P. 1
Turk Basininda Mulkiyet Ve Sahiplik Yapisi a Ozellestirme Uygulamalari Ciner Medya Grubu the Privatization Implementations in Turkish Press in the Context of Ownership and Possession Structure Ciner Media Group

Turk Basininda Mulkiyet Ve Sahiplik Yapisi a Ozellestirme Uygulamalari Ciner Medya Grubu the Privatization Implementations in Turkish Press in the Context of Ownership and Possession Structure Ciner Media Group

|Views: 559|Likes:
Yayınlayan: sehaseha

More info:

Published by: sehaseha on Dec 24, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/05/2012

pdf

text

original

Sections

  • 1.1. Ekonomi Politik Yaklaşım
  • 1.2. Genel Olarak Eleştirel Yaklaşımlar
  • 1.3. letişime Ekonomi Politik Yaklaşımlar
  • 1.3.1. Kapitalizm ve Kitle letişim Araçları
  • 2.1. Liberal Ekonomi Politikaları
  • 2.2. Liberal Ekonomi Politikalarının Çöküşü
  • 2.3. Keynesyen Ekonomi Politikaları
  • 2.4. Yeni Dünya Düzeni ve Neoliberal Politikalar
  • 2.4.1. Özelleştirme Kavramı
  • 3.1. Türkiye’de Ekonomi Politikalarının Kısa Tarihi
  • 3.1.1. Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları
  • 3.2. 1950’lere Kadar Türk Basın Sektörünün Gelişimi
  • 3.3. Çok Partili Dönemde Türk Basını
  • 3.4. 1980’lerin Ardından Günümüz Medyasının Genel Görünümü:
  • 3.4.1. Medya Sahipliğinin Değişen Yapısı
  • 3.4.2. Medyada Tekelleşme Eğilimi
  • 3.4.3. Büyük Sermaye Grupları Ve Medya Sektörü
  • 4.1. Ciner Grubu Medya Şirketleri
  • 4.1.1. Merkez Grubu ve Televizyon Yayıncılığı
  • 4.1.2. Merkez Grubu ve Yazılı Medya Sektörü
  • 4.1.3. Merkez Grubu ve Dergi Yayıncılığı
  • 4.1.4. Merkez Grubu ve Gazete - Dergi Basımı Piyasası
  • 4.1.5. Merkez Grubu ve Gazete - Dergi Dağıtımı Piyasası
  • 4.1.6. Merkez Grubu ve Radyo Yayıncılığı
  • 4.1.7. Merkez Grubu ve Prodüksiyon - Reklam Hizmetleri
  • 4.2. Ciner Medya Grubu’nun Kısa Tarihi
  • 4.3. Turgay Ciner Kimdir?
  • SONUÇ
  • KAYNAKÇA
  • ÖZET
  • ABSTRACT

T.C.

GAZ ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ GAZETEC L K ANAB L M DALI

TÜRK BASININDA MÜLK YET VE SAH PL K YAPISI BAĞLAMINDA ÖZELLEŞT RME UYGULAMALARI: C NER MEDYA GRUBU

YÜKSEK L SANS TEZ

Hazırlayan: Özlem ARAS

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Nazife GÜNGÖR

Ankara-2008

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne Özlem ARAS’a ait ‘Türk Basın Sektöründe Mülkiyet ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu’ adlı çalışma, jürimiz tarafından Gazetecilik Anabilim dalında YÜKSEK L SANS TEZ olarak kabul edilmiştir.

Başkan

Prof. Dr. Özlen ÖZGEN

Üye

Prof. Dr. Nazife GÜNGÖR (Danışman)

Üye

Doç. Dr. Gamze Yücesan ÖZDEM R

ÖNSÖZ

Kapitalizm, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren girmiş olduğu yeniden yapılanma süreci ile ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda önemli dönüşümlere yol açmıştır. Devletin ekonomik yaşam içindeki rolünün yeniden sorgulanması, kuralların kaldırılması ve özelleştirme gibi politikalar, bu yeniden yapılanma sürecinin temel araçları olmuştur. Gerek dünyada gerekse ülkemizde kitle iletişim araçları, kapitalizmin gelişim süreci ile birlikte şekillenmiş bunun yanı sıra kapitalizmin güçlenmesinde ve örgütlü bir şekilde yayılmasında önemli rol oynamıştır. Küresel düzeyde de yansımasını bulan bu yeniden yapılandırma süreci, Türkiye’yi de etkilemiş, 1980’li yıllarla birlikte hayata geçirilen neoliberal politikalara koşut olarak medya sektörü, özellikle özelleştirme uygulamaları ile önü açılan sermayenin, en gözde yatırım alanlarından biri olmuştur. Sektör, kısa bir süre içinde medya sektörü dışında faaliyet gösteren büyük sermaye grupları ile bütünleşen bir karakter kazanmıştır. “Türk Basınında Mülkiyet ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu” adlı bu çalışmada, yukarıdaki gelişmeler ışığında basın sektörünün durumu ele alınmış özellikle Ciner Medya Grubu, günümüz medya sektörünün önemli bir temsilcisi olarak ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın gerçekleşmesinde emeği geçen değerli hocam Prof. Dr. Nazife Güngör’e destek ve yardımlarından ötürü teşekkür ederim.

............................................................ii Ç NDEK LER ÖNSÖZ.............4............ 48 3...................................3...................................4......... 2.. Türkiye’de Ekonomi Politikalarının Kısa Tarihi.. 30 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRK BASIN SEKTÖRÜNÜN EVR M 3......... Çok Partili Dönemde Türk Basını..............................................................................................1........................1......... 2....... Kapitalizm ve Kitle letişim Araçları................................................ 1.1 B R NC BÖLÜM MEDYANIN EKONOM 1.......... 51 .......... 40 3.. 9 letişime Ekonomi Politik Yaklaşımlar.............................................................. 7 Genel Olarak Eleştirel Yaklaşımlar............. 3.... 1...............v G R Ş............. 17 K NC BÖLÜM NEOL BERAL ZM VE ÖZELLEŞT RME POL T KALARI 2.........ii KISALTMALAR D Z N ......... 11 1.................2.........................................2...........................................3............................. 35 43 Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları............. 20 Liberal Ekonomi Politikalarının Çöküşü ................................................... POL T Ğ Ekonomi Politik Yaklaşım..2............. Özelleştirme Kavramı.... Liberal Ekonomi Politikaları ...............1........... 2...... 22 Keynesyen Ekonomi Politikaları .......4.3....................................2... 24 Yeni Dünya Düzeni ve Neoliberal Politikalar.......................... 1950’lere Kadar Türk Basın Sektörünün Gelişimi........................i Ç NDEK LER............iv TABLOLAR D Z N ...................1.......................1..............1................. 3...................................................................... 1980’lerin Ardından Günümüz Medyasının Genel Görünümü..3....................... 26 2.

.....6.........1...................... Serveti le Konuşulan Bir Medya Patronu: Turgay Ciner……………………………………………......... Ciner Grubu Medya Şirketleri.....2....1.... Ciner Medya Grubu’nun Kısa Tarihi........Dergi Dağıtımı Piyasası...................iii 3..... 94 4............. Merkez Grubu Ve Yazılı Medya Sektörü.. Büyük Sermaye Grupları Ve Medya Sektörü...............4.................................................................1.......... 84 4.... 103 SONUÇ......Reklam Hizmetleri....1............. 90 4................................... 82 4.. 89 4..... Merkez Grubu Ve Radyo Yayıncılığı...1........3.................. KAYNAKÇA.4.1......1......... 86 4............. 74 4..... Dağıtımda Kızışan Rekabet: Ciner “Dağıtım Tekelini Kırdık”....................................4.......7..... Turgay Ciner Kimdir? ........... 71 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM C NER MEDYA GRUBU 4............. Merkez Grubu Ve Gazete ................4...Dergi Basımı Piyasası... 87 4.........3............2.............5..2...... Merkez Grubu Ve Dergi Yayıncılığı....2.......1...... Medyada Tekelleşme Eğilimi...... 79 4.................................................................................. 89 4. ABSTRACT.....................................1..........2...... 53 3.......2............3.... Merkez Grubu Ve Prodüksiyon ....2... Medya Sahipliğinin Değişen Yapısı................ ÖZET......... Merkez Grubu Ve Televizyon Yayıncılığı................ 110 116 123 124 .....1. 65 3......3..........4.............. Merkez Grubu Ve Gazete ................................2...................... 98 4..........................................1........... 96 4............. Medya Kârlı Bir Sektör mü? Ciner: “Kâr Etmediğimiz Yerde Bulunmayız”............... TMSF’nin Ciner Medya Grubu Şirketlerine El Koyma Süreci…………………………………………… 101 4.

Ş.Ş.iv KISALTMALAR D Z N ABD : BBD : BDDK : DP : DYG : DYH : GATT : HAVAŞ: IMF SO KT : : : Amerika Birleşik Devletleri Birleşik Basın Dağıtım Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Demokrat Parti Doğuş Yayın Grubu Doğan Yayın Holding General Agreement on Tariffs and Trade (Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması) Havaalanları Yer Hizmetleri A. Organisation for Economic Co-operation and Development (Ekonomik Kalkınma ve şbirliği Örgütü) Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Elektrik Üretim ve letim Anonim Şirketi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu World Bank (Dünya Bankası) MTM : OECD : TBMM : TEAŞ : TMSF : WB : . International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu) stanbul Sanayi Odası Kamu ktisadi Teşebbüsleri MTM Haber Yatırım ve Ticaret A.

Dergi Yayıncılığı Alanlarındaki Net Satış Adetlerine Göre Pazar Payları Ciner Grubu’nun Medya Sektörü Dışındaki Şirketleri Ve ştirakleri Ciner Medya Grubu Merkez Grubu’nun Televizyon Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları Ulusal Kanallar Açısından Gruplar Bazında Pazar Payı Merkez Grubu’nun TV Reklamlarındaki Toplam Payı Merkez Grubu’na Ait Gazeteler Merkez Grubu’na Ait Gazetelerin Pazar Payları Gazete Yayıncılığı Alanında Gruplar Bazında Pazar Payları Merkez Grubu Tarafından Yayınlanan Dergiler Gruplar Bazında Dergi Yayıncılığı Piyasasındaki Pazar Payları Merkez Grubu’na Ait Baskı Tesisleri Gazete ve Dergi Dağıtımı Piyasasındaki Pazar Payları Merkez Grubu’nun Radyo Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları 2006.v TABLOLAR D Z N Tablo1: Medya Sektöründeki Üç Büyük Grubun Ulusal Kanallar Açısından ve Gazete .SO500 Verilerine Göre Turgay Ciner’in Şirketleri Tablo 2: Tablo 3: Tablo 4: Tablo 5: Tablo 6: Tablo 7: Tablo 8: Tablo 9: Tablo 10: Tablo 11: Tablo 12: Tablo13: Tablo 14: Tablo 15: .

medya sektöründeki önemli sermaye gruplarından biri olan ve Türk basın sektöründeki yapılanmanın karakteristik özelliklerine sahip olduğu düşünülen Ciner Medya Grubu’nun gelişimi ve medya sektöründeki faaliyetleri üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Türk basın sektöründe mülkiyet ve sahiplik yapısı bağlamında 1980’lerden itibaren hayata geçirilen özelleştirme uygulamaları ile basın sektöründe yaşanan değişim süreci ve bu süreç içerisinde bir örnek olarak Ciner Medya Grubu’nun sahibi olduğu medya kuruluşlarıdır. sermayenin önündeki tüm engelleri kaldırmak ve sermayenin yeni dönem ihtiyaçlarını karşılamak için. Türk basın sektöründeki mülkiyet ve sahiplik yapısını konu alan bu çalışmada. 1980’lerde periyodik olarak yaşadığı krizlerden kurtulmak ve kendine hayat veren sermaye birikimini artırmak için yeni pazarlar yaratmak amacıyla yeni bir yapılanmaya gitmiştir. “Yeni Dünya Düzeni” olarak adlandırılan bu yeniden yapılandırma sürecinde. Bu bağlamda. Amaç. Önem ve Kapsamı Kapitalizm. özelleştirme uygulamalarına geniş yer ayrılmış ve bu uygulamaların basın sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısına etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır. ekonomide neoliberal politikaların egemenliğinin ilan edildiği bir döneme girilmiştir. işe önce ekonomi politikalarına yeni bir yön vermekle başlanmıştır. 2. özel sermaye. Çalışmanın Konusu Bu çalışmanın konusu. özelleştirme .GRŞ 1. Bu dönemle birlikte üretim araçları üzerindeki mülkiyet ve sahiplik yapısı da neoliberal politikaların önemli bir aracı olan özelleştirme uygulamaları ile hızlı bir dönüşüme uğramış. Temel olarak. Bu doğrultuda.

1980 sonrasında değişen bu medya ortamının en önemli unsuru. turizm. piyasada tam serbestleşmeye gidilerek ve piyasa üzerindeki kurallar kaldırılarak küresel bir boyuta taşınmıştır. kültürel. mülkiyette ve alanda yatırım yapan sermayenin niteliğine ilişkindir. özelleştirme uygulamalarının yaygınlaştırılması ile önü açılan büyük sermaye gruplarının içine gömülmüş bir sektör niteliğini kazanmıştır. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete dayalı sermayenin egemenliği. Enerji. medya sektörü tümüyle farklı bir alana taşınmıştır. medya kuruluşları basın dışı alandan aktarılan sermaye ile bütünleşmiştir. madencilik. ekonomideki bu yeniden yapılanma sürecinde siyasi. bu gelişme ile gerek kamuoyunda gerekse basında en çok konuşulan isimler arasında yer . Devletin ekonomiden yavaş yavaş çekilmesi ve özelleştirme uygulamaları ile piyasanın özel sektör faaliyetlerine bırakılmasının hedeflendiği bu süreçte. yapıları dönüşüme uğratmış ve medya sektörü de bu dönüşüm sürecine dahil edilmiştir. Kapitalizm. hizmet vb. sektörlerde faaliyet gösteren sermaye grupları. ulusal vb. medya sektöründe de hakim konuma gelmiş.2 uygulamaları aracılığıyla piyasada faaliyet göstermeye teşvik edilmiştir. devletin ekonomideki konumu yeniden tanımlanarak. Özelleştirme uygulamaları ile önü açılan ve medya sektörünün dışında faaliyet gösteren çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı. Nisan 2007 tarihi itibariyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Grup şirketlerine el koyulan medya patronu Turgay Ciner. finans. Sermayenin en gözde yatırım alanlarından biri haline gelen medya sektörü. yatırımlarını bu alana yöneltmiş ve holdinglerin egemenliğinde gelişen yeni bir dönem açılmıştır. 1980’lerle birlikte gerek dünya çapında gerekse Türkiye’de girilen bu sürecin etkilerini analiz etmektir. 1980’li yıllarla birlikte Türkiye’de de neoliberal politikalar hayata geçirilmeye başlanmış ve pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu politikaların en önemli araçlarından biri özelleştirme uygulamaları olmuştur. hukuki.

sanayi ve ticaret sektörlerinde bir sanayi kompleksi olarak faaliyet gösteren Ciner Grubu. günümüz medyasının “hangi dinamiklerle yön bulduğu” sorusuna açıklık getirmesi açısından önem kazandığı düşünülmektedir. gelişim sürecinin kapitalist üretim ilişkilerinin gelişim süreci ile birlikte şekillendiği. sektörün karakteristik özelliklerini taşıması sebebiyle seçilmiş ve bu yolla çalışmanın örnek bir olayla desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda özellikle sektörün önemli isimlerinden biri olan Turgay Ciner ve sahip olduğu Medya Grubu. medya sektörünün 1980’li yıllarla birlikte girmiş olduğu “holdinglerin medyaya girişi” sürecinin 2000’lere yansıyan en önemli temsilcilerinden biridir.3 almıştır. madencilik. Ciner. Bu nedenle çalışma sonucunda elde edilecek verilerin. yapılacak olan analizlerin en nihayetinde varılacak olan sonucun. Ciner Medya Grubu örneğinden faydalanılarak Türk medya sektörüne yönelik bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Temel faaliyet alanı enerji ve madencilik sektörü olan Grubun. bu gelişmenin de öncesinde özellikle özelleştirme ihalelerine ilgisi. Çalışmada örnek olarak seçilen Ciner Medya Grubu’nun daha önceki bilimsel çalışmalara çok fazla konu olmamasının. Bugün yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçlarının daha genel bir ifadeyle medyanın. enerji ve madencilik sektörlerindeki faaliyetleri ve iş dünyasındaki hızlı yükselişi ile sürekli adından bahsettiren bir isim olmuştur. medya faaliyetlerinin ve sektördeki konumunun ekonomik olarak analiz edildiği bu çalışmada. onun ideolojik yapılanmasında büyük bir rol üstlendiği ve sistemin yeniden üretilmesinde stratejik bir öneme sahip olduğu görüşünden yola çıkılan bu çalışma. Grup medya şirketlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el koyulmasıyla başlayan sürecin ve ardından yaşanan gelişmelerin çalışmayı daha da güncel kıldığı . medya sektörünün egemen sistem içindeki konumlanışına odaklanmıştır. turizm. çalışmanın önemini artırdığı özellikle çalışmanın hazırlandığı dönemde. Medya sektörü dışında enerji.

Bu bağlamda çalışma verilerinin özellikle Ciner Medya Grubu’na yönelik analizlerin yapılacak diğer bilimsel çalışmalara ışık tutması umut edilmektedir. Bu noktadan hareketle aşağıdaki şu varsayımlar geliştirilmiştir: • Kitle iletişim araçları. içinde bulundukları toplumun ekonomik ilişkilerine göre şekillenir ve yönlendirilirler. o toplumların egemen üretim biçimlerinden bağımsız ele alınamaz. siyasi süreçler analiz edilmiştir. Türk basın sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısında özellikle 1980’li yılların ardından yaşanan dönüşüm sürecidir. birbiri ile ilişkili sermaye gruplarının tarihsel gelişimi ve sektör içindeki yapılanmaları da çalışmaya dahil edilmiştir. Türk basın sektöründeki dönüşüme ışık tutmak amacıyla öncelikle dünya çapında yaşanan tarihsel. Çalışmayı Yönlendiren Temel Varsayımlar Çalışmanın temel hareket noktası. ekonomik. 3. Çalışmada yine tarihsel analizin zorunlu bir sonucu olarak tek bir medya kuruluşu üzerinde yoğunlaşılmamış. Türk basın sektöründeki dönüşüm süreci ele alınmış ancak çalışma yalnızca Türkiye ile sınırlandırılmamıştır. medya sektörünü yakından etkilemiş özellikle mülkiyet ve sahiplik yapısında bir takım değişimlere yol açmıştır. “Türk Basınında Mülkiyet Ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu” adlı bu çalışmada. • 1980’li yılların ardından hayata geçirilen neoliberal politikalar ve bu politikaların önemli araçlarından biri olan özelleştirme uygulamaları. . Kitle iletişim araçları üzerindeki mülkiyet biçimi.4 düşünülmektedir. Bütünsel ve tarihsel bir çalışma ortaya koyma kaygısıyla.

ekonomik açıdan birkaç büyük sermaye grubu tarafından paylaşılmaktadır ve bu büyük sermaye gruplarının önü. • Ciner Medya Grubu. iletişim alanında iki ana yaklaşım olarak . Çalışmada tarihsel ve bütünsel bir yaklaşım sergilenmeye çalışılmış bu bağlamda olaylar ve gelişmeler tek tek. Bu amaçla. birbirinden bağımsız ve ayrı olarak değil aksine birbirlerine olan etkileri. Bu bağlamda iletişim konusu. 1980’li yılların ardından hayata geçirilen ekonomi politikaları ile açılmıştır. Araştırmada benimsenen kuramsal anlayışa koşut olarak. 4. medya sektörü. çalışma boyunca neden ve sonuçlar arasındaki bağ koparılmamaya çalışılmıştır.5 • Günümüzde tekelci bir görünüm arz eden medya sektörü. ekonomik ilişkiler ve yapılar bağlamında ele alınmış ve çalışma boyunca ekonomik analizlere. Bu çözümlemeler ışığında. 5. ekonomik gelişmelere ve ekonomik çözümlemelere geniş yer verilmiştir. günümüz medya sektöründeki mülkiyet ve sahiplik yapısının karakteristik özelliklerini taşımaktadır. eleştirel iletişim çalışmaları içinde yer alan temel araştırma perspektiflerinden biri olan ekonomi politik yaklaşımın ortaya koyduğu ve altyapı-üstyapı modelini kullanan bir kavramsallaştırma çerçevesi kullanılmıştır. özellikle farklı medya sektörleri ile ilişkileri bağlamında ele alınmıştır. kuramsal bir altyapı oturtulmaya çalışılmıştır. medya sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısının incelenmesine ağırlık verilmiş. Çalışmanın Yöntemi Çalışmada kuramsal olarak eleştirel ekonomi politiğin öncüllerinden hareket edilmiştir. birbirilerini dönüştürme süreçleri ile ele alınarak. Çalışmanın Planı Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde.

6 kabul edilen pozitivist kuram ve eleştirel kuramın temel noktaları ve sorun alanları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü. ekonomi politikalarının gelişimi doğrultusunda incelenmiştir. kinci bölümde ise neoliberal ekonomi politikalarının gelişmesindeki tarihsel süreç. Neoliberal ekonomi politikalarının en önemli araçlarından biri olan özelleştirme kavramı da bu bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Grubun medya sektöründeki faaliyetleri ekonomik açıdan analiz edilmiş. Ciner Medya Grubu’nun ayrıntılı olarak incelendiği son bölümde. . 1980’li yılların ardından yaşanan gelişmelere ayrıntılı olarak yer verilmiş özellikle bu dönemde hayata geçirilen neoliberal politikaların medya sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısında ne gibi değişimlere yol açtığı analiz edilmiştir. bunun yanı sıra Medya Grubu’nun kısa tarihi ve Turgay Ciner’e geniş yer ayrılmıştır. Özellikle çalışmada benimsenen yöntem olan eleştirel ekonomi politik yaklaşımın üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Türk basın sektörünün Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan geçirdiği sürece ayrılmıştır.

insanlar arasındaki üretim ilişkilerini araştırır. eleştirel kuramın temel noktalarının ve sorun alanlarının incelenmesi olacaktır. gelişmesinin çeşitli aşamalarında. bu amaçla ilk iletişim araştırmalarına yön veren zeminin hangi dinamiklerle oluştuğu analiz edilmeye çalışılacaktır.B R NC BÖLÜM MEDYANIN EKONOM POL T Ğ Çalışmanın birinci bölümünde. üretim araçlarının mülkiyet şekillerini. 19. teknolojik ve siyasal gelişmeler ışığında yürütülecek. yani insanlar arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinin bilimidir. 1. üretim içinde bulunan farklı toplumsal sınıfların durumunu ve onlar arasında varolan ilişkileri. üretimde toplumsal ilişkilerin. Bununla ilgili olarak. Marx ve Engels’in bir bilim olarak temellerini attığı ekonomi politik. nceleme. üretimi ve insan toplumu için maddi malların üretim ve dağıtımını etkileyen yasaları gün ışığına çıkarır. David Ricordo gibi klasik iktisatçıların toplumsal üretim ilişkilerini analiz etmek üzere kullandıkları bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Bu amaçla ilk hareket noktası. Karl Marx ve Friedrich Engels ise klasik iktisatçıların ekonomi politik yaklaşımını eleştirerek yola çıkmış ve klasik iktisattan farklı olarak. maddi malların üleşim biçimlerini inceler. Ekonomi politik. sınıf ve artı değer kuramlarına dayanan bir ekonomi politik yaklaşım geliştirmişlerdir. Ekonomi politik. yüzyılda Adam Smith.1. ileride tarihsel olguları incelerken kullanılacak olan kavramsal araçların kuramsal temelleri üzerinde durulacaktır. tarihsel süreçte yaşanan ekonomik. . Ekonomi Politik Yaklaşım Ekonomi politik.

” (Engels ve Marx. belirli toplumsal bilinç şekillerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. dini. toplumun egemen maddi gücü olan sınıf.” (Marx. aynı zamanda egemen zihinsel güçtür. 1993: 23). nsanların varlığını belirleyen şey. hukuki. üstyapı değişikliğini de beraberinde getirir: “Üretim ilişkilerinin tümü. Bu anlamda kitle iletişim araçlarının kimi. onun oluşmasına ve sağlamlaşmasına yardım eder. genel olarak toplumsal. bütün çağlarda. aynı zamanda zihinsel üretim araçlarını da emrinde bulundurduğu”ndan hareket eden ekonomi politik yaklaşımlar. bilinçleri değildir. . onların bilincini belirleyen. önceliği kitle iletişim araçlarının mülkiyet ve sahiplik yapısının incelenmesine verirler. Üstyapı. felsefi. vb. kendisine tekabül eden ve onun gelişmesini belirleyen üstyapıyı doğurur. tam tersine. Temel (altyapı). ona etki yapar. sanatsal. üretim ilişkilerini araştırır çünkü üretim ilişkileri temel ve belirleyici öğedir. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf. Üstyapı. toplumun temelinin bir yansımasıdır ve her temel değişikliği. egemen düşüncelerdir. aynı zamanda. Marx’ın ekonomi politik çözümlemesi içinde kilit bir nokta olan “maddi üretim araçlarını elinde tutan egemen sınıfın. temel tarafından yaratılır ama doğuşundan sonra. kavramlar ve bunlara uygun düşen kurumlar anlaşılır. Ekonomi politik yaklaşıma göre üretim araçlarının sahipliği üzerine kurulu bu egemenlik. Üstyapı denince siyasi. bu araçların kimlerin elinde ve egemenliğinde olduğuyla ilgilenirler. başka bir deyişle. yöneten sınıfın medya kurumlarını kontrol edebilmesinin temel aracı olarak düşünülür.8 Ekonomi politik. temel karşısında edilgen kalmaz. 1999: 75). zihinsel üretim araçlarını da emrinde bulundurur. Maddi hayatın üretim tarzı. toplumun iktisadi yapısını. beraberinde düşüncenin üretimi ve dağıtımındaki egemenliği ve kontrol gücünü getirir: “Egemen sınıfın düşünceleri. Medya mülkiyeti. bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır. ne kadar ve ne oranda etkilediğinden çok. toplumsal varlıklarıdır.

2. üstyapı bir kez doğunca etkin büyük bir güç olur ve temelin billurlaşmasına ve güçlenmesine etkili bir biçimde yardım eder (Politzer: 1990. 1923’te Almanya’da kurulan ve temsilcileri arasında Max Horkheimer.üstyapı analizi. Genel Olarak Eleştirel Yaklaşımlar Genel olarak Marksizmi referans alan eleştirel yaklaşımlar. yapısalcı medya çalışmalarına ve kültürel çalışmalara kadar çeşitlenen eleştirel yaklaşımlar. 1 . 1. yani çok fazla ekonomi ve çok az “insan arzusu” ve “bilinçli veya bilinçsiz etkinlikleri” üzerine olmuştur (Alemdar ve Erdoğan. Frankfurt Okulu çevresinde gelişen ve Marksist bir toplum eleştirisinden temellenen çalışmalardır. sınıfların kaderine. 399). düzenin niteliğine karşı kayıtsız bulunduğu anlamına gelmez. “ekonomik indirgemecilik” eleştirilerine yol açmıştır ve eleştirel yaklaşımlar arasındaki görüş ayrılıklarının ve sınıflandırmanın temelini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. ideoloji ve söyleme) ağırlık veren yaklaşımlar. 2002: 305). edilgin. temelin kaderine. Altyapıya (maddi ilişkilere) ağırlık veren yaklaşımlar (aktaran Dursun. Frankfurt Okulu eleştirel kuramından. tarafsız olduğu.9 Engels ve Marx’ın bu çözümlemeleri ve altyapı . liberal/çoğulcu toplumsal kurama muhalif olan eleştirel kuramlar içinde gelişmişlerdir. Oysa Marksist anlayışa göre. üstyapıyı doğuran temeldir ancak bu hiçbir zaman onun temeli yansıtmakla yetindiği. Herbert Marcuse ve Walter Alemdar ve Erdoğan eleştirel yaklaşımları bu eksende sınıflandırmaktadır: Üstyapıya (kültür. medya konusunda farklı görüşler ortaya koysalar da temel olarak varolan toplumsal yapının eleştirisi üzerinden yola çıkmışlardır. kitle iletişim araçlarının kapitalist toplumdaki konumuna ilişkin tarihsel. Eleştirel iletişim çalışmaları.1 Marx’a ve bu tür yaklaşımlara yapılan ana eleştiri “ekonomizm”. Tersine. Theodor Adorno. Bu çalışmaların önde geleni. 2001: 21). eleştirel ve bütünsel bir bakış açısı sunmuştur. “ekonomik belirleyicilik”.

medyanın toplumsal yapıdaki ideolojik rolü üzerine odaklanır ve medyayı statükonun savunucusu ve meşrulaştırıcısı olarak görür (Dağtaş ve Yaylagül. . Kültür endüstrisi kavramına göre kültür ürünleri. ngiliz Kültürel Çalışmaları çerçevesinde.üstyapı ilişkisinde. 2006: 332).10 Benjamin gibi isimlerin yer aldığı Frankfurt Okulu kuramcıları. geliştirdikleri kültür endüstrisi kavramını ekonomik bir analiz birimi olarak kullanmışlardır. kültür endüstrisi kavramının ortaya çıkışına kaynaklık eder. Bu yapılarıyla kültür ürünleri. tanıtılma dağıtım rasyonelleştirilir. gösterge. kitle iletişim araçlarının mülkiyet ve organizasyon yapılarına odaklanmamakla birlikte kapitalist toplumlarda. toplumdaki iktidar mekanizmalarından biri olduğu vurgulanan medya. altyapı . üstyapıyı özerk bir konumda ele almıştır. kod vb. Bu kavramlaştırma. Frankfurt Okulu. Kültürel ürünler bu standartlaştırılarak ürünlerin ve buna ve karşı farklılıklar teknikleri marjinalleştirilerek. metinlerdeki üstü açık ideolojileri ortaya çıkarmaya çalışırlar. Kültürün kendisinin bir endüstri ve kültür ürünlerinin de metalar haline geldiği görüşü. bir anlamda sistemin kendini her düzeyde. kültür ürünlerinin üretimi de tüketimi de kitlesel boyuttadır ve endüstri standartlarına göre üretilir ve tüketilirler. toplumsal anlamın oluşturulmasında etkin bir biçimde rol oynamaktadır. kitle iletişim araçlarının ve kültürün önemine dikkat çeken ilk eleştirel kuramcılar olmuşlardır. dilsel yapıları üzerinde durarak. Bu ise kültür ürünlerini metalaştırır. Medya metinlerinin ileti. Frankfurt Okulu kuramcıları arasında özellikle Horkheimer ve Adorno. kültür endüstrisinin içinde ortaya çıkarlar. bir ölçüde geleneksel Marksizmden ayrılarak. Frankfurt Okulu’nun iletişim konusundaki konumu bir üstyapı olgusu olarak kültür incelemeleri çerçevesinde şekillenmiştir. altyapıda ya da üstyapıda nasıl yeniden ürettiği ve meşrulaştırdığını açıklayan bir yön izler. Eleştirel çalışmalar içerisinde ngiliz Kültürel Çalışmalar ise daha çok medyanın temsil ve anlamlandırma sürecini incelemiştir. Bu gelenek. toplumsal güçlerini kaybederek mevcut düzenin devamını sağlamaktan öte bir işlev görmez hale gelirler.

. 1. ekonomik ilişkiler ve yapılar bağlamında ele almasıdır. letişime Ekonomi Politik Yaklaşımlar Tüm bu görüş ayrılıkları içinde. medyayı yönetici sınıflara hatta kişilere bağlılıkları çerçevesinde değerlendirirken.3. 2001: 20): Ekonomi politik yaklaşım. Buna göre araççı yaklaşım. kontrolü gibi temel sorunları gündeme getirir. yapısalcı yaklaşım sınıf. ticarileşmesi. bunun gerçekleştirilmesinde reklamlar gibi medya pratiklerini sorunsallaştırır. “Bütün bu çalışmaların ortak noktası kapitalist ekonomik düzene ve liberal siyasal sisteme yönelttikleri eleştiriler olduğundan tümü “eleştirel”. gerek medyanın gücü konusunda farklı görüşleri içeren gerekse bu görüşler arasındaki anlaşmazlık ve tartışma alanının tipini de tanımlayan üçlü bir ayrıma gitmektedir (aktaran Dursun. medyayı ideolojik bir güç olarak görmektedirler. mülkiyet sahibi ve çalışanların eylemleri ile seçimlerine belirli bir sınırlılık yükler.11 Eleştirel yaklaşımlar arasında Curan. yapısalcı çalışmalar. metin-ideoloji ilişkisi konusuna odaklanırken. Ekonomi politik en genel anlamda. Murdock’un ayrımında ise medyaya ilişkin ekonomi politik yaklaşımlar. ekonomik temele vurgu yapar. araççı yaklaşımlar ve yapısalcı yaklaşımlar olarak ikiye ayrılmaktadır (aktaran Dursun. mevcut düzenin (kapitalizmin) incelenmesidir. kâr güdüsü. iktidar ve ideoloji arasındaki bağlantıları üretim tarzına ya da ekonomi politiğe yerleştirerek. Medyayı endüstriyel düzeyde ve diğer endüstrilerle ilişkisi içerisinde ele alan ekonomi politik yaklaşım medyanın mülkiyeti. Medyanın tekelleşmesi. 2001: 20). kültürel çalışmalar. “kuramsal” ya da “değişimci” olarak adlandırılan medya çalışmaları şemsiyesi altında toplanmaktadır. Bunlar arasında yapısalcı çalışmalar. Kültürel çalışmalar ise medyayı toplumsal rızanın kazanıldığı ya da kaybedildiği bir alan olarak tanımlamaktadır. uluslararası hale gelmesi. ekonomi politik yaklaşımın temel özelliği iletişim konusunu. Buna karşın ekonomi politik yaklaşımlar ideolojiye değil.

satın alma ve oy verme davranışlarını bilmek ve yönlendirmek ihtiyacından ortaya çıkmış ve gelişmiştir. bu görüşe zemin hazırlayan iki önemli tarihsel süreç etkili olmuştur. bu işlevi üstlenecek olan kitle iletişim araçlarının kontrolü büyük önem taşımaktadır. bu araçlarının üstün güç ve etkilere sahip olduğu yolundadır. kentleşme ve modernleşme olguları sonucunda 18. kimleri seçtirdiği ya da tüm bunların ötesinde herhangi bir etkide bulunup bulunmadığıdır. neleri satın aldırdığı. iletişim araçlarını kontrolleri altına almışlardır (Işık. Bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşan bireylerin kitle iletişim araçları karşısında kolay etkilenir hale geldiği görüşü ortaya atılmıştır. Bunların ilki sanayileşme ve kentleşme sürecinde toplumsal süreçte yaşanan değişikliklerdir. Savaş döneminde. kitlelere ulaşmak isteyen endüstrilerin. Metin Işık’a (2005: 27) göre sanayileşme. onları hangi davranışlara sürüklediği. yüzyılda kamular ortaya çıkmış. ardından kamular kitleye dönüşmüştür. Dolayısıyla savaşla birlikte kitle iletişim araçlarının rol ve öneminin artması. Kitle toplumunda bireylerin bazı davranışlarını yitirdiği. atomize olduğu ve kendi haline bırakılmış bireyler haline geldiği görüşü temel hareket noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda kitle iletişim araştırmacılarının yöneldikleri temel konu. 2005: 27-28). kitle iletişim araçlarının bireyler ve gruplar üzerinde yarattığını düşündükleri “etkiler” olmuştur. Kitle iletişim araçlarının güçlü etkilere sahip olduğu görüşünün hakim olduğu bu ilk iletişim araştırmalarında. siyasal partilerin ve diğer kuruluşların kitlelerin tercihlerini. daha çok saha araştırmalarına yönelik ampirik bulgular ortaya konmuştur. Bu ilk araştırmalarda. savaşla ilgili konulurda halklarına tek yönlü olarak iletmek istediği biçim ve içerikte bilgi sunmak isteyen siyasal iktidarlar.12 lk iletişim araştırmaları. siyasal iktidarların iletişim araçlarını . Söz konusu dönemde iletişim araçlarının güçlü etkilere sahip olduğu yönündeki görüşün şekillenmesinde en önemli sebeplerden birisi de Birinci Dünya Savaşı’dır. Kitle iletişim araçlarına bakışta ve onları değerlendirişte genelde egemen görüş. düşüncelerini. Kısaca odaklanılan konular kitle iletişim araçlarının insanlara ne yaptırdığı. Bilginin toplanması ve yayılması süreçlerinin hayati önem taşıdığı savaş ortamında.

