heter(o). yol torbası. farklı. f. parçalardan oluşmuş bütün. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. materia . tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). organizma.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. kompozisyon. ağaç. ayrı + EYun dóksa görüş. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. dogma heterojen heter(o)+. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. tahta. cinnet. 2. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. görünüş. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka. abide. suret. delilik. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü.asılı olma. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. fantezi. ayrı. ~ Ar hawas [#hws msd. kurul.başka.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık.] 1. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+. biçim. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. doktrin. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı.] telaş.] heybe çanta. âwîz. 2. 2. hammadde. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1.] 1. mezhep " heter(o)+.

satir. hüner. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. küstahlık. kılavuz olma.] perde.] göçme.] ihsan. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı.a. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat).] yol gösterme.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a. bağış. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. sc. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. gizledi.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. f. metil hezarfen bin + Ar fann beceri.Ar Hicâb [#Hcb msd.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan. kılavuz oldu .EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. kadın örtüsü. terketti. Vehip (wahıb). DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir.] yergi. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd.a.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. hicri. cabdu-l-wahhab). hiç bir [Aş xiv] perde. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. alay. hediye < Ar wahaba bahşetti. ayrılma. [Men xvii] utanma. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. ~ Lat hybrida a. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. hicran. muhaceret. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. utangaçlık . muhacir. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd.

^ 1787 Lavoisier.E Yun (h)ydör. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1.hiddet keskinlik. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd. Rus voda (su). Hit watar. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. a.su ~ HAvr *ud-ör. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. dalga). < HAvr *wed-1 sulu. +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. su kaynağı. (h)ydr. 2. padişah. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. Fr. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . water (su). Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2.] ~ Fa xidew hükümdar. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1.a.a. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. Lat unda (deniz. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y.

a. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. Yus.) hılat [Kut. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. hikâye [Aş.< HAvr *wegw.] halifelik < hilal [Aş. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. hırka " hal3 hile [Kut. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır.] görüntü. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. yaradılış. a. değiştirme). < İbr/Aram #%km bilme.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro.] bilgi. = İbr %ikmah a.] zıtlık. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. İbr/Aram #%lp (değişme. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş.] anlatı < Ar Hakâ anlattı.nem. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. Yus xiv] #hll ışıma. sakınma. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] yeni ay. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a.a. yaratılış. hikâye etti.] koruma.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma. parlama = Akad ellu a. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi.] 1. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. DK. . 2. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. saklama.

andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom.a. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. EYun éntybon (a. talancı. İng/Fr endive. Alm endivien (a. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma.) biçimleri Latinceden alınmıştır.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. Pencap ~ Sans sindhu nehir. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır.dikiş < HAvr *syü. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir. OFa hen (1.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. geniz temizleme.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır.] ilgi. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi. şeytan).Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. Hint [Yus. arka + Alm land ülke. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. 2. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. ~ HAvr *syu-men. ~ ? * Karş. Hindistan'a ait ~ EFa hind. haydut. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. düşman. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. hindiba yenen bir bitki.a. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz .a. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı.

yy Perge’li Apollonios. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. beslemek. bol-atmak " hiper+.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. alt. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops.a.a. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. atrofi hipnotize hipodermik 1. +metre. ~ Fr/İng hipp(o). -ive aşırı aktif" hiper+. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. opt-göz " hiper+. hipodrom. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. opt-göz " hiper+. yüksek + EYun bâllö. yetiştirmek. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. Yun.yetişmek. optik hipertansiyon " hiper+.alçak. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . İng up. Fr sous. trof. yüksek. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. ^MÖ 2. +metre. büyütmek " hiper+. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif.a. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak.a. aşağı. az. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a.(alt.a. Sans upa. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops.üst.+ EYun trefö. çipura. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat). alttan). hipopotam. optik hipertansiyon " hiper+. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. & EYun (h)yper.

ıvır zıvır %wurda yenmiş şey. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. zemin & EYun (h)ypo aşağı.germek " hip(o)+1. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. alt + EYun tithemi. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. hypothet. alt + EYun teinö. şişme " hip(o)+1. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. yemek artığı. the.koymak " hip(o)+1. the. a. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. alt + EYun fysis kabartı.a. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. zemin & EYun (h)ypo aşağı. kırıntı-döküntü " hurda1 . tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. tehdit ve kavga sesi. a.germek " hip(o)+1.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. ton.a. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. alt + EYun teinö. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". ton.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. alt + EYun tithemi. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan".varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. hypothet.koymak " hip(o)+1. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı.

Gül xiv] xıSm yakın kimse. hırıl gürültü onom " hır [DK. DK. hırt his/hissHassa duydu. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş.a.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş.a. hışım/hışma.a. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd. Men xv] pırıldamak. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. TTü xırh (hayırlı. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır.] pay < Ar . 2. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. Bak.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. KıpGul.xv). ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. %ınldı gırtlak sesi. (= Ave aeşma. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. mesih. yağla kutsanmış) karşılığıdır. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan. uğurlu . akraba ~? Ar %aSm hasım. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. köpek sesi. Yus.] etrafı çevrili yer. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd.] 1. DK xiv] %n*suz * Karş. rakip.< HAvr *ghrei. uğursuz" [Yus.

ruhban sınıfı. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. renklendirme. cucumis sativus ~ Fr hiér(o). aileye damat olma = Akad %atânu damat. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. vurma. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. medhetme ) hıyanet etme./ İng hier(o). venter (karın). KT xix] xız hamle. kıvamlı.] nutuk.a.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). aziz + EYun ar%ö baş olmak. alacalı yapma. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal.Fa xîz sıçrama. stâ.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma.kesip çıkarmak " hister(o)+. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o).a. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd.] sonuç. hücum.hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). ek+.durmak . vuruş. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. sükse. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö.kutsal. 2. hiddet.< HAvr *stâ. hücum.a. yönetmek " hiyer(o)+.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. şiddet.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. 2. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. a. dini mertebeler. hamle < Fa %âstan. mukavim < EYun (h)istemi.kalkmak. övme. ektom. 2. ^.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. sıçramak ./ İng hyster(o). tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+. parlak başarı. sürat . emir-komuta zinciri. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd.HAvr *si-stâ.a.

bin. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. taşralı. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. Sans svá. evin büyüğü. hobi at. ulu ve saygıdeğer kimse.(kendi). hızmet [Aş. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. Env xiv] %idmet. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. bre ~? [LO xix] köylü. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya.a. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. [DK xv] xi8metkâr . be+ * Karş. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. bölük. " solo. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd.* "Sürat" anlamı 20.kendi) < HAvr *s(w)e. a. koca. yy'da egemen olmuştur.] parti. kaba. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup.) hizmet Xidmet vulg. Sogd %\vet. mal sahibi * Karş. ^z. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. a. ağa.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi.görmek)" hodbehod. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . EFa huva. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva.

~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. fizikçi" hol(o)+.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. tepe ~ Nor holmr a. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. salon. akraba " hom(o)+. beraber.bir. salüs (sağlık). kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. sağlam. homin. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus.tam. Macar-İng.varyant biçiminden Lat salvus (sağ).< HAvr *sem-1 bir. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. G. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. ~ HAvr *sol. İng/Alm all (tüm.a. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. eksiksiz.tüm. Afr. beraber. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. HAvr *sols. bütün. Alm haken (çengel). kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. bütün ~ EYun (h)ólos a. bütün). aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng.* Aynı kökten İng hook. +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . a. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). İsv.

"Psychopathia Sexualis"in İng. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. . 3.a. 2.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. dalga < Tü ör-1 yükselmek. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. aşağı. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). çevirisinde & EYun (h)omós aynı.viii+ Uy). oyun yeri.] [Aş. [DK xv] şorlamak aşağılamak. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod.a. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. dans alanı. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. çıkmak. horul onom [AMithat 1875] şımarık.homolog [ML xx/c] .a. a. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. xorös] dans. Tü öri/örki (yüksek . [Men ] ~ Fa %wur hakir. onom [LO ] %or bol akan su sesi. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. belirmek * Karş. dağ doruğu. Yus xiv] %or hakir. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. oyun. İng. # 1892 Krafft-Ebing. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. örüş (yükselme). " hom(o)+. avlu. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. sefil ~ OFa xwâr a. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir.

a. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor. şerbet" hoş. gaga. çağ (~ HAvr *yer.bağırmak. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür.a. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. horul onom [LO ] horla.) + EYun skopeö gözetlemek. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren. data ."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut.)" hoş. Aş xi] (= Ave xşmı. 2. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. < Ave %şnâvaya.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. çağırmak. hospit. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı. ~ OFa xrös a. hoşuna gitmek ) hoşaf su. krema (~ Ar malham a. Yus xiv] %şnüta a.uyurken boğazdan kalın ses etmek.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun.a.hoşnut olmak. özellikle hayvan burnu. güzel. seyretmek " +skop horoz %raos. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a. devre. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. konuk ağırlayan ~ Lat hospes.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman. merhem hoşnut [Aş. yaban domuzu dişi.a.yabancı.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi.

hıdiv.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. hükmetti. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır.] yönetim. kodaman. kurtuldu. "3. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. Güçlendirme. Sogd %\vataw. özet. [İdr xiv] .] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. taşra. [DK xv] %oryâd köylü. . hatun. hekim. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. Ave hvadata (tanrı).hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] .] yargı. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. " hodbehod * Karş. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1. rân. hükümdar. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. Karş. bilme. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. devlet sahibi" hüküm. a. emir.Ar Hucrat [#Hcr msd.] öz. kanun < Ar Hakama yargıladı. hükümdar sahip olan. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) .] oda < Ar Hacara kapattı. "2. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş. karar. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. Bak. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. Hwar xwadew (hükümdar). sürmek < Fa raftan. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. raw.gitmek ) " hüküm. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır.götürmek.

durdu. konma.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a."toprağa ait". homin. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi.] 1. sıcak oldu (= Aram #xmm a. 2.a. kara sevda. marifet. özellikle cennette giyilecek bir giysi. 2. espri. varma.] 1. hülya [Men xvii] malihulya . giysi. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. şair < Lat humanus insani < Lat homo.a. 2. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). mübarek. çömlek (= Ave %umba. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. a. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı.a. 2. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. 2. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra. sıvı. baht. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd.) humor [ xx/a] hümur. özellikle neşeli ruh hali. ruh hali. 2.) + EFa hnar. adil. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa .kutlu.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. temizlik.a. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. -n. genel anlamda ateş.a. erdem ~ EFa hünara. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya. mizah ~ Lat (h)umor 1.a. nem.a.< HAvr *dhghem.a. & EYun mélas. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd. durma. = Akad ememu a.] 1. yetişme. 2.HAvr *(dh)ghom-o. İt.er.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1. insancıl ~ İt umanista a. dürüstlük. kondu. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd.

zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. salınma. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. akıtmak ~ HAvr *gheu. [ xiv] a. Fa xunkar ^^ dökücü). ibriğin ağız kısmı. Aş xi] kutsallık. hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. Hawwarat (kireç taşı.a. tebeşir). ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . kırıntı + Fa %âş yonga.OFa %örmag a. hile < Ar %adaca sakladı. a. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma. serbest.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. f. salınmış. dokunulmazlık. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma.] hürmet [Kut. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir. huni < EYun %eö dökmek.] boş inanç. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . Ar Hawar (akçaağaç).] hermafrodit. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. hurafe < Ar %arafa bunadı. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey.a. hurma . yüksek makam " hüda * Karş. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. Karş. har1. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. ~ Fa xurmâ yemiş. maHar (sedef). Türkçe sözcüğün 15. a. kırıntı ~ OFa xwurdag a.a. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. Aş.

zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn.] ayrı olma.a.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . üreme. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti. özel şey. betula * Karş.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd.] olma. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd.] çıkış.). yy ikinci yarısında türemiştir. ayırdetti. hutbe [DKxiv] söylev.] düşmanlık. özel durum < Ar %aSSa ayırdı.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı). karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. ayrıcalık. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt . köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. hasar.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd.] kayıp. kabul hüsnüniyet hüsn. Alıntı yönü açık değildir. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20. Moğ kusu (a. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. ayırıcı özellik. oluştu. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. oluşma. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd.] tevazu. üredi.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd.] formel konuşma.

Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd. nelik.] kimlik. hazır olma.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. bir yerde bulundu.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a. huy. hazır bulundu. huzme Hazama [msd. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet.] 1. asayiş < Ar HaDara 1. tıngırtı . 2. mevcudiyet.a. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd. şimdi ve burada olma. 2. gümbürtü. rahat. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd.

. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı. c^abdu-llah (Allahın kulu). geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. [TS xv. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. mabet. 2. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme.] yaşatma. [ xx/b] sevimli budala.a. ibadet etti.] kullar < Ar cabd kul. tapma < Ar cabada hizmet etti.] yardım. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. ibadullah. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. [Bahş xv] ibik a. ibibik. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd.a. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı.] 1. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd.] kulluk. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. ifade.iade iane avane iaşe temin etme. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. söyleyiş. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle).

] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. Karş.] iğne. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. zenne. zorunluluk. < Ave *reş. var etme. dökmek " ab. .] aklama. açıklama).] ulaştırma. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. erdirme. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez.] kiralama. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. iblis [Aş. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek.] cevap verme. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd.] yaratma. borcunu ibret [Kut. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd.akıtmak. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. a. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd. Karş. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". ~ Ave *upa-reşma a. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. örnek. Tü [Uyviii+]iç-a. rez.] öğüt.bükmek.] gerek. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd.a. c^ibarat (ifade.a. tac^abîr (rüya yorumlama). özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. ders.a. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir.

] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. çevirmen.] cereyan ettirme.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or.] < Ar ictimâc [#cmc nsb.a. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.] bir araya toplama. ~ Ar icra' [#cry IV msd.] " içtinap geçme.] bütünleme. İng. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir. ~ Ar icmal [#cml IV msd.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç. geçmesi için yol verme. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd.] geçit verme.içinde olmak. dışından dolaşma. . İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir. tabi olmak. [ 194+] içer-içine almak. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd.

düşünce" anlamını kazanmıştır. düşünsel. kavram. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu.< HAvr *s(w)e. bir şeyin zihinsel modeline uygun. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. görüntü + EYun grámma.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. düşünür 2. t.yazı " ide.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. .] dava etme. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. avam. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy.a. biçim < EYun eidö. 2.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. sembol & EYun eîdos şekil. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü). belirli bir süre. Lat vîdere (görmek). yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. sayılı günler.] tablocuk. Fr. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. düşünce ~ Lat idea a. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide. minyatür resim < EYun eîdos şekil. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide.] döndürme. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. kavram.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. çevirme. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. düşüncede varolan 2. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1. id. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. a.a.

ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. varma. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. beyan. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim.] salgı. fayda.idman [TS* xv] gayret.] makul olan sınırı aşma.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. en dibine inme. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı.] 1.] ulaşma.] iyi duruma gelme.a. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı.a. ayrıştırma. kurtulma < Ar falâH refah. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. düzelme. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil. pul. çaba. ifrazat [IVmsd. anlama. torba. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ.] 1. salgılama < Ar faraza a. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. kese.] utangaçlık.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. ifrağ ifrat [ xiv] azma. erme. ayırma. (özellikle mahkemede) tanıklık. 2. < Ar darak ulaşım.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd.] a. 2. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. abartma < Ar faraTa öncü idi. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. kabarmak * Karş. huzur. kavrama. rahata erme. yararlılık. [Men xvii] egzersiz. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. bir şeyin en dip noktası. 2.] açığa vurma " faş . metelik ~ Lat follis 1.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd.

] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a. kötü yola girdi.hayvan veya köle beslemek.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş. ġayy] kandı. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd.] oruç açma. Moğ cigir-/cigsi. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd.a. [Oğ xi] hadım < Tü éğit. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde.< HAvr *gnö.a. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.). baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . firyat] uydurdu.] övünme. ~ HAvr *ne-gnö-rö.yakalamak. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd.] kandırma.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd.a.(a. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. a. * Orta Amerika yerli dillerinden. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a. ehli hayvan veya hizmetçi.

karşılıksız hediye verme. yy'dan önce rastlanmamıştır.ihale birine devretme. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. ihlas 2.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur.] hak kılma. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd.] kendi haline bırakma.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç.] 1.] doğru yola gelme.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. flama " flama * Karş. hacca ilişkin yasaklara uyma. 2.] meydana getirme.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd. yasaklama. kurtarma. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1. dar uzun bayrak. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. . haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. Yeni Yunanca kelime. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd. kurtuluş.] güzellik yapma.] havale etme. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu.] 1. 2. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. EYun filúra (ıhlamur). alev.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd.] haber verme. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. samimiyet.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd.

piyasada tekelleşme. Ar iHtişam (utangaç olma. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd.] karışıklık. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme.] icat etme. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. Gül xiv] seçme.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş. özellik kazanma. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. 2. hicap duyma). özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd.] seçme " ihtiyar1 . yerine geçti" halef ihtilal fesat. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. 2. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd.] 1.] tahammül etme. DK.] kapsama. tercih etme. olasılık olarak tanıma.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. seçme. tolere etme. uyumsuzluk.] önemseme. seçme yeteneği. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. zıtlık. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. hizmetçiler " haşmet * Karş. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd. ihtisas olma. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd. taşıma.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd.] 1. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma.] < Ar Haşam maiyet.] istifçilik yapma.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan.

2. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri. yy'da ayrışmıştır. kondurma.1. konaklama " kamet [ xix] konma. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. kurma.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku.] 1. a. iskân etme. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. yaqaZ] uyanık idi. ayağa kaldırma. uyarma. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. ortaya koyma .] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. a. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. 2. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. t. coğrafi bölge ~ EYun klíma.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. oturma. iklim [Kut.] huzura getirme. [KT xix] koyma.] uyandırma. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. güneş . konma. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. eğim. dikme.

] kani kılma. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. kendine maletme < Ar qabasa [msd. süzmek ikta verme. yerleşti.ışınlarının eğimi. benimseme.] tasarruf etme. tasvir ~ HAvr *weik-on.] bütünleme.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd.< HAvr *weik-3 benzemek. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak. zorla yaptırma. 2.] kararlaştırma.] ödünç alma. iğrenme.Ar ikrah [#krh IV msd. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd. tiksinme . gösterge ~ EYun eikön resim. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. nefret etme. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak).] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. ikram [Yus xiv] gösterme. görüntü. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu.] kesip ayırma. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak. . onurlandırma. benzer olmak ikona EYun eikön resim. konfirme etme < Ar qarra durdu.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo.

] duyurma. artırma. 2. memleket. [CepK 1935] bir idari birim. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd.] zorunlu olma. [Men xvii] makamla okunan dini şiir . * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. xiv TS] ülke..] yükseltme. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. Karş. vilayet ~Tüil[viii+Uy. beraber (bağlaç). ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. Aş xi] ~ Ar ilâ . * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. değmek. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd.] ilaç.a. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. yaklaşmak. kavga etmek . derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor. ileriye < Tü il ön. ileri " +ri . [Uy viii+] bile/birle ile. Tü iletiş. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd.(1. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. ayıplamak.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1.kınamak. beddua etmek ilişmek. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. bile (zarf). el3.xiv Kıp). çıkışmak. ilişmek.

Tü iletiş. yiyip bitirme. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. tüketti. kavga etmek .ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. sevketmek. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . vardırmak < Tü il. [Uy. tutamak < Tü il-ilişmek. lahm] yuttu. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. yaklaşmak.seçilmek.] boş ve geçersiz kılma. ulama. müfreze Moğ ılgara. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. ilişmek. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. DK xiii] ılgar akın.] katma. tutunmak " ilim/ilm[Kut. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. çapul. doludizgin atlılarca yapılan saldırı. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a.bitişmek. ılgın yılğun ılgın ağacı.varmak. anladı. a.xiv Kıp). [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş.(1.] 1. tamarisk ilginç ilgi. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır.ılımak. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı. bağlı olma.] bilgi. [ xi] bağ. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd. bitişmek. esin < Ar lahima [msd. yutma. 2. 2.göndermek. ısınmak < Tü ılığ ılık. özellikle teorik bilgi. bilim < Ar calama bildi. ekleme ilham [Yus.

ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır.] kusur. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. temas [CepK 1935] müteallik. bitişmek. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. münasebet. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. saldırmak.ilişmek. dokunmak. takılmak " iliş< Tü il.ilişmek. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. asılmak.a. ileri" YT [CepK 1935] unsur. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. düğüm < Tü il. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. takılmak. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. temas eden [Orviii] ilki a. 2. haber . takılmak. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön.ekiyle. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. xi] 1. güncel durum " ilim. -man ekinin işlevi açık değildir. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme".[viii+ Uy.. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı.

2. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. başvuru. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. a. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma.< HAvr *leid. mülkiyet işareti.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd. işe koşma. işaret.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. aydınlatmak.kopya. aldatmak & Lat in. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. illus. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. kayırma.ışık " in+1. imagin. lams] dokundu.] yanma. eğildi.] dikkat ve ilgi gösterme. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1. damga * 16. ışıtmak.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme.< HAvr *aim.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. 2. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd.] işaretle anlatma. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. elledi iltizam benimseme.] işletme. oyun oynamak. zorunlu olma. yapışma.] katılma. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev. dilekçe < Ar lamasa [msd. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel .a.+ Lat ludere.alay etmek. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. lumin. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen.+ Lat lustrare aydınlatmak.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. ilgilenme. görüntü ~ Lat imago. ~ HAvr *sim. suret. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd. gerektirme.] 1.

Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. vardı. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. 2. önder. önden gitti Ar #'mm1 (ümm.] el uzatma.] canlandırma. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. remiz. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır.+ İt battere " in+1. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. imamlık.< HAvr *aim.] bayındırlık eseri. şenlendirme. imame imame [ xiv] sarık. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. mamur ve bayındır kılma. amm] gitti. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd.imam [Aş. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. suret" imaj . imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. bıngıldak. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. [ xx/b] imik/ümük gırtlak.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. çırpınmak & Lat in.] 1. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. batarya imbik ağızlı kadeh. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. büyük yapı. önderlik.kopya. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. öncelik. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer.

komuta etmek & Lat in.] güç. dolu. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. imece " in+2. güzel bir şeyi reddetme. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma.değil + Lat münus kamu hizmeti.sevmek.] doğru yazım ~ Aram msle 1. [DK xiv] imren-özenmek.+ Lat parare tedarik etmek. serdar. çok < Tü amra-/emre. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd. çariçe. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. tanrıça. İng emperor.Lat imperator ordu kumandanı. 2. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . oruç tutma < Ar masaka [msd. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir. [ 199+] cursor < Tü imle. potansiyel. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] .] imsak tutma. Karş.] tutma. tutum. Karş. İt imperatore.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. Fr empereur. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2.

güven) inanç Tü [Uy. içeri). in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek ." inan- * Tü *ına. énteron (iç . içeri girme.a. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. Fr entre. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. Tü inan. imza etme " ~ Lat in içte olma. içeri. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. Belki Ar icmân etkisiyle. düşmek. çukur. 2.aşağı doğru hareket etmek.isim). in[mek én-/*yin. Lat inter/intra. içeri). [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. Alm in/ein (iç. impérial > emperyal.olarak yazılırken. doğruluk. iç.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. sarkmak. sığınmak.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. iki şeyin arası). içeride. içe yönelme * Fransızcaya 16. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse. mutemet < Tü *ına.biçimi görülür. Fa andar/dar (iç. Lat intrare (içeri girmek). in1 Tü Tü [ viii] in. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em.şeklinde alınmıştır. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. EYun entós. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik. İng in.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em. [Kıp xiv] güvenme. iniş. +inç . in-rationalis > irrationalis. itimat < Tü ınan. xix LO] güvenilen * Türkçede 19.] nimet sunma. in2 2. Karş.HAvr *n. Bunlar Türkçede an-/am. • Aynı kökten EYun en-. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. hakikat. azalmak.a.güvenmek. mutemet. Ör: empire > ampir. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. oyuk.] bitirme. Alm unter (bir şeyin içi.

düşündü (= Aram #cany muhatap olma.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. Ar tedkik (1. paça. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. müjdeci. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. azalmak " in< Tü *yinç iniş.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. yufka in. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17.inat [Neş. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. incin[mek <Tü kırılmak.inmek. a. [msd. delik. [Aş. dikkat ve ihtimam etme. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. İng evangel. taraf. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. [DK xiv] incin< Tü yinçe. küçük düşürülmek . genleşme < Ar basaTa yaydı.azalmak. daralma. inceltmek. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. azalış. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. gücenmek incir . söz dinlemedi < Ar cinda taraf. anlam ifade etti. zayıf. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. 2. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. 2. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme.a. özellikle hayvan bacağı).] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. [msd. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. nezd. küçülmek. inci [Or viii] yinçü a. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. iyi haberci. c^any] kasdetti. cevap verme. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. 2. a. ETü yini (uzuv.] iyiliğini düşünme. . incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. -e göre. oyuk. 2.] inat etme. hastaya bakma < Ar cana 1.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1. Yini > yincik bağlantısı.

indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. divis. 2.] yalnızlaşma. ~ Lat individuus bölünmez olan.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon.] birinin görüşüne göre.a. keyfi" ind indifa şiddetle taşma.a. < Indos Hint ~ EFa hinda.] saplama.] 1. çivit ~ Lat indicus a. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. bireysel). Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. fesh olunma " fesih infisal bölünme.] püskürme.a. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. 2.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd.bölmek " in+2. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali.] patlama. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme. (EYun páthos karşılığı).] ayrılma. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd.ekinin işlevi açık değildir. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. döviz * Karş. ~ EYun indikós a. atom. birey. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı. İng individual (1. indi sübjektif. a. sokma.a. . fırlama. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a.

] açılma. " in+1. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. it.+ Lat novare a.] aşınma.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd.a.aşağı ~ Fr/İng infra.a. paslandı. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd. 2.] sonuca vardırma. 5. qarD] 1. yol almak " in+1. yadsıma < Ar nakira [msd. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd. neo+ inşa çıkarma. kenarından kırptı. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. tanımadı (= Akad nakru yabancı. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in.a. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. < Lat novus yeni < HAvr *newo. a. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. iyon inkâr [Aş. nakr/nukür] bilmedi. kemirdi. 2. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak.] yalanlama. ortaya . önayak olmak ~ Lat initiare a.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. tükenme < Ar qaraDa [msd. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd.] çıkarma.] ~ Fr initiative girişim.gitmek. başlatılmış. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma.] altüst olma. yaratma.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. yad ) inkılap tersine dönme. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı.alt.infra+/enfraHAvr *ndher.

a. inşallah [Aş. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. evcilleşme) = İbr #'nş. Fr entrer (içeri girmek).] uyanık olma . Aram #nş.a. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. segman. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir. Lat intrare. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. = Akad nişu halk. istesin + Ar allâh " şey. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma.] akışkanlık. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd. = İbr 'enüş a. iz edinme.+ Lat secari kesmek.a.] ılımlılık. " in+1 * Fr entre (a. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma. a. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. Akad eneşu (güçsüz olma.a.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. EYun entos (iç). internet < İng intercomputer network " inter+.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir. bağırsak).) biçimini alır. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1.iç < HAvr *en.] sürüklenme. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. Aynı kökten Fa andar/dar (iç). Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. énteron (iç organlar.

a. öç < Ar naqama [msd. CodC xiii] yipek a. seçim < Ar na%aba [msd.] köşeye çekilme. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. üreme.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. [ xix] yayımlanma . bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.] 1. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma.] kendini öldürme < Ar naHara [msd.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. iplik [İMüh. indirme. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma.] seçme. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma. zaptedilme. ~ Ar inzal [#nzl IV msd.intibak uyma. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik .] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma.Ar intişâr [#nşr VIII msd. inzal akıtma.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd.] intizam olma. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. naqam] öç aldı.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme.] örtüşme. 2. yayılma. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd.

< HAvr *swep.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd.* -lik ekinin işlevi açık değildir. tabip < EYun (h)ypnos. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele.uyku ~ HAvr *sup-no. gelir getirme. 2. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. İng. -t. tanıdı. James Braid. # 1847 Dr. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. irid. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa.koymak " hip(o)+1.[xi] sallamak. özellikle < Tü ér.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı.gökkuşağı" iris .] bilgi.] 1. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. bir konuyu gündeme getirme. amele.olmak.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. rawd] av peşinde dolaştı. İng.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. alt + EYun tithemi. ortaya atılan şey. getirme.] temel. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.] isteme. kimyacı (1761-1815) < EYun íris.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. < Tü ıra-/yıra.ekiyle.a. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd. gelir < Ar warada vardı. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük. öğrendi. the. özellikle pratik bilgi.

[ xx/a] ürkerek geri < Tü irk. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.toplamak. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a.geri + Lat emere.kavis. süsen bitkisi ~ EYun íris. empt. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. ikiyüzlülük etme. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. gökkuşağı. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. EYun (h)ríza (kök).+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy.a. birik-. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. prim . 2. gözün renkli kısmı.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. xiv-xix passim xi] irkil. bitkilerde kök.toplanmak.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. gözün renkli kısmı.almak " in+2. Karş. a. gökkuşağı renklerinde olan her şey. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. biriktirmek * 20.almak ~ HAvr *em. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. Karş. 2. * Güney Nijerya yerli dillerinden. irid. köken.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red.1. ırmak).a. ırmak <Tü [Kıp. alaylı anlatım / İng irony a. Tü [Kaş.] 1. birikmek. 2. re+. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in.çürümek.

a. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar.] < Ar racaca geri döndü.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. İng redeem.] doğaçlama şiir okuma.] miras < Ar wari6a varis idi. şiirde vezin birimi.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd. itibar. ölme < Ar raHala göçtü.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd. kullanışlılık. ayak. unredeemed.] 1.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. irsaliye irsal [IVmsd. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd. 2. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. 2. duman lekesi . is Tü [ xi] ış is. 2. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır.] 1.] şeref.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. f. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. Karş. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma.] yüksekte olma. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. itibar ~ Ar cirD [#crD msd.

" ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a. işten alıkoyma.idrar etmek " çiş * ç. eda eden " iş.a.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir.] bir işle uğraştırma. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. hararet < Tü isi.yanmak. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme. alamet. Yışı. gevşetme. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. sıtma. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.] yerini bulma.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı.] akıtma " sel işaret [Kut. parlamak. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd.] sinyal verme. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd. Tü çişe.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd. Aş xi] nişan. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir.) . oyalama.] 1. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. göz kırparak onay verme. ishal akışkan kılma.iş isabet Tü [Orviii] ış a. [Uy viii+] isiğ sıcaklık. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. rahatlatma. böyle verilen sinyal. saptama. yaşı.] ad (= < Tü yışı.biçiminin. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd.a. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren.yanmak.] sabitleştirme. = Akad şumu a. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. 2.a.

[ xi] ısırğan çok ısıran. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. İng scalpel (cerrah bıçağı). urtica < Tü ısır. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. isim.a. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. müsemma. esma.] oturtma.a. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. Fr escaume/escarme (ıskarmoz).a. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak." Tü [ viii] éşid-/éşit.a. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. İt scalmo. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. bismillah. esami. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. elenmiş. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi. a. kart2 .ısınmak.

müşkilat < Ar şakl2 [msd. ezmek.a. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. sken.kırmak. . İng discount (iskonto) < İt discontare. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. adam. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic.a. ~ EYun skeletón 1.) sözcüğünden adapte edilmiştir. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. a. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. & EYun aleksö defetmek. a. şikan. tırmanmak ~ HAvr *skand.] karışık ve muğlak şeyler. tutmak + EYun (h)aíma. anlaşılmazlık. 2. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. • İ.a.a. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan".a.a. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. bükmek. & EYun is%ö durdurmak. iskelet < EYun skellö kurumak. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. t.basmak.a. andr. oturak skamní tabure. mumya. eziyet etmek ~ OFa şkastan. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a.a. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. Z. kovmak. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın.] engel. merdiven. işkence. kuruyup büzüşmüş şey. belirsizlik. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. ciltçi presi < Fa şikastan.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş.a.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. kompüter Karş. [LO. savmak + EYun aner. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey.erkek. mide ~ OFa aşkamb a. KT 187+] işkil şüphe.a.

ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş. şumurdan (saymak). oşmâr. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. sakınma. Env xiv] ısmarla. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı.] düzeltme. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd.(sulamak. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . sağaltma. a. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. günahsızlık < Ar caSama koruma.(güvenceye almak. .iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. alamet ~? OFa *nişmâr a. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. simge.] leke ve günahtan korunmuşluk. özellikle hayvana su vermek) < usu (su).a. [Men xvii] zencefil.a.tevdi etmek. 2. âbespâr.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. anlamak. +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd.. sanmak. teslim olma.saymak. < OFa oşmürdan. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. su katmak * Karş. [DK. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. saflık. ot ıspanak sebze.a. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.] 1.a. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd.OFa âbespurdan. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd.a. Moğ usula.

