İMMÜNOLOJİ

TEMEL PRENSİPLER

DERS NOTLARI
PROF.DR.ERHAN DİNÇKAYA
EGE ÜNİVERSİTESİ FEN FAKÜLTESİ BİYOKİMYA BÖLÜMÜ

KISALTMALARIN LİSTESİ

.

.

.

.

.

.

İMMÜN SİSTEM İmmün sistemimizin yaklaşık 400 milyon yıldan daha uzun bir süre sonunda evrimleşerek bugünkü kompleks ve farklı koşullara uyum sağlayabilir bir özelliğe dönüştüğü düşünülmektedir. İmmün sistem temelde bizi yabancı ve tehlikeli maddelere .toksinlere ve kötü huylu hücreler karşı korur. .mikroorganizmalara .

.polenlerin yada bakteriyel solunması. Bunun yanısıra bazı parazitlerin vücuda girişi de yabancı hücreye karşı bir savunma mekanizmasını harekete geçirir.gıda mide ve sindirim sistemi yoluyla kana geçişi karşısında immün sistem aktive olur.Mikroorganizmaların toksinlerin antijenlerinin alımı.

organizmanın kendi dokularına karşı harekete geçmesi ise istenilmeyen bir durum olarak karşımıza çıkar.Ancak bazı otoimmün hastalıklarda bu sistemin.Saldıran bir patojenden bağımsız olarak aktif hale geçtiği için nonspesifik olarak tanımlanır. . Spesifik Olmayan (Nonspesifik) İmmün Sistem Bu sistem tarihsel olarak daha eski genel bir savunma mekanizmasıdır.

Bunlara bazı örnekler olarak. belirli bir hücre klonuna gereksinim . interferon ve interlökinler gibi nonspesifik mediyatörler. derinin asit tabakası. ölü epidermis. monosit – makrofaj sistem ve doğal katil hücreler (NK) verilebilir.Bu sistem ayrıca nonklonal savunma mekanizmaları olarak da adlandırılır.ve hücresel düzeyde örnekler olarak da granülositler. Çünkü göstermez.antimikrobiyal enzim sistemleri. komplement sistem.

damar çeperi daha geçirgen hale . enflamasyon cevabı savunma güçlerinin ilgili bölgeye yoğunlaşmasını yönlendirir. Spesifik olmayan immün sistemin işleyişinde . Birinci gelir. adımda salınan mediyatörler kan damarlarını genişletir.Son örnek olarak verilen NK hücreler spesifik ve spesifik olmayan immün sistemler arasında bir arayüzey olarak görev almaktadır.

Enfeksiyon bölgesi granülositlerin hücumuna uğrar ve daha sonra makrofajlar onların yerini alırlar. birinci savunma hattının artık ürünleri makrofajlar tarafından yok edilirler. . Arta kalan patojen mikroorganizmalar. Granülositler ilk savunma hattıdır ve patojenlerin büyük bir çoğunluğu onlar tarafından yok edilir.

Lenfoid organlara antijen salan hücrelerin (APC) göçü sistemik bir immun cevabın ilk tetikleyicisidir. Spesifik bir sitokin çevresinde. vücut savunma için daha fazla humoral hat mı oluşturacağına karar verir. yoksa hücresel hat mı . Bunu bir hafıza cevabı takip eder.Spesifik İmmün Sistem Yukarıda bahsedilen immün cevabın işlemleri spesifik immun cevap için zemin hazırlar.

Böylece söz konusu antijenler için bir cevap ve hafızaya yol açar. klonal yayılma ve genişleme gerçekleştirebilirler. Bu hücre sistemleri antijenlere karşı yüksek spesifiklikte reaksiyonlar üretebilir. yüksek etkili .T ve B Lenfositlerini içeren spesifik immün sistem bu cevaptan sorumludur.

. mediyatörler(Sitokinler) salınan kontak bu yüksek düzeyde ve stromal sinyallerin sistemin hücrelerini içeren kanın bütün bileşenleri kemik iliğinin pluripotent kök hücrelerinden tarafından farklılaşmamış progenitör hücrelerden farklı kan hücreleri oluşur. Çözünür hücreler yardımıyla .İMMÜN SİSTEMİN HÜCRELERİNİN KÖKENİ A)İmmün Sistemin Hücrelerinin Kökeni İmmün türevlenir.

Kemokinler olarak adlandırılan çözünür mediyatörlere cevap olarak lökositler kandan dokuya göç ederler ve hasar gören dokunun onarılma işlemlerini başlatırlar.Kemik iliği günde 1. . Bakteri parazit ve ölü hücreleri uzaklaştırırlar. Yine dokuya göçten sonra kan monositleri makrofajlara dönüşürler.75 x 1011 mertebesinde eritrosit ve 7 x 1010 mertebesinde lökosit üretir ve gerekirse bu kapasite birkaç katına kadar arttırılabilir.

Lenfositleri . T-Lenfositleri. Hücresel immün cevaptan sorumludurlar Antikorları üretir. Bunlar kemik iliğindeki genel bir progenitör hücreden türevlenirler. Humoral ümmin cevaptan sorumludur.Lenfositleri ile ilişkilidirler. Bunlar da lenfatik sistemin bir parçasıdırlar ve T. Üçüncü bir tip hücre ise Doğal Katil Hücreler(NK)dir.İmmun sistemin diğer önemli hücrelerini ise lenfositler oluşturur. . B. İki tür lenfosit vardır.

.

Farklı patojenler tarafından paylaşılan tipik moleküler yapıları tanımayı esas alır. mikroorganizmaların . Antik savunma hattıdır. Kan proteinleri kaplanmasında görev alır.B)Enfeksiyonlara Karşı Savunma Mekanizması Doğuştan Gelen Bağışıklık ve Uyarlanabilir Bağışıklık olmak üzere iki kısımda incelenebilir. Doğuştan Gelen Bağışıklık.

Bu sistem patojenlerin belirli bölgeleri için yüksek spesifiklikte reseptörlerin varlığına gereksinim gösterir. Doğal katil hücreler sitotoksik litik enzimler salgılarlar Uyarlanabilir Bağışıklık. Bu tür bağışıklık daha modern bir mekanizma olarak kabul edilir. Bu reseptörler ya hücreye bağlıdırlar(T ve B lenfositlerinde olduğu gibi) yada salgılanırlar (B lenfositlerinde olduğu gibi). . Fagositoz temel mekanizmasıdır.yapar Doğal katil hücreler ve fagositler görev Cevap zamanı saatler mertebesindedir.

günler yada haftalar .Tek bir T veya B lenfositi klonal genişleme ile identik çok sayıda hücre oluşturabilir. Spesifik cevap mertebesindedir.

nöronlar.C)Kök Hücrelerinin Plastisitesi Özelleşmiş hematopoetik hücrelerine yada bir dokuda bulundukları hücreler zaman kan progenitor(atasal) farklı hepatositler. Bu farklılaşmayı tetikleyen sinyaller henüz büyük oranda bilinmeyen bir konudur. Hematopoetik kök hücreleri periferal kanda az sayıda bulunurlar ve morfolojik olarak küçük lenfositlerden ayırt edilemezler.kas hücreleri yada endotelyal hücrelere dönüşebilir. .