2006: 334). kitle iletişiminin karmaşık süreçleri ve kitle iletişim araçlarının sistemin yeniden üretimindeki rolü üzerine durmuştur (Dağtaş ve Yaylagül. sorgulanmadan kabul edilen yaygın inançlardır. Bu nedenle. kim kararları veriyor?” gibi sorular sorarlar.13 propaganda malzemesi olarak kullanmaları sürecinin. bu yaklaşımların temel özelliklerini şöyle sıralamaktadır: • Toplumsal iktidar ilişkilerini temel alırlar. • Mit ve masalları yıkmayı hedefledikleri için varolan egemenlik yapılarına karşı çıkarlar. Geleneksel iletişim araştırmalarında etkiler konusuna ilgi. Babe’e göre günümüzdeki masallardan biri de “zamanın ileriye doğru gittiği ve olmakta olanın kabul edilmesi” gerektiği inancıdır. Buna bir tür toplumsal Darwinizm denmesi de mümkündür. Bu anlamda çatışma ve çelişkileri çözümlemelerine katarlar. değişim süreçlerini incelerler ve varolanın değiştirilebileceğini vurgularlar. savaş sonrasında devam etmesi olgusunu gündeme getirmiştir. . kim kaybediyor. “Kim kazanıyor. Bu bağlamda medyanın izleyenler üzerinde uzun dönemli ve dolaylı etkileri olduğu görüşü kabul görmeye başlamıştır. kinci Dünya Savaşı sonrasına kadar sürmüş ancak bu kez kitle toplumu ve atomlaşmış birey görüşünün reddi ile kitle iletişim araçlarının sınırlı/zayıf etkileri olduğu savı güçlenmiştir. Richard Bebe’den yaptığı alıntıda. Ekonomi politik yaklaşımın Marx’ı izleyenler ve kuramsal/evrimsel geleneği izleyenler olarak iki ana alt gruba ayrıldığını belirten Haluk Geray. Burada mit (efsane) ve masal kavramlarıyla anlatılmak istenen. Tutucu liberal yaklaşımın kaynak-mesaj-alıcı üzerine kurulu ve etki odaklı bu yaklaşımının tersine eleştirel gelenek.

2006: 2). Fakat daha geniş biçimiyle toplumsal yaşamda egemenliğin ve mücadelenin incelenmesidir (aktaran Boyd-Barret. Maddi ve sembolik kaynakların eşitsiz dağılımının iletişimsel eylemleri nasıl etkilediği üzerinde durur. 2006: 7). Toplumdaki ekonomik örgütlenmeyle üstyapı (hukuksal. toplumsal ekonomi değer politikçiler yargılarını değer dışarıda yargılarını kullanırlar. Mosco’ya göre eleştirel ekonomi politik yaklaşımın genel özellikleri arasında yaklaşımın bütüncül olması. medyanın “ilkin ve öncelikle emtialar üreten ve dağıtan endüstriyel ve ticari kuruluşlar olduğu’nun kabul edilmesiyle başlar (aktaran Boyd-Barret. şirket kontrolü vasıtasıyla halihazırda birbirlerine bağlı oldukları için yalıtılmış bir şekilde incelenemezler ve onların faaliyetleri . kaynakların üretim. hakkaniyet. politik. zihinsel ve kültürel süreçler) arasındaki ilişkide önceliği ekonomik örgütlenmeye verir. 2005: 31). Eşitlik. 2005: 15). Farklı medya sektörleri. dağıtım ve tüketimini meydana getiren toplumsal ilişkilerin özellikle iktidar ilişkilerinin incelenmesidir. Yaklaşım tarihseldir. Yaklaşımın bütünselliği.14 • Neoklasik bırakmasına iktisadın karşın. Eleştirel ekonomi politiğin önemli temsilcileri arasında yer alan Golding ve Murdock’a göre. Bu anlamda mülkiyetin ve üretimin örgütlenmesinin incelenmesi önem taşır. ekonomik örgütlenme yapısını. kitle medyasının ekonomi politiği. çünkü ekonomik örgütlenmenin ve egemenlik ilişkilerinin ve bunların iletişimsel boyutlarının tarihsel süreçteki değişiminin izlenmesiyle ilgilidir. adalet. çözümlemelere katılır (aktaran Geray. letişim araçlarının/teknolojilerinin ortaya çıkışı ve gelişimlerine önem verilir (aktaran Geray. toplumun siyasal ve kültürel yaşamıyla etkileşim içinde ele alması anlamına gelir. toplumun/kamunun genel çıkarları gibi değer yargıları. Ekonomi politiğin hem dar hem de geniş anlamını sunan Mosco’ya göre ekonomi politik dar anlamda karşılıklı olarak iletişim kaynakları da dahil. tarihsellik ve değişim doğrultusunda öneriler geliştirmesi bulunur.

Kapitalizmin 19. medyanın ideolojik olarak işleyişini de kapsamalıdır. Eleştirel ekonomi politiği diğerlerinden ayıran şey. eleştirel ekonomi politiği bu ana akım ekonomi biliminden şu çizgiyle ayırmaktadırlar: “Ana akım ekonomi bilimi. bunu reklamcılara . Eleştirel ekonomi politik özellikle iletişimsel etkinliğin. Böylece kitle iletişim araçları izleyicilerin kitlesel üretimini gerçekleştirip. Ana akım ekonomi bilimine çeşitli eleştiriler getiren Golding ve Murdock.15 sadece geniş ekonomik bağlama bakılarak anlaşılabilir. eleştirel ekonomi politik iktidar oyunu ve toplumsal ilişkiler dizileriyle işe başlar. yüzyılın sonlarında sona erdiğini ve tekelci kapitalizm dönemine geçildiğini savunan Dallas Smythe’e göre (aktaran Geray. değerlerin. bu yorumları ile ekonomi politik yaklaşıma yönelik ekonomik indirgemecilik eleştirisine de açıklık getirmektedir. üçüncüsü ise merkezi olarak kapitalist teşebbüs ile devlet müdahalesi arasındaki dengeyle ilgilenmesidir. kapitalizmin egemen bireyleri üzerine odaklanırken.” (Golding ve Murdock. onun. Medyanın ekonomi politiği yalnızca emtiaların üretimi ve dağıtımı üzerine odaklanmaz fakat ayrıca bu emtiaların özel doğasının ve onların yerine getirdiği ideolojik işlevin de tam bir açıklamasını yapmalıdır. eşitlik ve kamu yararı gibi temel ahlaki sorunlarla ilgilenebilmek için verimlilik gibi teknik konuların ötesine gitmesidir. Kitle iletişim araçlarının amacı konuların. Golding ve Murdock. maddi ve simgesel kaynakların eşit olmayan paylaşımı tarafından yapılandırılma tarzıyla ilgilenir. Bunlardan ilki yaklaşımın bütüncül olması. diğer kurumların ve halkın yönlendirilmesi için politikaların günlük gündemini oluşturmaktır. belirli mikro bağlamların genel ekonomik dinamiklerce ve onların dayandığı daha geniş yapılarca nasıl şekillendirildiğini göstermek üzere konumlanmış eylemin her zaman ötesine gitmesidir. Analiz ayrıca ekonomik ve siyasal yapılar hakkındaki düşüncelerin yayılmasında. sorunların. ikincisi tarihsel olması. Sonuncusu belki de hepsinden önemlisi adalet. 2005: 29) kitle iletişim araçları tekelci kapitalist sistemin bir buluşudur. eleştirel ekonomi politiğin ana akım ekonomi biliminden başlıca dört bakımdan farklılık gösterdiğini söylerler. Golding ve Murdock (1991: 54). 1991: 55).

Böylelikle çok uluslu sermaye dünya çapında. Geliştirdikleri propaganda modeli ile servet ve iktidar eşitsizliği ile bu eşitsizliğin medyanın çıkar ve seçimlerine çeşitli düzeylerdeki etkisi üzerine odaklanan bu araştırmacılara göre propaganda . televizyon ve gazeteleri “bilinç endüstrisi” olarak tanımlayan Smythe. 2006: 335). Noam Chomsky ve Edward Herman gibi yazarlar da kültür emperyalizmi ve uluslararası şirketlerin yeni tür sömürgecilikte etkin rıza yaratma stratejilerinden yararlanma konularını tartışarak ekonomi politik yaklaşıma katkı sunmuşlardır. “Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Kitle letişim Araçlarının Ekonomi Politiği” adlı çalışmalarında. nelere önem verip ihmal ettiğini en iyi biçimde anlamak ve olayın iç yüzünü bütün açıklığıyla görebilmek için medyanın bu çerçevede çözümlenmesi gerekmektedir. Uluslararası iletişime eleştirel bir yaklaşım getiren ve kültürel emperyalizm yaklaşımından yola çıkan Schiller’e göre. iletişim teknolojileri. ekonomik çıkarları ve askeri-endüstriyel yapıları yararına üretilmektedir. özellikle ABD’nin. tekelci kapitalist dönemin. gelişmiş ülkelerin. Her ne kadar kapitalizm kısa dönemde malların ve hizmetlerin örgütlenmesi yeteneği ile zenginleşmişse de. ABD’nin dünya sisteminde iktidar olmaktan doğan ekonomik-askeri çıkarlarının gereği ve sonucu olarak gerçekleşmektedir.16 satarlar. Radyo. ulusal politika ve ekonomik uygulamaları düzenleyen bir güç haline gelmektedir. talep yönetimi araçlarının sadece reklamların ve genel olarak etkilerinin değil bütünüyle bir sistem olarak kapitalizmin işleyişini mümkün kılan bir alan olarak incelenmesini savunmaktadır. yapmış olduğu çalışmalarda medya ve iletişimin uluslararası boyutuna daha çok dikkat çekmiştir (aktaran Dağtaş ve Yaylagül. letişim teknolojilerinin Üçüncü Dünya ülkelerine girişi ise. bir sistem olarak devamlılığını sağlaması ancak uzun dönemde sistemi destekleyecek insanları üretmesiyle mümkündür. medyanın devlete ve özel sektör etkinliklerine hükmeden özel çıkarlara destek sağlama işlevini yerine getirdiğini söyleyen Chomsky ve Herman’a (1999: 9) göre medyanın yaptığı seçimleri. 1969 yılından itibaren Herbert Schiller.

3. Ama doğuşundan sonra.1. Marx’a göre üretim ilişkileri tarafından belirlenen temel (altyapı). Kapitalizm ve Kitle letişim Araçları Kapitalist üretimin temel dinamiği ve tarihsel olarak en belirleyici amacı. Üstyapı toplumun temelinin bir yansımasıdır ve her temel değişikliği. siyasi. temel karşısında edilgen kalmaz. hukuki. üstyapı değişikliğini de beraberinde getirir. bu öğeler birbiriyle etkileşim halindedir ve birbirlerini güçlendirir. Üstyapı temel tarafından yaratılır. dini. vb. kendisine tekabül ve onun gelişmesini belirleyen üstyapıyı doğurur. sonunda basılmaya uygun.17 modelinin en önemli öğeleri.) Egemen medya şirketlerinin büyüklüğü.) Medyayı hizaya sokmak için kullanılan bir yöntem olarak ‘medyaya yönelik tepki’ üretimi e. kavramlar ve bunlara uygun düşen kurumlar anlaşılır. onun oluşmasına ve sağlamlaşmasına yardım eder. 2 . Bu beş etken. haberlerin içinden geçirildiği süzgeç işlevini görür ve medyanın seçimlerini belirlemede rol oynar.) Medyanın iki temel kaynak ve iktidar odağı olan hükümet ile iş çevrelerinden ve bunların mali destek sağlayıp onayladığı ‘uzmanlar’dan sağladığı bilgileri temel alması d. ona etki yapar. Bu süzgeçler söylemin ve yorumun ilkelerini belirler. felsefi. Chomsky ve Herman’a (1999: 9) göre. yoğunlaşmış mülkiyeti. kâr amaçlı oluşu ve sahiplerinin serveti. Henüz işlenmemiş haber malzemeleri. Üstyapı denince. sanatsal. birikimi en çoklaştırmak için temel gereksinimi olan yeni pazarları yaratabilmek için sürekli genişlemek zorunluluğu ile dünya çapında Kapitalist üretim ilişkilerinin tüm yaşam biçimlerini nasıl değiştirdiğini anlamlandırabilmek için burada Marksist literatüre dönmekte fayda vardır. Temel dinamiği sermaye birikimini en çoklaştırmak olan kapitalizm. b. a.) Reklamcılığın medyanın en önemli gelir kaynağı olması c. bu dinamikle içinde geliştiği toplumların tüm yaşam biçimlerini değiştirirken2. damıtılmış kısım elde edilinceye kadar bu süzgeçlerden geçmek zorundadır. neyin öncelikle haber olabileceğini tanımlar ve propaganda kampanyalarına dönüşen sürecin temelini ve işleyişini açıklar. verili sermaye birikimini en çoklaştırmak ve sürekli olarak genişletmektir. 1.) Ulusal bir din ve bir denetleme mekanizması olan ‘anti-komünizm’dir.

uluslararası düzeyde bütünleştirilmiştir. sanayinin gittikçe daha büyük boyutlara ulaşacak biçimde gelişmesi. Hammadde ithalatı ve sanayi malları ihracına dayanan bu sürece. “kitle iletişim araçlarının işleyişini yönlendiren. 1875 Uluslararası Posta Anlaşması sonucunda ulusal posta sistemleri. çağdaş posta sistemlerinin gelişmesine öncülük etmiş. yüzyıllarda. 1840’ta posta sistemini kurarak. etkin ulaşım ve iletişim sistemleri eşlik etmiş. demir yolları. siyasi ve kültürel dinamiklerle belirlenmiştir. Aynı zamanda da kapitalizm öncesi tüm haberleşme ve ulaşım biçimleri de tıpkı tüm diğer yaşam biçimleri gibi önemli bir dönüşüme uğrarlar (Başaran. . Bugün yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçlarının. Büyük Britanya.” 18 ve 19. Batı’nın kapitalist toplumlarında toplumsal yaşamı belirleyen genel ekonomik. halkalarının birleştirilmesinde ulaşım kadar önemli bir nokta da iletişimdir (Mcnell. kapitalist toplumsal oluşumla birlikte geliştiğini. ulaştırma ve iletişimin görülmemiş ölçüde yoğunlaşmasını gerektirmiştir. onun yapılanma süreci içerisinde kendi yapılanmasını oluşturduğunu ve kurumsallaştırdığını ifade eden Alemdar ve Kaya’ya (1993: 4) göre. makinelerle yapılan kitlesel üretimin başarıya ulaşması bakımından yaşamsal bir önem taşımaktadır. Uzak yerlerden hammaddelerin sağlanması ve üretilen malların uzak pazarlarda satılması. Bu hammadde ithalatı ve sanayi malları ihracına dayanan yaygınlaştırma sürecine. yoğunlaşmış bu sanayi sürecinin. Yeni. telekomünikasyon gibi sistemler de bu anlamıyla kapitalizmin gelişiminin coğrafi sınırlarını belirler. 2001: 653). Telli telgraf 1837’de icat edilmiş. düzenlenişlerini belirleyen ilkeler. 2000: 23). etkin ulaşım ve iletişim sistemleri eşlik eder. düşünsel temeller ve ulaşılan normatif düzen. 1866’da Atlantik’i boydan boya aşan ilk telgraf kablosu çekilmiştir. deniz yolları.18 yaygınlaşır ve kapitalist ilişkileri de yaygınlaştırır. bu doğrultuda Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nin birçok bölgesinde yol ve kanal yapımında önemli gelişmeler görülmüştür.

kitle iletişim araçlarının gelişmesine yol açarken.19 Avrupa’da. ‘fikir ve ideallerden’ çok ‘ticari kârı’ amaçlayan gazetelerin 20. . Sanayi ve teknoloji alanlarında meydana gelen gelişmeler. 1860’lı yıllarda metelik gazeteleri (penny papers) denilen ve 1 Penny olması nedeniyle herkesin alabileceği kadar ucuz olan gazeteler. baskı. 1700’lü yılların sonuna doğru gündelik olarak yayınlanmaya başlayan haber bültenleri. kağıt üretimi alanında gerçekleşen teknolojik yenilikler. gazeteler kapitalist ekonominin temel bileşkelerinden olan endüstrileşme. sanayileşme ve teknolojik gelişmeler ışığında seçkinlerin gazetesi olmaktan çıkarak kitlesel tüketime cevap verecek anlamda kitlelere yönelmiştir (Adaklı. ticari yayıncılık anlayışının temelini oluşturmaktadır. makineleşme ve kentleşme ile birlikte 19. kitleler arasında yaygınlaşmaya başlamıştır. gazetecilik alanında da sanayileşmenin ilk adımları atılmıştır. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kitlesel tüketime yönelik olarak dönüşüme uğramıştır. Geray’a (2003: 45) göre “Bugün egemen olduğu anlamda gazetecilik mesleğinin doğuşu ve yayılması. gazetenin daha ucuza satılmasını beraberinde getirmiş. 2003: 89). O güne kadar sadece siyasi partilerin görüşlerini aktarmak ve sermayenin haber ihtiyacını karşılamak gibi işlevlere sahip olan pahalı metalar olan gazeteler. Dizgi. yüzyılın başında ortaya çıkışıyla başlatılabilir. gazetelere önemli gelirler elde edilmesi sistemi. ticaretin ve bankacılığın gelişmesi ile bu iş alanlarıyla ilgili ihtiyacı karşılamaya hizmet ederken. “Kuruşluk basının” doğmasına yol açan reklamlarla.

1980’lere gelindiğinde uluslararası işbölümünde. Bu bağlamda. işlevlerinde ve uluslararası ilişkilerde yeni bir yapılanmaya doğru yol almaktadır.1. alış fiyatı ve satış fiyatı arasındaki farktan doğmaktadır. Temel olarak ekonomik yapıda gerçekleştirilen bu yeniden yapılandırma sürecinde. altın ve gümüş gibi değerli madenler. 2. lk ekonomi politik akımlar. 17. çalışmanın bu bölümünde öncelikle. Liberal Ekonomi Politikaları 18. Merkantilistler dış ticaret politikasının amacının. altyapıda oluşan her türlü dönüşüm gibi kitle iletişim araçları da mevcut düzenin sorunsuz işlemesi ve yeniden üretilmesi sürecine katkı sağlayacak biçimde yeniden yapılandırılmıştır. devletin niteliğinde.K NC BÖLÜM NEOL BERAL ZM VE ÖZELLEŞT RME POL T KALARI Kapitalizm. hazinenin altın ve gümüş varlıklarını . Dış ticareti ana konu edinen bu iktisatçılara göre kâr. Neoliberal ekonomi politikalarının en önemli araçlarından biri olan özelleştirme kavramı da bu bölümde ayrıntılı olarak ele alınacaktır. bir yandan da feodal ekonomiye karşı yürüttüğü ideolojik mücadele içerisinde kendi ekonomi politiğini yaratmaya yönelmiştir. bir ülkenin siyasi ve ekonomik gücünün başlıca kaynağıdır. ilk iş olarak değerin ve servetin kaynağını açıklamaya yönelmişlerdir. “Yeni Dünya Düzeni” olarak adlandırılan ve ekonomide neoliberal politikaların egemenliğini getiren bu yeniden yapılandırma sürecinin ayrıntılarına geçmeden önce. neoliberal ekonomi politikalarının gelişmesindeki tarihsel süreç ekonomi politikalarının gelişimi doğrultusunda analiz edilecektir. yüzyıl başlarında etkinlik kazanan Merkantalist düşünceye göre. feodalizme karşı mücadelesinde bir yandan kapitalist ilişkilerin oluşturulmasının kavgasını verirken. yüzyıl koşullarında burjuvazi.

tek zenginlik kaynağının doğa ve dolayısıyla tarım olduğu fikrine ulaştırmaktadır. “ şte -laissez faire. bırakınız geçsinler ilkesi ilk önce böyle bir düşünceden başlar” (Talas. üretimin üzerinde durmuşlar özellikle tarımsal üretime büyük bir önem atfetmişlerdir. Değerin kaynağının üretimsel bir süreçte oluştuğu görüşünü ilk dile getiren ekonomistler ise Klasik ngiliz Ekonomi Politikçiler olmuş bu bağlamda kendisinden önce gelen burjuva ekonomi politikçilerinden bir kopuş gerçekleştirmişlerdir. devletin ulusal zenginliği maksimum kılmak amacıyla ekonomik faaliyetlere müdahalesini savunmuşlardır. doğal düzen anlayışına dayanır ve doğal düzen. Bu varsayım. 1999: 64). Buna göre üretici olan. ihracatın özendirilmesi. Görüldüğü üzere. O halde insanların doğal düzenin yasalarına uymaları yeterli olacaktır ve devletin. Buna karşın 18. Merkantalistler. Smith’in düşüncesini tamamlamışlar ve liberal düşünceye bir okul niteliği getirmişlerdir (Talas: . servetin kaynağının emek tarafından yaratılabileceği görüşünü savunarak daha sonra Marksizmin teorik kaynağını da oluşturacak olan emek-değer teorisini kurmuşlardır. ekonomik ve sosyal yaşama müdahalesi gereksizdir. sanayide yerli hammadde kullanımının sağlanması için. ithalatın yüksek gümrük vergileri ve yasalarla kısıtlanması gibi önlemlerin savunucusu olmuşlardır.bırakınız yapsınlar. hammadde ihracatının yasaklanması. Liberal düşünce ve ekonomi bilimi Adam Smith ile başlamış olmakla beraber. insanların var olmaları için Tanrı’nın koymuş olduğu bir düzendir. David Ricardo ve Thomas Robert Malthus. bu iki yaklaşımda da ortak nokta değerin. onları. yüzyılda doğan bir doktrin olarak fizyokrat okul ise zenginliği dış ticaret ve parada gören Merkantilistlerden farklı olarak. üretici olmayan faaliyetlerdir. servetin ve kârın kaynağının üretim dışında bir alanda aranmasıdır.21 arttırması olduğu görüşünden hareketle. Fizyokrat düşüncenin esası. Klasik Okulun iki önemli temsilcisi olan Adam Smith ve David Ricordo. net hasıla yaratan tarımsal çalışmalardır ve sanayiticaret gibi faaliyetler net hasıla yaratmayan.

iktisat alanında kendiliğinden oluşan bir doğal düzenin varlığı iddiasına dayanır. kapitalist üretimin gelişimi. kapitalizmin o anki gelişme özellikleri ve burjuvazinin ihtiyaç ve çıkarlarına yanıt verecek tarzda şekillenmektedir (Yörükoğlu. 1866. 1873. Bu bağlamda devlet. Dünyada 1820-1929 yılları arasındaki yüzyılı aşkın dönemde (1825. dönemin şartlarına göre kapitalizmi. Öyleyse insan kendisine en fazla özgürlük tanınması gereken iktisadi karar birimidir. Liberal Ekonomi Politikalarının Çöküşü Büyük makinelerle yapılan üretimin başlangıcı olarak sayabileceğimiz 19. yüzyıla gelindiğinde Keynesyen ekonomi politikaları ile yeniden ekonomik sistem içine sokacaktır. kişisel çıkar ilkesine uygun olarak en az zahmetle. 2. insan doğasına ve aklına en uygun toplumsal sistem olarak yüceltmektedir. 20. Marksist literatüre göre kapitalist ekonominin periyodik olarak yaşadığı bu bunalım. Klasik Okulun temellerini attığı ekonomik görüşlerin ana tezi. 1836. 1882. Çünkü akıl sahibi varlık olarak insan. 1890. Klasik Okulun temel varsayımlarından da gözlemlenebileceği üzere burjuva ekonomi politiği. 1907. Çok geçmeden aynı burjuvazi. ekonomik yaşantıya karışmaktan. Bu nedenle devlet. 1920-21. 1847. 19. yüzyılda ekonomide tamamen saf dışı etmek istediği devleti. 1900. yaşanan ekonomik krizlerle birçok kez kesintiye uğramıştır. doğal iktisadi düzenin gerçekleşmesini sağlar. en çok kazanç sağlamayı zaten doğal olarak hedefler. tam da kapitalizmin kendisinden kaynaklanmaktadır. müdahaleleri ile rekabetin serbestçe işlemesini engellemekten kaçınmalıdır. 1929) birçok kriz meydana gelmiştir.2. yüzyıldan bu yana. nsan böylesine özgür davranmakla. ama bu yüceltme eylemi ve teorilerinin alacağı biçim. 1994). müdahale etmekten kesinlikle kaçınmalı ve müdahalelerini en alt düzeye indirmelidir. 1913. “Fazla .22 1999: 69). 1857.

Geray (2005: 35). böylece rekabeti ağırlaştırır. özel kapitalist çıkarlarla. ekonomik ilişkiler. uluslararası hukuk ve ilişkiler bağlamı. verili sermaye birikiminin sürekli olarak genişletilmesi olduğu ve yatırımın ana amacının. Sürekli genişleme ve sermayenin yeniden üretimini amaçlayan ekonomik yapı. toplumsal ilişkilerin biçimi. Sermaye. küçük bir grup kapitalistin (tekelcinin) elinde toplanır. nüfusun çoğunluğu tüketimini asgariye indirir.” 3 Marksist literatürde sermayenin bunalımı şu şekilde anlatılır: “Üretici güçlerin daha önce görülmemiş bir biçimde gelişmesiyle kapitalizm. çünkü. yoksullaşması). siyasal ve ideolojik ilişkilerle de desteklenir. pazara her gün daha çok artan miktarlarda ve daha düşük fiyatla meta sürecek durumdadır. hukuksal düzenler ve kültürel yapılar. toplumun işleyiş süreçleri ve kurumsal yapılar önemli biçimde değişime uğrar. toplumsal üretimin gerekleri arasındaki çelişkidir. bu bunalımları aşmak için sermaye birikiminin yeniden canlanma koşullarını yaratmak üzere. Birikim düzenlemesinin yeni yollarıyla birlikte. Üretim ile tüketim arasında dengesizlik gitgide daha çok belirginleşir. aşırı üretim veya sermaye birikimin gerçekleşememesi durumlarında bunalıma girer. sayıca önemleri durmadan artan bütün bu yoksullaşan tabakaların satın alma gücü görünür bir biçimde azalır. . Bir yandan büyük çoğunluğun yoksulluğu yaygınlaşırken (orta sınıfların. toplumsal ilişkiler. kısacası tüm toplumsal yapı da dönüştürülmek istenir. konulan sermayenin genişleyerek sisteme sokulması olduğu bilinmektedir. bu. ktisadi bunalımların temeli. güçleştirir. Bu krizlerden kurtulmaya çalışan yapı. 3 Kapitalist sistem.23 üretimden doğan ekonomik bunalımların başlıca nedeni. yapılar ve kurumlar yeniden biçimlenirken. alışveriş durgunluğu kendini gösterir. sistemin bütününde bir yeniden yapılanmaya gider ve bu yeniden yapılanma sürecinde. köylülerin vb. kapitalist bunalım evrelerinin ardından dönüşüme uğrayan ekonomik yapıyla birlikte tüm toplumsal ilişkilerin de dönüşüme uğradığını ifade ederek şu değerlendirmede bulunmaktadır: “Günümüzde devam eden ekonomik sistemin tarihsel olarak en belirleyici amacı. zenginlik. tüketimden kaynaklanan krizler ortaya çıkar. kapitalizmin temel çelişkisi olan üretimin toplumsal niteliği ile üretimin ürünlerini özel mülk edinmenin kapitalist şekli arasındaki çelişkidir” (Nikitin: 1995: 161). belirli zamanlarda yeni birikim düzenleri (rejimleri) ortaya çıkarır. Böylece üretim güçleri. sömürücü bir azınlığın elinde toplandıkça. bunalımdır” (Politzer. siyasal yönetimin yapıları. son tahlilde. 1990: 371). küçük ve orta özel mülk sahipleri kitlesini yıkıma sürükler. kapitalistlerin "aşırı-üretim" dedikleri şeydir. pazar daralır.

ngiliz ekonomisti John Maynard Keynes’in yapıtları çerçevesinde oluşan Keynesci ekonomi. 2. “19. yüzyıl kapitalizmine özgü kurallara tümüyle bağlı kalmanın artık mümkün olamayacağı ve sistemin ayakta kalması için özüyle belli ölçüde çelişen bazı önlemlerin alınmasının kaçınılmaz olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır” (Işıklı. 1929 yılında yaşanan büyük bunalım. Avrupa ülkelerinde bazı bankaların mali sıkıntıya girmesi New York Borsası’nda hisse senedi fiyatlarında ani düşüşlere neden olmuş ve ardından da tüm ABD ekonomisini etkisi altına almıştır. Keynesyen Ekonomi Politikaları ktisat tarihinin en önemli ve en derin krizi. dalga dalga diğer ülkelere yayılmıştır. Bununla da sınırlı kalmayan kriz.3. savaş sonrasında klasik iktisat öğretilerinin sorgulanmasını ve ekonomide Keynesçi ekonomi politikalarının hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir. Işıklı’nın sözünü ettiği bu önlemler. ekonominin her zaman tam istihdam durumunda olacağı görüşünden yola çıkan geleneksel ekonominin. yeni ekonomi politikalarını hayata geçirecektir. 1983). 1929 yılında New York Borsası’nın çöküntüye uğramasıyla başlayan bunalım. sermayenin yeni çıkarları doğrultusunda yeniden değişime uğramaktadır. yüzyılda ekonomiye müdahalesini kesinlikle reddettiği devleti şimdi Keynesyen ekonomi politikalarıyla yeniden ekonomiye dahil etmesi etrafından birleşmektedir. Yani devletin rolü.24 Kapitalist ekonominin gelişim süreci içinde yaşamış olduğu ilk ve en büyük kriz olan 1929 bunalımının ardından Geray’ın da işaret ettiği üzere sistem kendini yeniden üretecek yeni birikim düzenlerini oluşturmak üzere. 1929’da başlayan büyük bunalımı açıklayamamasından kaynaklanan bir tepki olarak . 1929 ekonomik krizidir. burjuvazinin 19.

Keynes’in genel istihdam teorisi ise kapitalist bir ekonominin tam istihdamın altında da dengede olabileceğini varsaymaktadır. piyasa sistemine dayanan özel girişim ekonomisi. Bu politikalara göre sosyal devlet. Savran’a (1998: 9) göre. bazı kuvvetler harekete geçip onu tekrar tam istihdama götürür. 1994: 63). eksik talep ve eksik üretim durumlarında devlet müdahalesi yoluyla bazı önlemler alınabilir. Görüldüğü gibi Keynesci ekonomi.25 doğmuştur. devlete ekonomik yaşantı içinde geniş bir rol tanımış ve bu kapsamda “sosyal devlet” ve “refah devleti” olarak adlandırılan toplumsal politikaları güçlendirmiştir. Bunun için devlet. kapitalist devlet sermaye birikiminin çıkarları açısından tüketimi artırma yolunda önlemler almak ihtiyacını hissetmiştir. ekonomik faaliyetlerin tam istihdamı sağlayacak düzeyde gerçekleşmesi için gerekli koşulları ve ortamı sağlamaya çalışır. şte yüksek ve yükselen ücretler ve “sosyal devlet” talebi yüksek tutmaya yönelik Keynesci devlet müdahalesi ve geniş bir kamu sektörü hep bu politikaların parçasıdır. gelir dağılımını düzeltecek vergi politikaları ve doğrudan doğruya devlet harcamaları ile talebi yükseltirken bir yandan da faiz oranlarını düşürerek özel firmaların daha yüksek yatırım yapmalarını destekleyecek. esas olarak kapitalizmin işçi sınıfı . Sosyal devlet anlayışını öne çıkaran bu yönüyle Keynesyen ekonominin. kapitalist ekonominin de “sosyal sınıfları koruduğu ve desteklediği” yönünde yorumlara karşı çıkan Savran’a göre. etkin talep yönetimini geliştirecek. “sosyal devlet” ya da “refah devleti” olarak anılan olgu. tam istihdamdan geçici olarak ayrılırsa. Yani eksik istihdam. yalnız tam istihdamda dengede bulunur. Ekonomi. Ekonomide tam istihdamı sağlayacak bu müdahaleyi devlet yapacaktır. Klasik iktisatçılara göre. kinci Dünya Savaşı’ndan sonra üretimde yaygın hale gelen montaj hattına dayalı kitle üretimi (fordizm) beraberinde bir kitle tüketimi gerektirdiği için. ekonomik büyüme ve kalkınmanın sağlanması amacıyla sermaye yatırımlarını teşvik eder. gerekirse kamu eliyle ucuz kredi verilecek ve hatta doğrudan doğruya devlet eliyle yatırım yapma gibi müdahale biçimleri de uygulayacaktır (Şaylan.

konuyla ilgili olarak şu değerlendirmede bulunmaktadır: “Keynesci devlet müdahalesi.) bir yandan da 30’lu yıllarda prestiji sarsılan kapitalizme karşı çeşitli ülkelerde (Fransa. kapitalizmin liberal/piyasacı ekonomi politikaları yüzünden iki savaş arasında yaşanan büyük depresyonda içine düştüğü sefaletten çıkarılan derslerin bir ürünüdür. eğitim.4.) yükselen işçi mücadeleleri karşısında. 1917 Ekim Devrimi ile kurulan SSCB’nin. 1970’li yılların başına kadar dünya ekonomisinin çizgisi. kısa dönemli konjektürel sarsıntıları yumuşatmaya yönelik politikalardır. yüksek oranlı iktisadi büyüme. Kazgan’a göre bu durum her yerde serbest piyasayı sosyalleştirirken devlete yükler getirmekte ve devletin büyümesine yol açmaktadır. kinci Dünya Savaşı’nın sonundan. kurumsallaşmalarının ve Soğuk Savaş’ın kamplaşmasının etkisinde oluşmuştur (Kazgan.” (Savran. istikrarlı . Bir yandan Ekim Devrimi’nin Sovyetler Birliği’nde işçilere ve emekçilere getirdiği yadsınamaz bazı kazanımlar (tam istihdam. yaşlılık gibi alanlarda güvence vb. 1998: 9). Keynesci politikalar esas olarak devlet harcamalarının genişletilmesi ve kısılmasına yaslanan. Savran. Kazgan da (1995: 42) benzer bir yorumla sosyal devlet anlayışının komünist rejim karşısında bir subap sayıldığını belirtmektedir.26 mücadeleleri ve sosyalizm karşısında bir öz savunma stratejisinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Doğu Bloğunda genişlemesi ile iki ideolojik kampa ayrılmıştır ve dünya politikasını temelde bu kamplaşma belirlemektedir. Esas olarak kapitalizmin işçi sınıfı mücadeleleri ve sosyalizm karşısında bir öz savunma stratejisinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Dönemin en karakteristik özelliklerini. 1995: 46). ABD. “Sosyal devlet” ya da “refah devleti” olarak anılan olgu bambaşka bir gelişmenin ürünüdür. konut. kapitalizmin sınıf mücadelesini yumuşatma amacıyla gerçekleştirdiği bir tedbirler bütünüdür. 2. savaş sonrası koşullarının. sağlık. Yeni Dünya Düzeni ve Neoliberal Politikalar kinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya. spanya vb.

doktriner olarak da kamu sektörünün büyümesine itirazlar olmamıştır. Kapitalist ilişkilerin dünya ölçeğinde giderek daha fazla belirleyici hale geldiği bu aşamada. aynı önceki bunalım dönemlerinde olduğu gibi devletin ekonomik işlevlerinde de değişimi gerektirmiş ve kapitalist ekonomi için bir yeniden yapılandırmayı gerekli kılmıştır. Kapitalist ekonomi. 2001: 99). Savaş sonrası beklentilerin aksine hızlı bir sermaye birikimi sürecinin ve dünya ölçeğinde yaşanan büyümenin yaşandığı uzun genişleme dönemi. Giderek derinleşen bunalım. uzun genişleme dönemi boyunca. “Gelişmiş kapitalist ülkelerde genişlemeci Keynesci ekonomi politikaları. özelleştirme ve “esneklik” kavramlarıyla birlikte kapitalizmin bu yeni evrede girmiş olduğu yeni yolun simgesi haline gelmiştir (Savran. uzun bir genişleme döneminin ardından bu kez de kinci Dünya Savaşı sonrasının en ağır bunalımı olan 1974 . global olarak burjuvazinin çıkarlarına cevap verebilmiştir” (Dursun.1975 kapitalist ekonomik bunalımı ile karşı karşıya kalmıştır. Bu doğrultuda. 1960’ların sonuna doğru sekteye uğramaya başlamıştır. Bu olumlu atmosfer içinde hiç bir hükümet kamu harcamalarını kısmayı ve kamu kesiminin büyümesini sınırlamayı düşünmemiş. ekonomik olduğu gibi yeni bir siyasal ve ideolojik hegemonyanın kuruluşunu da simgelemektedir. girdiği bu yeni bunalımdan sermayenin yeni dönem ihtiyaçlarına çalışacaktır. “Yeni Dünya Düzeni” kavramı. 1998: 8). devletin kamusal hizmetlerden geri çekildiği ve ekonomik alan dışında toplumsal alanın da piyasa güçlerinin belirleyiciliğine bırakıldığı bir sürece geçilmiştir. az gelişmiş ülkelerde de bunun yanı sıra korumacılık. yeni liberal ekonomi politikaları ve öğretiler güç kazanmaya başlamıştır. 1970’lere kadar uzanan göreceli istikrarlı dönemin karşılık verecek şekilde yeniden yapılanarak çıkmaya . Kapitalizmin giriştiği bu yeniden yapılanma süreci.27 bir ekonomi ve sürekli genişleyen kamu kesimi oluşturmuştur. yeni liberalizm. 1930 bunalımının ardından Keynesyen ekonomi politikalarına sarılan dünya kapitalizmi.

bütün ülkelerin dünya pazarlarıyla bütünleşmesi ve malsermaye-hizmet hareketlerinin serbestleşmesiyle küreselleşmenin gerçekleştirilmesidir. liberalizasyon ve piyasalaştırma süreçlerine hız verilmiştir. deregülasyon. katılanları özel girişimler olan piyasalarına rekabet koşullarının egemen olduğu ve dürtüsünün kâr olduğu bir alana dönüşecektir. Özetle. bir dönem sermaye birikimi sürecinde işe yarayan ancak şimdi kapitalist gelişme önünde engel oluşturan eski bağlardan koparak. Yeni Ekonomik Düzenin hedefi. Yeni liberal politikalar çerçevesinde devletin ekonomide oynayacağı rol ise sermayenin çıkarlarına yanıt olacak biçimde yeniden tanımlanmalıdır. özel . ABD lehine çevirmiştir. devlet tekelleri kaldırılacak. Bu durum.28 bunalımla sekteye uğraması ile birlikte Sovyet Bloğunun dağılması da kapitalist ekonomide yeniden yapılanma hareketinin temel bileşenlerini oluşturmaktadır. Bu bağlamda ilk hamle. Dünya kapitalizminin yaşadığı krize yanıt olarak özelleştirme. paraların konvertibilitesi sağlanacak. Bu yeniden yapılanma sürecinde. uluslararası alandaki mevcut politik dengeyi sarsmış ve ABD tarafını temsil eden kapitalizm ve SSCB tarafını temsil eden komünizm arasındaki politik ve ekonomik rekabeti. “Yeni Ekonomik Düzen”in temel öğretisel öğesi. yeni ekonomi politikalarını inşa etmek. Bu amaçla. Yeni yolu inşa etme girişiminde ilk iş. tam evrensel düzeyde serbest piyasa ekonomisine geçiş. devletin işlevlerinin de yeniden tanımlandığına dikkat çeken Kazgan’a (1995: 43) göre. Keynesyen ekonomi politikaları anlayışında desteklenen kamu sektörünün tasfiyesi olmuştur. kamu teşebbüsleri dolaşımındaki özelleştirilecek. Devletlerin ekonomik müdahaleleri ortadan kalkacağı için. fiyat sübvansiyonları kaldırılacak. görünüşte devletlerin asli görevleri dışında rolünün kalmadığı ve çok küçüldüğü. Böylece ekonomisi. özel girişimler kendi rekabet güçlerine göre kazanacak ya da kaybedecektir. rekabet koşulları verimliliği ve kârlılığı artıracaktır. kamu mallar gibi de hizmetlerin ve sermayenin dünya müdahaleleri kaldırılacaktır. ithalat ve ihracat dış ticaret koruma politikalarının etkisinden arındırılacak. sermayenin çıkarlarına uygun bir çözüm aramaktır.