# 1854. * Aynı kökten İng finch (a. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç.a. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. Karş. eczacı ~ İt speziale attar. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır. görünüm. tür. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. 2.). EYun skopeo (bakmak.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma.a. a.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a. biçim.a. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. -d. spyrida. 3. sképtomai (gözden geçirmek. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a.a. ~ HAvr *(s)ping.a. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. ~ Ger *spehön gözetleyen. şifalı ot ~ Lat species 1. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. incelemek).a. baharatçı < İt spezie baharat.a. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. . gözlemek).a.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere.a. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. ~ EYun spyris. seyretmek ~ HAvr *spek. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. ticari eşya çeşidi.a. çeşit. * İşportacı "sepetçi.a.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir.

baskı aleti < Ger *stap-/*step.a.pekiştirme biçiminden > EYun staurós. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi.] a. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. sta-. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. İng stick. durum).a. duruş. durma yeri. < Ar Sarra işret [Aş.a. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. < Lat stâre. Lat *staurare (dikmek.basmak.a. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. İng stand (durmak. stat-. HAvr si-stâ.israf [Kıp xiv] .] birliktelik. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. durak ~ Lat stâtio a. istakoz/ıstakoz astakós a.(durak. stake (sopa). özellikle Konstantin kenti.a. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş. Lat stare. HAvr sts-n(â).a. stat. ölçüyü kaçırma. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. taşırma. Karş. konak). 2.] azıtma. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. İstanbul" eis+. EFa/Ave stâya. dikmek). = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. ihmal etti. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak).kökünden > EYun (h)istemi. nefs-i İznik). HAvr stöu. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. saraf] gözardı etti. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki.(durdurmak.a. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd.fiil adından > Ave stâna. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir.a.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). HAvr stâ-na. eis Nikaían > İznik (iç İznik. boşa harcama < Ar sarifa [msd.(direk).a. iç şehir.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. * HAvr *sta. Alm stehen (durmak). kaldırmak). EYun stöis.durmak ~ HAvr *stâ. ayak basmak. +oid ~? Yun . Lat stâns (duran). [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. adım ~ HAvr *stebh. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. Ave stüna. yoldaşlık. eis Ámison > Samsun vb. durma.

] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. başvuru " davet istidat olma.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. bir tür dev deniz yaratığı.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır. eğilim. kazık ~ HAvr *stau-ro. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.] su tutma. Ancak Bulgarca. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. 2. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi.) ~ Lat stipare sıkıştırmak. 2.] başına buyrukluk. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. Lat lacerta) ile alakalıdır. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. irade < Tü iste-" iste-. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. sorgulama " cevap istida çağrı. durdurmak < HAvr *stâ. kural tanımazlık. istif. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. istiflemek. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için.izlemek. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd.dikmek. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. tıkmak . hacim < Ar saba [msd.] çağırma. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. takip etmek.] acele etme. kertenkele. badd] saçtı. istiap içine alma. Romence. [Men ] istif ~ İt stiva 1.a. • İt saurella. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. davet etme.

evrilme. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] sorma.] arzulama.] haber sorma.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd.] içini boşaltma. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd. ~ Ar istihdam [#xdm X msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd.] gına getirmek.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] hayır dileme. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.] pekiştirme. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd.] çaba ile elde . ~ Ar istihlâk [#hlk X msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd.

yarma. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme. yönseme. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu.] dimdik durma.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. istikbal [Neş xv] ağırlama 1.istihza haza'a [msd. yönelme. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. düzenleme. bir şeyi ikiye bölme.] işe koşma. haz&rsquo] alay etti.] 1. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. hiçe sayma. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. 2. dümdüz gitme. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . küçümseme.] 1. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır.buhar istimal işletme " amel istimbot istim.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. saymama. etimoloji < Ar şaqqa yardı. bir kelimeyi diğerinden türetme.] alay.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd.] gerek sayma. 2. yy sonlarına dek rastlanır.] egemen olma. istibdat" anlamında kullanımına 19. "İsyan. isyan etme. 3.] 1. bağını koparma. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. 2. 2.

dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür.] geri isteme.] dayanma.] küçümseyerek reddetme.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd.a. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme.) < EYun.] danışma. İng oyster. kopya " nüsha istintak konuşturma. mülke el koyma " mülk istimna çekme. 2. ~ EYun óstreion a.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd. ortak alma < Ar şariqa paylaştı.] 1. birinden rahatsız olma. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma. soruşturma " nutuk iştira [msd. Fr huître < Lat ostreum (a.] yazıya dökme. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd.a. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. ağırsama. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. .istimlak edinme.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] ortak olma. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.a. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd. HAvr *ost. ağır bulma. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd.

KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf . hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik.a. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme.] ödül verme.] 1. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. ita bağışlama. Köpek sözcüğü 14. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. 2. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd. dışlama. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. a.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir. işve isyan isyan etti.a.a. İtalyan tarzı. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. 2.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. it[mek Tü [Kaş xi] it.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd. ~ Fr italique 1.] boyun eğme.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.istismar yararlanma. eda. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. İtalya'ya ait.

hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd.] dengeli olma.] güvenme.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. saygı gösterme.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. genelleme.] töhmet altında bırakma.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. boşama. 2. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd. kısmet.] 1. uyuşma. azat etme. denk geldi" muvaffak . kapsamını genişletme. 2. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. yolunu kesme.] telef etme. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. bırakma. 2. saygı. saygınlık < Ar cibrat^ öğüt.] uyma. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. uzlaşma. denk gelme.] uyum sağlama. uzlaşma < Ar wafiqa uydu.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. bir dine veya mezhebe bağlanma. Aş xi] 1.] 1.] güzel koku. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. şans . önüne çıkma. denk gelme. salıverme. sayı sayma.] adet edinme. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. 2. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır.] sözleşmeyle bağlanma. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. sayma. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] 1. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd.

] bakmakla yükümlü olunanlar. kont. [Uy viii+] iğe/iye . yol almak ~ HAvr *ei. [TS xv] ivedi acele. elde edilen şey. ambülans. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık.] karşılık. iod. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için.a. [TS xiv.] bağlantılı olma. i.a. efendi. iyi (sıfat). başarı. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. koitus. bedel. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). [Men ] eyü < Tü éd varlık. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu. Fr. ~ Ar ciwaD [#cwD msd. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum.a. iyon Lat ire : ambiyans. inisiye. inisiyatif. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). [İMüh xiii] éygü . [LO xix] abur cubur karma karışık. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. [DK xiv] éyü . tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd.menekşe . yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. iyi Tü vulg. [TDK 1944] a. primitif.gitmek. komite. malik.] tanıma.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. servet.] birlik. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac.

çiftlik. villa < Ar izbe cazaba [msd. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. eşkiya). sıkışma. .] sıkma.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. mahkûm etmek.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi.] giderme. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd.] aydınlatma. sıkıştırdı. ilinme. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o). -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. kalabalık etme. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. a. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması.] 1. cuzbat] uzak idi. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. zahmet < Ar zaHama sıktı. 3. 2. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. forsa. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd.* Menekşe rengi buharından ötürü.eş. eklenme. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi. İng bandit < İt bandito (haydut. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd.] kır evi. banal * Karş.] boyun eğme. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür.

kayıp.şaşmak.EYun smarís.a. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. a.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. smarid. kaybetmek.a. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. onur. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd.] izzet [Kut. a. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. a. = Akad uznu a. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. . ziyan.< HAvr *mers. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. şaşkın < İt smarrire 1. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir. Aş xi] itibar. saygınlık < Ar cazza güçlendi. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. güç. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. ada yapmak ~ OLat insulare a. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd.] kulak verme. kuruma.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak. kuşkuya düşmek izmarit2 .] kaybolup gitme. 2. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. 2. ateş yakılan yer.] kudret. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık.

soy..< HAvr *yâ. kıskançlık. aşırı gayret ~ HAvr *yes.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. Amer. ~ Ger *hamma. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros. Buffon. pompa imalatçısı. felis onca # Georges-Louis L.~ HAvr *kons-mo. M.a. hırs. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. Fr. 2.a. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. janjan » " şanjan . bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup.istemek. silahlı birlik. 2. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. boy " ceket. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J.a. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur. kavim ) + Lat arme silah " janti. gent.

jelatin gelato donmuş.tekerlek < HAvr *kemb. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya.yer. doğurma. ~ Lat generator doğuran.a. cool (soğuk). genersoy. soylu. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. ırk " genetik [ xx/a] tarz.halka şeklinde bükmek. kavim. cins ~ Lat genus. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. gent. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. İng cold. üreten " jenerasyon ~Fr . üretmek < Lat genus. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). 2. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". a. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. üretici. zemin. uslup ~ Fr genre tür. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1.a. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. 2.a. geometri./ İng ge(o). donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). argo * Nihai kökeni belirsizdir.soy. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. a. aşiret. aile ~ HAvr *gnsti. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir.janr gener. jeodezi. asil < Lat gens.< HAvr *gens. doğuş.doğurmak " genetik jargon ait özel dil.soy. üremek. kibar.yazımı tercih edilmektedir. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. yavrulamak.

doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. insektisit. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. < Lat iacere.a. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. genit.a. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. ^ 1944 Raphael Lemkin.kılmak.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a.a. bir tür dans " jikle . gest.a.]. zıplama.a.üretmek. iact. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. < Lat gignere. hukukçu & EYun génos soy. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır.a. [ 199+] ~ Fr générique 1. fıskiye. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. genele ait. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. < HAvr *ye. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir.a. 2. Karş. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. alelumum. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. hoplama. Amer.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus.bölmek. fışkırtılan şey. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. 2. 2. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak). dais. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. ~ HAvr *ysk. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. fungisit.

koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. +skop jogging İng to jog ittirmek.< HAvr *gwen. köylü uşak [esk.]. şakacı. "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a.a. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2. at uşağı [esk. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). donmuş şey. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi".a.gözlemek. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik .a.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm. 2. yamak. jimnastik. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. jelatinli .< HAvr *yek. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. EErm knig. jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a.a. Yakup < İbr #cqb koruma. 2. Sogd kanig (kadın). 2. skop.]. gözetmek " ciro. söz oyunu ~ HAvr *yok. [ARasim 1897-99] cimnastik . bir erkek adı.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka.

(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir.gün. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir.yasa.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin.a. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. diu gün ~ HAvr *dyeu. iur. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J. iur. günce.a. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba .HAvr *yewes. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön. yemin etmek < Lat ius.yasa . a. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. iktidar ) " jüri. ~ EYun iöbelaios a.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. töre. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. güneş * Sans deva.-P. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef.

Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd. iri " kal < Tü *kaP. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar. a. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar. cucurbita pepo. gelenek < İbr qıbbel alma. müzikli lokanta . [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin.a.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. / İsp gaban a.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro.

tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1.] kabile [Yus. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd.] kabul eden. ~ Lat caput baş. a. darı kepeği. sıkıntı [#qbD msd. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. a. aşiret. [Men xvii] usit. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. olabilir. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. kovuk.] kavrama.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3.içini boşaltmak " kof . ~ OLat capulum kalın ip. 2. alan.a. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. özel daire. büro 2. kıyı denizciliği < İsp cabo baş.]. içi boş şey. tür. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. kafa " kapital kabristan istân " kabir. DK xiv] olanlar. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. Ar #kcb (memeleri şişmek. ~ Ar qâbil [#qbl fa.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip. EYun kúbos (oyun zarı. gemi odası ~ İng caban (xiv). halat). yy'dan itibaren kaydedilmiştir. uyan. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. f.] cins. özellikle mahrem oda. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP.a. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. 2. zümre. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.] 1.] çukur.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. kapasite. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. = İbr %ebel a. boy. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. oda.

sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. qabıl (tür. istikbal. qibla (namazda dönülen yön). yüzleşti. benimseme < Ar qabila 1. sıktı. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. kabil2.] 1.sürtmek. bir araya gelme). kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). göğüs kafesi < Moğ qabırğa. mukabele. direnmedi. değmek. 2. kavradı. makbul. sıkma. makabl.a. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. a. aldı. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. bir araya getirme). [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. kabil1. [TS xvii] kaçacak yer. yamaç. müstakbel. avuç. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd.] elde eden. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. tutuş. yanaşmak < Moğ qabır. baskı < Aram #kbş basma. mütekabil. kabile. kaçış.] alma. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. bastırma. yüzünü döndü. önce). benimsedi. tutan + Ar mâl" kabz. 2. cins). 2. yüz yüze geldi. qibbutz (birlik. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış.] eliyle tutma. mukabil. İbr #qbS (toplama. kıble. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . tutukladı. peklik çekti * Aynı kökten karş. misafir etti. kabul. eliyle sıkıca tuttu.kabul [Kut. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. kabiliyet. kavrama < Ar qabaDa 1." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç.sıkıştırmak.

2. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a.] değer. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı. değer biçme. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. kırpıntı.a. 2. sıra. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. nicelik.] 1. kadife < Ar qaTafa [msd. kadayıf [Aş. cetvel. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. < Lat cadere. dizilmek.] içki tası. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı .düşmek. f. DK xiv] alın yazısı [CodC. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır.] hav.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. baklava < Ar qaTlfat [sf. cas. traşladı.1. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. adım.] 1. a. ~ EYun katâsti%on sıralama. 2. . ilahi kudret. düşmek. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. ~ Ar qadam [#qdm msd.] hav. öncelik. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. havlı kumaş. ölçme. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön. mısra (< EYun stei%ö dizmek. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. ölçü " kadir1 [Yus. cas. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a.

(Allah) emretme. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder .kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. dörtgen. şinâs. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. önce. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. tanıyan (< Fa şinâ%tan. düşük. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. 2. 2. 2. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. cas. 2. kadim < Fen qdm ön. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. .] 1.bilmek.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. armatür.] gücü olan. varisi olmayan mülk < Lat cadere. 2. tüzel kişilik vb. emek " kata+. boy ölçüşme. Karş.] kudret sahibi . dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. düşmüş. < İsp cuadro dörtlü.Fen *qadmön eski. a. t. personel çizelgesi. çerçeve. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. tanımak ) " kadir1.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. gücü olma. [CodC xiii] . dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge.) ~ Lat caducus 1. kefal. quadr. gücü yetme. Alm. dörtlemek < Lat quatuor.Ar qâdir [#qdr fa. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. kare ~ Lat quadrum a. kahve. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. kabotaj. idari personel ~ İt quadro 1. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. ölçü. 2. 3.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. değer. a.dörde bölen. çerçeve. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . nicelik. kıymet. kapasite. -ebilme.Ar qadır [#qdr sf.

