You are on page 1of 9

‫ﻣﺠﻤﻮﻋﮥ اﺑﻮ اﻟﻀﯿﺎ‬ ٢٧٦ Mecmūʿa-yı Ebū el-Ẓiyā 276 Mecmua-yı Ebuzziya 276

‫ا‬ ḳolāstīḳ
Đsḳ ḳ Skolastik
Geçen gün bir dostum ile oturuyor idim. Dostum birden Geçen gün bir dostumla oturuyordum. Dostum birdenbire:

: ‫ دو دن‬.‫آ ن  دو اﯾ


اورﯾر اﯾم‬ bire: — Şu aralar bir “skolastik” deyimidir gidiyor. Bu nedir? dedi. Ben

.'‫  )
در؟ دﯾ‬.‫ ﯾر آ ﯾر‬$%& « !"‫  رە  »ا‬− — Şu aralar bir “isḳolastīḳ” tʿabīrīdir gidiyor. Bu nedir? dedi. de doğal olarak:

Ben de pek ṭabīʿī olaraḳ: — Ortaçağ’da Avrupa medreselerinde hakim olan felsefe! dedim.
:‫* اوﻟﻪرق‬% $ +, ‫ د‬
— Ḳurun-u Vusṭā’da Avrupa medreselerinde ḥākim olan — Bunun kullanılan deyimle ne gibi bir ilişkisi var?
.‫
! دﯾم‬23 4 ‫آ او!ن‬/5 )‫رﺳﻪ‬. /,‫د اورو‬/0‫ون و‬1 −
felsefe! didim. — Bu felsefe, özellikle o medreselerde öğretildiğinden “medreseye

ﺗﺴﻤﯿﻪ*؟‬7‫ و‬−
ait” anlamına gelmek üzere “skolastik” adı verilmiştir. Çünkü
— Vech-i tesmiyesi?

‫رەﯾ‬.» ‫رﺳﻪد &رﯾ> اﯾﯾ=<ن‬. 8‫اً او‬:‫<ﺡ‬.


23 4  − “scholio” Yunanca medrese demektir. Daha sonra bu felsefeye
— Bu felsefe münḥaṣıran o medreselerde tedrīs idildiğinden

=)C . BA‫ اوزر »ا"! « دﯾ‬A‫<


او‬/<%. «‫ب‬3<. bağlananlara yine bu ad verilmiştir. Hatta bugün, olgulardan bu
“medreseye mensūb” mʿanāsına olmaḳ üzere “isḳolāstīḳ”
+/
‫ەﯾ‬23 4  E!/ .‫=ر‬A‫ر
دﯾ‬.
D)/)‫»<ﺡ « ﯾ‬ şekilde akıl yürütülerek çıkarımda bulunulmasına da “skolastik
dimişler. Çünkü “scḥolīo” Yunanca medrese demekdir. Bil-āḫere
 ‫ن‬F‫ا اﯾﯾ‬7‫ * ن  زد ا‬5 . B.‫* وﯾ‬A‫او!) ەد ﯾ<
 ا‬ uslamlama” derler.
bu felsefeye sālik olanlara da yine bu ismi virmişlerdir. Ḥattā
.‫آ ﮥ ا"! "
« دﯾ‬/‫ﺡ‬.» ‫=ﯾەﯾە د‬4 ‫آ ﮥ‬/‫ﺡ‬. bugün bu ṭarzda icrā idilen bir muḥākeme-yi fikriyyeye de
— Fakat ben bunda “beğenilmeyecek, utanılacak” bir şey
!‫ رم‬.‫"وح«  * ر‬.»  ) ‫"ﻁ‬4 − “muḥākeme-yi isḳolāstīḳiyye” dirler.
görmüyorum!

‫ر‬F‫<* ﯕ‬M‫ اوﯾ‬1‫ر ش و‬1 OK/ ‫رم‬/‫ ﯾ‬8‫م؛ و‬1/


K/
D<‫دﯾ‬ Deyince saate baktım; ve yarım saat kadar boş vaktim olduğunu anlar
— Faḳaṭ bunda ben “maḳdūḥ” bir şey görmüyorum!
:‫ز ز دوام اﯾ م‬/.F‫ﯕ‬ anlamaz söze devam ettim.
deyince sāʿate baḳdım; ve yarım sāʿat ḳadar boş vaḳdim
Bildiğiniz gibi Newton bir gün bahçesinde otururken bir elmanın
،‫)ﯔ‬/A‫ە< اورﯾآ  ا‬T/ ‫ ]) &ن[  ن‬، ‫ م‬%. − olduğunu añlar añlamaz söze devām etdim.
dalından koparak yere düştüğünü görmüş; bunun üzerine derin
 AK ‫ و‬U‫ﯾ‬K
<‫؛ )ﯔ اوزرﯾ‬V. *<=‫رق ﯾ دوﯾ‬/,1 ‫دا<ن‬ — Mʿalūm ā, [Newton] bir gün bağçesinde oturirken bir
düşüncelere dalmış. Kendi kendine: “Acaba bu elmayı yere doğru
W 7 'T
X‫ﯾ* ار‬/A‫  ا‬/$DK» :
<‫ آ<' آ<ﯾ‬.VA/
)‫=ا‬2& almanıñ, dalından ḳoparaḳ yere düşdüğünü görmüş; bunuñ
çeken şu kuvvet nedir? Eğer elmayı Yerküre çekiyor ise, bu çekimin
‫ اڭ‬،
‫ذ‬/7 
3‫[ب اﯾﯾر اﯾ‬7 ‫ﯾ* ارض‬/A‫ت )ەدر؟ ا ا‬1  ‫اﯾن‬ üzerine ʿarīż ve ʿamīḳ tefekkürāne ṭalmış. Kendi kendine:
en yüksek dağların tepesinde de mevcut olması gerekirse de, bundan
‫ە د )ن‬3‫ !زم آ  اﯾ‬A‫د او‬7. ‫ ڭ &^ە<ە د‬T/ +3‫ﯾآ‬ “ʿacabā bu almayı arża ṭoğri celb iden şu ḳuvvet nedir? Eğer
on, yüz, bin defa daha
/‫
ده‬%4‫  ﯔ د‬،‫ ﯾز‬،‫اون‬ almayı arż ceẕb idiyor ise bu cāẕibe, eñ yüksek ṭağlarıñ
tepesinde de mevcūd olmaḳ lāzım gelir ise de bundan on, yüz,
biñ defʿa daha

1
٢٧٧
‫اﺳﻘﻮﻻﺳﺘﯿﻖ‬ 277 İsḳolāstīḳ 277
Skolastik
‫' د‬A1 ‫ ارض‬/$DK ‫*؟‬. ‫`  اﯾر‬a& '‫ا‬7‫ر ا‬1
‫ەﯾ‬4/3.  ‫اوزاق‬ uzaḳ bir mesāfeye ḳadar icrā-yı teʾsīr ider mi? ʿAcabā arż, uzak bir mesafeye kadar etki eder mi? Acaba Yerküre Ay’ı da çekiyor
!V.‫*؟ دﯾ
ﺹر‬. ‫[ب اﯾﯾر‬7 ‫ و‬W 7
<‫آ<ﯾ‬ ḳameri de celb ve ceẕb idiyor mu? diye ṣormuş! mu? diye sormuş!
:
A$/c. 8‫دﯾآن ﺹﯖ ردم و‬ Didikden soñra ṭurdum ve muḫaṭabıma: dedikten sonra durdum ve muhatabıma:

‫؟‬e‫ )
دﯾﯖ‬e − — Siz ne dirsiñiz? — Siz ne dersiniz?

.‫دﯾم‬ didim. dedim.

O da benim bu ḥikāyemiñ mevżūʿa-yı baḥisle münāsebetini O da benim bu hikayemin konuyla olan ilişkisini anlayamayarak:
:‫ ەرق‬.‫ﯾە‬F‫ <* ﯕ‬$/<.
f‫ع ﺡ‬X. ‫ﯔ‬.‫ﯾە‬/=5  < ‫و د‬8 ‫ا‬
añlayamiyaraḳ: — Ne gibi?
‫*؟‬$
) −
— Ne gibi? dedi. Ben de:
:‫  د‬.'‫دﯾ‬
— Acaba Yerküre’deki çekim Ay’ı da kendine çeker mi?
‫*؟‬. ‫ اﯾﯾر‬W 7
<‫' د آ<ﯾ‬A1 *‫ذە‬/7 ‫ﯔ‬X‫ ار‬/$DK − didi. Ben de:
— Zannetmem!
!‫ەم‬A ‫ اﯾ‬h − — ʿAcabā arżıñ cāẕibesi ḳameri de kendine celb idiyor mu?
— Neden?
— Ẓann itmem!
‫ )ەدن؟‬−
deyince kendisini bir topladı ve olanca kuvvetiyle:
— Niden?
:
&1
D)!‫ او‬8‫د' و‬F,  *<3‫
آ<ﯾ‬D<‫دﯾ‬
— Madem ki Ay gökyüzünde boşlukta ve tek başına duruyor; yani
diyince kendisini bir ṭopladı ve olanca ḳuvvetiyle:

j   i ‫<* ه‬%‫ ﯾ‬،‫د رﯾر‬D. ‫  و‬%. ‫د‬/A A1


‫دام آ‬/. − hiçbir şeye dayanmıyor, Yerküre’nin çekim kuvveti eğer Ay’a kadar
— Mādām ki ḳamer semāda muʿallaḳ ve mücerred ṭuruyor,
'‫
اﯾ‬3‫ر' او‬/7 *A=5 ‫ر‬1 A1 ‫ ە)ﯔ‬X‫ذﮥ ار‬/7 ‫ ا‬،‫ ر‬A ‫د اﯾ‬/< ‫ا‬ uzanabilseydi onu da kendisine doğru çekmesi gerekirdi. Böyle bir şey
yʿanī hīç bir şeyʾe istinād itmiyor, eğer cāẕibe-yi arżiyyeniñ
l1‫
وا‬3‫  اﯾ‬.'‫ اﯾر اﯾ‬/k 1‫ە* ا‬A ‫ اﯾ‬W 7 'T
<‫)* د آ<ﯾ‬ ise görülmemektedir. Bundan dolayı, Yerküre’nin çekim kuvvetinin
ḳamer’e ḳadar ḥükmi cāri olsa idi āni da kendisine ṭoğri celb
./A‫` ' او‬a& ‫= و‬5 ‫ر‬1 A1 ‫ ە)ﯔ د‬X‫ذﮥ ار‬/7
K ً‫ء‬/< .‫دآ ر‬ de Ay’a kadar etkili olmaması gerekir.
itmesi iḳtiżā ider idi. Bu ise vāḳʿi değildir. Bināenʿaleyh cāẕibe-yi
. ‫!زم آ‬ — Ha, dedim. “Skolastik” diye işte bu şekilde uslamlama
arżiyyeniñ de ḳamer’e ḳadar ḥükm ve teʾsīri olmamak lāzım

 ﯾەآ* ز‬B‫ »ا"! « دﯾ
اﯾ‬،‫ دﯾم‬،.... /‫ ه‬− yapanlara derler.
gelir.
.‫ەﯾ
دﯾ‬A‫آ‬/‫ﺡ‬. — O halde, bizim bütün uslamlamalarımız -sizin deyiminizle-
— Hā ..., didim “isḳolāstīḳ” diye işte bu yoldaki ṭarz-ı
− ‫
اوزر‬7‫ و‬e‫ ﯕ‬$%& ‫ڭ‬e − eA&/A‫آ‬/‫ﺡ‬. ‫م  ن‬e /5 ‫و‬8 ‫ ا‬− skolastik olacak.
muḥākemeye dirler.
!7‫ا"!  اوە‬ — Ona ne şüphe!
— O ḥālde bizim bütün muḥākemātımız —siziñ tʿabīriñiz
!
n$
) /‫ ﯕ‬− Cevabını alınca durdu ve biraz düşündükten sonra alay edercesine:
vech üzere— isḳolāstīḳ olacaḳ!
—Tuhaf!
:
‫)
اﯾ‬/‫ﯾ‬en 3. ‫ ن ﺹﯖ  ر‬.a& ‫ از‬8‫
رد' و‬D< *<‫ا‬7 — Oña ne şübhe!
dedi.
!o‫ &ﺡ‬− Cevābını alınca ṭurdu ve biraz teʾemmülden ṣoñra bir ṭür
.'‫دﯾ‬ müstehziyāne ile:
— Tuḥaf!
didi.

2
‫ﻣﺠﻤﻮﻋﮥ اﺑﻮ اﻟﻀﯿﺎ‬ ٢٧٨ Mecmūʿa-yı Ebū el-Ẓiyā 278 Mecmua-yı Ebuzziya 278

‫"ﻁ‬4 ‫ ؛‬3‫ اﯾ‬+A  ‫  آام‬p‫ر‬/1 l$0/ *<=‫ن اﯾ ﯾ‬/‫ﯾ‬7


‫ﯖ‬A ‫ورە)ﯔ آ‬/‫ﺡ‬.  Şu muḥāvereniñ kimiñle cereyān itdiğini bi-ṭ-ṭabʿa ḳāraʾīn-i kirām bilmek Bu diyalogun kiminle geçtiğini doğal olarak, değerli okuyucularımız bilmek isterler;
fakat bir kimseyi teşhir etmemi de elbet uygun görmezler sanırım. Bunun için isim ve
‫ )ﯔ اﯾن ا و‬.‫ اﯾرم‬h eA ‫ اﯾ‬e‫ﯾ‬D& O$‫* ا‬.‫ە‬A ‫  اﯾ‬nB& ‫* د‬.‫ د‬ isterler; faḳaṭ bir adamı da teşhīr itmemi elbet tecvīz eylemezler ẓann
kimliği belli olmayacak şekilde gıyaben, hakkında birkaç söz söylemekle yetineceğim.

=A ‫چ ز ﯾ‬/1
)/$p/T <"5 ‫ اﯾەرك  ذات‬r) ‫ﯾﺡ<ن ﺹف‬:& ‫ر‬ iderim. Bunuñ içün ism ve resm-i taṣrīḥinden ṣarf-ı naẓar iderek bu ẕāt
Muhatabım alelade sarf (dil bilgisi) ve nahivden (söz dizimi) başlayarak maani
: =7‫ اﯾە‬/2 ‫اآ‬ ḥaḳḳında ġāʾibāne birkaç söz söylemekle iktifā ideceğim: (sözlük ve söz dizimi, sözün anlama uygunluğu ilmi) bedi (estetik), beyan (retorik,
V.1‫ن او‬/  ،l‫ ﯾ‬،*)/%. ‫د ﺹف و )ﺡدن &ﯾەرق‬/%‫ * ا‬K $/c. Muḥaṭabım ʿale-l-ʿāde ṣarf ve naḥivden ṭutduraraḳ maʿānī, bedīʿ, belagat ilminin hakikat, mecaz, kinaye teşbih, istiare gibi konularını öğreten kısmı)

"B ‫! )ن‬V.‫ ر‬n$&‫ا‬. * K *‫" ەﯾ‬K ‫ م )"


و‬K
D<1 '<‫ آ‬8‫و‬ beyān okumuş ve kendi ḳavlince ʿulūm-u naḳliyye ve ʿaḳliyyeyi ʿale okumuş ve söylediğine göre ulum-u nakliyye (hadis, tefsir, fıkıh gibi nakil ve rivayet

،eA<= ‫ڭ زﯾ<* د‬K/ ‫


دە ه‬eA ‫ ﯾ‬% /%1‫* وار! وا‬41‫)ە دە و‬/3 merātibihim görmüş! Bundan başḳa lisāna da vuḳūfu var! Vāḳıʿā şiʿir üzerine kurulmuş bilgiler) ve akliyyenin (tabiat ve matematik gibi akıl esasına dayanan

‫ل‬/=‫ * ﯾق! ا‬f. "0<.


‫! ه‬V.1‫*« او‬4‫وض و ا"ا‬%‫ ا‬K»
=)C söylemezse de her şāʿiriñ sözünü de beğenmez, çünkü “ʿilm el-ʿarūż ve bilgiler) bütün mertebelerini görmüş! Bundan başka yabancı dilden de anlar! Şiir
söylemediği bir gerçek ise de her şairin sözünü de beğenmez; çünkü ilm-i aruz (Arap
!v‫ن دآ‬/3)‫ن ا‬/ A  0<. )<K .‫ر‬/" C ‫ ە)ﯔ  <ن  وب او <ن‬/ 1 el-ḳavāfī” oḳumuş! Hele manṭıḳda mislī yoḳ! Hele eşkāl-i ḳıyāsiyyeniñ
dilcilerinden Đmam Halil’in eski Arap şiirlerini esas tutarak bir sisteme bağladığı rivayet
!‫ ز‬+, ‫   د‬0<. ‫"ﻁ‬4 altından girub üstünden çıḳar. ʿİndinde manṭıḳ bilmeyen insān değil!
edilen hecelerin uzunluğu kısalığı esasına dayanan vezin ölçüsü) ve kavafi (şiirlerin
‫ە‬3‫ اﯾ‬eA‫ اوّل« دﯾﯾ=* اﯾن  * دﯾ‬%.»
.F‫' ا‬/A K ،
‫ﯾ‬0‫ر‬ Faḳaṭ manṭıḳ bilen de pek az!
sonunda tekrar eden aynı sesi veren harflerin sesli ve sessiz olması durumundaki

3‫ او‬VAB ‫ە)ﯔ ﺹﯕ<


د ﯾ‬f5/$.  .‫ر ر‬:1 ‫ە< ر‬4/‫ﯾ<ﯔ آ‬x‫دە دﯾ‬ Arisṭoya, ʿulemā-yı İslāmiyye “muʿallim-i evvel” dediği için bir şey birleşmeler, kafiyeler) okumuş! Hele mantıkta eşi yok! Hele kıyas (tasım) şekillerinin
dimez ise de diğerleriniñ kāffesinde birer ḳuṣur bulur. Bir mübāḥeseniñ altından girip üstünden çıkar. Onun gözünde mantık bilmeyen insan değil! Fakat mantık
‫ از د ﺹ* دﯕ آن‬،*T/‫ از ﺹ‬. B‫رﯾ‬/1
‫ەﯾ‬f5/$.
&1 0<. ‫ل‬/5‫در‬
soñuna da yetişmiş olsa derḥāl manṭıḳ ḳuvvetiyle mübāḥeseye ḳarışır. bilen de pek az!
‫< ەﯾ* د زدن‬4 W ‫چ آ‬/1 VA‫ز‬/‫
ﯾ‬D‫ &آ‬.‫ام اﯾر‬e‫* د ا‬4 *=‫ﺹﯖ اﯾ‬
Biraz sağı biraz solu diñledikden soñra iki tarafı da ilzām ider. Türkce Aristo’ya Đslam bilginleri “muallim-i evvel” dedikleri için bir şey demez ise de
‫اص‬E ‫
) ڭ‬D< <‫ دﯾ‬،v2D)‫؛ ز‬v2)1 !‫ از)ەدر‬W ‫دات‬2.
‫ ه‬:‫ر‬B. ‫آ‬
diğerlerinin hepsinde bir kusur bulur. Bir tartışmanın sonuna yetişmiş olsa da derhal
yazılmış birkaç kütüb-ü fenniyyeyi de gözden geçirmişdir: Hele
'‫ا‬e7‫ﯔ ا‬./37‫ ا‬،*<M‫ﯾ‬A‫ وزن  * او‬v/1 ‫ار&ﯔ‬5 . ‫ ە<* د ﯾ‬p/2 mantık kuvvetiyle tartışmaya karışır. Biraz sağı biraz solu dinledikten sonra iki tarafı da
müfredāt-ı ṭıb ezberindedir! Ḳaranfil, zencefil denilince bunlarıñ ḫavāss-
* 
.‫دن ز‬/n‫ ا= ﯾ"ﯔ آ‬.  ‫ت اﯾ ﯾ=<* د‬aB) ‫از)ن‬e ‫دﯾە<ﯔ اه‬4 cevap veremez hale getiren bir konuşma yapar. Türkçe yazılmış birkaç fen kitabını da
ı şifāʾiyyesini de söyler. Ḥāraretiñ ḳābil-i vezn bir şey olmadığını,
‫س‬/=%)‫ر و ا‬/3=)‫ ە)ﯔ ا‬p/ X ‫ت‬/K/% . ‫
ﯾ‬D1 O$/<. *<M‫اوﯾ‬ gözden geçirmiştir. Hele tıp müfredatı ezberindedir. Karanfil, zencefil denilince
ecsāmıñ eczā-yı ferdiyyesiniñ ihtizāzından neşʾet ittiğini de bilir. bunların şifa verici özelliklerini de söyler. Isının ölçülebilir bir şey olmadığını, cismi
،*<=‫
آ ﯾ‬:5 ‫ن‬/=%)‫  )ع ا‬+<‫د`ە‬/5 ‫ * اب‬5 ،*<=‫اﯾ ﯾ‬
Elektriğiñ kehrübādan āzme bir şey olduğunu münāsebet aldıḳca oluşturan parçacıkların titreşiminden kaynaklandığını da bilir. Elektriğin kehribardan
‫رت‬/$K ‫ن‬/ E ‫ ر‬+)‫ ە‬p/ X ‫ت‬/K/% ‫"ﻁ‬4 .‫ ﺹف اﯾر‬،‫ <ن اوەرق‬$1 ‫ت‬/. %.
söyler. Şuʿāʿāt-ı żiyāʾīyyeniñ inkisār ve inʾikās itdiğini, hatta serāb çıkma bir şey olduğunu yeri geldikçe söyler. Işık ışınlarının kırılmasından ve
‫ذﮥ‬/7 ‫ﯔ‬./37‫)ەدر! "ط ا‬/= 
<M‫ﯾ‬A‫د او‬7. ‫ﯔ‬j  
‫ ﯾ‬،
<M‫اوﯾ‬
ḥādisesinin bir nevʿ inʿikāsdan huṣūle geldiğini, maʿlūmāt kabilinden yansımasından, hatta serap görme olgusunun bir tür yansıma sonucunda oluştuğundan,