Gerek ekonomik büyüme ve kalkınma gerekse refah artışı. ekonomik güçlerinin büyüklüğüyle belirleyen en güçlü aktör konumuna yükselen ABD. • Piyasa ve kurumlar üzerindeki kuralların kaldırılması (deregülasyon) veya en aza indirilmesi. Uluslararası Para Fonu (IMF). ABD. Merkez dışındaki dünyanın Merkez’den farkını ortaya koyabilmek için diğer ülkeleri “çevre” olarak tanımlayan Kazgan’a (1995: 38) göre. kinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya ekonomisinin gidişini. 1995: 43). 1960’lı yıllarda bir takım kazanımlar elde etmiş olsalar da Merkez asıl . Sözü edilen serbest devlet piyasa ekonomisinin en dünya aza çapında indirilmesi müdahalelerinin politikalarından oluşmaktadır. çevre ülkeler. ve yaygınlaştırılması sağlamakta ve kontrol etmektedir. Dolayısıyla neoliberal iktisat politikaları şu üç ana unsuru içerir: • Tüm piyasaların serbestleştirilmesi. Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması (GATT) ve Ekonomik Kalkınma ve şbirliği Örgütü (OECD) gibi kurumlarla kararların alınması ve denetlenmesi sürecini kararların temel özü.29 girişimin dünya ekonomisiyle rekabet koşullarında bütünleştiği bir dünya ekonomik düzeni yaratmaktır (Kazgan. değişim yolundaki engelleri kaldıran ve değişimi hızlı ve güçlü kılan önemli araçlardır. Neoliberalizmin ana vurgusu ekonomide devlet müdahalesini reddetmek ve mümkün olan en az düzenleme ile serbest piyasa ekonomisinin geliştirilmesidir. bu yapılanması ile merkezin lideri konumunda bulunmaktadır. Piyasaların serbestliği ve devlet müdahalesinin en aza indirilmesi. • Kamu işletme ve hizmetlerinin özelleştirilmesi. kinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Dünya Bankası (WB). Sözünü ettiğimiz neoliberal politikaların dünya çapında yaygınlaştırılması politikasının baş aktörü ABD olmuştur. bu politikalara göre ancak serbest piyasa ekonomisi tarafından en üst düzeye çıkarılabilir.

karşılıklı diyalog yerini daha çok uluslararası kredi kurumları yoluyla Çevre’ye kabul ettiren Merkez taleplerine bırakmıştır. bu çerçevede devletin ekonomik yaşamdaki yerinin ve rolünün daraltılması olduğunu savunmuşlardır. kamu kesimi borçlanma gereğinin azaltılmasından. yıllarca korumacı piyasa koşulları içinde. Petrol krizini izleyen yıllarda. gerekse az gelişmiş ülkelerin gündemindeki en önemli konu haline gelmiş. demokratikleşmeye kadar birçoksorunun çözümü. serbest piyasa mekanizmasına tekrar işlerlik kazandırılması. Bu bağlamda özelleştirme. bütün bir ekonomik yapının yeniden şekillendirilmesinin aracı olarak görülmüştür. A. krizden kurtulmanın yolunun. Terim olarak özelleştirmenin kapsamına bakıldığında dar ve geniş olmak üzere farklı kapsamlarda tanımlar yapılabilmektedir. Şinasi Aksoy’a göre özelleştirme dar anlamıyla. Özelleştirme.30 üstünlüğünü. bu düşünce akımlarının ileri sürdüğü görüşlerin hayata geçirilmesini sağlamak için kullanılan bir iktisat politikası aracı olarak gündeme gelmiştir. “mülkiyeti ve yönetimi kamuya ait olan iktisadi birimlerin özel sektöre devri” olarak tanımlanmaktadır (aktaran . Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerin hesapsız borçlanmasıyla. bu sözcüğe endekslenmiştir. kaynak kullanımında etkinliği arttırmak için kullanılan bir politika aracı olarak hayata geçirilirken. 1980’li yıllardan bu yana özelleştirme gerek gelişmiş. Özelleştirme Kavramı 1970 yılında yaşanan kriz sonrasında neoliberal iktisatçılar. ithal ikameci modelle sanayileşmeye çalışan gelişmekte olan ülkeler için. özellikle gelişmiş ülkelerde. devletin iktisadi yaşamdaki rolünü azaltmak ve özel sektörün dinamizminden yararlanarak.4. 1980 ve 1990’lı yıllarda çevre ülkelerin içine düştüğü borç krizi ile elde etmiştir. 2.1.

Özelleştirme. d. farkı devlet bütçesinden desteklemektedir. Deregülasyon türü uygulamalarda ise devlet ya bir mal ve hizmetin üretimindeki kamu tekelini ortadan kaldırmakta ya da fiyat belirleme ve denetleme yetkisini kullanmaktan vazgeçerek. bir bütün olarak devletin iktisadi faaliyetlerinin sınırlandırılmasını ve ekonomide piyasa güçlerinin etkili kılınmasını ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve yine terim olarak özelleştirme: a. Bu çerçeve içinde özelleştirme. 2. Geniş anlamda özelleştirme ise daha içeriklidir. kaldırılması. 3. c. Kamu hizmetlerinde devletçe üretim yerine ihale ile özel girişime verilmesini kapsayacak geniş bir içeriğe sahiptir. Murdock’a edebilmelerine göre ‘özelleştirme’ devlet en genel anlamıyla pazarın (aktaran “sübvansiyon” gerçek bedelin adı verilen bu uygulamaların da alınması uygulamalarını genişletilmesine ve girişimcilerin pazarda artan bir serbestlikle hareket yönelik müdahalelerini kapsamaktadır .31 Dursun. Buna göre: 1. Devlet bazı mal ve hizmet üretiminin satış bedellerini maliyetinin altında düzenleyerek. b. Piyasa mekanizmasının kabulü ve planlamanın terki. 1994: 108-109). içermektedir. K T’lerin özel girişime devri. Devletin mülkiyeti kendine kalmak üzere bazı mal ve hizmet üretiminin belli aşamalarının veya tamamının özel kuruluşlarca yerine getirilmesidir. fiyatların oluşumunu piyasa koşullarına bırakmaktadır. Regülasyonlardan yani devletin piyasaları düzenlemek üzere yaptığı müdahalelerden vazgeçilmesi.

pazarları rekabete açarak serbestleştirme ve liberalleştirme girişimi. Bu ülkelerdeki özelleştirme uygulamaları. Bunlardan birincisi 1980’li yılların başında dış borç krizlerinin patlamasıyla borç faizlerini ödeyemez duruma düşen çevre ülkelerin borç ödeyebilir duruma gelmesidir. Çevre ülkelerde faaliyet gösteren kamu şirketlerinin hisseleri borç ana paraları karşısında satılmak yoluyla borçlarına bir indirim sağlanmaktadır.32 Kejanlıoğlu. değişime katılmasıdır. Buna göre kapitalizmin ekonomik özünü belirleyen temel olgu. şte özelleştirme politikalarının sermayenin gelişimi ve sürekliliği ile yaşamsal bağı bu noktada ortaya çıkmaktadır. Kamu hisselerinin satışı aynı zamanda merkez ülkelerin kâr hadlerini artırmak için de önemli bir yol olmuştur. devlet sektöründeki kuruluşların içeriden tecimselleştirilmesi (ticarileştirilmesi) ve deregülasyon ya da kuralların kaldırılması olarak anılan ama aslında tecimsel çıkarları öne çıkaracak biçimde yeni kuralların getirilmesi. üretilen mal ve hizmetlerin daha büyük bir bölümünün giderek genişleyen pazara girerek. özelleştirme hareketinin ya da deregülasyonun farklı boyutlarıdır. borç yükü yüksek olan ülkelerde borç baskısı aracı olarak kullanılmıştır. Çünkü özelleştirme: . böylece ‘bütünleşen dünya’da rekabet koşullarının eşitlenmesi. Bu bağlamda özelleştirme. özelleştirmenin evrensel boyutta gündeme gelmesi iki nedenle olmuştur. Kazgan’a (1995: 96) göre. merkez ve çevre ülkelerde farklı nedenlerle/gerekçelerle gündeme gelmiştir. Özelleştirmenin evrensel boyutta gündeme gelmesinin ikinci nedeni ise serbest piyasa ekonomisine geçiş. Dursun’a (2001: 94) göre ise özelleştirme politikaları sermayenin gelişimi ve sürekliliği açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. devlet müdahalesi ve desteklerini en aza indirmektir. 2004: 82). yerli sermayenin kârlılığını artırmayı ve ekonominin dış rekabet gücünü yükseltmeyi hedeflemektedir (Kazgan. Yeni liberal ekonomi politikalarının önemli bir parçası olan özelleştirme. Devlet mülkiyetindeki kuruluşların özel girişimlere satılması.1995: 100).

özel sektörün kaynak kullanımında. Bu bağlamda özelleştirmenin en kuvvetli gerekçesini. piyasa mekanizmasının gerektirdiği kurallardan bağımsız çalışan Kamu ktisadi Teşebbüsleri (K T). tekelci konumları ve uyguladıkları fiyat. Özel sektörün. yatırım ve benzeri politikalarla piyasa mekanizmasının işleyişini engellemektedirler. kamu sektörüne göre daha etkin olduğu iddia edilir.yeni dünya düzeninin isteklerine uygun bir şekilde. mülk sahibine mülkünü etkin bir biçimde kullanma olanağı sağlar ve ekonomik kaynaklar yalnızca bu çerçevede en verimli ve en etkin biçimde kullanılır. mülkiyet olgusu bağımsız ve tarafsız olmalıdır.) Ulus-devletin ekonomik senyoraj haklarını . kamu sektörüne göre daha etkin olduğu iddiası oluşturmaktadır. Kuramsal olarak özelleştirme uygulamalarının iki ana kavrama bağlı olduğu söylenebilir (Kepenek. Bu bağlamda özel mülkiyetin. kamu mülkiyetine üstünlüğü vardır. Çünkü özel mülkiyet. Özelleştirme ile serbest rekabet düzeni içinde kıt kaynakların optimal dağılımı gerçekleşir.uluslararası ekonomik örgütlere/aktörlere devretmesi yönündeki dayatmaların en önemli parçasıdır. Özelleştirme. kamu . Özelleştirme savunucularına göre özel mülkiyet doğal olarak rekabeti getirir.) Kapitalizmin kâr üçüncü hadlerini büyük artırmak bunalımını aşma sürecinde. Bu görüşe göre. sermayenin için yeni alanlar arayarak küreselleşmesi. piyasa mekanizmasının sağlıklı işleyişi ve kaynakların rasyonel kullanımı gerekçelerine dayandırılmaktadır.33 a. K T açıklarının mali piyasalardan Hazine aracılığı ile karşılanması ise kaynakların dağılımını engellemektedir. Özelleştirme ile verimlilik ve kârlılık göstergelerinde artış sağlanacağı savı. bütçe üzerinde de baskı oluşturmakta. Kârlılık ve verimlilik kriterlerinden uzak bir anlayışla çalışan K T. Bu bağlamda özelleştirme yanlılarına göre ekonomik süreçlerde. serbest piyasa ekonomisindeki bireyin ekonomik (rasyonel) davranışı varsayımına. 1990: 146): Bunlardan birincisi. kaynak kullanımında. b. bu da toplumsal refahın optimizasyonunu sağlar. özel mülkiyetin kamu mülkiyetine üstünlüğü diğeri ise rekabet olanaklarının sağlayacağı yararlardır.

Özelleştirme. Bu ellerindeki neoliberal politikaları gelişmekte olan ülkelere dayatmışlardır. kamu harcamalarının azaltılması ve sermaye kaynaklarının özel girişim eliyle etkin kullanımının sağlanmasıdır (Kepenek. ülkede piyasa ekonomisi kurallarının geçerli olması için gerekli idari düzenlemelerin yapılmasına. kuruluşlar.34 mülkiyetinin tabiatı gereği verimsiz çalışmaya neden olduğu şeklindeki bir ön kabule dayanmaktadır. . 60’dan fazla ülkede uygulanmış. Özelleştirmenin yaptırım gelişmekte özelleştirmeyi olan ve uygulanmasında IMF ve Dünya Bankası’nın önemli etkileri vardır. Örneğin IMF’nin uluslararası alanda para piyasalarında kredi arayan ülkeler için önerdiği kârlılık (istikrar) politikalarının belirleyici öğesi. kamu girişimciliğinin alanının daraltılmasına yönelik önlemlerin özellikle gücüyle uygulamaya konulmasına ülkelerde paralelinde bağlamışlardır. 1990: 149). IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar kredi verme koşullarını. 1980’li yıllardan itibaren gelişmişlik derecelerine bağlı olmaksızın.

Dönemin ekonomi politikalarını yönlendiren temel yaklaşımlardan birisi. “milli iktisat” kavramı etrafında bütünleşen devletten özerk bir burjuva sınıfı .1. “Milli iktisat okulunun korumacı ve dolayısıyla sanayileşmeci yönelimleri bu dönemde Lozan Antlaşması ile gümrük politikasına konan engeller yüzünden arka plana düşmüştür ancak aynı okulun devlet desteği ile bir yerli ve milli burjuvazi “yetiştirilmesi”ni kalkınma ve modernleşmenin temel mekanizması olarak gören yaklaşımı. Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti. 1980’lerin dünyası artık “Yeni Dünya Düzeni” anlayışının çeşitli yöntemlerle dikte ettiği liberal uygulamaların hakim olduğu bir dünyadır ve bu düzen içinde temel politika yöntemleri olan özelleştirmeler. 3. Çalışmanın bu bölümünde Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de uygulanan ekonomi politikaları hakkında kısa bir bilgi verilecektir. Türkiye’de Ekonomi Politikalarının Kısa Tarihi 29 Ekim 1923 tarihinde. deregülasyon ve artan tekelleşme medya alanında da en ileri düzeyde uygulama alanı bulmuştur. 1923 sonrasının iktisat politikalarına ve .“milli burjuvazi” yaratma ve sanayileşme/kalkınma fikri olmuştur.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRK BASIN SEKTÖRÜNÜN EVR M 1980’li yıllar Türkiye ekonomik ve siyasal yaşamının birçok alanında olduğu gibi kitle iletişim alanında da büyük bir dönüm noktasıdır. bir yandan devraldığı ekonomik yapının bazı unsurları ile birlikte yaşamak zorunda kalırken bir yandan da yeni ekonomi politikaları uygulamaya koymuştur. Türkiye’de basının gelişmesi ekonomi politikaları ışığında incelenecek ve özellikle 1980’li yılların ardından medyadaki mülkiyet ve sahiplik yapısı bağlamındaki değişimler ön planda tutulacaktır.

1930 yılından sonra tüm dünyada devletçi. 1923-29 yılları arasında devlet. zmir’de toplanan zmir ktisat Kongresi’nden çıkan en temel sonuç. 2003: 40). bunalımdan çıkmak ve iktisadi genişlemeyi sağlamak amacıyla çeşitli tedbirler almıştır. 1930-39 döneminde iktisat politikaları bakımından iki belirleyici özellik vardır: Korumacılık ve devletçilik. ticaret sermayesi için de yeni iş olanakları yaratmaya yönelik bir politika. Cumhuriyet dönemi ulusal kalkınma programlarının temel hedeflerinden biri olmuştur (Boratav.36 atmosferine tamamen damgasını vurmuştur. Türkiye de bu doğrultuda hareket ederek. burjuvazi yaratmaktır ve . Bu bağlamda 17 Şubat 1923’te. devlet tekelleri kurularak daha sonra bunların işletmesini özel sektöre devretmek gelmektedir. Bu amaçla yapılanların başında. 1929 yılına gelindiğinde birçok ülkeyi etkileyen ekonomik bunalımla birlikte Türkiye. Boratav’a (2003: 59) göre. devlet eliyle bir milli sanayileşme denemesi içine girmiş olduğu söylenebilir. özel girişimi teşvik etmek için yoğun çaba harcamıştır. özgün dinamikleriyle ulusal bir gelişme sürecine girmiştir. ç pazarı yabancı rekabetinden korumak ve sanayi için yükselen bir pazara. müdahaleci ve korumacı politikalara yönelinmeye başlanmış. 1930 sonrasında geliştirilmiştir. 1930 yılından itibaren. Nitekim Boratav (2003: 57). devletin her türlü teşvik ve özendirmelerin yanı sıra yerli sanayicinin oluşabilmesi için belirli önlemleri alması gerektiği düşünülmüştür. Türkiye’nin büyük bir hızla kalkınabilmesi için girişimci bir sınıfın yaratılması gerektiğidir. bu dönemin temel yaklaşımı “özel sektör”. Türkiye’de girişimci bir sınıf oluşturmak. Bu çerçevede. ulusal bir ekonomi oluşturma sürecinin kalıcı ve ciddi bir biçimde 1930 sonrasında başladığını belirtmektedir. ülkenin ekonomik kalkınmasında istenilen hedeflere ulaşılması için özel sektörün yanında devletin de ekonomik alanda daha aktif rol oynaması gerektiği düşüncesi kabul görmeye başlamıştır. lk sanayileşme dönemi olarak nitelendirilebilecek bu yıllarda Türkiye ekonomisinin dışa kapanarak. Bu yılları kapitalist gelişme yılları olarak değerlendiren Irmak’a (1992: 38) göre.

dünyanın nasıl örgütleneceğini artık tek başına belirleyebilecek güce sahiptir. Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde yardım almaya başlayan Türkiye’ye gönderilen uzmanlar ekonomi politikasında kesin bir dönüşüm önermektedirler. Bu durum. Dünya Bankası yatırım konularında. 1950’li yılların ekonomi politikalarına iç dinamiklerin yanı sıra dış dinamikler açısından belirleyicilik kazandıran önemli bir başka gelişme de kinci Dünya Savaşı’nın ardından değişen dünya dengeleridir. Yine 1947 yılında hazırlanan Truman Doktrini ile ABD. 1950’li yılında Türkiye’nin gümrük tarifeleri . Savaş sonrasında kapitalist sistemin yeni lideri olan ABD. Ülke ekonomisi savaşa katılmadığı halde. Keynesyen refah devleti politikalarının terk edilmesi ve neoliberal ekonomi politikalarının egemenliğinde serbest piyasa ekonomisine geçilirken. doğrudan ve dolaylı nedenlerle savaştan kötü etkilenmiştir. GATT ise uluslararasıticaret alanında ABD’nin yönlendirdiği kuruluşlar olarak faaliyet göstermektedir.37 onu korumak için bütün ekonomik etkinlikler. 1944 yılında kurulan IMF parasal konularda. Savaşla birlikte artan harcamalar. dış yardım ve krediler “kalkınma” için önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu kapsamda üçüncü dünya ülkelerine yönelik olarak Amerikan kaynaklı yatırımlar artmakta. özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak kalkınma modelleri hayata geçirilmektedir. 1947 yılında savaş sonrasında Avrupa ekonomilerini “kalkındırmak” için hazırlanan bir program olan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkenin kullandığı Marshall yardımı devreye sokulmuştur. 1930’lu yıllarda girişilen sanayileşme hamlesi. "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır. temelde özel girişimciliği desteklemeye yöneliktir. savaş öncesinde başlayan planlama çalışmalarının ve sınai yatırım programlarının ertelenmesine neden olmuştur. kinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileriyle kesintiye uğramış yerini savaş ekonomisine bırakmıştır. Türkiye’nin yeni ekonomi politikasının oluşumunda ABD’nin belirleyici rol oynamasına olanak sağlamıştır.

dolayısıyla dış yardım.38 dışındaki koruma önlemlerini büyük ölçüde kaldırması. ABD politikalarının Türkiye ekonomi politikaları üzerindeki etkisini gösteren önemli olaylardır. 27 Mayıs 1960’dan sonra siyasal-toplumsal düzeyde olduğu gibi. ekonomik politikalar açısından da yeni bir döneme girilmiştir. Boratav’a (2003: 94) göre. ekonomik güçlüklerin yanı sıra ülkede siyasal ve toplumsal gerginliğin artması sonucunda 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi gerçekleştirilmiştir. Türkiye ekonomisinin kalıcı bir özelliği olma niteliğini kazanacaktır. Dünya Bankası ve Avrupa ktisadi şbirliği Örgütü gibi uluslararası kapitalizmin savaş sonunda kurulan üst organlarına üye olması. 1950’lerin ikinci yarısına gelindiğinde ekonomide yaşanan tıkanıklık. . IMF. 1946 yılına siyasi olduğu kadar iktisadi bakımdan da bir dönüm noktası kazandıran özellik 16 yıldır kesintisiz olarak izlenen kapalı. ithalatın serbestleştirilerek büyük ölçüde artırıldığı. yeni bir Anayasa ve önceki dönemin genel ekonomik felsefesinden farklı ekonomi politikaları ile devam etmiştir. Bu eşanlı etkileşim. 1946 yılında tek parti döneminin sona ermesi ve 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile birlikte Türkiye. kredi ve yabancı sermaye yatırımlarıyla ayakta duran bir ekonomik yapının yerleşmesi olmuştur. 1990: 31). dış açıkların kronikleşmeye başladığı. kinci Dünya Savaşı sonrasında devletçi sanayileşme politikasını terk etmiştir. ekonomi politikası olarak devletçiliğin yerini özel girişimciliğe bırakması sonucunu vermiştir” (Kepenek. ekonomik ve politik olarak yeni bir gelişme dönemine girmiştir. bu dönemin bir armağanı olarak. Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanının idamı ile başlayan süreç. korumacı dış dengeye dayalı ve içe dönük iktisat politikalarının adım adım gevşetildiği. Kronik açıklar nedeniyle dışa bağımlı hale gelen ekonomik yapı. “Ülke içi gelişmelerin dış etmenlerle tamamlanması sonucu Türkiye. 1958 yılında alınan istikrar tedbirleriyle aşılmaya çalışılmış ancak kriz giderek tırmanmış.

dış ticaret serbestleştirilmesi ve yabancı sermaye yatırımlarının teşvik edilmesi gibi liberal ekonomi politikaları yer almaktadır. yatırım teşvikleri ve dış rekabetten korunma gibi politikalarla desteklenecek. kamu yatırımları da ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaştırılması doğrultusunda belirli bir plan ve program dahilinde yapılacaktır.39 1963 yılında. sonraki yılları derinden etkileyen 24 Ocak kararları ve 12 Eylül 1980 darbesi ile sona ermiştir. 1963-1967 yıllarını kapsayan ilk Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlanmıştır. içe dönük bir sanayileşme sürecine girerken. 1970’lerin ortalarından itibaren ekonomik bunalıma girilmiştir. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planına göre özel sektör ucuz kredi. girdilerde dışa bağımlılıktan dolayı. ihracatı teşvik . Özal’ın hazırladığı ve “24 Ocak kararları” olarak anılan yeni ekonomik istikrar programı ile ithal ikameci sanayileşme stratejisinden ihracata yönelik sanayileşme stratejisine geçilmektedir. 1950’li yıllarda yurt dışından ithal edilen tüketim malları. 1980’li yıllar boyunca iktisat politikalarının belirlenmesinde baş aktör konumundadır. thal ikameci model tıkanmaya başlarken. 1980’ler artık Özallı yıllardır ve Turgut Özal. Yabancı sermayeye yeni teşvik ve kolaylıklar sağlanan bu dönemde. Hazırlanan uzun ve kısa dönemli kalkınma planları çerçevesinde ekonomi. Ekonomik bunalıma siyasal bunalımın da eşlik ettiği dönem. ekonomide planlı ve müdahaleci yaklaşım da terk edilmektedir. Bu çerçevede. Ekonomik. Türkiye’de kapitalizmin yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak kabul edilir. siyasal ve toplumsal açıdan köklü değişimlerin yaşandığı 1980 yılı. Bu bir anlamda yerli sanayicinin korunmasına ve iç pazarın genişletilmesine dayalı ithal ikameci sanayileşme politikasının uygulanması anlamına gelmektedir. 24 Ocak kararlarının önemli maddeleri arasında devletin ekonomi içindeki payının azaltılması. 24 Ocak’tan sonra devamlılık kazanacak olan devalüasyonların ilk adımı 25 Ocak’ta atılmıştır. 1960’lı ve 1970’li yıllarda desteklenmeye çalışılan özel sektör sayesinde yerli sanayiciler tarafından üretilmeye çalışılacak ve bu yolla aşırı ithalattan kaynaklanan döviz darboğazı aşılmaya çalışılacaktır.

sürecinin Türkiye’deki uygulamalarına ve baktığımızda.1. devletçe gerçekleştirilen ekonomik faaliyetlerin de zaman içinde özel kesime devredilmesi prensibi. 1989 yılında iflas etmiş. Ancak ihracata dayalı bu tercihler. Bu da ekonomide devletin kararlarının ağır bastığı. Bu bağlamda iç pazara yönelik sanayileşme stratejileri uygulanmış özellikle K T. Türkiye’de devletin ekonomik yaşama zorunlu olmadıkça girmemesi. 1989 yılında finans hareketlerinin bütünüyle serbestleştirilmesiyle birlikte Türkiye ekonomisi. Türkiye’nin de gerek askeri strateji gerekse politik yönelim olarak ABD’ye yaklaşma eğilimi . 1990: 31).1. Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de neoliberal ekonomi politikalarının en önemli unsurlarından biri özelleştirme uygulamaları olmuştur. 1994’teki büyük mali krize sürüklenmiştir.40 edici. denetimli bir rejim altında geçirdiğini söyleyen Kazgan’ın (1995: 165) da belirttiği gibi. aslında Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. güçlenen özel sermayenin daha özgürlükçü bir yaklaşım isteği çok partili yaşama geçişle birlikte daha da somutlaşmış ve yoğunlaşmıştır (Kepenek. denetimin devletin elinde olduğu bir devletçilik anlayışını beraberinde getirmektedir. 3. Ancak Türkiye ekonomisinin 1930 ve 1974 arasındaki yaklaşık yarım yüzyılı. bütün dönemlerin ortak temeli olmuştur. dönemlere göre denetim derecesi ve yöntemleri farklı olsa da. liberalleşme özelleştirme ekonomide serbestleşme doğrultusunda kararlar alındığı 1980’lerde başladığını görmekteyiz. kaynak dağılımı ve gelir bölüşümünün tam “serbest piyasa güçleri”ne göre oluşumuna olanak bırakılmaması. Özelleştirmenin. bu stratejide önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Savaş sonrasında ABD’nin giderek güçlenmesiyle. ithalatı kolaylaştırıcı önlemler alınmıştır. Ancak kinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan süreçte.

Teatcher öncülüğünde . bu değişimi şöyle özetlemektedir: “Savaş sonrasında ekonomi politikası tartışmalarının özünü ekonomide kamu kesiminin yeri oluşturdu. ngiltere’de Başbakan M. Sonuçta. ağır sanayi alanlarında yeni yatırım yapmamalıydı. Reagan. Türkiye. “Yeni devletçilik” olan bu yaklaşıma göre hükümet. 1990: 32). Türkiye. devletçilik politikasını yeniden tanımlama gereği duydu. Cumhuriyet’in kuruluşunu izleyen ilk yıllarda. kinci Dünya Savaşı sonrasında ‘devletçi’ sanayileşme politikasını terk ettiğini ve ekonomi politikası olarak devletçiliğin yerini özel girişime bıraktığını söyleyen Kepenek (1990: 31). Yerli ve yabancı sermayeye olanaklar sağlanmalıydı. Truman Doktrini ve Marshall Planı uygulamaları çerçevesinde Türkiye’ye gönderilen ABD’li uzmanlar. Türkiye ekonomisinde bu yapısal dönüşüm. ülkenin yönetimi ve güvenliğiyle kamu hizmeti dışında kalan ekonomik faaliyet alanlarında özel kesimin güçlenmesi ve bu süreçte yerli ve yabancı sermayeden yararlanılması sağlanmalıydı. ABD’li uzmanlara göre. özel girişimciliği desteklemeli. genel ekonomi politikalarında kesin bir dönüşümü simgeleyen 1980’lerde gerçekleşebilmiştir. ekonomi politikasında yapılacak olan bu köklü değişikliklerden geçiyordu (Kepenek.” Kepenek. Yine de ekonominin planlı ve programlı gelişmesi öngörülüyordu. dönem dönem özel sektör önderliğinde büyümeyi amaçlayan liberal politikalar izlemiş olsa da bu konuda asıl gelişme. Demiryolları yerine kara yollarına önem vermeliydi. Türkiye’nin mali yardımları içeren Marshall Planından yararlanması. Ülke içi gelişmelerin dış etmenlerle tamamlanması sonucu Türkiye’nin. Buna göre ABD’li uzmanlar yalnız özel girişimciliğe önem verilmesini istemekle kalmıyor aynı zamanda yepyeni bir ekonomi politikası da öneriyorlardı. ekonomi politikalarında kesin bir dönüşüm önermektedirler. aynı zamanda yeni devletçilik anlayışının sürdürülmesinde ABD ile yürütülen ilişkilerin de önemli bir faktör olduğunu ifade etmektedir. 24 Ocak 1980 istikrar tedbirleri ile başlamıştır ve Amerika’da Başkan R. ç ve özellikle dış ticarette serbestlik egemen kılınmalıydı. iş başındaki hükümet.41 güçlenmektedir.

Kepenek bu gelişmeyi. aynı zamanda özel kesim yatırımlarının imalat sanayiinde ve özellikle ihracata yönelik sektörlerde yoğunlaşmasının özendirilmesi hedeflenmiştir. devletin küçültülmesini ve ekonomiden tamamen çekilmesini hedefleyen programlar uygulamaya konulmuş. Altıncı Kalkınma Planında ise ekonomide benimsenen liberal anlayışa uygun olarak. Beşinci Kalkınma Planının K T’i ilgilendiren bir diğer önemli yanı da özel sektörün yeterli olduğu alanlarda yeni yatırımlardan kaçınılması ve K T’e bağlı bazı işletmelerin hisse senetleri yoluyla halka açılmasının sağlanmasıdır. K T politikalarında büyük farklılaşmalar görülmektedir. Bir plan ilkesi olarak yabancı . bu programlar Dünya Bankası’nın yapısal uyum kredileri ile desteklenmiştir. madencilik. 24 Ocak tedbirlerinin mimarı Turgut Özal’ın önerdiği tedbirler paketi ile dışa açık. ekonomide serbestleşme ve liberalleşme doğrultusunda kararlar alınarak uygulamaya konulmuş. ihracata yönelik sanayileşme politikasına yönelinmiş. ulaştırma.42 savunusu yapılan neoliberal politikaların Türkiye’deki baş aktörü Turgut Özal olmuştur. özel sektör öncülüğünde büyüyen. büyümenin serbest rekabet ortamında ve özel kesimin dinamizminden azami ölçüde yararlanılarak gerçekleştirilmesi. kaynak dağıtımında maksimizasyonun sağlanması ve sermayenin tabana yayılması amaçlarına yönelik olarak K T’in özelleştirilmesi süreci başlatılmıştır. 1985-1989 yıllarını kapsayan Beşinci Kalkınma Planı ve 1990-1994 yıllarını kapsayan Altıncı Kalkınma Planlarında. planın temel amaçları ve politikaları kapsamında. haberleşme sektörlerinde yoğunlaşması öngörülmekte önceki kalkınma planlarının aksine K T’in sanayileşmedeki önceliği bir yana bırakılmaktadır. Örneğin Beşinci Kalkınma Planında. 1990: 38). K T’in sanayileşmedeki önceliğinin özel girişime ya da piyasa koşullarının kendiliğinden gelişmelerine bıraktığı yönünde değerlendirmektedir (Kepenek. 1980’lere gelindiğinde 1960’lı yıllardan beri izlenen ithalata yönelik sanayileşme politikası terk edilerek. K T yatırımlarının enerji. kârlılık ve verimliliğin arttırılması.

basının gelişme çizgisinde önemli bir rol oynamış ve Osmanlı’da basın. Osmanlı mparatorluğu hakkında sürekli bilgi . Kepenek’e (1190:35) göre “K T’in sanayi alanında yeni yatırımlara girişmemesi. 1988). 1980’e dek izlenen ithal ikameci politikaların terk edilmesi ve üretim sürecinde tercihli olarak özel sektörün ön plana çıkması ile işlevselliğini yitirmeye başlamıştır. 1999: 1). başlanmış yatırımların olanak ölçüsünde bir yana bırakılması 1980’li yılların ana politikası olmuştur. 1950’lere Kadar Türk Basın Sektörünün Gelişimi Osmanlı Devleti’nin imparatorluk üzerine kurulmuş olan mutlakıyetçi yapısı. 1980’li yıllara kadar sanayileşme hamlesinin önemli bir parçası olan K T. zamanla ekonomide çok ağırlıklı oldukları. devletin sırtında yük oldukları. 3.2. yüzyıldan itibaren halka ulaşmada büyük umut bağladıkları gazetecilik. Osmanlı basınının gelişme çizgisinde. mparatorluk sınırları içerisinde yaşayan çeşitli etnik azınlıklar. devletin sıkı denetimi altında gelişememiştir” (Alemdar ve Erdoğan. önemli rol oynayan diğer bir köşe taşı da mparatorluğun kapitalizmle geç tanışmasıdır (Alemdar. “Osmanlı aydınlarının 19. yüzyılın başından beri kendi dillerinde gazetelerini çıkarmaktayken Osmanlı Devleti. 18. ilk resmi gazetesini 1831 yılında çıkarabilmiştir. 1990: 38).43 sermaye ile ortak yatırım yapılmasının benimsenmesi Altın Kalkınma Planı ile ilk kez gündeme getirilmiştir (Kepenek.” K T’ler. Türk milli burjuvazisinin ekonomik zayıflığı ile yabancı sermayeye bağımlılığı. Türk basının Batı dünyasına göre geç ortaya çıkmasına yol açmıştır. Özellikle Osmanlı’nın son döneminde Fransızlar. sıkı denetime tabi olan bir siyasal ortamın elverdiği ölçüde gelişme gösterebilmiştir. verimli olmadıkları gibi eleştirilerle özel sektörü yücelten liberal söylemcilerin eleştiri odağı haline gelmiştir ve K T’lerin ekonomi içindeki varlığının hafifletilmesi hatta tamamen kaldırılması özelleştirme politikalarının önemli bir parçası olmuştur.