.

haftasından doğmasına kısa bir süre kalana kadar belirlenebilirler. pluripotent kemikiliği kök Onlar hematopoetik özelliklere sahip olarak fetüsün karaciğerinde.LENFATİK SİSTEMİN ORGANLARI A)Lenfatik Sistemin Yapısı Bütün kan hücreleri hücrelerinden gelişir. . Kök hücreler lenfatik ve miyelopoietik sistemin öncülleri olan hücreleri arttırırlar. gebeliğin 8.

Bu organlar primer lenfoid organlar olarak da adlandırılırlar. trombositler Buna karşın genel lenfatik hücreler ilk önce ayrı birer hücre hattına dönüşen grubu oluştururlar. . haftasından itibaren bazı kök hücreler timus ve kemik iliğine geçerler. Hamileliğin 13.Eritrosit. Bu organlarda söz konusu hücreler çoğalmaya ve farklılaşmaya başlarlar. prokürsör faza granülosit sahiptirler ve .

Her bir reseptör anahtar kilit modeli uyarınca sadece spesifik bir antijenle birleşirler. B Lenfositleri ise kemik iliğinde olgunlaşmalarını tamamlarlar. Reseptör yapısı bir hücreden diğerine çeşitli farklılıklar gösterir. . T ve B lenfositlerinin yüzeylerinde iki glikoprotein zincirinden oluşan antijen reseptörleri yer alır.T Lenfositleri olgunlaşmalarını tamamlamak için timusa gitmeye gereksinim duyarlar.

dentritik hücreler ve epitel hücreleri ile etkileşerek immun sisteme uygun bir seçim ve farklılaşmaya uğrarlar. . büyük miktarlarda reseptör dolaşımına Olgunlaşmamış T lenfositleri timustaki özelleşmiş makrofajlar.T Lenfositlerinin aksine üretebilirler üretebilirler. çözünür regüle edici faktörler yada mesajcılar olarak da bilinen bazı interlökinler gibi sitokinler de önemli rol oynar. ve kan B Lenfositleri plasma salınan antikorlar hücrelerine olgunlaşabilirler. Bu evrede.

. Lenfositleri hamileliğin 14. Timus primer bir lenfoid organdır ve bu yüzden sekonder lenfoid organlardan ayrılır. Timus T Lenfositlerinin farklılaşması ve fonksiyonel olgunlaşması için merkezi organdır.B başlarlar. haftasından itibaren kemik iliğindeki kök hücrelerinden gelişmeye B hücrelerinin farklılaşmasında kemik iliği stromal hücreleri ve sitokinler önemli faktörlerdendir.

.

Olgun T ve B lenfositleri farklılaşma merkezlerinden ayrıldıktan sonra periferal organlara yada sekonder lenfoid organlara (dalak. ve idraryolları gibi organların mukozaaltı dokularında lenfatik hücrelerin toplandığı bölgelerdir. gastrointestinal. . MALT.bronşiyal. lenf nodülleri yada mukoza bağlantılı lenfoid dokulara(MALT) göç ederler.

B)Lenfatik Sirkülasyon Lenfatik sistemin hücreleri birkaçı haricinde (Beyin. .testisler gibi) vücudun tüm kısımlarında dolaşırlar.

Şekil.3 ve A. .de Timusun yaşa bağlı olarak kütlesel ve yapısal değişimi gösterilmiştir.1.lenf nodülleri ve MALT gibi sekonder lenfoid organlardan ayrılır.A)Timusun Anatomisi ve Gelişimi Timus T Lenfositlerinin farklılaşması ve fonksiyonel olgunlaşması için merkezi organdır. Şekil.deTimusun yerleşimi gösterilmiştir.A. Timus primer bir lenfoid organ olarak dalak . Şekil.A. de Timusun histolojisi gösterilmiştir.5. de Timusun sırasıyla yeni doğan ve yetişkinde dokularındaki farklanmalar gösterilmiştir. Şekil A.2.A.4.

.

Hassal’s yapıları ise yoğun olarak paketlenmiş hücre hatlarını içerir.Yoğun ve bir tabakasını çoğalma yeridir. . Dış lenfositlerin kısısm yoğun kortek bir olarak adlandırılır içerir.Timusun her bir lobu interlobular konnektif doku tarafından daha alt kısımlara bölünmüştür. Medulla ise içteki tabakadır ve lenfatik hücrelerin az bir mikarını içerir.

.

dendritik hücreler ve makrofajlar içerir. Ayrıca yapısal olarak timus büyük oranda kan damarı ile donanmıştır. Lenfoid sistemin periferal organları olan dalak. Lenfositler ve Hassal’s yapılarından hariç olarak timus büyük sitoplazmalı epitel hücreleri. . lenf nodülleri ve MALT ‘ın genel yapıları aşağıdaki şekillerde gösterilmiştir.Timustaki T hücrelerine olgunlaşmakta olan lenfositler anlamına gelen timositler denir.

. de dalak’ın yapısı gösterilmiştir.ve 2.Şekil A.1.

B. de lenf nodüllerinin yapısı . 2.1.Şekil. ve gösterilmiştir.

1.Şekil C. ve 2. de MALT (Mukoza Bağlantılı Lenfoid Doku) .

.T – LENFOSİTLERİNİN GELİŞİMİ VE FARKLILAŞMASI A)T Hücrelerinin Olgunlaşması T hücrelerinin (T lenfositlerinin) öncülleri (prekürsörleri) pre-timositlerdir. T hücreleri kemik iliği ve fetal karaciğerde olgunlaşırlar.

Böylece 3.branşiyal kese. branşiyal keseden doğar. Timik epitelyal hücreler pre-timositlerin gelişimini sağlayan hormonları üretir.Embriyonel evrede timus 3.). timusun epitelyal bileşeni ile lenfatik bileşen prekürsör hücreleri oluşturur.A. Olgunlaşan T hücreleri olarak sirkülasyona katılırlar (Şekil. . Timusta prekürsör hücreler timositlere dönüşür.

.

