P. 1
KİMYANIN GELİŞİMİ

KİMYANIN GELİŞİMİ

4.74

|Views: 137,406|Likes:
Yayınlayan: Kimya Bilimi
2008-2009 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞ OLAN 9.SINIF KİMYA ÖĞRETİM PROGRAMINA GÖRE HAZIRLANMIŞTIR.

SON KEZ 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA OKUTULMUŞTUR.

2013-2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDAN İTİBAREN PROGRAM DEĞİŞMİŞTİR.

KİMYANIN TANIMI

1. İNSAN MADDE İLİŞKİLERİNİN TARİHÇESİ

MEŞHUR TÜRK VE İSLAM KİMYA BİLGİNLERİNİN HAYATLARI VE KİMYA İLMİNE KATKILARI

CABİR BİN HAYYAN (721-805)

RAZİ (864-925)’NİN KİMYA İLMİNE HİZMETLERİ

İBNİ SİNA (980-1037)’NIN KİMYA İLMİNE HİZMETLERİ

TÜRK VE İSLAM BİLGİNLERİ, KİMYA İLMİNİN GELİŞMESİNE ZEMİN HAZIRLAMIŞLAR VE BU KATKIYI BATILI BİLİM ADAMLARI ONAYLAMIŞLARDIR.

MEŞHUR TÜRK-İSLAM KİMYACILARININ ÖZDEYİŞLERİ

TÜRK VE İSLAM BİLGİNLERİ, KİMYA İLMİNİN GELİŞMESİNE ZEMİN HAZIRLAMIŞLAR VE BU KATKIYI BATILI BİLİM ADAMLARI ONAYLAMIŞLARDIR.

MEŞHUR TÜRK-İSLAM KİMYACILARININ ÖZDEYİŞLERİ

BATIDA BİLİMSEL GELİŞMEYE ZEMİN HAZIRLAYAN BAŞLICA İKİ FAKTÖR

RÖNESANS’TAN VE FRANSIZ İHTİLALİ’NDEN SONRA BATI’NIN BİLİMDE İLERLEMESİ

BATILI
BİLİM ADAMLARINDAN BAZILARININ HAYATI VE
MEŞHUR OLMUŞ ÖZDEYİŞLERİ

BLAISE PASCAL (1623-1662)’IN HAYATI

BLAISE PASCAL’IN MEŞHUR OLMUŞ SÖZLERİ

Galilei Galileo (Geliley Gelileyo) (1564-1642)’nun Hayatı

Galilei Galileo (Geliley Gelileyo)’nun Meşhur Sözü

ISAAC NEWTON (AYZIİK NİÜVTIN) (1642-1724)’IN HAYATI

ISAAC NEWTON (AYZİK NİÜVTIN)’IN MEŞHUR SÖZÜ

Albert Einstein
(Elbırt Aynsstayn)’ın Hayatı
(1879-1955)

Albert Einstein (Elbırt Aynsstayn)’ın Meşhur Olmuş Sözleri

MADDENİN YAPISINDA VURGULANMASI GEREKEN BAŞLICA ÖGELER

PARTİKÜL TEORİSİ
(ATOM ALTI PARÇACIKLAR VE ESİR)

ATOM ALTI PARÇACIKLAR GÖRÜLEBİLİR Mİ?
ATOM VE MOLEKÜLLER GÜNÜMÜZDE GÖZLEMLENEBİLİR Mİ?

ESİR İLE İLGİLİ BİLDİKLERİMİZ

ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA ESİRDEN YAPILMIŞ OLABİLİR

HİGGS PARÇACIĞI (HİGGS BOZONLARI): KEŞFEDİLMEMİŞ ATOM ALTI PARÇACIK

ZIT İKİZ ATOM ALTI PARÇACIKLAR

KUARK ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MADDENİN ZIT EŞİ VEYA ANTİ MADDE ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

ETER VE ETER ALTI ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MUON ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

FOTON

GLUON (GULON)

LEPTON

NÖTRİNO

KARANLIK MADDE

KARANLIK ENERJİ VE KARANLIK MADDE

FOTON (IŞIN) ÇEŞİTLERİ

GÖZÜN ALGILAYABİLDİĞİ IŞINLAR

ESİR

IŞINLAMA GERÇEKLEŞECEK Mİ?

MADDENİN IŞIN HÂLİ

MADDENİN IŞIN HÂLİNİN DELİLLERİ

2. KİMYANIN TEMEL KANUNLARI

ATOMDAKİ TEMEL KANUNLAR

NEREYE GİDİLİRSE GİDİLSİN KANUNUN DEĞİŞMEDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR

GÜNEŞ SİSTEMİ İLE ATOM ARASINDAKİ BENZERLİKLER

ELEKTRON BULUTU

HEİSENBERG BELİRSİZLİK İLKESİ

ATOMDA VE YILDIZLARDA AYNI KANUN GEÇERLİDİR

KİMYA KANUNLARINDAN SAPIŞIN (İSTİSNA KANUNLARIN ORTAYA ÇIKIŞININ) SEBEPLERİ

SUDAKİ FARKLI KANUNLAR

3. KİMYASAL BAĞ KAVRAMININ GELİŞİMİ

MİKRO ÂLEMDEKİ TANECİKLER

POLARLIK

MADDENİN TANECİKLİ YAPISI VE KİMYASAL BAĞLAR

MİKRO ÂLEMDE KİMYASAL BAĞ DIŞINDAKİ ÇEKİMLER

NORMO ÂLEM VE MAKRO ÂLEMDE GÖRÜLEN ÇEKİMLER

EVRENİN SİNESİNDEKİ CİDDİ VE HAKİKİ AŞKIN BİR ÇEŞİDİ OLAN KİMYASAL BAĞLAR (KİMYASAL BAĞLARIN FARKLI BİR BAKIŞ AÇISIYLA OKUNMASI)

CANLILARDAKİ MUHABBET MADDENİN TANECİKLERİNDEKİ KİMYASAL BAĞDIR
2008-2009 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞ OLAN 9.SINIF KİMYA ÖĞRETİM PROGRAMINA GÖRE HAZIRLANMIŞTIR.

SON KEZ 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA OKUTULMUŞTUR.

2013-2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDAN İTİBAREN PROGRAM DEĞİŞMİŞTİR.

KİMYANIN TANIMI

1. İNSAN MADDE İLİŞKİLERİNİN TARİHÇESİ

MEŞHUR TÜRK VE İSLAM KİMYA BİLGİNLERİNİN HAYATLARI VE KİMYA İLMİNE KATKILARI

CABİR BİN HAYYAN (721-805)

RAZİ (864-925)’NİN KİMYA İLMİNE HİZMETLERİ

İBNİ SİNA (980-1037)’NIN KİMYA İLMİNE HİZMETLERİ

TÜRK VE İSLAM BİLGİNLERİ, KİMYA İLMİNİN GELİŞMESİNE ZEMİN HAZIRLAMIŞLAR VE BU KATKIYI BATILI BİLİM ADAMLARI ONAYLAMIŞLARDIR.

MEŞHUR TÜRK-İSLAM KİMYACILARININ ÖZDEYİŞLERİ

TÜRK VE İSLAM BİLGİNLERİ, KİMYA İLMİNİN GELİŞMESİNE ZEMİN HAZIRLAMIŞLAR VE BU KATKIYI BATILI BİLİM ADAMLARI ONAYLAMIŞLARDIR.

MEŞHUR TÜRK-İSLAM KİMYACILARININ ÖZDEYİŞLERİ

BATIDA BİLİMSEL GELİŞMEYE ZEMİN HAZIRLAYAN BAŞLICA İKİ FAKTÖR

RÖNESANS’TAN VE FRANSIZ İHTİLALİ’NDEN SONRA BATI’NIN BİLİMDE İLERLEMESİ

BATILI
BİLİM ADAMLARINDAN BAZILARININ HAYATI VE
MEŞHUR OLMUŞ ÖZDEYİŞLERİ

BLAISE PASCAL (1623-1662)’IN HAYATI

BLAISE PASCAL’IN MEŞHUR OLMUŞ SÖZLERİ

Galilei Galileo (Geliley Gelileyo) (1564-1642)’nun Hayatı

Galilei Galileo (Geliley Gelileyo)’nun Meşhur Sözü

ISAAC NEWTON (AYZIİK NİÜVTIN) (1642-1724)’IN HAYATI

ISAAC NEWTON (AYZİK NİÜVTIN)’IN MEŞHUR SÖZÜ

Albert Einstein
(Elbırt Aynsstayn)’ın Hayatı
(1879-1955)

Albert Einstein (Elbırt Aynsstayn)’ın Meşhur Olmuş Sözleri

MADDENİN YAPISINDA VURGULANMASI GEREKEN BAŞLICA ÖGELER

PARTİKÜL TEORİSİ
(ATOM ALTI PARÇACIKLAR VE ESİR)

ATOM ALTI PARÇACIKLAR GÖRÜLEBİLİR Mİ?
ATOM VE MOLEKÜLLER GÜNÜMÜZDE GÖZLEMLENEBİLİR Mİ?

ESİR İLE İLGİLİ BİLDİKLERİMİZ

ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA ESİRDEN YAPILMIŞ OLABİLİR

HİGGS PARÇACIĞI (HİGGS BOZONLARI): KEŞFEDİLMEMİŞ ATOM ALTI PARÇACIK

ZIT İKİZ ATOM ALTI PARÇACIKLAR

KUARK ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MADDENİN ZIT EŞİ VEYA ANTİ MADDE ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

ETER VE ETER ALTI ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MUON ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

FOTON

GLUON (GULON)

LEPTON

NÖTRİNO

KARANLIK MADDE

KARANLIK ENERJİ VE KARANLIK MADDE

FOTON (IŞIN) ÇEŞİTLERİ

GÖZÜN ALGILAYABİLDİĞİ IŞINLAR

ESİR

IŞINLAMA GERÇEKLEŞECEK Mİ?

MADDENİN IŞIN HÂLİ

MADDENİN IŞIN HÂLİNİN DELİLLERİ

2. KİMYANIN TEMEL KANUNLARI

ATOMDAKİ TEMEL KANUNLAR

NEREYE GİDİLİRSE GİDİLSİN KANUNUN DEĞİŞMEDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR

GÜNEŞ SİSTEMİ İLE ATOM ARASINDAKİ BENZERLİKLER

ELEKTRON BULUTU

HEİSENBERG BELİRSİZLİK İLKESİ

ATOMDA VE YILDIZLARDA AYNI KANUN GEÇERLİDİR

KİMYA KANUNLARINDAN SAPIŞIN (İSTİSNA KANUNLARIN ORTAYA ÇIKIŞININ) SEBEPLERİ

SUDAKİ FARKLI KANUNLAR

3. KİMYASAL BAĞ KAVRAMININ GELİŞİMİ

MİKRO ÂLEMDEKİ TANECİKLER

POLARLIK

MADDENİN TANECİKLİ YAPISI VE KİMYASAL BAĞLAR

MİKRO ÂLEMDE KİMYASAL BAĞ DIŞINDAKİ ÇEKİMLER

NORMO ÂLEM VE MAKRO ÂLEMDE GÖRÜLEN ÇEKİMLER

EVRENİN SİNESİNDEKİ CİDDİ VE HAKİKİ AŞKIN BİR ÇEŞİDİ OLAN KİMYASAL BAĞLAR (KİMYASAL BAĞLARIN FARKLI BİR BAKIŞ AÇISIYLA OKUNMASI)

CANLILARDAKİ MUHABBET MADDENİN TANECİKLERİNDEKİ KİMYASAL BAĞDIR

More info:

Categories:Types, Research
Published by: Kimya Bilimi on Aug 20, 2008
Telif Hakkı:Traditional Copyright: All rights reserved

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PPTX, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/03/2014

pdf

text

original

KĠMYANIN GELĠġĠMĠ

1
ÜNĠTENĠN BÖLÜM
BAġLIKLARI
• 1. BÖLÜM: ĠNSAN MADDE
ĠLĠġKĠLERĠNĠN TARĠHÇESĠ
• 2. BÖLÜM: KĠMYANIN TEMEL
KANUNLARI
• 3. BÖLÜM: KĠMYASAL BAĞ
KAVRAMININ GELĠġĠMĠ
2
KĠMYANIN TANIMI
Kimya; maddenin iç yapısını, birbiriyle uyumunu,
iliĢkisini, intizamını, ahengini, bizimle iliĢkilerini,
içerdikleri fayda, önem ve gereklilikleri inceleyen;
düzenliliklerdeki perdeyi kaldırarak kanun olarak
ifade eden ve buradan elde ettiği bilgileri insanlığın
faydasına sunan, zamanla değiĢme ihtimali
olmayan gerçek teoriler üreten, elde ettiği kimya
bilgi ve kazanımlarıyla insanlığı doğruya, varlığın
hakikatini keĢfetmeye götüren ve insana kendi
özünü tanıttıran bir ilim dalıdır.
3
Kimyacı, her Ģeyi yerli yerine
koyandır.
4
1. BÖLÜM: ĠNSAN MADDE
ĠLĠġKĠLERĠNĠN TARĠHÇESĠ
5
SĠMYA
• Günümüzdeki modern kimya biliminin
temelleri atılmadan binlerce yıl önceden
baĢlayıp 17. yüzyıla kadar etkileri devam
eden, maddeleri birbiriyle karıĢtırıp
değiĢtirmeye çalıĢan simyacı adı verilen
insanların yaptıkları çalıĢmalara verilen
genel ada simya denir.
• Simya ile en az 2500 yıl uğraĢıldığı
bilinmektedir.
6
• Simya ile ilk olarak Mezopotamya, Eski
Mısır, Ġran, Hindistan ve Çin'de
uğraĢılmıĢtır.
• Klasik Yunan döneminde Yunanistan'da,
Roma Ġmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü
coğrafyada, önemli Ġslam baĢkentlerinde
ve daha sonra 19. yüzyıla kadar Avrupa'da
simyaya ilgi duyulmuĢtur.
• Günümüzde kullanılan bazı deney ve araç
gereçlerinin ilk hâllerini simyacılar
keĢfetmiĢ ve kullanmıĢlardır.
7
• Simya bir bilim dalı değildir. Simyacıların
çalıĢmaları teorik bir temele dayanmaz,
deneme-yanılma yolu ile çalıĢırlar.
ÇalıĢmalarında sistematik bilgi ve bilgi
birikimi oluĢmamıĢtır.
• Simyacılar farklı amaçlar için çalıĢırken
istemeden bazı Ģeyleri keĢfetmiĢlerdir.
• Kostik, soda, kükürt, cıva, sönmüĢ kireç,
nitrik asit gibi birçok madde ilk defa
yüzyıllar önce simyacılar tarafından da
kullanılmıĢtır.

8
• Simya içerisinde tıp, felsefe, astroloji,
kimya, din gibi birçok konuda motifler
içerdiği için simyacılar; ölümsüzlük iksirini
keĢfetmek, sonsuz zenginliğe ulaĢmak,
gibi konularla ilgili çalıĢmalar da
yapmıĢlardır. Bu nedenle, bir simyacı tarih
boyunca bazı zamanlar doktor, kahin,
filozof hatta büyücü olarak kabul edilmiĢtir.
• Simyacıların arasında Türk ve Ġslam
dünyasından çok önemli isimler yer
almaktadır.
9
• Simyanın günümüz kimya biliminin ilk
temellerini oluĢturduğu söylenebilir.
• Eski Mısır‟daki boya ve cam yapımı gibi
üretimler ile eski Yunan felsefesi,
Ġskenderiye'de bir araya gelerek
kaynaĢmıĢ ve milattan önce 400‟lü yıllarda
uygulamalı kimya bilgisi geliĢmeye
baĢlamıĢtır.
• Zaman içerisinde simya, bilimsel
araĢtırmalara yönelerek kimyayı
oluĢturmuĢtur.

10
• Yapılan araĢtırmalar sonucunda
simyacıların yaptıkları çalıĢmalarda
günümüzdeki kimya, tıp, felsefe, din vb.
birçok konu ile ilgili motifler olduğu
anlaĢılmıĢtır. Simya, modern bilimin
temelini atan disiplinlerden biridir.
• Simya, günümüzdeki anlamıyla bilimsel
metotlar kullanılmadan yapılan iĢlemler
olduğu için bir bilim dalı kabul
edilmemektedir. Dolayısıyla da simyacılara
bilim adamı denilmemektedir.

11
• Günümüz kimya endüstrisinde kullanılan
birçok madde ve iĢlem, eski dönem
simyacılarının keĢfidir.

12
MEġHUR TÜRK VE ĠSLAM
KĠMYA BĠLGĠNLERĠNĠN
HAYATLARI VE KĠMYA ĠLMĠNE
KATKILARI
13
CABĠR BĠN HAYYAN (721–805)
Horasan‟da doğdu. Kufe‟de vefat etti.
Kimya ilminin babasıdır. Türk bilim
adamıdır. Büyük dâhidir. Dönemin en
büyük ilim merkezlerinden Harran
Üniversitesi‟nin rektörüdür. Adı Latince‟ye
Geber diye geçmiĢtir.
Cabir bin Hayyan‟ın baĢta kimya olmak
üzere tıp, eczacılık, fizik, astronomi,
matematik, felsefe ve eğitim alanlarında
çok hizmetleri olmuĢtur.
14
Bunların içinde Ģüphe yok ki en önemlisi
atomla ilgili buluĢudur. Yunanlı bilginler
maddenin en küçük parçasına,
bölünemeyen en küçük parçacık anlamına
gelen atom demiĢlerdi. Ġslam bilginleri, bu
kelimeyi o zamanın bilim dili olan
Arapçaya çevirirken cüz–ü layetecezza
dediler. Cüz–ü layetecezzanın diğer adı
cüz–ü ferttir. Hem atom hem de molekül
yerine kullanılabilir.
15
Cabir bin Hayyan ise Yunanlıların atomun
parçalanamayacağı yolundaki teorilerine
karĢı çıktı. Bu konuda gerçek mahiyeti
asırlar sonra anlaĢılabilecek farklı görüĢü
ortaya koydu.
Günümüz dünyasında, atomla ilgili ilk
çalıĢmaların Ġngiliz kimyager John Dalton
(1766–1844) tarafından yapıldığı,
uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği
fikrinin de 1944 Nobel Kimya Ödülü sahibi
Alman kimyacı Otto Hahn (1879–1968)
tarafından ortaya atıldığı fikri yaygındır.
16
Hâlbuki onlardan 1000 yıl önce yaĢamıĢ
olan Müslüman kimyacı Cabir Bin
Hayyan‟ın aĢağıdaki sözleri asrımızın ilim
adamlarını dahi hayrete düĢürecek
mahiyettedir: “Maddenin en küçük parçası
olan cüz–ü layetecezzada yoğun bir enerji
vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi
bunun parçalanamayacağı söylenemez. O
da parçalanabilir. Parçalanınca da
öylesine bir enerji meydana gelir ki
Bağdat‟ın altını üstüne getirebilir. Bu,
Allah‟ın bir kudret niĢanıdır.”
17
Cabir bin Hayyan da simyacılar gibi kalay,
kurĢun, demir ve bakırdan altın elde
edilebileceğini düĢünüyordu. Ancak bunun
yolunun atomların kontrol altında
parçalanıp değerlerinin değiĢtirilmesiyle
olacağını belirtmekteydi.
Günümüzde nükleer laboratuvarlarda
kontrollü çekirdek reaksiyonlarıyla yeni
yapay elementler veya mevcut
elementlerin yapay izotopu elde
edilmektedir.
18
Ġleride altın da elde edilebilir. Simyacılar,
fiziksel veya kimyasal yolla elementleri
altına çevirmek istedikleri için boĢuna
uğraĢıyorlardı. Yine kontrolsüz çekirdek
reaksiyonlarının atom bombası olduğu da
bilinmektedir. Cabir bin Hayyan, çok eski
yıllarda bütün bunlardan söz etmiĢti.
Kimya ilminin hem teorik hem de pratik
alanda büyük geliĢimine sebep olmuĢtur.
Cabir bin Hayyan‟ın en bariz vasfı
deneyciliğidir.
19
Cabir bin Hayyan, Lavoisier‟den önce
Lavoisier kanununu (kütlenin korunumu
kanunu) ifade etmiĢtir; Newton‟dan önce
Newton kanununu (yer çekimi kanunu)
açıklamıĢtır; Gay Lussac‟dan önce Gay
Lussac kanunundan (gazlarda basınç–
sıcaklık iliĢkisi) söz etmiĢtir.
GüneĢ enerjisinden faydalanma çığırını
açmıĢtır.
Modern kimya laboratuvarını ilk kuran
kiĢidir.
20
Cabir bin Hayyan‟ın kimyadaki diğer
hizmetlerini Ģöyle sıralayabiliriz:
• HCl formülüyle gösterilen hidroklorik asidi
(tuz ruhu) elde etmiĢtir.
• HNO
3
formülüyle gösterilen nitrik asidi
(kezzap) elde etmiĢtir.
• 3 hacim deriĢik HCl ile 1 hacim deriĢik
HNO
3
karıĢımından oluĢan, günümüzde
de bütün dünyada kullanılan kral suyunu
keĢfetmiĢtir.
21
• Altın, yalnız kral suyuyla kimyasal
reaksiyona girer; baĢka hiçbir elementle
reaksiyona girmez. Kral suyu, hem altının
saf olup olmadığının anlaĢılmasında hem
de altın alaĢımlarındaki altının yüzde
bileĢim miktarının bulunmasında kullanılır.
Altının saflığının belirlenmesi ve
sahteciliğin önlenmesinde bugün de
kullanılan en yaygın yoldur.
• Üretilen asitler sayesinde, hem Cabir bin
Hayyan hem de günümüze kadar bütün
kimyacılar bazı metal bileĢiklerini elde
edebildiler.
22
• Cabir bin Hayyan‟ın elde ettiği bazı
bileĢikler Ģunlardır: ġap [KAl(SO
4
)
2
],
niĢadır (NH
4
Cl), gümüĢ nitrat (AgNO
3
) vb.
• Cabir bin Hayyan kristalizasyon, süzme,
eritme, buharlaĢtırma, süblimleĢtirme,
damıtma, çözme vb. metotları geliĢtirdi
veya kimya ilmine kazandırdı.
• George Sarton (Corc Sörtın), “Fen Bilimleri
Tarihine GiriĢ” adlı önemli çalıĢmasında
750 ile 800 yılları arasındaki dönemin en
önemli ilim adamı olarak Cabir bin
Hayyan‟ın adını vermiĢtir.
23
• Bir kısım tabirler vardır ki Cabir bin
Hayyan ve diğer kimyacılar sayesinde Batı
dillerine geçmiĢtir. Bunlardan bir kısmı
Ģunlardır:
• Alcohol (Arapça aslı el kuhl)
• Alkali (Arapça aslı el kali)
• Kimya (Arapça aslı kimie)
• Alembic (Arapça aslı el imbik)
Görülüyor ki Cabir, günümüzün modern
ilminin dayanmıĢ olduğu gözlem ve deney
metotlarını, asırlarca önce kullanmıĢtır.
24
• Ünlü Fransız bilim tarihçisi Marcellin
Berthelot (1827–1907) Cabir bin Hayyan
hakkındaki düĢüncelerini Ģöyle
açıklamıĢtır: "Aristo'nun mantık ilmindeki
yeri neyse, Cabir bin Hayyan'ın kimya
ilmindeki yeri de odur. Aristo, mantığın
kurucusu ve üstadı olarak kabul edildiği
gibi Cabir bin Hayyan da kimyanın
kurucusu ve üstadıdır."
25
• Alman oryantalist ve fen bilimleri tarihçisi
Julius Ruska da (1867–1949), kimyanın
temellerinin Yunanca tercümelerle
atılmadığını, Arapça eserlerin
tercümeleriyle atıldığını belirtmektedir.
• Ortaçağ felsefecilerinin önemli
isimlerinden olan ve felsefenin görevini;
“insanı Tanrı bilgisine götürme ve insanı
onun hizmetine koĢturma” olarak dile
getiren Roger Bacon (1214–1294), Cabir
bin Hayyan'ı “ustaların ustası” olarak
anmaktadır.
26
RAZĠ (864–925)‟NĠN KĠMYA
ĠLMĠNE HĠZMETLERĠ
Razi‟nin önemi büyüktür.
Asırlar boyunca Avrupa‟ya ders veren
Arap kimyager ve doktordur.
Tahran‟a yakın Rey‟de doğdu, Bağdat‟ta
vefat etti.
Asıl adı Ebubekir Muhammed bin
Zekeriya‟dır. Doğum yerinden dolayı Razi
adını almıĢtır.
Ġskit Türklerindendir.
27
H
2
SO
4
, etil alkol, antiseptik vb. kimyasal
maddeleri keĢfetmiĢtir.
Devrinin en büyük bilginidir.
Doğum günü olan 27 Ağustos Ġran‟da her
sene Tıp Bayramı olarak kutlanır.
230 kitabı vardır. Bu kitaplardan 12 adedi
kimya eseridir. Kitab–ül Esrar (Sırların
Kitabı) adındaki en meĢhur kimya kitabı,
14. asra kadar kimya ilminin baĢ eseri
olarak Batı‟da okutulmuĢtur.
Kimyayı tıbbın hizmetine sunmuĢtur.
28
Bütün eĢyayı fiziksel ya da kimyasal yolla
altına çevirme iddiasında olan simyacıların
saçma düĢünceleriyle mücadele etmiĢtir.
En büyük hizmeti tıp sahasında olmuĢtur.
Böbrek mesanedeki taĢları ilaçla
parçalıyor veya cerrahi müdahale ile
çıkarıyordu; bundan dolayı operatörlüğün
ilerlemesine katkısı büyüktür.
Hayvan bağırsağından ameliyat ipliği
(katgüt) yapılarak cerrahide kullanılması,
onunla tıp tarihine girmiĢtir.
29
Bitkiden ilaç yapmayı ilk geliĢtirendir. Bir
ilaç terkibi yaparken onu önce hayvanlar
üzerinde denerdi. Bitkilerden ilaç yapma
konusunda Ġbni Sina, Razi‟den çok daha
ileridedir.
George Sarton, An Introduction to the
History of Sciences (Fen Bilimleri Tarihine
GiriĢ) adlı kitabında 750 ile 1100 yılları
arasında geçen 350 senelik ilim tarihinin
her birini 50 yıllık 7 döneme ayırmıĢ ve her
bir döneme o dönemdeki en önemli ilim
adamının ismini vermiĢtir. 850 ile 900
yılları arasını da Razi‟nin adıyla anmıĢtır.
30
Petrolün ilk defa damıtılması ve
günümüzdeki adı olan nafta ismiyle
kullanılmaya baĢlanması Razi‟nin
buluĢudur.
31
ĠBNĠ SĠNA (980–1037)‟NIN
KĠMYA ĠLMĠNE HĠZMETLERĠ
Ġslam hükemasının Eflatun‟udur.
Filozofların üstadıdır.
Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene
temel kitap olarak okutulmuĢtur.
Kimya ilmini tıbbın hizmetine sokmada,
Razi‟yi örnek almıĢtır; bu konuda dünyada
Razi‟den sonra ikincidir diyebiliriz.
Zamanının en büyük dâhisidir.
32
Doktorların sultanı unvanıyla anılmıĢtır. En
büyük hizmeti tıp sahasındadır. Çağların
en büyük tıp araĢtırmacısıdır. Tıp
noktasında “Tıp ilmini iki satırda
topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır.
Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört,
beĢ saat kadar yeme. ġifa hazımdadır.
Kolayca hazmedeceğin miktarı ye. Nefse
ve mideye en ağır ve yorucu hâl, taam
taam üzerine yemektir.” demiĢtir.
33
Yemek konusunda vücuda en zararlı olan,
dört, beĢ saat ara vermeden yemek yemek
veyahut lezzet için çeĢitli yemekleri birbiri
üstüne mideye doldurmaktır.
Tıp ve kimya ilminden baĢka felsefe,
jeoloji, coğrafya, fizik, matematik, botanik,
zooloji, müzik dallarında da çok araĢtırma
ve keĢifleri vardır.

34
Isı ve gaz basıncı konularında keĢifleri
olmuĢtur. Toriçelli‟den önce açık hava
basıncını ölçmüĢtür.
Suların temizlenmesiyle ilgili çalıĢmalar
yapmıĢtır. Ġçme suyunun, sağlık üzerindeki
etkisini araĢtırarak suyun kalitesinin
önemini belirtmiĢtir.
Farklı branĢlardaki 29 meselede Avrupalı
bilim adamlarına öncülük yapmıĢtır.
35
Tıp alanında onlarca hastalığı ilk teĢhis ve
tedavi etmiĢtir. Örneğin; Ģeker
hastalığında, idrarda Ģeker bulgusunun
varlığını ilk keĢfeden odur. BulaĢıcı
hastalıklara küçük mikroorganizmaların
sebep olduğunu tespit etmiĢtir.
Ameliyatlardan önce hastaya anestezik
ilaç yapmak da onun buluĢudur. Etil alkolü
tıpta steril amaçlı olarak ilk kullanandır.
Damar içine yapılan Ģırınga da Ġbni
Sina‟nın icadıdır.
36
Koruyucu hekimlik ve tedavide Ġbni
Sina‟nın belirttiği 780 ilacın istisnasız hepsi
günümüzde kullanılmaktadır.
Batılılar ona Avicenna derler.

37
EBU‟L HEYSEM (965–1051)
• Atmosfer basıncıyla ilgili öncü çalıĢmalar
yapmıĢtır.
38
EBU'L VEFA (940–988)
• Matematik ve astronomi âlimidir.
• Yoğunluk ölçmeye yarayan piknometre
(pikometre) aletini ilme kazandırmıĢtır.
39
TÜRK VE ĠSLAM BĠLGĠNLERĠ,
KĠMYA ĠLMĠNĠN GELĠġMESĠNE
ZEMĠN HAZIRLAMIġLAR VE
BU KATKIYI BATILI BĠLĠM
ADAMLARI
ONAYLAMIġLARDIR.
40
MEġHUR TÜRK–ĠSLAM
KĠMYACILARININ
ÖZDEYĠġLERĠ
41
Maddenin en küçük parçası olan cüz–ü
layetecezzada yoğun bir enerji vardır. Yunan
bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun
parçalanamayacağı söylenemez. O da
parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir
enerji meydana gelir ki Bağdat‟ın altını
üstüne getirebilir. Bu, Allah‟ın bir kudret
niĢanıdır.
Cabir bin HAYYAN*
(721–805)

* Kimya ilminin babası, Türk bilim adamı, büyük dâhi,
Harran Üniversitesi rektörü.
42
Ben gerçek düĢünür diye kimya
ilmini bilene derim.
Razi*
* Arap kimyager, Tahran‟a yakın Rey‟de 864‟te
doğdu, 925‟te Bağdat‟ta vefat etti, asıl adı
Ebubekir Muhammed bin Zekeriya‟dır, doğum
yerinden dolayı Razi denmiĢtir. H
2
SO
4
, etil alkol,
antiseptik vb. kimyasal maddelerin mucididir.
Doğum günü olan 27 Ağustos Ġran‟da her sene
Tıp Bayramı olarak kutlanır. 230 kitabı vardır.
43
Maddenin içi, dolu gözüktüğü
hâlde aslında boĢtur.
Ġmam Rabbani*
(1563–1624)


* Ġkinci bin yılının müceddididir. Türkistanlı
mutasavvıftır. Evren ve nesnelerin oluĢumuyla
ilgili düĢünceleri günümüze ıĢık tutmaktadır.
44
Madde, sonsuz denecek ölçüde
parçalanabilir.
Nazzam*
(792–845)

* Ġslam âlimi, Basra‟da doğdu, Basra‟da
yaĢadı, hayatının son devresini Bağdat‟ta
geçirdi. “Maddenin tanecikli yapısı” baĢka
bir deyimle “partikül teorisi” dünyada ilk
olarak Nazzam tarafından belirtilmiĢtir.
45
NAZZAM “MADDE, SONSUZ
DENECEK ÖLÇÜDE
PARÇALANABĠLĠR.” DEMEKLE
NELERĠ SÖYLEMĠġTĠR?
• 1. Atomun parçalanabileceğini belirtmiĢtir.
• 2. Atom altı parçacıklara iĢarette
bulunmuĢtur.
• 3. Maddenin bir baĢlangıçtan itibaren var
olduğunu ifade etmiĢtir.
• 4. Yarı ömürden söz ettiği düĢünülebilir.
46
MEġHUR TÜRK–ĠSLAM
KĠMYACILARINI TASDĠK EDEN
BATILILARDAN BAZILARININ
SÖZLERĠ
47
Kimya Müslümanlar tarafından
kurulmuĢtur. Müslümanlar binlerce
keĢif ve metotlarıyla kimya ilminin
kuruluĢuna yardım etmiĢlerdir.
William James Durant*
(Vilyım Ceymıs Dürant)
(1885–1981)



*Amerikalı filozof, tarihçi, yazar.
48
Orta çağda Ġbni Sina tıp
yazarlarının en büyüğü, Razi en
büyük doktor, Beyruni en büyük
astronom, Ġbni Heysem en büyük
optik âlimi, Cabir bin Hayyan en
büyük kimyagerdi.
William James Durant*
(Vilyım Ceymıs Dürant)
(1885–1981)



* Amerikalı ilim tarihi araĢtırmacısı.
49
Kimya Ġbni Sina‟nın buluĢlarıyla
bugünkü seviyesine
ulaĢabilmiĢtir.
Berthold Schwartz*
(1318–1384)



*Barutu bulan Alman kimyager.
50
Kimyanın babası Cabir bin
Hayyan‟dır.
Britannica Ansiklopedisi
51
Razi modern kimyanın
kurucusudur.
Eric John Holmyard*
(Erik Caan Homyard)
(1891–1959)





*Ġngiliz bilim adamı, kimya tarihçisi.
52
Cabir‟den sonra yaĢayan Razi
kimya ilminin büyük
kurucularındandır.
Eilhard Wiedemann*
(1852–1928)



*Alman fizikçi.
53
Ġslam kimyacılarının
kendilerinden sonra gelenlere
bıraktıkları miras saymakla
bitmez.
ROGER GARAUDY*
(1913–2012)


* Fransız filozof ve yazar, 1982‟de Müslüman oldu, Müslüman
olmadan önce Marksizmin önemli savunucularındandı.
54
Gerçek kimyager Razi‟dir.
Dr. Sigrid Hunke*
(1913–1999)



* Alman felsefeci, Avrupa Üzerine Doğan Ġslam GüneĢi kitabının
yazarı.
55
Müslümanlardan önce kimyanın
mevcut olmadığını söylersek
mübalağa etmiĢ olmayız.
Haydar Bammat*
(1890–1965)





* Dağıstan‟da doğdu, Paris‟te yaĢadı, devlet adamı, diplomat, yazar.
56
ġimdiki kimyayı deney
malzemeleriyle ilk defa kuranlar
Müslümanlar olmuĢtur.
Corci Zeydan*
(1861–1914)


*Hıristiyan Arap tarihçi, Beyrut doğumlu.
57
Müslümanların ayrı bir mesai
gösterip geliĢtirdikleri Ġslam‟da ilk
ele alınan disiplinlerden biri
kimyadır.
Dr. Philip K. Hitti*
(1886–1978)




*Arap tarihçisi.
58
Kimyaya deneyciliği kazandıran
Müslümanlardır. Cabir bin Hayyan
kimya ilmine buharlaĢtırma, süzme,
saflaĢtırma, eritme, damıtma,
kristalizasyon metotlarını keĢfederek
uygulamaya soktu.
Max Meyerhof*
(1884–1951)



*Alman bilim adamı.
59

BATI’DA BİLİMSEL GELİŞMEYE ZEMİN
HAZIRLAYAN BAŞLICA DÖRT FAKTÖR
VARDIR:
1. HAZRETĠ ĠSA‟NIN GETĠRDĠĞĠ MESAJ
2. RÖNESANS‟TAN (XVI. YÜZYIL ĠLE XVII.
YÜZYIL) SONRA BĠZĠM ĠLĠM TARĠHĠMĠZDEKĠ
BÜYÜK ĠLĠM ADAMLARIMIZI ÖRNEK ALMALARI
3. FRANSIZ ĠHTĠLALĠNDEN (1789) SONRA
LAĠKLĠĞĠN DOĞUġUNUN BĠLĠME KATKISI
4. BATI DÜNYASINDA BĠLĠMSEL
ÇALIġMALARDA KULLANILAN TETKĠK, TAHKĠK
VE ARAġTIRMA METOTLARININ DOĞRULUĞU
ĠLE BATI ĠNSANINDAKĠ ĠLĠM VE HAKĠKAT AġKI

60
HAZRETĠ ĠSA‟NIN GETĠRDĠĞĠ
MESAJ
• Hazreti Ġsa‟nın getirdiği mesaj, Batı
medeniyetinin en güçlü, en sağlam ve en
önemli temelini oluĢturur. Batı medeniyeti
böylece varlık sahnesine çıkmıĢtır; çünkü
Batı medeniyetinin esası Grek felsefesi
(matematiksel düĢünce), Roma hukuku ve
gerçek Hıristiyan dinine dayanmaktadır.
61
RÖNESANS‟TAN (XVI. YÜZYIL
ĠLE XVII. YÜZYIL) SONRA
BĠZĠM ĠLĠM TARĠHĠMĠZDEKĠ
BÜYÜK ĠLĠM ADAMLARIMIZI
ÖRNEK ALMALARI
• Batı‟daki bilimsel geliĢmeye Rönesans‟la
beraber zemin hazırlayan, aslında bizim
ilim tarihimizdir.
62
RÖNESANS‟TAN VE FRANSIZ
ĠHTĠLALĠ‟NDEN SONRA
BATI‟NIN BĠLĠMDE
ĠLERLEMESĠ
• Rönesans; baĢta bilim olmak üzere çeĢitli
dallarda Batı‟nın ilerlemesidir.
• Rönesans, XVI. ve XVII. yüzyıllarda
yaĢanmıĢtır.
• Fransız Ġhtilali 1789 yılında olmuĢtur.
63
• Batı‟nın Rönesans‟tan ve Fransız
Ġhtilali‟nden önceki problemi dinle değil;
bozulmuĢ din adamlarıyla ve dinin
emirlerini kendi kiĢisel çıkarları için
kullanan o günkü kilise teĢkilatıylaydı.
Laiklikten önce ruhban sınıf ne söylerse
doğruydu, asla sorgulanamazlardı.
Ruhban sınıfın baskısına karĢı laiklik
doğmuĢtu. Eski sisteme teokratik düzen
deniyordu. Ġhtilalden sonraki sisteme laik
düzen denildi.
64
• Hıristiyanlık tahrif olduğundan
(bozulduğundan) ve tam hayatın içinde
olmadığından dolayı kilise teĢkilatı ilme
karĢıydı. Gerçek Hıristiyanlığın dinle
çatıĢması düĢünülemezdi. Kilisenin bu
yanlıĢlığı, bilim adamlarında tepki
oluĢturdu. Bilim adamlarının çoğunluğu
Descartes (1596–1650) (Dekart)‟ın
“Metafizik, bilim olmaz; bilgi ancak
ölçülebilirdir.” sözünü esas aldı.
65
• Bilim adamları, bilimin konusunu maddeyle
sınırlandırmak istediler. Din ile bilim
arasında Batı‟da uzun süren çatıĢmalar
yaĢandı. Sonunda bilim adamları yanlıĢ
olarak, din ile bilim arasında ayrılık var
sandılar. Sonuçta da, din ile bilim
ayrıĢması gerçekleĢti. Din ve bilim, iki ayrı
alan olarak ele alındı.
• Din ve bilimin iki ayrı alan olarak ele
alınması, Batı‟daki çaresizlikten
baĢvurulan bir Ģeydi.

66
• Günümüzde, üniversitelerimizde
benimsenen de budur.
• Batı‟da; hem laikliğin doğuĢundan sonra
hem de Rönesans‟tan sonra Galileo,
Newton, Einstein, Pascal gibi dindar ve
dinin ilimden kopuk hâline üzülen insaflı
Batı bilim adamları da çıkmıĢtır. Bunların
içinde en meĢhuru Pascal‟dı. Pascal
(1623–1662) ve diğer bilim adamları
Hıristiyanlık ile bilimin beraber
olabileceğine inanıyorlardı; birleĢtirmek
için gayret gösterseler de belirtilen
sebeplerden dolayı baĢarılı olamadılar.
67
• Böyle bir ayrılık Müslümanlar olarak bizim
inanç sistemimizde de, ilme bakıĢımızda
da, tarihimizde de yoktur.
• Bilim zihnin, din ise kalbin ıĢığı olarak
görülmüĢtür.
• Din ile bilim, bizim tarihimizde hiçbir zaman
çatıĢır görülmemiĢtir, birbiriyle iç içe yer
almıĢtır.
• Bu konuda Müslümanlar olarak, çok Ģanslı
sayılırız.
68
• Müslümanların Ģimdiye kadar ilim adına
keĢfettikleri çok Ģey vardır ve bundan
sonra da pek çok Ģey olacaktır.
• Ġbni Sina, Cabir bin Hayyan, Razi hem
büyük birer kimyacı hem de çok iyi bir
dindardılar.
• Diğer branĢlarda da durum aynıydı ve
daha bunlar gibi on binlercesi vardı.
• Ġslam dininin ilme karĢı olmadığı açıktır.
Nutuk‟u dikkatle okuyanlar Atatürk‟ün
dinine sahip çıktığını apaçık görürler.
69
• Söylev ve Demeçler 2. cilt 94. sayfada
Atatürk Ģöyle demektedir: “Bizim dinimiz
için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü
ile hangi Ģeyin bu dine uygun olup
olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz.
Hangi Ģey ki akla, mantığa, amme
menfaatine uygundur; biliniz ki o, bizzat
dinimize uygundur. Ġslamiyet son ve kâmil
dindir. Akla, mantığa ve hakikate
uymaktadır.” Atatürk bu sözleriyle,
dinimizin Hıristiyanlıkla mukayese
olunamayacağını belirtmiĢtir.
70

• “Bütün bilimsel buluĢları dinimiz daha
önceden söylemiĢtir.” demek aĢağılık
kompleksini hatıra getiren bir cümle
olabilir. Bu nedenle böyle bir yaklaĢımda
bulunmamalıdır. Fakat ilim adına ortaya
konan hususların hiçbirinin dinimizle
çeliĢmeyeceğini bilmek gerekir.
Günümüzdeki bilimsel geliĢmeler
incelendiğinde her bir gerçeğin dinimizle
örtüĢtüğünü ve uyum içinde bulunduğunu
görmek mümkündür.
71
• Ġslam dinini Hıristiyan dinine kıyas edip
Avrupa gibi dine lakayt olmak, çok büyük
bir hatadır. Birincisi; Avrupa, dinine
sahiptir. BaĢta Wilson, David Lloyd
George (Deyvid Loyd Corc), Venizelos gibi
Avrupa büyükleri dindardılar. Bu
büyüklerin bir papaz gibi dinlerine
mutaassıp olmaları, Avrupa‟nın dinine
sahip olduğunun göstergesidir.
• Ġslamiyet‟i Hıristiyan dinine kıyas etmek,
yanlıĢ kıyastır; çünkü Avrupa, dinine
bağlıdır.
72
MÜSLÜMANLAR DĠNE KARġI
LAKAYT OLUNCA FEN VE
TEKNOLOJĠDE PERĠġAN
OLMUġLARDIR
• Ne vakit Müslümanlar dine ciddi sahip
olmuĢlarsa, ilimde o zamana göre çok
yüksek ilerleme kaydetmiĢlerdir. Ne vakit
dine karĢı lakayt vaziyeti almıĢlar, fen ve
teknolojide periĢan vaziyete düĢerek
tedenni etmiĢlerdir.
73
• BaĢka dinin aksine, dinimize bağlı olma
derecesinde milletimiz ilerlemiĢ; ihmali
nispetinde de geri kalmıĢtır. Bu, tarihsel bir
gerçektir.
74

BATI DÜNYASINDA BĠLĠMSEL
ÇALIġMALARDA KULLANILAN
TETKĠK, TAHKĠK VE ARAġTIRMA
METOTLARININ DOĞRULUĞU ĠLE
BATI ĠNSANINDAKĠ ĠLĠM VE HAKĠKAT
AġKI

• Bilimsel çalıĢmalarında Batılıların büyük
bir çoğunluğu, pozitivist ve natüralist
sonuçlara ulaĢma niyetiyle çalıĢmalarını
sürdürmüĢlerdir. Bu niyet, dini ilimden
ayıran bir niyettir.

75
• Batılıların pozitivist ve natüralist amaçları
olumsuz bir amaç olsa bile bu olumsuz
amaca ulaĢma yönünde kullanıldıkları
vesileleri, hak vesilelerdir. Aslında bu
vesileler, Müslümanlarda olması gereken
vasıflardır. Müslümanlarda olması gereken
davranıĢlar Batılılara geçmiĢ, Müslüman
ise dinine ters olumsuz vesilelere
sarılmıĢtır.
76
• Batılılarda olan onların ilimde ilerlemelerini
sağlayan hak vesileler arasında Ģunları
sayabiliriz: Mesainin tanzimi, iĢ bölümü,
çalıĢkanlık, az uyuma, yardımlaĢma,
bilimsel çalıĢmalarda kullanılan tetkik
metotlarının doğruluğu, tahkik metotlarının
doğruluğu, araĢtırma metotlarının
doğruluğu vb. vasıflar.
• “Ġnsan için, çalıĢmasından baĢka bir Ģey
yoktur.” hakikatine Batılılar uydukları için
Allah onları bilimde baĢarılı kılmıĢtır.
77
• Pozitivist ve natüralistlerin hakkı temsil
edenlere galip gelmelerinin nedeni,
kullandıkları vesilelerin hak olmasıdır.
Bundan dolayı kazanan, pozitivist ve
natüralistler değil; yine de haktır.

78
BATILI
BĠLĠM ADAMLARINDAN
BAZILARININ HAYATI VE
MEġHUR OLMUġ
ÖZDEYĠġLERĠ
79
Bana bir dayanma noktası
gösteriniz. Dünyayı yerinden
oynatayım.
ArĢimet*
* Yunan matematikçi, fizikçi, astronom,
filozof ve mühendistir. Milattan önce 287
yılında doğmuĢtur. Milattan önce 212
yılında ölmüĢtür. Hamamda yıkanırken
suyun kaldırma kuvvetini bulmuĢtur. Bilime
en büyük katkısı bu keĢfidir.
80
Ġnsan, hangi fen dalı ile fazla
meĢgul olursa onda fani olur.
Prof. Dr. Sir James Jeans*
(Sör Ceyms Jiyns)
(1877–1946)
* Sir James Jeans ikinci Einstein olarak bilinir.
Esrarlı Kâinat ve Etrafımızdaki Kâinat isimli
eserleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tercüme
ettirilip yayınlanmıĢtır.
81
Modern ilimlere göre ısının değiĢmesi
olayı son noktasına ulaĢmıĢ değildir.
ġayet böyle bir Ģey olmuĢ olsaydı
bugün biz yeryüzünde bulunup bu konu
üzerinde düĢünemezdik. Bu olay
zamanla atbaĢı yürümektedir. Bu
sebeple evrenin bir baĢlangıcı vardır.
Prof. Dr. Sir James Jeans*
(Sör Ceyms Jiyns)
(1877–1946)

* Ġngiliz fizikçi ve gök bilimci, en çok termodinamik ve ısı konuları ile ilgilendi.
“Etrafımızdaki Kâinat” kitabı, termodinamik ve ısı konularıyla özellikle
ilgilidir.
82
Sözün kısası evrenin ezeli
olması imkânsızdır.
Prof. Dr. Sir James Jeans*
(Sör Ceyms Jiyns)
(1877–1946)



* Ġngiliz fizikçi ve gök bilimci, en çok termodinamik ve ısı
konuları ile ilgilendi. “Etrafımızdaki Kâinat” kitabı,
termodinamik ve ısı konularıyla özellikle ilgilidir.
83
Gördüğümüz alev alev yanan
güneĢ, pırıl pırıl parıldayan yıldızlar
ve çeĢitli hayat sahipleriyle dolup
taĢan dünyamız bütünüyle evrenin
belirli bir noktadan baĢladığını,
muayyen bir zamanda var
olduğunu açıkça göstermektedir.
Prof. Dr. Frank Allen*
(Firenk Ellın)
(1908–2001)

* Kanadalı fizikçi, Ġskoçya‟da yaĢadı.
84
Evren sonradan meydana
gelmiĢ bulunmaktadır. Eğer
maddenin baĢlangıcı olmasaydı
(madde ezeli olsaydı)
termodinamik kıyametin çoktan
kopmuĢ olması lazımdı.
Prof. Dr. Frank Allen*
(Firenk Ellın)
(1908–2001)


* Kanadalı fizikçi, Ġskoçya‟da yaĢadı.
85
BLAISE PASCAL
(1623–1662)‟IN HAYATI
• MeĢhur Fransız matematikçisi, fizikçisi ve
kimyacısıdır. Aynı zamanda filozof ve
yazardır.
• Maddenin boĢluklu yapısı üzerinde
çalıĢmalar yaptı. 1647 yılında bu
çalıĢmalarını “BoĢlukla Ġlgili Yeni Deneyler”
ve “BoĢluk Ġncelemesine GiriĢ” adlı
kitaplarında yayınladı.
86
• Ġlk hesap makinesinin mucididir.
• Basınç üzerine çok sayıda çalıĢmaları
vardır. Toriçelli (1608–1647)‟nin
varsayımlarını yaptığı deneylerle
doğruladı.
• Uluslararası sistemde (SI) basınç ölçüsü
birimi, pascaldır. Pa kısaltmasıyla
gösterilir. Pa tanımını Pascal (Paskal) Ģu
Ģekilde yapmıĢtır: 1 m
2
‟lik yüzeye dik
doğrultuda etki eden kuvvet 1 Newton ise
bu yüzeydeki basınç 1 pascal olur.
87
• 1652‟de manastıra kapanarak kendini ilme
verdi. 1654‟te yaĢadığı bir vecd hâlinden
sonra kesin kararlar aldı. Bundan sonra
Pascal, bütün varlığıyla Tanrı‟ya yöneldi.
Hayatındaki bu kararından sonra yoğun bir
Ģekilde bilimsel araĢtırmalarına da devam
etti.
• Descartes (Dekart), bilimin konusunu
maddeyle sınırlandırmıĢtı.
88
• Hıristiyanlık tahrif olduğundan
(bozulduğundan) ve tam hayatın içinde
olmadığından kilise teĢkilatı ilme karĢıydı.
Kilise teĢkilatında ilme karĢı olmayan,
azınlık bazı kiĢiler de az da olsa mevcuttu.
• Tahrif olmuĢ din ile bilim arasında Batı‟da
uzun süren çatıĢmalar yaĢandı. Sonunda
bilim adamlarının bir kısmı yanlıĢ olarak
din ile bilim arasında ayrılık var sandılar.
Böylece din–bilim ayrıĢması gerçekleĢti.
89
• Aslında kilisenin yanlıĢlığına karĢın bilim
adamlarında oluĢan tepki, dine karĢı
olduklarından değildi, zaruretten ileri
geliyordu. Descartes (Dekart) bu tepkiyi
gösterenlerin baĢında gelen, akılcı insan
olmasına rağmen “Allah vardır.” diyordu.
• Dekartçı düĢünceye, Kartezyen düĢünce
baĢka bir ifade ile Kartezyenizm denir.
Kartezyen felsefe, din ile ilim ayrılmasını
netice vermiĢtir.
90
• O dönemde Kartezyenizm, pansuman
tedavi olarak mecburiyetten dolayı ortaya
atılmıĢtı.
• Ġlerici ve gerici deyimleri ilk olarak Batı‟da
kullanılmıĢtır. Kilisedekilere ve kilise
taraftarlarına gerici, kiliseye karĢı
gelenlere de ilerici denilmiĢtir.
91
BLAISE PASCAL‟IN MEġHUR
OLMUġ SÖZLERĠ
• “Between us and heaven or hell there is
only life, which is the frailest thing in the
world.”
• “Bu dünya ile öbür dünya arasında çok
ince bir perde vardır, her an oraya da
geçebiliriz veya burada da kalabiliriz.”
Blaise Pascal
92
• “Faith certainly tells us what the senses do
not, but not the contrary of what they see;
it is above, not against them.”
• “Ġman bize kesinlikle aklımızın zıddını
değil; aklın gereğini hatta daha da üstünü
söyler.”
Blaise Pascal


93
• “If you gain, you gain all. If you lose, you
lose nothing. Wager then, without
hesitation, that He exists.”
• “Kazanırsan, her Ģeyi kazanırsın.
Kaybedersen, hiçbir Ģey kaybetmezsin.
Tereddüt etmeden, bahse gir, ki O var.”
Blaise Pascal

94
Galilei Galileo (Geliley Gelileyo)
(1564–1642)‟nun Hayatı
• Ġtalyan astronom, matematikçi ve fizikçidir.
• Dinamik ilminin kurucusudur.
• Sıvılı termometrenin mucididir.
• Ġlk mikroskobun kaĢifidir.
• Dürbünü bulmuĢtur.
• En çok gök cisimleri üzerine çalıĢmıĢtır.
• Çevresine rağmen bilimsel mücadelesinde
“Her Ģeye rağmen dünya dönüyor.”
demesiyle meĢhurdur.
95
• Dünyanın yuvarlak olduğunu keĢfeden
bilim adamıdır. 1633‟te “Dünya
yuvarlaktır.” dediğinden engizisyon
mahkemesine çıkarılmıĢtır. Söyleminden
vazgeçti gibi gözüktüğünden giyotinden
kurtulmuĢ; fakat bundan sonraki hayatı,
ömrünün sonuna kadar göz hapsinde
geçmiĢtir.
• Bunun iki nedeninden birincisi kilisenin
ilme karĢı oluĢudur. Ġkincisi ise Galileo‟nin
ilimle dini birleĢtirmek isteyen gerçekten
inançlı biri olmasıdır.
96
Galilei Galileo (Geliley
Gelileyo)‟nun MeĢhur Sözü
• “I do not feel obliged to believe that same
God who endowed us with sense, reason,
and intellect had intended for us to forgo
their use.”
• “Allah bize verdiği bu aklı, akıldan istifa
etmemiz (vazgeçmemiz) için vermemiĢtir;
Allah aklı bize idrak edelim, muhakemeli
ve mantıklı olalım diye vermiĢtir.”
Galilei Galileo (Geliley Gelileyo)
97
ISAAC NEWTON (AYZIĠK
NĠÜVTIN) (1642–1724)‟IN
HAYATI
• Ġngiliz fizikçisi, matematikçisi ve
astronomudur. Newton çekim kanununu
(evrensel çekim teorisi) bulmuĢtur. Newton
çekimi veya Newton kanunu olarak da
adlandırılan bu kanun Ģöyle ifade edilir:
Gezegenler arasında kütleyle doğru,
aradaki uzaklığın karesiyle ters orantılı
olan bir çekim vardır.
98
• Aynı çekim atomda da görülür.
• Tarih ve dinle ilgili kitapları da vardır.
• Dinle ilgili eserleri, iki tanedir.
• Simya üzerine çalıĢmaları vardır.
• Yere düĢen bir elma gibi önemsiz bir olay,
Newton‟da büyük ilhamlara kapı
aralamıĢtır.
99
ISAAC NEWTON (AYZĠK
NĠÜVTIN)‟IN MEġHUR SÖZÜ
• “Nature and nature's laws lay hid in night;
God said "Let Newton be" and all was
light.”
• “Tabiattaki Allah‟ın kanunları karanlıktaydı
(insanlar tarafından bilinmiyordu); Allah
Newton'a emretti ve her Ģey aydınlandı
(insanlar kanunlardan haberdar oldu).”
ISAAC NEWTON (AYZIĠK NĠÜVTIN)
100
Albert Einstein
(Elbırt Aynsstayn)‟ın Hayatı
(1879–1955)
• 1905 yılında izafiyet (rölativite=görelilik)
teorisini ortaya koydu.
• 1921‟de Nobel ödülü aldı.
• Yapay einsteinium elementine Albert
Einstein‟ın adına izafeten bu isim
verilmiĢtir.
• Einsteinium elementinin atom numarası
99‟dur ve Es sembolüyle gösterilir.
101
• Einstein atomu bir canavara kaptırdığını
ancak HiroĢima ve Nagazaki‟nin yerle bir
olmasından sonra anlayabilmiĢtir.
Ağlayarak Japonyalı bilgin dostundan özür
dilemiĢtir. Nükleer enerji, Batılıların elinde
akıl ve vicdanın kontrolünden çıktığı için
Japonya‟da dev Ģehirlerin yerle bir
olmasına, binlerce insanın ölmesine sebep
olmuĢtur.
• Günümüzde de atom bombası, tehdit ve
tedbir unsuru olarak değiĢik ellerde
tutulmaktadır.
102
• Bu bakımdan insan unsurunun iyi
eğitilmesi gerekir. Akıl ve düĢünce
prensipleri üzerine oturtulan fen ve teknik;
beraberinde, insanlığı düĢünme ile kalp ve
vicdan duyarlılığını da getirebilmelidir.
• Maddenin dalga özelliği ile ilgili “süper
sicim teorisi” veya uluslararası ismiyle
“superstring teorisi” 1915 yılında Einstein
tarafından keĢfedilen bir teoridir.
103
Albert Einstein (Elbırt
Aynsstayn)‟ın MeĢhur OlmuĢ
Sözleri
• “Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır.”
(“Ġlimsiz din topal, dinsiz ilim ise kördür.”)

Albert Einstein
104
• “Kâinatın yaratıcısına olan inanç, ilmi
araĢtırmanın en kuvvetli ve en asil
muharrik (tahrik eden, harekete geçiren)
gücüdür."
Albert Einstein

• “Allah zar atmıyor. Buna ikna oldum."
Albert Einstein

105
DĠN ĠLE ĠLMĠ BERABER ELE
ALAN BATILI DÜġÜNÜRLER

106
METAFĠZĠK AKLA TERS
DEĞĠLDĠR
• Descartes, Gottfried Wilhelm Leibniz,
Nicholas Malebranche akılcı insanlardı
ama “Allah vardır.” diyorlardı.
• Shakespeare ve Goethe de Allah‟a
inanıyordu.
• Bunlar gibi baĢka Batılı düĢünürler de
iman hakikatlerinin akla ters olmadığını
rahatlıkla her ortamda belirtebiliyorlardı.
107
“Cehalet Tanrı‟nın laneti
olduğuna göre, bilgi göklere
uçabileceğimiz kanatlardır.”
William Shakespeare *
(1564–1616)


* Ġngiliz tiyatro yazarı ve düĢünürüdür.
108
“Mezardakilerin piĢman oldukları
Ģeyler için dünyadakiler
birbirlerini yiyor.”
Johann Wolfgang von Goethe *
(1749–1832)

* Alman romancı, oyun yazarı, Ģair,
hümanist, bilim adamı, filozof ve
politikacısıdır.
109
Gottfried Wilhelm Leibniz
(1646–1716)
• Ünlü Alman filozofudur.
• Bilim dünyasının en önemli sistemci
düĢünürlerindendir.
• Matematik, metafizik ve mantık alanlarında
ileri sürdüğü yeni düĢünce ve görüĢleriyle
tanınır.
• Akılcı insandır ama “Allah vardır.”
demektedir.
110
Nicholas Malebranche (1638–
1715)
• Nicholas Malebranche, Fransız filozofudur.
• Malebranche, zihinle beden arasındaki
gözle görülür bağın Tanrı'nın
müdahalesiyle kurulduğunu ifada eden
okkasyonalist görüĢü geliĢtirmiĢtir.
• Akılcı insandır ama “Allah vardır.”
demektedir.
111
• Malebranche; “Tanrı, gücünü insana
aktarmıĢ değildir. Bir Ģeyi bildiğimiz zaman
Tanrı'nın bildirmesiyle biliriz. Tanrı
zihnindeki ideaları bilir. Bizi aydınlatmak
suretiyle insana herhangi bir Ģeyi bilme
olanağı veren Tanrı'dır.” demiĢtir.
112
AVRUPA BÜYÜKLERĠ
DĠNDARDI
(BATILI DĠNDAR BAZI
DEVLET ADAMLARI VE
SÖZLERĠ)
113
Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı
müteessirim ey Muhammed. Muallimi ve naĢiri
olduğun bu kitap, senin değildir; o ilahi bir kitaptır.
Bu kitabın ilahi olduğunu inkar etmek, mevcut
ilimlerin batıl olduğunu ileri sürmek kadar
gülünçtür. Bunun için, insanlık senin gibi mümtaz
bir kudreti bir defa görmüĢ, bundan sonra da
göremeyecektir. Ben, heybetli ve azametli
huzurunda tam ve sarsılmayan bir hürmetle
eğilirim.
Prens Otto von Bismarck
(1815–1898)*
• *Alman baĢbakanı.
114
Thomas Woodrow Wilson
(1856–1924)
• Thomas Woodrow Wilson (1856–1924),
Amerika BirleĢik Devletleri'nin 1913–1921
tarihleri arasındaki 28. BaĢkanıdır.
• 1919 yılında Nobel BarıĢ Ödülü'ne layık
görülmüĢtür.
• ABD BaĢkanı Wilson‟un sanki bir papaz
gibi dinine karĢı aĢırı bağlı olması
Amerika‟nın dinine sahip olduğunu
gösterir.
115
David Lloyd George (1863–
1945)
• 1916–1922 tarihleri arasında arasında
Ġngiltere baĢbakanıdır.
• Ġngiltere baĢbakanı David Lloyd George‟un
papaz gibi dinine karĢı aĢırı sevgi
göstermesi Ġngiltere‟nin dinine sahip
olduğunun Ģahididir.
116
Elefterios Venizelos (1864–
1936)
• Yunanistan'ın 1910–1915 tarihleri
arasındaki baĢbakanıdır.
• Yunanistan baĢbakanı Venizelos‟un dinine
ifrat derecede bağnazlığı Avrupa‟nın
dinine karĢı bir yönüyle mutaassıp
olduğunu ispat eder.
117
KUR'AN'I TASDĠK EDEN
BATILI DÜġÜNÜRLERDEN
BAZILARININ SÖZLERĠ

118
Zaman geçtikçe Kur'an‟ın ulvi
sırları inkiĢaf ediyor.
Doktor Maurice (Moris)*
(1564–1616)


*MeĢhur Ġslam araĢtırmacısı, oryantalist ve
Arap edebiyatı mütehassısı.
119
Kur‟an, baĢtan ayağa kadar samimiyetle
ve hakkaniyetle doludur. Kur‟an'ın
ulviyeti; onun cihanĢümul (cihanı
kuĢatan, dünya geniĢliğindeki, kâinatı
ilgilendiren) hakikatindedir.
Thomas Carlyle (Karlayl)*
(1795–1881)

*Ġskoçyalı meĢhur yazar ve tarihçi.
120
Müslümanlık teslis akidesini
reddeder.
Edward Gibbon (Edvor Gibon)*
(1737–1794)


* Ġngiltere'nin en meĢhur ve en büyük tarih
yazarlarındandır. Ġngiliz milletvekilidir.
121
Kur‟an, bütün iyilik ve fazilet
esaslarını ihtiva eder; insanı her
türlü sapkınlıktan korur.
Sedio*



*Oryantalist.
122
Yaratıcı‟nın hukuku ile yaratılanların hukuku,
ancak Müslümanlık tarafından mükemmel bir
surette tarif olunmuĢtur. Bunu yalnız
Müslümanlar değil, Hıristiyanlar da Museviler
de itiraf ediyorlar.
Marmaduke William Pickthall
(Marmadük Piktol)*
(1795–1881)

*Ġskoçyalı meĢhur yazar ve tarihçi.
123
Kur‟an öyle bir peygamber sesidir
ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu
sesin aksi saraylarda, çöllerde,
Ģehirlerde ve devletlerde çınlar.
Samuel Johnson
(Dr. Johnson)*
( 1709–1784)

*Ġngiliz yazar ve Ģair.
124
Kur‟an, dünyada en büyük hakikat
olan “Allah'ın birliğine inanmak”
hakikatini dünya çapında ilan eder.
Doktor City Youngest
(Siti Yangest)*

*Ġngilizce–Arapça ve Arapça–Ġngilizce sözlük
yazarı.
125
Kur'an'ın lisanı her yönüyle
benzersizdir.
Kur'an muhteĢem bir mucizedir.
Corsele (Korsel)*


* Kur‟an'ın mutaassıp münekkidi ve
mütercimi.
126
Kur‟an beĢeriyete ilahi bir lütuftur.
Kur‟an muzaffer cumhuriyetler
meydana getirmiĢtir.
John Medows Rodwell
(Radvel)*
(1808–1900)

• *Kur‟an ayetlerini iniĢ tarihine göre 1876 yılında
Ġngilizce‟ye tercüme ve tertip eden, Ġngiltere'nin
Ġslam bilimiyle uğraĢan papazlarından.
127
Müslümanlık günümüz dünyası için
en uygun bir dindir. Cihan
medeniyetlerinin dayandığı bütün
temelleri ihtiva eder.
Gaston Care
(Gaston Kar)*


*Fransa'nın en meĢhur oryatalistlerinden.
128
Kur'an bütün dinî kitaplardan
üstündür.
Jochahim Du Rulph
(Yoahim Dü Raf)*


*Alman âlimlerinden ve oryantalistlerinden.
129
MADDENĠN YAPISINDA
VURGULANMASI GEREKEN
BAġLICA ÖGELER
• Maddenin yapısı taneciklidir.
• Maddenin yapısı boĢlukludur.
• Maddenin tanecikleri hareketlidir.
• Tanecikler arasında çekim kuvveti vardır.
• Tanecikler arasındaki mesafeler farklı
farklıdır.
130
• Taneciğin fiziksel özelliği yoktur; tanecik
hâl değiĢtirmez.

131
MADDENĠN TANECĠKLĠ YAPISI
GÖZLEMLENEBĠLĠR MĠ?
• 30 milyon defa büyülten STM (tarayıcı
tünel mikroskobu) ile atom ve moleküller
görülebilmektedir.
• Bilgisayardaki renklendirme dıĢında,
görülen gerçek görüntüdür.
• Kitaplardaki molekül modelleri yanlıĢtır,
gerçek görüntü değildir.
132
• Atomlar yuvarlak model olarak, moleküller
de birbirine geçme modeli Ģeklinde
görülürler.
• Atom çapı 10
–8
cm olduğuna göre, atom
mikroskopta 0,3 cm büyüklüğünde görülür.
Günümüzde çekirdek, proton, nötron,
elektron zaten görülemezler. Esirin de
görülmesi mümkün değildir. Ancak
belirtilen ispat yollarıyla varlığına delil
getirilmektedir.
133
• Göremediğimiz, mikroskop veya X
ıĢınlarıyla bile tespit edemediğimiz madde
de vardır. Bunlara ancak günümüzün
teknolojisi ile ulaĢılmaktadır.
134
ATOM ALTI PARÇACIKLAR
(PARTĠKÜL TEORĠSĠ)
135
NAZZAM‟IN PARTĠKÜL
TEORĠSĠ ĠLE ĠLGĠLĠ 12–13 ASIR
ÖNCEKĠ KEġFĠ
• Atom teorisini ilk ortaya koyan Yunan
bilginleri maddenin en küçük parçasının
atom olduğunu söylerken bir Ġslam âlimi
olan Nazzam, maddenin sonsuz denecek
ölçüde parçalanabileceğini söylemiĢ ve
günümüzün ilim adamlarından biri gibi
konuĢmuĢtur.
136
• Bugünün partikül teorisi perspektifinden
atom altı parçacıklar düĢünülerek bu
meseleye bakıldığında Nazzam‟ın 12–13
asır önce, çok derin Ģeyler söylemiĢ
olduğu iddia edilebilir.
137
ESĠR ĠLE ĠLGĠLĠ
BĠLDĠKLERĠMĠZ
• 19. asrın sonları ve 20. asrın baĢlarında
bilim dünyasının yoğun bir Ģekilde tartıĢtığı
esirin varlığı konusunda günümüzün bilim
adamları arasında birlik olduğu
söylenebilir. Yine de bazı kiĢilerin kabul
etmediğini söyleyebiliriz.
• Esir, atomdan çok küçüktür. Esirin de
zerreleri vardır. Günümüzün bilinen en
küçük parçacığı, esirin zerreleridir.
138
• Önce esir, sonra atom var edilmiĢtir. Atom
esirden yapılmıĢtır. Atomun yapı taĢları
esirdendir.
• Esir, atomların tarlasıdır. Esiri bir deryaya
benzetirsek onda yüzen varlıklar; atomlar,
moleküller, iyonlar, formül–birimler ve
galaksiler olur. Yeryüzü de esir denizinde
yüzen bir gemi gibi düĢünülebilir.
• Esir, su gibi akıcıdır. Hava gibi nüfuz
edicidir. Esirin nüfuz etmediği madde
yoktur.
139
• Isı, ıĢık, elektrik ve sesin yayılması esirin
varlığını gösterir; çünkü boĢlukta bunların
yayılması düĢünülemez. Dolayısıyla uzay
boĢluğu yoktur. Uzayın derinlikleri,
sonsuza kadar uçsuz bucaksız bir boĢluk
değil; uzay, kesinlikle esir maddesiyle
doludur. Gezegenler arasındaki çekme ve
itme kanunları da ancak esirin varlığıyla
açıklanabilir. Yine uzay boĢluğu dıĢındaki
her çeĢit boĢlukta da esir vardır.
140
• Atomların yapı taĢı birdir. Proton, nötron
ve elektronun farklı adetlerinin bir araya
gelmesiyle farklı atomlar ortaya çıkıyor.
Bunun gibi proton, nötron, elektron ve
diğer atom altı parçacıklarının da aynı yapı
taĢının farklı adetlerinin bir araya
gelmesiyle ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
• Buz ile su buharının birleĢmesinden su
oluĢabiliyor. Bunun gibi atom içinde de
birleĢmeler, dönüĢümler ve eĢitlikler
gerektiğinde oluyor.
141
TANECĠK DÖNÜġÜMLERĠ,
ENERJĠ, ESĠR ĠLĠġKĠSĠ
• Bu birleĢme, dönüĢüm ve eĢitliklerden
bazıları Ģunlardır:
• Proton + Elektron → Nötron
• Nötron → Proton + Elektron
• Bu durum bize hem esir maddesinin enerji
ile ilgili olduğunu ispat eder hem de
atomdaki taneciklerin yapı taĢının aynı
olduğu konusunda fikir verir.
142
• Esirde tabir caiz ise büyük bir enerji
olduğu düĢünülüyor.
• Kandiller bir zaman zeytinyağı ile yakılır.
Sonra petrol ve elektrik enerjisi devreye
girer. Petrolün devrinin bitmesi yakın
görünüyor. Yer ve gök hazinelerinin
üstündeki perdenin kalkacağı ve yeni
enerji kaynaklarının açılacağı bir dönem
beklenmektedir. O dönemin ulaĢım
vasıtaları temiz enerjiyle veya enerjiye bile
lüzum görülmeden çalıĢacaktır.
143
• Maddenin 4 hâli olduğu gibi esirin de
hâlleri vardır.
• Maddenin hâllerinde formül aynı kalmakla
beraber isimler ve görünüĢler farklı oluyor.
Su buharı, su, buz örneğinde olduğu gibi
gaz, sıvı ve katı üç tür maddenin de
formülü H
2
O‟dur. Bunun gibi esir maddesi
de esir kalmakla beraber, diğer maddeler
gibi farklı Ģekil alabilir ve ayrı suretlerde
bulunabilir.
144
• Hem madde esirden yapılmıĢtır hem de
madde içinde esir vardır.
• Esirin farklı Ģekillerinden bir kısmı tartı ve
ölçüye gelir, bir kısmı ise tartı ve ölçüye
gelmez. Demek ki ölçülemeyen de bilim
oluyor. Esir, tartı ve ölçüye gelmeyen
ortamları da oluĢturur. Esir; madde ve
mana âlemlerinin arasında bir yapıya
sahiptir. Bu nedenle esir maddesi, manevi
varlıkların da yaĢama ortamı olarak
düĢünülebilir.
145
• Demek ki bilimin konusu maddeyle sınırlı
değildir; metafizik de bilim kabul
edilmelidir. Esir ruha yakın bir yapıda olup
vücudun en zayıf mertebesidir. Esirle ilgili
ortaya çıkacak ispatlar, bizi, din ile ilmin
buluĢtuğu noktalara götürebilir.
• Maddenin % 96‟sını oluĢturan ve
günümüzde bilinmeyen madde olan
karanlık maddenin esir olabileceği
düĢünülmektedir.

146
ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA
ESĠRDEN YAPILMIġ OLABĠLĠR
• Esir maddesi atom altı parçacık olduğu
gibi diğer atom altı parçacıklar da esirden
yapılmıĢ olabilir.

147
HĠGGS PARÇACIĞI (HĠGGS
BOZONLARI):
KEġFEDĠLMEMĠġ ATOM ALTI
PARÇACIK
• Higgs parçacığı (Higgs bozonları),
günümüzdeki madde kuramının henüz
keĢfedilmemiĢ taneciğidir. Higgs bozonları
atom altı parçacıklardandır.
• Higgs bozonlarının esir olabileceği
düĢünülmektedir.
148
• Cenevre‟de Avrupa Nükleer AraĢtırma
Merkezi (CERN)‟in yerin altındaki büyük
laboratuvarına dünyanın en büyük süper
iletken mıknatısı indirilmiĢtir. Mıknatıs,
Büyük Hadron ÇarpıĢtırıcısında (LHC)
“parçacık çarpıĢtırma deneyi” için
kullanılacaktır. Büyük Hadron
ÇarpıĢtırıcısının niçin inĢa edildiğini tek bir
cümleyle yanıtlarsak bu yanıt “Higgs
bozonlarının keĢfedilmesi amacıyla inĢa
edildiği” Ģeklinde olacaktır.
149
• Higgs kelimesinin sözlük anlamı “çok
büyük bir sıçrama” demektir.
150
AVRUPA NÜKLEER
ARAġTIRMA MERKEZĠ
(CERN)‟DEKĠ YÜZYILIN
DENEYĠ
• CERN Cenevre‟dedir. CERN‟de 2008
yılının eylül ayında büyük bir deney
gerçekleĢtirilmiĢtir.
• CERN‟de görevli bilim adamlarının bazıları
Türk bilim adamıdır. Ancak CERN‟e üye
değildirler.
151
• Maddenin baĢlangıcının olduğu, baĢka bir
ifade ile maddenin belli bir baĢlangıçtan
itibaren var edildiği konusu, CERN‟deki
deneylerin sonucunda deneysel olarak da
ispat edilecektir.
• Big Bang (Büyük Patlama) teorisine göre
madde zaten ezelî (öncesiz) değildir.
• Ġlk var ediliĢin nasıl olduğunu tam olarak
bilemeyiz; çünkü göklerin ve yerin
yaratılıĢına Ģahit tutulmadık.
152
• Zamanı geriye götürüp bu gerçeğe Ģahit
olma konusu ise..!
153
BĠG BANG (BÜYÜK PATLAMA)
TEORĠSĠ
• Big Bang (Büyük Patlama) teorisi basitçe
Ģöyle özetlenebilir: 13,7 milyar yıl önce
evren bir nokta olarak var edildi ve
geniĢletildi. Bu teoriye göre evrenin bir
baĢlangıç noktası vardır. Bu baĢlangıç
noktasından önce madde ve zaman
yoktur.
• Evrenin baĢlangıç noktası denildiğinde,
noktanın boyutunun olmadığı bilinmelidir.
154
• Var ediliĢ ve geniĢleme, bir emirle
baĢlamıĢtır ve devam etmektedir.
155
ZIT ĠKĠZ ATOM ALTI
PARÇACIKLAR
• Kâinatın herhangi bir noktasında bir
partikül yaratılınca onunla birlikte zıt ikizi
de meydana gelir.
• Elektronun zıt ikizi pozitron, protonun zıt
ikizi anti proton, nötronun zıt ikizi anti
nötron, nötrinonun zıt ikizi anti nötrinodur.
156
KUARK ADIYLA BĠLĠNEN
ATOM ALTI PARÇACIKLAR
• Kuarklar; proton ve nötronları oluĢtururlar.
• Kuark adı verilen partiküller de çiftler
hâlindedir: Yukarı kuark–aĢağı kuark, üst
kuark–alt kuark, tuhaf (garip) kuark–tılsım
kuark.
• Kuarklar; hem elektromanyetik kuvvet,
zayıf kuvvet ve nükleer kuvvetin ortaya
çıkmasına sebeptir hem de bunların
etkilerini duyarlar.
157
• Kuarklar belki de esirdir.
158
MADDENĠN ZIT EġĠ VEYA
ANTĠ MADDE ADIYLA BĠLĠNEN
ATOM ALTI PARÇACIKLAR
• Bildiğimiz atoma karĢılık olarak çekirdeği
negatif, elektronu pozitif (pozitron) olan
atomlar da vardır. Bu atomlardan oluĢan
madde; maddenin zıt eĢi veya anti madde
olarak adlandırılır.
• Sebepler dünyasında her Ģeyin çift
yaratılmıĢ olmasını, anti madde ile evren
bazında da görmüĢ oluyoruz.
159
• Madde, enerjinin yoğunlaĢmıĢ Ģekli olarak
da tarif edilebilir ve tekrar enerjiye
dönüĢebilir.
• Fisyon ve füzyon reaksiyonlarında,
kütlenin binde bir, on binde bir gibi çok
küçük bir kısmı enerjiye dönüĢür. Geri
kalan kısmından ise baĢka element oluĢur.
• Anti madde, kuantum mekaniğinin en sırlı
konularındandır.
• Dünyada anti madde yoktur.
160
• Anti maddenin varlığı CERN‟de tanecik
hızlandırıcılarda ortaya konulmuĢtur. Atom
altı parçacıkların ıĢık hızına yakın hızda
parçalanmasıyla CERN‟de çok küçük
miktarda bir görünüp bir kaybolan anti
madde ispatlanmıĢtır.
• Anti madde bazı yıldız sistemlerinde
bulunmaktadır.
• Evren var edildiğinde, eĢit miktarda madde
ve anti maddenin yaratıldığı tahmin
edilmektedir.
161
ANTĠ MADDE NĠÇĠN GÖRÜNÜP
KAYBOLUYOR? (DÜNYADA
ANTĠ MADDE NEDEN
YOKTUR?)
• Beta bozunmasında, nötron protona
dönüĢür ve dıĢarıya bir elektron ile bir anti
nötrino denilen tanecik neĢrolunur.
• Nötron → Proton + Elektron + Anti nötrino
• Bazı nadir izotoplarda çift beta bozunması
görülür.
162
• Çift beta bozunmasında, nötronların ikisi
birden aynı anda bozunur. Ġki protona
dönüĢür. Bu esnada iki elektron ile iki anti
nötrino yayılır.
• Çift beta bozunmasının farklı bir
versiyonunda ise anti nötrino oluĢmaz.
• Beta bozunmasında dıĢarıya bir anti
nötrino neĢredilir. Çift beta bozunmasında
ise dıĢarıya iki anti nötrino neĢredilir. Bu;
bir nötronda bir anti nötrino bulunduğu
anlamına gelir.
• 2Nötron → 2Proton + 2Elektron
163
• Çift beta bozunmasının farklı versiyonunda
oluĢan anti nötrino çekirdekten dıĢarı
çıkamadan, çekirdekteki bir baĢka nötron
tarafından absorbe edilir. Bizim bunu
gözlemimiz, anti nötrinonun bir görünüp bir
kaybolması Ģeklinde olur. Buna, anti
nötrinonun gizlenmesi de diyebiliriz.
Dünyada anti maddenin olmayıĢı, anti
maddenin gizlenmesinden dolayı olabilir.
ġayet böyleyse; nötronun yapısında
gizlenmiĢ anti nötrino maddenin temel
parçacıkları arasında ayrı bir yer alacaktır.
164
• Anti madde, tanecikler arasında müstakil
olarak mevcut değildir.
• Anti madde, evrenin baĢlangıcında yüksek
sıcaklık Ģartlarında mevcuttu.
165
DÜNYADA NĠÇĠN ANTĠ MADDE
YOKTUR?
• Anti madde ile madde birbirine temas
ettiğinde her ikisi de büyük bir enerji açığa
çıkararak ortadan kaybolurlar.
• Madde ile anti madde karĢılaĢtığında;
maddenin %100‟ü enerjiye dönüĢür. Bu,
patlayan bir hidrojen bombasının
bıraktığının, 143 katı fazla enerji demektir.
• ġayet dünyada anti maddenin gizlenmesi
olmasaydı, dünya olmayacaktı.
166
ELEKTRON ĠLE POZĠTRON
BĠRBĠRĠNĠN ANTĠ
MADDESĠDĠR
• Elektron ve pozitron arasındaki temas
neticesinde, 511000 elektron volt (eV) gibi
enerjiye sahip gama ıĢınları meydana
gelir.
• e elektron, V ise volt demektir. eV elektron
volt olarak okunur. Bazı kitaplarda elektro
volt olarak geçmektedir. Doğrusu elektron
volttur.
167
• Gama ıĢını, enerjisi en yüksek ıĢındır.
• Elektronun (madde) atom numarası –1,
kütle atom numarası 0‟dır. Pozitronun (anti
madde) atom numarası +1, kütle atom
numarası 0‟dır.
• Ġkisini topladığımızda atom numarası da
kütle atom numarası da 0 olan gama ıĢını
oluĢur ve enerji açığa çıkar.

168
ATOM ALTI TANECĠKLERĠN
DĠLĠ
• Atom altı tanecik araĢtırmalarında daha
derinlere inildikçe, çok küçük kütleli,
kütlesiz, çok hızlı ve çok kısa ömürlü
taneciklerin varlığı bize Ģunları
düĢündürüyor: Madde her an, sanki varlık–
yokluk sınırından ve hatta yokluktan var
ediliyor. Atom altı dünyası sabit ve
hareketsiz değildir. Var edildikten sonra
kendi hâline bırakılmamıĢtır.
169
• Bu kadar küçük, hızlı, her an oluĢan ve
baĢka Ģeylere dönüĢen bu kadar çok
taneciğin var edilmesi bizim, büyüklüğü,
ilmi, hesabın inceliğini ve sonsuzluğu
anlamamız içindir.
170
ETHER (ETER) VE ETER ALTI
ADIYLA BĠLĠNEN ATOM ALTI
PARÇACIKLAR
• Küçük âlem diyebileceğimiz atom altı
partiküller, değiĢik çevrelerde eter, eter altı
gibi adlarla da anılmaktadır.
• Eteri bazıları kabul eder, bazıları kabul
etmez.
171
MUON ADIYLA BĠLĠNEN ATOM
ALTI PARÇACIK
• Uzaydan dünyaya gelen muon adı verilen
parçacıklara da atom altı parçacık
denebilir.
172
KARANLIK MADDE
• Maddenin % 96‟sının ne olduğu
günümüzde bilinmiyor. Buna karanlık
madde denmektedir.