1821 yılında. Osmanlı mparatorluğu’nda haberleşmenin gelişmesi. Avrupalı tüccarlar ve onların Türkiye’deki ortakları. etkinliklerinin ne boyuta ulaştığını haberleşme araçlarıyla da kanıtlıyorlardı. yarısı Türkçe yarısı Arapça yayınlanan bir diğer gazetedir. 1831 yılında dönemin padişahı II. Mahmut’un desteğiyle yayın hayatına başlamıştır. şu yorumda bulunmaktadır: “Ekonomik etkinlikleri. Bu ilk denemelerin yabancı çıkarlarının Osmanlı mparatorluğu’nda ne boyutlara ulaştığının önemli bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Alemdar (1981: 108).44 akışı sağlamak. Osmanlı Büyükelçiliği dönemi tarafından basının ilk örneği.” Süreci yine ekonomi politik temelli değerlendiren Raşit Kaya’ya (2000: 638) göre de “Osmanlı mparatorluğu’na ilk modern kitle iletişim aracı gazetenin girişi. . Başka bir deyişle Osmanlı toplumu. Alexandre Blacque adında bir Fransızın yayımladığı Le Spectateur Oriental’dir.bir bakıma küreselleşme olgusunun bir ürünüdür. 1999: 3). Fransızların 1795’te gazete yayınlama amacı. Bu gazeteyi yine aynı elçiliğin 1796’da çıkarttığı Fransızca Gazette Françeise de Constantinople adlı yayın organı izlemiştir. içinde bulunduğu gelişme durumunda böyle bir haberleşme aracına ihtiyaç duymazken. ülkenin yeni bir aşamaya geçmekte olan kapitalizmle eklemlenme sürecinin. zmir’de. Fransızca üçüncü gazete. olarak 1795 tarihinde Fransız des Fransızca yayınlanan Bulletin Nouvelles’dir. bilgi akışının hızlanması değil. iktisadi ve siyasi faaliyetlerine yön vermek üzere basından yararlanmışlardır. Aynı dönemde Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın çıkarttığı Vekayi-i Mısriye. 1789 Devrimi’nin cumhuriyetçi fikirlerinin “Doğu’da” yayılmasıdır (Alemdar. Osmanlı toplumundan farklı dil ve kültürleriyle yabancılar daha hiçbir Türkçe gazete çıkmazken bu ülkede yabancı dilde bir gazete çıkarabilecek ve bunu yaşatabilecek ortam bulmuşlardı.” Türk basınında öncü olan ilk gazete Takvim-i Vekayi.

bir nevi devletin resmi sözcüsü niteliğindedir ve yayınlanan makaleler esas olarak devletin görüşlerini yansıtmaktadır. Agah Efendi’nin çıkardığı ve sonradan brahim Şinasi’nin de katıldığı ilk özel gazete. mali açıdan da dönemin hükümetine bağlı olan bir gazetedir. yönetimsel ve askeri konularla ilgili yazıları. gazeteler için geçici ya da süresiz kapatma cezaları da getirmektedir.1908 yılları arasında yaşanan dönem. yayımlanan gazete ve dergilerin sayısı artmıştır. talyanca ve çeşitli azınlık dillerinde yayınlanmaktadır. Gazetelerin aralarında sürdürdükleri tartışmalar.45 Haftada bir defa yayınlanmak üzere. stanbul’da çıkardığı Ceride-i Havadis’tir. resmi tebliğ ve haberlerin yayınlandığı. Abdülhamit döneminde ilk basın yasası sayılacak olan 1864 tarihli Matbuat Nizamnamesi çıkarılmıştır. stanbul’dan sonra mparatorluğun çeşitli yerlerinde de Türkçe gazeteler yayın hayatına başlamıştır. basına karşı sert stanbul’da toplam 16 gazete . hapis ve para cezalarının yanı sıra. 1864 yılından sonra Türk basını önemli bir gelişme kaydetmiş. Türk basınında sansür uygulamaları ile yaşanan bir suskunluk dönemi olarak adlandırılabilir. 1852 tarihli Fransız Basın Yasası temel alınarak hazırlanan bu Nizamname. Türkçe ikinci gazete. 1981: 109). Tercüman-i Ahval’dir. 1864 . 1867’de Sadrazam Ali Paşa tarafından hazırlanan Ali Paşa Kararnamesi ile devam etmiş. Şinasi daha sonra bu gazeteden ayrılarak 1862’de Tasvir-i Efkar’ı kurmuştur. Basına uygulanan sansürler. II. Bu uygulama sonucu stanbul’da çıkan gazetelerin sayısı dörde düşmüştür. toplumsal. resmi bir gazete olarak kurulan Takvim-i Vekayi. William Churchill adlı bir ngiliz’in 1840’da. 1850’ye gelindiğinde bu iki Türkçe gazete dışında Fransızca. eleştirileri başka ülkelerde olduğu gibi Osmanlı hükümetini de bu haberleşme aracı karşısındaki tutumunu belirlemek zorunda bırakmıştır (Alemdar. Bu yapısı ile gazete.

II. Güngör (1999: 177). söylemek istediklerini gazeteler aracılığıyla anlatmaya çalışmıştır” (Alemdar. Meşrutiyet olmuştur. “Çok uzun yıllar Batı örneğinde bir haberleşme aracına gereksinim duymayan Osmanlı toplumu. basının bir nebze de olsa soluk almasına olanak sağlamıştır. sansürün kaldırılmasıyla birlikte artan sayı ve etkinliğiyle günlük basın. Çıkartılan gazete ve dergi sayısında bir anlamda patlama yaşanmıştır.” 1908 yılına kadar Osmanlı’da gazetecilik sıkı bir sansüre tabidir ve muhalif bir basının pek çok engeli aşması gerekmektedir. 24 Temmuz 1908’de ilan edilen II. 1908 devrimini izleyen ttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarındaki dönemde basın üzerindeki baskı ve kontrol yönetimi yeniden kurulmuştur. Kurtuluş Savaşı yıllarına gelindiğinde ise basının “ulusallaşma” sürecinde itici güçlerinden biri olarak kullanıldığı görülmektedir. bu dönemin siyasal tartışmalarında ve kamuoyu oluşturmada önemli bir rol üstlenmiştir. yönetimin kontrolü bir süre için ortadan kalkınca. 25 Temmuz 1908’de. kendisine gösterilen alanın dışına çıkmaya başladığı anda bastırılmıştır. Haberleşme de bu kontrolün içindedir. gelişmeler . 1981: 110). Meşrutiyet ile doğan özgürlük ortamı. Bu engeli aşmada önemli bir dönemeç. Türk basını. Bir ölçüde serbest bırakılan stanbul basını. bunun da mevcut siyasal sistem için ne denli büyük bir tehlike oluşturduğu anlaşıldığı içindir ki daha yolun başında buna engel olma çabası içine girilir. Osmanlı’da giderek benzer bir misyon üstlenmeye başladığı. yeni bir rejimin kurulması çerçevesinde devlet kontrolünün her alanda yaygın olarak uygulandığı yıllardır. bu kısıtlamaları şöyle yorumlamaktadır: “Aslında bütün bu kısıtlama çabalarının amacı çok açıktır: 17’nci yüzyılda doğduğu andan itibaren Batı’nın siyasal ve toplumsal gidişine önemli ölçüde yön veren bu ürünün. Cumhuriyet’in ilk yılları.46 uygulamalar ve çeşitli kısıtlamalar getirilmiştir. Cumhuriyet rejimi ile birlikte sıkı bir düzenleme rejimine tabi olmuş.

47 karşısında sesini çıkartma yürekliliği gösterdiğinde hemen baskı altına alınmıştır (Alemdar. Basın üzerindeki bu baskı ve kontrol. Türk Basın Birliği. Şeyh Sait ayaklanmasından bir ay sonra. basın üzerindeki baskılar daha da ağırlaştırılmış. stiklal Mahkemelerine verebilir (Önderoğlu. Görüldüğü gibi 1950’lere kadar geçen dönemde. 1981: 109). tutucu ve slamcı güçleriyle sol eğilimli düşünceleri çeşitli önlemlerle suskun kılmaya zorlandı. Takrir-i Sükun Kanunu4 kabul edilerek. siyasal iktidarın basın üzerindeki denetimini ve güdümünü sağlayan yasal düzenlemelerden bir başkası da 14 Temmuz 1938’de yürürlüğe giren Basın Birliği Kanunu ile oluşturulan Türk Basın Birliği’dir. huzur ve sükununu. 4 Mart 1925 yılında. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında geçen tek parti döneminde de devam etmiştir. Kanun ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulunmaktadır: “Basına temel olarak kendi politikalarını desteklemek görevi biçen iktidar. stanbul ve Anadolu’da yayın yapan değişik eğilimden muhalif yayınlar birer birer kapatılmıştır. 2004: 66). hükümet. Cumhurbaşkanı’nın onayıyla yasaklamaya yetkilidir. basının iç sorunlarını çözmeye ilişkin araçlar belirlemek iken. Bu dönemde sivil toplumun özellikle liberal. teşvikleri. tahrikleri. Bu Kanun’un amacı. 2004: 69). Hilafeliği destekleyen. basını sıkı bir denetime tabi tuttu. güvenlik ve asayişini bozmaya yönelen her türlü teşkilatı. Bu suskunluk Basın Kanunu’nda yapılan değişikliklerle de kurumsallaştırıldı” kinci Dünya Savaşı yıllarında. Osmanlı’dan bu yana Türk basını çeşitli sansür ve baskı mekanizmalarıyla sürekli olarak kontrol ve denetim altına alınmaya çalışılmıştır. Basın üzerinde baskılayıcı bir kontrol 4 4 Mart 1925’te kabul edilen 578 sayılı “Takrir-i Sükun Kanunu’nda şu öngörülüyordu: “ rtica ve isyana ve memleketin sosyal nizamını. 1931 yılında Bakanlar Kurulu’na doğrudan gazete kapatma yetkisi veren Matbuat Kanunu ile ülkenin genel politikasına aykırı yayın yasağı getirilmiştir. basını siyasal iktidarın hakimiyetine sokan bir organ olmuştur (Önderoğlu. sol siyaset de “Kemalist çizgi” ile sınırlandırıldı. teşebbüsleri ve yayınları. Gazeteci Erol Önderoğlu (2004: 67). devrimleri eleştiren yazılara izin verilmediği gibi. . Sanıkları hükümet.

Gazetenin ilk çıkışında 30 bin olan tirajı olağanüstü bir hızla artmış. basının da farklı bir mecraya doğru akmasına neden olmuştur. Hürriyet gazetesi. Kitle gazeteciliğine yönelik olarak en esaslı girişim. fikir gazeteciliğinden kitlesel gazeteciliğe doğru evrilmeye başlamaktadır. ilgi çekici.3. magazine ve spora ağırlık veren yayın anlayışıyla Türk basını ve gazeteciliğinde bu anlamda bir ilk olmuş ve bundan sonraki yıllarda örnek alınmıştır. 1970’de 2 milyon. ilgi çekici. 1950’li yıllarda çok partili hayata geçiş ile renklenen siyasi yaşam. 3. 1951’de 100 binin üzerinde. 1950’den sonra gazete satışları. Osmanlı’dan bu yana Türk basınını biçimlendiren temel unsurlardan biri olmuştur. Kitlesel gazeteciliğe geçişle gazeteler. Haber ve sayfa tasarımı olarak bol resimli. Çok Partili Dönemde Türk Basını Çok partili dönemin basın açısından ayırt edici özelliği. 1978’de ise 3 milyon sınırlarını aşmıştır. Bu kontrol rejimi şemsiyesinde basın. bol resimli. sonraki yıllarda yarım milyon ve bir milyon tiraja ulaşabilen ilk gazete olmuştur.48 rejimi. teknolojik gelişmeler ve giderek güçlenmeye başlayan sermayenin medyaya yönelik yatırımları. geniş halk kitlelerine hitap eden ve kısa zamanda yüksek tirajlara ulaşan yayınların ortaya çıkmasıdır. 1950’de ülkedeki bütün satılan gazete sayısı 300 bin iken. içerik olarak da önemli bir dönüşüme uğramıştır. haberciliğin getirdiği ivme ile daha da hızlı bir artış sürecine girmiş. Gazetecinin yani muhabirin öneminin 1945’ten itibaren çok partili sisteme . 1950’de kurulan Milliyet gazetesi de Hürriyet gibi kitlesel ve ticari basına doğru evrilme sürecinin önemli simgelerinden biri olmuştur. 1956’da 1 milyon. Bu bağlamda 1950’li yıllarda basın sektörü. daha çok iktidarın belirli mesajlarını halka iletmekte bir araç olarak kullanılmıştır. Sedat Simavi’nin 1948’de çıkardığı Hürriyet gazetesi olmuştur. magazine ve spora ağırlık veren haberlere ağırlık verilmeye başlanmıştır.

2000: 640). genelde gazetenin sahibi daima gazetecilikten gelmiş biriydi. hem de ulaştırma. finansman ve teknoloji açısından dönüşüm geçirmiştir. devletle/hükümetle ilişkilerin farklılaşmasına paralel olarak içerik. 2004: 108). ticaret-siyaset-ekonomi ilişkilerinin belirlediği bir dönüşüm sürecine girmiş. dolayısıyla okuyucu da gazeteyi o başyazarın adıyla anardı.” 1940’lı yılların sonu ve 1950’lerin başında ilk kez kitle gazetesi bağlamında değerlendirilebilecek gazetelerin doğuşuna tanık olunması. yayının başında mutlaka deneyimli bir gazeteci bulunurdu. yayın organları. Nitekim. Kapitalizmin yeniden biçimlendiği savaş sonrası dönemin gelişmeleri Türk basınının yapısında da yansıma bulmaktadır (Kaya. “Hem iç pazara dönük yüksek büyüme stratejileri sonucu reklam pastasının büyümesi hem gazete basım teknolojisindeki gelişmeyle tirajın artması. 1940’lı yılların sonlarından itibaren basın dünyası. Meslek dışından gelmiş bile olsa. Bu sahip çoğu zamanda gazetenin başyazarı idi. sahip/başyazarın çizgisine uygun haberler sunmakla uğraşırdı. Tek parti iktidarı döneminde muhabir ön plana çıkamaz. . medyadan para kazanmanın yolunu açmıştır” (Sönmez. haberleşme altyapılarındaki gelişmeyle daha çok okuyucuya ulaşma zemininin yaratılması. Çok partili dönemle birlikte gazetelerin özellikle içerik olarak değişime uğradığına dikkat çeken Koloğlu (2004: 26). siyasal yaşamda simgesel meşruiyet gereksinimlerinin artışına da işaret etmektedir. 1950’ler bu anlamda bir milat sayılabilir çünkü bu dönemde artık Türk basının mülkiyet ve sahiplik yapısı olarak bir dönüşüme uğramaya başladığını söylemek mümkündür. “Babıâli dönemi” olarak adlandırılan dönemin farkını şu ifadelerle anlatmaktadır: “Babıâli döneminde. Tüm bu gelişmelerde Demokrat Parti hükümetinin ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeleri savunması büyük ölçüde etkili olmuştur. gazetelerde halkı ilgilendiren haberlerin ön plana çıkmasına sebep olmuştur.49 geçilmesi üzerine artmaya başladığını ve haberin ön plana çıktığını belirten Koloğlu’na göre bu durum. Birinci sayfa büyük oranda onun yorumuyla dolar.

Bu Kanunla gazeteciler sendika kurma hakkına kavuşmuştur. 1958’de resmi ilan ve reklamların devlet tekelinde yapılması uygulamasına geçilmiştir. 29 Kasım 1960’da Basın Kanunu’nun birçok maddesi değiştirilmiştir. Bu uygulama ile “besleme basın” tartışmaları da ortaya çıkmıştır. Baskıcı yasa ve uygulamaların eleştiri hakkını ortadan kaldırdığı bu dönemde. ileride önemli tartışmalara yol açacak olan “ispat hakkı”nı ortadan kaldırmıştır. denetim ve kontrol aracı olarak önemli bir uygulama da resmi ilanlar uygulaması olmuştur. basın özgürlüğünü geniş ölçüde kısıtladığı gibi. 1958’e gelindiğinde açılan dava sayısı 1161’e yükselmiş. iktidara yakın olan bazı gazetelere kağıt tahsisi ve resmi ilan verme yoluyla ekonomik destek vermiştir. Özellikle 19231950 yılları arasında sürekli olarak özendirilmeye ve teşvik edilmeye çalışılan sermayedar kesim. artık belirli bir sermaye birikimine ulaşmıştır. etki alanını genişleten iş çevreleri artık uygulanan politikaları belirleme olanağına sahiptirler. Bu tarihten sonra birçok gazeteci ve basın organı hakkında çok sayıda dava açılmıştır. 1950 yılında Demokrat Parti tarafından hazırlanan Basın Kanunu. . DP iktidarı. Basının kendini denetlemesi amacıyla Basın Ahlak Yasası kabul edilmiştir. gazete yayınlamayı izne tabi olmaktan çıkarmıştır. 13 Haziran 1952’de Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Düzenleyen Yasa ile ilk kez basın çalışanları sosyal güvence altına alınmıştır. resmi ilanların dağıtılması konusu yeniden düzenlenmiş ve Basın lan Kurumu oluşturulmuştur. “Besleme basın” ortadan kaldırılarak. Demokrat Parti hükümetinin göreceli özgürlük ortamı çok uzun sürmemiştir ve başlangıçta yaratılan özgürlük havası yavaş yavaş dağılmaya başlamıştır. “Neşir Yoluyla veya Radyoyla şlenecek Cürümler Hakkındaki Kanun”.50 1950’lerin Türkiye’sinde uygulanan ekonomi politikaları ışığında devletin koruması ve desteği ile güçlenen. 238 kişi hüküm giymiştir. DP döneminde tartışma konusu olan “ispat hakkı” tanınmıştır.

Teknolojik sıçramanın sağladığı olanakların kitle iletişim araçlarını günümüzde her zamankinden daha güçlü kıldığını ifade eden Kaya (2000: 634). yerini . Türkiye’de.51 1980’lere doğru Türk basını teknik alanda da büyük bir atılım yaşamıştır ve teknik alandaki yenileşme.” 3. 2000: 634). Bu yeni evrenin ayırt edici özelliği. siyah-beyaz fotoğraflardan renkli fotoğraflara. kitle iletişim araçlarının işlevlerinin çok gelişmesi ve basın döneminde önde gelen işlev olan topluma bilgi ve haber aktarımının bu araçlarla gerçekleşen diğer sembolik üretimler yanında ikincil bir konuma itilmesidir.4. yaşam pratiklerini yeniden düzenleyebilen. işitsel. Bu dönemin ardından Türk basınında gerek teknik gerekse içerik bakımından ilerleme ve gelişme artarak sürmüştür. Teknolojik alanda yaşanan bu gelişme elbette ki salt kendi içinde bağımsız bir anlam taşımamakta bir anlamda Günlük sosyal formasyonda da bir değişimi simgelemektedir.basın olarak söz edilen bir evresinden medya olarak anılan yeni bir evresine geçildiğini söyleyebiliriz. medya sektöründeki yoğunlaşma 1990’lı yıllardan itibaren büyük bir ivme kazanmış. şu yorumda bulunmaktadır: “Bu niteliksel dönüşümleri kısaca ifade edebilmek için kitle iletişim kurumunun -yazılı. 1990’lı yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye’de medyayı tümüyle farklı bir alana taşımıştır. gazeteci ailelerin kontrolünün söz konusu olduğu “geleneksel medya sahipliği”. tipo baskıdan ofsete. 1980’lerin Ardından Günümüz Medyasının Genel Görünümü: 1980’li yıllar. Türkiye siyasal yaşamının birçok alanında olduğu gibi kitle iletişim alanında da büyük bir dönüm noktasıdır. görsel. 1980’lerde başlayan süreç. elektronik dizgi makinelerine geçişle vücut bulmuştur. biçimlendirebilen teknoloji temelli bu yoğun gelişmelerin diğer bireysel ve toplumsal ilişkileri de dönüştürmekte ve bir anlamda yeniden kurmakta olduğunu söyleyebiliriz (Kaya.

dünya çapında yaşanan gelişmelerin. 2001: 145). telekomünikasyon altyapısı ve iletişim araçlarının bütünleşmesi ya da birleşmesi aşamasına gelinmiştir. Medyanın hızlı değişiminde iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmelerin açık etkisi ve sanayileşme etkisi belirleyicidir (Ekzen. bilgisayar sistemleri. 1999: 86). Türkiye’ye yansımalarını şu şekilde değerlendirmektedir: . 2004: 23-24). deregülasyon ve artan tekelleşme medya alanında da en ileri düzeyde uygulama alanı bulmuştur. bir teknolojik devrimden söz ettirecek düzeydedir. 1980’lerden itibaren Türkiye de tam liberal yapıya yönelmektedir ve ekonomide liberal uygulamalara ağırlık verilmektedir. Enformasyon işlemcilerinin ve gösteri-sunum aygıtlarının ayrı ayrı gelişmesi bir yana. Türk medyasında yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte yaşanan dönüşümlerden bağımsız ele alınamayacağına dikkat çeken Adaklı (2001: 146) da iletişim alanında. 1970’lere gelindiğinde iletişim ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmeler. Bu gelişmeleri kuşkusuz ki gerek ülkenin kendine özgü koşulları çerçevesinde gerekse de dünya ölçeğinde değerlendirmek gerekmektedir. Bu aşamada iletişim sektörü içinde köklü bir değişme gerçekleşecek dolayısıyla bu sektörün yeniden tanımlanması gerekecektir (Kejanlıoğlu. 1980’lerin dünyası artık “Yeni Dünya Düzeni” anlayışının çeşitli yöntemlerle dikte ettiği liberal uygulamaların hakim olduğu bir dünyadır ve bu düzen içinde temel politika yöntemleri olan özelleştirmeler.52 medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu “yeni medya sahipliğine” bırakmıştır (Adaklı. 24 Ocak kararlarıyla birlikte IMF ve Dünya devletin Bankası piyasadan gibi kuruluşlar da yapısal uyum programlarında başlayarak geleneksel müdahale alanlarından çekilmesini ve medya alanında içinde bulunduğu sektörlerde özelleştirme uygulamalarına hız verilmesini önermektedirler. Bunun yanı sıra 1970’li yıllarda iletişim ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan devrim niteliğindeki gelişmelerin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de medya sektörünü yakından etkilediği göz ardı edilmemelidir.

Dünya ölçeğinde medya endüstrileri. 1990’lı yıllar. politik ve kültürel ortamın başat unsuru haline gelmektedir. giderek yeni bir ekonomik. gezegenin tamamında farklı bir iletişim ortamına işaret etmektedir. 1990’lı yıllarda medya alanını tümüyle farklı bir alana taşımıştır. 1960’lardan itibaren özellikle ABD’de ivme kazanan elektronik sektöründeki gelişmelerle bağıntılı olarak yeni iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması ve bir dizi neoliberal politikanın işlerlik kazanması sonucu büyük bir pazar payını ele geçirirken.1. haberleşme altyapılarındaki gelişmeyle daha çok okuyucuya ulaşma zeminin yaratılması medyadan para kazanmanın yolunu açmıştır (Sönmez. Türk medyası için de geçerli olmuş.4. nternetten dijital televizyona kadar pek çok teknolojik yenilikle beslenen iletişim endüstrisi. Medya Sahipliğinin Değişen Yapısı Türkiye’de 1980’lerde başlayan süreç. Medyadan para kazanma. Türkiye de bu gelişmelerden payını almakta. finanstan enerjiye kadar pek çok farklı alanda dikey ve yatay olarak birleşmektedir. 2001: 157). hem gazete basım teknolojisindeki gelişmeyle tirajın hızlanması. medya sektörü ülkemizde de geleneksel sermaye gruplarının göreli üstünlüklerini sarsmaya başlamaktadır.ticari TV kanallarının sayısının hızla arttığı yıllar olmuştur.53 “Şirket evliliklerinin ve çapraz mülkiyetin başatlık ettiği yeni sahiplik biçimi.” 3. Avrupa’da görülen çapraz mülkiyet. Türkiye’de de benzer bir durumla karşı karşıya kalınmıştır (Adaklı. hem de ulaştırma. Yeni bir uydu kapasitesinin gündeme gelmesi ve ucuzlaması gibi teknik olanaklar da bu eğilime ivme kazandırmıştır. Türkiye’de özel . 2004: 108). yeni basım teknolojisinin ithalatının yapılabildiği ve ekonomik gelişmenin hızlandığı kinci Dünya Savaşı sonrası mümkün olmuştur. Öte yandan büyük medya grupları yalnızca bu alanla sınırlı kalmamakta. zaman içinde gazete sahipleri TV yayıncılığı piyasasında da faaliyet göstermeye başlamıştır. Hem iç pazara dönük yüksek büyüme stratejileri sonucu reklam pastasının büyümesi. .

bu yıllarda yaşanan bir takım gelişmelerden sonra özellikle mülkiyet.54 Öte yandan. Türkiye’de önce yazılı basından başlayarak ekonomik bir faaliyet alanı olarak medyalar alanında sermayenin yatırımları da giderek artmaya başlamıştır. Nitekim Türkiye’nin 1980 sonrasının iktisat politikaları tercihleri içinde özellikle de yatırım tercihleri içindeki önemli iki sektör turizm ve haberleşmedir. 1980’li yıllarda uygulanan iktisat politikalarının mantığına uygun bir şekilde alınan kararlar. yatırımlarını bu alana yöneltmişlerdir. Geleneksel medya sahipliği. Türkiye’nin iktisat politikası tercihlerinde radikal değişikliklere gittiği bir dönemin başından yani 1980’lerden itibaren. Finansal açıdan güçlü olan. 1999: 89). Devlet tarafından alınan bu karar. 1980’li yıllara oranla daha çoğulcu bir yapı arz eden yazılı medya. 1980 sonrasında değişen bu medya ortamının en önemli unsuru. maliyet ve finansman açılarından çok ciddi değişimlere uğramıştır. Gerçekten de bu süreç içerisinde. 2005). yerini medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu yeni medya sahipliğine bırakmış. diğerlerinin ise piyasadan çekildiği veya el değiştirdiği bir süreç başlamıştır. 24 Ocak 1980 tarihinde kaldırılmış ve basın sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler o güne kadar karşılaşmadıkları oranlarda büyük maliyetlerle karşı karşıya kalmışlardır. medyaya ilk yansıması niteliğini taşımaktadır (Geçgil. medya endüstrisinin 1985 sonrası yatırımları açısından en önemli yatırım bileşenlerinden biri olacaktır (Ekzen. reklam ve ilan geliri elde edebilenlerin piyasada kaldığı. Örneğin 1980’e kadar basına devlet tarafından çok yüksek bir sübvansiyonla verilen gazete kağıdındaki uygulama. medya sektörünün dışında kalan çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. Bu aşamadan sonra özellikle basın sektöründe bir elenme sürecine girilmiştir. aslında genel ekonomik politikalardaki değişim sürecinin. medya sektöründe “geleneksel” yapılanmayı değişime uğratacak bir takım gelişmelerle sonuçlanmıştır. sektörün şartlarına uyum gösteremeyen . Bu sektörlerden haberleşme yatırımları alanında özellikle kamunun gerçekleştirdiği yatırımlar. mülkiyette ve alanda yatırım yapan sermayenin niteliğine ilişkindir.

55 eski oyuncuların bir bölümü sektör dışında kalmıştır. Buna göre medyanın olası bütün alanlarına dikey. çoğunlukla aileden gazeteci ve ailenin gazetesinde yıllarca çalıştıktan sonra gazetenin sahibi ve yöneticisi olmuş bir kişi. Bu bağlamda medya kuruluşları. yatay ve çapraz büyüme yoluyla nüfuz etmek ve medyanın sinerjisinden yararlanmak başlıca kural veya yöntem olarak belirginlik kazanmaktadır. sübvansiyon ve resmi ilanlar gibi kaynak transferleriyle çalışabilen küçük sermaye gruplarının yaşama şansının azaldığı bir alan haline gelmiştir. Bunların yerini alan yeni sermaye gruplarının benimsediği kurallar da esasında dünya ölçeğinde yeniden yapılanmakta olan ekonominin ve teknolojik olanakların medya şirketlerine dayattığı büyüme kurallarından farklı değildir. ucuz girdilerle. bu kişilerin tek işi. Geleneksel sahipler yalnızca patron değil çoğunlukla gazetelerinde çalışanların meslekteki ustaları da. 1980’li yıllardan 1990’lara kadar uzanan süreçte medya kuruluşlarının basın dışı alandan aktarılan ve daha çok bankacılık ve müteahhitlik sektörlerinden kaynaklanan sermaye ile bütünleştiği görülmektedir.. siyasi ve ekonomik çıkarlar için daha da güçlenmek ve şirketlerinin önünde bütün kapılarının açılmasını sağlayabilmek!” Tılıç’ın medyaya yönelik “neden kârlı olmadığı halde yatırım yapılan alan” sorusuna verdiği cevaba benzer bir yorum da Mustafa Sönmez’den . salt yayıncılık dışında da her türlü enformasyon üretimi ve dağıtımını kapsayan bir çeşitlilik içinde ve tümüyle piyasa koşullarına göre faaliyet göstermeye başlamışlardır. Onca birikimi. neden çok da kârlı olmayan medya sektörüne girdiği sorusuna verilen yanıt ise hep aynı: Kişisel. yeni sahip.. 1990’lı yılların ortalarında artık meslekten gazeteci patronların sektördeki hakimiyeti zayıflamaya başlamıştır. Yeni medya sahipliği ise aslında bu sektöre yabancılar. Basın giderek basit üretim teknikleriyle. Doğan Tılıç (1999: 245-246). “eski” ve “yeni” arasındaki farkı şu ifadelerle değerlendirmektedir: “. Gazetecilikle geçmişte hiçbir ilişkisi olmamış bir zengin. değişik işleri ve şirketleri olduğu halde.geleneksel medya sahibi. Gazetecilik.

3. ” “Babıali’den kitelli’ye” başlıklı çalışmasında. finans sektörünün gözde olduğu 1980 sonrası dönemde itibar. Pazarlama. siyasi çevrelerde itibar görme ve gerektiğinde elindeki silahı.56 gelmektedir. Reklam harcaması yapmak yerine gazete çıkarmak/ radyo TV kurmak. onlara istenen mesajı verebilme. medya dışında faaliyet gösteren sermayenin kârlı olmasa da. O da kitlelere ulaşabilme. 2. yeri gelince saldırı amaçlı kullanma bu sayede diğer sektörlerdeki yatırımların etkinliğini arıtma. (B) (C) 4. Kitle iletişim araçlarının dördüncü güç olduğu paradigması. savunma. 8. . Siyasi çevrelerde itibar/baskı. Diğer sektörlerdeki riskli kapitalin riskinin azaltılması. 4. Kredi alımlarında ve devlet ihalelerinde nüfuz. Toplumsal denetim. Sönmez’e (2004: 110) göre. etkileyebilme.. Para ticareti. 6. medyayı grubun banka ve şirketlerinin reklamında kullanma. paylaşma. devlet teşviklerinden ve diğer rantlardan öncelik kapma. böylece bir iktidarın kullanma. 7. bu dala yatırım yapanlara maddi kazancın dışında sunduğu başka faydalar ve getiriler vardır. güven isteyen finansçılıkta medyadan yararlanma.. siyasi erke karşı gereğinde bir savunma ya da saldırı aracı olarak kullanabilme olanağıdır: “1980’ler Türkiye’sinde sermayenin medyaya girişini özendirecek yeterli neden oluşmuştu. medyayı kullanarak pazarlama faaliyetlerini artırma. bu gücü rakiplerine. Türkiye’de 90’larla birlikte ivme kazanan medya alanına dönük yatırımlardaki hareketliliğin nedenlerini araştıran Hakan Tuncel de (1994: 37) başka alanlarda yatırım yapan sermayenin medyaya yatırım yapmasının arkasında ayrı ayrı duran ama birbiriyle bağlantılı üç neden olduğunu söylemektedir: (A) 1. Neydi bu neden? Dördüncü gücü paylaşma.

bundan böyle medya alanına yapılacak yatırımların çok yüksek bir kârlılık oranını doğrudan sağlama potansiyelidir. Daha başlangıcından itibaren bir ticari ve sanayi etkinlik olarak işleyen kitle iletişimi. 1980’lerde gelinen süreçte medya grubu kavramı artık sadece birden çok yayın organı sahibi olan bir kuruluşu değil. hatta sadece medya alanında yatırım yapmakla doyurulamamasıdır. halkla ilişkiler. her türlü enformasyon üretimi ve dağıtımını kapsayan bir çeşitlilik içinde ve tümüyle piyasa koşullarına göre faaliyet göstermeye başlamışlardır.57 Bu üç gruptaki nedenlerin ayrı ayrı değil topluca geçerli olduğuna dikkat çeken Tuncel. 1994: 37). bir TV kanalı ya da bir radyo istasyonu kurmakla. eski durumun tam aksine. Raşit Kaya (1999: 643) ise medyaya yatırım yapan sermayedeki bu değişimi iki etmene bağlamaktadır. turizm vb. dağıtım. medya ancak endüstriyel kompleks haline geldiğinde ya da bir endüstriyel kompleksin içinde yer aldığında sermayesini büyütebilir (Tuncel. organizasyon. Basın dışı alanlardan aktarılan ve daha çok bankacılık ve müteahhitlik sektörlerinden kaynaklanan sermaye ile bütünleşen medya kuruluşları. Bu değerlendirmeye göre tüm büyük gazeteler ve TV kanalları. birçok alanda mal ve hizmet üretimini faaliyet konusu olarak ele alan kuruluşlardır. Kaya’ya göre. holding-banka-medya zinciri içinde yer almaktadır ve bunun nedeni. medya ve medya ile bağlantılı olan ya da öyle varsayılan -matbaacılık. Medya alanında geniş nüfuzlu bir mülkiyetin. medyadaki holdingleşmeyi “sermayenin doğasındaki büyüme eğilimi”ne bağlamaktadır. kinci önemli etmen de. salt yayıncılık dışında da. günümüzde ekonominin en geniş ve en dinamik dolayısıyla sermayenin en gözde sektörlerinden birisi haline gelmiştir. tanıtım hatta eğitim. reklamcılık. sermayenin doğasındaki büyüme eğiliminin. sermaye sahibinin diğer sanayi ve hizmet sektörlerindeki girişimlerini desteklemeye ve sürdürmeye yardımcı olduğunu belirten Pekman’a göre diğer sektörlerden veya sanayi- . Bunlardan ilki özellikle televizyon kanalı sahibi olmanın sağladığı prestij ve güç ile sermaye grubunun diğer alanlardaki maddi çıkarlarını geliştirme potansiyelidir. Reklam gelirleri ne kadar artarsa artsın.

gerek ülke ölçeğindeki medya holdinglerinin sahip oldukları medya kuruluşlarından yararlanma biçimleri bu stratejinin ipuçlarını vermektedir. Nadir. Böyle bir alanda mülkiyet. gerek dünya ölçeğinde küresel medya şirketlerinin. ticari açıdan bakıldığında stratejik bir tercihtir. yine müteahhit olan Mehmet Ali Yılmaz tarafından satın alınmış ancak Yılmaz da gazetesini bir süre sonra sektöre iddialı bir giriş yapan Kıbrıslı uluslararası yatırımcı Asil Nadir’e satmıştır. eğlence gibi mesajların üretildiği ve dağıtıldığı bir başka değişle toplumsal iletişimin sağlandığı merkez olarak yaşamsal bir öneme sahiptir. Gazete bu üçlü finans bileşeninin banka ayağında meydana gelen bir sarsıntı ile batmaya yüz tutmuş ve aralarında Güneş gazetesinin de bulunduğu 27 şirketin kontrolü 1983 tarihinde devlete geçmiştir. banka ve gazete üçlüsünün önemli bir örneğini teşkil etmektedir. 90’lı yılların başı itibariyle Türk basın sektöründe faaliyet gösteren gazeteler ve grupların kısa öyküleri şöyledir: Güneş Gazetesi: Yukarıda sözü edilen süreçte Babıali dışından en etkili giriş. bilgi.58 hizmet faaliyetlerinden farklı olarak medyanın sahip olduğu “kültür üretimi ve dağıtımı” işlevi bu tür bir holdingleşme içinde medyanın neden kilit sektör olarak öne çıktığını açıklar niteliktedir (aktaran Geçgil. Güneş gazetesi yeni medya sahipliği bağlamında daha sonraki yıllarda sıkça görülecek olan ticaret. Nadir’le birlikte Türk basınında . Güneş gazetesini kurmalarıyla gerçekleşmiştir. toplumsal düzende gereksinim duyulan haber. Nitekim. Ardından gazete. 1982’de Libya’da inşaat işlerinden önemli kazançlar sağlayan. 2005). aynı zamanda Hisarbank ve Odibank’ın sahibi bulunan Kozanoğlu-Çavuşoğlu Grubu’nun. 5 Temmuz 1988’de Günaydın ve Tan gazetelerini yayınlayan Veb Ofset Grubu’nu ve ardından Gelişim Yayınları ile Güneş gazetesini alarak sektöre çok etkili bir giriş yapmıştır. Bununla birlikte medya.