Bu hücreler TdT (Terminal deoksinüklotidil transferaz) enzimine sahip olmaları ile karakterize edilirler. Bu hücreler timusa girerler ve burada hücre yüzeylerinde CD2 ve CD7 antijenleri oluşur. Burada gerçekleşir. (T hücre farklılaşmasının 1.B)Timosit Gelişiminin Evreleri Pre-timosit gelişimi kemik iliği ve fetal karaciğerde T-hücre reseptörü(TCR) düzenlenmesi olur. evresi) .

genel timositler olarak tanımlanan hücreler CD4 ve CD8 gibi yüzey antijenleri gibi CD 1 antijenlerini de içerirler. Double pozitif olarak tanımlanırlar. Erken (early) timositler olarak tanımlanan bu hücreler CD4 ve CD8 antijenlerini içermedikleri için çift(double) negatif olarak tanımlanırlar. .Burada T hücre reseptörlerinin gamma zincirlerinin transkripsiyonu ve beta zincirlerinin yeniden düzenlenmesi gerçekleşir. Olgunlaşmanın ikinci evresinde .

evrede gerçekleşir. Bu evrede CD3 antijen reseptör alfa ve kompleks moleküllerinin ortaya çıkışı gerçekleşir. birini . T hücreleri CD4 ve CD8 antijenlerinden içeren iki farklı türe farklılaşırlar.Hücre yüzeyinde TCR lerinin bulunması beta zincirlerinin senteziyle meydana gelir. Olgun T hücrelerinin ortaya çıkışı ise 3. CD1 antijeni kaybolur.

γ/δ α/β hücreleri hücreleri ise geri kalan kısmı meydana . Olgun T hücrelerinin %99’unu TCR oluşur. sitotoksik T hücre populasyonu ise CD8 antijenleri ile karakterize edilirler. TCR getirirler. TC.CTL. T-helper hücre populasyonu CD4 antijenleri ile karakterize edilirler. Hücrelerin her bir grubu bu evrede tek(single) pozitif olarak belirlenir.TH .

.

. Bu antijen ilişkisi CD45RO VE CD29 antijenlerinin varlığı ile karakterize edilen hafıza(memory) T hücrelerini gelişimi için bir yol göstericidir.C)Olgun T Hücrelerinin Gelişimi Olgun T hücrelerinin sirkülasyona girdikten sonra kan ve lenfatik sistemde daha ileri farklılaşmaya uğrarlar. Bu organların saf dış (naive) T hücreleri ilişkili antijenler kurana lenfoid kadar yüzeyleriyle sirkülasyona devam ederler.Bu hücreler CD45RA yüzey antijenlerini taşırlar.

ise ve genel lökosit antijenlerinin bir varyantıdır. CD29 özelliklerinde antijendir.CD45RO olarak tanımlanır.Aynı zamanda bir hücre yüzeyi fosfatazı T hücrelerinin içinde yapışma(adhesion) gerekli doku göçlerinde özellikleri kazandırması açısından önemli bir fibronektin .

.

Bu etkileşimlerde farklı durumlar gözlenebilir. . sisteminin salar. Bu etkileşmeyi ve epitelyal reseptörleri gelişir hücreler üzerindeki MHC molekülleriyle etkileşirler. Bu T hücrelerinin çoğunu doku uyumluluğu endojen vücudun immun kompleks (MHC) yabancı “ana genleri”yle uyumlu birleşmeler dahilinde sirkülasyona hücreler maddeleri materyaller olarak algılamazlar.A)Timus T Hücre Seçiminin Mekanizması Timus. Pre-timositler timusa göç ettikten sonra timik epitelyal takiben hücreler T hücre ile etkileşirler.

Ancak bu işlem hücrenin aktif olarak hücre öldürülmesi yada yoluyla değil yoluyla proğramlanmış gerçekleştirilir. ölümü apoptosis . Oysa bu hücrenin karşımıza antijenlerini çıkaracağı etkileşim zorunludur. MHC molekülleri ile bağ yapmayabilir veya zayıf bir etkileşim söz konusu olabilir.Bu nedenle bu hücrelerin elimine edilmeleri gerekir. bunlardan gelişecek lenfositleri savunma işlevi gerçekleştiremezler.DURUM A :Timositlerin T hücre reseptörleri.Bu gibi bir sonucu T gerçekleşmediği zaman.T hücrelerinin virüs enfekte bir tanımamaları için.

gerçekleşebilir. Böyle T hücreleri timusa göçeden dentritik hücrelerin aracılık ettiği bir işlemle elimine edilir. Bu durum da istenmez ve T hücreleri yok DURUM C :Bu durumda T hücre reseptörleri MHC antijenlerine tür orta zayıflıkta bağlanırlar. Otoantijenle birleşen T hücreleri yaşam koruma sinyali alamaz ve ölür. Ancak böyle Bu reseptörler bazı endojen antijenleri de tanıyabilirler.DURUM molekülleri B :Eğer T hücre reseptörleri MHC ile çok sağlam bağlanırsa vücudun kendi antijen bir sitotoksik cevap daha geç salgılayan hücrelerine edileceklerdir. . T hücreleri organizmayı yıkıma uğratabilirler.

. Özellikle otoagresif hücreler için periferal güvenlik sistemleride bulunmaktadır.DURUM D:Ancak MHC antijenleriyle zayıf bağlanan fakat otoantijenlerle bağlanamayan hücreler tamamen olgunlaşırlar ve tam fonksiyonlu T hücreleri olarak sirkülasyona katılırlar.

.

A)T Hücreleri Reseptör Gen Aileleri Alfa(α) ve beta(β) zincirleri en genel TCR genleridir. ifade edilen TCRγ/δ ise olgunlaşmış T hücrelerinde ve periferik kandaki T hücrelerinin küçük bir kısmında bulunur. Alfa ve beta zincirlerinin bilgisi 14. .kromozomda yerleşmiştir.kromozomda yerleşmişken gama ve delta zincirlerinin bilgisi ise 7.

Bu çıkarır.T hücre değişebilir bölgeleri değişik ekzonlarda sabit bölgelerle splcing neticesinde birleşecek değişik kombinasyonlar ortaya Bu durum J elementlerinin (α ve β zincirleri) ve D parçalarının ( β zincirleri) değişebilir seçimi yoluyla yüksek düzeyde reseptör değişikliğine imkan verir.İmmünglobulinlere reseptörlerinin yerleşmiştir. durum sonuçta benzer şekilde . .

.

B) T Hücre Düzenlenmeleri Reseptörlerinin Yeniden Bu işlem delesyon ve inversiyon gibi kromozom değişimleri yoluyla belirli gen elementlerinin çıkarılışı . Bu sayede değiştirilir. değiştirilmesi gerçekleştirilir. Bu oluşturulabilmesine seçimlilik artar. orijinal genin transkripsiyon sırası farklı olanak protein verir ve zincirlerinin immun cevapla ve yeniden düzenlenmesi yoluyla .

C)T Hücre Reseptörlerinin Biçimlenişi
T hücre reseptörlerinin α zinciri 40-60 kDa ‘luk bir glikoproteindir. β zincirinin moleküler ağırlığı ise 40-50 kDa dur. İmmünglobulinler gibi T hücre reseptörleri de değişebilir sabit bölgeler içerir. β zincirlerinde V bölgelerinin C terminal ucu J ve D genleri tarafından kodlanır.