Zerdüştçü). 2. tanrısız.a.a. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa.a. Tü? [ [DK. Lat paganus (1.a. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. Tü top (1. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. 2. • Ayrıca karş. köylü. [Kut. yy) rastlanır. hep). Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa. ^F. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a.] beyit. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. [İdr xiv] gevür . Alm.Ar kâfir [#kfr fa. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. [ xiv] ġavr/gâvr . Sans karpüra a.] tümü. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır.] yeten.F. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. tüm. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. büyük han. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane.) ~ Prakrit kappüra a. * Fr camphre. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. Runge. imparator * İlk kez 4. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. Aş xi] kâfir . f. qafw] peşinden gitti. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. f. ağır üst giysi . kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan.] kervan. kâfuru [Kut. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. yuvarlak şey. f.

a. kez. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. kahır/kahr[Aş.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. DK xiv] gâh . peygamber = İbr köhen kâhin.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin.içini boşaltmak. ezdi.. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd.. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. 2. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. tadımlık. 2. gâh ~ Fa kâh/gâh 1.] gücü yeten. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek .] 1. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. koflaştırmak " kof [Aş. çerez. özsuyu [esk.] gücü yetme.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa.a. yer. < Tü *kowşa.a. [LO 1876] kahve altı a. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. kağnı Tü [Uy. koyu şey. " kahve.].kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam. yenme. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. Fa kâğad/kâğaS (a. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür.< Tü *kaP. rahip < İbr #kwn durma.koflaşmak. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. durak.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. boşalmak. zorla yaptırma < Ar qahara yendi.

f. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. pis * Karş. kaide [DK xiv] esas. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. varlık < Ar kâna [msd. Yun kaká. evren < Ar kâ'in [fa. kâhya yöneticisi. Lat caca. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa.] varolan. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. a.] varolanlar. kawn] var idi.a. qucüd] oturdu kaim [Aş. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. pislik. 16. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. tüm varlıkar. Fr caca (dışkı).sıçmak * Karş.vurmak kaka dışkı. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa.] duran.ekiyle.] taban. temel. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. kaka. Fa kak. mevcut idi. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. kart. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. ilke < Ar qacada [msd. . Yus xiv] varolan. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. Erm kak.* İlk kez 15.

kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. a. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci . dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. a.a.a. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. İsv.a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. sözünü etmek [ viii] kal. zarf. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. ^ Linnaeus. kuş ibiği.a. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. şık (~ Fr galant a. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen.a. izdiham. a. meyve kabuğu. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. kibar beyefendi & İt galante zarif. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. gürültü . < Fr galer hoşça vakit geçirmek. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti.a. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. belki Fenike dilinden alıntıdır. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. ~ YLat cactus a.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a.

sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. calc. İng. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk.a.a.a. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek. [İMüh xiii] kaltır. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. Kaş viii+] kalıt. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . kalem) Yunancadan alıntıdır.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a.a. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme). (~ Yun káltsa uzun çorap.a. Buna karşılık Lat calamus (kamış. ila MS 6.a. Aş xi] aracı.] hisar. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy.kalkmak. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme.) MÖ 1. ide. ^ 1817 Brewster.a. çizme < Lat calx. kalebent qalcat^ + Fa band bağ.a. chaussure (her türlü ayak giysisi). yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle.topuk " kalker * Karş.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil.) ~ Akad kalakku a. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım.a.a. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. ispiyon kalem [Kut. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd.].a.a. kale. kilit" kale. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. bukağı. < Tü kalı. kalem ~ EYun kálamos kamış. çoğ..] uzun çorap veya iç don. Sans kalama (a. . kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. güzel (~ HAvr *kal-wo. uzun çorap. müstahkem yer (= OFa *kalak a. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı).

dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. pod.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık.güzel. yazar. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. ~ Ar qâlib kalıp.yapmak " kalite. kâr ~ Fa qalam kar 1. a. odun + EYun pous. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir. kesif. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. vekil. a. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. ~ HAvr *âmer. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . fact. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. f. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere.a.a. gizlemek.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. 2. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. kale iyi. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. yoğun.kalemkâr kalem işi hapan. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp.a. iyi günler & Yun kalós.] birinin yerine geçen. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. kalfa [Men xvii] vekil.

taş.a.a.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik. sıçramak. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli. kireçtaşı ~ OLat calcarium a. sema). derbeder .a.] dolandırıcı.. hesap için kullanılan taş < Lat calx. getirmek " kalori. [KT xix] batakçı.Ar qallâş [#qlş im. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. Kaş viii+] kalı. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. topuk. < Lat calx. sarhoş.1.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. yükselmek. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). ılık kalorifer ferre. 2. külah). sahtekâr. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık.< HAvr *kels-l sıcak. [TS xiv.taşımak. berduş. yükselmek.a. lat. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. [AL xx/a] ~ ? * Karş. ısıtmak ~ HAvr *kls-e.a. calc. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. topuk kemiği ~ EYun %âliks a. [İMüh xiii] kalğı. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi.] çakıltaşı. calc-taş " kalker kallavi büyük. yy'da türetilmiştir.şaha kalkmak. kalleş [Men xvii] içkici. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . +ber kalp1 a.

döndürdü. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy. 2. xv] köreltmek. ~ EYun kamára 1.a. eğer yatağı. tonoz.a. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah.mimaride kemer. dönme.a.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. ~ HAvr *gembh. İng. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir.O Yun galéa a.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek.İt cambio her tür değişim. calc. değiştirme. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.göz veya diş kamaşmak < Tü kama.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. döndürme (isim). tersine çevirdi. kamara [Mmem xvi] gemi odası. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak.a. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . < İsp galea bir tür tekne .. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx. [Çağ xv] a. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. 2. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- .a.] değişme. a. dönme. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında. calc. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi.] a. darp eden " kalp2.diş.a. kimyacı < Lat calx. [ xi] kamaş.[viii+ Uy. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. kemer.

İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. kaim. boy gösterme. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. 3. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk. kamet [Yus.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. 4. dikildi.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. Kaş viii+] kamış a. kıymet.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. kayyum1. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. müstakim. ayağa kalktı. . kutsal rüzgâr. karşı koydu. a. durdu. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. başında durdu.a. takvim Ar/Aram #qym : kayyım. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. ikamet. 2. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. ant) varyantının etkisi görülür. kıvam. yönetti.a. kıymet arzetti. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. duruş. boy.] olgun.a. kaymakam. İsv. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. kamet. istikamet. bükmek ) ~ HAvr *kamp. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a. mukim.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. kavim. 2. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. mukavemet.[xi] öldüresiye dövmek. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. a. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda".a. kıyam. direndi. bükük. Yun kálamos > Tü kalamış (a. 2.a. paviyon camerilla [küç. kayme.] 1. mukavim. kambur (< EYun kâmptö eğmek. makam. < Tü kam.

sefer (xvi) ~ Lat campania ova. okyanus. tüm < Moğ qamu. savaş alanı. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. açık havada kurulan ordugâh. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. askeri operasyon. 2. sözlük = EYun ökeanös a.a. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. kamus [Men xvii] okyanus. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. biriktirmek. 2. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç.a. sözlük ~ Ar qâmüs 1. ordugâh ~ Lat campus a. 2. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). dünyayı çevreleyen engin deniz. garnizon. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. bütün.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. açık arazi. bütün.toplamak. hep (sıfat). düzlük. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. Nihai kökeni belirsizdir. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir.] küçük kamyon" ~ Fr camion .

a. kanı. kandı.kan kan[mak Tü Tü [Or. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. Uy. razı olma.a. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1.a. yetindi. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. tatmin olmak.a.a. 2. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. tuval). çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. çuval bezi < İt canava [mod. . bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . 2.]l. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. kanma. ~ EYun kánnabis a. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. (= Akad qanü a.a.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik.a. ark.a. 2. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. görüş < Ar qanica 1. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. İng canvas.) * EYun kanon (çıta. su borusu.a. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon.a.a. = İbr qâne a.doymak. İng canopy (cibinlik). kanat Tü [Uy viii+] kanat a. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". Fr canevasse (kenevir bezi.hasırsepet. kanara [T S xiv] mezbaha. inandı. kargı ~ Aram qanyâ a. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı. Kaş viii] kan a. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş. inanmak ) kanaat [Kut. " kenevir * Karş. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. yetinme.

< Lat candere yanmak.a.a. çit Lat canna ince çubuk. 2. ~ OFa kanîzag a. ~ Lat candela a.. Karş.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle. EYun kyon < HAvr *kwon. kanaat. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için. < Tü kan-" kan- * Karş. bükmek.2Z.] kanan. < HAvr *gwen. buruşma. " jinekoloji * Lat canis. [TS xv xv] karjğrı.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a.a.[ xi] kançık dişi köpek.ağaç veya dalı eğmek.a.a. yoldaş . Fr chandelle (a. yetinen. kançılarya [DüsI. kani olmak < Ar #qnc.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur.a.a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası. EErm knig (kadın).a. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. İng. kadınlara sövme sözü . kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. kargı. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli.) biçimleri Latinceden alıntıdır. sekretarya < Lat cancellarius 1. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten. a.a. sökmek.a. posaya dönme kanguru Cook. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. kapı bekçisi.a.

kural.sert.a. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. cant. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim.a. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. yengeç. yengeç. kanser) çevirisidir. 2.a. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen.a. cetvel. a. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe.kano kayık ~ İsp canoa a. bir iş için ayrılmış yer. tümör. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. kanton canton köşe. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. 2. çıta. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). 2. cant. 2.a. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa.gemlemek. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur.a.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. kilise yasası.). atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki.a. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. ilçe ~ OLat . kargı. bucak.a. kargı (= Aram qanyâ a. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. < Lat canere. bucak. ur. İng centaury (a. yasa = EYun kánna kamış. < HAvr *kar. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. kanserojen (madde)" kanser. Karş. ur. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o.

şişirmek. boğaz. İbr qab. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. Ar qabcat (meyve kabuğu). Lat capsa (kap. uçurum. tutmak) < HAvr kap. 2. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. [Kıp xiv] oyuk nesne. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos.bitişmek. Lat capere/captare (yakalamak. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir.ekiyle. Kap. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. araç. erganun ~ EYun órganon alet.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos.1. chaot.büyük boşluk. Akad qabütu (kadeh). • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. cuppa (kadeh). " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. kese. kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. %aot. örtü örtmek. a. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. tulum. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. İng have < Ger *%aban (almak. yakalamak < Tü *kaP. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. Bak. Ar qabb > OYun kábos (torba. * Pekiştirici -p. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. Uy viii] kap-1 tutmak. içini boşaltmak. < Tü *kaP.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. oymak. kutu). kapa-Karş. bir hacim ölçeği. kavuşmak " kavra[Or. Karş. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. kabartmak " kof * -p eki.(tutmak). kapmak). cupa (fıçı). [ xi] kapğak kapatan şey. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau.

içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. sermaye ~ Lat capitalis a.a. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a.. Ayrıca karş. < Lat caput. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. a. kafa.baş ~ HAvr *kaput.almak. başkent.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla. capit. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a. a. bölüm başlığı < Lat caput. capac.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek). pey.] büyük baş < Lat caput. tutmak. kutu). kapalı . capt. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki.a.a. a. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir.a. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. * Aynı kökten İng head. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a.içine alabilen. kefal. hacimli. ~ İbr/Aram csrâbön güvence.a. kapsamak ~ HAvr *kap.] sözleşme maddesi. Lat campus alan. başlık.a. baş para. < Lat capax. [TS xiii. kaplan Tü yakalamak " kap-. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. başa ilişkin. * Aynı kökten Lat capsa (kap. ~ Lat campâna a. kapsayıcı < Lat capere. 2. capit.a. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-.

özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef.) + Lat porta kapı" bijon. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. kâr. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana.a. cübbe. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. 2. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. eden. kaptan < Lat caput. at arabası örtüsü [esk.]. < Lat capsa kap. Ar qabaVAram qsbay (aba. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. kafa. kapsüllü tüfek capsule kapçık. 2. baş. xiv Kıp] kaplamak. 2. külahlı cübbe).Tü kapsa. külah ^ 7. önder.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. 2. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. kapris [ xx/b] capriccio a. edilen şey. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. kazanç < Fa/OFa kardan. iş.[xi.yapmak.] a. eylem. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. İlk kez 7. 2. capit.a. kucaklamak . içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. asker kaputu.a. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. capra keçi ~ HAvr *kap-ro. eder.) ~ HAvr *ksrt. lahana ~ Lat caput. etmek (= Ave kërëta.a.a. yy Sevilla'lı İsidore. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. eder. 1. capit.a. kutu. palto. ~ Fr caprice fantezi.a. koza ~ Lat capsula [küç. .a.kaplumbağa kapa-.a.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır.< HAvr *kwera.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a.

Men xvii] karakol [TS. göçebe olmayan. . [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a.(a.a.] Tü < Tü yerleşik . tabiat.bakmak. eklemek *ka. hakketmek ~ HAvr *ghersk. nöbetçi < Moğ qara. a. nöbetçi.a. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç. k ar [ vi ii ]k ar a. -kar.] kıta. 1202). karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. Fa -kar. oymak.). a. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. kimlik < EYun %arâssö oymak. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır. anakara < Ar qârr [fa. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. 2. mühür.geçişlilik ekiyle kat. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. sabit.< HAvr *gher-4 kazmak. arkebüz / Fr carabine a. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. huy. gözlemek * Türkçe *kara. katmak. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik.fiili kaydedilmemiştir.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. kişilik. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f.karşı karşıya veya üstüste getirmek.

karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu.] durma.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. şeker kamışı şurubu. syzygium aromaticum. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. makam " karar. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. 2. Karş. karar kıldı. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. Erm me%ag (1. 2. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. < Moğ qara kara. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. baharat. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. a. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. sabit olma. 2. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . çiçek karanfil). kaldı.sesi dissimilasyon ürünüdür. a. 1. 2. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. yerleşti. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. kaynatılmış şekerli su. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. istikrar. bilardoda kırmızı top. konak. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. Alm nelken. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir.

< OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. ~ Port caravela a. a. kömürleştirici cihaz. karbondiyoksit. köle kız [Uy. kervan. karbonat. [T S xiv. Fr.494 187+] ~Frcarbone bir element.İng caravan 1. EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat.odun kömürü ~ HAvr *kr. di+. 2. karbon. karpit. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). Lat cremare (yakmak). ^ y. İng hearth (ocak). römork.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. Kaş. karavaş cariye. kabuklu böcek. yakıcı. a. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. hidr(o)+2 * Karş. 3. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. Kıp xiv] Tü karın " karın . karbüratör. [ xi] kâdaş/karmdaş . silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak .< HAvr *ker-4 ateş. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). 1800 Joseph-Louis Preust.a. 2. saf kömür ~ Lat carbo.4. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. carbon. kimyacı" karbon. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. 2. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. katar. karbonhidrat.

DK xiv] karğı/karğu kamış. dörtlemek < Lat quatuor.) karşılığıdır. yüzleşmek). * İng car (araba).(çatışmak.a. kağnı ~ Kelt karros a. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . Erm sird.[viii+ Uy] lanetlemek. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. -e doğru * Karş. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak.a. İng heart.dört ~ HAvr *kwetwer a. bohça etmek. çatışma Tü karu -e karşı. çarpışmak) < k?arğu. " çehar * Karş. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp. quartus (dörtte bir). • İkinci hecedeki ses incelmesi. kardiyak EYun kardiakós a. charge (yük). cord-. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak. Alm herz.a.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır.a. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir. Moğ k?arğuça. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası.a. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. Lat quadraginta (kırk). kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. arbede.İng cargo ticari yük. ~ Fr/İng cardi(o). çatışmak. beddua etmek Tü karu -e karşı. Hit karts (kalp). aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. . quadr. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir. quadrum (kare).a.a. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık.(karşılaşmak.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor.

kârid. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu.] 1. zevce. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. hiciv ~ İt caricatura a. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim .a. bohçalamak. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. eş. akuplman.a. 2. < EYun kâris. [ xi] karı/karış 1.a. eş.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. tutulan yol. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. mantıki birliktelik.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. 2.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu.Fr caricature abartılı tasvir. a. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. yatak vb. uzunluk ölçüsü. ön kol. < İt caricare (yelken. a. kargo. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. f. delil < Ar qarana [msd. a.a.) sarıp toplamak. ceviz kabuğu. 2. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo . * Kanada yerli dillerinden. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. karın/karnTü [Uyviii+]karına. İsp carregar (karga tulumba etmek). a.a. Karş. arşın. * Aynı kökten Fr carguer. kabuk.a. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. = Akad qarnu a. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. a. ihtiyar. iki şey arasındaki bağlantı. qarn] çift koştu. [TS xiv] yaşlı kadın. 3.

a.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma.biçiminin. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. ellemek. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. dörder.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. kare " kare . karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. 2.] karecik.[xiii Kıp] elle tutmak. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. dörtlü. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. sosyolog ~ EYun %ârisma. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. leş. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.sevmek karkas kalıntısı. sevinç duymak ~ HAvr *gher.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. t-zarafet. xv TS] kurcalamak. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. 2. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir. Alm. 2.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. carn. lütuf. yapışmak.a.[xiii Kıp. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. kavra. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma.] karecik. qarnabıT. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. ~ Lat quaterni 1.

filozof ve tabip.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1. yüzleşmek). Moğ k?arığu (karşılık. reaksiyon). karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir.(karşılaşmak. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. çatışmak. 2. * MÖ 2. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma.a. kavga. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . a. çatışma (isim) [xi] -e karşı.. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . pafta. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt. a. MÖ iv < EYun karkínos 1. ur. düşman (sıfat).yengeç < HAvr *kar. cevap. yengeç.a. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. # Theophrastos. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). a. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş.sert. Lat carina (ceviz kabuğu).(lanet etmek). 2. hasım. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. t. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. at arabası imalathanesi. Yun. k?arğu.

vizite karye köy. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. germek. kâğıt. kısmak. [TDK 1944] kas adale [Kıp. el arabası. mukavva ~ İt cartone [büy. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. a. peron kartpostal kartı" kart2. 2. içine barut doldurulan mermi kapsülü. 2.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. tepe. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. H. germek " kas- (= Moğ qasu. . 2. DK xiv] <Tükas-sıkmak. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton.kısaltmak.] kâğıt pusula. 2. kent = Fen qrt a. karyola [NKemal1872] 1. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1.] kaba kâğıt. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. harita " kart2. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. belge. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. arabacık. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. Kıs.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. titretmek . portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1.

sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. & Lat co(n). < İt cassa kutu " kasa . oturtma & Lat in. kutu. mahfaza " in+1. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. kın. < Lat capere içine almak. tutmak. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir.] ~ Lat coactare a. damga < Fr cacher bastırmak [esk. saf. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. kupa ~ Fa kasa çanak. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. mühür. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. ~ Akad kâsu bardak. kasa kâse [ xiv] kâsâ a. kesimci.+ İt cassa kasa. castrare (iğdiş etmek). qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. a. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. kasaba < Ar qaSaba [msd. mahfaza ~ Lat capsa a.İt incassatura tüfeğin kundağı. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık. kap.a. kutu. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer".] kutucuk ~ İt cassetta a. a. ilaç kapsülü. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. ~ Fr cassette [küç.yerle bir + Lat agere. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips.< HAvr *keskesmek. müstahkem yer. a. temiz). aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. kale ~ HAvr *kas-tro. hisar.] kesici. actyapmak " kon+. süngü . büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. 2.