Türkiye’nin en eski gazeteleri arasında yer almaktadır. Aydın . basında yeni bir mücadeleye konu olmuş. Nadir’in en önemli özelliği uluslararası boyutta çok farklı alanlara yatırım yapmasıdır (Kejanlıoğlu. Sedat Simavi tarafından kurulan Hürriyet. 90’lı yılların başından kalan tek muharrir aile gazetesi olan Hürriyet’in önce yüzde 25’i Erol Aksoy’a Show TV’nin hisseleri karşılığında satılmış. Tercüman gazetesinin yeniden doğuşu. Tercüman Gazetesi: Bu dönemde. 2004: 279).59 siyasal iktidarın medyaya yaklaşımı konusunda yeni bir tartışma alanın doğduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. ardından da gazetenin sahibi olan Hürriyet Holding. Buna karşılık Çukurova Grubu da Halka ve Olaylara Tercüman adıyla yeni bir gazeteyi piyasaya sürmüştür. Çukurova Grubunun itirazına karşın Ilıcak ailesi Dünden Bugüne Tercüman adıyla bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Türk basının yeniden yapılanmasında bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Kemal Ilıcak tarafından satın alınmış olan Tercüman gazetesi. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel nezdinde sağın sözcüsü konumuna yükselmiş ancak 90’ların yılların başında Turgut Özal’ın basınla olan ilişkilerinden olumsuz etkilenmiştir. 1992 yılında patlak veren LKSAN skandalı ile sarsılan gazete. 1980’li yılların sonundan itibaren Türkiye’de basın alanındaki tekelleşme eğilimi. sahibi Kemal Ilıcak’ın da ölümüyle hemen satılmıştır. Hürriyet Gazetesi ve Doğan Grubu 1 Mayıs 1948’de. Haziran 1994’te Aydın Doğan’a devredilmiştir. özellikle Asil Nadir’in 1988’de yazılı basına yatırım yapmasıyla önemli bir tartışma konusu haline gelmeye başlamıştır. Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın piyasaya girişinde bizzat aracılık yapmak suretiyle Asil Nadir’e verdiği destek.

finansa ve özelleştirme ihalelerine girmiştir. 1980’lerde turizme. Milpa ve Hürriyet Pazarlama gibi dağıtım şirketleri de Doğan bünyesinde faaliyet gösteren şirketler içinde yer almıştır. ondan önceki yıl ise yüzde 40’tır (Sönmez. sigorta sektöründe Ray sigorta. Aydın Doğan. turizm sektöründe Milta. 2001 yılında ise dörtte birini bu sektörden sağlamıştır.60 Doğan ismi. Doğan Havacılık gibi şirketlerle. Bugün Doğan Holding enerji. Etkili bir TÜS AD üyesi olan Doğan’ın kızı Arzuhan Yalçındağ da 2003’te TÜS AD yönetim kurulu üyeliğine girmiş 25 Ocak 2007’de ise TÜS AD Başkanlığı görevine getirilmiştir. Enerji sektöründe Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kuruluşu olan Petrol Ofisi. ticaret sektöründe Milpa ve Hürriyet Pazarlamanın yanı sıra Doğan Otomobilcilik. ekonominin olduğu kadar politikanın da yol haritasının ilgili hedeflere ulaşmasında kilit bir isim olmuştur. Doğan Grubu’nun 2001’deki cirosunun yüzde 14’ü medyadan sağlanmıştır. Doğan. son 20 yılda medya dışında birçok sektöre girmiş ve büyük bir sermaye birikimi gerçekleştirmiş durumdadır. ilgili sektörlerde büyük bir güç oluşturmaktadır. 1979 yılında Milliyet gazetesini almış. 2000’de ise ş Bankası ve Petrol Ofisi’ni almıştır. ticaret. 1990’larda bankacılığa. . Bodrum Marina. 2003: 120). medya. sigorta ve turizm gibi alanlarda faaliyet gösteren Türkiye’nin en güçlü holdingleri arasına yerleşmiş durumdadır. sanayi. Özelleştirmelerden Çelik Halat. 1990’ların başında Hürriyet gazetesini alarak medya sektörünün en önemli ismi haline gelen Doğan. pazarlama alanında da medyada güçlü bir isim olmuş. Işın Tur. 1994 yılında Dışbank’ı satın alarak bu sektöre girmiş toplam cirosunun 2000 yılında üçte birini. Ray Sigorta şirketlerini. Türk medyasının 1990’ların ardından girmiş olduğu yeni yapılanmayı simgeleyen belki de en önemli isimler arasında yer almaktadır. bu rakam bir önceki yıl yüzde 25. sanayi sektöründe Çelik Halat ve Ditaş. Finans sektöründe de önemli bir isim olan Doğan. Doğan Grubu.

TV kanallarına bir yenisini daha eklemiştir. televizyon ve radyo yayıncılığı. basım ve online medya alanlarında faaliyet göstermektedir. Çukurova Grubu bugün otomotiv. yedi günlük gazete yayınlamaktadır. inşaat. zamanla medya sektöründe daha da genişlemiş kitapçılık alanında Doğan Kitapçılık. basım alanında Doğan Ofset. Referans ile Turkish Daily News dahil. DYH tarafından Hürriyet. Milliyet. tekstil ürünleri.com). kültür. sigorta. spor kanalları BJK TV ve Fenerbahçe TV’nin yanı sıra 2005 yılının son aylarında Star TV’yi de satın alarak. dünyanın önde gelen gazete ve dergilerinin ithalatı ve yurtiçi dağıtımını yapmaktadır. dağıtım alanında YAY-SAT şirketleri ile sektörün etkin isimlerinden biri olmuştur. Televizyonculuk alanında da güçlü bir isim olan Doğan. müzik kanalı Dream TV. 2005 yılına göre yüzde 95 oranında bir artış ile 892 milyon YTL’ye ulaşmıştır (www. Grubun Doğan Burda (DB) bünyesinde toplam 24 dergi yayınlanmakta olup. Doğan Grubu’nun en etkili olduğu sektör medyadır ve Doğan. kimyevi maddeler. müzik alanında Doğan Music Company. Kanal D. medyadaki bu etkinliği ile en güçlü medya patronları arasında yer anılmaktadır. Medya sektöründe Doğan Yayın Holding (DYH).61 Doğan Holding’in 2006 net dönem kârı. Posta. medya hizmetlerinden deniz taşımacılığı ve bilişim teknolojileri hizmetlerine kadar birçok endüstri kolunda çeşitli faaliyetlerde bulunan bir . haber kanalı CNN TÜRK. Radikal. sanat ve eğlence ürünlerinde Türkiye’nin pazar lideri konumunda bulunmaktadır. DB. bankacılık. Medyadaki etkinliğini yazılı ve elektronik basına da taşıyan Doğan Holding.dogan holding. Çukurova Grubu Medya sektöründe rekabet ve kontrolün hızlandığı 1990’lı yıllarda sektörün önemli isimlerinden biri de Mehmet Emin Karamehmet’in başkanı olduğu Çukurova Grubu olmuştur. Yine DYH bünyesindeki D&R müzik ve kitap mağaza zinciri. telekomünikasyon. Fanatik. kağıt.

Grup ayrıca Türkiye sınırları dışında esas iş alanlarının bazılarında güçlü bir varlık göstermiş olup etkili pazarlama kanalları kurarak dünya çapında ürünlerinin dağıtımını sağlamaktadır. Birçok deniz aşırı ülkede yan şirketler ve temsilcilik büroları kurmuş olan Grup. GSM sektöründe kurduğu Turcell olmuştur. telekomünikasyon. 2002 yılında Pamukbank’a BDDK tarafından el konulması ile sarsılmıştır. en önemli atılımını finans sektörüne girerek gerçekleştirmiş. Çukurova Grubu’nun iletişim alanındaki en büyük yatırımı.com). Güneş ve Tercüman gazeteleri.62 şirketler grubu olarak faaliyet göstermektedir. .1 milyar dolar bedelle satılmasına ilişkin karar almıştır. Otomotiv. Bugün itibariyle 139 şirkete sahip olan Çukurova Grubu’nun bu şirketlerinden 19 tanesi yabancı yatırım ve 13 tanesi ise Türkiye’de kurulu ortak girişim şeklindedir. kimyevi maddeler. kağıt. Bu gelişmenin ardından sürpriz bir açıklamayla Turkcell’i satacağını açıklayan Çukurova Grubu. ve inşaat. Çin’e ve Asya-Pasifik havzasına uzanan bir coğrafyada çok güçlü bir pazarlama ağına sahiptir (www. sahip olduğu yüzde 52 oranındaki Turkcell hissenin tamamının.cukurovaholding. sigorta. Yapı Kredi ve Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankasını bünyesine katmıştır. Orta Asya ülkelerinde. Türkiye’nin ilk sayısal platformu olarak Digitürk’tür. Çukurova Grubu’nun iletişim alanında bir başka oluşumu. Pamukbank’ın TMSF’ye devri ve Fona olan 1. deniz tekstil ürünleri. 9 milyarlık borcu ile Grup. bilişim bankacılık. Finlandiyalı Sonera Holding’e toplam 3. Aralık 1996’da Superolline’la internet hizmetleri piyasasına da girmiştir. taşımacılığı teknolojileri hizmetlerine kadar birçok endüstri kolunda çeşitli faaliyetlerde bulunan Grup. Ancak tek başına Turkcell’le önemli oranda sermayeyi elinde tutan Karamehmet’in iktidarı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında tekstil sanayiinde önemli atılımlar gösteren Çukurova Grubu. büyük bir kan kaybı yaşamıştır. basın sektöründe Akşam. Bunun yanı sıra Grup. Pamukbank.

AutoCar. ortakları Motorola ile olan ihtilaflarında uluslararası alanda “kara liste”ye alınmışlardır. Uzanlar. özellikle özelleştirme ihalelerinde boy göstermişlerdir. TotalFilm dergileri. Telsim’i piyasaya sürmüştür. dağıtım alanında ise Mepaş ve Zedpaş gibi şirketlerle faaliyet göstermektedir. Uzan ailesinin borçları nedeniyle . 1999 yılında Gruba Star gazetesini ekleyerek basın sektörüne giriş yapmıştır. medyadaki en büyük girişimi Özal ailesinin desteğiyle 1989’da kurdukları Magic Box Şirketi ve onun bir uzantısı olarak Türkiye’nin ilk özel televizyon kanalı olan Star 1 kanalıdır. Uzan ailesinin. Bankacılık ve finans alanlarında da faaliyet gösteren Uzan ailesi. Platin. arkasından bir dizi TV kanalını sürüklemiştir. yolsuzluk ve silah kaçakçılığı suçlarına kadar çeşitli iddiaların ardı arkası kesilmeyen Uzan ailesi. Uzan Grubu’na ait Çukurova ve Kepez Elektrik’e el koyulmuş. Ancak bu işte.63 Alem. Türkiye’deki çarpık ilişkileri karakterize eden en önemli örneklerden biridir. 1984 yılında Doğuş Holding’ten mar Bankasını alarak finans alanına yönelik ilk girişimlerinde bulunmuşlardır. televizyonculuk alanında Show TV. 1993 yılında telekomünikasyon alanına giriş yapan Grup. marbankası ve sonradan kurdukları Adabank ile finans sektöründe faaliyet gösteren Uzanlar. Ancak TMSF. SktTurk ve Lig TV. FourFourtwo. Uzanlar 1993’te blok satış yöntemiyle özelleştirilen ve Çukurova ve Kepez Elektrik’i satın alarak enerji sektöründe de büyük bir pazar payı elde etmiştir. marbank ve Adabank ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmiştir. Ancak 2003 yılında dönemin hükümeti Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından. Uzanlar’ın dönemin Başbakanı olan Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal ile kurdukları ilk özel TV şirketi. Uzan Grubu Haklarındaki kara para aklama. Stuff.

enerji gibi çok farklı sektörlerde faaliyet göstermektedir. Bu sektörlerin yanı sıra Grup. Radyo Eksen. 1999 yılında Cavit Çağlar’dan aldığı NTV ile yapmıştır. otomotivle bağlantılı farklı hizmet türleri eklenmiştir. yayıncılık alanındaki faaliyetlerine 2004’te yayın hayatına başlayan NBA TV ile devam etmiştir. satın alma ve birleşme operasyonlarıyla piyasanın önemli bileşenlerinden biri haline gelmiştir. 2000’de CNBC ve Kanal E işbirliği CNBC-e’yi kuran DYG. DYG’nin internet dünyasındaki önemli varlıklarından biri olan NTVMSNBC. CNBC-e Business. Slam ve EVO dergileridir. medya sektöründeki ilk önemli çıkışını. uluslararası alanda faaliyet gösteren haber sitesi MSNBC ortaklığı ile Mayıs 2000’de yayına başlamıştır. finans sektörünün pek çok dalında bu marka ile tanınmaktadır. Ocak 2007’de ise televizyon kanallarına bir yenisini daha ekleyerek e2 adlı televizyon kanalını kurmuştur. temel faaliyet alanına. Radyo yayını alanında ise DYG. enerji gibi çok farklı sektörlerde faaliyet gösteren Doğuş Grubu. Medya sektöründeki faaliyetlerini Doğuş Yayın Grubu (DYG) adı altında yürüten Grup. DYG tarafından yayınlanan dergiler ise National Geographic. . inşaat. turizm ve hizmetler. CNBC-e Dergi. Bankacılık sektöründe Garanti Bankası ile faaliyet gösteren Grup. 60’lı yıllarda girdiği finans sektöründe pek çok ortaklık. NTV Radyo. Radio N101 ve Rokket FM olmak üzere 4 radyo istasyonu bünyesinde barınmaktadır. inşaat.64 Star TV’ye el koymuş ardından kanal 306 milyon 500 bin dolarla Doğan Grubu’na satılmıştır. National Geographic Kids. Billboard. otomotiv. F1 Racing. Otomotiv sektöründe Doğuş Otomotiv’le sektörde önemli bir isim olan Grup. turizm ve hizmetler. Doğuş Grubu Bankacılık ve finans.

Piyasada yoğunlaşma oranı. Bu nedenle çalışmada Nazif Ekzen’in (1999: 87) de işaret ettiği üzere iktisat yazınında tekelleşme ile birlikte ama daha çok onun yerine kullanılan “yoğunlaşma” kavramı kullanılacaktır. Bunun için bir endüstri kolunda belirli sayıdaki en büyük iki . Basın sektörünün mülkiyet yapısında meydana gelen bu değişiklik. zaman zaman aralarında gizli ya da açık anlaşmalar yaparak piyasalarda egemenlik kurmuş olması anlamına gelmektedir. Genel piyasa eğilimlerinin yanı sıra. Bir piyasanın tekelci olması ya da tekelleşme.dört .sekiz firma ele alınır. medya endüstrisindeki tekelleşmeyi artıran nedenlerin en başında göreli olarak kârlı olan bu sektöre yapılan yatırımlar için önemli ölçüde büyük sermayeye gereksinim duyulmasıdır. . buna karşın reklam gelirlerinin sınırlı olması. Medyada Tekelleşme Eğilimi Yukarıda kısa öyküleri ile yer verdiğimiz bu süreçte gazete. Bu firmalar endüstrideki toplam üretim miktarı içindeki piyasa payları toplamı hesaplanarak piyasayı ne ölçüde kontrol edebildikleri saptanmaya çalışılır. endüstrideki en büyük birkaç firmanın toplam üretim hacmi içindeki paylarını göstermektedir (Söylemez.65 3. Diğer bir ifadeyle yoğunlaşma oranı. kitap.2. 2005). yatay ve dikey birleşmeler ve bazı hatalı hükümet politikaları gibi unsurlar tekelleşmeyi artırmaktadır. medyalar arası rekabet. Piyasaya girişte karşılaşılan büyük sermaye gereksiniminin yanı sıra. artık farklı endüstri ve hizmet şirketlerini çalıştıran holdinglere dönüşmüştür. üretim ve dağıtımın yüksek maliyetleri. endüstrideki bir ya da birkaç firmanın piyasanın yüzde kaçını kontrol altında tuttuklarını gösteren bir orandır. 1990’lara gelindiğinde medyada tekelleşme olgusunu da gündeme getirmiştir.4. Medya endüstrileri genellikle tekelci eğilimlerin egemen olduğu bir piyasa yapısı içinde çalışır (Geçgil. radyo ve televizyon gibi farklı medya işletmeleri. dergi. 1998: 92). söz konusu piyasada bir ya da birkaç firmanın.

Yani ilk dört gazetenin pazar payı düşmüştür. yüzde 57 oranında.toplulaşma ve tekelleşme yapısını incelemeye aldığı çalışmasında. ilk iki gazetenin payı ise yüzde 33 oranındadır. • Dikey medya yoğunlaşması: Televizyon ve radyo yayıncıları ile ilişkili oldukları program üretici firmalar ve dağıtım pazarları arasındaki sahiplik ve sermaye entegrasyonu. sübvansiyon ve resmi ilanlar gibi kaynak transferleriyle çalışabilen küçük sermaye gruplarının yaşama şansının azaldığı bir alan haline gelmiştir.66 Medyada yoğunlaşma/tekelleşme üzerine pek çok tanım ve sınıflamalar yapılmıştır.2 milyon günlük satışa ve ilk dört gazete açısından toplam satış içindeki payı. Toplam içindeki ilk dört gazetenin payı. Ancak 1995 yılında somut bir biçimde ortaya çıkan basın grupları açısından pazar payına baktığımızda.7 milyon düzeyinde olup ilk dört gazetenin payı. 1980 sonrasında yaşanan yoğunlaşmaya yönelik şu verileri ortaya koymaktadır: “1980 yılında toplam tiraj. 1990 yılı verilerine göre Türkiye’deki toplam günlük gazetelerin satışı 3. Bu oranlar 1985 yılında sırasıyla 3. 2.6 milyon olmuştur. Bugün için. Türk basın sektöründe yoğunlaşmanın motor güçleri. Türk basınında yoğunlaşma . 1995 yılına geldiğimizde günlük ortalama satış 5 milyon olarak saptanmıştır. Bu toplam satışın yüzde 54’ü ilk dört büyük gazetenin pazar payı olarak çıkmaktadır. yüzde 54 oranına ulaşmaktadır. . yüzde 60 oranındadır. Basın giderek ucuz girdilerle. gelişen iletişim teknolojilerini ve ortamlarını da hesaba katarak belli başlı türleri üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar sırasıyla: • Yatay medya yoğunlaşması: Radyo ve televizyon yayıncıları arasında sahiplik ve sermaye entegrasyonu. • Çapraz medya yoğunlaşması: Televizyon ve radyo yayıncıları ile yazılı basın ve internet sağlayıcıları gibi diğer medya unsurları arasındaki sahiplik ve sermaye entegrasyonudur. Nazif Ekzen (1999: 91). basit üretim teknikleriyle. 80’lerden itibaren sektör dışında da yatırımları olan büyük sermaye grupları olmuştur.

5. 1980 ve özellikle 1990 sonrasında medya-siyaset ilişkisi yoğunlaşmış. Siyasi arenada medya desteğine talep. Medyadaki tekelleşme.” Ekzen’in de dikkat çektiği gibi 1980’lerin ortalarından başlayarak. 6. Anti sendikal mutabakat. Promosyonla büyüme. ekonomik ve siyasal egemenliklerinin yanı sıra. Bu gruplar. 1995-2000 döneminde hızlı büyüme konjonktürü. reklamda kartel anlaşmaları. 2003: 40): 1. 1989-1993. parti yapılarını. . 1995: 18). Özel televizyonculuğa geçiş. medya sahipleri. siyasal iktidarla ve diğer güç odaklarıyla yakın işbirliğine girerek mali olanaklar elde etmişlerdir. 4. 3. 1980 sonlarında başlayıp. 90’larda süren ve toplumsal ölçekte düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlanmasının temel nedenlerinden biri olan tekelleşme sürecinin kilometre taşlarını şöyle sıralamak mümkündür (Sönmez. aynı zamanda siyasal etkinlik sağlama sürecini de yaratmıştır. Türk basının yüzde 70’i iki grup tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır. Egemen sınıflar. ekonomik anlamda belli bir güç oluşmasını sağlarken. ellerinde bulunan gazete ve TV kanallarını bir anlamda "silah" olarak kullanmışlardır. Yayıncılık sektörünün maliyetlerinin promosyon ve lotarya ile desteklendiği süreçte yaklaşık altı milyona ulaşan toplam ulusal gazete tirajının. yan örgütlenmeleri kısırlaştırınca kitlelerle ilişki kurma ve siyaset yapmada medyanın önemini artırmıştır (Sönmez. Diğer yandan 12 Eylül’ün biçtiği yeni siyaset yapma biçimi. 2003: 40). kapitalist sistemin ideolojik düzeyde yeniden üretilmesinde medyadan büyük ölçüde yararlanmışlardır. 2. Dağıtımda. Dinç Bilgin ve Aydın Doğan gruplarının gazeteleri arasında dörtte üçü paylaşılmıştır (Nebiler.67 pazarın yüzde 70’inin iki büyük basın grubu tarafından kontrol edildiğini görüyoruz.

1980 ve 1990’lı yıllar promosyonun tipik bir uygulama haline geldiği yıllar olmuştur. “Çılgınlık” derecesine varan promosyon uygulamalarına bazı tarihlerde kanunen sınırlamalar ve yasaklar getirilmiş olsa da5 bu yasaklar medya yöneticililerinin yeni taktikler geliştirmesini engelleyememiştir. Promosyonlu satışlar sayesinde iki buçuk-üç milyon tirajı olan gazetelerin günlük tirajları dört-altı milyona kadar yükselmiştir (Tokgöz. Gazete ve Mecmua Dağıtım Limited Şirketi (Gameda) ve Simavi ailesinin 1961’de kurdukları Hür 1 Ağustos 1996 tarihinde kabul edilen “Promosyon Yasası” promosyonlu satışlarda basına ağır cezalar getirmektedir. Uzan grubunun Ahmet Özal’la birlikte kurmuş olduğu ilk özel TV şirketi. Sabah. Medya sektöründe tekelleşme sürecini hızlandıran bir başka gelişme de özel televizyonların yayına başlamasıdır. 1960 ve 70’li yıllar boyunca dağıtım sektöründe hakim konumda olan Milliyet. Bu yönüyle promosyonlu satışlar basın gruplarının dikey tekelcilik sürecinde önemli bir adım atmalarını da beraberinde getirmiştir. Medya sektöründe pazarın kontrolü araçlarından en önemlisi dağıtımdır.68 Basında tekelleşmeyi hızlandıran öğelerden biri de promosyon uygulamalarıdır. TV girişimlerinde yine büyük medya kuruluşları başı çekmiştir. basın gruplarının pazarlama şirketleri kurmaları yoluyla devam etmiştir. Star TV ve Cnntürk gibi televizyon kanallarının yanı sıra kablolu TV kanallarıyla da sektördeki en büyükler arasında yerine almıştır. Cumhuriyet. Doğan Grubu bu alanda 1990’ların en hızlı büyüyen girişimcisi olmuş. Promosyonlu satışlar. Basın alanında büyük bir güç oluşturan medya kuruluşları televizyonculuk alanında da büyük bir güç olma yoluna girmişlerdir. Kanal D. Günaydın ve Tercüman’ın birleşerek kurdukları. Sektörde faaliyet gösteren bazı medya grupları zaman zaman kıyasıya rekabet ederek zaman zamansa çıkarları doğrultusunda ortaklık kurarak dağıtım sektöründe tekelleşmeye doğru yol almışlardır. Yine 15 Ocak 1997 tarihinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunla TBMM promosyonu fiilen yasaklamıştır. 1993: 44). bu alanda özel televizyonculuğun önünü açmış ve arkasından bir dizi yeni özel televizyon kanalını sürüklemiştir. 5 .

piyasanın tamamını kontrolü altına alan gruplar. diğer yayınlar karşısında önemli bir güç oluşturmaya başlamıştır. Dağıtım alanında olduğu gibi reklam alanında da zaman zaman pazar paylaşımına yönelik rekabet artmış. Gazetelerin hayatta kalmasında en önemli unsurlardan biri olan reklam gelirleri de tekelleşme sürecinde önemli kilometre taşlarından biri olmuştur. Zedpaş gibi çeşitli ortaklıklar kurmuşlardır. eleman transferi yapılmaması için gerçekleştirilen “centilmenlik anlaşmaları” izlemiştir. Doğan ve Bilgin Grupları dağıtım alanında kartel oluşturma yoluna girmişlerdir. Üretim sürecinin bazı aşamaları. Medya sektöründe grupların çıkarları doğrultusunda işbirliğine gittikleri bir başka konu da çalışanlara karşı ortak ücret politikası uygulaması noktasında gerçekleşmiştir. medya grupları için önemli bir güç olmakta.Ş. medya kuruluşları çıkarları doğrultusunda bu alanda ortaklıklara gidebilmiştir.’ye (Yaysat) bırakmıştır. Dağıtım şirketleri. personel bu yeni şirketlere dağıtılmıştır. Sendikalaşma. kurulan farklı şirketlerce yerine getiriliyor gibi gösterilmiş. hem de sektördeki reklam pazarını denetleme olanağını elde etmektedirler. Prime. çapraz ilişkilerin gelişmesine elverişli bir yapıya neden olmaktadır. 1990’ların ortasında Doğan ve Sabah gruplarının BBD ve Yaysat’ı birleştirerek dağıtım alanında kurdukları Birleşik Yayın Dağıtım A. Mepaş. (Biryay). sektörün dengelerini bir anda değiştirmiş. Medya sektöründeki pazar paylaşımı önemli ölçüde reklam üzerindeki denetim savaşıyla gerçekleşmektedir.69 Dağıtım ikilisi. Doğan ve Bilgin Gurubu’nun bu alanda . 90’lara gelindiğinde pazar kontrolünü Birleşik Basım Dağıtım (BBD) ve Yayın Satış ve Pazarlama A. bu yolla hem küçük gazete ve dergileri kendilerine bağımlı kılmakta. 1990’lı yılların başından itibaren çalışanların sendikasızlaştırılması sürecine paralel olarak taşeronlaştırma uygulamaları da yaygınlık kazanmıştır. Özellikle televizyon reklam pazarının paylaşımında bazı medya grupları Bimaş. ücretler ve sosyal haklar üzerinde baskı yaratan bu uygulamaları. Medya holdinglerinin aynı zamanda reklam veren ve reklam alan kuruluşlar olması.Ş.

maliyetleri düşürücü dolayısıyla sermaye birikimine katkı yapan bir başka uygulama oldu. Serbest piyasa koşullarının hakim olduğu ekonomik bir yapıda. devler karşısında var olabilmek. birbirinden onay almaksızın gazeteci transfer etmiyorlardı.70 başı çektiğini belirten Sönmez (2003: 48). Bu aynı zamanda gazete sayısının kaçınılmaz olarak sınırlı kalması ve çoğunlukla benzemeye başlaması demektir. bu konuda yaptığı “1975 yılında yeni yayın hayatına katılacak olan ulusal düzeyde gazeteler için Türkiye’de yer ve insan bakımından pazara serbest giriş imkanından söz etmek mümkünken. Büyük teknolojik yatırımların medyayı ticari kaygılara düşürerek tekelleşmeye yol açtığını ve bu durumun da çoğulculuğu zedelediğini vurgulayan Kaya (1984. onlarla rekabet edebilmek ne kadar mümkündür? Ekzen’in (1999: 97). kendi aralarında yaptıkları centilmenlik anlaşması gereğince. Çoğulculuğu zedeleyen bu gelişmenin. Emek açısından iş arzının daraltılması anlamına gelen bu uygulama. medya çalışanları üzerinde yeni bir baskı unsuru olurken.” Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir konu da sermayenin giderek yoğunlaştığı medya ortamında faaliyet gösteren büyük medya kuruluşlarının küçük ve orta boy medya kuruluşlarına ne kadar yaşam alanı tanıyıp tanımadığıdır. özgür düşünceyi daraltacağından kuşku duyulmaz. şu yorumda bulunmaktadır: “Büyüyen gazeteler karşısında. Zaten sendikanın hiç olmadığı ya da kağıt üzerinde kaldığı bir de iki büyük grubun bu tür bir anlaşmayı yürürlüğe koymaları. “centilmek anlaşmalarının” yarattığı ikili sonucunu şu şekilde değerlendirmektedir: “Gruplar arası transferlerle ücretlerin yüksekliğinden şikayetçi olan iki grup. aynı olanağı bulamayan küçük gazeteler kaybolacaklardır.” Medyada tekelleşme olgusu kuşkusuz ki demokratik bir yapının “çok sesliliği” açısından hayati bir önem taşımaktadır. 1995 yılında büyük sermaye yatırımı almadan bu pazara serbest giriş imkanının . işverene ücretler üzerinden daha çok söz sahibi olma ve ücret artışlarını frenleme olanağını da sağladı. 99).

Reklam gelirleri ve satış gelirlerine rağmen bu alandaki büyümenin yolu. Bu genişleyen mecra. medya alanındaki varlıklarıdır. ancak bir sanayi kompleksi haline gelerek ya da içinde bankaların.3.4. iletişim ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle çok daha büyük bir mecraya doğru genişlemiştir. medya pazarını kapitalist dünyanın gözde pazarlarından biri haline getirmiş. TV kanalı işleterek bu alandaki sermayeyi büyütmenin mümkün olmadığını öğretti. 1980’li yıllardan 1990’lara kadar uzanan süreçte medya alanında medya kuruluşlarının basın dışı alandan aktarılan sermaye ile bütünleştiği görülmektedir. 1980’li yıllarla birlikte başlayan süreçte geleneksel medya sahipliği. yerini medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu “yeni medya sahipliğine” bırakmış. medya dışı sermayenin neden bu alana yöneldiğine yönelik yapmış olduğu değerlendirme oldukça dikkat çekicidir: “Yeni dönemin kuralları medyadaki sermayeye sadece ve sadece gazete-dergi basarak. medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının. yatırımlarını bu alana doğru genişletmişlerdir. Sönmez’in (2004: 112). sorunun yanıtını açık ve net olarak ortaya koymaktadır.” .71 olmadığını söyleyebilmek mümkündür” şeklindeki değerlendirme. Büyük Sermaye Grupları Ve Medya Sektörü Türkiye’de medya sektörünün yapılanmasında en karakteristik özellik. 3. medyanın sinerjisinden yararlanarak olabilirdi. Günümüzde medya sektörü artık sadece televizyon yayıncılığı ve gazete basımı ile sınırlanamayacak kadar büyük ölçüde genişlemiş. dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük sermaye grupları medya pazarından pay kapmak üzere harekete geçmiştir. diğer sanayi ve hizmet şirketlerinin olduğu bir holding yapısının parçası haline gelerek sermayeyi büyütmek. Ülkemizde. medya sektörünün dışında kalan çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları.

2 milyar doları aşan geliri ve yüzde 45’lik reklam pazar payı ile Türkiye’nin en büyük medya grubu konumunda yer almaktadır. medya alanındaki faaliyetlerini Doğan Yayın Holding (DYH) adıyla sürdürmektedir. Medya sektörü dışında enerji. Aşağıdaki tabloda medya sektöründe faaliyet gösteren bu üç büyük Grubun. 1. Grup medya alanında yatay ve dikey bütünleşmelerle pazarın pek çok alanında hakim konuma yükselmiştir. 2000’li yıllarda geniş bir sanayi kompleksinin içerisinde kök salmış bir medya grubu ile devam etmiş. finans. Bu konuda Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Doğan Medya Grubu. pazarlama vb. Doğan’ın 1979 yılında Milliyet gazetesine ortak olmasıyla başlayan medya serüveni. finans. hizmet sektörü. Türk medya sektöründe önemli bir pazar payına sahip olan diğer iki Grup da Doğan örneğinde olduğu gibi medya dışı sektörlerde de faaliyet gösteren (enerji. sanayi. ticaret. ulusal kanallar açısından ve gazete . sigorta ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Doğan Grubu. enerji.dergi yayıncılığı alanlarındaki net satış adetlerine göre pazar paylarına yer verilmiştir: . endüstri. günümüzde Türk medya sektörünün en gelişkin örnekleri arasında yer almaktadır. ticaret. taşımacılık ve hizmet) Çukurova ve Doğuş Gruplarıdır. inşaat.72 Sönmez’in de işaret ettiği gibi günümüz medyası. DYH. pek çok sektörün medya üzerinde açılım sağlayabileceği bir bileşen haline gelmiştir.

73

Tablo1: Medya Sektöründeki Üç Büyük Grubun Ulusal Kanallar Açısından Ve Gazete - Dergi Yayıncılığı Alanlarındaki Net Satış Adetlerine Göre Pazar Payları: YAYIN KURULUŞU Ulusal Kanallar Açısından Pazar Payı (%) 2007/5 45 Gazete Yayıncılığı Dergi Yayıncılığı Alanında Net Satış Alanında Net Satış Adedine Göre Adedine Göre Pazar Payı (%) Pazar Payı (%) 2007/5 2007/5 35,77 33,02 7,69 7,07

DOĞAN GRUBU 15 ÇUKUROVA GRUBU 9 DOĞUŞ GRUBU Kaynak: Rekabet Kurumu

Tablodan da takip edilebileceği üzere Doğan Grubu üç sektörde de lider konumunda bulunmaktadır. Bu oranlar aynı zamanda medya sektöründeki yoğunlaşma hakkında da önemli sonuçlar ortaya koymaktadır. Turgay Ciner’in sahibi olduğu Merkez Yayın Holding A.Ş. de yukarıda adı geçen Gruplar gibi Türk medya sektöründe önemli bir pazar payına sahiptir.6 Ciner Grubu da sektördeki rakipleri gibi yalnızca medya alanında değil medya dışı sektörlerde de (enerji ve madencilik, ticaret, sanayi ve hizmet) faaliyet göstermektedir.

Ciner Grubu’nun bu üç sektördeki ve diğer sektördeki pazar payları bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak incelenecektir.

6

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM C NER GRUBU VE MEDYA Ş RKETLER

Çalışmanın

bu

bölümünde

Ciner

Medya

Grubu’nun

medya

sektöründeki faaliyetleri ekonomik olarak analiz edilecektir. Bu bağlamda Grubun faaliyet gösterdiği medya sektörlerindeki pazar payları, diğer medya grupları ile karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Grubun medya şirketlerine TMSF tarafından el koyulmadan önceki pazar payları dikkate alınarak yapılacak olan değerlendirmelerde, medya sektöründeki ekonomik yapılanmaya yönelik genel bir görüntü sergilenmeye çalışılacaktır. C ner Grubu’nun medya sektörü dışındaki faaliyetlerine de geniş yer ayrılan bu bölümde Turgay C ner tanıtılmaya çalışılacak özellikle medya sektöründeki faaliyetlerine yönelik açıklamaları ile Ciner’e yönelik bir portre çizilmeye çalışılacaktır.

4.1.