α ve β zincirlerinin V bölgeleri amino asidine sahiptir. α ve β zincirlerinin

102-119 amino

aside sahiptir ve bir disülfit köprüsü oluşturan 2 sistein

C bölgeleri 138-179 amino

asit içerir ve 4 fonksiyonel kısma (domain) sahiptir. Bunlar farklı ekzonlar tarafından kodlanmışlardır. Amino terminal C kısmı 2 sistein amino asidi içerir. disülfit köprüsü oluşturan

Muhtemelen bu yapı immünglobulin molekülünün sabit bölgesiyle ilişkiye giren getirmektedir. α ve β ve yalnızca zincirlerinin aksine ve zincirleri yer tersiyer yapıyı meydana

CD3’ü sentezleyen

T hücreleri üzerinde

alırlar. γ ve δ zincirlerinin yapısı α ve β zincirlerine benzer. Gama zincirinin ana yapısı beta zincirininkine çok yakındır. Delta zincirininki ise alfa zincirininkine benzer.

.

J genlerinin gibi kombinasyonu için farklı olasılıklar ve diğer mekanizmalar T lik çok büyük bir farklılık potansiyelini ortaya çıkarır.D) T Hücre Reseptör Kombinasyon İmmünglobulinlerde hücre reseptörleriiçin 10 olduğu 15 Potansiyeli V. .D.

ü CD 8 pozitif hücreleri nadiren duble negatif yada duble pozitiftir. karşın γ /δ T hücrelerinin çoğu duble . Buna negatiftir. Bunların yaklaşık % 66 ‘sı yaklaşık TCR %33’ α/β T hücrelerinin kısmının kandaki TCRα/β ve tahminen olduğu büyük CD4 pozitif ve T hücreleridir.E) α/β ve γ/δ T Hücrelerinin Dağılımı Olgun dokulardaki gösterilmiştir.

Bazıları duble pozitiftir ve yalnızca çok azı CD4 antijeni oluşturur(ifade eder). TCRγ/δ pozitif hücrelerin fonksiyonu halen bilinmemektedir. . Bunların mikobakterilere ve onların süperantijenlerine karşı savunmada önemli bir role sahip oldukları düşünülmektedir.

aktivasyon ve antijen tanıma fonksiyonları için çok sayıda gereksinim duyulur. CD3 antijenleri gibi bu moleküllerin bazıları oluşur. Diğerleri ise B hücreleri üzerinde ve yardımcı . T hücrelerinin bağlanmasında önemli rol yardımcı moleküle de yalnızca T hücre hattının hücreleri üzerinde hücreler üzerinde oluşur. farklılaşma. Bu moleküller(yardımcı moleküller) antijen salan hücrelerle oynarlar.T hücre reseptörlerine ilave olarak T hücrelerinin gelişme.

Bu yöntem immün durum ve kötü huylu lenfatik tümörlerin tipini belirlemede de olanaklar sunar. Bu yöntem sadece lenfatik hücre fonksiyonunun anlaşılmasını sağlamakla kalmamış ayrıca teşhis yöntemlerinde de önemli sağlamıştır.Bu moleküller monoklonal antikorlar tarafından tanınabilir ve bu temel ilke çerçevesinde de analizlenebilirler. immunolojik ilerlemeler .

*CD1 antijenlerinin T-hücrelerine kompleks lipid içeren doku antijenleri sağladığı düşünülmektedir.Sınıf (Class I) uyumluluk antijenlerine benzerler.b. *Mikobakteriyel lipidik antijenler de CD1 tarafından sağlanmaktadır. *MHC antijenleri gibi β2-mikroglobulinlerle oluştururlar. *Kortikal timositlerde ve dentritik hücrelerde ifade edilirler.e). *CD1 molekülleri yapısal olarak I.c.d.A)İnsan T-Hücre Farklılaşma Molekülleri CD1 antijenleri 5 izoforma sahiptir(a. .

CD2 molekülleri lenfosit fonksiyonel antijen(LFA)1 gibi antijenleri için bir reseptör olarak hizmet eder. *CD2 alternatif T hücre aktivasyonu için önemlidir.

CD58

*Bu molekül bütün T lenfositleri ve NK hücreleri tarafından kodlanan bir öncü T hücre belirtecidir. CD3 kümesi ise T hücre reseptörleri ile yakın ilişkili olan

önemli membran temelli moleküllerin bir grubunu içerir. *Bu moleküller , özellikle bu gruptan zeta(ζ)ve eta(η) zincirleri,MHC molekülleriyle ilişki kurulduğu zaman sinyal iletimi için fonksiyon gösteren moleküllerdir. *MHC molekülleri T hücre aktivasyonundan doğrudan sorumludur.

CD4 molekülü T-helper hücreleri için karakteristiktir. *Timositlerin edilir. *Bu, II .Sınıf (Class II) MHC moleküllerine bağlanma ve p56lck tirozin kinazla etkileşir. *HIV için de bağlanma proteini olarak görev yapar. *CD4 antijeni CD8 ile bazı benzerlikler taşır. haricinde aksesuar

hücreler,eozinofilik granülositler tarafından ifade

CD8 molekülü

iki zincir içerir ve sitotoksik T hücreleri

için karakteristiktir. *Genelde olgunlaşmış timositlerde bulunur. *Daha *Bu az molekülde oranda I.Sınıf NK MHC ve de hücreleri için karakteristiktir. molekülleriyle tirozinaz hücrelerine sinyal bağlanmadan CD5 ve *CD5 CD7 sorumludur antijenleri p56lck T

kinazla etkileşir. karakteristiktir. hücre-hücre etkileşimlerinde iletiminden sorumludurlar.

*Bu moleküle CTLA-4’ün bağlanması T hücresi için negatif bir sinyal üretir. ise .*CD7 antijenleri ise en erkenci T hücre markeri olarak tanımlanabilirler. *CD28 ve CD80/CD86 arasındaki etkileşim T-hücre aktivasyonu ve çoğalması için önemli bir birlikte uyaran bir sinyal üretir.Aksiyon modu isehala tam olarak bilinmemektedir. *CD5 antijenleri de B lenfositlerinin bir alt topluluğunda ifade edilir. CD28 ve CD152(CTLA-4) molekülleri antijen salan hücrelerdeki CD80 ve CD86 molekülleriyle etkileşir.

.

.

Bu peptid α ve oluşturur.A)T-Hücre Aktivasyonu ve Sinyal İletimi T hücresi ilk önce MHC α ve salınır. . β β molekülleri tarafından bağlanır ve T hücresine antijenik peptid zincirleri ile üçlü bir kompleks Bu bağ CD4/CD8 molekülleri ile kararlı kılınır. Asıl sinyal iletim işlemi CD3 kompleksinin ζ ve η molekülleri ile sonuçlanır.