ETü kasna. amaçladı kask [ xx/b] kafatası.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı.yontmak.[xi] yontmak. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. kasım [Men xvii] 1. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile. askeri kamp ~ Lat castrum a. kaşık < Tü kaşı. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask .) ~ O Yun kástron müstahkem yer. 2. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri".< HAvr *kwet. direkt.darbe vurmak. çarpmak.sarsmak. en kısa yoldan hedefe yöneldi. saray (~ Aram qaSrâ a. bir ~ Fr casquette [küç.] amaç. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. çarpmak. 2. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. kazımak. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. saklı bir şeyi [Uy.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". haşır. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. bulan. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. quass. hedefe kilitlendi.(titreşmek). kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. f.] bölen. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk.a.] hedefe ulaşan. testis yanakların iç tarafı * Karş. kırmak kasıt/kast[Aş. kale.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. saksı. a. Karş. Kaş viii+] kasık . hışır. kasuk (deriden yapılan tulum). kırmak ~ HAvr *kwst.] keşfeden.

dökmek. Kaş viii+] kat-/kad. düşüş. üstüne eklemek. katı olma. kaderine çıkma.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. kapsama. kalıba dökmek. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. hüzün < Ar qasâ sert idi. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. tabakalaştırmak. keder.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç.] saf. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. gaddarlık.1. düşme.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1.a.] kesme. 2.ayırmak. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. karmak. 2. katılık. kat2 [etm (nehir) geçme. 3. sınıf. acımasızlık. içerme. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb. ayrıştırmak. keder. yukarıdan aşağı doğru hareket. acımasızlık. rast gelme. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. 2.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. tasarlamak. 2.] 1. katılık. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . cas-a.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd.a. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. sertleşmek. zümre ~ Port casta [f. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes.

defter. catalyt. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. log-zaptetmek. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. < EYun kathairö indirmek. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . liste < EYun katalegö kaydetmek.] 1. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. fesat. hokkabazlık ~? * 19. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. listeye yazmak. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. şelale. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. birbiri ardısıra dizili şeyler. damlalar dizisi.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. çözünme ~ EYun katálysis a. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. lys-çözmek " kata+. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. kervan < Ar qaTara [msd.a. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1.a. kaydetmek " kata+. 2.ayrışma. 2. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5.

sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. sağlam.eklemek. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. 2. sertleşmek. karışık.a. her çeşit makam.a.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+.atmak " kata+. < EYun kathédra 1. koltuk. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak.eklemek.a. daldırmak. beraber "kat1. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak .katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. 2.a. 2. şırınga / İng catheter a. koltuk ~ HAvr *sed-râ. et.a. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı. iddia etmek. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . sandalye. gerilmek " kata+.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. itham.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir.] yazan. katışık < Tü kat. heca & EYun kata.+ EYun e%ö seslenmek " kata+. sert. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. haşin. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim.

Güney Amerika yerli dillerinden. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. tütsüleme. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. sedir ~ EYun kédros a. . her şey " kata+. a. 1. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. katliam Ar câmm genel.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare. a.] damla ~ Aram qiTer buhur. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. seyyah ~ Tupi caucho a. ~ İbr/Aram qiTer buhur.000. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek.a.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm.000.000. evrensel. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. umumi" katil1. evrensel. Fr. genel. dayanmak Tü katın. tütsüleme. a.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. zahmet çekmek " kat* Katla. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. < Aram #qTr duman çıkarma.sertleşmek. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a.000. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek.katlan[mak <Tü [T S. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında.a. günnük. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. 2. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. kapsayıcı. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. ficus elastica. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. katmer <Tü [T S.

dans partneri ~ İt cavaliere süvari. oyuk ~ HAvr *kaw. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. yay çeken. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. dedi [Kut. oyuk. bağırış [Kut. Lat cavare oymak.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd.yanmak. a. içi boş < Fa kâw çukur. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. kuru-. makule.] 1. Sans khá (çukur. kavil. yasakçı . kawıdan (oymak. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1.(kurumak).Ar qawwâs [#qws im. kofluk). boşluk. oyuk. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. boşluk).içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur.: kurak. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. kazmak). kurum 1. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap.] söz [Aş.a. 2. okçu.> kurı. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. kav1. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi. 2. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. mukavele . < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. kuru. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2. oyuk. çömlek ~ Lat cavatus oyuk.kav1 Tü [ xi] kaw ateş.] gezgin şarkıcı. süvari. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. oyulmuş < Lat cavare oymak. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. kavurTü kuru. mağara ~ HAvr *kaw. makale.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus.a.< HAvr *keus. kilükal.

sıkışık durmak). varmak.a. ayağı kaymak. k?absı. < Tü *kaP. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. mesane..(sürtmek.a. içi boş şey. sürtünmek. yanında veya yakınında olmak * Karş.yanmak. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. [DK xv] < Tü *kağ. Moğ k?abı (yan. sıkıştırmak). kaygı?. Kaş viii+] kağur. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak. sarp kayalık). yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay.(sıkmak. kaykıl-. Moğ kada(n) (uçurum. kayır-?.(bir şeye veya bir yana) dönmek. sapmak.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. [TS xiv-xix xiv] 1.bitişmek. 3. bitişik). kayp-/kayk. yakın. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak.] bir yerde yerleşik olan halk. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. kayak1. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd.bitişmek. sert olmak * Karş.basmak. ulus. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. a. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC. düşecek gibi olmak. kof. yaklaşmak. kayaç YT " kaya . bükülmek. kovuk.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği.a. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. tazyik etmek. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. kavim " kamet kavis qâsa büktü. 2. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-. eğilmek.ulaşmak. [Arg. k?abıra. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. [CodC xiii] kay. karıştıran. varmak.] yay.kızartmak. [ xi] kawış< Tü *kaP. ateşte pişirmek veya kurutmak. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam.a.a. kaypak.içini boşaltmak. Men xvi] kayp.aniden ve sert bir hareketle dönmek.

haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. Moğ k?adu. nedamet getirmek . kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele.] a. yaşam boyu & Ar qayd bağ. [ xix] kayğır.xi "Arguca") = kaz-/kazı.(oymak). Karş. " [Uy viii+] kadğur. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- .(pişman olmak. tasalanmak.(kesmek. İnuit umiak (kadın kayığı). ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek.ix Uy). biçmek). tasa.kaygılanmak.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir.birini himaye < Tü ka5ğu endişe. tasa. betula * Karş. kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. a. hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. Ancak z > y eşitliği problemlidir. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. Tü ka5m.

umursamaz. pranga. galeyan etmek. Julius Caesar Romalı devlet adamı.1. 2.kesmek. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. suyun kaynadığı yer. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. yazıya bağlama. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl.[xi] bir yana dönmek. zabıt [KT xix] lakayıt. Moğ k?añda (özsuyu. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. 2. Karş. 3. koşul.erimek. metal dökmek) * Ayrıca karş. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. ayağı kaymak. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır.[xiii TS. bağ. 3. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl.[xiv Kıp.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir.Ar qayd [#qyd msd.] 1. caes. ayak bağı. bağ. kaynak <Tü [Men xvii] 1. 2. katı = Tü ka5ır .metal veya buz erimek. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. bağlama . f. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna.] bir şeyin yerine geçen. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. bağlantı. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). köstek. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. DK] eğilmek. kaba et. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. sezaryen. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. usare. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek.

a. sıyırmak. reddetmek. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a. bekçi.a. [ xvii] asker. kısmet. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir. Moğ qaru. İng goose (a. [ xx/b] 1. iade etmek.). kayyım/kayyum2 yönetici. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. Fa gaz.(kazımak.a. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. [CodC. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. 2. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. Öte yandan Yak %aas (a. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. bükülmek " kay* 16. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse.] 1.oymak. işten kaçmak < Tü kayt.a. Karş. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir.oymak * Karş.a. kadılık makamı. 3. yargı çevresi. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. ESlav gosy. çapulcu. < öz Casacco Kazak. kader. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir. asker. 2. reddetmek. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek. çukurlaştırmak " kaz- .a. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer. Alm gans. akıncı. iade etmek. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. T S xiv-xvi xiii] geri vermek.[xiii Kıp] dönmek. ölüm. Eİzl gas.).* Yun gaïtáni. rendelemek).) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. kalıcı. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. tanrısal yargı. yargı. Ar qayTan (a. yüz çevirmek. çukur. başıboş.

[Oğxi] keçi. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı.kazan[mak Tü [ viii] kazğan.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. direnmek).] yalancı. keçi Tü [Uy. ki5b] yalan söyledi. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd. Moğ gaçuğu (kazık.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir.eşmek.] pislik.a. kâzip [msd. [Çağ xv] kiçâ * Karş. kirlendi kebap [Yus. direk) < gaçu. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır..] kızartma. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.viii). qa5ar] pis idi. kir. tez. f. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir.] yargı. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. . Karş.(katılaşmak. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. kazık kazık Tü kaz. servet. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ. yapınca . sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. (= Akad kabâbu kızartmak. kazmak Tü * Kaz. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. Kaş viii+] eçkü a.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir.] < Ar qa5ürat [sf. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır.a.

Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. yedekleme.]. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. garanti.a. bunalma < Ar [DK xv] . Rus kot/koşka. İng cat. kevgir. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. MS 1. Lit kate. kefen [CodC.a. garanti etti.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. DK. 2. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama.a. * Karş. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet.a.] kefil olma. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. = Sans kapha a. < İbr/Aram #kpp bükme. EErm katu. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. küfe. Aram/İbr %atül (a. Alm kater/katze. a.keder kadara sıkıldı. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ. kef kafa a.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. sandık [esk.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır.a. kâse. kepçe. ikileme. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. Karş.] sıkıntı. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. Ar qiTT/qiTTat (a. güvence < Ar kafala kefil oldu.] suçunu silme.] bir borcu üstlenen " kefalet . xi Oğ). terazi gözü (= Aram kappâ a.). avuç. Tü çetük/çetik (a.a. Lat cattus/catta. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef.a. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. el ayası. temizleme. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor.

[ xviii] yabani zahter. elektrik. çalmak. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. [ xx/a] aptal. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. talancı).] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. pepe. [Men xvii] kekeği. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. yarpuz. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. kafatası). kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. bön ~ Kürt keko ağabey. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. soygun yapmak).kefiye örtüsü < Ar qafan baş.kapmak. zorla almak = OFa röp zoralım. Karş. . EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. İng rover (hırsız. Rus golyı (kel. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan".] kısa ve tutuk ses. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. Fa kakij (roka). ruba kapmak. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. [Men xvii] ekşi. İng rob (çalmak. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. a. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. kafatası Aynı kökten Lat calvus. soygun < Havr *reup.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. f. dayı [Uy. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot.

olgunlaştı. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu.Fa/OFa kaman yay. kâmil. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. ikmal. ıztırap. eksik. a.] 1. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. keler keleş kelime şey. 2. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. söz. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel.kelam [Aş. mütekâmil. 2. tekemmül. [Yus xiv] yay. noksan. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . Yus xiv] söz konuşma. tekâmül. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M.]tamveolgun olma.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. mükemmel. kemal. 10. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. hastalık. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. tekmil keman . yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. kavis. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. ağrı. bahadır. f. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır.

~ HAvr *kannabis a. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1. = Aram kanspâ a. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür.sivri.a. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye. Hindistan'da bir ülke. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya.a. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. = Ave kamara.sert bir şeye diş geçirmek.a. mimaride kemer veya kubbe. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.). kenar a.a. ~ Fa kanar kıyı. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi. Alm.] miktar. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi. terapi * Karş. 3.kavis. kuşak. bele sarılan şey. Fr chimiothérapie (a.a. kanf] kanadı altına aldı.) kenet [EvÇ.a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1. helâ < Ar kanafa [msd.a. bel. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a. kucakladı. sığınak. tonoz ~ EFa kamara.a. (= Ave karana.. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a.] 1.a.a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . kıtırdatmak? < Tü kemür.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa.] korunak. 2.a. 2.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. a. kemer [Aş. kısa yay. 2. diken. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh.

a.a. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. Ar qinnab (a.) Farsçadan alıntıdır.). kaban. kenger enginar kent kanthâ a. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd.a. haşarı çocuk boynuzlu. Bak.Ar karâhat [#krh msd. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. istemeyerek veya iğrenerek yapma. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. Karş. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. Alm hanf.beş ~ HAvr *penkwe a. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat .) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque.fiilinden. a. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. 2. soyluluk belirtisi. quint. hizmet. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . Rus konoplya (a.] 1.* Aynı kökten Lat cannabis. a. cömertlik. Fa kanab. mekruh olanı yapma. İng hemp. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. yüce davranış. 2. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi.] 1.

[küç. kerime.] cömert. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo). = Aram ksrepsâ a. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd. deniz böceği. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). defa kerem [Aş. lağım " geriz . kerem. keramet.a.a. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. cömertlik < Ar karuma soylu idi. kerim. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. kereviz [MŞ xiv] kerefes. ikram. kerh iğrendi. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür.] tekrar. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. apium graveolens = OFa karafs a.Ar karîmat [#krm sf. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis.< HAvr *ker-1 a.] a. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır. soylu hanım < Ar karım cömert. kerat. f.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd.a. karabid.] cömert hanımefendi.a. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. istakoz.] iğrenme. [Kut. soylu. [ARasim 1897-99] . kerat. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. " korna * Karş.a. 2. yüce gönüllülük.a. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. karr/takrâr] geri geldi. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd.a. < EYun kârabos 1.] soyluluk. ~ HAvr *kers-s.

kıskaç. karkama (kuyruksallayan kuşu). kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . 2. yolculuk. DK. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. Yun krokódilos veya lakérta (a.dört" kare kertenkele sürüngen. sarınma [Men xvii] kereke .göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . celadet + Fa far parıltı. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır.] defalar. katar ~? Akad %arrânu yol.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. a. Yus. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. tavuk) * Karş.gedik açmak. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. varan. [Men ] kelbetln vulg. matematikte [ xi] kert. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. kelpetin .a. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". quatr. çeyrek. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş.) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. oynaş ? xvii). karkarak (saksağan). Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. Fa karkar (bir tür güvercin). lacerta nilotica [MŞ. miss.Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. 211-217) lakabı.a. özellikle ticari yolculuk. kerli ferli kuvvet. kilise < EYun kyrios rab. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili.kuş.

kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük.a. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. = Akad kîsu a.a. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma.) * Ar kıs (a. şeyh.]. anıt.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a. bölge. . Erm ksag (a. (= Aram klsâ a. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a.a. kırık. 2. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk.a.) Orta Farsçadan alınmıştır.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş. yaşlı kimse. 2.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.a. kırıntı.a.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. [TDK 1955] bölük. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır.a. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. örtüsünü kaldırma.a.] ortaya çıkarma. torba.] 1.

2. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n. a. kurut. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a.a. a. ev işlerini idare eden kişi. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. kurutulmuş yoğurt. bir şeyin alt kethüda [Aş. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". ~ Akad kitüm a. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. oyuk. Fa kaşkab (arpa suyu). Alm kastanie < Lat castanea < EYun. hücre ) + Fa %udâ efendi.oda. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. * Karş.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. a. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. kesret.] a. = Ave kata. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti. a. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır.] a. < Fa kaşk a. ~ Aram [ xx/a] ked çentik.a.] elde etme. yönetici" hüda . Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. İng chestnut. kaşkma (arpa ekmeği). a. 2. Karş. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. teksir kestane E Yun kástana [f.

] büyüklük. ~ Akad kibrltu a. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. Karş. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi.ile yazımına 20. a. kalite. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap . " gavat * -ş. geri" . özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. kevgir + Fa gır tutan " kef. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. yy'da türetilmiştir. a. keyif/keyfiyi ruh hali. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd.Fa tez âb keskin su. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ . 9. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. defa < Tü ke/ke5 arka. katm] sakladı. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. [LO.Ar kayf [#kyf] durum.Ar ka5a onun gibi. böyle < . ruh hali.] büyükler.] sır tutan.ketum konuşan < Ar katama [msd. boyun eğdi" kabul kibrit a. asit" tiz. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a.] nasıllık. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın.a.] namazda Mekke'ye dönme. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd.

[ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. etmek.< HAvr *kel-2 kapatmak. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom.] daha eski olma. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. gizlemek . balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası.] yetme. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. gırtlak. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. çok eski olma < Ar qadama [msd. önce gelme. 2. kiler < Lat cella hücre. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. mahzen.yapmak. ayak.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. hücre ~ Lat cellarium mahzen.] çıkrık. Akad qıru (zift. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. a. katran). bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. eski olma) kifayet yetişme. oda ~ HAvr *kel-nâ. 2.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. örtmek.

EYun kalyptö. clavis (kilit). a. klarnet * Karş. Bak. yatak örtüsü.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir.a.] bir şeyi örten zar. kıyafet. belki clavus (çivi. civata). claus. İng cell.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+.a. oklüzyon Lat clavis : klavsen.(kapatmak). Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). adap. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a.* Aynı kökten İng cellar.4. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. kloz. kleid. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak. yy'da tesbit edilmiştir. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. Lat celare. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir.a. kilim [Gül xv] . örtü (= Aram qslâpâ a. [İdr. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır.499 187+] kilometro . kle Lat clavus : civata. < EYun kleiö kapatmak.a.a. kavilya kilo/kilogram [Düs I.a. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. davranış. klostrofobi. Fr cellule (hücre). klozet. klavye. kilit [Kaş xi] iklid .a. kurultay. = Akad qilpu a. occulere (saklamak). klitoris Lat claudere : eksklüsif. a. huy. gram ~Fr kilometre [Düs I. Ar kanısat (kilise) < Aram. örtmek ~ HAvr *klâu. [ARasim 1897-99] . Alm keller (kiler). yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. Aramice biçim en erken MÖ 6. töre. kapalı olmak. Türkçe kilise biçimi. yüksek sesle çağırmak " ek+. metre . hal ve hareket. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a.4. EYun kálymma (a. derinin dış tabakası. * Aynı kökten Lat claudere.) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. = EYun kleïs. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir.

kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a.) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. -cı" kimya.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. cuminus ~ Aram kamuna a. kimyager kimyager edinen. KIVIR.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. cereme). ~ Akad kamunu a. KIPIR. kin [Aş. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke".< HAvr *kwei. Yus xiv] ~ Fa km garez. kısas. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. a. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. Mısır . hüviyet < Ar huwa (kim).a. kara büyü. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. * Ar kammun/kamnun (a.kilükal dedi". a.kan bedeli ödemek. a. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. kimya. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS.

boğ-.a.).< HAvr *keis. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. öldürmek.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. hicvetmek. [T S xiii xiii] kökünü kazımak.kral.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür.cezalandırmak. kır1 Tü [ xi] kır deşt. bozkır. 2. katliam etmek < Tü *kı.a. Karş.(burmak). pislik kır[mak Tü [ xi] kır.] dolaylı anlatım. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. *Kı-/*kığ.doğurmak ) + HAvr *ing. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek). kısaltmak. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. kesmek. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens.kökünü kazımak. kırmak. kıt (kısık). eziyet Tü kıy. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına. yoketmek. [LO xix] alay etmek. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a. beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy. kısmak.kesmek. büzmek * Aynı kökten kıs.a. aşağılamak.(a. [ xx/c] ayıplamak. kığır. kış (kısılma dönemi).kına [CodC xiii] hınna.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. ıssız yer .

kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk.a. yüce.kökünü kazımak. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1.İt grande büyük. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd.a. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. -t. yüksek sesle söyleme. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli.a. tuğla < EYun kéramos a.] su tulumu [Men xvii] a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer.a. İng cherries < Lat cerasus (a.] okuma < Ar qara'a okudu . kırçıl + çil" kır2.a.] "küçük boynuz". kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek. 2.a.] a. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır.). < EYun kéras.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a.a.Aram #qr' çağırma. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. yakma " karbon . = Aram gır a. keçiboynuzu. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir.< HAvr *ker-4 ateş. ceratonia siliqua. = kireç Akad gîru a. ~ HAvr *kers-mo. keçiboynuzu çekirdeği.a. a. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. ~ Fa girac a.a. Fr cerise. ~ ? * Alm karbatsch. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. Karş. bozkır [ xi] kırağu a. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? . a. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. kıraat. ~ Sumer gir a. a. alaca.

kısmak " kır-r. Karş. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. Kıp.kesmek " kır* Kırk.göz kapağını kapamak. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. buruşmak." kır- * -ıt. Çağ xiv] kıp.ekinin işlevi açık değildir. t.makasla kesmek. [TS xiv-xvii.a. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1. argoda < Tü kır. İng crimson (koşnil kırmızısı).a. a. .sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir. kıro çocuk. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. 2. cilve yapmak < Tü kır.kısaltmak. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. a.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. < Tü *kı. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). özellikle cildin buruşması. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak.biçimleri. larva. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a.] a. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır.kiriş Tü [Uy. [LO xix] kırp. pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir.Yun/EYun gyrisma. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp.makasla kesmek.ve kırp.döndürme. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir.kesmek.

kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. azaltmak. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. a. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. 2.a. onom < Tü *kı. kısmak. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. kırt onom = Tü kırç kesme sesi.] ödeşme.] bölüm. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. yaz < yay.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. hesaplaşma. daraltmak < Tü *kı.kısmak. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. kırptı. kesti.kesmek. a. qasm] böldü.(açılma mevsimi).xv+).a. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. Karş. 2.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. kırbıktiken (kirpi). kırmak. kıt. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . değersiz. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. kış2.].kısaltmak. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. hasis. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. biçare. hisse < Ar qasama [msd. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ. kimse ~ Ar qism [#qsm msd. ehemmiyetsiz.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak.

Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir.öfkelenmek.hırlamak. [TS xiv. Fa guşn (hayvanların erkeği). guşnı (çiftleşmek. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası.a. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki.] kıyafet.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. 2. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.] hikâye < Ar qaSSa [msd.Ar kiswat [#ksw msd. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. maşa Tü [Uy viii+] kısğan.cimrilik etmek. kıt.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. Aş xi] pay pay.] * Karş. terazi ~ Aram qssTâ . sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. hasis. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. dişiye varmak). [Men xvii] kisbet (vulg. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom.) . giysi.a. esirgemek. haykırarak saldırmak. kısmet [Kut.

< * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. pahalılık. dikiş dikti. alçak. bağladı.] yazılı şey. [ xi] kız az bulunan.] giyim. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. kesim.a. şiirde kıta. bucak. 2. a.] duruş. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. . değersiz & Yun katö aşağı. giysi. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. kitaba] 1.] mukatele. belge. kısım. eli kıt. Aram qaTaw (keten). az " kıt kıvam direnç.] parça. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. kısmak. raptetmek" olup. Ayrıca karş. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. coğrafyada kıta. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. Gül xiii] kızlık kıtlık. kitap < Ar kataba [msd. kıt. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. kumpas) sözcüğünden. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. bağlamak. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. < Tü *kıı. [Kıp xiv] kıt/kız a. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. kuraklık < Tü kız kıt. raptetti. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd.kisve Ar kasa giydirme. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet.kesmek. düşük + Yun pión nitelik. [LO xix] minder dolgusu. kıtlık <Tü [T S xiii. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. kitap [Kut. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. kaba keten. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. pahalı. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd.

. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd. direndi" kamet kıyamet [Kut. [DK xiv] kıvur-kırmak. burulmak < Tü kıvır-bükmek. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut. < Tü *kı. 3.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. takip etme.a.hasislik etmek. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu. şerare kıvır[mak Tü burmak. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır. kısmak. gaddar." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. kırmak. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. < Tü kıvır. yakışıklı (argo) < Tü kıy. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. iz sürme. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. .kısmak. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. [LG 188+] güzel.] 1. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. öldürmek Tü *kıı. ayağa kalkma. [LO xix] bükülüp kıvrılan.] ayağa kalkma. [ xviii] buruşuk. [TS xv xv] eziyet etmek. 2. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. kısmak. 2." kıy- kıyam [Kut.] 1.kesmek. bükmek. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. dikilme. kıvrak 1 nazik.kesmek. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak.

Tü kırı/kırağ (a. [ xi] kızlamuk a. xiv Kıp). [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. verimsiz" anlamı düşünülebilir. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. bakire * Karş." kıy- * -tır. "Henüz doğurmayan. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile.a. nicelik < Ar qâma durdu. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. < EYun klazö bağırmak klan aşiret." kız[DK xiv] erkek çocuk." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. kız çocuğu. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. eli sıkı. kıvamlı idi. . kırmızı olmak. Bak.. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık.] kıymet [Kut. Aş xi] değer. xi. < Tü kız. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. oranlama. az." kız- * Etimolojisi açık değildir. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy.(kesmek). Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd.xiv Kıp) < kır-. . cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co.a. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç.kıyas [Kut. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. Amer. Karş.] ölçü. kızarmak. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma.eki açıklanmaya muhtaçtır. kıt . ölçme.ateşte ısınmak. Tü kıs/kız (hasis. kıt. kesme). kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. firması.viii+ Uy.

yüksek (ses). rahip < EYun kleröö kurayla seçmek.< HAvr *kels-2 bağırmak. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. ses çıkarmak .].] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. özellikle üstün sınıf .çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak).Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. claim (iddia etmek. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. seçkin. 2. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. klavsen & Lat clavis tuş. ALat cladere (çağırmak). çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. 2. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. gürültücü kalabalık [esk. 2. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. İng call (çağırmak).< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. EYun kaleo. sınıf. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. berrak. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. kilit. Lat calare. 2. dava etmek). seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak.]. 1700 J. zil" kle. 2.a. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. av borusu < Lat clarus 1. tasnif edici. memur. tertip. 2. üst sınıfa ait [esk. bir göreve adanmış kişi. antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. derece.] a.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. # y. açık.(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". seçilmiş.C. birinci sınıf. 2. 2. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. sınıf sistemine ait. küçük kapalı grup. askeri sınıf < ALat clad. Denner.

bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. kapalı olmak. kampana. gleam. 2. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. Fr. altın sarısı [esk. hastane ~ Alm klinik a.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere.]. Ball. glisten.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. İng gall (safra). parlak. a. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). claus. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. çan. berrak.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. a. İng glitter. 2. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. İtal. İng. kimyacı < EYun %lörös 1. açık yeşil. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki.] mandal. 2.a. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. İng. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. t. fragman. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. glow (parlamak). hesap kapatma.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. Fr. fobi . filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. Rus zlaty (altın). sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. İng gold.a. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı.sarı.

Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. 2. güç birliği ~ Lat coalitio a. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. dökmek). İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. a. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. hoca. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod. hüda. • Aynı kökten kon. koş. koymak.] retorikte cümlenin kapanış bölümü.biçimine bırakırken. Erm oç'%ar (koyun). [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş. coalit. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek. ko5-/kot. Ermenice sözcük 5. Karş. a. yy'dan daha eskidir.birlikte büyümek.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko.(karşılıklı komak).= ku5-/kut. < Lat coalescere. claus. bir tür büyük araba.(indirmek.kapatmak ~ HAvr *klâu. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. bırakmak.> koy. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. yy'dan itibaren yerini ko5. inmek). bırakmak * Asya Türkçesinde ko. karanlık). belki kuz (gölge. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır.indirmek. büyümek " kon+. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a.kökü 9.(kendini komak. . * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç.

faktör kodoş [LL 1732] deyyus. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. içini boşaltmak. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral.büyük defter. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. 2. yavru. kocaman. çocuk. uşak. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. civelek. yürekli. 2. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür.1. boşluk). * Nihai kök *kaP. koca.olup. +men1 * Karş. kav2.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. cödic.1. codic. Karş. büyük defter. Lat cavus. oymak. dans eden genç erkek küçak küçük. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. çürük 2. genç. 2. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. evlilik yoluyla akraba. kâwak (kof) < HAvr *keus-. yiğit. kof).koç. codic. kabadayı. ağaç kütüğü. EYun koûfos (içi boş. Fa kâw (oyuk. Karş. şişirmek. hapishane kümes.koçak <Tü [TS xiv] 1. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof.

a.birlikte. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. ezmek ~ HAvr *kop. kesmek. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz.vurmak. çiğnenmiş < Fa koftan. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. kok[mak Tü [ xi] kok. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. [T S xiv] koku almak.a. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür.koku vermek. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. Kan xv] zina eden karısını affeden adam.a. kök. kasa ~ Lat cophinus a.gitmek " kon+. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. 2. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). ^ 1856 Albert Niemann. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. karşılıklı + Lat ire. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. tokmakla vurmak. it. kös. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık.] 1. Alm. küçük kasa veya sandık. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök .dövmek.

abies. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. mısır * Belki şeklinden ötürü. kırmızı.] "küçük dişi horoz". koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. ön uzuv. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. ordunun sağ ve sol kanadı . 2. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. 2. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. horoz döğüşü ringi. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. Men. kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. argo) ~? Arn kokërroz mısır. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. tohum. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. orta * Nihai kökeni belirsizdir. 2. LO xv] kokula-. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". sağ ve sol taraf. el. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. dikenli mersin.

toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif.a. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. köle -7 * Karş. 2. . 2. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. Kıp xiv] kolay 1. Tü kölük (yük hayvanı . collect. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l.toplamak & Lat con. istek. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. < Lat colligere. xiv Kıp). maaş. fırsat kol.xi. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. hizmetçi. lect.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. şans. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. tutkal.[viii+ Uy] istemek. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con.bir yere + Lat legere1. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. biriktirme ~ Lat collectio a. dilek. ayırmak " kon+. collect. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. [TS xvii] kölemen a. a. dilemek * -ay eki. lonca. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. isteğe uygun olan şey. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir.seçmek. collect-" koleksiyon kolektör colligere.]. -ive toplu. yapıştırıcı * Fr colle. lejyon kolektif Lat colligere.

ekip biçmek.a. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. tekerlek mili). Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a.HAvr *kwel.a. ~? HAvr *köl-o. cult. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu".toprağı işlemek. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. işlenmek üzere açılan arazi. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. ekip biçmek . kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a. ~ Lat colonia tarım işletmesi. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı".kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak.a. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma.a. koloni < Lat colere. locut. < Lat colonia koloni" koloni . müzakere < Lat colloqui görüşmek. sütun ~ HAvr *kol-umnâ. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme. taraf" kol koloid tutkal" kola2. yoklamak < Tü kol dolaş. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf. boyun.toprağı işlemek.] < İt collo 1.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık.a.a. 2. yüksek nesne. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak.

[LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir. boyunluk~Lat collare boyun halkası. renklendirme. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1.]. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. kumanda. ikili bileşim. ikişer " kon+. hayvan barınağı koma t. bi+3 kombinezon 2. operada bir söyleyiş tarzı. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. 2. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. yayla barınağı. .ahır. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır.

karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. ~ EYun kömoidia a. gülünç.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet.bir araya + Lat pangere.sıkıştırmak & Lat con.a. kullanışlı. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır.a.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a. festival. a. tepmek " kon+. encümen ~ Lat comitatus maiyet. [Tarik 1885] aracılık ücreti . miss. [ 190+] 2. commis. commiss. commis.a.a. & EYun kömos köy eğlencesi. bir işle görevlendirilen kimse.ile + Lat mittere. < Lat compangere. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. dernek ~ Fr committé a. yy sonu ve 20. bir işle görevlendirilmiş heyet. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. büfe < Ven còmodo ölçülü.göndermek " kon+.sıkmak. pact. & Lat con. 2. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1. birbirine uymak & Lat con.a. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre.a. a. 2.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. < Lat commodare aynı ölçüde olmak. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a.görevlendirmek. kakmak. yol almak " kon+. pratik ~ Lat commodus a. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19. kafile < Lat comitare yoldaş olmak.2. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek. emanet etmek ~ Lat committere. otel hizmetçisi < Fr commettre.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. compact. eğlenceli. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap.Fr commission 1. pakt .

görevi yerine getirmek. composit. Çin'deki Portekiz ticari . 2.beraber + Lat petere koşmak. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. katlamak. plex. complet.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a.koymak " kon+.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. < Lat complere. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. karmaşık (sıfat).bir araya + Lat ponere.a. tamam ~ Lat completus a. t. < OLat compartire paylaşmak & Lat con.]. posit.doldurmak. & Lat con. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. karışık reçel.< HAvr *pels-l a.bir araya + Lat plegere. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı.katlamak.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a.beraber + Lat partire bölmek " kon+. örmek.a. Alm. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . sarmaşık. karışım. " kon+. derleme ~ Lat compilatio yağma. ganimet almak & Lat con.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. bükmek. karmaşa. sarmak. kucaklama & Lat con.İt composto 1. talan < Lat compilare yağmalamak. a. tamamlamak. yapabilen ~ Lat competens. 2.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. sarmak " kon+. hoşaf~ Lat compositus [f.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+. bir araya getirmek. [Bah 1924] kompot . bestelemek ~ Lat componere. a. inşa etmek. bitirmek & Lat con. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet.a. composit.a. burmak.birbirine katmak. rulo haline getirmek & Lat con. birleştirmek. bileşim.a. meyve veya sebze karışımı.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. 2. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. nezaket göstermek < Lat complere.

