SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

boyunduruk.< HAvr *kous. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. kayıtlar. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. 2. güncel ~ OLat actualis fiili. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. icracı. a.a. çoğ.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. kimyacı < EYun aktîs. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n.] "edilmiş şeyler".yapmak. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem. radyum. eylem < Lat agere. marina akuarel/akvarel acquarella a. Karş. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. -ive eylemli.ışın. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. ~ Fr actuel fiili. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. zabıt < Lat actus edim. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. dekuple. eylemek " aksiyon aktris [f. İng. act. rabıta " ad+ * Karş. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut. act.yapmak. Fr.aktif [xx/b] agere. a.su ~ Lat aqua a. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. yeşilimtrak açık mavi renk. ~ İt acqua / Fr aqua. a.işitmek . aktîn. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ.

iyi (sıfat) [xiv] 1. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank.a. sağanak. 3. kuzu balığı.] daha yüksek. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık.[viii] elde etmek. en yüksek " ali * "İyi. İt lezza/lizza/alicia.). hastalık) . güzel. en yüksek. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. alaca alâ (zarf). fırtına " bora [xvii] altüst olma. lichia Tü ~? * Karş.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. toplanmak. toplayıcı. daha yüksek. biriktirmek ~ Lat accumulare a. sivri uçlu. taraf" bandıra alabora rüzgar. karışık renkli. İng. 2.). ani (sancı. ß Lat ad.bir yere + Lat cumulare toplamak.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. Lat lichia. pek güzel. küme olmak " ad+. Fr liche/lichié (a.biriktirici. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy.akut [xx/b] ~ İng acute keskin. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n.a. a. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. al âl [viii] kırmızı * Karş.< HAvr *ak. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. Moğulağan>ulaan (a. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a.keskin. [xvii] 2. Frenk . al[mak Tü al. zaptetmek. Yun lítsa/létsa.a.

" ad+. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır.] işaretler. uzaklaşmak < İt largo açık. alamet) + Ar sama' gök " alamet. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. uzaklaş! < İt allargare açılmak. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. dürüst olmayan iş . im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. Karş. bağlandı. bağlantı < Ar caliqa [msd.] işaret. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. alametler (< Ar calâmat^ işaret.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. belirti. asıldı. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre". alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart. alaca bulaca. bu tür kayıklara mahsus ağ .] Alman tarzı. calaq] 1. 2. sarktı.] ilişki. ilgi. ilgilendi [msd. Türk alavera [xix] dolap. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!.a. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş.İt alamanna [f. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. geniş ~ Lat largus a.

yozlaşma. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ.a.bulaşmak. yy'dan itibaren rastlanır. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. alçak [xvii] hakir.] < Lat ala 1. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. Fiziksel anlamda kullanımına 15. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik.parlamak. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. parıltı < Tü yal.. ciltli defter ~ Lat album [n. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde.yumuşamak " alışaldan. dalavere.evcilleşmek. pest. kanat. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. [xix] dünyevi gösteriş.a. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. kirletme < Fa âlüdan. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış.[xiv] kandırılmak < Tü alta. Karş.Fa alâyiş bulaşış. yumuşak huylu. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh.] beyaz şey. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. beyaz kâğıt. yozlaşma < Fa âlüdan. aldatma .a. bulaşıklık. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. âlây. yanma. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır.[xi] aldatmak. âlây. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. uysal. alşak [xiv] a.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. 2. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. debdebe . bey albeni " al-. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev.

umum alelusul ale+. evren * Karş. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. alelacele olarak " ale+. gibi. * Aynı kökten Fa dand.(öte).a. ebediyet). ~ HAvr *dent. 2.[xix] aldırış etmek.a. işaret. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. kaptırmak .a. ebediyet. aldır. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. odont-. üstü. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. dünya. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir".a. dent. İng tooth < Ger *tanth. EYun odoús. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. açık. aldır[mak Tü altız. karşı. belirti. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. usul1 alem1 sancak. başka) + EYun agoreüö konuşmak. yeryüzü. Sans dantaka. ult. uls. sonsuz süre.kökünden Lat alter (başka). +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb.] gizli olmayan. aldur-[xiv] almasına neden olmak. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. herkes ~ Aram câlam 1. aşikâr oldu . genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. acele alelade surette " ale+. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya. söylemek " kategori * HAvr *al.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. İbr colam (sonsuz süre.(diş). göz önünde < Ar calana [msd. calâniyyat^] açığa çıktı. bayrak " alem1.[viii+] almasına neden olmak. adet2 alelumum olarak " ale+. alemdar sancak.a. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere.

gönlü ferah. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. " alfa. alev <Tü alâv/alev [xvii] . Akad alpu.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. calev [xvii] Çağ] a. numara . TTü yalabı. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. Avst.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. hekim ß EYun állos başka. alev Tü yalaw [Abuş. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen.] araç. . Ebi Talib. çalışma " alegori. farklı + EYun érgon iş. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. yalab yalab (parıl parıl xiii). etraf < Lat adiacere etrafında olmak. aygıt < Ar âla [msd. İslam peygamberinin damadı aleyh ile. ferahlık. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. xv+ * Karş. Karş. a. karşı. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. rahat ~ OLat *adiaces çevre. yalabık (parlak xvi). 2. İbr eleph (öküz). Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. ışımak xiv).rahat.a.(parıldamak.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz.

yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. evcilleşmek.[xi] alışveriş etmek. almak). Anlam için karş. cüsseli ve kaba kimse.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a.a. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. ahzetmek.[xi] kendine almak. bilen. yüce < Ar calâ [msd. ~ OFa alüg a. alın alın[mak Tü alın. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. ali [xiv] culüw] yüksek idi. aluk/alığ [xi] kel. yükseldi. [xiii] değişmek. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. fırınladı . cephe. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. uysallaşmak. < Tü al-" al- [193+] ganimet. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. alıç ^ küç. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. hazret. takas etmek.a. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. [xiv] yenilmek.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. [xvii] üstüne almak. Lat consuescere (alışmak. alt olunmak. değiştirmek. taraf" ali. [xiv] benimsemek. adet edinmek. kat. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk.] yüksek.] ilim sahibi. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa.

alkış Tü alkış [viii+] övgü. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer.a.[xi Ha] karmak. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. < öz Alamanni 3.a. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a.a. alacr.canlı. a. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. kutsama < Tü alka.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. her + Ger *manniz insan. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. kellik / İng . allame alim. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa. karıştırmak " ala. redakte edilmiş. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme. fazlasını kesti. bula* Moğ alag bulag (a. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi.tüm. kısalttı.a.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. # 1267 Francis Bacon. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık. İng. Tü al. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir.] gözden geçirilmiş. salname. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. çok ~ İt allegro şen. özetledi < Ar naqaHa [msd.[viii+ Uy] övmek.] çok bilen.a. hareketli allem kallem konuştu " ilim. alak bulak [xv-xvii] .a.

alpac. boy atmak). öteki ~ HAvr *al-tero. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. pac. seçenek. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir .> Fa röbâ (tilki). alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. Aynı kökten Lat vulpes. diğer < HAvr *al-1 öte. a. pes perdeden kadın sesi [xvi]. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a.barış " alüminyum. Ave raopis. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. yüksek ~ HAvr *al-to.a. a. müzikte yüksek perdeden erkek sesi.iki şeyden başka olan. altın altun [viii] a. Sans lopâsâ. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. sırayla değişen. 2. 3. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. a.a.İt altezza yükseklik. . 2. büyümek.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a.].yüksek. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. alto [189+] ~İtalto1. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik). Erm aġvés < EErm alwes.a. a. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. tenor [esk. Karş.

yıkamak " ad+.a. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde.. amade âmâdan. nişangâh * "Gaye.a. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. top " in+1. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. a.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. 2. altüst olmak Lat ballare " balad . olmak. Moğ aman (ağız). ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. varmak.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. ß Lat ad. * Karş. amçık [xiii] a. lig am Tü am [xi] dişilik organı. < EYun malâssö. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş.+ Fr balle balya. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. a. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. -t. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad. âmây. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. krem ~ EYun málagma. 2. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. laut. bulamaç.suyla akıtmak. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf.a.gelmek. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. bağdaştırmak.] kör. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am.a. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. ittifak. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. ittifak etmek ~ Lat alligare a. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en.a. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır.bir yere + Lat lavare. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir. amçuk [xiv] a. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. a.

dolaşmak. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye.bir. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". birlikte + HAvr *bher-1 taşımak. -t. a. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. getirmek " hem. barikat dikmek < OLat inbarricare a. eylem < Ar camala çalıştı. a. < OLat barra engel. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. mağaza ~ OFa hanbar a.a. barikat. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. dolaşmak. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. amblem ~ EYun emblema. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber.a.a.sokuş. eylem. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. (= Sans sambhâra bir araya getirme. erzak. it-gitmek. işlem. ortam. işlem. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. birikim. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge.a.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. dolanmak < Lat ambire. ambit.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ.her ikisi. iki yanlı. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire.a. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. ~ EFa hambâra a. kumanya) ß HAvr *sem. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. [xix] ishal msd. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. beraber. ~ HAvr *ambhi iki taraf. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. her çeşit güzel koku = OFa anbar a.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. a. saplama < EYun embâllö katmak. ambit. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek.] iş.

[197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. şişirmek " en+. ß EYun a(n). arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf.] . etil. getirmek " amphi+. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. for. dibine kadar < Ar camuqa [msd. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. Alm. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. a. metil. fenol. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi. 2. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. çepeçevre + EYun ferö. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak.iki yanlı.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. üfürmek. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. su ve karada yaşayan canlı. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır.içine üfleme.a. t. dost.

sönük. 2. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. mantalite amok Malay amok a. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. yer değiştirmek. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. tüketmek.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı.(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. f. borcu taksitle ödemek " amorti . 2.] 1. amortiss. görevli. Amun amorf morfe şekil " an+. itfa etmek.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı.] kamu.] avama ait." 2. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n). dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. memur. a. halk. itfa edilmiş < Fr amortir. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. doğru. güvenilir. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. amiyane [#cmm nsb. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. "öyledir.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. bey [xi]. özellikle sıradan halk. halk câmmat^ [#cmm fa.amil etken. genel. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa.adım adım öldürmek. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa. işçi.

budamak.(okla nişan almak. Oğuz ve Kıpçakçada an. imparatorluk. an[mak Tü an. ampul ~ Lat ampulla [küç. sınamak.her ikisi. pekiştirdi. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. onı-/onu. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. an-arşi.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. dikilitaş.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. zikretmek 2.] sütun. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. gez). biçmek.ve ög biçimlerine karşılık. doğru tahmin etmek. anlamak ) (= Moğ 1.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için.< HAvr *per-3 denemek.[xiv] yadetmek.biçimini alır.a.a. ß EYun a(n). bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im.(1. bir problemi çözmek. saymak. amfi. kavrayış). onul (zekâ. a-fazi. 2. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1. fact. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. . lekelenmez". bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n). konsantre olmak). Karş. destekledi. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. cam tüp. direk < Ar camada dikti. 2. sanmak. genişletmek. hatırlamak. . ünlülerden önce an. düşünmek ~ HAvr *pu-to. a. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. doğru tahmin etmek. 2. amaçladı. büyük + Lat facere. hedefi vurmak.a. öğüt.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. hedefi vurmak. her iki el. tehlikeye atılmak.ve an biçimleri kullanılmıştır. Bak. bir problemi çözmek. * Ayrıca karş. anlamak)onıla. Moğ onı (okun üstündeki çentik.kesik < HAvr *pau-2 biçmek.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1.

gevşetmek " ana+. açacak ~ EYun anoikter a. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. Bak. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. 2. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. anal analfabetizm an+. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. İng on. lys.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. tolkalkmak. a. 3.analyt-çözümleme. * Karş.a. çağın gerisinde kalmış. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. doğu. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. a. öksüz. özellikle güneşin doğuşu. a. ayrıştırma ~ EYun análysis a.a. 2. Alm an. çağ " ana+. estetik . anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. kaldırmak ~ HAvr *tels. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. hissetmek " an+. " ana+. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. < EYun analüö ayrışmak.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. acı duygusunu giderme ß EYun an. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. for. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak.taşımak " ana+. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. doğuş. kalkış. a.

kargaşa ß EYun an. ~ Tupi/Guarani ananá a. bölmek " ana+. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön. önderlik " an+. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle. o surette < Tü an işaret zamiri. adam ~ HAvr *snr.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér. . andr.saymak. benzer. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı.< HAvr *ner. tom. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. ~ Yun ánison anason bitkisi. * Fr anis. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n. 2. kıyaslanabilir.a. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır.a. benzeri ß EYun aná + EYun legöl. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. log. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. hükümranlık. hesaplamak " ana+.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . a.a.a.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1.değil + EYun ar%e iktidar. er. ß EYun aná açığa + EYun temnö.a.erkek.] orantılı şey.kesmek. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).

aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1.bağlamak ~ HAvr *ned. rehin etmek. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi. bedel. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı.erkek + EYun paúsis durma. nex. andr. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret. anemi (h)aîma. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. ipotek etmek. esinti < HAvr *ans. İng. imece < EYun ángaros ulak. dedikodu ß EYun an. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. ß EYun an. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. Simpson. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak.bir şeye + Lat nectere. andr.rehin etmek. do. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér.kan " an+. 2. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti. insan + EYun eîdos şekil. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. rüzgâr. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. ipotek ~ EFr wage a.bağ. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. bir bitki. İng net (ağ).Y. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo. -t. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh.değil + EYun aisthânö duymak. meşgul etmek.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme. yayma.nefes.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+.a. irtibat < Lat adnectere. ecir . algılamak " an+.a. sona erme " andr(o)+. Manisa lalesi.erkek. kabarık ~ HAvr *wers-l a. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. görüntü " andr(o)+. andr. insansı ß EYun anér. salma.bir şeye bağlamak ß Lat ad.vermek " an+. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. adnex. istihdam etmek < Fr gage rehin.

çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. dikit. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. 2. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. tarihçi < Lat anima nefes. angut benzeyen bir kuş. ruhçuluk ~ İng animism a.a. ^ 1841 C. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. koşut. yakıt.nefes. a. [188+] budala.(gürültü etmek. özellikle koyu mavi. ruh " anime . yazıt.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. Alm. Karş. taşıt. belit.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır. ölçüt.* Karş. İng. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. ağır. ^ 1866 Sir Edward B. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. kısıt. yanıt. [xx/c] ~İngangora1. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. yapıt. 2.a. konut. çınlatmak . arjğır. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. ecir.] bağırış.Ankara. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1.[xi] eşek sesi çıkarmak.[xiv] . ruh. kalıt. kanıt. can ~ HAvr *ans-mo.J.Fritzsche. soyut. tiftik keçisi. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. koyu renk. kesit. Taylor.

çapa atma < Fr ancre gemi demiri. question (soru). hafıza < Tü an. eng (dar). açı). anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. hortlak. 14. ~ HAvr *ank-ulo. yazı dilinde 20. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. binek vb. İng inquest (soruşturma). anx. kaçak.araştırmak. . < Tü an [xiv Kıp] akıl. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir.dar. Karş. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. . soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. ana/âne [xvii-xix] .dar. daraltmak. boğmak ~ HAvr *angh. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. < Lat angere. inquaest. yatak. İng anger (sıkıntı > öfke). sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. a. a. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. yy başlarından önce kaydedilmemiştir.[xi] a. ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme.+ Fr caisse kasa " in+1. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. daraltmak. Alm angst (sıkıntı).[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir.sıkmak. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak.Lat anxietas a.bükmek. a. a. < Lat inquirere. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. < E Yun ân%ö sıkmak. idrak.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . endişe.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma. quaestsormak " in+1 * Karş. parlak.çengel < HAvr *ank. korkak. boğmak ~ HAvr *angh. kasa anket [192+]tetkikat. daraltma ~ E Yun an%one a. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. sebepsiz korku .a.a.

anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. yasasızlık ß EYun a(n). sıradan. bir örnek " an+. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. töre " an+. İng. < YLat anorexia nervosa a. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J.değil + EYun ónoma. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+.değil + EYun nómos yasa. aynı " in+1.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. (kanını) kurutan ß EYun an. Gull. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. adsız. Alm.ad " an+. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. Meigen. W. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. ß EYun an.+ Lat nuntius tellal. ß Lat ad. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl.hatırlamak. tekdüze. düzenli < EYun (h)ómos aynı. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a.a. 2. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek.+ Lat simul bir.a. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. beraber.W. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. eş. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk.a.değil + EYun (h)omalós bir örnek. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. normal " an+. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. zikretmek " an- . sikl. küme. ónyma. yemin < Tü *ân. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. kan ve can vermek. # 1873 W. sıra dışılık ß EYun an. beslemek. İng.

Alm ent.ön. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. Amer. topraktan yapılan saksı. 2. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. alın alına. çok eski. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos.a. önce). hayat" anti+. (geç dönem halk dilinde) kafatası. tansiyon antarktik anti+. 2.a.harekete geçirmek. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön.+ Fr -gène1 doğuran. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. froze donmak ~ Ger *freusan a. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. tens-germek " in+1. [189+] tuhaf . ve). kâse. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant. sürmek " anti+. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1.+ Lat tendere. ~ HAvr *preus.+ İng freeze. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman.a.İt antico eski ~ Lat antiquus a. do-vermek " anti+. 2. a. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait.can. garip. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. ilgilenmek. İng and/Alm und ("karşılıklı". değerli eski eşya. biot. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde . alın ~ EYun antí yüzyüze. sebep olan " anti+. böcek duyargası.) ß Fr anti.ön. 2.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. " antik .a. eski eser. kulak vermek ß Lat in.İng antifreeze anti-don ß İng ant. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. panzehir ~ EYun antidöton a. mikrop vb. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. alın. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı".(karşıtlık bildiren önek).

koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+.çekmek. log. sürüklemek ~ OLat traginare a. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. 2. nefret. ~ OLat antimonium a. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö. sevmeme ~ EYun antipátheia a.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. çiçek derlemesi.hissetme. çiçek) + EYun logeía derleme. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. path. acı duyma " anti+. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. güldeste. < Lat trahere.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. sürmek " in+1.a. çalıştırmak ß Fr en. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".a. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. tract.tomurcuk.a. kömür. " anti+.a. antithet. gövde " anti+. toplama < EYun legöl. 2. a.+ Fr traîner çekerek götürmek. a. ~ HAvr *en-ter. çekip çevirmek.karşı + Fr corps vücut. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse.a. a. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a.seçmek.

çalmak. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki.koymak " inter+.alıp götürmek.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. zeyl. yüzük ~ * Karş.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a.bir şeye + Lat parare hazırlamak. posit. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka.kaldırmak. antrparantez inter+. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. post2 antrikot antrkot [189+] arası". kör bağırsak ~ Lat appendix. 2. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. antropoloji antropoid antrop(o)+. parantez anüs HAvr *âno. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. " ad+. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). +oid antropoloji antrop(o)+.a.a. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. appar. eklenti. appendic.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö. parite .sarkan şey. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. aer. ekli olmak ß Lat ad. [xix] rakı . Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus.

açmak/açılmak < Tü *âp. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. özellikle süs. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır. 2. düzenek " aparat aparküt upper üst. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad.]. sıkmak.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. bir ailenin oturmasına mahsus daire. " ab+ .kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. mekanizma ~ Lat appariculum [küç.bir şeye + Lat plicare bükmek.[xvii] şaşakalmak. kuyumculuk terimi [esk. ß Lat ad. uzaklaşma. uydurmak ~ Lat applicare a. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1. a. 2. sürmek " ad+. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. apartman [189+] 1. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme.açmak " ayır< Tü *ap. < Lat apparatum hazırlanmış şey. ß EYun a(n). parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. a.değil + EYun pneö nefes almak. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire. a.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz.] a. apert. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak. büzmek " ad+.açmak " apış apuş.a. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a.

(genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması. ß Lat ad. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. < Lat abscedere. ayıp < Ar cara gezdi. logsöylemek " apo+. kürek kemiği < Lat spatha pala. tutarsız idi. orta Tü < Tü ar-kesmek. caes.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. absciss. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. cess.a. ayıp. kalkmak ß Lat ab. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. abscess.[xi] ardından gitmek. kavisli " abdal [xiv] . kabarma ~ OLat abscessus a. özür / İng apology a.kesmek. [xvii] 1.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. d. ard " arka arka-/arğa. seğirtti. kürek < E Yun spathe a. yarmak " yar < Tü *ar arka. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1.bir şeyden + Lat caedere. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . ~ HAvr *sps-dh.] kürekçik. utanılacak şey.gitmek " ab+. a. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. arsa. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. ~ E Yun apología karşı konuşma.a.] omuzluk.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. a.bir yerden + Lat cedere. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís.kabarmak. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. a. 2. yy) ortaya attığı terimdir. elde " ad+. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a.kesip ayırmak ß Lat ab.kemer. ß Lat ad.bir şeye + Lat praesto hazır. kırmak " ab+.

felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. mancınık " ark2. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük.] kavga. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. 2. . yy'dan itibaren rastlanır. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra.a. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. arsa. Fr haricot (fasulye). arakla[mak [192+] aşırmak. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. yer. araka bezelyegillerden bir bitki. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır.ekiyle. düzen. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. belki nohut * Karş. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. toprak parçası. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. hızlı.

değil + EYun érgon iş " an+. yorgun argın yorgun < Tü ar. ardiye ödenen harç. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik.fiili de mevcut değildir. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. çalışmaz ß EYun a(n). herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. saf. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. eylemsiz. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. kesmek " yar- . 2. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1.[viii] yorulmak. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. kanıtlamak. arı [xvii] pak. ifade. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez.yarmak. ardış. arabulucu. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. hakim. aykırı. vadi.

soylu (~ HAvr *ar-isto.a.[viii+] temizlenmek < Tü ar.< HAvr *re(i). " an+. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi . Karş. geleceği haber verme" anlamında.saymak. saygın. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. Ar cirafat (fal bakma. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. dermansız ârm.a. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa.a. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu.1. başa gelen.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. geleceği haber verme). ark1 » ı rmak. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün.uymak. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. eğreti.en uygun < HAvr *ar. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. gümüşi). accidens " arz1 ari1 [msd. f.Ar carafat^ [#crf msd. ~ EFa/Sans arya. soylu. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf.] çıplak. İng aryan. seçkin kimse. su kanalı " ar ı k1 . 2. Fr aryen. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. bir ulus adı * Karş. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a.] bilen. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı.

arğa. artık). arka. geri. 2. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. eklemlenmek " arma . < Fr armer donatmak.a. silahlandırmak ~ Lat armare a. sırt.a. Küçük Ayı. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a.< HAvr *ar. beceri).(ardından konuşmak. EYun harmós (uyum). dost. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer.a. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. ard. peşkeş. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. Ave arsthna (dirsek). art (arka).(peşinden gitmek). armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. arkalaş kılmak (yardım etmek .) sözcüğünün yerini almıştır. yardımcı bildiren edat. ark (tortu. arkış (kervan). geri. silah ~ HAvr *ar-mo.(geride kalmak). gemi donanımı ~ Lat arma edevat. karşıt. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. ayakdaş. özellikle omuz eklemi. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. beddua etmek). ilkel < EYun ar%aîos eski. áristos (en uygun). Buna karşılık karş. birlik < EYun (h)armós 1. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait.a. eklem. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir. ~ arka Tü arka [viii] peş. < EYun árktos ayı. arka.uymak.a. " arma * Türkçe telaffuzu 20. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. hempa < Tü arka " arka * 19. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. askeri donanım. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a.a. uyum ~ HAvr *ar-smo.ark2 HAvr *arku. ars (sanat. árthron (eklem). araç gereç.< HAvr *ar. yay. kavis ~ Lat arcus a. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. arka vermek. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik.uymak. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). eklenmek. art.xiv Kıp).

armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. a. arşun [xiv] . TTü arış. (= Ave arsthna. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m.a. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.] açık ve düz alan. a.a. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. taht. 2.a. a. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. a. ön kol). " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1.(< EYun ar%os baş. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. a. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. ror-çiy.OFa araşn dirsek. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük. nem.dirsek ) " arma * Karş. ~ OFa zarnîkâ a.a. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. ön) + Lat dux dük " +arşi.a. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp. Fa araş (dirsek. ön kol.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. sulama cihazı < Fr arroser sulamak. ~ OFa urmöd a. dük . Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma. a. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a.

< HAvr *ar.< HAvr *ar. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. arta kalan.] eklemcik. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu.uymak. ß EYun ar%os baş. kesen. art/ard< Tü *ar arka. geri" arka Tü art [viii] arka. [xvii] daha çok. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar. mimar ~ EYun ar%itektön a. madde madde saymak ~ Lat articulare a. fazla (sıfat). fazla olmak < Tü *ar arka. önünü kesti" arz1 . 2. eklemlemek.a.el becerisi. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir.[viii] arkada kalmak. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a.a.< HAvr *ar.a. sanat ~ HAvr *ar-ti.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. ~ EYun ar%aîa [çoğ.] a. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. art. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat.uymak.eklenmek. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı. < EYun ar%aîon resmi evrak. < Lat articulus [küç. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek.a. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. ilk + EYun tektön usta " +arşi. geri" arka art[mak Tü art.

sunuş. bsrsg istek. karşısına çıktı. önerme < Ar carada yoluna çıktı. ülke. (= Sogd âbra%se a. göründü. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. tırmanmak ~ Lat adscendere a. hal1 as[mak as1 . toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. gösteri. ß Lat ad. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan.[viii+] a. en. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. rahatlık.a. asalak asalet aSl kök. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. dilekçe ß Ar card sunma.a. kakım. mühendis < Fr ascendre yükselmek. tırmanmak " ad+. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. hava.bir şeye + Lat simulare benzetmek. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. baston ~ Fa âsâl temel. her çeşit şarkı. iskele asap burdu. 2. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. denkleştirmek " ad+.] sinir. önüne çıktı. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. yeryüzü.a. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. cinsel istek.a. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. = Ave bsrsj-. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. sıktı. "Temel. sükûn < . 2. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur.] köklü olma. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. esas Tü as. kendini sundu. Fr.a. heves ~ OFa âwarzög a. âsây.dinlenmek. sunma. coğrafyada enlem.

. Fr. keskin. ß Lat ad. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere. ptö. sıkı durmak. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. ilke. keskin " akut .a.durmak " ad+. Fr.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb. soylu < Ar aSl kök. asetik asit tuzlarının genel adı. denk gelmek " an+.a. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. 2. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. temel. asfalt ~ EYun ásfalton a. sağlam ß EYun a(n).eklenme edatı + Lat sistere. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. dikmek/dikilmek. rastlamak. a. Fr. soy. kavi olmak ~ HAvr *si-sts.] köklü. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu.< HAvr *stâ.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. aynılaştırmak. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence. yamak < Fr assister yanında durmak. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. 2. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. özümsemek ~ Lat assimilare a.] daha küçük.değil + EYun sfâllö düşürmek. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz.a. acet. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+.] kök. statdurmak/durdurmak. el vermek.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm.ekşimek. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. güvenlik. ekşi. çelmek asgari aSġar [kıy. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. güvenli. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. rastlaşmaz ß EYun a(n). sirke asidi ^ 1787 de Morveau.bir arada + EYun piptö. ß Lat ad. emin.düşmek.değil + EYun syn.

] asıl. [xix] pantolon askısı.] 1. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. sort. (olumsuz fiille) hiç.a. aslen. kök veya öz itibariyle. kısmet ~ HAvr *srti.a. . Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. askere yazılmak vb. önünde olma. askı <Tü [xviii] asılan şey. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf.yönelme. 1960 Ümit Deniz. küpe. orijinal < Ar aSl kök. Karş. Askı sözcüğünün 18. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. a. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y. deyimlerden 19. katiyen < Ar aSl soy.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği.kura. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. yy'da türemiş olmalıdır. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir. özellikle ziynet ve hediye. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. askı. esas.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur. . 2. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad.

espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG.yaymak.a.değil + EYun stígma. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a. delmek ~ HAvr *stig-yo. a. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o). +loji * Batı dillerinde 14.a.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak. ß Lat ab. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.a.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.). * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. İng.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a. . bilim adamı ß EYun a(n).a. a. alt = Tü astın [viii+ Uy] a.(a. Alm stern. döşek.(sivri uç) batmak. stigmatnokta. delmek " an+.a. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. < HAvr *ster-2 a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster.sivri < HAvr * steig. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun.a. Ave upa-starsna.a. ^ 1849 William Whewell. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna. astro. " astr(o)+. Erm asdġ (yıldız). Fa sitara.).yıldız + EYun naütes gemici. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star. sermek ~ HAvr *ster. Sans prá-stará (a. a. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. İng star. Fagustar/gustariş (yaygı.(a. * Karş.a.a. denizci " astr(o)+. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. astım darlığı.).a.

asude huzurlu olmak " asayiş asuman .[xi] aşınmak. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir.] ondalıklar. alt.dinlenmek. avrupa. aşağı <Tü aşağa [xiii] . incik. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak.a. perçin. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. alta alçak < Tü *aş. güneş doğmak * Karş. Erm %aş (sulu yemek. aş Tü aş [viii] yemek. asay. Karş.[xi Oğ] dip. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ.[viii] dağ aşmak. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. Karş.] seven" aşk1 < Tü *aş. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü.EFa/Ave asman. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a. aş[mak Tü aş.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan. haşlama).inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. a.ekinin mahiyeti belirsizdir. aşağ. Fa aş = Ave asa. aşğaru [xv] dibe doğru. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. aşın[mak aşağı Tü aşğın. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır. sınır aşmak. öteye geçmek.(yemek).

on parmaktan oluşan birim" olmalıdır.yönelme edatı + OFa şnüdan. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. kararsız < Fa âşuftan. eros < Ar caşiqa sevdi. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] .Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret .aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. algılamak.] akrabalardan oluşan topluluk. aşiret. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. klan < Ar caşara birlik oldu. bilmek ß OFa â. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. boy. bilinen. aşure. cışq var. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş .< HAvr *au-4 duymak. aşla[mak Tü aşla. tanımak " â+. belirgin kılmak < Ave âviş belli. belirgin ~ OFa âşkârâg a. (= Ave âviş-kâra. tanıdık ~ OFa âşnâg a. belli. a. deste." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak.[xi] eklemek. görünen) ~ HAvr *âwis.oynamak. âşnâw. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. son derece < Tü aşır. perçinlemek < Tü aş3 ek. şnâs-bilmek. f. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf.açığa çıkarmak. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. aşağı.a. aşüb. c^aşq [xvii] [#cşq msd. yy'a dek tercih edilmiştir. < OFa âşnüdan. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. < Sans sramah zahmet. ölçüyü aşan. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen.anlamak.[xiv] öte yana geçirmek.] şiddetli ve yakıcı sevgi. işret. muaşeret. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] .a. aşık idi * 'Işk biçimi 18. çile.

a. cüretkâr.yanmak) ~ HAvr *âter. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata.a. ateş ~ OFa âta%ş a. < Ave atar. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir.[viii+ Uy. ateş âtarş. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. kazık dikmek. adıyla * TTü ada. meydan okumak.biçimini alan Eski Türkçe sözcük. dinsiz ~ EYun átheos a. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.a. işsizlik. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz.< HAvr *steg. atherina ~ Fa âtaş yanma. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney.a. ß EYun a(n). savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog. (= Ave . ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.a. 2. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup.[viii+] a.a.) sözünün yerini almıştır. Anlam için karş. Fr nominer (atamak) < nom (ad). Amer. hücum < Fr attaquer 1.kazık. at.] boşluk. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. a. daha eski olan kan (a. girişimciler. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a. zımba < Fr attacher iliştirmek. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. Fa aşurdan (katmak. xi] ad vermek.a.]. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir. hak iddia etmek [esk. saldırmak. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek.değil + EYun théos tanrı" an+.

citq] 1. 2. < Tü at-" atTü atla. bir adımla aşmak Tü * At. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. sonra gelen. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . [192+] boyuna sarılan kumaş." a t ~ Ar âtin [#'ty fa.]1. atmasyon at[193+] asılsız. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. Hol.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır.] 1. meylettirme. atletizmle uğraşan kimse. sabık.] hediye.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. atlet [xx/b] 1. çevirme. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. kartograf < Atlas. işsiz.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. eski. eskidi. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd.] boş. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir. 2. 2. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa.] gelen. yaşlandı. azatlı köle < Ar cataqa [msd. 2. Atlant.eğme. [xiii] zıplamak. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. yy'ın son çeyreğine aittir. büktü. uydurma (argo) < Tü atma" .

ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud.] ıtır satan. sürüklemek " ad+.a. bölmek " an+.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. nefes (~ HAvr *awet-mo.dönmek.ateş yeri < HAvr *âter.a.çekmek ß Lat ad.yetişmek. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n. 2. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a. trop. bilimci ß EYun atmós buhar. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. cazibe. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo.a.bir yere + Lat trahere.< HAvr *wet-1 üflemek. ß EYun a(n).değil + EYun trefo. İng. parfümeri < Ar ~ İng out 1. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö.çekmek. trof. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a.a. sürmek. yetiştirmek. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış. yönelmek " an+.< HAvr *ster-2 a. dışarı. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir. beslemek. 2. futbolda topun dışarı * Karş. çekim. a. attract. tomkesmek. 2. lokavt. Moğ aba (a.] bölünemeyen şey ß EYun a(n).ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. dönmez. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi.) avadanlık çömlek " ab. güzelavrat otu < EYun átropos 1. tract. değişmez.]. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. ^ 1638 John Wilkins. eğilmez. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk. avlanan hayvan. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı.değil EYun temnö. < Lat attrahere. çanak .

karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. öne geçmek.] yavru. tekrar gelme < Ar câda geri geldi.gelmek ~ HAvr *gwemyo. borç verilen para < İt avantare [mod. öne geçmek.a.geliş < HAvr *gwem. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. ön ödeme. avanzo] 1. gitmek " ad+. ilerleme.* "Bayındırlık. 2. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş.konuşma. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. avanzare] 1. ilerlemek. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. vent. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek.] sıradan halk. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ.bir yere + Lat venire. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. döndü.] geri gelme. 2. artmak. dönme. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. özellikle insan sesi < EFa vartan. 2. avanta [xvii] bedava. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. 2. borç verilen para < Fr avancer 1. ilerleme. İng advance. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. söz) ~ HAvr *wekw. ilerlemek. avangard avan. ilerletmek. önceden " avan avantaj ön. uğramak ß Lat ad. baz avare a. vâc. (bir şeye) dönüştü . alın.ön. ön ödeme. yardakçılar *cawanat^ [çoğ.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. yardım. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. ilerletmek. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ.seslenmek.gelmek. 2. artmak. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. söylemek (= Sans vâç ses. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. ait olduğu yere geldi. borç vermek < Lat ab ante önden.

özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. ayıplı ve özürlü olma. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a.[xiv] teselli < Tü *âb.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] .sapmak. sakat olma) köküyle birleşmiştir. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. husye * Meyvenin şeklinden ötürü.bir yere + Lat vocare çağırmak.a. ~ Lat Europa a. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur.a. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. havlu [xv] . avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. katılma. keyif almak. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. avokado [xx/c] . lamba < Fa/OFa âwe%tan. 2. 800) kaydedilmiştir.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. sarkmak ß Fa/OFa â. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. ayıp.yönelme. 2. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık.] 1. Bak ari1. kusur.] (kadının) edep yerleri. özür. avlu. edep yerleri. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a.asmak.a. asılmak.a. " garp * Karş. vokal avun[mak bulmak Tü âbın.? . ağıl. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. Batı = Akad erebu a. bağırmak. asya. ağıl.a. avın.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. Karş.) Yunancadan alınmıştır. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. ses etmek " ad+. küpe. âwez. avrat [xiv] kadın. savunucu. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan. sallanmak. ayıp < İbr #crh çıplak olma. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. çıplak olma) ile eşdeğerdir.

ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). . aşikâr. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. Erm lusin (ay) = lus (ışık).fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. kutsama. memleketin önde gelenleri.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. lakırdı. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. Rumlarca kutsal sayılan yer. ağız." ayıl- * 15. 2. gözler. aziz ~ HAvr *yag-yoa. aydınlık Tü *ay(ı)t. ay ışığı?. ayırmak " ayır- * Eğer *a5.] standart. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar.] 1. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma. seğirtti. a. Karş. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir. [xiii] ışık. seçkinler. ayar cıyâr [xv] . 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1.kutsama < EYun (h)agíos kutsal. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. 2. altın ve gümüşün saflık ölçüsü. cıyâr vulg. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a.açmak. ayyar.avurt Tü? [xiv] çene. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen. < HAvr *yag.aydınlatmak < Tü ay ay. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. -t. < Tü *a5. uyanmak < Tü ayıl. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık.a.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır.

ile aç. adet. ." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1.[xi] farkına varmak. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. sinyal. kendine gelmek. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. sarhoş olmayan < Tü *a5. gelenek. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır. apış.a. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). töre.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür.(ağzını açmak). alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a.açmak.) a5ığ [xi] uyanık. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. 2. işaret. hata. Kısa a.a. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. örf. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde. 2.] kusur. işaret. a. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge. * Aynı kökten ak (açık renkli). usul. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. ayrım < Tü a5ır. adet. alamet. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. zıt yönde " arka. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd.[viii+] ayırmak. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. kepeğini ayırmak.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. diklemesine.[xiv] kabuğunu soymak. simge.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla.

zat. ayrıksı YT [193+] tuhaf.] 1. adrık [xi] 1. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. işe yaramaz dolanmak. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. ayrılma. a. maddi. ayna (= Ave avidayana. çatal. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. ayrık otu * Karş. yaban koyunu)." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. işsiz. pınar. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. geyik. 2. biçimsiz (argo).[xiv TS. ayrım ayrıntı YT [193+] fark. aynasız (argo) [188+] yakışıksız. bir şeyin ta kendisi. farkında olmayan < Tü aylan. göze ilişkin. 2.] 1.göstermek < Ave dâi-. yaba. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. gözle görülür nitelikte. seçkin kimse. boynuz. 3. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. 5. di. göz. Kıp] dönmek. güzel). İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. 2. oğul [193+] miyar. [194+] fasıl. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. göze. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. 4.

(birini) incitmek. azarla. narın (ince.[viii] yoldan çıkmak.] (gıda maddeleri satan kimse.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek. haramzade gezgin. eziyet. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im.a. ekmekçi). az[mak aza azade azat Tü az.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse. acıtma ~ OFa âzarm a. a. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. < Fa/OFa azardan. . * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. Karş. [194+] tahallül etmek < Tü ayır." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. Her iki biçim Tü *(y)ar. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir.] çok büyük olma. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. Capella. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı. sapmak. muazzam idi azami aczâm [kıy.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme.kökünü düşündürür. eziyet.a.] daha büyük. kırılmak.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . saf. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek.] ayyar [xvii] hilebaz. serseri. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs.] acı. küçük). Moğ aray (az). Ar cayyaş [im. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb. arı. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. azar.a. az az [viii] çok değil * Karş. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. arsız < Ar cara gezdi.

kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-. yüce.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. su cedveli.] güçlü.soylu. Fr. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. .ekinin işlevi belirsizdir.doğmak. doğurmak)" â+. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. işten ~ Ar cazm [#czm msd. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. özgür ~ OFa azad soylu.değil + EYun zöö yaşamak " an+. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. +men1 [xv] ark. özgür (= Ave âzâta. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu.] büyük. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. a.] yönler. köylü veya köle olmayan. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. can vermeyen ß EYun a(n). azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. soylu.] görevden alma.

2. Fa paça (hayvan ayağı). Fr papa vb. muhterem kişi. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. paycama (pantolon). dede.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. Karş. Fa baba/babu < OFa papak (baba. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. yaşlı adam. saygı ve sevgi hitabı. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. . geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. ata * Karş. yy'dan önce kaydedilmemiştir. 3.a. Yun papá. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. rüzgâr + Fa câh yer.baba çoc baba [viii+] 1. derviş). baba. abla = Moğ baca a.

İng wind (yel). Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. ~ Fa bâda 1. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a.esmek * Aynı kökten Lat ventus. rüzgâr.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir.gövde. a." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1.a. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz.a. (= Ave vata. 2. olmuş. olgun.yel < HAvr *we.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması.a. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük.) ~ HAvr *wa(n)t. 2. beden. 2. yel-OFawâda. ~ OFa wâdâm a. a. bagaj edevat < Fr bague çanta. a. f. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. eşya ve . Alm wehen. bade olmak) ~ OFa bâdag a. Sans vati (esmek). ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa.

fahiş < Ar bağa [msd. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. af ~ Fa ba%ş ihsan. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer. zalim. baġy] hakkı olmayana göz dikme. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. zorla alma. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir. özellikle [CepK 1935] bahş.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka.ekinin işlevi açık değildir.baston.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk.a. ~ HAvr *bak. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. değnek. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. . <Tü bağır iç organlar. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-.] çubuk. müstakil. baston < Lat baculum a.kökünden türetilmiştir.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa.a.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç.

hediye " bahş [ xi] bağışla.(mülk) sözcüğünden. DK. [KT xix] tartışılan konu.bahar * Lat ver (yaz). [CodC xiii] bağatur . DK xiv] . [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir.) ~ HAvr *wesr-/*wer.] tartışma. münazaa. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a. 2.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır.bağışla[mak ihsan. bir konuyu etraflıca tartıştı . primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir.a. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile.] deniz.a. a. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. buphthalmum. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. a. güzel kokulu bir bitki. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. bahçıvan gözeten.Fa bâhâdur soylu kişi.a. araştırdı. a. konu başlığı.] 1. Env xiv] bâhâdur . bahis/bahs[Yus. (= Ave vanhar. +ban bahir/bahrengin. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük. bahane wahânag a. soruşturdu.a. = Tü bağatur bir erkek adı. sebep.a. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd. bahçe bakan " bahçe. kahraman ~ Moğ bağatır a.Ar bahar [#bhr msd. [Aş. Belki Ave va%şa. ~ EFa vahara.

pay.a. bazı tanrıların sıfatı). genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. KT xix 1 kız olan . ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. talih). yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. ihsan. .Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . birlikte.bahriye < Ar baHrî [nsb.a. bahşiş [Aş. < OFa bâttan. Ayrıca EYun fagö (yemek). bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H. talihli" & Fa bâ ile. [Bah 1924] . [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. şövalye adayı. bhága ("paylaştıran.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri.] geri kalanlar < [Kut.] kalan. ihsan eden". Ave bhaga (tanrı). ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş.Ar bâqin [#bqy fa . pay vermek.ihsan etmek. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. kısmet. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht. kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. paylaşılan şey.pay vermek. İng bachelor (bekâr) < EFr. bekâr ~ EFr bacheler * Karş. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. kısmet < OFa bâttan. ba^ş. hediye < OFa bâttan. ihsan etmek.a. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. özellikle.Ar baqayat[#bqy çoğ. L. yemek). bhaktá (1. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a.ihsan etmek.) ~ HAvr *bhag. Aş xi] [LO. 2.

a. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. bakterisid bactericide a. * Karş. [Men xvii] (vulg. Alm kupfer. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. bakire erken. Fr cuivre (a. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. " bakteri. # 1838 Ch.a. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır.a. balaban. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. G. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. çubuk ~ HAvr *bak. Moğbal (a. baldız. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. balaban (kuş yavrusu). asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur.: bala. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. Alm.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek .a. manav.).a. artık [Kan xv] bostancı. baldız (yaşça küçük akraba). +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. manav. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir.] kalan şey.a.baston. Ehrenberg. İng copper.] sebze satan kimse. baston.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu).bakır Tü [ viii] bakır a.

a. conium maculatum.yanmak. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır.atmak. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. bol.Fr balance terazi. iltihap < EYun flegö. 3. denge ~ Lat bilanx. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. flog. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal. kauçuk ağacı. [Amr.irin.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. < Tü ba. lastik ayakkabı tabanı. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. balgam [Kut xi] irin. sümük ~ Ar balġam irin.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. iltihap. a. İng valerian.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası.] dansçık. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. 14. 2. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. dans < EYun bâllö. bilanc. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane.a.a. ~ İt balletto [küç. balata [ xx/b] kauçuk. Alm baldrian. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. * Sözcüğün kökeni belirsizdir. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. [ xi] baltır üvey evlat. Rus baldıryan (kedi otu. -t. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. mimusops balata.a.

baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. 2. kütük.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek.a. ~ Ar baliğ [#blġ fa. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. Alm wal (balina). kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. EYun bole ve blema (atış). taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg.a. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. ulaştı. [EvÇ. balina [LO xix] balena ~ İt balena a. büyük top. .a. 2. vardı. cumba / Fr balcon a. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku.a. balina ~ EYun fállaina a. bu ağaçtan elde edilen merhem. ~ Ger *balkan mertek.< HAvr *gwels.] eren. pelesenk ağacı.19 186+] ~ İt ballo dans. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. erişen. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. rayiha. uzanmak. ~ Lat balaena dev balık.a. 3. tomruk). balle (hoplama) < bâllo. atılmak. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. HAvr *bhel-2 şişmek. top şeklinde büyük şişe. a.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. gövdeyi gererek atılmak * Karş.atmak.

köylü işi [esk. Lat follis (kese. özel görevli. ~ Tamil * Avrupa'ya 16. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). *baltha. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak.< HAvr *bhel-2 şişmek. ~ Port bambus a. * Biçiminden ötürü. torba). 2. adi. askere çağırmak . EYun fállos (fallus). pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a.suya batırmak.)" balya. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir.a. sıradan < EFr ban/bandon ferman. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. ferman okumak. hüküm. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek. İng bailiff (kral temsilcisi.a. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a. Fr bailli. resmi görevli). Akad paltu (balta). kütük).a. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir.a. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. EFr bale > İng bale (bohça). ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. gürbüz).* Karş. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş.]. ben2.(cesur. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. bamya [LO xix] bir sebze. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. angarya. bohça.

]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası.Fr banderole 1. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh.] küçük sıra < Fr banque set. * Karş. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. seki. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. Fr bande. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka . "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. tezgâh. 2. özellikle müzisyen takımı). gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. a. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. grup. 2. ~ OLat bandum 1. masa. banko. bir sancak altında toplanan güruh. çete. İt banda2 (takım. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. seki" bank banknot para " banka. kumarda banka. İng band. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . sancak. sancak. kâğıt banko [ xx/b] 1. simge. banket. 2.banço * ABD zenci ağızlarından. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. yy ortalarından beri kullanımdadır. sarraf tezgâhı. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. 2.a. set. şerit şeklinde bayrak. bez afiş. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] .bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. yar). Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir.a. İng river bank (nehir kıyısındaki set. Ayrıca karş.

ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. bind (bağlamak). banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. grup. a. kapı. brutus (kaba). bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. dış mahalle.a. benmari. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1.a. * Aynı kökten İng band (bağ). topluluk. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". hap1 bap/bab[Kut. bundle (deste). kapı. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. 2. ferman + Fr lieu yer " banal. şerit ~ Ger *bandam a.banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. ~ Fr bande1 bağ. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. engel. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). [LO xix] ~ İt baracca kulübe. bond (bağ). Sans bandhati (bağlamak). a.ağır.a. çevre.a. halka. içki tezgâhı. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. bariyer. bound (bağlı). kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. 2. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. çubuk. bariyer ~ OLat barra a. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. yağmur ) . Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. 2. 2. ~ İt bagno hamam. Lat gravis (ağır).a. hüküm. Fa bandan. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. soylu kadın. varoş & EFr ban yargı. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka.

[ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ. ancak. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. mullus barbatus. fiks bari bâr kere. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı.dönüşümü tipiktir.a. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er. İng beard.a.a. Alm.a. barın[mak <Tü [T S xiv] barın.a.> Lat -b. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. barbunya [ xix] bir balık türü. vahşi .fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır.] "koca sakal".barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. a.> var. Alm bart (sakal). ~ EYun bárbaros [onom. . varil ~ İsp barrica a. kimyacı.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı.Lat barbarus a. • Aynı kökten Fr barbe. HAvr -dh.a. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. a.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse".

İng bartender (a. sözleşme < Tü ba.(birbirine gitmek. ~ HAvr *maghu.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş. ortaya çıktı. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. mania < Fr barre çubuk. +metre baron baro erkek.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. ve 18. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-.varmak. engel.a.a. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. akit. ~ O Yun pyrites [mod.a.a. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi.korunmuştur. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. burüz] çıktı. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. antlaşmak. ulaşmak. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17.a. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır. 2. Karş.] ortaya çıkan. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1.). aşikâr < Ar baraza [msd. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. çıkıntı. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+. yüksek. pyrítida] a.a. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. yurt < Tü bar.] çubuk.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1. • 11. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ .sulh yapmak. xiv Kıp] bağ.a.çubuk.

değnek.öncülük etmek. [ xx/c] kalça . güreşte galip gelmek.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. başlamak. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. [Men xvii] ekin başı. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı.ayağını basmak. reis. bacin] leğen. yol göstermek. [Kıp xiv] başar. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. tazyik.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. a. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. emir.Fr bassin [esk. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. ezmek. [ viii] bas. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-. leğen kemiği. basiret sezgi.] kavrayış. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. özellikle erkek deve )" baş. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. . başbuğ + [TS xvi] önder. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık. Alm.bitirmek. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı.

[CodC xiii] diğer. badehu.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. Naismith. -ka eki dativ çekim ekidir.a.içine girmek. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç.] düz. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. çubuk ~ OLat bastum/basto a. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. basT] yaydı.a. kolay. tahtırevalli. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. ayrı. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. Kanad. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. .a. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir. serdi. engelsiz. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. pil takımı. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. et parçası [Uy viii+] bat.A. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık.a. • Eski Türkçe sözcükte. [T S xv-xix] bir başına. saplanmak [ xi] batığ bataklık.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf. TTü *başan şeklini verir. # 1891 J.

işe yaramaz. a. a. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. karın. [LO xix] aşırı iri .bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. örtünme. batıni.Ar baTTâl [#bTl im. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. rahim.] örtücü " batın bavul Lat baula a. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. pil takımı. örtündü batman baton a.fiilinden modern bir geri-türetmedir. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. 19. bay[mak <Tü [LO xix] yormak. geçersiz. baTn/buTün] gizlendi. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. gizli olan < Ar baTana [msd. vurmak.]boş. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. demin .] hükümsüz.] 1. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. geçersiz. 2. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd.] içte olan.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa.

mutluluk. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş .] satan. tembelleşmek. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). konakladı" beyit * Karş. çöl. baypas [198+] geçme & İng by yan. bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. bayi [Barkan xvi] baca [msd. barış ve mutluluk (= Sans rama a.] işlenmeyen toprak.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. [Men xvii] bayıl. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. ikincil. bayrak. Fa şabma (akşamdan kalma. bayc] sattı.a. bayram [ xi] badram.a.geri. [Çağ xv] bayk/baykız . [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a.gevşemek. yaban < Ar bâra [msd. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). tekrar (önek) + İr *râma. deminki. sükûn & İr *pati.] akşamdan [kaş xi] mayıl. / Sogd patram neşe. bawâr] (toprak) boş durdu.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. nadasa bırakıldı.sükûn. huzur.kendinden * *Bay. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. bayat) < şab (akşam).

+iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır.gelmek.a.geliş < HAvr *gwem. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a.a. bat.a. 2. bazan/bazen Ar bacD birtakım. 2. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. heykel kaidesi < EYun bainö. gitmek ~ HAvr *gwm-yo. [Kıp xiv] göz bebeği. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. < EYun básanos mihenk taşı. altlık. bir parça. temel. adım atan).a. adım. taban. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. at doktoru. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". kaide ~ EYun básis 1. [DK xv] yavru < . basamak.] kısmen. a. = Sans bâhu a. adım atmak.a. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. (= Ave bâzu a. taban. kaide. baza temel. ~ EYun basanites a.yürümek.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. Lat venire (gelmek).) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır.

orijinal şeyler.a. dua bedel [İrşad. ~ Ar badan [#bdn msd. " bet1.). KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. insan gövdesi. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. icatlar < Ar badicat^ icat. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. Fa baba. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a.a. icatlar < Ar badicat^ icat. orijinal şeyler. Fr bébé. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1. bedel oldu. orijinallik. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. eşdeğer idi beden 2. İng baby.] karşılık. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". bedevi [Yus. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. orijinallik.] yenilikler. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak. bedevi çöl göçeri.] yenilikler. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız.] 1.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. becer[mek <Tü [DK xv] becer. Ar bubu (a. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. muvaffak olmak. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ.başa çıkmak.* Karş. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1.

< öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. her (< Fa ham bir. beylik etmek. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. orijinal. beraber. Ar qadır.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır.begum kraliçe.] hayvanlık. prenses. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1.] emsali olmayan. hanım. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. kendiliğinden oldu. gözle görünen. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. 2.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı .a. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. a. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. hisse. harikulade. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. nasip ~ OFa bahrag . öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. behre a. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi.1. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. iqtidar. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. davar. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. her behimiyet [Men xvii] behimî. Bak.bedihi [NKemal1867] . a. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş. = İbr bshlmah a. taqdır.

sağlamlaştırmak. saklamak. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. komi & İng bell çan. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. korumak. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd.] iletme yetisi. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. retorik < Ar balaġa erdi. mahfuz. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. kuşak. . kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. vardı. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı.] kalma.pekitmek. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. güzel söyleme yeteneği. 2. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. güvenceye almak. yokuş. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. pek.] 1. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. zorluk. kapalı. serf < EFr embuier prangalamak. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. zarar.] sınav.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. zor. mihenk taşına vurdu. güç. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma.

* -ge eki Moğolcadır. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. ülke.fiilinin varyant biçimi olmalıdır. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. cilm (bilme). Ar calam (belirti.(öğrenmek) vb. şehir. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. 2. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . bebek kundaklamak. nişan). kentsel < Ar balad kent. belek (hediye). vesika~ Tü belgü işaret. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer. Anlam ilişkisi için karş.gözleri aşırı açılmak. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet.bilmek " bil- * Tü *bel. nişan < Tü *bel. şehir. sarmak.] kent. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir.1.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd.kökü. belli (bilinen). belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. belle. Karş.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür.meydana çıkmak. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. bulamak. [Kaş xi] béle. bil. belli olmak < Tü *bél. calâmat (belirti). ülke.fiilinin varyant biçimi görünümündedir.] kente ait olan. belgü (alamet. zuhur etmek " belirbeleş bila+. sancak). yokuş. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf.

) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. aşikâr. köle.a. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. boncuk. < EFa bastan. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. 2. benze-. band. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. bin-. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır. ban-. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. . beniz. beyin. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. Karş. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. boynuz. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. bin.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. öğrenmek. işaret. bengi. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek.a.a. açık. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. İng timbre (ses rengi. [T S xiv] belgülü . buna-. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. Mağrip müziğine özgü. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a.] çitlenbik.

a. sürreel. auf.a. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. ben2. * Aynı kökten Erm i ver.a. hipertrofi Lat super : soprano. bermutat. 2. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. suret.a. yukarı (önek) ~ OFa abar. EYun hyper. bağlanan şey.a. ben2.a.a. üzeri.a.a. berduş.) ~ HAvr *bhendh. band. hipertansiyon.a. Alm über. berceste. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı.a. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif. sürmenaj. (= Ave bast-. Alm.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz. benzin [Düs I. = Sans upari a. (= Ave upairi. üzere. a. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. berhava.4. hiperbol. sürpriz. band.a. pulover .a. yy'dan itibaren kullanılmıştır. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". Cava " labne * Karş. a. & Ar lubân zamk.a.a. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. suma.a. hipermetrop. Lat super > Fr sur. üzeri).bağlamak ~ OFa bastan. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15. berbat. Bak. sürşarj İng over : overlok. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. berhudar. -e. band.a. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. bağ. 3. super+. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir.) ~ HAvr *uper a. İng over (üst. su bendi < Fa bastan.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. benimse[mek beniz/benz* Bak. sürfile. süper. -e doğru (edat). kuşak. up (yukarı).

devam berduş gibi hercai. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. berbat havaya savurmak. a. yücelme. muaf oldu.] 1. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. ~ İbr bsrakah a. yüceltme. yok etmek " ber+. ferman. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. kabarmak. .Fa barcasta fırlamış. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. Ar baraka (diz çöktü). sıçramak. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. seğirmek & EFa apar. kutsama.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. 2. (ur veya apse) çıkmak. helecan. * İsim formunun. seğirmek. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. ahit. diploma.sıçramak. [Men xvii] ber düş omuzda. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. a. belge. yan yana. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak.yukarı + EFa yasat.] kutsama.a. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . 2.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. a. bolluk. a. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a.] aklanma. kutsanma" fiili türemiştir. Kuran'a göre Hz. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş.

" pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük.a. [Neş xv] sağlamlaştırmak.. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v.taşımak. tahkim etmek. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. sağlam = Tü bek/pek a. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. 2. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. a. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. . +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . < Sinhali beri yorgun. [CepK 1935] < Tü berk pek. Amer. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. berjer < Fr berger çoban. hava-yukarı " ber+. getirmek) + Fa %âna ev " +ber. metin. kadın çoban. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan.d. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1.yemek " ber+. depo.] 1. %w^ur. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. bâr. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. ziyan olmuş. Fr. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. kristal.

genel olarak insan türü.a. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir.a. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. ayıraç. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. Fr. 2. bağ. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. Fa/OFa bas yeter. zincir halkası. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. darlık.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. eklem.] çok parlak. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. aşçı (1615 . band. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. yeter > yetiştirmek. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et.hayvan yetiştirmek. bağlı şey.] insan. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. ~ Ar barrâq [#brq im. yeterli. 2. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. [Uy viii+] bert. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. semirtmek. ışıldadı. b e ş [Orhviii]béşa.1678) < öz Louis de Béchameil 14. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden.bağlamak " bent . bağlı. aralık. sıkıntı. 3.

betonarme armé zırhlı.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. [LO xix] betik biti. [TS xiv-xviii xiv] biti. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. * Sadece bet beniz ikilemesinde.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. bevl [etm bala işedi. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. [Uy viii+] bét yüz. belge. donanımlı " beton. 19.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. beşuş [LO xix] başşa [msd. idrar < Ar .: betik.] işeme. bakire). bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a.a. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter . Çağ xiv] a. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im. kitap. reçine ~ Kelt *betu.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti.] çok kötü. EŞKÖKENLİLER: Tü biti. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. genç kız * Karş.a. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı. çehre. [Kıp. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy.

mal [İrşad. saygısız " bi+2. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. dah. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. getirmek. ulu kişi. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. ayırdı.a. ev.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. 2. [İMüh xiii] béyni a. a. aydınlattı. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. yaratmak " bi+2.] 1. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ.) beyn+ açtı.vermek. şiirde kıta [#byt msd. el3. ilik. & OFa hu iyi + OFa dadan.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. a. * İnisyal b/m dönüşümü için bak.] işeme. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a.a. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. el3. ben2. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). millet beytülmal evi". beyaz [Ali xvi] beyazlık.] beyaz olma. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. ev. = Akad bîtu a.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis.] açıklama. fayda ~ OFa hudahag a. ayırdı. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. soylu kişi beyan [Kut. hakikat. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1. hane. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. açıkça söyleme < Ar bana açtı. name ~ Ar bayâD [#byD msd. aydınlandı. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. ayrıştı. devlet hazinesi" beyit. 2.

~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. yoksunluk edatı). sıtmaya tutulmak. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze. İng peas (a.a. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze. albumen (yumurta akı).-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi.* Anlam ilişkisi için karş. ör.a. salgı bezi. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. ~ EYun píson a. . bezik bezir [yağı bazara tohum attı. Ayrıca karş.a.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im.titremek.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. Lat albus (beyaz).a. • Fa basıla (a. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır.] kumaş ~ Ar bi ile.iki .] < Lat pisum a. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. bi+3 ~ Fa bî-/bay. bi lâ ("ile değil". iki ~ Lat bi. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. öpücük. 2. * Karş.a.süslemek [ xi] bezek nakış. kabarcık ~ Fr baiser 1.a. bez[mek Tü [ xi] bez. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki).a. saçtı bezirgân wâzâragân a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder.çift.a.) < Eİng pise < Lat pisum.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur. bi+2 a.

EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. Alm pfeffer. bıçkı. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma. küçük meyve.a. Karş. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. barsama. biçim. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. Karş. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. 2. karabiber ~ EYun péperi a. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. buçuk.< HAvr *pö(i). tepe) anlamına gelir.a. anlaşma. Fr poivre. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. biçem. biç-. Karş.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. +grafi biblo beubelet a. ~ Sans pippalî 1. çare < Tü biç-" biç- .: bıçak. cebel. Lat piper.a. [Aş. meyvecik. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. -ç. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. İng pepper. EYun pósis (içki). kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. biç[mek Tü [ viii] bıç. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. bucak. bucak.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19.olup.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir.kesmek * Özgün biçim bıç.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a.

Erm gow. bodur. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa.a. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. icat etme). bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. yenilik. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap.a. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. Ar #bdc (yenilik yapma. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. Ger *köus > İng cow. tırıs gitmek bıdık küçük.kökünden karş. badc] yenilik yaptı. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret.a. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma. bigâne begânag a. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. icat. bov.a. Karş. bov. boy pos. sığır).sivri)" etiket * HAvr *gwou. Fa gav. Sans gaü. ufak " bızdık * Ayrıca karş.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir.) + İng steak kızartma. EYun boús. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi.a.a. Lat bos. * Karş.] 1. 2. Gael bó (inek. Lett gúovs.> Fr boeuf. ~ HAvr *gwou. Arambsdâ (a. [Men xvii] biçim < Tü biç. endam. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. haber . bıçak.] başlama. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd.). icat etme). bide ata binmek.

bikir/bikr[Yus. Bi. Fr. [Arg xvi] bık-. bi-3. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd.) bil[mek bila+ bi+1. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir.tıpa. ~ Ar bi lâ "ile değil". eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. a. gına getirmek. bilahare sonraki" bi+1. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. ahir bilakaydüşart bila+. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. [KT xix] bakire olma hali. el3. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. [Men xvii] genç kız. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. turfanda. 2.-siz. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. bikarbonat molekül" bi+3. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " .] ilk doğan evlat. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. [ xi] bük-2 usanmak. monokini. kayıt.bihakkın olarak " bi+1. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. kusacak olmak. bakire. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. Karş.a. taze. yeni. DK xiv] bekâr veya bakire. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden.

terazi) < Lat bilanx. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. pusula. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile. fiş. lanc. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a.terazi & Lat bi. 2.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod. < Fr bille1 kısa yazı. el3. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. bilet . .a. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte.bilakis sf.a. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. Fr/İng balance (denge. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a.kefe. a. not ~ OLat billa a. zıt" bi+1. leğen * Karş.2.344 186+] bilet tren bileti .a.a. kapçık " bi+3.a.Ar bi-al-cumlat tümüyle. denge. dahi (zarf). tabela " bilet. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak.) + Fr board tahta. billet] ] kısa not. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. borda .a. [Uy viii+] bileğü a. [Düs I. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. beraber (sıfat). Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. eklemlenmek < Tü *bile. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord.iki + Lat lanx. afiş.el3. hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. ucu kıvrık değnek. [Uy viii+] bile/birle . yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. terazi. 2. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür.] karşıt.a. ile (bağlaç). [ 184+] bilyeto .birleştirmek. bilanc.

k bilfiil el3. gergin. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. eylemli olarak " bi+1. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. Karş. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. [Or viii] bilgili kişi. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. Bilişmek fiili mevcut değildir. Hacettepe Üniv. solgun vb. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. dolgun. üzgün (geçişli/edilgen).Ar bi-al- ficl eylem ile. tutkun. baygın. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. olgun. (geçişsiz) ve bıçkın. [CodC xiii] bilik . . seçkin. bıngıldak billahi allah [Kıp. [ xi] bilezük < Tü .. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1. azgın. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. bilgisayar " bil-. durgun. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. el3.a. bitkin. [Kaş xi] bilig .

= Sans bhrâtar a. a.a. Fr frère. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin. İng brother. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. yaptı.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. İt fratre. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak.. ~ HAvr *bhrâter.a. vazgeçmek * 14. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.a. ondan dolayı" binaen. İng beer (bira). [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul.).a. ~ Ar bint [#bn] kız. [Uy viii+] min-[ viii] bin . erkek evlat [Kut. el3. vermek. birader [T S.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş.a.). ) ~ Aram bslürâ a. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. Çuv pıra%-(a. göndermek. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. salmak. .a. kristal" berilyum bilumum " bi+1. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle. Yakut bıra%-.a. Ancak karş.< Tü bıngıl [onom.a. beverage (her çeşit içki) < Lat biber.a.a.] -e dayanarak. Alm brüder (a. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda.

a. (bitki) yetişmek. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir.tekrar.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. kavurmak ~ OFa briştan. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. < Fr bicycle "iki tekerli". isim.a.bir araya gelmek. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir.] a.a.1. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. tamamlanmak. 2. & Lat bi. Fr.< HAvr *bher-4 a. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt. * Orijinal kökün bit. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1. sona ermek. bit[mek Tü ermek. 1880 Fr.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3.a. iki kez. kebap < Fa biriştan. brîz. HAvr *bhr-îg. fert" bir [Uy viii+] birik. kuzine bismillah bi+1. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. ikinci kez 2. sanayici" bi+3. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. biriy.a. olgunlaşmak. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü .kızartmak. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir.

kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. bitap [Men xvii] güçsüz bî. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir.yaşam. kayıp. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a.bitişik olmak. doğabilimci " biy(o)+. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri.yoksunluk edatı + Fa tâb güç.a. kudret" bi+2. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. acı < Ger *bîtan ısırmak .a.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. tav2 bitaraf Fa bî. Alm.a.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2. bıyık [ xi] bı5ık a. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. a.HAvr *bheidısırmak. eğilim). taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. [DTC 1942] biografya . değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. İng bias (çapraz çizgi. ~ HAvr *gwi-wot. biot. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş. keskin.a. yontmak bitüm *gwetümen a. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus.a.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift.a.

).] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen.a.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. boş. zat bızdık bdig/bzdig küçük.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. bizzat & Ar 5ât zat. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp. ^ Ernest Besnier. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. Fr. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . usanmış.Ar buZr/baZr [#bZr msd. vulg. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand.a. mühendis. bezmiş. diyagonal kesim * Karş. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. . serbest. 2. ufak. Amer. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme. kendi başına " bi+1. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. dolu. faydasız. İng bezel (a. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir.pis kokan? < Ger *wis. yorgun. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir.a. görüş " biy(o)+.

yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. 3. kumaş. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. destek. abanmak. (gemi) yelaltına gelmek.İt poggiare 1.[onom. gemi güncesi.]. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. < Tü *bögce(k) [küç. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. ayak ~ Lat podium a.dokumak ) + İng log 1.. kütük. taban. < İng weblog & İng web 1. dayanak. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. yaslanmak.< HAvr *webh.a. yığın.] < Tü bög bir tür .] * 16. kütük. tomruk. ağ. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak.] < öz Genes Cenova kenti [esk. doku. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. 2.a. 2. blog yazarı. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . seyir defteri. [ xi] böğür . 2. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle.

bıdık.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. [LL 1732] bodrum . tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak.ayak + EYun stema.(teke). sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni.(sıkılmak). sokak (~ EYun drómos 1. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. koridor. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür.a. busan. erkek geyik) < HAvr *bhugo. bükmek. revak < EYun tre%ö. böğürslen. ayak basmak). -t-durma. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. bok (sıkılmış şey). Buna karşılık ESlav byku (boğa). kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. burjğ (sıkıntı). büz. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. burmak. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır.sıkmak. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. bızdık.(davar) bağırmak. bürlügen biçimlerine rastlanır.> usan.. dromo.< HAvr *der-1 adım atmak. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. Aynı kökten bur-. duruş " podyum. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. bük-. koşu. boğ[mak Tü [ xi] boğ. koşu yolu. pod. drom. hızlı yürümek. bükmek). boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. .(sıkmak. büldirgen.(çift toynaklı hayvanların erkeği). boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. bücür. Ave buza.koşmak. Kelt bukko. koşmak. İng buck (teke. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. özellikle erkek deve). sıkarak daraltmak sıkmak. 2. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir.

güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". DK. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. bakır pası. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. Tü üle-/öl(e)-(bölmek. bereketli * 14. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. berduş. had ve ölçü tayin etmek). tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. cüretli. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. 2. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. en büyük. geniş. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. Karş. böl[mek Tü [ viii] böl.< HAvr *bhel-2 şişmek. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. paket < Tü *bo.sıkmak.a. kısım [ 1928] şube. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. Orta Avrupa'da Tü [Uy. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- .ayırmak. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. Fr.sıkmak. Kaş viii+] bok ekmek küfü. mineralojist. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. cesur. Çağ xiv] çok.

a.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. kupon. değerli kâğıt. servis bonus [ xx/c] emri.[onom. ) + Lat jour gün " bono. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. hizmet ~ İng bonus ikramiye. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. konveks hale getirmek < Fr bom. ben2. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık.] iyi şey. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. senet ~ Lat bonum [n. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono. buono] ödeme emri. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. bomba bombus boğuk ses. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün". bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen .) + Lat filet fileto " bono. konveks < Fr bomber şişirmek. ödül.a. kupon.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir.

borazan + [Men xvii] boruzen vulg. baranı (çömlek. +zen borç [İMüh. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. kereste ) ~ HAvr *bherdh. sınır. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. çerçeve). kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir.kesmek. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır.a.a. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. İng. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar.borç vermek veya almak (= Ave pairya. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. Buna karşılık Ar barniyyat. koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. salma.a. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır.a. boz. CodC. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. Acem yahnisi < Fa bürâ a. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. kıyı ~ Ger *bordhaz a. güveç). kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. çerçeve < Fr & Tü boru + .a. İng border (kenarlık. " borda bordür border bitişmek. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. sınır. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. güherçile < Ar baraqa parladı. kenar çizmek " borda Karş. #1812 Sir Humphrey Davy.a. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. çoğ. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20.

yontmak. serbest. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir.a. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15.). börk Tü [Kaş xi] börk başlık.[xv+ Çağ] kabarmak. üçgen böreği. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. gevşek. Yak börüök (a. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü.bükmek. hamur ve etle yapılan bir yiyecek. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. gemi ~ Ger *boitaz kano.börek [İdr. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. 2. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç.serbest bırakmak.a. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı.] 1. Tü bur. salınmış. kıvırmak " bur[Amr.< HAvr *bheid.a. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. azat etmek. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır. sandal. tekne ~ HAvr *bhoid. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. Karş. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. kendinden yetişen bitki . [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.a. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin.

dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı.[viii+ Uy] bağlamak. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. iki şeyi eklemek. duruş. ulus. katmak " boya- boyunduruk . ulus). ben2. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. aşiret.bağlamak. sıvamak. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. Alm.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. Karş. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş.[viii+ Uy] bağlamak. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. Amer. kabarcık. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. eklemek. boy1 [ viii] bo5 aşiret. Alm. kavim * Boy2 (duruş. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. boya. Ar qawm (1. böyle <Tü [TS. rulo ~ HAvr *beuşiş.a.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. 2. endam. yapıştırmak. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. * İnisyal b/m için bak. çivit. top. kına. katmak.boyamak boyar .

karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. Uy viii] boz-/buz.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. gözüpek.[esk.a.).yanmak " term(o)+ briç biritch a. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu.a. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur. Lat iugum (boyunduruk). iugulum (boğaz). mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u.) Türkçeden alınmış olabilir. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç. Yun bré/moré. Karş. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. darıdan yapılan ekşi içki.a. Karş. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca.yıkmak. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek.) + EYun kéfalos kafa " brifing.a.a. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. hamak İt [LO xix] alkış sözü. [Kıp. [Or. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . Arn more (a. belirsiz renkli.

Balard.a.] ~ Fr broderie tığla işleme. J. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı. pantolon askısı ~ EAlm . şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A.a.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini.a. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur.a. Fr. görev yazısı ~ Fr bref 1. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a.].< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. İng bridle (dizgin). kısa not. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. kısa.a. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. 2. şiş veya çuvaldızla dikmek. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak.çok parlak bir tür ipek [esk. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. kırma. mektup. 19.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk. 2. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa).] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak.

kesim. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku.] abdallar. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. dervişler arasında seçkin bir zümre." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey. hantal. manivela " bocala-. salak.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. amele. kaba. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1. buhar. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap.a. aptal ~ HAvr *gwru-to. pişmemiş. işçi. buat pyksís.a.a.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. 2. 2. 2.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir.) * Tü bu (buğu. bu2 parfüm (= Ave bao5a.a. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. makina. kesit < Tü bıç. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". kaba. (gemi) yelaltı. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal.a. yarım * İnisyal b. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. çiğ.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir. bir . bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. a. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. -d. kavim [çoğ. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. 2.

a.sıkmak " boğ- . büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. ~ EYun boúbalos a. burulmuş *büg(ü)r. kriz. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır.]. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. bühtan bahata şaşırttı. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. şoke etti. ~ Lat bübalus a. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. [TS xiv. 2.a.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd.] kin. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. bu2. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. boğmak < Tü *bo-/*bu. daratlmak.a. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. 3.] buhran [Ömer b.sıkmak. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1.a. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. kıvırmak < Tü *bo-/*bü. < EYun boús inek. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.burmak. tutan " buhur. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. yemek kokusu gibi buharlı koku. Karş. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd.sıkmak. mum.tür yemek odası dolabı. bir çeşit balmumu [esk. koruluk. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar.

+ Tü aş " bula-. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir.] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç.a. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan". Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı". çalı yumağı.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası".viii+ Uy). kargaşa . şarap aroması ~ EFr bosquet [küç.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir. ağır dayak atma. Tü bulğak (karışıklık. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç.] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. burbal. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom. [ viii] bulğa. buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu".a. 3. karışık aş & Tü bula-/bulğa. 2. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı". tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . çiçek aroması. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. toprak + EYun leön aslan)" ebu. İng chamaeleon.karmak. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. çiçek demeti. karıştırmak * Karş.(karışmak). bukalemun) çevirisidir.çalılık.

strüktür. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. mühür mumuyla yapılan damga. 18.çok ihtiyarlamak Tü *bu. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. bünye < Ar bana yaptı. boy pos. kederlenmek.sıkıntı duymak. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. tomurmak ) + Alm werk iş. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd. vardı. bildiri ~ İt bulletino [küç. ıztırap < Tü *bun. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı.çalışmak. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. 2. olgunlaştı. sıkıntı. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. Bengalli.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. yuvarlak şey.Fa mübâr kalın bağırsak. dert. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder.a.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. tomruk [mod. (bilgi veya söz) yerine vardı. şaşırmak. ben2. büzmek < Tü *bu-/*bü- . kabarmak. iş yapmak ) " balya. ulaştı. istihkâm. yapı (~ HAvr *werg.bükmek.] ulaşma.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. varma < Ar balaġa erdi. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. 2.] [Kaş xi] bur-/bür. sur & EAlm bol kütük. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . kıvırmak. İnisyal b/m dönüşümü için karş. 2.]yapı.] < OLat bulla 1.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. sıkıntı. mühürlü belge.sıkılmak < * Bunal. şehir suru. ~ Ar bunyat [#bny msd. cinsel olgunluk yaşına erdi.

fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki. Karş. sarınmak. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. bükmek Moğ bürü. hisar ~ HAvr *bhrgh. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. yazıhane. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a.yüksek yer.kokmak. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli.korumak burçak Tü vicia sativa.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak.ekiyle. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri.yüksek yer. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. bük-. . büz.örtünmek." bur* Pekiştirici -k. üstü çuha kaplı yazı masası. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt.(örtmek). hisar.* Tü bur-. hisar < HAvr *bhergh. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur.şiddetle burmak. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. kule. sarmak [ xvi] burka-/burğa. buğusu yükselmek < Tü bu buğu.köküyle alakalıdır. burk-. 2. Aş xi] ~ Ar burc 1. keçe ~ Lat burra keçe. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. 2. 2. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. para kesesi. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu. ofis. ~ EYun pyrgos kule. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün.a. Fr. koku burç [Kut. [TS xiii xiii] büri-örtmek.biçimleri eş anlamlı olup. hisar. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ.

iptal edildi.a. ~ Lat bustum 1.] iyi haber. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır.a. 2.bitmek " bit- . lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1.buruşmak. » " biryan ~ Fa büs öpüş. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak. bohça ~ HAvr *bhelgh. çıkın < Lat bulga torba. the. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt. hükümet bütçesi. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. Tü [ xi] *burış-/bürüş. müjde ~ Aram bîssrâ 1.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm. büzüşmek < Tü bur-/bür.]. ölü yakılan yer. f.burmak. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. örtü [Uyviii+]burın/buruna. 2. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi.a. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf. a. ) + EYun tyros kaymak. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç. tütmek < Tü bü buhar. dağarcık.. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı. mezar. İncil < Aram #bsr ilan etme.] kese.a. saklama yeri < EYun tithemi. inek (~ HAvr *gwou.a. 2.a. evrak veya para kesesi.koymak " apo+. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak.a. depo & EYun apó + EYun theke ambar.

büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. Fa buzak (küçük erkek keçi). .a. sıkmak. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. bilgin. [Arg. [CodC xiii] büğü a. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. a. [ viii] bedük a." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. < Tü buyur. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği). Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. a. boy < Ar bacuda uzak idi.burmak.buut [Menxvii]bucd mesafe. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. uzaklaştı. bilge .] uzaklık. büyücü.a. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. Karş. uzadı buyruk büyü Tü sihir.a..

] gürültü yapmak. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. eller ve kollarla girişmek. çevik (~? Tü *çapuk a. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. Ancak bu halde 5.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. < Tü çapmak çarpmak. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd.] kudret sahibi. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom.ekiyle. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. çok konuşmak . cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. çevik) biçimini açıklamak zordur. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. angarya. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. a. para alma. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak .

şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. insan sesi. a. a. tente. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. a. (= Ave yâtu. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. hayvanların açtığı patika. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü.xi-xviii). ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem .örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. ün. ünlemek " +kir- * Karş. ~ OFa câdüg a. nida" ve "2. devir.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. İMüh.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. tente. çağır[mak Tü haykırmak. gürültü . bağırmak .[xi] seslenmek. su sesi. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. Tü çaw/çoğ (insan sesi. şaşkaloz. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. çağla . nida. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. çarpma sesi. yelloz. büyücü = Sans yâtü büyücü. şıkırdamak . Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. cin ) çadır [Kaş. 2. Karş. bağırmak. kartaloz.] 1.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş.(seslenmek. bir tür kötü ruh. akarsu yatağı. taş sesi. CodC. zırtapoz.cadı. yar. mil (= [CodC xiii] zaman. Karş. paçoz. İdr xi] çatır. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. f. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. nal sesi.xi) ve çağla-(şakırdamak. Tü çağıla. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. gölgelik.xiv). yolun orta veya ana bölümü.şeklindedir.

işlem). Fr chacal. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. çel-.a. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. Sözcüğün nihai anlamı "çalık. şakırtı) çıkarmak * Çak. İng jackal.] geçerli. çıl-. • Moğ çoğur (alaca. bende. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. çıt-/çit-) mevcuttur. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır.). akarsu sesi. Hepsinin ç.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. caka [LG188+] kurum.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. Fa çaqu.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş. Hind çaku (a. [Kıp. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. çap-/çarp-. Moğ çak?u (a. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. çet-) ve -ı. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. çep-. çarpmak. kazık çakmak. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). çekiçle vurmak. çal-. nal sesi.ekiyle türetilmiştir.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. çakmaktaşı çakmak. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. . (a. geçen (para. • Çak-. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.a. caiz [Aş xiv] usul. Alıntı yönü açık değildir. benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. çıp-.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. Çağ çakan (balta).a. Karş. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. alaca" olmalıdır.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom.a.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi.).

) Ayrıca çalı çırpı. Ayrıca karş. çarpışmak. çamur veya boya vurmak. bıçak vurmak.1. vurmak. alacalı * Karş.] celbeden. bıçak vurmak. çark. çarpmak " çal- .(vurmak. < Tü çal. atik. yağmalamak. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. endam. Ar mid?rab (çalgı. TS xv] 1.a. Kıp xiv] saz çalmak. kesmek). Kırg çalğı (tırpan). 2.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa.tekerlek. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. darbe.Tü çalık [Kıp xiv] a. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1.vurmak. 2. boy pos < Tü çal. [Ali xvi] çakşır . saz çalmak) çevirisi olmalıdır. şaklamak. 3. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal.çarpmak. güreşmek. vuruşmak. çömlekçi çarkı. Çağ çalağan (a. mızrap) < d?arb (vurma). [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. [DK xiv] talan etmek. kakmak. bıçak vurmak. döngü. alacalı hale getirmek. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. kakmak.kesmek. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. 2.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak. gösteriş. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. 2. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom.vurmak. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. kesik.saz vurmak " çal- * Karş. [T S xiv. çabalamak < Tü çal. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. devre. [T S xv] gayret etmek. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. vuruş. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. ayakla vurmak. a. yaralı. tokuşmak. vurmak. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. çevik . çelik2 (kesik dal parçası).

kadeh.* Modern kullanımı "çarpışmak.a. dört parçalı köçek zili. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir.a. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. 2. [Men xvii] cameken/camekân a. < OFa gâv inek. SIRÇA. haşarı. kâse. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. sürahi (= Ave yama. kastanyet" çehar. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. çamaşır [Arg xvi] 1. itip kakmak. sığır ~ HAvr *gwou. 2. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. Ancak Ar şamc (mum. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. camız/camus [Env xv] camuş. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. " biftek . ŞİŞE.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. [Tuh. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. şüy. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. KGunya xiv] toplayan. fakat 20. giysi yıkayıcı. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. cem eden. 2. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. ~ OFa gâw meş a.] 1. kavga etmek" anlamından türemiştir.a. Neş.a. bardak" iken 17. cam [Yus xiv] kadeh. su sığırı = Aram gamüş a. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. a. Karş. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. cami [İrşad. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. f. soymak. bir araya getiren.. deli gibi oynak < Tü çalvurmak.a. Ancak Ar şamc (mum. bardak. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır.a. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir.sarsmak. dört parça. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda.

hayat). şiirde "sevgili" [CodC xiii] . HAvr *gwi-g. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ.biçiminden EYun bíos. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. Tü *çoğmur dibe çöken şey. çamur <Tü çökmek. Bak. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. ~ Fa cânwar canlı yaratık. [Men xvii] canver vulg. fızâ. çul) ile ilişkisi kurulamaz.a. her çeşit hayvan " can. zoe (yaşam). oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. vigor (canlı ve güçlü olmak). Lat vîta (hayat). çıngırak can [Kut xi] . canavar hayvan.biçiminden İng quick (canlı). fedakârca .biçiminden Sans cıva-. HAvr gwî-wo. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan.] yan. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. çan.) ~ HAvr *gweis.biçiminden EYun zöio (yaşamak). fazla. M A N D A . büyüten. a. = EFa civa-/cwa.a. canan canavar özellikle yabani hayvan. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş . kenar. 2. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can.a. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran.a. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa.] canlar.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. yy sonuna dek rastlanmaz. çok (< Fa fuzüdan. Lat vigere. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. +aver [KT xix] ince. yüksek rezonanslı darbe sesi. Lat vîvus (canlı). * HAvr *gwi-o. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. HAvr gwi-wot.artırmak. cangıl [ xx/b] çorak yer.Fa can fızâ cana can katan. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. Gael beatha (can.

a. paçavra. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. 1. zıt yönlerde olma. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti.çarpmak. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. hacim ölçüsü . kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. yalpa.çanta xvii] çanta a. çapul. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). yalpalama.İt zappa bahçıvan aleti. tüfek ve mermi ölçüsü. yalpa. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. Tü *çalp-/çap. akın. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. saldırı. dört nala at sürmek " çarp* Karş. bel [LO xix] pasaklı. 2. talan etmek. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+). [TS xvii] çapıt eski bez. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. 19. yalpalama.a. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. < Tü . sapmak) + Fa rast düz. savulmak. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. [TS xvii] çapul a. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. talan.a. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. [Kıp xiv] çapak a.çarpmak. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ".çalmak. çapulcu çap. heybe. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. [TS xv] talan eden. diyagonal & Fa çap aykırı. * md > t değişimi doğaldır. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. çarpmak. pislik. sol (< Fa çapîdan dönmek. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . (Tatarca) *çapağul < Tü çap. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. sağ " çeper. özellikle göz pisliği.

car car çağırmak.yöntem. = Sans çakrá a. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. kayzer. 2. imparatoriçe. gürültü.a. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. döngü.bağrışmak. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. [LO. f. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). [Men ] çarTak vulg. İnisyal ç. çardak . gürültü etmek " çağır* Karş. bar bar bağırmak.] 1. Gül xiv] hizmetçi. nara . [TS xiv] carılda. .] çekme + Ar a6qâl [çoğ. sıklet çarçur etm. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. 1923'te James P. çark [Aş. [ML 1969] bir tür biber . Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator.a. akan.sesinin ötümlüleşmesi -n. usul. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi.] cereyan eden. çark. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak .car. tak1 [Kut. kylindo (dönmek. devir (= Ave ça%ra. Karş.seslenmek.a.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek.Fa çar Tâq "dört kemer". genç kız. divanhane " çehar. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK.veya -n-etkisini düşündürür. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. Rus hükümdarı 4. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. mekanik .İng charleston 1. yuvarlanmak). a. tekerlek. 2. çarliston [Cumh 1928] bir dans. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. dişi köle < Ar cara aktı. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa.] yük.

istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. ani eylem sesi. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. ferman. iki yüzlü. berat. casus casus [KıpGul. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. çalmak. 2.2.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. cass/macassat] yokladı. ruhsat. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. talan etmek. yol (~ OFa sög a. yön. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. vurmak. araştırma. DK xiii] çap. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. a.kökünden türediği anlaşılıyor. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. [Arg xvi] çârşeb. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. Anlamların tümü "vurmak. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. yağmalamak < Tü *çalp. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. kılıç vurmak. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. talan etmek. mıh [T S. yellenme sesi. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. çarşaf [CodC xiii] çarçav . [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse. 2. [ xx/c] frapan. atı hızlı sürmek. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6. koşmak. [CodC. Cumartesi. vulg. akın etmek. ara verme.çarpmak. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. Karş. dörtyol. çârşef/çârşaf . elle yoklama.] "kâğıtçık". [DK xv] çarp.kamçı vurmak. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır.a. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. inceleme ) . şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. kılıç vurmak < Tü çal.seğirtmek.a. çapak. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. yan. ferman. Cumartesi < İbr #şbt dinme.ekiyle çal.

dikmek. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. vurmak.(caydırmak . genelde tahıl. bağırmak. çatlama sesi.a. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . şelale. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba.dönmek. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. [BK 1799] çağlağan .a. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. [Oğ xi] katmak. dazlak. topal.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. cay[mak [DK xv] çay.) ~ HAvr *yewos a. dayak sesi. münadi < Tü *çağ-/*çaw. Karş. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi.şaklamak.[onom. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. el çarpma sesi çıkarmak.xv).a. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15.çarpmak.a. = Sans yavah a. hububat (= Ave yava.çat.seslenmek. Tü? . çavdar Fa caw arpa. akarsu. [LO ] darbe sesi. ETü çantur. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat.

camellia sinensis. [DK xv] çayır . tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. bağırış. Üçüncü anlam. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. [TDK 1974] toy. 2. Rusçadan mı alındığı açık değildir. caz2. milvus milvus. tellal. 2. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence".) ~ Çin ça' a. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. [Ç ağ xv +] a . bir tür müzik ~ İng jazz 1. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. +kir* Edirne halk ağzından 20.bağırıp çağırmak. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom.a.a. çekicilik < Ar câ5ib . acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. * Çin kökenli olan bitki 17. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. ses etmek < Tü çaw ses.a . yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. şamata. takım " caz1.] bağırma sesi" caz2. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü.

[Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. kaynaştırdı. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. niza. keskin idi. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme.] 1. matematikte cebir. çeken. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20.] kabalık. keş1 [Kut. [KT ] ceberut kibir. zorluk. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. [TDK 1955] becelleşmek . ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. 3. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). şiddet < Ar cabara 1.] tartışma. kırık kemiği kaynaştırma. [Kadı xiv] cebe silah. çekişme. taşra. yy'da türemiştir.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. 2. çekişme.] cezbeden.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd.Ar cabarüt azamet. • Fr algèbre. şişme. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. kesik. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. büktü. zor. iktidar. kabarma. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . celal. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken .] 1. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. zorba (sıfat) . 2. 2. [ML 1969] cedelleşmek hlk. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. birleştirdi. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. cephane. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. yeni < Ar cadda kesti. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. sentez. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. güç.

suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. idea (= Ave cithra.tartmak " çek- . cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi.a. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. pondus (tartı). hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. çeki.-7. 2.: çek-. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah.] bilmeme. çekince.) ~ HAvr *kwetwer a.a.a.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. 2. denetlemek.a. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8.a. çekimser.görünme. asmak. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). kan çekmek. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. quadraginta (kırk). EŞKÖKENLİLER: Tü çek. ~ OFa çakk a. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd. köylü. suret = Sans çitrá resim. ~ OLat scaccus a. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. Lat pendere (çekmek. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır. Slav çatr. tartmak).(dört).ip çekmek. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. katlanmak. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. E Yun tetr-. görüntü. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. ~ Ar Sakk a. satrançta şah hamlesi [xiv]. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. çekin-. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. belirme. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. çizgi çekmek.a. [passim. ~ Ar cahalat [#chl msd.] bilmeme. çekingen. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş.a.a. = Sans çatúr a. xiv] tartmak.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. bir şeyin gözle görünen yüzü. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8.a. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer.

[Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). sert tabiatlı. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd. çal-/çel-.a.Ar calâl [#cll msd.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak. çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur.] sabır. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . [Men xvii] vurmak. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] .vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. çalım/çelme. İnisyal ç. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. azamet. azamet.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.. carıldamak < Tü çak/çakır [onom.fiilini andırır. [TDK 1983] celal öfke. [KT xix] celalli çabuk kızan. Karş. celal [KıpGul xiv] büyüklük. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] .a. kızgınlık .. içi çekmek. • ç. yücelik. ululuk. özellikle ayakla vurmak = Tü çal. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi . [LL xviii] arzulamak.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.] ihtişam.

* Halen yaygın olan "öfke.etkisiyle sesli incelmesi görülür.) Türkçeden alıntı olmalıdır. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır.]. efendi.kesmek. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd.. gösteriş. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ".] çağırma. getirme < [Ali xvi] oturma. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. endam.] kırbaçlayıcı [esk. DK. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. mola verme. haç. xiii] yüce kişi. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. çubuk. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. (mecazen) rab. kesilmiş dal. 2. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. 2. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1.. cellat [Kıp. Sözcüğün 11. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. ithal eden. [TS xvii] kibar. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi .a. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip. kırbaçladı. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. usta. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. tedarikçi < Ar calaba çağırdı.] mal getiren.

toplama. 2. DKxi] camala [msd. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. Karaman kimyonu. evvel * -z. aritmetikte toplam. < EYun kymbe kâse. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. kor. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. [FBaykurt 1971] hırlamak. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar. topluluk < Ar camaca topladı. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır.a. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. toplanma. cemiyet [#cmc msd. a. cemaat topluluk. #cmhr kökleri "toplama.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. 2.] ~ Ar camâl[#cml msd. #cmc.] güzellik < Ar cemal [Kut.]1. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . kazan çember [Yus xiv] . Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a.] toplama. kasnak = Fa çapar a. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. a. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. bir araya getirme" anlamını taşır.] 1. halka. [Men xvii] kasnak. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat. dırlamak. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. = Akad gumâru a. bir araya getirdi * Ar #cmm. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. tekne. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3. kömür. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. köz. a. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. toplantı" cem [Aş.) * Karş. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü.

hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir.a. bir şeyin iki yanı. cenah [Mercimek xv] mecazen kol. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma.Fa çangâl/çangal pençe.a. etrafını çevirmek ) " cin1 .a.EFa çanu. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine.> İng chin (a. ~ Ar canâb [#cnb1] yan. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş.a. kat. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. -k ekinin işlevi belirsizdir.] 1.] kanat. şer'an kirli olma. * Karş. Fa çana zadan (= çene çalmak). cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. a. gasl etmeyi gerektiren durumda olma. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. nezd.cenabet [İrşad.a. hadise.a. 2. a. mekanizma. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız.). cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. tırnak. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd. embriyon " cin1 cenk büyük olay. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma. [İdr xiv] çene . < Fa çang tırnak. Aynı kökten Ger *kinn. kapatma. ~ HAvr *genu-2 a. çene [TS xiv] çene/çene . Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne .

2. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. kasnak. bahçe).] çekme. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. iki meme arası. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. 2. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. cep [İrşad xiv] ceyb . 2. artık. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer.* Karş. alın.] yara" .ince ince kesmek. [TS xvi] çent-kertmek. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. kucak. [Men xvii] ceyb vulg. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. bir şeyin ön tarafı. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. çit. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. cer çekme < Ar carra çekti. 3. Karş. ceb/cîb 1. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. kibar kimse & İng gentle zarif. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir.] 1. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. 3. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. çeper cephane [DK xv] cebehane . halka. çevre duvarı.] 1. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. kuşak. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. 2. çeper [DD xx/b] dış kenar. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. koyun. şimal.

akış < Ar cara (hızla) aktı. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. yonga. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. [KT xix] beceriklilik. cariye. cereyan. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. asker ceride [Men xvii] defter. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. suç. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. soymuk. yaprak. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. f.a. garmiyan (germiyan. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. kitap. ılıcalar). [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. cereyan akıntı. çaçaronluk.a. . icra.a.] yaralama. a.] akım. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. 2. [T S xiii] çeri er. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa.] soyulmuş şey.] suç. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im.a. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd.] hilekârlık. f. dolan < Ar curbuz hilekâr. dörtgen. maceraperest. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. macera. tabaka.] ameliyat eden. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a.)" çehar.

risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd.tatmak. HAvr *kweks-mn. göze ~ OFa çaşmag a.] girişken. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. girişti. a. EYun geüo (tatmak. sürahi" çeşme. tad. çeşni [Aş xiv] . sohbet. tad almak).] çiziktirme.] insanın fiziksel varlığı.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom.] cüsseli. a. çâş. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. küç. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. gözüpek. [Men xvii] çâşnî tad. seçmek * Aynı kökten Lat gustare.] büyüklük. lezzet (< Fa çaşîdan. müsvedde < EYun s%edios geçici. rastgele . akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı.a. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. tadılan. tadılan. çeteci [Kan xvi] akın. yemek) ~ OFa çaşnlg a. çâş.görmek çeşme pınar. kadavra.] cesur olma.a.görme. lezzet tadım. ışık < HAvr *kwek. mostra.tatmak (= Ave çâş. büyük. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. önemsiz. müsvedde ~ EYun s%edârion [n.] lakırdı.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. ~ Ar cadd [#cdd1 msd. cüsse < Ar casuma büyük idi. 2. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. eskiz. Karş. tadan < Fa çaşîdan. laklak çete Sırp çeta haydut. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti.a. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd.a. atıldı. aydınlanma. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. hacimlilik. tadan.) ~ HAvr *geus. cüsse.tatmak.] kâğıt parçası.

küçük akarsu. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. a.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. [Kazak ] Tü çat-/çet. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. ip ördü.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. . ~? Fa çabuk hızlı. kesiksiz çizgi. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma.çevirmek. Erm nguz (a. a. izin < Ar caza geçti [Kut. eğir-. sert (özellikle ceviz). ~ Aram gawzâ a. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher." çevir-. a. 2.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. Karş. OFa gawz. +men2 ~ Ar cawz a. teğir-/tewür. çetin Tü çitin a. kriket < Fa çawl kıvrık. zor.] [İdrH xiv] kırılması güç. dolanma < Ar câla döndü. çetrefil bir deyim * Karş. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. öz. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı.] dönme. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür.] geçit. DK xiv] sopa. İbr egoz.a.). bu sopayla oynanan oyun. çat pat. [Kırg ] çetin zor. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. a. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. * Karş.vurmak. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. DEVİR-. su kanalı. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. cevahir [Aş. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş. sert. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a. eğir-/ewür-.

] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. " cihaz [EvÇ. donanım.] < Ar ca5r kök.] çekme.Ar ca5wat [#c5w] 1. cezir < Ar cazara su çekildi. kor. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz. ~ Ar caSbat [#c5b msd.] 1.Ar cihaz [#chz msd. 2. civar. yek [Men xvii] çâryek vulg. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban .] a. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . f. ateş parçası. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası. 2. köken. yağmalama) ceza [Yus. kor.a. 2. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. asl. kök.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf.] cevelan eden. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. f. 2. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. a. muhit.a.a. çeyrek dörtte bir " çehar. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. DK xiv] caza bedelini ödedi. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im.] askeri birlik. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a.

meme ucu. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş.cıbı.a. İng blow (1. şişirmek) < HAvr *bhel. (= Ave yu%ta. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. keskinlik < Ar cadda kesti. ip ördü.a. sivrisinek. süslü < ~ Erm dzdzig 1. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. kese. a.) ~ HAvr *yug-ta. cıbıl onom suda yıkanma sesi. ip bükme. keskin idi. [Uy viii+] çiçek a. mücadele. çiçek açmak).a. koza).a.a. 2. 2. cici çoc [DK xv] cici bici süs. duvar = İbr gader a. follis (şişkin şey. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. ş > ç dönüşümü tipiktir. 2.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. çiçek açmak). dzdz. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. emzik.kabarmak. şişkin şey.] ciddiyet. güçlenme. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. balon) = flâre (üflemek. gayret.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı.çift koşmak. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. esmek. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. mafiş anlamında deyim. maya. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi.(1. Anlam ilişkisi için karş..a. 2. örme.) çevirisidir. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a.< HAvr *yeug.] çatışma. [ML* xx/c] bir bilye oyunu. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. güç gösterme ) cidar çit. posa < Erm dzudz. çift [CodC xiii] cüft/ceft. üflemek. huy < Ar cabala kalıp döktü. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. Lat floş (çiçek). iki şeyin biri. şişmek. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . tartışma < Ar cadala burdu.

kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir.). 2. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat). * Aynı kökten EYun (h)epar.xi). yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . = Sans yákrt a. (= Ave yâkars a. nem (isim) Karş.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). çağırmak. çift koşma). zeûgma. yaşlık .a. [İMüh xiii] çig . ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer. çile-. y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. iugum.a. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. crocus Tü çig yaş.a. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. yüksek ses. çiğ2?.* Aynı HAv kökten EYun zygón." çağır- . [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1.xiv). zeûgos (çift). yaşlık. • Karş. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses.(a. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol.a. çığış (gürültü . Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . Lat iocur. ses etmek < Tü çağır. İng yoke. [CodC xiv] çiyik . çiğdem.sıfat ve isim). Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a. Fa tar (yaş.a. Sans yóga (boyunduruk.) ~ HAvr *yekwr. patika. iocor. Lat iungere.a. gürültü. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak.

" çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. gayret etti cihaz cihet bakım. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. a. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. numâ.] 1. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. . Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar.) [Kut.göstermek ) " cihan. cihanşümul cihangir [Ömer b." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. gayret. çaba.a.a.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd.bağırmak <Tü [LO xix] feryat. cihangir.] yüz. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. cahd] çabaladı. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. Aş xi] ~ Fa cihan dünya. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında.. atlas. a. evren ~ OFa gehân a. alan " cihan. [KıpGul xiv] çiyne.ekiyle. cihannüma. coğrafya veya tarih kitabı. cihan (= Ave gaethâ.a. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. yön. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. mücadele.. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. 2. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç.

~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a.dürmek. makara.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. ortaya çıkardı. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. şakırtı ve şaplama sesi. aydınlattı. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular. çıkrık (= Sans çakrá a. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı.] parlaklık. ABD.a. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra.gözleri çıldır çıldır dönmek.çıkın çıkış[mak çık.a. parlatma < Ar calâ parlattı. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği . ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. delirmek.a. berraklaştırdı.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca. fıldır fıldır dönme sesi " çak- . [LO xix] çıldır. karışık renkli. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak.

tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. ortaya çıkardı" cila . nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. gebelik * Fa gule (gülle.. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık. yy'da ehlileştirilmiştir. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. a. yüzünü açma. kırklık. iplik yumağı. • Bugün çilek adı verilen meyve 19.) ~ Ar cild [#cld msd. kâr cılız [LO xix] zayıf. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. çelimsiz. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. özellikle erkek incir). kırk günlük süre. = Akad gildu a. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. 2. a.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile.a. narin zayıf. cıvık. bir tür su kabı. aydınlattı. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. = İbr geled a. a. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir.ıslatmak. [Ali xvi] çille a.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. kaymak gibi. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. 2.] 1. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk.

yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür.] kafatası.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun.suda yıkanmak (= Moğ cımu. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. 2. sefil. sefil. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. Moğolca biçim Türkçe *yım. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. caes. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz. >c. dilenci . [Veled xiv] çümen . [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. Dd2. [EvÇ.suya dalmak) * İnisyal ç.[xiv Kıp.kesmek. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. (pire) ısırmak. kırık taş. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır.veya *yınğ-eşdeğeri olup. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. otla kaplı * Fa çaman (a. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere.] cinsel cima [İrşad. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. 2. kırmak. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir.) Türkçeden alıntıdır. tahta kâse. mıcır. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. kafatası.a.etkisiyle sesli incelmesi görülür.

yy] a. çıngar [LG188+] gürültü. berduş.a. kavga (argo) tsíngra kavga. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. saklama = Aram #gnn koruma. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. yy başlarına dek "her türlü suç. cunün] gizledi. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. Batı dillerine 16. " günah * Türkçede 20. yoksul . kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. çitle çevirme. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. yy'da alınmıştır. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. örttü (= Aram gensyâ cin.a.a. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir.] suç. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . görünmez varlık < Aram #gny gizleme. yy sonuna dek kullanılmıştır.ardıç çinakop çınar a. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç. günah. çın. telmih. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd. Çin ç'un a.] bir cinsten olma. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11.a. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. sakladı.

örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom. < Tü . Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. diken. Çin işi.a. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. çarpmak. a.a. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. pislik (isim) çap-/çıp. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir. 2. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. kıymık. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. ~ EYun génos a.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. cingıl müziği < çıngırak [onom.çalmak.] bilinç örtünmesi. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. basit şarkı. çatal dişi. zıpkın. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder.a. quint. 2.) Almancadan alınmıştır. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. pis (sıfat). soy. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1.a. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. İng zinc (a. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. ırk.a.a.

a. lağım & ~ Fa çirkin 1. [TS xv] cırılda.a. Erm çreş (a. döndüren. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür.a.)" cürüm . • Ses değişimi inisyal c. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü.etkisiyle açıklanabilir. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı.a. meşale. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. (= Ave sraeş. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. lamba. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği. uşak . sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a.). 2.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. çeviren. asphodelus. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a.Fa çarâğ/çirâğ kandil. ab çirkin Fa çirk pislik. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil.] cüsse. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. meratibin ilk basamağında görevlendirmek.a. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası.a. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. 2.) * Karş. kirli. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. Tü sıyırmak > sırık. [Aş. hacim. a. pis. card] soydu. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. kandil. sırık < Ar carada [msd.

talaş.a. çırp[mak <Tü [ xiv] 1. yaşlık cisim/cism[Aş. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. ticarette ciro ." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle. dikmek " çıt. a. mızrak < Tü çit. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. döngü.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. terebinthus. .OLat gyrus a. 2. kesmek. kargı. [DK xv] çırpındı < Tü çarp.] " çat İnisyal ç. dönüş. hafifçe çarpmak. döngü. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. ~ EYun gyros dönüş.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem.a. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom. fındık. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir.] beden. 2.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. fiziksel varlık. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi.ciro [ 186+] ~ İt giro 1.katmak. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. kabuklu yemiş. < Sans çitrakâyah alacagövde.a.

genç ) ~ HAvr *yuwen. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. canlı. çamur. [AL 192+] cıvımak sulanmak.] küçük anahtar. [Yus xiv] cüvan genç. İng young.] mücavir olma. civa OFa jîvag/cîvag 1. İng quicksilver (a. Alm jung (genç). [TS xv] cücük tavuk yavrusu.a. dolay . mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. cıvı[mak < Tü cıvık sulu.) < quick (canlı).] oğlancık < Fa cuwân oğlan.a. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. kişi) . cömert kimse " civan.Fa cawân/cuwân genç. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. cüce.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet.< *çıwz. (= Ave yavan. komşuluk. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç.a. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. yiğit. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. Ayrıca bak. Fr jeun. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. [KT ] cüvan vulg. 2.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. piliç). [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı. civan .] havalar. biz. a. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. Karş.a. < HAvr *yeu. komşuluk < Ar cawara [msd. İnisyal ç. [LO ] etraf.a.genç olma. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı).a. Fa cuje/cuce (yavru. özellikle kuş yavrusu. civa ~ EFa jîva.(sivri bir uçla kertmek). " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir.a. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. civanmert [Mercimek xv] .civa1 [Kıp.

biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız. yy'da kurulan bir cemiyet. a. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16.etkisiyle sesli incelmesi görülür. çizgi çizmek *çıw çivi. Moğ cıru. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan.ekiyle eş işlevli olan -iktir.a. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. < öz Gesù/Jésus İsa . [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı.(= Moğ cırug çizgi. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo). [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. kısık sesle söylemek. Karş. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı"." çiz- [LO xix] cızıktır...). resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz.(a. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz.hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. İnisyal ç. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. sivri uçlu alet" çivi * Karş. [Oğ xi] çayan cız. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki." çiz* Semantik evrimi açık değildir.a. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı.

ço%. -k. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. coğrafya " je(o)+. çöp (tortu). [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. koparmak " çal- . kesmek. kaynaşma (isim). +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. Ayrıca cücük. reis. oturmak. küçücük. tazmin etme) kökünden türetilemez. gürültü.etkisiyle sesli incelmesi görülür.dibe inmek. çök[mek *çoğ.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd.xi).a. çağırmak . yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. haritacılık. gürültü etmek " çağır* Karş. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık.xi). köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. ETü çıçamuk (küçük parmak).bağırmak. • Sıfat olarak 14. öncü. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu. çağırmak.pekiştirme ekidir. çoban [Aş. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza.olup.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. 2.vurmak. Karş. çoğrama (fokurdama. inisyal ç.(bağırmak. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi.(üşüşmek . a. Tü [Kaş xi] çok-/çök. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. [Çağ xv+] çuçak cüce. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. [DK. çoban. kaynaşma -xi). çoğla. Aynı kökten *çönğ. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat.xi). belki çürü. her şeyin küçüğü. cıcık.> çöm(dibe çökmek).] haraç. Tü çoğı (münakaşa . çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. bedeninde yara < Tü çal.(tortulaşmak). çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu).

2. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1.ve göm-). < Fa çam tahta kadeh. sopa." * Karş. iri başlı topuz.TS xiv-xvi). [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. Kürd çemık (kepçe). bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . . çör. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. Tü çökek. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar .çift koşmak. çörüntü (tortu .inmek " çök* Çök. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm.çolpa + Fa pâ ayak. Final -m. çömelen" anlamında. değnek Tü [xi]çöptortu. çöp. birleştirmek. çöl." çöm- * Muhtemelen "oturan.] a.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. vurmak.batmak. Kaş viii+] çom-/çöm. çökmek " çök- Karş. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . [Kan xv] çölmek . delikanlı" civan. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. lobut. sopa. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. kâse. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. [Men xvii] çölmek vulg. çökelti. a. iunc-kenetlemek. gürz.

aş (~ OFa bâg a. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. tuz.a. " jön .a.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba. Moğ çoğur (alaca. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. kılıf.) Orta Farsçadan alınmıştır. galeyan (= Ave yaoşti. [Arg xvi] çorba . = Akad gurâbu torba. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç. • Karş. sopa " < Tü çopur [EvÇ. galeyan etmek.a.a. = Sans yüşân. zyme (maya).a.çarpmak. ajite olmak. bulanık. [T S xiv-xviii] şorva . yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a. acı" çorba * Ar şurac (a. galeyan etmek. (hayvan) azmak. çorak alan [Kıp.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. < HAvr *yeus. benekli) = Tü çakır/çağır. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak. kese. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak).a. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla.) ~ HAvr *yeus-s.a. 2. tuzlu. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı .kaynamak. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır.a. halka. çorba [Yus xiv] şorbâ .a. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. lekeli çap. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. daire. & Fa şör 1.Fa şörbâ a. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. köpürmek < Fa cöş kaynama.ara biçimine işaret eder. kabarma. [Kıp xiv] cirâb torba. tuz gölü.a. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. ekşi. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.a. karışık + Fa bâ yemek.çöp2 cop [ xi] çöp çıta.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü.veya *çalp.

çıta. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay.çöz[mek Tü [ xi] çöj. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. göz yuvası.erimesi ve ç. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. [CodC xiii] çıbuk değnek.] küçük değnek.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. Karş. sopacık < Fa çüb değnek. küçük. [BK 1799] cüce tavuk pilici. xv+ Çağ] dibe inmek. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. mezar çoku. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. bir bağı açmak. civciv * Karş. çökmek " çök- < Tü çok-/ . küçük.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir.[xi.] yavru. 2. özellikle tavuk yavrusu. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. kaşın altındaki kemik. ~ Fa çübak [küç. çöküntü. ince dal < OFa çob dal. özellikle kuş yavrusu. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir. cücük civciv * Karş.

hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. 2. 2. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. bütünlük. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. umum.] ~ İt gibbo çıkıntı. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd.çul [İdr xiv] çul. KGunya xiv] toplanma günü. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken.] bütün olarak. bir şeyin tümü. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. cümle [passim xiv] bütün. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. . [Men ] cüll vulg. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı.çulla sarınmak. tamlık. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre.] 1. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan.] oturma. örtünmek. [Men ] 1. bütün. cumburlop onom [LO ] şumburlop . halk topluluğu. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle.

herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış.Tü çöb/çöp tortu.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. cünüp [İrşad. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd.] şahit olunan " cürüm.çünkü [passim xiv] çün ki 1. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . 2. 2. alüvyon. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd. ittifak. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. ne zaman ki. * Karş. ceset = Aram gttâ a. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. şamata cüret cesaret etti.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. . birlik. ceset.] beden. 20.İsp junta 1. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. öyle ki . 3. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. 2. kemik kırdı. a. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. eti kemiğinden ayırdı. madem ki.] cenabet olma. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara.] suç < Ar carama 1.. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır.

portföy . lepra < Ar caSama [msd.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd.] gıdıkladı. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. düz.] 1. anlaşılmaz şekilde konuşma. ağabey.dikmek)" çuval cüz ünite. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a. kitap forması. birim. gıdıklama. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . anlaşılmaz şekilde konuştu vb.yakmak) ~ HAvr *dhegh. 2. a.] çok küçük (miktar).Fa cuz'dan cüz kesesi. [Men xvii] kitap veya evrak çantası.] cüzam hastalığı. unsur. [İMüh.tat almak. kargaşa. Karş. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz.a. 3. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. a. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara. teşviş < Ar daġdaġa [onom. tadını beğenmek. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş.) [Uy viii+] tağar torba. gıcıklama. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası.(yakmak). rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. Sogd daġ. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a.

suit dâ'irat [#dwr fa. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. çember.] ince. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). f. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] .] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. yorulmak . halka.] döngü.] akıllı. kazanç.] 1. getiri. dahi (bağlaç). ince (iş). rafine. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de.] (bir şey etrafında) dönen.suya dalmak dal1 Tü [Uy. bilinci kararmak. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf.* Aynı kökten Tü tar-/tara. Kaş viii+] tal. dahi1.bayılmak. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. ince ayrıntı. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. partikül. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim. [Ali xvi] muhit. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. 2. 2. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa. nüans. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. [TDK 1974] 1. Akad daqqiqu (çok küçük. girme. saçmak). dönüş. verim msd. narin < Ar daqqa ufaladı. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa.(dağıtmak. gelir.] 1. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . araya girme. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. büro. [LO xix] yönetim mekânı. deveran eden < Ar dara döndü. 2. ince). mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. çevre. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. ofis.(tohum saçmak).] devam eden. f.] giren. daha (zarf) (bağlaç). tarı.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

a. vezir. ~ Ave daeva. & Lat de. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. şeytan. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a. "el almış". güneş.a.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. deters. kimya şirketi.silmek.a. güneş tanrısı " jurnal .Zerdüşt inancında kötülük tanrısı.a.a. cin ~ EFa daiva. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran. açmak. Amer.a. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı.gök gürlemek " de+ detone de+. inşa etmek " de+. a. & Lat de.. destur [Aş. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. < Lat detergere.bir şeyden + Lat tergere. müsaade ~ Fa dastür 1. bilge. müsaade ~ OFa dastwar a.a. gevşetmek ~ Lat detendere a. < İng to detect ortaya çıkarmak. bilgin. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak. 2. keşfeden. tect. ^ 1938 Procter & Gamble Co.a. perakende satmak & Fr de. Yus xiv] izin. ruhsat. "el alma". gürlemek ~ HAvr *(s)tens. destruct. cin ~ HAvr *deiwo.+ Lat struere. keşfetmek ~ Lat detegere. tens. ~ Lat destruere.örtmek " de+.+ Lat tendere. temizlemek & Lat de. perakende (satış).destruir [mod.örtüsünü kaldırmak.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. strüktür * Türkçede 20. struct-dikmek. ters. & Lat de.a.tanrı < HAvr *dyeu. 2.+ Lat tegere. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. détruir] a. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme.a. izin. detect. açığa vurmak & Lat de.gün.germek " de+.

deva [Aş. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd.ayrılma edatı + Lat via yol" de+. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. siyasi egemenlik. kaldı. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir.a.] 1. teftiş etmek. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. Lat deus (tanrı). dönüş. valör devam Ar dama sürdü. iktidar. (mec. Fr/İng envelope (zarf). devir/devrdöngü.) zenginlik.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. & Lat de. ~ OLat deviatio a. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. torba " de+ * Karş. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. • Ar dawr (devir. geliştirmek.] dönüş. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. 2.kökünden türetilmiştir. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. çevir-. 2.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. dönmek. deve Tü [ viii] tebe/tewe .çevirmek. EYun Zeus (güneş tanrısı). zaman. kudret. Farsçada örneğine rastlanmamıştır.] 1.* Aynı kökten Sans deva-.]. denetlemek. Karş. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. 2. Tü *dev-" devir- * Devir. deveran etmek. kabuk. 3. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd. ortaya çıkarmak. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1.a. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. açmak [esk. 2.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. deveran döngü.olup. & İng de. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. viyadük devlet [Kut. kabuktan veya torbadan çıkarmak. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. [Uy. Kaş viii+] tegür-/tewür.a. evir-.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. idari görevle dolaşmak) .

* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme.değiştirmek. Mezid xv] devriye [nsb. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme". di. bilgilendirme " de+.] dönüş. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. deveran etme. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. . enforme dezentegre [etm " de+.fiiliyle birleşmiştir.(toplamak. a. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im. bir köşeden diğerine çapraz gitme.a. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. tebdil etmek. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. devran durma. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. derlemek .] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi. bir şeyi baştan başa katetme.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. [Ömer b. içine işleme. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+.iki ~ HAvr *dwo.xiii TS) < der. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir.

tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü. didak.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. bedbin.+ Lat ferre. dilat. 2. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. öbür ~ OFa .döküp saçmak & Lat dis. ayakla * Karş. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau.] 1. küçük ipek parçası. Tü depek (tekme atan .taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma.a. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır. görmüş. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır.görmek. dağıtmak.(seyretmek).öğretmek ~ HAvr *didnsko. lat.< EErm dit. 2. farklılaşma < Lat differre. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. wen. getirmek " dis+.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1. Fr. görülmüş. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. görmek. Erm tid. fus. farklı kılmak & Lat di(s).< HAvr *dheis. Bak. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. didaiti bakmak. Karş. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). 3. görülen. 2.dökmek " dis+. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka.görmek ~ OFa dltan. dilate. diferansiyel hesap. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık.a.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç.dövmek.+ Lat fundere.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. göz < Fa dldan.ayırmak.xiv Kıp). eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö. TS* xv] ~ Fa dlda 1. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. gören. bin. diffus.

ağaç dikmek < Tü *ti. sokmak [ xi] tik. hazmetmek & Lat di(s).diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı.çözmek. dik durmak. . sayısal < İng digit tamsayı. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. canlı. eğik olmayan.kılmak " dis+. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). şeri3 * Muhtemelen 20. özellikle belli etmeden bakma (argo) . belirtmek. anıt. digest. dirençli.< HAvr *deik. direnmek Tü [ viii] tik. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. E Yun deíknymi.sevmek . dikiz [LG 188+] bakış.ayrı + Lat gerere. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir.] incelik. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. dîcere (söylemek).< HAvr *kâ.)" diğer. rafine olma. saplamak.a. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey.işaret etmek. dik Tü [Uy viii+] tik 1. ayırmak. ince olma.(işaret etmek).saplamak. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik. detaylı olma.sert olmak. sert.delmek. dictare (bildirmek). dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. arzu (= Ave kâma. kılı kırk yarma.HAvr *kâ-mo. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir.dik duruma getirmek. dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi. gest.a. deig. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. İng teach (öğretmek). dike (yargı). yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. rakam ~ Lat digitus parmak. 2. Farsça sözlüklerde yoktur.dik durmak. sevgi.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd. vertikal < Tü *ti.

yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. enli. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. ~ İng dildo 1. ~ Fa dilbar gönül çelen. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. hunhar .istemek. belirlemek. ıskarmoz.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. dil2 . yassıltmak ~ Lat dilatare a. tırjğ (ses). fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. yapay penis. 2. beklemek.+ Lat latus geniş. a.a. lisan.(ses vermek. 2. dictsöylemek. belirtmek. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. konuşmak). buyurmak.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. işaret etmek < Lat dicere. & Lat di(s). gönül götüren " dil2. yürek. 2. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir.uzunlamasına kesmek.işaret etmek. bildirmek ~ HAvr *deik. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. cesur" dil2. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. 2. söz * Aynı kökten Tü tın. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. gönül.

). a. nefes). sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a.HAvr *deu. etmek.. gücü yetmek . dinamo. İsv.a. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . 2. soluk. yargı) > İbr/Aram dîn (a. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a.dinmek.nefes almak. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. durmak. dimağ damâğ burun. dinlenmiş. dinamik. dinmek. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. düyun. eşlik < Tü .sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. 275'e dek tedavülde kalmıştır. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir.dilim Tü [ xi] tilim a. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. Akad dînu (yasa.a. ~ Ave daena a. din[mek Tü [Uy. [EvÇ. nefes almak " din* -n. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. ^ 1867 Werner Siemens. dinamit. Karş. aks < Tü derjg denge. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. Alm. güçlü. dinlenmek. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel.yapmak. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik. Karş. Kaş viii+] tın. güce ilişkin. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil.a. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak.a.

dingo a. kök. eşlik " denk * Karş. dive (dalmak).soluklanmak. türedi. türev. eşitlik). . türkuaz. aks < Tü derjg denge. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. kökten * Aynı kökten türe. müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç.(bitmek). tükenTü tür : tür. temel < Tü *tüü. dinlen[mek <Tü nefes. türkü Tü tüke-: tükel. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka.(bir kökten bitmek). dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. doğabilimci & EYun deinós korkunç. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. Uy viii] tırjğla. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. tüke. türe-. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak. dip. daldırmak. banmak < Ger *deupjan. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. eşitlik). Türk.bitmek. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen.* Karş. dinle[mek vermek " tınTü [Or.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin).sesi algılamak < Tü tın sada. ses < Tü tın. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey). son. a.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. türlü Tü tüğ : tülü. İng.

-t.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz.a.a. 2. direnç göstermek < Tü *ti. rect. a. küçük bir ağırlık birimi.]. & EYun di.yöneltmek. elle tutmak ~ HAvr *dergh. direct. direct-yöneltmek. diretmek. direnç göstermek < . tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi.a.a. diri Tü Tü *ti.] bilme. Tü [Uy viii+] tire.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD. 2. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk.yönetmek. avuç.dik durmak. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1.dik tutmak. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. tanıma. dosya.avuçlamak. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön.a. 2. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. " dik [ viii] tiriğ canlı. berat. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2.1.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. defter şeklinde katlanmış evrak. yönelme. dra%. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai. bir ağırlık birimi. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. yönlendirmek < Lat regere. ruhsat ~ EYun diploma. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. dik < Tü tire.dik durmak. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. 3. dirençli.a. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". tutam. ikiye katlanmış parşömen tabakası. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. bir el dolusu.

Lat docere (öğretmek). terbiye.a. kalifiye * İng dis.a. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a.< Lat de. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . +ri [Mü xvi] bir ağaç. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. diş geçirmek " dit~ Lat di(s). öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. taşı-.karşılığıdır. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. *dirimek fiili mevcut değildir. elemek < İng disqualify " de+. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak.dizmek. diri) > İng vigor. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. a. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. dışkı Tü taş-/taşı. vegetable.a. fırlatmak diskalifiye [etm almak.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek.: taş-.öneki burada Fr dés. dışarı. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril.* Anlam bağı için karş. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. <Tü*tı-1 parçalamak. taşak. < Tü taş dış " dış. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a.a. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. fraxinus " diş.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir. taşıt. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı. eğitim.a.

rast gitmek. prost. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. depo. 3. söylev. 2. payını vermek < Lat tribus " dis+.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+.ayrı + Lat ponere. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. tri+ . tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. curs.tahsis etmek. discurs.koşmak " dis+.ayrı + Lat tribuere. koşuşma. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir.zıt yönlere koşmak. kötü + EYun prosiemi.a. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere. 2. diskotek [ xx/b] . leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. söylem ~ Lat discursus 1.ayrı + Lat pergo. pers. söyleme < EYun Iegö2. log.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç.a. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1. tribut. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor.koymak " dis+. nutuk. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. dağıtım. dağılım < Fr disperser saçmak. pro+1. & Lat dis. söylemek " dys+. yy'da anlam değiştirmiştir.okumak. dispers. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. kullanmaya hazır < Lat disponere.ayrı. bölüştürmek & Lat dis. zıt + Lat currere.uzamak.harcamak & Lat dis.a. dişlenmiş yer. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. münakaşa etmek & Lat dis. posit. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap. dağıtmak ~ Lat dispergere. ödemek. & Lat dis. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. disposit. koyma yeri " disk. münakaşa.

kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. akıtan. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim. frag. arşiv * İt dogana.ara duvarı. mahkeme. yazmanlar heyeti. -t. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. sedir ~ OFa dewân defter. Aş xi] defter. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. İng deacon (a. defter. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.a. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. a. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. anlama. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. [Men xvii] devât vulg. t.bilmek. farketmek. log. gnö.). taslak ~ EYun diágramma. yargılamak " dia+. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât.a. sıkmak. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. [DK xiv] kurultay. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. anlamak.söylemek " diyalog . 2. önlemek. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma.gitmek " dia+. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter.< HAvr *bhrekw.kapatmak.dit[mek Tü [ xi] tıt. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü. musluk.a. bat. sekretarya. büro. daraltmak " dia+.tıkmak. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. şiir koleksiyonu. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. 2. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. 3.paramparça etmek. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. diş geçirmek " diş divan [Kut. makam sahibinin oturduğu minder.a. içinden geçirmek. ağız. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. Fr douane.

490-y."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç.saçma.] din. 2.a. tohum ekme " dia+. Karş. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. #Elea'lı Zeno.] kan bedeli < Ar . log. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. diyalektik. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. dialyt. karşılıklı konuşmak. evler.] 1. 2. lys.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. diyanet dindarlık. log. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur . ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma.söylemek " dia+. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd. bir aşiretin sahip olduğu ülke. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal. kasıt" dia+. memleket < Ar dar ev. diyalog . söyleşmek. spor.EYun diálogos söyleşme. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. 2. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. sebep. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi.a. pan(t). münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi.çözmek " dia+. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. obalar.tüm " dia+. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. Yun filozof (MÖ y. diyalekt.

* Tü *tir. [ xi] tizig sıra.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. yasa. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . düzen. diop. et. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. Anlam yelpazesi için karş. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. sur) + Fa -dar tutan.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. itmek.ve *tür-/tör.sıraya sokmak. yönetim).bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö. yollamak. Bak. op.atmak.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır.duvar. sokmak HAvr *ye. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. harekete geçirmek " dia+. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. a. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. doct. Moğ/Tü törü (düzen." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. t.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz. aralık.atmak. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi . sahip. . dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. saf. HAvr *reg-1 (düz.görmek " dia+. rast.öğreten < Lat docere. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor." diz< Tü tiz. dizgin dizi dizin dizyem .EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. düzeltmek. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür.

uğultu. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. fısıltı. kabarmak. ufalamak * Etimolojisi açık değildir. şarıltı. dırıltı. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. belirmek.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. gürültü. dar görüşlü < EYun dógma. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek.benimsemek.< HAvr *dek. -e yönelme edatı. kabarmak. eğri olmayan. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. Karş. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ.a. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. belirmek.saçmak [Uyviii+]toksona. vızıltı. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. vb. düz. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. felsefi ilke. t.dilimlere ayırmak.doğmak.öğreti. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. kabul etmek. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. inilti. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra.doğmak. 2.

= Akad dulu a. belki ton. hile. [Men xvii] 2. Lat tangere.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". her türlü mekanik çark. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. el değdirmek. doct.]. dövmek.(dokunmak) > texere (dokumak). top (yuvarlak). a. . dönme dolap.(kendi eliyle) değmek. a. temas etmek < Tü tokı. 2. dolandırıcılık.sarmak. DK xiv] dolamaç dolanan. tax. to5. 3. su çarkı. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. 2. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. dokunmak. kumpas. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp. dolap çevirmek. düzen. dolu). dola[mak Tü [Uy. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. doktora sahibi.(su katılaşmak). dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. tok (dolu). torjğ (yuvarlak). su çarkı.a. hoca < Lat docere. 3. doct.dövmek. a. dolap beygiri. Kaş viii+] tolğa-/tola. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. belge < Lat docere.(doldurmak). kiler. • Anlam gelişmesi için karş. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. dolandırıcılık. vurmak. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen.1. vurmak. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. 2.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş. diplomalı tabip [esk.dolmak. kanıt.

yuvarlak. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından.dolmak.uzun) + EYun kefale kafa " longa. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. . top) arasındaki ilişki muğlaktır. tüm. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. Fr. tomruk. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. kızın memesi dolgun hale gelmek. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. [Men xvii] domal.(şişmek. bol. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. Moğolca tomura. doymak. 2. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar.dopdolu. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. tomurcuk < Moğ. top < Tü to.

2.a . evcimen. devlet. yarım & Lat di(s).a. her türlü giysi. hane halkından olan kimse . yüzük). egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. ~ Nahuatl tomatl a.a. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. a.a. yy'a dek "1. törjğkölük (halka. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. hükümet. a. siyah renkli rahip başlığı. sahiplik.suyun katılaşması < Tü to. . 2. domestik [ xx/c] evcil.. törjğkör-(devirmek.a. 2.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. törjğkörüş (devrim).ayrı + Lat medius orta " dis+. özellikle tören giysisi. kıyafet. kukuletalı pelerin. yarım & Lat di(s). Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar.Fr domestique a. [ xi] ton. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. egemenlik. don1 Tü [ viii] ton giysi. pantolon 19.ayrı + Lat medius orta " dis+.dolmak. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. [KT xix] şalvar. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek.domalan <Tü [MŞ. mülk. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza. ancak 18. altını üstüne getirmek). at rengi" anlamında. doymak.devirmek. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi.. ~ İsp tomata a. egemen < Fr dominer hükmetmek. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. a.

resmigeçit. 2. a. altın kaplamak ~ OLat deaurare a. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. " de+ .İng doping ilaçlama. bulamak. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . uyuştrurucu alma < İng dope ilaç.giyinmek < Tü tona.dolmak.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. armağan etmek < Lat donum verilen şey. altın rengi < Fr dorer altınlamak. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. tören alayı. 2. [Uy viii+] tonan. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. -em ekinin işlevi açık değildir.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. & Lat de. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. a. kozalak. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir." dön[TDK 1955] daire. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. sunu < Lat dare. hediye. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. iki parça. döngel meyve. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı.

ikiye bölmek & Lat di(s).~ HAvr *weidh.doldurmak. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. evrak üzerine geçirilen kılıf. kale. a. yaygı [Kut. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak.bölmek. yar ~ EFa dauştâ. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. sırtlık.sermek.dört dörtgen Tü [ viii] tört a.ayrılma edatı + Lat *videre.[viii] doldurmak doy[mak . doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. Çağ xiv] döş * Fa doş. ezmek.(omuz.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir.havanda dövmek. [Kıp. Urey. a. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. YT [Geom 193+] " dört. 2. Tü Tü [Uy viii+] töşe. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs.a. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1.(sırt) < HAvr *dous. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. dağlamakla açılan yara < Tü tögne.yükselmek. [Kıp xiv] toruk . vis. Amer. Ave daoşa. özellikle göğsün alt kısmı. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. divis. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. çıkmak. hanedan arması. döşe[mek döşek dost dauştar. 2. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C.

do. damlayarak akma. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. 2.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. ejderha. döner delgi < İng to drill . t. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. oyun. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. 2.kurutmak < HAvr *dreug. ~ İng drill matkap.eylem.a. ~ Ar tarcumân a. ~ O Yun dragómanos a. bir ölçek ilaç < EYun didömi. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. hediye.a. şekerleme. t. 2. ~ EYun drâkön a. işlemek " dram.çerez. a.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz".doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. t. " tercüman dragon [ xx/b] 1. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. trajedi < EYun drâö eylemek. icra etmek ~ HAvr *ders. a.vermek ~ HAvr *dö. düğünde saçılan para veya pirinç. yemek. a.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a.a. suyunu akıtmak ~ Ger *draug.

[TS xiii. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. bi-3. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. İng dowel (a. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1.a. yeniden giydirme. Ave/Sans dvá (iki). iki dört. * Karş. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. altı düz ve geniş tekne. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. yüzyüze gelme. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan.] arka taraf. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. 2.a. 2. suyu yer altına çeken delik. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik.] çağrı. . Fr deux. Karş. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. tanrıya yakarma " davet [Kut.). dua çağırma. kıç. a. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. Lat duo. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. * Aynı kökten EYun dúo. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. şarkı söylemek " dua. dekan. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. %w^ân okumak. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. a. İng two. 2. di-.

lider. özellikle Ermeni kadın . özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. seki. önder. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux.Erm dudu yaşlı kadın. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom.Ar duldul [#dldl] 1. kerevet ~ Akad dakkannu seki.] girme. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. Ali'nin katırı.bağlamak. Hz. seki.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. önderlik etmek ~ HAvr *deuk.] üfleme sesi. duc. tezgâh. ductyöneltmek. özellikle evlenme akdi Tü tüg. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. a.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. 2. [Kıp. dadı = Fa dâdü a. emzik. yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. oklu kirpi. düğümlemek < Tü tüg. düğüm. Kaş viii+] tügün bağ. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. Ali'nin katırının adı . dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. a. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. yönetmek. [ xx/b] külüstür otomobil . akit.önder.

Hind. a. 2. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır.sesi sonradan türemiştir. burç.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona.a.iki + EYun pláks. evlilik yoluyla akrabalık. biçilmiş. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. duplic. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. bulut. f. dümen temon a. katman " düo.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. tabya ~ Fa damdama a. biçilmiş ağaç. çöktü.[küç. iki katlı konut ~ Lat duplex. 2. biçici & Fa durûd 1.iki katlı. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. dunüw/danâwat] yakın idi. yeryüzü < Ar dana [msd. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng.tabaka. karanlık. İtal.a. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. viii+] türjgür sıhriyet. dümbelek <Tü [TS. yontulmuş. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. EvÇ. çift & Lat du. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. pli .ikikatlıolanherşey. plak. kereste (< Fa durudan biçmek. hekim (ö. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele.] beri taraf. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı.] zayıflık. daha yakın yer. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir.

1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. Kaş viii+] tül/tüş rüya. uzak görüşlü kimse.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö.a.: dur-. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. sokmak. a. doğru. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama. bir [CepK 1935] vaziyet.dermek.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. Lat durus (sert. ikileme. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. toplamak. sağlıklı ~ EFa duruva. duru. ~ HAvr *deru-1 düz. sağlam). ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. katı). hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş. durgun. batırmak. Men xvii] durbin 1. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. katı.] 1. düşün- . * Aynı kökten İng true (doğru). sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. düz. a. a.a. 2. sert. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur.a. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. düşün. sağ. duplic. dürzü ~ Ar durzı [nsb. 2. durum 1." dur ~ Lat durum [n. 2.

akıl.kötülük düşünen. sevketmek < Lat ductare yol göstermek. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. duşvar (müşkül).] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. düven ~ E Yun tykâne a. götürmek.a. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. duc. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. kırmızı tül.duş [ xix] ~ Fr douche a.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. uğursuz (~ HAvr *dus.duyumsamak. duşnam (sövme). bozuk ) + Ave mainyudüşünce. a. duşt (çirkin). ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek. sevketmek < Lat ducere. a. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir.] < Lat dux. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. [ viii] tuy. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. Fa duj (çirkin. & Ave duş/duj. hayale dalmak < Tü tüş rüya. inmek. konmak. murdar).rüya görmek.kötü. = Ave duşmainyu. a.düşmek. öğüt (~ HAvr *mn-yo.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. mantalite * Karş. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş.a.kötü. a. a. hissetmek . a. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ.a. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. ~ Fa drwâr/diwâr a. ~ Aram tütâ a. nakletmek. düvel [#dwl çoğ.

hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. dizmek. desi+ * İt dozzina (a. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- .) biçiminden alıntı. yasama = Akad dlnu yargı.dizmek. düz Tü [Or viii] tüz doğru." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ.sıraya koymak. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. İng dozen (a. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. yargıladı. [Men xvii] düzgün tertipli. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi.a. borç verdi. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür. kent. dizili. il). a. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. borç aldı. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. düzeltmek. hüküm verme.) Fransızcadan alınmıştır. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his.a.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. 2.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1.

abla. ebleh [msd. börek. ubüd] kaldı. DK xiv] kalıcılık. ebed [Aş.: disleksi. dede. [Oğ xi] ebe ana. nine. dizanteri Fa duş. [TS xiv. 2. börek. saygıdeğer kimse.: düşman. çörek. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir. sonsuzluk < Ar abada [msd. 2. Kıp xiv] büyükanne. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. KıpGul.kötü.] iki babalar. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. cim.(kötü. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. çörek.kötülük. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. saygı gören kadın. bozukluk. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız. disprosyum. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. düztaban2 ~ EYun dys. uğursuz). beta.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. EŞKÖKENLİLER: EYun dys. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. & Tü & .] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük.

misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. biçilmiş süre. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın.] 1.a.a. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. hareli.] 1. ağabey. kılma. baobab. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar.] cedler. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd. unsurlar.] birimler. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba. eş " ecir. ölüm < Ar acila bekledi.a. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ.] ücret.a. abanoz ~ EYun ébenos a. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. 2. = Sans abhrá. ecel [Kut. ~ Ar adat [#'dw] araç.a. yapma. a. yaşlı adam. 2. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde.a. ödeme. bekleme süresi. abla . (= Ave avra. söyleyiş tarzı. ebeveyn. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. gereç.a. ebu ecdat Ar cadd dede. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. bukalemun. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. a.] yabancı < Ar acnab [kıy. ~ Akad agru/igru a. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. dilbilgisinde edat .

] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. < Lat edere. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ.a. konuk ağırlama adabı.dışa + Lat dare.dışa + Lat facere. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi.dışarı vermek. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd.Ar #'dw : edat. yayıncı~Lat editor a.yapmak " ex+. görgü. fact. incelik. kalimera . yayın ~ Lat editio a. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ.hazırlamak. < Tü et. -ive fiili. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama." belles-lettres < Ar adab 1. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8. etki ~ Lat effectus icraat. çıkarmak. dat.] < Ar adat araç. [LG 188+] kabadayı.icra etmek. işin sonucu < Lat efficere.vermek " ex+. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf.] edep sahibi. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. kundura < İt condurre (imal etmek). effect.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür.üzeri. effect. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. 2.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. a. bilet. edit. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. yaymak. terbiye. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. etkili. data editör < Lat edere.] kısa ömürlü şeyler. yayınlamak & Lat e(x).] terbiye. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. dergi. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı.

acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. vekil olmayan.eğmek. rendelemek. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. bey. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. sahip. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. a.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. fors efrat fert efsane afsüdan. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir. incinme. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. koyu leylaki. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi.a.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi.[xi] metal bir nesneyi . Platonik.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. afsây. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası. afsây. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. a. < Lat femina kadın " ex+.

çevirmek. yetiştirmek.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. DK xiv] eğlen. İng. şair (1672-1719). santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu.egemen YT sahibi " hegemonya. sarmak. lider.[Or viii.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. boşa vakit geçirmek) ve oyalan. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy.beklemek.[xiv Kıp] meşgul etmek. yün eğirmek " evir* Evir. "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. eğer hakaram. döndürmek. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. a. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. +men2 [CepK 1935] hakim . eğlen[mek Tü? [Kıp. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. [LO xix] eğrelti otu a. boşa vakit geçirmek eğle.(dolanmak. a. eğreti" ariyet . oyalanmak. [TS xiii xiii] sırt.çevirmek. xi Ha] düden. burmak. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r . ego zamiri) ~ HAvr *eg a. geçici. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. bükmek. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. anafor < Tü eğir.

a. ehil/ehl[Kut. eş(ler).suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb.çevirmek. kalifiye < Ar ahala [msd. arct. exhaust. ehlî. haust.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. çok ilginç < Ar hamma [msd. askeri eğitim yapmak.dışa + Lat sistere. burulmuş döndürmek.] ehillik. liyakat. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. kavi olmak " ex+. boşalma. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. olmak & Lat ex. < Lat exsistere ortaya çıkmak. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. layık. ehram1 piramidi < Ar haram a.yasaklamak. dikilmek. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd.] daha önemli. önemsiz idi. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. 2. hawn] kolay idi. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. uygun. hane halkı. bir yere yerleşti. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. zuhur etmek. içe doğru yönelme. iş uygulamak < Lat arcere. hamm] merak etti. stat. içte .] kolay. sıkı durmak. daha kolay. en kolay < Ar hâna [msd. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. liyakat. boşaltma. bükük. önemsedi. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. uzak tutmak ~ HAvr *ark.suyunu akıtıp boşaltmak.a.a. < Lat exercere.talim etmek. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. 2. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. tüketmek < Lat haurire. ehil. uhül] evlendi. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali.durmak. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. alıştırma ~ Lat exercitium a.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. exercit. bir yerde oturan kişilerin tümü. yerli halk.

] daha büyük.gece " egale. noct. qillat] az idi. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. tarım yapmak) çevirisidir. dışarı). ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü.] daha az. eklem.a. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. [Men xvii] ek ilave edilen parça. noktürn . Final -r sonradan türemiştir. tahıl. çok az < Ar qalla [msd. ek[mek viii+] ek. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad.] büyükler. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. Fa az.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. a. a. birleşme yeri. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. Alm aus (dış. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. * -r. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. ekim. ejderha [Aş xiv] ejdeha. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. ~ OLat *excartare " ex+. önde gelenler < Ar akbar [kıy. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. * Aynı kökten Lat ex. a. yılan kıral. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi.ara sesi Türkçede türemiştir.] çok büyük.

klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. İng school.. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım.a. İng ship (gemi) < Ger *skipam. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. işten geri durma. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. vicus (mahalle). yakın çevre ~ HAvr *woik-o.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. karışık < EYun eklektós seçilmiş. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. < EYun oíkos ev. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. ekmek ide. * Karş. [ xi] etmek .geri durma.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. kaybolma. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. eksik kalmak " ek+. lip. 2. okul ~ HAvr *sgh. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk. dinme * Karş. terketmek. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. kabile. kıvılcım. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a.bırakmak.< HAvr *segh. ayrılmak. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik.gemimürettebatı. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a.< HAvr *weik-1 klan.a. . şimşek. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. derlemek " ek+.] daha mükemmel. a. 3. dinlenme. YT okul. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. vicinus (yakın çevre). alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci.a. bırakıp gitme. aydınlık " ex+. 2. a. çalışmak zorunda olmama. 2.]. sohbet. [Men xvii] etmek vulg. < Lat clarus açık. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a.a. 2. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. log-seçmek. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. mezra).

dingil EYun âksön a. çarpı işareti.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. 2. züppe. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. yükselti. Çal. seçkinlik < Lat excellere. 2. culmen (zirve). tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. eskrim ekrem soylu. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma.< HAvr *kreus.yükselmek. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. 2. cels. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. a. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. İskoç. Eğirdir. daha yüce. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. öne çıkmak. züppe. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. perde).kalabalıktan ayrı durmak. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). düzen " ekoloji.] daha çok. excels. kâhya. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. iks harfi. Alm schirm (kalkan. en çok < Ar . sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy.dış.: ekran. (tıp ~ Fr/İng ex(o). iktisat bilimi.

pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. fiil biçimine 15.a. a. eksta.a. tecrübeli. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç. yy'dan önce rastlanmaz.a. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a. vecd.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş.a.eksik olmak. posit. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. özellikle hızlı tren ~ İng express a.dışa + Lat ponere. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a. < EYun eksistemi. ifade etmek & Lat ex.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+. yy'dan itibaren kullanıldığı halde.eksik olmak < Tü egsü. expert. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo. net. 2. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. sınamak. çürümek. express.(sıkıp) özünü çıkarmak. exposit. ~ Lat expressus açık.1. statik . [Geom 193+] zait [TS xv. yer veya durum değiştirme." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek.durmak " ek+. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. sınamak.denemek. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex. a. riske girmek " ex+. Çağ xv] < <T *ékşi.koymak " ex+.ekşimek"ekşiü < <T eksil. stâ.a.EYun ékstasis 1. & Lat ex. kazmak "ex+.dışa + Lat premere. uzman < Lat experiri. trans . a. sıkmak " ex+. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. press. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. dışa vurmak. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere.dışa + Lat cavare oymak. 2.basmak.< HAvr *per-3 denemek. yer veya durum değiştirmek. direkt.

tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. & Lat extra dışarı. kaynamak. tahta < HAvr *skei. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. Göv ] ela göz çakır göz.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . 2. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere.olarak telaffuz edilir.ciltte çıkan kabartı. dışarıda. dışında (~ HAvr *eghs-ter. kalkancı. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. traktör ekstrem [sup. ikamet etmek < EYun oíkos ev.eşitlemek. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. [ viii] él ülke. ele güne. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. Bah. t. dar-üs-selam. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. isilik.a.dış ) + Lat ordo. alaca " ala = Tü ala . Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. s.dışa + Lat trahere. a.tabla. t. sürmek. definite article * d. çıkarmak & Lat ex. Ör: şeyh-ül-islam.kabarmak. sürüklemek " ex+.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel. n.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. memleket. Ör: esselam. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. aequat. ennevm. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. il el3 . ordin. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. a. kaynamak ~ HAvr *yes.çekmek. [TS xiv xiv] ulus. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü.Ar al harf-i tarif. a. [LO.sökmek. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1. r. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. elçi. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. kalkan taşıyan. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. KT. ş. extract. tüm alemi kapsayan. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. tract.] en dış.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. açık mavi.

memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. kalburdan geçirmek. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır.] kesin.ttitiz.seçmek " ex+. a. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. şu anda " el3. bitirdi. lect. millet. nihai < Ar batta kesti. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar . Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. zarif~Lat elegans. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". budun < Tü él ülke.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a. şimdi.a.dışa + Lat legere1.iki şeyin arasına sokmak. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. lejyon eleğimsağma [T S. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. [T S xiv. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge./ İng electr(o). Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o). kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan.a.

kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. İng. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. a. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. unsur.] acı. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. unsur.çözmek " elektrik. kardiy(o)+. EYun elektron (kehribar).* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. " elektrik. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. hak1 . elektrona ilişkin (1902). gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. 2. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir.Stoney. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. yapı taşı. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. lys. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. elektrod [Bah 1924] électr(o). personel.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. unsur.D. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. elim eleman [Bah 1924] öge.

elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. limin. parıltı elveda el3. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. 2.kapı eşiği" ex+. Kıp xiii] élti hanım. çok renkli.dışarı + Lat limen.oval ~ EYun élleipsis 1. eksiklik. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ.1. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. dışarıda bırakmak . İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. renkler.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). yüksek mevki sahibi birinin eşi. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. sert.seçmek. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. a. bükülmez.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd.eksik kalmak " en+. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a. elect.. ellip. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf.] acı veren. 2. [ xi] almıla a. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. a.a. adamant. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . elti Tü? [İMüh. tam olmama 2. ellipt.] daha gerekli. yenilmez. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. lip. elmas * Fr diamant. ~ EYun adámas. hamd. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2.] renk.] 1. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse.

sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme.viii+ Uy. [DK xv] emekdar < Tü emge. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi. kabarmak. 2.satın alan. güvenme.] 1. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . randevu < Ar amara belirledi. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir.eritmek. embesil imbecillus sakat. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. Tü emekli (zahmetli. xvii Men.a.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. zahmet. mancip. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). zor . a. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. belirlenmiş olan zaman. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. köleyi azat etmek < Lat manceps.Fr émaillé [sıfat] sırlı.: em-.] umut. emel umdu. kesinti & EYun en. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. bol. güvenilirlik.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld.atmak " en+.] belirti. eziyet. beklenti < Ar amala .içe veya araya + EYun bâllö. emek Tü [Or viii] emgek çaba. derman em[mek [ xi] em. xx/a).EYun émbryon yavru. mold (kalıba dökmek). sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç. EŞKÖKENLİLER: Tü em. melt (eritmek). alamet ~ Ar amârat [#'mr msd.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş.

ped(i)+1 . empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. direnme.göndermek " ex+.+ Lat pes. ayak koymak & Lat in. empas geçmez. iş. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. tedavüle para çıkarma .] 1. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. acı duyma " en+. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). duygu < EYun pâs%ö. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf.hissetme.kusmak * Karş. çıkmaz sokak " in+2. tekerine çomak somak.Fr émission / İng emission çıkarma. buyruk. şey < Ar amara belirledi. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd.] güvenli. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. güvenilir " emir1/emr[Kut. path. maslahat. 2. serbest bırakma < Lat emittere.] emreden. 2. Karş. miss. engel olma.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir." Kamus-ı Türki. gaz çıkarma. emniyet güvenlik. olgu. 2.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. salma. ped.ayak " in+1. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. İng vomit (kusmak) < Ger. emare. komutan " [ xx/b] 1.dışa + Lat mittere. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak.

a. baskı. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı.basmak. imposit. posit.+ Lat premere. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a.Lat impressum damga. hazırlıklı < Lat providere. iktidar " in+2. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in. & Lat in. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. < Lat imprimere. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. impress. sıkmak " in+1. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a.+ Lat praegnans.değil + Fr provisé öngörülmüş.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. 2. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut." in+2. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2.+ Lat ponere. izlenim ~ Lat impressio a.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma.] örnekler. press. a.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. per+2 * Karş. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. İng permeate (içine geçmek. dolgu yapmak. & Lat in." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma.a. içine geçmek < Lat meare geçmek. müteşebbis < İt impresa marka. nüfuz etmek). hak1 emrivaki olmuş " emir1.iz bırakmak. üstüne atmak ~ Lat imponere. doldurmak. impress.a. Allah " emir1. provis. mühür < Lat impremere.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak.koymak " in+1. hamile bırakmak. girişim . Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. doğaçlama & Fr in. t. damga ve mühür basmak. hakketmek & Lat in.a. şirket. .

ve emiz. a.a. & OFa han bir. meclis. muls. < OFa handâ%tan.< Lat emulgere. a.iç. beden. hancâm. andaz.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. 2.süt sağmak ~ HAvr *mlg.(atmak). içeri. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. uzuv. a.olmak üzere iki varyanta sahiptir. oran. öz. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. beraber. " ex+ * Karş. hep ben diyen. kol ve bacak.emdirmek < Tü emiz-/emzi.a. bitim.ölçmek. cemaat ~ OFa hancaman a.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. boy-pos. Yeni Farsça andaçtan. Karş. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. 2. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. ölçü. . < OFa hancâftan.] ~ Fa ancâm son. emuls.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. (= Sogd andame a.< HAvr *melg. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı.a.a. kestirmek. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1.a. handâz. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). miktar ~ Fa andâza 1. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. eklemleme. biçim ~ OFa handâm a. = Ave handâma a. a. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. İng milk (süt). içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı.

memleket. indic. duct.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere.+ Lat ducere.sevketmek " in+1. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. içyüzü. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1. t. Yus xiv] . faal < EYun érgon iş. Lat internus (iç yüz).Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık.henüz konuşamayan çocuk.+ Lat *dex. işaret etmek. 2. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+. taşak < Tü én. EYun énteron (iç organlar). sanayi ~ Lat industria gayret.sevketmek. bağır < Fa/OFa andar iç. çocuksu ~ Lat infantilis a. sermek. etkinlik < EYun energós çalışkan.konuşan < Lat fari. çalışkanlık. fant. indic. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. induct. dig. bebek & Lat in. -e götürmek.parmak " in+1. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1.değil + Lat fans. iç taraf. fatsöylemek " in+2.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. kaygı endişe [Yun. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin.inmek.)" inter+ * Karş. çalışma " en+. ifşa etmek < Lat index.] daha nadir. çalışarak ortaya konan şeyler.yaymak.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç. 2. bir yerin halkı " en+. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama.işaret parmağı & Lat in. [Bah 1924] iş yapma gücü. dizin ~ Lat index. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters.a. [DTC 1944] sanayide muharrik güç . içinde (= Sans antara a.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. yol açmak & Lat in. ilçe.a. < Lat infans. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. fabl .

iniş ~ Yun ankinára bir sebze.enfarktüs in. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık.+ Lat facere.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1.a. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. infect. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. farct. < EYun köptö.a.kesmek. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. dip. kırmak. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2.kökünden. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak. flat.a. Ancak karş.+ Lat farcire. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). 2. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu.yapmak " in+1. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. " en+. her ikisi HAvr *angwhi.a.a. = Akad appu a. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. tuzak.batırmak.şişme. kop. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek.] daha nefis. 2. şişirme. Lat anguila.a. & Lat iniçine doğru + Lat flare. piyasadaki para arzını şişirme.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. yarmak ~ HAvr *kop-a. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. engin <Tü [MMem xvi] 1. bulaştırmak & Lat in. iltihaplı < Lat inficere. derin. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. tutan şey [EvÇ. şişirmek ~ Lat inflare a. fact.tıkmak " in+1. . arıza ~ EYun enkope a. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel.üflemek " in+1.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1.

] yardımcılar. dikmek. sorgulamak & Lat in. haram. jet enkaz nuqD yıkım.değil + Lat castus temiz. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. mahrem " in+2. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. kurmak < Lat statuere.a.a. quaest.a. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. t. a.+ Lat quaerere.sormak " in+1. sınırı aşan & Lat in.] yıkıntılar. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. Fa kangar (yaban enginarı). izleyiciler. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". soruşturma. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. varolmak. duruş " statü . Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. statut. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune.elde olan.+ Lat iactare atmak " in+1. özellikle Hz. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. < Lat inquirere. şimdiki < Lat instâre durmak. & Lat in. paye vermek < Ger *stalljan koymak.+ Lat stâre. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. stat.dikmek. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık. kurum < Lat instituere. hazır olmak & Lat in. 2. hazır.soruşturmak. inquaest. kurmak < Lat status durum.koymak.durdurmak. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır.durmak " in+1. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey.* Karş. institut. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp.

müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a.anlayan. intens. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). struct. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1. darmadağın. a. zeki ~ Lat intelligens.yığmak. dikmek. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak. donanım.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek./ İng enter(o). matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek.+ Lat tangere.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç.dokunmak ~ HAvr *tag. bütün & Lat in. inşa etmek " in+1. bir konunun "içinde olmak". bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. tact. nasyonal [187+] ~Frinternational . tümel. lect. gereç. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. anlayış < Lat intellectus a. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. t. < Lat intelligere anlamak. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. < Lat instruere.a.+ Lat struere. sutyen ) ~ [LO.] iç çamaşırı. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. tam.kurmak. idrak etmek. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar. teçhiz etmek & Lat in. " in+1. a. enternasyonal uluslararası" inter+. paramparça " bent ~ Fr intensif. bağ kurmak " inter+. 2. iç etek. donatmak. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir.a. onarmak < Lat integer.dokunulmamış. integr. struct. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. oluşturmak. teçhizat.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. zorlamak. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel.germek. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter.seçmek " inter+.

Alm. böcek < EYun temnö. hile. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e.+ Lat tricae dolanıklık.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. en içerideki < Lat inter iç. < İt intrigare karıştırmak. & EYun en.) kalıplarından. kaynamak. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi.rast gelmek. sen. aklını çelmek ~ Lat intricare a.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. vurgu " in+1. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak. " en+. saçma. # 1878 Wilhelm Kühne.a. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. enli kılıç. vent. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ. .] çeşitler < Ar nawc çeşit.a.+ Lat venire.a. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. fizikçi. mayalanmak ~ HAvr *yeus. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey.a. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. eklembacaklı. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a.kesmek " en+. & Lat in. Alm.a. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. bulmak & Lat in. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş.a. tom. invent.gelmek " in+1. ente (ben.sesinin korunması dikkat çekicidir. ^ 1850 Rudolf Clausius...

< EYun epilambanö. İng upon (üzeri). destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+. sonra + EYun lógos söz " epi+. a. a.a.almak. lep. mezar yazıtı" epi+. 2. aydınlanma. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. tutmak " epi+.]. 2. üstüne gelme. eis+. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. üst. & EYun epí üst. [ xx/c] bir tür boya . di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. öne çıkma. bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. " epi+. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı.a. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . statik. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi. aydınlanma. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü".a. stâ. a. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi.a. oyunda kısa bölüm. meme başı dokusu. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. üzeri). +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. epilep. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. ~ EYun epifaneia zuhur. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi. dem(o)+ epiderm a. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1.durmak " epi+.tutulmak.

: epri-. dikleşme ~ Lat erectio a. erek YT [CepK 1935] gaye. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı. ulu kişiler. topluluk [çoğ.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. ETü kündem (güneş gibi. [Kaş xi] . Karş. inşa etmek " epos. < Tü [Uy viii+] erat insanlar. a. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . kalabalık. Karş. < Lat erigere. varolmak. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+.) < aran (adam). a. [DK xv] . zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir.dışa + Lat regere. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. erect.(varetmek.a. reji . yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi.] büyükler. olgunlaşmak. • Tü ét. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme. et-. anlatı [ xi] opra.olmak. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. hüner [Or viii] erdem .] * Karş. Moğ arad (adamlar. dökülmek. Karş. dikilme.doğrultmak " ex+. Lat virtus (erdem) < vir (erkek). çoğ. rect. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. a. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. yıpranmak. gibi" anlamındadır. -dem eki belki "benzer. parlak). fazilet.dikmek & Lat e(x). [EvÇ xvii] epri. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a.(giysi) eskimek.

a. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". metalürji.a.) Aramcadan alınmıştır. erkek.biçimini almışken.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. organize.Türkiye Türkçesinde eri. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. erg [ML xx/c] érgon iş. organik. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy. letarji. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. iplik. hizmetçi).a. ırgat. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. şerit < Fa/OFa riştan. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. reş. garson. Kaş viii+] érük bir meyve. olgun" anlamı düşünülebilir. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. ergonomi. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. siderürji.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. sinerji. ~ Fa . adam. organizma. Moğ aran biçimi tekildir.a. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. bucurgat. kadırga. org. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. bükmek = Ave *reş. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson.a. * -en ekinin işlevi belirsizdir. çalışma). ~ Akad argamannu erguvan rengi. organ. adam. erg. çalışma ~ HAvr *werg. kızıl mor * Ar urcuwan (a.eğirmek." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. " erg. Alm werk (iş. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. argon. enerji. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş.a. eri[mek a. [Men ] ergen bekâr. a. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. zeveban etmek Tü ergü. erin[mek üşenmek.

^ 1898 Bayer Gmbh. çürümek " ex+.] direkler. Kaş viii+] érte sabah. sabah.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). ESlav rudu.paslanmak. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere. yarın. iktidar. < EYun (h)éros kahraman.< HAvr *reudh.olmak. payanda < Ar rakana [msd. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB. ros. Lith raudas.[viii+ Uy] (süre. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+.a. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. tüketmek < Lat rodere. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). tan vakti. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç. İng ruddy (kızıl).eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o).a. [CodC xiii] a.. Alm. tam olmak. Moğ erke (a. önemli kişiler < Ar rukn direk. erosçürüyerek tükenmek. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. erot. rükün] dayandı. Lat ruber. Karş.).a.a.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. destekler. rust (demir pası). varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. kuvvet. * Aynı kökten Sans rudhira.a.a. yarı-tanrı eros erotik a.cinsel sevi. [CepK 1935] < Tü ér. hastalık) geçmek.a. [TS xv] erken < Tü ért.] ruhlar < Ar rüH " . bir yerden başka yere geçmek < Tü ér.

] önceki. mitler. 2. parfüm ~ OLat essentia öz. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş.). atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es. dost.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. yarmak). İng scarf (a. 15.(deşmek. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı.] ölçü. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç.] efsaneler. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak. işak (a.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. bitkisel öz.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü. geçmiş " [Kut.] temeller. masal < EYun sátyros 1.a.a.] sebepler < * 5. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. . mitoloji < Ar usTürat efsane. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir.a.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. eski. Kırg eş.

eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge.acımak. merdiven (~ Lat scala a.) + Lat mobile hareketli" iskele. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. nişan. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. esir [Kut. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. sağlıklı rahat. salim.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. eskalop pul. eşkâl [Men xvii] biçimler. kolay < Fa/OFa âsüdan.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. < İt scala merdiven. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. ilham < Tü eşü.kapamak. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. ayak izi. dingin. [Uy viii+] eşük örtü. âsây. a. < EYun es%atos son.dinlenmek.a.] 1. shell (deniz kabuğu). [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. " ezkaza "e sk i- . [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. İng scale (balık pulu). 2. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. iz.a. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a.a.

~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar. zavallılar. a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma.. garipler. eşlikçi / İng escort a.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. ~ EYun esöterikös içsel.a. correctdüzeltmek " ex+. önemsiz.] loncalar. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. hafif tabanlı ayakkabı .gerinmek < Tü es-2 [xi] germek.a.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a.[Kıpxiv]eski-/eskir-. ~ İt scorta a.a. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ.] bedbahtlar. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez.a. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni. usit. ısıtma. [Men xvii] fakirler. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. müsvedde ~ İt schizzo a. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. esami.a. sınıflar. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. ~ EYun s%edios geçici. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. ~ Lat schedius a.

] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. İng space (alan. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. espiyonaj casus. görülenler < EYun aisthânö algılamak. 2. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. sicim espas alan. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19.esmek. . ıstampa. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. belli). nefes almak/vermek eşraf seçkin. gizler. uzay ~ Lat spatium yer. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. boşluk * Karş.a. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. nükte ~ Lat spiritus nefes. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. 2. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. çoğ. Alm. Ave aviş (algılanan.duyu-verme.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler. T. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. ^ A.a.espardillo a. uzay). gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip.] daha şerefli.].sarhoş olmak < Tü es. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. ruh < Lat spirare solumak.] gizlenen şeyler. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. mühür. duymak. ruh. zekâ.

] yafta < EFr estiquier iliştirmek. 2. atmosferin en üst tabakası. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek.] < Lat stamen iplik. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . ahlak. a. eter [KT xix] ~ Fr éther 1. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ.< Tü e5 varlık. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. Ave taeġa. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. menzil. statü. adap. saplamak).sivri bir şey batırmak. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ.a. < Lat stâre.(mızrak). saplamak ~ HAvr * steig.] şeyler. dolap rafı ~ OLat *stâticum a.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. saplamak. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. yanmak . durak. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. durma yeri. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. 2. hazırlamak. süslemek. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. imal etmek. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir. itibar.düzenlemek. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. hükümdarlık payesi. bina katı. 2.

ulus./ İng ethn(o). a. -men1.a. Karş.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus.] taraflar. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o).a. kavim ~ Fr éthnique ulusal. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma.). < E Yun étymon bir şeyin aslı. dört ~ Fr étriller kaşağı. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. a.a. ileri atılmak * Karş. yöre. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. İng study (a.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd.a. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. tel fırça ~ Lat strigilis a. faktör [CepK 1935] nüfuz. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi .HAvr *stud-e. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. inceleme ~ Lat studium gayret.a.a. " ex+ * İng stove (a. çaba göstermek . katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. 2.) Eski Fransızcadan alınmıştır. ~ HAvr *dheubh. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. < EYun éthnos ulus. -men2. çalışma < Lat studere gayret etmek. doğrusu < E Yun étymos gerçek.a.

2. Ar ahlı < ahl (ev halkı). vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy.] daha uygun. çevir-.a.çevirmek. Fr domestique < Lat domus (ev). [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ.eve kavuşmak. daha değerli.] çocuklar < ~ Yun auláki ark.] veliler < Ar < Tü eP " . tarlada sabanla [ xi] ewlen. < EYun euángelos 1. İncile ait. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. yeğ < Ar waliya yakın idi.. [ viii] ewür. döndürmek * Karş. İncil" incil evaze vase vazo " ex+. ~ EYun euangelikós a.a. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. a. yarık. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a. yerleşmek. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. müjde. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. iyi haber.] vehimler. 2. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. devir-.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1.a. yakışan.a.

evvel [Yus. taraf.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. feleğin çarkı [İMüh]. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. döndürmek. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. Ör: efficere < exfacere. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. file başlayan fiillerde asimile edilir.şeklini alır. çıkma. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. a. salmak. keşfetmek ~ HAvr *we-wre.] yönetim.ve devir.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. (kitap) okumak & Lat e. alem ~ Tü evren gök kubbe. eyalet birim. İtalyanca biçimlerde s. çözmek.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. ilk. diğer hallerde ex. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket.+ Lat voluere dönmek. kubbe şeklinde fırın [Kaş].a.] birinci. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ.evirmek. ejderha [DK] < Tü evür. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir.şeklini alır. yuvarlamak " ex-. Fransızca biçimlerde é-. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. [ xi] kaburga . vilayet. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. yuvarlanmak. DK. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd.fiilleri eş anlamlı olduğu halde.

[xi Oğ] konuşmak. DK xiv] eyle. oldurmak. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. büyük sofa.] incitme. kemer [Kıp. kazımak. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma.yapmak. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir.[xi] a. [Kıp. [ xi] ez. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. söylemek < Tü ay. cümle ezel ezgi bestesi. etmek < Tü e5 varlık. çağrı. a. . işe yarar hale getirmek. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat.] ilan etme. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt.var etmek. a. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a.sivri bir aletle çizmek.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste.

tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1.söylemek.] acı veren talihsizlik. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd. f.< HAvr *dhabh. mesel ~ Lat fabula [küç. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. 2. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr.] incitme. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. 2. görünüm ~ Lat facies suret. güneş.a.] küçük anlatı. fat.] çok etkin. imalathane ~ Lat fabrica a. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1. demet.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. . Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. başak veya kamış destesi. a.a. trajedi < Ar facaca [msd. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. facc] acı ve üzüntü verdi. f. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. masal < Lat fari. Çin hükümdarı. uydurmak. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a.el becerisiyle yapmak. sima. bereket. çehre (argo) yüz.a. surat. cephe. a. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a.

] ~ Ar fa'iq [#fwq fa. imalatçı. etken.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. a. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd.] onursal < Ar fa%r [msd.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. fact. fazla. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. eylemek. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa.] azgın. imal eden.] fakirlik. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. eden. fact.] yapan. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların . yalnız. eden < Lat facere.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa.] tuzak ~ Aram pa%%â a.yapmak) + Lat similis benzer. azgın. yapan. etmek. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. bir borca . islam [Kıp. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. icra etmek * Fr faire. tıpkı" faktör. f.] bilgin. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. 2. bilge. fakr.] artan.yapmak.

] (hayvan. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek .]. hata. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük.1. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. beceriksizlik . "tanrı çarpmış".] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek.kütük. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı .fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1.].orak. harman savurma aleti [esk.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. falang. tırpan falez Alm fels a.yanılmak. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. < Lat fallere.a. yetenek. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. 2. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. falan ~ Ar fulân a.a.EYun fálanks. 2. kalın sopa. 2. kabarmak " balya falso [KT xix] 1. kolay < Lat facere. falang. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. falc. beceri. kütük.İt falso hata. 2. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. 2. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. müzikte yanlış nota. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). yanlış ~ Lat falsus a. fals. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. a. fact.

fotoğraf. fenol. gece kelebeği. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. aydınlatmak. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. fantazma. her tür pervane kanadı. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma.] < Ar farâşat gece kelebeği. Aynı kökten karş. düş ~ EYun fantasía görüntü. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. hayal. ışımak. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . foton. Alm farben (boyamak). fanus. aydınlanmak. fan. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. trifaze EYun fôs : fosfor. 2. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. pervane. fotokopi. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. fener.fani faniya öldü.aydınlanmak. fan-1. fot(o) +2. [LO. İng wool (yün). fener ~ EYun fanós a. faraş [Men xvii] 1. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). fâo (ışımak). 3. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. kafatasının yan kemikleri. 2.< HAvr *bhâ-1 parlamak. fantezi. Akad paraşu (uçmak. fantastik. kanat açmak). fantastik . fenomen.] ölen.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. fot(o)+1. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. < EYun fainö. gösteriş. Lat vellus. deniz feneri. görünmek. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. 2. . pervane < Ar faraşa yaydı. hayali. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. faz. hayal < EYun fainö.a. yok oldu " fena [Kut. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir.

çentti. sıkmak.a. 2. din veya yasa kuralı. kural koydu. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. farika fariza kılınmış şey. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. çentik. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. 2. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. işaret. varsayım < Ar faraDa 1. 2. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. cephe ~ Lat facies . belirledi. Fr < Ar farD [#frD nsb. ayrım < Ar faraqa ayırdı. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. sıkmak.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd. frag. yayıldı.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. sıkışık). faryng. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. ayırdetti. uzaklaştırma.a. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf.(daraltmak. boğmak.faraziye utopie karşılığı. çitle çevirmek).tıkmak.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. f. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. f. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. EYun frâsso.< HAvr *bhrekw. tayin etti. dini ödev " farz [Kut. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. farcttıkmak.] ayırdetme. dolma yapmak ~ Lat farcire. 3. dağıldı fas a. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. ödev. böldü (= Aram #prq ayırma.] 1.] (sır) açığa çıkma.

yüreksiz adam. 2. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. # 1919 İt. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. f.] fesat eden. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. fact. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. imalat. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa.] ara. böcek. önemsiz.] malum sebze. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. vicia sativa . phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd.] haşere. fact. yapış şekli. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. bölüm. yapım.a. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. çete ~ Lat fascis 1. dönem. araya girdi. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. sıkıca birbirine bağlı grup.] doğru yoldan sapan. bozuk < Ar fasada bozuldu.] küçük demet < Lat fascis demet.] haşerat < Ar fisfisat [onom. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. geniş. fiğ. 2.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. kolay < Lat facere.] bölme. kolaylık. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. 2. fasH] yer açtı. < İt fascio demet.a. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. demet. usul ~ Lat factio < Lat facere.] açık. aralık. böldü. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ.

Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. alkışlamak < Lat favere. tercih edilen.] yarar.] 1. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek. kaçınılmaz. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15.< HAvr *pü-2 çürümek. fatura [LO xix] nümune. 3. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. müstefit .saymak. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. yanak sakalı. a. bozuk. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. 2. 2.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. iğrenç. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. ecel < Lat fari. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. fact. istifade. 2. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. a. saygı göstermek. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. f. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. desteklemek ~ HAvr *ghowe. örnek. 2. ifade.pis.] açan. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. kader. f. fayda Ar fada yararlandı.tarafını tutmak. çirkin. nasip olan. açan şey. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. imalat.a. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. yazgı. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. kokmuş ~ HAvr *pülo. faut.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. hatalı olmak. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. yapım. fals. yetmemek ~ Lat fallere. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan".

faDl] arttı. bedel ödedi (= Akad padü a. kavrama < Ar fahama anladı. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton . musibet. ~ Ger *fûri. bedel. ant ~ HAvr *bhoidhes. artık. [Basirt 1873] payton . özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö. keserek . kurtulmalık.) ~ Ar fahm [#fhm msd. fa.a. ~ Ar faDlat [#fDl msd.] trajik.] acı veren olay.] 1. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf. çok geldi.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. keserek açtı (= Aram #pkk a.< HAvr *bheidh. fidye. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. feci ~ Ar facîc [#fcc sf.a. fidye federasyon [ 185+]. birleşme < Lat foedus. sözleşme.a. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd.ışımak. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi.a. feda etme < Ar fada feda etti.] ~ Ar fakk [#fkk msd. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. yardı feda [Kut. 2. (bir şey uğruna) bedel ödeme. çok oldu.] ölçünün üzerinde olma. foederittifak.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu.a.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. ~ HAvr *paswr a. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf.] üstünlük.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+.a. ekstra < Ar faDala [msd. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. üstün idi fe+ ~ Ar fa için. özellikle şarap tortusu. aştı. f.] kırma. f.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik.

alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut. felaket [#flk msd. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. bilgi" fil(o)+.] çiftçi.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. kadınsı ~ Lat femininus a. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. başarı. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. huzur.emziren < HAvr *dhe. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. fellah falaHa [msd.] 1. zail olma. ustalık < Ar fanna becerdi. [Aş xiv] ölüm. talih. kararma = Aram psnây gün dönümü. kötü. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. hüner. akşam < Aram #pny dönme. emzirme). süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. sanat. falH] yardı. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". afet. çark.düzlük. yıldızların döner küresi. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. zail olma. fena [Kut xi] yokolma. toprağı sürdü. geri dönme .] yokolma. çıkrık.] refah. 2. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil. alan ~ HAvr *pelstu. 3. baht ~ Aram pelekâ çark.] beceri.emzirmek.felah [Aş xiv] mutluluk. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. ölümlü dünya. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. Gül xiv] hüner. güvenlik. savaş meydanı (~ Ger *felthu. [Men xvii] vulg. fetus (hamilelik). çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. a.

İng fore. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. parıltı.a. boşluk. ileriye.fenafillah fena. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. [Kan xv] .a.] küçük lamba < EYun fanós fener.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. ışık. ihtişam). ağız. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey. 2. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.a. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak.öne. yardı. Aynı kökten Lat prö. gen.a.] yarık. Alm vor. parıltı.] 1.Ar fann beceri.a. olgu. fer+ ~ Fa far. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.a. ~ Ar farâğat [#frġ msd.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. dişilik . allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a.(nur. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. (= Ave hvarsnah. ~ HAvr *pro-/prö. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. manto . = Sans prâthu a.a. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. beceri. vakum. svárn?ara. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. surah) > súrya (güneş).~ fra. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey. < Ave hvars.a. gemi feneri fanári(on) [küç. Sans súvar (güneş. tüketti. farc] açtı.güneş * Karş. ihtişam. fi. kurnazlık . görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. açık ~ OFa frâh a. gün ışığı.güneş ) ~ HAvr *saswel. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd. hile.

a. öncü. bread (ekmek). emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1. broth (haşlama).a. 2. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. İng brew (mayalanmış içki). takım. güruh. önce )" fer+ * Karş. yol göstermek) fiili eş yapıdadır. (= Ave fraeşta. ~ EFa framânâ a. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek.] en önde < Ave frâ. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. birinci.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a.a. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. İng first (birinci). ileri + EFa mâna-düşünce.a.ferda prâtâr erken. tümen komutanı [Men xvii] bölük. düşman * Lat praemonere (uyarmak. akıl" fer+. sabah ~ OFa fradag a. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. taşımak ~ HAvr *poreyo. hüküm.kaynamak. bot2 ferik subay. a.ön. ~ EFa parasang. hükümdar iradesi ~ OFa framân a. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . ferman [Aş. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.a. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı.[sup.a. & EFa fra. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır.a.ön. müfreze.a. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı".] askeri birlik. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. pek. mayalanmak ~ HAvr *bhreus.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

dumanla terbiye edilmiş. fus. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. erica ~ Yun foúnta püskül.a. sorguç. 2.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. dal budak sarmak ~ Lat fundere. < HAvr *dhü-mo. 2.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. teleferik < Lat funi culus [küç. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. saçmak.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . a. dökmek. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. esas. dibe atmak. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . (kabarık şey). (bitki) bolca üretmek. tel < Lat funis ip. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . tepelik. tütsülemek ~ Lat fumare a.1. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. dağıtmak.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. halat. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik.] ince ip. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ.

füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. 2. gevşeme < Ar fatara gevşedi. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. 2. fazlalık.] tembellik. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. çılgınlık. oluşmak. fus. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. eylem haline ara verdi. şair < Fr future gelecek. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. ~ Fr fusée havai fişek. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2.a.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd. erimiş metal dökme. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod.] haddini aşan. dindi. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma.] lüzümsuz. artık.] 1. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. gençlik. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ.dökmek " fondan . kaynak yapma.] dallanma. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak. metal erimesi. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. İslam ülkelerinde 12. İt.

yolculuk gabari *garwian kalıplamak.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş . donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) . anlayışsız.] zalim.] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran.] bilgisizlik. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. dolanmak + EAlm vart gidiş. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti.] bilgisiz. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. Fr.

] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi.a.] 1. kemerli koridor.a. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. üşüştü[msd.] 1. gülmekten tıkanma. < EYun gála. yenme < Ar ġalaba üstün idi. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa. dikkatsizlik.a. [Bah 1924] koridor. 2.] hata.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı.] sayı veya güç bakımından üstün olma. yanlış. g$awl] < Ar gül gulyabani.Samanyolu. a. hela çukuru. madenlerde yeraltı tüneli.] önemsemezlik. dışkı < Ar ğâTa battı. gafil [ xi] .a. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu".süt ~ HAvr *glak-t. tuvalette yapılan şey. 1924). dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. . yerde bulunan çukur. [DK. Yeni Türkçe Lugat. ~ EFr gale dans. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak. çukura girdi * "Gait.. göden. umursamaz. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. / OLat galeria a. ~ İt galleria a. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. ağız tıkacı.. ucu çengelli sopa. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom. 2. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. 2. f. Gül xv] unutkan. festival ~ İt gala a.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. a. f. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im.a. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. galak. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. insan dışkısı. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli.] habersiz. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut.] burada olmayan. galact.

* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. ~ Yun gámma . 2.a. keder. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. 1050). galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. karamsarlık < Ar ġamma kararttı. gam1 [Kut.] yenen. İtal.] sıkıntı. a. koyu. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. ġilZat] kabalaştı.] galip ihtimal ile.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. müzik kuramcısı (ö. müzikte do sesi. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. gizledi. ^ Guido d'Arezzo.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. üstün " [Yus.] kalın. sabo < öz Gallia Galya. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd.

gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. mal. çimdikledi. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. 2... Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. işve. yağmalamak * Karş.].] savaşta ele geçirilen mal. 2. yağma < Ar ġanam 1. kafile [esk. [KT ] a. gitmek gani [Aş. haydut ^ y.dönüşümü tipiktir. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford.a. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. sıktı. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak. f. 2.a. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma.kazanmak. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. göz süzerek bakma. [Men ] a. korumak ~ HAvr *wer-4 a. elde etmek.< HAvr *gems. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. işve < Ar ġamaza [msd. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o. ġamz] 1. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. HAvr g.) kırptı. çimdikledi.> Fa d.a.vurmak.düğün. ~ HAvr *gwhn-tyâ. koyun. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf.] zengin. 2. göz kırpan. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh. ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. .a.a. İng to gain (kazanmak) < Fr.a. gözetmek. sıktı. [LO ] a.Ar gammaz [#ġmz im. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. yy'dan önce kaydedilmemiştir.yürümek. (göz vb. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1.> Ave z..] 1. 2. İng to win (kazanmak) < Ger.< HAvr *weis. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois. göz kırptı.vuruşma < HAvr *gwhen.a.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. öldürmek) + İng boat gemi " defans. kazanan.

ğarb/ğurûb] uzaklaştı. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. EYun gargarizo.] a. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. egzotik. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. yabancılık < Ar ġaruba [msd. korumak). İng aware. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard.] yabancı. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. a. wary (uyanık.a. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. Fr gargariser (gargara etmek).a.] amaç. bekçi < Fr garder bakmak.a. yolcu. ayrıldı. kasıt. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. roba gargara ġarġara [onom. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . < Fr g(u)arer korumak. < Ar * Karş. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. ğarâbat] yabancı idi. wehr (savunma). Tüm dillerde onomatopedir. korumak ~ Ger *ward.] gariplik. gözetmek. korunma. gözkulak olma. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. ~ HAvr *wor-to.a. nöbette). güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek). 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. İng guard/ward (nöbetçi). garip [Uy. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. nöbetçi / Fr gardien a. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. a. gözetmek. güvence veren < Fr g(u)arer korumak.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. Fr regarde (bakmak).< HAvr *wer-4 a.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. a. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. Fr garde. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. çevrili) + İng party " gard. Lat gargarizare.

] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. 2. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . oğlan. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak. garp. 2. boş " gaz1. 2. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma. Batı < Ar ġaraba ayrıldı. kurabiye.] gaspeden. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. el koydu. erkek çocuk. hizmetçi. güneş batımı.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun .a. çırak.] 1.* "Fakir" anlamı 17.] 1. gurup. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. savunmak < Ger *waran gözetmek. gurbet. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. suya dalma. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd.]. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. tuhaf olma) türevseldir. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. boğulma. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. vale ~ HAvr *werg. hizmetçi dairesi. armatür [esk. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. garip. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. 2.Fr garniture donatım. uzaklaştı.çalışmak. uşak. çırak ~ Frk *warkjo işçi. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. süsleme < Fr garnir tahkim etmek.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. hizmetkâr.

lokantacı" gastr(o)+. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos .] kıskançlık.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. son derece " gaye gayret [Aş.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı.] muhabbet tellalı.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. van Helmont (1577-1644) Holl.a. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu. dökülen < Nor geisan akıtmak. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. (sıvı) dökmek. fanatizm. Yus xiv] haysiyetine dokunma. irrationel > gayrıaklî. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. [İM665 187+] havagazı. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd. diğer ~ Fa ġayri -den başka. immeuble > gayrımenkul. amaç. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. kötü yola düşme. qawd/qiyâdat] önayak oldu. Karş. Aş. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. havagazı lambası ~ Fr gaz a. 2.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd.ve a(n). gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. B. neşeli.] baştan çıkma.

istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa.a. a. köwrüğ/küwrüğ (davul). gaza [Kut. gayret etti. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. 2. . benzin & İng gas1 uçucu madde. Karş. köwtünğ.] rafine edilmiş petrol. petrol lambası. DK. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. gazi [Kut. Tü küwen(şişinmek).] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. küwre (şişmiş ceset). içi boşalmak * Karş. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz.a.] Gazze'ye ait. Gül8 xiii] kızgınlık. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka.] 1. şişkin.] flört etme. aşk sözleri. küwij (içi koflaşan ağaç). çabaladı. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. kulübe. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür. 2. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1. kabarmak. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. istila etti gazap [CodC. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. a.] akın. Venedik devletinde bozuk para birimi. evcik. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. yağma. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. metelik. 2. baskıncı. öfke < Ar ġadiba kızdı. Trkm gebe (balon).a.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. akın yaptı.) Fransızcadan alınmıştır. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. saldırı < Ar ğazâ 1.

[LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki. maişet <Tü geç-" geç- * Karş. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek.xvii Men. geç vakit.(gecikmek.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. delik.aşmak. 2. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. Türkçe gebere biçimi 20. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. gerideki. geç) ve kısa açık e ile keç.şişmek. gebeş kabş teke. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki.a. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır. capparis spinosa ~ EYun kápparis a. hamile olmak. dün <Tü [Kıp xiv] kecik. * İng caper. yy'dan önce rastlanmaz. oyuk.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber. geri.a.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. .birlikteyaşama. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. pehlivan. geçim <Tü [Bah1924]1.ekiyle.a. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş.geç olmak < Tü kéç. [Çağ xv] geber-şişmek.[xiv Kıp] delmek. cevşen . yarık açmak. ~ Aram qapar a. uzlaşma. [ xvi] safta bir askerin yeri. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged. xix LO).a. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. geçim (bir tür zırh.

a. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. yavru.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f.a. genel < Lat genus. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel. Fr gène (/jen/). KT xix] büyümek. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO.) < cirs (gelin) çevirisidir. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. [KatipÇ. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. şakayık-ı numan. .gelin Tü [Uy viii+] kelin a. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı. gener-soy. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a.a. bol" geniş * Fr général (a. Avst. İng gene (/cm/). general [LF xvi] . gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. sandal. ırk " genetik * Karş.

a. genus (soy. dönen. uzatmak veya yayılmak. ırk < EYun gígnomai. a.dönmek ~ OFa waştan.a.a. otağ. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır.Fa girdak kral çadırı.yaymak. gard. yaymak yaymak/yayılmak. babası olmak). ward. kavim). genius (doğurgan ruh). İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı).a. ırk). Ar cins Yunancadan alıntıdır. 18. = Sans vrt. yaygın. inanılır. 2.ve isim eki -ğ ile. < EYun génos soy. generare (doğurmak. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . gerdek evi tabir olunur. otağ. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. eksen. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. güvenilir. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. nasci < gnasci (doğmak). ger[mek Tü [Uy viii+] ker. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. kalıtımsal..a. ki zifafhanedir. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. ) ~ HAvr *wer-t. gens (soy. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. (= Ave vart. * Aynı kökten Lat gignere. gerdek [İdr. vasi. küme. " je(o)+. çadır " gerdan . bol uzak < Tü *ke. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü. gen. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş.ile. a. döndürmek). boyun < Fa gaştan. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne.a.. ırsi ~ EYun genetikös a. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. daire. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru.a. Yus. Alm werden (dönüşmek). * Geçişsiz fiil eki -n.dönmek. DK xiv] zifaf çadırı. güvenilir.çekerek uzatmak.a.(doğurmak. üremek).

son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. kargaşa). rez. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. dökmek ) " kavak.a. noksan < Tü kerge. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). kılıç. Alm wirre (kavga. Avusturya kökenli Amer. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . L.] "küçük savaş". düzensiz savaş. karmaşa.eksik olmak < Tü kerek bol. 2.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. İng cauldron.a. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. 2. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. pislik (< Fa re%tan. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı.akıtmak. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. tezgâh.a. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. döküntü.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. geri. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. ^ 1909 I. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. Nascher. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. tabip (1863-1944). gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri.

akıtmak. pislik (< Fa re%tan. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. kap. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme.ekiyle. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.yumuşamak.. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. oymak. gevre[mek Tü [ xi] kewre.(1. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. Karş. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. rez. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. şişirmek.a.a. MBah] diş etleriyle çiğnemek.a. içini boşaltmak. lafazan. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. Tü *keP-2 (şişmek). gevşemek yumuşatmak. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. 2.kel(t)ür.= két(t)ür-. çene çalan & Fa gap lakırdı. döküntü. KT. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. zekâ . kabartmak).a.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. geviş getirmek * Karş. Bur. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. dedikoducu. LO. gevşetmek. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. geven Tü? [Kıp. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . dökmek ) " kavak.

[EvÇ. 2. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.a. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. oymak. gevre[mek Tü [ xi] kewre. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. 2.. Bur.ekiyle. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. gevremek < Tü kepiş geviş.(1. çene çalan & Fa gap lakırdı. Karş.yumuşamak. her çeşit av hayvanı.a. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1.yumuşamak.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür. yumuşamak.a. dolaşmak . kabartmak). İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. geviş getirmek * Karş.yürümek. geviş getirmek. şişirmek. gevşemek yumuşatmak. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.= két(t)ür-. gevşek. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. 2. MBah] diş etleriyle çiğnemek. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . Tü *keP-2 (şişmek).kel(t)ür. KT. lafazan. gevşetmek.a. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. içini boşaltmak. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a.1. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. LO. geven Tü? [Kıp. kap. dedikoducu. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez.

< " gacır [Aş. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus. < Tü kıp [xi] kalıp. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd.] tahriş etmek. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak.[onom. tahriş. göstermek. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. [TS xiv] gicik kıcı-/gici.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga.a. model. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. a. dümen < Fr guider yönetmek. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş.] besin < Ar ğa5â < Tü két. yol göstermek ~ HAvr *weid.gitmek " git.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-.aşırı büyük ~ EYun gigás. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek).? ~ Fa gıdı deyyus. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. [LO ] gıcır libas yeni. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. [LO ] a. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere .

bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. sığınmak ~ OFa wire%tan. gırtlak.kaçmak. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. kaçma kapısı. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. sığınak. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ.] kıkırdak veya öğürme sesi . [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. gurez.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. fazlalık < Ar ġaniya [msd.] zenginlik. 2.] haset.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. gır. [DTC 1944] makinalı balık ağı. KT. kaçacak yer. bolluk. a. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. bağırsak sesi [ viii] kir. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. 2. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır.a. ğanâ] ihtiyacı yoktu. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan. LO.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla.a.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. a. wirez. " gü+.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. Bah xvii] kaçacak yer. melce. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd.

giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. a.a. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. bıçak vurmak " kup . ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. küçük kapı. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a." giy[CepK 1935] esrar. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. Gül xv] geyesi.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. gıyap [ xiv] olmama. gizil YT [Fel 194+] virtüel. Karş. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi.: gider-. Fa sihtar (üç telli çalgı). a.< HAvr *kel-1 kesmek. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. gidişat.]1. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık.örtünmek. [LL 1732] giysi < Tü giy. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd. [DK. 2. ~ E Yun kithára a. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. a. ~ Lat cithara a. EŞKÖKENLİLER: Tü git. ~Frguichet[küç. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel).] kayıp olma.

şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. ~ Lat gluten. Fr. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku.zamk. donuk. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. 2.a. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . genel. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . emaye. bütünsel < Fr/İng globe top. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. #Plinius. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. kimyacı. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a. [ 199+] küresel toptan. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. < İng globule [küç.a.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. glutin. buzlu. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine.] a.a. cam gibi < Fr glacer dondurmak.< HAvr *gel-2 soğuk. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. Fr.

göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı.a. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey. yörük. < EYun gignöskö.ekiyle. +men2 * 14.a.a. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a. [ viii] kök gökyüzü. kürk palto [Kıp.taşınmak < Tü *kö-ş. [LO. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. oba * -ç. İdrH. Kıp. yükselmek. post. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. sakınmak * Gücen. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. gofret peteği.kalkmak. yy metinlerinde göçmel (a.rahatsız olup kaçınmak.bilmek ~ HAvr *gnö. gnö.a.fiiliyle alakası belirsizdir. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. yük taşımak [Uy viii+] köç.kalkmak. ~ EYun gnöstikös bilen.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a. ve 15. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği.a. göç[mek Tü yükselmek. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. a.< Tü *kö.) biçimine rastlanır. DK xiv] koçun. körük" gebe .a. a.] a. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk.> -ç. bilgili.

gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir.a.a.a.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a. sırık < EYun kontós a.göl gol kale.a.a.gölgelenmek. körfez. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. göndermek yola çıkmak. doğrulmak < Tü *kö. kargı. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. derin kaya çukuru. < Tü kölü.< Tü *kö. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. husye veya yumurtalık / İng gonad a.kalkmak. a. amaç. yavru. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1.a.yola çıkartmak.] mızrak. yola gelmek. doğurma < EYun gígnomai. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. bir oyun. hedef. 2. 2. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç.a. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız. < EYun gönos/gone soy. [ 190+] ~ İng goal 1.içte olmak. gönder [DK xiv] mızrak. [Uy viii+] köm. gol Tü [viii]köla. yöneltmek. kararmak < Tü *kön. çukur ~ Lat colpus/colphus koy. yükselmek. kargı. ~ Mıs kmj-t a. sırık.

görsel. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. köşe. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. İng knee. göster-. gözet-. göre. gözük-. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. Alm kinn (çene). a. yürek. 2. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. görkem. görümce. açı * Aynı kökten EYun gony. görev. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. köşe. EYun genys. İMüh.< HAvr *genu. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. . göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. İng. Abuş. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. gör[mek [ viii] kör. diz. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. gösterge. görkem YT [CepK 1935] haşmet. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. Alm knie." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. 2. çene. debdebe İdr] güzellik. gösteri. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. Fr genou (diz). 3. görece. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a. açı. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon.a. ruh " gong çalgı. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage.a.a.("iş görmek" anlamında)" gör-.1. işlev < Tü gör. ~ HAvr *gönu-ya. zil ~ Malay gong-gong a. [Kıp xiv] köre < Tü kör.

müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. 2. tercihe şayan.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. [Fel 194+] olay. İdr xi] kıç kalkmak. Kaş viii] köz a. kölük (sırt. [Kaş. fenomen < Tü görün. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. görüngü YT [CepK 1935] tezahür. sırt. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. yük yüklenen hayvan . sol < Fr gauchir bozulmak. haremde padişahın seçtiği cariye . eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. sırt. yükseltmek. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. ilkel [xv].xi). götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. yükselmek. ayrıca falcı. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. özellikle hayvan sırtı. 2. a." gör- [Or. yüksek. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. 2. [Kıp xiv] kevde/kövde . yamulmak. Uy. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir. .içi boşaltılmak. [KT xix] 1. [Uy viii+] taşımak. kötermek (yükseltmek. bozuk.özellikle yukarı taşımak.xv+ Çağ). [DK xv] < Tü *köptün.kalkmak. beylik vermek . yamuk. insan veya ağaç gövdesi. Karş kötki (tepe -xi). yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. yükselmek. şişirilmek < Tü *köpüt.[xiii İM] bakmak.

ekinin işlevi açık değildir.< HAvr *ghredh. kademe.gözlemek. oymak ~ HAvr *gerbh-a." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin.yürümek. kazımak. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için.görünmek. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. Alm. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1. . gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak.a. " +graf grafik . gözük[mek Tü [Uy. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. mineralojist < EYun grâfo yazmak. -ük. 2.]. derece ~ Lat gradus adım. hakketmek. kaynak. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi.ekinin niteliği belirsizdir.göze <Tü [ xviii] pınar. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak. [DK xiv] gözük-< Tü gör. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. -etle. Kıp viii+] közün.

oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner.harf.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. t. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. granül < Lat granum tohum. yüce. yazı yazma işlemi. 2. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.1. ~Frgrandduc büyük düka. Amerikalı mucit & EYun grámma.a. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. t. ~ İt granito taneli. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). t. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. grenli < İt grano tohum.a.yazı. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. 2. fon(o)+ gran güçlü. harf. zerre ~ Lat granum a. tane. harf. yy) . kayıt + EYun fbne ses " gram.a. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. yazı. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç.

rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. iri ~ OLat grizu . grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. ~ Lat crassus semiz. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak.tutmak. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane.a. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . yağlı. yağlı. şişman ~ HAvr *gwres.Frk *grippan tutmak.a. gren gros+ grossus a. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros.yağlı. kaba. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. fruktoz * 17. a. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. pençesine almak . şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu. tırmalamak. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için.Fr grisou a. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. koyu. & İng grape üzüm.

* Modern Farsçada işlek olmayan bu önek.ayrılma.~ OFa wi.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. kaba.a. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a.a. sertlik.a. dehliz ~ Lat crypta dehliz.grosa [ xx/a] büyük. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. . ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez. gömülü " kripton grup . ~ HAvr *wi. gazap gösterdi" gazap * 20. coprophagy.ayrılma. * Karş. ürpertici. niyet.(withhold. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im. mahzen ~ EYun krypte gizli. küme.(güçlenmek. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw. saklı.] yumuşak meşin.a. öte yanda olma. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara. a. withstand gibi kelimelerde .] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır.a. İng coprophilia. Aynı kökten Alm wider.a. İng with. withdraw. zıt olma). ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen.a. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.

a. a. su akma . "Allah Allah" nidası. İng gold (altın). güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. genç hizmetkâr. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida.söylemek (= Ave gaub. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. kazan ~ Lat cucuma a. altın. gülbank ~ Fa gul bâng 1. Karş. ~ Fa gul çiçek.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. 2.a. 2.güdük [BK 1799] boyu kısa.a. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir.] merhamet.a. uşak. küçük yavru. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher.a. güldür sesi onom yanma sesi. uşak ~ OFa kötag a. gü. bülbülün güle yakarışı. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan.

gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı.a. a. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle.a. sahra. zarar vermek. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir.OFa winâh/winâs a. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim).a. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . maskaralık.güler görünmek. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. top mermisi. gündüz günah [Aş. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. " gü+ * Erm vnas (zarar. a. gülle (= Sans göla/gölaka top. 2. güneş. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. kendisine gülünen kişi. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. maskara. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. tazminat gerektiren eylem . ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. + Fa biyâbân ıssız yer. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. ) gün Tü [ viii] kün gün.a. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. yaban " yaban güm. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. suç işlemek ~ EFa vinath.

[ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. aktüel.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. bahadır. a. Yun gábros. EErm garbeni. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. [ xiv] gür sağlam (kişi). .a. carpinus ~? < Tü *küre.aydınlatmak. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. becerikli. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine . gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a.savaşmak. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. küreççi. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. Tü [ xi] kür cesur. -dem ekinin işlevi belirsizdir.). Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii). gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. kıvrak zekâlı. bahadır. yiğit." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. Lat carpinus (a.kabadayılanmak * Karş. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. a. sık.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. yabancı ülkede olma. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır.

] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. küme. insan topluluğu (= Fa guröha top.) ~ Fa gurz ağır topuz. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. a. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. değerli. damla. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd.] aldatma. DK xiv] OFa warz/wazr a. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt.] yıkama. 2. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. a.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. . güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. ağır. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. hoca.a. a. mürşit ~ HAvr *gwrs-u.gözetmek.tadına bakmak.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. beklemek. 2. 3.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. (= Ave vazra. küre. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. boy abdesti ~ Fr goutte 1. muhterem. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. öğretmen. güveç Tü? [TS. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. manevi danışman ~ Sans gurú 1. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. Karş.

laf. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. Moğ kübeğün (erkek evlat). damat. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. TTü görklü. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). örtmek ~ Lat cooperire a. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. = Ave vîtarsm öte. güya gü. +gâh . Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. gu5ar.misafir gelmek. [Kırg ] közöl a. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. söyleyen < Fa guftan. yönetmek ~ EYun kybernâö a. -el ekinin işlevi açık değildir.şişinmek. yol < Fa guSaştan. göğermek < Tü kök * Karş. ETü körk/körük (güzellik. [TS xiv-xv. * Karş. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. geçit. [Kıp xiv] köğercin .a.mavimtraklaşmak. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. göğerişmek < Tü köker. a. görünüş). Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). böbürlenmek.a. [ xi] küwen-< Tü *küPen. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. Men xiv] < Tü *küde.söylemek. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri.geçmek ~ OFa widardan.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz.a. a. [Arg xvi] güzel. Fr couvert (örtü). [Çağ xv] küzel.. iç güveysi gelmek. aperitif * Aynı kökten İng cover. a.mavileşmek. widâr. [DK xiv] gözel. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. söyleyiş. gökçek (güzel). kaplama.

a.a. seçkin < Fa guzîdan. a.a. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. kazık.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme.] kötü niyetli. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e. haç 2. sınadı. tohum haber [Kut. Hubb] sevdi habire hay. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd. wizîn.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. ] sevgili. Alm weiter (öte. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez.] kabarcık. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd. tanıdı. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer.) ~ Erm %aç' 1.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. DK xiv] (~ Fa %aç a. çarmıh [Aş.seçmek ~ OFa wizîdan. güzide [ xiv] guzîn. yaşamak. hacim " hacim . çevre < Lat habitare ikamet etmek. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. tane. direk. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf.] kötülük. ileri). tümsek.< HAvr *ghabh.a.] bilgi. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba.a.

sınırladı. sınır koydu. havadis. tutuklama.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. keskinleştirdi. [Kut. Hudü6 ] oldu. kapsam. kapatma. sınır. kapattı.] hizmetçi" hadim haddizatında had.] çıkıntı. haciz < Ar Hacaza engelledi. 2. son derece öfkelendi.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. hadise.] 1. haczetti had/hadd[Kut. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. 2. 3. boyut. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd. bıçağın keskin ağzı. ihdas . bilenmiş.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. el koyma. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. vaka.] kısıtlama. 2. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. el koydu.] gereksinme.] 1. bağladı.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. yasakladı. biledi. sınırlama. tümsek. sivri (bıçak.] keskin. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. kapatma. limit < Ar Hadda 1. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb.] engelleme. olay. a. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. 2. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa.

gizli polis örgütü. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf. Alm sieben (yedi). f.] hıyanet eden " . sır.) ~ HAvr *septm a. f. bellek . * Aynı kökten Sans saptá(n). Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey.Ar HâfiZat [#HfZ sf. f. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. Ger *sebun. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. hafıza saklama yeteneği.a. bilge < İbr/Aram #%km bilme. palpitasyon. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta. süre " haf. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf. EYun heptá. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy. saklayan.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş.] gizli kapaklı şey. Dan.] saklayan.a. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. titreme < Ar %afaqa titredi.a.] koruyan.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. Lat septem. İng seven.hadise şey. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. sır.] gizli < Ar %afiya gizlendi. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi.

haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. elde tutan " hak1/hakk[Kut.karışmak. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. 2. hakaret [ xiv] 1.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka. âmez. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. hor ve hakir olma. doğru idi. tahkir etme. Aş xi] [Kut. 3.] yargıç" * İng khaki (a. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı. katılma.] oyma.] doğruluk.] hakir olma. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. hakikat gerçeklik. . doğruluk " hak1 hakim yargılayan. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir. kazıma. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf.a. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır.Ar Haqârat [#Hqr msd. hakikat < Ar Haqqa 1. 2.] sahip olan.] aşağı.a. f. gerçek idi. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. uygun ve yerinde idi.karışmak.yönelme. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. karıştırmak) & Fa/OFa â. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. aşağılama . haklı idi.

durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. berrak idi. kondu. hasbıhal. ilmihal. yöneldi. hukuka [DK xiv] yenmek. havali.kablo. havil. soyma. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd. çözüm < Ar Halla [msd. havale. hal1. görünüm. çözdü. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. bir hal aldı. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. hile. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. kurtuldu. halihazır. salon. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. derhal. ihale. arındı. 2. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. halâ.] hakkedici. evrildi. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. arzuhal.] şimdiki zamanda. varoluş evresi. giysisini çıkarma. 2. azat edilme < Ar %alaSa arı. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. . oylum < HAvr *kol. binek hayvanından indi. tahavvül. temiz. mütehavvil. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. varolan durum " hal1 halas [Yus.] 1. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. lahavle. 3. istihale. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. Hall] 1. örtmek. kurtarma + Fa kâr eden " halas.] 1. doğru. saldı. bir hale büründü. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös.] çözme. halet. yolculuğu sona erdirdi. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. < Fa Haqqânî [nsb. bir hale geldi.] kurtuluş. 2.< HAvr *kel-2 kapatmak. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd.hakkâk oymacı. kâr halat kalod. gevşetti. bağlı olan bir şeyi açtı.] adil. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. durum. dönüştü. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf.

halayık [Kut.] ayla ~ EYun (h)álos daire. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. bozuldu halel Xalla bozdu.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. hizmetçiler.] hal. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. haliç halife geçen. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. [Men xvii] (vulg. bayatladı. hane halkı.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi.Ar xâlin [#xlw fa. Yâküt (ö. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. * Nihai kökeni belirsizdir. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. geri kaldı. Allahın . yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ.] yaratan.] boş. [Neş xv] halk. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. mahlukat. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. (yemek) arttı. ahali.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi.] körfez. yırttı. Aş xi] [DK xv] kal . ay ve güneşin yüzü. deldi halet halhal [onom.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. hasar. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. f. çember.] canlı varlıklar. Aş xi] canlı varlıklar.) cariye. 2. a. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf.

İsv. . ring hallaç [msd. ölçme. işlenmemiş.]. kimyacı (1779-1848).tuz (~ HAvr *sal-d. pay etme.) + EYun genes.halim yumuşaklık. ahali (= Aram %elqâ pay.a.] çember. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. DK xiv] [Aş. pay. bir yana ayrılan kısım.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a. halo. İsp.] yaratma. Aramice sözcük EYun demos (1. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa. 2. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. halk) deyiminin tam karşılığıdır. tarihçi.a. 2. & EYun (h)áls. Orta Amerika yerli dillerinden.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. kısım < Aram #%lq pay etme. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. saf. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. biçim verme ) halka baklası.doğuran " salam. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius.] karışım. halka. genet. tatlılık. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd.a. 2. ~ Taino hamaka a. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. silah kabzası [esk.] arı. bölük. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu.a.

] ahmaklık. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd.] taşıma. haminne » " hanım.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. evrak çantası.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". ~ Ar Hammâl [#Hml im. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut. hamd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. akkor oldu. ılıca. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. sena hami hamil hamile taşıyan.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah. ısıran. 2.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. hamdüsena. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. hamd < Ar Hamada övdü.] taşıyan. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur. derli toplu.] övme. titiz hamaset cesaret. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa.] coşku. Aş xi] ateşli gayret. yüklendi . Muhammed hamdüsena hamd.] 1. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd.

İng hame (boyunduruk). DK xiv] [Yus. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . konak. 2.a.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a.a. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. elli. gırtlak. kervansaray han1 yeri. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd.a. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. konak. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. [EvÇ xvii] xapsi a.] kabarmış hamur.] yüklenme.a. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a.] boğazın üst kısmı. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. konak ~ Fa/OFa %ân hane.hamle atılma. maya. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. a. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. kervansaray han2 Tü [Yus.a. han1 yeri. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". f. hamut koşumu. şarap). mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. = Akad gangaritu a. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . Nihai kökeni tesbit edilemedi. Alm hamen.

[LO xix] iri. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. a. hapishane. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. cephane. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. depo. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1.]. tımarhane. 2.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. hantal [Amr. hanedan.a. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. ebucehil karpuzu.a. [Oğ xi] %arjı. kavisli hale getirme. şarkı söylemek (= Ave hvan. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. çardak [esk. putperest.) ~ HAvr *kan. kaba. Kuran'da Hz. prenses.] pagan. yer. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . salhane.] 1. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. hani2 E Yun %anne a. mahpushane. kraliçe. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. kemer yapma * Ar Hanut. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi. darphane. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane.a. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. kerhane. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. konak. sülale " hane.a. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. Men xv] ebucehil karpuzu. dükkân < Aram #%nt bükme. şeşhane. adem inciri.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a. hücre. meyhane. = İbr %anep kâfir. eczane. kemer. kütüphane. " han1 ~ Fa %ana ev. konut. biçimsiz (vulg. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup.a.. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". 2. memişhane. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a.

dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. 2. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı.] haram cı. ~ Ar %arâb [#%rb msd. kısıtladı. virane " harap haraç [Aş.] yasak. kapattı. sıcak idi har2. Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d. [DK. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı. Men xv] harab yıkılmış. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. kuşak.hap1 Habb [#Hbb1] tohum.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . a. tane. hane < Tü hapş [onom. kapatma. Aş xi] yıkım (isim). ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. yıkım. tıpta hap hap2. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis.] harap şey. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. tutsak etme.] viran etme.] vergi. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.] sıcaklık. . hapsetti (= Aram #%bş bağlama .özellikle sarık veya baş örtüsü. Akad abşu (kuşak. ]1 . Env. kemer). [Kut. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu.

Tü çizmek. sıra malı.] 1.] 1. 2. 4. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. . resmi işlemler için ödenen para.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. gereç + Ar câlam dünya. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. 2. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. sivri bir uçla çizmek. çıkıntı yaptı. tabu. dışladı. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. [KT xix] 3. Hurûc] çıktı. malzeme < Ar paraca [msd.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. çıkış yaptı. [Men xvii] 2. gereç + Fa râh/rah yol" harç. yoldan çıktı harca[mak [Aş. harcama. banal & Ar %arc uygun olan şey. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti.] yasak. gereç. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. harf (= Aram #%rp bileme. Karş. Yun grâfö. 2. sarf. a. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. harç [CodC xiii] 1. çıkma. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. Hirm/Hirmân] yasakladı.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. masraf. Lat scribere (1. haremlik) ile birleşmiştir. rahvan hardal %ardalâ a. gereken şeyler. masraf. yazı birimi. savaşçı. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. dolaylı vergi. herkes " harç. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. harf [Kut.] ısınma. kutsal.] harple ilgili. dışarı çıktı. dokunulmaz < Ar Harama [msd.

rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. .] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma.a. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. harman a. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. katırcı ~ Fa farbanda a.a. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. olağan dışı. [Men ] %ırmen vulg.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. 2. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. Sam #%rb (kılıç. kâğıt. a. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a. yardı. Karş. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. dışarı. uşak " harpuşta. ~ EYun %ârtes 1. a. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd.] dış.yazı yazmak). özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. harp1. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan"..

doldurdu hasar hasar gördü. kader hasbıhal " haseb. a.] kayıp. özel.) has [Kut.] 1. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". Karş. değerlendirme " haseb.a. KÜLTÜR. ayrı.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. tarla sürme. terbiyesiz. EKİN. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. ayrılan. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ.hars [Men xvii] ekip biçme. 2. tarım.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap. Haşw] araya bir şey soktu. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. kazma. toplumsal anlamda seçkin. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd.] ölçme. Aş xi] seçkin.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır.] kültivasyon.] börtüböcek.] hicap. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. akıl yürütme. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a.] kıskançlık < Ar . tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş.

mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. cimri. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. yy'da ağır basmıştır. değersiz.] dolgu. 2. haşarı. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. gelir. hakir. haşere. taallukat . gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. sayfanın kenarına eklenen yorum.Ar %asıs [#%ss sf.] 1.a. hizmetçiler. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. 2. kaba < Ar %aşuna [msd. kıymetsiz . haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd. ürün. ~ Ar %aşm [#%şn sf.] üreyen şey. mahşer.] huy. f. toplanma. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. kumaşın kenar süsü. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. adi. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. [KT xix] 1.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman." aş * Erm %aş. 2. kalabalık etme. tabiat.] 1. nekes. paravan. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. ucuz.(suda kaynatarak pişirmek. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd.] sert. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı. alçak.] aşağılık. debdebe.

hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. çentme. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. Gül xiv] sayrı. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. ~ Ar Hassas [#Hss im. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd.) hata Ar %aTâ yanıldı. . damga ~ Mıs xtm a. ayrıcalık. 2. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa.a. hicap). yazdı (= Aram #%TT kazıma.] düşünce. elit" has hassas hisseden.] çizgi. Karş. ezberleme. sığınılan yer. seçkin kimse. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd. akıl. a. Ar Hişmat (utanma. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa.] özel olan şey. kapatma. f. bloke etti. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. sınırladı. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. %uTür] aklına geldi. içerdi hasret [Aş. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa.] etrafını çitle çevirme. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a.] yanılgı. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. mühürleme.] geri dönülecek yer.* Arapça #Hşm (utanma.] 1. ciddi ve tehlikeli idi). sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma.

Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. ~ Ar %awf [#^wf msd. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. zevce . topladı.] etraf. Uy viii] xatun/katun kraliçe. elçi. -ni Sogdca dişil ekidir. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü.] içeren < Ar Hawâ .] akılda kalan şey. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. Beiträge 1910. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz. [passim. havas seçkinler. havale [Aş xiv] yöneltme.] özel olanlar.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir.] olaylar. f.a. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı. Türkçe sözcük 13. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa.] çizimci" hat [Or. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. hav1 havlu havı. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. MÖ 3. a. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu. xiii] yasal eş. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ.] aktarma. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. transfer.

havuz. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. tatmak) + Fa yâr seven. ~ Fa %âya i yumurta.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. kaygı. 2. tuttu. varlık. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. mide " [MŞ xiv] hevic . hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme.] utanma.a. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. sahip oldu hay ünl [Kut. cemiyet). İt caviale.a. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. 2. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. DK xi] ilgi. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. mülk. İng caviar (a. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. birlikte olma. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir.).] 1. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. dilek. cehennem < Ar hawâ düştü. [Men xvii] hevc vulg.] imgelem. dipsiz kuyu. zihinsel görüntü.] cemaat. testis. dost * Kökeni çok tartışılmıştır.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. Aram %ibru (aşiret). Akad %uburu (cemaat. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. havsala husul havuç hawic a. Karş. içtima < İbr #%br bir * Karş. a.

ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. Rom haiduc. yaşama < Ar Hayya canlı idi. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. korudu. avlu < Ar Halt çevre duvarı.hayalet hayalet. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men.] duvarlar. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. seçkin. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd.istemek. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. akıncı * Karş. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). fantom " hayal hayat1 [Aş. en iyi. çit < Ar HâTa [msd. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. [LO xix] ayld/hayit .] < Mac hajdú başıbozuk piyade. Yus xiv] canlı olma. alevilerin giydiği kızıl başlık.] 1. Sırp/Arn hajduk. [ xviii] eşkiya. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. vitex agnus-castus. başıbozuk). savundu. Bul haidut (eşkiya. parasız (argo). dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus.] * "Yaşam süresi. ~ Mac hajdúk [çoğ. Peç xvii] Macar piyade askeri. %w^âh. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi. iyilik. tercih etti hayırhah %wâstan. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. 2. dervişlerin giydiği kolsuz yelek. [İAr 193+] habeden bedavadan. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ.

ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. süvari takımı. a.] sindirim hazeran cins kamış. canavar < Ar Hayya yaşadı. hayvan [Aş.) < Tü hayla. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum. [Aş.] şaşırma. 2. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom.bağırmak. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. yaşama. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. her çeşit canlı varlık.] şaşma.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. umursamaz aldırmak.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. 2. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet.a.] konum.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. eşkiya. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ.] pay. canlı olma. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a. yurtsuz & Alm heimat yurt. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd. vatan + Alm -los -siz. zenginlik. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. Yus. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh.] hayır işleri.

Anlam gelişmesi için karş. prezans. kasa) 'dan etkilenmiştir.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. Yus xiv] mevcudiyet. a. melez. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. 2. soysuz. hazret [Aş. "kanın yerde kalması". mezarlık < Ar HaZara [msd.] 1. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. 2. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. hadf] hedefledi.] toz. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma.] 1. nezd. f. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. ~ Ar hadaf [#hdf msd. depo.] hazır olan. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür.] 1.] a. depo. saklama yeri < Ar gazana sakladı. boşa gitti . kasa. gerek Lane. tempoyla manzume okuma. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. 2. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması. yan. huzur. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. Oysa gerek Tacül Arus. 2. hazine " hazine [ xiv] [Aş.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd.] 1. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut.

hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd.] titreme. lider. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. hektar Lat centum : kantar. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. ~ HAvr *s(w)eks. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. tenha bir yere çekildi. ~ Fr héxa. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+. tenha idi. sarsıldı [Yus. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. tabip ~ Aram %aklm a. a. 2. a. İt sei.) helal [Kut. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. keyif~ HAvr *swâd-onâ. a. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. filozof. bilge. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. Alm sechs. santim1. yürüme = Akad alâku a.aramak.tatlı. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. boşluk. İng six. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. Gal chwech. a.a. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma.] hikmet sahibi.] yola çıkmadan kesilen kurban. hoş).a. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. Aynı kökten Lat centum (yüz). uğurluk. santi+. boş yer.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. Lat suavis (tatlı. Fr six. a.] izinli olan. ~ HAvr *dekm-tom.] tükenme. hoş * Aynı kökten İng sweet. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. tahakküm < EYun (h)egemön önder. bitme. helezon şeklinde olmak . tenha < Ar %alâ boş idi. yol armağanı. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. vakum. Fa şaş (altı). a. hekt(o)+ (h)ekatón a./ İng hexa.< HAvr *swâd.

aynı anda. beraber. N. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). Lat simul. Ger *sama-.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. beraber. aynı).a. aynı ~ HAvr *sem-1 bir. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. İng same./ İng haem(o).kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. güney). a. Sans súvar > súrya. Sans sam(a).bir. beraber. beraber.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+. simültane.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı.kan ~ HAvr *sai-mn.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. İng. Frankland.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). dahi (edat). aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. hem [Kut.(bir. beraber. İng south (güneş yanı. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. fil(o)+ . şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a). İng sun (güneş). tatlılık = İbr #%lh a. vakit geçmeden & Fa ham bir. bir. mucit. Ave hvars-. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. Fr. Lockyer ve E. t.a. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem.a. t. • Aynı kökten Lat söl. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem.

[ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < . t. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd. pek. 2. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. hep. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. düzlem " hem. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. < Alm haematoglobulin # H.kan + Lat globus küre. a.a. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. kardeş. t. [DK xiv] hep bütün. & EYun (h)aíma. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.a.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís.] ~ Fa hangâma toplantı.a. süttaş. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem. t. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş.karaciğer ~ HAvr *yekwr.a. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. t. beraber + Fa zamîn taban. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. kalabalık. Alm. yuvar " hem(o)+. F.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi.a.kan + EYun rhâge püskürme. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey. I. Hoppe-Seyler. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. ayakdaş. kan akıtan & EYun (h)aíma.kanayan. yer. -d.

a. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. Yun. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. Aş. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd. DK xiv] arkadaş. a. saydı (= Aram #%şb sayma. yoldaş. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. Yus.a. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. kimse (= Ave kas.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). bütün. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. t.a.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen".] sanatkâr. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. [Aş. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. < öz Heinrich R. olarak görme ) . a. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş.her haurva. MantT xiv] harz münasebetsiz. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot.a. zona hastalığı. bir yerde durmayan.a.) [Yus. a. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. a. a. . herkes kas birisi. batıl / İng hermetic a.. DK xiv] ~ Fa har tüm. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. beyhude. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a.

mezhep " heter(o)+. görünüş. 2. tahta.] telaş. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka./ İng heter(o). felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. 2. salkım < Fa âwl%tan. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. yol torbası. ~ Ar hawas [#hws msd.asılı olma. f. kurul. doktrin.başka.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. fantezi. abide. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık. hammadde. heyula [Mercimek. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. 2. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. dogma heterojen heter(o)+. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. suret.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd.] 1.] heybe çanta. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. kompozisyon. ayrı + EYun dóksa görüş. ağaç. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. âwîz. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). parçalardan oluşmuş bütün. farklı.] 1. cinnet. biçim. ayrı. delilik. materia . organizma. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı.

] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi. sc.] yol gösterme. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a.] yergi. f. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan.a. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. bağış.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. hüner. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu.] göçme. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. metil hezarfen bin + Ar fann beceri. hiç bir [Aş xiv] perde.] perde. ~ Lat hybrida a.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. hicri.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. muhacir. [Men xvii] utanma. satir. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. cabdu-l-wahhab). Vehip (wahıb). kılavuz olma. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd. gizledi. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak.Ar Hicâb [#Hcb msd.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. ayrılma. terketti. kadın örtüsü. küstahlık. hediye < Ar wahaba bahşetti. hicran.] ihsan.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. muhaceret. kılavuz oldu . cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat).a. utangaçlık . alay.

a. 2. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . ^ 1787 Lavoisier. Hit watar. water (su). Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. su kaynağı. +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a.] ~ Fa xidew hükümdar. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd.su ~ HAvr *ud-ör. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. a. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. (h)ydr. Lat unda (deniz. dalga). fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. < HAvr *wed-1 sulu.hiddet keskinlik.E Yun (h)ydör. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". Rus voda (su). Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . Fr. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1.a. padişah.

İbr/Aram #%lp (değişme. hırka " hal3 hile [Kut. yaradılış. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü. parlama = Akad ellu a. = İbr %ikmah a. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. hikâye etti.nem.] görüntü. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır.< HAvr *wegw. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. hikâye [Aş.] yeni ay. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. DK. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a.] halifelik < hilal [Aş. < İbr/Aram #%km bilme. sakınma. Yus xiv] #hll ışıma. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma.] koruma.] zıtlık. değiştirme). sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. saklama. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut.a. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. a. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. 2. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd.) hılat [Kut.] anlatı < Ar Hakâ anlattı.] bilgi. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. . Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. a. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. yaratılış. Yus.] 1.

OFa hen (1. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir. Hindistan'a ait ~ EFa hind.a. Hint [Yus.dikiş < HAvr *syü.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma. geniz temizleme. arka + Alm land ülke. haydut. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. İng/Fr endive.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır. ~ HAvr *syu-men. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı.] ilgi. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16.) biçimleri Latinceden alınmıştır.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . ~ ? * Karş. 2. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. şeytan). hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri. düşman.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd.a. hindiba yenen bir bitki. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi. EYun éntybon (a. talancı. Pencap ~ Sans sindhu nehir.a. Alm endivien (a.

tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. yy Perge’li Apollonios. Yun.üst. atrofi hipnotize hipodermik 1. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops.a. alttan). Sans upa. opt-göz " hiper+. Fr sous. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. aşağı.yetişmek. trof. -ive aşırı aktif" hiper+. alt. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. opt-göz " hiper+. ~ Fr/İng hipp(o).hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. İng up.alçak. yetiştirmek. +metre. & EYun (h)yper. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a.a. +metre. hipopotam. ^MÖ 2. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat). beslemek. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. çipura.a.+ EYun trefö. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo.a. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . bol-atmak " hiper+.a. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. hipodrom. yüksek + EYun bâllö. yüksek. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. optik hipertansiyon " hiper+.(alt. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. büyütmek " hiper+. az. optik hipertansiyon " hiper+. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif.

the. alt + EYun teinö. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. alt + EYun tithemi. hypothet. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan".a. zemin & EYun (h)ypo aşağı.germek " hip(o)+1.germek " hip(o)+1.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. ton.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. a. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel.koymak " hip(o)+1. a.koymak " hip(o)+1. yemek artığı. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı. the. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. zemin & EYun (h)ypo aşağı. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. alt + EYun tithemi. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey.a. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. kırıntı-döküntü " hurda1 . tehdit ve kavga sesi. alt + EYun fysis kabartı. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". alt + EYun teinö. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. hypothet. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. şişme " hip(o)+1. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. ton.

2. DK. hışım/hışma. %ınldı gırtlak sesi. yağla kutsanmış) karşılığıdır.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd.a.a. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd. uğursuz" [Yus. Gül xiv] xıSm yakın kimse. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. mesih. DK xiv] %n*suz * Karş. Yus. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd. Bak. (= Ave aeşma.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. KıpGul. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır. hırt his/hissHassa duydu. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı.] 1. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan.] pay < Ar . Men xv] pırıldamak.a. rakip.< HAvr *ghrei. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. akraba ~? Ar %aSm hasım.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş.xv). ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük. hırıl gürültü onom " hır [DK. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş.] etrafı çevrili yer. köpek sesi. uğurlu . TTü xırh (hayırlı.

Fa xîz sıçrama. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd.durmak . & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. hücum.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma.] nutuk. vurma.a.HAvr *si-stâ.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). stâ.a. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+. a. dini mertebeler. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık./ İng hyster(o). hücum. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. 2.kesip çıkarmak " hister(o)+. ektom. şiddet./ İng hier(o). " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o). sükse. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö. ek+.a. 2.] sonuç.a. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. renklendirme. yönetmek " hiyer(o)+. aziz + EYun ar%ö baş olmak.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. sıçramak .doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. 2. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. hamle < Fa %âstan. hiddet. KT xix] xız hamle. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1.< HAvr *stâ.hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o).] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. emir-komuta zinciri. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. parlak başarı. cucumis sativus ~ Fr hiér(o). övme. vuruş. alacalı yapma.kutsal. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. kıvamlı. ruhban sınıfı. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı. ^. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. aileye damat olma = Akad %atânu damat.kalkmak. sürat . medhetme ) hıyanet etme. mukavim < EYun (h)istemi. venter (karın).

^z. hızmet [Aş. EFa huva. " solo.] parti. a. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi.görmek)" hodbehod. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya.) hizmet Xidmet vulg. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik.kendi) < HAvr *s(w)e. [DK xv] xi8metkâr . taşralı. be+ * Karş. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. hobi at.a. a. koca. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. evin büyüğü. bölük. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd.(kendi). hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus. mal sahibi * Karş. Sans svá. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger .] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür.* "Sürat" anlamı 20. yy'da egemen olmuştur. ulu ve saygıdeğer kimse. kaba. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. Env xiv] %idmet. ağa. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. bre ~? [LO xix] köylü. Sogd %\vet.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. bin.

mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. Afr. bütün. beraber. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. Macar-İng. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir.a. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve.< HAvr *sem-1 bir. eksiksiz. salüs (sağlık). HAvr *sols. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts.* Aynı kökten İng hook. akraba " hom(o)+. bütün). kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. G. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. beraber. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. homin. ~ HAvr *sol. bütün ~ EYun (h)ólos a.bir. sağlam. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o).insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. İsv. fizikçi" hol(o)+.tam. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). tepe ~ Nor holmr a. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân.tüm. İng/Alm all (tüm. Alm haken (çengel). kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. salon. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. a.

tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak.a.homolog [ML xx/c] . züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. örüş (yükselme). xorös] dans. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. Yus xiv] %or hakir.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. aşağı. horul onom [AMithat 1875] şımarık. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. çevirisinde & EYun (h)omós aynı. avlu. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. çıkmak. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. Tü öri/örki (yüksek .a.viii+ Uy). etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). sefil ~ OFa xwâr a. [Men ] ~ Fa %wur hakir. 3. onom [LO ] %or bol akan su sesi. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. # 1892 Krafft-Ebing. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. dans alanı. İng. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. dalga < Tü ör-1 yükselmek. oyun. belirmek * Karş.a. . gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod.] [Aş. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. [DK xv] şorlamak aşağılamak. "Psychopathia Sexualis"in İng. 2. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. " hom(o)+. dağ doruğu. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. oyun yeri. a.

yaban domuzu dişi. horul onom [LO ] horla.a. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı. merhem hoşnut [Aş. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür. özellikle hayvan burnu. çağ (~ HAvr *yer. < Ave %şnâvaya. hoşuna gitmek ) hoşaf su. güzel. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu. a. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. Aş xi] (= Ave xşmı.a.)" hoş. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. devre. gaga. krema (~ Ar malham a.bağırmak. çağırmak. şerbet" hoş. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun.a.yabancı. seyretmek " +skop horoz %raos. data .horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman. hospit. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a.hoşnut olmak. ~ OFa xrös a. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi. Yus xiv] %şnüta a. 2.uyurken boğazdan kalın ses etmek.) + EYun skopeö gözetlemek. konuk ağırlayan ~ Lat hospes.

taşra. bilme. devlet sahibi" hüküm. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. " hodbehod * Karş. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. özet. [DK xv] %oryâd köylü. Karş. hekim. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. kodaman. karar. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. Güçlendirme.] öz. kanun < Ar Hakama yargıladı. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. Sogd %\vataw. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır.] yargı. "2. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. emir. Hwar xwadew (hükümdar). a. hükümdar sahip olan. Bak. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) .hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . sürmek < Fa raftan. kurtuldu. hıdiv. hükmetti. [İdr xiv] . reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. "3. Ave hvadata (tanrı).Ar Hucrat [#Hcr msd.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş.] yönetim. .] oda < Ar Hacara kapattı. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. rân. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1. hatun. raw.götürmek. hükümdar.gitmek ) " hüküm.

kara sevda. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. kondu. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse.a. a.a. marifet. şair < Lat humanus insani < Lat homo. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . & EYun mélas. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya.a. giysi. varma. durma. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. espri. 2. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. dürüstlük.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . mizah ~ Lat (h)umor 1. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra.a.< HAvr *dhghem. yetişme. 2. 2.kutlu. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. baht. özellikle neşeli ruh hali. homin.er. çömlek (= Ave %umba.) humor [ xx/a] hümur.] 1. 2. ruh hali. mübarek. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd."toprağa ait". durdu. -n.a. İt.] 1.HAvr *(dh)ghom-o. hülya [Men xvii] malihulya . genel anlamda ateş. insancıl ~ İt umanista a. sıcak oldu (= Aram #xmm a. 2.) + EFa hnar. temizlik. sıvı.] 1.a. = Akad ememu a. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi. adil. erdem ~ EFa hünara. 2. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp.a.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd. konma. nem.a. 2. özellikle cennette giyilecek bir giysi. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1.

Ar Hawar (akçaağaç).huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. Aş. har1. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. salınma. f. maHar (sedef). dokunulmazlık. ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . Fa xunkar ^^ dökücü). hurma . sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı.OFa %örmag a. kırıntı + Fa %âş yonga.] hürmet [Kut. akıtmak ~ HAvr *gheu. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri.a. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir.] hermafrodit.a. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. Hawwarat (kireç taşı. ibriğin ağız kısmı. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . [ xiv] a. salınmış.] boş inanç. ~ Fa xurmâ yemiş.a. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma. Karş. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. a. serbest. huni < EYun %eö dökmek. a. Türkçe sözcüğün 15. yüksek makam " hüda * Karş. hurafe < Ar %arafa bunadı. kırıntı ~ OFa xwurdag a. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. hile < Ar %adaca sakladı. Aş xi] kutsallık. tebeşir).

üredi. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın.).] ayrı olma.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . oluşma. ayırıcı özellik. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu.] kayıp.] düşmanlık.a. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti.] tevazu. özel durum < Ar %aSSa ayırdı. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. yy ikinci yarısında türemiştir. kabul hüsnüniyet hüsn. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. hutbe [DKxiv] söylev. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. Alıntı yönü açık değildir. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. üreme. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd.] çıkış. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt . çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. hasar. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan. betula * Karş.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20. oluştu. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. Moğ kusu (a. özel şey.] formel konuşma.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı).] olma. ayırdetti. ayrıcalık.

bir yerde bulundu. rahat. nelik. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı. şimdi ve burada olma. tıngırtı . huy. gümbürtü. huzme Hazama [msd.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd. mevcudiyet. 2. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd.a. 2. asayiş < Ar HaDara 1. hazır olma. hazır bulundu.] 1.] kimlik. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet.

. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama.] kulluk. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. söyleyiş. [TS xv. ibibik. [ xx/b] sevimli budala.] yaşatma. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. tapma < Ar cabada hizmet etti. mabet. ibadet etti.] kullar < Ar cabd kul.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. [Bahş xv] ibik a. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade. 2.a. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı.] 1. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. ifade.iade iane avane iaşe temin etme. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. ibadullah. c^abdu-llah (Allahın kulu). birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle).] yardım. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu.a.

~ Ar Icâr [#'cr IV msd.] gerek.] kiralama. borcunu ibret [Kut.] ulaştırma. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. Tü [Uyviii+]iç-a. tac^abîr (rüya yorumlama). iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. zorunluluk.] aklama.] cevap verme. rez. örnek. < Ave *reş. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek.] iğne. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd.a. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". dökmek " ab.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir.] yaratma.a. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. a. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. ~ Ave *upa-reşma a. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul.bükmek. iblis [Aş. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. ders. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. açıklama). zenne.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. var etme. erdirme. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez.akıtmak.a. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd. Karş.] öğüt. Karş. c^ibarat (ifade. .

içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or. geçmesi için yol verme. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç.] " içtinap geçme. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. dışından dolaşma.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd.a. . İng.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç. çevirmen. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd.] bütünleme. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd. [ 194+] içer-içine almak.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger.içinde olmak.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.] geçit verme. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.] cereyan ettirme. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a. ~ Ar icmal [#cml IV msd. ~ Ar icra' [#cry IV msd.] bir araya toplama. tabi olmak.] < Ar ictimâc [#cmc nsb.

düşünce" anlamını kazanmıştır. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. t. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. sayılı günler.a.a. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. kavram.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. Fr. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. düşünür 2. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. id. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. düşünsel. biçim < EYun eidö. düşünce ~ Lat idea a. minyatür resim < EYun eîdos şekil.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. sembol & EYun eîdos şekil.yazı " ide. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç.< HAvr *s(w)e. . bir şeyin zihinsel modeline uygun.] tablocuk. a. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. Lat vîdere (görmek).] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir.] döndürme. görüntü + EYun grámma.] dava etme. avam. düşüncede varolan 2. belirli bir süre. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. kavram. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü). 2. çevirme.

a. bir şeyin en dip noktası. çaba.] 1. düzelme. varma. ayrıştırma. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd.] iyi duruma gelme. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd.] 1. [Men xvii] egzersiz. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. kabarmak * Karş. beyan.] makul olan sınırı aşma. kese. torba. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil. abartma < Ar faraTa öncü idi. erme.a.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. metelik ~ Lat follis 1. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. rahata erme. kavrama.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. ifrazat [IVmsd. ayırma. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim. 2. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. < Ar darak ulaşım.] açığa vurma " faş . pul. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. huzur. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). salgılama < Ar faraza a. kurtulma < Ar falâH refah. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. 2.] salgı. (özellikle mahkemede) tanıklık. 2. fayda. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. ifrağ ifrat [ xiv] azma. anlama.] a.] utangaçlık.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd.] ulaşma. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. yararlılık.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. en dibine inme.idman [TS* xv] gayret. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd.

baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü .yakalamak. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a. kötü yola girdi. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.] övünme. ~ HAvr *ne-gnö-rö.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. * Orta Amerika yerli dillerinden. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.] oruç açma. ġayy] kandı. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd. a. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a.< HAvr *gnö.] kandırma. ehli hayvan veya hizmetçi.(a.hayvan veya köle beslemek.a. firyat] uydurdu.a.a.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd.). Moğ cigir-/cigsi.

vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd. flama " flama * Karş.] hak kılma. kurtuluş. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir.] haber verme. samimiyet.] kendi haline bırakma. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu. Yeni Yunanca kelime.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. yasaklama. . ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. alev.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. yy'dan önce rastlanmamıştır. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. EYun filúra (ıhlamur).ihale birine devretme. dar uzun bayrak.] meydana getirme. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd.] havale etme. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd.] doğru yola gelme. 2.] 1. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç. ihlas 2.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. kurtarma. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd.] 1. hacca ilişkin yasaklara uyma. 2. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd. karşılıksız hediye verme.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd.] güzellik yapma.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd.

2. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. tolere etme.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. 2. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası.] icat etme.] seçme " ihtiyar1 .] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. zıtlık. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. olasılık olarak tanıma. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd.] 1.] önemseme.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş. taşıma. DK. ihtisas olma. seçme yeteneği. tercih etme. uyumsuzluk. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd. hicap duyma). bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. piyasada tekelleşme. Gül xiv] seçme. özellik kazanma. yerine geçti" halef ihtilal fesat. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi.] tahammül etme. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. seçme.] 1. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd.] < Ar Haşam maiyet. hizmetçiler " haşmet * Karş. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd.] kapsama.] karışıklık. Ar iHtişam (utangaç olma.] istifçilik yapma.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd.

Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. kondurma. uyarma. [KT xix] koyma. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. iklim [Kut.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom.] huzura getirme.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. konaklama " kamet [ xix] konma. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. a. oturma. kurma. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. dikme.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir. yy'da ayrışmıştır.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. coğrafi bölge ~ EYun klíma. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. t. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd. yaqaZ] uyanık idi. 2. iskân etme. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. ayağa kaldırma.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. konma. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. 2.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. a.] uyandırma. eğim.] 1.1. ortaya koyma . güneş .

] kararlaştırma. zorla yaptırma. ikram [Yus xiv] gösterme.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. tasvir ~ HAvr *weik-on. tiksinme .] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd.] tasarruf etme. .Ar ikrah [#krh IV msd. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd. konfirme etme < Ar qarra durdu. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd.ışınlarının eğimi.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. benimseme. onurlandırma. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. yerleşti. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. iğrenme. benzer olmak ikona EYun eikön resim. kendine maletme < Ar qabasa [msd.] ödünç alma. nefret etme.] kesip ayırma.< HAvr *weik-3 benzemek. süzmek ikta verme. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd. 2. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd.] kani kılma. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. gösterge ~ EYun eikön resim. görüntü. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo.] bütünleme.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1.

xiv Kıp). Aş xi] ~ Ar ilâ .] duyurma. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!.(1. yaklaşmak.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. ileri " +ri . artırma.a. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. vilayet ~Tüil[viii+Uy. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. çıkışmak. bile (zarf). kavga etmek .] yükseltme. ileriye < Tü il ön. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. Tü iletiş. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. ilişmek. [Uy viii+] bile/birle ile. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. 2. [CepK 1935] bir idari birim. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd. xiv TS] ülke. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. memleket. beraber (bağlaç).kınamak. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor.] zorunlu olma. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. Karş. beddua etmek ilişmek. değmek. [Men xvii] makamla okunan dini şiir .] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. el3.. ayıplamak.] ilaç. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a.

tüketti.bitişmek. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. tutunmak " ilim/ilm[Kut. DK xiii] ılgar akın. kavga etmek . sevketmek.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét.ılımak. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd. ekleme ilham [Yus. yutma. bitişmek. ısınmak < Tü ılığ ılık. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş. ilişmek. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. vardırmak < Tü il.] 1. [Uy. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. 2. ılgın yılğun ılgın ağacı. ulama. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. anladı. yiyip bitirme. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. çapul. doludizgin atlılarca yapılan saldırı. tamarisk ilginç ilgi. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı. yaklaşmak. özellikle teorik bilgi.göndermek. esin < Ar lahima [msd. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır.xiv Kıp). ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. tutamak < Tü il-ilişmek. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il.seçilmek. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. a. müfreze Moğ ılgara.(1. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. [ xi] bağ. bilim < Ar calama bildi. lahm] yuttu. bağlı olma.] boş ve geçersiz kılma.] bilgi. Tü iletiş. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik.] katma. 2.varmak. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd.

ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. 2. temas [CepK 1935] müteallik. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. güncel durum " ilim. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. düğüm < Tü il. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. asılmak. takılmak. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman.[viii+ Uy. bitişmek. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme".. münasebet.ekiyle.ilişmek. temas eden [Orviii] ilki a. dokunmak. takılmak. haber . ileri" YT [CepK 1935] unsur.a. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. -man ekinin işlevi açık değildir. xi] 1. saldırmak. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim.] kusur. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka.ilişmek. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. takılmak " iliş< Tü il.

+ Lat ludere. ~ HAvr *sim. işaret. suret. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel .] işaretle anlatma. lumin. lams] dokundu. eğildi. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. başvuru. oyun oynamak. damga * 16. 2. mülkiyet işareti.a.< HAvr *aim. işe koşma. yapışma. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. gerektirme. elledi iltizam benimseme. ışıtmak.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme.+ Lat lustrare aydınlatmak. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. dilekçe < Ar lamasa [msd.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd. kayırma.] 1.] işletme. illus.] katılma. aydınlatmak. aldatmak & Lat in. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. 2.ışık " in+1. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim.< HAvr *leid. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev. zorunlu olma. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. ilgilenme.] yanma. görüntü ~ Lat imago.] dikkat ve ilgi gösterme. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. a.alay etmek. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. imagin.kopya. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere.

] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. önderlik.] canlandırma. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. öncelik.+ İt battere " in+1. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. imame imame [ xiv] sarık.] el uzatma. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. suret" imaj . mamur ve bayındır kılma. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür.imam [Aş. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. imamlık. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. 2. büyük yapı. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. vardı. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. şenlendirme.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd.kopya. batarya imbik ağızlı kadeh. çırpınmak & Lat in. [ xx/b] imik/ümük gırtlak.< HAvr *aim. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. önder. remiz.] 1. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. amm] gitti. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. önden gitti Ar #'mm1 (ümm. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd.] bayındırlık eseri. bıngıldak. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer.

imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd.değil + Lat münus kamu hizmeti. oruç tutma < Ar masaka [msd.] doğru yazım ~ Aram msle 1. potansiyel.] imsak tutma. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı.] güç.] tutma. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . 2. tanrıça. çok < Tü amra-/emre. [DK xiv] imren-özenmek. Fr empereur. Karş. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd. serdar. İng emperor. İt imperatore. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. Karş. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. güzel bir şeyi reddetme.Lat imperator ordu kumandanı. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. çariçe. dolu. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in. tutum. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı .+ Lat parare tedarik etmek. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. [ 199+] cursor < Tü imle. imece " in+2.sevmek. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. komuta etmek & Lat in. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2.

iç.a. oyuk.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. Lat inter/intra.aşağı doğru hareket etmek. Tü inan. Fa andar/dar (iç. içeri girme. Ör: empire > ampir. in[mek én-/*yin. Bunlar Türkçede an-/am. Karş.biçimi görülür.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. içeri). Belki Ar icmân etkisiyle. düşmek. içeri). in1 Tü Tü [ viii] in. imza etme " ~ Lat in içte olma. itimat < Tü ınan. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. güven) inanç Tü [Uy. mutemet. azalmak. • Aynı kökten EYun en-. EYun entós. çukur. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em. +inç .güvenmek.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı.olarak yazılırken.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. içe yönelme * Fransızcaya 16.] nimet sunma. içeride. içeri. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . hakikat. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1.] bitirme.HAvr *n. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik.a. [Kıp xiv] güvenme. in-rationalis > irrationalis. Fr entre. Alm unter (bir şeyin içi. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. doğruluk. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse." inan- * Tü *ına. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. İng in.isim). yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. iniş. Alm in/ein (iç. 2. in2 2. sığınmak. impérial > emperyal. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. mutemet < Tü *ına.şeklinde alınmıştır. énteron (iç . Lat intrare (içeri girmek). sarkmak. iki şeyin arası).

ETü yini (uzuv. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. -e göre. [Aş.] inat etme. cevap verme.inmek. azalış. 2. küçük düşürülmek . incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. anlam ifade etti.azalmak. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. 2. iyi haberci. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. . SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. gücenmek incir .] iyiliğini düşünme.inat [Neş. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. inci [Or viii] yinçü a. [msd. taraf. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. paça. Ar tedkik (1. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. a. 2. inceltmek. incin[mek <Tü kırılmak. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı.a. [DK xiv] incin< Tü yinçe. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. yufka in. İng evangel. c^any] kasdetti.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. a. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. genleşme < Ar basaTa yaydı. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. müjdeci. hastaya bakma < Ar cana 1. 2. küçülmek. nezd. azalmak " in< Tü *yinç iniş. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. [msd. daralma. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. zayıf.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. Yini > yincik bağlantısı. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. oyuk. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. özellikle hayvan bacağı). ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. dikkat ve ihtimam etme. delik.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim.

bireysel).] 1. sokma. birey. atom.] patlama. fesh olunma " fesih infisal bölünme. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. ~ Lat individuus bölünmez olan. . felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. a. çivit ~ Lat indicus a. fırlama.a. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. (EYun páthos karşılığı). " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. ~ EYun indikós a. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge.] yalnızlaşma. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd.] birinin görüşüne göre.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd.] saplama. 2. < Indos Hint ~ EFa hinda. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. döviz * Karş. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a.ekinin işlevi açık değildir.a.] püskürme.] ayrılma. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme. indi sübjektif. divis. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır.bölmek " in+2. İng individual (1. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. 2.a. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd.a.

~ Ar inhidam [#hdm VII msd. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma.infra+/enfraHAvr *ndher.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. tükenme < Ar qaraDa [msd. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı.] sonuca vardırma. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. başlatılmış. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd. 5.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. yaratma. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd.] açılma. < Lat novus yeni < HAvr *newo.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd. nakr/nukür] bilmedi.aşağı ~ Fr/İng infra. 2.] aşınma. iyon inkâr [Aş.] altüst olma. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak.] yalanlama. qarD] 1. kenarından kırptı. " in+1. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. yadsıma < Ar nakira [msd. yad ) inkılap tersine dönme. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. paslandı. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. kemirdi.a. neo+ inşa çıkarma.] ~ Fr initiative girişim. yol almak " in+1. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. tanımadı (= Akad nakru yabancı. önayak olmak ~ Lat initiare a.alt. it. ortaya . a. 2.a.gitmek.] çıkarma.+ Lat novare a.a.

] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir. Lat intrare. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma.] sürüklenme.a. Akad eneşu (güçsüz olma. inşallah [Aş. a. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd. istesin + Ar allâh " şey.a. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. énteron (iç organlar.) biçimini alır. EYun entos (iç). intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. Fr entrer (içeri girmek).] uyanık olma .a.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a.a. iz edinme. = İbr 'enüş a. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. = Akad nişu halk. bağırsak). segman. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. evcilleşme) = İbr #'nş. internet < İng intercomputer network " inter+. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd. " in+1 * Fr entre (a. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir.] ılımlılık. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma.iç < HAvr *en. Aram #nş.+ Lat secari kesmek.] akışkanlık.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. Aynı kökten Fa andar/dar (iç). çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd.

] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd.] seçme.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd. ~ Ar inzal [#nzl IV msd. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.intibak uyma. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma.] intizam olma. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. üreme.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. [ xix] yayımlanma . üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd.] köşeye çekilme.] örtüşme.a. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik . disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip.] 1. CodC xiii] yipek a. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd.Ar intişâr [#nşr VIII msd. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma.] kendini öldürme < Ar naHara [msd.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. indirme. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma. seçim < Ar na%aba [msd. 2.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . naqam] öç aldı. öç < Ar naqama [msd. iplik [İMüh. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. zaptedilme.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd. inzal akıtma. yayılma. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd.

gökkuşağı" iris . ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa.uyku ~ HAvr *sup-no.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. özellikle pratik bilgi.olmak. öğrendi. 2. özellikle < Tü ér.koymak " hip(o)+1.] temel. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. -t. tanıdı.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. rawd] av peşinde dolaştı.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. gelir < Ar warada vardı. < Tü ıra-/yıra. tabip < EYun (h)ypnos. gelir getirme.] isteme. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. bir konuyu gündeme getirme.] 1. ortaya atılan şey.ekiyle. İng. İng. # 1847 Dr.[xi] sallamak. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. irid.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.< HAvr *swep. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük.a.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. amele. alt + EYun tithemi. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak.] bilgi. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd. the. James Braid.* -lik ekinin işlevi açık değildir. getirme.

Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. birikmek. Tü [Kaş. * Güney Nijerya yerli dillerinden. prim . biriktirmek * 20. bitkilerde kök.1.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye.toplamak. empt. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. birik-. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır.a.toplanmak.çürümek.] 1. köken. 2.almak " in+2.a.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. Karş. ırmak). asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. ikiyüzlülük etme. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. alaylı anlatım / İng irony a. gözün renkli kısmı. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. ırmak <Tü [Kıp. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. re+.geri + Lat emere. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.kavis. 2. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. gözün renkli kısmı. gökkuşağı renklerinde olan her şey.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü. süsen bitkisi ~ EYun íris. Karş. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. xiv-xix passim xi] irkil. 2. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. a. gökkuşağı. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. irid. EYun (h)ríza (kök).almak ~ HAvr *em.

ölme < Ar raHala göçtü.] şeref. duman lekesi .] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd. f. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. ayak. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd. 2. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor.] < Ar racaca geri döndü. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20. is Tü [ xi] ış is. 2.] 1. irsaliye irsal [IVmsd. şiirde vezin birimi.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır.] miras < Ar wari6a varis idi. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. Karş.] doğaçlama şiir okuma. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. unredeemed.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd.] 1.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. İng redeem.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden.] yüksekte olma. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. 2. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. itibar. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı. kullanışlılık. a. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma.

yanmak. saptama. işten alıkoyma. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık.] akıtma " sel işaret [Kut. alamet.] 1. eda eden " iş. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd.a. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. böyle verilen sinyal. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık. rahatlatma.) . oyalama.iş isabet Tü [Orviii] ış a. = Akad şumu a. ishal akışkan kılma. Tü çişe. göz kırparak onay verme.] sabitleştirme. [MŞ xiv] issilik sıcaklık.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir. hararet < Tü isi. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme.] ad (= < Tü yışı. parlamak. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd. [Uy viii+] isiğ sıcaklık. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd. Yışı.] sinyal verme. 2. yaşı.biçiminin. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd. gevşetme.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir.idrar etmek " çiş * ç. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd.yanmak. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. Aş xi] nişan.] yerini bulma. sıtma.a.a." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a.] bir işle uğraştırma. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma.

EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. isim. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. esma. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi. İng scalpel (cerrah bıçağı). müsemma." Tü [ viii] éşid-/éşit.a. Fr escaume/escarme (ıskarmoz).a. esami. [ xi] ısırğan çok ısıran. bismillah. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. İt scalmo. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır.] oturtma. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. elenmiş. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak.ısınmak. kart2 .a. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. a. urtica < Tü ısır.a. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım.

alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic. & EYun aleksö defetmek. belirsizlik. t. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a.a. ~ EYun skeletón 1. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". şikan. • İ.) sözcüğünden adapte edilmiştir. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. kompüter Karş. müşkilat < Ar şakl2 [msd.a.] engel.a.a.a. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a. andr. merdiven. sken.a. [LO. oturak skamní tabure.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. bükmek. a. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. tutmak + EYun (h)aíma. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş.a. ciltçi presi < Fa şikastan. kovmak. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. iskelet < EYun skellö kurumak. & EYun is%ö durdurmak. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın. mide ~ OFa aşkamb a. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. adam.a. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim.kırmak. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak. tırmanmak ~ HAvr *skand. a.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş.a. işkence. kuruyup büzüşmüş şey. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir.] karışık ve muğlak şeyler. KT 187+] işkil şüphe.basmak. İng discount (iskonto) < İt discontare. mumya. savmak + EYun aner. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+.erkek. eziyet etmek ~ OFa şkastan. Z. ezmek. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. . 2.a. anlaşılmazlık.

] 1.] leke ve günahtan korunmuşluk. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. 2.OFa âbespurdan. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. < OFa oşmürdan. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek. ot ıspanak sebze. şumurdan (saymak).a. sanmak.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a.(güvenceye almak. Env xiv] ısmarla.a.. günahsızlık < Ar caSama koruma. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. âbespâr. su katmak * Karş. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. simge. [Men xvii] zencefil. oşmâr. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). sağaltma. alamet ~? OFa *nişmâr a. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki.saymak. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. [DK.a. saflık.a. özellikle hayvana su vermek) < usu (su). teslim olma. sakınma.tevdi etmek. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. .a. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme.] düzeltme. Moğ usula. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd.(sulamak. anlamak. a.

tür. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır. * Aynı kökten İng finch (a. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. baharatçı < İt spezie baharat.a. ticari eşya çeşidi. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. # 1854. ~ EYun spyris. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. görünüm.).] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. a. biçim. gözlemek).a. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. ~ Ger *spehön gözetleyen. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. ~ HAvr *(s)ping. Karş. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek.a. spyrida. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç.a. çeşit.a. eczacı ~ İt speziale attar.a. EYun skopeo (bakmak. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. 2.a. şifalı ot ~ Lat species 1. * İşportacı "sepetçi. . -d.a.a. 3.a. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a. incelemek). seyretmek ~ HAvr *spek.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. sképtomai (gözden geçirmek.a.

İng stick. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş.a.a. HAvr stöu. HAvr sts-n(â).] azıtma. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. eis Ámison > Samsun vb. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü.(durdurmak. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. ayak basmak. * HAvr *sta. < Lat stâre. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a.] a. HAvr stâ-na. 2. HAvr si-stâ. stat. baskı aleti < Ger *stap-/*step.israf [Kıp xiv] . İstanbul" eis+.(direk).a.a. özellikle Konstantin kenti. istakoz/ıstakoz astakós a. eis Nikaían > İznik (iç İznik. +oid ~? Yun . Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir.pekiştirme biçiminden > EYun staurós. durum). Alm stehen (durmak). Lat stare. İng stand (durmak. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. dikmek). Lat stâns (duran). Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. ihmal etti. EYun stöis. sta-. konak).~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. Lat *staurare (dikmek. saraf] gözardı etti. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı. stat-. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. taşırma. EFa/Ave stâya. nefs-i İznik). Karş. kaldırmak). idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii].a. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd.durmak ~ HAvr *stâ.fiil adından > Ave stâna. durma. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. ölçüyü kaçırma.a.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak).a.a.basmak. duruş. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. durma yeri. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki.kökünden > EYun (h)istemi. Ave stüna. yoldaşlık. < Ar Sarra işret [Aş. boşa harcama < Ar sarifa [msd.a.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). adım ~ HAvr *stebh. stake (sopa). durak ~ Lat stâtio a.] birliktelik. iç şehir.(durak. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz.

istiap içine alma.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a.] başına buyrukluk.a.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. hacim < Ar saba [msd. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için.) ~ Lat stipare sıkıştırmak.izlemek. 2. 2. tıkmak . Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır.] su tutma. Romence. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. Lat lacerta) ile alakalıdır. kural tanımazlık. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd. kazık ~ HAvr *stau-ro. • İt saurella.dikmek. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. durdurmak < HAvr *stâ. istif. eğilim. irade < Tü iste-" iste-. Ancak Bulgarca. sorgulama " cevap istida çağrı.] acele etme.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. [Men ] istif ~ İt stiva 1. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. istiflemek. davet etme. bir tür dev deniz yaratığı. başvuru " davet istidat olma. takip etmek. badd] saçtı.] çağırma. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. kertenkele.

hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] arzulama. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd.] gına getirmek.] sorma.] hayır dileme.] pekiştirme.] çaba ile elde . ~ Ar istihdam [#xdm X msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd. evrilme.] haber sorma. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] içini boşaltma. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme.

bir kelimeyi diğerinden türetme. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. yarma. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. etimoloji < Ar şaqqa yardı.] işe koşma. bağını koparma. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. hiçe sayma.] egemen olma. 2. saymama. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. isyan etme. dümdüz gitme.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd.] 1. 2. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd.] 1. yönseme. haz&rsquo] alay etti. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme.istihza haza'a [msd. "İsyan.] dimdik durma. küçümseme. istibdat" anlamında kullanımına 19. 3. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd. 2.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme. yy sonlarına dek rastlanır. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. 2.] alay. istikbal [Neş xv] ağırlama 1. bir şeyi ikiye bölme. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . yönelme.] 1.] gerek sayma. düzenleme. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd.

dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd.a.] küçümseyerek reddetme. ağırsama.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd.a.istimlak edinme. 2. kopya " nüsha istintak konuşturma.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd. .] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. HAvr *ost. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür. birinden rahatsız olma. ortak alma < Ar şariqa paylaştı.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ.] danışma. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.a. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme. soruşturma " nutuk iştira [msd. ~ EYun óstreion a.] yazıya dökme.] geri isteme.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd.) < EYun. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a. Fr huître < Lat ostreum (a. İng oyster.] dayanma.] ortak olma. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd.] 1. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd. ağır bulma. mülke el koyma " mülk istimna çekme.

Köpek sözcüğü 14. a. ita bağışlama. İtalya'ya ait.a. it[mek Tü [Kaş xi] it. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik.a. eda. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme.] boyun eğme. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd.istismar yararlanma.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf . ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir. dışlama.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. İtalyan tarzı. işve isyan isyan etti.] 1. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. 2. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme.a. 2. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd.] ödül verme. ~ Fr italique 1.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd.

] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır. saygı. Aş xi] 1. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. kısmet.] uyma. uyuşma.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd.] 1. boşama. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd.] 1. genelleme. azat etme. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] töhmet altında bırakma. yolunu kesme. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. denk gelme. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. 2. 2. uzlaşma < Ar wafiqa uydu. şans .] güvenme. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. salıverme. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. denk geldi" muvaffak . saygınlık < Ar cibrat^ öğüt.] telef etme. saygı gösterme. uzlaşma.] uyum sağlama.] adet edinme.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. önüne çıkma.] 1.] güzel koku. bırakma. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. sayı sayma.] dengeli olma. 2. sayma. kapsamını genişletme. 2. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd.] sözleşmeyle bağlanma. bir dine veya mezhebe bağlanma. denk gelme.

çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. ~ Ar ciwaD [#cwD msd. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. başarı.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi.] bakmakla yükümlü olunanlar. iod. malik.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için.] karşılık. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. servet. [İMüh xiii] éygü .] birlik. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16.a.] bağlantılı olma. [LO xix] abur cubur karma karışık. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. [TDK 1944] a. elde edilen şey. Fr. bedel.] tanıma. kont. koitus. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd.a. [TS xv] ivedi acele. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. efendi. ambülans. yol almak ~ HAvr *ei. [TS xiv. iyon Lat ire : ambiyans. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. iyi (sıfat). i. inisiye. primitif. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd.menekşe .gitmek. iyi Tü vulg. inisiyatif. [Men ] eyü < Tü éd varlık. [DK xiv] éyü . [Uy viii+] iğe/iye .acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. komite. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.a. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se .

felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. eşkiya). forsa. kalabalık etme. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd.] giderme.* Menekşe rengi buharından ötürü. 3. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması.] kır evi. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. zahmet < Ar zaHama sıktı. banal * Karş. cuzbat] uzak idi. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. . birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd.] aydınlatma.] sıkma. 2. sıkışma. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. a. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o).] 1. ilinme.eş. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. çiftlik. sıkıştırdı. eklenme. villa < Ar izbe cazaba [msd. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. mahkûm etmek.] boyun eğme. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. İng bandit < İt bandito (haydut. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek.

.] izzet [Kut. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+.EYun smarís.] kulak verme. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık.] kaybolup gitme.şaşmak. onur. güç. ziyan.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. smarid. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. 2. kayıp. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir. kuşkuya düşmek izmarit2 . dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. kuruma. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. a. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. ada yapmak ~ OLat insulare a. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+.] kudret. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. Aş xi] itibar. = Akad uznu a. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. ateş yakılan yer.a.< HAvr *mers. a. a. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak. şaşkın < İt smarrire 1. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd.a. 2. kaybetmek. saygınlık < Ar cazza güçlendi. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur.

istemek. hırs. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur.< HAvr *yâ. Amer. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J.soy.. 2. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1.~ HAvr *kons-mo. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros. M. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. pompa imalatçısı. janjan » " şanjan .jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan.a. felis onca # Georges-Louis L. kıskançlık. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. kavim ) + Lat arme silah " janti. boy " ceket. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1.a. Buffon. gent. ~ Ger *hamma. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens.a. Fr. aşırı gayret ~ HAvr *yes. 2. silahlı birlik.

2. geometri. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. soylu. jeodezi. aşiret. jelatin gelato donmuş. uslup ~ Fr genre tür. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. gent. cins ~ Lat genus. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. ~ Lat generator doğuran.< HAvr *gens.yer. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk.a. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o).yazımı tercih edilmektedir. üremek.soy. a. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya. genersoy.a. cool (soğuk). ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. üretici./ İng ge(o).a. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. yavrulamak. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak.soy.janr gener. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. üretmek < Lat genus. ırk " genetik [ xx/a] tarz.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. kavim. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. doğuş.tekerlek < HAvr *kemb.halka şeklinde bükmek. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. üreten " jenerasyon ~Fr . aile ~ HAvr *gnsti. a. İng cold. asil < Lat gens. zemin. argo * Nihai kökeni belirsizdir. doğurma. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. 2. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. kibar. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır.

< Lat iacere. iact.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. fungisit. fıskiye. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. zıplama.a. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. dais. bir tür dans " jikle . 2. 2. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak).a.a. Amer.a. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns.bölmek. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. gest.a. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. fışkırtılan şey. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. genele ait.]. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere.a.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. genit. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey.kılmak. ^ 1944 Raphael Lemkin. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır. hoplama.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a.üretmek. < Lat gignere. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö. [ 199+] ~ Fr générique 1.a. insektisit. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. 2. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. < HAvr *ye. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. alelumum. hukukçu & EYun génos soy. Karş. ~ HAvr *ysk. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik.

2. "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi".söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. köylü uşak [esk. jelatinli . jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. 2. 2.a. skop.a. yamak. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik . at uşağı [esk.< HAvr *gwen. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). söz oyunu ~ HAvr *yok.< HAvr *yek. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. Sogd kanig (kadın).].]. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1.a. bir erkek adı. +skop jogging İng to jog ittirmek. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2.a. Yakup < İbr #cqb koruma.gözlemek. EErm knig. şakacı. jimnastik.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. donmuş şey. gözetmek " ciro. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. [ARasim 1897-99] cimnastik .

(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J.gün. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön.yasa. diu gün ~ HAvr *dyeu. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. a. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. iur. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama.yasa .a. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba .HAvr *yewes. yemin etmek < Lat ius. ~ EYun iöbelaios a. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin.a. güneş * Sans deva. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. günce. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. töre.-P. iur. iktidar ) " jüri.

şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. iri " kal < Tü *kaP. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd. a.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. gelenek < İbr qıbbel alma.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare . / İsp gaban a. müzikli lokanta . [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe.a.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar. cucurbita pepo.

geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. [Men xvii] usit. büro 2. içi boş şey. özel daire.] cins. EYun kúbos (oyun zarı. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. kovuk. oda. olabilir. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. Ar #kcb (memeleri şişmek. a. f. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. kapasite.] kavrama. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. alan.] kabul eden. DK xiv] olanlar. kafa " kapital kabristan istân " kabir. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. = İbr %ebel a. 2. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi.] 1. zümre. tür.] kabile [Yus. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. ~ OLat capulum kalın ip. halat).] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd.].içini boşaltmak " kof . aşiret. ~ Ar qâbil [#qbl fa. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda.a. a. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. uyan. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. boy. sıkıntı [#qbD msd. özellikle mahrem oda. ~ Lat caput baş. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. darı kepeği.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip.] çukur. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. 2. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. gemi odası ~ İng caban (xiv).a.

peklik çekti * Aynı kökten karş. mukabil.kabul [Kut. kavrama < Ar qabaDa 1. kıble.a. makabl. mukabele. bastırma. direnmedi. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. benimsedi. kaçış. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa.sürtmek. aldı. misafir etti. kabul. eliyle sıkıca tuttu. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. qibbutz (birlik. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd.] elde eden. önce).20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. 2. 2. yanaşmak < Moğ qabır. cins). istikbal. İbr #qbS (toplama. sıkma. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. a. göğüs kafesi < Moğ qabırğa. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. değmek. 2. tutan + Ar mâl" kabz. kabil1. yamaç. yüz yüze geldi. [TS xvii] kaçacak yer. yüzünü döndü. müstakbel. avuç. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . kabil2. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). baskı < Aram #kbş basma.] alma. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan.sıkıştırmak. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. tutukladı. qabıl (tür. kavradı. tutuş. kabile. makbul.] 1. mütekabil. qibla (namazda dönülen yön)." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. kabiliyet. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. bir araya gelme). yüzleşti. benimseme < Ar qabila 1. sıktı.] eliyle tutma. bir araya getirme).

a. ölçü " kadir1 [Yus.1. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. havlı kumaş. < Lat cadere. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. düşmek.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. baklava < Ar qaTlfat [sf. nicelik. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe.] değer. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı.] hav. sıra. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı . DK xiv] alın yazısı [CodC. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. 2. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa. ilahi kudret. f. ~ Ar qadam [#qdm msd. .] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. dizilmek.düşmek. 2. cas.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. öncelik. değer biçme. adım. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır.] hav. ~ EYun katâsti%on sıralama. ölçme. kadayıf [Aş.] 1. mısra (< EYun stei%ö dizmek. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. traşladı.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. kırpıntı. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön.] içki tası.a. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. 2. cas. cetvel. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım.] 1. kadife < Ar qaTafa [msd.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti.

çerçeve. 2. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. Karş.] gücü olan. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. varisi olmayan mülk < Lat cadere. gücü yetme.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. düşük. tanımak ) " kadir1. düşmüş. kare ~ Lat quadrum a. quadr. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. önce. 2. dörtgen. t. şinâs. değer. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. çerçeve.] kudret sahibi . +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . < İsp cuadro dörtlü. .bilmek. cas.) ~ Lat caducus 1.dörde bölen. kıymet. kabotaj. 2. emek " kata+. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. idari personel ~ İt quadro 1. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. a. 2. ölçü. tüzel kişilik vb. [CodC xiii] . nicelik. boy ölçüşme.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. kahve. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . kapasite. kadim < Fen qdm ön. Alm. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. a.Fen *qadmön eski.Ar qâdir [#qdr fa. 3.] 1. 2. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. 2. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. (Allah) emretme. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. armatür. dörtlemek < Lat quatuor.Ar qadır [#qdr sf. tanıyan (< Fa şinâ%tan. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. -ebilme. gücü olma. personel çizelgesi. kefal.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş.

2. ^F.] beyit. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. Alm. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır.] yeten. imparator * İlk kez 4. hep). • Ayrıca karş.a.Ar kâfir [#kfr fa. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. 2. [ xiv] ġavr/gâvr . yy) rastlanır. Lat paganus (1.a. kâfuru [Kut. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. tanrısız. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür.a. [Kut. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. büyük han. Tü? [ [DK. qafw] peşinden gitti. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır.F. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. Aş xi] kâfir . Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. f. yuvarlak şey. f. Tü top (1. kafiye kafiye < Ar qafa [msd.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan.] kervan. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. * Fr camphre. Zerdüştçü). izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. Runge. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. kağan iv] kağan/%ağan hükümdar.a. köylü. ağır üst giysi . ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. tüm. Sans karpüra a. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. [İdr xiv] gevür .) ~ Prakrit kappüra a. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. f.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a.] tümü.

< Tü *kaP. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. 2. koflaştırmak " kof [Aş.. ezdi.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. " kahve. a. peygamber = İbr köhen kâhin. < Tü *kowşa. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek .a.a. Fa kâğad/kâğaS (a. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa. zorla yaptırma < Ar qahara yendi. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. yenme.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. kağnı Tü [Uy.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f.]. kez.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a. çerez. 2.] 1. [LO 1876] kahve altı a.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. özsuyu [esk. durak. DK xiv] gâh . boşalmak. koyu şey.] gücü yetme. rahip < İbr #kwn durma. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd.. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. yer. tadımlık.koflaşmak. gâh ~ Fa kâh/gâh 1.] gücü yeten. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir. kahır/kahr[Aş.içini boşaltmak. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.

ekiyle.sıçmak * Karş. kâhya yöneticisi. kaide [DK xiv] esas. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. Fa kak. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.* İlk kez 15. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. Fr caca (dışkı). ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa.vurmak kaka dışkı. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. mevcut idi. a.] duran.] taban. Yus xiv] varolan. ilke < Ar qacada [msd. qucüd] oturdu kaim [Aş. evren < Ar kâ'in [fa. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. Yun kaká. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. . Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. kawn] var idi. kart. tüm varlıkar.] varolan. pis * Karş. kaka.] varolanlar.a. Erm kak. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. 16. Lat caca. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa. temel. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. varlık < Ar kâna [msd. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. f. pislik.

tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. a. a. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d.a. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış.a. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. şık (~ Fr galant a. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. a.a.a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci . zarf. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. belki Fenike dilinden alıntıdır. ^ Linnaeus.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. izdiham. kuş ibiği. İsv. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. meyve kabuğu.a. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. ~ YLat cactus a. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. gürültü . kibar beyefendi & İt galante zarif. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. sözünü etmek [ viii] kal.a. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi.

Sans kalama (a. bukağı.. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. Kaş viii+] kalıt.a.a. ide. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle.] hisar. çoğ. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. İng. kalem ~ EYun kálamos kamış.] uzun çorap veya iç don. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. kale. uzun çorap.a.a. kilit" kale. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. ^ 1817 Brewster. ila MS 6. ispiyon kalem [Kut. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme. Buna karşılık Lat calamus (kamış.kalkmak. < Tü kalı.a.) MÖ 1. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme). kalem) Yunancadan alıntıdır.) ~ Akad kalakku a. [İMüh xiii] kaltır. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı). mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım. calc.a.a. çizme < Lat calx. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. . tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. chaussure (her türlü ayak giysisi).topuk " kalker * Karş. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk.].a. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek.a. kalebent qalcat^ + Fa band bağ. müstahkem yer (= OFa *kalak a.a. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd.a. Aş xi] aracı. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . (~ Yun káltsa uzun çorap. güzel (~ HAvr *kal-wo.a.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a.

yapmak " kalite. pod. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. odun + EYun pous. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. a. 2. yazar.güzel. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. f. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp.a.kalemkâr kalem işi hapan. fact. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. ~ Ar qâlib kalıp. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp.] birinin yerine geçen. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a.a.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. kesif. kalfa [Men xvii] vekil. ~ HAvr *âmer.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. kâr ~ Fa qalam kar 1. a.a. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. kale iyi. gizlemek. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. vekil. yoğun. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. iyi günler & Yun kalós. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11.

derbeder . 2. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek. +ber kalp1 a.< HAvr *kels-l sıcak. topuk kemiği ~ EYun %âliks a. yükselmek.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. sema). ılık kalorifer ferre. berduş. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. calc-taş " kalker kallavi büyük.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. lat. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper.1. topuk. kalleş [Men xvii] içkici. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. sarhoş. [TS xiv. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). hesap için kullanılan taş < Lat calx. [İMüh xiii] kalğı. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. calc. külah).şaha kalkmak.a. yy'da türetilmiştir.a.a. < Lat calx.Ar qallâş [#qlş im.a.] dolandırıcı.taşımak. sahtekâr.a. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. sıçramak. Kaş viii+] kalı. getirmek " kalori. [AL xx/a] ~ ? * Karş. yükselmek. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. kireçtaşı ~ OLat calcarium a. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. taş.] çakıltaşı. [KT xix] batakçı.. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco.

a. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. kemer. döndürme (isim).a. kamara [Mmem xvi] gemi odası.O Yun galéa a.[viii+ Uy.a. dönme.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. kimyacı < Lat calx. 2. 2. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. [Çağ xv] a. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. < İsp galea bir tür tekne . [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx.a. ~ EYun kamára 1. calc..kalp2 [Aş xiv] kalb 1.a.mimaride kemer. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. xv] köreltmek.diş. döndürdü. İng. değiştirme.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek. dönme. ~ HAvr *gembh. tonoz. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. eğer yatağı. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. a.] a. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- .a. tersine çevirdi.İt cambio her tür değişim. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. calc. [ xi] kamaş. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. darp eden " kalp2.] değişme.

kıymet. 2. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. kıymet arzetti. müstakim. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". kemale ermiş ~ İt caminetto [küç.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. kamet [Yus. boy. kutsal rüzgâr. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1.a. İsv. duruş. a. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. 4. başında durdu. dikildi. direndi. kayme. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. mukavemet. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. ikamet.a. Kaş viii+] kamış a. . kaim. yönetti. kamet. istikamet. paviyon camerilla [küç. a. ant) varyantının etkisi görülür. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. kaymakam.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik.[xi] öldüresiye dövmek. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. mukim. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk. makam. bükük. kavim. 2. Yun kálamos > Tü kalamış (a.a. 3.a. durdu. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır.] 1. bükmek ) ~ HAvr *kamp. kıyam. kayyum1. mukavim.a. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. boy gösterme. < Tü kam. 2. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. takvim Ar/Aram #qym : kayyım.] olgun. karşı koydu. ayağa kalktı. kambur (< EYun kâmptö eğmek. kıvam. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a.

savaş alanı. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. sefer (xvi) ~ Lat campania ova.a. 2. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. askeri operasyon. 2. açık arazi. sözlük = EYun ökeanös a. dünyayı çevreleyen engin deniz. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. Nihai kökeni belirsizdir. okyanus. tüm < Moğ qamu. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. açık havada kurulan ordugâh.a. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. ordugâh ~ Lat campus a. 2. düzlük. biriktirmek. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. garnizon. sözlük ~ Ar qâmüs 1.toplamak. bütün.] küçük kamyon" ~ Fr camion . bütün. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. hep (sıfat).kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. kamus [Men xvii] okyanus. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv].

a. Kaş viii] kan a. çuval bezi < İt canava [mod. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu.a. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. kargı ~ Aram qanyâ a. tatmin olmak. . kanat Tü [Uy viii+] kanat a. kanma. kanara [T S xiv] mezbaha. 2. tuval). ark.a.a.a. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde.kan kan[mak Tü Tü [Or. su borusu. Fr canevasse (kenevir bezi. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı. (= Akad qanü a.a. kandı. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd.) * EYun kanon (çıta. = İbr qâne a. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. 2. 2. razı olma. kanı. " kenevir * Karş.hasırsepet. inanmak ) kanaat [Kut. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . inandı.]l. ~ EYun kánnabis a. görüş < Ar qanica 1.a.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik. İng canvas.a. Uy. yetindi. a. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1.doymak. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a. İng canopy (cibinlik). cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş.a.a. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. yetinme.

kargı. < HAvr *gwen.a. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli.a.a.a. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için..a. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil. kançılarya [DüsI.ağaç veya dalı eğmek. İng. yetinen. kadınlara sövme sözü . EYun kyon < HAvr *kwon. < Tü kan-" kan- * Karş. " jinekoloji * Lat canis. 2. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. [TS xv xv] karjğrı.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne.a.a. posaya dönme kanguru Cook. Fr chandelle (a.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık. yoldaş . kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. çit Lat canna ince çubuk.a. sekretarya < Lat cancellarius 1.a. a.) biçimleri Latinceden alıntıdır. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası. kanaat. Karş.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. EErm knig (kadın).2Z. sökmek. ~ Lat candela a. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle.a. ~ OFa kanîzag a. kapı bekçisi. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. < Lat candere yanmak. kani olmak < Ar #qnc. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a.a. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. buruşma.] kanan.[ xi] kançık dişi köpek. bükmek.

ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. çıta.a.kano kayık ~ İsp canoa a. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1. bir iş için ayrılmış yer.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. kanser) çevirisidir.a. cant. 2.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. < HAvr *kar. 2.). cant. bucak.gemlemek.a.a. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. < Lat canere. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). ur. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki.a. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe. 2. tümör. kargı. kanton canton köşe. kural. İng centaury (a. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1.a. 2. kargı (= Aram qanyâ a. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. cetvel. bucak.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a.a. ur.a. kanserojen (madde)" kanser.sert. yengeç. ilçe ~ OLat . +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. kilise yasası. yasa = EYun kánna kamış. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. yengeç. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. Karş. a. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1.

Bak. cupa (fıçı).1. 2. örtü örtmek.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. Akad qabütu (kadeh). Uy viii] kap-1 tutmak. bir hacim ölçeği.büyük boşluk. İng have < Ger *%aban (almak. kapa-Karş. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. İbr qab. Kap. Ar qabb > OYun kábos (torba. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. kese. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. Ar qabcat (meyve kabuğu). [ xi] kapğak kapatan şey. [Kıp xiv] oyuk nesne. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü).ekiyle. yakalamak < Tü *kaP. içini boşaltmak.bitişmek. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. kavuşmak " kavra[Or. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir.(tutmak). yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. * Pekiştirici -p. Karş. oymak. erganun ~ EYun órganon alet. boğaz. kabartmak " kof * -p eki. %aot. tulum. kapmak). kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. chaot. Lat capere/captare (yakalamak. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. cuppa (kadeh). kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . tutmak) < HAvr kap.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. araç. < Tü *kaP. şişirmek. uçurum. a. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. kutu). Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. Lat capsa (kap.

< Lat capax. * Aynı kökten Lat capsa (kap. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. başa ilişkin.a. kapsayıcı < Lat capere. kafa. [TS xiii. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a.] sözleşme maddesi. capit.. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir.almak. kefal. kaplan Tü yakalamak " kap-. kapsamak ~ HAvr *kap.içine alabilen. ~ Lat campâna a. tutmak. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. capt. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. capac.baş ~ HAvr *kaput. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. a. * Aynı kökten İng head. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. pey. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. < Lat caput. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak.a. kutu).a. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. Lat campus alan. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek). capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla.a. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. başlık. baş para. ~ İbr/Aram csrâbön güvence.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma.] büyük baş < Lat caput. a. kapalı . capit. sermaye ~ Lat capitalis a. a.a. hacimli. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. başkent.a.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. 2.a. bölüm başlığı < Lat caput. Ayrıca karş.

kafa.a.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. kapris [ xx/b] capriccio a. kutu. 1.a. palto.Tü kapsa. . sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. 2. baş. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1.) ~ HAvr *ksrt. 2.< HAvr *kwera. eden. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. Ar qabaVAram qsbay (aba. 2.].[xi. İlk kez 7. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. 2.a. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. capit. önder. külahlı cübbe).baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a. xiv Kıp] kaplamak. at arabası örtüsü [esk. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş.a.] a.a. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. kazanç < Fa/OFa kardan.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. capra keçi ~ HAvr *kap-ro. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. 2. yy Sevilla'lı İsidore. eder. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. < Lat capsa kap. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. edilen şey. iş. kâr.a. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. lahana ~ Lat caput. asker kaputu. capit. koza ~ Lat capsula [küç.) + Lat porta kapı" bijon. külah ^ 7. kucaklamak . üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. eylem. etmek (= Ave kërëta.a. eder. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır.kaplumbağa kapa-.a.a. kapsüllü tüfek capsule kapçık.yapmak. ~ Fr caprice fantezi. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. kaptan < Lat caput. cübbe.

). a. nöbetçi < Moğ qara. katmak.(a. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. -kar.] kıta.a.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. . kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f.< HAvr *gher-4 kazmak.] Tü < Tü yerleşik . tabiat. hakketmek ~ HAvr *ghersk. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. anakara < Ar qârr [fa.geçişlilik ekiyle kat. Men xvii] karakol [TS. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. mühür. k ar [ vi ii ]k ar a. huy. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç.bakmak. arkebüz / Fr carabine a. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. 1202). eklemek *ka. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar. nöbetçi. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi. sabit.fiili kaydedilmemiştir. kişilik. kimlik < EYun %arâssö oymak. oymak.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. gözlemek * Türkçe *kara. 2. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a.a. göçebe olmayan. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. Fa -kar.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek.karşı karşıya veya üstüste getirmek. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. a.

kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. karar kıldı. syzygium aromaticum. 2. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. şeker kamışı şurubu. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. a. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş.sesi dissimilasyon ürünüdür. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. kaldı. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. sabit olma. baharat. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. 2. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. 2.] durma. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. < Moğ qara kara. Erm me%ag (1. bilardoda kırmızı top. yerleşti. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. 2. makam " karar. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. istikrar.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. kaynatılmış şekerli su.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . a. çiçek karanfil). konak. Karş. Alm nelken. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. 1. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri.

karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. kömürleştirici cihaz.< HAvr *ker-4 ateş. di+. karbondiyoksit. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. ~ Port caravela a. 2. katar. 2. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. Fr. ^ y. hidr(o)+2 * Karş. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. İng hearth (ocak). karbon. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. karbüratör. karavaş cariye. kimyacı" karbon. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. karpit. saf kömür ~ Lat carbo.odun kömürü ~ HAvr *kr. 2. kabuklu böcek.a. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). 3. 1800 Joseph-Louis Preust. kervan. a. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. karbonat. [ xi] kâdaş/karmdaş . karbonhidrat. a. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). yakıcı. Lat cremare (yakmak). Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. [T S xiv.4. römork. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . köle kız [Uy.494 187+] ~Frcarbone bir element.İng caravan 1. Kaş. carbon. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. Kıp xiv] Tü karın " karın . EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el".

[viii+ Uy] lanetlemek. quadr. kardiyak EYun kardiakós a.a. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir. . arbede. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. Moğ k?arğuça. ~ Fr/İng cardi(o). kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. quartus (dörtte bir). DK xiv] karğı/karğu kamış. İng heart. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır.a.a. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. * İng car (araba). eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. Alm herz. -e doğru * Karş. kağnı ~ Kelt karros a. dörtlemek < Lat quatuor. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. beddua etmek Tü karu -e karşı. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak. cord-. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. bohça etmek. yüzleşmek). çatışma Tü karu -e karşı.) karşılığıdır. • İkinci hecedeki ses incelmesi.a. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak.(karşılaşmak. Erm sird. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp. "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır.dört ~ HAvr *kwetwer a. charge (yük).a. Lat quadraginta (kırk).İng cargo ticari yük. çarpışmak) < k?arğu.a. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. Hit karts (kalp). özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. çatışmak.a. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a.(çatışmak. " çehar * Karş. quadrum (kare).

) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. 2. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . kârid. 2. kargo. a. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. f. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. a. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. 2. < İt caricare (yelken. * Kanada yerli dillerinden. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. iki şey arasındaki bağlantı. * Aynı kökten Fr carguer. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. bohçalamak.a. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. İsp carregar (karga tulumba etmek).] 1. qarn] çift koştu. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ.a.a.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. a. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. ceviz kabuğu.a. = Akad qarnu a. yatak vb. Karş. ihtiyar. tutulan yol. eş. 3.a. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. < EYun kâris. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. delil < Ar qarana [msd. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. a. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo .Fr caricature abartılı tasvir. uzunluk ölçüsü. kabuk. a. ön kol.a. [ xi] karı/karış 1. arşın. zevce. karın/karnTü [Uyviii+]karına. akuplman. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. [TS xiv] yaşlı kadın. hiciv ~ İt caricatura a. mantıki birliktelik.) sarıp toplamak. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. eş.

[xiii Kıp] elle tutmak.[xiii Kıp. dörder. ~ Lat quaterni 1. 2.biçiminin. lütuf. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. xv TS] kurcalamak. sevinç duymak ~ HAvr *gher. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç.a.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir. kavra. leş. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.sevmek karkas kalıntısı. carn.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. qarnabıT. t-zarafet. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. 2. 2. Alm.] karecik. kare " kare .fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir.] karecik. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. dörtlü. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. yapışmak. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. sosyolog ~ EYun %ârisma. ellemek.a.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber.

otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. reaksiyon). Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. 2. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. MÖ iv < EYun karkínos 1. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba .karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. k?arğu. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. kavga. at arabası imalathanesi.(lanet etmek). filozof ve tabip.sert. a. # Theophrastos. Lat carina (ceviz kabuğu). cevap. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. pafta. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a..(karşılaşmak. a. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. * MÖ 2. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma. çatışma (isim) [xi] -e karşı. a. Moğ k?arığu (karşılık.a. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. Yun. yengeç.a. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. düşman (sıfat). 2. hasım. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. ur. yüzleşmek). t. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir.yengeç < HAvr *kar. çatışmak. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı.

gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. . belge. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. kent = Fen qrt a.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. kâğıt. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. 2. a. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton.] kaba kâğıt. titretmek .] kâğıt pusula. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. el arabası. H. [TDK 1944] kas adale [Kıp. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. 2. arabacık. peron kartpostal kartı" kart2. kısmak. germek. 2. DK xiv] <Tükas-sıkmak. harita " kart2. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. mukavva ~ İt cartone [büy. tepe. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. Kıs. karyola [NKemal1872] 1.kısaltmak. 2. içine barut doldurulan mermi kapsülü. vizite karye köy. germek " kas- (= Moğ qasu. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır.

a. saf. damga < Fr cacher bastırmak [esk. kın. < İt cassa kutu " kasa . kasa kâse [ xiv] kâsâ a. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir.+ İt cassa kasa. mahfaza ~ Lat capsa a.a. < Lat capere içine almak. ~ Fr cassette [küç. 2. kale ~ HAvr *kas-tro. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. & Lat co(n). kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. kutu. castrare (iğdiş etmek). actyapmak " kon+. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak.] kesici. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. hisar. kap. temiz). süngü . a. mahfaza " in+1. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir.İt incassatura tüfeğin kundağı.] ~ Lat coactare a. oturtma & Lat in. müstahkem yer.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. mühür. kutu. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma.< HAvr *keskesmek. kesimci. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. a. ~ Akad kâsu bardak. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd.] kutucuk ~ İt cassetta a. tutmak. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma.yerle bir + Lat agere. kupa ~ Fa kasa çanak. kasaba < Ar qaSaba [msd. ilaç kapsülü.

] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. kale. saray (~ Aram qaSrâ a. direkt. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile. çarpmak. hedefe kilitlendi. kırmak ~ HAvr *kwst. haşır. saklı bir şeyi [Uy.darbe vurmak.yontmak. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden.[xi] yontmak. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı. bir ~ Fr casquette [küç.sarsmak. quass. askeri kamp ~ Lat castrum a. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. amaçladı kask [ xx/b] kafatası. Kaş viii+] kasık . Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre. f. saksı.] bölen. kazımak. kaşık < Tü kaşı.] amaç. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . a. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. bulan. ETü kasna.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf.(titreşmek). [Kıp xiv] baldırın iç tarafı.< HAvr *kwet. testis yanakların iç tarafı * Karş. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri".] hedefe ulaşan.a. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. kasuk (deriden yapılan tulum).] keşfeden. kırmak kasıt/kast[Aş.) ~ O Yun kástron müstahkem yer. hışır. Karş. 2. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. çarpmak. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. kasım [Men xvii] 1. en kısa yoldan hedefe yöneldi. 2.

bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . kat2 [etm (nehir) geçme. düşme. acımasızlık.] saf. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. tasarlamak.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. 2. dökmek. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. tabakalaştırmak. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. kaderine çıkma. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. 3. yukarıdan aşağı doğru hareket. hüzün < Ar qasâ sert idi. üstüne eklemek.] kesme. içerme.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. acımasızlık. 2.a. sertleşmek. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. keder. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. cas-a. katılık. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. zümre ~ Port casta [f. kalıba dökmek. Kaş viii+] kat-/kad. ayrıştırmak.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. katılık.ayırmak. kapsama.1. düşüş. sınıf. 2. keder. rast gelme. karmak.a. gaddarlık. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. katı olma. 2.] 1. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1.

lys-çözmek " kata+.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele.ayrışma. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. çözünme ~ EYun katálysis a. catalyt. listeye yazmak. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. hokkabazlık ~? * 19. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. 2. defter. < EYun kathairö indirmek. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. birbiri ardısıra dizili şeyler. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. fesat. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. kaydetmek " kata+.a. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. damlalar dizisi. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste.a. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. şelale. kervan < Ar qaTara [msd. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. log-zaptetmek. liste < EYun katalegö kaydetmek. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni.] 1. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. 2. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö.

+ EYun e%ö seslenmek " kata+. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1.eklemek. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak.a. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. 2. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1.atmak " kata+. sertleşmek.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. heca & EYun kata. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. katışık < Tü kat. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . koltuk.a. itham. daldırmak.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. şırınga / İng catheter a.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. sert. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. 2. haşin.a. 2. her çeşit makam.a. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a. koltuk ~ HAvr *sed-râ. sandalye. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim. karışık. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak . iddia etmek. et.a. beraber "kat1. sağlam. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı.] yazan. gerilmek " kata+. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. < EYun kathédra 1.eklemek.

evrensel. genel. a. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır.] damla ~ Aram qiTer buhur. seyyah ~ Tupi caucho a. tütsüleme. her şey " kata+. Güney Amerika yerli dillerinden. dayanmak Tü katın. . Fr. evrensel. günnük. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. tütsüleme. kapsayıcı. < Aram #qTr duman çıkarma. ficus elastica. a. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. 1. ~ İbr/Aram qiTer buhur. katmer <Tü [T S. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre.000. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. katliam Ar câmm genel.000. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi.a. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. 2. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. zahmet çekmek " kat* Katla.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a. umumi" katil1.000. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel.a. sedir ~ EYun kédros a.katlan[mak <Tü [T S. a.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare.sertleşmek.000.

tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. a. bağırış [Kut. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat.(kurumak). nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. kuru. mağara ~ HAvr *kaw. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. makale. kavurTü kuru. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. boşluk). kawıdan (oymak.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. süvari. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. kurum 1.yanmak. kilükal.] gezgin şarkıcı. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. kavil.kav1 Tü [ xi] kaw ateş.a. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi.: kurak. dedi [Kut. yay çeken. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. 2.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. makule. kazmak). dans partneri ~ İt cavaliere süvari. Sans khá (çukur. 2.> kurı. kuru-. kofluk). dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1.] söz [Aş. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2. içi boş < Fa kâw çukur.a. mukavele . yasakçı . boşluk. oyuk ~ HAvr *kaw.] 1. oyuk.Ar qawwâs [#qws im.< HAvr *keus. kav1. çömlek ~ Lat cavatus oyuk. oyuk. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. okçu. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. Lat cavare oymak. oyuk. oyulmuş < Lat cavare oymak.

kaykıl-. içi boş şey.(sıkmak. sert olmak * Karş.bitişmek. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay. Men xvi] kayp. bükülmek. kayaç YT " kaya . kalın ~ Ar qawm kavim [CodC. sıkıştırmak). şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. kaypak. [ xi] kawış< Tü *kaP. kof. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP.aniden ve sert bir hareketle dönmek. Moğ k?abı (yan. yanında veya yakınında olmak * Karş. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. sarp kayalık).içini boşaltmak.yanmak. kovuk. [CodC xiii] kay.a. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. düşecek gibi olmak.bitişmek. Moğ kada(n) (uçurum. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. kayp-/kayk. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. Kaş viii+] kağur.. k?abıra. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-.a. sapmak. varmak.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. kavim " kamet kavis qâsa büktü.(bir şeye veya bir yana) dönmek.ulaşmak. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. bitişik). k?absı. varmak. kayır-?. tazyik etmek.] bir yerde yerleşik olan halk. ayağı kaymak. < Tü *kaP. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. 2.] yay. kayak1.kızartmak. [TS xiv-xix xiv] 1.a. sürtünmek. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. [DK xv] < Tü *kağ.a. a. yakın.(sürtmek.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. eğilmek. 3. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd.a. yaklaşmak. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak.basmak. karıştıran. kaygı?. ateşte pişirmek veya kurutmak. [Arg. mesane. ulus. sıkışık durmak).

[ xix] kayğır. nedamet getirmek . kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı. betula * Karş.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. tasa. erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. yaşam boyu & Ar qayd bağ. tasalanmak. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. Karş. " [Uy viii+] kadğur.xi "Arguca") = kaz-/kazı.ix Uy). ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . a. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- . Tü ka5m. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir.birini himaye < Tü ka5ğu endişe. biçmek).(kesmek. Ancak z > y eşitliği problemlidir.(pişman olmak.(oymak). İnuit umiak (kadın kayığı).kaygılanmak. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. Moğ k?adu.] a. tasa. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa.

] 1.[xiii TS. ayağı kaymak. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. 2. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. pranga. f. usare. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak.1. kaba et. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır. köstek. suyun kaynadığı yer. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp.kesmek. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. koşul. bağ. 3. yazıya bağlama.] bir şeyin yerine geçen. katı = Tü ka5ır . kaynak <Tü [Men xvii] 1. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). sezaryen. bağlama . bağ. caes. 2. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. Julius Caesar Romalı devlet adamı.Ar qayd [#qyd msd. metal dökmek) * Ayrıca karş. 3. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans).[xiv Kıp. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl.metal veya buz erimek.erimek.[xi] bir yana dönmek.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. 2. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. DK] eğilmek. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. ayak bağı. umursamaz. Karş. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. bağlantı. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. zabıt [KT xix] lakayıt. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. galeyan etmek. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. Moğ k?añda (özsuyu.

[xiii Kıp] dönmek. çukurlaştırmak " kaz- . kısmet.* Yun gaïtáni. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek.a. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. yargı. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. Eİzl gas. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. Karş. 2.a. kalıcı. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. yargı çevresi. bekçi. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. işten kaçmak < Tü kayt. kader. çukur. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. rendelemek). bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. tanrısal yargı.a. ölüm. reddetmek. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. iade etmek. 2. akıncı. 3. bükülmek " kay* 16. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. yüz çevirmek.] 1.oymak. başıboş.a. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. sıyırmak. [ xvii] asker. [CodC.a. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. İng goose (a. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer.(kazımak. Öte yandan Yak %aas (a. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir. çapulcu. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse. Moğ qaru. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. [ xx/b] 1. iade etmek. Ar qayTan (a. reddetmek. asker. kayyım/kayyum2 yönetici. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır.).a. kadılık makamı. < öz Casacco Kazak. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. Fa gaz.). yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir.oymak * Karş. ESlav gosy. Alm gans.

[Çağ xv] kiçâ * Karş. yapınca . Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. kâzip [msd. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd.viii). Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir. kirlendi kebap [Yus. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa. (= Akad kabâbu kızartmak. .] yalancı.[Oğxi] keçi.] yargı. Kaş viii+] eçkü a. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. keçi Tü [Uy.] pislik. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. kazık kazık Tü kaz. kir. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır.a. tez. kazmak Tü * Kaz. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. ki5b] yalan söyledi. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. Moğ gaçuğu (kazık.] < Ar qa5ürat [sf.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. Karş. direnmek). servet..eşmek. direk) < gaçu.a. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. qa5ar] pis idi. f.] kızartma. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.(katılaşmak. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır.

Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. kef kafa a. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef. sandık [esk. kevgir. Karş.].keder kadara sıkıldı. = Sans kapha a. bunalma < Ar [DK xv] . bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. Lit kate. garanti. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet.a. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. a. yedekleme. EErm katu. xi Oğ). ikileme. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor. DK.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır.). suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. güvence < Ar kafala kefil oldu. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. Ar qiTT/qiTTat (a. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. küfe. terazi gözü (= Aram kappâ a. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. MS 1.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. kefen [CodC. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd.] bir borcu üstlenen " kefalet . garanti etti.a. Lat cattus/catta. < İbr/Aram #kpp bükme.a. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a.a.a. Aram/İbr %atül (a. * Karş.] sıkıntı. el ayası. Tü çetük/çetik (a.] kefil olma. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet.a. Alm kater/katze. İng cat. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. temizleme. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ. Rus kot/koşka. kepçe. 2.] suçunu silme. avuç. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. kâse. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a.a.

keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. a.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd.] kısa ve tutuk ses. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". talancı). Rus golyı (kel. f. pepe. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. Karş. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. bön ~ Kürt keko ağabey. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. kafatası). çalmak. zorla almak = OFa röp zoralım. [ xviii] yabani zahter. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. [Men xvii] kekeği. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. ruba kapmak. İng rob (çalmak. İng rover (hırsız. Fa kakij (roka). kafatası Aynı kökten Lat calvus. elektrik. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. dayı [Uy. [Men xvii] ekşi. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan.kapmak. soygun < Havr *reup. [ xx/a] aptal. . keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. soygun yapmak). yarpuz.

Fa/OFa kaman yay. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. kâmil. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel. ikmal. Yus xiv] söz konuşma. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a.]tamveolgun olma.] 1. bahadır. a. olgunlaştı. kemal. tekâmül. mükemmel. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. mütekâmil. [Yus xiv] yay. söz. ağrı. kavis. 10. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. noksan.kelam [Aş. 2. ıztırap. tekmil keman . f.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. 2. keler keleş kelime şey. eksik.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. tekemmül. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. hastalık.

a. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf.a. kucakladı. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit .a.a. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a. mimaride kemer veya kubbe.a. a.kavis.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. ~ HAvr *kannabis a. kemer [Aş. = Aram kanspâ a. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi.a.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. diken. sığınak. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.a.a. kanf] kanadı altına aldı. tonoz ~ EFa kamara. 2.a. = Ave kamara. Alm. 2. bele sarılan şey. kenar a. kıtırdatmak? < Tü kemür.sert bir şeye diş geçirmek. ~ Fa kanar kıyı.a.] 1.] korunak. Fr chimiothérapie (a. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh.). saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. (= Ave karana. 2. helâ < Ar kanafa [msd. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1. kuşak. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi. kısa yay. Hindistan'da bir ülke. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a. bel.) kenet [EvÇ. terapi * Karş. 3. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1.] miktar.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich.a.sivri. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya.. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm.

kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque.a. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa.beş ~ HAvr *penkwe a. mekruh olanı yapma. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz.] 1. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma .Ar karâhat [#krh msd. kenger enginar kent kanthâ a.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. Alm hanf.). kaban. Karş. Ar qinnab (a. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. İng hemp. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat . DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. 2.fiilinden. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. istemeyerek veya iğrenerek yapma. a. haşarı çocuk boynuzlu. quint. Fa kanab. cömertlik. Rus konoplya (a.a. hizmet. a.* Aynı kökten Lat cannabis.] 1.) Farsçadan alıntıdır. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. 2. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. Bak.a. soyluluk belirtisi. yüce davranış. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd.

< EYun kârabos 1. kerat. karabid. ~ HAvr *kers-s.a. kerat. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd. keramet.Ar karîmat [#krm sf. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). apium graveolens = OFa karafs a.a. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a. = Aram ksrepsâ a. kerh iğrendi. cömertlik < Ar karuma soylu idi.< HAvr *ker-1 a. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı .[küç.] soyluluk. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo).] cömert. karr/takrâr] geri geldi. lağım " geriz . ikram.a. istakoz. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. yüce gönüllülük. kerem. defa kerem [Aş. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. kereviz [MŞ xiv] kerefes.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. kerime.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd.a.] tekrar.a. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. kerim. soylu. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras.] a. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır.a. f. [Kut. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. " korna * Karş. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd.] iğrenme. deniz böceği.a. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. 2. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis. [ARasim 1897-99] . soylu hanım < Ar karım cömert. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze.] cömert hanımefendi.

yolculuk. oynaş ? xvii). [Men ] kelbetln vulg. 2.a. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. kelpetin . Fa karkar (bir tür güvercin).) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. çeyrek. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. miss. Yus. matematikte [ xi] kert. celadet + Fa far parıltı. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. DK. kıskaç. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. tavuk) * Karş. quatr.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a.dört" kare kertenkele sürüngen. varan.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn .Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. kilise < EYun kyrios rab. lacerta nilotica [MŞ. karkarak (saksağan). Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. karkama (kuyruksallayan kuşu).gedik açmak. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. sarınma [Men xvii] kereke .kuş.] defalar. a. Yun krokódilos veya lakérta (a. özellikle ticari yolculuk. katar ~? Akad %arrânu yol. kerli ferli kuvvet. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere.a. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . 211-217) lakabı. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi".

. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. (= Aram klsâ a.]. şeyh. = Akad kîsu a.) * Ar kıs (a.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a. [TDK 1955] bölük.a.a.a.] ortaya çıkarma.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a.) Orta Farsçadan alınmıştır. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. kırık. Erm ksag (a. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır. yaşlı kimse. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş.a. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş. kırıntı.a. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. bölge.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. örtüsünü kaldırma. 2.a. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa.] 1.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.a. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. anıt. 2. torba.a. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd.

bir şeyin alt kethüda [Aş. Fa kaşkab (arpa suyu). * Karş. oyuk. a. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. 2.] elde etme. = Ave kata. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. kurut. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. kesret. 2. İng chestnut. yönetici" hüda . < Fa kaşk a. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a.] a. ev işlerini idare eden kişi. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. hücre ) + Fa %udâ efendi. kurutulmuş yoğurt. a. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. ~ Akad kitüm a.oda. a. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır.a.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. ~ Aram [ xx/a] ked çentik.a.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. a. kaşkma (arpa ekmeği). rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". a. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. Karş. teksir kestane E Yun kástana [f.] a. Alm kastanie < Lat castanea < EYun.

namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı.ketum konuşan < Ar katama [msd. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap .] nasıllık. 9. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir.Ar ka5a onun gibi. a. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. katm] sakladı. keyif/keyfiyi ruh hali. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im.Ar kayf [#kyf] durum.a.] namazda Mekke'ye dönme. kalite. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ .] büyükler. yy'da türetilmiştir. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd. " gavat * -ş. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a.] büyüklük. asit" tiz. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. Karş. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. ruh hali. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. geri" . kevgir + Fa gır tutan " kef. ~ Akad kibrltu a.Fa tez âb keskin su. a. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. [LO.ile yazımına 20. defa < Tü ke/ke5 arka. böyle < . boyun eğdi" kabul kibrit a.] sır tutan.

2. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. kiler < Lat cella hücre. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. gırtlak. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. ayak.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. 2.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. etmek. mahzen.] daha eski olma. oda ~ HAvr *kel-nâ. önce gelme. Akad qıru (zift. örtmek. katran). bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi.] çıkrık.< HAvr *kel-2 kapatmak. hücre ~ Lat cellarium mahzen.yapmak. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. gizlemek . [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. eski olma) kifayet yetişme. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası. a. çok eski olma < Ar qadama [msd.] yetme.

kleid. kurultay. occulere (saklamak). klostrofobi. töre. EYun kalyptö. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. klavye. huy.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak.* Aynı kökten İng cellar. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+.a.a. yüksek sesle çağırmak " ek+. oklüzyon Lat clavis : klavsen. Bak. derinin dış tabakası. Lat celare. yy'da tesbit edilmiştir. kıyafet.a. Alm keller (kiler). claus. Aramice biçim en erken MÖ 6. a. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. belki clavus (çivi. clavis (kilit). [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+. yatak örtüsü.4.a. * Aynı kökten Lat claudere. gram ~Fr kilometre [Düs I. kilit [Kaş xi] iklid . klarnet * Karş. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer).(kapatmak). metre . Türkçe kilise biçimi. örtmek ~ HAvr *klâu. kloz. Ar kanısat (kilise) < Aram. kle Lat clavus : civata. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. klitoris Lat claudere : eksklüsif. örtü (= Aram qslâpâ a. civata). meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak.a.a. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd.4. davranış. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. EYun kálymma (a.499 187+] kilometro .) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. kavilya kilo/kilogram [Düs I. [İdr. = EYun kleïs. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.] bir şeyi örten zar. < EYun kleiö kapatmak. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. adap. kapalı olmak. İng cell. hal ve hareket. [ARasim 1897-99] . = Akad qilpu a.a. a. Fr cellule (hücre). klozet. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. kilim [Gül xv] .

Yus xiv] ~ Fa km garez.) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. Mısır . entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. a. ~ Akad kamunu a. kara büyü. * Ar kammun/kamnun (a. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. kimyager kimyager edinen. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. -cı" kimya.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . kin [Aş. cereme). kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. a. a.kan bedeli ödemek.kilükal dedi".a.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. kısas. KIPIR. kimya.< HAvr *kwei. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. KIVIR. cuminus ~ Aram kamuna a. hüviyet < Ar huwa (kim).

oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a. kısmak. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına. hicvetmek.(a." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. yoketmek.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. büzmek * Aynı kökten kıs. [LO xix] alay etmek. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi. kısaltmak.cezalandırmak. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza.a.doğurmak ) + HAvr *ing. [T S xiii xiii] kökünü kazımak. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu.< HAvr *keis. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak.a. kesmek. kığır. katliam etmek < Tü *kı. kırmak.(burmak). kıt (kısık).kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb.] dolaylı anlatım. aşağılamak. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy.kına [CodC xiii] hınna. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd.kral. pislik kır[mak Tü [ xi] kır. Karş. kış (kısılma dönemi). öldürmek.).a. boğ-. *Kı-/*kığ. 2.kökünü kazımak. ıssız yer . bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. eziyet Tü kıy. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek). kır1 Tü [ xi] kır deşt. [ xx/c] ayıplamak.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. bozkır.kesmek.

alaca. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. kıraat. tuğla < EYun kéramos a. kırçıl + çil" kır2.a.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. -t. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?.] su tulumu [Men xvii] a.] a. ~ Sumer gir a. keçiboynuzu. keçiboynuzu çekirdeği.a. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. 2. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? . yüksek sesle söyleme.a. Karş. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. = Aram gır a.] okuma < Ar qara'a okudu . = kireç Akad gîru a.a. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir.). a.] "küçük boynuz".kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk.a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer. ceratonia siliqua. Fr cerise. yakma " karbon .İt grande büyük.a.a. İng cherries < Lat cerasus (a. ~ HAvr *kers-mo. a. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek. < EYun kéras.< HAvr *ker-4 ateş. yüce. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd.a.Aram #qr' çağırma. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır.kökünü kazımak. a. ~ Fa girac a.a. ~ ? * Alm karbatsch. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. bozkır [ xi] kırağu a.

Karş. Kıp." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a.] a. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır.a.kesmek " kır* Kırk. a. Çağ xiv] kıp. 2." kır- * -ıt. cilve yapmak < Tü kır. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. argoda < Tü kır. kısmak " kır-r.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir. larva.makasla kesmek. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. İng crimson (koşnil kırmızısı). [TS xiv-xvii.kiriş Tü [Uy. özellikle cildin buruşması.a. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu. a. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. buruşmak. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir.göz kapağını kapamak.kısaltmak. kıro çocuk. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. .ve kırp.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1. < Tü *kı. [LO xix] kırp.biçimleri. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir.döndürme.Yun/EYun gyrisma.makasla kesmek.ekinin işlevi açık değildir.kesmek. t. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir.

hesaplaşma. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. qasm] böldü.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. ehemmiyetsiz.a. biçare.a.] bölüm.] ödeşme. kırt onom = Tü kırç kesme sesi. daraltmak < Tü *kı. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . kısmak. kıt.].(açılma mevsimi). hisse < Ar qasama [msd. kırbıktiken (kirpi).fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. 2.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. azaltmak. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. hasis. kırmak.kesmek. değersiz. Karş. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. a. 2. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. onom < Tü *kı. kış2. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. kırptı. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap.kısaltmak.kısmak. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş. kesti.xv+). yaz < yay. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. a. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. kimse ~ Ar qism [#qsm msd.

kısmet [Kut.] kıyafet. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası. giysi. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom. Aş xi] pay pay.Ar kiswat [#ksw msd. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. Fa guşn (hayvanların erkeği). guşnı (çiftleşmek. 2.) . Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir. terazi ~ Aram qssTâ . haykırarak saldırmak.cimrilik etmek.a. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. esirgemek.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. [TS xiv.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a.] hikâye < Ar qaSSa [msd. [Men xvii] kisbet (vulg. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. maşa Tü [Uy viii+] kısğan. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. kıt. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek.öfkelenmek.hırlamak. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.] * Karş. hasis.a. dişiye varmak). giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1.

bucak. pahalı. raptetti. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. 2.] giyim. . kuraklık < Tü kız kıt. Aram qaTaw (keten). belge. kitap [Kut. bağladı. dikiş dikti. kıtlık <Tü [T S xiii. şiirde kıta. [ xi] kız az bulunan. kıt.] duruş. düşük + Yun pión nitelik.] parça. giysi. bağlamak. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. Ayrıca karş. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. kaba keten. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir.a. [Kıp xiv] kıt/kız a. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. alçak. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd.kisve Ar kasa giydirme. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. coğrafyada kıta. kesim. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. az " kıt kıvam direnç. raptetmek" olup. pahalılık. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. kitap < Ar kataba [msd. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. Gül xiii] kızlık kıtlık. kısmak. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. [LO xix] minder dolgusu.] yazılı şey.kesmek. kitaba] 1. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. kumpas) sözcüğünden. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd.] mukatele. eli kıt. kısım. a. değersiz & Yun katö aşağı. < Tü *kıı. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd.

[LG 188+] güzel. iz sürme. öldürmek Tü *kıı.. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. [TS xv xv] eziyet etmek.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. kısmak. bükmek. [LO xix] bükülüp kıvrılan. gaddar. direndi" kamet kıyamet [Kut. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. < Tü *kı. dikilme. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. . Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir.kesmek.kısmak. yakışıklı (argo) < Tü kıy. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra.] 1. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu.a. burulmak < Tü kıvır-bükmek. < Tü kıvır.kesmek. [DK xiv] kıvur-kırmak.hasislik etmek. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a.] 1. şerare kıvır[mak Tü burmak. 2. kırmak. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım." kıy- kıyam [Kut. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. 2. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt. [ xviii] buruşuk. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. takip etme. ayağa kalkma. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır. 3. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd.] ayağa kalkma. kıvrak 1 nazik. kısmak. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı.

Tü kırı/kırağ (a." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. eli sıkı. nicelik < Ar qâma durdu.. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. < EYun klazö bağırmak klan aşiret. "Henüz doğurmayan.kıyas [Kut. . kız çocuğu. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız.ateşte ısınmak.viii+ Uy. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co. bakire * Karş. xi. Amer. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. < Tü kız. Tü kıs/kız (hasis. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı.a. [ xi] kızlamuk a.a. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. Aş xi] değer.(kesmek). kıt . kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. kıt. xiv Kıp). az. verimsiz" anlamı düşünülebilir. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş." kız[DK xiv] erkek çocuk. kırmızı olmak. Karş. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. ölçme. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. Bak. kıvamlı idi. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. kesme).xiv Kıp) < kır-.] kıymet [Kut.eki açıklanmaya muhtaçtır. oranlama. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma." kız- * Etimolojisi açık değildir." kıy- * -tır. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız.] ölçü. firması. . kızarmak. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy.

kilit. Lat calare.< HAvr *kels-2 bağırmak. EYun kaleo. özellikle üstün sınıf .< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. bir göreve adanmış kişi. birinci sınıf. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. İng call (çağırmak). çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. seçilmiş. derece. gürültücü kalabalık [esk.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1.C. açık. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. # y. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak). 1700 J.] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. yüksek (ses). sınıf sistemine ait. 2. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. Denner. üst sınıfa ait [esk.].(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. 2. 2. 2. klavsen & Lat clavis tuş. seçkin. sınıf. tertip.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep.a. av borusu < Lat clarus 1. berrak. 2. dava etmek). ses çıkarmak . 2. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. 2. küçük kapalı grup.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. claim (iddia etmek. zil" kle. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. askeri sınıf < ALat clad.]. 2. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. tasnif edici. ALat cladere (çağırmak). daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit.] a. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. memur.

sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. Fr. İng. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). 2. gleam. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou.]. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. 2. Ball. Rus zlaty (altın). anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. Fr. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. açık yeşil. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. İng gold.a. hastane ~ Alm klinik a. kampana. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. altın sarısı [esk. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. glow (parlamak). " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. a. parlak. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. fobi .] mandal. İng gall (safra). İtal. claus. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı. kapalı olmak.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. İng. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. t. a.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. berrak. çan.sarı. 2. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. fragman.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. kimyacı < EYun %lörös 1. hesap kapatma. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak.a. glisten. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. İng glitter.

bırakmak. inmek).= ku5-/kut. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere.biçimine bırakırken. büyümek " kon+. Erm oç'%ar (koyun). Ermenice sözcük 5.kapatmak ~ HAvr *klâu.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. koş. yy'dan itibaren yerini ko5. koymak. dökmek). [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş. bir tür büyük araba.(karşılıklı komak). İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. . karanlık). alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak.indirmek. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak.birlikte büyümek. ko5-/kot. hoca. a.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. • Aynı kökten kon.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. güç birliği ~ Lat coalitio a.kökü 9. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. a. claus. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. belki kuz (gölge. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. coalit. < Lat coalescere. hüda.(indirmek. 2.> koy. Karş. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek. yy'dan daha eskidir. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod.(kendini komak.

koçak <Tü [TS xiv] 1. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. EYun koûfos (içi boş.1. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. 2.büyük defter. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. Fa kâw (oyuk. yavru. codic. uşak. büyük defter. kav2. civelek. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. Karş. 2. codic. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. kocaman. içini boşaltmak. yiğit. genç. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun.koç. Lat cavus. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. ağaç kütüğü. yürekli. +men1 * Karş. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. cödic. şişirmek. evlilik yoluyla akraba. Karş. * Nihai kök *kaP. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. hapishane kümes. çürük 2. kâwak (kof) < HAvr *keus-. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. koca. 2. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . çocuk. boşluk).1. kof).tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. dans eden genç erkek küçak küçük. oymak. faktör kodoş [LL 1732] deyyus.olup. kabadayı.

yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. 2. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe.a.a. kasa ~ Lat cophinus a. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-.gitmek " kon+. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. kös.] 1. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. tokmakla vurmak. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. karşılıklı + Lat ire. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök . kök.vurmak.a.dövmek. küçük kasa veya sandık. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. it. [T S xiv] koku almak. ^ 1856 Albert Niemann. çiğnenmiş < Fa koftan.koku vermek. Alm. ezmek ~ HAvr *kop. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç.birlikte. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. kok[mak Tü [ xi] kok. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. kesmek. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey.

kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. horoz döğüşü ringi. orta * Nihai kökeni belirsizdir. 2. sağ ve sol taraf. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. mısır * Belki şeklinden ötürü. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. abies. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç.] "küçük dişi horoz". çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. 2. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". el. ordunun sağ ve sol kanadı . koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. tohum. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. Men. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. dikenli mersin. 2. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. argo) ~? Arn kokërroz mısır. LO xv] kokula-. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. ön uzuv. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. kırmızı.

kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. şans. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. Tü kölük (yük hayvanı . İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. a.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf.bir yere + Lat legere1. ayırmak " kon+. dilemek * -ay eki. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. lejyon kolektif Lat colligere. < Lat colligere.xi. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. [TS xvii] kölemen a. Kıp xiv] kolay 1. dilek.[viii+ Uy] istemek. biriktirme ~ Lat collectio a. 2. -ive toplu. 2.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. xiv Kıp). etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. maaş.a. hizmetçi. yapıştırıcı * Fr colle. istek. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. tutkal.toplamak & Lat con. lonca. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir.seçmek.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. . ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. fırsat kol. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik.]. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. collect-" koleksiyon kolektör colligere. collect.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif. isteğe uygun olan şey. köle -7 * Karş. lect. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l. collect. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret.

safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. taraf" kol koloid tutkal" kola2. boyun. 2. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. cult.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. ~? HAvr *köl-o. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. işlenmek üzere açılan arazi. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden. < Lat colonia koloni" koloni .a. koloni < Lat colere. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu".] < İt collo 1.toprağı işlemek. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. müzakere < Lat colloqui görüşmek.HAvr *kwel. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. yoklamak < Tü kol dolaş. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık. sütun ~ HAvr *kol-umnâ. locut. ekip biçmek .a. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a. ~ Lat colonia tarım işletmesi. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ.a. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". tekerlek mili).a. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme.toprağı işlemek. yüksek nesne.a. ekip biçmek.a.

[LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. hayvan barınağı koma t. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1.ahır. kumanda. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk.]. ikişer " kon+.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. operada bir söyleyiş tarzı. yayla barınağı. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. boyunluk~Lat collare boyun halkası. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. 2. ikili bileşim. bi+3 kombinezon 2. renklendirme. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. .

emanet etmek ~ Lat committere. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. dernek ~ Fr committé a. kakmak.2. eğlenceli. ~ EYun kömoidia a. commis. pratik ~ Lat commodus a. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. & Lat con. a. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet. < Lat compangere. [ 190+] 2. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. 2. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19. bir işle görevlendirilmiş heyet. < Lat commodare aynı ölçüde olmak. yy sonu ve 20. encümen ~ Lat comitatus maiyet. commiss. kullanışlı.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a. pakt . & EYun kömos köy eğlencesi.sıkmak.a. büfe < Ven còmodo ölçülü. bir işle görevlendirilen kimse.Fr commission 1. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap. tepmek " kon+.a. commis. otel hizmetçisi < Fr commettre.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. festival. compact.ile + Lat mittere.a. miss.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet.bir araya + Lat pangere.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . birbirine uymak & Lat con.a.sıkıştırmak & Lat con. gülünç. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek. 2. a. kafile < Lat comitare yoldaş olmak. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I.göndermek " kon+. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a. pact.a. yol almak " kon+. [Tarik 1885] aracılık ücreti . mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi.görevlendirmek.a.

a. 2. derleme ~ Lat compilatio yağma.a. sarmak " kon+. birleştirmek. bir araya getirmek. nezaket göstermek < Lat complere. karışık reçel. burmak.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. t.katlamak. a. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. örmek. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk. bileşim.beraber + Lat partire bölmek " kon+. inşa etmek.koymak " kon+. bükmek.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1.< HAvr *pels-l a. tamamlamak. [Bah 1924] kompot . psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. tamam ~ Lat completus a. complet. 2. yapabilen ~ Lat competens. 2. karmaşa. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere.birbirine katmak. " kon+. sarmak. hoşaf~ Lat compositus [f.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. bestelemek ~ Lat componere. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple.doldurmak. rulo haline getirmek & Lat con. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. & Lat con.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. bitirmek & Lat con. ganimet almak & Lat con. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . Alm. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. karmaşık (sıfat). composit.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak.a. posit. composit. sarmaşık. talan < Lat compilare yağmalamak. görevi yerine getirmek.beraber + Lat petere koşmak.a. karışım. meyve veya sebze karışımı.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam. kucaklama & Lat con. < Lat complere. katlamak.bir araya + Lat ponere.a.a. plex.].bir araya + Lat plegere.İt composto 1. Çin'deki Portekiz ticari .

kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. < Lat comprimere bastırmak.+ Lat parâre hazırlamak " kon+.6. 2. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. press. bir bilgi veya yazıyı birine iletme. Alm gemein (müşterek).konaklamak. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. Akad gumaru.a. sıkıştırma ~ Lat compressum a. tedarik etmek. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. . ikamet etmek " kon< Tü konış.basmak. 2. & Lat con.halk meclisi.a.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. belediye. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak.+ Lat premere.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir.a.+ Lat putare saymak " kon+. alışveriş etmek < Lat commünis ortak. imece (~ HAvr *moin-es. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n.] kamuya ait olan şey. umumi. sıkıştırmak & Lat con. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. hazırlamak. sıkmak " kon+. edinmek & Lat co(n). yardımlaşmak.1289 1873] sıkıştırılmış ürün.a. Karş. gemeinde (komün). orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek.

bir yerde durmak. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı. a. 2. a. yönetmek ~ Lat conducere. mevcut şartların tümü. ikamet etmek.biçimini alır. menzil < Tü kon. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+.4. mesken. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. < Fr conduire taşımak.söylemek " kon+. sıkışma ve yığışma. kuş kondu.koymak.ikamet etmek.a. kanal ~ Fr conduit a. yerle bir olma. 18.) Türkçeden alıntı olmalıdır. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey.bir araya + Lat ducere.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir.a.değiştokuş eden. koşul. Karş. birlikte müzik yapma. yerleşmek. & Lat con.a. yönlendiren " dük . konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten.a. durum. bir yere götürmek. bırakmak (= Moğ qonu. sıkma. dict. kural kondu (= koyuldu). dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. a. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. 2. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. konaklama yeri. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. bazı sessizlerden önce düşer.sevketmek " kon+. bir ve eşit olma. Lat concertare (çarpışmak. conduct-a.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1. duct. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma.487 187+] şimendifer memuru. şart. & Lat con. dansite kondisyon [ML xx/c] takat. kon[mak Tü [ viii] kon.+ Lat densus yoğun " kon+. 2. a. dük kondüktör [Düs I.kendini komak. * Dudak sessizlerinden önce com. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. konaklamak. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a.beraber + Lat dicere. [ xx/b] koyulmak < Tü ko.

& Lat con. buluşma. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. & Lat con. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. fact. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. a. nex. onaylamak & Lat con. hazır giyim. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. pişirmek & Lat con. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a.bir araya + Lat ferre. çam kozalağı. 2.] < İt confetto her tür şekerleme. a. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. hazırlama. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı.yapmak " kon+. form konglomera [DTC 1943]. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. toplantı ~ Lat congressum toplantı.birbirine + Lat nectere.gelmek " kon+. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. ~ EYun könos 1. lat-getirmek " kon+. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak. 2. müşavere < Lat conferre.+ Lat firmus pek " kon+. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. takviye etmek. hazır şey. gress. a.bir araya getirmek & Lat con.bir araya + Lat gradi. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. congress. 2. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. kotarmak.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak.bir araya gelmek & Lat con. cinsel birleşme < Lat congredi. bir ucu sivri nesne. a.+ Lat fortis güçlü " kon+. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. & Lat con.bir arada + Lat facere. collat. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. rahatlatma. teselli. kotarma.bağlamak " kon+. 2. confect. .

denk getirme & Lat con. (ağaç) birbiri içine geçmek. çukurlaştırmak & Lat con. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur.yürek.büyümek " kon+. < Lat concurrere birlikte koşmak. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. hissetmek " kon+.birlikte + Lat gerere. balta girmez olmak & Lat con. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con. kav2 konken [ xx/b] kumkam. sansasyon .beraber + Lat sentire.bağlamak " kon+. yarışmak & Lat con. remi ~ İsp conquian a. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma. cret. akıl. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere.bir arada + Lat crescere. cord. curs. bir yere toplamak & Fr con. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun.vurmak. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir. coniunct. doğan " kon+.a.+ Lat quatere. çukur ~ Lat concavus a. sens. iunct. a. consens. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma.beraber + Lat currere. mutabakat < Lat consentire.aynı yere toplamak. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak.+ Lat cavare oymak. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. yığışmış < Lat concrescere yığışmak.beraber + Lat genitus doğmuş. kırmak " kon+. içe doğru bükmek. parçalamak & Lat con. görüş birliği. gest-kılmak " kon+. < Lat concavare oymak. çarpmak.a.mutabık olmak.birbirine bağlamak.koşmak " kon+." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. coniunct. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. razı olmak & Lat con. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme. gönül" kon+.bir araya + Lat iungere. congest. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. < Lat concordare anlaşmak. birikmek & Lat con.beraber + Lat cor.duymak. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere.beraber + Fr centre merkez " kon+. quass. içiçe geçmek. sıkışma < Lat congerere. anlaşma ~ Lat concordatum a. içini boşaltmak " kon+. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır.a.

< HAvr *kels. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek.bilmek " kon+. not. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. 2. gözkulak olmak. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. korunmuş. a. bilmek ~ Lat cognoscere.a. " kon+. hamile kalmak & Lat con. & Lat con. müzik dinletisi ~ İt concerto a. koruma yeri. . kavramak. cognit. bir belgeyi mühürlemek. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. devretmek ~ Lat consignare 1.+ Lat servare korumak. tasdik etmek. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. genel toplantı.almak. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. desteklemek. muhafaza edilmiş. 2. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma.a.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. 2. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. 2.a. teyit.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a.+ Lat signum mühür " kon+. < Lat concipere. tutmak " kon+. kent başkanı. capt. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. 2. concept. 2. bir araya çağırma. ~ Lat consul danışman.bir araya + Lat capere.a. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk.].a. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1.a. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. toplama. teselli etmek. teyit etmek. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. hizmet etmek " kon+.içine almak.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. meclis & Lat con. müzik okulu < Fr conserver korumak.a. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır.

sub+.a. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. yutmak.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. contact. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors.temas etmek.yutmak.+ Lat emere. inşaat ~ Lat constructio a.inşa etmek & Lat con. uyumlu. tüketim. < Lat construere.ortaklaşa bir mala sahip olan. talih " kon+. structyığmak. context.dokumak " kon+.a.dokunmak " kon+. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. irtibat. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. text.bir araya örmek & Lat con. < Lat consonare birlikte ses vermek. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere. uyumlu olmak & Lat con. sumpt. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1.beraber + Lat texere. consult. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f.a. ~ Lat contextus bağlantı.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. yapı. dikmek " kon+. tekst . 2. içmek (& Lat sub.a. tact. danışmak.tetkik etmek. emptalmak ) " kon+.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. < Lat contingere. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. comit. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. t. 2.bir araya + Lat struere.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1.sıkarak + Lat sumere. construct.yiyip bitirmek. tüketmek & Lat con. tüketme. tüketici (kadın). sort.a. 2. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a.a. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. bitişmek. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I.]1. görüş alma < Lat consulere. -t.kura. consumpt. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". teselsül < Lat contexere. & OLat con. birlikte ses veren. tüzel kişilik < Lat consors. yıldız grubu ~ OLat constellatio a.

tract. kota ~ Fr contingent kısmet. kapsamak ~ Lat continere. a. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. içine almak.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. ambar < İng to contain tutmak.karşılıklı + Lat tangere. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes.bir arada tutmak & Lat con.durmak " kontra. sürmek " kon+. nota dizisinin en pes perdesi. sürekli. stat. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. bir et kesimi " kontra. ortaklık kurmak & Lat con. özellikle futbolda " kontra. tact-dokunmak. denk gelmek " kon+. zıt. content.tutmak " kon+. şans talih. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. rulo . puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. sürdürmek < Lat trahere. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. tent. a. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra."rast gelen".kontenjan [Cumh 1932] katılım payı.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. defter " kontra. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. < OLat contra-stâre karşı durmak. ped-" kontra. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. pay. depo. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. ters / Fr contre a.beraber + Lat tractare gütmek. < OLat contractare birlikte yapmak. a. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . 2.bir arada + Lat tenere. kısmet & Lat con. zincirleme < Lat continere.çekmek. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. resmi belge. bas1 kontrafile karşısı". vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. t. content.

versiyon .yığmak. tevdiat. misafir < Tü kon." kon[CepK 1935] mevduat. uygun bulmak & Lat con.sürmek. Fr thèse < EYun tithemi (koymak). & Lat con. tümsek yapmak & Lat con. convers.bir arada oturmak. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. yy'dan sonra danış. vers. convex. taşımak " kon+. kemerli. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir.ikamet etmek. convectkubbeli. komşu olmak. a. dışbükey ~ Lat convexus a.bir araya gelmek. 2. dönüştürmek ~ Lat convertere.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. vect.gelmek " kon+. döndürmek " kon+.+ Lat vertere. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba.bir araya + Lat venire. Karş. konuşlan[mak < Tü kon." kon* Kon. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon.dönmek " kon+. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. toplantı.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1. [T S xvi xvi] mükaleme etmek." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. buluşmak. < Lat convectere. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. a. kenar hattı ~ İt contorno a. gecelemek " konYT < Tü kon. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. buluşma.fiilinden -iş. konaklayan kimse.a. convectyanısıra sürmek. a. < Lat convenire. dost ve yakın olmak. konuşmak < Tü kon.a. vent.fiilinin yerini almıştır. convent. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a.

kopil oğlan.şişmek.].a. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . Fr. matematikçi ve filozof & Lat co(n). sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek.beraber + Lat ordinare. [EvÇ xvii] kopçak düğme. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. meme ucu. Fr coordonner. Karş. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . taşımak. ~ YLat coordinatus a. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. İdr xi] köpek a. convoglio] aynı yola gidenler.Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak. özellikle iri köpek. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. yy'dan önce ender rastlanır. kabarmak " köpük * 14.a. tanzim etmek. a. gelmek.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. ordinat-düzenlemek. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a.) Türkçeden alınmış olmalıdır. a. başlamak.a. çırak Karş. Arn kopil (a. yanısıra gitmek [esk. kop[mak Tü [Uy viii+] kop. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. # 1656 René Descartes. işbirliği yapmak & Lat co(n). sıraya koymak " kon+.beraber + Lat operari işlemek " kon+.. Sırp kopil.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı.kopmak. kulp (= Moğ tobçı düğme.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . a. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. aktarmak ~ OLat conviare a. düğme. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. köpek Tü [Kaş. & OLat con. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. Bul/Sırp kopça (a. a. kervan < OLat conviare eşlik etmek.

ETü köp (iri.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur.düzeltmek < Lat rectus düz. 2.şişmek. diplomat [İM69 187+] . şişik.kalp.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. relat. 2.geri götürmek. relatif kordon . kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. ip. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent. " gebe [Uy viii+] köpüg a. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. düzgün < Lat corrigere. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. iskambilde kalp işareti~Lat cor. Karş. tecrit hattı ~ İt cordone a. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. ilişkilendirmek " kon+.ile. soylu [esk. 2.< HAvr *kerd. kabarık < Tü *kö. 2. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır.a.a. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak.a.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . doğru " kon+. şişik. Karş.1. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek.birbirine + Lat referre. 2. kalın örme ip. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17.Fr cordon bleu "mavi kurdele".a." köpür- * Köpür.(yürümek). 1. correct.]. corpor. & Lat con. köpük Tü *köP-/keP-2 a.şişmek. a. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. beden (~ Lat corpus. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. bağırsaktan hapılan sicim. < Lat chorda sicim.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a. cord. Tü köpür.viii+ Uy).vücut. akıl. bünye ) " korpus.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. < Tü *köp. kabarık . [LO 187+] gayet enli kalın kordela . rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a.Fr cordon 1. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri. kalp. gönül ~ HAvr *kord. seçkin adam.a.

açı. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a. Fr.(kuşatmak.Lat cornu boynuz. kapamak. Tü *kor(ı)-k. İng gulf (koy. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş.a.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan.a. koy ~ HAvr *kwelp. boru. korku (isim) < Tü kork. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır.korunmak istemek? " koru- * Karş.kucak * Lat colpus > İt golfo. 2. saklanmak) < qorı. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. 1.] "küçük boynuz".a. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. hapsetmek). kayıt" hora. bir orkestra çalgısı " . boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. boynuz." kork-. curs. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere. köri . körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır.< HAvr *ker-1 kafatası.(sığınmak. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro. boynuz şeklinde olan şey. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. 2. borazan ~ HAvr *kr-no. +inç * -in. Moğ qorğuda.

2. hükümdara ait av sahası < Tü korı. hayat & Lat co(n). Amer. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. beden.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. dans. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. short ("kesilmiş". kısa). kuşatmak. saldırı ~ Lat cursus a." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. ~ E Yun %oros 1. 2.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). saray.gövde. cortic. engellemek) . antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1.avlu. kesik). Ger *skeran (kesmek.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek. score (kesik). beyin zarı ~ Lat cortex. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. dans topluluğu. yaz ürünü. scar (yara. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu.çitle çevirmek. corpor. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. çentmek).vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik.gövde.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme.iç avlu. shirt (gömlek). corpor. beden ~ HAvr *kwrep. İng shear (kesmek). cohort. a. hapsetmek. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench.ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. taca ilişkin. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. cortic.bir organın dış zarı. 2. a. kapalı alan. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç.

çabuk gitmek. bent " köşe. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü.a.] a. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. köşe [Yus xiv] gûşe . kös. [LL 1732] seğirtmek. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. mısra düzmek. köpürmek). a. mağrur . " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. Yus. a. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif. eşlemek.bükmek.birleştirmek. çiftlemek.[viii+ Uy] istemek. ~ OLat coccinella [küç. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. Aş. cihannüma. . büyük davul < Fa koftan. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. Moğ kögerge (körük.a.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak.a. şişmek.) < HAvr *geu.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k.(kabarmak. DK xiv] şeklinde yüksek bina. yy'dan itibaren kaydedilmiştir.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. a.karşılıklı komak. ezmek. gösterişli. salname köşk [İdr. [Men ] kûşe vulg.dövmek. köşker & Fa kawş ayakkabı. at sürmek (= Moğ qolbu. çalımlı. köşe ~ Fa göşa a.a. kirmis ~ İsp cochinilla a.a. kibar. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe.EYun kókkinos a. [Men xvii] at koşumlamak. tokmakla vurmak. < Lat coccinus a. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. ~ OFa göşag a. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. katmak. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. (= Ave gaoşa. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir.(korunmak istemek?). akciğer) < köge.

> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. kaus. dağlayan < EYun kaiö yakmak . künde. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde. [DK xiv] köstek a.a." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al.a.a. ben)" kon+. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş.benimsemek.a.HAvr *ksw-yo.a. töre. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi.a.a." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1.a. .ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar. adap. 2. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı. . suet. ~ EYun kauter yakan.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot.< HAvr *kâu. < EYun kaiö. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş.a.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. eye ~ HAvr *kost. ağır sopa [Arg xvi] sopa. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili. yanık ~ EYun kaustikós a. Karş.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak.kendi. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. kütük.a.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a. < Tü kösür. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a. kaburga. resmi giysi ~ İt costume adet. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği.beraber + Lat suescere. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e. almak.indirmek.

kucak.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a. dip < Tü * koy fi [Aş. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP.~ HAvr *gwou-inek. koyun. 2. pamuk MÖ 3. tıkıştır. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. Erm küġ/köġ (a. çukur.ekiyle. başıbozuk. .oymak.oymak. oyuk < Tü *kaP-/*koP.(boşaltmak. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. 2. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. sığır (~ Ger *kö(u). kural tanımayan & İng cow inek. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. dere koyağı. sığır) + İng boy oğlan " biftek. Yus xiv] köy/küy . kotra cutter a.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. seki. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP.a. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür.içini YT [TDK 1955] kovalamak. koşuştur-. Amerikan sığır çobanı.a. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. izini sürmek.). oymak). [MŞ xiv] yatalak kötür. a. a. * Karş.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak.

donatmak. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. 2. a. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a.)" ceviz < Tü köy. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. denizci" kozmos. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. 15. çizim " kozmos. donanım. yy'dan itibaren kaybolurken.koymak. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. güzelleştirmek . düzen. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). Lat ponere (koymak) < po (aşağı).biçimi de korunmuştur.yanmak. koymak. a.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. alem. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle.indirmek. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. çeki düzen vermek. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1.MS y. derin < Tü ko5. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı. (= Aram gawzâ a. çeki düzen vermek. indirmek. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. Türkiye Türkçesinde ko. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak.]. hemşehri" kozmos. a. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . dünya < EYun kosmeö düzenlemek. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. bırakmak. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici.

2. creat. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1. kraker çıtırdamak. kaymak. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. credit.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. 768-814) < Ger karlaz adam. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. inanmak * 19. < [ xix] kredito/kredi borç verme. yaratış < Lat creare. kafatası ~ EYun kránion a.İt credito / Fr crédit 1. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. [ARasim 1897-99] . yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. güvenmek. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı.emanet etmek. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom.< HAvr *ker-1 kafatası. inanç. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. güven. creat. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. a. ~ HAvr *krss-no.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a.doğurmak. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt .* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma.a. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. 2. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. kredibilite kredi krem merhem. Şarlman (hd. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. itibar. meydana getirmek kreatif Lat creare. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük.

< HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. değnek krikkrak galeta. yargılamak " kritik .et (~ HAvr *kreus.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık.a. doğa bilimci & EYun kréas. a. a. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. artmak. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. sot.a. mücrim < Lat crimen. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır. cürüm ~ HAvr *krei. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . beşik. İng crisp (kıtır). 2. krep [ARasim 1897-99] . çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek.suçlama. cret. Fr cru. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. yükselmek ~ Lat crescere. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . crimin. Reichenbach. t. " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. Alm. buruşuk * Karş.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1. suça ilişkin.korumak. hayvan yemliği. 2.a.iyiyi kötüden ayırmak. itham.çiğ et ) + EYun sözö. cürüm işleyen. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. İng crude (çiğ).

itiraz . hüküm. Fr. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom. buz.a.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek.kabuk. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit.a. saklamak ~ HAvr *krup-yo. t. saklı < EYun kryptö gizlemek. kimyacılar < EYun kryptós gizli.a. ~ EYun kriterion a.< HAvr *krei. İng. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. Lat crusta (çıtır kabuk). krit- kriz [Bah 1924] karar.kabuk bağlamak Karş.iyiyi kötüden ayırmak. hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a. muaheze. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma.a."altın kabuk". taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. %rysallid. a. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. elemek.a. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. < EYun krinö hüküm vermek. çatlamak. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis.renk " krom(o)+ . itham). & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. Lat crimen > İng crime (suçlama. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. yargılamak). kırağı ) ~ HAvr *krus-to.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele.< HAvr *krâu.Fr croquette kroki kaba çizim. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. antoloji krokan çıtırdamak. çiğnemek " kraker kroket .

hilal (büyüyen ay). a. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. cret. 3. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. 2.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma. İng crust (kabuk).kabuk bağlamak " kristal * Karş.< HAvr *ker-3 a. t. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde".renk kromatik [ xx/b] %römatikos a. ucu çengelli nakış iğnesi. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto.a.a. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü. 2.] 1. t.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü.a. cruc- . 2. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1.a. büyüyen. Alm.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. kron(o)+ zaman. 3. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında.a. çarmıh ~ Lat crux. ~ HAvr *kre-sko. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. çengel.a.a. < EYun %röma. süreli. gelişmek ~ Lat crescere. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o). 2. kıç ~ Frk *kruppa.çıtır < HAvr *kreus. ay çöreği < Fr croître büyümek. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. artçı". tığ. sağrı. artmak.

dörtte bir < Lat quatuor. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck... küp şeklinde olan. Alm.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. küçük.] çukurlar. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu .kucaklaşmak. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir.a. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. genç.a. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask. çarmıh ~ Lat crux. a.a. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf.a.a. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. [Kaş xi] kiçik/kiçük a.. 2.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç. [TS xviii] kuçak < Tü kuç. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf. < Hol kruis çapraz. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a. f. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. İng.a. a. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1.a.a.] mimaride kubbe . yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a. cruc. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. = İbr qubbah a. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ. < Lat quartus dörtlü.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a. quatr-dört" kare kubbe [Aş.Aram qubbstâ a.

~ Akad quppu/quppatu (sebze.] güç. içi boşalma. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. kuşak. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. kudak (küçük. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ. talk? < EYun koûfos kof. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a.şişme. kutsallık. kuduz kutur. öncü olma. kutsal yer.a.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir. kucak. aziz olma. küçük. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır.] kutsal. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir. meyve. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. [TDK 1944] küçümse[Kut. çürüyen nesne. güdük ve Fa cucak. aziz < Ar quds 1. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb. yavru. et vb. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet.] önden gitme.* Tü çocuk. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. a. 2.hakir görmek. tanrılar dokunmak" anlamında.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş.

dine sövme. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos.küfür/küfr[Aş.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. a. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. koza ~ EYun kókkos a. köylü. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. 2. tamlık. kâfir). Lat paganus (1. sürmeli < Ar kuHl antimon. Hıristiyan olmayan kimse. bilye. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. kufrân] dinsiz idi. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd.] a. (tanrıya) sövdü. kibrit. bütünlük. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. kuğu [ viii] kuğu a. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. kefaret.] siyaha boyanmış. esir. a. Karş. Karş.] dinsizlik.a. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç.arslan sesi çıkarmak. nankörlük < Ar kafara [msd.a. Bak. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. gizleme.) . bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. < Lat coccus tane. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası.] tam. mükemmel olma = Akad kalâlu a. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. a. bütün. iplik yumağı. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. siyah boya. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. bütün olma.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde.

bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. a. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. qall] yükseltti. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. doruk < Ar qalla [msd. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. 2. soylulara mahsus yüksek başlık.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. çevirdi. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. Diğer yandan karş. bir tür hamur işi. 2.] yük. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse).xiv).* Karş. zirve. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. şekil.(açmak. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. (usit. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. TTü kula.a. taç. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. sefil.] zirve. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. eğirdi" kalp2 . yaymak . kule [Men xvii] kulle 1. külhani (ocak işçisi > proleter.

~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. 2.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü.+ Lat mandare emanet etmek. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. kabin. görevlendirmek " kon+. oyun yeri. cult. kültür [Bah 1924] 2.toprağı işlemek. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. dükkân = EYun kalybe kulübe. ekip biçme < Lat colere. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır.a. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. tevdi etmek.a. emretmek & Lat con. tarım. a. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. topuz. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . a. eğitim ~ Lat cultura a. " kült kulübe [Men xvii] hücre. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. kolik ~ EYun kölikos a. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". a. toprağı ekip biçme. kumanda [183+] ~ İt commando emir. [Çağ xv] kuma/guma a. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. cemiyet ~ Nor klubba topak. bir askeri . mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. kalın sopa. terbiye. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme.

yoldaş & Lat con.] [MMem xvi] kumbâr humbara.beraber + Lat passo adım " kon+.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. akümüle. top gibi olmak ~ HAvr *keus.a. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. pane kumpas [xix]kompas1. a. a.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı. 2. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a. 2. [LO 187+] kompanya şirket manasına.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. istimali abestir . DK. tertip. a.beraber + Lat panis ekmek " kon+. kümüle. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). kümbet [DK. t. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. kabarmak. Env xiv] tümsek. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. ~ Yun *koimási * Karş. gemi erzakının saklandığı depo.a. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu".a. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan". tezgâh compasso pergel & Lat con. & Alm grund yer + Alm birne . gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar.pergel. < EYun *kyö şişmek. Anlam ilişkisi için karş. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. Gül xiv] dokuma. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus.kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. kümülatif. Tü tünek (geceleme yeri).

kümülatif cumuler yığmak. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. sürü.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme. Karş. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. sopa. fabrikasyon [esk. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. Balkan ülkelerine patates 19. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi.kurmak. bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. dipçik. Karş. 2. sap. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. kargı kundak3 cihaz. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. ~ EYun kontós sırık. Fr pomme de terre ("yer elması".şişmek.] < Lat condere. çokluk . kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. UYSAL. kabarmış şey < HAvr *keus. patates). tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. barut ~ Sans gandhaka "kokan". kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. condit. top [Kıp. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb.a.

kör (bıçak). . kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. EYun klâo (kırmak. saplı büyük bardak. künk [Env xv] toprak boru. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1. kalın. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı.a. yeraltı geçidi kunt kaba saba. ~ Akad gubbu a. 2.a. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. 2. lağım ~ Lat cuniculus 1. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik .* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır. * Diğer yandan karş. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. çömlek . a. Sans kumbhá (a. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). tavşan.). a.) Aramcadan alıntıdır. koparmak). İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. san. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. Ar cubb (a. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd. tavşan deliği.< HAvr *kel-1 kırmak.a.] lakap. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma.Fa küp sarnıç.a. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd.

curs.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. döviz fiyatı ~ Fr cours 1. akım. gazeteden kesilen parça. [Fel 194+] nazariye < Tü kur. gidiş. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. kaygı. kâğıt para birimi . 2. 3. 2.< HAvr *kers. kuram YT [CepK 1935] bünye. çadır kurmak.a. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. 2.] un.a." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. a. eğitim programı. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat.koşmak ) + Lat air hava " kur. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1.] yabancı.koşmak ~ HAvr *krs. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. -al ekinin işlevi açık değildir. seyir. rota. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. ~ Lat cursus koşu < Lat currere.germek. kür ilgilenme. 2.a.Fr coupure kesim.a. kurul.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. süreç. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis.kupon bölümü. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. ufak şey. tuhaf. curs. kurultay.] 1. [ xi] kurğak kuru şey. [CepK 1935] kaide < Tü kur. (yüksek sele) okuma. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok . arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. [ xx/b] 2.

yakın olmak.a. yaklaştı.] körük.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a.a. yasaklamak. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak.kaşımak. 2. karıştırmak. tahriş etmek kırç [onom. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. hisar. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. toprak küreği.önekinin anlamı belirsizdir. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". kurcalamak < Tü [ xi] küri. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a.a. kapamak. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur.[xiv-xvi TS] kaşımak. 2. hediye verme.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı. akrabalık < Ar qariba yakın idi. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca." kur- . demir eritme düzeneği. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. "adak. a. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1. kayık küreği < Tü *kürge. temizlemek (~ Lat curare a. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip.= Tü küri. hapsetmek. yakın olma.kuşatmak.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. hisar = Moğ qorğa(n) kale. sığınak (< Moğ qorı.a. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. < İbr/Aram #qrb 1.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur.] yakınlık. yanaştı (= Aram qsreb a.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. özen göstermek. yaklaşma. = Akad qerebu yaklaşmak.

a. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. Amer. cour (divan.a. avlu). fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1. Ar qurnat (dışbükey köşe.a.halka. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın.] daire. Aş xi] kürsi . rota. seyir. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. Albert Ghiorso. 2.). [ xi] kuruğsak kürsü [Kut.a. Oğ viii+] kurt tırtıl. böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. James. Ar curnat (a.a. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. tepsi. heyet" kurul * Karş. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Moğ qorğuljın (a.a. Seaborg. kurt Tü [Uy.EYun krouneíon a. Kaş.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a.a. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T.. . mide. [Oğ xi] korşun/koşun . çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. larva. ~ HAvr *kor-öno. Fr corps (heyet). akım. ~ EYun korönis a.) Aramca kökenlidir. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . Ralph A. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. süreç. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. ~ EYun krounós çeşme.

[LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. [Uy viii+] kürı.< Tü *kâ-/*kağ.a. meclis ~ Moğ qural toplantı.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar. müessese < Tü kurı. kavrulmak " <Tükut baht.(kavurmak). meclis < Moğ quratoplanmak. a. kongre. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı. uğur" kut * Karş. meclis < Moğ qura. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. [CepK 1935] kurultay .yanmak. kurul YT [CepK 1935] kongre. Moğ k?ağurayda. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. kişniş) > İng coriander. [ xi] kurığ a.a.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır.[viii+ Uy] a. EYun koríannon ("tahtakurusu otu". kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a.a. * k?ura. bir araya gelmek (= Tü kura. a." kuru- .a. birikmek. uğur.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek.. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur.a. kıvanç " kut * -r. Karş.Moğ quralta toplantı.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad. < Tü kurı." kuruTü *kağurı. is [CepK 1935] tesis.a.

küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. kuşan-. posta tatarı / Fr courrier a. wişâ. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. tabaka < Fr coucher yatırmak. lokal kuşet < Fr couche yatak. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa.+ Lat locare yatırmak " kon+.a . ürküntü. guşâ- < Tü kurşa.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. vesvese.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. [İdr. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak.a. [Oğ xi] küs. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. ürküntü.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. [U yv ii i+ ]k us -a .köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. ulak.kemer bağlamak. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.a.a. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak. vesvese.] kırptı . yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". yünden dokunan çadır kuşağı. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.a. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç.

~ Akad kuspu susam. kutu [MŞ xiv] kutı kap.a. eksen.a. bereket. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. kutup. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. tas. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. saadet * Karş. baht. bir noktaya topladı. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. [LO xix] sivri olmayan küt2. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı.* Türkçeye 19. kovuk.] 1. üzüm. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. qaTb] 1. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. cesur.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. talih. küt1 [Men xvii] kötürüm. 2. kısalttı. yetersiz kaldı. 2. tomruk. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. zeytin vb. yatalak. büyük defter.ayrı duran. kütük [Men xvii] kötük tomruk. kaşlarını çattı. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. kalın ağaç gövdesi.a. aks. konsantre etti .). cödica. ~ E Yun kytos 1. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. Moğ k?utuğ (a. 2. 2. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket.a. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. cesur (= Ave *vî-stâxa.] kırıklar.

kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. masa örtüsü. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. örtü. 2. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. güneş almayan yer.] koşullar. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. Moğ k?oytu (art. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. geri.] 1. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt . Moğ k?udurğa (atın sağrısı). " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil.indirmek. [Aİhsan 1891] 2. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. kuz (güneş almayan yer). fıçı ~ Lat cupa varil.indirmek " ko- * Karş. kıç.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. Ayrıca karş. a. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. fıçı ~ Fr cuvette [küç.] leğen. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer.a.] güç (= Moğ qoymag katmer. gölge < Tü ku5. 2. konmak. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap.a. aşağı koymak " koy* Karş. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. * Ar qaTr (damlama.kütüphane çoğ. dip. oturmak. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a. kuzey). folluk. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. kuluçka yeri. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. bölge. dökülmek < Tü kod-/kot. arka. 2. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1.

< Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer. karanlık " kuzey kuzin . hala. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a.< HAvr *swesor. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi.kızkardeş " kon+. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con.pişirmek * Fr cuisine. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) .Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. [ xx/b] ~ Fr cousine [f. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca.] amca.a. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. gölge. hala. EYun peptö (pişirmek). kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino.

labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik. lax. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak.işçi. < Lat languere. bir tür taze Karş. Karş. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a.a.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze.a. atölye ~ OLat laboratorium a. t. benzin.gevşemek . rızk. Lat lapis lazuli. labne laborant Lat laborans.a. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. gevşetmek ~ Lat laxare a. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. Fen lbnt. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. rumex patientia ~ EYun lápathon a. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın.a.. günnük). Ar luban. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır.a. İng lazurite.

ilave. kuşkucu. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. 2. ~ Yun lagós 1. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. vardı. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır. söz söyledi. laHq/laHâq] yetişti. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. eklendi . hendek. yok hükmünde olan şey. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd.laço iyi. ~ Akad ladinnu.a. çam cinsinden bir ağaç. lagos marinus ~ EYun lagos a.] eklenen şey.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil.kazı. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. laedri ~ Ar lâ adrî "bilmemci". ladunu a. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il .a. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. emin lades [ xx/c] genç adam. lakırdı etti. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. zeyl < Ar laHiqa [msd. 2. f. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a.a.] boş. geçersiz. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız.] ağızda