Daha gözlenir.ancak CD45 antijenleri çok önemli bir rol oynarlar.TCR sonra T hücre aracılık edilen ligand doğru sonrasında birkaç izomerik form da meydana gelir ve hücre içi tirozin fosfataz aktivitesi molekülüne aktivasyonuna gerçekleşen ilk adımdır. Fosfotirozin kinaz tarafından fosforilasyon bağlandıktan aktivitesi. .CD4 ve CD8 (α zincir) hücreleri sinyal iletiminde p56lck tirozin kinaz içerirler.

spesifik tirozin bağlama özellikli diğer proteinin fosforillenmiş proteinlerle olanak sağlar. .Bu işlem . CD45. merkezinde bağlanmasına rehberlik eder. p59fyn ve p56 lck ve zeta bağlantılı protein (70 kDa) ve zeta bağlantılı protein kinazlar (ZAP kinaz) bu işlemde önemli bir rol oynar. Membran kısmında bağlanma tirozin bağlantılı amino bir SH2 proteinin içeren sitoplazmik bu proteinlerin kombine olmasına asidinin fosforilasyonu.

Fosfatidil inozitol fosfolipaz (PIP) enzimi bu aktivasyon prosesini uyarır. Bu membran bağlantılı hücre içi kalsiyum depolarının mobilizasyonundan dolayı hücresel kalsiyum seviyelerinde farkedilebilir bir artış gerçekleşir. Bu olay sitoplazmadaki inozitol trifosfat(IP3) ve diaçil gliserol (DAG) konsantrasyonlarında artışa yol açar. DAG ve kalsiyumun ‘yi (PKC) içeriye akışı protein kinaz C ve daha sonra bir serin/treonin fosfokinazı proto-onkojen ürün Ras ‘ı aktive eder .

RNA polimeraz II aracılığı ile IL-2 gen transkripsiyonunu başlatır. fosforilasyon işlemi.Bu olay bir spesifik sinyal iletim kaskadını başlatır ve bunun sonucunda transkripsiyon aktivatörleri aktif hale gelir(AP/1 gibi). . tü m prosesde NFAT nükleusa göç eder ve diğer nükleer bağlama faktörleriyle (AP-1 kompleksi) birlikte. önuyarılmış formdan aktif forma dönüşmedeki önemli bir adımdır. Aktive edilmiş T hücrelerinin nükleer faktörünün (NFAT) transformasyonunda . Bu olaylar gen aktivasyonu ve gen transkripsiyonunun regülasyonu işlemlerine rehberlik eder.İnterlökin-2 (Ic-2) gen transkripsiyonunun başlatılması T hücre aktivasyonunda bir anahtar faktördür.

.

erken ve geç T hücre aktivasyonu işlemleri arasında bir fark olduğu belirlenmiştir.B) T-Hücre Aktivasyonu: Ekspresyonunun Zaman Akışı Gen Acil . Proto onkojenler(c-fos ve c-myc) nükleer bağlama proteinleri ve sitokin genleri için farklı zaman periyotları söz konusudur. moleküllere ilişkin tablo Şekil B de . İlgili verilmiştir.

.

Değişik antijenlerle ilk temasta ç oğ u T hücresi özellikle makrofajlar . TH1 ve TH2 olarak bilinen iki farklı alt populasyona farklanabilirler. Bu temas. .A) TH1 ve TH2 Hücrelerine Farklılaşma Periferal T Hücreleri saf(naive) T ve hafıza (memory) T-hücrelerine faklılaşabilirler. Daha ileri antijen ilişkisinde . komşu madde yapıların . MHC bilinemeyen diğer faktörlerle yada hücrelerin genetik yada komponent .doğal katil hücreler ve mast hücreleri gibi non-spesifik immün sistemin elementleriyle karşılaşırlar. T hücre reseptörleri ve hala uyumluluğu karşılaştırmaya imkan verir.

MHC-antijenik peptid TCR etkileşimleri T helper null hücreyi(TH0) ya TH1 yada TH2 hücresine çevirir. Makrofajlar tarafından rol oynar. dentritik hücreler) tarafından . salgılanan antijen varlığında immün ortam hazırlarlar ve bu daha sonraki IL-2 ‘de önemli Daha ileri antijen salımı profesyonel antijen salan hücreler(çoğunlukla gerçekleştirilir.Non-spesifik savunma hücreleri bir sitokin cevap için kesin bir etki oluşturur. Sonuçta Şekil A dan görüleceği gibi B7-1(CD 80) ve CD 28 etkileşimleri.

bazı unsurlar .TH1 hücreleri GM-CSI salgılarlar ağırlıkla IL-2. IN-γ. TH2 hücreleri genellikle IL-4 VE IL-5 8 ve ayrıca IL-3.7.8. ve 14) salgılarlar ve bunlar antikor üretmesi için B hücrelerini aktive ederler. Ancak TH1 ve TH2 yi aktive eden diğer yolla inhibe edilebilir(Şekil A).9.10.TNF-β ve ve bunlar daha yoğun enformasyon işlemleri için makrofaj aktivasyonunu tetikler ve hücre içi patojenlerin öldürülmesi gerçekleştirilir.6.

.

IL13 ve / veya IL-4’’ün çözünür reseptörünün(IL-4-R) salınımı gerçekleşir. IgG4 oluşumunu indükler. Ig E üretiminin regülasyonunda B hücrelerinin aktivasyonu esas olarak CD 40/CD40 ligant sistemiyle birlikte gerçekleşir. ve IgE antikorlarının .IL-4.IgG1’e sahip B hücrelerinin IgE üreten plazma hücrelerine farklılaşmasına yol açar. Burada Ig-E üretimiyle de ilişkili olarak .B) Ig E Üretiminin Regülasyonu TH2 hücreleri zorunlu rol oynar. IL-4. Buna karşılık IL-13.

.

otoimmünite Onların kanserli hastalarda etkili immunosurveillance önlenmesinde bir rol oynadıkları da tesbit edilmiştir. CD4 CD25 regülatör T hücreleri varlığında tanımlanmışlardır. T hücrelri baskılanma fonksiyonuna Bunlar CD4 T hücrelerinin küçük bir kısmını oluştururlar ve aktivasyon olmaması durumunda bile CD25 antijenini de sentezlerler.C) REGÜLATÖR B HÜCRELERİ Regülatör sahiptirler. .

Progenitor(atasal) B hücresi (pro B hücresi) B hücre gelişiminin tanımlanabilmiş ilk adımıdır. . hücre-hücre kontağı gibi) reaksiyon olarak hücrelerinde kemik iliğinde gelişirler.B-LENFOSİT GELİŞİMİ VE FARKLILAŞMASI A) B-Lenfositlerinin Gelişimi B sinyallere Lenfositleri bir stromal hücrelerden pluripotent gelen kök sinyallere(çözünür sitokinler.

pre–B hücrelerinin sitoplazmasında belirlenebilir.Pro B hücreleri. Tüm immunglobülinler bu hücrelerin yüzeyinde ifade edilir. Farklılaşmanın daha ileri aşaması virgin B hücresi olarak tanımlanır ve hücrelerin henüz başka bir antijenle ilişkisinin olmadığı bir fazdır. ve . kök hücre bağlantılı antijenler CD34 ve CD 117 ve B hücre hattı spesifik antijenler CD19 CD22 sentezleyebilir. İmmunglobilin sentezi gelişmenin daha ileri aşamasında başlar. Immunglobili M’nin ağır zincirleri ( μ zinciri).

