SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. boyunduruk. Fr. dekuple. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. yeşilimtrak açık mavi renk. -ive eylemli. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut. Karş. radyum. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. act. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. 2. çoğ. icracı.yapmak. güncel ~ OLat actualis fiili.< HAvr *kous.aktif [xx/b] agere. ~ Fr actuel fiili. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere.su ~ Lat aqua a. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. ~ İt acqua / Fr aqua. zabıt < Lat actus edim. İng. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. rabıta " ad+ * Karş. kayıtlar. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. a. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. eylem < Lat agere.a.işitmek . bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı.] "edilmiş şeyler". kimyacı < EYun aktîs. a. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. eylemek " aksiyon aktris [f. aktîn. act. marina akuarel/akvarel acquarella a.ışın.yapmak. a. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+.

" fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. toplayıcı. pek güzel. [xvii] 2.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. Frenk . devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. al[mak Tü al. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. 3. biriktirmek ~ Lat accumulare a. ani (sancı.). Lat lichia.akut [xx/b] ~ İng acute keskin.). alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. güzel. Fr liche/lichié (a.biriktirici. toplanmak. iyi (sıfat) [xiv] 1. a. ß Lat ad. en yüksek " ali * "İyi. alaca alâ (zarf). 2. İng. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n.a. karışık renkli. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek.[viii] elde etmek. daha yüksek. kuzu balığı.a. sivri uçlu. Moğulağan>ulaan (a. zaptetmek.] daha yüksek. al âl [viii] kırmızı * Karş. taraf" bandıra alabora rüzgar. lichia Tü ~? * Karş. hastalık) . fırtına " bora [xvii] altüst olma. sağanak. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. İt lezza/lizza/alicia. en yüksek.< HAvr *ak.bir yere + Lat cumulare toplamak. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin.keskin. Yun lítsa/létsa. küme olmak " ad+. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli.a.

sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. uzaklaş! < İt allargare açılmak. belirti.] Alman tarzı. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş. alaca bulaca. calaq] 1. bağlantı < Ar caliqa [msd. " ad+. geniş ~ Lat largus a.] işaret.a.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. uzaklaşmak < İt largo açık. 2.İt alamanna [f. ilgilendi [msd.] işaretler. bağlandı. asıldı. ilgi. alamet) + Ar sama' gök " alamet. dürüst olmayan iş . çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. alametler (< Ar calâmat^ işaret. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. Türk alavera [xix] dolap. sarktı. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre".] ilişki. bu tür kayıklara mahsus ağ . Karş.

parlamak.evcilleşmek. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. parıltı < Tü yal. âlây. bey albeni " al-. kirletme < Fa âlüdan. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. beyaz kâğıt. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. yumuşak huylu. alşak [xiv] a.] beyaz şey.a. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır. alçak [xvii] hakir. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap.[xiv] kandırılmak < Tü alta. pest. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir.[xi] aldatmak.bulaşmak. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. dalavere.a. yanma. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. 2. yozlaşma < Fa âlüdan. ciltli defter ~ Lat album [n. bulaşıklık. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. âlây. uysal. yy'dan itibaren rastlanır. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im.a. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. debdebe .] < Lat ala 1. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. Fiziksel anlamda kullanımına 15. kanat. Karş. [xix] dünyevi gösteriş.Fa alâyiş bulaşış. yozlaşma. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı.. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. aldatma .yumuşamak " alışaldan. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış.

2. karşı.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. İbr colam (sonsuz süre.kökünden Lat alter (başka). aldır[mak Tü altız.a. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. adet2 alelumum olarak " ale+. Sans dantaka. dünya.a.] gizli olmayan. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. üstü. yeryüzü. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. aldır. ~ HAvr *dent. uls.a. acele alelade surette " ale+. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. belirti. İng tooth < Ger *tanth.[xix] aldırış etmek.a. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. söylemek " kategori * HAvr *al. bayrak " alem1. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya.(diş). aşikâr oldu . +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. ebediyet). umum alelusul ale+. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. aldur-[xiv] almasına neden olmak. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir". usul1 alem1 sancak. kaptırmak . calâniyyat^] açığa çıktı. alelacele olarak " ale+. sonsuz süre. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. odont-. * Aynı kökten Fa dand. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri.a. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden.(öte).[viii+] almasına neden olmak. göz önünde < Ar calana [msd. açık. işaret. evren * Karş. gibi. alemdar sancak. dent. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. EYun odoús. ult. herkes ~ Aram câlam 1. ebediyet. başka) + EYun agoreüö konuşmak.

gönlü ferah.] araç. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. alev <Tü alâv/alev [xvii] . İslam peygamberinin damadı aleyh ile. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. Akad alpu. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz. rahat ~ OLat *adiaces çevre.(parıldamak. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. İbr eleph (öküz). [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen. yalabık (parlak xvi). Karş. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. numara . ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. çalışma " alegori.rahat. farklı + EYun érgon iş. karşı. 2. Ebi Talib. aygıt < Ar âla [msd. calev [xvii] Çağ] a. ferahlık. alev Tü yalaw [Abuş. hekim ß EYun állos başka.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. a. Avst. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. .a. xv+ * Karş. " alfa. TTü yalabı.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. etraf < Lat adiacere etrafında olmak. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa. yalab yalab (parıl parıl xiii). Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. ışımak xiv)." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır.

özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. alın alın[mak Tü alın. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. evcilleşmek. Lat consuescere (alışmak. kat.a. ahzetmek. aluk/alığ [xi] kel.[xi] kendine almak. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. [xiii] değişmek. yüce < Ar calâ [msd. < Tü al-" al- [193+] ganimet. takas etmek. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. hazret. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf.[xi] alışveriş etmek. alıç ^ küç. fırınladı . ~ OFa alüg a.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. cüsseli ve kaba kimse.] ilim sahibi. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. ali [xiv] culüw] yüksek idi. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. bilen. alt olunmak.a. taraf" ali. [xiv] benimsemek. adet edinmek. almak). [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. cephe.] yüksek. [xiv] yenilmek. yükseldi. değiştirmek. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. uysallaşmak. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. Anlam için karş. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. [xvii] üstüne almak.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında.

allame alim. hareketli allem kallem konuştu " ilim. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık.alkış Tü alkış [viii+] övgü.] çok bilen.a. salname.a. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. redakte edilmiş. Tü al. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme. # 1267 Francis Bacon. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef.] gözden geçirilmiş. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir. karıştırmak " ala. kısalttı. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. özetledi < Ar naqaHa [msd. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. her + Ger *manniz insan.canlı. a. alak bulak [xv-xvii] .fiiliyle birleştirilmesi keyfidir. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. kutsama < Tü alka. bula* Moğ alag bulag (a. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e.tüm.a.[viii+ Uy] övmek. < öz Alamanni 3. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa.[xi Ha] karmak. İng. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. fazlasını kesti. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a. kellik / İng . alacr.a.a. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. çok ~ İt allegro şen.a.

* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için.barış " alüminyum. a. 2. a. yüksek ~ HAvr *al-to. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. tenor [esk. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli .a. büyümek. Karş. alpac.iki şeyden başka olan. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. Aynı kökten Lat vulpes. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. a.yüksek. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik). bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a.İt altezza yükseklik. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek.a. boy atmak). almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. diğer < HAvr *al-1 öte. altın altun [viii] a. a. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. 3. 2.]. pes perdeden kadın sesi [xvi]. Ave raopis. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. müzikte yüksek perdeden erkek sesi. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. sırayla değişen. öteki ~ HAvr *al-tero.> Fa röbâ (tilki).a. Erm aġvés < EErm alwes. seçenek. . alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan. pac. Sans lopâsâ. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. alto [189+] ~İtalto1.

amade âmâdan. Moğ aman (ağız).gelmek. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. ß Lat ad. altüst olmak Lat ballare " balad . a. 2.] kör. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. top " in+1. -t. laut.a. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. a. varmak. amçık [xiii] a. âmây. nişangâh * "Gaye. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. amçuk [xiv] a. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag.suyla akıtmak. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme.a. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik.a. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1.. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir.a. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). < EYun malâssö. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. olmak. a. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad.+ Fr balle balya. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. ittifak. ittifak etmek ~ Lat alligare a. bulamaç. 2. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. bağdaştırmak.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak.a.bir yere + Lat lavare. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. krem ~ EYun málagma. yıkamak " ad+. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. * Karş. lig am Tü am [xi] dişilik organı.

işlem. erzak. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. < OLat barra engel.her ikisi.a. ambit. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. eylem. a. a. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak.a. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. it-gitmek. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. [xix] ishal msd. iki yanlı. (= Sans sambhâra bir araya getirme. dolanmak < Lat ambire. getirmek " hem. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı. kumanya) ß HAvr *sem. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. eylem < Ar camala çalıştı. ortam. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre.a.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. birikim.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. mağaza ~ OFa hanbar a. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire.dolaşmak.sokuş. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. işlem.] iş. ambit.a. -t. dolaşmak. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. barikat dikmek < OLat inbarricare a. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+.bir. barikat. amblem ~ EYun emblema. beraber. a.a. ~ EFa hambâra a. saplama < EYun embâllö katmak. ~ HAvr *ambhi iki taraf. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber.

getirmek " amphi+. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. 2. ß EYun a(n). dost. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. fenol.a. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. t.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. su ve karada yaşayan canlı. şişirmek " en+.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. for. metil. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi. Alm.iki yanlı. dibine kadar < Ar camuqa [msd. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. a. etil.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. üfürmek. çepeçevre + EYun ferö. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema.içine üfleme.] . ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez".

etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa. itfa etmek.< HAvr *men-1 düşünmek " an+.] 1. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. işçi. yer değiştirmek.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek." 2. tüketmek. güvenilir. Amun amorf morfe şekil " an+. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n).(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. amiyane [#cmm nsb. 2.] kamu. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı. mantalite amok Malay amok a. memur. görevli. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. borcu taksitle ödemek " amorti . doğru. halk. halk câmmat^ [#cmm fa.] avama ait. f.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı. bey [xi]. a. sönük. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. "öyledir. genel. itfa edilmiş < Fr amortir.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. 2. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1.amil etken. amortiss.adım adım öldürmek. özellikle sıradan halk.

onul (zekâ.ve an biçimleri kullanılmıştır. öğüt. her iki el. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. onı-/onu.(1. düşünmek ~ HAvr *pu-to. Oğuz ve Kıpçakçada an.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. amaçladı. Karş. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. a-fazi. budamak.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. sanmak. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. . bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im.ve ög biçimlerine karşılık. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. * Ayrıca karş. konsantre olmak). 2. doğru tahmin etmek. saymak. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. an-arşi. anlamak ) (= Moğ 1. ünlülerden önce an. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. a. fact. Moğ onı (okun üstündeki çentik. amfi. 2.her ikisi.a. biçmek. ampul ~ Lat ampulla [küç. anlamak)onıla.a. dikilitaş. an[mak Tü an.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. bir problemi çözmek. lekelenmez". zikretmek 2. gez). kavrayış). doğru tahmin etmek.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. pekiştirdi.a. . bir problemi çözmek. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. direk < Ar camada dikti.< HAvr *per-3 denemek.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís.] sütun. büyük + Lat facere.biçimini alır. genişletmek. Bak. ß EYun a(n). tehlikeye atılmak. 2. cam tüp.(okla nişan almak. imparatorluk. hatırlamak.[xiv] yadetmek. destekledi. sınamak. hedefi vurmak. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n). hedefi vurmak.

a. İng on. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. * Karş. lys. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö.analyt-çözümleme.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. tolkalkmak. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. 2. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. a. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. for. 2. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. kaldırmak ~ HAvr *tels.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak.a. a. çağ " ana+. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. açacak ~ EYun anoikter a. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. hissetmek " an+. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. doğuş. çağın gerisinde kalmış. gevşetmek " ana+. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. acı duygusunu giderme ß EYun an. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. doğu. Bak.a. Alm an.taşımak " ana+. öksüz. 3. kalkış. özellikle güneşin doğuşu. anal analfabetizm an+. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. a. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. estetik . < EYun analüö ayrışmak. ayrıştırma ~ EYun análysis a. " ana+.

log. hesaplamak " ana+. * Fr anis. tom. bölmek " ana+.a. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle.erkek. benzeri ß EYun aná + EYun legöl.a.< HAvr *ner. ß EYun aná açığa + EYun temnö. andr. hükümranlık. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o). şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér.saymak. a. kıyaslanabilir. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a.a. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a.değil + EYun ar%e iktidar. kargaşa ß EYun an. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. 2. o surette < Tü an işaret zamiri.a. ~ Tupi/Guarani ananá a.kesmek. önderlik " an+. adam ~ HAvr *snr.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. ~ Yun ánison anason bitkisi. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a.] orantılı şey. benzer. er. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. .a. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n.

bedel. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+. esinti < HAvr *ans. yayma.bir şeye bağlamak ß Lat ad. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye.a. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. meşgul etmek. Simpson. salma. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak.Y. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret. nex. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. dedikodu ß EYun an.değil + EYun aisthânö duymak. 2.bağlamak ~ HAvr *ned. İng net (ağ).erkek + EYun paúsis durma. görüntü " andr(o)+.bağ. İng.bir şeye + Lat nectere. Manisa lalesi. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. ß EYun an. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi. imece < EYun ángaros ulak.rehin etmek. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh. do. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. algılamak " an+. sona erme " andr(o)+. rehin etmek.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme.vermek " an+.nefes.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. bir bitki. ipotek etmek. istihdam etmek < Fr gage rehin.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. -t. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. adnex. insansı ß EYun anér. kabarık ~ HAvr *wers-l a. anemi (h)aîma.a. andr. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). ecir .değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1.erkek. ipotek ~ EFr wage a. andr. irtibat < Lat adnectere. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti.kan " an+. rüzgâr. insan + EYun eîdos şekil. andr.

can ~ HAvr *ans-mo.[xiv] . kanıt. Alm. arjğır. yanıt. kısıt. özellikle koyu mavi. İng. soyut. belit. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. ağır. kesit. tiftik keçisi. koşut. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes.* Karş. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. koyu renk. 2. ölçüt. konut.[xi] eşek sesi çıkarmak. ^ 1841 C. Taylor. angut benzeyen bir kuş. kalıt.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a.] bağırış.J. tarihçi < Lat anima nefes. taşıt.(gürültü etmek. ruh " anime . İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. a. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma.a. çınlatmak . yazıt. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. ruhçuluk ~ İng animism a. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir.Fritzsche. ruh. yakıt. yapıt. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. 2. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış.nefes. [xx/c] ~İngangora1. ecir. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. dikit.Ankara. Karş. [188+] budala. ^ 1866 Sir Edward B. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak.a.

inquaest.dar.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma.+ Fr caisse kasa " in+1. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. daraltma ~ E Yun an%one a. çapa atma < Fr ancre gemi demiri. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a.bükmek. a.a.çengel < HAvr *ank. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla.[xi] a. kaçak. ana/âne [xvii-xix] . kasa anket [192+]tetkikat. binek vb. a. açı). . 14. eng (dar). korkak. hortlak. a. < Lat angere. parlak. yy başlarından önce kaydedilmemiştir.a.araştırmak. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. İng inquest (soruşturma). Alm angst (sıkıntı). quaestsormak " in+1 * Karş. boğmak ~ HAvr *angh. . a. question (soru).[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. < E Yun ân%ö sıkmak. boğmak ~ HAvr *angh.[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). daraltmak. sebepsiz korku . yatak.sıkmak. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir.dar. Karş. yazı dilinde 20. İng anger (sıkıntı > öfke).Lat anxietas a. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. daraltmak. < Lat inquirere. endişe. ~ HAvr *ank-ulo. < Tü an [xiv Kıp] akıl. ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. anx. idrak. hafıza < Tü an. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere.

töre " an+. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a.değil + EYun (h)omalós bir örnek. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. zikretmek " an- . idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz.a.W.+ Lat simul bir. ónyma. sıradan.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. beraber. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl.değil + EYun ónoma. düzenli < EYun (h)ómos aynı. tekdüze. Gull. < YLat anorexia nervosa a. eş. küme.değil + EYun nómos yasa. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. bir örnek " an+. aynı " in+1. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. 2.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. sıra dışılık ß EYun an. # 1873 W. adsız. Meigen. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. sikl. İng. (kanını) kurutan ß EYun an. normal " an+. İng. W.ad " an+. yasasızlık ß EYun a(n). norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). ß EYun an.hatırlamak.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. Alm. kan ve can vermek. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık.a.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. yemin < Tü *ân. beslemek.a. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. ß Lat ad. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an.+ Lat nuntius tellal. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk.

Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant.) ß Fr anti.a. sebep olan " anti+. İng and/Alm und ("karşılıklı". bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. tansiyon antarktik anti+. 2. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. 2. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. (geç dönem halk dilinde) kafatası. a. çok eski. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde .a. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait.+ İng freeze.a. Amer.ön. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. değerli eski eşya.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip.can. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1.+ Fr -gène1 doğuran. mikrop vb. panzehir ~ EYun antidöton a.İng antifreeze anti-don ß İng ant. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. 2.ön. sürmek " anti+. topraktan yapılan saksı. önce).+ Lat tendere. Alm ent. biot.İt antico eski ~ Lat antiquus a. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". ve). ilgilenmek. alın. do-vermek " anti+. kâse. froze donmak ~ Ger *freusan a. tens-germek " in+1. böcek duyargası. " antik .a. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi.(karşıtlık bildiren önek).harekete geçirmek. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. alın alına. eski eser. garip. [189+] tuhaf . hayat" anti+. kulak vermek ß Lat in. 2. ~ HAvr *preus. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. alın ~ EYun antí yüzyüze. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1.

a. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. 2. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh.+ Fr traîner çekerek götürmek. toplama < EYun legöl.a. " anti+. 2. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".seçmek. a.çekmek. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim.tomurcuk. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. ~ HAvr *en-ter. sürüklemek ~ OLat traginare a.karşı + Fr corps vücut. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1.a. ~ OLat antimonium a. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a.a. nefret. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse.hissetme.a. log. path. çiçek) + EYun logeía derleme. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran .karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. güldeste. < Lat trahere.a. çalıştırmak ß Fr en. sevmeme ~ EYun antipátheia a. sürmek " in+1.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö. antithet. acı duyma " anti+. gövde " anti+. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a. a.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1. çekip çevirmek. çiçek derlemesi. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. kömür. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. tract.

parite . antrparantez inter+. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. yüzük ~ * Karş.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. parantez anüs HAvr *âno. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. antropoloji antropoid antrop(o)+. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o).sarkan şey. appendic. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan.a.a. kör bağırsak ~ Lat appendix. aer. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid.bir şeye + Lat parare hazırlamak. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir.kaldırmak.koymak " inter+. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. ekli olmak ß Lat ad.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). +oid antropoloji antrop(o)+. " ad+.alıp götürmek.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö. posit. çalmak. 2. eklenti. appar.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka. zeyl. post2 antrikot antrkot [189+] arası". bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. [xix] rakı .

değil + EYun pneö nefes almak. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. 2.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek.açmak " apış apuş. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1.açmak/açılmak < Tü *âp. < Lat apparatum hazırlanmış şey. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma.a.bir şeye + Lat plicare bükmek. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. apartman [189+] 1. ß EYun a(n). büzmek " ad+. a.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. a. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. 2. uydurmak ~ Lat applicare a. sıkmak.]. ß Lat ad. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. özellikle süs. düzenek " aparat aparküt upper üst. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak.açmak " ayır< Tü *ap. a. kuyumculuk terimi [esk. uzaklaşma. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme.[xvii] şaşakalmak. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey.] a. bir ailenin oturmasına mahsus daire. " ab+ . mekanizma ~ Lat appariculum [küç. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır. sürmek " ad+. apert.

bir şeyden + Lat caedere. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. kürek < E Yun spathe a.kesip ayırmak ß Lat ab.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. ~ HAvr *sps-dh. a.] omuzluk. [xvii] 1. a. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey.a. < Lat abscedere. cess. d. kalkmak ß Lat ab. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. abscess. logsöylemek " apo+.a. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri.gitmek " ab+. orta Tü < Tü ar-kesmek. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan.bir şeye + Lat praesto hazır. kürek kemiği < Lat spatha pala. yy) ortaya attığı terimdir. absciss.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. ayıp. kırmak " ab+. a. ß Lat ad. elde " ad+. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís.kemer.kesmek. tutarsız idi. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti.] kürekçik.kabarmak. kabarma ~ OLat abscessus a. ard " arka arka-/arğa. kavisli " abdal [xiv] . yarmak " yar < Tü *ar arka. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması. ayıp < Ar cara gezdi. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. ß Lat ad. seğirtti. 2. utanılacak şey. ~ E Yun apología karşı konuşma. özür / İng apology a.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+.[xi] ardından gitmek. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. caes. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. arsa.bir yerden + Lat cedere. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık.

arakla[mak [192+] aşırmak. yer. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama.a. toprak parçası. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. düzen. belki nohut * Karş. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. arsa. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. Fr haricot (fasulye).] kavga. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. yy'dan itibaren rastlanır. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki.ekiyle. . hızlı. mancınık " ark2. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. 2. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. araka bezelyegillerden bir bitki. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. çalışmaz ß EYun a(n). 2. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. saf.değil + EYun érgon iş " an+. eylemsiz. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. ardiye ödenen harç. aykırı. arabulucu. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. hakim. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. arı [xvii] pak.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. ardış. ifade. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak.yarmak. yorgun argın yorgun < Tü ar. kesmek " yar- . herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem.[viii] yorulmak. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi.fiili de mevcut değildir. kanıtlamak. vadi.

saymak. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. 2. Ar cirafat (fal bakma.[viii+] temizlenmek < Tü ar. İng aryan. geleceği haber verme" anlamında. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. seçkin kimse. Fr aryen. Karş. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. ~ EFa/Sans arya. eğreti. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi .] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi. accidens " arz1 ari1 [msd. saygın. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. geleceği haber verme). " an+. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma.a.en uygun < HAvr *ar.< HAvr *re(i). ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo.a.] çıplak.uymak.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey. dermansız ârm. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. başa gelen. su kanalı " ar ı k1 .arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür.] bilen. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. soylu (~ HAvr *ar-isto. gümüşi). f. bir ulus adı * Karş.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu.1. soylu.Ar carafat^ [#crf msd. ark1 » ı rmak.a.

a. arka. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). ayakdaş. 2.< HAvr *ar. askeri donanım. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a.a. art (arka). áristos (en uygun). ars (sanat. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh.(peşinden gitmek).< HAvr *ar. dost. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. araç gereç. uyum ~ HAvr *ar-smo. geri.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. Buna karşılık karş. hempa < Tü arka " arka * 19. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. özellikle omuz eklemi. arka.a. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi.xiv Kıp). gemi donanımı ~ Lat arma edevat. kavis ~ Lat arcus a. < Fr armer donatmak. ilkel < EYun ar%aîos eski. " arma * Türkçe telaffuzu 20. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. árthron (eklem). arka vermek. EYun harmós (uyum). ses uyumu EYun (h)armonía uyum. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait.) sözcüğünün yerini almıştır. art. Ave arsthna (dirsek). Küçük Ayı. arkış (kervan).(ardından konuşmak. < EYun árktos ayı. eklemlenmek " arma .uymak. eklem. beddua etmek). Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. ~ arka Tü arka [viii] peş. silahlandırmak ~ Lat armare a. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak.(geride kalmak). eklenmek. ark (tortu. artık). ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. arğa. silah ~ HAvr *ar-mo. karşıt. arkalaş kılmak (yardım etmek . birlik < EYun (h)armós 1. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a. geri. yay.a. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. yardımcı bildiren edat. beceri).a. sırt.ark2 HAvr *arku. ard.uymak.a. peşkeş. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik.

2. nem. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. a. TTü arış. ön kol). özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m.a.a. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1.a. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. taht. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. Fa araş (dirsek. ~ OFa urmöd a. a. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. ön kol. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. a. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp.a. a.] açık ve düz alan. ~ OFa zarnîkâ a. a.OFa araşn dirsek. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç.dirsek ) " arma * Karş. ön) + Lat dux dük " +arşi. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. sulama cihazı < Fr arroser sulamak. arşun [xiv] . arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük.(< EYun ar%os baş. ror-çiy.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. a. (= Ave arsthna. dük .a. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.

] eklemcik. fazla (sıfat). artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1.eklenmek.uymak. fazla olmak < Tü *ar arka.a. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. mimar ~ EYun ar%itektön a. geri" arka Tü art [viii] arka. art.el becerisi. < Lat articulus [küç.a. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu. arta kalan. 2.uymak. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. ~ EYun ar%aîa [çoğ. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir.a. art/ard< Tü *ar arka. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar. kesen. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a. madde madde saymak ~ Lat articulare a. ilk + EYun tektön usta " +arşi. < EYun ar%aîon resmi evrak. [xvii] daha çok.] a.[viii] arkada kalmak. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. eklemlemek.< HAvr *ar. ß EYun ar%os baş.< HAvr *ar.< HAvr *ar. sanat ~ HAvr *ar-ti.a. önünü kesti" arz1 . yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir. geri" arka art[mak Tü art.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro.

şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava.] sinir. iskele asap burdu. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. ß Lat ad. baston ~ Fa âsâl temel. 2. bsrsg istek. göründü. gösteri. rahatlık. cinsel istek.a. yeryüzü. esas Tü as. kakım. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1. heves ~ OFa âwarzög a. dilekçe ß Ar card sunma. kendini sundu. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. mühendis < Fr ascendre yükselmek. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. denkleştirmek " ad+. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. tırmanmak ~ Lat adscendere a. sunma. karşısına çıktı. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd.[viii+] a. hava. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. sıktı. âsây. hal1 as[mak as1 . coğrafyada enlem.dinlenmek. asalak asalet aSl kök.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer.bir şeye + Lat simulare benzetmek. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. önüne çıktı. önerme < Ar carada yoluna çıktı. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur.a.a. her çeşit şarkı. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek.a.a. = Ave bsrsj-. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. tırmanmak " ad+. sükûn < . "Temel. 2. Fr.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. sunuş. (= Sogd âbra%se a.] köklü olma.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. ülke. en.

] daha küçük.değil + EYun sfâllö düşürmek.a. kavi olmak ~ HAvr *si-sts.ekşimek. Fr. Fr.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm.bir arada + EYun piptö.düşmek. kimyada asit ^ 1545 Guéroult.. sağlam ß EYun a(n). yardımcı olmak ~ Lat assistere a. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu.< HAvr *stâ. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. denk gelmek " an+. keskin.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1.değil + EYun syn.a. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. statdurmak/durdurmak.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek.durmak " ad+. emin. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". ptö. a. dikmek/dikilmek. ekşi. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. Fr. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. sıkı durmak. güvenlik. ß Lat ad. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. 2. yamak < Fr assister yanında durmak. ß Lat ad. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. asfalt ~ EYun ásfalton a. temel. acet. soylu < Ar aSl kök.a. ilke.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. rastlamak. özümsemek ~ Lat assimilare a. aynılaştırmak. keskin " akut . selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. 2. güvenli.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+.] kök. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere. el vermek.] köklü.eklenme edatı + Lat sistere. çelmek asgari aSġar [kıy. soy. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. rastlaşmaz ß EYun a(n). asetik asit tuzlarının genel adı.

1960 Ümit Deniz. küpe. askı.yönelme.a. (olumsuz fiille) hiç. deyimlerden 19. askere yazılmak vb.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. aslen.kura. a. esas. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. önünde olma. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. sort. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. kök veya öz itibariyle. . yy'da türemiş olmalıdır.] 1.a. [xix] pantolon askısı. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. askı <Tü [xviii] asılan şey. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. kısmet ~ HAvr *srti. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. 2.] asıl. katiyen < Ar aSl soy. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. özellikle ziynet ve hediye.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. Askı sözcüğünün 18. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. . asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur. Karş. orijinal < Ar aSl kök. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir.

(a.). yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır. astro.yaymak. a. < HAvr *ster-2 a.). a. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o).a.yıldız + EYun naütes gemici. Fagustar/gustariş (yaygı. . Sans prá-stará (a. Erm asdġ (yıldız). astım darlığı.a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a. Alm stern.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.değil + EYun stígma.a. sermek ~ HAvr *ster. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. alt = Tü astın [viii+ Uy] a. denizci " astr(o)+. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a.a. delmek ~ HAvr *stig-yo. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı.sivri < HAvr * steig.a.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. İng star. ^ 1849 William Whewell. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella.a. İng. " astr(o)+. delmek " an+.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star.a.).a.(a. Ave upa-starsna. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. +loji * Batı dillerinde 14.a. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak.(sivri uç) batmak. ß Lat ab. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG. bilim adamı ß EYun a(n). döşek. stigmatnokta. * Karş. a.a. Fa sitara.

inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği.(yemek). aşın[mak aşağı Tü aşğın. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü.a. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. aş Tü aş [viii] yemek.dinlenmek. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan. aşağ. güneş doğmak * Karş. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. öteye geçmek. Erm %aş (sulu yemek. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle.asude huzurlu olmak " asayiş asuman . perçin. incik.] seven" aşk1 < Tü *aş. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak. asay. alt. sınır aşmak.[xi Oğ] dip. haşlama).[xi] aşınmak. a. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa.] ondalıklar. avrupa. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı. Karş. aş[mak Tü aş. aşğaru [xv] dibe doğru. aşağı <Tü aşağa [xiii] . Fa aş = Ave asa. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a.EFa/Ave asman. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. Karş.[viii] dağ aşmak.ekinin mahiyeti belirsizdir. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. alta alçak < Tü *aş.

aşüb. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . < Sans sramah zahmet. c^aşq [xvii] [#cşq msd. çile. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. belirgin kılmak < Ave âviş belli. cışq var. bilmek ß OFa â. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. âşnâw.a. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. a. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] . oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. şnâs-bilmek. görünen) ~ HAvr *âwis. perçinlemek < Tü aş3 ek.yönelme edatı + OFa şnüdan. f.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . eros < Ar caşiqa sevdi.a. aşık idi * 'Işk biçimi 18. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. son derece < Tü aşır. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. klan < Ar caşara birlik oldu. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. (= Ave âviş-kâra. aşiret. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. işret.] şiddetli ve yakıcı sevgi. ölçüyü aşan. tanımak " â+. algılamak. muaşeret. aşağı. belirgin ~ OFa âşkârâg a.açığa çıkarmak. yy'a dek tercih edilmiştir.< HAvr *au-4 duymak. < OFa âşnüdan. belli.oynamak. deste. bilinen.anlamak.] akrabalardan oluşan topluluk.[xi] eklemek. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş .aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. aşure. kararsız < Fa âşuftan. tanıdık ~ OFa âşnâg a.[xiv] öte yana geçirmek." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. boy. aşla[mak Tü aşla.

2.]. hücum < Fr attaquer 1. Amer. kazık dikmek.a.a.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. a. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata.değil + EYun théos tanrı" an+.a.a.[viii+ Uy. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. < Ave atar. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir.yanmak) ~ HAvr *âter. daha eski olan kan (a. ß EYun a(n).biçimini alan Eski Türkçe sözcük.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. dinsiz ~ EYun átheos a.< HAvr *steg. girişimciler. cüretkâr. at. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı.kazık.[viii+] a. işsizlik. Fa aşurdan (katmak. saldırmak. adıyla * TTü ada.a. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.a. ateş âtarş. (= Ave . Anlam için karş. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. atherina ~ Fa âtaş yanma. meydan okumak. zımba < Fr attacher iliştirmek. ateş ~ OFa âta%ş a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. Fr nominer (atamak) < nom (ad).] boşluk.a. hak iddia etmek [esk.) sözünün yerini almıştır. xi] ad vermek. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney.

sabık. yy'ın son çeyreğine aittir.] hediye.] 1. atlet [xx/b] 1. < Tü at-" atTü atla. 2.eğme. 2. atmasyon at[193+] asılsız. eskidi. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf. azatlı köle < Ar cataqa [msd.]1. sonra gelen.] gelen. bir adımla aşmak Tü * At. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . atletizmle uğraşan kimse. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. uydurma (argo) < Tü atma" . büktü. [xiii] zıplamak. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. 2.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. 2. Atlant. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. çevirme. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator.] boş. işsiz. [192+] boyuna sarılan kumaş. yaşlandı. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. meylettirme. Hol.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. citq] 1. kartograf < Atlas. eski. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik.

atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. dönmez.çekmek ß Lat ad. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. trof. eğilmez. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi.] ıtır satan.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n. yönelmek " an+. yetiştirmek.a.a. değişmez. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış.a. a. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. bölmek " an+. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı.< HAvr *wet-1 üflemek. futbolda topun dışarı * Karş. 2. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö.]. tract. avlanan hayvan. sürmek. cazibe. bilimci ß EYun atmós buhar. ß EYun a(n). çekim. trop.bir yere + Lat trahere. parfümeri < Ar ~ İng out 1. İng. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud.< HAvr *ster-2 a. ^ 1638 John Wilkins. tomkesmek. attract.yetişmek. nefes (~ HAvr *awet-mo. çanak .) avadanlık çömlek " ab. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a. sürüklemek " ad+. lokavt.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. güzelavrat otu < EYun átropos 1. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im.çekmek. 2.ateş yeri < HAvr *âter. 2.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). dışarı. beslemek. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. Moğ aba (a.dönmek.a.değil + EYun trefo. < Lat attrahere. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı.değil EYun temnö. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.

avanzare] 1. artmak. İng advance. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. ilerlemek. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar.geliş < HAvr *gwem. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. tekrar gelme < Ar câda geri geldi.a.gelmek. dönme. borç verilen para < İt avantare [mod. 2.ön.seslenmek. öne geçmek. ait olduğu yere geldi. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. vent.bir yere + Lat venire. söylemek (= Sans vâç ses. artmak. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. ilerletmek. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1.gelmek ~ HAvr *gwemyo. avanzo] 1. öne geçmek. döndü. ilerlemek. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. söz) ~ HAvr *wekw. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. önceden " avan avantaj ön. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. özellikle insan sesi < EFa vartan. (bir şeye) dönüştü . yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. uğramak ß Lat ad. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. ilerleme. borç verilen para < Fr avancer 1. 2. alın.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek.] sıradan halk. ilerleme. 2.* "Bayındırlık. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. 2. yardım. baz avare a. ön ödeme.] geri gelme.konuşma. vâc.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. ilerletmek. avanta [xvii] bedava. ön ödeme.] yavru. avangard avan. 2. yardakçılar *cawanat^ [çoğ. borç vermek < Lat ab ante önden. gitmek " ad+. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ.

2. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. " garp * Karş. bağırmak. keyif almak.a. ayıp.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. sakat olma) köküyle birleşmiştir. avokado [xx/c] . etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. 800) kaydedilmiştir. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. avın.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. ağıl. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan. küpe. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. avlu. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir.a. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. Karş. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. ~ Lat Europa a. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. lamba < Fa/OFa âwe%tan.a. 2. edep yerleri.sapmak. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] . zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ.yönelme. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur.] 1. Bak ari1.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis.asmak. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. özür.[xiv] teselli < Tü *âb.? . asılmak. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. havlu [xv] .bir yere + Lat vocare çağırmak.a. avrat [xiv] kadın. asya. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. çıplak olma) ile eşdeğerdir. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. ayıp < İbr #crh çıplak olma. ayıplı ve özürlü olma. ağıl. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. sarkmak ß Fa/OFa â. savunucu.] (kadının) edep yerleri. ses etmek " ad+. âwez. kusur. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. sallanmak. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. Batı = Akad erebu a. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı.) Yunancadan alınmıştır.a. katılma.

a.a. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir. cıyâr vulg.açmak. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. aşikâr. Rumlarca kutsal sayılan yer. seğirtti.] 1.aydınlatmak < Tü ay ay. uyanmak < Tü ayıl. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. < Tü *a5. < HAvr *yag.avurt Tü? [xiv] çene. aziz ~ HAvr *yag-yoa. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. Erm lusin (ay) = lus (ışık). . ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). gözler. 2. 2. altın ve gümüşün saflık ölçüsü. [xiii] ışık. lakırdı. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. memleketin önde gelenleri. aydınlık Tü *ay(ı)t. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . ayyar. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen.] standart.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. ay ışığı?. Karş. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. -t. kutsama.kutsama < EYun (h)agíos kutsal.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a. ayar cıyâr [xv] . ağız. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme. seçkinler. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma." ayıl- * 15.

apış. 2. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde.a.* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. adet. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. Kısa a. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. işaret.açmak. işaret.) a5ığ [xi] uyanık. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). kepeğini ayırmak. usul.ile aç. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. 2.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür.[viii+] ayırmak. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. simge. alamet.[xiv] kabuğunu soymak. . hata. * Aynı kökten ak (açık renkli).(ağzını açmak). sarhoş olmayan < Tü *a5. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. a. zıt yönde " arka.] kusur. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır. örf.a.[xi] farkına varmak. ayrım < Tü a5ır. kendine gelmek. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. adet. gelenek. diklemesine. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. sinyal. töre. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.

di. ayrık otu * Karş. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. zat. güzel). 5. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. Kıp] dönmek. maddi. oğul [193+] miyar. yaban koyunu). hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. işe yaramaz dolanmak. bir şeyin ta kendisi. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. ayrılma. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. pınar. geyik. [194+] fasıl.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. yaba. gözle görülür nitelikte.göstermek < Ave dâi-. işsiz. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat.[xiv TS. göze. ayrım ayrıntı YT [193+] fark. ayrıksı YT [193+] tuhaf. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . aynasız (argo) [188+] yakışıksız. biçimsiz (argo). göz. 3. 2. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. boynuz. a. 4." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. seçkin kimse. göze ilişkin.] 1. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. çatal.] 1. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. 2.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. ayna (= Ave avidayana. adrık [xi] 1. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. 2. farkında olmayan < Tü aylan.

Karş. Ar cayyaş [im. azarla.[viii] yoldan çıkmak.] acı. narın (ince. serseri. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. acıtma ~ OFa âzarm a. eziyet. ekmekçi). ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. arı. < Fa/OFa azardan. eziyet.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek.] (gıda maddeleri satan kimse. saf. Her iki biçim Tü *(y)ar. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. haramzade gezgin. arsız < Ar cara gezdi.] çok büyük olma. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse. a.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. Capella. kırılmak. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb.a.kökünü düşündürür.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . ß Hol ijs buz (~ Ger *îs." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. az az [viii] çok değil * Karş.] daha büyük. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd.(birini) incitmek. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.a. .] ayyar [xvii] hilebaz. az[mak aza azade azat Tü az. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. Moğ aray (az).[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. azar. küçük). [194+] tahallül etmek < Tü ayır. sapmak.a. muazzam idi azami aczâm [kıy.

Fr. doğurmak)" â+. su cedveli. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a.ekinin işlevi belirsizdir. +men1 [xv] ark. özgür ~ OFa azad soylu. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. a. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ.] güçlü. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta. soylu. özgür (= Ave âzâta.soylu. .(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek.] görevden alma.doğmak. can vermeyen ß EYun a(n). azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.] yönler. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. köylü veya köle olmayan.değil + EYun zöö yaşamak " an+.] büyük. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu. işten ~ Ar cazm [#czm msd. yüce. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.

karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. yaşlı adam. Fa baba/babu < OFa papak (baba. derviş). abla = Moğ baca a. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. Fa paça (hayvan ayağı). baba. paycama (pantolon). yy'dan önce kaydedilmemiştir. 2. muhterem kişi. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi.a. 3. ata * Karş. Yun papá. saygı ve sevgi hitabı. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. Karş. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. . Fr papa vb.baba çoc baba [viii+] 1. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. rüzgâr + Fa câh yer. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. dede.

Sans vati (esmek).a. İng wind (yel). 2. ~ Fa bâda 1." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük. yel-OFawâda. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. olgun. 2. eşya ve . Alm wehen. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. bagaj edevat < Fr bague çanta.esmek * Aynı kökten Lat ventus. ~ OFa wâdâm a. (= Ave vata.a. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz. f. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık. a. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. beden. a. olmuş. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. bade olmak) ~ OFa bâdag a. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa.a. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. rüzgâr. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. 2.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. a.gövde.) ~ HAvr *wa(n)t.yel < HAvr *we. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi.

] çubuk. baġy] hakkı olmayana göz dikme.ekinin işlevi açık değildir. af ~ Fa ba%ş ihsan. ~ HAvr *bak.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. değnek.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. özellikle [CepK 1935] bahş. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda.a. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da. . bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. fahiş < Ar bağa [msd.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka.baston. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa.a. müstakil. baston < Lat baculum a. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. <Tü bağır iç organlar.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. zorla alma.kökünden türetilmiştir.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. zalim.

bahçıvan gözeten.a. 2.a. = Tü bağatur bir erkek adı. konu başlığı. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir. sebep. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a.] 1. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. (= Ave vanhar. ~ EFa vahara. güzel kokulu bir bitki.bağışla[mak ihsan.] tartışma. a. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd. buphthalmum. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir.] deniz.Ar bahar [#bhr msd. [CodC xiii] bağatur . Env xiv] bâhâdur . < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra.bahar * Lat ver (yaz). soruşturdu. [Aş. [KT xix] tartışılan konu. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. bahane wahânag a. bahçe bakan " bahçe. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. bir konuyu etraflıca tartıştı . araştırdı.a. hediye " bahş [ xi] bağışla.) ~ HAvr *wesr-/*wer.a. münazaa. DK. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . DK xiv] . +ban bahir/bahrengin. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır.Fa bâhâdur soylu kişi. kahraman ~ Moğ bağatır a. bahis/bahs[Yus. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. Belki Ave va%şa.a. a. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2.(mülk) sözcüğünden. a. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük.

talihli" & Fa bâ ile.pay vermek.Ar baqayat[#bqy çoğ. birlikte.] kalan. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. KT xix 1 kız olan . kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. pay vermek. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H. şövalye adayı.bahriye < Ar baHrî [nsb. bekâr ~ EFr bacheler * Karş. ihsan etmek. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. yemek). hediye < OFa bâttan.a. talih). ba^ş.ihsan etmek. < OFa bâttan.) ~ HAvr *bhag. Ave bhaga (tanrı). bhága ("paylaştıran. Aş xi] [LO. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih.a. [Bah 1924] . Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. paylaşılan şey. . ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden.] geri kalanlar < [Kut. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan.a.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . bazı tanrıların sıfatı). özellikle. kısmet. bhaktá (1.ihsan etmek. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. ihsan. İng bachelor (bekâr) < EFr. L. 2.Ar bâqin [#bqy fa . bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. pay.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. kısmet < OFa bâttan. ihsan eden". bahşiş [Aş. Ayrıca EYun fagö (yemek). yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht.

balaban. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. Ehrenberg. manav. İng copper.).a. # 1838 Ch. bakire erken. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. Alm. G. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. baldız. artık [Kan xv] bostancı.a. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. manav. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. a.baston.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im.bakır Tü [ viii] bakır a.: bala. * Karş. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. [Men xvii] (vulg. " bakteri. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu). Alm kupfer. balaban (kuş yavrusu). baston. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir.a.a. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. çubuk ~ HAvr *bak.a. Fr cuivre (a. baldız (yaşça küçük akraba).] kalan şey. bakterisid bactericide a. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. Moğbal (a.] sebze satan kimse.

14. bilanc.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. denge ~ Lat bilanx.a. lastik ayakkabı tabanı. flog. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. dans < EYun bâllö.yanmak. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir.Fr balance terazi. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. 2. 3. bebek ) " bala ~ Fr ballet a.atmak. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. -t. a. iltihap. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. ~ İt balletto [küç. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. a.a.irin. bol.a. balata [ xx/b] kauçuk. Alm baldrian. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. Rus baldıryan (kedi otu. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . iltihap < EYun flegö. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. balgam [Kut xi] irin. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. < Tü ba. conium maculatum.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . [Amr. İng valerian. mimusops balata. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. sümük ~ Ar balġam irin.] dansçık. [ xi] baltır üvey evlat. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. * Sözcüğün kökeni belirsizdir. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. kauçuk ağacı.

rayiha. erişen. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua.] eren. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. balina ~ EYun fállaina a. atılmak. EYun bole ve blema (atış). a. balle (hoplama) < bâllo. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. [EvÇ. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy.a. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. ulaştı. büyük top. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş.atmak. bu ağaçtan elde edilen merhem. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. HAvr *bhel-2 şişmek.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. ~ Ar baliğ [#blġ fa. cumba / Fr balcon a. .kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. 3.a.a. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. vardı. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns. pelesenk ağacı. tomruk). gövdeyi gererek atılmak * Karş. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. 2.a. ~ Lat balaena dev balık. kütük. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku.< HAvr *gwels. uzanmak.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. top şeklinde büyük şişe. 2. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. Alm wal (balina). ~ Ger *balkan mertek. balina [LO xix] balena ~ İt balena a.a.19 186+] ~ İt ballo dans. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale.

Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak.]. EFr bale > İng bale (bohça). balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. Akad paltu (balta). ben2. askere çağırmak .< HAvr *bhel-2 şişmek. köylü işi [esk.* Karş. bamya [LO xix] bir sebze. resmi görevli). hüküm. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir.a.a.a. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a. 2. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. * Biçiminden ötürü. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. ~ Port bambus a.(cesur. Fr bailli. EYun fállos (fallus). angarya. daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. adi. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. özel görevli. bohça. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. kütük). feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top).suya batırmak. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde. gürbüz). ferman okumak.)" balya. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. torba).a. İng bailiff (kral temsilcisi. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. ~ Tamil * Avrupa'ya 16. Lat follis (kese. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. *baltha. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. sıradan < EFr ban/bandon ferman.

bez afiş. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. simge. şerit şeklinde bayrak. 2. a. grup. kumarda banka. 2. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. özellikle müzisyen takımı). gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. yy ortalarından beri kullanımdadır. 2.Fr banderole 1. seki. bir sancak altında toplanan güruh. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh.a. çete. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. sarraf tezgâhı. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. banket. Ayrıca karş. sancak. masa. 2. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. yar). sancak. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka .banço * ABD zenci ağızlarından. İt banda2 (takım. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. İng river bank (nehir kıyısındaki set. banko. set.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. tezgâh. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. kâğıt banko [ xx/b] 1. ~ OLat bandum 1.a. İng band.] küçük sıra < Fr banque set. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . seki" bank banknot para " banka. Fr bande. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. * Karş.

dış mahalle. şerit ~ Ger *bandam a. hüküm. grup. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. içki tezgâhı. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. kapı. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. ferman + Fr lieu yer " banal. ~ Fr bande1 bağ. topluluk.a. çevre. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. ~ İt bagno hamam. soylu kadın. varoş & EFr ban yargı. kapı. yağmur ) . Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. Sans bandhati (bağlamak). 2. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1.a. halka. bundle (deste). engel.ağır. hap1 bap/bab[Kut.a. [LO xix] ~ İt baracca kulübe. bound (bağlı). banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. bond (bağ). ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". a. bind (bağlamak).a. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. 2. * Aynı kökten İng band (bağ). etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). a. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. Fa bandan. çubuk.banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. bariyer. brutus (kaba). [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-.a. benmari. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. Lat gravis (ağır). bariyer ~ OLat barra a. 2. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. 2. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1.

fiks bari bâr kere. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad. Alm. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar. HAvr -dh. barbunya [ xix] bir balık türü. mullus barbatus.> var.a. a.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. a.Lat barbarus a. vahşi . [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı. kimyacı.a.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse". . • Aynı kökten Fr barbe. Alm bart (sakal). < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar.dönüşümü tipiktir.> Lat -b. ~ EYun bárbaros [onom. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı.a. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1.a. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er.] "koca sakal".a. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için.a. İng beard. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. ancak. varil ~ İsp barrica a.

). İng bartender (a.(birbirine gitmek.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1.a. • 11. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek.a. 2. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas.sulh yapmak. xiv Kıp] bağ. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ . ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı. burüz] çıktı. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. ~ HAvr *maghu.a. Karş. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. ~ O Yun pyrites [mod. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. pyrítida] a. +metre baron baro erkek.a.] çubuk.varmak. mania < Fr barre çubuk. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+. ulaşmak. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa.çubuk. engel. aşikâr < Ar baraza [msd.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış.a. akit.korunmuştur. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17.a. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır.] ortaya çıkan. ortaya çıktı. sözleşme < Tü ba. ve 18. çıkıntı. antlaşmak. yüksek. yurt < Tü bar. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek.a.

botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. [ xx/c] kalça . kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne.] kavrayış. . baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-. ezmek. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. [Kıp xiv] başar. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis.ayağını basmak. a. tazyik. güreşte galip gelmek. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. başlamak. leğen kemiği. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü. basiret sezgi. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. emir. bacin] leğen. özellikle erkek deve )" baş. değnek. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. başbuğ + [TS xvi] önder.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy.bitirmek. [ viii] bas. reis.Fr bassin [esk. yol göstermek.öncülük etmek. Alm. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık. [Men xvii] ekin başı. İdr xi] başak mızrak veya ok başı.

yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. çubuk ~ OLat bastum/basto a. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. basT] yaydı. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. • Eski Türkçe sözcükte. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık. engelsiz. serdi. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. [T S xv-xix] bir başına. saplanmak [ xi] batığ bataklık.] düz.içine girmek.A. [CodC xiii] diğer. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. ayrı. Kanad. badehu. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. . -ka eki dativ çekim ekidir.a. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. pil takımı. et parçası [Uy viii+] bat. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir. tahtırevalli.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-.a. kolay. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. Naismith.a. # 1891 J. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. TTü *başan şeklini verir. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi.a. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf.

demin . " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. 19. 2. işe yaramaz. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. vurmak.fiilinden modern bir geri-türetmedir. rahim. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa.] hükümsüz. [LO xix] aşırı iri .bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. pil takımı. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. gizli olan < Ar baTana [msd. geçersiz. a. a. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. örtündü batman baton a. baTn/buTün] gizlendi. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. örtünme. bay[mak <Tü [LO xix] yormak. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.] örtücü " batın bavul Lat baula a.Ar baTTâl [#bTl im. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. batıni. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. karın.]boş.] içte olan.] 1. geçersiz. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz.

bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. yaban < Ar bâra [msd.] satan. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. bawâr] (toprak) boş durdu. bayi [Barkan xvi] baca [msd. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer.sükûn. barış ve mutluluk (= Sans rama a. bayat) < şab (akşam).a. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. tekrar (önek) + İr *râma.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. konakladı" beyit * Karş. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. mutluluk.gevşemek.] işlenmeyen toprak. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer.kendinden * *Bay. huzur. bayc] sattı.a. ikincil. sükûn & İr *pati. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). Fa şabma (akşamdan kalma. / Sogd patram neşe. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim. tembelleşmek.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal .geri. deminki. nadasa bırakıldı. bayram [ xi] badram. çöl. baypas [198+] geçme & İng by yan.] akşamdan [kaş xi] mayıl. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). [Çağ xv] bayk/baykız . [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . [Men xvii] bayıl. bayrak.

kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. [Kıp xiv] göz bebeği. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. adım atan). kaide ~ EYun básis 1.a. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. adım atmak. 2. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. a. < EYun básanos mihenk taşı.a.] kısmen.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. 2. (= Ave bâzu a. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. [DK xv] yavru < . Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. bazan/bazen Ar bacD birtakım. gitmek ~ HAvr *gwm-yo.a.geliş < HAvr *gwem. altlık.gelmek.a.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. bir parça. ~ EYun basanites a. taban. heykel kaidesi < EYun bainö. adım. at doktoru. kaide.yürümek. temel. Lat venire (gelmek). taban.a. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". bat. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. baza temel. = Sans bâhu a. basamak. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen.

] karşılık. becer[mek <Tü [DK xv] becer. Fr bébé. orijinallik. orijinal şeyler. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. insan gövdesi.başa çıkmak. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1. İng baby. bedel oldu. icatlar < Ar badicat^ icat.] yenilikler.] 1. Fa baba. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. Ar bubu (a. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. dua bedel [İrşad.] yenilikler.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. orijinallik. bedevi [Yus. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. orijinal şeyler. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. muvaffak olmak. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 .* Karş. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. ~ Ar badan [#bdn msd.a. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ.). bedevi çöl göçeri.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. icatlar < Ar badicat^ icat. eşdeğer idi beden 2. " bet1.a. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak.

prenses. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. gözle görünen. Bak. her behimiyet [Men xvii] behimî.1.a. davar. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem.] hayvanlık. taqdır. hanım. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr.] emsali olmayan. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. iqtidar.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. her (< Fa ham bir. behre a.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. beylik etmek. beraber.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı .begum kraliçe. orijinal. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. nasip ~ OFa bahrag . a. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. 2. a.bedihi [NKemal1867] . kendiliğinden oldu. = İbr bshlmah a. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. Ar qadır. harikulade. hisse. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay.

büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. serf < EFr embuier prangalamak. 2. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. güvenceye almak. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. bekâret [EvÇ xvii] kızlık.] sınav. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. vardı. kuşak. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut.] 1. mahfuz. .] iletme yetisi. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd.pekitmek. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. zorluk. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. pek. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. kapalı. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. zor. retorik < Ar balaġa erdi.] kalma. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. komi & İng bell çan. sağlamlaştırmak. güzel söyleme yeteneği. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. yokuş. korumak. güç. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. mihenk taşına vurdu. zarar. saklamak. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam.

] kente ait olan. bil. vesika~ Tü belgü işaret.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. yokuş. şehir. 2. şehir. [Kaş xi] béle. belle.(öğrenmek) vb. zuhur etmek " belirbeleş bila+. sarmak. nişan < Tü *bel. sancak).fiilinin varyant biçimi olmalıdır.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. bulamak. Karş.] kent. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. belli olmak < Tü *bél. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. belli (bilinen).] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. calâmat (belirti). Ar calam (belirti. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. belek (hediye). şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. cilm (bilme). belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. bebek kundaklamak. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür.meydana çıkmak. Anlam ilişkisi için karş. nişan).gözleri aşırı açılmak. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf.bilmek " bil- * Tü *bel.1. ülke.fiilinin varyant biçimi görünümündedir. * -ge eki Moğolcadır. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. ülke.kökü. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer. belgü (alamet. kentsel < Ar balad kent. o kadar ki < Tü belirt-" belir- .

öğrenmek. aşikâr. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. açık. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. 2. ban-. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. Mağrip müziğine özgü.a. . rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. işaret. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. boynuz. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. İng timbre (ses rengi. benze-. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. bin.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. buna-. köle. boncuk. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. band. beniz. bin-.a. beyin. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. Karş.a. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir.] çitlenbik. < EFa bastan. bengi. [T S xiv] belgülü . hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul.

3. auf. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich. sürmenaj. bağlanan şey. a. = Sans upari a. hipertrofi Lat super : soprano. EYun hyper. Bak.a. sürreel.a.a. bağ. up (yukarı). suret. üzeri. hipermetrop. band. kuşak. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek.bağlamak ~ OFa bastan. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden. (= Ave upairi. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. benimse[mek beniz/benz* Bak. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. Alm.) ~ HAvr *uper a. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı. hiperbol. -e. ben2. süper. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". yukarı (önek) ~ OFa abar.a. İng over (üst. suma. benzin [Düs I.a. band. Lat super > Fr sur.a. üzere. band. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. berbat. sürfile.a.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir. berhudar. 2. sürşarj İng over : overlok. berduş. ben2. bermutat.a. hipertansiyon. üzeri).a.a.a.a. & Ar lubân zamk. Cava " labne * Karş. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15.a. berceste. super+. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada.4. yy'dan itibaren kullanılmıştır. sürpriz. berhava. su bendi < Fa bastan. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif.a. pulover . a. -e doğru (edat). Alm über.a.a.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a.a. * Aynı kökten Erm i ver. (= Ave bast-. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber.) ~ HAvr *bhendh. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze.

] aklanma. 2. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. belge. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. 2. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. yok etmek " ber+. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. muaf oldu. [Men xvii] ber düş omuzda. sıçramak. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. ~ İbr bsrakah a. a. kabarmak. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme.a.] 1.Fa barcasta fırlamış.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. diploma. a. . ahit. devam berduş gibi hercai. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. berbat havaya savurmak. helecan. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra .] kutsama. yüceltme. seğirmek. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd.yukarı + EFa yasat. kutsama. Kuran'a göre Hz.sıçramak. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". a. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. bolluk. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. yücelme. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. seğirmek & EFa apar. ferman. a. kutsanma" fiili türemiştir. yan yana. Ar baraka (diz çöktü). Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. * İsim formunun. (ur veya apse) çıkmak.

[ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. ziyan olmuş. Amer. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". a. < Sinhali beri yorgun. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . tahkim etmek.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. depo. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. sağlam = Tü bek/pek a. .. kadın çoban. [Neş xv] sağlamlaştırmak.yemek " ber+.taşımak. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. kristal. [CepK 1935] < Tü berk pek. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. Fr. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1.d. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. 2. bâr.] 1. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir. hava-yukarı " ber+. metin. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. berjer < Fr berger çoban. getirmek) + Fa %âna ev " +ber. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. %w^ur.a.

hayvan yetiştirmek. Fr. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. ışıldadı. yeter > yetiştirmek. 2. sıkıntı.a. ~ Ar barrâq [#brq im. ayıraç. eklem. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. [Uy viii+] bert.] insan. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. genel olarak insan türü. bağlı şey. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. aralık. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. zincir halkası.bağlamak " bent . 3. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. aşçı (1615 . kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. darlık. yeterli.a.1678) < öz Louis de Béchameil 14.] çok parlak. kâfi * Anlam ilişkisi için karş.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. Fa/OFa bas yeter. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. band. 2. b e ş [Orhviii]béşa. bağ. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. bağlı. semirtmek.

akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır.: betik. belge. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. [Kıp. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. EŞKÖKENLİLER: Tü biti. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. çehre. [LO xix] betik biti. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter .a.] işeme. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a.] çok kötü. bevl [etm bala işedi. kitap. bakire). betonarme armé zırhlı. genç kız * Karş.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire. reçine ~ Kelt *betu. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur. [TS xiv-xviii xiv] biti. 19. beşuş [LO xix] başşa [msd.a.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. Çağ xiv] a. donanımlı " beton.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im. idrar < Ar . * Sadece bet beniz ikilemesinde. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. [Uy viii+] bét yüz. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür.

şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. 2. getirmek. name ~ Ar bayâD [#byD msd. el3. ev.a. el3.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. ben2.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. ulu kişi.] açıklama. & OFa hu iyi + OFa dadan. ayırdı. [İMüh xiii] béyni a. ilik. millet beytülmal evi". ayrıştı. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. aydınlattı.) beyn+ açtı.a. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. mal [İrşad. a. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan.vermek. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . dah. hakikat. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. soylu kişi beyan [Kut. şiirde kıta [#byt msd. ev. saygısız " bi+2. hane.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. aydınlandı. ayırdı. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. 2. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. beyaz [Ali xvi] beyazlık. devlet hazinesi" beyit.] işeme. açıkça söyleme < Ar bana açtı. a. fayda ~ OFa hudahag a. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta).] 1. = Akad bîtu a. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber.] beyaz olma. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. yaratmak " bi+2.

* Anlam ilişkisi için karş.] < Lat pisum a. bi lâ ("ile değil".] kumaş ~ Ar bi ile.a. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. ör.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. Lat albus (beyaz).a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır.a. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze.süslemek [ xi] bezek nakış.iki .a.titremek. • Fa basıla (a. sıtmaya tutulmak.a. 2.a. ~ EYun píson a. bi+3 ~ Fa bî-/bay. saçtı bezirgân wâzâragân a. . iki ~ Lat bi.çift. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi. bi+2 a. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.a. İng peas (a. albumen (yumurta akı). yoksunluk edatı). * Karş. öpücük. Ayrıca karş. kabarcık ~ Fr baiser 1. bez[mek Tü [ xi] bez.) < Eİng pise < Lat pisum.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur.a. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. salgı bezi. bezik bezir [yağı bazara tohum attı. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki).

~ Sans pippalî 1. +grafi biblo beubelet a. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. Karş. biçim. bucak. biçem. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.olup. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. İng pepper.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). 2. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma.a. Karş. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. biç[mek Tü [ viii] bıç.: bıçak. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir.kesmek * Özgün biçim bıç. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. Lat piper. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. çare < Tü biç-" biç- .a. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. bıçkı. cebel. EYun pósis (içki). küçük meyve. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. anlaşma. biç-. barsama.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o.< HAvr *pö(i). Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. -ç. buçuk. [Aş.a. Alm pfeffer. tepe) anlamına gelir. karabiber ~ EYun péperi a. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. bucak. Karş. meyvecik. Fr poivre.

Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. Gael bó (inek.sivri)" etiket * HAvr *gwou.).a.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. sığır). Fa gav. Arambsdâ (a. tırıs gitmek bıdık küçük.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. Erm gow. Lat bos. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir. badc] yenilik yaptı. ufak " bızdık * Ayrıca karş. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş.a.a. bide ata binmek. bodur. [Men xvii] biçim < Tü biç. * Karş. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd.> Fr boeuf. icat etme). yenilik.a. 2. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur. bıçak.) + İng steak kızartma. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". Lett gúovs.a.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. Ar #bdc (yenilik yapma. Sans gaü. EYun boús.] başlama. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret.kökünden karş. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd. icat etme). ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. bigâne begânag a. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma. bov.] 1. boy pos. icat. ~ HAvr *gwou. bov.a." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti. Karş. endam. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. Ger *köus > İng cow. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. haber .

Bi. gına getirmek. kayıt. [Arg xvi] bık-.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. yeni. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim.] ilk doğan evlat. Fr. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak.tıpa. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd.) bil[mek bila+ bi+1. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve.bihakkın olarak " bi+1.-siz. a. Karş. [ xi] bük-2 usanmak. el3. ahir bilakaydüşart bila+. turfanda. 2. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. bikir/bikr[Yus. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. [KT xix] bakire olma hali. bi-3. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. bikarbonat molekül" bi+3. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. [Men xvii] genç kız. taze. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. monokini. DK xiv] bekâr veya bakire. kusacak olmak. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " . ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. bakire. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. ~ Ar bi lâ "ile değil".a. bilahare sonraki" bi+1.

afiş. pusula. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14.] karşıt.kefe. bilet . bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile.birleştirmek. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak. lanc. [Düs I. borda . el3.a.a. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. kapçık " bi+3. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek.a. [ 184+] bilyeto . EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord. 2. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. ucu kıvrık değnek. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken.a. tabela " bilet. 2. denge.el3. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. < Fr bille1 kısa yazı.terazi & Lat bi. [Uy viii+] bile/birle .Ar bi-al-cumlat tümüyle.344 186+] bilet tren bileti .a. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. bilanc. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1.a. zıt" bi+1.iki + Lat lanx. terazi) < Lat bilanx. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem. fiş. billet] ] kısa not.2. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. ile (bağlaç). beraber (sıfat). eklemlenmek < Tü *bile. dahi (zarf). hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan.) + Fr board tahta. leğen * Karş. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. a. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. Fr/İng balance (denge. terazi.a.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod. not ~ OLat billa a. [Uy viii+] bileğü a.bilakis sf. .

Karş. Bilişmek fiili mevcut değildir.a. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1. . tutkun. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. eylemli olarak " bi+1. baygın. [ xi] bilezük < Tü . Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir.Ar bi-al- ficl eylem ile. (geçişsiz) ve bıçkın.. gergin. olgun. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . seçkin. bilgisayar " bil-. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. azgın. bitkin. [Kaş xi] bilig . bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. Hacettepe Üniv. durgun. el3. [Or viii] bilgili kişi. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. dolgun. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. solgun vb. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. [CodC xiii] bilik . üzgün (geçişli/edilgen). yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. bıngıldak billahi allah [Kıp. k bilfiil el3.

vermek.a.a. İng beer (bira).). Ancak karş.a. İt fratre.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf.a. ~ HAvr *bhrâter.a. erkek evlat [Kut. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. Alm brüder (a. a. ) ~ Aram bslürâ a.a. [Uy viii+] min-[ viii] bin . kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle. beverage (her çeşit içki) < Lat biber.] -e dayanarak. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. = Sans bhrâtar a.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. ~ Ar bint [#bn] kız.< Tü bıngıl [onom.a. salmak. Yakut bıra%-. vazgeçmek * 14.. Fr frère.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. göndermek. yaptı. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. kristal" berilyum bilumum " bi+1. ondan dolayı" binaen. . Çuv pıra%-(a. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak. İng brother. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda.a. birader [T S. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd.a. el3. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater.).a.

kebap < Fa biriştan. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt.kızartmak. < Fr bicycle "iki tekerli". sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir. kuzine bismillah bi+1. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir.a. Fr.< HAvr *bher-4 a.a.a. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. olgunlaşmak. iki kez.bir araya gelmek.tekrar. sanayici" bi+3. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir.a. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. (bitki) yetişmek. & Lat bi. isim.1.] a. sona ermek. 2.a. fert" bir [Uy viii+] birik. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. ikinci kez 2. kavurmak ~ OFa briştan. HAvr *bhr-îg. 1880 Fr. brîz. tamamlanmak.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3. bit[mek Tü ermek. * Orijinal kökün bit. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü . biriy.

[DTC 1942] biografya . " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a.HAvr *bheidısırmak. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . İng bias (çapraz çizgi.a. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. biot. bıyık [ xi] bı5ık a.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2. tav2 bitaraf Fa bî.bitişik olmak. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. Alm. değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. keskin. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. yontmak bitüm *gwetümen a. ~ HAvr *gwi-wot. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o).a.yaşam. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift.a. kayıp. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus. acı < Ger *bîtan ısırmak . kudret" bi+2. a.a. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş. bitap [Men xvii] güçsüz bî. eğilim). doğabilimci " biy(o)+. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos.yoksunluk edatı + Fa tâb güç. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi.a.a. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri.

Fr. kendi başına " bi+1. serbest.a. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. mühendis.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. vulg. ^ Ernest Besnier. . yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. faydasız.). tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme.Ar buZr/baZr [#bZr msd. yorgun. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. 2. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. İng bezel (a. zat bızdık bdig/bzdig küçük. usanmış. görüş " biy(o)+. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. bezmiş.a. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . Amer.a. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp.pis kokan? < Ger *wis. boş. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. ufak. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. dolu. bizzat & Ar 5ât zat. diyagonal kesim * Karş.

< Tü *bögce(k) [küç. 2. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. yaslanmak. ayak ~ Lat podium a. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. seyir defteri.] * 16. abanmak. doku. taban. kütük.a.] < Tü bög bir tür . " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. destek. 2.[onom. tomruk. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. gemi güncesi. dayanak. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. 2.a. kumaş.]. (gemi) yelaltına gelmek.< HAvr *webh. blog yazarı. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. yığın. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle. < İng weblog & İng web 1. kütük. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad.. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1.İt poggiare 1. [ xi] böğür .] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a. ağ. 3. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob.] < öz Genes Cenova kenti [esk.dokumak ) + İng log 1.

büldirgen. dromo. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş.(davar) bağırmak. duruş " podyum. İng buck (teke. koşu. Ave buza. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir.sıkmak. özellikle erkek deve). ayak basmak). revak < EYun tre%ö. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. Buna karşılık ESlav byku (boğa). büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. hızlı yürümek.a. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. pod. .(sıkılmak). erkek geyik) < HAvr *bhugo. 2.> usan. büz. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. bücür.(çift toynaklı hayvanların erkeği). koşmak. bük-.(teke). boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. koşu yolu. bükmek. busan. -t-durma. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. sokak (~ EYun drómos 1.(sıkmak. bızdık. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. burjğ (sıkıntı). tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. bok (sıkılmış şey). bıdık. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem.. [LL 1732] bodrum .bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. Aynı kökten bur-. drom. bürlügen biçimlerine rastlanır.< HAvr *der-1 adım atmak. bükmek). daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük.koşmak.ayak + EYun stema. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. Kelt bukko. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır. burmak. boğ[mak Tü [ xi] boğ. sıkarak daraltmak sıkmak. koridor. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. böğürslen.

DK. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. paket < Tü *bo. mineralojist. had ve ölçü tayin etmek).sıkmak. kısım [ 1928] şube. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. Çağ xiv] çok. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii].a. Tü üle-/öl(e)-(bölmek.sıkmak. cesur. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır.ayırmak. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. Kaş viii+] bok ekmek küfü. 2.< HAvr *bhel-2 şişmek. bakır pası. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. en büyük. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. Karş. geniş. cüretli. Orta Avrupa'da Tü [Uy. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. böl[mek Tü [ viii] böl. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. berduş. bereketli * 14. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. Fr.

[onom. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono. hizmet ~ İng bonus ikramiye. konveks < Fr bomber şişirmek. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün". senet ~ Lat bonum [n.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. ben2. a.] iyi şey. ) + Lat jour gün " bono. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. kupon. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. servis bonus [ xx/c] emri. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen . bomba bombus boğuk ses. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. ödül. değerli kâğıt.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". buono] ödeme emri. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık.) + Lat filet fileto " bono. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. kupon. konveks hale getirmek < Fr bom.a. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir.

kereste ) ~ HAvr *bherdh. baranı (çömlek. İng border (kenarlık. #1812 Sir Humphrey Davy. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. Acem yahnisi < Fa bürâ a. kenar çizmek " borda Karş. sınır.kesmek. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek.borç vermek veya almak (= Ave pairya. güherçile < Ar baraqa parladı. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. kıyı ~ Ger *bordhaz a. çoğ. boz.a. borazan + [Men xvii] boruzen vulg. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. İng. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. çerçeve). koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. CodC.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. çerçeve < Fr & Tü boru + . " borda bordür border bitişmek. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır.a. salma. sınır.a.a. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. güveç). biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. borani [Yus xiv] Acem yahnisi.a.a. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20. Buna karşılık Ar barniyyat. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır. +zen borç [İMüh.

] 1. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot.[xv+ Çağ] kabarmak.a. kıvırmak " bur[Amr. azat etmek. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. tekne ~ HAvr *bhoid. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. 2. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. Karş. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. gemi ~ Ger *boitaz kano.serbest bırakmak. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. serbest. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır. sandal. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü. Tü bur. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. Yak börüök (a.a. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. kendinden yetişen bitki . gevşek. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu.yontmak.börek [İdr. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. üçgen böreği. < OFa büy/böy güzel koku " bu2.a.bükmek.< HAvr *bheid.a. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. hamur ve etle yapılan bir yiyecek. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. salınmış.). * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç.

[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. duruş. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. yapıştırmak. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır.a. ulus). Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. ben2. Alm. çivit. Amer. sıvamak. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. boy1 [ viii] bo5 aşiret. eklemek. 2. kına. kabarcık. rulo ~ HAvr *beuşiş. boya. * İnisyal b/m için bak. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. Ar qawm (1. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. böyle <Tü [TS.bağlamak. ulus.boyamak boyar .[viii+ Uy] bağlamak. Alm. endam. kavim * Boy2 (duruş. top.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. iki şeyi eklemek. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. katmak " boya- boyunduruk . [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu.[viii+ Uy] bağlamak. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". Karş. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. aşiret. katmak.

meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal. hamak İt [LO xix] alkış sözü. Yun bré/moré. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. iugulum (boğaz). tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç.a. belirsiz renkli.a. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u.a. darıdan yapılan ekşi içki.a.yıkmak. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. Karş. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. Lat iugum (boyunduruk). +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek. Arn more (a.). gözüpek. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a.) Türkçeden alınmış olabilir.yanmak " term(o)+ briç biritch a. [Or. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez.[esk.) + EYun kéfalos kafa " brifing. [Kıp. Karş. Uy viii] boz-/buz. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr.a.

kırma.a.a. 19. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini. görev yazısı ~ Fr bref 1. 2.a. Fr. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] .a. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. J.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. pantolon askısı ~ EAlm . İng bridle (dizgin).] ~ Fr broderie tığla işleme.çok parlak bir tür ipek [esk. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. Balard. mektup.]. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa).a. kısa not.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. 2.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak. şiş veya çuvaldızla dikmek. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. kısa. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı.] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek.

yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. (gemi) yelaltı. kesit < Tü bıç. kavim [çoğ. -d.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir. bu2 parfüm (= Ave bao5a.a.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. salak. makina.a.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir.a. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. buat pyksís. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. dervişler arasında seçkin bir zümre. hantal. manivela " bocala-. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. kaba. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. çiğ. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır.) * Tü bu (buğu. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa.] abdallar. 2. yarım * İnisyal b.a. kaba.a. pişmemiş. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. buhar.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. bir . Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. işçi. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. kesim. a. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey. 2. 2. aptal ~ HAvr *gwru-to. 2. amele.

bir çeşit balmumu [esk. bu2. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır.a. kıvırmak < Tü *bo-/*bü.sıkmak.] buhran [Ömer b. Karş. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. boğmak < Tü *bo-/*bu. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. mum.] kin.a. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. [TS xiv. < EYun boús inek. burulmuş *büg(ü)r. 2.sıkmak " boğ- . çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. şoke etti. tutan " buhur. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.].sıkmak. 3. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. ~ EYun boúbalos a. bühtan bahata şaşırttı. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap.burmak. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd. yemek kokusu gibi buharlı koku. koruluk. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar.tür yemek odası dolabı. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. daratlmak.a. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. kriz.a. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. ~ Lat bübalus a.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd.

ağır dayak atma. çiçek demeti. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı". karıştırmak * Karş.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. [ viii] bulğa.(karışmak). İng chamaeleon.] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. bukalemun) çevirisidir.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". burbal.karmak. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır.viii+ Uy). buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom.a. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. çiçek aroması.+ Tü aş " bula-. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. çalı yumağı. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren. 3. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan".a. Tü bulğak (karışıklık.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir.çalılık. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. kargaşa . karışık aş & Tü bula-/bulğa. toprak + EYun leön aslan)" ebu. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan.] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. 2. leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı".

mühürlü belge. dert. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. tomruk [mod. kederlenmek. vardı. mühür mumuyla yapılan damga. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. 2.sıkılmak < * Bunal. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. 2. yuvarlak şey.] [Kaş xi] bur-/bür.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır.bükmek. büzmek < Tü *bu-/*bü- . cinsel olgunluk yaşına erdi. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd. ulaştı. 2. şaşırmak. iş yapmak ) " balya.] ulaşma. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. şehir suru. kabarmak. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. ıztırap < Tü *bun. yapı (~ HAvr *werg.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1.çalışmak. tomurmak ) + Alm werk iş. ben2.a. İnisyal b/m dönüşümü için karş. (bilgi veya söz) yerine vardı.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor.çok ihtiyarlamak Tü *bu. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. sur & EAlm bol kütük. strüktür. bünye < Ar bana yaptı. Bengalli. 18. boy pos.] < OLat bulla 1.Fa mübâr kalın bağırsak. varma < Ar balaġa erdi.sıkıntı duymak. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . istihkâm. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. sıkıntı. olgunlaştı. kıvırmak.]yapı. ~ Ar bunyat [#bny msd.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. sıkıntı. bildiri ~ İt bulletino [küç.

. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. Fr. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt. sarmak [ xvi] burka-/burğa.(örtmek). hisar. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. para kesesi. 2. hisar ~ HAvr *bhrgh. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek." bur* Pekiştirici -k.yüksek yer. bükmek Moğ bürü. Aş xi] ~ Ar burc 1. 2. hisar. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri. burk-. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. ofis. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay.köküyle alakalıdır. sarınmak.kokmak.a. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro.şiddetle burmak. ~ EYun pyrgos kule. bük-. üstü çuha kaplı yazı masası. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1.biçimleri eş anlamlı olup. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. kule.* Tü bur-. hisar < HAvr *bhergh. koku burç [Kut. yazıhane. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. 2. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu. Karş. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. büz. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh.korumak burçak Tü vicia sativa. keçe ~ Lat burra keçe.örtünmek. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1.yüksek yer. buğusu yükselmek < Tü bu buğu. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur.ekiyle. [TS xiii xiii] büri-örtmek.

evrak veya para kesesi. inek (~ HAvr *gwou. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma.a.buruşmak.a. büzüşmek < Tü bur-/bür. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. müjde ~ Aram bîssrâ 1. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır.] kese. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf.a. saklama yeri < EYun tithemi. bohça ~ HAvr *bhelgh. a. depo & EYun apó + EYun theke ambar. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç. 2. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak.a.burmak.a. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. f. Tü [ xi] *burış-/bürüş.a.a. mezar. örtü [Uyviii+]burın/buruna. 2.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm. dağarcık. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt. ) + EYun tyros kaymak.koymak " apo+. hükümet bütçesi. the.. ~ Lat bustum 1.]. ölü yakılan yer. çıkın < Lat bulga torba.] iyi haber. İncil < Aram #bsr ilan etme. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. 2. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. » " biryan ~ Fa büs öpüş.bitmek " bit- . tütmek < Tü bü buhar. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. iptal edildi.

emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. . uzadı buyruk büyü Tü sihir. boy < Ar bacuda uzak idi.] uzaklık. a. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. < Tü buyur. uzaklaştı. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz.buut [Menxvii]bucd mesafe. sıkmak. Karş. a. [Arg.a. büyücü. bilge . [ viii] bedük a. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5.. Fa buzak (küçük erkek keçi).burmak. [CodC xiii] büğü a. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği).[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü.a. bilgin. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a.a. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd.

dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. < Tü çapmak çarpmak. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak .ekiyle. eller ve kollarla girişmek. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. para alma. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür. çevik) biçimini açıklamak zordur. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. angarya. Ancak bu halde 5.] kudret sahibi. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. a. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme.] gürültü yapmak. çevik (~? Tü *çapuk a. çok konuşmak .

cadı. taş sesi. a.] 1. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. çağla . akarsu yatağı. tente.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. ünlemek " +kir- * Karş. hayvanların açtığı patika.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. CodC.[xi] seslenmek. Tü çağıla. Tü çaw/çoğ (insan sesi. yolun orta veya ana bölümü.xiv). devir. nida" ve "2.xi-xviii). bağırmak . ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. şıkırdamak .) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. paçoz. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. 2. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. a. çarpma sesi. Karş. a. mil (= [CodC xiii] zaman. ün.xi) ve çağla-(şakırdamak. yelloz. çağır[mak Tü haykırmak. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. şaşkaloz. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. kartaloz. İdr xi] çatır. insan sesi. ~ OFa câdüg a. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. su sesi. tente. nal sesi. yar. bağırmak. (= Ave yâtu. cin ) çadır [Kaş. nida. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. İMüh. çadır (= Sans çhâttra şemsiye.(seslenmek. zırtapoz. gölgelik.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . büyücü = Sans yâtü büyücü. f.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. Karş.şeklindedir. gürültü . bir tür kötü ruh. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir.

şakırtı) çıkarmak * Çak.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi. çarpmak. caka [LG188+] kurum.a. çap-/çarp-. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. çıl-.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. çet-) ve -ı. çıt-/çit-) mevcuttur.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa.ekiyle türetilmiştir. . [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir.a. benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. caiz [Aş xiv] usul. çal-. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. Hepsinin ç. • Çak-. • Moğ çoğur (alaca. çel-. (a. Hind çaku (a. kazık çakmak. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. işlem).a.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. Fa çaqu. akarsu sesi. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. bende.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. Fr chacal.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. Karş. Moğ çak?u (a. çep-. Sözcüğün nihai anlamı "çalık.] geçerli. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş. nal sesi. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. Çağ çakan (balta).a.). İng jackal. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. Alıntı yönü açık değildir. çıp-. geçen (para. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak.).) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. çekiçle vurmak. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. çakmaktaşı çakmak. alaca" olmalıdır. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . [Kıp. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır.

şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1.1. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom.a. yaralı. mızrap) < d?arb (vurma). Kıp xiv] saz çalmak. vuruş. Çağ çalağan (a.vurmak. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. darbe.(vurmak. 2. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. vuruşmak. atik.vurmak. alacalı hale getirmek. bıçak vurmak. çamur veya boya vurmak. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. şaklamak. çabalamak < Tü çal.) Ayrıca çalı çırpı. çömlekçi çarkı.] celbeden. alacalı * Karş. 2. kakmak.Tü çalık [Kıp xiv] a. ayakla vurmak. çarpmak " çal- . kesmek). [Ali xvi] çakşır .kesmek. [T S xiv. [T S xv] gayret etmek. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. < Tü çal. 3. vurmak. güreşmek. kakmak. çevik . çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. gösteriş.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak. tokuşmak. döngü. çark. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. 2. bıçak vurmak.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. Ayrıca karş. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. [DK xiv] talan etmek.saz vurmak " çal- * Karş. boy pos < Tü çal. bıçak vurmak. Ar mid?rab (çalgı.tekerlek. yağmalamak. Kırg çalğı (tırpan). çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. vurmak.çarpmak. kesik. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. saz çalmak) çevirisi olmalıdır.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. a. devre. TS xv] 1. çarpışmak. 2. çelik2 (kesik dal parçası). endam. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık.

kâse.] 1. dört parçalı köçek zili.. bardak. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. bardak" iken 17. a. ~ OFa gâw meş a. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. [Men xvii] cameken/camekân a.a. SIRÇA. " biftek . cami [İrşad. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer.* Modern kullanımı "çarpışmak. cam [Yus xiv] kadeh. 2.a. < OFa gâv inek. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. Ancak Ar şamc (mum. çamaşır [Arg xvi] 1. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. bir araya getiren. deli gibi oynak < Tü çalvurmak.a. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka.a. şüy. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür.a.a. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. dört parça. sürahi (= Ave yama. cem eden. kadeh.sarsmak. Ancak Ar şamc (mum. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. Neş. 2. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. haşarı.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. KGunya xiv] toplayan. kastanyet" çehar. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. kavga etmek" anlamından türemiştir. Karş. camız/camus [Env xv] camuş. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. f. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. giysi yıkayıcı. sığır ~ HAvr *gwou. [Tuh. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. 2. fakat 20. soymak. ŞİŞE. itip kakmak. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. su sığırı = Aram gamüş a. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa.

Lat vîvus (canlı). her çeşit hayvan " can. a. canan canavar özellikle yabani hayvan. ~ Fa cânwar canlı yaratık.] canlar. Lat vîta (hayat). canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. Tü *çoğmur dibe çöken şey.a. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. M A N D A . yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. hayat). Gael beatha (can. kenar.] yan. çan. yüksek rezonanslı darbe sesi. * HAvr *gwi-o. HAvr gwî-wo. Lat vigere. çul) ile ilişkisi kurulamaz. şiirde "sevgili" [CodC xiii] . = EFa civa-/cwa. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran. vigor (canlı ve güçlü olmak).* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır. çok (< Fa fuzüdan. HAvr gwi-wot. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi.Fa can fızâ cana can katan. cangıl [ xx/b] çorak yer. fazla. çıngırak can [Kut xi] .biçiminden EYun bíos.biçiminden İng quick (canlı).a.a.a.biçiminden EYun zöio (yaşamak). canavar hayvan. büyüten.biçiminden Sans cıva-. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş . HAvr *gwi-g. zoe (yaşam). oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. [Men xvii] canver vulg.) ~ HAvr *gweis.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a. fedakârca . yy sonuna dek rastlanmaz.artırmak. Bak. 2. +aver [KT xix] ince. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan. fızâ. çamur <Tü çökmek.

tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma.çanta xvii] çanta a. talan.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+). alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. yalpa. [TS xvii] çapul a.çalmak. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti.İt zappa bahçıvan aleti. [TS xv] talan eden. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. zıt yönlerde olma. [Kıp xiv] çapak a. özellikle göz pisliği. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. çarpmak. çapulcu çap. akın. yalpa. 19. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". 2. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. < Tü . heybe. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. dört nala at sürmek " çarp* Karş. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . talan etmek. yalpalama. bel [LO xix] pasaklı. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). çapul. sol (< Fa çapîdan dönmek. yalpalama. sapmak) + Fa rast düz. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü.çarpmak. pislik. savulmak. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. paçavra. (Tatarca) *çapağul < Tü çap.a. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü. saldırı.a. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. [TS xvii] çapıt eski bez. tüfek ve mermi ölçüsü. sağ " çeper. a. diyagonal & Fa çap aykırı. 1. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. * md > t değişimi doğaldır. Tü *çalp-/çap. hacim ölçüsü .çarpmak.

çarliston [Cumh 1928] bir dans. Karş. genç kız. sıklet çarçur etm.sesinin ötümlüleşmesi -n. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1. [TS xiv] carılda. [ML 1969] bir tür biber .car. mekanik . gürültü etmek " çağır* Karş. 2. . yuvarlanmak). [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. [LO. 2. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses.] çekme + Ar a6qâl [çoğ.] cereyan eden. 1923'te James P. çark [Aş.yöntem. nara .Fa çar Tâq "dört kemer". akan. İnisyal ç. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator. çark. dişi köle < Ar cara aktı. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. divanhane " çehar.] yük. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. a.a. Rus hükümdarı 4. car car çağırmak. [Men ] çarTak vulg. tekerlek.veya -n-etkisini düşündürür. f. Gül xiv] hizmetçi.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. devir (= Ave ça%ra. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak . çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. kylindo (dönmek. = Sans çakrá a. gürültü. çardak . Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. tak1 [Kut.] 1.seslenmek. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). imparatoriçe.İng charleston 1. usul.a. bar bar bağırmak. kayzer.a. döngü.bağrışmak.

ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse. [DK xv] çarp. Karş. ara verme. iki yüzlü. ani eylem sesi. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare.çarpmak. ruhsat. Cumartesi. dörtyol. cass/macassat] yokladı. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. kılıç vurmak. [ xx/c] frapan. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. çârşef/çârşaf . el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. vulg. ferman. elle yoklama. 2. yellenme sesi.a. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır.seğirtmek. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir.2. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. [Arg xvi] çârşeb.] "kâğıtçık". ferman. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. koşmak. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. 2. çalmak. araştırma. yol (~ OFa sög a. yağmalamak < Tü *çalp. inceleme ) .a. talan etmek.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. berat. [CodC. casus casus [KıpGul. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. a. akın etmek. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. atı hızlı sürmek.kökünden türediği anlaşılıyor.kamçı vurmak. yan. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. çapak. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. vurmak. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. kılıç vurmak < Tü çal. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. yön. talan etmek. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. Anlamların tümü "vurmak. DK xiii] çap. mıh [T S. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6.ekiyle çal. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. çarşaf [CodC xiii] çarçav . Cumartesi < İbr #şbt dinme. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd.

[Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. çatlama sesi. [BK 1799] çağlağan . ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat. Karş. münadi < Tü *çağ-/*çaw. hububat (= Ave yava.xv). yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi.a. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw.a. çavdar Fa caw arpa. [LO ] darbe sesi. el çarpma sesi çıkarmak. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. cay[mak [DK xv] çay. dikmek.seslenmek. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır. genelde tahıl.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. bağırmak. topal.(caydırmak . cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. vurmak. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan.çarpmak. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. akarsu.a. dazlak. şelale. dayak sesi. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. [Oğ xi] katmak. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. ETü çantur. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl.) ~ HAvr *yewos a.[onom. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek .şaklamak. = Sans yavah a. Tü? . [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli.a.çat.dönmek.

çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. [DK xv] çayır . cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. ses etmek < Tü çaw ses. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü. tellal. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. takım " caz1. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. 2. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. * Çin kökenli olan bitki 17.a. +kir* Edirne halk ağzından 20.) ~ Çin ça' a.a . Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. caz2. [TDK 1974] toy. Üçüncü anlam. bir tür müzik ~ İng jazz 1. Rusçadan mı alındığı açık değildir. milvus milvus. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. camellia sinensis. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir.bağırıp çağırmak. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. [Ç ağ xv +] a . 1910 dolayında kullanıma girmiştir. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. çekicilik < Ar câ5ib . tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. bağırış. şamata. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur. 2.a.] bağırma sesi" caz2.

zorluk. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd. şişme. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. taşra. niza. keş1 [Kut. kabarma. kesik. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. [KT ] ceberut kibir. [ML 1969] cedelleşmek hlk. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır.] kabalık.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. keskin idi. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. • Fr algèbre. birleştirdi. matematikte cebir. 2. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. [TDK 1955] becelleşmek . zorba (sıfat) . çekişme. yy'da türemiştir. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). güç. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. büktü. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . iktidar. şiddet < Ar cabara 1. cephane.Ar cabarüt azamet. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). sentez. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. 3. çeken. 2. 2.] cezbeden. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. kırık kemiği kaynaştırma. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa.] tartışma. yeni < Ar cadda kesti. çekişme.] 1. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20.] 1. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. zor. [Kadı xiv] cebe silah. kaynaştırdı. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. celal.

pondus (tartı).-7.görünme. kan çekmek.a.a. 2. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. xiv] tartmak. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı.a. quadraginta (kırk).a. tartmak). Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). katlanmak. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. çekin-.a.] bilmeme. Slav çatr. bir şeyin gözle görünen yüzü. satrançta şah hamlesi [xiv]. E Yun tetr-.ip çekmek. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah.) ~ HAvr *kwetwer a.a. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer. ~ Ar cahalat [#chl msd. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. = Sans çatúr a. 2. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. çekince.a.: çek-. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi. [passim. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. köylü. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. asmak.a. denetlemek.tartmak " çek- . cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. görüntü. ~ OFa çakk a. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. çizgi çekmek.(dört). yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. suret = Sans çitrá resim. idea (= Ave cithra. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır.a. Lat pendere (çekmek. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. çekingen. belirme.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş. ~ Ar Sakk a. ~ OLat scaccus a.] bilmeme. çekimser. çeki.

azamet. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse.a. İnisyal ç.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. [TDK 1983] celal öfke.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır. içi çekmek..] sabır.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a. çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). kızgınlık . şakırdamak < Tü çak/çakır [onom.a. • ç. azamet.Ar calâl [#cll msd. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] . çalım/çelme. [KT xix] celalli çabuk kızan. özellikle ayakla vurmak = Tü çal. celal [KıpGul xiv] büyüklük. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak. sert tabiatlı. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü .fiilini andırır. yücelik..] ihtişam. carıldamak < Tü çak/çakır [onom.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. çal-/çel-. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi . Karş. [LL xviii] arzulamak. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. ululuk. [Men xvii] vurmak. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle.

] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. (mecazen) rab.etkisiyle sesli incelmesi görülür. ithal eden. Sözcüğün 11. endam.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im.. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. çubuk. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. mola verme.] çağırma. kırbaçladı.] mal getiren. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. getirme < [Ali xvi] oturma.. usta. haç.] kırbaçlayıcı [esk. 2.) Türkçeden alıntı olmalıdır. gösteriş.kesmek. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim. tedarikçi < Ar calaba çağırdı. DK.]. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. cellat [Kıp. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip.* Halen yaygın olan "öfke. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ".a. 2. kesilmiş dal.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır. xiii] yüce kişi. [TS xvii] kibar. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. efendi. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir.

caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. köz. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. [Men xvii] kasnak.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. toplanma. a.] 1. #cmhr kökleri "toplama. [FBaykurt 1971] hırlamak. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20.a.] ~ Ar camâl[#cml msd. toplama. cemaat topluluk. a. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir.]1. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. tekne. kasnak = Fa çapar a. a.) * Karş. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. Karaman kimyonu. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir.] güzellik < Ar cemal [Kut. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. bir araya getirdi * Ar #cmm. #cmc. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3. 2. DKxi] camala [msd. = Akad gumâru a. bir araya getirme" anlamını taşır. topluluk < Ar camaca topladı. aritmetikte toplam. halka. kömür. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. toplantı" cem [Aş. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar.] toplama. dırlamak. kazan çember [Yus xiv] . yy'dan itibaren kaydedilmiştir. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. < EYun kymbe kâse. kor. cemiyet [#cmc msd. 2. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. evvel * -z.

embriyon " cin1 cenk büyük olay. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. gasl etmeyi gerektiren durumda olma.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma.a. [İdr xiv] çene . kapatma. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk. kat. a.] kanat. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. -k ekinin işlevi belirsizdir. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . bir şeyin iki yanı. etrafını çevirmek ) " cin1 . hadise. * Karş. çene [TS xiv] çene/çene .cenabet [İrşad. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. Fa çana zadan (= çene çalmak).Fa çangâl/çangal pençe.EFa çanu. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd. Aynı kökten Ger *kinn.> İng chin (a. ~ Ar canâb [#cnb1] yan. a. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. mekanizma. şer'an kirli olma.a. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.).a.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. ~ HAvr *genu-2 a. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. 2. tırnak. cenah [Mercimek xv] mecazen kol.] 1. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey. < Fa çang tırnak.a.a.a. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma. nezd.

[KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. 3. ceb/cîb 1. çeper [DD xx/b] dış kenar. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. [Men xvii] ceyb vulg.ince ince kesmek.] 1. 2. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi.* Karş. iki meme arası. 2. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. 3.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. [TS xvi] çent-kertmek.] çekme. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. cer çekme < Ar carra çekti.] 1. kibar kimse & İng gentle zarif. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. bir şeyin ön tarafı. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. çevre duvarı. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. halka. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. koyun. Karş. alın. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. kasnak. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. kucak. artık. 2.] yara" . kuşak. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. 2. cep [İrşad xiv] ceyb . çeper cephane [DK xv] cebehane . gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. çit. şimal. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. bahçe).

[T S xiii] çeri er. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. [KT xix] beceriklilik. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır.a. kitap. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. yaprak. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. icra. macera. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. . sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. akış < Ar cara (hızla) aktı. Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür.] yaralama.] akım. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. asker ceride [Men xvii] defter. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. dolan < Ar curbuz hilekâr.] hilekârlık. cereyan akıntı. çaçaronluk. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. cariye. soymuk. maceraperest. cereyan. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. 2.] suç.a.] ameliyat eden.)" çehar. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . garmiyan (germiyan. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. a.a. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. suç. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). ılıcalar). kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. dörtgen.] soyulmuş şey. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret.a. f. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im. yonga. tabaka. f.

" çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. yemek) ~ OFa çaşnlg a. önemsiz. HAvr *kweks-mn. a.tatmak (= Ave çâş. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. tad. çâş. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. gözüpek.a.tatmak.] cüsseli. kadavra. ~ Ar cadd [#cdd1 msd.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra.] çiziktirme. çeşni [Aş xiv] . büyük.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. girişti. tadılan. seçmek * Aynı kökten Lat gustare.] cesur olma.] lakırdı. müsvedde < EYun s%edios geçici. hacimlilik. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd.tatmak. çeteci [Kan xvi] akın. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. Karş.görmek çeşme pınar.görme. [Men xvii] çâşnî tad. sohbet. lezzet (< Fa çaşîdan. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. 2. EYun geüo (tatmak.) ~ HAvr *geus. çâş. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. laklak çete Sırp çeta haydut. tadan < Fa çaşîdan.] kâğıt parçası. aydınlanma. tad almak).a.] girişken. mostra. cüsse. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. eskiz. tadılan.a. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. göze ~ OFa çaşmag a. cüsse < Ar casuma büyük idi. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti. lezzet tadım.] insanın fiziksel varlığı. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. rastgele . a. küç. sürahi" çeşme.a. ışık < HAvr *kwek. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. tadan. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. atıldı.] büyüklük.

a. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı.çevirmek.] [İdrH xiv] kırılması güç. eğir-. izin < Ar caza geçti [Kut. Erm nguz (a. DK xiv] sopa. ~ Aram gawzâ a. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. a. İbr egoz. çetin Tü çitin a. çetrefil bir deyim * Karş." çevir-. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. Karş. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir.a. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş.). dolanma < Ar câla döndü. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. zor. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. [Kazak ] Tü çat-/çet. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. OFa gawz. kesiksiz çizgi. ip ördü. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. bu sopayla oynanan oyun.] geçit. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. a. . DEVİR-. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. öz.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. +men2 ~ Ar cawz a.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. ~? Fa çabuk hızlı. eğir-/ewür-. a. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. kriket < Fa çawl kıvrık. teğir-/tewür. çat pat. su kanalı. sert (özellikle ceviz). bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. 2. [Kırg ] çetin zor.] dönme.vurmak. cevahir [Aş. * Karş. küçük akarsu. sert.

f. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im. 2. " cihaz [EvÇ. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. köken.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. yek [Men xvii] çâryek vulg. cezir < Ar cazara su çekildi. 2. donanım. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban . köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1.Ar ca5wat [#c5w] 1. f. kor. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür.Ar cihaz [#chz msd. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . ateş parçası. civar. DK xiv] caza bedelini ödedi. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. halka cevval dolanan < Ar câla döndü.] 1.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu.] askeri birlik. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. kor.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz.] a. 2. çeyrek dörtte bir " çehar. a. asl.] cevelan eden.a. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a. kök. yağmalama) ceza [Yus. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası.a.] < Ar ca5r kök.] çekme. muhit. ~ Ar caSbat [#c5b msd." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1.a.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. 2. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs.

" yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. şişkin şey. şişmek. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd.a. iki şeyin biri. [ML* xx/c] bir bilye oyunu.a. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma.a. keskinlik < Ar cadda kesti. çiçek açmak). 2. ş > ç dönüşümü tipiktir. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. keskin idi. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. İng blow (1. mafiş anlamında deyim. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. mücadele. 2.kabarmak. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. follis (şişkin şey. balon) = flâre (üflemek. 2.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a. a. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. emzik. posa < Erm dzudz.] ciddiyet. (= Ave yu%ta.) ~ HAvr *yug-ta. koza). 2. kese. çiçek açmak).) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi. Lat floş (çiçek).(1. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş.cıbı.) çevirisidir.a. [Uy viii+] çiçek a. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. gayret. maya. dzdz.çift koşmak.] çatışma. ip bükme. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1.a. cıbıl onom suda yıkanma sesi.a. duvar = İbr gader a. şişirmek) < HAvr *bhel. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. üflemek. güç gösterme ) cidar çit. esmek. meme ucu.< HAvr *yeug. ip ördü. süslü < ~ Erm dzdzig 1. tartışma < Ar cadala burdu. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. güçlenme. çift [CodC xiii] cüft/ceft. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . sivrisinek.. örme. cici çoc [DK xv] cici bici süs. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. huy < Ar cabala kalıp döktü. Anlam ilişkisi için karş.

kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir. çift koşma). zeûgos (çift). Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak .(a.a.a. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat). ses etmek < Tü çağır. gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol. crocus Tü çig yaş. patika. [CodC xiv] çiyik . çiğdem.xiv).a. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. Fa tar (yaş. İng yoke. Lat iungere." çağır- . Sans yóga (boyunduruk.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer. ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a. [İMüh xiii] çig . çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. yaşlık. * Aynı kökten EYun (h)epar. 2. yaşlık . [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. çiğ2?. (= Ave yâkars a. Lat iocur. çağırmak.a. • Karş.). zeûgma. yüksek ses. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki.a. iugum. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. gürültü.xi).* Aynı HAv kökten EYun zygón.a. çile-. = Sans yákrt a. çığış (gürültü . yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . nem (isim) Karş. iocor. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak.) ~ HAvr *yekwr. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır.sıfat ve isim). EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır.

2. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren.] 1. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. gayret etti cihaz cihet bakım. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş. [KıpGul xiv] çiyne. .ekiyle.a.) [Kut. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. coğrafya veya tarih kitabı. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd..] donanım ~ Ar cihat [#wch msd. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır. evren ~ OFa gehân a. gayret. alan " cihan. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. cihannüma.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. numâ.. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. a. çaba. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. cahd] çabaladı. cihan (= Ave gaethâ. mücadele. cihanşümul cihangir [Ömer b. atlas. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar.bağırmak <Tü [LO xix] feryat. yön.a.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. Aş xi] ~ Fa cihan dünya." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. cihangir. a.] yüz. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon.a. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan.göstermek ) " cihan.

çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. karışık renkli. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık.a. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. makara. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı.a. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği . parlatma < Ar calâ parlattı.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. aydınlattı.gözleri çıldır çıldır dönmek." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b. ortaya çıkardı. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular.çıkın çıkış[mak çık. [LO xix] çıldır. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. fıldır fıldır dönme sesi " çak- . çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. ABD. çıkrık (= Sans çakrá a. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra.dürmek. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak.a. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. berraklaştırdı. delirmek.] parlaklık. şakırtı ve şaplama sesi. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca.

gebelik * Fa gule (gülle. kırklık.. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. bir tür su kabı. ortaya çıkardı" cila . çelimsiz. özellikle erkek incir). = Akad gildu a. narin zayıf. cıvık. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. a. a. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. aydınlattı.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. yüzünü açma. [Ali xvi] çille a. kâr cılız [LO xix] zayıf. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi.a. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). kaymak gibi. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. kırk günlük süre. = İbr geled a. 2.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. yy'da ehlileştirilmiştir. 2.) ~ Ar cild [#cld msd. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. iplik yumağı. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk.] 1. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. a. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak.ıslatmak. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a.

Moğolca biçim Türkçe *yım. mıcır. kafatası. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti.[xiv Kıp.a.veya *yınğ-eşdeğeri olup. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. sefil. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. caes. 2. >c. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. [Veled xiv] çümen . tahta kâse.suda yıkanmak (= Moğ cımu. otla kaplı * Fa çaman (a. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir.) Türkçeden alıntıdır. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom.] cinsel cima [İrşad.] kafatası. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. (pire) ısırmak. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım.suya dalmak) * İnisyal ç. [EvÇ. Dd2. kırmak.kesmek. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir.etkisiyle sesli incelmesi görülür. sefil. kırık taş. 2. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. dilenci . bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz.

hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır.a. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd.] bir cinsten olma. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü. saklama = Aram #gnn koruma. yy] a. yy başlarına dek "her türlü suç. " günah * Türkçede 20. günah. Çin ç'un a. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . görünmez varlık < Aram #gny gizleme.a. çın. berduş.] suç.a.a. kavga (argo) tsíngra kavga. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. yoksul . kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. sakladı. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. Batı dillerine 16. yy'da alınmıştır. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. örttü (= Aram gensyâ cin. yy sonuna dek kullanılmıştır. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. çitle çevirme.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a.ardıç çinakop çınar a. telmih. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç. cunün] gizledi. çıngar [LG188+] gürültü. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f.

quint. ırk. İng zinc (a. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan. < Tü .a. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. pislik (isim) çap-/çıp. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. çatal dişi. diken. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir.) Almancadan alınmıştır. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. ~ EYun génos a. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. basit şarkı. zıpkın. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. a.a. Çin işi.a. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi.çalmak. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. kıymık. soy. çarpmak. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom.a. cingıl müziği < çıngırak [onom.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. 2.a. 2.a.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1.] bilinç örtünmesi. pis (sıfat).

card] soydu. a. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. meratibin ilk basamağında görevlendirmek. asphodelus.] cüsse. [Aş. döndüren. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği.a.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. • Ses değişimi inisyal c.). irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. Erm çreş (a. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1.a. hacim.etkisiyle açıklanabilir. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". [TS xv] cırılda. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil. çeviren. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. ab çirkin Fa çirk pislik. sırık < Ar carada [msd. lamba. kandil. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi.a. (= Ave sraeş. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. 2.a. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. 2.a.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. kirli.Fa çarâğ/çirâğ kandil. uşak . Tü sıyırmak > sırık.)" cürüm . yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. meşale. lağım & ~ Fa çirkin 1. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a.a.) * Karş. pis. DK xiv] çirağ/çerağ lamba.

[TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. çırp[mak <Tü [ xiv] 1.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. kargı.] beden. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir.katmak. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. dikmek " çıt. talaş. terebinthus.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. fındık. döngü. a. ~ EYun gyros dönüş. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. kabuklu yemiş. . çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. döngü.a. dönüş. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. 2.OLat gyrus a. hafifçe çarpmak. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle. 2. mızrak < Tü çit. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni. ticarette ciro . yaşlık cisim/cism[Aş. < Sans çitrakâyah alacagövde. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom.a.] " çat İnisyal ç. kesmek.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem.a. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat.ciro [ 186+] ~ İt giro 1. fiziksel varlık.

(sivri bir uçla kertmek).] küçük anahtar.< *çıwz. civa ~ EFa jîva. civanmert [Mercimek xv] . [AL 192+] cıvımak sulanmak. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi. [Yus xiv] cüvan genç. canlı.] mücavir olma.a.Fa cawân/cuwân genç.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. biz. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu.a. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. özellikle kuş yavrusu. [LO ] etraf. yiğit.a. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. < HAvr *yeu. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis.civa1 [Kıp.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. Fa cuje/cuce (yavru. cüce. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a.a.genç ) ~ HAvr *yuwen. kişi) . Karş. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. a. dolay . İnisyal ç. civan . Alm jung (genç). komşuluk. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. 2. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. civa OFa jîvag/cîvag 1. (= Ave yavan. Fr jeun. komşuluk < Ar cawara [msd. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. [TS xv] cücük tavuk yavrusu.genç olma. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı). [KT ] cüvan vulg. cömert kimse " civan. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık.a. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı. çamur.a.) < quick (canlı). Ayrıca bak. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. İng quicksilver (a. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç. cıvı[mak < Tü cıvık sulu. piliç).] havalar. İng young.a. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç.] oğlancık < Fa cuwân oğlan.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız.

İnisyal ç. yy'da kurulan bir cemiyet. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz.. a..sivri bir uçla çentmek veya kazımak.(a. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı. < öz Gesù/Jésus İsa . çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste. kısık sesle söylemek.a. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. Moğ cıru. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan.ekiyle eş işlevli olan -iktir. çizgi çizmek *çıw çivi.). [Oğ xi] çayan cız.hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz. sivri uçlu alet" çivi * Karş. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ.(= Moğ cırug çizgi.etkisiyle sesli incelmesi görülür." çiz* Semantik evrimi açık değildir. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo).biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. Karş. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi." çiz- [LO xix] cızıktır. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı". cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki.a.

yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. gürültü. çoban. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi.etkisiyle sesli incelmesi görülür. ço%.xi). bedeninde yara < Tü çal.olup. reis. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu).xi).bağırmak. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. Tü [Kaş xi] çok-/çök.dibe inmek. çoban [Aş. koparmak " çal- . kaynaşma -xi). tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. coğrafya " je(o)+. 2. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. oturmak.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır.a. belki çürü. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza. çağırmak.(bağırmak. cıcık. a. köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. gürültü etmek " çağır* Karş. çöp (tortu).vurmak. [DK. öncü. tazmin etme) kökünden türetilemez.(tortulaşmak). her şeyin küçüğü. ETü çıçamuk (küçük parmak). [Çağ xv+] çuçak cüce. kesmek. kaynaşma (isim). [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu.(üşüşmek . çoğrama (fokurdama. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. -k.> çöm(dibe çökmek).xi).pekiştirme ekidir. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. çağırmak . haritacılık. çök[mek *çoğ.] haraç. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. çoğla. inisyal ç. • Sıfat olarak 14. Karş. Aynı kökten *çönğ. Tü çoğı (münakaşa .cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. Ayrıca cücük. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. küçücük.

çökelti.] a. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. Kaş viii+] çom-/çöm. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. Tü çökek.çift koşmak.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. a." * Karş. < Fa çam tahta kadeh.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em.ve göm-).batmak. çör." çöm- * Muhtemelen "oturan. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. 2. çörüntü (tortu . [Kan xv] çölmek . [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. iunc-kenetlemek. Kürd çemık (kepçe). iri başlı topuz. birleştirmek. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. çöp.çolpa + Fa pâ ayak. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar . kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. vurmak. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1.TS xiv-xvi). dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. kâse. çökmek " çök- Karş. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. çöl. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. lobut. delikanlı" civan. sopa. . beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. çömelen" anlamında. Final -m.inmek " çök* Çök. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. gürz. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . [Men xvii] çölmek vulg. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . sopa. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem. değnek Tü [xi]çöptortu.

galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a. halka. çorak alan [Kıp. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. tuzlu. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.) ~ HAvr *yeus-s. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. Moğ çoğur (alaca. = Sans yüşân.a.kaynamak. ekşi. bulanık. çorba [Yus xiv] şorbâ . mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak).a.çöp2 cop [ xi] çöp çıta. 2. (hayvan) azmak.a. • Karş. karışık + Fa bâ yemek. lekeli çap. galeyan etmek.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. tuz. daire. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal.a. = Akad gurâbu torba.a. acı" çorba * Ar şurac (a. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. kese.a. zyme (maya). ajite olmak.Fa şörbâ a.a. [Arg xvi] çorba . tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. tuz gölü.a. köpürmek < Fa cöş kaynama.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak.veya *çalp. sopa " < Tü çopur [EvÇ.çarpmak. [Kıp xiv] cirâb torba. kılıf. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. kabarma.ara biçimine işaret eder. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. [T S xiv-xviii] şorva . galeyan etmek.a. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı .a. & Fa şör 1.) Orta Farsçadan alınmıştır. < HAvr *yeus. galeyan (= Ave yaoşti. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer. " jön . • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır.a. benekli) = Tü çakır/çağır. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç. aş (~ OFa bâg a. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba.

göz yuvası. [CodC xiii] çıbuk değnek.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi.erimesi ve ç. [BK 1799] cüce tavuk pilici. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. mezar çoku. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1.] küçük değnek.[xi. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. özellikle tavuk yavrusu. çıta. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. bir bağı açmak. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. cücük civciv * Karş. kaşın altındaki kemik. civciv * Karş. sopacık < Fa çüb değnek. 2. özellikle kuş yavrusu. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. xv+ Çağ] dibe inmek.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. ince dal < OFa çob dal. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. ~ Fa çübak [küç. çöküntü.] yavru. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. küçük. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir. küçük. çökmek " çök- < Tü çok-/ . Karş.çöz[mek Tü [ xi] çöj.

bir şeyin tümü. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. cümle [passim xiv] bütün. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu.] oturma. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. [Men ] 1. KGunya xiv] toplanma günü. 2. bütünlük. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. örtünmek.] ~ İt gibbo çıkıntı. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. cumburlop onom [LO ] şumburlop . [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. halk topluluğu. 2. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle.] 1.çul [İdr xiv] çul. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd. [Men ] cüll vulg. . bütün. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf.] bütün olarak. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. tamlık. umum.çulla sarınmak.

] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. kemik kırdı.. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd. cünüp [İrşad. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü.] şahit olunan " cürüm. 2. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara.İsp junta 1. 3.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. * Karş. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. eti kemiğinden ayırdı. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. ittifak. a.] cenabet olma. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır. . ceset = Aram gttâ a. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. 20.] beden. öyle ki . [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. ceset. ne zaman ki.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. 2. alüvyon.çünkü [passim xiv] çün ki 1. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. madem ki. birlik.Tü çöb/çöp tortu. 2. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. şamata cüret cesaret etti. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış.] suç < Ar carama 1. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey.

dikmek)" çuval cüz ünite. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. teşviş < Ar daġdaġa [onom. 3.(yakmak). delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. unsur. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. 2. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a. anlaşılmaz şekilde konuştu vb. [İMüh. gıcıklama. tadını beğenmek.tat almak. portföy . [Men xvii] kitap veya evrak çantası. kargaşa.a. ağabey.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan.] gıdıkladı. düz. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan.] cüzam hastalığı. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- .yakmak) ~ HAvr *dhegh. kitap forması. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. a. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara.Fa cuz'dan cüz kesesi. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd.] çok küçük (miktar).] 1. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a. anlaşılmaz şekilde konuşma. gıdıklama. lepra < Ar caSama [msd.) [Uy viii+] tağar torba. birim. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. Karş. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. Sogd daġ. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. a. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz.

dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. partikül. [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim. ince (iş). mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. yorulmak . [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . ofis. daha (zarf) (bağlaç). deveran eden < Ar dara döndü. f.] (bir şey etrafında) dönen. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. getiri. girme. dönüş. narin < Ar daqqa ufaladı. dahi (bağlaç). derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. saçmak). araya girme. f. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal.] giren. bilinci kararmak. [Ali xvi] muhit.] 1. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa.(tohum saçmak). çevre.] döngü. 2. halka. büro. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). dahi1. suit dâ'irat [#dwr fa.(dağıtmak. rafine. Kaş viii+] tal.] 1.] devam eden.suya dalmak dal1 Tü [Uy. verim msd. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. [LO xix] yönetim mekânı.* Aynı kökten Tü tar-/tara.bayılmak. 2. Akad daqqiqu (çok küçük.] ince. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf.] akıllı. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . gelir. ince ayrıntı. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. 2. kazanç. ince). daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. [TDK 1974] 1. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. tarı. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. nüans. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. çember.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

destruct. < İng to detect ortaya çıkarmak.. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak.gün. struct-dikmek. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak. ters. müsaade ~ OFa dastwar a. keşfetmek ~ Lat detegere.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a.a.a. güneş tanrısı " jurnal . kimya şirketi. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. inşa etmek " de+. 2. vezir. tect. cin ~ HAvr *deiwo.+ Lat tegere. a. ^ 1938 Procter & Gamble Co. açığa vurmak & Lat de. strüktür * Türkçede 20. "el almış". gürlemek ~ HAvr *(s)tens. müsaade ~ Fa dastür 1. perakende satmak & Fr de.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı.bir şeyden + Lat tergere. şeytan. gevşetmek ~ Lat detendere a. Amer. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme.a. ruhsat.destruir [mod. Yus xiv] izin. "el alma". 2. güneş. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. deters.gök gürlemek " de+ detone de+. detect. & Lat de. détruir] a.a.a.örtmek " de+.+ Lat tendere. perakende (satış). tens. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. & Lat de.silmek. ~ Lat destruere.+ Lat struere.a.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı. bilgin. & Lat de. bilge.a. izin. temizlemek & Lat de. destur [Aş. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır.a. ~ Ave daeva.germek " de+. < Lat detergere.a. açmak. cin ~ EFa daiva.tanrı < HAvr *dyeu.a. keşfeden.örtüsünü kaldırmak. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran.

açmak [esk. evir-. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. torba " de+ * Karş. mülk ~ Aram dawlâ iktidar.ayrılma edatı + Lat via yol" de+. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. 2. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. • Ar dawr (devir. teftiş etmek. 2. siyasi egemenlik.a. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. (mec. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. deveran döngü. Kaş viii+] tegür-/tewür. kaldı. viyadük devlet [Kut. deveran etmek. 2. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. [Uy.] 1.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek.çevirmek. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd.* Aynı kökten Sans deva-.kökünden türetilmiştir. deve Tü [ viii] tebe/tewe . Farsçada örneğine rastlanmamıştır. & Lat de. dönüş. kudret. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. iktidar. valör devam Ar dama sürdü. kabuk. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. deva [Aş.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev.]. kabuktan veya torbadan çıkarmak. zaman. Tü *dev-" devir- * Devir. Karş.] dönüş. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. devir/devrdöngü. EYun Zeus (güneş tanrısı).a. Fr/İng envelope (zarf).olup. ortaya çıkarmak.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. 3. 2. ~ OLat deviatio a.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20.a. idari görevle dolaşmak) . geliştirmek. çevir-. denetlemek.] 1. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. & İng de. dönmek. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. Lat deus (tanrı).) zenginlik.

enforme dezentegre [etm " de+.a. Mezid xv] devriye [nsb. di.xiii TS) < der. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. deveran etme. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+. devran durma.değiştirmek. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. .* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir. a. bir şeyi baştan başa katetme. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. [Ömer b. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme. tebdil etmek.iki ~ HAvr *dwo. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi.(toplamak. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. içine işleme.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür.fiiliyle birleşmiştir. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. bir köşeden diğerine çapraz gitme.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme".] dönüş. derlemek . bilgilendirme " de+.

ayırmak. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. bedbin. wen.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1. dağıtmak. gören. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. küçük ipek parçası.< HAvr *dheis. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek).+ Lat ferre.xiv Kıp). diffus. görülmüş.dövmek. görülen. didaiti bakmak. göz < Fa dldan. bin. Fr. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö.] 1. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü. farklılaşma < Lat differre.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec.(seyretmek).kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici.görmek ~ OFa dltan.a. görmek.< EErm dit. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. dilate. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. ayakla * Karş. 3. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. Erm tid. öbür ~ OFa .a.görmek. fus.öğretmek ~ HAvr *didnsko.döküp saçmak & Lat dis. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. dilat. 2.+ Lat fundere. farklı kılmak & Lat di(s).dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç. Tü depek (tekme atan .taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. Bak.dökmek " dis+. getirmek " dis+. lat. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır. 2. görmüş. didak. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit. Karş. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır. diferansiyel hesap. 2. TS* xv] ~ Fa dlda 1.

ince olma.HAvr *kâ-mo. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. direnmek Tü [ viii] tik. arzu (= Ave kâma. sokmak [ xi] tik.sert olmak.ayrı + Lat gerere. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin.dik durmak. vertikal < Tü *ti. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. deig.saplamak. sayısal < İng digit tamsayı.delmek. yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. belirtmek. ayırmak.sevmek . eğik olmayan. dirençli.dik duruma getirmek.işaret etmek. digest.a. şeri3 * Muhtemelen 20. dik Tü [Uy viii+] tik 1. sert.< HAvr *deik. dikiz [LG 188+] bakış. dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi. İng teach (öğretmek). detaylı olma. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. hazmetmek & Lat di(s). göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). . kılı kırk yarma. rafine olma. rakam ~ Lat digitus parmak.] incelik. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd.< HAvr *kâ.)" diğer.a. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven. E Yun deíknymi. dik durmak. 2. Farsça sözlüklerde yoktur. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik.çözmek. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik. canlı. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. saplamak. gest.(işaret etmek). ağaç dikmek < Tü *ti.kılmak " dis+. dîcere (söylemek). dictare (bildirmek). dike (yargı). zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. özellikle belli etmeden bakma (argo) . sevgi. anıt. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak.

uzunlamasına kesmek. enli. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. yassıltmak ~ Lat dilatare a. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. yapay penis. dil2 . ıskarmoz. lisan. 2. yürek.işaret etmek. dictsöylemek. bildirmek ~ HAvr *deik. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. 2. buyurmak. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. belirtmek. ~ İng dildo 1.istemek. a. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co.a. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. konuşmak). belirlemek. beklemek. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1.(ses vermek. & Lat di(s). adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. gönül. tırjğ (ses). dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. ~ Fa dilbar gönül çelen. söz * Aynı kökten Tü tın. işaret etmek < Lat dicere. 2. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. gönül götüren " dil2. hunhar . 2.+ Lat latus geniş. cesur" dil2.

dinamo. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir.a. Akad dînu (yasa. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . dinlenmiş. dinamik. nefes). Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. dimağ damâğ burun. a. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. soluk.dinmek. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. dinmek. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. 2. dinlenmek. düyun. güçlü. ~ Ave daena a. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. etmek. dinamit. yargı) > İbr/Aram dîn (a. İsv. din[mek Tü [Uy. ^ 1867 Werner Siemens. gücü yetmek . [EvÇ. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak. Karş. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar..nefes almak.yapmak. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. nefes almak " din* -n.a. Alm.HAvr *deu. Karş. güce ilişkin.dilim Tü [ xi] tilim a. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. Kaş viii+] tın.a. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel. eşlik < Tü . hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik. aks < Tü derjg denge. durmak. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir.a.). 275'e dek tedavülde kalmıştır.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir.

tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak. ses < Tü tın.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin).(bitmek). daldırmak. kökten * Aynı kökten türe. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. türlü Tü tüğ : tülü. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . doğabilimci & EYun deinós korkunç. eşitlik). eşitlik). dinlen[mek <Tü nefes. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. tüke. İng. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey).dingo a. aks < Tü derjg denge. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. . dinle[mek vermek " tınTü [Or.bitmek. dive (dalmak). a.* Karş. türev. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. türkuaz. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. son.soluklanmak. türkü Tü tüke-: tükel. kök. banmak < Ger *deupjan. türedi. türe-. Türk.sesi algılamak < Tü tın sada. dip. Uy viii] tırjğla. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. temel < Tü *tüü.(bir kökten bitmek). tükenTü tür : tür. eşlik " denk * Karş.

defter şeklinde katlanmış evrak. dosya.yönetmek. rect.dik tutmak. direnç göstermek < . 2. direnç göstermek < Tü *ti.a.a. Tü [Uy viii+] tire. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. dirençli. bir el dolusu. & EYun di. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di. tanıma. a. avuç. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek.]. bir ağırlık birimi. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. 2. 2. diretmek. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. ruhsat ~ EYun diploma.a.1. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. 3.a. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD. elle tutmak ~ HAvr *dergh. -t. diri Tü Tü *ti. direct-yöneltmek.avuçlamak.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. küçük bir ağırlık birimi.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. dik < Tü tire. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal.dik durmak. berat.a. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. tutam. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. " dik [ viii] tiriğ canlı. yönelme. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere.yöneltmek. direct. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai.a. yönlendirmek < Lat regere. dra%. ikiye katlanmış parşömen tabakası.] bilme.dik durmak.

<Tü*tı-1 parçalamak.dizmek. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak.a.: taş-. *dirimek fiili mevcut değildir.a. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. a.a. diri) > İng vigor. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. taşıt. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek.< Lat de.a. kalifiye * İng dis. +ri [Mü xvi] bir ağaç. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. taşı-. Lat docere (öğretmek). düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. diş geçirmek " dit~ Lat di(s). EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. terbiye. vegetable.karşılığıdır. fırlatmak diskalifiye [etm almak.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril.öneki burada Fr dés.a. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. eğitim. elemek < İng disqualify " de+. taşak. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. fraxinus " diş. dışarı. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı.* Anlam bağı için karş. dışkı Tü taş-/taşı. < Tü taş dış " dış.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru.

münakaşa etmek & Lat dis. dişlenmiş yer. tribut. 2. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+.harcamak & Lat dis. dağılım < Fr disperser saçmak. payını vermek < Lat tribus " dis+. tri+ . münakaşa. depo. söylem ~ Lat discursus 1.ayrı.ayrı + Lat ponere. koyma yeri " disk.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+.a. ödemek. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. & Lat dis.koşmak " dis+. söyleme < EYun Iegö2.koymak " dis+.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. prost. kötü + EYun prosiemi.okumak. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere.zıt yönlere koşmak. disposit. & Lat dis. nutuk. discurs. pro+1. pers. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. yy'da anlam değiştirmiştir. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. koşuşma. log.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap.ayrı + Lat tribuere. bölüştürmek & Lat dis. dispers. 3.uzamak. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1.ayrı + Lat pergo. curs.tahsis etmek. dağıtmak ~ Lat dispergere.rast gitmek. kullanmaya hazır < Lat disponere. 2. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir. diskotek [ xx/b] . iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. dağıtım. posit.a.a. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. söylev. söylemek " dys+. zıt + Lat currere.

baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü. Fr douane. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme.gitmek " dia+. defter. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. yazmanlar heyeti. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. sedir ~ OFa dewân defter. [Men xvii] devât vulg.). sıkmak.a. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe.a. farketmek.ara duvarı. bat. makam sahibinin oturduğu minder. musluk. t. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. mahkeme.kapatmak. sekretarya. taslak ~ EYun diágramma. Aş xi] defter. log.paramparça etmek. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim. -t. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. önlemek.a. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. 3. diş geçirmek " diş divan [Kut.dit[mek Tü [ xi] tıt. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. şiir koleksiyonu. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. gnö. ağız. 2. anlamak. frag.bilmek. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.tıkmak. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. anlama.a. içinden geçirmek.söylemek " diyalog . 2. İng deacon (a. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. yargılamak " dia+. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+.< HAvr *bhrekw. büro. [DK xiv] kurultay. a. arşiv * İt dogana. daraltmak " dia+. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. akıtan. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö.

log. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. spor. söyleşmek. dialyt. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. lys. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. memleket < Ar dar ev. diyalektik.] 1. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. log.söylemek " dia+.] din. #Elea'lı Zeno. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi.a.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. 2. obalar. 2. karşılıklı konuşmak. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2.EYun diálogos söyleşme. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. sebep. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd.tüm " dia+. 2.] kan bedeli < Ar . tohum ekme " dia+. Karş. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç.a.çözmek " dia+. diyalog . tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. Yun filozof (MÖ y. diyalekt. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur . kasıt" dia+. diyanet dindarlık. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal. bir aşiretin sahip olduğu ülke.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö. 490-y.saçma. evler. pan(t). taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.

" diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi . saf. yasa. yollamak. t. harekete geçirmek " dia+. yönetim).bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö.sıraya sokmak. doct. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. op. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. rast.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. aralık. düzeltmek. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. et. .EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. itmek. düzen.atmak. a.duvar.atmak. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. * Tü *tir. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. Anlam yelpazesi için karş. sokmak HAvr *ye. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor. diop. Moğ/Tü törü (düzen.ve *tür-/tör. sur) + Fa -dar tutan. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . sahip.görmek " dia+. Bak.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır." diz< Tü tiz.öğreten < Lat docere. dizgin dizi dizin dizyem .xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. HAvr *reg-1 (düz. [ xi] tizig sıra.

dilimlere ayırmak. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. vb. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. dırıltı. düz.öğreti. belirmek. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra.a. t. kabarmak. kabarmak. şarıltı.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı.benimsemek. 2. kabul etmek. dar görüşlü < EYun dógma. fısıltı. gürültü. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. ufalamak * Etimolojisi açık değildir.saçmak [Uyviii+]toksona.doğmak. vızıltı. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. eğri olmayan. inilti. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. uğultu. Karş.< HAvr *dek. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol .doğmak. -e yönelme edatı. belirmek. felsefi ilke.

2. a. doktora sahibi. hoca < Lat docere. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. dövmek. kiler. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. vurmak. su çarkı. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. her türlü mekanik çark. vurmak.(kendi eliyle) değmek. 3. dolap çevirmek. su çarkı. dolu). yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. dönme dolap.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın.(dokunmak) > texere (dokumak). dolandırıcılık.a. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. düzen. 3.(doldurmak). top (yuvarlak).]. dokunmak. hile. a. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1.sarmak.(su katılaşmak). kumpas. temas etmek < Tü tokı. dolap beygiri. 2. to5.1.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. .öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". tax.dövmek. DK xiv] dolamaç dolanan. belki ton. = Akad dulu a. 2. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. Lat tangere. a. torjğ (yuvarlak). el değdirmek. tok (dolu). içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. • Anlam gelişmesi için karş. dola[mak Tü [Uy. doct. Kaş viii+] tolğa-/tola. dolandırıcılık. [Men xvii] 2. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır.dolmak.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen. diplomalı tabip [esk. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. doct. belge < Lat docere. kanıt.

doymak. top < Tü to. kızın memesi dolgun hale gelmek. . 2. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf.uzun) + EYun kefale kafa " longa. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. Fr.dopdolu. tüm. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. Moğolca tomura. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. tomruk.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi.tümsek veya yuvarlak hale gelmek.(şişmek. yuvarlak. top) arasındaki ilişki muğlaktır. tomurcuk < Moğ. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. [Men xvii] domal. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. bol.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey.dolmak. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir.

2. yarım & Lat di(s).a.dolmak. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. a. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. mülk. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. doymak.. 2.devirmek.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. [ xi] ton. törjğkör-(devirmek. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici.ayrı + Lat medius orta " dis+. a. evcimen. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. don1 Tü [ viii] ton giysi. yüzük). sahiplik.suyun katılaşması < Tü to.Fr domestique a.a. [KT xix] şalvar.a . ~ İsp tomata a. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. törjğkölük (halka. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. 2. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür.ayrı + Lat medius orta " dis+. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. egemen < Fr dominer hükmetmek. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. hane halkından olan kimse . kıyafet.domalan <Tü [MŞ. .] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. her türlü giysi. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . egemenlik. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. altını üstüne getirmek). siyah renkli rahip başlığı. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. özellikle tören giysisi. törjğkörüş (devrim). kukuletalı pelerin. pantolon 19. domestik [ xx/c] evcil. devlet. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. yarım & Lat di(s). yy'a dek "1. dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır.a. at rengi" anlamında. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. ancak 18. a. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a.a. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza. hükümet. ~ Nahuatl tomatl a.. efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1.

iki parça.giyinmek < Tü tona. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. a.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. hediye. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. & Lat de. sunu < Lat dare. resmigeçit. 2.İng doping ilaçlama. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. bulamak. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı.dolmak. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir." dön[TDK 1955] daire.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. [Uy viii+] tonan. tören alayı. altın kaplamak ~ OLat deaurare a. a. döngel meyve. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. armağan etmek < Lat donum verilen şey. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . 2. altın rengi < Fr dorer altınlamak. -em ekinin işlevi açık değildir. " de+ . muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. kozalak.

kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. 2. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C.bölmek. çıkmak.yükselmek.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. Tü Tü [Uy viii+] töşe. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. kale. Çağ xiv] döş * Fa doş. ezmek. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. divis. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. 2. özellikle göğsün alt kısmı. a.havanda dövmek. [Kıp.doldurmak. sırtlık. yaygı [Kut. evrak üzerine geçirilen kılıf. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. Urey.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. YT [Geom 193+] " dört. [Kıp xiv] toruk . üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer.~ HAvr *weidh.(omuz.(sırt) < HAvr *dous. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. vis. Amer. yar ~ EFa dauştâ. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1. döşe[mek döşek dost dauştar. a.a. hanedan arması.sermek. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan.ayrılma edatı + Lat *videre. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için.ikiye bölmek & Lat di(s). baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. Ave daoşa. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1.[viii] doldurmak doy[mak . doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve.

erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. a. " tercüman dragon [ xx/b] 1. 2. hediye. düğünde saçılan para veya pirinç. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. işlemek " dram. oyun. do. a. şekerleme. icra etmek ~ HAvr *ders.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz". ~ Ar tarcumân a. ~ EYun drâkön a. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. t.vermek ~ HAvr *dö. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. 2.çerez. ejderha. ~ O Yun dragómanos a. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma. damlayarak akma.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a. ~ İng drill matkap. döner delgi < İng to drill .a.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. yemek.a. trajedi < EYun drâö eylemek.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. t. t.a.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. suyunu akıtmak ~ Ger *draug.eylem. 2. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. a.kurutmak < HAvr *dreug. bir ölçek ilaç < EYun didömi.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur.

2. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. a. Karş. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. di-. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1.a. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. İng two. altı düz ve geniş tekne. a.a. Lat duo. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. yeniden giydirme. bi-3. * Karş. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. . [TS xiii. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. dekan. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme.] arka taraf.). %w^ân okumak. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. şarkı söylemek " dua. dua çağırma. Fr deux. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. yüzyüze gelme. kıç. iki dört. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. İng dowel (a. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. Ave/Sans dvá (iki).] çağrı. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. 2. tanrıya yakarma " davet [Kut. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. suyu yer altına çeken delik. 2. * Aynı kökten EYun dúo.

" dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık.Ar duldul [#dldl] 1. a. tezgâh. [Kıp.önder. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. kerevet ~ Akad dakkannu seki. dadı = Fa dâdü a. önder.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. seki. emzik. akit. [ xx/b] külüstür otomobil . içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. düğüm.bağlamak. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere.] üfleme sesi. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. Hz.Erm dudu yaşlı kadın. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. ductyöneltmek. a. duc. 2.] girme. önderlik etmek ~ HAvr *deuk.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. seki. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır. Ali'nin katırının adı . yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. oklu kirpi. düğümlemek < Tü tüg. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. yönetmek.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. lider. Ali'nin katırı. özellikle evlenme akdi Tü tüg. özellikle Ermeni kadın . Kaş viii+] tügün bağ.

bulut.tabaka. a.iki katlı. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. yontulmuş. dümen temon a. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. burç. dupleks [xx/c] ~İngduplex1.ikikatlıolanherşey. biçilmiş ağaç.] beri taraf. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. İtal. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı.a.] zayıflık. pli . plak. hekim (ö. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf.sesi sonradan türemiştir. EvÇ.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. duplic. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. dümbelek <Tü [TS. tabya ~ Fa damdama a. katman " düo. daha yakın yer. karanlık. biçilmiş.[küç. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. biçici & Fa durûd 1. evlilik yoluyla akrabalık. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. viii+] türjgür sıhriyet. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır.a. dunüw/danâwat] yakın idi. iki katlı konut ~ Lat duplex. çöktü. kereste (< Fa durudan biçmek. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. çift & Lat du. 2.iki + EYun pláks. 2. yeryüzü < Ar dana [msd. f. Hind.

[Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. Lat durus (sert.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. 2. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. durgun. düşün.dermek. toplamak. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. uzak görüşlü kimse. ~ HAvr *deru-1 düz. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö. Men xvii] durbin 1. doğru. sağlıklı ~ EFa duruva. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy.a. a. sokmak. * Aynı kökten İng true (doğru).düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama.a. a. duru. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. Kaş viii+] tül/tüş rüya. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz.: dur-. 2. duplic. bir [CepK 1935] vaziyet. sert. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş." dur ~ Lat durum [n.a. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. batırmak. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. 2. sağ. dürzü ~ Ar durzı [nsb. düz. düşün- .iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. durum 1. ikileme. katı). katı. sağlam).] 1. a. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ.

] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. ~ Aram tütâ a. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f.duyumsamak. a. Fa duj (çirkin. mantalite * Karş. konmak. a. duşvar (müşkül).duş [ xix] ~ Fr douche a. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. düvel [#dwl çoğ. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. ~ Fa drwâr/diwâr a. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ. bozuk ) + Ave mainyudüşünce. öğüt (~ HAvr *mn-yo.kötü. murdar). = Ave duşmainyu. sevketmek < Lat ducere.a. a. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a.rüya görmek.a. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek.düşmek. duşnam (sövme). hayale dalmak < Tü tüş rüya. düven ~ E Yun tykâne a. hissetmek . duc. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır. inmek. a.] < Lat dux.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir.kötülük düşünen. a. akıl. duşt (çirkin). [ viii] tuy. nakletmek.a. götürmek.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. uğursuz (~ HAvr *dus. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. sevketmek < Lat ductare yol göstermek. a. kırmızı tül. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. & Ave duş/duj.kötü.

sıraya koymak.a. dizmek. yargıladı. dizili. düzeltmek. İng dozen (a. yasama = Akad dlnu yargı. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . [Men xvii] düzgün tertipli. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür.a. borç verdi. borç aldı.) biçiminden alıntı.) Fransızcadan alınmıştır. kent.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. il). 2. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. desi+ * İt dozzina (a. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. a. düz Tü [Or viii] tüz doğru. hüküm verme.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir.dizmek.

balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. dizanteri Fa duş. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd. beta. çörek.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. börek.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız. bozukluk. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. saygıdeğer kimse. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. nine. ebed [Aş. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. [TS xiv. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. [Oğ xi] ebe ana. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. 2. dede.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. börek. KıpGul.: düşman. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. disprosyum. abla.kötülük. EŞKÖKENLİLER: EYun dys. uğursuz). saygı gören kadın.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. çörek. ebleh [msd. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. DK xiv] kalıcılık.(kötü.: disleksi. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. & Tü & . ubüd] kaldı. sonsuzluk < Ar abada [msd. düztaban2 ~ EYun dys. Kıp xiv] büyükanne. cim.] iki babalar. 2.kötü.

unsurlar. ecel [Kut.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. = Sans abhrá.] 1. hareli.] cedler. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. yaşlı adam. ağabey.a. ebeveyn. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb.a. unsur " cüz eczane/eczahane ecza.a.] yabancı < Ar acnab [kıy. bekleme süresi. abla . yapma. 2. abanoz ~ EYun ébenos a. ölüm < Ar acila bekledi. baobab. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç. (= Ave avra. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba.] birimler. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. gereç. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. biçilmiş süre. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi.] 1. bukalemun. kılma.a. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra.a. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. ~ Akad agru/igru a. ebu ecdat Ar cadd dede. 2. a. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. parasal karşılık + Ar mi81 benzer.] ücret. söyleyiş tarzı. dilbilgisinde edat . ~ Ar adat [#'dw] araç. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. a.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. eş " ecir. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ.a. ödeme.a.

imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. -ive fiili. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8.vermek " ex+.dışarı vermek. etki ~ Lat effectus icraat. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ.] edep sahibi. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek.icra etmek.hazırlamak. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ. < Lat edere. data editör < Lat edere.] < Ar adat araç.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. yayıncı~Lat editor a. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı.üzeri.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. effect.a. konuk ağırlama adabı.Ar #'dw : edat. yaymak. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. çıkarmak. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. dergi.dışa + Lat dare. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu.yapmak " ex+. işin sonucu < Lat efficere. a. incelik. terbiye.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf. yayın ~ Lat editio a. kalimera . kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. dat. effect. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif. kundura < İt condurre (imal etmek). bilet.] kısa ömürlü şeyler. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex.dışa + Lat facere. < Tü et. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama. etkili. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. fact. 2.] terbiye. [LG 188+] kabadayı.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. görgü." belles-lettres < Ar adab 1. edit. yayınlamak & Lat e(x).

efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. bey. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. afsây. koyu leylaki. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. fors efrat fert efsane afsüdan. vekil olmayan. a. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. < Lat femina kadın " ex+.a. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. rendelemek. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak.[xi] metal bir nesneyi .eğmek. sahip. a. Platonik. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. afsây. incinme. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a.

fiilleriyle ilişkisi belirsizdir.(dolanmak.[xiv Kıp] meşgul etmek. şair (1672-1719). "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. ego zamiri) ~ HAvr *eg a. sarmak.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. yetiştirmek. oyalanmak. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. boşa vakit geçirmek eğle. +men2 [CepK 1935] hakim .çevirmek.çevirmek. DK xiv] eğlen. İng. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek. döndürmek. geçici. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r .egemen YT sahibi " hegemonya. a. [LO xix] eğrelti otu a.[Or viii. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. burmak. eğer hakaram. eğlen[mek Tü? [Kıp. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. a. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. [TS xiii xiii] sırt. bükmek. xi Ha] düden. eğreti" ariyet .beklemek. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür. boşa vakit geçirmek) ve oyalan.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. lider. anafor < Tü eğir. yün eğirmek " evir* Evir.

uhül] evlendi. askeri eğitim yapmak.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. bir yerde oturan kişilerin tümü.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a.a. ehil/ehl[Kut. tüketmek < Lat haurire.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. zuhur etmek.dışa + Lat sistere. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. önemsiz idi. hamm] merak etti.a. en kolay < Ar hâna [msd. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. kalifiye < Ar ahala [msd. eş(ler). bükük. liyakat.çevirmek. stat. exhaust. liyakat. haust. ehram1 piramidi < Ar haram a. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. a. içte . ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. burulmuş döndürmek. 2. yerli halk. uygun. < Lat exsistere ortaya çıkmak.yasaklamak. arct. alıştırma ~ Lat exercitium a.] daha önemli. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. iş uygulamak < Lat arcere. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd. < Lat exercere. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. exercit. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. hawn] kolay idi. 2. ehil. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. boşalma. sıkı durmak.suyunu akıtıp boşaltmak. uzak tutmak ~ HAvr *ark. ehlî.durmak. daha kolay. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy.talim etmek. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. dikilmek. bir yere yerleşti. önemsedi. boşaltma.] ehillik. kavi olmak " ex+.] kolay. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. çok ilginç < Ar hamma [msd. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. olmak & Lat ex. hane halkı. içe doğru yönelme. layık.

gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox.ara sesi Türkçede türemiştir. a. [Men xvii] ek ilave edilen parça. ekim. tahıl.] büyükler. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak.a. * -r. Alm aus (dış.] daha az. noct. ejderha [Aş xiv] ejdeha. a. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. Fa az. noktürn . ek[mek viii+] ek. birleşme yeri.] çok büyük. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. * Aynı kökten Lat ex. önde gelenler < Ar akbar [kıy.gece " egale. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. Final -r sonradan türemiştir.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. dışarı). eklem. ~ OLat *excartare " ex+. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. a.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. yılan kıral. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. qillat] az idi. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan.] daha büyük. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy. çok az < Ar qalla [msd. tarım yapmak) çevirisidir.

sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. İng ship (gemi) < Ger *skipam. derlemek " ek+. sohbet. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. kabile.] daha mükemmel. a. işten geri durma.bırakmak. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. < Lat clarus açık. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. dinme * Karş. 3. dinlenme. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh.a. log-seçmek. < EYun oíkos ev. 2. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. kaybolma.gemimürettebatı. 2.a. İng school. vicus (mahalle). alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için.. bırakıp gitme.geri durma. YT okul. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. a. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl.< HAvr *weik-1 klan. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. * Karş. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. mezra).a. okul ~ HAvr *sgh. ekmek ide. şimşek. lip. çalışmak zorunda olmama. karışık < EYun eklektós seçilmiş. [ xi] etmek . aydınlık " ex+. kıvılcım. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. eksik kalmak " ek+. 2. ayrılmak.< HAvr *segh. [Men xvii] etmek vulg. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. terketmek. 2. yakın çevre ~ HAvr *woik-o.]. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a. . vicinus (yakın çevre).a.

açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do.< HAvr *kreus. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. Çal. Eğirdir.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. kâhya. seçkinlik < Lat excellere. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir.] daha çok.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. dingil EYun âksön a. 2. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. perde). öne çıkmak. excels. yükselti. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. 2. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. züppe. İskoç. en çok < Ar .çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. çarpı işareti.yükselmek. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. a. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. düzen " ekoloji. cels. züppe. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun).ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. Alm schirm (kalkan. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. 2. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. iktisat bilimi.kalabalıktan ayrı durmak. (tıp ~ Fr/İng ex(o).dış. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. eskrim ekrem soylu. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.: ekran. iks harfi. daha yüce. culmen (zirve). sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere.

ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme.(sıkıp) özünü çıkarmak. press. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. yy'dan önce rastlanmaz.ekşimek"ekşiü < <T eksil.< HAvr *per-3 denemek. < EYun eksistemi. a. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. statik . yer veya durum değiştirme. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere. 2. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç. express. ifade etmek & Lat ex. a. sınamak. net.dışa + Lat ponere. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. stâ. trans . fiil biçimine 15. sınamak. yer veya durum değiştirmek.a. [Geom 193+] zait [TS xv.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. özellikle hızlı tren ~ İng express a. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. ~ Lat expressus açık. eksta. kazmak "ex+.1. sıkmak " ex+.koymak " ex+. tecrübeli.basmak. expert.a. çürümek.a.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş.eksik olmak < Tü egsü. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade.durmak " ek+. direkt.eksik olmak." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek.a. yy'dan itibaren kullanıldığı halde. exposit.dışa + Lat premere. uzman < Lat experiri. & Lat ex. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a. posit. a.a. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. dışa vurmak.dışa + Lat cavare oymak. Çağ xv] < <T *ékşi. vecd. 2.EYun ékstasis 1. riske girmek " ex+. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo.denemek.

ele güne. Ör: esselam. definite article * d.sökmek. n.dışa + Lat trahere.dış ) + Lat ordo. traktör ekstrem [sup. sürmek.tabla. tahta < HAvr *skei. [LO. KT. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. tüm alemi kapsayan. s. kaynamak.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. [TS xiv xiv] ulus. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. a. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya.kabarmak.olarak telaffuz edilir. sürüklemek " ex+. dar-üs-selam. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1. t. ş. çıkarmak & Lat ex. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). Göv ] ela göz çakır göz. aequat. extract. ordin. a. dışarıda. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. r. açık mavi. kaynamak ~ HAvr *yes. tract. ikamet etmek < EYun oíkos ev. & Lat extra dışarı. kalkancı. isilik. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] .ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. [ viii] él ülke.Ar al harf-i tarif. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a.a. elçi. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere.ciltte çıkan kabartı. il el3 . isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. Bah.] en dış. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. a.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel.çekmek. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. memleket. Ör: şeyh-ül-islam. alaca " ala = Tü ala . t. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. dışında (~ HAvr *eghs-ter. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. ennevm. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. 2. kalkan taşıyan.eşitlemek.

elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. lect. a. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema.a.seçmek " ex+. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o).a. [T S xiv.dışa + Lat legere1. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen.iki şeyin arasına sokmak. millet. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı.] kesin. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. lejyon eleğimsağma [T S. Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. budun < Tü él ülke. nihai < Ar batta kesti. bitirdi. kalburdan geçirmek.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a. şimdi. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar . Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. zarif~Lat elegans. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi.ttitiz./ İng electr(o). şu anda " el3.

elim eleman [Bah 1924] öge. yapı taşı. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. EYun elektron (kehribar). Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. lys. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. unsur. İng. personel. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. 2.çözmek " elektrik. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. kardiy(o)+. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem.] acı. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. unsur. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. a.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. hak1 . elektrona ilişkin (1902). elektrod [Bah 1924] électr(o). element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş.Stoney. " elektrik. unsur. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge.D. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J.

[ xi] almıla a. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. eksiklik. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür.a. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. tam olmama 2. hamd.] acı veren.1. renkler. ellip. bükülmez. lip.] renk. a.dışarı + Lat limen. sert. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. elmas * Fr diamant. dışarıda bırakmak .seçmek. parıltı elveda el3. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. elti Tü? [İMüh.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö.kapı eşiği" ex+. a. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. 2. adamant. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. yüksek mevki sahibi birinin eşi. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " .OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x).] daha gerekli. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. elect. 2. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi.. çok renkli.eksik kalmak " en+. ~ EYun adámas. yenilmez. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse. limin. Kıp xiii] élti hanım. ellipt.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır.oval ~ EYun élleipsis 1.] 1.

mold (kalıba dökmek). Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi.satın alan. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. zahmet. randevu < Ar amara belirledi.] 1. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. zor . güvenme. melt (eritmek). alamet ~ Ar amârat [#'mr msd. xx/a). [DK xv] emekdar < Tü emge.a. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). manüel emare [Men xvii] emaret belirti. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. emek Tü [Or viii] emgek çaba. emel umdu. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. xvii Men. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd.Fr émaillé [sıfat] sırlı. belirlenmiş olan zaman. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. köleyi azat etmek < Lat manceps. kabarmak. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. a. embesil imbecillus sakat.EYun émbryon yavru. EŞKÖKENLİLER: Tü em. derman em[mek [ xi] em.eritmek. eziyet. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. Tü emekli (zahmetli. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . hamile olunan şey < EYun bryö şişmek.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç.] belirti. bol.: em-.içe veya araya + EYun bâllö.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . mancip.] umut. beklenti < Ar amala . kesinti & EYun en. güvenilirlik.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş. 2.atmak " en+.viii+ Uy.

2. tedavüle para çıkarma . 2. tekerine çomak somak.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. ayak koymak & Lat in. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd.hissetme. path. acı duyma " en+.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. olgu.+ Lat pes. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak.kusmak * Karş. komutan " [ xx/b] 1. gaz çıkarma. İng vomit (kusmak) < Ger.] emreden. Karş. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. buyruk. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1.] güvenli. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. çıkmaz sokak " in+2. empas geçmez. emare. iş. miss. engel olma. şey < Ar amara belirledi. duygu < EYun pâs%ö.göndermek " ex+. maslahat. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. 2.Fr émission / İng emission çıkarma. ped(i)+1 . pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. güvenilir " emir1/emr[Kut." Kamus-ı Türki.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir.] 1.dışa + Lat mittere. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. ped.ayak " in+1. serbest bırakma < Lat emittere. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). salma. emniyet güvenlik. direnme.

+ Lat ponere.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in.a.] örnekler. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ. hazırlıklı < Lat providere. hak1 emrivaki olmuş " emir1. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. iktidar " in+2.değil + Fr provisé öngörülmüş.a. a. müteşebbis < İt impresa marka. şirket.+ Lat premere.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç.a." in+2. provis. & Lat in.Lat impressum damga. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük.a. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. impress. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut.+ Lat praegnans. İng permeate (içine geçmek. hamile bırakmak. içine geçmek < Lat meare geçmek. per+2 * Karş. < Lat imprimere.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. dolgu yapmak. girişim . press. doldurmak. izlenim ~ Lat impressio a. 2.koymak " in+1.basmak. Allah " emir1. sıkmak " in+1. üstüne atmak ~ Lat imponere. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. imposit. mühür < Lat impremere. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. doğaçlama & Fr in. hakketmek & Lat in. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ.iz bırakmak. t. .] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. impress. nüfuz etmek). posit. & Lat in." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. baskı. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı. damga ve mühür basmak.

öz.emdirmek < Tü emiz-/emzi. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama.< Lat emulgere.(atmak).a.olmak üzere iki varyanta sahiptir. handâz. a. boy-pos. emuls. İng milk (süt). orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). (= Sogd andame a. a.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. meclis. = Ave handâma a. miktar ~ Fa andâza 1. a. hep ben diyen. hancâm. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1. ölçü. beden. eklemleme. Karş. beraber. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. & OFa han bir.< HAvr *melg. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş.a.iç. < OFa handâ%tan. oran. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı.ve emiz.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. Yeni Farsça andaçtan.a. bitim.a. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. . içeri. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. 2.a. " ex+ * Karş. uzuv.süt sağmak ~ HAvr *mlg.] ~ Fa ancâm son. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. kol ve bacak. 2. andaz. < OFa hancâftan. a.ölçmek. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. biçim ~ OFa handâm a. kestirmek. muls. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. cemaat ~ OFa hancaman a.

içyüzü. bebek & Lat in. bağır < Fa/OFa andar iç.a. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. bir yerin halkı " en+. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters. fatsöylemek " in+2. sanayi ~ Lat industria gayret. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1. fant.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+.inmek. iç taraf. EYun énteron (iç organlar). çocuksu ~ Lat infantilis a. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama.sevketmek. içinde (= Sans antara a. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. çalışkanlık. faal < EYun érgon iş. 2. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+.+ Lat ducere. fabl .işaret parmağı & Lat in. [DTC 1944] sanayide muharrik güç . tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. -e götürmek.konuşan < Lat fari. sermek. yol açmak & Lat in.henüz konuşamayan çocuk.] daha nadir.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. işaret etmek. 2. çalışarak ortaya konan şeyler. t.+ Lat *dex. kaygı endişe [Yun.sevketmek " in+1.a. ifşa etmek < Lat index.yaymak. etkinlik < EYun energós çalışkan. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1. duct. indic. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç. dig. memleket. induct. [Bah 1924] iş yapma gücü. taşak < Tü én. indic. < Lat infans. dizin ~ Lat index.)" inter+ * Karş. Lat internus (iç yüz). endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. çalışma " en+.değil + Lat fans. Yus xiv] .parmak " in+1. ilçe.

enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek. fact. tutan şey [EvÇ.a.üflemek " in+1. dip. kop.kesmek. Ancak karş. yarmak ~ HAvr *kop-a.+ Lat farcire.a. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. her ikisi HAvr *angwhi.kökünden. = Akad appu a.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a.batırmak.a. kırmak. engin <Tü [MMem xvi] 1. arıza ~ EYun enkope a. Lat anguila. 2.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1. .tıkmak " in+1. piyasadaki para arzını şişirme.] daha nefis. şişirmek ~ Lat inflare a. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. iltihaplı < Lat inficere. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı. bulaştırmak & Lat in. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. 2. Yun engeli (yılan veya yılan balığı).içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy.+ Lat facere. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. infect. farct. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. iniş ~ Yun ankinára bir sebze.a. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. & Lat iniçine doğru + Lat flare.a. tuzak. < EYun köptö. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak.a.enfarktüs in.yapmak " in+1. flat.şişme. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık. derin. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. şişirme. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. " en+. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır.

duruş " statü .değil + Lat castus temiz. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. hazır. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. Fa kangar (yaban enginarı). sorgulamak & Lat in. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak. a. varolmak. şimdiki < Lat instâre durmak. özellikle Hz. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1.a.] yardımcılar. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. quaest. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans.elde olan. izleyiciler. paye vermek < Ger *stalljan koymak.durdurmak. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır.dikmek. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. & Lat in. stat.+ Lat quaerere. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp.+ Lat stâre.durmak " in+1.soruşturmak.+ Lat iactare atmak " in+1. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. kurmak < Lat status durum. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. sınırı aşan & Lat in.* Karş. kurmak < Lat statuere. 2. < Lat inquirere. dikmek.koymak. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". soruşturma. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. institut. hazır olmak & Lat in. t.a. haram. mahrem " in+2. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ.a. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. jet enkaz nuqD yıkım.sormak " in+1. kurum < Lat instituere. inquaest.] yıkıntılar. statut. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır.

teçhiz etmek & Lat in. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. struct. struct.a.+ Lat struere. tümel. bağ kurmak " inter+.kurmak.+ Lat tangere. zeki ~ Lat intelligens. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. tam.yığmak.germek. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. paramparça " bent ~ Fr intensif. a. donanım. oluşturmak.anlayan.dokunmak ~ HAvr *tag.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. intens.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). sutyen ) ~ [LO. a. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. nasyonal [187+] ~Frinternational . tact.seçmek " inter+. iç etek. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1. teçhizat.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. anlayış < Lat intellectus a. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak.a. gereç. < Lat intelligere anlamak. idrak etmek. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb.dokunulmamış. onarmak < Lat integer. integr. lect. darmadağın. bütün & Lat in. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. < Lat instruere. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. donatmak./ İng enter(o). t. inşa etmek " in+1. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. " in+1. bir konunun "içinde olmak". ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. zorlamak. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter.] iç çamaşırı. dikmek. 2. enternasyonal uluslararası" inter+.

] en ~ ? [LO xix] entipüf boş.kesmek " en+. bulmak & Lat in. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak.a. en içerideki < Lat inter iç. & Lat in.] çeşitler < Ar nawc çeşit. & EYun en.+ Lat tricae dolanıklık. hile.+ Lat venire.a. ^ 1850 Rudolf Clausius. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in..enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. . fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak.a. kaynamak.sesinin korunması dikkat çekicidir. sen. ente (ben. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. " en+. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. Alm. fizikçi. böcek < EYun temnö. eklembacaklı. saçma. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. < İt intrigare karıştırmak.a. Alm. # 1878 Wilhelm Kühne. mayalanmak ~ HAvr *yeus. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. dahili " antre entim [ xx/b] dahili.rast gelmek. aklını çelmek ~ Lat intricare a.a. vurgu " in+1. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi.a.) kalıplarından.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+. invent. enli kılıç. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a.. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek.gelmek " in+1. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. tom. vent.

a.a. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. sonra + EYun lógos söz " epi+. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak.tutulmak. üzeri). bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. < EYun epilambanö.a. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. eis+. aydınlanma. lep.]. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. stâ. & EYun epí üst. [ xx/c] bir tür boya . oyunda kısa bölüm. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. a. a.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. aydınlanma.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı. epilep. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. mezar yazıtı" epi+. üstüne gelme. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+.durmak " epi+.a. öne çıkma.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. ~ EYun epifaneia zuhur. meme başı dokusu. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. statik. üst. İng upon (üzeri). epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey.almak. a. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. 2. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. tutmak " epi+. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. dem(o)+ epiderm a. " epi+. 2.

doğrultmak " ex+. dökülmek.] * Karş. varolmak. yıpranmak. dikilme. rect. parlak). • Tü ét. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. topluluk [çoğ. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. olgunlaşmak. hüner [Or viii] erdem . erect. ulu kişiler. Moğ arad (adamlar. fazilet. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. ETü kündem (güneş gibi. a. erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. et-. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı.: epri-. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme.] büyükler. inşa etmek " epos. dikleşme ~ Lat erectio a. Karş.olmak. gibi" anlamındadır.(varetmek. [EvÇ xvii] epri. çoğ. [DK xv] . poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. -dem eki belki "benzer. [Kaş xi] .dışa + Lat regere. kalabalık.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. Lat virtus (erdem) < vir (erkek).EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. < Lat erigere.(giysi) eskimek. a. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır.) < aran (adam). < Tü [Uy viii+] erat insanlar. Karş. Karş.a. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. a. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.dikmek & Lat e(x). erek YT [CepK 1935] gaye. reji . anlatı [ xi] opra.

şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. organizma.a. siderürji. şerit < Fa/OFa riştan. erin[mek üşenmek. erg [ML xx/c] érgon iş. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç.) Aramcadan alınmıştır.a. adam. erkek. ~ Fa . [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. metalürji. ırgat. garson.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er.a. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". eri[mek a. " erg. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. Alm werk (iş. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. zeveban etmek Tü ergü.biçimini almışken.Türkiye Türkçesinde eri. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er. organize. hizmetçi).a. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. sinerji. letarji. org. [Men ] ergen bekâr.a. bükmek = Ave *reş. erg. iplik. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. çalışma ~ HAvr *werg. çalışma). ~ Akad argamannu erguvan rengi. kadırga. kızıl mor * Ar urcuwan (a." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. Moğ aran biçimi tekildir. olgun" anlamı düşünülebilir. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. organ.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. reş. argon.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü.a. organik. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy. ergonomi. adam. * -en ekinin işlevi belirsizdir. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. a. enerji.eğirmek. Kaş viii+] érük bir meyve. bucurgat.

kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. tan vakti. çürümek " ex+.a. sabah.a. kuvvet. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. [CodC xiii] a. Alm. [TS xv] erken < Tü ért. < EYun (h)éros kahraman. yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a. ros.] ruhlar < Ar rüH " . Karş. iktidar. tam olmak.a. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+.[viii+ Uy] (süre.). rust (demir pası). rodaj erte ervah ruh Tü [UyB. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. rükün] dayandı. erot. [CepK 1935] < Tü ér. İng ruddy (kızıl). erosçürüyerek tükenmek.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a.< HAvr *reudh. yarın. tüketmek < Lat rodere. ^ 1898 Bayer Gmbh. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. * Aynı kökten Sans rudhira.a. önemli kişiler < Ar rukn direk. ESlav rudu. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç.cinsel sevi. Lith raudas. payanda < Ar rakana [msd. hastalık) geçmek.a. yarı-tanrı eros erotik a. Kaş viii+] érte sabah. Moğ erke (a. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ.paslanmak.a.a. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ.. destekler.] direkler.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o). [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. Lat ruber.olmak. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere.

. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak. mitler. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ. İng scarf (a.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek.] ölçü. 2. parfüm ~ OLat essentia öz. mitoloji < Ar usTürat efsane. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy.] önceki. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es. 15. dost.a.(deşmek.] sebepler < * 5. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç.a. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ.] temeller.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. bitkisel öz.a. yarmak). esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ. işak (a.] efsaneler.). Kırg eş. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı. masal < EYun sátyros 1.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü. eski. geçmiş " [Kut.

eskalop pul.a. " ezkaza "e sk i- . istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. ayak izi. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy.dinlenmek. salim.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. İng scale (balık pulu). örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. 2. [Uy viii+] eşük örtü.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak.] 1. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. iz. ilham < Tü eşü.a. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. âsây. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. sağlıklı rahat. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. dingin. merdiven (~ Lat scala a. < EYun es%atos son.) + Lat mobile hareketli" iskele. shell (deniz kabuğu). eşkâl [Men xvii] biçimler. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. kolay < Fa/OFa âsüdan.acımak.a. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş.kapamak. < İt scala merdiven. nişan. esir [Kut. a.

eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. sınıflar. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez. ~ EYun esöterikös içsel.a. eşlikçi / İng escort a.a.[Kıpxiv]eski-/eskir-. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. müsvedde ~ İt schizzo a. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a. esami. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar.a. a. garipler. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak.] loncalar. ısıtma.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . ~ İt scorta a. zavallılar. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+. [Men xvii] fakirler. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ. correctdüzeltmek " ex+. önemsiz.a. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. ~ EYun s%edios geçici..[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir.] bedbahtlar. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. ~ Lat schedius a. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. hafif tabanlı ayakkabı . usit.a.

estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.] gizlenen şeyler. nükte ~ Lat spiritus nefes. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. boşluk * Karş. nefes almak/vermek eşraf seçkin. ^ A. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. espiyonaj casus. sicim espas alan. Ave aviş (algılanan. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. ruh.espardillo a. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. Alm. uzay ~ Lat spatium yer. İng space (alan. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. 2. duymak. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip.] daha şerefli. ıstampa.sarhoş olmak < Tü es. uzay). kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. ruh < Lat spirare solumak. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler.duyu-verme. 2. T. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. belli). zekâ.a.esmek. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1.a. gizler.]. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. . mühür. çoğ. görülenler < EYun aisthânö algılamak. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar.

] şeyler.] yafta < EFr estiquier iliştirmek. hazırlamak. adap.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. saplamak ~ HAvr * steig. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak.düzenlemek. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter .sivri bir şey batırmak. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç. 2. saplamak.a. menzil.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. itibar. 2. ahlak. saplamak). ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. Ave taeġa. süslemek. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. hükümdarlık payesi. a. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak.] < Lat stamen iplik. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. imal etmek. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek.< Tü e5 varlık. 2. bina katı.(mızrak). statü. durak. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. yanmak . eter [KT xix] ~ Fr éther 1. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. atmosferin en üst tabakası. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. dolap rafı ~ OLat *stâticum a. durma yeri. < Lat stâre. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16.

etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. ~ HAvr *dheubh. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi . çalışma < Lat studere gayret etmek.a. a. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. -men2. 2. Karş. çaba göstermek . euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. inceleme ~ Lat studium gayret. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1.). faktör [CepK 1935] nüfuz. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı.a.] taraflar.a. -men1. a. tel fırça ~ Lat strigilis a. doğrusu < E Yun étymos gerçek.a. ileri atılmak * Karş.a.) Eski Fransızcadan alınmıştır.ulus. yöre. kavim ~ Fr éthnique ulusal.a. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a./ İng ethn(o). kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a. İng study (a.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. < E Yun étymon bir şeyin aslı. " ex+ * İng stove (a. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). dört ~ Fr étriller kaşağı.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a.a. < EYun éthnos ulus.HAvr *stud-e. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı.

a. yerleşmek.a. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a..] vehimler. 2. yarık. [ viii] ewür. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. müjde. devir-. < EYun euángelos 1.] daha uygun.] çocuklar < ~ Yun auláki ark.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. tarlada sabanla [ xi] ewlen.a. İncil" incil evaze vase vazo " ex+. çevir-. 2. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a.a. a. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ.] veliler < Ar < Tü eP " . yakışan.çevirmek. iyi haber. İncile ait. Fr domestique < Lat domus (ev). [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy. daha değerli. ~ EYun euangelikós a. Ar ahlı < ahl (ev halkı).eve kavuşmak. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. döndürmek * Karş. yeğ < Ar waliya yakın idi.

Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir. Ör: efficere < exfacere. (kitap) okumak & Lat e. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti.] birinci. feleğin çarkı [İMüh]. DK. alem ~ Tü evren gök kubbe. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. [ xi] kaburga . eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. döndürmek. taraf. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. vilayet. ilk. a. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. salmak. İtalyanca biçimlerde s.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. çıkma.a. yuvarlanmak. ejderha [DK] < Tü evür.ve devir. diğer hallerde ex.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. file başlayan fiillerde asimile edilir. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. eyalet birim.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. Fransızca biçimlerde é-.] yönetim. evvel [Yus.şeklini alır.+ Lat voluere dönmek.şeklini alır.evirmek. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. çözmek. yuvarlamak " ex-. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a.

eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş. işe yarar hale getirmek. kazımak. a.var etmek. [ xi] ez. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat.sivri bir aletle çizmek. söylemek < Tü ay.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste.[xi] a.] ilan etme. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. oldurmak.] incitme.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. . " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk.yapmak. etmek < Tü e5 varlık. çağrı. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. a. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. [Kıp. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. cümle ezel ezgi bestesi. kemer [Kıp. DK xiv] eyle. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz.[xi Oğ] konuşmak. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. büyük sofa.

f. fat. görünüm ~ Lat facies suret.a. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. 2. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. trajedi < Ar facaca [msd. masal < Lat fari. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal.] küçük anlatı.el becerisiyle yapmak. uydurmak. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. Çin hükümdarı. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. . güneş. cephe.] acı veren talihsizlik. surat. imalathane ~ Lat fabrica a.< HAvr *dhabh. sima.söylemek. mesel ~ Lat fabula [küç. çehre (argo) yüz. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1. başak veya kamış destesi. facc] acı ve üzüntü verdi. bereket. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. a.a. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu.] incitme. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. 2. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd. demet. a.] çok etkin.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. f.a.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+.

yapmak. a. etken. fact. imalatçı.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. eylemek. fakr.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. fazla. f. yapan. bilge.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa.] artan. islam [Kıp. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa.] azgın. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. tıpkı" faktör. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. 2. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd.] bilgin. icra etmek * Fr faire. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. imal eden. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. eden < Lat facere. azgın. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu. bir borca . eden. etmek. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. fact. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların .] fakirlik.] tuzak ~ Aram pa%%â a.] yapan.yapmak) + Lat similis benzer.] onursal < Ar fa%r [msd. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa. yalnız. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan.

fact. müzikte yanlış nota. 2.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. < Lat fallere.orak. yetenek. yanlış ~ Lat falsus a.EYun fálanks. kolay < Lat facere. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd. beceri. beceriksizlik . 2. "tanrı çarpmış". falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. falang. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. kabarmak " balya falso [KT xix] 1. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat.İt falso hata. kalın sopa.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk.kütük. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . a. falc. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). tırpan falez Alm fels a.yanılmak.] (hayvan. harman savurma aleti [esk. 2. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. 2.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. falan ~ Ar fulân a. falang.1.a. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. fals. kütük. 2.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . hata.].] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek.].a.

görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. aydınlanmak. . fotokopi. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. fener ~ EYun fanós a.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. trifaze EYun fôs : fosfor. kanat açmak). < EYun fainö. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. Akad paraşu (uçmak. kafatasının yan kemikleri. aydınlatmak. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. 3. 2. fan.fani faniya öldü. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. Alm farben (boyamak).< HAvr *bhâ-1 parlamak. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. İng wool (yün). pervane. fenomen. gece kelebeği. ışımak. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. fan-1. her tür pervane kanadı. pervane < Ar faraşa yaydı. fanus.aydınlanmak.a. 2. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. foton. Lat vellus.] ölen. hayali. 2. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. faraş [Men xvii] 1. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. düş ~ EYun fantasía görüntü.] < Ar farâşat gece kelebeği. fantastik. fantazma. deniz feneri. hayal. fantezi. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . fenol. görünmek. fotoğraf. fâo (ışımak). fot(o) +2. Aynı kökten karş. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. fener. gösteriş. hayal < EYun fainö. [LO. fot(o)+1. yok oldu " fena [Kut. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. fantastik . KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. faz.

ödev. farcttıkmak. farika fariza kılınmış şey.(daraltmak.tıkmak. çentik. f. dini ödev " farz [Kut. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. uzaklaştırma. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. tayin etti. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak.faraziye utopie karşılığı. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. varsayım < Ar faraDa 1. faryng. din veya yasa kuralı.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd. frag.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf.] ayırdetme. 2. dağıldı fas a. sıkmak. f. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. sıkışık).boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a.< HAvr *bhrekw.] 1.a. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. dolma yapmak ~ Lat farcire. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. yayıldı. Fr < Ar farD [#frD nsb. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. işaret. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. ayırdetti. böldü (= Aram #prq ayırma. belirledi. ayrım < Ar faraqa ayırdı. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks.] (sır) açığa çıkma. çitle çevirmek). çentti. 2. cephe ~ Lat facies . 3. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo.a. sıkmak. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. EYun frâsso. kural koydu. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. 2. boğmak.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1.

müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan.] açık. böldü.] doğru yoldan sapan. aralık. çete ~ Lat fascis 1. vicia sativa . fact. imalat. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. böcek. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. fasH] yer açtı. f. usul ~ Lat factio < Lat facere.] malum sebze. kolaylık. fiğ. # 1919 İt.] fesat eden. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. 2. 2. yapım. bozuk < Ar fasada bozuldu. yapış şekli.a.] haşere. geniş. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. fact.] haşerat < Ar fisfisat [onom.] bölme.a. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. < İt fascio demet. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. bölüm. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. demet. dönem.] küçük demet < Lat fascis demet. önemsiz. araya girdi. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. sıkıca birbirine bağlı grup.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. 2.] ara. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. kolay < Lat facere. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. yüreksiz adam.

desteklemek ~ HAvr *ghowe. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". açan şey.] 1. faut. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. alkışlamak < Lat favere. iğrenç. fayda Ar fada yararlandı. ifade. a. 2. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm.pis.] açan. 2. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir.a. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. istifade. tercih edilen. örnek. 3. yapım. f. f. yetmemek ~ Lat fallere. bozuk. kaçınılmaz. müstefit . Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. 2. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek.< HAvr *pü-2 çürümek. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. a.saymak. kokmuş ~ HAvr *pülo. hatalı olmak. fact. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. yazgı. fals. fatura [LO xix] nümune. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. 2. nasip olan.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1.] yarar.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. kader. yanak sakalı.tarafını tutmak. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. çirkin. saygı göstermek. ecel < Lat fari. imalat. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç.

erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. [Basirt 1873] payton .ışımak.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. fa.a. ant ~ HAvr *bhoidhes. kavrama < Ar fahama anladı. aştı.< HAvr *bheidh.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ.a. özellikle şarap tortusu. musibet. ~ Ger *fûri. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. (bir şey uğruna) bedel ödeme.) ~ Ar fahm [#fhm msd. ~ Ar faDlat [#fDl msd. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. çok geldi. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd. bedel ödedi (= Akad padü a. yardı feda [Kut. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak. çok oldu. ekstra < Ar faDala [msd. faDl] arttı.] ~ Ar fakk [#fkk msd.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!. fidye federasyon [ 185+]. sözleşme.a.] ölçünün üzerinde olma. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu.] 1. kurtulmalık.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+.] acı veren olay. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. ~ HAvr *paswr a.] üstünlük. fidye. 2. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton . birleşme < Lat foedus. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. foederittifak. üstün idi fe+ ~ Ar fa için.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda. keserek açtı (= Aram #pkk a.] trajik.a. bedel. feda etme < Ar fada feda etti.a. feci ~ Ar facîc [#fcc sf. keserek .] kırma. artık. f.a. f.

< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. ustalık < Ar fanna becerdi.] 1. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. ölümlü dünya.] yokolma. bilgi" fil(o)+.emzirmek. 2. alan ~ HAvr *pelstu. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. zail olma. [Aş xiv] ölüm.] refah. a. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. çark. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. fena [Kut xi] yokolma. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. geri dönme . akşam < Aram #pny dönme. güvenlik. savaş meydanı (~ Ger *felthu. sanat. [Men xvii] vulg. felaket [#flk msd. afet.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi".felah [Aş xiv] mutluluk. falH] yardı. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. çıkrık. 3. kararma = Aram psnây gün dönümü. talih. başarı. fetus (hamilelik).] < Ar falak " felek [Bia xix] bela.düzlük.] beceri. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd.] çiftçi. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. fellah falaHa [msd. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. emzirme). huzur. baht ~ Aram pelekâ çark. toprağı sürdü. kötü. yıldızların döner küresi. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil.emziren < HAvr *dhe. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. kadınsı ~ Lat femininus a. Gül xiv] hüner. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut. zail olma. hüner.

tüketti. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. [Kan xv] . 2.a. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a. manto . dişilik . = Sans prâthu a.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd. ileriye. kurnazlık .a.a.güneş ) ~ HAvr *saswel. ağız. Aynı kökten Lat prö. Sans súvar (güneş. farc] açtı. vakum.öne. İng fore. gemi feneri fanári(on) [küç. gen.a. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey.~ fra.a. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak. fi. surah) > súrya (güneş).] küçük lamba < EYun fanós fener. hile.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. svárn?ara. < Ave hvars. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur. parıltı. (= Ave hvarsnah.] 1. fer+ ~ Fa far.fenafillah fena. olgu. gün ışığı.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. ışık.güneş * Karş. yardı. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd.] yarık. ~ HAvr *pro-/prö. açık ~ OFa frâh a. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.(nur. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. Alm vor.Ar fann beceri. boşluk. parıltı. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey.a.a. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. beceri. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı. ihtişam.a. ihtişam). ~ Ar farâğat [#frġ msd.

tümen komutanı [Men xvii] bölük. hükümdar iradesi ~ OFa framân a. ferman [Aş. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. bread (ekmek). CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1. müfreze. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. yol göstermek) fiili eş yapıdadır.] askeri birlik. pek. & EFa fra. sabah ~ OFa fradag a.] en önde < Ave frâ. bot2 ferik subay. düşman * Lat praemonere (uyarmak.a. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. akıl" fer+. taşımak ~ HAvr *poreyo. güruh. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. (= Ave fraeşta. İng brew (mayalanmış içki). öncü.[sup.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek.a.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. broth (haşlama). takım. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. birinci.a.a. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. mayalanmak ~ HAvr *bhreus.ön.ön. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. önce )" fer+ * Karş. ~ EFa framânâ a. ileri + EFa mâna-düşünce. 2.a.a. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.a.ferda prâtâr erken.a. a. mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a. hüküm. İng first (birinci). ~ EFa parasang.kaynamak. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

1. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ. (bitki) bolca üretmek. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren.] ince ip. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. esas. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın .a. dökmek. < HAvr *dhü-mo.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. dağıtmak.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. teleferik < Lat funi culus [küç. saçmak. a. fus. dal budak sarmak ~ Lat fundere. 2. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. halat. tepelik.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. tütsülemek ~ Lat fumare a. (kabarık şey). 2. erica ~ Yun foúnta püskül. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . sorguç. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. tel < Lat funis ip.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. dumanla terbiye edilmiş. dibe atmak. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a.

gereksiz şey < Ar fuDül [msd. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod. kaynak yapma. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. eylem haline ara verdi. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. gençlik. şair < Fr future gelecek.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . ~ Fr fusée havai fişek. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. İslam ülkelerinde 12. metal erimesi. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb.] tembellik.a.dökmek " fondan . (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. çılgınlık. fus. erimiş metal dökme. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd. fazlalık. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. İt.] 1. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek.] lüzümsuz.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd.] haddini aşan. oluşmak. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. gevşeme < Ar fatara gevşedi.] dallanma. 2. dindi. artık. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak. 2.

wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im.] bilgisiz. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. Fr. dolanmak + EAlm vart gidiş. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti. yolculuk gabari *garwian kalıplamak. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz.] zalim. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd. anlayışsız.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş .] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) .EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf.] bilgisizlik.

dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa.] önemsemezlik. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. yenme < Ar ġalaba üstün idi. ağız tıkacı. Yeni Türkçe Lugat. madenlerde yeraltı tüneli. Gül xv] unutkan. 2.süt ~ HAvr *glak-t. kemerli koridor. 2. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. 2.] 1.. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. festival ~ İt gala a.a. yanlış.a.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. . dışkı < Ar ğâTa battı.] sayı veya güç bakımından üstün olma. [Bah 1924] koridor. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. üşüştü[msd. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. a. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. göden.. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik.] hata.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. a. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. g$awl] < Ar gül gulyabani. yerde bulunan çukur. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. f. / OLat galeria a. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. umursamaz. çukura girdi * "Gait. 1924). < EYun gála.Samanyolu. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. ~ İt galleria a.a. f.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. dikkatsizlik.a. ucu çengelli sopa. galact. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im.] habersiz. [DK. gülmekten tıkanma. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu". özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak.] burada olmayan.] 1.a. ~ EFr gale dans. insan dışkısı. galak. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. hela çukuru. gafil [ xi] . tuvalette yapılan şey.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom.

müzik kuramcısı (ö. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. gam1 [Kut.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. 1050). müzikte do sesi. ^ Guido d'Arezzo. karamsarlık < Ar ġamma kararttı. sabo < öz Gallia Galya. koyu. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa.] sıkıntı. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. ġilZat] kabalaştı. 2. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd.] galip ihtimal ile. ~ Yun gámma . tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. keder. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. a. üstün " [Yus.a. gizledi.] yenen. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. İtal.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf.] kalın. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma.

çimdikledi. korumak ~ HAvr *wer-4 a. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. ~ HAvr *gwhn-tyâ.] 1.a. İng to win (kazanmak) < Ger. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o.a.a. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek. 2. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. HAvr g. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh. ġamz] 1.a. (göz vb. [LO ] a. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak.a. işve < Ar ġamaza [msd.< HAvr *weis. 2. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1.kazanmak.düğün. çimdikledi. göz kırptı.] zengin. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois.] savaşta ele geçirilen mal. yy'dan önce kaydedilmemiştir.> Fa d. öldürmek) + İng boat gemi " defans.dönüşümü tipiktir.]. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma. işve. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci.vuruşma < HAvr *gwhen. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. yağmalamak * Karş. kazanan.. [KT ] a. koyun.Ar gammaz [#ġmz im. kafile [esk. 2. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. [Men ] a. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi).) kırptı. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. gözetmek. . sıktı..vurmak. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak.> Ave z. haydut ^ y.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. 2. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. İng to gain (kazanmak) < Fr.a. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu.. ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. mal.yürümek. 2. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. f. yağma < Ar ġanam 1. göz süzerek bakma. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. gitmek gani [Aş. göz kırpan. elde etmek.a.< HAvr *gems. sıktı.

gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. Fr regarde (bakmak). EYun gargarizo. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. < Fr g(u)arer korumak. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. yabancılık < Ar ġaruba [msd.] a. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. yolcu. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. ğarb/ğurûb] uzaklaştı. bekçi < Fr garder bakmak. Tüm dillerde onomatopedir. İng aware.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. a. nöbetçi / Fr gardien a. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. korunma. İng guard/ward (nöbetçi). ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . güvence veren < Fr g(u)arer korumak.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek.a. gözetmek. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. egzotik. wary (uyanık. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. nöbette). < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. korumak ~ Ger *ward. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. ayrıldı. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. wehr (savunma). ğarâbat] yabancı idi. gözetmek. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. Fr garde. ~ HAvr *wor-to. çevrili) + İng party " gard. korumak). kasıt.] amaç. roba gargara ġarġara [onom.a. gözkulak olma. < Ar * Karş. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. Lat gargarizare. garip [Uy. a. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek).] yabancı.a.] gariplik. a.< HAvr *wer-4 a. Fr gargariser (gargara etmek).a.

korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. suya dalma. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. 2. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu.]. garip. 2. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. garp. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1.] 1. savunmak < Ger *waran gözetmek. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. oğlan. güneş batımı. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. 2. çırak. vale ~ HAvr *werg. boş " gaz1.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun . armatür [esk. boğulma.a. erkek çocuk. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. hizmetçi dairesi. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . Batı < Ar ġaraba ayrıldı.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma.Fr garniture donatım. hizmetkâr.] gaspeden.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. süsleme < Fr garnir tahkim etmek.* "Fakir" anlamı 17. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. uzaklaştı. kurabiye. gurbet. uşak.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd.çalışmak. el koydu. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. hizmetçi. çırak ~ Frk *warkjo işçi. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. tuhaf olma) türevseldir.] 1. 2. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır. gurup. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak.

son derece " gaye gayret [Aş. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı. dökülen < Nor geisan akıtmak.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. fanatizm. Yus xiv] haysiyetine dokunma. immeuble > gayrımenkul. diğer ~ Fa ġayri -den başka.a. kötü yola düşme.] kıskançlık. Aş. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu. qawd/qiyâdat] önayak oldu. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos . amaç. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. van Helmont (1577-1644) Holl.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. B. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. irrationel > gayrıaklî. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. [İM665 187+] havagazı.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd.] baştan çıkma. lokantacı" gastr(o)+. (sıvı) dökmek. havagazı lambası ~ Fr gaz a. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. neşeli. 2. Karş.ve a(n). gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut.] muhabbet tellalı.

] 1. baskıncı.] akın. gayret etti. Trkm gebe (balon). gaza [Kut. benzin & İng gas1 uçucu madde. 2. köwrüğ/küwrüğ (davul).a. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka.] Gazze'ye ait.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. kabarmak. çabaladı. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. Gül8 xiii] kızgınlık. küwre (şişmiş ceset). evcik. içi boşalmak * Karş. aşk sözleri. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. DK. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. küwij (içi koflaşan ağaç). [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek.) Fransızcadan alınmıştır. kulübe. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. petrol lambası. Venedik devletinde bozuk para birimi. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. saldırı < Ar ğazâ 1.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd.a. Tü küwen(şişinmek). [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. 2. şişkin. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. akın yaptı.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. a. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. 2. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik.] rafine edilmiş petrol. Karş.a. a. metelik. öfke < Ar ġadiba kızdı. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa. gazi [Kut. istila etti gazap [CodC. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. yağma. köwtünğ.] flört etme. .

[Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. cevşen . geri. * İng caper.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. pehlivan. oyuk.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. Türkçe gebere biçimi 20. dün <Tü [Kıp xiv] kecik.xvii Men. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom. ~ Aram qapar a. [Çağ xv] geber-şişmek. geçim (bir tür zırh.[xiv Kıp] delmek.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber. delik. geç) ve kısa açık e ile keç. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş. uzlaşma.ekiyle. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki. xix LO).[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç.a. geç vakit.a. . yy'dan önce rastlanmaz. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. hamile olmak.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. 2.şişmek. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. geçim <Tü [Bah1924]1. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged.a. capparis spinosa ~ EYun kápparis a.a. [ xvi] safta bir askerin yeri. gebeş kabş teke. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki.(gecikmek. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. gerideki. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır.birlikteyaşama. maişet <Tü geç-" geç- * Karş.aşmak. yarık açmak. arkada olan < Tü ke/ke5 arka.geç olmak < Tü kéç. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20.

genel < Lat genus. gener-soy. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için.a. yavru.a. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. Fr gène (/jen/).] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. ırk " genetik * Karş.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.a. KT xix] büyümek.) < cirs (gelin) çevirisidir. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. general [LF xvi] . Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. sandal. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. [KatipÇ. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. . her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı. Avst. İng gene (/cm/). suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. şakayık-ı numan. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. bol" geniş * Fr général (a. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f.

a. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . kavim).a.a. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir.a. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. ger[mek Tü [Uy viii+] ker.dönmek. a. kalıtımsal. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü. < EYun génos soy. yaymak yaymak/yayılmak. dönen. gerdek [İdr. generare (doğurmak. daire. çadır " gerdan . bol uzak < Tü *ke. eksen. DK xiv] zifaf çadırı.. boyun < Fa gaştan.yaymak.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin.çekerek uzatmak. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı). gens (soy. döndürmek). OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. nasci < gnasci (doğmak). Alm werden (dönüşmek). +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. 2. güvenilir. Yus. ırsi ~ EYun genetikös a. gard. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır.dönmek ~ OFa waştan. yaygın. ) ~ HAvr *wer-t. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. üremek). düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . " je(o)+.ile.a. uzatmak veya yayılmak. * Aynı kökten Lat gignere. güvenilir. babası olmak). küme.a. otağ. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. ward. (= Ave vart.a. ki zifafhanedir. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. genus (soy. Ar cins Yunancadan alıntıdır. gen.ve isim eki -ğ ile. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. genius (doğurgan ruh). gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne.Fa girdak kral çadırı. vasi. ırk). 18. inanılır. gerdek evi tabir olunur. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. = Sans vrt.(doğurmak. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır.a. a.. ırk < EYun gígnomai. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. * Geçişsiz fiil eki -n. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. otağ.

] "küçük savaş". ^ 1909 I. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. Nascher. tabip (1863-1944). gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. rez. 2.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. düzensiz savaş.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. L. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. döküntü. İng cauldron. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1.a. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. Alm wirre (kavga.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. karmaşa. dökmek ) " kavak. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. geri. pislik (< Fa re%tan. kılıç. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. tezgâh. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç.a. Avusturya kökenli Amer. 2. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş.a. noksan < Tü kerge.eksik olmak < Tü kerek bol. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a.akıtmak. kargaşa). < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir.

< Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. Bur.a.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. Karş. kabartmak). gevşetmek. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz.a. çene çalan & Fa gap lakırdı. oymak. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. gevşemek yumuşatmak. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. rez.a.a. pislik (< Fa re%tan. içini boşaltmak.kel(t)ür. Tü *keP-2 (şişmek). döküntü. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. zekâ . kap.ekiyle.akıtmak. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. MBah] diş etleriyle çiğnemek..= két(t)ür-.(1.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. LO. KT. lafazan. geven Tü? [Kıp. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. gevre[mek Tü [ xi] kewre. dökmek ) " kavak. dedikoducu. 2. şişirmek. geviş getirmek * Karş.yumuşamak. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir.

zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak.kel(t)ür. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme.yumuşamak. gevşetmek. yumuşamak. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. geven Tü? [Kıp. 2. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. kabartmak).a. LO. KT. Karş. 2.1. gevre[mek Tü [ xi] kewre. lafazan. geviş getirmek. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez. içini boşaltmak.a.a. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. dedikoducu. 2. oymak. gevşemek yumuşatmak.ekiyle. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a.(1. şişirmek. dolaşmak . < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git.yumuşamak. MBah] diş etleriyle çiğnemek. kap. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.= két(t)ür-. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1. çene çalan & Fa gap lakırdı.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . gevşek.yürümek. geviş getirmek * Karş. gevremek < Tü kepiş geviş. [EvÇ. her çeşit av hayvanı. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. Bur. Tü *keP-2 (şişmek). tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.a. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür.

tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd.] tahriş etmek. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus.aşırı büyük ~ EYun gigás.a.? ~ Fa gıdı deyyus. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga. [LO ] gıcır libas yeni. dümen < Fr guider yönetmek. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş.gitmek " git. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. a. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. [LO ] a. < " gacır [Aş. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). yol göstermek ~ HAvr *weid. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. < Tü kıp [xi] kalıp.[onom. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a.] besin < Ar ğa5â < Tü két. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek. model. göstermek. tahriş.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. [TS xiv] gicik kıcı-/gici. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere .

ğanâ] ihtiyacı yoktu.a.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. a. bolluk.] kıkırdak veya öğürme sesi . kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. wirez. kaçma kapısı. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. " gü+. melce. 2.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. sığınmak ~ OFa wire%tan. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. bağırsak sesi [ viii] kir. kaçacak yer. Bah xvii] kaçacak yer.] zenginlik. LO.kaçmak. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla.a.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. KT.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. gurez. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. gır. gırtlak.] haset. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. a. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan. [DTC 1944] makinalı balık ağı. fazlalık < Ar ġaniya [msd. 2. sığınak.

Karş.örtünmek. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. gıyap [ xiv] olmama. a. EŞKÖKENLİLER: Tü git.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık.: gider-. a.< HAvr *kel-1 kesmek. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. Gül xv] geyesi. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd.a. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. ~ Lat cithara a. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. ~Frguichet[küç. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir." giy[CepK 1935] esrar. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). Fa sihtar (üç telli çalgı). giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. 2. gidişat. ~ E Yun kithára a.] kayıp olma. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür.]1. [LL 1732] giysi < Tü giy. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. [DK. gizil YT [Fel 194+] virtüel. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle. bıçak vurmak " kup . a. küçük kapı.

#Plinius.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. genel. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. bütünsel < Fr/İng globe top.a. cam gibi < Fr glacer dondurmak. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. [ 199+] küresel toptan. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. buzlu.a. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak.] a.zamk. 2. emaye.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. donuk. Fr.< HAvr *gel-2 soğuk. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a. kimyacı. glutin. ~ Lat gluten. < İng globule [küç.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila.a. Fr.

sakınmak * Gücen. gnö. +men2 * 14. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. a.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a.) biçimine rastlanır. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö.] a.a. post. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş. Kıp. yük taşımak [Uy viii+] köç. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk. yy metinlerinde göçmel (a.bilmek ~ HAvr *gnö.a. körük" gebe .kalkmak. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-.a.< Tü *kö. DK xiv] koçun. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği. bilgili. oba * -ç. İdrH.> -ç.a. ~ EYun gnöstikös bilen. ve 15. kürk palto [Kıp.kalkmak.taşınmak < Tü *kö-ş. < EYun gignöskö. göç[mek Tü yükselmek. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a.ekiyle.rahatsız olup kaçınmak. [ viii] kök gökyüzü. yükselmek. [LO.fiiliyle alakası belirsizdir. gofret peteği.a. yörük. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç.a. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. a.

kararmak < Tü *kön. göndermek yola çıkmak. derin kaya çukuru. < EYun gönos/gone soy. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. 2. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir.a. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- .a. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç.a.a. a. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir.göl gol kale.a. yükselmek. 2. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. bir oyun. kargı. husye veya yumurtalık / İng gonad a. yola gelmek. [Uy viii+] köm. kargı. sırık. yöneltmek. hedef.a. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1.kalkmak. [ 190+] ~ İng goal 1.içte olmak. doğurma < EYun gígnomai. doğrulmak < Tü *kö. yavru. körfez.] mızrak.a. < Tü kölü. çukur ~ Lat colpus/colphus koy. sırık < EYun kontós a. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a.gölgelenmek.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila.yola çıkartmak. amaç. gönder [DK xiv] mızrak.< Tü *kö. ~ Mıs kmj-t a. gol Tü [viii]köla. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız.

3. . diz. göster-. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. açı * Aynı kökten EYun gony. gözet-.a. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. Alm kinn (çene). görece. görümce. gör[mek [ viii] kör. Alm knie. İMüh. göre.1.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. görkem. ~ HAvr *gönu-ya. Abuş." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. a. yürek.("iş görmek" anlamında)" gör-. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1.a. ruh " gong çalgı.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. Fr genou (diz). zil ~ Malay gong-gong a. gözük-. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. köşe. 2. işlev < Tü gör. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. İng. EYun genys. [Kıp xiv] köre < Tü kör. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. gösteri. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. İng knee. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. görev.< HAvr *genu. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. gösterge. 2.a. debdebe İdr] güzellik. görkem YT [CepK 1935] haşmet. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. köşe. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a. görsel. açı. çene.

sırt. yükseltmek. yamulmak. [Uy viii+] taşımak. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.xv+ Çağ). Uy. İdr xi] kıç kalkmak. 2.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. yüksek. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca. ayrıca falcı.xi). bozuk. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür." gör- [Or.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. 2. kölük (sırt. yükselmek. yamuk. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir.[xiii İM] bakmak. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. sırt. özellikle hayvan sırtı. beylik vermek . . yükselmek. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. tercihe şayan.içi boşaltılmak. yük yüklenen hayvan . insan veya ağaç gövdesi. [Kıp xiv] kevde/kövde . [Kaş. ilkel [xv]. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. kötermek (yükseltmek.özellikle yukarı taşımak. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1.kalkmak.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. [KT xix] 1. fenomen < Tü görün. 2. [Fel 194+] olay. görüngü YT [CepK 1935] tezahür. sol < Fr gauchir bozulmak. şişirilmek < Tü *köpüt. Kaş viii] köz a. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. Karş kötki (tepe -xi). a. haremde padişahın seçtiği cariye . [DK xv] < Tü *köptün." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden.

derece ~ Lat gradus adım. Kıp viii+] közün.yürümek. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. Alm. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. 2.]. . mineralojist < EYun grâfo yazmak. oymak ~ HAvr *gerbh-a. hakketmek. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. kademe.a. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak.ekinin işlevi açık değildir. " +graf grafik . -ük.göze <Tü [ xviii] pınar." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir.ekinin niteliği belirsizdir.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak. kaynak. gözük[mek Tü [Uy. kazımak.gözlemek. [DK xiv] gözük-< Tü gör.görünmek. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed. -etle. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için.< HAvr *ghredh. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1.

fon(o)+ gran güçlü. tane.yazı. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. zerre ~ Lat granum a. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. harf. ~Frgrandduc büyük düka. yazı. ~ İt granito taneli. 2.a. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. t. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. yüce. t. kayıt + EYun fbne ses " gram. harf. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. yazı yazma işlemi.a. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. grenli < İt grano tohum. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. 2. t. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi).a. Amerikalı mucit & EYun grámma. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır.harf.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek.1. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. yy) . granül < Lat granum tohum.

yağlı. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". iri ~ OLat grizu . kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib.Fr grisou a. şişman ~ HAvr *gwres. yağlı. pençesine almak . mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. gren gros+ grossus a. fruktoz * 17. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. yağlı. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak.tutmak. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. ~ Lat crassus semiz. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a.a. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. & İng grape üzüm. kaba. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. a. tırmalamak. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu.Frk *grippan tutmak. koyu. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi.a. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa.

a. withstand gibi kelimelerde . ~ HAvr *wi.a.ayrılma. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî.a. ürpertici. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a. a. İng with.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu.grosa [ xx/a] büyük. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen.] yumuşak meşin. zıt olma). yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. gömülü " kripton grup . Aynı kökten Alm wider.~ OFa wi. dehliz ~ Lat crypta dehliz. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez. saklı. gazap gösterdi" gazap * 20. niyet. küme. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi.(withhold. mahzen ~ EYun krypte gizli. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. kaba. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. coprophagy. . zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. sertlik. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. öte yanda olma.a. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw.(güçlenmek. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. İng coprophilia. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı.ayrılma. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f.a.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç. * Karş. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.a. withdraw.a.

[Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. a. kazan ~ Lat cucuma a.a. Karş. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. gü. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. a. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş.söylemek (= Ave gaub. 2. uşak ~ OFa kötag a. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida. 2. güldür sesi onom yanma sesi.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap.güdük [BK 1799] boyu kısa. küçük yavru. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1.a. bülbülün güle yakarışı. su akma . özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan. ~ Fa gul çiçek. altın. gülbank ~ Fa gul bâng 1.a. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat.a.] merhamet. genç hizmetkâr. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). uşak. "Allah Allah" nidası. İng gold (altın). " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz.

maskara.OFa winâh/winâs a. güneş. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. 2. yaban " yaban güm. + Fa biyâbân ıssız yer. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a.a. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top.a. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. a. tazminat gerektiren eylem .a.a. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. gülle (= Sans göla/gölaka top. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle. ) gün Tü [ viii] kün gün.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. sahra.güler görünmek. top mermisi. gündüz günah [Aş. suç işlemek ~ EFa vinath. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). maskaralık. zarar vermek. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. a. kendisine gülünen kişi. " gü+ * Erm vnas (zarar.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1.

-dem ekinin işlevi belirsizdir.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. carpinus ~? < Tü *küre.aydınlatmak. küreççi. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii). su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma.savaşmak. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine . güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. a. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. yiğit. [ xiv] gür sağlam (kişi).ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. bahadır.a.).] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. Tü [ xi] kür cesur. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. becerikli. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. kıvrak zekâlı. a. Yun gábros. yabancı ülkede olma. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. bahadır. .kabadayılanmak * Karş. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır. aktüel. sık.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. EErm garbeni. Lat carpinus (a.

a.] aldatma. boy abdesti ~ Fr goutte 1.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. 3.gözetmek. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. hoca.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. güveç Tü? [TS. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. insan topluluğu (= Fa guröha top. Karş. 2. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. manevi danışman ~ Sans gurú 1.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82.] yıkama. 2. a. küre. küme. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. . öğretmen. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. beklemek. DK xiv] OFa warz/wazr a. muhterem. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. değerli. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt.) ~ Fa gurz ağır topuz. (= Ave vazra. damla.tadına bakmak. a. ağır. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. a.

Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. görünüş). böbürlenmek. -el ekinin işlevi açık değildir. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. gökçek (güzel). = Ave vîtarsm öte. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. aperitif * Aynı kökten İng cover. * Karş. ETü körk/körük (güzellik. yol < Fa guSaştan. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). kaplama. a. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. yönetmek ~ EYun kybernâö a. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. güya gü. geçit. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek.a. [DK xiv] gözel. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). göğermek < Tü kök * Karş.. gu5ar. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. [Arg xvi] güzel. [Kırg ] közöl a. [TS xiv-xv. göğerişmek < Tü köker. örtmek ~ Lat cooperire a. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. söyleyen < Fa guftan.a. [Kıp xiv] köğercin .mavileşmek. Fr couvert (örtü). Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a.a. laf.şişinmek. +gâh . a. iç güveysi gelmek. [Çağ xv] küzel. Moğ kübeğün (erkek evlat).söylemek. [ xi] küwen-< Tü *küPen. TTü görklü. damat. Men xiv] < Tü *küde. söyleyiş.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19.geçmek ~ OFa widardan.misafir gelmek. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur.mavimtraklaşmak. widâr. a.

birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi.a. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. ] sevgili. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. yaşamak. tohum haber [Kut.] kötü niyetli. çarmıh [Aş. direk. wizîn. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf. çevre < Lat habitare ikamet etmek. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer.] kabarcık. sınadı. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. DK xiv] (~ Fa %aç a. güzide [ xiv] guzîn. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám.a.seçmek ~ OFa wizîdan. tanıdı. seçkin < Fa guzîdan. Hubb] sevdi habire hay. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez.) ~ Erm %aç' 1. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e. tane. hacim " hacim .a. kazık. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. Alm weiter (öte. ileri). a.] kötülük.] bilgi. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. tümsek.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf.a.< HAvr *ghabh.a. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. haç 2.

] 1. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. sınır. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. Hudü6 ] oldu. 2. limit < Ar Hadda 1. hadise. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. bağladı. 3. havadis. a. 2. sınırladı. boyut. ihdas .] 1.] kısıtlama.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. kapatma. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. sivri (bıçak. haciz < Ar Hacaza engelledi. kapattı. sınır koydu. kapatma.] keskin.] hizmetçi" hadim haddizatında had. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd.] çıkıntı. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa. 2. el koydu. olay. sınırlama. tümsek. bilenmiş. tutuklama.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. vaka. biledi. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. kapsam. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd.] gereksinme. yasakladı. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa. haczetti had/hadd[Kut. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. bıçağın keskin ağzı. [Kut. 2.] engelleme. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. son derece öfkelendi.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. el koyma. keskinleştirdi.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ.

kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] hıyanet eden " . bilge < İbr/Aram #%km bilme. f. palpitasyon. sır. saklayan. * Aynı kökten Sans saptá(n). bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat.] saklayan.] ağır olmayan < Ar %affa [msd.Ar HâfiZat [#HfZ sf.a. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. EYun heptá. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. Dan. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi.) ~ HAvr *septm a. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey. Lat septem.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. titreme < Ar %afaqa titredi. gizli polis örgütü. f. bellek . haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. süre " haf. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf. sır.] koruyan. Ger *sebun. Alm sieben (yedi). ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa.a. f. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy.a.hadise şey.] gizli kapaklı şey. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi.] gizli < Ar %afiya gizlendi.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. hafıza saklama yeteneği. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. İng seven. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa.

doğru idi. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. elde tutan " hak1/hakk[Kut. hakikat < Ar Haqqa 1. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu. 2. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf.] sahip olan. f. kazıma. katılma. gerçek idi. karıştırmak) & Fa/OFa â. uygun ve yerinde idi.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı.yönelme.] oyma.] doğruluk. . karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. 3. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd.a.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka. hakikat gerçeklik.] hakir olma.] aşağı.a. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig.karışmak. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir.] yargıç" * İng khaki (a. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir.Ar Haqârat [#Hqr msd. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd.karışmak. aşağılama .haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. haklı idi.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. 2. hor ve hakir olma. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. hakaret [ xiv] 1. Aş xi] [Kut. âmez. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. tahkir etme. doğruluk " hak1 hakim yargılayan. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan.

halet. 2. lahavle. berrak idi.] şimdiki zamanda. çözüm < Ar Halla [msd. bir hal aldı. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. halihazır. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd. bağlı olan bir şeyi açtı. Hall] 1. varolan durum " hal1 halas [Yus. arındı. kondu. derhal. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. . şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. azat edilme < Ar %alaSa arı. evrildi. soyma. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. gevşetti. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu.] çözme.hakkâk oymacı. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd.] hakkedici. arzuhal. görünüm. istihale. ihale. hukuka [DK xiv] yenmek. 2.] kurtuluş. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. bir hale büründü. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. havil. yöneldi. temiz. durum. saldı. halâ. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. salon. 3. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. binek hayvanından indi. hile. havale. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. < Fa Haqqânî [nsb. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. 2. tahavvül. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. bir hale geldi. kurtarma + Fa kâr eden " halas.] 1.] adil. dönüştü. hasbıhal. hal1. giysisini çıkarma. örtmek. oylum < HAvr *kol. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. yolculuğu sona erdirdi. çözdü. kâr halat kalod. mütehavvil.kablo. kurtuldu.< HAvr *kel-2 kapatmak. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. havali. ilmihal.] 1. doğru. varoluş evresi.

halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. mahlukat. Aş xi] [DK xv] kal .] ayla ~ EYun (h)álos daire. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf.] yaratan. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. geri kaldı.] boş.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. halayık [Kut. Aş xi] canlı varlıklar. [Neş xv] halk. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. (yemek) arttı. bozuldu halel Xalla bozdu. hane halkı. bayatladı. yırttı. * Nihai kökeni belirsizdir. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ.Ar xâlin [#xlw fa. ahali. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. hasar. a.] hal. ay ve güneşin yüzü. f. [Men xvii] (vulg. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. 2. Yâküt (ö. hizmetçiler. Allahın .] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. haliç halife geçen. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. çember.] körfez.] canlı varlıklar. deldi halet halhal [onom.) cariye.

işlenmemiş.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. silah kabzası [esk. & EYun (h)áls. Orta Amerika yerli dillerinden.a. kimyacı (1779-1848). 2.) + EYun genes.] karışım.doğuran " salam. ~ Taino hamaka a. DK xiv] [Aş. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu.]. halka.a.tuz (~ HAvr *sal-d. 2. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. kısım < Aram #%lq pay etme. bölük. genet. 2. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. halk) deyiminin tam karşılığıdır. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a.] arı. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. tarihçi. ölçme.] çember. ahali (= Aram %elqâ pay. tatlılık. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd.a.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. Aramice sözcük EYun demos (1.a. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. İsv. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. bir yana ayrılan kısım. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. . halo. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. pay etme. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo.halim yumuşaklık. ring hallaç [msd. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd. saf. biçim verme ) halka baklası.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa.] yaratma. pay. İsp.

fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd.] coşku.] ahmaklık. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı. ılıca. yüklendi . çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd.] taşıyan. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. ısıran. haminne » " hanım.] 1. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. hamd < Ar Hamada övdü. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. titiz hamaset cesaret. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut. sena hami hamil hamile taşıyan. hamd.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. Muhammed hamdüsena hamd. evrak çantası. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. Aş xi] ateşli gayret. ~ Ar Hammâl [#Hml im.] taşıma.] övme. hamdüsena. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa. 2. derli toplu. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. akkor oldu.

tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a.a. a.hamle atılma. maya. f. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". kervansaray han2 Tü [Yus. elli.a. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. Nihai kökeni tesbit edilemedi. DK xiv] [Yus. 2. gırtlak. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep .a. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. konak. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan.] kabarmış hamur. Alm hamen. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a. = Akad gangaritu a. şarap). boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş.a.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. [EvÇ xvii] xapsi a.a. İng hame (boyunduruk).] boğazın üst kısmı. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. konak ~ Fa/OFa %ân hane. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd.] yüklenme. konak. han1 yeri. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. hamut koşumu. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. kervansaray han1 yeri. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı.

İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. konut. memişhane. kraliçe. hücre. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. hani2 E Yun %anne a. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane. [LO xix] iri. kerhane. sülale " hane. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. prenses. kavisli hale getirme.a.a. [Oğ xi] %arjı. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. şarkı söylemek (= Ave hvan. kemer. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . kaba. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. darphane.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. hapishane.a. hantal [Amr.] pagan. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. 2. a. adem inciri. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. " han1 ~ Fa %ana ev. yer. tımarhane. konak.a. ebucehil karpuzu.]. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. mahpushane. kemer yapma * Ar Hanut. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. meyhane.) ~ HAvr *kan. eczane.] 1. salhane. kütüphane. putperest. çardak [esk. 2. depo. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. dükkân < Aram #%nt bükme. hanedan. biçimsiz (vulg. = İbr %anep kâfir. cephane. şeşhane. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir.a. Kuran'da Hz. Men xv] ebucehil karpuzu.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a.

sıcak idi har2.] harap şey. hane < Tü hapş [onom. kuşak.] haram cı. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . kapatma. yıkım. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı. Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. virane " harap haraç [Aş. tıpta hap hap2. tane. ~ Ar %arâb [#%rb msd. tutsak etme.] yasak. kısıtladı.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd.] viran etme. kemer). [Kut. Env. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . a. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. ]1 . dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. . En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d.özellikle sarık veya baş örtüsü. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. kapattı. Akad abşu (kuşak. Men xv] harab yıkılmış. Aş xi] yıkım (isim). [DK. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd.] sıcaklık. 2.] vergi. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı.

malzeme < Ar paraca [msd. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. Karş.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. masraf. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. tabu. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. Yun grâfö. çıkıntı yaptı. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. 2. 2. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. resmi işlemler için ödenen para. yazı birimi. . devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ.] 1. herkes " harç. gereç.] yasak. dışarı çıktı. dokunulmaz < Ar Harama [msd. masraf. çıkma. sıra malı. [Men xvii] 2. harcama. 2. harf (= Aram #%rp bileme. yoldan çıktı harca[mak [Aş. harç [CodC xiii] 1. banal & Ar %arc uygun olan şey. kutsal. Lat scribere (1. savaşçı. dışladı. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. sarf. gereç + Fa râh/rah yol" harç. haremlik) ile birleşmiştir. rahvan hardal %ardalâ a. a. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. çıkış yaptı. gereç + Ar câlam dünya. Hurûc] çıktı.] 1. sivri bir uçla çizmek. harf [Kut. dolaylı vergi.] ısınma. mızrak veya kılıcın keskin ağzı.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. Tü çizmek. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti.] harple ilgili. Hirm/Hirmân] yasakladı. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. gereken şeyler. [KT xix] 3. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. 4.

harp1.. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir.yazı yazmak). [Men ] %ırmen vulg.a. ~ EYun %ârtes 1.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. katırcı ~ Fa farbanda a. yardı. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. 2. olağan dışı.] dış. Karş.a. a. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. dışarı. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma. a.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd. uşak " harpuşta. Sam #%rb (kılıç. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme. harman a. kâğıt. . +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı.

ayrılan. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü.] kültivasyon. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a.] ölçme.] hicap. akıl yürütme. terbiyesiz.) ~ Ar HaSad [#HSd msd.a. tarla sürme. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a. Aş xi] seçkin. Karş. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. 2. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd.hars [Men xvii] ekip biçme. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş.] kayıp.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap. toplumsal anlamda seçkin. doldurdu hasar hasar gördü. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd. kader hasbıhal " haseb. a.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun.) has [Kut. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. EKİN. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. ayrı.] kıskançlık < Ar . zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. özel. değerlendirme " haseb.] börtüböcek. kazma. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb. Haşw] araya bir şey soktu. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma.] 1. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. KÜLTÜR. tarım. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır.

] huy.a. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet.] 1.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. ürün. değersiz. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd. haşere. kalabalık etme. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. tabiat.] dolgu. paravan. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ. kaba < Ar %aşuna [msd. cimri. hakir. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. gelir. alçak. adi. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı.Ar %asıs [#%ss sf. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. 2. 2.] aşağılık. ucuz. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi.] 1. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. ~ Ar %aşm [#%şn sf.(suda kaynatarak pişirmek. nekes.] sert. debdebe. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. 2." aş * Erm %aş. haşarı. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. mahşer. toplanma. hizmetçiler.] üreyen şey. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. sayfanın kenarına eklenen yorum. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. [KT xix] 1. kıymetsiz . f. kumaşın kenar süsü. yy'da ağır basmıştır.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. taallukat .

yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd. sınırladı. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi.] 1.] özel olan şey. . damga ~ Mıs xtm a. bloke etti. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. elit" has hassas hisseden.) hata Ar %aTâ yanıldı.] çizgi. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. Ar Hişmat (utanma. içerdi hasret [Aş. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd.* Arapça #Hşm (utanma. kapatma. hicap).] yanılgı. çentme. akıl. Gül xiv] sayrı. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa.a. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. seçkin kimse. ezberleme. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. ~ Ar Hassas [#Hss im. Karş. 2. f. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd.] düşünce. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. sığınılan yer. %uTür] aklına geldi.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus. mühürleme.] etrafını çitle çevirme. ciddi ve tehlikeli idi). Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır.] geri dönülecek yer. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. yazdı (= Aram #%TT kazıma. a. ayrıcalık.

] etraf. Beiträge 1910. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa. Uy viii] xatun/katun kraliçe.] özel olanlar. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb. hav1 havlu havı. topladı. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ.] akılda kalan şey. havale [Aş xiv] yöneltme. [passim.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü.] aktarma. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. havas seçkinler.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. xiii] yasal eş. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç.] içeren < Ar Hawâ . Türkçe sözcük 13. f. zevce . kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. elçi. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ.a. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı. -ni Sogdca dişil ekidir.] çizimci" hat [Or. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a.] olaylar. a. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. transfer. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. MÖ 3. ~ Ar %awf [#^wf msd.

2.a. mide " [MŞ xiv] hevic . Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd.] imgelem. cehennem < Ar hawâ düştü. DK xi] ilgi. içtima < İbr #%br bir * Karş.] utanma. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . birlikte olma. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur.] cemaat. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. ~ Fa %âya i yumurta. dipsiz kuyu.). mülk. zihinsel görüntü. havuz. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. İt caviale. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. kaygı. İng caviar (a. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. 2. varlık. cemiyet). üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. havsala husul havuç hawic a. tuttu. tatmak) + Fa yâr seven. Karş. Akad %uburu (cemaat. dost * Kökeni çok tartışılmıştır.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. a. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir.a. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme.] 1. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. testis. sahip oldu hay ünl [Kut. dilek. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. Aram %ibru (aşiret). [Men xvii] hevc vulg. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak.

iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. Rom haiduc. vitex agnus-castus.] * "Yaşam süresi. ~ Mac hajdúk [çoğ. seçkin. 2. tercih etti hayırhah %wâstan. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo).] duvarlar. [İAr 193+] habeden bedavadan. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi.istemek. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. Yus xiv] canlı olma. avlu < Ar Halt çevre duvarı. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. başıbozuk). Sırp/Arn hajduk.hayalet hayalet.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. parasız (argo). hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . akıncı * Karş. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. [LO xix] ayld/hayit . korudu. en iyi. [ xviii] eşkiya. dervişlerin giydiği kolsuz yelek. %w^âh. Bul haidut (eşkiya. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. fantom " hayal hayat1 [Aş. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. iyilik. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. yaşama < Ar Hayya canlı idi. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin.] 1. çit < Ar HâTa [msd. alevilerin giydiği kızıl başlık. Peç xvii] Macar piyade askeri.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. savundu. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.

DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1.] şaşma.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. eşkiya. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. her çeşit canlı varlık. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. hayvan [Aş. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum.] şaşırma.] pay.bağırmak.] sindirim hazeran cins kamış. [Aş. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] .] hayır işleri.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. canlı olma. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a.) < Tü hayla. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. süvari takımı. Yus. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. a. 2. yaşama.a. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi.] konum. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. vatan + Alm -los -siz. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. zenginlik. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a. umursamaz aldırmak. yurtsuz & Alm heimat yurt. canavar < Ar Hayya yaşadı. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. 2.

bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. depo. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. 2.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut. depo. Yus xiv] mevcudiyet. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. hazine " hazine [ xiv] [Aş. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd.] 1. Anlam gelişmesi için karş. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. Oysa gerek Tacül Arus. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. tempoyla manzume okuma. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. hazret [Aş. prezans.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir.] hazır olan. "kanın yerde kalması".] 1. boşa gitti . yan. f. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. kasa. nezd.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd.] a. saklama yeri < Ar gazana sakladı. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. gerek Lane. 2.] 1. a. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. ~ Ar hadaf [#hdf msd. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. kasa) 'dan etkilenmiştir.] 1. hadf] hedefledi. 2. melez. soysuz. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. 2. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. huzur. mezarlık < Ar HaZara [msd.] toz.

Lat suavis (tatlı. hektar Lat centum : kantar. tabip ~ Aram %aklm a. lider. uğurluk. santim1. hoş). yürüme = Akad alâku a. Alm sechs. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk.] hikmet sahibi.) helal [Kut. a.] titreme. vakum. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. ~ HAvr *dekm-tom. a. ~ Fr héxa. Fr six. tenha < Ar %alâ boş idi. boşluk. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1.tatlı.aramak. a. 2. Gal chwech. keyif~ HAvr *swâd-onâ. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+. a. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. yol armağanı. İng six. bilge. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. hoş * Aynı kökten İng sweet.a. a. santi+.] tükenme. filozof. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. insanlardan uzaklaştı helak [Aş.] yola çıkmadan kesilen kurban.] izinli olan. tenha idi.< HAvr *swâd. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. boş yer. a. tahakküm < EYun (h)egemön önder. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma. İt sei. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. ~ HAvr *s(w)eks. Fa şaş (altı)./ İng hexa.a. tenha bir yere çekildi. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. bitme. sarsıldı [Yus. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. helezon şeklinde olmak . Aynı kökten Lat centum (yüz). hekt(o)+ (h)ekatón a.

& EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. aynı). beraber. Ave hvars-.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. Sans súvar > súrya. İng sun (güneş). dahi (edat). aynı anda. Lat simul.a. N. güney). an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. mucit. İng. simültane. beraber. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. hem [Kut.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. vakit geçmeden & Fa ham bir. t. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. Sans sam(a). Fr. bir. t. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). fil(o)+ . beraber. • Aynı kökten Lat söl. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. İng same. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a).(bir. Ger *sama-. a. beraber.a.bir.a./ İng haem(o).< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. aynı ~ HAvr *sem-1 bir. tatlılık = İbr #%lh a.kan ~ HAvr *sai-mn. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. İng south (güneş yanı.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. Frankland. beraber. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma. Lockyer ve E.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda).

ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. yuvar " hem(o)+. hep.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi. t. & EYun (h)aíma. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1.a. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir.a.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. kalabalık.kanayan.a. t. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís. Alm.] ~ Fa hangâma toplantı. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş.kan + EYun rhâge püskürme. düzlem " hem. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. I. F. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < . hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. [DK xiv] hep bütün.karaciğer ~ HAvr *yekwr. kan akıtan & EYun (h)aíma. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem. kardeş. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd. pek. 2. ayakdaş. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. t. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey.kan + Lat globus küre. beraber + Fa zamîn taban. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a.a. a. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. < Alm haematoglobulin # H. süttaş. yer. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. t.a. Hoppe-Seyler. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. -d.

* Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. bir yerde durmayan. olarak görme ) .a. kimse (= Ave kas. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. . odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen).. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. a. Yun.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen".her haurva. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. bütün. [Aş. Aş. saydı (= Aram #%şb sayma. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. a. DK xiv] ~ Fa har tüm. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. MantT xiv] harz münasebetsiz. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir. DK xiv] arkadaş.a.a. beyhude. yoldaş. herkes kas birisi. a.a. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. a.a. t. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. batıl / İng hermetic a.] sanatkâr.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı.) [Yus.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. a. Yus. zona hastalığı. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd. < öz Heinrich R.

fantezi. dogma heterojen heter(o)+. kompozisyon. ~ Ar hawas [#hws msd. suret. görünüş. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd.] 1. delilik. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık. salkım < Fa âwl%tan. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey./ İng heter(o). tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. ayrı + EYun dóksa görüş.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). materia . tahta. hammadde.] heybe çanta. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. heyula [Mercimek. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. doktrin. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. cinnet. organizma. kurul.asılı olma. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. ayrı. yol torbası. 2.] 1. parçalardan oluşmuş bütün. âwîz. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka. 2. f. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. biçim. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. mezhep " heter(o)+. abide. farklı.] telaş. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu.başka. ağaç. 2.

alay. [Men xvii] utanma. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. ~ Lat hybrida a. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. hiç bir [Aş xiv] perde. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat).] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. hicri. cabdu-l-wahhab). satir. kılavuz olma.] perde. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. metil hezarfen bin + Ar fann beceri. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. utangaçlık . satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab.a.Ar Hicâb [#Hcb msd.] ihsan. muhacir. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. hüner. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd. kadın örtüsü. gizledi. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. kılavuz oldu . muhaceret. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a. hicran. sc. bağış.] yergi. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd.] yol gösterme. hediye < Ar wahaba bahşetti. Vehip (wahıb).a. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. f. ayrılma.] göçme. küstahlık. terketti.

hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1.E Yun (h)ydör. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. Fr. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1. padişah.a. 2. ^ 1787 Lavoisier.su ~ HAvr *ud-ör. dalga). öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd.hiddet keskinlik. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. su kaynağı. (h)ydr. water (su). < HAvr *wed-1 sulu. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. Lat unda (deniz. hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. Hit watar. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . a. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y.] ~ Fa xidew hükümdar. Rus voda (su). Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1.a.