)ﯔ‬D< <‫ﯾ
دﯾ‬e‫آ‬A‫ ا‬K ‫ۀ‬1 D) .‫ر‬21‫ ەدن اﯾ ' آ ﯾ=<
ﺡٍ وا‬X‫ار‬ olarak, ṣarf ider. Faḳaṭ Şuʿāʿāt-ı żiyāʾīyyeniñ birer ḫayālden ʿibāret malumat şeklinde söz eder. Fakat ışık ışınlarının birer hayalden ibaret olduğunu [sanır],

<M‫ت اوﯾ‬1  *" "5


7 .
0 ‫ﺡ‬. ‫دن‬e‫آ‬. ‫ ەرق‬C/1
<3‫ﯾ‬M '/<%. böyle bir şeyin varlığına karşı ilgisizdir. Cisimlerin düşmesinin dünyanın çekim
olduğuna, böyle bir şeyʾiñ mevcūd olmadığına bī-gānedir! Suḳūt-u
kuvvetinden ileri geldiğine hakkıyla vakıftır; ancak merkezkaç kuvveti denilince, bunun
.‫ اور‬W‫ذاه‬ ecsāmıñ cāẕibe-yi arżiyyeden ileri geldiğine bi-ḥaḳḳın vāḳıfdır. Ancaḳ
sözcük anlamına kaçarak merkezden çevreye yönelen gerçek bir kuvvet olduğu inancına
*<M7‫ ە‬.‫ اوە‬p‫ﯔ دا‬%.  !‫در‬/< ‫ ەﯾ
د‬X/‫ ات ه<
و رﯾ‬$%& U% ḳuvve-yi ʿan el-merkeziyye denilince bunuñ mʿanā-yı luġaviyyesine sahiptir.

) ‫ ه
ه‬.‫وﯾر دﯾ‬/3.
‫ەﯾ‬Ap/1 *=‫* اﯾ‬KAD. *‫ﯔ اوچ زاوﯾە‬f f.  ‫ ؛‬ ḳaçılaraḳ merkezden muḥiṭe müteveccih ḥaḳīḳī bir kuvvet olduğuna Bazı geometri ve matematik deyimlerine de aşinadır! Bir karenin daire
‫ن‬/.‫ز‬ ẕahib olur. olamayacağını bilir; bir üçgenin üç açısının toplamı iki dik açı eşittir, der. Hele her ne
Bʿaż tʿabīrāt-ı hendesiyye ve riyāżiyyeye de āşinādır! Bir zaman

murabbʿanıñ dāʾire olamayacağını bilir; bir müsellesin üç zāviyesi


mecmūʿı iki ḳāʾimeye müsāvidir der. Hele her ne zamān

3
٢٧٩ ‫اﺳﻘﻮﻻﺳﺘﯿﻖ‬ 279 İsḳolāstīḳ 279 Skolastik

‫ﯾ‬1 + 3. ‫"ﻁ‬4 .‫ ]آﮤ ارض[ دﯾ‬eA‫


]ارض[ دﯾ‬3‫ن ﺡ~ اﯾر اﯾ‬X‫ار‬ arżdan baḥs ider ise [arż] dimez [küre-yi arż] dir. Faḳaṭ meslek-i ḳadīm Yer’den söz ederse “Yer” demez, “Yerküre” der [arz demez küre-i arz der].

A ‫<ن اﯾ ' آ‬4F E‫ڭ ا‬r) ‫ )"ﻁﮥ‬،*14 *‫ﯾ  <<ەآ‬7 + 3.


‫اﯾ‬ ile meslek-i cedīd beynindeki farḳı nokṭa-yı naẓarıñ iḫtilāfından ileri Fakat eski sistem ile yeni sistem arasındaki farkı bakış açısı farklılığından

gelme bir şey ẓann ider. Ve zuʿmunca, ḫusūf ve küsūfuñ evāʾilde kaynaklanan bir şey zanneder ve aklınca, Ay ve Güneş tutulmalarının ilk
‫ر‬1 *=‫ﯾ‬A  p‫ﯔ اوا‬43‫ف و آ‬3E ،
D<AK‫و ز‬8 .‫ اﯾر‬h *  zamanlar şimdiki kadar sağlıklı hesap edilmesini de buna kanıt olarak gösterir.
şimdiki ḳadar ṣıḥḥatle hisāb idildiğini de buña delīl ittiḫāẕ eyler.
. ‫ذ اﯾ‬/c&‫ ا‬v ‫ د‬/‫ب اﯾﯾ=<* د ﯕ‬/35
‫ﺹﺡ‬ Ancak “zavallı saat” deyimini işitince sinirlenir; bunu bir türlü
Ancaḳ [zavallı sāʿat] tʿabīrīni işidince siñirlenir; bunu bir dürlü hażm
‫
ﯖ < ؛ )*  در‬D<‫ ﯾ‬B‫ ﯾ<* اﯾ‬$%& [OK/ *‫ ]زوا‬D) idemez. Zīrā her nasılsa bu sāʿati vaḳtiyle yañlış olaraḳ [alāfrānġa hazmedemez. Zira her nasılsa bu saati vaktiyle yanlış olarak “alafranga saat”

‫ اوەرق‬V ‫ﯕ‬/‫
ﯾ‬1‫ * و‬K/ 
3 :) ‫ زﯾا ه‬.eA‫ اﯾه‬k‫ه‬ sāʿat] diye bellemişdir! diye bellemiştir!

[Yevm-i vasaṭī] ne dimek olduğunu bilmez, bilmez de sāʿat hā “Gün ortası”nın ne demek olduğunu bilmez, bilmez de ‘Saat, ha gündüz
!‫ر‬B.‫[ دﯾ
 ە‬OK/
M)‫ا‬4!‫]ا‬
öğle vakti ha gün batımı esas alınsın, bunun günlük işlere ne etkisi olur.’ der;
‫ زوان‬/‫ ه‬OK/ ‫ د‬eA  ،eA  *<M‫ اوﯾ‬+A‫*[ )
دﯾ‬0‫]ﯾم و‬ zevālden iʿtibār idilsun hā ġurūbdan, bunuñ tanẓīm-i umūra ne teʾsīri
ve iddiasını kanıtlamak için pek kızar ise bir de “kıyas-ı mantık” yürütür.
olur dir; ve isbāt-ı müddeʿā içün pek ḳızar ise bir de [ḳıyās-ı manṭıḳī]
8‫` ' اور دﯾ؛ و‬a&
) ‫ر‬.‫ ا‬r<& +) ،‫ون‬T /‫ ه‬،‫ن‬3‫ر اﯾ‬/$ K‫ا‬ Özetle; muhatabıma akıl ile bilinen şeylerle ilgili çıkışacak az bulunur.
tertīb ider!
!‫ اﯾر‬W && [*"0<. ‫س‬/ 1] ‫
 د‬3‫ار اﯾ‬e 1 +, ‫ اﯾن‬/K. ‫ت‬/$`‫ا‬ Akıl ve özellikle mantık kuvvetiyle her şeyi tahlil (çözümler) eder; her şeyi
Ḫülāṣa muḫāṭabıma mʿaḳūlāt dāʾiresinde çıḳışacaḳ az bulunur. ʿAḳıl
8‫ و‬v"K .‫ ز <ر‬7‫ە‬B " C <‫ە‬p‫"!ت دا‬%.
A$/c.
‫ﺹ‬FE ve ʿale el-ḫuṣūṣ manṭıḳ ḳuvvetiyle her şeyʾi taḥlīl ider; her şeyʾi añlarım
anlarım zanneder. Đşte, niteliklerini kısaltarak anlattığım muhatabım biraz

‫رم‬F‫* ﯕ‬j  ‫ اﯾر؛ ه‬v ‫* &ﺡ‬j  ‫&


ه‬1 0<. ‫ص‬:c‫ * ا‬K ẓann eyler. İşte evṣāfını mücmelen basṭ itdiğim muḥāṭabım birāz
düşündükten sonra yine alaylı bir tavırla tekrar etti. Dedi ki:
— Gerçekten pek tuhaf! Benim akıl yürütme biçimimde (tarz-ı
‫ از دو<آن‬$/c. =‫ﻁ اﯾ ﯾ‬3 ًFAD. *<4/‫
اوﺹ‬B‫ اﯾ‬. ‫ اﯾ‬h düşündüḳden soñra yine müstehziyāne bir ṭavırla tikrār itti. Didi ki:
muhakememde) bir eksiklik mi var? Ay gökyüzünde boşlukta ve tek başına
:
‫ دﯾ' آ‬.' ‫)
 ر
&=ار اﯾ‬/‫ﯾ‬en 3.
<‫ﺹﯖ ﯾ‬ Ḥaḳīḳaten pek tuḥaf! Benim ṭarz-ı muḥākememde bir noḳṣān mı
durmuyor mu?
var? Ḳamer semāda muʿallaḳ ve mücerrred ṭurmuyor mu?
A1 ‫* وار؟‬A)/:")  .‫ە‬A‫آ‬/‫ﺡ‬. ‫! < ز‬o‫ &ﺡ‬+, ً" "5 − — Durmuyor, yürüyor!
— Ṭurmuyor, yürüyor!
‫*؟‬. ‫ ر‬.‫د ر‬D. ‫  و‬%. ‫د‬/A — Ha dursun ha yürüsün! Bir şeye dayanıyor mu?
— Hā ṭursun, hā yürüsün! Bir şeyʾe istinād idiyor mu?
!‫ ﯾرﯾر‬،‫ ر‬.‫ ر‬− — Dayanmıyor.
— İtmiyor.
‫*؟‬. ‫د اﯾﯾر‬/< ‫
ا‬j   !‫ن‬3‫ ﯾرﯾ‬/‫ ه‬،‫ رن‬/‫ ه‬− — Bu ḥalde muḳaddeme-yi evvelī sizce de muṣaddıḳ!
— Bu durumda, bir önceki akıl yürütme sizce de onaylanıyor!
— Rica ederim mantığı bir tarafa ...
.‫ ر‬A ‫ اﯾ‬− — Ricā iderim manṭıḳı bir tarafa ....
— Pekala, Yerküre’nin çekiminin Ay’a kadar etkisi olsa idi, onu çekmez
!‫ق‬:. ‫ە د‬7e *‫"مﮥ او‬. /5  − — Pek aʿlā! Cāẕibe-yi arżiyyeniñ ḳamere ḳadar teʾsīri olsa idi, Onu
mi, düşürmez miydi?
celb itmez mi, sükūṭ itmez mi idi?
....
4  *"0<. ‫ اﯾرم‬/7‫ ر‬− — Çekmediği ne malum?
— İttirmediği ne mʿalūm?
W 7 *) ،'‫
اﯾ‬3‫` ' او‬a& ‫ر‬1 A1 ‫ ە)ﯔ‬X‫ذﮥ ار‬/7 !FK‫ ا‬+, − — Amma da yaptınız ha! Bu besbelli, eğer Yerküre Ay’ı düşürmüş olsa
— Ammā da yaptıñız hā! Bu bedīhī, eğer arż kameri süḳūṭ itdirmiş
idi -bu düşüş ne kadar yavaş olursa olsun- Ay’ın durmaksızın
‫* اﯾ'؟‬. e.‫ "ط اﯾ ﯾ‬،*. eA ‫اﯾ‬
olsa idi —bu süḳūṭ ne kadar baṭāʾetle olur ise olsun— ḳameriñ lā-
‫ م؟‬%.
) *=‫ﯾ‬.‫ اﯾ ﯾ‬−
V.‫' "ط اﯾ ﯾ‬A1 ‫ ا ارض‬،*n‫!  ﯾ‬/‫ ه‬e‫ﯾﯖ‬,/‫د ﯾ‬/.‫ ا‬− yenḳaṭʿi

‫ڭ‬A1 −‫ن‬3‫
او‬3‫
اور اﯾ‬p/0 ‫ر‬1
) ‫ "ط‬− '‫
اﯾ‬3‫او‬
l0"<‫!ﯾ‬

4
Mecmua-yı Ebuzziya 280
‫ﻣﺠﻤﻮﻋﮥ اﺑﻮ اﻟﻀﯿﺎ‬ ٢٨٠ Mecmūʿa-yı Ebū el-Ẓiyā 280

.'‫ب اﯾر اﯾ‬/D‫ە* اﯾ‬.  ‫د‬e.r) 8‫ە* !زم آ ؛ و‬AF1/‫ ﯾ‬e bize yaḳlaşması lāzım gelir; ve naẓarımızda büyümesi icāb ider idi. bize yaklaşması ve gözümüzde büyümesi gerekir. Böyle bir şeyi kim
‫؟‬V.‫* آ ر‬j  
‫ﯾ‬ Böyle bir şeyʾi kim görmüş? görmüş?

* ‫آ‬5 8‫ د او‬A1 ،'‫


اﯾ‬3A ‫' "ط اﯾ‬T
X‫ ه ن ار‬/‫ ﯾ‬− — Ya her an arża ṭoğru süḳūṭ itmese idi, Ḳamer de o ḥareketi ile — Ya her an Yerküre’ye doğru düşmeseydi, Ay da o hareketi ile
boyna bizden uzaḳlaşması lāzım gelmez mi idi? boyuna bizden uzaklaşması lazım gelmez miydi?
‫* اﯾ'؟‬. eA ‫ە* !زم آ‬AF1‫دن اوزا‬e
<‫اﯾ
ﯾ‬
— Faḳaṭ ḳameriñ ḥareketi müstaḳim değil ki uzaḳlaşsun. — Fakat Ay’ın hareketi doğrusal değil ki uzaklaşsın.
.‫ن‬3F1‫ آ
اوزا‬v‫ " دآ‬3. * ‫آ‬5 ‫ڭ‬A1 ‫"ﻁ‬4 −
— İşte ḳameriñ o ḥareketini, böyle bir ḥareket-i devriyeye ḳalb iden
— Đşte Ay’ın o hareketini, böyle bir dairesel harekete çeviren
‫ذﮥ‬/7 ‫ اﯾن‬W 1
‫ دورﯾەﯾ‬O‫آ‬5 
‫آ <* ﯾ‬5 8‫ڭ او‬A1
B‫ اﯾ‬− cāẕibe-yi arżdır. O olmasa idi ḳameriñ ḥareketi de müstaḳīm olur idi.
Yerküre’nin çekimidir. O olmasaydı Ay’ın hareketi de doğrusal
‫ ه ن‬.'‫ " اور اﯾ‬3. ‫آ * د‬5 ‫ڭ‬A1 '‫
اﯾ‬3A‫ او‬،8‫ او‬.‫ر‬X‫ار‬ Her an cāẕibe-yi arżiyye ḳameri istiḳāmet-i aṣliyyesinden inḥrāf
olurdu. Her an Yerküre’nin çekimi Ay’ı asıl istikametinden
‫<ن‬3.‫ اﺹ ە<ن ا)ﺡاف اﯾ ﯾ‬O./" ‫' ا‬A1
X‫ذﮥ ار‬/7 itdirmesinden ṭolayıdır ki ....
döndürmesinden dolayıdır ki ...
— Büyle şey mi olur! ʿAḳıl ve manṭıḳa münāfī!
....
‫!ﯾ* در آ‬
Ne yalan söyleyeyim: Muḥātabımıñ şu ṣoñ cevābı üzerine iʿtidāl-i — Böyle şey mi olur! Akıl ve mantığa aykırı!
!*4/<.
"0<. ‫ و‬v"K !‫* اور‬A 
‫ ﯾ‬−
demimi muḥāfaẓa idemeyecek bir ḥāle geldim ve derḥāl kendisiyle — Ne yalan söyleyeyim, muhatabımın şu son cevabı üzerine
‫ ال‬K‫ا* اوزرﯾ<
ا‬7 ‫ﯔ  ﺹڭ‬A$/c. : ‫ن ﯾ ەﯾ‬F‫)
ﯾ‬
vedāʿ itdikden ṣoñra yoluma yürüyiverdim. soğukkanlılığımı koruyamayacak hale geldim ve derhal kendisine

وداع‬3‫ل آ<ﯾ‬/5‫ در‬8‫ و‬،‫
آ م‬/5  +7‫ ە‬.‫
اﯾە‬r4/‫ﺡ‬. *A.‫د‬ ‫٭‬ veda ettikten sonra yoluma yürüyüverdim.
.‫
ﯾروﯾ* وﯾدم‬A‫اﯾ آن ﺹﯖ ﯾ‬ İşte isḳolāstiḳcileriñ eñ ṣoñ cevābları budur. Bir kerre [ʿaḳıl ve
‫٭‬
manṭıḳa münāfī] didiler mi artıḳ sözü kesmeli! Bunlara [berāhīn-i Đşte skolastikçilerin en son cevapları budur. Bir kere “Akıl ve
‫٭‬
fenniyye] [ḥāḳāīḳ-i ʿilmiyye] niñ hiç teʾsīri yoḳdur! mantığa aykırı.” dediler mi artık sözü kesmeli! Bunlara “fennin
‫ و‬v"K] ‫  آ‬.‫ا ' در‬7 ‫ ڭ اڭ ﺹڭ‬D" !"‫
ا‬B‫اﯾ‬
Ḥiddetimi mūcib olan bir cihet muḥāṭabımıñ ẕekī olmasıdır! Faḳaṭ
delilleri”, “bilimin hakikatleri”nin hiç etkisi yoktur.
[
<4  ‫ *! )  ]اه‬A3‫ ر& ز' آ‬،*.  ‫*[ دﯾﯾ‬4/<.
"0<.
ne fāʾide ki gördüğü taḥṣīl ve ʿale el-ḥusūṣ bu taḥṣīlde tʿaḳīb itdiği ṭarīḳ
Hiddetime sebep olan bir yönü de muhatabımın zeki olmasıdır!
!‫ر‬1‫` ' ﯾ‬a& i ‫
[ )ﯔ ه‬A K ‫ﯾ‬/"5] ẕihnini [isḳolāstīḳ] denilen o dāʾire-yi maḥdude dāḫiline ṣoḳmuş! Fikri
Fakat ne fayda ki gördüğü öğrenim ve özellikle bu öğrenimde izlediği

) ‫"ﻁ‬4 !‫ ر‬3A‫ﯔ ذآ* او‬A$/c. On7  ‫ او!ن‬W7. *A&5 bir dürlü bu dāʾireden çıḳamıyor ki ḥaḳīḳati görebilsun!
yol zihnini “skolastik” denilen o sınırlı dairenin içine sokmuş!
W "%&  :‫ص  &ﺡ‬:c‫ * ا‬K 8‫ و‬v :‫ە آ
ردﯾ=* &ﺡ‬p/4 Mʿa el-teʾessüf bu ṭarz muḥākeme memleketimizde o derece
teʿemmüm ve intişār itmişdir ki hemān her mübaḥese ve müẕākere
Düşünceleri bir türlü bu daireden çıkamıyor ki hakikati görebilsin.

< E‫ﺡود دا‬. ‫ۀ‬p‫ دا‬8‫ن او‬F<‫اﯾ ﯾ=* ﯾ ذه<<* ]ا"! [ دﯾ‬
olan yerde bunu görmemek ve işitmemek ḳābil değildir. Maalesef, bu tür akıl yürütme ülkemizde o derece popüler ve
!‫ن‬3 ‫" " * رە‬5
‫ ر آ‬./" C ‫ەدن‬p‫='  در  دا‬4 !VA1‫ﺹ‬
Evet! İsḳolāstīḳ bir dāhiyedir! Bir belādır ki refʿī çāresine tevessül yaygındır ki hemen her konuşma ve müzakerede bunu görmemek ve
‫ر‬/B )‫ و ا‬A%&
7‫ در‬8‫د او‬eA = A.
A‫آ‬/‫ﺡ‬. ‫  ز‬oa ‫ ا‬l.
itmek iʿtiḳādımca donanma iʿānesine teşebbüs eylemek derecesinde işitmemek mümkün değildir.
8‫ و‬+.‫ە‬.‫ن ﯾد )* ر‬/<‫[اآ او‬. ‫
و‬f5/$. ‫ن ه‬/A‫ر آ
ه‬BA ‫اﯾ‬ mübrimdir. Ammā denilecek ki: Evet! Skolastik bir dahidir! Bir beladır ki ortadan kaldırmaya
.‫ دآ ر‬v/1 +.‫ە‬A B‫اﯾ‬
yeltenmek inancıma göre donanmaya yardım etmeye teşebbüs etmek
v&
<‫رە‬/C *%4‫در آ
ر‬F  !‫اوت! ا"!   داه ەدر‬ derecesinde güçtür; ama denilecek ki:
.‫ر‬.$. <‫ە‬7‫ در‬+A ‫~ اﯾ‬$B&
<‫)ە‬/K‫ ا‬/A<)‫
دو‬D.‫د‬/" K‫ ا‬+A ‫اﯾ‬
:
‫ آ‬+7‫ دﯾ< ە‬/.‫ا‬

5
٢٨١ ‫اﺳﻘﻮﻻﺳﺘﯿﻖ‬ 281 İsḳolāstīḳ 281 Skolastik

‫د‬e.‫ او!) د رە‬+/


‫ەﯾ‬A‫آ‬/‫ﺡ‬. ‫ وارن  ز‬،‫ )
اور‬− — Ne olur, varsın bu ṭarz muḥākemeye sālik olanlar da aramızda — Ne olur bu tarz akıl yürütme yoluna girmiş olanlar da aramızda

‫ن ﯾق‬/A‫ن ه‬/A‫آ ﮥ ذه<


ﯾرو& ه‬/‫ﺡ‬. ‫"
زد‬B ً/&‫ن! ذا‬3< bulunsun! Ẕāten başka ṭarzda muḥākeme-yi ẕihniyye yürüten hemān bulunsun! Zaten başka tarzda akıl yürüten hemen hemen yok gibi!

hemān yoḳ gibi! — Bu öyle bir felsefedir ki ona sahip olana olağanüstü bir cesaret, bir güç
!*$
— Bu bir felsefedir ki sālik olan fevk el-ʿāde bir cesāret, bir ḳudret bahşeder. Bu adam kendinde öyle bir fikri kuvvet, öyle bir bilim kuvveti
‫رت‬1  ،‫رت‬/37  ‫د‬/%‫ق ا‬4 ‫ او!ن‬+/
‫ەدر آ‬23 4  
baḫş ider. Bu adam kendinde öyle bir ḳuvvet-i fikriyye, öyle bir ḳudret-i hisseder ki pervasızca her meseleye atılır; toplumsal, siyasal, iktisadi velhasıl

A K ‫رت‬1 
‫ اوﯾ‬،
‫=ﯾ‬4 ‫ت‬1 
‫  دم آ<)ە اوﯾ‬.‫ اﯾر‬Vc her şeyden cesurane bahseder.
ʿilmiyye ḥiss ider ki bī-pervā her mesʾeleye atılır; ictimāʿiyyāt, siyāsiyyāt,
،‫ت‬/ /  ،‫ت‬/ K/A 7‫ ەﯾ
& ؛ ا‬j3. ‫وا ه‬, *
‫> اﯾر آ‬5 iḳtiṣādiyyātdan el-ḥāṣıl her şeyden cesūrāne baḥs ider. Đşte bir örneği. Hareket yasaları nedir? Bunu bilmeden Ay’ın hareketi
.‫را)
ﺡ~ اﯾر‬37 ‫ ه  ن‬v‫ﺹ‬/‫ اﺡ‬،‫&ن‬/‫دﯾ‬/: 1‫ا‬ İşte bir numūnesi. Ḳavānin-i ḥareket nedir? Bunu bilmeden ḳameriñ hakkında görüş bildiriyor ve doğrusunu söyleyince “akıl ve mantığa” aykırı
buluyor! Ne diyelim? Akıl ile değil mi? Efendide akıl da var, mantık da! Niçin
‫ڭ‬A1 ‫ەدن‬A  ) ‫ )ەدر؟‬O‫آ‬5  )‫ا‬1 .*‫)ە‬A) 
B‫اﯾ‬ ḥareketi ḥaḳḳında beyān müṭālʿaa idiyor; ve ṭoğrusunu söyleyince [ʿaḳıl
her meseleye karışmasın!
‫ و‬v"K]
D< ‫<* ﯾ‬3‫ﯾ‬T 8‫
اﯾﯾر؛ و‬%/0. ‫ن‬/  <"5 * ‫آ‬5 ve manṭıḳa] münāfī buluyor! Ne diyelim? ʿAḳıl ile değil mi? Efendide
Bu sınıf insanların akıl yürütme biçimleri kendilerine o kadar uygun o
ʿaḳıl da var, manṭıḳ da! Niçün her mesʾeleye ḳarışmasun!
‫ د‬v"K ‫<' د‬4‫*؟ ا‬A ‫ اﯾ
دآ‬v"K ‫*  ر! )
دﯾە ؟‬4/<. [
"0<.
kadar doğal gelir ki hata yaptıklarını hatırlarına bile getirmezler; akıl ve
Bu ṣınıf insānlarıñ ṭarz-ı muḥakemeleri kendilerine o ḳadar mülāyim
!‫ن‬/A‫ر‬/1
‫ ەﯾ‬j3. ‫ د! ) ن ه‬0<. ،‫وار‬ mantıklarının kendilerini aldattığına inanmak istemezler.
o ḳadar ṭabīʿī gelir ki ḫaṭada bulunduḳlarını ḫāṭırlarına bile getirmezler;
‫ر‬1 ‫ او‬، ‫ﯾ‬F. ‫ر‬1 ‫ە' آ<ﯾ ﯾ<
او‬A‫آ‬/‫ﺡ‬. ‫) ڭ ز‬/3)‫ ا‬o<‫ ﺹ‬ Bir de bu sınıfa giren muhterem kişilerde gerçek bilgiye karşı küçümser
ʿaḳıl ve manṭıḳlarınıñ kendilerini aldatdıḳlarına inānmaḳ istemezler.
‫ و‬v"K ‫؛‬e. 

<‫ﯾ‬/E *<‫ ﯾ‬1< ‫د‬/0E
‫* آ  آ‬% $ Bir de bu ṣınıfa dāḫil olan ẕevāt kirāmda mʿaārif-i ḥaḳīḳīyyeye ḳarşı
bir bakış vardır! Günümüz uygarlığının tavsiye ettiği, bizim “Batı bilgisi”
dediğimiz, “hakiki bilgi” ile donanmış bir kişiyi kendisine takdim ettiniz mi
.e.‫ ە‬3‫ اﯾ‬A)/<‫ ﯾ<
اﯾ‬1&‫" ﯾ<ﯔ آ<ﯾ ﯾ<* ا‬0<. bir naẓar-ı istiḫfāf da vardır! Medeniyyet-i ḥāżıranıñ tavṣiye itdiği, bizim
hemen o anda efendinin gözüne sokmak için:
 *‫ر‬/1
‫" " ەﯾ‬5 ‫رف‬/%. .‫ او!ن ذوات آا‬vE‫
دا‬2<‫ د  ﺹ‬ [mʿaārif-i ġarbiyye] dediğimiz, [mʿaārif-i ḥaḳīḳīyye] ile müteḥalli bir ẕātı
— Efendim! Teknik ve yüksek bilgilerden mezun! Manzum ve düzyazı
‫رف‬/%.] ‫م‬e ،*‫ە)ﯔ &ﺹ
اﯾ آ‬X/5 O ). !‫ف د واردر‬/2c ‫ ا‬r) kendilerine taḳdīm itdiñiz mi hemān o anda efendiniñ naẓarına ṣoḳmaḳ
birçok eseri var! Burhan-ı Gelenbevi’ye bir de açıklamalı yorum yazmıştır!
içün:

<‫ ﺡ *  ذا&* آ<ﯾ ﯾ‬.


‫" "
[ اﯾ‬5 ‫رف‬/%.] ،eA =‫
[ دﯾﯾ‬T Bundan başka “Perspektif ve yöntem biliminde mahir, hele ilm-i usturlabda
— “Efendim! ʿulūm-u āliyye (teknik bilgiler) ve ʿāliyeden meʾẕūn!
:‫ اﯾن‬A1‫ﯾ<
ﺹ‬r) ‫<ﯾ<ﯔ‬4‫ ) ا‬8‫ن او‬/A‫* ه‬. e‫&"ﯾ اﯾ ﯾﯖ‬ (gök cisimlerinin konum belirleme aleti ve bunun kullanım bilgisi) acaib
Manẓūm ve mensūr bir çoḳ āsārı var! Burhān-ı Gelenbevi’ye bir de
'‫ر‬/` ‫ق‬C  ‫ر‬f<. ‫م و‬r<. !‫ذون‬a. ‫ ەدن‬/K ‫ م 
و‬K !‫<م‬4‫ »ا‬− ḥāşiye yazmışdır! Bundan başka ʿilm-i menāẓıra ve ādābda māhir hele
şeyler yapmaya kadirdir.” demeli.
Hem bu küçümser bakışı en fazla gösterenler, bu sınıfın yüksek tabakasını
h/<. K
"B ‫ر! )ن‬B.‫ز‬/‫
ﯾ‬/5 ‫' ﯾ
 د‬$< ‫ن آ‬/‫وار! ه‬ ʿilm-i usṭurlabda efāʿīl-i ʿacībeye ḳādirdir!”
oluşturanlardır. Siz; doğa felsefesi, kimya, doğa ve matematik bilimlerinde ne
«!‫دردر‬/1
‫ەﯾ‬$ DK v K/4‫! ا‬0‫ ا‬K
‫ ه‬،‫ه‬/. ‫و دا‬ dimeli.
kadar mahir olursanız olun; mantık, daha doğrusu Skolastik bilmediniz mi
!* A‫دﯾ‬ Hem bu naẓar-ı istiḥfāfı eñ ziyāde ṣarf idenler, bu sınıfıñ ṭabaḳa-yı
efendinin gözünde beş para etmezsiniz.
ʿaliyāsını teşkīl idenlerdir. Siz ister iseñiz ḥikmet-i ṭabīʿīyye, kimyā,
‫ﮥ‬$ ‫ﯔ‬2<‫  ﺹ‬، )‫د ﺹف اﯾ‬/‫* اڭ زﯾ‬4/2‫ ا ﺡ‬r)  ‫ه‬
ʿulūm-u ṭabīʿīyye ve riyāżiyyede ne ḳadar māhir olur iseñiz oluñuz, ve
،/ A ‫ آ‬،
% $ OA=5 e‫ەﯕ‬3‫  اﯾ‬3‫ اﯾ‬e .‫ اﯾ) در‬v =B& *</ K
manṭıḳ ve daha ṭoğrusu “isḳolāstīḳ” bilmediñiz mi efendiniñ naẓarında
8‫ و‬0<. ‫ و‬،e‫ اوﯖ‬e‫ەﯕ‬3‫ه اور اﯾ‬/. ‫ر‬1
) ‫ ەدە‬X/‫
و رﯾ‬% $ ‫ م‬K
beş para itmezsiñiz.
V )r) ‫<ﯾ<ﯔ‬4‫* ا‬. e‫ﯾﯖ‬A  « !"‫و* »ا‬T /‫ده‬
.e‫ﯖ‬eA ‫ر اﯾ‬/,

6
‫ﻣﺠﻤﻮﻋﮥ اﺑﻮ اﻟﻀﯿﺎ‬ ٢٨٢ Mecmūʿa-yı Ebū el-Ẓiyā 282 Mecmua-yı Ebuzziya 282

4‫ر‬/%. > D. *‫دﯾە* واردر! آ< د  دا)ە‬/K ‫ﮥ‬$ ‫)ﯔ  د‬ Bunuñ bir de ṭabaḳa-yı ʿādiyyesi vardır! Geçenlerde bir dānesi Meclis-i Bunun bir de alt tabakası vardır! Geçenlerde bir tanesi Eğitim Meclisine
'‫* اﯾ‬A)‫ اﯾ‬A‫* او‬A %.
<‫ دﯾ‬p/"K 8‫* و‬K ‫ادﯾەد‬K‫ ا‬.'‫ اﯾ‬VA ‫آ‬ Maʿārife gelmiş idi. İʿdādilerde, ʿarabī ve ʿaḳāʾid-i dīniyye muʿallimī gelmişti. Đdadilerde (ortaokuldan sonra yüksek okullara hazırlayıcı okul)
‫ذون‬a. ‫ درن‬،*< M‫ <ن اوﯾ‬A %. '/.1 ‫<ﯔ‬3‫ آ<ﯾ‬،‫ رم‬.‫)
اﯾ'  ە‬ olmaḳ için mi ne idi bilemiyorum, kendisiniñ kudemā-yı muʿallimīnden Arapça ve Din Bilgisi öğretmeni olmak için mi neydi bilemiyorum, kendisinin

.» ‫ً ﯾ آن ﺹﯖ‬//0E


3 p‫زت وﯾدﯾ=<* ر‬/7‫
ا‬%4‫چ د‬/1  ،*<M‫<ﯾ‬ olduğunu, dersden meʾẕūn bulunduğunu, birkaç defʿa icāzet virdiğini eski öğretmenlerden olduğunu, dersten mezun olduğunu, birkaç defa diploma

:
‫ە‬.". «ٍ5  T reʾīse ḫiṭāben söyledikden soñra “min ġayr-i ḥaddin” muḳaddimesiyle: (icazet) verdiğini başkana hitaben söyledikten sonra “Haddim olmayarak...”

— “Bendeñiz yalñız ʿarabiyyāt ve manṭıḳ değul, sāye-yi.... de diye söze başladı:


‫ د‬OA=5 ‫ د‬....‫ﯾﮥ‬/ ،‫ دل‬0<. ‫ت و‬/ K e‫ﯖ‬/‫ ﯾ‬،‫ »<ەﯕز‬−
ḥikmet de oḳudabilirum. Faḳaṭ ṣıfatım buña māniʿ olur. Çünkü maʿlūm ā — Bendeniz yalnız Arabiyyat ve Mantık değil, ... sayesinde ... hikmet
‫ز‬/‫"ە‬5  ) . ‫ م‬%. =)C .‫ او ر‬l)/. /‫ ﯕ‬2‫"ﻁ ﺹ‬4 .‫دە م‬1‫او‬
bunlar ḥoḳḳabāzlıḳ nevʿinden şeyler! Artıḳ ʿulemādan bir adama (felsefe) de okutabilirim. Fakat sıfatım buna engel olur. Çünkü bildiğiniz gibi
«!/‫* ﯾ‬. ‫ر‬BE/‫ ﯾ‬+A ‫ز اﯾ‬/‫"ە‬5
.‫دن  د‬/A K &‫<ن  ! ر‬K)
bunlar hokkabazlık türünden şeyler! Artık ulemadan bir adama hokkabazlık
' ‫ آ<'  آ‬e‫ﯖ‬/‫ ﯾ‬K )<K ‫ *؟ ) ڭ‬A‫ﯾ
)
دﯾ‬Fn7 *$  ḥoḳḳabāzlıḳ itmek yaḫışır mı yā!”
etmek yakışır mı ya!
.‫!)ر‬/‫ ﯾ‬i‫ا* ه‬K/. ‫ ر؛ )ن‬ Bu gibi cühelāya ne dimeli? Bunlarıñ ʿindinde ʿilm yalñız kendi
Bu gibi cahillere ne demeli? Bunların gözünde ilm yalnız kendi bildikleri
*=)/‫"ﻁ ه‬4 .‫ اﯾر‬V , ‫ﯾە د‬/.1
<‫ آرآرﯾ‬o<‫ر آ
 ﺹ‬$‫ﯾ‬T
) bidikleri şeydir; bundan māʿadası heç yalandır.
şeydir; bundan başkası hiçtir, yalandır.
Ne ġarībdir ki bu ṣınıf körükörüne ḳudemāya da perestiş ider. Faḳaṭ
.eA  ‫ﯾ
؟ )* د‬/.1
Ne garip ki bu sınıf, körü körüne eskileri taparcasına sever. Fakat hangi
hangi ḳudemāya? Onu da bilmez.

=)C eA)‫=
دﯾ * دو‬A‫ دﯾ‬/‫ﯾ‬8‫ و‬e.‫ ا= ﯾ« دﯾە‬K» ‫« دﯾ د‬/$‫ ا‬K»
eskileri? Onu da bilmez.
“ʿİlm el-bāh” dir de “ilm-i elektriḳ” diyemez veyā dimeğe dili dönmez
*3 D<=‫ اﯾ‬.‫ردر‬03. ‫<)ە دە‬r‫ ا‬oB‫ر؛ آ‬A K  )r) /.1 *3 D) “Đlm el-Bah (şehvet)” der de “Đlm-i Elektrik” diyemez ya da demeye dili
çünkü birincisi ḳudemā naẓarında bir ʿilimdir; Keşf el-Ẓünūn’da da
.‫ە ر‬.‫ اوﯾر‬+)4 dönmez; çünkü birincisi eskilerin gözünde bir ilmdir; Keşfüzzünun’da da
mesṭūrdur İkincisi frenk uydurmasıdır.
 ‫ﯾ‬,‫ آ‬،‫ر‬,‫ وا‬37 37 ،‫ ر‬,/‫اﯾ '[ ﯾ‬.‫  ]ا= ﯾ &ا‬/,‫ اورو‬/.‫ا‬ (Katib Çelebi’nin 20 yılda tamamladığı bibliyografyaya dair eseri) yazılıdır,
Ammā Avrupalılar [elektriḳ tramvayları] yapmışlar, cesīm cesīm
‫ ) ڭ‬.‫)=
)  ه<وردر‬C !/‫! اﯾر ﯾ‬V.‫ اﯾﯾ ر‬/B)‫  ا‬, ،4‫<و‬A ikincisi ise frenk uydurmasıdır.
vapurlar, köprüler, şimendiferler, ṭoplar inşā ediyorlarmış! İderler yā!
!‫ر‬A K ‫او‬....‫ ) ڭ  آ ؟ او‬/.‫ ا‬.‫ آ ' ه ه<در‬ Ama Avrupalılar “elektrikli tramvaylar” yapmışlar koca koca vapurlar,
Çünkü onlar hünerverdirler. Onlarıñ bildikleri heç hünerdir. Ammā
eA  ‫رە‬/  ‫ ؟‬K *=)/‫ ه‬/$DK !‫ﺹر‬:c. e
)/=‫ ﯾ‬e K ‫اوت‬ köprüler, trenler, toplar inşa ediyorlarmış! Ederler ya! Çünkü onlar
bunlarıñ bildikler? O .... o ʿilimdir!
p/"K *$ *M‫
اوﯾ‬.F‫ ا‬p/"K .‫ * واردر‬. ‫ )
دە‬،*$‫[ه‬.
) +A K
‫آ‬ hünerlidirler. Onların bildikleri heç hünerdir. Ama bunların bildikleri? O ... o
Evet, ʿilim bize yegāne bize maḫṣūṣdur! ʿAcaba hangi ʿilm? Bī-
،
D. Oj ‫ ه‬،
.F‫"ﻁ ه<ﮥ ا‬4 .‫
دە اور‬D. p/"K ،
)/ E ilimdir!
çāre bilmez ki ʿilmin ne meẕhebi ne de milliyeti vardır. ʿAḳāʾid-i
.‫ز‬/.‫ اوە‬8‫ز و‬/A‫)* او‬/ E '/ A ‫ آ‬،
‫دﯾ‬n‫*ﮥ ﯾ‬% $ OA=5 Evet; ilim bize, yalnızca bize mahsustur! Acaba hangi ilim? Biçare bilmez
İslāmiyye olduğu gibi ʿaḳāʾid-i ḫırıstiyāniyye, ʿaḳāʾid-i Mecūsiyye de
.‫ﺹر‬:c.
.F‫ەﯾ
)
دە ا‬DK
) ‫*   دە‬$ ... ‫ن‬/  ،‫ )ﺡ‬،‫ﺹف‬ ki ilmin ne mezhebi ne de milliyeti vardır. Đslamiyet bilgisi olduğu gibi
olur. Faḳaṭ hendese-yi İslāmiyye, heyʾet-i mecūsiyye, ḥikmet-i ṭabīʿyye-
8‫ە)ﯔ دە ﺹف و‬D)/A ،‫ە)ﯔ‬7e3)‫ا‬4 *$ *M‫ اوﯾ‬... '‫ <ﯔ ﺹف و )ﺡ‬K Hrıstiyanlık bilgisi, Mecusiyet bilgisi de olur. Fakat Đslamiyet geometrisi,
yi yahūdiyye, kimya-yı ḫırıstiyānī olmaz ve olamaz.
/‫ﯾ‬8‫ص اﺹل و‬:c.
)/3 8‫
او‬3‫ اﯾ‬p/K
)/3 *x)/‫ )  ه‬.‫)ﺡ' واردر‬ Mecusiyet astronomisi, Yahudiyet doğa felsefesi, Hrıstiyanlık kimyası olmaz,
Ṣarf, naḫiv, beyān ... gibi şeyler de ne ʿarabcaya ne de İslāma
olamaz.
.‫ در‬%<‫ﺹ‬ maḫṣūṣdur. ʿArabīniñ ṣarf ve naḥivi ... olduğu gibi fransızcanıñ,
Sarf (dil bilgisi), nahiv (söz dizimi), Beyan (retorik) ... gibi şeyler de ne
almancanıñ da ṣarf ve naḥivi vardır. Bunlar hangi lisāna ʿāʾid ise o
Arapçaya ne de Đslama mahsustur. Arapçanın dil bilgisi ve söz dizimi ...
lisāna maḥṣūṣ uṣūl veyā sanʿatlardır.
olduğu gibi Fransızcanın, Almancanın da dil bilgisi ve söz dizimi vardır.
Bunlar hangi dile ait ise o dile özgü usul ve sanatlardır.

7
٢٨٣ ‫اﺳﻘﻮﻻﺳﺘﯿﻖ‬ 283 İsḳolāstīḳ 283 Skolastik

K  ،‫ ﺹف‬K  ‫ن‬/‫ﯾ‬/A‫ب او‬3<.


)/3  i ‫  اوەرق ه‬0.
31‫ﯾ‬ Yoḳsa muṭlaḳ olaraḳ hiç bir lisāna mensūb olmayan bir ʿilm-i ṣarf, bir ʿilm-i naḥiv Yoksa mutlak olarak hiçbir dile ait olmayan bir ilm-i dil bilgisi, bir ilm-i söz
«
&/. %. ‫ﮥ‬vA7 ‫ &ﺡ"  او!ن‬8‫ و‬o <:& v/1»
‫ دﯾ‬K ‫  ن‬.‫ر‬1‫)ﺡ ﯾ‬ yoḳdur. Bugün ʿilm diye “ḳābil-i taṣnīf ve taḥḳīḳ olan cümle-yi maʿlūmata” dirler. dizimi yoktur. Bugün ilm diye “sınıflanabilir ve incelenebilir olan bilgiye”
،*$ *M‫ﯾ‬A‫رن او‬/".
$‫[ه‬.  i ‫
ه‬3‫ت اﯾ‬/. %. ‫ﮥ‬vA7 
‫ ﯾ‬.‫دﯾ‬ Böyle bir cümle-yi maʿlūmāt ise hiç bir meẕhebe muḳārin olmadığı gibi, hiç bir derler. Böyle bir bilgi ise hiçbir mezheple birlikte bulunmadığı gibi, hiçbir
millete de mensūb değildir. Ancaḳ zamān zamān bir milletden diğer millete millete de ait değildir. Ancak zaman zaman bir milletten diğer bir millete
‫"ﻁ‬4 ،‫
آ‬. x‫ ن دﯾ‬.  ‫ن‬/.‫ن ز‬/.‫ ز‬D) .‫ب د ر‬3<. ‫
دە‬.  i ‫ه‬
geçer, faḳaṭ her nerede teraḳḳi eyler ise orada da medeniyet temerküz ider. Her

./=& ‫)ن‬/1 *‫ ه‬.‫ اﯾر‬e‫آ‬A& O ). ‫


اورادە دە‬3‫* اﯾ  اﯾ‬1& ‫ه )ەدە‬ geçer; fakat her nerede gelişirse, medeniyet de orada toplanır. Her şey
şey ḳānūn-u tekāmüle tābiʿ olduğu gibi, ʿilm de teḳāmüle tābiʿdir. Dünyāda lā-
“Gelişim Yasaları”na tabi olduğu gibi, ilim de gelişmeye tabidir. Dünyada
‫ر‬1‫ ﯾ‬K  i  ‫!ن‬/1  M ‫دە !ﯾ‬/ )‫ د‬.‫ر‬%/&
./=& ‫ دە‬K ،*$ *M‫ اوﯾ‬l/& yeteġayyer ḳalan hiç bir ʿilm yoḳdur ve olamaz.
değişmez kalan hiçbir ilim yoktur ve olamaz.
.‫ز‬/.‫ اوە‬8‫و‬ Müteḳaddimīn ʿindinde yegāne ʿilm ıṭṭılaḳına şāyeste görüldüğü ve taʿlīm ve
Eski adamların gözünde ilim; sadece açıklanmaya layık, öğrenilmeye ve

A %& ‫ و‬%& 8‫
رﯾ=* و‬3‫ﯾ‬/
<1F‫ ا‬K
)/=‫<)ە ﯾ‬K  ." . teʿalüme şāyān bulunduğu için “teʿālīm” nāmı virilen [riyāżiyyāt] bile ḳānūn-u
tekāmüle tābiʿ olmuşdur: müteḳaddimīn “kemm-i muttaṣıl”, “kemm-i munfaṣıl” öğretilmeye değer bulunduğu için de “eğitimler” adı verilen “riyaziyyat
l/&
./=& ‫)ن‬/1
 [‫ت‬/ X/‫* وﯾﯾ  ]رﯾ‬./) « /%&» ‫* اﯾن‬M‫ن <ﯾ‬/‫ﯾ‬/
diye iki nevʿ kemmiyyet bulabilmiş idi; müteʾaḫḥirīn bunlara bir de “kemmiyyet-i (egzersizler, matematik)” bile Gelişim Yasa’sına tabi olmuştur: Eskiler
O A‫« دﯾ
اﯾ=* )ع آ‬v:2<. ‫ آ‬،«v: . ‫  »آ‬." . :‫ر‬BA‫او‬
muḥaddise” ʿilāve itdi; ve bunuñ içün ayrıca bir uṣūl-ü ḥesāb icād eyledi. Faḳāṭ “sürekli nicelikler”, “aralıklı nicelikler” diye iki tür nicelik bulmuşlardı;
‫ )ﯔ‬8‫وە اﯾ '؛ و‬FK «
`‫ﺡ‬. O A‫ﯾ )   دە »آ‬Ea . ‫ اﯾ'؛‬VA ‫ە‬
bunuñla da kalmadı. Müteḳaddimīniñ ḥesābātını yalñız kemmiyyāt-ı maḥdūdeye yeniler bunlara bir de “oluşturulan nicelikler” eklediler ve bunun için ayrıca
‫ <ﯔ‬." . .'A/1 ‫"ﻁ )ﯖ
دە‬4 .' ‫د اﯾ‬/D‫ب اﯾ‬/35 ‫
 اﺹل‬D‫اﯾن ﯾﯾ‬ ʿāʾid bulduğu içün bir de kemmiyyāt-ı aṣġar-ı ġayr-ı mütenāhiye dāʾir bir ḥesāb bir hesaplama yöntemi icat ettiler. Fakat bununla da kalmadı. Eskilerin
 T M‫ت اﺹ‬/ A‫* اﯾن  دە آ‬M‫ ﯾ‬p/K
‫ﺡودﯾ‬. ‫ت‬/ A‫ آ‬e‫ﯖ‬/‫&<* ﯾ‬//35 yapdı. Ḳarīben kemmiyyāt-ı aʿẓam-ı ġayr-ı mütenāhiye dāʾir de hesāb
hesaplarını sınırlı niceliklere ait buldukları için bir de sonsuz küçük nicelikler
‫ دە‬p‫ه* ﯾ
دا‬/< .  T rK‫ت ا‬/ A‫ً آ‬/$‫ﯾ‬1 .',/‫ب ﯾ‬/35  p‫ه* ﯾ
دا‬/< . yapacaḳdır!
hesabını geliştirdiler. Yakında sonsuz büyük nicelikler hesabını da
Müteḳaddimīniñ hendesesi bir buʿdlu, iki buʿdlu, üç buʿdlu eşkālden baḥs
!‫"ر‬7‫ە‬,/‫ب ﯾ‬/35 yapacaklardır!
ediyor idi. Bugün müteʾāḫḫirīniñ m buʿdlu eşkālden baḥs eden hendeseleri
~‫ن ﺡ‬/=‫* ا‬% ‫ اوچ‬،*% *=‫ اﯾ‬،*%  *‫ <ﯔ ه<ە‬." . Eskilerin geometrisi bir boyutlu, iki boyutlu, üç boyutlu şekilleri konu
vardır!
!‫ن ﺡ~ اﯾن ه<ە' واردر‬/=‫* ا‬% ‫ﯾ<ﯔ م‬Ea . ‫ ن‬.'‫اﯾﯾ ر اﯾ‬ alıyordu. Bugün yenilerin m boyutlu şekilleri konu alan geometrileri vardır!
Hele manṭıḳ! Aristo’nuñ manṭıḳı! Müteʾāḫḫirīn ṣırf lisān-ı muḥāverāta ʿāʾid
‫ او!ن‬p/K
&‫ورا‬/‫ﺡ‬. ‫ن‬/3 ‫ﯾ ﺹف‬Ea . !*"0<. ‫)ﯔ‬0‫! ر‬0<.
‫ه‬ olan bu manṭıḳıñ ṭarīḳ-i istidlālini muḥākemāt-ı fikriyye içün de “ḳavānīn” keşf Hele Mantık! Aristo’nun Mantık’ı! Yeniler; konuşma diline ait olan bu
. ‫ اﯾ ﯾ‬oB‫ا) « آ‬1» ‫=ﯾ
اﯾن دە‬4 ‫ت‬/A‫آ‬/‫ﺡ‬. *<! ‫"ﯔ ﯾ ا‬0<.  itdiler. mantığın çıkarım yöntemine ek olarak, konuşma dili dışı önermelerden de
‫ <ﯔ‬.‫ارز‬c‫* ا‬.  A‫ﺡ‬. ‫د‬E/‫ﯾ‬8‫ ﯔ[ ه<ە<
و‬1‫ن ر& ]ا‬ Bugün artıḳ [Öklides’iñ] hendesesine veyāhūd Muḥammed bin Musā el- sonuç çıkarmak için “yasalar” keşfettiler.
Ḫōrezmī’niñ [Kitāb el-Cebr ve el-Muḳābele] sine, Aristo’nuñ [Orġānūn’una]
*)/.‫ ز‬+A ‫ اﯾ‬O%7‫ا‬. [
<))/T‫)ﯔ ]اور‬0‫ ر‬،
< [
/"A‫ و ا‬$D‫ب ا‬/ ‫]آ‬ Bugün artık “Öklid’in” geometrisine veyahut Muhammed bin Musa el-
mürācaʿat itmek zamānı geçmişdir.
.‫ر‬BA‫آ‬ Harezmi’nin “Kitab el-Cebir ve el-Mukabele (Cebir ve Denklem Kitabı)”sine
Bugün Ġarb’da maʿārif o derece teʿālī ve teraḳḳi itmişdir ki buna ḳurūn-u
*0‫ون و‬1 /‫ر آ
آ‬BA ‫* اﯾ‬1& 8‫* و‬/%&
7‫ در‬8‫رف او‬/%. ‫ە‬T ‫ن‬ Aristo’nun Organon’una başvurma zamanı geçmiştir.
vusṭa maʿlūmātı ile muḳābele itmek ṭopa ḳarşı oḳ atmaḳ ḳabilindendir.
.‫ <)ر‬$1 A& ‫ر* اوق‬/1 ‫ە‬, +A ‫
اﯾ‬/".
‫&* اﯾ‬/. %. Bugün Batı’da eğitim o derece yükselmiş ve gelişmiştir ki bunu Ortaçağ
Faḳaṭ Avrupalılar bu dereceye ḳadar naṣıl teʿālī itmişler? Şübhesiz evvel-i
‫وّل‬/ ‫ اوّل‬e‫ە‬n$ ‫ ؟‬BA ‫* اﯾ‬/%& v:) ‫ر‬1 ‫ەﯾە‬7‫   در‬/,‫"ﻁ اورو‬4 bi-evvel “isḳolāstīḳ” belāsını berṭaraf itmekle! Faḳaṭ ẓann itmemelidir ki buna bir
bilgisi ile karşılaştırmak, topa karşı ok atmak gibidir.

 /‫ ر آ
آ‬.‫ە‬A ‫ اﯾ‬h ‫"ﻁ‬4 !
=A ‫»ا"! «  ە<* ف اﯾ‬ senede Fakat Avrupalılar bu dereceye kadar nasıl yükselmişlerdir? Kuşkusuz, ilk
önce “Skolastik” belasını bertaraf etmekle! Fakat zannetmemelidir ki bunu bir
‫<ەدە‬
yılda

8
‫ﻣﺠﻤﻮﻋﮥ اﺑﻮ اﻟﻀﯿﺎ‬ ٢٨٤ Mecmūʿa-yı Ebū el-Ẓiyā 284 Mecmua-yı Ebuzziya 284

‫
) ڭ‬/ ‫ﮥ‬o3 4 
7:K !F‫ ! اﺹ‬BA‫ او‬4. ‫ دە‬:K  /‫ﯾ‬8‫و‬ veyā bir aṣırda muvaffaḳ olmuşlar! Aṣlā! ʿAṣırlarca bu felsefe-yi bāṭıla ya da bir yüzyılda başarmışlardır! Asla! Yüzyıllarca bu boş felsefe
/‫ آ‬O‫ﯾ‬/n) ' $‫ﺡ‬. ‫ط‬4 ‫
او!ن‬4‫ر‬/%. ‫"ﻁ‬4 !VA‫آ او‬/5 ‫رە)ە‬. onlarıñ medreselerinde ḥākim olmuş! Faḳaṭ maʿārife olan farṭ-ı onların medreselerine hakim olmuş! Fakat bilgiye olan aşırı sevgileri

!‫ر‬A/C
$ T muḥabbetleri nihāyet buna ġalebe çalmışdır! nihayet onu yenmiştir!
Bugün artıḳ bunu yeniden tecrübeye maḥal yoḳ! Zīrā żāyiʿ olacaḳ Bugün artık bunu yeniden denemeye gerek yok! Zira, ziyan
eA 1‫ و‬7‫ اوە‬l‫ﯾ‬/X ‫ ﯾق! زﯾا‬v‫ﺡ‬.
‫ەﯾ‬D& ‫ن ر& )* ﯾ= ن‬
vaḳtimiz yoḳ! Çünkü bu uṣūlüñ memleketde ʿulūmuñ teʿālī ve teraḳḳisi edilecek vaktimiz yok! Çünkü bu yöntemin ülkemizde bilimlerin
‫* اﯾن‬3 1& 8‫* و‬/%& ‫ﯔ‬. K ‫ = ە‬A. +‫)=
 اﺹ‬C !‫ﯾق‬
içün mażarrati gün gibi āşikār!
gelişmesi ve yükselmesi için zararı gün gibi aşikar!
!‫ر‬/= *$ ‫&* ن‬k. Avrupa milel-i mütemeddinesi ne yapmışlar, ve el an Avrupada
Avrupa medeni milletleri ne yapmışlar ve şu an Avrupa’da bizden

"/ ‫دن‬e ‫دە‬/,‫ ا!ن اورو‬8‫ و‬، BA,/‫)
* )
ﯾ‬A . v . /,‫اورو‬ bizden başḳa bu temeddüne dāḫil olmaḳ üzere çalışan yeñi milletler ne
başka bu medenileşmeye dahil olmak için çalışan yeni milletler ne
‫ دە‬e
3‫ ر اﯾ‬,/‫  )
ﯾ‬. *‫ن ﯾﯖ‬/B /C ‫ اوزرە‬A‫ او‬vE‫)
دا‬A& yapıyorlar ise biz de onu yapmağa mecbūruz; ibtidāʾi mekteplerine
yapıyorlar ise biz de onu yapmaya mecburuz; ilk mekteplerde resimli

‫  وﯾﯾ ر دﯾ‬/ ‫ * آ‬A‫ ﯾ<


ر‬$ =. *p‫رز؛ ا ا‬$D.
MA,/‫)* ﯾ‬ resimli kitablar viriyorlar diye şikāyet idecek zamānda değiliz!
Bunu da iyice bilmelidir ki ʿayn zamānda iki medeniyet ḥākim kitaplar veriyorlar, diye şikayet edilecek zamanda değiliz!
!e ‫)ە د‬/.‫ ز‬+7‫ اﯾە‬O‫ﯾ‬/=
olamaz. Medeniyet denilen şey de ḳanun-u tekāmüle tābiʿdir. O da Şunu da iyice bilmelidir ki aynı zamanda iki medeniyet hakim
.‫ز‬/.‫آ اوە‬/5 O ). *=‫)ە اﯾ‬/.‫  ز‬K
‫ە ر آ‬A 
D ‫)* دە أﯾ‬
şeklini zamāna, muḥite, maʿārife göre tebdīl ve her maʿnāsıyla tekāmül olamaz. Medeniyet denilen şey de Gelişim Yasa’sına tabidir. O da
،
)/.‫ او دە = <* ز‬.‫ر‬%/&
./=& ‫)ن‬/1 ‫ن * دە‬F<‫ دﯾ‬O ).
eder gider. şeklini zamana, çevreye, eğitime göre değiştirir ve her anlamıyla
.‫ اﯾرك  ر‬v./=&
/<%. ‫ ه‬8‫ و‬v‫ﯾ‬$& ‫
رە‬4‫ر‬/%. ،
0 ‫ﺡ‬. Bugün ḥākim olan Ġarb medeniyetidir. Bu bārān-ı medeniyet öñüne gelişir gider.
^
<n‫ اوﯕ<
آ‬O ). ‫ران‬/  .‫) * در‬. ‫ب‬T ‫آ او!ن‬/5 ‫ن‬ köhne siper ile çıḳılamaz. Bināberīn beyhūde yere ḳurūn-u vusṭa Bugün hakim olan Batı medeniyetidir. Bu medeniyet tufanın
eM7‫)ﯾە‬/‫) <* اوﯾ‬. *0‫ون و‬1 ‫دە ﯾە‬n  ‫ﯾ‬/< .‫ز‬/A " C
‫اﯾ‬ medeniyetini uyandıracağız diye uğraşmayalım. Zīrā onuñ zamānı
önüne köhne siper ile çıkılamaz. Bundan dolayı boş yere Ortaçağ
 >=%/ !‫ر‬BA‫ن آ‬1C *)/.‫ زﯾا )ﯔ ز‬. ‫ﯾە‬/A‫ا‬T‫دﯾ
او‬ çoḳdan geçmişdir! Bil-ʿakis bu zamān-ı medeniyetden istifāde etmeniñ
medeniyetini uyandıracağız, diye uğraşmayalım. Zira onun zamanı
çāresini arayalım!
! ‫رە<* راﯾە‬/C ‫ە)ﯔ‬A ‫دە اﯾ‬/2 ‫) ن ا‬. *=)/.‫ز‬ çoktan geçmiştir! Tam tersine, zamanımız medeniyetinden
Ammā biz mütemeddin değiliz?
‫؟‬e A ‫ن دآ‬A . e /.‫ا‬ yararlanmanın çaresini arayalım!
Temeddün dimek bir medinede, bir memlekedde yerleşmek

‫ اوﯾ‬.‫ دآ ر‬+A‫ دﯾ‬+AB‫ = ە ﯾ‬A.  ،‫ﯾ<ەدە‬.  ،+A‫ن دﯾ‬A& dimek değildir. Öyle olsa idi birḳaç ʿaşīretden başka kürre-yi arż Amma biz medenileşmiş değiliz?
‫ﯔ‬.‫ا‬1‫"
آﮤ ارض اوزر)ەآ* ا‬/ ‫ &ن‬BK ‫چ‬/1 '‫
اﯾ‬3‫او‬ üzerindeki aḳvāmıñ kāffesi mütemeddin olmaḳ lāzım gelir idi. Medenileşmek demek bir şehirde, bir memlekette yerleşmek
.'‫ !زم آ  اﯾ‬A‫ن او‬A . *‫ە‬4/‫آ‬ Medeniyet dimek bence yaşamaḳ dimekdir! Bu ḥālde henüz bir demek değildir. Öyle olsaydı birkaç aşiretten başka Yerküre
‫ت‬/ 5»  ‫ە ه<ز‬/5  !‫=ر‬A‫ دﯾ‬./B‫
ﯾ‬D< +A‫ دﯾ‬O ). “ḥayāt-ı ictimāʾiyyesi” bile olmayan bir ḳavmde naṣıl medeniyet vardır üzerindeki kavimlerin tümünün medenileşmiş olması gerekirdi.
denilebilir?
‫ واردر دﯾ< ە ؟‬O ). v‫ﺹ‬/) ‫ە‬.1  ‫ن‬/‫ﯾ‬/A‫*« 
او‬3 K/A 7‫ا‬ Medeniyet demek, bence yaşamak demektir! Bu durumda henüz

‫ ذآ‬ Ṣāliḥ


āliḥ Ẕekī bir “toplumsal yaşamı” bile olmayan bir kavimde nasıl medeniyet
vardır denilebilir?
Salih Zeki
Günümüz Türkçesine Aktaran: Ali Rıza Tosun