P. 1
oncetus.com_TUSEM-2011-N-3-klinik

oncetus.com_TUSEM-2011-N-3-klinik

|Views: 388|Likes:
Yayınlayan: oncetus
TUSEM 2011 nisan / ilkbahar dönemi tus hazırlık 3. deneme sınavı klinik bilimler soruları ve açıklamalı cevapları
TUSEM 2011 nisan / ilkbahar dönemi tus hazırlık 3. deneme sınavı klinik bilimler soruları ve açıklamalı cevapları

More info:

Published by: oncetus on Jan 30, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/31/2012

pdf

text

original

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR

1.

Patolojik nabızlardan pulsus filiformis aşağıdaki durumlardan hangisinde görülür? A) Aort Darlığı B) Aort Yetmezliği C) Şok D) Hipertrofik Kardiyompati E) Kalp yetmezliği

1-C Patolojik nabızlar Pulses bisferiens: AY ve hipertrofik KMP’de görülen sistol sırasındaki çift tepeli nabızdır. Pulses alfernans: Nabız şiddetinde değişiklik, bir güçlü bir zayıf vuru olmasıdır. Nabız araları eşittir. Sol kalp yetersizliğinde ve venöz dönüşün azaldığı durumlarda görülür. Pulses parvus et tardus: Amplitudü ve basıncı düşük nabız (zayıf ve geç gelen nabız): Aort stenozu, bazen MS da görülür. Dikrotik nabız: Hem sistol hem diyastol de palpe edilebilen nabız dalgasıdır. Sol ventrikül yetmezliğinde ve dilate KMP de görülür. Sol ventrikül vurusunun zayıflamasına ve aort kapağının kapanmasına bağlıdır. Pulsus altus (magnus) et celer: Büyük ama çabuk kaybolan nabız. Aort yetmezliği, hipertiroidi, anemi, paget, PDA’da görülebilir. Corrigan nabız (sıçrayıcı nabız, St. Vitus dansı): AY, AV blok, ciddi sinüsal bradikardi Pulsus bigeminus: Bigemine ventriküler ekstrasistoller Pulse defist: Atrial fibrilasyonda görülür. Kalp tepe atımı ile periferik nabız sayısı arasındaki farklılıktır. Pulsus filiformis: Şokta görülen zayıf amplitüdlü hızlı nabızdır. 2. Aşağıdaki EKG’ye göre hastada düşündüğünüz tanı ve tanıya yönelik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Tanı A) 1. derece AV blok B) 2. derece AV blok mobitz tip-1 C) 2. derece AV blok mobitz tip-2 D) 2. derece AV blok mobitz tip-1 E) 2. derece AV blok mobitz tip-2

Tedavi İzlem İzlem Acil kalp pili takılmalıdır Acil kalp pili takılmalıdır İzlem

2-B 2. İkinci derece atriyoventriküler blok: Mobitz tip 1 (Wenckebach): Bir vuru atlayana kadar PR’de uzama olmasıdı, sıklıkla inferiyör iskemiyi takiben oluşur. Tedavi gerektirmez, sadece izlenir. Atriyal hız ventrikül hızından biraz daha yüksektir.

43

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

3.

Graham steel üfürümünün mekanizması aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? A) Akut romatizmal ateş’de mitral valvülite bağlı gelişen diastolik üfürümdür B) Mitral valv prolapsusu bağlı geç sistolik üfürümüdür C) Aort yetmezliği duyulan rolatif Mitral yetmezlik üfürümüdür D) Pulmoner Hipertansiyon’a bağlı Pulmoner yetmezlik üfürümüdür E) Trüküspit yetmezliğine bağlı pansistolik üfürümdür

3–D Graham-Steel üfürümü: Pulmoner HT’a bağlı PY’ye bağlı erken diastolik üfürümdür. (Not:MD’ın Graham Steel üfürümü pandiastoliktir) Austin-Flint üfürümü: AY’de duyulan rölatif MD üfürümü (AY’de geri kaçan kan akımının mitral kapağı mid-diastolik ve pre-sistolik dönemde erken kapatması sonucu oluşur) Carey-Coombs üfürümü: Akut Romatizmal Ateş’de mitral valvülite bağlı kısa mid-diastolik üfürüm. MVP üfürümü: Mid-geç sistolik klik + mid-geç sistolik üfürüm

4.

Otuz yaşında kadın hasta sol bacağında şişlik şikayetiyle başvuruyor. Hastanın oral kontraseptif ilaçlar kullandığı öğreniliyor. Bu sırada ani dispne, göğüs ağrısı ve hipotansiyon gelişiyor. Bu sırada kan gazları pH: 7.46 pCO2: 29 pO2: 50 olarak tespit ediliyor. Pulmoner anjiografide geniş santral dolma defekti emboli lehine değerlendiriliyor. Bu hastanın en uygun tedavisi aşağıdakilerden hangisidir? A) iv Streptokinaz B) iv Heparin C) Cerrahi embolektomi D) Vena kava ligasyonu E) Vena kavaya filtre konması

4-A Hastanın kliniği ve anjio bulgusu pulmoner emboli ile uyumludur. Tedavide asıl olan antikoagülandır ancak pO2’nin 60’ın altında olması ciddi hipoksi varlığına işaret eder, bu durumda trombolitik tedavi ön planda düşünülmelidir. 5. Elli beş yaşında bayanın hasta idrar yolları enfeksiyonunun, kronik obstruktif akciğer hastalığının ve astımının olduğu hikayeden anlaşılıyor. Hastanın çekilen akciğer grafisinde bilateral infiltrasyonlar saptanıyor. Kanda eozinofil düzeyinin arttığı bulunuyor. Bu hasta için en az olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Nitrofurantoine bağlı eosinofilik pnömoni B) Bronkopulmoner aspergiloz C) Ancylostoma duedonale D) Strongloides stercoralis E) Hipersensitivite Pnömonisi

5-E İdrar yollarında kullanılan nitrofurantoin eosinofilik pnömoniye yol açabilir. Bronkopulmoner aspergiloz, Ancylostoma duedonale, Strongloides stercoralis, eosinofilik pnömoniye yol açabilir. Hipersensivite pnömonileri ise periferde eosinofiliye yol açmaz. 6. Booster fenomeni aşağıdakilerden hangisinde doğru şekilde açıklanmıştır? A) Bağışıklığı baskılanmış kişide PPD testinin negatif çıkması B) Milier tbc de PPD’nin negatif çıkması C) Bellek hücrelerin tbc antijenini unutması sonucu ilk PPD’nin (-) bir hafta sonraki PPD’nin (+) çıkması D) Bağışıklığı baskılanmış kişilerde PPD’nin 5 mm ve üzerinde (+) kabul edilmesi E) PPD’nin yalancı (+) liği 44

www.tusem.com.tr

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

6-C Booster Fenomeni (Hatırlatma Fenomeni): Uzun süre tüberküloz antijeniyle karşılaşmayan bellek hücreleri antijeni unutur. Yapılan ilk PPD (-), bir hafta sonra ki PPD (+) çıkar.

7.

Glomerüler filtrasyon hızının belirlenmesindeki en duyarlı endojen madde aşağıdakilerden hangisidir? A) Kreatinin B) Üre C) İnülin D) Sodyum E) Sistatin C

7-E Sistatin C; tüm çekirdekli hücrelerden salgılanan düşük molekül ağırlıklı bir proteindir, glomerüllerden serbestçe süzülür ve tamamı tübüllerde katabolize olur. Serum düzeyleri, glomerüler filtrasyon hızını belirlemede kreatininden daha duyarlıdır. Glomerüler filtrasyon hızını belirlemede en duyarlı endojen madde; sistatin C, en duyarlı eksojen madde ise inülindir.

8.

Aşağıdakilerden hangisi böbrek naklinde rejeksiyon riski yüksekse kullanılır? A) Antitimosit globulin B) Anti-CD25 C) Anti-CD3 D) Anti-CD52 E) Anti-CD20

8-B Renal transplantasyonun en önemli konularından biri immünsüpresif tedavidir. Profileksi (kortikosteroid, siklosporin A, azotioprin) veya rejeksiyon riski yüksekse CD25 antikorları (basiliximab, dasilixumab) kullanılır. Anti-CD25, indüksiyon amacıyla kullanılmasına rağmen belirgin lenfosit azaltıcı etkide bulunmaz.

9.

Aşağıdakilerden hangisi böbrek transplantasyonu yapılan bir hastada gelişebilecek hiperakut rejeksiyonun başlıca sorumlusudur? A) Alloreaktif T lenfositler B) Dendritik hücreler C) Makrofajlar D) NK lenfositler E) Anti donör MHC antikorlar

9-E Böbrek nakli sonrası oluşan rejeksiyonlar 4 gruba ayrılır; Hiperakut rejeksiyon; hastanın kanında vericinin HLA antijenine karşı sitotoksik antikorlar vardır. Greft takıldığında hemen gelişir. Tedavisi yoktur, greftin hemen çıkarılması gerekir. Akselere rejeksiyon; dolaşan antikorlara (anti-donör T hücre antikoru) bağlı ilk 1 haftada gelişir. Nadiren yüksek doz steroidlere veya poliklonal-monoklonal antikorlara cevap verebilir. Akut rejeksiyon; en sık rastlanılan tiptir. Sıklıkla ilk 3 ay içerisinde görülürsede transplantasyondan sonra herhangi bir zamanda görülebilir. Patogenezde hücresel faktörler, humoral veya vasküler faktörler rol oynayabilir. Kronik rejeksiyon; immünolojik veya non-immünolojik (iskemi) sebeplere bağlı olarak gelişen yavaş nefrosklerozla karakterizedir.

45

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

10. Sistemik lupus eritematozun böbrek tutulumunda en kötü prognozu olan tip aşağıdakilerden hangisidir? A) Mesangial proliferasyon B) Fokal proliferatif glomerülonefrit C) Diffüz proliferatif glomerülonefrit D) Membranöz glomerülonefrit E) İlerlemiş sklerozan glomerülonefrit 10 - C Sistemik lupus eritematozunda böbrek tutulumu en önemli mortalite nedenlerindendir. Lupus nefritinin klinik bulguları proteinüri (%100), hematüri, hipertansiyon, ABY, KBY şeklinde olabilir. Aktif hastalıkta hem akut glomerülonefritin (ertrosit, eritrosit silendirleri) hem de kronik glomerüler hastalıkların (geniş ve hyalen silendirler) bulgularını içeren karakteristik ‘teleskopik idrar’ sedimenti vardır. Anti-ds-DNA titreleri yüksek, kompleman düşüktür. SLE nefritinde histopatolojik sınıflama;

1) 2)

Normal glomerül Mezangial glomerülonefrit

3) Fokal segmental proliferatif glomerülonefrit 4) Diffüz proliferatif glomerülonefrit (EN SIK VE EN KÖTÜ PROGNOZLU FORM) 5) Mebranöz glomerülonefrit 6) İlerlemiş sklerozan glomerülonefrit

En sık ve en kötü prognozlu form; diffüz proliferatif glomerülonefrittir.

11. On beş yıllık Raynaud fenomeni öyküsü olan, 45 yaşındaki hasta, son 1 aydır giderek artan nefes darlığı yakınması ile başvuruyor. Fizik muayenede; parmaklar, el sırtı, ön kollar ve ciltte kalınlaşma, gerginlik, parmak uçlarında skar saptanıyor. ANA 1/320 titreyle (+), anti sentromer (+). Bu hastada nefes darlığının nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Pulmoner hipertansiyon B) İnterstisyel fibrozis C) Pulmoner tromboemboli D) Pulmoner vaskulit E) Bronşial astım 11 - A Skleroderma hastalığında genelde ilk semptom, Raynauddur. Raynaud hastalığına en sık neden olan bağ doku hastalığı sklerodermadır. Sklerodermadaki en sık ölüm nedeni pulmoner tutulumdur. Pulmoner tutulum ise sıklıkla diffüz pulmoner fibrozis şeklindedir. Ancak sklerodermada akciğer tutulumunun iki tipi vardır; İnterstisyel akciğer hastalığı; Alt solunum yollarında gelişen yangısal olaylar sonucu çıkmaktadır. Daha çok deri tutulumunun yaygın olduğu olgularda (diffüz kutanöz skleroderma) görülür. Anti-topoizomeraz-I (+) olgularda interstisyel akciğer hastalığı gelişme riski fazladır. Pulmoner hipertansiyon; Daha çok deri tutulumu sınırlı olan olgularda (limitli kutanöz skleroderma) görülmektedir. İlişkili otoantikor ise anti-sentromerdir. Derecesi ekokardiyografi ve sağ kalp kateterizasyonu ile belirlenebilir.

