SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. İng. -ive eylemli. Karş.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. kayıtlar. 2.] "edilmiş şeyler". act.yapmak.aktif [xx/b] agere. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. güncel ~ OLat actualis fiili. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. eylemek " aksiyon ~ Fr actif.yapmak. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. eylemek " aksiyon aktris [f.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. yeşilimtrak açık mavi renk. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. eylem < Lat agere. radyum. aktîn. rabıta " ad+ * Karş.ışın. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. boyunduruk. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. Fr. act. dekuple. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. çoğ. icracı.işitmek . a. ~ Fr actuel fiili. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. a. ~ İt acqua / Fr aqua. marina akuarel/akvarel acquarella a. zabıt < Lat actus edim.a. a.su ~ Lat aqua a. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne.< HAvr *kous. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. kimyacı < EYun aktîs. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut.

devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. pek güzel. biriktirmek ~ Lat accumulare a. al[mak Tü al.biriktirici. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. en yüksek " ali * "İyi. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. Lat lichia. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık.a. toplanmak. daha yüksek.keskin. alaca alâ (zarf). 3. en yüksek. sivri uçlu. zaptetmek. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. İt lezza/lizza/alicia. hastalık) . iyi (sıfat) [xiv] 1.akut [xx/b] ~ İng acute keskin.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. Moğulağan>ulaan (a. [xvii] 2. karışık renkli. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. 2. ß Lat ad. küme olmak " ad+. fırtına " bora [xvii] altüst olma. ani (sancı. lichia Tü ~? * Karş.). güzel. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. a. İng.< HAvr *ak. al âl [viii] kırmızı * Karş. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. taraf" bandıra alabora rüzgar. sağanak. Frenk .a. toplayıcı.bir yere + Lat cumulare toplamak.a.).[viii] elde etmek. kuzu balığı. Fr liche/lichié (a. Yun lítsa/létsa. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin.] daha yüksek.

ilgilendi [msd. bağlandı. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd.a.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. belirti. calaq] 1. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. sarktı. ilgi. " ad+. alamet) + Ar sama' gök " alamet. dürüst olmayan iş . larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv].] ilişki. bağlantı < Ar caliqa [msd.] işaret. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. Karş. geniş ~ Lat largus a. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre". her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş.] Alman tarzı. 2. asıldı. alaca bulaca. bu tür kayıklara mahsus ağ . sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. Türk alavera [xix] dolap. uzaklaş! < İt allargare açılmak. uzaklaşmak < İt largo açık. alametler (< Ar calâmat^ işaret. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd.İt alamanna [f.] işaretler.

yumuşamak " alışaldan.[xi] aldatmak. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. ciltli defter ~ Lat album [n. yozlaşma < Fa âlüdan. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2.parlamak.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır.[xiv] kandırılmak < Tü alta.a. yozlaşma. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. bulaşıklık.] beyaz şey. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. beyaz kâğıt.a. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. alşak [xiv] a. pest. parıltı < Tü yal. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile. debdebe . Fiziksel anlamda kullanımına 15. uysal. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma.bulaşmak.. yanma.evcilleşmek. Karş. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. yy'dan itibaren rastlanır. dalavere. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. âlây. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur.] < Lat ala 1.a.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev.Fa alâyiş bulaşış. âlây. yumuşak huylu. kirletme < Fa âlüdan. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. kanat. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. alçak [xvii] hakir. aldatma . pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. bey albeni " al-. 2. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. [xix] dünyevi gösteriş. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir.

sonsuz süre. calâniyyat^] açığa çıktı.[xix] aldırış etmek. umum alelusul ale+. aldır[mak Tü altız.] gizli olmayan. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya. Sans dantaka. adet2 alelumum olarak " ale+. yeryüzü.kökünden Lat alter (başka). acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. ebediyet. üstü.(öte). önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir.a.[viii+] almasına neden olmak. kaptırmak . ~ HAvr *dent. usul1 alem1 sancak. İng tooth < Ger *tanth. gibi. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. * Aynı kökten Fa dand. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. ebediyet). genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. uls. belirti. alelacele olarak " ale+. EYun odoús. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir".(diş). göz önünde < Ar calana [msd. alemdar sancak. söylemek " kategori * HAvr *al.a. başka) + EYun agoreüö konuşmak. odont-. dent. aldur-[xiv] almasına neden olmak. bayrak " alem1. acele alelade surette " ale+. İbr colam (sonsuz süre.a. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. aşikâr oldu . başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. evren * Karş. aldır. açık. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. işaret. 2. herkes ~ Aram câlam 1.a. karşı.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. dünya. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. ult.a.

rahat ~ OLat *adiaces çevre. Ebi Talib. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. alev <Tü alâv/alev [xvii] . a. Avst. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. numara . hekim ß EYun állos başka. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. TTü yalabı. karşı. yalab yalab (parıl parıl xiii).sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. İslam peygamberinin damadı aleyh ile.(parıldamak. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın.] araç. xv+ * Karş. çalışma " alegori. .a. " alfa. gönlü ferah. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. ışımak xiv). etraf < Lat adiacere etrafında olmak. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. Akad alpu. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa. alev Tü yalaw [Abuş. Karş. calev [xvii] Çağ] a. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. farklı + EYun érgon iş. aygıt < Ar âla [msd.rahat. 2. yalabık (parlak xvi). İbr eleph (öküz). ferahlık.

taraf" ali. [xiv] yenilmek. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. aluk/alığ [xi] kel. < Tü al-" al- [193+] ganimet. evcilleşmek. cephe.a.[xi] kendine almak. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. yüce < Ar calâ [msd. cüsseli ve kaba kimse. almak). Lat consuescere (alışmak.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9.a. [xiv] benimsemek. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. takas etmek. alt olunmak. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. yükseldi. fırınladı . yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. Anlam için karş.[xi] alışveriş etmek. uysallaşmak. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. ~ OFa alüg a.] ilim sahibi. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. alıç ^ küç. ali [xiv] culüw] yüksek idi. [xvii] üstüne almak. değiştirmek.] yüksek. hazret. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. alın alın[mak Tü alın. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. ahzetmek. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. kat. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. adet edinmek. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. [xiii] değişmek. bilen.

çok ~ İt allegro şen. < öz Alamanni 3. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir.[viii+ Uy] övmek. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im.a.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir. hareketli allem kallem konuştu " ilim.[xi Ha] karmak. # 1267 Francis Bacon. her + Ger *manniz insan. özetledi < Ar naqaHa [msd. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. bula* Moğ alag bulag (a. alak bulak [xv-xvii] . kellik / İng . allame alim. alacr.a. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. redakte edilmiş. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. Tü al. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a.] gözden geçirilmiş.canlı. fazlasını kesti. kutsama < Tü alka.a. kısalttı.alkış Tü alkış [viii+] övgü. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. karıştırmak " ala. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all.a. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır.a. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. a.a. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. İng. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a.] çok bilen.tüm. salname.

yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. öteki ~ HAvr *al-tero. seçenek. . Sans lopâsâ. büyümek. pac. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik).barış " alüminyum.]. alto [189+] ~İtalto1. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. a.> Fa röbâ (tilki).a. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek. tenor [esk.a.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. Erm aġvés < EErm alwes.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. Karş. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. 2. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir .yüksek. diğer < HAvr *al-1 öte. a. boy atmak). < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. Aynı kökten Lat vulpes. alpac.a. a. 3. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. altın altun [viii] a. yüksek ~ HAvr *al-to. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. sırayla değişen.iki şeyden başka olan. a. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1.İt altezza yükseklik. müzikte yüksek perdeden erkek sesi. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . Ave raopis. 2. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. pes perdeden kadın sesi [xvi].

ß Lat ad. amade âmâdan.a. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. top " in+1. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf.suyla akıtmak. nişangâh * "Gaye.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. bulamaç. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. krem ~ EYun málagma. a.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. yıkamak " ad+. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. laut. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde. bağdaştırmak. Moğ aman (ağız). hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş.a. -t. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir.a.. 2. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. a. * Karş.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1.gelmek. amçık [xiii] a. âmây.bir yere + Lat lavare. amçuk [xiv] a. 2. a. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. < EYun malâssö. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak.+ Fr balle balya. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. lig am Tü am [xi] dişilik organı. ittifak. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad. altüst olmak Lat ballare " balad . erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. varmak.a.a. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. ittifak etmek ~ Lat alligare a. olmak. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at).] kör.

dolaşmak. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek.her ikisi.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. it-gitmek. eylem < Ar camala çalıştı.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. ~ EFa hambâra a. kumanya) ß HAvr *sem. amblem ~ EYun emblema.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. İslami inanç formülünün ilk kelimesi.a. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. a. işlem. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye.] iş. iki yanlı.dolaşmak.a. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet .a. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. işlem.a. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. ~ HAvr *ambhi iki taraf.a. getirmek " hem. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. barikat. erzak.sokuş. ambit. barikat dikmek < OLat inbarricare a. saplama < EYun embâllö katmak. -t. < OLat barra engel. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey.bir. ortam. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak. a. eylem. beraber. birikim. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. dolanmak < Lat ambire. ambit. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. a. mağaza ~ OFa hanbar a. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. (= Sans sambhâra bir araya getirme. [xix] ishal msd. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde.

iki yanlı. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema. üfürmek.a. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. şişirmek " en+. su ve karada yaşayan canlı. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. fenol.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. dibine kadar < Ar camuqa [msd. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". getirmek " amphi+.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. 2. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü.içine üfleme. çepeçevre + EYun ferö. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. for. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. etil. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. dost. metil. ß EYun a(n). şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. Alm. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. a.] . haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. t. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi.

f.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa.adım adım öldürmek. 2. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. "öyledir.] avama ait. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa. itfa edilmiş < Fr amortir. borcu taksitle ödemek " amorti . doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. 2.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. amiyane [#cmm nsb. doğru. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. a. bey [xi].(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. amortiss. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. anımsama < EYun mnáomai anımsamak.] kamu.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. görevli. halk. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. özellikle sıradan halk.< HAvr *men-1 düşünmek " an+.] 1. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. işçi. halk câmmat^ [#cmm fa. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. yer değiştirmek. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n). itfa etmek. mantalite amok Malay amok a.amil etken. memur. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı. güvenilir. Amun amorf morfe şekil " an+. tüketmek.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı. sönük." 2. genel.

bir problemi çözmek. anlamak ) (= Moğ 1. 2. kavrayış). ünlülerden önce an.biçimini alır. . onul (zekâ.ve an biçimleri kullanılmıştır.a. onı-/onu. a-fazi. hedefi vurmak.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. Oğuz ve Kıpçakçada an. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. zikretmek 2. Bak. pekiştirdi.] sütun.[xiv] yadetmek. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. cam tüp. hedefi vurmak. lekelenmez".a.ve ög biçimlerine karşılık. doğru tahmin etmek. 2. destekledi. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n). an-arşi. öğüt. amfi.a. fact. sanmak.(okla nişan almak. ampul ~ Lat ampulla [küç. amaçladı. an[mak Tü an.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. Moğ onı (okun üstündeki çentik. anlamak)onıla. her iki el. genişletmek. saymak. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im. 2. doğru tahmin etmek. imparatorluk. dikilitaş. Karş. hatırlamak. konsantre olmak). < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. direk < Ar camada dikti. a. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. bir problemi çözmek.< HAvr *per-3 denemek.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. büyük + Lat facere. tehlikeye atılmak. düşünmek ~ HAvr *pu-to. ß EYun a(n).her ikisi. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1. biçmek. * Ayrıca karş.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. budamak.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. . Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. gez).(1. sınamak.

3. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. " ana+. hissetmek " an+. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. çağ " ana+.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek.a. Bak. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. a. a. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. a. anal analfabetizm an+. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. for. doğuş. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. acı duygusunu giderme ß EYun an. < EYun analüö ayrışmak. doğu. lys. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. öksüz.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. estetik . +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. a. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. 2. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. çağın gerisinde kalmış. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. kalkış.a. İng on. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. tolkalkmak. gevşetmek " ana+. açacak ~ EYun anoikter a. Alm an. özellikle güneşin doğuşu. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. * Karş. 2. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö.taşımak " ana+. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. ayrıştırma ~ EYun análysis a. kaldırmak ~ HAvr *tels.analyt-çözümleme.

2. andr. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér. önderlik " an+. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık. ~ Tupi/Guarani ananá a.< HAvr *ner.saymak.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] .] orantılı şey. * Fr anis.a. adam ~ HAvr *snr.a. log. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. ~ Yun ánison anason bitkisi. kargaşa ß EYun an. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. a. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. hesaplamak " ana+. . gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd.erkek. tom. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön. er. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki.a.kesmek. benzer. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n.değil + EYun ar%e iktidar.a. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a. ß EYun aná açığa + EYun temnö. o surette < Tü an işaret zamiri.a. kıyaslanabilir. benzeri ß EYun aná + EYun legöl. bölmek " ana+. hükümranlık. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o). tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır.

değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. irtibat < Lat adnectere. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı. -t. görüntü " andr(o)+.değil + EYun aisthânö duymak.kan " an+. andr. istihdam etmek < Fr gage rehin. bir bitki. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm).a.bağlamak ~ HAvr *ned.bir şeye + Lat nectere.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1. rüzgâr. ipotek ~ EFr wage a. do.erkek. esinti < HAvr *ans. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh. ß EYun an. insansı ß EYun anér. Manisa lalesi.a. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. ipotek etmek. rehin etmek. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér. imece < EYun ángaros ulak.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret.bağ.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. ecir . bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo. kabarık ~ HAvr *wers-l a. algılamak " an+. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. nex. insan + EYun eîdos şekil. İng.nefes. sona erme " andr(o)+. İng net (ağ). 2.bir şeye bağlamak ß Lat ad.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+.vermek " an+. yayma. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. meşgul etmek. Simpson.Y. andr. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. bedel.rehin etmek. salma. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. anemi (h)aîma. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi. adnex. dedikodu ß EYun an. andr.erkek + EYun paúsis durma.

(gürültü etmek. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. yapıt.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır.J.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. koşut. [188+] budala.] bağırış. ecir. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. tarihçi < Lat anima nefes. tiftik keçisi. angut benzeyen bir kuş.nefes. soyut.* Karş.[xi] eşek sesi çıkarmak.Fritzsche. 2. özellikle koyu mavi. kısıt. ölçüt. a. can ~ HAvr *ans-mo. arjğır. ruhçuluk ~ İng animism a. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. ^ 1866 Sir Edward B. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. koyu renk. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. Alm. 2. ruh " anime . Karş.a. yazıt. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. kesit. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. kalıt. ^ 1841 C. Taylor. taşıt. ağır. dikit. kanıt. İng. yakıt. konut. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. [xx/c] ~İngangora1. belit. çınlatmak .[xiv] .a. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. yanıt.Ankara. ruh.

taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. Karş. < E Yun ân%ö sıkmak.+ Fr caisse kasa " in+1. < Lat angere. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. a.[xi] a. çapa atma < Fr ancre gemi demiri.araştırmak.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . boğmak ~ HAvr *angh.sıkmak.dar. a. parlak.a. ~ HAvr *ank-ulo.çengel < HAvr *ank.Lat anxietas a. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. daraltmak. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. Alm angst (sıkıntı). anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. kaçak. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. boğmak ~ HAvr *angh. daraltma ~ E Yun an%one a. binek vb. endişe.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma. inquaest. < Lat inquirere. yatak. . korkak. yazı dilinde 20.dar. anx. yy başlarından önce kaydedilmemiştir. sebepsiz korku . . 14. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. quaestsormak " in+1 * Karş. ana/âne [xvii-xix] . hafıza < Tü an.[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. eng (dar). question (soru).bükmek. idrak. hortlak. a. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. a.a. İng anger (sıkıntı > öfke). sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). İng inquest (soruşturma). kasa anket [192+]tetkikat. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. daraltmak. açı). ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. < Tü an [xiv Kıp] akıl.

bir örnek " an+.+ Lat nuntius tellal. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. 2. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz. beslemek.+ Lat simul bir. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber.a.W.a. ß EYun an. tekdüze. sikl.değil + EYun nómos yasa. İng. kan ve can vermek. normal " an+. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. W. Gull. Alm. yemin < Tü *ân. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. < YLat anorexia nervosa a. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. sıra dışılık ß EYun an. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. Meigen. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. aynı " in+1. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. töre " an+. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an.a. eş.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday.ad " an+. # 1873 W. ónyma. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. düzenli < EYun (h)ómos aynı. küme. ß Lat ad. zikretmek " an- . beraber.hatırlamak.değil + EYun (h)omalós bir örnek. sıradan. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. (kanını) kurutan ß EYun an.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. yasasızlık ß EYun a(n).değil + EYun ónoma. adsız. İng.

+ Lat tendere. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. (geç dönem halk dilinde) kafatası. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. topraktan yapılan saksı. Alm ent. alın alına. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. İng and/Alm und ("karşılıklı". mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1.ön. alın. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek.+ Fr -gène1 doğuran. kâse.(karşıtlık bildiren önek). Amer. do-vermek " anti+. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. 2. 2. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. " antik . alın ~ EYun antí yüzyüze. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos.İt antico eski ~ Lat antiquus a.harekete geçirmek. önce). biot. böcek duyargası. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. panzehir ~ EYun antidöton a. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde .ön.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". eski eser.can. garip. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. tansiyon antarktik anti+. tens-germek " in+1.a. a. froze donmak ~ Ger *freusan a. çok eski.a. mikrop vb. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. ve). +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait. sebep olan " anti+. sürmek " anti+. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. ~ HAvr *preus. 2. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. ilgilenmek.a. kulak vermek ß Lat in. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir.İng antifreeze anti-don ß İng ant. 2. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant.a.+ İng freeze.) ß Fr anti. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. hayat" anti+. değerli eski eşya. [189+] tuhaf .

tract. " anti+. çiçek) + EYun logeía derleme. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. ~ OLat antimonium a. çiçek derlemesi.a.a. gövde " anti+.karşı + Fr corps vücut. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. acı duyma " anti+.a.a.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. 2. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1.a. nefret. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. ~ HAvr *en-ter.çekmek. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek.hissetme. < Lat trahere. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu.+ Fr traîner çekerek götürmek. path. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse.tomurcuk. log. güldeste. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu". çalıştırmak ß Fr en. sürüklemek ~ OLat traginare a. 2. a. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. toplama < EYun legöl. sevmeme ~ EYun antipátheia a. çekip çevirmek. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. sürmek " in+1. a.seçmek. kömür. a. antithet.

halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o).koymak " inter+. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. " ad+. appar. parite . parantez anüs HAvr *âno.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. antropoloji antropoid antrop(o)+.bir şeye + Lat parare hazırlamak. appendic. ekli olmak ß Lat ad. aer. +oid antropoloji antrop(o)+. 2. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). yüzük ~ * Karş.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. çalmak.a. kör bağırsak ~ Lat appendix. antrparantez inter+. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. zeyl. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+.alıp götürmek. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. eklenti. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. posit. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a.kaldırmak.sarkan şey.a. post2 antrikot antrkot [189+] arası". [xix] rakı .

a. uzaklaşma.açmak " ayır< Tü *ap. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. kuyumculuk terimi [esk. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. düzenek " aparat aparküt upper üst. a. büzmek " ad+. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. mekanizma ~ Lat appariculum [küç.değil + EYun pneö nefes almak. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. sürmek " ad+. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. 2. özellikle süs. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. ß EYun a(n).bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. 2. sıkmak. " ab+ .açmak " apış apuş. a. apert. uydurmak ~ Lat applicare a. apartman [189+] 1. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a.a.[xvii] şaşakalmak. < Lat apparatum hazırlanmış şey.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1.bir şeye + Lat plicare bükmek. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. ß Lat ad.açmak/açılmak < Tü *âp. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak.]. bir ailenin oturmasına mahsus daire.] a.

apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. arsa. kalkmak ß Lat ab. a. ß Lat ad. cess. a. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . kürek kemiği < Lat spatha pala. orta Tü < Tü ar-kesmek. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1. < Lat abscedere. kabarma ~ OLat abscessus a. ayıp. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. ard " arka arka-/arğa. kavisli " abdal [xiv] . mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. elde " ad+.kabarmak. yarmak " yar < Tü *ar arka. caes.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+.kemer.bir şeye + Lat praesto hazır. a. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması. [xvii] 1. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. kürek < E Yun spathe a. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti.] omuzluk. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. 2.[xi] ardından gitmek. ayıp < Ar cara gezdi. tutarsız idi. utanılacak şey. ß Lat ad. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a.bir şeyden + Lat caedere. seğirtti. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. ~ HAvr *sps-dh. d. logsöylemek " apo+. kırmak " ab+.bir yerden + Lat cedere. yy) ortaya attığı terimdir. özür / İng apology a.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere.gitmek " ab+.a. absciss.kesip ayırmak ß Lat ab. ~ E Yun apología karşı konuşma. abscess. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey.] kürekçik.a.kesmek.

yy'dan itibaren rastlanır. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. arsa. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. .ekiyle. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki.] kavga. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. 2. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. hızlı. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. mancınık " ark2. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. Fr haricot (fasulye). yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır.a. toprak parçası. arakla[mak [192+] aşırmak. belki nohut * Karş. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. düzen. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. araka bezelyegillerden bir bitki. yer. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol.

kesmek " yar- . hakim. saf. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak.fiili de mevcut değildir.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. ardiye ödenen harç. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. vadi. eylemsiz. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. arabulucu.[viii] yorulmak. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir.değil + EYun érgon iş " an+. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. kanıtlamak. yorgun argın yorgun < Tü ar. ardış. ifade. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. çalışmaz ß EYun a(n). erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum.yarmak. 2. arı [xvii] pak. aykırı. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1.

" an+.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. 2. saygın.] bilen. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi.a. ~ EFa/Sans arya. su kanalı " ar ı k1 .[viii+] temizlenmek < Tü ar. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. soylu (~ HAvr *ar-isto. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa.saymak. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. geleceği haber verme" anlamında.en uygun < HAvr *ar. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme.] çıplak. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi . bir ulus adı * Karş. seçkin kimse.uymak.a. f.a. geleceği haber verme). soylu. eğreti. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. Ar cirafat (fal bakma. accidens " arz1 ari1 [msd. gümüşi). Karş. başa gelen. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. İng aryan. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. Fr aryen.Ar carafat^ [#crf msd.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu. dermansız ârm.< HAvr *re(i).1. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. ark1 » ı rmak.

kavis ~ Lat arcus a. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. arka vermek. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. arka.a. karşıt. yardımcı bildiren edat. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait. araç gereç.) sözcüğünün yerini almıştır. sırt.a. 2. geri. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. arka.(geride kalmak).< HAvr *ar. Buna karşılık karş. eklemlenmek " arma . beddua etmek). arkış (kervan). ayakdaş. art (arka). geri. ars (sanat. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir.ark2 HAvr *arku. artık). < EYun árktos ayı. < Fr armer donatmak. ilkel < EYun ar%aîos eski.a. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. gemi donanımı ~ Lat arma edevat. áristos (en uygun). aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. eklem. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. árthron (eklem). dost. uyum ~ HAvr *ar-smo. " arma * Türkçe telaffuzu 20.(peşinden gitmek). Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. askeri donanım. hempa < Tü arka " arka * 19. ~ arka Tü arka [viii] peş. silahlandırmak ~ Lat armare a. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer.xiv Kıp). arğa. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. arkalaş kılmak (yardım etmek . (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a. birlik < EYun (h)armós 1. Küçük Ayı. EYun harmós (uyum).uymak. eklenmek. silah ~ HAvr *ar-mo. beceri). özellikle omuz eklemi. ard. ark (tortu. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a.a. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). yay. peşkeş.uymak. art. Ave arsthna (dirsek).a.(ardından konuşmak.a.< HAvr *ar. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk.

özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. taht. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. nem. ön) + Lat dux dük " +arşi. a. 2.dirsek ) " arma * Karş. sulama cihazı < Fr arroser sulamak.a. ~ OFa zarnîkâ a.OFa araşn dirsek.a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi.] açık ve düz alan. ön kol). bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. ror-çiy. TTü arış.a. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. ~ OFa urmöd a. ön kol. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. a.(< EYun ar%os baş. a. dük . a. (= Ave arsthna. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. arşun [xiv] .a. Fa araş (dirsek. a.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. a.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd.a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.

el becerisi. geri" arka art[mak Tü art. arta kalan.[viii] arkada kalmak. < Lat articulus [küç. madde madde saymak ~ Lat articulare a.a. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. önünü kesti" arz1 .a. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. ilk + EYun tektön usta " +arşi. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar.] eklemcik.a.uymak. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı.< HAvr *ar. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. ß EYun ar%os baş. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. [xvii] daha çok. 2. fazla olmak < Tü *ar arka.< HAvr *ar. ~ EYun ar%aîa [çoğ. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir. art. < EYun ar%aîon resmi evrak.a. sanat ~ HAvr *ar-ti. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. eklemlemek. mimar ~ EYun ar%itektön a. geri" arka Tü art [viii] arka. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu.] a. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a. kesen.eklenmek. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. art/ard< Tü *ar arka. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. fazla (sıfat).uymak. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı.< HAvr *ar.

a. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. hal1 as[mak as1 .] köklü olma. "Temel. göründü. esas Tü as. baston ~ Fa âsâl temel. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. önerme < Ar carada yoluna çıktı. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. kakım. Fr. bsrsg istek.a. en. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1. her çeşit şarkı.[viii+] a.] sinir. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. dilekçe ß Ar card sunma. kendini sundu. hava.a. önüne çıktı. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. mühendis < Fr ascendre yükselmek. sıktı. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. sunma. = Ave bsrsj-. (= Sogd âbra%se a.a. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır.bir şeye + Lat simulare benzetmek. yeryüzü. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. heves ~ OFa âwarzög a. sükûn < . karşısına çıktı. gösteri.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. tırmanmak ~ Lat adscendere a.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. sunuş. ß Lat ad. ülke. 2. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. tırmanmak " ad+. iskele asap burdu.a.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer.dinlenmek.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. asalak asalet aSl kök. rahatlık. denkleştirmek " ad+. 2. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. âsây. coğrafyada enlem. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. cinsel istek.

özümsemek ~ Lat assimilare a. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. kavi olmak ~ HAvr *si-sts. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a.] kök. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu.bir arada + EYun piptö.durmak " ad+.a. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. rastlamak.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. asetik asit tuzlarının genel adı. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. 2. keskin. güvenlik. dikmek/dikilmek. asfalt ~ EYun ásfalton a. ilke. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence.değil + EYun sfâllö düşürmek. el vermek.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb..a. statdurmak/durdurmak. yamak < Fr assister yanında durmak. çelmek asgari aSġar [kıy. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. ß Lat ad. soylu < Ar aSl kök. a.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm. soy. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. Fr. sağlam ß EYun a(n). sigorta < EYun asfale?s "düşmez". ß Lat ad. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf.değil + EYun syn.] köklü. denk gelmek " an+. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. rastlaşmaz ß EYun a(n).< HAvr *stâ. ekşi. keskin " akut . temel. acet. ptö.eklenme edatı + Lat sistere.a. sıkı durmak. aynılaştırmak. Fr. güvenli. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. 2.düşmek.] daha küçük. yardımcı olmak ~ Lat assistere a.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+. Fr.ekşimek. emin. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. kimyacı ~ Lat acidus ekşi.

yönelme. önünde olma. kısmet ~ HAvr *srti. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. (olumsuz fiille) hiç. Askı sözcüğünün 18.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği. Karş. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a.] asıl. yy'da türemiş olmalıdır. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf.kura. askere yazılmak vb. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. . kök veya öz itibariyle. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. a.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. orijinal < Ar aSl kök. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. [xix] pantolon askısı.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. askı. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. .) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y.] 1. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir. askı <Tü [xviii] asılan şey. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. 2. 1960 Ümit Deniz. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. küpe. aslen.a.a. sort. deyimlerden 19. esas. özellikle ziynet ve hediye. katiyen < Ar aSl soy.

espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak. astro. a. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. stigmatnokta. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.a.a. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a.değil + EYun stígma. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır. a.sivri < HAvr * steig.). ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+.(sivri uç) batmak. * Karş.).a. Fa sitara.a. denizci " astr(o)+. a. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. döşek. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. sermek ~ HAvr *ster. < HAvr *ster-2 a.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. astım darlığı.yaymak. Ave upa-starsna. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.a. " astr(o)+. Fagustar/gustariş (yaygı. +loji * Batı dillerinde 14.a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a. alt = Tü astın [viii+ Uy] a.a.a. ß Lat ab. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. Sans prá-stará (a. İng star. bilim adamı ß EYun a(n).a.a. delmek ~ HAvr *stig-yo.). delmek " an+.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. Alm stern.(a. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna.yıldız + EYun naütes gemici. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o).(a. ^ 1849 William Whewell. İng. . Erm asdġ (yıldız).

Karş. asay. aşağ. aşağı <Tü aşağa [xiii] .[viii] dağ aşmak. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. a.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği. aş Tü aş [viii] yemek.dinlenmek. aş[mak Tü aş. Fa aş = Ave asa.EFa/Ave asman.ekinin mahiyeti belirsizdir. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa.(yemek). Karş.asude huzurlu olmak " asayiş asuman . sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak.[xi] aşınmak. öteye geçmek. haşlama). sınır aşmak. incik. avrupa. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a. aşğaru [xv] dibe doğru. Erm %aş (sulu yemek. alta alçak < Tü *aş. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. perçin. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. alt.[xi Oğ] dip. aşın[mak aşağı Tü aşğın.] seven" aşk1 < Tü *aş. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir.a. güneş doğmak * Karş. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır.] ondalıklar.

aşla[mak Tü aşla. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. aşüb. belirgin kılmak < Ave âviş belli. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. klan < Ar caşara birlik oldu. perçinlemek < Tü aş3 ek. deste. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] .] şiddetli ve yakıcı sevgi. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . çile. a. işret. algılamak.açığa çıkarmak. < Sans sramah zahmet. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. muaşeret.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. f. ölçüyü aşan. aşure. tanıdık ~ OFa âşnâg a. c^aşq [xvii] [#cşq msd. boy. yy'a dek tercih edilmiştir.[xiv] öte yana geçirmek.a. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] .a. bilinen." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. belirgin ~ OFa âşkârâg a. eros < Ar caşiqa sevdi.[xi] eklemek. bilmek ß OFa â. tanımak " â+.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen. (= Ave âviş-kâra. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık.oynamak. < OFa âşnüdan. cışq var.] akrabalardan oluşan topluluk. kararsız < Fa âşuftan. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. aşağı. aşiret. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak.anlamak. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. âşnâw. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip.< HAvr *au-4 duymak. son derece < Tü aşır. şnâs-bilmek. aşık idi * 'Işk biçimi 18. görünen) ~ HAvr *âwis. belli.yönelme edatı + OFa şnüdan.

[viii+ Uy.kazık. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd.a.a. Fa aşurdan (katmak. ateş ~ OFa âta%ş a.a. hak iddia etmek [esk. hücum < Fr attaquer 1.a. (= Ave . Anlam için karş. xi] ad vermek. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. adıyla * TTü ada.değil + EYun théos tanrı" an+. Amer. ateş âtarş. zımba < Fr attacher iliştirmek. meydan okumak. cüretkâr.a. işsizlik.[viii+] a. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı. girişimciler. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog.biçimini alan Eski Türkçe sözcük.< HAvr *steg. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan. kazık dikmek.yanmak) ~ HAvr *âter. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. Fr nominer (atamak) < nom (ad). ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata. < Ave atar.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup.a. dinsiz ~ EYun átheos a. 2. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a. atherina ~ Fa âtaş yanma. a. ß EYun a(n).] boşluk.) sözünün yerini almıştır. at. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata.]. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir. saldırmak.a. daha eski olan kan (a.

fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. citq] 1.eğme. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. 2. 2. uydurma (argo) < Tü atma" .] boş. [xiii] zıplamak.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir.] 1. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. atletizmle uğraşan kimse. Atlant.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. çevirme. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. sabık. kartograf < Atlas. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. azatlı köle < Ar cataqa [msd. yy'ın son çeyreğine aittir. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. bir adımla aşmak Tü * At. işsiz. 2. 2. < Tü at-" atTü atla. meylettirme. büktü. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. atlet [xx/b] 1. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf. yaşlandı. eskidi. [192+] boyuna sarılan kumaş. eski. Hol.] hediye. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi.]1. sonra gelen.] gelen. atmasyon at[193+] asılsız." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak.

< Lat attrahere.]. çekim. eğilmez.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. sürüklemek " ad+. cazibe. çanak . atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk.değil + EYun trefo. bilimci ß EYun atmós buhar.a. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. dönmez. güzelavrat otu < EYun átropos 1. tract. beslemek. tomkesmek. 2. dışarı. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo. futbolda topun dışarı * Karş. yetiştirmek.< HAvr *ster-2 a. ^ 1638 John Wilkins. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı. parfümeri < Ar ~ İng out 1. 2.çekmek ß Lat ad. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. sürmek.değil EYun temnö.] bölünemeyen şey ß EYun a(n).< HAvr *wet-1 üflemek. nefes (~ HAvr *awet-mo. Moğ aba (a. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. yönelmek " an+. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme.çekmek. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud.ateş yeri < HAvr *âter. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n.] ıtır satan. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut.a. ß EYun a(n). lokavt. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im. avlanan hayvan. trop.) avadanlık çömlek " ab. attract. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a. 2.bir yere + Lat trahere. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.a.yetişmek. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi. a. değişmez.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle.a. trof. bölmek " an+. İng.dönmek.

ait olduğu yere geldi. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. söz) ~ HAvr *wekw. ilerleme.gelmek ~ HAvr *gwemyo. artmak. avanzo] 1. gitmek " ad+.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek.] geri gelme.seslenmek.konuşma. avanta [xvii] bedava. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. uğramak ß Lat ad.] yavru.a. söylemek (= Sans vâç ses. borç vermek < Lat ab ante önden. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. 2. ön ödeme. (bir şeye) dönüştü . dönme. yardım. ilerlemek. özellikle insan sesi < EFa vartan. döndü. artmak. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. 2.bir yere + Lat venire. 2. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç.geliş < HAvr *gwem. yardakçılar *cawanat^ [çoğ. avangard avan. vâc. alın. 2. borç verilen para < İt avantare [mod. öne geçmek. baz avare a.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd.* "Bayındırlık. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. ilerletmek. öne geçmek. ilerleme. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. İng advance. ilerletmek. borç verilen para < Fr avancer 1. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. 2. vent.] sıradan halk.gelmek. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. avanzare] 1. ön ödeme. önceden " avan avantaj ön. ilerlemek.ön. tekrar gelme < Ar câda geri geldi.

lamba < Fa/OFa âwe%tan. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. ayıplı ve özürlü olma. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. avrat [xiv] kadın. 800) kaydedilmiştir. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. 2.a. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. sarkmak ß Fa/OFa â. edep yerleri.asmak.a. ses etmek " ad+. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. özür.] 1. asya. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] . ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. savunucu.a. avlu. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. küpe. çıplak olma) ile eşdeğerdir. ayıp. sallanmak. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. bağırmak. havlu [xv] . Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. " garp * Karş. 2.] (kadının) edep yerleri. keyif almak. avın. Karş. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. Batı = Akad erebu a. sakat olma) köküyle birleşmiştir.[xiv] teselli < Tü *âb. asılmak. ağıl.bir yere + Lat vocare çağırmak. katılma. avokado [xx/c] . aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. kusur.a.sapmak. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. ~ Lat Europa a. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs.? . avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy.) Yunancadan alınmıştır.a. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a.yönelme. âwez. ağıl. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. ayıp < İbr #crh çıplak olma. Bak ari1. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan.

[xiii] ışık.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır. ayyar. Karş." ayıl- * 15. a. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. ağız.] 1. 2. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. seçkinler. Rumlarca kutsal sayılan yer. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir.kutsama < EYun (h)agíos kutsal.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. . eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. lakırdı. seğirtti. aşikâr.açmak. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. aziz ~ HAvr *yag-yoa. 2.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk.a. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. Erm lusin (ay) = lus (ışık). c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. cıyâr vulg. ay ışığı?.avurt Tü? [xiv] çene. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). altın ve gümüşün saflık ölçüsü. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. memleketin önde gelenleri. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma. -t. kutsama.] standart. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. uyanmak < Tü ayıl. ayar cıyâr [xv] . < HAvr *yag. aydınlık Tü *ay(ı)t. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger .aydınlatmak < Tü ay ay. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. gözler.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. < Tü *a5. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a.

ayet [xiv] ~ Ar âyat 1. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde. simge. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd. alamet. 2. usul. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. adet. * Aynı kökten ak (açık renkli). hata. tefrik etmek < Tü *â5-açmak.a. ayrım < Tü a5ır. töre. kepeğini ayırmak. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür.[viii+] ayırmak. örf. 2.a. a. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.(ağzını açmak).* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır.açmak. Kısa a. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. sinyal. apış (iki bacağın arasındaki açıklık).ile aç. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a.[xi] farkına varmak.) a5ığ [xi] uyanık.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. adet.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. zıt yönde " arka. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark. . işaret. apış. gelenek.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. diklemesine. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. kendine gelmek. işaret. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. sarhoş olmayan < Tü *a5.[xiv] kabuğunu soymak.] kusur. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.

aylak Tü? [xv] boş dolaşan. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. farkında olmayan < Tü aylan. 2. göze ilişkin. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. çatal. a. bir şeyin ta kendisi. işsiz. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. ayna (= Ave avidayana. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . ayrılma. gözle görülür nitelikte. göze. 3. seçkin kimse. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. ayrık otu * Karş. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. 2. güzel). adrık [xi] 1. di.] 1. ayrım ayrıntı YT [193+] fark.[xiv TS. pınar. oğul [193+] miyar. 2. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. [194+] fasıl. 5. geyik. yaban koyunu). göz. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. boynuz." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. biçimsiz (argo). zat. maddi. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. işe yaramaz dolanmak. ayrıksı YT [193+] tuhaf. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. Kıp] dönmek.göstermek < Ave dâi-." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır. 4. aynasız (argo) [188+] yakışıksız. yaba.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç.] 1.

ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. Ar cayyaş [im. sapmak. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. arı. muazzam idi azami aczâm [kıy. eziyet." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd. küçük). haramzade gezgin. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek.a. Karş. azar.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse.[viii] yoldan çıkmak. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs.(birini) incitmek. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. < Fa/OFa azardan. Moğ aray (az). narın (ince.] acı. arsız < Ar cara gezdi.] ayyar [xvii] hilebaz. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb. az[mak aza azade azat Tü az.] çok büyük olma. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. Capella.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme. saf.kökünü düşündürür. kırılmak.] daha büyük.a. az az [viii] çok değil * Karş.a. eziyet. a. serseri. acıtma ~ OFa âzarm a. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.] (gıda maddeleri satan kimse. Her iki biçim Tü *(y)ar. azarla. . [194+] tahallül etmek < Tü ayır. ekmekçi).] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi.

] yönler. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. doğurmak)" â+.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. . yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a.doğmak. özgür (= Ave âzâta.] büyük. su cedveli. a. Fr. işten ~ Ar cazm [#czm msd.soylu.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. +men1 [xv] ark. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu. can vermeyen ß EYun a(n). soylu. yüce.] güçlü. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta.ekinin işlevi belirsizdir. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. özgür ~ OFa azad soylu. köylü veya köle olmayan.] görevden alma.değil + EYun zöö yaşamak " an+. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın.

geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. . derviş). havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. muhterem kişi. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba.a. baba. Fr papa vb. paycama (pantolon). bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. abla = Moğ baca a. rüzgâr + Fa câh yer. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. Karş. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. ata * Karş. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. Yun papá. Fa paça (hayvan ayağı).) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. Fa baba/babu < OFa papak (baba. 3. yy'dan önce kaydedilmemiştir.baba çoc baba [viii+] 1. saygı ve sevgi hitabı. yaşlı adam. 2. dede.

yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık.a. yel-OFawâda. ~ Fa bâda 1. olmuş. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. Sans vati (esmek). a.gövde. ~ OFa wâdâm a. rüzgâr. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a.) ~ HAvr *wa(n)t.a.esmek * Aynı kökten Lat ventus. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı.yel < HAvr *we. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. 2. eşya ve . a. 2. bade olmak) ~ OFa bâdag a. bagaj edevat < Fr bague çanta. 2.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. İng wind (yel). badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. Alm wehen. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük.a. olgun.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. beden." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz. (= Ave vata. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa. f. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. a.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil.

] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. baġy] hakkı olmayana göz dikme. değnek. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-.a. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. fahiş < Ar bağa [msd.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak.] çubuk. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa. zalim. <Tü bağır iç organlar. ~ HAvr *bak. müstakil.kökünden türetilmiştir. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. . bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan.ekinin işlevi açık değildir. zorla alma. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir.a. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer.baston. baston < Lat baculum a. af ~ Fa ba%ş ihsan. özellikle [CepK 1935] bahş.

Fa bâhâdur soylu kişi. 2. [KT xix] tartışılan konu.Ar bahar [#bhr msd. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır.a. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2. bahçıvan gözeten. sebep. bir konuyu etraflıca tartıştı . hediye " bahş [ xi] bağışla. (= Ave vanhar. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd. soruşturdu. [CodC xiii] bağatur . [Aş. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. = Tü bağatur bir erkek adı. a. [ xx/b] konu başlığıyla değinme.a. bahçe bakan " bahçe. +ban bahir/bahrengin. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. konu başlığı.(mülk) sözcüğünden. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. ~ EFa vahara. bahis/bahs[Yus. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. a.] 1.] tartışma. Belki Ave va%şa. bahane wahânag a. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. münazaa. a. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . kahraman ~ Moğ bağatır a.bağışla[mak ihsan. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a.a.bahar * Lat ver (yaz). araştırdı. DK xiv] .] deniz. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. buphthalmum. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir.a. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra. Env xiv] bâhâdur .a. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük. DK. güzel kokulu bir bitki.) ~ HAvr *wesr-/*wer. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir.

paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. [Bah 1924] . bazı tanrıların sıfatı). ihsan etmek. ihsan eden".a. talih). KT xix 1 kız olan . ihsan.) ~ HAvr *bhag. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H.a.] geri kalanlar < [Kut. 2.bahriye < Ar baHrî [nsb. L. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. şövalye adayı. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. hediye < OFa bâttan. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. Ayrıca EYun fagö (yemek). bekâr ~ EFr bacheler * Karş. kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat.ihsan etmek. ba^ş. pay. yemek). < OFa bâttan. kısmet. İng bachelor (bekâr) < EFr. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht.Ar baqayat[#bqy çoğ. özellikle. bhaktá (1. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. bahşiş [Aş.ihsan etmek.a. kısmet < OFa bâttan. paylaşılan şey. pay vermek.Ar bâqin [#bqy fa . birlikte. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan.pay vermek.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye .] kalan. bhága ("paylaştıran. Ave bhaga (tanrı). Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. talihli" & Fa bâ ile. . Aş xi] [LO. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir.

: bala. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. baldız. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . balaban (kuş yavrusu). bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. Alm kupfer. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. * Karş.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu).baston. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. İng copper. çubuk ~ HAvr *bak.a. balaban. Alm. # 1838 Ch. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. Moğbal (a. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. manav.a.bakır Tü [ viii] bakır a. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. baston.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im. a. artık [Kan xv] bostancı. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır. baldız (yaşça küçük akraba).] sebze satan kimse. G. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir. " bakteri. Ehrenberg.a.a. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. bakire erken. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki.a.). bakterisid bactericide a. manav. [Men xvii] (vulg.] kalan şey. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. Fr cuivre (a.

14. ~ İt balletto [küç. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı .atmak. bol.a. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki.a. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. lastik ayakkabı tabanı. 3. a. a. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane. iltihap < EYun flegö. 2. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. dans < EYun bâllö.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. balata [ xx/b] kauçuk. -t. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. kauçuk ağacı. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama.yanmak. bilanc.a.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally .bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. [Amr.irin. < Tü ba. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. [ xi] baltır üvey evlat. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. balgam [Kut xi] irin. Rus baldıryan (kedi otu. iltihap.Fr balance terazi.] dansçık. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. conium maculatum. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. mimusops balata. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal. * Sözcüğün kökeni belirsizdir. denge ~ Lat bilanx. sümük ~ Ar balġam irin. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. flog. İng valerian. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. Alm baldrian.

olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. pelesenk ağacı. HAvr *bhel-2 şişmek. kütük. ulaştı. erişen.a. . gövdeyi gererek atılmak * Karş.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. Alm wal (balina). ~ Lat balaena dev balık. ~ Ger *balkan mertek.< HAvr *gwels.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. bu ağaçtan elde edilen merhem.19 186+] ~ İt ballo dans. balina ~ EYun fállaina a. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. top şeklinde büyük şişe. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. a.a. büyük top. [EvÇ. uzanmak. rayiha. tomruk). fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns.a. EYun bole ve blema (atış). halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması.atmak. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. 2.a. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. cumba / Fr balcon a. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku. 3. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak.] eren.a. vardı. balle (hoplama) < bâllo. atılmak. ~ Ar baliğ [#blġ fa. 2. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. balina [LO xix] balena ~ İt balena a.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua.

köylü işi [esk. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde.(cesur. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a.]. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. EYun fállos (fallus). banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. resmi görevli). ~ Port bambus a. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük.a. bamya [LO xix] bir sebze. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. *baltha. ferman okumak. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. EFr bale > İng bale (bohça).< HAvr *bhel-2 şişmek. özel görevli. ben2.a. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. sıradan < EFr ban/bandon ferman. angarya. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. gürbüz). * Biçiminden ötürü. bohça. İng bailiff (kral temsilcisi. askere çağırmak . adi.a. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek.a.)" balya. Fr bailli. kütük). Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. hüküm. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top).* Karş. ~ Tamil * Avrupa'ya 16. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol.suya batırmak. torba). Lat follis (kese. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. Akad paltu (balta). 2.

kumarda banka. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. çete.banço * ABD zenci ağızlarından. yy ortalarından beri kullanımdadır. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka . bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. 2. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. İng band. sarraf tezgâhı. seki" bank banknot para " banka. set.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. banket. İt banda2 (takım. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. İng river bank (nehir kıyısındaki set. simge.a. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. seki.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. banko. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. 2. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. şerit şeklinde bayrak. masa. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. * Karş. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. yar).a. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. 2. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. sancak. kâğıt banko [ xx/b] 1. 2. ~ OLat bandum 1. bez afiş. sancak. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. özellikle müzisyen takımı). grup. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] .] küçük sıra < Fr banque set. Ayrıca karş. a. bir sancak altında toplanan güruh.Fr banderole 1. tezgâh. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh. Fr bande.

etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç.ağır. bundle (deste). soylu kadın. kapı. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. Fa bandan. hap1 bap/bab[Kut. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. çubuk. 2.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. çevre. a. Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. bind (bağlamak). ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. topluluk. bond (bağ). 2. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. içki tezgâhı. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. dış mahalle. * Aynı kökten İng band (bağ). ~ Fr bande1 bağ. kapı. grup. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. ~ İt bagno hamam.banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". brutus (kaba). bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. bound (bağlı). 2. Lat gravis (ağır). Sans bandhati (bağlamak). bariyer. bariyer ~ OLat barra a. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. yağmur ) . [LO xix] ~ İt baracca kulübe. 2.a.a. halka. şerit ~ Ger *bandam a. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka.a.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. a.a. benmari. hüküm. varoş & EFr ban yargı. engel.a. ferman + Fr lieu yer " banal. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek.

kimyacı. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. HAvr -dh. barbunya [ xix] bir balık türü. İng beard. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için.a. Alm bart (sakal). barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı.a.a.a. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. vahşi .a. Alm. ancak. fiks bari bâr kere. a.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere.Lat barbarus a.> var.> Lat -b. varil ~ İsp barrica a.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad. • Aynı kökten Fr barbe. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı. mullus barbatus. .] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse". * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. a. ~ EYun bárbaros [onom.a.] "koca sakal". [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ.dönüşümü tipiktir. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk.

xiv Kıp] bağ. ulaşmak. antlaşmak. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1.] ortaya çıkan.sulh yapmak.a. [TS xv < Tü *bar/baz [viii.çubuk. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş. +metre baron baro erkek.(birbirine gitmek. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ . ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek.). yurt < Tü bar. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. Karş. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. mania < Fr barre çubuk. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas.a. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-. • 11.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. çıkıntı. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. ortaya çıktı. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır.a.] çubuk. İng bartender (a. ve 18. aşikâr < Ar baraza [msd. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17. ~ HAvr *maghu. engel. 2.varmak. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. ~ O Yun pyrites [mod. sözleşme < Tü ba. akit.a.a. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut.a.korunmuştur. burüz] çıktı.a. yüksek. pyrítida] a. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı.

çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. başbuğ + [TS xvi] önder. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. tazyik. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-.bitirmek.ayağını basmak. a. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. [ viii] bas. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. reis. leğen kemiği. [Men xvii] ekin başı. yol göstermek.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. . insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. emir. Alm. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir.öncülük etmek. değnek. güreşte galip gelmek. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. özellikle erkek deve )" baş. bacin] leğen. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. [ xx/c] kalça . sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. [Kıp xiv] başar. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. basiret sezgi. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. başlamak.] kavrayış.Fr bassin [esk. ezmek.

et parçası [Uy viii+] bat. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. basT] yaydı. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. [CodC xiii] diğer. -ka eki dativ çekim ekidir. Naismith. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım.] düz. # 1891 J. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. [T S xv-xix] bir başına.a.içine girmek.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-.A. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. serdi. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. TTü *başan şeklini verir. • Eski Türkçe sözcükte. ayrı. .a. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. pil takımı.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. Kanad.a. engelsiz. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. tahtırevalli. saplanmak [ xi] batığ bataklık. kolay. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. çubuk ~ OLat bastum/basto a. badehu.a. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık.

] örtücü " batın bavul Lat baula a. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. geçersiz. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. a. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. işe yaramaz. geçersiz. a. 19. rahim. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. örtünme. [LO xix] aşırı iri .] 1.] içte olan. baTn/buTün] gizlendi.fiilinden modern bir geri-türetmedir. batıni. pil takımı. demin . aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa.]boş. vurmak. örtündü batman baton a. bay[mak <Tü [LO xix] yormak. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. karın. gizli olma (= Aram baTsnâ karın.Ar baTTâl [#bTl im. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. 2.] hükümsüz. gizli olan < Ar baTana [msd. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl.

bawâr] (toprak) boş durdu. bayrak. [Çağ xv] bayk/baykız . "bir tür kalp ameliyatı" (1957). sükûn & İr *pati. nadasa bırakıldı. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim.a. yaban < Ar bâra [msd. tembelleşmek. [Men xvii] bayıl.gevşemek. bayi [Barkan xvi] baca [msd. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa.] satan.sükûn. bayat) < şab (akşam). bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. baypas [198+] geçme & İng by yan. huzur. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer. Fa şabma (akşamdan kalma. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. deminki.a. bayc] sattı. ikincil. çöl. [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a.kendinden * *Bay.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . barış ve mutluluk (= Sans rama a.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. bayram [ xi] badram.geri.] akşamdan [kaş xi] mayıl. / Sogd patram neşe. konakladı" beyit * Karş. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. mutluluk. tekrar (önek) + İr *râma. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi.] işlenmeyen toprak.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer.

kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. at doktoru.] kısmen. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen. baza temel. basamak. a. bat. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf.a. 2. = Sans bâhu a. bazan/bazen Ar bacD birtakım. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". temel. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. kaide. adım atmak. adım atan).a.a. Lat venire (gelmek).a. altlık. (= Ave bâzu a. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. [Kıp xiv] göz bebeği.a. gitmek ~ HAvr *gwm-yo.yürümek. adım. < EYun básanos mihenk taşı. kaide ~ EYun básis 1. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. bir parça. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . taban.geliş < HAvr *gwem. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. 2.gelmek. heykel kaidesi < EYun bainö. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. [DK xv] yavru < .* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. ~ EYun basanites a. taban.

hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak. icatlar < Ar badicat^ icat. Fa baba.] 1. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ.] yenilikler. icatlar < Ar badicat^ icat. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1.başa çıkmak. bedevi çöl göçeri. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . orijinal şeyler. Fr bébé.* Karş. İng baby. ~ Ar badan [#bdn msd.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. orijinallik. becer[mek <Tü [DK xv] becer. dua bedel [İrşad. " bet1.a. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. eşdeğer idi beden 2.] yenilikler. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir.). bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. bedevi [Yus. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. bedel oldu. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. insan gövdesi. Ar bubu (a.a. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız.] karşılık. muvaffak olmak. orijinal şeyler. orijinallik. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb.

] hayvanlık. hisse.bedihi [NKemal1867] . nasip ~ OFa bahrag . a. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. prenses. kendiliğinden oldu. taqdır.a. = İbr bshlmah a.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. iqtidar. behre a. her (< Fa ham bir.begum kraliçe. orijinal. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. harikulade. Ar qadır.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. 2. a. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. davar. Bak. her behimiyet [Men xvii] behimî. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a.] emsali olmayan. hanım.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. beraber. gözle görünen. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. beylik etmek.1.

. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd.] iletme yetisi. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı.] 1. korumak. zor. güvenceye almak. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. mihenk taşına vurdu. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. komi & İng bell çan. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. 2. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. mahfuz. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. sağlamlaştırmak. güzel söyleme yeteneği. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. pek. kuşak. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. zarar. zorluk. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü.] sınav. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. saklamak.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. kapalı. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. retorik < Ar balaġa erdi. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. yokuş. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır.pekitmek. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. güç.] kalma. vardı. serf < EFr embuier prangalamak. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı.

] kente ait olan. vesika~ Tü belgü işaret.gözleri aşırı açılmak. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. * -ge eki Moğolcadır. 2.fiilinin varyant biçimi görünümündedir. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. bulamak. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer.bilmek " bil- * Tü *bel. bulaştırmak * İkinci anlamı bula.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. şehir. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . nişan). zuhur etmek " belirbeleş bila+. belli (bilinen). Anlam ilişkisi için karş.1. belli olmak < Tü *bél. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. bil. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. calâmat (belirti). belgü (alamet. Karş. şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız.kökü.(öğrenmek) vb. cilm (bilme). beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. ülke.meydana çıkmak. bebek kundaklamak. belle. belek (hediye). Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. sancak). şehir.fiilinin varyant biçimi olmalıdır. nişan < Tü *bel. kentsel < Ar balad kent. [Kaş xi] béle.] kent. Ar calam (belirti. yokuş. sarmak. ülke.

öğrenmek. benze-. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. 2. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. bengi. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. . Karş. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. band. beyin. bin-.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki.a.a. [T S xiv] belgülü . bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır. boncuk. bin.] çitlenbik. İng timbre (ses rengi.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. buna-. ban-. Mağrip müziğine özgü. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. < EFa bastan. köle. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. işaret. açık. aşikâr. beniz. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek.a. boynuz. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet.

yukarı (önek) ~ OFa abar. sürreel. Lat super > Fr sur. (= Ave upairi. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. hiperbol. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich.a. Alm über. üzeri. üzere.) ~ HAvr *uper a.a.a. hipertrofi Lat super : soprano. benzin [Düs I.4. sürpriz. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. -e. su bendi < Fa bastan.a. Bak. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. suma. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif.a. İng over (üst. bermutat. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze.a.a. berbat. up (yukarı). sürmenaj. sürşarj İng over : overlok. süper.) ~ HAvr *bhendh. (= Ave bast-. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir. EYun hyper. a.a. berhava.bağlamak ~ OFa bastan. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu".a. benimse[mek beniz/benz* Bak. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15.a. yy'dan itibaren kullanılmıştır. * Aynı kökten Erm i ver. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. 3. suret. band. bağlanan şey. hipertansiyon. sürfile. berduş.a.a. band.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz. bağ. hipermetrop. ben2.a. berceste. ben2. a. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden.a. Cava " labne * Karş. auf. pulover . 2.a. berhudar. super+. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. & Ar lubân zamk. band. Alm. -e doğru (edat).485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. üzeri).a. kuşak. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. = Sans upari a.a. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı.

2. ~ İbr bsrakah a.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. sıçramak. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. * İsim formunun. . kutsama. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. [Men xvii] ber düş omuzda. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. bolluk. berbat havaya savurmak. a. belge. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. helecan. yücelme. Kuran'a göre Hz. seğirmek & EFa apar. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. 2. yüceltme. a.] aklanma. yan yana.Fa barcasta fırlamış.sıçramak.] kutsama. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. (ur veya apse) çıkmak. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. Ar baraka (diz çöktü). bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. ferman. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. devam berduş gibi hercai. muaf oldu. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . seğirmek. kabarmak.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. a. diploma.yukarı + EFa yasat. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. yok etmek " ber+. a.a. kutsanma" fiili türemiştir. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak.] 1. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. ahit.

[Neş xv] sağlamlaştırmak. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. ziyan olmuş.] 1. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. berjer < Fr berger çoban.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. Amer.d. tahkim etmek. [CepK 1935] < Tü berk pek. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. %w^ur. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. kristal. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. 2.a. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir.taşımak. a. bâr. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü ..yemek " ber+. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. Fr. < Sinhali beri yorgun. . depo. kadın çoban. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. getirmek) + Fa %âna ev " +ber. sağlam = Tü bek/pek a. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". metin. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. hava-yukarı " ber+.

Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. 3. eklem. band. 2. b e ş [Orhviii]béşa. ayıraç. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. 2. bağ. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1.] insan. genel olarak insan türü.bağlamak " bent . kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. zincir halkası. yeter > yetiştirmek. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. Fr. ~ Ar barrâq [#brq im. Fa/OFa bas yeter.a. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. yeterli. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık.1678) < öz Louis de Béchameil 14. [Uy viii+] bert. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. semirtmek.] çok parlak. bağlı şey. aşçı (1615 . etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. sıkıntı.hayvan yetiştirmek. aralık.a. ışıldadı. bağlı. darlık. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden.

başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. genç kız * Karş.: betik. beşuş [LO xix] başşa [msd.] işeme. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire. donanımlı " beton. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. bakire). [Uy viii+] bét yüz. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur. Çağ xiv] a. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd.a. [Kıp. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. * Sadece bet beniz ikilemesinde.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. bevl [etm bala işedi. reçine ~ Kelt *betu. belge. [TS xiv-xviii xiv] biti.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz.] çok kötü. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. çehre. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. idrar < Ar . Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter .yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir.a. EŞKÖKENLİLER: Tü biti. [LO xix] betik biti.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. kitap. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. betonarme armé zırhlı. 19.

2. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. 2.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd.vermek. getirmek. devlet hazinesi" beyit. soylu kişi beyan [Kut. el3. = Akad bîtu a.] 1.] açıklama. ayırdı. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1. ulu kişi. fayda ~ OFa hudahag a. a. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. aydınlandı.a.] beyaz olma. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). ev. & OFa hu iyi + OFa dadan. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. ilik. aydınlattı. yaratmak " bi+2. ayrıştı. name ~ Ar bayâD [#byD msd. beyaz [Ali xvi] beyazlık. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . saygısız " bi+2. açıkça söyleme < Ar bana açtı. şiirde kıta [#byt msd. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan.a. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. millet beytülmal evi". namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. hakikat. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz.] işeme. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. dah.) beyn+ açtı. ev. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. a. hane. [İMüh xiii] béyni a. mal [İrşad.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. ben2. el3. ayırdı.

a. 2.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde. salgı bezi.a.* Anlam ilişkisi için karş. saçtı bezirgân wâzâragân a. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. iki ~ Lat bi. albumen (yumurta akı). bezik bezir [yağı bazara tohum attı. . ~ EYun píson a. bi lâ ("ile değil". " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.titremek. İng peas (a. yoksunluk edatı).olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. ör. bez[mek Tü [ xi] bez. sıtmaya tutulmak.a. öpücük.çift. bi+2 a. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. Ayrıca karş.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur.) < Eİng pise < Lat pisum.] kumaş ~ Ar bi ile.a.a.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze.iki . * Karş. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki).a.a. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze.a.süslemek [ xi] bezek nakış. • Fa basıla (a.] < Lat pisum a. kabarcık ~ Fr baiser 1. Lat albus (beyaz). bi+3 ~ Fa bî-/bay. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir.

bucak. Karş. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. meyvecik.olup.a.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. cebel. karabiber ~ EYun péperi a. tepe) anlamına gelir.< HAvr *pö(i). Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. -ç. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. Lat piper. +grafi biblo beubelet a.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. buçuk. biçem. Karş.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. anlaşma. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. İng pepper.a.kesmek * Özgün biçim bıç. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. bucak. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç. biç[mek Tü [ viii] bıç. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a. 2. çare < Tü biç-" biç- . küçük meyve. biç-. Fr poivre. Alm pfeffer. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). barsama. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o).a. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. bıçkı. ~ Sans pippalî 1. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ. biçim.: bıçak. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. EYun pósis (içki).biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. Karş. [Aş.

Gael bó (inek. bigâne begânag a. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. bov. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi. icat etme). dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. bide ata binmek.a. Arambsdâ (a. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret. boy pos. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. * Karş.] başlama. Karş. icat etme). Ger *köus > İng cow. EYun boús. ufak " bızdık * Ayrıca karş.> Fr boeuf. Sans gaü. 2.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2.a.sivri)" etiket * HAvr *gwou.) + İng steak kızartma. badc] yenilik yaptı. Lat bos.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi.a. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. haber . bov. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. icat. Lett gúovs. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. tırıs gitmek bıdık küçük. ~ HAvr *gwou. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur. yenilik. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma.a. bıçak. bodur.kökünden karş. sığır). endam. Fa gav.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti.] 1. [Men xvii] biçim < Tü biç.). [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. Erm gow. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik".a. Ar #bdc (yenilik yapma.a.

kusacak olmak. Karş. [Men xvii] genç kız. bi-3. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak.] ilk doğan evlat. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. bilahare sonraki" bi+1. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. ahir bilakaydüşart bila+. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. yeni.) bil[mek bila+ bi+1. DK xiv] bekâr veya bakire. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. el3. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. kayıt. ~ Ar bi lâ "ile değil".öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. [KT xix] bakire olma hali. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " .a. Bi. [Arg xvi] bık-. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. Fr. a. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. bikarbonat molekül" bi+3. [ xi] bük-2 usanmak. monokini. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. gına getirmek. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd.-siz. 2. turfanda.bihakkın olarak " bi+1. bakire. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a.tıpa. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. taze. bikir/bikr[Yus. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile.

tabela " bilet.] karşıt. 2. borda . . el3. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. Fr/İng balance (denge. [ 184+] bilyeto . zıt" bi+1. terazi. leğen * Karş. 2. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek.a. bilet .a.344 186+] bilet tren bileti . akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1.a.a.) + Fr board tahta.a. [Uy viii+] bile/birle . yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx.birleştirmek.2. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod.a. eklemlenmek < Tü *bile. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem.kefe. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan. dahi (zarf). bilanc. [Düs I. not ~ OLat billa a. fiş. pusula. afiş. beraber (sıfat). [Uy viii+] bileğü a. ile (bağlaç). billet] ] kısa not. terazi) < Lat bilanx. kapçık " bi+3.Ar bi-al-cumlat tümüyle. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. ucu kıvrık değnek. lanc.el3. denge. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord.bilakis sf.iki + Lat lanx.a.terazi & Lat bi. hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. < Fr bille1 kısa yazı. a.

bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. [Kaş xi] bilig . baygın. durgun. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. tutkun. [CodC xiii] bilik . gergin. eylemli olarak " bi+1. [Or viii] bilgili kişi. el3. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü.Ar bi-al- ficl eylem ile. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. seçkin. bıngıldak billahi allah [Kıp. solgun vb.a.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. Hacettepe Üniv. [ xi] bilezük < Tü . üzgün (geçişli/edilgen). bilgisayar " bil-. dolgun. (geçişsiz) ve bıçkın. azgın. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. Bilişmek fiili mevcut değildir.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. . k bilfiil el3. Karş. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. olgun. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir.. bitkin.

Ancak karş. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. Yakut bıra%-. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin.a..] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.] -e dayanarak. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye. kristal" berilyum bilumum " bi+1. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd.a. ondan dolayı" binaen.< Tü bıngıl [onom. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. İt fratre. beverage (her çeşit içki) < Lat biber. vermek. Çuv pıra%-(a.a. İng brother.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a.). ~ Ar bint [#bn] kız. [Uy viii+] min-[ viii] bin . yaptı. ) ~ Aram bslürâ a. salmak. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle. Alm brüder (a.a. İng beer (bira). erkek evlat [Kut.a.a.a.). bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak.a. kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda.a. ~ HAvr *bhrâter. el3. birader [T S. . vazgeçmek * 14. a.a. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. göndermek.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. Fr frère. = Sans bhrâtar a. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater.

iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. sanayici" bi+3. Fr. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. kavurmak ~ OFa briştan. iki kez. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement.a. sona ermek. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. 2. * Orijinal kökün bit. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç.a.a. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. 1880 Fr. fert" bir [Uy viii+] birik.tekrar.a. < Fr bicycle "iki tekerli".bir araya gelmek. tamamlanmak. ikinci kez 2.1. isim. biriy. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. kuzine bismillah bi+1. olgunlaşmak. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir.a.] a. bit[mek Tü ermek. kebap < Fa biriştan. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü . (bitki) yetişmek. HAvr *bhr-îg. brîz.kızartmak. & Lat bi.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1.< HAvr *bher-4 a. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri.

~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). biot.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift. tav2 bitaraf Fa bî.a.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2.a. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. bıyık [ xi] bı5ık a. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri. yontmak bitüm *gwetümen a. ~ HAvr *gwi-wot. doğabilimci " biy(o)+.a. keskin. a.a. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. eğilim). kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. kudret" bi+2. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus.yaşam. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a. değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. bitap [Men xvii] güçsüz bî. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş.bitişik olmak. kayıp.a. İng bias (çapraz çizgi. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma.yoksunluk edatı + Fa tâb güç. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. [DTC 1942] biografya .HAvr *bheidısırmak. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . acı < Ger *bîtan ısırmak .a. Alm.

iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp.pis kokan? < Ger *wis. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme. faydasız. bizzat & Ar 5ât zat. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. serbest. Amer. mühendis. boş. . optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. görüş " biy(o)+. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . vulg. ^ Ernest Besnier.a. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme.). bezmiş. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. Fr.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. İng bezel (a. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. zat bızdık bdig/bzdig küçük. dolu.Ar buZr/baZr [#bZr msd. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır.a. diyagonal kesim * Karş. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. 2. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. usanmış.a. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen. kendi başına " bi+1. yorgun. ufak.

] * 16. taban. 2. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle.]. destek.a. gemi güncesi.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob. 3.İt poggiare 1. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. 2.] < Tü bög bir tür . ayak ~ Lat podium a. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad.< HAvr *webh. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. kütük. [ xi] böğür .[onom. (gemi) yelaltına gelmek. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . yaslanmak.] < öz Genes Cenova kenti [esk. kumaş. abanmak. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . seyir defteri. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma.. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük.dokumak ) + İng log 1. < İng weblog & İng web 1. < Tü *bögce(k) [küç. yığın. dayanak. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. kütük.a. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak. tomruk. ağ. blog yazarı. 2. doku.

[LL 1732] bodrum . Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. bük-. böğürslen.koşmak. bükmek). boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. bok (sıkılmış şey). busan. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. sıkarak daraltmak sıkmak. pod. bükmek. burjğ (sıkıntı).(çift toynaklı hayvanların erkeği). revak < EYun tre%ö. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. büz. koşu yolu. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır.(sıkılmak). erkek geyik) < HAvr *bhugo.(sıkmak.ayak + EYun stema. ayak basmak).sıkmak. drom. bücür. 2.< HAvr *der-1 adım atmak. Aynı kökten bur-. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. duruş " podyum. hızlı yürümek. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. boğ[mak Tü [ xi] boğ. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. koşmak. . büldirgen. koridor. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. dromo. -t-durma. Buna karşılık ESlav byku (boğa). Kelt bukko.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük.(teke).(davar) bağırmak. özellikle erkek deve). sokak (~ EYun drómos 1.> usan..Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol.a. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. burmak. Ave buza. bızdık. bürlügen biçimlerine rastlanır. İng buck (teke. koşu. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. bıdık.

büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. geniş. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. mineralojist. böl[mek Tü [ viii] böl. cüretli. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. cesur. paket < Tü *bo. tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. DK. Karş. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. berduş. Tü üle-/öl(e)-(bölmek.a. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". en büyük. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . kısım [ 1928] şube. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. Fr. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. bakır pası. Kaş viii+] bok ekmek küfü.ayırmak. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. Çağ xiv] çok. had ve ölçü tayin etmek).< HAvr *bhel-2 şişmek.sıkmak.sıkmak. 2. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. bereketli * 14. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. Orta Avrupa'da Tü [Uy. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a.

saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. senet ~ Lat bonum [n. konveks hale getirmek < Fr bom. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono.) + Lat filet fileto " bono. ödül. hizmet ~ İng bonus ikramiye. buono] ödeme emri. kupon. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen .[onom. kupon. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". değerli kâğıt. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". ben2. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. a. konveks < Fr bomber şişirmek. bomba bombus boğuk ses. servis bonus [ xx/c] emri. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün".a.] iyi şey. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. ) + Lat jour gün " bono.

koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. " borda bordür border bitişmek. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır. kereste ) ~ HAvr *bherdh. borazan + [Men xvii] boruzen vulg.a.kesmek. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. çerçeve < Fr & Tü boru + . borani [Yus xiv] Acem yahnisi. baranı (çömlek. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. çoğ.a. sınır. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası.a. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. İng. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. İng border (kenarlık. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. #1812 Sir Humphrey Davy. +zen borç [İMüh. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. çerçeve). " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. güherçile < Ar baraqa parladı. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. CodC.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge.a. Buna karşılık Ar barniyyat. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. boz. güveç). Acem yahnisi < Fa bürâ a. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. salma. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta.borç vermek veya almak (= Ave pairya. kenar çizmek " borda Karş. kıyı ~ Ger *bordhaz a. sınır.a.a. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20.

Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a.a. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. salınmış. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin. azat etmek. gemi ~ Ger *boitaz kano.a. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. kendinden yetişen bitki . kıvırmak " bur[Amr. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır.[xv+ Çağ] kabarmak. Yak börüök (a. Tü bur. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.). yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. üçgen böreği. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. 2.< HAvr *bheid. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. serbest.a.serbest bırakmak. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu. Karş. gevşek.bükmek.yontmak.] 1. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. sandal. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. hamur ve etle yapılan bir yiyecek.a. tekne ~ HAvr *bhoid. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü.börek [İdr. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir.

ulus). biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. kavim * Boy2 (duruş. Ar qawm (1. boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. sıvamak. * İnisyal b/m için bak.boyamak boyar . endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır.a. kabarcık. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. katmak " boya- boyunduruk . 2. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. rulo ~ HAvr *beuşiş. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. boya.bağlamak. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". yapıştırmak. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu.[viii+ Uy] bağlamak. aşiret. böyle <Tü [TS. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. Alm. kına. Amer. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. çivit. top. ben2. Alm.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15.[viii+ Uy] bağlamak. iki şeyi eklemek. katmak. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. Karş. endam. eklemek. duruş. ulus. boy1 [ viii] bo5 aşiret.

a. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç. Karş.a. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu.yanmak " term(o)+ briç biritch a.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng .a. hamak İt [LO xix] alkış sözü. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. Lat iugum (boyunduruk). mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u. [Kıp.) + EYun kéfalos kafa " brifing. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr.[esk. [Or. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek. Uy viii] boz-/buz.a. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. iugulum (boğaz). [LO xix] ~ İt branda asker yatağı.yıkmak.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. belirsiz renkli. darıdan yapılan ekşi içki. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal. Yun bré/moré. Karş.a. gözüpek. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a.).) Türkçeden alınmış olabilir. Arn more (a. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur.

J. 2. kısa. mektup.a.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur. kısa not. Balard. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak.a. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg.çok parlak bir tür ipek [esk. İng bridle (dizgin). " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. 19.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku.] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu.a.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. görev yazısı ~ Fr bref 1. pantolon askısı ~ EAlm .a. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. Fr.a.] ~ Fr broderie tığla işleme. kırma. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa). şiş veya çuvaldızla dikmek. 2. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini.]. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a.

çiğ. aptal ~ HAvr *gwru-to. bir . bu2 parfüm (= Ave bao5a.] abdallar. kaba. (gemi) yelaltı. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. 2. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. 2. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. kesim. buat pyksís. kavim [çoğ." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. 2. a. salak. makina. pişmemiş. buhar. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir.a. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. dervişler arasında seçkin bir zümre.a. -d. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. kaba. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal.) * Tü bu (buğu. manivela " bocala-. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. amele. işçi.a. yarım * İnisyal b.a.a. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. kesit < Tü bıç. hantal.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. 2.

sıkmak " boğ- . [TS xiv. 2. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. kriz. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. kıvırmak < Tü *bo-/*bü. şoke etti. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku.] kin. bühtan bahata şaşırttı.] buhran [Ömer b. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka.a.]. bu2. boğmak < Tü *bo-/*bu.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir. daratlmak. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. ~ EYun boúbalos a. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık.a.burmak.sıkmak.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. Karş. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. yemek kokusu gibi buharlı koku. tutan " buhur. 3.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar.tür yemek odası dolabı. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd. koruluk.a. burulmuş *büg(ü)r. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar.a. mum. ~ Lat bübalus a. < EYun boús inek. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd.sıkmak. bir çeşit balmumu [esk. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük.

doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren.çalılık.a. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. 3.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. burbal. toprak + EYun leön aslan)" ebu. bukalemun) çevirisidir. çalı yumağı. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. çiçek aroması. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. ağır dayak atma. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". [ viii] bulğa. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. kargaşa .] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı". leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı".karmak. karıştırmak * Karş.(karışmak).] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul.+ Tü aş " bula-.viii+ Uy). 2. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan".a. Tü bulğak (karışıklık. İng chamaeleon. çiçek demeti. karışık aş & Tü bula-/bulğa.

istihkâm.sıkıntı duymak. kabarmak. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna.çok ihtiyarlamak Tü *bu.çalışmak. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. strüktür. 2. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. tomruk [mod. İnisyal b/m dönüşümü için karş. ben2. dert. boy pos.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. vardı.a. sıkıntı.] [Kaş xi] bur-/bür. olgunlaştı. şaşırmak.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor.]yapı. ~ Ar bunyat [#bny msd.] < OLat bulla 1. bildiri ~ İt bulletino [küç. yuvarlak şey. şehir suru. cinsel olgunluk yaşına erdi. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder.] ulaşma. ulaştı. kıvırmak. kederlenmek. 18. ıztırap < Tü *bun. 2.bükmek. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. 2. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . sur & EAlm bol kütük. tomurmak ) + Alm werk iş. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. (bilgi veya söz) yerine vardı.sıkılmak < * Bunal.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. sıkıntı. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. mühürlü belge. Bengalli. bünye < Ar bana yaptı. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. varma < Ar balaġa erdi. yapı (~ HAvr *werg. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. büzmek < Tü *bu-/*bü- . mühür mumuyla yapılan damga. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. iş yapmak ) " balya.Fa mübâr kalın bağırsak.

bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay.korumak burçak Tü vicia sativa.yüksek yer.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri. bükmek Moğ bürü. koku burç [Kut. para kesesi. 2. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki. hisar < HAvr *bhergh. hisar ~ HAvr *bhrgh. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. . tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1.kokmak. ~ EYun pyrgos kule. yazıhane. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro.köküyle alakalıdır. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt. Karş. sarmak [ xvi] burka-/burğa. hisar. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. üstü çuha kaplı yazı masası.biçimleri eş anlamlı olup. burk-.örtünmek. sarınmak. keçe ~ Lat burra keçe.ekiyle. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün.şiddetle burmak. hisar. kule. 2. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1." bur* Pekiştirici -k.a. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh.* Tü bur-. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli. ofis. [TS xiii xiii] büri-örtmek. büz. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. bük-. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. 2. Aş xi] ~ Ar burc 1. buğusu yükselmek < Tü bu buğu.(örtmek). Fr. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur.yüksek yer. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır.

özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. müjde ~ Aram bîssrâ 1. örtü [Uyviii+]burın/buruna.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm.a. büzüşmek < Tü bur-/bür. the.]. tütmek < Tü bü buhar. iptal edildi. çıkın < Lat bulga torba. 2. dağarcık. İncil < Aram #bsr ilan etme. » " biryan ~ Fa büs öpüş.a.. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. f. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt.] kese.a. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. 2. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. Tü [ xi] *burış-/bürüş. depo & EYun apó + EYun theke ambar.a.bitmek " bit- . bohça ~ HAvr *bhelgh. a.buruşmak. inek (~ HAvr *gwou. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç.a. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. evrak veya para kesesi. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf.a. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır.] iyi haber. mezar.koymak " apo+. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak.a. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. ) + EYun tyros kaymak.burmak. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı. 2. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. ölü yakılan yer. hükümet bütçesi. saklama yeri < EYun tithemi. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. ~ Lat bustum 1.

] uzaklık. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. [ viii] bedük a.. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. büyücü. uzaklaştı. uzadı buyruk büyü Tü sihir.burmak. . boy < Ar bacuda uzak idi. Karş.a. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. bilge . Fa buzak (küçük erkek keçi). < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. a. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. [CodC xiii] büğü a.a.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. [Arg. bilgin. a. sıkmak.buut [Menxvii]bucd mesafe.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. < Tü buyur.a. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği).

[Men xvii] karşılıksız verilen şey. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. çevik (~? Tü *çapuk a. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme.ekiyle. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. a.] kudret sahibi.] gürültü yapmak. < Tü çapmak çarpmak. eller ve kollarla girişmek. para alma. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak . angarya. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. çok konuşmak . Ancak bu halde 5. çevik) biçimini açıklamak zordur.

hayvanların açtığı patika. a. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. kartaloz. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. bağırmak . şıkırdamak . gölgelik. (= Ave yâtu.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. çarpma sesi.xiv). ünlemek " +kir- * Karş. ün. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. Tü çaw/çoğ (insan sesi. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. yolun orta veya ana bölümü. taş sesi. cin ) çadır [Kaş.xi) ve çağla-(şakırdamak. İdr xi] çatır.] 1. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. a.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. bir tür kötü ruh. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. İMüh. paçoz. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir.xi-xviii).cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. zırtapoz. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. ~ OFa câdüg a.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . insan sesi. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. nida. devir.şeklindedir. Tü çağıla. Karş. CodC.cadı. çağla . büyücü = Sans yâtü büyücü. şaşkaloz. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. a. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. yar. gürültü .(seslenmek. akarsu yatağı. yelloz. çağır[mak Tü haykırmak.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. bağırmak. su sesi.[xi] seslenmek. nal sesi. 2. nida" ve "2. mil (= [CodC xiii] zaman. Karş. f. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. tente. tente.

. şakırtı) çıkarmak * Çak. çet-) ve -ı. işlem).] geçerli. İng jackal.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa. bende. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. [Kıp. çep-. alaca" olmalıdır. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. • Çak-.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. çıt-/çit-) mevcuttur. çakmaktaşı çakmak. Fr chacal. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş.).ekiyle türetilmiştir. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi).a. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. nal sesi.a. caka [LG188+] kurum.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. caiz [Aş xiv] usul. çıp-.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. kazık çakmak. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. Çağ çakan (balta). çal-. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul.). çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa. Fa çaqu. • Moğ çoğur (alaca. çarpmak. Alıntı yönü açık değildir. Sözcüğün nihai anlamı "çalık. akarsu sesi.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi. Karş. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. çıl-. geçen (para. Hind çaku (a. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan .) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. çekiçle vurmak.a. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. çap-/çarp-. Hepsinin ç. Moğ çak?u (a.a.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. (a. benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. çel-.

döngü. kakmak.çarpmak. çamur veya boya vurmak.Tü çalık [Kıp xiv] a. [Ali xvi] çakşır . bıçak vurmak. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. bıçak vurmak.kesmek. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. çarpmak " çal- . 3. çark. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. alacalı * Karş. TS xv] 1. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. güreşmek. vuruşmak.vurmak.saz vurmak " çal- * Karş. şaklamak.a. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. çarpışmak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. < Tü çal.) Ayrıca çalı çırpı. [T S xiv. Kırg çalğı (tırpan). çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. saz çalmak) çevirisi olmalıdır.vurmak. 2. gösteriş.1. yağmalamak. a.(vurmak. vurmak. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. Ar mid?rab (çalgı. darbe.] celbeden. 2. vurmak. Çağ çalağan (a. 2. vuruş. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1. Ayrıca karş. çevik . kesmek). çömlekçi çarkı. ayakla vurmak. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. çabalamak < Tü çal. tokuşmak. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. alacalı hale getirmek. [DK xiv] talan etmek. bıçak vurmak. atik. endam.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. 2. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. [T S xv] gayret etmek. kakmak. çelik2 (kesik dal parçası). boy pos < Tü çal. mızrap) < d?arb (vurma). Kıp xiv] saz çalmak. yaralı. kesik. devre.tekerlek. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır.

balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. su sığırı = Aram gamüş a. kâse..a. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. kastanyet" çehar. < OFa gâv inek. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. ~ OFa gâw meş a. itip kakmak. bardak" iken 17. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. fakat 20. f.a. çamaşır [Arg xvi] 1.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. cam [Yus xiv] kadeh. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. kavga etmek" anlamından türemiştir. KGunya xiv] toplayan. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer.a. Neş. kadeh. bir araya getiren. Karş. sığır ~ HAvr *gwou. soymak. haşarı. [Tuh. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. dört parçalı köçek zili. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir.* Modern kullanımı "çarpışmak. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. " biftek . yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. cem eden.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa.a. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. Ancak Ar şamc (mum. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. cami [İrşad. sürahi (= Ave yama. bardak. dört parça. a. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. 2.sarsmak.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. 2. [Men xvii] cameken/camekân a.] 1.a. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. ŞİŞE.a. şüy. 2. deli gibi oynak < Tü çalvurmak. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. giysi yıkayıcı. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. SIRÇA. camız/camus [Env xv] camuş. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. Ancak Ar şamc (mum.

çul) ile ilişkisi kurulamaz.biçiminden EYun bíos. fazla.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır.biçiminden EYun zöio (yaşamak). HAvr gwi-wot. fedakârca . çok (< Fa fuzüdan. şiirde "sevgili" [CodC xiii] . = EFa civa-/cwa. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa.Fa can fızâ cana can katan. Lat vigere.] yan. Tü *çoğmur dibe çöken şey. M A N D A . HAvr gwî-wo.a. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ.a.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a. Lat vîta (hayat). yüksek rezonanslı darbe sesi. cangıl [ xx/b] çorak yer. 2. +aver [KT xix] ince. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran.biçiminden Sans cıva-. * HAvr *gwi-o. çan. oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. [Men xvii] canver vulg.] canlar. zoe (yaşam). canavar hayvan. HAvr *gwi-g. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş .) ~ HAvr *gweis. her çeşit hayvan " can. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. Bak. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan.a. Lat vîvus (canlı). canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can. fızâ. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. canan canavar özellikle yabani hayvan. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. büyüten.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. Gael beatha (can. yy sonuna dek rastlanmaz. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa. ~ Fa cânwar canlı yaratık.artırmak. hayat).a. kenar. a. çamur <Tü çökmek. çıngırak can [Kut xi] .biçiminden İng quick (canlı). vigor (canlı ve güçlü olmak).

İt zappa bahçıvan aleti. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. sol (< Fa çapîdan dönmek.çarpmak. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". 2. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. [TS xv] talan eden. * md > t değişimi doğaldır. yalpa. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. sapmak) + Fa rast düz. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). (Tatarca) *çapağul < Tü çap. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+). yalpalama. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi.a. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. hacim ölçüsü . sağ " çeper.a. saldırı. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. çapul. çarpmak. talan etmek. özellikle göz pisliği. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. tüfek ve mermi ölçüsü. [Kıp xiv] çapak a. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. a. yalpa. < Tü . ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. savulmak. dört nala at sürmek " çarp* Karş.çarpmak. heybe.çalmak. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. [TS xvii] çapıt eski bez. 19. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. Tü *çalp-/çap. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. talan.çanta xvii] çanta a. bel [LO xix] pasaklı. pislik. 1. zıt yönlerde olma. çapulcu çap. [TS xvii] çapul a. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. akın. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . yalpalama. diyagonal & Fa çap aykırı. paçavra.

Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. gürültü etmek " çağır* Karş. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur.veya -n-etkisini düşündürür. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). gürültü. divanhane " çehar. imparatoriçe. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. çark [Aş. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. Karş. 2. mekanik .car.] 1.sesinin ötümlüleşmesi -n.] cereyan eden. a. kayzer.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa.a. genç kız.a. yuvarlanmak). sıklet çarçur etm. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. [LO. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. bar bar bağırmak.] çekme + Ar a6qâl [çoğ. İnisyal ç. dişi köle < Ar cara aktı. çark. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak . [ML 1969] bir tür biber . tekerlek.yöntem. döngü. tak1 [Kut. akan. . 1923'te James P.İng charleston 1.bağrışmak. [Men ] çarTak vulg. = Sans çakrá a. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator.a. kylindo (dönmek. çarliston [Cumh 1928] bir dans. devir (= Ave ça%ra. Rus hükümdarı 4. Gül xiv] hizmetçi. nara . KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi. f.seslenmek. car car çağırmak. çardak . usul. [TS xiv] carılda. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. 2. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1.] yük.Fa çar Tâq "dört kemer".

ferman. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. [DK xv] çarp. araştırma.ekiyle çal. yy'dan itibaren İbrani toplumundan.a. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. elle yoklama. çârşef/çârşaf . Cumartesi < İbr #şbt dinme. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır. 2. Cumartesi. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. casus casus [KıpGul. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. [Arg xvi] çârşeb. yellenme sesi. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. kılıç vurmak. cass/macassat] yokladı. talan etmek. çapak. dörtyol. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6. [CodC. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci.seğirtmek.a. DK xiii] çap. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. berat. talan etmek. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. [ xx/c] frapan. çalmak. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. ferman. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. inceleme ) .2. atı hızlı sürmek.] "kâğıtçık".çarpmak. ruhsat. iki yüzlü.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. vurmak.kökünden türediği anlaşılıyor. 2. Karş. Anlamların tümü "vurmak. yön. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. a. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. yağmalamak < Tü *çalp.kamçı vurmak. yan. vulg. çarşaf [CodC xiii] çarçav . Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. mıh [T S. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. yol (~ OFa sög a. koşmak. ani eylem sesi. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. ara verme. akın etmek. kılıç vurmak < Tü çal. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse.

a. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek .Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. cay[mak [DK xv] çay. şelale. = Sans yavah a. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. el çarpma sesi çıkarmak. çatlama sesi. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. [Oğ xi] katmak.a. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw. [LO ] darbe sesi. akarsu.[onom. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. Karş.a. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır.) ~ HAvr *yewos a. [BK 1799] çağlağan .xv).şaklamak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. topal.çat. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. hububat (= Ave yava. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. çavdar Fa caw arpa. genelde tahıl.a. dikmek.(caydırmak . vurmak.seslenmek. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli.çarpmak. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. dazlak. Tü? . [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi. münadi < Tü *çağ-/*çaw. bağırmak. dayak sesi.dönmek. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. ETü çantur. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla.

2. Rusçadan mı alındığı açık değildir. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. milvus milvus. [DK xv] çayır . Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. Üçüncü anlam. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. [TDK 1974] toy.a .a. tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. bağırış. şamata. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. [Ç ağ xv +] a . Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. takım " caz1. * Çin kökenli olan bitki 17. caz2. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. çekicilik < Ar câ5ib . cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü. 2.] bağırma sesi" caz2. bir tür müzik ~ İng jazz 1. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur.a. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. ses etmek < Tü çaw ses. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu.) ~ Çin ça' a. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. tellal. camellia sinensis.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a.bağırıp çağırmak. +kir* Edirne halk ağzından 20.

• Fr algèbre. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. zorluk.] kabalık. 3. matematikte cebir. zorba (sıfat) .* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. [TDK 1955] becelleşmek .] 1. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. keş1 [Kut. zor. kabarma.Ar cabarüt azamet. niza. 2. [ML 1969] cedelleşmek hlk. 2. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. iktidar. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. şişme. kaynaştırdı. çeken.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). sentez. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. cephane. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd. yy'da türemiştir. taşra. çekişme. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . kesik.] tartışma. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . celal. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. [Kadı xiv] cebe silah. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. çekişme. keskin idi. yeni < Ar cadda kesti. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20.] 1. şiddet < Ar cabara 1. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır.] cezbeden. 2. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. [KT ] ceberut kibir. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. büktü. kırık kemiği kaynaştırma. birleştirdi. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. güç. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor.

satrançta şah hamlesi [xiv].] bilmeme.a.a. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8. 2. görüntü. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. ~ Ar Sakk a. tartmak). [passim. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş.a. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. ~ OLat scaccus a. çekingen. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir).a. çekin-. quadraginta (kırk). çekince.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd.a. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir.görünme. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah. 2. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. Slav çatr. ~ OFa çakk a.a. Lat pendere (çekmek. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü.] bilmeme. bir şeyin gözle görünen yüzü. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. ~ Ar cahalat [#chl msd. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd. köylü. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi.] Avrupai cepken < Fr jaque 1.tartmak " çek- . çeki. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a.: çek-. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. asmak.ip çekmek. = Sans çatúr a.a. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. xiv] tartmak. kan çekmek. idea (= Ave cithra. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. pondus (tartı).(dört).) ~ HAvr *kwetwer a. çizgi çekmek.a. belirme. suret = Sans çitrá resim. denetlemek. çek[mek Tü [Kaş xi] çek.a. çekimser. E Yun tetr-. katlanmak.-7. EŞKÖKENLİLER: Tü çek.

[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. İnisyal ç. sert tabiatlı.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd.] sabır. içi çekmek. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . carıldamak < Tü çak/çakır [onom. ululuk.] ihtişam. • ç.Ar calâl [#cll msd. azamet. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir.. [LL xviii] arzulamak. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse. özellikle ayakla vurmak = Tü çal.a. çal-/çel-. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. yücelik. celal [KıpGul xiv] büyüklük. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi).. azamet. [Men xvii] vurmak. çalım/çelme. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi . [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. [TDK 1983] celal öfke.fiilini andırır. [KT xix] celalli çabuk kızan.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.a. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . kızgınlık . Karş.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] .

gösteriş. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. ithal eden. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. cellat [Kıp. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. mola verme. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur.etkisiyle sesli incelmesi görülür.. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1.. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ". tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. endam. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı. 2. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. haç. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. usta. Sözcüğün 11.] kırbaçlayıcı [esk.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır.* Halen yaygın olan "öfke. (mecazen) rab.kesmek.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. xiii] yüce kişi. DK. kesilmiş dal.] çağırma.]. tedarikçi < Ar calaba çağırdı. kırbaçladı. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. getirme < [Ali xvi] oturma.] mal getiren. efendi. çubuk. [TS xvii] kibar.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. 2.

] ~ Ar camâl[#cml msd. toplama. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. a. Karaman kimyonu. tekne.] toplama. cemaat topluluk. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. #cmc. [Men xvii] kasnak.) * Karş. 2. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. bir araya getirdi * Ar #cmm. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. kor.] güzellik < Ar cemal [Kut. = Akad gumâru a. kazan çember [Yus xiv] . #cmhr kökleri "toplama. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. toplanma. halka. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. < EYun kymbe kâse. toplantı" cem [Aş. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar. [FBaykurt 1971] hırlamak. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat.] 1. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. dırlamak. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. kasnak = Fa çapar a. topluluk < Ar camaca topladı. a. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. aritmetikte toplam. cemiyet [#cmc msd. kömür. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. bir araya getirme" anlamını taşır.]1. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. a. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. köz. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. 2. evvel * -z.a.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. DKxi] camala [msd. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3.

~ HAvr *genu-2 a. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. 2. < Fa çang tırnak. cenah [Mercimek xv] mecazen kol. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.EFa çanu.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. şer'an kirli olma. kapatma.a. çene [TS xiv] çene/çene .] 1. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. Aynı kökten Ger *kinn. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma. a. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. embriyon " cin1 cenk büyük olay. nezd.a. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. * Karş. kat. [İdr xiv] çene . a.a.a. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne .cenabet [İrşad. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd. gasl etmeyi gerektiren durumda olma. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. ~ Ar canâb [#cnb1] yan.] kanat.a. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak.> İng chin (a. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey. hadise. -k ekinin işlevi belirsizdir. bir şeyin iki yanı. tırnak.).] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma.Fa çangâl/çangal pençe. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. Fa çana zadan (= çene çalmak). mekanizma. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a.a. etrafını çevirmek ) " cin1 . cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk.

* Karş.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. kibar kimse & İng gentle zarif. [Men xvii] ceyb vulg. iki meme arası. bir şeyin ön tarafı. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. çeper cephane [DK xv] cebehane . artık. çeper [DD xx/b] dış kenar.] 1. 3. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1.] 1. bahçe). çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. alın. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. 2.ince ince kesmek.] yara" . 3. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. kuşak. çevre duvarı. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. şimal. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. koyun. 2. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. kucak. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. Karş. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. ceb/cîb 1. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. cep [İrşad xiv] ceyb . Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. [TS xvi] çent-kertmek. 2. 2.] çekme. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. cer çekme < Ar carra çekti. daire şeklinde çadır veya saz kulübe.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. kasnak. çit. halka.

[T S xiii] çeri er. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır.a. asker ceride [Men xvii] defter.] hilekârlık. tabaka.] soyulmuş şey. f. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. cereyan akıntı. icra. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. cariye. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. kitap. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. cereyan. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . . [KT xix] beceriklilik.] ameliyat eden. yonga. yaprak.] yaralama. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. dörtgen. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im. garmiyan (germiyan. a.a. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. akış < Ar cara (hızla) aktı.] suç. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. macera. suç. f. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). 2. ılıcalar). Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. soymuk. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf.)" çehar.] akım. maceraperest.a. dolan < Ar curbuz hilekâr.a. çaçaronluk.

risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. tad almak). laklak çete Sırp çeta haydut. 2. rastgele .a. müsvedde < EYun s%edios geçici.] büyüklük. HAvr *kweks-mn. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom. tadılan. mostra. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd. Karş. sohbet. lezzet tadım.] insanın fiziksel varlığı.] cesur olma. aydınlanma. çâş.görme. atıldı. sürahi" çeşme. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti.] girişken. eskiz. hacimlilik. yemek) ~ OFa çaşnlg a. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir.a. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. a.] kâğıt parçası.a. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı.görmek çeşme pınar. a.tatmak. çâş.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. girişti. göze ~ OFa çaşmag a. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. tadılan. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. tad.) ~ HAvr *geus.a. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. büyük.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. [Men xvii] çâşnî tad. çeteci [Kan xvi] akın. küç. kadavra.] cüsseli. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. gözüpek. ışık < HAvr *kwek. EYun geüo (tatmak. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. cüsse < Ar casuma büyük idi.] lakırdı. tadan.tatmak.tatmak (= Ave çâş. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. önemsiz. lezzet (< Fa çaşîdan. cüsse. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. tadan < Fa çaşîdan. çeşni [Aş xiv] .] çiziktirme. ~ Ar cadd [#cdd1 msd.

teğir-/tewür. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. DEVİR-.a.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. cevahir [Aş." çevir-. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. çat pat. a. * Karş. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş. . Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1.] [İdrH xiv] kırılması güç. eğir-/ewür-. sert. izin < Ar caza geçti [Kut. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. 2. DK xiv] sopa. küçük akarsu. eğir-. +men2 ~ Ar cawz a. a. su kanalı.] geçit. Erm nguz (a. [Kazak ] Tü çat-/çet. İbr egoz. ~? Fa çabuk hızlı. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a.çevirmek. sert (özellikle ceviz). ip ördü.] dönme. çetrefil bir deyim * Karş.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. bu sopayla oynanan oyun. çetin Tü çitin a. kesiksiz çizgi. Karş. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir. OFa gawz. a. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu.vurmak. kriket < Fa çawl kıvrık. öz. ~ Aram gawzâ a. zor. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. [Kırg ] çetin zor. a. dolanma < Ar câla döndü.). geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler.

ateş parçası. muhit. kök. çeyrek dörtte bir " çehar.Ar cihaz [#chz msd. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. asl. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz. 2. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. ~ Ar caSbat [#c5b msd. 2.a.] çekme. 2. f. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu. 2.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb.a. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. civar.] askeri birlik. köken. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . kor. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im. yek [Men xvii] çâryek vulg.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf.] cevelan eden.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. DK xiv] caza bedelini ödedi. kor. yağmalama) ceza [Yus. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. a. f. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. donanım.] < Ar ca5r kök." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban .a. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd.Ar ca5wat [#c5w] 1.] 1. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. " cihaz [EvÇ.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. cezir < Ar cazara su çekildi. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği.] a. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a.

Lat floş (çiçek). keskinlik < Ar cadda kesti. esmek. İng blow (1. kese. [Uy viii+] çiçek a. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. güç gösterme ) cidar çit. a. (= Ave yu%ta. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. maya. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. üflemek. şişmek. iki şeyin biri. dzdz.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top.. örme. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. ip ördü. meme ucu. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd.a. ip bükme. mafiş anlamında deyim. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd.çift koşmak. [ML* xx/c] bir bilye oyunu.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi.(1. follis (şişkin şey. süslü < ~ Erm dzdzig 1. cici çoc [DK xv] cici bici süs. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek.a. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. mücadele. çiçek açmak). Anlam ilişkisi için karş. şişirmek) < HAvr *bhel. tartışma < Ar cadala burdu.a. 2. emzik. çiçek açmak). [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. çift [CodC xiii] cüft/ceft.) çevirisidir. balon) = flâre (üflemek.] ciddiyet. koza). [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. huy < Ar cabala kalıp döktü. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. sivrisinek. 2. 2. keskin idi. gayret. duvar = İbr gader a. güçlenme. 2.a.] çatışma.< HAvr *yeug.cıbı. cıbıl onom suda yıkanma sesi. şişkin şey. ş > ç dönüşümü tipiktir.) ~ HAvr *yug-ta. posa < Erm dzudz.a.kabarmak.a.

a. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). çiğdem. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara.xiv). nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. yaşlık.a. ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1.a. çift koşma). İng yoke. crocus Tü çig yaş. çığış (gürültü .a. gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer.* Aynı HAv kökten EYun zygón. = Sans yákrt a.xi). [İMüh xiii] çig . Lat iungere. Fa tar (yaş. • Karş. yaşlık . karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. çağırmak.a. iocor. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat).sıfat ve isim). 2. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki. Sans yóga (boyunduruk.(a. gürültü. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol. çiğ2?." çağır- . [CodC xiv] çiyik . zeûgma. patika. nem (isim) Karş. ses etmek < Tü çağır. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir. (= Ave yâkars a. yüksek ses.). zeûgos (çift).a. iugum. * Aynı kökten EYun (h)epar.) ~ HAvr *yekwr. Lat iocur. çile-.

mücadele.göstermek ) " cihan. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren. [KıpGul xiv] çiyne. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş.. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. çaba. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç.a.] yüz. cihangir. atlas. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. gayret etti cihaz cihet bakım. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. a.a.bağırmak <Tü [LO xix] feryat. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. alan " cihan. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında.. a. numâ. cihanşümul cihangir [Ömer b.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. 2. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır. cahd] çabaladı. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. . istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar.ekiyle." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. coğrafya veya tarih kitabı. evren ~ OFa gehân a. gayret. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. Aş xi] ~ Fa cihan dünya.a. yön. cihan (= Ave gaethâ. cihannüma.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd.] 1.) [Kut.

örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği . deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b. karışık renkli. fıldır fıldır dönme sesi " çak- .a. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. şakırtı ve şaplama sesi. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. makara. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. çıkrık (= Sans çakrá a. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a.a.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş.dürmek.çıkın çıkış[mak çık. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir.gözleri çıldır çıldır dönmek.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak. ortaya çıkardı. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca.a. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra. parlatma < Ar calâ parlattı. [LO xix] çıldır. berraklaştırdı. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. ABD.] parlaklık. aydınlattı. delirmek.

deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. yüzünü açma.] 1. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. = Akad gildu a. = İbr geled a. a. yy'da ehlileştirilmiştir. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. ortaya çıkardı" cila . aydınlattı. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. kırk günlük süre. bir tür su kabı.a.) ~ Ar cild [#cld msd. 2. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. • Bugün çilek adı verilen meyve 19.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila.ıslatmak.. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. özellikle erkek incir). iplik yumağı. 2. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. narin zayıf. cıvık. çelimsiz. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. a. gebelik * Fa gule (gülle. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). kaymak gibi. kırklık. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. kâr cılız [LO xix] zayıf. a. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. [Ali xvi] çille a.

mıcır. kırık taş. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. sefil.[xiv Kıp. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz.etkisiyle sesli incelmesi görülür.suya dalmak) * İnisyal ç. [Veled xiv] çümen . halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. 2. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. tahta kâse. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. otla kaplı * Fa çaman (a. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. Dd2. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. caes. kafatası.veya *yınğ-eşdeğeri olup. sefil. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım.] cinsel cima [İrşad. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. dilenci . tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip.suda yıkanmak (= Moğ cımu. 2. [EvÇ.a.) Türkçeden alıntıdır. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. Moğolca biçim Türkçe *yım. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. >c. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . (pire) ısırmak. kırmak. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır.] kafatası.kesmek.

[Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. görünmez varlık < Aram #gny gizleme. yy'da alınmıştır. " günah * Türkçede 20. telmih. yoksul . çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç.a. çitle çevirme. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. örttü (= Aram gensyâ cin.a.a. çıngar [LG188+] gürültü. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç. cunün] gizledi. sakladı.] suç. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. yy sonuna dek kullanılmıştır. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni. Batı dillerine 16. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. saklama = Aram #gnn koruma. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . yy başlarına dek "her türlü suç. kavga (argo) tsíngra kavga. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. çın. yy] a.] bir cinsten olma. Çin ç'un a. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. berduş. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için.ardıç çinakop çınar a. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir.a. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. günah.

a. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. İng zinc (a. 2.a. diken. soy. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd.a. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. kıymık. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir.a. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. çatal dişi. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. çarpmak. ~ EYun génos a. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. 2.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir. basit şarkı. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan.a. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom. pis (sıfat). Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. < Tü .) Almancadan alınmıştır. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. Çin işi. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. pislik (isim) çap-/çıp. ırk. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli.] bilinç örtünmesi. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. a.çalmak. zıpkın.a. quint. cingıl müziği < çıngırak [onom.

a. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". ab çirkin Fa çirk pislik. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. lamba. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası. sırık < Ar carada [msd. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek.] kabuğu soyulmuş hurma dalı.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum.a. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. [TS xv] cırılda. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. a. [Aş.] cüsse.a.)" cürüm .Fa çarâğ/çirâğ kandil. kandil. Tü sıyırmak > sırık. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. hacim. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi.).a. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a. kirli. (= Ave sraeş. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü.etkisiyle açıklanabilir. meratibin ilk basamağında görevlendirmek. uşak . • Ses değişimi inisyal c. döndüren. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür.a.a. card] soydu. lağım & ~ Fa çirkin 1. meşale. asphodelus. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. 2. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. Erm çreş (a. pis. 2. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil.) * Karş. çeviren. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu.

döngü. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü.] " çat İnisyal ç. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. . [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. kabuklu yemiş. mızrak < Tü çit. 2. hafifçe çarpmak.a. fiziksel varlık. dönüş. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom. kesmek. 2. fındık.ciro [ 186+] ~ İt giro 1. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır.a. a. terebinthus.katmak. çırp[mak <Tü [ xiv] 1. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni.a." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. yaşlık cisim/cism[Aş. talaş. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. < Sans çitrakâyah alacagövde. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. döngü. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç.OLat gyrus a.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem. kargı. dikmek " çıt. ticarette ciro .[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık.] beden. ~ EYun gyros dönüş.

yiğit. [AL 192+] cıvımak sulanmak. cömert kimse " civan.a. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. cüce. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. civan . [KT ] cüvan vulg.) < quick (canlı). komşuluk < Ar cawara [msd.] mücavir olma.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş.(sivri bir uçla kertmek). Belki sıvık/sıvamak etkisiyle.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. Alm jung (genç).a. özellikle kuş yavrusu. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet.a.a.a. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa).a. Karş. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. 2. cıvı[mak < Tü cıvık sulu. < HAvr *yeu. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır.genç olma. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. İnisyal ç. komşuluk. [LO ] etraf. (= Ave yavan. dolay .] oğlancık < Fa cuwân oğlan. İng quicksilver (a. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık.< *çıwz. Fr jeun.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. piliç).] küçük anahtar. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç. [Yus xiv] cüvan genç. İng young. civa ~ EFa jîva. civanmert [Mercimek xv] . " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. canlı. çamur.a. a. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. civa OFa jîvag/cîvag 1.] havalar.genç ) ~ HAvr *yuwen. Ayrıca bak. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı.civa1 [Kıp. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. Fa cuje/cuce (yavru. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi.Fa cawân/cuwân genç. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı). biz. kişi) .

[LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste.). cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki.(a. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz.. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. kısık sesle söylemek.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme.hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo).sivri bir uçla çentmek veya kazımak. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı." çiz- [LO xix] cızıktır. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz." çiz* Semantik evrimi açık değildir.a. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı".. İnisyal ç.(= Moğ cırug çizgi.ekiyle eş işlevli olan -iktir. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz.etkisiyle sesli incelmesi görülür. yy'da kurulan bir cemiyet. sivri uçlu alet" çivi * Karş. a.a. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. Karş. < öz Gesù/Jésus İsa . çizgi çizmek *çıw çivi. [Oğ xi] çayan cız. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. Moğ cıru.

çöp (tortu). Aynı kökten *çönğ.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. çoğla. ço%. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri.] haraç. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza.xi). oturmak. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. reis. ETü çıçamuk (küçük parmak). coğrafya " je(o)+. çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. [Çağ xv+] çuçak cüce.> çöm(dibe çökmek). çoğrama (fokurdama. kesmek. çağırmak . köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. kaynaşma (isim). gürültü etmek " çağır* Karş. bedeninde yara < Tü çal.(tortulaşmak).olup.bağırmak. -k. Tü çoğı (münakaşa . [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. haritacılık. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. koparmak " çal- . küçücük.dibe inmek.xi). gürültü. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). öncü. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. tazmin etme) kökünden türetilemez. her şeyin küçüğü. belki çürü.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. cıcık. • Sıfat olarak 14. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi. 2. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. [DK.(bağırmak. çök[mek *çoğ. Ayrıca cücük. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh.vurmak. Tü [Kaş xi] çok-/çök.pekiştirme ekidir.xi). çoban [Aş.etkisiyle sesli incelmesi görülür.(üşüşmek . kaynaşma -xi).a. a. Karş. inisyal ç. çoban. çağırmak.

kâse. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap.] a. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. sopa. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar .ve göm-). Kaş viii+] çom-/çöm.çift koşmak. çöp. delikanlı" civan. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. çör." * Karş. çörüntü (tortu . kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. Tü çökek. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa .fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. lobut. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. çöl. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1.batmak.TS xiv-xvi). birleştirmek. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem.çolpa + Fa pâ ayak. 2. Kürd çemık (kepçe). gürz. çökmek " çök- Karş. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. < Fa çam tahta kadeh.inmek " çök* Çök. a. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. çökelti. tokmak < Moğ çoqı-çakmak." çöm- * Muhtemelen "oturan. sopa. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. Final -m. iunc-kenetlemek. iri başlı topuz. [Kan xv] çölmek . çömelen" anlamında. [Men xvii] çölmek vulg. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. değnek Tü [xi]çöptortu. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. vurmak. .

2. kabarma. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak.) Orta Farsçadan alınmıştır.çarpmak. kese. galeyan etmek.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba. < HAvr *yeus. bulanık. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu.a. = Sans yüşân.a. " jön . • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. tuzlu.a.a. & Fa şör 1. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. tuz. benekli) = Tü çakır/çağır. tuz gölü. galeyan etmek. karışık + Fa bâ yemek.) ~ HAvr *yeus-s. Moğ çoğur (alaca. [T S xiv-xviii] şorva . [Men xvii] cürâb ayak kılıfı . daire.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. lekeli çap.a. köpürmek < Fa cöş kaynama. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak.çöp2 cop [ xi] çöp çıta.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. ekşi. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç.a. [Arg xvi] çorba . halka. • Karş. çorba [Yus xiv] şorbâ . mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak). çorak alan [Kıp. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer.ara biçimine işaret eder.a. (hayvan) azmak.a. acı" çorba * Ar şurac (a. ajite olmak. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. sopa " < Tü çopur [EvÇ.a. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.a. kılıf. [Kıp xiv] cirâb torba.veya *çalp. zyme (maya). alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp.Fa şörbâ a. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. aş (~ OFa bâg a.kaynamak. = Akad gurâbu torba.a. galeyan (= Ave yaoşti. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla.

] küçük değnek.çöz[mek Tü [ xi] çöj. [CodC xiii] çıbuk değnek. ~ Fa çübak [küç. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. bir bağı açmak. çöküntü. çıta. ince dal < OFa çob dal. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. göz yuvası.] yavru. civciv * Karş. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. xv+ Çağ] dibe inmek. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. [BK 1799] cüce tavuk pilici. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1. küçük. özellikle kuş yavrusu. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. [Kıp xiv] çük erkeklik organı.[xi. Karş. sopacık < Fa çüb değnek. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK.erimesi ve ç.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. çökmek " çök- < Tü çok-/ . çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay. küçük. 2. özellikle tavuk yavrusu. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. kaşın altındaki kemik. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. cücük civciv * Karş. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. mezar çoku.

bir şeyin tümü.çulla sarınmak. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. tamlık. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle. [Men ] 1.çul [İdr xiv] çul. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. 2. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. halk topluluğu. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak.] oturma. bütünlük. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. örtünmek.] bütün olarak. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu.] ~ İt gibbo çıkıntı. KGunya xiv] toplanma günü. . 2. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. bütün. cumburlop onom [LO ] şumburlop . umum. [Men ] cüll vulg.] 1. cümle [passim xiv] bütün.

. ne zaman ki. şamata cüret cesaret etti.] şahit olunan " cürüm. ceset.] cenabet olma. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. cünüp [İrşad. birlik. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd.. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. ceset = Aram gttâ a.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. madem ki. 2. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. kemik kırdı. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara. 20. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış.çünkü [passim xiv] çün ki 1. öyle ki . a. alüvyon. eti kemiğinden ayırdı. 3. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. 2. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış. * Karş. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır. ittifak.] suç < Ar carama 1.İsp junta 1. 2. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd.] beden.Tü çöb/çöp tortu.

] çok küçük (miktar). dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. a. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. teşviş < Ar daġdaġa [onom.] 1. kitap forması. düz. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd.dikmek)" çuval cüz ünite. Sogd daġ. 2.Fa cuz'dan cüz kesesi.] cüzam hastalığı. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz. portföy .yakmak) ~ HAvr *dhegh.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. anlaşılmaz şekilde konuştu vb.tat almak.) [Uy viii+] tağar torba. birim. [İMüh. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara. Karş. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma.] gıdıkladı. kargaşa. 3. a. tadını beğenmek. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. gıdıklama. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. unsur.(yakmak). dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a. lepra < Ar caSama [msd. anlaşılmaz şekilde konuşma. ağabey. [Men xvii] kitap veya evrak çantası.a. gıcıklama.

2. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf.suya dalmak dal1 Tü [Uy. ince ayrıntı.] giren. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. dahi (bağlaç). [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim.] döngü. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. 2. halka. ince (iş). mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. [TDK 1974] 1. tarı. Kaş viii+] tal. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. girme. büro.] 1. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. getiri.(tohum saçmak). derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. bilinci kararmak. [Ali xvi] muhit.] (bir şey etrafında) dönen. çevre. kazanç. [LO xix] yönetim mekânı. f. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). çember. 2. daha (zarf) (bağlaç).bayılmak. gelir. dönüş.(dağıtmak. saçmak). zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. deveran eden < Ar dara döndü. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. partikül. nüans.] 1. yorulmak . ince). rafine. verim msd. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. Akad daqqiqu (çok küçük. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. suit dâ'irat [#dwr fa. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa.] devam eden.* Aynı kökten Tü tar-/tara.] akıllı. dahi1. ofis. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı .] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. f. narin < Ar daqqa ufaladı. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] .] ince. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. araya girme.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

tens.a.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. güneş. ^ 1938 Procter & Gamble Co. müsaade ~ Fa dastür 1. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran. destur [Aş. destruct. güneş tanrısı " jurnal . ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. cin ~ EFa daiva. < İng to detect ortaya çıkarmak. deters.. & Lat de. inşa etmek " de+.a.örtüsünü kaldırmak.a. a. bilgin. keşfeden.a. Yus xiv] izin. détruir] a. perakende satmak & Fr de.gün. perakende (satış).a.tanrı < HAvr *dyeu. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. ~ Lat destruere.a.a.a. & Lat de.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. temizlemek & Lat de. açmak. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır.bir şeyden + Lat tergere. 2. "el alma".bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. struct-dikmek. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a. < Lat detergere.destruir [mod. & Lat de.örtmek " de+. kimya şirketi. "el almış". strüktür * Türkçede 20. cin ~ HAvr *deiwo. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak.gök gürlemek " de+ detone de+.+ Lat struere. ruhsat.a. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak. ters.+ Lat tegere. detect.+ Lat tendere. şeytan. 2. Amer.silmek.germek " de+. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. keşfetmek ~ Lat detegere. bilge. müsaade ~ OFa dastwar a. izin.a. tect. ~ Ave daeva. vezir. açığa vurmak & Lat de. gevşetmek ~ Lat detendere a.

devir/devrdöngü.] 1. torba " de+ * Karş. iktidar. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. valör devam Ar dama sürdü. açmak [esk. [Uy. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. Fr/İng envelope (zarf). dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. Lat deus (tanrı). EYun Zeus (güneş tanrısı).a. deva [Aş. 2.a. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. • Ar dawr (devir. çevir-. deveran etmek. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd. kudret.çevirmek.kökünden türetilmiştir. 2.] 1. 2. 3. evir-. geliştirmek. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. & Lat de.olup. & İng de. ortaya çıkarmak.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. Farsçada örneğine rastlanmamıştır.* Aynı kökten Sans deva-. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. Karş. idari görevle dolaşmak) . Tü *dev-" devir- * Devir. dönüş. (mec. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. siyasi egemenlik. viyadük devlet [Kut.a.ayrılma edatı + Lat via yol" de+.]. deve Tü [ viii] tebe/tewe . ~ OLat deviatio a. kaldı. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd. kabuktan veya torbadan çıkarmak. 2. dönmek. zaman.] dönüş. kabuk.) zenginlik. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. denetlemek.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. teftiş etmek. deveran döngü.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. Kaş viii+] tegür-/tewür.

enforme dezentegre [etm " de+. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. di.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. a. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. devran durma. bir şeyi baştan başa katetme. Mezid xv] devriye [nsb.xiii TS) < der. bir köşeden diğerine çapraz gitme. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap.değiştirmek. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme. içine işleme.iki ~ HAvr *dwo. tebdil etmek.fiiliyle birleşmiştir. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi. derlemek . ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. deveran etme. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir.(toplamak.] dönüş. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. [Ömer b. bilgilendirme " de+. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme".a. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. .

dilat. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). bin. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. 2. TS* xv] ~ Fa dlda 1. görülen. didaiti bakmak. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau.a. ayakla * Karş. öbür ~ OFa . Tü depek (tekme atan . Erm tid.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç. diferansiyel hesap.dövmek. 2.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır. görmüş. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. dilate. görmek. göz < Fa dldan. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark.ayırmak.öğretmek ~ HAvr *didnsko.dökmek " dis+. farklı kılmak & Lat di(s).+ Lat ferre. Karş.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak.görmek ~ OFa dltan. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. wen. görülmüş. didak.+ Lat fundere. 2. Fr.xiv Kıp).döküp saçmak & Lat dis. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü. diffus.a. farklılaşma < Lat differre. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır.< HAvr *dheis. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. dağıtmak. Bak. getirmek " dis+.< EErm dit.] 1. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1. 3.(seyretmek). gören. bedbin. küçük ipek parçası. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. lat. fus.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış.görmek.

dîcere (söylemek).işaret etmek. dik Tü [Uy viii+] tik 1.< HAvr *deik. ağaç dikmek < Tü *ti. deig.sevmek . ince olma. eğik olmayan. ayırmak. belirtmek.(işaret etmek).saplamak. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). dik durmak. dikiz [LG 188+] bakış. detaylı olma. anıt.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd.delmek. 2. sayısal < İng digit tamsayı. direnmek Tü [ viii] tik.< HAvr *kâ. dictare (bildirmek). diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik.ayrı + Lat gerere. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir. hazmetmek & Lat di(s). kılı kırk yarma. . rafine olma. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. özellikle belli etmeden bakma (argo) . dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. sevgi. gest. Farsça sözlüklerde yoktur. E Yun deíknymi. digest. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey. canlı. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. sokmak [ xi] tik. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. dike (yargı). özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven.çözmek. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. şeri3 * Muhtemelen 20. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri.sert olmak. dirençli.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven.)" diğer.dik duruma getirmek. İng teach (öğretmek). sert. saplamak. vertikal < Tü *ti.] incelik. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik. arzu (= Ave kâma.dik durmak. rakam ~ Lat digitus parmak.kılmak " dis+.a. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin.HAvr *kâ-mo.a.

gönül götüren " dil2. dictsöylemek. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. yassıltmak ~ Lat dilatare a. ~ İng dildo 1. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek.+ Lat latus geniş. gönül. belirlemek. söz * Aynı kökten Tü tın. cesur" dil2. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. 2.işaret etmek. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. ıskarmoz. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. 2.istemek. yapay penis. dil2 . < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. 2. hunhar . kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. yürek. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1.uzunlamasına kesmek.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. beklemek. belirtmek. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. 2. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir. konuşmak). a. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2.a. bildirmek ~ HAvr *deik. lisan. işaret etmek < Lat dicere. ~ Fa dilbar gönül çelen. & Lat di(s). buyurmak. enli. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. tırjğ (ses). dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a.(ses vermek.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co.

a. Akad dînu (yasa. eşlik < Tü .a. İsv. dinamo. Alm. dinamit. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. ^ 1867 Werner Siemens. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. dinamik. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil.nefes almak. soluk. dinlenmek. 2. durmak. Kaş viii+] tın. dinlenmiş.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir. Karş. [EvÇ. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur.HAvr *deu. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. aks < Tü derjg denge. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. nefes almak " din* -n. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik.dilim Tü [ xi] tilim a. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a.dinmek. Karş. ~ Ave daena a.a. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin.a.. yargı) > İbr/Aram dîn (a.yapmak. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. 275'e dek tedavülde kalmıştır. dinmek. dimağ damâğ burun. nefes). atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak.). güce ilişkin. a. etmek. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . güçlü. düyun. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. din[mek Tü [Uy. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a. gücü yetmek . termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel.

dinle[mek vermek " tınTü [Or. İng. a. türlü Tü tüğ : tülü. istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. Uy viii] tırjğla. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir.dingo a. tüke.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin).(bir kökten bitmek). Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. eşitlik). türev. daldırmak. ses < Tü tın. türkü Tü tüke-: tükel.* Karş. son. dip. kökten * Aynı kökten türe. türkuaz. kök. türedi. Türk. dinlen[mek <Tü nefes. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. banmak < Ger *deupjan. doğabilimci & EYun deinós korkunç. aks < Tü derjg denge. eşitlik). .ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır.(bitmek). türe-. tükenTü tür : tür. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak. temel < Tü *tüü. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey).bitmek. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. eşlik " denk * Karş. müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç.soluklanmak. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir.sesi algılamak < Tü tın sada. dive (dalmak). dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü .

2. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere.1. elle tutmak ~ HAvr *dergh. & EYun di. 2. " dik [ viii] tiriğ canlı. yönelme.avuçlamak. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. 3. dosya. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal.dik durmak.yönetmek. direct-yöneltmek. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. direct.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD.] bilme.]. diri Tü Tü *ti. avuç.dik durmak.yöneltmek.a. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. ikiye katlanmış parşömen tabakası.dik tutmak. ruhsat ~ EYun diploma. rect. diretmek. -t. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. dirençli. tutam. a. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. direnç göstermek < Tü *ti. tanıma. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. yönlendirmek < Lat regere.a.a. bir el dolusu. Tü [Uy viii+] tire. küçük bir ağırlık birimi. 2. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. bir ağırlık birimi. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai.a.a. berat.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. dra%. direnç göstermek < . yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek.a. dik < Tü tire. defter şeklinde katlanmış evrak. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di.

< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak).dizmek. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril. a. taşı-. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak.a. <Tü*tı-1 parçalamak. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. < Tü taş dış " dış.a.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru.a. Lat docere (öğretmek). terbiye. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. vegetable. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. kalifiye * İng dis. dışarı.a. fırlatmak diskalifiye [etm almak. *dirimek fiili mevcut değildir.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir.karşılığıdır. +ri [Mü xvi] bir ağaç. eğitim.a. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a. dışkı Tü taş-/taşı.öneki burada Fr dés. elemek < İng disqualify " de+. fraxinus " diş. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia.: taş-. diş geçirmek " dit~ Lat di(s). düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a.< Lat de.* Anlam bağı için karş. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. diri) > İng vigor. taşıt. taşak.

birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. prost. söylev. dispers. 2. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. dağılım < Fr disperser saçmak. dişlenmiş yer.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. 3.okumak. koşuşma.tahsis etmek. tri+ .a. dağıtım. yy'da anlam değiştirmiştir. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap.ayrı.ayrı + Lat ponere. bölüştürmek & Lat dis.koymak " dis+. kötü + EYun prosiemi. nutuk.ayrı + Lat tribuere. curs. zıt + Lat currere. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. pro+1. söylem ~ Lat discursus 1.ayrı + Lat pergo. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. log. tribut. söylemek " dys+. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere. kullanmaya hazır < Lat disponere.uzamak. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1. & Lat dis. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir.koşmak " dis+. discurs. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma. münakaşa etmek & Lat dis. 2. & Lat dis. pers. posit. diskotek [ xx/b] . dağıtmak ~ Lat dispergere. söyleme < EYun Iegö2.zıt yönlere koşmak. payını vermek < Lat tribus " dis+. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. depo.harcamak & Lat dis. ödemek.a. koyma yeri " disk.a. münakaşa.rast gitmek.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+. disposit. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+.

defter. içinden geçirmek. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. mahkeme. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. farketmek. bat. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. sekretarya. Fr douane. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. anlama. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. 2. önlemek.kapatmak. -t. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö.dit[mek Tü [ xi] tıt. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+.< HAvr *bhrekw. t. a. 3. makam sahibinin oturduğu minder. diş geçirmek " diş divan [Kut. İng deacon (a.gitmek " dia+. musluk. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. büro. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş.a. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo.a. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a.söylemek " diyalog . sedir ~ OFa dewân defter. şiir koleksiyonu. Aş xi] defter. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim.paramparça etmek. daraltmak " dia+. sıkmak. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli.bilmek. akıtan. anlamak. [DK xiv] kurultay. 2. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. arşiv * İt dogana.a.ara duvarı. yargılamak " dia+.tıkmak. gnö. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. ağız. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. [Men xvii] devât vulg. taslak ~ EYun diágramma. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. yazmanlar heyeti. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe.). log.a. frag.

perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. pan(t). analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal. 2.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse.] din. Karş. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur . diyanet dindarlık. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. kasıt" dia+. evler. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. Yun filozof (MÖ y. söyleşmek.EYun diálogos söyleşme. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. obalar.] 1. memleket < Ar dar ev.saçma. 490-y. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. dialyt. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. karşılıklı konuşmak.a. log. lys. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. log. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ.tüm " dia+. spor.a.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi. 2.çözmek " dia+. bir aşiretin sahip olduğu ülke. diyalog ."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". sebep. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a.] kan bedeli < Ar . tohum ekme " dia+. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. 2. diyalektik.söylemek " dia+. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi. #Elea'lı Zeno. diyalekt.

-li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor. düzeltmek.görmek " dia+. op. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. dizgin dizi dizin dizyem . Bak. sahip. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. doct. yollamak. a. et. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi." diz< Tü tiz. itmek.ve *tür-/tör.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. harekete geçirmek " dia+. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. diop.atmak.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö.atmak.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. saf.sıraya sokmak. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . rast. aralık.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. * Tü *tir. t. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. yasa. düzen. yönetim).bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö. Moğ/Tü törü (düzen.duvar. Anlam yelpazesi için karş. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. HAvr *reg-1 (düz.öğreten < Lat docere. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. sur) + Fa -dar tutan. [ xi] tizig sıra. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi . optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. sokmak HAvr *ye. .

dırıltı. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. kabarmak. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. dar görüşlü < EYun dógma. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. felsefi ilke. kabul etmek.öğreti. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra.doğmak. düz. gürültü. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. -e yönelme edatı. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. uğultu. t.saçmak [Uyviii+]toksona. fısıltı. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. eğri olmayan.benimsemek. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. Karş. belirmek. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. ufalamak * Etimolojisi açık değildir. vb. 2. kabarmak.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. vızıltı.< HAvr *dek.dilimlere ayırmak. inilti.a. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. şarıltı. belirmek.doğmak.

kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. • Anlam gelişmesi için karş. dolap çevirmek. el değdirmek. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. 3. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. doktora sahibi. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp.]. vurmak. dokunmak.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". 3. = Akad dulu a.dolmak. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. Kaş viii+] tolğa-/tola.1. düzen. kanıt. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. kiler. dönme dolap. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. 2. dolandırıcılık. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1. torjğ (yuvarlak). döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. 2. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. [Men xvii] 2. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen. hile. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a.(su katılaşmak). doct.sarmak. diplomalı tabip [esk. dolap beygiri. belge < Lat docere. to5. her türlü mekanik çark. hoca < Lat docere. top (yuvarlak). vurmak. 2. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. üniversitede hocalık beratına sahip kimse.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. DK xiv] dolamaç dolanan. belki ton.(dokunmak) > texere (dokumak).dövmek.a. a.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş. . Lat tangere. tax.(kendi eliyle) değmek. su çarkı. temas etmek < Tü tokı. a. dövmek. kumpas. a. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. doct.(doldurmak). dolandırıcılık. su çarkı. tok (dolu). dolu). dola[mak Tü [Uy.

bol. Moğolca tomura.dolmak. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. doymak. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf. [Men xvii] domal.dopdolu. Fr. top) arasındaki ilişki muğlaktır. tüm. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal.(şişmek. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. tomurcuk < Moğ. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. kızın memesi dolgun hale gelmek. .uzun) + EYun kefale kafa " longa. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. yuvarlak. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. 2. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. top < Tü to. tomruk.

Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar.ayrı + Lat medius orta " dis+. 2. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. domestik [ xx/c] evcil. yy'a dek "1. ancak 18. yüzük). at rengi" anlamında. pantolon 19. [KT xix] şalvar. a. . 2.. törjğkölük (halka.domalan <Tü [MŞ. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. devlet. hükümet.a . siyah renkli rahip başlığı. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi.suyun katılaşması < Tü to. dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır. kıyafet.dolmak.a. ~ İsp tomata a.. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür.Fr domestique a. egemen < Fr dominer hükmetmek. sahiplik. hane halkından olan kimse .a. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza.ayrı + Lat medius orta " dis+. kukuletalı pelerin. don1 Tü [ viii] ton giysi. altını üstüne getirmek). doymak. a. efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. törjğkör-(devirmek. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. 2. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. mülk. törjğkörüş (devrim). a. yarım & Lat di(s).a. yarım & Lat di(s).yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. egemenlik. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1.devirmek. her türlü giysi. ~ Nahuatl tomatl a. evcimen. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir.a.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . [ xi] ton. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. özellikle tören giysisi. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır.

uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1.dolmak.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. bulamak.İng doping ilaçlama. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. a.giyinmek < Tü tona. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. iki parça. hediye. [Uy viii+] tonan. -em ekinin işlevi açık değildir." dön[TDK 1955] daire. altın kaplamak ~ OLat deaurare a. kozalak. resmigeçit. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. sunu < Lat dare. armağan etmek < Lat donum verilen şey. 2. & Lat de. altın rengi < Fr dorer altınlamak. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. 2. tören alayı. " de+ . döngel meyve. a.

özellikle mideyi doldurmak < Tü to. vis. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere.bölmek. YT [Geom 193+] " dört. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. a.havanda dövmek.ikiye bölmek & Lat di(s). evrak üzerine geçirilen kılıf. Amer.dört dörtgen Tü [ viii] tört a.[viii] doldurmak doy[mak .~ HAvr *weidh. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. ezmek.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot.a. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. 2. Tü Tü [Uy viii+] töşe.ayrılma edatı + Lat *videre. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. Ave daoşa.sermek. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1. a. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. çıkmak. hanedan arması. divis. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. dağlamakla açılan yara < Tü tögne.(omuz. özellikle göğsün alt kısmı. 2. Çağ xiv] döş * Fa doş. sırtlık. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir.(sırt) < HAvr *dous. [Kıp. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. Urey. [Kıp xiv] toruk . yar ~ EFa dauştâ. yaygı [Kut.yükselmek. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. kale. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. döşe[mek döşek dost dauştar.doldurmak. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş.

vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a.a. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema.kurutmak < HAvr *dreug.eylem. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. t. a. oyun. a.çerez. t. ~ EYun drâkön a. 2.a. 2. trajedi < EYun drâö eylemek. ~ İng drill matkap. ~ Ar tarcumân a. damlayarak akma. 2. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. icra etmek ~ HAvr *ders. ~ O Yun dragómanos a. a.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. şekerleme. hediye. t.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. düğünde saçılan para veya pirinç. " tercüman dragon [ xx/b] 1. yemek. döner delgi < İng to drill . ejderha. suyunu akıtmak ~ Ger *draug. bir ölçek ilaç < EYun didömi. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz". do.vermek ~ HAvr *dö. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. işlemek " dram.a.

iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. * Karş. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan.] arka taraf. İng two. bi-3. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd.] çağrı. * Aynı kökten EYun dúo. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. Karş. kıç. a. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. yüzyüze gelme. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. Ave/Sans dvá (iki). İng dowel (a. Fr deux. [TS xiii. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1. yeniden giydirme. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. iki dört. 2. tanrıya yakarma " davet [Kut. 2. di-. altı düz ve geniş tekne. . şarkı söylemek " dua. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. a.). dekan. %w^ân okumak.a.a. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. 2. Lat duo. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. suyu yer altına çeken delik. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. dua çağırma.

yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. seki. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. seki. akit. Kaş viii+] tügün bağ. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. ductyöneltmek. özellikle Ermeni kadın . düğümlemek < Tü tüg. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz.önder. yönetmek.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. 2.Ar duldul [#dldl] 1. dadı = Fa dâdü a. a. lider. a. özellikle evlenme akdi Tü tüg. [ xx/b] külüstür otomobil . DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom. oklu kirpi. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform.] girme. düğüm. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. duc. kerevet ~ Akad dakkannu seki.bağlamak. [Kıp. Hz. emzik. önderlik etmek ~ HAvr *deuk. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. önder. Ali'nin katırı.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. tezgâh. Ali'nin katırının adı .] üfleme sesi. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform.Erm dudu yaşlı kadın.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır.

~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. 2. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. pli . < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. daha yakın yer. duplic. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. çift & Lat du.iki katlı. iki katlı konut ~ Lat duplex. viii+] türjgür sıhriyet. tabya ~ Fa damdama a.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n.a. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. EvÇ. çöktü.a. biçici & Fa durûd 1. a.iki + EYun pláks. bulut. biçilmiş ağaç. İtal. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. Hind. dümbelek <Tü [TS. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng. dunüw/danâwat] yakın idi. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. karanlık. 2.] zayıflık.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. katman " düo. yontulmuş. plak.[küç. dümen temon a. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. burç. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. hekim (ö. f. evlilik yoluyla akrabalık. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. biçilmiş.tabaka. yeryüzü < Ar dana [msd. kereste (< Fa durudan biçmek.sesi sonradan türemiştir. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo.ikikatlıolanherşey.] beri taraf.

sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. 2. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. düşün- . sağlıklı ~ EFa duruva. 2.dermek. sağlam).< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir." dur ~ Lat durum [n. dürüst [CodC xiii] drust düzgün.a. katı. toplamak.: dur-. Men xvii] durbin 1. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. doğru. düz. duru. sert. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur.a. a. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş.] 1. duplic. durgun. Kaş viii+] tül/tüş rüya. a.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. 2. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. a. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. uzak görüşlü kimse. katı). & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz. düşün. Lat durus (sert. * Aynı kökten İng true (doğru). dürzü ~ Ar durzı [nsb.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. sokmak. durum 1.a. bir [CepK 1935] vaziyet. sağ. ikileme. batırmak.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama. ~ HAvr *deru-1 düz.

a. duşt (çirkin). hayale dalmak < Tü tüş rüya.rüya görmek. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. [ viii] tuy. duşvar (müşkül).düşmek. hissetmek . duşnam (sövme). kırmızı tül. = Ave duşmainyu.a. a. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a.a. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. götürmek. ~ Aram tütâ a. uğursuz (~ HAvr *dus. a. Fa duj (çirkin. akıl. a. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. a. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a.duş [ xix] ~ Fr douche a.] < Lat dux.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. a. öğüt (~ HAvr *mn-yo. murdar). düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir.kötü. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. sevketmek < Lat ducere. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek.a. düven ~ E Yun tykâne a.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. nakletmek. konmak. düvel [#dwl çoğ. mantalite * Karş.kötülük düşünen. inmek.duyumsamak. bozuk ) + Ave mainyudüşünce. & Ave duş/duj. duc. ~ Fa drwâr/diwâr a. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. sevketmek < Lat ductare yol göstermek. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ.kötü.

düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir.a.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. İng dozen (a. borç verdi. düz Tü [Or viii] tüz doğru. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy.a. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. yasama = Akad dlnu yargı. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. 2. borç aldı.dizmek. hüküm verme. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. dizili. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. dizmek. kent. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. a. desi+ * İt dozzina (a.sıraya koymak.) Fransızcadan alınmıştır. il). yargıladı.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. [Men xvii] düzgün tertipli. düzeltmek.) biçiminden alıntı.

ebleh [msd. KıpGul. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. dizanteri Fa duş. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf.] iki babalar. saygıdeğer kimse. DK xiv] kalıcılık. [TS xiv. [Oğ xi] ebe ana. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. saygı gören kadın. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd.: disleksi. EŞKÖKENLİLER: EYun dys.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. abla. ebed [Aş. sonsuzluk < Ar abada [msd. bozukluk. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. & Tü & . börek. çörek. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. nine. düztaban2 ~ EYun dys.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki.(kötü. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. börek. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. Kıp xiv] büyükanne. uğursuz). beta. 2.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. disprosyum. cim. 2.kötülük. dede. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir.: düşman. çörek.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız. ubüd] kaldı.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual.kötü.

atalar < ece Tü [ viii] eçe baba.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. bukalemun. dilbilgisinde edat . baobab. ölüm < Ar acila bekledi.] 1.a. = Sans abhrá.] yabancı < Ar acnab [kıy. abla . dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. eş " ecir.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. abanoz ~ EYun ébenos a. a. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret.a. ebu ecdat Ar cadd dede. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. 2. kılma. 2. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. ağabey.a.a. a. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd.a. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. ~ Akad agru/igru a. biçilmiş süre. hareli. (= Ave avra. ecel [Kut. parasal karşılık + Ar mi81 benzer.a.] 1. ~ Ar adat [#'dw] araç.] cedler. gereç. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. ödeme. bekleme süresi. unsurlar.a. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. yapma. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç. söyleyiş tarzı. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13.] ücret. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. yaşlı adam.] birimler. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. ebeveyn. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş.

fact. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. incelik.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. görgü. yaymak. yayın ~ Lat editio a. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf. [LG 188+] kabadayı. 2. dergi. bilet. edit.dışarı vermek. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. konuk ağırlama adabı. yayınlamak & Lat e(x).yapmak " ex+. çıkarmak. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd. yayıncı~Lat editor a.Ar #'dw : edat.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. dat. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı.vermek " ex+. < Lat edere.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). kalimera . imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. terbiye. -ive fiili.dışa + Lat dare.hazırlamak.icra etmek. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. kundura < İt condurre (imal etmek). effect.] kısa ömürlü şeyler. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ.a. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex.] < Ar adat araç. işin sonucu < Lat efficere. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı. < Tü et.] edep sahibi. a.] terbiye.dışa + Lat facere. effect.üzeri. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. etki ~ Lat effectus icraat. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. data editör < Lat edere. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif." belles-lettres < Ar adab 1. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ. etkili. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8.

< Lat femina kadın " ex+. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. incinme. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. fors efrat fert efsane afsüdan.[xi] metal bir nesneyi . gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. sahip. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+.eğmek. koyu leylaki. afsây.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. afsây. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. vekil olmayan. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. Platonik.a.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. a. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. bey. rendelemek. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. a.

[xiv Kıp] meşgul etmek. oyalanmak. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r . yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. xi Ha] düden. DK xiv] eğlen. İng. ego zamiri) ~ HAvr *eg a.çevirmek.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. eğreti" ariyet . "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. eğer hakaram. sarmak. +men2 [CepK 1935] hakim .(dolanmak. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. a. [LO xix] eğrelti otu a. [TS xiii xiii] sırt. burmak. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. boşa vakit geçirmek eğle. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. anafor < Tü eğir. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. döndürmek. [Uy viii+] eğir-kuşatmak.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. bükmek.egemen YT sahibi " hegemonya.beklemek.çevirmek. geçici. a. yetiştirmek. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek.[Or viii. şair (1672-1719). lider. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. boşa vakit geçirmek) ve oyalan. eğlen[mek Tü? [Kıp. yün eğirmek " evir* Evir.

ehil/ehl[Kut. tüketmek < Lat haurire. dikilmek. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1.talim etmek.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. uzak tutmak ~ HAvr *ark. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. eş(ler). daha kolay. alıştırma ~ Lat exercitium a. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. ehil. olmak & Lat ex.çevirmek. 2. sıkı durmak. haust. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. çok ilginç < Ar hamma [msd. hamm] merak etti. 2. askeri eğitim yapmak. exercit.dışa + Lat sistere. uygun.yasaklamak. uhül] evlendi.a.] daha önemli.] kolay. bir yere yerleşti. kalifiye < Ar ahala [msd. liyakat. hawn] kolay idi. boşaltma. içe doğru yönelme. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. ehram1 piramidi < Ar haram a. < Lat exercere. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. içte .durmak. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb. layık. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. a. exhaust. bir yerde oturan kişilerin tümü. ehlî.suyunu akıtıp boşaltmak. stat. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. en kolay < Ar hâna [msd.a. önemsedi. liyakat.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. hane halkı. zuhur etmek. önemsiz idi. iş uygulamak < Lat arcere. boşalma.] ehillik. < Lat exsistere ortaya çıkmak.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. kavi olmak " ex+. burulmuş döndürmek. yerli halk. arct. bükük. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş.

kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. a. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. qillat] az idi.ara sesi Türkçede türemiştir. * -r.] çok büyük.] büyükler.gece " egale. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. yılan kıral. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. eklem. * Aynı kökten Lat ex. [Men xvii] ek ilave edilen parça. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad. tarım yapmak) çevirisidir. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy.a. ~ OLat *excartare " ex+. ekim. ejderha [Aş xiv] ejdeha. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup.] daha büyük. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. tahıl. Final -r sonradan türemiştir. birleşme yeri. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür.] daha az. Alm aus (dış. dışarı). a.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. ek[mek viii+] ek. çok az < Ar qalla [msd. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan. Fa az. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. önde gelenler < Ar akbar [kıy. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. noktürn . a. noct.

çalışmak zorunda olmama. 2. ayrılmak. a. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. vicinus (yakın çevre). lip. 2. vicus (mahalle). bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a.. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. ekmek ide. a. eksik kalmak " ek+. [ xi] etmek . en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. < Lat clarus açık. < EYun oíkos ev. okul ~ HAvr *sgh. 2. log-seçmek. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. terketmek. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. [Men xvii] etmek vulg. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. dinlenme. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1.geri durma. işten geri durma. . ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. mezra). lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. YT okul. bırakıp gitme. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. İng school.a. şimşek. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. 2. derlemek " ek+. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici.< HAvr *weik-1 klan.] daha mükemmel. karışık < EYun eklektós seçilmiş. kaybolma. sohbet.a.gemimürettebatı. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. dinme * Karş. kabile. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek.].ekip [xx/b] ~Fréquipe1. İng ship (gemi) < Ger *skipam. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. 3.bırakmak.a. aydınlık " ex+.< HAvr *segh. * Karş.a.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. kıvılcım.

a. düzen " ekoloji. culmen (zirve). en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. Alm schirm (kalkan.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. en çok < Ar .< HAvr *kreus. (tıp ~ Fr/İng ex(o).dış. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.: ekran. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. İskoç. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. 2.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. iktisat bilimi. züppe. seçkinlik < Lat excellere. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.kalabalıktan ayrı durmak. excels. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. daha yüce. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. yükselti. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). çarpı işareti.] daha çok. dingil EYun âksön a. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. öne çıkmak. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. eskrim ekrem soylu. cels. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. züppe. iks harfi. Eğirdir. perde). kâhya. 2.yükselmek. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. 2. Çal.

a. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. dışa vurmak. çürümek. yer veya durum değiştirme. net. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. tecrübeli. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere.dışa + Lat cavare oymak.basmak. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme. & Lat ex. fiil biçimine 15. press. statik . 2. a.durmak " ek+. Çağ xv] < <T *ékşi. özellikle hızlı tren ~ İng express a. stâ. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a. 2.(sıkıp) özünü çıkarmak. sınamak. uzman < Lat experiri. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo.< HAvr *per-3 denemek. [Geom 193+] zait [TS xv. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. trans ." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. direkt. exposit.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş.1. sıkmak " ex+. açığa çıkarmak ~ Lat exponere.eksik olmak. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a. a.denemek.a.EYun ékstasis 1. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. ifade etmek & Lat ex.a. eksta.a. yer veya durum değiştirmek.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+. < EYun eksistemi. yy'dan itibaren kullanıldığı halde. sınamak. posit. ~ Lat expressus açık. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney.dışa + Lat ponere. riske girmek " ex+. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç.ekşimek"ekşiü < <T eksil.dışa + Lat premere. yy'dan önce rastlanmaz.koymak " ex+.eksik olmak < Tü egsü.a. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex. kazmak "ex+. expert. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü.a. express. vecd.

çıkarmak & Lat ex. kalkan taşıyan.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . memleket. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel. ikamet etmek < EYun oíkos ev. [ viii] él ülke. il el3 .(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici.kabarmak. kaynamak ~ HAvr *yes. ordin. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. dışarıda. isilik. tahta < HAvr *skei. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. ennevm. sürmek. sürüklemek " ex+. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü. [TS xiv xiv] ulus. traktör ekstrem [sup. s. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. aequat. açık mavi. tüm alemi kapsayan. Bah. tract. ele güne. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü.sökmek. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. a.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1.Ar al harf-i tarif.a. a. elçi. r. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. t. n. extract. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. t. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya.dış ) + Lat ordo.dışa + Lat trahere. KT. kaynamak. 2. a. [LO. alaca " ala = Tü ala . en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü.] en dış. dar-üs-selam. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. Göv ] ela göz çakır göz. Ör: esselam. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. Ör: şeyh-ül-islam. kalkancı. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. definite article * d.tabla. dışında (~ HAvr *eghs-ter.ciltte çıkan kabartı. ş.olarak telaffuz edilir.eşitlemek. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere.çekmek. & Lat extra dışarı. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a.

eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan.] kesin. millet. bitirdi.ttitiz. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ.dışa + Lat legere1. budun < Tü él ülke. nihai < Ar batta kesti. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır. Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. zarif~Lat elegans. kalburdan geçirmek. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek.seçmek " ex+. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. şimdi. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır.iki şeyin arasına sokmak. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o). # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar . [T S xiv. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". lejyon eleğimsağma [T S. şu anda " el3.a.a. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin./ İng electr(o). a. lect.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a.

yapı taşı. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. personel. " elektrik. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır.çözmek " elektrik. unsur. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. elektrod [Bah 1924] électr(o).D.] acı. EYun elektron (kehribar). eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. İng. lys. unsur.Stoney.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. 2. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. a.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. elim eleman [Bah 1924] öge. elektrona ilişkin (1902). + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. unsur. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. hak1 . element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. kardiy(o)+.

1. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. Kıp xiii] élti hanım. 2. elect.kapı eşiği" ex+. elmas * Fr diamant. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ.eksik kalmak " en+. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. lip. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2.] acı veren.. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse. elti Tü? [İMüh. 2. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. yüksek mevki sahibi birinin eşi. tam olmama 2.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. ellipt. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz.oval ~ EYun élleipsis 1.] daha gerekli. bükülmez. eksiklik.dışarı + Lat limen. a.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. ellip. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. ~ EYun adámas.a. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. hamd.] renk. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. adamant. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. sert. limin. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. renkler.seçmek.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). parıltı elveda el3. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif.] 1. yenilmez. [ xi] almıla a. dışarıda bırakmak . çok renkli. a.

melt (eritmek). mancip.EYun émbryon yavru. xvii Men. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd. zahmet.viii+ Uy. emel umdu.a.: em-. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. 2. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. EŞKÖKENLİLER: Tü em. eziyet. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. kesinti & EYun en.] belirti.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . a. derman em[mek [ xi] em. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek.içe veya araya + EYun bâllö. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. xx/a).em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. randevu < Ar amara belirledi.satın alan. beklenti < Ar amala . zor . güvenme. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. emek Tü [Or viii] emgek çaba.eritmek.] umut. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. köleyi azat etmek < Lat manceps. Tü emekli (zahmetli. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt.Fr émaillé [sıfat] sırlı. güvenilirlik. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd.] 1. bol. belirlenmiş olan zaman. mold (kalıba dökmek). kabarmak. embesil imbecillus sakat. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. [DK xv] emekdar < Tü emge.atmak " en+.

İng vomit (kusmak) < Ger. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. miss. komutan " [ xx/b] 1. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. serbest bırakma < Lat emittere. olgu. maslahat.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd.göndermek " ex+. ped. çıkmaz sokak " in+2. tekerine çomak somak. acı duyma " en+. güvenilir " emir1/emr[Kut. iş. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf.] emreden. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. direnme. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir.+ Lat pes. emniyet güvenlik.kusmak * Karş.dışa + Lat mittere. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. 2.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. ayak koymak & Lat in.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. path. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). tedavüle para çıkarma .hissetme. 2. buyruk. gaz çıkarma.] 1. duygu < EYun pâs%ö.] güvenli.ayak " in+1. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak. empas geçmez. Karş." Kamus-ı Türki. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. engel olma. şey < Ar amara belirledi. salma. ped(i)+1 . emare. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ.Fr émission / İng emission çıkarma. 2.

bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. üstüne atmak ~ Lat imponere.koymak " in+1.] örnekler.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. & Lat in.+ Lat ponere. & Lat in. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. Allah " emir1. provis.a. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. izlenim ~ Lat impressio a." in+2. damga ve mühür basmak. müteşebbis < İt impresa marka. iktidar " in+2. baskı. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. t. < Lat imprimere.iz bırakmak. imposit. . girişim . Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek.a. şirket. 2. sıkmak " in+1.a. press.Lat impressum damga. impress." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız.+ Lat premere. hakketmek & Lat in.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. a.basmak. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2. doğaçlama & Fr in. hamile bırakmak.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. içine geçmek < Lat meare geçmek. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in.değil + Fr provisé öngörülmüş. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı. per+2 * Karş. nüfuz etmek). İng permeate (içine geçmek. hazırlıklı < Lat providere. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ. impress. hak1 emrivaki olmuş " emir1. dolgu yapmak. doldurmak. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük.a.+ Lat praegnans. posit. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. mühür < Lat impremere.

artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü. hep ben diyen. uzuv. öz. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. 2.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. bitim. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ.a. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan.a. a. İng milk (süt). hancâm. ölçü.a. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. & OFa han bir.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. andaz. handâz. eklemleme. miktar ~ Fa andâza 1. kestirmek. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam.< HAvr *melg. (= Sogd andame a.olmak üzere iki varyanta sahiptir. muls.] ~ Fa ancâm son. cemaat ~ OFa hancaman a.a. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. = Ave handâma a. 2. Yeni Farsça andaçtan.ve emiz. biçim ~ OFa handâm a. oran.ölçmek. " ex+ * Karş. Karş. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). emuls.[viii+ Uy] * Fiil kökü em.(atmak). kol ve bacak.iç. a.süt sağmak ~ HAvr *mlg.emdirmek < Tü emiz-/emzi. boy-pos. a. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. < OFa handâ%tan. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a. meclis. . birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı.< Lat emulgere.a.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. a. < OFa hancâftan. içeri. beraber. beden.

inmek. dig. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç.+ Lat *dex. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1. içyüzü. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. çalışarak ortaya konan şeyler. < Lat infans. yol açmak & Lat in. ilçe.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere. duct. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. çalışma " en+. içinde (= Sans antara a. sermek.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. kaygı endişe [Yun.parmak " in+1. fabl .)" inter+ * Karş. faal < EYun érgon iş. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters.a. [DTC 1944] sanayide muharrik güç .sevketmek " in+1. memleket. EYun énteron (iç organlar).+ Lat ducere. dizin ~ Lat index. Lat internus (iç yüz). işaret etmek. çalışkanlık. indic. indic. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+.değil + Lat fans. Yus xiv] . 2. bağır < Fa/OFa andar iç. sanayi ~ Lat industria gayret. fant. taşak < Tü én.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge.henüz konuşamayan çocuk. bebek & Lat in. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça.konuşan < Lat fari. t. fatsöylemek " in+2.] daha nadir. 2. -e götürmek. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. induct. çocuksu ~ Lat infantilis a. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1.sevketmek. bir yerin halkı " en+. etkinlik < EYun energós çalışkan.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. ifşa etmek < Lat index.işaret parmağı & Lat in. [Bah 1924] iş yapma gücü.yaymak.a. iç taraf. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy.

yarmak ~ HAvr *kop-a.enfarktüs in. iniş ~ Yun ankinára bir sebze. iltihaplı < Lat inficere. Ancak karş. flat. arıza ~ EYun enkope a. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. = Akad appu a.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1. farct.üflemek " in+1. .batırmak. 2.+ Lat farcire. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. Lat anguila. şişirme. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak. & Lat iniçine doğru + Lat flare.tıkmak " in+1. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. tuzak.a. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. engin <Tü [MMem xvi] 1. her ikisi HAvr *angwhi. " en+.kesmek.+ Lat facere.kökünden.a.yapmak " in+1. 2. kop. bulaştırmak & Lat in. piyasadaki para arzını şişirme. derin. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. infect. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin.a. tutan şey [EvÇ. dip. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır.a.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç.a.a. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. şişirmek ~ Lat inflare a. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. fact.] daha nefis.şişme. kırmak. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. < EYun köptö.

koymak. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. özellikle Hz. & Lat in. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans. inquaest. dikmek. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak.değil + Lat castus temiz. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak. mahrem " in+2. sorgulamak & Lat in. varolmak. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. izleyiciler. t. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". statut.+ Lat stâre.sormak " in+1. kurmak < Lat statuere. şimdiki < Lat instâre durmak.* Karş. jet enkaz nuqD yıkım.dikmek.soruşturmak. 2.+ Lat quaerere. < Lat inquirere.durdurmak. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. quaest.durmak " in+1. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. sınırı aşan & Lat in. hazır olmak & Lat in.a. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. duruş " statü . institut. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune.elde olan. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1.] yardımcılar. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. soruşturma. kurum < Lat instituere. Fa kangar (yaban enginarı). kurmak < Lat status durum.+ Lat iactare atmak " in+1.] yıkıntılar. a. hazır. stat. haram.a. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ.a. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. paye vermek < Ger *stalljan koymak. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp.

lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. t. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar./ İng enter(o). sutyen ) ~ [LO. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. oluşturmak.yığmak. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. bir konunun "içinde olmak". a. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. struct. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. iç etek.a.] iç çamaşırı. zorlamak. nasyonal [187+] ~Frinternational .a. gereç. struct.kurmak. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter. onarmak < Lat integer. dikmek. idrak etmek. < Lat instruere. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. teçhiz etmek & Lat in. integr. bağ kurmak " inter+. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. < Lat intelligere anlamak.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. tümel. paramparça " bent ~ Fr intensif. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. darmadağın. a. lect. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. inşa etmek " in+1.germek. 2. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. bütün & Lat in. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak.anlayan.+ Lat struere. enternasyonal uluslararası" inter+.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek.dokunmak ~ HAvr *tag. donatmak. donanım. teçhizat. " in+1.+ Lat tangere.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. tam. tact. anlayış < Lat intellectus a.seçmek " inter+. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1.dokunulmamış. intens. zeki ~ Lat intelligens.

avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a. ente (ben. enli kılıç. sen. tom. Alm. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ. & EYun en. eklembacaklı. ^ 1850 Rudolf Clausius. en içerideki < Lat inter iç.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+.a. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire.a. invent. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. & Lat in. vent.] çeşitler < Ar nawc çeşit.a.a. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak.a. mayalanmak ~ HAvr *yeus. böcek < EYun temnö. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak.gelmek " in+1. hile. saçma. bulmak & Lat in. < İt intrigare karıştırmak. # 1878 Wilhelm Kühne. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. aklını çelmek ~ Lat intricare a.+ Lat tricae dolanıklık.kesmek " en+.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş.) kalıplarından. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi. vurgu " in+1. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. fizikçi. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey.. .. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. " en+.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses.sesinin korunması dikkat çekicidir. Alm.+ Lat venire.a. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak.rast gelmek. kaynamak.

karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi.a.tutulmak.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö.]. 2. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. a.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. aydınlanma. aydınlanma. " epi+. ~ EYun epifaneia zuhur. stâ. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+. bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. oyunda kısa bölüm. statik.a. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme.almak. a.a. epilep. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. < EYun epilambanö. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. eis+. lep. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi.durmak " epi+. [ xx/c] bir tür boya . epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. dem(o)+ epiderm a. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". öne çıkma. İng upon (üzeri).a. sonra + EYun lógos söz " epi+. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . meme başı dokusu. üst. üzeri). 2. & EYun epí üst. a. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. tutmak " epi+. üstüne gelme. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. mezar yazıtı" epi+.

ETü kündem (güneş gibi.: epri-. Moğ arad (adamlar.) < aran (adam). -dem eki belki "benzer. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. Lat virtus (erdem) < vir (erkek). fazilet. Karş. [Kaş xi] .] * Karş.(giysi) eskimek.a.dikmek & Lat e(x). a. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. Karş. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı. a. dökülmek.doğrultmak " ex+. anlatı [ xi] opra. parlak).organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a.(varetmek. et-. Karş. erek YT [CepK 1935] gaye. kalabalık. çoğ. rect. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır.olmak. dikilme. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. yıpranmak. inşa etmek " epos. olgunlaşmak.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. [DK xv] . oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. ulu kişiler. hüner [Or viii] erdem . erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi.] büyükler. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. a. gibi" anlamındadır. varolmak. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . • Tü ét. [EvÇ xvii] epri. erect. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme. < Lat erigere.dışa + Lat regere. < Tü [Uy viii+] erat insanlar. topluluk [çoğ. reji . dikleşme ~ Lat erectio a.

olgun" anlamı düşünülebilir. metalürji.a. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. ~ Akad argamannu erguvan rengi. erkek.a. Kaş viii+] érük bir meyve. organik. a.) Aramcadan alınmıştır. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. ~ Fa .a. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. bükmek = Ave *reş. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. çalışma ~ HAvr *werg. argon. * -en ekinin işlevi belirsizdir. şerit < Fa/OFa riştan. bucurgat. çalışma).çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. organize.Türkiye Türkçesinde eri. erg. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. [Men ] ergen bekâr.a. ırgat. kadırga. adam. adam. organizma.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. kızıl mor * Ar urcuwan (a. " erg. hizmetçi). EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. ergonomi. iplik. Moğ aran biçimi tekildir. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. org. organ.eğirmek. Alm werk (iş. eri[mek a. siderürji. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. letarji. sinerji. zeveban etmek Tü ergü. erin[mek üşenmek.biçimini almışken. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. garson. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek.a. erg [ML xx/c] érgon iş.a. enerji. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. reş.

Moğ erke (a. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. < EYun (h)éros kahraman. erosçürüyerek tükenmek.olmak. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli .a. sabah.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a. Alm. ESlav rudu. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). * Aynı kökten Sans rudhira..] ruhlar < Ar rüH " . [TS xv] erken < Tü ért. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. [CepK 1935] < Tü ér. tan vakti. çürümek " ex+. Karş. destekler. yarın. payanda < Ar rakana [msd.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. Lith raudas. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç.[viii+ Uy] (süre. yarı-tanrı eros erotik a.). rükün] dayandı. ^ 1898 Bayer Gmbh.a. erot. tam olmak.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o).cinsel sevi. Lat ruber. iktidar.paslanmak.a. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+. Kaş viii+] érte sabah. hastalık) geçmek. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur.a.a. [CodC xiii] a.< HAvr *reudh. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere.a. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. rust (demir pası). İng ruddy (kızıl). tüketmek < Lat rodere.] direkler. ros. kuvvet. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. önemli kişiler < Ar rukn direk.a.

] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ.). Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir.(deşmek. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ.] temeller. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. .] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak.] efsaneler. mitoloji < Ar usTürat efsane. mitler. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. yarmak).a. 2. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş.] önceki. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ. Kırg eş. bitkisel öz. dost. İng scarf (a. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak.] sebepler < * 5. masal < EYun sátyros 1. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es. geçmiş " [Kut. işak (a. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek. parfüm ~ OLat essentia öz. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş.] ölçü.a. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ.a. 15. eski.

kapamak. İng scale (balık pulu). mobil esen [Uy viii+] esen sağ. shell (deniz kabuğu).a. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd.) + Lat mobile hareketli" iskele. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. [Uy viii+] eşük örtü. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. esir [Kut. iz. dingin. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. merdiven (~ Lat scala a. salim. < EYun es%atos son. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. nişan.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. " ezkaza "e sk i- . eşkâl [Men xvii] biçimler. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. 2. < İt scala merdiven.a. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. a. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir.a.dinlenmek.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy.acımak. kolay < Fa/OFa âsüdan. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. sağlıklı rahat. ilham < Tü eşü. âsây. ayak izi.] 1. eskalop pul. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge.

uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. ~ Lat schedius a. correctdüzeltmek " ex+.[Kıpxiv]eski-/eskir-. önemsiz. usit. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. ~ EYun esöterikös içsel.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. sınıflar. ~ EYun s%edios geçici. esami. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. a.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar.] bedbahtlar.a.. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne.a.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. eşlikçi / İng escort a.a.a. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+.] loncalar. müsvedde ~ İt schizzo a. [Men xvii] fakirler. zavallılar. hafif tabanlı ayakkabı . ısıtma. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar.a. ~ İt scorta a. garipler.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ.

hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. uzay).esmek. İng space (alan. çoğ.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. Alm. ruh < Lat spirare solumak.].a. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. 2. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. görülenler < EYun aisthânö algılamak. mühür. nefes almak/vermek eşraf seçkin. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. boşluk * Karş. ^ A.] daha şerefli.duyu-verme. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. espiyonaj casus. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.espardillo a. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. ıstampa. T.a. ruh. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. belli).] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. . Ave aviş (algılanan.sarhoş olmak < Tü es. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). 2. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. uzay ~ Lat spatium yer. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. duymak. zekâ. gizler.] gizlenen şeyler. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. nükte ~ Lat spiritus nefes. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. sicim espas alan.

atmosferin en üst tabakası. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. durma yeri.< Tü e5 varlık. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. saplamak). a.düzenlemek. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. itibar. 2. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. ahlak. dolap rafı ~ OLat *stâticum a. saplamak ~ HAvr * steig. hükümdarlık payesi. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. 2. statü. < Lat stâre. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak.(mızrak).] yafta < EFr estiquier iliştirmek. adap. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir. eter [KT xix] ~ Fr éther 1. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1.a. imal etmek. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek. 2. menzil. hazırlamak. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ.sivri bir şey batırmak. bina katı. süslemek.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta.] şeyler. durak. Ave taeġa. saplamak.] < Lat stamen iplik. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. yanmak . uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak.

< EYun éthnos ulus. ~ HAvr *dheubh. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. dört ~ Fr étriller kaşağı. tel fırça ~ Lat strigilis a.a. < E Yun étymon bir şeyin aslı. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1. a./ İng ethn(o). ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. inceleme ~ Lat studium gayret.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut. -men1. ileri atılmak * Karş. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik.a. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). " ex+ * İng stove (a. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. doğrusu < E Yun étymos gerçek.ulus. çalışma < Lat studere gayret etmek.a. faktör [CepK 1935] nüfuz. a.HAvr *stud-e. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi .< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. -men2. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. İng study (a.).a.a. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a.a. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd.a. yöre.) Eski Fransızcadan alınmıştır. 2.] taraflar. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma. çaba göstermek . Karş. kavim ~ Fr éthnique ulusal.

vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. çevir-. döndürmek * Karş. Ar ahlı < ahl (ev halkı). ~ EYun euangelikós a.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy.eve kavuşmak.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. müjde. 2. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ.] veliler < Ar < Tü eP " . 2. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir.a.] vehimler.a.a.a. daha değerli. yerleşmek. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ. iyi haber.. İncile ait. [ viii] ewür.] daha uygun.çevirmek. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. tarlada sabanla [ xi] ewlen. < EYun euángelos 1. devir-. yarık. Fr domestique < Lat domus (ev).] çocuklar < ~ Yun auláki ark. İncil" incil evaze vase vazo " ex+. yakışan. yeğ < Ar waliya yakın idi. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. a.

yuvarlanmak. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir. file başlayan fiillerde asimile edilir. eyalet birim.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak.a. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-. Ör: efficere < exfacere. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. salmak. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. (kitap) okumak & Lat e.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat.] yönetim. evvel [Yus. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır.+ Lat voluere dönmek. [ xi] kaburga . çıkma. diğer hallerde ex.ve devir. DK. alem ~ Tü evren gök kubbe. vilayet. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. a. döndürmek.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. Fransızca biçimlerde é-. İtalyanca biçimlerde s. feleğin çarkı [İMüh]. ejderha [DK] < Tü evür. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. çözmek. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. taraf.şeklini alır. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. yuvarlamak " ex-. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. ilk.evirmek.] birinci. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ.şeklini alır. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy.fiilleri eş anlamlı olduğu halde.

çağrı.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş. DK xiv] eyle.sivri bir aletle çizmek. [ xi] ez. a. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. cümle ezel ezgi bestesi. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. etmek < Tü e5 varlık.] incitme. kemer [Kıp. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd.var etmek.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat.[xi] a. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. a. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. . DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk. kazımak. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. söylemek < Tü ay. oldurmak. [Kıp. işe yarar hale getirmek.[xi Oğ] konuşmak.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste.] ilan etme. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. büyük sofa.yapmak. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza.

f.] küçük anlatı. masal < Lat fari. trajedi < Ar facaca [msd. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. bereket. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. güneş. demet. f. çehre (argo) yüz.söylemek. Çin hükümdarı.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. 2. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. surat.el becerisiyle yapmak. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal.] acı veren talihsizlik. fat. a. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1. başak veya kamış destesi. uydurmak. . cephe. imalathane ~ Lat fabrica a. mesel ~ Lat fabula [küç.] çok etkin.a.a. a. görünüm ~ Lat facies suret.< HAvr *dhabh. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. facc] acı ve üzüntü verdi. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. 2.] incitme. sima. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik.a. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd.

] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan.] bilgin. islam [Kıp. azgın.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan. icra etmek * Fr faire. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. fazla. eden < Lat facere. imal eden. eylemek.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. a. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa.yapmak) + Lat similis benzer. fact.] fakirlik. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb. bir borca .] artan. f.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa. eden.] azgın.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. bilge. 2. imalatçı. yalnız.yapmak.] onursal < Ar fa%r [msd. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak.] tuzak ~ Aram pa%%â a. tıpkı" faktör. fakr.] yapan. fact. etmek. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların . yapan. etken. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf.

Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. fals. familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. fact.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek .Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. 2. kütük.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. beceriksizlik .) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. beceri. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). < Lat fallere. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. 2.]. kolay < Lat facere. 2.a. falc.] (hayvan. falang. a. yanlış ~ Lat falsus a.yanılmak. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk. hata.1. "tanrı çarpmış".kütük. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı.orak.a. yetenek. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır.]. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. falang. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. müzikte yanlış nota.İt falso hata. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . 2. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. kabarmak " balya falso [KT xix] 1.EYun fálanks. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. 2.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek. tırpan falez Alm fels a. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. kalın sopa. harman savurma aleti [esk. falan ~ Ar fulân a.

yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. ışımak. faz. düş ~ EYun fantasía görüntü. Lat vellus. gösteriş. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. fotoğraf. aydınlanmak. deniz feneri. fener ~ EYun fanós a. kafatasının yan kemikleri. fan-1. hayali. 2.fani faniya öldü. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. fanus.] < Ar farâşat gece kelebeği.< HAvr *bhâ-1 parlamak. < EYun fainö. trifaze EYun fôs : fosfor. 2. fâo (ışımak). Alm farben (boyamak). faraş [Men xvii] 1. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa.] ölen. fenomen. fantastik.aydınlanmak. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. fotokopi.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. . fan.a. hayal. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . İng wool (yün). Akad paraşu (uçmak. pervane < Ar faraşa yaydı. yok oldu " fena [Kut. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. [LO. foton. fot(o)+1. kanat açmak). 3. fantezi. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. fener. fantazma. görünmek. fantastik . pervane. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). fot(o) +2. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. aydınlatmak. gece kelebeği. fenol. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. 2. Aynı kökten karş. hayal < EYun fainö. her tür pervane kanadı.

tıkmak.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd.] (sır) açığa çıkma.(daraltmak. çitle çevirmek). faryng. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. işaret.] ayırdetme. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. din veya yasa kuralı.a. f. EYun frâsso.< HAvr *bhrekw. 3. sıkmak. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. çentik.a.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. 2. f. dolma yapmak ~ Lat farcire. kural koydu. sıkmak. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. tayin etti. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. ödev. varsayım < Ar faraDa 1. belirledi. ayrım < Ar faraqa ayırdı. 2. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. farcttıkmak. yayıldı. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf. Fr < Ar farD [#frD nsb. cephe ~ Lat facies . dağıldı fas a. böldü (= Aram #prq ayırma.] 1. sıkışık). boğmak. çentti. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. frag. farika fariza kılınmış şey.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. ayırdetti. 2. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd.faraziye utopie karşılığı. dini ödev " farz [Kut. uzaklaştırma.

genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. vicia sativa .yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. bölüm.] haşerat < Ar fisfisat [onom. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş.a. f. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. < İt fascio demet. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. geniş.] malum sebze.] bölme. kolaylık. demet. usul ~ Lat factio < Lat facere. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. # 1919 İt. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a.] doğru yoldan sapan. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. fiğ.a. önemsiz. fact. yüreksiz adam. 2. fasH] yer açtı. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. sıkıca birbirine bağlı grup. bozuk < Ar fasada bozuldu. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. kolay < Lat facere. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. araya girdi. fact. 2. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. yapım. imalat. aralık. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. 2.] fesat eden.] açık. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan.] küçük demet < Lat fascis demet. çete ~ Lat fascis 1. dönem. böldü. yapış şekli. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. böcek. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki.] haşere.] ara.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan.

tercih edilen. 2. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. yetmemek ~ Lat fallere. a. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. kader.] 1. fals. saygı göstermek. faut. kaçınılmaz. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. 2. yapım. müstefit .hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. bozuk.a. ifade. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. desteklemek ~ HAvr *ghowe. ecel < Lat fari. 2.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. yazgı. örnek. f. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. a. alkışlamak < Lat favere. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. yanak sakalı. iğrenç.tarafını tutmak. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. nasip olan.saymak. fact.pis. kokmuş ~ HAvr *pülo. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. f. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. 2.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ.] açan. fayda Ar fada yararlandı. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. 3. fatura [LO xix] nümune.< HAvr *pü-2 çürümek. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. istifade. açan şey. çirkin. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. imalat. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek.] yarar. hatalı olmak. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası.

] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ. birleşme < Lat foedus. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö. faDl] arttı.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. bedel. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak.] üstünlük. (bir şey uğruna) bedel ödeme. foederittifak.a. musibet. özellikle şarap tortusu. keserek açtı (= Aram #pkk a. sözleşme. ~ Ar faDlat [#fDl msd.) ~ Ar fahm [#fhm msd. feda etme < Ar fada feda etti.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi. f. kurtulmalık. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf.a.] trajik.a.a. ~ Ger *fûri. aştı. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. ant ~ HAvr *bhoidhes. çok oldu. bedel ödedi (= Akad padü a.] ~ Ar fakk [#fkk msd.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. ~ HAvr *paswr a.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!. artık. [Basirt 1873] payton .a.ışımak. f. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı.] ölçünün üzerinde olma. fidye federasyon [ 185+].< HAvr *bheidh. feci ~ Ar facîc [#fcc sf. kavrama < Ar fahama anladı.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton .a.] kırma. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf.] acı veren olay. keserek . yardı feda [Kut. ekstra < Ar faDala [msd. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd. üstün idi fe+ ~ Ar fa için. 2. fidye. çok geldi.] 1. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu. fa.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik.

emziren < HAvr *dhe. falH] yardı. yıldızların döner küresi. 3. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. huzur. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. sanat. zail olma.] yokolma.] beceri. ölümlü dünya. felaket [#flk msd. kararma = Aram psnây gün dönümü.düzlük. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. savaş meydanı (~ Ger *felthu. güvenlik. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. fetus (hamilelik). süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut.] 1. a. afet. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. baht ~ Aram pelekâ çark.emzirmek. toprağı sürdü.] çiftçi. [Men xvii] vulg. 2. Gül xiv] hüner. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd. başarı. fellah falaHa [msd. bilgi" fil(o)+. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. çark. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. kötü. akşam < Aram #pny dönme. talih. hüner. geri dönme . çıkrık. emzirme). feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd. [Aş xiv] ölüm. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik.felah [Aş xiv] mutluluk. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. zail olma. fena [Kut xi] yokolma.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela.] refah. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". kadınsı ~ Lat femininus a. alan ~ HAvr *pelstu. ustalık < Ar fanna becerdi. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ.

] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a.fenafillah fena. ağız.güneş ) ~ HAvr *saswel. İng fore. Sans súvar (güneş. dişilik .~ fra. vakum.] yarık. boşluk. gemi feneri fanári(on) [küç. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. olgu. ~ HAvr *pro-/prö. parıltı. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur.öne. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. açık ~ OFa frâh a. Aynı kökten Lat prö. ihtişam). ~ Ar farâğat [#frġ msd.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.a. kurnazlık . fi. ileriye. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak. hile.a.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd. tüketti.a.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. ışık. gün ışığı. surah) > súrya (güneş). ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. manto . aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey. Alm vor. = Sans prâthu a. < Ave hvars. 2. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı. beceri. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi.a. (= Ave hvarsnah. farc] açtı. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn.güneş * Karş.a.] küçük lamba < EYun fanós fener. [Kan xv] .Ar fann beceri.a. svárn?ara.a. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. gen. parıltı. ihtişam.(nur.a. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. fer+ ~ Fa far.] 1.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. yardı.

emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. taşımak ~ HAvr *poreyo.[sup. hükümdar iradesi ~ OFa framân a. ~ EFa framânâ a. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. (= Ave fraeşta. & EFa fra. önce )" fer+ * Karş. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.a. takım. a. akıl" fer+.ferda prâtâr erken. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak.] en önde < Ave frâ.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. öncü.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa .a. ileri + EFa mâna-düşünce. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. düşman * Lat praemonere (uyarmak. sabah ~ OFa fradag a. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf.ön. tümen komutanı [Men xvii] bölük. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. hüküm.a. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb.a. bot2 ferik subay.] askeri birlik. İng first (birinci). (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı.a. müfreze. birinci. bread (ekmek). ~ EFa parasang.ön. broth (haşlama). Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. yol göstermek) fiili eş yapıdadır.a. İng brew (mayalanmış içki).a. güruh. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. mayalanmak ~ HAvr *bhreus. 2. ferman [Aş. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. pek.a.kaynamak.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

a. saçmak. 2. halat.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. teleferik < Lat funi culus [küç. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ. (kabarık şey). dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . dal budak sarmak ~ Lat fundere. tepelik. tel < Lat funis ip. dumanla terbiye edilmiş. erica ~ Yun foúnta püskül. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. 2. dibe atmak. (bitki) bolca üretmek.] ince ip. dökmek. dağıtmak. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. tütsülemek ~ Lat fumare a.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. fus. < HAvr *dhü-mo. esas. a. sorguç. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren.1.

(su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. oluşmak. kaynak yapma. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. 2.] dallanma. dindi. İt. şair < Fr future gelecek.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd.] tembellik. gençlik. çılgınlık. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod.] lüzümsuz. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. erimiş metal dökme. metal erimesi. fus. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. eylem haline ara verdi. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . artık.] haddini aşan.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. 2. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere.a. ~ Fr fusée havai fişek.] 1. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak.dökmek " fondan . İslam ülkelerinde 12. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. fazlalık. gevşeme < Ar fatara gevşedi. gereksiz şey < Ar fuDül [msd.

gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş . wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) . yolculuk gabari *garwian kalıplamak. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf. dolanmak + EAlm vart gidiş.] bilgisiz. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. Fr. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd.] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran.] zalim. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti.] bilgisizlik.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod. anlayışsız.

. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. f. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im.süt ~ HAvr *glak-t. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. 2. .] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. tuvalette yapılan şey. insan dışkısı. galact. Yeni Türkçe Lugat.] burada olmayan. yerde bulunan çukur. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. a. [DK. hela çukuru. dışkı < Ar ğâTa battı.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. 2.] sayı veya güç bakımından üstün olma. / OLat galeria a.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd.. gafil [ xi] . gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. gülmekten tıkanma.] 1. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. galak. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak. f. a. ~ EFr gale dans. göden. festival ~ İt gala a. < EYun gála. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. Gül xv] unutkan. g$awl] < Ar gül gulyabani. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. madenlerde yeraltı tüneli. ucu çengelli sopa. kemerli koridor.] önemsemezlik.Samanyolu.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. 2. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom. dikkatsizlik.a. üşüştü[msd. ~ İt galleria a.] 1. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. umursamaz. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. yanlış. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. yenme < Ar ġalaba üstün idi. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa.a.a. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. [Bah 1924] koridor. 1924). çukura girdi * "Gait. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu".a.] hata. ağız tıkacı.a.] habersiz.

[ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. karamsarlık < Ar ġamma kararttı. 2.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd.] sıkıntı. müzik kuramcısı (ö. gizledi. koyu.] yenen. 1050). İtal. ^ Guido d'Arezzo. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. sabo < öz Gallia Galya.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf.] galip ihtimal ile. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. ġilZat] kabalaştı. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için.a.] kalın. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. ~ Yun gámma . tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. keder. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. gam1 [Kut. üstün " [Yus. müzikte do sesi. a.

işve. 2. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek.] 1. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak. elde etmek. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf.a. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. yy'dan önce kaydedilmemiştir.vuruşma < HAvr *gwhen. yağma < Ar ġanam 1. gitmek gani [Aş. (göz vb.a. göz kırpan.< HAvr *gems. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. sıktı.]. 2. 2. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1.. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma. İng to gain (kazanmak) < Fr. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. f. koyun.a. [KT ] a.< HAvr *weis.) kırptı.. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. ġamz] 1. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o. haydut ^ y. HAvr g.a. göz süzerek bakma. çimdikledi.düğün.dönüşümü tipiktir. 2.a. . ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. işve < Ar ġamaza [msd. [Men ] a. kazanan. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci. kafile [esk.vurmak. 2. yağmalamak * Karş. ~ HAvr *gwhn-tyâ. [LO ] a. sıktı. öldürmek) + İng boat gemi " defans. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. göz kırptı.] savaşta ele geçirilen mal. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım.kazanmak.> Fa d. korumak ~ HAvr *wer-4 a. çimdikledi. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh.a. mal.> Ave z. gözetmek.Ar gammaz [#ġmz im.] zengin. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve.a. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. İng to win (kazanmak) < Ger. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20.yürümek..

ayrıldı. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. egzotik. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. güvence veren < Fr g(u)arer korumak.] a.a. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. korunma. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek).a. çevrili) + İng party " gard. < Fr g(u)arer korumak. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. wehr (savunma).] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. korumak ~ Ger *ward. wary (uyanık. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. roba gargara ġarġara [onom. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. gözkulak olma. Tüm dillerde onomatopedir.a. a. Fr gargariser (gargara etmek).a. ğarâbat] yabancı idi. bekçi < Fr garder bakmak. < Ar * Karş.< HAvr *wer-4 a.] amaç. Fr garde. nöbette). ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak.] gariplik. İng guard/ward (nöbetçi). a. yabancılık < Ar ġaruba [msd. nöbetçi / Fr gardien a. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . İng aware. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. Lat gargarizare. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. yolcu.] yabancı. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. a. gözetmek. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. kasıt. garip [Uy. korumak). Fr regarde (bakmak). ~ HAvr *wor-to. gözetmek. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. ğarb/ğurûb] uzaklaştı. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. EYun gargarizo.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek.

2. 2.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma.] 1. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1.Fr garniture donatım.* "Fakir" anlamı 17. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. uzaklaştı. boğulma. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. hizmetkâr.]. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). çırak ~ Frk *warkjo işçi.] 1. uşak.] gaspeden. güneş batımı. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . 2. garip. gurup. savunmak < Ger *waran gözetmek. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun . suya dalma. boş " gaz1. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. el koydu. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. oğlan. çırak. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. hizmetçi. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. tuhaf olma) türevseldir. Batı < Ar ġaraba ayrıldı. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. erkek çocuk. armatür [esk. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır. gurbet. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. 2. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. garp.a. vale ~ HAvr *werg. hizmetçi dairesi.çalışmak. kurabiye. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet.

a. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. havagazı lambası ~ Fr gaz a. Aş. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. qawd/qiyâdat] önayak oldu.] muhabbet tellalı. van Helmont (1577-1644) Holl.] kıskançlık. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. amaç. Yus xiv] haysiyetine dokunma. dökülen < Nor geisan akıtmak.ve a(n).gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. son derece " gaye gayret [Aş. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. irrationel > gayrıaklî. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı.] baştan çıkma. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos . B. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. [İM665 187+] havagazı. immeuble > gayrımenkul.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. diğer ~ Fa ġayri -den başka.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. 2. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. Karş. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef. kötü yola düşme. lokantacı" gastr(o)+. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. (sıvı) dökmek. neşeli. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. fanatizm.

şişkin. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. 2.a. kabarmak. Karş. gazi [Kut.a.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. Trkm gebe (balon). DK. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür. istila etti gazap [CodC. benzin & İng gas1 uçucu madde. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı.] akın. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. yağma. gayret etti.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç.a. a.] flört etme. metelik. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. Gül8 xiii] kızgınlık. Venedik devletinde bozuk para birimi. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa. aşk sözleri.] 1.) Fransızcadan alınmıştır. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. saldırı < Ar ğazâ 1. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. 2. petrol lambası. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. 2. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. köwtünğ.] rafine edilmiş petrol. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1.] Gazze'ye ait. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. köwrüğ/küwrüğ (davul). gaza [Kut. akın yaptı. küwre (şişmiş ceset). çabaladı. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. evcik.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. içi boşalmak * Karş. öfke < Ar ġadiba kızdı. a. baskıncı. Tü küwen(şişinmek). . [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. küwij (içi koflaşan ağaç). kulübe.

[Çağ xv] geber-şişmek. cevşen . maişet <Tü geç-" geç- * Karş.a. uzlaşma. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek.(gecikmek.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki.ekiyle.a.[xiv Kıp] delmek. yy'dan önce rastlanmaz.aşmak. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır. ~ Aram qapar a. * İng caper. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece.birlikteyaşama. 2. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. Türkçe gebere biçimi 20.xvii Men.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber. yarık açmak. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. geçim <Tü [Bah1924]1.a. geçim (bir tür zırh. [ xvi] safta bir askerin yeri. geç vakit. geç) ve kısa açık e ile keç.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. dün <Tü [Kıp xiv] kecik. pehlivan. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. geri. . son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. gebeş kabş teke. capparis spinosa ~ EYun kápparis a.geç olmak < Tü kéç. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki. gerideki. hamile olmak.şişmek. xix LO). delik.a. oyuk.

[KatipÇ. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. Avst.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir.a.) < cirs (gelin) çevirisidir. genel < Lat genus. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. . biyolog < Lat genus / EYun génos soy. KT xix] büyümek. yavru. bol" geniş * Fr général (a. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş. general [LF xvi] . sandal. ırk " genetik * Karş.a. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. gener-soy. şakayık-ı numan.a.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. İng gene (/cm/). ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı. Fr gène (/jen/).

1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . gard. " je(o)+.a. Yus. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. gen.a. gerdek [İdr. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü.a. yaymak yaymak/yayılmak. döndürmek). yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. kalıtımsal.a. dönen. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. küme. ger[mek Tü [Uy viii+] ker. güvenilir. Ar cins Yunancadan alıntıdır. genus (soy. ) ~ HAvr *wer-t. daire. < EYun génos soy.a. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. ırsi ~ EYun genetikös a. gens (soy.dönmek.ile. 2. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. bol uzak < Tü *ke. = Sans vrt. ırk < EYun gígnomai. ırk). uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. otağ. kavim). vasi. otağ. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası .(doğurmak. generare (doğurmak.. * Aynı kökten Lat gignere. * Geçişsiz fiil eki -n. (= Ave vart.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. a. Alm werden (dönüşmek). yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. gerdek evi tabir olunur. ward.yaymak.çekerek uzatmak. çadır " gerdan .Fa girdak kral çadırı.dönmek ~ OFa waştan.a. uzatmak veya yayılmak. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne. üremek).a. babası olmak). 18. a. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. ki zifafhanedir. eksen. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. DK xiv] zifaf çadırı. güvenilir. inanılır.. nasci < gnasci (doğmak). her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. genius (doğurgan ruh). uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. boyun < Fa gaştan.a. yaygın. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı).ve isim eki -ğ ile.

kargaşa).) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. L. 2.a. dökmek ) " kavak. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. noksan < Tü kerge. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. 2. tabip (1863-1944). Avusturya kökenli Amer. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. karmaşa. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod.a. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a.a. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. döküntü.eksik olmak < Tü kerek bol. tezgâh.] "küçük savaş". +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. Nascher. düzensiz savaş. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. İng cauldron. geri. Alm wirre (kavga. kılıç. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş).akıtmak. ^ 1909 I. rez. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . pislik (< Fa re%tan. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a.

gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. 2. çene çalan & Fa gap lakırdı. kap. döküntü. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri.akıtmak.= két(t)ür-.kel(t)ür. şişirmek.a. Bur. KT. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. geviş getirmek * Karş. gevşetmek. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. lafazan. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. LO. zekâ . < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. oymak. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. dedikoducu. MBah] diş etleriyle çiğnemek. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir .a. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.a. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. içini boşaltmak. gevşemek yumuşatmak..ekiyle.yumuşamak.a. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. dökmek ) " kavak. Karş. gevre[mek Tü [ xi] kewre.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. geven Tü? [Kıp. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.(1. kabartmak). pislik (< Fa re%tan. Tü *keP-2 (şişmek). geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. rez.

geviş getirmek * Karş. gevremek < Tü kepiş geviş. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. içini boşaltmak. dolaşmak .a. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. yumuşamak. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.a. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. 2.(1. [EvÇ. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. kap.a.kel(t)ür.= két(t)ür-. gevşetmek. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. her çeşit av hayvanı. oymak. Bur. kabartmak). MBah] diş etleriyle çiğnemek. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. çene çalan & Fa gap lakırdı. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . geviş getirmek. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. gevşek. 2.yürümek.. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. şişirmek.yumuşamak. dedikoducu. lafazan. 2. gevre[mek Tü [ xi] kewre. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1. LO. gevşemek yumuşatmak. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele.ekiyle. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. Tü *keP-2 (şişmek). gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. geven Tü? [Kıp. Karş. KT.a.yumuşamak. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür.1.

< " gacır [Aş.] tahriş etmek. göstermek. a.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. < Tü kıp [xi] kalıp. dümen < Fr guider yönetmek. [TS xiv] gicik kıcı-/gici. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus.gitmek " git.] besin < Ar ğa5â < Tü két.[onom.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak.? ~ Fa gıdı deyyus. [LO ] gıcır libas yeni.a. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. yol göstermek ~ HAvr *weid. model. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere .aşırı büyük ~ EYun gigás. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. tahriş. [LO ] a. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek.

sığınmak ~ OFa wire%tan.kaçmak. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. 2.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla. LO. [DTC 1944] makinalı balık ağı.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. wirez. gırtlak.] zenginlik. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. gır. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. bağırsak sesi [ viii] kir. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi. fazlalık < Ar ġaniya [msd. melce. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. Bah xvii] kaçacak yer. kaçacak yer. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. bolluk. 2. " gü+. sığınak.] haset. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. gurez. a. KT. kaçma kapısı.] kıkırdak veya öğürme sesi .] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi.a. ğanâ] ihtiyacı yoktu.a. a.

~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. [LL 1732] giysi < Tü giy. küçük kapı. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. 2. bıçak vurmak " kup .gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. Fa sihtar (üç telli çalgı). Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür. Gül xv] geyesi. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). a. [DK.örtünmek. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. a. ~ E Yun kithára a. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.a.< HAvr *kel-1 kesmek." giy[CepK 1935] esrar. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd.] kayıp olma. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle. Karş. gizil YT [Fel 194+] virtüel.]1. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir.: gider-. ~Frguichet[küç. gidişat. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. EŞKÖKENLİLER: Tü git. a. gıyap [ xiv] olmama. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. ~ Lat cithara a.

küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak.zamk. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku.< HAvr *gel-2 soğuk. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. genel. Fr. donuk.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. #Plinius. < İng globule [küç. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı.a.] a. [ 199+] küresel toptan. buzlu. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . glutin. emaye. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. kimyacı.a. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. ~ Lat gluten. cam gibi < Fr glacer dondurmak. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto .a. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. bütünsel < Fr/İng globe top. Fr.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. 2.

* Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş. yük taşımak [Uy viii+] köç. yörük.) biçimine rastlanır. post. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey.a. [ viii] kök gökyüzü.rahatsız olup kaçınmak. < EYun gignöskö.a. yy metinlerinde göçmel (a.> -ç. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. oba * -ç. körük" gebe .sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. DK xiv] koçun. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle.a. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. gofret peteği. İdrH. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. Kıp. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a.taşınmak < Tü *kö-ş. kürk palto [Kıp.] a. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. a. a. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a. [LO.bilmek ~ HAvr *gnö.< Tü *kö. göç[mek Tü yükselmek. ve 15. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği. +men2 * 14.kalkmak.ekiyle. sakınmak * Gücen. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. gnö.kalkmak.a. ~ EYun gnöstikös bilen.a. bilgili.fiiliyle alakası belirsizdir. yükselmek.a. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk.

< Tü *kö. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak.a. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. doğrulmak < Tü *kö. kargı.a.a. hedef. derin kaya çukuru. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir. çukur ~ Lat colpus/colphus koy.] mızrak. yavru. [Uy viii+] köm. kararmak < Tü *kön.yola çıkartmak. < Tü kölü. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür.içte olmak. göndermek yola çıkmak.a. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç. doğurma < EYun gígnomai. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. yola gelmek.a.göl gol kale.a. yükselmek. amaç. 2. < EYun gönos/gone soy. körfez. husye veya yumurtalık / İng gonad a. bir oyun.a. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a. gol Tü [viii]köla. sırık < EYun kontós a.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. [ 190+] ~ İng goal 1. kargı. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir. a.kalkmak. gönder [DK xiv] mızrak. 2. sırık. yöneltmek.gölgelenmek. ~ Mıs kmj-t a.

bir marangoz aleti ~ EYun gönia a.("iş görmek" anlamında)" gör-. İMüh." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. gözük-. çene. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. işlev < Tü gör. görkem YT [CepK 1935] haşmet. gösteri. ruh " gong çalgı. göre.a.< HAvr *genu. görsel. gösterge. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. ~ HAvr *gönu-ya. a. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. 3. görece. İng. yürek.1. görev. göster-. gör[mek [ viii] kör. köşe. Abuş.a.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. Fr genou (diz). bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. 2. 2. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. . yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. köşe.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. diz. açı. Alm knie. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. EYun genys. açı * Aynı kökten EYun gony. görkem. Alm kinn (çene). göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat.a. görümce. İng knee. [Kıp xiv] köre < Tü kör. debdebe İdr] güzellik. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. gözet-. zil ~ Malay gong-gong a.

" gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca. kötermek (yükseltmek. ayrıca falcı. [Kıp xiv] kevde/kövde .xi). görüngü YT [CepK 1935] tezahür. yüksek. [Kaş." gör- [Or.xv+ Çağ). . beylik vermek . ilkel [xv]. 2. şişirilmek < Tü *köpüt. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. tercihe şayan.içi boşaltılmak. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. bozuk. İdr xi] kıç kalkmak. yükseltmek. yamuk.özellikle yukarı taşımak. [KT xix] 1. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. sırt. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. Kaş viii] köz a. Karş kötki (tepe -xi). a. [Fel 194+] olay. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde. insan veya ağaç gövdesi. yükselmek. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. Uy. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. özellikle hayvan sırtı. [Uy viii+] taşımak. yükselmek. fenomen < Tü görün. kölük (sırt. 2. haremde padişahın seçtiği cariye . sırt.kalkmak. [DK xv] < Tü *köptün. 2. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. sol < Fr gauchir bozulmak. yamulmak.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir.[xiii İM] bakmak.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. yük yüklenen hayvan . müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir.

].gözlemek. [DK xiv] gözük-< Tü gör. -etle. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. oymak ~ HAvr *gerbh-a. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi. derece ~ Lat gradus adım.a. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak. hakketmek. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. kazımak.görünmek. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak. . gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi.ekinin işlevi açık değildir. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için. kademe. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır.göze <Tü [ xviii] pınar. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. Alm. Kıp viii+] közün.< HAvr *ghredh. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1. kaynak." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. -ük.yürümek.ekinin niteliği belirsizdir. " +graf grafik . çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. gözük[mek Tü [Uy. mineralojist < EYun grâfo yazmak. 2.

1. harf. t. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. yazı yazma işlemi. ~Frgrandduc büyük düka. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1.a. Amerikalı mucit & EYun grámma. granül < Lat granum tohum. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. grenli < İt grano tohum. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6.yazı. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran.harf. yy) . t. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. yüce. t.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. tane.a. 2. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). ~ İt granito taneli. zerre ~ Lat granum a. fon(o)+ gran güçlü. kayıt + EYun fbne ses " gram. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. yazı.a. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. harf. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. 2.

yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı .tutmak. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. yağlı.a. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". iri ~ OLat grizu . yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak. pençesine almak . mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. kaba. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. & İng grape üzüm. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. tırmalamak. yağlı.Frk *grippan tutmak. greyder/grayder [ xx/b] kazımak.a. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. fruktoz * 17. a. gren gros+ grossus a. şişman ~ HAvr *gwres.yağlı. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın.Fr grisou a. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. ~ Lat crassus semiz. koyu. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane.

a. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. küme. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek.a. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. sertlik. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara. kaba. withdraw. gazap gösterdi" gazap * 20. gömülü " kripton grup . dehliz ~ Lat crypta dehliz. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f. withstand gibi kelimelerde . zıt olma). İng with.a. a. saklı.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. öte yanda olma.~ OFa wi. ~ HAvr *wi.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç.ayrılma. coprophagy. Aynı kökten Alm wider. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. niyet. * Karş.a.(withhold.] yumuşak meşin. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw. mahzen ~ EYun krypte gizli. ürpertici. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a.(güçlenmek. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a.a.grosa [ xx/a] büyük.ayrılma. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi. İng coprophilia. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. .a. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez.a.

a. gülbank ~ Fa gul bâng 1. genç hizmetkâr. "Allah Allah" nidası. kazan ~ Lat cucuma a. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. a. su akma . uşak ~ OFa kötag a.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. uşak. a. Karş.] merhamet. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. gü. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher.a. İng gold (altın). 2.söylemek (= Ave gaub. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük. bülbülün güle yakarışı.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan.güdük [BK 1799] boyu kısa.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap.a. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. küçük yavru. ~ Fa gul çiçek. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. 2. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. güldür sesi onom yanma sesi.a. altın.

+ Fa biyâbân ıssız yer. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . " gü+ * Erm vnas (zarar. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. gündüz günah [Aş.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. 2. top mermisi.OFa winâh/winâs a. a. a. maskara. suç işlemek ~ EFa vinath. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. gülle (= Sans göla/gölaka top. kendisine gülünen kişi.a.güler görünmek. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. sahra. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. yaban " yaban güm. Yus xiv] ~ Fa günâh suç.a.a. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). ) gün Tü [ viii] kün gün. maskaralık. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. tazminat gerektiren eylem . < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle.a. zarar vermek. güneş.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a.

[ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne.savaşmak. bahadır. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii). EErm garbeni.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. Lat carpinus (a.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. carpinus ~? < Tü *küre. küreççi. Yun gábros. bahadır.a. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine .güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan.aydınlatmak.kabadayılanmak * Karş. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. [ xiv] gür sağlam (kişi). a. -dem ekinin işlevi belirsizdir. becerikli. yiğit. . aktüel. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır. a. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. yabancı ülkede olma.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine.)." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. kıvrak zekâlı. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. sık. Tü [ xi] kür cesur.

2. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd. Karş. DK xiv] OFa warz/wazr a.gözetmek. insan topluluğu (= Fa guröha top.tadına bakmak. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir.a. manevi danışman ~ Sans gurú 1. 2.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. küre.) ~ Fa gurz ağır topuz. 3.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. (= Ave vazra. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. damla. boy abdesti ~ Fr goutte 1. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82.] aldatma. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. muhterem. a. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. küme. . Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. değerli. a. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. beklemek. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. öğretmen. ağır. a.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. hoca. mürşit ~ HAvr *gwrs-u.] yıkama. güveç Tü? [TS.

böbürlenmek. [DK xiv] gözel.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. a. güya gü. * Karş. damat.a. = Ave vîtarsm öte. gu5ar. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. yol < Fa guSaştan.şişinmek. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. [Kıp xiv] köğercin . gökçek (güzel). Men xiv] < Tü *küde. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. aperitif * Aynı kökten İng cover. +gâh . demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). söyleyiş. geçit. laf.. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. a. [ xi] küwen-< Tü *küPen. Moğ kübeğün (erkek evlat).a. kaplama. [TS xiv-xv. TTü görklü. söyleyen < Fa guftan. göğerişmek < Tü köker. [Arg xvi] güzel. -el ekinin işlevi açık değildir.geçmek ~ OFa widardan.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen.söylemek. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. Fr couvert (örtü). örtmek ~ Lat cooperire a.mavimtraklaşmak. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. [Çağ xv] küzel. a.mavileşmek.a. iç güveysi gelmek.misafir gelmek. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. yönetmek ~ EYun kybernâö a. görünüş). [Kırg ] közöl a. ETü körk/körük (güzellik. göğermek < Tü kök * Karş. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. widâr. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi).

Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd.] kötülük. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme.] bilgi.seçmek ~ OFa wizîdan. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi.] kötü niyetli. tohum haber [Kut. seçkin < Fa guzîdan.a.] kabarcık. haç 2. sınadı. çevre < Lat habitare ikamet etmek.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. tümsek. çarmıh [Aş.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. a. tanıdı. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf. güzide [ xiv] guzîn. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez.< HAvr *ghabh.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám. yaşamak.a. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e. DK xiv] (~ Fa %aç a.a. Alm weiter (öte. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. kazık. hacim " hacim . wizîn. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd.a. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. direk. ileri). hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. Hubb] sevdi habire hay. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. tane.) ~ Erm %aç' 1.a. ] sevgili.

[Kut.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. kapsam. hadise. keskinleştirdi.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. bağladı. olay. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. sınır. biledi. 2. vaka. limit < Ar Hadda 1.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. kapattı. havadis. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. 2. bıçağın keskin ağzı. kapatma.] kısıtlama. tutuklama. 2. 3. haciz < Ar Hacaza engelledi. ihdas . bilenmiş. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. el koydu. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. tümsek. boyut. Hudü6 ] oldu. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. kapatma. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. sivri (bıçak. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. sınırlama.] gereksinme. sınırladı.] engelleme.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. a.] keskin. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf.] çıkıntı. yasakladı. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd.] hizmetçi" hadim haddizatında had. 2. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd.] 1.] 1. haczetti had/hadd[Kut. son derece öfkelendi. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. sınır koydu. el koyma. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa.

Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd.a. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. titreme < Ar %afaqa titredi. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd.] koruyan. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf. EYun heptá. Ger *sebun. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için. İng seven. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. f.] saklayan. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta. f.) ~ HAvr *septm a.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. süre " haf.] gizli kapaklı şey.a. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. sır. Dan. gizli polis örgütü. Alm sieben (yedi).a. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. f. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. sır. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf. bellek . muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş.] hıyanet eden " . bilge < İbr/Aram #%km bilme. saklayan.] gizli < Ar %afiya gizlendi. hafıza saklama yeteneği.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. * Aynı kökten Sans saptá(n).hadise şey. Lat septem.Ar HâfiZat [#HfZ sf. palpitasyon.

haklı idi. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig.] oyma. uygun ve yerinde idi. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka. aşağılama .] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı.karışmak. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu. Aş xi] [Kut. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. katılma. kazıma. 3. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir.a.a. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa.yönelme. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2.] doğruluk. hor ve hakir olma. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. doğruluk " hak1 hakim yargılayan. hakaret [ xiv] 1.] yargıç" * İng khaki (a. tahkir etme. gerçek idi. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. 2. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. 2. f.] sahip olan. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. âmez. doğru idi. .] hakir olma. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.Ar Haqârat [#Hqr msd. hakikat gerçeklik.karışmak. elde tutan " hak1/hakk[Kut. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd.] aşağı. hakikat < Ar Haqqa 1.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. karıştırmak) & Fa/OFa â.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa.

binek hayvanından indi.] 1. . halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. soyma. bağlı olan bir şeyi açtı.] şimdiki zamanda. giysisini çıkarma.hakkâk oymacı. 2.] adil. 3. halihazır. bir hal aldı. 2.] kurtuluş.kablo. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. tahavvül.] 1. kâr halat kalod. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd. varolan durum " hal1 halas [Yus. ihale. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. temiz. azat edilme < Ar %alaSa arı. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. arındı. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. çözüm < Ar Halla [msd. yöneldi. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. mütehavvil. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. havale. ilmihal. kurtarma + Fa kâr eden " halas. arzuhal. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. hile. saldı. oylum < HAvr *kol.] çözme. hukuka [DK xiv] yenmek. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. bir hale büründü. yolculuğu sona erdirdi. örtmek. havil. 2. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. halâ. hal1. hasbıhal. berrak idi. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. halet. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. durum. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. lahavle. salon. havali.] hakkedici. bir hale geldi. çözdü. görünüm. dönüştü. < Fa Haqqânî [nsb. varoluş evresi. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd.< HAvr *kel-2 kapatmak. istihale. gevşetti. kondu. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. doğru. kurtuldu. derhal. Hall] 1. evrildi.

] canlı varlıklar.] yaratan.] boş. a. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. mahlukat.) cariye.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. * Nihai kökeni belirsizdir. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. ay ve güneşin yüzü. geri kaldı. bayatladı. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. Aş xi] [DK xv] kal . Allahın . 2.Ar xâlin [#xlw fa. (yemek) arttı. Aş xi] canlı varlıklar. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. ahali. çember. f. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. [Neş xv] halk.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. hizmetçiler. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. haliç halife geçen. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk.] körfez. bozuldu halel Xalla bozdu. [Men xvii] (vulg. deldi halet halhal [onom. halayık [Kut. yırttı.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi.] hal. Yâküt (ö.] ayla ~ EYun (h)álos daire. hane halkı. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. hasar.

İsp. genet. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. bir yana ayrılan kısım. halo.] çember. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. 2. & EYun (h)áls. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu. tarihçi. saf. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd.] yaratma.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf.doğuran " salam. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. pay. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im.a. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. Aramice sözcük EYun demos (1.halim yumuşaklık.a. kısım < Aram #%lq pay etme. . silah kabzası [esk. ~ Taino hamaka a. tatlılık. biçim verme ) halka baklası. halka.]. DK xiv] [Aş.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. kimyacı (1779-1848). Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. 2. ring hallaç [msd. işlenmemiş. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius.a. İsv. ahali (= Aram %elqâ pay. 2.tuz (~ HAvr *sal-d. bölük. pay etme. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a.] arı.) + EYun genes.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş.] karışım. halk) deyiminin tam karşılığıdır.a. ölçme. Orta Amerika yerli dillerinden. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo.

sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. 2. haminne » " hanım. yüklendi . evrak çantası. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd. titiz hamaset cesaret. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. hamd. sena hami hamil hamile taşıyan. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa. ~ Ar Hammâl [#Hml im. Aş xi] ateşli gayret.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. ısıran. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd.] taşıma.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. ılıca. akkor oldu. hamdüsena.] 1. Muhammed hamdüsena hamd.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd.] övme. derli toplu. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı.] coşku.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı.] ahmaklık. hamd < Ar Hamada övdü.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan".] taşıyan.

a. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı.a. han1 yeri.] kabarmış hamur. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1.hamle atılma. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. maya. konak. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . İng hame (boyunduruk). a. gırtlak. 2. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. = Akad gangaritu a. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. konak ~ Fa/OFa %ân hane. Alm hamen.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a.a. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. hamut koşumu. f. konak.a. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. şarap).] boğazın üst kısmı. DK xiv] [Yus. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . elli. kervansaray han1 yeri.a. kervansaray han2 Tü [Yus. [EvÇ xvii] xapsi a.] yüklenme. Nihai kökeni tesbit edilemedi.

kraliçe. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. hantal [Amr. memişhane. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. Kuran'da Hz. 2. kerhane.] pagan. = İbr %anep kâfir.a. mahpushane. ebucehil karpuzu. kavisli hale getirme.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a. a. depo. salhane. sülale " hane. şarkı söylemek (= Ave hvan. hapishane.a.a. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. hani2 E Yun %anne a. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir.. adem inciri. eczane. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. hanedan. biçimsiz (vulg.a. şeşhane. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". dükkân < Aram #%nt bükme.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. yer. hücre.a. 2. kütüphane. darphane. konak.] 1. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . [LO xix] iri. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. Men xv] ebucehil karpuzu.) ~ HAvr *kan. [Oğ xi] %arjı. " han1 ~ Fa %ana ev. meyhane. kaba. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. prenses. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. çardak [esk. tımarhane. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup.]. konut. cephane. kemer. putperest. kemer yapma * Ar Hanut.

Akad abşu (kuşak. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. kısıtladı. Env.] viran etme. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. kuşak. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. virane " harap haraç [Aş. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK .] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. a. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. yıkım.] sıcaklık. [DK.] harap şey.] haram cı. ]1 . 2.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. tane. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a.] vergi. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb.] yasak. hane < Tü hapş [onom. [Kut. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. kapattı. Men xv] harab yıkılmış. kapatma. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . ~ Ar %arâb [#%rb msd. sıcak idi har2. . Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d.özellikle sarık veya baş örtüsü. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı. tutsak etme. kemer). Aş xi] yıkım (isim). tıpta hap hap2.

haremlik) ile birleşmiştir. kutsal. dolaylı vergi. harcama.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. 2. gereç + Fa râh/rah yol" harç. dışladı. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. çıkış yaptı. resmi işlemler için ödenen para.] harple ilgili. çıkıntı yaptı. harf [Kut. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. . hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. harç [CodC xiii] 1. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. malzeme < Ar paraca [msd. herkes " harç. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. Tü çizmek. çıkma. dışarı çıktı. a. Lat scribere (1.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer.] ısınma. 4. masraf. rahvan hardal %ardalâ a.] 1. gereç + Ar câlam dünya. 2. Hirm/Hirmân] yasakladı. tabu. sıra malı. gereken şeyler.] 1. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. 2. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. yoldan çıktı harca[mak [Aş. dokunulmaz < Ar Harama [msd. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. Karş. masraf. sarf. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. yazı birimi. Hurûc] çıktı. harf (= Aram #%rp bileme. [KT xix] 3. Yun grâfö. [Men xvii] 2. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd.] yasak. savaşçı. banal & Ar %arc uygun olan şey. sivri bir uçla çizmek. gereç.

rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. uşak " harpuşta. Karş. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". 2. [Men ] %ırmen vulg. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd.a. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a.a. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme. kâğıt.] dış. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. . olağan dışı. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. a. Sam #%rb (kılıç. dışarı. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma. ~ EYun %ârtes 1. yardı. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. katırcı ~ Fa farbanda a. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık.yazı yazmak). a.. harman a. harp1.

Aş xi] seçkin. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap. EKİN. tarım. KÜLTÜR. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd.] 1. ayrı. kader hasbıhal " haseb. a. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş. ayrılan. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a.] hicap.] kayıp.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun.a. Karş. kazma. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait.] kıskançlık < Ar . akıl yürütme. 2.] ölçme. tarla sürme. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". özel. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü.) has [Kut. Haşw] araya bir şey soktu.] börtüböcek. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd.hars [Men xvii] ekip biçme.] kültivasyon. terbiyesiz. değerlendirme " haseb. doldurdu hasar hasar gördü. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. toplumsal anlamda seçkin. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır.

] huy. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd.Ar %asıs [#%ss sf. cimri. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. debdebe. toplanma. 2. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif." aş * Erm %aş. değersiz. kalabalık etme. alçak. haşarı. [KT xix] 1. ürün. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. mahşer. adi. kıymetsiz .] 1.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman.a. ucuz. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. 2. paravan.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a.] dolgu. 2. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı. taallukat . papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa.] sert.] aşağılık.(suda kaynatarak pişirmek. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. sayfanın kenarına eklenen yorum. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. hizmetçiler.] 1.] üreyen şey. haşere. ~ Ar %aşm [#%şn sf. hakir. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. f. gelir. kaba < Ar %aşuna [msd. kumaşın kenar süsü. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. tabiat. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. nekes. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. yy'da ağır basmıştır.

a. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m.) hata Ar %aTâ yanıldı. yazdı (= Aram #%TT kazıma.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. damga ~ Mıs xtm a. çentme. %uTür] aklına geldi.] yanılgı.] özel olan şey. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. içerdi hasret [Aş. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. ~ Ar Hassas [#Hss im.] düşünce. Ar Hişmat (utanma. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. sınırladı. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a.] etrafını çitle çevirme.] çizgi. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. elit" has hassas hisseden. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. hicap). . f. ciddi ve tehlikeli idi). mühürleme. bloke etti. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa. ezberleme. kapatma.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik.] geri dönülecek yer. akıl. seçkin kimse. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd.* Arapça #Hşm (utanma. ayrıcalık. 2. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz.] 1. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. Karş. a. Gül xiv] sayrı.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. sığınılan yer.

] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu. havale [Aş xiv] yöneltme. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. MÖ 3. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb.] çizimci" hat [Or. [passim. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir.] özel olanlar. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. xiii] yasal eş. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı.] etraf. ~ Ar %awf [#^wf msd. a.] olaylar. havas seçkinler. Beiträge 1910. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. transfer. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. -ni Sogdca dişil ekidir. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ. topladı. Uy viii] xatun/katun kraliçe.] içeren < Ar Hawâ . elçi. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır.] aktarma. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi.] akılda kalan şey. Türkçe sözcük 13.a. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa. zevce .Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. f. hav1 havlu havı.

havsala husul havuç hawic a. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. dost * Kökeni çok tartışılmıştır.] utanma.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. cehennem < Ar hawâ düştü. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. sahip oldu hay ünl [Kut. Aram %ibru (aşiret). tatmak) + Fa yâr seven. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. dilek. a.] imgelem.a. 2.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. İt caviale. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . birlikte olma. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak.] 1. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme.). sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. ~ Fa %âya i yumurta. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. DK xi] ilgi.] cemaat. varlık. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. zihinsel görüntü. kaygı. [Men xvii] hevc vulg. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. İng caviar (a. tuttu. havuz. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. mülk. testis. 2.a. mide " [MŞ xiv] hevic . içtima < İbr #%br bir * Karş. cemiyet). Karş. Akad %uburu (cemaat. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. dipsiz kuyu.

hayalet hayalet. çit < Ar HâTa [msd.] * "Yaşam süresi. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. Sırp/Arn hajduk. [ xviii] eşkiya. Yus xiv] canlı olma. akıncı * Karş. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. Peç xvii] Macar piyade askeri.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. ~ Mac hajdúk [çoğ.istemek. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü.] duvarlar. [LO xix] ayld/hayit . hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . iyilik. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. başıbozuk).] 1. vitex agnus-castus. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. tercih etti hayırhah %wâstan. alevilerin giydiği kızıl başlık. en iyi. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. %w^âh. parasız (argo). yaşama < Ar Hayya canlı idi. Rom haiduc. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. 2. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). Bul haidut (eşkiya. seçkin. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi. [İAr 193+] habeden bedavadan. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. dervişlerin giydiği kolsuz yelek. avlu < Ar Halt çevre duvarı.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. korudu. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. savundu. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. fantom " hayal hayat1 [Aş.

eşkiya. [Aş. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz.bağırmak.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . her çeşit canlı varlık. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. 2.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. zenginlik. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. canlı olma.] sindirim hazeran cins kamış. canavar < Ar Hayya yaşadı. a. yaşama. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir.] şaşma.] konum. süvari takımı. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi.a.] pay. Yus.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ.] şaşırma. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. hayvan [Aş. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1. vatan + Alm -los -siz. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom. umursamaz aldırmak.) < Tü hayla. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. 2. yurtsuz & Alm heimat yurt. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum.] hayır işleri. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.

tempoyla manzume okuma. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. saklama yeri < Ar gazana sakladı.] hazır olan. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma. gerek Lane. huzur. hadf] hedefledi. "kanın yerde kalması". 2. kasa) 'dan etkilenmiştir. soysuz. f. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. 2. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. boşa gitti .] 1.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd. hazine " hazine [ xiv] [Aş. prezans. melez.] 1. 2.] 1. 2.] a. ~ Ar hadaf [#hdf msd. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. Anlam gelişmesi için karş. depo.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut.] toz. mezarlık < Ar HaZara [msd. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. nezd. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. kasa. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. Oysa gerek Tacül Arus. yan. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması. depo. a. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. Yus xiv] mevcudiyet. hazret [Aş.] 1. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer.

< Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. boşluk. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. hekt(o)+ (h)ekatón a. ~ HAvr *dekm-tom. bitme. a. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. yol armağanı.] izinli olan.aramak. santi+. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+.tatlı. santim1. filozof. a. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. yürüme = Akad alâku a. tabip ~ Aram %aklm a. uğurluk. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. helezon şeklinde olmak . a. hoş * Aynı kökten İng sweet. Lat suavis (tatlı.] hikmet sahibi. boş yer. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak.) helal [Kut. Alm sechs.a. ~ HAvr *s(w)eks.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk.] yola çıkmadan kesilen kurban. a. a. 2. ~ Fr héxa. hektar Lat centum : kantar. keyif~ HAvr *swâd-onâ. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. Gal chwech. bilge. Fa şaş (altı). tenha < Ar %alâ boş idi. vakum. sarsıldı [Yus. İt sei. tenha bir yere çekildi. tenha idi. Aynı kökten Lat centum (yüz). tahakküm < EYun (h)egemön önder. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. lider. hoş).] tükenme. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex.] titreme.a. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme.< HAvr *swâd. a. Fr six. İng six. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak./ İng hexa.

N. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. Ger *sama-. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. tatlılık = İbr #%lh a. beraber. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. aynı).kan ~ HAvr *sai-mn. aynı ~ HAvr *sem-1 bir.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. Fr. bir. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem.a. vakit geçmeden & Fa ham bir. Frankland. Sans sam(a). cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. Lat simul.a. Ave hvars-. dahi (edat). Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). İng same.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. fil(o)+ . beraber + Fa ân o + Fa dam zaman./ İng haem(o). beraber. beraber. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. İng. beraber. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a).a. a. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. Sans súvar > súrya. hem [Kut. aynı anda. mucit. • Aynı kökten Lat söl. t. simültane. İng sun (güneş).] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma. t.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. beraber.bir. İng south (güneş yanı.(bir. güney). Lockyer ve E.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a.

zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. kardeş. [DK xiv] hep bütün.a. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş.kan + Lat globus küre. < Alm haematoglobulin # H. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey. pek.a. Hoppe-Seyler. kan akıtan & EYun (h)aíma. Alm. t. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. ayakdaş. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. t. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. yuvar " hem(o)+.karaciğer ~ HAvr *yekwr. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. -d.a.] ~ Fa hangâma toplantı. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. hep. I. a. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. süttaş. t. & EYun (h)aíma.kanayan. 2. düzlem " hem. F. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd.a.kan + EYun rhâge püskürme. t. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem.a. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < .bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. beraber + Fa zamîn taban. yer. kalabalık.

Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp.a.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. Yus. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. . MantT xiv] harz münasebetsiz.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. a. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. olarak görme ) . < öz Heinrich R. t. herkes kas birisi. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. yoldaş. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress.. [Aş.a. bir yerde durmayan. Aş.her haurva. a. DK xiv] ~ Fa har tüm. kimse (= Ave kas. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. a.a. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse.a.] sanatkâr. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a.) [Yus. saydı (= Aram #%şb sayma.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. beyhude. a. bütün. DK xiv] arkadaş. a.a. zona hastalığı. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. Yun. batıl / İng hermetic a. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin.

hammadde. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. tahta. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. 2. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+. ayrı + EYun dóksa görüş. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. mezhep " heter(o)+. farklı.] telaş. cinnet. doktrin. salkım < Fa âwl%tan. âwîz.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. fantezi. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. dogma heterojen heter(o)+. abide. suret. kurul.] 1. 2. biçim. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. materia . Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. ~ Ar hawas [#hws msd. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. ayrı. parçalardan oluşmuş bütün. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde.asılı olma. delilik.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). kompozisyon. f. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. 2. heyula [Mercimek. ağaç./ İng heter(o). organizma. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu.] 1. yol torbası.] heybe çanta. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık.başka. görünüş. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka.

hediye < Ar wahaba bahşetti. kılavuz olma. ayrılma. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. hicran. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a. sc. hüner.Ar Hicâb [#Hcb msd. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd.a. [Men xvii] utanma.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. hiç bir [Aş xiv] perde. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. ~ Lat hybrida a. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. gizledi. metil hezarfen bin + Ar fann beceri.] ihsan. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. Vehip (wahıb).] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. f. alay.a.] yol gösterme.] göçme. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. bağış.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. muhaceret. cabdu-l-wahhab).EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula.] perde. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat). göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. terketti. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. muhacir. satir. küstahlık.] yergi. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan. hicri. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. kılavuz oldu . cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. utangaçlık . kadın örtüsü.

420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1. Rus voda (su). (h)ydr. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1.a. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. ^ 1787 Lavoisier. < HAvr *wed-1 sulu. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. water (su). +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. Lat unda (deniz.a. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y. Fr. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. Hit watar. Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd. a. dalga). klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr .hiddet keskinlik. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1.] ~ Fa xidew hükümdar. su kaynağı. 2.E Yun (h)ydör. padişah.su ~ HAvr *ud-ör.

bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. saklama. = İbr %ikmah a.] zıtlık. sakınma. hikâye [Aş. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. hırka " hal3 hile [Kut. a. değiştirme). yaradılış. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. parlama = Akad ellu a. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd.] görüntü. yaratılış. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. DK.) hılat [Kut. a. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. 2. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir.< HAvr *wegw. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] 1. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. .hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma.a.] anlatı < Ar Hakâ anlattı.] koruma. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. hikâye etti.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.] yeni ay. İbr/Aram #%lp (değişme. < İbr/Aram #%km bilme.nem. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd.] halifelik < hilal [Aş. Yus. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). Yus xiv] #hll ışıma.] bilgi. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş.

talancı. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut.dikiş < HAvr *syü. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd.] ilgi.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. arka + Alm land ülke. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. ~ ? * Karş. İng/Fr endive.a.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. hindiba yenen bir bitki. Hindistan'a ait ~ EFa hind. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir.a. 2. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. Alm endivien (a. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. ~ HAvr *syu-men. OFa hen (1. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. geniz temizleme. EYun éntybon (a.) biçimleri Latinceden alınmıştır. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri. şeytan).a. Pencap ~ Sans sindhu nehir. Hint [Yus. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. haydut. düşman. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.

aşağı.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. çipura. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. yüksek + EYun bâllö. trof.a. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. +metre. atrofi hipnotize hipodermik 1.a. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. -ive aşırı aktif" hiper+. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. Yun. +metre.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. ^MÖ 2. & EYun (h)yper. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. optik hipertansiyon " hiper+. ~ Fr/İng hipp(o). Fr sous. opt-göz " hiper+. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır.üst. İng up.alçak. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. hipopotam. alt. beslemek. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak.+ EYun trefö.(alt.a. bol-atmak " hiper+. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat).a. yy Perge’li Apollonios. yetiştirmek. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. az. alttan). hipodrom. optik hipertansiyon " hiper+. Sans upa. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. opt-göz " hiper+. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. yüksek. büyütmek " hiper+.a.yetişmek.

fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. alt + EYun fysis kabartı. yemek artığı. alt + EYun tithemi.a. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı. a. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". alt + EYun tithemi.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. zemin & EYun (h)ypo aşağı. kırıntı-döküntü " hurda1 . hypothet. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı.germek " hip(o)+1.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. zemin & EYun (h)ypo aşağı. ton. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. the. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey.koymak " hip(o)+1. a.koymak " hip(o)+1. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı.germek " hip(o)+1. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". tehdit ve kavga sesi. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. alt + EYun teinö.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. the. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. şişme " hip(o)+1. alt + EYun teinö. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. ton. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. hypothet.a.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel.

hırıl gürültü onom " hır [DK. Gül xiv] xıSm yakın kimse. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. TTü xırh (hayırlı. rakip. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. KıpGul. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır. yağla kutsanmış) karşılığıdır. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd. Men xv] pırıldamak. DK. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd. hışım/hışma. uğurlu . yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle.a.a. (= Ave aeşma.< HAvr *ghrei. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan.a. uğursuz" [Yus. mesih.] pay < Ar . DK xiv] %n*suz * Karş.] etrafı çevrili yer. akraba ~? Ar %aSm hasım. %ınldı gırtlak sesi.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. 2.] 1.xv). hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd. Bak. Yus. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. köpek sesi. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. hırt his/hissHassa duydu.

tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). ektom. sükse. 2. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o). evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. cucumis sativus ~ Fr hiér(o).kutsal. şiddet. övme.a. renklendirme. stâ. 2. vurma. ruhban sınıfı.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma.a. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. dini mertebeler. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. 2. ek+. hücum. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö. hamle < Fa %âstan. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. mukavim < EYun (h)istemi. kıvamlı.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. venter (karın).kalkmak. aileye damat olma = Akad %atânu damat.kesip çıkarmak " hister(o)+. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+.] sonuç. a. vuruş.a.< HAvr *stâ. sıçramak . kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd./ İng hyster(o). yönetmek " hiyer(o)+.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. KT xix] xız hamle.Fa xîz sıçrama.a.durmak . alacalı yapma./ İng hier(o).hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o).rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. sürat . [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. emir-komuta zinciri. parlak başarı. hücum. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. ^. aziz + EYun ar%ö baş olmak. hiddet. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. medhetme ) hıyanet etme.] nutuk. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı.HAvr *si-stâ.

Env xiv] %idmet. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. bre ~? [LO xix] köylü.) hizmet Xidmet vulg. yy'da egemen olmuştur. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd.(kendi).kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. evin büyüğü. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür.a. hızmet [Aş. Sogd %\vet.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd.] parti. EFa huva. mal sahibi * Karş. bölük. ulu ve saygıdeğer kimse. Sans svá. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. koca. " solo. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus. hobi at. taşralı. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. be+ * Karş. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. ^z. a.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. a. bin. kaba. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi.kendi) < HAvr *s(w)e. [DK xv] xi8metkâr . ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a.görmek)" hodbehod. ağa.* "Sürat" anlamı 20. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak.

+jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). kusursuz * Aynı kökten Lat solidus.a. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. Macar-İng.< HAvr *sem-1 bir. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor.tüm. bütün). gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). homin. İsv. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. tepe ~ Nor holmr a. eksiksiz. G. Afr.bir. kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. İng/Alm all (tüm.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. fizikçi" hol(o)+. bütün ~ EYun (h)ólos a. sağlam. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). beraber. mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve.* Aynı kökten İng hook. akraba " hom(o)+. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. bütün. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân.tam. salüs (sağlık). ~ HAvr *sol. salon. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. Alm haken (çengel). HAvr *sols. a. beraber.

[Men ] ~ Fa %wur hakir.a.a. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. oyun yeri. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. xorös] dans. çıkmak. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. dalga < Tü ör-1 yükselmek. [DK xv] şorlamak aşağılamak. aşağı.viii+ Uy). dağ doruğu.homolog [ML xx/c] . hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. . # 1892 Krafft-Ebing. horul onom [AMithat 1875] şımarık. "Psychopathia Sexualis"in İng. çevirisinde & EYun (h)omós aynı.a.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. a.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. 3. " hom(o)+. 2. onom [LO ] %or bol akan su sesi. Tü öri/örki (yüksek . seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu).] [Aş. örüş (yükselme). sefil ~ OFa xwâr a. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. dans alanı. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. belirmek * Karş. avlu. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. oyun. İng. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod. Yus xiv] %or hakir.

konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. özellikle hayvan burnu. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. Yus xiv] %şnüta a.hoşnut olmak. seyretmek " +skop horoz %raos. hospit. data . devre. merhem hoşnut [Aş.uyurken boğazdan kalın ses etmek. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. < Ave %şnâvaya. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür.a. çağ (~ HAvr *yer. Aş xi] (= Ave xşmı.a. yaban domuzu dişi. çağırmak.) + EYun skopeö gözetlemek. hoşuna gitmek ) hoşaf su.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. 2.a. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor. ~ OFa xrös a. güzel. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. horul onom [LO ] horla.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman.bağırmak.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun. şerbet" hoş. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı. gaga. konuk ağırlayan ~ Lat hospes.yabancı. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren. a. krema (~ Ar malham a."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu.)" hoş.

. "3. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. [İdr xiv] . [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. hükümdar sahip olan. karar. Bak. Ave hvadata (tanrı).hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . hekim. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. hıdiv. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür.götürmek. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. Hwar xwadew (hükümdar). raw. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş. Sogd %\vataw.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. [DK xv] %oryâd köylü.] yargı.Ar Hucrat [#Hcr msd. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. " hodbehod * Karş.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. a. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. kodaman. kurtuldu. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. hükümdar.] öz. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. Karş. rân. devlet sahibi" hüküm. "2. hatun. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd.] yönetim. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır.] oda < Ar Hacara kapattı. bilme. özet. kanun < Ar Hakama yargıladı. sürmek < Fa raftan. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. emir.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. taşra. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir.gitmek ) " hüküm. Güçlendirme. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. hükmetti. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1.

Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat.a. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı. İt. mizah ~ Lat (h)umor 1.) + EFa hnar.a. baht. giysi.kutlu.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a."toprağa ait". temizlik. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a.] 1. yetişme. erdem ~ EFa hünara.er. 2. mübarek. şair < Lat humanus insani < Lat homo.) humor [ xx/a] hümur.] 1. = Akad ememu a. sıcak oldu (= Aram #xmm a. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. nem. homin. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd. hülya [Men xvii] malihulya . çömlek (= Ave %umba. a. konma. 2. & EYun mélas. kara sevda. dürüstlük. marifet.< HAvr *dhghem. 2. sıvı. özellikle neşeli ruh hali. varma. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya. durdu.a. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra.HAvr *(dh)ghom-o. espri. 2. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). -n. genel anlamda ateş.] 1. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut.a. özellikle cennette giyilecek bir giysi.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd. 2. 2.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1. durma.a.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. adil. kondu.a. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. 2.a. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut.a. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. insancıl ~ İt umanista a. ruh hali.

Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. tebeşir). Ar Hawar (akçaağaç). çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. Hawwarat (kireç taşı. a.OFa %örmag a. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. hurafe < Ar %arafa bunadı. maHar (sedef). akıtmak ~ HAvr *gheu.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri.] boş inanç. Aş.a. kırıntı + Fa %âş yonga. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma.] hermafrodit. salınmış. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. ~ Fa xurmâ yemiş. f. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. kırıntı ~ OFa xwurdag a. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a .a. serbest. Karş. yüksek makam " hüda * Karş. har1. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. ibriğin ağız kısmı. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. Aş xi] kutsallık. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. hile < Ar %adaca sakladı. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. dokunulmazlık. Türkçe sözcüğün 15. hurma . Fa xunkar ^^ dökücü). [ xiv] a. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir.] hürmet [Kut. huni < EYun %eö dökmek.a. salınma. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma. a.

hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. ayrıcalık. kabul hüsnüniyet hüsn.] düşmanlık. özel durum < Ar %aSSa ayırdı.] çıkış. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. özel şey. betula * Karş. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd.a.] tevazu.] olma. üredi. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti.] ayrı olma. oluştu. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn. Alıntı yönü açık değildir.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan.). niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd.] formel konuşma. ayırdetti. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. üreme. yy ikinci yarısında türemiştir. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . Moğ kusu (a. hasar. hutbe [DKxiv] söylev.] kayıp.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt . oluşma. ayırıcı özellik. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı).

nitelik ~ Fa xüy/xöy adet. mevcudiyet.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı. asayiş < Ar HaDara 1.] kimlik.a. tıngırtı . rahat.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. şimdi ve burada olma. 2. huy. hazır olma. nelik. gümbürtü. 2. bir yerde bulundu. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd.] 1. hazır bulundu. huzme Hazama [msd.

[Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd.] kulluk. ifade. ibadet etti. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle).] kullar < Ar cabd kul. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. ibibik. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ.iade iane avane iaşe temin etme. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. mabet. [Bahş xv] ibik a.a. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. 2. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. [ xx/b] sevimli budala.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade.] yaşatma. c^abdu-llah (Allahın kulu).] 1. tapma < Ar cabada hizmet etti. söyleyiş.] yardım. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. [TS xv. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. ibadullah.a. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. .

rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek.akıtmak. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd.] cevap verme.] ulaştırma. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd.a. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. tac^abîr (rüya yorumlama). ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. Karş. borcunu ibret [Kut. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. erdirme. a. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. Karş. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran".ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd. örnek.] kiralama. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. Tü [Uyviii+]iç-a. c^ibarat (ifade. dökmek " ab.] gerek. ~ Ave *upa-reşma a.] aklama. < Ave *reş. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez. . ders. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. iblis [Aş. rez. zorunluluk.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd.] öğüt. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. var etme. zenne.a.] yaratma. açıklama).a. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd.bükmek.] iğne. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir.

icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or.] " içtinap geçme. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç.] cereyan ettirme. çevirmen." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd. dışından dolaşma. [ 194+] içer-içine almak.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.a. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.] bir araya toplama. ~ Ar icra' [#cry IV msd.] geçit verme.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger.] < Ar ictimâc [#cmc nsb. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd. İng. ~ Ar icmal [#cml IV msd. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd.içinde olmak.] bütünleme. geçmesi için yol verme. . İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir. tabi olmak.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a.

görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. t. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1.a. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide.] tablocuk. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. biçim < EYun eidö.yazı " ide. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. sayılı günler. düşünce ~ Lat idea a. .idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu. görüntü + EYun grámma. çevirme. a. minyatür resim < EYun eîdos şekil.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. düşünür 2. düşüncede varolan 2. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed.] döndürme. düşünsel.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. avam. kavram.a. 2. düşünce" anlamını kazanmıştır. bir şeyin zihinsel modeline uygun. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü). Fr. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. Lat vîdere (görmek). belirli bir süre.< HAvr *s(w)e. kavram.] dava etme. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1. sembol & EYun eîdos şekil. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. id.

Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. kurtulma < Ar falâH refah.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. anlama. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. en dibine inme.] ulaşma. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. 2. salgılama < Ar faraza a.] a. huzur. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd.a. düzelme. < Ar darak ulaşım. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd. kese. varma. torba. [Men xvii] egzersiz. fayda. yararlılık. çaba. beyan. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. pul. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. rahata erme.a.] makul olan sınırı aşma.] salgı. 2. metelik ~ Lat follis 1. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. abartma < Ar faraTa öncü idi.] utangaçlık. ifrazat [IVmsd. kavrama. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). kabarmak * Karş. ayrıştırma.] açığa vurma " faş .idman [TS* xv] gayret. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. bir şeyin en dip noktası. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi.] 1. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. 2. ayırma. ifrağ ifrat [ xiv] azma.] iyi duruma gelme.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd.] 1. (özellikle mahkemede) tanıklık. erme. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim.

gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme. a.< HAvr *gnö.a. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd. kötü yola girdi.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş.a. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a.(a. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. firyat] uydurdu. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. Moğ cigir-/cigsi. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a. ehli hayvan veya hizmetçi. ~ HAvr *ne-gnö-rö.a. ġayy] kandı.] kandırma. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde.). iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh.yakalamak.] övünme.] oruç açma.hayvan veya köle beslemek. * Orta Amerika yerli dillerinden.

hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. ihlas 2. Yeni Yunanca kelime. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1. EYun filúra (ıhlamur).] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd.] 1. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd. kurtuluş. hacca ilişkin yasaklara uyma. 2.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. 2.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd. samimiyet. yy'dan önce rastlanmamıştır.] kendi haline bırakma.] havale etme.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur.] meydana getirme. dar uzun bayrak.] 1. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç. kurtarma. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd. flama " flama * Karş. karşılıksız hediye verme. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. yasaklama.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd.] doğru yola gelme. .] hak kılma. alev. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu.] haber verme.] güzellik yapma.ihale birine devretme. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd.

mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. seçme. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. DK.] seçme " ihtiyar1 . hizmetçiler " haşmet * Karş.] 1. seçme yeteneği.] < Ar Haşam maiyet. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme.] 1. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. zıtlık. 2. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd.] tahammül etme.] istifçilik yapma.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd.] icat etme. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd.] önemseme.] karışıklık. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. ihtisas olma.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. tercih etme.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. özellik kazanma.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş. hicap duyma). yerine geçti" halef ihtilal fesat.] kapsama. Ar iHtişam (utangaç olma. Gül xiv] seçme. uyumsuzluk. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. taşıma. 2. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. tolere etme.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. piyasada tekelleşme. olasılık olarak tanıma.

uyarma. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. eğim. konma. iskân etme. a. oturma.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. konaklama " kamet [ xix] konma.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri.1. [KT xix] koyma. güneş . kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. kondurma. coğrafi bölge ~ EYun klíma. ortaya koyma . 2. dikme. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. 2.] huzura getirme. t. ayağa kaldırma. iklim [Kut. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. yy'da ayrışmıştır. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd.] 1. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. kurma. a.] uyandırma. yaqaZ] uyanık idi.

damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma. yerleşti. kendine maletme < Ar qabasa [msd. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd. gösterge ~ EYun eikön resim. benzer olmak ikona EYun eikön resim. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. . gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. zorla yaptırma.] kani kılma. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma. nefret etme.] kararlaştırma. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. 2. konfirme etme < Ar qarra durdu. onurlandırma. görüntü.] bütünleme.Ar ikrah [#krh IV msd.< HAvr *weik-3 benzemek.ışınlarının eğimi. iğrenme. tiksinme .< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd. ikram [Yus xiv] gösterme. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu.] ödünç alma.] tasarruf etme. tasvir ~ HAvr *weik-on. süzmek ikta verme. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. benimseme. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd.] kesip ayırma.

yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. artırma.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. Tü iletiş. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. vilayet ~Tüil[viii+Uy.] ilaç.xiv Kıp). ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. beddua etmek ilişmek. [Uy viii+] bile/birle ile. kavga etmek .] zorunlu olma. ileriye < Tü il ön. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak.. ileri " +ri . ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. xiv TS] ülke.] duyurma. yaklaşmak.a. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. Aş xi] ~ Ar ilâ . değmek.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. Karş.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. memleket. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. [CepK 1935] bir idari birim.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd. [Men xvii] makamla okunan dini şiir . * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. ilişmek. ayıplamak. el3. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor. çıkışmak. beraber (bağlaç). bile (zarf).(1. 2. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut.] yükseltme.kınamak.

seçilmek. kavga etmek . DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. bitişmek. ılgın yılğun ılgın ağacı.ılımak. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . yiyip bitirme. ısınmak < Tü ılığ ılık. bilim < Ar calama bildi. lahm] yuttu. sevketmek. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. özellikle teorik bilgi. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd. 2. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. ilişmek. [Uy. bağlı olma. Tü iletiş. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik.göndermek. çapul.varmak.] 1. 2. esin < Ar lahima [msd. tüketti. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş. a. DK xiii] ılgar akın. ekleme ilham [Yus.] katma. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır.(1.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. vardırmak < Tü il. tutunmak " ilim/ilm[Kut. tamarisk ilginç ilgi.] boş ve geçersiz kılma.] bilgi. yutma. doludizgin atlılarca yapılan saldırı. ulama. yaklaşmak. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı.xiv Kıp). tutamak < Tü il-ilişmek.bitişmek. anladı. müfreze Moğ ılgara. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. [ xi] bağ. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC.

takılmak.ilişmek. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç.ilişmek. xi] 1. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. münasebet. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme".. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. düğüm < Tü il. takılmak " iliş< Tü il. bitişmek. temas [CepK 1935] müteallik. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. -man ekinin işlevi açık değildir. takılmak.ekiyle. 2. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2.[viii+ Uy. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. güncel durum " ilim. haber . temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. saldırmak. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş.a. temas eden [Orviii] ilki a. ileri" YT [CepK 1935] unsur.] kusur. asılmak. dokunmak.

iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd.] yanma. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel . oyun oynamak. lams] dokundu. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. ~ HAvr *sim.+ Lat ludere. 2.alay etmek. damga * 16.< HAvr *aim. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen. lumin.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. aldatmak & Lat in. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. işaret. işe koşma. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1. ışıtmak. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in.] işaretle anlatma. ilgilenme. gerektirme.] katılma. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. zorunlu olma. aydınlatmak. illus.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd.] dikkat ve ilgi gösterme.a.] 1.ışık " in+1. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim.+ Lat lustrare aydınlatmak. yapışma. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. 2. a. başvuru.< HAvr *leid. dilekçe < Ar lamasa [msd. imagin. eğildi. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. suret. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd. görüntü ~ Lat imago. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak.] işletme. mülkiyet işareti. elledi iltizam benimseme. kayırma. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd.kopya.

önderlik.kopya.] 1. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix.] el uzatma. [ xx/b] imik/ümük gırtlak.+ İt battere " in+1. büyük yapı. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. remiz. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. öncelik. şenlendirme. 2.] bayındırlık eseri. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. vardı.imam [Aş. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. önden gitti Ar #'mm1 (ümm.< HAvr *aim. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. batarya imbik ağızlı kadeh. imamlık. bıngıldak. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. mamur ve bayındır kılma. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. çırpınmak & Lat in. suret" imaj . EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. önder. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto.] canlandırma. amm] gitti. imame imame [ xiv] sarık.

imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. dolu. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . Karş.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd.] tutma. tanrıça. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak. İng emperor. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . çariçe. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. komuta etmek & Lat in.değil + Lat münus kamu hizmeti. oruç tutma < Ar masaka [msd.+ Lat parare tedarik etmek.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf. [ 199+] cursor < Tü imle.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in. İt imperatore. güzel bir şeyi reddetme. tutum. 2.] güç. [DK xiv] imren-özenmek. serdar. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17.] imsak tutma. çok < Tü amra-/emre. imece " in+2. Karş. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma.Lat imperator ordu kumandanı. Fr empereur. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren.] doğru yazım ~ Aram msle 1. potansiyel.sevmek. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2.

İng in.isim). xix LO] güvenilen * Türkçede 19. iç. impérial > emperyal. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. [Kıp xiv] güvenme. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. Belki Ar icmân etkisiyle. düşmek. içeri girme. in-rationalis > irrationalis. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. 2. Karş. içeri.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-.] bitirme.şeklinde alınmıştır. Tü inan. Ör: empire > ampir. Fa andar/dar (iç.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. mutemet. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . Lat inter/intra. içeri). doğruluk.HAvr *n. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik.] nimet sunma. sığınmak. Lat intrare (içeri girmek).imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. azalmak. içe yönelme * Fransızcaya 16. Bunlar Türkçede an-/am. Fr entre. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir.biçimi görülür. oyuk.a. in[mek én-/*yin. in2 2. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. EYun entós. içeride. +inç .fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse. hakikat. in1 Tü Tü [ viii] in. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em. sarkmak." inan- * Tü *ına. imza etme " ~ Lat in içte olma. iki şeyin arası). mutemet < Tü *ına. énteron (iç . • Aynı kökten EYun en-. Alm unter (bir şeyin içi. güven) inanç Tü [Uy. iniş. çukur. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. itimat < Tü ınan. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1.olarak yazılırken. içeri).güvenmek.aşağı doğru hareket etmek. Alm in/ein (iç.a.

sübjektif görüş " ind inayet [Kut. [Aş. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. incin[mek <Tü kırılmak. genleşme < Ar basaTa yaydı. [msd. c^any] kasdetti. küçük düşürülmek . incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1.azalmak. 2.inmek. a. oyuk.inat [Neş.] iyiliğini düşünme. [msd. cevap verme. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. dikkat ve ihtimam etme. delik. paça. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. zayıf. ETü yini (uzuv. iyi haberci. özellikle hayvan bacağı). konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. nezd. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. [DK xiv] incin< Tü yinçe. azalmak " in< Tü *yinç iniş. -e göre. a. müjdeci. hastaya bakma < Ar cana 1. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. . malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. 2.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. 2. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. Yini > yincik bağlantısı. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. küçülmek. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. İng evangel. Ar tedkik (1. inci [Or viii] yinçü a.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd.] inat etme. yufka in. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. anlam ifade etti. azalış. gücenmek incir . daralma.a. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. inceltmek. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. taraf. 2. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd.

döviz * Karş. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd. İng individual (1.a. çivit ~ Lat indicus a. bireysel).] 1. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir.] saplama. sokma.ekinin işlevi açık değildir. birey. indi sübjektif.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı.a. fesh olunma " fesih infisal bölünme. keyfi" ind indifa şiddetle taşma.] patlama.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. divis.bölmek " in+2. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a.a. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. 2. ~ Lat individuus bölünmez olan. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. ~ EYun indikós a. 2. < Indos Hint ~ EFa hinda. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd.] püskürme.] ayrılma. . atom. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. a.] yalnızlaşma. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme.] birinin görüşüne göre.a. (EYun páthos karşılığı). indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd. fırlama. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir.

a. önayak olmak ~ Lat initiare a. kenarından kırptı. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd. yol almak " in+1.alt.] aşınma. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. neo+ inşa çıkarma. it.] çıkarma.+ Lat novare a. < Lat novus yeni < HAvr *newo. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. 2. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. ortaya .gitmek.] açılma.] sonuca vardırma. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. kemirdi. nakr/nukür] bilmedi. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. yaratma.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd. tükenme < Ar qaraDa [msd.] altüst olma. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma.infra+/enfraHAvr *ndher. 2. paslandı.aşağı ~ Fr/İng infra. yadsıma < Ar nakira [msd. iyon inkâr [Aş. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak.a. 5. a.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. yad ) inkılap tersine dönme.] yalanlama. " in+1. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak.] ~ Fr initiative girişim. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. qarD] 1.a. tanımadı (= Akad nakru yabancı. başlatılmış.

halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir.a. " in+1 * Fr entre (a. inşallah [Aş. Aynı kökten Fa andar/dar (iç). = Akad nişu halk.+ Lat secari kesmek.] sürüklenme. énteron (iç organlar.a.] akışkanlık. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. bağırsak). internet < İng intercomputer network " inter+. iz edinme. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd.] ılımlılık. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd. EYun entos (iç). tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. istesin + Ar allâh " şey. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir.a.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş. Akad eneşu (güçsüz olma. a. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. Fr entrer (içeri girmek).a. evcilleşme) = İbr #'nş. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd.iç < HAvr *en. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. = İbr 'enüş a. Lat intrare.) biçimini alır. segman.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. Aram #nş.] uyanık olma . net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in.

naqam] öç aldı. inzal akıtma. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. [ xix] yayımlanma .] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme. iplik [İMüh. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma.] seçme. CodC xiii] yipek a.] kendini öldürme < Ar naHara [msd. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd.] köşeye çekilme.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd.] intizam olma. öç < Ar naqama [msd.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. ~ Ar inzal [#nzl IV msd. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik .] örtüşme. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik .] 1. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.a. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. seçim < Ar na%aba [msd. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma. üreme. 2.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd. zaptedilme.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. indirme. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. yayılma.intibak uyma.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd.Ar intişâr [#nşr VIII msd.

# 1847 Dr. özellikle < Tü ér. ortaya atılan şey.koymak " hip(o)+1.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. the.olmak. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. özellikle pratik bilgi.ekiyle.] isteme. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi.* -lik ekinin işlevi açık değildir. amele. irid. tabip < EYun (h)ypnos. İng. tanıdı.[xi] sallamak. gelir < Ar warada vardı. bir konuyu gündeme getirme. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd.] bilgi.uyku ~ HAvr *sup-no. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak.gökkuşağı" iris . getirme.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. 2. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük.< HAvr *swep. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. James Braid. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. rawd] av peşinde dolaştı. öğrendi.] temel. -t.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. İng. < Tü ıra-/yıra. gelir getirme. alt + EYun tithemi. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd.a.] 1.

2. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. a. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek.a. bitkilerde kök. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. Karş. 2. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. Karş.toplamak. xiv-xix passim xi] irkil. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy. süsen bitkisi ~ EYun íris.çürümek. Tü [Kaş. prim . irid.almak " in+2. gözün renkli kısmı. gökkuşağı.almak ~ HAvr *em. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye. birikmek. EYun (h)ríza (kök). süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. ırmak). yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. ırmak <Tü [Kıp. ikiyüzlülük etme. re+. köken.1. biriktirmek * 20.kavis. 2. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. alaylı anlatım / İng irony a. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk.a.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. birik-. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. empt. gökkuşağı renklerinde olan her şey.toplanmak. gözün renkli kısmı. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. * Güney Nijerya yerli dillerinden.geri + Lat emere. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme.] 1. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.

] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd.] yüksekte olma.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı. is Tü [ xi] ış is.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd. kullanışlılık. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. ayak. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor. unredeemed.] < Ar racaca geri döndü. 2.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. a.] 1.] doğaçlama şiir okuma.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. 2. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. 2. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. itibar. şiirde vezin birimi. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. irsaliye irsal [IVmsd. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. İng redeem. Karş. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a.] şeref.] 1. f. duman lekesi .] miras < Ar wari6a varis idi. ölme < Ar raHala göçtü. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd.

Tü çişe.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir.idrar etmek " çiş * ç. = Akad şumu a.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı. 2. sıtma. alamet. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd. işten alıkoyma.a. parlamak. ishal akışkan kılma.] sabitleştirme. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık.iş isabet Tü [Orviii] ış a. Yışı. hararet < Tü isi.biçiminin.] sinyal verme. gevşetme.] 1. rahatlatma. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren.] bir işle uğraştırma.] yerini bulma. eda eden " iş. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd.a. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.yanmak. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. yaşı. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd.] akıtma " sel işaret [Kut. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. saptama.) . ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. böyle verilen sinyal." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a.] ad (= < Tü yışı. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir.yanmak. Aş xi] nişan. göz kırparak onay verme. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. oyalama.a. [Uy viii+] isiğ sıcaklık.

İt scalmo. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş.a. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. bismillah. kart2 . isim. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. esami. İng scalpel (cerrah bıçağı).ısınmak. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır.a. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç.a. müsemma.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi. elenmiş. urtica < Tü ısır.a. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. esma." Tü [ viii] éşid-/éşit.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. Fr escaume/escarme (ıskarmoz). [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. a. [ xi] ısırğan çok ısıran. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a.] oturtma.

t.basmak. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. iskelet < EYun skellö kurumak. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic. ezmek. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak.a. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. oturak skamní tabure.a. Z.a. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın. ciltçi presi < Fa şikastan. anlaşılmazlık. sken. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. eziyet etmek ~ OFa şkastan. kovmak. merdiven. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. savmak + EYun aner. şikan.a. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş.a.a. KT 187+] işkil şüphe. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş. mumya. tırmanmak ~ HAvr *skand. a.a. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a. & EYun is%ö durdurmak. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. kompüter Karş.erkek.] engel.) sözcüğünden adapte edilmiştir. . iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. müşkilat < Ar şakl2 [msd. [LO. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. a. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. kuruyup büzüşmüş şey. bükmek.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd.kırmak. belirsizlik. adam.a. andr. işkence. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a. mide ~ OFa aşkamb a.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. & EYun aleksö defetmek.] karışık ve muğlak şeyler. ~ EYun skeletón 1. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş.a.a. 2. tutmak + EYun (h)aíma. • İ. İng discount (iskonto) < İt discontare.

a. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. ot ıspanak sebze. sanmak.(sulamak. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). alamet ~? OFa *nişmâr a. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . [Men xvii] zencefil. sakınma. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. âbespâr. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.] düzeltme. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.(güvenceye almak.saymak. . +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. anlamak. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd. teslim olma. [DK. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır.a. emanet etmek " sipariş * Erm absbar.] leke ve günahtan korunmuşluk. günahsızlık < Ar caSama koruma. < OFa oşmürdan. oşmâr. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. Env xiv] ısmarla. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret.. sağaltma. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd. özellikle hayvana su vermek) < usu (su).a.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş.a. saflık. şumurdan (saymak).a. simge.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. Moğ usula.] 1.OFa âbespurdan. su katmak * Karş. 2. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme.a.tevdi etmek.

3. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek.a. gözlemek).] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. * İşportacı "sepetçi.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach. görünüm. 2. incelemek). -d. a. # 1854. . ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. şifalı ot ~ Lat species 1. Karş. sepetle dolaşan satıcı" anlamında.a. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. ~ Ger *spehön gözetleyen. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır.).a.a. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. eczacı ~ İt speziale attar. baharatçı < İt spezie baharat. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a.a. tür.a.a. seyretmek ~ HAvr *spek.a. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır. çeşit. EYun skopeo (bakmak.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. sképtomai (gözden geçirmek. ~ EYun spyris.a. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek.a.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. biçim. ~ HAvr *(s)ping. spyrida. * Aynı kökten İng finch (a.a. ticari eşya çeşidi.

2. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş.a. boşa harcama < Ar sarifa [msd.] a.a.basmak. durma yeri.a. İstanbul" eis+. HAvr si-stâ. stat-. konak). Lat *staurare (dikmek. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. ölçüyü kaçırma. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a.] azıtma. EFa/Ave stâya. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi. dikmek).a. baskı aleti < Ger *stap-/*step. durma.(durak. kaldırmak).pekiştirme biçiminden > EYun staurós. nefs-i İznik). birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. durum).israf [Kıp xiv] . ayak basmak.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). stat. adım ~ HAvr *stebh. durak ~ Lat stâtio a. EYun stöis. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. Lat stâns (duran). istakoz/ıstakoz astakós a.kökünden > EYun (h)istemi. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. eis Nikaían > İznik (iç İznik.durmak ~ HAvr *stâ.a. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. eis Ámison > Samsun vb. ihmal etti.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. İng stand (durmak. özellikle Konstantin kenti.a. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. yoldaşlık. HAvr sts-n(â). Ave stüna.(durdurmak. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. HAvr stâ-na. Alm stehen (durmak). < Lat stâre. sta-. stake (sopa).] birliktelik. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. İng stick.a. saraf] gözardı etti. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. * HAvr *sta. HAvr stöu.fiil adından > Ave stâna.a.a. < Ar Sarra işret [Aş. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. iç şehir. Lat stare. +oid ~? Yun . uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü.(direk). Karş. duruş.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). taşırma.

durdurmak < HAvr *stâ. kazık ~ HAvr *stau-ro. 2. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır. sorgulama " cevap istida çağrı. [Men ] istif ~ İt stiva 1. kural tanımazlık. istif.dikmek.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. irade < Tü iste-" iste-. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. • İt saurella.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak.] su tutma. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. başvuru " davet istidat olma.] acele etme. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. Romence. istiflemek. 2. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd. badd] saçtı. davet etme. Lat lacerta) ile alakalıdır. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. istiap içine alma.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. tıkmak . kertenkele. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. eğilim.izlemek.] başına buyrukluk. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. bir tür dev deniz yaratığı. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. takip etmek.a.) ~ Lat stipare sıkıştırmak. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. Ancak Bulgarca. hacim < Ar saba [msd.] çağırma.

] haber sorma. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd.] pekiştirme.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd. ~ Ar istihdam [#xdm X msd.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] gına getirmek.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] çaba ile elde .] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.] hayır dileme.] sorma. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd.] arzulama.] içini boşaltma.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd. evrilme.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd.

2. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme. saymama. bağını koparma.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. yönelme. 2. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. istikbal [Neş xv] ağırlama 1. 3. "İsyan. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. 2.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. istibdat" anlamında kullanımına 19. 2. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd.] 1.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme. yönseme. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd.istihza haza'a [msd.] alay.] 1. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. küçümseme. yy sonlarına dek rastlanır. isyan etme.] işe koşma. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd.] 1. yarma. etimoloji < Ar şaqqa yardı. dümdüz gitme.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. bir şeyi ikiye bölme.] gerek sayma. hiçe sayma. haz&rsquo] alay etti. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd.] dimdik durma. yön" anlamı Türkçeye özgüdür.] egemen olma. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. düzenleme. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. bir kelimeyi diğerinden türetme. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu.

] yazıya dökme. soruşturma " nutuk iştira [msd.] küçümseyerek reddetme.] danışma. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.] 1. birinden rahatsız olma. mülke el koyma " mülk istimna çekme. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd.] ortak olma.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. ortak alma < Ar şariqa paylaştı.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. kopya " nüsha istintak konuşturma. ~ EYun óstreion a. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali. . rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd.) < EYun.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd. Fr huître < Lat ostreum (a.a. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd. İng oyster. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd.istimlak edinme. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd. ağırsama. 2.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd.a.] geri isteme.a. ağır bulma. HAvr *ost.] dayanma.

tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.] ödül verme.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. İtalyan tarzı. Köpek sözcüğü 14. dışlama. eda. ~ Fr italique 1. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik. 2. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir. işve isyan isyan etti. İtalya'ya ait. 2.] 1.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf .] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. ita bağışlama. a.istismar yararlanma.a. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme.a.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. it[mek Tü [Kaş xi] it. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme.] boyun eğme. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için.a.

azat etme. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. sayma.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. bırakma. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. denk gelme.] telef etme. denk gelme. yolunu kesme. saygı gösterme.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. salıverme.] 1.] güzel koku.] töhmet altında bırakma. saygınlık < Ar cibrat^ öğüt.] güvenme. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. saygı. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd.] adet edinme.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. uzlaşma < Ar wafiqa uydu.] uyma. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. genelleme.] 1.] dengeli olma. 2. kısmet. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut. uzlaşma. Aş xi] 1. 2.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd.] 1. önüne çıkma. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. denk geldi" muvaffak . ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. 2. kapsamını genişletme. uyuşma.] uyum sağlama. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd.] sözleşmeyle bağlanma. 2. sayı sayma. bir dine veya mezhebe bağlanma. boşama. şans .

iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. iyi (sıfat).acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. [TDK 1944] a. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için. inisiyatif.a.a.gitmek.] bakmakla yükümlü olunanlar. ambülans.] tanıma. iyi Tü vulg. yol almak ~ HAvr *ei. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd. [Men ] eyü < Tü éd varlık.] karşılık. [TS xv] ivedi acele. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu.] birlik. kont.menekşe . • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). malik. elde edilen şey. ~ Ar ciwaD [#cwD msd. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd.a. [İMüh xiii] éygü . yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. bedel. komite. efendi. [Uy viii+] iğe/iye . Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. i. primitif. servet.] bağlantılı olma. başarı. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. Fr. iod. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . koitus. [DK xiv] éyü . inisiye. tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. [TS xiv. [LO xix] abur cubur karma karışık. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). iyon Lat ire : ambiyans.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi.

gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması.] giderme. sıkıştırdı. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd. a. İng bandit < İt bandito (haydut. sıkışma.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. .] sıkma. çiftlik. forsa. eklenme. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. eşkiya). < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. 3.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. mahkûm etmek. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o).eş. kalabalık etme. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd.] aydınlatma. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. banal * Karş.* Menekşe rengi buharından ötürü. 2. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. ilinme.] kır evi.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. villa < Ar izbe cazaba [msd. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. zahmet < Ar zaHama sıktı. cuzbat] uzak idi.] boyun eğme.] 1. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd.

izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. a.< HAvr *mers.a. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. onur. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. ateş yakılan yer. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. a. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. = Akad uznu a.] kaybolup gitme. kuruma. şaşkın < İt smarrire 1. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık. güç. a.a. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd.EYun smarís. . 2. kayıp. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. ziyan. kaybetmek.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. 2. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. Aş xi] itibar. saygınlık < Ar cazza güçlendi.] izzet [Kut. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd.] kulak verme. ada yapmak ~ OLat insulare a. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir.şaşmak. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. smarid. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak.] kudret. kuşkuya düşmek izmarit2 . morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+.

Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros.< HAvr *yâ. ~ Ger *hamma. hırs. boy " ceket.a.soy.a. kavim ) + Lat arme silah " janti. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. 2. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a.a. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. aşırı gayret ~ HAvr *yes.istemek. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J. Buffon.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur. Fr.~ HAvr *kons-mo. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. silahlı birlik. pompa imalatçısı. M. 2. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. gent.. kıskançlık. Amer. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. felis onca # Georges-Louis L. janjan » " şanjan .

aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. üreten " jenerasyon ~Fr . soylu.soy.tekerlek < HAvr *kemb.janr gener.< HAvr *gens. uslup ~ Fr genre tür. asil < Lat gens. yavrulamak. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). 2. geometri. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. a. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir.a.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. jelatin gelato donmuş. 2. kavim. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. üremek. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. genersoy. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. doğurma. cins ~ Lat genus. ırk " genetik [ xx/a] tarz. gent. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). zemin. aşiret./ İng ge(o). katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. aile ~ HAvr *gnsti. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. İng cold. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. kibar. üretici.a. a. cool (soğuk).yazımı tercih edilmektedir.a. doğuş. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo.yer. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak.soy. üretmek < Lat genus. jeodezi. argo * Nihai kökeni belirsizdir. ~ Lat generator doğuran.halka şeklinde bükmek.

[ 199+] ~ Fr générique 1. iact. hoplama. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. Amer.kılmak. alelumum. < Lat iacere. 2. fıskiye. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. fışkırtılan şey. gest. dais.a. < HAvr *ye.üretmek. zıplama.a. Karş. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a. < Lat gignere. genit. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. ~ HAvr *ysk. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. hukukçu & EYun génos soy. ^ 1944 Raphael Lemkin. genele ait. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. insektisit. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak).a.a. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. bir tür dans " jikle . " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk.a. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. 2. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır.a.a. 2. fungisit. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır.bölmek.].

Yakup < İbr #cqb koruma. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın).< HAvr *gwen. +skop jogging İng to jog ittirmek. 2. bir erkek adı.a. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka.a. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a.].< HAvr *yek. şakacı. gözetmek " ciro. skop.]. [ARasim 1897-99] cimnastik . jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. donmuş şey. 2. söz oyunu ~ HAvr *yok. köylü uşak [esk. at uşağı [esk. Sogd kanig (kadın). koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2.gözlemek.a. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi".Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm. yamak.a. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. jimnastik. EErm knig. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. 2.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. jelatinli . "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik .

yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. töre. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen.a.gün.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön.yasa . iktidar ) " jüri. ~ EYun iöbelaios a. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba .HAvr *yewes.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş.-P. a. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. iur. diu gün ~ HAvr *dyeu.(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. günce. güneş * Sans deva. iur.yasa. yemin etmek < Lat ius. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır.a.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva.

[Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. cucurbita pepo. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. a. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. gelenek < İbr qıbbel alma.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. / İsp gaban a.a. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir. müzikli lokanta . kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd. iri " kal < Tü *kaP.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .

~ Lat caput baş. kapasite.içini boşaltmak " kof . geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. 2. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. = İbr %ebel a. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd.] 1.]. a.a.] çukur. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. kafa " kapital kabristan istân " kabir.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. gemi odası ~ İng caban (xiv).] kavrama.a. ~ OLat capulum kalın ip. 2. tür. ~ Ar qâbil [#qbl fa. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. olabilir. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. özel daire. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. büro 2. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. sıkıntı [#qbD msd. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. özellikle mahrem oda. alan.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. a.] kabul eden. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. DK xiv] olanlar. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. kovuk. f. darı kepeği. içi boş şey.] kabile [Yus. uyan. halat). EYun kúbos (oyun zarı. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. oda. zümre. Ar #kcb (memeleri şişmek. boy. [Men xvii] usit.] cins. aşiret.

DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. müstakbel. tutukladı. bir araya getirme). tutan + Ar mâl" kabz. mukabele. kabil2. 2. bir araya gelme).] elde eden. göğüs kafesi < Moğ qabırğa. İbr #qbS (toplama. makabl. makbul. benimsedi. yamaç. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. direnmedi. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd.kabul [Kut. mütekabil. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. yüz yüze geldi. mukabil. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. kıble. misafir etti. tutuş. değmek. 2. baskı < Aram #kbş basma. 2. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. sıktı. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. kavradı. cins).sıkıştırmak. qibla (namazda dönülen yön). kaçış. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. a. yanaşmak < Moğ qabır. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. istikbal. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme).] eliyle tutma.] 1.sürtmek. avuç. peklik çekti * Aynı kökten karş." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. yüzünü döndü. aldı. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü .] alma. qibbutz (birlik. eliyle sıkıca tuttu. kavrama < Ar qabaDa 1. [TS xvii] kaçacak yer. qabıl (tür. sıkma. benimseme < Ar qabila 1.a. bastırma. önce). kabil1.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. yüzleşti. kabile. kabiliyet. kabul.

~ EYun katâsti%on sıralama. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek.] 1. cetvel. ilahi kudret. nicelik. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön.] değer. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. kadife < Ar qaTafa [msd. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım. dizilmek. adım. ~ Ar qadam [#qdm msd.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir.] hav. baklava < Ar qaTlfat [sf. kırpıntı. . kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. öncelik. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. kadayıf [Aş.düşmek.a. 2. havlı kumaş.] hav. f. ölçme. DK xiv] alın yazısı [CodC. sıra.] içki tası. cas. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd.1. < Lat cadere.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. 2. a.] 1. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı. cas. traşladı.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. düşmek. ölçü " kadir1 [Yus.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. değer biçme. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı . ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. mısra (< EYun stei%ö dizmek.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. 2.

kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. 2. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer.Ar qâdir [#qdr fa. 2.] kudret sahibi . düşmüş. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . gücü yetme.] 1. değer. 2. kahve.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. önce. boy ölçüşme. kapasite. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . dörtlemek < Lat quatuor. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. çerçeve. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. tüzel kişilik vb. 2. varisi olmayan mülk < Lat cadere. < İsp cuadro dörtlü. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. 2.] gücü olan. kabotaj. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. kefal. -ebilme. kadim < Fen qdm ön.Fen *qadmön eski. kare ~ Lat quadrum a.) ~ Lat caducus 1.Ar qadır [#qdr sf.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. quadr. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. 3. [CodC xiii] . emek " kata+. şinâs. kıymet. Alm. (Allah) emretme. personel çizelgesi. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. nicelik. dörtgen. a. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. cas. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1. 2. t.dörde bölen. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. çerçeve. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. armatür. a.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. .bilmek. tanımak ) " kadir1. idari personel ~ İt quadro 1. düşük. tanıyan (< Fa şinâ%tan. gücü olma. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. Karş. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. ölçü.

2. büyük han.Ar kâfir [#kfr fa. tanrısız.a. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. tüm. 2. yuvarlak şey.) ~ Prakrit kappüra a. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. ağır üst giysi . yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. Aş xi] kâfir . f. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. f.F. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. Sans karpüra a.] tümü. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. [İdr xiv] gevür . yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. Alm. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. Runge. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. ^F. • Ayrıca karş. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır.a.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan.] yeten.] beyit. qafw] peşinden gitti. Lat paganus (1. kâfuru [Kut. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir.a. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. hep). köylü. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. * Fr camphre.a. Tü top (1. Tü? [ [DK.] kervan. [Kut. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. Zerdüştçü). [ xiv] ġavr/gâvr . Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa. imparator * İlk kez 4. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. f. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. yy) rastlanır.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a. kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. kafiye kafiye < Ar qafa [msd.

Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa. rahip < İbr #kwn durma. koyu şey. DK xiv] gâh .] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. tadımlık. a.a. özsuyu [esk. yer. koflaştırmak " kof [Aş. " kahve. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır.] gücü yeten.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. gâh ~ Fa kâh/gâh 1. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek . 2. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam.. 2. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa. [LO 1876] kahve altı a.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom. çerez. kahır/kahr[Aş.içini boşaltmak. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. boşalmak. < Tü *kowşa. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. ezdi. Fa kâğad/kâğaS (a. peygamber = İbr köhen kâhin.a. kez.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a.koflaşmak. kağnı Tü [Uy.] gücü yetme.] 1. yenme. zorla yaptırma < Ar qahara yendi.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey.]. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im..< Tü *kaP. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. durak.

birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa.* İlk kez 15. a. temel. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. Fa kak. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi.ekiyle. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. tüm varlıkar. kawn] var idi. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. Yun kaká. varlık < Ar kâna [msd. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. f. evren < Ar kâ'in [fa. kaka. kâhya yöneticisi. kaide [DK xiv] esas.sıçmak * Karş.] duran.vurmak kaka dışkı. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür.] varolan. 16. Fr caca (dışkı). pis * Karş. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa. mevcut idi. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. kart. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. Erm kak.] taban.] varolanlar. pislik. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala.a. ilke < Ar qacada [msd. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. qucüd] oturdu kaim [Aş. Yus xiv] varolan. Lat caca. . yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş.

Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. izdiham.a.a. a. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. sözünü etmek [ viii] kal. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. a. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. meyve kabuğu. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci .a. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. kuş ibiği. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi.a. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. kibar beyefendi & İt galante zarif.a. zarf. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. gürültü . belki Fenike dilinden alıntıdır. şık (~ Fr galant a.a. ^ Linnaeus. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. a. İsv. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. ~ YLat cactus a.

a.a. . calc. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. uzun çorap. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım. (~ Yun káltsa uzun çorap. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı).kalkmak. kale.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a.]. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy.) ~ Akad kalakku a. kilit" kale. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. güzel (~ HAvr *kal-wo. çoğ.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. kalebent qalcat^ + Fa band bağ. çizme < Lat calx. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme. müstahkem yer (= OFa *kalak a.) MÖ 1.a. [İMüh xiii] kaltır.a. chaussure (her türlü ayak giysisi).] uzun çorap veya iç don. ispiyon kalem [Kut. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek..a.a. ^ 1817 Brewster. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi.a. Kaş viii+] kalıt. Sans kalama (a. ila MS 6.a. kalem) Yunancadan alıntıdır. ide. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme). sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. İng.a. < Tü kalı. kalem ~ EYun kálamos kamış. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir.topuk " kalker * Karş.a. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd. bukağı.a. Aş xi] aracı. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk.] hisar. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . Buna karşılık Lat calamus (kamış. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal.a.

metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. a.yapmak " kalite. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir.a. kalfa [Men xvii] vekil.a. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. ~ HAvr *âmer. 2.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . fact. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. pod. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. vekil. iyi günler & Yun kalós. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. gizlemek. ~ Ar qâlib kalıp.kalemkâr kalem işi hapan. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır.güzel. kesif. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. yazar. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç.] birinin yerine geçen.a. a. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. f. odun + EYun pous. yoğun. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. kale iyi. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. kâr ~ Fa qalam kar 1. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın.

özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". topuk. taş. berduş. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik. calc. lat. sahtekâr. < Lat calx. [AL xx/a] ~ ? * Karş. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. hesap için kullanılan taş < Lat calx. [TS xiv. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. kalleş [Men xvii] içkici. topuk kemiği ~ EYun %âliks a. ılık kalorifer ferre. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. 2. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . sema). kireçtaşı ~ OLat calcarium a.a. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. yy'da türetilmiştir. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim.Ar qallâş [#qlş im.] dolandırıcı. yükselmek.< HAvr *kels-l sıcak.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy.şaha kalkmak. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık).a. [KT xix] batakçı. sarhoş.taşımak. derbeder .a. +ber kalp1 a.] çakıltaşı.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli. Kaş viii+] kalı. getirmek " kalori. yükselmek. külah).a. calc-taş " kalker kallavi büyük. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök.a.1. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek. sıçramak.. [İMüh xiii] kalğı.

kimyacı < Lat calx. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. ~ EYun kamára 1.a. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. kamara [Mmem xvi] gemi odası. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir.diş.a.a. döndürme (isim). İng.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. döndürdü. 2. a. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy. xv] köreltmek.a. calc. ~ HAvr *gembh. [ xi] kamaş.. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. darp eden " kalp2.İt cambio her tür değişim. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. değiştirme. dönme. [Çağ xv] a.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. tersine çevirdi. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . kemer. 2. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. tonoz.a. calc. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx.mimaride kemer. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. eğer yatağı.O Yun galéa a. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında.a.[viii+ Uy. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- .] a. < İsp galea bir tür tekne . deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd.] değişme. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek. dönme.

EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. takvim Ar/Aram #qym : kayyım. Yun kálamos > Tü kalamış (a. dikildi. mukim. 2. ikamet. kamet [Yus. karşı koydu. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1.a. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". paviyon camerilla [küç. .] olgun.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. 4. kamet. durdu. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. Kaş viii+] kamış a. 3. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. kıymet arzetti. ant) varyantının etkisi görülür. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. boy. mukavim. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy.] 1. müstakim. kayme.a. 2. kıymet. kayyum1. kıyam. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk. < Tü kam. a.a. duruş.[xi] öldüresiye dövmek. İsv. makam. bükük. mukavemet. direndi. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a. bükmek ) ~ HAvr *kamp.a. istikamet. ayağa kalktı. başında durdu. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. kaim. kutsal rüzgâr. kıvam. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. 2. boy gösterme. kaymakam. kavim.a. kambur (< EYun kâmptö eğmek. a. yönetti.

savaş alanı. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir.toplamak. okyanus. bütün. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. ordugâh ~ Lat campus a. 2. Nihai kökeni belirsizdir. 2. askeri operasyon. hep (sıfat). savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır.] küçük kamyon" ~ Fr camion . açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. 2. sözlük = EYun ökeanös a. sefer (xvi) ~ Lat campania ova.a. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. bütün.a. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. garnizon. kamus [Men xvii] okyanus. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. biriktirmek. tüm < Moğ qamu. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. sözlük ~ Ar qâmüs 1. açık havada kurulan ordugâh. düzlük. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. dünyayı çevreleyen engin deniz.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. açık arazi.

kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. görüş < Ar qanica 1. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . kanat Tü [Uy viii+] kanat a.a. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. " kenevir * Karş. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". (= Akad qanü a. yetindi. Fr canevasse (kenevir bezi. kanara [T S xiv] mezbaha. = İbr qâne a. inandı. çuval bezi < İt canava [mod.a. kandı. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a.a.) * EYun kanon (çıta. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş.hasırsepet. kargı ~ Aram qanyâ a. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. kanı. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma.kan kan[mak Tü Tü [Or. Uy. . İng canopy (cibinlik). Kaş viii] kan a. 2. a.doymak. İng canvas. su borusu.a.a. razı olma.a. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu.a. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. 2. ~ EYun kánnabis a. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış.a. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı. ark.a.a. tatmin olmak. kanma. tuval).Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik.]l. yetinme. inanmak ) kanaat [Kut. 2. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır.

< Lat candere yanmak.. buruşma.] kanan.a.a. posaya dönme kanguru Cook.a.a. bükmek. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn. çit Lat canna ince çubuk. EYun kyon < HAvr *kwon.a.[ xi] kançık dişi köpek. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle. yetinen. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. a.a. < Tü kan-" kan- * Karş. 2. sekretarya < Lat cancellarius 1. < HAvr *gwen. kani olmak < Ar #qnc.) biçimleri Latinceden alıntıdır. kapı bekçisi. ~ OFa kanîzag a.a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası.ağaç veya dalı eğmek. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. yoldaş . ~ Lat candela a.a. " jinekoloji * Lat canis. kanaat. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne.a. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. Karş. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten. EErm knig (kadın).a. [TS xv xv] karjğrı. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık.2Z. İng. kargı. sökmek. Fr chandelle (a. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a.a. kadınlara sövme sözü . kançılarya [DüsI.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir.

depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. cetvel.gemlemek. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. cant. bucak.a. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. bucak. ur. kargı (= Aram qanyâ a. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim. kanton canton köşe. bir iş için ayrılmış yer.a. 2. kilise yasası. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. kural. kanserojen (madde)" kanser. < Lat canere. İng centaury (a. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. kanser) çevirisidir.kano kayık ~ İsp canoa a.sert.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a. < HAvr *kar.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. 2.a.a. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek).).a. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. 2. ur.a.a. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1. Karş. cant. yasa = EYun kánna kamış. tümör. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. 2. yengeç. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1.a. çıta. ilçe ~ OLat . a. yengeç. kargı.

kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. [Kıp xiv] oyuk nesne.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. bir hacim ölçeği. İbr qab. kabartmak " kof * -p eki. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. Ar qabb > OYun kábos (torba.bitişmek. kavuşmak " kavra[Or. a. şişirmek. Karş. cupa (fıçı). Akad qabütu (kadeh). %aot. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. 2. boğaz.ekiyle. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. Ar qabcat (meyve kabuğu). • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. tutmak) < HAvr kap. araç. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. kapmak). örtü örtmek. < Tü *kaP. kutu).kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. Bak. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. cuppa (kadeh). İng have < Ger *%aban (almak. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü).büyük boşluk. yakalamak < Tü *kaP. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 .mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. tulum. Lat capere/captare (yakalamak. [ xi] kapğak kapatan şey. Lat capsa (kap. içini boşaltmak. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. uçurum. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı.(tutmak). • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir.1. Uy viii] kap-1 tutmak. kese. Kap. chaot. erganun ~ EYun órganon alet. * Pekiştirici -p. oymak. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. kapa-Karş. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir.

hacimli. capt. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. kefal.] büyük baş < Lat caput. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek). kafa. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. kapalı .a.baş ~ HAvr *kaput. kaplan Tü yakalamak " kap-. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. * Aynı kökten İng head.içine alabilen. kutu). sermaye ~ Lat capitalis a. Lat campus alan.a. baş para.a. capit.a. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. tutmak. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a. < Lat caput.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. [TS xiii. başkent. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır.a.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak. a. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. başlık. Ayrıca karş. kapsamak ~ HAvr *kap. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla. bölüm başlığı < Lat caput.almak. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. pey. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş.a. a. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. * Aynı kökten Lat capsa (kap.. ~ İbr/Aram csrâbön güvence.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. ~ Lat campâna a.a. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. a. kapsayıcı < Lat capere. < Lat capax. başa ilişkin.] sözleşme maddesi. capit. 2. capac.

yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. capra keçi ~ HAvr *kap-ro.] a. iş. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. 2. eden.a.Tü kapsa.) ~ HAvr *ksrt.kaplumbağa kapa-. . kâr. külahlı cübbe).]. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. külah ^ 7. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. capit. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1.a. önder. baş. lahana ~ Lat caput. kafa. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. 2. kucaklamak .[xi. kapris [ xx/b] capriccio a. edilen şey. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. etmek (= Ave kërëta. Ar qabaVAram qsbay (aba. kapsüllü tüfek capsule kapçık.yapmak.a.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. İlk kez 7. eylem. at arabası örtüsü [esk. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. cübbe. 2.a. eder.a. xiv Kıp] kaplamak. capit. ~ Fr caprice fantezi.< HAvr *kwera. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. < Lat capsa kap. 1. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. yy Sevilla'lı İsidore.) + Lat porta kapı" bijon. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş. kazanç < Fa/OFa kardan. eder. koza ~ Lat capsula [küç.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. 2.a. 2. asker kaputu.a.a.a. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. kutu. palto. kaptan < Lat caput. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a.

< HAvr *gher-4 kazmak. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. anakara < Ar qârr [fa. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır.bakmak. nöbetçi.geçişlilik ekiyle kat. arkebüz / Fr carabine a. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. 2. hakketmek ~ HAvr *ghersk.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. huy.(a. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar.] Tü < Tü yerleşik . [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd.] kıta. -kar.a. kimlik < EYun %arâssö oymak. tabiat. 1202).* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. a. nöbetçi < Moğ qara. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. kişilik. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi. mühür. a. katmak. göçebe olmayan. oymak.). çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. eklemek *ka.a. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir.fiili kaydedilmemiştir. Fa -kar. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. Men xvii] karakol [TS. . karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. k ar [ vi ii ]k ar a. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t.karşı karşıya veya üstüste getirmek. gözlemek * Türkçe *kara. sabit. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik.

çiçek karanfil). karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. konak. kaynatılmış şekerli su. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. istikrar. 1. Erm me%ag (1. 2. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. a. 2.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . yerleşti. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. şeker kamışı şurubu. kaldı. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. < Moğ qara kara. bilardoda kırmızı top. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. Alm nelken. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. 2. a. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . sabit olma. karar kıldı. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. baharat. syzygium aromaticum.sesi dissimilasyon ürünüdür. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu.] durma. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. 2. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. makam " karar. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. Karş.

köle kız [Uy. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. karbonat. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. kabuklu böcek.4. a. katar. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. karbonhidrat. kimyacı" karbon. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1.İng caravan 1.a. 1800 Joseph-Louis Preust. di+. hidr(o)+2 * Karş. karpit. a. 2. carbon. kömürleştirici cihaz. Fr hydrocarbure (karbonhidrat).odun kömürü ~ HAvr *kr. Fr. Kaş. ~ Port caravela a. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . [ xi] kâdaş/karmdaş .karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". kervan. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. 2. karavaş cariye. Kıp xiv] Tü karın " karın . Lat cremare (yakmak). yakıcı. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. 2. römork. saf kömür ~ Lat carbo. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). karbon. [T S xiv. İng hearth (ocak).494 187+] ~Frcarbone bir element. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. karbondiyoksit. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. 3. karbüratör. ^ y.< HAvr *ker-4 ateş.

çarpışmak) < k?arğu. " çehar * Karş. ~ Fr/İng cardi(o). eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. DK xiv] karğı/karğu kamış. quadr. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası.a. charge (yük). . çatışmak. kağnı ~ Kelt karros a. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. quartus (dörtte bir). çatışma Tü karu -e karşı. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. • İkinci hecedeki ses incelmesi. arbede. dörtlemek < Lat quatuor. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . -e doğru * Karş. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir.a. Hit karts (kalp). aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü.a. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık.a. * İng car (araba). Lat quadraginta (kırk).a. yüzleşmek). [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20.(karşılaşmak.(çatışmak. Erm sird.) karşılığıdır. İng heart. cord-.dört ~ HAvr *kwetwer a. beddua etmek Tü karu -e karşı.a. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. kardiyak EYun kardiakós a. Moğ k?arğuça.İng cargo ticari yük. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a.* Belki "aynı karından doğma" anlamında.a. bohça etmek.[viii+ Uy] lanetlemek. Alm herz. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. quadrum (kare).

3. karın/karnTü [Uyviii+]karına.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. a. 2. tutulan yol.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. arşın. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo .) sarıp toplamak. akuplman. zevce. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek.] 1. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. hiciv ~ İt caricatura a.a. * Kanada yerli dillerinden. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. bohçalamak. a. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . a.a. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. a. [TS xiv] yaşlı kadın. < İt caricare (yelken. uzunluk ölçüsü. a. ceviz kabuğu. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. [ xi] karı/karış 1. f. ihtiyar.a. 2. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. mantıki birliktelik. 2. yatak vb. ön kol. İsp carregar (karga tulumba etmek). kargo. * Aynı kökten Fr carguer. kabuk. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. eş. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. iki şey arasındaki bağlantı. kârid.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa.a. = Akad qarnu a. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. Karş. < EYun kâris.Fr caricature abartılı tasvir.a.a. eş. delil < Ar qarana [msd. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. qarn] çift koştu.

Alm.] karecik. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir.a. dörtlü. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. kare " kare . lütuf. yapışmak. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. 2. leş.[xiii Kıp. xv TS] kurcalamak. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık.a. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. ellemek. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. kavra.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası.biçiminin. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod.[xiii Kıp] elle tutmak. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. carn. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. t-zarafet. 2.] karecik. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. qarnabıT. sosyolog ~ EYun %ârisma. dörder. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. 2. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma.sevmek karkas kalıntısı. sevinç duymak ~ HAvr *gher. ~ Lat quaterni 1. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş.

karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o.a. kavga. # Theophrastos. yengeç. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. k?arğu. pafta. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . 2. hasım. Lat carina (ceviz kabuğu).(lanet etmek). harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . a. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. t. reaksiyon). karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt.. 2. Moğ k?arığu (karşılık.sert. cevap.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. * MÖ 2. yüzleşmek). at arabası imalathanesi. a. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı.a. çatışmak. filozof ve tabip. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. düşman (sıfat). ur. MÖ iv < EYun karkínos 1. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. Yun.(karşılaşmak. a.yengeç < HAvr *kar. çatışma (isim) [xi] -e karşı.

2. 2. . protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. belge.] kaba kâğıt. a. harita " kart2.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. el arabası. germek " kas- (= Moğ qasu. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. kısmak. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. kâğıt. arabacık. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. mukavva ~ İt cartone [büy. 2.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez.] kâğıt pusula.kısaltmak. 2. germek. içine barut doldurulan mermi kapsülü. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. tepe. [TDK 1944] kas adale [Kıp. karyola [NKemal1872] 1. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. Kıs. DK xiv] <Tükas-sıkmak. peron kartpostal kartı" kart2. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. kent = Fen qrt a. titretmek . dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. H. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. vizite karye köy.

< HAvr *keskesmek. kupa ~ Fa kasa çanak. a.İt incassatura tüfeğin kundağı. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. kale ~ HAvr *kas-tro. damga < Fr cacher bastırmak [esk. kasa kâse [ xiv] kâsâ a. ~ Fr cassette [küç. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. < İt cassa kutu " kasa . saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. kutu. kasaba < Ar qaSaba [msd. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer".] kesici. kın.yerle bir + Lat agere. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. a.] kutucuk ~ İt cassetta a. süngü . saf.a.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık.+ İt cassa kasa.] ~ Lat coactare a. tutmak. kutu. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. müstahkem yer. < Lat capere içine almak. temiz). a. 2. oturtma & Lat in. ~ Akad kâsu bardak. ilaç kapsülü. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. kesimci. & Lat co(n). hisar. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. kap. mahfaza ~ Lat capsa a. mühür. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. castrare (iğdiş etmek). kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. mahfaza " in+1. actyapmak " kon+. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık.

kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. kasuk (deriden yapılan tulum). askeri kamp ~ Lat castrum a.(titreşmek). bir ~ Fr casquette [küç. hışır. 2. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . 2. saksı.] bölen. en kısa yoldan hedefe yöneldi. çarpmak. kırmak ~ HAvr *kwst. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti.] amaç. testis yanakların iç tarafı * Karş. haşır. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı.yontmak.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf.sarsmak. Karş. kazımak. çarpmak. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. quass. hedefe kilitlendi. Kaş viii+] kasık . Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. saray (~ Aram qaSrâ a. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası.a. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile. bulan.) ~ O Yun kástron müstahkem yer. amaçladı kask [ xx/b] kafatası. kırmak kasıt/kast[Aş.[xi] yontmak. f.< HAvr *kwet. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. ETü kasna. kale. kaşık < Tü kaşı.darbe vurmak.] keşfeden. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. direkt. a.] hedefe ulaşan.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". saklı bir şeyi [Uy. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri". miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. kasım [Men xvii] 1.

tabakalaştırmak. Kaş viii+] kat-/kad. gaddarlık. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. acımasızlık. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. tasarlamak. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. 2. acımasızlık. içerme. üstüne eklemek. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. 2. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. hüzün < Ar qasâ sert idi. kapsama. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. sınıf.] saf. düşme. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. karmak. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür.] 1. kat2 [etm (nehir) geçme. katı olma. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. düşüş. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb. 2. keder. kalıba dökmek. zümre ~ Port casta [f. katılık.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. sertleşmek. kaderine çıkma.1.a. yukarıdan aşağı doğru hareket. katılık.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . dökmek.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. keder. ayrıştırmak.] kesme. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere. 2.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak.ayırmak. cas-a. rast gelme. 3.a.

bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. liste < EYun katalegö kaydetmek. 2. çözünme ~ EYun katálysis a. hokkabazlık ~? * 19. 2. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. log-zaptetmek. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. listeye yazmak. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. damlalar dizisi. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. kaydetmek " kata+. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5.] 1. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. şelale.a. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. fesat.ayrışma. catalyt.a. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. < EYun kathairö indirmek. defter. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . kervan < Ar qaTara [msd. lys-çözmek " kata+. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. birbiri ardısıra dizili şeyler. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse.

sandalye. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı.+ EYun e%ö seslenmek " kata+. şırınga / İng catheter a.eklemek. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak .fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir.] yazan. iddia etmek. et. koltuk.eklemek. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. heca & EYun kata. sertleşmek.a. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd.a. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak.a. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile.a. katışık < Tü kat. beraber "kat1. 2. < EYun kathédra 1. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. 2. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat.atmak " kata+. her çeşit makam. gerilmek " kata+. koltuk ~ HAvr *sed-râ. itham. sert.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. 2. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . daldırmak. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. karışık. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a.a. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. haşin. sağlam.

& Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı.sertleşmek. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. Güney Amerika yerli dillerinden. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. . genel. tütsüleme. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. kapsayıcı. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. dayanmak Tü katın. umumi" katil1.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare.a.000. zahmet çekmek " kat* Katla.katlan[mak <Tü [T S. ~ İbr/Aram qiTer buhur.000.000. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. Fr. 1.] damla ~ Aram qiTer buhur. ficus elastica. a. evrensel. a. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. tütsüleme. < Aram #qTr duman çıkarma.000. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. 2.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. katmer <Tü [T S. evrensel. katliam Ar câmm genel. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. sedir ~ EYun kédros a. a. günnük. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a.a. seyyah ~ Tupi caucho a. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. her şey " kata+.

kavil. boşluk. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2.] gezgin şarkıcı. oyuk. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. kuru. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi.] söz [Aş.a. süvari. kilükal.(kurumak). çömlek ~ Lat cavatus oyuk.yanmak. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. mağara ~ HAvr *kaw. kawıdan (oymak. dans partneri ~ İt cavaliere süvari. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. kav1. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. makale.a. yasakçı . dedi [Kut. oyuk. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. kofluk). makule. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. 2. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. oyuk ~ HAvr *kaw. okçu. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. bağırış [Kut.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. a. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. kuru-. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. 2.Ar qawwâs [#qws im. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi. içi boş < Fa kâw çukur. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. Lat cavare oymak. oyulmuş < Lat cavare oymak. kurum 1.< HAvr *keus.> kurı. oyuk. mukavele .: kurak. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd. kazmak). kavurTü kuru. Sans khá (çukur. boşluk). yay çeken.] 1.

düşecek gibi olmak. kaygı?.a. kayak1.a. sarp kayalık). varmak. Moğ k?abı (yan. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-.bitişmek. yanında veya yakınında olmak * Karş.basmak. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. yaklaşmak.] yay. eğilmek. ulus. kavim " kamet kavis qâsa büktü. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. [TS xiv-xix xiv] 1. k?abıra.a. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. Moğ kada(n) (uçurum. kayp-/kayk.(bir şeye veya bir yana) dönmek. kayaç YT " kaya . şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. kaypak. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay.içini boşaltmak. yakın. sıkışık durmak).kızartmak. bitişik). kayır-?. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. Kaş viii+] kağur.(sıkmak. [ xi] kawış< Tü *kaP. sürtünmek. kaykıl-. bükülmek. [CodC xiii] kay.bitişmek. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. Men xvi] kayp.] bir yerde yerleşik olan halk. [Arg.. sıkıştırmak). varmak. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır.a.ulaşmak. ayağı kaymak.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. kovuk. [DK xv] < Tü *kağ. a.yanmak. karıştıran. k?absı. sert olmak * Karş. tazyik etmek.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. içi boş şey. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. ateşte pişirmek veya kurutmak. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. kof. sapmak.a. < Tü *kaP. 2. mesane. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC.(sürtmek. 3.aniden ve sert bir hareketle dönmek. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP.

[ xix] kayğır.(pişman olmak.(oymak). Ancak z > y eşitliği problemlidir. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . Karş. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. tasa. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1. nedamet getirmek . yaşam boyu & Ar qayd bağ. a. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş.ix Uy). kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. Tü ka5m.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- . kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı.] a. " [Uy viii+] kadğur.xi "Arguca") = kaz-/kazı.birini himaye < Tü ka5ğu endişe.(kesmek. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". betula * Karş. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele.kaygılanmak. İnuit umiak (kadın kayığı). biçmek). erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. Moğ k?adu. -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. tasa. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. tasalanmak.

usare. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). köstek. koşul. 2.erimek. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. metal dökmek) * Ayrıca karş. pranga. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili.[xiv Kıp. bağ. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl. galeyan etmek. 3. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. kaynak <Tü [Men xvii] 1. 3.metal veya buz erimek.kesmek. DK] eğilmek. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. umursamaz. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. Julius Caesar Romalı devlet adamı.] bir şeyin yerine geçen. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. caes. sezaryen. bağlantı. yazıya bağlama. Moğ k?añda (özsuyu. f. bağ. Karş. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. 2. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası).Ar qayd [#qyd msd.[xiii TS. suyun kaynadığı yer. 2.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. ayağı kaymak.1. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. kaba et. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. zabıt [KT xix] lakayıt. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır.[xi] bir yana dönmek.] 1. ayak bağı. bağlama . katı = Tü ka5ır .

Karş. Ar qayTan (a. İng goose (a. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. ESlav gosy. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. < öz Casacco Kazak. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz.a. çukurlaştırmak " kaz- . kayyım/kayyum2 yönetici.oymak * Karş.). reddetmek. Fa gaz. kader.* Yun gaïtáni.] 1. kalıcı. yüz çevirmek. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. Moğ qaru. yargı. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer. bükülmek " kay* 16. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek.a. akıncı. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. [ xvii] asker. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir.a.a. 3.a. iade etmek. [CodC.a. tanrısal yargı. rendelemek). kadılık makamı. işten kaçmak < Tü kayt. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse. reddetmek. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. iade etmek. 2. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. çapulcu. asker. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. çukur. ölüm.oymak.[xiii Kıp] dönmek. bekçi. yargı çevresi. Alm gans. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. [ xx/b] 1. kısmet. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. 2. Eİzl gas. sıyırmak. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a. başıboş.). kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. Öte yandan Yak %aas (a.(kazımak.

[Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf. Kaş viii+] eçkü a.(katılaşmak. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd.] < Ar qa5ürat [sf. [Çağ xv] kiçâ * Karş. yapınca . servet. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır.a.] yargı.a.. ki5b] yalan söyledi. direnmek).viii).[Oğxi] keçi. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa. f. (= Akad kabâbu kızartmak.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ.] kızartma. kazık kazık Tü kaz.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. kazmak Tü * Kaz. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. Karş. keçi Tü [Uy. kâzip [msd. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. Moğ gaçuğu (kazık. . Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır.eşmek. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. direk) < gaçu.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. kirlendi kebap [Yus. kir. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a.] pislik. tez. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. qa5ar] pis idi.] yalancı. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-.

Rus kot/koşka. < İbr/Aram #kpp bükme. MS 1.keder kadara sıkıldı.] sıkıntı. el ayası. * Karş.). küfe. Alm kater/katze. Lit kate. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. xi Oğ). Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır.a. DK. garanti etti. garanti. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef.a. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet. kepçe. Karş. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme.] suçunu silme. EErm katu.a. 2. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı.].] bir borcu üstlenen " kefalet . Tü çetük/çetik (a. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. terazi gözü (= Aram kappâ a. bunalma < Ar [DK xv] .a. Lat cattus/catta. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. sandık [esk. yedekleme. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır.a. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. temizleme. İng cat. Aram/İbr %atül (a. kefen [CodC.a. kef kafa a. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. a. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ.a. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. avuç. ikileme. Ar qiTT/qiTTat (a. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. = Sans kapha a. kevgir.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. güvence < Ar kafala kefil oldu.] kefil olma. kâse.

fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. ruba kapmak. Fa kakij (roka). soygun < Havr *reup. İng rover (hırsız. dayı [Uy. kafatası). [ xx/a] aptal.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen.] kısa ve tutuk ses. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. elektrik. a. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. pepe. . Rus golyı (kel. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. [ xviii] yabani zahter.kapmak. zorla almak = OFa röp zoralım. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. İng rob (çalmak. bön ~ Kürt keko ağabey. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. soygun yapmak). keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. [Men xvii] kekeği. f. kafatası Aynı kökten Lat calvus.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. yarpuz. [Men xvii] ekşi. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. çalmak. talancı). Karş.

ağrı.]tamveolgun olma. tekâmül. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. ikmal.kelam [Aş. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. mükemmel. 2. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. kavis. tekmil keman . hastalık. a. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. söz. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. noksan. bahadır. [Yus xiv] yay.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. kâmil.Fa/OFa kaman yay. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. olgunlaştı. ıztırap. 2. tekemmül. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. mütekâmil.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. eksik. Yus xiv] söz konuşma. f. kemal.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. 10. keler keleş kelime şey.] 1.

bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi..kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. kuşak. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi.] 1.a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . kemer [Aş.a. kucakladı.a. bel. tonoz ~ EFa kamara. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. kısa yay. mimaride kemer veya kubbe. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich.a.).) kenet [EvÇ. Alm. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.] korunak.a. a. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye. ~ Fa kanar kıyı. helâ < Ar kanafa [msd.kavis.a.sivri. terapi * Karş. 2. = Aram kanspâ a. 2.sert bir şeye diş geçirmek. 2. Fr chimiothérapie (a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1. 3. bele sarılan şey. Hindistan'da bir ülke.a. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh. = Ave kamara. sığınak. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm. kenar a. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. diken. (= Ave karana. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kanf] kanadı altına aldı. kıtırdatmak? < Tü kemür.a.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. ~ HAvr *kannabis a.] miktar.a.a.a.

a.beş ~ HAvr *penkwe a. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği. kenger enginar kent kanthâ a. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd. kaban. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. Fa kanab. 2. Karş. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. istemeyerek veya iğrenerek yapma.). Alm hanf. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir.a. soyluluk belirtisi. cömertlik. Rus konoplya (a. hizmet.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. a.a.) Farsçadan alıntıdır. 2.fiilinden. Bak. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. haşarı çocuk boynuzlu.* Aynı kökten Lat cannabis. a. Ar qinnab (a. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat .] 1. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. mekruh olanı yapma. quint. yüce davranış.Ar karâhat [#krh msd. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma .] 1. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. İng hemp.

kerim. apium graveolens = OFa karafs a. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır. kerime.a. kerat. soylu. defa kerem [Aş. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd. ikram. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği).kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. kerem. deniz böceği.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . " korna * Karş. karabid. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf.] cömert hanımefendi. soylu hanım < Ar karım cömert. kereviz [MŞ xiv] kerefes.< HAvr *ker-1 a. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. kerh iğrendi. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem.[küç.] a. lağım " geriz . Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. cömertlik < Ar karuma soylu idi.a. = Aram ksrepsâ a.a. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu.] iğrenme. [Kut.a.] soyluluk. < EYun kârabos 1. karr/takrâr] geri geldi. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. [ARasim 1897-99] . [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo).a. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür.Ar karîmat [#krm sf. 2.a. istakoz. yüce gönüllülük. f.a.] cömert. kerat. ~ HAvr *kers-s.] tekrar. keramet.

kelpetin . lacerta nilotica [MŞ. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. karkama (kuyruksallayan kuşu). DK. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. matematikte [ xi] kert. kilise < EYun kyrios rab.a.a. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. tavuk) * Karş. kerli ferli kuvvet. sarınma [Men xvii] kereke .Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. a.kuş. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". oynaş ? xvii). < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır.) ile ilişkisi üzerinde durulabilir.] defalar.dört" kare kertenkele sürüngen. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. celadet + Fa far parıltı.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . katar ~? Akad %arrânu yol. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. Fa karkar (bir tür güvercin). kıskaç. [Men ] kelbetln vulg. 2. karkarak (saksağan). tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. çeyrek. miss.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. varan. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. Yun krokódilos veya lakérta (a. 211-217) lakabı. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. Yus. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma.gedik açmak. yolculuk. quatr. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. özellikle ticari yolculuk. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa .

) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş.) Orta Farsçadan alınmıştır. kırıntı.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a. [TDK 1955] bölük. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş. bölge. = Akad kîsu a.a. anıt.a. örtüsünü kaldırma. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır.a. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.a. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. torba.] 1. Erm ksag (a. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş.) * Ar kıs (a. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a.a.] ortaya çıkarma.a. 2. 2.a. (= Aram klsâ a.]. . şeyh. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd. yaşlı kimse. kırık.

a. 2.] a. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. a. yönetici" hüda .] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. 2. İng chestnut. ev işlerini idare eden kişi. a.a. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. oyuk. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. a. Karş. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. kurutulmuş yoğurt. hücre ) + Fa %udâ efendi. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". a.oda. kurut. Fa kaşkab (arpa suyu). çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. ~ Akad kitüm a. teksir kestane E Yun kástana [f. * Karş. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. = Ave kata. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti.a.] a. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. ~ Aram [ xx/a] ked çentik. bir şeyin alt kethüda [Aş.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n.] elde etme. kesret. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. kaşkma (arpa ekmeği). rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. < Fa kaşk a.

] namazda Mekke'ye dönme. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. Karş. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir.a. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın.ile yazımına 20.] büyükler.Fa tez âb keskin su. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd.] nasıllık. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M.ketum konuşan < Ar katama [msd. 9. ruh hali. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ . ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere.] sır tutan. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a. katm] sakladı. keyif/keyfiyi ruh hali. defa < Tü ke/ke5 arka. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. boyun eğdi" kabul kibrit a. yy'da türetilmiştir.Ar ka5a onun gibi. geri" . kalite. asit" tiz. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap . ~ Akad kibrltu a. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. a.Ar kayf [#kyf] durum. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. " gavat * -ş. kevgir + Fa gır tutan " kef. a.] büyüklük. böyle < . [LO.

Akad qıru (zift. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd.] çıkrık. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. çok eski olma < Ar qadama [msd. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. 2. bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. 2. a. katran).] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. etmek.yapmak.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. kiler < Lat cella hücre. ayak. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1.< HAvr *kel-2 kapatmak. hücre ~ Lat cellarium mahzen. mahzen. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. örtmek. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. oda ~ HAvr *kel-nâ. eski olma) kifayet yetişme. önce gelme. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo.] daha eski olma.] yetme. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. gizlemek . gırtlak. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1.

klarnet * Karş. örtmek ~ HAvr *klâu. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. kilit [Kaş xi] iklid .] bir şeyi örten zar. kavilya kilo/kilogram [Düs I. davranış.(kapatmak). Alm keller (kiler). gram ~Fr kilometre [Düs I. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). kıyafet. yy'da tesbit edilmiştir. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir.a.4. kloz. kleid. Bak. = Akad qilpu a. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. = EYun kleïs. Fr cellule (hücre).a. a. Ar kanısat (kilise) < Aram. klavye. belki clavus (çivi. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak.4. İng cell. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. metre . clavis (kilit).a. EYun kálymma (a. örtü (= Aram qslâpâ a.a.a.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. occulere (saklamak). derinin dış tabakası. kilim [Gül xv] . < EYun kleiö kapatmak.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+.* Aynı kökten İng cellar. klozet. kurultay. [ARasim 1897-99] . Türkçe kilise biçimi. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.499 187+] kilometro .a. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. * Aynı kökten Lat claudere. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. adap. töre. kle Lat clavus : civata. claus. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. Lat celare. yatak örtüsü. yüksek sesle çağırmak " ek+. civata). oklüzyon Lat clavis : klavsen. Aramice biçim en erken MÖ 6.) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. a. EYun kalyptö. [İdr. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit.a. kapalı olmak. hal ve hareket. klitoris Lat claudere : eksklüsif. huy. klostrofobi.

kilükal dedi". * Ar kammun/kamnun (a. KIVIR. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. Yus xiv] ~ Fa km garez. kimya. cuminus ~ Aram kamuna a.kan bedeli ödemek. ~ Akad kamunu a. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. a. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a.a.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ.< HAvr *kwei. hüviyet < Ar huwa (kim).) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. a. Mısır . -cı" kimya. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . cereme). kimyager kimyager edinen. a. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke".Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. kısas. kin [Aş. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. KIPIR. kara büyü.

belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek). kısmak. [T S xiii xiii] kökünü kazımak. kır1 Tü [ xi] kır deşt. kıt (kısık). beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy. bozkır. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. kısaltmak.kına [CodC xiii] hınna." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç.kral. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi. pislik kır[mak Tü [ xi] kır. kırmak. [LO xix] alay etmek. eziyet Tü kıy. ıssız yer . soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir.).a.(a.a.a. öldürmek.kesmek.kökünü kazımak. boğ-. hicvetmek. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. *Kı-/*kığ. yoketmek. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a.(burmak).oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür. kesmek. [ xx/c] ayıplamak. büzmek * Aynı kökten kıs. kığır. aşağılamak. 2.< HAvr *keis. kış (kısılma dönemi). < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. Karş.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1.] dolaylı anlatım.cezalandırmak. katliam etmek < Tü *kı. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına.doğurmak ) + HAvr *ing.

kökünü kazımak.İt grande büyük. ceratonia siliqua.a. yüce. kırçıl + çil" kır2. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır. alaca. keçiboynuzu. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli.a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer.a. a.a.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.a.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. -t.a. Fr cerise. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. = kireç Akad gîru a. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd.] okuma < Ar qara'a okudu .] a.] "küçük boynuz". < EYun kéras.a.Aram #qr' çağırma. a. bozkır [ xi] kırağu a. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. İng cherries < Lat cerasus (a. ~ ? * Alm karbatsch. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari.a. ~ Fa girac a. ~ Sumer gir a. yüksek sesle söyleme. tuğla < EYun kéramos a. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd.a. yakma " karbon . kıraat.] su tulumu [Men xvii] a. ~ HAvr *kers-mo. 2. keçiboynuzu çekirdeği.< HAvr *ker-4 ateş. a. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? . kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek.). Karş. = Aram gır a.

larva. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme .makasla kesmek.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. . pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir.kısaltmak.ekinin işlevi açık değildir.a.kesmek. < Tü *kı. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk.a.] a. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir.ve kırp. buruşmak. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). özellikle cildin buruşması. 2. cilve yapmak < Tü kır.kesmek " kır* Kırk. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. Çağ xiv] kıp. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. İng crimson (koşnil kırmızısı). kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. argoda < Tü kır.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir.kiriş Tü [Uy. [LO xix] kırp. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk." kır- * -ıt. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak. Kıp. kıro çocuk. a. a.göz kapağını kapamak. Karş.Yun/EYun gyrisma.makasla kesmek.döndürme. t. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker. [TS xiv-xvii. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir.biçimleri. kısmak " kır-r.

a.kısmak. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. kırbıktiken (kirpi).] bölüm. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. kırt onom = Tü kırç kesme sesi.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp.]. değersiz.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. 2. daraltmak < Tü *kı. yaz < yay. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir.kısaltmak. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. kıt.a. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş.] ödeşme. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. onom < Tü *kı. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap.xv+). qasm] böldü. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . hisse < Ar qasama [msd. kısmak. Karş. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . a. hesaplaşma. hasis. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a.(açılma mevsimi). kesti. ehemmiyetsiz.kesmek. kış2. biçare.a. azaltmak. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. kimse ~ Ar qism [#qsm msd. kırmak. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ. 2. kırptı.

haykırarak saldırmak.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a.a. kıt. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir. kısmet [Kut. [TS xiv.Ar kiswat [#ksw msd. maşa Tü [Uy viii+] kısğan. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom.) .kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki.hırlamak. esirgemek. terazi ~ Aram qssTâ . [Men xvii] kisbet (vulg.] hikâye < Ar qaSSa [msd.cimrilik etmek. guşnı (çiftleşmek. Fa guşn (hayvanların erkeği). Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası.a. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. giysi. dişiye varmak). bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek.öfkelenmek.] * Karş. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. 2. Aş xi] pay pay. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd.] kıyafet. hasis.

az " kıt kıvam direnç. a. değersiz & Yun katö aşağı. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. belge. kesim. Gül xiii] kızlık kıtlık. kitap [Kut. [LO xix] minder dolgusu. kumpas) sözcüğünden. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. kitap < Ar kataba [msd. Aram qaTaw (keten). pahalı. şiirde kıta. kıtlık <Tü [T S xiii. pahalılık. düşük + Yun pión nitelik. kıt. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. [ xi] kız az bulunan.] duruş. < Tü *kıı. dikiş dikti. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. raptetti. bucak. coğrafyada kıta. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd.kisve Ar kasa giydirme. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. raptetmek" olup. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. kısım.a. kitaba] 1. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. kaba keten. kuraklık < Tü kız kıt. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. . bağlamak. [Kıp xiv] kıt/kız a.] mukatele. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. 2. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis.] giyim.kesmek.] parça. giysi. eli kıt. bağladı. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. kısmak.] yazılı şey. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. alçak. Ayrıca karş. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk.

[LO xix] bükülüp kıvrılan. dikilme. [LG 188+] güzel. takip etme. direndi" kamet kıyamet [Kut. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. kısmak. < Tü *kı. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi.hasislik etmek. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu.kesmek. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt. < Tü kıvır. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır.a. [DK xiv] kıvur-kırmak. yakışıklı (argo) < Tü kıy. burulmak < Tü kıvır-bükmek. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. gaddar. öldürmek Tü *kıı. 3. kısmak. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı.] 1. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü.kesmek. kırmak.] 1.kısmak.. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. ayağa kalkma. 2.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. . sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. [TS xv xv] eziyet etmek.] ayağa kalkma." kıy- kıyam [Kut. kıvrak 1 nazik. iz sürme. 2. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. [ xviii] buruşuk. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. bükmek. şerare kıvır[mak Tü burmak.

oranlama. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. [ xi] kızlamuk a." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. bakire * Karş.viii+ Uy.ateşte ısınmak. xi. kıt . [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. kırmızı olmak. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma. "Henüz doğurmayan. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh.a. Bak. Aş xi] değer. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. kızarmak. xiv Kıp). kıt." kız- * Etimolojisi açık değildir. az. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır.xiv Kıp) < kır-. verimsiz" anlamı düşünülebilir.kıyas [Kut. nicelik < Ar qâma durdu. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç. ölçme.] kıymet [Kut. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir.] ölçü. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co.eki açıklanmaya muhtaçtır. Tü kıs/kız (hasis. firması. eli sıkı. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. < EYun klazö bağırmak klan aşiret. Tü kırı/kırağ (a. < Tü kız." kıy- * -tır. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. kıvamlı idi. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. kız çocuğu. . .(kesmek).. kesme). kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. Karş. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. Amer." kız[DK xiv] erkek çocuk.a.

klavsen & Lat clavis tuş.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri.] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. # y. memur. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak).(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. 2. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". zil" kle. tasnif edici. 2. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1.a. askeri sınıf < ALat clad. sınıf. bir göreve adanmış kişi. 2.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. av borusu < Lat clarus 1. Denner. 2. EYun kaleo. küçük kapalı grup.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. seçilmiş. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. claim (iddia etmek. açık.]. 2. ses çıkarmak . memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. 2. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1.C. İng call (çağırmak).klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. üst sınıfa ait [esk. 2. kilit. özellikle üstün sınıf . birinci sınıf.< HAvr *kels-2 bağırmak. derece. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. berrak. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. dava etmek). piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. ALat cladere (çağırmak). sınıf sistemine ait. yüksek (ses). tertip. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek.]. 1700 J. 2. seçkin. gürültücü kalabalık [esk.] a. Lat calare.

Rus zlaty (altın).kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. 2. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. hesap kapatma. glisten. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı. kampana.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. fobi . iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. 2. İng glitter. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. çan. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. fragman. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. Ball. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. İng gold. 2. a. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole.a. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. İng. İtal. kapalı olmak. kimyacı < EYun %lörös 1. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak.] mandal. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. glow (parlamak). a. İng gall (safra). kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. açık yeşil. İng.]. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). altın sarısı [esk.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. parlak. hastane ~ Alm klinik a. berrak.sarı. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. Fr.a. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. gleam. t. sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. Fr. claus. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça.

büyümek " kon+. inmek). dökmek). (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . Ermenice sözcük 5. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur.birlikte büyümek. coalit. a. . Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. < Lat coalescere. belki kuz (gölge.= ku5-/kut. yy'dan daha eskidir. Erm oç'%ar (koyun). kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod. karanlık).(karşılıklı komak). alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. Karş.(indirmek. yy'dan itibaren yerini ko5. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi.] retorikte cümlenin kapanış bölümü.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere.> koy. ko5-/kot.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. koş. bir tür büyük araba. • Aynı kökten kon. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı.biçimine bırakırken. güç birliği ~ Lat coalitio a. koymak. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak.kapatmak ~ HAvr *klâu.(kendini komak. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. claus.indirmek. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş. 2. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. bırakmak. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. a. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. hüda.kökü 9. hoca.

Karş. +men1 * Karş. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. şişirmek. Karş. codic. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. içini boşaltmak. kof).1. oymak.koç. yürekli. koca. 2. EYun koûfos (içi boş.büyük defter. 2. evlilik yoluyla akraba. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. * Nihai kök *kaP. büyük defter. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral.1. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. hapishane kümes. ağaç kütüğü. cödic. çürük 2.koçak <Tü [TS xiv] 1. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. uşak. Fa kâw (oyuk. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. dans eden genç erkek küçak küçük.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. codic. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. genç. yavru. kav2. çocuk. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. boşluk). civelek. 2. yiğit. kocaman. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. kâwak (kof) < HAvr *keus-. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. Lat cavus.olup. kabadayı. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür.

elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . kovuk (= Moğ qoğusun vakum. tokmakla vurmak.vurmak.koku vermek.gitmek " kon+.dövmek. Alm.a. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. [T S xiv] koku almak. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte.] 1. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. ezmek ~ HAvr *kop. çiğnenmiş < Fa koftan. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. kasa ~ Lat cophinus a. kös. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe. kesmek. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür. kök. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. it. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök .a.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. ^ 1856 Albert Niemann. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. kok[mak Tü [ xi] kok. küçük kasa veya sandık. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek.a. 2. karşılıklı + Lat ire.birlikte. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a.

horoz döğüşü ringi. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. 2. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. 2. mısır * Belki şeklinden ötürü. kırmızı. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. dikenli mersin. sağ ve sol taraf. argo) ~? Arn kokërroz mısır. ordunun sağ ve sol kanadı . kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. ön uzuv. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. Men. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1.] "küçük dişi horoz". tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. 2. abies. LO xv] kokula-. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. el. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. orta * Nihai kökeni belirsizdir. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. tohum.

toplamak & Lat con.seçmek. fırsat kol. yapıştırıcı * Fr colle.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. istek. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. collect.xi. < Lat colligere. biriktirme ~ Lat collectio a. dilemek * -ay eki. -ive toplu.bir yere + Lat legere1. lejyon kolektif Lat colligere. dilek. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. . kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. a.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif. 2. maaş. isteğe uygun olan şey. ayırmak " kon+. xiv Kıp). Tü kölük (yük hayvanı . köle -7 * Karş. collect.].kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. collect-" koleksiyon kolektör colligere. [TS xvii] kölemen a.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. şans. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l. 2. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. lect.a. tutkal. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. lonca. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret.[viii+ Uy] istemek. hizmetçi. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. Kıp xiv] kolay 1. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır.

a.HAvr *kwel. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a. 2. ~? HAvr *köl-o. ekip biçmek . koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme.] < İt collo 1. işlenmek üzere açılan arazi. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk.toprağı işlemek.a. sütun ~ HAvr *kol-umnâ.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu". sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". locut. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ. müzakere < Lat colloqui görüşmek.a. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen.a. taraf" kol koloid tutkal" kola2.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. ~ Lat colonia tarım işletmesi. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak. ekip biçmek. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma.toprağı işlemek. boyun. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent. cult. tekerlek mili). < Lat colonia koloni" koloni .a. yoklamak < Tü kol dolaş. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. koloni < Lat colere. yüksek nesne.a.

bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. kumanda.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. operada bir söyleyiş tarzı.]. renklendirme. hayvan barınağı koma t. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. ikişer " kon+. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. 2. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. . boyunluk~Lat collare boyun halkası. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. yayla barınağı. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. bi+3 kombinezon 2. ikili bileşim. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo.ahır. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1.

birbirine uymak & Lat con. eğlenceli. [ 190+] 2.görevlendirmek. kafile < Lat comitare yoldaş olmak.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. yol almak " kon+. miss. büfe < Ven còmodo ölçülü.a. tepmek " kon+. festival. bir işle görevlendirilmiş heyet.sıkmak. dernek ~ Fr committé a. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap. & EYun kömos köy eğlencesi. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi.a.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek.a.ile + Lat mittere. < Lat commodare aynı ölçüde olmak.göndermek " kon+. pact. kullanışlı.bir araya + Lat pangere. commis. otel hizmetçisi < Fr commettre. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1.Fr commission 1. yy sonu ve 20. & Lat con. a. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19.a. [Tarik 1885] aracılık ücreti . ~ EYun kömoidia a. pakt . commis. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1. compact.a.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. encümen ~ Lat comitatus maiyet. gülünç. < Lat compangere.sıkıştırmak & Lat con. commiss. kakmak. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I. 2. bir işle görevlendirilen kimse. 2. pratik ~ Lat commodus a.a.2. a. emanet etmek ~ Lat committere.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a.

bestelemek ~ Lat componere. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.a.birbirine katmak. bitirmek & Lat con.İt composto 1. < Lat complere. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. karışım. Alm.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+. hoşaf~ Lat compositus [f. tamam ~ Lat completus a. talan < Lat compilare yağmalamak.doldurmak.bir araya + Lat plegere. karmaşa. composit.a. karmaşık (sıfat).a. rulo haline getirmek & Lat con. " kon+. composit.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. meyve veya sebze karışımı. 2.koymak " kon+. bileşim. sarmaşık. bir araya getirmek. kucaklama & Lat con. birleştirmek.< HAvr *pels-l a. derleme ~ Lat compilatio yağma.a. nezaket göstermek < Lat complere.katlamak. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. a. Çin'deki Portekiz ticari . 2. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. bükmek. [Bah 1924] kompot . 2. tamamlamak. örmek. karışık reçel. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. inşa etmek. burmak. posit. a.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. & Lat con. plex.beraber + Lat partire bölmek " kon+. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir.a.beraber + Lat petere koşmak.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. sarmak " kon+. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. yapabilen ~ Lat competens.bir araya + Lat ponere. sarmak.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. görevi yerine getirmek. ganimet almak & Lat con. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk.]. complet. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . t. katlamak.

] kamuya ait olan şey. Alm gemein (müşterek).6. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. Akad gumaru.konaklamak. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. . & Lat con.a. press.a. 2. sıkıştırmak & Lat con. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. yardımlaşmak. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak. tedarik etmek.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. gemeinde (komün).halk meclisi.basmak. bir bilgi veya yazıyı birine iletme.+ Lat parâre hazırlamak " kon+. umumi. 2.+ Lat putare saymak " kon+. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. sıkmak " kon+.a. Karş.a. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. belediye. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. hazırlamak. imece (~ HAvr *moin-es. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti.1289 1873] sıkıştırılmış ürün. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. alışveriş etmek < Lat commünis ortak. edinmek & Lat co(n). komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1. ikamet etmek " kon< Tü konış.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. < Lat comprimere bastırmak. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a.+ Lat premere. sıkıştırma ~ Lat compressum a. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak.

a. 18. dük kondüktör [Düs I. kuş kondu. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. & Lat con. kanal ~ Fr conduit a. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. [ xx/b] koyulmak < Tü ko. konaklama yeri. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. 2.değiştokuş eden. & Lat con.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. bırakmak (= Moğ qonu. konaklamak. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. yerleşmek. conduct-a. a. şart. a.koymak. menzil < Tü kon. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. bazı sessizlerden önce düşer.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1.söylemek " kon+. mesken. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı. bir ve eşit olma.487 187+] şimendifer memuru.kendini komak. a. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. sıkma. Lat concertare (çarpışmak.4. birlikte müzik yapma. * Dudak sessizlerinden önce com.bir araya + Lat ducere. duct. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. dansite kondisyon [ML xx/c] takat.) Türkçeden alıntı olmalıdır. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz.a. mevcut şartların tümü. dict. yönlendiren " dük . < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. 2. sıkışma ve yığışma. durum.a. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. kon[mak Tü [ viii] kon. koşul.ikamet etmek. bir yerde durmak. bir yere götürmek. ikamet etmek. kural kondu (= koyuldu). < Fr conduire taşımak. a.sevketmek " kon+.+ Lat densus yoğun " kon+.biçimini alır. konak Tü [Uy viii+] konuk 2.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. yerle bir olma.a.beraber + Lat dicere. Karş. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. 2. yönetmek ~ Lat conducere. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey.

lat-getirmek " kon+. takviye etmek.gelmek " kon+. a. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+.yapmak " kon+. . hazır giyim.bir arada + Lat facere. hazırlama. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. rahatlık < Fr conforter teselli etmek.bağlamak " kon+.+ Lat fortis güçlü " kon+. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. & Lat con. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak.bir araya + Lat ferre.birbirine + Lat nectere. ~ EYun könos 1. teselli. gress. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. a.bir araya getirmek & Lat con. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey.bir araya gelmek & Lat con. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak.+ Lat firmus pek " kon+. confect. nex. a. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. cinsel birleşme < Lat congredi. 2. 2. 2. & Lat con. çam kozalağı. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. buluşma. 2. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı. pişirmek & Lat con.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. fact. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. bir ucu sivri nesne. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a.] < İt confetto her tür şekerleme. onaylamak & Lat con. kotarma.bir araya + Lat gradi. hazır şey. rahatlatma. toplantı ~ Lat congressum toplantı. form konglomera [DTC 1943]. müşavere < Lat conferre.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. collat. kotarmak. & Lat con. a. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. congress.

yürek. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme. < Lat concordare anlaşmak. hissetmek " kon+.birbirine bağlamak. cord. a.beraber + Lat cor.a.birlikte + Lat gerere. gest-kılmak " kon+. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. kav2 konken [ xx/b] kumkam.a. parçalamak & Lat con. mutabakat < Lat consentire. bir yere toplamak & Fr con.beraber + Lat genitus doğmuş. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu.aynı yere toplamak. iunct. gönül" kon+. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. anlaşma ~ Lat concordatum a. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak.+ Lat cavare oymak.koşmak " kon+. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. coniunct. sıkışma < Lat congerere. < Lat concurrere birlikte koşmak. remi ~ İsp conquian a. congest. içiçe geçmek. birikmek & Lat con. < Lat concavare oymak.bir arada + Lat crescere. sansasyon . akıl.vurmak.duymak. çarpmak." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak.bağlamak " kon+. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. coniunct.büyümek " kon+.beraber + Lat currere. içe doğru bükmek. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma.beraber + Lat sentire. çukurlaştırmak & Lat con. yarışmak & Lat con.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con.beraber + Fr centre merkez " kon+.+ Lat quatere.a.bir araya + Lat iungere. balta girmez olmak & Lat con. içini boşaltmak " kon+. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun. cret. görüş birliği. quass. razı olmak & Lat con. çukur ~ Lat concavus a. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir. (ağaç) birbiri içine geçmek.mutabık olmak. denk getirme & Lat con. sens. consens. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. doğan " kon+. curs. kırmak " kon+.

mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. tutmak " kon+. 2.bilmek " kon+. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. not.< HAvr *kels. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. genel toplantı.almak. bilmek ~ Lat cognoscere. kent başkanı. korunmuş. < Lat concipere. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. kavramak. devretmek ~ Lat consignare 1.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. bir belgeyi mühürlemek.]. toplama. 2. koruma yeri. hamile kalmak & Lat con. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. meclis & Lat con.a. bir araya çağırma. hizmet etmek " kon+. " kon+. a.+ Lat signum mühür " kon+.bir araya + Lat capere. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. muhafaza edilmiş. 2. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. ~ Lat consul danışman. cognit.a. concept. gözkulak olmak.a. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. desteklemek. . serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek. 2. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1. tasdik etmek. 2. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1.a. müzik dinletisi ~ İt concerto a.a. teselli etmek. teyit.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. capt. 2.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo.+ Lat servare korumak.içine almak. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. & Lat con.a. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. teyit etmek. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. müzik okulu < Fr conserver korumak. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1.a.

~ Lat contextus bağlantı.a. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f. consumpt.yutmak. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma.a.a.]1. tüketme.kura. tüketici (kadın). irtibat.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. birlikte ses veren. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. < Lat construere.a. tüzel kişilik < Lat consors.dokunmak " kon+. uyumlu.+ Lat emere. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors. yapı.tetkik etmek. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. bitişmek. tact. comit. < Lat contingere. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. text. 2. 2. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes.inşa etmek & Lat con. uyumlu olmak & Lat con.dokumak " kon+. görüş alma < Lat consulere. sort.bir araya + Lat struere. emptalmak ) " kon+. sub+.a. tekst . tüketmek & Lat con. construct.a. danışmak.beraber + Lat texere. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. dikmek " kon+. tüketim.yiyip bitirmek. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. < Lat consonare birlikte ses vermek. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. & OLat con. yutmak. içmek (& Lat sub. -t.temas etmek.sıkarak + Lat sumere. t. inşaat ~ Lat constructio a. 2. consult. context. sumpt. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. contact. talih " kon+. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1.bir araya örmek & Lat con. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". structyığmak.ortaklaşa bir mala sahip olan. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. teselsül < Lat contexere.

2.beraber + Lat tractare gütmek. şans talih. zincirleme < Lat continere.durmak " kontra. özellikle futbolda " kontra. a. kota ~ Fr contingent kısmet. content. denk gelmek " kon+. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan.çekmek. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. a. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . nota dizisinin en pes perdesi. tract.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. kapsamak ~ Lat continere. < OLat contra-stâre karşı durmak. defter " kontra. kısmet & Lat con.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı.karşılıklı + Lat tangere. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. içine almak. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. pay. ped-" kontra."rast gelen". content. ters / Fr contre a. ortaklık kurmak & Lat con. sürmek " kon+. a. ambar < İng to contain tutmak. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. bir et kesimi " kontra. depo. rulo . atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu.tutmak " kon+. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. zıt. sürdürmek < Lat trahere. tent. tact-dokunmak. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. sürekli. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. < OLat contractare birlikte yapmak. bas1 kontrafile karşısı".bir arada tutmak & Lat con. t. stat.bir arada + Lat tenere. resmi belge.

yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. convectyanısıra sürmek.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek.yığmak.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. Fr thèse < EYun tithemi (koymak). convent. < Lat convenire.fiilinden -iş.bir araya gelmek. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. a. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. buluşmak. yy'dan sonra danış. kenar hattı ~ İt contorno a. dönüştürmek ~ Lat convertere.bir araya + Lat venire. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. buluşma.fiilinin yerini almıştır. vent. komşu olmak. konaklayan kimse. Karş.gelmek " kon+. vect.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. convers. toplantı. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1. konuşmak < Tü kon." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. tümsek yapmak & Lat con. döndürmek " kon+. versiyon . kemerli. [T S xvi xvi] mükaleme etmek." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. dost ve yakın olmak." kon* Kon. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. convectkubbeli.ikamet etmek. uygun bulmak & Lat con.+ Lat vertere. < Lat convectere. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. dışbükey ~ Lat convexus a. vers." kon[CepK 1935] mevduat.a.sürmek. misafir < Tü kon. convex. tevdiat. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. konuşlan[mak < Tü kon. gecelemek " konYT < Tü kon. taşımak " kon+. 2. a.a. & Lat con.dönmek " kon+. a.bir arada oturmak.

Arn kopil (a. Bul/Sırp kopça (a. a. taşımak. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . kopil oğlan. & OLat con. kulp (= Moğ tobçı düğme. tanzim etmek. gelmek.Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı. ~ YLat coordinatus a. yy'dan önce ender rastlanır. kervan < OLat conviare eşlik etmek. köpek Tü [Kaş. [EvÇ xvii] kopçak düğme. ordinat-düzenlemek. Fr. İdr xi] köpek a.a. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek. sıraya koymak " kon+.a. yanısıra gitmek [esk. düğme.]. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. çırak Karş.beraber + Lat operari işlemek " kon+. aktarmak ~ OLat conviare a. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. özellikle iri köpek. Sırp kopil. # 1656 René Descartes. convoglio] aynı yola gidenler.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. Fr coordonner. meme ucu. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. matematikçi ve filozof & Lat co(n). işbirliği yapmak & Lat co(n). kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. a. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a. kop[mak Tü [Uy viii+] kop.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . kabarmak " köpük * 14. Karş. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır.beraber + Lat ordinare.) Türkçeden alınmış olmalıdır. başlamak. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. a.a. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça .. a. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür.kopmak.şişmek.

2. [LO 187+] gayet enli kalın kordela . Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.Fr cordon bleu "mavi kurdele". köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri. correct. doğru " kon+.a.a.< HAvr *kerd. Karş. kabarık < Tü *kö. ip. şişik. kalın örme ip. iskambilde kalp işareti~Lat cor.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. kalp.a.a.düzeltmek < Lat rectus düz. corpor. ilişkilendirmek " kon+. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent. gönül ~ HAvr *kord. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. tecrit hattı ~ İt cordone a. a. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru.ile.a. & Lat con. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. kabarık . şişik. 2. relat. bünye ) " korpus. düzgün < Lat corrigere. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a.Fr cordon 1.vücut.(yürümek). kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17.şişmek. köpük Tü *köP-/keP-2 a. 2. beden (~ Lat corpus. 2.viii+ Uy). " gebe [Uy viii+] köpüg a.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim .birbirine + Lat referre." köpür- * Köpür. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. akıl. ETü köp (iri. 1.]. cord. bağırsaktan hapılan sicim.kalp. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır. 2. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur. diplomat [İM69 187+] . < Tü *köp. relatif kordon .şişmek. seçkin adam.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut.geri götürmek. Tü köpür.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a.1. Karş. < Lat chorda sicim. soylu [esk.

Tü *kor(ı)-k. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a.kucak * Lat colpus > İt golfo.(sığınmak. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1. +inç * -in.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. 2. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. bir orkestra çalgısı " . kayıt" hora. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır.a.< HAvr *ker-1 kafatası.a. boru. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. koy ~ HAvr *kwelp. boynuz. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere. İng gulf (koy.korunmak istemek? " koru- * Karş. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. 1. Moğ qorğuda. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . açı. hapsetmek). borazan ~ HAvr *kr-no. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte.a. boynuz şeklinde olan şey. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç.] "küçük boynuz". köri . gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. korku (isim) < Tü kork. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. curs." kork-. Fr.(kuşatmak. 2. kapamak. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro.Lat cornu boynuz. saklanmak) < qorı.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork.

Amer. yaz ürünü. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın.avlu. 2. dans topluluğu. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. kısa). cortic. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. cohort. engellemek) . 2. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. beyin zarı ~ Lat cortex. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. saldırı ~ Lat cursus a. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç.gövde. hapsetmek. kapalı alan." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. İng shear (kesmek).avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. saray. a. cortic. scar (yara. taca ilişkin. ~ E Yun %oros 1. corpor.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul.ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. beden.iç avlu. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. dans. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). shirt (gömlek).bir organın dış zarı. hayat & Lat co(n). Ger *skeran (kesmek. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. score (kesik). corpor.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a.çitle çevirmek. çentmek). beden ~ HAvr *kwrep. hükümdara ait av sahası < Tü korı.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. 2.gövde. short ("kesilmiş". a. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. kuşatmak. kesik).

[Men xvii] at koşumlamak. ~ OFa göşag a. ezmek.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k. bent " köşe. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. a.a. . kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe. tokmakla vurmak. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir.(kabarmak.dövmek.a. Moğ kögerge (körük. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü.birleştirmek. çalımlı. a.[viii+ Uy] istemek. salname köşk [İdr.karşılıklı komak.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı.a. (= Ave gaoşa. kibar.EYun kókkinos a. köpürmek). < Lat coccinus a. at sürmek (= Moğ qolbu.a. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. akciğer) < köge. köşe [Yus xiv] gûşe .) < HAvr *geu. a. şişmek. çiftlemek. mağrur . yy'dan itibaren kaydedilmiştir. mısra düzmek. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. ~ OLat coccinella [küç. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. gösterişli. katmak. büyük davul < Fa koftan. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. eşlemek. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. [LL 1732] seğirtmek.(korunmak istemek?). [Men ] kûşe vulg. kirmis ~ İsp cochinilla a. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. cihannüma. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. Yus.a. DK xiv] şeklinde yüksek bina. çabuk gitmek. Aş. köşe ~ Fa göşa a. kös.bükmek. köşker & Fa kawş ayakkabı.] a.

almak. .a. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş.a. 2. yanık ~ EYun kaustikós a.benimsemek. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. adap.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot. kütük.a.a.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar.a. < EYun kaiö. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. suet." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. künde. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e.beraber + Lat suescere. töre. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. kaus. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1. ~ EYun kauter yakan. ağır sopa [Arg xvi] sopa. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili.a.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. Karş. < Tü kösür. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a. eye ~ HAvr *kost. ben)" kon+.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir.a. kaburga.indirmek. dağlayan < EYun kaiö yakmak . < Lat consuescere alışmak & Lat co(n).a. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği.HAvr *ksw-yo. . resmi giysi ~ İt costume adet. [DK xiv] köstek a.< HAvr *kâu.kendi.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş.. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı.a. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde.a.

2. seki. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. kotra cutter a.). içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. sığır) + İng boy oğlan " biftek. Amerikan sığır çobanı. tıkıştır. Yus xiv] köy/küy .oymak. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak.oymak.ekiyle.a.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. 2. Erm küġ/köġ (a. koşuştur-. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. izini sürmek. kucak. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. * Karş. oyuk < Tü *kaP-/*koP.içini YT [TDK 1955] kovalamak. .(boşaltmak. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow. sığır (~ Ger *kö(u). başıbozuk. dip < Tü * koy fi [Aş. çukur. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. koyun. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. [MŞ xiv] yatalak kötür.~ HAvr *gwou-inek. kural tanımayan & İng cow inek. pamuk MÖ 3. dere koyağı. a. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür. oymak). a. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür.a.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1.

a. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. Türkiye Türkçesinde ko. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. a.indirmek. koymak.)" ceviz < Tü köy. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya .koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. çeki düzen vermek. 15. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). indirmek. yy'dan itibaren kaybolurken. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. (= Aram gawzâ a.koymak.yanmak. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. düzen. güzelleştirmek . +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı. denizci" kozmos. a. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. çizim " kozmos. derin < Tü ko5. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1. alem. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. donanım. donatmak. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. 2.biçimi de korunmuştur. çeki düzen vermek. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. hemşehri" kozmos.MS y. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. bırakmak.].

768-814) < Ger karlaz adam. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma. creat.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. inanmak * 19.emanet etmek. kredibilite kredi krem merhem. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. 2. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa.İt credito / Fr crédit 1. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom.doğurmak. kraker çıtırdamak. < [ xix] kredito/kredi borç verme. inanç. erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. a. yaratış < Lat creare. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. kafatası ~ EYun kránion a. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . Şarlman (hd. güven. meydana getirmek kreatif Lat creare.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. [ARasim 1897-99] . yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. credit. 2. itibar.a. creat. ~ HAvr *krss-no. kaymak. güvenmek. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1.< HAvr *ker-1 kafatası.

] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1.a. 2. 2. yükselmek ~ Lat crescere. buruşuk * Karş. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. t. a. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . sot. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. mücrim < Lat crimen.çiğ et ) + EYun sözö. Fr cru. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. doğa bilimci & EYun kréas. itham. hayvan yemliği.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. a. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır.et (~ HAvr *kreus. yargılamak " kritik . çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek. Alm.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. İng crisp (kıtır). < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. İng crude (çiğ). cürüm işleyen.suçlama. cret.a.iyiyi kötüden ayırmak. krep [ARasim 1897-99] . artmak. suça ilişkin.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık.a. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. cürüm ~ HAvr *krei. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur .korumak. beşik. değnek krikkrak galeta. Reichenbach. crimin.

a. saklamak ~ HAvr *krup-yo. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. a.< HAvr *krei. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. yargılamak).saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. hüküm. Lat crimen > İng crime (suçlama.kabuk bağlamak Karş. kırağı ) ~ HAvr *krus-to.iyiyi kötüden ayırmak.a. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. muaheze.a.< HAvr *krâu. çatlamak."altın kabuk". ~ EYun kriterion a.a. t. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. kimyacılar < EYun kryptós gizli. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. Lat crusta (çıtır kabuk).a. < EYun krinö hüküm vermek. hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. itham). sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek.renk " krom(o)+ .Fr croquette kroki kaba çizim. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a.kabuk. İng. antoloji krokan çıtırdamak. elemek. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. saklı < EYun kryptö gizlemek. itiraz . krit- kriz [Bah 1924] karar. %rysallid. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis. buz. Fr. çiğnemek " kraker kroket . [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama.

2. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. 3.< HAvr *ker-3 a.a. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+. artçı". cret. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin. büyüyen. çarmıh ~ Lat crux. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. a. kron(o)+ zaman. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o).a. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde".zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. kıç ~ Frk *kruppa. çengel. 2. gelişmek ~ Lat crescere.a. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o).renk kromatik [ xx/b] %römatikos a. cruc- . karşıya geçmek < Fr croix çapraz. t. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli.çıtır < HAvr *kreus. ~ HAvr *kre-sko. ay çöreği < Fr croître büyümek.a.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. hilal (büyüyen ay). artmak. sağrı. süreli. İng crust (kabuk). krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto.a. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. < EYun %röma. 2.kabuk bağlamak " kristal * Karş. 3.a. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.a.] 1. tığ. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. t. ucu çengelli nakış iğnesi. 2. Alm. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma.

Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. f.a. çarmıh ~ Lat crux. 2.a. a. [Kaş xi] kiçik/kiçük a. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1.a. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask. = İbr qubbah a. cruc. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir. İng. < Hol kruis çapraz. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. dörtte bir < Lat quatuor.kucaklaşmak. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. küp şeklinde olan.a. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.] mimaride kubbe . a. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.Aram qubbstâ a.. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma..a. genç.a.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a..] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck. küçük. [TS xviii] kuçak < Tü kuç.] çukurlar. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak.a. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a. quatr-dört" kare kubbe [Aş. < Lat quartus dörtlü. Alm.a.

[MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. içi boşalma. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. kuduz kutur. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse. çürüyen nesne. öncü olma. talk? < EYun koûfos kof. kuşak.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet. a. [TDK 1944] küçümse[Kut. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb. kucak. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. aziz olma. ~ Akad quppu/quppatu (sebze.* Tü çocuk. et vb. yavru. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir.] kutsal.] önden gitme. küçük. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir.a.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. tanrılar dokunmak" anlamında.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb.şişme.hakir görmek. 2. aziz < Ar quds 1. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. kutsal yer.] güç. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. kutsallık. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. meyve. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. kudak (küçük. güdük ve Fa cucak. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak.

bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. sürmeli < Ar kuHl antimon. bilye. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme.] a. dine sövme. mükemmel olma = Akad kalâlu a. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. a.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. Hıristiyan olmayan kimse. bütünlük. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. tamlık.a. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. köylü. kâfir). +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. bütün. kefaret.] siyaha boyanmış. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. siyah boya. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. (tanrıya) sövdü. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. esir.arslan sesi çıkarmak. Bak. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası.) . 2. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. kibrit.a.küfür/küfr[Aş. Lat paganus (1. kuğu [ viii] kuğu a. < Lat coccus tane. iplik yumağı. Karş. a. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. nankörlük < Ar kafara [msd. gizleme. a. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur.] dinsizlik. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. kufrân] dinsiz idi.] tam. koza ~ EYun kókkos a. bütün olma. Karş.

TTü kula. şekil. çevirdi.a. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka.xiv). 2.* Karş. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. yaymak . +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne.(açmak. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. 2. zirve. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. soylulara mahsus yüksek başlık. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık.] yük. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak.] zirve.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. sefil. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. külhani (ocak işçisi > proleter. kule [Men xvii] kulle 1. eğirdi" kalp2 . hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. doruk < Ar qalla [msd. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. (usit. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . a. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. qall] yükseltti. bir tür hamur işi. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). Diğer yandan karş. taç. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü.

ekip biçmek " koloni * "Mezhep. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. cult.a. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. " kült kulübe [Men xvii] hücre. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. [Çağ xv] kuma/guma a. emretmek & Lat con. kalın sopa.a. a. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. terbiye. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. kumanda [183+] ~ İt commando emir. tarım. dükkân = EYun kalybe kulübe. kolik ~ EYun kölikos a. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. kültür [Bah 1924] 2. tevdi etmek. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. toprağı ekip biçme. a. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri".+ Lat mandare emanet etmek. ekip biçme < Lat colere. 2. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. cemiyet ~ Nor klubba topak. görevlendirmek " kon+. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. bir askeri .toprağı işlemek. kabin. eğitim ~ Lat cultura a. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. oyun yeri. topuz. a.

t. pane kumpas [xix]kompas1. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.beraber + Lat passo adım " kon+. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. Env xiv] tümsek. Anlam ilişkisi için karş. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. kümbet [DK. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. Tü tünek (geceleme yeri). kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan".kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. kümüle.pergel. ~ Yun *koimási * Karş. a.a. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. tertip. DK.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı.beraber + Lat panis ekmek " kon+. top gibi olmak ~ HAvr *keus. kabarmak. Gül xiv] dokuma. istimali abestir . pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu".a.a. yoldaş & Lat con.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. a. 2. [LO 187+] kompanya şirket manasına.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar. 2.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a.] [MMem xvi] kumbâr humbara. & Alm grund yer + Alm birne . tezgâh compasso pergel & Lat con. < EYun *kyö şişmek. gemi erzakının saklandığı depo. a. kümülatif. akümüle.

2.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. sürü.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. Balkan ülkelerine patates 19. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. condit. Fr pomme de terre ("yer elması". bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. barut ~ Sans gandhaka "kokan". inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. çokluk . kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. Karş. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. top [Kıp. patates). kümülatif cumuler yığmak. sopa. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. dipçik. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme.kurmak. fabrikasyon [esk. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. Karş. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. sap. ~ EYun kontós sırık.a. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. UYSAL. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb.] < Lat condere. kargı kundak3 cihaz. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç. kabarmış şey < HAvr *keus. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme.şişmek.

lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel. a. 2.< HAvr *kel-1 kırmak. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. a. * Diğer yandan karş. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. lağım ~ Lat cuniculus 1.a.a. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd. kör (bıçak).Fa küp sarnıç. çömlek . Sans kumbhá (a. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. yeraltı geçidi kunt kaba saba. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd. saplı büyük bardak. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. koparmak). EYun klâo (kırmak.).] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı.] lakap. Ar cubb (a. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. tavşan deliği. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. 2.a. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik . . küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe.) Aramcadan alıntıdır. ~ Akad gubbu a. künk [Env xv] toprak boru.a.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. tavşan. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. san. kalın. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1.

" kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. curs. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur.Fr coupure kesim. gazeteden kesilen parça. akım. (yüksek sele) okuma. kâğıt para birimi . [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. eğitim programı. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. kuram YT [CepK 1935] bünye.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. 2. ufak şey. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. tuhaf.a. curs.koşmak ) + Lat air hava " kur.kupon bölümü. rota. 2.a. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. kurultay. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak.] yabancı. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. -al ekinin işlevi açık değildir. [ xx/b] 2. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd.a.< HAvr *kers.germek. kür ilgilenme.koşmak ~ HAvr *krs.] un. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. 3. çadır kurmak. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. [CepK 1935] kaide < Tü kur. [ xi] kurğak kuru şey. seyir. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok . gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat. [Fel 194+] nazariye < Tü kur. gidiş. a. 2. 2. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere.] 1.a. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. kurul. süreç. döviz fiyatı ~ Fr cours 1. kaygı.

karıştırmak.a. = Akad qerebu yaklaşmak. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. yasaklamak.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. tahriş etmek kırç [onom.kaşımak. yaklaştı. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. özen göstermek. 2.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. yanaştı (= Aram qsreb a. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip.= Tü küri. demir eritme düzeneği. yakın olma. toprak küreği. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". kurcalamak < Tü [ xi] küri. hediye verme. a.[xiv-xvi TS] kaşımak. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. hisar = Moğ qorğa(n) kale.a. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. hisar. temizlemek (~ Lat curare a. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd.a.] yakınlık.kuşatmak. 2. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur.] körük.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale.önekinin anlamı belirsizdir.a. akrabalık < Ar qariba yakın idi. sığınak (< Moğ qorı. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. < İbr/Aram #qrb 1. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. hapsetmek. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom. yaklaşma." kur- . yakın olmak.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. kayık küreği < Tü *kürge.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. "adak. kapamak.

] daire. cour (divan. Amer.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. tepsi.a. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun.). Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. rota. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. Moğ qorğuljın (a. [Oğ xi] korşun/koşun . kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. Ralph A.halka.. Aş xi] kürsi . ~ EYun krounós çeşme. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. Kaş. Fr corps (heyet). kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . ~ EYun korönis a. ~ HAvr *kor-öno. Oğ viii+] kurt tırtıl. mide. süreç. heyet" kurul * Karş. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. avlu). Albert Ghiorso.a. 2. Ar qurnat (dışbükey köşe. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna.EYun krouneíon a. akım. böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. seyir. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. larva.a. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut.a. Seaborg.a.a. . James.) Aramca kökenlidir.a. kurt Tü [Uy. Ar curnat (a. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a.

Karş. * k?ura.a. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. meclis ~ Moğ qural toplantı.a.a. [CepK 1935] kurultay . Moğ k?ağurayda. kıvanç " kut * -r. kavrulmak " <Tükut baht.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. kişniş) > İng coriander. meclis < Moğ qura. uğur." kuru- .sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır.(kavurmak)..fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. [ xi] kurığ a. müessese < Tü kurı. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a. meclis < Moğ quratoplanmak.< Tü *kâ-/*kağ. a.a. < Tü kurı. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht.[viii+ Uy] a. EYun koríannon ("tahtakurusu otu". kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. [Uy viii+] kürı. birikmek. kongre." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad. bir araya gelmek (= Tü kura. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a.a. a.a.yanmak.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir.Moğ quralta toplantı. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar." kuruTü *kağurı. uğur" kut * Karş. kurul YT [CepK 1935] kongre.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek. is [CepK 1935] tesis. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis.

kuşan-. vesvese.a. [İdr. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç.a.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom. [U yv ii i+ ]k us -a . Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. ürküntü.a. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt".] kırptı .köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. lokal kuşet < Fr couche yatak.kemer bağlamak. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. guşâ- < Tü kurşa.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. tabaka < Fr coucher yatırmak. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con.a.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. ürküntü.+ Lat locare yatırmak " kon+. posta tatarı / Fr courrier a. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. wişâ. yünden dokunan çadır kuşağı. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak. vesvese. [Oğ xi] küs. ulak.a .darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.

konsantre etti .] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. 2. kütük [Men xvii] kötük tomruk. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. kutu [MŞ xiv] kutı kap.).] kırıklar. 2. kovuk.a. bir noktaya topladı. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır.a. üzüm. baht. kısalttı. zeytin vb. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. büyük defter. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin. Moğ k?utuğ (a. cesur. bereket. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. ~ Akad kuspu susam. cesur (= Ave *vî-stâxa. [LO xix] sivri olmayan küt2. qaTb] 1. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı.] 1. 2. kalın ağaç gövdesi. aks. kaşlarını çattı. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. cödica. ~ E Yun kytos 1.a.* Türkçeye 19. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. kutup. yatalak. eksen. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket. yetersiz kaldı. küt1 [Men xvii] kötürüm. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. 2. talih. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. tomruk. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir.ayrı duran. tas. saadet * Karş. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ.a.

kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. arka. dökülmek < Tü kod-/kot.indirmek " ko- * Karş. Moğ k?oytu (art.indirmek. oturmak. kuzey). 2. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. * Ar qaTr (damlama. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. dip. gölge < Tü ku5. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil.] 1.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. güneş almayan yer. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. kuluçka yeri. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. örtü. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd.] leğen. 2. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu.] güç (= Moğ qoymag katmer. kıç. fıçı ~ Fr cuvette [küç. [Aİhsan 1891] 2. 2. kuz (güneş almayan yer). aşağı koymak " koy* Karş. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. geri. masa örtüsü. folluk. a. fıçı ~ Lat cupa varil.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1.kütüphane çoğ.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap.a. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a.a. Moğ k?udurğa (atın sağrısı).] koşullar. bölge. konmak. Ayrıca karş. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt .

a. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun.kızkardeş " kon+.] amca. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con. karanlık " kuzey kuzin