+ Lat parâre hazırlamak " kon+. Karş. edinmek & Lat co(n).a. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. . press.1289 1873] sıkıştırılmış ürün. Akad gumaru. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. sıkıştırma ~ Lat compressum a. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. 2. imece (~ HAvr *moin-es.halk meclisi.+ Lat putare saymak " kon+. 2. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası.basmak.a.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. Alm gemein (müşterek). tedarik etmek. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. bir bilgi veya yazıyı birine iletme.] kamuya ait olan şey. sıkmak " kon+. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi).karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1.6.+ Lat premere.konaklamak. hazırlamak. gemeinde (komün). alışveriş etmek < Lat commünis ortak. sıkıştırmak & Lat con. umumi.a. & Lat con. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir.a. ikamet etmek " kon< Tü konış. yardımlaşmak. < Lat comprimere bastırmak. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1. belediye. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a.

ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1.söylemek " kon+. sıkışma ve yığışma. sıkma.) Türkçeden alıntı olmalıdır. konaklamak. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. mesken. conduct-a. koşul.4. yönlendiren " dük . a. dük kondüktör [Düs I. kuş kondu. a. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. & Lat con. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. şart.a. mevcut şartların tümü. yerle bir olma.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. bir yere götürmek. bir yerde durmak. yönetmek ~ Lat conducere. kon[mak Tü [ viii] kon.487 187+] şimendifer memuru. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. bir ve eşit olma. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. Karş.+ Lat densus yoğun " kon+.a. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a.biçimini alır. birlikte müzik yapma. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a.değiştokuş eden. Lat concertare (çarpışmak. a. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. yerleşmek. * Dudak sessizlerinden önce com. kanal ~ Fr conduit a. bırakmak (= Moğ qonu.koymak. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. dict.a. duct. 2. durum.a. < Fr conduire taşımak. dansite kondisyon [ML xx/c] takat.kendini komak. sporcunun durumu ~ Fr condition 1.bir araya + Lat ducere. bazı sessizlerden önce düşer. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı. ikamet etmek. 2. 18.sevketmek " kon+.ikamet etmek. & Lat con. menzil < Tü kon. a. 2.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1.beraber + Lat dicere. kural kondu (= koyuldu). konaklama yeri. [ xx/b] koyulmak < Tü ko. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten.

beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. a. ~ EYun könos 1. congress.bağlamak " kon+. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak. teselli. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. buluşma. toplantı ~ Lat congressum toplantı. cinsel birleşme < Lat congredi. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. hazırlama. 2. bir ucu sivri nesne. & Lat con. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a.bir araya + Lat gradi. .bir arada + Lat facere. & Lat con.bir araya getirmek & Lat con. 2. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. collat. çam kozalağı. onaylamak & Lat con. a. hazır şey.bir araya gelmek & Lat con. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. müşavere < Lat conferre.+ Lat firmus pek " kon+.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak. form konglomera [DTC 1943].yapmak " kon+. a. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme.+ Lat fortis güçlü " kon+.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. a. rahatlatma. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak.gelmek " kon+. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. & Lat con. takviye etmek. confect. kotarma. pişirmek & Lat con. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. rahatlık < Fr conforter teselli etmek.] < İt confetto her tür şekerleme. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. nex. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. 2.birbirine + Lat nectere.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. lat-getirmek " kon+. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ.bir araya + Lat ferre. fact. 2. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. hazır giyim. gress. kotarmak.

birbirine bağlamak. gönül" kon+. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak. akıl.beraber + Lat genitus doğmuş. quass.birlikte + Lat gerere. balta girmez olmak & Lat con. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. < Lat concurrere birlikte koşmak. consens. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. iunct. (ağaç) birbiri içine geçmek. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. hissetmek " kon+.duymak. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun. içe doğru bükmek. sens.+ Lat quatere. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu. anlaşma ~ Lat concordatum a. denk getirme & Lat con. gest-kılmak " kon+. a. coniunct. içini boşaltmak " kon+.beraber + Lat currere.beraber + Lat cor.bağlamak " kon+.bir arada + Lat crescere. kırmak " kon+.koşmak " kon+.bir araya + Lat iungere. < Lat concordare anlaşmak. cret.+ Lat cavare oymak. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. çukur ~ Lat concavus a. < Lat concavare oymak. birikmek & Lat con.a. remi ~ İsp conquian a.yürek. curs. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma.vurmak. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. parçalamak & Lat con.a. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir.a. razı olmak & Lat con.beraber + Lat sentire. sıkışma < Lat congerere. congest. coniunct. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır.beraber + Fr centre merkez " kon+.mutabık olmak. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. cord. çukurlaştırmak & Lat con. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır.aynı yere toplamak. sansasyon .büyümek " kon+. mutabakat < Lat consentire. içiçe geçmek. görüş birliği. yarışmak & Lat con. çarpmak. doğan " kon+." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. bir yere toplamak & Fr con. kav2 konken [ xx/b] kumkam.

danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. teyit etmek. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. & Lat con. bir belgeyi mühürlemek.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a.a. kent başkanı. desteklemek. " kon+. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. 2.+ Lat servare korumak.a. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. a. concept. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. ~ Lat consul danışman. 2.a. 2. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek.a.a.içine almak. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a.]. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. tasdik etmek. bilmek ~ Lat cognoscere. < Lat concipere. kavramak. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1.a. toplama.bilmek " kon+. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. teselli etmek. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con. tutmak " kon+. 2. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1. not. teyit.almak. 2. meclis & Lat con. cognit.+ Lat signum mühür " kon+.bir araya + Lat capere. hamile kalmak & Lat con. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak.< HAvr *kels. müzik okulu < Fr conserver korumak. müzik dinletisi ~ İt concerto a. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. 2.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. devretmek ~ Lat consignare 1.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. . korunmuş. genel toplantı. muhafaza edilmiş.a. hizmet etmek " kon+. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. koruma yeri. bir araya çağırma. gözkulak olmak. capt. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1.

+ Lat emere. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma. talih " kon+. danışmak.bir araya örmek & Lat con.kura. sort.a.bir araya + Lat struere. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f.sıkarak + Lat sumere. < Lat consonare birlikte ses vermek. & OLat con. comit. structyığmak.temas etmek. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. sub+.a.ortaklaşa bir mala sahip olan. irtibat.dokumak " kon+. -t. tüketici (kadın).hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a.]1.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. < Lat contingere. dikmek " kon+. tekst . consult. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman".beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. contact. consumpt. text.a. uyumlu olmak & Lat con. context. birlikte ses veren. inşaat ~ Lat constructio a.yutmak. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. 2. yutmak.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1. görüş alma < Lat consulere. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. tüketme.a. t. construct.a. 2. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. teselsül < Lat contexere.a. sumpt. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors.tetkik etmek. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere. tüzel kişilik < Lat consors.dokunmak " kon+. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes. 2. yapı. bitişmek.beraber + Lat texere. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. içmek (& Lat sub. tüketmek & Lat con. ~ Lat contextus bağlantı. tact. tüketim. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. < Lat construere.yiyip bitirmek. emptalmak ) " kon+. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. uyumlu.inşa etmek & Lat con.

bas1 kontrafile karşısı". < OLat contractare birlikte yapmak. tent.bir arada + Lat tenere. < OLat contra-stâre karşı durmak.durmak " kontra. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. bir et kesimi " kontra. ters / Fr contre a. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1.çekmek. tact-dokunmak.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. sürdürmek < Lat trahere. content. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. t. content. nota dizisinin en pes perdesi. ambar < İng to contain tutmak. sürekli. depo. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. stat. ped-" kontra.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. resmi belge. tract. ortaklık kurmak & Lat con. kısmet & Lat con. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. a. denk gelmek " kon+. kota ~ Fr contingent kısmet. şans talih. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. özellikle futbolda " kontra.beraber + Lat tractare gütmek. içine almak. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. kapsamak ~ Lat continere. pay. zıt. zincirleme < Lat continere. sürmek " kon+. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a.tutmak " kon+. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes. a. rulo .karşılıklı + Lat tangere."rast gelen".bir arada tutmak & Lat con. a.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. defter " kontra. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. 2.

" kon* Kon.ikamet etmek. dost ve yakın olmak.bir araya + Lat venire. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1.yığmak.dönmek " kon+.fiilinden -iş.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. tümsek yapmak & Lat con. dönüştürmek ~ Lat convertere.a.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. vent. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. vers. konaklayan kimse. komşu olmak. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. gecelemek " konYT < Tü kon. Fr thèse < EYun tithemi (koymak). misafir < Tü kon. a. döndürmek " kon+. vect. buluşmak.bir arada oturmak." kon[CepK 1935] mevduat. yy'dan sonra danış.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. a. convent. < Lat convenire.a. kemerli. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. versiyon . uygun bulmak & Lat con.gelmek " kon+. [T S xvi xvi] mükaleme etmek. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. kenar hattı ~ İt contorno a. tevdiat. convectyanısıra sürmek. dışbükey ~ Lat convexus a.fiilinin yerini almıştır. konuşmak < Tü kon. Karş. konuşlan[mak < Tü kon. convectkubbeli. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. toplantı. 2. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. & Lat con. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir. < Lat convectere.sürmek. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. convers. buluşma.bir araya gelmek.+ Lat vertere. a. taşımak " kon+. convex.

].a. taşımak. Fr coordonner. gelmek. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. meme ucu. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a. kervan < OLat conviare eşlik etmek. & OLat con. a. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. kulp (= Moğ tobçı düğme. ~ YLat coordinatus a.kopmak. işbirliği yapmak & Lat co(n).Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak.şişmek. düğme.) Türkçeden alınmış olmalıdır.. # 1656 René Descartes. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. a. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. sıraya koymak " kon+.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı.a. kabarmak " köpük * 14. Fr. aktarmak ~ OLat conviare a. Arn kopil (a.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . İdr xi] köpek a. Bul/Sırp kopça (a. yanısıra gitmek [esk. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. a. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . convoglio] aynı yola gidenler. [EvÇ xvii] kopçak düğme. Karş. yy'dan önce ender rastlanır. başlamak. tanzim etmek. kopil oğlan. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+.beraber + Lat ordinare.beraber + Lat operari işlemek " kon+. özellikle iri köpek. Sırp kopil. çırak Karş. ordinat-düzenlemek. kop[mak Tü [Uy viii+] kop.a. matematikçi ve filozof & Lat co(n). opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. a. köpek Tü [Kaş.

Lat pöns (köprü) < HAvr *pent.1. Tü köpür.a. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. beden (~ Lat corpus. 2." köpür- * Köpür. & Lat con. şişik. doğru " kon+. kabarık . çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak. tecrit hattı ~ İt cordone a. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. Karş. cord.a. kabarık < Tü *kö. ip.birbirine + Lat referre.Fr cordon 1. 1.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim .ile.]. 2. [LO 187+] gayet enli kalın kordela .şişmek.kalp. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır. iskambilde kalp işareti~Lat cor. bünye ) " korpus.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. soylu [esk. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1.(yürümek). 2. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. corpor. şişik.düzeltmek < Lat rectus düz. a. ETü köp (iri. < Lat chorda sicim.< HAvr *kerd. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. düzgün < Lat corrigere. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri. < Tü *köp. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17. 2.a. diplomat [İM69 187+] . kalın örme ip. relatif kordon . çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. bağırsaktan hapılan sicim. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma. ilişkilendirmek " kon+. akıl.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. kalp.viii+ Uy). relat.vücut.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a.a.geri götürmek. 2. gönül ~ HAvr *kord. seçkin adam.şişmek. correct. köpük Tü *köP-/keP-2 a. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. " gebe [Uy viii+] köpüg a.Fr cordon bleu "mavi kurdele". Karş.a.

~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. borazan ~ HAvr *kr-no. Moğ qorğuda. 2. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte. kapamak. saklanmak) < qorı. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. 2. İng gulf (koy. hapsetmek). körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır. korku (isim) < Tü kork. boynuz şeklinde üflemeli çalgı .a. boynuz şeklinde olan şey. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork.kucak * Lat colpus > İt golfo. +inç * -in. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. köri . bir orkestra çalgısı " . ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı.] "küçük boynuz".< HAvr *ker-1 kafatası. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1. boru. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan.(sığınmak. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak.a. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a. 1.a. boynuz.Lat cornu boynuz. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere.(kuşatmak. kayıt" hora." kork-. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. Fr. koy ~ HAvr *kwelp.korunmak istemek? " koru- * Karş. açı. curs. Tü *kor(ı)-k.

ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. saray. cortic.gövde. shirt (gömlek). 2. hapsetmek. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. hükümdara ait av sahası < Tü korı.çitle çevirmek. scar (yara. 2. kuşatmak.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. cohort. kapalı alan. saldırı ~ Lat cursus a. Ger *skeran (kesmek. a. ete kemiğe büründürme < Lat corpus.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1.bir organın dış zarı. kesik).gövde. short ("kesilmiş". kısa). tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). yaz ürünü. taca ilişkin. ~ E Yun %oros 1. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul.avlu. hayat & Lat co(n).çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. çentmek). Amer. a. beden ~ HAvr *kwrep.iç avlu. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. engellemek) . corpor. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. cortic. 2.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. beden. score (kesik). İng shear (kesmek). dans topluluğu. dans.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. corpor. beyin zarı ~ Lat cortex.

bükmek. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı. eşlemek. a.(kabarmak. [LL 1732] seğirtmek.a. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif. [Men xvii] at koşumlamak. ~ OLat coccinella [küç. tokmakla vurmak.a.] a. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18.(korunmak istemek?). kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe. Yus. büyük davul < Fa koftan. (= Ave gaoşa. at sürmek (= Moğ qolbu.a. bent " köşe. köşe ~ Fa göşa a. < Lat coccinus a. katmak. çabuk gitmek. cihannüma.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. kös.[viii+ Uy] istemek. köşe [Yus xiv] gûşe . öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. .* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k. akciğer) < köge. mağrur . köşker & Fa kawş ayakkabı.a.a. çalımlı. [Men ] kûşe vulg. salname köşk [İdr. çiftlemek. a. DK xiv] şeklinde yüksek bina. gösterişli. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. kirmis ~ İsp cochinilla a. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. mısra düzmek. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. Aş.EYun kókkinos a. kibar. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. a. ezmek.birleştirmek. ~ OFa göşag a. şişmek. köpürmek).dövmek.) < HAvr *geu. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü.karşılıklı komak. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. Moğ kögerge (körük.

koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.a. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.a. töre. Karş. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde.a. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. kütük.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği. almak.a.a.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot. . yanık ~ EYun kaustikós a.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak. ben)" kon+. eye ~ HAvr *kost.a." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1. < EYun kaiö. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı. kaus.a.< HAvr *kâu. ~ EYun kauter yakan. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ..indirmek. [DK xiv] köstek a. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö. künde. < Tü kösür.HAvr *ksw-yo. . [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. adap. suet.beraber + Lat suescere.a.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar. dağlayan < EYun kaiö yakmak .köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a.a. kaburga.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). ağır sopa [Arg xvi] sopa. resmi giysi ~ İt costume adet. 2. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a.kendi.a.benimsemek.