] koruma. sakınma. yaratılış.] halifelik < hilal [Aş.) hılat [Kut. .] görüntü.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. değiştirme). 2. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] yeni ay. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. hikâye [Aş.a. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. Yus. İbr/Aram #%lp (değişme. = İbr %ikmah a. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. hırka " hal3 hile [Kut. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş.] zıtlık.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. Yus xiv] #hll ışıma. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd.< HAvr *wegw. hikâye etti. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. saklama.] bilgi.] anlatı < Ar Hakâ anlattı.] 1. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. yaradılış. DK. < İbr/Aram #%km bilme. a.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd. a.nem. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. parlama = Akad ellu a. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd.

2.dikiş < HAvr *syü. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.) biçimleri Latinceden alınmıştır. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . Alm endivien (a. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma.] ilgi. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi.a. arka + Alm land ülke. geniz temizleme. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. hindiba yenen bir bitki. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. Hindistan'a ait ~ EFa hind.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. OFa hen (1. Pencap ~ Sans sindhu nehir. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. EYun éntybon (a. Hint [Yus. şeytan).hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. haydut.a.a. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. ~ HAvr *syu-men. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. düşman. talancı. ~ ? * Karş. İng/Fr endive.

tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. Fr sous. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat). derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . büyütmek " hiper+. hipodrom. optik hipertansiyon " hiper+. bol-atmak " hiper+. Yun. az. çipura. beslemek. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. yy Perge’li Apollonios. -ive aşırı aktif" hiper+.a. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak.+ EYun trefö. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. atrofi hipnotize hipodermik 1. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a.(alt. +metre. trof. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. yüksek + EYun bâllö. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. opt-göz " hiper+. alt.a. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. optik hipertansiyon " hiper+. yüksek.alçak. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. ^MÖ 2.a. aşağı. İng up.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo.a.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. +metre. alttan).yetişmek. yetiştirmek. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. Sans upa.a. opt-göz " hiper+. hipopotam. ~ Fr/İng hipp(o). & EYun (h)yper.üst.

kırıntı-döküntü " hurda1 . hypothet. alt + EYun tithemi. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey.germek " hip(o)+1. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı.koymak " hip(o)+1. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. alt + EYun fysis kabartı. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. hypothet. zemin & EYun (h)ypo aşağı. tehdit ve kavga sesi. a. the. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. a.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". the. yemek artığı. alt + EYun teinö.germek " hip(o)+1.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel.a. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2.a. ton. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. alt + EYun teinö.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. alt + EYun tithemi. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.koymak " hip(o)+1. şişme " hip(o)+1. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. ton. zemin & EYun (h)ypo aşağı. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse.

-? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. mesih. Men xv] pırıldamak. ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük. uğursuz" [Yus. hırt his/hissHassa duydu. Bak. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır. rakip. meshetmek ~ HAvr *ghrîs.a. Gül xiv] xıSm yakın kimse. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı.] etrafı çevrili yer.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. akraba ~? Ar %aSm hasım.] 1. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak.] pay < Ar . hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. uğurlu . 2.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. TTü xırh (hayırlı. DK xiv] %n*suz * Karş. hışım/hışma. Yus.xv).a. hırıl gürültü onom " hır [DK. yağla kutsanmış) karşılığıdır.a. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. KıpGul. %ınldı gırtlak sesi. köpek sesi. DK. (= Ave aeşma.< HAvr *ghrei. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd.

hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. aziz + EYun ar%ö baş olmak. dini mertebeler. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı. alacalı yapma. yönetmek " hiyer(o)+.HAvr *si-stâ. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd.a.durmak .hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). cucumis sativus ~ Fr hiér(o). vuruş. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO.a. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o). birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim).] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. ektom. hücum. 2.kesip çıkarmak " hister(o)+. ruhban sınıfı. emir-komuta zinciri.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. parlak başarı. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. vurma. a.< HAvr *stâ. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal.kalkmak. 2.] sonuç. venter (karın). aileye damat olma = Akad %atânu damat./ İng hier(o). şiddet. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd.] nutuk.a.a.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma. hiddet. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+. stâ. övme. mukavim < EYun (h)istemi. ^.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. kıvamlı. 2. KT xix] xız hamle. hamle < Fa %âstan. sürat . medhetme ) hıyanet etme. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. sıçramak . ek+. sükse.Fa xîz sıçrama./ İng hyster(o). hücum. renklendirme.kutsal. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd.

be+ * Karş. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. yy'da egemen olmuştur. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören.a. mal sahibi * Karş. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. hobi at. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . [DK xv] xi8metkâr .(kendi). yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. Sans svá. Sogd %\vet. a.] parti.* "Sürat" anlamı 20. kaba. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd. EFa huva. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. bin. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür.) hizmet Xidmet vulg. Env xiv] %idmet. ağa. bre ~? [LO xix] köylü. ulu ve saygıdeğer kimse. taşralı.görmek)" hodbehod. evin büyüğü. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. hızmet [Aş. a. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. " solo. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. bölük.kendi) < HAvr *s(w)e. koca. ^z. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik.

bütün). homin. ~ HAvr *sol. +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. İng/Alm all (tüm. bütün ~ EYun (h)ólos a. salüs (sağlık). akraba " hom(o)+. beraber. tepe ~ Nor holmr a. eksiksiz. HAvr *sols. bütün. fizikçi" hol(o)+. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. Alm haken (çengel). gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). Afr. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. G.< HAvr *sem-1 bir.tam. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). sağlam. a. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. salon. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan.bir.a. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). İsv.* Aynı kökten İng hook. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som.tüm. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. beraber.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. Macar-İng.

seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan.homolog [ML xx/c] . hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. örüş (yükselme). onom [LO ] %or bol akan su sesi. horul onom [AMithat 1875] şımarık. belirmek * Karş. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. . dağ doruğu. # 1892 Krafft-Ebing. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. oyun. avlu. aşağı.viii+ Uy). İng. Yus xiv] %or hakir. " hom(o)+. [DK xv] şorlamak aşağılamak. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. oyun yeri.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen.a. 3. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. dalga < Tü ör-1 yükselmek. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. a. çevirisinde & EYun (h)omós aynı.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. "Psychopathia Sexualis"in İng. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak.] [Aş. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. [Men ] ~ Fa %wur hakir. sefil ~ OFa xwâr a.a. çıkmak. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). 2.a. dans alanı. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. Tü öri/örki (yüksek . xorös] dans.

bağırmak. < Ave %şnâvaya.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. özellikle hayvan burnu. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür. konuk ağırlayan ~ Lat hospes. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. çağ (~ HAvr *yer.a. ~ OFa xrös a. krema (~ Ar malham a.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi. yaban domuzu dişi. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu.hoşnut olmak. Aş xi] (= Ave xşmı. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. seyretmek " +skop horoz %raos. a. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı.) + EYun skopeö gözetlemek. hoşuna gitmek ) hoşaf su. hospit. gaga. şerbet" hoş. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a. merhem hoşnut [Aş. 2.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman.)" hoş. çağırmak.a.yabancı. horul onom [LO ] horla.uyurken boğazdan kalın ses etmek. güzel. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. Yus xiv] %şnüta a. data . [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun.a.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. devre. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut.

] yargı. Sogd %\vataw. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. egemenlik < Ar Hakama yargıladı.götürmek. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. Hwar xwadew (hükümdar).Ar Hucrat [#Hcr msd. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . hekim.] yönetim. emir. özet. kodaman. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. raw. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. bilme. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. Ave hvadata (tanrı). Karş. hükümdar sahip olan. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. . hükümdar. devlet sahibi" hüküm.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. Bak. rân. "2.] oda < Ar Hacara kapattı.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. kanun < Ar Hakama yargıladı. a. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. taşra. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. kurtuldu. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. [İdr xiv] . karar. hıdiv. hükmetti.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. sürmek < Fa raftan.gitmek ) " hüküm. hatun.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. Güçlendirme. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ.] öz. " hodbehod * Karş. [DK xv] %oryâd köylü. "3. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır.

konma. 2.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. durma. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı. genel anlamda ateş. İt. giysi. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat.a. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. adil. 2. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut.a.< HAvr *dhghem. ruh hali. özellikle cennette giyilecek bir giysi.a. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. yetişme. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi.HAvr *(dh)ghom-o. insancıl ~ İt umanista a.) + EFa hnar. şair < Lat humanus insani < Lat homo. = Akad ememu a. mizah ~ Lat (h)umor 1. özellikle neşeli ruh hali.) humor [ xx/a] hümur.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a. espri. 2. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. hülya [Men xvii] malihulya .hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1. nem. 2. 2.a. çömlek (= Ave %umba. dürüstlük.er. kara sevda. marifet. durdu. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). erdem ~ EFa hünara.a. 2. homin. varma.a. a. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . 2. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya. sıcak oldu (= Aram #xmm a.] 1. baht. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a.a. temizlik.] 1. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. & EYun mélas.kutlu. sıvı. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. kondu. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd. mübarek.a. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . -n.] 1."toprağa ait".

çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. kırıntı ~ OFa xwurdag a. ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . dokunulmazlık. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme.] hürmet [Kut. kırıntı + Fa %âş yonga. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. ibriğin ağız kısmı. tebeşir).] hermafrodit. abuk sabuk konuştu hurda1 artık.] boş inanç. Türkçe sözcüğün 15. Karş. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. Hawwarat (kireç taşı. serbest. hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. ~ Fa xurmâ yemiş. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. salınma. a. f. huni < EYun %eö dökmek. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan".huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. a. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma.a.a. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. har1. Aş.OFa %örmag a. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. salınmış. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. maHar (sedef). hurafe < Ar %arafa bunadı.a. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . [ xiv] a. hurma . yüksek makam " hüda * Karş. akıtmak ~ HAvr *gheu. Aş xi] kutsallık. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. Ar Hawar (akçaağaç). Fa xunkar ^^ dökücü). hile < Ar %adaca sakladı.

çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. özel durum < Ar %aSSa ayırdı.] olma. üredi. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. kabul hüsnüniyet hüsn. oluşma. hasar. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. ayrıcalık.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. Moğ kusu (a. yy ikinci yarısında türemiştir. oluştu.] formel konuşma. ayırıcı özellik. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn.] ayrı olma. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. üreme.a. Alıntı yönü açık değildir. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. ayırdetti. betula * Karş. hutbe [DKxiv] söylev. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd.] kayıp.] tevazu. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. özel şey.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan.] çıkış. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı). Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt .] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş .).] düşmanlık. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd.

] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd.a.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.] 1. 2. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet. huy. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd. bir yerde bulundu. 2. mevcudiyet. nelik. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd. şimdi ve burada olma.] kimlik. rahat. gümbürtü. hazır bulundu. huzme Hazama [msd. tıngırtı . hazır olma. asayiş < Ar HaDara 1.

a. ibadullah. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. 2.a. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. ifade. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu.] yaşatma. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı.] kullar < Ar cabd kul. ibadet etti. [ xx/b] sevimli budala. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. c^abdu-llah (Allahın kulu). açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. söyleyiş. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. tapma < Ar cabada hizmet etti.iade iane avane iaşe temin etme. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade. ibibik.] kulluk. [TS xv.] yardım. mabet. [Bahş xv] ibik a. .] 1.

ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. zenne. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez. a. erdirme.] yaratma.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. Tü [Uyviii+]iç-a. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. dökmek " ab. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd.akıtmak. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. ~ Ave *upa-reşma a.] öğüt. var etme. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. Karş. örnek. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. iblis [Aş.] aklama. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. rez. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. c^ibarat (ifade.bükmek. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. açıklama).] kiralama. ders.] ulaştırma. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd.] cevap verme. borcunu ibret [Kut.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. zorunluluk.a.] iğne. tac^abîr (rüya yorumlama). .ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd.] gerek.a.a. < Ave *reş. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. Karş.

geçmesi için yol verme. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd.] cereyan ettirme. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. [ 194+] içer-içine almak.] geçit verme. çevirmen.] < Ar ictimâc [#cmc nsb. İng.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd. ~ Ar icra' [#cry IV msd. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç.a. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or. . Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger. dışından dolaşma. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.] " içtinap geçme.] bir araya toplama. tabi olmak.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd.içinde olmak.] bütünleme.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a. ~ Ar icmal [#cml IV msd. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir.

fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. biçim < EYun eidö.< HAvr *s(w)e. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. kavram.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. a. id. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1.yazı " ide. Fr.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. .] döndürme.] tablocuk. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. sembol & EYun eîdos şekil. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1. t.] dava etme. bir şeyin zihinsel modeline uygun.a. kavram.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu. belirli bir süre. çevirme. düşünsel. düşüncede varolan 2. düşünür 2. Lat vîdere (görmek).a. düşünce ~ Lat idea a. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. sayılı günler. düşünce" anlamını kazanmıştır. görüntü + EYun grámma. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü). minyatür resim < EYun eîdos şekil. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). siyasi inançlar sistemi (xix)" ide.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. avam. 2. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir.

] ulaşma. kabarmak * Karş. ayırma. rahata erme.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık.] salgı.idman [TS* xv] gayret.] a. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. kavrama. kurtulma < Ar falâH refah. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. varma. yararlılık. kese. torba.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. huzur.] utangaçlık.] açığa vurma " faş . 2. 2. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. düzelme.] makul olan sınırı aşma. pul. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. 2. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. anlama. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. beyan. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. erme. (özellikle mahkemede) tanıklık. ifrağ ifrat [ xiv] azma. [Men xvii] egzersiz. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim.a. ifrazat [IVmsd. metelik ~ Lat follis 1. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. fayda.a. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. salgılama < Ar faraza a. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. abartma < Ar faraTa öncü idi.] iyi duruma gelme.] 1. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. < Ar darak ulaşım. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). bir şeyin en dip noktası.] 1. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil. ayrıştırma.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. en dibine inme. çaba.

tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a.a.hayvan veya köle beslemek.< HAvr *gnö. ehli hayvan veya hizmetçi. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd.yakalamak.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd. ~ HAvr *ne-gnö-rö.] kandırma. ġayy] kandı. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. * Orta Amerika yerli dillerinden.] övünme. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. firyat] uydurdu. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh. Moğ cigir-/cigsi. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.(a.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür.a.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd. a.).] oruç açma.a. kötü yola girdi.

] meydana getirme.] havale etme.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. kurtarma. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd.] haber verme. 2.ihale birine devretme. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. alev.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd. yy'dan önce rastlanmamıştır.] doğru yola gelme.] hak kılma. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. Yeni Yunanca kelime. yasaklama. flama " flama * Karş.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1. . Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. samimiyet. 2.] güzellik yapma. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. dar uzun bayrak. hacca ilişkin yasaklara uyma.] kendi haline bırakma. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd. karşılıksız hediye verme. ihlas 2.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. kurtuluş.] 1.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur.] 1. EYun filúra (ıhlamur). hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd.

bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd. tercih etme.] 1.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. Gül xiv] seçme.] tahammül etme.] icat etme. piyasada tekelleşme. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. yerine geçti" halef ihtilal fesat. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. seçme yeteneği. hizmetçiler " haşmet * Karş. 2.] < Ar Haşam maiyet. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. olasılık olarak tanıma. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd.] kapsama. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi.] seçme " ihtiyar1 .] 1.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. seçme. DK. taşıma. Ar iHtişam (utangaç olma.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd. tolere etme. uyumsuzluk. zıtlık. 2.] önemseme.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş.] karışıklık. ihtisas olma. hicap duyma). özellik kazanma.] istifçilik yapma. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan.

uyarma. eğim. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. oturma.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı.] uyandırma. iskân etme.] 1. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. kurma. ortaya koyma . ayağa kaldırma. yaqaZ] uyanık idi. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. coğrafi bölge ~ EYun klíma. konaklama " kamet [ xix] konma.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. kondurma. a. t. iklim [Kut. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. konma. dikme. [KT xix] koyma. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. a.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. güneş . 2.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. 2.] huzura getirme. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. yy'da ayrışmıştır.1. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom.

damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma.] kesip ayırma.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. zorla yaptırma. görüntü. benzer olmak ikona EYun eikön resim. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. tasvir ~ HAvr *weik-on. süzmek ikta verme. 2.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd.Ar ikrah [#krh IV msd. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma. tiksinme . yerleşti. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1. gösterge ~ EYun eikön resim. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd.] ödünç alma. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge.< HAvr *weik-3 benzemek. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd.] kararlaştırma. onurlandırma. kendine maletme < Ar qabasa [msd.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. nefret etme. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak.] kani kılma.] tasarruf etme. konfirme etme < Ar qarra durdu. benimseme. ikram [Yus xiv] gösterme. iğrenme.ışınlarının eğimi. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd.] bütünleme. .] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd.

yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak.(1. artırma. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. [Uy viii+] bile/birle ile. vilayet ~Tüil[viii+Uy. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. yaklaşmak.] duyurma.] yükseltme. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. ilişmek. beddua etmek ilişmek. kavga etmek . ileri " +ri . [CepK 1935] bir idari birim. bile (zarf).a.] ilaç. xiv TS] ülke. Aş xi] ~ Ar ilâ .xiv Kıp). 2.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. ileriye < Tü il ön. değmek.kınamak. çıkışmak. ayıplamak. Karş. beraber (bağlaç). * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır.. [Men xvii] makamla okunan dini şiir .] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd. memleket. Tü iletiş.] zorunlu olma. el3. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd.

] bilgi. anladı. kavga etmek . sevketmek. lahm] yuttu. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku.varmak. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. ısınmak < Tü ılığ ılık.xiv Kıp). doludizgin atlılarca yapılan saldırı. 2. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. bitişmek.göndermek. a.] 1. 2. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. tamarisk ilginç ilgi. ekleme ilham [Yus. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç.seçilmek. ulama. çapul. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş. özellikle teorik bilgi. [ xi] bağ. bağlı olma. ılgın yılğun ılgın ağacı. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. vardırmak < Tü il.ılımak. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. DK xiii] ılgar akın. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. ilişmek. Tü iletiş.] boş ve geçersiz kılma. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı. esin < Ar lahima [msd. tutamak < Tü il-ilişmek. yiyip bitirme. müfreze Moğ ılgara. yutma. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . yaklaşmak. tutunmak " ilim/ilm[Kut. bilim < Ar calama bildi.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. [Uy. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd.] katma. tüketti.(1.bitişmek.

ekiyle. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2. asılmak.ilişmek. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. güncel durum " ilim. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı.[viii+ Uy. haber . xi] 1. ileri" YT [CepK 1935] unsur. saldırmak. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. takılmak. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. takılmak " iliş< Tü il.ilişmek. takılmak. -man ekinin işlevi açık değildir.. temas eden [Orviii] ilki a. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme".] kusur. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka.a. bitişmek. dokunmak. temas [CepK 1935] müteallik. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. münasebet.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. düğüm < Tü il. 2.

aldatmak & Lat in.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. lams] dokundu. görüntü ~ Lat imago. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. işe koşma. suret.] katılma. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur.+ Lat ludere. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. 2. zorunlu olma. damga * 16. aydınlatmak. illus. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd. gerektirme. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. başvuru. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. kayırma. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel .+ Lat lustrare aydınlatmak.ışık " in+1. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere.< HAvr *aim. ışıtmak. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. 2. dilekçe < Ar lamasa [msd. ~ HAvr *sim. oyun oynamak. eğildi. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. lusoynamak ~ HAvr *loid-o.] dikkat ve ilgi gösterme.] yanma. elledi iltizam benimseme.] işletme. ilgilenme. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in.] 1.kopya. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma.a.alay etmek. lumin.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd. yapışma. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1. a. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. işaret. mülkiyet işareti.] işaretle anlatma. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. imagin. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd.< HAvr *leid.

İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. mamur ve bayındır kılma. imame imame [ xiv] sarık.kopya.] el uzatma.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. önden gitti Ar #'mm1 (ümm. şenlendirme.+ İt battere " in+1. batarya imbik ağızlı kadeh. çırpınmak & Lat in. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. büyük yapı. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. suret" imaj . boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. 2. önder.imam [Aş.< HAvr *aim. bıngıldak.] bayındırlık eseri. önderlik. imamlık. remiz. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. amm] gitti. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd.] canlandırma. öncelik.] 1. vardı.

[ 199+] cursor < Tü imle. potansiyel. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. serdar. Karş. komuta etmek & Lat in. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . çariçe. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2. Karş.] doğru yazım ~ Aram msle 1. tutum. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd. İng emperor. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd.+ Lat parare tedarik etmek. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir.] imsak tutma. çok < Tü amra-/emre. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in.sevmek. Fr empereur. dolu.değil + Lat münus kamu hizmeti. tanrıça.] güç. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd. [DK xiv] imren-özenmek. güzel bir şeyi reddetme. oruç tutma < Ar masaka [msd. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır.] tutma.Lat imperator ordu kumandanı. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. İt imperatore. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. imece " in+2. 2.

Bunlar Türkçede an-/am. içeri girme. imza etme " ~ Lat in içte olma.biçimi görülür. içeride. içeri).] nimet sunma. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. Alm in/ein (iç. Fa andar/dar (iç. iki şeyin arası). impérial > emperyal." inan- * Tü *ına. in-rationalis > irrationalis.güvenmek. EYun entós. azalmak. içe yönelme * Fransızcaya 16.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. +inç . in2 2. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. Ör: empire > ampir. Lat intrare (içeri girmek). sığınmak. doğruluk. oyuk. Fr entre. sarkmak.HAvr *n. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına.a. çukur. iç. [Kıp xiv] güvenme. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. itimat < Tü ınan. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik. güven) inanç Tü [Uy. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse.aşağı doğru hareket etmek. Belki Ar icmân etkisiyle.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. énteron (iç . 2. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd.isim). İng in. mutemet.şeklinde alınmıştır. in[mek én-/*yin. Karş. içeri.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. mutemet < Tü *ına. iniş. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . • Aynı kökten EYun en-. Tü inan. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. in1 Tü Tü [ viii] in. Alm unter (bir şeyin içi.a. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em.olarak yazılırken. Lat inter/intra.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. hakikat. düşmek. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1.] bitirme. içeri).

inci [Or viii] yinçü a. paça. [DK xiv] incin< Tü yinçe.inmek. azalış. c^any] kasdetti. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. 2. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. yufka in. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. [msd. 2. özellikle hayvan bacağı). keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. küçülmek. zayıf. [Aş. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. -e göre. ETü yini (uzuv. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. gücenmek incir . küçük düşürülmek . c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. incin[mek <Tü kırılmak.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil.] inat etme. müjdeci. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. dikkat ve ihtimam etme. 2. Yini > yincik bağlantısı. oyuk. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim.inat [Neş.a. taraf. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. inceltmek. nezd. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme.] iyiliğini düşünme. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. 2. [msd. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. cevap verme. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. a.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır.azalmak. hastaya bakma < Ar cana 1. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. anlam ifade etti. İng evangel. Ar tedkik (1. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. delik. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. genleşme < Ar basaTa yaydı. azalmak " in< Tü *yinç iniş. a. . iyi haberci. daralma.

bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd. atom. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. (EYun páthos karşılığı). 2. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a. döviz * Karş. ~ EYun indikós a. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey.ekinin işlevi açık değildir. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. bireysel). ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd.] saplama. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon.] patlama. İng individual (1.a. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı. ~ Lat individuus bölünmez olan. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. indi sübjektif.] yalnızlaşma. . individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a. sokma. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd.a. birey. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme.] 1.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. 2.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır.a. fesh olunma " fesih infisal bölünme. < Indos Hint ~ EFa hinda. divis. a.] birinin görüşüne göre.] ayrılma.] püskürme. fırlama.a.bölmek " in+2. çivit ~ Lat indicus a. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir.

öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. " in+1. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. neo+ inşa çıkarma. yaratma. it. < Lat novus yeni < HAvr *newo.] ~ Fr initiative girişim.] çıkarma.] açılma. 2. önayak olmak ~ Lat initiare a.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik.aşağı ~ Fr/İng infra.a. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. tanımadı (= Akad nakru yabancı.a. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. ortaya . ~ Ar inhidam [#hdm VII msd. 5. qarD] 1. paslandı.gitmek.alt. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. kemirdi. tükenme < Ar qaraDa [msd.+ Lat novare a.] sonuca vardırma. 2. iyon inkâr [Aş. yol almak " in+1.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. nakr/nukür] bilmedi. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak.infra+/enfraHAvr *ndher. kenarından kırptı. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma.] altüst olma.] aşınma. yad ) inkılap tersine dönme.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. başlatılmış. yadsıma < Ar nakira [msd. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak.a. a.] yalanlama.

allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. Aram #nş.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir.iç < HAvr *en. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. istesin + Ar allâh " şey. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. Akad eneşu (güçsüz olma.] ılımlılık. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. Fr entrer (içeri girmek).] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter.a. Aynı kökten Fa andar/dar (iç).] sürüklenme. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd.] akışkanlık.) biçimini alır. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd.] uyanık olma . segman. = Akad nişu halk. = İbr 'enüş a. iz edinme.a. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. énteron (iç organlar. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. EYun entos (iç). akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd.+ Lat secari kesmek. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd. internet < İng intercomputer network " inter+. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. " in+1 * Fr entre (a. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma.a. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. bağırsak). Lat intrare. a. inşallah [Aş. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş.a. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd. evcilleşme) = İbr #'nş.

üreme.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik . sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. 2.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. CodC xiii] yipek a. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma. naqam] öç aldı.] köşeye çekilme.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd. [ xix] yayımlanma . düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd.] kendini öldürme < Ar naHara [msd. inzal akıtma.] intizam olma.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. indirme. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. seçim < Ar na%aba [msd. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd.Ar intişâr [#nşr VIII msd. zaptedilme. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü. ~ Ar inzal [#nzl IV msd. öç < Ar naqama [msd.] örtüşme.] 1. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma.intibak uyma.a. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih. iplik [İMüh.] seçme.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. yayılma. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd.

] bilgi.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. ortaya atılan şey. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük. rawd] av peşinde dolaştı. # 1847 Dr.ekiyle. İng. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi.] isteme. tanıdı. -t. the. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. James Braid. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. gelir getirme.< HAvr *swep. getirme. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. İng. irid.uyku ~ HAvr *sup-no. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. < Tü ıra-/yıra. 2.koymak " hip(o)+1.] 1. tabip < EYun (h)ypnos. gelir < Ar warada vardı. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. alt + EYun tithemi.a. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. amele.[xi] sallamak. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı.] temel. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd.olmak. özellikle pratik bilgi. öğrendi. özellikle < Tü ér. bir konuyu gündeme getirme.gökkuşağı" iris . ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa.* -lik ekinin işlevi açık değildir.

gözün renkli kısmı. süsen bitkisi ~ EYun íris. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. ırmak <Tü [Kıp. gökkuşağı. * Güney Nijerya yerli dillerinden. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. alaylı anlatım / İng irony a. empt. birikmek. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. gökkuşağı renklerinde olan her şey.a.toplanmak. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy.1. 2. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. re+.] 1. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek.geri + Lat emere. Karş. Tü [Kaş. köken. Karş. EYun (h)ríza (kök). irid. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç.almak " in+2. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. xiv-xix passim xi] irkil. 2. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. 2. ikiyüzlülük etme. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri.kavis. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. a. ırmak). prim .* Değişken renkli alaşımlarından ötürü. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye.çürümek.a. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in. bitkilerde kök.toplamak. gözün renkli kısmı. biriktirmek * 20.almak ~ HAvr *em.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. birik-. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a.

ayak.] 1. duman lekesi . şiirde vezin birimi. f.] şeref. itibar.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor.] doğaçlama şiir okuma.] yüksekte olma. is Tü [ xi] ış is.] miras < Ar wari6a varis idi.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. 2. 2.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. İng redeem. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. itibar ~ Ar cirD [#crD msd.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd.] < Ar racaca geri döndü. ölme < Ar raHala göçtü. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. Karş. kullanışlılık. irsaliye irsal [IVmsd. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. unredeemed. 2. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı.] 1. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. a. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd.

[MŞ xiv] issilik sıcaklık. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. = Akad şumu a. hararet < Tü isi.a. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd.yanmak. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir.] ad (= < Tü yışı.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı. 2. ishal akışkan kılma. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd. saptama.) . işten alıkoyma.idrar etmek " çiş * ç.biçiminin. böyle verilen sinyal. Aş xi] nişan. Yışı.] bir işle uğraştırma.] 1.] sinyal verme.yanmak. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık.] akıtma " sel işaret [Kut.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd. Tü çişe. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. gevşetme. oyalama. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme. sıtma. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd. yaşı. alamet.iş isabet Tü [Orviii] ış a. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.] yerini bulma." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a. göz kırparak onay verme.a.] sabitleştirme. rahatlatma. parlamak. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren. [Uy viii+] isiğ sıcaklık.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma.a. eda eden " iş. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd.

< Tü ışı-" ışı- < Tü isi. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a.] oturtma. İng scalpel (cerrah bıçağı).ısınmak. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. bismillah. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. kart2 . ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. esma.a. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. İt scalmo. esami.a. elenmiş.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. isim.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. müsemma.a. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. a.a. Fr escaume/escarme (ıskarmoz)." Tü [ viii] éşid-/éşit. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. [ xi] ısırğan çok ısıran. urtica < Tü ısır. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç.

andr. KT 187+] işkil şüphe.a. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır.basmak. merdiven.a.] engel.a. eziyet etmek ~ OFa şkastan. İng discount (iskonto) < İt discontare. 2.kırmak. [LO. işkence. a. Z. savmak + EYun aner. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. adam.a.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. şikan. • İ. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. tutmak + EYun (h)aíma. oturak skamní tabure. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey.a. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic. sken. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. mide ~ OFa aşkamb a. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak. iskelet < EYun skellö kurumak. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a.a.a.) sözcüğünden adapte edilmiştir. kovmak. müşkilat < Ar şakl2 [msd.a. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". anlaşılmazlık. & EYun is%ö durdurmak.erkek. belirsizlik. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. t. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a.a. & EYun aleksö defetmek.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a. a. . ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a. ~ EYun skeletón 1. ciltçi presi < Fa şikastan. bükmek. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet.a. kompüter Karş.] karışık ve muğlak şeyler. kuruyup büzüşmüş şey. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın. tırmanmak ~ HAvr *skand.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş. mumya. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. ezmek. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ.

< OFa oşmürdan. a. su katmak * Karş.(güvenceye almak. Env xiv] ısmarla.. 2.a. anlamak.] 1. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd.saymak.a. .tevdi etmek.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. alamet ~? OFa *nişmâr a. sanmak. özellikle hayvana su vermek) < usu (su). simge. sakınma. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş. âbespâr. sağaltma. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret.] düzeltme. +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. teslim olma.a. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . şumurdan (saymak).iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. günahsızlık < Ar caSama koruma. Moğ usula.a. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd.a. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. [DK. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. ot ıspanak sebze. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı).] leke ve günahtan korunmuşluk. oşmâr.OFa âbespurdan. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.(sulamak. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. saflık. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd. [Men xvii] zencefil.

gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. * Aynı kökten İng finch (a. a.a. spyrida.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. ~ Ger *spehön gözetleyen. EYun skopeo (bakmak.a. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach. -d. gözlemek). * İşportacı "sepetçi. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır.a. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. 2.a. Karş. çeşit. baharatçı < İt spezie baharat.a.a.a. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. ~ EYun spyris. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. incelemek). seyretmek ~ HAvr *spek. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek.). # 1854. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. biçim. şifalı ot ~ Lat species 1. sképtomai (gözden geçirmek.a. . ~ HAvr *(s)ping.a. tür. eczacı ~ İt speziale attar. ticari eşya çeşidi. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. 3. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. görünüm. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar.a.a. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a.

malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş.kökünden > EYun (h)istemi. taşırma. EYun stöis. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. Lat *staurare (dikmek. İstanbul" eis+. durma. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. ölçüyü kaçırma. Lat stare.] azıtma. +oid ~? Yun . baskı aleti < Ger *stap-/*step. HAvr stöu. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır.a. iç şehir. eis Nikaían > İznik (iç İznik. yoldaşlık.a. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi.fiil adından > Ave stâna.(durdurmak. Lat stâns (duran).a.durmak ~ HAvr *stâ. < Lat stâre. HAvr sts-n(â).(direk). * HAvr *sta. HAvr si-stâ. Alm stehen (durmak). stat. ihmal etti. konak). değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. özellikle Konstantin kenti. duruş. nefs-i İznik). Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. durum). sta-.a.pekiştirme biçiminden > EYun staurós. 2.israf [Kıp xiv] . " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. stake (sopa). istasyon [ xix] ~ Fr station 1.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). Karş.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan.a. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz.a. durak ~ Lat stâtio a. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki.a.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir. boşa harcama < Ar sarifa [msd. dikmek). = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. < Ar Sarra işret [Aş.] a. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. HAvr stâ-na.a.(durak. EFa/Ave stâya. stat-. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü.] birliktelik. durma yeri. saraf] gözardı etti.a. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. adım ~ HAvr *stebh. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı. kaldırmak). eis Ámison > Samsun vb.basmak. Ave stüna. ayak basmak. İng stand (durmak. İng stick. istakoz/ıstakoz astakós a.

Lat lacerta) ile alakalıdır. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. kazık ~ HAvr *stau-ro. istif. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd. hacim < Ar saba [msd. istiap içine alma. Ancak Bulgarca. takip etmek. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd.] acele etme. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. tıkmak . bir tür dev deniz yaratığı. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. başvuru " davet istidat olma. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır.dikmek.izlemek. kural tanımazlık. kertenkele.a. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. irade < Tü iste-" iste-.] başına buyrukluk. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme.) ~ Lat stipare sıkıştırmak.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. Romence. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. • İt saurella.] su tutma. davet etme. eğilim. [Men ] istif ~ İt stiva 1. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd.] çağırma.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. 2. istiflemek. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. sorgulama " cevap istida çağrı.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. durdurmak < HAvr *stâ. badd] saçtı. 2.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak.

üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] hayır dileme. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd. ~ Ar istihdam [#xdm X msd. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] pekiştirme.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd. evrilme. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] arzulama.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.] gına getirmek.] sorma. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd.] çaba ile elde .] içini boşaltma.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd.] haber sorma. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme.

2. istibdat" anlamında kullanımına 19.] gerek sayma. 2. etimoloji < Ar şaqqa yardı. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. saymama.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme. düzenleme. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu.istihza haza'a [msd. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme.] işe koşma. istikbal [Neş xv] ağırlama 1.] egemen olma.] dimdik durma. bir kelimeyi diğerinden türetme. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. 2. 2.] alay.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd. yarma. yönseme. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. dümdüz gitme. yy sonlarına dek rastlanır. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. bağını koparma. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. yönelme.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. "İsyan. küçümseme. haz&rsquo] alay etti.] 1. bir şeyi ikiye bölme. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd.] 1. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd.] 1. 3. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . isyan etme.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. hiçe sayma. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd.

2. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ. İng oyster. .kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] geri isteme. mülke el koyma " mülk istimna çekme.a.) < EYun.] danışma. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma. ortak alma < Ar şariqa paylaştı. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd.a.a.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd. ~ EYun óstreion a. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür.] 1. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd. kopya " nüsha istintak konuşturma. HAvr *ost. ağır bulma.] yazıya dökme.] küçümseyerek reddetme.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. birinden rahatsız olma.] ortak olma.] dayanma.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd.istimlak edinme. soruşturma " nutuk iştira [msd. ağırsama. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. Fr huître < Lat ostreum (a. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd.

yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir. ita bağışlama.] 1.a. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme.istismar yararlanma.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. İtalya'ya ait. ~ Fr italique 1. eda. 2.] boyun eğme.] ödül verme.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. dışlama. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için.a. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme. a. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. Köpek sözcüğü 14. 2.a.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf .] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd. it[mek Tü [Kaş xi] it. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. İtalyan tarzı. işve isyan isyan etti.] söndürme < Ar Tafa'a [msd.

] uyma. 2.] güvenme.] uyum sağlama. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. önüne çıkma. boşama. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. kısmet. Aş xi] 1. yolunu kesme. kapsamını genişletme.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd. bir dine veya mezhebe bağlanma. uzlaşma. sayma. denk geldi" muvaffak . ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. şans . saygınlık < Ar cibrat^ öğüt.] 1.] 1.] töhmet altında bırakma.] 1. uyuşma.] güzel koku.] adet edinme. saygı.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. 2. sayı sayma. denk gelme. genelleme. bırakma. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. 2. saygı gösterme. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. denk gelme. azat etme.] telef etme.] sözleşmeyle bağlanma. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd. uzlaşma < Ar wafiqa uydu. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut. 2.] dengeli olma. salıverme.

[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. [LO xix] abur cubur karma karışık. ~ Ar ciwaD [#cwD msd.] birlik. [TDK 1944] a. malik.a. kont. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık.a. yol almak ~ HAvr *ei.] tanıma. iyi Tü vulg. bedel. primitif. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . koitus. iyon Lat ire : ambiyans. Fr.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. inisiye. i. elde edilen şey.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu. [TS xv] ivedi acele. efendi.menekşe .] bağlantılı olma. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için.a. [Uy viii+] iğe/iye . servet. iyi (sıfat).] karşılık. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). [DK xiv] éyü . [TS xiv. tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. [İMüh xiii] éygü . komite. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. ambülans.] bakmakla yükümlü olunanlar. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). başarı.gitmek. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. iod. inisiyatif. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. [Men ] eyü < Tü éd varlık.

] giderme. İng bandit < İt bandito (haydut.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. kalabalık etme. sıkıştırdı. banal * Karş. sıkışma.* Menekşe rengi buharından ötürü. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. mahkûm etmek. a. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd.] boyun eğme. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. villa < Ar izbe cazaba [msd. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. cuzbat] uzak idi.] kır evi. ilinme. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd. 3. eklenme. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd.] sıkma. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. çiftlik. zahmet < Ar zaHama sıktı. . forsa.] 1.eş. eşkiya). aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd.] aydınlatma. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o).] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. 2. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd.

2. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık.< HAvr *mers. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd. Aş xi] itibar. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir.EYun smarís. saygınlık < Ar cazza güçlendi. ziyan. a. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. güç. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak.] kaybolup gitme.a. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. ateş yakılan yer. onur. kayıp. smarid. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. kuşkuya düşmek izmarit2 . a. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. kaybetmek. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. a. şaşkın < İt smarrire 1. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. .ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma.] kudret. kuruma. = Akad uznu a.şaşmak. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+.] izzet [Kut. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. ada yapmak ~ OLat insulare a. 2.] kulak verme.a.

. hırs. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. felis onca # Georges-Louis L. aşırı gayret ~ HAvr *yes.~ HAvr *kons-mo. boy " ceket. kavim ) + Lat arme silah " janti. kıskançlık. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. gent. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. pompa imalatçısı.istemek. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. silahlı birlik. Buffon. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1.< HAvr *yâ.a.soy. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. 2. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens. Fr. 2. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. M.a.a. janjan » " şanjan . arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur. Amer. ~ Ger *hamma.

kibar. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). üremek. üretmek < Lat genus. cool (soğuk). aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. üretici. aşiret. ırk " genetik [ xx/a] tarz. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya.a. jelatin gelato donmuş. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz).a. zemin. soylu. a. a. İng cold. aile ~ HAvr *gnsti. gent. ~ Lat generator doğuran.yazımı tercih edilmektedir. asil < Lat gens. yavrulamak. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a.soy.soy. jeodezi. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. kavim. üreten " jenerasyon ~Fr . ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1./ İng ge(o). uslup ~ Fr genre tür. doğurma.yer. 2.halka şeklinde bükmek.doğurmak " genetik jargon ait özel dil.tekerlek < HAvr *kemb. 2. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto.a. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan".< HAvr *gens. doğuş. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. cins ~ Lat genus. genersoy. geometri. argo * Nihai kökeni belirsizdir. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır.janr gener.

< Lat gignere. gest.a. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a. 2. fıskiye.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. hukukçu & EYun génos soy. bir tür dans " jikle . hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme.kılmak. fungisit. fışkırtılan şey. zıplama. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. genele ait.a.a.a. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak).üretmek. hoplama. Karş. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. < Lat iacere. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır.]. Amer. ^ 1944 Raphael Lemkin.bölmek. 2. ~ HAvr *ysk. [ 199+] ~ Fr générique 1. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. dais. 2. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus.a. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey.a. genit. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. alelumum. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. insektisit. < HAvr *ye.a. iact.

at uşağı [esk. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. skop. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın).a.a. gözetmek " ciro. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik . jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. yamak.< HAvr *yek. şakacı. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak.a. 2. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan.< HAvr *gwen.a. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. jelatinli . Yakup < İbr #cqb koruma.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö.gözlemek. donmuş şey. bir erkek adı. +skop jogging İng to jog ittirmek. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2. 2. jimnastik. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. 2.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm. Sogd kanig (kadın). "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi". [ARasim 1897-99] cimnastik . söz oyunu ~ HAvr *yok. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a.].]. köylü uşak [esk. EErm knig.

] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a.a. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. yemin etmek < Lat ius.gün. güneş * Sans deva. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. iur. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. töre.yasa . yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. ~ EYun iöbelaios a. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba . iur.yasa. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak.HAvr *yewes. günce. iktidar ) " jüri. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. a. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç.-P.(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin. diu gün ~ HAvr *dyeu. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen.a.

[Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin. gelenek < İbr qıbbel alma. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe. / İsp gaban a. cucurbita pepo. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. a. iri " kal < Tü *kaP. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .a. müzikli lokanta .