173
KARANLIK ENERJĠ VE
KARANLIK MADDE
• Bir görüĢe göre de bilinmeyen % 96‟nın; %
70‟i karanlık enerji, % 20‟si ise karanlık
maddedir.
• Evrendeki maddenin sadece % 4‟ünün ne
olduğu bilinmektedir.
• Varlığın gözlemlediğimiz kısmı; bütününe
göre çok azı, ufak bir parçasıdır.
174
• Atom altı parçacıklarla ilgili ortaya konan
günümüzün partikül teorisi, perdenin
arkasında daha nice varlıklar olabileceğini
kanıtlamaktadır.
175
FOTON (IġIK PARÇACIĞI),
ÖZELLĠKLERĠ VE GÖREVĠ
• Foton, evrenin en hızlı parçacığıdır.
Kütlesiz ve elektrikçe yüksüzdür. Saniyede
300 milyon km yol alır.
• Fotonun görevi, güneĢteki enerjiyi
dünyaya taĢımaktır.
• Elektromanyetizmanın taĢıyıcısıdır.
• Elektrik yüklü parçacıklar üzerine etkir.
176
FOTONUN MEYDANA GELĠġĠ
• Ġlk var edildiği yer, güneĢin merkezidir.
GüneĢin merkezindeki sıcaklık 15 milyon
°C‟tır.
• GüneĢin merkezinde var edilen her bir
foton ilk baĢta yüksek enerjiye sahiptir.
• Fotonlar güneĢin merkezindeki
çarpıĢmalar sonucunda soğur. Böylece
farklı özellikte, düĢük enerjili birçok değiĢik
foton meydana gelir.
177
• GüneĢten çıkan foton, yaklaĢık 8,5
dakikada dünyaya ulaĢır.
• Foton çeĢitlerinden zararlı olanları,
dünyamıza ulaĢamaz. Ozon tabakası,
bunları tutmakla görevlidir.
• GüneĢte füzyon sonucu 4 adet hidrojen
çekirdeğinden, 1 adet helyum çekirdeği
oluĢur ve 2 adet pozitron meydana gelir.
Böylece her saniye 564 milyon ton H
(hidrojen) elementi, He (helyum)
elementine dönüĢmüĢ olur.
178
• Bu dönüĢüm esnasında güneĢ, her saniye
kütlesinden E=mc
2
formülüne göre 4
milyon ton kaybeder.
• Bu azalan kütle enerjiye dönüĢtürülür.
• GüneĢ enerjisi hâlinde dünyamıza gelir.
• Foton ve nötrinolar da böylece meydana
gelir.
• Foton adı verilen parçacıklara da atom altı
parçacık denebilir. Fotonlar çeĢitlidir.
179
FOTON (IġIN) ÇEġĠTLERĠ
• Alfa ıĢını (kozmik ıĢın), beta ıĢını ve gama
ıĢını
• X ıĢınları
• Ultraviyole (mor ötesi) ıĢınlar
• Görünen ıĢık
• Ġnfrared (kızıl ötesi) ıĢınlar: IR ıĢını
• Mikro dalgalar
• Radyo dalgası
• Lazer ıĢını
180
GÖZÜN ALGILAYABĠLDĠĞĠ
IġINLAR
• Nanometre, nm kısaltmasıyla gösterilir.
• 1 nm = 1 milimikron = 10 angström
• 1 milimikron = 10
–3
mikron
• 1 mikron = 10
–3
mm
• 1 mm = 10
–3
m
• Gözün algılayabildiği ıĢınlar 380 nm ile
780 nm arası dalga boyundaki görünür
ıĢınlardır.
181
NÖTRĠNO
• Nötrino atom altı parçacıklardandır.
• Nötrino da; fotonlar gibi, güneĢte,
hidrojenin helyuma dönüĢmesi anında,
maddenin enerji karĢılığı olarak meydana
gelir.
182
GLUON (GULON)
• Atomun yapısında gluon adı verilen
parçacık da belirlenmiĢtir.
• ġiddetli çekirdek kuvveti, gluon diye bilinen
sekiz parçacık tarafından taĢınır.
• Kütlesiz ve elektrik yüksüzdür.
• Elektromanyetik kuvvet ve zayıf kuvvete
karĢı duyarsızdır.

183
LEPTON
• Çekirdek kuvvetinden etkilenmez.
• YalıtılmıĢ bireyler olarak gözlemlenir.
184
IġINLAMA GERÇEKLEġECEK
MĠ?
• Günümüzde ses nakli radyoyla, görüntü
nakli de televizyonla gerçekleĢmiĢ oldu.
Radyo ve televizyon ile yapılan suretin
naklidir. Henüz aynen nakil olmamıĢtır.
Gelecekte daha çok ıĢınlama konusu
üzerinde çalıĢmalar olacaktır. Gerçi radyo
ve televizyonun ileri dereceleri konusunda
da daha yapılacaklar vardır.
185
• ġayet çok çalıĢırsak, yakın bir gelecekte,
zemin yüzünü; her tarafı, her birimize
görülen ve her köĢesindeki sesleri herkes
tarafından iĢitilen bir yer konumuna
getirebiliriz.
• IĢınlama konusu bize, Ģu an için mümkün
olamayacakmıĢ gibi geliyor; çünkü cisimler
hareket ettikleri yönde boylarından
kaybetmekte ve ıĢık hızına çıkınca da yok
olmaktadırlar. Bu durumda insanın kalbi ve
nabzı nasıl olur bilinemez...!
186
• Ancak gelecekte ilimler çok geliĢecektir.
• Bu geliĢmeler, beraberinde birçok sürprizi
de getirecektir.
• Teknik ve teknoloji ilerledikçe, Ģimdi bize
imkânsızmıĢ gibi gelen olaylar
gerçekleĢecektir.
• Uzak mesafelerden eĢyayı aynen hazır
etmek, mümkündür. KiĢisel çabalarla o
noktaya yetiĢilmezse de, insanlığın ortak
çalıĢmasıyla yetiĢilebilir. Maddeten
eriĢilmezse de, manen eriĢilebilir.
187
MADDENĠN IġIN HÂLĠ
• Plazma hâl veya akkor hâl de denir.
• Plazma hâli, her maddede vardır. Plazma
hâline geçiĢ; her maddede, her zaman,
belirlenen ve planlanan düzeyde
olmaktadır.
• Ġnsanın plazma hâlinden etkilenmesi;
solunum yoluyla veya deriden doğrudan
kana geçmek suretiyledir. Havadan
beslenme konusu, maddenin plazma
hâliyle ilgilidir. Plazma hâli havayla
karıĢınca ve solununca tedavi eder.
188
MADDENĠN IġIN HÂLĠNĠN
DELĠLLERĠ
• Altın gibi kıymetli metaller ve yakut gibi
kıymetli taĢlar, maddenin 4. hâli olan ıĢın
hâline kolay geçer. Eskiden beri, deriye
temasla kana geçme veya temassız
solunum yoluyla koruyucu hekimlikte ve
tedavide kullanıldığı bilinmektedir. Madde
ıĢın hâline geçince kütlesinden
kaybetmez; ya hava ve suda Ģarj olur ya
da hassas tartım aletiyle bile kütle kaybı
ölçülemez.
189
• Cisimlerin ileride ıĢınlanabileceğinden söz
edilmektedir.
• Esir maddesinin farklı durumlarından bir
kısmı tartı ve ölçüye gelir, bir kısmı ise
gelmez. Demek ki ölçülemeyen de madde
oluyor ki; bu konunun ıĢın hâliyle iliĢkisi
olabilir.
• Uzayın derinlikleri, sonsuza kadar uçsuz
bucaksız bir boĢluk değildir; uzay,
kesinlikle esir maddesiyle doludur. Uzayda
maddenin ıĢın hâlinin olduğuna dair
görüĢler vardır.
190
MADDE TRANSFERĠ HANGĠ
SICAKLIKTA OLACAK?
• Madde transferinin sıfır kelvin sıcaklığında
olacağı öngörülüyor. 0 K bilindiği gibi en
düĢük sıcaklıktır. Günümüzde 0 K‟e
inilememiĢtir.
• Sıcağın yakması gibi soğuğun da yakması
vardır. Buna “bürüdetiyle ihrak etmek”
baĢka bir ifadeyle “soğukluğuyla yakmak”
denir.
191
• Demek ki soğuğun da yakacağı bir sıcaklık
derecesi vardır. KıĢ mevsiminin en soğuk
günleri olan zemheride soğuğun
yakmasını görüyoruz.
• Maddenin ıĢın hâli, yüksek sıcaklıkta
olmakla beraber her bir sıcaklıkta da olur;
maddenin diğer üç hâli için de bu böyledir.
• Öyleyse en düĢük sıcaklıkta da plazma
hâli olabilir. Belki de 0 K‟e
eriĢebildiğimizde madde transferini de
gerçekleĢtirmiĢ olacağız.
192
• Madde transferi (maddenin ıĢınlanması)
için maddenin ıĢın hâlinde olma gerekliliği
bilinmektedir.
193
TAKYON (TACHYON)
• Takyon, Latincede “çok hızlı” demektir.
• Takyonlar ıĢıktan hızlı, kütlesi eksi,
boyutları sıfırdan küçük olan atom altı
parçacıklardır.
• Takyonların keĢfi, enerjinin ıĢıktan hızlı
gidebileceğini göstermiĢtir.


194
• Cisimlerin hareket ettikleri yönde
boylarından kaybedeceklerini ve ıĢık
hızına eriĢince de yok olacaklarını
belirtmiĢtik. Einstein‟ın izafiyet teorisine
göre ise, ıĢık hızına eriĢen bir cismin
kütlesi sonsuz oluyordu. Günümüzde
böyle olmadığı ortaya çıkmıĢtır. IĢık
hızının aĢılmasıyla, kütlenin sonsuz
olmadığı ispat edilmiĢtir.
195
GYRON (JAYRON) DENĠLEN
ATOM ALTI PARÇACIK
• Bazı bilim adamlarına göre gyron (jayron)
denilen atom altı parçacık, esir maddesinin
temelini teĢkil eder ve evrenin en küçük
parçacığıdır.
• Bir adet atomda yaklaĢık 1020 gyron
vardır.
196
ESĠRĠN BĠLĠM DÜNYASINCA
1990‟LI YILLARA KADAR
KABUL EDĠLMEMESĠNĠN
NEDENLERĠ
• BirleĢik Alan Teorisi‟nde hata yaptığını
sonradan Einstein‟ın kendisi de kabul
etmiĢtir. Buna rağmen fizik dünyası
Einsteinizm diyebileceğimiz görüĢ
dıĢındaki her görüĢe karĢı uzun süre
kapalı yaĢamıĢtır.
197
• Bu sebeple de esir ile ilgili çalıĢmalar
1990‟lı yıllara kadar yayımlanamamıĢtır.

198
ESĠR MADDESĠNDEN SÖZ
EDEN BAġLICA BĠLĠM
ADAMLARI
199
PROF. DR. PAUL DĠRAC (1902–
1984)
• Prof. Dr. Paul Dirac, fizik profesörüdür.
• Prof. Dr. Paul Dirac, esir maddesinin kabul
edilmesi sonucunda ilmî görüĢlerde yeni
değiĢiklikler olacağını ve ucuz enerji
üretiminde faydalar elde edileceğini
belirtmiĢtir.
• Prof. Dr. Paul Dirac, her yanı kaplayan ve
hareket eden bir tanecik denizinden söz
etmiĢtir.
200
• Prof. Dr. Paul Dirac, 1933'te Schrödinger
ile beraber Nobel Fizik Ödülü almıĢtır.
201
PĠTTSBURGH
ÜNĠVERSĠTESĠ'NDEN DR.
FRANK M. MENO (1934–….)
• Pittsburgh Üniversitesi'nden Dr. Frank M.
Meno adlı bilim adamının esir maddesiyle
ilgili hipotezi vardır. Dr. Meno, esir
üzerindeki çalıĢmalarına 1961 yılında
baĢlamıĢtır. 1990 yılında Kanada'da
"Physics Essays" isimli uluslararası bir
dergide esirle ilgili yazısı yayımlanmıĢtır.
202
• Dr. Meno'nun teorisine göre; gyron
(jayron) denilen atom altı parçacık esir
maddesinin temelini teĢkil eder. Gyron
küresel değildir. Ġki ucu sivri ve ortası dar
bir kalem Ģeklindedir. Kâinatta her Ģey bu
maddeden ve bu maddenin dinamiğinden
ibarettir. Bir adet atomda yaklaĢık 1020
gyron vardır. Dolayısıyla evrenin en küçük
parçacığı gyrondur. Dr. Meno„ya göre;
esirin uygulama alanları ileride; telepati,
düĢünce akıĢı, iletiĢim, enerji kontrolü,
tıbbi tedavi gibi alanlar olacaktır.
203
Rus Fizikçi Nikolai
Aleksandrovich Kozyrev (1908–
1983)
• "Rusya'da Tanrıya DönüĢ" isimli kitabında
Rus fizikçi Nikolai Aleksandrovich
Kozyrev, esir maddesinden söz
etmektedir.
• Ayrıca zamanı bir madde olarak ele
almakta ve ona enteresan özellikler
yüklemektedir.
204
ESĠR MADDESĠNĠN BĠRKAÇ
CÜMLEYLE FARKLI
TANIMLARI
• Esir gayet latif, nazenin, itaatkâr bir icraat
sayfasıdır.
• Emirlerin nakil vasıtasıdır.
• Tasarrufun zayıf bir perdesidir.
• Yazıların latif bir mürekkebidir.

205
• En nazenin bir icraat hullesidir.
• Sanat eserlerinin mayasıdır. En küçük
maddelerin yaratıldığı bir ham madde ve
bir tarladır.
• Atomlar esir maddesinden yaratılmaktadır.
206
ESĠR MADDESĠNĠN
YOKLUĞUNU ĠSPAT ĠÇĠN
YAPILAN DENEYĠN HATALI
BĠR DENEY OLDUĞU AÇIĞA
ÇIKMIġTIR
• Michelson ve Morley, kendi isimleriyle
anılan meĢhur Michelson–Morley deneyini
yapmıĢlardır.
207
• Bu deney, esir maddesinin yokluğunu
ispat için yapılmıĢtır.
• Sonraki yıllarda deneyin hatalı olduğu
ispatlanmıĢtır.

208
ESĠR MADDESĠ ÜZERĠNDE
ÇOK DURULMASININ SEBEBĠ
• Kimyacılar ve fizikçiler esir maddesine
özel bir önem vermelidirler.
• Esirle ilgili keĢif ve buluĢlar, enerji
probleminin çözülmesinde yenilik
getirecektir. Çaresi bulunmamıĢ bazı
hastalıkların tedavisinde rol oynayacaktır.
209
• Yerlerin ve göklerin insanlık için bütün
hazinelerini açması belki de bu yolla
olacaktır...

210
MADDENĠN ĠKĠ KARAKTERĠ
1. TANECĠKLĠ YAPI
2. DALGA KARAKTERĠ
• Atom ve daha küçük boyutlara inildiğinde
maddenin tanecik özelliğinin yanı sıra
dalga özelliği de deneylerle
gözlemlenebilir.
• IĢık da madde gibi hem tanecik hem de
dalga özelliğine sahiptir.
211
MADDENĠN DALGA
KARAKTERĠ
• Atom ve daha küçük boyutlara inildiğinde
maddenin tanecik özelliğinin yanında
dalga özelliği de deneylerle
gözlemlenmektedir.
• Mesela; atomdaki elektron ispat edilirken
elektronun dalga özelliğinden yararlanılır.
212
SEMANIN MEKFUF MEVC
OLMASI
• Mevc, dalga demektir.
• Mekfuf kelimesinin değiĢik anlamları
vardır. Her bir anlam dalganın farklı bir
yönünü, değiĢik bir özelliğini, ayrı bir
karakterini açıklar.
• Sema, mekfuf mevc özelliğine sahiptir.
Sema; dalgaları kararlaĢmıĢ,
durgunlaĢmıĢ, sakin hâle gelmiĢ bir
denizdir.
213
DALGANIN ÖZELLĠĞĠ:
KARARLAġMAK,
DURGUNLAġMAK, SAKĠN
HÂLE GELMEK
• Evren, dalgalardan meydana gelmiĢ bir
denizdir. KararlaĢmak, durgunlaĢmak,
sakin hâle gelmek; dalganın baĢlıca
özelliklerindendir.
214
SCHRÖDĠNGER,
KARARLAġMIġ
DALGALARDAN SÖZ EDER
• Kuantum mekaniğine göre belli bir hıza
sahip olan her kütleye karĢılık olan bir
dalga vardır.
• Dalga boyu Broglie'nin ortaya koyduğu
denklemle hesaplanabilir.
• Mesela; 1 cm/s hıza sahip bir elektron
dalgası yaklaĢık 7 cm boyundadır.
215
• Hız arttıkça dalga boyu kısalır. Daha
karmaĢık sistemlerde dalga özellikleri,
Schrödinger‟in bulduğu “Schrödinger
denklemi” ile ifade edilir.
• Schrödinger, kararlaĢmıĢ dalgalardan söz
eder.
216
Broglie (1892–1987) ve
Schrödinger (1887–1961)
Kimdir?
• Broglie, 1929 yılı Nobel ödülü sahibidir.
Fransız fizikçidir.
• Schrödinger, kuantum mekaniğine olan
katkılarıyla, özellikle de 1933'te kendisine
Nobel ödülü kazandıran “Schrödinger
denklemi” ile tanınır. Avusturyalı fizikçidir.
217
DALGA ÖZELLĠKLERĠNĠN
DAHA FAZLASINI
ÖĞRENMEMĠZ
YASAKLANMIġTIR
• Mekfuf kelimesinin bir manası da “yasak
edilmiĢ veya menolunmuĢ” demektir.
• Mekfuf mevc, yasak edilmiĢ dalga
anlamındadır.
218
• Kuantum mekaniğinde dalga
özelliklerinden en önemlisi; dalganın
konum ve momentum bilgilerinin, belli bir
sınıra kadar ölçülebilir olmasıdır.
• Dalga özelliklerinin daha fazlasını
öğrenmemiz yasaklanmıĢtır. Fiziksel
olarak da bu zaten mümkün değildir. Buna
“Heisenberg belirsizlik ilkesi” denir.
• Bu özellik aynı zamanda, mutlak
determinizmi reddeder ve kader gerçeğine
kapı aralar.
219
Süper Sicim Teorisi (Superstring
Teorisi)
• Einstein‟ın keĢfettiği “Süper sicim teorisi”
veya uluslararası ismiyle “superstring
teorisi” maddenin dalga özelliği ile ilgilidir.
Bu teoriye göre maddenin en temel özellik
parçacığı sicimlerdir. Kütle ve elektrik yükü
gibi özellikler, sicimlerin belli salınımları ile
ortaya çıkar. Dolayısıyla bir dalga hareketi
söz konusudur.
220
• Sicim teorisi; açık sicim ve kapalı sicim
olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

221
AÇIK SĠCĠM TEORĠSĠ VE
KAPALI SĠCĠM TEORĠSĠ
• Açık sicim teorisine göre, sicimlerin uçları
hem birleĢebilir hem de ayrılabilir. Kapalı
sicim veya açık bir sicim Ģekli olabilir.
• Kapalı sicim teorisinde ise sicimin
açılabilme özelliği yoktur. Her zaman
kapalı bir halka görünümündedir. Zaten
mekfuf kelimesinin bir diğer anlamı da
“kulplarından sıkıca bağlanıp heybe gibi
asılmıĢ” demektir.
222
• Düğümün açılıp kapanabilme özelliği göz
önünde tutulduğunda, açık sicim teorisinin
tercih edildiği düĢünülebilir.
223
DÜRÜLMÜġ DALGA KARAKTERĠ
(ÜÇ BOYUT DIġINDAKĠ DĠĞER
BOYUTLARIN ÜÇ BOYUT
ĠÇĠNDEKĠ DÜRÜLMÜġLÜĞÜ)
• Mekfuf kelimesi, “dürülmüĢ” anlamına da
gelmektedir. Süper sicim teorisi için üç
boyut (buut) yeterli değildir, ek boyutlar
gerekmektedir. Ek boyutlar, dürülmüĢ bir
vaziyette bildiğimiz üç boyutta gizlenmiĢtir.
Bu görüĢ, bu konudaki en yaygın
yorumdur.
224
• 3 boyutlu bir âlemde yaĢamaktayız.
• 4. boyut, itibari hat dediğimiz zamandır.
Ġçine zamanı da alan 5. boyut da vardır.
Zaman, itibari bir Ģeydir; hakiki vücudu
yoktur. Zamana değer, hayatiyet ve
canlılık kazandıran Ģey, o zaman zarfı
içinde yapılan iĢlerdir.
• Einstein, hem bu boyutlardan hem de 6.
boyuttan söz etmiĢtir. Einstein‟ın iddia
ettiği bu 6. boyut, seyr ü seyahat olarak
bilinir.
225
• Mekfuf kelimesinin “dürülmüĢ” anlamında
da; maddenin dalga karakterine, süper
sicimlere ve 3 boyut dıĢındaki diğer
boyutlara çarpıcı bir iĢaret görülmektedir.
• Süper sicim teorisi, 1915 yılında Einstein
tarafından bulunan bir teoridir.
• Diğer âlemde insanın görmesi ise belki
100 boyutlu olacaktır. Ġnsan öbür dünyada
bir Ģeyi aynı anda 100 boyutlu olarak
görüp hissedebilecektir.
226
• Sonuç olarak kuantum mekaniğine göre,
evrendeki her bir zerreye karĢılık gelen bir
dalga vardır. Evren, bu dalgalardan
meydana gelmiĢ bir denizdir.
227
KĠMYANIN GELĠġĠMĠ ĠÇĠN
KĠMYA DĠLĠNĠ OKUMAK VE
DOĞRU ANLAMAK GEREKĠR
(BAġARILI BĠR KĠMYACININ
ÖZELLĠKLERĠ)
• BaĢarılı bir kimyacı; maddenin birbiriyle
uyumunu ve iliĢkisini, intizamını, ahengini,
bizimle iliĢkilerini, içerdikleri fayda, önem
ve gereklilikleri fark edebilmelidir.
228
• Maddenin emrimizde olduğunu anlamalı,
duymalı ve görmelidir.
• Evrendeki nizamın taĢıyıcısı olan ve arz
etmekle görevli bulunan fizik ötesi
varlıkların saflığında olmalıdır.
• Maddenin sırlarını aklımızla görme
azmimiz, her an devam etmeli ve bizimle
beraber olmalıdır.
• Doğal dengenin kimyası iyi bilinmelidir.
• Bütün bunlar yapılırsa kimya ilmine karĢı
tavır alınmamıĢ, düĢmanlık vaziyetini
takınılmamıĢ olur.
229
• Kimyacı, inandığı değerleri bozacak
Ģeyleri müthiĢ feraset ve marifetiyle hemen
ayırt edebilmelidir.
• BaĢkalarına ait yanlıĢ bilgi kırıntıları ile
zihnini ve hafızasını kirletmemelidir.
• Zihni temiz, duru ve diri olmalıdır.
• Anlama ve yorumlama konusunda
kimyanın temel kaynaklarından
faydalanmalı, baĢka yanlıĢ kaynaklara
müracaat etmemelidir.
• Merak ilmin hocasıdır. Merak edene
teveccüh olur, merak karĢılıksız kalmaz.
230
• Bilimsel çalıĢmalardaki ilk Ģart; bakıĢtaki
derinlik olduğundan, kimyacı bir Ģeyler
keĢfedeceğine itimat ederek, tam bir
inanmıĢlık içinde maddeye bakmalıdır.
Böylece ilim hazinesi açılır; sırlar
paylaĢılır.
• Gerçek bir kimyacının kimyaya yaklaĢımı,
natüralistler gibi değildir. BaĢarılı bir
kimyacı, kimya ilmine zemin teĢkil edecek
kanunların; doğru okunmasının, doğru
anlaĢılmasının ve arka planlarının ne
gösterdiğinin bilinmesinin çok önemli
hususlar olduğunun bilincindedir.
231
• Ġnsan gerçek kimya ilmini, evreni okuyarak
elde eder. Elde ettiği bu ilim neticesinde
de kendini tanır (tümevarım). Veya değiĢik
bir yolla önce kendini tanır. Sonra evreni
okuyarak gerçek kimya ilmini elde eder
(tümdengelim).
• Kimya tanımları; efradını (bütün fertlerini)
cami (içeren), ağyarına (kendinden baĢka
olanlarını) mani (engel) olmalıdır.
• Kimyanın kendine özgü dili dinlenmelidir.
Bu sayede kimya ilmi evham olmaktan,
ondaki hikmetler de abese dönüĢmekten
kurtulur.
232
• Zihnin darlaĢmaması, aklın göze inmemesi
için kimya ilmi ruhlu olmalı, ruha da
bilimsel olgunluk kazandırılmalıdır.
Böylece kimya ilminden beklenen gaye
yerine gelmiĢ olacaktır.
• Hedefi ve gayesi belli olan kimya bilgi ve
kazanımları; insanı doğruya, varlığın
hakikatini keĢfetmeye götürür ve insanın
kendi özünü tanımasına yardımcı olur. Bu
nedenle bilmenin ne anlama geldiğini ve
ne demek olduğunu anlayarak, kendi
özümüzü keĢfedip, potansiyelimizi
ustalıkla harekete geçirmeliyiz.
233
• Ġnsanlık, her geçen gün biraz daha fazla
ilim ve fenne dökülecektir. Bütün kuvvetini
ilimden ve fenden alacaktır. Karar
mekanizmaları, güç ve kuvvet; ilmin eline
geçecektir. Bu sebeple ilme sahip çıkmalı;
ilmin hikmet olarak kalması, zulmet ve
abesiyete dönüĢmemesi için çok
çalıĢmalıdır.
• Vicdan kültürü de dediğimiz marifet,
bilginin tabiata mal edilmesiyle kazanılır.
234
• Meseleleri sürekli olağanüstülüklere
bağlamak kâinat kitabını anlayamamanın
ifadesidir.
235
KĠMYA ĠLMĠ GELECEKTE
DAHA DA GELĠġECEKTĠR
• Gelecekte kimya ilmi çok geliĢecektir.
Ġnsanlar, her geçen gün, kimya ilmine
daha çok önem vereceklerdir.
• Ġleride kimya ilminde daha da inkiĢaf
oldukça, insanlar her Ģeyi daha net, daha
açık ve seçik göreceklerdir.
236
KĠMYA ĠLMĠNĠN AÇIKÇA
GÖSTERDĠĞĠ GERÇEK
• Her Ģey, belli bir hesap ve planla yerli
yerine konmuĢtur.
• Zaten kimyager, her şeyi yerli yerine
koyandır.
• Bu yerli yerinde oluĢtan hiçbirisini
tesadüflere vermek mümkün değildir.
• Kimya ilmi bize bu gerçeği açıkça gösterir.
237
KĠMYA FENNĠ
• Kimya dili ile evrene bakılmalı ve evrenin
sayfaları okunmalıdır. O zaman akılları
hayrette bırakan yüksek nizam görülür.
• Tek bir kimyacının fikri ve bakıĢı yüksek
nizamı bulmakta yetersiz kalır. Zaten bir
tek Ģahıs, kimyanın her alanında ihtisas
sahibi de olamaz.
• Kimya fenni de her fen gibi fikirlerin
birleĢmesinden ortaya çıkmıĢ, zamanın
geçmesiyle de geliĢmiĢtir.
238
• Kimya fenni, gözlemlediğimiz nizamın bir
kısmını içerir.
• Kimya fenni de her fen gibi evrende
yüksek bir nizamın bulunmasına bir
delildir.
• Kimya fenninin rapor ettiği nizam
maddedeki fayda ve menfaatle ilgilidir.

239
• Kimyanın lisanı bizi büyülemelidir.
Öğrendiklerimiz bize cazip ve orijinal
gelmelidir. Bu konulardaki konsantremiz
tam olursa, sürekli huzurlu oluruz. Böylece
hem stres yenilmiĢ hem de kinetik enerji
dengelenmiĢ olur.
240
HER BĠR FEN DALI GĠBĠ
KĠMYA ĠLMĠ DE BĠZE NEYĠ
ÖĞRETĠR?
• Her bir fen dalı gibi kimya ilmi de kendi
nevindeki düzenliliği ve intizamı gösterir;
her Ģeyin hikmet üzere konulduğunu,
faydasızlık ve abes olmadığını bize öğretir.

241
2. BÖLÜM: KĠMYANIN TEMEL
KANUNLARI
242
KĠMYA TEORĠLERĠ
• Bütün teorilerde olduğu gibi kimya teorileri
mutlak doğru olmayabilir.
• Ġleride doğru olmadığı anlaĢılacak bir
teoriyi iĢlemek insanı sorumlu yapar.
• Teori (faraziye), her ne kadar birtakım ön
bilgilere dayansa da, temelde, tecrübe
edilmemiĢ görüĢler, iddialar demektir.

243
KĠMYA KANUNLARI
• Her kanunda olduğu gibi kimya
kanunlarında da kanunların zihnimizde
varlıkları söz konusudur. DıĢla ilgili bir
varlıkları söz konusu değildir.
• DıĢla ilgili varlıkları olsaydı, örneğin;
atomun içinde hem itme hem de çekme
kanunundan söz edemeyecektik; çünkü
bunlar birbirine zıt kanunlardır. Aynı yerde
bulunmaları hayret vericidir.
244
• Bu kanunlardan söz ettiğimize göre
varlıkları zihnimizdedir.
• Kanunların nasıl gerçekleĢtiğinin
anlaĢılması veya kanunun bir isimle
ifadesi, olayın harikalığını azaltmaz.
• Kanun, kanun koyucuyu gerektirir ve
kanun koyucuyu görmeden kanunları
varlığın esası, meydana getiricisi saymak,
Ģu örnekteki duruma benzer:
245
• Akılsız bir adam büyük bir saraya girer.
MuhteĢem bir mimari eser olan sarayın
çok muhteĢem donatılmıĢ olduğunu görür.
Koltuk, masa, sandalye, vazo, çiçek, tablo,
soba, kalorifer vb. her Ģey yerli yerindedir.
Bu akılsız adam, böyle bir tefriĢatı kimin
yaptığının merakı içinde sarayın içini
dolaĢır, fakat kimseyi göremez. Masanın
üzerinde bir kitap bulur. Kitapta, sarayın
tefriĢ programı yazılıdır. Akılsız adam,
kimseyi göremediğinden "Bu sarayı böyle
güzel döĢeyen, iĢte bu kitaptır." der.
246
• Bir sarayın tefriĢi, onu tarif eden kitaba
verilebilir mi?
• Aynı Ģekilde bir makinenin yapımı ve
çalıĢması, o makinenin iĢletim kılavuzuna
verilebilir mi?
• Kanunlar; sonsuz bir kuvvetin eseridir.

247
KĠMYA PROBLEMLERĠ
• Kimya problemleri matematikselliği öne
çıkarmaktadır; bu doğru değildir.
248
ATOMDAKĠ KANUNLAR
• ÇEKĠM (CAZĠBE) KANUNU: Atomun
çekirdeğinde pozitif yüklü protonlar,
etrafında ise negatif yüklü elektronlar
bulunmaktadır. Bu iki zıt değer birbirini
çekmektedir.
• MERKEZKAÇ KUVVETĠ: Protonlar,
etrafındaki elektronları dağılmadan
çekebilmesi ve döndürebilmesi için,
çekirdek maddesinin çok büyük ve ağır
olması gerekmektedir.
249
ATOMDAKĠ KANUNLAR
• ÇEKĠM (CAZĠBE) KANUNU: Atomun
çekirdeğinde pozitif yüklü protonlar,
etrafında ise negatif yüklü elektronlar
bulunmaktadır. Bu iki zıt değer birbirini
çekmektedir.
• MERKEZKAÇ KUVVETĠ: Protonlar,
etrafındaki elektronları dağılmadan
çekebilmesi ve döndürebilmesi için,
çekirdek maddesinin çok büyük ve ağır
olması gerekmektedir.
250
Bu yüzden de protonlar, elektronlardan
yüzlerce kez daha büyüktür ve ağırdır;
çünkü etrafındaki elektronları dağılmadan
çekebilmesi ve döndürebilmesi için
protonun ağır olması gerekir. 1 elektronun
ağırlığı 1 birimdir. 1 proton ondan tam
1836 defa daha ağırdır; protonun ağırlığı
1836 birimdir.
Bu ağır cisim etrafında, hafif olan
elektronlar çok hızlı hareket etmektedirler.
Elektronlar, bu süratli dönüĢleriyle
yörüngede kalmaktadırlar. Her elektronun
hızı farklı farklıdır.
251
Etrafta çok hızlı hareket etme, çekirdekte
ise ağır bir yük yüklenme vardır.
Dolayısıyla ağırlık, merkezdedir.
Çekirdeğin veya merkezi tutan ağırlığın
önemi büyüktür.
Çekirdeğe en yakın elektron en yüksek
hıza sahiptir. Çekirdekten uzaklaĢtıkça
elektronların hızı azalır.
Çekirdeğin etrafındaki elektronlar biraz
yavaĢ dönseydi, elektronlar dağılıp
gidecek ve çekirdek yok olacaktı. Bunu
koca dünya çekirdeğinin müthiĢ bir gürültü
ile infilak edip yok olması takip edecekti.
252
Elektronlar, dönmesi gerekenden biraz
daha hızlı dönseydi ve elektron çekirdeğe
yanaĢsaydı, düzenlilik yine bozulacaktı.
Bu kanunun sosyal boyutuyla ilgili Ģunları
söyleyebiliriz: En iyisi konumumuzun
gereğini yerine getirmektir. Gerekli
donanımı olmadığı hâlde, olduğundan
fazla gözükerek kendilerini ülkesine hizmet
ediyor gibi gösterip çekirdeğe yanaĢanlar,
bu yanaĢmanın gereği olan samimi
çalıĢkanlığı, baĢka niyetleri olduğundan
dolayı sergilemediklerinden, kendilerine
zarar verirler.
253
Çekirdeğe yakın elektronlar daha hızlı
dönerler. Bunların yakınlığı ise uzaklık
sebebi olmuĢtur.
Gerekli donanımı olduğu hâlde,
kendilerinden beklenen hızı
göstermeyenlerin durumu ise Ģöyledir:
Çekirdeğin cazibesi devam ettiği, çekirdek
fırlatmadığı hâlde, onlar kendiliklerinden
dağılıp giderler, çekirdekten uzaklaĢırlar.
Burada çekirdeğin de yok olması söz
konusudur ki bu çok tehlikeli ve veballi bir
durumdur; çünkü insan, iradesi olan bir
varlıktır.
254
Doğrusu elektron gibi insanın da kendi
makamında olmasıdır. Olduğundan fazla
ya da noksan görünmemelidir. AĢırı alçak
gönüllülük de gururdandır.
Çekirdek çok ağır yük taĢır. Elektron ise
çok rahatlıkla akıp gider. Elektronların
çekirdekten uzaklıkları, 1 mm‟nin milyonda
biri kadardır. Saniyedeki hızları ise 1000
km ile 15 000 km arasında değiĢir. Bu
hızdaki elektronlar, çekirdek etrafında
minicik yollarında saniyede milyarlarca
defa tur atarlar.
255
Elektronların dönüĢ hızı her atomda farklı
farklıdır. Hızlarını hiç kesmeden dönerler.
Merkezkaç kuvvet bu dönüĢle oluĢur.
• ĠTME (DAFĠA) KUVVETĠ: Aynı yükler
birbirini iter. Çekirdekte birden fazla proton
bulunursa bunlar, pozitif yüklü, yani aynı
yüklü oldukları için birbirlerini iterler.
Hidrojen hariç bütün atom çekirdeklerinde
birden fazla proton bulunur.
Elektronlar da, negatif yüklü, yani aynı
yüklü oldukları için birbirlerini iterler.
256
• NÜKLEER KUVVET (BAĞLANMA
ENERJĠSĠ): Çekirdekteki nötronlar,
protonların birbirlerini itmelerini önleyerek
bağlayıcı rol oynarlar. Bu da protonlar,
nötronsuz bir arada bulunamazlar
demektir. Bunun tersi de söz konusudur;
nötronlar da her zaman protonlara
muhtaçtırlar; çünkü onlar da tek baĢlarına
kaldıkları zaman 13 dakikada yarısı
bozulmaya uğrayarak proton ve elektron
çıkartırlar. Nükleer kuvveti kavramak için
nötronların özelliklerini görelim:
257
Çekirdekteki nötronlar, elektrik bakımından
yüksüzdür. Yüksüz oldukları için bir madde
içinde uzun yol alabilirler. Bu ağır parçalar,
ağırlıklarına göre süratlenirler. Hızları, ıĢık
hızından saniyede birkaç km‟ye kadar
değiĢir. Nötronların bazıları çok ağırdır; bu
ağırlıklarından dolayı öyle hız
kazanabilirler ki, en kesif maddelerin bile
bir tarafından girip öbür tarafından çıkarlar.
258
Nötronlar bu süratle, 30 cm kalınlığındaki
demir ve kurĢundan bile geçebilirler.
Ancak atom çekirdeğiyle çarpıĢmalarında
enerjilerini kaybederler.
KuĢ havada ne kadar rahat uçuyor veya
balık denizde ne kadar rahat yüzüyorsa,
nötronlar da o hız sayesinde o kadar rahat
hareket ederler.
Bu özellikleri taĢıyan nötronlar, çekirdek
içinde, enerjilerini, protonları bir arada
tutmak için kullanırlar.
259
Hidrojen hariç bütün atom çekirdeklerinde,
mutlaka nükleer enerji bulunur. Hidrojen
atomunun çekirdeğinde proton 1 adet
olduğundan, hem nötrona hem de nükleer
enerjiye ihtiyaç yoktur.
Einstein, çekirdekteki nükleer enerjiyi
E=mc
2
formülü ile açıklar. Formüldeki m
maddenin kütlesi, c ıĢık hızı, E ise
enerjidir. Nükleer reaksiyonlarda, atom
numarası ve kütle numarası
korunmaktadır; bu durum kütlenin
korunduğu anlamına gelmez. Nükleer
reaksiyonlarda kütle kaybı olur.
260
Hidrojen dıĢındaki bütün atomların, bir
tartılan kütlesi bir de hesap edilen kütlesi
vardır. Tartılan kütle, mutlak surette her
zaman daha az çıkmaktadır. Bu azalan
miktar kadar madde, daha ilk oluĢumda,
hidrojen hariç tüm atomların çekirdeğinde,
enerjiye dönüĢmüĢtür. ĠĢte bu enerji,
nükleer enerjidir.
Olay, saatin kurulup bırakılması gibi de
değildir: Protonların birbirlerini itmemeleri
için baĢlangıçta maddenin enerjiye
dönüĢmesiyle baĢlayan görevi, nötronlar
her an sürdürmektedirler.
261
• ZIT SPĠNDEN DOLAYI ORTAYA ÇIKAN,
ELEKTRONLARI BĠR ARADA TUTMAKLA
GÖREVLĠ KANUN: Hidrojen hariç, bütün
atomlarda birden fazla elektron vardır.
Elektronlar, negatif yüklü, yani aynı yüklü
oldukları için birbirlerini iterler. Bu durumda
her iki elektrondan birisinin saat yönünde,
diğerinin ise saat yönünün tersi istikamette
dönmesi; elektronların birbirlerini itmelerini
önleyerek bir arada kalmalarında rol
oynar. Zıt spin, farklı yönde dönüĢ
demektir.
262
ELEKTRONLARDAN ENERJĠSĠ
DÜġÜK OLAN MI YOKSA
YÜKSEK OLAN MI HIZLI
DÖNER?
• 7 enerji düzeyi vardır. Çekirdeğe en yakın
olan 1. enerji düzeyi, en uzak olan da 7.
enerji düzeyidir.
• 1. enerji düzeyinden 7. enerji düzeyine
doğru enerji düzeylerinin enerjisi fazlalaĢır.

263
• 1. enerji düzeyinin enerjisi en az; 7. enerji
düzeyinin enerjisi en çoktur. Çekirdeğe
yakın elektronlar daha hızlı, çekirdeğe
uzak elektronlar ise daha yavaĢ dönerler.
• Herhangi bir atomun üst enerji düzeyindeki
elektronların enerjisi daha fazladır. Buna
rağmen diğerlerine göre daha yavaĢ
dönerler. Elektronun hızı ile enerji
düzeyinin enerjisi ters orantılıdır; bu iki
konu birbiriyle karıĢtırılmamalıdır.
264
• Kimyasal bağ, en üst düzeydeki
elektronların bir kısmı ile meydana getirilir.

265
EVRENDEKĠ KANUNLARIN
DEĞĠġMEDĠĞĠ
GÖRÜLMEKTEDĠR
• En büyük âlemdeki en büyük sistemlerdeki
itme ve çekme kanunları ile en küçük atom
parçacıklarındaki kanunlar aynıdır. Eğer
bu tür kanunlar değiĢseydi, hiçbir ilim
inkiĢaf edemez ve kanunlar belirli, kararlı
olamadığından hiçbir formülden, sabit
sayıdan vb. hususlardan bahsedilemezdi.
266
• Ġlimlerin meydana gelmesi, bu değiĢmez
kananlar vasıtasıyla olmaktadır.

267
GÜNEġ SĠSTEMĠ ĠLE ATOM
ARASINDAKĠ BENZERLĠKLER

Bir kısım kürelerin güneĢin etrafında
peykler hâlinde sürekli dönmeleri gibi
elektronlar da atom çekirdeğinin
etrafında hareket etmekte ve
dönmektedirler.
268
GüneĢin etrafında dönen gezegenleri,
atom çekirdeğinin etrafında dönen
elektronlara benzetebiliriz. Bu dönüĢ
hiç ĢaĢırmadan ve nizamı bozmadan
olmaktadır.

GüneĢ sistemi ile atom arasındaki bu
benzerlik, kâinatın her zerresinde
görülen birliği sembolize eder.
269
GüneĢin büyüklüğüne nazaran dünya
ile olan uzaklık mesafesi ne ise, atom
çekirdeğinin küçüklüğüne nazaran
elektronlar arasındaki uzaklık mesafesi
de aynıdır.

Elektronların hızı, çekirdeğe olan
uzaklıklarına göre değiĢir. GüneĢe en
yakın gezegen en fazla hıza sahip
olduğu gibi çekirdeğe en yakın elektron
da en yüksek hıza sahiptir.
270
Elektronların öz kütlesi, çekirdeğe olan
uzaklıklarına göre değiĢir. GüneĢe en
yakın gezegen en fazla öz kütleye
sahip olduğu gibi çekirdeğe en yakın
elektron da en büyük öz kütleye
sahiptir. Dünyada en çok bulunan
element demirdir. GüneĢe bizden daha
yakın olan gezegenlerin öz kütlesi
demirden fazladır. GüneĢe bizden daha
uzak olan gezegenlerin öz kütlesi ise
demirden azdır.
271
BOHR (1885–1962)‟UN
RÜYASI, GÜNEġ SĠSTEMĠ ĠLE
ATOMUN YAPISI ARASINDA
BENZERLĠK DÜġÜNMESĠNE
VESĠLE OLDU
• Niels Bohr, Danimarkalı bilim adamıdır.
• 1922 yılında Nobel ödülü almıĢtır.
272
• Bu rüya Bohr‟un güneĢ sistemi ile atomun
yapısı arasında benzerlik düĢünmesine
vesile olmuĢtur.
• Bohr‟un rüyası Ģöyleydi: “Bohr, güneĢin
kızgın gazlarla dolu merkezinde
duruyordu. Gezegenler de ince ipliklerle
bağlı oldukları güneĢin etrafında
dönüyorlardı. Her gezegen Bohr‟un
yanından geçerken bir düdük çalıyordu.
Sonra kızgın gazlar soğuyup katılaĢtı.”
273
GÜNEġ SĠSTEMĠ ĠLE ATOM
ARASINDAKĠ BENZERLĠĞĠ
BOHR‟UN RÜYADA KEġFĠ BĠR
ANDA ULAġILAN BAġARIDIR
• Ġlmî çalıĢmalarda baĢarıya ulaĢmada iki
yol vardır:
• Birincisi; düĢünmek, ezberlemek, fikri
çalıĢtırmaktır. Bu; zamanla olanıdır.
274
• Ġkincisi; sezgi adını verdiğimiz bir anda
ulaĢılan baĢarıdır. Bu da iki kısımdır: Birisi
gayret gösterme sonucunda ilhamla olanı
diğeri de o branĢta çalıĢmadan ilhamla
olanıdır.
• Gayret gösterme sonucunda ilhamla olanı,
çalıĢma ve tecrübe ile ama çalıĢma
sonucu değil de farklı bir zamanda ele
geçer. Bohr‟un güneĢ sistemi ile atomun
yapısı arasındaki benzerliği rüyada
keĢfetmesi buna örnektir.
275
• Bir anda ulaĢılan baĢarının ikincisi, o
branĢta çalıĢmadan gelen ilhamdır.
Herkes potansiyel olarak buna açık var
edilmiĢtir. Bu yolda; peygamberler,
doğruluktan ĢaĢmayan akıl sahipleri ve
temiz duygu, temiz düĢünce taĢıyan kalp
sahipleri vardır. Bu baĢarı; mevhibeiilahiye
olarak verilir.

276
Atomun çekirdeği ile elektronları
arasındaki mesafe ve münasebet,
âdeta güneĢ manzumesinin bir
minyatürü gibi küçük bir güneĢ
sistemini andırmaktadır.
Hendrik Antoon Lorentz*
(1853–1928)



* Atom üzerinde çalıĢtı. Bu çalıĢmaları 1902 yılında Nobel
ödülüne layık görüldü.
277
ELEKTRON BULUTU
• Elektronlar, çekirdek etrafında dönerken
bulut görünümü oluĢtururlar.
• Elektron bulutunun görevi, çekirdeği
korumaktır.
278
Elektronlar, çekirdek etrafında
hızlı dönerken bir bulut
görünümü arz ederler.
James Chadwick*
(Ceymıs Çeedvik)
(1891–1974)

* Ġngiliz atom fizikçisi ve kimyacısı, atomda elektronların
dönüĢünde bulut modelini keĢfetti, nötronu buldu, 1935
yılında Nobel fizik ödülünü aldı.
279
HEĠSENBERG BELĠRSĠZLĠK
ĠLKESĠ
• Bulut içinde elektronlar, her an herhangi
bir yerde bulunabilme özelliğine sahiptir.
Buna Heisenberg belirsizlik ilkesi denir.
280
Elektronlar, çekirdeğin etrafında
hızlı döndüklerinden her an,
herhangi bir yerde bulunma özelliği
gösterirler.
Werner Karl Heisenberg*
(1901–1976)


* Heisenberg belirsizlik ilkesini ortaya koyan
Alman kimyacı, 1932‟de Nobel ödülü aldı.
281
MEVLEVĠ GĠBĠ DÖNENLER
• Elektronlar
• Akyuvarlar
• Uydular
• Gezegenler
• Diğerleri
282
ATOMDA VE YILDIZLARDA
AYNI KANUN GEÇERLĠDĠR
283
• KÜTLESEL ÇEKĠM KUVVETĠ:
Gezegenlerdeki kanundur.

m
1
x m
2
F= G

r
2
• COULOMB (KULOMB) ÇEKĠM KUVVETĠ:
Atomdaki kanundur.
q
1
x q
2
F= k

r
2

284
• G ve k sabit sayıdır. F, çekim kuvvetidir;
birimi Newton (N)‟dur. r, uzaklıktır. m
gezegenlerin kütlesi, q ise elektron ve
protonun yüküdür.
• En büyük âlemdeki en büyük sistemlerdeki
itme ve çekme kanunları ile en küçük atom
parçacıklarındaki kanunlar aynıdır. Eğer
bu tür kanunlar değiĢseydi, hiçbir ilim
inkiĢaf edemez ve kanunlar belirli, kararlı
olamadığından hiçbir formülden, sabit
sayıdan vb. hususlardan bahsedilemezdi.
285
• Ġlimlerin meydana gelmesi, bu değiĢmez
kananlar vasıtasıyla olmaktadır.
• Gezegenlerdeki ve atomdaki kanunun adı
değiĢmiĢtir, ama aynı kanundur.

286
SABĠT ORANLAR KANUNU
• Oksijen, nefes içinde kana temas ettiğinde
kimyasal aĢktan dolayı kanı kirleten
karbonu kendine çeker. Ġkisi birleĢir. CO
2
oluĢur. Bu birleĢme gerçekleĢtiğinde hem
karbonun hem de oksijenin tamamı da
birleĢmiĢtir. Karbondan da oksijenden de
her ikisinden de arta kalan madde
kalmamıĢtır (sabit oranlar kanunu).
• C + O
2


CO
2
+ ısı
287
• Örneğin; kanı kirleten 1 mol karbon varsa
1 mol de oksijene gereksinim vardır.
• Bu mikro düzeyde de böyledir. Örneğin; 1
adet karbon atomu ve 1 adet oksijen
molekülü dahi arta kalmama kaydıyla bu iĢ
hayatımız boyunca devam eder. Böylece
yaĢamın sağlıkla devamı temin edilir.
• Kanı kirleten karbon elementinin
tamamının ne kadar oksijenle reaksiyona
girmesi gerekiyorsa o kadar oksijeni
solunumla alıyoruz.
288
KĠMYA KANUNLARINDAN
SAPIġIN SEBEPLERĠ
• Âdetin harikalığını göstermek içindir.
• AlıĢılmıĢlık perdesini yırtmak içindir.
• Dikkatimizi toplayıp bakıĢımızı sebepten
baĢka tarafa çevirmek içindir.
• Tanrı, evrendeki her kanuna bir istisna
koymuĢtur ki, insanlar, bu kanunlara takılıp
onların gerisindeki asıl Yaratıcı'yı
unutmasınlar.
289
• Su gibi bazı maddeler; çok önemli
olduklarından, yeknesaklık kaidesine
girmemek için, çok yönlerden farklı
kanunlara tabidir.
• Böylece istisna kanunların ortaya çıkıĢının
sebebi anlaĢılmıĢ olur.
290
SUDAKĠ FARKLI KANUNLAR
• Suyun benzeri olan moleküllerde hidrojen
bağından hiç söz edilmezken, suda
hidrojen bağı vardır. Bu sayede suyun
kaynama noktasının –80 °C olması
beklenirken, +100 °C olmuĢtur.
• Buz molekülleri arasındaki uzaklık, su
molekülleri arasındaki uzaklığa göre % 11
oranında daha fazladır. Bu, buza mahsus
özel bir durumdur.
291
• Normalinde maddenin katı hâlinde,
moleküller birbirine sıvı hâline göre daha
yakındır; sıvı donunca hacim büyümesi
değil, hacim küçülmesi olur.
• Yalnız suya has olan farklı bir kanun
vardır. Su donunca diğer sıvılara zıt olarak
genleĢir. Su, donunca hacmi geniĢler,
yoğunluğu azalır.
• Suyun bu istisnai özelliğinin hayat için çok
faydaları vardır.
292
• Buz erirken kristal yapı bozulur. Moleküller
birbirine yaklaĢır. Hacim küçülmesi istisna
olarak +4 °C‟a kadar devam eder; 0 °C‟ta
kalmaz. +4 °C‟a kadar az da olsa kristaller
bulunur; bunlar H
2
O
(s)
kristalleridir.
• Kristal yapı; 0 °C‟ta değil, +4 °C‟ta
tamamen bozulur.
• +4 °C‟ta yoğunluk en büyüktür.
• +4 °C‟tan sonra su ısıtıldıkça hacim
geniĢler, yoğunluk azalır.
293
BUZUN YOĞUNLUĞU SUDAN
AZDIR
• Genelde maddelerin katı hâli, sıvı hâli
içinde batar. Suda istisna olarak farklı bir
durum vardır. Genel kaidenin tersine
buzun yoğunluğu, sudan küçüktür. Su katı
hâle geçince hacmi geniĢler. Bu nedenle
buz, su üzerinde yüzer. KıĢın buzların su
yüzeyinde durması, yoğunluğunun sudan
daha az oluĢundandır.
294
• Denizler, göller, akarsular donsa bile, bu
olay yüzeyde olur. Böylece, suyun içindeki
canlılar için, donma olayı, âdeta koruyucu
bir tabaka meydana getirir. KıĢın tarlaları
örten karın altındaki ekinlerin korunması
da sudaki bu özelliktendir. Diğer maddeler
gibi katı hâl en yoğun hâl olsaydı, denizler,
göller, akarsular alttan donardı. Bu durum
denizlerin, göllerin ve akarsuların buz
hâline gelmesine neden olurdu ve canlı
kalmazdı. Bu da bütün suların buz olması
ve hayatın sona ermesi demek olacaktı.

295
SUYUN YOĞUNLUĞU HANGĠ
SICAKLIK DERECESĠNDE EN
BÜYÜKTÜR?
• Sıcaklık +4 °C iken suyun yoğunluğu en
büyüktür. Denizlerde ve büyük göllerde en
alttaki su +4 °C‟ta bulunur. Yukarıya doğru
çıktıkça suyun sıcaklığı yazın yükselir,
kıĢın düĢer. +4 °C‟taki su ısıtılsa da
soğutulsa da yoğunluk düĢer. En yoğun
hâlin +4 °C olması denizlerde hayatın
devamı için Ģarttır.
296
BUZDA H
2
O
(k)
MOLEKÜLLERĠ
ARASINDA KOVALENT
KRĠSTAL ÖRGÜ BAĞI VE
HACĠM GENĠġLEMESĠ
• Su, buz hâlindeyken H
2
O
(k)
molekülleri
neredeyse hareketsizdir.
• Su moleküllerine kıyasla buz molekülünde,
moleküller arası mesafe fazladır.
297
• Buz molekülü; birisi düzgün dört
yüzlünün ağırlık merkezinde, diğer dördü
de dört köĢesinde olmak üzere beĢerli
moleküllerden oluĢur.
• Buzun kristal örgüsü, düzgün dört
yüzlüdür. Bu kristal örgünün
bozulmaması için moleküller
hareketsizdir. Bu Ģekliyle kararlıdır.
• Buz molekülleri arasındaki uzaklık, su
molekülleri arasındaki uzaklığa göre %
11 oranında daha fazladır.
298
• Su donunca % 11 hacim büyümesi
gerçekleĢir.
• Suyun bu istisnai özelliğinin hayat için
çok faydaları vardır.
• Su donma noktasına gelince , H
2
O
(k)

molekülleri arasında kovalent kristal örgü
bağı ortaya çıkar.
• Kovalent kristal örgü bağı, en kuvvetli
kimyasal bağlardandır. Bu nedenle su
donduğunda, içinde bulunduğu demir
kabı bile parçalar.
299
• SORU: Moleküller arası bağ olduğu hâlde
niçin kovalent bağ denmiĢtir?
• CEVAP: Çok kuvvetli bir kimyasal bağ
olduğundan ve kristal yapı oluĢtuğundan
denmiĢtir.
• SORU: Buz molekülleri arasındaki
kimyasal bağın kuvvetli olması nereden
anlaĢılır?
• CEVAP: Su donunca içinde bulunduğu
demir kabı parçalamasından anlaĢılır.
300
• SORU: Buzdaki kimyasal bağ çok kuvvetli
diye niçin yanlıĢ olarak kovalent bağ
denmiĢtir?
• CEVAP: Tanecik içi kimyasal bağ,
tanecikler arası kimyasal bağdan daha
kuvvetlidir. Kovalent bağ tabiri, tanecik içi
bağı anımsatmaktadır. Kuvvetli olduğunu
ifade için denmiĢtir.
301
KRĠSTAL SUYU ĠÇEREN
BĠLEġĠKLERDE, ORTAMDA SU
OLDUĞU HÂLDE BĠLEġĠK
NĠÇĠN ISLANMAZ?
• Bazı iyonik katıların kristal olabilmesi için
H
2
O
(s)
içermesi gerekir. Buna kristal suyu
denir. ġu örnekler verilebilir: Göz taĢı
(CuSO
4
x 5H
2
O), alçı taĢı (CaSO
4
x 2H
2
O)
ve boksit (Al
2
O
3
x H
2
O).
302
• Bu bileĢiklerde H
2
O katı hâlde değil, sıvı
hâldedir. Buna rağmen 0 °C‟ın üstündeki
sıcaklıklarda çözünme olmaz. Ġyonik
bileĢiklerdeki kristal su, toz hâldeki
maddeyi oda sıcaklığında ıslatmamakta
ve kristal yapıyı bozmamaktadır. Kristal
suyu içeren iyonik bileĢik güneĢte az bir
zaman kalsa veya kısa bir süre ısıtılsa
kristal yapı bozulur, bileĢik bulamaç
hâline gelir. Buna rağmen kristal suyu
içeren bileĢiğin içindeki su, toz hâlindeki
katıya zarar vermemektedir.
303
• Bu konunun +4 °C‟a kadar suda bulunan
H
2
O
(s)
kristalleri ile ilgisinin olduğundan Ģu
yönlerden söz edilebilir: Buz erirken kristal
yapı bozulur. Moleküller birbirine yaklaĢır.
+4 °C‟a kadar hacim küçülmesi devam
eder. +4 °C‟a kadar az da olsa kristaller
bulunur; bunlar H
2
O
(s)
kristalleridir. Kristal
yapı +4 °C‟ta tamamen bozulur. +4 °C‟ta
yoğunluk en büyüktür. +4 °C‟tan sonra su
ısıtıldıkça hacim geniĢler, yoğunluk azalır.
0 °C ile +4 °C arasında H
2
O
(s)
kristallerinin
bulunabilme özelliği vardır.
304
• Kristal yapı, yalnız buzda değildir. Buzda
olduğu gibi, suda da kristal yapı vardır.
Kristal yapı, katılara ait bir özelliktir. Su,
kristal olunca, katıyla etkileĢmez. Demir
kabı donduğunda parçalayan su, kristal
olduğunda tam tersine yan yana olduğu
suda çok çözünen toz hâlindeki katı
maddeyi ıslatmıyor bile..
305
H
2
O‟DA ÖZEL OLARAK
BULUNAN KĠMYASAL BAĞ:
HĠDROJEN BAĞI
• VI A grubu elementleri, hidrojenle
birleĢerek sırasıyla H
2
O, H
2
S, H
2
Se, H
2
Te
bileĢikleri oluĢur.
• Bu bileĢiklerin hepsinde moleküller
arasında dipol–dipol etkileĢimi ve Van der
Waals bağı vardır. Molekül kütlesi arttıkça,
bu bağların kuvvetliliği de artar.
306
• H
2
O‟nun molekül kütlesi en düĢük
olduğundan kaynama noktasının da an
düĢük olması beklenirdi. Ancak öyle
olmamıĢtır.
• Bu durumu daha iyi anlamak için
hidrojenin VI A grubu elementleri ile
yaptığı bileĢiklerin kaynama noktası ve
molekül kütlesini karĢılaĢtıralım:
• H
2
Te‟ün molekül kütlesi en büyük
olduğundan, kaynama noktası da en
yüksektir.
307
• Molekül kütlesi azaldıkça, moleküller arası
kimyasal bağ zayıfladığından, kaynama
noktası da azalır. Suyun kaynama
noktasının –80 °C olması beklenirken,
+100 °C olmuĢtur.
• Suyun benzeri olan moleküllerde hidrojen
bağından hiç söz edilmezken, suda ayrıca
bir de hidrojen bağı vardır. Bu sebeple
kaynama noktasının +100 °C olması
sağlanmıĢtır.
308
• Bu istisnai sebep, diğer bir deyimle suya
has bu özel ayrıcalık; suya ayırt edici
farklı özellikleri kazandırmakla görevlidir.
Hidrojen bağı, su molekülleri arasına
konulmasaydı; su –80 °C‟ta
kaynayacaktı. Bu kaynama noktasından
ötürü de yeryüzündeki suların tamamı su
buharı olacaktı. Bu durumda içeceğimiz,
kullanacağımız suyu nasıl bulacaktık?
Canlılar hayatlarını nasıl devam
ettireceklerdi?
309
3. BÖLÜM: KĠMYASAL BAĞ
KAVRAMININ GELĠġĠMĠ
310
KĠMYASAL BAĞLAR
• Ġki ya da daha fazla atom arasında
elektron alıĢ veriĢi veya elektronların ortak
kullanılmasıyla oluĢan bağlar kimyasal
bağlardır.
• Bir kimyasal bağ oluĢurken ısı açığa çıkar.
• OluĢan bu bağın kırılması için de aynı
miktar enerji gerekir.
• Bu enerjiye kimyasal bağ enerjisi denir.
311
• Bir moleküldeki bağ enerjisinin toplamı ne
kadar büyükse molekül o kadar kararlıdır.
• Kimyasal bağlar iki gruba ayrılarak
incelenecektir:
1– MOLEKÜL İÇİ BAĞLAR
2– MOLEKÜLLER ARASI BAĞLAR
(KATI, SIVI VE GAZLARDA BAĞLAR)

312
MOLEKÜL ĠÇĠ BAĞLAR
(KĠMYASAL BAĞLAR)
• A– İYONİK BAĞ: Ġyonik bağ anyonlarla
katyonlar arasında meydana gelir.
Genelde metal atomu son yörünge
elektronlarını vererek katyon, bunu alan
ametal atomu da anyon oluĢturur. Bu
iyonlar bir kristal yapı oluĢturmak üzere
elektriksel çekim kuvveti ile birbirlerini
çekerler. Bu etkileĢimden iyonik bağ
oluĢur.
313
ĠYONĠK BĠLEġĠKLERĠN
ÖZELLĠKLERĠ
• Ġyonik bileĢikler kristal yapıda bulunurlar.
• Ġyonik bileĢikler katı hâlde elektrik akımını
iletmezler. Sulu çözeltileri ve sıvı hâlleri,
elektrik akımını iletir.
• Kristalleri saydamdır.
• Aktif bir metal ile aktif bir ametal arasında
oluĢan bileĢik kuvvetli iyonik karakter
gösterir.
314
• En kararlı iyonik bileĢikler iyonlaĢma
enerjisi düĢük element ile, elektron ilgisi
yüksek elementler arasında oluĢur.
315
• B– KOVALENT BAĞ: Kovalent bağ,
elektron çiftinin atomlar arasında ortaklaĢa
kullanılmasıyla oluĢur. Burada ortaklaĢa
kullanılan elektronlarla, pozitif atom
çekirdekleri arasındaki çekme kuvveti
etkisiyle bağ oluĢur. Ametal atomunun son
yörüngesinde kaç tane yarı dolu orbital
varsa o kadar kovalent bağ oluĢturur.
Bazen de atomun son yörüngesinde
ortaklanmamıĢ olan elektronlar uyarılarak
yarı dolu orbitaller oluĢturulur ve atom
daha fazla bağ yapabilecek hâle gelir.
316
APOLAR KOVALENT BAĞ
• Aynı cins ametal atomları arasında olan
kovalent bağlardır. Bu bağlarda yük
dağılımı simetrik olduğu için kutupsuzdur.
• Örnek olarak iki hidrojen atomu arasında
oluĢan bağı inceleyelim: Her bir hidrojen
atomu 1s orbitalinde 1 elektrona sahiptir.
Bu birer elektronun ortaklaĢa
kullanılmasıyla hidrojen atomları arasında
bir bağ meydana gelir. OluĢan molekül H
2

molekülüdür.
317
• Hidrojen molekülü; H..H veya H–H
Ģeklinde gösterilir. Birincisi elektron nokta
yapısı (Lewis yapısı), ikincisi ise açık
formüldür.
• Molekül Ģekli doğrusaldır. Moleküldeki H
atomlarının elektronları çekme yetenekleri
aynı olduğundan molekül apolar olur.
• O
2
, F
2
, Cl
2
, Br
2
, I
2
ve N
2
moleküllerinde de
apolar kovalent bağ vardır.
318
POLAR KOVALENT BAĞ
• Farklı cinste ametal atomları arasında
oluĢan kovalent bağlardır.
• Bu tür bağlarda elektron yük yoğunluğu
elektron severliği fazla olan atoma daha
yakın olduğundan bağda kutuplaĢma
meydana gelir.
• Ġki ametal atomu arasında kovalent bağ
varsa, bu iki atomun elektron çekme
yetenekleri arasındaki fark ne kadar
büyükse, bağ da o kadar polar olur.
319
• HF, HCI, CO, NO molekülleri arasındaki
kovalent bağlar polardır.
• Örnek olarak HF molekülündeki bağı
inceleyelim: Florun 2 p‟deki yarı dolu
orbitali ile hidrojenin 1 s‟deki yarı dolu
orbitali arasında bir kovalent bağ oluĢur.
Florun elektron severliği hidrojenden fazla
olduğundan ortaklaĢa kullanılan
elektronları kendisine daha fazla
çekeceğinden kısmi negatif yükle, hidrojen
de kısmi pozitif yükle yüklenir.
320
• Bağda kutuplanma meydana gelir.
• OluĢan HF bileĢiğidir.
• H..F elektron nokta yapısıdır.
• Açık formül H–F Ģeklinde gösterilir.
• Molekül doğrusaldır.

321
Kimyasal bağların tamamı, zıt
değerlerin birbirini çekmesidir.
Ancak her zıt değerin birbirini
çekmesi, kimyasal bağ adını
almaz.
322
NE KADAR ġEY VARSA HEPSĠ DE
ÇĠFT (ZIT KUTUPLU BAġKA BĠR
ĠFADEYLE POZĠTĠF VE NEGATĠF
OLARAK) VAR EDĠLMĠġTĠR.

FARKLI YÜKLER BĠRBĠRĠNĠ ÇEKER.

BU ÇEKĠMĠN BĠR KISMI KĠMYASAL
BAĞDIR.
323
HER BĠR TANECĠĞĠN YA POZĠTĠF
(+) YA DA NEGATĠF (–) OLMASI
• SORU: Her bir taneciğin + veya – olmasını
“Küçük Ģeylerle uğraĢıyor.” diyebilir
misiniz?
• CEVAP: UğraĢmasaydı eksiklik olurdu.
Kıyamet kopardı. Bir tek zerre güneĢin ısı,
ıĢık ve yedi renginden ayrı kalırsa güneĢe
noksanlık olur.
324
MĠKRO ÂLEMDEKĠ
TANECĠKLER
Kimyanın çoğu olayı maddenin tanecikli
yapısıyla açıklanır.
• Atom
• Molekül
• Ġyon
• Formül–birim
• Proton
325
• Nötron
• Elektron
• Atom–altı diğer tanecikler
326
POLARLIK
• Polar madde, kutuplu madde demektir.
• Kutuplu madde, hem pozitif hem de
negatif yük içerir.
• Kimyasal bağın polarlığı baĢkadır, bileĢiğin
polarlığı baĢkadır.
• Kimyasal bağın polarlığı: Polar kovalent
bağın diğer adı polar bağ, apolar kovalent
bağın diğer adı ise apolar bağdır.

327
• BileĢiğin polarlığı: Ġyonik bileĢiklerin
tamamı polardır. Apolar kovalent bağlı
bileĢikler, apolardır (polar değildir). Polar
kovalent bağlı bileĢiklerin bir kısmı
polardır, diğer bir kısmı ise apolardır.
• Polar kovalent bağlı bileĢikler, farklı ametal
atomlarından oluĢmuĢtur. Yapılarında
pozitif ve negatif zıt iki kutup vardır. Bu
durum molekülün polar olabilmesi için
yeterli değildir.
328
• Polar kovalent bağlı bileĢiklerin, polar olup
olmaması molekülün geometrisine
bağlıdır.
• Ġyonik bileĢiklerde geometri söz konusu
değildir.
• Geometrinin belirlenmesinde periyodik
tablodan faydalanılır. Örneğin; hidrojen
atomu ile VI A grubu elementleri arasında
oluĢan moleküllerin tamamında geometri
kırık doğrudur, baĢka bir deyimle açısaldır.
H
2
O molekülünde açı 104,5
o
‟dir.
329
• Hidrojen atomu ile VI A grubu elementleri
arasında oluĢan diğer moleküllerin
tamamında açı farklı farklıdır, ancak kırık
doğru olma mecburiyetinden dolayı
hepsinde de açı 180
o
‟den daha küçüktür.
• Molekülün geometrisindeki atomlar
arasındaki kimyasal bağlar vektörmüĢ gibi
varsayılır. ġayet vektörel toplam, baĢka bir
söylemle dipol moment; sıfırdan büyükse
molekül polardır, sıfırsa polar değildir.
330
MADDENĠN TANECĠKLĠ YAPISI
VE KĠMYASAL BAĞLAR
• Kimyasal bağın daha iyi anlaĢılması için;
maddenin tanecikli yapısını kavramak ve
polar madde, polar olmayan madde,
kimyasal bağın polarlığı, molekülün
polarlığı, elektron–nokta yapısı, açık
formül gibi konuları önceden bilmek
gerekir.
• Evreni mikro âlem, normo âlem ve makro
âlem olarak üçe ayırabiliriz. Her üç âlemde
de farklı isimlerle çekim bulunur.
331

• Kimyasal bağı tanecik içi kimyasal bağ ve
tanecikler arası kimyasal bağ olmak üzere
ikiye ayırabiliriz.
• Tanecik içi kimyasal bağ iki grupta
incelenir.
• Tanecik içi kimyasal bağın birincisi
elektron alıĢ veriĢi sonucu oluĢan iyon
yapılı bileĢiklerde görülür. Ġyonik bağ adını
alır. Anyon (–) ile katyonun (+) birbirini
çekimi olarak ortaya çıkar.
332
• Tanecik içi kimyasal bağın ikincisi;
elektronlarını ortak kullanarak soy gaza
benzeyen kovalent yapılı bileĢiklerdeki
çekimdir. Bunlardaki çekim Ģöyle oluĢur:
Bağ elektronları, elektron severliği fazla
olan atoma daha yakındır. Bağ
elektronlarının yakın olduğu atom kısmi
negatif, uzak olduğu atom kısmi pozitif
olur. Böylece bileĢiği oluĢturan atomlar
arasındaki kısmi pozitif ve kısmi
negatiflikten dolayı çekimin ortaya
çıkmasıyla kovalent bağ oluĢur.
333
• Mikro âlemdeki taneciklerden bazılarının
(atom, molekül ve iyon) arasındaki çekim
kuvveti de kimyasal bağdır. BaĢka baĢka
Ģekillerde ortaya çıkarak görülür ve değiĢik
adlarla anlatılır.
• Bilindiği gibi elementler; metal, ametal ve
soy gaz olmak üzere üç çeĢittir.
• Atom da, molekül de nötr taneciklerdir.
• Atom, erkek ve diĢi olarak iki cinstir. Atom
nötr hâldeyken de; atomlardan birisi
pozitif, diğeri negatif gibi olur.
• Aynı Ģeyi molekül için de söyleyebiliriz.
334
• ġimdi üç grup elementte zıt kutupların
nasıl oluĢtuğunu görelim.
• Yan yana olan iki metal atomunun birinde
elektron verme isteği öne çıkar, diğerinde
ise boĢ değerlik orbitalinin bulunması etkili
olur. Böylece metal atomlarının biri pozitif,
diğeri negatif gibi davranarak birbirini
çekerler. Aslında nötrdürler. Yük oluĢumu
düzenliliğin gereği olan çekim içindir. Bu
çekim kimyada, metal bağı olarak
tanımlanır.
335
• Örneğin; 1A grubunu ele alalım. 1A
grubunda en üstteki metal lityumun metal
bağı, en kuvvetlidir; çünkü 1A grubunda
çapı en küçük olan metal, lityumdur.
Bundan dolayı da lityum atomları
arasındaki mesafe, gruptaki diğer metal
atomları arasındaki mesafeye göre daha
fazladır. Bu nedenle elektronun gideceği
yol, gruptaki diğer elektronların gideceği
yola göre daha uzundur.
336
• Bir diğer konu da lityum atomunun çapı
küçük olduğundan, aksi yönde çekim
güçlü olmasına rağmen elektronun dıĢa
doğru hareket etmesidir.
• Aksi yönde çekim güçlü ve gideceği
mesafe fazla olmasına rağmen lityum
atomunun elektronunun hareket etmesi,
lityumdaki metal bağını kuvvetli kılmıĢtır.
• Kendine rağmen ve mesafelere rağmen
ziyarete götüren sevgidir.
337
• Ametaller, yapı taĢı molekül olan
elementlerdir. Ametal molekülünün birinde
elektronun dıĢarıya doğru, diğerinde
içeriye doğru hafif kayması sonucu simetri
bozulması dediğimiz bir düzenlilik ortaya
çıkar. DıĢarıya doğru kayan elektronun
bulunduğu ametal molekülü pozitif, içeriye
doğru kayan elektronun bulunduğu ametal
molekülü negatif olur. Görüldüğü gibi
ametallerde de iki zıt değer– molekül nötr
kaldığı hâlde– birbirini çekmektedir.
338
• Soy gaz atomları arasındaki çekim de
ametal molekülleri arasındaki çekim gibi
açıklanır. Soy gaz atomunun birinde
elektronun dıĢa doğru, diğerinde ise içe
doğru hafif kayması sonucu simetri
bozulması dediğimiz bir düzenlilik ortaya
çıkar. DıĢarıya doğru kayan elektronun
bulunduğu soy gaz atomu pozitif, içeriye
doğru kayan elektronun bulunduğu soy
gaz atomu negatif olur. Görüldüğü gibi soy
gazlarda da de zıt kutuplar birbirini çeker.
339
• Moleküller; polar molekül ve apolar
molekül olmak üzere iki çeĢittir.
• Moleküller arası kimyasal bağ da diğer
bağlar gibi, pozitif yük ile negatif
arasındaki çekimdir.
• Polar molekülde moleküller arasında
çekimin olacağı zaten malumdur.
• Apolar moleküller; aynı cins atomdan
oluĢan apolar molekül ve farklı cins
atomdan oluĢan apolar molekül olmak
üzere iki çeĢittir.
340
• Aynı cins atomdan oluĢan apolar molekül,
ametal molekülleridir. Ametal molekülleri
arasındaki kimyasal bağ daha önce
açıklanmıĢtı.
• Farklı cins ametallerin birleĢmesiyle
oluĢan apolar moleküller arasında da
çekim vardır. Bu cins apolar moleküllerde
de elektronların simetrisinin değiĢmesi ile
her bir molekülde farklı kutup oluĢur.
Sonuç olarak apolar moleküller de birbirini
çeker.
341
• Apolar moleküller ve nötr atomlarda da
(metal, ametal ve soy gaz atomları) bir
Ģekilde zıt iki kutup oluĢuyorsa demek ki
kimyasal bağsız madde yoktur.
342
HÜSNÜNĠYET ÖYLE BĠR
KĠMYADIR KĠ; KÖMÜRÜ
ELMAS YAPAR
• HÜSNÜNĠYET ÖYLE BĠR KĠMYADIR KĠ;
KÖMÜRÜ ELMAS YAPAR (Kömür ile
elmas allotroptur. Aralarındaki fark
kitaptaki bilgilere göre fizikseldir. Ancak iç
yapıda kovalent ağ örgü bağından dolayı
değiĢiklik olmaktadır. Bu nedenle olaya
kimyasal olarak bakabiliriz).
343
KÖMÜR ĠLE ELMAS
• Madenlerin en düĢüğü kömürdür; en
kıymetlisi ise elmastır.
• Kömür ile elmas arasında tek basamaklı
çok basit bir fark vardır.
• Bu konuya dikkat etmek lazımdır.
344
MĠKRO ÂLEMDE KĠMYASAL
BAĞ DIġINDAKĠ ÇEKĠMLER
• Atom içinde, her Ģey zıddıyla
dengelenmiĢtir:
a) Protonların birbirini itmesi nükleer
kuvvetle (bağlanma enerjisi)
dengelenmiĢtir.
b) Elektronların birbirini itmesi zıt spinli
dönüĢle dengelenmiĢtir.
c) Protonla elektronun birbirini çekmesi
merkezkaç kuvvetiyle dengelenmiĢtir.
345
• Atomun yapısında eĢit sayıda proton (+)
ve elektron (–) olmasıyla denge
sağlanmıĢtır.
• Proton ile elektron birbirini çeker.
Elektrondaki merkezkaç kuvveti bu çekimi
zıt yönde dengeler.
• Elektronlar, atom çekirdeği etrafında
ikiĢerli dolanırlar. Biri saat yönünde, diğeri
ise saat yönünün tersi yönde döner.
Böylece elektronlar da, kendi aralarında
eĢlenmiĢtir.
346
• Kâinatın herhangi bir noktasında bir
partikül yaratılınca onunla birlikte zıt ikizi
de meydana gelir. Elektronun zıt ikizi
pozitron, protonun zıt ikizi anti proton,
nötronun zıt ikizi anti nötron, nötrinonun zıt
ikizi anti nötrinodur.
• Proton ve nötronun meydana geldiği kuark
adı verilen partiküller de çiftler hâlindedir:
Yukarı kuark–aĢağı kuark, üst kuark–alt
kuark, tuhaf kuark–tılsım kuark.
347
• Bildiğimiz atoma karĢılık olarak; çekirdeği
negatif, elektronu pozitif olan atomlar da
vardır. Bu atomlardan oluĢan madde;
maddenin zıt eĢi veya anti madde olarak
adlandırılır. Anti madde bazı yıldız
sistemlerinde bulunmaktadır.
• Elektriğin de pozitif ve negatif olmak üzere
iki cinsi vardır.
348
NORMO ÂLEM VE MAKRO
ÂLEMDE GÖRÜLEN
ÇEKĠMLER
• Vücut sıvılarında pozitif iyon kadar da
negatif iyon vardır.
• Ġnsanlar ve hayvanlar, erkek ve diĢi olarak
çift var edilmiĢlerdir.
• Bitkilerde çoğalma tozlaĢmayla
sağlanmaktadır.
349
• Yağmur damlaları pozitif ve negatif
tanecikler olarak inmektedir.
• Bulutların pozitif ve negatif olanı vardır.
• Mıknatısın da iki ucunda güney kutup ve
kuzey kutup olmak üzere birbirine zıt iki
kutbu vardır. Bir mıknatıs ne kadar küçük
parçalara ayrılırsa ayrılsın her seferinde iki
ayrı kutup meydana gelir.
• Dünyamız da dev bir mıknatıs gibidir.
Kuzey kutup ve güney kutup olmak üzere
iki zıt kutba sahiptir.
350
• Gezegenler arasında da kütleyle doğru
orantılı, aradaki uzaklığın karesiyle ters
orantılı olan Newton çekimi veya Newton
kanunu olarak adlandırılan çekim vardır.

351
EVRENĠN SĠNESĠNDEKĠ CĠDDĠ
VE HAKĠKĠ AġKIN BĠR ÇEġĠDĠ
OLAN KĠMYASAL BAĞLAR
(KĠMYASAL BAĞLARIN
FARKLI BĠR BAKIġ AÇISIYLA
OKUNMASI)
352
CANLILARDAKĠ MUHABBET,
MADDENĠN
TANECĠKLERĠNDEKĠ
KĠMYASAL BAĞDIR
• Ağacın mahiyetinde olmayan bir Ģey, esaslı
bir surette meyvesinde bulunmaz. Evren
(kâinat) ağaca benzetilirse meyvesi insan
olur. Ġnsan meyvesindeki ciddi aĢk gösterir
ki; evren ağacında –fakat baĢka baĢka
Ģekillerde– hakiki aĢk ve muhabbet
bulunur.
353
• Evrenin sinesindeki Ģu hakiki muhabbet ve
aĢk, çekim kuvveti adıyla karĢımıza çıkar.
• Evren ağacı mikro, normo ve makro
âlemden oluĢur.
• Mikro âlemdeki çekim kuvvetinin bir
kısmına kimyasal bağ adını veriyoruz.
• Mikro âlemde bir de proton ile nötron
arasındaki çekim vardır.
354
• Mikro âlemdeki varlıklarda çok suretlerde
tezahür eden kimyasal bağ adını
verdiğimiz çekimler ile normo ve makro
âlemdeki diğer incizaplar, cezbeler,
cazibeler; uyanık olan akıl ve kalplere
insaniyete layık bir surette yükselmeyi,
hakiki insan olmayı gösterir.
• Gezegenler arasında da kütleyle doğru
orantılı, aradaki uzaklığın karesiyle ters
orantılı olan Newton çekimi veya Newton
kanunu olarak adlandırılan çekim vardır.
355
• Daha bunlar gibi çift olan bilmediğimiz nice
Ģeyler vardır.
• Kimyasal bağ, insanı hakiki aĢkın
derinliklerine çeker; çünkü kendi kalbinde
olduğu gibi sonsuz evrende de her Ģeyin
aĢk etrafında cereyan ettiğini bilimsel
olarak öğrenmiĢ olur.

356
ATOM BAġIBOġ DEĞĠLDĠR
• “Bir tek atom bile baĢıboĢ değildir.”
sözünde bir atomun diğer atomlarla
çekiminden söz edilmektedir. Bu çekim,
kimyasal bağdır.
• Her bir insan da atom gibi olmalıdır. Zaten
insanlığı tam yaĢayan gerçek insanlar,
atom parçası gibidir; baĢıboĢ değildirler.
• Aile, bütün fertleriyle bir moleküldür.
Akrabalık, milliyet vb. irtibatlar vardır.
357
• Medeniyet, insan sevgisi doğurur. Rus ve
Ermeni ile olan, hürriyet tanıma bağımız
bile, hakiki dünya birliği Ģuurunun temelini
oluĢturmaktadır.
358
SOSYAL ALANDA
KULLANILAN KĠMYA KELĠME
VE DEYĠMLERĠ
FENNĠMÜNAZARA
• Temel kültür kaynaklarımıza bağlı geliĢen,
bir kısım disiplinler çerçevesinde oluĢan
bizim münazara Ģeklimizdir. Herhangi bir
konuda hakkın emrinde ve hakkı tutup
kaldırma istikametinde gerçekleĢtirilen fikir
yürütme ve karĢılıklı konuĢmadır.
359
• Bu münazarada diyalektiğe girmeden,
mugalatalara sapmadan mantık yürütme
önemli bir ahlaki disiplindir.
• Böyle bir münazarada mesnetsiz, delilsiz
ve peĢin hükümlere bağlı anlayıĢlardan
olabildiğine uzak durulur; her Ģey gerçek
bilgi yörüngesinde götürülür.
• Münazaraya katılanlar birbirlerine kızmaz,
öfkelenmez, saygılı davranır, centilmence
hareket eder, kimse kimseyi hafife almaz,
onunla alay etmez.
360
MERKEZKAÇ (ANĠL MERKEZ) KAÇIġ
• Geriye dönüĢün çok zor olduğu kaçıĢlara
merkezkaç (anil merkez) kaçıĢ denir.
KĠMYA
• Üstün özellik taĢıyan çok değerli kıymetleri
ifade için kimya kelimesi mecaz olarak
kullanılır. Örneğin; ReĢat Nuri Güntekin
“Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir
kimya gibi gizli kalmalıdır.” demektedir.

361
KĠMYA OLMAK
• “Bulunmaz olmak” demektir. Bir halk
türküsünde;
“Sıla kimya olmuĢ burnuma tüter
Yol ver dağlar ben sılaya gideyim.”
ifadeleri yer almaktadır.

362
SÖZ KĠMYAGERĠ
• 1. Sözlerdeki değer, samimiyet, doğruluk
vb. dereceleri rahatlıkla fark edebilen. 2.
Yüksek kıymette, gönülleri aydınlatan
nurlu sözler karĢısında, Ģiir gibi kendi
sözlerinden bile vazgeçerek o güzel
sözleri anlamaya çalıĢan.

363

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->