Hücrelerin hepsi .Farklılaşmanın yönlendirmesiyle olur. tarafından salınan B hücreleri varsa kemik antijenlerle iliği stromal bağlanmış olgunlaşmamış bunlar apoptosisle olgunlaşmanın periferal bu evresinde kemik T ayrılarak lenfoid organların hücrelerince zengin bölgelerine göç eder. Eğer hücreleri öldürülür. . apoptosisden dolayı ölen T hücrelerinden gelen bir yaşam sinyalini alamaz. Diğerleri iliğinden daha ileri aşaması antijen immunglobulinleri.

Bu olay genellikle T hücresince zengin lenf nodülleri yada mukoza bağlantılı lenfoid dokuda meydana gelir ve B hücreleri Ig M üreten plazma hücrelerine dönüşür(Primer B hücre yanıtı).Artakalan B hücreleri lenfatik foliküllere göç ederler. Yüzeylerinde sentezlerler. Bu foliküler B hücreleri. CD22. uygun bir antijenle Ig D immunglobulinlerini ve CD21. ve CD 37 hücre farklandırma antijenlerini . kemik iliği ile sekonder lenfoid organlar arasında karşılaşana kadar dolaşırlar. sürekli olarak.CD23.

Bu IgM antikorları antijenler için düşük bir affiniteye sahiptirler. Germinal Merkez Reaksiyonu. foliküler dentritik hücrelere bağlı immun komplekslerle karşılaştıkları zaman özel bir gelişme işlemine uğrarlar (Germinal Merkez Reaksiyonu). . Daha iyi antikorlar üretmek için lenfatik B hücreleri foliküller içinde. B hücrelerini diğer sınıf antikorlar(immunglobulinler) üretme yeteneğine sahip gelişmeye uğratır ve o immunglobulinler daha yüksek affiniteye sahiptir.

Diğer pekçok B hücresinin aksine bunlar karbohidrat B hücrelerinin bazıları periferal zonuna göç edrler ve Ig G negatif. Bu kemik iliğinde yada gastrointestinal yolun mukozasında meydana gelir. CD23–negatif. ve CD39-pozitif hücrelere ( ekstra foliküler antijenlerine de cevap verebilir( T hücresi bağımsız cevap). Antijen uyarılmış organların marjinal B hücreleri) dönüşür. yalnızca düşük affiniteli Ig M antikorları . Ancak üretirler.B hücrelrinin son olgunlaşma aşaması plazma hücreleri olarak gerçekleşir.

.

. Bu B hücrelerinin varlığı sadece farede gösterilmiştir.B) CD5+ B Hücreleri B hücrelrinin küçük bir kısmı CD5+ B hücreleri olarak tanımlanmıştır. Bunlar uzun ömürlü. kendinin yenileyebilir nitelikli düşük affiniteli IgM antikorları salgılayan. daha yüksek bir mutasyona uğramayan T hücre bağımsız hücrelerdir.

.

Bir antijen etkileşimi meydana geldiğinde .sekonder lenfoid foliküller gelişir. antijen temasından sonra 3-4 gün içinde meydana gelir. B hücrelerinin eksponansiyal büyümesi folikülün germinal merkezinde . Bunlar Ig M ve Ig D ekspresyunu yapan küçük faliküler B hücreleri ile zayıf bir ilişki halindedirler. .A) B Hücre Aktivasyon Merkez Reaksiyonu ve Germinal Fetal lenf nodları gibi uyarılmamış dinlenme halindeki lenfatik foliküller. foliküler dentritik hücreler(FDCS) içerir.

folikülün bazal dönüştükleri artmaz .Bunlar da koyu zondan göç ederler. Bunlar hızlı bir şekilde hücrelere (sentrosit) lobular çekirdekli için sayıları küçük çok çıkma zamanı blastlar germinal merkezin bölgesinde konsantre koyu zonunda . Birkaç gün sonra olur. .B hücreleri ilk önce büyük sitoplazmalı hücrelere dönüşürler(primer B blasts) ve folikülün kenarları boyunca ise küçük “resting” hücrelere dönüşürler. Blastların (sentroblast) iki katına yaklaşık 7 saattir.

B hücre da blastı(sekonder B blast) görevini tamamlamış foliküllerin . 2-3 ay sonra yalnızca az bir miktar merkezinde bulunabilir. Sentrositlerin büyük kısmı. Makrofajlar bu artıkları fagosite ederler.Bu sentrositler daha sonra dentritik hücrelerin çok yoğun ağı ile yakın temas içine girdikleri germinal bölgenin açık zonuna göç ederler. özellikle açık ve koyu bölgelerin arasındakiler apoptosisle ölürler. Germinal merkez reaksiyonu yaklaşık 3 hafta sonlanır.

.

B) Germinal Merkez Reaksiyonu Boyunca B-Hücre Antijen Profili Söz konusu profile ilişkin verilmiştir. Burada dikkat çekici husus sentrositlerde CD38 antijenlerinin tablo Şekil B de sentroblast ve yüksek düzeyde kaybolduğu olduğu. CD23 ve CD39 antijenlerinin düzeyde olduğudur. sentroblastlarda ise ayrıca CD24 antijenini yüksek .

Sentroblastlar Ig negatiftir. Somatik hipermutasyon nedeniyle immunglobulinlerin transkripsiyonu yapılamamaktadır. hafıza hücrelerine veya plasmablastlara dönüşebilirler. Sentrositler.FDC’ler ile etkileşimden sonra immunglobulinleri eksprese ederler. . Sentrositler sentroblastlara dönüşebildiği gibi. Onlar daha sonra gastrointestinal yolun mukoza hücrelerine yada kemik iliği hücrelerine dönüşebilirler.

.

aşırı Böylece farklı affiniteli antikorlar üretebilirler. Sentrositler germinal merkezin açık bölgesine göç ederler ve antijenli foliküler dentritik hücrelere bağlananlar apoptosizden korunurlar. sağlam .C) Germinal Merkezdeki Affiniteli Hipermutasyon Antikorların Yoluyla Seçimi Yüksek Sentroblastlar . immünglobilin genlerinde derecede bir mutasyon hızı gösterebilirler.

Bu sentrositler açık bölgede CD40 ligant lenfositlerden yaşam sinyali alırlar ve geri göç ederler. . Bu mekanizma antijenlere karşı yüksek affiniteli antikor salgılayan B hücrelerinin seçimine yardım eder. sonra koyu bölgeye Sentroblast olarak hücre bölünmesinin yeni evresi böylece başlar. Tek bir aminoasit farklanması affiniteyi 10 kat arttırabilir. Nokta mutasyonları ile antijenler için yüzey immunglobulin affinitesi artar.