www.tusem.com.tr

46

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

12. Otuz iki yaşındaki bayan hasta pletorik yüz görünümü, obezite şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde hipertansif olduğu ve vücudunda mor renkli strialarının varlığı saptanıyor. Hastanın tetkiklerinde serum Na ↑­K ↓ 24 saat idrar kortizolü ↑­sabah plazma ACTH düzeyi ↑­saptanıyor. Bunun üzerine 8 mg (yüksek doz) dekzametazon ile süpresyon testi yapılıyor ve serum kortizol düzeyinin test sonrası düştüğü görülüyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Feokromasitoma B) Adrenal bezde adenom C) Ektopik ACTH salınımı D) Cushing hastalığı E) İatrojenik 12 - D Hastada cushing sendromu varlığı açıkça belirtilmiştir. Düşük doz deksametazon (2 mg) ile endojen kortizol sekresyonu suprese olmuyorsa Cushing sendromu vardır. Düşük doz ile supresyon yok ancak yüksek doz ile (8 mg) süprese oluyorsa Cushing sendromunun sebebi Cushing hastalığıdır (yani hipofizer ACTH salınımı). Yüksek dozda da suprese olmuyorsa ya ektopik ACTH yada adrenal tümör söz konusudur. Adrenal hiperkortizolemi ile diğerlerini ayırt etmek için ACTH düzeyine bakılır. Adrenalden kaynaklı Cushing sendromunda ACTH düşüktür. 13. Tip 2 DM nedeni ile takip edilen bir hastada ilaç tedavisi başlamayı gerektiren LDL düzeyi aşağıdakilerden hangisidir? A) 130 < B) 100 < C) 160 < D) 190 < E) 140 < 13 – A

İlaç tedavisi başlamayı gerektiren LDL (mg/dl) düzey Koroner arter hastalığı (KAH) veya eşdeğerleri varsa (DM gibi) 2 veya daha fazla KAH riski varsa 0-1 risk faktörü varsa 130< 160< 190<

Hedeflenen LDL düzeyi <100 <130 <160

14. Yirmi altı yaşındaki bayan hasta bir haftada ikinci kez taşikardi terleme solukluk ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın acil serviste bakılan kan şekerinin < 60 olması nedeniyle % 10’luk dekstroz ile tedavisi yapılıyor. Endokrin bölümüne konsülte edilen hastanın hikayesinde annesinin diabetik olduğu ve insülin kullandığı öğreniliyor. Tetkiklerinde kan insülin düzeyi yüksek olan hastanın C peptid düzeyinin düşük olduğu görülüyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Tip I DM başlangıcı B) Sülfanilüre kullanımı C) Faktisial hipoglisemi D) İnsülinoma E) Reaktif hipoglisemi 47
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

14 - C

Test Plazma insulini Insulin/glukagon oranı C peptid Insulin antikorları Plazma veya idrarda sulfonilüre

İnsulinoma Artmış Artmış Artmış Yok Yok

Ekzojen insulin Çok Artmış Çok Artmış Normal veya düşük Olabilir Yok

Sulfonilüre Artmış Artmış Artmış Yok Var

İnsulinoma ile faktisyöz hipogliseminin ayırımı için plazma C peptid seviyesine bakılmalı. C-peptid pankreastan insülinle birlikte salındığı için insülinomada seviyesi yüksektir. Ama dışardan insülin alımında seviyesi normal yada düşüktür. 15. Aşağıdaki virüs-neden olduğu lenfoid malignite eşleşmelerinden hangisi yanlıştır? Virüs Lenfoid malignite A) EBV Post organ transplant lenfoma B) HCV Lenfoplasmositik lenfoma C) HIV Burkitt lenfoma D) CMV Hodgkin hastalığı E) HHV 8 Multipl myelom 15 - D Lenfomaların etyolojisinde başta virüsler olmak üzere enfeksiyöz ajanlar, kalıtsal veya kazanılmış immün yetmezlik sendromları, otoimmün hastalıklar, radyasyon ve ilaçlar gibi birçok faktör suçlanmaktadır. Etyolojide birçok enfeksiyöz ajan rol almaktadır, ancak CMV herhangi bir lenfomaya neden olmamaktadır. Yukarıdaki diğer eşleşmeler doğrudur. 16. Aşağıdaki faktör eksikliklerinin hangisinde PTT (parsiyel tromboplastin zamanı) uzamasına rağmen klinik olarak kanama gözlenmez? A) Faktör XII eksikliği B) Faktör VIII eksikliği C) Faktör II eksikliği D) Faktör I eksikliği E) vWF eksikliği 16 - A Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (a PTT); koagülasyon kaskadının intrinsik yol ve ortak yolunun değerlendirir. (Normal değeri 35-40 sn.) Uzadığı durumlar;

1) 2)

F 12, F 11, F9, F8, v WF eksikliklerinde F 5, F 10, F 2, F 1 eksikliklerinde

3) Heparin kullanımı 4) Dolaşan antikoagülan varlığı (lupus antikoagülanı, antifosfolipid antikor sendromu) F XII eksikliğinde PTT çok uzamasına rağmen (>100 sn.) kanama gözlenmez.
www.tusem.com.tr

48

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

17. ADAMTS 13 geninde mutasyon sonucunda görülen tiklopidin-cilopidogrel kullanımı ile indüklenebilen hematolojik hastalık aşağıdakilerden hangisidir? A) Yaygın damar içi pıhtılaşma B) TTP C) PNH D) HELLP E) Oksidan ilaçlara bağlı hemoliz 17 - B Trombotik Trombositopenik Purpura (TTP) ve Hemolitik Üremik Sendrom (HUS) HÜS mikroanjiyopatik hemolitik anemi + akut böbrek yetmezliği + trombositopeni triadı ile karekterizedir. Enterotoksin üreten E. coli ve Shigella dysenteria etyolojide suçlanmaktadır. Mitomisin C ‘de neden olabilir. TTP‘de ise HÜS triadına ilaveten nörolojik belirtiler ve ateş vardır. Dev multimerler halinde von Willebrand faktör kompleksleri trombozu tetiklemektedir (ADAMTS 13 geninde mutasyon nedeniyle, normalde multimerleri yıkan metalloproteinaz sentezi azalmıştır). Tiklodipin ve clopidogrel’de TTP’yi indükleyebilir. HÜS ve TTP’nin DİK’ten laboratuvar farkı PTZ, aPTT normal veya hafif uzamıştır. Hemolitik anemi, trombositopeni, KZ’da uzama, D-dimer(+)liği, PY’de şistositler mevcuttur. TTP’de temel hayat kurtarıcı tedavi plazmaferezdir (günlük olarla belirli miktarda hasta plazmasının alınıp, yerine taze donmuş plazma verilmesi işlemi).

18. Kemik iliği transplantasyonu planlanan bir hastaya hücresel kan ürününün verilmeden önce ışınlanması hangi durumu önlemek için kullanılır? A) Allo immünizasyon B) Viral enfeksiyon C) Febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonu D) Graft versus host E) Alerjik reaksiyon 18 - D Graft versus host hastalığını önlemek için (KİT planlanan hastalarda) kullanılır.

19. Aşağıdakilerden hangisi alt özefagus sfinkter basıncını düşürmez? A) Sigara B) Alkol C) Kalsiyum kanal blokörleri D) Beta blokörler E) Progesteron 19 - D AÖS (alt özegafus sfinkter) basıncını düşüren diyetsel faktör ve ilaçlar; sigara, alkol, kahve, baharat, turunçgil, acı-ekşi, antikolinerjik, teofilin, benzodiazepin, kalsiyum kanal blokörleri, nitrat, beta mimetik, narkotik, progesteron, sekretindir.

20. Helikobakter pylori eradikasyonu amacı ile tedavi gören hastanın tedavisinin 4. gününde disfaji ve odinofaji gelişiyor. Bu semptomların nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Proton pompa inhibitörü kullanımı B) Penisiline alerjik reaksiyon C) Eradikasyona bağlı reflü hastalığı D) HSV ye bağlı viral özefajit E) Tetrasiklin kullanımına bağlı özefajit

49

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

20 - E GÖRH DIŞINDAKİ ÖZEFAJİT NEDENLERİ En sık neden Candida albicans’tır. Özefagusta beyaz-sarı plak ve nodüllerle karekterizedir. Tanıda endoskopi sırasında lezyonlardan sürüntü alınarak hif incelemesi yapılır. Virüslerden HSV, CMV ve HİV özefajit yapabilir; bakteriyel etkenler çok nadirdir. Tetrasiklin, doksisiklin (en sık), demir, KCL, alendronat, NSAİİ... Enfeksiyöz ve hap özefajitleri odinofaji (ağrılı yutma)’nin en sık nedenidir. Kostik madde alımına bağlı özefagus erozyon ve ülserleri olabilir. Bunların uzun dönemde multiple striktür ve kanser riski mevcuttur. Radyasyon, skleroterapi, dermatolojik ve sistemik hastalıkların özefagus tutulumu. 21. Diyabet tanısında kullanılan bir test, diyabetik hastaların %98’ini diyabetik olarak saptamakta, diyabetik olmayanların ise %20’sini diyabetik olarak yorumlamaktadır. Bu testin duyarlılığı ve özgüllüğü için hangisi doğrudur? A) Duyarlılık Özgüllük %98 %80 B) Duyarlılık Özgüllük %98 %20 C) Duyarlılık Özgüllük %2 %80 D) Duyarlılık Özgüllük %98 %2 E) Duyarlılık Özgüllük %20 %98 21 - A Duyarlılık: Bir tanı testinin incelenen toplumdaki gerçek hastaları ortaya çıkartabilme özelliğine duyarlılık denir. Bir başka deyişle hasta olan kişiler içinde testin pozitif çıkma olasılığıdır. Seçicilik: Bir tanı testinin incelenen toplumdaki gerçek sağlamları ortaya çıkartabilme özelliğine seçicilik denir. Bir başka deyişle sağlam olan kişiler içinde testin negatif çıkma olasılığıdır. Prediktif değer: Bir testin hastalığın var ya da yok olduğ unu ortaya çıkartabilme özelliğine denir. Prediktif değer hem hastalığın prevalansına hem de testin duyarlılık ve seçiciliğine bağlıdır. Pozitif ve negatif olmak üzere iki tür prediktif değer vardır. Pozitif prediktif değer: Bir tanı testinin pozitif çıktığı kişiler içinde gerçekten hasta olanların oranıdır. Bayka bir deyişle testin pozitif oldğu koşulda kişinin hasta olması olasılığına pozitif prediktif değer denir. Negatif Prediktif değer: Bir tanı testinin negatif çıktığı kişiler içinde gerçekten sağlam olanların oranıdır. Başka bir deyişle testin negatif olduğu durumda kişinin sağlam olma olasılığı negatif prediktif değer denir. Duyarlılık = (Gerçek pozitişer / Gercekte hasta olanlar) x 100 = Seçicilik = (Gerçek negatişer / Gercekte sağlam olanlar) x 100 = Pozitif prediktif değer = (Gerçek pozitişer / tüm pozitişer) x 100 = Negatiif prediktif değer = (Gerçek negatişer / tüm negatişer) x 100 = (d / c+d) x 100) 22. Bir bölgedeki sağlık yöneticisi bölgede yaşayan 40 yaş üzeri nüfusta kronik hastalıkların sıklığı saptamaya yönelik bir çalışma planlamak istiyor. Böyle bir çalışmayı aşağıdaki araştırma yöntemlerinden hangisiyle yapması en uygundur? A) Kesitsel araştırma B) Vaka kontrol araştırması C) Kohort araştırması D) Metodolojik araştırma E) Müdahale araştırması 22 - A Kesitsel çalışmalar, prevelans (sıklık) çalışmalarıdır, toplum tarama çalışmaları da denir. Prevelans çalışmaları şu anda toplumda kaç hasta olduğunun saptanması yani hastalığın toplumdaki sıklığının ölçümüdür. Aynı anda birçok hastalığın prevelansı (sıklığı) hesaplanabilir. Toplumların öncelikli sağlık problemleri saptanması açısından önemlidir. Toplum, pratik ve sensivitesi, spesifitesi yüksek testler ile birçok hastalık açısından taranarak, önemli sorunlar ve sıklıkları elde edilir. Temel amaç toplumun temel sorunlarını tespit etmektir. Örneğin; hipertansiyon, anemi, diabet, glokom taramaları aynı anda yapılır. Bu hastalıkların toplumdaki sıklık, prevelansları elde edilir. Kesitsel çalışmalar da düzenli kaydedilmiş sağlık kayıtları üzerinden yapılabilir.
www.tusem.com.tr

50

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

Kesitsel çalışmalarda neden sonuç ilişkisi araştırmak; Neden de sonuç da aynı zaman diliminde incelendiğinden neden sonuç ilişkisi açısından önemli veriler vermez, ancak hastalıklar ile kişilerin etnik özellik, yaş, cinsiyet, sosyo ekonomik durum, kan grubu ile ilgili etiyolojik ilişkileri araştırabilir. Yani prevelanslar ve bu prevelansları etkileyen faktörler aynı anda tesbit edilir. Örneğin; bir bölgede kadınların kontraseptif kullanma prevelansı elde edilir. Modern kontraseptif yöntem kullananların ve geleneksel yöntemler kullananların prevelansları tesbit edilir. Modern yöntemler kullananlar ile eğitim düzeyi, yaş, sahip oldukları çocuk sayısı ilişkilendirilebilir. 23. Belli bir bölgede bir hastalık yüksek sıklıkta ve sürekli ise bu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır? A) Salgın B) Endemi C) Epidemi D) Pandemi E) İnsidans 23 - B Endemi bir hastalığın yüksek prevelans ile seyretmesidir. Epidemi; bir hastalığın beklenenden çok görülmesidir. Pandemi; hastalığın ülke ve kıtalar arası yayılmasıdır. Salgın; hastalığın bir bölgede yayılmasıdır. 24. Gebe kalan ve 2 ayda bir nöbet geçiren bir epileptik kadın için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Gebelik süresince folat preparatları verilir B) Politerapiden kaçınmalıdır C) İlk 3 ay boyunca antiepileptik ilaçlar kesilir D) Antiepileptik plazma düzeyleri düzenli olarak izlenir E) Ailede nöral tüp defekti varsa Valproat ve Carbamazepin’den kaçınılır 24 - C Gebelikte eilepitik nöbetler artar. Bunun en önemli nedeni, antiepileptik ilaçların farmakokinetiğin değişmesi ve serum konsantrasyonunun düşmesidir. Aniepileptik kullanan hasta gebe kalmışşsa, ilacı kesmek veya değiştirmek tehlikeli ve yanlıştır. Fetal malformasyon riski ilk 4-8 haftada en yüksek olduğundan zaten geç kalınmıştır. Fetal malformasyonlar arasında en sık görülenler: • Yarık damak-dudak • Konjenital kalp defektleri • Hipospadias • Nöral tüp defektleri Antiepilepitk ilaçların hepsinin potansiyel teratojenik etkisi vardır. Ancak valproat ve karbamazepin kullanımında nöral tüp defektleri daha sık görülür. 25. Hangisi meduller yarı kesi (Brown-Squard sendromu) bulgusu değildir? A) İpsilateral parezi B) İpsilateral pozisyon vibrasyon duyumunda azalma C) Kontrlateral ağrı duyumunda azalma D) İpsilateral Babinski ve eşdeğerleri pozitişiği E) İpsilateral ağrı duyumunda azalma 25 - E Yarım medulla tutuluşu (Brown Sequard sendromu): Medullanı n yarı kesisi söz konusudur. Kortikospinal ve spinotalamik traktuslarla arka kordonun zedelenmesine bağlı olarak bir klinik tablo oluşur. Lezyon düzeyinin altında onunla aynı tarafta arka kordonda taşınan vibrasyon ve pozisyon duyusu kaybı ve üst motor nöron tutulmasına bağlı felç belirirken, karşı tarafta ağrı ve ısı duyusu kaybı gelişir. Ağrı ve ısı duyusu kaybı lezyon düzeyine oranla birkaç segment aşağıdan itibaren ortaya çıkar. 51
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

26. Aşağıdakilerden hangisi sero (-) artropatilerin özelliği değildir? A) Sakroiliak eklem tutulumu B) Oligoartriküler ve asimetrik tutulum C) HLA-B27 (+) liği D) Subkutan nodüller ve anterior üveit E) Eklemlerde subluksasyon gelişmesi 26 - E Sero (-) artropatilerin Ortak özellikleri ve RA den Farkları; - Sakroiliak eklem tutulumu vardır. RA da yoktur. - Oligoartikuler ve asimetrik tutulum vardır. RA da poliartiküler ve simetrik tutulum vardır. - RF (-) dir ve subkutan noduller yoktur. RA da RF (+) dir ve subkuten romatoid nodüller vardır. - HLA B27 pozitifdir ve familialdir. RA’in HLA ile ilişkisi yoktur. - PA, AS, RS ve EA de patolojide entesit (entesopati) ve sindesmofitler (vertebralardaki bambu kamışı) vardır. RA de esas patoloji snovittir syndesmofitler yoktur. - Özellikle AS de unilateral anterior uveit saptanır. RA’ da episklerit, sklerit, skleromalaziye (mavi sklera) bağlı körlük görülür. - Deride keratoderma blenhorragica özellikle RS gözlenir. - Özellikle OA de eklem ankilozları gelişir, RA de eklemlerde subluksasyon veya luksasyon gelişir. 27. Aşağıdaki görüntüleme yöntemlerinden hangisinde kontrast madde kullanılmaz? A) Mamografi B) Antegrad pyelografi C) Retrograd pyelografi D) Kolanjiografi E) Histerosalpingografi 27 - A Mamografi; memenin film yerleştirilen platform ile kompresyon pedalı arasında komprese edilerek çekilir, kontrast madde kullanılmaz. Memenin iç yapısı (süt bezleri, yağ dokusu, vasküler yapılar) net olarak ortaya konur). Mikrokalsifikasyonlar araştırılır, bu tarama mamografisidir.

Diagnostik mamografi USG, MR da kullanılır. 40 yaş sonrası kadınlarda senede 1 kez yapılmalıdır. 28. Aşağıdakilerden hangisi intravenöz rejyonel anesteziktir? A) Kokain B) Pentokain C) Prokain D) Lidokain E) Novakain
www.tusem.com.tr

52

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

28 - D Rejyonel anestezide en sık olarak lidokain ve bupivakain kullanılır. Ayrıca: Ketamin Fensiklidin Tiopental Midazolam Etomidat da kullanılabilir. 29. Nikolsky fenomeni aşağıdakilerden hangisinde pozitiftir? A) Leishmania cutis B) Diskoid lupus eritematozus C) Tinea versicolor D) Pemfigus E) Seboreik dermatit 29 - D Dermatolojide fenomenler Omnibus belirtisi: Kaşların dış yarısının dökülmesidir. Lepra, lenfoma, sifiliz, talyum entoksikasyonunda görülür. Koebner fenomeni: Travmaya maruz kalan yerlerde travmayı takip eden 8-10 gün içerisinde hastalığın belirtilerinin oluşması (Psoriasis, lichen planus, pityriasis rose). Mum lekesi işareti: Lezyonun kazınması halinde statun korneumun mum gibi ufalanması (psöriasis) Auspitz belirtisi: kazımaya devam etme halinde nokta tarzında kanama olması (psöriasis). Yonga-talaş belirtisi: Pitriasis versicolorda ki lekenin kazınması sonucu bir kenarı deriye yapışık skuam kalkması. Nikolsky fenomeni: Gergin bir bül üzerine veya çevresine basınç yapılması halinde bülün çapının artması veya bül çevresi derisinin soyulması (Pemfigus grubu hastalıklar). Çivi belirtisi: fiark çibanındaki foliküler uzantının görülmesi Wickham işareti: Likenplanusun deri lezyonları üzerine xylol damlatılmasıyla maviye çalan beyaz renkte çizgiler olması.

30. Aşağıdakilerden hangisinde tedavide EKT uygulanmaz? A) Malign nöroleptik sendrom B) Şizofreni C) Manik atak D) Fobi E) Majör depresyon 30 - A Elektrokonvülzif tedavi (EKT) bilinen en etkin antidepresan ajan yada araçtır. Günümüzde endikasyon alanlarının başında özkıyım riski yüksek ve psikotik bulgu ile giden major depresif bozukluk gelir. EKT endikasyonları Major depresif bozukluk (EKT nin birincil endikasyonudur) Manik epizodlar şizofreni (EKT kronik şizofrenide etkin olmamakla birlikte, belirgin pozitif semptomlara sahip, katotonik veya mizaç bulguları hakim olan şizofrenik hastalar EKT tedavisine en çok yanıt alanlardır). Ağır anoreksia nervoza Fobi EKT kontr endikasyonları • Beyin kanaması • Feokromostoma • KİBAS • Aort anevrizması, yeni miyokard enfarktüsü • Akciğer ödemi 53
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

EKT’nin yan etkileri • Bellek bozukluğu (en sık görülen yan etkidir) • Kırık ve çıkıklar • Uzamış apne 31. APGAR skorlaması hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Resusitasyona başlamak için 1. dakika beklenilmez B) 1. ve 5. dakikadaki Apgar skorları sadece izlem için yol gösterir, neonatal mortalite veya serebral palsy olasılığını öngörmez. C) 5,10 ve 15. dakikalardaki APGAR resüsitasyon başarısını gösterir D) 20. dakikada düşük APGAR mortalite ve morbidite için daha anlamlıdır. E) APGAR skorlamasında değerlendirme bulguları: deri rengi, plantar refleks, yüz buruşturma, aktivite ve solunum’dur. 31 - E

BULGU Apperance-Deri rengi Pulse-kalp atımı Glimace-Uyarıya yanıt Activitiy-Kas tonusu Respiration-Solunum APGAR SKORU: 8 – 10, Normal Bebek 4 – 7, Riskli bebek 0 – 3, Şiddetli asfiksi

0 PUAN Extremiteler siyanotik, gövde soluk mavi Yok Yok Flask Yok

1 PUAN Gövde pembe < 100 / dk Yüz buruşturma Hafif fleksiyon Zayıf, düzensiz

2 PUAN Tüm vücut pembe > 100 / dk Ağlama ile cevap Hareketli ve fleksiyonda Düzenli ve kuvvetli ağlama

32. Yenidoğan dönemi ile ilişkili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) İlk haftada %10 kilo kaybı olabilir. B) İki hafta içinde doğum kilosuna eşitlenir veya geçer. C) Kilo almaya başlayınca kilo alım hızı günde 30gr’a kadar ulaşır. D) Erken doğan bebeklerde doğum kilosunu yakalaması uzun sürer. E) Kolostrumun yüksek yağ kontenti ilk haftada kilo alımını hızlandırır. 32 - E Doğumdan sonraki ilk beş gün salgılanan süte kolostrum denir. Laktoz, yağ, karbonhidrat ve suda eriyen vitaminler az, protein, yağda eriyen vitaminler(A,E,K), Immunglobulinler ve bazı mineraller(Na, Çinko, Cu, Fe) bakımdan zengindir. 33. Doğum salonunda solunum yetersizliği nedeniyle resusitasyon yapılan bir yenidoğana son 30 saniyede maske ve hava kesesi ile pozitif basınçlı ventilasyon uygulanmıştır. Bu girişim sonrası değerlendirmede, bebeğin kalp hızı 40/dakika olarak bulunmuştur. Bu bebek için bundan sonra en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? A) Göğüs kompresyonu ve solunum desteği B) Adrenalin ve göğüs kompresyonu C) Adrenalin ve solunum desteği D) Göğüs kompresyonu ve ek oksijen E) Solunum desteği ve taktil uyaran
www.tusem.com.tr

54

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

33 - A Yenidoğan resüsitasyonunda İlk girişimler ısı kaybını önlemek için kurulamak ve ısıtmak, pozisyon vermek ve aspire ederek hava yollarını temizlemek, solunumu başlatmak için cilde uyarı vermektir. Bunları uygulamak 30 saniyeyi geçmemelidir. Aynı anda bebeğin rengi, kalp hızı ve solunum eforu değerlendirilir. Solunum başlamış ve kalp hızı 100/dak üstündeyse ve bebeğin rengi pembeyse başka bir işleme gerek yoktur. Renk morsa oksijen verilir. İlk girişimlerden sonra solunum başlamadıysa veya solunum başladı ama kalp 100/dak altındaysa maske ve ambu (beg) ile pozitif basınçlı ventilasyona geçilir. 15-30 sn sonra kalp hızı tekrar değerlendirilir. Kalp hızı duzelmiyorsa ventilasyon sürdürülürken kalp masajına da başlanır. Efektif resusitasyona karşın kalp hızının 60/dak altında seyretmesi durumunda epinefrin uygulanır.

34. Yenidoğanda intra-ventriküler kanama ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Prematürelerde sık görülür. B) Genellikle germinal matriksten kanama olur. C) Cerrahi tedavi şarttır. D) Lomber ponksiyon materyalinde artmış eritrositler saptanır. E) Transfontanel ultrasonografi ile kesin tanı konulur. 34 - C

İVK Risk Etiyoloji Klinik Prematürite Germinal matrix Letarji, konvülziyon, Emme ve Moro kaybı, Kabarık fontanel…. USG Medikal, destek

Subdural Kanama Term LGA Travma Benzer (en sık sub-akut gidiş gösterir) BT Cerrahi

Tanı Tedavi

35. Aşağıdaki sendromik durumlardan hangisi polihidramnioza neden olmaz? A) Akondroplazi B) Klippel-Feil sendromu C) Trizomi-21 D) Prune-Belly sendromu E) Konjenital Rubella sendromu

35 - D

55

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

Oligohidramnios İUGG Fetal (iskelet) anomalileri İkiz-ikiz transfüzyon (donör) Amniyotik sıvı kaçağı Renal agenezi -Potter sendromu Uretral atrezi Prune-Belly sendromu Pulmoner hipoplazi Amnios nodozum İndometazin ACE inhibitörleri İntestinal pseudo-obstrüksiyon

Polihidramnios Kongenital anomaliler: Anensefali, hidrosefali, özefageal ve duodenal atrezi, spina bifida, yarık damak, kistik adenomatoid akciğer malform., diafragmatik herni Sendromlar: Akondroplazi, Klippel-Feil, 18,-21 trizomi, TORCH, hidrops fetalis, multiple kongenital anomaliler Diğerleri: Diabetes mellitus, fetal anemi, fetal kalp yetmezliği, ikiz-ikiz transfüzyon (alıcı), poliürik renal hastalık, nöromusküler hastalıklar, idiopatik

36. Aşağıdakilerden hangisi A vitamini fazlalığında görülmez? A) Metafizer kapanma. B) Karaciğer fonksiyonlarında bozulma C) Bitot lekeleri. D) Periost kalınlaşması. E) Deride kuruluk ve pullanma 36 - C Kronik 50000 ıu/gün’den fazla uzun süre A vitamini kullanımı toksisiteye sebep olur. Pseudotümor serebriye bağlı kibas bulguları, kemik ağrıları, hiperostozis, dermatit, alopesi, hepatomegali, KC fonksiyon testlerinde bozulma, hipo-protrombozis ve fetal anomalilere sebep olur. Bitot lekeleri VitA fazlalığında değil eksikliğinde görülür.

37. Aşağıdakilerden hangisi yenidoğan döneminde kolestaz ile birlikte görülmez? A) Galaktozemi B) Wilson hastalığı C) Bilier atrezi D) Kistik fbrozis E) Alfa1 antitripsin eksikliği 37 - B Wilson hastalığında temel patoloji bakırın kc hücresindeki lizozomlardan safraya atılımında defekttir. Bunun sonucunda kcx hücrelerinde bakır birikimi, buna bağlı olarak mitokondrialara oksidan yıkım olur. Uzun dönemde kronik karaciğer hasarı ve bulguları açığa çıkar. Klinik değişken olmasına rağmen 5 yaştan önce klinik bulgu çok nadirdir.

38. Seboreik ve ekzamatöz deri lezyonları, açık renk teni, mikrosefalisi olan mental retardasyonlu bir çocukta düşünülecek en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Sistinozis B) Hipotiroidi C) Metilmalonik asidemi D) Akçaağaç şurubu idrar hastalığı E) Fenilketonüri
www.tusem.com.tr

56

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

38 - E Feniletonürinin fizik muayene bulguları; • Sarışın, açık ten, mavi göz • Seboreik veya ekzamatoid cilt raşları • Hipertoni ve hiperaktif DTR • Konvülziyon • Mikrosefali ve belirgin maksilla • Mine hipoplazisi • Büyüme geriliği

39. Özefagus atrezisi ve TÖF anomalisinin en sık görülen formu aşağıdakilerden hangisidir? A) Proksimal ösofagus atrezisi ve distal trakeoösofajial fistül B) Ösofagus atrezisi+ proksimal ve distal ösofajial fistül C) İsole H tipi trakeaösofajial fitül D) Proksimal trakeaösofajial fistül+distal ösofajial atrezi E) Trakeaösofajial fistül olmaksızın ösofagus atrezisi 39 - A

Ösofagus atrezisi tiplerinde en sık olan proksimalin atrezik, distalin ise trakea ile fistüline olan tipidir. En nadir görüleni ise izole TÖF lerdir.

40. Altı haftalık erkek bebekte doğumdan üç hafta sonra başlayan kusma ve kilo kaybı yakınmalarıyla getirilen, dehidratasyon bulguları ve hipokloremik alkaloz saptanıyor. Bu hastada kesin tanı için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır? A) Baryumlu üst gastrointestinal sistem grafisi B) Ultrasonografi C) Endoskopi D) Tomografi E) Endosonografi 40 - A 3. haftadan sonra; Safrasız kusmalar, Uzamış sarılık, Midepigastrik olive-zeytin, Malnütrisyon, Dehidrasyon, Hipokloremik metabolik alkaloz, Hipokalemi olan çocukta düşünülür. • İlk Tanı: USG, kesin tanı baryumlu grafi ile konur • Tedavi: Piloromiyotomi’dir

57

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

41. Safralı kusma ve konstipasyon saptanan 1 günlük yenidoğan bebeğin ayakta direkt batın grafisi double-buble görünümü dışında bir özellik saptanmıyor. Bu hastada düşünülecek en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Duodenal atrezi B) Bilyer atrezi C) Midgut volvulus D) Hirschsprung hastalığı E) İntussussepsiyon 41 - A Duedenal atrezi, Tüm intestinal atrezilerin %25-40 Beraberinde sıklıkla eşlik eden anomaliler vardır. • Eşlik edenler;%20-30 ‘unda Down sendromu, Malrotasyon (%20), Özefagus aterzisi (%10-20), KKH (%10-15), Anorektal ve renal anomaliler (%5) • Klinikte yaşamın ilk gününde ortaya çıkan abdominal distansiyon olmadan safralı kusma gözlemlenir. • ADBG’deki Double-bubble görünümü patagnomoniktir. 42. Boy kısalığı ile getirilen 5 yaşındaki bir çocuğun kemik yaşı takvim yaşına uygun bulunuyor. Daha sonraki takiplerinde boyu 2 standart deviasyonun altında devam etmesine rağmen yıllık büyüme eğrisi standartlara paralel seyrediyor. Bu hastada boy kısalığının nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Ailevi boy kısalığı B) Psikososyal boy kısalığı C) Konstitusyonel boy kısalığı D) Kemik displazilerine bağlı boy kısalığıA E) Puberto prekoks 42 - A Vakanın KY=TY>BY olması ve persentillerinin düşük olmasına rağmen normal büyümeye paralele seyretmesi vakanın ailevi boy kısalığı olduğunu düşündürmektedir. TY = BY = KY Normal TY = KY > BY Familyal boy kısalığı TY > BY = KY Konstitüsyonel boy kısalığı TY > BY > KY Hipotiroidizm TY > KY > BY Büyüme hormonu eksikliği, Nutrisyonel boy kısalığı, Kronik hastalıklar, Kemik displazileri 43. Aşağıdaki çocukluk çağı döküntülü hastalıklarından hangisinde A vitamini verilmesi hastalığın prognozunu olumlu yönde etkiler? A) Kızamık B) Su çiçeği C) Ekzantema Subitum D) Eritema İnfeksiyozum E) Kabakulak 43 - A Kızamıkta A vitamini düzeyi düşer. A vitamini tedavisi hastalığın klinik seyrini hafifletir. 44. Yenidoğan döneminde başlayan kronik ishalin en sık sebebi aşağıdakilerden hangisidir? A) İntestinal Lenfanjektazi B) Mikrovillüs inklüzyon hastalığı C) Enterokinaz eksikliği D) Glukoz-galaktoz malabsorbsiyonu E) Klor kaybettiren diyare
www.tusem.com.tr

58

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

44 - B Mikrovillüs İnklüzyon Hastalığı • Doğumdan itibaren başlayan inatçı diyare ve malabsorbsiyon ile karakterizedir. • Yenidoğan döneminde başlayan kronik ishalin en sık sebebidir. • Polihidroamniyoz nedenidir. • Kesin tanı ince barsak biyopsisi ile konur.

45. Ağır astım tanısıyla takip edilen hastada güçsüzlük, hipopotasemi, hipernatremi ve hipertansiyon gözlemlenmiştir. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Klasik 21-hidroksilaz eksikliği B) ACTH eksikliği C) Hipoaldesteronism D) Cushing sendromu E) Pseudohipoaldesteronism 45 - D Sebebine bakılmaksızın hiperkortizolizm tablosu olduğu görülmektedir. En sık hipofizial kaynaklıdır. Sorumuzda kortizolün ağır astımda, antiinflamatuar olarak yüksek düzeyde uzun süre kullanılması sebep olmuştur ki buna cushing hastalığıda veya cushing sendromuda denir.

46. Süt çocıklarında akut astım atağına en sık sebep olan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir? A) RSV B) Mikoplasma C) Adenovirüs D) Parainfluenza virüs E) H.İnf tip B 46 - A Süt çocukluğu döneminde RSV daha sonra rhino virüs çocuklarda akut astım atağına en sık sebep olan enfeksiyöz ajanlardır.

47. Kronik ishal nedeniyle getirilen 2 yaşında bir çocukta boy kısalığı, ekzokrin pankreas yetmezliği ve Ter testi Cl seviyesi yüksek saptanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Kistik fibrozis B) Shwachman-Diamond sendromu C) Çölyak hastalığı D) Giardiazis E) Kostmann sendromu 47 - A Kronik ishal ile getirilen ve ekzokrin panksreas yetersizliği saptanan bir vakada en olası tanı kistik fibroz hastalığıdır. Yağlı ishal, steatokrit yüksekliği ve malabsorpsiyonla karakterizedir. Dışkıda tiriptik aktivite düşüktür. Kistik fibroz kliniğinde olan, ancak ter testinin normal bulunduğu vakalarda ilk tanı olasılığı Schwachman- Diamond sendromu olacaktır. Bu tür hastalarda İskelet anomalileri, boy kısalığı, deri bulguları, özellikle de nötropeni, pansitopenide tabloya eşlik eder. Ancak soruda bu anomaliler yok iken ter testinin yüksek olduğu da belirtilmekte, o yüzden doğru cevap kistik fibrozistir.

59

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

48. Aşağıdakilerden hangisi astım tedavisinde kullanılan lökotrien reseptör antagonistidir? A) Zafirlukast B) Zileuton C) Omalizumab D) Budesonid E) Kromolin 48 - A Zafirlukast ve montelukast; astım tedavisinde kullanılan lökotrien reseptör antagonistleridir. 49. Dokuz aylık erkek hasta inatçı konvülsiyon şikayetleriyle başvurmuştur. EEG’sinde hipsaritmi olan hastanın CT’sinde periventriküler alanda kalsifiye tuberleri saptanmıştır. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Nörofibromatozis B) Tuberoskleroz C) Sturge-Weber sendromu D) von Hippel-Lindau hastalığı E) Ataksi-telanjiektazi 49 - B TUBEROSKLEROZİS (Bourneville hastalığı): Otozomal dominant bir hastalıktır. Karakterİstik beyin lezyonları tuber’lerden oluşur. Tuberler serebral hemisferlerin yüzeylerine yerleşir, tipik olarak subepandimal bölgede bulunur, klasifikasyona uğrar ve “damlayan mum” görünümü verecek şekilde ventrikül boşluğuna ilerler. Tipik olarak; deri lezyonları, epileptik nöbetler(West) mental retardasyondan oluşan triad ile karakterizedir. Bebeklikte infantil spazm ve EEG’ de hipsaritmi ile gelebilirler. Hastaların % 90’ında üstü düz, hipopigmente “ash-leaf” lekeleri, Wood lambası altında daha iyi görülebilir. CT periventriküler alandaki kalsifiye tuberleri gösterebilir, ancak serebral tuberler 3-4 yaşına kadar ortaya çıkmayabilir. Nöbetleri kontrol etmek güç olabilir, ileride miyoklonik epilepsi geliştirebilirler. Mental retardasyon insidansı yüksektir. Çocuklukta TS jeneralize nöbetler ve patognomonik cilt lezyonları ile başvurur. Sebase adenomlar 4-6 yaş arasında gelişir: Burun ve yanakların üzerünse kırmızı nodüller şeklinde görünür ve akne ile karışabilirler. Periungal fibromlar adölesan dönemde oluşur.

50. Aşağıdakilerden hangisi hidrosefaliye yol açan durumlardan biri değildir? A) Trizomi 18 B) Chiari malformasyonu C) Dandy-Walker sendromu D) Konjenital akuaduktal stenoz E) Subaraknoid kanama 50 - A HİDROSEFALİ NEDENLERİ • Obstrüktif : - Akuaduktal stenoz (Kalıtsal (X’e bağlı), Nöral tüp defekti, Nörofibromatozis, Kong TORCH, Akuaduktal gliozis) - Posterior fossa tm. - Malformasyonlar (Dandy-Walker, Chiari) • Komünikan - SAK (en sık) - Pnömokok menenjiti - Tbc. Menenjit - İU. Enfeksiyonlar - Lösemi infiltrasyonu

www.tusem.com.tr

60

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

51. İzole büyük arter transpozisyonu olan bir yenidoğan ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Hafif kardiyomegali vardır. B) Takipne genellikle mevcuttur. C) Normale göre daha iri doğarlar. D) Doğumdan itibaren mesokardiyak odakta 4 şiddetinde üfürüm alınır. E) Siyanoz doğumdan hemen sonra olabildiği gibi ilk birkaç günde de belirginleşmeye başlayabilir. 51 - D Büyük arterlerin transpozisyonları, doğumsal kalp hastalıklarının % 3-4’ünü oluşturur. Vakaların %40’ında VSD bulunur. Erkek çocuklarda, kızlara oranla 3/1 fazla görülür. Vakaların % 90’ında ilk 6 ayda ölüm olur. Einsenmenger sendromu gelişme olasılığı fazladır. Klinik bulgular: Siyanoz, doğumdan hemen sonra vardır veya birkaç günde belirmeye başlar. Kalp yetersizliği, yenidoğan döneminde bile başlayabilir. Siyanozun yanısıra, gelişme geriliği ve kalp yetersizliği en önde gelen özelliklerdir. Yenidoğanda hiçbir anormal üfürüm veya ses duyulmayabilir, ancak çoğunlukla belirgin PS üfürümü vardır. Daha büyüklerde egzersiz dispnesi, artan siyanoz ve çomak parmak önde gelen bulgulardır. Laboratuar bulguları: Röntgen: Klasik transpozisyon telegrafisinde, pulmoner arter ve aort çıkış bölgesi (kalp kaidesi) dar, kalp hafifçe büyük ve diyafragma üzerine yan yatmış yumurta görünümündedir. Akciğer vaskülaritesi genelde normal veya hafif artmış, pulmoner stenoz olan vakalarda ise azalmıştır. EKG: Tipik bir EKG bulgusu yoktur. Yenidoğanda normal, sonra sağ aks deviasyonu ve sağ ventrikül hakimiyeti gelişir. Komplikasyonlar ve tedavi: Kalp yetersizliği ve asidoz genel kuralları içinde düzeltilmelidir. Yenidoğan döneminde ductus arteriosus’u açık tutmak ve hastayı kateterizasyona kadar yaşatıp balon septostomisini sağlamak için İV olarak prostaglandin kullanılabilir. Daha sonra cerrahi tedavi uygulanır. 52. Asagıdaki konjenital kalp hastalıklarından hangisi turner sendromu saptanan hastalarda en sık görülür? A) Patent duktus arteriozus B) Atrioventrikuler septal defekt C) Buyuk damarların transpozisyonu D) Fallot tetralojisi E) Aort Koarktasyonu 52 - E Kromozomal anomali-Kardiyak patoloji Trisomy 13 sendromu (Patau’s sendromu) VSD, PDA, dekstrokardi Trisomy 18 sendromu (Edward’s sendromu) VSD, PDA, PS Trisomy 21 (Down sendromu) Endokard yastık defekti, VSD Turner’s sendromu (XO) Aort Koarktasyonu, AS, ASD

53. Ağır VSD’si olan hastada aşağıdakilerden hangisi uzun dönemde beklenen bulgulardan biri değildir? A) İkinci kalp sesi sertleşir B) Kalp gölgesi daha da büyür C) Telegrafide akciğer periferinde damar gölgeleri silinmeye başlar (budanmış ağaç manzarası) D) Apeksdeki middiastolik rulman kaybolur E) EKG’de sadece sağ ventrikül hipertrofisi ve sağ aks bulguları görülür 53 - B VSD ne kadar geniş ve sol sağ şant ne kadar fazla ise akciğere gidecek kan o kadar fazla sonuçta akciğerden sol atriuma dönecek kan o kadar fazla olacaktır. Bu fazla kan mitral kapaktan diyastolde geçerken bir üfürüm yapabilir (özellikle normalde geçen kanın iki katından fazla kan geçer ise). Bu tür hastalarda en önemli morbidite Pulmoner hipoertansiyon gelişmesidir. VSD’li hastada ağır pulmoner hipertansiyon gelişimi bulguları: S2 sertleşir, mitral odaktaki middiastolik üfürüm kaybolur, Graham Steel üfürümü (pulmoner hipertansiyonda gelişen pulmoner yetersizlikteki erken diyastolik üfürüm) çıkabilir. 61
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

EKG’de belirgin sağ aks ve sağda basınç yükü bulguları ortaya çıkar. Telegrafide pulmoner konus daha da belirginleşir, budanmış ağaç manzarası görülebilir. Kalp gölgesi normale doğru küçülür, çünkü artık kalpteki yük solda volüm yükü değil sağda basınç yükü haline gelmiştir, ağır pulmoner hipertansiyonda sol sağ şant iyice azaldığından solda volüm yükü azalacak ve böylelikle kardiyotorasik indeks yaşla birlikte küçülecektir. Sağdaki basıç yükü ise konsantrik hipertrofi yaptığından kardiyotorasik indeksi büyütmez.

54. Sekiz yasında bir erkek çocuk kırmızı renkli idrar yapma ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Göz kapaklarında ve bacak ön yüzünde ödem saptanan çocuğun kan basıncı 135/85 mmHg, Serum C3 düzeyi düşük ve BUN düzeyi artmış bulunuyor. Bu çocuk için en olası tanı aşagıdakilerden hangisidir? A) İmmünoglobulin A nefropatisi B) Akut poststreptokokkal glomerulonefrit C) Alport sendromu D) Goodpasture sendromu E) İdyopatik hızlı ilerleyen glomerulonefrit 54 - B Olgu tipik Akut poststreptokoksik glomerülonefrit (APSGN) vakasıdır. Hastanın yaş 5-15 yaş arasında. Hematüri, oligüri, ödem, hipertansiyon ve böbrek yetmezliği varlığı nefritik sendrom olduğunu gösterir. Şıklardaki tek hipokomplementemik nefrit APSGNdir.

55. Çocuklarda en sık nefrotik sendrom sebebi aşağıdakilerden hangisidir? A) PSGN B) MGN C) IgA nefropati D) Hyalin membran hastalığı E) Lipoid nefrozu 55 - E Çocukluk çağında görülen nefrotik sendromun en sık nedeni(%90) idyopatik nefrotik sendromdur.(lipoid nefroz).

56. Aşağıdakilerden hangisi postrenal böbrek yetmezliği nedenidir? A) Tümör lizis sendromu B) Ureteropelvik bileşke obstrüksiyonu C) Akut poststreptokoksik glomerülonefrit D) Akut tubuler nekroz E) Hemolitik Üremik Sendrom 56 - B Postrenal Böbrek Yetmezliği nedenleri arasında; •­ Posterior uretral valv •­ Ureteropelvik bileşke obstrüksiyonu •­ Ureterovezikuler bileşke obstrüksiyonu •­ Ureterosel, Tümör, Ürolitiazis •­ Hemorajik sistit •­ Nörojenik mesane sayılabilir.

www.tusem.com.tr

62

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

57. Epstein-Barr virusü aşağıdaki kliniklerden hangisiyle ilşkili değildir? A) Burkitt lenfoma B) Nazofarnks kanseri C) İmmün yetmezlikli olanlarda leiyomyosarkom D) İmmün yetmezlikli olanlarda retinit E) Mixed Hodgkin ve lenfositten fakir Hodgkin lenfoma 57 - D EBV, Hodgkin lenfomada habis klonun belirleyicisi olan Reed-Sternberg hücrelerinin içinde gösterilmiştir ve bu sebeple hastalığın B hücre kaynaklı olduğu düşünlümüştür. EBV (+) Hodgkin hastalığında, EBV kodlayan genler apoptozisi engeller. EBV ile ilişkili oladuğu bilinen durumlar şunlardır: 1. Burkitt lenfoma 2. Nazofarnks kanseri 3. Immun yeterszlikli olanlarda leiyomyosarkom 4. Duncan sendromu (X’e bağlı lenfoproliferatif sarkom) 5. Mixed Hodgkin ve lenfositten fakir Hodgkin lenfoma Parvovirus aplastik anemiye neden oalbilir.

58. 3 günlük yenidoğan bebek yaygın nekrotik lezyonlar ile pediatri acil servise getiriliyor. Purpura fulminans düşünülüyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Faktör V Leiden mutasyonu B) Protrombin gen mutasyonu C) Homozigot Protein C eksikliği D) Antifosfolipid antikor sendromu E) Faktör XII eksikliği 58 - C Protein C eksikliği • Otozomal Dominant geçer. • Homozigotlar erken bebeklikte tromboz nedeniyle ölür. • Heterozigotlarda Protein C düzeyi normalin %30-60’ıdır. Tekrarlayan venöz trombozlar ve pulmoner emboliler vardır. • Homozigot Protein C eksikliği veya Tip I ve Tip II için çift heterozigot olanlar yenidoğanda purpura fulminans olarak bildirilen tek sendromdur.

59. Aşağıdakilerden hangisi hipokrom mikrositer anemi sebeplerinden biri değildir? A) Demir eksikliği B) Talasemi C) Sideroblastik anemi D) Folat eksikliği E) B6 vitamini eksikliği 59 - D Mikrositer hipokrom anemlerin başta gelen nedenleri demir eksikliği, talasemi, sideroblastik anemi,kurşun zehirlenmesi, bakır eksikliği ve B6 vitamini eksikliğidir.

63

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

60. Mikrositik anemisi olan çocuğun serum demir ve demir bağlama kapasitesi düşük, transferin saturasyonu ve serum transferin reseptör düzeyi normal ve serbest eritrosit protoporfirin düzeyi yüksek bulunur. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Sideroblastik anemi B) Kurşun entoksikasyonu C) Kronik hastalık anemisi D) Demir eksikliği anemisi E) Beta talasemi taşıyıcılığı 60 - C Tanımlanan özellikler tümüyle kronik hastalık anemisine uyar. Demir eksikliğinde bağlama kapasitesi ve transferin reseptörleri yüksek, saturasyon düşüktür. Sideroblastik anemide serum demiri normal yada yüksek, FEP ise normaldir. 61. Serum kalsiyum düzeyi 15 mg/dl olan bir hastada aşağıdakilerden hangisi kalsiyum düzeyini düşürerek, semptomların hızla ilerlemesini önlemek için ilk yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir? A) İnorganik fosfat çözeltilerinin verilmesi B) IV sodyum sulfat verilmesi C) Ekstrasellüler sıvı açığının yerine konması D) Kortikosteroid verilmesi E) Kalsitonin verilmesi 61 – C Hiperkalsemi Tedavisi Semptomatik hiperkalsemi yada >12 mg/dl İv hidrasyon Kalsitonin (akut tedavi için kullanılır) Bifosfonatlar (etidronat, pamidronat): Malign hastalar, kemik yıkımını önlemek için Mithramycin, steroidler, hemodiyaliz 62. TPN alan bir hastada sepsisin en erken görülen sistemik bulgusu aşağıdakilerden hangisidir? A) Titreme B) Hipotansiyon C) Arteriyel pH’da hızlı düşme D) Ani gelişen glukoz intoleransı E) Taşikardi 62 – D TPN komplikasyonları TPN mortalite oranı en yüksek komplikasyonu kateter sepsisidir. Sepsis gelşiminin ilk ve en önemli göstergesi glukoz regülasyonunun bozulmasıdır. En sık teknik komplikasyon pnömotoraks En sık infektif komplikasyon kateter sepsisi (S. epidermidis) Hiperglisemi (en sık komplikasyon) 63. Atmış dört yaş erkek hasta servise yatırılıyor hastanın ateşi 39.6 C solunum sayısı 28/dk nabız 110 tansiyonu 130/ 80 yapılan tetkiklerinde beyaz küre:16000 olan ve idrarında E.coli ürüyor. Bu hastanın en olası tanısı hangisidir? A) Ciddi sepsis B) SIRS C) Sepsis D) Septik şok E) İdrar yolu enfeksiyonu
www.tusem.com.tr

64

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

63 - C SEPSİS VE SEPTİK ŞOK Tanımlar Bakteriemi: Kanda bakteri bulunması İnfeksiyon: Hastalık kaynağı olarak mikrobiyal etkenlerin varlığı SIRS (Sistemik inflamatuvar cevap sendromu): Vücut ısısı >380C yada <360C Kalp hızı > 90/dk SS > 20/dk yada PCO2 < 32 mmHg BK >12.000 yada <4000; çomak >%10 Sepsis: SIRS + tanımlanmış infeksiyon kaynağının bulunması Ciddi sepsis: Sepsis + hipoperfüzyon (sıvı resüsitasyonuna cevap veren hipotansiyon, azotemi, laktik asidoz vs..) Septik şok (Vazodilatasyon şoku): Sepsis + sıvı resüsitasyonuna cevap vermeyen kardiyovasküler yetmezlik (vazoaktif ilaç desteği ihtiyacı) Multi organ yetmezliği sendromu: Hastada bozulmuş organ fonksiyonlarının olmasıdır. 64. Multi organ yetmezliği sendromunda en erken yetmezlik bulguları gösteren sistem hangisidir? A) Solunum sistemi B) Gastrointestinal sistem C) Hepatobilier sistem D) Santral sinir sistemi E) Üriner sitem 64 - A Çoklu organ yetmezliğinde ilk etkilenen sistem Pulmoner sistemdir. 65. Malign melanom prognostik faktörleri açısından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Extremitelerde yerleşenlerin prognozu gövde ve yüzden iyidir B) En iyi prognozlu tip lentigo malignadır C) Kadınlarda melanom genellikle tedavisi daha zor lokalizasyonlarda yer alır D) Hastalığın seyrini belirleyen en önemli faktör vertikal yayılımdır. E) Ülser varlığı kötü prognoz işaretidir. 65 - C Önemli prognostik faktörler 1. İnvazyon derinliği: En önemli prognostik kriterdir. 2. Ülserasyon: Ülser varlığı kötü prognoz işaretidir. 3. Anatomik lokalizasyon: Ekstremitelerde prognoz, gövde ve yüzden daha iyidir. 4. Cinsiyet: Genelde kadınlarda prognoz daha iyidir. Kadınlarda melanomlar genellikle tedavisi daha kolay lokalizasyonlarda bulunurlar. 5. Histolojik tip: Lentigo maligna en iyi prognoza sahip tiptir. Nodüler tip kötü olmakla birlikte evresi ve invazyon derinliği eşit olduğunda süperfisyel yayılanla eşit prognoza sahip olduğu bildirilmektedir. 66. Aşağıdakilerden hangisi extrahepatik presinuzoidal obstruksiyon varlığında devreye giren ve hepatopedal akımı sağlayan kollateral damarlardan değildir? A) Hepatokolik ve hepatorenal ven B) Derin sistik ven C) Epiploik ven D) Retroperitoneal anastomozlar E) Sappeyin aksesuar venleri 65
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

66 - D Portal HT durumunda fonksiyonellik kazanan kollateral damarlar 2 grupta toplanır: 1. Hepatopedal akım (Karaciğere doğru): Ekstrahepatik presinüzoidal obstrüksiyon varlığında devreye girip karaciğere sınırlı miktarda portal venöz kan taşırlar: • Sappey’in aksesuar venleri • Derin sistik ven • Epiploik venler • Hepatokolik, hepatorenal venler Porto-portal anastomozlar: Vena portanın dallarındaki veya kökündeki tıkanıklık bu anostomazlarla aşılmaya çalışılır. Bu anastomozların üçü önemlidir: a) Dalak veninin arka gastrik ve sol gastrik ven yoluyla vena porta ile bağlantısı b) Barlow arkı: Gastroepiploik ven yoluyla olan splenik-superior mezenterik anastomoz c) Pankreas venleri ile olan splenik-inferior mezenterik ven anastomozları 2. Hepatofugal akım (Karaciğerden uzaklaşan) : Portal HT varlığında kollaterallerin karaciğerden kaval sisteme doğru sağladığı akımdır. Portal sistemden daha düşük basınçlı kaval sisteme doğru akım vardır. Portokaval anastomozlar olarak da tanımlanırlar: a) Ösofagus çevresi anastomozlar: Koroner (sol gastrik) ven ve vasa brevia (kısa gastrik venler) – ösofageal venler – azigos, hemiazigos venler yoluyla portal kan vena kava süperiora taşınır. Ösofagus varis kanamaları bu anastomozlardan kaynaklanır. b) Karın duvarı anastomozları: Umbilikal ve paraumbilikal venler aracılığıyla portal kan sol portal ven veyüzeyel abdominal venler yoluyla superior ve inferior epigastrik venlere ve kaval sisteme akabilir. Periumlikal venlerin genişlemesi karında “Medusa başı” görünümüne yol açar. Curveilhier-Baumgarten sendromunda karaciğer atrofisi veya agenezisi vardır. Bunun nedeni umbilikal venin doğumdan sonra açık kalması ve porto-sistemik sirkülasyonun oluşması nedeniyle karaciğere gelen kan akımının az olmasındandır. Klinikte umbilikal ven genişlemesi ve KC atrofisi görülür. Dinlemekle thrill alınır. c) Hemoroidal Anastomozlar: Bu anastomozlar vena mezenterika inferior dallarının kaval sistemle bağlantısını sağlar. Kan akımı süperior hemoroidal ven – orta ve inferior hemoroidal venler – internal iliak ven ve internal pudendal ven - vena kava inferior yolunu izler. d) Retroperitoneal anastomozlar: Retzius venleri yolu ile vena kava inferiora boşalır. e) Dalak civarı anastomozlar: Bu anastomozlar portal sistemin özellikle de dalağın venöz kanını bir taraftan kısa gastrik venler (vasa brevia) - mide fundusu venleri - ösofagus çevresi venler ve diyafragmatik venler yoluyla vena kava süperiora taşıdığı gibi, spontan splenorenal anastomozlarla vena kava inferiora da taşır.

67. Kist hidatiğin tanısal testlerinden hangisi tedavi sonrası takipte kullanılır? A) Casoni deri testi B) Weinberg kompleman fiksasyon testi C) Elisa D) Lateks aglutinasyon E) İndirekt hemaglutinasyon 67 – B Tanısal testler: Casoni deri testi: % 80 duyarlııdır. Yalancı (+) liği yüksektir. Tedaviden sonra uzun süre (+) kalır. Weinberg Kompleman fiksasyon testi: %70 duyarlıdır. Tedaviden sonra negatifleşir. Bu yüzden takipte kullanılır . ELISA: Ekinokok Ag duyarlılığı %90. Uzun süre (+) kalır. Tarama testi olarak kullanılır İmmünelektroferez: E.granulosus ve E.alveolaris’de (+). Tedavi sonrası negatifleşir. Takipte kullanılır İndirekt agglütinasyon testi ve lateks aglütinasyonu: uzun süre + kalır Eosinofili sadece % 25 hastada (+) dır.

www.tusem.com.tr

66

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

68. Hamartomatoz polip ile karakterize hastalıklardan hangisinde kalıtımsal geçiş ve malignite riski yoktur? A) Peutz jegher B) Familial juvenil poliposiz C) Cronkheit canada sendromu D) Cowden E) FAP 68 - C Cronkheit-Canada Sendromu: Jeneralize hamartomatöz polipozis ile birlikte hiperpigmentasyon, alopesi ve onikodistrofi bulunur. Kalıtımsal geçiş göstermez. Malignite riski yoktur. Diare, enteropati ve malabsorbsiyon gelişebilir. 69. Kırk yedi yaş erkek hasta sağ üst kadranda 24 saattir sürekli devam eden ağrı ve 39 C ateş ile acil servise başvuruyor fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyeti ve murphy bulgusu + bulunuyor. Bu hastada gelişebilecek en mortal komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir? A) Safra kesesi apsesi B) Gangrenoz kolesistit C) Bilioenterik fistul D) Karaciğer apsesi E) Amfizematoz kolesistit 69 - E Aynı soru akut kolesistitin mortalitesi en yüksek komplikasyonu hangisidir şeklinde de sorulabilirdi . Akut kolesistit komplikasyonları: • Safra kesesi ampiyemi ve perikolesistik apse (akut kolesistitin en sık komplikasyonu) • Gangrenöz kolesistit: Sistik arterin inflamasyon nedeni ile tromboze olması sonucunda gelişir. • Amfizamatöz kolesistit: Erkeklerde ve diyabetiklerde daha sık. Gaz oluşturan bakterilerle oluşur. Direkt grafide safra kesesi içinde ve duvarında hava görülebilir.. Klinik akut kolesistit ile aynıdır. Perforasyon riski yüksek (% 40-60) olduğu için acil ameliyat gerekir. Klostridya ve koliformlara yönelik antibiyotik verilir. Akut kolesistitin mortalitesi en yüksek komplikasyonudur. • Perforasyon • Biliyo-enterik fistüller 70. Pankreasın endokrin tümörlerinde lokalizasyon çalışması olarak en güvenilir tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir? A) USG B) BT C) Endoskopik ultrasonografi D) MR E) Anjiografi 70 – C Endoskopik ultrasonografi (endosonografi pankreasın endokrin tümörlerinde lokalizasyon açısından en yararlı tetkiktir.

71. Meme kanseri nedeniyle opere edilen bir hastada skapuler lenf nodlarının diseksiyonuna bağlı olarak kolun addüksiyonu ve iç rotasyonu zayıflıyor. Bu hastada hangi sinirlerin zedelenmiş olması en olasıdır? A) N. Torasikus longus B) N. Suprascapularıs C) N. Dorsalis scapula D) N. Axillaris E) N. Torakodorsalis 67
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

71 - E Skapuler lenf nodülleri: V. Subskapularisin V. aksillarise açıldığı yerde bulunan ortalama 8-10 adet lenf nodu grubudur. N. Torakodorsalisi kesmeden bu nodülleri disseke etmek mümkün olmaz.

72. Memenin mamografik değerlendirilmesinde BI-RADS 0 aşağıdakilerden hangisini ifade eder? A) Negatif sonucu B) Şüpheli malign lezyonu C) Rutin takip gerektiğini D) Ek tetkik gerektiğini E) Benign lezyonu 72 - D BI RADS (Breast İmaging Reporting and Data System) , memede karşılaşılan lezyonların görüntüleme yöntemleriyle yorumlanıp riskli grupların belirlenmesini amaçlayan bir klasifikasyondur. Önceleri BI RADS 0 kriterler içinde yokken, artık tetkik eğer yorum yapmak için yetersizse bu tanımlama kullanılmaktadır. BI RADS 0: Ek tetkik gerekir. 1: Negatif 2: Benign 3: Olası benign 4: Şüpheli 5: Olası malign YAKLAŞIM Rutin takip Rutin takip Kısa aralıklı takip Biyopsi Uygun girişim

73. Aşağıdakilerden hangisi gastrointestinal stromal tümörlerin (GISTs) özelliklerinden değildir? A) C Kit mutasyonu içerir B) İntersisyel cajal hücrelerinden köken alır C) Gastrointestinal Sistemde en sık midede yerleşir D) Tanı için bilgisayarlı tomografi kullanılır E) Metastatik tümörlerde tedavi olarak erlotinib kullanılabilir 73 - E Gastrointestinal stromal tümörler(GISTs) Mide sarkomları midenin mezenkimal hücrelerden kaynaklanır. Mide malignitelerinin %3’ünü oluşturur. Gastrointestinal stromal tümörler(GISTs) önceleri leimyom veya leiomyosarkom olarak adladırılırdı. İnterstisyel cajal hücrelerinden köken alır. Bu tm ‘lerin çoğunda c-kit protein expersyonu sözkonusudur. Gastrointestinal sistemin sarkomları arasında en sık görülen tümördür ve GİS içinde de en sık midede görülür. Genellikle 40 yaşlarından sonra görülür. Kesinleşmiş bir evreleme sistemi yoktur, ancak genel anlamda artmış mitotik aktivite, 5 cm üzeri kitle, lokal invazyn, nekroz varlığı, c-kit mutasyon saptanması malignite lehine değerlendirilir. (Yani prognozda önemli parametrelerdir.) Genellikle kanama ve dispepsi bazen obstrüksiyon ile belirti verirler. Kanama ile gelen hastalarda belki endoskopik biyopsi ile tanı konabilirse de intramural bir tm olduğu için en etkili yöntem BT dir. Tedavi cerrahidir. Segmental gastrektomi tercih edilir, lenf nodu diseksiyonuna gerek yoktur. Tümör perfore etmemek gerekir ve eğer GİSTs düşünülüyorsa iğne biyopsisi yapılmamaladır. Unrezektabl vakalarda veya metastatik olgularda imatinib mesilat kullanılabilir. Leiomyosarkomlar ise GISTs’den sonra ensık görülen yumuşak doku sarkomlarıdır ve yine GİS’te en sık midede görülür. Tedavide cerrahi ve RT kullanılabilir.

www.tusem.com.tr

68

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

74. İnce bağırsak benign tümörlerinden hangisi en sık semptomatik olan aşağıdakilerden hangisidir? A) Lipom B) Fibrom C) Hamartom D) Hemanjiyom E) Leiomyom 74 - E İnce Barsak Tümörleri Benign Leiomyoma (GISTs) Fibroleiomyoma Adenoma Lipoma

Malign Adenokarsinom Karsinoid tümör Leiomyosarkoma Lenfoma

Benign tümörler arasında en sık adenom, malign tümörler arasında en sık adenokarsinom görülür. Unutulmaması gereken önemli bir nokta; en sık görülen ince barsak benign neoplazisi adenom olmasına rağmen birçoğu semptom vermeyeceği için klinikte en sık septomatik olan yani tespit edilebilen benign neoplazi leiomyomdur(GISTs). Malign tümörler ise en sık ileumda % 30-40 tanı koydurucudur. USG ve BT’de yeterince aydınlatıcı bilgi elde edilemezse, enteroklizis en etkili tanı yöntemidir.

75. Kırk yaş civarındaki kişilerde daha sık ortaya çıkan ve zaman zaman kanama, akut gastrit dilatasyon veya volvulus ile karakterize olan diyafragmatik herni tipi aşağıdakilerden hangisidir? A) Paraözefageal herni B) Sliding (kayma tipi) herni C) Travmatik diyafragma hernisi D) Bochdalek hernisi E) Morgagni hernisi 75 - A Klinik Bulgular Paraösofageal veya sliding hiatal hernilerde semptomlar gaz ve gastrik içeriğin göğüse fıtıklaşan mide içinde sıkışması ile oluşur. Hasta retrosternal dolgunluk veya göğüs alt kısmında bir kitle hissinden şikayet eder. Her iki tip hernide de gastroösefageal reflü oldukça sık görülür( retrosternal yanma ve regürjitasyon). Nedeni alt ösefagus sfinkterinin bulunduğu kardianın yer değiştirmesi veya mide fundusu ile arasındaki açının kaybolması sonucu fonksiyonunu yitirmesidir. Özellikle paraösefageal hernilerde gastrik volvulus gelişebilir, obstrüksiyon semptomları ve sindirilmemiş yiyecek regürjitasyonuna neden olur. Rotasyonel volvulus gelişir ise, fıtıklaşan midenin lenfatik ve venöz drenajı etkilenebilir. Bu olay sonucunda hastaların 1/3’ünde gastrik mukozanın iskemik ülserasyonu sonucu kanama ve hematemez daha sık görülür. Dispne ve aspirasyon nedeni ile oluşan rekürren pnömoniler görülebilir. Sliding ösefageal hernilerde ise çoğunlukla semptom yoktur. Büyüyerek 1/3’den daha fazla mide toraks boşluğuna geçerse substernal bası ve göğüste kitle hissi gibi şikayetler olabilir. Sliding herni paraösefageale göre çok daha sık görülmesine rağmen paraösefageal herni komplikasyonları ile ön plana çıkar.

76. Perianal fistülün en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Perianal apse B) Anal fissur C) Perineal yaralanma D) Anal operasyon E) Ülseratif kolit 69
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

76 - A Perianal fistülün en sık nedeni perianal apselerdir. Hastaların Yakınmaları: En sık rastlanan şikayet %70 sıklıkla perianal ağrı ve akıntıdır.Ayrıca rekürren perianal endürasyon, Kanama, Kaşıntı. 77. Kolorektal adenomatoz poliplerin kansere dönüşümünde mutasyona uğrayan genlerden hangisi bir onkogendir? A) p53 mutasyonu B) APC mutasyonu C) k-Ras mutasyonu D) DCC mutasyonu E) PTEN mutasyonu 77 - C

Kolorektal kanserlerde en sık saptanan mutasyon APC mutasyonudur. En sık saptanan onkogen mutasyonu ise K-ras mutasyonudur. 78. Komplike olmayan akut kolonik divertikülitin ilk atağında en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir? A) Diversiyon (transvers kolonda) kolostomisi B) Rezeksiyon ve reanastomoz C) Oral alımın kesilmesi ve iv antibiyotik D) Mikulicz operasyonu E) Antibiyotikli lavmanlar 78 – C Komplike olmayan divertkülitte ilk atakta barsak istirahati ve antibiyotik uygulanır. Divertikülde Cerrahi Tedavi Endikasyonları Komplikasyon gelişmesi Tedaviye cevap vermeyen veya rekürren kanama Sepsis (apse veya peritonit) Fistül Obstrüksiyon Tekrarlayan divertikülit atakları Sebat eden ağrı veya kitle Klinik tabloda bozulma Karsinom ekarte edilemezse
www.tusem.com.tr

70

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

79. Atmış iki yaşında şikayeti olmayan kadın hastanın başka nedenlerle yapılmış olan abdominal BT’de sağ surrenalde 6 cm çapında kitle tespit edilmiştir. Bu hastaya bu aşamadan sonra hangi yaklaşım uygun değildir? A) 24 saatlik kortizol sevileri bakılması. B) 24 saatlik katekolamin seviyeleri bakılması. C) Kitleye ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılması D) Plazma aldosteron ve renin düzeyleri bakılması E) Hormon açıdan nonfonsiyone olduğu ispat edilirse yıllık bilgisayarlı tomografi ile takip yapılması.

79 - E Klinik olarak belirti vermeyen başka nedenlerle yapılan tetkikler sırasında saptanan adrenal kitlelere adrenal insidentolloma olarak isimlendirilir. Adrenal insidentalloma (Aİ) tespit edildiğinde öncelikle belirlenmesi gereken noktalar vardır. Kitle fonksiyonel mi? Kitle malign mi? (Primer veya sekonder) Kitlenin boyutu? Aİ büyük kısmını (tüm olguların 2/3’nü) selim kortikal adenomlar oluşturur. Bunların çoğu non fonksiyonedir. Az bir kısmı kortizol veya aldosteron salgılayabilirler. Daha az oranda feokromasitoma (% 7), korteks karsinomları ve metastatik kitlelere( en sık AC,meme, böbrek, GİS, melanom metastazları olabilir) rastlanır. Malignite hikayesi olan bir hastada adrenalde bir kitle var ise yüksek ihtimalle metastatiktir. Adrenal kitlelerin tanısında görüntüleme yöntemlerinden BT ve MRI kullanılabilir. Ayrıca sintigrafi, PET ve özellile metastaz düşünülen hastalarda feokromasitoma ekarte edildikten sonra İİAB yardımcı olabilir. Tedavinin yönlendirilmesinde kitlenin fonksiyonel durumu, malignite riski, boyutu önemlidir. Kitlenin fonksiyonel değilse veya malign hastalığın komponenti değilse boyut önemlidir. Şayet kit le 3 cm. altında ise takip, 5 cm. üzeri ise adrenalektomi endikasyonu vardır. 3-5 cm arası kitlelerde yaklaşım tartışmalıdır.

80. Kırk yaşında kadın hasta boyun ön tarafında şişlik yakınmasıyla müracaat ediyor. Fizik muayenede troid sağ lobda sert kitle palpe ediliyor.Yapılan tetkiklerinde hastanın ötroid olduğu ve yapılan boyun ultrasonografisinde tiroid sağ lobunda 2 cm lik soliter troid nodülü saptanıyor. İnce iğne aspirasyon biopsisinde papiller troid kanseri tanısı konuluyor. Bu hasta için en uygun primer tedavi aşağıdakilerden hangisidir? A) Total troidektomi B) Sağ tiroid lobuna lobektomi C) Tümör tarafına total karşı tarafa subtotal troidektomi D) Radyoaktif iyot tedavisi E) Total troidektomi+boyun diseksiyonu 80 - A Tiroid diferansiye karsinomlarının tedavisinde ağırlıklı yaklaşım total tiroidektomidir. Lenf nodu pozitifliğinde diseksiyon yapılmalıdır.

81. Mesane kanserinde karsinoma insitu’nun intravezikal tedavisinde kullanılan primer ajan hangisidir? A) Mitomisin-C B) BCG C) Epirubisin D) Epodyl E) Adriamisin 71
www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

81 - B Mesane kanserinin karsinoma insitu tedavisinde trans üretral rezeksiyon ve sonrası intravezikal BCG yapılır. BCG subepitelyal dokuda makrofajları aktive ederek T hücrelerinden IL-2 salgılanmasına ve T hücre çoğalmasına yol açmaktadı r. Böylece T hücresi statoksik özellik kazanıp de nova gelişen tümör hücrelerini yok etmektedir. 82. Hangisi nazal kavitenin kanlanmasında rol almaz? A) A. Ethmoidalis anterior B) A. Palatina major C) A. Labialis superior D) A. Labialis inferior E) A. Sfenopalatina 82 - D Nazal kavitenin kanlanmasında internal ve eksternal karotislerin dalları görev alır. Bu dallar: • Arteria etmoidalis anterior • Arteria etmoidalis posterior • Arteria labialis superior • Arteria sphenopalatina • Arteria palatina majordur. 83. Glokom krizi tedavisinde hangisi kullanılmaz? A) Asetozolamid B) Pilokarpin C) Atropin D) Gliserin E) %20’lik mannitol 83 - C Akut glokom krizi ağrılı bulanık görme ve korneal ödem ile seyreden acil bir tablodur. Bulantı kusma eşlik edebilir. Gözde midriazis mevcuttur. Tedavi acildir. Birkaç ssat içinde kalıcı hasar oluşabilir. Tedavide İV asetozolamid, osmotik ajanlar(mannitol), topikal B blokerler, topikal alfa agonistler, oral karbonik anhidraz enzim inhibitörleri ve diğer antiglokomatöz ajanlar. Glokom krizinde midriyatik ajanlar verimez çünkü mdriyazisle açı daha da kapanarak blok meydana gelir. (ör, atropin, skopalamin, tropamid vs) 84. Aşağıdakilerden hangisi radius distal uç kırığı değildir? A) Colles kırığı B) Galeazi kırığı C) Simith kırığı D) Barton kırığı E) Monteggia 84 - E Radius distal uç kırıkları; A. Eklem dışı kırıklar; Colles kırığı distal radius kırığıdır, distal parça elin dorsaline doğru yer değiştirerek “çatal sırtı deformitesi” ni yapar. Simith kırığı distal radius kırığıdır, distal parça volar tarafa doğru kayar “ters çatal sırtı deformitesi” ni yapar. Galeazi kırığı radius 1/3 distal uç kırığıdır ek olarak distal radioulnar çıkık vardır. B. Eklem içi kırıklar; Barton kırığı radius alt uç eklem yüzünün intraartüküler kırığı ve bilek çıkığıdır. Şöför kırığı radius stiloid çıkıntısının kırığıdır. Monteggia kırığı ulnanın 1/3 proksimal diafiz kırığıdır, ek olarak radius proksimal başı çıkıktır.
www.tusem.com.tr

72

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

85. Yirmi bir yaşında motorsiklet kazası nedeniyle acil servise getirilen hasta; bilinç açık, oriente, koopere olarak değerlendiriliyor ancak kaza sonrasında 10 dakikalık amnezisi mevcut. Çektirilen kafatası filmlerinde sol temporal lineer fraktür hattı görülüyor ve bu esnada hastada ani bilinç kötüleşmesi, sol gözde midriazis ve sağ hemiparezi gelişiyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Rüptüre berry anevrizma B) Akut subdural hematom C) Epidual hematom D) Kontüzyo serebri E) Kommasyo serebri

85 - C

Epidual hematom; genellikle temporal kemik kırıklarında middle meningeal arter rüptürüne bağlı olarak gelişir. Tipik öyküde; ‘lusid interval’ denen bilincin etkilendiği dönem, ardından bilincin açık olduğu dönem, ardından da bilincin kapandığı dönem vardır. Bu hasta için sol unkal hernizsyon geliştiği de söylenebilir.

86. Aşağıdaki trombofilia tiplerinden hangisi otozomal resesif geçiş gösterir? A) Antitrombin 3 eksikliği B) Protein C eksikliği C) Faktör 5 leiden mutasyonu D) Hiperhomosisteinemi E) Protein S eksikliği 86 - D Hiperhomosisteinemi (MTHFR) tek otozomal resesif geçiş gösteren trombofiliadır. Diğerlerinin hepsi otozomal dominant kalıtım gösterir. Kan homosistein seviyesinin yükselmesinin en sık nedenidir. Yükselen homosistein metionin metabolizmasını bozar. Gebelikte normalde kan homosistein seviyesinin azalması nedeni ile tablo daha hafif seyreder. Gebelikte nöral tüp defekti ve prematür atheroskleroza neden olabilir. Hiperhomosisteineminin kesin tanısı için açlıkta homosisteinin seviyesinin > 12mmol/l olması gerekir. Daha önceden trombotik atak geçirmemiş hastalara gebeliğinde sadece folik asit replasmanı yapılabilir.

73

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

87. Aşağıdaki durumların hangisinde ektopik gebelik riski en fazladır? A) Geçirilmiş pelvik inflamatuar hastalık öyküsü B) Ektopik gebelik nedeniyle medikal tedavi öyküsü C) Bakırlı rahim içi araç kullanımı D) Tekrarlayan gebelik kayıpları E) Geçirilmiş over kist operasyonu 87 - B Ektopik gebelik riskinin en çok arttığı durum, verilen şıklar içerisinde geçirilmiş ektopik gebelik öyküsüdür. Diğer risk faktörleri ve risk artış oranları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Risk Faktörleri • • • • • • • • • • • • Tubal düzeltici cerrahi Geçirilmiş ektopik gebelik hikayesi Sterilizasyon (elektrokoagulasyon) Tanı konulmuş tubal patoloji varlığı Erken yaşta cinsel ilişki (<18), Vajinal duş, Sigara Yardımcı üreme teknikleri(IVF) ve ovulasyon indüksiyonu Pelvik enfeksiyon (PİH) (en sık neden) Daha önceki abdominal cerrahi işlemler Uterin-tubal anomali (İntrauterin DES maruziyeti) Rekürren abort İndüklenmiş abort İleri maternal yaş

Artış oranları 20 10 9 4 1.5-2 2.5 2.5 0.9 5.6 2.5 2 2.3

88. Otuz yedi yaşında bir kadında saptanan uterin fibroid aşağıdaki klinik durumlardan hangisi ile ilişkili değildir? A) Anemi B) Polistemi C) Pelvik inflamatuar hastalık D) Hidronefroz E) İnfertilite 88 - C Uterin leiomyom ya da fibroid, düz kas hücresinden köken alan benign yapılı, psödökapsüllü bir neoplazidir. Mezenkimal kökenlidir. Kadın pelvisinin ve uterusun en sık görülen benign neoplazisidir. İnsidans: Reprodüktif dönemde %20-25 kadında saptanır. En sık 4-5. dekadda izlenir. Etyoloji: Kesin etyolojisi bilinmiyor, ancak estrojen bağımlı bir neoplazidir. Nulliparite, siyah ırk ve obezite riski arttırır, ailesel yatkınlık saptanmıştır. Myom estrojen ve progesteron reseptörü içermektedir. Estrojen düzeyinin arttığı durumlar gelişimi için risk faktörüdür. Gelişiminde suçlanan diğer faktörler peptid yapılı büyüme faktörleridir, bunlar içerisinde en etkili olan IGF-1 dir. Klinik semptomlar: En sık asemtomatiktir, semptomatik olduğu zaman şikayet, myomun yerleşim yerine göre değişir. Menoraji: En sık submuközde görülür. Bu aynı zamanda myomun neden olduğu en sık semptomdur. Menorajinin nedeni artmış endometrial yüzey, yüzeyel ülserasyon, azalmış myometrial kontraktilite, ve venöz konjesyondur. İntermenstruel kanama da yapabilir ancak bu durumda servikal kanal ve uterin kavitenin değerlendirilmesi gerekir.
www.tusem.com.tr

74

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

Submuköz myomum endometrial hiperplaziden ayırıcı tanısında en kolay yöntem salin infüzyon sonografisidir. Ağrı: Kronik pelvik ağrı, dismenore ve akut karın (torsiyon) şeklinde olabilir. Artmış menstrüel kanama dismenorenin nedenidir. Kırmızı dejenerasyonda da ağrı olmaktadır. Bası semptomları: En sık intraligamenterde görülür. Stres inkontinans, konstipasyon, üreteral bası sonucu hidronefroza neden olabilir. İnfertilite: Yerleşim yerine göre servikal kanal ve tubal transportu bozabilir, ayrıca submüköz myomlar endometrial kaviteyi düzensizleştirerek implantasyonu engelleyebilir. Nadir neden olduğu durumlar: Uterus inversiyonu, abdominal asit (psödo- Meigs sendromu) ve polistemidir. Pelvik inflamatuar hastalıkla myomların direk bir ilişkisi yoktur. 89. Aşağıdaki vajinit nedenlerinden hangisinde tedavide topikal steroid hormonlar kullanılır? A) Atrofik vajinit B) Kandidal vajinit C) İnflamatuar vajinit D) Bakterial vajinoz E) Gonore vajiniti 89 - A Atrofik vajinit Estrojen yokluğunda vajinal epitel, pH ve flora değişir. Sonuçta kendisini disparoni, kaşıntı ve postkoital kanama ile gösteren atrofik vajinit ortaya çıkar. Sıklıkla menopozal dönemde gözlenir. Tedavi: Topikal estrojen (estriol) verilir. Diğer şıklarda verilen durumlarda primer tedavi antibiyotiklerin kullanımıdır. 90. Kız çocuklarında en sık görülen primer vajen malignitesi aşağıdakilerden hangisidir? A) Skuamöz hücreli kanser B) Malign melanom C) Berrak hücreli adenokanser D) Sarkoma botrioides E) Adenoskuamöz kanser 90 - D En sık primer vajen kanseri skuamoz (yassı) hücreli kanserdir. Ancak çocuk yaş grubunda vajenin en sık primer tümörü embriyoner rambdomyosarkom’un botrioid varyantıdır (sarkoma botrioides). Ancak genel olarak vajende saptanan en sık kanserler metastatik olanlardır. Bunlar içerisinde en sık olan serviks kanseridir. Vajende saptanan bir kanserin primer vajen kaynaklı olması için serviks ve vulvada tümör olmaması gerekir.

Vajen kanserleri 1-Metastatik %80-90 2-Primer vajinal • Skuamoz (en sık) • Melanom • Adenokarsinom • Sarkom • Diğer

75

www.tusem.com.tr

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

Botrioid sarkomun tipik prezentasyon şekli vajenden dışarı çıkmış polipoid, üzüm salkımı şeklinde kitledir. (botyroid=üzüme benzeyen). Tedavide cerrahi eksizyon +kemoradyoterapi kullanılır. 91. Aşağıdakilerden hangisi serviks kanseri riskini artırmaz? A) HPV B) Düşük sosyoekonomik düzey C) Multiparite D) Obezite E) Sigara 91 - D

Serviks Kanseri Risk faktörleri • • • • • HPV enfeksiyonu Düşük sosyoekonomik durum A-C vit, folat ve beta karoten eksikliği Erken yaşta ilişki(< 16 yaş altı) Çok sayıda cinsel partner • • • • • Çok sayıda cinsel partnerli erkek ile beraberlik Seksüel geçişli hastalık hikayesi Sigara Multiparite AIDS-İmmun süpresyon

Obezite endometrium kanseri için risk faktörüdür. Serviks kanseri ile ilişkisi yoktur. 92. Persistan gestasyonel trofoblastik tümörü olan bir hastada aşağıdaki dokuların hangisine metastaz riski en düşüktür? A) Parametrium B) Akciğer C) Beyin D) Karaciğer E) Dalak 92 - E Molar gebelik tahliyesi sonrası kanaması devam eden ya da hCG değerleri yeniden yükselen hastalarda persistan hastalık vardır. Persistans ve invazyon riski komplet molde, parsiyel mole göre daha yüksektir. Tümör hücreleri uterusta sınırlı ise non-metastatik, uterus dışına çıkmışsa metastatik olarak tanımlanır. En sık yayılım hematojen yolla gerçekleşir ve en sık akciğer tutulumu görülür. Persistan hastalıkta metastaz bölgeleri ve tutulma oranları:

Akciğer Vajen Pelvis Beyin Karaciğer Diğer organlar (Dalak, böbrek, barsak)

% 80 % 30 % 20 % 10 % 10 < %5

www.tusem.com.tr

76

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

93. Gebelik sırasında aşağıdaki koagulasyon parametrelerinden hangisinde gebelik öncesine göre anlamlı değişiklik izlenmez? A) Faktör V B) Faktör VII C) Faktör VIII D) Antitrombin-3 E) Protein S 93 - D Gebelikte tromboza eğilim artar. F V, VII, VIII, IX ve X artar. Faktör XI ve XIII azalır. Antitrombin 3, protein C değişmez. Serbest protein S azalır. PT ve aPTT kısalır. 94. Gebelerde en sık gözlenen malign hastalık aşağıdakilerden hangisidir? A) Malign melanom B) Ovarian seröz kistadenokanser C) Serviks kanseri D) Meme kanseri E) Non-Hodgkin lenfoma 94 - D Gebelikte en sık görülen malignite meme kanseridir. Sıklık sırası ile diğer maligniteler:

Kanser Meme Serviks Lenfoma Over Tiroid Melanoma

Gebelikteki sıklığı (100.000 gebede) 5.5 4.6 4.1 3,6 3.6 3.2

Gebelik sırasında memede meydana gelen değişiklikler nedeniyle çoğu meme kanserli hasta gebelikte daha geç tanı alır ve lenf nodu metastazı riski artar. Genel olarak gebelikte meme kanseri daha olumsuz seyretmektedir. 95. İlk gebeliğinde ağır preeklampsi nedeniyle 36. haftada doğurtulan ve şu anda 5 haftalık gebeliği olan kadında en sık beklenen obstetrik sonuç aşağıdakilerden hangisidir? A) Preterm eylem B) Gestasyonel hipertansiyon C) Preeklampsi D) Termde sağlıklı doğum E) İntrauterin gelişme geriliği 95 - D Daha önce preeklampsi geçiren kadınlarda takip eden gebeliklerde gestasyonel hipertansiyon ve preeklampsi riskleri normal popülasyona göre artar. Yine de en sık beklenen sonuç termde sağlıklı doğumdur. Preeklampsinin tekrarlaması ile en fazla ilişkili faktör ilk gebelikte hastalığın ortaya çıkış haftasıdır. 30 haftanın altında preeklampsi geçirildiğinde tekrarlama riski %40’a kadar çıkmaktadır. Geç başlangıçlı olgularda ise takip eden gebeliklerde preeklampsi gelişme riski daha azdır.
www.tusem.com.tr

77

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

96. Yirmi dört yaşındaki bir gebede 3. trimesterde Graves hastalığı gelişiyor. Bu hasta için en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir? A) Subtotal tiroidektomi B) Yalnızca propiltiourasil C) Propiltiourasil ve levotiroksin D) Radyoaktif iyot E) Propranolol 96 - B Gebelikte hipertiroidi tablosunun en sık nedeni Graves hastalığıdır. Tiroid stimülan immünglobulinler nedeniyle hipertiroidi izlenir. TSH artmış, T3 ve T4 azalmıştır. Antikorlar plasentadan geçip neonatal hipertiroidiye neden olabilir. Graves hastalığı gebelikte sıklıkla remisyona girer, postpartum dönemde ise şiddetlenir. Tedavi: •­ Propylthiouracil (PTU): Gebelikte hipertiroidizm tedavisinde ilk seçenek PTU’dur Tiroid hormon sentezini bloke eden ilaçtır. Ayrıca T4’ün T3’e dönüşümünü de inhibe eder. PTU, metimazole göre daha az oranda plasentadan geçer. En önemli klinik yan etkisi agranulositozdur (doz ve kullanım süresinden bağımsız). PTU tedavisinde fetusların %1-5’inde fetal guatr ve hipotiroidizm gelişebilmektedir. •­ Metimazol: En önemli yan etkisi aplasia cutis’e neden olmasıdır. Gebelikte tercih edilmez. •­ Beta Blokörler: Semptomlara yönelik kullanılır. •­ Gebelikte radyoaktif iyot tedavisi kontrendikedir. Cerrahi tedavi: Gebelikte eğer cerrahi yapılacaksa mümkünse II. trimesterde yapılır. 97. Menstrüel siklusun foliküler fazında, FSH salınımını esas olarak aşağıdakilerden hangisi inhibe eder? A) Estrojen B) İnhibin –B C) Estrojen ve inhibin-B D) Aktivin E) İnterferon alfa 97 - B İnhibin: Esas olarak granüloza hücrelerinden sentezlenir. TGF-B üyesi bir dipeptittir. İnhibin-A luteal fazda, inhibin B ise foliküler fazda FSH etkisi ile salgılanır. FSH salınımını selektif olarak bloke eder. Ayrıca tekal hücrelerde LH etkisiyle androjen sentezini arttırır. Böylece granuloza hücrelerinde aromatizasyon için substrat oluşumuna katkıda bulunur. Prolaktin, ACTH ve growth hormon üzerine etkisi yoktur.

A) İnhibin A plasentadan da salgılanmaktadır, II. trimesterde yükselmesi Down semdromu için bir belirteç olarak kullanılır. B) İnhibin B ise esas olarak granüloza hücrelerinden salgılanır. İnhibin düzeyi, overde kalan folikül sayısının bir göstergesi olarak kullanılır. Düzeyinin azalması düşük over rezervinin bir göstergesidir.

98. Aşağıdakilerden hangisi testiküler feminizasyon için doğrudur? A) Uterus bikornu veya septus vardır B) Meme gelişimi yoktur C) Pubik kıllanma normaldir D) Serum testosteron seviyesi azalmıştır E) Gonadlar testis olup XY kromozom vardır
www.tusem.com.tr

78

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

98 - E Testiküler Feminizasyon (Androjen Duyarsızlık Sendromu) • Genetik yapı XY’dir • Testis vardır ancak iç ve dış genitalya anormaldir • Maternal X’e bağlı resesif geçer • Komplet testiküler feminizasyonda dokularda androjen direnci mutlaktır • Kan testosteron seviyesi normal erkek düzeyindedir • Gonadotropinlerin seviyesi yüksektir • Sertoli hücrelerinden AMH salınımına bağlı olarak mülleryan kanal regrese olur • Ancak dokularda androjen etkisi olmadığı için Wolfian kanal gelişmez • Ürogenital sinüs androjen etkisi olmadığı için virilize olamaz ve dişi yönde gelişir • Pubertede testosteronun periferik dönüşümü ile oluşan estrojenden dolayı minimal meme gelişimi olur • Yaşıtlarından uzun boyludurlar • Gonadektomi için pubertal gelişimin tamamlanması beklenir

99. Aşağıdaki hormonal kontraseptif yöntemlerden hangisi kullanıcılarda konvülzyon eşiğini yükseltir? A) Kombine oral kontraseptif hap B) Depo-medroksi progesteron asetat C) Yalnızca progesteron içeren hap D) Etonorgestrelli implant E) Levonorgestrelli implant 99 - B Depoprovera (MPA): Emziren veya estrojen kullanımı kontrendike olan kadınlar için etkin bir alternatiftir. MPA 3 ayda bir IM olarak uygulanır. Etki Mekanizması: LH tetiğini baskılayarak ovulasyonu engeller, servikal mukusu kalınlaştırarak sperm geçirgenliğinin azaltır. MPA, endometriyumu atrofiye sokar ve implantasyona uygunsuz hale getirir. Uygulama şekli: MPA 3 ayda bir yapılır. Emzirmeyen doğum yapmış kadınlarda postpartum ilk 3 hafta içerisinde MPA enjeksiyonlarına başlanabilir. Emziren kadınlarda da sütün kalitesini bozmadığı için güvenle kullanılabilir. Depo-provera’nın emziren annelerde süt üretimini arttırıcı etkisi vardır. Gebelik sırasında yanlışlıkla MPA enjeksiyonu yapılmasının teratojen etkisinin olmadığı gösterilmiştir. MPA kullanan kadınlarda, kullanım süresinden bağımsız olarak, yöntem bırakıldığında fertilitenin yönteme başlamadan önceki düzeyine gelmesi uzun sürebilir( yaklaşık 6-12 ay). Bu nedenle kontrasepsiyonu bıraktıktan hemen sonra gebelik isteyen kadınlarda kullanılmamalıdır.

Kesin Kontrendikasyonları Gebelik veya gebelik şüphesi Tanısı konmamış vajinal kanama Şiddetli koagulasyon bozuklukları Önceden kullanılan seks steroidlerinin neden olduğu karaciğer adenomu varlığı

Yan Etkiler: Amenore-Ara kanama: Menstrüel düzensizlik hasta uyumunu bozan ve yöntemin bırakılmasına yol açan en önemli yan etkidir. Bu durumda kanama durana kadar estrojen tedavisi verilmelidir. Ayrıca kilo alımı, depresyon, libido da azalma, osteopeni, lipid profilinde kötü yönde bozulma yapabilir. Ancak koagulasyon faktörlerine etkisi yoktur.
www.tusem.com.tr

79

2011 - 01 - TUSEM - KTBT

KLİNİK BİLİMLER - A KİTAPÇIĞI

MPA kullanan hastalarda endometriyum kanseri riski azalmaktadır. Demir eksikliği anemisi daha az görülür. MPA’nın servikal mukus üzerine etkisi hastayı assendan enfeksiyonlardan korur, PİH riski azalır. Premenstrüel sendrom, dismenore, menoraji yakınması olan hastalarda, endometriozisde, orak hücreli anemide ve epileptik hastalıklarda terapötik etkisi vardır. Myom boyutlarında küçülme sağlar.

100. Menopozal dönemde kullanılabilen aşağıdaki ajanlardan hangisi endometrium ve memede agonistik etki oluşturmadan, ateş basması ve osteoporoza karşı etkinlik gösterebilen ve libidoda artış yapan steroid yapılı moleküldir? A) Klomifen sitrat B) Tibolon C) Testosteron D) Medroksiprogesteron asetat E) Raloksifen 100 - B Menopozal dönemde sürekli rejimlere alternatif olan tibolon tedavisidir. Tibolon steroid yapılıdır. İnsanda metabolize olduğunda estrojenik, progestajenik ve androjenik etkili metabolitlere dönüşür. Endometriyum ve memede proliferasyona yol açmadığı için tek başına sürekli tedavi olarak kullanılabilir. Androjenik etkisi nedeniyle libido artışı sağlar. Uzun dönem kullanımında ateş basmasını ve osteoporozu yavaşlatır.

www.tusem.com.tr

80

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->