Ciner Grubu Medya Şirketleri Medya sektörü dışında enerji, madencilik, turizm, sanayi ve ticaret

sektörlerinde bir sanayi kompleksi olarak faaliyet gösteren Ciner Grubu, medya sektörünün 1980’li yıllarla birlikte girmiş olduğu “holdinglerin medyaya girişi” sürecinin 2000’lere yansıyan en önemli temsilcilerinden biridir. Temelleri 7 Mart 1978 tarihinde atılan ve Aralık 2004 tarihine kadar Park Grubu adıyla bilinen Ciner Grubu7; Ciner Enerji ve Madencilik Grubu,
7

Park Grup, Aralık 2004 tarihinden itibaren Ciner Grubu adı altında faaliyet gösterme kararı almıştır. Madencilik, hizmet, turizm ve medya alanlarında Park Holding, Merkez Yayın Holding ve Enerji

75

Ciner Medya Grubu, Ciner Ticaret, Sanayi ve Hizmet Grubu, Ciner Grubu ştirakleri adı altında dört adresli alanda faaliyet göstermektedir. kendini Grup, şöyle www.cinergroup.com.tr tanımlamaktadır: “Temelleri 7 Mart 1978 tarihinde atılan ve Aralık 2004 tarihine kadar Park Grubu adıyla bilinen Ciner Grubu; ticari faaliyetlerine oto yedek parça üretim, satış ve ithal işleri ile başlamıştır. Grup, 1980’li yılların ikinci yarısında yurtiçi ve yurtdışı zirai motor ve yedek parça üretim projeleri, anahtar teslimi entegre tesis taahhütleri ve tekstil sanayii tesislerinin kurulması ve işletilmesi projeleri ile çalışma alanını genişletmiştir. 1990’lı yılların başından itibaren özelleştirme projeleri ile birlikte “Enerji ve Madencilik” alanında yatırımlara başlayan ve Türkiye’de madencilik ve enerji sektöründe büyük yatırımlara imza atan Ciner Grubu, bu sektördeki Grup şirketleri ile Türkiye’de bir çoğu yeni, ya da ilk olan atılımlar gerçekleştirmiştir. 1995 yılında; Türkiye’nin en verimli özelleştirilmesi olarak gösterilen Havaş deneyimini, işletme hakkı devir modeli ile Çayırhan’da madencilik ve ve enerji alanında da gösteren Ciner Grubu’nun bu başarıları, üniversitelerde ve konferanslarda özelleştirme ile ilgili en başarılı uygulama örnekleri olarak gösterilerek literatüre geçmiştir. Çayırhan/Beypazarı’nda bulunan Linyit Kömür Madenini Avrupa’nın en verimli yeraltı işletmesi haline getirmiş ve Türkiye’de özel sektöre devredilen ilk termik santral olan Çayırhan Termik Santrali’ni yine ülkemizin “en verimli çalışan termik santrali” haline getirmiştir. 2002 yılında medya sektörüne adım atan ve bu alanda da sürekli gelişen Grup, kısa bir süre içinde yapmış olduğu yatırımlar ve kurmuş olduğu şirketlerle sektörün en büyük gruplarından birisi olmuş ve modern bir yapıya kavuşmuştur. stanbul Sanayi Odası tarafından her yıl açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayii Kuruluşu” arasında Ciner Grubu’nun çeşitli sektörlerdeki bazı şirketleri her yıl yer almaktadır.
Yatırım Holding çatıları altında faaliyet gösteren Grup, 2004 yılında bir 'çatı' örgütlenme gereğiyle Ciner Grubu adını kullanacağını açıklamıştır.

internet

sitesinde

Park Enerji Ekipmanları Madencilik Sanayii ve Ticaret A. Ceysan Ceyhan Dokuma Sanayii A. Sanayi ve Hizmet Grubu Ciner Grubu ştirakleri • • • • adı altında 3 grup. sayıları her yıl artan modern eğitim kurumları inşa ettirilerek.Ş.600 kişi istihdam etmekte olan Ciner Grubu. Park Teknik Elektrik Madencilik Turizm Sanayi ve Tic. Park Alüminyum Endüstrisi Sanayii ve Ticaret A.Ş. Park Toptan Elektrik Enerjisi Satış Sanayii ve Ticaret A.Ş.Lara/Antalya . Eti Soda Üretim Pazarlama Nakliyat ve Elektrik Üretim Sanayii ve Ticaret A.) Larespark Hotel . T CARET SANAY VE H ZMET Park Havacılık Taşımacılık ve Ticaret A. Türk Milli Eğitimi’nin hizmetine sunulmaktadır. Ceytaş Madencilik Tekstil Sanayii ve Ticaret A. Park Maden Enerji Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi. Silopi Elektrik Üretim A. Park Demir Maden Sanayii ve Ticaret A.Ş. Park Makine Yedek Parça Sanayii ve Ticaret A. Larespark Hotel .A. 2006 yılı başı itibariyle.Ş.Ş.Ş.Ş. çeşitli şirketler ve iştirakleri ile faaliyet göstermektedir. Park Elektrik Madencilik Sanayii ve Ticaret A.” Tablo 2: Ciner Grubu’nun Medya Sektörü Dışındaki Şirketleri Ve ştirakleri: ENENERJ VE MADENC L K Park Termik Elektrik Sanayii ve Ticaret A. Park thalat hracat ve Ticaret A. yani “50 bin kişilik iş gücüne ulaşılması ile 50 eğitim kurumu inşası ve Milli Eğitim’e devri” hedefi çerçevesinde.Ş.76 Ciner Grubu’nun vizyonu içinde ifadesini bulan.Ş.Ş.Lares Turizm nşaat .Ş. Ciner Enerji ve Madencilik Grubu Ciner Medya Grubu Ciner Ticaret. Ciner Grubu bugün.Ş.Ş.Ş. “50 B N 50”. iştirakleri hariç yaklaşık 13. her yıl Türkiye’nin en yüksek vergi ödeyen grupları arasında yer almaktadır.Taksim / stanbul (Cinerler Ltd. Park Tıp Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi Havaş Turizm Seyahat ve Kargo Taşımacılığı A.

Turgay Ciner’in 2000 yılında Sabah ve ATV’ye ortak olmasıyla başlayan medya serüveni. kısa bir süre içinde geniş bir sanayi kompleksinin içinde kök salmış bir medya grubu ile sürmüştür. medya sektörü içinde gazete . Havaalanları Yer Hizmetleri A. Çalışmanın bu bölümünde TMSF tarafından Ciner Grubu’nun bazı medya şirketlerine el koyulmadan önceki durumu ele alınacaktır. Grubun medya sektöründeki yapılanması bir takım değişikliklere uğramış. Ciner’in bu güçlü yapılanması. gazete ve dağıtım sektörlerinde pazarın güçlü isimleri arasında yer almıştır. matbaacılık. Park Denizcilik ve Hopa Liman şletmeleri A.Ş. Kaynak: www. Ş ŞT RAKLER Akpet Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.77 Taahhüt Sanayii ve Ticaret A. pazarlama. televizyon ve filmcilik. medya grubu içinde faaliyet gösteren bazı şirketlere TMSF tarafından el koyulmuştur.Ş. Grup. Park Marina şletmeciliği Turizm ve Denizcilik Ticaret A. Ciner Grubu.Ş. medya sektörünü oluşturan ilgili tüm şirketlerinin faaliyetlerini Merkez Yayın Holding Anonim Şirketi adı ile sürdürmektedir. . Park Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi Park nşaat Turizm Maden Sanayii ve Ticaret A. dikey ve çapraz bütünleşmeler yönünden önemli ipuçları sunmaktadır.Ş. Türk medya sektöründeki mülkiyet ve sahiplik yapısının karakteristik özellikleri açısından önemli bir örnek teşkil etmekte özellikle sektördeki yatay.dergi yayıncılığı ve dağıtımı. kitapçılık ve reklamcılık gibi çok geniş alanlarda faaliyet göstermektedir.Ş. ajans ve prodüksiyon hizmetleri. Akpet Doğal Gaz Akpet Gaz.Ş. Denmar Depoculuk Nakliyat A. Ancak Nisan 2007 yılında yaşanan gelişmelerle. özellikle televizyon yayıncılığı.Ş.cinergroup.com Ciner Medya Grubu.

ve Tic.Ş.ciner. Merkez Dergi Yayıncılık Merkez Süreli Yayınlar Merkez Haber Ajansı Merkez Prodüksiyon ve Tanıtım Hizmetleri Merkez zmir Gazete Dergi Basım Yayıncılık San.com Grubun pazardaki etkin konumlanışını ve bu konumlanışın Türk medya sektörüne etkisini ortaya koymak üzere Grup medya şirketlerinin pazardaki büyüklüklerine ve özellikle pazar paylarına bakmak gerekmektedir. (Sancak TV .Ş.Ş.Ş. izlenme ve satış oranları gibi veriler ele alınacaktır. Ciner Grubu’nun TV yayıncılığı. ve Tic. (Türkçe TV) Kaynak: www.Ş. A.78 Merkez Yayın A. Aşağıda.Ş. Merkez Pazarlama ve Ticaret A. Ciner Görsel şitsel Yayıncılık ve Yatırım A.Ş.Ş.Ş. Böylece Ciner Medya Grubu’nun sektördeki hakim konumu diğer rakipleriyle de karşılaştırılarak ortaya koyulmaya çalışılacaktır. A. A. Merkez Teknik Hizmetler Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin TMSF tarafından bazı şirketlerine el koyulmadan önceki medya alanındaki varlıkları aşağıdaki tabloda verilmiştir: Tablo 3: Ciner Medya Grubu: Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayii ve Ticaret A.Ş. radyo yayıncılığı ve prodüksiyon-reklam hizmetleri sektörlerindeki pazar payı özellikle sektördeki diğer hakim Gruplarla karşılaştırma yapılarak incelenecektir. Merkez Televizyon A. GD Gazete Dergi Sanayii ve Ticaret A. Merkez Kitapçılık Yayıncılık Sanayii ve Ticaret A. ve Tic.Ş. (KANAL 1) Ciner Televizyon ve Radyo şletmeciliği Sanayii ve Ticaret A. gazete-dergi basımı piyasası. Merkez Matbaacılık Yayıncılık Sanayii ve Ticaret A. ncelemede pazar payının tespiti açısından özellikle reklam ve ilan gelirleri.Ş.group. Merkez Reklam Pazarlama Danışmanlık San. ( zmir TV) Renk Televizyon Prodüksiyon A. A. Ciner Mobil Hizmetleri A.Ş. Merkez ATV Televizyon ve Prodüksiyon.Ş. dergi yayıncılığı.Bursa Yerel) Ciner Televizyon Prodüksiyon A. . gazete-dergi dağıtımı piyasası.Ş Merkez Filmcilik Prodüksiyon Sanayii ve Ticaret A. Sancak Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. Merkez Dağıtım Pazarlama San. yazılı medya sektörü.Ş.Ş.

ATV Avrupa. Türk Ç TV. Yeni Asır ve Pas Fotomaç gazeteleri ile Bebeğim ve Biz. Bursa TV. aralarında Ciner Grubunun da bulunduğu Doğan Grubu. Ciner Grubu’nun ve diğer üç büyük Grubun ulusal kanallar açısından sektördeki pazar payı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Çukurova Grubu ve Doğuş Grubu’dur. televizyon yayıncılığı alanında ulusal ve yerel alanlarda yayın yapmakta olan 7 adet (ATV. Enerji. Günaydın. Merkez Grubu ve Televizyon Yayıncılığı Merkez Grubu. Hukuki Perspektifler dergileri bulunmaktadır. Kanal 1. Transport. Yeni Asır TV) televizyon kanalına sahiptir. Takvim. Home Art. Para. Yeni Aktüel.79 4. Şamdan Plus. Bu büyük medya grupları. zmir TV. Sofra.1. Radyo City. Global. . Sinema. Tablo 4: Merkez Grubu’nun Televizyon Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları: ATV Kanal 1 zmir TV Bursa TV Türk Ç TV ATV Avrupa Yeni Asır TV Ancak Nisan 2007 tarihiyle başlayan sürecin ardından Ciner Medya Grubu’nun televizyon yayıncılığı alanındaki en güçlü varlığı olan ATV’nin yönetim ve denetimi TMSF’ye geçmiş ve Eylül 2007 itibariyle ATV televizyonu satışa çıkarılmıştır. Sabah. Böylece Ciner Grubu.1. medya sektörünün öncüleri arasında yer alan ve pazar payları oldukça yüksek olan Sabah gazetesi ve ATV’yi kaybetmiştir. Bilindiği üzere bugün Türkiye medya pazarı birkaç büyük Grup tarafından paylaşılmaktadır. Ciner Medya Grubu'nun satışa konu olan Ticari ve ktisadi Bütünlük kapsamında başlıca ATV Televizyonu.

ülkemiz ulusal televizyon yayıncılığı piyasası için de geçerli olduğunu çok net bir biçimde ortaya koymaktadır.4 15. TV kuruluşlarının. Merkez Grubu yaklaşık %21-25 arası. CNN Türk) MERKEZ GRUBU (ATV. CNBC-ekonomik) Kaynak: Rekabet Kurumu Yukarıda yer verilen oranlar. reklam verenlerin televizyonlarda yayınlanan reklamlar için ödemiş oldukları tüm bedel ile işletmelerin elde etmiş oldukları reklam gelirleri önemli bir veri sayılmaktadır. Üstelik pazardaki bu sıralama ile pazar büyüklükleri son üç senedir benzer seyrini sürdürmektedir. Kanal 1) ÇUKUROVA GRUBU (Show TV) DOĞUŞ GRUBU (NTV. Televizyon yayıncılığı piyasası. toplam piyasa payının %90’ına sahip dört büyük medya grubu (Doğan Grubu yaklaşık %45. söz konusu Grubun hakim durum tespiti bakımından çok kritik bir konumda olduğunu ortaya koymaktadır (Rekabet Kurumu. 2007). 2007 yılının ilk 5 aylık döneminde yüzde 21’lik bir payla pazarın en güçlü ikinci hakimi konumundadır. Doğan Grubu’nun son üç yıldır yaklaşık %40%45 arasında seyreden pazar payı ise. televizyon yayıncılığı alanında sahip oldukları pazar payını ölçmek bakımından.80 Tablo 5: Ulusal Kanallar Açısından Gruplar Bazında Pazar Payı: YAYIN KURULUŞU DOĞAN GRUBU (Kanal D. Star TV.2 10. medya sektörlerinin genel özelliği olan oligopolistik yapının.6 2006 Pazar Payı 40 2007/5 Pazar Payı 45 22. Merkez Grubu’nun söz konusu 2005 Pazar Payı 38.7 25 14 10 21 15 9 . Merkez Grubu’nun sahibi olduğu ATV ve Kanal 1 kanalları. Çukurova Grubu yaklaşık %15 ve Doğuş Grubu yaklaşık %10) ve bunun yanı sıra kalan %10’luk kısmı paylaşan ve sektör için küçük sayılabilecek teşebbüslerin faaliyetlerini sürdürdükleri bir görünüm sergilemektedir.

2007). . 2006 yılı içinse yüzde 32’dir (Rekabet Kurumu.140 1. Türkiye’de mevcut tüm mecralar için yapılan toplam reklam harcamalarının yaklaşık %40’lık bölümü televizyon kanallarına yapılmaktadır (Rekabet Kurumu.5. Bu anlamda Merkez Grubu’nun tüm televizyon kanalları içerisinde yaklaşık %20’lik bir pazar payı büyüklüğü ile televizyon yayıncılığı pazarında çok önemli bir aktör olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Grubun reklam gelirlerinin toplam televizyon reklam harcamalarına oranının bilinmesi gerekmektedir. Yani Doğan Grubu 2006 yılı rakamları ile toplam reklam harcamalarının yaklaşık %32’lik bir bölümünü elde etmeyi başararak. 2007).1 2005 2006 Kaynak: Rekabet Kurumu Görüldüğü üzere Merkez Grubu.81 harcamaların ne kadarını kendisine çekebildiği bir başka deyişle pazardaki büyüklüğünün tespiti bakımından.442 Merkez Grubu TV Kuruluşları Toplam Reklam Geliri (YTL) … … Merkez Grubu’nun TV’lerde Yayınlanan Reklamlar çerisindeki Toplam Reklam Payı (%) 20. 2005 yılı için 25.7 21. Bunun yanı sıra Doğan Grubu’nun TV’lerde yayınlanan reklamlar içerisindeki toplam reklam payı. 2007). Bu payın yaklaşık %90’dan fazlası ise ATV aracılığı ile elde edilmektedir (Rekabet Kurumu. medya piyasaları için çok önemli sayılabilecek bir pay ve üstelik en yakın takipçisi ile önemli sayılabilecek bir farkla pazarda lider konumdadır. Merkez Grubu’na ait kanalların. televizyon yayıncılığı pazarı bakımından bir başka deyişle televizyonlarda yayınlanan tüm reklam içerisindeki payı ise aşağıdaki gibidir: Tablo 6: Merkez Grubu’nun TV Reklamlarındaki Toplam Payı: YIL Türkiye Toplam TV Reklam Harcaması (YTL) 1. reklam ile finanse edilen tüm kanallar içerinde 2005 ve 2006 yıllarında yaklaşık %20’lik bir paya sahip durumdadır.

(Merkez Gazete) toplam beş adet gazetenin lisansına sahip olup. . Yeni Asır. Takvim. Merkez Grubu ve Yazılı Medya Sektörü Merkez Yayın Holding A. (Sabah. (Merkez zmir) ve birini de Merkez Sabah Atv GmbH (Merkez GmbH) vasıtasıyla yayınlamaktadır: Tablo 7: Merkez Grubu’na Ait Gazeteler: Sabah Takvim Pas Fotomaç Yeni Asır Sabah Almanya Bir gazetenin net satış adedi.Ş.’nin %99 ortaklık payı ile kontrol ettiği Merkez Gazete ve Dergi Basım Yayıncılık ve Sanayi Ticaret A. 4. Bu amaçla aşağıdaki tabloda Merkez Grubu’na ait gazetelerin net satış adedi ve ilan-reklam gelirleri açısından pazar paylarına yer verilmektedir. pazarın özellikle iki Grup tarafından paylaşıldığı görülmektedir.82 Televizyon yayıncılığı pazarı bakımından yapılan analizlerde. Doğan Grubu ve Merkez Grubu’nun pazar payı toplamları. Sabah Almanya) bunlardan üçünü doğrudan. ancak medya ürünlerinin potansiyel müşteri olarak yalnızca okuyucuya değil aynı zamanda reklam verenlere de hitap ettiği ve reklam ve ilan gelirlerinin yayıncıların gelirleri arasında önemli bir yer tuttuğu dikkate alındığında reklam ve ilan gelirleri açısından pazar payının ölçülmesi ve değerlendirilmesi de aynı derecede önemlidir (Rekabet Kurumu.Ş. Pas Fotomaç. söz konusu gazeteyi yayınlayan teşebbüsün piyasadaki gücünün belirlenmesi açısından önemlidir.1. piyasanın yarısından daha fazlasına tekabül etmektedir.2.Ş. birini Merkez zmir Gazete Dergi Basım Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A. 2007).

85 9. . Gerek dolaşım gerekse reklam geliri açısından Grup içindeki gazetelerden Sabah gazetesinin özel bir önemi vardır.92 5.64 5. çünkü Sabah gazetesi satılan toplam gazeteler içinde yaklaşık %9 civarında bir paya sahip iken.94 0. satış payından daha çok reklam payına sahip olan yalnızca Hürriyet.33 25.35 Kaynak: Rekabet Kurumu Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere.31 21.71 0.86 lan ve Reklam Gelirine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 20.27 4. Genel olarak medya piyasasına bakıldığında.96 19. Türkiye’de satılan tüm gazetelerin yaklaşık %20’sini oluşturmakta ve grup ilan ve reklam gelirleri açısından da 25’lik bir pazar payına sahip bulunmaktadır.93 5.96 0.07 8.95 20.77 4. satılan tüm gazetelerin elde ettiği reklam ve ilan gelirlerinden %20’den fazla bir oranda pay almaktadır.51 0.94 19.83 Tablo 8: Merkez Grubu’na Ait Gazetelerin Pazar Payları: MERKEZ GRUBU Sabah Takvim Pas Fotomaç Yeni Asır TOPLAM Net Satış Adedine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 2007/5 8.97 0.30 3.17 24. Milliyet ve Sabah gazeteleridir ki bu durum genel olarak kendi gruplarının dağıtım ve ilana ilişkin pazar paylarına da aşağıdaki tabloda yer aldığı şekliyle yansımaktadır.71 0.50 2. Merkez Grubu’na ait gazeteler.42 0.54 2.

Park Yatırım Holding A. hatta Merkez ve Doğan Gruplarının piyasada oluşan reklam gelirlerinin %85’ini elde ettikleri görülmektedir.77 7. Zaman ve Çukurova) pazar payları toplamının %75’i geçtiği ve reklam gelirleri açısından da %95’in üzerinde paya sahip olduğu.38 100.28 10.65 3. Tüm bu veriler.29 19. net satış adedi açısından dört büyük grubun (Doğan.26 14. Merkez Grubu ve Dergi Yayıncılığı Merkez Yayın Holding A.89 3.00 19. Merkez. Sti.92 lan ve Reklam Gelirine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 24.40 4.00 TOPLAM 100.95 14.35 60. piyasanın oldukça yoğunlaşmış bir yapıda -hatta düopole yakın bir nitelikteolduğunu göstermektedir (Rekabet Kurumu.05 4.85 36.27 1.27 2.84 Tablo 9: Gazete Yayıncılığı Alanında Gruplar Bazında Pazar Payları: GRUPLAR BAZINDA PAZAR PAYLARI Merkez Grubu Doğan Grubu Çukurova Grubu Vatan Zaman Star Türkiye Diğer Net Satış Adedine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 2007/5 20.77 4.77 25.70 5..1.07 37. Merkez Gazete vasıtasıyla 28 adet dergi. (MMP) vasıtasıyla 5 adet olmak üzere aşağıda isimleri verilen 40 adet dergiyi yayınlamaktadır: .52 8.40 100.77 7. Motor Press International ile ortaklaşa sahip olduğu Merkez Motor Presse Dergi Yayıncılık Ltd.69 4.25 100.31 60.12 1.00 14.Ş. ile ortaklaşa sahip olduğu GD Gazete Dergi Sanayi Ticaret A.41 12.Ş.60 0. 2007).70 3.Ş.3.00 Kaynak: Rekabet Kurumu Gazete yayıncılığı piyasasına genel olarak bakıldığında.90 12. (GD) vasıtasıyla 7. 4.63 4.00 100.98 11.86 35.

Maison TR Homeart Kumsal Empire Arena Süper Alısveris FHM Dergiler de gazeteler gibi bir yandan okuyucularına bir yandan da reklam verenlere hitap ederek. Yayıncılar açısından ise. her dergi grubu okuyucular açısından yalnızca bulunduğu kategorideki diğer dergiler ile ikame edilebilir olmakla beraber. Ayrıca. Bu nedenle. bu iki farklı müşteri grubundan gelir elde etmektedir. Yukarıda sayılan nedenlerle dergi yayıncılığı piyasasındaki pazar payları da dergi bazında değil yayıncı teşebbüsler bazında dikkate alınmıştır: . derginin yayına hazırlanması açısından tüm dergilerin aynı şekilde ikame edilebilir oldukları söylenebilir (Rekabet Kurumu.85 Tablo 10: Merkez Grubu Tarafından Yayınlanan Dergiler: Yeni Aktüel Yeni Para Şamdan Plus Hülya Magazin Sinema Hukuki Perspektifler Cosmopolitan Cosmogirl Seventeen Geo Cosmopolitan Özel Auto Motor Sport Cosmopolitan Fit&Light Otohaber Bebeğim ve Biz Global Enerji Sofra Rolling Stone Esquire Transport Forbes PC Magazine Cosmopolitan Style Auto Katalog Cosmopolitan Bride Marie Claire TR Oto Haber Test Yıllığı Jet Life House Beautiful Missie Köpük Harpers Bazaar Electronic Gaming Marie Claire Mo. 2007). reklam verenler açısından kategoriler arası ikame edilebilirlik de bir noktaya kadar mümkündür. dergi yayıncılığı piyasasındaki pazar gücünün ve yoğunlaşmanın analizinde de hem net satış adetleri hem de reklam ve ilan gelirleri dikkate alınacaktır.

37 7. Merkez Grubu ve Gazete .’nin mülkiyetinde olan ve yine bu holdingin sahip olduğu Merkez Matbaacılık Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A. Doğan Grubu. son üç yıl içinde %35 civarındaki pazar payı ile liderliğini korumakta.70 1.22 1.11 24.1.58 24.85 Maya 0.57 3. 2007 yılının ilk beş ayı itibariyle üç büyük grubun net satış adetleri açısından pazar paylarının %33.Dergi Basımı Piyasası Merkez Grubu’nun Merkez Yayın Holding A.05 3.63 17.4.7 2.57 Nova 0.57 24. Merkez Grubu da %25 civarında seyreden pazar payı ile ikinci durumda bulunmaktadır.16 4.57 33.34 2. bunlardan .88 TOPLAM 100.’ye kiralamış olduğu beş adet gazete ve bir adet dergi basım tesisi bulunmaktadır: TMSF tarafından Rekabet Kurumu’na gönderilen bilgilerden.64 19.02 24.64 0.07 3.86 Tablo 11: Gruplar Bazında Dergi Yayıncılığı Piyasasındaki Pazar Payları: DERG YAYINCILIĞI P YASASI Gruplar Doğan Grubu Merkez Grubu Diğer Yayıncılar Doğuş Vatan Akşam Vogel Burda Net Satış Adetleri Üzerinden Pazar Payları (%) 2005 2006 2007 35.12 100.74 37.00 Kaynak: Rekabet Kurumu 100.00 100.00 Piyasanın yukarıda değinilen yapısına bakıldığında.Ş.32 2.58 11. Merkez Grubu’nun beş adet gazete bir adet de dergi basım tesisi olduğu.21 22.53 18.82 4. %24 ve %7 olarak gerçekleştiği görülmektedir.58 37.15 2.Ş.70 0. ki grubun reklam gelirlerinin de buna paralel olduğu 4. söylenebilir.00 Reklam Gelirleri Üzerinden Pazar Payları (%) 2006 37.

Sabah. Takvim. Yeni Asır yanında Cumhuriyet.1. Önce Vatan. 2 Eylül 2002’de kurulan Merkez Dağıtım 5 bölge müdürlüğü. 2007). Fotomaç. dergi yayıncılığı piyasasında ise %76’sı kullanılarak ulaşılmıştır.2007).Ş.Dergi Dağıtımı Piyasası Merkez Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret A. bin 200 araçlık filosu. Yeni Çağ.. Milli Gazete. gazeteler için de en azından %25 olması gerektiği açıktır (Rekabet Kurumu. 4. Tablo 12: Merkez Grubu’na Ait Baskı Tesisleri: Samandıra Gazete Baskı Tesisi Ankara Gazete Baskı Tesisi Adana Gazete zmir Gazete Baskı Tesisi Baskı Tesisi Antalya Gazete Baskı Samandıra Dergi Tesisi Baskı Tesisi Söz konusu tesislerde Merkez Grubu yayınları dışında hangi yayınların basıldığı bilinmemekle birlikte. mülkiyetinde olup Merkez Matbaacılığa kiralandığı anlaşılmaktadır (Rekabet Kurumu. 25 bin 794 son satıcı. Türkiye genelinde 208 yetkili satıcısı. Birgün. Merkez Grubu gazete ve dergilerinin bu tesislerde basıldığı dikkate alındığında ve baskının en azından net satış adedine eşit olması gerektiğinden hareketle. 4. Gündem. 810 zincir mağaza ile hizmet veren şirket Merkez Yayın gazetelerinden. Akşam. Halka ve Olaylara Tercüman.87 Bilgin Grubu’na tahsisli zmir Baskı Tesisi dışındaki tesislerin Merkez Yayın Holding A. Merkez Grubu ve Gazete . Star. Güneş. . Bulvar. Yeni Şafak.5. 2007).Ş. Bugün. Gazete yayıncılığı piyasasında bu paya baskı tesislerinin kapasitelerinin %37 ile 64’ünü.9. Merkez Grubu’nun gazete ve dergi yayıncılığı piyasasını etkileyen ve ülkemiz gazete ve dergi yayıncılığı açısından stratejik bir öneme sahip olan bir şirkettir. A. Fotogol. söz konusu baskı tesislerinden kaynaklanan pazar payının dergiler için en azından %25. Sözcü gibi gazeteleri ve 350 dergiyi okuyuculara ulaştırmaktadır (Sabah. Vakit.

adlı iki şirketi ile gazete ve dergi dağıtımı faaliyetini devam ettirmektedir. Piyasaya ilişkin pazar payları şu şekildedir. Doğan Dağıtım ve Pazarlama A. ve YAYSAT Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A. . gazete ve dergi yayıncılığı alanında belirli bir büyüklüğe ulaşamayan teşebbüslerin piyasanın dağıtım seviyesine girmeleri beklenmemektedir (Rekabet Kurumu. Diğer dağıtım şirketi ise Doğan Grubu’na aittir. Tablo13: Gazete ve Dergi Dağıtımı Piyasasındaki Pazar Payları: Yıllar 2004 2005 2006 2007/5 Yayın Türü Gazete Dergi Gazete Dergi Gazete Dergi Gazete Doğan Grubu (%) 63 70 60 68 61 66 61 64 Merkez Grubu (%) 37 30 40 32 39 34 39 36 Dergi Kaynak: Rekabet Kurumu Tablodan da görüldüğü üzere.88 Söz konusu şirket. Dağıtımın medya sektöründe pazarın kontrolü için en önemli bileşenlerden biri olduğu göz önüne alındığında bu iki Grubun dağıtım sektöründeki hakimiyetleri ile piyasayı kontrol gücünü elinde bulundurdukları söylenebilir. Doğan Grubu.Ş.Ş. Doğan Grubu’nun gerek gazete gerekse dergi dağıtımındaki pazar payı son dört yılda %60’ın üzerinde seyretmekte ve karşısında yaklaşık %40 pazar payına sahip Merkez Grubu bulunmaktadır. ülke çapında faal olan iki dağıtım şirketinden birisidir. 2007). Gazete ve dergi dağıtımı piyasası ülkemizde düopol niteliği arz etmektedir ve dağıtım ağı kurmanın maliyetli olması ve bu ağı besleyecek ölçeğe ulaşmanın zor olması nedeniyle.

dergi.1. tekrar gösterimleri. Romantik Radyo ( zmir Radyo). Bunların yanı sıra. Merkez Grubu çeşitli radyo ve televizyon kanallarına da sahiptir ve bu çerçevede çapraz bir bütünleşme içindedir. Radyo Marmara.6. Bursa FM ve Radyo B’den oluşmaktadır. . radyo ve internet mecraları üzerindeki ilan ve reklam alanlarının tümünün satışı ile iştigal eden reklam mecrası pazarlama şirket(ler)i ile.Reklam Hizmetleri Bilindiği gibi Merkez Grubu bünyesinde. Merkez Grubu ve Prodüksiyon . .1. yayıncılık faaliyetinin yanı sıra basım ve dağıtım faaliyetlerini de gerçekleştirmekte olup bu anlamda dikey bir bütünlük içindedir. DVD ve CD ortamında pazarlanması ve internet ortamında satışı ile iştigal eden şirket(ler)i de barındırmaktadır (Rekabet Kurumu. Tablo 14: Merkez Grubu’nun Radyo Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları: Radio City Radyo Marmara Romantik Radyo Bursa FM Radyo B 4. Merkez Grubu. yayıncılık faaliyetine ilişkin varlıkların yanı sıra.Merkez Grubu içindeki gazete.7. Merkez Grubu ve Radyo Yayıncılığı Merkez Grubu’nun radyo yayıncılığı alanında sahip olduğu varlıklar. Grup ayrıca kendi ürünlerinin dışında başka yayıncılara ait yayınların da basımını ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. Radio City. grup içi ve grup dışı televizyon kanallarına kiralanması.Merkez Grubundaki televizyon kanallarında yayınlanmış dizi filmlerin mülkiyet haklarının arşivlendiği.89 4. televizyon. . 2007).

’ne.” MKB’ye gönderilen bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere Turgay Ciner. bu tarihte Turgay Ciner’e devredilmiştir. Birleşik Basın Dağıtım (BBD).270. 1. ticaret. BDDK’nın Etibank’ı TMSF’ye devretmesinden bir süre önce.100.’nin sahip olduğu tamamı ödenmiş 6. Etibank borçları nedeniyle BDDK’’nın şirketlerine el koyduğu.000 adedini Park Savunma Sanayi Otomotiv.1’er milyar adedinin 3 trilyon 575’er milyar lira bedelle Penye Lux Tekstil.Ş. sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Ciner Grubu.Ş.ımkb.gov.100. işadamı Dinç Bilgin’e ait Sabah gazetesi ve ATV’ye ortak olarak giriş yapmıştır. Sabah Yayıncılık’ta sahip bulunduğu A grubu nama yazılı 10 milyar 511. Sabah Yayıncılık. Sabah Yayıncılığın ortaklarından Medya Holding A. Tıbbi ve Kimyevi Malzeme Ekipmanları Ticaret A.000 adedini Erhan Aygün’e.000. 1. Gıda.Ş. Böylece Ciner. Tekstil.2.000 adedini Penye Lux Tekstil Sanayi ve Ticaret A.’ne. Böylece 6 milyar 270 milyon adet Sabah Yayıncılık hissesi. 20 Ekim 2000’de gerçekleşen ortaklık sonrasında MKB’ye gönderilen aynı tarihli açıklamada şöyle denmiştir (www.000 adet hissenin 1.8 milyon adet hisse senedinden 1. Ciner Medya Grubu’nun Kısa Tarihi Medya sektörü dışında enerji.90 4. Devir işleminden sonra oluşan ortaklık yapısına göre 24 Eylül’de yönetim kurulu şu isimlerden oluşmuştur: Dinç .Ş.000. 1 milyar 320 milyon adedinin 4 trilyon 290 milyar lira bedelle Erhan Aygün’e.5 milyar lira bedelle satılmıştır.000.000.5 milyar lira bedelle Turgay Ciner’e devrine karar vermiştir. medya sektörüne.000.100.’ne. 1.320. 1 Numara Yayıncılık ve Sabah Pazarlama’yı bünyesinde barındıran Medya Holding Yönetim Kurulu’na girmiştir. 1 milyar 650 milyon adedinin de 5 trilyon 362.tr): Medya Holding Yönetim Kurulu. ATV. 20 trilyon 377. Park Marina ve Park Savunma şirketlerine.000. 1. nşaat. 20 Ekim 2000 tarihinde Dinç Bilgin’le ortak konumuna gelmiş ve Sabah Grubu'nun çoğunluk hisseleri. madencilik.000 adedini Park Marina şletmeciliği Turizm Denizcilik A.000 adedini Turgay Ciner’e devrine izin verilmesine ve keyfiyetin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verilmiştir. Ziraat.650.

91

Bigin, Turgay Ciner, Önay Şevket Bilgin, Zafer Mutlu, Mustafa Dinçer, brahim Başol, Ertin Akgüç, Süleyman Yaşar. Ciner ile kurulan ortaklıktan kısa bir süre sonra 27 Ekim 2000 tarihinde, Etibank TMSF’ye devredilmiştir. Bu devir sonrasında Banka’nın hissedarı ve yönetim kurulu üyelerinin mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulmuş, Medya Holding A.Ş., Medya Sabah Holding A.Ş. ve Bilgin Holding A.Ş.’nin malvarlığı ve iştirakleri ya da bağlı ortaklıkları üzerinde Bilgin Grubu’nun tasarrufta bulunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu süreçte Park Grubu, Grubun tümünü devralabilecek ortaklık arayışlarına girmiştir. Bu arayışlar neticesinde, Mehmet Emin Karamehmet (Çukurova Grubu), Turgay Ciner (Park Grubu) ve Murat Vargı’dan (MV Holding) oluşan MTM Haber Yatırım ve Ticaret A.Ş. (MTM), Bilgin Grubu’nu devralmak üzere Dinç Bilgin ile anlaşmıştır. 30 Kasım 2000 tarihli Sabah Gazetesinde “Ceketimi Alıp Çıkıyorum” başlığıyla yayınlanan yazısında Dinç Bilgin bir veda yazısı yayınlayarak Grubu devrettiğini belirtmiştir. Dinç Bilgin’in Gruptan ayrılmasından sonra MTM temsilcisi üyeler Sabah Yayıncılık A.Ş., Birleşik Basın Dağıtım A.Ş, Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş., Medya Basın Servisleri Tic. A.Ş. gibi Bilgin Grubu’nun önemli şirketlerinin yönetim kurullarında görev almışlar ve fiilen MTM konsorsiyumu bu şirketleri yönetmeye başlamıştır. Ancak, bu şirketlerde herhangi bir hisse devri gerçekleşmemiştir (Rekabet Kurumu, Rekabet dergisi internet sitesi). 8 Ocak 2001 tarihinde yine Sabah gazetesinde “Eve Dönüş” başlıklı haberle Dinç Bilgin’in Grubun başına döndüğü açıklanmıştır. Bir süre sonra, adı geçen şirketlerde olağanüstü genel kurullar yapılarak, yönetimler Bilgin Grubu tarafından oluşturulmaya başlanmıştır. Dinç Bilgin, 2 Nisan 2001 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “nitelikli dolandırıcılık, zimmet ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçlarından tutuklanmış ve cezaevine gönderilmiştir. Mehmet

92

Emin Karamehmet, Turgay Ciner ve Murat Vargı’nın birlikte kurdukları MTM adlı şirketin Sabah Grubu’nu kontrol işlemleri, BDDK’nın “Bilgin’e ait şirketlerde herhangi bir sahiplik değişikliğine gidilemez. Bu konuda tek yetkili BDDK’dır” açıklamasıyla engellenmiştir (Sönmez, 2003: 194-195). NTV’de yayınlanan bir söyleşisinde Ciner, ortaklıkla ilgili olarak şu açıklamalarda bulunmuştur:

“2000 senesinde, 1999’da başlayıp 2000 senesinde biten bir çalışmanın sonucunda medya sektörüne ortak olduk. Sabah grubu, ATV grubudur. Hala da ortaklığımızın yapısı 2000 senesindeki yapıyla devam etmektedir. Yani, bugünün kriz ortamında değil. O günlere de bakarsanız 2000 senesi Türkiye, şimdi şimdi anlaşılan sanal bir büyüme içindeydi. Gelirler gayet güzeldi. Bu bahsettiğimiz bize bağlı olan Grup gayet kârlı bir Gruptur. Zaten Grup, harici işlerden dolayı mali sıkıntı içine girmişti. Bu sebepten dolayı da biz ortak olmuştuk.” (Sönmez, 2003: 208). 3 Mayıs 2005 tarihinde ise Turgay Ciner, Sabah ve ATV başta olmak üzere Dinç Bilgin’e ait Medya Grubu şirketlerini almak üzere TMSF ile bir anlaşma imzalamıştır. Ciner’in 10 yıl içinde TMSF’ye 433 milyon dolar ödemesini öngören anlaşma ile Bilgin’e ait medya şirketleri Merkez Grubu’na devredilmiştir. Temel olarak enerji ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösteren bir iş adamı olan Turgay Ciner’in medya sektörüne girişi, gerek kamuoyunda gerekse basında geniş yankı uyandırmış ve adı pek çok suça karışan bu ismin8 2000’li yılların başında medya sektörüne yönelmesi ardından pek çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet gazetesinde 22 Eylül 2002’de, Leyla Tavşonoğlu ile bulunduğu söyleşide Ciner, medya sektörüne girmekteki amacını şöyle açıklamaktadır:

8

Turgay Ciner’e yönelik iddia ve suçlamalar ilerleyen bölümlerde ele alınacaktır.

93

“Birincisi biz bozuk işletmeleri tamir edip, satabilecek duruma getirme becerimizle şöhret kazandık. ikincisi de belki de Türkiye’de herkes de olduğu gibi çarpık yapılanmaya karşı bir başkaldırı olabilir...” Söyleşinin devamında ise Ciner, esas amacını “Esas temeli şu: Biz basın ve medyaya bir endüstri olarak bakıyoruz. Bu sektörde rehabilite edebileceğimiz işletmeler gördüğümüz için zamanında o şekilde girdik” sözleriyle dile getirmektedir: Turkishtime dergisinde (2006: 66) yer alan röportajda ise Ciner,

Sabah Grubu’nu almasıyla ilgili şu açıklamalarda bulunmuştur:

“Medyada yok olmakta olan bir kuruluşu ayağa kaldırdık. Satın almadık, kendi büyüttüğümüz bir unsuru satın aldık. Duble yatırım yapmış olduk yani. Hem kendimiz bir yatırım yaptık, iyileştirdik hem de iyileştirdikten sonra satın aldık. Bunu parantez içinde söylüyorum; aptal tüccar rolündeyiz yani.” “450 milyon dolarlık bir borca katlanacaksınız yani” sorusuna yönelik ise Ciner, “hukuki anlamda böyle bir sorumlulukları olmamasına rağmen bunu kamu vicdanı için yaptıklarını” ifade etmiştir. Sabah ve ATV’yi alarak medya sektörüne giriş yapan Ciner’in medya sektöründeki bir diğer girişimi de Cumhuriyet gazetesinin yüzde 20’sini satın alması olmuştur. Gazetenin yüzde 20'sinin 2 milyon dolar karşılığında Ciner’e satıldığını ve Ciner’in böylece gazetenin 250 ortağından biri olduğunu açıklayan Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı lhan Selçuk, Ciner'in gazetenin yayın politikasına karışmayacağını belirtmiştir. Selçuk, Ciner'in adının Susurluk Raporu'nda geçtiği hatırlatıldığında ise "Kendisi ile ilgili araştırma yaptık. Hakkında açılan dava yok. lkelerimizi de kabul etti. Bu nedenle katkıda bulunma isteğine olumlu yanıt verdik” açıklamasında bulunmuştur (Radikal, 3.9.2002).

Ş.sekiz yaşlarından beri ticaret hayatının içinde olan Turgay Ciner.Ş. 16. Bunlar Park Elektrik Madencilik Sanayi ve Ticaret A. enerji. Madencilik ve enerji sektöründe faaliyet gösteren Park Elektrik Madencilik Sanayi ve Ticaret A. “milyon dolarlara 24 yaşında. hizmet turizm ve medya alanında faaliyet gösteren çok sayıda şirketini "Ciner Grubu" adıyla tek şemsiye altında toplamıştır. Park Elektrik. bu kâr artışıyla.8.9 milyon YTL olan kârını yine bu yılın aynı döneminde.94 4. milyar dolarlara ise 40’lı yaşlarda ulaşmıştır.. 2004 yılında Park Holding ve Park Enerji Yatırım Holding ile madencilik. 2000’li yıllarda 1. hisse senetleri borsada işlem gören sanayi şirketleri arasında 2006’nın ilk yarı sonuçları itibariyle karlılığını en çok artıran şirket olmuştur.5 milyar dolarlık serveti ile “En zengin 100 Türk” listesinin 8’inci sırasında yer almayı başarabilmiştir. stanbul Sanayi Odası’nın her yıl açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” ( SO500) listesinde 2006 yıllarında ilk 200 şirket arasında yer almıştır. Grubun tekstil ve madencilik sektöründe faaliyet gösteren diğer şirketi Ceytaş Madencilik Tekstil Sanayi ve Ticaret A.2 milyon YTL dönem kârı elde etmiştir.2006) Ciner Grubu’na ait Park Termik Elektrik.Ş. Ciner Grubu’nun halka açık şirketleri yılın 2006 yılının ilk yarısını yüksek oranlı kâr artışı ile kapattığını açıklamıştır.1. Aylık ekonomi dergisi Turkishtime Dergisinde (2006: 45) Ciner ile yapılan bir söyleşide de ifade edildiği gibi yedi .Ş. Ciner Grubu’nun MKB’de işlem gören iki adet şirketi bulunmaktadır.2. günümüz iş dünyasında en hızlı çıkış yapan isimler arasında anılırken 90’lı yıllarda iş hayatına atılan bu isim. 2005’in ilk yarısında 5. . (Sabah.6 milyon YTL’ye çıkarmıştır. %443 artırarak 32.Ş. ve Ceytaş Madencilik Tekstil Sanayi ve Ticaret A. Serveti le Konuşulan Bir Medya Patronu: Turgay Ciner Turgay Ciner ismi. 2006 yılı ilk yarı sonuçları itibariyle 10.’dir. de 2005’in ilk yarısını zararla kapatırken.” Grup. Park Teknik Elektrik ve Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayi Ve Ticaret A.

10 yıl içerisinde Türkiye’nin en büyük Grubu olmayı hedeflediklerini açıklayarak bu hedefi şu sözlerle anlatmıştır (Cumhuriyet. bu serveti ile listede 1. Grubun ana omurgasının madencilik sektörü olduğunu ve madencilik sektörüne beş yıl içinde 1. 20 liralık haftalıkla iş hayatına atıldım. açıklamasında Grup olarak madencilik.519.Ş.Ş Park Teknik Elektrik Madencilik Turizm San. demiyorum. 2004 yılına ait ciro büyüklüklerinin 1. gelecek dönem hedeflerini açıklayan Turgay Ciner.2 milyar dolarlık yatırımı tamamladığımda bu hedefe de yaklaşmış olurum.221 217.673. A.4 milyar dolar olduğunu söyleyen Ciner.4 milyar dolarla 10’uncu sırada yer alan Rahmi Koç’u geçmiş ve bu durum akıllara.5 milyar dolarlık serveti ile Forbes Dergisinin yayınladığı “En zengin 100 Türk” listesinin 8’inci sırasında yer almıştır (Sabah. Ama 1. lle de bir numara olurum.95 Tablo 15: 2006. Üretimden Satışlar Net (YTL) 277.Ve Tic.2004). Ve Tic. 2000’li yıllarda 1. .2006).335 Kaynak: iso. bir basın toplantısı düzenleyerek.12.tr 24 Aralık 2004 tarihinde. 25. Ve Tic.12. enerji.129 233. 25.SO500 Verilerine Göre Ciner’in Şirketleri: 2006 139 184 170 Firma ve Müessese Adı Park Termik Elektrik San. Bence herkes hedefini bir numara olmak üzerine kurmalı. Aynı açıklamada Ciner. Şu anda belki onların onda biriyim. A.A.2 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını söylemiştir (Akşam.Ş. Şimdi de Koç ailesine büyük saygım var.org.12.610. hedeflerinin ise %10’luk bir pazar payı olduğunu ifade etmiştir. Türkiye enerji üretiminde %3.2004): “Ben 1974’te. hizmet ve medya alanlarında büyüyeceklerini. Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık San. O zaman Türkiye’nin en büyüğü Koç idi.7’lik bir paya sahip olduklarını.” Enerji ve madencilik sektörünün ardından medyada da kısa süre içerisinde yükselen Turgay Ciner. 27. Ciner.

onlara istenen mesajı verebilme. bu gücü rakiplerine. paylaşma.2006). Üretim sürecinde kapitalistin temel dürtüsü kârdır ve yatırım yapılan bir sektörde kâr oranı düşükse. 9 Ciner’in En Zengin 100 Türk listesinde yer almasını “Ciner. Türkiye’nin en büyük sanayi ve ticaret grubu Koç Holdingin de önünde yer alan Ciner’in listedeki konumu bazı kuşkular yaratmış ve “dergin varsa zenginsin” şeklindeki yorumlara yol açmıştır9 (Vatan. Bu sözlerin ardından henüz iki sene geçmesine rağmen en zenginler listesinde.96 2004 yılındaki basın açıklamasında “Şu an belki de Rahmi Koç’un onda biriyim” sözlerini getirmiştir. Bilindiği gibi Forbes Dergisi Merkez Yayın Holding tarafından çıkarılan bir yayın organıdır. Geniş bir meta üretimi ve dağıtım ağına sahip olan medya sektöründe asıl amaç kâr mıdır? Sönmez’e (2003: 32) göre azami kâr motifine dayalı genel kapitalizm kuralı. liste inandırıcı bulunmadı” yorumunda bulunmuştur. kuşe kağıt üstünde zengin olma imkanınız da var. 4. etkileyebilme bundan dolayı bir iktidarı. Eğer bir de derginiz varsa.2. kapitalist üretim ilişkilerinin sonucu olarak üretim aracını mülkiyetinde bulunduran kapitalist sınıf el koyar. getirileri de vardır. . 18. kapitalist yatırımını daha kârlı bulduğu bir sektöre kaydırır. Çünkü medyanın bu dala yatırım yapmış olanlara maddi kazancın dışında başka faydaları. O da kitlelere ulaşabilme. “Listeyi değerlendiren iş dünyası ‘Yeni kavram. Darısı her işadamının başına’ derken. gücü kullanma. Koç ve Şahenk’ten Zengin mi?” başlıklı bir haberle eleştiren Vatan gazetesi. medya sektörü için her zaman geçerli olmaz. Kağıt üstünde zengin olmak. siyasi erke karşı gereğinde bir savunma ya da saldırı gücü olarak kullanabilme olanağıdır. Kapitalist toplumlarda medya içerikleri endüstriyel ve ticari bir etkinlik olarak emtia üretimine dayanır ve bu üretim sürecinde bir artı-değer yaratılır.2. Bu değere. Medya Kârlı Bir Sektör Mü? Ciner: “Kâr Etmediğimiz Yerde Bulunmayız” Günümüzde medyanın kârlı bir sektör olup olmadığı sorusu. medya tartışmaları içinde önemli bir yer teşkil etmektedir.12.

Biraz da samimi olalım.. 1980 yılını gene de kârla kapıyor.." Aydın Doğan’ın karşısına dağıtım tekelini kıran medya patronu olarak çıkan Turgay Ciner de 21 Aralık 2004 tarihinde düzenlediği basın toplantısında sektörün kârlı olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Medya işini sevdik. sektörü kârlı gördükleri için bu alana yatırım yaptıklarını ifade etmiştir. Gazete patronluğu buzdolabı fabrikası patronluğuna göre çok daha yüksek statülü bir iş.. Madencilik sektörüne yönelik yatırımları için de benzer ifadeler kullanan Ciner. Medya patronlarının söylemleri de kapitalist dünyanın gerçeklerine oldukça yatkındır ve pek çok medya patronu. kıdem tazminatından vergi alınacağı dedikoduları çıkınca bir çokları gazeteden bir an önce istifa edip.2004). Onlara bir kalemde 140 milyon ödedim. kahramanlık için gitmiyorum. Gazete patronu oldunuz mu bir başka bakıyorlar insana hele bu gazete bir de Milliyet olursa.. Bakın rakamlar vereyim de.12. Demek ki iş iyi. pek çok sektörün onun üzerinden açılım sağlayabileceği stratejik bir bileşen haline gelmiştir.. Bu alanda kalıcıyız.. paralarını kurtarma yolunu seçtiler. pazarlama vb. sektörün hem kârlı hem de itibar getiren bir yönü olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir. enerji.” ifadeleri dikkat çekmektedir: “Milliyet’i her şeyden önce bir kâr müessesesi olduğu için aldım. ki ay sonra toplu sözleşme yaptık. 25. Doğan’ın özellikle “Gazete patronluğu buzdolabı fabrikası patronluğuna göre çok daha yüksek statülü bir iş. Ha. Örneğin medya patronu Aydın Doğan.. Bir kapitalistin ilk . Ama Milliyet. ticaret. Dominant olarak büyüyeceğiz. 1981 yılında Erkekçe dergisine (1981) verdiği röportajda. özellikle aldığım zaman ne kadar kârlı bir iş olduğunu anlayın. aynı basın toplantısında “Bayrağın dalgalandığı her yere gideriz. Ben kâr için gidiyorum.97 En nihayetinde günümüz medyası finans... Yani evdeki hesabın çarşıya uymaması için ne lazımsa oldu. Daha geçen Ekim’de. Kâr da ediyoruz. ki ay sonra 54 lira oldu.. Zaten kâr etmediğimiz yerde bulunmayız” (Dünya. 350 milyon lira oldu. Medya başlı başına kârlı bir sektör olmasa dahi bütünleşmiş olduğu diğer sektörlerle birlikte büyük kâr vaat eden bir sektör haline dönüşmüştür. Ben Milliyet’i aldığımda yıllık ücretlerin toplamı 120 milyon liraydı.. Ben aldığımda kağıt 9 liraydı.

3. 2003: 210): “Medyada hedefim şu: Bizim çalışanlarımızın içinde medya kârlı bir sektör değil derken. Bundan dolayı da gelirleri. Zor durumda olan bir grubun. ona katılmıyorum. yani Bilgin Grubu’nun lehine yayınlar yapmamıştır. Karşı tarafında da küçük marjinal unsurlar yer alacaktır. Dolayısıyla pazar payları. Halkın teveccühünü kazanmıştır. Turgay Ciner. Türkiye’nin her tarafında bütün sektörlerde olduğu gibi basın ve medya sektöründe de çarpık yapılanma olduğunu gördük. En azından ben bunu dengeliyorum. Yani. Cumhuriyet gazetesinde Leyla Tavşanoğlu ile yaptığı 24 Eylül 2002 tarihli söyleşide “basın ve medyaya girmekteki amacınız neydi?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Esas temeli şu: Biz basın ve medyaya bir endüstri olarak bakıyoruz. kifayet edici gelirleri vardır. medyadaki hedefini ise şöyle açıklıyor (Sönmez. Sosyal sorumluluk bunların türevidir” açıklamalarıyla dikkat çekiyor (Referans. . Dağıtımda Kızışan Rekabet: Ciner “Dağıtım Tekelini Kırdık” Medya sektöründe pazarın kontrolü için en önemli bileşenlerden biri dağıtımdır. bütün kanallar arasında birincidir.12. Faaliyet alanlarını dağıtıma doğru genişleten büyük medya Grupları dağıtım sektörüne de hakim olarak malın tüketiciye ulaşmasına kadar olan süreci kontrol altına almaya çalışmaktadırlar. çoğuna küçük dilimler halinde düşmüştür.” 4. Bugün televizyon sektöründe ATV.2. 25.2004). Ama tabi ki işin içine girdikten sonra biraz da tecrübe edindik. Sabah gazetesi de Türkiye’nin denge gazetesidir. Yani. bir grubun karşısında olacak ağırlıklı bir gazetedir. manipülatif unsurların içine katılmamıştır.98 işi para kazanmaktır. Yanlış. Öteki türlü tahterevallinin bir tarafı yerde olacaktır devamlı.” Ciner. Bu sektörde rehabilite edebileceğimiz işletmeler gördüğümüz için zamanında o şekilde girdik. medya çok geniş alanlarda talep görmüştür.

Üstat Çetin Altan’ın dediği gibi ‘Kozmos’ta tek olan unsur kabul edilemez. Geri kalanın hep çifti vardır. Bu yol ayrımının ardından sektörde rekabet kızışmış tam da bu noktada Turgay Ciner’in kontrolüne geçen BBD Merkez. Sabah Grubu’nun sahiplik yapısının değişmesiyle Yay-sat ve BBD yollarını ayırmışlardır. BBD %35.12.’ye (BBD Merkez) verilmiştir. hem de sektördeki reklam pazarını denetleme olanağını elde etmektedirler. 23. . dağıtım tekelini kırdık. 1998 yılında gazete dağıtımı piyasasında Yay-sat %65. Tek olduğu zaman rahatsızlık yaratır. Yay-sat’ın dağıtımından alınarak BBD ile aynı gruba bağlı olan ve Turgay Ciner’in sahip olduğu BBD Merkez Dağıtım Organizasyon Pazarlama Sanayi ve Ticaret A. Turgay Ciner. Yakın tarihe göz atıldığında büyük bir pazar olan dağıtım sektörünün medya grupları tarafından zaman zaman kartel anlaşmalarıyla hakimiyet altına alınmaya çalışıldığı görülmektedir.’ Bir Tanrı tektir. Zaten dağıtım tekeli yanlış bir işti. BBD Merkez’in kurulmasıyla birlikte Sabah Grubu yayınları dışında. Doğal olanı bir rekabet içinde olunmasıdır. dağıtımı B RYAY’da bulunan Akşam Grubu yayınları ile Yay-sat’ın dağıttığı Cumhuriyet gazetesi de bu yeni şirket tarafından dağıtılmaya başlanmıştır. Örneğin 1996 yılında Doğan ve Bilgin Grupları dağıtım şirketleri BBD ve Yay-Sat’ı birleştirerek dağıtımda bir anda piyasanın tamamına yakınını kontrolleri altına almışlardır.2002). dergi dağıtımı piyasasında Yay-sat %67.99 Dağıtım şirketleri. BBD %33’lük bir payla piyasanın tamamına hakim konumdadır. Bu iki Grubun dağıtım sektöründeki ortaklığı uzun sürmemiş. dağıtımda yeni bir dönem başladığı ve dağıtımda tekelin sona erdiği açıklamalarıyla yeni bir tartışma başlatmıştır (Sabah. Sabah Grubu yayınları. Cumhuriyet gazetesinde Leyla Tavşanoğlu ile yaptığı 24 Eylül 2002 tarihli söyleşide de dağıtım tekeline yönelik şu ifadeleri kullanmıştır: “Evet. medya grupları için önemli bir güç olmakta. bu yolla hem küçük gazete ve dergileri kendilerine bağımlı kılmakta.Ş.

Kalite göreceli bir kavramdır. beş vs. bir gecenin karanlığında yere ip gerip adama çelme atarak iş görmeye gerek yok. azalıyorsa kötüye doğru gittiğimizi göreceğiz. taleple doğru orantılı olacaktır.Ş. Ama göstergesi de okuyucunun artan talebidir. ama ben bu sektöre dağıtımdan girdim. üç. dört. Hareket tarzım tamamıyla demin dediğim sistem çerçevesinde olacaktır. Bunlardan biri “dağıtımda doğal bir rekabet ortamı içinde piyasada birden fazla aktörün faaliyet göstermesi gerektiğini ve bu işin nefes borsunun açık olması gerektiğini” ifade eden Turgay Ciner’e ait olan Merkez Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret A. Daha fazla üretmek için de daha fazla kaliteye yönelmeye çalışacağız. kafasına odun indirerek.Ş adlı iki şirketi ile gazete ve dergi dağıtımı faaliyetinde pazarın hakimi konumundadır. kim daha iyi mal üretiyorsa bu rekabet ahlakı içinde bu işin yapılması gerekir.” Günümüz medya piyasasında dağıtım sektörü iki büyük şirket tarafından paylaşılmaktadır. Yani. Bel altından vurarak.’dir. Herkes önce benim gazeteciliğe girdiğimi tahmin etti. taşıma suyla değirmen döndürmeyeceğim. . Doğan Dağıtım ve Pazarlama A. Yani rekabetin gücü. kıran kırana rekabet devam eder mi?” sorusuna “kalitenin okuyucu talebine göre oluşacağını” ifade ederek. piyasayı gazete dağıtımında %61. Bu talep arttıkça iyiye doğru gittiğimizi. 2007).Ş.” Ciner. Sektörde bir boşluk gördük. Ciner. ve YaySat Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A. Bu sistem ne kadar üretiyorsa o kadar kullanım yapacağız. Ben bunu hiçbir şekilde yapmayacağım. Bizim yaptığımız iş gayet basit. olması lazım. Kim başarılıysa. şu şekilde yanıt vermektedir: “Hayır. Merkez Dağıtım Pazarlama 2007 yılının ilk beş aylık döneminde gazete dağıtımı piyasasında %39. Doğan Grubu. dergi dağıtımı piyasasında ise %36’lık bir pazar payına sahiptir (Rekabet Kurumu. dergi dağıtımında ise %64’lük bir paya sahip olan Doğan Grubu ile paylaşmaktadır. Bu işin nefes borusunun açık olması lazım. Çünkü önemli bir iş. açık ve net. aynı söyleşide “Yeni dağıtım şirketi hayata geçtikten sonra hâlâ gruplar arasında o eski.100 Hatta. Ama iyiye doğru gittikçe sistem ne üretirse onu paylaşacağız. etmez.

Medya ve Merkez Grubu firmaları arasında imzalanan 3 Mayıs 2005 tarihli protokollerin imzası aşamasında mevcut olduğu halde protokol taraflarınca Fon’un bilgisinden gizlenen 12 Haziran 2002 tarihli protokol ve 8 Ağustos 2002 tarihli sözleşmeler. Fon ile Medya Grubu arasında imzalanan 17 Kasım 2003 tarihli ve Fon. Fon tarafından muvafakat verilen satış ve devir protokollerini geçersiz hale getirmiştir. TMSF’nin Ciner Medya Grubu Şirketlerine El Koyma Süreci 2000’li yılların başında medya sektörüne girişi ile çok konuşulan Turgay Ciner’in medya serüveni rakiplerine oranla çok da fazla sürmemiş.4. 4. aralarında Sabah gazetesi ve ATV olmak üzere Turgay Ciner’a ait Merkez Grubu çatısı altındaki 63 medya şirketine el koymuştur.101 Görüldüğü gibi gazete ve dergi dağıtımı piyasası ülkemizde düopol niteliğindedir ve dağıtım ağı kurmanın maliyetli olması ve bu ağı besleyecek ölçeğe ulaşmanın zor olması nedeniyle. 2007). gazete ve dergi yayıncılığı alanında belirli bir büyüklüğe ulaşamayan teşebbüslerin piyasanın dağıtım seviyesine girmeleri beklenmemektedir (Rekabet Kurumu. El koyma işleminin ardından TMSF tarafından 1 Nisan 2007 tarihinde yapılan açıklamada şöyle denmiştir: “Etibank hakim ortağı Dinç Bilgin ile Turgay Ciner arasında imzalanmış olan gizli sözleşmelerin yeni ortaya çıkması sonucunda. Dinç Bilgin ve Turgay Ciner arasında gizli bir ortaklık olduğunun anlaşılmasıyla yayınların yönetim ve denetimini devralmıştır.2. Böylece TMSF. 2007 yılının Nisan ayında yaşanan gelişmelerle Sabah ve ATV’nin satışıyla ilgili olarak kamuoyunda da geniş yankı uyandıran ilginç gelişmeler yaşanmıştır. . Bilgin ve Merkez Grubu’nun medya sektöründe faaliyet gösteren 63 adet şirketinin yönetim ve denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca TMSF tarafından devralınmıştır. Etibank’ın hakim ortağı Dinç Bilgin ile Merkez Grubu’nun doğrudan veya dolaylı hakim ortağı Turgay Ciner arasında imzalanan 1 Ekim 2002 tarihli lisans sözleşmeleri. TMSF.

şikayet. El koyma operasyonu ile birlikte Turgay Ciner ile TMSF arasındaki satın alma protokolü de yürürlükten kaldırılmıştır. Park Grubu tarafından Merkez Grubu varlıklarının satış işlemlerinin Fon tarafından gerçekleştirilmesi. Bu nedenle. aynı çerçevede Merkez Grubu’nun oluşumu ve faaliyetleri aşamasında Dinç Bilgin Grubu’ndan intikal eden varlıklar . 1 Nisan 2007 tarihinde şirketlerin yönetim ve denetimine el koymuştur. 1 Ekim 2002 tarihli ilk lisans sözleşmelerinden itibaren başlayan bu sürecin tamamında ortak hareket ettikleri.” (www. yapılan bütün işlemlerle ilgili tüm itiraz. Fon ve/veya Merkez Grubu ve/veya Medya Grubu aleyhine dava. Açıklamadan da anlaşılacağı üzere ortaya çıkan 12 Haziran 2002 tarihli protokol ve 8 Ağustos 2002 tarihli sözleşmeler.102 Bu hukuki durum karşısında. Turgay Ciner’le anlaştığını açıklayarak satış sürecini başlatmıştır. hak ve varlıklardan oluşan tüm medya sektöründe Turgay Ciner ile ortak olduğu. şikayet ve dava haklarından peşinen feragat etmeleri öngörülmüş olup. TMSF bir süre sonra şirketlerin tüm hisselerine de el koymuştur. Dinç Bilgin’in Merkez Grubu da dahil olmak üzere yukarıda zikredilen protokollere konu mal.tr). dağıtımı ve Dinç Bilgin Grubu’ndan olan Fon alacaklarına Fonun dilediği şekil ve tutarda mahsubuna yönelik olarak Fon tarafından gerçekleştirilecek bütün işlemleri tamamen ve kayıtsız şartsız kabul etmeleri.tmsf. takip ve itiraz yoluna müracaat etmemeleri. Bu ortaklığın çerçevesinin çizildiği gizli inanç sözleşmesinin ortaya çıkması ile birlikte TMSF. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince Medya Grubu (Dinç Bilgin Grubu) ve Merkez Grubu şirketlerinin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimleri fon tarafından devralınmıştır. satış bedelinin tahsili. 29 Ağustos 2007 tarihi itibariyle imzalanan protokolün ayrıntıları TMSF tarafından 4 Eylül 2007 tarihinde yapılan bir açıklama ile şöyle duyurulmuştur: “Bahse konu protokol ile.org. Bu gelişmenin ardından kısa bir süre sonra TMSF. hileye dayalı ve muvazaalı işlemlerle Fon’u yanılttıkları belgelenmiştir. TMSF ve Ciner’in şirketi arasında. Turgay Ciner ve Dinç Bilgin arasında bir inanç sözleşmesi yapıldığını ve aslında Dinç Bilgin’in şirketlere yüzde 50 oranında ortak olmaya devam ettiğini ortaya çıkarmıştır.

iş hayatına oto yedek parçacılığı ticareti ve ardından başlamıştır. Global Enerji Merkez. Şamdan Plus. daha sonra 1988 yılında Anadolu Endüstri Holding’in ortaklarından Osman Yazıcı ile birlikte Yazeks’i kurmuştur.Ş’ye bağlı olarak yayımlanan Marie Claire. Merkez Grubu’nun faaliyetleri sırasında edinilen veya Park Grubu’ndan aktarılmış olan nakit değer. Yeni Asır ve Pas Fotomaç gazeteleri ile Bebeğim ve Biz Merkez. Yapılan açıklamada “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu. Turgay Ciner Kimdir? Türk medya sektörünün önemli isimlerinden biri olan Turgay Ciner. Günaydın. varlık ve şirketlerin Park Grubu’na iadesi düzenlenmiştir. Sinema Merkez. Transport. Radyo City.” Bu kapsamda Kanal 1 ve GD Gazete Dergi Sanayii A.000 ABD Doları bedelle satışa çıkarmıştır” denilmiştir. Para. Sabah. 1956 yılında Hopa’da doğmuş.103 arasında yer almayan. Yeni Aktüel. Medya/Merkez Grubu borçlularının mülkiyetinde bulunan televizyon ve gazete varlıklarından oluşan ATV-Sabah Ticari ve ktisadi Bütünlüğünü 1.100. 4. FHM Merkez. Arena gibi dergilerin Ciner’e verilmesi kararlaştırılmıştır. Sofra Merkez. Hukuki Perspektifler Dergileri bulunmaktadır. Home Art Merkez. TMSF tarafından aynı gün içinde yapılan bir açıklama ile aralarında ATV ve Sabah’ın da bulunduğu yaklaşık 20 medya kuruluşunun satış işleminin başlatıldığı bildirilmiştir. 1990’da Rusya’dan televizyon ekipmanları ithal edip stanbul Talimhane’de açtığı bir yedek parça dükkanı ile .3. 1984 yılında Almanya’dan Mercedes ithalatına başlayan Ciner.000. Açıklamaya göre satışa konu Ticari ve ktisadi Bütünlük kapsamında başlıca ATV Televizyonu. Takvim. Anadolu Endüstri’nin Irak’taki taahhütlük işlerini devralan Ciner.

Ciner Grubu’nun sahibi olarak bilinmesinin yanında kamuoyunda özelleştirme ihalelerine olan yakın ilgisi ile de tanınmaktadır. Irak pazarını bırakıp Orta Asya’ya yönelen Ciner. Özbekistan’da devlet için anahtar teslim entegre tekstil fabrikaları kurmuştur.Özelleştirmeleri gerçekleştiren bürokratlarla Ciner’in yakın ilişkileri dikkat çekici ve pek de rastlantı gibi durmuyor. Park Enerji. Park Elektrik.. eski Dış Ticaret . eski M T Personel Müdürü Kemal Hacıbeyoğlu. eski THY Yönetim Kurul üyesi Atilla Çelebi. 1990’lı yılların başından itibaren tekstil sektöründen çekilmeye başlayarak özelleştirme projeleri ile enerji ve madencilik alanında yatırımlara başlayan Ciner Grubu.. ardından 1994’te Mensucat Santral’i alıp adını Taç Santral olarak değiştirmiş ve Penyelüks’ü de alarak Gruba katmıştır. Turgay Ciner. 1993’te. Örneğin HAVAŞ’ın satışını gerçekleştiren Özelleştirme daresi Başkanı Tezcan Yaramancı. Özelleştirmeleri gerçekleştiren bürokratlarla Ciner’in yakın ilişkileri medyada sık sık gündeme gelen konular arasında yer almıştır. Park Demir. Evrensel gazetesi 25 Ekim 2000 tarihli sayısında Turgay Ciner ve enerji sektöründeki isimlerin bağlantısına şu şekilde yer vermiştir: “. Ceytaş Madencilik. Ceyhan’daki Ceytaş plik Fabrikasını ş Bankası’ndan satın alarak tekstil sektörüne giriş yapan Ciner. Eti Soda. Park Toptan Elektrik. Park Alüminyum şirketleri ile faaliyet göstermektedir. enerji ve madencilik sektörüne yönlendirmiştir. 1990 yılında Türkiye’de özel sektöre devredilen ilk termik elektrik santrali olan Çayırhan Termik Santrali’nin işletme devrini 20 yıllığına devralarak tekstil sektöründeki yatırımlarını. Silopi Elektrik. ağırlıklı olarak Özbekistan ve Tacikistan ile iş yapmaya başlamış. Park Maden.104 Türkiye’de monte ederek satmaya başlamıştır. bugün enerji ve madencilik sektöründe Park Termik. Grup. Park Teknik. 1991 yılında Körfez Krizi’nin başlamasıyla.

Habere göre Ciner’in sağ kolu Erhan Aygün. Ö B’den önce özelleştirmeyi yürüten Kamu Ortaklığı daresi’nin yöneticileri Ökkeş Özuygur ve Süleyman Yaşar ve de eski Enerji Bakanlığı Müsteşarı Uğur Doğan. Geniş yankı uyandıran rüşvet haberlerinin hemen ardından Çayırhan Termik Santrali’nin devir işlemi bu kez de usulsüzlük iddiaları ile gündeme gelmiştir. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu. 20 Ağustos 2003). 2000 yılında patlak veren ve enerji ihalelerindeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla düzenlenen Beyaz Enerji Operasyonunda “rüşvet iddiaları” ile gündeme gelmiştir. Çayırhan Termik Santrali’nin işletme hakkı ihalesinde TEAŞ Genel Müdürü Muzaffer Selvi’ye 100 bin dolar. Mahkeme bu suçu nedeniyle Aygün’ü 1 trilyon 144 milyar 953 milyon lira ağır para cezasına çarptırmıştır (Hürriyet.” Turgay Ciner. TBMM Yolsuzluk Komisyonu bu mahkumiyet kararını aynen raporuna geçirmiştir. Ciner’in sahibi olduğu Park Holding’de çalışmış kişiler. TEAŞ Genel Müdür Yardımcısı Ünal Peker’e de 30 bin dolar rüşvet vermekten mahkum olmuştur.105 Müsteşarı Namık Kemal Kılıç. işadamı Aygün ile ilgili Beypazarı’ndaki trona madeni ihalesinde yaşanan bir rüşvet olayını daha ortaya çıkarmıştır. Çayırhan Termik Santrali’nin . Çayırhan Termik Santrali’nin devir işlemi. Aygün. Ciner Şirketi’nin Çayırhan Termik Santrali ihalesinde Türkiye Elektrik Üretim letim Anonim Şirketi (TEAŞ) yönetimine rüşvet dağıttığı ve rüşvetin 130 bin dolarlık bölümünün belgelendiği yazılmıştır. Aygün hakkında savcılığa ‘‘rüşvet ve benzeri yöntemler kullandığı’’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunma kararı almıştır. Habere göre Aygün’ün ‘‘rüşvet’’ serüveni bununla da kalmamış. ‘Beyaz Enerji’ davasında iki bürokrata 130 bin dolar rüşvet vermekten mahkum olmuş. Komisyon.. Çayırhan Santrali’nin devrinde rüşvet iddiaları basında geniş yer almış Hürriyet gazetesinde yer alan 20 Ağustos 2003 tarihli bir haberde. bu bağlantılarının yanı sıra.. yargılandığı ‘‘Beyaz Enerji’’ davasında. Yine Hürriyet gazetesinin 21 Ağustos 2003 tarihli haberine göre TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu. enerji sektöründe girmiş olduğu ihaleler ile adı sık sık rüşvet ve usulsüzlük iddiaları ile gündeme gelen bir iş adamı olmuştur.

Mehmet Ağar’ın kardeşi Yunus Ağar’ın Turgay Ciner’le yakın ilişki içinde olduğu ifade edilen Raporda. HAVAŞ ihalesini onun adına kazandığı. Topal’ın HAVAŞ ihalesine Park Holding arkasına gizlenerek ve gizli ortak olarak katıldığı ve holdingin gizli ve kirli işlerinin bulunduğu iddialarıyla da çeşitli yorumlar getirilmeye çalışılmaktadır” denilmiştir (Evrensel.2000). kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal ve uyuşturucu kaçakçılığı bağlantısıyla yer almıştır (TBMM Susurluk Komisyonu Raporu. 26.Ş. HAVAŞ özelleştirilmesi sürecinde Turgay Ciner adı mafya bağlantıları ile de sık sık gündeme gelmiş Turgay Ciner’in tüm işlerini öldürülen kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal’ın parasıyla yaptığı. Özelleştirme .2003). ana statüsü gereği en az dört kişiyle toplanıp. 8. HAVAŞ ihalesi. HAVAŞ’ın özelleştirilmesi sürecinde ilginç bir gelişme daha yaşanmış. olmuştur.12. 19. “Topal’ın öldürülmesiyle ilgili olarak Park Holding.06.10. 25. 1995 yılında ABD Büyükelçiliği Uyuşturucuyla Mücadele Birimi. Komisyon Raporuna göre TEAŞ Yönetim Kurulu’nun. Mehmet Ağar’ın kardeşi Yunus Ağar ile de ortak çalıştığı öne sürülmüştür (Milliyet. en az dört kişiyle karar alması gerekirken Santralin devir işlemine ilişkin kararın üç kişiyle alınmıştır. Birsel Sönmez ve Ünal Peker “Beyaz Enerji Operasyonu” kapsamında yargılanan isimler arasında yer almıştır (Evrensel.Ş. Böylece HAVAŞ’ın yeni sahibi Ciner Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Yazeks A.1996). Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ın hazırladığı Susurluk Raporunda da Ciner.106 “işletme devir hakkının” Turgay Ciner’in şirketi Park Holding’e devrinde usulsüzlük olduğunu belirlemiştir. özelleştirmelerin yaygınlaşmasıyla birlikte 1995 yılında özelleştirmeden 36 milyon dolar karşılığında Havaalanları Yer Hizmetleri A. Grup. Ciner’in servetinin kaynakları.’yi (HAVAŞ) alarak hizmet sektörüne girmiştir. Alınan kararın altında imzaları bulunan Muzaffer Selvi.bölüm). Eroin işinde kilit bir isim olan. 1990’larda.

Bu açıklama ile havacılık sektöründen çekilmeyi planlayan Grup. madencilik ve medya sektöründe odaklanmayı hedeflediği kaydedilmiştir. Bu hukuki karara rağmen HAVAŞ’ın özelleştirilme sürecindeki işlemlere devam edilmiş ve 1998 yılında sviçreli Swissport. Liman. Ankara 5. halen TAV ve Ciner Grubu ortaklığında bulunmaktadır. Dönemin Başbakanı ve Özelleştirme daresi Başkanlığı Başkanı hakkında mahkeme kararını uygulamamaktan Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ancak savcılık takipsizlik kararı vermiştir. HAVAŞ. HAVAŞ ihalesinde yüzde 60’lık pay için en yüksek teklifi veren Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfi Topal’ın uyuşturucu bağlantısı olduğu konusunda uyarmıştır. HAVAŞ satışının ardından Hava . HAVAŞ özelleştirmesine en yüksek teklifi veren Ömer Lütfi Topal’ın aynı günlerde nterpol tarafından aranmasının basına sızdırılması ve Topal’ın ihaleden çekilmek zorunda kalarak ihalenin Turgay Ciner’e kalması da özelleştirme sürecinde ardında en çok soru işareti bırakan olaylar arasında yer almıştır. Liman-iş Sendikasının açtığı dava sonucunda bu satış için 17 Haziran 1997’de ‘‘yürütmeyi durdurma kararı’’ verilmiştir.107 Yüksek Kurulu’nu. 2005 yılı Temmuz ayına kadar yüzde 60 Ciner Grubu. Satın alma işleminin ardından yapılan açıklamada. Ciner Grubu’nun kurumsal stratejileri çerçevesinde enerji. HAVAŞ hisselerinin yüzde 40’ını satın alarak Ciner Grubu ile birlikte şirketin ortağı konumuna gelmiştir. yüzde 40 Swissport hisse payları ile HAVAŞ ortaklığı devam etmiş. Ciner. 2005 yılı Temmuz ayı itibari ile HAVAŞ’ın yüzde 60 hissesi. 1997’de 30 yıllığına 4 milyon dolara Hopa Limanı’nı devralmış.ş Sendikası. ortaklık anlaşmasından kaynaklanan şartlar nedeniyle Swissport’a ait yüzde 40’lık hisseyi almak zorunda kalmıştır. 105 milyon dolar karşılığında Tepe-Akfen Ventures (TAV) tarafından satın alınmıştır. No’lu dare Mahkemesi’ne satışı iptal başvurusunda bulunmuş ve satışın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. 6 Nisan 1997 tarihinde iptal davası kazanılmış ancak iptal kararının uygulatılması işlemlerinden bir sonuç alınamamıştır.ş Sendikası .

ödenmeyen borçlar nedeniyle teminatlara el konulduğu anlatılmıştır. şirketlerin işletme hakkı devir bedellerini 2000 yılından itibaren ödememeye başladıkları.11. Mali Şube’den. zaten doğal olarak kârlı olan bu kuruluşların kârları da bu kişilere aktığı için kamu çifte zarara uğramıştır".2005). Danıştay 10. 2004 yılında Türkiye’nin Eti Maden şletmeleri Genel Müdürlüğü ile Park Holding’in ortak şirketi Eti Soda A. Turgay Ciner. şirkette bulunan 19 adet lüks Mercedes otonun belgelerini inceleyen polis. Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla. kısa bir süre sonra dosya üzerinden karar verilerek serbest bırakılmıştır.Ş tarafından.Ş’nin yurtdışından kaçak olarak getirilen Mercedes marka otoları satıp satmadığı konusunda araştırma yapmasını istemiştir. Mali polis tarafından düzenlenen bir baskında. Özelleştirme öncesi kârlılıkları dikkate alındığında kamunun 560 milyon dolarlık gelirden mahrum edildiği anlatılan raporda. ‘Oto ithalatında eksik gümrük vergisi ödediği’ gerekçesiyle gözaltına alınan Ciner. Özelleştirmeler sonucunda Hazine’ye ödenmesi gereken 165 milyon doların da tahsil edilemediği belirtilen raporda şu görüşlere yer verilmiştir: "1998’den bu yana bu limanlar özel alıcılarca işletilmiş. ‘yurda 19 adet kaçak Mercedes marka otomobil soktuğu’ iddiasıyla gözaltına alınmış. 1998 yılında. Park Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve kayıtlarda halen Turgay Ciner’in şirketi olarak gözüken Cinerler Otomotiv A. aralarında Hopa Limanı’nın da yer aldığı yedi limanla ilgili sendikanın açtığı davalarda. davaya konu şirketle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etmiş. işletme hakkı devredilen. Ankara Beypazarı’nda trona yataklarının işletilmesi amacıyla ilk doğal soda kürü pilot üretim tesisi açılmış. 8.8.ş Sendikası’nın raporunda. yapılan bir başvuru üzerine Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı. 19. Dairesi’nin verdiği iptal kararları ortaya konulmuştur. toplam zararın da 725 milyon dolar olduğu savunulmuştur (Radikal. Ciner Grubu böylece madencilik alanında önemli bir hamlede daha .108 tarafından limanların özelleştirilmesiyle ilgili hazırlanan raporda. otomobillerin evraklarının eksik olduğunu ve yurda yasal olmayan yollardan sokulduğunu belirlemiştir (Radikal.1998). Liman.

2005 yılında ise Aytemiz Petrolle akaryakıt. Adı pek çok suça karışan bu ismin 2000’li yılların başında medya sektörüne yönelmesi ardından pek çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. .2006). LPG ve doğalgazda yüzde 50-50 oranında ortaklık kurmuştur. 2006 yılında Akpet adıyla süren ortaklık. Ciner Grubu. 11.9. iş dünyasında başarılı bir isim olarak anılmasının yanı sıra kamuoyunda ve basında sık sık çeşitli iddialar ve suçlamalar ile gündeme gelmiştir. Görüldüğü gibi Turgay Ciner. Aydın Doğan ve Turgay Ciner’in medya sektöründeki rekabetinin akaryakıt sektörüne taşınması olarak yorumlanmıştır (Aksiyon.109 bulunmuştur.

Esas faaliyet alanları enerji. devletin ekonomi içindeki payının azaltılması ve dış ticaretin serbestleştirilmesi hedeflenmiştir. finans. Türkiye’de 1980’lerle başlayan bu süreç. 1990’lı yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte medyayı da tümüyle farklı bir alana taşımıştır. sektörler olan yani medya sektörünün dışında kalan çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. 1980 sonrasında değişen bu medya ortamının en önemli unsuru. iktisat politikası tercihlerinde radikal değişikliklere gitmiştir. Gerek ulusal gerekse uluslararası alanda özellikle özelleştirme uygulamaları ile önü açılan sermayenin. medya alanına yönelik yatırımları artmıştır. 1980’lerin ekonomik ikliminde hayat bulabilmiştir. 1980’li yıllardan 1990’lara kadar uzanan süreçte medya kuruluşlarının. Medya sektörü. endüstri. bu büyük sermaye grupları için bir yandan kâr kapısı olarak görülürken bir yandan da medyanın sinerjisinden yararlanılarak sermayeyi daha da büyütmek amaçlanmıştır. medya dışı alandan aktarılan ve daha çok bankacılık ve müteahhitlik sektörlerinden kaynaklanan sermaye ile bütünleştiği görülmektedir. “24 Ocak kararları” olarak anılan yeni ekonomik istikrar programı ile ithal ikameci sanayileşme stratejisinden ihracata yönelik sanayileşme stratejisine geçilmiş. inşaat. taşımacılık ve hizmet vb. mülkiyette ve alanda yatırım yapan sermayenin niteliğine ilişkindir. Kapitalizmin yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak kabul edilen 1980’li yıllarda Türkiye.SONUÇ Türkiye’de medyanın mülkiyet ve sahiplik yapısında 1980‘li yıllardan itibaren belirgin bir biçimde bir değişim yaşanmış ve zamanla yalnızca yayıncılık işini kapsayan geleneksel medya sahipliği yerini medya dışı sektörlerde faaliyet gösteren sermaye gruplarının medya ile bütünleştiği bir mülkiyet yapısına bırakmıştır. Bu büyük sermaye gruplarının medya sektörüne yönelik yatırımları. . yatırımlarını bu alana yöneltmişlerdir.

111 Basın sektörünün mülkiyet yapısında meydana gelen bu değişiklik. lk olarak Asil Nadir tarafından gerçekleştirilen satın almalarla gündeme gelen tekelleşme tartışmaları. Yoğunlaşma oranının yüksek olduğu medya sektöründe bu durumun çoğulculuk ilkesini zedelediği. Türk medyası bugün özellikle bazı sektörlerde iki büyük grubun etkin olduğu oligopolistik bir yapıyla karşı karşıya kalmıştır. Bunların yerini alan yeni sermaye gruplarının benimsediği kurallar da esasında dünya ölçeğinde yeniden yapılanmakta olan ekonominin ve teknolojik olanakların medya şirketlerine dayattığı büyüme kurallarından farklı değildir. bugün medya sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biridir. yatay ve çapraz büyüme yoluyla nüfuz etmek ve medyanın sinerjisinden yararlanmak başlıca kural veya yöntem olarak belirginlik kazanmaktadır. Buna göre medyanın olası bütün alanlarına dikey. Ancak bu büyük sermayenin özellikle 1980’lerden itibaren uygulanan yeni liberal politikalarla . 1980’lerden itibaren sektör dışında da yatırımları olan büyük sermaye grupları olmuştur. Daha sonra 1980 yılında Milliyet gazetesini satın alan Aydın Doğan'ın 1994 yılında da Hürriyet gazetesini satın almasıyla devam eden bu yeni sürecin devamında. Medyada tekelleşme/yoğunlaşma sorunu. daha sonra uzun yıllardır yayın hayatını sürdüren birçok gazetenin piyasadan çekilmesi veya el değiştirmesiyle ciddi bir boyut kazanmıştır. Medya endüstrisindeki tekelleşmeyi artıran nedenlerin en başında göreli olarak kârlı olan bu sektöre yapılan yatırımlar için önemli ölçüde büyük sermayeye gereksinim duyulması yer almaktadır. Gerçekten de bu süreç içerisinde. sektörün şartlarına uyum gösteremeyen eski oyuncuların bir bölümü sektör dışında kalmıştır. 1990'lara gelindiğinde medyada tekelleşme olgusunu da gündeme getirmiştir. rekabeti engellediği. Türk basın sektöründe yoğunlaşmanın motor güçleri. medya çalışanlarının örgütlenmesine karşı sermayenin elini güçlendirdiği ve medyayı yalnızca birkaç büyük sermaye grubunun yönlendirdiğine yönelik eleştirileri de beraberinde getirmektedir.

112

yaşam bulduğu, bir devlet politikası olarak özelleştirme uygulamaları ile önünün açıldığı ve zaman zaman siyasetçilerin politikalarıyla destek gördüğü, teşvik edildiği de unutulmamalıdır. Piyasada yoğunlaşma oranı, endüstrideki bir ya da birkaç firmanın piyasanın yüzde kaçını kontrol altında tuttuklarını gösteren bir orandır. Türkiye’de faaliyet gösteren dört büyük medya grubunun, ulusal kanallar açısından ve gazete - dergi yayıncılığı alanlarındaki net satış adetlerine göre pazar paylarına bakıldığında medyadaki yoğunlaşma oranının ne kadar yüksek olduğu gözlemlenebilir. Bu bağlamda 2007 yılının ilk beş aylık verilerine göre ulusal kanallar açısından Doğan Grubu’nun pazar payı %45, Ciner Medya Grubu’nun pazar payı %2110, Çukurova Grubu’nun pazar payı %15, Doğuş Grubu’nun pazar payı ise %9’dur. Bu oranlardan da görüleceği üzere televizyon yayıncılığı piyasası, toplam piyasa payının %90’ına sahip dört büyük medya grubu ve bunun yanı sıra kalan %10’luk kısmı paylaşan ve sektör için küçük sayılabilecek teşebbüslerin faaliyetlerini sürdürdükleri bir görünüm sergilemektedir. Merkez Grubu’nun sahibi olduğu ATV ve Kanal 1 kanalları, 2007 yılının ilk 5 aylık döneminde yüzde 21’lik bir payla pazarın en güçlü ikinci hakimi konumundadır. Doğan Grubu’nun son üç yıldır yaklaşık %40-%45 arasında seyreden pazar payı ise, söz konusu Grubun hakim durum tespiti bakımından çok kritik bir konumda olduğunu ortaya koymaktadır. Doğan Grubu’nun gazete yayıncılığı alanında net satış adedine göre pazar payı %35,77, Ciner Grubu’nun pazar payı %19,86, Çukurova Grubu’nun bu alandaki pazar payı ise %7.69’dur. Gazete yayıncılığı piyasasına genel olarak bakıldığında, net satış adedi açısından dört büyük grubun (Doğan, Merkez, Zaman ve Çukurova) pazar payları toplamının %75’i geçtiği ve reklam gelirleri açısından da %95’in üzerinde paya sahip olduğu;
10

Sonuç ve Değerlendirme kısmında, Ciner Medya Grubu’nun pazar paylarına yönelik kullanılan bu veriler, TMSF tarafından Grubun bazı medya şirketlerine el koyulmadan önceki süreci içeren verilerdir.

113

hatta Merkez ve Doğan Gruplarının piyasada oluşan reklam gelirlerinin %85’ini elde ettikleri görülmektedir. Doğan Grubu’nun dergi yayıncılığı alanında net satış adedine göre pazar payı %33, Ciner Grubu’nun pazar payı %24,53 iken, Doğuş Grubu’nun bu alandaki pazar payı ise %7.07’dir. Görüldüğü gibi bu üç pazarda da Doğan Grubu pazarın hakimi konumunda bulunmakta onu, rakibi Ciner Medya Grubu izlemektedir. Dört büyük Grup arasında paylaşılan pazar payıyla medya sektörünün 2, 3 veya 4 oyuncunun hakimiyetinde şekillenen piyasa (oligopol) niteliğinde olduğu görülmektedir. Bir başka önemli sektör olan ve zaman zaman rekabetin kızıştığı dağıtım piyasası ise düopol niteliği arz etmektedir. Nitekim 2007 yılının ilk beş aylık verilerine göre Doğan Grubu’nun gazete dağıtımı piyasasındaki pazar payı %61’ken Ciner Medya Grubu’nun bu alandaki pazar payı %39’dur. Doğan Grubu’nun dergi dağıtımı piyasasındaki pazar payı %64, Ciner Grubu’nun bu alandaki pazar payı ise %36’dır. Dağıtımın medya sektöründe pazarın kontrolü için en önemli bileşenlerden biri olduğu göz önüne alındığında bu iki Grubun dağıtım sektöründeki hakimiyetleri ile piyasayı kontrol gücünü elinde bulundurdukları söylenebilir. Burada dikkat çeken bir diğer nokta da büyük sermaye gruplarının yatay, dikey ve çapraz bütünleşmeler ile piyasanın neredeyse tamamına hakim konumda bulunmasıdır. Örneğin gerek Doğan gerekse Ciner Grubu sektörün yalnızca bir dalında değil hemen hemen bütün dallarında büyük pazar payına sahiptir. Merkez Grubu, yayıncılık faaliyetinin yanı sıra basım ve dağıtım faaliyetlerini de gerçekleştirmekte olup bu anlamda dikey bir bütünlük içindedir. Grup ayrıca kendi ürünlerinin dışında başka yayıncılara ait yayınların da basımını ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. Bunların yanı sıra,

114

Merkez Grubu çeşitli radyo ve televizyon kanallarına da sahiptir ve bu çerçevede çapraz bir bütünleşme içindedir. Özellikle, pazar payı açısından en büyük dört grubun reklam yeri pazarlama şirketleri, film/müzik prodüksiyon şirketleri, haber ajansı sahipliği, televizyon yayıncılığı ile reklam/ilan yeri pazarlama şirketleri şeklindeki zincir içinde dikey biçimde entegrasyona yöneldikleri görülmektedir. Ciner Medya Grubu’nun sahibi Turgay Ciner, medya patronlarının özelleştirme uygulamalarına yönelik ilgisi açısından da önemli bir örnek teşkil etmektedir. Rakipleri gibi Ciner de medya sektöründeki özelleştirme uygulamalarının yakın takipçisi olmuştur. Bu anlamda Ciner’in medya sektöründeki ilk girişimi, Dinç Bilgin’e ait medya şirketlerine önce ortak olması ardından da TMSF’ye devredilen bu medya şirketlerini satın alması olmuştur. Medya sektörüne yönelik girişimlerini daha çok “kârlı gördüğü” için gerçekleştirdiğini ifade eden Ciner, gerçekleştirdiği bir basın açıklamasında kapitalist dünyanın önemli bir gerçeğini şu sözlerle ifade etmektedir: “Bir kapitalistin ilk işi para kazanmaktır. Sosyal sorumluluk bunların türevidir.” Özellikle enerji ve madencilik sektörüne yönelik girişimleri ve bu alandaki özelleştirme ihalelerine yönelik ilgisi ile tanınan Turgay Ciner, adının karıştığı pek çok suçlama, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ile de eleştirilere uğrayan bir isim olmuştur. Bu eleştiriler, Ciner’in medya sektöründe faaliyet göstermeye başlaması ile daha fazla gündeme gelmiş, Türkiye’nin alışık olduğu bir manzara olan “mafya-siyaset ve medya patronu” tartışmalarını yeniden alevlendirmiştir. Zaman zaman yaptığı açıklamalarla Grup olarak medya sektöründe daha da büyüyecekleri ve Türkiye’nin en büyükleri arasında anılmayı hedeflediklerini açıklayan Ciner’in medya serüveni, şimdilik TMSF tarafından Grup medya şirketlerine el koyulmasıyla kesintiye uğramış gözükmektedir. Ciner, gelişen süreç içerisinde bazı medya şirketlerinin mülkiyetine yeniden sahip olsa da medya sektöründeki en güçlü varlıklarından biri olan ATV’yi ve Sabah gazetesini kaybetmiştir.

eleştirel ekonomi politik bir yaklaşım ile ele alınmaya çalışılmıştır. Bir başka deyişle maddi üretim araçlarını elinde bulunduran kapitalist sınıfın egemenliğine ve onun çıkarlarına göre belirlenen medya. Bunun yanı sıra bu araçların içinde şekillendikleri kapitalist yapının yerleşiklik kazanmasında ve onun yeniden üretilmesinde oynadığı rol. bu belirlenimin tek taraflı olmadığını göstermektedir. Egemen üretim ilişkilerinin ivme kazandığı Sanayi Devriminden 1980’li yıllara ve ardından günümüze kadar uzanan süreçte kitle iletişim araçlarının bu üretim ilişkileri çerçevesinde nasıl şekillendiği incelenmeye çalışılmıştır. .115 “Türk Basınında Mülkiyet Ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu” adlı bu çalışmada medya sektörünün kapitalist üretim ilişkileri çerçevesinde şekillenen mülkiyet ve sahiplik yapısı. bir yandan da bu egemenliği güçlendiren düşünsel ve ideolojik üretimin gerçekleştirildiği bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Bilim: Sosyal Bilimler II. ERDOĞAN 1998 " letişim". Michel 2003 Kapitalizmin Tarihi. D. 2002 Öteki Kuram. Korkut 2003 Türkiye ktisat Tarihi: 1908-2002.Ü letişim Fakültesi Yayını. Funda 1999 letişim ve Emperyalizm: Türkiye'de Telekomünikasyonun Ekonomi Politiği. Ankara: Yurt Kitap-Yayın. Ankara ktisadi ve Ticari limler Akademisi Yayınları: 165 ALEMDAR.KAYNAKÇA ADAKLI. ALEMDAR. Fikret BAŞKAYA. Alaattin 1992 Kapital Özet ve Kılavuz. B LG . Gülseren 2001 “Yayıncılık Alanında Mülkiyet ve Kontrol”. Ankara: TÜBA. Korkmaz 1981 “Türkiye’de Çağdaş Haberleşmenin Tarihsel Kökenleri. 1-10. Ankara: mge Yayınevi. S. Ankara: G. Osmanlı Basın Yaşamı Sempozyumu. ÇELENK. ALEMDAR. BAŞARAN. çev. Ankara: Ütopya Yayınları. . Korkmaz ve . G.B. Korkmaz 1999 “Osmanlı Basınına Genel Bakış”. ADAKLI (Der). Korkmaz ve R. Medya Politikaları. ALEMDAR. iletişim Sosyolojisi Üzerine Bir Deneme”. Ankara: mge Yayınevi. . ERDOĞAN. Ankara: Dost Yayınevi. BORATAV. Ankara: TOBB Yayınları. Ankara: Erk Yayınları. KAYA 1993 Radyo-Televizyonda Yeni Düzen. BEAUD. ALEMDAR Korkmaz. KEJANLIOĞLU. 145-204.

CHOMSKY. Kalkınma. ENGELS. çev. Friedrich ve K.doc). Ankara: mge Kitapevi. Ankara: Sol Yayınları. Kitle iletişiminin Ekonomi Politiği.2007) . (Erişim Tarihi: 2. EKZEN. Postmodernizm ve letişim. Noam ve E. B. stanbul: Afa ve TÜSES. S. Ankara: Sol Yayınları. A. ERDOĞAN.117 BOYD-BARRET. MARX 1999 Alman deolojisi.rekabet.tr/word/4donemuzmantez/ gecgil. M. Friedrich ve K. BELL . stanbul: Minevra Yayınları. Oliver 2006 “Ekonomi Politik Yaklaşım”. Ankara: Dalbaz Yayıncılık. YAYLAGÜL 2006 “Akademik Bir Disiplin Olarak letişim: Tarihsel Materyalist Bir letişim Denemesi”. YAYLAGÜL (Der).20. Bayram 2005 “Medya Piyasalarında Hukuki Düzenlemeler Ve Rekabet Hukuku Uygulamaları” (www. Kitle letişiminin Ekonomi Politiği. HERMAN 1999 Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir?: Kitle letişim Araçlarının Ekonomi Politiği. çev. Ankara: Dalbaz Yayıncılık. Levent YAYLAGÜL. AKYOLDAŞ. DAĞTAŞ. T. L. lkeleri. çev. 1-13. DURSUN. 327-348.gov. çev. Ankara: Erk Yayınları ERDOĞAN. rfan 2000 Kapitalizm. ENGELS. rfan 2002 letişimi Anlamak. Ankara: Erk Yayınları GEÇG L. KAYA (Der). HAN ve başk. Erdal ve L. Çiler 2001 TV Haberlerinde deoloji. Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar. 145-204. Nazif 1999 “Medya ve Ekonomi: Türk Basın Endüstrisinde YoğunlaşmaToplulaşma-Tekelleşme Yapısı”.. A. MARX 1998 Komünist Manifesto ve Komünizmin ERDOST.

IŞIKLI. stanbul: Etki Yayınları. 633-660. stanbul: Altın Kitaplar Yayınevi. Ankara: Siyasal Kitapevi. KAYA. Raşit 1984 “Demokratikleşme Açısından Araştırmacının Ölçütleri”. KEJANLIOĞLU. KEPENEK. stanbul: Alan Yayıncılık. KAYA. stanbul: Gerçek Yayınevi. Esin 1992 Dünden Bugüne Kapitalist Gelişme Ve Türkiye Ekonomisi. BAŞARAN ve H. Osmanlı Basın Yaşamı Sempozyumu. Türk. Alpaslan 1983 Bir Başka ktisat Yeni Muhafazakâr. Friedmancı. letişim Ağlarının Ekonomisi. Raşit 1999 “Türkiye’de 1980 Sonrası Medyanın Gelişimi ve Gereksinimi”. Ankara: G. cilt: 2. Yakup 1990 100 Soruda Gelişimi. Monetarist Görüş Üzerine ncelemeler ve Öneriler. GÜNGÖR.Ü letişim Fakültesi Yayını. 9-33. Basın 80-84. Konya: Eğitim Kitapevi. Sorunları ve Özelleştirmeleriyle Türkiye’de Kamu ktisadi Teşekkülleri. IŞIK. Haluk 2005 “ ktisat ve letişim lişkisi Üzerine” F. Ankara: ÇGD Yayınları. Gülten 1995 Yeni Ekonomik Düzende Türkiye’nin Yeri. deoloji KAZGAN. Ankara: Ütopya Yayınevi. Ankara: mge Kitapevi. GERAY (Der). Nazife 1999 “Osmanlı Basın Yaşamı Sempozyumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme”. Haluk 2003 letişim ve Teknoloji Uluslararası Birikim Düzeninde Yeni “ Medya Politikaları.ş Yıllığı. IRMAK. GERAY.118 GERAY. Beybin 2004 Türkiye’de Medyanın Dönüşümü. D. . Metin 2005 Kitle letişim Teorilerine Giriş.

Ankara: Türk Tabipler Birliği. Küreselleşme. Halil 1995 Medyanın Ekonomi Politiği: Türk Basınında Tekelleşme ve Basın Ahlakının Çöküşü. letişim ve Ekonomi Politik”. S. SÖNMEZ. N K T N. D. Ankara: Sol Yayınları. Georges 1990 Felsefenin Temel lkeleri. Karl 1993 Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı. dris 2002 Düzenin Yabancılaşması. Özelleştirme”. KÜÇÜKÖMER. POLITZER. TILIÇ (Der). Türkiye’de Gazetecilik. Graham. TILIÇ (Der). Ankara: Bağlam Yayınları.119 KOLOĞLU. D. KONUR. ŞENEL. MCNELL. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınlar/Ark Kitapları. Mustafa 2003 Filler ve Çimenler: Medya ve Finans Sektöründe Doğan/Anti Doğan Savaşı. H. Türkiye’de Gazetecilik. SÖNMEZ. Ankara: ÇGD Yayınları. Ankara: ÇGD Yayınları. Ankara: Sol Yayınları. Erol 2004 “Cumhuriyet’in lanından Günümüze Basın Özgürlüğü”. ÖNDEROĞLU. 26-37. Orhan 2004 “Bab-ı Ali’den kitelli’ye Geçerken Gazetecilik”. P. TILIÇ (Der). Türkiye’de Gazetecilik. GOLD NG 1991 “Kültür. çev: A. . MURDOCK. RVAN (Der). Mustafa 2004 “Türkiye Medyasında Yeni Sahiplik Yapısı: Cepheler ve Profiller”. stanbul: Sarmal Yayınları. Ankara: Sol Yayınları SAVRAN.7-20. MARX. Yeni Dünya Düzeni ve Özelleştirmeler. Sungur 1998 “Yeni Dünya Düzen(sizliği). Ankara: letişim Yayınları. William 2001 Dünya Tarihi. 64-90. P 1995 Ekonomi Politik. D. Ankara: ÇGD Yayınları. Çev: H. Medya Kültür Siyaset. 90-107. Ankara: mge Kitapevi. NEB LER.

Hakan 1994 “Bab-ı Ali’den kitelli’ye”. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. Ankara: ÇGD Yayınları TUNCEL. 1994 Değişim Küreselleşme ve Devletin Yeni şlevi. ŞAYLAN. Sayı: 64. Ankara: mge Yayınevi. Birikim. Alev 1998 Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. stanbul: Anahtar Kitaplar YÖRÜKOĞLU. ULUÇ. TOKGÖZ. . Güliz 2003 Küreselleşen Medya: ktidar Ve Mücadele Alanı: OlanaklarSorunlar-Tartışmalar. Oya 1992 Temel Gazetecilik.120 SÖYLEMEZ. sayı: 67. Özgürlük Dünyası Aylık Sosyalist Teori ve Politika Dergisi. TILIÇ. Ankara: mge Yayınevi. Gencay. Doğan 2004 Türkiye’de Gazetecilik. Alper 1993 “Burjuva Ekonomi Politiği Ve Bunalım”. TALAS. Cahit 1999 Ekonomik Sistemler. Ankara: mge Yayınevi. 33-38.

s:45 Ocak 1981.23 (http://kuvayimedya.tripod.htm) . s. Koç'tan Şahenk'ten zengin mi?” Vatan Ocak 2006.121 GAZETE VE DERG LER “Medyayı çok sevdik” “Aydın Bey icazet makamı mı?” “Neden 1 numara olmayım?” “Ciner’den 5 yılda 1. 25 Ekim 2000 19 Haziran 2003 20 Ağustos 2003 21 Ağustos 2003 26 Aralık 25 Aralık 3 Eylül 1996 2004 2002 Akşam Cumhuriyet Cumhuriyet Dünya 25 Aralık 22 Eylül 25 Aralık 25 Aralık 2004 2002 2004 2004 19 Kasım 1998 8 Ağustos 2005 30 Kasım 2000 8 Ocak 23 Aralık 27 Aralık 4 Eylül 28 Aralık Eylül 2001 2002 2006 2007 2006 s:614 16 Ağustos 2006 “Ciner.2 milyon dolarlık yatırım” “Sabah en iyi ortağı buldu” “Ciner’in borcunu devlet mi ödedi?” “Rüşvetçi Ciner” “Çayırhan’ı Ciner’e usulsüz vermişler” “HAVAŞ’ın sahibine ağır suçlama” “Ciner bir rüyanın peşinde” “Ciner’e sürpriz gözaltı” “Cumhuriyet’e ortak” “Yargı limanlara uğramadı” “Ceketimi alıp çıkıyorum” “Eve dönüş” “Sabah’ın zirve koşusu sürüyor” “Ciner şirketleri kârlılığını artırdı” “En zengin 100 Türk” “Merkez Dağıtım 5’inci yılını kutluyor” “Ciner’in 5 sürprizi var” “Doğan-Ciner kavgası büyüdü” “Milliyetin arkasındaki yeni adam” Evrensel Evrensel Hürriyet Hürriyet Milliyet Referans Radikal Radikal Radikal Sabah Sabah Sabah Sabah Sabah Sabah Turkish Time Aksiyon Erkekçe.com/sayi252.

aspx?pid=19546&nid=6508. www. Rekabet Dergisi.tr.4.7.org.doganholding. www.cinergroup. www. www. Beşinci ve Altıncı Kalkınma Planı.com.10.evrensel.dpt. www.9. 24.2007) Medyatava Medya Haberleri Sitesi.tr. (Erişim Tarihi: stanbul Sanayi Odası.doc. www. www.8. (15.5.tr.9. (Erişim Tarihi: 5.2007) Rekabet Kurumu. (Erişim Tarihi: 24.gov.9.milliyet.ımkb.2007) Evrensel Gazetesi. www.2007) Doğuş Grubu.7.tr.com. Daire Görüş: 2007.com.dunyagazetesi.2007) Sabah Gazetesi.com.com.2007) Hürriyet Gazetesi. www.2007) Milliyet gazetesi. www. www.10.rekabet.2007) .tr.7.2007) stanbul Menkul 21.2007) Devlet Planlama Teşkilatı.spk. (22. www.com. (Erişim Tarihi. 15.9.9. www.tr.tr.dogusgrubu.tr. 15.tr.cukurovaholding.9. (Erişim Tarihi: 24.hurriyet.tr. (Erişim Tarihi.2007) Dünya Gazetesi. (Erişim Tarihi: 24. (Erişim Tarihi: 24.8.gov. www.com.tr/word/dergi12/bbd.2007) Radikal Gazetesi.2007) Rekabet Kurumu. (Erişim Tarihi. www.gov.medyatava.com.bilgibeykoz.2007) TBMM Susurluk Komisyonu Raporu.com.radikal.tr.tr.122 NTERNET ADRESLER Ciner Grubu.com. 19. “TMSF Tarafından Merkez Grubu Medya Şirketlerinin Satışı Hakkında 1998/4 Sayılı Rekabet Kurulu Tebliği Çerçevesinde Hazırlanan Rekabet Kurumu 2.tr.10.iso.doc.org. (Erişim Tarihi: 15.rekabet. (Erişim Tarihi: 24.2007) Çukurova Holding. www.sabah. (Erişim Tarihi: 24.2007) Sermaye Piyasası Kurulu. www.2007) Kıymetler Borsası.2007) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu.tr/word/dergi12/bbd. www. (Erişim Tarihi.7.net.tr.2007) Doğan Holding. (24.gov.tr.8.tmsf.9.net/default. ekutup.gov. (Erişim Tarihi: 5. (Erişim Tarihi: 5. (Erişim Tarihi: 5.

bütünsel ve tarihsel bir çalışma ortaya koymak amacıyla. Kapitalizm 3. Türk medya sektörünün ekonomik yapısına yönelik bir değerlendirme yapılmıştır. Bu bağlamda çalışma verilerinin özellikle Ciner Medya Grubu’na yönelik analizlerin yapılacak diğer bilimsel çalışmalara ışık tutması umut edilmektedir. Özelleştirme . Medya 4. Türk medya sektörünün önemli temsilcilerinden biri olan Ciner Medya Grubu’nun. Bu çalışmanın konusu. Ciner Medya Grubu’ndan yola çıkılarak. Türk basın sektöründe mülkiyet ve sahiplik yapısında yaşanan değişim süreci ve bu süreç içerisinde bir örnek olarak Ciner Medya Grubu’nun sahibi olduğu medya kuruluşlarıdır. Anahtar Sözcükler: 1. medya faaliyetlerinin ve sektördeki konumunun ekonomik olarak analiz edildiği çalışmada. 1980’lerle birlikte gerek dünya çapında gerekse Türkiye’de girilen yeniden yapılandırma sürecinin. letişim 2. ekonomik ve siyasi süreçler çerçevesinde ele alınmıştır. Türk medya sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısı üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada. Türk Basınında Mülkiyet ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: C ner Medya Grubu. Mülkiyet 5. eleştirel ekonomi politik bir yaklaşım sergilenmiştir. öncelikle dünya çapında yaşanan tarihsel. Bu değerlendirme yapılırken yalnızca Türkiye’deki gelişmelerle sınırlı kalınmamış.ÖZET Aras Özlem.

on the structure of the ownership and possession of Turkish media sector. The Privatization Implementations in Turkish Press in the context of Ownership and Possession Structure: Ciner Media Group.ABSTRACT Aras Özlem. by the purpose of displaying an holistic and historical study. Media 4. In this study that is aiming to display the effect of re-organisation period. the study was not only limited to the developments in Turkey. economic and political periods that have been lived worldwide. has been economically analyzed. Key Words: 1. it was handled within the frame of historical. Capitalism 3. which is one of the important representatives of Turkish media sector. Privatization . that has been gone into worldwide as well as Turkey wide by 1980’s. While this evaluation has been done. a critical economy politic approach has been followed. starting from Ciner Media Group. the media establishments owned by Ciner Media Group. Ownership 5. first of all. it is hoped that the data of the study enlightens other scientific studies in which especially analysis of Ciner Media Group will be done. The subject of this study is the period of change in the structure of the ownership and possession in Turkish press sector and as an example. In this context. In the study in which media activities and sectoral position of Ciner Media Group. Communication 2. an evaluation of the economic structure of Turkish media sector has been done.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->