.

İmmunglobulinler iki identik ağır (H) ve iki identik hafif (L) zincirden oluşmuş glikoproteinlerdir.A) İmmünglobülin Yapısı B hücre antijen reseptörleri immünglobilinlerdir ve olgun B hücrelerinin yüzeylerinde yer alacak şekilde sentezlenmişlerdir. sırasıyla 50-70kDa ve 25 kDa dur. farklılaşmış ve B kana hücreleri(plazma hücreleri) tarafından üretilirler antikor olarak salgılanırlar. Bu reseptörler son seviyede. Hafif zincirlerin kappa(κ) ve lamda(λ) olmak üzere iki Molekülağırlıkları .

Sistein artıkları immunglobulin moleküllerinin belirli zincirleri arasında köprüler oluştururlar. Papain( proteolitik bir enzim) enzimi ile iki identik antijen bağlayıcı fragment (Fab fragmentleri). antijen bağlayıcı olmayan fragmentten Fc(kristalize edilebilir fragment) ayrılabilir. Fc fragmentleri komplementer faktör C1q için bağlanma merkezi oluşturur. Hafif zincirler yaklaşık eşit boyutta iki büyük bölge içerir. .

Ig M ve Ig E vardır.A.Sabit bölge(CL) bir immünglobulinden diğerine az farkla değişir. Değişebilir bölge ise(VL)birinden diğerine önemli farklar gösterir. Sabit vedeğişebilir bölgelerin her ikisi de yaklaşık 110 aminoasit içerir. civarında bir değişebilir(VH) ve 3 sabit (CH) bölge içerir. moleküllerinde ise 4 sabit bölge . Ağır zincir ise 110 A.

β-katlanmış yapısının hakim olduğu ve disülfit köprülerinin yapının .İmmunglobulinlerin globuler yapısında oluşumunda önemli rol oynadığı belirlenmiştir.

Sınıf Büyük Doku Uyumluluk Kompleksi(MHC) molekülleri. CD19 ve CD22 antijenleri) . I. doğal katil hücrelerde var olan MHC tanıma antijenlerinin büyük kısmı.adhezyon molekülleri(örneğin CD 56) ve polimerik immünglobulin reseptörleri(poli-Ig R)(Bunlar IgA ve IgM ‘nin epitel hücrelerine geçişinden sorumludurlar).C) İmmünglobilin Süperailesi Yapısal olarak benzerlik gösteren immunglobulinler bir immunglobulinler süperailesi olarak tanımlanırlar. CD8. hücre.Sınf ve II. Bu süperailede yer alan immunglobulinler . .hücre etkileşimlerindeki moleküller (örneğin CD4.T-hücre reseptörleri(TCR).

.Henüz keşfedilememiş bazı antijenlerin de süperailede olabileceği düşünülmektedir.

.50 ve 93. ağır zincirde ise 32. Bu bölgeler hafif zincirde 30.55 ve 98inci pozisyonlar civarındadır. Bunlar antijen bağlama spesifikliğini belirlerler ve CDR(Complementarity determining region):Tümleme belirleyici bölgeler olarak tanımlanırlar.C) Yüksek Düzeyde Değişebilir Bölgeler Tarafından Antijen Spesifikliğinin Belirlenmesi Ağır ve hafif zincirlerin değişebilir kısımlarında aşırı düzeyde değişebilir aminoasit dizileri içeren bölgeler yüksek düzeyde değişebilir bölgeler adını alır.

Tek bir aminoasidin yerine başka birinin geçmesi belirli bir antijen bağlanması için kritik rol oynar. İmmünglobulinin efektör tarafından belirlenir. İmmünglobulinler proteindirler ve amino asit dizileri farklı birey veya türlerde immünolojik olabilir ve böylece farklı türler için antijen etkisi gösterebilir. ve komplement transplasental fonksiyonu sabit bölge bağlanmasının. . değişik hücrelerin spesifik reseptörleriyle reseptörleri) etkileşimin transferin derecesini belirler. Diğer (Fc bir deyişle sabit bölge.

.

Ig G immünglobulinleri γ.α2-.β.globulin fraksiyonuna göç ederler.ve γ.α1-.globulinlere ayrılır.A)Protein Elektroforezi Elektrik alan uygulamasıyla serum proteinleri albumin. Ig M ve Ig D daha düşük elektroforetik harekete sahiptirler. .

Ig A idrar yolları immunglobulinleri tükürük .bronşiyal sekresyonu . .colostrum ve ve sütte bakterilere karşı koruyucu olarak bulunurlar.ter.B) İmmünglobulinlerin Farklı Tipleri Sirküle eden antikorlar kemik iliğindeki bağlantılı lenfoid dokularda mukoza ve lenf nodülleri içindeki plazma hücreleri tarafından üretilir ve salgılanırlar. İmmunglobulinler olgun B hücrelerinin yüzeylerinde yer alırlar ve burada yüzey antijen reseptörleri olarak görev alırlar.

mast hücrelerine.IgG1. geniş immunglobulinlerin kısmını oluşturur serum ve γ farklılıklar tarafından karakterize edilen .Bazı endojen immunglobulinler granülositlere. IgG2. C) İmmunglobulin Yapı ve Özellikleri: İmmunglobulin immunglobulinlerinin zincirlerindeki G en . . IgG4 olmak üzere 4 alt birim içerir. monosit ve makrofajlara ve epitel hücrelerine genellikle Fc reseptörleri aracılığı ile bağlanırlar. Ağır zincir 1’i değişebilir 3 sabit kısım içerir. IgG2. Ig G’nin moleküler ağırlığı toplam 150 000 Dalton civarındadır.

isimlendirilen disülfit diğer hepsinden bağlarıyla ilişkili uzun seriler nedeniyle . Çok nadir olarak da polimer olarak bulunurlar. Ağır zincirler ise(~450 A.) 23 000 Da civarındadır.) alt sınıflara bağlı olarak 50000-70000 Da arasında değişen ağırlıklara sahiptirler. menteşe bölgeleri olarak ağırdır.A. IgG3.Hafif zincirler(~212 A.Dimerleri bir J zinciri ile bir arada tutulur.A. Ig A immunglobulinleri genellikle monomer olarak ancak %15 civarında ise dimer olarak bulunurlar. Bütün IgG antikorlerı monomer olarak bulunurlar.

Ig M dört sabit bölge içerir. Ig M pentamerleri M J zincirleriyle bir arada yüksek tutulurlar. IgM pentamerik formda bulunur(MW ~ 900 000 Da).IgA molekülleri karbohidratlarca çok zengindirler ve komplementlere bağlanamazlar.Ig komplement bağlanması . Daha az oranda diğer polimerik formlarda olarak da monomerik formda bulunur. Ig M ler olgun B hücrelerinin hücre membranlarında ve çok nadir klasik yüzey immunglobulinleri olarak bulunurlar.