] çukur. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. olabilir. kovuk. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. gemi odası ~ İng caban (xiv). tür. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. a. sıkıntı [#qbD msd. 2. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd.] kabul eden. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk.a. alan.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. kapasite. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. özellikle mahrem oda. = İbr %ebel a. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. Ar #kcb (memeleri şişmek. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a.]. özel daire. kıyı denizciliği < İsp cabo baş.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip.içini boşaltmak " kof . DK xiv] olanlar. ~ Lat caput baş. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. darı kepeği. içi boş şey.] kavrama. aşiret.] kabile [Yus. ~ OLat capulum kalın ip. [Men xvii] usit. kafa " kapital kabristan istân " kabir. EYun kúbos (oyun zarı. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda.] cins.a. uyan. büro 2. ~ Ar qâbil [#qbl fa. oda.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. f. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. a. halat). boy. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. 2. zümre.] 1.

misafir etti.sürtmek. eliyle sıkıca tuttu. kabil1. bir araya gelme). qibla (namazda dönülen yön). 2. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp.kabul [Kut. aldı. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. yüzünü döndü. müstakbel.] 1. qibbutz (birlik. istikbal. göğüs kafesi < Moğ qabırğa.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. 2. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. kabil2. direnmedi. makbul. benimseme < Ar qabila 1. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. tutukladı. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. avuç. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd.a. kabul. tutuş. kabile. 2. cins). konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön.] eliyle tutma. kıble. yüzleşti. bir araya getirme). sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. sıktı. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. yanaşmak < Moğ qabır.] alma. kavrama < Ar qabaDa 1. İbr #qbS (toplama. yüz yüze geldi. mukabil.] elde eden. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç.sıkıştırmak. kavradı. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). kaçış. peklik çekti * Aynı kökten karş." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. önce). tutan + Ar mâl" kabz. bastırma. mütekabil. yamaç. [TS xvii] kaçacak yer. mukabele. makabl. baskı < Aram #kbş basma. değmek. sıkma. kabiliyet. a. qabıl (tür. benimsedi.

baklava < Ar qaTlfat [sf. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a.] hav.1. mısra (< EYun stei%ö dizmek. cetvel. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. < Lat cadere. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa. ölçme. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. kırpıntı. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. öncelik. 2. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet.a. havlı kumaş. DK xiv] alın yazısı [CodC. f. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. ~ Ar qadam [#qdm msd. 2. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı .] 1. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. değer biçme. kadife < Ar qaTafa [msd.düşmek.] içki tası. ~ EYun katâsti%on sıralama. .kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. 2. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. traşladı. sıra. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. kadayıf [Aş. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı. cas.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. düşmek.] 1. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. ilahi kudret. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. a. ölçü " kadir1 [Yus.] değer.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. nicelik.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. cas.] hav. adım. dizilmek.

(Allah) emretme.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd.] gücü olan. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. Alm. < İsp cuadro dörtlü. 2. a. cas. boy ölçüşme.Ar qâdir [#qdr fa. -ebilme. 2. t. a. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. [CodC xiii] . Karş. personel çizelgesi. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. 3. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. kıymet.Ar qadır [#qdr sf.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. çerçeve.) ~ Lat caducus 1. tüzel kişilik vb. ölçü. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . kahve. nicelik. 2. 2. kare ~ Lat quadrum a. kefal. dörtgen. kadim < Fen qdm ön. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen.] 1.dörde bölen.Fen *qadmön eski. tanımak ) " kadir1. idari personel ~ İt quadro 1. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. . değer. düşmüş. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16.] kudret sahibi . dörtlemek < Lat quatuor. tanıyan (< Fa şinâ%tan. kabotaj. gücü yetme. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . 2. gücü olma. şinâs.bilmek. varisi olmayan mülk < Lat cadere. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. kapasite. çerçeve. armatür. 2. emek " kata+.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. önce. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1. quadr. düşük. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş.

kâfuru [Kut.] kervan.Ar kâfir [#kfr fa. Zerdüştçü). [Kut. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa. tüm. [ xiv] ġavr/gâvr . f. 2.) ~ Prakrit kappüra a.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan. imparator * İlk kez 4. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan.a. büyük han. tanrısız. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. Runge.] tümü. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. Alm. Aş xi] kâfir . kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır. qafw] peşinden gitti. köylü. 2. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. hep). f. ^F. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. yuvarlak şey. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2.a. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a.] yeten.] beyit. * Fr camphre. Lat paganus (1. [İdr xiv] gevür . kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. Sans karpüra a. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. yy) rastlanır. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. Tü top (1. • Ayrıca karş.a. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. ağır üst giysi . dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır.F. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe.a. Tü? [ [DK. f.

] 1. " kahve.koflaşmak. ezdi. durak. kez.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. koyu şey. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam. 2.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom. [LO 1876] kahve altı a.] gücü yeten. özsuyu [esk.]. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir.a. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek . rahip < İbr #kwn durma. a. < Tü *kowşa.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. yenme. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd.] gücü yetme. boşalmak. zorla yaptırma < Ar qahara yendi.a.içini boşaltmak. peygamber = İbr köhen kâhin.. kahır/kahr[Aş. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. Fa kâğad/kâğaS (a. 2.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. DK xiv] gâh . yer. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa.< Tü *kaP. koflaştırmak " kof [Aş. gâh ~ Fa kâh/gâh 1. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. tadımlık. kağnı Tü [Uy. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd. çerez.. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im.

Yun kaká. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. kaide [DK xiv] esas. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. kawn] var idi.] varolanlar. evren < Ar kâ'in [fa. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. Lat caca. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. 16. kaka.* İlk kez 15.] varolan. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. Erm kak. Yus xiv] varolan. a. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. qucüd] oturdu kaim [Aş. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. f. kart. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır.a.vurmak kaka dışkı. . ilke < Ar qacada [msd.ekiyle. pislik. varlık < Ar kâna [msd. temel. tüm varlıkar. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa. mevcut idi. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. pis * Karş.sıçmak * Karş.] duran.] taban. Fa kak. kâhya yöneticisi. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. Fr caca (dışkı).

a. a. ^ Linnaeus.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı.a. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. belki Fenike dilinden alıntıdır. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. kuş ibiği. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci .a. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. gürültü . sözünü etmek [ viii] kal. ~ YLat cactus a. şık (~ Fr galant a. kibar beyefendi & İt galante zarif. zarf.a. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden.a. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek. izdiham.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. İsv. a. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma.a. meyve kabuğu. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen.

[İMüh xiii] kaltır. Kaş viii+] kalıt.a.a. calc. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme. İng. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır .a. Sans kalama (a.) ~ Akad kalakku a.] hisar. kalebent qalcat^ + Fa band bağ. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. müstahkem yer (= OFa *kalak a. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. (~ Yun káltsa uzun çorap.a.a. ^ 1817 Brewster. kale. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme).a. .a.kalkmak. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. < Tü kalı.] uzun çorap veya iç don. Buna karşılık Lat calamus (kamış. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. ide. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil.. ila MS 6. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım.a. çizme < Lat calx. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. kalem ~ EYun kálamos kamış. çoğ. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd.a. chaussure (her türlü ayak giysisi).]. kalem) Yunancadan alıntıdır. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. Aş xi] aracı.) MÖ 1. güzel (~ HAvr *kal-wo. uzun çorap. ispiyon kalem [Kut. kilit" kale. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek.topuk " kalker * Karş. bukağı.a. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı).a.a. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a.

] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . iyi günler & Yun kalós. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. odun + EYun pous. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. ~ HAvr *âmer. f. fact. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi.a. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. yoğun. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. kesif. 2. pod. kâr ~ Fa qalam kar 1. ~ Ar qâlib kalıp. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. kalfa [Men xvii] vekil.a.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak.kalemkâr kalem işi hapan. gizlemek. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir.güzel.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. vekil. a.] birinin yerine geçen. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli.yapmak " kalite. a. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a.a. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir. kale iyi. yazar.

[TS xiv.] çakıltaşı. hesap için kullanılan taş < Lat calx.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. topuk. sıçramak. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). ısıtmak ~ HAvr *kls-e.a.a. topuk kemiği ~ EYun %âliks a. sarhoş. [AL xx/a] ~ ? * Karş.1. [İMüh xiii] kalğı. < Lat calx.] dolandırıcı. taş.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. calc-taş " kalker kallavi büyük. +ber kalp1 a. ılık kalorifer ferre. yy'da türetilmiştir. [KT xix] batakçı. Kaş viii+] kalı. calc.Ar qallâş [#qlş im. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. sema). kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. getirmek " kalori. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli. derbeder . berduş.taşımak. lat. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek.a. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. külah).a.a. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. yükselmek.< HAvr *kels-l sıcak.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik. 2. kalleş [Men xvii] içkici. yükselmek.şaha kalkmak. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. kireçtaşı ~ OLat calcarium a.. sahtekâr. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb .

deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı.a. kimyacı < Lat calx.] değişme.İt cambio her tür değişim.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. [Çağ xv] a.a.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. tonoz. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. eğer yatağı.] a. dönme. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- . a. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx. döndürdü. ~ EYun kamára 1.. döndürme (isim).a. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. tersine çevirdi. İng. calc.a.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi .a.mimaride kemer.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd.O Yun galéa a. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir. 2. xv] köreltmek. ~ HAvr *gembh. [ xi] kamaş. dönme. < İsp galea bir tür tekne . tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında.[viii+ Uy. kamara [Mmem xvi] gemi odası. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. darp eden " kalp2.a. kemer. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. calc.diş. değiştirme. 2. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.

] 1. kambur (< EYun kâmptö eğmek. başında durdu. 3. mukim. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. karşı koydu. < Tü kam. kıymet arzetti. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. istikamet. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda".a. ayağa kalktı. mukavemet. 4. kıvam. mukavim. boy. 2. ant) varyantının etkisi görülür. kayyum1. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. Yun kálamos > Tü kalamış (a. kutsal rüzgâr. takvim Ar/Aram #qym : kayyım. direndi. kıymet.a. kamet [Yus. kıyam. 2. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. .a.[xi] öldüresiye dövmek.] olgun. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. dikildi. müstakim. a. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. a. bükük. ikamet. kaim. boy gösterme.a. kavim.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. Kaş viii+] kamış a. makam. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. 2.a. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. yönetti. bükmek ) ~ HAvr *kamp. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk. duruş.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. İsv. kaymakam. paviyon camerilla [küç. kayme. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. durdu. kamet.

askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır.] küçük kamyon" ~ Fr camion . kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. dünyayı çevreleyen engin deniz. biriktirmek.a. 2. bütün. 2. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. okyanus.toplamak. Nihai kökeni belirsizdir. askeri operasyon. tüm < Moğ qamu. ordugâh ~ Lat campus a. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. açık arazi. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. garnizon. hep (sıfat). bütün. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. 2. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan.a. düzlük. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. sözlük = EYun ökeanös a. savaş alanı.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. kamus [Men xvii] okyanus. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. sözlük ~ Ar qâmüs 1. açık havada kurulan ordugâh.

kanat Tü [Uy viii+] kanat a.a.a. ~ EYun kánnabis a.a. kanara [T S xiv] mezbaha. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı. inanmak ) kanaat [Kut. 2. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. tuval).a. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. görüş < Ar qanica 1. a.a. ark. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. yetinme. inandı. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik.]l. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon.) * EYun kanon (çıta.a. .doymak.a. kargı ~ Aram qanyâ a. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. İng canvas. (= Akad qanü a. Kaş viii] kan a. Uy. İng canopy (cibinlik). " kenevir * Karş.a. Fr canevasse (kenevir bezi. tatmin olmak. çuval bezi < İt canava [mod. = İbr qâne a. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". kandı.hasırsepet. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç .kan kan[mak Tü Tü [Or. 2.a. yetindi. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. kanı. razı olma. su borusu. kanma. 2.a.

< HAvr *gwen. 2.a. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil. kargı.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. EErm knig (kadın). ~ OFa kanîzag a. " jinekoloji * Lat canis. kançılarya [DüsI.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a.a. kani olmak < Ar #qnc.) biçimleri Latinceden alıntıdır. Karş. yetinen. [TS xv xv] karjğrı. bükmek. çit Lat canna ince çubuk. posaya dönme kanguru Cook.a.a.2Z. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten.a. kapı bekçisi. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur. İng.a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası. sökmek. kadınlara sövme sözü . kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için.a.a. buruşma.[ xi] kançık dişi köpek. EYun kyon < HAvr *kwon. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn.. kanaat. < Tü kan-" kan- * Karş. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka.] kanan. < Lat candere yanmak.a.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. yoldaş . sekretarya < Lat cancellarius 1.ağaç veya dalı eğmek. a.a. ~ Lat candela a. Fr chandelle (a. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli.a.

a.). ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim.a. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. kanton canton köşe. 2. ur. kanserojen (madde)" kanser.a. Karş. cant. < Lat canere. yengeç. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere.a. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen.a. kilise yasası. 2. tümör. ur. yengeç. a. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a.sert. ilçe ~ OLat . özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1.a. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki.gemlemek. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. bucak. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. bir iş için ayrılmış yer. cetvel. bucak. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe. kanser) çevirisidir. 2. 2. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. cant. kargı.a. yasa = EYun kánna kamış. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. < HAvr *kar. İng centaury (a. çıta.a. kargı (= Aram qanyâ a. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. kural. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir.kano kayık ~ İsp canoa a.şarkı söylemek ~ HAvr *kan.

Bak. bir hacim ölçeği. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a.bitişmek. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. Karş. kabartmak " kof * -p eki. kapmak). [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. Akad qabütu (kadeh). yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. Lat capsa (kap. cupa (fıçı). kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. [Kıp xiv] oyuk nesne. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti.1.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. cuppa (kadeh). kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . içini boşaltmak. Uy viii] kap-1 tutmak.(tutmak). boğaz. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu.ekiyle. [ xi] kapğak kapatan şey. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. Kap. kutu). a. Lat capere/captare (yakalamak. * Pekiştirici -p. < Tü *kaP. Ar qabb > OYun kábos (torba. İng have < Ger *%aban (almak. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. İbr qab. Ar qabcat (meyve kabuğu). 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. chaot. uçurum. örtü örtmek. yakalamak < Tü *kaP. kavuşmak " kavra[Or. erganun ~ EYun órganon alet. 2. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı.büyük boşluk. kapa-Karş. tutmak) < HAvr kap. araç. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. %aot. tulum. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. şişirmek. oymak. kese.

a.] büyük baş < Lat caput. * Aynı kökten Lat capsa (kap. capit. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. < Lat caput.] sözleşme maddesi. baş para.a.baş ~ HAvr *kaput. < Lat capax. başkent. bölüm başlığı < Lat caput. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. sermaye ~ Lat capitalis a. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. başa ilişkin. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. [TS xiii. ~ Lat campâna a. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a.a.. a. kaplan Tü yakalamak " kap-. kapsamak ~ HAvr *kap. * Aynı kökten İng head.a. capt.almak. tutmak.a. pey. capac. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a. capit. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak. ~ İbr/Aram csrâbön güvence.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla.a. kefal. başlık. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek).içine alabilen. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş. Lat campus alan. Ayrıca karş. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. 2. hacimli. a. kutu). kapalı .a. kapsayıcı < Lat capere. a. kafa. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1.

kapris [ xx/b] capriccio a. . asker kaputu.) + Lat porta kapı" bijon. xiv Kıp] kaplamak. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. 2. eden. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç.a.kaplumbağa kapa-. Ar qabaVAram qsbay (aba. 1.a. kucaklamak . üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. eylem. cübbe.a. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. 2. kapsüllü tüfek capsule kapçık. capit. edilen şey. koza ~ Lat capsula [küç.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. capit. < Lat capsa kap.a. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. eder. ~ Fr caprice fantezi.a.) ~ HAvr *ksrt.yapmak. iş. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. baş. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. lahana ~ Lat caput. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. eder. 2.].sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. yy Sevilla'lı İsidore. külahlı cübbe). portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. capra keçi ~ HAvr *kap-ro.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek.a. 2. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. kafa. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. külah ^ 7. palto.a.[xi.< HAvr *kwera.Tü kapsa. kaptan < Lat caput. kutu.a. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş. İlk kez 7. kâr. etmek (= Ave kërëta. önder. at arabası örtüsü [esk.] a. kazanç < Fa/OFa kardan.a. 2.

). Men xvii] karakol [TS. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. anakara < Ar qârr [fa. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar. hakketmek ~ HAvr *ghersk.] kıta. nöbetçi. a. a. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. katmak.] Tü < Tü yerleşik . benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir. kişilik. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö.(a. oymak. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. 1202). cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç. eklemek *ka.a. arkebüz / Fr carabine a.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. tabiat. -kar.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. kimlik < EYun %arâssö oymak. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf.a. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1.karşı karşıya veya üstüste getirmek. sabit.< HAvr *gher-4 kazmak. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. nöbetçi < Moğ qara. k ar [ vi ii ]k ar a.fiili kaydedilmemiştir. Fa -kar.bakmak. gözlemek * Türkçe *kara. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. mühür. 2. huy. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. göçebe olmayan. .geçişlilik ekiyle kat.

Karş. yerleşti. baharat. kaynatılmış şekerli su. 2. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. 1. Erm me%ag (1. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. 2. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. istikrar.] durma. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. syzygium aromaticum. a. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. konak.sesi dissimilasyon ürünüdür. çiçek karanfil). kaldı. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. 2. bilardoda kırmızı top. şeker kamışı şurubu. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. sabit olma. Alm nelken. makam " karar. a. < Moğ qara kara. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. 2.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. karar kıldı. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer.

hidr(o)+2 * Karş. karbonat. Kaş. a. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. 2. karbondiyoksit.494 187+] ~Frcarbone bir element. 2. römork.4.İng caravan 1. 2. karbüratör. kimyacı" karbon.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . yakıcı. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). karpit.< HAvr *ker-4 ateş.a. kervan.odun kömürü ~ HAvr *kr. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. ~ Port caravela a. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. kabuklu böcek. ^ y. katar. Lat cremare (yakmak). seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. [T S xiv. Kıp xiv] Tü karın " karın . EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . karavaş cariye. kömürleştirici cihaz. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. İng hearth (ocak). 3. a. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. carbon. saf kömür ~ Lat carbo. di+. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. Fr. köle kız [Uy. 1800 Joseph-Louis Preust. karbon. [ xi] kâdaş/karmdaş . Fr hydrocarbure (karbonhidrat). oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. karbonhidrat.

kağnı ~ Kelt karros a. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir. • İkinci hecedeki ses incelmesi. -e doğru * Karş. Lat quadraginta (kırk). < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. çatışma Tü karu -e karşı. çatışmak. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık. Hit karts (kalp). yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. quartus (dörtte bir). -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa.a. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. yüzleşmek). özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a.[viii+ Uy] lanetlemek. çarpışmak) < k?arğu. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. Alm herz. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir.(çatışmak. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. * İng car (araba). cord-. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet.a. Erm sird. dörtlemek < Lat quatuor. İng heart. quadr.a. charge (yük). arbede. beddua etmek Tü karu -e karşı. ~ Fr/İng cardi(o). " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak.) karşılığıdır.a. . aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü.a.İng cargo ticari yük. quadrum (kare). to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır.dört ~ HAvr *kwetwer a.a. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir.(karşılaşmak.* Belki "aynı karından doğma" anlamında.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. kardiyak EYun kardiakós a.a. bohça etmek. Moğ k?arğuça. DK xiv] karğı/karğu kamış. " çehar * Karş.

zevce. mantıki birliktelik. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. akuplman. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a.] 1.a.a. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. uzunluk ölçüsü. * Kanada yerli dillerinden. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. delil < Ar qarana [msd.a. ceviz kabuğu. a. a. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. 3. 2. kârid. 2. a. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo .a.) sarıp toplamak. İsp carregar (karga tulumba etmek). < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. eş. hiciv ~ İt caricatura a. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. Karş.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. = Akad qarnu a. < İt caricare (yelken. a. kargo.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek. arşın. bohçalamak. [TS xiv] yaşlı kadın. ihtiyar.Fr caricature abartılı tasvir. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. yatak vb. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. [ xi] karı/karış 1. ön kol. qarn] çift koştu. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . karın/karnTü [Uyviii+]karına. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. eş. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. * Aynı kökten Fr carguer.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. iki şey arasındaki bağlantı. tutulan yol. kabuk. a. < EYun kâris.a. f. 2.a. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.

qarnabıT. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. kare " kare .] karecik. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro.] karecik. dörtlü. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. dörder. 2.a. kavra. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.[xiii Kıp] elle tutmak. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma.a. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. lütuf. ellemek.sevmek karkas kalıntısı.[xiii Kıp. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. carn. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. t-zarafet. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. xv TS] kurcalamak. ~ Lat quaterni 1.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. yapışmak.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. 2. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. leş.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. 2. sosyolog ~ EYun %ârisma. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a.biçiminin. sevinç duymak ~ HAvr *gher. Alm. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş.

binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır.(karşılaşmak.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1. hasım. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. a.yengeç < HAvr *kar. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. çatışmak. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . k?arğu. a. # Theophrastos. Lat carina (ceviz kabuğu). otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. çatışma (isim) [xi] -e karşı. kavga.sert. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. 2. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. MÖ iv < EYun karkínos 1. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). cevap. Moğ k?arığu (karşılık. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. at arabası imalathanesi.. Yun. pafta. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar.a. filozof ve tabip. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma.a. 2. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. düşman (sıfat).(lanet etmek). ur. yüzleşmek). a. t. * MÖ 2. yengeç. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt. reaksiyon).

tepe. peron kartpostal kartı" kart2.kısaltmak. H. kâğıt. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. belge.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. 2. karyola [NKemal1872] 1. kent = Fen qrt a. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. DK xiv] <Tükas-sıkmak. Kıs. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. el arabası.] kâğıt pusula.] kaba kâğıt. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. mukavva ~ İt cartone [büy. harita " kart2. titretmek . kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. 2. arabacık. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. . içine barut doldurulan mermi kapsülü. germek. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. vizite karye köy. [TDK 1944] kas adale [Kıp. 2. germek " kas- (= Moğ qasu. a.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. kısmak. 2.

büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. saf. actyapmak " kon+.] ~ Lat coactare a. süngü . kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. temiz). aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. & Lat co(n). a. kutu.a. hisar. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. ilaç kapsülü. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. castrare (iğdiş etmek). resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı.] kutucuk ~ İt cassetta a. tutmak. mahfaza ~ Lat capsa a. a. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. müstahkem yer. mühür. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". ~ Akad kâsu bardak. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. kutu. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. kale ~ HAvr *kas-tro. < İt cassa kutu " kasa . damga < Fr cacher bastırmak [esk.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir.< HAvr *keskesmek. kasa kâse [ xiv] kâsâ a. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. 2. kap. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. kesimci. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. < Lat capere içine almak.] kesici. kın. a. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. oturtma & Lat in. kasaba < Ar qaSaba [msd. ~ Fr cassette [küç. mahfaza " in+1. kupa ~ Fa kasa çanak.yerle bir + Lat agere.İt incassatura tüfeğin kundağı.+ İt cassa kasa.

] amaç. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. askeri kamp ~ Lat castrum a.] keşfeden.a.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. çarpmak.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı.(titreşmek). kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. direkt.) ~ O Yun kástron müstahkem yer.darbe vurmak.< HAvr *kwet. haşır. saklı bir şeyi [Uy.] hedefe ulaşan. kaşık < Tü kaşı. testis yanakların iç tarafı * Karş. 2. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. hışır. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. bulan. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. saray (~ Aram qaSrâ a. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. saksı. quass. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. Kaş viii+] kasık . miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. kazımak. kırmak ~ HAvr *kwst. çarpmak.] bölen. 2. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri".[xi] yontmak.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. kasuk (deriden yapılan tulum). a. amaçladı kask [ xx/b] kafatası. hedefe kilitlendi. Karş. kale. ETü kasna.sarsmak. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile. kırmak kasıt/kast[Aş. kasım [Men xvii] 1. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. bir ~ Fr casquette [küç. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. en kısa yoldan hedefe yöneldi.yontmak. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . f.

] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. katı olma. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. 3. tabakalaştırmak. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. katılık. acımasızlık. tasarlamak. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere. düşme. 2. katılık. cas-a. sertleşmek. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. kaderine çıkma. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . içerme.a. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. karmak. yukarıdan aşağı doğru hareket. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. kalıba dökmek. düşüş. sınıf.ayırmak. gaddarlık.1. 2. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. zümre ~ Port casta [f.] saf. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. dökmek.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd.] kesme. acımasızlık. keder. 2. hüzün < Ar qasâ sert idi. Kaş viii+] kat-/kad. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. kat2 [etm (nehir) geçme. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma.] 1. 2.a. keder.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. rast gelme. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. kapsama. ayrıştırmak. üstüne eklemek. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka.

çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. hokkabazlık ~? * 19.] 1. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . listeye yazmak. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. defter. damlalar dizisi. catalyt. şelale.a. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni.a. kervan < Ar qaTara [msd. 2. çözünme ~ EYun katálysis a. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. < EYun kathairö indirmek. fesat. log-zaptetmek. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. lys-çözmek " kata+. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5.ayrışma. liste < EYun katalegö kaydetmek. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. 2. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. kaydetmek " kata+. birbiri ardısıra dizili şeyler. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a.

eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. 2.eklemek. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a.a.a.a.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. gerilmek " kata+. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak .] yazan. et. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a.a. katışık < Tü kat. sağlam. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. sandalye. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat.+ EYun e%ö seslenmek " kata+. daldırmak. < EYun kathédra 1.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. koltuk. itham.atmak " kata+. karışık.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. şırınga / İng catheter a.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir. sert. her çeşit makam. sertleşmek. 2. iddia etmek. beraber "kat1. haşin. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a.a. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. heca & EYun kata. koltuk ~ HAvr *sed-râ. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. 2. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır .eklemek.

katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1.000. evrensel. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. .] damla ~ Aram qiTer buhur. sedir ~ EYun kédros a.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel.sertleşmek.000. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. a.a. tütsüleme. genel.katlan[mak <Tü [T S. zahmet çekmek " kat* Katla. a. a. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. katliam Ar câmm genel. kapsayıcı. < Aram #qTr duman çıkarma. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. tütsüleme. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. seyyah ~ Tupi caucho a. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. Güney Amerika yerli dillerinden. her şey " kata+. umumi" katil1. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. dayanmak Tü katın. evrensel.000. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. Fr. 1. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı.a. ~ İbr/Aram qiTer buhur. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. ficus elastica. katmer <Tü [T S.000. günnük. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. 2.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı.

kilükal. 2. okçu. Sans khá (çukur. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. süvari. yay çeken. Lat cavare oymak. çömlek ~ Lat cavatus oyuk.: kurak.Ar qawwâs [#qws im. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. kuru-. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. içi boş < Fa kâw çukur.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. a. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf.< HAvr *keus. oyuk ~ HAvr *kaw.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd.a. oyuk. oyuk. makule. kav1.] 1. kazmak). EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2.yanmak. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. mukavele . DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.(kurumak). kurum 1. kofluk). kawıdan (oymak. dans partneri ~ İt cavaliere süvari. mağara ~ HAvr *kaw. 2. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. boşluk).içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. kuru. bağırış [Kut. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi.] gezgin şarkıcı. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. makale.] söz [Aş. kavil. dedi [Kut. oyulmuş < Lat cavare oymak. kavurTü kuru. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap.a. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat.> kurı. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi.kav1 Tü [ xi] kaw ateş.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. oyuk. boşluk. yasakçı . kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im.

2.] bir yerde yerleşik olan halk. yanında veya yakınında olmak * Karş.a. kaykıl-.] yay. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. ateşte pişirmek veya kurutmak. içi boş şey. karıştıran. sürtünmek.(sürtmek. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay. a. sarp kayalık). kovuk. sıkıştırmak). iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. kayp-/kayk. kof. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak.a. kaypak.(bir şeye veya bir yana) dönmek. [ xi] kawış< Tü *kaP. ulus. k?abıra.(sıkmak.a. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır.içini boşaltmak. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd.. sıkışık durmak). kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa.bitişmek. kayaç YT " kaya . Moğ kada(n) (uçurum. kavim " kamet kavis qâsa büktü. 3. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. [DK xv] < Tü *kağ. kayır-?. [Arg. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. sapmak.aniden ve sert bir hareketle dönmek.a. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. varmak. sert olmak * Karş. [CodC xiii] kay. eğilmek.kızartmak. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. k?absı. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy.basmak. bükülmek. ayağı kaymak. kaygı?. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak. Men xvi] kayp.a. varmak.bitişmek.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP. bitişik).kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç.yanmak. < Tü *kaP.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. tazyik etmek. [TS xiv-xix xiv] 1. düşecek gibi olmak. kayak1. mesane. Moğ k?abı (yan. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-.ulaşmak. yakın. yaklaşmak. Kaş viii+] kağur.

ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. biçmek). haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. a. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- . betula * Karş. yaşam boyu & Ar qayd bağ. erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. Ancak z > y eşitliği problemlidir. kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. İnuit umiak (kadın kayığı).(oymak). tasalanmak. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". Karş.] a. Tü ka5m. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı.xi "Arguca") = kaz-/kazı. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. Moğ k?adu. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. [ xix] kayğır.birini himaye < Tü ka5ğu endişe.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir.ix Uy). nedamet getirmek . kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1.(kesmek. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. " [Uy viii+] kadğur.(pişman olmak. tasa. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. tasa.kaygılanmak.

kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. metal dökmek) * Ayrıca karş.1. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa.Ar qayd [#qyd msd. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. sezaryen. 2. DK] eğilmek. bağ.[xi] bir yana dönmek. Karş. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. koşul. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). caes. ayağı kaymak. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). zabıt [KT xix] lakayıt.metal veya buz erimek. umursamaz. bağlantı. katı = Tü ka5ır . bağ. Moğ k?añda (özsuyu. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. 3. bağlama . f. 3. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl.erimek. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere.] 1. dönmek < Tü ka5-2 dönmek.kesmek. suyun kaynadığı yer. usare. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. kaynak <Tü [Men xvii] 1. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş.[xiv Kıp. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. pranga. 2. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. Julius Caesar Romalı devlet adamı. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. köstek.] bir şeyin yerine geçen. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. yazıya bağlama. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. ayak bağı. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. galeyan etmek. 2.[xiii TS. kaba et. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında.

[ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. 2. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. rendelemek). iade etmek. çukurlaştırmak " kaz- .a. başıboş. kalıcı. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer. Eİzl gas. işten kaçmak < Tü kayt. < öz Casacco Kazak. Karş. reddetmek. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek.a. reddetmek. asker. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. 3. sıyırmak. yargı. tanrısal yargı. iade etmek. Öte yandan Yak %aas (a.a. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. 2.oymak.a. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur.a. kadılık makamı. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır.* Yun gaïtáni. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. yüz çevirmek. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. bükülmek " kay* 16. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur.a. [ xvii] asker.(kazımak. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. Ar qayTan (a. yargı çevresi.] 1. kader. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. ESlav gosy. İng goose (a.[xiii Kıp] dönmek. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a. Fa gaz. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. akıncı.). [CodC. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. kayyım/kayyum2 yönetici. çapulcu. ölüm. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir.). kısmet. [ xx/b] 1.oymak * Karş. bekçi. çukur. Alm gans. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. Moğ qaru.

f. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır.] < Ar qa5ürat [sf.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa. kir. kazık kazık Tü kaz. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. Kaş viii+] eçkü a. (= Akad kabâbu kızartmak.. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir.(katılaşmak. tez. ki5b] yalan söyledi. direk) < gaçu. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.] pislik. yapınca . kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. servet.viii). EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı.a. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir.[Oğxi] keçi." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır.eşmek. keçi Tü [Uy. .] yalancı.] kızartma. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. direnmek).a. [Çağ xv] kiçâ * Karş.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. kâzip [msd. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. Moğ gaçuğu (kazık. kirlendi kebap [Yus. qa5ar] pis idi. Karş.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ. kazmak Tü * Kaz.] yargı.

DK. Tü çetük/çetik (a. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır.a. MS 1. = Sans kapha a. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. a. yedekleme. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. Alm kater/katze.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır.a.a. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. garanti etti. < İbr/Aram #kpp bükme. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. el ayası. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor. kefen [CodC. küfe. güvence < Ar kafala kefil oldu. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd.] kefil olma.a. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. 2. Karş. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. Lat cattus/catta.] sıkıntı.a. ikileme. bunalma < Ar [DK xv] . günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a. Aram/İbr %atül (a. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. Rus kot/koşka. İng cat. sandık [esk. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ. garanti.). yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. Lit kate. avuç. Ar qiTT/qiTTat (a. kepçe. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef. * Karş. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır.keder kadara sıkıldı.] suçunu silme. kevgir.a. temizleme. kef kafa a.] bir borcu üstlenen " kefalet . terazi gözü (= Aram kappâ a. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. kâse. EErm katu.a. xi Oğ).]. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf.

ruba kapmak. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. [ xviii] yabani zahter.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. Karş. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. [Men xvii] kekeği. elektrik. dayı [Uy.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. soygun < Havr *reup. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. İng rover (hırsız. zorla almak = OFa röp zoralım. f.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. Fa kakij (roka). . EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. [Men xvii] ekşi. Rus golyı (kel. talancı). keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. [ xx/a] aptal. yarpuz. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot.kapmak.] kısa ve tutuk ses. a. soygun yapmak). kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. pepe. bön ~ Kürt keko ağabey. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. çalmak. kafatası). İng rob (çalmak. kafatası Aynı kökten Lat calvus. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır.

]tamveolgun olma. Yus xiv] söz konuşma. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. olgunlaştı. tekâmül. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. eksik. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. noksan. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. f. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. 10. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. söz. bahadır. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . mükemmel. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. ağrı. tekemmül. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel.kelam [Aş.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1.Fa/OFa kaman yay. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. tekmil keman . 2. a. ıztırap. kavis. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. mütekâmil. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. ikmal. kâmil. 2.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. kemal. keler keleş kelime şey.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. hastalık.] 1. [Yus xiv] yay. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit.

3. 2.kavis.] korunak. kucakladı.a. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. kıtırdatmak? < Tü kemür. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi. Fr chimiothérapie (a.a. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm.] 1. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh. a. kısa yay. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi. helâ < Ar kanafa [msd.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. terapi * Karş. kemer [Aş.a. ~ Fa kanar kıyı. = Aram kanspâ a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1.a.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa.a.) kenet [EvÇ.a. bele sarılan şey.a. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. sığınak. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kuşak. kenar a. = Ave kamara.sivri. Hindistan'da bir ülke. 2. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a. tonoz ~ EFa kamara.. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich.a. mimaride kemer veya kubbe. kanf] kanadı altına aldı. 2.). Alm. diken.a. (= Ave karana.a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a. ~ HAvr *kannabis a.a.sert bir şeye diş geçirmek. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye.] miktar. bel.

kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. a. Bak. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat . quint. kaban.). Fa kanab.] 1. istemeyerek veya iğrenerek yapma. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. 2.fiilinden. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. haşarı çocuk boynuzlu.) Farsçadan alıntıdır. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. Ar qinnab (a. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. Rus konoplya (a.a. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. mekruh olanı yapma. 2. soyluluk belirtisi. Karş. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir.* Aynı kökten Lat cannabis. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba.a.beş ~ HAvr *penkwe a.Ar karâhat [#krh msd. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque. hizmet. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd. Alm hanf.] 1. İng hemp. a.a. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. yüce davranış. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. cömertlik. kenger enginar kent kanthâ a.

] cömert hanımefendi. kerh iğrendi. karr/takrâr] geri geldi.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. < EYun kârabos 1. lağım " geriz . [Kut. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. keramet. kerat.a.] tekrar. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. kerem. [ARasim 1897-99] .a.< HAvr *ker-1 a.] soyluluk. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd.] iğrenme. cömertlik < Ar karuma soylu idi.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. = Aram ksrepsâ a. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü.[küç. kereviz [MŞ xiv] kerefes. soylu.a.a. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd. kerat. 2. istakoz. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır. f. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo).] cömert. deniz böceği.a.Ar karîmat [#krm sf. karabid. yüce gönüllülük. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. kerim. " korna * Karş. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf.a. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. soylu hanım < Ar karım cömert.a. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a. apium graveolens = OFa karafs a.] a. kerime. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. ~ HAvr *kers-s. defa kerem [Aş. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. ikram.

pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . özellikle ticari yolculuk. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". Fa karkar (bir tür güvercin). [Men ] kelbetln vulg.kuş. kilise < EYun kyrios rab. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. celadet + Fa far parıltı. karkarak (saksağan).a. matematikte [ xi] kert. DK. sarınma [Men xvii] kereke . oynaş ? xvii).gedik açmak. kerli ferli kuvvet. Yun krokódilos veya lakérta (a.a. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. quatr. varan.Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. kelpetin .dört" kare kertenkele sürüngen.] defalar. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. çeyrek. 2. Yus. a. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere.) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. yolculuk.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . karkama (kuyruksallayan kuşu). pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. lacerta nilotica [MŞ. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. katar ~? Akad %arrânu yol. miss.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. 211-217) lakabı. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. kıskaç. tavuk) * Karş.

yaşlı kimse. örtüsünü kaldırma.a. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a.) Orta Farsçadan alınmıştır. şeyh. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. [TDK 1955] bölük. anıt.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük.] 1.]. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. = Akad kîsu a. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd.a. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş.a. (= Aram klsâ a.a. kırık. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd.) * Ar kıs (a. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır. 2. Erm ksag (a.a. 2.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş. torba. kırıntı. bölge. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. .] ortaya çıkarma. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş.a. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş.a.a.

teksir kestane E Yun kástana [f. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. a. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti.] a.oda. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır.] a. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. Karş. kurutulmuş yoğurt. a.a. hücre ) + Fa %udâ efendi.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. ~ Ar ka6rat [#k6r msd.a. yönetici" hüda . ev işlerini idare eden kişi. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. oyuk. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. a. kaşkma (arpa ekmeği). kesret. * Karş. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. ~ Akad kitüm a. kurut. Fa kaşkab (arpa suyu). < Fa kaşk a. a. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. a. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. = Ave kata. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. ~ Aram [ xx/a] ked çentik. İng chestnut. bir şeyin alt kethüda [Aş. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. 2. 2.] elde etme.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n.

ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. 9.ile yazımına 20. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse.] büyükler. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ .] namazda Mekke'ye dönme.Fa tez âb keskin su. kevgir + Fa gır tutan " kef. ~ Akad kibrltu a. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. a. defa < Tü ke/ke5 arka. böyle < .Ar kayf [#kyf] durum. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. " gavat * -ş.ketum konuşan < Ar katama [msd. boyun eğdi" kabul kibrit a. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti.] büyüklük. asit" tiz.Ar ka5a onun gibi. keyif/keyfiyi ruh hali. yy'da türetilmiştir. katm] sakladı. ruh hali.] sır tutan. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap .] nasıllık. kalite. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır.a. Karş. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. [LO. geri" . a.

bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. mahzen. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası.yapmak.] yetme.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. gizlemek .] çıkrık. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. çok eski olma < Ar qadama [msd. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. gırtlak.] daha eski olma. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd.< HAvr *kel-2 kapatmak. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. hücre ~ Lat cellarium mahzen. ayak. a.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. etmek. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. katran). kiler < Lat cella hücre. önce gelme. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. eski olma) kifayet yetişme. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. 2.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. Akad qıru (zift. oda ~ HAvr *kel-nâ. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. 2. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. örtmek.

[Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd.] bir şeyi örten zar. Ar kanısat (kilise) < Aram. metre . DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. huy.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+. klavye.a. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). Alm keller (kiler). kloz. Fr cellule (hücre). < EYun kleiö kapatmak. EYun kálymma (a. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit. kilim [Gül xv] .491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+. klarnet * Karş. İng cell. Aramice biçim en erken MÖ 6.a. kilit [Kaş xi] iklid . yüksek sesle çağırmak " ek+. civata). ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak.499 187+] kilometro . occulere (saklamak). kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. = EYun kleïs. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. kapalı olmak. a. yatak örtüsü.a. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. klostrofobi.a. Türkçe kilise biçimi. kle Lat clavus : civata. kavilya kilo/kilogram [Düs I.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır.* Aynı kökten İng cellar. [ARasim 1897-99] . Bak. EYun kalyptö. a. gram ~Fr kilometre [Düs I. klozet. derinin dış tabakası. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. belki clavus (çivi.a. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. yy'da tesbit edilmiştir. clavis (kilit). * Aynı kökten Lat claudere. örtmek ~ HAvr *klâu. örtü (= Aram qslâpâ a. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. kurultay.a. oklüzyon Lat clavis : klavsen. töre. Lat celare. hal ve hareket.a. claus. klitoris Lat claudere : eksklüsif. [İdr. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. = Akad qilpu a. kıyafet. kleid.4.) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. davranış. adap.(kapatmak).4. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.

a. ~ Akad kamunu a.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. -cı" kimya. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a. * Ar kammun/kamnun (a.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". kin [Aş. Mısır .kilükal dedi". cuminus ~ Aram kamuna a.) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş.kan bedeli ödemek. Yus xiv] ~ Fa km garez. kara büyü. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. kimyager kimyager edinen. kimya. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. kısas.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. a. KIVIR. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir. a. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . KIPIR. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. cereme). kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli.< HAvr *kwei. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. a. hüviyet < Ar huwa (kim).

kına [CodC xiii] hınna. pislik kır[mak Tü [ xi] kır. büzmek * Aynı kökten kıs. yoketmek. ıssız yer . erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd.a.kökünü kazımak.a. eziyet Tü kıy.(burmak). iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. hicvetmek. kıt (kısık). beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy.cezalandırmak. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. *Kı-/*kığ.< HAvr *keis. öldürmek. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens. 2. [LO xix] alay etmek. kısaltmak.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür.] dolaylı anlatım. [T S xiii xiii] kökünü kazımak. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. kığır. [ xx/c] ayıplamak.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a.doğurmak ) + HAvr *ing. kesmek.(a. kır1 Tü [ xi] kır deşt. katliam etmek < Tü *kı. kısmak. aşağılamak.kral.a. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak. Karş. kış (kısılma dönemi)." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. bozkır.). kırmak.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek).kesmek. boğ-. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu.

a. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? . Karş.). [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır.a. < EYun kéras.Aram #qr' çağırma.a. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. Fr cerise. ~ Fa girac a.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. a. = kireç Akad gîru a. 2. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir.] okuma < Ar qara'a okudu . yüce. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli.] su tulumu [Men xvii] a. keçiboynuzu çekirdeği. = Aram gır a.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk. yüksek sesle söyleme. a.a. ~ ? * Alm karbatsch.< HAvr *ker-4 ateş. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd. yakma " karbon . keçiboynuzu. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd.a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer. tuğla < EYun kéramos a. a.a. kırçıl + çil" kır2.a. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. İng cherries < Lat cerasus (a. -t. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir.] "küçük boynuz". bozkır [ xi] kırağu a.a. kıraat. alaca.a. ceratonia siliqua.kökünü kazımak. ~ HAvr *kers-mo. ~ Sumer gir a.İt grande büyük. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç.] a.

ve kırp.kiriş Tü [Uy. ." kır- * -ıt. cilve yapmak < Tü kır. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . [TS xiv-xvii.biçimleri.a. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır. İng crimson (koşnil kırmızısı).a.kısaltmak." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. a. a.] a. pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir. < Tü *kı. buruşmak.makasla kesmek. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak. Karş. kıro çocuk.döndürme.ekinin işlevi açık değildir. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır. Kıp. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir.kesmek " kır* Kırk. argoda < Tü kır.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1.Yun/EYun gyrisma. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. t.göz kapağını kapamak.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. larva. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). Çağ xiv] kıp. kısmak " kır-r." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir. [LO xix] kırp.makasla kesmek.kesmek. özellikle cildin buruşması. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu. 2.

kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a.]. Karş. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . kıt.] ödeşme. a. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. azaltmak.xv+). [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. hisse < Ar qasama [msd. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. hasis. kimse ~ Ar qism [#qsm msd.kısaltmak. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. qasm] böldü. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. a.kısmak. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan.kesmek. onom < Tü *kı. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. hesaplaşma.(açılma mevsimi). kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. kısmak. değersiz. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. yaz < yay. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. kırt onom = Tü kırç kesme sesi. kırptı. daraltmak < Tü *kı. 2. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. kesti. ehemmiyetsiz. biçare. 2. kırbıktiken (kirpi).a.] bölüm.a. kış2. kırmak. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş.

çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom.a. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. Fa guşn (hayvanların erkeği).a. giysi.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. [Men xvii] kisbet (vulg.] kıyafet. kısmet [Kut. terazi ~ Aram qssTâ .< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki. [TS xiv. Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir.] * Karş.öfkelenmek. guşnı (çiftleşmek.) . giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. hasis. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.] hikâye < Ar qaSSa [msd. 2.hırlamak. haykırarak saldırmak. maşa Tü [Uy viii+] kısğan.Ar kiswat [#ksw msd. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası.cimrilik etmek. esirgemek. kıt.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. dişiye varmak).at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. Aş xi] pay pay.

Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. dikiş dikti. pahalı. raptetmek" olup. raptetti. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir. belge. kitaba] 1. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. eli kıt. kısım. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir.kesmek. [Kıp xiv] kıt/kız a. bağladı. kaba keten. düşük + Yun pión nitelik. kitap < Ar kataba [msd. kesim. < Tü *kıı. coğrafyada kıta. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. bucak. alçak. kıtlık <Tü [T S xiii. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. Ayrıca karş. [ xi] kız az bulunan. kumpas) sözcüğünden.kisve Ar kasa giydirme. a. kıt. kitap [Kut. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. az " kıt kıvam direnç. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. . paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd.a. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. bağlamak.] duruş. pahalılık. Gül xiii] kızlık kıtlık. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli.] giyim. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. giysi. Aram qaTaw (keten). [LO xix] minder dolgusu. kısmak.] mukatele. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. şiirde kıta. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan.] parça. 2. değersiz & Yun katö aşağı.] yazılı şey. kuraklık < Tü kız kıt.

2. [TS xv xv] eziyet etmek. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü." kıy- kıyam [Kut. 2. < Tü kıvır. gaddar. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. takip etme.kısmak." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir.] 1. bükmek. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. iz sürme. [LG 188+] güzel. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. [DK xiv] kıvur-kırmak. [LO xix] bükülüp kıvrılan. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. < Tü *kı. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd.hasislik etmek.kesmek. şerare kıvır[mak Tü burmak.. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır.] ayağa kalkma. kısmak.kesmek.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. [ xviii] buruşuk. dikilme. kırmak.] 1. direndi" kamet kıyamet [Kut. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt.a. ayağa kalkma. kısmak. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu. burulmak < Tü kıvır-bükmek. . kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. 3. kıvrak 1 nazik. yakışıklı (argo) < Tü kıy. öldürmek Tü *kıı. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak.

değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. verimsiz" anlamı düşünülebilir. kızarmak. eli sıkı. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız.a. xi." kız- * Etimolojisi açık değildir. < Tü kız.] ölçü. < EYun klazö bağırmak klan aşiret. kıt. kıt . kıvamlı idi. kırmızı olmak.(kesmek).xiv Kıp) < kır-. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız." kıy- * -tır. . bakire * Karş. Aş xi] değer. Karş.viii+ Uy. Tü kırı/kırağ (a.eki açıklanmaya muhtaçtır. oranlama. . az. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. nicelik < Ar qâma durdu. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. xiv Kıp).a.] kıymet [Kut. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy. [ xi] kızlamuk a. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç." kız[DK xiv] erkek çocuk. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. Bak.ateşte ısınmak. "Henüz doğurmayan. ölçme. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. Tü kıs/kız (hasis. kesme). [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. kız çocuğu. Amer.kıyas [Kut. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co.. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. firması.

derece. kilit.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. dava etmek). tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. # y. 2. klavsen & Lat clavis tuş. Denner. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. İng call (çağırmak). antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. claim (iddia etmek. askeri sınıf < ALat clad. özellikle üstün sınıf .] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. EYun kaleo. seçilmiş. açık. piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. yüksek (ses). Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. sınıf sistemine ait.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. 1700 J. 2. seçkin. sınıf.]. 2. tertip. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak).klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. 2. tasnif edici. üst sınıfa ait [esk. Lat calare. ses çıkarmak . av borusu < Lat clarus 1. memur. 2. berrak. bir göreve adanmış kişi. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". 2.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1.C.].a. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. gürültücü kalabalık [esk. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. 2. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. küçük kapalı grup. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. 2. ALat cladere (çağırmak). birinci sınıf.< HAvr *kels-2 bağırmak.(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. zil" kle.] a. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1.

hastane ~ Alm klinik a.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça. claus. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. İtal. Rus zlaty (altın). çan. açık yeşil. İng. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas.].] mandal. 2. parlak.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. fobi .a. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. fragman. kapalı olmak. altın sarısı [esk.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. 2. İng gall (safra). kampana. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. gleam. glow (parlamak). " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. t. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. glisten. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. kimyacı < EYun %lörös 1. İng gold. İng. Fr. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. Fr. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). 2. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor.sarı.a. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. İng glitter. a. berrak. Ball.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. a. hesap kapatma. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere.

(kendini komak. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş. coalit.(karşılıklı komak).= ku5-/kut. büyümek " kon+. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce.kökü 9. Karş.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko.biçimine bırakırken. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. Erm oç'%ar (koyun). (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a.(indirmek.indirmek. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. güç birliği ~ Lat coalitio a. • Aynı kökten kon. koymak. 2. hüda. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. a. bırakmak. Ermenice sözcük 5. hoca. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. claus. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek.> koy. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . yy'dan daha eskidir. yy'dan itibaren yerini ko5. inmek). .kapatmak ~ HAvr *klâu.birlikte büyümek. koş. ko5-/kot. karanlık). bir tür büyük araba. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. a. < Lat coalescere. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. belki kuz (gölge. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. dökmek).

codic. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. yavru. 2. yiğit. kav2.büyük defter.1. çocuk. ağaç kütüğü. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. oymak. içini boşaltmak. kâwak (kof) < HAvr *keus-. EYun koûfos (içi boş. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. uşak. koca. Karş. +men1 * Karş. boşluk). Karş. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . dans eden genç erkek küçak küçük. kabadayı. kocaman. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. 2. cödic. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. kof). gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. şişirmek.koç. Lat cavus. hapishane kümes. codic. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral.1.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. 2. * Nihai kök *kaP. büyük defter.koçak <Tü [TS xiv] 1.olup. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. evlilik yoluyla akraba. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. yürekli. civelek. çürük 2. Fa kâw (oyuk. genç. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes.

kok[mak Tü [ xi] kok. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür.] 1. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök . yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe.dövmek. çiğnenmiş < Fa koftan. Alm. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. tokmakla vurmak. ^ 1856 Albert Niemann. kesmek. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. kös. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a.a.a.gitmek " kon+.koku vermek. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . [T S xiv] koku almak. kök. kasa ~ Lat cophinus a. it. karşılıklı + Lat ire. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak.vurmak. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. ezmek ~ HAvr *kop.birlikte. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. coitbirlikte gitmek & Lat co(n).a. 2. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. küçük kasa veya sandık. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş.

abies. ön uzuv. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. mısır * Belki şeklinden ötürü. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. dikenli mersin. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. LO xv] kokula-. orta * Nihai kökeni belirsizdir. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. kırmızı. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. 2. kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. 2.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir.] "küçük dişi horoz". sağ ve sol taraf. ordunun sağ ve sol kanadı . argo) ~? Arn kokërroz mısır. tohum. 2. Men. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. el. horoz döğüşü ringi.

bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk.a.[viii+ Uy] istemek. istek. lejyon kolektif Lat colligere.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif. Kıp xiv] kolay 1. yapıştırıcı * Fr colle. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. xiv Kıp). fırsat kol. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. isteğe uygun olan şey. < Lat colligere.seçmek.xi. ayırmak " kon+. Tü kölük (yük hayvanı . collect-" koleksiyon kolektör colligere. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. tutkal. dilemek * -ay eki. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. köle -7 * Karş. lect. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır.bir yere + Lat legere1. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. a. 2.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta.toplamak & Lat con. 2. collect. -ive toplu. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. biriktirme ~ Lat collectio a.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. lonca. dilek. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. maaş.]. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l. . ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. collect. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. [TS xvii] kölemen a. şans. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir. hizmetçi. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS.

a.a. locut.toprağı işlemek. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak.a. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. koloni < Lat colere. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. cult.a.HAvr *kwel. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. sütun ~ HAvr *kol-umnâ. müzakere < Lat colloqui görüşmek. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma. boyun. işlenmek üzere açılan arazi. taraf" kol koloid tutkal" kola2. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ. ekip biçmek. yüksek nesne.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme.a. 2.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık.toprağı işlemek. tekerlek mili). iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu". kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a.] < İt collo 1. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. ~ Lat colonia tarım işletmesi.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf.a. yoklamak < Tü kol dolaş.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. < Lat colonia koloni" koloni . Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent. ~? HAvr *köl-o.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". ekip biçmek . hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.

operada bir söyleyiş tarzı. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir.ahır. 2. ikili bileşim. bi+3 kombinezon 2.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1.]. renklendirme. . kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. hayvan barınağı koma t. boyunluk~Lat collare boyun halkası. ikişer " kon+. yayla barınağı. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. kumanda. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1.

[Tarik 1885] aracılık ücreti . komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . < Lat compangere.bir araya + Lat pangere. a.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a.ile + Lat mittere. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1.a. 2. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. yol almak " kon+. 2.a. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19. gülünç. miss. commiss. bir işle görevlendirilen kimse.Fr commission 1.a.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. kullanışlı.a. a. commis. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap. otel hizmetçisi < Fr commettre.göndermek " kon+.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. bir işle görevlendirilmiş heyet. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I.a. festival. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre.2. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. compact. pratik ~ Lat commodus a. birbirine uymak & Lat con. ~ EYun kömoidia a.görevlendirmek. eğlenceli. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi.a. & Lat con. kakmak.sıkıştırmak & Lat con. < Lat commodare aynı ölçüde olmak. & EYun kömos köy eğlencesi. commis. kafile < Lat comitare yoldaş olmak. yy sonu ve 20. pakt .sıkmak. emanet etmek ~ Lat committere. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a. dernek ~ Fr committé a. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek. pact. tepmek " kon+. encümen ~ Lat comitatus maiyet. büfe < Ven còmodo ölçülü. [ 190+] 2.

tamam ~ Lat completus a. ganimet almak & Lat con. hoşaf~ Lat compositus [f. nezaket göstermek < Lat complere. sarmak. posit. kucaklama & Lat con.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. a. composit.a. complet. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. 2. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. Çin'deki Portekiz ticari .beraber + Lat petere koşmak. meyve veya sebze karışımı.].beraber + Lat partire bölmek " kon+.a. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a. bitirmek & Lat con.İt composto 1. katlamak.a.koymak " kon+. burmak. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. karışık reçel. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. yapabilen ~ Lat competens. bir araya getirmek.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. görevi yerine getirmek. sarmak " kon+. örmek. sarmaşık. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. composit. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . " kon+. t. < Lat complere. karmaşık (sıfat). pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. & Lat con.a. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk. tamamlamak. bileşim.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. [Bah 1924] kompot . a.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.doldurmak.bir araya + Lat plegere. talan < Lat compilare yağmalamak. rulo haline getirmek & Lat con. karışım.katlamak. bestelemek ~ Lat componere. plex. 2. karmaşa. bükmek. inşa etmek. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. derleme ~ Lat compilatio yağma. birleştirmek.< HAvr *pels-l a. Alm. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. 2.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+.a.birbirine katmak.bir araya + Lat ponere.

gemeinde (komün).+ Lat putare saymak " kon+. Karş. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. edinmek & Lat co(n). paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. sıkmak " kon+. 2. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma.+ Lat premere. Alm gemein (müşterek).a. alışveriş etmek < Lat commünis ortak.] kamuya ait olan şey.6. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. < Lat comprimere bastırmak.basmak.1289 1873] sıkıştırılmış ürün. 2.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. umumi.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1.halk meclisi.+ Lat parâre hazırlamak " kon+. sıkıştırma ~ Lat compressum a. . iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek.konaklamak. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). imece (~ HAvr *moin-es. yardımlaşmak. hazırlamak. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. press. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1.a. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n. bir bilgi veya yazıyı birine iletme. & Lat con. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. Akad gumaru. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. tedarik etmek. belediye.a. ikamet etmek " kon< Tü konış. sıkıştırmak & Lat con.a.

menzil < Tü kon. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. kural kondu (= koyuldu). [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. şart. ikamet etmek. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. yerle bir olma. birlikte müzik yapma.koymak.a. bir yerde durmak. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. dük kondüktör [Düs I.biçimini alır. sıkma. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı. sıkışma ve yığışma. 2. kuş kondu. * Dudak sessizlerinden önce com.sevketmek " kon+. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. & Lat con. koşul. a. a. Karş. bırakmak (= Moğ qonu. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. yönlendiren " dük . bir ve eşit olma. bazı sessizlerden önce düşer. 2.+ Lat densus yoğun " kon+. duct. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu.söylemek " kon+. dansite kondisyon [ML xx/c] takat. & Lat con. bir yere götürmek. a. durum.bir araya + Lat ducere. yerleşmek. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. conduct-a.kendini komak.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. yönetmek ~ Lat conducere.a. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. a. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten. konaklama yeri. [ xx/b] koyulmak < Tü ko. < Fr conduire taşımak.487 187+] şimendifer memuru. mesken.beraber + Lat dicere.4.a. 2. 18. konaklamak.a. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a.değiştokuş eden.ikamet etmek. kanal ~ Fr conduit a. Lat concertare (çarpışmak. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. dict. kon[mak Tü [ viii] kon. mevcut şartların tümü.) Türkçeden alıntı olmalıdır.

fact. a. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. 2.bir araya getirmek & Lat con. 2. a. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. takviye etmek. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak.] < İt confetto her tür şekerleme.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. . figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak.bir araya gelmek & Lat con.bir araya + Lat gradi. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1.bağlamak " kon+. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. nex.bir araya + Lat ferre. collat. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. teselli. & Lat con.gelmek " kon+. a. ~ EYun könos 1.+ Lat firmus pek " kon+. gress. 2. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. bir ucu sivri nesne.yapmak " kon+. hazırlama. onaylamak & Lat con. çam kozalağı. kotarma. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı.+ Lat fortis güçlü " kon+. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. müşavere < Lat conferre. cinsel birleşme < Lat congredi. hazır şey. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. & Lat con. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. confect. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. pişirmek & Lat con. toplantı ~ Lat congressum toplantı. & Lat con. a. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a.bir arada + Lat facere. congress. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. 2. rahatlatma. lat-getirmek " kon+.birbirine + Lat nectere.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak. form konglomera [DTC 1943]. hazır giyim.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. kotarmak. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. buluşma. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis.

hissetmek " kon+." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak.+ Lat cavare oymak.mutabık olmak.vurmak. sıkışma < Lat congerere.beraber + Lat sentire. çukur ~ Lat concavus a. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir.+ Lat quatere. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. cord. coniunct. görüş birliği. içini boşaltmak " kon+.beraber + Lat genitus doğmuş.bir araya + Lat iungere. gest-kılmak " kon+.yürek. balta girmez olmak & Lat con. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. coniunct. (ağaç) birbiri içine geçmek.beraber + Fr centre merkez " kon+.koşmak " kon+.a.beraber + Lat currere. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. razı olmak & Lat con. sens.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con. consens. congest. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu.bir arada + Lat crescere. kav2 konken [ xx/b] kumkam. çarpmak. doğan " kon+. gönül" kon+. mutabakat < Lat consentire. cret. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun. kırmak " kon+.büyümek " kon+. a. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak. iunct.duymak.a. yarışmak & Lat con. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. denk getirme & Lat con. birikmek & Lat con. bir yere toplamak & Fr con.birlikte + Lat gerere. sansasyon .aynı yere toplamak. quass. içe doğru bükmek.bağlamak " kon+.a. parçalamak & Lat con.beraber + Lat cor. remi ~ İsp conquian a. akıl. < Lat concavare oymak.birbirine bağlamak. < Lat concurrere birlikte koşmak. curs. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır. anlaşma ~ Lat concordatum a. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. çukurlaştırmak & Lat con. içiçe geçmek. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. < Lat concordare anlaşmak. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme.

serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. devretmek ~ Lat consignare 1. . concept.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır.a. < Lat concipere. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. a.+ Lat servare korumak. 2. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. teyit. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con.almak. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. muhafaza edilmiş. cognit.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. meclis & Lat con. tasdik etmek. tutmak " kon+. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek. " kon+.içine almak.bir araya + Lat capere. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. hamile kalmak & Lat con. desteklemek.a. teyit etmek.< HAvr *kels. kavramak.a. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere.a. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. 2. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. not. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir.a. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. 2. 2.bilmek " kon+. hizmet etmek " kon+. capt. bir araya çağırma. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. korunmuş. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma.+ Lat signum mühür " kon+. müzik dinletisi ~ İt concerto a. toplama. bilmek ~ Lat cognoscere.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. gözkulak olmak. müzik okulu < Fr conserver korumak.a. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con.a. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. teselli etmek. & Lat con.]. bir belgeyi mühürlemek. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1. kent başkanı. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. 2. koruma yeri. genel toplantı. ~ Lat consul danışman. 2.

dikmek " kon+. consult. tüketmek & Lat con. ~ Lat contextus bağlantı. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. emptalmak ) " kon+.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket.a.beraber + Lat texere. sort.dokunmak " kon+. tüzel kişilik < Lat consors. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma.temas etmek. talih " kon+. irtibat. contact. < Lat construere. danışmak. & OLat con. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. -t.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. text. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. görüş alma < Lat consulere.a.yutmak.ortaklaşa bir mala sahip olan.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. < Lat consonare birlikte ses vermek. 2. tact. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1. uyumlu.]1. construct. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. bitişmek.bir araya örmek & Lat con. içmek (& Lat sub. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. inşaat ~ Lat constructio a. tüketici (kadın). 2. structyığmak. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. context.+ Lat emere. t.bir araya + Lat struere.yiyip bitirmek. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. consumpt.tetkik etmek. birlikte ses veren. comit.a. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. tüketme.a. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes.inşa etmek & Lat con. sub+. 2.a. tüketim.sıkarak + Lat sumere. uyumlu olmak & Lat con.dokumak " kon+.a. teselsül < Lat contexere. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. yapı. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors.kura. yutmak. sumpt. tekst . < Lat contingere.

~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. kota ~ Fr contingent kısmet. tact-dokunmak. ortaklık kurmak & Lat con.çekmek. zıt. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. sürekli. bir et kesimi " kontra. content.bir arada tutmak & Lat con. defter " kontra. 2. < OLat contractare birlikte yapmak. stat. zincirleme < Lat continere. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes. t. şans talih. denk gelmek " kon+. ambar < İng to contain tutmak. pay. a. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. nota dizisinin en pes perdesi. içine almak.beraber + Lat tractare gütmek. bas1 kontrafile karşısı".tutmak " kon+. content. rulo . puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. kısmet & Lat con. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. sürmek " kon+. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . a. a.durmak " kontra. ters / Fr contre a. tract. < OLat contra-stâre karşı durmak.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. kapsamak ~ Lat continere. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. depo.karşılıklı + Lat tangere. resmi belge. sürdürmek < Lat trahere. tent. özellikle futbolda " kontra. ped-" kontra. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum.bir arada + Lat tenere. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a."rast gelen". vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens.

uygun bulmak & Lat con. kemerli.fiilinin yerini almıştır.fiilinden -iş. buluşmak. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. dönüştürmek ~ Lat convertere.+ Lat vertere. vers. yy'dan sonra danış. konuşmak < Tü kon. gecelemek " konYT < Tü kon. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış.bir araya + Lat venire.bir arada oturmak." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. konaklayan kimse. convectkubbeli. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1. misafir < Tü kon. convex. Karş.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. convectyanısıra sürmek.yığmak.a. vent. toplantı.bir araya gelmek. tümsek yapmak & Lat con. < Lat convectere. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. döndürmek " kon+.sürmek." kon[CepK 1935] mevduat. konuşlan[mak < Tü kon. versiyon .dönmek " kon+. taşımak " kon+. 2." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. kenar hattı ~ İt contorno a. vect. Fr thèse < EYun tithemi (koymak). a. a. < Lat convenire. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. [T S xvi xvi] mükaleme etmek. convent." kon* Kon.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre.gelmek " kon+. dost ve yakın olmak. tevdiat. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. convers. komşu olmak.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. a. & Lat con. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a.a.ikamet etmek. buluşma. dışbükey ~ Lat convexus a. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir.

kopmak. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. İdr xi] köpek a. aktarmak ~ OLat conviare a. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. Bul/Sırp kopça (a.a. convoglio] aynı yola gidenler.a. taşımak. ~ YLat coordinatus a. tanzim etmek. [EvÇ xvii] kopçak düğme. Fr coordonner. köpek Tü [Kaş. & OLat con. meme ucu.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. a. a.a. işbirliği yapmak & Lat co(n). a.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı. kopil oğlan. Sırp kopil. yanısıra gitmek [esk. # 1656 René Descartes. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. kabarmak " köpük * 14. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek. ordinat-düzenlemek.Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . özellikle iri köpek. Fr. kervan < OLat conviare eşlik etmek. sıraya koymak " kon+.beraber + Lat operari işlemek " kon+. matematikçi ve filozof & Lat co(n).şişmek. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a. çırak Karş. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. Arn kopil (a.. kop[mak Tü [Uy viii+] kop. kulp (= Moğ tobçı düğme. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. a.]. düğme.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. gelmek. yy'dan önce ender rastlanır.beraber + Lat ordinare. başlamak. Karş.) Türkçeden alınmış olmalıdır.

doğru " kon+. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. iskambilde kalp işareti~Lat cor. ip.< HAvr *kerd. köpük Tü *köP-/keP-2 a.a.a.viii+ Uy). kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma.birbirine + Lat referre. seçkin adam. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. 2. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri." köpür- * Köpür.Fr cordon 1.Fr cordon bleu "mavi kurdele". relat.a. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. kalp. akıl. " gebe [Uy viii+] köpüg a. ETü köp (iri.şişmek. gönül ~ HAvr *kord. relatif kordon .a. Tü köpür.]. cord.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. şişik. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17.(yürümek). korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. corpor. 2.ile.şişmek. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak. ilişkilendirmek " kon+.vücut. Karş.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. düzgün < Lat corrigere. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır. & Lat con.geri götürmek. Karş. kalın örme ip. 2.düzeltmek < Lat rectus düz.kalp. diplomat [İM69 187+] . < Lat chorda sicim. şişik. 2. [LO 187+] gayet enli kalın kordela . bünye ) " korpus. kabarık .fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur. a.1. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. kabarık < Tü *kö. 2. tecrit hattı ~ İt cordone a. soylu [esk. < Tü *köp.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a.a. correct. bağırsaktan hapılan sicim. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent. 1. beden (~ Lat corpus.

Moğ qorğuda. saklanmak) < qorı. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro.< HAvr *ker-1 kafatası. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte. kapamak.] "küçük boynuz".kucak * Lat colpus > İt golfo. Fr. boynuz.a. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere.korunmak istemek? " koru- * Karş. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır. açı. İng gulf (koy. borazan ~ HAvr *kr-no. korku (isim) < Tü kork. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. 1. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1.Lat cornu boynuz. boynuz şeklinde olan şey. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz.(kuşatmak. bir orkestra çalgısı " . 2." kork-. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır. boru. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. köri .a. hapsetmek). boynuz şeklinde üflemeli çalgı .(sığınmak. kayıt" hora.a. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. Tü *kor(ı)-k. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. +inç * -in. koy ~ HAvr *kwelp. 2.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork. curs.

İng shear (kesmek). cortic. beden ~ HAvr *kwrep. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek. dans. hapsetmek. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. Ger *skeran (kesmek. cohort. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul. shirt (gömlek).ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. çentmek). corpor. score (kesik).koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a.iç avlu. short ("kesilmiş". özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. dans topluluğu.gövde." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. beyin zarı ~ Lat cortex. beden. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme.gövde.bir organın dış zarı. corpor. taca ilişkin. scar (yara.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). a. ~ E Yun %oros 1.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. kuşatmak. cortic. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench. saldırı ~ Lat cursus a. Amer. yaz ürünü. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. 2.avlu.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı.çitle çevirmek. saray. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. kapalı alan. kesik). hükümdara ait av sahası < Tü korı. 2. 2. a. engellemek) . görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. kısa). hayat & Lat co(n).

köşe ~ Fa göşa a. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir.dövmek. mısra düzmek. DK xiv] şeklinde yüksek bina.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k. köşker & Fa kawş ayakkabı. tokmakla vurmak. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç.EYun kókkinos a.a. . a. Moğ kögerge (körük. salname köşk [İdr. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. akciğer) < köge.bükmek. ezmek.a. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif. şişmek. [LL 1732] seğirtmek. [Men ] kûşe vulg.] a. (= Ave gaoşa. bent " köşe. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü. [Men xvii] at koşumlamak.(korunmak istemek?). < Lat coccinus a. a. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. gösterişli. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş.a. Aş. mağrur . cihannüma. at sürmek (= Moğ qolbu. kös.(kabarmak. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. büyük davul < Fa koftan. çiftlemek.[viii+ Uy] istemek. kirmis ~ İsp cochinilla a. köpürmek). ~ OLat coccinella [küç. çabuk gitmek.karşılıklı komak. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe. kibar.) < HAvr *geu. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. köşe [Yus xiv] gûşe . a. katmak. çalımlı.a. Yus.birleştirmek. ~ OFa göşag a. eşlemek.a.

yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı.a.HAvr *ksw-yo. kaus. < EYun kaiö. ağır sopa [Arg xvi] sopa.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. töre. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde. kütük.kendi. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ. adap. < Tü kösür. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e.a. .[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak.a.a.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a. künde.a.benimsemek. [DK xiv] köstek a.beraber + Lat suescere. . ~ EYun kauter yakan.a. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a. eye ~ HAvr *kost. kaburga.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği.< HAvr *kâu. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. 2. alışkanlık ~ Lat consuetudo a." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. Karş.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a.a. suet.indirmek.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar.. dağlayan < EYun kaiö yakmak . sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili. resmi giysi ~ İt costume adet.a. yanık ~ EYun kaustikós a. ben)" kon+. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö.a. almak. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş.a. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı.

belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. Amerikan sığır çobanı. oymak).a. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow.oymak. Erm küġ/köġ (a. pamuk MÖ 3.(boşaltmak. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür. [MŞ xiv] yatalak kötür. dip < Tü * koy fi [Aş. sığır (~ Ger *kö(u). Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a.~ HAvr *gwou-inek. kotra cutter a. kural tanımayan & İng cow inek. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP. . a. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. * Karş. 2.ekiyle. Yus xiv] köy/küy . 2. başıbozuk. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1.oymak. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. oyuk < Tü *kaP-/*koP.a.içini YT [TDK 1955] kovalamak. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. izini sürmek. dere koyağı. sığır) + İng boy oğlan " biftek. koşuştur-.). tıkıştır. kucak.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. koyun. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. a. seki. çukur.

Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım.MS y. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. çizim " kozmos. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). pamuk kozası < Sans kuskucaklamak.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. yy'dan itibaren kaybolurken. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. 2. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. a. çeki düzen vermek. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya .yanmak. denizci" kozmos. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu.koymak. Türkiye Türkçesinde ko. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. (= Aram gawzâ a. güzelleştirmek . koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. 15. indirmek. çeki düzen vermek. donatmak.]. a. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. donanım. koymak.biçimi de korunmuştur.indirmek. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. hemşehri" kozmos. derin < Tü ko5. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. alem. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. bırakmak. düzen. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. a. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1.)" ceviz < Tü köy.

(güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. 2. credit. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel.İt credito / Fr crédit 1.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. güven. [ARasim 1897-99] . inanmak * 19. Şarlman (hd. ~ HAvr *krss-no. güvenmek. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. inanç. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. kraker çıtırdamak. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. a.a. 2. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1. < [ xix] kredito/kredi borç verme. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. itibar. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. meydana getirmek kreatif Lat creare. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. kafatası ~ EYun kránion a. creat.emanet etmek.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a.doğurmak. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. yaratış < Lat creare. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . 768-814) < Ger karlaz adam. creat.< HAvr *ker-1 kafatası. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. kredibilite kredi krem merhem. kaymak. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir.

* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus.korumak. beşik. cürüm işleyen. doğa bilimci & EYun kréas. Fr cru. hayvan yemliği. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır.et (~ HAvr *kreus. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . crimin. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa.iyiyi kötüden ayırmak. mücrim < Lat crimen. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. itham.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık.a. İng crude (çiğ). 2. çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını .çiğ et ) + EYun sözö. sot. yargılamak " kritik .a.suçlama. suça ilişkin. krep [ARasim 1897-99] . buruşuk * Karş. yükselmek ~ Lat crescere. a. Alm. cürüm ~ HAvr *krei.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1. cret. a. artmak.a. Reichenbach. t. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. 2. İng crisp (kıtır).Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. değnek krikkrak galeta.

~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom. saklı < EYun kryptö gizlemek. ~ EYun kriterion a.Fr croquette kroki kaba çizim.a. Lat crusta (çıtır kabuk).kabuk.a. buz. çiğnemek " kraker kroket .< HAvr *krâu. itiraz . a.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. saklamak ~ HAvr *krup-yo. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a. t. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. antoloji krokan çıtırdamak."altın kabuk". taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a.a. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama.a. elemek. hüküm. %rysallid. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. Lat crimen > İng crime (suçlama. yargılamak). < EYun krinö hüküm vermek. muaheze.< HAvr *krei. kimyacılar < EYun kryptós gizli. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. krit- kriz [Bah 1924] karar. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit.renk " krom(o)+ . çatlamak.a. Fr.kabuk bağlamak Karş.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. İng. kırağı ) ~ HAvr *krus-to.iyiyi kötüden ayırmak. itham). & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis.

çarmıh ~ Lat crux. artçı". ~ HAvr *kre-sko. cret.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. ay çöreği < Fr croître büyümek. kıç ~ Frk *kruppa.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli. süreli. tığ. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. t. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto.a.] 1. < EYun %röma.a.a. cruc- . karşıya geçmek < Fr croix çapraz. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. 2.a.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. büyüyen. ucu çengelli nakış iğnesi.a. 3. İng crust (kabuk). boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. sağrı. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek. 3. hilal (büyüyen ay). aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. gelişmek ~ Lat crescere. kron(o)+ zaman. 2. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. t. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin.a. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o). artmak.a. Alm. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+.< HAvr *ker-3 a. çengel. a. 2. 2. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o).renk kromatik [ xx/b] %römatikos a.kabuk bağlamak " kristal * Karş.çıtır < HAvr *kreus.

< Hol kruis çapraz. < Lat quartus dörtlü.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a.a.] mimaride kubbe . [CodC xiii] kiççi/kiçig a.a.a. = İbr qubbah a. dörtte bir < Lat quatuor.. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1. a. f. küp şeklinde olan. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak.kucaklaşmak.a. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a.a. [TS xviii] kuçak < Tü kuç.. [Kaş xi] kiçik/kiçük a.a.a.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir.Aram qubbstâ a. genç. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers..] çukurlar. cruc. a. quatr-dört" kare kubbe [Aş.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç. Alm. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask. 2. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.a. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf. çarmıh ~ Lat crux. küçük. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck. İng. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.

Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ. 2. kuşak. et vb.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet.* Tü çocuk. aziz olma. içi boşalma. kuduz kutur.hakir görmek.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir.] kutsal. ~ Akad quppu/quppatu (sebze. kucak. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. [TDK 1944] küçümse[Kut.a. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. küçük.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç. tanrılar dokunmak" anlamında.] güç. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb. kudak (küçük. çürüyen nesne.] önden gitme. öncü olma. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. a. yavru. talk? < EYun koûfos kof. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. güdük ve Fa cucak.şişme. kutsal yer. kutsallık. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse. meyve. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . aziz < Ar quds 1.

] siyaha boyanmış. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. a. a. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. bütün olma.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde. siyah boya. mükemmel olma = Akad kalâlu a. < Lat coccus tane. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. 2. dine sövme. kâfir). " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos. nankörlük < Ar kafara [msd.] dinsizlik.arslan sesi çıkarmak. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. (tanrıya) sövdü. a. kibrit. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. kefaret. Karş. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. sürmeli < Ar kuHl antimon. Hıristiyan olmayan kimse. bilye. köylü. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç.a. tamlık. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür.küfür/küfr[Aş.] a. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. Karş. esir. Lat paganus (1. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a.) . bütünlük. iplik yumağı. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası. koza ~ EYun kókkos a. kuğu [ viii] kuğu a. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. Bak.] tam. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. kufrân] dinsiz idi.a. bütün. gizleme.

çevirdi. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. a. sefil. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. kule [Men xvii] kulle 1. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. yaymak . tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne.* Karş. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . külhani (ocak işçisi > proleter. 2.] yük. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. zirve. doruk < Ar qalla [msd. 2.xiv). külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. eğirdi" kalp2 . kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). soylulara mahsus yüksek başlık. (usit.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon.a. TTü kula. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu.] zirve. bir tür hamur işi. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. Diğer yandan karş. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş.(açmak. qall] yükseltti. şekil.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. taç. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft.

hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu.a. kültür [Bah 1924] 2. dükkân = EYun kalybe kulübe. cemiyet ~ Nor klubba topak. [Çağ xv] kuma/guma a. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. kalın sopa. ekip biçme < Lat colere. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. toprağı ekip biçme. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir.a. kolik ~ EYun kölikos a.toprağı işlemek. ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. tevdi etmek. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. bir askeri . koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. emretmek & Lat con. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1.+ Lat mandare emanet etmek. a. 2. görevlendirmek " kon+. kabin. a. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. " kült kulübe [Men xvii] hücre. tarım. kumanda [183+] ~ İt commando emir. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. eğitim ~ Lat cultura a. a. cult. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. topuz. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. terbiye.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. oyun yeri.

Gül xiv] dokuma.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. yoldaş & Lat con. kümbet [DK. tezgâh compasso pergel & Lat con. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. kümüle.a. akümüle. ~ Yun *koimási * Karş. & Alm grund yer + Alm birne . [LO 187+] kompanya şirket manasına. DK.a. pane kumpas [xix]kompas1. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. Tü tünek (geceleme yeri).a. < EYun *kyö şişmek. top gibi olmak ~ HAvr *keus. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe. a.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. Env xiv] tümsek. a. gemi erzakının saklandığı depo.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). kümülatif. kabarmak.pergel. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan".kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. 2. a. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. Anlam ilişkisi için karş. pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. istimali abestir . t. 2.beraber + Lat panis ekmek " kon+.] [MMem xvi] kumbâr humbara. tertip.beraber + Lat passo adım " kon+.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom.

kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. Balkan ülkelerine patates 19. Karş. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. barut ~ Sans gandhaka "kokan". bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. top [Kıp. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. kargı kundak3 cihaz. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. kümülatif cumuler yığmak.şişmek. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. ~ EYun kontós sırık.a. Karş. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. dipçik. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. kabarmış şey < HAvr *keus. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. sürü. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. çokluk . doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin.kurmak. UYSAL. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb.] < Lat condere. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. condit. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. 2. patates). kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. fabrikasyon [esk. Fr pomme de terre ("yer elması". sopa. sap.

küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik . * Diğer yandan karş. kalın. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho.a.). fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. saplı büyük bardak. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe.) Aramcadan alıntıdır.< HAvr *kel-1 kırmak. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır.] lakap. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel. san. künk [Env xv] toprak boru.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. .Fa küp sarnıç. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil.a. lağım ~ Lat cuniculus 1. a. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. Ar cubb (a. 2. çömlek . 2. İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1. ~ Akad gubbu a. tavşan. a. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. Sans kumbhá (a. EYun klâo (kırmak.a.a. koparmak). eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. kör (bıçak). yeraltı geçidi kunt kaba saba. tavşan deliği.

curs. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey.] 1. süreç.germek. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. çadır kurmak. kür ilgilenme.koşmak ~ HAvr *krs. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat. 2. (yüksek sele) okuma. kurul. 2. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. seyir. rota.] yabancı." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. [ xx/b] 2. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. kuram YT [CepK 1935] bünye. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok . eğitim programı. 2. akım.] un. gidiş. kurultay. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. [Fel 194+] nazariye < Tü kur.Fr coupure kesim. [ xi] kurğak kuru şey. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere.a.koşmak ) + Lat air hava " kur. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. curs. döviz fiyatı ~ Fr cours 1.a. tuhaf. 2. [CepK 1935] kaide < Tü kur.< HAvr *kers.a. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis.kupon bölümü. ufak şey. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. 3. kâğıt para birimi . -al ekinin işlevi açık değildir.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf.a. kaygı. gazeteden kesilen parça. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. a. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak.

[xiv-xvi TS] kaşımak.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. yakın olma. 2.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. yaklaşma.kaşımak.] körük. "adak. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd.a. a. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca.a.önekinin anlamı belirsizdir.= Tü küri. tahriş etmek kırç [onom. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur. kayık küreği < Tü *kürge. sığınak (< Moğ qorı. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı.] yakınlık. yaklaştı.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. yakın olmak. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. yanaştı (= Aram qsreb a." kur- . karıştırmak. toprak küreği. < İbr/Aram #qrb 1. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a.a. hisar. kurcalamak < Tü [ xi] küri.a. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur. temizlemek (~ Lat curare a. hediye verme. kapamak. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. özen göstermek. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. akrabalık < Ar qariba yakın idi.kuşatmak. yasaklamak. demir eritme düzeneği.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom. hapsetmek. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. 2. = Akad qerebu yaklaşmak. hisar = Moğ qorğa(n) kale.

süreç. 2. akım. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. seyir. James.a. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. tepsi. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. larva. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir.a. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. ~ EYun korönis a.). ~ HAvr *kor-öno. kurt Tü [Uy. mide. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd.a. Seaborg. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan. . Moğ qorğuljın (a. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. Amer.a. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. ~ EYun krounós çeşme. Albert Ghiorso. heyet" kurul * Karş.a. Ralph A.halka. Aş xi] kürsi .a. Kaş.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T.) Aramca kökenlidir. Ar curnat (a. Fr corps (heyet). fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht..] daire.EYun krouneíon a. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. [Oğ xi] korşun/koşun . avlu). Ar qurnat (dışbükey köşe. böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. Oğ viii+] kurt tırtıl. cour (divan.a. rota. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı .

a.a. uğur" kut * Karş. < Tü kurı. meclis < Moğ qura. müessese < Tü kurı. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. Moğ k?ağurayda.(kavurmak).[viii+ Uy] a.. birikmek.yanmak. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. * k?ura. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a. kişniş) > İng coriander.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek. uğur.a. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. [ xi] kurığ a.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. is [CepK 1935] tesis. kavrulmak " <Tükut baht. kıvanç " kut * -r. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. a." kuru- .a. meclis ~ Moğ qural toplantı." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur." kuruTü *kağurı. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar. [Uy viii+] kürı.a. bir araya gelmek (= Tü kura. EYun koríannon ("tahtakurusu otu". Karş. [CepK 1935] kurultay .< Tü *kâ-/*kağ.Moğ quralta toplantı. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı. meclis < Moğ quratoplanmak.a. kongre.a. kurul YT [CepK 1935] kongre.

köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü.a. [Oğ xi] küs. wişâ. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. ürküntü. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. [İdr. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. posta tatarı / Fr courrier a. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. [U yv ii i+ ]k us -a . tabaka < Fr coucher yatırmak. guşâ- < Tü kurşa.a. vesvese. kuşan-. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç. ürküntü.+ Lat locare yatırmak " kon+.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. vesvese. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.] kırptı . yünden dokunan çadır kuşağı.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. ulak. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa.kemer bağlamak.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. lokal kuşet < Fr couche yatak.a.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom.a. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak.a .

). baht. 2. yetersiz kaldı. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin.a. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. qaTb] 1. kutu [MŞ xiv] kutı kap. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex.* Türkçeye 19. 2. zeytin vb. bir noktaya topladı. bereket. aks. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. talih. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. saadet * Karş. eksen. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. ~ Akad kuspu susam. tas. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. küt1 [Men xvii] kötürüm. kalın ağaç gövdesi. kovuk.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. kütük [Men xvii] kötük tomruk. kutup. büyük defter. Moğ k?utuğ (a. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. yatalak.a. konsantre etti . üzüm. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. tomruk.ayrı duran. kısalttı. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. kaşlarını çattı.a. [LO xix] sivri olmayan küt2. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket.] kırıklar.a. cesur. 2. cesur (= Ave *vî-stâxa. cödica. 2.] 1. ~ E Yun kytos 1.

kuz (güneş almayan yer). Moğ k?oytu (art. Moğ k?udurğa (atın sağrısı). geri. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a.] 1. kıç. 2.kütüphane çoğ. fıçı ~ Fr cuvette [küç.a. 2. konmak.indirmek. a. 2. güneş almayan yer. [Aİhsan 1891] 2. masa örtüsü. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. * Ar qaTr (damlama.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil.] koşullar. folluk. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. bölge. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. örtü. fıçı ~ Lat cupa varil. gölge < Tü ku5.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap. Ayrıca karş. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd.a. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. kuluçka yeri. oturmak.] leğen.indirmek " ko- * Karş. dökülmek < Tü kod-/kot. dip. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt . aşağı koymak " koy* Karş. kuzey). arka. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1.] güç (= Moğ qoymag katmer.

] amca.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. karanlık " kuzey kuzin . [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) .a. hala. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi.pişirmek * Fr cuisine. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. EYun peptö (pişirmek).kızkardeş " kon+.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. hala. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. [ xx/b] ~ Fr cousine [f. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con.< HAvr *swesor. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. gölge. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır.

benzin. günnük). [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. labne laborant Lat laborans. Fen lbnt. rızk. Karş. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. gevşetmek ~ Lat laxare a. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik.işçi. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı. Lat lapis lazuli. bir tür taze Karş.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze. Ar luban.a. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma.a. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı.gevşemek .a. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. < Lat languere. lax. t. İng lazurite. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. atölye ~ OLat laboratorium a. rumex patientia ~ EYun lápathon a.a. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a..a.

~ Yun lagós 1. tavşan balığı. 2.] eklenen şey. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. f. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır.a. çam cinsinden bir ağaç. kuşkucu. kuvvet. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan laf çalan.laço iyi.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. 2. laedri ~ Ar lâ adrî "bilmemci". her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il . hal" la+. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız.kazı. lagos marinus ~ EYun lagos a.] ağızdan çıkan anlamlı ses. * Lat ladanum. vardı. lakırdı etti. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. 2. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku.a. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır.] boş. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1. yok + Ar Hawl güç. söz söyledi. ladunu a. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. laHq/laHâq] yetişti. eklendi . tavşan. t. a. emin lades [ xx/c] genç adam. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd.a. zeyl < Ar laHiqa [msd. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim. laf döven " laf. hendek. ilave. ~ Akad ladinnu.a. söz < Ar lafaZa artiküle etti. katıldı. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a. yok hükmünde olan şey. geçersiz. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz.

kayıt ~ Fr laqué lak cilası ile cilalanmış < Fr lakerda [Kan xv