(boşaltmak. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. çukur. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. koşuştur-. tıkıştır. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. sığır) + İng boy oğlan " biftek. kural tanımayan & İng cow inek. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. koyun.~ HAvr *gwou-inek.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. a. kotra cutter a. Yus xiv] köy/küy . takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. Amerikan sığır çobanı. Erm küġ/köġ (a. .fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir.ekiyle. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP. [MŞ xiv] yatalak kötür. oyuk < Tü *kaP-/*koP.a. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow. seki. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. 2. dere koyağı. a.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür.). başıbozuk.içini YT [TDK 1955] kovalamak. sığır (~ Ger *kö(u).oymak.oymak.a. 2. kucak. oymak). izini sürmek. dip < Tü * koy fi [Aş. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. * Karş. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1. pamuk MÖ 3.

a. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. donanım.yanmak. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. alem. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. 2. yy'dan itibaren kaybolurken. çeki düzen vermek. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. bırakmak. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. çizim " kozmos. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı.MS y. a. koymak. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1. güzelleştirmek . Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). düzen. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya .koymak. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. a. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. indirmek.indirmek. denizci" kozmos. (= Aram gawzâ a.]. donatmak. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). derin < Tü ko5.biçimi de korunmuştur. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. 15. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. hemşehri" kozmos. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. Türkiye Türkçesinde ko. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. çeki düzen vermek.)" ceviz < Tü köy.

yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. inanç. kaymak. 2.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. ~ HAvr *krss-no. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. kafatası ~ EYun kránion a. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . credit. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1. 2. a. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. < [ xix] kredito/kredi borç verme. inanmak * 19. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. itibar. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma.emanet etmek. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. meydana getirmek kreatif Lat creare. Şarlman (hd. erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. kredibilite kredi krem merhem.a.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. 768-814) < Ger karlaz adam. güvenmek. güven.doğurmak. [ARasim 1897-99] . boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. kraker çıtırdamak. creat.İt credito / Fr crédit 1.< HAvr *ker-1 kafatası. creat. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. yaratış < Lat creare.

Alm. 2. itham. İng crude (çiğ). " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. a. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. buruşuk * Karş.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. İng crisp (kıtır). cret.suçlama. suça ilişkin. değnek krikkrak galeta.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1. sot. Reichenbach. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır.a. mücrim < Lat crimen. crimin. cürüm işleyen. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom.a. t. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. yargılamak " kritik .Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık.et (~ HAvr *kreus. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. beşik.çiğ et ) + EYun sözö. yükselmek ~ Lat crescere. hayvan yemliği. 2. doğa bilimci & EYun kréas.korumak. Fr cru. cürüm ~ HAvr *krei. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . artmak. a.a. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus.iyiyi kötüden ayırmak. krep [ARasim 1897-99] . çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek.

t. ~ EYun kriterion a.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. muaheze. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. saklı < EYun kryptö gizlemek. kimyacılar < EYun kryptós gizli. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. a.iyiyi kötüden ayırmak. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a. < EYun krinö hüküm vermek. yargılamak). hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton.kabuk bağlamak Karş. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. itham). elemek. Lat crusta (çıtır kabuk).a. çiğnemek " kraker kroket .Fr croquette kroki kaba çizim. Fr. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. krit- kriz [Bah 1924] karar. hüküm.a.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. %rysallid. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek. Lat crimen > İng crime (suçlama. antoloji krokan çıtırdamak.a. çatlamak. itiraz . hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis.kabuk. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama.a. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit.< HAvr *krei. kırağı ) ~ HAvr *krus-to. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a."altın kabuk". saklamak ~ HAvr *krup-yo.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele.renk " krom(o)+ .a.< HAvr *krâu. İng. buz.

t. 2. kron(o)+ zaman. artmak. hilal (büyüyen ay). artçı". a. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". çengel. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+. 2. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o). sağrı. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç. 2. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma.kabuk bağlamak " kristal * Karş. ay çöreği < Fr croître büyümek. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. çarmıh ~ Lat crux. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1.a.< HAvr *ker-3 a. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o).sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. süreli.] 1. 3. ~ HAvr *kre-sko. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. t. tığ. gelişmek ~ Lat crescere.a. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.a.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. cret.a. büyüyen. Alm. karşıya geçmek < Fr croix çapraz.a.çıtır < HAvr *kreus.a. İng crust (kabuk). 3. 2. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin. ucu çengelli nakış iğnesi.a. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto. < EYun %röma. cruc- . kıç ~ Frk *kruppa.

dörtte bir < Lat quatuor..a. küçük. [TS xviii] kuçak < Tü kuç. [Kaş xi] kiçik/kiçük a.Aram qubbstâ a.] mimaride kubbe .a. çarmıh ~ Lat crux.a. genç. cruc. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask.. Alm.] çukurlar. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. İng.a.kucaklaşmak.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. a. < Lat quartus dörtlü. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a. quatr-dört" kare kubbe [Aş.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç.a. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . f. 2.a. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf.a.a.. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a. = İbr qubbah a. a. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck. küp şeklinde olan. < Hol kruis çapraz.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.

tanrılar dokunmak" anlamında. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. kutsallık. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. çürüyen nesne. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir.şişme. a.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . talk? < EYun koûfos kof.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. içi boşalma. yavru.] kutsal. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet.] önden gitme. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. kudak (küçük. aziz olma. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a.] güç. 2. kucak. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. meyve. kuşak. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. güdük ve Fa cucak. ~ Akad quppu/quppatu (sebze. öncü olma. kuduz kutur.hakir görmek. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ. kutsal yer. et vb. [TDK 1944] küçümse[Kut. aziz < Ar quds 1. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. küçük.a.* Tü çocuk. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş.

tamlık. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. a. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. Karş. Hıristiyan olmayan kimse. < Lat coccus tane. kâfir). bütün.a. bütünlük.küfür/küfr[Aş.] a. a. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç.] dinsizlik. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. bütün olma.] siyaha boyanmış. Karş. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. gizleme. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. kefaret. bilye. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. a. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza.a. 2. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta.] tam. iplik yumağı. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. esir. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. mükemmel olma = Akad kalâlu a. kuğu [ viii] kuğu a. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. köylü. nankörlük < Ar kafara [msd. dine sövme. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç.) . sürmeli < Ar kuHl antimon. Bak. kufrân] dinsiz idi. Lat paganus (1. (tanrıya) sövdü. koza ~ EYun kókkos a. kibrit. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde.arslan sesi çıkarmak. siyah boya.

* Karş. qall] yükseltti. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. sefil. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. çevirdi. taç. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan.(açmak.) kule ~ Ar qullat [#qll msd.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. (usit. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak.xiv). soylulara mahsus yüksek başlık. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. TTü kula. külhani (ocak işçisi > proleter. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. zirve. 2.] yük. bir tür hamur işi.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. doruk < Ar qalla [msd.a. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. a. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. şekil. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. Diğer yandan karş. eğirdi" kalp2 .] zirve. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. kule [Men xvii] kulle 1. yaymak . 2. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer.

mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. cemiyet ~ Nor klubba topak. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. oyun yeri. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. emretmek & Lat con. cult. bir askeri . bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek.a. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. ekip biçme < Lat colere. [Çağ xv] kuma/guma a. a. kültür [Bah 1924] 2. topuz. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. eğitim ~ Lat cultura a. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. terbiye. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. kalın sopa.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. dükkân = EYun kalybe kulübe. kabin. tevdi etmek. " kült kulübe [Men xvii] hücre. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. a. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. tarım. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı.a. toprağı ekip biçme. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. görevlendirmek " kon+. 2. kumanda [183+] ~ İt commando emir.+ Lat mandare emanet etmek. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. kolik ~ EYun kölikos a. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. a. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir.toprağı işlemek.

a. ~ Yun *koimási * Karş. akümüle. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan".] [MMem xvi] kumbâr humbara.kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. 2.a. 2.pergel. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. < EYun *kyö şişmek. kümüle.beraber + Lat panis ekmek " kon+. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. Anlam ilişkisi için karş. Tü tünek (geceleme yeri). pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". kabarmak. DK. a. top gibi olmak ~ HAvr *keus. a. tezgâh compasso pergel & Lat con. & Alm grund yer + Alm birne . yoldaş & Lat con. kümbet [DK. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma.beraber + Lat passo adım " kon+.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. gemi erzakının saklandığı depo. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. Gül xiv] dokuma. istimali abestir . Env xiv] tümsek.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. tertip. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar. kümülatif.a. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. [LO 187+] kompanya şirket manasına. t. a. pane kumpas [xix]kompas1. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı.

kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. barut ~ Sans gandhaka "kokan". ~ EYun kontós sırık.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. sap. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme. fabrikasyon [esk. Fr pomme de terre ("yer elması". yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. patates). kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. Karş.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1.kurmak. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. çokluk .] < Lat condere. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin.şişmek. kabarmış şey < HAvr *keus. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. UYSAL.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. condit. dipçik. kargı kundak3 cihaz. sopa. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. 2.a. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. Balkan ülkelerine patates 19. top [Kıp. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. Karş. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç. kümülatif cumuler yığmak. sürü.

EYun klâo (kırmak.). [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1.a. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. çömlek . künk [Env xv] toprak boru. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd.) Aramcadan alıntıdır. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. * Diğer yandan karş. kör (bıçak). İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. a. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. saplı büyük bardak. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. tavşan. a.] lakap. 2. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı.a.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik .Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. tavşan deliği.Fa küp sarnıç. 2. Sans kumbhá (a.a. lağım ~ Lat cuniculus 1. san. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). yeraltı geçidi kunt kaba saba.< HAvr *kel-1 kırmak.a. . kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd. kalın. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. ~ Akad gubbu a. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. koparmak). küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. Ar cubb (a.

akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. kaygı. rota. [CepK 1935] kaide < Tü kur. curs. tuhaf. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. ufak şey. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. gidiş." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey. curs. -al ekinin işlevi açık değildir. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat.] yabancı.a. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a.a. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1.< HAvr *kers. süreç. eğitim programı. kurul.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. çadır kurmak. [Fel 194+] nazariye < Tü kur.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis.Fr coupure kesim.koşmak ) + Lat air hava " kur. gazeteden kesilen parça. döviz fiyatı ~ Fr cours 1. 3. [ xx/b] 2. akım. (yüksek sele) okuma. 2. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok .germek. a. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden.] un.a." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. 2. seyir. [ xi] kurğak kuru şey.] 1.kupon bölümü. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. kür ilgilenme. 2. 2. kâğıt para birimi . kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak.a. kurultay.koşmak ~ HAvr *krs. kuram YT [CepK 1935] bünye. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır.

küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. 2. hisar = Moğ qorğa(n) kale. temizlemek (~ Lat curare a.] körük. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. akrabalık < Ar qariba yakın idi. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda.a. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip. yaklaşma.a. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur. < İbr/Aram #qrb 1. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek.] yakınlık. yakın olmak. sığınak (< Moğ qorı. karıştırmak. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. yanaştı (= Aram qsreb a.kuşatmak. = Akad qerebu yaklaşmak. demir eritme düzeneği. a. hediye verme.[xiv-xvi TS] kaşımak. hisar. özen göstermek. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. yaklaştı. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a. 2. tahriş etmek kırç [onom. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. "adak.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". kapamak.önekinin anlamı belirsizdir. yakın olma. toprak küreği. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. kurcalamak < Tü [ xi] küri.= Tü küri.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. hapsetmek." kur- .] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a.a. kayık küreği < Tü *kürge. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1.kaşımak. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı.a. yasaklamak.

kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. Amer. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir.a. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. kurt Tü [Uy.).kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. seyir. Ar qurnat (dışbükey köşe.a. Oğ viii+] kurt tırtıl. Ar curnat (a.a. süreç.a. ~ EYun korönis a. 2. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. tepsi. mide.a. rota. Seaborg. ~ HAvr *kor-öno. . eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd.. cour (divan. James. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut.halka. böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. Aş xi] kürsi . musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan.] daire. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1. heyet" kurul * Karş. [Oğ xi] korşun/koşun .a. Kaş. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . Albert Ghiorso. avlu). [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. akım.a. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T. Fr corps (heyet).EYun krouneíon a.) Aramca kökenlidir. ~ EYun krounós çeşme.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. Moğ qorğuljın (a. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. larva. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. Ralph A.

[CepK 1935] kurultay . müessese < Tü kurı. kişniş) > İng coriander. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. uğur" kut * Karş.a. meclis ~ Moğ qural toplantı.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek.a. meclis < Moğ qura. kongre.a. kıvanç " kut * -r. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu.yanmak. EYun koríannon ("tahtakurusu otu". < Tü kurı. Moğ k?ağurayda. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. a." kuruTü *kağurı..< Tü *kâ-/*kağ. [ xi] kurığ a. kavrulmak " <Tükut baht.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. Karş.(kavurmak).sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis.a.a.Moğ quralta toplantı. kurul YT [CepK 1935] kongre." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad.[viii+ Uy] a.a. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar. uğur. * k?ura. meclis < Moğ quratoplanmak. a.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir. birikmek. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a." kuru- . is [CepK 1935] tesis. bir araya gelmek (= Tü kura. [Uy viii+] kürı.

sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa.a. tabaka < Fr coucher yatırmak.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. lokal kuşet < Fr couche yatak. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. ulak. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa. posta tatarı / Fr courrier a.+ Lat locare yatırmak " kon+.a. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir.a. wişâ.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik.a.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. [U yv ii i+ ]k us -a . kuşan-. yünden dokunan çadır kuşağı. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. [Oğ xi] küs. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir.] kırptı . ürküntü.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç. vesvese. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom.kemer bağlamak. ürküntü. guşâ- < Tü kurşa. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. [İdr. vesvese.a .

2. büyük defter. tas. baht. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. qaTb] 1.a. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. 2. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. kaşlarını çattı. tomruk. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. zeytin vb.* Türkçeye 19. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. kısalttı. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. cesur. yatalak. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. kütük [Men xvii] kötük tomruk.ayrı duran. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. 2. kutup. kutu [MŞ xiv] kutı kap. ~ Akad kuspu susam. bir noktaya topladı. Moğ k?utuğ (a.] kırıklar. konsantre etti .). yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket. aks.a. kovuk. cödica. [LO xix] sivri olmayan küt2. saadet * Karş.a. talih.a. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. küt1 [Men xvii] kötürüm. ~ E Yun kytos 1. kalın ağaç gövdesi. bereket. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. üzüm.] 1. cesur (= Ave *vî-stâxa. eksen. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. 2. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. yetersiz kaldı.

kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. kuluçka yeri.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. güneş almayan yer. dip.a. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. kuz (güneş almayan yer).] leğen.] güç (= Moğ qoymag katmer. fıçı ~ Fr cuvette [küç. a. kuzey). Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. folluk.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. oturmak. konmak. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş.] koşullar. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. örtü. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. gölge < Tü ku5. fıçı ~ Lat cupa varil. arka. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. 2. bölge. [Aİhsan 1891] 2. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. 2. Moğ k?oytu (art. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1.indirmek. kıç.kütüphane çoğ. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ.a.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap.] 1. 2. * Ar qaTr (damlama. aşağı koymak " koy* Karş. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. Ayrıca karş. masa örtüsü. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt . geri.indirmek " ko- * Karş. dökülmek < Tü kod-/kot. Moğ k?udurğa (atın sağrısı).

kuzu Tü [Uy viii+] kozı. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer.] amca. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan. gölge. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) . İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır.a. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi.< HAvr *swesor. hala. EYun peptö (pişirmek).kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. karanlık " kuzey kuzin . [ xx/b] ~ Fr cousine [f.kızkardeş " kon+.pişirmek * Fr cuisine. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. hala.

günnük). pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. rumex patientia ~ EYun lápathon a. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı. Ar luban. lax. Fen lbnt. bir tür taze Karş. atölye ~ OLat laboratorium a. İng lazurite. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın.a.a. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma.işçi.a. benzin. rızk. Lat lapis lazuli. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. gevşetmek ~ Lat laxare a. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. < Lat languere.a. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen.a.gevşemek . t. Karş. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. labne laborant Lat laborans.. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik.

eklendi . lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd. tavşan balığı. kuşkucu. t. tavşan.a. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır. söz söyledi. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. laHq/laHâq] yetişti. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. söz < Ar lafaZa artiküle etti. 2. katıldı.] ağızdan çıkan anlamlı ses. ~ Akad ladinnu. hal" la+. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan laf çalan. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız. ladunu a. laf döven " laf. zeyl < Ar laHiqa [msd. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. lakırdı etti. emin lades [ xx/c] genç adam. vardı. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli. ~ Yun lagós 1. 2.] boş. * Lat ladanum. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il . yok + Ar Hawl güç.a.] eklenen şey.a.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. 2. f. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. kuvvet. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku.laço iyi. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut. geçersiz.a. hendek. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. ilave. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1.kazı. lagos marinus ~ EYun lagos a. yok hükmünde olan şey. laedri ~ Ar lâ adrî "bilmemci". istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim. a. çam cinsinden bir ağaç.

lak2. özellikle eski Roma tarzında nişleri olan mezar odası ve bu tarzda ölü gömme lahmacun [TDK 1955] kıymalı pide [#lHm] et ve hamur & Ar laHm et + Ar cacln [#ccn] hamur " macun * Muhtemelen Güneydoğu bölgesi ağızlarından.] mezar. dindışı ~ Fr laïque kilisenin devlet yönetiminden uzaklaştırılmasını savunan ki