İnsan B hücrelerinin en genel immunglobulinleridirler. Ig M gibidir.Serumdaki bilinmemektedir. . Serbest Ig E’nin sadece çok küçük bir miktarı serumda belirlenebilir. IgE genellikle bazofilik granülositlere. Allerjik şahıslarda gastrointestinal yolda ve bronşların hücre hatlarındaki epitel hücrelerine bağlanırlar. mast fonksiyonları hücrelerine bağlanırlar. Ig E parazitlere karşı savunmada ve acil hipersensitive reaksiyonlarında önemli rol oynar.Ig D .

.

Sütten gelen Ig G molekülleri tarafından bağırsağın özelleşmiş epitel hücreleri bebeğin kanında bulunur(Ig G plasentadan absorplanır ve kana geçer.D) Ig G’nin İntestinal Epitele Transferi: Yeni doğanların bağışıklık sistemi tam gelişmemiştir. . Doğumdan sonra anneden gelen immunglobulinler halen geçer).İmmunglobulin üretimi altı ayda başlar. Yaşamın ilk aylarında anne sütü antikorların iyi bir kaynağıdır.

bağlanır. Reseptör yıkıma uğrar ve IgA’ya bağlı . Bu membran reseptörünün belirli bir ya bölümünü IgA birlikte bir dimer olarak içerir ve epitel hücresinin ekstraluminal yanında kısım immunglobulinle birlikte salınır.E) Ig A’nın Salgılanması: Salgılanan Ig A molekülleri ilave salgılanan bir bileşen ile(~ 70 000 Da) bulunur.

.

Bu genler 4 bölgede lokalize olmuştur. .Bir birey 1011 farklı antikor içerebilir.kromozomda bulunmaktadır. Bu büyük çeşitlilik temelde immunglobulinlerin değişebilir bölgelerinin genetik kodlarının çok büyük sayısıyla açıklanabilir. A) İmmunglobulinlerin H Genlerinin Organizasyonu Ve Yeniden Düzenlenmesi: İmmunglobulin ağır(H) zincirlerinin genetik kodları 14.

Joining(J)……..Bağlama………….Sabit Yaklaşık 50 V geni: 10-30 D geni: 6 J geni: 9 C geni: Değişken bölgedeki 1-95..AA’leri kodlar..AA’leri kodlar Sabit bölgedeki μ (Ig M).Bunlar: Variable(V)……….AA’leri kodlar Bağlama bölgesindeki 102110. Farklılık içeren bölgedeki96101.Diversity(D)……….Constant(C) Değişken………………Farklılık……………. γ (Ig G2) gibi yapıları kodlar. . γ (Ig G1).

3x103 – 9x103 gen ekspresyonu sonucunda. . amino asit dizilerinin değişebilir bölgeleri için civarında rekombinasyon potansiyeli ortaya çıkarır.Sonuçta. Bu proses somatik rekombinasyon olarak tanımlanır. 50 V geni . 10-20 D geni ve 6 J geni. ağır zincirde.

.

AA’leri kodlar.hafif zincir spesifikliğini ortaya çıkarır.B) κ-Hafif Organizasyonu: Zincir Genlerinin İlişkin bazlar 2.kromozomda bulunurlar. 35-40 V geni(ilişkili L genleriyle birlikte) κhafif zincirlerinin değişken bölgelerinin 1-95 AA’lerini kodlar. 5 J geni bağlama bölgelerindeki 96110. Sonuçta 35-40 V geni ve 5 J geni yaklaşık 175200 farklı κ. .

.

.2x105 (175x3x103)-1. Ancak gerçekte sayının daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Sonuçta her bir ağır zincir bir κ yada bir zinciri ile bağlandığında 5.8x105 (200x9x103) farklı antikor oluşacaktır.C) λ-Hafif Zincir Genlerinin Organizasyonu: Bunlar 22. kromozomda bulunur. Sabit bölge için bir seri gen vardır ve J dizileri doğrudan C genlerinin önünde yer alır.κ zincirleri için olduğu gibi λ zincirleri için de pek çok gen vardır.

. ve J genlerindeki delesyon ve rekombinasyon esnasındaki hatalar. 3) Germinal merkez reaksiyonlarındaki nokta mutasyonları sonucunda amino asit değişimi neticesinde farklı affiniteli yeni immunglobulinlerin sentezi.D.Bunun sebepleri olarak ise: 1) Ontogenez boyunca DNA seviyesindeki mutasyonlar. sayılabilir. 2) V.

.

C)İmmunglobulin Sınıf Çevrilmesi: Farklı sınıflardaki immunglobulinler bir immun cevap esnasında sentezlenirler. Herbir C geni diğerlerinin önüne geçirilebilir ve diğerleri delesyona uğrayabilir. Bu zaman diliminde sonra V D J dizileri doğrudan diğer C genleriye etkileşebilir. . Olgunlaşan B hücreleri öncelikle Ig M immunglobulinlerini üretirler. Böylece Ig sınıf değiştirme işlemi gerçekleştirilebilir.

A) B Hücre Farklılaşma Şeması:
B hücre farklılaşmasının farklı evreleri doğrudan yüzey antijenlerine belirlenebilir. Örneğin: CD 22 ve CD 19 spesifik B hücre markeridir. CD 23 VE CD 21 olgun B hücre markeridir. karşı gelen antikorların yardımıyla

bulunurlar ve büyük oranda plazma hücreleri tarafından Tam bir immunglobulin molekülünün farklı kısımları için aminoasit dizisi.B) B Hücre Farklılaşması Boyunca İmmunglobulin Modülasyonu olgun B hücreleri yüzeyinde İmmunglobulinler salgılanırlar. . B hücre antijeni boyunca prekürsör hücrelerde tanımlanabilir.

Bunların izlenmesiyle hücre farklılaşması takip edilebilir. .Buradaki temel yaklaşım modifiye edilmemiş DNA başlangıçta henüz ve zamanla modifikasyonların ilerlemesi ve sonunda tamamlanması işlemleri boyunca hücre yüzeyi proteinlerinin de (immunglobulinlerin de) farklanacağı ilkesidir.

.

Ig Α (CD 79a) ve Ig B( CD 79 B) zincirleri bu fonksiyonu üstlenirler. T hücre reseptörünün CD3 kompleksine benzer yardımcı moleküllere bağımlıdırlar.A) Önemli B Hücre Antijenleri: Yüzey immunglobulinlerine bir antijenin bağlanması B hücresi içinde tetikler. bir biyokimyasal sinyal kaskadını . İmmunglobulinler çok kısa bir intra-sitoplazmik Kuyruğa sahip oldukları için .

İmmunglobulinlerle birlikte B hücre (BCR) kompleksi oluştururlar. reseptörü . Bazı önemli B hücre antijenleri ve fonksiyonları aşağıdaki şekilde verilmiştir.α. ε zincirlerine benzerdirler. δ.Bu zincirler yapısal olarak TCR.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful